DÖNEM: 22         YASAMA YILI: 3

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

CİLT: 84

 

97 nci Birleşim

11 Mayıs 2005 Çarşamba

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - YOKLAMA

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Antalya Milletvekili Fikret Badazlı'nın, Antalya'da gelişmekte olan örtüaltı tarım teknikleriyle, kesmeçiçek ve sebze ihracatındaki gelişmelere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

2.- Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, Seydişehir Eti Alüminyum tesislerinin özelleştirilmesi sürecinde hukukdışı ilişkiler bulunduğu yolundaki iddialara ilişkin gündemdışı konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Kemal Derviş'in, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Kalkınma Programı Başkanlığına seçilmesi münasebetiyle, Türkiye'nin kriz döneminde içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik şartlara, bundan sonra yapılması gerekenlere ve Avrupa Birliği üyeliği sürecinde atması gereken adımlara ilişkin gündemdışı konuşması ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in cevabı

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.- (10/16, 262) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/824)

IV.- ÖNERİLER

A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin CHP Grubu önerisi

V.- AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Adana Milletvekili Uğur Aksöz'ün, Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın, konuşmasında, ileri sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi nedeniyle konuşması

2.- Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın, konuşmasında, ileri sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi nedeniyle konuşması

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

2.- Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/969) (S. Sayısı: 851)

3.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ile 3 milletvekilinin, Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/440)(S. Sayısı: 896)

4.- Çorum Milletvekili Muzaffer Külcü ile 3 milletvekilinin, Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/441) (S. Sayısı: 897)

5.- Çorum Milletvekili Muzaffer Külcü ile 3 milletvekilinin, Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/442) (S. Sayısı: 898)

6.- Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı; Diyarbakır Milletvekili Muhsin Koçyiğit'in, GAP Bölgesinde Yatırımların Özendirilmesi ve İstihdam Yaratılması Hakkında Kanun Teklifi; Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım'ın, 5084 Sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifleri; Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez ve 3 milletvekilinin, Adalarda Yatırımların ve İstihdamın Teşviki Hakkında Kanun Teklifi; Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 69 milletvekilinin, Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi; Zonguldak Milletvekili Harun Akın ve 50 milletvekilinin, Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi; Bursa Milletvekili Mehmet Küçükaşık ve 26 milletvekilinin, Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi; Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım ve 15 milletvekilinin, 29.1.2004 Tarih ve 5084 Sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Yatırımların ve İstihdamın Özendirilmesi ve Bölgesel Dengesizliklerin Giderilmesi Hakkında Kanun Teklifi; Kahramanmaraş Milletvekilleri Mehmet Yılmazcan, Hanefi Mahçiçek ile Mehmet Ali Bulut'un, Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Kastamonu Milletvekilleri Musa Sıvacıoğlu, Hakkı Köylü ile Sinan Özkan'ın, Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Konya Milletvekili Hasan Anğı'nın, 5084 Sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Sakarya Milletvekilleri Ayhan Sefer Üstün, Erol Aslan Cebeci, Hasan Ali Çelik, Süleyman Gündüz ile Recep Yıldırım'ın, 29.1.2004 Tarih ve 5084 Sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Balıkesir Milletvekili A. Edip Uğur ve 12 milletvekilinin, 5084 Sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/966, 2/219, 2/271, 2/274, 2/286, 2/349, 2/350, 2/366, 2/371, 2/374, 2/387, 2/388, 2/389, 2/390, 2/391) (S. Sayısı: 880)

VII.- SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Devlet Tiyatrolarına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/5506)

2.- Niğde Milletvekili Orhan ERASLAN'ın, sahte bal ihraç edilmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sorusu ve Sağlık Bakanı ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Vekili Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/5572)

3.- İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in, işitme engelli millî sporculara maddî ve manevî imkân verilmesine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/5576)

4.- Afyonkarahisar Milletvekili Reyhan BALANDI'nın, sahte ve taklit gıda üretimine ve sonuçlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Sağlık Bakanı ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Vekili Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/5618)

5.- Diyarbakır Milletvekili Mesut DEĞER'in, Diyarbakır-Çermik-Bircemal Köyü Muhtarlığına köyevi yapılıp yapılmayacağına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/5651)

6.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, kütüphanelerdeki bilgisayar kullanımına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/5757)

7.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa İlindeki yatırım projelerine ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/5760)

8.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa İlinin kalkınmasına yönelik yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/5761)

9.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, bakanlık ve bağlı kuruluşlarında vekâleten ve asaleten görev yapan idarî personele ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı M. Vecdi GÖNÜL'ün cevabı (7/5784)

10.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa İlindeki yatırım projelerine ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı M. Vecdi GÖNÜL'ün cevabı (7/5785)

11.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa İlinin kalkınmasına yönelik yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı M. Vecdi GÖNÜL'ün cevabı (7/5786)

12.- Manisa Milletvekili Ufuk ÖZKAN'ın, Manisa ve ilçelerinde yaşanan don felaketinden zarar gören çiftçilere yapılacak yardıma ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sorusu ve Sağlık Bakanı ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Vekili Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/5805)

13.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, bakanlık ve bağlı kuruluşlarında vekaleten ve asaleten görev yapan idarî personele ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sorusu ve Sağlık Bakanı ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Vekili Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/5807)

14.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, bakanlığın uzun metrajlı filmler için verdiği kredilere ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/5831)

15.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, 2003-2004 yıllarında doğal afetlerden etkilenen çiftçilere ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden alınan kredilere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sorusu ve Sağlık Bakanı ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Vekili Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/5844)

16.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın, TMO'dan Dahilde İşleme İzin Belgesiyle buğday satın alanların denetimine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sorusu ve Sağlık Bakanı ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Vekili Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/5846)

17.- İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun, Ulusal Biyogüvenlik Kanun Tasarısı Taslağı çalışmalarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sorusu ve Sağlık Bakanı ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Vekili Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/5849)

18.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, yataklı tren ücretlerine yapılan zamma ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM'ın cevabı (7/5850)

19.- Manisa Milletvekili Nuri ÇİLİNGİR'in, Manisa-Alaşehir İlçesinde gümrük müdürlüğü açılması ile ilgili bir çalışma olup olmadığına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in cevabı (7/5859)


I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak altı oturum yaptı.

Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün, Türkçenin Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından yeniden devlet dili ilan edilişinin 728 inci yıldönümüne, 45 inci Karaman Türk Dil Bayramına ve Yunus Emre'yi anma etkinliklerine,

Muğla Milletvekili Ali Arslan, Özürlüler Haftası münasebetiyle, özürlülerin sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere,

Çorum Milletvekili Yüksel Kavuştu, Vakıflar Haftasına,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

Konya Milletvekili Orhan Erdem ve 24 milletvekilinin, Akşehir Gölünün kirliliğinin önlenmesi ve korunmasıyla ilgili alınması gereken önlemlerin araştırılması ve yasal düzenlemelerin oluşturulması amacıyla Meclis araştırması (10/281),

Ankara Milletvekili Eşref Erdem ve 23 milletvekilinin, sorumluluğunun gereğini yapmadığı, yetkilerini aştığı, hazineyi zarara uğrattığı ve görevini ihmal ettiği iddiasıyla Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler hakkında gensoru (11/2),

Açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; Meclis araştırması önergesinin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırası geldiğinde yapılacağı; gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı konusundaki görüşme gününün ise Danışma Kurulu tarafından tespit edilip Genel Kurulun onayına sunulacağı açıklandı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç'ın Amerika Birleşik Devletleri  Temsilciler Meclisi Başkanı Dennis Hastert'ın Amerika Birleşik Devletlerine resmî davetine beraberinde parlamento heyetiyle icabetine ilişkin Başkanlık,

