DÖNEM
: 22 CİLT : 82 YASAMA YILI : 3
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
92 nci Birleşim
29 Nisan 2005 Cuma
İ
Ç İ N D E K İ L E R
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.- İzmir Milletvekili Türkân Miçooğulları
ve 25 milletvekilinin, köy enstitülerinin yaşatılması ve gelecek kuşaklara
aktarılması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/279)
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
Etyopya ve Güney Afrika Cumhuriyetine yaptığı resmî ziyarete katılacak
milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/813)
IV.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S.
Sayısı: 305)
2.- Esnaf ve Sanatkârlar Meslek
Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi
ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/969) (S. Sayısı: 851)
3.- 29.3.2005 Tarihli ve 5325 sayılı
Siyasî Partiler Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve
Cumhurbaşkanınca Bir daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa
Komisyonu Raporu (1/1009) (S.Sayısı:876)
4.- Türkiye Cumhuriyeti ile Fas Krallığı
Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve
Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/842) (S. Sayısı: 796)
5.- Türkiye Cumhuriyeti ile Lübnan
Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi
Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/972) (S.
Sayısı: 854)
6.- Ankara Milletvekilleri Salih Kapusuz
ile Reha Denemeç'in; Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kurulması
Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Millî Eğitim,
Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/426) (S. Sayısı: 877)
7.- Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının
Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısı ile Sanayi,
Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/846)
(S. Sayısı: 646)
V.- AÇIKLAMALAR
VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Bursa Milletvekili Mustafa Özyurt'un,
Adana Milletvekili Recep Garip'in, konuşmasında, ileri sürmüş olduğu
görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi nedeniyle konuşması
VI.-
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- İzmir Milletvekili Türkân
MİÇOOĞULLARI'nın, İzmir'deki kamu yatırımlarına, liman genişletme ve çevreyolu
projelerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın
cevabı (7/5211)
2.- Mersin Milletvekili Hüseyin ÖZCAN'ın,
Mersin-Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsüne ilişkin sorusu ve Maliye
Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/5379)
3.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in,
SSK fabrikalarında üretilen ilaçlara ve ücretlerine ilişkin sorusu ve Sağlık
Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı (7/5393)
4.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın,
çiftçiye yapılacak doğrudan gelir desteği ödemelerine ilişkin Başbakandan
sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/5415)
5.- Afyonkarahisar Milletvekili Reyhan
BALANDI'nın, ithal edilen ilaçlara ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep
AKDAĞ'ın cevabı (7/5488)
6.- İzmir Milletvekili Erdal KARADEMİR'in,
Mera Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifine ilişkin
Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/5497)
7.- Kastamonu Milletvekili Mehmet
YILDIRIM'ın, Doğu Karadeniz çiftçisine ödenmesi gereken destekleme bedeline
ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı
(7/5498)
8.- Aydın Milletvekili Mehmet Mesut
ÖZAKCAN'ın, arıcılık tesisi kurmak isteyenlere verilecek teşvike ilişkin sorusu
ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/5515)
9.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret
BALOĞLU'nun, behçet hastalığına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın
cevabı (7/5568)
10.- İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in,
sahte bal üretimine ve denetimindeki aksaklıklara ilişkin sorusu Tarım ve
Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/5574)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak
sekiz oturum yaptı.
Kütahya Milletvekili Alaettin Güven'in,
Kütahya'nın Gediz İlçesi Gökler Beldesindeki grizu patlaması sonucu meydana
gelen göçük olayı ile kömür ocaklarının sorunlarına ve alınması gereken
önlemlere ilişkin gündemdışı konuşmasına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
Murat Başesgioğlu,
Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı'nın,
Uluslararası Karayolu Trafik Güvenliği Günü ile Trafik Haftası münasebetiyle, karayollarında trafik güvenliğinin
sağlanması konusunda alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşmasına
Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki Ergezen ,
Cevap verdi.
İzmir Milletvekili Ahmet Ersin, kültür
balıkçılığı ile balık çiftliklerinin yarattığı çevre kirliliğine, turizme olan
etkilerine ve alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı bir konuşma yaptı.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 6 ncı sırasında yer alan
875 sıra sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin
bu kısmın 4 üncü sırasına, 8 inci sırasında yer alan 876 sıra sayılı 5325
sayılı Siyasî Partiler Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve
Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha
Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresinin 5 inci sırasına, 9 uncu sırasında
yer alan 796 sıra sayılı kanun tasarısının 6 ncı sırasına, 10 uncu sırasında
yer alan 854 sıra sayılı kanun tasarısının 7 nci sırasına alınmasına, 30 Nisan
2005 Cumartesi günü Genel Kurulun çalışma yapmamasına ilişkin Danışma Kurulu
önerisi kabul edildi.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında bulunan, Kamu İhale
Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı:
305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz
gelmediğinden,
2 nci sırasında bulunan, Esnaf ve
Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının (1/969) (S. Sayısı: 851)
görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından,
Ertelendi.
Genel Kurulu ziyaret eden Bosna-Hersek
Parlamento Başkanı Şefik Dzaferoviç ve beraberindeki heyete Başkanlıkça
"Hoşgeldiniz" denildi.
3 üncü sırasında bulunan, 2006 Yılı
Programının Hazırlanmasına Dair Kanun Tasarısının (1/1003) (S. Sayısı: 872),
görüşmeleri tamamlanarak,
4 üncü sırasına alınan, Adalet ve Kalkınma
Partisi Grup Başkanvekili Bursa Milletvekili Faruk Çelik ile 13
milletvekilinin, Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifinin (2/422) (S. Sayısı: 875), görüşmelerini müteakiben,
Kabul edilip kanunlaştıkları açıklandı.
29 Nisan 2005 Cuma günü, alınan karar
gereğince saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime 23.05'te son verildi.
|
|
İsmail
Alptekin |
|
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
|
Bayram
Özçelik |
Yaşar
Tüzün |
|
|
|
Burdur |
Bilecik |
|
|
|
Kâtip Üye |
Kâtip Üye |
|
No.: 126
II.- GELEN KAĞITLAR
29 Nisan 2005 Cuma
Cumhurbaşkanınca Geri Gönderilen Kanun
1.- 14.4.2005 tarihli ve
5333 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve
Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha
Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi (1/1019) (Anayasa ile Plan ve Bütçe
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.4.2005)
Meclis Araştırması Önergesi
1.-
İzmir Milletvekili Türkân MİÇOOĞULLARI ve 25 Milletvekilinin, köy enstitülerinin
yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması için alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri
uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/279)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28.4.2005)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 14.00
29 Nisan 2005 Cuma
BAŞKAN : Başkanvekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER : Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Bayram ÖZÇELİK
(Burdur)
BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 92 nci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı
vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula
sunuşları vardır.
