DÖNEM
: 22 CİLT : 72 YASAMA YILI : 3
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
50 nci Birleşim
12 Ocak 2005 Çarşamba
İ
Ç İ N D E K İ L E R
Sayfa
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü'nün,
jeotermal enerji kaynaklarının kullanımının Türkiye için önemine ilişkin
gündemdışı konuşması
2.- Erzurum Milletvekili İbrahim
Özdoğan'ın, kültürel mirasın korunması ve tanıtılması ile millî kültürü
yaymanın önemine ve bunun için yapılması gerekenlere ilişkin gündemdışı
konuşması
3.- İzmir Milletvekili Vezir Akdemir'in,
uygulanan tarım politi-kalarının çiftçiler üzerinde yarattığı olumsuz etkilere
ve alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve
Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın
Sudan'a yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık
tezkeresi (3/738)
2.- (10/111, 160, 180) esas numaralı
Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının süre uzatımına ilişkin tezkeresi
(3/739)
III.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S.
Sayısı: 305)
2.- Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk
Kanunu Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri ile Sanayi, Ticaret, Enerji,
Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporları (1/821) (S. Sayısı:
701)
3.- Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması ve Köy Hizmetleri
Genel Müdürlüğünün Kaldırılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve
Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/915) (S. Sayısı: 726)
IV.-
AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Ankara Milletvekili Bayram Ali
Meral'in, Amasya Milletvekili Hamza Albayrak'ın, şahsına sataşması nedeniyle
konuşması
2.- Samsun Milletvekili Haluk Koç'un,
İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz'ün, Cumhuriyet Halk Partisinin hükmî
şahsiyetine sataşması nedeniyle konuşması
V.- SORULAR
VE CEVAPLAR
A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in,
petrol fiyatlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanı Mehmet Hilmi GÜLER'in cevabı (7/4285)
2.- Adana Milletvekili Tacidar SEYHAN'ın,
Emet Borik Asit ve Bandırma Sülfürik Asit tesislerine ilişkin sorusu ve Enerji
ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi GÜLER'in cevabı (7/4297)
3.- Ankara Milletvekili Ersönmez
YARBAY'ın, bir soru önergesine verilen cevaba ilişkin sorusu ve Millî Savunma
Bakanı M. Vecdi GÖNÜL'ün cevabı (7/4523)
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak beş oturum yaptı.
Samsun Milletvekili İlyas Sezai Önder, Yatırımların ve
İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
kapsamına alınması düşünülen iller arasına Samsun İlinin de dahil edilmesine,
Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün, Karaman'daki bisküvi
üreticilerinin sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere,
Ağrı Milletvekili Naci Aslan, Ağrı İli çevresindeki
jeotermal kaynakların kullanıma açılmasıyla ısınma sorununun çözümüne ve
kurulması düşünülen üniversiteler arasına Ağrı Dağı Üniversitesinin de
alınmasına,
İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Sayıştay Başkanlığının 2003
Malî Yılı Kesinhesaplarına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını
İnceleme Komisyonu Raporu (5/13) (S. Sayısı : 729) Genel Kurulun bilgisine
sunuldu.
Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun (6/1257) ve
(6/1362) esas numaralı sözlü soularını geri aldığına ilişkin önergeleri okundu;
soruların geri verildiği bildirildi.
Genel Kurulun bugünkü birleşiminde sözlü soruların ve diğer
denetim konularının görüşülmemesine; gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 168 inci sırasında yer alan
726 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 3 üncü sırasına, 108 inci sırasında
yer alan 713 sıra sayılı kanun tasarısının 4 üncü sırasına, 106, 107, 109, 110,
111 inci sıralarında yer alan 711, 712, 714, 715, 716 sıra sayılı kanun
tasarılarının 11, 12, 13, 14, 15 inci sıralarına alınmalarına; 12.1.2005
Çarşamba günkü birleşimde de sözlü soruların görüşülmemesine; Genel Kurulun
Salı ve Çarşamba günkü birleşimlerde çalışmalarını 15.00-23.00 saatleri
arasında sürdürmesine, 18.1.2005 Salı günü ise çalışmamasına ilişkin AK Parti
Grubu önerisi, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildi.
Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım'ın, 5084 Sayılı Yatırımların
ve İstihdamın Teşviki ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifinin (2/271), İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına
ilişkin önergesinin, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilmediği,
Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; 2108 Nolu
Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Kanununda Yapılması Gereken Değişiklikle
İlgili Kanun Teklifinin (2/185) İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan
gündeme alınmasına ilişkin önergesinin, yapılan görüşmelerden sonra, kabul
edildiği,
Açıklandı.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan
Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı: 305) görüşmeleri, daha
önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz gelmediğinden,
2 nci sırasında bulunan, Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk
Kanunu Tasarısının (1/821) (S. Sayısı : 701) görüşmeleri, ilgili komisyon
yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından,
Ertelendi.
3 üncü sırasına alınan, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması ve Köy Hizmetleri
Genel Müdürlüğünün Kaldırılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/915) (S.Sayısı:
726) 5 inci maddesine kadar kabul edildi.
İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz, İzmir Milletvekili Enver
Öktem'in, konuşmasında, Partisine,
Ankara Milletvekili Bayram Ali Meral, Ordu Milletvekili Eyüp
Fatsa'nın, konuşmasında, şahsına,
Sataştıkları iddiasıyla birer açıklamada bulundular.
12 Ocak 2005 Çarşamba günü saat 15.00'te toplanmak üzere,
birleşime 23.00'te son verildi.
|
|
|
Ali Dinçer |
|
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
Bayram Özçelik |
|
Harun Tüfekci |
|
|
Burdur |
|
Konya |
|
|
Kâtip
Üye |
|
Kâtip
Üye |
BİRİNCİ OTURUM
12 Ocak 2005 Çarşamba
BAŞKAN: Başkanvekili Ali
DİNÇER
KÂTİP ÜYELER : Bayram
ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKCİ (Konya)
BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 50 nci Birleşimini
açıyorum.
Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı
söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz, Türkiye'de jeotermal kaynakların
kullanımları hakkında söz isteyen İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü'ye aittir.
Buyurun Sayın Ülkü.
II. - BAŞKANLIĞIN GENEL
KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- İzmir Milletvekili
Hakkı Ülkü'nün, jeotermal enerji kaynaklarının kullanımının Türkiye için
önemine ilişkin gündemdışı konuşması
HAKKI ÜLKÜ (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekili
arkadaşlarım; gündemdışı söz alıp da Türkiye'de jeotermal kaynakların kullanımı
hakkındaki düşüncelerimi belirtmek için böylesine bir tarihi seçmeme ve bu
tarihte bana yardımcı olan Sayın Başkana teşekkürlerimi sunarak sözlerime
başlamak istiyorum.
Zira, 27 Ocak 2005 tarihinde, yani bundan onbeş gün sonra,
Türkiye'nin değişik yerlerinde, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından
doğalgaz ihaleleri yapılacaktır. Bu doğalgaz ihaleleri, aynı zamanda, fay
hattında sıcak suyu bulunan illeri de kapsamaktadır.
Türkiye, jeotermal açısından dünyanın beş şanslı ülkesinden
biridir. Türkiye'nin fay hatlarında bol miktarda jeotermal vardır. Başta İzmir
olmak üzere, Denizli'de, Aydın'da, Bursa'da, Balıkesir'de, Afyon'da, Manisa'da,
Kütahya'da, Çanakkale'de, Sakarya'da, Manisa'nın İlçesi Salihli'de, Bolu ve
civarında, Yozgat'ta, Nazilli'de, Erzurum'da, Şanlıurfa'da, Sivas'ta, İzmir'in
ilçeleri başta Balçova olmak üzere, Dikili'de, Bergama'da, Aliağa'da,
Manisa'nın ilçesi Alaşehir'de ve Kırşehir gibi yerlerde bol miktarda jeotermal
kaynaklar vardır.
Jeotermal kaynaklar sadece ısıtmada değil aynı zamanda
seracılıkta ve kaplıca olarak da kullanılmaktadır. Sıcak suyu daha fazla olan,
yani suyun 100 dereceden daha fazla olan yerlerinde de elektrik enerjisi
üretmek amacıyla kullanılmaktadır; ancak, ne yazık ki, ülkemiz böylesine şanslı
bir konumda olmasına rağmen jeotermal kaynaklar yeteri kadar kullanılmamaktadır
ve bu hususta atılım da yapılmamaktadır; atılım yapılan yerlerde de o yöre
insanlarını bilgilendirmek şöyle dursun, başka enerji kaynakları türünün o
yörelerde kullanılması için âdeta propaganda yapılmaktadır.
Şimdi, kendi yöremiz için, İzmir için söylersek, İzmir'de
onbeş gün sonra bir doğalgaz ihalesi var; bu doğalgaz ihalesi yapıldıktan sonra
geriye alınması mümkün olmayacağına göre, İzmir'deki jeotermal kaynaklar 57
yerleşim biriminde kullanımdan yoksun bırakılacak ve ithal olan, bizim olmayan,
sıcak suya oranla, yani jeotermale oranla 5 misli pahalı olan ve istedikleri
zaman vanasının kısılabileceği bir ısıtma amaçlı kullanım, ne yazık ki,
ülkemizde jeotermal alanlarda da kullanılacaktır.
Geçenlerde İzmir'de yapılan bir toplantıda, Türkiye
Jeotermal Derneği Başkan ve üyelerinin bulunduğu, bazı belediye başkanlarının
katıldığı, valiliğin de içinde olduğu bir toplantı sonucunda, Dünya Bankasının
ilgili birimi, İzmir ve civarında kullanılacak olan jeotermal yatırımları için
5 000 000 dolarlık bir kredi öngörmüştür. Bu kredi de hibe kredi biçimindedir;
ama, bu kaynağın kullanımı için öncelikle ihalenin iptal edilmesi
gerekmektedir; eğer, İzmir'deki doğalgaz ihalesi iptal edilmezse, o 5 000 000
doların kullanımı için şimdiye kadar verilmiş olan uğraş boşa gidecektir.
Ben, buradan, ilgili bakanlık vasıtasıyla Enerji Piyasası
Düzenleme Kuruluna seslenmek istiyorum: Önümüzde onbeş gün var; bu onbeş günlük
zaman zarfında, jeotermal kaynakların bol bulunduğu alanlarda, ne olursunuz,
doğalgaz ihalelerini iptal edin; iptal edin ki, dışkaynakların kullanımı
sağlanmasın; iptal edin ki, döviz ödemeyelim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Hakkı Bey, toparlayalım.
HAKKI ÜLKÜ (Devamla) - Peki efendim.
Bunu yaparsanız, aynı zamanda, başka yönlerden de çok büyük
faydalar sağlanacağına inanıyorum. Bakın, bugünkü gazetelerin birinde
"hazine üzerinde 13-14 milyar dolar risk var, enerji dışa bağlandı"
biçiminde bir başlık var. Bu, ne dünden başlayan bir olay ne bugün Moskova'da
bulunan hükümetten ve heyetten ne de başkalarından kaynaklanmakta. On yıllardır
uygulanan yanlış dışpolitikaların, yanlış ekonomi politikalarının bir eseri
olarak karşımızda durmaktadır. Bundan bir an önce sıyrılmak gerekiyor ve ulusal
kaynağımız olan, bizim olan, temiz olan, ucuz olan jeotermal enerjinin
kullanımının sağlanması gerekiyor.
Bu düşüncelerle, hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Gündemdışı ikinci söz, 21 inci Yüzyılda millî
kültürümüzü yaymanın önemiyle ilgili söz isteyen, Erzurum Milletvekili İbrahim
Özdoğan'a aittir.
Buyurun Sayın Özdoğan. (AK Parti sıralarından alkışlar)
2. - Erzurum Milletvekili
İbrahim Özdoğan’ın, kültürel mirasın korunması ve tanıtılması ile millî kültürü
yaymanın önemine ve bunun için yapılması gerekenlere ilişkin gündemdışı
konuşması
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Sayın Başkan ve değerli
milletvekili arkadaşlarım; Yüce Heyetinizi ve Büyük Türk Milletini saygı ve
sevgiyle selamlıyorum.
Geleneksel, yerel, millî kültür, halkın dil, kültür, duygu,
düşünce ve beğenisiyle oluşturulup yaşatılan, geçmişten günümüze gelmiş,
toplum, insan ve doğa gerçeğiyle şekillenmiştir.
Kültür mirası, insanlığın ortak mirasıdır. Her millet,
hatta, her uygarlık, dil, kültür, tarih mirasıyla dünyada yerini alır.
Bireylerin kökleşmesi ve toplumsallaşması bu mirasın içinde gerçekleşir. Kültür
mirasları, geçmişin tanıklarıdır; bu yönleriyle, geleceğin şekillenmesinde
etkendir.
Halk kültür ürünleri, halk arasında mayalandığı için, halkın
kültür yapısını ve dokusunu ortaya koyar. Halk kültürü, toplumsal hayatta,
birlikteliği pekiştirici, dayanışmayı artırıcı özelliklerini sürdürerek bir
fonksiyonu üstlenir, halkın kendi kültürüyle yabancılaşmasını önler.
Halk kültür ürünlerinin, halkın ortak duygu ve düşüncelerini
dile getirmeleri bakımından, Türk kültürünün korunmasında, yaşatılmasında
önemli fonksiyonları vardır. Halk kültürü, uygarlıkları meydana getiren
insanların kimlik ve kişiliğinin temel belirleyicisidir. İşte, Türk kültürüne
ait yerel ya da ulusal kültürel öğelerin, küreselleşen dünyanın mozaiğine uygun
nitelikte yeniden oluşturulmasında, köken olarak kendi kimliği korunarak, bütün
insanlığa mal edildiğinde evrenselleşmesi başarılabilir.
Küreselleşmeye karşı çeşitli kültürlerin var olduğu bir
dünyanın korunması, millî kültürlerin kendi özgünlüklerini, yerelliklerini
koruyup sürdürmeleri yoluyla birbirlerine bağlanmalarını bu çalışmada bir hedef
olarak görmemiz sebebiyle bu başarıyı önerebiliyoruz; çünkü, biliyoruz ki,
içinde bulunduğumuz dünyada, kitle iletişim araçları, bütün insanlığın kültürel
deneyimlerini etkiliyor ve gelecek kuşaklar için de yeni bir kültür
oluşturuyor. İşte, bu gerçek, çağımız insanının düşünce ve inanışlarında etkili
olan medyanın sunduğu kültür endüstrisiyle açıklanabilir.
Küreselleşme ya da yabancı terminolojiyle globalleşme, biri
siyasal, biri ekonomik, biri de kültürel olarak üç boyutu olan bir kavramdır.
Her ne kadar, bazı görüşler, küreselleşmeye sadece ekonomik boyutu olan bir
olgu olarak yaklaşsalar da kültürel olarak da önemli bir dönüşümü ifade
etmektedir. Özellikle yeni teknolojilerin kullanımıyla, yeni kültürel kodlar
bütün dünyaya rahatlıkla yayılmaktadır; bu türden bir yapının getireceği dünya
çapında kendine özgü bir düzene sahiptir. Gündelik tecrübe ve pratikleri
dönüştüren yeni kültürel üretim ve yeniden üretim tekniklerinin ortaya
çıkışının vurgulanması olarak tanımlanabilecek küresel kültürel dönüşüm,
küreselleşmenin boyutlarının anlaşılmasında önemli bir sacayağını
oluşturmaktadır.
Geride bıraktığımız yüzyılın son çeyreğinde ivme kazanarak
süregelen değişim süreci, yaşadığımız dünyanın şartlarını da değiştirmiştir. Bu
değişim sürecinin doğal bir sonucu, bilgi ve buna paralel olarak da bilişim
teknolojileri hızla ve sürekli olarak değişmektedir. Zira, geleceğin bilgi
toplumunu kuracak olan gençlerimizin, akıl, zekâ ve beyin melekelerini
geliştirmeleri ve etkin bir biçimde kullanabilmeleri ise, eğitim
etkinliklerinde bilinçli bir çabayı gerektirmektedir. Bilgi bolluğu ve hızlı
iletişimle küçülen günümüz dünyasında bu baş döndürücü hıza yetişebilmek,
sürekli üretilen ve çok kısa zamanda tüketilen bilgiyi gereği gibi
kullanabilmek ve dönüşümü sağlayabilmek, kuşkusuz, zihinsel güçlerini çok iyi
kullanabilen, muhakeme edebilen ve yeniden üretebilen bireylere sahip olmakla
mümkün olacaktır.
Kültür politikaları, günümüzün ve geleceğin kültür yapısının
belirlenmesinde, kültürel mirasın korunmasında ve tanıtılmasında etkin bir rol
oynar. Kültür politikalarının ilkeleri, bilimsel çalışmalarla tespit edilir;
toplumun gerçeklerine, maddî ve manevî değerlere uygun esaslara dayandırılır.
Toplumun kültürel mirası sonucu oluşan yaşama biçimi, inanç ve değerleri,
günlük kültür politikalarıyla yeniden yapılanamaz; eğitim ve kültür politikaları
millîdir. Kültür politikaları, evrensellikten kopmadan, kültürel değişim ve
gelişimle, sağlıklı, ilkeli politikalarla ürer.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - İbrahim Bey, lütfen toparlayalım.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Kültürel kimlik oluşturma
politikaları belirlenirken, millîlik, demokratiklik, evrensellik ilkelerinden
taviz verilemez. Kültürünü korumayan, gençlere aktarmayan milletler yabancı
kültürlerin etkisiyle yok olurlar. Korumada ilke statik değil, dinamik olmalıdır.
Kültürel değişim ve gelişimle kültür yozlaşması, kültür yabancılaşması arasında
ince bir çizgi vardır. Gençlere, yaşadığı toplumunun kültürel değerlerini
tanıma fırsatı ne ölçüde veriliyor?! Bir gencin kendi kültürüne
yabancılaşmaması, beğeni yönünden halktan kopmaması için, ona, ortak millî
kültürün altyapısı öğretilip, sevdirilmelidir.
Gençleri, milletin ortak kültür değerleriyle besleyip,
hazırlamak ailenin ve eğitimcilerin görevidir. Gençlere, millî kültürün tarihî
ve kültürel bir miras olduğu, millî kültür donanımı almadan evrensel kültürde
yer alınamayacağı bilinci verilmelidir. Anadolu insanı küreselleşme karşısında
kültürünü koruyacak deneyim birikimine ve sağduyuya sahiptir.
Anadolunun kültür ve sanat ürünleri derlenip
araştırılmalıdır. Bu kadar duyarlılıklara rağmen, Anadolu gibi önemli
kültürlerin oluştuğu binlerce yıllık kültür mirasının hızlı yok oluşu, Türkiye
kültür tarihi için de geri dönülmez yanlışlıktır. Kültürel miraslarına sahip
çıkmayan toplumlar kimliksiz bir toplum olmaya adaydırlar.
Küreselleşen dünyada ayakta kalmanın tek yolu, uygarlığa
uymak, onu yakalamak kadar, tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkmaktan da
geçer. Anadolu halk kültürünü derleyip araştırmak için yapılan bireysel
gayretler, yerel kurum ve kuruluşların çalışmaları desteklenmelidir.
Belirlenecek ortak yöntemlerle halk kültürü ürünleri derlenip araştırılmalıdır.
Sorunlar, çözümler nelerdir: Küreselleşme olgusu karşısında,
Anadolu halk kültürünü en az kayıpla, kültür mirası olarak gelecek kuşaklara
nasıl aktarırız sorusuna cevap aranmalıdır. Özetlemek gerekirse, neler
yapılmalı sorusunun cevaplarını şöylece sıralayabiliriz:
Millî kültür hizmetlerine bütçeden ayrılan pay
artırılmalıdır.
Yurt içinde ve yurt dışında, bölgenin tarih ve kültürüyle
ilgili yapılan çalışmalar belirlenmelidir. Bunlar, her şehirde kurulacak tarih
ve kültür araştırmaları merkezlerinde toplanmalıdır.
Ayrıca, bölgeyle ilgili araştırmalar, yerel yönetimlerin ve
üniversitelerin ortak çalışmalarıyla arşivlenip, araştırmacılara açılmalıdır.
Bu çalışmaların yapılması aşamasında, bölge araştırmalarına
yönelik sempozyumların düzenlenmesi gerekmektedir.
Yerel kültürler hızla araştırılmalı ve süratle halkımıza
anlatılıp, sevdirilmelidir.
Tekrar, Yüce Heyetinizi ve Büyük Türk Milletini saygıyla
selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Gündemdışı üçüncü söz, tarım politikaları ve
çiftçilerin sorunları hakkında söz isteyen İzmir Milletvekili Vezir Akdemir'e
aittir.
Buyurun Sayın Akdemir. (CHP sıralarından alkışlar)
3. - İzmir Milletvekili
Vezir Akdemir’in, uygulanan tarım politikalarının çiftçiler üzerinde yarattığı
olumsuz etkilere ve alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması ve
Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü’nün cevabı
VEZİR AKDEMİR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; geçmiş hükümetlerde olduğu gibi, mevcut iktidarın da çiftçiye
karşı olan tarım politikası, ekonomik olarak çiftçiyi, köylüyü perişan
etmiştir. Köylümüzün, çiftçimizin sorunlarını dile getirmek için, şahsım adına
gündemdışı söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum.
Türkiye'de nüfusun yüzde 40'ından fazlası, geçimini tarım ve
topraktan kazanmaktadır; fakat, ne yazık ki, çiftçimiz, köylümüz, ülkemizin en
yoksul kesimini oluşturmaktadır. IMF'nin kıskacında, bu kuruluş tarafından
önerilen tarım politikalarının, ülkemizin koşullarına uygun olup olmadığına
bakılmaksızın, koşulsuz olarak uygulanması, ülke tarımını yok olma noktasına
getirmiştir.
Türkiye, geçmişte, tarım ürünlerinde kendi kendine yeterli 7
ülkeden biriydi; ancak, bugün Türkiye'nin, IMF'ye teslimiyetçi politikaları
sonucunda, tarım ürünleri ithalatı, ihracatı aşmıştır. Bu nedenle, her alanda
olduğu gibi, tarımda da ülkemiz dışa bağımlı bir hale gelmiştir.
Cumhuriyetimizin kurulduğu günden beri çiftçimizin karagün
dostu olarak görev yapan Toprak Mahsulleri Ofisi, son dönemlerde uygulanan
politikalarla âdeta tümüyle işlevsiz hale getirilmiştir. Hükümet, düşük ürün
fiyat politikasıyla çiftçiyi, köylüyü mağdur etmiştir. Görünen odur ki, bu
tutumla mağdur etmeye devam edecektir. Mevcut iktidar, tütün ve şekerpancarı
üretimini IMF yasalarıyla azaltırken, buğday, pamuk, üzüm, incir, fındık ve
zeytin üretimini de fiyat yoluyla baltalamaya çalışıyor.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün 2004 yılı
raporunda, Türkiye'nin, köylüsünü, çiftçisini en az destekleyen ülkeler
grubunda olduğu belirtilmektedir. Rapora göre, çiftçiye sağlanan her türlü
desteğin, yetiştirilen tarım ürününün fiyatına oranı, Türkiye'de yüzde 5 ile 10
arasındadır. Bu oran, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütüne bağlı ülkelerde
yüzde 32, AB ülkelerinde yüzde 35, Japonya, Kore, Norveç, İsviçre gibi
ülkelerde ise yüzde 60 dolayındadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu rakamlar, Türkiye
köylüsünün, çiftçisinin, neden pamuk, buğday, üzüm, fındık, şekerpancarı
üretiminden ve hayvan yetiştirmekten hızla uzaklaştığını, tarlalarını niçin
ekmeyip boş bıraktığını açıklıkla ortaya koyuyor. Hükümet ise, ne söylenenleri
dinliyor ne de yaşanan acı gerçekleri görüyor. Özellikle 2004 yılı, Türk
çiftçisi ve köylüsü için çok zor bir yıl olmuştur. İzmir, Manisa, Balıkesir ve
Çanakkale İllerinde zeytin ağaçlarının kuruması ve doğal afetlerden dolayı üzüm
meyvesinin zarar görmesi, çiftçinin sıkıntısını doruk noktaya ulaştırmıştır.
Ayrıca, tahıl ambarı olarak nitelendirilen Küçük Menderes ve Bakırçay
havzasında yetiştirilen domates ve biber gibi sebzeler tarlada kalmıştır.
Tüm ülkede olduğu gibi, İzmir İlimize bağlı Ödemiş, Beydağ,
Bayındır, Tire, Kiraz ilçeleri ile Bakırçay bölgesindeki Kınık, Bergama, Dikili,
Aliağa, Foça, Menemen ilçelerimizdeki çiftçilerimiz, köylülerimiz çok zor
durumda yaşamlarını sürdürmektedirler.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir ülkenin sağlıklı
tarım politikası o ülkenin omurgasını oluşturmaktadır. Cumhuriyetimizin ilk
yıllarında Cumhuriyet Halk Partisinin uyguladığı tarım politikası ülke
ekonomisini doruk noktaya çıkardıysa, bugün de modern teknolojiyi uygulayarak
tarım politikalarıyla dünyada hak ettiği noktaya getirilebilir.
Küçük Menderes ve Gediz Nehirlerinin ovalarda yaptığı
kirliliğin önlenmesi gerekirken, insan sağlığını etkileyen en önemli
unsurlardan biri de tarım sektöründe gerçekleşen birim alanda verim artışı ve
ürün çeşitlenmesi sonucu, tarım ilacı (pestisit) kullanımında hem çeşit hem
miktar olarak artış gözlenmektedir. Pestisitlerin çoğu zehirli kimyasal
maddeler olduklarından insan ve hayvan sağlığını etkilediği gibi, ayrıca, doğal
dengeyi bozup çevre kirliliği yapmaktadır.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayın lütfen.
VEZİR AKDEMİR (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu sorunun acilen
çözümlenmesi gerekmektedir.
Ülkemizde uygulanan yanlış tarım politikalarından biri de
hayvancılıktır. Geniş mera ve yaylaları olan ülkemizde hayvancılığın
geliştirilmesinde fizikî koşullar çok uygun olmasına rağmen, hükümetin yanlış
politikaları yüzünden hayvancılık yok olma noktasına gelmiştir. Bu nedenle, hiç
zaman geçirilmeden hayvancılık desteklenmeli ve istenilen noktaya
getirilmelidir.
Sanayiin gelişmesi ile uygulanan yanlış politikalar yüzünden
kimyasal atıklar düzensiz olarak akıtılarak tarım alanlarına zarar vermektedir.
Bu nedenle, Çevre ve Tarım Bakanlıklarının işbirliğiyle tarım alanlarına zarar
veren kimyasal atıkların ortadan kaldırılarak, tarımsal alanların sağlıklı
ortama getirilmesi şarttır.
Önemli konulardan biri de, İzmir İlinin Ödemiş, Beydağ, Tire
ve Kiraz İlçelerini ilgilendiren Beydağ Barajının, Bergama ve Kınık İlçelerini
ilgilendiren Çatlıkkoru ve Yortanlı Barajlarının yapılarak faaliyete
geçirilmesi, o bölgedeki tarım alanlarının geliştirilmesine büyük katkı
sağlayacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç olarak, zaman
geçirmeden, iktidarın aslî görevi, ülkemiz için hayatî önem taşıyan tarım
sektörü desteklenmeli, primler ve doğrudan gelir desteği artırılarak, zamanında
ödenmelidir.
Çiftçimizin, köylümüzün tarımda kullandığı enerji borçları,
varsa, silinmelidir. Bundan sonra, mazot, enerji, gübre ve ziraî ilaç fiyatları
acilen düşürülmelidir.
Sözlerimin sonunda, buradan Sayın Başbakana seslenmek
istiyorum. Bütün batık banka sahiplerinden hesap sorulmalıdır. Bu batık
bankalarda batan paralar toplanıp, yüzde 10'u köylümüz için kullanılırsa,
eminim ki, köylümüzün sorunları çözülecektir.
Yine, Sayın Başbakan, 17 Aralıkta, Kızılay'da bir bayram
kutladılar. Evet, kendilerini kutluyoruz; bayramı kutladılar; ama, öbür
tarafta, Avrupa ülkelerine turist olarak gitmek isteyen vatandaşlarımız,
konsolosluk kapılarında gecenin geç saatlerinde nöbet tutuyorlar. Diğer
tarafta, vatandaşlarımızın çektiği sıkıntıları görmezden gelemezler. Sorumlu
Başbakan, sorumlu bakanlar, bu konuda duyarlılıklarını göstermelidirler.
İşçilerimizin mağdur olduklarını görmeli, memurlarımızın sıkıntı çektiklerini
görmeli, esnafımızın sıkıntı çektiklerini görmeli, kepenklerin kapalı olduğunu
görmeli. Buradan sesleniyorum; lütfen, bu olaylara duyarlı olsunlar.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyor, hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Tarım ve Köyişleri Bakanımız Sayın Sami Güçlü,
gündemdışı konuşmayla ilgili açıklamada bulunacaklar.
Buyurun Sayın Bakan.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan,
saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
İzmir Milletvekilimiz Sayın Vezir Akdemir'in gündemdışı
konuşmasına kısaca cevap vermek istiyorum.
Dün, Köy Hizmetleriyle ilgili kanun tasarısı görüşülürken,
tarımla ilgili birçok konuyu konuştuk. Bugün, gündemdışı konuşmada Sayın Vezir
Akdemir bazı temel konuları dile getirdi. Ben de -çok uzun sürmeyecek- ana başlıklar halinde, bazı hususları
söylemek istiyorum.
Tarım, dünyada, bütün ülkeler için önemli bir sektör,
gelişmekte olan ülkeler için çok daha önemli; ülkemiz için, nüfus büyüklüğü,
coğrafî özellikleri, stratejik konumu itibariyle vazgeçilmez bir sektör.
Özellikle, nüfusumuzun çok önemli bir kısmının kırsal kesimde yaşıyor olması,
kendi başına bu sektörün önemini ortaya koymaya yeter.
Bu dönem içerisinde, iktidar dönemimiz içerisinde, tarım
sektörüne yönelik konularda, bir gayret ve arayışın sahibiyiz. Bunu herkese
söyleyebiliriz. Yaptıklarımızla ilgili -çok uzun izahlar değil; ama- yaklaşık
olarak bazı hususları söylemek istiyorum.
Evvela, çiftçilerimizi tekrar üretime döndürmeye yönelik
birkısım tedbirler, özellikle borç yapılandırması, birkısım tarımsal girdi
destekleri, hayvancılık sektörünü canlandırmak için yapılan ek harcamalar;
özellikle sosyal yardımlaşma bünyesinde, sırf ihtiyaçları karşılamaya yönelik
bir kaynağın, üretime yönelik olarak kullanılması; KDV indirimi, süne
mücadelesi, tohumluk...
Bu iki konuya biraz dikkat çekmek istiyorum. Tarım tarihiyle
ilgili bir değerlendirme yapıldığında, 2004 yılına, şu iki konu düşülecek: Süne
mücadelesinde başarılı olunmuştur ve 2004 yılında, Türkiye'de, tohumculuk
alanında, tahıl tohumculuğunda rekor bir kullanım seviyesine ulaşılmıştır.
Bunları çok sade söylüyorum; ama, bunlar, gerçekten, bu sektör için hayatî
önemde konulardır. Türkiye'de, tarımla uğraşanların yüzde 40'ını ilgilendiren
alanda, doğrudan gelir desteğinden daha önemli katkıdır bu ve süreklidir.
Dolayısıyla, bu konunun fark edilmesini, dikkatlerinizin bu
noktaya çekilmesini özellikle arz ediyorum.
Onun dışında, üç dört yıl aradan sonra tarımsal kredilerin
bir sistem içerisinde başlaması sağlanmıştır. Sınırlıdır, miktarı azdır; ama,
bir sistem kurulmuştur. Dolayısıyla, büyütme imkânı doğmuştur. 2005 yılında çok
daha büyüyeceğini, bütçe konuşması sırasında Sayın Başbakanımız iletti.
Tarım gönüllüleri projesi hayattadır. 1 000'in üzerinde
insanımız şu anda çalışmaktadır. Gıda Kanunu, Üretici Birlikleri Kanunu...
Bunun dışında, Meclisimizde olan kanunlarımız var. Dün, saygıdeğer
milletvekillerimiz toprak konusunu dile getirdiler. Ben, bugün, size bu konuda
da bir müjde vermek istiyorum; Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu Tasarısı
imzaya açıldı. Bugünkü tarih itibariyle ilk imzayı da attım. Hükümet tasarısı
olarak... Dolayısıyla, bu, çok önemli kanun gündemimize gelecek; çok
sevindirici bir haber. Özellikle, sektörü yakından takip eden arkadaşlarımız
için söylüyorum.
Avrupa Birliğiyle uyum konusu... Önümüzdeki on yıl tarımı
çok konuşacağız. Çok köklü tedbirler alacağız. Bu sektörü, bütün alanları
itibariyle, bitkisel üretim, hayvancılık ve su ürünleri alanlarında, Avrupa
Birliğine üye olduğumuz gün, sürdürülebilir bir hale getirme konusunda bir
büyük mücadele bizi bekliyor. Her zaman dilimini çok iyi değerlendirmek
durumundayız. Bakanlığımız buna uygun bir yapılanma ve hazırlık içerisinde.
Bununla ilgili açıklamaları önümüzdeki zaman içerisinde söyleme imkânı olacak.
Ben, burada, sorunları dile getiren Sayın Vezir Akdemir'in
gündeme getirdiği hususlarla ilgili birkaç cümle söylemek istiyorum. Partimizin
bu iki yıllık uygulama süresi içerisinde tarım sektörümüzle ilgili çok olumsuz
ifadeler kullandı. Arkadaşlarım, Türkiye'de 2001 krizinde bile ne sanayi
sektörü öldü ne tarım sektörü öldü. Şimdi, gerileme başka, zayıflama başka,
hastalanmak başka; ama, ölmek çok başka bir şey.
VEZİR AKDEMİR (İzmir) - Satacak bir şey kalmadı Sayın
Bakanım; traktör kalmadı.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Efendim,
şimdi, tanımlamalarımızı doğru yapmalıyız. Hastalanabiliriz, bünyeler hastalığa
açık; ama "öldü" demek için birkısım başka unsurlar lazım. Türkiye'de
tarım sektörünü, bugün, öldü diye tanımlarsak, o zaman, birçok olayı izah
edemeyiz. O zaman, izah edemeyeceğimiz cümleleri söylemek çok ağır oluyor.
Şimdi, tarım sektörüyle ilgili olarak... Kurban bayramı
geliyor. Hayvancılık sektöründe, şu anda karkas et kaça satılıyor biliyor
musunuz? Bugün, bu sektörde bulunan insanları çok memnun eden bir fiyatla
başladı; inşallah, devam edecek. Yani, dolayısıyla, bu sektörü canlandırma
konusunda, kaçakçılık konusunda gösterdiğimiz gayretler karşımıza çıkacak.
"Türkiye, IMF politikalarına teslim oldu, tarımı
öldürüyor" diyorsunuz. Arkadaşlarım, lütfen -Cumhuriyet Halk Partisine
mensup arkadaşlara söylüyorum- IMF politikaları, tarım sektörü ve başka
sektörlerle ilgili ifadeleri kullanırken biraz dikkatli davranalım; yani,
camdan evi olanın komşunun bahçesine taş atmaması gerekir. IMF politikalarıyla
ilgili konuda, biz, baştan beri hep eleştiriyoruz, siz de eleştiriyorsunuz
bugün; ama, lütfen, bu konuda biraz daha dikkatli davranalım. O konuda, bunun
takipçisi, bunun emireri gibi bir üslupla bize ithamda bulunursanız, biz de
buna cevap vermek zorunda kalacağız.
Onun dışında, Türkiye'de tarımsal ürünlerin ithalatının
büyüklüğünden bahsediyorsunuz. Bir yıl hariç, Türkiye'de tarım ürünlerinin
ithalatı ihracatından fazla olmadı. Şimdi, Türkiye'de millî gelir bu noktaya geldi,
fert başına düşen millî gelir 4 000 dolara yükseldi. Tarım ürünleri
ihracatındaki artış sınırlı; ama, arkadaşlarım, bu ülkede dışa açılırken,
sanayi serbest rekabete açılırken, dünyada tarım ürünlerinin ticareti
serbestleşirken ve Türkiye'ye 17 000 000 turist gelirken, biz, tarım
ürünlerinin ithalatı konusunda engelleri çok artırabilir miyiz; 1980
öncesindeki politikaları gerçekleştirebilir miyiz; böyle bir imkân var mı? Ama,
buna rağmen, Türkiye, net tarım ürünleri ihracatçısıdır.
2003 yılına göre 2004 yılında meydana gelen birkaç gelişmeyi
söyleyeyim. Türkiye'de mısır üretimi hızla artıyor. Mısır ithalatı yüzde 50
azaldı; 1 800 000 tondan 900 000 tona... Dün, burada bir kararname, bir yazıya
olur verdim. O anda söyleyecektim; fakat, imkân olmadı. Toprak Mahsulleri Ofisi
100 000 ton makarnalık, 100 000 ton ekmeklik buğday ihracatı için Bakanlıktan
olur aldı. Türkiye'nin bir sene önceki buğday ithalatı 1 800 000 ton yine. Bu sene, biz, buğday ihraç
ediyoruz. Bunlar sevindirici şeyler; ama, olumsuzluk yok mu; Türk tarımında
2004 yılında olumsuzluk çok arkadaşlar. Kabul ediyorum; olumsuzluk çok; ama,
tarım sektöründe çok kontrollü bir üretim yapma imkânı yok. Kuraklık, sel ve
diğer afetler kaç ilimizde olumsuzluklara yol açtı; bunu sayıyorum. Onun
dışında, pamukta meydana gelen olumsuzluklar, pamuk primleri, sulamasuyu enerji
bedellerinde meydana gelen olumsuzluk, tarımsal girdilerdeki fiyat artışı, buğday
fiyatlarının -Toprak Mahsulleri Ofisi geçen yılın 3 katı buğday almasına
rağmen- arzu ettiğimiz noktada tutulamaması; bunlar olumsuzluklar.
Kıymetli arkadaşlarım, şu anda Plan ve Bütçe Komisyonunda
tarımsal sulamadan doğan elektrik enerjisi bedelleri konusunda bir çalışma
yapılıyor. Yani, arayışımız sürüyor. Pamuk primleri konusunda üreticimizi
memnun edecek bir nokta ve bir kaynak arayışını büyük ölçüde tamamladık. 18
Ocakta, Sayın Başbakanımızın, bu hususta çiftçilere yönelik aldığımız
tedbirleri açıklamasını bekliyoruz ve dolayısıyla, pamuk primleri konusunda çok
olumlu bir gelişme olacak. Tarımsal girdilerden özellikle gübre ve mazot
konusunda iyileştirme arayışımız sürüyor.
Hayvancılık sektörü konusunda hepinizi çok memnun edecek bir
gelişmeden bahsetmek istiyorum. Bu sektörü, kesinlikle canlandıracağız,
-kararlıyız- bir fevkaladelik olmadığı takdirde. Bunun için, çok kapsamlı bir
projeyi hayata geçiyoruz; ama, esas, kaynak konusunu söylerseniz... Kaynak
konusunda, 2004 yılında ayırdığımız bütçe kaynağının 3 misli bir kaynak
ayırıyoruz. Bunlar, Türkiye'de hayvancılık sektörünün gelişmesi açısından çok
önemli bir gelişme olacak; ama, 2004 yılında tarımda biz sorunlar yaşadık. Sorunları
yaşamak, tarım sektörü öldü demek değil Sayın Akdemir.
Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.
Başbakanlığın, Anayasanın 82 nci maddesine göre verilmiş bir
tezkeresi vardır; okutup oylarınıza sunacağım.
B) TEZKERELER VE
ÖNERGELER
1. - Ulaştırma Bakanı
Binali Yıldırım’ın Sudan’a yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine
ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/738)
11.1.2005
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın, Hartum'da düzenlenen
Türkiye-Sudan Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) 9 uncu Dönem toplantısına katılmak
üzere bir heyetle birlikte 13-17 Aralık 2004 tarihlerinde Sudan'a yaptığı resmî
ziyarete, ekli listede adları yazılı milletvekillerinin de iştirak etmesi uygun
görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti ilişikte
gönderilmiştir.
Anayasanın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.
Recep Tayyip Erdoğan
Başbakan
Liste
Fehmi Hüsrev Kutlu (Adıyaman)
Osman Özcan (Antalya)
Mustafa Ilıcalı (Erzurum)
Mustafa Ataş (İstanbul)
BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Çocukları sokağa düşüren nedenlerle sokak çocuklarının
sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla
kurulan (10/111,160,180) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının,
Komisyonun görev süresinin uzatılmasına dair bir tezkeresi vardır; okutuyorum:
2. - (10/111, 160, 180)
esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının süre uzatımına ilişkin
tezkeresi (3/739)
Tarih: 11.1.2005
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Çocukları sokağa düşüren nedenlerle sokak çocuklarının
sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla
Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince (10/111,160,180)
esas numaralı bir Meclis Araştırması Komisyonu kurulmuştur.
26.10.2004 tarihinde göreve başlayan Komisyonumuz, Anayasa
ve İçtüzük gereği kendisine verilen üç aylık süre içerisinde çalışmalarını
tamamlayamadığından, 26 Ocak 2005 tarihinden itibaren bir aylık eksüre
istenmesine karar vermiştir.
Gereğini bilgilerinize arz ederim.
Öner Ergenç
Komisyon Başkanı
Siirt
BAŞKAN - İçtüzüğün 105 inci maddesinin
ikinci fıkrasında yer alan "araştırmasını üç ay içinde bitiremeyen
komisyona bir aylık kesin süre verilir" hükmü gereğince, Komisyona bir
aylık eksüre verilmiştir.
Alınan karar gereğince, sözlü soruları
görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan
Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.
III. -
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER
1.-
Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin; Gelibolu
Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun
Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile
Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
BAŞKAN - Çanakkale Milletvekilleri Mehmet
Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa
Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin geri alınan maddeleriyle
ilgili komisyon raporu henüz geri gelmediğinden teklifin görüşmelerini
erteliyoruz.
Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu
Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî
Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları raporlarının görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
2.- Tarım
Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri ile
Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları
Raporları (1/821) (S. Sayısı: 701)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.
Hükümet?.. Yok.
Ertelenmiştir.
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması ve Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğünün Kaldırılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri
ile Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden
devam ediyoruz.
3.- Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılması ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Kaldırılması Hakkında Kanun
Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/915) (S. Sayısı: 726) (x)
BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.
Hükümet?.. Burada.
Divan Kâtibi arkadaşların, oturduğu yerden
metinleri okumasını oylarınıza sunuyorum.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Karar
yetersayısının aranılmasını istiyoruz.
BAŞKAN - Karar yetersayısını arayacağım.
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar
yetersayısı yoktur.
Birleşime 10 dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati : 15.42
İKİNCİ OTURUM
Açılma
Saati:15.58
BAŞKAN:
Başkanvekili Ali DİNÇER
KÂTİP
ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKCİ (Konya)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 50 nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
726 sıra sayılı kanun tasarısının
görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
III. -
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
3. - Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılması ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Kaldırılması Hakkında Kanun
Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/915) (S. Sayısı: 726) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.
Kâtip Üyenin metinleri oturduğu yerden
okuması hususu için yapılan oylamada karar yetersayısı bulunamamıştı.
Şimdi, aynı hususu yeniden oylarınıza
sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım.
Kâtip Üyenin metinleri oturduğu yerden
okuması hususunu kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yetersayısı vardır,
Kâtip Üyenin metinleri oturduğu yerden okuması hususu kabul edilmiştir.
5 inci maddeyi okutuyorum:
MADDE 5.- 3202 sayılı Kanunun 3, 4, 5, 6,
7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27,
28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 42, 43, 44, 45 ve 47 nci
maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına Kastamonu Milletvekili Sayın Mehmet Yıldırım söz
istemiştir.
Gruplar adına başka söz isteği olmadığı
için ve Sayın Mehmet Yıldırım aynı zamanda şahsı adına da söz isteğinde
bulunduğundan, konuşma süresini birleştirerek uzatıyoruz.
Sayın Yıldırım, süreniz 15 dakika.
Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA MEHMET YILDIRIM
(Kastamonu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüyorum ki, karar
yetersayısı isteyerek, milletvekilleri içeri gelsin, konuşan hatiplerin
tasarıya neden destek verdikleri veya muhalefet ettikleri anlaşılsın dedik;
bakıyorum, yine milletvekillerimiz teneffüse çıkıyor.
Değerli arkadaşlar, bakın, biz, Türkiye
için çok önemli olan bir kanun tasarısını görüşüyoruz. Belki, seçim zamanında
da programınızda söylediniz, Köy Hizmetlerini kapatacağız dediniz, doğrudur;
halktan da böyle oy aldığınızı zannediyorsunuz, doğrudur.
Değerli arkadaşlar, bir şeyi tespit etmek
istiyorum. Başbakanın heybesinde buraya gelen değerli milletvekili arkadaşlarım
şunu iyi bilsinler ki, Başbakanın heybesi delindi. Hepiniz, hepimiz, heybede
gelenler, bu torbadan düşecekler ve bir daha Meclisi göremeyeceğiz. Eğer halkın
istemlerini, halkın taleplerini, vatandaşın istediği noktada Türkiye Büyük
Millet Meclisinin kürsüsüne çıkarırsak, yüreği buraya taşırsak, doğru bir iş
yaparız.
Bakın, dün, Sayın Bakana, Köy
Hizmetleriyle ilgili bir soru sordum, bir teknik adam olarak sordum; Köy
Hizmetleri verimsiz mi dedim; Sayın Bakan, iki yıldır yönettiği Köy Hizmetleri
Genel Müdürlüğünün verimsiz olduğunu, kamunun hantal olduğunu ifade etti.
Değerli arkadaşlar, şimdi, hepimize
soruyorum, Türkiye Büyük Millet Meclisi verimli midir? Sayın Bakan, kamu
görevlilerini, çalışan işçilerimizi, dozer operatörlerini, yükleyici
operatörlerini, orada çalışan mühendisleri, teknik elemanları, memurları
verimsiz olarak nitelendirirken, acaba, Sayın Bakan o Bakanlıkta verimli midir?
