DÖNEM : 22        YASAMA YILI : 3

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

CİLT : 83

 

93 üncü Birleşim

3 Mayıs 2005 Salı

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GündemdIşI Konuşmalar

1.-  Ordu Milletvekili İdris Sami Tandoğdu'nun, Ordu'daki arıcılık sektörü ile bal üreticilerinin sorunlarına ve alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

2.- Adana Milletvekili Recep Garip'in, Türk Dil Bayramı ile Yunus Emre Haftası münasebetiyle dilin ve kültürün toplum için önemine ilişkin gündemdışı konuşması

3.- Osmaniye Milletvekili Necati Uzdil'in, buğday hasadı öncesi yaşanan pazarlama sorunları ile bu konuda yapılması gereken çalışmalara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

B) Tezkereler ve Önergeler

1.- Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında 5333 sayılı Kanunun bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/814)

C) Gensoru, Genel Görüşme, Meclİs SoruşturmasI ve Meclİs AraştIrmasI Önergelerİ

1.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol, İstanbul Milletvekili Ali Topuz ve Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları TAŞ'nin özelleştirme süreci konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/21)

V.- ÖNERİLER

A) DanIşma Kurulu Önerİlerİ

1.- Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

2.- Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/969) (S. Sayısı: 851)

3.- Ankara Milletvekilleri Salih Kapusuz ile Reha Denemeç'in, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/426) (S. Sayısı: 877)

VII.- AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın, Yalova Milletvekili Muharrem İnce'nin, konuşmasında, Başbakana sataşması nedeniyle konuşması

VIII.- SORULAR VE CEVAPLAR

A) YazIlI Sorular ve CevaplarI

1.- Erzincan Milletvekili Erol TINASTEPE'nin, Başbakanlık binasının bakım ve onarım ihalesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/5328)

2.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, kamu proje stokundaki projelerin sektörlere göre dağılımına ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/5330)

3.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, dört kişilik bir ailenin geçimine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/5333)

4.- İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun, İdidaa adlı bahis oyunundan Tanıtma Fonuna aktarılan miktara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/5334)

5.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, AB Komisyonu Alt Komite toplantılarında, Ulaştırma Bakanlığı bürokratlarının imzaladığı raporlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM'ın cevabı (7/5336)

6.- Samsun Milletvekili Musa UZUNKAYA'nın, Türk Metal İş Sendikası Genel Başkanının malvarlığı hakkındaki iddialara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat BAŞESGİOĞLU'nun cevabı (7/5374)

*Ek cevap

7.- Bilecik Milletvekili Yaşar TÜZÜN'ün, Basın İlan Kurumunun malî durumuna ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/5412)

8.- Bilecik Milletvekili Yaşar TÜZÜN'ün, Basın İlan Kurumuna ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/5413)

9.- Sinop Milletvekili Engin ALTAY'ın, Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birliğine bağlı esnafın kredi borçlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/5416)

*Ek cevap

10.- Tokat Milletvekili Resul TOSUN'un, Basın İlan Kurumunca yapılan ödemelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/5418)

11.- Elazığ Milletvekili Abdulbaki TÜRKOĞLU'nun, din değiştirenlerin sayısına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/5433)

12.- İstanbul Milletvekili Hasan AYDIN'ın, hırsızlık ve gasp olaylarının önlenmesine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/5434)

13.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, bir belediye başkanının görevine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/5436)

14.- Kırklareli Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, İçişleri Bakanlığı planlama uzman yardımcılarının maaşlarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/5438)

15.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Orhaneli Termik Santralının çevreye verdiği zararlara ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/5445)

16.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Meram Ekspres Trenine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM'ın cevabı (7/5450)

17.- İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun, bankaları denetleyen dış denetim kuruluşlarına ve TMSF kapsamına alınan ticarî mevduata ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/5455)

18.- Antalya Milletvekili Osman ÖZCAN'ın, Türkiye'ye hatalı gönderilen Wolkswagen marka araçlara ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali COŞKUN'un cevabı (7/5456)

19.- Kırklareli Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, Ankara Büyükşehir Belediyesinin borçlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Ali BABACAN'ın cevabı (7/5477)

20.- İzmir Milletvekili Hakkı ÜLKÜ'nün, Ulus Tarihî ve Kültürel Kentsel Dönüşüm Projesi kararına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/5481)

21.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, SSK emekli aylıklarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat BAŞESGİOĞLU'nun cevabı (7/5492)

22.- Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Ardahan-Çıldır İlçesinde dövülen bir gazeteciye ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/5504)

23.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, zehirli atıkların zeytin ağaçlarına verdiği zarara ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/5512)

24.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, zeytin üretiminde kullanılan kimyasal maddelerin insan sağlığına etkilerine ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/5514)

25.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, bir siyasî parti il başkanının basın açıklamasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/5528)

26.- Yozgat Milletvekili Emin KOÇ'un, gazetecilerle ilgili bir açıklamasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/5530)

27.- Yozgat Milletvekili Emin KOÇ'un, gezileriyle ilgili bir açıklamasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/5531)

28.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Konya İl Millî Eğitim Müdürlüğüyle ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/5563)

29- Yalova Milletvekili Muharrem İNCE'nin, bir siyasî parti il başkanının basına verdiği bazı demeçlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/5585)

30.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, yapılan atamalara ve atanan personel sayısına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali COŞKUN'un cevabı (7/5599)

31.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, devredilen SSK'ya ait sağlık tesislerinin ilaç ve diğer giderlerine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat BAŞESGİOĞLU'nun cevabı (7/5625)

32.- Diyarbakır Milletvekili Mesut DEĞER'in, işkenceyi önlemek için yapılan idarî düzenlemelere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/5636)

33.- Diyarbakır Milletvekili Mesut DEĞER'in, posta dağıtıcılarına yıpranma tazminatı ödenmesine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM'ın cevabı (7/5650)


I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak altı oturum yaptı.

İzmir Milletvekili Türkân Miçooğulları ve 25 milletvekilinin, köy enstitülerinin yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/279) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Etiyopya ve Güney Afrika Cumhuriyetine yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi, kabul edildi.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

1 inci sırasında bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı: 305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz gelmediğinden,

2 nci sırasında bulunan, Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının (1/969) (S. Sayısı: 851),

6 ncı sırasında bulunan, Ankara Milletvekilleri Salih Kapusuz ile Reha Denemeç'in; Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin (2/426) (S. Sayısı: 877) tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak 1 inci maddesi üzerinde bir süre görüşüldü; birleşime verilen aradan sonra,

7 nci sırasında bulunan,Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısının (1/846) (S. Sayısı: 646) görüşmeleri,

İlgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından,

Ertelendi.

Bursa Milletvekili Mustafa Özyurt, Adana Milletvekili Recep Garip'in, konuşmasında, ileri sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi nedeniyle bir açıklamada bulundu.