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Vatikan'a yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık,

Tezkereleri;

9.5.2005 tarihli gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan ve bastırılarak dağıtılan 896, 897 ve 898 sıra sayılı kanun tekliflerinin 48 saat geçmeden, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının sırasıyla, 4, 5 ve 6 ncı sıralarına alınmasına, Genel Kurulun 10.5.2005 Salı günkü birleşiminde sözlü sorular ile diğer denetim konularının görüşülmeyerek, bu birleşimde de kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine ve 11.5.2005 Çarşamba günü de sözlü soruların görüşülmemesine; 10.5.2005 Salı günü Genel Kurulun saat 22.00'ye kadar, 11.5.2005 Çarşamba ile 12.5.2005 Perşembe günleri de 14.00-21.00 saatleri arasında çalışmasına; 17.5.2005 Salı günkü birleşimin saat 14.00'te başlamasına ilişkin AK Parti Grup önerisi, yapılan görüşmelerden sonra ;

Kabul edildi,

Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan'ın, Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Disiplin Cezalarının Affı (2/321),

Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir'in, Yükseköğretim Kurumları Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması (2/347),

Hakkında Kanun Tekliflerinin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergelerinin, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilmediği açıklandı.

Bazı girişimcilerin holding adı altında gerçekleştirilen izinsiz halka arz yoluyla tasarruf sahiplerinin mağduriyetine yol açılmasının neden ve sonuçlarıyla, bu süreçte SPK'nın sorumluluğunun araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonu (10/16,262) üyeliklerine, siyasî parti gruplarınca gösterilen adaylar seçildiler.

Başkanlıkça, Komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yapmak üzere toplanacağı gün, saat ve yere ilişkin duyuruda bulunuldu.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

1 inci sırasında bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı: 305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz gelmediğinden,

2 nci sırasında bulunan, Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının (1/969) (S. Sayısı: 851) görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından,

Ertelendi.

3 üncü sırasında bulunan, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısının (1/846) (S. Sayısı: 646) ) görüşmeleri tamamlanarak, elektronik cihazla yapılan açıkoylamadan sonra, kabul edildiği ve kanunlaştığı açıklandı.

4 üncü sırasına alınan, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ile 3 Milletvekilinin, Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin (2/440) (S. Sayısı: 896) tümü üzerinde bir süre görüşüldü.

11 Mayıs 2005 Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime 22.06'da son verildi.

 

                       

 

Sadık Yakut

 

 

 

 

TBMM Başkanı Vekili

 

 

Harun Tüfekci

 

Türkân Miçooğulları

 

Konya

 

İzmir

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye


BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

11 Mayıs 2005 Çarşamba

BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 97 nci Birleşimini açıyorum.

II.- Y O K L A M A

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını, görevli personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.

Gündemdışı ilk söz, Antalya'da sebze ihracatındaki gelişmeler hakkında söz isteyen, Antalya Milletvekili Fikret Badazlı'ya aittir.

Buyurun Sayın Badazlı. (AK Parti sıralarından alkışlar)

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Antalya Milletvekili Fikret Badazlı'nın, Antalya'da gelişmekte olan örtüaltı tarım teknikleriyle, kesmeçiçek ve sebze ihracatındaki gelişmelere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

FİKRET BADAZLI (Antalya) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; güzel Antalyamda gelişmekte olan örtüaltı tarım ürünlerinde, kesmeçiçek ve sebze ihracatımızdaki sevindirici gelişmeleri ve gerçekleri sizlerle paylaşarak, gelişmelerden sizleri bilgilendirmek üzere kendi adıma söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi ve bizi izleyen tüm vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği üzere, dünya şehri Antalya, turizmde Türkiye'de ve dünyada marka olmuş, 2004 yılında 6 350 000 yabancı turist ağırlamıştır. Bu yıl ise, şu anda 2 000 000'u zorlayan yabancı turistle 7 000 000'u aşacağımızı düşünüyoruz.

Değerli milletvekilleri, yerlisi olarak mensubu olduğum, bundan da müstesna bir haz duyduğum güzel Antalyam, 1,5 milyon dekar civarında, çoğu yeri sahil kesiminde, ılıman iklimi, yılda üç mahsul veren arazileriyle tarım için ideal bir mikro klima niteliğindedir. Bu güzel yörem, ekvatorda yetişen birkaç tropikal ürün çeşidi hariç, tarımda hemen her ürünü, tamamına yakın çeşidiyle üretebilen bir nitelik ve kabiliyete sahiptir.

Bu topraklarda ağırlıklı olarak pamuk, narenciye, muz, seracılık, hububat öne çıkmaktadır. Sırasıyla elma, pancar, mısır ve diğerleri bunu takip eder.

Bölgemizde, bugün için 190 000 dekar civarında örtüaltı seracılık mevcuttur. Bu, Türkiye'nin yüzde 35'ini teşkil ediyor. Buradan da anlaşılmış olacağı gibi, dünya cenneti güzel Antalyam tarımda da dünyada marka olmuştur.

Tarımı ilkellikten, köylülükten çıkararak, bilimi, tekniği, teoriyi pratikle harmanlayıp, kompoze ederek daha doğru bir yerlere taşımayı hemen hemen başarmış olma noktasına terfi ettirerek, tarımı sektör haline getirmeyi, sektör kelimesini doldurmayı belli bir düzeyde gerçekleştirmiştir. Bu, gerçekten gurur verici bir tablodur. Hiçbir etüdü, araştırması, fizibilitesi olmadığı halde, dededen kalma ilkel metotlarla, kime ve kaça satacağı bilinmeden ve sadece yurtiçi pazarlara, kendimize hitap eden, kıt olunca şöyle böyle değer bulan, bol olunca sokağa dökülen ve el ovuşturulan tarıma da, doğrusunu isterseniz, benim sektör demeye dilim varmıyor. Boğaz tokluğu kadar katmadeğer yaratan üretim de, gerçekten benim içimin yağlarını eritiyor. Tarımda planlamayı becerdiğimiz, ürettiğimizi dış pazarlara ihraç etmeyi başardığımız takdirde, hem çiftçimiz hem ülke ekonomisi pozitif katmadeğerle kucaklaşacaktır.

Antalya, kendi imkânlarıyla bu yolda emin adımlarla yürümeye devam ediyor. Sizleri, Antalya'nın kesmeçiçek ve sebze ihracatıyla ilgili bilgilendireceğim. Bölgemden, 30 Nisan 2004-30 Nisan 2005 döneminde, 50 000 000 dolarlık kesmeçiçeği, benim, çalışkan, eli nasırlı, sorunlarının çözümünü hâlâ kimselere doğru dürüst anlatamadığım kesmeçiçek üreticilerimiz, 20 000 civarında istihdamı da Allah'ın izniyle sağlayarak, bu uğraşılarıyla başarmışlardır; kendileriyle övünüyorum. Bu sektörün tüm uğraşanlarını takdir ediyorum.