Eğer, Türkiye Büyük Millet Meclisinde çıkarmış olduğumuz kanunların yüzde 25'i
Cumhurbaşkanlığından geri dönüyorsa, Cumhurbaşkanına ikinci defa gidip
onaylandıktan sonra muhalefet tarafından Anayasa Mahkemesine götürülüyorsa,
Türkiye Büyük Millet Meclisi de yüzde 75 verimlilikle çalışıyor demektir. Bu
işi düzeltmenin yolu, Türkiye'yi masaya yatırmak, Türkiye'nin gerçeklerini
masaya yatırmak, yapılması gerekenleri hep birlikte yapmaktır.
Bakın, Türkiye büyük bir fırsat verdi, biz
burada konuşuyoruz; Adalet ve Kalkınma Partisinin sıralarında sohbet ediyor
arkadaşlar! Eğer sıkılıyorsanız, dışarıda sohbet edin, kahve için, çay için.
Türkiye sizi seyrediyor, bizi seyrediyor, ne konuşuyor diye izliyor;
zannetmeyin ki izlemiyorlar. Bakın, biz konuşurken vatandaşlar izliyor, bizi
dikkate alıyor "ne yapıyorsunuz siz" diyor. Televizyon, demokrasinin
gelişmesi için en iyi araçtır. Hepimizi izliyorlar "bak, filan yerde
oturuyordun, parmağını indirip kaldırıyordun" diyorlar.
Bakın, dün, bir teşvik yasasını gündeme
getirdik, kanayan bir yaraydı. Bir yıl önce, bu yasaya karşı mücadele verdik,
şanlı direniş dedik. Kastamonu Gazetesinde, bugün "Yıldırım, pişmiş aşa su
katıyordu" deniliyor. Değerli arkadaşlar, Mehmet Yıldırım ve arkadaşları,
Cumhuriyet Halk Partisi, pişmiş aşa su katmıyor; pişmeyen, kaynamayan suya ateş
yakıyor. Bizim amacımız, ateş yakmaktır, işi doğru dürüst yapmaktır. Kastamonu
teşvikten yararlanırken, Karabük fakir kalsın, yoksul kalsın, Samsun yoksul
kalsın; bu, benim inancıma da, insanlığıma da, sosyaldemokrat görüşüme de
sığmaz. Adaleti yakalamamız gerektiğini, işimizi doğru yapmamız gerektiğini
savunuyoruz; ama, değerli milletvekilleri, sanki, parmaklarınızda değirmentaşı
var, kendi illerinizin sorunu varken, yukarıdan işaret gelmezse, parmaklar
aşağıda! Bu halk, adama bunun hesabını sorar, Köy Hizmetlerinde de hesabı
sorar.
Değerli arkadaşlar, gerçekten, Kastamonu
Köy Hizmetleri Bölge Müdürlüğü mühendisleriyle, teknik elemanlarıyla,
çalışanlarıyla verimsiz mi; Köy Hizmetleri Genel müdürlüğü 60 000 çalışanıyla
verimsiz mi; kanun tasarısında böyle bir kuruma hakaret edilebilir mi diye etüt
ettim, araştırma yaptım. Köy Hizmetleri Genel Müdürünü siz atadınız, daire
başkanlarını siz atadınız, Kastamonu Bölge Müdürünü siz atadınız, İl Müdürünü
siz atadınız, hepsi de çalışkan çocuklar, hiçbir diyeceğimiz yoktur; ama, bakın
ne yapmışlar. Size çok çarpıcı bir tablodan örnek vermek istiyorum: 2003'te,
köylü-devlet işbirliğiyle yapılan işlerin ihale keşif tutarı 7 135 257 000 000;
2004'te, 10 123 046 000 000; toplamı, 17 258 303 000 000 lira. Devlet katkısı,
2003'te 1 644 085 000 000 lira, 2004'te 2 252 122 000 000 lira. Köyümün
kanalizasyonu, yolu yapılsın diye Kastamonu halkının, köylüsünün verdiği katkı
2003'te 1 006 855 000 000 lira, 2004'te 1 663 476 000 000 lira, toplam 2 720
351 000 000 lira. Hazinenin kârı 10 641 765 000 000 lira. Bu mu verimsiz
dediğiniz kurum?! Bu mu verimsiz dediğiniz işçiler?! Bu mu verimsiz dediğiniz
mühendisler?! Neresi verimsiz bunun, rakam konuşuyor burada!
Değerli arkadaşlar, o insanları
verimsizlikle suçlamayalım. Hantal... Hantal biziz, biz!.. Hantal olan biziz!
Biz ne istiyorsak, bürokrasi ona göre şekilleniyor. Bürokraside müdürleri
atayan biziz, yani hükümet, iktidar; şikâyet eden de biziz. Ne yapacağız,
bürokrasiyi ortadan mı kaldıracağız?!
Şimdi, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünü
lağvediyoruz, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğündeki Makine İkmal Dairesi
Başkanını veya oradaki makine mühendislerini Tarım Bakanlığına ve Bayındırlık
Bakanlığına gönderiyoruz, 19 da müşavir kadrosu veriyoruz. Genel Müdürü, genel
müdür yardımcılarını, daire başkanlarını, verimli, tecrübeye sahip insanları
müşavir yapıyoruz. Türkiye'de müşavirliğin hangi anlamda kullanıldığı açık;
kızağa çekiyoruz. Türkiye bu kadar zengin mi değerli arkadaşlar?! Biz, bu genç
mühendis arkadaşlarımızı, daire başkanlarını, hatta, sizin atadığınız
arkadaşlarımızı müşavir yaparak bankamatik memuru yapmaya hakkımız var mı?!
Şimdi "bölge müdürleri il özel idarede müşavir kadrosunda
görevlendirilsin" diye bir teklif de peşinden geliyor.
Arkadaşlar, doğru iş yapmadık, doğru iş
yapmıyoruz. Köy Hizmetlerinde bir sorun olduğu açıktır. Başlangıç noktasından
beri Köy Hizmetlerinin sorunu sorundur; çünkü, Köy Hizmetlerinde iki baş
vardır; birisi Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve Bakanlık, birisi de
vilayettir. Vali bu işin içindedir, encümenle içindedir. Neden; Köy Hizmetleri
il müdürlüğü valilerin denetimindedir, Köy Hizmetleri il müdürünün sicil amiri
validir, ikinci sicil amiri de genel müdürdür. Böyle bir yapının devam
etmesi... Elbette ki, devam edemezdi. Haklılık tarafları vardır. Kırsal alanlarda
aksaklıklar olmuştur. Siyaset burayı tam bir şekilde laçkalaştırmıştır, siyaset
burayı perişan etmiştir; dün, bugün, başkası, kim olursa olsun... Siz de, şu
anda, hantal ve verimsiz olduğunu iddia ettiğimiz bu yapıyı il özel idarelerine
aktarıyorsunuz. Bu yapıyı il özel idarelerine aktardığımız zaman vilayetin
sorunları çözülecek mi?.. Keşke sihirli bir değnek olsa da, çözülse; ama, bizim
yükümüz biraz hafifleyecek, milletvekillerinin yükü biraz hafifleyecek. Bir
köyün yolu, okulu veyahut da kanalizasyon problemi, içmesuyu problemi geldiği
zaman ne yapalım, biz burayı özel idarelere verdik, özel idare imkânlarıyla,
kaynaklarıyla bu iş devam etsin diyeceğiz.
Değerli arkadaşlar, iller arasında o
imkânlar, dengeler bir mi? Özel idare nüfusa göre pay alacak; adaletli mi,
haklı mı?.. İstanbul Özel İdaresi, Kocaeli Özel İdaresi, İzmir Özel İdaresi ile
sosyoekonomik bakımdan geri kalmış illerin, örneğin Kastamonu'nun bir mi?..
HİKMET ÖZDEMİR (Çankırı) - Çankırı'yı da
kat Çankırı'yı.
MEHMET YILDIRIM (Devamla) - Örneğin,
Çankırı'nın bir mi?.. Sosyoekonomik bakımdan geri kalmış, sıfırlarda, -1'lerde
can çekişen Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin sorunu bir mi?.. Arazi
yapısı, coğrafî yapısı... Karadenizde yol yapmak ile Konya'da yol yapmak eşit
mi, aynı maliyet mi?.. Nüfusa göre mi para vereceğiz?.. Ne yapacak valiler;
yapacak bir iş yok. Kaynağın ona göre planlanması lazım; yani, nüfusa göre
değil -nüfus bir kriterdir- köy sayısı, yerleşim birimi, artı, sosyoekonomik
gelişmişlik endeksine göre bir katsayının da peşinden gelmesi lazım. Eğer,
bunu...
YAHYA BAŞ (İstanbul) - Gelecek.
MEHMET YILDIRIM (Devamla) - Rüyanızda...
İnşallah rüya görürsünüz, öyle bir şey yaparsınız. Burada yok; burayı
konuşuyorum.
YAHYA BAŞ (İstanbul) - Yavaş yavaş
gelecek.
MEHMET YILDIRIM (Devamla) - Ben, falcı
değilim, geleceği göremiyorum, şimdiyi görüyorum, düşüncemi söylüyorum. Ben,
falcı değilim, geleceği göremiyorum.
Geçen yıl teşvikte de öyle söyledik; Sayın
Başbakanın...
YAHYA BAŞ (İstanbul) - Geldi ama...
MEHMET YILDIRIM (Devamla) - Daha gelmedi,
suyu ısıttık, su ısınıyor; ama, bir sürü sıkıntıları var. Hep beraber olacak.
Diyeceksin ki, Kastamonu rahatladı; Mehmet Yıldırım, sen de bunu istiyordun, ne
istiyorsun başka? Komşum aç yatarken ben tok yatamam! Öyle yok bu iş, öyle yok!
(AK Parti sıralarından alkışlar)
YAHYA BAŞ (İstanbul) - Helal olsun, bravo!
MEHMET YILDIRIM (Devamla) - Eşitlik,
adalet istiyoruz, sosyal demokrasi istiyoruz Türkiye'de, sosyal adalet
istiyoruz. Hani -partinizin adı Adalet- adalet nerede; Başbakanın rüyasında.
Doğru mu? Heybe delindi, heybe delindi, aklınızı başınıza alın.
Aklımızı başımıza alalım, heybe delindi.
Genel başkanların sırtındaki heybenin taşıyacak gücü yok. Değirmen taşlarını
oraya koymaya gerek yok. Hepimiz işimizi doğru yapalım, işimizi doğru
anlatalım.
Değerli arkadaşlar, bakın...
YAHYA BAŞ (İstanbul) - Bizim heybe sağlam
da, sizinki delindi!
MEHMET YILDIRIM (Devamla) - Delindi,
farkında değilsin Sayın Vekil! Sorar, görürüz.
Bizimki de delindi, merak etmeyin, bizde
de var o iş. Merak etmeyin, bizim de heybede gelenlerin sıkıntısını görüyorum
ben. O heybedeki taşlar düşecek, merak etmeyin; düşmezse sıkıntı var.
Değerli arkadaşlar...
FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Çözüm ne
Mehmet Ağabey?
MEHMET YILDIRIM (Devamla) - Çözüm; üretim,
yatırım, heybede yük olmamak. Genel başkanlar bize görevini yaptı, hepimizi
buraya taşıdı. Heybeden düşmek, onları omuzlamak; başka var mı çare? Olay bu,
başka çözüm yok; heybeden düşeceksin Sayın Vekil!..
Değerli arkadaşlar, bakın, Kastamonu'dan
çarpıcı bir örnek daha vermek istiyorum. Eğer, bu katsayı endeksine göre
yatırımların ve il özel idarelerinin payını artırmazsak, böyle bir adaleti
ortaya koymazsak... Bakın, Kastamonu'da 2 026 kilometre çamur yol var; çamur,
çamur!.. Şu anda, Köy Hizmetleri işçisi Küre Dağlarında, Ilgaz Dağlarında ve
Kastamonu'nun, Taşköprü'nün Elek Dağlarında kar mücadelesi yapıyor;
greyderlerle yol açıyor, rotatiflerle yol açıyor. Bunlara verimsiz demek
Allah'tan korkmamaktır.
YAHYA BAŞ (İstanbul)- Daha verimli olacak!..
MEHMET YILDIRIM (Devamla)- Daha verimli
olmanın yolunu anlatıyoruz; işte, kıstaslar ve daha verimli olmak... Eğer,
valiliklere devrettik, özel idare kendi kaynaklarıyla bu işi çözsün, ne yapayım
ben dersek, bu iş olmaz. Onu anlatmaya, ona dikkatlerinizi çekmeye, onu
söylemeye çalışıyorum. Doğan Topaloğlu da orada dinliyor, eski valimiz ve
kendisi de çok iyi bilir beni.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN- Sayın Yıldırım, toparlayalım
lütfen; süreniz doldu.
MEHMET YILDIRIM (Devamla)- Bitiriyorum
efendim.
Bakın, değerli arkadaşlar, Kastamonu için,
asfalt yapımı için 62 yıla gerek var stabilize kaplamayı gerçekleştirmek için
13 yıla ihtiyaç var, onarımları gerçekleştirmek için 69 yıla ihtiyacımız var.
YAHYA BAŞ (İstanbul)- Ne zaman yapılmış bu
hesap?
MEHMET YILDIRIM (Devamla)- Aynı para, aynı
kaynak, aynı bütçeyle, aynı şekille...
Bakın, susuz köy sayısı 417, suyu yetersiz
olan köy sayısı 222, kanalizasyon sayısı, bütün yerleşimlerle 1 920.
Arkadaşlar, lağımlar sokağa akıyor; hani
çevre!.. Bunun için kaynak söylüyoruz ve bunun için de, kaynak için de bazın
nüfus olmaması gerektiğini ifade ediyoruz.
Sevgili Başkan, değerli arkadaşlarım;
müsamahanızı fazla istismar etmeden... Doğru iş yapalım, çalışanlara verimsiz
demeyelim. Verimsizliğin adresi onlar değil, siyasî iktidarlardır; çalışanlar
değildir, sendikalar değildir. At binenin, kılıç kuşananındır. At, biniciye
göre kişner.
Bakın, Kastamonu'da 10 trilyon kâr
ettirdiğini söyledik. Daha önce de, Sosyal Dayanışma Fonunda Kastamonu'yu örnek
olarak göstermiştik. Teşvikte de hakkımızı alacağız, üniversitede de hakkımızı
alacağız; bu kürsü, Kastamonu yüreğinin kürsüsü!
Bayramınız kutlu olsun. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Şahsı adına, Amasya Milletvekili
Sayın Hamza Albayrak; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
HAMZA ALBAYRAK (Amasya) - Sayın Başkan,
değerli arkadaşlar; görüşülmekte olan 3202 sayılı Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda değişiklik yapan ve Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğünü kaldıran 726 sıra sayılı yasa tasarısının 5 inci
maddesiyle ilgili olarak şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi ve
bizleri izleyen Aziz Türk Milletini en içten duygularla selamlıyor, saygılar
sunuyorum.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü, kurulduğu günden günümüze kadar, tüm
çalışanlarıyla, yani 53 600 personeliyle -ki, bunların 45 000'i işçi
kardeşlerimizdir- gerçekten, çok özverili çalışmış, çok değerli hizmetlerde
bulunmuştur; ben, kendilerine, bu katkılarından dolayı öncelikle, içtenlikle
teşekkür ediyorum.
Ancak, hantal merkezî idareden dem vurup
hantal bürokrasiyi her zaman eleştirenlerin, hatta, geçmişte, yerel yönetimi
önemsedikleri için yerel yönetimler bakanlığı kuranların, bugün, merkeziyetçi
kesilmelerini de anlamakta zorlanıyorum.
Değerli arkadaşlar, seçimler, demokrasinin
vazgeçilmez unsurudur. Sandıkların kararına herkesin saygı duyması gerekir ve
dünyada temyizi kabil olmayan kararların en başında geleni de sandığın
kararıdır. Sandık kararını verirse, güzel hizmetler, bu karar doğrultusunda
kendisini göstermeye başlar. 28 Martta yerel yönetimler seçimleri yapılmış ve
aziz Türk Milleti sandıkta kararını izhar ederek, il genel meclisi üyeleri,
belediye meclisi üyeleri ve belediye başkanlarını seçmiştir.
İşte, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü,
geçmişte, Yol, Su ve Elektrik, Toprak Su ve Toprak-İskân Genel Müdürlüklerinin
birleşmesiyle oluşmuştur. Bugün de, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün
hizmetleri, İstanbul ve İzmit Büyükşehir Belediyelerine ve diğer şehirlerde de
il özel idarelerine, bunların iskânla ilgili olan görevleri Bayındırlık ve
İskân Bakanlığına verilmiş, hatta, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesindeki
enstitüler de Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde kalmak üzere, bir görev
dağılımı yapılmıştır.
Söz aldığım bu 5 inci madde, 3202 sayılı
Yasadaki 3 ile 47 nci madde arasında yer alan 41 tane maddeyi ortadan
kaldırarak, bu maddelerle ilgili görevleri, biraz önce de altını çizmeye
çalıştığım gibi, büyükşehir belediyeleri, il özel idareleri, Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı ve Bayındırlık ve İskân Bakanlığına tevdi etmiş, dağıtmıştır.
Altını çizerek belirtmek istiyorum ki, Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğümüzde yapılan işlem, tabela değişikliğinden başka
hiçbir şey değildir. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğümüz çalışanları, başta işçi
kardeşlerimiz olmak üzere, hiçbir hak mağduriyetine asla muhatap
olmayacaklardır.
Benden önceki konuşmacı Sayın Yıldırım,
Yüce Meclisin çalışmalarını başarısızlıkla nitelendirdi. Geçtiğimiz 2003 ve
2004 yasama yıllarını başarıyla geçirdik; yani Birinci ve İkinci Yasama
Yıllarını başarıyla geçirdik, Üçüncü Yasama Yılının içerisindeyiz. Gerçekten,
şu çatı, şanına uygun bir çalışmayı, başarıyı, performansı sergilemiştir; bu
da, kayıtlara intikal etmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu çalışmaları,
Avrupa'da da, dış dünyada da takdirle karşılanmıştır.
Yine, Sayın Yıldırım, adaletten
bahsettiler ve "nerede AK Parti ve adalet" dediler. Değerli
arkadaşlar, adalet, hakkı, hak sahibine vermektir, adalet, alınterinin
karşılığını vermektir. Alınterinin karşılığının az verilmesi de, çok verilmesi
de adaletsizliktir; ki, bunu da hiç kimsenin tasvip etmesi mümkün değildir.
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün,
devredilen, elindeki yaşlanmış makine parkı ve atıl kalmamak kaydı şartıyla
mevcut personeli, inşallah, daha verimli hizmetlere imza atacak. Vatandaş,
kendi yöresinde seçmiş olduğu il genel meclisi üyeleri aracılığıyla, köyüne
yol, içmesuyu, kırsal kesime sulamasuyu gibi hizmetleri, yerinden yönetimle, çok
yakın takipte tutarak, bunları daha iyi mesafelere taşıyacaklardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Albayrak, lütfen, toparlar
mısınız.
HAMZA ALBAYRAK (Devamla) - Toparlıyorum
Sayın Başkan.
Kendisine hizmet götürmeyen il genel
meclis üyelerini, o yörenin insanları, kesinlikle, takip eden seçimde, onlara
gerekli hakkını verip, seçmeyeceklerdir.
Değerli arkadaşlar, milletvekili olarak,
bizim görevimiz, yasama ve denetim görevidir. İcrayla ilgili milletvekilinin
görevi yoktur; ama, gel gör ki, hepimiz, seçim bölgelerimize gittiğimizde
"falanca köye şu yolu yaptırdık, filanca köyün şu çeşmesini
yaptırdık" diye icradan kendimize bir nema çıkarıyoruz. Bunu, Batı
garipsiyor. Milletvekilleri, yasama ve denetim görevleriyle ilgili iş ve
eylemlerinden, yerel yönetimler de, köyün yolundan, suyundan, diğer hizmetlerinden
bahsetmelidir. İl genel meclis üyelerimiz, muhatap olarak bunlarla
ilgilenmelidir ki, burada da, köye, yerinden ve yakın hizmetler bir an önce
aksamadan gitmiş olsun.
Ben, bu Köy Hizmetleri Kanunu
Tasarısında -ki, muhalefetin, Tarım,
Orman ve Köyişleri Komisyonuna iştirak edenler ile Plan ve Bütçe Komisyonuna
iştirak edenlerin vermiş olduğu karşı oy yazısında da açıkça görüleceği üzere-
yasalara, özellikle Anayasaya aykırı herhangi bir hususun bulunmadığının altını
çiziyor, hayırlı olması dileğiyle, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Şimdi, soru-cevap bölümüne
geçiyoruz. Toplam süre 10 dakikadır.
İlk soru, Sayın Bölünmez'in. Sayın
Bölünmez?..Yok.
Sayın Ahmet Işık, buyurun.
AHMET IŞIK (Konya) - Teşekkür ederim Sayın
Başkan, sağ olun.
Sayın Bakanımızdan çok kısa bir sorum
olacak.
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün,
konsolide bütçe çerçevesindeki harcamalarının yanı sıra, faaliyetlerinin önemli
bir bölümü, il özel idarelerinin talebi üzerine ve öteki kuruluşlarla yapılan
protokoller çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Bunun sonucu olarak, Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğünün gerek personeli gerekse de makineleri büyük
ölçüde atıl kalmaktadır. Bu sonucun, maliyet ve hizmette verimlilik açısından
değerlendirmesini yapabilir misiniz ?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Mustafa Gazalcı; buyurun.
MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Teşekkür
ederim Sayın Başkanım.
Sayın Bakanım, bu Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğü, Genel Müdürlükteki bütün çalışanlar, memurlar sizin Bakanlığınıza
bağlanıyor ve altta da il özel idaresine bırakılıyor. Bunlar, köy için
kurgulanmış ve köye hizmet için çalışıyorlardı; bütün yaptıkları oydu.
Şimdi, yasada, sizin Bakanlığınıza
geçtiğinde kendilerinin kişisel kaybının olmayacağı belirtiliyor. Bu insanların
yaptığı hizmet açısından, Bakanlığınızın, genel söylemin dışında bir tasarımı
var mı? Efendim "biz yerelleştiriyoruz" demenin dışında "daha
iyi hizmet vereceğiz" demenin dışında, devletin para ödediği bu insanlar,
bundan sonra da köy hizmetleri yolunda yoğunlaşabilecekler mi? Birinci sorum
bu.
Köy Hizmetlerinde yaklaşık 42 000 işçi var
ve bunların büyük çoğunluğu Yol-İş Sendikasında örgütlenmişlerdir. Türkiye'de bu
tür yerelleştirmeler, özelleştirmeler sendikasızlığı da birlikte getiriyor.
Güzel şeyler yapıyormuş gibi gösteriliyor; ama, sonunda, getirilen biçimle, bir
sendikasızlığa yol açılıyor. Bu yasa tasarısında, bu işçilerin örgütlenmelerine
ilişkin, onların geçmiş haklarına ilişkin zarar getirecek bir durum var mı,
yoksa aynen devam edecek mi?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Selami Yiğit, buyurun.
SELAMİ YİĞİT (Kars) - Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Sayın Bakanım, Adalet ve Kalkınma Partisi
İl Başkanı, Kars Köy Hizmetleri hizmet binasını, âdeta, bir ikametgâh olarak
kullanıyor ve Partinin belli faaliyetlerini de, yine, bu mekânda yerine
getiriyor.
Şimdi, siz, hizmetleri
yerelleştiriyorsunuz. Bu haliyle bile bu istismarların önüne geçemiyoruz. Bu
husustaki önlemleriniz ne olacaktır?
Yine, gerek bu tasarının gerekçesinde,
gerek sizlerin ifadelerinde ve gerekse AKP'li arkadaşların ifadelerinde
hantallaşmadan ve bürokrasiden şikâyet ediliyor. Size bir örnek vereyim:
Kars'ın Kümbetli ve Dikme köylerinin sorunları, benim bildiğim, beş yıldır
çözülemiyor. Acaba, buradaki kabahat oradaki köylülerimizin mi, yoksa
bürokrasinin mi? Yani, bürokrasi bu kadar mı sürer?
Öte yandan, Sayın Bakanım, siz, Tarım ve
Köyişleri Bakanısınız. Kırsaldaki tarımla ve hayvancılıkla uğraşan kesimlerin
temsilcisisiniz. Acaba, kalkınmaları için bu kesimlere ne zaman sıra gelecek?
Yani, AKP İktidarının ve Bakanlığınızın öncelik sırası nedir? Bizi
televizyonları başında izleyen bu kesimlerin,
sanıyorum, bunu öğrenme hakları var. Ben, henüz, onlara sıra geldiğini
göremiyorum. Bu benim düşüncem. Siz bunu nasıl açıklayacaksınız?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Süleyman Bölünmez geldi mi?
SÜLEYMAN BÖLÜNMEZ (Mardin) - Evet efendim.
BAŞKAN - Buyurun.
SÜLEYMAN BÖLÜNMEZ (Mardin) - Sayın
Başkanım, teşekkürler.
Sayın Bakanım, biz, kanunları, burada,
hızlı bir şekilde çıkarıyoruz ve iyi kanunlar çıkarıyoruz. Eksikleriyle
birlikte... Tabiri caizse, denizin ortasına atlıyoruz, denizde yüzmeyi
öğreniyoruz. Ancak, bu kanunları gerçekleştirirken, eksikliklerine,
uygulamalarına hazır olmadığımızı görüyoruz. Bu kanunla, özel idareler
-büyükşehir belediyelerine, İstanbul ve Kocaeli'ne bir diyeceğim yok; çünkü,
yaptıkları bir hizmetin devamını yapacaklar, özel idareler de sayın valilerimizin
vasıtasıyla bu işi kısmen yapıyorlardı ama- tamamen, yıllardır kökleşmiş bu
teşkilatları almaya hazır mıdırlar? Bunları alırken, hizmeti hemen ertesi gün
vermeye hazır mıdırlar? Mardin'de, yol,
sondaj konusundaki sıkıntılarımız had safhadadır. Köye dönüşlerde zorlanmalar
vardır.
Özetle, bu kanun, uygulamaya ve hemen
hizmet cevabı vermeye hazır mıdır? İktidarımıza zararları olacak mıdır uygulama
aşamasında? Bundan ben endişeliyim. Bunun cevabını sizlerden istirham ediyorum.
Teşekkürler.
BAŞKAN - Sayın Erdal Karademir, buyurun.
ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Teşekkür
ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakana sormak istiyorum: Suyun
özellikle bölgemizde stratejik bir öneme sahip olduğu dikkate alındığında,
ülkemizin su kaynaklarının, israf edilmeden, gerçekçi bir planlamayla, gelecek
kuşakların gereksinimleri dikkate alınarak kullanılması ve dağıtılması
gerekmektedir. Bu anlamda, il özel idarelerinin, gerçekçi, ülke, bölge ve yerel
gereksinimleri dikkate alarak bir planlama yapması mümkün müdür?
İl özel idarelerinin kendi sınırları
içinden çıkan su kaynaklarını ticarete ve ranta konu etmesi nasıl önlenecektir;
bu yönde alınmış tedbirleriniz var mıdır?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Bakan...
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ
(Konya) - Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; arkadaşlarımızın
yönelttiği sorular gerçekten uzun cevaplar vermeyi gerektirecek nitelikte. Ben,
bugünkü tutumumuzun da açıklanması bakımından, sadece iki soruya cevap
vereceğim. Böylece, bundan sonra sorulacak sorulara yazılı cevap vereceğimi de
açıklama durumunda kaldığımı belirtmek istiyorum.
Dün genel konuları çok konuştuk, özel
konularla ilgili, özellikle Sayın Selami Beyin ve Sayın Erdal Beyin sordukları
hususlara cevap vereceğim.
Selami Yiğit Bey, kırsal kesimde,
özellikle tarımsal kalkınma ve hayvancılıkla ilgili konularda sıranın ne zaman
geleceğini sordular.
Arkadaşlarım, ben gündemdışı konuşmaya
cevap verirken, Selami Bey herhalde burada yoktu. Eğer burada olsaydı, belki bu
konudaki düşüncelerimiz ve bu bölgelere yönelik faaliyetlerimiz hakkında bazı
ipuçlarını kendisine aktarma imkânını bulmuş olacaktım; ama, ben, kısaca şöyle
söyleyeyim: Hayvancılık sektörüyle ilgili konuda Hükümetimizin 2013 yılını
hedef alan, Türkiye'de fert başına süt tüketimi, et tüketimini bugünkünün 2
katına çıkarmayı hedefleyerek, bunun bütün alt sonuçlarını bir program
dahilinde hayata geçirmeyi hedefleyen, bunun parasal kaynağını 2005 hayvancılık
destekleri için ayıran ve bunu da muhtemelen 18 Ocakta yapacağımız bir
programda kamuoyuna açıklayarak duyuracağımız bir çalışmayı başlatıyoruz. Bu
sadece hayvancılık değil. Bazı ipuçları olarak, Türkiye çapında tarımsal
havzaların yasalaştırılması ve ilanı, başta hayvancılık olmak üzere tarımsal
desteklerin yeniden belirlenmesi, primlerle ilgili toplam destekler
içerisindeki payının 2004'e göre yüzde 100 artırılması dahil olmak üzere,
birçok değişiklik söz konusu, tarımsal girdilerle ilgili tedbirler söz konusu.
Tarım sektörüyle ilgili konu, önümüzdeki on yıl, Türkiye'nin, sürekli, çok önde
gelen bir meselesi olacaktır. Bunu, biz, şu temel hedefe varmak için yapmak
zorundayız: 2014 yılında Türkiye Avrupa Birliğine üye olduğu takdirde, tarımı,
kendi içerisinde, bitkisel üretim, hayvancılık ve su ürünleri alanlarında rekabet
gücü kazandırarak, sürdürülebilir bir seviyeye getirmek durumundayız. Aksi
halde, biz, bu ülkenin gıda güvenliğini, güvencesini yerine getirmiş olmayız.
Dolayısıyla, çok zor bir dönemi birlikte yaşayacağız. Uyarılarınız için,
önerileriniz için teşekkür ediyorum.
Sayın Erdal
Karademir'in Türkiye'nin su kaynaklarıyla ilgili dile getirdiği sorun elbette
önemli. Ben, biraz önce, gündemdışı konuşmaya cevap verirken, yine, Toprak
Kanunu ve kullanımıyla ilgili bir tasarının Bakanlar Kurulunda imzaya
açıldığını ve çok genel çerçevede, ana politikayı belirleyen bir tasarının
Meclisimizin gündemine intikal edeceğini söyledim. Aynı şey su için de geçerli;
yani, Türkiye'nin bu temel kaynaklarının, genel bir yasayla özel olarak
düzenlenmiş, bütün ülke çapında düzenlenmiş...
ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Önlemler
alınmadan, bunun bu halde yasalaşması çok tehlikeli.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ
(Konya) - Erdal Bey, ama, şu anda, Türkiye'de, bu sularımızla ilgili
kurumlarımız, kuruluşlarımız ve elbette, buna yönelik tedbirlerle beraber
yürüyen bir sistem var. Bu yürüyen sistem, sadece Köy Hizmetlerinin devriyle ne
bozulur ne de ihya olur; ama, konunun genel anlamda değerlendirilmesi açısından
böyle bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olduğunu ifade etmek istiyorum.
Efendim, ben, müsaadelerinizle ve
hoşgörünüze sığınarak, bundan sonra sorulacak sorulara yazılı cevap vereceğimi,
bu vesileyle beyan ediyorum, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Madde üzerinde görüşmeler
tamamlanmıştır.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan,
karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz.
BAŞKAN - Karar yetersayısı arayacağım
efendim.
5 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Karar yetersayısı yoktur, birleşime 10 dakika
ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 16.40
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma
Saati:16.52
BAŞKAN:
Başkanvekili Ali DİNÇER
KÂTİP
ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 50 nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.
726 sıra sayılı kanun tasarısının
görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
III. -
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
3. - Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılması ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Kaldırılması Hakkında Kanun
Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/915) (S. Sayısı: 726) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet burada.
Tasarının 5 inci maddesinin oylamasında
karar yetersayısı bulunamamıştı.
Şimdi 5 inci maddeyi tekrar oylarınıza
sunup, karar yetersayısını arayacağım: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Karar yetersayısı vardır, madde kabul edilmiştir.
6 ncı maddeyi ve bu maddeye bağlı ek madde
1'i okutuyorum:
MADDE 6.- 3202 sayılı Kanuna aşağıdaki ek
maddeler ilave edilmiştir.
EK MADDE 1.- Bu Kanunla kurulan Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü kaldırılmıştır.
BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına Bilecik Milletvekili Sayın Yaşar Tüzün söz istemiştir.
Sayın Yaşar Tüzün şahsı adına da söz
istiyor.
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz
isteyen olmadığı için, Sayın Yaşar Tüzün'ün sürelerini birleştiriyoruz; konuşma
süresi 15 dakika.
Buyurun Sayın Yaşar Tüzün. (CHP
sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) -
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz kanun
tasarısının 6 ncı maddesinin ek 1 inci maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Türkiyemizin
sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmesi ve güçlenmesi adına yapılan her hareket,
Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler tarafından desteklenmiş, ülkemizin
yarınları için atılan her güzel adım alkışlanmıştır; ama, görüyoruz ki, 59 uncu
hükümet ipin ucunu kaçırmıştır; Türk köylüsüne hizmet götüren ve çok önemli
görev üstlenen Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünü ve taşra birimlerini kapatmak
üzere Yüce Meclise, yani, bizlerin huzuruna getirmiştir.
59 uncu hükümet yetkililerine soruyoruz:
"Bu kurumu neden kapatıyorsunuz?" Aldığımız cevap, maalesef, şudur
arkadaşlar: "Merkeziyetçi yönetim zihniyetinden kurtarmak, masraflı,
verimsiz, hantal bir kuruluş olduğu için kapatıyoruz."
Değerli arkadaşlar, oysa, olay böyle
değildir. Türkiye'nin yirmibeş yıllık reformlar dönemi daha önceleri Dünya
Bankası ve IMF tarafından yönetilirken, bugün bu ikilinin yanına AB de ilave
edilmiş, güçleri katlanarak artmıştır. Bu üçlü ekibin istekleri doğrultusunda,
Türkiye'de, hükümetin tabiriyle "reformlar" yaşanmaktadır. Yapılan
değişikliklerle kapatılan kurum ve kuruluşlarda ülkenin menfaatları, içinde
bulunduğu durum, Türkiye şartları gözönüne alınmamıştır. Yukarıda bahsettiğimiz
güçlerin istekleri doğrultusunda hareket edilmektedir. Bunları önümüzdeki zaman
içerisinde çok daha fazlasıyla göreceğiz.
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve onun
taşra birimleri, sadece köylerin yollarını yapan ve bununla yetinen bir kurum
değildir. Bu kurum, ülkenin tarımsal topraklarının tarımdışı kullanımına karşı,
toprak yönetimi sorumluluğunu üstlenmiş bir kurumdur. Bu kurum, umumî suları
kontrol altına alan, köylere tahsis edilen suların yönetimini gerçekleştiren,
tarım alanlarının sulanmasını sağlayan bir kurumdur. Bu kurum, iskân
politikalarının gelişmesinde ve uygulanmasında etkili olmuş, ülkenin
yerleşimlerini içpazara açan yol ağlarını işler hale getirmiş de bir kurumdur.
Her ülke için toprak, su, yol, iskân
işleri en önemli, en kritik ulusal işlerdendir. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü
kapatılarak tüm görev ve varlıklarının il özel idarelerine devredilmesiyle
ulusal nitelikli kritik işlerde kargaşa doğacak, aksaklıklara neden olacak
önemli olaylar yaşanacaktır.
Değerli arkadaşlarım, bölgesel çatışmalar
yaratılacaktır. Birbirleriyle yarışan iller, bu yarış esnasında doğacak
dışborçlanmalar neticesinde kapısına haciz gelen belediyeler gibi hacizli il
özel idareleri yaratılacaktır. Köy Hizmetlerinin kapatılıp kapatılmaması
meselesi, çok derin düşünülmeli, çok ince hesaplar yapılarak yeniden
değerlendirilmelidir; oldubittiye asla getirilmemelidir.
726 sıra sayılı Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğünün Kaldırılması Hakkında Kanun Tasarısının 6 ncı maddesinin birinci
paragrafında, kaldırılan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde, Genel Müdür, Genel
Müdür Yardımcısı, Teftiş Kurulu Başkanı, Birinci Hukuk Müşaviri Araştırma
Planlama ve Koordinasyon Dairesi Başkanı, anahizmet birimleri ve yardımcı
birimler dahil Bölge Müdürü, Bölge Müdür yardımcısı, İl Müdürü, İl Müdür
Yardımcısı ve bu unvanlarda bulunan birçok kadro vardır. "Bunlar
durumlarına uygun yeni bir kadroya atanıncaya kadar eski kadrolarına ait aylık
ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları ile diğer malî haklarını aynen
almaya devam eder ve devredildikleri kurumda ihtiyaç duyulan işlerde
görevlendirilir" denilmektedir.
Değerli arkadaşlar, bu, çok yanlış bir
ifadedir; bu, çok muallak bir ifadedir. İhtiyaç duyulan iş nedir, soruyorum
size; memurluk mudur, şoförlük müdür, işçilik midir, çaycılık mıdır? İhtiyaç
duyulması halinde yukarıda saydığımız kadrolar buralarda mı çalışacaklardır?
Bu, yoruma çok açık bir ifadedir. Oysa, bir kanun çıkarırken yoruma meydan
vermeyen, açık, net ifadeler kullanmalıyız diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, "kadrolarına son
verilenler uygun bir kadro bulununcaya kadar eski kadrolarındaki özlük
haklarını almaya devam ederler" ifadesi yer almaktadır.
"Köy Hizmetleri masraflı"
diyorsunuz, "masrafın büyük çoğunluğunu personel giderleri
oluşturuyor" diyorsunuz. Aynı kadro, aynı giderler devam ediyor. Bu
yetişmiş elemanları boşa çıkarıp onlara ücret ödemeye devam ediyorsunuz;
onların bilgi ve birikimlerinden yararlanmıyorsunuz, sonra da "kâr
ettik" diyorsunuz. Bunun kâr neresindedir?
Değerli arkadaşlar, Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğü ve taşra teşkilatı, 7 ana sektör, 26 alt sektör olmak üzere birçok
dalda Türk köylüsüne hizmet vermektedir. Elbette bu hizmetler kolay
götürülmüyordur; ancak, 6 ncı maddeye baktığımızda -yok saydığınız, boşa
çıkardığınız, gereksiz gördüğünüz personel tarafından köylüye hizmet
götürülmektedir- bu kadroları yok sayıp, kapatıyorsunuz. İl özel idarelerine
devri halinde, değerli arkadaşlarım, hangi kadrolarla, hangi ekiple, hangi
bilgi ve deneyimle, hangi ödenekle bu işleri yapacaksınız; köylüye hizmeti
nasıl götüreceksiniz? Elinizde bulunan bu kadroları ne şekilde
değerlendireceğiniz bu tasarıda hiçbir şekilde anlatılmamaktadır.
Değerli arkadaşlarım -bu tasarı- Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğünün işlevlerinin 59 uncu hükümet ve AKP'li
milletvekili arkadaşlar tarafından yeterince algılanmadığını düşünüyorum.
Yapılan açıklamalara ve tasarının gerekçesine baktığımızda, Köy Hizmetleri
Genel Müdürlüğü, sadece ve sadece köy yollarını yapan bir kurum olarak
görülmektedir; yukarıda belirttiğim 7 ana, 26 alt sektörün faaliyetleri hiçe
sayılmaktadır, hiç konuşulmamaktadır. Bu alt görevlerin nasıl yapılacağı, bu
konuda il özel idarelerinin yeterli olup olmadığı, hiç, ama, hiç dikkate
alınmamıştır.
Değerli arkadaşlarım, bu konuda il özel
idarelerinin görüşleri de, maalesef, sorulmamıştır; onların görüş ve önerileri
de dikkate alınmamıştır; sendikaların bu konudaki görüş ve önerileri
değerlendirilmemiştir; çalışanların durumları gözönünde bulundurulmamıştır.
Kuşkusuz, kamu hizmetlerinin en etkin ve verimli koşullarda halka sunulması
temel hedeftir; ama, hedefe ulaşmak için yapılan yasal değişikliklerde, kanunun
sosyal taraflarca iyi değerlendirilmesi gerekmektedir.
Değerli arkadaşlarım, 59 uncu hükümet,
bugüne kadar yapmış olduğu yasal düzenlemelerde, katılımcılıktan uzak,
uzlaşmadan, sosyal diyalogdan uzak bir tavır sergilemiştir. Köy Hizmetleri
çalışanları, bu kanun tasarısında, gerçekten yok sayılmıştır.
Değerli arkadaşlarım, bu kurumda 50 000'i
geçkin Köy Hizmetleri çalışanı vardır ve bu çalışanlar, tamı tamına 23 000 000
Türk köylüsüne hizmet götürmektedir. Bir konunun ekonomik ve sosyal bir ortamda
görüşülmemesi, başlıbaşına bir açmazdır, dayatmacı bir anlayışın da ürünüdür.
Bugün, ülkemizde yaşayan 70 000 000 insanın yaklaşık yüzde 80'i köy veya kırsal
alana bağlı olarak hizmet almaktadır ve bu insanlara hizmet götüren,
kapatacağımız Köy Hizmetleri personelidir, yok saydığımız, boşa çıkardığımız
Köy Hizmetleri çalışanlarıdır. Bugün, kırsalda, taşımalı sistemi, yani, eğitim
gören çocuklarımızı kent merkezlerine taşıyan ve onların yolunun yapılmasını ve
açılmasını sağlayan Köy Hizmetleri çalışanları, tarım alanlarının sulanmasıyla
ekonomiye de katkıda bulunan, yediğimiz sebzede, meyvede emeği olan Köy
Hizmetleri işçileridir değerli arkadaşlarım.
Bizler, çıkaracağımız, daha doğrusu sizin
desteğinizle, AKP'li milletvekili arkadaşların desteğiyle çıkarılacak olan bu
kanunda, bunların tamamını yok saymaktayız. Bu kuruluşa "verimsiz, hantal,
masraflı diyemezsiniz. Bunun böyle olmadığı da bir gerçektir. Gelin, yol
yakınken geri dönelim; Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünü kapatmak yerine, çağdaş
bir çizgide yeniden organize edelim diyorum.
Değerli arkadaşlar, Köy Hizmetlerinin
kapatılması halinde, Köy Hizmetlerinin yapmış olduğu hizmetleri kim yerine
getirecektir? İl özel idareleri bu hizmetleri yaparken, nasıl bir yol takip
edecektir; sizin hantal, masraflı, verimsiz dediğiniz kadro ve sistemler mi
hizmetleri yerine getirecek, yoksa, götürülecek hizmetler, ihale edilerek, özel
sektör tarafından mı karşılanacaktır? Yani, bunun adını net koymanız gerekiyor.
İnsanın aklına da farklı şeyler geliyor;
özel sektöre verilecek ihalelerde, birilerine rant mı sağlanacaktır...
Örneklerini duble yollarda gördük değerli arkadaşlar. Duble yollar yapılırken,
hükümet tarafından, devletin araç ve teknik kadrosu kullanılarak kâr etmesi
planlandığı duyuruldu, devlet kâr etti denildi; oysa, gerçekten, duble yolların
tamamına yakını müteahhitlere ihale edildi. Benzer olay, köylere götürülecek
hizmetlerde de yaşanacak diye düşünüyor ve kaygılanıyorum.
Değerli arkadaşlar, yeni bir yapılanma
içerisine girerken, geçmişi arar duruma gelmeyelim. "Reform"
deyimiyle yapmış olduğumuz yeniliklerle çizmeye çalıştığımız portre,
demokratikleşme resmi asla değildir. Çizilen resim, kamu kudretini
yerli-yabancı, nüfuz, toprak ve sermaye sahipliğine devretme resmidir. Bakın,
bunun altını çizerek bir kez daha söylüyorum: Çizilen resim, kamu kudretini
yerli-yabancı nüfuz, toprak ve sermaye sahipliğine devretme resmidir. Bu yapılan
yenilikler, asla, kalkınma adına yapılan yenilikler değildir; tam tersine, tüm
kaynakların, yerli ve yabancı piyasa unsurlarını kâr hedefine bağlama, toprak
ve suyu ticaret ve rant yönetimine terk etme yeniliğidir.
Değerli arkadaşlar, saymış olduğum bunca
sebepden dolayı, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, kapatılmak yerine, gerçekten,
daha çağdaş bir çizgide yeniden organize edilmelidir. Dolayısıyla, bu kanun
tasarısı, ısrarla, bu bayram öncesi gündeme getirildi; bu kurban bayramı
öncesi, Köy Hizmetleri çalışanları...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Tüzün.
YAŞAR TÜZÜN (Devamla) - Teşekkür ederim
Sayın Başkanım.
Değerli arkadaşlar, bugün, 60 000'e yakın
Köy Hizmetleri çalışanının...
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - 48 000 Yaşar Bey.
YAŞAR TÜZÜN (Devamla) - ...ve onların
eşlerinin, çocuklarının, annelerinin, babalarının gözü ve kulağı Türkiye Büyük
Millet Meclisinde. Kurban bayramı öncesi, onlara bu acı haberi vermeyelim, bu
hoş olmayan kanun tasarısını bu Meclisten geçirmeyelim, tekrar değerlendirelim
diyorum. Köy Hizmetleri içerisinde var olan sorunları tekrar değerlendirip, Köy
Hizmetlerini, çağdaş, modern bir kamu hizmeti görecek şekilde yeniden
yaratmamız gerekir diye düşünüyorum.
Bakınız, Türkiye'de birçok işçi
emeklisinin sigortası, inanın, taa Nafıa döneminden gelmektedir, YSE döneminden
gelmektedir, yani Yol Su Elektrik döneminden gelmektedir ve Köy Hizmetleri adı
altında var olan dönemden gelmektedir. Yani, Köy Hizmetleri, gerçekten
Türkiye'de kurumsal bir kimlik olmuştur. Bu kimliği kapatmanın, yok saymanın,
çalışanları yok etmenin hiçbir mantığı yoktur diye düşünüyorum.
Yaklaşmakta olan kurban bayramınızı
kutluyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Söz sırası, şahsı adına söz
isteyen Amasya Milletvekili Sayın Hamza Albayrak'ta.
Buyurun Sayın Albayrak. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
HAMZA ALBAYRAK (Amasya) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 726 sıra sayılı tasarının 6 ncı
maddesiyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum; sözlerime başlamadan önce,
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğü -altını çizerek söylüyorum- işlevsel olarak, kesinlikle
kapatılmamıştır; sadece, yerelleşmenin bir gereği olarak, hizmet, köylünün
ayağına götürülmüştür.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Yani, Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü duruyor mu?!