Bir Meclis araştırması
önergesi vardır; okutuyorum:
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.- İzmir Milletvekili Türkân Miçooğulları ve 25 milletvekilinin, köy enstitülerinin yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/279)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Adı bilişim ve iletişim
gibi sözcüklerle anılan çağımızda, ülkemizde hâlâ birçok insan eğitim hakkından
yeterince yararlanamamaktadır. Bireylerin eğitim süreci çoğu kez ekonomik
nedenlerle veya siyasal, kültürel ve sosyal nedenlerle sekteye uğramaktadır.
Diğer taraftan, eğitim sürecine katılanlara paylaşımcılık yerine bireyciliğin,
dayanışmanın yerine rekabetçiliğin, yaratıcı bilgi yerine ezberciliğin önplana
çıkarıldığı bir model sunulmaktadır. Eğitim süreci, topluma hitap eden diğer
kültürel ve sosyal kurumların da etkisiyle var olan eşitsizlikçi sistemi
yeniden üretmekte, kendine ve topluma yabancılaşmış bireyler ortaya
çıkarmaktadır. Bu bağlamda, ülkemizde bir dönem kurulmuş ve gerek aldığı
övgülerle gerek hakkında yapılan eleştirilerle geniş yankı uyandırmış olan köy
enstitüleri gerçeğinin gelecek kuşaklara aktarılması önemli bir toplumsal
sorumluluktur.
Hazırlıkları 1935'te
başlayıp 1937'de denemesine girişilen ve 1940'ta yasallaşan köy enstitüsü
sistemi, cumhuriyet aydınlanmasının eğitim alanındaki en özgün ve ses getiren
bir uygulamasıdır. 17 Nisan 1940'ta kabul edilen 3803 sayılı Köy Enstitüleri
Kanunuyla, ülke gerçeklerine uygun, bilimsel temellere dayanan bir eğitim
modeli yaşama geçirilmiştir. Köy enstitüleri modeli bugünkü eğitim sisteminden
çok farklıdır. Bu farklılıklara birey açısından bakıldığında, düşünce
becerilerini kışkırtan, sorumluluk bilincini veren, çok yönlü gelişimi
destekleyen, üreten ve öğrencileri mesleğe ve sanata yönelten karma bir eğitim
sistemidir. Kurumsal olarak bakıldığında ise, Türkiye'nin 21 bölgeye ayrılması
ve bölge sorumluluğunun buralarda kurulan köy enstitülerine verilmiş olması,
Kurtuluş Savaşı sonrasının toplumsal kalkınma projesinde köy enstitülerinin
anlamını ortaya koymaktadır.
İnsanlarımızı, bilimin
aydınlığında, bilinçli bir liderlikle kendi yazgısını değiştirmeye yöneltmeyi
amaçlayan köy enstitüleri gerçeği, dönemin en ilerici eğitim reformu olarak
kabul edilmektedir. İkinci Dünya Savaşının sınırlarımıza dayandığı, kuraklık ve
kıtlığın kol gezdiği bir dönemde başlatılan bu hareketle 700 bina yapılmış,
çağdaş yöntemler ve bilimsel veriler ışığında eğitim gerçekleştirilmiş,
hastalıklarla mücadelede bilinçlenme sağlanmış, binlerce dekar boş arazi
işlenmiş, milyonlarca ağaç yetiştirilmiş ve demokrasinin sözle değil yaşanarak
öğrenilebileceği kanıtlanmıştır.
Köy enstitülerinde
uygulanan eğitim ve öğretim yöntemi öğrenciyi merkeze koymuş ve onun etkin
kılınmasını temel almıştır. Enstitülerde yaşam, birliktelik, katılım, yetki ve
sorumluluk eksenlerine oturtulmuştur. Ekip çalışmaları ve bireysel etkinlikler,
öğrenci kişiliğinin geliştirilmesi açısından vazgeçilmez koşul olarak
benimsenmiştir. Köy enstitüsü sisteminin hem kuramcısı hem de kurucusu olan
İsmail Hakkı Tonguç'un geliştirdiği "iş okulu" anlayışı ile genel
kültür ve beceriler yanında edebiyat, resim, müzik ve spor gibi etkinliklerle
beraber, halk kültürünün tüm özellikleri enstitülere taşınıp korunmaya
çalışılmıştır.
Hiç kuşkusuz, köy
enstitülerini, 1940'lı yıllardaki özgünlüğüyle kurma düşüncesi, üzerinde
tartışılabilecek bir konudur. Ancak, toplumsal kalkınmaya destek veren
benzersiz bir eğitim deneyimi olan köy enstitülerinin, ülkemizin kalkınmasında
büyük bir öneme sahip olduğu açıktır. Bu model, şimdi bütün dünyada tartışılan,
yükseköğretimde probleme dayalı öğretme modeline çok benzediği gibi, Avrupa
Birliğinin başlattığı Leonardo Da Vinci sisteminin yıllar önce uygulanan bir
benzeri olarak da önemini ve güncelliğini korumaktadır. Nitekim, bu çerçevede,
Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği ile Süleyman Demirel Üniversitesi
işbirliğinde yürütülen çalışmalarla, Gönen Köy Enstitüsü mekânı koruma altına
alınmış, restore edilmiş ve ismi Gönen Köy Enstitüsü Meslek Yüksekokulu Kampusü
olarak değiştirilmiştir. Bu bağlamda, cumhuriyetin aydınlanma hedefleri, ülke
koşulları ve bilimsel veriler ışığında uygulanmış başarılı bir sentezin ürünü
olan köy enstitüleri gerçeğinin gelecek kuşaklara aktarılması için bina ve
arazi durumlarının tespiti, korunması, restore edilmesi, arşivlerinin ortaya
çıkarılması, iyileştirme ve onarım çalışmalarına öncülük edecek bilgi, belge ve
resimlerin toplanarak arşiv ve müze oluşturulması, bu yapıların eğitim
merkezine dönüştürülmesi veya en yakın üniversiteye bağlı eğitim fakültelerinin
kapsamına alınarak yaşatılması amacıyla, Anayasanın 98 ve İçtüzüğün 104 ve 105
inci maddeleri gereğince, bir Meclis araştırması açılması konusunda gereğini
arz ederiz.
