DÖNEM : 22 CİLT : 83 YASAMA
YILI : 3
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
94 üncü Birleşim
4
Mayıs 2005 Çarşamba
İ Ç İ N D E K İ L E R
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II.- GELEN KÂĞITLAR
III.-
YOKLAMALAR
IV.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Manisa Milletvekili Ufuk Özkan'ın,
öğrenci seçme sınavı öncesinde lise son sınıf öğrencilerinin karşılaştıkları
sorunlara ilişkin gündemdışı konuşması
2.- Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya'nın,
sözde Ermeni soykırım iddialarına ilişkin gündemdışı konuşması
3.- Aksaray Milletvekili Ahmet Yaşar'ın,
sütün insan sağlığına olan yararlarına, süt üreticilerinin sorunlarına ve
alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Sağlık Bakanı Recep
Akdağ'ın cevabı
B) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.- Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı
ve 33 milletvekilinin, 1 Mayıs 1977 tarihinde İstanbul Taksim'de yaşanan
olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/280)
C)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Bazı milletvekillerinin belirtilen
sebep ve sürelerle izinli sayılmalarına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/815)
2.- Kars Milletvekili Zeki Karabayır'a
ödenek ve yolluğunun verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/816)
V.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Kocaeli Milletvekili Mehmet Sefa
Sirmen'in yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık Tezkeresi
ve Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Raporu
(3/213) (S. Sayısı: 496)
2.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S.
Sayısı: 305)
3.- Esnaf ve Sanatkârlar Meslek
Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi
ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/969) (S. Sayısı: 851)
4.- Ankara Milletvekilleri Salih Kapusuz
ile Reha Denemeç'in, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kurulması
Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Millî Eğitim,
Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/426) (S. Sayısı: 877)
5.- Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının
Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısı ile Sanayi,
Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/846)
(S. Sayısı: 646)
VI.-
ÖNERİLER
A) SİYASÎ
PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden
düzenlenmesine ilişkin CHP Grubu önerisi
VII.-
AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, Ordu
Milletvekili Eyüp Fatsa'nın, konuşmasında, şahsına sataşması nedeniyle
konuşması
VIII.-
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın,
Antalya'daki yerel gazetelerde kendisine atfedilen beyanlara ilişkin sorusu ve
Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/5299)
2.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret
BALOĞLU'nun, Türkiye genelinde tamamlanamayan karayolu projelerine ilişkin
sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/5340)
3.- İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN'in,
Cumhurbaşkanının Suriye'ye öngördüğü resmî ziyarete ilişkin sorusu ve Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah GÜL'ün cevabı (7/5361)
4.- Kocaeli Milletvekili İzzet ÇETİN'in,
Ankara Atatürk Kültür Merkezi alanının içinde bulunduğu imar planına ilişkin
Başbakandan sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/5411)
5.- İzmir Milletvekili K. Kemal ANADOL'un,
halk kütüphanelerine ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un
cevabı (7/5493)
6.- Hatay Milletvekili Mehmet ERASLAN'ın,
bir Türk gazetesinin Almanya'daki yayınının yargı kararı olmaksızın Alman
İçişleri Bakanlığınca yasaklanmasına ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Abdullah GÜL'ün cevabı (7/5425)
7.- Denizli Milletvekili Ümmet
KANDOĞAN'ın, Nevruz kutlamalarına katılan Norveç heyetine ilişkin sorusu ve
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah GÜL'ün cevabı (7/5426)
8.- Ankara Milletvekili Ayşe Gülsün
BİLGEHAN'ın, İslam Konferansı Örgütü İstanbul Sonuç Bildirgesine ilişkin sorusu
ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah GÜL'ün cevabı (7/5429)
9.- Denizli Milletvekili Mehmet Uğur
NEŞŞAR'ın,Vakıf Gureba Hastanesinin röntgen bölümüne ilişkin sorusu ve Sağlık
Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/5449)
10.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Bursa-İnegöl-Eskiköy'de meydana gelen heyelana ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve
İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/5522)
11.- Eskişehir Milletvekili Cevdet
SELVİ'nin, kurulması düşünülen kırsal kalkınma bölge müdürlükleri arasında
Eskişehir İlinin bulunup bulunmadığına ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve
Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/5525)
12.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret
BALOĞLU'nun, ülkemizde kış turizminin geliştirilmesi için ne gibi çalışmalar
yapıldığına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı
(7/5555)
13.- Karaman Milletvekili Mevlüt AKGÜN'ün,
SSK'lıların hastanelerin ortodonti servisinden yararlanamamasına ilişkin sorusu
ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/5565)
14.- Hatay Milletvekili Mehmet ERASLAN'ın,
sahte bal üretimine ve ithal edilen gıda maddelerinin denetimine ilişkin sorusu
ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/5575)
15.- Muğla Milletvekili Ali ARSLAN'ın,
Muğla İli sınırları içindeki bazı arazi bilgilerine ilişkin sorusu ve Çevre ve
Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı (7/5581)
16.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
yapılan atamalara ve atanan personel sayısına ilişkin sorusu ve Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah GÜL'ün cevabı (7/5587)
17.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
yapılan atamalara ve atanan personel sayısına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve
İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/5614)
18.- Denizli Milletvekili Ümmet
KANDOĞAN'ın, Doğrudan Gelir Desteği ödemelerine ilişkin Başbakandan sorusu ve
Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/5619)
19.- Ordu Milletvekili İdris Sami
TANDOĞDU'nun, Vakıf Gureba Hastanesi radyoloji bölümünün kötü koşullarda hizmet
verdiği iddiasına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı
(7/5648)
20.- Manisa Milletvekili Nuri ÇİLİNGİR'in,
Van ve Kırıkkale İllerinde yapılan (F) tipi cezaevlerinin maliyetine ilişkin
sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki ERGEZEN'in cevabı (7/5677)
21.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
bakanlık ve bağlı kuruluşlarında vekaleten ve asaleten görev yapan idarî
personele ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Beşir ATALAY'ın cevabı (7/5730)
22.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
il halk kütüphanelerine ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un
cevabı (7/5758)
23.- Manisa Milletvekili Hasan ÖREN'in,
Manisa'da yaşanan don olayına ve zarar gören çiftçilere ilişkin sorusu ve Tarım
ve Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/5803)
24.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret
BALOĞLU'nun, Antalya-Gündoğmuş-Çamlıalan Köyü ile Köprülü arasındaki yolun
yeniden yapılmasına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün
cevabı (7/5848)
25.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in,
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonunun gelirlerine ilişkin sorusu ve
Devlet Bakanı Beşir ATALAY'ın cevabı (7/5855)
I.- GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak
dört oturum yaptı.
