DÖNEM: 22         YASAMA YILI: 3

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

CİLT: 82

 

87 nci Birleşim

21 Nisan 2005 Perşembe

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan'ın, Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle Hazreti Peygamber’in kişiliğine ilişkin gündemdışı konuşması

2.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım'ın, tarımın içinde bulunduğu durum ile çiftçilerimizin artan sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

3.- İstanbul Milletvekili Şükrü Mustafa Elekdağ'ın, Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin gündemdışı konuşması

B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.- Aydın Milletvekili Mehmet Mesut Özakcan ve 31 milletvekilinin, Aydın İlinde artan nüfusla birlikte meydana gelecek olası su sıkıntısının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/277)

C) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.- (10/185) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/806)

V.- ÖNERİLER

A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin CHP Grubu önerisi

VI.- SEÇİMLER

A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM

1.- Çevre, KİT ve Dilekçe Komisyonlarında açık bulunan üyeliklere seçim

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

2.- Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/969) (S. Sayısı: 851)

3.- 23.3.2005 tarihli ve 5319 Sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1004) (S. Sayısı: 868)

 

4.- Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/846) (S. Sayısı: 646)

5.-  24.3.2005 Tarihli ve 5321 Sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1005) (S. Sayısı: 873)

VIII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Oturum Başkanının, konuşma sürelerini değerlendirmede ve Başkanlık Divanında daha önce görüşülerek karara bağlanan bir konuyu Genel Kurulda tekrar görüşmeye açarak zaman kaybına neden olması nedeniyle tutumu hakkında

IX.- AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in, Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, konuşmasında, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

X.- SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İzmir Milletvekili Türkân MİÇOOĞULLARI'nın, TOKİ'den blok satış yöntemiyle konut talep eden milletvekilleri olup olmadığına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/5277)

2.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, Safranbolu Belediyesinin yoksulları tespit yöntemi ile ilgili iddiaya ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/5294)

3.- Ankara Milletvekili İsmail DEĞERLİ'nin, Alevîlere ibadet yeri izni verilmediği iddialarına ve bu konuda alınacak önlemlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet AYDIN'ın cevabı (7/5325)

4.- Hatay Milletvekili Mehmet ERASLAN'ın, yabancı menşeli derneklere ve yurt dışında faaliyet gösteren Türk derneklerine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/5371)

5.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Balkan kökenli Türk vatandaşlarına yurtdışı çıkış kolaylığı sağlanmasına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/5377)

6.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, taksicilerin can ve mal güvenliğinin sağlanmasına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/5380)

7.- Bursa Milletvekili Mustafa ÖZYURT'un, Bursa İlindeki eğlence mekanlarına uygulanan vergi oranındaki artışa ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/5381)

8.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, güreş millî takımı antrenörlüğüne ödenecek maaşa ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/5452)

9.- Trabzon Milletvekili Asım AYKAN'ın, Kocatepe Camiinin bakım ve onarım ihtiyacına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet AYDIN'ın cevabı (7/5454)

10.- Çanakkale Milletvekili Ahmet KÜÇÜK'ün, Çanakkale-Troya gezi alanına yapılması planlanan müzeye ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/5507)

11.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,özel tiyatro sayısına ve malî açıdan desteklenmelerine ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla KOÇ'un cevabı (7/5508)

12.- Kırklareli Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, avcılık belgesi harçlarının ödeme tarihinin değiştirilmesine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/5517)

13.- Kırklareli Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, Diyarbakır Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne yapılan atamaya ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/5519)

14.- İzmir Milletvekili Abdürrezzak ERTEN'in, gümrük müşavirliği ve müşavir yardımcılığı sınavlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in cevabı (7/5594)


I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak yedi oturum yaptı.

Tokat Milletvekili Feramus Şahin, Tokat İlinin sorunları ile özelleştirilmesi istenilen Tokat sigara fabrikasının üretim durumuna,

Antalya Milletvekili Osman Akman, Turizm Haftası münasebetiyle Antalya'nın gelişen turizm potansiyeli ile buna bağlı olarak artan sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere,

İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu, dokuzuncu beş yıllık kalkınma planı çalışmalarına bir an evvel başlanılmasının önemine,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

Belçika Temsilciler Meclisi Başkanının TBMM Dışişleri Komisyonunu Belçika'ya resmî davetine icabet edecek Parlamento heyetini oluşturmak üzere Gruplarınca isimleri bildirilen milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi,

Türkiye Büyük Millet Meclisi Saymanlığının 2004 Ekim, Kasım ve Aralık  ayları hesabına ait Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu raporu (5/14) (S. Sayısı : 874),

Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Belçika'ya yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi kabul edildi.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 152 nci sırasında yer alan 578'e 1 inci ek sıra sayılı komisyon raporunun bu kısmın 4 üncü sırasına, 222 nci sırasında yer alan 745'e 1 inci ek sıra sayılı komisyon raporunun bu kısmın 5 inci sırasına alınmasına ilişkin CHP Grup önerisinin, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilmediği,

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 257 nci sırasında yer alan 873 sıra sayılı geri gönderme tezkeresinin bu kısmın 6 ncı sırasına, 254'üncü sırasında yer alan 869 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 7 nci sırasına, 255'inci sırasında yer alan 870 sıra sayılı kanun teklifinin bu kısmın 8'inci sırasına, gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan ve bastırılarak dağıtılan 875 sıra sayılı kanun tasarısının, 48 saat geçmeden, bu kısmın 9'uncu sırasına alınmasına ilişkin AK Parti Grup önerisinin, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildiği,

Açıklandı.

Sivas Milletvekili Nurettin Sözen, Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın,

Ankara Milletvekili Oya Araslı, Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın,

Konuşmasında, sahsına sataştığı iddiasıyla, birer açıklamada bulundular.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

1 inci sırasında bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı: 305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz gelmediğinden,

2 nci sırasında bulunan, Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının (1/969) (S. Sayısı: 851) görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından,

Ertelendi.

3 üncü sırasında bulunan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Bursa Milletvekili Faruk Çelik'in, Mera Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/386) (S. Sayısı: 867) görüşmeleri tamamlanarak, kabul edilip kanunlaştığı açıklandı.

Mera Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 1 inci maddesinin af niteliği taşıyıp taşımadığı; oylanmasında nitelikli çoğunluk aranıp aranmayacağı üzerine açılan usul görüşmesinden sonra yapılan oylamada, Başkanlığın da görüşü doğrultusunda, 1 inci maddenin ve tümünün oylamasında nitelikli çoğunluğun aranılmasına gerek olmadığı kabul edildi.

Bursa Milletvekili Faruk Çelik, İzmir Milletvekili Erdal Karademir'in, konuşmasında, şahsına sataştığı iddiasıyla, bir açıklamada bulundu.

