DÖNEM
: 22 CİLT : 68 YASAMA YILI : 3
T. B. M. M.
34 üncü Birleşim
16 Aralık 2004 Perşembe
İ
Ç İ N D E K İ L E R
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. - Bursa Milletvekili Şerif Birinç'in,
bir grup parlamenter, bakanlık bürokratları ve bazı işadamlarıyla Umman'a
yaptıkları ziyarete ve orada yaşanan olumlu gelişmelere ilişkin gündemdışı
konuşması
2. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in,
büyük düşünür Mevlana Celaleddin Rûmi'nin ölümünün 731 inci yıldönümüne ilişkin
gündemdışı konuşması
3. - Erzurum Milletvekili Ömer
Özyılmaz'ın, kapkaç terörü, şiddet ve uyuşturucu kullanımındaki artışın
sebepleri ile alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı
IV. - KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. - Tokat Milletvekili Feramus Şahin'in
yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa
ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Raporu (3/500) (S.
Sayısı: 605)
2. - Mardin Milletvekili Süleyman
Bölünmez'in yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık
tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon
Raporu (3/501) (S. Sayısı: 606)
3. - Şanlıurfa Milletvekili Abdurrahman
Müfit Yetkin'in yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık
tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon
Raporu (3/502) (S. Sayısı: 607)
4. - Türkiye Büyük Millet Meclisi
Hesaplarını İnceleme Komisyonunun Millî Saraylar Daire Başkanlığı ve ona bağlı
saray, köşk, kasır ve fabrikaların 2004 yılı faaliyetleri hakkında İçtüzüğün
177 ve müteakip maddeleri gereğince yaptığı denetimle ilgili Rapor (5/6) (S.
Sayısı: 673)
5. - Çanakkale Milletvekilleri Mehmet
Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa
Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici
Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(2/212) (S. Sayısı: 305)
6. - Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk
Kanunu Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri ile Sanayi, Ticaret, Enerji,
Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporları (1/821) (S. Sayısı:
701)
V. -
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1. - Artvin Milletvekili Yüksel
ÇORBACIOĞLU'nun, Ardahan Valiliğinin hayvancılıkla ilgili bir uygulamasına,
- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, balıkçılık
yapan köylülerin sorunlarına,
- Antalya Milletvekili Feridun Fikret
BALOĞLU'nun, şekerpancarı kotalarına,
- Eskişehir Milletvekili Mehmet Vedat
YÜCESAN'ın, Türkiye'deki uluslararası akreditasyon sertifikasına sahip
laboratuvarlara,
İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri
Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/4144, 4145, 4146, 4147)
2. - Samsun Milletvekili Haluk KOÇ'un,
Samsun Kız Yetiştirme Yurdunda sendikaya ait yazıların bir milletvekili
tarafından panodan indirildiği iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet
Bakanı Güldal AKŞİT'in cevabı (7/4151)
3. - Denizli Milletvekili Ümmet
KANDOĞAN'ın, yıllar itibariyle ithalat ve ihracat oranına ve dışticaret açığına
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in cevabı (7/4206)
I. - GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak
iki oturum yaptı.
İstanbul Milletvekili Tayyar Altıkulaç,
Genel Kurul çalışmalarında zamanın daha verimli kullanılmasının önemine,
Konya Milletvekili Remzi Çetin, 731 inci
vuslat yıldönümü münasebetiyle Mevlana Celaleddin Rûmi'nin edebî kişiliğine ve
fikirlerine,
İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.
Balıkesir Milletvekili Ali Kemal
Deveciler'in, zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunlarına ve alınması
gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşmasına, Tarım ve Köyişleri Bakanı
Sami Güçlü cevap verdi.
Denizli Milletvekili Osman Nuri Filiz'in
(3/495) (S. Sayısı: 601),
Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Yıldız'ın
(3/496) (S. Sayısı: 602),
Konya Milletvekili Özkan Öksüz'ün (3/497)
(S. Sayısı: 603),
Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu'nun
(3/498) (S. Sayısı: 604),
Yasama dokunulmazlıklarının kaldırılmasına
gerek bulunmadığı hakkında Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu
Karma Komisyon raporları okundu; 10 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde
raporların kesinleşeceği açıklandı.
Antalya Milletvekili Feridun Fikret
Baloğlu'nun (6/1306), (6/1322) esas numaralı sözlü sorularını geri aldığına
ilişkin önergesi okundu; soruların geri verildiği bildirildi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
Lüksemburg'a yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin
Başbakanlık,
Bazı milletvekillerinin belirtilen sebep
ve sürelerle izinli sayılmalarına ilişkin Başkanlık,
Tezkereleri kabul edildi.
Gündemin "Sözlü Sorular"
kısmının:
1 inci sırasında bulunan (6/646),
2 nci " " (6/647),
Esas numaralı sorular, üç birleşim içinde
cevaplandırılmadığından, İçtüzük gereğince yazılı soruya çevrildi.
3 üncü sırasında bulunan (6/653),
5 inci " " (6/663),
6 ncı " " (6/664),
7 nci " " (6/665),
8 inci " " (6/667),
10 uncu " " (6/671),
11 inci " " (6/672),
12 nci " " (6/675),
13 üncü " " (6/677),
14 üncü " " (6/679),
15 inci " " (6/682),
16 ncı " " (6/683),
17 nci " " (6/684),
18 inci " " (6/685),
19 uncu " " (6/686),
20 nci " " (6/688),
22 nci " " (6/690),
23 üncü " " (6/691),
24 üncü " " (6/692),
25 inci " " (6/693),
26 ncı " " (6/694),
27 nci " " (6/695),
28 inci " " (6/696),
29 uncu " " (6/699),
31 inci " " (6/701),
32 nci " " (6/703),
33 üncü " " (6/705),
34 üncü " " (6/708),
35 inci " " (6/710),
36 ncı " " (6/711),
37 nci " (6/712),
38 inci " " (6/713),
39 uncu " " (6/714),
40 ıncı " " (6/715),
41 inci " " (6/716),
43 üncü " " (6/718),
45 inci " " (6/720),
46 ncı " " (6/721),
47 nci " " (6/722),
48 inci " " (6/723),
49 uncu " " (6/728),
50 nci " " (6/729),
51 inci " " (6/730),
52 nci " " (6/731),
53 üncü " " (6/732),
54 üncü " " (6/733),
55 inci " " (6/734),
56 ncı " " (6/735),
57 nci " " (6/736),
58 inci " " (6/738),
59 uncu " " (6/739),
60 ıncı " " (6/740),
61 inci " " (6/741),
62 nci " " (6/742),
63 üncü " " (6/743),
64 üncü " " (6/744),
65 inci " " (6/745),
66 ncı " " (6/746),
67 nci " " (6/749),
68 inci " " (6/750),
69 uncu " " (6/753),
70 inci " " (6/754),
71 inci " " (6/756),
72 nci " " (6/757),
73 üncü " " (6/759),
74 üncü " " (6/760),
75 inci " " (6/761),
76 ncı " " (6/762),
Esas numaralı sorular, ilgili bakanlar
Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından ertelendi.
4 üncü sırasında bulunan (6/662),
9 uncu " " (6/670),
21 inci " " (6/689),
30 uncu " " (6/700),
Esas numaralı soruya Sanayi ve Ticaret
Bakanı Ali Coşkun,
42 nci sırasında bulunan (6/717) esas
numaralı soruya, Devlet Bakanı Güldal Akşit,
44 üncü sırada bulunan (6/719) esas
numaralı soruya, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen,
Cevap verdiler.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında bulunan, Kamu İhale
Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı:
305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz
gelmediğinden, ertelendi.
2 nci sırasında bulunan, Tarım Ürünleri
Lisanslı Depoculuk Kanunu Tasarısının (1/821)
(S. Sayısı: 701) görüşmelerine devam olunarak 9 uncu maddesine kadar
kabul edildi.
16 Aralık 2004 Perşembe günü saat 15.00'te
toplanmak üzere, birleşime 19.08'de son verildi.
|
|
Nevzat
Pakdil |
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
Harun
Tüfekci |
Türkân
Miçooğulları |
|
|
Konya |
İzmir |
|
|
Kâtip Üye |
Kâtip Üye |
|
|
Bayram
Özçelik |
|
|
|
Burdur |
|
|
|
Kâtip Üye |
|
No.: 44
II. - GELEN KÂĞITLAR
16 Aralık 2004 Perşembe
Raporlar
1. - Türkiye Cumhuriyeti
ve Slovenya Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Teşviki ve Korunmasına İlişkin
Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu Raporu (1/811) (S. Sayısı: 711) (Dağıtma tarihi: 16.12.2004)
(GÜNDEME)
2. -Türkiye Cumhuriyeti
ve Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve
Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/850) (S. Sayısı: 712) (Dağıtma
tarihi: 16.12.2004) (GÜNDEME)
3. - Ticari Karayolu
Taşıtlarının Geçici İthaline İlişkin Gümrük Sözleşmesine Katılmamızın Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/851) (S.
Sayısı: 713) (Dağıtma tarihi: 16.12.2004) (GÜNDEME)
4. - Türkiye Cumhuriyeti
ve Afganistan İslami Geçiş Devleti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve
Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/860) (S. Sayısı: 714) (Dağıtma
tarihi: 16.12.2004) (GÜNDEME)
5. - Türkiye Cumhuriyeti
ve Lübnan Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Teşviki ve Karşılıklı Korunmasına
İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve
Dışişleri Komisyonu Raporu (1/862) (S. Sayısı: 715) (Dağıtma tarihi:
16.12.2004) (GÜNDEME)
6. - Türkiye Cumhuriyeti
ve Güney Afrika Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve
Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/907) (S. Sayısı: 716) (Dağıtma
tarihi: 16.12.2004) (GÜNDEME)
7. - 190 Sayılı Genel
Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/925) (S.
Sayısı: 717) (Dağıtma tarihi: 16.12.2004) (GÜNDEME)
Sözlü Soru Önergeleri
1. - Denizli Milletvekili
Mehmet U. Neşşar'ın, Denizli-Gökpınar Beldesi Belediye Başkanı hakkındaki
iddialara ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1363) (Başkanlığa
geliş tarihi: 8.12.2004)
2 .- Balıkesir
Milletvekili Sedat Pekel'in, Balıkesir ve diğer illerde verem aşısı sorununa
ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1364) (Başkanlığa geliş
tarihi: 8.12.2004)
3. - Balıkesir
Milletvekili Sedat Pekel'in, ham petrol ve akaryakıt ürünleri fiyatlarındaki
değişikliklere ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/1365)
(Başkanlığa geliş tarihi: 8.12.2004)
4. - İzmir Milletvekili
Sedat Uzunbay'ın, emeklilerin yaşam standartlarının yükseltilmesine yönelik
çalışmalara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1366) (Başkanlığa geliş
tarihi: 9.12.2004)
5. - Malatya Milletvekili
Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, genel bütçe vergi gelirlerinden belediyelere
verilen paylara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1367) (Başkanlığa
geliş tarihi: 9.12.2004)
6. - Mersin Milletvekili
Hüseyin Güler'in, Eğitim-Sen'in kapatılma davasına ilişkin Başbakandan sözlü
soru önergesi (6/1368) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2004)
7. - İzmir Milletvekili
Sedat Uzunbay'ın, emeklilerin mağduriyetlerinin giderilmesi için sendika
kurmalarına yönelik bir çalışma olup olmadığına ilişkin Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1369) (Başkanlığa geliş tarihi:
9.12.2004)
8. - Balıkesir
Milletvekili Sedat Pekel'in, Türk eğitim ve öğretiminin kalitesinin
artırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru
önergesi (6/1370) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2004)
9. - Mersin Milletvekili
Hüseyin Güler'in, Eğitim-Sen üyesi öğretmenlerin demokratik haklarının polis
tarafından engellendiği iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru
önergesi (6/1371) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2004)
Yazılı Soru Önergeleri
1. - İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Millî Eğitim Bakanlığının yeni Özel Öğrenci
Yurtları Yönetmeliğinde yer almayan bir hükme ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/4359) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.12.2004)
2. - Antalya Milletvekili
Nail KAMACI'nın, Antalya-Kumluca İlçesi Sarnıç Tepesinin tahsisine ve ağaç
kesimine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4360) (Başkanlığa geliş
tarihi: 7.12.2004)
3. - İzmir Milletvekili
Hakkı ÜLKÜ'nün, elektrik kaçaklarına ve nükleer enerji santrallerine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4361) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.12.2004)
4. - Kırşehir
Milletvekili Hüseyin BAYINDIR'ın, TSE Başkanı hakkındaki bazı iddialara ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4362) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.12.2004)
5. - Ankara Milletvekili
İsmail DEĞERLİ'nin, Ankara'da kamu kuruluşlarına ait projelerin gerçekleşme
oranına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4363) (Başkanlığa geliş
tarihi: 8.12.2004)
6. - İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, siyasi parti kongrelerinde hükümet komiseri
bulundurma zorunluluğunun kaldırılıp kaldırılmayacağına ilişkin Adalet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/4364) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.12.2004)
7. - İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, İmralı'da hükümlü terör örgütü liderinin basında
yer alan siyasi beyanlarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi
(7/4365) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.12.2004)
8. - Denizli Milletvekili
Ümmet KANDOĞAN'ın, Karayolları Genel Müdürlüğü Görevde Yükselme Yönetmeliğine
ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/4366)
(Başkanlığa geliş tarihi: 7.12.2004)
9. - İzmir Milletvekili
Bülent BARATALI'nın, İzmir Emniyet Müdürlüğü inşaatında yüklenici firmaya
yapılan ödemeye ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi
(7/4367) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.12.2004)
10. - İzmir Milletvekili
Bülent BARATALI'nın, Bingöl depremi nedeniyle yapılan suiistimallere ilişkin
Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/4368) (Başkanlığa geliş
tarihi: 7.12.2004)
11. - Ordu Milletvekili
İdris Sami TANDOĞDU'nun, Ordu İli Fatsa-Aybastı Reşadiye Dere Yolu
çalışmalarının ne zaman tamamlanacağına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından
yazılı soru önergesi (7/4369) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.12.2004)
12. - Iğdır Milletvekili
Dursun AKDEMİR'in, 58 ve 59 uncu Hükümet döneminde kamu bankalarından verilen
kredilere ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru önergesi (7/4370)
(Başkanlığa geliş tarihi: 7.12.2004)
13. - Kırklareli
Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, Kırklareli-Babaeski-Alpullu Ziraat
Bankası şubesinin kapatılmasına ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN) yazılı
soru önergesi (7/4371) (Başkanlığa geliş tarihi: 8.12.2004)
14. - Iğdır Milletvekili
Dursun AKDEMİR'in, Yalova'da okul, spor salonu ve poliklinik bulunan bir alana
akaryakıt istasyonu açma izni verilmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/4372) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.12.2004)
15. - Iğdır Milletvekili
Dursun AKDEMİR'in, uyuşturucu kullanımı ve nakline yönelik önlemlere ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4373) (Başkanlığa geliş tarihi:
7.12.2004)
16. - Samsun Milletvekili
Haluk KOÇ'un, malul ve engelli araç ruhsatı alacakların ÖTV'den muafiyetlerine
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4374) (Başkanlığa geliş
tarihi: 7.12.2004)
17. - İzmir Milletvekili
Bülent BARATALI'nın, İzmir-Urla İlçesinde bazı halk plajlarındaki yeni
uygulamaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4375)
(Başkanlığa geliş tarihi: 8.12.2004)
18. - Ankara Milletvekili
İsmail DEĞERLİ'nin, Ankara Büyükşehir Belediyesinin katlı kavşak ihalelerine
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4376) (Başkanlığa geliş
tarihi: 8.12.2004)
19. - Ankara Milletvekili
İsmail DEĞERLİ'nin, Ankara'daki metro hattı ihalelerine ve bazı iddialara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4377) (Başkanlığa geliş
tarihi: 8.12.2004)
20. - Ankara Milletvekili
İsmail DEĞERLİ'nin, Gümüşhane-Şiran İlçesinde güvenlik güçlerince yapılan bir
operasyona ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4378)
(Başkanlığa geliş tarihi: 8.12.2004)
21. - Konya Milletvekili
Atilla KART'ın, Konya-Ereğli Polis Meslek Yüksek Okuluna sözleşmeli alınan
personele ve bazı iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/4379) (Başkanlığa geliş tarihi: 8.12.2004)
22. - Denizli Milletvekili
Ümmet KANDOĞAN'ın, kişi başına düşen millî gelir ile enflasyon, asgari ücret ve
memur maaşları artış oranlarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi
(7/4380) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.12.2004)
23. - Denizli
Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, tahsil edilen vergi miktarı, yıllara göre artış
oranı ile vergi kaçağını önleme çalışmalarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı
soru önergesi (7/4381) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.12.2004)
24. - İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, petrol ürünlerindeki ÖTV artışına ilişkin Maliye
Bakanından yazılı soru önergesi (7/4382) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.12.2004)
25.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, kirada olan kamuya ait taşınmazların satışına
ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4383) (Başkanlığa geliş
tarihi: 7.12.2004)
26. - Iğdır Milletvekili
Dursun AKDEMİR'in, Yap-İşlet-Devret modeliyle işletilen havaalanı
terminallerine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/4384)
(Başkanlığa geliş tarihi: 8.12.2004)
27. - Iğdır Milletvekili
Dursun AKDEMİR'in, Türkiye Cumhuriyeti ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasında
imzalanan mutabakat zaptına ilişkin Devlet Bakanından (Kürşad TÜZMEN) yazılı
soru önergesi (7/4385) (Başkanlığa geliş tarihi: 8.12.2004)
28. - İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, terör örgütü KONGRA-GEL'in AB nezdindeki
faaliyetlerine ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru
önergesi (7/4386) (Başkanlığa geliş tarihi: 8.12.2004)
29. - Ordu Milletvekili
İdris Sami TANDOĞDU'nun, Ordu-Aybastı İlçesinin diyaliz makinesi ihtiyacına
ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4387) (Başkanlığa geliş
tarihi: 8.12.2004)
30. - Antalya
Milletvekili Hüseyin EKMEKÇİOĞLU'nun, okullardaki norm kadro uygulamasına ve
müdür yardımcısı atamalarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/4388) (Başkanlığa geliş tarihi: 8.12.2004)
31. - Samsun Milletvekili
Haluk KOÇ'un, Samsun Gübre Fabrikasının özelleştirilme sürecine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4390) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2004)
32. - Konya Milletvekili
Atilla KART'ın, Konya Et Kombinasının özelleştirilme sürecine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4391) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2004)
33. - İzmir Milletvekili
Sedat UZUNBAY'ın, Emekli Sandığı, SSK ve BAĞ-KUR emeklileri arasındaki maaş
farkına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4392) (Başkanlığa geliş
tarihi: 9.12.2004)
34. - Kocaeli
Milletvekili İzzet ÇETİN'in, TÜBİTAK'a yapılan bazı atamalara ve iddialara
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4393) (Başkanlığa geliş tarihi:
9.12.2004)
35.- Burdur Milletvekili
Ramazan Kerim ÖZKAN'ın, Türkiye'de atom bombası bulunup bulunmadığına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4394) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.12.2004)
36. - Hatay Milletvekili
Gökhan DURGUN'un, Hatay Havaalanı inşaatına ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/4395) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.12.2004)
37. - İzmir Milletvekili
Ahmet ERSİN'in, Karayolları Genel Müdürlüğünce gerçekleştirilen ihalelere
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4396) (Başkanlığa geliş tarihi:
10.12.2004)
38. - Denizli
Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, TSE Başkanı hakkındaki bazı iddialara ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4397) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.12.2004)
39. - Antalya Milletvekili
Nail KAMACI'nın, İl Özel İdaresi ve Belediye Gelirleri Kanun Tasarısı hazırlık
çalışmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4398) (Başkanlığa
geliş tarihi: 13.12.2004)
40. - İstanbul
Milletvekili Mehmet Ali ÖZPOLAT'ın, Eğitim-Sen üyelerine Emniyet güçlerinin
sert müdahalede bulunduğu iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/4399) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2004)
41. - Denizli
Milletvekili Mustafa GAZALCI'nın, Eğitim-Sen'in İstanbul mitingine ve hakkında
açılan davaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4400)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2004)
42. - Bursa Milletvekili
Kemal DEMİREL'in, Bursa-Harmancık İlçe Belediyesinin çay bahçesi ve kafeterya
inşaatının ödenek durumuna ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/4401) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2004)
43. - İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, eski Başbakan Mesut YILMAZ'ın eşinin kaçırılmak
istendiği iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4402)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2004)
44.- Kırklareli
Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, Eğitim-Sen üyelerine Emniyet güçlerinin
müdahalesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4403)
(Başkanlığa geliş tarihi: 10.12.2004)
45. - Adana Milletvekili
N. Gaye ERBATUR'un, Adana-Havutlu Beldesi Belediye Başkanı hakkındaki bazı
iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4404) (Başkanlığa
geliş tarihi: 10.12.2004)
46. - Ankara Milletvekili
İsmail DEĞERLİ'nin, Ankara-Çubuk İlçesi Belediye Başkanlığı binasının
boyanmasında yolsuzluk yapıldığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/4405) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.12.2004)
47. - Ankara Milletvekili
Zekeriya AKINCI'nın, ASKİ'nin tahsil ettiği su bedellerine ve borcu olan
abonelere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4406) (Başkanlığa
geliş tarihi: 13.12.2004)
48. - Ankara Milletvekili
Zekeriya AKINCI'nın, ASKİ tarafından ihale verilen firmalara ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/4407) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.12.2004)
49. - Adana Milletvekili
N. Gaye ERBATUR'un, Liselere Giriş Sınavında yapılan değişikliklere ilişkin
Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4408) (Başkanlığa geliş tarihi:
10.12.2004)
50. - Adana Milletvekili
N. Gaye ERBATUR'un, İstanbul-Sultanbeyli'deki bazı ilköğretim okullarındaki
öğrencilerin durumlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/4409) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.12.2004)
51. - Sinop Milletvekili
Engin ALTAY'ın, personel atamalarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı
soru önergesi (7/4410) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.12.2004)
52. - Artvin Milletvekili
Yüksel ÇORBACIOĞLU'nun, İller Bankasının bir bürokratı hakkındaki mahkeme
kararının uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından
yazılı soru önergesi (7/4411) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2004)
53. - Iğdır Milletvekili
Dursun AKDEMİR'in, Elazığ-Yolçatı-Karakoçan arasındaki yol genişletme
çalışmalarının yatırım programına alınıp alınmadığına ilişkin Bayındırlık ve
İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/4412) (Başkanlığa geliş tarihi:
9.12.2004)
54. - Iğdır Milletvekili
Dursun AKDEMİR'in, Elazığ'daki yol yapım çalışmalarına ilişkin Bayındırlık ve
İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/4413) (Başkanlığa geliş tarihi:
9.12.2004)
55. - Adana Milletvekili
N. Gaye ERBATUR'un, Karayolları Genel Müdürlüğüne ait bir arsanın
Diyarbakır-Yenişehir Belediyesine satış yoluyla devrine ilişkin Bayındırlık ve
İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/4414) (Başkanlığa geliş tarihi:
10.12.2004)
56. - Afyon Milletvekili
Halil ÜNLÜTEPE'nin, Afyon Depreminden etkilenen hayvancılıkla geçinen
vatandaşlarımızın durumuna ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru
önergesi (7/4415) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.12.2004)
57. - İzmir Milletvekili
Ahmet ERSİN'in, Belevi-Selçuk-Meryemana yolunun, Kuşadası-Meryemana ve Şirince
Köyü kavşağının ne zaman tamamlanacağına ilişkin Bayındırlık ve İskân
Bakanından yazılı soru önergesi (7/4416) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.12.2004)
58. - Denizli
Milletvekili Mehmet U. NEŞŞAR'ın, bazı doktorların Bakanlıkta ve hastanelerde
görev almalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4417)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2004)
59. - Isparta
Milletvekili Mevlüt COŞKUNER'in, Isparta-Eğirdir Kemik Hastalıkları Hastanesine
yapılacak doktor atamalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/4418) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2004)
60. - İzmir Milletvekili
Enver ÖKTEM'in, sağlık personeli atamalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı
soru önergesi (7/4419) (Başkanlığa geliş tarihi:10.12.2004)
61. - Samsun Milletvekili
Haluk KOÇ'un, Samsun Tarım İl Müdürlüğündeki personel atamalarına ilişkin Tarım
ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4420) (Başkanlığa geliş tarihi:
10.12.2004)
62. - Adana Milletvekili
N. Gaye ERBATUR'un, tarım sektöründe kadının rolünü öne çıkaran projelere
ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4421) (Başkanlığa
geliş tarihi: 10.12.2004)
63. - İstanbul Milletvekili
Emin ŞİRİN'in, Enerji İçecekleri Tebliğindeki değişikliğe ilişkin Tarım ve
Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4422) (Başkanlığa geliş tarihi:
10.12.2004)
64. - Şanlıurfa
Milletvekili Turan TÜYSÜZ'ün, Şanlıurfa Tarım İl Müdürlüğünden GAP-EYAM
Müdürlüğüne geçişleri yapılan işçilere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/4423) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.12.2004)
65. - Çanakkale
Milletvekili Ahmet KÜÇÜK'ün, Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin uygulanmasında
esnaflar açısından yaşanan sıkıntılara ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru
önergesi (7/4424) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2004)
66. - Manisa Milletvekili
Ufuk ÖZKAN'ın, Bodrum-Milas Havaalanına yeni bir dış hatlar terminali yapılıp
yapılmayacağına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/4425)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2004)
67. - Antalya
Milletvekili Tuncay ERCENK'in, Antalya Sorgun Ormanının çevre düzeni planında
değişiklik yapılıp yapılmadığına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru
önergesi (7/4426) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2004)
68. - Bursa Milletvekili
Kemal DEMİREL'in, Bursa-Harmancık Belediyesi çay bahçesi ve çevre düzenlemesi
inşaatının ödenek durumuna ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru
önergesi (7/4427) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2004)
69. - Iğdır Milletvekili
Dursun AKDEMİR'in, Nahçıvan'da yolcu beraberinde getirilen malların vergi
muafiyeti kapsamına alınmasına ilişkin Devlet Bakanından (Kürşad TÜZMEN) yazılı
soru önergesi (7/4428) (Başkanlığa geliş tarihi: 8.12.2004)
70. - Denizli
Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, Irak'ta iş yapan Türk firmalarının
mağduriyetlerini önlemek için alınacak tedbirlere ilişkin Devlet Bakanından
(Kürşad TÜZMEN) yazılı soru önergesi (7/4429) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2004)
71. - Yozgat Milletvekili
Emin KOÇun, TRT Genel Müdürlüğündeki bazı atamalara ilişkin Devlet Bakanından
(Beşir ATALAY) yazılı soru önergesi (7/4430) (Başkanlığa geliş tarihi:
9.12.2004)
72. - İstanbul
Milletvekili Halil AKYÜZ'ün, bir yarışma programına ve yayın ilkelerine ilişkin
Devlet Bakanından (Beşir ATALAY) yazılı soru önergesi (7/4431) (Başkanlığa
geliş tarihi: 13.12.2004)
73. - Ordu Milletvekili
Kazım TÜRKMEN'in, Sosyal Hizmetler il müdürlükleri ile ilgili bazı iddialara
ilişkin Devlet Bakanından (Güldal AKŞİT) yazılı soru önergesi (7/4432)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2004)
74. - İstanbul
Milletvekili Ömer Zülfü LİVANELİ'nin, sokak çocuklarının ve gençliğin kötü
alışkanlıklardan korunması için alınacak tedbirlere ilişkin Devlet Bakanından (Güldal
AKŞİT) yazılı soru önergesi (7/4433) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.12.2004)
75. - İzmir Milletvekili
Sedat UZUNBAY'ın, emekli aylıklarıyla ilgili düzenleme yapılıp yapılmayacağına
ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4434)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2004)
76. - Adana Milletvekili
N. Gaye ERBATUR'un, Tuz Gölündeki kirliliğe ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/4435) (Başkanlığa geliş tarihi: 6.12.2004)
77. - Adana Milletvekili
N. Gaye ERBATUR'un, TSE Başkanıyla ilgili bazı iddialara ilişkin Sanayi ve
Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/4436) (Başkanlığa geliş tarihi:
10.12.2004)
78.- Adana Milletvekili
N. Gaye ERBATUR'un, Adana-Ceyhan Misis I. Merhale Projesine ilişkin Enerji ve
Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4437) (Başkanlığa geliş
tarihi: 10.12.2004)
79.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut GÖKSU'nun, Cumhurbaşkanınca affedilen hükümlü ve
tutuklulara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4438) (Başkanlığa
geliş tarihi: 10.12.2004)
80.-
Adıyaman Milletvekili Mahmut GÖKSU'nun, Irak'taki katliamın durdurulması için
ABD ile yapılan görüşmelere ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından
yazılı soru önergesi (7/4439) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.12.2004)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati:15.00
16 Aralık 2004 Perşembe
KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Türkân MİÇOOĞULLARI
(İzmir)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 34 üncü Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı
vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç
sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz, Umman
programıyla ilgili olarak söz isteyen Bursa Milletvekili Şerif Birinç'e aittir.