HAMZA ALBAYRAK (Devamla) - Yani, bu yasa
değişikliğiyle, bu Yüce Meclis, köylünün ayağına gidecektir; Ankara, köylünün
ayağına gidecektir.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - İki
yıldır niye gitmediniz?!
HAMZA ALBAYRAK (Devamla) - Köylü
vatandaşlarımız, bundan sonra, köylerine yol, su ve sair hizmet almak için
Türkiye Büyük Millet Meclisine değil, il genel meclisi üyelerine, dolayısıyla,
milletvekillerine değil, il genel meclisi üyelerine gidecekler ve bulundukları
yerden hizmet alacaklardır.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - İki
yıldır niye yapmadınız bunu?!
HAMZA ALBAYRAK (Devamla) - Değerli
arkadaşlar, uzaktan gazel okumak kolaydır; gazeli yerinde okumak evladır; daha
hoş olur, daha leziz olur.
Ben, size, belgeye dayalı olarak, bazı
aktarımlarda bulunmak istiyorum. Değerli milletvekilleri, burası Yüce
Meclistir. Hâkimiyet kayıtsız şartsız aziz milletindir. Ben, gündemle ilgili
olarak konuşuyorum; zatınıza cevap vermeyi, bu noktada, lüks buluyorum.
Bakınız, belgeye dayalı olarak, bir iki hususu sizinle paylaşmak istiyorum.
Cumhuriyet Halk Partisinin 2002 yılı seçim bildirgesinin 19 uncu sayfasından
bazı bilgileri sizlere aktaracağım. "Genel müdürlükleri, daire başkanlıklarını, bölge ve il
düzeyindeki bağlı kuruluşları, kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması
programımız çerçevesinde, işlevselliği korumak kaydıyla, en alt düzeye
indireceğiz" diyorsunuz; bunu takdirle karşılıyoruz.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Nedir onun
anlamı; onun anlamı nedir?
HAMZA ALBAYRAK (Devamla) - Yine,
"Çözüm 2000" bildirgenizde "yerel olarak sunulabilecek tüm
hizmetlerde merkeziyetçiliğin aşılması ve yerelleşmenin sağlanması, ülkede
demokratikleşmenin ve yönetimde etkinliğin temel koşuludur" diyorsunuz;
buna aynen katılıyoruz.
Bakınız, Cumhuriyet Halk Partisi, Gazi
Mustafa Kemal'in kurmuş olduğu bir partidir. Atatürk "köylü milletin
efendisidir" demiştir. Arkadaşlar, efendinin ayağa geldiği nerede
görülmüştür?! Efendinin ayağına gidilmez mi?! Buyurun, hizmeti efendinin
ayağına götürelim, problemleri yerinde çözelim. (CHP sıralarından gülüşmeler,
alkışlar[!]; AK Parti sıralarından alkışlar) hantal bürokrasiden kurtulalım,
yöneten demokrasiye geçelim, yönetilen demokrasiye son diyelim. Bundan daha
büyük bayram mükafatı olur mu?
Bakınız, hakkı hak sahibine verirseniz,
müşteki olmaz. Malından, canından, namusundan, her şeyinden emin olan insanlar
asla adliyeye ihtiyaç duymazlar. Geliniz, hakkı hak sahibine verelim; ama,
alınteri ne az ne de çok olmasın ha! Bu adaletsizliktir.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - İki
senedir niye yapmadınız?
HAMZA ALBAYRAK (Devamla) - Bizim Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğünde yerelleştirmeyle sağlayacağımız şey şudur:
Babamız yaşındaki makine parkından bir an önce kurtulmak, yedek parça ve
malzeme giderlerinden bir an önce kurtulmak, atalete son vermek.
YÜCEL ARTANTAŞ (Iğdır) - Hangi parayla
yapacaksınız?
BAŞKAN - Müdahale etmeyelim arkadaşlar...
Konuşmacıyı dinleyelim, müdahale etmeyelim.
HAMZA ALBAYRAK (Devamla) - Benim köylümün
yolu dururken, efendim bu benim görevim değildir diye greyderin, dozerin ya da
insan gücünün atıl kalmasını ortadan kaldırmaktır bize yaraşan ve yakışan.
Değerli arkadaşlar, bakınız, adamın bir
tanesi hacca gitmiş -şu anda hac mevsimindeyiz, Allah herkesin haccını kabul
etsin- hacdan dönmüş, her konuşmada "ben hacda iken" deyip söze
giriyormuş. İki kişi, görmüşler, kendilerine doğru bu adamcağız geliyor;
demişler ki "buna söz hakkı vermeyelim de, 'ben hacda iken' diye söze
girmesin." Adam gelmiş "selamünaleyküm",
"aleykümselam." Bunlar hiç cevap vermemişler. Adam pat diye düşmüş,
bayılmış. Telaşlanmışlar; kolonya ellerinde, adamı ayıltmışlar. Adam ayılır
ayılmaz demiş ki "yahu, ben hacda iken de böyle bayılmıştım."
Değerli arkadaşlar, hayalle yaşayan
müziksiz de dans eder. Burası, müziksiz dans edilecek yer değil; burası,
milletin derdine deva olunacak yer.
HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - Anlaşıldı,
sen dans etmek istiyorsun.
HAMZA ALBAYRAK (Devamla) - Her aklınıza
geldikçe, her konuda IMF böyle dedi, filanca böyle dedi demeyi, gerçekten,
anlamakta zorlanıyorum. Geliniz, doğruya taraf olalım, iki kere ikiye dört
diyelim; çünkü, çarpsanız da iki kere iki dört ediyor, toplasanız da dört
ediyor.
HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - Siz beş
diyorsunuz beş...
HAMZA ALBAYRAK (Devamla) - Doğruya taraf
olalım, hakkın hukukun yanında olalım; yolsuzluk, usulsüzlük ve israfa
elbirliğiyle mâni olalım. Ruhsatsız, şarta bağlı ruhsatları da gereksiz yerde
kullanarak israf etmeyelim.
HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - Olanları
peşkeş çekelim!..
HAMZA ALBAYRAK (Devamla) - Bu millet
bizden çok şeyler bekliyor; bu millet bizden çok önemli hizmetler bekliyor. Her
şeyin sahibi olan Yaradan'ın zamanın da sahibi olduğunu bilelim, zamanı iyi
kullanalım, milletin bizden olan beklentilerine cevap verelim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Sayın
Başkan, zamanı iyi kullanalım, süreyi iyi ayarlayalım!..
BAŞKAN - Lütfen toparlayın.
HAMZA ALBAYRAK (Devamla) - Yine
tekrarlıyorum, açıkça söylüyorum; bu yasal değişiklikle, kesinlikle, hiçbir Köy
Hizmetleri çalışanının hakkı gasbedilmemektedir, hakkı eksilmemektedir, çalışma
hayatı riske girmemektedir. Bu yasanın tek sakıncası var, onu da sendikacılarla
paylaşıyorum. Sayın Meral, sendikal faaliyetler genel merkezle değil, 81 ille
bire bir temas kurularak yapılacaktır...
BAŞKAN - Efendim, hem toparlayalım hem
Genel Kurula hitap edelim.
HAMZA ALBAYRAK (Devamla) - ... sözleşmeler
buna göre akdedilecektir.
Hepinize saygılar sunuyorum, bu yasanın
hayırlı olmasını diliyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Sayın Başkan,
sataşma var...
BAŞKAN - Ben, konuşmacıyı Genel Kurula
hitap etmesi için uyardım.
HAMZA ALBAYRAK (Amasya) - Kayıtlarda var,
bunu siz de söylediniz.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Ama,
sendikalardan söz etti.
BAŞKAN - Şahsın adını verdiğiniz zaman,
onun, sataşma nedeniyle, en azından söz söyleme hakkı oluyor. O nedenle, diğer
arkadaşları da uyarıyorum; mümkün olduğu kadar, konuşmaları doğrudan Genel
Kurula yöneltelim, şahıslarla ilgili olmasın ki, sataşmaya meydan verilmesin.
Siz ısrar ediyor musunuz sataşmayla
ilgili?..
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - İstemez olur
muyum!..
BAŞKAN - Buyurun o zaman.
Yani, bir de örnek olur, bir daha bütün
konuşmacılar Genel Kurula hitap eder, böyle, sataşmaya meydan vermezler.
Sayın Meral, kısa bir konuşmayla hakkınızı
kullanın lütfen.
YAHYA BAŞ (İstanbul) - Sizin isminizin
zikredilmesi bir avantaj...
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Unvanımdan
dolayı...
HAMZA ALBAYRAK (Amasya) - Unvanınız
milletvekilliği...
IV. -
AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1. - Ankara
Milletvekili Bayram Ali Meral’in, Amasya Milletvekili Hamza Albayrak’ın,
şahsına sataşması nedeniyle konuşması
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Sayın Başkan,
değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum; Sayın Başkana da teşekkür
ediyorum, Yüce Heyetinize de teşekkür ediyorum.
MEHMET ÖZYOL (Adıyaman) - İsmini verene
de...
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Evet, ismimi
verene de teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, Köy Hizmetleri
kapatılmıyor diyemezsiniz, kapatılıyor; bu bir. Elbette ki, valimize de
saygımız var, il genel meclisi üyemize de saygımız var, muhtarımıza da saygımız
var. Bunlar hepimizin vatandaşı, hepimizin kardeşi. Yalnız, gelecekte onun
altından neler çıkacağının hesabını yapmadığınız kanısındayım; bir.
Değerli sözcü, şimdi, kamu küçültülsün,
Köy Hizmetleri kapatılsın... Bunlar, IMF'nin programları. Haktan, adaletten
bahsettiniz, tasarruftan bahsettiniz...
VAHİT KİLER (Bitlis) - Ne alakası var.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Şimdi, kusura
bakmayın, elimde bir gazete haberi var, görüyorsunuz. Haktan, adaletten
bahsediyorsanız, hakkı hak sahibine teslim etmeyi düşünüyorsanız, Köy
Hizmetlerini kapatarak tasarruf yapacağınızı düşünüyorsanız, şu İzmir Limanında
yıllık geliri 70 000 000 dolar olan işi, bu serveti, niye iki gün içerisinde
birine kaptırıyorsunuz?! Hakkınız, adaletiniz bu mu?! Ne işlem yapıyorsunuz
şimdi bu adamlar hakkında?! Bu bir.
HAMZA ALBAYRAK (Amasya) - Sayın Meral,
asıl sataşma budur.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Sataşıyorsam,
sen de çıkar, dersin ki "o adamları yakalattık." Şurada söylersin;
ben de sana teşekkür ederim.
HAMZA ALBAYRAK (Amasya) - Ben miyim
muhatap?!
BAŞKAN - Yerinizden müdahale etmeyin.
HAMZA ALBAYRAK (Amasya) - Sayın Başkan,
müdahale edin lütfen, konu ben değilim.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - İkincisi,
Sayın Ticaret ve Sanayi Bakanımız "Şeker Kurulunun kapatıldığını Resmî
Gazetede okudum, öğrendim" diyor Sayın Bakanım.
Şimdi, siz IMF'nin programlarını elbette
ki okumamışsınız "bunlar IMF'nin programları değil" diyorsunuz. Olay
o. Demek ki, size bazı şeyleri göstermiyorlar. Yani, bir Ticaret ve Sanayi
Bakanı kendisiyle ilgili bir konuyu Resmî Gazeteden okudum, öğrendim diyorsa,
elinizi kulağınızın dibine koyun da, ne yaptığınızın farkına varın.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Gazete
kupürleriyle siyaset olmaz.
BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım...
ZEYİD ASLAN (Tokat) - Bu adaletiniz için
teşekkürler Sayın Başkan.
BAŞKAN - Konuşmacıyı uyardım Genel Kurula
hitap edin dedim. Şimdi, Sayın Bayram Meral'in şahsından...
HAMZA ALBAYRAK (Amasya) - Sayın Başkan,
konuşmacıları da uyarın. Muhatabı olmadığım kelimelere muhatap oluyorum.
BAŞKAN - Uyardım, sizi de uyardım.
Hepinizi uyarıyorum.
HAMZA ALBAYRAK (Amasya) - Nerede uyardınız
efendim?!
BAŞKAN - Eğer Genel Kurula hitap
ederseniz, şahıslara yönelmezseniz sataşma durumu ortaya çıkmaz. Şimdi, siz
konuşmanız sırasında işçilerin geleceğiyle ilgili, sendikal dünyadan gelen
Bayram Meral'in ismini vererek, şöyle olacak, böyle olacak dediniz. O zaman,
eğer Sayın Bayram Meral bunu sataşma olarak almasa, işçi dünyasında,
sendikalarda, sanki sizin söylediklerinizle hemfikirmiş gibi gözükecek;
halbuki, değişik düşüncesi var. Siz, bu sataşmayla ona bu düşünceyi açıklama
durumunu yaratıyorsunuz. Bu ders olsun, bundan sonra dikkat edin.
HAMZA ALBAYRAK (Amasya) - Sayın Başkan,
hiç bahsetti mi benim konuştuklarımdan; kayıtlara bakın efendim.
BAŞKAN - Biz, mümkün olduğu kadar
konuşmacıları uyarıyoruz. Sayın Meral'i 1-2 dakikalık kısa bir konuşma için
uyardım; o da 2 dakikayı geçmedi. Benim uyarmam yeterli olacaktır; siz uyarmaya
kalkarsanız, kaos olur, iş uzar, ahenkli bir tartışma ortamı olmaz.
III. -
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
3. - Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılması ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Kaldırılması Hakkında Kanun
Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/915) (S. Sayısı: 726) (Devam)
BAŞKAN - O nedenle, şimdi, hemen, hızla,
10 dakikalık soru-cevap kısmına geçiyoruz.
İlk soru hakkı, her zaman olduğu gibi,
Sayın Ahmet Işık'ta.
Buyurun Sayın Işık.
AHMET IŞIK (Konya) - Teşekkür ediyorum
Sayın Başkan.
Sayın Bakanımıza çok kısa bir sorum
olacak; şöyle ki: Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün bizzat yürüttüğü
hizmetlerden toprak ve su kaynaklarının korunmasında havza ve bölgeler
kapsamında planlamalar yapmak, arazi toplulaştırması ve tarımdışı arazi
kullanımı gibi konuların Genel Müdürlük kapandıktan sonra aksamamasına yönelik
ne gibi tedbirler alınmaktadır?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Erdal Karademir.
ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Teşekkür
ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan, AKP İktidarının oylarıyla
yasalaşan Yerel Yönetimler Yasasına göre, yerel yönetimlerin finansman ihtiyacı
artık yabancı ülke ve yabancı malî şirketler aracılığıyla temin edilebileceği,
yerel yönetimlerin mallarının hacze konu edilebileceği, yerel yönetimlerin
karar organlarında yerli, yabancı şirket ve sivil toplum kuruluşlarının yer
alacağı bir ortamda toprak ve su kaynaklarının il özel idarelerine
devredilmesi, AKP İktidarının, Dünya Bankası, IMF ve Avrupa Birliği gibi
küresel güçlere verdiği taahhütlerin bir sonucu sayılır mı?
İkinci sorum: Avrupa Birliği tavsiye
kararlarında öngörülen su kaynaklarımızın uluslararası yönetime devrine ilişkin
tavsiyeleri de dikkate alındığında, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün
kapatılmasının bir sonraki aşaması, toprak ve su kaynaklarımızın, küresel,
ulusal, yerel çıkar işbirliğine devredilebileceği söylenebilir mi? Değilse,
zaten sınırlı bulunan toprak ve su kaynaklarımız, küresel, ulusal, yerel çıkar
ittifakına karşı nasıl korunacaktır?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Fikret Baloğlu, buyurun.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Sayın
Başkan, teşekkür ediyorum.
Sayın Bakana çok net sorular sormak
istiyorum. Turizm başkenti diye ikidebir övülen Antalya'da, çok sayıda köyün
suyu yoktur. Bakanlıkları döneminde, bu konuyu gündeme getirmek için birçok kez
önerge verdim. Bunları tek tek burada saymıyorum, bir ilçeden üç örnek
veriyorum: Antalya'nın Alanya İlçesinin Beyreli Köyü, yine, Alanya İlçemizin
Şıhlar Köyünün Yeniler Mahallesi, daha sonra da, yine, Alanya İlçesinin Tırılar
Köyünün su sorunlarını gündeme getirmiştim. Bunların bir bölümüne çok kuru
yanıtlar verildi, bir bölümüne şu aşamaya kadar yanıt bile verilmedi.
Şimdi, şunu öğrenmek istiyorum: Bugüne
kadar süren bu duyarsızlığın nedeni, mevcut yapılaşma mıydı? O nedenle mi
mevcut yapılaşmayı ortadan kaldırıp, AKP il başkanlarının daha etkin olacağı
bir yerel yapılaşmaya gidiliyor? Ya da, bu konuda birtakım olumlu çalışmalar
yapıldı da biz mi duymadık? Eğer olumlu çalışmalar yapıldıysa, bu yapılaşmayı
niye değiştirmeye çalışıyorsunuz? Yapılmadıysa, bu hükümet iki yıldır ne
yapıyor?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Bayram Meral, buyurun.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Sayın
Başkanım, müsaadenizle Sayın Bakanıma iki sorum olacak.
Tasarı gerekçesinde, Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğünün kapatılmasını birçok konuya bağlıyorlar; ama, burada, iki önemli
konu var; birisi verimsizlik; ikincisi de, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde
olan yolsuzluktan bahsediliyor.
Ben, Sayın Bakanımdan, özellikle şunu
sormak istiyorum: Şu ana kadar, Köy Hizmetleri genel müdürleri hakkında,
herhangi bir yolsuzluk soruşturması olmuş mudur? Bu, bu teşkilatı son derece
üzmüştür ve rahatsız etmiştir. Bizzat Sayın Bakanımdan, bunun açıklamasını rica
ediyorum.
İkinci bir konu: Verimsizlik deyince...
Bugüne kadar, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Sayın Bakanıma bağlıydı. Sayın
Bakanım acaba başarısız mı oldu ki, bunu, yerel yönetimlere veya valilere
devretmekle daha başarılı hizmetler bekliyorlar. Acaba, bu hareket Sayın
Bakanımı üzmüş müdür; bundan bir rahatsızlık duymuş mudur? Bunu sormak
istiyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Şanlıurfa Milletvekili Sayın
Mehmet Vedat Melik, buyurun.
MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa) - Teşekkür
ederim Sayın Başkanım; aracılığınızla, Sayın Bakana bir soru yöneltmek
istiyorum.
Sayın Bakanım, getirmiş olduğunuz bu tasarıyla,
malumunuz, Köy Hizmetlerinin tüm birimleri il özel idarelerine devrediliyor;
ama, burada hassasiyetle üzerinde durulması gereken bir konu var. O da şudur:
Köy Hizmetleri bünyesinde çalışan mühendis, memur, işçi, sözleşmeli personel
gibi sayısı hiç azımsanmayacak geniş emekçi yığınının da, kadro ve
pozisyonlarıyla birlikte, İstanbul ve Kocaeli'nde büyükşehir belediyelerine ve
diğer yerlerde de il özel idarelerine devri söz konusudur. Fakat, şu anda, Köy
Hizmetleri bünyesindeki personel, ülkenin neresinde olursa olsun, birbiriyle
aynı ücreti almaktadır. Yasa tasarısının gerekçesinde, devredilen personelin
geçtiği kurumda uğrayacağı malî kayba ilişkin bir düzenleme öngörülmüş; ama,
aynı pozisyonlarda kalan ve il özel idarelerine geçecek personelin özlük
haklarına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır.
Sayın Bakana şunu sormak istiyorum: Sayın
Bakanım, İzmir İl Özel İdaresi, Adana, Ankara, Mersin gibi illerin özel
idareleri ile doğuda, güneydoğuda -örneğin Şırnak, Hakkâri gibi illerin- ya da
İç Anadoluda küçük bir ilimizin il özel idaresinin olanaklarının aynı
olmayacağı çok açıktır. Bu durumda, bu il özel idareleri bünyesinde benzer
işleri yapan personel arasında, illerin bütçe olanakları bakımından
farklılıklar yaşanmayacak mıdır? Bu farklılaşma, personel açısından, iş
barışını olumsuz etkilemeyecek midir? Bu anlamda, il özel idareleri bünyesinde
çalışacak personelin özlük haklarında kayba uğramaması için nasıl bir yaklaşım
öngörmektesiniz?
Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Sayın Bakan...
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ
(Konya) - Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; ben, bundan önceki madde
görüşülürken ifade ettiğim hususa riayet edeceğim. Yalnız, Sayın Bayram
Meral'in sorusuna çok kısa olarak cevap vermek istiyorum; bunun yazılı
açıklamasını daha geniş olarak yapabiliriz.
Şimdi, kurumumuzun kapatılmasıyla ilgili,
bu yasayla ilgili olarak, iki gerekçe "verimsizlik ve yolsuzluk"
dedi. Şimdi, buradaki "yolsuzluk" ifadesi, genel bir hal içerisinde
-özellikle kurumumuza yönelik bir ifade olmadığını dün de söyledim- yani, kamu
kesiminde, merkezî idareye bağlı birimlerimizdeki, kamudaki verimsizliği
açıklayan bir gerekçe. Bunun ötesinde, Köy Hizmetlerine yönelik, dönemimiz
içerisinde, bu kapsamda bir soruşturma açılmadı.
Şimdi, tabiî, onun ötesinde, bana çok zor
sorular sordu; işte "başarısız mı oldunuz", "üzüntü duyuyor
musunuz?" Şimdi, arkadaşlarım, tabiî, bunları bizim ölçmemiz zor, bizim
bir şey söylememiz zor. Biz, kendi kendimize, başarılıyız desek, bunun
inandırıcılığı olmaz.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Bize göre de
başarılıydın, merak etme; o tarafa göre başarısızsın.
BAŞKAN - Sayın Meral, müdahale etmeyin.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ
(Konya) - Şimdi, başarılıyız desek, dışa dönük olarak bunu ifade etmek zor
gelir; başarısızız desek, gönlümüz razı olmaz; ama, bu zor sorular yerine,
buradaki düşüncelerimizi şöyle ifade edeyim: Buradaki, yerel yönetimlere devri
konusunda, sizin duyduğunuz kaygı ve endişeleri aynı ölçüde duymuyoruz. Daha
verimli bir çalışmayı ümit ediyoruz. Bu yöndeki uyarılarınız için teşekkür
ediyorum.
Diğer arkadaşlarımızın sorularına, yüksek
müsaadeleriyle, yazılı olarak cevap vereceğimi bildiriyorum.
Saygılarımla efendim...
BAŞKAN - Değerli arkadaşlar, maddeyle
ilgili 1 önerge var; fakat, ondan önce, Diyarbakır Milletvekili Sayın Aziz
Akgül'ün bir düzeltmesi var. Eğer, dediği gibiyse, Sayın Bayram Meral konuşması
sırasında "Sanayi ve Ticaret Bakanlığı" yerine "Ticaret ve
Sanayi Bakanlığı" tanımlamasını kullanmış. Onun düzeltilmesini istiyor.
Eğer öyleyse, düzeltme talebine teşekkür ederiz. Tutanaklara da geçmiştir. Bu
şekilde düzeltilmiş oluyor.
Maddeyle ilgili önerge kâtip arkadaşımız
tarafından okunacak.
Okuyun lütfen:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 726 sıra sayılı kanun
tasarısının 6 ncı maddesine bağlı ek madde 1'in metinden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
|
|
Bayram Ali Meral |
Haluk Koç |
İzzet Çetin |
|
|
Ankara |
Samsun |
Kocaeli |
|
|
Osman Kaptan |
Muharrem Kılıç |
Selami Yiğit |
|
|
Antalya |
Malatya |
Kars |
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ
MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Efendim, katılmıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ
(Konya) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Önerge sahiplerine soruyorum;
gerekçeyi mi okutalım?
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Gerekçe
okunsun.
BAŞKAN - Peki...
Gerekçe okunsun.
Gerekçe:
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, YSE,
Toprak Su ve Toprak İskân Genel Müdürlükleri ile Orman Yolları ve Orman
Atölyelerinin birleşmesinden oluşmuştur. Böylece, hizmetler tekelden verimli
bir şekilde yürütülmeye başlanmıştır.
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Türk
köylüsüne;
-
Yol,
-
İçmesuyu,
-
Kanalizasyon,
-
İskân,
-
Altyapı sulama,
-
Arazi toplulaştırma,
-
Tarlaiçi geliştirme,
-
Toprak koruma,
-
Tarımsal altyapı,
-
Gölet yapımı,
-
Kar programı,
-
Duble yol ve programda öngörülen Türk Halkının ve Türk köylüsünün
ihtiyacı olan bütün hizmetleri yerine getirmeye çalışmaktadır.
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce
hazırlanan yıllık programlara ilaveten, illerde valinin başkanlık ettiği il
yıllık programları dahilinde de hizmet götürülmektedir. Köy Hizmetleri bölge
müdürleri ve il müdürleri büyük ölçüde valinin gözetiminde çalışmaktadır.
Böylece 1966 yılında ülkemizdeki 36 500
köyden yarısından fazlasının, 19 500 köyün hiç yolu yoktu. Bugün köy yolu ağı
291 000 kilometredir ve köylerimizin hepsinin yolu vardır. Bu yolların yüzde
31'i asfalt, yüzde 41'i stabilize kaplamalı ve yüzde 20'si tesviyeli yoldur.
Hükümetin övünerek savunduğu 15 000
kilometre duble yol projesinde çalışan toplam 1 348 iş makinesinin 898 adedi
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce karşılanmıştır. Bu makinelerde Köy Hizmetleri
işçileri çalışmıştır.
2003 yılında 1 400 adet konut
tamamlanmıştır.
Yılda ortalama 800 000 kilometre yolda kar
mücadelesi çalışmaları yapılmıştır.
Suyu olmayan birçok mezraya su,
kanalizasyon, tarlaiçi geliştirme, toprak koruma, tarımsal altyapımı, gölet
yapımı ve benzeri hizmetleri başarıyla yerine getirmiştir.
Bu hizmetleri yaparken illerde valilerin,
ilçelerde kaymakamların "denetimi ve gözetimi" söz konusudur.
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, mülkî
amirlerle bu kadar iç içe çalışmasına rağmen "Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğünü kapatıyoruz il özel idarelerine devrediyoruz" kararına anlam
vermek zordur. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün kapatılması;
1- İş barışını bozacaktır. Bu Genel
Müdürlükte çalışan birçok teknik eleman, yeni düzenleme karşısında verimli
olamayacaktır.
2- İllerarası personel arasında tayin,
nakil zorluğu olacaktır. Memurların ve işçilerin anayasal hakları elinden
alınacaktır.
3- Zamanla illerarası ücret farklılıkları
söz konusu olacaktır.
İşçilerin
kazanılmış hakları ve sendikal hakları ellerinden alınacak ve birçok
işçi işinden olacaktır. Mevsimlik çalışma, aylık çalışma gibi iş düzenini bozan
sendikacılığı ve çalışanların sosyal
haklarını ortadan kaldıran yeni düzenlemeler gündeme gelecektir. Çokbaşlılık
ve çokseslilik söz konusu olacak,
üretim düşecek, siyasî kayırmalar ve kollamalar önplana çıkacaktır. Bu gibi
içbarışını bozan, üretimi düşüren, taşeronlaşmayı ve kayıtdışını önplana
çıkaran, sendikacılığı yok eden, birçok konular sıralanabilir. Bunlara gerek
kalmadan üretken köylüyle kucaklaşmış Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün
kapatılmasının böylelikle madde metninden çıkarılmasının ülkemiz için yararlı
olacağını düşünüyoruz.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum...
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan,
karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.
BAŞKAN - Karar yetersayısının aranılması
isteniyor. Karar yetersayısı aranacaktır.
Kabul edenler...
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Hayır!.. Hayır!..
Hayır!..
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan,
kabul edildi.
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) - Neyi
oyladıklarını bilmiyorlar. 2 kere oylama olmaz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Kabul etmeyenler...
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Olmaz Sayın
Başkan; kabul edildi...
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Halkın gözünde
kabul edildi; halk seyrediyor.
BAŞKAN - Yeniden oyluyoruz.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Önerge kabul
edildi.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Önerge kabul
edildi Sayın Başkan.
BAŞKAN - Bir anlaşmazlık olduğu için
yeniden oyluyoruz.
Önergeyi kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir; karar yetersayısı vardır.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Yok karar
yetersayısı, Sayın Başkan!
BAŞKAN - Ek 1 inci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler...
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan,
karar yetersayısı var mı, sayın.
BAŞKAN - Kabul etmeyenler... Karar
yetersayısı vardır; kabul edilmiştir.
Ek 2 nci maddeyi okutuyorum:
EK MADDE 2.- Bu Kanunda belirtilen
hizmetler, İstanbul ve Kocaeli illeri dışında il özel idarelerince, İstanbul ve
Kocaeli illerinde ise il sınırları dahilinde yapılmak üzere büyükşehir
belediyelerince yerine getirilir.
Bu Kanunda yer alan iskan konularına
ilişkin hizmetler, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından yürütülür. Ancak,
2510 sayılı İskân Kanununun ek 34 üncü maddesi ile 3835 sayılı Ahıska
Türklerinin Türkiye'ye Kabulü ve İskânına Dair Kanunda yer alan görev ve yetkiler, ilgili kurumlar tarafından
yürütülmeye devam olunur.
Mevzuatta Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne
yapılan atıflar, devir durumuna göre Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, il özel
idaresi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi veya İzmit Büyükşehir Belediyesine
yapılmış sayılır.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyenler;
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Kocaeli Milletvekili Sayın İzzet Çetin.
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz
istenmediği için, İzzet Çetin Bey, Grubu ve şahsı adına 15 dakikayı birlikte
kullanacak.
Buyurun Sayın İzzet Çetin. (CHP
sıralarından alkışlar)
Söz süreniz 15 dakika.
CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda değişiklik
yapılmasına ilişkin tasarının 6 ncı maddesine bağlı ek 2 nci maddesi üzerinde
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, tabiî, tasarının,
hazırlanmasından görüşülmesine kadar, Sayın Bakanın sorulara verdiği cevaba
kadar, iyi hazırlanmadığı, içselleştirilmediği, tartışılmadığı bir gerçek; bunu
görüyoruz. Benim amacım, yeni bir sataşmaya meydan vermek değil; ama, biraz
evvel söz alan AKP sözcüsü arkadaşım Sayın Albayrak çok güzel bir tespit yaptı.
Ben de, bu maddeye ilişkin olarak ek madde 2'yi okuduğum zaman, yeniden başa
dönülmesi gerektiğini düşündüm.
Tasarının adına bakıyorum: "Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılması ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Kaldırılması Hakkında Kanun
Tasarısı." Ek madde 1'e bakıyorum: "Bu Kanunla kurulan Köy Hizmetleri
Genel Müdürlüğü kaldırılmıştır." Madde 6'ya bakıyorum: "3202 sayılı
Kanuna aşağıdaki ek maddeler ilave edilmiştir."
3202 sayılı Kanun nedir; Köy Hizmetleri
Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun. Kaldırılıyor mu, ek
görevler mi veriliyor, yoksa adı mı değiştiriliyor; ne hazırlayanın ne
savunanın ne de kürsüde söyleyenlerin, neyi savunduğu, neyi ortaya koyduğu
belli olmayan bir kanunla karşı karşıyayız.
Gerçekten, 3202 sayılı Kanuna baktığımız
zaman, bu kanunun 2 nci maddesinin ek kanunda aynen kaldığını görüyoruz.
Yine, hazırlanan tasarıya baktığımız
zaman, 9 asıl, geçici ve ek maddelerle birlikte, 20'ye yakın maddeden
müteşekkil; ama, getirilen maddelerin, mevcut yasada, yani, var olan yasada
neleri kaldırdığı, neyin yerine neyin ikame olacağı tam bir kargaşa. Herhalde
bakanlık da bu işin içerisinden çıkamayacak.
Gerçekten kanunun bütününe baktığımız
zaman, bu bir değişiklik tasarısı değil, yeni bir yasa; ancak, bir yasada
olması gereken bütünlükten yoksun, yasama tekniği açısından izahı mümkün
olmayacak kadar çelişkilerle dolu, üstelik Anayasaya aykırılıkları da açıkça
ortada.
Şimdi, dünden bugüne kürsüde konuşan,
ister iktidar ister muhalefet partisine, Cumhuriyet Halk Partisine mensup
arkadaşlarımızın savunduklarına bakıldığı zaman, Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğünün bu kadar önemli bir kurum olduğunu, halkımız herhalde ilk defa anladı.
Ben de, bunun, aylar önce tasarı Meclise sevk edildiği zaman, sivil toplum
örgütleriyle birlikte yapılan bir toplantısına katıldığımda, Köy Hizmetleri
Genel Müdürlüğünün görev, yetki ve sorumluluk alanına halkımız tarafından ve
burada, Yüce Mecliste görev yapan arkadaşlarım gibi, milletvekili arkadaşlarım
tarafından algılandığı gibi bakıyor idim; ama, kazın ayağının öyle olmadığını
çalışmanın ayrıntısına girince gördüm.
Gerçekten, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü
-burada da var- yani iskân işlerine bakıyor, yabancıların yerleştirilmesi,
göçmen sorunlarına bakıyor, toprak ıslahı, su havzalarının ıslahı -arkadaşlarım
saydı, ben ayrıntısına girmiyorum- bütününe, hemen hemen görev, yetki ve
sorumluluklarına bir bakıldığı zaman, esas yasada ikibuçuk sayfadan fazla
görev, yetki ve sorumluluk alanı var. Hatta öyle bir duruma kapıldım ki bir
noktada, Köy Hizmetleri bu işleri yapıyor da, acaba Tarım Bakanlığı ne işle
uğraşıyor diye de aklımdan bazı sorular geçti; şimdi onlara girecek değilim.
Değerli arkadaşlarım, gerçekten, bu
kanunda belirtilen hizmetler, İstanbul ve Kocaeli'nde büyükşehir
belediyelerine, diğer yerlerde il özel idarelerine veriliyor. Biraz evvel
söyledim, teknik açıdan da sakıncalarla dolu bir metin.
Bakınız, her yerde İstanbul ve Kocaeli
Büyükşehir Belediyesinden söz ediyoruz; ama, bu ek madde 2'nin son fıkrasında:
"Mevzuatta Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne yapılan atıflar, devir
durumuna göre Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, il özel idaresi, İstanbul
Büyükşehir Belediyesi veya İzmit Büyükşehir Belediyesine yapılmış
sayılır."
Değerli arkadaşlar, İzmit Büyükşehir
Belediyesi diye söylerseniz, İzmit'teki, Kocaeli İlindeki orman köylerinin
durumunu görmezden gelirsiniz. Yasaya karşı, acaba hile mi yapılıyor; yoksa,
Kocaeli'ndeki Kandıra'daki köyler... Eğer, İzmit Büyükşehir derseniz, İzmit'in
Saraybahçe ve Bekirpaşa belediye sınırlarını dahil edersiniz. Kocaeli
demezseniz, burada, ya görevden kaçınma var ya da yazım tekniği yanlışlığı var;
yani, yasa iyi hazırlanmamış diyoruz. Somut olarak size söylüyorum. İzmit
Büyükşehir Belediyesi diye bir belediye yok.
Geçtiğimiz hafta, İzmit'te Saraybahçe
Belediye Meclisi bir toplantı yaptı -Saraybahçe ve Bekirpaşa diye iki alt
kademe belediyesi var- dediler ki, Saraybahçe'nin adını İzmit olarak
değiştirelim; tartışılıyor, henüz bir karara bağlanmadı. Dediler ki, Bekirpaşa ve İzmit birleşirse,
tek belediyeye inerse, İzmit belediyesi olur; ama, Saraybahçe ve Bekirpaşa eşit
statüde alt kademe belediyeleridir. Şimdi siz İzmit derseniz, köyleri buraya
dahil edemezsiniz. Bu yasada, İstanbul ile birlikte Kocaeli'ne vermeye
kalkıştığınız görevlerin hepsi askıda kalır; birinci temel yanlışınızı böylelikle söyleyeyim.
Değerli arkadaşlarım, yine, biraz evvel
konuşan AKP sözcüsü arkadaşımın bir sözcüğüne hiç katılmadığımı söylemek
istiyorum. Kocaeli'nde 246 köyden 230 muhtar imza verdiler, dediler ki:
"Bundan böyle hizmetler belediye meclisine verildiği takdirde, bugün, AKP,
belediyede ya da ülke yönetiminde söz sahibi olduğu için değil, gelecekte de,
siyasal karar organlarına Köy Hizmetleri teslim edilir ise, en çok kavga o
zaman çıkar." Hatta muhtarlar diyor ki: "Köy Hizmetleri kış
mücadelesini sürdürürken, dağın tepesindeki şantiyeden başlar kar mücadelesine,
yol mücadelesine, heyelan mücadelesine." Biraz evvel arkadaşım, köylünün
ayağına gideceğinizi, köylünün artık il genel meclisine ya da belediye
meclisine müracaat edeceğini söyledi; ama, Kocaeli'ndeki muhtarlar da, ben de
aynı şeyi söylüyoruz: Bundan sonra, hizmet köylünün ayağına gitmeyecek; hizmet,
şehir merkezinden köye doğru gitmeye başlayacak. Bu, söylediğinizin tam aksi.
Yani, şantiyelerde, Köy Hizmetleri olmadıktan sonra kim duracak?
Personele ilişkin konular geldiğinde
-orada da göreceğiz- personelin nasıl aktarılacağı, işçilerin yasal hakları
verilerek gerektiğinde ne olacağı -biraz evvel yine konuşuldu- 81 ilde
toplusözleşme ve sendikal hakkı kullanmanın ne kadar zor olacağı ve bu hakkı
kullanırken sendikaların oralarda yeniden örgütlenme mücadelesinde başarılı
olup olamayacağını konuşacağız. Siz, bir kesime, yirmibeş yıl evvel ülkemizde
yaratılan ucuz emek cennetini vaat ediyorsunuz. Yani, ücretleri belli düzeye
gelmiş kamudaki işçilerin tasfiyesi; biraz sonra ona geleceğim.
Gerçekten, bu yasa tasarısına bakıldığı
zaman, öyle, Köy Hizmetlerinin kapatılması ya da köye yönelik hizmetler yasası
gibi algılamanın olanağı yok. Bu tasarının özü, Kamu Yönetimi Temel Kanununun
geçici 2 nci maddesinde vardır. Siz biliyorsunuz, biz de biliyoruz; geçici 2
nci madde, 22 maddesi veto edilen Kamu Yönetimi Temel Kanununda veto edilmeyen
bir madde.
Şimdi, bütünü Meclisten geçiremediniz;
Meclisten geçti, Anayasaya aykırılığı nedeniyle Cumhurbaşkanlığı bir daha
görüşülmek üzere geri gönderdi ve bunun içinden cımbızla çekerek bunu
görüşüyorsunuz. Geçtiğimiz hafta, yine cımbızla çekerek, SSK hastanelerinin
devrini görüştük. Önümüzdeki günlerde, bu yasanın da özünü oluşturan bölge
ajanslarıyla ilgili yasa tasarısını görüşeceğiz, kamu personeli rejimini
görüşeceğiz. Bunların hepsi, ama hepsi, 23 Eylül 2003 tarihinde, Başbakanla
birlikte Devlet Bakanının Dubai'de imzaladığı 8 500 000 000 dolarlık kredi
anlaşmasının önkoşulu tasarılar idi. Şimdi de, geçtiğimiz hafta yine konuşmamda
söylemiştim; bankalarla ilgili yasa tasarısı ve sosyal güvenlikle ilgili yasa
tasarıları, IMF'nin yeni kredilerinin önkoşulu yasa tasarıları.
Değerli arkadaşlarım, bu tasarı, sadece
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün adının değiştirilmesi ya da bundan sonra
görev, yetki ve sorumluluk alanlarının birlikte yeniden planlanması tasarısı
asla değil. Bu tasarının gerçek amacı... İşte Sayın Bakan da söylüyor,
verimsizdir, hantaldır, birtakım görevleri başka kurumlara verilmiştir,
müteahhitlere verilen işler nedeniyle işleri azalmıştır; bunların hiçbiri doğru
olmadığı gibi, gerekçesinde yazılanlar da doğru değildir. Bu tasarının asıl
gerekçesi, toprak ve su varlığını kamu malı olmaktan çıkarmak ve özel mal
haline getirmektir.
Şimdi, Birleşmiş Milletler olsun Dünya
Bankası olsun OECD olsun, Avrupa Birliği ve IMF gibi kuruluşlar, toprak ve su
kaynaklarını birer toplumsal değer olarak değil, ekonomik birer değer olarak
görüyorlar. Ekonomik değer, toprak ve suyun ticarî meta olarak piyasada alınıp
satılır hale getirilmesi demektir. Bu tasarıyla, toprak ve su, kamu malı
olmaktan çıkarılarak özel mülkiyet konusuna dönüştürülmek istenmektedir. Ulusal
ölçek ve kamu hukuku, bu amacın önünde engeldir. Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğünün yerel idarelere devri, bu varlıkların üzerinde kamu hukukunun
geçerliliğine son verecek ilk adımdır. Köy topraklarının satışına izin verildi
daha evvelden; şimdi, su kaynaklarının da yabancıların kullanımına açılması ve
giderek, su kaynaklarında işletmecilik yapan yerli ve yabancı büyük tekeller bu
alanları ele geçirdikten sonra, toprak da su da tam anlamıyla birer ticarî meta
haline dönüşecektir. Yani, sorunun özünde, bölge ajanslarıyla ilgili yasa
tasarısıyla birlikte düşünecek olursanız bu tasarıyı, orada Türkiye 26 bölgeye
göre şekillendiriliyor; bunun da, toprak ve su kaynaklarının artık devletin,
yani kamunun mülkiyetinden çıkması anlamına gelecek olması vardır.
Değerli arkadaşlarım, gerçekten, biraz
evvel, yine "siz, bundan yirmi otuz yıl evvel yerel yönetimler bakanlığı
kurmuş bir partisiniz, bugün yerelleşmeye niye karşısınız" denildi.
Cumhuriyet Halk Partisinin yerelleşmeye, demokrasiye, yerel demokrasiye bakışı
ile IMF ve Dünya Bankası reçetelerinin, size verilen reçetelerin yaklaşımı
arasında fark vardır.
Bakınız, ne Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğünün kapatılmasıyla ilgili bu tasarıda ne geçtiğimiz hafta kabul edilen
SSK sağlık kuruluşlarının devri konusundaki kanunda katılımcılığın,
şeffaflığın, demokrasinin gereklerini hiç yerine getirmediniz. IMF ve Dünya
Bankası gibi örgütler, kredi önkoşulu olarak bunları size nasıl getirdiyse,
burada, olduğu gibi onları savunma yoluna gidiyorsunuz. Yani, Türkiye'nin kendi
koşullarına özgü olarak 19 birimde örgütlenmiş Köy Hizmetlerini 81 birime,
yerel yönetimlere devrederek, oradaki hizmetlerin yerelleşme anlamına geldiğini
savunuyorsunuz; ama, öyle değil. Sizin savunduğunuz, özelleştirme olacaktır.
Yani, bu hizmetlerin, artık -birer meta gibi- parayla ifade edilebilir,
ölçülebilir birer değer olduğu için, para karşılığı piyasaya yaptırılması
anlamına gelecektir. Özellikle -Kocaeli ve İstanbul'u bir kenara bırakıyorum-
büyükşehirlerde... Büyükşehir belediyelerinin, belediye meclislerinin köye
yaklaşımı konusunda orman köyleri mücavir alan kabul edilerek hizmetler
verilecek; ama, daha şimdiden ne tür hizmetlerin verilip verilemeyeceği bile
ortaya çıkabilmiş değil. O nedenle, değerli arkadaşlarım, bu yasanın 81 ilde
uygulanabilmesi pek kolay değil. Sayın Bakan dün diyor ki: "Elbette,
aksaklıklar olacak." Şimdi, siz, iller bazında...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
İZZET ÇETİN (Devamla) - Siz, iller
bazında, nüfusa göre özel idarelere kaynak aktaracaksınız; ama, Doğu ve
Güneydoğu Anadoluda, Anadolu'da, nüfusu az ama hizmete muhtaç pek çok il var,
kış koşulları oralarda daha ağır. Siz, eğer, özel idarelere, belediyelere
nüfusa göre kaynak aktarırsanız, oralardaki yurttaşlarımızın kış koşullarında,
bir yerlere...
RECEP KORAL (İstanbul) - Nüfusa göre
değil...
İZZET ÇETİN (Devamla) - Oturduğun yerden
konuşma!
BAŞKAN - Toparlayın lütfen.
Siz de yerinizden konuşmayın.
İZZET ÇETİN (Devamla) - Neye göre olursa
olsun... Kriterleriniz ne? Oku, bilgi sahibi ol, gel buraya, çık, konuş;
oturduğun yerden konuşma!
RECEP KORAL (İstanbul) - Ben biliyorum da,
sen bilmiyorsun.
BAŞKAN - Yerinizden konuşmayın.
Siz de yanıt vermeyin Sayın Çetin. Lütfen,
toparlayın.
İZZET ÇETİN (Devamla) - Toparlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, gerçekten, Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğünün adının değiştirilerek, IMF'ye, Dünya Bankasına
şirin görünmeye çalışmanızı, el kaldırarak tasdik etmenizi ben anlayamıyorum.
Gerçekten, bu yanlış politikayı, yanlış oyunu, sizin, milletvekilleri olarak
görmeniz ve bozmanız gerekir. Dürüstlüğünüzden hiç şüphe etmiyorum, keşke, şu
tasarının ayrıntısını, içinde gizli olanları, gerçek amacını ve gizli amacını
kavrayabilseydiniz! Gerçi, çoğunuz mahcup, çoğunuz üzgün; o nedenle, karar
yetersayısı bile olmadan tasarının maddeleri oylanıyor burada; buna dikkatinizi
çekiyorum.
Sayın Başkan, gerçekten, karar yetersayısı
olmadığını görüyoruz; bu da, AKP'li milletvekili arkadaşlarımızın da bu
tasarıya onay vermediklerini ortaya koyuyor.
Dikkatinizi bu yöne çekerek, böyle
değerlendirmenizi istirham ediyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Şahsı adına söz hakkı olan Ordu
Milletvekili Sayın Cemal Uysal, Tüzüğe uygun bir şekilde, söz hakkını Samsun
Milletvekili Ahmet Yeni'ye devrettiği için, Sayın Yeni'yi kürsüye davet
ediyoruz.