Saygılarımızla.
1.- Türkân Miçooğulları (İzmir)
2.- Bülent Baratalı (İzmir)
3.- Mustafa Gazalcı (Denizli)
4.-Erol Tınastepe (Erzincan)
5.-Algan Hacaloğlu (İstanbul)
6.- Feridun Fikret
Baloğlu (Antalya)
7.- Mustafa Erdoğan
Yetenç (Manisa)
8.- Ali Rıza Bodur (İzmir)
9.- Yılmaz Kaya (İzmir)
10.- Osman Özcan (Antalya)
11.- Atila Emek (Antalya)
12.- Hüseyin Ekmekcioğlu (Antalya)
13.- Zekeriya Akıncı (Ankara)
14.- Ali Kemal Kumkumoğlu
(İstanbul)
15.- Sıdıka Sarıbekir (İstanbul)
16.- Hasan Ören (Manisa)
17.- Şefik Zengin (Mersin)
18.- Ahmet Küçük (Çanakkale)
19.- Hüseyin Güler (Mersin)
20.- İdris Sami Tandoğdu (Ordu)
21.- Yüksel Çorbacıoğlu (Artvin)
22.- Muharrem İnce (Yalova)
23.- Mehmet Boztaş (Aydın)
24.- Mehmet Küçükaşık (Bursa)
25- Halil Ünlütepe (Afyonkarahisar)
26.- Feridun Ayvazoğlu (Çorum)
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
Önerge gündemde yerini
alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası
geldiğinde yapılacaktır.
Başbakanlığın, Anayasanın
82 nci maddesine göre verilmiş bir tezkeresi vardır; okutup, oylarınıza
sunacağım.
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Etiyopya ve Güney Afrika Cumhuriyetine yaptığı
resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi
(3/813)
28.4.2005
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşmelerde bulunmak
üzere, bir heyetle birlikte 1-5 Mart 2005 tarihlerinde Etiyopya ve Güney Afrika
Cumhuriyetine yaptığım resmî ziyarete, ekli listede adları yazılı
milletvekillerinin de iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar
Kurulu kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.
Anayasanın 82 nci
maddesine göre gereğini arz ederim.
Recep Tayyip Erdoğan
Başbakan
Liste:
Ömer Çelik (Adana)
Zafer Hıdıroğlu (Bursa)
Egemen Bağış (İstanbul)
Hüseyin Besli (İstanbul)
Prof. Dr. Nazım Ekren (İstanbul)
Kemal Kılıçdaroğlu (İstanbul)
Gülseren Topuz (İstanbul)
Ali Arslan (Muğla)
Şükrü Ayalan (Tokat)
BAŞKAN - Oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına
geçiyoruz.
IV.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER
1.-
Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu
Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun
Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile
Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
BAŞKAN - 1 inci sırada
yer alan kanun teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporu
gelmediğinden, teklifin görüşmelerini erteliyoruz.
2 nci sırada yer alan,
Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret,
Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu raporunun görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
2.- Esnaf
ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji,
Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/969) (S. Sayısı: 851)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.
Hükümet?.. Yok.
Ertelenmiştir.
3 üncü sırada yer alan,
29.3.2005 Tarihli ve 5325 Sayılı Siyasî Partiler Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun ve Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince
Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ve Anayasa
Komisyonu raporunun görüşmelerine başlıyoruz.
3.-
29.3.2005 Tarihli ve 5325 sayılı Siyasî Partiler Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun ve Cumhurbaşkanınca Bir daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme
Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/1009) (S. Sayısı:876) (x) (xx)
BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.
Hükümet?.. Burada.
Komisyon raporu 876 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Kanunun tümü üzerinde söz
istekleri vardır.
Şahsı adına, İstanbul
Milletvekili Sayın Ahmet Güryüz Ketenci.
Buyurun Sayın Ketenci.
(Alkışlar)
AHMET GÜRYÜZ KETENCİ (İstanbul)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi en içten saygılarımla,
sevgilerimle selamlıyorum.
Bu yasanın hangi amaçla,
hangi beklentiler içerisinde getirildiğini çok iyi kavrayabilmek için, nasıl
bir seyir takip ederek bu noktalara geldiğini önce anlatmak istiyorum.
Bu yasa teklifi, 4.2.2003
tarihinde 7 Antalya, 1 Denizli, 1 Uşak, sonradan imzasını geri alan 1 Kayseri
milletvekilinin teklifidir. Onlar tarafından getirilmiştir. Bu yasa teklifi,
hazırlandıktan sonra tam 13 ay beklemiştir. Ne zaman ki, 28 Mart yerel
seçimlerinden sonra, 28 Mart yerel seçimlerinin başarısızlıkları Cumhuriyet
Halk Partisi Parti Grubunda, örgütlerinde ve platformlarında tartışılmaya
başladı ve buna bağlı olarak baskın kurultaylar arkalarından gelmeye başladı, o
sumen altında uyuyan yasa teklifi birdenbire sumenin altından çıkarak, uyanarak
gündeme geldi. 8.6.2004 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine
alındı. Ne zamana kadar; 29 Mart 2005 tarihine kadar. O güne kadar olayları
kenardan, biraz da bıyık altından gülerek izleyen Adalet ve Kalkınma Partisi
kurmayları ve Sayın Başbakan -ki, "CHP'nin derdi kendine yeter" diyen
Sayın Başbakan- AKP içinde de erimeler, çözülmeler başlayınca, bu teklif hemen
Cumhuriyet Halk Partisiyle birlikte ortak bir ittifakla ve bir utanç
ittifakıyla, ortak bir prodüksiyon olarak buraya taşındı.
Değerli arkadaşlarım, bu
arada önemli bir şey daha oluyor. Bir sayın Antalya Milletvekili Cumhuriyet
Gazetesine 14.4.2005 tarihinde verdiği bir beyanatta aynen şunları söylüyor:
"Bu yasa çıktıktan sonra partiden istifalar, transferler bıçak gibi
kesildi." Bu, dikkat çekicidir. Şimdi ben bir sözü hatırlıyorum. Hani bu
arkadaşımız suçüstü yakalanıyor; hani "şecaat arz ederken" diye
başlayan... Ama, ben arkadaşıma, bu Parlamentoya ve halka olan saygımdan ötürü
gerisini söylemiyorum, getirmeyeceğim; sadece hatırlatmakla yetiniyorum.