Buyurun Sayın Birinç. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. - Bursa
Milletvekili Şerif Birinç'in, bir grup parlamenter, bakanlık bürokratları ve
bazı işadamlarıyla Umman'a yaptıkları ziyarete ve orada yaşanan olumlu gelişmelere
ilişkin gündemdışı konuşması
ŞERİF BİRİNÇ (Bursa)-
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 7-9 Aralık 2004 tarihlerinde, Devlet
Bakanımız Sayın Kürşad Tüzmen, Muğla Milletvekilimiz Hasan Özyer ve Antalya
Milletvekilimiz Atila Emek olmak üzere, bakanlık bürokratları ve bazı
işadamlarımızla beraber Umman'a bir ziyarette bulunduk; bu ziyaretle ilgili
intibalarımı sizlerle paylaşmak üzere söz almış bulunmaktayım.
Umman'da, Ticaret ve
Sanayi Bakanıyla, Ulaştırma Haberleşme Bakanıyla, İskân, Elektrik ve Su Bakanı
ve Umman'lı işadamlarıyla bire bir irtibatlar, görüşmeler oldu. Umman'ın
başşehri Maskat, temiz, çevre düzeninin en iyi korunduğu şehirlerden biri.
Gittiğimizde öğrendik ki, çevre ve temizlik açısından dünyanın ikinci şehri
seçilmiş.
Umman insanları, samimî,
hoşgörülü, misafirperver, sıcak insanlar olarak bize gözüktüler. Geçmişte de
Türkiye'yle olan irtibatları devamlı olumlu zeminde gelişmiş. Türklerle
irtibatları 15 inci, 16 ncı Yüzyıla kadar inmekte. 16 ncı Yüzyılda Umman ve
Hint Okyanusu Portekizlilerin egemenliğinde olduğu bir dönemde, Hindistan
İmparatoru Babür Şahın isteğiyle, Kanunî, Süveyş'te, o zaman, 1535'te bir liman
inşa ettiriyor ve buradaki tersanelerde inşa edilen gemilerle, 1538 yılında,
Mısır Valisi Süleyman Paşa, Kızıldeniz üzerinden Umman Denizine ve Hint
Okyanusuna açılarak buradaki Portekizlilerle savaşıyor. Bunu takip eden
yıllarda Murat Reis, Pirî Reis, Seydi Ali Reis komutasındaki Osmanlı Donanması,
yine aynı bölgede Ummanlılarla beraber Portekizlilerle savaşıyor ve Umman'ın
kıyı şeridinde, başta başşehir Maskat olmak üzere Portekizlilerin elinden geri
alıyorlar. Daha sonraki yıllarda, Osmanlı Donanması, Basra Körfezi ve Süveyş'e
çekiliyor.
17 nci Yüzyılda,
İranlılar, Basra Osmanlı Donanmasını kuşattıkları zaman, yine Umman Donanması
yardımıyla Osmanlı Donanması bu kuşatmayı kırıyor.
18 inci Yüzyılda da, bazı
Suudî kabilelerinin Ummanlılar üzerine baskısını artırması üzerine, Osmanlı
Ordusu gelerek bu baskıyı ortadan kaldırıyor.
Yani, tarih boyuncu
Ummanlılarla ilişkilerimiz birebir ve müspet zeminde gelişiyor. Ummanlılar,
gerek Birleşmiş Milletlerde gerekse uluslararası camiada genellikle Türkiye'nin
yanında yer almakta, bazen de çekimser kalmaktadırlar. Son yıllarda Kıbrıs
konusunda da aynı tavrı çizmişlerdir.
Umman'la ilk ticarî
anlaşmamız 1995 yılında imzalanmıştır. Bu anlaşmaya bağlı olarak iki devlet
arasında bir ortaklık kurumu kurulmuş ve bu ortaklık kurumu dahilinde ticarî
ilişkiler geliştirilmiştir.
Bu yaptığımız temaslarda
da dört ana konuda ilişkilerimizin üst düzeye çıkarılması kararlaştırılmıştır;
bunların birincisi, karşılıklı yatırımların desteklenmesi ve korunması;
ikincisi, ortak yatırımların yapılması; üçüncüsü, karşılıklı gümrük kolaylığı
sağlanması, çifte vergilendirmeye çözüm bulunması; dördüncüsü de, Körfez
ülkeleriyle ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi.
Umman, Türkiye için,
bölge ülkeleriyle ekonomik faaliyetlerin geliştirilmesinde bir köprü vazifesi
görebilir. Yine, Türkiye, Umman için, Avrupa ve Asya ülkeleriyle olan
faaliyetleri geliştirmede bir köprü vazifesi görebilir.
300 000 kilometrekarede 2
300 000 nüfusa sahip bu ülkenin gayri safî millî hâsılası 21 milyar dolardır.
Fert başına düşen geliri de 9 000 dolar civarındadır. Dışticaret hacmi takriben
20 milyar dolardır; 12 milyar dolar ihracat, 8 milyar dolar ithalatları vardır.
Umman, son yıllarda
ülkemizin ve bazı ülkelerin aksine deflasyon yaşamaktadır; yani, enflasyon
tersine işlemektedir.
Umman'la ticaret hacmimiz
takriben 30 000 000 dolar civarındadır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Birinç.
ŞERİF BİRİNÇ (Devamla) -
Karşılıklı temennimiz, bu miktarın, en kısa zamanda 300 000 000 dolara
yükseltilmesidir.
Şu anda, Umman'da,
değişik işadamlarımız yatırım yapmaktadır. Liman inşaatı, yol, otoyol,
kanalizasyon ve su tesisatlarının inşaatında, Türk işadamlarımız, takriben 300
000 000 dolar civarında yatırım almış ve bu yatırımı başarıyla
sürdürmektedirler. Temennimiz, önümüzdeki günlerde karşılıklı olarak
işbirliğinin geliştirilmesi ve iki ülkenin dostluğunun pekişmesidir.
Bu duygu, düşüncelerle,
hepinizi saygıyla selamlarım. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Birinç verdiğiniz izahatlar için.
Gündemdışı ikinci söz,
büyük düşünür Mevlana Celaleddin Rûmi'nin ölümünün 731 inci yıldönümü
münasebetiyle söz isteyen Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'e aittir.
Sayın Kepenek, buyurun.
(CHP sıralarından alkışlar)
2. - Ankara
Milletvekili Yakup Kepenek'in, büyük düşünür Mevlana Celaleddin Rûmi'nin
ölümünün 731 inci yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması
YAKUP KEPENEK (Ankara) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, saygıdeğer izleyenler; yarın, birçok
bakımdan önemli bir gün; ama, yarının asıl önemi, insanlık âşığı, gönüller
sultanı Hazreti Mevlana Celaleddin Rûmi'nin 731 inci ölüm yıldönümü olmasıdır.
Size, bu kısa sürede, Mevlana'nın, dünden bugüne, bugünden yarınlara uzanan
kimi düşüncelerini özetlemeye çalışacağım.
Değerli arkadaşlar,
insanlığın, aklını kullanarak iş yapmaya başlaması, aklın egemenliğine erişmesi
hiç de kolay olmamıştır. Avrupa'da, akıl çağı, aydınlanma çağı olarak
adlandırılan gelişme, rönesans ve reform süreçlerinin doğrudan bir sonucudur;
bu, 18 inci Yüzyılda gerçekleşir. O yüzyılda, doğanın ve değişimin
açıklanmasının yolu, akıl kullanılarak bulunmuştur. Descartes'ın
"düşünüyorum, öyleyse varım" diyebilmesi, insanlık tarihinin büyük
dönüşümü sayılır, bu nedenle de önemlidir; ancak, Avrupa'da, ekmek gibi,
bilgiyi de üretmek önem kazanmaktadır ve buradan doğan sonuç çok daha
önemlidir; insan aklını önemsemek, insanı önemsemektir. İnsanı önemsemek,
"insanlar doğuştan hür ve eşit doğar" deyimine giden yolun taşlarını
döşer. Avrupa'yı bugünlere taşıyan o taşlardır. Oysa, akıl üzerine tartışmalar,
insan aklına önem veren İbni Sina, Gazalî, İbni Rüşd gibi bilginler, Avrupa'da
anlaşılmalarından çok daha önce, 10 uncu ve 11 inci Yüzyıllarda bizim
dünyamızda, bu topraklarda yeşermiştir.
Bu topraklarda yeşeren ve
bu düşünceyi yeşertenlerin başında Mevlana Celaleddin Rûmi gelir. Mevlana'da,
öncelik insana verilir. Bakın, size bir alıntı: "İnsan ruh, akıl ve sevgi
üçgenidir. Canın gıdası aklın ışığıdır." Mevlana'ya göre insan değerdir.
Mevlana'dan alıntımızı biraz daha sürdürelim: "Toplum adamı ol. Bir
heykeltıraşın yaptığı gibi kendine taştan bir dost yont, meydana çıkar. Her gün
bir yerden dönmek ne iyi, her gün bir yere konmak ne güzel, bulanmadan,
donmadan akmak ne âlâ. Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne
ait; şimdi, yeni şeyler söylemek gerek. Dünya, her nefeste yeniden
yaratılmakta, yenilenmektedir. Akıl ışıktır. Her adam için duygu bir güneştir.
Bütün yol boyunca vicdan sestir ufuklar genişliğince. Bizim yolumuz, şu güzelim
dünyada yaşamak yoludur. " Alıntı burada bitiyor. Mevlana'nın düşüncesinde
insan ve akıl birliktedir. Bu sözlerde aklın yaratıcılığı öne çıkar. Değişim,
dönüşüm, yenilenme ve evrim öne çıkar ve başka bir şey daha öne çıkar, bu
dünyadaki yaşam güzeldir ve o da öne çıkar.
İkinci olarak, Mevlana
hoşgörüdür. İnsana eşitlikçi bir anlayışla çağrı yapılan şu sözleri hepiniz
bilirsiniz: "Gel, yine de gel.Ne olursan ol, yine gel. Hıristiyan, Mecusî,
putperest olsan yine de gel. Bizim dergâhımız umutsuzluk dergâhı değildir. Yüz
kere tövbeni bozmuş olsan, yine gel."
Şimdi, Mevlana'nın
gözünde insanlar, birdir, kardeştir, eşittir dediğimiz zaman..
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Kepenek, devam edin.
YAKUP KEPENEK ( Devamla)
-Teşekkür ederim.
... insana dayalı
eşitsizlikler, ayırımcılıklar da gereksiz kalır, geçersiz kalır. Mevlana'nın
düşüncesinde, bütün dinler karşısında insan tarafsız kalmalıdır. Mevlana,
insanseverdir. O günlerde insansever olmak çok önemlidir. Bakın ne diyor; yine
bir alıntı:
"Bütün evrende gizli
gömü biziz.
Ölümsüzlük yurdunu veren
biziz.
Geçince karanlığı bu
suyun, toprağın,
Hızır da Bengisu da
biziz."
Mevlana'nın gönlünde
ayırımcılıkları bitiren bir başka şey var;
insan sevgisi var.
"Sevgide ne yükseliş ne alçalış olur
Ne delilik ne usluluk
olur
Hafızlık, şeyhlik,
müritlik olmaz
Boşveriş, aldırmayış,
başıboşluk olur"
"Güzel değilsem de
güzele taparım
Şarap değilsem de şarapla
sarhoşum.
Yalvaran, yakaran
değilsem ne çıkar
Senin meyhanene serilmiş
postum."
Mevlana'nın düşüncesinde
akla öncelik verildiği için bağnazlık yoktur, yasakçılık yoktur ve bu nedenle Mevlana
"her ne arar isen kendinde ara" diyen bir düşüncenin sahibidir.
İnsana, insan aklına
değer verildiği zaman, ayırımcılık kalktığı zaman, eşitlik öne çıktığı zaman
kadın-erkek ayırımı olmaz. Mevlana'ya göre -yine bir alıntı- "kadın, hak
nurudur, sevgili değil; sanki yaratıcıdır, yaratılmış değil."
Mevlana'nın kadın-erkek
eşitliği düşüncesi, bütün çevresine ve ilgili herkese yayılmasıyla kendisini
gösterir. Kadın-erkek eşitliğini insan ve toplumun usuna ne kadar
yerleştirdiğimizi ayrıca sorgulamalıyız.
Mevlana yalnız değildir;
o yılların Anadolu aydınlanması, Şeyh Bedreddin, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre
ve sonraları Pir Sultan Abdal gibi büyük düşünürlerin yücelttiği bir insanlık
onurudur; Anadolu'nun, evrensele, insanlığa katkısıdır.
Anadolu'yu evrensel kılan
bu değerlerdir ki, Mustafa Kemal'i en karanlık günlerde Anadolu aydınlanmasını
yeniden ışıklandırmaya götürebilmiştir. Eğer, bugünkü Türkiye'de etnik
ayırımcılık ve benzeri ayırımcılıklar bir iççatışmayı getirmiyor, hoşgörü halk
arasında egemen oluyorsa, bunu, toplumun Mevlana'dan gelen hoşgörü dokusunda
aramak gerekir diye düşünüyorum. Eğer, Türkiye, dünya ülkeleri arasında saygın
bir yer edinerek Avrupa Birliği üyeliğine gidiyorsa, bu, Avrupa'nın kendi
düşünce damarlarına Anadolu aydınlanmasının yaptığı katkıların doğrudan bir
getirisidir. Anadolu ışığını Avrupa kaldırıp bir tarafa koyamıyorsa, bunu, biz,
Mevlana ve izleyicilerine borçluyuz; bunun temeline harcı koyanlar onlardır.
Biz, onlara çok şey
borçluyuz. Bu borcu nasıl öderiz, önce onu düşünmeliyiz. Önce kendi
kültürümüze, bu toprakların ürünü olan eserlere sahip çıkmak, onların evrensel
düzeyde öğrenilmesini sağlamak ve bunu, dünyaya tanıtmak zorunluluğumuz
var.Mevlana'nın dediği gibi, toplumsal insan olmanın yolu budur.
İkinci olarak, kültür,
insan aklının ürünüdür. Düşünceye dayalı ürünler...
BAŞKAN - Sayın Kepenek,
toparlar mısınız lütfen.
YAKUP KEPENEK (Devamla) -
Bitiriyorum.
Türkiye, bu gelişmelerle,
düşünceye dayalı eserler vererek dünyadaki yerini alacaktır. Bunu, Türkiye,
sanatıyla, düşüncesiyle, eserleriyle yapacaktır. Bize düşen, Mevlânâ döneminde
bu toplumun hamurunu oluşturan insan aklına, onun yaratıcı gücüne ve insanlar
arasındaki eşitliğe giden, hoşgörüye önem veren düşüncenin, yeniden,
gelişmesinin önündeki engelleri kaldırmak ve bu yönde çaba harcamaktır.
Gençlerimize, çocuklarımıza verebileceğimiz en büyük hediye budur. Mevlânâ'nın
dediği gibi, yarın düne ait olanlar eskimiş olacak, yarın yeni şeyler söylemek
gerekecek.
Yarın 17 Aralık. 17
Aralıkta Avrupa bir karar verecek. Mevlânâ'nın ölüm yıldönümünde, o çerçevede
söyleyeceğimiz yeni şeylerin gücünü Mevlânâ'dan aldığımızı bilmeliyiz,
yüzyılların birikiminden geldiğimizi bilmeliyiz.
Bu duygu ve düşüncelerle,
hepinize teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, size de
ayrıca teşekkür ediyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Kepenek.
Gündemdışı üçüncü söz,
kapkaç terörü, şiddet ve uyuşturucu kullanımıyla ilgili söz isteyen, Erzurum
Milletvekili Sayın Ömer Özyılmaz'a aittir.
Sayın Özyılmaz, buyurun.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
3. -
Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz'ın, kapkaç terörü, şiddet ve uyuşturucu
kullanımındaki artışın sebepleri ile alınması gereken önlemlere ilişkin
gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in
cevabı
ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum) -
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; önce, hepinizi sevgi ve saygıyla
selamlıyorum.
Ülkemizde, son haftalarda
artan bir şekilde kendini gösteren toplumsal sapmalar yaşanmaktadır. Kapkaç
terörü, şiddet ve uyuşturucu kullanımı bunlardan bazılarıdır. Bu tür sapmalar,
hem yetişen nesiller yönünden hem anne-babalar için hem millî birlik ve
beraberliğimiz açısından hem de toplumun geleceği bakımından büyük sıkıntılar
oluşturmaya adaydır.
Söz konusu sapmaların,
psikososyal, ekonomik, hukuksal ve güvenlikle ilgili sebepleri vardır. Zira,
sorun sadece polisiye tedbirlerle çözümlenecek bir sorun değildir.
Ayrıca, olaylar patlak
verip can yaktığı zaman olayların üzerine gidip sonra unutulmaya da terk
edilmemelidir. İlgili kamu ve özel sektör kuruluşları, siyasîler, aydınlar,
bilim insanları ve basın mensupları bu sorunlar etrafında bir araya gelerek,
çağdaş, bilimsel ve objektif ölçüler çerçevesinde bu sapmaların sebeplerini
araştırmalı, kısa, orta ve uzun vadeli çözüm önerileri geliştirilmelidir.
Bu konuşmamız, söz konusu
sorunun sebeplerini teşhis edip, çözüm önerileri sunmayı hedeflemektedir.
Değerli arkadaşlar,
konuya psikososyal açıdan, ekonomi ve hukuk açısından yaklaşırsak, söz konusu
sorunların altında, olayların faillerinin kişilik, kimlik, ekonomik, sosyal ve
bunların sonucu olarak da çeteleşme sorunlarının yatmakta olduğunu görürüz. Bu
bölümde, söz konusu insanların sapmalarına neden olan bu sebepleri bulup
çıkarmaya çalışacağız. Bu çerçevede, birinci sebep; yani, insanların bu tür
sapmalara yönelmelerinin birinci sebebi, bize göre, özgüvenden; yani,
kendilerine duymaları gereken güvenden yoksun olmalarıdır.
İkincisi: Bu insanlarda
kişilik zafiyeti vardır.
Üçüncüsü: Bu insanların
yukarıda belirtilen kişilik bozukluklarının yanında kimlik sorunları da vardır.
Dördüncüsü: Bu insanların
geleceği için bir hedef ve bir beklenti oluşturulamadığını görmekteyiz.
Beşincisi: Kendisine
güven ve saygısı olmayanın, başka insanlara veya onların bir insan olarak sahip
oldukları insan haklarına ya da eşyaya saygı duyamayacaklarını hepimiz biliriz.
Altıncısı: Bu insanlar
hem otokontrolden yoksundurlar hem de kendi aileleri ve toplumla da uyum
bozuklukları içerisinde oldukları için aile ve toplum kontrolünden de uzak
kalmışlardır.
Yedincisi: İşsizlik ve
yoksulluğun pençesine düşmüşlerdir bunlar.
Sekizincisi: Ülkemizdeki
içgöçler ve büyük kentlerde kontrolsüz yığılmalar.
Dokuzuncusu: Ailelerin
dağılması, boşanma olayları da burada önemli bir etkendir.
Onuncusu: Ülkemizdeki
hızlı nüfus artışı ve buna yönelik eğitim ve sağlık hizmetlerinin geçmişte
geliştirilememiş olmasıdır.
Son bir sebep ise,
ülkemizde yaşanmakta olan çeteleşme sürecidir.
Değerli arkadaşlar, bu
sorunları belirlemek yetmez. Elbette, bunlara çözümler üretmek lazım. Bu
çerçevede önerilerimizi sıralarsak:
Birincisi: Her şeyden
önce bu sapmalara düşmüş olanlara, yeniden eğitim çalışmaları esnasında da yeni
nesle de, aile ve okul olarak, çocukluklarından itibaren özgüven; yani,
kendilerine güven duygusu aşılamak ve onu geliştirmek gerekir; çünkü, bir
insanın kendisine güvenmesi hem onun kişiliğinin oturacağı zemini ve
besleneceği enerji kaynağını oluşturur hem de kendisini büyük işlerin adamı
olarak görmesini sağlar. Bu ise, kişinin yöneleceği işler açısından, son derece
önemlidir.
İkincisi: Bunlara ve yeni
nesle, yine, aile ve okul aracılığıyla, unsurları gelişmiş ve dengeye ulaşmış
sağlıklı bir kişilik kazandırmak gerekir; çünkü, ancak böyle sağlıklı bir
kişiliğe sahip olanlar hem ileriye dönük vizyon geliştirirler hem de ne
yapmaları gerektiğini bilirler.
Üçüncüsü: Bu insanlara ve
yeni nesle, çağdaş bilgi ve becerinin yanında, özellikle, kimliklerini
öğretmek; yani, kim olduklarını, hangi millete, hangi inanç ve kültür dünyasına
ait olduklarını ve bunun ne demek olduğunu onların kişiliklerine işlemek
gerekir.
Bu çalışma da, aile ve
okul tarafından yapılmalıdır. Özellikle, okullarımızda kimliğimizi, millî ve
manevî değerlerimizi anlatmaya çalıştığımız, tarih, coğrafya, din kültürü ve
ahlak bilgisi gibi derslerin içerik, yöntem, araç gereç ve bunun gibi çeşitli
yönlerden daha başarılı olması ve bizi hedefimize ulaştırması için yeniden ele
alınması gerektiği ortadadır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Özyılmaz.
ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) -
Teşekkürler Sayın Başkanım.
Zira, bizi biz yapan
değerlerimizi öğrenip içselleştiren çocuk ve gençler, hem toplumsal sapmalardan
büyük ölçüde kendilerini korurlar hem de iyilik numunesi insanlar olmaya
başlarlar.
Dördüncüsü: Yine, bu sapmalara
düşmüş insanlara ve yeni nesle özellikle, sağlıklı hedefler gösterip, onları o
yönde motive etmek gerekir. Zira, içselleştirilmiş olan hedef ve gayeler, hem
çocuk ve genci sapmalara karşı koruyacak hem de o hedeflere ulaşmak için bütün
gücüyle çalışmalarını sağlayacaktır. Bu çalışma da, yine, aile ve okul
tarafından yapılmaktadır.
Beşincisi: Bu insanlara
ve yeni nesle, kendilerine güvenmeyi ve saygı duymayı öğretmenin yanında, diğer
insanlara ve onların haklarına da saygı duymayı öğretmek gerekir. Zira, kişi,
kendisinin hakları ve kendisindeki eşyalar kadar başkalarında olanların da
kıymetli olduğunu bilmesi gerekir.
Altıncısı: Sağlıklı
kişiliğe sahip, hedefleri belli, kendine güvenen, başkasına saygı duyan, istek
ve arzularını inançları doğrultusunda doyuma ulaştırmayı beceren bir benliğe
sahip olan insanlar, kendisi, ailesi ve toplumuyla barışık olurlar.
Dolayısıyla, kendilerini kontrol ederler. Toplumun kontrolüne hem açık olurlar
hem de onu önemserler.
Yedincisi: Ülke
ekonomisi, yatırım ve istihdama göre yeniden düzenlenmelidir. Hükümetimiz o
yönde ciddî çalışmalar yapmaktadır. Zira, ülke kaynakları, yatırım, istihdam ve
üretime yönelik olarak planlandığında, işsizlik ve yoksulluk azalır. Bu ise,
söz konusu sapmaların önlenmesinde çok önemli bir rol oynar.
Sekizincisi: Kısa ve orta
vadede bölgelerarası ekonomik dengesizliğin giderilerek, herkesin kendi ilinde
yaşamasını sağlamak hedef olmalıdır. Hatta, bu çerçevede, geri kalmış illere
yönelik olarak daha etkin teşvik yasaları ve sübvansiyonlar uygulanmalıdır. Göç
alan metropollerde de, kısa vadede, hem gerekli kontroller sağlanmalı hem de
rehberlik ve rehabilitasyon merkezleri kurularak, sapmalar önlenmeye
çalışılmalıdır. Medya aracılığıyla da bu yönde yaygın eğitim faaliyeti
yürütülmelidir.