Buyurun Sayın Yeni. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün
Kaldırılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve
Bütçe Komisyonları raporları ve Samsun'la ilgili söz almış bulunmaktayım;
sözlerime başlarken, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği üzere, Samsun, coğrafî konumu
itibariyle bölgenin diğer bölgelerle bağlantısını sağlayan yolların kesiştiği
bir kavşak noktası olup, Türkiye'nin, Rusya Federasyonu, Kafkaslar ve
Ortaasya'ya açılan en önemli kavşağıdır.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Samsun'da
işçilere başka konuşuyorsun, burada başka türlü konuşuyorsun.
AHMET YENİ (Devamla) - Samsun,
Türkiyemizin büyük akarsularından Kızılırmak ve Yeşilırmağın oluşturduğu Bafra
ve Çarşamba gibi önemli alüvyon ovalarını da topraklarında barındıran önemli
bir tarım merkezidir.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Samsun'da
işçilere ne söz verdin, onu söyle!
AHMET YENİ (Devamla) - Samsun, coğrafî ve
stratejik konumu, ekonomik ve sosyal yönüyle, Karadeniz Bölgesinin büyükşehir
belediyesine sahip tek ve büyük ilidir.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Ondan bahset,
ondan!..
YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Maddeye gel,
maddeye!
AHMET YENİ (Devamla) - İlde karayolu,
denizyolu, demiryolu ve uluslararası havayolunun olması, bizim için çok
önemlidir.
ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Tasarıyla
ilgili konuşmuyorsun; maddeyle ilgili konuş!..
YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Onu, gündemdışı
söz alarak konuşsaydın.
AHMET YENİ (Devamla) - Samsun Limanı
serbest bölgesi faaliyeti devam eden Samsun Merkez Organize Sanayi Bölgesi, yol
üst kaplaması hariç, tüm altyapı çalışmaları tamamlanmış; Kavak Organize Sanayi
Bölgesi, altyapı çalışmaları devam eden Bafra Organize Sanayi Bölgesi,
uluslararası nitelikteki hava limanı, tarıma dayalı gıda sanayii potansiyeli
yüksek iki ovası mevcuttur.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - İşçilere ne
söz verdin, onu anlat, onu!
AHMET YENİ (Devamla) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; teşvik kapsamında zikredilen 50 ilden biri olan
Samsun'un da bundan faydalanması gerektiği, hazırlanan yasa tasarısında mevcut
olmasına rağmen, Samsun'un kapsamdışı kalması, bizleri, gerçekten üzmüştür.
YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Maddeye gel!..
AHMET YENİ (Devamla) - Samsun'un teşvik
kapsamına alınabilmesi en büyük temennimiz olup, bu konudaki çalışmalarımızı
sürdürmekteyiz.
ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Maddeye gel,
maddeye!..
AHMET YENİ (Devamla) - Sabırlı olun,
geliyorum.
BAŞKAN - Sayın Yeni, konuların Köy
Hizmetleriyle ilgisini belirtirseniz daha doğru olur.
AHMET YENİ (Devamla) - Evet, belirtiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öte
yandan, Samsunlu olup da, başka illerde ticarî ve sınaî faaliyetlerini
sürdürmekte olan İşadamlarımızın Samsun'da yatırım yapmaları için de
görüşmelerimizi sürdürmekteyiz.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Köy
Hizmetlerinde çalışan işçilere ne söz verdiniz, onu anlat.
AHMET YENİ (Devamla) - Biz, çevre illere
teşvik verilmesi konusunda çok da rahatsız değiliz; ama, komşu iller teşvik
kapsamında olup da Samsun'un bundan mahrum kalması, yatırım yapacak
işadamlarının, Samsunlu olsa dahi, çevre il ve ilçelere gitmesine gönlümüz razı
değildir.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Ne ilgisi
var?!.
Maddeye gel, maddeye.
BAŞKAN - Bir dakika arkadaşlarım... Ben
uyaracağım.
AHMET YENİ (Devamla) - Bitiriyorum Sayın
Başkan.
ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Sayın Başkan,
madde üzerinde konuşmuyor.
BAŞKAN - Siz durun arkadaşlar.
AHMET YENİ (Devamla) - Az önce zikrettiğim
gibi, uluslararası havaalanının liman bağlantısı, demiryolu, denizyolu,
karayolu ulaşımı, Samsun'un sahip olduğu önemli kozlardan biridir.
ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Samsun yolu
nereden başlıyor biliyor musun?
AHMET YENİ (Devamla) - Samsun'un teşvik
kapsamına alınmasının akabinde, en kısa zamanda, 100'e yakın yatırımcının
Samsun'da yatırım yapacağına kesinlikle inanıyorum.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa) - Yollar yok,
gelmezler.
BAŞKAN - Sayın Yeni, Köy Hizmetleriyle
bağlantısını kurun.
AHMET YENİ (Devamla) - Bitiriyorum.
Modern cumhuriyetin ve Türkiyemizin
kurtuluşunun ve kuruluşunun başlatıldığı bir kentin ekonomik ve sosyal yönden
daha da önde bulunması gerektiğine kesin inanıyorum.
ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Sayın Başkan,
başka bir konuşma metni olmasın; karıştırmış olmasın.
AHMET YENİ (Devamla) - Uzun yıllardır üzerinde
konuşulan tersane projesini de tamamlamış bulunmaktayız. Kızılırmak ve
Yeşilırmak Ovaları Sulama Projelerinin bir an evvel bitirilmesi konusunda da
çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Başka metin
vermişler, yanlış metin vermişler...
AHMET YENİ (Devamla) - Sayın Başkan, biraz
sabırlı olun. Samsunumuz için sevindirici bir gelişme de, Kavak ve Bafra
Organize Sanayi Bölgelerinin tamamlanmasıdır. Bu organize sanayi bölgelerine
ulaşan yolları yapıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Yeni, mesela, bu sulama
işinin Köy Hizmetleriyle bir ilgisi var mı? Bağlantı kurabiliyor musunuz?
ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Sayın Başkan,
yanlış metin vermişler.
AHMET YENİ (Devamla) - Verilecek teşvik
sonrası yatırım faaliyetlerinin çevre iller için de bir örnek olacağına kesin
inanıyoruz. Eğer, Samsun yatırımları çekebilirse, tarımsal potansiyellerini tam
anlamıyla ekonomik katmadeğere dönüştürecek ve sadece bölgenin değil, ülkemizin
kalkınmasında önemli rol oynayacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
özetleyecek olursam, Karadeniz Bölgesinin en büyük ili konumundaki Samsun'un
teşvik kapsamına alınmamasının, bunun yanında, çevresindeki komşu 5 ilin
hepsinin teşvik kapsamında bulunmasının nasıl bir adaletsizliğe neden olacağını
dikkatlerinize sunmak istiyorum.
BAŞKAN - Konuya gelelim, konuya.
AHMET YENİ (Devamla) - Bu, hiç de adil
olmayan bir rekabet ortamına sebebiyet vermektedir ve sonuç olarak da ilimiz,
her geçen gün kan kaybetmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
konuşmamı sabırla ve nezaketle dinlediğiniz için hepinize saygılar sunuyorum.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Azotu ne
yaptın?!
ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Sayın Vekilim,
şu metinleri bir daha gözden geçir, kürsüye çıkarken dikkatli bak!
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri,
soru-cevap bölümüne geçiyoruz.
Süre 10 dakika.
Sayın Erdal Karademir, ilk soru sizin;
buyurun.
ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Teşekkür
ediyorum Sayın Başkan.
Bakana sormak istiyorum; Anayasanın
"Merkezî idare" başlıklı 126 ncı maddesi "Türkiye, merkezî idare
kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin
gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayrılır. İllerin
idaresi yetki genişliği esasına dayanır. Kamu hizmetlerinin görülmesinde verim
ve uyum sağlamak amacıyla, birden çok ili içine alan merkezî idare teşkilatı
kurulabilir. Bu teşkilatın görev ve yetkileri kanunla düzenlenir" hükmüne
sahiptir.
Yine, Anayasanın "Mahallî
idareler" başlıklı 127 nci maddesinde ise "Mahallî idareler, il,
belediye veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere
kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen,
seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir"
denilmektedir.
Tasarının, ulusal devlet eliyle, havza
bazında planlanarak yürütülmesi gereken işleri, il özel idarelerine ve
büyükşehir belediyelerine devretmesi, bunları mahallî ve müşterek nitelikli
olarak nitelemesi anlamına gelmekte midir, ki, tasarının gerekçesinde bu konu
açıkça belirtilmiştir. Eğer gelmekteyse, böylece, idarenin bütünlüğü ilkesi
ihlal edilmiş oluyor mu? Tasarı, bu anlamda, Anayasanın 126 ve 127 nci
maddesine aykırı değil mi?
İkinci bir soru yöneltmek istiyorum: 3202
sayılı Yasa çerçevesinde, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, yol, içmesuyu,
kanalizasyon, iskân gibi sosyal altyapı hizmetlerinin yanında, sulama, arazi
toplulaştırma, toprak kullanımı, toprak muhafaza gibi tarımsal altyapı
alanlarında kamu hizmeti üretmektedir. Bu çalışma alanı, mahallî ve müşterek
nitelikli olarak tanımlanamaz; tam tersine, toprak ve su kaynaklarının
korunması ve geliştirilmesi, ulusun ortak varlıkları üzerinde kamu yararı
ilkesi doğrultusunda, havza bazında yürütülen hizmetlerdir.
Yerel yararlanma çabalarının oluşturulduğu
çıkar çatışmaları çerçevesinde, ulusal devlet, genel düzenleyici görevini
yerine getirmek durumundadır.
BAŞKAN- Soruya geçelim...
ERDAL KARADEMİR (İzmir)- Örneğin, herhangi
bir il özel idaresi, çeşitli gerekçelerle, kendi sınırları içinde, birinci sınıf
tarım arazisi üzerinde sanayi tesisi kurmak isteyebilir ve bu, yerel çıkarlarla
örtüşebilir. Oysa, tarım arazilerinin korunmasına yönelik kamu hizmeti, kamu
yararı uyarınca, kamunun çıkarları doğrultusunda yürütülmek zorundadır. Bundan
sonra bu araziler nasıl korunacaktır?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN- Sayın Ahmet Işık, buyurun.
AHMET IŞIK (Konya)- Sayın Başkan, teşekkür
ediyorum.
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde yaklaşık
47 000 personel görev yapmaktadır. Tasarıyla, bu personelin mahallî idarelerde
de aynı görevleri yürüteceği öngörülmektedir.
Sayın Bakanımıza birinci sorum: Personel
devri sonrası hizmet kalitesinde bir değişiklik olacağını düşünüyor musunuz?
İkinci sorum: Tasarının IMF'yle bağlantısı
olduğu iddia edildi biraz önce. Bakanımızın bu konuda defaatlarca beyanı
olmasına rağmen, tekrar beyanını almak istiyorum.
Üçüncüsü; devir sonrası personelin özlük
haklarında bir olumsuzluk ortaya çıkacak mıdır; zira, tasarı, bayram öncesi
işçiye kara haber olarak takdim edilmeye çalışıldığı için, özellikle bu soruyu
soruyorum.
Teşekkür ederim.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)- Hep çanak
sorular!..
BAŞKAN- Sayın Bayram Meral; buyurun.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara)- Sayın Başkanım,
müsaadenizle, Sayın Bakanımdan bir konuyu öğrenmek istiyorum.
Malumunuz, Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğünün İstanbul İlinde ve Kocaeli'nde il müdürlükleri, bölge müdürlükleri
vardır. O illerdeki bölge müdürlüklerinde, il müdürlüklerinde çok sayıda
menkul, gayrimenkul, makine parkı vardır; bunların devri sırasında, acaba,
hükümetimiz bir bedel talep edecek mi; bir.
Acaba, neden bu iki büyük şehir
seçilmiştir? 16'ya yakın büyük şehir vardır, o illerde de bölge müdürlükleri,
il müdürlükleri vardır; neden bu illere de bu kıyak yapılmamıştır? Bunları
öğrenmek istiyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Mehmet Küçükaşık, buyurun.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa) - Sayın Bakanım,
yaklaşık bir yıldan beri, Köy Hizmetlerinin kapatılması dedikodusu çıktığından
bu yana, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve ona bağlı olan il müdürlüklerinde
hiçbir görevli teknik eleman kalmadı. Bu süre içerisinde, Köy Hizmetlerinden
diğer kamu kurum ve kuruluşlarına geçen teknik eleman sayısının ne olduğunu
öğrenmek istiyorum.
BAŞKAN - Sayın Bakan, buyurun.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ
(Konya) - Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; ben de, bu görüşülen
madde üzerinde söz alan, sorular soran arkadaşlarımın sorularına genel olarak
yazılı cevap vereceğim; yalnız, Sayın Ahmet Işık'ın sorularına kısa kısa birer
cevap...
ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Bunlar çanak
soru!..
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Çanak soru,
çanak!..
ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Çanak ve kolay
sorular!..
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ
(Konya) - Şimdiye kadar Ahmet Işık'ın sorularına hiç cevap vermedim Sayın
Milletvekilim.
Hizmet kalitesiyle ilgili bir soru sordu.
Bu konuda, kanaatimizin, beklentimizin, iyileştirmeyi amaçlayacağı ortadadır.
Dolayısıyla, bununla ilgili ifadelerimizi tekrar etmeye gerek yok, bu kadarla
yetinmek istiyorum.
Sayın Bayram Meral'in sorusu, "Köy
Hizmetleri il müdürlüklerinin varlıklarının ve personelinin devri konusunda
niçin İstanbul ve Kocaeli seçilmiştir" idi; bunun teknik bir gerekçesi
vardır. Bu iki ilin büyükşehir belediyelerinin sınırları il sınırlarıyla eşit
hale gelmiştir, aynı duruma gelmiştir ve dolayısıyla, belediyelerin dışında,
Köy Hizmetleri, il özel idarelerine devredildiği takdirde, hizmet yürütme
imkânı söz konusu değildir; bu, teknik sebepten dolayıdır.
Arkadaşlarımın hoşgörülerine sığınarak
söylüyorum, diğer sorulara yazılı olarak cevap vereceğim.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, maddeyle
ilgili 1 önerge vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 726 sıra sayılı kanun tasarısının
çerçeve 6 ncı maddesine bağlı ek 2 nci maddeye aşağıdaki fıkranın ikinci fıkra
olarak eklenmesini arz ve teklif ederiz.
"Kaldırılan Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğü taşra teşkilatının bölge müdürlüklerince yürütülen hizmetler, bölge
müdürlüğü kapsamına giren illerin il özel idarelerince her yıl müştereken yapılacak
iş programı çerçevesinde yürütülür. Bu iş programı çerçevesinde ilgili il özel
idareleri gerekli araç, gereç, taşınır, personel ve diğer her türlü desteği
sağlar."
|
|
İrfan
Gündüz |
Ali
Osman Sali |
Hüsnü
Ordu |
|
|
İstanbul |
Balıkesir |
Kütahya |
|
|
Mustafa
Nuri Akbulut |
Cevdet
Erdöl |
|
|
|
Erzurum |
Trabzon |
|
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN
YILDIZ (Muş) - Sayın Başkanım, takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ
(Konya) - Katılıyoruz efendim.
BAŞKAN - Gerekçeyi mi okutalım; yoksa...
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Gerekçeyi okutun.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü taşra
teşkilatında bölge müdürlükleri birkaç ile birden hitap eden çeşitli işlerin
yürütülmesinde, her ilde bulunmayan iş makinelerinin kullanıldığı hizmetlerin
yerine getirilmesinde etkili olmaktaydı. Sondaj makinesi, kar makinesi, kaya
delici, yükleyici gibi, genellikle bölge müdürlüğünün bulunduğu ilde mevcut
araçların il özel idarelerine geçmesinden sonra da, komşu ve çevre illerin il
özel idarelerince bölge işbirliği geleneği sürdürülerek ortak kullanıma konu
edilmesi toplum yararına olacaktır. Bu amaçla, kaldırılan bölge müdürlüklerince
yerine getirilen hizmetlerde bir aksama olmaması ve gereken eşgüdümün
sağlanması için, Genel Müdürlüğün tüzelkişiliğinin sona erdiği tarihte mevcut
bölge müdürlükleri kapsamındaki illerin kendi aralarında iş programı yaparak
birbirlerine gereken desteği vermeleri önergeyle öngörülmektedir.
BAŞKAN - Komisyonun takdire bıraktığı,
Hükümetin katıldığı...
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Karar
yetersayısının aranılmasını istiyorum.
BAŞKAN - ...önergeyi, karar yetersayısı
arayarak oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar
yetersayısı vardır; önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda ek 2 nci
maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
6 ncı maddeyi, kabul edilen ek 1 ve ek 2
nci maddelerle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
7 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 7.- 10.12.2003 tarihli ve 5018
sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun eki (I) sayılı cetvelde yer alan
"43-Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü" ibaresi cetvelden çıkarılmıştır.
BAŞKAN - Madde üzerinde gruplar adına söz
taleplerini okuyorum: Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Erzurum
Milletvekili Mustafa Ilıcalı, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Muğla
Milletvekili Gürol Ergin.
Şahısları adına söz taleplerini okuyorum:
Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı ve Muğla Milletvekili Gürol Ergin.
Sayın milletvekilleri, iki gruptan da söz
talebi olduğu için, konuşma sürelerinizi birleştirme şansımız olmuyor.
Buyurun Sayın Ilıcalı. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
Sayın Ilıcalı, süreniz 10 dakika.
AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA ILICALI
(Erzurum) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Konuşmama başlamadan önce, şu hususu,
iktidar ve muhalefet partisi milletvekilleriyle paylaşmam gerekiyor: Burada,
tabiî, Köy Hizmetleriyle ilgili kanun tasarısının 7 nci maddesi üzerinde söz
aldım; konuşmamın ilişkisini baştan kurmam gerekiyor. Bu ilişki şudur: Bir
kere, Doğu Anadoluda Köy Hizmetlerinin vermiş olduğu hizmetler oldukça
önemlidir. Burada da bir görev ve yetki devri olduğuna göre, bundan sonra da il
özel idaresinin vereceği hizmetler son derece önemli.
Peki, şu ana kadar Doğu Anadoluya göz
attığımız zaman, Doğu Anadoluda bu hizmetlerin yeterince yapılmadığını
görüyoruz. Tabii, buradaki istatistiklerle zaman kaybetmemek açısından şunu
söylemek gerekir ki, kaplamalı yolların oranı oldukça düşük; diğer hizmetler,
su temini, tarım konusunda da bölgemizdeki imkânsızlıklar hepimizin malumu.
Şimdi, biz, bu imkânsızlıkları kısa bir
sürede tamamlayabilmemiz için burada bölgenin potansiyelinden yararlanmamız
gerekiyor. Bölgenin en önemli potansiyeli de kış turizmidir; bunun altını
çizmek gerekiyor. Tabiî, kış turizmi deyince, yine, bu işin, konuyla ne alakası
var... Kış turizmi için de, köyler, yani, özellikle, buna yönelik köyler
kurmamız lazım, tatil köyleri oluşturmamız lazım ve bunların altyapısını
hazırlamamız lazım. Bu altyapıyı nasıl hazırlayacağız; biz, bugün...
Beni dinlerseniz, özellikle, Doğu
Anadoludaki milletvekillerimiz için, sizinle paylaşacağım konular oldukça
önemli; bazı konular burada ilk defa açıklanmış olacak, bazı projeler
hakkında da bilgi sahibi olacaksınız.
BAŞKAN - Mustafa Bey, bir dakika.
Değerli arkadaşlarım, giriş ve çıkışlar
nedeniyle fazla konuşma oluyor, uğultu oluyor; konuşmacıyı dinlemek mümkün
olmuyor; özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi kulisi giriş ve çıkışlarında.
Arkadaşlarımın sükûneti temin etmelerini rica ediyorum. İdare Amirleri de
uyarırlarsa iyi olur.
Buyurun Sayın Ilıcalı.
MUSTAFA ILICALI (Devamla) - Teşekkür
ederim.
Biz, bu pazartesi günü, Erzurum'u,
uluslararası bir sahaya çıkardık; bunu önce bir paylaşmamız lazım. Erzurum,
pazartesi günü, yani, 10 Ocakta
Üniversitelerarası 2009 Kış Olimpiyatları için Çin'in Harbin Şehriyle yarıştı ve bu karar toplantısı
sonucunda da, Erzurum, maalesef, üniversitelerarası kış oyunlarını alamadı, Çin
Harbin Şehri aldı; ancak, bu, ilk defa bir Doğu Anadolu şehrinin, bir
olimpiyatta hazırlık olacak önemli bir uluslararası oyuna aday olması, önemli bir başlangıç oldu.
Esas önemli olan ve sizinle paylaşmak
istediğim konu şudur: Burada hükümetimizin çok somut bir desteğini gördük.
Nasıl gördük bu somut desteği; İstanbul Ticaret Odamız sunuşlarda bize yardımcı
oldu. Sunum sırasında şöyle bir kitapçık sunuldu. Erzurum Valimiz, Erzurum
Belediye Başkanımız, Gençlik İl Spor Müdürümüz, Erzurum Atatürk Üniversitesi
Rektörümüz, Olimpiyat Komitesi Başkanımız, Boks Federasyonu Başkanımız ve çok
sayıda kişi destek verdi; biz de milletvekilimiz Mücahit Daloğlu Bey'le
katıldık.
Burada, Başbakanımız, sunuşa bir ek
yaparak, oyunların Erzurum'a alınması konusunda hükümetimizin bölgeye vereceği
desteği ifade etti.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcımız
Mehmet Ali Şahin Bey üç gün süreyle bizimle beraber oldu; orada, sunuştan sonra
yaptığı konuşmada, çok net bir şekilde, Doğu Anadoluya vereceği desteği
belirtti ve sadece bu sözel destekle de kalmadı; bu desteğini, bir yazılı
belgeyle, Uluslararası Üniversite Oyunları Federasyonuna sundu.
Şimdi, bu oyunları alamadık; ama, Doğu
Anadolu Bölgesinin kalkınmasında, bu köylerin kalkınmasında, yolların
yapılmasında, ulaşımın kuvvetlendirilmesinde olimpiyatlar çok önemlidir.
Hükümetimizin vermiş olduğu bu somut desteğe karşılık, bundan sonra bizim
yapmamız gereken... Tabiî, burada, olimpiyatın yapılmasında en önemli husus
siyasî otoritenin desteği, halkın inancıdır. Şimdi, siyasî otoritenin desteği
tam, halkın inancı da çok fazla; işte, sonuç ne oldu diye bizi dakikada bir
aradılar.
Bu, sadece Erzurum'u değil, birçok ili
kapsayacak. Hangi illeri kapsayacak; Kars-Sarıkamış'ı kapsayacak, Erzincan'ı
kapsayacak, Ağrı'yı kapsayacak.
Tabiî, biz, bundan sonraki uluslararası
müsabakalara -2014 kış olimpiyatları için daha müracaat başlamadı- diyelim ki
2014 kış olimpiyatlarına başvurduğumuz zaman, bu üniversitelerarası oyunlara
hazırlıkta kazandığımız tecrübeyle beraber, madem hükümetimiz de destek
veriyor, bizim, şu anda, bugün, hemen takvimi önümüze koymamız lazım; yani,
hangi yılda hangi tesisi yapacağız. Baktığımız zaman, özellikle altyapı
tesislerimizin oldukça zayıf olduğunu görüyoruz, yatak kapasitemizin çok düşük
olduğunu görüyoruz. Bir kış olimpiyatları için ortalama olarak 100 000 sporcu
geliyor, bir 100 000 kişiyi de seyirci olarak düşündüğünüz zaman, buna göre
otelleriniz olacak, ulaşım ağı olacak.
Olimpiyatın yapılacağı şehirler arasında,
Kars-Erzincan-Erzurum arasında hızlı ulaşım sistemini kurmamız gerekiyor.
Tabiî, bu zamana kadar, 1924'ten 2000'e kadar, katılan şehirlerin
olimpiyatlardan elde ettiği gelirler rakamlarla ortada, bunların muazzam bir
getirisi var. Ülkenin tanıtımı açısından, imajı açısından oldukça önemli. İşte,
o bölgelerin toptan kalkınması... Ne demek, hâlâ, susuz köymüş, asfaltsız
yolmuş... Doğu Anadoluda, hâlâ, niye bir hızlı tren olmasın, havaalanları niye
geliştirilmesin. Bu, çok büyük bir şans. Burada, iktidara, muhalefete önemli
bir görev düşüyor.
Elimizde de önemli bir belge var. Bakın,
bizim, 2002'de milletvekili olduktan sonra hemen başlattığımız bir çalışma var;
bu, Devlet Planlama Teşkilatının projesi haline geldi; Birleşmiş Milletler
Kalkınma Programı destek veriyor, Erzurum Atatürk Üniversitesi, Yıldız
Üniversitesi hazırlıyor: Erzurum, Erzincan, Bayburt Gelişme Planı. Bu plan
çerçevesinde -yaklaşık bir yıldır da devam ediyor- bazı hususları, burada
sizinle paylaşmak istiyorum, bu konuyla da oldukça ilgili. Gelişmemiş bir
bölgede yarışmacı, yerel ve sürdürülebilir bir bölge planı arayışı. Burada,
yerelliğin altı oldukça çiziliyor. Bu manada da, Köy Hizmetlerine ait
görevlerin yerinden yapılması oldukça önemli; ama, bunun planını çok iyi
yapacaksınız, ödeneğini buna göre ayarlayacaksınız. Bölgesel kalkınma
politikalarındaki eski anlayış yerine, burada yeni bir politika üretiliyor.
Zamanım çok sınırlı olduğu için bunların hepsini veremiyorum.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Rahat ol,
rahat ol...
MUSTAFA ILICALI (Devamla) - Şahsım adına
da konuşma talebim var, bilmiyorum, Başkanım birleştirir mi?
HALUK KOÇ (Samsun) - Devam edin...
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Devam et;
bizim için mahzuru yok.
ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Burada
Erzurumlular oturuyor...
MUSTAFA ILICALI (Devamla) - Çok teşekkür
ediyorum ilginize.
BAŞKAN - Birleştirmek mümkün değil;
İçtüzüğe uygun değil. Onun için, bu süre içerisinde konuşacaklarınızı konuşun.
MUSTAFA ILICALI (Devamla) - Yani, burada,
size, ülkemiz için son derece önemli bir projeyi tanıtıyorum. Buradaki konu,
siyasî değil, tamamen teknik ağırlıklı. Burada, iktidarın, muhalefetin
desteğine ihtiyacımız var ki, bölgemizi toptan kalkındıralım. Bakın, bilimsel
bir çalışmayı sizlere sunuyorum. Çalışmayı yaptıran kuruma bile daha bu kısım
sunulmadı.
Bölgesel kalkınmada yeni politikaya
ihtiyacımız var. Nedir bu; yarışan bölgeler oluşturmak. Strateji nedir; kaynak
oluşturma, yapısal değişme ve kalkınma, tabanda üretilen projelerle gelişme. Bu
manada, tabiî, Avrupa Biriliği fonlarımız var. Bunu, yine, üzülerek görüyoruz,
Doğu Anadolu Bölgesinde bu fonlardan nasıl yararlanılacağı bilinmiyor. Parçacıl
projeler üzerinde duruluyor. Tabiî, bu proje, bölgenin kalkınmasının anayasası.
Bu bütün içerisinden parçaları üretecek
imkânlarımız var. Burada da önemli bir potansiyel var ki, bu da kış turizmi.
Değerli milletvekilleri, Avusturya'nın
İnnsbruck Kentinden iki gün önce döndüm.100 000 nüfuslu bu şehirde, 280 tane
kayak merkezi var. Biz daha proje üzerinde kayak merkezlerini oluşturamamışız.
Kendimizi zorlasak, Sarıkamış'ı, Erzurum'u, Erzincan'ı saysak 10 tane merkezi
isim olarak sayamayız. O zaman ne yapmamız lazım; demek ki, bizim, bu proje
üzerinde, potansiyel olan merkezleri oluşturmamız lazım.
Bugün Fransa Alplerine gelen turist
sayısının en az 10 000 000 civarında olduğunu biliyoruz; kişi başı minimum 1
000 dolardan hesaplarsanız 10 milyar dolar.
Sadece sömestr tatilinde Türkiye'den giden
kişi sayısının 20 000 olduğunu biliyoruz. Bu rakamı 1 000 dolarla çarparsak 20
000 000 dolar.
Bir taraftan da, Erzurum'daki,
Sarıkamış'taki kış turizminin
turizmdeki toplam payına baktığımız zaman, bu oranın oldukça düşük
olduğunu görüyoruz.
Şimdi, ben diyorum ki, bu konuda yerinden
yönetimi de kuvvetlendirmek, ona kaynak bulmak ve koordinasyon sağlamanın
yanında bir projeye ihtiyaç var; bu projenin de kış turizmi olduğunun altını
bir kere daha çiziyorum.
Bu manada, İstanbul Ticaret Odasının, Doğu
Anadolu Kış Olimpiyatlarıyla ilgili yapmış olduğu çalışmada, 2000'e kadar
olimpiyatları alan şehirlerin ayırdıkları sermaye yatırımları ve getirilerinin,
özellikle televizyon gelirlerinin çok yüksek olduğunu söylemek istiyorum.
Bu olimpiyatların, alınması sayesinde,
bölgemizin şehirlerine getireceği katkıyı, buradaki rakamlarla
karşılaştırdığımız zaman, bölgenin kaderinin değişeceğini söylemek istiyorum.
Ben bu konuşmayı daha önceden
planlamamıştım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
MUSTAFA ILICALI (Devamla) - Teşekkür
ederim.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Fransa'yı görüyoruz, en son Avusturya'daki durumu görüyoruz. İnnsbruck Şehrinin
bağlı olduğu eyaletin genel nüfus içerisindeki payı yüzde 10; kış turizmiyle
beraber gelirden yüzde 50'lik bir pay alıyor. Bunlar muazzam rakamlar.
Ben, yine, oradaki şehrin rakımına
bakıyorum, 600 metre; en yüksek dağlara bakıyorum, 1 000-1 200 metre. Bizim
şehirlerin rakımları 1 950 metre. Karın kalitesine bakıyorum, kışın süresine
bakıyorum. Örneğin, Palandöken-Konaklı'daki çanağa bakıyorum.
Tabiî, bunlara bakmak yetmiyor. Ben, somut
olarak, açık ve net olarak söylüyorum; İktidar Partisi milletvekili olmama
rağmen, hükümetimin, Başbakanımın, Başbakan Yardımcımın oradaki desteğini
gördükten sonra... Muhalefetime de, konuşmamı kesmeden -esasında, konuyla
ilişkisi var; isteseydiniz, konuşmamı kesebilirdiniz- beni dinledikleri için
çok teşekkür ediyorum. Bu destek de somut bir gösterge.
O zaman, niye biz bu bölgeleri
kalkındırmıyoruz? Şimdi, burada, maddeler üzerinde konuşuyoruz; işte "niye
yerele geçiyor, merkeze..." Bu zamana kadar merkezden idare edilmiş, bu
yerler kalkınamamış. Şimdi, bizim, bunu yerinde kalkındırırken bir projeyi öne
çıkarmamız lazım.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Tamam,
tamam...
SELAMİ YİĞİT (Kars) - Siyasete girme.
MUSTAFA ILICALI (Devamla) - Siyasete
girmiyorum.
Bu projeyi, takvimiyle, finansman
modelleriyle ortaya koymamız lazım. Burada, sadece devletten beklemeyeceğiz,
özel teşebbüs de bu işin içerisinde olacak.
Buradan, hemen, bu fırsatı bulmuşken,
Kars'ın, Erzurum'un, Erzincan'ın, Doğu Anadolunun işadamlarına sesleniyorum.
Acaba, bunların ne kadarı bizim katıldığımız bu üniversitelerarası oyunu takip
etti? Ben, toplantıya girmeden önce Başbakan Yardımcımın danışmanıyla görüştüm
"mart ayı içerisinde, Erzurum'da, Kars'ta veya Doğu Anadoluda bir yerde
bir toplantı yapalım; belli bir mesafe aldık, bunu geri kaçırmayalım"
diyor.
Değerli milletvekilleri, orada, oylamada
bulunan Yönetim Kurulu üyelerinin çok ilgisini çektik. Ne açıdan ilgisini
çektik; heyecanımızla, siyasî otoritenin desteğiyle, katılımcılarımızla; ama,
üzülerek söylüyorum, onların mevcut tesislerine, yatak kapasitelerine,
altyapısına baktığımız zaman, o kadar geriyiz ki.
Şimdi, bir de gerçekçi olmamız lazım.
BAŞKAN - Toparlayın.
MUSTAFA ILICALI (Devamla) - Toparlıyorum
Başkanım.
Sadece müracaat etmekle olmuyor, bunun
altyapısını oluşturmamız lazım. Olimpiyatlara katılanları inceliyorum; daha
müracaat ettikleri zaman, altyapı tesisleriyle, konaklama tesisleriyle beraber
neredeyse yüzde 40'ına sahipler. Bakıyoruz, Sarıkamış'ta 1 100, Erzurum'da 2
000 civarında yatak var; herhalde, bize, 80 000 - 160 000 kişi gelecek; bunu
kaça katlayacağız.
Şimdi, bunun için, ne yapalım diyorum. O
bölgeleri, biz, burada, bu kadar zamandır niye tartışıyoruz ve sizler de çok
değerli katkılarda bulunuyorsunuz; bölge daha iyi nasıl kalkınacak. Esas sorun,
Doğu Anadoluda değil mi;. Başkanım, yani, yol açısından, su açısından...
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Sorun her
yerde.
MUSTAFA ILICALI (Devamla) - Bu bölgeyi
kalkındırmak için, bilimsel doküman hazır, siyasî otoritenin desteği hazır,
muhalefetin desteği burada somut olarak ortada. Onun için, biz, en kısa zamanda
toplanalım diyorum. Başbakan Yardımcımız bu konuya çok muazzam bir ilgi
gösterdi. Kendisine bölgem adına, milletvekilerimiz adına teşekkür ve
şükranlarımı tekrar sunuyorum. Onun için, en kısa zamanda, toplanalım,
projeleri ortaya koyalım, takvimi belirleyelim ve hükümetimizin somut desteğini
alalım. Sayın Bakanım, o bölgeye, özellikle, bu seneki yatırım programlarına
mutlak suretle spor tesisini koymamız lazım. Aksi takdirde, uluslararası
arenaya gittiğimiz zaman, bize soracaklar ki, siz hani heyecanlıydınız, bu kadar
yatırım ayırmıştınız; peki, aldıktan sonra hiçbir şey yapmamışsınız diye; yani,
o vaziyette gidersek sonuç olumsuz olacak.
Bugünden başlayalım, Erzurum'da, Kars'ta,
Erzincan'da bunları planlayalım, yatırım programlarımıza koyalım. İktidarı,
muhalefeti, sivil toplumu ve özel teşebbüsüyle bu işi kesin yapalım. Bu işin
getireceği faydaları anlatma imkânı olmadı; ama, şu kitaptan, bundan sonra,
hazırlanan kitaptan, isteyen milletvekillerime verebilirim.
Bu düşüncelerimi ifade etme fırsatı
buldum, sizlerle paylaştım; beni sabırla dinlediğiniz için herkese çok teşekkür
ediyorum.
Bu yasanın, ülkemiz için hayırlara vesile
olmasını, başarılı hizmetlere vesile olmasını diliyorum ve yaklaşan kurban
bayramınızı tebrik eder, saygılar sunarım. (Alkışlar)
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Mustafa Bey, Erzurum,
7-0 AK Partiye milletvekili verdi, onları yaptırmazsan, hesap sorarlar.
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, Sayın
Ilıcalı'nın bahsettiği konuya bir açıklık getirmek gerekiyor. Köy
Hizmetlerinden, o sportif proje için, yardım isterken, onun lağvedildiğini,
özel idarelere geçtiğini herhalde unuttu. Özel idarelere geçtiği zaman, ilgili
bakan, Tarım Bakanı olmuyor, İçişleri Bakanı oluyor, özellikle, ondan destek
almak gerekiyor.
MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Hükümetin
temsilcisi olarak kastettim, Sayın Başkan.
BAŞKAN- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına, Muğla Milletvekili Sayın Gürol Ergin; buyurun. (CHP sıralarından
alkışlar)
Süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA GÜROL ERGİN (Muğla)-
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri,
saygıdeğer Türk Ulusu; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, gerçi ben hiç
kullanmadım; ama, birkısım arkadaşlarımız, bu Köy Hizmetleriyle ilgili
tasarının Uluslararası Para Fonunun -buyruğu demeyeyim ama- düzenlemeleri
doğrultusunda çıktığını ifade ettiğinde Sayın Bakanım üzüntülerini belirtti.
Gerçi Sayın Bakanım burada değil galiba ama... Üzüntülerini belirtti ve sonuç
olarak şunu dedi: "IMF istedi diye, biz, Köy Hizmetlerini kapatır
mıyız?!" Değerli arkadaşlarım, işte tarih. 20.11.2001 tarihli 10 uncu gözden
geçirmeye ilişkin niyet mektubu: "Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ve
diğer merkezî devlet birim ve kurumlarının bölge idarelerinin işçileri,
ekipmanı ve sorumlulukları zaman içinde il özel idarelerine
kaydırılacaktır." Bu kadar basit. Şimdi gelin gene siz bunu reddedin
değerli arkadaşlarım. Eğer içinize siniyorsa, reddedin. Demek ki "zamanı
gelince" dedikleri zaman bugün gelmiş. Benim Bakanımın şanssızlığına da,
onun zamanına rast gelmiş.
Değerli arkadaşlarım, bir konuyu da
atlamamak gerekiyor. Şimdi önümüzde Avrupa Birliğiyle yapılacak görüşmelerin en
çetin geçecek olan yönü, tarımla ilgili konulardaki tartışmalar. Biz, Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğüne belli görevler vermişiz bu tartışmada; ama, şimdi,
biz, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünü kaldırıyoruz. Böylece, tartışma ortamında
ciddî bir boşluk yaratmış oluyoruz.
Değerli arkadaşlarım, eğer, sizin
düşündüğünüz ve gerekçeye koyduğunuz gibi, devletin hantal yapısı ve devlete
yolsuzlukların bulaşması söz konusu ise, aynı Bakanlığın, yine, toprak ve su
kaynaklarının kendi açısından yönetimiyle görevli olan Devlet Su İşleri ve
Tarım Reformu Genel Müdürlüğü de acaba kapatılacak mı; bunu, özellikle öğrenmek
istiyorum; bunlar da merkezî kuruluşlar. Bunları da kapatacaksanız, herhalde,
bizim bu konuda daha fazla bir şey söylememiz gerekmez. Siz görevinizi, o
zaman, daha bir hakkıyla yerine getirmiş olursunuz.
Değerli arkadaşlarım, burada savunma hep
şu oldu: "Bu hizmetler merkezden yürümüyor, biz bu hizmetleri yerinde
yapacağız."
Şimdi, böyle söylüyorsunuz da, elimde,
Kırsal Kalkınma Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı
taslağı var; aynı Bakanlığın hazırladığı bir taslak var elimde.
Bakın, orada, ortaya konulan bu genel
müdürlüğe verilmesi düşünülen görevler ile kaldırdığınız Genel Müdürlüğün
birçok görevleri üst üste çakışıyor. Aynen şöyle: "Toprağa ve tarım
arazilerine yönelik tarımdışı veya tarım kaynaklı her türlü bozucu, kirletici
etmenlerin kullanımına karşı caydırıcı önlemleri almak, kullanıcılar için
gerekli düzenlemeleri sağlayacak yönetmelikleri hazırlamak ve yayımlamak bu
genel müdürlüğün görevi" deniliyor.
"Ülke topraklarının ayrıntılı toprak
etütlerini ve haritalarını yapmak, yaptırmak ve onaylamak, bu genel müdürlüğün
görevidir" deniliyor.
"Arazilerin kabiliyetine göre
sınıflandırmasını yapmak, tarım arazilerinin tespit edilerek, bu arazilerin
korunmasına yönelik gerekli önlemleri almak ve denetlemek" deniliyor.
"Belirlenen ilke ve politikalara
uygun bir şekilde toprak ve su kaynaklarının korunmasını, geliştirilmesini,
verimli kullanımını sağlamak, gerekli araştırma, etüt, hizmet ve yatırımlara
ait program, projeleri yapmak, yaptırmak" deniliyor.
Kısaca söylüyorum "tarım arazilerinde
arazi tesviyesi, drenaj, arazi ıslahı ve benzeri tarlaiçi geliştirme
hizmetlerini yapmak, yaptırmak" deniliyor.
Değerli arkadaşlarım, böyle bir genel
müdürlüğün kuruluşunun doğruluğunu yanlışlığını tartışmıyorum, içeriğini de
tartışmıyorum; ama, siz, burada, iki gün boyunca "bu hizmetler merkezden
yapıldığında yerine yeterince ulaşmıyor -hatta, popülist bir söylemle de-
hizmeti oradaki vatandaşın ayağına götüreceğiz, hizmet buradan gitmeyecek;
çünkü, oradaki bir hizmet için çok aşamalardan geçilerek geliniyor, zaman
harcanıyor, israf oluyor" dediniz. Aynı "zaman israfı" sözcüklerini
burada bir AKP milletvekili arkadaşım da söyledi; ondan sonra, bize fıkra
anlattı. Sizin eyleminiz ile söyleminiz, aynen hükümet politikalarında olduğu
gibi, birbiriyle çelişiyor.
Ben, size, şimdi, dün eksik bıraktığımı
tahmin ettiğim bir konuda da bilgiler sunmak istiyorum. Nedir bu konu: Şeker
Kurumunun niçin kapatıldığı konusu. Hepinizin dikkatine sunuyorum ve net, açık
söylüyorum. Sayın Bakan da açık söylememizi istemişti, siz de. Açık... Amylum
Nişasta Sanayi ve Ticaret AŞ; bu, Adana'daki bir şirket, yabancı sermayeli.
Eylül 2004'te Şeker Kurumu tarafından 11,8 trilyon lira cezaya çarptırılıyor.
Niye çarptırılıyor; Mersin Serbest Bölgesine satıyorum dediği (C) kotası
şekerini tekrar yurtiçinde satışa sunduğu için; yani, kota olayını bir şekilde
deldiği için. Bir başka firmaya geliyoruz. Bu firmanın adı da Tat Nişasta
Sanayi ve Ticaret AŞ. Aynı Kurul, 1 trilyon 485 milyar lira ceza veriyor. Niye
veriyor; (A) kotasıyla kendine tanınan hakkın üstünde üretim yapıp içpiyasada
sattığı için. Arkadaşlar, bu cezaları Cumhuriyet Halk Partisi vermiyor; bu
cezaları, sizin döneminizde, bir kurul, kurumu adına veriyor. Peki, gelelim...
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Köy Hizmetleri
mi?..
GÜROL ERGİN (Devamla) - Efendim, özür
dilerim ama, biraz önce değerli hemşerim Ilıcalı'yı izledik, spor tesislerini
anlattı, değil mi? Erzurum'da uzun yıllarını geçirmiş, bir tarafı da Erzurumlu
olan bir insan olarak ben de zevkle dinledim. Siz de dinlediniz. Hiç de ses
çıkarmadık.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Müdahale ettik.
GÜROL ERGİN (Devamla) - Sayın Grup
Bakanvekili... Sayın Grup Başkanvekili, yanlış yapmayın. Burada fıkra anlatıldı
diyorum size. Ben fıkra anlatmıyorum.
BAŞKAN - Müdahale etmeyin sayın hatibe
GÜROL ERGİN (Devamla) - Eğer, siz
bunlardan gerçekten üzüntü duymuyorsanız, ben içtenlikle çok büyük üzüntü
duyuyorum.
Değerli arkadaşlarım, ben size
yolsuzlukları anlatıyorum, haksızlıkları anlatıyorum, hırsızlıkları anlatıyorum
burada. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, şimdi, Kurum niye
kapatıldı? Sayın Grup Başkanvekilim iyi dinlesin, Kurum niye kapatıldı: Bir tek
gerekçesi var değerli arkadaşlar. Konu mahkemelik. Mahkemede bu konuyu Kurum
adına kim savunacak; kurumun idarî birimleri savunacak. Nerede?.. Kurum yok,
tüzelkişilik yok, buharlaştı.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Tebahhur etti.
GÜROL ERGİN (Devamla) - İdarî birimler
yok; ortada, bu anlamda, yetkisi olmayan bir kurul kalmış. Yani, siz kuşun
kanatlarını kesmekle kalmadınız, kafasını da kestiniz. Sayın Grup Başkanvekili,
ben bunu anlatmak istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Tasarıyla ne
alakası var; ben onu soruyorum.
BAŞKAN - Müdahale etmeyin arkadaşlar.
GÜROL ERGİN (Devamla) - Değerli
arkadaşlarım, daha ileri gidelim. Durun... Bugüne geliyorum...
Sayın Grup Başkanvekili, bugüne geliyorum,
lütfen, dinleyin...
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan, bu
benim görevim değil, sizin göreviniz.
GÜROL ERGİN (Devamla) - Lütfen,
dinleyin... Laf attığınız zaman cevaba katlanacaksınız; ama, hakaret içermeyen
laf atacaksınız, hakaret içermeyen cevap alacaksınız.
Bakın şimdi; 10 Ocak 2005. Kaç gün önce;
iki gün önce. Coca-Cola firması Sanayi ve Ticaret Bakanlığına bir yazı yazıyor;
diyor ki: "Biz meşrubat firmasıyız; ama, kendi tatlandırıcımızı kendimiz
üretmek istiyoruz. Tabiî o üretim sırasında yasaya göre kota almamız gereken
izoglikoz da var. Ne dersiniz?" Aynı yazı kime yazılıyor biliyor musunuz:
Şeker Kuruluna, Kurum yok çünkü. Bu ne anlama geliyor? Kurul cevap verecek
durumda değil. Kurumu kapatan zaten o Bakanlık. Bu, şu anlama geliyor:
Arkadaşlar, bulanık suda balık avlama dönemini başlattınız. Sizi kutlarım
ayrıca. (CHP sıralarından alkışlar)
Kurumun kapatılmasının bir tek amacı var,
Kurumun kapatılmasının amacı, dün de söylediğim gibi, ortamı başıboş
bırakmaktır.
Değerli arkadaşlarım, bana kızmakla ya da
gülmekle gerçeği değiştirme şansını elde edemezseniz.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Ne alakası var?
BAŞKAN - Gürol Bey, siz Genel Kurula hitap
edin lütfen.
GÜROL ERGİN (Devamla) - Zaten
arkadaşlarımı, hepsini kastederek söylüyorum.
ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Sen devam et.