21 Nisan 2005 Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime 22.30'da son verildi.

 

 

 

 

 

 

Ali Dinçer

 

 

 

Başkanvekili

 

 

Harun Tüfekci

 

Mehmet Daniş

 

Konya

 

Çanakkale

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

 

 

Bayram Özçelik

 

 

 

Burdur

 

 

 

Kâtip Üye

 

 

 

 

 

                                                                          No.: 121

 

II.- GELEN KÂĞITLAR

21 Nisan 2005 Perşembe

Teklifler

1.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılması Hakkında İçtüzük Teklifi (2/432) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2005)

2.- Çanakkale Milletvekili Mehmet Daniş'in; 2873 Sayılı Millî Parklar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/433) (Çevre ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2005)

3.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun; Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/434) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2005)

Rapor

1.-29.3.2005 Tarihli ve 5325 Sayılı Siyasi Partiler Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/1009) (S. Sayısı: 876) (Dağıtma tarihi: 21.4.2005) (GÜNDEME)

Meclis Araştırması Önergesi

1.- Aydın Milletvekili Mehmet Mesut ÖZAKCAN ve 31 Milletvekilinin, Aydın İlinde artan nüfusla birlikte meydana gelecek olası su sıkıntısının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/277) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.4.2005)


BİRİNCİ OTURUM

21 Nisan 2005 Perşembe

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkanvekili Ali DİNÇER

Kâtip Üyeler: Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Harun TÜFEKCİ (Konya)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 87 nci Birleşimini açıyorum.

III.- Y O K L A M A

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 3 dakika süre vereceğim.

Sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını, teknik personel aracılığıyla, 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.

İlk söz, Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle söz isteyen Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan'a aittir.

Buyurun Sayın Eraslan.

Süreniz 5 dakika.

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan'ın, Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle Hazreti Peygamberin kişiliğine ilişkin gündemdışı konuşması

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle, Peygamberimiz Hazreti Muhammed Aleyhisselamın hayatı hakkında bir konuşma yapmak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ayrıca, kandilinizi tebrik ediyorum; yetmişiki milyon vatan evladına, ülkemize, milletimize ve tüm insanlık âlemine, yeryüzüne hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

Değerli arkadaşlar, peygamberler zincirinin son halkası Peygamber Efendimiz olmuştur. Peygamber Efendimiz, son peygamber olmakla beraber, büyük bir şahsiyet ve onur abidesi niteliğini taşıyan yüce bir insandır. O'nunla peygamberlik zinciri, hem tamamlanmış hem de ilk halkalarıyla, ilk halkayla bütünleşmiştir. Nübüvvet müessesi O'nunla tamamlanmış, ilahî vahiy O'nunla kemale ulaşmıştır. O, aynı zamanda, kusursuzluğun, eksiksizliğin, mükemmelliğin ve kemalin eşsiz temsilcisidir. Dünyada hiçbir fani, Peygamber Efendimiz kadar sevilmemiş ve O'nun kadar ilgi görmemiştir. İnsanlık, küfür, kin, intikam, düşmanlık, zorbalık ve zulüm saltanatından, O'nun Allah katından getirdiği din sayesinde kurtulmuştur.

Dinimizde peygamber inancının son derece merkezî bir önemi vardır. Yüce Allah, insanlığın kurtuluşu için gerekli ve yeterli olan evrensel doğruları, bir taraftan peygamberler vasıtasıyla beşeriyete ulaştırır, diğer taraftan da bu evrensel doğruların sosyal hayata nasıl getirileceğinin somut örneğini de yine peygamberler vasıtasıyla gösterir. Peygamberler, dinin, insanlığa sunduğu model insan konumundadırlar. Bu sebeple, Kur'an-ı Kerim'de, Peygamberimize, dolayısıyla, insanlara hitaben "eğer Allah'ı seviyorsanız, bana tabi olun; böylece, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın" buyrulmuştur.

Müslümanlar için, Hazreti Peygamber model insandır; çünkü, O, bir taraftan Allah'ın buyruklarını olduğu gibi insanlara ulaştıran, diğer taraftan da ilahî buyrukları gündelik hayatında en iyi şekilde uygulayarak, başka insanlara örnek olandır. Bu anlamda, Kur'an-ı Kerim'de, Hazreti Peygambere hitaben "muhakkak ki sen, yüce bir ahlak üzerinesin" buyrulurken, insanlara da "gerçekten, sizin için, Peygamberde çok güzel bir örnek vardır" denilmiştir. Dolayısıyla, Hazreti Peygamberi örnek almak, inanan insan için öncelikle dinî bir görev ve dinî bir vecibedir. Yaşadığı hayatın her safhası seçilmişliğinin ve ulaşılmazlığının ayrı bir yönünü meydana getirmiş, şakalarında bile yalanın en küçüğü onun semtine uğramamış, dünyayı teşriflerinden, vefat anına kadar başına gelen pek çok sıkıntı, eziyet ve musibet karşısında olağanüstü bir sabır göstermiş, kendisine, yakınlarına ve dostlarına yapılan sayısız insanlıkdışı davranışlar karşısında beşerüstü bir af ve müsamaha örneği sergilemiş, içine bütün insanları, hatta hayvanları dahi alacak genişlikteki merhametiyle etrafındaki dost-düşman herkesin dikkatini çekmiş, bir beşer olarak her şeye ulaşması ve elde etmesi mümkünken, son derece mütevazı ve sade bir hayat yaşamış, yaptığı işlerde en küçük bir beklenti içinde olmamış, sıkıştırıldığı ve tek başına kaldığı zamanlarda bile asla bir yılgınlık ve ümitsizlik emaresi göstermemiş, Allah'a kulluk noktasında herkesten daha ileri ve derin olmuştur. Hâsılı, iyi huy dediğimiz her davranışı en zirve noktada temsil etmiş ideal bir örnektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Merhamet ve şefkat hususunda tüm insanları kuşatıcı duyarlılıkla yüklü bir insan olan Hazreti Peygamber, varlığın merkezinden getirdiği iman ve selam ışığını her seviyedeki varlıkla paylaşmak istemiş, hayatı boyunca her hak sahibine hakkını vermek için çırpınmış, inancın aydınlığından uzak düşmüşleri bu ışıkla buluşturmak için kendisini helak edercesine gayret göstermiştir. Kur'an-ı Kerim, Hazreti Peygamberin Müslümanlara ise ayrı bir düşkünlük gösterdiğini, tüm müminlerin ağır sorumluluğunu omuzlarında hissettiğini, bu doğrultudaki gayretlerinde son derece içten ve samimî olduğunu şu şekilde ifade etmektedir: "Andolsun ki, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sıkıntıya düşmeniz O'na çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere çok şefkatli ve çok merhametlidir."