Anayasal haktır istifa, bir demokratik haktır; hatta, daha ileri giderek
söyleyeyim, bir insan hakkıdır. Şimdi, bu Parlamento içerisinde görev yapan,
sorumluluk taşıyan bir milletvekili bu ifadeyi kullanamaz, kullanmamalıdır.
Bu yasa, 29 Mart akşamı,
burada, gecenin geç saatinde tartışılmaya başlandığı zaman, bir AKP'li
arkadaşım şu kapının önünde bana rastlar ve "Yahu Ketenci, iyi
söylüyorsun, hoş söylüyorsun da, biraz köşeli söylüyorsun" falan deyince
"ne yapayım kardeşim ya; anamuhalefet laik muhalefet olunca, ister istemez
görev de bize düşüyor, başka arkadaşlara düşüyor; o nedenle böyle söylemek
zorunda kalıyorum; yoksa, bir nedeni yok" dedim.
Şimdi, bu teklif özünde
şudur, sevgili arkadaşlarım: Bir defa, milletvekillerinin özgürlük alanlarını
daraltan bir tekliftir, demokrasiye giden yolları kesen bir tekliftir. O
tüzüklerinde olan antidemokratik hükümler nedeniyle, parti içerisindeki
oligarşik yapılanmaları pekiştirmek için getirilmiş bir teklif olduğunu 29 Mart
akşamı söyledim ve hatta, ilave ederek şunları da dedim: Dünyanın her yerinde,
bütün demokratlar, bütün sosyal demokratlar, demokrasiyi, örgütlü toplum diye
tarif ederler. Dolayısıyla, bir toplumda örgütlülük ne kadar fazlaysa, o
toplumda demokrasi çıtası o kadar yüksek demektir.
Şimdi, demokraside
örgütlülük, olmazsa olmazdır. Bu yasa, örgütlü topluma giden yolları kestiği
için ve yeni örgütlenmelerin de önünü tıkadığı için, bu yasayla bir demokrasi
suçu işlenmiştir. Hem de hangi Parlamentoda; bu dönemde, 22 nci Dönemde, bu
Parlamentoda!..
Şimdi, gruplara,
özellikle grup başkanlarına ve grup sözcülerine söylüyorum: Siz, örgütlü
topluma karşı çıkıyorsunuz, demokrasiyi boğazlıyorsunuz. Demokrasinin
boğazlandığı -eğer, kendi içerisinde bir toplum demokrasiyi boğazlıyorsa-
ülkede, demokrasiye yeni mevzi kazandırılması mümkün değildir sevgili
arkadaşlarım.
Şimdi, iki parti ittifak
yaparak, birleşerek, Türkiye'de ikili bir sistemi kalıcı kılmaya çalışıyorlar.
Bu iki partinin aldığı oyların toplamı yüzde 54; geride, burada bulunan siyasî
partilerin, grubu olmayan siyasî partilerin, dışarıdaki siyasî partilerin yüzde
46 oyu var. Peki, bunların hakkını kim koruyacak? Eğer, bir toplumda azınlık
hakları korunmasızsa, onlar korunamıyorsa, o toplumda demokrasi yok demektir.
Bu bakımdan, kaldı ki, yüzde 46'nın Parlamentoya yansıması... Yüzde 34 oy alan
Adalet ve Kalkınma Partisinin buraya yansıması yüzde 65-66, yüzde 19 oy alan
CHP'nin buraya yansıması yüzde 35,8! Şimdi, bu mudur gerçek demokrasi, bu mudur
halkın iradesi, Parlamentoya böyle mi yansımalı?! Getirdiğiniz bu yasayla,
aslında, alınan oya göre hazine yardımı alındığına göre, yüzde 19'un
karşılığını almıyorsunuz, yüzde 35'in karşılığını, yüzde 65'in karşılığını
alıyorsunuz. Peki, bu nedir; bu, gasp değil mi?! Yetki almamışsın, güven
almamışsın, oy almamışsın, Hazineden bu kadar para istiyorsun!..
Arkadaşlar, tabiî,
gruplara sorulduğu zaman, bunun demokrasiye istikrar getirmek adına
yapıldığını, bu ikili sistemin kalıcı kılınmaya çalışıldığını ifade ediyorlar.
Ne olacak peki; mutlaka ya AKP'ye oy vereceksin ya CHP'ye oy vereceksin! Böyle
bir şey olabilir mi! Yani, başkaları, bu... Başka bir şeydir bu. Bu,
Parlamentoiçi bir darbedir. Parlamento içinde ikili sistemi kalıcı kılmaya
çalışan bir darbedir.
Değerli arkadaşlarım,
eğer, Sayın Cumhurbaşkanımızın o seçkin ve özlü gerekçelerini içeren vetoyla
ilgili bu yasa, yeniden ısrarla bu Parlamentodan çıkarsa, bunun ayıbının
altından kalkılmaz; ama, bize düşen görev de sadece burada bunları söylemektir
tabiî. Biz de onları söylemeye devam ederiz. Belki daha başka arkadaşlar da
söyleyecek; ama, bir şey söyleyeyim: 20 nci Yüzyılın diktatörlükleri hep
tekparti diktatörlükleridir. Şimdi, ne talihsizliktir ki bizim Parlamento onu
gerçekleştirmeye çalışıyor: İki partili bir diktatörlük! Ona giden yolları
açmaya çalışıyoruz. Bu ayıptır, bunu yapmayalım; yani, bu siyaset
terminolojisine iki partili diktatörlük terimini biz getirmeyelim, bu
Parlamento getirmesin Sevgili Başkanım.
Siyasî partilere hazine
yardımı kötü bir şeyse -32 trilyon Adalet ve Kalkınma Partisi alıyor, 18
trilyon CHP alıyor- o zaman vazgeçin. 3 milletvekili bulunan partinin alacağı
hazine yardımı zararlıysa, o zaman mantık şunu emreder: 150'si daha çok
zararlıdır, 350'si, 360'ı daha çok zararlıdır. O nedenle, iki parti alacak,
diğerleri alamayacak!.. Bu, haksız rekabettir, aynı zamanda da Anayasanın
eşitlik ilkesine aykırıdır.