Dokuzuncusu: Bilimsel
araştırmalar göstermiştir ki, aile yuvasındaki geçimsizlik, çocuğun kişiliğini
olumsuz olarak etkilemektedir. Bu geçimsizliğin, ailelerin boşanması ve ailenin
dağılmasıyla sonuçlanması ise, en çok çocukları psikolojik olarak yaralayacak
ve belki de onları yıkacaktır. Psikolojik olarak yıkılmış olan çocuk ve genç
ise, her türlü kötülük ve sapmanın içerisine her an düşmeye adaydır. Bu yüzden,
anne-baba, başta kendilerini ve toplumu; ama, en çok da yavrularını düşünerek,
anlaşmazlık konularını iki medenî insan olarak, karşılıklı fedakârlık
anlayışıyla çözmek, yuvalarını ve en çok da yavrularını kurtarmak için gayret
sarf etmelidirler.
Bunun yanında da başta
kadın ve aileden sorumlu Devlet Bakanlığı olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlar,
ciddî çalışmalar yaparak, ülkemizde aile kurumunun sorunlarını bulup ortaya
çıkarmalı ve çözümü için de ülke genelinde çalışmalar yapılmalıdır.
Onuncusu: Ülkemizde nüfus
artış hızı, ailelerin bakıp besleyebilecekleri ve eğitip topluma yararlı
kılabilecekleri kadar çocuk sahibi olmalarına göre ayarlanmalıdır. Bu hususta,
kadın ve aileden sorumlu Devlet Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Diyanet
İşleri Başkanlığı ve ilgili diğer kamu kurum ve özel sektör kuruluşları,
halkımızı ikna etmek yoluyla, ülkemizde bu hedefi gerçekleştirmek için gerekli
çalışmaları etkin bir şekilde yapmaya başlamalıdır.
BAŞKAN - Sayın Özyılmaz,
bu hususları, malum, Sayın Bakana yazılı olarak da verebilirsiniz.
Konuşmanızı kısaca
toparlayıp tamamlarsanız memnun olurum.
Buyurun.
ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) -
Tamamlıyorum Sayın Başkanım.
Ayrıca, kamu ve özel
sektör kaynakları, çağdaş bir anlayışla ve bugüne kadarki uygulamalardan daha
etkin bir şekilde eğitim ve sağlık hizmetlerine yönlendirilmelidir.
Son öneri ise,
ülkemizdeki çeteleşme süreciyle ilgilidir. Esasen, çeteler, birer toplumsal
urdur. Toplumun sağlıklı olabilmesi ve gelişmesi için, bu urlardan kurtulması
ve ülkede hukukun egemen olması için çalışmak şarttır. Bu çalışmayı yapacak
olan, elbette, devlet gücüdür.
Böylece, kişileri hem
psikososyal açıdan sağlıklı yetiştirmeye çalışıp hem ekonomik yönden güçlü
kılmaya gayret ederken hem de onları pençesine alacak olan zararlı unsurlardan
toplumu temizlemek, sağlıklı toplum oluşturmanın asgarî koşuludur.
Bu duygu ve düşüncelerle,
hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Özyılmaz.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Konuyla ilgili kısa bir açıklama
yapmak istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Bakanım.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım;
Erzurum Milletvekili arkadaşımız Sayın Doç. Dr. Ömer Özyılmaz Beyin, uyuşturucu
kullanımı, kapkaç terörü ve şiddete yönelmenin sebepleri konularında yapmış
olduğu gündemdışı konuşma üzerine söz aldım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi
saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, bilimsel bir
içeriği olan, son derece yararlandığım, yararlandığımız konuşması için Sayın
Özyılmaz'a teşekkür ediyorum. Konuyu çok özet şekilde; ama, herkesin istifade
edeceği tarzda ortaya koydular; sosyal, ekonomik, eğitsel ve psikolojik
nedenleri ortaya koymak suretiyle, sanıldığının aksine, konunun sadece bir
polisiye sorun olmadığını da izaha çalıştılar.
Değerli arkadaşlarım,
Hükümetimiz de, sorunu yalnızca bir polisiye mesele olarak görmemekte ve konuyu
bütün yönleriyle kavrayacak bir yaklaşımı benimsemektedir. Nitekim, konu,
bundan bir süre önce Bakanlar Kurulumuzda tartışılmış ve 4 bakan arkadaşımızdan
oluşan bir altkomisyon kurulmuştur. Komisyonda bulunan bakan arkadaşların görev
alanları, Hükümetimizin bu sorunu, ekonomik, sosyal, psikolojik nedenlerini
değerlendirmek suretiyle çözme kararlığının bir ön işareti olarak
algılanmalıdır. Esas itibariyle, ekonomik nedenler başta olmak üzere, daha iyi
yaşam koşulları aramak niyetiyle hızla büyük kentlere akan nüfusun getirdiği
yeni kuşak sorunlar yalnızca ülkemizin değil, aynı zamanda gelişmekte olan
bütün ülkelerin ortak sıkıntısıdır.
Değerli arkadaşlarım,
Türkiye olarak ve İçişleri Bakanlığı olarak elimizde yeterli bilgi ve tecrübe
birikimi bulunmaktadır. Mevcut bilgilerden hareketle, bu sorunların köklü
çözümlerinin ancak orta ve uzun vadede alınacak tedbirlerle sağlanabileceğini
düşünmekteyiz. Bu amaçla, Hükümet olarak, Acil Eylem Planımızda, sosyal
politikalarla ilgili yapılacak faaliyetlere özel bir bölüm açılmıştır. Bu bölüm
altında, gelir dağılımında adaletin sağlanması, işsizliğin önlenmesi, nitelikli
eğitim, sağlıklı toplum, herkese sosyal güvenlik, kentleşme ve yerelleşme ana
başlıkları altında 45 tedbir öngörülmüştür. Bu tedbirlerin realize edilmesi
için, yasal altyapıyı oluşturabilmek amacıyla, geçtiğimiz iki yıl boyunca, pek
çok yasa Türkiye Büyük Millet Meclisinin önüne getirilerek, bunlardan bir
bölümü için onay alınmıştır. Ayrıca, idarî tedbirler cümlesinden olarak, önemli
projeler gerçekleştirildi.
Değerli arkadaşlarım,
meselenin belki de en dikkat çekici yönü, görsel ve yazılı basında çıkan ve
hepimizi üzen, suç mağdurlarının iç burkan fotoğrafları oluşturmaktadır. İşte
bu noktada, sorunun polisiye tedbirlere ilişkin bölümü başlamaktadır.
Tabiatıyla, işin polisiye bölümünde öncelik, uyuşturucu kullanımı ve kapkaç
olayına karışan şahısların profillerini çıkarmaya verilmiştir.
Değerli arkadaşlarım, bu
çalışmalara paralel olarak, özellikle kapkaç fiilinin Türk Ceza Kanunu
açısından yeniden tanımlanması gerektiği değerlendirilmiş ve 1 Nisan 2005
tarihinde yürürlüğe girecek olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun
"nitelikli hırsızlık" yan başlıklı 142 nci maddesinde "elde veya
üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle" ifadesi
kullanılarak kapkaç suçu tanımlanmış ve bu suçu işleyenlerin üç yıldan yedi
yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları öngörülmüştür.
Yine, yasal altyapı
çalışmasına paralel olarak, suçların yoğunlukla işlendiği yerler kent
haritalarında gösterilmek suretiyle, bu bölgelere ek güvenlik önlemleri
alınması cihetine gidilmiştir. Yine, bu cümleden olarak, tren garlarında ve
trenlerde alınacak tedbirler konusunda İçişleri Bakanlığı ile Ulaştırma
Bakanlığı arasında işbirliği sağlanmıştır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekili arkadaşlarım; bütün bunların yanında, Bakanlığımızca geliştirilen
modern bir güvenlik projesiyle, özellikle kapkaç hadiselerinin önlenmesi
konusunda daha önemli mesafeler alınmasına başlanmıştır. Şimdilik Diyarbakır'da
uygulanan, İstanbul'da kuruluş çalışmaları devam eden; fakat, Ankara, İzmir
gibi büyük kentlerimize de yaygınlaştırmayı öngördüğümüz mobil elektronik
sistem entegrasyonu projesi güvenlik birimlerimize önemli kolaylıklar
sağlayacaktır. Bu sistem sayesinde, merkezden sevk ve idare edilen mobil polis
ekiplere her zaman ulaşılarak, suç ve suçlularla ilgili anlık bilgiler
aktarılabilecektir. Merkeze bağlı mobil bilgisayardan yapılacak sorgulama
imkânıyla, şüpheliyi gözaltına alma uygulaması en aza indirilecektir; herhangi
bir şekilde gözaltına alınan bir vatandaşın yakınları, en yakın mobil
ekiplerden gerekli bilgiyi anında alabileceklerdir. Mobil ekip araçlarının,
yerleşim merkezine homojen olarak dağılımı yapılarak, hizmet, vatandaşın
bulunduğu mekâna götürülecektir. Kayıp çocuk ve yetişkin ihbarlarında şahsa ait
fotoğraf veya eşkal merkez tarafından anında bütün mobil araçlara
gönderilebilecektir. Olaylara müdahale ve ekiplerin koordinasyonu en etkin şekilde
gerçekleştirilebilecek; personel, araç ve yakıt bakımından önemli tasarruf
sağlanacaktır.
Değerli arkadaşlarım,
mobil ekiplerin ihtiyaç duyacakları acil yardım, ambulans ve itfaiye gibi
hizmetlerin koordinasyonunda da büyük kolaylıklar sağlanacak ve kurumlar
arasında eşgüdüm, bu uygulamaya göre, daha da geliştirilecektir.
Bütün bunların yanında,
özellikle kapkaç suçunun işlenmesinde küçük yaşta çocukların kullanılması için
organizasyonlar yapanlar, düzenlenen seri operasyonlarla yakalanıp adalete teslim
edilmektedirler.
Değerli arkadaşlarım,
Hükümet olarak, gençliğimizi uyuşturucu belasından, toplumumuzu kapkaç
sorunundan korumak üzere gerekli her türlü tedbiri alıyoruz, almak için ciddî
çalışmalarımız devam etmektedir. Önümüzdeki günlerde bunun pozitif sonuçlarını
hep birlikte göreceğiz.
Bu suçların tamamen
bertaraf edilmesi tabiî ki mümkün değildir; ancak, toplumsal rahatsızlığa neden
olmayacak ölçüye indirgenmesi konusundaki gayretlerimize aralıksız devam
etmekteyiz.
Bu önemli konuyu gündeme
getiren değerli milletvekili arkadaşımız Sayın Özyılmaz'a bir kez daha teşekkür
ediyor; bu vesileyle, hepinizi, yeniden, saygıyla selamlıyorum efendim.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Bakanım.
Sayın milletvekilleri,
Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu karma komisyonun, bazı sayın
milletvekillerinin yasama dokunulmazlıkları hakkında 3 adet raporu vardır;
sırasıyla okutup, bilgilerinize sunacağım.
İlk raporu okutuyorum:
IV. - KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER
1. - Tokat
Milletvekili Feramus Şahin'in yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında
Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu
Karma Komisyon Raporu (3/500) (S. Sayısı: 605) (x)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
2820 sayılı Siyasî
Partiler Kanununa muhalefet suçunu işlediği iddia olunan Tokat Milletvekili
Feramus Şahin hakkında düzenlenen yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair
Başbakanlık tezkeresi ve eki dosya hakkındaki hazırlık komisyonu raporu, Karma
Komisyonumuzun 26.5.2004 tarihli toplantısında görüşülmüştür.
Tokat Milletvekili
Feramus Şahin Komisyonumuza yazılı olarak dokunulmazlığının kaldırılması
talebini iletmiştir.
Karma Komisyonumuz isnat
olunan eylemin niteliğini dikkate alarak Tokat Milletvekili Feramus Şahin
hakkındaki kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar
ertelenmesine karar vermiştir.
Raporumuz, Genel Kurulun
bilgilerine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa saygıyla sunulur.
Burhan Kuzu
İstanbul
Komisyon Başkanı ve üyeler
Karşı Oy Yazısı
Anayasamızın 83 üncü
maddesinde yasama dokunulmazlığı başlığı altında mutlak ve geçici anlamda iki
tür dokunulmazlık düzenlenmiştir. Mutlak dokunulmazlık, milletvekillerinin
Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri
düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başka
bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan
sorumlu tutulmamalarını sağlamaktadır. Mutlak dokunulmazlık adı verilen ve kaldırılması
söz konusu olmayan bu dokunulmazlığın amacı, milletvekillerinin düşüncelerini
serbestçe ifade etmelerine imkân tanımaktır.
Geçici dokunulmazlık ise,
seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri sürülen bir milletvekilinin
Meclisin kararı olmadıkça tutulamamasını, sorguya çekilememesini,
tutuklanamamasını ve yargılanamamasını; hakkında verilmiş olan ceza hükmünün
üyelik sıfatı sona erinceye kadar yerine getirilmemesini sağlamaktadır.
Geçici dokunulmazlık TBMM
kararıyla kaldırılabilmektedir.
Geçici dokunulmazlığın
amacı, milletvekillerinin yasama çalışmalarına katılımının tutuklanma, sorguya
çekilme, yargılanma veya tutulma gibi nedenlerle engellenmemesi ve siyasî
iktidarın keyfîleşebilecek suç isnatları veya ceza kovuşturmalarına karşı
korunmasıdır.
Günümüzde pek çok ülkede
geçici dokunulmazlığın kapsamının daraltıldığı görülmektedir.
Türkiye ise bu gelişimin
dışında kalmıştır.
Bu durum, geçici
dokunulmazlığın toplum tarafından giderek bir ayrıcalık olarak görülmesine yol
açmıştır.
Son zamanlarda kimi
vatandaşlarımızda yolsuzluk olaylarının bir bölümünün siyasetçiyle bağlantılı
olduğu ve dokunulmazlık nedeniyle bu yolsuzlukların takibinin güçleştiği
yolunda bir kanı oluşmaya başlamıştır. Bu kanı, Parlamentonun saygınlığının
olumsuzca etkilenmesine ve dokunulmazlıkların hukuk devletinin gerçekleşmesinin
önündeki bir engel olarak görülmesine neden olmaktadır.
Milletvekillerinin
dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda yargı organlarından gelen
taleplerin sonuca bağlanmasının uzun zaman alması veya Meclisçe genellikle
kovuşturmanın milletvekili sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar
verilmesi, toplumun adalet duygusunu da zedelemektedir.
Diğer yandan
dokunulmazlığının kaldırılmaması, hakkında suç isnadı bulunan milletvekilinin
yargılanma hakkından yararlanmasına da imkân bırakmamaktadır.
Bütün bu kanı ve
değerlendirmelerin siyasal yaşantımızdaki olumsuz etkilerinin daha büyük
boyutlara ulaşmasını engellemek için Anayasamızın 83 üncü maddesinin
değiştirilmesi ve geçici dokunulmazlığın kapsamının daraltılması gerekmektedir.
Bu konuda CHP ve siyasî partilerimizin pek çoğu 2002 seçimleri sırasında
topluma taahhütte bulunmuştur.
Ancak şu ana kadar böyle
bir Anayasa değişikliği gerçekleştirilmemiştir.
Bu durumda, milletvekili
dokunulmazlığının hukuk devleti ilkesinin gerçekleşmesini güçleştirici bir
husus haline dönüşmemesi, TBMM'nin saygınlığını zedeleyecek eleştirilere neden
olmaması ve milletvekillerinin yargılanarak aklanma hakkından yararlanmalarını
engellememesi için bir tek çözüm kalmıştır; o da, hakkında dokunulmazlığının
kaldırılması istemi bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasına
karar verilmesidir.
Bu nedenlerle,
komisyonun, kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar
ertelenmesi yolundaki kararına katılmıyoruz.
|
|
Uğur Aksöz |
Mehmet Ziya Yergök |
Halil Ünlütepe |
|
|
Adana |
Adana |
Afyon |
|
|
Yüksel Çorbacıoğlu |
Oya Araslı |
Feridun F. Baloğlu |
|
|
Artvin |
Ankara |
Antalya |
|
|
Tuncay Ercenk |
Atila Emek |
Feridun Ayvazoğlu |
|
|
Antalya |
Antalya |
Çorum |
|
|
Yılmaz Kaya |
Muharrem Kılıç |
Orhan Eraslan |
|
|
İzmir |
Malatya |
Niğde |
|
|
İ. Sezai Önder |
|
|
|
|
Samsun |
|
|
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
Diğer raporu okutuyorum:
2. - Mardin
Milletvekili Süleyman Bölünmez'in yasama dokunulmazlığının kaldırılması
hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden
kurulu Karma Komisyon Raporu (3/501) (S. Sayısı: 606) (x)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
4208 sayılı Karaparanın
Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanuna muhalefet suçunu işlediği iddia olunan
Mardin Milletvekili Süleyman Bölünmez hakkında düzenlenen Yasama
Dokunulmazlığının Kaldırılmasına Dair Başbakanlık Tezkeresi ve eki dosya
hakkındaki Hazırlık Komisyonu Raporu, Karma Komisyonumuzun 26.5.2004 tarihli
toplantısında görüşülmüştür.
Karma Komisyonumuz isnat olunan
eylemin niteliğini dikkate alarak Mardin Milletvekili Süleyman Bölünmez
hakkındaki kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar
ertelenmesine karar vermiştir.
Raporumuz, Genel Kurulun
bilgilerine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa saygıyla sunulur.
Burhan Kuzu
İstanbul
Komisyon Başkanı ve üyeler
Karşı Oy Yazısı
Anayasamızın 83 üncü
maddesinde yasama dokunulmazlığı başlığı altında mutlak ve geçici anlamda iki
tür dokunulmazlık düzenlenmiştir. Mutlak dokunulmazlık, milletvekillerinin
Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri
düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başka
bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan
sorumlu tutulmamalarını sağlamaktadır. Mutlak dokunulmazlık adı verilen ve
kaldırılması söz konusu olmayan bu dokunulmazlığın amacı, milletvekillerinin
düşüncelerini serbestçe ifade etmelerine imkân tanımaktır.
Geçici dokunulmazlık ise,
seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri sürülen bir milletvekilinin
Meclisin kararı olmadıkça tutulamamasını, sorguya çekilememesini,
tutuklanamamasını ve yargılanamamasını; hakkında verilmiş olan ceza hükmünün
üyelik sıfatı sona erinceye kadar yerine getirilmemesini sağlamaktadır.
Geçici dokunulmazlık TBMM
kararıyla kaldırılabilmektedir.
Geçici dokunulmazlığın
amacı, milletvekillerinin yasama çalışmalarına katılımının tutuklanma, sorguya
çekilme, yargılanma veya tutulma gibi nedenlerle engellenmemesi ve siyasî
iktidarın keyfîleşebilecek suç isnatları veya ceza kovuşturmalarına karşı
korunmasıdır.
Günümüzde pek çok ülkede
geçici dokunulmazlığın kapsamının daraltıldığı görülmektedir.
Türkiye ise bu gelişimin
dışında kalmıştır.
Bu durum, geçici
dokunulmazlığın toplum tarafından giderek bir ayrıcalık olarak görülmesine yol
açmıştır.
Son zamanlarda kimi
vatandaşlarımızda yolsuzluk olaylarının bir bölümünün siyasetçiyle bağlantılı
olduğu ve dokunulmazlık nedeniyle bu yolsuzlukların takibinin güçleştiği
yolunda bir kanı oluşmaya başlamıştır. Bu kanı, Parlamentonun saygınlığının
olumsuzca etkilenmesine ve dokunulmazlıkların hukuk devletinin gerçekleşmesinin
önündeki bir engel olarak görülmesine neden olmaktadır.
Milletvekillerinin
dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda yargı organlarından gelen
taleplerin sonuca bağlanmasının uzun zaman alması veya Meclisçe genellikle
kovuşturmanın milletvekili sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar
verilmesi, toplumun adalet duygusunu da zedelemektedir.
Diğer yandan
dokunulmazlığının kaldırılmaması, hakkında suç isnadı bulunan milletvekilinin
yargılanma hakkından yararlanmasına da imkân bırakmamaktadır.
Bütün bu kanı ve
değerlendirmelerin siyasal yaşantımızdaki olumsuz etkilerinin daha büyük
boyutlara ulaşmasını engellemek için Anayasamızın 83 üncü maddesinin
değiştirilmesi ve geçici dokunulmazlığın kapsamının daraltılması gerekmektedir.
Bu konuda CHP ve siyasî partilerimizin pek çoğu 2002 seçimleri sırasında
topluma taahhütte bulunmuştur.
Ancak şu ana kadar böyle
bir Anayasa değişikliği gerçekleştirilmemiştir.
Bu durumda, milletvekili
dokunulmazlığının hukuk devleti ilkesinin gerçekleşmesini güçleştirici bir
husus haline dönüşmemesi, TBMM'nin saygınlığını zedeleyecek eleştirilere neden
olmaması ve milletvekillerinin yargılanarak aklanma hakkından yararlanmalarını
engellememesi için bir tek çözüm kalmıştır; o da, hakkında dokunulmazlığının
kaldırılması istemi bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasına
karar verilmesidir.
Bu nedenlerle,
komisyonun, kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar
ertelenmesi yolundaki kararına katılmıyoruz.
|
|
Uğur Aksöz |
Mehmet Ziya Yergök |
Halil Ünlütepe |
|
|
Adana |
Adana |
Afyon |
|
|
Yüksel Çorbacıoğlu |
Oya Araslı |
Feridun F. Baloğlu |
|
|
Artvin |
Ankara |
Antalya |
|
|
Tuncay Ercenk |
Atila Emek |
Feridun Ayvazoğlu |
|
|
Antalya |
Antalya |
Çorum |
|
|
Yılmaz Kaya |
Muharrem Kılıç |
Orhan Eraslan |
|
|
İzmir |
Malatya |
Niğde |
|
|
İ. Sezai Önder |
|
|
|
|
Samsun |
|
|
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
Diğer raporu okutuyorum:
3. -
Şanlıurfa Milletvekili Abdurrahman Müfit Yetkin'in yasama dokunulmazlığının
kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları
üyelerinden kurulu Karma Komisyon Raporu (3/502) (S. Sayısı: 607) (x)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
213 sayılı Vergi Usul
Kanununa muhalefet suçunu işlediği iddia olunan Şanlıurfa Milletvekili
Abdurrahman Müfit Yetkin hakkında düzenlenen yasama dokunulmazlığının
kaldırılmasına dair Başbakanlık tezkeresi ve eki dosya hakkındaki hazırlık
komisyonu raporu, Karma Komisyonumuzun 26.5.2004 tarihli toplantısında
görüşülmüştür.
Karma Komisyonumuz isnat
olunan eylemin niteliğini dikkate alarak Şanlıurfa Milletvekili Abdurrahman
Müfit Yetkin hakkındaki kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine
kadar ertelenmesine karar vermiştir.
Raporumuz, Genel Kurulun bilgilerine arz edilmek üzere
Yüksek Başkanlığa saygıyla sunulur. Burhan Kuzu
İstanbul
Komisyon Başkanı ve üyeler
Karşı Oy Yazısı
Anayasamızın 83 üncü
maddesinde yasama dokunulmazlığı başlığı altında mutlak ve geçici anlamda iki
tür dokunulmazlık düzenlenmiştir. Mutlak dokunulmazlık, milletvekillerinin
Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri
düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başka
bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan
sorumlu tutulmamalarını sağlamaktadır. Mutlak dokunulmazlık adı verilen ve
kaldırılması söz konusu olmayan bu dokunulmazlığın amacı, milletvekillerinin
düşüncelerini serbestçe ifade etmelerine imkân tanımaktır.
Geçici dokunulmazlık ise,
seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri sürülen bir milletvekilinin
Meclisin kararı olmadıkça tutulamamasını, sorguya çekilememesini,
tutuklanamamasını ve yargılanamamasını; hakkında verilmiş olan ceza hükmünün
üyelik sıfatı sona erinceye kadar yerine getirilmemesini sağlamaktadır.
Geçici dokunulmazlık TBMM
kararıyla kaldırılabilmektedir.
Geçici dokunulmazlığın
amacı, milletvekillerinin yasama çalışmalarına katılımının, tutuklanma, sorguya
çekilme, yargılanma veya tutulma gibi nedenlerle engellenmemesi ve siyasî
iktidarın keyfîleşebilecek suç isnatları veya ceza kovuşturmalarına karşı
korunmasıdır.
Günümüzde pek çok ülkede
geçici dokunulmazlığın kapsamının daraltıldığı görülmektedir.
Türkiye ise bu gelişimin
dışında kalmıştır.
Bu durum, geçici
dokunulmazlığın toplum tarafından giderek bir ayrıcalık olarak görülmesine yol
açmıştır.
Son zamanlarda kimi
vatandaşlarımızda yolsuzluk olaylarının bir bölümünün siyasetçiyle bağlantılı
olduğu ve dokunulmazlık nedeniyle bu yolsuzlukların takibinin güçleştiği
yolunda bir kanı oluşmaya başlamıştır. Bu kanı, Parlamentonun saygınlığının
olumsuzca etkilenmesine ve dokunulmazlıkların hukuk devletinin gerçekleşmesinin
önündeki bir engel olarak görülmesine neden olmaktadır.
Milletvekillerinin
dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda yargı organlarından gelen
taleplerin sonuca bağlanmasının uzun zaman alması veya Meclisçe genellikle
kovuşturmanın milletvekili sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar
verilmesi, toplumun adalet duygusunu da zedelemektedir.
Diğer yandan
dokunulmazlığının kaldırılmaması, hakkında suç isnadı bulunan milletvekilinin
yargılanma hakkından yararlanmasına da imkân bırakmamaktadır.
Bütün bu kanı ve
değerlendirmelerin siyasal yaşantımızdaki olumsuz etkilerinin daha büyük boyutlara
ulaşmasını engellemek için Anayasamızın 83 üncü maddesinin değiştirilmesi ve
geçici dokunulmazlığın kapsamının daraltılması gerekmektedir. Bu konuda CHP ve
siyasî partilerimizin pek çoğu 2002 seçimleri sırasında topluma taahhütte
bulunmuştur.
Ancak şu ana kadar böyle
bir Anayasa değişikliği gerçekleştirilmemiştir.