Hazreti Peygamber, öncelikli olarak Kur'an vahyini insanlar tarafından yaşanabilir şekilde yorumlayıp, açıklayıp, toplumun her türlü problemini vahiy mantığına tabi, sosyal ve kültürel ortamın gereklerine, bilgi ve tecrübe birikimine dayanarak çözüme kavuşturmuştur. O, bu süreçte, insanlığın yararına korunması gerekenleri muhafaza etmiş, fonksiyonlarını kaybetmiş olan hüküm ve uygulamaları değiştirmiş ve insanlığı, sürekli arz eden bir inanç ve ahlak çizgisinde, yeni fırsat dairesinde tutmayı başarmıştır. Yirmiüç yıl gibi kısa bir zaman sürecinde, bütün dünyaya model olma özelliğine sahip bir iman ve ahlak toplumu oluşturması, bu başarısının en bariz göstergesidir.

Bizler, iyiyi kötüden ayırt etmeyi, birbirimizi sevmeyi, paylaşmayı, yardımlaşmayı, ahlakın güzelliklerini, dürüstlüğü, doğruluğu, erdemli bir davranışı, hoşgörünün en mükemmelini, insana saygının en yücesini, şefkat ve merhametin sınır tanımayan boyutunu, adaletin en güzel tatbikatını, kısaca, her şeyin en iyisini ve en güzelini O'ndan öğrenmekteyiz.

Bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Heyetinizi tekrar selamlıyorum, saygılarımı sunuyorum. (AK Parti ve Bağımsızlar sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Gündemdışı ikinci söz, tarım ve çiftçilerin sorunları hakkında söz isteyen, Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım'a aittir.

Buyurun Sayın Yıldırım.

Süreniz 5 dakika.

2.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım'ın, tarımın içinde bulunduğu durum ile çiftçilerimizin artan sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kastamonu Milletvekili olarak şahsım adına söz aldım; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Dün akşam, mübarek kandili idrak ettik. Bütün İslam âlemini, Peygamberimizin doğum günü nedeniyle tebrik ediyorum ve Türk İslam âlemine hayırlar getirmesini Cenabı Hakk'tan diliyorum.

Ayrıca, iki gün sonra, 85 inci yılını idrak edeceğimiz Ulusal Egemenlik Bayramını kutlayacağız. Bize bugünleri bahşeden, Birinci Meclisi açan Yüce Atatürk ve silah arkadaşlarının ve ayrıca, Birinci Meclisin üyelerinin önlerinde saygıyla eğiliyorum ve onlara rahmet diliyorum ve mekânları cennet olsun diyorum; bütün çocuklarımızın da bayramını kutluyorum.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de, tarım, iki yıldan beri, çökmüş durumda. Nereye gidersek, nüfusumuzun yüzde 40'ını oluşturan kesim olan köylü, inim inim ağlıyor. Buğday üretmişler, hakkını alamamışlar. Geçen sene 380 000 liraya sattıkları ürünü bu sene 280 000 liraya satamaz duruma gelmişler. Sürekli ürettikleri halde ütülmeye devam ediyorlar.

Mazot desteği vereceğiz demişiz, yeşilmazot desteği vereceğiz demişiz; ama, bir türlü verememişiz, geldiğimiz günden beri mazot fiyatları 1 960 000 liraya kadar yükselmiş. Çiftçi perişan; gübre fiyatları, alamaz duruma gelmiş. Konya'daki çiftçimiz aynı durumda, Polatlı'daki çiftçimiz aynı durumda, Kastamonu'daki çiftçimiz aynı durumda, Ege'deki çiftçimiz aynı durumda, Adana'daki çiftçimiz aynı durumda.

Türkiye'de, 2000'li yıllarda 21 000 000 ton üretilen buğday, 2003 yılında 19 000 000 tona düşmüş; yani, gerilemeye devam ediyoruz. Nüfusumuz artıyor, daha çok ihtiyaç duyduğumuz buğday ve ekmek, aş azalıyor. Bu ne demektir: Nüfusa paralel olarak artması gereken ekim alanlarında, birim alandan daha çok ürün almamız gerekirken, maalesef, ekim alanları daha çok daralıyor ve ürün almamız mümkün olmuyor. Bunun yerine, Amerika'dan, başka ülkelerden buğday ithal ediyoruz, açığımızı ithalatla karşılıyoruz. Bu doğru bir anlayış değil. İnşallah Tarım Bakanı buraya gelir ve bunun cevabını verir.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)- Tarım Bakanı burada.

MEHMET YILDIRIM (Devamla) - Pardon, özür dilerim. Sayın Bakan arkamdaymış, karşıda arıyorum.

Değerli arkadaşlar, geçen hafta, 8 - 9 Nisan günlerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi, milletvekillerimizi, Ankara'nın ilçelerinde görevlendirdi. Arkadaşlarımla birlikte Evren İlçesine gittik, hemen Ankara'nın kıyıcığında; Güdül ilçesine gittik, hemen kıyıcığında. Kastamonu'nun ilçelerine gitmeye gerek yok, Başkentin ilçelerindeki durumdan size manzaralar anlatacağım. Evren İlçesini gezdik, bir cuma günüydü. Vatandaşlarımıza ne durumdasınız diyoruz "perişanız" diyorlar. Çiftçi perişan, esnaf perişan! Bir boyacı, hırdavatçıya uğradık ne durumdasın diyoruz "geçen sene, 2000'li yıllarda, Evren'de 90 tane konut yapılıyordu, boya satıyordum, kilit satıyordum, çivi satıyordum, geçimimi sağlıyordum; ama, bugün, 4 tane bile yok" diyor. Esnafın perişan olduğu açık.

Çiftçiye soruyoruz, ne noktadasın diyoruz "geçen sene 360 000 lirayla sattığım buğdayı 280 000 liraya satıyorum" diyor. Peki, gübre fiyatları aynı noktada...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayın lütfen.

MEHMET YILDIRIM (Devamla) - Tamam Başkanım.

Değerli arkadaşlar, hepsi aynı noktada.

Güdül İlçesine gittik; Karacaören'de, Garipçe'de, Tahtacı Örencik'te toplantılar yaptık; hepsi, çiftçiler perişan. Dedim ki: Siz, hangi partiye oy vermiştiniz? Evet "Adalet ve kalkınma Partisi..." Evet, belediye başkanı da Adalet ve Kalkınma Partisi, köydeki birinci parti de Adalet ve Kalkınma Partisi. Şimdi ne yapacaksınız, ne noktadasınız?.. "Elimiz kırılsaydı" diyor.