3 üncü sırasında bulunan, 29.3.2005 Tarihli ve 5325 sayılı Siyasî Partiler Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun (1/1009) (S.Sayısı:876) görüşmelerini müteakiben;

4 üncü sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti ile Fas Krallığı, (1/842) (S. Sayısı: 796),

5 inci sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti ile Lübnan Cumhuriyeti (1/972) (S. Sayısı: 854),

Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarılarının, görüşmeleri tamamlanarak elektronik cihazla yapılan açıkoylamalardan sonra;

Kabul edildikleri ve kanunlaştıkları açıklandı.

3 Mayıs 2005 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 19.53'te son verildi.

İsmail Alptekin

Başkanvekili

 

Yaşar Tüzün

Bayram Özçelik

 

Bilecik

Burdur

 

Kâtip Üye

Kâtip Üye

 

No.: 127

II.- GELEN KÂĞITLAR

2 Mayıs 2005 Pazartesi

Raporlar

1.- Kocaeli Milletvekili Mehmet Sefa Sirmen'in  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/213) (S. Sayısı: 496) (Dağıtma tarihi: 2.5.2005) (GÜNDEME)

2.- Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/1001) (S. Sayısı: 887) (Dağıtma tarihi: 2.5.2005) (GÜNDEME)

 

No.: 128

3 Mayıs 2005 Salı 

Tasarılar

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sırbistan ve Karadağ Bakanlar Konseyi Arasında Askeri-Bilimsel ve Askeri-Teknik İşbirliği Konusunda Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/1020) (Millî Savunma ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.4.2005)

2.- WIPO İcralar ve Fonogramlar Andlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı (1/1021) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor; Avrupa Birliği Uyum ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.4.2005)

3.- İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşmenin Oluşturduğu Denetim Mekanizmasının Değiştirilmesine İlişkin 14 Nolu Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/1022) (Anayasa; Adalet ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.4.2005)

4.- Türkiye Cumhuriyeti ile Makedonya Cumhuriyeti Arasında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/1023) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.4.2005)

5.- Hava İş Kanunu Tasarısı (1/1024) (Adalet; Plan ve Bütçe; Avrupa Birliği Uyum ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.4.2005)

Teklifler

1.- Nevşehir Milletvekilleri Mehmet Elkatmış ile Osman Seyfi'nin; Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/447) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.4.2005)

2.- İzmir Milletvekili Erdal Karademir ile 9 Milletvekilinin; Mülga 2613 ve 766 Sayılı Kanunlarla Hazine Adına Tescil Edilen Miktar Fazlalıklarının İlgililerine Devrine Dair Kanun Teklifi (2/448) (Adalet; Çevre ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.4.2005)

3.- İzmir Milletvekili Erdal Karademir ile 8 Milletvekilinin; 4071 Sayılı 3 Mart 1340  (1924) Tarihli ve 431 Sayılı Kanunla Hazineye Kalan Taşınmaz Mallardan Bazılarının Zilyedlerine Devri Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/449) (Adalet ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.4.2005)

4.- Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın; Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/450) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 3.5.2005)

5.- Kilis Milletvekili Hasan Kara ile Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın; Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/451) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi:3.05.2005)

6.- Kilis Milletvekili Hasan Kara ile 2 Milletvekilinin; Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/452) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 3.5.2005)

7.- Kilis Milletvekili Hasan Kara ile 2 Milletvekilinin; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/453) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 3.5.2005)

8.- Kütahya Milletvekili Soner Aksoy ile 7 Milletvekilinin; Jeotermal Enerji Kaynakları ve Mineralli Sular Kanunu Teklifi (2/454) (Adalet; İçişleri; Plan ve Bütçe ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2005)

9.- Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın; 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/455) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.4.2005)

10.- Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan'ın; 17.7.1964 Tarih ve 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/456) (Plan ve Bütçe ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.4.2005)

11.- Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan'ın; Sosyal Güvenlik ve Prim Barışı Kanunu Teklifi (2/457) (Plan ve Bütçe ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.4.2005)

12.- Adana Milletvekili Kemal Sağ ile 22 Milletvekilinin; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzük Değişikliği Teklifi (2/458) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.4.2005)

13.- Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan'ın; 8.6.1949 Tarih ve 5434 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/459) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.4.2005)

14.- Hatay Milletvekili Sadullah Ergin'in; İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/460) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.4.2005)

Genel Görüşme Önergesi

1.- Cumhuriyet  Halk  Partisi  Grubu Adına, Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili K. Kemal ANADOL, İstanbul Milletvekili Ali TOPUZ ve Samsun Milletvekili Haluk KOÇ'un, Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş.'nin özelleştirilme süreci konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 102 ve 103 üncü maddeleri uyarınca bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi. (8/21) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.5.2005)

Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, yabancı misyon temsilcilerinin milletvekilleriyle görüşmelerine ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/5359)

2.- İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in, ABD'de hazırlanan 2004 Dünya İnsan Hakları Raporundaki bazı ifadelere ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/5360)

3.- Hatay Milletvekili Mehmet ERASLAN'ın, ABD tarafından güneydoğu illerinde uygulanan kadın lider yetiştirmeye yönelik bir eğitim programına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/5362)

4.- Ankara Milletvekili Mehmet TOMANBAY'ın, Su Dünyası adlı dergiye ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/5363)

5.- Bursa Milletvekili Mustafa DÜNDAR'ın, altın rezervi kapasitesine ve ithal edilen altın miktarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/5364)

6.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Türkiye-Yunanistan Deniz Geçişi Doğalgaz Boru Hattı Projesinin iptal edilme nedenine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/5365)

7.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı Projesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/5366)

8.- Manisa Milletvekili Nuri ÇİLİNGİR'in, Alpagut-Dodurga linyitlerini işleten firma ile TKİ Yönetim Kurulu arasında şartname dışı uygulamalar yapıldığı iddiasına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/5367)

9.- Manisa Milletvekili Nuri ÇİLİNGİR'in, TKİ'nin bazı firmalarla yaptığı sözleşmeye ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/5368)

10.- Tunceli Milletvekili V. Sinan YERLİKAYA'nın, Tunceli'de "Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi"nin uygulanıp uygulanmadığına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5370)

11.- İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun, İddaa adlı bahis oyunundan 2004 yılında tahsil edilen damga vergisi miktarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5383)


BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

3 Mayıs 2005 Salı

BAŞKAN: Başkanvekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 93 üncü Birleşimini açıyorum.

III.- Y O K L A M A

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakika süre vereceğim.

Sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını, teknik personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlık Divanına göndermelerini rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.

Konuşma süreleri 5'er dakikadır. Hükümet, konuşmalara cevap verebilir. Hükümetin konuşma süresi 20 dakikadır.

Gündemdışı ilk söz, Ordu İlinde arıcılık ve arıcılığın sorunları hakkında söz isteyen Ordu Milletvekili İdris Sami Tandoğdu'ya aittir.