Bakın, şubat ayında
emekliye ayrılan Anayasa Mahkemesi üyesi Prof. Dr. Fazıl Sağlam'ın "Siyasî
Partiler Hukukunun Güncel Sorunları" adlı kitabında, Avrupa Birliği
ülkelerinde, özellikle Almanya'da siyasî partilere yapılan hazine yardımları
şöyle: Federal Parlamento seçimlerinde yüzde yarım oy alan partiler hazine yardımı
alıyor. Yerel meclisler için yapılan seçimlerde yüzde 1 oy alan partiler hazine
yardımı alabiliyorlar. Hiç oyu olmayan, hiç oy almamış parti eğer
örgütlenmesini tamamlamışsa, o da alabiliyor hazine yardımını. Neden Almanya'da
böyle de bizde değil; çünkü, anlattığım gibi, orada da, dünyada da, demokrasiyi
örgütlü toplum diye anlıyorlar, öyle algılıyorlar. Ne var ki bizim
siyasetçilerimiz demokrasiyi böyle algılamazlar. Tabiî, böyle algılamadıkları
için de Dr. Fazıl Sağlam'ın kitabında söz konusu ettiği...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
AHMET GÜRYÜZ KETENCİ
(Devamla) - Değerli arkadaşlarım, hazine yardımlarının -benim kanıma göre-
büyük bölümü, partiiçi oligarşik yapılanmaları pekiştirmek için harcanıyor.
Yani, parti genel başkanları ve parti genel başkanları ve parti
politbüroları...
Dikkat ederseniz, genel
başkanların, özellikle parti genel yönetimlerinde bulunanların hiç öyle fazla
bir masrafları olmaz; Mercedes'lere binerler Porche'lere binerler, BMW X5'lere
binerler; ama... O akşam bir teklifte bulunmuştum, demiştim ki, eğer hazine
yardımından... Çünkü, ek 1 inci maddenin üçüncü fıkrasında deniyor ki:
"Parti harcamalarına harcanır bu hazine yardımı." Kardeşim, partide
düşünce üretimi... Harcamasın; peki, neye harcasın?.. Örgütlere göndermesin,
proje hazırlamaya göndermesin... Gelin, hemen şöyle bir şey yapalım hep
beraber; bir teklif de hazır. Ne kadar harcanıyor, genel başkanlar bundan ne
kadar nasibini alıyor, ne kadar harcanıyor genel başkanlar için, politbürolara
ne kadar harcanıyor, ne kadarını onlar harcıyor, ne kadarını örgütlere
gönderiyor, ne kadarını projelere harcıyorlar; bunu saptayalım ve partinin
önderleri, genel başkanları her yıl bütçe sonunda bunu deklare etsin; ama,
kimse buna yanaşmadı ve dolayısıyla o teklif hazır, hemen yapabiliriz onu.
Gelin bunu birlikte yapalım; o zaman biz de vazgeçelim, ben bu kürsüden
vazgeçeyim, bu yardımı talep de etmiyoruz -Sosyaldemokrat Halk Partisi adına-
diyeyim; ama, böyle bir şey yok, buna yanaşan yok.
Bakın, bu Cumhurbaşkanı
önemli bir adam, önemli bir insan; bu gerekçelerinde bir Anayasa dersi, hukuk
dersi, demokrasi dersi veriyor. Türkiye çok cumhurbaşkanları gördü.
"Yollar yürümekle aşınmaz" diyen cumhurbaşkanları gördü...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim,
tamamlayın konuşmanızı.
AHMET GÜRYÜZ KETENCİ
(Devamla) - "Yani, asmayalım da besleyelim mi" diyen cumhurbaşkanları
gördü. "Verdimse ben verdim" diyen cumhurbaşkanları gördü. Bir de bu
yasaya bu gerekçeleri hazırlayan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i gördü.
Şimdi, 46 yasa veto
edildi, Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsü arkadaşlarım bu 46 yasanın 46'sına da
sahip çıktılar, Cumhurbaşkanının vetosuna sahip çıktılar; ama, ne yazık ki,
şimdi bu vetoya sahip çıkmayacaklar ve karşı tavır alacaklar. Bir tane de belge
okuyacağım; ama, okumak, çok hırpalamak da istemiyorum.
Şimdi bir şey söylemek
istiyorum; özellikle, Sayın Cumhuriyet Halk Partisinin Grup Başkanvekili Kemal
Anadol’un dikkatine sunmak istiyorum: Bu yasayla, bir sol partinin alacağı
mütevazı bir yardımın önünü kesmeye çalışıyorsun. Tarihî bir espridir, lütfen
karşı çıkma, 20 nci Asırda -bunu
bilesin Anadol- Bolşevikler Menşeviklere bunu yapmadı; senin bu yaptığını;
açıkça söylüyorum. Onun için, öyle "dün dündür, bugün bugündür" bu
lafların arkasına, bu sözcüklerin arkasına takılmayalım. Sonunda, nihayet,
hukuk herkese lazımdır; bugün bana lazımdır, yarın sana lazımdır.
Sonuç itibariyle, şunu
söylemek istiyorum sevgili arkadaşlarım -fazla uzatmayayım, Başkan da müsaade
edemez tabiî- bu yasa, üzülerek ifade edeyim ki, kirli bir yasadır. Zaten
siyaset alanı yeteri kadar kirlenmiştir bugüne kadar; bu yasayla, bir defa daha
kirletmeyelim. Bir defa daha düşünün; demokrasinin önünü tıkamayın.
Hepinize, saygılar
sunuyorum, sevgiler sunuyorum; sağ olun. (SHP ve Bağımsızlar sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Ketenci.
Şahsı adına ikinci söz
isteği, Bayburt Milletvekili Sayın Ülkü Güney'e ait.
Buyurun Sayın Güney.
(Bağımsızlar sıralarından alkışlar)
ÜLKÜ GÖKALP GÜNEY
(Bayburt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Burada, bugün, Sayın
Reisicumhur tarafından siyasî partilere yapılan yardımın kesilmesini öngören 16
ncı maddenin iadesiyle ilgili, bu madde ve bu siyasî partilerden kesilecek
yardımın üzerinde konuşmak istiyorum. Ancak, sözlerime başlamadan, iki
tespitimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Birincisi, çarşamba günü,
burada, Meclisin çalışmalarıyla ilgili konuşurken, her gün Danışma Kurulu
kararı, grup kararı getirilmesinin Meclis çalışmalarını engellediğini,
bozduğunu, düzeni bozduğunu, milletvekili arkadaşlarımızın hazırlanamadığını
ifade etmiş, hele hele, cumartesi günü çalışmamızın da ne kadar yanlış olduğunu
buradan ifade etmiştim. Zamanım kısa, onun üzerine gitmek istemiyorum. Dün,
yine, bir Danışma Kurulu kararıyla, yine, kanunlarda değişiklik yapıldı. Yine,
hangi kanunun öne geleceği, arkaya geleceği son dakikada belirlendi; bu da yine
yanlıştır; ama, mutluyum, hiç olmazsa, cumartesi günü çalışmanın zorluklarını
burada ifade ettiğim zaman, demek ki, haklıymışım, yarın Yüce Meclis
çalışmıyor. Bu noktaya gelindiğinden dolayı mutluyum; bir.
