DÖNEM : 22 YASAMA YILI: 3
T. B. M. M.
TUTANAK
DERGİSİ
CİLT : 81
83 üncü
Birleşim
13 Nisan 2005 Çarşamba
İ Ç İ N D E K İ L E R I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. - YOKLAMA
IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Sakarya Milletvekili Süleyman Gündüz'ün, Mersin'de yaşanan Türk
Bayrağına saldırı girişimi ile Trabzon ve Sakarya'da meydana gelen şiddet ve
çatışma ortamının yansımalarına ve alınması gereken önlemlere ilişkin
gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı
2.- Tunceli Milletvekili Vahdet Sinan Yerlikaya'nın, Mersin'de yaşanan
Türk Bayrağına saldırı girişimi ile Trabzon ve Sakarya'da meydana gelen şiddet
ve çatışma ortamının yansımalarına ve alınması gereken önlemlere ilişkin
gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı
3.- Aksaray Milletvekili Ahmet Yaşar'ın, Turizm Haftası münasebetiyle
turizmin çeşitlendirilmesine ve Türkiye için önemine ilişkin gündemdışı
konuşması
B) Tezkereler ve
Önergeler
1.- Siyasî Partiler Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında 5325 sayılı
Kanunun bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin
Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/796)
2.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun (6/1479) ve (6/1501)
esas numaralı sözlü sorularını geri aldığına ilişkin önergesi (4/285)
3.- Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Türkiye ile Ermenistan'ın
çıkarlarının Türk ve Ermeni uluslarının barıştırılmasında olduğuna inandığına;
Türkiye ile Ermenistan'ın kendi tarihçilerinden oluşacak ortak bir komisyon
kurulmasına; dünya barış ve istikrarına katkıda bulunmak isteyen iyi niyetli
her ülkenin Türkiye'nin bu önerisine katkı vermesi gerektiğine; Türkiye'ye,
tarihini, bazı propaganda belgelerine dayanan tek yanlı ve yanıltıcı
değerlendirmeler üzerine bina etmesinin dayatılabileceğini düşünen ve
hesaplarını buna göre yapan çevrelerin yanılgı içinde olduklarına ve bunun
hiçbir koşulda mümkün olmayacağına ilişkin, AK Parti ve CHP Grubu
Başkanvekilleri, DYP Genel Başkanı, ANAP, SHP ve bağımsız milletvekilleri
temsilcilerinin müşterek önergeleri (4/286)
V.- SEÇİMLER
A) Komİsyonlarda
AçIk Bulunan Üyelİklere Seçİm
1.- Avrupa Birliği Uyum Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim
VI.- GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS
SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI
A) Öngörüşmeler
1.- Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak ve 31 milletvekilinin, Türkler
ve Ermeniler arasındaki tarihsel ilişkilerin objektif veriler ve tarafsızlık
ölçüleri içerisinde ele alınarak bir millî politika oluşturulması konusunda
genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/19)
2.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri İstanbul
Milletvekili Ali Topuz, İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol ve Samsun
Milletvekili Haluk Koç'un, Ermeni soykırımı iddialarına karşı gerçeklerin
ortaya çıkarılması konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/20)
VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin,
Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine
Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun
Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
2.- Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı ile Sanayi,
Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/969)
(S. Sayısı: 851)
3.- Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/989) (S. Sayısı: 861)
VIII.- AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN
KONUŞMALAR
1.- Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan'ın, Maliye Bakanı Kemal
Unakıtan'ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması
IX.- SORULAR VE CEVAPLAR
A) Yazili
Sorular ve Cevaplari
1.- İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun, 1.1.2003 tarihinden
itibaren TOKİ tarafından yapılan konutlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/4761)
2.- Muğla Milletvekili Ali ARSLAN'ın, ticarî faaliyetlerine ilişkin
Başbakandan sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali COŞKUN'un cevabı (7/5104)
3.- Çanakkale Milletvekili Ahmet KÜÇÜK'ün, Gelibolu Tarihî Millî
Parkında yapılan bir projeye ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman
PEPE'nin cevabı (7/5225)
4.- İzmir Milletvekili Enver ÖKTEM'in, yeşilkart sahibi yurttaşlardan ilaç
payı alınması kararına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ'ın cevabı
(7/5394)
5.- Yalova Milletvekili Muharrem İNCE'nin, 2005 yılında memur adayları
için KPSS sınavı yapılıp yapılmayacağına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/5406)
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak dört oturum yaptı.
Muş Milletvekili Seracettin Karayağız, suyun, ülkelerin kalkınmasındaki
rolüne ve memleketimizdeki su kaynaklarının korunmasının önemine,
Kütahya Milletvekili Alaettin Güven, vefatının 417 nci yıldönümünde
Mimar Sinan'ın sanatçı kişiliğine ve eserlerine,
İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.
Mersin Milletvekili Vahit Çekmez, Mersin'in Karaduvar Mahallesinde
bulunan petrol dolum tesislerindeki sızıntının yarattığı çevre kirliliğine ve
alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşmasına Sanayi ve Ticaret
Bakanı Ali Coşkun cevap verdi.
Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz'in,
Niğde Milletvekili Erdoğan Özegen'in,
Dilekçe,
Kilis Milletvekili Veli Kaya'nın Çevre,
Komisyonu üyeliklerinden çekildiklerine,
Bursa Milletvekili Kemal Demirel ve 32 milletvekilinin, sanayi
kirliliğinin tarım alanlarına etkisinin araştırılarak (10/275),
Ordu Milletvekili İ.Sami Tandoğdu ve 21 milletvekilinin, ziraî mücadele
ilaçlarının doğru biçimde kullanımının sağlanması için (10/276),
Alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması
açılmasına;
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri İstanbul
Milletvekili Ali Topuz, İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol ve Samsun
Milletvekili Haluk Koç'un, Ermeni soykırımı iddialarına karşı gerçeklerin
ortaya çıkarılması konusunda genel görüşme açılmasına (8/20),
İlişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; Meclis araştırması
önergeleri ile genel görüşme açılmasına ilişkin önergenin gündemdeki yerlerini
alacağı ve öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.
Genel Kurulun 12.4.2005 Salı günkü birleşiminde sözlü sorular ile diğer
denetim konularının görüşülmeyerek bu birleşimde de kanun tasarı ve
tekliflerinin görüşülmesine, 13.4.2005 Çarşamba günkü birleşimde sözlü
soruların görüşülmemesine; gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 27 nci sırasında yer alan 722
sıra sayılı Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında
Kanuna Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Tasarısının bu kısmın 3 üncü sırasına,
210 uncu sırasında yer alan 850 sıra sayılı Sendikalar Kanununun Bazı
Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısının 4 üncü sırasına, 11.4.2005
tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan 861 sıra sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının
Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının, 48 saat geçmeden, 5 inci
sırasına, 12.4.2005 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan 867 sıra sayılı Mera
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin, 48 saat geçmeden, 6 ncı
sırasına alınmasına; Gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması
Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmının 214 üncü sırasında yer alan
Türkler ile Ermeniler arasındaki tarihî ilişkiler konusundaki (8/19) esas
numaralı genel görüşme önergesi ile 12.4.2005 tarihli gelen kâğıtlarda
yayımlanan ve okunmuş bulunan aynı konudaki (8/20) esas numaralı genel görüşme
önergesinin öngörüşmelerinin 13.4.2005 Çarşamba günkü birleşimde ve birlikte
yapılmasına ve görüşmelerin tamamlanmasından sonra kanun tasarı ve
tekliflerinin görüşmelerine devam olunmasına; Genel Kurulun 12.4.2005 Salı günü
15.00-22.00, 13.4.2005 Çarşamba günü 14.00-23.00 ve 14.4.2005 Perşembe günü de
14.00-20.00 saatleri arasında çalışmalarını sürdürmesine ilişkin Danışma Kurulu
önerisi kabul edildi.
İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması
ve Bankalar Kanunu Hükümlerine İstinaden Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat
Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. Hakkında Tesis Edilecek Bazı
İşlemler Hakkındaki Kanuna Bir Fıkra (2/334),
Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin'in, Ulusal Bayram ve Genel Tatiller
Hakkında Kanuna Bir Madde (2/96),
Eklenmesine Dair Kanun Tekliflerinin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin
önergelerinin, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilmedikleri açıklandı.
Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler
kısmının:
1 inci sırasında bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine
Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı: 305) görüşmeleri, daha önce geri
alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz gelmediğinden;
2 nci sırasında bulunan, Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu
Tasarısının (1/969) (S. Sayısı: 851) görüşmelerine devam olunarak 6 ncı
maddesine kadar kabul edildi; verilen aradan sonra;
5 inci sırasına alınan, Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilât ve
Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının (1/989) (S. Sayısı: 861),
6 ncı sırasına alınan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili
Bursa Milletvekili Faruk Çelik'in, Mera Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifinin (2/386) (S. Sayısı: 867),
Görüşmeleri;
Komisyon ve Hükümet yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından;
Ertelendi.
3 sırasına alınan, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri
Hakkında Kanuna Bir Madde Eklenmesine İlişkin (1/913) (S.Sayısı: 722),
4 üncü sırasına alınan, Sendikalar Kanununun Bazı Maddelerinin
Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ile Sendikalar Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair (1/975, 1/306) (S. Sayısı:850),
Kanun Tasarılarının, görüşmelerini müteakiben, kabul edilip
kanunlaştıkları açıklandı.
