DÖNEM:
22 YASAMA
YILI: 3
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
CİLT: 84
97 nci Birleşim
11 Mayıs 2005 Çarşamba
İ
Ç İ N D E K İ L E R
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - YOKLAMA
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Antalya Milletvekili Fikret
Badazlı'nın, Antalya'da gelişmekte olan örtüaltı tarım teknikleriyle,
kesmeçiçek ve sebze ihracatındaki gelişmelere ilişkin gündemdışı konuşması ve
Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı
2.- Konya Milletvekili Atilla Kart'ın,
Seydişehir Eti Alüminyum tesislerinin özelleştirilmesi sürecinde hukukdışı
ilişkiler bulunduğu yolundaki iddialara ilişkin gündemdışı konuşması
3.- İstanbul Milletvekili Kemal Derviş'in,
Birleşmiş Milletler Teşkilatı Kalkınma Programı Başkanlığına seçilmesi
münasebetiyle, Türkiye'nin kriz döneminde içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik
şartlara, bundan sonra yapılması gerekenlere ve Avrupa Birliği üyeliği
sürecinde atması gereken adımlara ilişkin gündemdışı konuşması ve Adalet Bakanı
Cemil Çiçek'in cevabı
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- (10/16, 262) esas numaralı Meclis
Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkanvekili,
sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/824)
IV.-
ÖNERİLER
A) SİYASÎ
PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden
düzenlenmesine ilişkin CHP Grubu önerisi
V.-
AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Adana Milletvekili Uğur Aksöz'ün,
Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın, konuşmasında, ileri sürmüş olduğu
görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi nedeniyle konuşması
2.- Konya Milletvekili Atilla Kart'ın,
Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın, konuşmasında, ileri sürmüş olduğu
görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi nedeniyle konuşması
VI.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S.
Sayısı: 305)
2.- Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları
Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve
Teknoloji Komisyonu Raporu (1/969) (S. Sayısı: 851)
3.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ile
3 milletvekilinin, Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli
Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu
Raporu (2/440)(S. Sayısı: 896)
4.- Çorum Milletvekili Muzaffer Külcü ile
3 milletvekilinin, Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
ve Adalet Komisyonu Raporu (2/441) (S. Sayısı: 897)
5.- Çorum Milletvekili Muzaffer Külcü ile
3 milletvekilinin, Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında
Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu
(2/442) (S. Sayısı: 898)
6.- Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı; Diyarbakır Milletvekili Muhsin Koçyiğit'in, GAP Bölgesinde
Yatırımların Özendirilmesi ve İstihdam Yaratılması Hakkında Kanun Teklifi;
Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım'ın, 5084 Sayılı Yatırımların ve
İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifleri; Balıkesir Milletvekili Turhan
Çömez ve 3 milletvekilinin, Adalarda Yatırımların ve İstihdamın Teşviki
Hakkında Kanun Teklifi; Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya
Milletvekili Deniz Baykal ve 69 milletvekilinin, Yatırımların ve İstihdamın
Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi; Zonguldak Milletvekili Harun Akın ve 50
milletvekilinin, Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun
Teklifi; Bursa Milletvekili Mehmet Küçükaşık ve 26 milletvekilinin,
Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi; Kastamonu
Milletvekili Mehmet Yıldırım ve 15 milletvekilinin, 29.1.2004 Tarih ve 5084
Sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun,
Yatırımların ve İstihdamın Özendirilmesi ve Bölgesel Dengesizliklerin
Giderilmesi Hakkında Kanun Teklifi; Kahramanmaraş Milletvekilleri Mehmet
Yılmazcan, Hanefi Mahçiçek ile Mehmet Ali Bulut'un, Yatırımların ve İstihdamın
Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Kastamonu Milletvekilleri Musa Sıvacıoğlu,
Hakkı Köylü ile Sinan Özkan'ın, Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Teklifi; Konya Milletvekili Hasan Anğı'nın, 5084 Sayılı Yatırımların ve İstihdamın
Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Sakarya Milletvekilleri Ayhan Sefer Üstün, Erol
Aslan Cebeci, Hasan Ali Çelik, Süleyman Gündüz ile Recep Yıldırım'ın, 29.1.2004
Tarih ve 5084 Sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun
Teklifi ve Balıkesir Milletvekili A. Edip Uğur ve 12 milletvekilinin, 5084
Sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan
ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/966, 2/219, 2/271, 2/274, 2/286, 2/349, 2/350,
2/366, 2/371, 2/374, 2/387, 2/388, 2/389, 2/390, 2/391) (S. Sayısı: 880)
VII.-
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Devlet Tiyatrolarına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un
cevabı (7/5506)
2.- Niğde Milletvekili Orhan ERASLAN'ın,
sahte bal ihraç edilmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sorusu ve
Sağlık Bakanı ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Vekili Recep AKDAĞ'ın cevabı
(7/5572)
3.- İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in,
işitme engelli millî sporculara maddî ve manevî imkân verilmesine ilişkin
sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı
(7/5576)
4.- Afyonkarahisar Milletvekili Reyhan
BALANDI'nın, sahte ve taklit gıda üretimine ve sonuçlarına ilişkin Başbakandan
sorusu ve Sağlık Bakanı ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Vekili Recep AKDAĞ'ın
cevabı (7/5618)
5.- Diyarbakır Milletvekili Mesut
DEĞER'in, Diyarbakır-Çermik-Bircemal Köyü Muhtarlığına köyevi yapılıp
yapılmayacağına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in
cevabı (7/5651)
6.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
kütüphanelerdeki bilgisayar kullanımına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm
Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/5757)
7.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Bursa İlindeki yatırım projelerine ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı
Atilla KOÇ'un cevabı (7/5760)
8.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Bursa İlinin kalkınmasına yönelik yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına
ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/5761)
9.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
bakanlık ve bağlı kuruluşlarında vekâleten ve asaleten görev yapan idarî
personele ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı M. Vecdi GÖNÜL'ün cevabı
(7/5784)
10.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Bursa İlindeki yatırım projelerine ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı M.
Vecdi GÖNÜL'ün cevabı (7/5785)
11.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Bursa İlinin kalkınmasına yönelik yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına
ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı M. Vecdi GÖNÜL'ün cevabı (7/5786)
12.- Manisa Milletvekili Ufuk ÖZKAN'ın,
Manisa ve ilçelerinde yaşanan don felaketinden zarar gören çiftçilere yapılacak
yardıma ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sorusu ve Sağlık Bakanı ve Tarım
ve Köyişleri Bakanı Vekili Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/5805)
13.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
bakanlık ve bağlı kuruluşlarında vekaleten ve asaleten görev yapan idarî
personele ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sorusu ve Sağlık Bakanı ve
Tarım ve Köyişleri Bakanı Vekili Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/5807)
14.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret
BALOĞLU'nun, bakanlığın uzun metrajlı filmler için verdiği kredilere ilişkin
sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/5831)
15.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in,
2003-2004 yıllarında doğal afetlerden etkilenen çiftçilere ve Tarım Kredi
Kooperatiflerinden alınan kredilere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından
sorusu ve Sağlık Bakanı ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Vekili Recep AKDAĞ'ın
cevabı (7/5844)
16.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın,
TMO'dan Dahilde İşleme İzin Belgesiyle buğday satın alanların denetimine
ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sorusu ve Sağlık Bakanı ve Tarım ve
Köyişleri Bakanı Vekili Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/5846)
17.- İstanbul Milletvekili Kemal
KILIÇDAROĞLU'nun, Ulusal Biyogüvenlik Kanun Tasarısı Taslağı çalışmalarına
ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sorusu ve Sağlık Bakanı ve Tarım ve
Köyişleri Bakanı Vekili Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/5849)
18.- Denizli Milletvekili Ümmet
KANDOĞAN'ın, yataklı tren ücretlerine yapılan zamma ilişkin sorusu ve Ulaştırma
Bakanı Binali YILDIRIM'ın cevabı (7/5850)
19.- Manisa Milletvekili Nuri ÇİLİNGİR'in,
Manisa-Alaşehir İlçesinde gümrük müdürlüğü açılması ile ilgili bir çalışma olup
olmadığına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in cevabı (7/5859)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak
altı oturum yaptı.
Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün,
Türkçenin Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından yeniden devlet dili ilan edilişinin
728 inci yıldönümüne, 45 inci Karaman Türk Dil Bayramına ve Yunus Emre'yi anma
etkinliklerine,
Muğla Milletvekili Ali Arslan, Özürlüler
Haftası münasebetiyle, özürlülerin sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere,
Çorum Milletvekili Yüksel Kavuştu,
Vakıflar Haftasına,
İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.
Konya Milletvekili Orhan Erdem ve 24
milletvekilinin, Akşehir Gölünün kirliliğinin önlenmesi ve korunmasıyla ilgili
alınması gereken önlemlerin araştırılması ve yasal düzenlemelerin oluşturulması
amacıyla Meclis araştırması (10/281),
Ankara Milletvekili Eşref Erdem ve 23
milletvekilinin, sorumluluğunun gereğini yapmadığı, yetkilerini aştığı,
hazineyi zarara uğrattığı ve görevini ihmal ettiği iddiasıyla Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler hakkında gensoru (11/2),
Açılmasına ilişkin önergeleri Genel
Kurulun bilgisine sunuldu; Meclis araştırması önergesinin gündemdeki yerini
alacağı ve öngörüşmesinin, sırası geldiğinde yapılacağı; gensoru önergesinin
gündeme alınıp alınmayacağı konusundaki görüşme gününün ise Danışma Kurulu
tarafından tespit edilip Genel Kurulun onayına sunulacağı açıklandı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
Bülent Arınç'ın Amerika Birleşik Devletleri
Temsilciler Meclisi Başkanı Dennis Hastert'ın Amerika Birleşik
Devletlerine resmî davetine beraberinde parlamento heyetiyle icabetine ilişkin
Başkanlık,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Vatikan'a
yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık,
Tezkereleri;
9.5.2005 tarihli gelen kâğıtlar listesinde
yayımlanan ve bastırılarak dağıtılan 896, 897 ve 898 sıra sayılı kanun
tekliflerinin 48 saat geçmeden, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının sırasıyla, 4, 5 ve 6 ncı
sıralarına alınmasına, Genel Kurulun 10.5.2005 Salı günkü birleşiminde sözlü
sorular ile diğer denetim konularının görüşülmeyerek, bu birleşimde de kanun
tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine ve 11.5.2005 Çarşamba günü de sözlü
soruların görüşülmemesine; 10.5.2005 Salı günü Genel Kurulun saat 22.00'ye
kadar, 11.5.2005 Çarşamba ile 12.5.2005 Perşembe günleri de 14.00-21.00
saatleri arasında çalışmasına; 17.5.2005 Salı günkü birleşimin saat 14.00'te
başlamasına ilişkin AK Parti Grup önerisi, yapılan görüşmelerden sonra ;
Kabul edildi,
Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan'ın,
Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Disiplin Cezalarının Affı (2/321),
Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir'in,
Yükseköğretim Kurumları Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması (2/347),
Hakkında Kanun Tekliflerinin doğrudan
gündeme alınmasına ilişkin önergelerinin, yapılan görüşmelerden sonra, kabul
edilmediği açıklandı.
Bazı girişimcilerin holding adı altında
gerçekleştirilen izinsiz halka arz yoluyla tasarruf sahiplerinin mağduriyetine
yol açılmasının neden ve sonuçlarıyla, bu süreçte SPK'nın sorumluluğunun
araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis
Araştırması Komisyonu (10/16,262) üyeliklerine, siyasî parti gruplarınca
gösterilen adaylar seçildiler.
Başkanlıkça, Komisyonun başkan,
başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yapmak üzere toplanacağı gün, saat ve
yere ilişkin duyuruda bulunuldu.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında bulunan, Kamu İhale
Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı:
305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz
gelmediğinden,
2 nci sırasında bulunan, Esnaf ve
Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının (1/969) (S. Sayısı: 851)
görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından,
Ertelendi.
3 üncü sırasında bulunan, Yenilenebilir
Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun
Tasarısının (1/846) (S. Sayısı: 646) ) görüşmeleri tamamlanarak, elektronik
cihazla yapılan açıkoylamadan sonra, kabul edildiği ve kanunlaştığı açıklandı.
4 üncü sırasına alınan, Kırıkkale
Milletvekili Ramazan Can ile 3 Milletvekilinin, Ceza Muhakemesi Kanununun
Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifinin (2/440) (S. Sayısı: 896) tümü üzerinde bir süre görüşüldü.
11 Mayıs 2005 Çarşamba günü, alınan karar
gereğince saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime 22.06'da son verildi.
|
|
Sadık Yakut |
|
|
|
|
|
TBMM Başkanı Vekili |
|
|
|
Harun Tüfekci |
|
Türkân Miçooğulları |
|
|
Konya |
|
İzmir |
|
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.00
11 Mayıs 2005 Çarşamba
BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Türkân MİÇOOĞULLARI
(İzmir)
BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 97 nci Birleşimini açıyorum.
II.- Y O K L A M A
BAŞKAN - Elektronik
cihazla yoklama yapacağız.
Yoklama için 5 dakika
süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda
bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen
milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım
istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını,
görevli personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
yoklama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, toplantı yetersayı vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç
sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz,
Antalya'da sebze ihracatındaki gelişmeler hakkında söz isteyen, Antalya
Milletvekili Fikret Badazlı'ya aittir.
Buyurun Sayın Badazlı.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Antalya
Milletvekili Fikret Badazlı'nın, Antalya'da gelişmekte olan örtüaltı tarım
teknikleriyle, kesmeçiçek ve sebze ihracatındaki gelişmelere ilişkin gündemdışı
konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı
FİKRET BADAZLI (Antalya)
- Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; güzel Antalyamda gelişmekte olan
örtüaltı tarım ürünlerinde, kesmeçiçek ve sebze ihracatımızdaki sevindirici
gelişmeleri ve gerçekleri sizlerle paylaşarak, gelişmelerden sizleri
bilgilendirmek üzere kendi adıma söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi ve bizi
izleyen tüm vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği üzere, dünya
şehri Antalya, turizmde Türkiye'de ve dünyada marka olmuş, 2004 yılında 6 350
000 yabancı turist ağırlamıştır. Bu yıl ise, şu anda 2 000 000'u zorlayan
yabancı turistle 7 000 000'u aşacağımızı düşünüyoruz.
Değerli milletvekilleri,
yerlisi olarak mensubu olduğum, bundan da müstesna bir haz duyduğum güzel
Antalyam, 1,5 milyon dekar civarında, çoğu yeri sahil kesiminde, ılıman iklimi,
yılda üç mahsul veren arazileriyle tarım için ideal bir mikro klima
niteliğindedir. Bu güzel yörem, ekvatorda yetişen birkaç tropikal ürün çeşidi
hariç, tarımda hemen her ürünü, tamamına yakın çeşidiyle üretebilen bir nitelik
ve kabiliyete sahiptir.
Bu topraklarda ağırlıklı
olarak pamuk, narenciye, muz, seracılık, hububat öne çıkmaktadır. Sırasıyla
elma, pancar, mısır ve diğerleri bunu takip eder.
Bölgemizde, bugün için
190 000 dekar civarında örtüaltı seracılık mevcuttur. Bu, Türkiye'nin yüzde
35'ini teşkil ediyor. Buradan da anlaşılmış olacağı gibi, dünya cenneti güzel
Antalyam tarımda da dünyada marka olmuştur.
Tarımı ilkellikten,
köylülükten çıkararak, bilimi, tekniği, teoriyi pratikle harmanlayıp, kompoze
ederek daha doğru bir yerlere taşımayı hemen hemen başarmış olma noktasına
terfi ettirerek, tarımı sektör haline getirmeyi, sektör kelimesini doldurmayı
belli bir düzeyde gerçekleştirmiştir. Bu, gerçekten gurur verici bir tablodur.