Geldiğimiz manzara bu. Bir eleştiri olarak kabul etmeyin; acı bir uyarı, acı bir sinyal olarak kabul edin. Bu Türkiye Büyük Millet Meclisi, Adalet ve Kalkınma Partili milletvekilleri iktidar olarak, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri, biz, muhalefet olarak, bizden önceki 2001, 2002 krizini Türkiye'ye yaratarak, IMF'yi Türkiye'ye getirip mahkûm eden anlayışı söküp atmamız lazım. Öyleyse, bunun çaresi tektir; tarlada üretim, fabrikada üretim ve planlı bir üretim -ilave ediyorum- planlı bir üretim olmadan da bu iş olmaz. Herkes istediği ürünü ekmeyle, herkes istediği ürünü fabrikada üretmeyle bu mümkün olmaz. Bir planlı dönemi, tarımda da, sanayide de, kalkınmada da gerçekleştirmek zorundayız. Biz, şimdi, iki yılda ne yapmamışız; her şeyi yapıyoruz, ekiyoruz, biçiyoruz; ama, hiçbir şey yapmıyoruz.

Değerli arkadaşlar, bakın, hayvancılık çok kötü bir noktada. Şu anda, 5 200 000 liraya mal ettikleri 1 kilo etin fiyatını 6 000 000 liraya hayvan karkasları kestiremiyor, hipermarketlere kestiremiyorlar. Televizyonları izliyoruz; Türkiye'ye kaçak et geliyor. Nereden geliyor, bilemiyorum; gökten inmiyor, yağmur gibi yağmıyor. Sınırlar açılmış. Sınırlarda kim var; askerimiz var, polisimiz var, jandarmamız var. Onlara sesleniyorum buradan, İçişleri Bakanlığına sesleniyorum: Siz ne iş yaparsınız?!

Dün akşam Kanal 6'da izledik "kaçak tütün geliyor, PKK'ya kurşun olarak gidiyor, Türk askeri öldürülüyor" diyor -aynen cümleler bunlar- çünkü, nargile tütünü geliyor, nargile tütünü 1 000 ton civarında Türkiye'ye giriyor ve bu da bir Mısırlı kanalıyla iddia ediliyor. Ben polis değilim, ben jandarma değilim, ben milletin vekiliyim, Türkiye Büyük Millet Meclisinden hükümete sesleniyorum: Türkiye'yi siz mi idare ediyorsunuz, yoksa bir başkaları mı?!

Değerli arkadaşlar, ne derler; "dost acı söyler." Ben, Türkiye'nin dostuyum, sizin de dostunuzum. Bu gidişle, hal ve gidiş iyi değil; pekiyi, ortaya doğru geldi. İyi gitmedikçe, size bakıyor, üzüm üzüme baka baka kararır misali, biz de size dönüyoruz, bizi de size benzetiyorlar. Bakın, salona bakın; kırmızı koltuklar... Milletvekilleri?.. Dışarıda; bu tarafı dışarıda. Bizimkilere bak; onlar da dışarıda.

BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.

MEHMET YILDIRIM (Devamla) - Siz içeride değilsiniz, bizimkiler de içeride değil; ama, bu millet, topyekûn infaz etmeye alıştı. Eğer, ikibuçuk sene sonra, biz kendimizi derlemez toparlamazsak, ikimizi de toptan infaz eder. Bunu, uyarı olarak ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, seçim bölgem olan Kastamonu'nun sorunu var. Bakın, iki yıl önce... Yani, bekleyelim, geçedursun, sorun var Sayın Yıldırım... Şimdi, Akyazı'nın sorununu, Sakarya'nın sorununu da anlatalım burada.

Değerli arkadaşlar, bakın, özelleştirme dedik; Sigara Kâğıdı Fabrikasını özelleştirdik Taşköprü'de. 10 000 ton civarında üretilen kendir üretimini bertaraf ettik. 1992 yılında 1 kilo kendir satıyordu çiftçimiz, 3 litre mazot alıyordu. Germeç pazarında alıyordu, Taşköprü'de alıyordu, Kastamonu merkezde alıyordu...

BAŞKAN - Sayın Yıldırım, toparlayalım; çok aştınız.

MEHMET YILDIRIM (Devamla) - Sayın Başkan, lütfen, özür de diliyorum arkadaşlarımdan, biraz rahat bırakın, biraz çalışayım; müsamahanıza sığınıyorum, sizlerin de müsamahasına sığınıyorum.

Bakın, şu anda, Tekelin ihtiyacı olan 6 000  ton civarındaki Tekel sigara kâğıdını ithal ediyoruz. Yazık değil mi bize değerli arkadaşlar?! 15 000 000 dolarlık, Taşköprü çiftçisi kaybetti, Türkiye kaybetti. Hani özelleştirme daha iyi olacaktı, daha iyiye gidecekti, daha çok üretimi artıracaktı, daha çok ekonomiye katkı sağlayacaktı, oradaki insanlara artı değer yaratacaktı? Nerede bu?.. Sayın bakanları, hükümeti uyarıyorum; MOPAK'ı özelleştirmesinde taahhüdü vardır. Lütfen, özelleştirme şartlarını yerine getirin. Üretim ortadan kalkmıştır. Bunu bir suç duyurusu olarak söylüyorum, bunu bir ihbar olarak söylüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım lütfen, toparlayalım.

MEHMET YILDIRIM (Devamla) - Bitiriyorum efendim.

Değerli arkadaşlar, pancar... Değerli arkadaşlar, bakın, mısır üretiminde yüzde 15 kota artırmışız. Avrupa Birliğinin üyesiyiz diyoruz. Avrupa Birliğinde mısıra, nişastalı şeker üretimine yüzde 2'dir; bizde yüzde 15. Eğer biz o aileye gireceksek, niye yüzde 2 değil, niye yüzde 15? Mısır ithalatı sürekli artırılmakta ve pancar üretimi azalmaktadır. Şimdi, buradan sesleniyorum. Bakın...

BAŞKAN - Bu seslenmeyle lütfen tamamlayın.

MEHMET YILDIRIM (Devamla) - Sayın Başkan, bitiriyorum.

Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök ve Kastamonu Şeker-İş Sendikasının Başkanı Hamdi Kaya ve Sayın Aydın Dikmenli'nin raporları geldi. Diyor ki, değerli arkadaşlar: "Şeker üretimi, şekerpancarındaki kota Türkiye'yi perişan ediyor." Bu kotayı kaldıracağız dedik; Cumhuriyet Halk Partisi de dedi, Adalet ve Kalkınma Partisi de dedi. Taahhüdünüzü tutun; tutmak zorundayız. Türkiye'de, Kastamonu'daki şeker fabrikası 13 trilyon kâr ediyor, 13 trilyon kârda. Bugün, Kastamonu'da 10 000 vatandaşımız, çiftçimiz, 315 000 ton şekerpancarı üretmek için sözleşme imzaladı ve tarlaya tohum dikti.