Diğerlerini belgelendirdiğim için, belgeden okuyacağım: "3 Mayıs 2005. Sayın Fikret Badazlı, Antalya Milletvekili. Antalya'dan yapılan yaş sebze meyve ihracatı hız kesmiyor. Paskalya tatili ve Avrupa'daki rakip üretici ülkelerde yaşanan olumsuz kış şartları, Avrupa'daki süpermarketlerin yönünü Türkiye'ye çevirdi. Özellikle Antalya için güç olan domates ihracatında büyük artışlar yaşandı. Yılbaşından bu yana, hava şartlarından dolayı ihracatta sıkıntı yaşadığımız Yunanistan dahil, ihracatımız arttı. Yılbaşından bu yana, en fazla ihracat yaptığımız ülkeler, sırasıyla, Almanya, Hollanda, Romanya, Yunanistan ve Rusya Federasyonudur. Son dört aylık ihracatımızda domates, 35 603 279 dolarla yüzde 79 artış kaydetti; biber ihracatımızda yüzde 29, hıyar ihracatımızda ise yüzde 81 artış yaşandı."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Badazlı, toparlayabilir misiniz.

Buyurun.

FİKRET BADAZLI (Devamla) - Tamam, Sayın Başkan.

"Nisan 2005'te 21 159 759 dolar olarak gerçekleşen tarım ihracatı, yüzde 50 artış göstermiştir. Nisan ayı içerisinde en fazla ihracat yaptığımız ülkeler, sırasıyla, Romanya, Almanya, Rusya Federasyonu, Yunanistan ve Hollanda'dır. Dolar bazında domateste yüzde 80, hıyarda yüzde 51, narenciyede ise yüzde 66 artış sağlanmıştır.

Yıl bazında gerçekleşen ihracat (1 Mayıs 2004-30 Nisan 2005) 176 393 612 dolar olup, bir önceki yıla göre yüzde 31 artmıştır. Son yıllarda en fazla ihracat yaptığımız ülkeler Almanya, Hollanda, Romanya, Yunanistan, Fransa'dır. Ürün bazında ise, domates 55 759 064 dolarla yüzde 47 arttı; hıyar ihracatımız yüzde 51, biber yüzde 22 artış gösterdi.

İhracatımızdaki artış hızı, eksiklerimize rağmen devam etmektedir. Kaliteli üretim artışı, sertifikalı üretim ve dış pazarların talep ettiği ürün çeşitlerinin üretimini artırdığımız oranda rekorlar kırmaya devam edeceğiz.

Mustafa Satıcı"

Bana bunları gururla sizlere anlatma fırsatını sağlayan bu üreticilerin tümünü de tebrik ediyor, terli alınlarını öpüyorum.

Anlaşılıyor ki, hükümetimizin konuyla ilgili politikalarında bu gibi ihraca dönük üretimlere cazibe kazandırmasıyla, üreticilerin birliklerini oluşturup, aklı kullanarak, vadeli işlem borsalarını da kurarak, planlı, peşinen pazarlanmış fason üretime geçerek -ki, bundan kuşkum yok- bölgemden önümüzdeki beş yılda 1,5 milyar, onuncu yılda 3 milyar dolar sebze ve meyve ihracatına Antalya markasıyla ulaşılabileceğini düşünüyorum.

Tarım öldü, köylü bitti diye lüzumsuz ve gerekçesiz gürültü koparıp, gereksiz demagojilerden siyasal malzeme üretmeye çalışanlara sesleniyorum: Tarımımız ölmedi; krizler döneminde sendelediği bir sırada AK Parti İktidarı kolundan tuttu. Önce çiftçilerimizin icra ve haciz dosyalarını ortadan kaldırarak başlattığı planlı programlı çalışmayla tarım sağlıklı olarak yürümeye ve her geçen gün daha da büyümeye başlamıştır. Önümüzdeki yıllarda planlı yürüyüşü koşuya çevirerek, hem üreticilerimiz daha iyi bir hayat standardına kavuşacak hem de ülkemiz ekonomisi tarımsal üretimden katmadeğer kazanmış olacaktır.

Bunları söylerken, henüz övünülecek bir düzeyde sorunların çözüldüğünü de söyleyemiyorum; ancak, herkes şunu iyi bilmelidir ki, önümüzdeki zaman, hepimiz ve ülkemiz için, daha iyiliklere, güzelliklere hamiledir. Birbirimizi kıskançlıkla, kötülemekle, karalamakla değil, oluşan bu güzellikleri de sevinerek, içimize sindirerek paylaşırsak, arzulanan ideallerimize olan tüm güzelliklere daha çabuk, el ve gönül birliğiyle kavuşuruz diyorum.

Ülkemizi, tüm insanlarımızla barış içinde nice mutlu günlere, yıllara kavuşturmasını Cenabı Allah'tan niyaz ediyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Badazlı.

Gündemdışı konuşmaya Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü cevap vereceklerdir.

Buyurun Sayın Bakan. (AK Parti sıralarından alkışlar)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Antalya Milletvekilimiz Sayın Fikret Badazlı'nın sebze ihracatındaki gelişmeler ve özellikle Antalya İlimizin bu gelişmedeki payıyla ilgili değerlendirmesini dinledik. Ben, kendisine kısaca katkıda bulunmak istiyorum; evvela, sektörümüzle ilgili bir gelişmeyi dile getirdiği için teşekkür ediyorum.

Konuşmama başlamadan önce, Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Sayın Kemal Derviş'in, bugün Meclis Genel Kurulunda bulunduğunu görüyorum; kendisini selamlıyorum. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Başkanlığına seçildiğinden dolayı tebrik ediyorum. Memleketimize hayırlı hizmetler vermesi konusunda düşüncelerimi ifade ediyorum. Hepinizi, tekrar, saygıyla selamlıyorum.

Efendim, evvela, ben, konuyla ilgili çok genel bir değerlendirme yapmak istiyorum. Sebze ve meyve, Türkiye'nin Avrupa Birliğiyle olan müzakere sürecinin başlamasının yaklaştığı bir dönem içerisinde, başlangıç itibariyle mukayese ettiğimizde, daha başlangıçta, mukayeseli olarak üstün olduğumuz bir alandır. Dolayısıyla, evvela, bu alanda, tahıla, yağlı tohumlara, hayvancılığa nispetle atmamız gereken o çok önemli yapısal değiştirmelere nazaran, nispeten üretimini artırmak gibi daha kolay bir görevimiz vardır, yolumuz vardır. Dolayısıyla, bu sektörün, yaş meyve ve sebze sektörünün, ülkemizdeki bu avantajından dolayı, yani, tabiatın, toprağın, güneşin beraberinde getirdiği bir avantaj olarak yaygınlaşması ve gelişmesi önemlidir.

Ülkemizde, bu açıdan baktığımızda, toplam alanların yüzde 3'lük bir payı bu amaçla kullanılmaktadır ve 22 000 000 ton üretimle, toplam bitkisel üretimin içerisinde ise çok önemli bir yeri vardır, yüzde 23'lük bir payı vardır ve yüzde 3'lük ekim alanına nispetle toplam üretim değerindeki payı aslında katmadeğerinin de ne kadar yüksek olduğunu gösterir; dolayısıyla, avantajlı olduğumuz bu alanda yapmamız gereken iş nispeten daha kolay olması dolayısıyla, yurtiçi üretimi artırma ve dolayısıyla, ihracatımızı artırma imkânı vardır. Sayın Badazlı bu konudaki gelişmeleri çok detaylı olarak verdi. Ben, bu konuda, Bakanlığıma, meslek kuruluşlarına ve özellikle üniversitelerimize çok önemli görevler düştüğünü biliyorum.