Hiçbir etüdü, araştırması, fizibilitesi olmadığı halde, dededen kalma ilkel
metotlarla, kime ve kaça satacağı bilinmeden ve sadece yurtiçi pazarlara,
kendimize hitap eden, kıt olunca şöyle böyle değer bulan, bol olunca sokağa
dökülen ve el ovuşturulan tarıma da, doğrusunu isterseniz, benim sektör demeye
dilim varmıyor. Boğaz tokluğu kadar katmadeğer yaratan üretim de, gerçekten
benim içimin yağlarını eritiyor. Tarımda planlamayı becerdiğimiz, ürettiğimizi
dış pazarlara ihraç etmeyi başardığımız takdirde, hem çiftçimiz hem ülke
ekonomisi pozitif katmadeğerle kucaklaşacaktır.
Antalya, kendi
imkânlarıyla bu yolda emin adımlarla yürümeye devam ediyor. Sizleri,
Antalya'nın kesmeçiçek ve sebze ihracatıyla ilgili bilgilendireceğim.
Bölgemden, 30 Nisan 2004-30 Nisan 2005 döneminde, 50 000 000 dolarlık kesmeçiçeği,
benim, çalışkan, eli nasırlı, sorunlarının çözümünü hâlâ kimselere doğru dürüst
anlatamadığım kesmeçiçek üreticilerimiz, 20 000 civarında istihdamı da Allah'ın
izniyle sağlayarak, bu uğraşılarıyla başarmışlardır; kendileriyle övünüyorum.
Bu sektörün tüm uğraşanlarını takdir ediyorum.
Diğerlerini
belgelendirdiğim için, belgeden okuyacağım: "3 Mayıs 2005. Sayın Fikret
Badazlı, Antalya Milletvekili. Antalya'dan yapılan yaş sebze meyve ihracatı hız
kesmiyor. Paskalya tatili ve Avrupa'daki rakip üretici ülkelerde yaşanan
olumsuz kış şartları, Avrupa'daki süpermarketlerin yönünü Türkiye'ye çevirdi.
Özellikle Antalya için güç olan domates ihracatında büyük artışlar yaşandı.
Yılbaşından bu yana, hava şartlarından dolayı ihracatta sıkıntı yaşadığımız
Yunanistan dahil, ihracatımız arttı. Yılbaşından bu yana, en fazla ihracat
yaptığımız ülkeler, sırasıyla, Almanya, Hollanda, Romanya, Yunanistan ve Rusya
Federasyonudur. Son dört aylık ihracatımızda domates, 35 603 279 dolarla yüzde
79 artış kaydetti; biber ihracatımızda yüzde 29, hıyar ihracatımızda ise yüzde
81 artış yaşandı."
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Badazlı,
toparlayabilir misiniz.
Buyurun.
FİKRET BADAZLI (Devamla)
- Tamam, Sayın Başkan.
"Nisan 2005'te 21
159 759 dolar olarak gerçekleşen tarım ihracatı, yüzde 50 artış göstermiştir.
Nisan ayı içerisinde en fazla ihracat yaptığımız ülkeler, sırasıyla, Romanya,
Almanya, Rusya Federasyonu, Yunanistan ve Hollanda'dır. Dolar bazında domateste
yüzde 80, hıyarda yüzde 51, narenciyede ise yüzde 66 artış sağlanmıştır.
Yıl bazında gerçekleşen
ihracat (1 Mayıs 2004-30 Nisan 2005) 176 393 612 dolar olup, bir önceki yıla
göre yüzde 31 artmıştır. Son yıllarda en fazla ihracat yaptığımız ülkeler
Almanya, Hollanda, Romanya, Yunanistan, Fransa'dır. Ürün bazında ise, domates
55 759 064 dolarla yüzde 47 arttı; hıyar ihracatımız yüzde 51, biber yüzde 22
artış gösterdi.
İhracatımızdaki artış
hızı, eksiklerimize rağmen devam etmektedir. Kaliteli üretim artışı,
sertifikalı üretim ve dış pazarların talep ettiği ürün çeşitlerinin üretimini
artırdığımız oranda rekorlar kırmaya devam edeceğiz.
Mustafa Satıcı"
Bana bunları gururla
sizlere anlatma fırsatını sağlayan bu üreticilerin tümünü de tebrik ediyor,
terli alınlarını öpüyorum.
Anlaşılıyor ki,
hükümetimizin konuyla ilgili politikalarında bu gibi ihraca dönük üretimlere
cazibe kazandırmasıyla, üreticilerin birliklerini oluşturup, aklı kullanarak,
vadeli işlem borsalarını da kurarak, planlı, peşinen pazarlanmış fason üretime
geçerek -ki, bundan kuşkum yok- bölgemden önümüzdeki beş yılda 1,5 milyar,
onuncu yılda 3 milyar dolar sebze ve meyve ihracatına Antalya markasıyla
ulaşılabileceğini düşünüyorum.
Tarım öldü, köylü bitti
diye lüzumsuz ve gerekçesiz gürültü koparıp, gereksiz demagojilerden siyasal
malzeme üretmeye çalışanlara sesleniyorum: Tarımımız ölmedi; krizler döneminde
sendelediği bir sırada AK Parti İktidarı kolundan tuttu. Önce çiftçilerimizin
icra ve haciz dosyalarını ortadan kaldırarak başlattığı planlı programlı
çalışmayla tarım sağlıklı olarak yürümeye ve her geçen gün daha da büyümeye
başlamıştır. Önümüzdeki yıllarda planlı yürüyüşü koşuya çevirerek, hem
üreticilerimiz daha iyi bir hayat standardına kavuşacak hem de ülkemiz
ekonomisi tarımsal üretimden katmadeğer kazanmış olacaktır.
Bunları söylerken, henüz
övünülecek bir düzeyde sorunların çözüldüğünü de söyleyemiyorum; ancak, herkes
şunu iyi bilmelidir ki, önümüzdeki zaman, hepimiz ve ülkemiz için, daha
iyiliklere, güzelliklere hamiledir. Birbirimizi kıskançlıkla, kötülemekle,
karalamakla değil, oluşan bu güzellikleri de sevinerek, içimize sindirerek
paylaşırsak, arzulanan ideallerimize olan tüm güzelliklere daha çabuk, el ve
gönül birliğiyle kavuşuruz diyorum.
Ülkemizi, tüm
insanlarımızla barış içinde nice mutlu günlere, yıllara kavuşturmasını Cenabı
Allah'tan niyaz ediyorum.
Teşekkür ederim Sayın
Başkan. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Badazlı.
Gündemdışı konuşmaya
Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü cevap vereceklerdir.
Buyurun Sayın Bakan. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Antalya
Milletvekilimiz Sayın Fikret Badazlı'nın sebze ihracatındaki gelişmeler ve
özellikle Antalya İlimizin bu gelişmedeki payıyla ilgili değerlendirmesini
dinledik. Ben, kendisine kısaca katkıda bulunmak istiyorum; evvela,
sektörümüzle ilgili bir gelişmeyi dile getirdiği için teşekkür ediyorum.
Konuşmama başlamadan
önce, Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Sayın Kemal Derviş'in, bugün Meclis
Genel Kurulunda bulunduğunu görüyorum; kendisini selamlıyorum. Birleşmiş
Milletler Kalkınma Programı Başkanlığına seçildiğinden dolayı tebrik ediyorum.
Memleketimize hayırlı hizmetler vermesi konusunda düşüncelerimi ifade ediyorum.
Hepinizi, tekrar, saygıyla selamlıyorum.
Efendim, evvela, ben,
konuyla ilgili çok genel bir değerlendirme yapmak istiyorum. Sebze ve meyve,
Türkiye'nin Avrupa Birliğiyle olan müzakere sürecinin başlamasının yaklaştığı
bir dönem içerisinde, başlangıç itibariyle mukayese ettiğimizde, daha
başlangıçta, mukayeseli olarak üstün olduğumuz bir alandır. Dolayısıyla,
evvela, bu alanda, tahıla, yağlı tohumlara, hayvancılığa nispetle atmamız
gereken o çok önemli yapısal değiştirmelere nazaran, nispeten üretimini
artırmak gibi daha kolay bir görevimiz vardır, yolumuz vardır. Dolayısıyla, bu
sektörün, yaş meyve ve sebze sektörünün, ülkemizdeki bu avantajından dolayı,
yani, tabiatın, toprağın, güneşin beraberinde getirdiği bir avantaj olarak yaygınlaşması
ve gelişmesi önemlidir.