Değerli arkadaşlar, şekeri ithal edeceğiz, mısırı ithal edeceğiz, sarmısağı ithal edeceğiz. Peki, ne zaman ihraç edeceğiz?! Ne zaman ihraç edeceğiz?!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.

Mehmet Bey, süreyi çok aştınız; lütfen toparlayalım.

MEHMET YILDIRIM (Devamla) - Bağlıyorum Sayın Başkan.

Bakın, Sayın Başbakan diyor ki: "Avrupa Birliği bizi bölmeye çalışıyor." Bizi bölen ailenin içinde ne işimiz var bizim?! Bu, Cumhuriyet Halk Partisinin şahsî görüşü değil, Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım'ın yüreğinin sesi.

1995'te imzalanan, 1996'da yürürlüğe giren Gümrük Birliği Anlaşması devam ediyor, edecek. O ailenin bir parçası olacağız diye edecek. Eğer, hâlâ Gümrük Birliği Anlaşmasıyla bizden aldıkları gümrük muafiyetine devam ederek bizi pazar haline dönüştürüyorlarsa, eğer Avrupa Birliği ailesine bizi almak için de süremiz uzun olacaksa, ben buradan hükümete sesleniyorum: 1996'daki Gümrük Birliği Anlaşmasını gözden geçirsin.

BAŞKAN - Son cümlenizi lütfen...

MEHMET YILDIRIM (Devamla) - Ya ortaklığa evet hemen ya da gümrük başkanlığı...

SUAT KILIÇ (Samsun) - Şanghay beşlisinden bahset.

MEHMET YILDIRIM (Devamla) - Efendim?..

SUAT KILIÇ (Samsun) - Şanghay beşlisinden bahset.

BAŞKAN - Mehmet Bey, lütfen, karşılıklı konuşmayın ve son cümlenizi...

MEHMET YILDIRIM (Devamla) - Samsun'un teşvik yasasından da, teşvikte bahsedeceğim; merak etme, o zaman bu Meclisi terk eder gidersin!

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sağ olun.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, konuşmaya cevap vereceğim.

BAŞKAN - Peki.

Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Sami Güçlü, Mehmet Yıldırım Beyin konuşması üzerine söz istedi.

Buyurun Sayın Bakan.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Kastamonu Milletvekilimiz Sayın Mehmet Yıldırım'ın gündemdışı yaptığı konuşmaya, ben de düşüncelerimle cevap vermek istiyorum. Bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sondan başlayalım. "Eğer, Avrupa Birliği Türkiye'yi almayacaksa, Gümrük Birliği Anlaşmasını gözden geçirelim." Çok basit. Eğer, gerçekten böyle bir net cevap varsa, ne duruyoruz, hemen yapalım; ama, 1959'da başlayan ve o günden bugüne Türkiye'yi idare etmiş bütün iktidarların öncelikli hedefi olan, içinde sosyaldemokratı, merkez sağı, muhafazakârı, hepsinin rol aldığı bütün hükümetler bu yolda yürüdüler. Geldiğimiz nokta, son sahne. Şimdi, bu son sahneye girerken, Sayın Mehmet Yıldırım "bizi almayacaklarsa" ifadesi, çok geç kalmış bir ifade. Bizim, Avrupa Birliğiyle ilgili olan müzakerede, genel felsefemizi, yaklaşımlarımızı, lider kadromuzu açıklıyorlar. Biz, Türk toplumunun geleceği için uygun gördüğümüz için, bu standartları, bu hedefleri ortaya koyuyoruz. Eğer olumsuz bir sonuç ortaya çıkarsa, elbette, Türk toplumu ve Türk hükümetleri bu konuda gerekli tutum ve tavrı alacaklardır. Ben, milletimiz için geleceğin hayırlı olmasını diliyorum.

Sizin, özellikle sektörümüze yönelik olarak ifadelerinizden başlayacak olursam; gerçekten de, sektörümüzle ilgili tabloyu çok karamsar bir şekilde çizdiniz. Elbette sorunlarımız var; ama, bunlarla ilgili konularda, ilkönce birkaç ana noktaya temas etmek istiyorum. Sizin, özellikle içinde bulunduğumuz dönemde, köylü ve kırsal kesim için kullandığınız tabir "inim inim inliyorlar" ve Ankara'daki ziyaretlerinizde bunu söylediniz, kendi ilinizle ilgili konularda karşılaştığınız örnekleri ifade ettiniz. Ben, mart ayında, Kırşehir'in Kargın-Yenice Beldesindeydim; milletvekili arkadaşlarım da bana eşlik ediyorlardı. Nisanın başında, Ankara-Elmadağ'ın Edige Köyündeydim, orada köylülerle beraberdim. 15 Nisanda, bundan çok kısa bir süre önce, Aksaray'ın Kutlu Beldesindeydim. Bu bahsettiğim yerlerde de köylülerle beraber oldum, sorunlarını dinledim, onlar da sorunlarını anlattılar.

Ben, size, değerlendirmenizle ilgili bir ifade söyleyeyim; sektörümüzle ilgili olumsuzlukları dile getiriyorlar; ancak, Partimizle olan bağları konusunda geleceğe yönelik ümitlerini muhafaza ediyorlar; ama, bizi de uyarıyorlar. Dolayısıyla, köylümüzün sorunlarını anlatması elbette bizim açımızdan iyi; ama, bağlarını ve Partimize olan desteği konusunda, ben, bir eksiklik olmadığını, hallerinden, tutumlarından, davranışlarından ve gösterdikleri ilgiden hissediyorum. Zaten, aksi halde, sizin bahsettiğiniz tanımlar çok yaygın olsaydı ve tam tarife uygun olsaydı, herhalde, Tarım Bakanının çok kolay bir şekilde o köylere gitmesi mümkün olmazdı. Kadirşinas köylülerimiz sorunlarını biliyorlar; ama, biz de o sorunları çözme konusunda bir gayret, bir arayışın içerisinde olduğumuzu ifade ediyoruz. İnşallah, adım adım o konuda iyileşmelere de şahit oluyoruz.

Gübre fiyatları konusunda söylediniz, mazotla ilgili ifadeler kullandınız. Evvela, hepimiz çok iyi biliyoruz, Türkiye'de tarımsal girdiler içerisinde iki tanesinin bu ülkedeki hammadde kaynağı yok ve çok önemli ölçüde dışa bağımlıyız, petrolde yüzde 90, gübrede yüzde 85 oranında. Dolayısıyla, bu kadar -hammadde ve mamul madde yönünden söylüyorum- yüksek oranda dışa bağımlı olduğumuz takdirde ve uluslararası fiyatların ham petrolde 58 dolar gibi bir rakama kadar ulaştığı bir dönemde, bizim, petrolle ilgili konuda...