Bu durumda, milletvekili
dokunulmazlığının hukuk devleti ilkesinin gerçekleşmesini güçleştirici bir
husus haline dönüşmemesi, TBMM'nin saygınlığını zedeleyecek eleştirilere neden
olmaması ve milletvekillerinin yargılanarak aklanma hakkından yararlanmalarını
engellememesi için bir tek çözüm kalmıştır; o da, hakkında dokunulmazlığının
kaldırılması istemi bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasına
karar verilmesidir.
Bu nedenlerle,
komisyonun, kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar
ertelenmesi yolundaki kararına katılmıyoruz.
|
|
Uğur Aksöz |
Mehmet Ziya Yergök |
Halil Ünlütepe |
|
|
Adana |
Adana |
Afyon |
|
|
Yüksel Çorbacıoğlu |
Oya Araslı |
Feridun F. Baloğlu |
|
|
Artvin |
Ankara |
Antalya |
|
|
Tuncay Ercenk |
Atila Emek |
Feridun Ayvazoğlu |
|
|
Antalya |
Antalya |
Çorum |
|
|
Yılmaz Kaya |
Muharrem Kılıç |
Orhan Eraslan |
|
|
İzmir |
Malatya |
Niğde |
|
|
İ. Sezai Önder |
|
|
|
|
Samsun |
|
|
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
4. -
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonunun Millî Saraylar
Daire Başkanlığı ve ona bağlı saray, köşk, kasır ve fabrikaların 2004 yılı
faaliyetleri hakkında İçtüzüğün 177 ve müteakip maddeleri gereğince yaptığı
denetimle ilgili Rapor (5/6) (S. Sayısı: 673) (x)
BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonunun, Millî Saraylar Daire
Başkanlığı ve ona bağlı saray, köşk, kasır ve fabrikaların 2004 yılı
faaliyetleri hakkında, İçtüzüğün 177 ve müteakip maddelerine göre yaptığı
denetimle ilgili bir raporu vardır. Bu rapor, 673 sıra sayısıyla bastırılıp
sayın üyelere dağıtılmıştır. Ayrıca, bugünkü tutanak dergisine de eklenecektir.
Bilgilerinize arz
ediyorum.
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına devam
ediyoruz.
5. -
Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu
Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun
Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile
Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
BAŞKAN - Çanakkale Milletvekilleri Mehmet
Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa
Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin geri alınan maddeleriyle
ilgili komisyon raporu henüz gelmediğinden, teklifin müzakeresini erteliyoruz.
Tarım Ürünleri Lisanslı
Depoculuk Kanunu Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri ile Sanayi, Ticaret,
Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları raporlarının
müzakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
6. - Tarım
Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri ile
Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları
Raporları (1/821) (S. Sayısı: 701) (x)
BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.
Hükümet?.. Burada.
Sayın milletvekilleri, 9
uncu maddede kalmıştık.
9 uncu maddeyi
okutuyorum:
Lisans talebinin reddi
MADDE 9.- Bakanlık
tarafından yapılacak değerlendirme sonucunda; işletmenin ve deponun ürünlerin
depolanmasına uygun olmadığı veya gerekli şartları taşımadığı, şirket
ortaklarının, yönetici ve denetçilerinin 7 nci maddede yer alan şartlara
uymadığı veya güven ve ticari itibarı sarsıcı ya da lisans verilmesine engel
geçerli bir sebebin varlığının tespiti hallerinde depoculuk lisansı verilmesi
veya lisansta değişiklik yapılması talepleri reddedilir.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına, Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt
Aslanoğlu.
Sayın Aslanoğlu, buyurun.
(CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA FERİT
MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin çok değerli üyeleri;
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Adana ve Mersin
milletvekillerimiz bilir; 1980'li yıllarda, Adana'dan Mersin'e giderken, (X)
bankasının antreposu, (Y) bankasının antreposu diye, orada yaklaşık 100 antrepo
vardı. Yine, İzmir milletvekillerimiz bilir; İzmir'de, Alsancak'tan itibaren,
Bornova yolu üzerinde birsürü antrepo vardı. Bunlar hep yok oldu.
Bu antrepolar ne iş
yapıyordu; tüccar malı topluyordu, bu antrepolara koyuyor ve buradan ihracat
yapıyordu. Sene 1980... Daha sonra bunlar yok oldu; çünkü, finansman
sağlanamadı ve antrepolar boş kaldı. Türk finans sistemi, ürün finanse etmeyi
1985 yılından sonra durdurdu ve o tarihten itibaren, tüm bankalar, ellerinde ne
kadar antrepo varsa hepsini sattılar. Bunu, Mersin milletvekillerimiz, Adana
milletvekillerimiz bilir.
Şuradan, tasarının
gerekçesinden bir ifade okuyacağım: İçinde bulunduğumuz küresel ekonomik
düzende, bu sistemi kuran gelişmiş ülkelerin bağımlı ve ikincil pazarı
-dikkatinizi çekiyorum- haline gelmekteyiz.
Evet, tarımda şöyleyiz
böyleyiz diyoruz; ama, bu tasarının gerekçesinde, küreselleşen dünyada, bu
ülkenin, kendi ürettiği üründe, artık, ikincil pazar haline geldiğini
belirtiyoruz.
Değerli milletvekilleri,
bir kere, çıkaracağımız bu yasa, Türk tarımı için çok olumlu bir yasa, Türk
tarımının gelişmesinde çok önemli bir yasa; ancak, tarımın diğer sorunlarını
çözmeden... Daha depoya koyacak ürünü bulamayan insanların sorunlarını çözmeye
biz sonundan başlıyoruz.
Ben, bu tasarıyı
hazırlayanlara teşekkür ediyorum; fakat, çıkarılacak bu yasanın, iki temel
boşluğu vardır, iki bacağı eksiktir. Eğer, bu iki bacak tamamlanmazsa, bu yasa
işlemez, bu yapılan antrepolar da, tıpkı 80'li yıllardaki gibi bomboş kalır.
Türkiye bir tarım ülkesi.
Geçen yıl, bir teşvik yasası çıkarmıştık. Eğer her ilde, özellikle o ilin
ürünleri yönünde, bu depolar teşvik kapsamına girmezse, ister o il teşvik
kapsamına girsin ister girmesin... Örneğin, Antalya'daki bir depo ile
Malatya'daki bir depo arasında hiç fark olmamalı. Eğer, siz, teşvik bölgesine
giren illerdeki depoları, teşvik kapsamı içinde sayar, elektriğini yüzde 50
ucuz verirseniz, teşvik bölgesinde olmayan bir depoya pahalı elektrik
verirseniz, sistem işlemez, haksız rekabet yaratırsınız. Bir kere, bu bacağı
eksik. Mutlaka, tarım teşvik edilmelidir, nerede olursa olsun.
Bir teşvik kanunu
çıkardık arkadaşlar, burada günlerce bu kanunu tartıştık ve 1 500 doların
altındaki bazı iller girdi, bazı illerimiz de girmedi. Bağırdık; böyle şey
olmaz, bu teşvik gereklidir, bu kanunun lafzına asla sözümüz yok dedik.
Gereklidir; ama, biz, Hakkâri'ye uygulayacağımız teşvik oranıyla... İllere
ayırmayın. Hasbelkader, Keban Barajından dolayı Elazığ'ın girmemesini veya tek
bir baca olmayan Tunceli'nin de bu kapsama girmemesini, hiçbirimiz içimize
sindiremedik. Ne oldu; ben size söyleyeyim arkadaşlar, üç ile gitti bu yatırım,
üç ilde var. Üç il; Düzce, Afyon, Malatya... Üç veya beş ile gitti. Bir tane
fabrika gitmedi güneydoğuya; bu teşvik kapsamından bir tek fabrika gitmedi.
Amacımız, güneydoğuda, az gelişmiş yörelerdeki işsizliğe istihdam yaratmak
değil miydi?! Maalesef, bu yasa, işlemeyen bir yasa oldu.
Devlet baba sözünde
durmalı. Bu kapsamda bu teşvik çıktı; başladı, eski işletmeler-yeni işletmeler
ayırımı. Maalesef, elektrik bedelleri -hani yüzde 50 ucuz verecektik ya- dokuz
ay geçti kanun çıktığından beri, daha geçen ay yürürlüğe girdi. Paralar
hesaplarına yattı. Maalesef, insanlar çekemiyor -öyle bir cezaî şart var ki-
acaba bir daha değiştirirler mi diye.
Bir kere, yasa martta
çıktı. "Eski işletmeler oniki ayın dörtte 3'ü kadar sürede işçilerini
tamamlarsa onlar da yararlanacak" dediler. Biz yasayı martta çıkardık. Bir
kere, oniki ay değil, hiç değilse, bu insanların müracaat ettiği tarihten
itibaren geçen sürenin dörtte 3'ünü yapmak hakkaniyettir, adiliyettir.
Maalesef, hâlâ, eski işletmeler her türlü hukukî altyapısını yapmasına rağmen,
bunlara paraları ödenmiyor. Bir kere, devlet babanın ağzından bir şey çıkar.
"Ben bunu uygulayacağım" dediği zaman, yarın, bir şekilde, şöyle
oldu, böyle oldu diye, eğer, bu kurumlar çalışmazsa, devlete güven sarsılır.
Devlet verdiği sözü tutmalıdır.
Onun için, Sayın Bakanım,
eğer, bu yasanın teşvik bacağı tamamlanmazsa, tüm illerdeki -Kırıkkale dahil,
Uşak dahil, Van dahil, Kars dahil, Edirne dahil- tüm bu antrepoları, bu
depoları, aynı şekilde, eşit koşullarda -elektriğiyle, arsa tahsisiyle- o
yasadan yararlandıramazsak haksız rekabet olur, Antalya'daki üreticiye yazık
olur; çünkü, bunların ağırlıklı harcadığı şey elektrik. Eğer, siz, elektriği,
Antalya'ya göre, diyelim ki, teşvik belgesi olan Burdur'da yüzde 50 ucuz
verirseniz, Antalya'daki yatırımcıya büyük zarar verirsiniz. Onun için, tarım
konusunda kim, hangi yatırımı yapıyorsa, tüm illerde eşit koşullarda olmalıdır.
Bu bacak tamamlanmazsa, bu işlemez değerli milletvekilleri.
Bir ikinci bacağı; para
yoksa, hiçbir şey işlemez. Eğer, siz köylüye yardım etmek istiyorsanız...
Çünkü, yine kanunun gerekçesinde var, köylünün ürününün para etmesini istiyorsunuz.
Köylünün hasat dönemi bittiği anda, düğünü var, çocuğunu okula kaydedecek,
köylünün bir sürü masrafı var; bunların parasını mutlak temin etmeli. Eğer,
temin edemezse köylü ürününü yok pahasına satıyor; Türkiye'de bunun sahibi yok
Sayın Bakanım. Eğer, siz, antrepoya, depoya teslim edilen ürünleri bir şekilde
ürün bedelinin belli bir kısmı kadar önfinansman sağlamazsanız "teslim et
depoya, bunun yüzde 30'u, yüzde 40'ı kadar, getir makbuzu, al paranı" diye
bir finansman sistemi geliştirmezsek, yine bu yasa işlemez.
Onun için, bu yasanın en
önemli ikinci eksik bacağı budur değerli milletvekilleri. Bir şekilde, köylü,
depoya teslim ettiği ve makbuzunu aldığı ürün bedelinin belli kısmını mutlaka
gidip tak diye parasını almalıdır. Bunu sağlarsak, üreticiyi koruruz; bunu
sağlarsak, ürünü ucuz sattırmayız; bunu sağlarsak, buradan gelen kaynak her
tarafa yayılır. Onun için, finansman bacağı mutlaka olmalıdır. Finansman bacağı
işlemeyen hiçbir şey ayakta duramaz, yaşayamaz. Onun için, Sayın Bakanım, bu
yasanın diğer bir bacağı olan finansman bacağını da mutlaka belli bir seviyeye
getirmeliyiz. Aksi halde, bu yasadan hiçbir verim elde edemeyiz.
Tabiî, özellikle, bir
başka konu depo, depolamak... Bunlar güzel şeyler; ama, eğer, belli standartta
ambalajlamayı, belli standartta markayı yaratamazsak, yine Türk ürünlerinin
ihracında büyük sorunlar yaratırız; yani, bunun yanında markalaşmayı ve
-ambalaj sanayiimiz çok ileri gitmesine rağmen- standart ambalajlamayı da
ortaya koymazsak, yine bu yasadan yeterince verim alamayız.
Değerli milletvekilleri,
tabiî, devlet baba hiç kimseyi ayıramaz. İnsanını ayırmadığı gibi, hiçbir
ürününü de ayırmamalıdır. Sayın Bakanım, hâlâ hazmedemiyorum, hâlâ
hazmedemiyorum; fındığın ağacı mı yandı Sayın Bakanım; fındığın ağacı mı dondu?
Türkiye'nin tüm insanları, tüm köylüleri sizin öz evladınızdır; bundan hiç
kuşkum yok; ama, senede bir kere ürün veren herhangi bir..
DURSUN AKDEMİR (Iğdır) -
Mesela kayısı.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) - Ben fındıkçıya niye veriyorsunuz demiyorum. Helal olsun eğer zarar
gördüyse; teşekkür ederim size.
HALUK KOÇ (Samsun) - O da
hakkıyla değil; bir sürü eşitsizlikle.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) - Haa!.. Ama, kayısı ağacı da bir kere ürün veriyor, bir kere
veriyor; fındık kadar o da enerji veriyor insanlara. Eğer...
FİKRET BADAZLI (Antalya)
- Aganigi!..Aganigi!..
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) - Evet; kayısı ye, gençleşirsin sayın milletvekilim; biliyorsun değil
mi!.. Her sabah bir tane ye, hiçbir hastalık gelmez sana!..
AYHAN SEFER ÜSTÜN
(Sakarya) - Göremedik ama biz.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) - Göndereyim; tamam.
HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)
- Ama, çekirdeği de enerji veriyor.
DURSUN AKDEMİR (Iğdır) -
Iğdır kayısısı da var.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) - Tabiî.
Sayın Bakanım,
hazmedemiyorum. Bir kere donuyor. Fındık da donuyor. Tabiî, karşımıza, Sayın
Bakanın karşısına, Tabiî Afetler Yasası, 2090 sayılı Yasa... "Mal
varlığının yüzde 40'ını kaybetmek." Fındıkçının traktörü mü dondu ya?!
Fındıkçının traktörü mü dondu?! Evi mi dondu?!
HALUK KOÇ (Samsun) -
Fındıkçının tavuklarını bile sattılar.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) - İki; Sayın Bakanım bana cevap vermiş; diyor ki: "Siz Malatyalı
olarak başka ürünleriniz var." Sayın Bakanım, Ordu'da fındık da var, mısır
da var, soya fasulyesi de var, her şey var.
HALİL ÜRÜN (Konya) - Yok,
hayır yok.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) - Onun için hazmedemiyorum, hazmedemiyorum.
Sayın Bakanım, size son
derece saygı duyuyorum; ama, bunu her seferinde, hep dile getireceğim. Siz,
insanları öz-üvey diye ayırmazsanız, ürünlerinizi de öz-üvey diye ayırmayın.
Bir şey donduysa, o da donmuştur bu da donmuştur. Ona veriyorsanız buna da
vereceksiniz. Onun için, hassaten, bir kez daha sizden istirham ediyorum Sayın
Bakanım.
Tabiî, bunun en büyük
çözümü tarımsal sigorta. Bu eğer zorunlu hale gelmezse, bunları hep konuşuruz.
Tabiî, Türkiye'nin klasik ürünleri var; pancar, tütün, bir de bölgelerin
değişik ürünleri üzüm, incir, fındık. Tabiî, Türk tarımında bir şekilde başka
ürüne geçilmediği sürece hep bunları yaşarız. Pancar bitti, tütün de gitti
maşallah, şimdi sıra geldi sigara fabrikalarına.
Sayın milletvekilleri,
bir şey söylüyorum; sigara fabrikaları yeniden satışa çıktı, 5 sigara
fabrikası; bir de mevcut 500 000 000 kilo tütünleriyle. İnanın, bunlar tek tek
satılsın, üç yıl sonra, beş yıl sonra Türkiye'nin hiçbir yerinden bir gramlık
tütünü kimse almaz. Hep ithal tütün gelecek. Ne olursunuz, eğer bir şey
yapıyorsak, Türk tarımının geleceğini de hep düşünmek zorundayız. İnanın, bir
gram tütün almazlar; çünkü, kendi köylüsünü düşünüyor.
Dün, Sayın Mustafa
Gazalcı, yine, burada, bu konuşmayı yaparken, hatta bana sordu. Bütün dünyada
artık iki şirket var; düopol diyorlar bunlara. Şimdi, biz, kendi markamızı
yaratarak, gelin tripol olalım ya, gelin tripol olalım. Bu ülke, bir Japon
Tobacco, bir Amerikan Tobacco... Tüm dünyada, artık, bunların hiçbiri, sigara
ürettikleri yerlerin tütününü kullanmıyorlar. Amerikan Tobacco, tamamen, artık,
diyor ki: "Kardeşim, ben, Virjinya tütünü getireceğim." Almazlar
bizim köylümüzün tütününü. Hassaten, bu sigara fabrikalarının
özelleştirilmesinde...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) - Sayın Başkan, toparlıyorum.
BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu,
1 dakika eksüre veriyorum; lütfen konuşmanızı tamamlayınız efendim.
Buyurun.
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) - 5
dakika daha verin. Doğru şeyler söylüyor.
BAŞKAN - 1 dakika yeter.
Buyurun.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) - Sayın Başkanım, ne takdir ederseniz...
...özellikle Türk tarımı
yönünden son derece büyük sorunlar çıkacak. Şunu söylüyorum, ben Malatya Sigara
Fabrikası için söylüyorum: Malatya Sigara...
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) -
Tokat...Tokat...
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) - Tokat'a hep beraber sahip... Yani, Malatya Sigara Fabrikasının
sahibi vardır. Malatya Sigara Fabrikası sahipsiz kalmayacaktır.
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) -
Ben de süre istiyorum 5 dakika daha...
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) - Tabiî, Feramus kardeşim, Tokat da var. Tabiî, Tokat'a da beraber
sahip çıkacağız.
Onun için, biz, bunu,
sigara fabrikasında çalışanlarımız için değil, sadece onlar değil; onlar olayın
bir parçası; ama, esas, Türkiye'nin kendi yarattığı katmadeğer, kendi ürünü.
Eğer, biz, bu ithal
ikamesini devam ettirdiğimiz sürece arkadaşlar, bu sene 33 milyar dolar
dışticaret açığımız var. Rakamlar burada. Cari açığımız 14 milyar dolara
ulaşacak. Aynı kafada gidersek, seneye 50 milyar dolar...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu,
tatlı, mukni konuşmalar yapıyorsunuz; ama, diğer maddeler de var. Dolayısıyla
son cümlenizi alabilir miyim.
Buyurun.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Devamla) - Bu kanunun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Türk tarımı için gerekli bir yasadır; ama, sonundan başlayan bir yasa,
sorunları çözmeden; ama, iki bacağı, finansman bacağını ve teşvik bacağını
çözmezsek, bu depoların kapılarına kilit vurulur, hiçbir işe yaramaz.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (Alkışlar)
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Aslanoğlu.
Komisyonun bir tashih
talebi var.
Buyurun.
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ,
TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) -
Sayın Başkan, Sayın Aslanoğlu konuşmasında, komisyon raporundan bir alıntı
yaptılar. Bu alıntıda "ikincil pazar haline gelmekte" ibaresini
kullandılar. Cümlenin içerisinde böyle bir ibare var; ama, bunu baş tarafıyla
beraber okumak lazım Sayın Aslanoğlu.
Burada, raporda demişiz
ki: "Bu sistemi kurmayan ülkeler, içinde bulunduğumuz küresel ekonomik
düzende, sistemi kuran gelişmiş ülkelerin ikincil pazarı olurlar."
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Aynı şeyi söyledim efendim.
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ,
TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) -
Onun için, o cümlenin birinci bölümünü zatıâliniz ifade etmediniz. İşte bu
yasa, bu sistemi getiren bir yasa ve özellikle, üreticilerin üzerinde bulunan
baskıları kaldıran bir yasa. Sayın Cumhuriyet Halk Partisi de üreticilerin
üzerindeki her türlü baskıya, özellikle kapital baskıya karşıdırlar.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Teşekkür ettim.
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ,
TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) -
Bu yasa da bunu sağlıyor.
Bu açıklamayı yapmak
istedim. Teşekkür ettim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Bu yasayı kim hazırladıysa ben de teşekkür ederim dedim.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
şahsı adına, Ordu Milletvekili Enver Yılmaz; buyurun. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
Konuşma süreniz 5 dakika.
ENVER YILMAZ (Ordu) -
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; madde üzerinde söz aldım; ama,
madde üzerinde konuşmayacağım.
Sadece, biraz önce,
özellikle kayısının sorunlarıyla ilgili konuşup da, başta Karadeniz Bölgemiz
olmak üzere, fındık ürününde bu yıl don olmadığı yönünde eleştiri getiren Sayın
Aslanoğlu'na, kendi ilim ve bölgem adına, kısaca, sataşmaya mahal vermeyecek
şekilde cevap vermek istiyorum.
MEVLÜT COŞKUNER (Isparta)
- Bizim elma ne olacak?
ENVER YILMAZ (Devamla) - Siz de elma üzerine
söz alabilirsiniz.
MEVLÜT COŞKUNER (Isparta)
- Hiç cevap vermiyorsunuz ki!
ENVER YILMAZ (Devamla) -
1942 yılından bu yana Karadeniz Bölgesi, özellikle, Ordu, Giresun, Trabzon ve
Samsun İlleri başta olmak üzere bu bölge böyle bir don afetiyle karşı karşıya
kalmamıştı. Ordu İlimizde hasar oranımız yaklaşık yüzde 73'tür. Hasarın bedel
karşılığı da 160 trilyon liradır. 2090 sayılı Yasaya göre, hükümetimiz, bayram
öncesi, Türkiye'deki tüm tarım ürünlerinde olduğu gibi fındık ürünümüzü de
desteklemek için gerekli çabayı göstermiş ve bunun neticesinde de hasar
oranının yaklaşık yüzde 15'ine tekabül eden parayı, bayram öncesi bürokrasiyi
en hızlı şekilde işleterek, tüm fındık üreticilerimize, başta Ordu, Samsun,
Giresun ve Trabzon olmak üzere ödemiştir. Bu miktar, yeterli bir miktar
değildir.
Türkiye'de diğer tarım
ürünlerinin de bu kapsam dahilinde bu paradan faydalanmasını, elbette, bizler
de isteriz; fakat, bölgemizde, özellikle 2004 Nisan ayında gerçekleşen bu
afetin, 1942 yılından bu yana, hiç bu şiddette olmadığını ve Karadeniz
Bölgesini tamamen felç ettiğini, yapılan bu yardımın da, bütçe dahilinde güzel
bir çalışma olduğunu, ama, yeterli olmadığını belirtmek istiyorum. Bundan
sonraki dönemlerde de, biz, hükümetimizin, bütçesinin imkân verdiği oranda, yardım
yapılması konusunda bölgemizin bu hassasiyetini dikkate almasını özellikle
bekliyoruz.
Fındık üreticilerimiz de,
bayram öncesi yapılan bu ödemeden memnun olmuştur. İnşallah, bundan sonraki
dönemlerde de, bütçe imkânları doğrultusunda, başta fındık ürünümüz olmak
üzere, diğer tarım ürünlerine de, bu hasardan dolayı, bu mağduriyetten dolayı,
hükümetimizin gerekli desteği vereceğini umuyorum.
Bu vesileyle, hepinize
saygılar, sevgiler sunuyorum. Teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Yılmaz.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Sayın Başkan, sataşma var.
BAŞKAN - Sataşma yok.
Bütün milletvekili arkadaşlarımız, bölgelerinin sorunlarını en güzel şekilde
dile getirdiler. Hükümetin gerekli tedbirleri alacağını umuyorum.
Sayın milletvekilleri, 9
uncu madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
HALUK KOÇ (Samsun) -
Karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz.
BAŞKAN - Maddeyi
oylarınıza sunacağım; bu arada, Sayın Haluk Koç'un karar yetersayısının
aranılması talebi vardır, onu da dikkate alacağım.
HALUK KOÇ (Samsun) -
Sayın Başkan, geçen gün bana söz vermedin, 7,5 dakika süreyle.
BAŞKAN - Maddeyi kabul
edenler... Kabul etmeyenler...
Sayın milletvekilleri,
karar yetersayısı yoktur.
Birleşime 10 dakika ara
veriyorum.
Kapanma Saati: 16.12
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 16.30
BAŞKAN : Başkanvekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER:Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Türkân MİÇOOĞULLARI
(İzmir)
BAŞKAN - Saygıdeğer
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 34 üncü Birleşiminin İkinci
Oturumunu açıyorum.
701 sıra sayılı kanun
tasarısının müzakerelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
IV. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
6. - Tarım
Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri ile
Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları
Raporları (1/821) (S. Sayısı: 701) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
9 uncu maddenin
oylanmasında karar yetersayısı bulunamamıştı. Şimdi, 9 uncu maddeyi yeniden
oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir; karar
yetersayısı vardır.
10 uncu maddeyi
okutuyorum:
Lisansın geri verilmesi
MADDE 10.- Lisansın
Bakanlıkça askıya alınması, iptal edilmesi veya lisans süresinin dolması
durumunda lisans Bakanlığa geri verilir. Askı süresi içinde iptal edilmeyen
lisans, depo işleticisine iade edilir. Bakanlığın askıya alma, geri verme veya
iptale ilişkin işlemleriyle ilgili kararları Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde
ilân ettirilir.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına Sayın Yavuz Altınorak'ın söz
isteği vardır.
Sayın Altınorak, şahsınız
adına konuşma hakkınızı da birleştirerek size söz vermek istiyorum; ancak,
Sayın Müfit Yetkin Beyin de AK Parti Grubu adına söz isteği vardır. Şimdi, size
şahsınız adına da söz verirsem, Müfit Beye söz veremiyorum. İsterseniz, önce
Müfit Beye söz vereyim, sonra siz konuşun.
YAVUZ ALTINORAK
(Kırklareli) - Bence mahzuru yok.
BAŞKAN - Tamam.
AK Parti Grubu adına,
Kırklareli Milletvekili Sayın Müfit Yetkin; buyurun. (Alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
AK PARTİ GRUBU ADINA A.