Ülkemizde, bu açıdan
baktığımızda, toplam alanların yüzde 3'lük bir payı bu amaçla kullanılmaktadır
ve 22 000 000 ton üretimle, toplam bitkisel üretimin içerisinde ise çok önemli
bir yeri vardır, yüzde 23'lük bir payı vardır ve yüzde 3'lük ekim alanına nispetle
toplam üretim değerindeki payı aslında katmadeğerinin de ne kadar yüksek
olduğunu gösterir; dolayısıyla, avantajlı olduğumuz bu alanda yapmamız gereken
iş nispeten daha kolay olması dolayısıyla, yurtiçi üretimi artırma ve
dolayısıyla, ihracatımızı artırma imkânı vardır. Sayın Badazlı bu konudaki
gelişmeleri çok detaylı olarak verdi. Ben, bu konuda, Bakanlığıma, meslek
kuruluşlarına ve özellikle üniversitelerimize çok önemli görevler düştüğünü
biliyorum.
Özellikle bu sektörün
birkaç temel önemli sorunu vardır. Hızla gelişmekle birlikte, evvela, bunların
içerisinde en önemlisi örgüt sorunu, küçük ve dağınık işletmeler yapısı ve bir
başka temel girdi olarak sertifikalı tohumluk ve virüsten ari fidan konusu ve
pazarlama konuları olarak sayılabilir. Bunlar, bizim de sorumluluk alanımıza
giren alanlardan bazılarıdır.
Bu alanda Antalya'nın
nispî önemi çok yüksek. Antalya, toplam üretim içerisinde, özellikle
örtüaltında, çok büyük bir paya sahip ve dolayısıyla, ihracat içerisindeki
payının da o sebeple yüksek olması doğal; en başta gelen illerimizden biri.
Ben, özellikle, bu yaş
sebze meselesi geldiğinde, tohumculuk konusunun önemiyle ilgili birkaç cümle
söylemek istiyorum. Bundan dört beş yıl önce, neredeyse tohumluk bakımından
yüzde 100 dışa bağımlı olan bir ülkeyken, şimdi, bu oran, yurtiçi üretimindeki
artışla beraber bir nebze iyileşmiştir; ama, hâlâ, büyük oranda dışa
bağlılığımız sürmektedir.
2004 yılında
üniversiteler ve araştırma enstitülerimizle ve en önemlisi ise, 22 tohumculuk
sektöründe çalışan firmayla birlikte gerçekleştirilen bir projeyle, Türkiye'de
F1 hibrit sebze çeşitlerini geliştirme ve tohumluk üretim projesi hayattadır. 8
sebze türünde, dört beş sene içerisinde yüzde 40'lara ulaşacak bir tohumluk
üretim hedefi vardır. Bunun, sekiz yıl içerisinde de yüzde 70'lere ulaşması söz
konusudur, çok önemli adımlar atılmaktadır. Dolayısıyla, bu sektörümüzün en
temel sorunu olan, yani, bir bakıma bilgi ve teknolojinin esas yoğun olarak
kullanıldığı alan, tohumculuk alanında ülkemizde böyle bir gelişmenin ortaya
konulduğunu ifade etmek istiyorum.
Onun dışında, bu sektörü
geliştirmeye yönelik olarak, özellikle, ihracatta kalıntı izleme konusunda
Bakanlığımızın yapmış olduğu çalışmalar ve özellikle ihracat ağırlıklı üretim
yapan bölge üreticilerinin bilinci ve meslek kuruluşları arasındaki işbirliği,
Antalya'dan 2004 yılında ihraç edilen binlerce ton sebzeden hiç geri dönen
olmamasıyla bu konudaki gelişmeyi ortaya koymuştur. Dolayısıyla, ihracat
bakımından en önemli engel olan standartlara uygun olmayan üretim konusunda da
çok önemli mesafe alınmıştır. Yani, iyi tarım uygulamaları diye ifade ettiğimiz
alanda gelişmeler vardır. Bu konuda, idarî mevzuatı düzenleme konusunda
Bakanlığımızla meslek kuruluşlarının işbirliği önem arz etmektedir.
Bu sektörü geliştirmeye
yönelik olarak malî destekler konusunda çok önemli bir gelişme vardır. Evvela,
örtüaltı yetiştiriciliğinde yüzde 40 indirimli faizli kredi kullanma imkânı söz
konusu. Aynı şekilde, sertifikalı
tohumlukta bu oranda bir indirim söz
konusu. Eğer, bu üretimi organik yapacaksak, yüzde 60 oranında yine düşük
faizli kredi kullandırılması söz konusu olmaktadır.
Ben, sektördeki gelişmeyi
dile getiren saygıdeğer milletvekilimize tekrar saygılarımı sunuyorum. Bu
vesileyle, hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum efendim. (Alkışlar)
BAŞKAN- Teşekkür ederim
Sayın Bakan.
Gündemdışı ikinci söz,
Seydişehir Eti Alüminyum Tesislerinin özelleştirilmesi süreciyle bağlantılı
olarak cevaplandırılamayan gündemdışı konuşma ve soru önergeleriyle ilgili söz
isteyen Konya Milletvekili Atilla Kart'a ait.
Buyurun Sayın Kart.
2.- Konya
Milletvekili Atilla Kart'ın, Seydişehir Eti Alüminyum tesislerinin
özelleştirilmesi sürecinde hukukdışı ilişkiler bulunduğu yolundaki iddialara
ilişkin gündemdışı konuşması
ATİLLA KART (Konya) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 13 Temmuz 2004 tarihinde Seydişehir Eti
Alüminyum Tesislerinin özelleştirilmesi sürecinde hukukdışı ilişkiler bulunduğu
yolundaki iddialarla ilgili olarak gündemdışı konuşma yapmış ve Sayın Başbakan
ile Sayın Maliye Bakanına huzurunuzda birtakım sorular yöneltmiştim. Aradan on
ay geçti. 13 Temmuz 2004 tarihindeki sorularım cevaplandırılmadığından ve bu
konudaki sorular daha da yoğunlaştığından, tekrar gündemdışı söz almak gereğini
duydum; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu
tesislerin özelleştirilmesi sürecinde, yasal özelleştirme takvimi başlamadan
evvel belli bazı sermaye gruplarıyla hukukdışı ilişkiler içine girildiği
yolunda tarafımıza ciddî ve dayanaklı belgeler ulaştırıldı. Bu belgelere göre,
diğer birtakım iddiaların yanında, dünya alüminyum pazarında büyük pay sahibi
olan Sual Holding ve bu holdingin Türkiye'deki bağlantısı olan Rixos Hoteller
yetkililerine "bilgi odası" kapsamındaki bilgiler verilmiştir. Sahte plakalı araçlarla tesisler ziyaret
edilmiştir. Sayın Başbakan, Sual Holding Başkanı Vekselberg'le görüşmüştür. Bu
ziyaret ve görüşmeler Nisan 2003 tarihinde yapılmıştır. Tesislerin özelleştirme
kapsamına alınması kararı ise, dikkatinizi çekiyorum, 20 Mayıs 2003 tarihinde
verilmiştir.
Değerli arkadaşlarım, bu
süreç içinde, Mart 2003 tarihinden Nisan 2005 tarihine kadar aradan geçen iki
yıllık süre içinde, Sayın Başbakana 9 adet soru önergesi tarafımızdan verildi.
Bu önergelere Sayın Başbakan adına Sayın Maliye Bakanı cevap verdi. Bu soru
önergelerinde, Sayın Başbakanın yaptığı görüşmelerin içeriği sorularak, Rixos
Hotel yetkililerinin alüminyum tesislerini sahte plakalı araçlarla
ziyaretlerine ilişkin belge ve iddialar dile getirildi; modernizasyon projesinin
yapılan tatminkâr tekliflere rağmen neden uygulanmadığı ve engellendiği
soruldu; yirmi yıldır Seydişehir'e bağlanmayan Oymapınar Hidroelektrik
Santralının, Eti Alüminyumun özelleştirme kapsamına alınmasından hemen onbeş
gün sonra Eti'ye bağlanmasındaki gerekçeler soruldu; tesislerin arşivinde
kundaklama yoluyla çıktığı bilirkişi raporuyla açıklık kazanan yangınla ilgili
iddialar soruldu.