Özellikle bu sektörün birkaç temel önemli sorunu vardır. Hızla gelişmekle birlikte, evvela, bunların içerisinde en önemlisi örgüt sorunu, küçük ve dağınık işletmeler yapısı ve bir başka temel girdi olarak sertifikalı tohumluk ve virüsten ari fidan konusu ve pazarlama konuları olarak sayılabilir. Bunlar, bizim de sorumluluk alanımıza giren alanlardan bazılarıdır.

Bu alanda Antalya'nın nispî önemi çok yüksek. Antalya, toplam üretim içerisinde, özellikle örtüaltında, çok büyük bir paya sahip ve dolayısıyla, ihracat içerisindeki payının da o sebeple yüksek olması doğal; en başta gelen illerimizden biri.

Ben, özellikle, bu yaş sebze meselesi geldiğinde, tohumculuk konusunun önemiyle ilgili birkaç cümle söylemek istiyorum. Bundan dört beş yıl önce, neredeyse tohumluk bakımından yüzde 100 dışa bağımlı olan bir ülkeyken, şimdi, bu oran, yurtiçi üretimindeki artışla beraber bir nebze iyileşmiştir; ama, hâlâ, büyük oranda dışa bağlılığımız sürmektedir.

2004 yılında üniversiteler ve araştırma enstitülerimizle ve en önemlisi ise, 22 tohumculuk sektöründe çalışan firmayla birlikte gerçekleştirilen bir projeyle, Türkiye'de F1 hibrit sebze çeşitlerini geliştirme ve tohumluk üretim projesi hayattadır. 8 sebze türünde, dört beş sene içerisinde yüzde 40'lara ulaşacak bir tohumluk üretim hedefi vardır. Bunun, sekiz yıl içerisinde de yüzde 70'lere ulaşması söz konusudur, çok önemli adımlar atılmaktadır. Dolayısıyla, bu sektörümüzün en temel sorunu olan, yani, bir bakıma bilgi ve teknolojinin esas yoğun olarak kullanıldığı alan, tohumculuk alanında ülkemizde böyle bir gelişmenin ortaya konulduğunu ifade etmek istiyorum.

Onun dışında, bu sektörü geliştirmeye yönelik olarak, özellikle, ihracatta kalıntı izleme konusunda Bakanlığımızın yapmış olduğu çalışmalar ve özellikle ihracat ağırlıklı üretim yapan bölge üreticilerinin bilinci ve meslek kuruluşları arasındaki işbirliği, Antalya'dan 2004 yılında ihraç edilen binlerce ton sebzeden hiç geri dönen olmamasıyla bu konudaki gelişmeyi ortaya koymuştur. Dolayısıyla, ihracat bakımından en önemli engel olan standartlara uygun olmayan üretim konusunda da çok önemli mesafe alınmıştır. Yani, iyi tarım uygulamaları diye ifade ettiğimiz alanda gelişmeler vardır. Bu konuda, idarî mevzuatı düzenleme konusunda Bakanlığımızla meslek kuruluşlarının işbirliği önem arz etmektedir.

Bu sektörü geliştirmeye yönelik olarak malî destekler konusunda çok önemli bir gelişme vardır. Evvela, örtüaltı yetiştiriciliğinde yüzde 40 indirimli faizli kredi kullanma imkânı söz konusu.  Aynı şekilde, sertifikalı tohumlukta  bu oranda bir indirim söz konusu. Eğer, bu üretimi organik yapacaksak, yüzde 60 oranında yine düşük faizli kredi kullandırılması söz konusu olmaktadır.

Ben, sektördeki gelişmeyi dile getiren saygıdeğer milletvekilimize tekrar saygılarımı sunuyorum. Bu vesileyle, hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum efendim. (Alkışlar)

BAŞKAN- Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Gündemdışı ikinci söz, Seydişehir Eti Alüminyum Tesislerinin özelleştirilmesi süreciyle bağlantılı olarak cevaplandırılamayan gündemdışı konuşma ve soru önergeleriyle ilgili söz isteyen Konya Milletvekili Atilla Kart'a ait.

Buyurun Sayın Kart.

2.- Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, Seydişehir Eti Alüminyum tesislerinin özelleştirilmesi sürecinde hukukdışı ilişkiler bulunduğu yolundaki iddialara ilişkin gündemdışı konuşması

ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 13 Temmuz 2004 tarihinde Seydişehir Eti Alüminyum Tesislerinin özelleştirilmesi sürecinde hukukdışı ilişkiler bulunduğu yolundaki iddialarla ilgili olarak gündemdışı konuşma yapmış ve Sayın Başbakan ile Sayın Maliye Bakanına huzurunuzda birtakım sorular yöneltmiştim. Aradan on ay geçti. 13 Temmuz 2004 tarihindeki sorularım cevaplandırılmadığından ve bu konudaki sorular daha da yoğunlaştığından, tekrar gündemdışı söz almak gereğini duydum; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu tesislerin özelleştirilmesi sürecinde, yasal özelleştirme takvimi başlamadan evvel belli bazı sermaye gruplarıyla hukukdışı ilişkiler içine girildiği yolunda tarafımıza ciddî ve dayanaklı belgeler ulaştırıldı. Bu belgelere göre, diğer birtakım iddiaların yanında, dünya alüminyum pazarında büyük pay sahibi olan Sual Holding ve bu holdingin Türkiye'deki bağlantısı olan Rixos Hoteller yetkililerine "bilgi odası" kapsamındaki bilgiler verilmiştir.  Sahte plakalı araçlarla tesisler ziyaret edilmiştir. Sayın Başbakan, Sual Holding Başkanı Vekselberg'le görüşmüştür. Bu ziyaret ve görüşmeler Nisan 2003 tarihinde yapılmıştır. Tesislerin özelleştirme kapsamına alınması kararı ise, dikkatinizi çekiyorum, 20 Mayıs 2003 tarihinde verilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, bu süreç içinde, Mart 2003 tarihinden Nisan 2005 tarihine kadar aradan geçen iki yıllık süre içinde, Sayın Başbakana 9 adet soru önergesi tarafımızdan verildi. Bu önergelere Sayın Başbakan adına Sayın Maliye Bakanı cevap verdi. Bu soru önergelerinde, Sayın Başbakanın yaptığı görüşmelerin içeriği sorularak, Rixos Hotel yetkililerinin alüminyum tesislerini sahte plakalı araçlarla ziyaretlerine ilişkin belge ve iddialar dile getirildi; modernizasyon projesinin yapılan tatminkâr tekliflere rağmen neden uygulanmadığı ve engellendiği soruldu; yirmi yıldır Seydişehir'e bağlanmayan Oymapınar Hidroelektrik Santralının, Eti Alüminyumun özelleştirme kapsamına alınmasından hemen onbeş gün sonra Eti'ye bağlanmasındaki gerekçeler soruldu; tesislerin arşivinde kundaklama yoluyla çıktığı bilirkişi raporuyla açıklık kazanan yangınla ilgili iddialar soruldu.

Değerli arkadaşlarım, bu soruların hiçbirine tatminkâr açıklama getirilmedi. Sayın Başbakanın Vekselberg'le yaptığı görüşmelere ilişkin sorulara ise Sayın Maliye Bakanı aynen şu cevabı verdi: "Başbakan ile Vekselberg'in görüşme yaptıklarına dair Özelleştirme İdaresi kayıtlarında herhangi bir bilgi ve belge yoktur."