Sayın Tandoğdu, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GündemdIşI Konuşmalar

1.- Ordu Milletvekili İdris Sami Tandoğdu'nun, Ordu'daki arıcılık sektörü ile bal üreticilerinin sorunlarına ve alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Ordu İlindeki bal üretimiyle ilgili gündemdışı söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisimizi ve halkımızı saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Arıcılık, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de son yıllarda giderek gelişme gösteren ve ülke ekonomisine büyük katkı sağlayan önemli bir sektör  haline gelmiştir. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün, yani, FAO'nun, 2003 yılı verilerine göre, kovan sayısı bakımından Türkiye, Çin'den sonra 2 nci sırada; bal üretimi bakımından ise, Çin, Arjantin ve ABD'den sonra 4 üncü sırada yer almaktadır. Bütün ülkemizde, Türkiye'de, 50 000 ailenin geçimini  arıcılıkla sağladığı  tespit edilmiştir, 50 000 ailenin geçimi aracılıkla sağlanmaktadır. Türkiye'nin yıllık bal üretimi de  70 000 ton kadardır. Türkiye ekonomisine katkısı da, 6-7 katrilyon TL'dir. Ayrıca,  arıcılık, 200 000 kişiye de iş sahası, iş  imkânı vermekte ve istihdam sağlamaktadır.

Sayın milletvekilleri, arıcılık, Ordu İlinde fındıktan sonra en önemli geçim kaynaklarından biridir. Ordu'nun her ilçesinde arıcılık  yapılmaktadır. Ordu İlimiz, Türkiye arıcılığının yüzde 10'una sahip olup, bal üretiminin de yüzde 15'ini elinde tutmaktadır. Ordu'da 2003 yılında 8 600 ton bal üretimi gerçekleşmiş ve bal üretiminden elde edilen gelir de -44,1 trilyon lira-  Ordu İline dağılmış   durumdadır. 2004 yılında ise, 10 200 ton bal ve 340 ton da balmumu elde edilmiş ve yaklaşık 60 trilyon lira para Ordu'nun ilçelerinde dağıtılmıştır. Ordu İli genelinde 7 600 arıcı bulunmakta ve yaklaşık 10 000 ilâ 20 000 aile geçimini arıcılıktan sağlamaktadır.

Ayrıca, 7 000'in üzerinde de, gene, gezginci arıcı  Ordu Vilayetinde yetişmiş ve yaşamaktadır. Bu gezginci arıcılık... 1955 yılında ilk defa tarım ürünlerinde kullanılan ilaçlamanın, fındığa kullanılan ilaçlamanın arıya verdiği zarar tespit edilmiş, kovanlarda meydana getirdiği ölüm oranları tespit edilmiş, bunun üzerine, Ordulular, arıcılıkta doğuya ve güneydoğuya doğru, mevsimlerinde göçe başlamıştır. Doğudaki ve güneydoğudaki arıcılığı da, bu şekilde, Ordulular öğretmiştir. Ordulunun arıcılıktaki payı halen devam etmektedir.

Sayın milletvekilleri, ilimizde ve ülkemizde arıcılık bu kadar önemli bir paya sahip olmasına karşılık, arıcılıkla geçinen çiftçimizin birçok sorunu vardır. Özellikle son dönemde yaşanan sahte bal krizi, ihracatçımızı ve arıcımızı zor durumda bırakmaktadır.

Sayın milletvekilleri, sahte bal nasıl yapılıyor; bu konuya, burada, biraz, açık bir şekilde değinmek istiyorum: Kilosu 25 milyar lira olan bal esansı ABD'den ithal edilir, Çin'den de mısır şurubu enzimi getirilir; bunların karışımından elde edilen ticarî glikoz, allanır pullanır, iç ve dış piyasada satılır!

Peki, bunu kimler yapıyor? Size bir örnek vermem gerekirse -duyumlarım ve araştırmalarım neticesinde- Bursa'da bulunan Amerikan-İsrail ortaklığı olan ve mısır şurubu üreten bir şirket var. Yine, kulağıma gelen söylentilere göre, bu firma mısır şurubunu yapıyor, bal esansıyla karıştırıyor, doğal bal diye piyasaya sürüyor; süzme bal adı altında, süzme bal şeklinde, sahte bal olarak piyasaya sürüyor. Eğer söylentiler doğruysa, bu şirketin bir an önce damarına girilmesini istiyorum. Damarına acilen girilmesi gereken şirketlerden biri de, Bursa'dadır. Lütfen, hükümete sesleniyorum; bunun damarına girelim ve bu sahtekârlığı, bu ahlaksızlığı, bu hırsızlığı... Ve mağdur olan bu bal üreticisinin hakkını arayalım. Hiç olmazsa, elinizde de, damara girdik diye, çok güzel somut bir belge olarak, gelecek seçimlerde kullanacağınız bir belge olmuş olur. Bunu, hassaten, hükümetten rica ediyorum. Benim bölgemde mağdur olan bal üreticilerinin bu sahte baldan kurtuluş şekli ancak bu yöntemle olacaktır.

Sayın milletvekilleri...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İ. SAMİ TANDOĞDU (Devamla) - Bağlıyorum... Müsaadenizle...

BAŞKAN - Sayın Tandoğdu, lütfen konuşmanızı tamamlar mısınız.

Buyurun.

İ. SAMİ TANDOĞDU (Devamla) - 5 Nisan 2005'te, Tarım Bakanlığı, Ankara Gölbaşı'nda, tüm ülkenin, arıcılar birliği ile ihracatçılar firmasını birleştirerek, bir toplantı yapmış. Burada, bazı firmalar ticarî glikoz ihraç ettiklerini itiraf eder duruma gelmişlerdir ve Bakanlık, 320 marketten, gıdacıların bu itirafları üzerine, balları toplatmış, 180 tanesinin tahlilini yaptırmış ve bu 180 tahlilin içerisinden, maalesef, 89 tanesinin hiçbirinde bal içeriği olmadığı tespit edilmiştir. Bakanlık firmalara gerekli cezaları vermiştir. Tarım Bakanının bu konudaki hassasiyetinden dolayı çok teşekkür ediyorum kendilerine ve çözümün halli için de mücadele verdiğini görüyorum; fakat, bu çözümün yüzeysel değil, kökten halledilmesi gerektiğini de, benim üreticilerim ve ben, Bakanlığıma duyurmak zorundayız.

Sayın milletvekilleri, balla ilgili, Türkiye'de tek olan Ordu Arıcılık Araştırma Enstitüsü kurulmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İ. SAMİ TANDOĞDU (Devamla) - Bağlıyorum Sayın Başkanım; çok önemli.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Tandoğdu.