Değerli arkadaşlarım, bu
soruların hiçbirine tatminkâr açıklama getirilmedi. Sayın Başbakanın
Vekselberg'le yaptığı görüşmelere ilişkin sorulara ise Sayın Maliye Bakanı
aynen şu cevabı verdi: "Başbakan ile Vekselberg'in görüşme yaptıklarına
dair Özelleştirme İdaresi kayıtlarında herhangi bir bilgi ve belge
yoktur."
Değerli arkadaşlarım, bu
cevaplar kamu yönetimi ciddiyeti ve sorumluluğuyla bağdaşmayan cevaplardır;
yasama denetimini önemsemeyen, ortadan kaldıran ve hukuk tanımayan bir anlayışı
ifade eden cevaplardır; özelleştirme işlemlerinin şeffaf olması ilkesiyle
bağdaşmayan cevaplardır; özelleştirmenin esasını teşkil eden rekabet ortamı
yaratılması ve haksız rekabetin önlenmesi amaçlarıyla bağdaşmayan cevaplardır.
Değerli arkadaşlarım,
sorduğum sorular son derece açık; Sual Holding Başkanıyla hangi ortamlarda
görüşme yapıldığını soruyorum; bu görüşme ve kayıtların Özelleştirme İdaresi
kayıtlarında bulunup bulunmadığını sormuyorum; görüşmelerin içeriğini ve
kamuoyuna neden açıklanmak istenilmediğini, neden görüşme yapıldığını, nerede
görüşme yapıldığını soruyorum. Bu görüşmelerin devlet sırrı niteliği teşkil
eden bir yönü varsa, bunu ifade etmelerini istiyoruz. Elbette, devlet kavramına
olan saygımız sebebiyle, Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı ve Maliye Bakanının
bu konudaki ifadelerine inanır ve itibar ederiz; yeter ki, bu konuda açıklama
yapsınlar.
Değerli arkadaşlarım
-tekrar ifade ediyorum- böyle bir gayri ciddîlik olamaz. Bu ilişki ve
görüşmeler neden gizleniyor, gizlenmek ihtiyacı neden duyuluyor, neden ısrarla
gerçeğe aykırı cevaplar veriliyor? Böyle bir süreç içerisinde gelişen
özelleştirme işlemlerinden kuşku duyulmasından daha doğal ne olabilir.
Bakın, değerli
arkadaşlarım, açıklık kazanan bir husus var. 60 000 000 dolarlık
modernizasyonla tesisin 136 000 000 dolar, yıllık, kâra geçeceği, meslek
odalarının ve akademisyenlerin raporlarıyla açıklık kazanmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kart,
toparlayabilir misiniz.
Buyurun.
ATİLLA KART (Devamla) -
Toparlıyorum Sayın Başkanım.
Buna rağmen bu süreç
engellenerek, boksit madenlerinin ruhsatlarının devri de sağlanarak, hiçbir
istihdam, üretim ve teknoloji şartı getirilmeden kapalı kapılar ardında
özelleştirilme yapılmak istenilmesinin anlamı ve gerekçesi ne olabilir; bunları
soruyoruz değerli arkadaşlarım.
Bu hukukdışı sürece karşı
Seydişehir halkı, işçisi, esnafı, kadını ve çocuğuyla birlikte 1 Mayısta sesini
yükseltmiş ve kararını vermiştir; yasal ve anayasal sınırlar içerisinde her
türlü engellemeyi yapmaya karar vermiştir. Seydişehir halkının bu onurlu ve
kararlı mücadelesine tarafımızdan da her anlamda destek verilecektir.
Değerli arkadaşlarım,
hükümeti, bu konuda yeni bir değerlendirme yapmaya davet ediyorum; sorularıma,
ciddî ve somut cevaplar bekliyorum. Bütün bu hususların, idarî yargı aşamasında
yapılacak değerlendirmelerde, özelleştirme işlemlerinin sıhhatini etkileyen
temel unsurlar olarak değerlendirileceğini önemle ifade ediyorum.
Bu süreç içinde
kamuoyunun ve Genel Kurulun olayı değerlendireceğine olan inancımı ifade
ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Kart.
Gündemdışı üçüncü söz,
Birleşmiş Milletler Teşkilatı Kalkınma Programı Başkanlığına seçilmesi
nedeniyle milletvekilliğinden istifa eden İstanbul Milletvekili Kemal Derviş'e
aittir.
Buyurun Sayın Derviş.
(Alkışlar)
3.- İstanbul Milletvekili Kemal Derviş'in, Birleşmiş
Milletler Teşkilatı Kalkınma Programı Başkanlığına seçilmesi münasebetiyle,
Türkiye'nin kriz döneminde içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik şartlara, bundan
sonra yapılması gerekenlere ve Avrupa Birliği üyeliği sürecinde atması gereken
adımlara ilişkin gündemdışı konuşması ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in cevabı
KEMAL DERVİŞ (İstanbul) -
Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; bugün, gerçekten, biraz
karışık hislerle sizlere hitap ediyorum. İki yıldır birlikte çalışıyoruz;
tabiî, özellikle Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarla; fakat, diğer bütün
milletvekili arkadaşlarla birlikte komisyonlarda. Yeni yeni dostluklar oluştu,
birliktelikler oluştu; birlikte sanıyorum önemli işler yaptık ve sizlerden
ayrılmak kolay değil. Türkiye'den de ayrılmıyoruz tabiî; ama, geçici olarak,
işin merkezi New York'ta olduğu için evimizi de taşıyacağız, o da hiç kolay
değil; ama, diğer taraftan, şunu sizinle paylaşmak istiyorum:
Gerçekten, bu Birleşmiş
Milletler Kalkınma Teşkilatının Başkanlığını, bu yarışı Türkiye olarak
kazandık. Ben, bu yarış sürecinde hepinizin desteğini hissederken, özellikle,
daha büyük bir güçle yarışabildim ve hakikaten, Türkiye olarak yarıştığımızı
gördüm, diğer ülkeler de gördüler, Birleşmiş Milletler de gördü ve bu, sanıyorum
hepimize şöyle bir fırsat da verdi: Türkiye olarak birliktelik olunca
-özellikle dış dünyaya dönük biçimde- çok güçlü olabiliyoruz. İnanın ki, tabiî
ki deneyimlerim var, kişisel deneyimlerim var, geçmişte kazandığım tecrübeler
var, yaptığım işler var; fakat, diğer adaylar da güçlü adaylardı, saygın
adaylardı, güçlü ülkelerden geliyorlardı; Japonya gibi, İngiltere gibi, Norveç
gibi; fakat, Türkiye'nin dünyada özel bir konumu var. Türkiye, hem Müslüman
dünyasına üye bir ülke hem Avrupalı, hem Avrupalı hem NATO üyesi, hem
gelişmekte olan ülkelerin dünyasında bir aile ferdi olarak gözüken bir ülke. Gerçekten,
Türkiye dünyaya kucağını açtığı zaman, Türkiye dünyadaki diğer insanlarla el
ele çalışmak istediği zaman gücümüz çok artıyor ve Türkiye'nin dünyadaki hem
yerini hem dünyanın Türkiye'ye gereksinimini daha iyi görebiliyoruz. Bu yarışma,
biraz da bunu görmeme fırsat oldu. Dolayısıyla, bu yeni işe daha büyük bir
heyecanla başlıyorum; çünkü, hakikaten, Türkiye'nin bu işlevini, bu özel yerini
dünyada, belki orada, Birleşmiş Milletlerde 191 ülkenin bir araya geldiği Genel
Kurulda ve diğer teşkilatlarda yaşayabileceğim ve buna katkıda da
bulunabileceğim.