Değerli arkadaşlarım, bu cevaplar kamu yönetimi ciddiyeti ve sorumluluğuyla bağdaşmayan cevaplardır; yasama denetimini önemsemeyen, ortadan kaldıran ve hukuk tanımayan bir anlayışı ifade eden cevaplardır; özelleştirme işlemlerinin şeffaf olması ilkesiyle bağdaşmayan cevaplardır; özelleştirmenin esasını teşkil eden rekabet ortamı yaratılması ve haksız rekabetin önlenmesi amaçlarıyla bağdaşmayan cevaplardır.

Değerli arkadaşlarım, sorduğum sorular son derece açık; Sual Holding Başkanıyla hangi ortamlarda görüşme yapıldığını soruyorum; bu görüşme ve kayıtların Özelleştirme İdaresi kayıtlarında bulunup bulunmadığını sormuyorum; görüşmelerin içeriğini ve kamuoyuna neden açıklanmak istenilmediğini, neden görüşme yapıldığını, nerede görüşme yapıldığını soruyorum. Bu görüşmelerin devlet sırrı niteliği teşkil eden bir yönü varsa, bunu ifade etmelerini istiyoruz. Elbette, devlet kavramına olan saygımız sebebiyle, Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı ve Maliye Bakanının bu konudaki ifadelerine inanır ve itibar ederiz; yeter ki, bu konuda açıklama yapsınlar.

Değerli arkadaşlarım -tekrar ifade ediyorum- böyle bir gayri ciddîlik olamaz. Bu ilişki ve görüşmeler neden gizleniyor, gizlenmek ihtiyacı neden duyuluyor, neden ısrarla gerçeğe aykırı cevaplar veriliyor? Böyle bir süreç içerisinde gelişen özelleştirme işlemlerinden kuşku duyulmasından daha doğal ne olabilir.

Bakın, değerli arkadaşlarım, açıklık kazanan bir husus var. 60 000 000 dolarlık modernizasyonla tesisin 136 000 000 dolar, yıllık, kâra geçeceği, meslek odalarının ve akademisyenlerin raporlarıyla açıklık kazanmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kart, toparlayabilir misiniz.

Buyurun.

ATİLLA KART (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.

Buna rağmen bu süreç engellenerek, boksit madenlerinin ruhsatlarının devri de sağlanarak, hiçbir istihdam, üretim ve teknoloji şartı getirilmeden kapalı kapılar ardında özelleştirilme yapılmak istenilmesinin anlamı ve gerekçesi ne olabilir; bunları soruyoruz değerli arkadaşlarım.

Bu hukukdışı sürece karşı Seydişehir halkı, işçisi, esnafı, kadını ve çocuğuyla birlikte 1 Mayısta sesini yükseltmiş ve kararını vermiştir; yasal ve anayasal sınırlar içerisinde her türlü engellemeyi yapmaya karar vermiştir. Seydişehir halkının bu onurlu ve kararlı mücadelesine tarafımızdan da her anlamda destek verilecektir.

Değerli arkadaşlarım, hükümeti, bu konuda yeni bir değerlendirme yapmaya davet ediyorum; sorularıma, ciddî ve somut cevaplar bekliyorum. Bütün bu hususların, idarî yargı aşamasında yapılacak değerlendirmelerde, özelleştirme işlemlerinin sıhhatini etkileyen temel unsurlar olarak değerlendirileceğini önemle ifade ediyorum.

Bu süreç içinde kamuoyunun ve Genel Kurulun olayı değerlendireceğine olan inancımı ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kart.

Gündemdışı üçüncü söz, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Kalkınma Programı Başkanlığına seçilmesi nedeniyle milletvekilliğinden istifa eden İstanbul Milletvekili Kemal Derviş'e aittir.

Buyurun Sayın Derviş. (Alkışlar)

3.- İstanbul Milletvekili Kemal Derviş'in, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Kalkınma Programı Başkanlığına seçilmesi münasebetiyle, Türkiye'nin kriz döneminde içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik şartlara, bundan sonra yapılması gerekenlere ve Avrupa Birliği üyeliği sürecinde atması gereken adımlara ilişkin gündemdışı konuşması ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in cevabı

KEMAL DERVİŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; bugün, gerçekten, biraz karışık hislerle sizlere hitap ediyorum. İki yıldır birlikte çalışıyoruz; tabiî, özellikle Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarla; fakat, diğer bütün milletvekili arkadaşlarla birlikte komisyonlarda. Yeni yeni dostluklar oluştu, birliktelikler oluştu; birlikte sanıyorum önemli işler yaptık ve sizlerden ayrılmak kolay değil. Türkiye'den de ayrılmıyoruz tabiî; ama, geçici olarak, işin merkezi New York'ta olduğu için evimizi de taşıyacağız, o da hiç kolay değil; ama, diğer taraftan, şunu sizinle paylaşmak istiyorum:

Gerçekten, bu Birleşmiş Milletler Kalkınma Teşkilatının Başkanlığını, bu yarışı Türkiye olarak kazandık. Ben, bu yarış sürecinde hepinizin desteğini hissederken, özellikle, daha büyük bir güçle yarışabildim ve hakikaten, Türkiye olarak yarıştığımızı gördüm, diğer ülkeler de gördüler, Birleşmiş Milletler de gördü ve bu, sanıyorum hepimize şöyle bir fırsat da verdi: Türkiye olarak birliktelik olunca -özellikle dış dünyaya dönük biçimde- çok güçlü olabiliyoruz. İnanın ki, tabiî ki deneyimlerim var, kişisel deneyimlerim var, geçmişte kazandığım tecrübeler var, yaptığım işler var; fakat, diğer adaylar da güçlü adaylardı, saygın adaylardı, güçlü ülkelerden geliyorlardı; Japonya gibi, İngiltere gibi, Norveç gibi; fakat, Türkiye'nin dünyada özel bir konumu var. Türkiye, hem Müslüman dünyasına üye bir ülke hem Avrupalı, hem Avrupalı hem NATO üyesi, hem gelişmekte olan ülkelerin dünyasında bir aile ferdi olarak gözüken bir ülke. Gerçekten, Türkiye dünyaya kucağını açtığı zaman, Türkiye dünyadaki diğer insanlarla el ele çalışmak istediği zaman gücümüz çok artıyor ve Türkiye'nin dünyadaki hem yerini hem dünyanın Türkiye'ye gereksinimini daha iyi görebiliyoruz. Bu yarışma, biraz da bunu görmeme fırsat oldu. Dolayısıyla, bu yeni işe daha büyük bir heyecanla başlıyorum; çünkü, hakikaten, Türkiye'nin bu işlevini, bu özel yerini dünyada, belki orada, Birleşmiş Milletlerde 191 ülkenin bir araya geldiği Genel Kurulda ve diğer teşkilatlarda yaşayabileceğim ve buna katkıda da bulunabileceğim.

Sizlere, bugün, çok kısa -gündemdışı konuşmanın süresi, tabiî, kısıtlı- fakat, önemli bulduğum birkaç noktayı vurgulamak istiyorum ve özellikle bakanken biliyorsunuz, ilk bakanken, şurada oturuyorduk, ilk geldiğimde, hatta bir hata yapmıştık, dışarıdan atanan bakan da oy verebilir düşüncesiyle elimizi kaldırmıştık. Dört yıl, ilk başta bakan olarak ondan sonra milletvekili olarak çalıştık. Bu dört yıllık süre içinde tabiî ki, bazı şeyleri öğrendim, deneyimler edindim, bazı önemli noktaları sizlerle çok kısaca paylaşmak istiyorum.