İ. SAMİ TANDOĞDU (Devamla) - 1995'te, 87 dönümlük arazi üzerinde Arıcılık Araştırma Enstitüsü kurulmuş -Bakan Refaiddin Şahin zamanında bölgeye yapılan en güzel hizmetlerden biridir, kendilerine burada da teşekkür ediyorum- ancak, Enstitüden yeterince yararlanamıyoruz. Enstitüde bulunan Arı Hastalıkları ve Arı Ürünleri Laboratuvarının cihazlarında büyük ölçüde eksiklikler mevcuttur. Bunların içerisinden en önemlisi de karbon-13 cihazının bu enstitüde olmaması; balın kalitesini ve içeriğini ortaya çıkaracak olan bu cihazın olmaması nedeniyle, balları, tetkik ve tahlil için bu sefer İzmir'e göndermek zorunda kalıyoruz. Bu arada arıcılarımız ve balcılarımız çok mağdur durumdadır. Bu karbon-13 cihazının maliyeti -Sayın Bakanıma buradan duyurmak istiyorum- sadece 200 milyar lira. Eğer, 200 milyar liralık bu cihaz Arı Enstitüsüne gönderilirse, çok büyük yanlışlıkların, hataların ortaya çıkarılmasında katkısı olacağı düşüncesindeyiz.

Arı yetiştirmek, arıcı yetiştirmek babadan oğula geçen bir sistemde... Halbuki biz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İ. SAMİ TANDOĞDU (Devamla) - Sayın Başkan, bağlıyorum.

BAŞKAN - Sayın Tandoğdu, cümlenizi tamamladığınızdan bu yana 2 dakika geçti.

Buyurun.

İ. SAMİ TANDOĞDU (Devamla) - Çok özür diliyorum.

Sayın milletvekilleri, Ordulu hemşerilerimin devletten, yani, Tarım Bakanından istekleri şunlardır; onu bir sıralamak istiyorum: Ziraat Bankasındaki kredi zorluklarının ortadan kaldırılması ve her arıcıya hak ettiği kredinin verilmesini istiyorum. Arıcılarımıza petek bal için teşvik priminin verilmesi çok önemlidir. Teşvikler daha evvel verilmiştir; fakat, maalesef, süzme bala verilmiştir, petek bala verilmemiştir.

Diğer bir sorun ise, Ordu gezginci arıcılarının en büyük problemi, gittikleri yerleşim yerlerindeki, ilçelerdeki, köylerdeki yetkililerin gayri kanunî yollarla kendilerinden talep ettikleri teberrulardan yakınmaktadırlar. Bunların kanunî bir sisteme, kanunî bir teberrua döndürülmesini istiyorum.

Benim bölgemdeki arıcıların en büyük sıkıntıları bunlardan ibarettir.

Maalesef, konuşacaklarımı tamamlayamıyorum.

Bütün hemşerilerime ve sizlere saygılarımı sunuyor, iyi günler diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tandoğdu.

Gündemdışı ikinci söz, Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre Haftası münasebetiyle söz isteyen, Adana Milletvekili Recep Garip'e aittir. 

Sayın Garip, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

2.- Adana Milletvekili Recep Garip'in, Türk Dil Bayramı ile Yunus Emre Haftası münasebetiyle dilin ve kültürün toplum için önemine ilişkin gündemdışı konuşması

RECEP GARİP (Adana) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlar; Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre Haftası nedeniyle gündemdışı söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Dil, bir toplumun düşünce yapısının, kültürünün, tarihinin, eğilimlerinin, zevk, ıstırap ve hüzünlerinin aynasıdır; kültür ise, hayatın kalıbıdır. Bu kalıbın özü de dildir. Dil sosyal mirası nesilden nesile aktarır, sosyal gruplar birbirleriyle ilişkilerini dille kurarlar. Toplumlar "biz" şuuruna kendi anadilleriyle ulaşırlar, yaratıcılık anadille olur, insanlar rüyalarında bile anadilleriyle konuşurlar.

Ülkelerinin sınırlarını aşan dillerin, gittikleri yerlere kendi kültürünü taşıdığını, diğer ülkelerle kurduğu ekonomik, siyasî ve kültürel ilişkilere doğrudan etki ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu anlamda, dil varlık demektir; dil şuur demek, dil kültür demek, dil inanç, dil tarih demektir; dil estetik, anlayış, kavrayış, oluş demek, dil can demektir; dil devlet demektir.

Bu açıdan baktığımızda, dilin, sadece edebî ve felsefî bir mesele olmadığını, aynı zamanda siyasî bir yönünün de bulunduğunu pekala görmekteyiz.

Farklı nüanslar taşıyan kelimelerin atılarak tek bir kelimeyle ifade edilmeye çalışılması, dili, ancak fakirleştirir.

Dil, kimsenin tekelinde değildir. Kim dilden bir kelime çıkartabilir, yaşantı kelimesinin dile girmesiyle ömür veya hayat kelimesinin yok olduğunu hangimiz söyleyebiliriz. Bugün, Recaizade'yi, Tevfik Fikret'i çevirilerinden okuyoruz. Türkçe yazan Tevfik Fikret'i, şimdi, yine, Türkçeye çeviriyoruz. Umberto Eco'nun "Gülün Adı" romanını Fransızcasından su gibi okuyan biri, yanlış dil politikasının sonucu, bu romanın yeni Türkçeyle yapılan çevirisini okuyamaz hale gelmiştir. Bunları, ciddî noktada, dil politikası olarak, yeniden, bir kez daha, düşünmemiz gerekiyor.

Yine, Aytmatov'un mankurtlaşma hikâyesini hatırlamakta fayda var. Aytmatov "Gün Olur Asra Bedel" adlı romanında, tam da bizim hikâyemizi anlatmaktadır. Hikâyenin kahramanı Kolaman, beynindeki dil alanının boşaltılmasıyla hafızası yok edilen biridir. Hafızası yok edilen adam, efendisine tam bir itaatla hareket eden bir mankurt olur ve kendisini hasretle arayan öz anasını öldürür. Bu hikâye, maalesef, yakın tarihimize ışık tutmaktadır; yani, bu anlamda da dilin muhafazası, dilin entelektüel manada bütününe bakmakta yarar görmekteyiz.

Türkçe, yüz yüze geldiği bütün bu tehlikelere rağmen, güçlü bir dildir. Gücü, yüzyıllara varan bir tecrübeden gelmektedir. Zaman içerisinde oluşan sözcükleri, gramer kitapları, destanları, şiirleri, hikâyeleri, ebedî ve felsefî ürünleriyle insanlık tarihine silinmemek üzere isimlerini yazdırmışlardır.

Özetle, tüm bu saydığımız noktalarda, bir gel-git yaşanmaktadır. Türkçe, büyük bir medeniyetin ve devletin dilidir. Eğer, Türkçe, büyük bir dil olmasaydı, bugün, yüzlerce yıl önce yaşamış olan bir Yunus Emre'nin gönül terennümleri okunduğunda rahatça anlaşılamaz ve yedisinden yetmişine insanımızın damarlarındaki ses ve mana musikisini canlandıramazdı.

Yunus Emre, Anadolu'da 12 nci ve 13 üncü Yüzyılda yaşamış, bu toprakların yükselen sesi ve ruhu olmuştur. Sevgi ve kardeşlik duygularıyla yüklü bir medeniyetin öncülüğünü yapmıştır Yunus Emre. Savaşların ve içkargaşanın yoğun olduğu dönemlerde, karış karış Anadolu'yu dolaşarak insanları birlik ve beraberliğe, sevgiye ve barışa çağırmıştır Yunus.