Sizlere, bugün, çok kısa
-gündemdışı konuşmanın süresi, tabiî, kısıtlı- fakat, önemli bulduğum birkaç
noktayı vurgulamak istiyorum ve özellikle bakanken biliyorsunuz, ilk bakanken,
şurada oturuyorduk, ilk geldiğimde, hatta bir hata yapmıştık, dışarıdan atanan
bakan da oy verebilir düşüncesiyle elimizi kaldırmıştık. Dört yıl, ilk başta
bakan olarak ondan sonra milletvekili olarak çalıştık. Bu dört yıllık süre
içinde tabiî ki, bazı şeyleri öğrendim, deneyimler edindim, bazı önemli
noktaları sizlerle çok kısaca paylaşmak istiyorum.
Tabiî, birinci konu,
ekonomi. Ekonomi yüzünden geldim, ekonomi yüzünden bakan oldum ve ekonomiden
sorumlu bakanlığı onsekiz ay yürüttüm. Kriz dönemiydi; fakat, tabiî, rakamlara
baktık, vatandaşla çok konuştuk, olayları daha bir yerinde inceledik ve şunu
vurgulamak istiyorum: Kriz, kısa vadeli bir sürecin sonucu değildi. Hele hele
kriz, Sayın Cumhurbaşkanı ile zamanın Sayın Başbakanı arasındaki bir
tartışmadan doğmadı. Kriz, hakikaten, 90'lı yılların birikiminden ortaya çıkan
bir kriz olmuştur. Bütün rakamlara bakın, sadece millî gelir rakamlarına değil,
kişi başına düşen millî gelir rakamlarına değil, diğer kalkınmışlık
endekslerine bakın, Birleşmiş Milletlerin kalkınmışlık endekslerine bakın.
Türkiye, 50'li yıllarda da ilerlemiştir, 60'lı yıllarda kalkınmıştır, 70'li
yıllarda, 80'li yıllarda. Bunalım olmuştur, kriz olmuştur; ama, adım adım
kalkınmıştır, ilerlemiştir. 90'lı yıllara baktığımız zaman, bu kalkınma
tıkanmıştı Türkiye'de. 90'lı yılların rakamlarına baktığınız zaman, 90'lı
yıllarda fazla bir ilerlemeyi, maalesef, kaydedemediğimizi göreceksiniz.
Dolayısıyla, 2001 yılı
krizi, bu on yıllık, maalesef, kayıp sürenin bir sonucu oldu, yanlış
politikaların, yanlış uygulamaların sonucu oldu. Tabiî, kriz, illa da Şubat
2001'de olmayabilirdi, Mayıs 2001'de olabilirdi veya biraz daha erken olabilirdi,
hatta, belki, eylül ayına kadar olmayabilirdi; ama, mutlaka sonunda olacaktı.
Çünkü, 90'lı yılların uygulaması, ekonomi politikası, gerçekten hatalı, kısa
vadeye dönük, her an kısa vadeli hedefleri takip eden, uzun vadeyi görmeyen,
hesaba katmayan ve uzun vadeli bir çalışmayı içermeyen bir ekonomi
politikasıydı. Bunun, tabiî, önemli siyasal nedenleri vardı.
Ben, bakan olduğumda
merak ettim, benden önceki Hazine bakanlarının ortalama süresine baktım, dokuz
aymış. Şimdi, dokuz ayda bir, bir kuruluşun başı değişirse, o kuruluş başarılı
olamaz. Hiç birimiz... Herhangi bir yeni işe geldiğimizde -eminim, aynı
görüştesiniz- ilk üç dört ay ancak öğreniyoruz işi, yavaş yavaş işe sahip
oluyoruz, ondan sonra gerçekten verimli olmaya başlayabiliriz. Dolayısıyla,
dokuz ayda bir bakan değiştiren bir yılda bir, bazen altı ayda bir hükümet
değiştiren bir ülkede, etkili, uzun vadeye dönük bir ekonomi politikasının
olması mümkün değildi ve çok kısa vadeli işler yapıldı, çok olmayan bir kaynak
dağıtılmaya kalkışıldı kısa vadeli siyasal hesaplarla ve sonu, tabiî, çok
ciddî, hepimizin ağır bedel ödediği bir kriz oldu.
Şimdi, bunu önlemek için;
yani, ileride bunun bir daha yaşanmaması için, hakikaten, daha uzun vadeli
düşünüp, uygulamaları, politikaları, önlemleri, uzun vadeli bir perspektif
içinde almanın önemini vurgulamak istiyorum bugün çok kısaca.
Burada, tabiî, bağımsız
kurulların da önemli bir işlevi var. Şuna inanıyorum ki, başarılı uygulamalar
oldu. 2001 yılından sonra, benim de dahil olduğum hükümet, reformlar konusunda
çok başarılı bazı adımlar attı, ondan sonra gelen hükümet de başarılı adımlar
attı; fakat, acaba, Türkiye, otuz yıldır, yüzde 70 düzeyinde, ortalama yüzde 70
düzeyinde devam eden enflasyonu, gerçekten, bağımsız bir Merkez Bankası
olmasaydı, aynı biçimde, bugün, yüzde 7'lere, 8'lere çekebilir miydi;
sanmıyorum; çünkü, hepimiz insanız, ben de bakanken, Merkez Bankası Başkanına
"Süreyya Bey, bu faizler çok yüksek, bence biraz daha hızlı indirmekte
yarar var" diye telefon açtığımı, konuştuğumu hatırlıyorum. Merkez Bankası
Başkanı da "Sayın Bakanım, biz, aynı fikirde değiliz; para politikasından
biz sorumluyuz, şu anda düşürmeyeceğiz" yanıtını verdi. Eskiden bu mümkün
değildi; Merkez Bankası bağımsız olmasaydı, bu yanıtı veremezdi; yani, bu bir
örnek. Diğer konularda da bu geçerli; enerji konusunda, bankacılık konusunda...
Bu, şey anlamına gelmez, bağımsız kurullar veya bağımsız Merkez Bankası hiçbir
zaman hata yapmaz anlamına gelmez tabiî, onlar da hata yapabilir; ama, bu
kurulların bağımsızlığı ve yasadaki belirlenen hedefler doğrultusunda, kısa
vadeli siyasetten ayrı biçimde çalışmaları, gerçekten, uzun vadeli kalkınmamız
için ve Türk insanının uzun vadeli mutluluğu için çok önemli. Tabiî ki şeffaf
olmaları gerekir, tabiî ki hesap vermeleri gerekir, tabiî ki siyasetten gelen
sorular veya sivil toplumdan gelen sorulara yanıt vermeleri gerekir; ama,
yasalarda belirtilen özerklikleri çerçevesinde, uzun vadeli kalkınma ve
ekonomik istikrar hedeflerine, istihdam olsun, para politikası olsun, enerji
olsun, herhangi bir konuda olsun, bu uzun vadeli yaklaşımın bence önemli bir
boyutudur. Buradaki dengeyi, tabiî, sizler, zaman içinde daha iyi
ayarlayacaksınız, eminim; ama, bu uzun vadeli perspektifi, sanıyorum, unutmamak
gerekir. Türkiye, 2001 krizine, on yıllık, kısa vadeli hesaplar ve hep kısa
vadeyi amaçlayan politikalar yüzünden girdi.
Sürem bitmek üzere.
İkinci önemli bir konu, tabiî, son iki yıl boyunca, Avrupa Birliği konusunda
birçok arkadaşla birlikte çalıştık; komisyonlarda, Avrupa Birliği Karma
Komisyonunda, Cumhuriyet Halk Partisinin Avrupa'daki sosyaldemokrat
kuruluşlarla, yandaş partilerle olan çalışmalarında. Çok kısaca, bu Avrupa
Birliği konusuna değinmek istiyorum.
Avrupa Birliği,
Türkiye'nin kırk yıl da değil, belki yüzelli yıllık bir macerası, bir hedefi.
Gelişmiş ülkelerin ailesine katılmak, gerçekten kalkınmış, refah içinde yaşayan
bir toplum olmak ve aynı zamanda özgürlük içinde bir toplum olmak, esas hedef o
tabiî, ve...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Derviş,
toparlayabilir misiniz.