13 Nisan 2005 Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 14.00'te
toplanmak üzere, birleşime 21.20'de son verildi.
Nevzat Pakdil
Başkanvekili
|
|
Ahmet Gökhan Sarıçam |
Türkân Miçooğulları |
|
|
Kırklareli
|
İzmir |
|
|
Kâtip Üye |
Kâtip Üye |
II. - GELEN KÂĞITLAR No.: 115
13 Nisan 2005
Çarşamba
Raporlar
1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Litvanya
Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayii İşbirliği Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/958) (S. Sayısı: 862) (Dağıtma tarihi: 13.4.2005) (GÜNDEME)
2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu
Hükümeti Arasında Denizlerde Karasuların Ötesindeki Olayların Önlenmesine
İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve
Dışişleri Komisyonu Raporu (1/959) (S. Sayısı: 863) (Dağıtma tarihi: 13.4.2005)
(GÜNDEME)
3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sudan Cumhuriyeti
Hükümeti Arasında Denizcilik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Dışişleri
Komisyonları Raporları (1/963) (S. Sayısı: 864) (Dağıtma tarihi: 13.4.2005)
(GÜNDEME)
4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu
Hükümeti Arasında Savunma Sanayii Alanında İkili İş Birliği Süresince Mübadele
Edilen veya Oluşturulan Gizlilik Dereceli Bilgi ve Malzemelerin Karşılıklı
Korunması Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve
Dışişleri Komisyonu Raporu (1/965) (S. Sayısı: 865) (Dağıtma tarihi: 13.4.2005)
(GÜNDEME)
5.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu
Hükümeti Arasında İki Taraflı Askeri Teknik İşbirliği Çerçevesinde Kullanılan
ve Elde Edilen Fikrî ve Sınaî Mülkiyet Haklarının Karşılıklı Korunmasına
İlişkin Müşterek Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/973) (S. Sayısı: 866) (Dağıtma
tarihi: 13.4.2005) (GÜNDEME)
BİRİNCİ
OTURUM
Açılma Saati
: 14.00
13 Nisan 2005
Çarşamba
BAŞKAN :
Başkanvekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER
: Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)
BAŞKAN - Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 83 üncü Birleşimini açıyorum.
III. -
YOKLAMA
BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.
Yoklama için 5 dakika süre vereceğim. Sayın
milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini,
bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda
hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme
giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını, teknik personel aracılığıyla, 5
dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.
Yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN - Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, toplantı
yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline
gündemdışı söz vereceğim. Milletvekili arkadaşların konuşma süreleri 5'er
dakikadır. Hükümet bu konuşmalara cevap verebilir. Hükümetin cevap süresi 20
dakikadır.
Gündemdışı ilk söz, son günlerde meydana gelen olaylar
ve gündemi teşkil eden gelişmeler hakkında söz isteyen Sakarya Milletvekili
Süleyman Gündüz'e aittir.
Sayın Gündüz, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
IV. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Sakarya Milletvekili Süleyman
Gündüz'ün, Mersin'de yaşanan Türk Bayrağına saldırı girişimi ile Trabzon ve
Sakarya'da meydana gelen şiddet ve çatışma ortamının yansımalarına ve alınması
gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Abdülkadir
Aksu'nun cevabı
SÜLEYMAN GÜNDÜZ (Sakarya) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; ülkemizde son günlerde meydana gelen olaylarla ilgili olarak
gündemdışı söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlarken, Sayın Başbakanımıza Norveç'in
Başkenti Oslo'da yapılan saldırıyı huzurlarınızda kınıyorum.
Bundan birkaç hafta önce Mersin'de, birkaç gün önce de
Trabzon'da ve dün de Sakarya'da meydana gelen olaylar, geçmiş dönemleri
hatırlatan film kareleri gibiydi.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; suyun akıp
yatağını bulması gibi, Türk Milleti, Orta Asya'dan gelerek, bu toprakları,
dünyanın en güzel coğrafyasını kendilerine son vatan yapmıştır. Temmuz
sıcağında bir fırına düşen ekmek gibi atıldık bu topraklara, bu toprakların
kaderine. Atalarımız, dünyaya, imparatorluk nasıl kurulur, yetmişiki millet bir
arada nasıl yaşar, bunun dersini de verdiler.
Lübnan asıllı bir Ermeni yazar olan Amin Maalouf
"Ölümcül Kimlikler" adlı kitabında "hiçbir din hoşgörüsüzlükten
soyutlanmış değildir; ama, bu iki rakip dinin bir bilançosu yapılacak olsa,
İslam hiç de fena görünmez. Eğer, atalarım, Türk orduları tarafından fethedilen
bir ülkede Hıristiyan olmak yerine, Hıristiyanlar tarafından fethedilen bir
ülkede Müslüman olsalardı, onların inançlarını koruyarak, ondört yüzyıl köy ve
köylerinde yaşayabileceklerini sanmıyorum.
Gerçekten, İspanya'daki Müslümanlara ne oldu? Ya
Sicilya'daki Müslümanlara? Yok oldular, tek kişi kalmamacasına katledildiler,
sürgüne zorlandılar ya da cebren Hıristiyan edildiler" diye yazar.
Bizler, aynı zamanda dünyaya bir medeniyet dersi
verenlerin de çocuklarıyız, bu ülkenin çocuklarıyız.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, sizlere,
tarihimizin gizli kahramanlarından birinden, Zenci Musa'dan bahsedeceğim. Aslen
Sudanlı olan, Girit'te dünyaya gelen Zenci Musa, Osmanlı İmparatorluğu için,
Trablusgarp'tan Balkan Savaşına, Çanakkale'den Kudüs'e, Yemen'den İstiklal
Harbine kadar, yangın neredeyse oraya koşmuş yüzbinlerce kahramanlarımızdan
birisidir. 300 000 altını Yemen'de Tevfik Paşa'ya teslim etmeyi başaran
Musa'ya, işgal kuvvetleri komutanı General Harrington'un "sen, Osmanlı
için değil bizim için çalışırsan, seni altına boğarım" sözlerine karşı,
Zenci Musa: "Her teklif herkese yapılmaz. Bu sözleriniz beni rencide eder;
benim bir devletim var; bir bayrağım var, ay yıldızlı bayrak; bir kumandanım
var, Eşref Bey" cevabını verir. Daha sonra, Anadolu'daki Millî Mücadeleye
destek için İstanbul'a gelen Zenci Musa, Galata gümrüğünde hamallık yapıp, gece
Anadolu'ya silah kaçırırken, bu arada, vereme yakalanır. Onun bu durumunu gören
Ali Paşa ona emekli maaşı bağlamak ister; ama, o, ihtiyaç içerisinde olmasına
rağmen "Paşam, ben bu fakir milletin emekli maaşını alamam" diyerek
teklifi geri çevirir. Sanatoryum hastanesine yatmayı kabul etmeyen Zenci Musa
veremden bir tekkede öldüğünde, bavulundan; bir Osmanlı haritası, Eşref
Kuşçubaşı'nın resmi, bir de kefen çıkar. Merhum Mehmet Âkif, Zenci Musa için:
"Eşref
Beyin emir eri zenci Musa,
Omzundan arşa yükseldi nebi İsa" mısralarıyla onu
destanlaştırır.
İşte, biz, bu asil insanların inanç ve azimleriyle
buralara geldik. Musa zenciydi; ama, milleti, bayrağı ve vatanı için kendini
adamış bir zenciydi. Zenci Musa tekil bir örnek değildir. Bu ülkenin
değerlerine sahip çıkan Kürt Mehmet vardır, Ermeni Sarkis Balyan vardır, Çerkez
Eşref Kuşçubaşı vardır, Çanakkale Savaşında kolunu kaybetmiş Rum avukat Kaludi
Laskarı vardır, Hilali Ahmer İkinci Reisi Ermeni Berç Keresteciyan (Türker)
vardır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, üniter
bir devlettir ve bu devleti oluşturan en temel unsur, milletin birlikte ve bir
arada yaşama iradesidir. Hiçbir provokasyon, tahrik, bizim bir arada yaşama
irademizi zedeleyemeyecektir. Bu millet, farklılıklardan zenginlik yaratmıştır;
bu farklılıklar üzerine, kültür ve medeniyet inşa etmiştir. Birlikte yaşama
iradesi, cebren sağlanan bir sonuç değil, bin yıllık bir kültürün eseridir.
Tarihin imbiğinden geçerek gelen bu milleti bir arada tutan, müşterek
değerleridir. Bu altın coğrafyaya ayaklarını basıp, burayı vatan yapan bu asil
milletin evlatları, dikensiz gül bahçesinde değiller elbet.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Gündüz.
SÜLEYMAN GÜNDÜZ (Devamla) - Bu kıskanılan vatanın
bedelini ödedik, gerekirse, Türkü, Kürdü, Çerkezi, Abazası, Gürcüsü, Lazı,
Boşnağı, Arnavudu, Rumu, Ermenisi ve Musevisiyle birlikte yeniden öderiz.