Mısralarında sanat kaygısı olmadan, yaşadığı ve yüreğinde hissettiği duygularını kelimelerle ifadelendirmiş, halkın sesi ve yüreği olmuştur. Bu yönüyle, halk şiirimizin mihenk taşlarından birisidir Yunus Emre.

Kullandığı dilin sadeliği Anadolu insanımızın 7'den 70'e kullanmış olduğu o anadilimizdir; yani, bizim yüzyıllardır devam eden Türkçemizdir. Dolayısıyla, Yunus Emre'nin şiirlerinde kullanmış olduğu kelimeler tamamıyla yüzyıllardır bizim Türkçe düşündüğümüzü ve Türkçe olarak konuşmaya devam ettiğimizi anlatan çok önemli şiir metinleridir. Türkçeyle eserlerini yazmasından kaynaklı bize çok ciddî tarihsel doküman da ortaya koymaktadır. O dönemde şiirlerinde kullandığı Türkçe günümüz için de çok önemli bir kaynak olarak karşımızda durmaktadır. Şiirler, saf bir düşüncenin, içi sevgi ve aşkla dolu berrak bir kalbin taşıdığı önemli bir mesaj olmuş, Anadolu halkının gelecek yüzyıllarını şekillendirmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN- Buyurun Sayın Garip.

RECEP GARİP (Devamla)- Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yunus Emre, dünya kültür ve medeniyet tarihinde önemli bir merhale olmuştur. Kültürümüzün en değerli yapıtaşlarındandır; çünkü, Yunus Emre, sadece yaşadığı devrin değil, çağımız ve gelecek yüzyılların da ışık kaynağıdır. Allah ve tüm yaratılmışları içine alan sonsuz sevgisinden kaynaklanan fikirleri dünya üzerinde insanlık var oldukça değerini korumaya devam edecektir.

Yunus, gerçekten bizi biz yapan, maddî ve manevî değerlerimizi ortaya koyan önemli bir şiir ustasıdır.

"Elif okudum ötürü

Pazar eyledim götürü

Yaratılanı sevdim

Yaradandan ötürü"

diyerek insan sevgisini dile getirmiştir. Yunus Emre'nin bu mısralarını okuduğumuzda, bugün tüm insanlığın buna ne kadar ihtiyacı olduğunu daha iyi anlamamız mümkün olabilecektir.

İşte, Yunus Emre, Allah'a özlemleri, aşkları ve insanı merkez alan sevgileriyle içi şefkat dolu bir yürek olmuştur Anadolu'da. Yunus Emre, her şeyden önce gönül insanıdır. Onun kaleminde can bulan düşünceler ve duygular, Müslüman Türk olmasının yanı sıra, tüm dünya insanlarının birleşebildiği bir üst zekâyı ve his dünyasını temsil eder durumdadır. Anadolu'daki bütün gezen insanların, bir bakıma, Yunus gibi düşündüğüne, Yunus gibi Anadolu'yu nakış nakış ördüğüne tanık olmaktayız.

Şiirlerinde kullandığı dil, bugünkü Türkçeyle bile rahatlıkla anlayabileceğimiz tarzda yazılmıştır. Yunus'un anlaşılmasında ve günümüze kadar yaşatılmasında önemli bir faktördür bu. Anadolu'nun yetiştirdiği en büyük tasavvuf erlerinden, Türk dili ve edebiyatının en büyük şairlerinden birisidir kuşkusuz Yunus Emre.

Arayış içerisinde olan insanın görmesi gereken şey, yaratılan her şeydir; dağlar, ovalar, çiçekler, insanlar, yeryüzü, gökyüzü, bulut, deniz, yağmur, güneş, sevilen her şey, çiçek ve tabiatta bulunan her şeyin...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Garip, lütfen, istirham edeyim, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

RECEP GARİP (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

...sonsuz sevgiliye, yani, Allah'a hasretini anlattığını ve her taşın, her bitkinin Yaradana hamdüsena ettiğini biliyoruz.

Hâsılı, Yunus Emre, içinde taşıdığı Allah ve Peygamber ve insan sevgisiyle, hem yaşadığı döneme hem de gelecekteki kuşaklara seslenmiş oluyor:

"Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil" der Yunus.

"Ete kemiğe büründüm/Yunus diye göründüm" diye ekler ve bütün Anadolu insanını Yunus olmaya çağırır.

Canlar canını bulunca da,

"Canlar canını buldum bu canım yağma olsun

Assı ziyandan geçtim dükkânım yağma olsun" diyerek, Anadolu'ya tekrar seslenir.

"Ben yürürem yane yane/Aşk boyadı beni kane

Ne akilem ne divane/Gel gör beni aşk neyledi.

Gâh eserem yeller gibi/Gâh tozaram yollar gibi,

Gâh akaram seller gibi/Gel gör beni aşk neyledi" cümleleriyle, mısralarıyla bitiriyorum ve hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Garip.

Sayın milletvekilleri, gündemdışı üçüncü söz, buğday hasadı pazarlama sorunları hakkında söz isteyen Osmaniye Milletvekili Necati Uzdil'e aittir.

Sayın Uzdil, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- Osmaniye Milletvekili Necati Uzdil'in, buğday hasadı öncesi yaşanan pazarlama sorunları ile bu konuda yapılması gereken çalışmalara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

NECATİ UZDİL (Osmaniye) - Sayın Başkanım, öncelikle, size teşekkür ediyorum, bana bu konuşma olanağını yarattığınız için.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bugün, buğday hasadı öncesi,  pazarlama sorunları hakkında konuşmak üzere söz almış bulunuyorum; sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Buğday hasadı da nereden çıktı diyebilir bazı arkadaşlarımız; çünkü, Ankara'nın dışına çıktığımızda, toprak daha yeni yeşermekte; ama, değerli arkadaşlarım, Çukurova'da, mayıs ayında, şu anda buğday başaklandı, hatta süt olum devresine girdi. Mayıs ayının sonunda buğday hasadı başlayacak sevgili arkadaşlarım.

Hasat, çiftçinin alınterinin karşılığı, sevgili arkadaşlarım, bir yıllık ümidi. Eskiden hasat bayramları yapardık. Tahmin ederim sizler de biliyorsunuz. Ancak, son zamanlarda, hasat zamanı yaklaştığında, bu yıl olduğu gibi, bir belirsizlik, bir endişe başlar çiftçimizde. Nasıl endişe etmesin; şöyle bir düşünelim; biz, tarım ülkesiyiz, bir yılda 1 000 000 ton buğday ithal ediyoruz. Amerikasından tutun, Kanadasından, Ukraynasından, Arjantinine kadar.

Değerli arkadaşlarım, ithal ettiğimiz buğdayın ton fiyatı 208 - 210 dolar civarında. Bir şey olduğu zaman bize derler ki "hemen ithal edin, dünya piyasası şu!"