GÜROL ERGİN (Devamla) - Değerli
arkadaşlar, şimdi...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Lütfen toparlayın Gürol Bey!
Yalnız, bu arada, mikrofon kesilmişken bir
açıklama yapayım, daha sonra siz devam edersiniz.
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Sayın
Mustafa Ilıcalı'nın da konuşmasında belirttiği gibi, kırsal alandaki sportif
çalışmalara da destek veren altyapı hizmetleri getiriyordu. "Şimdi bu
değişiklikle bu nasıl olacak" diye, kış sporları, üniversite kış
olimpiyatlarından bahsederek konuyu değerlendirdi, bir bağlantı kurdu; biz de
olağan karşıladık.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan, siz
olağan karşılama makamında değilsiniz. Lütfen!..
BAŞKAN - Şimdi, bakın...
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Siz müdahale etme
makamındasınız, o makam onu emrediyor size.
BAŞKAN - Biz müdahale edeceğimiz zaman
ediyoruz; ama...
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - O arkadaşımıza da
müdahale edeceksiniz. Yanlış uygulama yaptıramazsınız burada, o konuyu buna
bağlayamazsınız.
BAŞKAN - Konu ilgiliyse...
GÜROL ERGİN (Devamla) - Ben şimdi size
bağlantısını söyleyeceğim.
BAŞKAN - Bir dakika...
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Konuyla alakası
yok.
GÜROL ERGİN (Devamla) - Ben bağlantısını
söyleyeceğim Genel Kurula.
BAŞKAN - Konuyla ilgiliyse, çifte standart
uygulamasına girmeden Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerine, Cumhuriyet
Halk Partisi milletvekillerine, bağımsız milletvekillerine, DYP
milletvekillerine, hepsine yönelik aynı standardı uyguluyoruz. Şimdi bir
kurumun lağvedilmesi söz konusu, başka bir kuruluş, yapı onun hizmetlerini
alacak. Sayın Ergin'in de bahsettiği yine lağvedilme durumunda olan bir kurum.
GÜROL ERGİN (Devamla) - Efendim,
bağlantısını kuracağım.
BAŞKAN - Bu kurum da Köy Hizmetleriyle
yakından ilgili...
ALİ AYAĞ (Edirne) - Sizin yorum yapmanıza
gerek yok.
BAŞKAN - Onlarla bağlantı kurarak bu
konuyu ele alıyor; nasıl, Mustafa Ilıcalı bağlantı kurarak ele aldıysa. O
nedenle müdahalemiz sadece toparlama yönündedir. Konuya mümkün olduğu kadar
yaklaşmak ve toparlamak yönünde müdahale ediyoruz.
Buyurun Sayın Gürol Ergin.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Geriye dönük
böyle bir yorum olmaz.
GÜROL ERGİN (Devamla) - Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) -
Yönetemiyorsanız... Böyle olmaz!..
GÜROL ERGİN (Devamla) - Arkadaşlarımız,
kendi arkadaşları fıkra anlatırken kıkır kıkır güldüler; şimdi, ben, gerçekleri
anlatırken niye anlatıyorsun diyorlar. Ben de size fıkra mı anlatayım?!
ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Gürol Bey,
siz devam edin.
GÜROL ERGİN (Devamla) - Değerli
arkadaşlarım, olayın bağlantısı şu: Siz Şeker Kurumunu kaldırmakla, Türkiye'de,
bugün sayısı azaltılmış olsa bile, yaklaşık 390 000 ailenin dörtte 3'ünü pancar
üretemez hale getireceksiniz; çünkü, yasadışı yollarla, 700 000 ton fazlası
olan nişasta bazlı şeker üretme tesisleri kuruldu Türkiye'de ve bunların bir
kısmı da, Kurumdan izin alamadı. Şimdi, Kurum, ortadan kalktığı zaman, bunlar
tıkır tıkır çalışacak, siz de, ondan sonra, belki, Kurumu, tekrar kuracaksınız
"oldu, bitti" dedikten sonra; ama, Türk çiftçisi pancar ekemez hale
gelecek.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Biraz daha
anlatın!..
GÜROL ERGİN (Devamla) - Bağlantı şurada: O
zaman, zaten Köy Hizmetlerine gerek kalmayacak; onun için kaldırıyorsunuz Köy
Hizmetlerini. Ortada çiftçi yoksa, ekeceği biçeceği yoksa, tabiî
kaldıracaksınız. Size göre, artık, gerek kalmıyor.
Değerli arkadaşlarım, bir de, Sayın
Başbakanın bir müjdesiyle sözlerimi tamamlamak istiyorum. Bakınız, burada,
bütçe görüşmelerinde, Sayın Başbakan, aynen "2005 bütçesi hazırlanırken,
pamuk desteklemesi için -dikkat edin- 391 trilyon lira prim öngörülmüştür;
ancak, dünyadaki gelişmeler gözönüne alınarak, Komisyonda, 491 trilyon liraya
çıkarılmıştır" diyor.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Galiba bütçe
konuşuyoruz!..
GÜROL ERGİN (Devamla) - Değerli
arkadaşlar, bir kere, o 100 trilyonun çıkarılmasında, Cumhuriyet Halk
Partisinin ne ölçüde baskı yaptığını biliyoruz; AKP'li arkadaşlarımızla
birlikte, biz, bunu, gerçekten yükselttik; yalnız, orada, bir şey gördük: Bu
100 trilyon, doğrudan gelir desteğinden kesilip, o kalemden bu kaleme
aktarıldı; çiftçinin bir cebinden öbür cebine aktarıldı.
Daha başka bir şey söyleyeyim...
BAŞKAN -Toparlayalım lütfen.
GÜROL ERGİN (Devamla) - Sayın Başbakan,
bana göre, şu kitabı kim yazıp eline verdiyse hesap soracak. Bu, pamuk desteği
değil bu 491 trilyon...
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan,
böyle bir yöntem olmaz!..
BAŞKAN - Lütfen... Lütfen...
GÜROL ERGİN (Devamla) - Bu, 5 ayrı ürün
için...
BAŞKAN - Konuya yaklaşalım ve
toparlayalım.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Yanlış bir şey!..
GÜROL ERGİN (Devamla) - Dinle, dinle!
...kanola için, pamuk için, zeytinyağı
için, değerli arkadaşlarım, 5 ayrı ürün için konuldu.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan, yok
böyle bir şey!..
GÜROL ERGİN (Devamla) - Buraya pamuk
yazıp, insanları aldatma hakkımız yok veya Başbakanı aldatma hakkımız yok.
Burada pamuk yazıyor, pamuk! Var mı pamuk?! Bakanım geldi mi? Pamuk için 491
trilyon lira mı var?
Bu, şu anlama gelir: Arkadaşlar, bu ülkede
1 000 000 ton pamuk satılsa, kilo başına,Türk Lirası olarak 491 000 lira
vermeniz gerekir.
BAŞKAN - Sayın Ergin, konuya yaklaşalım ve
toparlayalım lütfen.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Yaklaşalım!..
GÜROL ERGİN (Devamla) - Değerli
arkadaşlarım, sanıyorum, söyleyebileceklerimi söyledim.
Sayın Bakan, size bunu vereyim de, siz,
bu...
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ
(Konya) - Biliyorum.
GÜROL ERGİN (Devamla) - Biliyorsunuz... O
zaman düzelteceksiniz herhalde.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ
(Konya) - Ben, size, cevap vereceğim.
GÜROL ERGİN (Devamla) - Bakınız, bana
cevap verin de... Bunu alıp düzelteceksiniz. "Pamuk için bütçeye 491
trilyon koyduk" deniyorsa bu yanlış. Bütçeyi okuyun...
BAŞKAN - Karşılıklı konuşmayalım ve
lütfen, hem konuya yaklaşalım hem de toparlayalım; çok aştınız süreyi...
GÜROL ERGİN (Devamla) - Şimdi
toparlıyorum.
Hiç sağa sola vurmayın. Değerli
arkadaşlarım, bu yönetimin, daha önceki yönetim gibi, Uluslararası Para Fonunun
istekleri doğrultusunda çalışma hakkı vardır, kesinlikle hakkı vardır, ona
hiçbir şey demeyiz; ama, inkâr etme hakkı yok, onu söylüyoruz.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından
alkışlar)
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan, bir
şey arz edebilir miyim efendim.
BAŞKAN - Buyurun.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan,
siz, İçtüzüğe göre, burayı yönetmek için, bu makamda oturan bir arkadaşsınız.
Ne zamana ne de konuya... İster AK Partiden ister diğer partilerden, hiç fark
etmez, arkadaşlarımıza, bu kadar toleranslı davranmak adına bir yaklaşım içerisinde,
uygulama içerisinde olamazsınız. Uygulamanız açısından, fevkalade yanlış
yaptığınızı yeniden ikaz etmek istiyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Bu ikazı, kürsüde konuşma süresi
dolan arkadaşları da ikaz şeklinde almak lazım. Bu uyarıları -sizin ikaz
dediğiniz, bizim uyarı dediğimiz- devamlı yapıyoruz; ama, bizim uyarılarımıza
siz de katıldığınız için, inşallah, bundan sonra konuşmacılar bu uyarılar
doğrultusunda davranırlar.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Kesersiniz....
Sesi kesersiniz; yapmıyorsunuz!..
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) - Sayın Başkan,
sataşmadan dolayı söz istiyorum.
BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım...
FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Dün akşam Agâh
Kafkas söz istedi, vermediniz!
BAŞKAN - Kardeşim... Değerli
Milletvekilim... (AK Parti sıralarından gülüşmeler)
Hepimiz kardeşiz tabiî, yanlış anlamayın.
FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Rica ederim,
tabiî.
BAŞKAN - Şimdi, bakın, Agâh Bey orada
devamlı müdahale ediyor, arkadaşlar da onun ne söylediğini duymadan, tabiî aynı
parti üyesi olmaktan dolayı birlikte konuşuyorlar ve bir kaotik ortam oluşuyor;
toplantı, tartışma olmuyor ve onun söylediğini de tam anlayamıyoruz.
Anladığımız kadarıyla, sendikalarla ilgili bir konuda, o da eski bir sendikacı
olduğu için, konuşmak istiyor. Halbuki, biz, o konuda bir açıklama yapmak üzere
başka bir arkadaşa söz vermiştik. Arka arkaya bütün sendika kökenli arkadaşlara
söz versek, toplantı sabaha kadar sürerdi. Biz, arkadaşımıza şunu söyledik:
"Keselim artık bunu, oturun yerinize, yoksa başka önlem almak durumunda
kalırız." Burada, Adalet ve Kalkınma Partisi üyesi 2 Divan Kâtibiyle
birlikte hizmet veriyorum; onlar da gördüler durumu ve bana, 10 dakika ara
verilmesini önerdiler; ama, o "başka bir önlem alırım demekle ne demek
istiyorsunuz, bana hakaret ediyorsunuz" diyor. Başka bir önlem, Adalet ve
Kalkınma Partisi üyesi Divan Kâtibi arkadaşlarımın önerdiği 10 dakikalık arayı
verip sükûneti sağlamak; bunun neresi hakaret ve bundan dolayı hakaret ediliyor
diye söz vermenin ne anlamı var?!
İkincisi; biz, Divan olarak, toplantı
sükûnetini bozan, bu Genel Kurulu kaotik bir ortama götüren milletvekillerini
dışarıya çıkarma önlemiyle dahi durdurma hakkına sahibiz, öyle bir hakkı da
kullanmıyoruz; en az taciz edecek olan 10 dakikalık ara verme önerisini, hem de
Adalet ve Kalkınma Partisi üyesi Divan Kâtibi arkadaşların önerisiyle
uyguluyoruz.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Sayın Başkan,
kendini niye bu kadar yoruyorsun?!
BAŞKAN - Bunun kendisine hakaretle ilgili
bir yanı var mı; yani, bu kadar alınganlığın, bu kadar kırılganlığın Genel
Kurulda gereği var mı; yok.
FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Tamam
Başkanım.
BAŞKAN - Şimdi, değerli arkadaşlarım,
şahsı adına söz isteyen arkadaşlarımızdan Sayın Mustafa Ilıcalı ve Sayın Gürol
Ergin bir özveri gösterip, sıralarını, Bitlis Milletvekili Sayın Edip Safder
Gaydalı ve Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan'a devrettiler.
Şimdi, Bitlis Milletvekili Sayın Edip
Safder Gaydalı'yı kürsüye davet ediyorum.
Buyurun Sayın Gaydalı (Alkışlar)
EDİP SAFDER GAYDALI (Bitlis) - Sayın
Başkan, çok değerli milletvekilleri; Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması ve Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğünün Kaldırılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde, lütfedip bana
sırasını verdiği için, Sayın Mustafa Ilıcalı'ya teşekkür ediyorum. Bağımsız
milletvekillerinin söz alıp konuşmaları oldukça zor; bunu, sizler de ikibuçuk
yıldır izliyorsunuz. Onun için, bu özveriyi gösteren grup sahibi milletvekili
arkadaşlarımıza da teşekkürü borç biliyorum.
Hükümetimizin, 59 uncu cumhuriyet
hükümetinin getirdiği bu kanun tasarısı, haklı bir tasarıdır, geç kalmış bir
tasarıdır. Bence, 1990'lı yıllarda, yani, geçen asırda konuşulması ve karara
bağlanması gereken bir kanundu; bir asır geç kaldık, 2000'li yıllarda bu kanunu
tartışıyoruz ve inşallah da, Yüce Heyetin oylarıyla karar vereceğiz. İçinde
bulunduğum 57 nci cumhuriyet hükümetinde de bu tasarı uzunca tartışıldı,
çıkarılması gerekiyordu; ama, koalisyonun içinde bulunduğu şartlar itibariyle,
bu tasarıyı Meclise sevk edemedik ve 21 inci Dönem Parlamentosunda bu tasarıyı
çıkaramadık.
Şimdi, burada, gerçekten, bir de facto
durum vardır. Bakın, fiilen, Köy Hizmetleri il teşkilatları ve bölge
teşkilatları, zaten, il özel idarelerine devrolmuş vaziyettedir; il özel
idarelerinin, valiliklerin desteğini çekin, şu anda, Köy Hizmetleri il
teşkilatları hiçbir görev yapamazlar. Hepinizin ilinden de bildiği gibi, bakın,
araçları eskir, il özel idaresi ve valilik bu araçları alır; mazotu biter,
zaten genel bütçeden alacağı parası kısıtlıdır, il özel idaresinin desteğiyle
mazot alınır ve araçları yürütülür. Bürokrasiyi azaltacağız bu kararı verirsek.
Niye azalacak; çünkü (A) ilinin (B) ilçesinin (C) köyünde bir köprü eğer selden
gitmişse bunun projesi ilde hazırlanır, il bunu bölgeye gönderir, bölge tasvip
ederse Genel Müdürlüğe gönderir, Genel Müdürlük uygun görürse genel bütçeye
koyar, bu prosedür uygulanıncaya kadar aradan en az bir yıl geçer. Bir aracın,
bir dozerin dağ başında arıza yapması halinde il bu parça bende yok der, bölge
müdürlüğüne yazar; bölge müdürlüğü bu bende de yok der, Genel Müdürlüğe yazar;
Genel Müdürlüğün depolarında bu parça yoksa ihaleye çıkar, ihaleyle alır, bölge
müdürlüğüne gönderilir, bölge müdürlüğü ile gönderir, ilde bekleyen bu dozere
takılır; aradan -bakarsınız- bir sezon geçmiş ve o dozer o dağın başında dört
ay beklemiş. Bakın, burada bir de facto durum vardır; mutlaka bunu bir an önce
çıkarmamız lazım.
Buna karşı çıkan Cumhuriyet Halk Partisi
Grubundaki arkadaşları da saygıyla karşılıyorum, Sayın Bayram Meral'i de dünden
beri dinledim, o da biraz sendikal gözlükle olaya bakıyor, onu da saygıyla
karşılıyorum; ama geç kalmış bir tasarıdır, bu tasarıyı getirdiği için de 59
uncu cumhuriyet hükümetine teşekkür ediyorum, hepinize en derin saygı ve
sevgilerimi sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Söz sırası, Denizli Milletvekili
Sayın Ümmet Kandoğan'da.
Buyurun Sayın Kandoğan.
Konuşma süreniz 5 dakika.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
İki gündür bu kanun tasarısını
görüşüyoruz. Ancak, ben sözlerime başlamadan önce, böyle bir kanun tasarısının
Meclis gündemine gelmeden önce üzerinde çok ciddî ve bilimsel bir çalışma
yapılmasının zarurî olduğuna inandığımı ifade etmek istiyorum.
Bakınız, dünden beri burada Adalet ve
Kalkınma Partisi Grubu adına konuşan milletvekillerimizi dinledik; biraz önce
Samsun Milletvekilimizi dinledim, Erzurum Milletvekilimizi dinledim. Bütün
vatandaşlarımız ve Meclisteki milletvekillerimiz, bu kanunun -yasalaştığı
takdirde- ülkemize neler kazandıracağını merakla bekliyor; ancak, Samsun
Milletvekilimiz Teşvik Yasasından bahsettiler, Erzurum Milletvekilimiz de
Erzurum kış oyunlarından bahsettiler.
Değerli milletvekilleri, bütün vatandaşlar
bekliyor, bu kanun ne getirecek, ne götürecek... Bilimsel olarak, bunun
gerekçelerinin haklı bir şekilde ortaya konulması lazım. Maalesef, ne gerekçede
var ne de bu konu komisyonlarda yeterince tartışılarak Meclis gündemine geldi.
Hele, konuyla uzaktan yakından ilgisi olmayan arkadaşlarımızın burada
konuşmalarının sonucunda da, konu daha da karmaşık bir hale geldi.
Bu kanun tasarısı yasalaşmadan, zaten şu
anda, il özel idarelerinin, il genel meclislerinin programlarının içerisinde
köy yolları da mevcuttur. Şu anda il özel idareleri, il genel meclisleri, bu
hizmetlerin bir bölümünü yapıyorlar. Yeni kanunla -eğer yasalaşırsa- bu konu,
daha geniş bir şekilde, tamamen il özel idarelerine devredilecek. Sayın Hamza
Albayrak geldiler, burada konuştular, sadece ataletten bahsettiler.
Ben dün de söyledim, ne olur, rica
ediyorum -ben yirmiüç yıl bu hizmetlerin içerisinde olan birisiyim,
şantiyelerde çok yattım kalktım, şantiye yemekleri yedim, günlerce onlarla
beraber çalıştım- bu çalışanlarımızı töhmet altında bırakmayalım, onları zan
altında bırakmayalım. Dün de söyledim, genel bütçeden aldıkları pay yüzde
3,5'ten yüzde 1,5'e düşmüş, 28 000 araç gereç 18 000'e düşmüş; bu şartlar
altında, fedakârca çalışmalarına devam ediyorlar. Dün de söyledim, öncelikle
yapılması gereken iş, bölge müdürlüklerinin kaldırılmasıdır. Bölge
müdürlüklerinin, bu hizmetlerde, o bahsedilen aksaklıkların ortaya çıkmasında
önemli etkileri var. Ben, dün de Sayın Bakana söyledim. Sayın Bakanın "hizmetler
bazı yerlerde başarılı olur, bazı yerlerde olamaz" şeklindeki
düşüncelerini eleştirince "millî eğitim hizmetleri de her yerde başarılı
değil, sağlık hizmetleri de her yerde başarılı değildir" ifadelerini
kullandılar ve "bir test edelim" dediler. Dün de söyledim, ne olur,
test, bir yerde olur, bir köyde olur. Bakın, aile hekimliğinde Düzce İlinde bir
test yapıyoruz; ama, bunda, 81 ilde, 80 000 köyde aynı anda bir uygulama
olursa, yarın uygulamada ciddî sıkıntılarla karşılaşabiliriz; çünkü, bu
bilimsel bir şekilde ortaya konulmamıştır. Bu devirden sonra illerin durumunun
ne olacağı kesin bir şekilde ortaya konulmamıştır. İllerin araç ve gereç
potansiyelleri yok. Dün de söyledim, illerin özel idare bütçeleri çok farklı.
Yine söyleyeyim -biraz önce Bayburt milletvekiliyle görüştüm- Bayburt'un 2005
yılı il özel idare bütçesi 2 300 000 Yeni Türk Lirası, İzmir'in 102 000 000
Yeni Türk Lirası, Iğdır'ın 4 000 000 Yeni Türk Lirası...
Değerli milletvekilleri, bunun
altyapısını, ne olur, iyi hazırlayalım. Yarın, 1 Marttan itibaren devredeceğiz,
devrettikten sonra çok ciddî problemler ortaya çıkacak. Benim konuşmalarım
sakın yanlış anlaşılmasın. Benim, uzun vadede veya bunun altyapısı
hazırlandıktan sonra, öncelikle Köy Hizmetleri bölge müdürlüklerinin ve
dolayısıyla Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün kaldırılmaması yolunda herhangi
bir düşüncem yok. Ben, yirmiüç yıl bu teşkilatın içerisinde olan birisi
olarak... Biraz önce Sayın Safder Gaydalı da bu konuyu çok mükemmel bir şekilde
ortaya koydu, o çarkın nasıl işlediğini, çarkın içerisindeki aksaklıkların
neler olduğunu bir bilirkişi vukufiyetiyle anlattı. İşte, bunların tespitini
yapıp, bunların çözüm yollarını bulup, 1 Martta sıkıntılarla, problemlerle
karşılaşılmaması için ne gibi tedbirlerin alınması lazım geldiği hususunun çok
ciddî bir şekilde tartışılıp, ortaya konulduktan sonra bu düzenlemenin
yapılması lazım geldiği düşüncemi ifade etmek istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen Sayın
Kandoğan.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Bakınız, hep
söyleniyor "yüzde 76'sı cari harcamalar." Sayın milletvekilleri,
yarın, biz, bunu özel idare müdürlüğüne devrettikten sonra, aynı cari
harcamalar orada da olmayacak mı; biz, bu personeli il özel idarelerine
devrettikten sonra onlara maaş ödemeyecek miyiz? Aynı harcamalar olacak, aynı
ücretler onlara ödenecek; ayrıca, çok tecrübeli, yetişmiş personel uygun bir
görev bulunamadığı için, atıl bir vaziyette Ankara'da oturacağı için, yatırıma
gitmesi gereken o ödenek, o ücret de maalesef, hiç iş yapmadan Ankara'da
oturacak olan bürokratlara ödenecek.
Bir endişem daha var: Bu kadar yetişmiş
personeli bir anda devredışı bırakırsanız, yarın, illerde bu işin
organizasyonunda, koordinasyonunda ciddî problemler ortaya çıkabilir, yarın, bu
yetişmiş elemanlara ihtiyaç duyabiliriz; ancak, bunları, maalesef, Ankara'da
istihdam edersek, yanlış yaparız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kandoğan, son cümlenizi
söyleyin. Toparlayın, bitirin.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Hemen
toparlıyorum.
Bir hususu da Sayın Bakanımıza iletmek
istiyorum. Bugün aldığımız bilgiden kendilerini de bilgi sahibi yapmak
istiyorum.
Şu anda, Tarım Bakanlığında, bu kapanma
hadisesinden dolayı açıkta kalacak olan bazı üst düzey bürokratların, bölge
müdürlerinin başka kurumlara şimdiden atamasının yapılmasıyla ilgili çalışmalar
olduğunu ve bazı atamaların da gerçekleşmek üzere olduğunu ifade eden bazı
bilgiler bize ulaştı. Eğer bunu yaparsanız, kendi kurumunuz içerisinde bazı üst
düzey kamu görevlilerini koruma pozisyonuna düşer, bazılarını da yıllardan beri
çalışmış oldukları Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünden ayırarak hiç de uzmanlık
alanı olmayan, verimli olamayacakları alanlara kaydırırsanız, bundan hem o
personel mağdur olur hem de ülke kaynakları boşa harcanmış olur.
Bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Heyetinizi
saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN- Değerli milletvekilleri...
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Sayın Başkan,
Sayın Gaydalı konuşmasında ismimden bahsederek, sanki Köy Hizmetlerinin
kapatılması iyi bir iş de, biz buna karşı çıkıyoruz imajı verdi. Müsaade
ederseniz, izah etmek istiyorum.
BAŞKAN - Sayın Meral, gayet iyi
anımsıyorum; sizin düşüncelerinizi iki gündür izlediğini, onlara da saygı
duyduğunu söyledi; ama, kendi düşüncesini söyledi; yani, size karşı bir şey
söylemediği için, sataşma olarak almak pek mümkün değil; kusura bakmayın.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Ben, Köy
Hizmetlerinin kapatılmasının ülkeye yarar getirmediğini savunuyorum, o yarar
getirdiğini savunuyor; arada fark var.
BAŞKAN - Fark var; fakat, sizin
düşüncenize saygı duyduğunu söyledi; yani, bu, size sataşma anlamına gelmez.
HAMZA ALBAYRAK (Amasya) - Sayın Başkanım,
benim ismimi kullanarak, meramımı ters yorumladı...
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, saat
20.00'de toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 19.00
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma
Saati: 20.00
BAŞKAN:
Başkanvekili Ali DİNÇER
KÂTİP
ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKCİ (Konya)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 50 nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.
726 sıra sayılı kanun tasarısının
görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
III. -
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
3. - Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılması ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Kaldırılması Hakkında Kanun
Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/915) (S. Sayısı: 726) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.
Şimdi, 7 nci madde üzerinde, 10 dakika
süreyle soru - cevap işlemini başlatıyoruz.
Sayın Ahmet Işık, buyurun.
AHMET IŞIK (Konya) - Sayın Başkan,
teşekkür ediyorum.
Tabiî, bu sorumuza yazılı cevap da
alabiliriz, Tarım ve Köyişleri Bakanımız yok burada; ama, Sayın Bakanımız da
cevaplayabilir.
İnsan yaşamı için içmesuyu özel önem arz
etmektedir. Türkiye kırsalında, yaklaşık 80 000 ünite bulunmaktadır. Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü, görev alanı içerisinde bulunan yaklaşık 76 000
ünitenin 70 000'ine içmesuyu sağlamış bulunmaktadır. Bu hizmetler, bugüne
kadar, özel idare ve vatandaş katkılarıyla birlikte yürütülmüştür. Özel idaresi
kuvvetli olan illerin içmesuyu konusunun tamamen çözülmüş olması, bunu göstermektedir.
Bu aşamada, içmesuyu hizmetlerinin mahallî
idarelere, yani özel idarelere devrinin problem yaratacağını düşünüyor musunuz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Erdal Karademir, buyurun.
ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Teşekkür
ediyorum Sayın Başkan.
Bakanımız burada yok; ama, ben yine de
sormak istiyorum. 3202 sayılı Yasanın 2 nci maddesinin (e) fıkrası uyarınca,
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, üç yasal statüde -umuma ait, köylülere devir ve
tahsis edilmiş ve eskiden beri köyün kullanımında- bulunan suları, üç birime
(köye, bağlılıklarına, askerî garnizonlara) ihtiyacına göre tevzi, tahsis eder,
gerektiğinde tahsis şeklini değiştirir. Bu hizmet, il özel idarelerine
devredildiğine göre -Türkiye'nin verili sosyolojik yapısı düşünüldüğünde- adil
bir dağıtım yerine il genel meclisinde egemen yapının istemine uygun şekilde
tahsis edileceğini, bu durumun da birçok sosyal karışıklığa neden olacağını
düşünüyor musunuz?
İkinci sorum: Anayasanın "Genel
ilkeler" başlıklı 128 inci maddesinin ilk fıkrası "Devletin kamu
iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına
göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve
sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülür"
hükmüne sahiptir. Tasarı, madde ve gerekçeleriyle, Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğünün memur ve sözleşmeli statüde çalıştırdığı kamu görevlileri eliyle
yürüttüğü işleri, büyükşehir belediyeleri ve il özel idareleri tarafından
taşeronlar aracılığıyla yapma amacı taşımakta, böylece, taşeronlaşma ve
sendikasızlaştırma, âdeta teşvik edilmektedir.
Yine, Cumhurbaşkanının, 5227 sayılı Yasayı
geri gönderirken kullandığı gerekçeler arasında, kamu hizmetlerinin hemen
tümünün yerelleştirilmesinin ve özelleştirilmesinin yolu açılmaktadır. Merkezî
ve yerel yönetimlerin genel idare esaslarına göre yürüttükleri aslî ve sürekli
kamu hizmetleri de dahil, tüm kamu hizmetlerinin özel sektöre
gördürülebilmesine olanak tanınmaktadır ki, düzenleme, bu durumuyla, Anayasanın
128 inci maddesine aykırı değil midir?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Mustafa Gazalcı, buyurun.
MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Teşekkür
ederim Sayın Başkanım.
Sayın Bakandan, şunları yanıtlamasını
diliyorum:
Bu, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü il özel
idarelerine bırakıldığı zaman, Türkiye çapındaki eşgüdüm kalkmış olacak. Acaba,
bölgeler ve iller arasındaki hizmet eşitliği, uyumu nasıl sağlanacaktır?
Özellikle, yoksul bölgelere nasıl hizmet götürülecektir?
Şimdi aynı ücreti alan işçiler, bu yasa
çıktıktan sonra ayrı ayrı toplusözleşmeler yapacak; aynı işi yapan, ayrı ücret
alacaktır. Böyle mi olacaktır, bu düzenleme yapıldıktan sonra?
Toprak ve su korunması, geliştirilmesi ve
kullanımı konusunda Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü söz sahibidir. Bu yasa
çıktıktan sonra, bu konuda toprağın, suyun kullanımını, geliştirilmesini ve
korunmasını nasıl sağlayacaksınız Bakanlık olarak?
Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Sayın Selami Yiğit, buyurun.
SELAMİ YİĞİT (Kars) - Teşekkürler Sayın
Başkan.
Sayın Bakanım, doğrudan gelir desteği
ödemeleriyle ilgili, 2005 ödemeleriyle ilgili çiftçilerimizi aydınlatırsanız
çok sevinirim.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Süre doldu.
Sayın Bakan, buyurun.
DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Ankara) -
Sorulara, bilahara yazılı olarak cevap verilecektir.
BAŞKAN - 7 nci madde üzerindeki görüşmeler
tamamlandı.
7 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum...
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Karar
yetersayısının aranılmasını istiyorum.
BAŞKAN - Karar yetersayısını arayacağız.
7 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Karar yetersayısı yoktur.
Birleşime 10 dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 20.08
BEŞİNCİ OTURUM
Açılma
Saati: 20.22
BAŞKAN:
Başkanvekili Ali DİNÇER
KÂTİP
ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKCİ (Konya)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 50 nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.
726 sıra sayılı kanun tasarısının
görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
III. -
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
3. - Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılması ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Kaldırılması Hakkında Kanun
Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/915) (S. Sayısı: 726) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.
Tasarının 7 nci maddesinin oylamasında
karar yetersayısı bulunamamıştı.
Şimdi, 7 nci maddeyi tekrar oylarınıza
sunup, tekrar karar yetersayısını arayacağım: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Karar yetersayısı vardır; 7 nci madde kabul edilmiştir
arkadaşlar.
Geçici 1 inci maddeyi okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 1.- Kaldırılan Köy Hizmetleri
Genel Müdürlüğünün;
a) Mülkiyeti Hazineye ait olup da Maliye
Bakanlığınca bu Genel Müdürlüğe tahsis edilen taşınmazlar hariç olmak üzere,
bölge ve proje müdürlükleri dahil taşra teşkilâtının kadro ve pozisyonları,
personeli, tüm varlıkları, araç, gereç ve taşınırları, tapuda bu Genel Müdürlük
adına kayıtlı olan taşınmazları ve hizmet binaları; İstanbul ve Kocaeli
illerinde büyükşehir belediyelerine, diğer illerde il özel idarelerine,
b) Merkez teşkilâtının kadro ve
pozisyonları, personeli, tüm varlıkları, araç, gereç ve taşınırları ile hizmet
binaları ve diğer taşınmazları Tarım ve Köyişleri Bakanlığına,
c) 24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı
Kanunun 25 inci maddesi uyarınca tahsis edilmiş kadrolarında görev yapan
personeli, kadrolarıyla birlikte merkezde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı merkez
teşkilâtına, taşrada ise Tarım ve Köyişleri Bakanlığı taşra teşkilatına,
d) Ulusal veya bölgesel düzeyde faaliyet
gösteren araştırma enstitüleri, Tarımsal Hidroloji Araştırma ve Eğitim Merkezi
Müdürlüğü ve bunların döner sermaye işletmeleri ile bunlara ait kadro ve
pozisyonlar, personel, tüm varlıklar, araç, gereç ve taşınırlar ile hizmet
binaları ve diğer taşınmazlar Tarım ve Köyişleri Bakanlığına,
e) 3202 sayılı Kanunda yer alan ve
Bayındırlık ve İskân Bakanlığına devredilen iskân hizmetlerinde kullanılan ve
mülkiyeti bu Genel Müdürlüğe ait veya iskân amaçlı tahsis edilen taşınmazlar
ile merkez teşkilâtında iskân görevlerini yerine getiren personel, kadro ve
pozisyonlarıyla birlikte Bayındırlık ve İskân Bakanlığına,
f) 2510 sayılı Kanunun ek 34 üncü maddesi
ile 3835 sayılı Kanun uyarınca yapılan göçmen konutları ve bu amaçla ayrılan
taşınmazlar Toplu Konut İdaresi Başkanlığına,
Devredilir.
Mülkiyeti Hazineye ait olup da Maliye
Bakanlığınca, kaldırılan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne tahsis edilmiş
taşınmazlar, İstanbul ve Kocaeli illerinde büyükşehir belediyelerine, diğer
illerde ise il özel idarelerine, tahsis amacında kullanılmak üzere tahsis edilmiş
sayılır.
Bu maddenin (b) ve (d) bentleri uyarınca,
kaldırılan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde olup da Tarım ve
Köyişleri Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığına devredilen
taşınmazların mülkiyeti tapuda re’sen Hazine adına tescil edildikten sonra bu
taşınmazlar anılan bakanlıklara tahsis edilmiş sayılır.
BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına Sinop Milletvekili Engin Altay söz istemiş. Sayın Altay
aynı zamanda, şahsı adına da söz istemiş. Gruplar adına başka söz talebi
olmadığı için, iki konuşma hakkını birleştirmemiz mümkün.
Konuşma süreniz toplam 15 dakika.
Buyurun Sayın Engin Altay. (CHP
sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (Sinop) -
Sayın Başkan, değerli mesai arkadaşlarım; Köy Hizmetleri teşkilatının
lağvedilmesiyle ilgili kanun tasarısı üzerinde, hem Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına hem de şahsım adına söz aldım; Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Konuşmama başlamadan önce, geçen hafta
Türkeli İlçemizde yaşanan çok üzücü bir olayla ilgili Yüce Meclisi ve özellikle
de AKP Genel Merkez yöneticilerini bilgilendirmek istiyorum.
Sayın Kapusuz, konunun bu kanunla ne
ilgisi var diyebilir. Olay, Türkeli İlçemizin Köy Hizmetleri şantiyesine çok
yakın bir yerde cereyan etmiştir.
BAŞKAN - Sayın Altay, isim vermeden Genel
Kurula hitap edin.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sataşma var...
ENGİN ALTAY (Devamla) - Sataşma yok.
Değerli arkadaşlar, geçen hafta Türkeli
İlçemizde, Adalet ve Kalkınma Partisi İlçe Başkanımız, yanında bir belediye
meclisi üyesi olduğu halde, Türkeli Devlet Hastanesine giderler ve hastanenin
niye bu kadar soğuk olduğundan bahisle, Türkeli Devlet Hastanesi Müdürümüzü
darp ederler. Bu, Türk siyasal yaşamında çok ender görülen vakalardandır.
Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Merkez yöneticilerini, özel
samimiyetlerimize de güvendiğim için, buradan âcizane uyarmak istiyorum ve
umuyorum ki, bu vahim olayla ilgili bir tedbir alırlar. Eşkıya, dünyaya
hükümdar olmaz. Siyasî erkleri eline geçiren insanların, bu kabil hareketlerle
kamu görevlilerini darp etmeye, onları fiilî olarak cezalandırmaya hiç, ama hiç
hakları yoktur. Olayı, Yüce Meclisin ve yüce milletin huzurunda kınadığımı
ifade etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğünün lağvıyla ilgili kanun tasarısı üzerinde dün konuşan Adalet ve
Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Sayın Gündüz, "biz, bu kanunla,
köylülerimize halı gibi yol getireceğiz" dedi. Sayın Gündüz, biz, halı
gibi yollardan vazgeçtik; özellikle Karadeniz Bölgesinde, insanlar sizden halı
gibi yol istemiyor, inanınız ki, kış aylarında; yani, yılın yaklaşık olarak
yedi ayında, sadece ve sadece traktörleriyle evlerinin önüne kadar gidebilmek
istiyor.
Yine, sevgili dostum, ağabeyim Eyüp Fatsa
da dün buradaki konuşmasında, "siz, değişime karşısınız. Değişimden ne
anladığınıza bağlıdır. Değişime karşı direnip de başarı gösteren bir örnek
dünyada vuku bulmamıştır" dedi. Sayın Fatsa'ya ve Yüce Heyete anımsatmak
isterim ki, arkadaşlar, değişme ile yenileşmeyi birbirine karıştırmamamız
gerekir. Değişme, bir tür farklılaşmadır. Müspet olabileceği gibi, menfi de
olabilir. Mevcut durumdan daha kötü bir duruma geçişin adı da değişmedir. Evet,
AKP bu yönüyle, değişimci bir parti, varsın olsun; ama, Cumhuriyet Halk
Partisi, biliniz ki ve milletimiz de bilsin ki, yenileşmeci bir partidir ve
seksenbir yıldan beri olduğu gibi, bundan sonra da yenilikçi ve yenileşmeci
tavrını sürdürecektir. Zira, yenileşme, hep iyiye hep doğruya hep güzele
gidiştir.
Değerli arkadaşlar, yine, bu vesileyle, bu
Parlamentonun işleviyle ilgili de bir düşüncemi Yüce Heyetinize arz etmek
isterim. Hepimizin malumu olduğu gibi, yürürlükteki Anayasamızda da yazıldığı
ve belirtildiği gibi, Türkiye'de parlamenter demokrasi vardır. Parlamenter
demokraside kuvvetler ayrılığı prensibi vardır, geçerlidir; ama, iki yasama
yılını doldurmuş Yüce Meclisimiz 22 nci Dönem Parlamentosu, parlamenter
demokrasinin işlevinin son derece minimumlaşmasına vesile olmuştur, olmaktadır.
Üçüncü yasama yılımızın henüz
başlarındayken, AKP Grubunu bir kere daha samimiyetle ve iyi niyetle uyarmak
isterim ki, parlamenter demokrasi işlemelidir. Kuvvetler ayrılığı prensibi,
bizim, asla ve asla bozmamamız ve taviz vermememiz gereken bir prensip olarak
kalmalıdır. Yoksa, demokrasiden de bahsetmemiz mümkün değildir.
Yani, şunu söylemek istiyorum...
BAŞKAN - Engin Bey, bir dakikanızı rica
edeyim.
Değerli arkadaşlarım, gördüğüm kadarıyla
sizi bile rahatsız eden bir uğultu var. Bu uyarıyı sık sık yapıyoruz, tekrar
yapmak durumunda kalmayalım. Lütfen, aranızdaki konuşmaları, telefon
konuşmalarını kesin ve konuşmacıyı dinleyelim. Bu uğultu sadece konuşmacıyı
değil, diğer arkadaşlarımızı da rahatsız ediyor. Lütfen, uğultuya neden
olmayalım.
Buyurun Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Teşekkür ederim
Sayın Başkanım.
İktidar milletvekillerimiz, beni
genellikle büyük bir zevkle dinlerler, bunu biliyorum, yine riayet
edeceklerdir. Karar yetersayısı için geliyorlar, doğruları ve gerçekleri
dinlemeye gelince kaytarıyorlar mı acaba, bilemiyorum; ama, tabiî, burada
söylediğimiz her şeyde sizin de yarar bulacağınız, bilgi sağlayacağınız, sizler
için de faydalı olacak şeyler vardır.
Değerli milletvekilleri, özetle demek
istiyorum ki, herkes işini iyi yapmalı ve herkes sadece işini yapmalıdır; yani,
yürütme, yasamayı; bir, by-pass etmemelidir; iki, yasama organı üzerinde büyük
bir tahakküm kurmamalıdır. Yani, şunu söylemek istiyorum: Bu sıra sayıları
belli olan kanun tasarılarını, çok keyfî olarak, Parlamento gündemine indirip
indirip geri çekip, sonra tekrar indirip, böyle, milletvekillerinin bu
tasarıları, bu sıra sayılarıyla çıkan tasarıları okumak ki, her milletvekilinin
görevidir, bu okunmadan buraya da gelinmemesi lazımdır. Ama, gördük ki, bugün,
bir önerge verildi; AKP Grubu kabul etti; Grup Başkanvekili oradan bağırıyor
"hayır hayır" diye. Anlaşılıyor ki, tasarı okunmadığı gibi, burada
konuşulanlar da dinlenilmiyor.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Dinliyoruz!
ENGİN ALTAY (Devamla) - Yine dün, Ferit
Mevlüt Aslanoğlu, Malatya Milletvekili arkadaşımız, muhtarların özlük
haklarıyla ilgili, 37 nci maddeye dayalı olarak, Meclis Başkanlığından, kanun
teklifinin doğrudan Genel Kurula indirilmesini talep etmiş ve bir
şaşkınlığınızla, bu kabul edildi. Çok şükür kabul edildi; ama, Grup
Başkanvekiliniz de isyan etti.
Şimdi, buradan, ben, bütün muhtarlarımıza
şikâyet ediyorum; Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun getirdiği teklifin gündeme
alınması kabul edildi; kanun teklifi burada görüşülecek; ama, Cumhuriyet Halk
Partisi milletvekillerinin oylarıyla ve sizin şaşkınlığınızla, yanlışlıkla
parmak kaldırmanız sonucu bu teklifin gündeme alınması kabul edilmiştir; bütün
muhtarlarımız da bunu böyle bilmelidir.
BAŞKAN - Sayın Altay, bütün kararlar,
burada milletvekillerinin özgür iradesiyle alınıyor.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Burada yaşanan bir
olayı söylüyorum... Anladım Sayın Başkan. (AK Parti sıralarından gürültüler)
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Maksadınızı
aştınız.
BAŞKAN - O özgür iradenin tecellisiyle
muhtarlarla ilgili teklif gündeme alındı; bunu şaşkınlık olarak
nitelendirmeyelim.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - AK
Parti sıralarından da el kaldıranlar vardı; onların hakkını yemeyelim.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Yahut, iyi
niyetle, AK Partili arkadaşlar...
BAŞKAN - Düzeltin lütfen.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Ben, onu, deminki
önerge için söyledim Sayın Başkan. Muhtarlarla ilgili çok iyi niyetli
arkadaşlarımız olduğu için, AKP milletvekillerinden de müspet oy verildiği için
bu geçti. Her neyse, konumuza dönüyorum.
Değerli arkadaşlar, Köy Hizmetleri, iki
kelimedir; köy, hizmetleri. Bu iki kelimeyi duyan herkes, bu konuyla ilgili
değildir; yani, zannetmeyin ki, dün ve bugün görüştüğümüz bu tasarıyla ilgili
olarak, Türkiye'de yaşayan 70 000 000 insan, Parlamento Köy Hizmetlerini
görüşüyor diye düşünüyor. Burada, yaklaşık olarak 45 000 Köy Hizmetleri işçisi,
10 000 civarında da bürokrat ve Köy Hizmetleri teknik elemanı, konuyu birinci
derecede, kendi hayatiyetleriyle ilgili olduğu için dikkatle takip ediyorlar;
ama, değerli arkadaşlar, konunun asıl sahibi, Türkiye'de köylerde yaşayan 30
000 000 civarındaki yurttaşımızdır, yani köylülerimizdir, Büyük Atatürk'ün
"milletin efendisi" diye iltifat buyurduğu Türk köylüsüdür.
BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım, biz, Divan
olarak, sayın konuşmacıyı uyarıyoruz, tek tek arkadaşların da uyarması kaos
yaratıyor, karışıklık yaratıyor, bizim uyarımızla yetinmek gerekiyor.
Uyarmadığımız zaman, gelip bizi uyarırsanız, uyarıyı hemen, anında yerine
getiririz. O da gürültü yaratıyor. Ben buradan görüyorum, milletvekili
arkadaşlarımız kulaklarını kapatarak gösteriyorlar o gürültüden rahatsız
olduklarını. Yani, ses kirliliği yaratmamamız da gerekiyor, başkalarının kulaklarını
da rahatsız etmememiz gerekiyor.
HİKMET ÖZDEMİR (Çankırı) - Çok bağırarak
konuşuyor...
ENGİN ALTAY (Devamla) - Peki, olur... Sesi
kısayım buradan...
BAŞKAN - Biz uyarmadığımız zaman -ola ki
atlarız- bizi uyarın, biz uyaralım ve burada, nezih bir toplantı ortamında bu
işi yapalım.
Teşekkür ederim Sayın Engin Altay.
Buyurun.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Sağ olun Sayın
Başkan.
Değerli arkadaşlar, yerinizden uyarmanıza
gerek yok. Burada, AKP Grubu adına, şahıs adına söz alıp düşüncelerinizi
söyleyebilirsiniz, bir.
Bu Parlamentoda ve bundan önce, başka
binalarda çalışan Parlamentolarda, bu kürsülerden çok daha sert, çok daha ağır
eleştiriler muhalefet mensuplarınca yapılmıştır. Ben, yıllarca da Parlamentoyu
izleyen bir birey olarak, vatandaş olarak, sizin kadar hazımsız ve tahammülsüz
bir grup da görmedim.
ABDURRAHMAN ANİK (Bingöl) - Hakaret
etme...
ENGİN ALTAY (Devamla) - Hakaret falan
etmiyorum ben... Hakaret varsa, gelir buradan cevap verirsin. Ne ilgisi var
hakaretle Sayın Anik?! Siz de, Türkeli'nde müftülük yapmış bir
arkadaşımızsınız.
ABDURRAHMAN ANİK (Bingöl) - Ne alakası
var?!.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Ne ilgisi var
hakaretle?! Ben, burada, düşüncelerimi söylüyorum.
BAŞKAN - Sayın Altay, Genel Kurula hitap
edin, karşılıklı konuşmayın.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Yani, biraz daha
şey yapsanız, Türkeli'ndeki İlçe Başkanınız gibi, neredeyse, bizi döveceksiniz
burada. Böyle şey olur mu?! Konuşacağız burada...
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Boğazını sıkan
mı var; ne bağırıyorsun?!