Tabiî, birinci konu, ekonomi. Ekonomi yüzünden geldim, ekonomi yüzünden bakan oldum ve ekonomiden sorumlu bakanlığı onsekiz ay yürüttüm. Kriz dönemiydi; fakat, tabiî, rakamlara baktık, vatandaşla çok konuştuk, olayları daha bir yerinde inceledik ve şunu vurgulamak istiyorum: Kriz, kısa vadeli bir sürecin sonucu değildi. Hele hele kriz, Sayın Cumhurbaşkanı ile zamanın Sayın Başbakanı arasındaki bir tartışmadan doğmadı. Kriz, hakikaten, 90'lı yılların birikiminden ortaya çıkan bir kriz olmuştur. Bütün rakamlara bakın, sadece millî gelir rakamlarına değil, kişi başına düşen millî gelir rakamlarına değil, diğer kalkınmışlık endekslerine bakın, Birleşmiş Milletlerin kalkınmışlık endekslerine bakın. Türkiye, 50'li yıllarda da ilerlemiştir, 60'lı yıllarda kalkınmıştır, 70'li yıllarda, 80'li yıllarda. Bunalım olmuştur, kriz olmuştur; ama, adım adım kalkınmıştır, ilerlemiştir. 90'lı yıllara baktığımız zaman, bu kalkınma tıkanmıştı Türkiye'de. 90'lı yılların rakamlarına baktığınız zaman, 90'lı yıllarda fazla bir ilerlemeyi, maalesef, kaydedemediğimizi göreceksiniz.

Dolayısıyla, 2001 yılı krizi, bu on yıllık, maalesef, kayıp sürenin bir sonucu oldu, yanlış politikaların, yanlış uygulamaların sonucu oldu. Tabiî, kriz, illa da Şubat 2001'de olmayabilirdi, Mayıs 2001'de olabilirdi veya biraz daha erken olabilirdi, hatta, belki, eylül ayına kadar olmayabilirdi; ama, mutlaka sonunda olacaktı. Çünkü, 90'lı yılların uygulaması, ekonomi politikası, gerçekten hatalı, kısa vadeye dönük, her an kısa vadeli hedefleri takip eden, uzun vadeyi görmeyen, hesaba katmayan ve uzun vadeli bir çalışmayı içermeyen bir ekonomi politikasıydı. Bunun, tabiî, önemli siyasal nedenleri vardı.

Ben, bakan olduğumda merak ettim, benden önceki Hazine bakanlarının ortalama süresine baktım, dokuz aymış. Şimdi, dokuz ayda bir, bir kuruluşun başı değişirse, o kuruluş başarılı olamaz. Hiç birimiz... Herhangi bir yeni işe geldiğimizde -eminim, aynı görüştesiniz- ilk üç dört ay ancak öğreniyoruz işi, yavaş yavaş işe sahip oluyoruz, ondan sonra gerçekten verimli olmaya başlayabiliriz. Dolayısıyla, dokuz ayda bir bakan değiştiren bir yılda bir, bazen altı ayda bir hükümet değiştiren bir ülkede, etkili, uzun vadeye dönük bir ekonomi politikasının olması mümkün değildi ve çok kısa vadeli işler yapıldı, çok olmayan bir kaynak dağıtılmaya kalkışıldı kısa vadeli siyasal hesaplarla ve sonu, tabiî, çok ciddî, hepimizin ağır bedel ödediği bir kriz oldu.

Şimdi, bunu önlemek için; yani, ileride bunun bir daha yaşanmaması için, hakikaten, daha uzun vadeli düşünüp, uygulamaları, politikaları, önlemleri, uzun vadeli bir perspektif içinde almanın önemini vurgulamak istiyorum bugün çok kısaca.

Burada, tabiî, bağımsız kurulların da önemli bir işlevi var. Şuna inanıyorum ki, başarılı uygulamalar oldu. 2001 yılından sonra, benim de dahil olduğum hükümet, reformlar konusunda çok başarılı bazı adımlar attı, ondan sonra gelen hükümet de başarılı adımlar attı; fakat, acaba, Türkiye, otuz yıldır, yüzde 70 düzeyinde, ortalama yüzde 70 düzeyinde devam eden enflasyonu, gerçekten, bağımsız bir Merkez Bankası olmasaydı, aynı biçimde, bugün, yüzde 7'lere, 8'lere çekebilir miydi; sanmıyorum; çünkü, hepimiz insanız, ben de bakanken, Merkez Bankası Başkanına "Süreyya Bey, bu faizler çok yüksek, bence biraz daha hızlı indirmekte yarar var" diye telefon açtığımı, konuştuğumu hatırlıyorum. Merkez Bankası Başkanı da "Sayın Bakanım, biz, aynı fikirde değiliz; para politikasından biz sorumluyuz, şu anda düşürmeyeceğiz" yanıtını verdi. Eskiden bu mümkün değildi; Merkez Bankası bağımsız olmasaydı, bu yanıtı veremezdi; yani, bu bir örnek. Diğer konularda da bu geçerli; enerji konusunda, bankacılık konusunda... Bu, şey anlamına gelmez, bağımsız kurullar veya bağımsız Merkez Bankası hiçbir zaman hata yapmaz anlamına gelmez tabiî, onlar da hata yapabilir; ama, bu kurulların bağımsızlığı ve yasadaki belirlenen hedefler doğrultusunda, kısa vadeli siyasetten ayrı biçimde çalışmaları, gerçekten, uzun vadeli kalkınmamız için ve Türk insanının uzun vadeli mutluluğu için çok önemli. Tabiî ki şeffaf olmaları gerekir, tabiî ki hesap vermeleri gerekir, tabiî ki siyasetten gelen sorular veya sivil toplumdan gelen sorulara yanıt vermeleri gerekir; ama, yasalarda belirtilen özerklikleri çerçevesinde, uzun vadeli kalkınma ve ekonomik istikrar hedeflerine, istihdam olsun, para politikası olsun, enerji olsun, herhangi bir konuda olsun, bu uzun vadeli yaklaşımın bence önemli bir boyutudur. Buradaki dengeyi, tabiî, sizler, zaman içinde daha iyi ayarlayacaksınız, eminim; ama, bu uzun vadeli perspektifi, sanıyorum, unutmamak gerekir. Türkiye, 2001 krizine, on yıllık, kısa vadeli hesaplar ve hep kısa vadeyi amaçlayan politikalar yüzünden girdi.

Sürem bitmek üzere. İkinci önemli bir konu, tabiî, son iki yıl boyunca, Avrupa Birliği konusunda birçok arkadaşla birlikte çalıştık; komisyonlarda, Avrupa Birliği Karma Komisyonunda, Cumhuriyet Halk Partisinin Avrupa'daki sosyaldemokrat kuruluşlarla, yandaş partilerle olan çalışmalarında. Çok kısaca, bu Avrupa Birliği konusuna değinmek istiyorum.

Avrupa Birliği, Türkiye'nin kırk yıl da değil, belki yüzelli yıllık bir macerası, bir hedefi. Gelişmiş ülkelerin ailesine katılmak, gerçekten kalkınmış, refah içinde yaşayan bir toplum olmak ve aynı zamanda özgürlük içinde bir toplum olmak, esas hedef o tabiî, ve...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Derviş, toparlayabilir misiniz.