MÜFİT YETKİN (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Tarım Ürünleri
Lisanslı Depoculuk Kanunu Tasarısının 10 uncu maddesi üzerinde Grubum adına söz
almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Görüştüğümüz Tarım
Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Tasarısı, hükümetimiz tarafından, tarım kesiminin
ürettiği tarım ürünlerinin saklanmasının daha sağlıklı, daha güvenilir bir
ortamda yapılmasını ve çiftçinin, malını istediği zaman satabilmesini sağlamak
için hazırlanmıştır. Bu işlem, daha önce, tüccara güven sistemi üzerine
kurulmuştu ve çiftçi, ürettiği ürünü tüccarın deposuna veya fabrikasına
koymaktaydı. Çiftçinin hiçbir güvencesi olmadığı gibi, ürününü satacağı zaman
da fiyatlandırmada tüccarın vereceği fiyatı kabullenmek zorunluluğu vardı; ürün
bedelini de tüccarın tayin edeceği tarihte tahsil edebilir veya tüccarın
herhangi bir ödeme zorluğu olduğu takdirde, belki de hiç tahsil edemez durumu
söz konusuydu.
Hükümetimiz, 2002 yılında
işbaşına geldiği günden beri, çiftçimizin her zaman yanında olmuş ve bu kanun
tasarısında olduğu gibi, çiftçiyi dünya standartlarına çıkarmaya çalışmıştır.
Çiftçi, bundan sonra, ürününü, istediği depoya koyabilecek ve bunun
karşılığında ürün senedini alarak istediği zaman borsada değerlendirebilecek
veya bekletecek; isterse, hükümetimizin yeni üzerinde çalıştığı ve yakın
zamanda devreye girecek olan vadeli işlem borsalarında vadeli satış şeklinde
ürününü satabilecek; yine, isterse, bu ürün senediyle bankadan kredi
kullanabilecek; sanayide, daha önce tüccarın sınıflandırmamasından dolayı
standartlara uymayan hammaddeyi kullanmayıp, lisanslı depocuların, ürün
eksperlerinin sınıflandırdığı ve bunun sonucunda, bozuk olmayan, standart,
katmadeğerli mal üretmesini sağlayan hammaddeyi kullanarak, dış piyasalardaki
rekabet gücünü de artıracaktır. Böylece, hem çiftçi hem de sanayici korunmuş
olacaktır.
Biz, yaptığımız işi çok
iyi biliyoruz ve popülist politika uygulamıyoruz. Dün, muhalefet partisinden
bir arkadaşımız, 900 000 ton pamuk ürettiğimizi söyleyen AK Partili bir
arkadaşımızı "yanlış bilgi veriyor" diye eleştirdi; doğrusu, 2 200
000 ton üretiyormuşuz! Bu konuya tam hâkim olmayan arkadaşımız, 2 200 000 ton
kütlü pamuktan 900 000 ton işlenmiş lif pamuk çıkacağını herhalde tam
kestiremedi.
Ayrıca, pamuk üretiminin
geriye gittiğini söyleyerek, bunun, yanlış hükümet politikasının sonucu
olduğunu ifade ederek, hükümetimizi de suçladı. Halbuki, dünya pamuk üretiminde
yüzde 4,5 payla yedinci sırada bulunan ülkemiz, tüketimde ise, 6,5'lik bir
payla beşinci sıradadır.
Ayrıca, ülkemiz yaklaşık
6 000 000 kişiye istihdam sağlayan, üretim sürecinde oluşturduğu katmadeğer ve
uluslararası ticaretteki ağırlığı nedeniyle, ekonomik kalkınma sürecinde önemli
rol oynayan tekstil sektörümüzün hammaddesi olan pamuk üretimimiz nedeniyle,
birim alanda en yüksek verim alan ülkelerden biridir.
Burada tenkit edilen
pamuk fiyatları da, yine hükümetimize mal edilemez; çünkü, globalleşen dünyada,
pamuk piyasa fiyatlarına müdahale etmemiz söz konusu olamaz. Dünya piyasaları
geçen yıl çok yüksek olduğu için, pamuk fiyatları 800 000'den başlayarak 1 000
000'a kadar yükseldi. Pamukta dünya
üretiminde söz sahibi olan Çin'in, Özbekistan'ın, Türkî cumhuriyetlerin ve
Yunanistan'ın bu yıl bol miktarda pamuk üretmesiyle birlikte -dünya
piyasalarındaki üretim artışından dolayı- dünya piyasalarında pamuk fiyatları
gerilemeye başladı.
Bizim, dünya piyasalarına
müdahale etmemiz mümkün değil; çünkü, biz, aynı zamanda Dünya Ticaret Örgütü
üyesiyiz. Pamuk ithalatını kesmek
durumunda kalırsak, ihracatçılarımız olumsuz etkileneceğinden bu fiyatları engellememiz
de mümkün değildi.
Çiftçimizi korumak için
pamuk prim desteklememizi artırmamız gerektiğini biliyoruz. Ülkemizin stratejik
bir sanayi ürünü olan pamuk üretimi için yatırım yapan ve sıcak iklimde uzun
bir süre zorluklarla çalışan çiftçilerimiz şunu iyi bilmelidirler ki,
hükümetimiz, bu konuda yapılabilecek en yüksek desteklemeyi verebilmek için
çalışmaktadır. Yakın bir zamanda açıklanacak olan prim desteklemesi onları
memnun edecektir. Bu, istedikleri bir rakam olacaktır; bundan şüphe etmesinler;
beklesinler.
Ayrıca, yıllardır
ithalatla karşılanan mısır ihtiyacımızı kendi üretimimizle karşılayabilmek
için, mısır destekleme uygulamasını başlatan hükümetimiz, sertifikalı tohumu da
teşvik ederek, çiftçimizi modern tarıma yöneltmektedir.
Ayrıca, 2004 yılında ülke
genelinde 32 ilde toplam 14 000 000 dekar alanda süne mücadelesi
gerçekleştirildi. Süne mücadelesinin yoğun olarak uçakla yapıldığı yıllarda, 20
000 000 ton olan buğday üretimimizin yaklaşık yüzde 40'ı, yüzde 50'si yemliğe
giderken, Türkiye genelinde -yüzde 65'inde- yer aletleriyle mücadeleye
geçilmesiyle 2004 yılında yemliğe giden buğday oranı yaklaşık yüzde 10
civarında kaldı. Süne mücadelesinin başarıyla sonuçlanması neticesinde buğdayda
kalite ve verim yükseldi. Buğday üretimimiz, bu şekilde, 3 000 000 veya 5 000
000 ton artış göstermiş olup, 2003 yılında birim alandan alınan verim 300
kilogram iken, bu yıl 475 kilograma yükselmiştir. Verim artışından dolayı
çiftçimizin cebine bu yılki fiyatlarla daha fazla para girmiştir. Halbuki, yurt
dışından ithal edilen buğdayın fiyatı 200 000 lira iken, ürettiğimiz buğday
piyasalarda 300 000 liranın üzerinde satılmıştır. Hazinemiz, çiftçimiz mağdur
olmasın diye ithalatı yavaşlatarak, durdurarak bu farkı da karşılamıştır.
Ayrıca, enflasyonun yüzde 12 olarak gerçekleştiğini düşünürsek, çiftçimiz geçen
yıl yüksek fiyatlarla sattığı ürünü bu yıl bol verim alarak bu oluşan açığı
kapatmıştır; hatta, daha fazla kazanmıştır.
Verim bütün tarım
ürünlerinde mevcuttur. Tarım ürünlerinin çok bol ve ucuz olduğunu herkes biliyor
zaten. Tarımla uğraşan büyüklerimizin bir sözü vardır: "Ürünün fiyatından
çok, verimi önemlidir; çünkü, siz, üreticisiniz". Ürünün verimini ne kadar
artırırsanız o kadar başarılı olmuş sayılırsınız; yoksa, ürünün piyasalardaki
yokluğundan dolayı fiyatını artırmak marifet değildir.
Ben, şunu memnuniyetle
belirteyim: Hükümetimiz zamanında bir bolluk ve bereket vardır. İnsanlarımız
gıda maddelerini ucuz bir şekilde temin etmekte ve faydalanmaktadır.
Nüfusumuzun dargelirli insanlarına sorarsanız, onların da memnuniyetini
anlarsınız; fakat, çiftçilerimizin de, mazot ve gübre fiyatlarının dış
piyasalardaki artışından dolayı zorlandığını biliyor ve bunları aşmak için
gerekli desteklemeleri yapmaya çalışıyoruz.
Doğrudan gelir
desteklemesi ve ürün prim desteklemesiyle çiftçimizin yanında olduğumuzu
belirtmek isterim. Doğrudan gelir desteği kapsamında, çiftçilere, 2003 yılı
için 2,3 katrilyon lira ödeme yapılırken, 2004 yılı için 2,8 katrilyon lira
bütçeden ayrılmıştır. Ülkemizde arz açığı bulunan ve stratejik önemi haiz kütlü
pamuk, yağlı ayçiçeği, soya fasulyesi, kanola ve zeytinyağı desteklemeleri için
de, 2003 yılında, toplam 282,5 trilyon lira kaynak ayrılmıştır.
Tarım alanında yapılan
işlerin kısa sürede meyve vermemesi çok doğaldır; fakat, hükümetimiz, Organik
Tarım Kanunu ile tohumculuk, lisanslı depoculuk ve tarım sigortasıyla ilgili
çok önemli kanunları devreye sokarak, ileride, çiftçimizi dünya standartlarına
getirmeyi ve dünya ülkeleriyle rekabet edebilme şansını yakalayabilmeyi
hedeflemektedir. Bu kanunun da -Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu
Tasarısının- tarım kesimi için hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor, Yüce Meclisi
saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Çok teşekkür
ederim Sayın Yetkin, sağ olun.
Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu ve şahsı adına, Kırklareli Milletvekili Sayın Yavuz Altınorak; buyurun
efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz, birleştirilmiş
şekliyle 15 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA YAVUZ
ALTINORAK (Kırklareli) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; sözlerime
başlarken Grubum ve şahsım adına hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Bir
haftadan bu yana görüşmekte olduğumuz Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu
Tasarısının ilgili maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum.
Değerli arkadaşlarım,
hepimiz de çok iyi bilmekteyiz ki, bu kanun tasarısı hazırlanırken, kesinlikle
inanıyorum, çok güzel, iyi düşüncelerle hazırlanmıştır, aksini düşünmek mümkün
değildir; ancak, bundan önceki süreçlerde yaşanmış olan birtakım olayları da
sizlerle paylaşmak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım,
cumhuriyet tarihimizden bugüne, Türk tarımına en iyi şekilde hizmet veren
birliklerimiz, en sağlıklı, sıhhî depoculuk görevini bugüne kadar
getirmişlerdir, yürütmüşlerdir. Benim endişem şudur ki, bundan sonraki süreçte
de, bu birliklerimiz hangi biçimde değerlendirilecektir.
Bu birlikler, gerçekten,
bugüne kadar çok önemli işler yaptı. Ülkemizde 16 birliğimiz var ve bu
birlikler kurulurken, her biri, Türk tarımına katkı veren, ülkede yaşayan tüm
insanlarımızın doymasına katkı veren çiftçilerimizin alınteriyle kurulmuş,
kendi özsermayeleriyle mücadelelerini vermiş kuruluşlardır; ama, üzülerek
görüyorum ki, bu birlik ve ona benzer kuruluşlar, bundan önceki süreçte,
özelleştirme politikalarıyla beraber, yapmakta oldukları görevlerin birçoğunu
yapamaz hale geldiler. Lisanslı depoculuk sistemi ve yöntemi içerisinde bu
birliklerin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.
Bu itibarla, öncelikle
şunu söylemek istiyorum ki, Toprak Mahsulleri Ofisi, bundan önceki süreçte
yapmış olduğu görevleri yapamaz hale getirildi. En sağlıklı, sıhhatli, sıhhî
depolama sistemini ülkemizde götüren Toprak Mahsulleri Ofisi, ajanslarıyla,
depolarıyla kapatılmış olan yerlerde satışa arz edildi, satılamayanlar da, bir
diğer taraftan, kiralama yöntemiyle piyasaya sokulmak isteniyor.
Değerli arkadaşlarım,
bakınız, bundan önceki süreçte Et ve Balık Kurumu satıldı, SEK satıldı, yem
fabrikaları satıldı; bunlar satılırken, genel anlamda, süreç içerisinde aslî
görevlerini yerine getirecekleri ifade edildi. Bunlar kanunlaşırken, daha
sonraki içerikte, yani yönetmeliklerde, daha açıklayıcı, daha anlaşılır
kılınması anlamında buraların aslî görevlerini yerine getirecekleri ifade
edildi; ama, ne yazık ki, bugün bu müesseselerin hiçbirisinin o görevleri
yerine getirmediğini görüyor ve yaşıyoruz. Buraları satın alanlar, bu ülkede
arsa spekülatörü oldular. İşte, bundandır ki, bizler endişe duyuyoruz.
Bu kanun tasarısı gündeme
getirilirken, şüphesiz, iyi niyetin olduğunu içtenlikle ifade ettim; ama, bu
yasayla beraber gerçekten oluşması gereken, yani, Türk tarımında üretim yapan
insanların üretmiş oldukları ürünleri çok daha sağlıklı bir biçimde geleceğe
taşımak, uzun vadede malını koruyabilmek adına yapılması gerektiğine gönülden
inanıyorum. Ancak, Türk çiftçisinin depolara koyacak malı kaldı mı değerli
arkadaşlarım; bir de bunu değerlendirelim! Hepimizce malum, Türk çiftçisi, yıl
içerisinde, mahsulü üretip, pazara sunacağı dönem içerisinde birçok yerden
tarım girdilerini borçlanarak alıyor; harman dönemi geldiğinde de, bir an önce
malını paraya çevirip, borcunu ödeyip faiz yükünden kurtulma çabası içerisinde.
Dolayısıyla, harman dönemi sonrası, vatandaşımızın, çiftçilerimizin birçoğunun
depolara atacak malı kalmamaktadır.
Değerli arkadaşlarım,
Türk çiftçisi, gerçekten, çok çalışkan, becerikli ve meziyetli olup, meşakkatli
bir işi yapmaktadır. İstiyoruz ki, Türk çiftçisi, hak ettiği biçimde ekonomik
anlamda güçlensin, ülkesine yararlı evlatlar yetiştirebilsin; ülkesini seven,
milletini seven, devletini seven, ülkeye yararlı evlatlar yetiştirebilsin; ama,
görüyoruz ki, gerçekten, çiftçilerimiz bitmiş ve tükenmiş durumda.
Bunlarla ilgili olarak,
izin verirseniz, çok kısa başlıklar halinde birtakım gerçekleri sizlerle
paylaşmak istiyorum. Sayın Tarım Bakanımız burada, Sanayi ve Ticaret
Bakanımızın da burada olmasını isterdim. Gerçi, Sayın Müsteşarımız burada,
sanıyorum, Sayın Bakanımızı o konuda bilgilendirecektir.
Değerli arkadaşlarım,
özellikle, pancar üreticileri bu yıl çok zor durumda. Geçen yıl 11 600 000 ton
ekim kotası vardı, üzülerek öğrendim ki, bugünlerde kotalar belirlendi ve 8 500
000 tona indirildiği söyleniyor. Eğer, bu doğruysa, gerçekten, çok zor, çok
kötü. Neden kötü; değerli arkadaşlarım, Şeker Kurulunun yapmış olduğu
çalışmalarda, bir önceki yılda, yani, 2003 ve 2004 yılları içerisinde üretilmiş
olan pancarın 2004 ve 2005 yılları içerisinde de üretilmesini öngördüğünü
biliyorum; ama, maalesef, Bakanlık, bunu uygun görmemiş ve bir yazıyla, 8 500
000 tona indirildiği, Türk Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğüne bildirilmiş.
Şeker, gerçekten, tüm
dünyada stratejik ürün olarak belirlenmiştir. Şeker, ülkemiz için de gerçekten
çok önemlidir. Ülkemizde 32 şeker fabrikası var. Bu şeker fabrikalarının
birçoğu geçen yıl 250 000 ton kota kullanırken, kotanın 3 100 000 ton
indirilmesi neticesinde, muhtemelen, her şeker fabrikası 100 000'er ton daha
aşağı rakamlarda pancar işlemek durumunda kalacaktır.
İkinci sorum da Sayın
Tarım Bakanımıza.
Sayın Bakanım, bundan
önceki süreçte pancar üreticilerinin kota kısıtlamasıyla ektirememiş oldukları
alanlara yapılmış olan destekler, alternatif ürün gündeme getirilerek, bundan
sonraki süreçte de devam edecek mi? Bunun cevaplandırılmasını talep ediyorum.
Bir kez daha söylüyorum Sayın Bakanım. Bundan önceki dönemlerde olduğu gibi,
pancar kotası bulunan, fakat, kota eksilmesi neticesinde ekim yapamayacak olan
çiftçilerimiz, alternatif ürün desteği alarak, tekrar desteklenecek mi? Bu çok
önemli; çünkü, rakam büyük, 3 100 000 ton kadar bir kısıtlamaya gidiyoruz bu
yıl. Tarım ve Köyişleri Bakanı olarak, sizin, bu konuda kesinlikle tavır
koymanız gerektiğine inanıyorum. Bu konuda da birtakım çalışmalar yaparak,
inanıyorum ki, Türk çiftçisine katkı vereceksinizdir. Bunun cevabını olumlu
olarak sizlerden duymak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım,
gerçekten, bugün, yeterli ürün üretiyoruz. Örneğin -benden önceki hatip
arkadaşlarım da ifade ettiler- 20 000 000-22 000 000 ton civarında buğday
üretiyoruz; ancak, yapılan depolamalarda, buğdaylar, kalitesiyle, standardıyla
ayrılmadan, aynı depolarda, toplanarak, sağlıklı ve kaliteli olarak piyasaya
verilemiyor. Bununla beraber, her yıl, sağlıklı unu halkımızın önüne koyabilmek
adına, 1 500 000-2 000 000 ton buğday ithal etmek durumunda kalıyoruz paçal
yapabilmek adına. Dolayısıyla, tasarı kanunlaştıktan sonra yapılacak olan
yönetmeliklerde bunların da dikkate alınması gerektiğine inanıyorum. Gerçekten,
bunları çok önemsiyorum.
Değerli arkadaşlarım,
sanayicilerimizin -kaliteli ürün alamadıkları için, standartlara uygun malı
bulamadıkları için- küçük bölgesel borsalardan tedarik edemedikleri malları
ithal etmek durumunda olduğunu ifade etmeye çalıştım. Biz, Avrupa'nın en büyük
tarım ülkesiyiz -hem çeşitlilik hem iklim hem de potansiyel olarak- bunun yanı
sıra, 2 milyar dolarlık tarım ürünü ithal eden bir ülke konumundayız. Neden;
yetersiz, günübirlik politikalarla, bir türlü çözemediğimiz toprak
parçalanmalarıyla, verimli ve tabiî ki, standart ve kaliteli mal üretmede katkı
veremiyoruz, bunlarla ilgili yasaları bir an önce gündeme getiremiyoruz. Tarım
politikalarımızı neden güncelleştirmiyoruz?!
Tarımın da, sanayi gibi,
üretimden son tüketimine kadar tüm aşamaları bir bütün olarak ele alınması
gerekirken, eğer bu aşamalardan biri, birkaçı eksik olur ya da ihmal edilirse,
tarımımız istediğimiz düzeye gelemeyecektir, istediğimiz düzeyde olamayacaktır.
Bugün görüştüğümüz Tarım
Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Tasarısıyla tarım sektörünün önemli bir
sorununu çözmeye çalışıyoruz. Tek başına bakıldığında, tabiî ki, önemli bir
yarar sağlayacaktır; ancak, depoya girecek malın kalitesi, standardı, maliyeti,
sigortası ve buna benzer sorunlar çözülmeden, üreticiye etkili bir sonuç
sağlayacağına inanmıyorum; onu, açık ve net olarak ifade etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım,
tarım ürünlerinde, üretim zamanlarında, aynı anda fazla arzdan dolayı
fiyatlarda düşüş yaşanmaktadır. Eğer bu arzı
-depolarımızı çok sağlıklı bir biçimde yönlendirebilirsek- yavaş yavaş
zamana yayarsak, inanıyorum ki, fiyat istikrarı da sağlanmış olacaktır; ama,
denetim mekanizmalarının, mutlaka, sonuç verici bir biçimde uygulanması
gerekir.
Değerli arkadaşlarım,
dayanıklı tarım ürünlerinin -bakliyat, pamuk, tütün, fındık, yağlı tohumlar-
hasat zamanlarında ne fiyat ederse o fiyata satılmasının önüne geçilmesinin
yolu, o ürünün depolanma olanağının yeterli düzeyde olmasından geçer. Eğer biz,
bu depolanmaları, az önceki ifadelerimde de gündeme getirdiğim gibi, sağlıklı
biçimde yaptıramazsak, sağlıklı bir biçimde ortaya koyamazsak, inanıyorum ki,
bundan sonraki dönem, çiftçilerimiz için çok zor geçecek.
Tarım ürünlerinin
standardı, üretimin sağlanması, alıcı ve satıcının bir araya getirilmesiyle
kayıtlı ekonomiye geçilmesinin temel yolu, o ürünlerin borsada işlem
görmesinden geçtiğine hepimiz inanıyoruz. Ancak, depolalara girecek olan
malların -burada namuslu ve dürüst tüccarımızı, sanayicimizi tenzih ediyorum-
mutlaka bir standart içerisinde
denetlenmesinin yapılması lazım; çünkü, gerçekten en kolay dolandırılan,
en kolay ürünü elinden alınan çiftçilerimizdir, et üreticilerimizdir, süt
üreticilerimizdir. Bunlar, depolara, mallarını emanete verirler; ama, dönem
içerisinde bir bakarsınız ki, ilgili limitet şirket, ilgili anonim şirket
batmıştır ve çiftçilerimiz...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Altınorak,
size, 1 dakika eksüre veriyorum; lütfen, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
YAVUZ ALTINORAK (Devamla)
- Tamamlıyorum.
Dolayısıyla,
çiftçilerimiz alınterinin karşılığını alamaz duruma gelmişlerdir ve bunlar, bu
ülkede en çok yaşanan olaylardır.
Bu açıdan,
yönetmeliklerin içerisinde denetim mekanizmasının, çok sağlıklı bir biçimde,
anlaşılabilir, tüm yurttaşlarımızın anlayabileceği bir üslup içerisinde
olmasını diliyorum.
Bu duygular içerisinde,
hepinize sevgiler ve saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN -Teşekkür ederim
Sayın Altınorak.
Madde üzerinde, şahsı
adına, Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan; buyurun.
Süreniz 5 dakikadır.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Aynı kanun tasarısı
üzerinde daha önce de söz almış ve bu kanun tasarısının, kanunlaştığı takdirde,
birçok bakımdan ülkemize ciddî manada katkılar yapacağına olan inancımı ifade
etmiştim. Ancak, bu kanun tasarısı görüşülürken, zarfa mı yoksa mazrufa mı
bakmamız lazım geldiği konusundaki bazı düşüncelerimi de ifade etmek istiyorum.
Biz, maalesef, Türk
tarımı, tarihinin en kötü dönemini yaşadığı bir dönemde böyle bir kanun
tasarısını Mecliste hep beraber görüşüyoruz. Bunu niye söylüyorum; çünkü, 2003
yılında, Türk tarımı, maalesef, yüzde 2,5 oranında küçülmüştür ve yine, Türk
tarımında, ilk defa olarak, hem 2003 yılı hem de 2004 yılı, ithalatın
ihracattan fazla olduğu yıllar olmuştur.
Bizler biliyoruz ki,
Türkiye'deki tarımın dünyada kendi kendine yeten yedi ülkeden biri olma
özelliğini her zaman gururla, iftiharla söylediğimiz yıllar geride kaldı.
Bakınız, bundan birkaç
gün önce, üç bakanımız, katılım öncesi ekonomik programını birlikte
açıkladılar. O programa göre -resmî bir rakamdır- 2005 yılında -bunun altını
üzülerek çizmek istiyorum- tarımın 1,7 oranında küçüleceği üç bakanımızın
yapmış olduğu toplantıda açıklandı. 2003'te küçülüyorsunuz, 2004'te
küçülüyorsunuz, 2005'te yine küçüleceksiniz ve sonra da, siz, geleceksiniz,
tarımın Türkiye'de çok iyi olduğundan, çok iyi yerlere geldiğinden -biraz önce
AK Parti Grubu adına konuşan sayın milletvekili de ifade etti- verimin çok
fazla olduğundan; ancak -bir üründen bahsediliyor- dünyada fiyatların düşmüş
olması nedeniyle Türkiye'de de fiyatların düştüğünden bahsedeceksiniz. Ancak, o
ülkelerde tarım girdilerinin maliyetinin ne olduğunu, devletin desteklemesinin
ne olduğunu söylemeden onu söylerseniz, söylediğiniz sözler havada kalır.
Bakınız, Amerika Birleşik
Devletlerinde, tarımdan gelir elde eden çiftçilerin gelirlerinin yüzde 35'i
devlet desteğinden gelmektedir. Bu beyanı AK Partinin seçim beyannamesinden
aldım, bu rakamı oradan veriyorum. O bakımdan, Türkiye'de de, sizler, tarımdaki
girdilerin fiyatlarını düşürün, desteklemeleri Avrupa Birliğindeki seviyeye
çıkarın -Avrupa Birliğinde desteklemeler hektar başına yaklaşık 440 dolar,
Türkiye'de 80 dolar civarında- o rakamları sağlayın, ondan sonra, dünyadaki
tarım ürünleri fiyatları düşüyor, Türkiye'de bu olabilir deyin; ama, çiftçinin
cebine bir şeyler girsin.
Bakınız, bundan üç gün
önce, Türkiyemizde tarımın en yoğun yapıldığı illerden birinde, çiftçilerimiz,
ziraat odası temsilcileri, Hürriyet Gazetesinde yarım sayfalık bir ilan
verdiler. Bakınız, bu, Türkiye'de ilk defa olan bir hadisedir.
MEHMET EMİN MURAT BİLGİÇ
(Isparta) - İlk defa olmuyor...