Çanakkale'de kanlarımız bir ve beraber aktı. Tarih sahnesinde, az önce saydığım
unsurlarla birlikte, bir bayrak ve buyruk altında bir millet olarak kalma
iradesini gösterdik. Bizim ülkemizi ve insanlarımızı bir laboratuvar ortamında
değerlendirip plan yapanların bu planları boşa çıkacaktır. Bizim gönlümüz var.
Onlar, bunu çözemezler. Camdan kalbi olanların, bizi karşı karşıya getirmek
isteyenlerin planları tutmayacak! Bizler, ete ve kemiğe bürünmüş insanlarız;
camdan kalbi olanların yanıldığı nokta bu. Bizim ayrımız gayrımız yok. Biz,
komşumuzun halinden anlayan insanlarız. Ekmeğin parçası yere düşünce kaldıran
ve öpüp alnına koyan, düğünlerde halay çeken, ölü evlerinde yas tutan, bayram
sabahları yüreği sevinçle dolan, bir çocuğun kahır yüklü bakışından etkilenen,
tarlasında komşusunun ekinine yardım eden, büyüklerin ellerinden öpen, dua eden
"Burası Muş'tur" türküsünde "Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı"
marşında gözleri dolan insanlarız. Bunlar biziz!
Kardeşlerim, ülkemiz üzerinde planlar olabilir,
raporlar hazırlanmış olabilir, her türlü istihbarat en küçük hücremize kadar
teknik analizler yapmış olabilir; ancak, bu milleti bir arada tutan ruha nüfuz
edemezler! Bu millet, okuma-yazma öğrenmeden önce gönül alfabesini öğrenir. Bu,
bin yıllık bir sürecin sonucudur. Gönül alfabemizin oluşturduğu destanlar, bu
milletin her ferdinin birbirine karşı ortaya koyduğu fedakârlık üzerinedir. Bu
destanlar, hiçbir istihbarat raporuna ve kriptolara sığmaz. Hiçbir düğme,
birlikte ve bir arada yaşama iradesinin can alıcı yerini bulamaz, bir arada
yaşama iradesine kısa devre yaptıramaz! Bu millet, Anadolu'da yaşama
başarısını, her türlü ayrılıkları, farklılıkları, düşmanlıkları törpüleyerek,
aşırılıkları bünyesinde eriterek bugünlere gelmiştir. En geniş anlamıyla,
envanteri çıkarılmamış olsa da, Türk kültürü, kendi ruhuyla hayat verdiği,
kendisinden önceki Anadolu kültür ve medeniyetlerini de temsil kabiliyetiyle
Avrupa'nın hem geçmişi hem de geleceğidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hiç kimse bu
milletin kutsal değerleri üzerinden siyaset yapmamalı ve bu milletin kutsal
değerlerine olan bağlılığını ölçmeye kalkışmamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti bir
demokratik hukuk devletidir. Eğer bu ülkede demokratik bir toplum ve siyaset
talebine olan inancımızda bir şüphemiz yoksa, herkesin, demokratik kurum ve
kuralların işlemesine saygı duyması gerekir. İdrak mükellefiyeti herkes
içindir; çünkü, herkesin vazifesi, bu topraklarda işleyen bir demokrasiyi hâkim
kılmaktır. Allah bu milletin birlik ve dirliğini bozmasın.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Gündüz, teşekkür ediyorum.
Gündemdışı ikinci söz, son günlerde ülkemizi şiddet ve
çatışma ortamına sürükleyen olaylar hakkında söz isteyen Tunceli Milletvekili
Sinan Yerlikaya'ya aittir.
Sayın Yerlikaya, buyurun.
2.- Tunceli Milletvekili Vahdet Sinan
Yerlikaya'nın, Mersin'de yaşanan Türk Bayrağına saldırı girişimi ile Trabzon ve
Sakarya'da meydana gelen şiddet ve çatışma ortamının yansımalarına ve alınması
gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Abdülkadir
Aksu'nun cevabı
VAHDET SİNAN YERLİKAYA (Tunceli) - Sayın Başkan,
değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Yirmi yirmibeş gün önce Mersin'de bir bayrak yakma
olayı, girişimi olmuştu; tabiî, bunun bir nevruz gününde olması, birtakım
kafalarda istifhamlara meydan vermişti, hepimiz tepki duymuştuk, üzülmüştük;
çünkü, bu bayrak bir kesimin bayrağı değil, bu bayrak hepimizin bayrağı,
Türkiye Cumhuriyetinin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının bayrağı.
Hassasiyetimiz tabiî ki vardı, üzüntümüzle beraber tepkimizi de koyduk; ama,
Türkiye'nin bir hukuk devleti olması nedeniyle, bu tür suçluların yakalanıp
adalete teslim edileceğini, gereken cezaların verileceğini biliyorduk. Nitekim,
bu bayrak yakma olayı Türkiye'de ilk defa cereyan etmemişti, daha önceleri de
bu bayrak yakılmıştı, indirilmişti bir partinin kongresinde. Orada da yine
hukuk, kanun devreye girdi, o eylemi yapan kişi yargılandı, cezalandırıldı,
hâlâ cezasını çekiyor.
Tabiî, bu hassasiyet, hepimizce önemli bir hassasiyet;
ama, değerli arkadaşlar, anladığım kadarıyla, bu hassasiyet biraz abartıldı,
bir başka düzleme, bir başka alana kaydırıldı; işte, ırkçı, milliyetçi bir
temelde, bu bayrağı sahiplenme duygusu hâsıl oldu. Bu, tabiî ki çok yanlış bir
olaydır. Bu, hepimizin hassasiyetidir, Türk Milletinin hassasiyetidir; bir
grubun, bir partinin veya kendisine ülkücü denilen bir grubun hassasiyeti
olamaz, bunun abartılması ve başka mecralara çekilmesi de son derece yanlıştır.
Bu nedenle, bir kez daha tekrar ediyorum; Türk Bayrağı
hepimizin bayrağıdır, onu korumak, kollamak hepimizin görevidir. (Alkışlar) Ona
bir yanlış yapıldığı zaman da, bir hukuk devleti ilkesi içinde, bir demokratik
devlet oluşumu içinde, yasalarımız, kanunlarımız, hukukumuz buna gereken cezayı
verecektir, nitekim de öyle oluyor.
Değerli arkadaşlar, bu bayrak yakma olayı orada kalacak
zannettik, orada duracak zannettik; yani, zaten yasalar da devreye girmişti.
Galiba, ceza ehliyeti olmayan 2 vatandaş, 2 genç çocuk bulundu; bunlar da
sonradan üzüldüler, özür dilediler. Bu eylemi yapan bir genç bayrağı öptü
-televizyonlarda gördük bunu- buna da sevindik. İnsanlar hata yapar; ama,
hatasını anlayınca geri döner, bu da güzel bir olay oldu; ama, bir bakıyoruz
ki, Trabzon'da, demokratik hakkını kullanan 5 genç bildiri dağıtmak istiyor, bu
bildirilerin de karşısına bir grup çıkıyor, bunları sille tokat dövüyor, kan
revan içinde bırakıyor; hatta, izlemişsinizdir, o saldırgan gruptan bir kısmı,
polisin araçlarının üzerine çıkarak, polisin araçlarını tekmeliyor değerli
arkadaşlar. Yani, düşünün, Türkiye'de, artık, hiç yasal bir güç kalmamış;
Türkiye'nin demokrasisi, hakları hukukları bu insanlara kalmış... Böyle şey
olmaz.
Dün de, bunu, biz, Adapazarı'nda gördük. Adapazarı'nda
da böyle bir olay oldu. Yine, orada da aynı grup sahneye çıktı; yani, bu
bildiri dağıtmak isteyen gruba karşı sille tokat, kan revan... Tabiî, bunun
karşılığında polisimiz görevini yaptı. Ne yaptı; bildiri dağıtan, kan revan
içinde kalan insanlar karakola götürüldü. Trabzon'da, kan revan içinde kalan o
gençler karakola götürüldü, tutuklandı, içeri atıldı. Buraya kadar güzel. Peki,
bundan sonra ne oldu; yani, bu eylemler devam mı edecek arkadaşlar? Bu millet,
bu insanları, bu gençleri kan revan içinde bırakan kişilere karşı bir müeyyide
yapılamayacak mı, bir tedbir alınmayacak mı? Şimdi soruyorum ben buradan; bu
yasal bir şey midir? İnsanlar, haklarını artık sokaklarda mı alacaklar? Bir
yanlışlık olduğu zaman -kabul edelim ki bir yanlışlık oldu- bu yanlışlığın
cezasını, kan revan içinde bırakarak bir grup mu yapacak?!
Değerli arkadaşlar, böyle olmaz; yani, böyle
olmayacağını siz de biliyorsunuz; böyle hiçbir şey kabul edilemez. Orada,
bugüne kadar bir tek kişinin sorguya alınmamış olmasını, bir tek kişinin
içeriye alınmamış olmasını da biz hayretle karşılıyoruz, ben hayretle
karşılıyorum! Ben bir avukatım, hayretle karşılıyorum; nasıl oluyor bu?!
Döveceksin, kan içinde bırakacaksın "efendim bu bildiri dağıtmış..."