Değerli arkadaşlarım, ürünlerin, dünya piyasasında, fiyatı belirlenirken, lütfen, girdilerin fiyatını da unutmamasını diliyorum hükümetimizden. Bizdeki en son duruma bir bakalım: Geçen sene Toprak Mahsulleri Ofisi 352 000 lira fiyat koydu ekmeklik buğdaya. Peki, şu anda ekmeklik buğdayın ülkemizde serbest piyasada, fiyatı ne? Ben size hemen söyleyeyim: 310 000, en kalitelisi 320 000 lira civarında.

Arkadaşlar, hasat yaklaştığı zaman buğday fiyatları artar sözde; ama, maalesef, bu sene aşağılarda. O zaman, hasat başladığında buğday 300 000 liraya kadar düşecektir.

Peki, girdi fiyatları ne oldu sevgili arkadaşlarım bir yılda?.. Girdi fiyatlarına bir baktığımızda; bir yıl önce mayıs ayında mazot 1 400 000 lira, şu anda 1 800 000- 1 900 000 lira.

Değerli arkadaşlarım, üre gübresinin kilogramı bir yıl önce 300 000 lira, şu an 520 000 lira. Daha fazla rakamlarla sizi sıkmak istemiyorum

Devlet ne için var; devlet, vatandaşımız için var, halkımız için var, yurttaşımız için var. Bu fiyatlar artarken bu hükümet buradaydı, yarın buğday fiyatları belirlenirken, serbest piyasa, devlet bu işe karışmıyor deme hakkı olmadığını da burada belirtmek istiyorum değerli arkadaşlarım.

Şu anda, hasadın ilk başlangıç yeri olan Çukurova'da Toprak Mahsulleri Ofisinin depoları mısır dolu sevgili arkadaşlarım. Hükümetin bir an önce, buğday hasadıyla ilgili, buğday alımıyla ilgili çiftçilerin yardımına koşması için hazırlık yapması gerekir, buğday depolarını boşaltması gerekir; o bölgeye diğer bölgelerden geçici personel göndermesi gerekir, fiyatı açıklaması gerekir sevgili arkadaşlarım. Biz istikrarı sağlamaya çalışıyoruz, fiyat açıklamayacağız derlerse ben de şunu söylüyorum: Geçen seneki fiyatı düşünsünler, girdi fiyatlarındaki artışı da düşünsünler, serbest piyasada oluşacak fiyattan sonra, hemen, hiç olmazsa, fiyat açıklasınlar diye düşünüyorum. Bu konuda, değerli arkadaşlarım...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Uzdil, size eksürenizi veriyorum; lütfen konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

NECATİ UZDİL (Devamla) - Tamamlıyorum efendim.

Değerli arkadaşlarım, 1980'lerden bu yana tarım sektörü tahrip edildi. Tarım sektörü, şu anda, dünyada stratejik sektörlerden bir tanesi değil, teki. Sonuçta, çiftçi perişan.

Değerli arkadaşlarım, tarım sektörüne bu güçlükleri yaşatanlara şunu söylemek istiyorum: Hükümeti, lütfen, ilgiye davet ediyorum. Tarım sektörüne ihanet, ülkeye ihanetle eşanlamlıdır diyorum.

Bu duygularla, sizleri, tekrar, sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Uzdil.

Gündemdışı konuşmalara Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Sami Güçlü cevap vereceklerdir.

Sayın Bakan, buyurun.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İki milletvekili arkadaşımın, Ordu Milletvekili Sayın İdris Sami Tandoğdu'nun Ordu İlinde arıcılık ve arıcılığın sorunlarıyla ilgili gündemdışı konuşmasına ve Osmaniye Milletvekili Sayın Necati Uzdil'in buğday hasadı öncesi, bölgesini de öne çekerek yapmış olduğu konuşmalara cevap vereceğim.

Ama, en son Necati Beyin söylediği söz, tabiî, yine, çok üzücü ifadeler. İhanet... Tarıma ihanet, ülkeye ihanet...

NECATİ UZDİL (Osmaniye) - Benim içimdeki duygu efendim.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Necati Bey, bu kavramları bu kadar kolay kullanmayın. Bu kavramlar kolay kullanılacak kavramlar değil.

NECATİ UZDİL (Osmaniye) - Size öyle bir şey demedim.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - İnsanlara, lütfen, böyle ithamlarda bulunmadan önce, bu kavramların içine iyi bakın ve kime ne söyleyeceğinizi bilin.

NECATİ UZDİL (Osmaniye) - Sizi itham etmedim.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Bu sektörün mensuplarını, bu sektörde hizmet etmeye çalışanları ilgiye davet etmek başka, ihanetle nitelendirmek başka şeyler.

NECATİ UZDİL (Osmaniye) - Sizi itham etmedim...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Lütfen, insanları bu kadar rencide...

NECATİ UZDİL (Osmaniye) - Hayır... Hayır...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Ben, sizi, bu konuda, lütfen, daha özenle konuşmaya davet ediyorum.

Sayın Sami Tandoğdu'nun, Ordu İlini öne çekerek, arıcılık, bal ve bu sektörün sorunlarıyla ilgili konuşmasına, ben de, şu düşüncelerle katkıda bulunmak istiyorum: Evvela, ülkemiz, bal açısından büyük bir potansiyele sahip; dünyada koloni varlığı bakımından ikinci, üretim bakımından da beşinci sırada. Dolayısıyla, geldiğimiz yer çok iyi ve potansiyelimiz, bu üretim seviyemize ve dünyadaki konumumuza göre, çok daha gelişebilecek durumda.

Bu bakımdan da, başta kurumumuza ve konuyla ilgili sektör temsilcilerimize önemli görevler düşüyor. Nitekim, bunun gereği olarak, mevzuatla ilgili düzenlemeler, ülkesel arıcılık projesi, arı yetiştiricileri birliğinin kurulması, ana arı üreten işletmelerin artırılması ve kayıt altına alınması, Türkiye ballı bitkiler flora haritasının çıkarılması gibi, bu sektörü çok yakından ilgilendiren konularda adımlar atılıyor ve dolayısıyla hukukî altyapı, teknik donanım ve bununla ilgili olarak örgütlenme konusunda önemli çalışmalar var.

Bu konuyla ilgili olarak, ilk defa, bu sektör -yani arıcılık sektörü ve bal üretimi- 2003 yılında teşvik kapsamına katılıyor ve ana arı başına, 2003 yılında, 4 000 000 lira destek veriliyor. Bu, arıcılığın ve bal üretiminin gelişmesi bakımından çok önemli bir adım. 2005 yılında ise, üreticilere, ana arı başına 7,5 milyon, birliğe üye olması halinde ise       -yani örgütlenmeyi teşvik etmek amacıyla- 15 000 000 lira olarak ödeme gerçekleştiriliyor. Dolayısıyla, sektör, birkaç yönden bir gelişme içerisine sokulmaya çalışılıyor.