Adana Milletvekili Recep Garip, Türk Dil
Bayramı ile Yunus Emre Haftası münasebetiyle dilin ve kültürün toplum için
önemine ilişkin gündemdışı bir konuşma yaptı.
Ordu Milletvekili İdris Sami Tandoğdu’nun,
Ordu'daki arıcılık sektörü ile bal üreticilerinin sorunlarına ve alınması
gereken önlemlere,
Osmaniye
Milletvekili Necati Uzdil'in, buğday hasadı öncesi yaşanan pazarlama sorunları
ile bu konuda yapılması
gereken çalışmalara,
İlişkin gündemdışı konuşmalarına Tarım ve
Köyişleri Bakanı Sami Güçlü cevap verdi.
Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında 5333 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin, Anayasanın 89 uncu
maddesine göre bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin
Cumhurbaşkanlığı tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup
Başkanvekilleri İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol, İstanbul Milletvekili Ali
Topuz ve Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları
TAŞ'nin özelleştirme süreci konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi
(8/21) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve
öngörüşmesinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.
Genel Kurulun 3.5.2005 Salı günkü
birleşiminde sözlü sorular ile diğer denetim konularının görüşülmeyerek bu
birleşimde kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine; 4.5.2005 Çarşamba günkü
birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesine; Genel Kurulun 3.5.2005 Salı günü
15.00-21.00; 4.5.2005 Çarşamba ve 5.5.2005 Perşembe günleri de 14.00-21.00
saatleri arasında çalışmalarını sürdürmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
kabul edildi.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında bulunan, Kamu İhale
Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı:
305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz
gelmediğinden,
2 nci sırasında bulunan, Esnaf ve
Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının (1/969) (S. Sayısı: 851) görüşmeleri, ilgili
komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından,
Ertelendi.
3 üncü sırasında bulunan, Ankara
Milletvekilleri Salih Kapusuz ile Reha Denemeç'in, Türkiye Bilimsel ve Teknik
Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifinin (2/426) (S. Sayısı: 877) görüşmelerine devam olunarak 7 nci
maddesine kadar kabul edildi; 7 nci maddesi üzerinde bir süre görüşüldü.
Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa, Yalova
Milletvekili Muharrem İnce'nin, konuşmasında, Başbakana sataştığı iddiasıyla
bir açıklamada bulundu.
4 Mayıs 2005 Çarşamba günü, alınan karar
gereğince saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime 20.58'de son verildi.
|
|
|
Nevzat
Pakdil |
|
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
Ahmet
Gökhan Sarıçam |
|
Ahmet
Küçük |
|
|
Kırklareli |
|
Çanakkale |
|
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
II.- GELEN
KÂĞITLAR
4 Mayıs
2005 Çarşamba
Meclis
Araştırması Önergesi
1.- Denizli Milletvekili Mustafa GAZALCI
ve 33 Milletvekilinin, 1 Mayıs 1977 tarihinde İstanbul Taksim’de yaşanan
olayların araştırılması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci
maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/280)
(Başkanlığa geliş tarihi: 3.5.2005)
BİRİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 14.00
4 Mayıs
2005 Çarşamba
BAŞKAN:
Başkanvekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP
ÜYELER: Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 94 üncü Birleşimini açıyorum.
III.- Y O K
L A M A
BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama
yapacağız.
Yoklama için 5 dakika süre vereceğim.
Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine
basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik
sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden
yardım istemelerini, buna rağmen de sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama
pusulalarını, teknik personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde
Başkanlık Divanına ulaştırmalarını rica ediyorum.
Yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, toplantı
yetersayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç sayın
milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz, üniversite
sınavlarıyla ilgili olarak söz isteyen, Manisa Milletvekili Ufuk Özkan'a
aittir.
Sayın Özkan, buyurun.(CHP sıralarından
alkışlar)
Hatiplerimizin, sürelerini uygun
kullanmalarını istirham ediyorum.
IV.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Manisa
Milletvekili Ufuk Özkan'ın, öğrenci seçme sınavı öncesinde lise son sınıf
öğrencilerinin karşılaştıkları sorunlara ilişkin gündemdışı konuşması
UFUK ÖZKAN ( Manisa) - Sayın Başkan,
teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekili
arkadaşlarım; 19 Haziran 2005 tarihinde, 860 000'e yakın lise öğrencimizin,
gireceği öğrenci seçme sınavı öncesi yaşadıkları rapor sıkıntısını gündeme
taşımak için söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
Bildiğimiz gibi, ilköğretim ve liselerde
yönetmelik gereği; bir eğitim yılında, öğrencilerimizin, 20 gün devamsızlık, 25
gün rapor alma hakkı yanında, ayrıca, sağlık kurulu raporuyla daha uzun süre
okula devam etmeme hakları vardır.
Şimdi, bu noktada, lise son sınıf
öğrencilerimizin, velilerimizin, doktorlarımızın, idarecilerimizin yaşadığı
sıkıntıya değinmek istiyorum.
Lise son sınıfta okuyan öğrencilerimiz,
ikinci dönem başladıktan hemen sonra, öğrenci seçme sınavının yanlış
uygulamalarından kaynaklanan, soru sormada müfredatı yok saymasından dolayı,
okulda geçireceği ders saatlerinin boşa gideceğini düşünerek ya zamanlarını
dershanede ya da evlerinde, geçmiş yıllara ait öğrenci seçme sınavı
sorularıyla, çözümü için ve boğuşarak geçirirler.
Türk Eğitim Derneğinin üniversiteye giriş
araştırması sonucunda, öğrencilerimizin yarısına yakınının, okulun son
günlerinde rapor aldığı tespit edilmiştir.
Yine, dün, bir gazetemizde,
gazeteci-araştırmacı arkadaşımız Hasan Erşan'ın araştırmasından öğrendiğimiz
kadarıyla, yaklaşık 400 000 öğrencinin, 80 trilyon liraya yakın para
harcayarak, rapor aldığı tespit edilmiştir. Aynı yazıda, sağlık kurulu raporu
harcaması, özel dershanelere ödenen ücretler, Millî Eğitim Bakanlığının
gereksiz harcamalarıyla, rakamın 198 trilyon liraya çıktığı belirtilmiştir.
Peki, maddî boyutu bu kadarla bitiyor mu?