ENGİN ALTAY (Devamla) - Zülfü Bey, dur
allahaşkına yahu!.. Sen bari dur yahu!..
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Bağırma diyorum.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Peki; ses mi
fazla; tamam, buradan kısarım.
Ben diyorum ki, bu tasarıyla, zaten
fazlaca siyasallaşmış olan Köy Hizmetlerinin dozerlerini tank yapacaksınız,
greyderlerini makineli tüfek yapacaksınız, nafıaları, kamyonları da otomatik
tabanca yapacaksınız; yani, bunları siyasî bir silaha çeviriyorsunuz. Bu, doğru
olmayacaktır. Bu, şık olmayacaktır. Türkiye nüfusunun yüzde 35'inin hayatî bir
kurumudur Köy Hizmetleri. Özellikle Karadeniz Bölgesinde, Güneydoğu Anadolu
Bölgesinde ve Doğu Anadolu Bölgesinde 70 000 yerleşke felç durumdadır. Değerli
arkadaşlar, biraz sonra rakam vereceğim size.
Köy hizmetleri deyince, akla, kırsal
kesimdeki yerleşkelerimizin yol ve su meselesi gelir, sonra köprü gelir, sonra
HİS gelir, toplulaştırma gelir. Belki, HİS'i burada hiç bilmeyen de vardır;
olabilir, hayvan içmesuyu göleti. Yani, yaylalardaki hayvanların içeceği suyla
ilgili gölet yapan bir kurumdan da bahsediyoruz; ama, bir şeyi söylememiz
lazım. Ben, Boyabat'ın bir köyünde, temmuzda, yazın sıcağında, arabanın
direksiyon kutusunu dağıttım yolun bozukluğundan. 2003'ün kışında da, Sinop'un
Avlağısökü Köyünde mahsur kaldım.
İki yıldır iktidardasınız. Şimdi, Köy
Hizmetlerinin -tam tabirle- iki tane sorumlusu var; Köy Hizmetleri il
müdürlerimiz 2 kişiye karşı sorumlu, devletin valisine karşı sorumlu ve iktidar
partisinin ya da Köy Hizmetlerinin bağlı olduğu bakanlığın mensup olduğu
partinin il başkanına karşı sorumlu. Bu, bir realite; bu, iki yıldır değil,
ellidört yıldır böyle, yıllardır böyle bu. Köy Hizmetleri siyasallaşmamış
demiyorum, siyasî bir tahakküm ve baskı altında değil demiyorum; ama, şimdi, 2
kişiyle uğraşan Köy Hizmetleri il müdürleriniz, bu kanundan sonra en az 15
kişiyle, bu illerin nüfus oranıyla ilgili olarak -mesela Sinop'ta 22 kişiyle
uğraşacak, Samsun'da 35-40 kişiyle uğraşacak- 10'larca sayıda amirle uğraşacak
Köy Hizmetleri il müdürleri. Böyle bir il müdürünün ya da özel idareye bağlı
bir kurum olarak, yasa çıktıktan sonra bu kurumun köylere hizmet götürme
ünitesinin sorumlusunun başarılı ve verimli olabileceğini düşünebiliyor
musunuz? Burada Başbakanlıktan gelen gerekçelere baktım da, çoğuna güldüm, daha
vahim şeyler ortaya çıkacak.
Değerli milletvekilleri, Türkiye'de 92 762
kilometresi asfalt, 1 768 kilometresi beton, 130 744 kilometresi stabilize ve
55 589 kilometresi toprak tesviye olmak üzere 291 585 kilometrelik yol ağını
konuşuyoruz. Siz şimdi diyorsunuz ki, ey ahali, ey Türkiye, harç bitti, amele
paydos, Köy Hizmetlerini kapatıyoruz, 200 000 kilometre problemli yolunuz var.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Değil... Değil...
ENGİN ALTAY (Devamla) - Sayın Kapusuz,
koskoca devletin yapamadığını, Sinop İl Özel İdaresi, 6,5 trilyonluk bütçeyle
-ki, bu bütçenin içerisinde sağlık, kültür, spor, eğitim vesaire her şey var-
nasıl yapacak?! Yani, hükümet şunu söyledi mi, söyledi de ben mi duymadım:
Efendim, biz, problemli illere, küçük illere ekstra kaynak yaratacağız dedi
de...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ENGİN ALTAY (Devamla) - Sürem doldu mu?..
Zaten, süremin 3 dakikasını Sayın Başkan
kullandı, 5 dakika eksüre verilir.
Sayın Başkan, bitiriyorum; yani,
toparlamaya çalışacağım.
BAŞKAN - Ara vermelerden dolayı size bir
süre daha tanıyorum; ama, lütfen, toparlamaya çalışın.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Teşekkür ederim.
Değerli arkadaşlarım, şimdi sizlere çok
basit örnek vereceğim. Sinop İlinde 646 kilometre asfalt yolumuz var; ama,
toplam köy yolu ağımız 4 863 kilometre; yani, neredeyse onda 1'i asfalt. Bakın,
bir örnek de Isparta'dan vereyim; Isparta'da yaşayan yurttaşlarımız sakın
yanlış anlamasınlar; ben, bir dengesizliği ortaya sermek zorundayım ve
iktidara, bu dengesizliği nasıl çözeceğini de buradan soruyorum.
Bakın, Isparta'da ise 1 288 kilometre
asfalt, toplam yol 1 900; yani, yarısından çoğu asfalt. Sinop'ta onda 1'i
asfalt, gerisi toprak ve stabilize; ama, Isparta'da yarıdan çoğu asfalt,
Edirne'de yarıdan çoğu asfalt; Gaziantep'te durum çok daha farklı, toplam 2 800
kilometre köy yolunun 2 206 kilometresi asfalt; yani, diyorum ki, Gaziantep bu
meseleyi çözmüş, iyi ki de çözmüş; Gaziantep'te yaşayan yurttaşlarımız da bizim
yurttaşlarımız; ama, Sinop gibi, Artvin gibi, Şırnak gibi, Gümüşhane gibi,
Kastamonu gibi illerimizin durumu ne olacak? Tamam, hantaldır, atıldır, keşke
zamanım olsa da gerekçelerle ilgili düşüncelerimi de söylesem; ama, bu illerin
durumu ne olacak sayın milletvekilleri?
4 863 kilometre köy yolunun 600
kilometresi insan onuruna yakışır şekilde; gerisi, yani, 4 200 kilometresi
insan onuruna da yakışmıyor, Avrupa Birliği normlarına da yakışmıyor. İnsanımız
bu halde. Bu durumu çözmek bizim görevimizdir. Ben demiyorum ki, bu, iki yılda
oldu, demiyorum ki, niye iki yılda çözmediniz. Sayın Can bakıyor; iki yıldır
Sinop'a yol yaptınız mı? Yapmadınız, yaptık diyemez; ama, bu bir realite, bu
sorunu çözmek zorundayız.
Bakın, yine, basit bir örnek: Sinop'un
2004 özel idare bütçesi 6,5 trilyondu. Arkadaşlar, şimdi de, 2005'te de yine
6,5 trilyon. Sinop'un köy yolu ağı 4 800, Tokat'ın 4 400. Tokat'ın özel idare
bütçesi ne kadar; 25 trilyon; Sinop'un 5 katı. Şimdi, bu dengesizliği, bu
sorunu, hükümet, çıkmalı, buradan "ben bu meseleyi böyle böyle böyle
çözeceğim" demeli; bunu demiyorsanız, kanun yapma tekniği bakımından son
derece sakat, Anayasaya aykırılık bakımından son derece sakat bu tasarıyı buraya
getirmemeliydiniz.
Bu arada, TEMA kıyamet koparıyor. TEMA,
hepimizin saygı duyduğu çok değerli bir kurum, kıyamet koparıyor. TEMA
"toprak ve su meselesi ulusal bir meseledir, stratejik bir meseledir. 81
parçada karar organı haline getiremezsiniz; suyla ilgili, toprakla ilgili 81
ayrı karar mercii yaratamazsınız; bunu yapamazsınız" diyor. Burada TEMA'ya
saygı duymayan bir parlamenter yoktur.
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Toparlıyorum.
Şimdi, ben, bu yönüyle diyorum ki, tabiî,
bu arada, Köy Hizmetlerinde çalışan 53 600 personel -Sayın Genel Müdür başta,
bölge müdürleri, il müdürleri, teknikerler ve o zor şartlarda, karda kışta yol
açan, yol yapan, hayatını tehlikeye atan Köy Hizmetleri personeli- ne yapacak?
Bunlar da oradan oraya itilip kakılacak. Şimdiden bu başladı. Bunu da
biliyorum.
Değerli arkadaşlar, ticaret ve rant
yönetimine çevirmemeliyiz bu meseleyi. Türkiye'de 70 000 yerleşkenin aşağı
yukarı 50 000'inin yol sorunu var. Bu sorunları 81 parça çözüm merkezi haline
getirip de burada yeni şirketler, yeni yol yapım firmaları, şunlar, bunlar yapılamaz,
yapılmamalı; ama, gidiş o gidiştir. Köy Hizmetleri, bir siyasal rüşvet ve
tehdit merkezi olmamalıdır.
Sayın Başkan, müsaade ederseniz,
arkadaşlar "sen çözüm olarak ne öneriyorsun" diye belki sorabilir,
bunu da bir iki cümleyle söyleyeyim.
BAŞKAN - Sadece iki cümleyle, evet.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Muhalefet, sadece
eleştirmez, muhalefet, çözüm önerisini de getirmek zorundadır.
Değerli arkadaşlar, Türkiye'de bir
çarpıklık var. Var mı; var. Türkiye'de 81 ilin 40-45 tanesi köy yolu meselesini
bitirmiş, 35-40 ilde de çok ciddî sorun var, hele hele Sinop'un da içerisinde
olduğu 14-15 ilde çok büyük sorun var.
Gelin, iktidar olarak şunu yapın: Sinop'un
da içerisinde bulunduğu 10-15 il için "bir afet oldu, olağanüstü bir hal
oldu; bir ulusal proje geliştiriyoruz, Türkiye'de köy yolu ulaşım meselesi
bakımından büyük sıkıntı yaşayan bu 10-15 ilin sorunlarını iki yılda çözmek
için şu kadar milyon Yeni Türk Lirasını buraya koyuyorum kardeşim ve bu 10-15
ilin sorununu da iki yıl içerisinde çözüyorum" deyin, biz de sizi
alkışlayalım; yoksa, tahammül etseniz de etmeseniz de buradan sizi eleştirmeye,
buradan sizi engellemeye devam edeceğiz.
Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Şahsı adına Erzurum Milletvekili
Sayın Ömer Özyılmaz; buyurun.
Sayın Özyılmaz, konuşma süreniz 5 dakika.
ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum)- Sayın Başkan,
değerli arkadaşlar; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bu Meclisin önceki
Meclislere göre bazı güzel tarafları var. Bunlardan biri de, uzlaşma kültürünün
yaygınlaşmış olmasıdır. Bu, Türkiye'de herkesin takdir ettiği bir durumdur.
Belli zamanlarda çok güzel uzlaşılar ortaya koyarız; ama, belli kanunlarda,
arkadaşlarımız, kastı aşan birçok tavır ve söylem ortaya koyuyorlar. Aslında,
buna bir gerek yoktur. Birbirimizi suçlamak ya da belden aşağı vurmak yerine,
birbirimizi anlamaya, daha güzel teklifler, öneriler getirmeye gayret edersek,
ülkemiz, bundan daha çok yararlanacaktır; bunu, hepimiz biliyoruz.
Değerli arkadaşlar, şu anda görüştüğümüz
tasarının özü, bir defa, insan sorununa yönelik değil, sistem sorununa
yöneliktir. Yani, ülkemizde, hepimizin bildiği gibi, bir merkezî sistem vardır.
Merkezîleşmiş, hantal yapı haline gelmiş, dünyanın belki hiçbir ülkesinde
olmayan bir merkezî yapı vardır. Bu yapı, ülkemizdeki bu merkezî sistem, bu
hantal haliyle, bu şişmanlamış haliyle, önce, gelirlerini aşan harcamalar
yapmaktadır. İkincisi, kaynakları verimli ve yerinde kullanamamaktadır.
Üçüncüsü, gerçekten bir performans düşüklüğü olduğu hepimiz tarafından
bilinmektedir.
Ayrıca, merkezî otoriteye bağlı birimler
politika üretmekte zorluk çekmektedir; çünkü, politika üretecek zaman, zemin ve
ortam müsait değil.
Bir diğer önemli husus: Merkezdeki
birimler taşraya liderlik yapamamaktadır.
Bundan dolayı da, dünyanın her tarafında
terk edilmiş olan bu merkezî, anamerkeziyetçi yapı ülkemizde değişmeye başladı.
Özellikle, AK Parti Hükümetimiz döneminde, bu manada ciddî adımlar atmaya
başladık değerli arkadaşlar, bunu hepimiz biliyoruz.
Şimdi, bu yapıdan dolayı ülkemizde birçok
huzursuzluklar, yolsuzluklar, yozlaşmalar meydana gelmektedir ve önümüzü
tıkayan önemli bir engel durumundadır. Bu durumları yaşayan kurumlardan birisi
de şu anda görüştüğümüz kurumdur. Dolayısıyla, ülkemizin pek çok kurumunda
olduğu gibi bu kurumda da ciddî değişimler olmalı, Anayasamızda olduğu gibi
yerinden ve merkezden yönetim anlayışı burada da geçerli olmalıdır.
Şu anda arkadaşlarımız, özellikle
muhalefete mensup milletvekili arkadaşlarımız çok karşı çıkıyorlar; ama, Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü yeni kurulmuş bir teşkilat değildir, daha önceden de
vardı, ama, isimleri değişikti, anlayışlar o gün değişikti. Mesela, ilkönce Yol
Su Elektrik ismi vardı, daha sonra Toprak Su ismini aldı, daha sonra değişik
bir isim daha aldı, en son Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü oldu. Bir değişim söz
konusu olmuştur şimdiye kadar.
ENGİN ALTAY (Sinop) - Toprak Su ayrıydı
Sayın Özyılmaz.
ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Şimdi de, biz
kurumu lağvetmiyoruz, biz kurumu ortadan kaldırmıyoruz, bir değişimle daha
aktif, daha mükemmel bir hale gelmesi için bir çalışma içerisindeyiz, bunu
hepimiz bilmekteyiz.
Değerli arkadaşlar, şunu hepimiz bilmemiz
lazım ki, dünyada özellikle günümüzde değişim şarttır; elbette, bu değişimin
müspete doğru gitmesi hususundaki inisiyatif de bizim elimizdedir. Değişimin
müspete doğru gitmesi için hepimiz gayret sarf etmek mecburiyetindeyiz; ama,
şunu hepimiz bilmemiz lazım ki, değişimin gerçekleşebilmesi için şu iki hususa
dikkat edilmesi gerekir: Bunlardan birincisi, geçmişe körü körüne aşırı
derecede bir bağlılık göstermemek lazımdır. Geçmişte güzellikler olduğu gibi,
bugün işimize yaramayan kurumlar da, anlayışlar da olabilir. İşte, onları ayırt
etmek ve onlardan kurtulmak lazımdır. Körü körüne geçmişe bağlanmak ya da
bugünkü kurumlara körü körüne bağlanmak hiç kimseye fayda getirmeyecektir.
İkincisi, değişimin olabilmesi için,
değişimin müspete doğru yürüyebilmesi için geleceğe yönelik ciddî ve tutarlı
yenilikler üretmek elbette şarttır.
Değerli arkadaşlar, işte, ikibuçuk yıla
yakın bir zamandan beri, Meclisimizde, AK Parti Hükümetimizin ciddî
çalışmalarıyla ve Meclis olarak bizlerin...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Ömer Bey, lütfen, toparlayın.
ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Teşekkür
ediyorum ve toparlıyorum Sayın Başkan.
AK Parti Hükümetinin ve Meclisimizin
yaptığı çalışmalarla, ülkemizin hukuk yapısında, yönetim yapısında,
dışpolitikasında, eğitim sisteminde, sağlık sisteminde, yerel yönetim
kavramında ve daha pek çok alanda çağdaş yeni modeller, kavramlar ve
yaklaşımlar ürettik. Bunlar, bu Meclisimize sevk edildi ve bunların pek çoğu da
-bir kısmı ortaklaşa, bir kısmı da Meclisimizin çoğunluğunun verdiği oylarla-
yasalaştı ve şu anda uygulanıyor. İşte, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün yeni
bir yapıya bürünmesi, yeni bir anlayışla, 81 ilin düşüncesiyle, 81 ilin
çalışmasıyla, lokomotifiyle daha güzel hizmetlerin yapılması için -ki, çağdaş
yönetim anlayışı budur zaten- bu çerçevede bir yasa tasarısı vardır ve bu
tasarı şu anda burada görüşülüyor.
Aslında, buraya gelip, yasa tasarısıyla
ilgisi olmayan tenkitler yöneltmek yerine, arkadaşlarımız daha iyi şeyler, daha
iyi teklifler, daha iyi öneriler getirirlerse, ülkemiz açısından, bu daha
yararlı olacaktır; ama, şunu hepimiz bilelim ki, ülkemizin birikiminin bir
yansıması olan bu yasa tasarısı ülkemiz için hayırlı olacaktır; biz buna
inanıyoruz.
Bu düşüncelerle, hepinizi sevgi ve
saygıyla selamlıyorum.
Sağ olun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Toplam 10 dakika sürecek olan soru-cevap
işlemini başlatıyorum.
Sayın Ahmet Işık, buyurun.
AHMET IŞIK (Konya) - Sayın Başkan,
teşekkür ediyorum.
Vasıtanızla şu soruyu yöneltmek istiyorum:
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 1965 yılından bu yana, tarımsal altyapı, yol,
içmesuyu ve iskân konusunda büyük hizmetler yapmıştır; özellikle ulaştırma
konusunda, 1965 yılında 22 000 kilometre olan yol ağı, bugün, 292 000
kilometreye çıkmıştır. Dünya çevresinin yaklaşık yüzde 75'ine eşit uzunlukta
bir yol ağı bulunmaktadır. Türkiye'de ulaşılamayan ünite kalmamıştır. Bu
konuda, kırk yıllık süreç içerisinde, özel idarelerin de büyük katkıları
olmuştur. Bugüne kadar müştereken yürütülen bu hizmetlerin, uzman personel ve
makine parkıyla birlikte, özel idarelere devrinin hizmetleri aksatacağını
düşünmekte misiniz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Ilıcalı; buyurun.
MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Teşekkür
ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkanım, aracılığınızla, Bakanımdan
şu sorumun cevaplandırılmasını arz ederim: Seçim bölgemizde kış şartları çok
ağır geçmektedir. Belediyelerimizin imkânları sınırlıdır. Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğünün kar mücadele araçları için Erzurum Büyükşehir Belediyemizin talebi
bulunmaktadır. İhtiyacın çok fazla olduğu bu ayda söz konusu makinelerin
Erzurum'a gönderilmesi mümkün müdür?
Teşekkürler.
BAŞKAN - Sayın Erdal Karademir; buyurun.
ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Teşekkür
ediyorum Sayın Başkan.
Bakana sormak istiyorum; yabancı sermaye
kesimi, hem özel sektör şirket kimliğiyle hem de dernek, vakıf yasalarının
Avrupa Birliğine uyumlu kılınmasıyla, sivil toplum kuruluşu kimliğiyle, ülkenin
her kademesinde, karar organlarında yer alır duruma getirilmiştir; Amerikan
Cargill Firması yetkilisinin Şeker Üst Kurulunda olduğu gibi. Yasalaştırdığınız
Yerel Yönetimler Yasasından da görüleceği gibi, yabancı uyruklu kişilerin,
hizmetten yararlananlar olarak, hizmet ve yönetimde karar hakkı talepleri
oluşmaya başlamıştır. Bu anlamda, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün
kapatılması, görev ve yetkilerinin il özel idarelerine devredilmesiyle, toprak,
su ve yol yönetiminde yabancı sermaye temsilcilerinin yer alması mı
amaçlanmaktadır?
İkinci bir sorum: Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğünün tasfiyesini amaçlayan bu tasarı, toprak ve su kaynaklarının
yönetimini il meclislerine tümüyle terk ederken nasıl bir denetleme ve kontrol
mekanizması öngörmektedir?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın İzzet Çetin.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Ben, esasında sorumu IMF'yle stand-by
anlaşmalarını yürüten Sayın Bakanımız orada otururken hazırlamış idim, yine de
Sayın Bakanımız henüz burada, sorumu sormak istiyorum.
Ekim ayında bir ekonomi köşeyazarı,
personel sayısındaki azalma ile Köy Hizmetlerinin kapatılması arasında bir bağ
kuruyordu; onu, uzun olduğu için okumayacağım. Şimdi ben, soruyu kısa olarak
soracağım.
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün
kapatılması, IMF stand-by niyet mektubu görüşmeleri ve metinlerinde ivedi bir
amaç olarak ortaya konulan personel azaltımı ve personel giderlerinin kısılması
hedefinin bir parçası mıdır?
2005 Bütçesinde iç, dış faiz ödemeleri
için gerekli kaynakları garantiye almak için personel maaşlarını dondurmak
yeterli olmuyor. Eğer, personel sayısında ciddi bir azalma olmazsa, IMF'nin
istediği bütçe yapısı kurulamıyor. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün
kapatılması, IMF bütçesinin gizli anlaşmasında başlıca tedbir olarak mı
düşünülüyor?
Yine, buna bağlı olarak üçüncü bir sorum
da şu: Bildiğiniz gibi, biraz evvel konuşmamda da söylemiştim, 48 000 memur ve
işçinin iki ilde büyükşehir belediyelerine, 79 ilde özel idarelere aktarılmış
olması, bir bakıma kamu memur ve işçisinin, kamu çalışanı sıfatını yitirmesi
anlamına gelecek. Yani, bu tedbir, IMF'nin iç ve dışborç ödemelerini garanti
altına alma bekçiliğinin bir parçası mı?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Son soru Sayın Bayram Meral'in.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Sayın
Başkanım, müsaadenizle, Sayın Bakanıma bir soru sormak istiyorum.
Basından okuduğumuzda edindiğimiz bilgiye
göre, bazı valilerimiz makine parkının iller itibariyle çok olduğunu, bunların
bir bölümünün satılacağını ifade etmektedir. Eğer, örnek istiyorsanız, Trabzon
Valimiz.
Makine parkının satılması veya hurdaya
ayrılması demek, bu makinelerde çalışan personelin işsiz kalması demektir, boş
kalması demektir. Bu durumda iki şık ortaya çıkmaktadır;
1- Bu çalışan insanların resen emekliliği
söz konusudur,
2- İş akitlerinin feshedilmesi söz
konusudur.
Bu iki konunun da olmaması hususunda Sayın
Bakanımız güvence veriyor mu?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım, hatadan
dolayı burada bir eksiklik oluştu; süre 5 dakikaya yaklaşıyor.
Son soru Sayın Bölünmez'in; buyurun.
SÜLEYMAN BÖLÜNMEZ (Mardin) - Teşekkürler
Sayın Başkan.
Sayın Bakanım, bütçeler malumunuzdur;
Mardin İl Özel İdaresinin 2004 yılı bütçesi 12 trilyondu, şu anda 2005 yılı
bütçesi ise 15 000 000 Yeni Türk Lirasıdır.
Köy Hizmetlerini devrettiğimizde, Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü için 2005'te düşündüğümüz ve buradan çıkardığımız
bütçedeki payı Mardin'e ne şekilde aktarılacaktır? Eğer nüfusa göre
aktarılacaksa, Mardin'in geri kalmışlığı ve yollarımızın durumu gözönündedir,
yeterli olmayacaktır. Zaten, araç-gereç yönünden de büyük şehirlerle
kıyaslaması ortadadır. Bu konudaki bilgilerinizi almak istiyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Bakan, buyurun.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ
(Konya) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan maddeyle
ilgili olarak milletvekili arkadaşlarımızın sordukları sorulara, esas
itibariyle yazılı; ama, birkaç hususa ise sözlü olarak cevap vereceğim.
Sayın Mustafa Ilıcalı'nın kar
mücadelesinin zor olduğu bölgelere yönelik düşüncesine gelince; bu, zaten,
mümkün olduğu ölçüde, her yıl yapılmaktadır, bu yıl da belli ölçüler içerisinde
yapılacaktır. Zaten, bununla ilgili destekler vaktinde başlamıştır.
Sayın Erdal Karademir'in sorduğu soru,
özellikle toprak, su kaynaklarımızın korunması konusunda, Köy Hizmetlerinin
görevinin sona ermesi ve bunların özel idareye devredilmesiyle ilgili konuda
bir aksaklık, bir eksiklik...
BAŞKAN - Sayın Bakanım, müsaade eder
misiniz.
Değerli arkadaşlarım, aranızdan,
kulaklarını gösterip de rahatsız olduğunu belirten üye arkadaşlarımız var,
özellikle hanım üyelerimiz var. Tekrar tekrar uyarıyorum; lütfen, aranızda
konuşmayın. Sayın Bakanın söyledikleri duyulmuyor. Uğultu, diğer arkadaşları da
rahatsız ediyor. Lütfen, Sayın Bakanı dinleyelim, sessiz bir ortam sağlayalım.
Buyurun Sayın Bakan.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ
(Konya) - Uyarılarınız için teşekkür ediyorum efendim.
Sayın Karademir'in ifade ettiği, bu
yabancı sermaye, onun Türkiye'de çalıştığı kurumlar, bunların etkinlik
kazanmasıyla ilgili hususlar ve bunun devamında toprak ve su kaynaklarımızın
yönetimi konusuna gelince; bu hususta tek yetkili Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğümüz değil; asıl yetkili kurum Tarım Bakanlığıdır. Tarım Bakanlığı, bu
görevlerini, bu ülkede, makro çapta yapmaya devam edecektir. Dolayısıyla, bu
hususta dile getirdikleri kaygının çok kuvvetli bir delili olmadığını ifade
edebilirim.
Sayın İzzet Çetin'in, böyle, çevreden
merkeze gelmek için çok özel gayret göstererek söylediği hususla ilgili, yani
IMF'yle ilgili konuda, ben, dünkü konuşmalar sırasında, sorular sırasında cevap
verdim. Ne Dünya Bankası ne IMF, Köy Hizmetlerinin kapatılması konusunda bir
tek soru yöneltmediler bana. Diyeceksiniz ki, belki size yöneltmediler...
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Orada...
Orada... Senden de gizlenmiş...
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ
(Konya) - Ama arkadaşlarım, bizim iktidara geleceğimizi kimse tahmin etmedi ve
biz, parti programımızda, hükümet programımızda bunları daha önce de belirttik.
Dolayısıyla, bu bağı böyle kurmanız... Belki siz ifade ediyorsunuz; ama, bence,
bu ilgiyi kurmak çok kolay değil; yani, mantıkî taraf biraz zayıf. Biraz,
onu...
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Yalnız, bir
ekonomi yazarı da aynı şeyi soruyor.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ
(Konya) - Peki efendim.
Efendim, ben, saygıdeğer
milletvekillerimizin diğer sorularına yazılı olarak cevap vereceğimi ifade
ediyorum.
Saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, maddeyle
ilgili 1 önerge vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 726 sayılı kanun
tasarısının geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan
"bölge ve proje müdürlükleri dahil" ibaresinin çıkarılmasını ve madde
metnine ikinci fıkra olarak aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif
ederiz.
"Mülkiyeti Hazineye ait olup da
Maliye Bakanlığınca bu Genel Müdürlüğe tahsis edilen taşınmazlar hariç olmak
üzere, bölge ve proje müdürlüğü teşkilatlarına ait kadro ve pozisyonları,
personeli, tüm varlıkları, araç, gereç ve taşınırları, tapuda bu genel müdürlük
adına kayıtlı olan taşınmazları ve hizmet binalarının mevcut bölge ve proje
müdürlüklerinin hizmet götürdükleri iller arasındaki dağılımı ve bu dağılımla
ilgili usul ve esasları Bakanlar Kurulunca belirlenir.
|
|
Eyüp Fatsa |
Tevfik Ziyaeddin Akbulut |
Hüsnü Ordu |
|
|
Ordu |
Tekirdağ |
Kütahya |
|
|
Fehmi Öztünç |
Fahri Keskin |
Mehmet Kerim Yıldız |
|
|
Hakkâri |
Eskişehir |
Ağrı |
|
|
Nusret Bayraktar |
Vahit Kiler |
|
|
|
İstanbul |
Bitlis |
|
BAŞKAN
- Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN
YILDIZ (Muş) - Uygun görüşle takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ
(Konya) - Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Bölge müdürlüklerinin kapatılmasıyla iller
arasındaki eşitsizliklerin giderilmesi amaçlanmıştır.
BAŞKAN - Komisyonun takdire bıraktığı,
Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum.
K.KEMAL ANADOL (İzmir) - Karar
yetersayısının aranılmasını istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Karar yetersayısı arayarak
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan,
titizlikle sayılmasını istiyorum.
BAŞKAN - Burada, arkadaşlarımızın
takdiriyle kılpayı gibi gözüküyor.
Aslında, alışıyoruz salonda ne kadar insan
olduğuna; ama, öyle çok tartışmasız bir karar yetersayısı yok. Oylamayı
bitirdik ve sayım da yaptık.
Şimdi, karar yetersayısıyla ilgili
oylamayı elektronik cihazla tekrarlayarak, sağlam bir sonuca varmamız
gerekiyor. Salonda bulunanları 120 civarında,
130 civarında görüyoruz; onu hata payıyla düşünseniz bile, 139 sayısını
bulmak zor oluyor.
O nedenle, elektronik cihazla oylama
yapacağız.
3 dakika süreyle sistemi açacağız ve
önergeyi oylayacağız.
Sisteme giremeyenler pusula göndersinler
ve pusula gönderenler Genel Kurulu terk etmesinler.
Oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN - Karar yetersayısı vardır; önerge
kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
Geçici 2 nci maddeyi okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 2.- Kaldırılan Köy Hizmetleri
Genel Müdürlüğünün bölge ve proje müdürlüklerine ait döner sermaye işletmeleri
Maliye Bakanlığının belirleyeceği usûl ve esaslara göre tasfiye edilir. Bu
işletmelerin kadro ve pozisyonları, personeli, borç ve alacakları, tüm varlıkları, araç, gereç ve
taşınırları, İstanbul ve Kocaeli illerinde büyükşehir belediyelerine, diğer
illerde il özel idarelerine devredilir.
Devredilen veya tasfiye edilen döner
sermaye işletmelerinin, devir veya tasfiye tarihi itibarıyla tespit edilen
kârları, 3202 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin onuncu fıkrasında yer alan üst
sınırın ilgili malî yıl başından tasfiye edildiği tarihe kadar geçen sürenin
bir yılla orantılı olarak hesap edilecek üst sınır dahilindeki kısmı üretimi
teşvik primi olarak dağıtılır.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, Denizli Milletvekili Sayın Mustafa Gazalcı.
Buyurun Sayın Gazalcı. (CHP sıralarından
alkışlar)
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli)
- Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilat Yasasında değişiklik yapılmasıyla ilgili
tasarı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım; tümünüzü
saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğü, verimli olmadığı, hantal olduğu ve masraflı olduğu gerekçesiyle, il
özel idarelerine devrediliyor. İleri sürülen sava göre, bu tasarı yasalaşırsa,
daha verimli hizmet olacak, daha az masraflı, daha çabuk hizmet köye ve köylüye
gidecek! Peki, bu nasıl olacak? Bu yasa çıkar çıkmaz, gerçekten, köye, köylüye
daha büyük hizmet, daha verimli hizmet mi gidecek?
Değerli arkadaşlar, önce Köy Hizmetleri
Genel Müdürlüğünün hizmetlerini düşünelim; bu olabilir mi, olamaz mı... Burada,
arkadaşlarım da söyledi, ben de yinelemek istiyorum. 293 000 kilometrelik bir
yol ağı var köylerde ve bunun 100 000 kilometresi asfalt. Devlet ve il yolları
ağı ise, yalnızca 61 000 kilometre.
Değerli arkadaşlar, şimdi -il özel
idareleri yine var- ne olacak da, bu 293 000 kilometrelik yolun bakımı, o
yollar üzerindeki köprülerin yapımı ve bakımı daha hızlı yapılacak, daha
verimli yapılacak, daha az masrafla yapılacak?
Üstelik, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü,
yalnız yol da yapmıyor, köprü de yapmıyor; Köy hizmetleri Genel Müdürlüğü,
temel olan, binlerce yılda oluşan toprak gibi, yeraltı su kaynakları gibi en
kritik alanların, en önemli alanların kullanımı, geliştirilmesi konusunda
ulusal bir görev yapıyor. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 7 ana sektörde
örgütlenmiş ve bu 7 ana sektörün 1 tanesi belki ulaştırmadır; ama, onun
dışında, toprağın analizi, incelenmesi, toprağın aşınması, konut yapımı gibi
alanlarda hizmet vermektedir. Yani, aynı zamanda, Köy Hizmetleri, bir
mühendislik hizmeti de vermektedir. Şimdi, bu tasarı yasalaştığı takdirde, ne
olacak da köylere bu mühendislik hizmetleri gidecektir değerli arkadaşlar; bu
olanak var mıdır? Daha başka bir kaynak mı Köy Hizmetlerine götürülmektedir?
Toprağın, suyun kullanımı, özellikle,
ulusal bir konudur. İskân konusu, genel müdürlükte, uzmanlık alanı olmuştur. Bu
hizmetlerin yerelleşmesi, elbette, kimi alanlarda düşünülebilir; ama, Türkiye
çapında, eğer Türkiye'nin bütün yeraltı su kaynaklarını değerlendirmek
istiyorsanız, ona, bütüncül bakılması gerekir, toprağa öyle bakılması gerekir.
Şimdi, siz, il özel idarelerine
devredeceksiniz... Peki, bu hizmetlerden, yol bakımını devrettiniz, yol
yapımını devrettiniz; toprağın kullanımıyla ilgili, yeraltı sularının
kullanımıyla ilgili hizmeti ne yapacaksınız? Bazı bölgelere havza olarak
bakılmak istendiğinde, bunun eşgüdümünü kim yapacak, nasıl yapacak?
Değerli arkadaşlar, bu tasarıda iki ayak
var. Biri, köy ve köylümüze götürülecek hizmet. AKP'nin, bundan önceki
yasalarda olduğu gibi, ağzından güzel sözler çıkarak, yerelleşme,
demokratikleşme, katılım, değişim gibi sözler altında, aslında, hizmeti
devretme, yani, hizmeti özelleştirme anlayışı olacaktır.
Değerli arkadaşlar, tarım topraklarının,
herhangi bir alan içinde tarım dışında kullanımı, Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğünün iznine bağlıydı; bu engel ortadan kaldırılmış olacak bu yasa
çıkarsa. Hiç kimse yeraltı sularını istediği gibi kullanamaz, sondaj yapamazdı
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü varken; ama, bu düzenleme olduğu zaman, değerli
arkadaşlar, tarım toprakları, ülkemizin geleceği, çocuklarımızın geleceği,
beslenmesi, her şeyi, her şeyi... O toprak ki, binlerce yılda oluşur. Her yıl
Kıbrıs Adası kadar toprak kaybolup gider. Köy Hizmetleri bu hizmetleri
yapıyordu. Şimdi, siz, il özel idaresine vereceksiniz.
ALİM TUNÇ (Uşak) - Yine yapacak.
MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Nasıl
yapacaksınız peki? "Yine yapacağız" diyor arkadaşım. Ben soruyorum:
Bir bölgeye bütünüyle bir planlama yapmak istiyorsunuz; nasıl yapacaksınız?
Değerli arkadaşlar, hani, ozanın söylediği
var: "Orda, bir köy var uzakta/ O köy bizim köyümüzdür/ Gitmesek de,
gezmesek de/ O köy bizim köyümüzdür." Belki, Ahmet Kutsi Tecer bu şiiri bu
amaçla söylememiştir; ama, şimdi, siz "hizmet gitse de, gitmese de o köy
bizim köyümüzdür" diyorsunuz; değildir arkadaşlar, değildir. Hizmet bir
bütün olarak eğer yapılmazsa, gitmezse, yalnız buldozeriyle, greyderiyle değil,
mühendislik hizmetleriyle beraber gidilmezse, o toprakların, bu sefer, belki,
birilerine o yerel meclisler eliyle peşkeş çekilme tehlikesi vardır. Birinci
ayak budur, köye ve köylüye giden hizmet bakımından.
İkincisi, işçilerimiz açısından değerli
arkadaşlar... Arkadaşlarım da söylediler, sendikacılar burada çırpınıyorlar. 42
000 işçi var, 6 000'in üzerinde uzmanlaşmış insan var, 48 000 civarında bir insan. Bunlar bu konuda
birikim sağlamışlar, deneyim sağlamışlar; yol yapımında, köprü yapımında,
toprak incelemesinde, laboratuvarıyla, her şeyiyle bir birikimleri var. Şimdi,
siz diyorsunuz ki bunlara: Ben, senin bütünüyle sözleşme yapmanı engelliyorum;
yani, artık, 81 ilde sen yalnız il çapında toplusözleşme yap. Bu ne demektir
biliyor musunuz değerli arkadaşlar; bu, örgütlenmeye de engeldir, sendikal
gelişmeye de engeldir. Ben kaygılanıyorum; acaba, onların örgütlendiği Yol-İş
ulusal bir tavır sergilediği için, işçilere ulusal bir tavrı gerekli gördüğü
için, yol gösterdiği için, eğitim yaptığı için mi onu engellemek istiyorsunuz
şimdi? Aynı işi yapacak insanlar; ama, ayrı ücret alacaklar. İşte, AKP'nin bir
adım ötesinde getirdiği anlayış bu olacak. Örgütlenme güçlüğü de çıkacaktır ortaya.
Değerli arkadaşlar, bir de, bakın,
diyorsunuz ki: "Özellikle doğuda, güneydoğudaki bölgeler, iller, il özel
idaresi bütçeleriyle bu işi yapsın." Şimdi, Türkiye'de 10-15 tane büyük il
var. Onların bütçeleri belki iyi; ama, 50'nin üstündeki ilimizde ise bütçe çok
küçük, il özel idaresi bütçeleri çok küçük. Onlar, hangi bütçeyle, nasıl bu
hizmetleri köye götürecek? Zaten vali, il özel idaresi, şu anda da Köy
Hizmetleriyle işbirliği yapıyordu. Sizin, artı olarak bu yasayla yaptığınız
nedir?
Değerli arkadaşlar, demin söylediğim,
toprak gibi, su gibi, kamusal hizmet gibi alanlarda siz devletin elini kolunu
bağlıyorsunuz, bunları bir kamu hizmeti olmaktan çıkarıyorsunuz. Yerelleştirdik
adı altında, birtakım rant ve ticarî çevrelere, belki de bu kanalla bazı işler
yapacaksınız. İş yapamayınca, ekip olmayınca, kadro olmayınca, uzman olmayınca,
bütçe de olmayınca iş nasıl olacaktır; iş olmayacaktır. Özellikle, Hakkâri
gibi, Şırnak gibi küçük illerde ve yoksul bölgelerde bu hizmet aksayacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayın lütfen.
MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Evet Başkanım,
toparlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bakın, Köy Hizmetleri,
göçü, sağlıksız göçü önlüyordu. Bugün, Türkiye'de 700 000 civarında çocuğumuz,
taşımalı eğitimle eğitilmektedir. Köylerden, özellikle 10 öğrenciden daha az
olan köylerimizden çocuklar götürülmektedir, merkezî köylerde eğitim
yapılmaktadır. 700 000 civarında çocuk!.. Karda kışta bu çocuklar
taşınmaktadır; özellikle doğu bölgelerinde. Düşünün... Şimdi, Köy Hizmetlerinin
bu hizmet aksaması dolayısıyla, belki de, bu sekiz yıllık kesintisiz eğitimle
taşımaya alınan çocukların merkezlere taşınmasında bir engelleme olacaktır.
Değerli arkadaşlar, zaman zaman, ülkemiz
dıştan göç alır, bazı yıkımlar olur. Sakarya depreminde oralara en erken ulaşan
Köy Hizmetlerinin makineleri olmuştur, insanları olmuştur. Yarın, herhangi bir
yıkım anında, o küçücük il özel idare bütçeleriyle, o insanlara o hizmet nasıl
gidecektir? Yani, burada, hem köy ve köylü vurulmaktadır hem işçi vurulmaktadır
hem de ileride -toprak gibi, su gibi- bazı çevrelere, belki de yabancılara,
bugün bile engellenemeyen toprak satışı... Yarın güzelim tarım toprakları,
belki de parayı bastıranın olacaktır. O yüzden, bu tasarılar getirilirken,
gerçekten, çok iyi incelenmesi gerekirdi.
Şimdi, ziraat odaları, ziraat mühendisleri
karşı çıkıyor, sendikalar karşı çıkıyor, biz karşı çıkıyoruz, uzmanlar karşı
çıkıyor. Bırakın Anayasanın ilgili hükümlerini; ama, değerli arkadaşlar, bu Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğünün bütün hizmetleri ve işlevleri devredildiği zaman,
yerine gelmeyecektir, yapılmayacaktır, aksama olacaktır, köye hizmet, köylüye
hizmette gerileme olacaktır.
BAŞKAN - Toparlayın lütfen.
MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Bitiriyorum
Sayın Başkanım.
Özellikle toprak ve yeraltı kaynaklarımız
gibi ulusal kaynaklarımızın kullanımı, geliştirilmesi aksayacaktır bu düzenleme
çıkınca.
Tümünüze saygılar sunuyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Şahsı adına, Ordu Milletvekili
Sayın Cemal Uysal; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
CEMAL UYSAL (Ordu) - Sayın Başkan, çok
değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ben, dün, başlangıçta, grubum adına
konuşma yaparken, partimizin bu konudaki temel felsefesini ifade ettim.
Gerçekten de, partimiz, bunu, daha parti programında... O zaman IMF'yle filan
hiç ilgisi yok. O zaman, biz, zaten yeni kurulmuş bir partiyiz. O zaman
programımıza almışız, daha sonra da acil eylem planına bu kamu reformunu
koymuşuz. O bakımdan, IMF'yle filan bunun hiçbir ilgisi yok.
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) - Kiminle ilgisi
var?!
CEMAL UYSAL (Devamla) - Her gelen
arkadaşımız IMF üzerinde devamlı konuşuyor. IMF veyahut da Para Fonunun 29
kurucu üyesinden biri Türkiye'dir. Gerçekleri bilelim. 29 kurucu üyesinden biri
de Türkiye'dir ve Türkiye, çeşitli hükümetler döneminde, 19 defa, Para Fonuyla
stand-by anlaşması yapmıştır. Bugün 184 üyesi vardır ve bu kuruluş, bu 184
üyeyle ilgili olarak her yıl programlar yapar, rutin olarak raporlar yapar ve o
ülkelerin durumunu belirler.
Bırakın Para Fonunu. Para Fonu, tabiî,
büyük bir ülkeye biraz bağlı olduğu için burada gündeme getiriliyor; ama, özel
kurumlar var, özel kredilendirme kurumları var. Bu özel kurumların yapmış
olduğu kredi değerlendirmeleri dahi, Türkiye'de ve bütün dünyada, o ülke
ekonomilerini, o ülkelerin özellikle de risklerini artırmaktadır. Bakın,
bunlardan bir tanesi -ismini vermeyeceğim- geçmişte Kanada ve İsveç'le ilgili
olarak yapmış olduğu bir kredi değerlendirmesinde, o ülkeler programlarını
değiştirdiler ve o ülkeler özellikle de sosyal güvenlik, sağlık ve buna benzer
sosyal programlarında geri adım atmak zorunda kaldılar.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Rusya'dan
bahset, Rusya'dan...
CEMAL UYSAL (Devamla) - Bu, özel kurumlar
tarafından yapılan kredi değerlendirmesiydi.
Bugünkü küresel ekonomide, öyle bir çağda
yaşıyoruz ki, bırakın Dünya Bankasını veyahut da Para Fonunu, bu özel
kurumların bile yapmış oldukları raporlara fevkalade itibar edilmektedir; bu
bakımdan çok dikkatli olmamız lazım. Bugün bizim ekonomimizin ulaşmış olduğu
istikrar, gelmiş olduğu nokta, esasında hiç IMF'yle de ilgili değildir. Neden;
çünkü, IMF'nin takip ettiği ve IMF'yle anlaşma yapılan hiçbir ülkede bir yılda
millî gelir yüzde 10 artmaz. Yani, IMF, yapmış olduğu anlaşmalarda genellikle
istikrar programlarını önde tutar ve ekspansiyonist politikaları; yani,
genişleyici politikaları engeller; ama, Türkiye'de, bu sene, gerçekten de
önemli bir kalkınma hızına varılmıştır; ihracat artmıştır, bütün istikrar,
bütün dengeler de sağlanmıştır; o bakımdan, bunun IMF'yle bir ilgisi yoktur.
Hükümetimizin yapmış olduğu bir program dahilinde ve belli bir felsefesi olan,
belli bir hedefi olan ve kamu reformu çerçevesinde vatandaşlarımıza özellikle
yerel bazda çok daha iyi hizmet götürmeyi hedefleyen bir çalışma söz konusudur.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Şahsı adına ikinci söz talebi,
Kırşehir Milletvekili Sayın Hüseyin Bayındır'ın.
Buyurun Sayın Bayındır. (CHP sıralarından
alkışlar)
HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 726 sıra sayılı kanun
tasarısı üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi, saygıyla
selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, ekonomiden sorumlu
Devlet Bakanım Sayın Ali Babacan'ı bana bırakın da, bir çift laf söyleyeyim
ona! (CHP sıralarından alkışlar) Biraz evvel 6 ncı madde konuşulurken, Tarım
Bakanım dışarıda, Sayın Babacan, yerine bakıyor. Kars Milletvekilimiz Selami
Yiğit "Sayın Bakanım" dedi; ama, Tarım Bakanı yok. Baktı ki,
ekonomiden sorumlu Devlet Bakanımız, ekonomiyi bilen Bakanımız, Türkiye'nin
ekonomisini idare eden Bakanımız orada, daha iyi bilir diye, daha bir cesaretle
sordu; "2004 yılı doğrudan gelir desteğini ne zaman ödeyeceksiniz Sayın
Bakan" dedi. Sayın Bakan ömründe ilk defa böyle bir şey duyuyor!..