Neymiş; F tipi cezaevlerinin bir bildirisini dağıtmış "ee, bunlar PKK'lı,
bunlar..." Olabilir, PKK'lı da olabilir; yani, içerideki insanların
haklarını da arayabilir. Bunun karşılığı suçsa, zaten kanun var, içeri
alınıyor, tutuklanıyor; ondan sonra, yaptıkları eylem doğru mu yanlış mı;
bildiri yasal mı değil mi, talep nedir; ona bakılıyor. Zaten bunlar bir örgüte
mensupsa...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Yerlikaya.
VAHDET SİNAN YERLİKAYA (Devamla) - ... bir örgüte mensup
olduğu zaman da, biliyorsunuz, cezasını da alıyor.
Değerli arkadaşlar, bunlara prim vermememiz lazım;
bunlar, Türkiye'nin görünümünü, hakikaten, hem içeride hem dışarıda zedeliyor.
Biliyorsunuz, bir tarihte terörle mücadele ediyorduk; o terörle mücadele
safhalarında, birtakım yasal olmayan işlere başvuruldu; Yeşiller yaratıldı,
Kırmızılar yaratıldı, Reisler yaratıldı, Başkanlar yaratıldı; kimlikler,
pasaportlar ganimet gibi dağıtıldı; ülkenin egemenliği, ülkenin bağımsızlığı,
korunması, birtakım yasal olmayan güçlere tevdi edildi. Sonradan ne oldu;
Susurluklar oldu, mafyalar oldu, ülke soyuldu soğana çevrildi. Bunlara prim
vermemeliyiz.
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir; biz, hukukun
üstünlüğünü, hukukun bağımsızlığını Anayasaya derç etmiş bir ülkeyiz. Böyle bir
ülkenin, bu tür olaylara seyirci kalmaması lazım. Bu işler, yarın öbür gün
başımıza büyük işler açar; ayırımcılığı, kışkırtıcılığı kabul etmeden, bunlara
karşı koymalıyız. Bunlar, hiçbir partinin, hiçbir kitlenin, hiçbir kesimin
yararına, güzel şeyler getirmez, çirkin şeyler getirir.
Bu nedenle, bu görüntüler hakikaten bizi üzüyor, yanlış
oluyor; bunlara bir son vermek durumundayız. Nasıl son vereceğiz; yasalarımızı
çalıştırarak vereceğiz. Yani, bu tür insanların böyle aymazlığına,
kışkırtıcılığına, ayrımcılığına, kanun tanımaz, yasa tanımaz hâkimiyetine biz
seyirci kalırsak, bunun önünü alamayız, yarın daha çok vahim olaylar olur.
Bunu beraber yapmalıyız tabiî, beraber yapacağız;
Türkiye Cumhuriyetinin selameti için, geleceği için beraber yapmalıyız. Artık,
eski filmlere dönmemek lazım, eski plakları çalmamamız lazım. Bunun çok
cezasını çektik değerli arkadaşlar. Buna bir önlem alınacağına ben inanıyorum.
Bu Parlamento çatısı altında, bütün milletvekili arkadaşlarımızın, grubu olsun
olmasın bütün siyasî partilerimizin, buna, beraberce katkı koyarak bir çözüm
bulacağını düşünüyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yerlikaya.
Sayın Gündüz ve Sayın Yerlikaya'nın gündemdışı yapmış
olduğu konuşmalara İçişleri Bakanı Sayın Abdülkadir Aksu cevap vereceklerdir.
Sayın Bakanım, buyurun. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Sayın
Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Sakarya Milletvekili Sayın Süleyman
Gündüz arkadaşımızın, son günlerde meydana gelen olaylar ve gündemi teşkil eden
gelişmeler ve yine, Tunceli Milletvekili Sayın Sinan Yerlikaya arkadaşımızın
aynı içerikte yapmış oldukları gündemdışı konuşmalar üzerine söz almış
bulunuyorum; konuşmama başlamadan önce de, siz Yüce Meclisin saygıdeğer
üyelerini saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, son günlerde bazı illerimizde
meydana gelen olayların, bizleri ve millet olarak hepimizi üzdüğünü belirtmek
istiyorum. Bildiğiniz gibi, önce Mersin İlimizde meydana gelen ve hepimizi
derinden üzen olaylar, polisimizin soğukkanlı davranışı ve dikkatli tutumu
sayesinde büyümeden önlenmişti. Maalesef, geçen çarşamba günü, Trabzon İlimizde
yine hepimizi üzen bir olay meydana gelmişti. Öncelikle, Trabzon İlinde yaşanan
olaylarla ilgili bazı bilgileri aktarmak istiyorum.
6.4.2005 Çarşamba günü, Trabzon İli Kunduracılar
Caddesi üzerinde, TAYAD isimli derneğe ait gençler tarafından bildiri dağıtmaya
çalışan 5 kişiye vatandaşın gösterdiği ani reaksiyon ve sonrasında kalabalık
bir halk grubu tarafından müdahale edilmesi sonucu, millî hassasiyetlerin öne
çıktığı toplumsal bir olay yaşanmış ve ülke gündemini meşgul etmişti. Güvenlik
kuvvetlerimizin zamanında ve samimî gayretleriyle olay daha da olumsuz ve elim
sonuçlar doğurmadan önlenmişti. Bu konu bütün boyutlarıyla adlî makamlara
intikal etmiş ve halen adlî süreç devam etmektedir. Olaya karışanların tümüyle
ilgili incelemeler, cumhuriyet savcılarımızın nezaretinde, güvenlik güçlerimiz
tarafından yapılmaktadır.
Bu toplumsal hassasiyetlerin devam ettiği bilinirken,
aynı konuları gündemine alan ve bir kısmının da il dışından geldiği öğrenilen
TAYAD'lı başka bir grup tarafından, 10.4.2005 Pazar günü, insan yoğunluğunun en
fazla olduğu saat 14.00 sıralarında, Trabzon İli Meydan Parkı Atatürk Alanında
yine pankart açılarak basın açıklaması yapılmaya başlanmıştır. Bu arada çay
bahçesinde oturmakta ve oradan geçmekte olan vatandaşlar tarafından gösterilen
ani tepki ve yaşanan arbede sırasında, basın açıklaması yapan grup değişik
sloganlar atmış, alana 100 metre mesafede bulunan Gazipaşa Caddesindeki bir iş
hanı istikametine yönelmiş, bu arada, basın açıklaması yapan gruba tepki
gösteren kalabalığın da sayısı artmış. Yaşanan bu arbede ve hareketliliğe
emniyet kuvvetlerince derhal el konulmuş; basın açıklaması yapan grubun iş
hanına girmeleri sağlanmış, dışarıda toplanan öfkeli kalabalık, güvenlik
kuvvetlerimizin çabaları sonucu dağıtılmış; içerideki grup da, her türlü tedbir
alındıktan sonra binadan çıkarak salimen istedikleri yerlere gönderilmişlerdi;
ancak, yine 12.4.2005 günü, yani dün, saat 14.30 sularında Trabzon Gençlik
Derneği Lokalinde TAYAD'lı avukatların da içinde bulunduğu bir grup toplanmış
ve dernek binası yanında, yakınında bulunan Trabzon Adliyesinin önüne gelerek
basın açıklaması yapmak istemişlerdir. Yaklaşık 15 kişilik bu gruba, Trabzon
Gençlik Derneği Lokali önünde toplanan başka bir kalabalık tarafından müdahale
edilmek istenmesi üzerine de, önceden alınan tedbirler nedeniyle, müessif olay
çıkmadan emniyet kuvvetlerimiz derhal müdahale etmişlerdir. Grup, basın
açıklaması yapmaktan vazgeçmiş; herhangi bir olaya sebebiyet verilmeden, bu
grup da güvenlik önlemleriyle istedikleri tarafa gönderilmişlerdir.
Değerli arkadaşlarım, bu olaylarla ilgili bir suç ya da
bir kanunsuzluk var ise, bunu takip eden devlet kurumları da bellidir. Tüm bu
olaylar ve olayların bütün failleri, ilgili adlî süreç içerisinde, cumhuriyet
savcılıklarınca haklarında gerekli işlemler yapılmaktadır. Olayların
görüntüleri, kasetleri, basın yayın organları, değerli cumhuriyet
savcılarımızın nezaretinde güvenlik güçlerimiz tarafından incelenmekte; olayda
suçlu durumda olanlar tespit edilip, savcıların talimatı gereği işlem
yapılmaktadır.
Sayın milletvekilleri, milletçe hepimizin duyarlı
olduğu ve hassasiyetle üzerinde durduğumuz konular var. Tabiî ki, bu değerlere
hepimiz saygılıyız. Gençlerimizin, son zamanlarda, maalesef, bazı illerimizde
birtakım karşılıklı sürtüşmelere girdiklerini görüyoruz.