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Geçmişte büyük sermaye çevreleri böyle bir ilan vererek -1979'da- bu konuyla
ilgili bir girişimde bulunmuşlar; ama, Türkiye'de, tarımla ilgili, ilk defa bir
çiftçi birliği, çiftçiler, bir büyük gazeteye yarım sayfalık ilan veriyor. Bu
yarım sayfalık ilanda, bakınız, feryatlar yükseliyor. Tarım girdilerinin
hiçbiri desteklenmiyor deniliyor; Türkiye'de tarım girdilerinin fiyatlarının,
gelişmiş ülkeler dahil, tüm dünya fiyatlarının üzerinde olduğu söyleniyor; ürün
fiyatına destek diğer ülkeler karşısında fevkalade yetersizdir deniliyor. Yani,
bunu söyleyenler, eğer bunu gazete yoluyla Türkiye'nin gündemine taşımaya
başlamışlarsa, durum vahim demektir. Bunun mutlaka ele alınması gerekmektedir.
Eğer, Konya- Ilgın'da çiftçi mitingi yapılıyorsa, Tekirdağ-Malkara'da çiftçi
mitingi yapılıyorsa, İzmir-Torbalı'da çiftçi mitingi yapılıyorsa, Aydın'da daha
üç gün önce 20 000 kişinin katıldığı bir çiftçi mitingi yapılıyorsa ve gazete
ilanlarıyla, bu konu, artık, Türkiye'nin gündemine feryatlar halinde
taşınıyorsa, tarımda ciddî manada sıkıntılar vardır, feryatlar yükselmektedir,
bunun tedbirini hep beraber almamız gerekmektedir. Eğer bu tedbirler
alınmayacak olursa, biraz önce söylemiş olduğum gibi, önümüzdeki yılda 1,7
küçülecekse -bu şimdiki tahmindir, ben bunun daha yüksek olacağına inanıyorum-
2006-2007 yıllarında, Türk tarımını, Türk çiftçisini çok daha zor günler
beklemektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kandoğan,
1 dakikalık eksüre veriyorum; lütfen konuşmanızı tamamlar mısınız.
Buyurun.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Değerli milletvekilleri, bu konuyla ilgili olarak "sizin döneminizde,
bizim dönemimizde" meselesine girmeden, bu meseleyi ciddî bir şekilde ele
alıp, Türkiye'deki nüfusun yaklaşık yüzde 35-40'ını oluşturan tarım kesimine
hep beraber sahip çıkmamızın zamanı gelmiş, hatta geçmektedir.
Bu duygu ve düşüncelerle,
Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Kandoğan.
Sayın milletvekilleri,
madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
HALUK KOÇ (Samsun) -
Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, 10 uncu maddeyi oylayacağım ve karar yetersayısı arayacağım.
Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Karar yetersayısı yoktur.
Birleşime 10 dakika ara
veriyorum.
Kapanma
Saati: 17.04
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati:17.20
BAŞKAN: Başkanvekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Türkân MİÇOOĞULLARI
(İzmir)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 34 üncü Birleşiminin Üçüncü
Oturumunu açıyorum.
701 sıra sayılı tasarının
müzakerelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
IV. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
6. - Tarım
Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri ile
Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları
Raporları (1/821) (S. Sayısı: 701) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
10 uncu maddenin
oylamasında karar yetersayısı bulunamamıştı.
Şimdi, elektronik oylama
cihazıyla oylama yapacağız.
Oylama için 3 dakika süre
veriyorum.
Oylama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN- Sayın milletvekilleri,
madde kabul edilmiştir; karar yetersayısı vardır.
11 inci maddeyi
okutuyorum:
Lisans belgesinin zayi
olması
MADDE 11.- Lisans belgesi
zayi olan lisanslı depo işleticisi gerekçeleriyle birlikte Bakanlığa başvurur.
Bu durumda Bakanlık, lisanslı depo işleticisine verilmek üzere yeni bir lisans
belgesi tanzim eder.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına Denizli Milletvekili Mustafa
Gazalcı; buyurun efendim (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 15 dakika.
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA
GAZALCI (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşmekte
olduğumuz Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Yasası Tasarısının 11 inci maddesi
üzerinde CHP Grubu adına ve kişisel olarak söz aldım; tümünüzü saygıyla
selamlıyorum.
11 inci madde, lisans
belgesini yitiren kişilere, Bakanlığın yeniden belge vermesini düzenliyor.
Değerli arkadaşlar, tarım
ürünleri lisanslı depoculuk uygulaması ileri ülkelerde var; ama, Türkiye'de ilk
kez uygulanacak. Bu yasa nasıl yapılırsa, uygulama nasıl olursa, lisanslı
depoculuk da öyle başlayacak. O yüzden de, bu yasanın yapılmasına çok özen
gösterilmeli ve yasada bir eksiklik, bir yanlışlık yapılmamalıdır.
Tarımımızı, çağdaş ileri
ülkelerin düzeyine yükseltmek ve onun yasal olarak altyapısını hazırlamak güzel
bir şey. Aklı başında hiçbir kişi ve kuruluş bunun karşısına çıkmaz, Cumhuriyet
Halk Partisi olarak biz de çıkmıyoruz; yeter ki, ulusal çıkarlarımıza uygun,
ülkemiz üreticisine uygun olsun.
Zaten, bu yasal
düzenlemenin gerekçesinde de, şöyle söyleniyor: Üreticiyi, fırsatçıdan,
fesatçıdan kurtarmak, istediği zaman, uygun fiyat bulduğu zaman ürününü
satmasını sağlamak; onun için de lisanslı depoculuk öngörülüyor, kredi
kolaylığı sağlanacağı söyleniyor. Uygulama böyle mi olacak; biraz kuşkuluyuz.
Arkadaşlarımın ve benim anlattığımız kaygılar bu yüzden. Örneğin, bu lisanslı
depoyu kim kuracak; önemli olan bu. Şimdi, bu tasarıya göre, anonim şirket
sahipleri kuracak, 1 trilyonluk ödeme gücü olacak.
Değerli arkadaşlar, yeni
bir sektör doğdurulurken, bunun üreticilerle ilgili olmasını, tarım
birlikleriyle ilgili olmasını isteriz. Biz, dün bir önerge verdik ve dedik ki,
tamam, anonim şirket, özel kesim kursun; ama, hazır deposu olan tarım
birlikleri var, üye sayısı fazla olan satış kooperatifleri de, üretim
kooperatifleri de lisanslı depoyu kurabilsin. Ne yazık ki, o kabul edilmedi.
Onunla ilgili, Sanayi Bakanı Sayın Ali Coşkun -bugün burada yok, keşke olsaydı-
9 Aralık Perşembe günü bir konuşma yaptı; dün de o konuşmanın da işine gelen
yerlerini burada okudu. Kendisinin burada olmasını isterdim. Ben de tutanakları
aldım. Bakın, Bakanın 9 Aralık günü 30 uncu Birleşimdeki konuşmalarından aynen
okuyorum: "Müstahsili memnun etmek ve reyini almak için tütünü
alacaksınız, depolarda kurtlandıracaksınız, yakacaksınız; sonra, çayı alıp
denize dökeceksiniz, fındığı alıp yağlığa yollayacaksınız; bu, ekonomik yönetim
olacak. Biz, bugün, geçmiş iktidarların, yapılmayan, zamanında yapılmayan...
Hatalarının faturasını ödüyoruz" diyor. "...biz, Cumhuriyet Halk Partisinin
iktidar olduğu dönemin hatalarını da ödemiyor muyuz şimdi" diyor ve
arkasından devam ediyor -hiç bunları okumadı- "IMF programı, devletin
programı haline gelmiştir." AKP'li arkadaşların özellikle dikkatini
çekiyorum; zaman zaman "biz AKP programını söylüyoruz" diyorlar da...
Sayın Bakan diyor ki: "IMF programı devletin programı haline gelmiştir ve
devlette devamlılık vardır." Biz bunu bilmiyoruz. Aslında yanlıştır. IMF
programı devletin programı olur mu?! Belki AKP'nin programı olabilir; ama, hele
geleceğimize ilişkin, emekten yana bir iktidarda IMF'nin programı devletin
programı olur mu?!
Devam ediyor:
"Tekrar söylüyorum; devlet kurmayacak, özel sektör kuracak. İsteseniz de
istemeseniz de özel sektör kuracak... Artık, devlet, bu işlerde, sadece yönlendirici,
müstahsili koruyucu yönde tedbirler alacak; kendisi malları alıp çürütüp, ondan
sonra da denize dökmeyecek, ateşe vermeyecek."
Konuşmasına başlarken de
"kamusal alan, kamusal alan, kamusal alan" diye de üç kez söylüyor.
Tutanağı isteyen arkadaşlara veririm. Keşke Bakanımız olsaydı.
Değerli arkadaşlar,
devletin bir bakanı, üstelik tarım ürünlerinin konuşulduğu, konunun lisanslı
depoculuk olduğu bir sırada dalga geçerek "kamusal alan, kamusal alan...
Hay sizin kamusal alanınız!.. Siz tütünü yaktınız, işte, depolarda
kuruttunuz..." Bu bir üslup değildir diye söyledik.
Her şeyden önce, şu tarım
ürünlerinin sorumluluğunu çokbaşlılıktan da kurtarmak gerekir. Bugün, sağ
olsun, Tarım ve Köyişleri Bakanı orada oturuyor; ama, örneğin -demin AKP sözcüsü
burada pamukla ilgili konuşmalar yaptı- pamukla ilgili politikalar için, bakın,
Sanayi ve Ticaret Bakanı söz sahibi, Tarım ve Köyişleri Bakanı söz sahibi,
Hazine Müsteşarlığı söz sahibi, Dış Ticaret Müsteşarlığı söz sahibi. Bu
çokbaşlılık içerisinde, gerçekten, ulusal üreticinin yararına bir politika
izlenemiyor ve bunun tek elde toplanması gerekir. Bizce doğru olanı, Tarım
Bakanlığının bu işe sahip çıkmasıdır; ama, ne yazık ki, bu yasa da, Tarım
Bakanlığının değil Sanayi Bakanlığının yetkisi içinde olacaktır.
Değerli arkadaşlar,
az önce pamuktan söz eden AKP sözcüsü
arkadaşımız, pamuk üreticisi sanki hoşnutmuş gibi bir ifade kullandı. Bakın,
elimde, Tarişin bilgileri var, ziraat odasının bilgileri var. Egede 100 000 pamuk
üreticisi var; 55 000'i Tarişin üyesi. Belki, bir 100 000 de öbür bölgelerde
var; 200 000 pamuk üreticisi; aileleriyle beraber yarım milyonun üzerindeki
insan... Şimdi, bakıyoruz, Türkiye'de, 7 200 000 -Tarişin rakamlarını okuyorum-
dekarda pamuk üretimi yapılıyor ve ulusal gelirimizde...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)
- Sayın Başkan, sürem bitmediği halde, mikrofon kapandı.
BAŞKAN - Sayın Gazalcı,
bir dakikanızı rica edeyim; teknik bir arıza oldu...
Sayın Gazalcı, süreniz
kaldığı yerden devam ediyor; buyurun.
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)
- Değerli arkadaşlar, pamuk, hem dokumanın hem de konfeksiyonun hammaddesidir.
Ülkemizin hem toplumsal yaşamında hem de ekonomik yaşamında çok önemli, temel
bir yer alır. Böyle bir alanda politikalar oluştururken, kamusal alanın, yani,
devletin, ulusal bir politika oluşturamaması, pamukçuyu ortada bırakmak
demektir. Onun için, ulusal bir pamuk konseyi, yıllardır kurulacak denilir;
yasa tasarısı bir türlü getirilemedi. Şimdi, Avrupa Birliğine uyum yasaları adı
altında... Peki, biçim olarak güzel; ama, bundan üretici ne kazanıyor, ne
yapıyor; o belli değil. Şimdi, pamukçunun durumuna bir bakalım.
Benim seçim bölgemde,
Sarayköy'de, Akköy'de pamuk üretilen yerler var, birçok yerde olduğu gibi; kan
ağlıyor... Arkadaşlar, üretici geçen yıl, 1 100 000 - 1 150 000 liraya satmış
pamuğunu, bu yıl 740 000 liraya satamıyor. Bakın, girdi fiyatlarında yüzde 100
artışlar olmuş. Efendim, dünya fiyatları dalgalandı... Siz, nesiniz peki;
hükümet değil misiniz; bu dalgalanma karşısında üreticinizi korumayacak
mısınız?! Şimdi, bunu, yalnız biz söylemiyoruz.
Bakın, Türkiye Ziraat
Odaları Birliği Başkanı Sayın Şemsi Bayraktar diyor ki: "Üretim maliyeti
kilogram başına 950 000 lira düzeyindeyken, üretici, pamuğu 450 000 liraya ancak
sattığını söylüyor. Mazot fiyatları yüzde 35, gübre fiyatları yüzde 60
ilerlemiştir; ama, pamuk, 450 000 liraya ancak satılıyor."
Değerli arkadaşlar,
Yunanistan'da pamuğa kilogram başına 63 sent, ABD 35 sent destek verildiğini,
Türkiye'de ise, bunun, ancak, ödenen rakamla 6 sent olduğunu söylüyor Türkiye
Ziraat Odaları Birliği Başkanı.
Şimdi, benim yöremde,
herhangi bir tarım ürününü üreten hiçbir kişi hoşnut değil. Tütüncüyle
konuşuyoruz, tütüncü kan ağlıyor; üzümcü öyle, pamukçu öyle, elmacı öyle,
anasoncu öyle, nohutçu öyle. Bize şu ürün, gerçekten, bu yıl çok iyi para
kazandırıyor ve çok memnunum diyen bir tek kişi yok. Bakın, Pamukkale Sulama
Birliğinin 13 trilyon elektrik borcu var; sulamada!.. 1 dönümü, geçen yıl 65
000 000 liraya sularken, Birlik, borçlu olmasına karşın, insanlar sulamadığı
için, bu yıl 50 000 000 liraya suluyor. Dün, arkadaşım burada rakamlar verdi.
Değerli arkadaşlar,
Türkiye, pamukta, yani, beyaz altın dediğimiz üründe, bakın, şimdiden 700 000
000 dolarlık pamuk dışalımı yapıyor. 1980'lerde pamuğu dışarıya satarken,
dışsatım ülkesiyken, bugün, dışalımda birinci sıralara geliyoruz. Eğer, bu
gidiş böyle olursa, uzmanların söylediğine göre, 2012 yılında -çok uzak bir
zamanda değil- pamuk için 1 milyar doların üzerinde para ödeyeceğiz. Türkiye'de
iplik fabrikaları var, dokuma yapılıyor; pamuk için güzel, verimli
topraklarımız da var; ama, helva yapılmıyor! Hükümet, ben, şu yasaları
çıkarıyorum, bu yasaları çıkarıyorum deyip kurtulamaz. Belki bizim köylümüzü
televizyonlarda, renkli basında bir iki kez duyduğuna inandırabilirsiniz; ama,
o, yaşadığını unutmaz. Size en büyük dersi, o sesi çıkmayan sessiz çoğunluk,
köylümüz verecektir; pamuk üreticisi verecektir, tütün üreticisi verecektir,
üzüm üreticisi verecektir. Ben, öneriyorum; AKP'den ve CHP'den arkadaşlar
-hangi ürünü söylerseniz söyleyin; buğdayı söyleyin, pamuğu söyleyin, tütünü
söyleyin- birlikte geziler yapalım ve yalnız onları dinleyelim; bu rakamlara
inanmıyorsanız, gidelim bakalım. Değerli arkadaşlar, gerçekten pamukçu ağlamaktadır.
AKP sözcüsü arkadaşım, şunları yaptık, bunları yaptık diyor; peki, daha fiyat
açıklamadınız, fiyat!..
Bakın, Tariş, lisanslı
depoculuğunun en güzeli için bir şeyler yapıyor; Tepeköy-Yazıbaşı beldesinde,
2,5 trilyon liraya 365 000 metrekarelik bir yer almış. Tariş, 60 trilyon
bedelle, bu lisanslı depoculuğun örneğini verecek bir uygulamanın içerisinde;
ama, bu depoyla Ege pamuğunun ancak yüzde 25'ini alabiliyor. Peki, ötekiler ne
olacak?! Başka bölgelerdeki üreticiler ne olacak?! Arkadaşlarım söyledi,
depoları yapabilirsiniz, trilyon sahipleri o depoları açabilirler; ama, toprağı
işleyen yoksa neyi koyacaksınız oraya, neyi satacaksınız?! Bunların bütün
nedeni, içte ve dışta, ülkemizin ürününü en iyi fiyatla satmak değil mi?!
Şimdi "merak etmeyin,
topraklar satılsa bir şey olmaz" diyorsunuz. Birkaç dönüm toprak... Bu
ülkede, sağcılar, hep dediler ki, "bir karış toprağımız yok, bir çakıl
taşı vermeyiz." Geçenlerde, Tarım ve Köyişleri Bakanının yanıtını gazetede
okudum; 2 000 dönüm verimli toprak gitmiş. Tabiî, yerinde duruyor; ama, onun
sahibi kim, mülkiyeti kimde; artık yabancılarda. Yani, bir yandan topraklarımız
satılıyor, bir yandan da elde ettiğimiz ürünler para etmiyor.
Değerli arkadaşlar, biz,
bu yasaları, anlayış olarak, gerçekten gerekli buluyoruz; ama, Sayın Bakanım
belki sesini çıkaramıyor...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Gazalcı, 1
dakika eksüre veriyorum; lütfen, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)
- Bir kere, Sayın Bakanım, sizin Bakanlığınızın adı Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı; biz de, Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Tasarısını
görüşüyoruz. Şimdi, siz, burada, nöbet tutuyorsunuz; ama, yetki, Sanayi ve
Ticaret Bakanlığının elinde; yani, davul birisinde, vuran başkası. Gelin, önce,
bunu birleştirelim, dört kurum karar vermesin; önce, üreticiyi çok kocalılıktan
kurtaralım. Niye Tarım ve Köyişleri Bakanlığının değil, niye o ürünlere o sahip
çıkmıyor; çünkü, Sanayi ve Ticaret Bakanı işe başka bir pencereden bakıyor. Yani,
kardeşim, ben, 1 trilyonu verirse depoyu açma belgesini veririm, kooperatifmiş,
kamu alanıymış, şuymuş buymuş beni ilgilendirmez diyor. Hayır, bu, Tarım ve
Köyişleri Bakanının görevidir ve gerçekten, tarım ürünleri korunacaksa,
üretiminden satımına kadar -depoculuk da içinde- bütünüyle korunmalıdır. Bu
yasalara evet; ama, bu üreticinin ürünü de korunmalıdır, değerlendirilmelidir
diye düşünüyorum.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Gazalcı.
Hükümet adına, Tarım ve
Köyişleri Bakanı Sayın Sami Güçlü; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; lisanslı
depoculukla ilgili yasa tasarısı üzerine görüşmelerimiz devam ederken, tarım
sektörümüzün bütün yönleriyle ele alındığına şahit oluyoruz. Kanun tasarısını
hazırlayan ve Meclisimize sevk eden Bakanlığımız yanında Tarım Bakanlığı da,
doğrudan doğruya bu gelişen görüşme süreci içerisinde birçok yönüyle gündeme
geldi, ben de bu süreç içerisinde bir değerlendirme yapmak istiyorum.
Kıymetli arkadaşlarım,
ülkede durum değerlendirmesi yaparken, elbette, bir bütün olarak, genel olarak
bakışımız olmalı. Şimdi, Türkiye, gelişmekte olan bir ülke. Bu gelişmekte olan
ülke karakteri sorunların varlığına delalet eder. Zaten sorun olmasaydı, bu
ülke gelişmekte olan bir ülke olmayacaktı, bu ülke gelişmiş bir ülke olacaktı
ve aslında yine sorunlar olacaktı; ama, belki içinde bulunduğumuz dönemle
ilgili değil de gelecek dönemde nasıl bir şekil alacağız, yapı kuracağız,
sistem geliştireceğiz, bunları tartışacaktık; ama biz öyle yapmıyoruz; uzun bir
dönemden beri yapılması gerektiği halde yapılamayan işlerle ilgili
değerlendirmeler yapıyoruz ve lisanslı depoculuk konusu gündemimize gelmesine ve
çok gecikmiş bir yasa tasarısı olmasına rağmen, esas, bu önemli kurumun daha
iyi bir şekil alması konusunda, Meclisimizde bu hususlar tartışılırken buna
yönelik değerlendirmeler yerine, tarımla ilgili genel değerlendirmelere
geçiliyor. Elbette bunun da yapılması mümkündür, gerektiğinde doğrudur; ama,
esas kanun tasarısıyla ilgili konuların görüşülmediğini biliyoruz.
Bundan yaklaşık on gün
kadar önce -belki birkaç gün daha önce olabilir- Organik Tarım Yasası
görüşüldü. Bu da ülkemizdeki tarımsal gelişmeler bakımından önemli bir konuydu;
ama, Organik Tarım Yasasıyla ilgili konuda da, yine tarım sektörünün genel
değerlendirmesi yapıldı ve bu yapılırken, en son cümleler "bu Organik Tarım Yasasını
destekliyoruz" ifadeleriyle bitti; ama, tarımla ilgili çok farklı
alanlarda da konuşmalar yapıldı.
Kıymetli arkadaşlarım,
saygıdeğer milletvekilleri; şimdi, genel karakteri gelişmekte olan bir ülke
için, hangi sektörü ele alırsak alalım, sorunları saymamız, sıralamamız
kaçınılmazdır; tarım da böyle. Tarım sektörü, ayrıca bir başka özelliğiyle de
diğer sektörlerden farklı; çünkü, tarım sektörünün en temel özelliği şudur:
Ürünlerine talebin, fiyat değişmeleri karşısında artmamasıdır. Zaten, belki
birçok konuyu konuşmamızın sebebi de budur. Üretimde bir artış ümidi, diğer
başka bütün sektörlerde gelir artışı demektir; ama, tarımdaki üretim artışı,
çoğu kere gelir artışına sebep olmaz. Dolayısıyla, eğer tarımla ilgili konuları
konuşurken bunu gözardı edersek, bunu ortadaki bir gerçek olarak hiç dikkate
almazsak, sadece fiyat düşmelerinden ve bunun olumsuzluklarından bahsedersek,
bu, arkasında yatan temel sebebi, üretimdeki gelişmeleri, iyileşmeleri hiç
görmemek anlamına gelir; ama, tabiî, bu, tarım sektörüne müdahale edilmesinin
de bir başka temel sebebidir. Yani, tarım sektörü, bu özelliğinden dolayı da
müdahale edilmesi gereken bir sektör olarak karşımıza çıkar; ama, tarım
ürünlerinin fiyatlarında meydana gelen düşme karşısında tüketiminin artmaması
halinde, bir ülke için yapılacak iş, bunun ihracatını gerçekleştirmektir.
Şimdi, Türkiye gibi bir
ülkede; yani, hâlâ çeşitli tedbirlerle korunan bir tarım sektörüne sahipken,
genel olarak verimliliğimiz ve maliyetlerimiz yüksekken, biz ihracatla ilgili
gelişmeyi çok kolaylıkla sağlayamayız. Örnek bir olay ifade edeyim size: Şu
anda, buğdayın Türkiye limanlarına teslim fiyatı -ton olarak- 130 dolardır;
ama, biz 250 dolara yakın bir fiyatla Toprak Mahsulleri Ofisi olarak
çiftçimizden buğday alıyoruz. Ne kadar aldık; 2003 yılında aldığımız miktarın 4
katı buğday aldık. Niçin aldık; fiyat seviyesini daha fazla düşürmemek için.
Niye; buğdayda yüzde 11 oranında bir üretim artışı oldu. Biz, şu anda ihracat
kararı aldık, makarnalık buğdayımızı 162 dolardan satıyoruz arkadaşlar!.. 162
dolardan makarnalık buğday satıyoruz; ihalesi dün gerçekleşti. Biraz önce
söylediğim rakam seviyesinde biz o buğdayı kendi üreticimizden aldık...
Türkiye, tarım
ürünlerine, değerinin yüzde 26'sı oranında destek veriyor. Biraz önce
Cumhuriyet Halk Partisine mensup bir arkadaşım "Amerika Birleşik Devletlerinde
yüzde 35" dedi, Avrupa Birliğinde yüzde 32'dir. Türkiye, tarımsal ürün
değerlerinin yüzde 26'sı oranında tarımsal destek vermektedir. Bunun ifadesi,
bütçeden ayırdığımız kaynağın ötesinde, gümrükler ve başka tedbirlerle transfer
ettiğimiz gelirlerden oluşur; diğer, dolaylı indirimler ve içfiyat-dışfiyat
farkını muhafaza etmeye yönelik aldığımız tedbirlerden oluşur.
Şimdi, bunlar hiç dikkate
alınmadan, Türkiye'de olaylar konuşulduğunda, buğdayla ilgili gelişme çok
müspet olmasına rağmen ve bu yıl Türkiye'de buğday üreticisinin toplam geliri
artmışken, sadece buğday fiyatlarına bakarak, 2003 yılına nispetle, nispî
olarak bir düşmeden bahsederek olayı çok olumsuz bir şekilde tanımlamak doğru
değildir, gerçekçi değildir, objektif değildir; ama, buğday fiyatlarında bir
düşme söz konusudur. Elimde borsa fiyatları var, onları da okuyacağım.
Peki arkadaşlar, bu
ülkede hayatın bütün alanlarında müspet ve menfiler yan yana değil mi; evet.
Şimdi, size, dünyada
üretilen ürünler içerisinde Türkiye'nin ne durumda olduğunu derece itibariyle
gösteren bir örnek okuyorum:
1 inci sırada üretim
yaptığı ürünler: Kayısı, üzüm, fındık, kiraz, incir, ayva.
2 nci sırada üretim
yaptığı ürünler: Kavun, karpuz, fasulye, hıyar, mercimek.
3 üncü sırada üretim
yaptığı ürünler: Biber, patlıcan, domates, nohut, vişne.
4 üncü sırada üretim
yaptığı ürünler: Antepfıstığı, elma, ceviz, kestane.
5 inci sırada üretim
yaptığı ürünler: Şekerpancarı, zeytinyağı, ıspanak, zeytin.
6 ncı sırada üretim
yaptığı ürünler: Pamuk, tütün.
7 nci sırada üretim
yaptığı ürünler: Arpa, şeftali.
8 inci sırada üretim
yaptığı ürünler: Buğday, anason, marul, kabak, erik, badem.
9 uncu sırada üretim
yaptığı ürünler: Ayçiçeği, çavdar, armut.
10 uncu sıradaki ürün:
Limon.