Buna ilave olarak, 2005 yılında, birlik üyelerine, kilogram başına -süzme bal açısından- 400 000 lira destek veriliyor üye olmayanlara ise   -bir miktar daha az- 300 000 lira bal primi ödeniyor.

İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) - Bakanım, petek bala, petek bala...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Ayrıca, bildiğiniz gibi, ihracat başına da, bala, bir teşvik primi uygulanıyor.

Sorunlarımız çok. Bunların içerisinde en önemlisi, naftalin kullanımı, bilinçsiz şekerle besleme, ruhsatsız birkısım ilaçların kullanılması, damızlık ana arı üretimindeki yetersizlik gibi -ben devamını saymıyorum- oldukça önemli sorunlarımız var.

Ordu'ya gelince; Ordu, gerçekten, Türkiye'de, bu sektöre öncülük eden bir ilimiz. Türkiye'de arı varlığının yüzde 8'ine, üretimin de yüzde 12'sine sahip. Yani, böyle bir ilimizin yüzde 12'lik üretimden bir pay alması, yüksek bir verimle çalışması anlamına geliyor. Nitekim, Türkiye'de kovan başına ortalama 18 kilogram iken, Ordulu üreticilerimiz kovan başına 32 kilogram ürün elde edebiliyorlar; dolayısıyla, bu konuda bir ihtisas kazandıkları belli. Dolayısıyla, Ordu'nun ikinci önemli gelir kaynağı.

Bu konuda, Ordu Arıcılık Araştırma Enstitüsüyle ilgili, Sayın Milletvekilimizin ifade ettikleri hususla ilgili, ilkönce, ona, sevineceği bir haber vereyim: Konuyla ilgili uzman bir yönetici arkadaşın tayini bugünlerde çıkıyor. En önemli unsur bu; yani, arıcılık konusunda ihtisas yapmış, üniversitede bir akademisyen arkadaş, bu enstitünün başına geliyor. Dolayısıyla, insangücü eksikliğini kısa bir süre içerisinde telafi edeceğiz.

Kendisinin bahsettiği o teknik donanımlar konusunda ise, ben, şu anda, tam, kesin olarak bir bilgiye sahip değilim. Onunla ilgili konuyu da inceleyeceğim. Dolayısıyla, bölgenin bu potansiyelini çok daha ileriye götürebilecek bir gayretin de Bakanlığımız tarafından yerine getirileceğini ifade etmek istiyorum.

Esas konumuz, bu zaman diliminde, sahte bal konusudur. Bu konuda, en başta ilaç, naftalin kalıntısı ve yapay bal konuları, bizim en çok başımızı ağrıtan hususlardır. Bu, sektörün gelişme potansiyelini de büyük ölçüde etkilemektedir. Nitekim, 2003 yılındaki ihracatımıza nispetle 2004 yılındaki gerilemenin de en önemli kaynağı bu hususlardır. Yurt dışında da bu konuda birkısım olumsuz sonuçlarla karşılaştık, ithalatçı firmalar bunları da ilettiler. Dolayısıyla, Bakanlığımız, kamunun en önemli görevi olan denetim görevi konusunda, yine, Sayın Milletvekilimizin belirttiği, bakanlığımızın hassasiyetle üzerinde durduğu için teşekkür ettiği konuda, ben, 2005 yılının ilk dört ayı içerisindeki denetleme sonuçlarını bilgilerinize sunmak istiyorum.

2005 yılının ilk dört ayının sonuçlarına göre, 8 115 denetim gerçekleştirdik -bu, sadece balla ilgilidir- 994 numune aldık. Bunların 356'sının analiz işlemi tamamlandı, diğerlerinin devam ediyor. Bunların içerisinden 216'sında herhangi bir sorun çıkmadı, 137'sinde ise olumsuzlukla karşılaştık. Dolayısıyla, sektörde problem olduğu ifade edilen konuda çok yüksek rakamlarla yapılan denetimlerde de oran, yine, yüksek çıkmaktadır. Dolayısıyla, buna yönelik yoğun tedbirlerimiz ve hukukî tedbirlerimiz, cezaî tedbirlerimiz devam ediyor. Bu ballardan 21 tonuna el koyduk, bunlardan 5 tanesi şu anda savcılığa intikal etti, 66 tanesine idarî para cezası verdik, 10'un üzerindeki işyerini kapattık. Bu, çok zor bir karar; ama, şunu gösteriyoruz: Bu firmaların içerisinde sektörde nispî ağırlığı yüksek olanlar da var. Dolayısıyla, şunu demek istiyorum: Bu sektördeki sorun, bu konuda bir problemin olduğunu yapılan denetimlerde ortaya koymaktadır; ama, sorunu çözmeye yönelik kararlılığımızın da sonuçları buradadır. Dolayısıyla, gelişmenin bundan sonra daha olumlu olacağını ve bu şekilde hareket eden, sahte bal üretimiyle uğraşan firmalara fırsat vermememiz gerektiğini, bu konuda Bakanlığımızın üzerine düşen sorumluluğu yerine getireceğini söylüyorum.

Yalnız, saygıdeğer milletvekilimizin ifade ettiği bir husus var; o da, Bursa'yla ilgili. Bursa İl Müdüründen aldığım bilgi, Bursa'da 4 firma bal üretiyor. Bu 4 firmanın ürünleri 2005 yılı içinde de kontrol edilmiş ve dolayısıyla, şu anda bir sorun gözükmüyor. Yalnız, tabiî, isim vermedi ve mısır şurubu üreten bir işletmeyle ilgi kurarak, bal esansı karıştırarak bunu pazarladığını söylediler. Ben, bu konuda kendisinden ilave, ek bilgi talep ediyorum. Bu hususla da ilgili, normal denetim fonksiyonumuzu yerine getirmeyi arzu ediyorum. Kendisinin konuya gösterdiği hassasiyet için teşekkür ediyorum. Bu vesileyle, kamuoyuna da, biz, yaptığımız çalışmaları ifade etme imkânını bulduk; teşekkür ediyorum.

Şimdi, efendim, müsaadenizle, Sayın Necati Uzdil'e de bir cevap vermek istiyorum. Sayın Necati Uzdil, özellikle tahılla ilgili, buğdayla ilgili konuda düşüncelerini ifade ettiler. Ben de, kısa bir genel bilgiden sonra, 2005 yılına hangi şartlarda giriyoruz; onu, kamuoyuna ve sizlere arz etmek istiyorum.