UFUK ÖZKAN (Manisa) - 500 000 lira mazotun rafineri çıkış fiyatı.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Bu söylediğimin neresi eksik ve yanlış?

UFUK ÖZKAN (Manisa) - 500 000 lira mazotun rafineri çıkış fiyatı, 1 900 000 lira pompa fiyatı.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Yani, ben, size uluslararası bir fiyattan bahsediyorum, sen de biliyorsun bunu; neresine itiraz ediyorsun sevgili kardeşim?!

UFUK ÖZKAN (Manisa) - ÖTV'den bahsediyorum Sayın Bakanım. O zaman, çiftçilerimize ÖTV iadesi verelim mazotta.

BAŞKAN - Yerimizden müdahale etmeyelim.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Şimdi, böyle bir gelişme ortadayken, bununla ilgili sorumluluğu tamamen bize bu şekilde aktarmanız çok sağlıklı değil; ama, bizim şu taahhüdümüz var: Mazot ve gübre konusunda bir iyileştirme yapacağız dedik...

UFUK ÖZKAN (Manisa) - İkibuçuk sene geçti Sayın Bakanım.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Hayır; bir kere, mazotla ilgili konuda 2003 yılında uygulama yaptık, 670 trilyonluk bir kaynağı mazotta aktardık, 2004'e sarktı bir kısmı, 2004'te uygulamadık. 2005 yılıyla ilgili taahhüdümüz var, mazot ve gübrede bir iyileştirme yapacağız dedik, bugüne kadar bunu uygulamaya koyamadık. Koyamamamızın sebebini biliyoruz, genel olarak bu konuyla ilgili bir kaynak sıkıntısı içerisindeyiz. Bunun da kamuoyundan gizlenecek bir tarafı yok; ama, bu arayışımızı sürdürüyoruz. Bu fiyat artışı konusunu biz de makul görmüyoruz, bununla ilgili bir iyileştirme yapmak ihtiyacı içindeyiz, arayışımızı sürdürüyoruz; ama, 2003 yılında uyguladığımız, 2004 yılında da birkısım ödemelerinin kaldığı mazot desteği konusunda 670 trilyonluk bir kaynak aktardığımızı hatırlatıyorum ben.

UFUK ÖZKAN (Manisa)- Sayın Bakan, o destek, destek de olmadı; yapmayın lütfen!..

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)- Kardeşim, lütfen...

UFUK ÖZKAN (Manisa)- Çiftçimiz ucuz mazot desteğini bekliyor.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)- O zaman, lütfen, sonra konuşalım sizinle.

UFUK ÖZKAN (Manisa)- Sonra konuşalım.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)- Şimdi, kırsal kesimle ilgili olarak, buğdayla ilgili, Sayın Mehmet Yıldırım Bey açıklama yaptı ve dedi ki: "Türkiye'nin buğday üretimi 21 000 000 tondu; 2003'te 19 000 000 tona düştü." 2004 rakamını söylemedi. 2004 rakamı 21 000 000 ton yine.

Şimdi, Türkiye gibi bir ülkede, yağışın esas belirleyici olduğu bir ülkede, 2003 yılı, 2004 yılı, kuraklıklarla geçen bir yıl oldu; dolayısıyla, 2005'te de, şu anda biz, 2004'e nispetle, Türkiye'nin her yerinde, Marmara hariç, nispî bir kuraklık yaşıyoruz. Bu, önemli bir nokta. Dolayısıyla, bununla ilgili konularda dalgalanmaların tabiî olduğunu düşünmemiz lazım; ama, 2004 yılındaki rakamın 21 000 000 ton olduğunu ifade ediyorum ve dedi ki: "Amerika Birleşik Devletleri ve başka ülkelerden buğday ithal ediyoruz."

Arkadaşlar, Türkiye, buğdayı, üretimi eksik olduğu için ithal etmiyor; çok net. Türkiye'nin ihtiyacı 16 000 000 ton civarında. Türkiye, hiçbir zaman, buğday üretimi az olduğu için buğday ithal etmedi. Türkiye, nitelikli buğday, vasıflı buğday üretmekte başarılı olmadığı için ithal etti ve 2003 yılındaki ithalatı 1,9 milyon ton, 2 000 000 tona yakın.

Peki, 2004 yılında Türkiye'nin un ihracatı ne kadar; 1 000 000 tonun üzerinde ve dünyada ikinci sırada.

Şimdi, dünyada un ihracatında ikinci sırada bir ülke olması, Türkiye'deki potansiyeli ifade ediyor. Peki, niçin biz buğday ithal ediyoruz; işte, ana sebep burada. Bizim iç fiyatlarımızla uluslararası buğday fiyatları arasında ton başına 100 dolardan daha çok fark var. Bunu görmeden Türkiye'yle ilgili bir tahlil yaparsak, bu, çok doğru olmaz.

Peki, biz, dünyaya 1 000 000 ton buğdayı yüksek maliyetlerle satabilir miyiz; imkânı var mı; hayır. O zaman, biz, ya dünyadaki piyasa fiyatlarından buğday alacağız, bunu işleyip satacağız ya da kendi üreticimize, yani, un ihracatçımıza dünya fiyatlarından buğday vereceğiz.

Mehmet Beyin bilgisine sunmak istediğim bir husus da şu: 2004 yılı ağustosundan itibaren Türkiye buğday ithalatını bir kararla durdurdu ve bu saatten sonra, un ihracatçısına ve buğdaya dayalı sanayi ürünü ihracatçısına taahhütte bulundu "uluslararası piyasa fiyatından yerli buğday vereceğim ve istediğin kalitede vereceğim" diye ve o günden sonra, şu anda, biz, 1,5 milyon ton bu amaçla buğday tahsis ettik sanayicimize ve dolayısıyla, Türkiye, buğday ithal etmiyor şu anda, iradî olarak etmiyor, kararla ithal etmiyor ve bizim, 2005 yılında un ihracatımız 2004'ten daha çok olacak, çünkü, bağlantılar bunu gösteriyor. Dolayısıyla, buğdayla ilgili gelişmede bir olumsuzluk yok.

İnşallah, bu sene, eğer yağışla ilgili konuda, bahar yağışları konusunda arzu ettiğimiz gelişme olursa, ümit ettiğimiz gelişme olursa, 240 000 ton sertifikalı tohum kullandık. Bu, cumhuriyet tarihinde hiç kullanılmadı. 240 000 ton sertifikalı tohumluk, Türkiye'nin, hiçbir seviyede buğday ithalatına ihtiyaç duymayacağı anlamına geliyor, yani, biz, çok nitelikli buğday üretebilecek durumdayız. İnşallah, o hale geliriz, birlikte görürüz.