Hani bu rapor peşinde koşan ailenin iş kaybı, hani doktorların boşa geçen
zamanı, hani sağlık kuruluşlarının boş ve sahte işlerle uğraşırken kaybettiği
zaman, hani öğretmenlerimizin, idaremizin eğitime harcayacağı enerjiyi boş yere
-boş sınıflara- yitirmesi; bunların hiç mi maddî değeri yok?
Peki, sadece maddî tarafı mı var? Ahlakî
yönünü ne yapmalı? Ahlakî yönünü görmezden gelebilir miyiz? Öğrenci rapor
istiyor, idare rapor istiyor; veli rapor arıyor; doktor, raporu versin mi
vermesin mi, iki arada bir derede; Bakanlık talimat gönderiyor: "Sakın
sahte rapor vermeyin, gereğini yaparım"diyor. Bu sahtekârlığa, herkes,
ister istemez karışıyor.
Bana göre, iş, işte burada başlıyor.
Parası olan, arkası olan, tanıdığı, sosyal çevresi olan, bu raporu, para
karşılığı ya da hatır karşılığı alabiliyor. Kime alıyor; 17-18 yaşında, sağlam,
sağlıklı öğrenciye alıyor. Ne raporu alıyor; hasta raporu alıyor. Yarına
hazırladığımız çocuklarımıza, sahte, asılsız, gerçek olmayan sağlık raporları
alıyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekili
arkadaşlarım; bu sahte rapor, bu asılsız rapor okul idaresine götürülüyor,
sağlam öğrencinin hasta raporu idareye veriliyor, idare de bu raporu doğru
kabul ederek hareket ediyor ve biz, bunu, ahlakî kuralların içine sığdırmaya
çalışıyoruz.
Aileleri, idareyi, sağlık kuruluşlarımızı
bu duruma düşüren Millî Eğitim Bakanlığının uygulamaları değil midir? Bunun
sorumlusu, üç yıldır Bakanlık koltuğunu işgal eden Sayın Bakan değil midir?
Bunun sorumluluğu, üç yıla yakın hükümet eden hükümetin değil midir?
Peki, rapor alamayan aileler, öğrenciler,
sosyal çevresi olmayanlar, parası olmayanlar ne yapmalı? Değerli arkadaşlarım,
soruyorum size, ne yapmaları gerekir?
Bu yıl, AKP İktidarının üçüncü senesi,
Millî Eğitim Bakanı da üçüncü kez öğrenci seçme sınavını gerçekleştirecek; tek
başına iktidar. Problem belli. Çözüm?.. Çözüm maalesef yok. Bunu anlamak mümkün
değil. İnsanları sahteciliğe sürükleme; otur, problemi çöz.
Öğrencilerimizin öğrenim yılının sonunda
rapor almalarına konulan hastalığın adı, son sınıf hastalığı. Gördüğüm
kadarıyla, son sınıf hastalığı iktidara da bulaşmış, sahte raporlarla ömrünü
uzatmaya çalışıyor.
Yılın ikinci döneminde, lise son
sınıflarımızın, resmen kapanmasa da, doktor raporlarıyla kapandığını az önce
sizlere ifade etmiş bulundum.
Değerli arkadaşlarım, tek başına iktidar
var, güçlü bir hükümet var; güçlü olduğunu ifade eden bir hükümet var.
Milletvekillerimizin yapmış olduğu olumlu ve doğru teklifleri görmezden
gelmeseler, bunları değerlendirseler, bugün, bu problemleri yaşama olanağımız
olmayacak. İcra makamında olanlar gereğini yapmazlarsa, halk, günü gelince
gereğini yapacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özkan, konuşmanızı tamamlar
mısınız.
Buyurun.
UFUK ÖZKAN (Devamla) - Toparlıyorum Sayın
Başkanım.
Oturduğunuz bakanlık koltukları mazeret
üretmekle büyümez; sorunları, problemleri zamanında ve adil olarak çözmekle
büyür. Hiçbir konuda olmadığı gibi, bu konuda da ciddî bir çözüm önerinizin
olmadığını ifade etmek isterim.
Sayın Bakan -yanılmıyorsam, burada yok- bu
problemleri ya çözersiniz ya çeker gidersiniz. Sahte raporlarla gençlerimizin
geleceğini teşhis edemeyiz.
Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum ve
sizlere saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özkan.
Gündemdışı ikinci söz, sözde Ermeni
soykırım iddiaları hakkında söz isteyen, Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya'ya
aittir.
Sayın Uzunkaya, buyurun. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
Sayın Uzunkaya, sürenizi uygun bir durumda
kullanmanızı istirham ediyorum.
HALUK KOÇ (Samsun) - Aslına dönüyorsun
herhalde, öyle bir konu seçmişsin!..
2.- Samsun
Milletvekili Musa Uzunkaya'nın, sözde Ermeni soykırım iddialarına ilişkin
gündemdışı konuşması
MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Sayın Başkan, çok
değerli milletvekilleri; sözde ve asılsız soykırım iddialarının, son günlerde,
Batının gündemine bir başka boyutuyla girmiş olmasından dolayı söz almış
bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, tabiî, soykırım
iddiaları, 7 Aralık 1948 tarihli, Birleşmiş Milletlerin almış olduğu,
soykırımla ilgili bir karara müsnet olarak; muhtemeldir ki, o dönemde, İkinci
Cihan Harbi, Batı Avrupa'da, o bölgede meydana gelen olaylara dönük olarak
alındığı ihtimali söz konusu olabilecek bir kararın, 1960'lardan sonra, 1915
yılında Ermenilere karşı Anadolu'da uygulandığı iddia edilen bir genosit; yani,
toptan yok etme iddiasının, bugünlere taşınan versiyonudur.
Değerli arkadaşlar, geçtiğimiz pazar ve
pazartesi günleri İsrail ve Filistin'deydik; iktidar ve muhalefetten birkısım
milletvekilleri, işadamları, sayın bakanlar ve 59 uncu hükümetin Saygıdeğer
Başbakanıyla beraber.
Filistin'de yaşananlar, kendi
topraklarında, bir köyden bir köye, bir beldeden bir beldeye gidemeyenler,
hatta Gazze'deki parlamenterlerin Ramallah'taki Meclise gelemediği bir ortam,
dünya kamuoyunun gözü önünde cereyan ederken bu olaylar ve her gün bölgede kan
ve can giderken, Batı'nın bütün bu olayları görmezlikten gelerek, doksan sene
öncesine ait tarihçilerin, bilim adamlarının, bilgilerin, belgelerin ortaya
koyması gereken bir hadiseyi, bugün bir topluma karşı, Türk Milletine karşı bir
suçlama unsuru, bir operasyon olarak, operasyonel bir değerlendirmeye taşımış
olmasını ibretle, hayretle, dehşetle maalesef izlemekteyiz.