KEMAL DERVİŞ (Devamla) - ...bizim coğrafyada, bunu Avrupa Birliği simgelediği için, doğal olarak bunun için çabalıyoruz. Tabiî, yaptığımız birçok reformu, birçok değişimi kendimiz için yapıyoruz ve Avrupa Birliği olmasa da yapacağız. Bunu hem CHP'li arkadaşlarım hem Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarım çoğu zaman söylüyorlar ve haklılar; birçok özgürlükler konusunda -ölüm cezasının kaldırılması gibi, çağdaş dünyanın benimsediği, bence bizim de insan olarak benimsediğimiz; zaten uygulamıyorduk uzun süredir- Türkiye için yaptığımız reformlar, ekonomik reformlar... Ama, bütün reformları da illâ Avrupa Birliğinin istediği gibi yapmayabilirdik eğer Avrupa Birliği süreci olmasaydı, bazı şeyleri biraz farklı yapabilirdik; fakat, burada bir uzlaşma gereği var ve Avrupa Birliğiyle bazı konularda da uzlaşmak istiyoruz. Niye istiyoruz; çünkü, Avrupa Birliğine tam üye olmak istiyoruz ve esas ikinci hedefimiz, en az birincisi kadar önemli -reformlar kendi başına bir hedef, tabiî- biz Türkiye olarak, bu coğrafyada, bu Avrupa-Akdeniz-Yakındoğu coğrafyasında söz sahibi bir ülke olmak istiyoruz, masada oturmak istiyoruz. Gümrük politikası belirlenirken Brüksel'de, biz de o politikayı belirleyen ülke olmak istiyoruz. Yarın Avrupa savunma politikası belirlendiğinde, biz de bu savunma politikasının belirleyici ülkesi olmak istiyoruz. Dolayısıyla, reformlar ilerlesin, biz bu hedefe doğru yürüyelim; ama, olmazsa da olur mantığına ben katılmıyorum; olması gerekiyor. Bizim, orada, tam üye olarak karar mekanizmasına katılmamız gerekiyor. Bunu başaramazsak Türkiye olarak, Meriç Nehri bir nevi yeni demirperde olur; Meriç'in kuzeyi ve batısı ve Meriç'in güneyi ve doğusu diye. Buna müsaade etmemeliyiz. Biz, bu coğrafyanın parçasıyız, tarih boyunca da parçası olmuşuzdur. Bugünkü büyük birleşmeler doğrultusunda... Çünkü, küçük ülkeler bugün artık hakikaten zorluk çekiyor, daha büyük bölgelere doğru gidiyoruz; Çin olsun, Hindistan olsun, Amerika olsun, Kuzey Amerika... Bizim de coğrafyamızda Avrupa Birliği var. Dolayısıyla bizim buna gerçekten tam üye olarak katılmamız çok önemli bir hedef, çok zor bir hedef, çok çok zor bir hedef; ama, bence elde edilebilir bir sonuç. Yeter ki, buna inanarak, maçı kazanacağımıza gerçekten inanarak çalışalım, birlikte çalışalım. Bazı ayrıntıda ayrı fikirde olabiliriz; ama, bence, Türkiye'nin, temel hedefi görerek ve temel hedefin mutlaka eşit güçte, eşit haklarla karar verici bir Avrupa ülkesi olması çok çok önemli. Bu ikinci vurgulamak istediğim nokta.

Bu çalışmalara eminim devam edeceksiniz. Ben de, uzaktan herhangi bir yararım olabilirse -tabiî yeni konumumla uyumlu bir yararım olursa- tabiî ki her türlü desteği vermeye hazırım.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; inşallah bu Kurulda olmasa bile, Ankara'da, İstanbul'da, New York'ta veya Avrupa ülkelerinde buluşuruz, kahve içeriz, birlikte yemekler yeriz; her zaman beklerim. Önce, bakan olarak, ondan sonra da milletvekili olarak, bana birlikte çalışma fırsatı verdiğiniz için, gösterdiğiniz dostluk için gerçekten çok çok teşekkür ederim. Bundan sonra da lütfen desteğinizi, dostluğunuzu esirgemeyin; bu dünya küçük bir dünya. Bir kamu görevinden diğer bir kamu görevine gidiyorum. (Alkışlar) Çok teşekkürler.

Sizlere de, dostça, yapıcı siyasal yarışmalar dilerim.

Çok teşekkürler. (Alkışlar)

BAŞKAN - Gündemdışı konuşmaya, Adalet Bakanı Cemil Çiçek cevap vereceklerdir.

Buyurun Sayın Bakan. (Alkışlar)

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sayın Kemal Derviş'in gündemdışı yaptığı konuşma dolayısıyla, Hükümetimizin ve müsaade ederseniz sizler adına da hissiyatımızı ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Büyük bir memnuniyetle karşıladığımız gibi, Sayın Kemal Derviş, Birleşmiş Milletler için ve bütün dünya için çok önemli bir görevi, tarihî bir görevi, sorumluluk gerektiren bir görevi üstlenmiş bulunmaktadır; evvela bu görevinde başarılar diliyoruz.

Bu görev, yalnız kendisi için değil, görev aldığı alanlar için değil, hiç şüphesiz, bir Türk vatandaşı olarak da gurur duyduğumuz bir görevdir; bu görevi layıkı veçhile yerine getireceğinden eminiz, bundan dolayı da kendilerine başarılar diliyoruz.

Sayın Derviş, ülkemizin çok zor, çok sıkıntılı bir döneminde görev almış; o günün şartları içerisinde, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı bu ekonomik sıkıntılardan, bunalımlardan çıkarılabilmesi noktasında, elinden geldiği kadar azamî çabayı göstererek büyük hizmetler vermiştir. Hiç şüphesiz, Türkiye'nin bu dönemiyle ilgili yazı yazılırken, tarih yazılırken, kendi ismiyle ilgili olarak da önemli notların düşeceğinden hiçbirimizin bir endişesi yoktur; bu hizmetlerinden dolayı da ayrıca teşekkür ediyoruz.

Bugün, burada yaptığı konuşmada, gerçekten, başta Avrupa Birliği ve uygulanması gereken politikalar çerçevesinde, hepimiz için çok faydalı, çok önemli konulara temas etmiştir.

Artık, şunu hepimiz biliyoruz ki, Türkiye'nin kaybedecek günü de yoktur, günü kurtaracak politikalarla da bir yere varması mümkün değildir. Eğer bu yola devam edersek, Türkiye, bunca acıyı, bunca tecrübeyi hiç yaşamamış demektir, bunlardan hiçbir ders çıkarmamış demektir. Bundan böyle, hepimizin, ister iktidar ister muhalefet, günü kurtarmak ya da "aferin" almak adına değil, geleceği sağlam temellere oturtmak adına adımlar atmamız, doğru tercihleri yapmamız ve istikrarlı politikaları sürdürmemiz lazım gelir. Bu istikrar, sadece siyasette değil, aynı zamanda ekonomide de olması gerekir. Şunu, bir defa daha gördük ki, ekonomisi güçlü olmayan ülkelerin başka alanlardaki politikaları da o nispette güçlü oluyor ya da olmuyor. Yaşanan tecrübelerden bu neticeyi çıkarabildiysek ve böyle bir gelecek inşa edebildiysek bu tecrübeler üzerine, evet, o tecrübeler bize bir şeyler kazandırmış demektir. İnanıyorum ki Türkiye, artık, böyle bir olgunluğa, siyasî olgunluğa, ekonomik olgunluğa ve sorumluluk bilincine de varmıştır, varmaktadır. Hiç şüphesiz, böyle bir olgunun meydana gelmesinde de, Sayın Derviş'in önemli katkıları olmuştur.