Evvela, efendim, Türkiye'de, tarımsal alanların yüzde 50'sinde tahıl ziraatı yapılıyor. Bunun da yüzde 68'inde, yani, yüzde 50'nin yüzde 68'inde ise buğday üretimi var. Bir başka ifadeyle, Türkiye'de, kırsal kesimde yaşayan yaklaşık 12-13 milyon insanın temel gelir kaynağı buğday üretimi. Türkiye, 2004 yılı itibariyle, rekor bir üretim elde etti tahılda; 34 000 000 ton. Bu, son on yılın en yüksek rakamıdır. Buğdayın payı ise 21 000 000 ton. Dolayısıyla, Türkiye, 21 000 000 ton buğday üretimiyle, dünyada yedinci sırada bir üreticidir; büyük bir üreticidir, önemli bir üreticidir. Türkiye'de, tabiî, hem nüfusunun çok önemli bir kısmının gelir kaynağı hem de dünyada önemli bir üretici olmasından dolayı, bu temel ürünle ilgili, geçmişte olduğu gibi bugün de hasat bayramları her bölgede yapılıyor. Dolayısıyla, hasadı, hasat zamanını kuşkuyla, tedirginlikle beklemiyor; yani, bir insan, gelir kaynağını, bu kadar yüksek oranda insanın gelir kaynağı olan bir hasat dönemini, elbette bir sevinçle, umutla bekler. Nitekim, bunun hep böyle olması da lazım; devam da ediyor.

Şimdi, ülkemizde, ithalat-ihracatla ilgili birkaç rakamı söyleyeyim. Türkiye'nin buğday üretimi, 19-21 milyon ton arasında değişiyor, son yılları kastediyorum; ihtiyacı ise, 16 000 000 tondur; yani, Türkiye, 2004 yılında, 6 000 000 ton üretim fazlası olan bir ülkedir; ama, Türkiye, buğday ithal etmiştir, etmektedir. Nitekim, 2003'te 1,8 milyon ton, 2004'te ise 1 000 000 tonun altında, 900 000 ton civarında buğday ithal etmiştir ve bu, 2004 yılının eylül ayına kadar olan ithalattır. Buradaki ithalatın en temel sebebi, Türkiye'nin buğday ürünleri ihracatçısı bir ülke olmasıdır. Nitekim, 2003 yılında 669 000 ton un, 2004 yılında ise 941 000 ton un ihraç etmiştir; makarna ihracatı 125 000 ton, bulgur ihracatı 38 000 tondur; 2004 yılında bisküvi ihracatı ise 156 000 tondur. Dolayısıyla, Türkiye'nin bu ürünlerini ihraç edebilmesi için, hem belli kalitede buğday kullanması gerekiyor hem de ucuz kullanması gerekiyor; çünkü, bu ürünleri uluslararası piyasada satıyor. Dolayısıyla, Türkiye'nin, eğer kaliteli buğday üretiyorsa, buğday ithalatını yapması anlamsızdır; ama, ihtiyaç varsa da, ihracat için şarttır. Yani, bunda iktisadî olarak bir yanlışlık da yoktur.

2004 yılı eylülünden sonra, Türkiye, buğday ithal etmemektedir, 2005 yılının ilk dört ayı sonucunda da durum aynıdır. Yani, yaklaşık dokuz aydır Türkiye buğday ithal etmiyor; sebebi de, 2004 yılında üretilen mahsulün niteliğinin, ihtiyaç duyulan kalitede buğday teminine imkân vermesidir. Dolayısıyla, 2005 yılında da, aldığımız buğday rejimi     -yani buğday ithalat-ihracat rejimi- tedbirleri içerisinde, şu anda, buğday ithalatı da söz konusu değildir. Dolayısıyla, Türkiye'nin, 2005 yılında, 1 000 000 tonun çok üzerinde, 1 500 000 ton un ihracatı, özellikle Irak'a olmak üzere ve bağlantıları da bu konuda yapılmış durumdadır. Ben, kendim, cumartesi günü Gaziantep'te idim; orada, ziyarete gelen sektörün mensuplarının içerisinde, yeni bağlantı kuran insanlarla da karşılaştım. Onlar da, bu konuda düşüncelerini, duygularını ifade ettiler. Dolayısıyla, Türkiye, un ihracatı konusunda giderek daha büyük rakamlara ulaşacaktır.

2004 yılıyla ilgili konularda... Evet, biz, 370 000 lira başfiyatla açtık. Ekmeklik buğday fiyatları 352 000 lira olarak ifade edildi; fakat, üretimin yüzde 11 fazla olması, dünya fiyatlarının 160 dolar civarında olması, sanayicinin ve tüccarın, Türkiye'deki bu üretim fazlasını, anlaşılır bir şey olduğu için, teminini ilerleyen zaman içerisinde de mümkün gördükleri için piyasaya çok kuvvetle girmediler ve dolayısıyla, biz, çok miktarda buğday almamıza rağmen, buğday fiyatlarını, Sayın Necati Uzdil'in dediği gibi, 370 000'lerde tutamadık. Bu konuda fiyatların daha fazla düşmemesi için, ilk defa, kış ayında, aralıkta, ocakta, şubatta, biz, Türkiye'nin her yerinde buğday almaya devam ettik ve bu şekilde bir uygulama yaptığımız için, buğday fiyatlarının daha fazla aşağıya düşmesini de önlemeye çalıştık. Bu, zaten, iktisadî olarak da bir alıcının varlığı, fiyatları bir noktada tutmak için elbette gereklidir.

Türkiye şu anda ithalat yapmıyor. Toprak Mahsulleri Ofisinin elinde buğday stokları kalmadı, 2003 ve 2004 kaldı. Halbuki, bizim, 2004 yılında elimizde, geriye doğru kalan beş yıllık stoklar vardı. Toplam miktarı belki büyük değildi; ama, 2001'den, 2002'den kalan stoklarımız vardı. Bunların hepsini bu dönem içerisinde satma imkânını bulduk.

Elimizde minimum stoklarımız var. Piyasada da tüccarın elinde çok fazla buğday kalmadı. Dolayısıyla, sezona girerken, piyasa, talep yönünden çok uygun bir vasata geldi. Biz kurum olarak, Türkiye'de çiftçilerimizin çok önemli bir kısmını, neredeyse yüzde 50'sini ilgilendiren bu kesimin ümitsiz girmesini, karamsar girmesini elbette kabul edemeyiz. Yani, kamu olarak bu insanlara bir yol göstermek, piyasa şartları içerisinde düzenleyici bir rolle onların ürünlerinin değerlendirmesini yapmak zorundayız, hazırlığımız bu yöndedir. Necati Beyin bahsettiği hususlar bir uyarıysa teşekkür ediyoruz; ama, onun ötesindeki ifadelerine ve düşüncelerine katılmadığımızı, zaten konuşmamın başında belirledim ve ifade ettim. Onları çok ağır ifadeler olarak buluyorum ve ona ait bir izin bizde olmadığını da sözle değil, davranışla açıklamaya çalışmanın doğru olacağına inanıyorum.

Bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Gündeme geçiyoruz.

NECATİ UZDİL (Osmaniye) - Sayın Başkan, İçtüzüğün 69 uncu maddesi gereği bir açıklama yapmak istiyorum...

BAŞKAN - Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

NECATİ UZDİL (Osmaniye) - Açıklama yapmak istiyorum... Yanlış anlamış olabilirler, bilemiyorum; ben, öyle bir şey demedim.

BAŞKAN - Sayın Uzdil...