Değerli arkadaşlar, bakınız, bugüne kadar
uluslararası parlamentolarda sözde soykırıma ilişkin karar alan ülkelerin
sayısı... Arjantin, Belçika, Fransa, Hollanda, İsveç, İsviçre, İtalya, Kanada,
Lübnan, Rusya Federasyonu, Slovakya, Uruguay, Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi ve
Polonya olmak üzere toplam 15 ülke böyle bir talihsiz kararı almıştır.
Uluslararası kuruluşlardan Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi Parlamenterler
Meclisi böyle bir karar almıştır. Yerel parlamento ve organlarda sözde Ermeni
soykırımına dair ABD'de toplam 36 eyalette karar alınmış; Avustralya'da,
Galler'de, İsviçre'de, İtalya'da, Kanada'da toplam 52 karar alınmış.
Değerli arkadaşlar, bütün bu olayları,
örgütlü, planlı, programlı, Türkiye'ye karşı dışpolitikada çok ciddî anlamda
bir kuşatma eylemi olarak görmemek mümkün değil. Tamamen siyasî olan bu olayı,
son günlerde maalesef, İsviçre bir cezaî müeyyide uygulama noktasına
getirebilmiş, Türk Tarih Kurumu Başkanı değerli bilim adamı Prof. Dr. Yusuf
Halacoğlu hakkında yargılama süreci başlatabilecek bir cüreti gösterebilmiştir.
İşin özü, kısaca, geçen yıl İsviçre'de
Zürih'te verdiği bir konferansta, sözde soykırımı iddiasını değerlendiriyor ve
bunun tarihçilere bırakılması gereken, bilimsel olarak belgelere dayanarak
değerlendirilmesi gereken bir husus olduğunu söyleyen Sayın Halacoğlu'nu
"sen soykırımı inkâr ettin" suçlamasıyla yargılama kararı alabiliyor.
Değerli arkadaşlar, yani, medenî olarak
yıllarca kanunlarını tatbik ettiğimiz İsviçre Hükümeti, İsviçre Parlamentosu,
böyle bir cezaî uygulamanın yapılabileceği kanaatini tüm dünyayla da paylaşmak
istiyor.
Değerli arkadaşlar, bu, adaletin ötesinde,
insaf ve insan duygularının da ötesinde, Türkiye'yi çok ciddî boyutta
suçlandırmayı hedefleyen, çirkin bir komplonun bir başka versiyonudur.
Düşünebiliyor musunuz; Zürih Havaalanına herhangi bir parlamenter arkadaşımız
gidecek veya bakan gidecek, orada gazeteciler ona soru soracaklar "siz,
Ermeni soykırımını kabul ediyor musunuz..."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Uzunkaya, lütfen,
konuşmanızı tamamlayın.
Buyurun.
MUSA UZUNKAYA (Devamla) - Sayın Başkan,
sözlerimi toparlıyorum.
Şimdi, sayın bakan veya sayın parlamenter
veya sayın devlet adamı, Türkiye'den giden bu insan "soykırımı
yoktur" derse, İsviçre'de cezaevine götürülecek "vardır" derse
"soykırımı kabul ettiniz -ki, böyle bir şey yok- o halde artık, şimdi,
kabul ettiniz, tanıdınız, o halde, şimdi, tazminat ve toprak talebimiz
olan..." Yani, Koçaryan'ın ifade ettiği, önce terör, sonra tanıma, sonra
tazminat ve sonra toprak denilen, işte, tanıdınız şu halde... Bir romancının
beyanını kendilerine delil ittihaz ederek "işte, bunu Türkiye'de
seslendirenler var" diyebilecek kadar gözü kararmış, bu olaya sarılan
Batılılar ve maalesef, bunların birçoğu Avrupa Birliğinde dost olmayı
düşündüğümüz, beraber olmayı düşündüğümüz ülkelerdir ve böyle bir vahim karar
alabilmektedirler. Avrupa Birliğinde olmamakla beraber İsviçre, medenî dünyada
önder kabul edilebilecek; ama, sorgusuz ve yargısız bir infazla Türkiye'yi
köşeye sıkıştırmak ve bilim ve tarih kurumunun başı olan...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Uzunkaya, lütfen,
tamamlayınız, bu son uzatmamdır, lütfen, istirham ediyorum.
Buyurun.
MUSA UZUNKAYA (Devamla) - ... bir bilim
kurulunun başkanını bu şekilde yargılama insafsızlığını ve hukukdışılığını
dünyada hiçbir kimseyle paylaşma imkânı yoktur. Dolayısıyla, dünü bugünüyle
beraber açık olarak kabul etmek gerekir ki, Ermeni soykırımı iddiası, belki,
tersinden yargılanabilecek, istiklal mücadelesi veren bu vatan topraklarına
İngilizlerin, İtalyanların, Fransızların, Avusturyalıların bu topraklara niçin
geldiğini bugün sorgulayacak bir mantıkla, Yüce Parlamentonun harekete
geçmesini gerektiren ciddî adım atmaya sebep teşkil edecek bir hareket olduğunu
düşünüyor; bu vesileyle istiklal mücadelesi döneminde Ermeni terörüyle hayatını
kaybeden şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Uzunkaya.
Gündemdışı üçüncü söz, süt üreticilerinin
sorunları hakkında söz isteyen, Aksaray Milletvekili Ahmet Yaşar'a aittir.
Sayın Yaşar, buyurun.
3.- Aksaray
Milletvekili Ahmet Yaşar'ın, sütün insan sağlığına olan yararlarına, süt
üreticilerinin sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı
konuşması ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı
AHMET YAŞAR (Aksaray) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; süt ve süt üreticilerinin sorunları hakkında
gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Süt, dişi memeli hayvanların meme
bezlerinden salgılanan, kendine özgü koku ve kıvamı olan, hemen hemen tüm besin
öğelerini yeterli ve dengeli bir şekilde bünyesinde bulunduran çok önemli ve
çok sağlıklı bir gıda maddesidir. (CHP sıralarından alkışlar!)
Çok mükemmel bir gıda maddesi olan süte
besin değerini veren ve sağlık için çok önemli olan beş maddedir. Bunlar:
Laktoz, süt yağı, süt proteini, mineral maddeler ve vitaminlerdir.