Dünyada, üretim bakımından
ilk beş ve ilk on sırada çok sayıda ürünümüzün yer alması, üretim alanlarının
-bir yönüyle- çok zengin olduğunu söylediğimiz ülkemizin -ama, haritaya
baktığımızda, üretimin sahillerimizde yoğunlaştığını, yani Trakya ve Ege
Bölgesi ile kısmen Akdenizde yoğunlaştığını -sulamaya açtığımız güneydoğu
bölgemiz hariç- çok da elverişli olmadığını görüyoruz.; Yani, sulama imkânını
geliştirmediğimiz sürece, tahıl ağırlıklı bir üretimden başka çaresi olmadığını
bildiğimizi dikkate alarak söylüyorum; bu ülkede, hadise, tanımladığınız gibi
"bitti, öldü, yok oldu, tarihinin en kötü dönemini yaşıyor" ifadesine
uygun değildir.
Bir örnek: 5 Aralıkta
Diyarbakır'ın Bağıvar Köyüne gittim. Diyarbakır'ın Bağıvar Köyü, tamamen pamuk
üreticisidir; ikinci üretim hayvancılıktır; yani, ya pamuk üretiyorlar ya da
-onun dışında başka bir tarımsal üretim yok- hayvancılıkla uğraşıyorlar. 5
Aralık Pazar günü, Bağıvar Köyü... Benim yanımdaki arkadaşlarım, olayın genel
değerlendirmesini yaparak dediler ki, programda değişiklik yapalım. Hayır,
yapmayalım, gidelim dedim. Gittim ve bütün köylülerle beraberdim.
Arkadaşlar, pamukta bir
sorun olduğunu biz söylemiyor muyuz... Pamukta bir sorun var. Pamuktaki sorun,
dünya üretimiyle alakalı, dünya fiyatlarıyla alakalı, dünya ülkelerinin ekonomik
gücü ve o üreticilere verdiği destekle alakalı, uzun vadeli stratejilerle
alakalı. Bilmeyen yok; ama, bu ülkenin çocukları olarak, bu temel ürünümüze
yönelik doğru politikaları, bugünkü şartlar içerisinde yapabileceğimiz en iyi
şeyi yapmak bizim görevimiz, değil mi...
Bu şartlar içerisinde...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Bakanım,
size de 1 dakika eksüre veriyorum; lütfen konuşmanızı tamamlayın.
Buyurun.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Evet, pamukla ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sayın
Başkanın 1 dakikayı uzatmayacağını tahmin ederek...
Tabiî ki, Türkiye'de
tarım sektöründe sorun var, başka her alanda olduğu gibi, ailelerde, okullarda,
sokakta ve başka yerlerde, üretim faaliyetinin olduğu her yerde olduğu gibi.
Bugün, aktüel zaman
içerisinde 5 tane konumuz var: Birincisi, tarımsal girdiler içerisinde gübre,
ikincisi mazot, üçüncüsü tarımsal sulamalardaki elektrik bedeli, dördüncüsü
pamuk primi, beşincisi hayvancılık sektörüyle ilgili birkısım konulardır;
içerisinde fiyat ve dışarıdan geliş- gidişlerle ilgili hususlar da vardır.
Arkadaşlarım, bu
konularda öneriye, teklife açığız; ama, sektörümüzü olduğundan daha fazla
olumsuz göstermeye çalışmak da doğru değildir. Elbette problem vardır, problemi
çözmek için buradayız ve bu konuda bir niyeti de taşıyoruz. İyi niyetli
olmamız, Sayın Grup Başkanvekilinizin söylediği gibi, IMF politikalarını
uygulayan bir memur...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Bakanım,
lütfen son cümlenizi alayım.
Buyurun.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Cumhuriyet Halk Partisinin Sayın Grup Başkanvekili, dün,
ziraat odalarını kabulde bir şey söylemiş; demiş ki: "Sayın Tarım Bakanı
iyi niyetli; ama, IMF politikalarını uygulama konusunda bir memur
rolünde." Hiçbir zaman bu rolü kabul etmeyeceğiz!
NECATİ UZDİL (Osmaniye) -
Elin mahkûm!
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Biz, bu ülkenin öz çocuklarıyız ve bu ülkede, kendi
millî politikalarımızı her zaman hâkim kılmaya çalışacağız! (Alkışlar) Bunu,
herkes de böyle bilmeli!
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)
- Sanayi Bakanına söyle onu.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Saygılar sunuyorum hepinize. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Bakanım,
teşekkür ederim.
Madde üzerinde, AK Parti
Grubu adına, Denizli Milletvekili Sayın Mehmet Yüksektepe; buyurun. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
Sayın Yüksektepe, süreniz
10 dakika.
AK PARTİ GRUBU ADINA
MEHMET YÜKSEKTEPE (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
görüşülmekte olan 701 sıra sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu
Tasarısı üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
burada bulunan her arkadaşım bilmektedir ki, tarım sektörü, dünyada olduğu
gibi, ülkemizde de risk açısından en yüksek değeri taşıyan bir sektördür.
Dolayısıyla, biraz önce
Sayın Bakanım da ifade etti, bu risk altında ve ülke şartları içerisinde,
elbette ki tarımın problemleri, çiftçimizin, köylümüzün problemleri vardır.
Bugünkü duruma geçmeden
önce, 3 Kasım 2002 öncesini kısaca bir hatırlamak, sizlerle paylaşmak
istiyorum.
Değerli arkadaşlar,
hatırlarsınız, o günlerde, gazetelerde "Çiftçi Haciz Kıskacında",
"Çiftçinin İkinci Adresi Cezaevi" gibi, çiftçiyi gerçekten zor
durumda bırakan manşetlerle ve haberlerle karşı karşıyaydık. O günlerde, o
dönemde, çiftçimiz ilgiye muhtaçtı, şefkate muhtaçtı, sevgiye muhtaçtı...
NECATİ UZDİL (Osmaniye) -
Bugün de sevgiye muhtaç!..
MEHMET YÜKSEKTEPE
(Devamla) - ...ve kendi yüreğiyle ortak atacak bir yüreğe muhtaçtı. İşte, 3
Kasım 2002 sonrasında bu sevgiyi, bu şefkati, bu ilgiyi, çiftçimiz, köylümüz
yanında buldu.
Bu çerçevede ne yaptık;
değerli arkadaşlar, öncelikle, hizmeti köylümüzün ayağına götürmeyi bir ilke
olarak benimsedik. Bu çerçevede, başta Başbakanımız, Sayın Bakanımız,
milletvekillerimiz ve Tarım Bakanlığının teşkilatları, gece gündüz demeksizin,
çiftçinin tüm sıkıntılarına derman olmak için, ellerindeki gücü, birikimi,
enerjiyi çiftçimizle paylaşmaya çalıştılar.
Değerli arkadaşlar, bu
anlamda bir örnek vermek istiyorum. Denizli'nin Çivril İlçesinin Sarılar
Köyünde bir dolu afeti yaşandı ve ben, o köyü, gece saat 10'da, Tarım İl
Müdürümüzle, İlçe Müdürümüzle, diğer yetkili arkadaşlarımla birlikte ziyaret
ettiğimde, gerçekten, çok kötü bir manzara vardı köyde. Elma ağaçları kökünden
devrilmişti, ayçiçekleri perişan olmuştu; ama, gecenin o saatinde, kahvede köylüyle otururken, hiç unutmuyorum, dedi ki
bir tane amca: "Oğlum, hiçbir şey yapmasanız bile, bu saatte burada
olmanız bizim için yeterlidir." Ama, biz, bunu yeterli görmedik ve hemen
arkadaşlarımız harekete geçtiler, o köyümüzde derhal hasar tespit çalışması
yaptılar, 35 aileye, yaklaşık 30 milyar lira yardım yaptılar.
Değerli arkadaşlar, 2002
öncesi, bitti gözüyle bakılan, bitti diye algılanan çiftçimiz ve tarım
üretimimiz, bu sevgiyle, bu ilgiyle tekrar moral buldu, heyecan buldu ve bu
heyecanla, bu zor şartlara rağmen, bu sıkıntılı günlere rağmen, tekrar, evinden
tarlasına giderken, bir umutla, bir heyecanla, bir enerjiyle çıkmaya başladı.
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Nerede, Türkiye'de mi bu?!
MEHMET YÜKSEKTEPE
(Devamla) -Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bunun için son iki yılda
neler yaptık; öncelikle, çiftçimizi zor durumda bırakan faiz borçlarından
kurtardık; çünkü, birçok çiftçimiz traktörünü satmıştı, evindeki bir baş, iki
baş ineğini satmıştı, bu borçlarını ödeyebilmek için, cezaevine girmemek için.
Burada birlikte çıkardığımız 4876 sayılı Yasayla bu borçların yüzde 59'unu
affettik, faizlerini sildik; bu rakam 1,9 katrilyon idi ve bunun yaklaşık 1
katrilyonunu silerek, çiftçimizin, bir anlamda, nefes almasını sağladık.
Yine, çiftçimizi, sattığı
traktörleri geri alması için, ucuz ve düşük faizli kredilerle desteklemeye
çalıştık. Yine, ilk defa, belki yeterli olmamakla birlikte, çiftçimiz, mazotu
diğer tüketicilerden yüzde 40 civarında daha ucuza kullandı. Bunlar yeterli
miydi; elbette yeterli değildi; ama, ülke şartlarında, bu, şu demekti: Biz,
çiftçinin yanındaydık; ülkenin, devletin imkânları çerçevesinde bunları bu
noktada sağlamak durumundaydık.
Değerli arkadaşlar, yine,
Sayın Maliye Bakanımızın da desteğiyle, anlayışıyla, anlayışlı davranışıyla
bazı tarımsal girdilerde KDV indirimi yaptık; bunu hep birlikte yaptık.
Özellikle sertifikalı tohumculukta, fidanda ve sunî döllemede dondurulmuş
hayvan sperminin KDV'sini yüzde 18'den yüzde 1'e çektik. Yine -devam etti,
çiftçimize ve köylümüze desteğimiz- 2003 yılında 2,7 katrilyon doğrudan destek
ödedik. Yine, 2004 yılı içerisinde 2,8 katrilyon ayrıldı. Değerli arkadaşlar,
bakın, bu rakamlar hep birer artışı ortaya koymaktadır, yeterli olmamakla
birlikte; ama, sizler de şunu bilmektesiniz ki, Türkiye'de faizler ciddî oranda
düşmüştür, enflasyon da düşmektedir; ama, buna rağmen, bizim çiftçiye
sağladığımız destek artma eğilimlidir ve artmaktadır.
Değerli arkadaşlar,
özellikle stratejik öneme sahip kütlü pamuk, yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi,
zeytinyağı gibi ürünlerde ciddî destekler ortaya koyduk.
Arkadaşlar, özellikle
burada çok sık dile getirilen bir konu. Ben de bir Ege Bölgesi milletvekiliyim,
Denizli milletvekiliyim; hayvancılık yaptık, pamuk üretimi yaptık, mısır
üretimi yaptık, tütün üretimi yaptık.
Değerli arkadaşlar,
özellikle CHP'li Sayın Mustafa Gazalcı, bu kürsüye, tarımla ilgili her
çıktığında "tütün, tütün, tütün" diyor.
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)
- Evet.
MEHMET YÜKSEKTEPE
(Devamla) - Sayın Vekilim, bir hesap yapmak istiyorum. 1 dekar tütünden
yaklaşık, en verimli araziden, 80 kilogram tütün elde edilir; bu da, başfiyatla
(4 000 000 lira civarında) çarptığımızda, yaklaşık 350 000 000 lira civarında
bir gelir eder.
Değerli arkadaşlar,
geçtiğimiz yıllarda 800 ilâ 900 hektar civarında olan Denizli'deki tütün
üretimi, yine, bu sene 880 hektar civarındadır ve bugün, çiftçilerimizin özel
şirketlerle yaptıkları sözleşmeler sonucunda her geçen gün bu artmaktadır; ama,
buna rağmen, tütün üretimindeki maliyetlerin, masrafın bedeli yüzde 60
civarındadır. Ancak, biz, her fırsatta çiftçimize, tütüne alternatif olarak
kekiği önerdik.
Değerli arkadaşlar,
kekiğin 1 dekarından, 1 dönümünden 170 kilogram ürün elde edilir ve bunu da,
yaklaşık 2 000 000'la çarptığımız zaman, yine, 350 000 000 civarında bir rakam
elde eder.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- 1 000 000 lira...
MEHMET YÜKSEKTEPE (Devamla)
- Belki, bu, eşit gibi gözükse de, kekiğin maliyeti, giderleri yaklaşık yüzde
10 civarındadır ve bir defa ekersiniz ve üç yıl, dört yıl, iyi baktığınızda,
bunu biçme imkânınız var. Aynı zamanda, biz, bunu daha iyi değerlendirmek için
kekik işleme tesislerini de kurduk ve Sayın Vekilimiz de o açılışa katıldı ve
burada çiftçinin ürettiği bu ürünü daha iyi pazarlamasını sağladık.
Değerli arkadaşlar,
bakın, yine, Sayın Vekilim dedi ki: "Hiçbir üründe kâr yok." Bakın,
Honaz İlçemizde kiraz üretiminden bu yıl -kilogramı 4 500 000 - 5 000 000 lira
civarında- trilyonlarca lira para kazandılar. Onları kutluyorum. Yine, Çivril
bölgesinde elmacılık. Bakın, 1 dekar kirazdan 1 milyar civarında gelir elde
ediliyor. Biz, çiftçimizi, bu noktada hayvancılık ve meyveciliğe teşvik
ediyoruz...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Elmaları Meclise dökmediniz mi Sayın Vekilim?! Siz yapmadınız mı bunu?!
BAŞKAN - Sayın Yüksektepe, 1 dakikalık
eksürenizi başlatıyorum; lütfen, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
MEHMET YÜKSEKTEPE
(Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Yani, en düşüğü 1 milyar;
yetişmiş ağaçtan 4-5 milyar civarında gelir elde ediyor.
AHMET RIZA ACAR (Aydın) -
7 milyar... 7 milyar...
MEHMET YÜKSEKTEPE
(Devamla) - Dolayısıyla, biz, çiftçimizi, pazarlaması kolay, kalitesi yüksek,
standardı yüksek meyveciliğe teşvik etmek durumundayız ve bununla ilgili de
fidan dağıtımına hızlı bir şekilde devam etmekteyiz.
Değerli arkadaşlar,
burada birçok konuyu da sizlerle paylaşmak isterim; fakat, zamanımız da çok
dar.
Değerli arkadaşlar,
özellikle pamuk üretimi noktasında Denizli'de gerçekten sıkıntı var; ancak, bu
noktada, özellikle Pamukkale Sulama Birliğinin -burada problemlerini daha önce
de konuştuk- 12 trilyon civarında borcu vardı ve yönetim değişti; şu anda
Pamukkale ve Gölemezli Ovasında pamuk üretimi yüzde 40 civarında bu sene
artmıştır. Dolayısıyla, iyi yönetildiğinde bu artış sağlanacaktır.
Değerli arkadaşlar, bu
düşüncelerle, hepinize saygılar sunuyorum; teşekkür ediyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
ÜNAL KACIR (İstanbul) -
Bravo! Bravo!
BAŞKAN - Sayın
Yüksektepe, teşekkür ediyorum.
Madde üzerinde,
Diyarbakır Milletvekili Sayın Muhsin Koçyiğit'in sorusu vardır...
ÜNAL KACIR (İstanbul) -
İşte böyle; aldın mı cevabını!..
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Şimdi geliyorum, geliyorum.
ÜNAL KACIR (İstanbul) -
Sen nasıl geleceksin?! AK Parti olmasa nereden gelecektin sen?!
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Bakın, onlar nereden geldi?! Orada kaç milletvekili var AK Partiye başkasından
gelen?!
ÜNAL KACIR (İstanbul) -
AK Parti sayesinde geldi, şimdi konuşuyor!..
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Başka parti sayesinde gelen kaç milletvekili var orada?!
ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) -
Çık kürsüde konuş; ama, şov yapıyorsun!
AHMET IŞIK (Konya) -
Bağımsız girseydiniz!..
BAŞKAN - Sayın
Kandoğan... Sayın Işık...
Sayın Koçyiğit, sorunuzu
sorunuz efendim lütfen.
Buyurun Sayın Koçyiğit.
MUHSİN KOÇYİĞİT
(Diyarbakır) - Sayın Başkanım, teşekkür ederim.
Sayın Bakanıma
çiftçilerin elektrik borçlarına ilişkin bir soru sormak istiyorum.
Sayın Bakanım, 2003 yılı
ocak ayından itibaren elektriğe yapılan desteklemenin kaldırılması sonucu,
sulamada kullanılan elektriğin birim fiyatı içme ve kullanma suyu abone
düzeyine çıkarıldığından, üreticilerin kullandığı elektrik birim fiyatı, 2002
yılı aralık ayına göre 2003 yılı ocak ayında yüzde 34,4 oranında artmıştır. Bu
durum, üreticileri oldukça zor durumda bırakmış, elektrik bedellerini ödeyemez
duruma getirmiştir.
Sorum: Sayın Bakanım,
elektrik borçlarını gerçekçi bir şekilde yeniden yapılandırarak,
çiftçilerimizin borçlarını taksitler halinde kolayca ödeyebilecekleri bir
düzeye çekmeyi düşünüyor musunuz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Koçyiğit.
Sayın Gazalcı, buyurun.
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)
- Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Şimdi, az önce konuşan
arkadaşım "öyle, tütün, tütün, tütün" deyip duruyor dedi. Biz, iki
yıl oldu tütünle ilgili, Tekelle ilgili araştırma önergesi vereli. Bu araştırma
önergesi ne zaman gündeme gelecek?
İki, pamuk prim fiyatları
ne zaman açıklanacak, ne kadar olacak?
SALİH KAPUSUZ (Ankara) -
Soru soran kişinin konuşan arkadaşa cevap vermesi gibi bir usul yok, İçtüzükte
böyle bir kural yok Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Gazalcı,
Bakanlık makamı burası.
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)
- Evet, Bakana soruyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Sayın Bakanım...
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI
MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - Sayın Başkanım, not aldık; yazılı olarak cevap
vereceğiz.
Arz ederim. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Sayın milletvekilleri, 11
inci madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum...
UFUK ÖZKAN (Manisa) -
Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.
BAŞKAN - Karar
yetersayısını arayacağım.
Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Karar yetersayısı yoktur; birleşime 5 dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati : 18.10
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati : 18.17
BAŞKAN : Başkanvekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Türkân MİÇOOĞULLARI
(İzmir)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 34 üncü Birleşiminin Dördüncü
Oturumunu açıyorum.
701 sıra sayılı kanun
tasarısının müzakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
IV. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
6. - Tarım
Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri ile
Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları
Raporları (1/821) (S. Sayısı: 701) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
11 inci maddenin
oylanmasında karar yetersayısı bulunamamıştı; şimdi, 11 inci maddeyi, yeniden,
elektronik oylama cihazıyla oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını
arayacağım.
Oylama için 2 dakika süre
veriyorum.
Oylama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, karar yetersayısı vardır. Madde kabul edilmiştir.
12 nci maddeyi
okutuyorum:
Yetkili sınıflandırıcı
lisansı
MADDE 12.- Lisanslı
depoya tevdi edilen tarım ürünleri, bu Kanun kapsamında geçerli lisansa sahip
yetkili sınıflandırıcılar tarafından analiz edilir ve sınıflandırılır.
Bu Kanun kapsamında
lisanslı bir depo işletmesinde veya yetkili sınıflandırıcıda çalışacak
personelin, tarım ürünlerinin analizi, numune alınması, sınıflandırılması ve
uzmanlık isteyen diğer işleri için Bakanlıkça lisans alma şartı getirilebilir.
Bu madde uyarınca verilen
lisanslar, mevzuata aykırı olarak kullanıldıklarının tespiti halinde
yönetmelikte belirlenen esas ve usûllere göre Bakanlıkça askıya alınabilir veya
iptal edilebilir.
Yetkili
sınıflandırıcıların lisans almasına, işleyişine ve denetimine ilişkin usûl ve
esaslar ile buralarda çalıştırılacak personelin haiz olacağı şartlar
yönetmelikle düzenlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Kastamonu Milletvekili Sayın Mehmet
Yıldırım; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Yıldırım, ürün
sergilemek yok.
CHP GRUBU ADINA MEHMET
YILDIRIM (Kastamonu) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Tarım
Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Tasarısının 12 nci maddesi üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce
Meclise ve bizi izleyen vatandaşlarıma saygılar sunuyorum.
Değerli arkadaşlar, 12
nci maddeyi okuduğumuzda, lisanslı depo olacak, depoyu özel kesim yapacak,
depoda çalışan lisanslı eleman olacak; bu, yönetmelikle belirlenecek ve bu
lisanslı çalışan elemanlar, genellikle de depoya gelecek ürünleri
sınıflandıracak; zamanı geldiğinde oraya ürününü saklayan çiftçi veya tüccar
piyasaya malını arz edecek ve bununla ilgili yönetmelik, kanun çıktıktan sonra
düzenlenecek; bununla ilgili kurum, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı olacak. Şu
anda üzerinde konuştuğumuz tasarıyı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı hazırladı; Tarım
ve Köyişleri Bakanlığı uygulamaya koyacak.
Şimdi, hükümet sırasında,
bakıyorum, önce Tarım ve Köyişleri Bakanını, daha sonra Sanayi ve Ticaret
Bakanını gördük. Ben, çok etkilendim ve duygulandım. Şimdi, millî tarımı
konuştuğumuza göre, Türkiye'deki millî tarım politikasının üzerinde bir şeyler
söylememiz gerektiğini düşününce, hükümet sırasında Millî Savunma Bakanını
görmekten büyük mutluluk duyuyorum Türkiye adına. (Alkışlar)
AGÂH KAFKAS (Çorum) -
Başbakan Yardımcımız da burada.
MEHMET YILDIRIM (Devamla)
- Tabiî, o, diğer konuda; komisyondakinden söz ediyorum Sayın Kafkas.
Değerli arkadaşlar, Sayın
Başkan "ürün gösterme" dedi.
Değerli arkadaşlar,
burası, milletin kürsüsü, ben de milletin vekiliyim, Kastamonu Milletvekiliyim.
Depoyu konuşuyorsak, depoda saklanacak ürünün ne olduğunu tarif etmek gerekir.
Bu tarifte de ne olduğunu anlatmak gerekir.
Arkadaşlarım, bu Türkiye
Büyük Millet Meclisine, Türkiye'ye, hepinize, iki yıl önce bugünlerde, sağlıklı
bir ürün olan sarmısağı sergilemiştik biliyorsunuz ve Çin'e karşı bir mücadele
açmıştık. Ne yapıyordu Çin; Türkiye'ye sarmısak satıyordu, Türkiye'deki
çiftçiyi bitiriyordu; Mersin'e geliyordu, Mersin'den de -Adana Ticaret
Odasından alarak- Avrupa'ya satıyordu. Şimdi, bunu tıkamaya çalıştık. O zaman,
Tarım ve Köyişleri Bakanımız Sayın Güçlü "Türkiye'nin bu ürünü ithal
etmesine gerek yok, Türkiye'de yeteri kadar
üretim var" demişti; doğrudur, üretim vardı; ama, fiyatlar çok
yüksekti; çünkü, fiyatları yükseltmek isteyen Türk tarımının çiftçisi değildi,
bu arada rant sağlayan, Çin'den 5 000 ton ithal edip Türkiye'yi pazar yapan
gayrimillî sermayeydi değerli arkadaşlar. Onlar, Türkiye'ye fazla satıyorlardı
ve Türkiye'deki marketler kanalıyla da vatandaşlarımıza tükettirmeyi
planlıyorlardı. Şimdi, bu ürüne karşı verdiğimiz mücadelede, Allah'a şükür,
önünü kestik. Yetmedi... Orijinal olarak sarmısağın kendisini sokamıyorlarsa,
sarmısağın tozunu sokuyorlar.
Sayın Başkan, bu, bir
sergi değil. Lütfen, Türkiye'yi bilinçlendirme adına, Türkiye'nin sorunlarını
bu kürsüden anlatma adına, diğer milletvekillerine uyguladığınız ambargoyu bana
uygulamamanızı rica ediyorum; çünkü, bu olay, bir millî tarım politikasıdır.
(CHP sıralarından alkışlar) Bu olay, rasgele bir olay değildir.
BAŞKAN - Sayın
Yıldırım... Lütfen...
MEHMET YILDIRIM (Devamla)
- Lütfen...
Sayın Başkan, şimdi, bu
sarmısak... Bu da sarmısağın tozu...
Değerli arkadaşlar, biz,
şimdi, bunu Fransa'ya satıyoruz. Kastamonu Taşköprü'de üretilen, Reis Gıdanın
ürettiği bu sarmısakları şimdi Fransa'ya satıyoruz. Ne mutlu bize değil mi,
arkadaşlar! (Alkışlar)
Bundan bunu ürettik,
ekonomiye katkı sağlıyoruz ve şimdi bununla yetinmeyeceğiz, hapını yapacağız,
ilacını yapacağız; o da bu...
BAŞKAN - Sayın
Yıldırım...
MEHMET YILDIRIM (Devamla)
- ... Amerika'ya satacağız...
Destekleme istiyoruz
sayın bakanlar. Sayın hükümet, sizden destek istiyoruz. Çiftçinin hakkını
istiyoruz, başka bir şey yapamayız.
Değerli arkadaşlar, daha
başka ne var; başka bir şey daha var; sarmısaklı zeytin, afiyet olsun!..
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı
BAŞKAN - Sayın
Yıldırım... Sayın Yıldırım...
MEHMET YILDIRIM (Devamla)
- Değerli arkadaşlar, bu olay, Türkiye'deki... (CHP sıralarından "mikrofon
kapalı, mikrofon kapalı" sesleri)
BAŞKAN - Sayın
Yıldırım...
MEHMET YILDIRIM (Devamla)
- Sayın Başkanım...
BAŞKAN - Lütfen!...
Buyurun Sayın Yıldırım,
buyurun, devam edin.
MEHMET YILDIRIM (Devamla)
- Sayın Başkan, sevgili milletvekili arkadaşlarım; söyledik ya Türkiye'nin
IMF'den kurtulmasının çaresini. IMF politikalarını Türkiye'de uygulamak isteyen
bir AK Partili milletvekilinin, bir Cumhuriyet Halk Partili milletvekilinin
olacağını düşünmüyorum asla.