İkincisi, değerli
milletvekilleri, bu kanun üzerinde, İktidar ve Anamuhalefet Partisinin grupları
adına söz almamasını yadırgadım. Onların konuşup fikirlerini burada beyan
etmeleri gerekirdi. Onu yadırgayarak şu yargıya vardım: Demek ki, siz,
kararınızı almışsınız "baştan bu işe biz karar verdik, biz, bu siyasî
partilere bu parayı vermeyeceğiz; siz, ne konuşursanız konuşun biz bunu
yapacağız" diyorsunuz. Tamam. O zaman, ben de sadece, hiç olmazsa
zabıtlara geçsin, zabıtlara geçmekle birlikte, sizlerin vicdanlarına... Ve bizi
dinleyen milletimizin aydınlanabilmesi için, çok kısa, birkaç özet noktaya
temas etmek istiyorum.
Bu kanun niye çıkmıştır?
Evvela, şunu şey yapalım; nedir bu kanunun amacı, niye çıkarmışlar bunu? Bir
geriye dönelim. Burada amaç nedir; demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurları
olan siyasî partilerin bağımsızlıklarının korunması, etki altında kalmadan,
çıkar gruplarının baskılarına boyun eğmeden yaşamlarını sürdürmesi için
çıkarılmıştır; asıl, temel amaç budur ve Anayasamızın 68 inci maddesi de,
siyasî partilere devletin yeterli düzeyde ve hakça yardım yapacağını amir.
Siyasî partilere devlet yardımı yapılması, anayasal önemi yanında demokratik
düzenin de bir gereği.
Yürürlükten kaldırılması
öngörülen 2820 sayılı Yasanın geçici 16 ncı maddesiyle siyasî partilere yapılan
yardım kapsamı daraltılmakta, seçimlerde genel oy barajını aşanlar dışında,
yalnızca genel seçimlerde toplam geçerli oyların en az yüzde 7'sini alan siyasî
partilere devlet yardımı yapılması olanaklı kılınmaktadır; yani, Türkiye Büyük
Millet Meclisinde milletvekili bulunan diğer partiler, milletvekili sayısı ne
olursa olsun, bu haktan yoksun bırakılmaktadır.
Değerli arkadaşlarım,
Sayın Reisicumhur, çıkarılan Yasayı Türkiye Büyük Millet Meclisine iade
etmiştir; gerekçesinde "örgütlenmesini tamamlamış olmakla birlikte
seçimlere katılmamış, seçimlere katılmış olmakla birlikte yeterli oy alamamış
ya da seçimlerden sonra kurulmuş ve belli sayıda milletvekilinin katılmasıyla
Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsil edilen siyasî partilerin, büyüklük ve
güçlerine göre farklı oranlarda da olsa, devlet yardımıyla desteklenmeleri
anayasal kuralların ve kamu yararının gereğidir" ifadesini kullanmıştır
çok açık ve net bir şekilde.
Peki, ne olmuştur da
Siyasî Partiler Yasasında düzenlenecek birsürü madde varken, bununla ilgili,
tüm partilerin, sivil toplum örgütlerinin, üniversitelerin, toplumun her
kesiminin haklı istekleri varken, sadece, 2820 sayılı Kanunun geçici 16 ncı
maddesi kaldırılıyor; cımbızla, o kanunun içinden, bu çekiliyor?
Değerli milletvekilleri,
Türkiye Büyük Millet Meclisinde kanun yapıcılar, yani, bizler, duygularımızla
hareket edemeyiz, etmemeliyiz. Ettiğimiz yemin, bizi, kamu yararına, ülkemizin
gelişmesini, ilerlemesini sağlayacak, hepsinden önemlisi, adil kanunlar yapmaya
mecbur kılmaktadır; yoksa, günlük kızgınlıklara, küçük hesaplara, şahıslara
göre kanun yapılamaz. Her yerde katılımcı demokrasiden bahseden Anamuhalefet
Partisinin, böyle bir yanlışa, duygusallığa, adaletsizliğe girmesini
kabullenmek mümkün değildir. Hele hele İktidarın, Avrupa Birliğine giriş
sürecinde, uyum yasalarını büyük bir heyecan ve özveriyle çıkardığımız bir zamanda,
parlamenter demokrasimizin vazgeçilmez bir parçası olan, şimdilik küçük sayılan
partilere yapılan bu haksızlığa katılmasını, hayret ve üzüntüyle karşılıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu
kanun Anayasa Komisyonunda görüşülürken, AK Parti Grubuna mensup değerli
arkadaşlarımın oradaki ifadelerinden çok kısa başlıklar size aktaracağım:
Kaldırılan bu düzenlemenin, siyasî partileri birtakım güç odaklarının elinden
kurtarmak için getirildiğini, Avrupa Birliğinde 17 ülkede, seçimden aldıkları
oy oranı, milletvekili sayısı veya her iki kıstası gözönüne alarak siyasî
partilere para yardımı yapıldığını anlattı; Anayasa Komisyonu Başkanımız Sayın
Burhan Kuzu'nun ifadesi bu.
Sayın Ersönmez Yarbay da
muhalefet şerhi verdi ve muhalefet şerhinde, bu yasanın siyasî partiler
arasında haksız rekabete neden olacağını belirtiyor ve özetle "herkesin
düşüncelerini serbestçe söyleyebilmesi için siyasî partilere daha çok para
verilmeli. Odalar Birliği yasası gelince herkes elini kaldırıyor, sermaye
çevrelerinin partileri oluşuyor, sermaye çevrelerinin partisi olmasın diye bu
yasa çok önemli, bunu kabullenmek mümkün değildir" diyebiliyor.
Yine, Afyonkarahisar
Milletvekilimiz Hakkı Beyin ifadeleri var; o da aynı paralelde.