Doğada yüksek oranda sadece sütte bulunan
laktoz enerji verir, vücudun kalsiyum ve fosfordan daha iyi yararlanmasını
sağlar. Bu nedenle, kemik ve diş oluşumunda, bebeklerin beslenmesinde önemli
rol oynar.
Süt yağı ise, enerji verir ve aynı zamanda
laktozun en iyi şekilde kullanımını ve vücudumuz için gerekli olan A, D, E ve K
vitaminlerinin taşınmasını sağlar.
Süt proteini, vücudun yapıtaşıdır, hücre
ve dokuların oluşmasında önemli rol oynar, büyüme ve gelişmeyi sağlar, saç ve
tırnakların oluşumunda büyük rol oynar, kasların kasılmasına yardımcı olur.
Mineraller ise... insanların iyi bir
şekilde beslenmesi için bütün minerallere ihtiyacı vardır. Sütte bulunan en
önemli mineral, kalsiyum ve fosfordur. Kalsiyum, özellikle çocukların kemik ve
diş oluşumlarının tamamlanmasında büyük rol oynar. İngiltere'de yapılan bir
araştırma da, D vitamini ve kalsiyumun yaşlılarda ilaç olarak kullanılmasının,
sık görülen ve tekrarlayan kemik kırılmalarını engelleyemediğini ortaya
koymuştur. Bu nedenle, ilaç yerine süt içilmelidir. Sütte bulunan fosfor da,
kemik oluşumunda önemli rol oynamaktadır. Sütte, beslenmemiz için gerekli olan,
yağda ve suda eriyen vitaminlerin hepsi bulunmaktadır. Özellikle zekâ
gelişiminde etkili olan, deri ve göz sağlığında gerekli olan B2 vitamini için
süt en iyi kaynaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
sütün çok yararlı bir besin olduğunu hepimiz biliyoruz; ancak, acaba sütten
gerek çocuklarımız gerekse büyükler yeteri kadar faydalanabiliyorlar mı, yani
gereği kadar süt içiliyor mu bu ülkede? Bu soruya "maalesef" demek
zorundayız; gelişmiş ülkelerin süt tüketimi ile bizim ülkemizdeki süt tüketimi
arasında dağlar kadar fark var. Zeki ve sağlıklı bir nesil yetiştirmek
istiyorsak, bol bol süt ve süt ürünleri tüketmeliyiz.
Bunları şunun için anlatıyorum: Her yıl,
ilkbahar mevsiminde süt üreticileri zor durumda kalmaktadır. Bunun nedenlerine
baktığımızda, ilkbaharda doğumlar arttığından kışın süt vermeyen hayvanlar süt
vermeye başlıyor; baharda yeşeren otlardan faydalandığı için süt verimi
artıyor; hayvanlara yedirilen kabayem de süt verimini artırıyor. Hükümetimiz,
ikibuçuk yıldır, Türkiye'de çok kötü duruma düşmüş süt hayvancılığını çok iyi
bir şekilde desteklediği için, buna paralel olarak süt üretimi artmıştır. Gerek
genel bütçeden gerekse Sosyal Yardımlaşmadan süt inekçiliği ve koyunculuk
projeleri desteklenmeye devam ediliyor ve devam edilmelidir de. Sosyal
Yardımlaşma Vakfı tarafından fakir insanlara verilen hayvan kredileri de hızlı
bir şekilde devam ediyor. Bütün bunlar gösteriyor ki, önümüzdeki günlerde süt
üretimimiz daha çok artacaktır. Ancak, bu üretim artışına rağmen, tüketim aynı
oranda artmamaktadır. Özellikle ilkbahar aylarında, yoğurt, dondurma, ayran
gibi ürünlerin az kullanılması nedeniyle, tüketim daha da azalmaktadır. Bu
yüzden, ülkemizdeki süt üreticileri son iki aydır çok ciddî bir sıkıntı
içerisindedir. Üretici, ürettiği sütten şu anda zarar etmektedir. 400 000-450
000 liralık süt, 250 000-350 000 lira arasında alıcı bulabiliyor. Süt
sanayicisi de, ürettiği ürünü bu mevsimde satamadığı için, o da süt alımını
minimuma indirmiş durumdadır ve fiyatları aşağı çekmişlerdir.
Süt, gün içinde işlenmediği takdirde
bozulan bir üründür. Çiftçi tarafından üretilen sütün satılamaması, üretim
artışını da negatif yönde etkileyecektir. Zarar eden üretici, büyük paralarla
alınan hayvanlarına iyi bakamayacak ve neticede yaşatmaya çalıştığımız
hayvancılık sektörü yeniden eski günlerine dönecektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Yaşar, buyurun.
AHMET YAŞAR (Devamla) - Bu nedenle, zaman
geçirmeden, üretim fazlası olan süt konusuna bir çözüm bulunması gerektiğini
düşünüyorum. Aksi takdirde, gerek hayvancılığın gelişmesi için büyük çaba sarf
eden damızlık süt sığır yetiştirici birlikleri gerek vatandaşlarımızın
gayretleri ve gerekse hükümetimizin bu yöndeki destekleme çalışmaları ve verdiği
krediler ziyan olacaktır. Zarar eden, ürettiği sütü satamayan ve mağdur edilen
üretici, ne işletmesini modernize edebilir ne de işletmesini büyütebilir. O
halde, süt üreticilerinin her yıl baharda karşılaştığı bu soruna acil bir çözüm
bulmak zorundayız. Süt üreticilerini rahatlatmak, piyasayı dengelemek için şu
anda en acil çözüm, bana göre, okul çağındaki çocuklara süt dağıtmak ve fakir
ve çocuklu ailelere Sosyal Yardımlaşma tarafından günde 1 kilogram süt vermek
gibi çözümler düşünülebilir; ancak, ileriye yönelik olarak, kalıcı çözüm
olarak, süt ürünleri üreten sanayii daha da geliştirmek, onların...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
AHMET YAŞAR (Devamla) - Bitiriyorum Sayın
Başkan.
... ürün çeşitlerini çoğaltmalarına destek
olmak ve süttozu üretimini geliştirmek, ihracatı artırmak ve halkımızın süt ve
süt ürünlerinin tüketimini teşvik etmek gerekir diye düşünüyor, hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yaşar.