Duymamış!.. Ne bilsin Sayın Bakan köylüyü, ne bilsin sorununu; ama, Sayın
Bakan, doğru, haklısınız; o eli nasırlı insanlar temmuz sıcağında çalışırken,
siz, oğlunuza, İstanbul saraylarında, tahtırevanlarda, ortaya da hazine sandığı
gibi sandık koyarak altın topluyordunuz, düğün yapıyordunuz. Oysa, size oy
veren insanlar, belediyelerde, belediye başkanlarından, eğer o günkü durumları
uygunsa, elli yüz çocuğu sünnet ettirmelerini isterken, siz tahtırevanlarda
sünnet yaptınız!.. Bilmezsiniz Sayın Bakan; ama, sizin de bildiğiniz var;
IMF'yi bilirsiniz, onların temsilcilerini bilirsiniz, borçlanmayı bilirsiniz!
(CHP sıralarından alkışlar)
MEHMET KILIÇ (Konya) - Sayın Başkan,
maddeyle ne alakası var!
BAŞKAN - Bir dakika arkadaşlar...
Sayın Bayındır...
HÜSEYİN BAYINDIR (Devamla) - Sayın Başkan,
ben köylü adına konuşuyorum, işçiler, adına konuşuyorum.
BAŞKAN - Sayın Bayındır, konuyla ilgili
konuşacaksınız.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Hüseyin Bey, kavga mı etmeye çalışıyorsunuz?!
BAŞKAN - Ayrıca, Parlamento üyelerinin
veya herhangi bir kimsenin özel yaşamıyla ilgili, aile hayatıyla ilgili
konuları buraya getirmeyin.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET
ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Ama, burada, milletin kürsüsünden... Lütfen!..
HÜSEYİN BAYINDIR (Devamla) - Sayın Bakan,
o sözünüze dikkat edin, hesaplaşma dışarıda olmaz, burası Meclis.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Milletvekili adam gibi konuşur, şahsiyetle
uğraşmaz!
BAŞKAN - Sayın Şahin, ben uyarıyorum,
sizin uyarmanıza gerek yok.
HÜSEYİN BAYINDIR (Devamla) - Bırakın
onu!.. Bakansınız, bırakın onu, katlanacaksınız.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Bir Devlet Bakanına böyle hitap edemezsin.
BAŞKAN - Sayın Bayındır, siz lütfen konuya
dönün.
HÜSEYİN BAYINDIR (Devamla) - Sayın Bakan,
bir bakanla bu şekilde konuşacağım ben; evet!..
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Terbiyesizlik yapma!
BAŞKAN - Sayın Bayındır, konuya dönün
lütfen.
HÜSEYİN BAYINDIR (Devamla) - Göreve
geldiğiniz 3 Kasım 2002 tarihinden bu yana, köylüler, çiftçiler aleyhine kanun
çıkarmadığınız, ilgili bakanlıklarınızdan genelge, tamim göndermediğiniz hiçbir
gün geçmiyor.
Kardeşim, bu insanlar size oy verdi.
"Yeniyiz" dediniz, doğruların dışında her şeyi söylediniz. Hatta,
Başbakan, çiftçi babası olduğunu söyledi. "Tarımda reform" dediniz,
"çiftçinin yanındayız" dediniz. Kısacası, dediniz de dediniz. Ne zaman;
3 Kasım öncesi.
Bu kadar sözlerden sonra tam tersini
yaparak, çiftçinin, köylünün ekim alanlarına kota koydunuz. Dışarıdan şeker
ithal ederek, şeker fabrikalarını satmaya, kapatmaya başladınız. Şekere tuz
kattınız, tuz... Eti, kaçak göçek, dışarıdan getirdiniz. Sütü üreticiden ucuza
alıp, tüketiciye, yabancı şirketler aracılığıyla, onların eliyle, pahalıya
sattınız. Şeker Kurumunu kapattınız, buğday ofislerini kapattınız; tarım kredi
kooperatifleri ve Ziraat Bankası faizleriyle çiftçiyi namerde muhtaç ettiniz.
2004 yılı doğrudan gelir desteğini ödemediniz; yıl 2005, birinci ay da bitmek
üzere. Şimdi de gelmiş, köylere hizmet götürmeye çalışan, karda, kışta, suda,
arazide, güneş altında çalışan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünü kapatıyorsunuz.
Köylüden ne istiyorsunuz?! Allahaşkına, köylü sizin düşmanınız mı?! Bu hınç, bu
kin, bu öç niye Sayın Bakan?! Köylünün üzerinden, siz başta olmak üzere,
tsunami gibi geçtiniz.
MEMET ALİ SUÇİN (Batman) - Hüseyin, yavaş
biraz!
HÜSEYİN BAYINDIR (Devamla) - Sayın Bakan,
birazdan, bir vesileyle buraya çıkıp, kendi tarzınızla konuşacaksınız, cevap
vereceksiniz. Ben de diyorum ki, o cevabınıza alıştık da, biraz da bunları
eyleminizde görelim. Söyleminize alıştık, eylemde de olun bizimle beraber,
çiftçiyle beraber.
Bu getirdiğiniz tasarıyla ilgili,
demokrasiden dem vuruyorsunuz. Tasarıyla ilgili taraflarla görüştünüz mü?..
İşçi sendikalarıyla görüştünüz mü Sayın Bakan?.. Ya memur sendikalarıyla?
Onların geleceğine karar veriyorsunuz; demokratik bir parti olduğunuzu
söyleyeceksiniz, konunun sosyal taraflarıyla hiç ama hiç ilgilenmeyeceksiniz.
ALİM TUNÇ (Uşak) - Herkesle görüştük;
kimsenin burnu kanamayacak.
HÜSEYİN BAYINDIR (Devamla) - Bana değil
arkadaşım, onu git Uşak'ın köylerinde anlat!
ALİM TUNÇ (Uşak) - Anlatıyorum.
HÜSEYİN BAYINDIR (Devamla) - Anlatacaksın
tabiî, gidersen köye!
Bir yandan, Köy Hizmetlerinin geçmiş
yıllardaki başarısından dem vuruyorsunuz; öte yandan da, şimdi kapatmak için
bahane bulmaya çalışıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ALİM TUNÇ (Uşak) - Sizin parti
programınızda da var!
BAŞKAN - Toparlayın lütfen.
HÜSEYİN BAYINDIR (Devamla) - Sizin
hedefiniz belli; siz, köylüyü yok edeceksiniz. Köylüyü namerde muhtaç ettiniz;
daha da etmek için bu tasarıları getiriyorsunuz.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Köylü sizi yok
edecek!
HÜSEYİN BAYINDIR (Devamla) - AKP'li
milletvekili arkadaşlarım...
BAŞKAN - Karşılıklı konuşmayalım
arkadaşlar.
HÜSEYİN BAYINDIR (Devamla) - AKP'li
milletvekili arkadaşlarım, bu yaptığınız işlerden sonra, geldiğiniz tarihten
bugüne kadar, vicdanınız rahat mı, huzur içinde misiniz?.. İnanmadığınız
kanunları, sırf IMF istiyor, sırf Sayın Bakan ya da hükümet yetkilileri istiyor
diye, burada, karar yetersayısını bile zor bularak çıkarılan bu kanunlarla
onlara eziyet ettiğinizin farkına varın lütfen.
Arkadaşlar, köylünün elinde ne varsa
aldınız. Gerçekten, bütün samimiyetimle ve inanarak söylüyorum; köylünün lehine
olan hiçbir kanun tasarısı getirmediniz daha, bundan sonra da getirmeyeceğine
inandım. Sizde bu duygu olduktan sonra, onları elinizin tersiyle ittikten
sonra, onların elindeki olanakları iyileştirmeye değil, almaya çalışacaksınız.
BAŞKAN - Toparlayın lütfen.
HÜSEYİN BAYINDIR (Devamla) - Toparlıyorum
Sayın Başkanım.
Değerli arkadaşlarım, Sevgili Bakanım; hiç
zorunuza gitmesin; bütün gerçekleri, gözüm neyi görüyorsa, aklım neye eriyorsa,
o insanlar adına size söyledim, söylemeye de devam edeceğim.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, toplam
10 dakika süreyle, soru ve cevap kısmına geldik. Burada arkadaşlarımızdan
ricamız, yorum yapmadan, sorularını hızla sormaları ve daha çok arkadaşımızın
soru sormasına imkân hazırlamalarıdır.
Bu arada, müsaadenizle, pozitif bir
ayırımcılık yapalım, dördüncü sırada olan Zeynep Tekin Hanımefendiye birinci
sırada soru sorma hakkı tanıyalım.
Buyurun Zeynep Hanım.
AYHAN ZEYNEP TEKİN (BÖRÜ) (Adana) -
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, aracılığınızla, Sayın Bakana
sorumu yöneltiyorum:
Yasa tasarısında, Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğü bünyesinde, Genel Müdürden bölge müdürüne değin görev yapanlar
müşavir olarak koruma altına alınmasına rağmen, il müdürlerinin durumuyla
alakalı olarak herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Diğer kurumların ve
bakanlıkların il müdürleri, Cumhurbaşkanı tarafından, üçlü kararnameyle
atanırken, Köy Hizmetleri il müdürleri Bakan tarafından atanmaktadır. Bu durum,
diğer il müdürlerine oranla, bir hayli eksik olarak maaşlarına yansımaktadır.
Köy Hizmetleri il müdürleriyle alakalı olan bu muallak durum nasıl giderilecek
ve müdürlerin üçlü bir kararnameyle, Cumhurbaşkanı tarafından atanması ve
maaşları konusundaki dengesizliğin giderilmesi hususunda bir çalışma yapılacak
mı diye sormak istedim.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Ahmet Işık, buyurun.
AHMET IŞIK (Konya) - Teşekkür ediyorum
Sayın Başkan.
Sayın Bakanıma şu soruyu yöneltmek
istiyorum: Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, köylerdeki atıksuların arıtılması
için, 2003-2004 yıllarında doğal arıtma projeleri geliştirmiş ve uygulamaya
koymuştur. Bu proje Bakanlığınızca da önemsenmektedir. Devirden sonra da bu
projelerin uygulanmasında aynı hassasiyetin gösterileceğini düşünüyor musunuz?
İllerdeki teknik bilgi yeterli midir? Tahliller için laboratuvarlar yeterli midir?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Mevlüt Aslanoğlu, buyurun.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın
Bakanım, yurdumuzda bazı bölgeler kışın çok yoğun kar altında kalmaktadır,
koşulları çok zordur ve altyapı hizmetleri son derece yetersizdir. Bazı
bölgelerimizde altyapı sorunu çözülmüştür. Bu tasarıya "makine parkı çok
olan iller, kesinlikle makine parklarını satamazlar; bu makine parklarının
diğer bölgelere kaydırılması zorunludur" şeklinde bir madde koyabilir
miyiz? Batıda hiçbir ilimiz makine parkını satmasın, bunları doğudaki
illerimize gönderme zorunluluğunu getirelim.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Selami Yiğit, buyurun.
SELAMİ YİĞİT (Kars) - Teşekkürler Sayın
Başkanım.
Sayın Tarım Bakanımı bulmuşken tekrar
soracağım: Doğrudan gelir desteği ödemeleriyle ilgili olarak çiftçilerimizi
aydınlatırsanız Sayın Bakanım, memnun olurum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Mustafa Gazalcı, buyurun.
MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Teşekkür
ediyorum Sayın Başkanım.
Tarım topraklarının 1 300 000 hektarı Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından sulanıyor. Sulanabilecek toprakların
ancak yarısı sulanabiliyor şimdi. Bu tasarı yasalaştığı zaman bu topraklar yine
sulanabilecek mi? Bunlar nasıl geliştirilecek?
İkinci sorum: Şu anda Genel Müdürlükte
bölge planlaması vardı, bazen birkaç ili birden kapsayan havzalarda tasarımlar
yapılıyordu. Bu düzenleme olunca, böyle bir bütün bölge planlaması nasıl
olacak?
Üçüncü sorum: Yoksul illerin il özel idare
bütçeleri çok az; özellikle 50'ye yakın il, yok denecek kadar bir bütçeye
sahip. Bu tasarı yasalaşırsa onlara yeni bir kaynak mı gönderilecek? Oralara
hizmet nasıl gidecek?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Süleyman Bölünmez, buyurun.
SÜLEYMAN BÖLÜNMEZ (Mardin) - Teşekkürler
Sayın Başkan.
Sayın Bakanım, ben, tekrar, biraz evvel
söylediğim gibi, tasarının yürürlük tarihi üzerinde ısrarla duruyorum. Bu
tasarı -yürürlük tarihi gereği- hazırlıksız olan il özel idarelerine ani bir
baskın gibi olacaktır ve çok desteklediğim bu tasarının yürürlük tarihi
itibariyle çok faydalı olmayacağına inanıyor, bunun tekrar gözden geçirilmesi
hususunu arz ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Alim Tunç, buyurun.
ALİM TUNÇ (Uşak) - Sayın Başkanım,
teşekkür ederim.
Sayın Bakanım, Uşak İlinin Özel İdare
bütçesi 81 il içerisinde son sıralardadır. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü
bütçesinin illere dağıtımında özel idare bütçeleri zayıf olan iller gözetilecek
mi, önplana alınacak mı?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Bakan, buyurun.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ
(Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; ilkönce, Sayın Hüseyin
Bayındır'a birkaç cümle söylemek istiyorum.
Efendim, insanların bir sektöre yönelik
niyetlerini, düşüncelerini, icraatlarını ortaya koyduktan ve iki yıl
gözlendikten sonra, bütün olumsuzlukları peşpeşe sıralamak nasıl mümkün,
soruyorum?
Bu sektörün sorunlarını bilen bir insan
olarak, yapılanları hiç görmeden, gerek iklim şartları gerekse piyasa
şartlarından doğan olumsuzlukları sayıp "başka hiçbir şey yok" demek
nasıl mümkün? Soruyorum ben de kendisine.
Ben, onun, yapılanları da gördüğünü tahmin
ediyorum, düşünüyorum, inanıyorum; ama, ortada pozitif şeyler varken bütün
menfileri görmek ve arkasından da bu hınç niye?
Arkadaşlar, bu milletin çocuklarıyız;
milletin bu ana kütlesine, tutum ve davranışımızı hınçla açıklamak mümkün mü?
Bu, ne kadar katı, ne kadar sert bir ifadedir! Bu, dile nasıl getirilir?
Evet, sorulara geçiyorum. Sorular
içerisinde bir kısmına yazılı olarak cevap vereceğim, diğerlerine de çok hızlı
olarak cevap vermek istiyorum.
Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun ifade
ettiği, araçların ve teçhizatın dengeli dağıtılması konusu, elbette, bu işin
yapılması gereken yolu ve yöntemidir. Bu yapılmalıdır. Bu yönde bir tutum
sergilemeliyiz. Gözleriniz üzerimizde olsun.
Sayın Selami Yiğit'in doğrudan gelirle
ilgili konudaki sorusuna gelince: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı olarak bizim bu
konudaki önerimiz, mart ve nisan ayları içerisinde defaten ödenmesidir.
Miktarının ve kesin tarihinin, muhtemelen, dediğim gibi, ocak ayının 18'inde
açıklanması söz konusudur. O tarihi hedefliyoruz; çok büyük bir sapma
olmayacağını düşünüyorum.
Sayın Gazalcı'nın ifade ettiği sorulara
gelince; hizmette bir kopma, eksilme olmayacaktır. Bugün bahsettiği önemli
konularla ilgili -toprak yönetimi ve sulamayla ilgili- ve bu konuda yönetimle
ilgili konularda mevcut sistem işlemeye devam edecektir; dolayısıyla, bir
problemin olmayacağını düşünüyoruz.
Sayın Alim Tunç'un ifade ettiği hususa
gelince; şu anda, Köy Hizmetlerinin mevcut merkezî bütçe içerisindeki
paylarının, illerimize, nüfustan ziyade yol uzunluğu itibariyle ve esas reel
kriterler dikkate alınarak yapıldığını ifade ediyorum. Bunun da nüfusa nispetle
çok daha objektif bir kriter olarak alınacağını düşünüyorum.
Diğer sorulara yazılı olarak cevap
vereceğim.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN- Geçici 2 nci madde üzerindeki
görüşmeler tamamlandı.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Geçici 3 üncü maddeyi okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 3.- Kaldırılan Köy Hizmetleri
Genel Müdürlüğüne ait kadrolar 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı
cetvelin ilgili bölümünden çıkarılmış ve söz konusu kadrolardan; Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığına devredilen personelin kadroları
(I) sayılı cetvelin adı geçen bakanlıklara ilişkin bölümüne, İstanbul ve İzmit
Büyükşehir belediyeleri ile il özel idarelerine devredilen personelin kadroları
ilgili büyükşehir belediyesi ile il özel idaresinin kadro cetveline eklenmiş;
serbest memur kadrolarından boş olanlar ile bu Kanunun geçici 4 üncü maddesinin
birinci fıkrası uyarınca görevi sona erenlerden boşalan kadrolar ve sürekli
işçi kadrolarından boş olanlar ile
tutulan memur kadroları iptal edilmiştir.
4046 sayılı Kanunun 25 inci maddesi
uyarınca Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne tahsis edilmiş kadrolar Tarım ve
Köyişleri Bakanlığına tahsis edilmiş sayılır.
BAŞKAN- Madde üzerinde Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, Bursa Milletvekili Sayın Kemal Demirel söz istemiş. Adalet
ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz talebi yok. O nedenle, şahsı adına da söz
isteyen Sayın Kemal Demirel'in iki söz hakkını birleştiriyoruz ve kendisine 15
dakika süreyle söz hakkı tanıyoruz.
Buyurun Sayın Demirel. (CHP sıralarından
alkışlar)
CHP GRUBU ADINA KEMAL DEMİREL (Bursa) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması ve Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğünün Kaldırılması Hakkında Kanun Tasarısının geçici 3 üncü maddesiyle
ilgili olarak söz almış bulunuyorum; hepinizi en içten sevgi ve saygıyla
selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
kanun tasarısının genel gerekçesi içerisinde "aşırı merkezî bir yapı
içinde bir yandan merkezî birimler kendilerinden beklenen stratejik liderliği
ve politika belirleme özelliğini yitirerek gereksiz ayrıntılara ve
kırtasiyeciliğe boğulurken, diğer yandan sağlıklı bir işbölümünden ve görev
tanımından yoksun yapılar birbirleriyle uyumsuz bir şekilde değişmiş ve
büyümüştür" sözleriyle burada ortaya konulmak istenen "politika belirleme
özelliği"ni. Sayın Bakanımızın özellikle açmasını istiyorum. Yani, Köy
Hizmetlerinin, stratejik liderliğini ve politika belirleme özelliğini
yitirdiğinden bahsedilmektedir.
Bir diğer yandan "kırtasiyeciliğe
boğulurken" denilmektedir. Yani, ortaya şöyle bir tablo çıkıyor: Köy
Hizmetleri il müdürlüklerinin, yapması gereken işleri yapmadığı, kırtasiye
işlerle uğraşarak, köylüye hizmet götürme noktasında eksik oldukları
vurgulanmak isteniyor.
Otuziki yıldan beri siyaset yapan bir
insan olarak, Köy Hizmetlerini, Toprak Suyu yakından bilen bir insanım. Bu
müdürlükler, en zor koşullarda görevini yapmak için, üzerine düşen vazifeyi
yapma noktasında, her zaman kararlı tutum ortaya koymuşlardır. Onun için, bu
konuda "kırtasiyeciliğe boğulma", bence genel gerekçenin içerisinde
olmaması gereken bir konuydu.
Diğer yandan "koordinasyonun
zayıfladığı, kaynak israfının arttığı ve hizmet kalitesinin düştüğü bu ortamda,
halkın beklentilerine ve ihtiyaçlarına uygun kamu hizmeti üretimi nicelik ve
nitelik olarak gerilemiştir" deniliyor. Yani, kısacası, Köy Hizmetlerinin,
kuruluş amacından uzaklaşmış olduğunu söylüyorlar.
Değerli arkadaşlar, değerli
milletvekilleri, şu anda, doğuda, kış şartları var ve bizler, bu kanun
tasarısını görüşürken, her şeyi göze alarak, o dağlarda köy yollarını açmak
için mücadele veren Köy Hizmetlerindeki insanlara haksızlık yapmayalım; çünkü,
o insanlar bu hizmeti yaparken, evlerindeki insanlar, eşleri, çocukları,
babalarının, eşlerinin geleceğinden endişe duymaktadırlar.
Yukarıda belirtilen sorunların en belirgin
şekilde hissedildiği kurumlardan biri haline gelen Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğü, köye hizmet etmek amacıyla kurulmuştur.
Bu örnekleri çoğaltırsak, yine
"koordinasyon eksikliği sebebiyle, hizmet sunumunda kalite
düşmektedir" deniliyor. Değerli milletvekilleri, Sayın Bakan; peki, bu
koordinasyon eksikliğini yaratan unsurlar nelerdir; yani, bu eksiklik nereden
kaynaklanmaktadır? Suçlu duruma düşürülen işçiler midir, memurlar mıdır, karda
yolları açmaya giden çalışanlar mıdır? Bir koordinasyon eksikliği varsa, bunun
sorumlusu, dağda, bayırda, köyde çalışan işçi değildir, memur değildir,
çalışanlar değildir, köylere su ulaştırmaya çalışan insanlar değildir. İkibuçuk
yıldan beri, hükümet olarak, görev başındasınız. Eğer, bir koordinasyon
eksikliği varsa, bunun sorumlusu, yoksa sizin o göreve getirdiğiniz bürokratlar
mıdır?
Değerli milletvekilleri, 293 000
kilometrelik köy yolunun bakımı gereklidir. Her yıl bu bakımın en iyi şekilde
gerçekleşmesi için, onlar, elinden geleni yapmaktadırlar; ama -öyle bir tablo
ortaya çıkıyor ki- ikibuçuk yıldan beri, Köy Hizmetlerinin kapatılmasıyla
ilgili tartışma yapılıyor. Bundan evvelki hükümet bu konuda girişimlerde
bulundu; ama, oluşan tepkiler karşısında -bu, IMF'nin bir dayatmasıydı- geri
adım attı. Hükümet, ayrıca, binlerce geçici işçiye kadro vererek, onları, bir
noktada, Köy Hizmetlerinin kadrolu elemanı haline getirdi. Şimdi, bu
koordinasyon eksikliğini yaratan bürokratlar bir araya gelmiş, bu kanun tasarısını
hazırlamışlardır. Peki, ileride bununla ilgili yanlışlar ortaya çıkarsa, tekrar
geriye dönecek misiniz? Bu kanun tasarısının çıktığı noktadan sonra "biz
yanlış yaptık, amacımız köylüye çok daha iyi hizmetti, köylüye çok daha hizmet
sunmaktı" deyip de, bir başarısızlık karşısında tekrar geri adım atacak
mısınız?
Değerli milletvekilleri, bugün, ülkemizde,
muhtarların, bilhassa köy muhtarlarının en rahat gidebildikleri, en rahat
ulaşabildikleri müdürlüklerin başında Köy Hizmetleri il müdürlükleri gelir,
bölge müdürlükleri gelir; çünkü, bu kurumun kuruluş amacı köylüye hizmettir,
çiftçiye hizmettir; dolayısıyla, o hizmet noktasında köy muhtarlarına büyük
görev düşer. Köy muhtarları da, zaten, zor şartlarda geçinmeye çalışan
insanlardır, köyün sorunlarını çözebilmek için şehre gidip gelirler, aldıkları
maaşlar da yollarda gider ve hatta, şunu da söylerler: "Cebimizden para
harcayarak köylünün ve çiftçinin sorununu çözmek için mücadele ederiz." Bu
anlamda da, başta köy muhtarları olmak üzere, muhtarlarımızın da maaşlarının
gözden geçirilmesinin gerekli olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum;
onlara çok daha fazla maaş bağlanmasının doğru olduğu inancındayız. Bu noktada,
muhtarlarımız, her gittiği yerden cevap alırlar; yani, bugün Köy Hizmetleri il
müdürlükleri ve bölge müdürlükleri, köy muhtarlarımızın vermiş olduğu her
dilekçeye cevap verirler.
Diğer taraftan, Köy Hizmetleri aynı
zamanda toprakla da ilgilendiği için, kaldırıldığında, toprak alanlarının
korunması noktasında topraklarımız sahipsiz kalacaktır, zeytin alanlarının
korunması sahipsiz kalacaktır. Bugün, dünyada övünerek zeytinden bahsettiğimiz
zaman, dünyadaki zeytin üretiminde Türkiye'nin liderliği tartışılmazken,
korkarım ki, bu noktadan sonra, zeytin tarlaları ve alanları konusunda çok daha
büyük sıkıntılar içerisinde olunacaktır.
Değerli milletvekilleri "Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü kapatıldıktan sonra il özel idarelerine
bağlanacaktır" deniyor. Eğer, bağlanırsa, bağlandığı zaman, inanın, Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü, bu bağlantıdan sonra siyasallaşmış bir kurum
noktasına gelecektir. Bugün bağlı bulunduğu valiliktir; ama, yarın, öbür gün,
il özel idaresine geçtiği zaman, il özel idaresindekiler, herkes kendi yöresine
hizmet götürme noktasında yarışa girdiği zaman ortaya siyasî bir kaos çıkacaktır.
Bunu göreceksiniz, bunu yaşayacaksınız. Herkes "benim ilçem, benim köyüm,
benim mahallem" derken, Genel Müdürlük ve Köy Hizmetleri il müdürlükleri,
ismi değişse bile, hizmet yapma noktasında büyük sıkıntılara girecek, bir siyasî
kaosun içine düşürülecektir ve bu anlamda popülist politikalar öne çıkacaktır.
Bazı köyler hizmet beklerken, alamayacak; ama, bazı köyler, belki, bir
istediğini, iki, üç alacak; arkasına siyasî partiyi takanlar çok daha fazla
hizmet alabilecek; ama, hiçbir siyasî partiye gitmeden, sadece ve sadece
devletin bu kurumunun herkese eşit muamelesini yapmasını istediği noktada, o
insanlar, siyasî partiye gidemezlerse, hizmetten yoksun bırakılacaklardır.
Değerli milletvekilleri, Sayın Bakan;
köylüye hizmet için kurulan bu kurum... İnanıyorum ki, milletvekillerimiz,
seçimden önce köy köy gezerken, IMF'den şikâyet etmişlerdir, "IMF
politikalarından sizleri kurtacağız" demişlerdir. Bu noktada, siyasî
partilerimiz, İktidar Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi köylerden oy istemiştir;
beldelerden oy istemiştir, iktidara geldiğimiz zaman IMF politikalarını bir
tarafa bırakacağımızı söylemişizdir; ama, ne yazık ki, bugün ortaya çıkan tablo
"dün dündür, bugün bugündür; biz onu dün söylemiştik; ama, kusura
bakmayın, bugün bunu söylüyoruz" şeklindedir.
IMF politikalarını terk edeceğiz diyerek
oy aldığınız o kitlelerden, bugün kalkıp özür dilerseniz seviniriz. (CHP
sıralarından alkışlar) Çünkü, köylerdeki o insanlar sizlere oy verirken IMF'den
kurtulacağız diye oy verdiler; ama, bilinmelidir ki, bu Genel Müdürlüğün
kaldırılması noktasında IMF'nin dayatması vardır.
Hepiniz her köyde bir anıt görürsünüz ve o
anıtta güzel bir söz vardır. Sevgili Mustafa Kemal Atatürk'e, Kurtuluş
Savaşında en büyük desteği, ayağında çarığıyla, çakar almaz tüfeğiyle o
köylülerimiz vermiştir. Onun üzerine, Sevgili Mustafa Kemal Atatürk de
"Türk köylüsü milletin efendisidir" demiştir. Sorarım size... 300'e
yakın köy gezdim. O köylerdeki vatandaşlarımızın güzel bir sözü var:
"Sevgili Mustafa Kemal Atatürk, bize 'milletin efendisidir' dedi; ama,
biz, şu anda, milletin efendisi değil, milletin kölesi haline geldik."
Bu noktada şunu vurgulamak istiyorum:
Köylünün yüzü gülmeden Türkiye'nin yüzü gülmez, çiftçiye sahip çıkılmadan
Türkiye'nin sorunları çözülmez. Köylümüze ve çiftçimize sahip çıkılması
noktasında bu Genel Müdürlüğe büyük görevler düşmektedir ve bu noktada, Genel
Müdürlüğün kapatılmaması gerekir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu
yasa tasarısı üzerinde iki günden beri konuşuyoruz. İnanın, orada çalışan
insanlar en çok şu konudan şikâyetçiler: Efendim, Köy Hizmetlerinde çalışan
insanların maaşları çok yüksekmiş, Köy Hizmetlerinde çalışan insanlar yan gelip
yatıyorlarmış!..
Değerli arkadaşlarım, bu kanun tasarısı
burada görüşülürken, en zor koşullarda hizmet veren o insanlara, geçmiş
dönemlerden bugüne kadar yapmış oldukları çalışmalardan dolayı, karda kışta,
yağmurda, felakette, doluda, depremde, taşımalı eğitimde göstermiş oldukları
katkılardan dolayı teşekkür etmenizi bekliyoruz. İnsaf edin, o insanlar
teşekkürü hak ettiler, onlardan bunu esirgemeyiniz.
Yine, karşılaştığımız sorunlardan bir
tanesi şuydu: Köydeki vatandaşlarımızın isteği üzerine, Köy Hizmetlerine bu
sorunu çözmek için gittiğimizde "Sayın Vekilim -Cumhuriyet Halk Partisi il
başkanlığı yaparken de bununla karşılaşıyordum- mazotu köylü temin ederse, hay
hay, makine parkımızı veririz" dediler. Demek ki, eğer, mazot sorununu
çözerseniz, o kurum çok daha fazla hizmet verecektir. İşte örnekleri, duble
yollar. Duble yolların yapımında Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı
araçlarla önemli hizmetler yapılmıştır. Demek ki, siz, Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğünü kaldırmak yerine, il müdürlüklerini kaldırmak yerine, tam tersine,
oraların daha iyi hizmet vermesi noktasında eğer destek olursanız, inanın, çok
daha fazla iş yapmış olursunuz, çok daha önemli bir iş yapmış olursunuz. Bu
noktada, bu Genel Müdürlüğü kapatmayıp, iyi hizmetler yapması noktasında destek
olunması gerektiğini vurgulamak istiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir
siyasetçi olarak zamanı kullanmak çok önemli. Bu noktada, zamanı en iyi şekilde
kullanarak sözlerimi bağlarken, şunu vurgulamak istiyorum: Avrupa Birliğine
girme süreci içerisinde birçok kanunu uzlaşarak çıkardık. Bu uzlaşı herkes
tarafından takdir edildi. Köy Hizmetleriyle ilgili bu yasa tasarısında ortaya
koyduğumuz gerekçeleri de dikkate alarak, bizimle uzlaşma içerisine girmiş
olsaydınız, çok daha iyi sonuç alırdık, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünü çok
iyi bir noktaya taşıma konusunda beraber olurduk. Onun için, gelin, el ele
verelim, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünü, il müdürlüklerini kaldırmayalım.
Bunları, köylüye hizmet etme noktasında, çok daha iyi, verimli bir hale
getirmek için de el birliğiyle çalışalım diyorum.
Hepinizi, beni dinlediğiniz için en içten
sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Uyarıya neden olmadan,
konuşmanızı tam süresinde bitirdiğiniz için sağ olun.
Şahsı adına söz isteyen Ordu Milletvekili
Sayın Cemal Uysal; buyurun.
CEMAL UYSAL (Ordu) - Söz hakkımdan feragat
ediyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Cemal Uysal söz hakkından
feragat ettiğini belirtti.
Konuşmalar bitecek; ama, iki kişinin şahsı
adına konuşması söz konusu; başka bir milletvekili şahsı adına konuşmak isterse
söz veririz.
Söz talebi?.. Yok.
Soru-cevap kısmına geçiyoruz.
Sayın Ahmet Işık, buyurun.
AHMET IŞIK (Konya) - Sayın Başkan, ben
soru hakkımı özellikle Bayram Meral Beye vermek istiyorum, kullanmazsa,
muhalefete vermek istiyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Bayram Meral Beyin soru talebi
yok. Olursa zaten söz verilir.
Ahmet Bey, siz, şimdi, soru soruyor
musunuz, sormuyor musunuz?
AHMET IŞIK (Konya) - Ben soru hakkımı
muhalefete bırakıyorum. Feragat ediyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Kendisi isterse, zaten böyle bir
hakka sahip.
AHMET IŞIK (Konya) - Kendileri benden
böyle bir özel talepte bulunmuştu ayrıca.
BAŞKAN - Yani, soru soracak mısınız,
sormayacak mısınız?
AHMET IŞIK (Konya) - Feragat ediyorum
Sayın Başkan.
BAŞKAN - Tamam, anlaşıldı.Öyle diyelim.
Sayın Süleyman Bölünmez; buyurun.
SÜLEYMAN BÖLÜNMEZ (Mardin) - Sağ olun
Sayın Başkanım.
Sayın Bakanım, ben, tekrar, size,
personelle ilgili bir soru sormak istiyorum. Bölgelerdeki personellerin mevcut
oldukları ile devredilecekleri söylenmektedir. Peki, ilde bir şişkinlik yapacak;
ama, özel idareye devredeceğiniz illerdeki personelin bölgeden aldığı yardımlar
ne olacak, onları kim karşılayacak? Daha evvelki bölgeden aldıkları bilgileri,
özel idare olarak nasıl karşılayacaklar?
İkincisi, Genel Müdürlük, çalışma
esnasındaki teknik bilgilerden nasıl faydalanacak?
Diğer sorum, Genel Müdürlük bazında,
bildiğimiz kadarıyla, makine parklarında, çeşitli bölgelerin ve illerin
makineleri bakım ve büyük onarım görmektedir. Bunların 1.3.2005 tarihine kadar
yetişmesi mümkün değildir. Bunlar, nasıl ve zaman içerisinde mi devredilecek?
Bu sorular çerçevesinde 1 Martın erken
olduğunu tekrar ve ısrarla söylüyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu,
buyurun.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın
Bakanım, bazı konular var ki, ihtisas konularıydı; örneğin, toplulaştırma gibi.
Bunlar, tabiî, şu anda, Köy Hizmetleri bölge müdürlüklerinde ve il
müdürlüklerinde yapılamayan ve ihtisas isteyen konulardı. Bunun için,
özellikle, toplulaştırma, Türk köylüsünün çok önemli bir sorunu idi. Köylerin
nakli ve bazı arazilerin toplulaştırılması, tamamen teknik bilgi isteyen,
tamamen buradan yönetilen, Ankara'nın politikasına göre yön verilen bir konu
idi. Süleyman Beyin söylediklerini tamamlayacak bir konu ve benim de kişisel
görüşüm; yani, illerde, özel idarelerde bu toplulaştırmayı yapacak gerek teknik
ekip gerekse Ankara'nın yardımı olmadan bunu yapamazlardı. Acaba, özellikle,
toplulaştırmaya nasıl bir çözüm bulacaksınız?
BAŞKAN - Sayın Naci Aslan, buyurun.
NACİ ASLAN (Ağrı) - Sayın Bakanım, birinci
sorum: Tarım Kredi Kooperatiflerinin çiftçiyi icraya verdiği ve
çiftçilerimizin, köylülerimizin çok sıkıntıda olduğu malumunuzdur. Bu çiftçi
borçlarının faizlerini affedip, anaparayı taksitlendirmeyi düşünür müsünüz?
Ayrıyeten, bir an önce, bu icraları belli bir süreye kadar durdurmak için
yetkinizi kullanır mısınız?
İkinci sorum ise, Köy Hizmetlerinin, il
özel idarelerine devri sırasında -arkadaşım Sayın Kemal Demirel demin kürsüde
söyledi- doğaldır ki, daimî encümen üyelerimizin, politik gücüne göre, bölgesel
olarak, lokal bazda hizmetin gideceği endişesini taşıyoruz. Bu politize olmayı
ortadan kaldırmayı veya politize olmayacağını nasıl garanti edersiniz?
Saygılar sunar, teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Bayram Meral, buyurun.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Sayın
Başkanım, müsaadenizle Hazineden sorumlu Devlet Bakanımız da buradayken bir
konu hakkında bilgi edinmek istiyorum.
Biraz önce AK Parti sözcüsü, ülke
ekonomisinin düzeldiğinden bahsetmiştir. Benim bilebildiğim kadarıyla işsizlik
artmaktadır, emekli perişan, memur perişan, esnaf perişan, köylü perişan, içborç,
2002 yılında 149 katrilyon lira iken, 2004 yılında 218 katrilyona çıkmıştır,
aradaki fark 69 katrilyon liradır; dışborç, 2002 yılında 131 100 000 000 dolar
iken, 2004 yılı yarısında 148 200 000 000
dolara çıkmıştır. Yani, borç artmış, işsiz sayısı artmış, emekli
perişan, memur perişan, köylü perişan; bu ekonomi nasıl düzeldi?! Hazineden
sorumlu Devlet Bakanımız bizi bilgilendirirse memnun olurum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sorunuzu konuya bağlayacak
mısınız?
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Efendim, Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğünü kapatarak, tasarruf yapıldığını izaha
çalışıyorlar; diyorlar ki: "Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün bütçesinin
büyük bölümü çalışanlara gitmektedir." Ben de diyorum ki, bütçenin büyük
bir bölümü dışborç, içborç faizlerine gitmektedir. Sayın Başkanım, müsaade
ederseniz, onun izahını istiyorum.
BAŞKAN - Anlaşıldı.
Sayın Bakan, buyurun.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ
(Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; vaktimizi iyi
değerlendirmek için, arkadaşlarımızın çok dikkate değer sorularına yazılı
olarak özenle cevap vereceğimi bildiriyorum.
Saygılar sunuyorum.
BAŞKAN -Değerli arkadaşlarım, madde
üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Geçici 3 üncü maddeyi oylarınıza...
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Karar
yetersayısının aranılmasını istiyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Karar yetersayısını arayacağım.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Karar yetersayısı vardır; madde kabul
edilmiştir.
Geçici 4 üncü maddeyi okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 4.- Kaldırılan Köy Hizmetleri
Genel Müdürlüğünde; Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Teftiş Kurulu Başkanı,
1. Hukuk Müşaviri, Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Dairesi Başkanı,
anahizmet birimleri ve yardımcı birimler dahil Daire Başkanı, Bölge Müdürü,
Bölge Müdür Yardımcısı, merkez ve bölge müdürlüklerinde Şube Müdürü, Proje
Müdürü, tasfiye edilen döner sermaye işletmelerinde Sayman ve merkez
teşkilâtında Avukat unvanlı kadrolarda bulunanların görevleri, bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihte sona erer. Bunlar devredilen Kurumca yeni bir kadroya
atanıncaya kadar eski kadrolarına ait aylık, ek gösterge, her türlü zam ve
tazminatları ile diğer malî haklarını (üretimi teşvik primi hariç) aynen almaya
devam eder ve devredildikleri kurumda ihtiyaç duyulan işlerde
görevlendirilebilir. Diğer personel devredilen kadro unvanlarıyla görevlerine
devam eder.
Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı,
Teftiş Kurulu Başkanı, 1. Hukuk Müşaviri ve Daire Başkanı unvanlı kadrolarda
bulunanlar hariç olmak üzere birinci fıkra uyarınca görevleri sona erenler ve
İl Müdürü, İl Müdür Yardımcısı ve il müdürlüklerinde Şube Müdürü unvanlı
kadrolarda bulunanlar ile devredilen diğer kadro unvanlarından ilgili kurum
tarafından ihtiyaç duyulmayan kadro unvanlarında çalışan personel, bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihi izleyen altı ay içinde derece ve kademelerine uygun
olmak kaydıyla Kurumca ihtiyaç duyulan diğer kadrolara atanır. Genel Müdür,
Genel Müdür Yardımcısı, Teftiş Kurulu Başkanı, 1. Hukuk Müşaviri ve Daire
Başkanı unvanlı kadrolarda bulunanlar
ise ihdas edilen ekli (1) sayılı listede yer alan Bakanlık Müşaviri kadrolarına
atanmış sayılır. Ancak, herhangi bir sebeple boşalması halinde Bakanlık
Müşaviri kadroları, hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Bu
çerçevede ihtiyaç duyulan kadro değişiklikleri 190 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin 9 uncu maddesinin son fıkrası hükmü uygulanmaksızın anılan Kanun
Hükmünde Kararname hükümlerine göre yapılır.
Devredilen personelden ikinci fıkra uyarınca yeni bir kadroya
atananların atandıkları kadroların aylık, ek gösterge, her türlü zam ve
tazminatları ile diğer malî hakları toplamının net tutarının (fazla çalışma ücreti
hariç), eski kadrolarına bağlı olarak en son ayda almakta oldukları aylık, ek
gösterge, her türlü zam ve tazminatları ile diğer malî hakları toplamı net
tutarından (üretimi teşvik primi hariç) az olması halinde aradaki fark,
farklılık giderilinceye kadar atandıkları kadrolarda kaldıkları sürece herhangi
bir kesintiye tâbi tutulmaksızın tazminat olarak ödenir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4
üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilen sözleşmeli personelin
pozisyonları, başka bir işleme gerek kalmaksızın devredildikleri kurum adına
vize edilmiş sayılır.
Sürekli işçi kadrolarında görev yapanlar
kadrolarıyla birlikte devredilir.
BAŞKAN - Geçici 4 üncü madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Ankara Milletvekili Sayın Bayram Meral söz
istemişlerdir.
Sayın Meral'in, şahsı adına da söz talebi
vardır; Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına konuşma talebi olmadığı için,
Grubu adına konuşma süresine, şahsı adına konuşma süresini de ekleyeceğiz ve
Sayın Meral'e 15 dakika süre vereceğiz.
Buyurun Sayın Meral. (CHP sıralarından
alkışlar)
CHP GRUBU ADINA BAYRAM ALİ MERAL (Ankara)
- Sayın Başkan, saygıdeğer arkadaşlar; geçici 4 üncü maddeyle ilgili,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi, saygıyla
sevgiyle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, hepiniz çok iyi
biliyorsunuz ki, valiler, her yıl sonrası, o ilin müdürlerini toplar, hangi
köye yol gidecek, hangi köye su gidecek, hangi okul yapılacak, hangi diğer
konular düzenlenecek, bunun tespitini yapar, programını ortaya koyar ve işini
takip eder. Yani "efendim, valilerin emrine veriyoruz da, daha iyi iş
yapar" inandırıcı değil; bunu siz de biliyorsunuz.
Bunun altında yatan nedir; bunun altında
yatan, başarılı değilsiniz, halka bir şey götüremiyorsunuz. Efendim, işte, Köy
Hizmetlerini valilerin emrine devrettik; il meclisi üyeleri, belediye meclisi
üyeleri, muhtarlar, al, size iş; birbirinizle uğraşın, valiyle uğraşın, bize
gelmeyin... Birincisi budur.
İkincisi -okudu biraz önce, Divandaki
değerli arkadaşım- bu kadar yetişmiş elemanı bir tarafa koyup, bu işleri
yürütmek üzere, taraflarınızın, yakınlarınızın işe alınmasıdır; altında yatan
biri de budur.
Sayın Bakanım çok hassas; her nedense, bu
IMF'den çok rahatsız oluyor; ama, Hazineden sorumlu Sayın Devlet Bakanımız,
rahmetli İnönü gibi, hiç duymuyor, hiç duyduğu yok; çünkü, işin içinde. Öyle
derlerdi...
Sayın Bakanım, müsaade eder misiniz,
bugünün işi değildir bu; geçmişte, IMF'nin ortaya koyduğu isteklerdir bunlar.
Diyor ki: "1. Yatırımları durduracaksınız benden kredi almak
istiyorsanız." Yatırımları durduracaksınız... Yatırım yapabiliyor
musunuz?! Yok.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Yapıyoruz, niye yapmayalım...
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Biri yerine
geldi mi?!
"2. işçinin, memurun, emeklinin ya
ücretlerini donduracaksınız ya dişine dokunmayacak kadar zam
yapacaksınız." Bunu da tahakkuk ediyor musunuz; evet.
"Kamu küçültülecek..." İşte, Köy
Hizmetlerinin kapatılmasının altında yatan olay bu; devamı gelecektir.
"Kamu küçültülecek" diyor; bunu da yapıyor musunuz; evvelallah...
"Tarımı, hayvancılığı çökertmek için,
gereken desteği yapmayacaksınız" diyor.
Bakınız, değerli arkadaşlarım, ben,
Türk-İş Genel Başkanıyken, bu yakın tarihte, Atina'da bir toplantıya gittim.
2-3 saat havaalanında bekledim. Bu halkı, bilin, nasıl uyutuyorsunuz, nasıl
kandırıyorsunuz; bunda çok başarılısınız. Sordum: Niye gidemiyoruz? Dediler ki:
"Çiftçiye Avrupa Fonundan yapılan yardımı kıstılar." "Ne
oldu?" "Çiftçiler, Atina'nın bütün yollarını kapattılar."
Şimdi, biraz önce faks geldi; benzine yine
zam yaptınız, gaza yine zam yaptınız -eski deyimle- tuza zam yaptınız ve bu
halk yine duruyor. Korkarım ki, bir gün, halka, şükretmeyi unutturursunuz;
ondan korkuyorum; halka, bir gün, şükretmeyi unutturursunuz.
"Özelleştirme bütün hızıyla
yapılacaktır" diyor IMF; bunu da yapıyorsunuz; ama, sizin özelleştirme, şu
İzmir'deki limanlara baktıktan sonra başka bir tür özelleştirme. Yeni bir
formül buluyorsunuz, sizi tebrik ederim; bu konuda çok başarılısınız. (CHP
sıralarından alkışlar) Daha önceleri hükümetler ihaleye çıkarıyordu. Siz,
yakınlarınıza bir şirket kurduruyorsunuz iki gün önce; iki gün sonra, bu
güzelim, altın yumurtlayan müesseseleri onlara devrediyorsunuz. Size yakışır mı
değerli arkadaşlarım?! Fakirin hakkını soracağız diye geldiniz, hortumcudan
hesap soracağız diye geldiniz, işsize iş bulacağız diye geldiniz. Şimdi, üç beş
vurguncuya üç beş vurguncu daha katıyorsunuz. Size yakışıyor mu?! Müsterih
misiniz vicdanen?! Yok. Ne diyeyim?! Acıyorum halinize; bakıyorsunuz yüzüme,
öksüz çocuk gibi boynunuzu büküp duruyorsunuz; acıyorum bir noktada. Fazla bir
şey de söylemiyorum.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Konuşsak
"konuşuyorsunuz" diyorsunuz!..
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Yine, IMF ne
istiyor; diyor ki: "Borcunuz harcınız ne olursa olsun, içborç, dışborç
faizlerini, satıp savıp ödeyeceksiniz." Bunu da yapıyor musunuz;
yapıyorsunuz. Hani IMF'nin dediklerine uymuyordunuz?! Çıkın da burada tersini
söyleyin!