Arkadaşlar, demek ki,
burada bunu, bir parti gözlüğü veyahut da bir parti taassubu içerisinde kabul
etmememiz lazım. Bunu birlikte düşünmemiz lazım. Yaptığımız şeyin doğru
olmasına evvela kendimiz inanmalıyız, kendi vicdanımızda bunun doğru olduğuna
karar vermemiz lazım. Yoksa, ben kızdım, ben size işte... Yok; bunu yapmaya
hiçbirimizin, hele hele Parlamentodaki milletvekillerinin, grubu olan
partilerin hakları yoktur. Bunu çok iyi düşünmemiz lazım.
Şunu unutmayalım: Değerli
milletvekilleri, siyasî tarihimize baktığımızda, haksızlık yapanların,
adaletsiz davrananların, aldıkları kararların sonuçlarının zaman içerisinde
kendilerini de mağdur ettikleri görülmüştür. Bu, bilinen bir gerçektir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim,
tamamlayın.
ÜLKÜ GÖKALP GÜNEY
(Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan; bitiriyorum.
Sonuç olarak, bir
milletvekili olarak, bağımsız bir milletvekili olarak, hiçbir fikrin, hiçbir
etkenin ve hiçbir duygunun etkisinde kalmadan önerim şudur: Akıl için yol bir.
Gelin, bu yanlıştan birlikte dönelim, bu ayıbı işlemeyelim, bu haksızlığı
yapmayalım. Kanunu geri çekip, bugünden geci yok, günümüze, çağımıza, toplumun
isteklerine uygun, kapsamlı Siyasî Partiler Yasasını hep birlikte çıkaralım. Bu
şeref, bu Meclisin, bizlerin olsun.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (Bağımsızlar, DYP ve SHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Güney
Soru-cevap var mı?.. Yok.
Sayın milletvekilleri,
kanunun tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
AHMET GÜRYÜZ KETENCİ
(İstanbul) - Sayın Başkan, karar yetersayısı istiyoruz.
BAŞKAN - Maddelerine
geçilmesini oylayacağım ve aynı zamanda da karar yetersayısı arayacağım.
Maddelerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yetersayısı
bulunamamıştır.
Birleşime 10 dakika ara
veriyorum.
Kapanma Saati: 14.45
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 14.58
BAŞKAN : Başkanvekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER : Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Bayram ÖZÇELİK
(Burdur)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 92 nci Birleşiminin İkinci
Oturumunu açıyorum.
876 sıra sayılı kanunun
görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
3.-
29.3.2005 Tarihli ve 5325 sayılı Siyasî Partiler Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun ve Cumhurbaşkanınca Bir daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme
Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/1009) (S. Sayısı:876) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Kanunun maddelerine
geçilmesi için yapılan oylamada karar yetersayısı bulunamamıştı.
Şimdi, maddelere
geçilmesini tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısı arayacağım.
Kanunun maddelerine
geçilmesini kabul edenler...
ERSOY BULUT (Mersin) -
Ben de sayıyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Kabul
etmeyenler... Teşekkür ediyorum.
Maddelere geçilmesi kabul
edilmiştir ve karar yetersayısı vardır.
ERSOY BULUT (Mersin) -
Sayın Başkan, 139 kişi yok.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, değerli arkadaşlar; bakın, 15 dakikadan fazla ara vermek
zorunda kaldım. Bir zaruret olmadıkça, arkadaşlarımızın, lütfen Genel Kuruldan
ayrılmamalarını rica ediyorum. Bu Meclisi çalıştırmamız lazım.. (AK Parti ve
CHP sıralarından alkışlar)
1 inci maddeyi
okutuyorum:
SİYASÎ PARTİLER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA
KANUN
MADDE 1.- 22.4.1983
tarihli ve 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanununun geçici 16 ncı maddesi
yürürlükten kaldırılmıştır.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
şahsı adına, Antalya Milletvekili Sayın Osman Özcan; buyurun. (CHP ve AK Parti
sıralarından alkışlar)
OSMAN ÖZCAN (Antalya) -
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Siyasî Partiler Kanununun
geçici 16 ncı maddesinin değiştirilmesiyle ilgili olarak vermiş bulunduğumuz
kanun teklifi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış
bulunuyorum; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu
kanun hakkında, esasında, Meclisimizde gerektiği kadar konuşma yapıldı; ancak,
yeniden görüşüleceğinden, bazı tekrarlar yapmanın doğru olacağını sanıyorum.
Siyasî Partiler Kanununa
göre partilerimize yardım yapılmaktadır. Demokratik ülkelerde de, bu yardım
aynen yapılmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, bu
kanunun orijinalinde, 16 ncı madde diye bir konu yoktur. İçine cımbızla konulan
bir madde, içinden cımbızla çekilecektir; durum budur. (CHP ve AK Parti sıralarından
alkışlar) Yani, hakikatinde, anasında, 16 ncı madde diye geçici bir madde
yoktur.
1980'li yıllarda, yani
1984 yılında, rahmetli Turgut Özal tarafından, sosyaldemokrat bir partinin
içini oymak için, bölünen başka bir partiye hazine yardımı yapılmıştır. Durum
budur ve bu 16 ncı madde de, bugüne kadar gelmiştir.
ERSOY BULUT (Mersin) -
Hiçbir partiye vermeyin o zaman. Ayıp!..
OSMAN ÖZCAN (Devamla) -
Değerli arkadaşlarım, bu kanunun geçici maddesini, şöyle, TRT 3'ten Türkiye
Halkı bir dinlesin, gerçekleri bir anlatalım da, böyle bağrışanları, para almak
için çırpınanları, şöyle, acıklı acıklı, bu millet bir seyretsin. (CHP ve AK
Parti sıralarından alkışlar)
ERSOY BULUT (Mersin) - O
zaman siz niye alıyorsunuz, siz niye alıyorsunuz?!
BAŞKAN - Sayın
milletvekili, lütfen yerinize oturun.
HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)
- Yürü!..
ERSOY BULUT (Mersin) -
Sen yürü! Ne kadar ayıp!
OSMAN ÖZCAN (Devamla) -
Değerli arkadaşlarım, kanun koyucu, siyasî partilere, yüzde 7'nin üstünde oy
alacak olanlara para yardımı yapmayı kabul etmiştir.
HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)
- HADEP'le mi yiyeceksiniz, HADEP'le?! HADEP'le mi yiyeceksiniz parayı?!
OSMAN ÖZCAN (Devamla) -
Bu partiler hangileridir; AK Parti, Cumhuriyet Halk Partisi, Doğru Yol Partisi,
Milliyetçi Hareket Partisi...
ERSOY BULUT (Mersin) -
Ayıp!.. Yakışıyor mu Cumhuriyet Halk Partisine?!