Burada, bu vesileyle, hem halkımıza ve hem de
gençlerimize seslenmek istiyorum; lütfen, provokasyonlara gelmeyelim. Bizim
milletçe üzerinde titrediğimiz değerlere karşı güvenlik güçlerimiz de aynı
hassasiyeti göstermektedirler. Birlik ve beraberliğimizi bozmayalım. Sağduyu
içerisinde hareket edelim. Birbirimize anlayışla yaklaşalım, hoşgörü içerisinde
bulunalım. Bunun bir erdemlilik olduğunu bilelim, birlik ve dirlik içerisinde
olalım. Ortada hukuka aykırı bir durum ve eylem varsa, bunu takip edecek,
soruşturacak, adlî organlara teslim edecek ve yargılanmalarını sağlayacak
merciler de bellidir. Hiçbir kişi veya sivil toplum örgütü, kanunların
kendisine vermediği bir yetkiyi üzerine atfederek kullanamaz. Aksi davranış ve
eylemler, toplumda kamu düzenini bozar, kargaşaya sebep olur.
Milletimizin geleceğini emanet ettiğimiz sevgili
gençlerimize de seslenmek istiyorum; ailelerinizin sizleri yetişmek ve okumak
üzere gönderdiği üniversitelerde, sakın başkalarının yanlış hesaplarına alet
olmayınız. Geçmişte de gördük ki, bu yanlışlıklardan hep aileleriniz, sizler ve
Yüce Milletimiz zarar gördü. Türkiye Cumhuriyeti, demokratik bir hukuk
devletidir. Eğer bir yanlışlık varsa, devletimizin güvenlik güçleri, er veya
geç yanlış yapanları bulur ve hesabı sorulmak üzere adalete teslim edilir.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, daha önceki
konuşmalarımda da belirttiğim gibi, sivil toplum örgütlerinin basın
toplantıları ve basın açıklamalarını serbestçe yapmaları hususuyla ilgili
olarak, valiliklerimize, ben, 2004 yılı haziran ayında bir bakanlık genelgesi
gönderdim. Bu konuda nasıl hareket edeceklerini, vatandaşlarımızın bu gibi
durumlarda hangi kurallara uyması gerektiğini açıkça ortaya koyduk; ama,
görüyoruz ki, bu kadar olumlu yaklaşıma karşın, basın açıklaması adı altındaki
faaliyetler, izinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşlerine dönüştürülüyor;
pankartlar açılıyor, belirlenen yerler dışında toplanılıyor, belirlenen yerler,
güzergâhlar dışında yürüyüşler yapılıyor ve toplum rahatsız ediliyor. Gösteri
yapanlar ve bildiri dağıtanlar da, Anayasada yer alan düşünceyi açıklama
özgürlüğünü kullanırken suç işlemeden ve bu haklarını kanunların verdiği oranda
kullanmaları gerekmektedir. İlgili merciler, bu olayların arkasında kimlerin
olduğunu araştırmaktadır. Hükümetimiz, bu tip olayları önleme gücüne ve
kudretine sahiptir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği üzere,
Türkiyemiz, 1970'li yıllarla başlayan geniş terör eylemleriyle karşı karşıya
kalmış. Terörden çok ıstırap çekmiş bir ülkeyiz. Bu bakımdan, Türk kamuoyu bu
gibi olaylar konusunda çok hassastır. Geçmişte, akla gelmeyecek provokasyonlar
tertip edildi; yüzyıllar boyu bir arada yaşamış kardeşleri birbirine düşürmek
adına ne yapılması lazım geliyorsa o yapıldı; ama, provokatörler amaçlarına
ulaşamadılar. Türkiye'de yaşayan herkes ayağa kalktı, hep bir ağızdan "biz
kardeşiz" diye haykırdı. Bugün, Yüce Meclisimizin çatısı altında da bu
kararlılığı görmenin mutluluğunu yaşıyorum. Burada benden önce konuşma yapan
her iki arkadaşımız da bunu ortaya koymuş, bu şekilde güzel olumlu fikirler
beyan etmişlerdir. Kendilerine, bu yapıcı, teskin edici konuşmaları için de
teşekkür ediyorum; çünkü, biliyoruz ki, bu olaylara prim vermek, sosyal barışa,
toplumsal huzura ve ekonomik gelişmeye karşı girişilen eylemlerin ortak adıdır.
Biliyorsunuz, Hükümetimiz, ülkenin gündemine, insan hak
ve özgürlüklerini yeniden tanımlayan ve evrensel normları bizim insanımıza da
sağlayan çeşitli kanunî düzenlemeleri art arda Yüce Meclise getirmiş, sizlerin
yüksek tasvibiyle de kanunlaşmıştır. Herkesin başkalarına rahatsızlık vermediği
ölçüde özgürce düşündüğünü ifade edebileceği, bir araya gelerek sorunlarına
çözümler üretilebileceği örgütlü ve demokrat bir toplum için altyapı oluşturmak
gayretimiz devam etmektedir. Umarım ki, bu çabalar çok kısa bir süre sonra
meyvesini vermeye başlayacaktır. Türkiye, bir özgürlükler ülkesi olarak
anılacaktır.
Buradan, ülkemizdeki tüm sivil toplum örgütlerine de
seslenmek istiyorum; lütfen, demokratik haklarınızı meşru zeminlerde
sürdürünüz. Bazı olayları vesile ederek, toplumun, gençlerin önünde yanlış
istikametler çizmeyiniz. Bu ülkenin meşru sivil toplum temsilcileri olarak
onlara örnek davranışlar sergilenmeli ve serinkanlı hareket etmeleri noktasında
yardımcı olunuz, öğütler veriniz. Gençleri, toplumda zaman zaman meydana gelen
olaylar ve tahrikler konusunda itidalli olmaya teşvik ediniz. Hepimizin,
meydana gelen bu olaylardan ders çıkarmamız gerekiyor. Bir arada yaşamanın
ortak paydasını 7'den 70'e insanlarımızla paylaşmamız lazım geliyor. Aslında,
ortak payda, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin şerefli bir üyesi, bir vatandaşı
olmaktır. Bu Albayrağın altında, birbirini anlayan, hoş gören ve sayan
vatandaşlarımız, bizim geleceğimizdir. Türkiyemizin birliği, herkes için, her
kurum için vazgeçilmez, tartışılmaz bir değer olarak, en büyük ortak payda
kapsamında savunulmalıdır. Bu vesileyle, tüm sağduyulu vatandaşlarımızı, bu
nahoş olaylar karşısında bir kez daha soğukkanlı olmaya davet ediyorum.
Şunu herkes bilmelidir ki, güvenlik güçlerimiz,
polisimiz, jandarmamız, sahil güvenliğimiz, her türlü kanunsuzluğa anında
müdahale edebilecek güç ve kabiliyeti haizdir. Bütün bu olaylar karşısında,
emniyet mensuplarımız, güvenlik güçlerimiz, Mersin'de, Trabzon'da, Sakarya'da
olduğu gibi, zamanında ve yerinde müdahalede bulunmakta, canla başla bu
konularda tedbir alma gayreti içerisinde olmaktadırlar ve tüm güvenlik
güçlerimizi de, bundan dolayı kutluyor, teşekkür ediyorum.
İçişleri Bakanı olarak, şunu da herkesin bilmesini
istiyorum: Kaynağı ne olursa olsun, vatandaşlarımızın huzurunu bozan her türlü
olumsuzluğa, yasadışı davranışlara karşı tavizsiz bir mücadeleyi
sürdürmekteyiz, bundan sonra da sürdüreceğimizden bütün vatandaşlarımız emin
olsunlar.
Bu duygularla, hepinize en derin saygılarımı sunuyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Bakanım, açıklamalarınız için teşekkür
ediyorum.
Gündemdışı üçüncü söz, Turizm Haftası münasebetiyle söz
isteyen, Aksaray Milletvekili Sayın Ahmet Yaşar'a aittir. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
Sayın Yaşar, buyurun.
3.- Aksaray Milletvekili Ahmet Yaşar'ın,
Turizm Haftası münasebetiyle turizmin çeşitlendirilmesine ve Türkiye için
önemine ilişkin gündemdışı konuşması
AHMET YAŞAR (Aksaray) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; her yıl 15-22 Nisan tarihlerinde kutlanan Turizm Haftası
münasebetiyle gündemdışı, şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle,
Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de turizm, hızlı
gelişen en dinamik sektörlerden biridir. Kültür ve Turizm Bakanlığının bu
çerçevede belirlenen vizyonu, ürün çeşitliliği artırılmış, yılın tamamına
yayılan, sürdürülebilirlik ilkesine dayanan, teknik altyapısı gelişmiş, tesis
ve hizmetleriyle ülke ve yöre halkının hayat kalitesini iyileştiren, kendi
kaynağını yaratan, rakip destinasyonlarla yarışabilir, iç verimliliği yüksek
bir turizm sektörü oluşturmaktır. Bakanlığın bu vizyonunun
gerçekleştirilebilmesi amacıyla yeni yatırım alanlarının belirlenmesi, diğer
ülkelerle rekabeti mümkün kılacak biçimde marka ve imajın geliştirilmesi,
müstakil destinasyon noktalarının oluşturulması, kent kimliğine özen
gösterilmesi, ekolojik ve sosyal dokunun korunarak, tesis, işletme ve kültürel
varlıklar arasında denge kurulması, turizm sektöründeki işgücünün daha
nitelikli hale getirilmesi, halkın turizm konusunda motive edilmesi hedeflenmektedir.