Değerli arkadaşlarım, ben birkaç tanesini
saydım. IMF bunları istiyor ve kamuda da hangi müesseseleri işlemez hale
getireceksiniz, merak ediyorum. Şimdi, okundu, orada.
Değerli arkadaşlarım, içinizde, bu
kurumlarda genel müdürlük yapan var, valilik yapan var, müsteşarlık yapan var,
üst düzeydeki birçok değerli muhterem arkadaşlar var, belediye başkanlığı yapan
var. Sayıyor orada, deniliyor ki: "Genel müdür, genel müdür yardımcıları,
daire başkanları, daire başkan yardımcıları, il müdürleri, il müdür
yardımcıları, şube müdürleri..." Bunların sayısı bayağı kalabalık. Bunları
paketliyorsunuz; siz bir yerde oturun diyorsunuz. Yeni bir merkez valiliği
ihdas ediyorsunuz. Bu kadar adamı, yetişmiş bu adamları -köyü biliyor, yolu
biliyor, suyu biliyor, dağı biliyor, mezrayı biliyor- bir tarafa koyuyorsunuz.
Ne oldu efendim; vali beyin emrine verdik. Saygı duyarım; vali de bizim valimiz.
Oradaki muhasebe müdürü de veya -arkadaşımın dediği gibi- il meclisi üyesi de
oraya amir olacak, köye yol götürecek!.. Siz, buna inanıyor musunuz essahtan?!
Buna inanıyor musunuz?! Bu kadar adamı, bu kadar yetişmiş insanı bir tarafa
bırakın, şöyle bir düşünün allahaşkına; bunun siyasetle ne ilgisi var?! Bunun
neresi siyaset, değerli arkadaşlarım?! Bunun neresi siyaset?! Bu, bir gerçek.
Ne oluyor; sen orada otur; evet; ücretini al... Kimin parasıyla oturduğunuz
yerde adama para veriyorsunuz; buna hakkınız var mı?! Yani, bu kadar yetişmiş
teknik personeli bir tarafta oturtturun, iş yapmayın deyin, buna aylık ödeyin.
Babanızın parasını mı veriyorsunuz birine?! Ne hakkınız var buna?! Bunu
yapıyorsunuz; yapılan başka bir şey var mı?
KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) - Bize
bağırma!.. Sakin ol!..
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) -Değerli
arkadaşlarım, bakınız, bu arkadaşlarım hiç merak etmesin, memur da merak
etmesin, mühendis de merak etmesin, işçi de merak etmesin. Ünlü bir laf vardır;
keser döner sap döner, bir gün gelir devran döner. Hiç merak etmesin onlar; bir
gün Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olacaktır, o genel müdürlük aynen
kurulacaktır. Hiç merak etmesin onlar. (CHP sıralarından alkışlar, AK Parti
sıralarından alkışlar[!])
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Ne zaman?!. Ne
zaman?!.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Vallahi
zamanını bilmem de, sizin gibi iktidarı Allah kısmet etmesin. Böyle bir iktidar
da istemiyorum; kusura bakmayın. Böyle bir iktidarı hiç istemiyorum. (CHP
sıralarından alkışlar) Böyle iktidar olacağıma olmayım daha iyi. Ne yaptınız,
ne yaptınız?!.
Değerli arkadaşlarım, yaptığınızı anlatın
burada. Şurada şu fabrikayı kurdum, şurada şu kadar işçiyi çalıştırdım, şu
kadar ithal ettim, pay aldım, zengin oldum, işçiyi de zengin ettim diyecek bir
haliniz var mı, diyecek bir iş yapıyor musunuz; yok efendim. Ne olmuş; borç
aldım, borç ödedim. Onun ötesinde yaptığınız bir şey varsa, çıkın şurada
söyleyin de, ben de sizi alkışlayayım, arkadaşlar da alkışlasın.
Şunu bilin ki -ben, her zaman söylerim- bu
ülkeye bir çivi çakanın, bir işsize iş verenin -kim olursa olsun- başımın
üzerinde yeri var o adamların; kimse o, ona saygı duyuyorum.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - O zaman, AK
Partinin, başınızın üzerinde yeri var!
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Değerli
arkadaşlarım, belki bir şeyler yapmak istiyorsunuz, gönlünüzden geçiyor; ama,
maalesef, yapamıyorsunuz; bunun farkındayım. Şimdi, gücünüz neye yetiyor;
müesseseleri kapatıyoruz. "Niye" diye sorarlar; efendim, valilerin
emrine verirsek, daha verimli olur. Peki, bakanlık kimin?.. Aynen SSK'da olduğu
gibi, efendim, sağlık kanadında Sosyal Sigortalar Kurumunda hastaneler hizmet
üretemiyor.
FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Sayın Meral,
genel başkanlığa aday mısınız?!
ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Muğla) - 4 000
kilometre duble yolu kim yaptı?!
BAŞKAN -
Yerinizden konuşmayın arkadaşlar, konuşmacıya da müdahale etmeyin
lütfen.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Evet, niye
üretemiyor; üretemiyor, doğru. Kuyruklar var; doğru. Peki, niye geldiniz?!
Yani, şimdi, Çalışma Bakanlığında hastaneler olunca kuyruk oluyor, Sağlık
Bakanlığında olacak kuyruktan korkuyor. Sağlık Bakanlığı kimin hükümetinin;
sizin. Çalışma Bakanlığı kimin; o da sizin. Sağlık Bakanlığında doktor mu
fazla; gönder Çalışma Bakanlığına; eleman mı fazla; gönder. Yok... Yok...
MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Ona bile itiraz
edersiniz.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Olay o
değil... Olay o değil...
Bakınız, değerli arkadaşlarım, şimdi,
geldiniz, Sosyal Sigortalar Kurumunda bir ilaç vurgunu vardı. Sesiniz çıkmıyor.
Ne oldu bunlar?! Bunlar ne oldu?! Bu vurgunlar ne oldu?! Sizin zamanınızda
olmadı; ama, bunları düzeltmeye geldiniz. Ne oldu bunlar?! Yok... Çiz
üzerini... Çiz üzerini...
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Adliyede...
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Böyle şey
olur mu değerli arkadaşlarım; böyle şey olmaz.
Şimdi de, efendim ne oldu; Köy Hizmetleri
Genel Müdürlüğünü kapatıyoruz. Niye kardeşim; valilere verirsek, daha iyi
hizmet götürür.
Değerli arkadaşlarım, bu müesseseler
valinin emrinde. İçinizde devlet memurluğu yapmış insanlar var; vali istiyorsa,
görevini yapmayan bir müdürü, bir memuru açığa alıyor; yani, bunun tersini
söyleyecek var mı?! Oturuyor vali orada.
ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Muğla) - Onun
öyle olmadığını siz bizden iyi biliyorsunuz.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Bakınız,
değerli arkadaşlarım, tereciye tere satmayın. Köy Hizmetlerinde bazı şantiyeler
vardır. Vali gider, oraları ziyaret eder; bakar ki dolabı yok, bir eksiği var,
talimat verir, oradaki eksiklikleri tamamlatır, oradaki insanların çalışmasını
sağlar. Bunlar valinin denetimindedir. Öyle midir Sayın Valim? Öyle midir?
M. NECATİ ÇETİNKAYA (Elazığ) - Valinin
kontrolüyle yapılan işler daha çabuk yapılır.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Öyledir değil
mi; ağzına sağlık; söyle de içimiz rahat etsin.
Değerli arkadaşlarım, bakınız...
ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Muğla) -
Merkeze 50 kilometre mesafedeki işyerlerine şantiye kurulmaz.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Müsaade eder
misiniz saygıdeğer arkadaşlarım...
BAŞKAN - Müsaade edin arkadaşlar,
konuşmacı rahat konuşsun.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Gözünü
sevdiğim kardeşim, hükümet olmuşsun, o müdür çalışmıyorsa görevden al, çalışanı
getir. İşçi çalışmıyorsa, işine son ver; ama, devlet müessesesini tahrip etme,
sosyal devleti yok etme.
Bakınız, unutmayın, bir gün gelecek, siz
de siyasetçi olduğunuz zaman, bütün devlet güçlerini... Özel sektör düşmanı
değilim; ama, ben, devletin hâkimiyetinden yana bir insanım. Devlet
hâkimiyetinin olmadığı bir yerde, terör hâkimiyeti vardır; bunu unutmayın. Ben
devlet hâkimiyetinden yana bir adamım. Olacaktır elbette, özel sektör de
olacaktır. Yok demiyorum; ama, devletin köklü müesseselerini elden çıkarırsanız
gün gelir sermayenin -kusura bakmayın, lafımı biraz hoş karşılayın- oyuncağı
olursunuz, oyuncağı. İşte, bugünkü medya nasıl oynuyor ya, korkunuzdan sesinizi
çıkaramıyorsunuz, dolduruyorsunuz uçaklara, hepsini birden götürüyorsunuz ya
korkunuzdan; aynen onun gibi olur. (CHP sıralarından alkışlar) Bugün onu
yapıyorsunuz. Sesinizi çıkaramıyorsunuz ya, onun gibi olur.
FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Nereden
biliyorsun?!
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Yazık olur,
yazık... Siyasete yazık olur değerli arkadaşlarım. Parlamenter sisteme yazık
olur. Devletin hâkimiyetine yazık olur. Kaybedersiniz; ama, kaybetmek çok
kolaydır değerli arkadaşlarım, bunu kazanmak çok zordur.
Benim yıllarım, devlet kademesinde
karşılıklı oturup müzakerelerle geçti, nelerle karşılaştık. Devlet...
"Efendim, kredi ver" verir; "faizini öde" ödemez.
"Anaparayı öde" ödemez. Gün gelir, sen sandığa gideceksin, karşına
çıkar, bakarsın ki, taviz vermek zorunda kalırsın.
İşte, güçlü devlet olursa muhterem
arkadaşlarım, güçlü siyaset olursa bunlar olmaz. Yanlış bir yere doğru
gidiyorsunuz, benim söylemek istediğim o. İçinizde çok genç arkadaşlar var.
Allah'ın verdiğine bin şükür. Tanrı'nın verebileceği en kutsal yerlerden
geldik, en kutsal yerlerdeyiz. Allah, benim geldiğim yolu, benim geldiğim
çizgiyi bütün insanlara kısmet etsin; ama, bu yolu açın değerli arkadaşlarım,
yolu kapatmayın. Yolu kapatıyorsunuz, yazık ediyorsunuz. İçinizden diyorsunuz
ki, bu adam doğru söylüyor; ama, bir şey yapamıyoruz. Niye yapamıyorsunuz,
neden yapamıyorsunuz; borçlusunuz, borçlu. Üretim yok. Üretim yok ki,
kazanasınız, kazançtan çalışana da pay veresiniz, devletin de kasasını doldurasınız.
Ne yapacaksın; işte, IMF'den borç aldım. Ne yapacaksın; efendim, kırmızı
çizgilerden taviz verdim. Hani geri adım atmıyorduk ya, niye kardeşim;
borçluyum. Borçlunun boynu bükük olurmuş biliyor musunuz değerli arkadaşlarım.
İşte, siz geldiniz ki, bu borçlardan ülkeyi kurtarasınız; talancıya, vurguncuya
fırsat vermeyesiniz; meydanlarda öyle dediniz; ama, şimdi, bakıyorum ki, ağır
ağır, yeniden...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - ...acemi
şoföre boş arazide arabayı kullanma fırsatı verirler ya, sizin bir bölümünüz
de, ağır ağır vurguncunun, talancının yaptıklarını nasıl yaparım, nasıl ben de
buralardan bir pay alırım... Şimdi, ona başladınız. İşin sıkıntısı, bir de o.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Doğru düzgün
konuş.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Efendim,
müsaade eder misiniz... (AK Parti sıralarından gürültüler)
BAŞKAN - Müdahale etmeyin arkadaşlar.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - İşte İzmir,
İzmir...
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Yapma!
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Ne
bağırıyorsun!..
BAŞKAN - Yerinizden müdahale etmeyin.
Sayın Meral, Genel Kurula hitap edin ve
toparlayın lütfen.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Çık, şurada
de ki, devletin malını yağma etmişler.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Ne bağırıyorsun!
BAŞKAN - Yerinizden müdahale etmeyin
arkadaşlar.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Kardeşim,
biraz önce Sayın Hocamız pancarla ilgili bir şeyler söyledi, yalan mı?!
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Ama, biz mi?!.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - İktidarsın,
ben onu bilirim, iktidarı bilirim. Yapamıyorsanız, o zaman istifa edin.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Sen istifa et!
BAŞKAN - Bayram Bey, siz Genel Kurulu
muhatap alın.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Ben bir şey
söylüyorum: Sen, bir taraftan devleti soyduracaksın, bir taraftan Köy
Hizmetleri işçisinin aldığı parayı konuşacaksın, bir taraftan vurguncuların,
talancıların üzerine gidemeyeceksin, 50 milyar dolar orada duracak, ondan sonra
"ben tasarruf yapıyorum" diyeceksin.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Üç tane belediyeyi
kontrol edemediniz.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Altın
yumurtlayan İzmir Limanını bir talancıya, vurguncuya kaptıracaksınız, ondan
sonra "vicdanen müsterihim" diyeceksiniz.
Niye rahatsız oluyorsunuz, yalan mı
bunlar?!
ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Muğla) - Yalan!
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Yalansa
"yalan" deyin.
ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Muğla) - Yalan!
BAŞKAN - Lütfen... Lütfen...
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Ortak mısın?!
ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Muğla) - Yalan!
BAŞKAN - Lütfen, yerinizden müdahale
etmeyin arkadaşlar.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - İzmir
Limanını sen mi aldın?!
ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Muğla) -
Sözlerinizi geri alın!
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Git, Şişli'yi
hallet, Kadıköy'ü hallet!..
BAŞKAN - Lütfen yerinize oturun.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Şimdi ne
olacak değerli arkadaşlar; bakınız, burada ne olacak...
ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Muğla) - Sözünü
geri al!
BAŞKAN - Yerinize oturun, müdahale
etmeyin.
Biraz sonra, Grup Başkanvekiliniz İrfan
Gündüz söz alacak, o, konuşmaya cevap verir.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Kardeşim,
İzmir Limanını almadıysan otur yerine; aldıysan, rahatsız ol!
ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Muğla) - Senden
izin alacak değilim!
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Ben, alana
söylüyorum. Ortak mısın; değilsen otur! Allah Allah! Bu kadar basit!..
ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Muğla) - Ortak
değilim!
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Otur o zaman!
BAŞKAN - Karşılıklı konuşmayın.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Efendim,
ortak değilsen otur. Ortağa söylüyorum, sana ne oluyor?!
BAŞKAN - Sayın Meral, siz, Genel Kurulu
muhatap alın ve lütfen toparlayın.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Değerli
arkadaşlarım, şimdi, burada ne olacak biliyor musunuz?!
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sen benim soruma
cevap ver.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Şimdi, saydık
burada...
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Şişli'yi söyle,
Kadıköy'ü söyle... Anlat...
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Şimdi, burada
ne olacak muhterem arkadaşlarım, bakınız...
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Üç tane belediyeye
sahip çıkamadınız.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Lütfen, rica
ederim... Burada, önemli bir konu konuşuyoruz.
Bak, ben bir laf konuşuyorum, sonra
üzülüyorum. Beni konuşturma, ne olur rica ediyorum...
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sen söyle o
zaman...
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Değerli
arkadaşlarım, burada ne olacaktır biliyor musunuz; şimdi, burada, genel müdür,
genel müdür yardımcısı, daire başkanları, daire başkan yardımcıları, başhukuk
müşaviri, birçok zat bir tarafa konuyor.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Denetleme kuruluna
sahip çıkamadın, denetçiyi denetleyemedin!
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Deniyor ki:
Bakanlık müşavirisiniz. Eğer bu kadrolardan biriniz emekli olursanız, kadro
ortadan kalkar; maddeye bakınız. İki; bölge müdürlerini, bölge müdür yardımcılarını,
il müdürlerini, il müdür yardımcılarını, avukatları -kısacası- şube
müdürlerini, unvanlı müdürleri de bir yere paketlerim, burada durur;
durumlarına uygun iş bulunursa, pozisyon bulunursa, bunları da bir yere atarız
deniliyor.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, ben, bir şube
müdürüyüm. Nereliyim, nereli olayım; Elazığlı olayım. Ne yapacağım şimdi; iyi
bir yere atanmak için, geleceğim Elazığ milletvekillerine. Aslında, ben, bu
işin ehli bir adamım; ama, elim kolum bağlandı; olay bu. Geleceğim, ne
diyeceğim; sayın milletvekillerim, sizden rica ediyorum, beni falan yere tayin
edin... Biraz önce, bir milletvekili arkadaşım "şimdiden hazırlık
yapılıyor, bazı taraflar bir yerlere atanıyor" dedi. Sayın Bakanımız bunu
yalanlayamadı veya yalanladı, ben duyamadım; ama, bu olacak.
Değerli arkadaşlarım, yarın, bunlar sizin
kapınızı çalacak, bizimkini değil, bunlarla yarın karşılaşacaksınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN -Sayın Meral, lütfen toparlayın.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Daha 4 dakika
eksüre oldu efendim; daha var!..
BAŞKAN - Lütfen, toparlayın Sayın Meral.
Arkadaşlar, ben, ikaz ediyorum; bir de siz
ikaz ederseniz olmaz, gerek yok.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Ben, bu
teşkilata otuz senemi verdim, konuşacağım; otuz senemi verdim ben burada.
Burada, insanlar birbirine selam vermiyordu; insanlar birbirini bıçaklıyordu;
bunu çok iyi biliyorsunuz. Ben, burada, kardeşlik tesis ettim, dostluk tesis
ettim; bunu dağıtıyorsunuz bugün. Yarın bunun olacağı da budur.
Şimdi, bir işçiyi tayin ettiniz; İstanbul
Belediyesine gitti. O belediye başkanı, dozerinde o işçiyi çalıştırmak
mecburiyetinde olacak mı; yok.
BAŞKAN - Lütfen, toparlayın.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) -
Toparlıyorum... Toparlayamıyorum ki, içim yanıyor! (AK Parti sıralarından
gülüşmeler)
Şimdi, bu işçi orada çalışacak mı, ne
olacaktır? Efendim, diyecek ki...
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Bir su iç!
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Değerli
arkadaşlarım, bakınız, yarın bunlar gelecekler size, yarın gelecekler buraya;
burası Meclis. O gülmelerinize karşı öyle cevaplarım var; ama, burası Meclis
olduğu için konuşamıyorum. Gülün... "Tatlı tatlı gülme" derler ya
hani, gerisini siz bilirsiniz.
Şimdi, ne olacak; gelecek o işçi size
"filan ilden başka bir ile tayin olacağım" diyecektir. Oradaki
milletvekili diyecektir ki: "Ben, bu işçiyi, memuru kabul etmiyorum."
Niye kabul etmiyorsun? "Benim ilimde, doğuda, güneydoğuda işçiye ihtiyaç
var, memura ihtiyaç var, bunu niye kabul edeyim" diyecek. Bunların hepsi,
yarın yaşanacaktır muhterem arkadaşlarım.
Bir başka ilde değişik bir ücret, bir
başka ilde değişik bir ücret...
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sayın Başkan,
süreye bakın!..
BAŞKAN - Sayın Meral, süreyi çok aştınız,
kesmek zorunda bırakmayın; lütfen, toparlayın.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Sayın Başkan,
toparlamanın anlamını izah edin!
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Bunların
hepsini yarın yaşayacaksınız.
Şunu özellikle ifade etmek istiyorum
değerli arkadaşlarım...
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Bugün Bayram günü
mü?!.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Niye rahatsız
oluyorsunuz?! Söylediklerimin yanlış bir tarafı var mı? Yarın karşılaşacağınız
olayları anlatıyorum.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Öbür maddelerde
çık, anlat!
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Bunun eksik
bir tarafı var mı?
Değerli arkadaşlarım, tekrar ediyorum;
buradan, Köy Hizmetleri işçilerine de sesleniyorum, memuruna da sesleniyorum;
hiç merak etmeyin; bir gün, filan gider dertler biter dediğimiz gibi, AK Parti
gider, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü yine kurulur.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Muğla) - Sayın
Başkan, şahsıma sataştı, ithamda bulundu; söz istiyorum.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Sayın Başkan,
toparlama kelimesinin anlamını izah eder misiniz?!
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Başkanım,
tutumunuzu doğru bulmuyoruz.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - 21 dakika oldu!
BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım...
FATMA ŞAHİN (Gaziantep) - Bu kadar
olmaz!..
BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım...
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Böyle Başkanlık
olmaz!..
BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım, tekrar
tekrar uyarıyoruz arkadaşlarımızı, hepsi milletvekili...
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Tutumunuz
Başkanlığa yakışmıyor.
BAŞKAN - Şimdi, bu uyarıları siz de
sürdürürseniz, o zaman konuşmaya ara veriliyor, süre uzuyor; onun için,
Başkanlık Divanının uyarısıyla yetinelim.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Ne olduğunu
biliyoruz, çocuk değiliz biz!
BAŞKAN - Sonra, siz de konuyla ilgili
olmayan sözler söylüyorsunuz, konuşmacının konu dışına çıkmasına neden
oluyorsunuz. O nedenle, herkes dinlese...
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sayın Başkan, 10
dakika da siz konuşmayın!
BAŞKAN - ... sırası gelince konuşsa daha
iyi olur.
Şimdi...
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Divana
müdahale etme!
ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Divana müdahale
yok!
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Divana saygılı
ol!
BAŞKAN - Cemal Uysal Bey, şahsı adına söz
hakkını İstanbul Milletvekili Sayın İrfan Gündüz'e verdi.
Buyurun Sayın Gündüz.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Söz isteyen
yoktu, Sayın Başkan!
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; ben, özellikle muhalefet partisine mensup sağduyulu
arkadaşlarımızı tenzih ederek, önüne geleni, düşünmeden, gagalayan
arkadaşlarımıza da cevap vermek istiyorum.
ALİ RIZA BODUR (İzmir) -
"Gagalamak" ne demek?!
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) - Bakın, CHP'nin
2002 seçim bildirgesi; özellikle Sayın Meral'e ithaf ediyorum. (CHP
sıralarından gürültüler)
ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Onu ağzına alma,
çarpılırsın!
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) - "SSK
hastanelerini..." (CHP sıralarından gürültüler) BAŞKAN - Bir dakika
arkadaşlar.
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) - Bir dakika...
Sayın Başkan...
ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Yakışıyor mu
size!
BAŞKAN - Bir dakika arkadaşlar... Daha ne
söylediğini duymadan müdahale etmeyin.
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) - Bakın, siz...
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Bir de,
doktorsun... Ayıp, ayıp!..
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) - Ayıp değil. Bak,
sizin, ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun. Bakın... (CHP sıralarından
gürültüler)
Bir dakika...
"SSK hastanelerini sosyal sigorta
sisteminden ayıracağız..."
ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Bırak
allahaşkına!..
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) -
"...İşçilerin SSK hastaneleri üzerindeki hakları saklı tutulmak kaydıyla,
SSK'nın sağlık hizmetlerini Sağlık Bakanlığının koordinasyonuna
devredeceğiz..." (AK Parti sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)
ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Sen kendini
anlat. Genel Başkan onu izah etti, anlayamamışsınız.
BAŞKAN - Sayın Gündüz, lütfen, konuya
gelin.
Bakın arkadaşlar, konuyla hiç ilgisi
olmayan bir sözü alkışlıyorsunuz, daha sonra konuyla ilgili konuşun dediğim
zaman da dinlemiyorsunuz. Lütfen, konuya gelin.
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) - Hayır...
Geliyorum, Sayın Başkanım.
Sayın Başkanım, bakın, hiç alakası
olmadığı halde, konu gündeme taşınıyor. (CHP sıralarından gürültüler)
ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Önce, parlamenter
gibi konuşun. "Gagalamak" ne demek?!
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan...
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) - Bakın
"Sağlık Bakanlığını..."
ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Sayın Genel
Başkanımız açıkladı onu...
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) - Bir dakika... Bir
dakika...
Sayın Başkan...(CHP sıralarından
gürültüler)
BAŞKAN - Lütfen, konuya gelin...
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) - "Sağlık
Bakanlığını, sağlık hizmetlerinden sorumlu koordinatör kuruma dönüştüreceğiz.
Üniversite ve askerî hastaneler hariç, tüm kamu sağlık kuruluşlarının tek elden
yönlendirilmesini hedefleyeceğiz."
HALUK KOÇ (Samsun) - Sen, o konuyu
bilmiyorsun!.. Sağlık politikasını bilmiyorsun!..
BAŞKAN - Köy Hizmetleri konusuna gelin,
lütfen!..
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) - Köy Hizmetleri
konusuna geliyoruz.
Sayın Meral, bakın, siz, önce partinizin
programını okuyun, sonra konuşun. (CHP sıralarından gürültüler)
HALUK KOÇ (Samsun) - Sen bu konuyu, sağlık
politikasını bilmiyorsun. Sana defalarca anlattım; bir kere daha anlatacağım
anlamadın; demagoji yapma. Şimdi öğreneceksin.
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) - Bir dakika Sayın
Koç.
BAŞKAN - Müdahale etmeyin sayın
arkadaşlarım.
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) - "Yerel Çözüm
2000" adlı kitabınızdan...(CHP sıralarından gürültüler)
ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Onları anlamaya senin aklın yetmez!
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) - "Yerel
olarak sunulabilen tüm hizmetlerde merkeziyetçiliğin aşılması ve yerelleşmenin
sağlanması, ülkede demokratikleşmenin ve yönetimde etkinliğin temel koşuludur.
Genel müdürlükleri, daire başkanlıklarını, bölge ve il düzeyindeki bağlı
kuruluşları, kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması programımız çerçevesinde
işlevselliği korunmak kaydıyla en alt düzeye indireceğiz." CHP 2002 Seçim
Bildirgesi... (AK Parti sıralarından alkışlar)
Bakın, şu "Yeni Hedefler Yeni
Türkiye"
Sayın Başkanım, şimdi, burada, dün, ben
"obez özellik taşıdığı için" dediğimden dolayı tenkide tabi
tutuldum."
"Bugünkü yönetim düzeni çağdaşlığını,
etkinliğini ve işbirliğini yitirmiştir..."
TÜRKÂN MİÇOOĞULLARI (İzmir) - Hep bizim
kitapları okuyorlar; ama, anlamıyorlar.
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) - "...Yönetim
düzeni zaman içinde kendini yenileyemediğinden, bu alandaki çağdaş değişimleri
izleyemediğinden ve özümseyemediğinden, gerçek anlamıyla eskimiştir. Yönetim
yapımızdaki eskimişlik sadece gelişmede yetersizlik ile sınırlı değildir. Bunun
kadar önemli bir diğer olumsuzluk da, zaman içerisinde merkezî eğilimlerin ağır
baskısına ve yoğun uygulamalarına boyun eğmiş olmasıdır. Bu geriye çekici süreç
sonucu bütün gücün merkezde toplandığı, her sorunun Başkentte çözüldüğü ya da
öyle sanıldığı, merkez örgütlerinin olağanüstü büyüyüp kalabalıklaştığı,
hantallaştığı, kaynak tüketici, savurgan bir bürokratik yapı ortaya
çıkmıştır..."
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan,
bunun sataşmayla ne alakası var? Sayın Bayram Meral'e cevap veriyor.
BAŞKAN - Efendim, şahsı adına konuşuyor,
sataşmayla ilgili değil.
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) - Şahsım adına
konuşuyorum.
BAŞKAN - Bir dakika İrfan Bey.
İrfan Bey, şahsı adına konuşuyor; Sayın
Cemal Uysal, şahsı adına söz hakkını İrfan Beye devretti.
TÜRKÂN MİÇOOĞULLARI (İzmir) - İyi de,
konuşmuyor; bizim programı okuyor, anlamadan okuyor.
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) - Sayın Başkanım,
şimdi, bakın, bir şey daha söyleyeyim:
"Cumhuriyet Halk Partisi yerel yönetimler üzerindeki tüm vesayet
yetkilerini kaldıracaktır." (CHP sıralarından gürültüler)
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Peki,
programınızdan utanıyor musunuz? (AK Parti sıralarından gürültüler)
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) - Hayır, hayır
arkadaşlarım... Lütfen...
"Yerel nitelikli hizmetlerin
çerçevesi somutlaştırılacak, yerel nitelikli tüm kamu hizmetleri yetki, kaynak
ve araçlarıyla yerel yönetimlere devredilecektir."
Çok sevgili saygı duyduğum grup
başkanvekillerim; son defa bir şey daha söylüyorum ve kesinlikle, burada,
hakaret kastı taşımıyorum. Bunlar güzel tespitlerdir; akıl için doğru birdir.
İktidar da muhalefet de Türkiye'nin problemlerine çözüm üretmeye çalışmış ve
doğru yolu bulmuştur; ancak, bunu bilmeden bazı arkadaşlarımızın gelip, burada,
bizi ve milletvekillerini, AK Partiyi ya da hükümet icraatlarını istihkâr
etmesi, istihfaf etmesi... Küçüklüğüne düşmek istemediğim için bunu
söylüyorum...
ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Türkçesini söyle.
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) - "Bu
çerçevede yerel yönetimlerin -bakın, yerel yönetimlerin- temel eğitimin
öncesinden başlayarak ve giderek, öteki eğitim alanlarını da kapsayacak, eğitim
ile rehabilitasyon ve koruyucu sağlık hizmetlerini yerine getirmeleri,
engelliler, kimsesiz çocuklar ve bakıma muhtaç yaşlılara yönelik duyarlılık,
çevrenin korunması, turizmin desteklenmesi ve trafik gibi alanlarda yetki ve
sorumlulukta görev üstlenmeleri hedeflenecektir. "
Bakın, bunlar, alkışlanacak
tespitlerdir...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Orada, Köy
Hizmetleri kapatılacak diye bir şey var mı?
İRFAN GÜNDÜZ (Devamla) - Bu alkışlanacak
tespitleri, AK Parti, hükümet programına almış, parti programına almış, acil
eylem planına almış, bugün de yüce milletin huzuruna getirmiş. Sizin bize
söylediğiniz gibi "yahu, bunu size IMF mi yazdırdı" mı diyelim biz!
(AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
Bakın, bu, Türkiye'nin dertlerine aynı
noktada, doğru yönde bulunan çözümlerdir. Şu anda, gerçekten, Cumhuriyet Halk
Partisinin çok değerli tespitlerini AK Parti iktidara getiriyor ve burada, bu,
devlette bir değişimin ifadesidir. Artık, devlet, milletin ayağına gidiyor.
Millet, Ankara'yı arşınlamayacak. Köylü, kendi vilayetinde problemini çözecek,
Ankara'ya gelmeyecek ve bu, çok daha verimli olarak hizmetin köylünün ayağına
götürüldüğü, gerçekten köylünün efendi olduğunun onaylandığı bir yasadır.
Bu yasanın, ben, aziz milletimize hayırlı
olmasını diliyor, Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan...
BAŞKAN - Buyurun Sayın Koç.
HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna ve Cumhuriyet Halk Partisinin hükmî kişiliğine
dönük sözler sarf etti; kısa bir açıklama yapmak istiyorum. (AK Parti
sıralarından "sataşma yok" sesleri)
BAŞKAN - Çok kısa olmak üzere söz
hakkınızı kullanabilirsiniz. Cumhuriyet Halk Partisi programıyla ilgili... (AK
Parti sıralarından gürültüler)
Değerli milletvekilleri, Sayın Adalet ve
Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili şahsı adına konuşurken Cumhuriyet Halk
Partisi programını okudu, onu yorumladı. O yorumlamayı, Cumhuriyet Halk Partisi
Grup Başkanvekili olan Sayın Haluk Koç eksik görüyor ve onu tamamlamak istiyor,
düzeltmek istiyor, onun için söz verdim.
Buyurun Sayın Koç. (AK Parti sıralarından
gürültüler)
IV. -
AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)
2. - Samsun
Milletvekili Haluk Koç’un, İstanbul Milletvekili İrfan Gündüz’ün, Cumhuriyet
Halk Partisinin hükmî şahsiyetine sataşması nedeniyle konuşması.
HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan,
teşekkür ediyorum.
Arkadaşlarımız dinleme lütfunda
bulunurlarsa bir iki ayrıntıyı bir kere daha ben dikkatlerinize sunmak
istiyorum.
Değerli arkadaşlarım...
FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Yorum yok!
FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan,
seçim meydanı değil burası!
HALUK KOÇ (Devamla)- Değerli arkadaşlarım,
lütfen dinleyin!.. Lütfen dinleyin!
Değerli arkadaşlarım, bakın, Sayın Grup
Başkanvekili arkadaşım, Cumhuriyet Halk Partisinin son seçim bildirgesindeki
bazı hususları, burada, daha önce, ilgili yasalar tartışılırken, sayın
bakanların ve sayın grup sözcülerinizin de ifade ettiği üzere tekrarladı.
Şimdi, şu ayırımı yapamıyorsanız ben ne
yapayım!.. Bakın, orada bizim söylediğimiz şu: "Sağlık hizmetlerinin
yönetimi, kamu iradesi adına tek elde toplanmalıdır" diyoruz. Sayın
Gündüz, bakın, biz, orada, bu sağlık hizmetleri kamu adına tek elde
toplanmalıdır diyoruz; ama, arkasından şunu hiç söylemiyoruz bakın: Bu
hizmetler toplandıktan sonra, bu hizmetlerin verildiği yerlere, gasp sözünü o
gün de kullanmamıştım; ama, değerinin daha sonra ne şekilde belirleneceği belli
olmayan bir yöntemle, elkoyma usulüyle yapılacağını söylemiyoruz; birincisi bu.
ALİ RIZA BODUR (İzmir)- Doğru mu?!.
HALUK KOÇ (Devamla)- Aradaki farkı
söylüyorum.
İkincisi; en tehlikeli plan. Şimdi, IMF
dediniz, şu dediniz, bu dediniz.
Bakın, dinleyin, şimdi en tehlikeli bölüm.
Daha sonra, bunun sosyal güvenlik kısmını, zaten, genel sağlık sigortasıyla,
ücret ödeyerek bir sağlık teminat paketi alma konusunda hizmete sokacağınızı,
devreye sokacağınızı söylüyorsunuz; o gelecek. Daha sonra, bu hizmet
birimlerinin özelleştirilerek, vatandaşı, ödediği vergi karşısında devletin
vermek zorunda olduğu sosyal devlet hizmetini ücret ödeyerek satın alma
konumunda müşteri haline getirecek denilmiyor o programda. (CHP sıralarından
alkışlar) Lütfen, bu ayırımı yapın!.. Niye yapmıyorsunuz?!. Niye
yapmıyorsunuz?!. Bakın, çok açık.
Gelelim, yerel yönetimlere. Evet, çağdaş
sosyal demokraside, yerel yönetimlere yetki devri vardır. Bunu söylüyoruz; ama,
hemen akabinde bir şey daha söylüyoruz: Yerel yönetimlerde halkın yönetime
katılımı olacak diyoruz, halkın katılımı olacak diyoruz. Yerel yönetimlere
aktarılan hizmetlerin, daha sonra, taşeron firmalara özelleştirme yoluyla
devredileceğini ve vatandaşın, burada, Köy Hizmetleri de dahil... Ben buradan,
bütün köylü yurttaşlarımıza şunu söylüyorum: Bakın, bu süreç işlediğinde,
köyünün 2 kilometre yolunu bağlatmak için il özel idaresinin o hizmeti ihaleyle
verdiği müteahhitle karşı karşıya kaldığı zaman, dozer kirasını, mazot
kirasını, makinist, işçi parasını ödediği zaman köye o hizmet geleceğini
bildiğinde, o gerçekle karşılaştığında, esas amacınız ortaya çıkacak.
Devletin sırtına bunlar yük diyorsunuz,
sağlık hizmeti yük diyorsunuz, eğitim hizmeti yük diyorsunuz, köye hizmet yük
diyorsunuz, devlet bunlarla uğraşmamalı diyorsunuz, biz bunu şirketlere
vereceğiz özel idarelerden sonra, vatandaş da bunun bedelini ödeyerek ihtiyacı
olduğunda alacak diyorsunuz; Cumhuriyet Halk Partisi Programında bunlar yok
Sayın Gündüz. Aradaki farkı görün.
Efendim, program çok açık, bir dönüşüm
programı uyguluyorsunuz, adınıza, Sayın Başbakan, bu programa, hakkı olmadığı
halde "sessiz devrim" diyor. Bu, devrim filan değildir; Türkiye'yi
neoliberal politikaların esaretine sokacak olan girişimlerdir.
BAŞKAN - Toparlayın lütfen.
HALUK KOÇ (Devamla) - İşte AKP Programı,
işte sosyal devlet ve CHP Programı. Aradaki fark bu kadar açık ve net. O
programı okuyun...
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan,
konuşmanın konuyla bir alakası var mı?!
HALUK KOÇ (Devamla) - ...okuyun, okuyun;
inşallah, iyi yorumlar ve eski günlerdeki, millî görüşteki İrfan Gündüz
olursunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan,
böyle yönetmeyin Meclisi!
BAŞKAN - Lütfen...
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Halk bu programı
benimsedi, bu programı...
HALUK KOÇ (Samsun) - Sizi dikkate
almıyorum.
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, şimdi
soru-cevap bölümüne geçiyoruz.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Halk sizin
programı benimsemedi, bu programı benimsedi.
HALUK KOÇ (Samsun) - Ünal Bey, size cevap
bile vermiyorum.
BAŞKAN - Bir dakika arkadaşlar...
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Halk bizim
programı benimsedi.
BAŞKAN - Arkadaşlar...
HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Bayraktar'dan
biraz nezaket öğrenin.
BAŞKAN - Arkadaşlar, karşılıklı
konuşmayalım, soru-cevap bölümüne geçelim, yol alalım.
Sükûneti sağlayalım, soru-cevap bölümüne
geçelim arkadaşlar.
MEHMET MELİK ÖZMEN (Ağrı) - Hiçbir şekilde
bir milletvekili burada kürsüye yumruk vurmak suretiyle bu şekilde
davranmamıştır.
AHMET KOCA (Afyon) - Yazıklar olsun!..
MEHMET MELİK ÖZMEN (Ağrı) - Meclis,
selamlanarak terk edilir.
AHMET KOCA (Afyon) - Yazıklar olsun!.. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
III. -
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
3.- Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılması ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Kaldırılması Hakkında Kanun
Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/915) (S. Sayısı: 726) (Devam)
BAŞKAN - Soru-cevap kısmına geldik.
Sayın Ahmet Işık; buyurun.
AHMET IŞIK (Konya) - Sayın Başkan,
teşekkür ediyorum.
Vasıtanızla, Sayın Bakanımıza şu soruyu
tevcih etmek istiyorum: Türkiye'nin toprak etütleri ve haritaları, geçmişte,
Toprak Su Genel Müdürlüğü tarafından yapılmıştır. Daha sonra güncellenen bu
hizmetler, halen, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.
Ülke topraklarının ve arazilerinin sınıflandırılmasında yeni teknolojileri
kullanarak, 2004 yılında, Türkiye Toprakları Veri Tabanı Projesini başlattınız
ve uzmanlar eşliğinde, personelin eğitimini de tamamladınız. Bu proje Bakanlık
tarafından mı yürütülecektir? Bu konuda eğitilen personel Bakanlık bünyesinde
kalacak mıdır?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu;
buyurun.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın
Bakanım, Bakanlığınıza bağlı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü ortadan
kalktığında, illerde bir boşluk doğacaktır. İçişleri Bakanlığında bir koordinasyon
merkezi oluşturarak, hizmetin devamlılığı açısından, il özel idarelerine destek
olunması açısından, geçici süre, belli bir teknik kadroyu acaba görevlendirecek
misiniz?
BAŞKAN - Sayın Abdulaziz Yazar; buyurun.
ABDULAZİZ YAZAR (Hatay) - Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Sayın Bakanım, Köy Hizmetleri bölge
müdürlüklerinde bulunan araç ve gereçleri, illerin nüfus ve yüzölçümlerine göre
dağıtmayı düşünüyor musunuz; düşünmüyorsanız, bölge müdürlüklerindeki araç ve
gereçleri ne yapmayı düşünüyorsunuz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Engin Altay; buyurun.
ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Bakan, karla
mücadele, taşımalı eğitime katkı, Türk Silahlı Kuvvetlerine destek, doğal
afetlerle mücadele, seçimlerin aksamamasına yönelik tedbirler dahil çok sayıda
sayısız iş ve işlem yürüten Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün, bu işlemler
dışında, ulaştırma, içmesuyu, iskân, tarım, konut, teknik araştırma, çevre
sektörel hizmetleri gibi çok temel görevleri olduğu hepimizce malumdur. Son
derece profesyonellik arz eden, son derece güçlü organizasyon gerektiren ve son
derece yüksek teknoloji gerektiren bu 6 temel iş ve işlemin, bugünkü şartlarda,
özel idareler marifetiyle yapılabileceğine ve rantabl olabileceğine hakikaten
inanıyor musunuz?
İkinci sorum: Sinop -Göller grup yolu üç
yıldır yapılamamakta ve yaz- kış ilgili köy grup yoluna araç girememektedir.
Yine, aynı şekilde, içerisinde yatılı ilköğretim bölge okulunu da barındıran
Durağan -Tekir grup yolu ve Erfelek-Himmetoğlu grup yolu üç dört yıldır
yapılmamış ve çok sayıda, 10'larca köy ve köylü mağdur olmuştur. Bu grup
yolları ne zaman, nasıl yapılacaktır?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Bakan, buyurun.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ
(Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; ben, arkadaşlarımızın
sordukları bu sorulara yazılı olarak cevap vereceğim.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, madde
üzerinde, biri ekli listeyle ilgili
olmak üzere, 3 adet önerge vardır.
Önergeleri, önce geliş sıralarına göre
okutacağım; sonra, aykırılıklarına göre işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 726 sıra sayılı kanun
tasarısının geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer
alan "Bakanlık Müşaviri kadrolarına" ibaresinden sonra gelmek üzere
"avukat unvanlı kadrolarda bulunanlar ise Hukuk Müşaviri kadrolarına"
ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Salih Kapusuz |
Telat Karapınar |
Maliki Ejder Arvas |
|
|
Ankara |
Ankara |
Van |
|
|
Mustafa Nuri Akbulut |
Cemal Uysal |
|
|
|
Erzurum |
Ordu |
|
BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 726 sıra sayılı kanun
tasarısının geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci ve ikinci
cümlesinde geçen "1. Hukuk Müşaviri ve Daire Başkanı" ibaresinin
"1. Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı ve Bölge Müdürü" şeklinde değiştirilmesini,
maddeye bağlı ek (1) sayılı listede yer alan "Bakanlık Müşaviri"
unvanlı kadronun serbest ve toplam kadro adedinin 19'dan 35'e çıkarılmasını arz
ve teklif ederiz.
|
|
İrfan Gündüz |
Eyüp Fatsa |
Süleyman Sarıbaş |
|
|
İstanbul |
Ordu |
Malatya |
|
|
Hüsnü Ordu |
Cemal Uysal |
|
|
|
Kütahya |
Ordu |
|
BAŞKAN - 3 üncü önerge en aykırı önerge;
onu okutup işleme alıyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte
olan 726 sıra sayılı kanun tasarısının eki (1) sayılı listenin aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
İrfan Gündüz |
Faruk Çelik |
Mevlüt Akgün |
|
|
İstanbul |
Bursa |
Karaman |
|
|
Eyyüp Sanay |
Cemal Uysal |
|
|
|
Ankara |
Ordu |
|
(1) Sayılı Liste
Kurumu: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı
Teşkilatı: Merkez
Serbest Tutulan
Sınıfı Unvanı Derecesi Kadro Adedi Kadro
Adedi Toplam
GİH Bakanlık Müşaviri 1 35 35
GİH Hukuk Müşaviri 1 5 5
GİH Hukuk Müşaviri 2 1 1
GİH Hukuk Müşaviri 5 2 2
GİH Memur 9 80 80
TOPLAM 123
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN
YILDIZ (Muş) - Sayın Başkan, takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet ?..
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ
(Konya) - Katılıyoruz efendim.
SALİH KAPUSUZ (Ankara)- Gerekçe okunsun
efendim.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum :
Gerekçe:
Bölge müdürü ve avukatlarla ilgili
düzenlemelere paralel olarak düzenlenmiştir.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Değerli arkadaşlarım, diğer önergeyi
okutmadan önce şunu belirteyim; çalışma süremiz sona erdi. Bu maddeyle ilgili
görüşmelerin ve oylamanın tamamlanmasına kadar süremizin uzatılmasını
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum :
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 726 sıra sayılı kanun
tasarısının geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer
alan "Bakanlık Müşaviri kadrolarına" ibaresinden sonra gelmek üzere
"avukat unvanlı kadrolarda bulunanlar ise Hukuk Müşaviri kadrolarına"
ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Salih
Kapusuz (Ankara) ve arkadaşları
BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN
YILDIZ (Muş) - Sayın Başkan, takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ
(Konya) - Katılıyoruz efendim.
BAŞKAN - Önerge üzerinde söz istiyor
musunuz, yoksa gerekçe mi okunsun?
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Avukatların başka bir hizmetle istihdam
edilmesinin mümkün olmaması nedeniyle bu düzenlemeye gidilmiştir.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Son önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 726 sıra sayılı kanun
tasarısının geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci ve ikinci
cümlesinde geçen "1. Hukuk Müşaviri ve Daire Başkanı" ibaresinin
"1. Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı ve Bölge Müdürü" şeklinde değiştirilmesini,
maddeye bağlı ek (1) sayılı listede yer alan "Bakanlık Müşaviri"
unvanlı kadronun serbest ve toplam kadro adedinin (19)'dan (35)'e çıkarılmasını
arz ve teklif ederiz.
İrfan
Gündüz (İstanbul) ve arkadaşları
BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN
YILDIZ (Muş) - Sayın Başkan, takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ
(Konya) - Katılıyoruz efendim.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Kaldırılan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü
taşra teşkilatında bölge müdürü gibi önemli bir görevde bulunan bürokratın
değerlendirilmesi amacıyla Bakanlık müşaviri olabilmelerine imkân tanınmaktadır.
BAŞKAN - Son önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Önergeler doğrultusunda, eki cetvelle
birlikte, maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Çalışma süremiz sona ermiştir.
Kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla
görüşmek için, 13 Ocak 2005 Perşembe günü saat 15.00'te toplanmak üzere,
birleşimi kapatıyorum.
Kapanma
Saati: 23.03