UFUK ÖZKAN (Manisa) - Darı var, darı ne olacak; pamuk ne olacak Sayın Bakanım?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Sayın Mehmet Yıldırım bir hayvan kaçakçılığından bahsetti. Özellikle bu konunun, arkadaşlarım, iyi anlaşılması lazım. Elimizde bizim, hepimizin göstergesi olan bir piyasa mekanizması var. Bu piyasa mekanizmasında bu hayvan kaçakçılığı konusu usul olarak yanlış, ifade olarak yanlış. Biz, Mecliste bir sorunu gündeme getirebiliriz; ama, hayvan kaçakçılığı konusunda ifade kullandığımızda, bu, sektöre fayda sağlamıyor.

Bir kere, evvela olayı bir tahlil edelim. 2005 yılının başlarında, Türkiye'de, kurban bayramı, et piyasasında en kritik dönemdir. Ne olduğunu biliyorsunuz. Piyasadaki fiyatlar 7 000 000 lira civarında, ama, kurban fiyatları onun 1 000 000 lira üzerinde. Bütün Türkiye'de sonuçlandı. Bu işi yapan insanlar ürünlerini sattılar, kâr ederek döndüler ve 2004'te yaşadığımız hadiseyi yaşamadık. 2004'te üzücü hadiseler yaşadık. İnsanlar, mallarını satamadan döndüler; ama, 2005'te, sektör iyi bir gelişme gösterdi. Bunun anlamı şu: Bu insanlar yaptıkları işlere devam edecekler ve 2005'in başında, piyasa fiyatlarında da bir düşme olmadı, 7 000 000 lira civarında...

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) - 500 000 lira oynuyor...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Şimdi, sektör, yaz sezonuna girerken, fiyatlarda bir düşme ortaya çıktı, çıkıyor; ama, bunun tabiî bir gelişmesi var.

MEHMET KARTAL (Van) - İki aydır Van'da ödeme yapılmıyor...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Şimdi, burada belirtilmesi gereken husus şu: Kaçak hayvan konusu... Şimdi, kaçak hayvanla ilgili konuda... Hükümetimizin döneminde bir konunun en ısrarlı takibi nerede diyorsanız, ben, kaçak hayvancılık konusuna bakmanızı size hatırlatıyorum. Arkadaşlar, eğer, bu konuda, yürütme olarak, hükümet olarak elimizde bir imkân var da kullanmadıysak, ben, sizin eleştirilerinize muhatap olayım; ama, inanın, güvenlik kuvvetlerimizin bir numaralı sorumlusundan başlayarak, bu konuda devreye konulmayan hiç kimse yoktur ve inanın, çok büyük de destek verdiler. Şu anda, çok net söylüyorum, büyükbaş hayvanda kaçakçılık konusunda örnek gösteremezsiniz ve bu konuda çok kararlıyız. Bu sektörü, kaçakçılık gibi bir konuyla zarara uğratmak ve sürdürülebilir olmaktan çıkarmak çok yanlış olur. Buna mutlaka mâni olmalıyız. Siz ve biz, nerede görüyorsak, alınması gereken her türlü tedbirle bu işi önlemek zorundayız. Bu sektörü geliştirmekten başka çaremiz yok.

Doğu bölgesinde, ekonomik hayat hayvancılıkla gelişecek. Diğer sektörlerdeki gelişmenin uzun zaman alacağı apaçık ortada. Dolayısıyla, lütfen, bu konuya dikkat çekmek isteyen arkadaşlarım, cümleye kaçakçılıkla başlamasınlar; çünkü, bu işin sözü, hakikatinden daha kötü etki yapıyor. İddia ediyorum, büyükbaş hayvanda kaçakçılık var diyenler bir örnek göstersinler ve biz de o alanda bir boşluk varsa, dolduralım. Dolayısıyla, Sayın Mehmet Yıldırım'a ve sektörümüze ilgili gösteren diğer arkadaşlarımıza, konuya böyle yaklaşmamız lazım geldiğini hatırlatıyorum.

Efendim, onun dışında, Sayın Mehmet Yıldırım'ın...

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) - Pirinç... Pirinç ithalatı... Tosya pirinci...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Pirinçle ilgili konuda birkaç cümle söyleyeyim.

Efendim, özellikle pirinç ve mısır konusunda -Hükümetimizin bu döneminde- 2004 yılında hangi sektörde başarılı bir politika uyguladınız derseniz, en başta iki sektör söyleyebiliriz, birincisi pirinçtir. Ben, pirinçle ilgili konuda sonuçları söyleyeyim, siz mukayese edin. Çeltikten bahsediyorum. Türkiye'nin çeltik ihtiyacı yaklaşık 1 000 000 ton, bunun 490 000 tonunu üretiyoruz, geri kalan yarısını da ithal ediyoruz; yani, Türkiye, yüzde 50 oranında çeltik ve pirinçte dışa bağımlı.

Peki, bununla ilgili konuda 2004 yılında olan ne? Arkadaşlar, 2004 yılında yepyeni bir rejim uygulamaya koyduk. Biz, bu işin ticaretini yapan, çeltikten pirinç üreten, yani, kısmen sanayi işiyle uğraşan insanların sektöre girmesini şart koştuk ve dedik ki: Yurt içinde üretilen ürünlerden aldığınız kadar ithalata izin vereceğiz. Dolayısıyla, toplam 490 000 ton üretimin     440 000 tonunu özel sektör aldı. Böylece, geçen yıl, Toprak Mahsulleri Ofisi 130 000 ton çeltik almak zorunda kalırken, bu sene 15 000 tona düştü ve dolayısıyla, biz, piyasayı düzenlemiş olduk, çok büyük bir kaynak aktarmamış olduk, hem de, üreticimiz, elindeki ürünü, hiçbir zahmet çekmeden bulunduğu yerde sattı; Trakya bunun örneğidir ve Türkiye'nin çeltik üretilen başka yerleri bunun örneğidir. Bu üreticiden mal alanlar, Toprak Mahsulleri Ofisinin gözetiminde, aldıkları ürün kadar da ithalat hakkı elde ettiler. Zaten, Türkiye'nin ihtiyacı o kadar ithalata da elverişli.

Şimdi, bu rejimi sürdürdüğümüz takdirde, üreticimiz, fiyat artışları, piyasaya çok sayıda sanayicinin girmesiyle birlikte, talep yönünden bir sıkıntıyla karşı karşıya kalmadı, inşallah, pirinç üretiminde önemli bir gelişme olacak.

Mısırla ilgili birkaç cümle söyleyeyim. Arkadaşlarım, mısırdaki ithalatımız bir önceki yıla göre 750 000 ton azaldı. Yani, 1,9 milyon tondan, büyük bir düşüş gösterdi ve 750 000 ton aşağıya indi. Bu, yurtiçi üretimin 2 100 000 tondan 3 000 000 tona çıkmasıyla sağlandı. Türkiye, hızla mısır üretiminde artış sağlıyor. Bunda, pancar ekim alanlarındaki daralmanın mısırla telafi edilmesinin yanında, mısırın prim kapsamına alınmasının da etkisi var.