Her yıl 15-22 Nisanda kutlanılan turizm haftalarını,
toplumda turizm bilinci oluşturmak ve turizmin önemini kavratmak amacıyla
yapılan çalışmalar olarak değerlendirmekteyiz. Toplam kalite anlayışı
çerçevesinde turizm hizmetlerinin niteliğini yükseltmek ve turizm bilincini
geliştirmek amacıyla, hem toplumsal hem de sektörel düzeyde sağlanacak eğitimin
önemi de yadsınmamalıdır. Dünyadaki toplumsal ve ekonomik gelişmelere paralel
olarak, kişisel gelir düzeyinin yükselmesi, ulaşım araçlarının hız ve kapasite
olarak artış göstermesi, enformasyon ve bilişim teknolojilerinin gelişmesi
turizm gelişimini etkileyen en önemli faktörlerdir. Ülkemizin turizm
hedeflerini yakalaması için eğitim, yetişmiş insangücü ve kaliteli hizmet
anlayışının toplum tarafından da benimsenmesi ve toplumsal katılımın sağlanması
önemli ve gereklidir.
Özellikle, son çeyrek yüzyılda küreselleşmeyle birlikte
turizm ve kültür kavramları bir arada kullanılmaktadır. Doğal, kültürel ve
tarihî açıdan tartışılmaz bir zenginliğe sahip olan ülkemizde, deniz, kum,
güneş üçlemesinin dışında turizm ürünlerinin çeşitlendirilmesi ve
farklılaştırılması yönünde politikalara önem verilmektedir.
Bu politikalar, turizmin, yörenin bir konsepti içinde
ele alınmasını temel almaktadır. Dolayısıyla, genel olarak, tüm Türkiye'yi,
özel olarak da her şehrimizi, sahip olduğu kültürel değerler açısından bir
marka haline getirmeliyiz.
Küreselleşmeyle birlikte hem ortak bir kültürel iklime
doğru hem de farklı kültürleri tanıma, farklı kültürlerle iletişim kurma
arayışı giderek artmaktadır. Dolayısıyla, deniz, kum, güneş odaklı üç ilâ altı
aylık, önceden, turizm şirketleri tarafından açık bir şekilde programlanmış ve
belirlenmiş, büyük ölçekli grupların katıldığı; ancak, kâr marjı düşük turizm
faaliyetlerinden daha ziyade, heyecan, eğlence, eğitim odaklı, oniki aya
yayılan, turistlerin istek ve beklentilerine göre değiştirilebilen, küçük
ölçekli grupların katıldığı; ancak, kâr marjı yüksek turizm faaliyetleri önem
kazanmaktadır.
Bu çerçevede, ülkemiz turizm potansiyelinin
değerlendirilebileceği çeşitlilikler temelinde dağcılık, spor turizmi, sağlık
ve termal turizmi, doğa yürüyüşü, trekking, atlı doğa yürüyüşü, mağara turizmi,
sportif olta balıkçılığı, kuş gözlemciliği, botanik, kongre turizmi, inanç
turizmi ve kültür turizmine yönelik projeler geliştirilmektedir.
Turizm ve ekonomi birbirlerini bütünleyen iki alandır.
Ulaşım, konaklama, yeme, içme, eğlence, alışveriş ve seyahat organizasyonu gibi
hizmetlerinin tümünü içererek gelir ve istihdam yaratıcı, özellikle turizm hem
ulusal ekonomiye katkı sağlamakta hem de bölge, yöre insanına istihdam
sağlamakta, refah seviyesini artırmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Yaşar.
AHMET YAŞAR (Devamla) - Dünyadaki toplam turizm
yatırımları 802 milyar dolardır. 2003 yılı itibariyle tüm dünyada 691 000 000
turistten 523 milyar dolar gelir elde edilmiştir. 2003 yılında ülkemize gelen
turist sayısı 14 000 000, elde edilen turizm geliri ise 13,2 milyar dolar. 2004
yılında ülkemize gelen turist sayısı 17,5 milyon ve elde edilen turizm geliri
15,9 milyar dolara ulaşmıştır. Bu çerçevede 2005 yılı hedefimiz 20 000 000
turist ve 18 milyar dolar turizm geliri olarak öngörülmüştür.
Dünya Turizm Örgütünün araştırmalarına göre de
önümüzdeki kırk yılda turizm sektörü en hızlı ve düzenli büyümesi beklenen
sektördür. 2010 yılı itibariyle dünya turizm ekonomisinin hacminin 1 trilyon
dolar, yani, 1 milyar insan aşağı yukarı; 2020 yılında ise 2 trilyon dolar,
yani, 2 milyar insan olacağı hesaplanmaktadır.
Dünya Seyahat ve Turizm Konseyinin tahminlerine göre,
ülkemiz, gelecek on yıl içinde yüzde 10,2'ye varan yıllık büyüme oranıyla
turizmde en hızlı gelişen ülke olacaktır. Türkiye, tarihten gelen birikim ve
zenginlikleriyle, doğal güzellikleriyle her türlü turistin turizm talebine
yanıt verebilecek eşsiz bir ülke konumundadır. Bu zenginliklerin harekete
geçirilmesi ve kültürel değerlerimizin tanıtılması amacıyla, değişime ve hıza
ayak uyduracak, sektörün dinamiklerine ve beklentilerine uygun öncülük görevini
yerine getirebilecek bir anlayışla ülkemizin dünya turizm pazarında hak ettiği
payı alması sağlanmalıdır. Doğal ve kültürel zenginlikler açısından dünyanın
önde gelen ülkeleri arasında yer alan Türkiye, bu konumunun ve değerlerinin
farkında olarak, doğal ve kültürel zenginliğini turizmle birlikte sosyal ve
iktisadî gelişme sürecini, katkı sağlayacak biçimde, kaynaştırarak
değerlendirmektedir.
Dünyadaki turizm gelişmelerine paralel olarak,
ülkemizde de, turizm alanında son yıllarda büyük gelişmeler kaydedilmiştir.
Gerçekleştirilen tanıtma faaliyetleri de ülkemizin dünyaya tanıtımında önemli
bir rol oynamaktadır.
Tüm yıla yayılan ve sadece kıyı bölge ve yörelerini
değil, tüm Türkiye'de her bir şehrimiz özelinde yapılacak tanıtım
faaliyetlerinde, öncelikle, ne tanıtılacak sorusuna cevap vermek gerekir. Bunun
için, kültürel değerlerimizin, ürünlerimizin, öncelikle, toplum, bölge insanı,
yöre insanı tarafından bilinip, belirlenmesi ve tespit edilen kültürel değerler
ve ürünler çeşitliliğinin tanımlanarak, tasnif edilmesi gerekmektedir.
Kime tanıtılacağı sorusu ise, ikinci önemli cevap
verilmesi gereken husustur. Hedef kitle olan turist grubuna ilişkin yaş,
eğitim, gelir düzeyi ve beklentileriyle ilgili veriler ışığında proje ve
planlamalar yapılmalıdır.
Nerede tanıtılacağı sorusu üçüncü aşamadır ve seçilen
ülke pazarının özelliklerine ilişkin bilgiler geçerli ve güvenilir olarak
toplanmalı ve değerlendirilmelidir.
BAŞKAN - Sayın Yaşar, toparlar mısınız.
AHMET YAŞAR (Devamla) - Hemen bitiriyorum Sayın
Başkanım.
Son cevap verilmesi gereken soru ise, nasıl
tanıtılacaktır? Bu çerçevede ise, bilişim teknolojilerinin önemi kavranmalıdır.
Tanıtıcı web siteleri, web portalları, tanıtıcı CD'ler ve her bir destinasyon
bölgesi, her bir şehir, her bir yöreyle ilgili hazırlanmalıdır.
Tarihiyle, doğasıyla, kültürüyle, hizmet kalitesi,
modern işletmecilik anlayışı ve ürün çeşidiyle zengin bir potansiyeli
bünyesinde barındıran Türkiye, 21 inci Yüzyılda da dünyanın en önemli turist
destinasyonlarından biri olmaya devam edecektir diye düşünüyor; Yüce Heyeti
saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yaşar.
Gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.
Cumhurbaşkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup,
bilgilerinize sunacağım.
B) Tezkereler ve
Önergeler
1.- Siyasî Partiler Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında 5325 sayılı Kanunun bir kez daha görüşülmek üzere geri
gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/796)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
İlgi: 30.3.2005 günlü, A.01.0.GNS.0.10.00.02-5363/18367
sayılı yazınız.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca 29.3.2005
gününde kabul edilen 5325 sayılı "Siyasî Partiler Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun" incelenmiştir.
İncelenen yasanın 1 inci maddesiyle, 22.4.1983 günlü,
2820 sayılı Siyasî Partiler Yasasının geçici 16 ncı maddesi yürürlükten
kaldırılmaktadır.
Yürürlükten kaldırılması öngörülen geçici 16 ncı
maddede "Türkiye Büyük Millet Meclisinde 10 veya daha fazla milletvekili
bulunup da devlet yardımı alamayan ve seçimlere girme hakkını elde edecek
şekilde teşkilatlanmasını tamamlamış siyasî partilere, bu Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihten sonra, Siyasî Partiler Kanununun ek madde 1'de öngörülen
esaslar dairesinde en az devlet yardımı alan siyasî partiye yapılan yardım
kadar devlet yardımı yapılır. Bu partilerin 10'dan az olmamakla birlikte en az
3 veya daha fazla milletvekiline sahip olmaları halinde kendilerine en az
devlet yardımı alan siyasî partiye yapılan yardımın ¼'ü tutarında devlet yardımı
yapılır" düzenlemesine yer verilmiştir.