Buyurun Sayın Bakanım.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) -
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri;
Aksaray Milletvekilimiz Sayın Ahmet Yaşar'ın, ülkemizde süt üretimi ve
özellikle de bunun tüketilmesi konusundaki değerli konuşması için, konuyu
dikkatlere sunan değerlendirmesi için kendisine teşekkür ediyorum.
Gerçekten, Avrupa Birliği üyeliği
sürecinin hızlandığı şu son dönemlerde, hayvancılık sektörü, özellikle de süt
ve süt ürünleri sektörü, en kritik bir sektör olması sebebiyle, ülkemizde
hayatî bir öneme sahiptir. Kuşkusuz ki, süt sığırcılığı, bu önemiyle, insan
beslenmesinde hayatî protein kaynakları olan süt ve süt ürünlerini oluşturması
açısından ayrı bir öneme sahiptir. Aynı zamanda, ekonomimizin temel dinamikleri
arasında olan gıda sanayimizin gelişmesi, kırsalda yaşayan milyonlarca insanın
geçim kaynağı olması, et ve deri üretiminde temel kaynak teşkil etmesi
itibariyle de süt sığırcılığının önemi olduğu açıktır. Hepimiz biliyoruz ki,
insanların fiziksel ve zihinsel gelişimi, sağlığı açısından da süt çok önemli
bir gıdadır ve hayvan varlığımızla sağlayabildiğimiz süt üretiminin 10 000 000
ton olduğunu ülkemizde görmekteyiz. Aslında, nüfusumuz dikkate alındığında, bu
üretim değeriyle sağlayabildiğimiz beslenme düzeyi, özellikle hayvansal protein
açısından, ülkemiz için yeterli bir düzey değildir. İçme sütü şeklinde, kişi
başına, Türkiye'de 24 litre civarında süt tüketilmektedir. Oysa, gelişmiş
ülkelerde bu miktarın 100 litrenin üzerine çıktığını biliyoruz ve bu 24 litre
sütün de 8 litresi işlenmiş veya paketlenmiş süt şeklindedir ve Türkiye'de
tüketilen bütün içecekler arasında, üzülerek ifade etmemiz gerekir ki, sütün
payı yüzde 9'dur. Çay, su ve özellikle gazlı içeceklerden sonra sütün 4 üncü
sırayı aldığını görmekteyiz.
Değerli milletvekilleri, hakikaten, insan
sağlığı açısından önemi dikkate alınınca, süt tüketimini ülkemizde mutlaka
artırmak zorundayız. Biraz önce değerli milletvekilimiz Sayın Ahmet Yaşar da
ifade ettiler;. ülkemizde süt üretimi son yıllarda artış göstermektedir. Oysa,
tüketim, bununla paralel biçimde artan bir özellik gösteremiyor. Aslında, bu,
sütün piyasada satış fiyatıyla da pek ilgili görülmemektedir; çünkü, bu kadar
değerli bir besin olmasına rağmen, biraz önce bahsettiğim gibi, gazlı içecekler
ve benzeri birçok içecek, aslında, ülkemizde sütten daha yüksek fiyatlarla
satılmaktadır. O halde, toplumca, süt tüketimini mutlaka kendimiz için, kendi
sağlığımız için, çocuklarımızın sağlığı için önümüzdeki yıllarda, önümüzdeki
günlerde artırmak durumundayız. Ülkemizde hayvan sayısı azalmasına rağmen, süt
üretimi son yıllarda artmıştır; çünkü, ıslah çalışmaları sonucunda kültür ırkı
ve melez hayvan sayısındaki artış, bu arada teşvikler ve diğer girdi
kullanımındaki artışlardan dolayı süt üretiminde artış vardır.
Değerli milletvekilleri, süt üretimiyle
ilgili olarak bazı problemler var; bunlardan önemlilerini kısaca ifade etmek
istiyorum. Kabayem üretimimizin yetersizliği sebebiyle maliyetler yüksek
kalmaktadır. Çiğ süt arzında kalite ve zaman zaman sağlık sorunları
görülebilmektedir. Süt maliyetleri ile satış fiyatları arasında istikrarsızlık
görülebilmektedir. Ayrıca, biraz önce de ifade ettiğim gibi, iç tüketimde süt
arzı arttığı zaman yetersizlik ortaya çıkmaktadır. Sorunların çözümüne yönelik
olarak, Hükümetimiz ve Tarım Bakanlığımız, hayvancılık sektöründe yeni bir
açılım ve değişim politikaları belirleyerek gelecek on yılın hedef ve
stratejilerini belirlemiş durumdadır. Bu çerçevede, süt üretiminin artırılmasının
hedeflenmesi doğrultusunda, verilen teşviklerle, 2005 yılı başından itibaren
ülkemizde süt üretimi artmış durumdadır.
Süt sektörünün sorunlarına ilişkin olarak
Tarım Bakanlığımızın çalışmaları arasında aşağıdaki hususlar ön sırada
bulunmaktadır.
Müdahale fiyatının oluşturulması ve
müdahale alımlarının yapılması, sanayiin teşviki ve yönlendirilmesi ve
tüketimin artırılmasına yönelik kampanyalar. Ben, bu son hususun özellikle çok
önemli olduğu kanaatindeyim; çünkü, herhangi bir ürünün piyasada arzı sırasında
fiyat istikrarının sağlanması, o ürünün belirli bir fiyatla değerine
satılabilmesi için mutlaka bu arzı karşılayacak talebin oluşması gerekmektedir.
Bunun için, okullarda çocuklarımıza süt verilmesi, yaşlılar, hamileler ve çocuk
sütleri açısından yapılacak çalışmalar, sosyal amaçlı yardım kampanyaları ve
iletişim çalışmalarıyla toplumca süt tüketiminin artırılması, kanaatimce,
meselenin en önemli noktalarındandır.
Süt teşvikleriyle ilgili olarak,
hayvancılık konusunda yapılan teşviklerimizin içerisinde, litreye 7,5 kuruş ile
3 kuruş arasında değişen çeşitli teşvikler şu anda Hükümetimizce yapılmaktadır.
Ayrıca, sağım hijyeni ve süt kalitesini artırıcı bazı desteklerimiz var.
Özellikle, kendi özkaynaklarıyla işletmesine sabit süt sağım ünitesi kurarak ve
soğutma tankı koyarak sanayie aktarılacak sütte belirli bir kalite ve hijyeni
sağlayacak üreticilere, yatırım miktarının şu anda yüzde 40'ını Hükümetimiz
destek olarak ödemektedir.