Evet, ben, sözlerimi burada sona erdirirken...

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) - Sayın Bakan, 500 lira desteklemeyi ne zaman uygulayacaksınız? Çiftçiler bekliyor; yani, etçilere desteklemeyi ne zaman ortaya koyacaksınız?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Mehmet Bey, şu anda acil çözülmesi gereken, arz eden sorun, ette değil süttedir, sütle ilgili konu çok daha acil bir durumdadır; fiyatlarında, bölgelere göre, litre başına 100 000 liranın üzerinde düşüşler meydana gelmiştir.

Çok açık sebepleri vardır; mevsimsel artışla birlikte genel olarak üretimin artışı ve sanayicinin elinde süt mamulleri yönünden de bir stokun varlığı. Sektör böyle zor bir durumdadır. Şu anda etle ilgili konu, bunun yanında ikinci, üçüncü derecede bir sorun olarak kalmaktadır.

Bütün dikkatimizle, şu anda sektörün mensuplarıyla çalışma halindeyiz. Dün akşam burada kanunlarımız görüşülürken devam eden toplantılarımız vardı, bugün devam eden toplantılarımız var. Yurtiçinde talebi artırmaktan veya bu yönde tüketimi artırmaktan başka kısa vadede bir çözüm yoktur; ama, orta ve uzun vadede ihracat dahil, süttozu üretimini teşvik dahil, üreticilerin örgütlenmesi dahil, bir dengelenmeye ihtiyaç vardır. Bu konuda, Cumhuriyet Halk Partisine mensup milletvekili arkadaşlarımız Sayın Ramazan Bey, onun yanında Orhan Diren Bey olmak üzere çalışmalarımıza katılmaktadır; dolayısıyla, düşünce desteğine de ihtiyacımız vardır.

Bu vesileyle, hepinize saygılar sunuyorum.

UFUK ÖZKAN (Manisa) - İlkokullara süt dağıtın Sayın Bakanım.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - O konu da dahil; yani, bu konu da görüştüğümüz hususlar içerisinde. Çözüm arayışı içerisindeyiz; ama, sektör elbirliğiyle bunu yapmak durumundadır. Arayışımızda biraz, sanayici de, üretici de, meslek kuruluşları da olaya katılsın diye arzu ediyoruz.

Teşekkür ediyorum efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, gündemdışı üçüncü söz, İstanbul Milletvekili Sayın Şükrü Elekdağ'a aittir.

Sayın Elekdağ, sözde Ermeni soykırım iddiaları hakkında söz istemiştir.

Buyurun Sayın Elekdağ. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

3.- İstanbul Milletvekili Şükrü Mustafa Elekdağ'ın, Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin gündemdışı konuşması

ŞÜKRÜ MUSTAFA ELEKDAĞ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 24 Nisan ve Ermeni iddiaları konusunda görüşlerimi sizlere arz etmek üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 13 Nisan 2005 tarihinde yaptığı "Türk-Ermeni ilişkileri ve Ermenistan'ın Türkiye'ye yönelik iddiaları" konulu genel görüşmede kabul ettiği bildiriyle bir ilke imza atmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu bildiriyle, Türkiye'nin, tarihî gerçeklerin ortaya çıkarılması için gerekli adımları atmaya hazır olduğunu vurgulamış, bu amaçla, Hükümet ve muhalefetin Ermenistan'la ortak tarihçiler komisyonu kurulması ve arşivlerin karşılıklı olarak açılması önerisini desteklediğini belirtmiş ve Ermenistan'la ilişkilerde gözetilecek ilkeleri açıklayan bir bildiriyi oybirliğiyle kabul etmiştir.

Değerli arkadaşlarım, kanımca, bu, çok önemli bir tarihî belgedir. Türkiye, bu belgeyle, ilk defa olarak, Ermenistan'a yönelik uzun vadeli stratejisini ve Ermeni iddiaları karşısında izleyeceği politikayı saptamış ve açıklamış olmaktadır. Bu, bugüne kadar yapılmamıştı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, bildirisinde, Ermenistan yöneticilerinin Türkiye'nin bu önerisini değerlendirirken, esasta bunun bir barış girişimi olduğunu ciddiyetle dikkate almalarının ve eğer, Ermenistan Türkiye'yle iyi komşuluk ilişkileri kurmak ve işbirliği zeminini geliştirmek istiyorsa, Türkiye'nin ortak tarih değerlendirmesi önerisini kabul etmesi gerektiğinin altını çizmektedir. Bu bağlamda, önce, uluslararası topluma bir mesaj verilerek, iyi niyetli, sağduyulu ve dünya barış ve istikrarına katkıda bulunmak isteyen her ülkenin ve her devlet adamının Türkiye'nin bu önerisini desteklemesi gerektiği belirtilmektedir.

Bu noktadan hareketle, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin düzelmesini içtenlikle isteyen ve Kafkaslar bölgesinde barış ve istikrarın filizlenmesini arzu eden devletlere de bir öneride bulunmaktadır. Onlara, içpolitika düşüncelerini bir tarafa bırakmaları, Türkiye'nin uzlaşıya ve sağduyuya dayalı bu girişimine arka çıkmaları ve bu girişimi zayıflatacak faaliyet ve kararlardan vazgeçmeleri tavsiye edilmektedir.

Bu hususlara ilaveten, deklarasyonda, bugüne kadar sözde soykırımı iddiasını kabul eden ülke parlamentolarının bu yoldaki hareketlerinin hukukdışılık ve geçersizliğine işaret edilmekte ve dış baskı ve propaganda kampanyası yoluyla Türkiye'ye hiçbir koşulda, tarihini, propaganda belgelerine dayalı, yanıltıcı değerlendirmeler üzerine bina ettirmenin mümkün olmayacağı vurgulanmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bildiriye tepki olarak, Ermenistan'dan ve Ermeni yanlısı çevrelerden gelen seslere baktığımızda, bunların, oldukça kuvvetli bir tepkiyi ortaya koyduklarını görüyoruz. Bu çatlak sesler, Türkiye'nin bu kararını, bir saldırı olarak niteliyorlar. Sadece bir yanlışları var; bu bildiri, Türkiye'nin bir barış  saldırısıdır; amacı, iki ulusu barıştırmak, onları tutsağı oldukları önyargılardan kurtarmak ve onlara, dostluk ve işbirliğine dayalı ortak bir geleceği paylaşmak imkânını verecek olumlu ortamı yaratmaktır.

Değerli arkadaşlarım, ancak, her iki tara