Siyasal partilere yapılacak devlet yardımı, 2820 sayılı
Siyasî Partiler Yasasına 27.6.1984 günlü, 3032 sayılı Yasayla eklenen ek 1 inci
maddede düzenlenmiştir.
İlk düzenleniş biçimiyle, son milletvekili genel
seçimlerine katılma hakkı tanınan ve yüzde 10'luk genel oy barajını aşan
partilere devlet yardımı öngörülmüşken, bu kümeye ek olarak,
3349 sayılı Yasayla, Türkiye Büyük Millet Meclisinde
grubu bulunan partilere,
3470 sayılı Yasayla, genel seçimlerde toplam geçerli
oyların yüzde 7'sinden fazlasını alan partilere,
3673 sayılı Yasayla, seçimlere girme hakkını elde
edecek biçimde örgütlenmesini tamamlamış ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde 10
ya da daha çok milletvekili bulunup da devlet yardımı alamayan partilere,
3789 sayılı Yasayla da, yine seçimlere girme hakkını
elde edecek biçimde örgütlenmesini tamamlamış ve en az üç milletvekiline sahip
olan partilere,
Devlet yardımı yapılmasına olanak sağlanmıştır.
Görüldüğü gibi, siyasal partilere devlet yardımı
konusu, kapsamın genişlemesi yönünde gelişme göstermiştir.
Yasanın yürürlükteki kurallarına göre, genel seçimlere
girmemiş ya da genel seçimlerden sonra kurulmuş olmakla birlikte, sonradan
seçimlere katılma hakkını elde edecek biçimde örgütlenmesini tamamlamış siyasal
partiler ile seçimlere katılmasına karşın yüzde 10'luk genel oy barajının
altında kalmış siyasal partiler, daha sonra en az üç milletvekiline sahip
olmaları durumunda devlet yardımına hak kazanmaktadırlar.
İncelenen yasayla yapılan düzenlemeden sonra, genel oy
barajını aşan partiler dışında devlet yardımından yararlanma, Türkiye Büyük
Millet Meclisinde grubu bulunan siyasal partilere devlet yardımını düzenleyen
'geçici kural uygulanıp' hükmünü icra ettiği için "milletvekili genel
seçimlerinde toplam geçerli oyların yüzde 7'sinden fazlasını almak"
koşuluna bağlanmaktadır. Böylece, devlet yardımından yararlanma koşulları
ağırlaştırılmakta, bu yardımdan yararlanacak siyasî partiler kümesinin kapsamı
daraltılmaktadır.
1- Anayasanın 2 nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin
demokratik bir devlet olduğu; 5 inci maddesinde, devletin demokrasiyi korumakla
görevli bulunduğu; 68 inci maddesinin ikinci fıkrasında, siyasal partilerin
demokratik yaşamın vazgeçilmez öğeleri olduğu; bu maddenin son fıkrasında da,
siyasal partilere devletin yeterli düzeyde ve hakça malî yardım yapacağı, bu
yardımın bağlı olacağı ilkelerin yasayla düzenleneceği belirtilmiştir.
Siyasal partilerin demokratik yaşamın vazgeçilmez
öğeleri olduğunun belirtilmesi, uyacakları ilkelerin Anayasada düzenlenmiş
olması, yine Anayasanın 69 uncu maddesinde, hesaplarının Anayasa Mahkemesince
incelenmesinin öngörülmesi ve kapatılmalarının da ancak Anayasa Mahkemesi
kararına bağlı tutulması, hem Anayasa koyucunun siyasal partilere verdiği
önemin hem de siyasal partilerin demokratik devlet düzeni içindeki konumunun
göstergesidir.
Anayasa koyucunun siyasal partilere verdiği bu önem,
siyasal partilerin bağımsızlıklarının korunması ve etki altında kalmadan
yaşamlarını sürdürebilmeleri için devlet yardımı yapılmasında da kendini
göstermiş ve siyasal partilere 'yeterli düzeyde ve hakça malî yatırım yapılması
Anayasada öngörülmüştür...
BAŞKAN - Bir dakika... Bir dakika... Sayın Sarıçam, bir
dakika...
Sayın Bozkurt... Sayın Genel Sekreterimiz... Sayın
Bozkurt, lütfen, konuşmanızı tamamlar mısınız.
Buyurun, devam edin.
... Her siyasal partinin amacı, iktidara gelip, parti
programı çerçevesinde çözüm önerilerini ve projelerini yaşama geçirerek ülkeyi
yönetmektir. Halkın siyasal partilere ve siyasal yaşama ilgisinin yeterli
olmadığı durumlarda, girişilen iktidar yarışında siyasal partilerin parasal
kaynakları arasındaki büyük eşitsizlikler, ulusal istencin seçim sonuçlarına
adil biçimde yansımasına engel oluşturabilmektedir. Bu nedenle, demokratik
yaşamın vazgeçilmez öğeleri olan siyasal partilere devlet yardımı yapılması,
anayasal önemi yanında, demokratik düzenin gereğidir.
Demokratik düzendeki yeri ve önemi ile işlevlerinin
niteliği gözönünde bulundurulduğunda, siyasal partilere devletçe parasal yardım
yapılmasının kamu yararına uygun düştüğünün de kabulü gerekir.
Anayasanın 68 inci maddesinin son fıkrasında, devletin,
siyasal partilere, yeterli düzeyde ve hakça yardım yapacağı belirtilerek,
yasayla yapılacak düzenlemenin sınırına da yer verilmiştir. Buna göre, yasayla
getirilecek ilkelerin, siyasal partiler yönünden yardımın "yeterli
düzeyde" ve "hakça" olmasını sağlayacak nitelik taşıması
gerekmektedir. Yasal düzenlemede, ayrıca, hakkın kötüye kullanılmasının
önlenmesi ve kamu yararının korunması da önemli etmenlerdir.
İncelenen yasayla yapılan düzenlemenin yarattığı sonuca
göre, genel oy barajını aşanlar dışında, yalnızca genel seçimlerde toplam
geçerli oyların en az yüzde 7'sini alan siyasal partilere devlet yardımı
yapılması olanaklı kılınmakta, Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekili
bulunan diğer partiler, milletvekili sayısı ne olursa olsun, bu haktan yoksun
bırakılmaktadır.
Siyasal partilere devlet yardımı, her şeyden önce,
onların devlet ve toplum yaşamında üstlendikleri işlevleri bir etki altında
kalmadan yerine getirmeleri, böylece, ulusal istencin Türkiye Büyük Millet
Meclisine tam yansıyarak demokrasinin kurumsallaşması amacıyla yapılmaktadır.
Devlet yardımı yapılmasının diğer amacı ise, siyasal
partilerin, bağımsızlıklarını sağlayarak, çıkar gruplarının baskılarına boyun
eğmeden, yalnızca ülke ve toplumun ortak çıkarlarını gözeterek yansız görev
yapmalarının yolunu açmaktır.
Kuşkusuz, bunun yanında, büyüklük ve güçlerine göre,
kamu yararının ve ulusal istencin oluşmasına daha çok katkıda bulunacakları
için, yeterli seçmen kitlesinin güvenini kazanan partiler yönünden ayırım
yapılabileceği de gözden uzak tutulamaz.
Bu nedenlerle, ulusal istencin oluşmasına hemen hiç
katkı sağlayamayan, siyasal parti olarak nitelendirilebilecek bir örgütsel
yapısı ve etkinliği olmayan oluşumlara devlet yardımı verilmemesi kamu yararı
gereğidir.
Ancak, örgütlenmesini tamamlamış olmakla birlikte
seçimlere katılmamış, seçimlere katılmakla birlikte yeterli oy alamamış ya da
seçimlerden sonra kurulmuş ve belli sayıda milletvekilinin katılmasıyla Türkiye
Büyük Millet Meclisinde ulusal istencin oluşumuna katkıda bulunma olanağına
kavuşmuş siyasî partilerin, büyüklük ve güçlerine göre farklı oranlarda da
olsa, devlet yardımıyla desteklenmeleri Anayasal kuralların ve kamu yararının
gereğidir.
Türkiye Büyük Millet Meclisinde belli sayıda
milletvekili bulunmasına karşın, kimi siyasî partileri devlet yardımından
yoksun bırakan yasal düzenleme, Anayasanın 2, 5 ve 68 inci maddeleriyle ve kamu
yararıyla bağdaşmamaktadır.
2. Öte yandan, Anayasanın 7 nci maddesinde, yasama
yetkisinin Türk Ulusu adına Türkiye Büyük Millet Meclisinin olduğu; 75 inci
maddesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin genel oyla seçilen beşyüzelli
milletvekilinden oluştuğu; 80 inci maddesinde, milletvekillerinin, seçildikleri
bölgeyi ya da kendilerini seçenleri değil, tüm ulusu temsil edecekleri; 88 inci
maddesinde de, yasa teklif etmeye Bakanlar Kurulu ve milletvekillerinin yetkili
olduğu belirtilerek, milletvekillerinin yasama işlevindeki önemi açıkça ortaya
konulmuştur.