Yem bitkilerinin yeterli olması açısından
da -bildiğiniz gibi, maliyetlerin yüzde 70'ini hayvancılıkta yem bitkileri
oluşturuyor- yem bitkisi üretimi yapmak üzere başvuran üreticilere, nakliye ve
ilaç bedeli hariç, çokyıllık yem bitkileri ekilişinde, birinci yıl yatırım
giderleri ve uygun görülen işletme giderlerinin, ekiliş alanlarıyla uyumlu
satın alınan alet ve ekipmanlar da dahil olmak üzere, proje bedellerinin yüzde
40'ı, tek yıllık yem bitkilerinde ise yüzde 30'u doğrudan ödenmektedir şu anda.
Ayrıca, sertifikalı yem bitkileri için de yüzde 25 oranında doğrudan ödeme
yapılmaktadır.
Bu çerçevede, büyükbaş ve küçükbaş hayvan
yetiştiriciliği için yüzde 40 indirimli kredi kullanımı da şu anda sağlanmış
durumdadır. Ayrıca, işletme kredilerinde vadeler 18 aya, yatırım kredilerinde
ise 5 yıla yükseltilmiştir.
Değerli milletvekilleri, konu, hassasiyeti
bakımından Hükümetimizce önemle takip edilmekte ve sektör temsilcileriyle
sürekli olarak çözüm arayışları da sürdürülmektedir. Sektörün sorunlarının
çözümüne yönelik yapılan çalışmalar yanında, Türk hayvancılığının Avrupa
Birliğine uyumu konusunda da çalışmalar başlatılmış ve bu husus da dikkatle takip
edilmektedir.
Ben, Aksaray Milletvekilimiz Sayın Ahmet
Yaşar'a, değerli milletvekillerimizin ve kamuoyunun dikkatini konuya çektiği
için tekrar teşekkür ediyor; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Sayın milletvekilleri, Başkanlığın Genel
Kurula sunuşları vardır.
Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden
kurulu karma komisyonun, bir sayın milletvekilinin yasama dokunulmazlığı
hakkında raporu vardır. Bu rapor basıldıktan sonra, mahkemenin talebi üzerine,
dosya, Başbakanlıkça Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığından istenmiş ve bu
istem yerine getirilmiştir. Daha sonra, dosya, Başkanlığımıza iade edilmiştir.
Şimdi, komisyonun raporunu okutup
bilgilerinize sunacağım.
V.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER
1.- Kocaeli
Milletvekili Mehmet Sefa Sirmen'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması
Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/213) (S. Sayısı: 496) (x)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Basın yoluyla sövme suçunu işlediği iddia
olunan Kocaeli Milletvekili M. Sefa Sirmen hakkında düzenlenen yasama
dokunulmazlığının kaldırılmasına dair Başbakanlık tezkeresi ve eki dosya
hakkındaki hazırlık komisyonu raporu, Karma Komisyonumuzun 26 Mayıs 2004
tarihli toplantısında görüşülmüştür.
Karma Komisyonumuz isnat olunan eylemin
niteliğini dikkate alarak Kocaeli Milletvekili M. Sefa Sirmen hakkındaki
kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar
vermiştir.
Raporumuz, Genel Kurulun bilgilerine arz
edilmek üzere Yüksek Başkanlığa saygıyla sunulur.
Burhan Kuzu
İstanbul
Komisyon Başkanı ve üyeler
Karşı Oy Yazısı
Anayasamızın 83 üncü maddesinde yasama
dokunulmazlığı başlığı altında mutlak ve geçici anlamda iki tür dokunulmazlık
düzenlenmiştir. Mutlak dokunulmazlık, milletvekillerinin Meclis
çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o
oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başka bir karar
alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu
tutulmamalarını sağlamaktadır. Mutlak dokunulmazlık adı verilen ve kaldırılması
söz konusu olmayan bu dokunulmazlığın amacı, milletvekillerinin düşüncelerini
serbestçe ifade etmelerine imkân tanımaktır.
Geçici dokunulmazlık ise, seçimden önce
veya sonra suç işlediği ileri sürülen bir milletvekilinin Meclisin kararı
olmadıkça tutulamamasını, sorguya çekilememesini, tutuklanamamasını ve yargılanamamasını;
hakkında verilmiş olan ceza hükmünün üyelik sıfatı sona erinceye kadar yerine
getirilmemesini sağlamaktadır.
Geçici dokunulmazlık TBMM kararıyla
kaldırılabilmektedir.
Geçici dokunulmazlığın amacı,
milletvekillerinin yasama çalışmalarına katılımının tutuklanma, sorguya
çekilme, yargılanma veya tutulma gibi nedenlerle engellenmemesi ve siyasî
iktidarın keyfîleşebilecek suç isnatları veya ceza kovuşturmalarına karşı
korunmasıdır.
Günümüzde pek çok ülkede geçici
dokunulmazlığın kapsamının daraltıldığı görülmektedir.
Türkiye ise bu gelişimin dışında
kalmıştır.
Bu durum, geçici dokunulmazlığın toplum
tarafından giderek bir ayrıcalık olarak görülmesine yol açmıştır.
Son zamanlarda kimi vatandaşlarımızda
yolsuzluk olaylarının bir bölümünün siyasetçiyle bağlantılı olduğu ve
dokunulmazlık nedeniyle bu yolsuzlukların takibinin güçleştiği yolunda bir kanı
oluşmaya başlamıştır. Bu kanı, Parlamentonun saygınlığının olumsuzca
etkilenmesine ve dokunulmazlıkların hukuk devletinin gerçekleşmesinin önündeki
bir engel olarak görülmesine neden olmaktadır.
Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının
kaldırılması konusunda yargı organlarından gelen taleplerin sonuca
bağlanmasının uzun zaman alması veya Meclisçe genellikle kovuşturmanın
milletvekili sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar verilmesi,
toplumun adalet duygusunu da zedelemektedir.
Diğer yandan dokunulmazlığının
kaldırılmaması, hakkında suç isnadı bulunan milletvekilinin yargılanma
hakkından yararlanmasına da imkân bırakmamaktadır.
Bütün bu kanı ve değerlendirmelerin
siyasal yaşantımızdaki olumsuz etkilerinin daha büyük boyutlara ulaşmasını
engellemek için Anayasamızın 83 üncü maddesinin değiştirilmesi ve geçici
dokunulmazlığın kapsamının daraltılması gerekmektedir. Bu konuda CHP ve siyasî
partilerimizin pek çoğu 2002 seçimleri sırasında topluma taahhütte bulunmuştur.
Ancak şu ana kadar böyle bir Anayasa
değişikliği gerçekleştirilmemiştir.