KEMAL DERVİŞ (Devamla) -
...bizim coğrafyada, bunu Avrupa Birliği simgelediği için, doğal olarak bunun
için çabalıyoruz. Tabiî, yaptığımız birçok reformu, birçok değişimi kendimiz
için yapıyoruz ve Avrupa Birliği olmasa da yapacağız. Bunu hem CHP'li
arkadaşlarım hem Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarım çoğu zaman söylüyorlar
ve haklılar; birçok özgürlükler konusunda -ölüm cezasının kaldırılması gibi,
çağdaş dünyanın benimsediği, bence bizim de insan olarak benimsediğimiz; zaten
uygulamıyorduk uzun süredir- Türkiye için yaptığımız reformlar, ekonomik
reformlar... Ama, bütün reformları da illâ Avrupa Birliğinin istediği gibi
yapmayabilirdik eğer Avrupa Birliği süreci olmasaydı, bazı şeyleri biraz farklı
yapabilirdik; fakat, burada bir uzlaşma gereği var ve Avrupa Birliğiyle bazı
konularda da uzlaşmak istiyoruz. Niye istiyoruz; çünkü, Avrupa Birliğine tam
üye olmak istiyoruz ve esas ikinci hedefimiz, en az birincisi kadar önemli
-reformlar kendi başına bir hedef, tabiî- biz Türkiye olarak, bu coğrafyada, bu
Avrupa-Akdeniz-Yakındoğu coğrafyasında söz sahibi bir ülke olmak istiyoruz,
masada oturmak istiyoruz. Gümrük politikası belirlenirken Brüksel'de, biz de o
politikayı belirleyen ülke olmak istiyoruz. Yarın Avrupa savunma politikası
belirlendiğinde, biz de bu savunma politikasının belirleyici ülkesi olmak
istiyoruz. Dolayısıyla, reformlar ilerlesin, biz bu hedefe doğru yürüyelim;
ama, olmazsa da olur mantığına ben katılmıyorum; olması gerekiyor. Bizim,
orada, tam üye olarak karar mekanizmasına katılmamız gerekiyor. Bunu başaramazsak
Türkiye olarak, Meriç Nehri bir nevi yeni demirperde olur; Meriç'in kuzeyi ve
batısı ve Meriç'in güneyi ve doğusu diye. Buna müsaade etmemeliyiz. Biz, bu
coğrafyanın parçasıyız, tarih boyunca da parçası olmuşuzdur. Bugünkü büyük
birleşmeler doğrultusunda... Çünkü, küçük ülkeler bugün artık hakikaten zorluk
çekiyor, daha büyük bölgelere doğru gidiyoruz; Çin olsun, Hindistan olsun,
Amerika olsun, Kuzey Amerika... Bizim de coğrafyamızda Avrupa Birliği var.
Dolayısıyla bizim buna gerçekten tam üye olarak katılmamız çok önemli bir
hedef, çok zor bir hedef, çok çok zor bir hedef; ama, bence elde edilebilir bir
sonuç. Yeter ki, buna inanarak, maçı kazanacağımıza gerçekten inanarak
çalışalım, birlikte çalışalım. Bazı ayrıntıda ayrı fikirde olabiliriz; ama,
bence, Türkiye'nin, temel hedefi görerek ve temel hedefin mutlaka eşit güçte,
eşit haklarla karar verici bir Avrupa ülkesi olması çok çok önemli. Bu ikinci
vurgulamak istediğim nokta.
Bu çalışmalara eminim
devam edeceksiniz. Ben de, uzaktan herhangi bir yararım olabilirse -tabiî yeni
konumumla uyumlu bir yararım olursa- tabiî ki her türlü desteği vermeye
hazırım.
Sayın Başkan, çok değerli
milletvekili arkadaşlarım; inşallah bu Kurulda olmasa bile, Ankara'da,
İstanbul'da, New York'ta veya Avrupa ülkelerinde buluşuruz, kahve içeriz,
birlikte yemekler yeriz; her zaman beklerim. Önce, bakan olarak, ondan sonra da
milletvekili olarak, bana birlikte çalışma fırsatı verdiğiniz için,
gösterdiğiniz dostluk için gerçekten çok çok teşekkür ederim. Bundan sonra da lütfen
desteğinizi, dostluğunuzu esirgemeyin; bu dünya küçük bir dünya. Bir kamu
görevinden diğer bir kamu görevine gidiyorum. (Alkışlar) Çok teşekkürler.
Sizlere de, dostça,
yapıcı siyasal yarışmalar dilerim.
Çok teşekkürler.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Gündemdışı
konuşmaya, Adalet Bakanı Cemil Çiçek cevap vereceklerdir.
Buyurun Sayın Bakan.
(Alkışlar)
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK
(Ankara) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Sayın Kemal Derviş'in gündemdışı yaptığı konuşma dolayısıyla,
Hükümetimizin ve müsaade ederseniz sizler adına da hissiyatımızı ifade etmek
üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Büyük bir memnuniyetle
karşıladığımız gibi, Sayın Kemal Derviş, Birleşmiş Milletler için ve bütün
dünya için çok önemli bir görevi, tarihî bir görevi, sorumluluk gerektiren bir
görevi üstlenmiş bulunmaktadır; evvela bu görevinde başarılar diliyoruz.
Bu görev, yalnız kendisi
için değil, görev aldığı alanlar için değil, hiç şüphesiz, bir Türk vatandaşı
olarak da gurur duyduğumuz bir görevdir; bu görevi layıkı veçhile yerine
getireceğinden eminiz, bundan dolayı da kendilerine başarılar diliyoruz.
Sayın Derviş, ülkemizin
çok zor, çok sıkıntılı bir döneminde görev almış; o günün şartları içerisinde,
Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı bu ekonomik sıkıntılardan, bunalımlardan
çıkarılabilmesi noktasında, elinden geldiği kadar azamî çabayı göstererek büyük
hizmetler vermiştir. Hiç şüphesiz, Türkiye'nin bu dönemiyle ilgili yazı
yazılırken, tarih yazılırken, kendi ismiyle ilgili olarak da önemli notların
düşeceğinden hiçbirimizin bir endişesi yoktur; bu hizmetlerinden dolayı da
ayrıca teşekkür ediyoruz.
Bugün, burada yaptığı
konuşmada, gerçekten, başta Avrupa Birliği ve uygulanması gereken politikalar
çerçevesinde, hepimiz için çok faydalı, çok önemli konulara temas etmiştir.
Artık, şunu hepimiz
biliyoruz ki, Türkiye'nin kaybedecek günü de yoktur, günü kurtaracak
politikalarla da bir yere varması mümkün değildir. Eğer bu yola devam edersek,
Türkiye, bunca acıyı, bunca tecrübeyi hiç yaşamamış demektir, bunlardan hiçbir
ders çıkarmamış demektir. Bundan böyle, hepimizin, ister iktidar ister
muhalefet, günü kurtarmak ya da "aferin" almak adına değil, geleceği
sağlam temellere oturtmak adına adımlar atmamız, doğru tercihleri yapmamız ve
istikrarlı politikaları sürdürmemiz lazım gelir. Bu istikrar, sadece siyasette
değil, aynı zamanda ekonomide de olması gerekir. Şunu, bir defa daha gördük ki,
ekonomisi güçlü olmayan ülkelerin başka alanlardaki politikaları da o nispette güçlü
oluyor ya da olmuyor. Yaşanan tecrübelerden bu neticeyi çıkarabildiysek ve
böyle bir gelecek inşa edebildiysek bu tecrübeler üzerine, evet, o tecrübeler
bize bir şeyler kazandırmış demektir. İnanıyorum ki Türkiye, artık, böyle bir olgunluğa,
siyasî olgunluğa, ekonomik olgunluğa ve sorumluluk bilincine de varmıştır,
varmaktadır. Hiç şüphesiz, böyle bir olgunun meydana gelmesinde de, Sayın
Derviş'in önemli katkıları olmuştur.
Ben, bu vesileyle, tekrar
kendilerine başarılar diliyorum, yaptığı hizmetlerden dolayı kendilerine
teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan.