Siyasal partilerin amacı parlamentoda temsil edilmek,
giderek iktidara gelmek olduğuna ve yasama organı siyasal partilerden
oluştuğuna göre, Türkiye Büyük Millet Meclisinde belli sayıda milletvekiline
sahip olup, ulusal istencin oluşmasına katkıda bulunan siyasal partilerin
devlet yardımından yararlandırılmaması yasama işlevine de uygun düşmemektedir.
Yayımlanması yukarıda açıklanan gerekçelerle uygun
görülmeyen 5325 sayılı Siyasî Partiler Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisince bir kez daha görüşülmesi için,
Anayasanın değişik 89 ve 104 üncü maddeleri uyarınca ilişikte geri
gönderilmiştir.
Ahmet Necdet Sezer
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Sözlü soru önergelerinin geri alınmasına dair bir
önerge vardır; okutuyorum:
2.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret
Baloğlu'nun (6/1479) ve (6/1501) esas numaralı sözlü sorularını geri aldığına
ilişkin önergesi (4/285)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının 327 ve 348
inci sıralarında yer alan (6/1479) ve (6/1501) esas numaralı sözlü soru
önergelerimi geri alıyorum.
Gereğini saygılarımla arz ederim.
Feridun Fikret Baloğlu
Antalya
BAŞKAN - Sözlü soru önergeleri geri verilmiştir.
Gündemin "Seçim" kısmına geçiyoruz.
V.- SEÇİMLER
A) Komİsyonlarda
AçIk Bulunan Üyelİklere Seçİm
1.- Avrupa Birliği Uyum Komisyonunda açık
bulunan üyeliğe seçim
BAŞKAN - Avrupa Birliği Uyum Komisyonunda boş bulunan
ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için İstanbul Milletvekili
Nimet Çubukçu aday gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Alınan karar gereğince, sözlü soruları görüşmüyor ve
gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair
Öngörüşmeler" kısmına geçiyoruz.
Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince bu kısmın
214 üncü sırasında yer alan, Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak ve 31
milletvekilinin, Türkler ile Ermeniler arasındaki tarihsel ilişkilerin objektif
veriler ve tarafsızlık ölçüleri içerisinde ele alınarak bir millî politika
oluşturulması konusunda ve 232 nci sırada yer alan, Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına, Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ali Topuz, İzmir
Milletvekili Kemal Anadolu ve Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, Ermeni
soykırımı iddialarına karşı gerçeklerin ortaya çıkarılması konusunda Anayasanın
98 inci, İçtüzüğün 102 ve 103 üncü maddeleri uyarınca bir genel görüşme
açılmasına ilişkin önergelerinin birlikte yapılacak öngörüşmesine başlıyoruz.
VI.- GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI
VE MECLİS
ARAŞTIRMASI
A) Öngörüşmeler
1.- Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak
ve 31 milletvekilinin, Türkler ve Ermeniler arasındaki tarihsel ilişkilerin
objektif veriler ve tarafsızlık ölçüleri içerisinde ele alınarak bir millî
politika oluşturulması konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi
(8/19)
2.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ali Topuz, İzmir Milletvekili K. Kemal
Anadol ve Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, Ermeni soykırımı iddialarına karşı
gerçeklerin ortaya çıkarılması konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin
önergesi (8/20)
BAŞKAN - Hükümet?... Burada.
Genel görüşme önergeleri sırasıyla Genel Kurulun
9.3.2005 tarihli 68 inci, 12.4.2005 tarihli 82 nci birleşimlerinde okunduğundan
tekrar okutmuyorum.
İçtüzüğümüze göre, genel görüşme açılıp açılmaması
hususunda sırasıyla hükümete, siyasî parti gruplarına ve önergedeki birinci
imza sahibine veya onların göstereceği bir diğer imza sahibine söz
verilecektir.
Konuşma süreleri, hükümet ve gruplar için 20'şer
dakika, önerge sahipleri için 10'ar dakikadır.
Şimdi, söz alan sayın üyelerin isimlerini okuyorum:
Hükümet adına, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Abdullah Gül;
gruplar adına, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın
Şükrü Elekdağ, AK Parti Grubu adına Erzurum Milletvekili Sayın Mücahit Daloğlu;
önerge sahipleri adına, Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak, İstanbul Milletvekili
Onur Öymen.
İlk söz, Hükümet adına, Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Sayın Abdullah Gül'e aittir.
Sayın Bakanım, buyurun. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
DIŞİŞLERİ BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDULLAH GÜL
(Kayseri)- Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; sözlerime
başlamadan önce hepinize saygılarımı sunuyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Meclisin,
milletçe üzerinde büyük hassasiyet duyduğumuz bir mesele olan Ermeni iddiaları
üzerinde genel görüşme yapmasını fevkalade yerinde ve faydalı görüyoruz ve
zamanlı görüyoruz.
Bu yıl sözde soykırımın 90 ıncı yılı olduğu
gerekçesiyle Türkiye aleyhine yürütülecek birçok faaliyetin de olacağını tahmin
ediyoruz. Bu açıdan, bu toplantıyı çok da anlamlı buluyoruz. Böyle bir dönemde
yapılan bu genel görüşmenin, ülkemizin bu iddialara karşı yürütmekte olduğu
mücadele bakımından önemli katkı sağlayacağına da inanıyorum.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, öncelikle bir
hususun altını çizmek istiyorum. Konuşmamda kullanacağım "Ermeni"
tanımlamasıyla hiçbir şekilde Ermeni kökenli vatandaşlarımızı kastetmiyorum.
Onlar devletimize yürekten bağlı, her türlü vatandaşlık yükümlülüklerini yerine
getiren, ülkelerinin daha iyi günlere taşınması için toplumsal katkılarını
esirgemeyen vatandaşlarımızdır. Bu vesileyle, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden
cumhuriyete sekizyüz yılı aşan ortak yaşantımıza sanat, bilim, ticaret gibi
birçok alanda katkıda bulunan Ermeni vatandaşlarımızı da saygıyla anıyorum.
Diğer yandan, Türkiye dışında yaşayan Ermeniler arasında Türk Halkıyla dostluğa
özen gösteren ve bu yolda çaba harcayan, Türkiye'yle kültürel ve insanî
bağlarını sürdürme gayretinde olan çok sayıda cesur ve dirayetli Ermeni
dostlarımız da bulunmaktadır. Buradan, kendilerine olan takdirlerimi de sunmak
istiyorum ve bir kez daha burada ifade etmek istiyorum ki, burada kullandığımız
tabirler bu sınırlar içerisinde olacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, uzun
süreden beri, soykırım iddialarıyla ilgili olarak çok iyi organize olmuş, her
fırsatı değerlendirmekten kaçınmayan bir kampanyayla karşı karşıya
bulunmaktadır. Bu örgütlü kampanya, halkımız ve ülkemiz aleyhine yaklaşık bir
asır öncesinde yaratılmaya başlanan önyargılara, iftira, yalan, abartma ve
saptırmalara dayandırılmaktadır. Örneğin, Amerika Birleşik Devletlerinin
Birinci Dünya Savaşına katılmasını sağlamak amacıyla, savaş sırasında
Ermenilerin kitle halinde öldürülmekte oldukları propagandasını işleyen,
İngiliz Savaş Bakanlığının propaganda bürosunun yayınladığı meşhur Mavi Kitap,
malumunuzdur.
Yine, zamanın İstanbul'daki Amerika Birleşik Devletleri
Büyükelçisi, yanında çalışan bazı aşırı Ermenilerden aldığı bilgilerden yola
çıkarak, kendisine parlak bir siyasî gelecek hazırlamak amacıyla, yalan dolu
anılar yayınlamışlardır; böylece, halkımız ve ülkemiz aleyhine önyargıların
yeşermesine de katkı sağlamışlardır.
Bu gibi kitaplar ve propaganda yayınları incelendiğinde
görülen manzara, 1915 yılının bir günü, ülkemiz topraklarında yaşayan
Ermenilerin durup dururken katliama tabi tutulduğudur. Konunun vahim tarafı, bu
gibi propaganda malzemesinin tutarsızlıkları, düzmece oldukları, hangi
amaçlarla kaleme alındıkları açıkça ortada iken, halen, bazı çevreler
tarafından muteber görülmesidir.
Bu yayınların, sözde bilimsel eserlere kaynak veya
dayanak alınmaları, daha da vahim neticeleri ortaya çıkarmaktadır.
Diğer yandan, bazı yabancı bilim adamları, objektif ve
dürüst araştırmaları sonucunda, söz konusu iddialardaki abartı ve yanlışları
tespit etmiş bulunmaktadırlar; buna göre yapılan dengeli değerlendirmeleri de
dünyaya açıklamışlardır.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, 1915 yılında meydana
gelen olayları sağlıklı analiz edebilmek için, 1915 yılından önce neler
yaşandığını iyi incelemek gerektiğini düşünüyorum. Türklerin, Anadolu'ya ayak
bastığı 11 inci Yüzyıldan 19 uncu Yüzyılın sonlarına kadar, 8 yüzyılı aşan bir
süreyle, Türk-Ermeni ilişkileri barış ve karşılıklı güven esaslarına dayalı
olarak gelişmiştir.
Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fe