Bu durumda, milletvekili dokunulmazlığının
hukuk devleti ilkesinin gerçekleşmesini güçleştirici bir husus haline
dönüşmemesi, TBMM'nin saygınlığını zedeleyecek eleştirilere neden olmaması ve
milletvekillerinin yargılanarak aklanma hakkından yararlanmalarını
engellememesi için bir tek çözüm kalmıştır; o da, hakkında dokunulmazlığının
kaldırılması istemi bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasına
karar verilmesidir.
Bu nedenlerle, komisyonun, kovuşturmanın
milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesi yolundaki kararına
katılmıyoruz.
|
|
Uğur Aksöz |
Mehmet Ziya Yergök |
Halil Ünlütepe |
|
|
Adana |
Adana |
Afyonkarahisar |
|
|
Yüksel Çorbacıoğlu |
Oya Araslı |
Feridun F. Baloğlu |
|
|
Artvin |
Ankara |
Antalya |
|
|
Tuncay Ercenk |
Atila Emek |
Feridun Ayvazoğlu |
|
|
Antalya |
Antalya |
Çorum |
|
|
Yılmaz Kaya |
Muharrem Kılıç |
Orhan Eraslan |
|
|
İzmir |
Malatya |
Niğde |
|
|
|
İ. Sezai Önder |
|
|
|
|
Samsun |
|
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Bir Meclis araştırması önergesi vardır;
okutuyorum.
IV.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
B) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.- Denizli
Milletvekili Mustafa Gazalcı ve 33 milletvekilinin, 1 Mayıs 1977 tarihinde
İstanbul Taksim'de yaşanan olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/280)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
1 Mayıs 1977 tarihinde İstanbul Taksim'de
düzenlenen 1 Mayıs kutlamaları sırasında 37 kişi yaşamını yitirdi.
Kutlama barış içinde sona ermek üzereyken,
Sular İdaresi binası ve Intercontinental Oteli (şimdiki adı The Marmara)
üzerinden kalabalığın üzerine açılan ateş sonucunda panik yaşanmış, kimileri
kurşunla, kimileri panzerlerin altında kalarak, kimileri de sıkışıp ezilerek
yaşamını yitirmiştir.
Bu acı olay toplumu derinden sarsmış,
tarihe "kanlı 1 Mayıs" olarak geçmiştir. Olay üzerine çok yazılmış,
söylenmiş; ama, bir türlü aydınlığa kavuşturulamamıştır.
Olayla ilgili yapılan soruşturma ve
yargılamada da gerçek suçlular bulunamamıştır. Kurşunları atanlar kimlerdir?
Kim onlara emir vermiştir? Bir kışkırtma var mıdır? Gerçek sorumlular
kimlerdir? Amaçları nedir?.. Intercontinental Otelin 5 inci katı 1 Mayıs günü
boşaltılmış mıdır? 510, 511, 512 nolu odalarda kimler vardır? Bu odalardan ateş
edildi mi? 2 Mayıs günü otelin önünde bir bomba patlatılıp kırılan camların
yerine ithal cam takılıp kanıtlar yok edildi mi? Emniyette ya da devletin başka
bir kuruluşunda bu konuda açıklanmamış bir bilgi var mıdır? Bütün bunlar ortaya
çıkarılmamıştır. Bu yüzden olayla ilgili çeşitli yorumlar yapılmaktadır.
Aradan yirmi yıl geçtiği için de hukuksal
olarak konu zamanaşımına uğramıştır; ama, olayın büyüklüğü, gerçeğin ortaya
çıkarılamaması toplum vicdanını sızlatmaktadır.
Demokratik hukuk devletinde toplumun barış
içinde yaşayabilmesi ve ileriye güvenle bakabilmesi için hiçbir şey, hele 37
masum insanın canını yitirdiği bir acı olay örtülü kalamaz; zamanaşımına uğradı
diye kapatılamaz.
Anayasanın 5 inci maddesinde
"cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve
mutluluğunu sağlamak" devletin temel amaç ve görevleri başlığı altında
sayılmıştır. Bu görev de, her kurumdan önce, ulus adına yasama, yürütme,
denetleme görevi yapan Türkiye Büyük Millet Meclisine düşer.
1 Mayıs, dünyanın bütün çağdaş ülkelerinde
işçilerin, çalışanların bayramı olarak kutlanmaktadır.
1 Mayıs 1886 yılında, Amerika'nın Chicago
Kentinde işçilerin günde sekiz saat çalışmak için başlattıkları mücadele ve bu
mücadeleye öncülük eden 4 sendikacının asılması anısına, 1889'da Paris'te
toplanan 2 nci Enternasyonelde işçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü
olarak kabul edildi. Bu tarihten sonra birçok ülkede 1 Mayıs, işçi bayramı
olarak kutlandı; resmî bayram oldu. Ülkemizde de henüz resmî bayram olmasa bile
yıllardır kutlanmaktadır.
Demokratik devlet, açık toplumun
sağlanması, demokrasimizin gelişmesi, 1 Mayısların bundan sonra barış ve
güvenlik içerisinde kutlanabilmesi için 37 yurttaşımızı yitirdiğimiz 1977
Taksim 1 Mayıs olayı hakkında Anayasanın 98 inci maddesine, TBMM İçtüzüğünün
104 üncü ve 105 inci maddesine göre Meclis araştırması açılmasını dileriz.
Saygılarımızla.
1- Mustafa Gazalcı (Denizli)
2- Şevket Arz (Trabzon)
3- Harun Akın (Zonguldak)
4- Engin Altay (Sinop)
5- Osman Kaptan (Antalya)
6- Feridun Fikret Baloğlu (Antalya)
7- Orhan Eraslan (Niğde)
8- Muharrem Kılıç (Malatya)
9- Ramazan Kerim Özkan (Burdur)
10- Erdal Karademir (İzmir)
11- Gürol Ergin (Muğla)
12- Hüseyin Ekmekcioğlu (Antalya)
13- Mehmet Kartal (Van)
14- Osman Özcan (Antalya)
15- Tuncay Ercenk (Antalya)
16- Cevdet Selvi (Eskişehir)
17- İzzet Çetin (Kocaeli)
18- Mehmet Vedat Yücesan (Eskişehir)
19- Orhan Ziya Diren (Tokat)
20- Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)
21- Feramus Şahin (Tokat)
22- Hüseyin Özcan (Mersin)
23- Mehmet S. Kesimoğlu (Kırklareli)
24- Hasan Ören (Manisa)