Sayın milletvekilleri,
Başkanlık Divanı olarak, Sayın Derviş'in Birleşmiş Milletler Teşkilatı Kalkınma
Programı Başkanlığına seçilmesi nedeniyle Türk Milleti adına gurur duyduğumuzu
belirtiyor, kendisine başarılar diliyoruz. (Alkışlar)
Gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula
diğer sunuşları vardır.
Önce, Kâtip Üyenin
oturarak okumasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
Bazı girişimcilerce
holding adı altında gerçekleştirilen izinsiz halka arz yoluyla tasarruf
sahiplerinin mağduriyetine yol açılmasının neden ve sonuçlarıyla bu süreçte
SPK'nın sorumluluğunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla kurulan (10/16, 262) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun
başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimine dair bir tezkeresi vardır;
okutuyorum:
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- (10/16,
262) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının,
Komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin
tezkeresi (3/824)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Bazı girişimcilerce
holding adı altında gerçekleştirilen izinsiz halka arz yoluyla tasarruf
sahiplerinin mağduriyetine yol açılmasının neden ve sonuçlarıyla bu süreçte
SPK'nın sorumluluğunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonu, komisyon başkanı, başkanvekili,
sözcü ve kâtip üyelerini seçmek üzere, 10.5.2005 Salı günü saat 17.15'te Halkla
İlişkiler Binası B Blok 2. Kat 4. Banko 7-8 Nolu Araştırma Komisyonu Toplantı
Salonunda 8 üyenin katılımıyla toplanmış, aşağıda isimleri ve seçim bölgesi
yazılı sayın üyeler belirtilen görevlere seçilmişlerdir.
Nezir Büyükcengiz
Konya
Komisyon Geçici Başkanı
|
Başkan |
: Telat Karapınar |
(Ankara) |
7 oy |
|
Başkanvekili |
: Kerim Özkul |
(Konya) |
7 oy |
|
Sözcü |
: Mustafa Tuna |
(Ankara) |
7 oy |
|
Kâtip |
: Abdullah Erdem Cantimur |
(Kütahya) |
7 oy |
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
Cumhuriyet Halk Partisi
Grubunun, İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır; okutup,
oylarınıza sunacağım.
IV.-
ÖNERİLER
A) SİYASÎ
PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1.-
Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin CHP Grubu önerisi
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulu 11.5.2005
Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin,
İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz
ederim.
Saygılarımla.
Haluk Koç
Samsun
Grup Başkanvekili
Öneri: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Gündeminin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan
Gelen Diğer İşler" kısmının 134 üncü sırasında yer alan 565'e 1 ek sıra
sayısının (Kahramanmaraş Milletvekili Nevzat Pakdil) bu kısmın 4 üncü sırasına
alınması önerilmiştir.
BAŞKAN - Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu önerisinin lehinde söz isteyen, Atilla Kart, Konya Milletvekili.
Buyurun Sayın Kart.
ATİLLA KART (Konya) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu tarafından
Danışma Kuruluna sunulan ve gündeme alınması yolunda Genel Kurulun takdirine
sunulan grup gündem önerisi üzerinde lehte söz almış bulunmaktayım; Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Adalet ve Kalkınma Partisine mensup 4 milletvekiliyle ilgili İGDAŞ dosyasını
dördüncü defa Genel Kurul gündemine getiriyoruz. Bu dosya neden bu kadar
önemli, neden ısrarla gündeme getiriyoruz; inanıyorum ki, dosya içeriği
hakkında bilgi sahibi oldukça ve yeni gelişmeleri öğrendikçe bu konudaki
değerlendirmelerimize daha çok hak vereceksiniz.
Değerli arkadaşlarım, bu
dosyada, daha evvel de ifade ettiğim gibi, dört milletvekili dışında, sanıklar
arasında Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Hilmi Güler, Başbakanlık
Müsteşarı Sayın Ömer Dinçer de vardır. Dosya sanıklarının sayısı 159'a
ulaşmaktadır. Bu dosyadaki iddialar nedir; bu dosyada, 1994-2001 yılları
arasında, İGDAŞ'ın, organize suç ilişkileri içinde 170 trilyon zarara
uğratıldığı ve ayrıca 1999-2000 yıllarındaki kötü yönetimden dolayı 29 trilyon
zarara uğratıldığı iddiaları söz konusudur. Keza, deprem anında doğalgaz kesme
vanalarının alımında yolsuzluk yapıldığı, 35 dolar olan cihazın 135 dolara
alındığı yolunda da bilirkişi raporları vardır. Başka bir anlatımla, depremin
ticaretinin yapıldığına dair iddialar vardır. Bu iddialar, mülkiye
müfettişlerinin binlerce sayfayı bulan raporlarıyla dile getirildiği gibi,
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Teftiş Kurulunun raporlarıyla da doğrulanmıştır.
Değerli arkadaşlarım,
karma komisyona intikal eden bu dosyalarda, doğal olarak, 3 Kasım 2002'ye kadar
olan süreç var. Burada dikkati çeken en önemli husus, Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanı hakkındaki dosya neden ve nasıl tefrik edilmiştir; daha doğrusu tefrik
edilmemiştir; yani, bu dosyanın da yasama dokunulmazlığı sebebiyle karma
komisyonda bekletilmesi gerekirken Sayın Bakan yönünden dosya tefrik edilmemiş
ve yargılamasının devam etmesi yolunda işlem tesis edilmiştir. Sayın Hilmi
Güler'in milletvekili seçildiği bilinmesine ve açık olmasına rağmen, neden,
dosyası tefrik edilmemiş ve İstanbul'a 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
Dosyası tefrik edilmediğine göre, yani, yargılaması sürdürüldüğüne göre
yargılama aşamasında ne gibi işlemler yapılmıştır? Ayrıca, Sayın Müsteşar ve
diğer sanıklarla ilgili yargılama safahatı ne olmuştur?
İşte, değerli
arkadaşlarım, hem bu sorulara cevap bulmak ve hem de yargılama dosyasına
hukukdışı müdahalelerde bulunulduğu, bilirkişi raporlarının tahrif edildiği
yolundaki iddiaları ve bilgileri araştırmak amacıyla, daha evvel de ifade
ettiğim gibi, 18 Mart tarihinde Eyüp Adliyesine gittim. Üzücü, düşündürücü ve
ibret verici bir süreçle karşılaştım değerli arkadaşlarım. Dosyayı incelemem
engellendi. Bu gelişmeden sonra, durumu, doğal olarak, Hâkimler ve Savcılar
Yüksek Kuruluna intikal ettirdim. Adı geçen mahkeme başkanı hakkında 2802
sayılı Yasa gereğince gerekli disiplin uygulamasının yapılmasını talep ettim.
Bu süreci takip ediyorum. Bu konuyu değerli arkadaşlarım, ayrıca, soru önergesi
sınırları içinde Sayın Adalet Bakanına da ilettim. Sayın Adalet Bakanı, bu
önergeme cevap verme gereğini duymadılar değerli arkadaşlarım. Tekrar ifade
ediyorum; vermiş olduğum bu soru önergesine Sayın Adalet Bakanı cevap verme
gereğini duymadılar ve bu durum, gelen kâğıtlar listesinde ilan edildi değerli
arkadaşlarım. Aynı gelen kâğıtlarda vekâleten görevlendirmelere ilişkin soru
önergesine de cevap verilmediğini yeri gelmişken ifade ediyorum.
Bu aşamada, üzerinde
durmak istediğim temel bir husus, soruşturma izni kurumu hükümet tarafından
nasıl kullanılıyor; bu süreç içinde nasıl kullanılıyor?
Değerli arkadaşlarım,
bilindiği gibi, hükümet sözcüleri, her aşamada, milletvekili dokunulmazlığının
dışında diğer kamu görevlilerinin de
dokunulmazlıklarının bulunduğundan söz ederek bu iki konunun birlikte
değerlendirilmesi gereğinden söz etmektedirler. Bu sunuşun yanlış olduğunu ve
kamuoyunu yanıltmaya yönelik olduğunu ve dokunulmazlık konusunda zaman
kazanmaya yönelik olduğunu örnekleriyle hep anlattık.