Ben, bu vesileyle, tekrar kendilerine başarılar diliyorum, yaptığı hizmetlerden dolayı kendilerine teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, Başkanlık Divanı olarak, Sayın Derviş'in Birleşmiş Milletler Teşkilatı Kalkınma Programı Başkanlığına seçilmesi nedeniyle Türk Milleti adına gurur duyduğumuzu belirtiyor, kendisine başarılar diliyoruz. (Alkışlar)

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

Önce, Kâtip Üyenin oturarak okumasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bazı girişimcilerce holding adı altında gerçekleştirilen izinsiz halka arz yoluyla tasarruf sahiplerinin mağduriyetine yol açılmasının neden ve sonuçlarıyla bu süreçte SPK'nın sorumluluğunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan (10/16, 262) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimine dair bir tezkeresi vardır; okutuyorum:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.- (10/16, 262) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/824)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Bazı girişimcilerce holding adı altında gerçekleştirilen izinsiz halka arz yoluyla tasarruf sahiplerinin mağduriyetine yol açılmasının neden ve sonuçlarıyla bu süreçte SPK'nın sorumluluğunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonu, komisyon başkanı, başkanvekili, sözcü ve kâtip üyelerini seçmek üzere, 10.5.2005 Salı günü saat 17.15'te Halkla İlişkiler Binası B Blok 2. Kat 4. Banko 7-8 Nolu Araştırma Komisyonu Toplantı Salonunda 8 üyenin katılımıyla toplanmış, aşağıda isimleri ve seçim bölgesi yazılı sayın üyeler belirtilen görevlere seçilmişlerdir.

                                                        Nezir Büyükcengiz

                                                                             Konya

                                                        Komisyon Geçici Başkanı

Başkan

: Telat Karapınar

(Ankara)

7 oy

Başkanvekili

: Kerim Özkul

(Konya)

7 oy

Sözcü

: Mustafa Tuna

(Ankara)

7 oy

Kâtip

: Abdullah Erdem Cantimur

(Kütahya)

7 oy

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun, İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım.

IV.- ÖNERİLER

A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin CHP Grubu önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 11.5.2005 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                       Haluk Koç

                                                                            Samsun

                                                          Grup Başkanvekili

Öneri: Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 134 üncü sırasında yer alan 565'e 1 ek sıra sayısının (Kahramanmaraş Milletvekili Nevzat Pakdil) bu kısmın 4 üncü sırasına alınması önerilmiştir.

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin lehinde söz isteyen, Atilla Kart, Konya Milletvekili.

Buyurun Sayın Kart.

ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu tarafından Danışma Kuruluna sunulan ve gündeme alınması yolunda Genel Kurulun takdirine sunulan grup gündem önerisi üzerinde lehte söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Adalet ve Kalkınma Partisine mensup 4 milletvekiliyle ilgili İGDAŞ dosyasını dördüncü defa Genel Kurul gündemine getiriyoruz. Bu dosya neden bu kadar önemli, neden ısrarla gündeme getiriyoruz; inanıyorum ki, dosya içeriği hakkında bilgi sahibi oldukça ve yeni gelişmeleri öğrendikçe bu konudaki değerlendirmelerimize daha çok hak vereceksiniz.

Değerli arkadaşlarım, bu dosyada, daha evvel de ifade ettiğim gibi, dört milletvekili dışında, sanıklar arasında Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Hilmi Güler, Başbakanlık Müsteşarı Sayın Ömer Dinçer de vardır. Dosya sanıklarının sayısı 159'a ulaşmaktadır. Bu dosyadaki iddialar nedir; bu dosyada, 1994-2001 yılları arasında, İGDAŞ'ın, organize suç ilişkileri içinde 170 trilyon zarara uğratıldığı ve ayrıca 1999-2000 yıllarındaki kötü yönetimden dolayı 29 trilyon zarara uğratıldığı iddiaları söz konusudur. Keza, deprem anında doğalgaz kesme vanalarının alımında yolsuzluk yapıldığı, 35 dolar olan cihazın 135 dolara alındığı yolunda da bilirkişi raporları vardır. Başka bir anlatımla, depremin ticaretinin yapıldığına dair iddialar vardır. Bu iddialar, mülkiye müfettişlerinin binlerce sayfayı bulan raporlarıyla dile getirildiği gibi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Teftiş Kurulunun raporlarıyla da doğrulanmıştır.

Değerli arkadaşlarım, karma komisyona intikal eden bu dosyalarda, doğal olarak, 3 Kasım 2002'ye kadar olan süreç var. Burada dikkati çeken en önemli husus, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı hakkındaki dosya neden ve nasıl tefrik edilmiştir; daha doğrusu tefrik edilmemiştir; yani, bu dosyanın da yasama dokunulmazlığı sebebiyle karma komisyonda bekletilmesi gerekirken Sayın Bakan yönünden dosya tefrik edilmemiş ve yargılamasının devam etmesi yolunda işlem tesis edilmiştir. Sayın Hilmi Güler'in milletvekili seçildiği bilinmesine ve açık olmasına rağmen, neden, dosyası tefrik edilmemiş ve İstanbul'a 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. Dosyası tefrik edilmediğine göre, yani, yargılaması sürdürüldüğüne göre yargılama aşamasında ne gibi işlemler yapılmıştır? Ayrıca, Sayın Müsteşar ve diğer sanıklarla ilgili yargılama safahatı ne olmuştur?

İşte, değerli arkadaşlarım, hem bu sorulara cevap bulmak ve hem de yargılama dosyasına hukukdışı müdahalelerde bulunulduğu, bilirkişi raporlarının tahrif edildiği yolundaki iddiaları ve bilgileri araştırmak amacıyla, daha evvel de ifade ettiğim gibi, 18 Mart tarihinde Eyüp Adliyesine gittim. Üzücü, düşündürücü ve ibret verici bir süreçle karşılaştım değerli arkadaşlarım. Dosyayı incelemem engellendi. Bu gelişmeden sonra, durumu, doğal olarak, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna intikal ettirdim. Adı geçen mahkeme başkanı hakkında 2802 sayılı Yasa gereğince gerekli disiplin uygulamasının yapılmasını talep ettim. Bu süreci takip ediyorum. Bu konuyu değerli arkadaşlarım, ayrıca, soru önergesi sınırları içinde Sayın Adalet Bakanına da ilettim. Sayın Adalet Bakanı, bu önergeme cevap verme gereğini duymadılar değerli arkadaşlarım. Tekrar ifade ediyorum; vermiş olduğum bu soru önergesine Sayın Adalet Bakanı cevap verme gereğini duymadılar ve bu durum, gelen kâğıtlar listesinde ilan edildi değerli arkadaşlarım. Aynı gelen kâğıtlarda vekâleten görevlendirmelere ilişkin soru önergesine de cevap verilmediğini yeri gelmişken ifade ediyorum.

Bu aşamada, üzerinde durmak istediğim temel bir husus, soruşturma izni kurumu hükümet tarafından nasıl kullanılıyor; bu süreç içinde nasıl kullanılıyor?

Değerli arkadaşlarım, bilindiği gibi, hükümet sözcüleri, her aşamada, milletvekili dokunulmazlığının dışında diğer kamu görevlilerinin de  dokunulmazlıklarının bulunduğundan söz ederek bu iki konunun birlikte değerlendirilmesi gereğinden söz etmektedirler. Bu sunuşun yanlış olduğunu ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik olduğunu ve dokunulmazlık konusunda zaman kazanmaya yönelik olduğunu örnekleriyle hep anlattık.