BAŞKAN - Sayın Özcan, bir
dakikanızı rica edebilir miyim.
Sayın milletvekilleri,
sayın milletvekili; bakınız, bu Meclise uymuyor. Şu anda, Meclisimizi,
öğrencilerimiz ziyarete gelmiştir; örnek olmamız lazım...
ERSOY BULUT (Mersin) -
Onlara kötü örnek oluyorlar!
BAŞKAN - Sizin tavrınız
da güzel bir örnek değil. Sizi ikaz ediyorum; lütfen...
Buyurun efendim.
OSMAN ÖZCAN (Devamla) -
Değerli arkadaşlarım, kanun koyucu, siyasî partilere nasıl yardım yapılacağını
tespit etmiş; demiş ki: "Yüzde 7'nin üzerinde oy alan partilere hazineden
yardım yapılır." Bu partiler hangileri; AK Parti, Cumhuriyet Halk Partisi,
Milliyetçi Hareket Partisi, Doğru Yol Partisi ve Genç Parti. En az para alacak
olan Genç Parti. Ne kadar alacak; 11 trilyon 165 milyar lira. Gelin görün ki,
sonradan bir madde ilave edilmiş; demişler ki: "Partisinden istifa ederek,
üç parti, yeni bir parti kurar veya başka bir partiye katılırsa, en az para
alacak partinin dörtte 1 parasını alır." Yani, 3 trilyon para alır demiş.
10 kişi istifa eder, parti kurar veya başka, teşkilatını tamamlamış bir partiye
iltihak ederse, 11 trilyon 165 milyar lira para alır demiş.
SÜLEYMAN SARIBAŞ
(Malatya) - Yalan söylüyorsun, yalan!.. 6,5 trilyon... Yalan söylüyorsun!
OSMAN ÖZCAN (Devamla) -
Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu milletvekilleri, hangi çalışmayı yapmış da,
hangi alınterini harcamış da o yeni partilerinde para alacaklar?! (CHP ve AK
Parti sıralarından alkışlar) Yoksa, istifa edince, eski partisinin aldığı
oyları arkasından geliyor mu sanıyorlar?!
Ben, değerli
arkadaşlarım, son onbeş gündür seçim meydanlarındaydım. Fethiye sınırından
Anamur sınırına kadar kent kent, köy köy gezdim, kahvelerde de konuştum ve
samimiyetle ifade ediyorum, milletvekilliğinin hazzını bu on günde yaşadım.
Herkes "helal olsun size" diyordu. Böyle bir ayıbı Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 22 nci Dönem milletvekilleri temizledi.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özcan,
buyurun, tamamlayın konuşmanızı.
OSMAN ÖZCAN (Devamla) -
Değerli arkadaşlarım, bu tasarının kabul edilişindeki konuşmayı duyanlar
duymayanlar, hepsi tebrik ediyordu. Bakın, ne diyorlardı: "Kesin şu
değirmenin suyunu" diyorlardı, "oylarımıza ihanet edenler bir de ödüllendirilecek
mi" diyorlardı, "helal olsun bu Meclise" diyorlardı,
"Meclis gözümüze girmeye başladı" diyorlardı.
Açıkça ifade ediyorum
değerli arkadaşlarım, halkın gönlüne girmesini bilmemiz gerekiyor, Meclise
devam etmesini bilmemiz gerekiyor; böyle bir şeyler çıktığı zaman Meclise
koşmak değil, her vakit Meclise gelmemiz gerekiyor; seçim bölgeni gezmen
gerekiyor, halkı unutmaman gerekiyor, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki
ofisinde bekleyerek milletin isteklerine cevap vermen gerekiyor. Bütün bunları yapmayacaksın,
halkın gönlünden düşeceksin, bir daha seçilmeyeceğini de anlayacaksın;
örgütünle kavgalı olacaksın, il başkanınla kavgalı olacaksın, genel başkanını
tanımayacaksın; Nasrettin Hocanın dediği gibi, göle maya çaldığı gibi, ya
tutarsa diye partinden ayrılarak yeni parti kuracaksın veya bir partiye iştirak
edeceksin; ondan sonra da, bunu yaparken bu masrafları da hazineden almaya
çalışacaksın! Yağma yok! Adama alın da kaçan mı derler. (AK Parti ve CHP
sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, bu
kanun maddesi, partiler kurulmasını teşvik ediyor. Bu kanun maddesi, açık
söylüyorum, yasal yollarla hazinenin hortumlanmasını teşvik ediyor.
Bakınız, bu kanun maddesi
-biraz önce bir arkadaşım söyledi, ben de söylüyorum, söylediğimi tekrar
ediyorum- geçtikten sonra istifa niye olmadı?! Oldu mu istifa?!
ERSOY BULUT (Mersin) -
Sayın Başkan, niye ikaz etmiyorsunuz?
BAŞKAN - Sayın Özcan,
lütfen tamamlayın efendim, lütfen.
OSMAN ÖZCAN (Devamla) -
Evet.
Geçici 16 ncı madde
milletvekillerinin itibarını zedelemekte...
AHMET GÜRYÜZ KETENCİ
(İstanbul) - Sayın Başkan, kaç dakika oldu?!.
BAŞKAN - Efendim, 2
dakika size de verdim.
OSMAN ÖZCAN (Devamla) -
...Meclisimizin de itibarını sarsmaktadır değerli arkadaşlarım.
AHMET GÜRYÜZ KETENCİ
(İstanbul) - Hakaret ettiriyorsun, lütfen... Ayıp yahu!..
BAŞKAN - Sayın Ketenci,
oturur musunuz...
Sayın Özcan, lütfen...
Son cümlelerinizi alacağım.
OSMAN ÖZCAN (Devamla) -
Evet, bu kanunun, bu kanun maddesinin değiştirilmesi lazımdır.
Tekrar konuşmak
dileğiyle, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Özcan.
Şahsı adına, ikinci söz
isteği, Kütahya Milletvekili Sayın Alaettin Güven'e aittir.
AHMET GÜRYÜZ KETENCİ
(İstanbul) - Sayın Başkan, anayasal hakkını kullanana hakaret ettiriyorsunuz;
olmaz böyle bir şey!
BAŞKAN - Efendim, bizim
konuşmaya bir müdahale hakkımız...
Buyurun efendim.
AHMET GÜRYÜZ KETENCİ
(İstanbul) - Öyle bir şey yok! Hakaret
ediyorlar.