Hepimizin içi kan
ağlıyor. Türkiye, eğer iflas noktasına gitmişse; 143 milyar dolar dışborç, 214
katrilyon içborç noktasına düşmüşsek, dışarıdaki IMF'nin, içerideki tefecinin
borcunu ödemek için çaremiz üretimdir; tarlada üretim, fabrikada üretim, kamuda
dürüst yönetimdir. Başka çaremiz var mı; başka çaremiz yoktur. Hepimiz
birlikte, birbirimize sataşmadan, birbirimize saygı göstererek, halkımızın
verdiği destekleri arkamızda görerek, Türkiye'yi bu kuşatmanın altından çıkarıp
atmamız lazım.
Bakın, enflasyon aşağı
düşüyor, faizler aşağı düştü. 7 katrilyon civarında olan yatırımı 11 katrilyona
çıkardık. Amacımız odur ki, Türkiye'nin yatırımını, inşallah, öbür bütçede 15
katrilyona, öbür bütçede 25 katrilyona, öbür bütçede 50 katrilyona çıkardığımız
zaman, Türkiye'yi kurtarırız değerli arkadaşlar. (AK Parti sıralarından
alkışlar) Hepimizin amacı budur. Cumhuriyet Halk Partisinin amacı budur, Adalet
ve Kalkınma Partisinin de amacı budur ve bu olmalıdır. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, lisanslı depoculukta çok önemli olaylardan bir tanesi, bu işin
ehil eller tarafından yapılmasıdır. Bakın, karayolcu bir mühendisim, bugün
Karayolları Genel Müdürüyle bir konuşma yaptım, sözleşmeli 7 tane ziraat
mühendisi alacaklarını söyledi; 1 000 tane ziraat mühendisi başvuruda bulunmuş.
Değerli arkadaşlar,
depoculuğu yapacak kişiler ziraat mühendisi arkadaşlarımız olmalı; bu işi bilen
kişiler olmalı. Depoculuk yapacak arkadaşlarımızın sermayesi olmayabilir,
bununla ilgili destekleme yapmamız lazım. Bir deponun maliyeti, şu anda, 500
milyar civarındadır. Ben, bu depo işini Kastamonu'da nasıl çözeriz diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar,
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinin Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Nilgün
Halloran'la, Kastamonu'da beş aydan beri çalışma yapıyoruz. Kendilerine
teşekkür ediyorum, sağ olsunlar; ama, finans olayını çözemedik değerli
arkadaşlar, kaynak olayını çözemiyoruz. Depo sorununu çözmek için kaynak
gerekli; ama, bu tasarıda kaynak yok, kaynağın tarifi yok. Sadece, lisansı
vermek için Ticaret Bakanlığı, uygulama için Tarım Bakanlığı, hükümet sırasında
da Millî Savunma Bakanı. Çok güzel, inşallah, Türkiye'de millî bir tarımı,
millî bir kalkınmanın ve ulusal bir kalkınmanın çığırını açacağız.
Az önce Sayın Bakanı
izledik. Evet, göğsüm kabarıyor. Sayın Güçlü çok iyi niyetli ve çok başarılı.
Ona şunu söylemek istiyorum: Birinci ayda tarım müdürlüklerini derhal
toplantıya çağırsın. Eğer, toplantıya çağırdıkları tarım müdürleri 2005
yılındaki üretim planlamasını yapmamışlarsa hesap sorsun.
Değerli arkadaşlar, eğer,
Türkiye'de neyi üreteceğimize, bugün sarmısak para etti, her yerde sarmısak
ekelim; soğan para etti, her yerde soğan ekelim; buğday para etti, her yerde
onu ekelim anlayışıyla devam edersek çok yanlış yaparız. Biz, depoda
saklayacağımız malı nasıl saklamamız gerektiğini, neyi nerede saklamamız
gerektiğini, nerede nasıl üretmemiz gerektiğini bir üretim planlamasıyla
çözmemiz gerekir. Bununla ilgili olarak üniversitelerimiz hazırlıklıdır;
üniversitelerden geçen mühendisler hazırlıklıdır, sokakta boş geziyor; Tarım
Bakanlığı elemanları buna hazırlıklıdır, bürolarında oturuyor. Herkesi tarlaya
ve fabrikaya davet ediyor, Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Yıldırım.
AK Parti Grubu adına
Manisa Milletvekili Sayın Mehmet Çerçi.
Sayın Çerçi, buyurun. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET
ÇERÇİ (Manisa) - Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer
üyeleri; Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Tasarısının 12 nci maddesi
üzerinde AK Parti Grubu adına huzurlarınıza gelmiş bulunuyorum; hepinize en
derin saygılarımı sunuyorum.
Değerli arkadaşlar,
görüştüğümüz, önemli bir yasa tasarısı ve bugün, zannediyorum, üçüncü
oturumdayız, üçüncü günümüz; ancak, biz, 12 madde görüşebildik. Hakikaten, hem
muhalefet partilerinin hem de AK Partinin değerli üyelerinin çok yoğun bir ilgisiyle
karşı karşıyayız.
Tabiî, tarımı
konuşuyoruz. Tarım, Türkiye'nin önemli bir meselesi ve bu kadar çok konuşma
olunca da, maalesef, doğrular ile yanlışlar iç içe oluyor. Değerli muhalefet
partileri üyeleri tarafından çok çeşitli bilgiler verildi üç gündür. Bunların
bir kısmı, gerçekle uyuşmayan bilgiler.
Mesela, ben hemen
değinmek istiyorum, az önce, değerli bir milletvekili arkadaşımız, sayın
hükümete sulama elektrik fiyatlarının yüzde 35 zamlandığından bahsettiler. Dün
de, yine, keza, bu kürsüden, yine bir değerli muhalefet milletvekili, hatta iki
milletvekili arkadaşımız değişik rakamlar vererek, sulama elektriğinin yüzde
50-60 oranlarında zamlandığından bahsettiler. Tutanaklar elimde. O ara, TEDAŞ
Genel Müdürünü aradım, Meclisten aradım ve rakamları aldım. Hem soruya cevap
olsun hem kamuoyunu aydınlatma açısından açıklıyorum:
Arkadaşımızın dediği o
zam... 2002 yılında, o zamanki hükümet, 117 000 lira olan sulama elektrik fiyatlarının üzerinden 30 000 lira
ıskonto yapıyor, yıl sonuna kadar olmak üzere -2002 yılındaki hükümet- ve 2002
yılının sonuna gelindiğinde, Bakanlar Kurulu kararnamesi gereğince, 30 000
liralık indirim devreden çıkıyor ve tekrar 117 000 liraya ulaşıyor. İki yıldır,
bakınız, 2002 yılının sonundan bu zamana kadar, sulama elektriklerinde hiçbir
fiyat artışı olmamıştır, 5 kuruş artış olmamıştır. Bilhassa, TRT paylarının da
bir yasayla azaltılmasından sonra çok cüzi bir azalma olmuştur. Şu anda, sulama
elektriği 115 000 küsur liradır tüm Türkiye'de. Yani, elektrik fiyatlarında, aşağı
yukarı yüzde 1 oranında da bir indirim olmuştur.
Değerli arkadaşlarım,
şimdi, burada, olayları konuşarak bir yere varmak mümkün değil. Yani, bir
düşünce sistematiğinden hareketle Türk tarımı adına bir netice alabilecek
konuları ciddî olarak masaya yatıracak şekilde konuşmamız gerekir diye
düşünüyorum ve belki bu şekilde ortak aklı yakalamamız mümkün olabilir. Yani,
bu tartışma şeklimiz, biraz da, gözü görmeyen birinin fili tarif etmesine
benziyor. Herkes, bir tarafından söylüyor, bir tarafından bahsediyor, bir
tarafından tutuyor ve Türk tarımını global olarak masaya yatırıp, dünü, bugünü
ve yarını ile tüm sorunlarını, gerek yapısal sorunlarını gerekse arızî
sorunlarını tek tek konuşmamız lazım; yani, işin felsefesini konuşmamız lazım,
işin sistematiğini konuşmamız lazım.
Değerli arkadaşlarım,
bakınız, biz, iki yıldır iktidardayız. Örnek olsun diye söylüyorum. Geçen yıl,
yani önceki yıl, 2003 yılında, Manisa'nın, bölgenin en önemli ürünlerinden üzüm
-keza pamuk- 1 dolara yakın fiyata satıldı; bir önceki yıl daha düşüktü, bu
sene yine düşük. Pamuk da öyle; geçen sene, 2003 yılında çok daha iyi rakamlara
satıldı, bu sene yine düştü. Yani, tarım ürünlerinde, zaman zaman dünya
piyasalarıyla alakalı olarak bu iniş ve çıkışları biz yaşıyoruz, bundan sonra
da yaşanacak.
Elimde bir belge var,
Dünya Ticaret Örgütü Tarım Anlaşması ve Türkiye diye. Gümrük Tarifeleri ve
Ticaret Genel Anlaşmasına -yani, GATT- Uruguay turunu müteakip kurulan Dünya
Ticaret Örgütünün üyesi ve 1995 yılında yürürlüğe giren Dünya Ticaret Örgütü
Tarım Anlaşmasına taraf bir ülkeyiz biz.
Neticeye geliyorum. Bu
yıl bir toplantı yapıldı ve önümüzdeki yıl, zannediyorum Hong Kong'ta, yine bir
toplantı yapılacak bu konu çerçevesinde. Müzakerelerin seyrine ve 31 Temmuz
2004 tarihli çerçeve metnine bakıldığında, yeni dönemde, yani, bundan sonrası
için, üretimi ve ticareti saptıran, indirime tabi desteklerde ciddî indirime
gidileceği, koruma oranlarının önemli ölçüde düşürüleceği ve ihracat
desteklerinin de on onbeş yıllık bir dönem zarfında sıfırlanacağı
anlaşılmaktadır.
Yani, buradan ne
anlıyoruz değerli dostlar; artık, dünyada tarım ticaretinde bir liberalleşme
söz konusu. Artık, ekonomisi güçlü olan, bütçesi güçlü olan ülkeler de,
dünyada, tarıma istedikleri gibi destek veremeyecekler, gerek ihracatta, gerek
içpiyasada bu destekleri veremeyecekler; yavaş yavaş dünya tarım ticaretinde de
bir liberalleşme söz konusu.
UFUK ÖZKAN (Manisa) - Oy
aldıklarınızı unutacaksınız yani!
MEHMET ÇERÇİ (Devamla) -
Hayır, hayır... Ben, şimdi, konumu bir sistematik içerisinde anlatayım,
inşallah, Değerli Milletvekilim...
UFUK ÖZKAN (Manisa)
- Küçük çiftçiyi sileceksiniz...
MEHMET ÇERÇİ (Devamla) -
Hayır, dünyanın geldiği noktayı söylüyorum. Bu, belki, bize daha fazla
sıkıntılar da verecek önümüzdeki dönemlerde; onu söylemeye çalışıyorum. Dünya
buraya doğru gidiyor.
Ancak, burada, şunu
belirtmek lazım: Yani, özellikle gelişmiş ülkelerin bu uluslararası fiyat
mekanizmasının oluşmasında, kendi içpiyasalarına yönelik, hatta ihracatlarına
yönelik desteklerinin ve sübvansiyonlarının büyük rolleri var. Yavaş yavaş,
işte bu anlaşma çerçevesinde, önümüzdeki on yıllık dönemde, bunlar da ortadan
kalktığı zaman, belki bir anlamda bizim de lehimize olacak bazı gelişmeler.
Olaya bir bütünlük içerisinde bakmak lazım.
Değerli arkadaşlar,
toprağın nimetlerini -yani, konumuz toprak, tabiî, toprak ürünleri, tarım
olduğu için- modern toplumda, modern 21 inci Yüzyıl ekonomisinde, Türk insanına
nasıl daha faydalı kılabiliriz; bunun tartışmasını yapmamız lazım.
Değerli arkadaşlarım,
demin de bahsettiğim gibi, dün neydi, bugün nedir, yarın ne olacak? Türk
tarımının, temelde, problemini iki noktada özetleyebiliriz; bir tanesi yapısal
problemler, bir tanesi de arızî problemler.
Şimdi, yapısal problemler
dediğimiz... Bir kere, dünyanın gelişmiş ülkelerine baktığımızda, ülkemizde,
tarımda çalışan nüfus oranı fazla. İkincisi, işletmeler, genelde, küçük
ölçekli. Yine, dünyanın, büyük, gelişmiş ülkeleriyle kıyasladığımızda, böyle
bir sıkıntımız var. Türkiye'de sulanabilir arazilerin belki yüzde 50'sinden
fazla bir kısmı hâlâ sulanamıyor. Bunlar, Türkiye tarımının yapısal
problemleri.
Bunun yanında, arızî
problemlerimiz var; çözebileceğimiz, daha kolay çözebileceğimiz problemler var.
Bir tanesi, girdi maliyetlerinin yüksekliği. Şimdi, tarımda girdi deyince, ben,
genelde, bunu dört kalemde özetliyorum. Bir tanesi, sulama elektriğinin
fiyatları. Demin de söyledim, bunda iki yıldır bir değişiklik yok. AK Parti
Hükümeti bu konuda...
HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)
- Mazot?..
RASİM ÇAKIR (Edirne) -
Bir şey mi yaptınız?!. Ne yaptınız; mazotu mu ucuzlattınız, gübreyi mi
ucuzlattınız?!.
MEHMET ÇERÇİ (Devamla) -
Geliyorum, bekleyin...
Bir tanesi bu.
İkincisi; tohum, girdi
maliyetlerine etki eden önemli bir faktör. Tohumculuk sektöründe...
Değerli arkadaşlarım,
bakınız, bu Parlamento, tohumculuk yasasını çıkaracak. Bu, komisyonda
görüşüldü; zannediyorum, önümüzdeki günlerde Genel Kurula inecek. Biz, bunları,
değişik sektörlerle, tohumculukla uğraşanlarla görüştük; bu, bir değişim, bir
reform yasası diyorlar, Türkiye tohumculuğunun, Türkiye tarımının geleceği
için. Tohumculuk yasasını çıkaracağız inşallah. Burada, tohum teşvik ediliyor;
kaliteli, sertifikalı tohum teşvik kapsamında destekleniyor ve KDV de
indirilmiş vaziyette.
Türkiye tarımının girdi
maliyetlerini artıran bir diğer faktör gübredir, bir diğeri de mazottur. Temel
olarak, bunu dört kalemde toparlamak mümkündür.
Gübreyle ilgili olarak
bir çalışma başlatıldı, bunu biliyorum; ancak, bazı sıkıntılar var. Özellikle
burada yapılmak istenilen, gübredeki KDV oranlarının düşürülmesi, yüzde 1'e
indirilmesi niyetleri ve gayretleri var, bunu da biliyoruz; fakat, bu konuda
ayrı, teknik sıkıntılar var. Bunun çözülmesi, belki bir süreç alacak. Bu da
yapılırsa, inşallah, gübre maliyetlerinde...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Çerçi, 1
dakikalık eksüre veriyorum; lütfen, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
MEHMET ÇERÇİ (Devamla) -
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Şimdi, gübre ve mazot
dedik. Vaktim de sınırlandı iyice...
Değerli arkadaşlarım,
mazot konusunda, yine, aynı şekilde, bazı çalışmalar var. Sayın Tarım Bakanımız
da, demin "her türlü öneriye açığız" dedi, bunu beyan etti. Biz de
istiyoruz; yani, Türk çiftçisine daha ucuz mazot nasıl verilebilir, bunun yolları,
inşallah, aranıp bulunmalı diye düşünüyoruz ve Bakanlığın bu konuda gerekli
çalışmaları yapacağını bekliyoruz.
DURSUN AKDEMİR (Iğdır) -
Zam yaparak cevap verdiler.
MEHMET ÇERÇİ (Devamla) -
İkinci konu, Türk tarımının arızî problemlerinden, pazarlama. İşte, bugün
üzerinde konuştuğumuz bu yasa tasarısı, Türk tarımının pazarlamada önemli bir
eksiğini kapatacak değerli arkadaşlar. Bunun ikinci adımı, "futuring"
denilen vadeli işlemler borsası. Şimdi ben soruyorum: Hadi, Cumhuriyet Halk
Partisi yıllardan beri muhalefette; diğer partili arkadaşlarımız da her gün
buraya çıkıyorlar, konuşuyorlar: "Türk tarımına şunu yaptınız, bunu
yaptınız..."
HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)
- Sen yarın muhalefete düşmeyecek misin?
MEHMET ÇERÇİ (Devamla) -
Bakınız, zamanım olsa...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Çerçi,
lütfen, teşekkür eder misiniz.
MEHMET ÇERÇİ (Devamla) -
Bitiriyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Son cümlenizi
rica edeyim.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)
- Madde üzerinde hiç konuşmadı.
BAŞKAN - Lütfen teşekkür
ediniz.
Buyurun.
MEHMET ÇERÇİ (Devamla) -
Yıllardan beri bu ülkede iktidar olanlar, bırakınız Türk tarımının yapısal
problemlerini çözmeyi, arızî problemler dediğimiz, girdi maliyetlerinden,
pazarlama, bilinçli tarım, modern teknoloji, örgütlü toplum, kaliteli
sertifikalı tohum, tarım sigortası, ürün planlaması vesaire hakkında ne
yaptılar?
DURSUN AKDEMİR (Iğdır) -
Niye Doğru Yolu davet etmediniz?
MEHMET ÇERÇİ (Devamla) -
Bugüne kadar bu konuda hiçbir şey yapılmadı. Bütün yaptıkları, destekleme,
devlet adına destekleme. Arkadaşlar, bunların yanlış olduğunu dünya âlem
biliyor.
NECATİ UZDİL (Osmaniye) -
Hayır, destekliyorlar hâlâ, dünya âlem bilmiyor, hâlâ destekliyor; siz
biliyorsunuz.
BAŞKAN - Sayın Çerçi,
lütfen, son cümlenizi alayım.
MEHMET ÇERÇİ (Devamla) -
Peki Sayın Başkanım. Ben, inşallah, bir başka maddede söz alıp, tamamlamak
istiyorum.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Nezaketinize
teşekkür ederim, sağ olun.
Madde üzerinde, şahsı
adına, Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan; buyurun.
Sayın Kandoğan, süreniz 5
dakika.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)-
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Görüşülmekte olan kanun
tasarısının ilgili maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi
saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, bu maddenin
geçici 2 nci maddeyle olan bir bağlantısından söz etmek istiyorum. Bu kanun
tasarısının içerisinde, çıkarılması gereken birçok yönetmelik var. Bu
yönetmeliklerin çıkarılma süresi, teklif edilen metinde, hükümet teklifinde bir
yıl idi; ama, komisyonlarda bu, altı aylık bir süreye indirilmiştir. Ancak,
böyle çok önemli bir kanunun, ülkemize hakikaten katkı sağlayacak olan bir
kanunun, ilgili yönetmeliklerinin çıkarılmasıyla ilgili altı aylık bir süre
verilmesi, kanaatimce yanlıştır. Bu konuyla ilgili bir değişiklik önergesi
verilerek, bu sürenin öne çekilebilme imkânı vardır. Nihayetinde, çıkan bir kanunun uygulama yönetmeliğidir ve çok
kısa süre içerisinde çıkarılabilir. Bunu belirterek sözlerime başladım.
Biraz önce, Sayın
Bakanımız, burada, benim konuşmamdan sonra, benim konuşmalarımdan alıntı
yaparak bazı şeyler söyledi, dünyadaki tarım ürünlerinin desteklenmesiyle
ilgili rakamlar verdi. Ben, Amerika Birleşik Devletlerindeki çiftçilerin
gelirlerinin yüzde 35'inin devlet desteğinden olduğunu söylemiştim, teyit etti;
Avrupa Birliğinde yüzde 32 olduğunu söylemiştim, teyit ketti; ama, Türkiye'de
de yüzde 26 olduğunu ifade ettiler. Ben, kısa bir süre önce Sayın Bakanımıza
bir soru önergesi vermiştim. Kendi imzalarıyla gelen cevabı sizlere
okuyorum;dünyadaki ve Türkiye'deki destekleme miktarlarını sordum, Sayın Bakan
şunu söylüyor; rakam burada: "Türkiye'de 2003 yılında 98 dolar; Avrupa
Birliğinde 441 dolar." Bu, Sayın Bakanın kendi imzasıyla göndermiş olduğu
rakamlar.
Şimdi, Türkiye'de 98
dolar olur Avrupa Birliğinde 441 dolar olursa, bizdeki çiftçi, köylü feryat
eder, perişan olur. Biz, zaten bunu söylüyoruz.
MEHMET SARI (Osmaniye) -
Ne var yani bunda?! (AK Parti sıralarından gürültüler)
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)-
Evet, girdi fiyatları oralarda yüksek; ama, oralardaki devletler, kendi
çiftçilerini destekliyorlar. Desteklediklerinin de belgesi elimde; 98 dolar nerede, 441 dolar nerede!
Öyle olunca, elbette, bizim çiftçilerimiz, üreticilerimiz feryat edecek, feryat
figan içerisinde olacak.
Biraz önce, Sayın Çerçi
buraya geldi, geçmiş dönemlerde bu kanunlarla ilgili hiçbir çalışma
yapılmadığını belirtti.
Daha geçen gün organik
tarımla ilgili bir kanun tasarısı buradan geçti. Onun temelinde -çıkarılan
yönetmeliklere baksınlar, gerekçede de vardır- 1990'lı yıllarda çıkarılmış
yönetmeliklerle bugüne kadar getirilmiş bir uygulama var. Yıllar önce getirilen
bir uygulamayı, biz, burada yeni kanunlaştırdık. Tohumculuk daha henüz
Meclisimizin gündemine gelmedi.
MEHMET ÇERÇİ (Manisa) -
Komisyondan çıktı.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Bakınız, Sayın Mehmet Çerçi biraz önce ifade ettiler; dediler ki: "onbeş
yıllık bir perspektif, bir zaman süreci içerisinde tarım çok daha kötü olacak."
Biz de bunu söylüyoruz zaten. 2003'te küçülmüş, 2004'te küçülmüş; Katılım
Öncesi Ekonomik Programında tarımın 2005'te 1,7 daha küçüleceği üç bakan
tarafından ifade edilmiş. Bizim söylediklerimizi Sayın Çerçi teyit etti
"önümüzdeki yıllarda tarım daha da kötü olabilir. Desteklemelerle ilgili
yapılan çalışmalardan dolayı çiftçileri daha zor günler bekliyor" dedi.
Biz de bunu söylüyoruz. Gelin, bugünden bunun tedbirini alalım; nüfusun yüzde
40'ı tarımda yaşıyor, nüfusun yüzde 40'ının geçimi çiftçilikle. Bu meseleleri,
bu problemleri, gelin, burada çözelim. Geçmiş dönemde böyleydi, bu dönemde
böyleydi ve rakamlara girmeden...
Bakınız, pamukta, hâlâ,
destekleme primi açıklanmadı. Vatandaş perişan halde; bekliyor ki, destekleme
primi açıklansın. Geçmişteki rakam elimde; pamuktaki destekleme primi 1998'de
10 sent; ne yapar; 150 000 lira yapar. 1998'de 150 000 lira, geçen sene 75 000
lira. Eğer, geçmişte bir şey yapılmadı deniliyorsa, 1998'deki rakam ile
2003'teki rakamı karşılaştırırsanız, çiftçilere ne kadar destek verildiği
ortaya çıkar.
Bakınız, 1997 yılında
çiftçilere aktarılan kaynak 6 milyar dolar, 2003 yılında 2 milyar dolar;
çiftçinin gayri safî millî hâsıla içerisindeki payı 2002 yılında yüzde 14,
şimdi yüzde 12. Yani, her geçen gün, her geçen sene çiftçinin durumunun daha
kötüye gittiğini ifade ediyoruz.
Değerli arkadaşlarım,
onun için...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kandoğan,
1 dakikalık süre içerisinde konuşmanızı tamamlar mısınız.
Buyurun.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Demin de söyledim, ilk defa, tarım ürünleri ithalatı tarım ürünleri
ihracatından fazla olmuş. Bizim kendi çiftçimize, köylümüze vermediğimiz
parayı... Dışarıdan ürün ithal ederek, Avrupa Birliği ülkelerinin, Amerika
Birleşik Devletleri çiftçilerinin para kazanmasını sağlıyor. Bizim itiraz
ettiğimiz nokta burası. Eğer, onlara ödeyeceğimiz parayı pamuk üreticisine
ödesek, diğer ürün üreticilerine ödesek, mesele çözülecek.
Biraz önce Denizli
milletvekilimiz de çıktı, elmadan, kekikten bahsetti. Elmayı geçen sene
Meclisin bahçesine döken Sayın Mehmet Yüksektepe. Hepiniz gördünüz. Para etmedi
diye, Meclisin bahçesine elma döktü Mehmet Yüksektepe.
MEHMET ÇERÇİ (Manisa) -
Beraber yaptınız onu.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)
- Ben yoktum yanında.
Gözler'de kekik üretimi,
evet, var; geçen sene 2 000 000, bu sene
1 000 000'un altında... Satılmıyor kekik...
Yani, biz, tarımdaki
vatandaşın, çiftçinin, köylünün zor durumda olduğunu ifade ediyoruz.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Kandoğan.
Sayın milletvekilleri,
madde üzerinde soru sorma talepleri vardır.
Soru-cevap işlemini
başlatıyorum.
Sayın Koç, buyurun.
HALUK KOÇ (Samsun) -
Efendim, bundan sonraki maddede konuşacak arkadaşım sorumu sözlü olarak dile
getirecek; ben geri alıyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Sayın Gazalcı, buyurun.
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)
- Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Bakanım keşke
burada olsaydı. "Toprak Mahsulleri Ofisi 4 kat fazla buğday aldı"
dedi. Denizli'deki üreticiler telefon ettiler; Denizli'de, Toprak Mahsulleri
Ofisi, haşhaş kapçığından başka 1 gram buğday almamış. Yani, Toprak Mahsulleri
Ofisi, Denizli'de ne kadar tahıl almıştır, Türkiye'de ne kadar tahıl almıştır?
İktidar yanlısı arkadaşlar, bizim, rakamları uluorta söylediğimizi söylüyorlar;
ama, üretici başka söylüyor.
Toprak Mahsulleri
Ofisinin aldığı tahılı soruyorum Sayın Başkanım.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Ben teşekkür
ederim Sayın Gazalcı.
Sayın Budak, buyurun.
NECDET BUDAK (Edirne) -
Sayın Bakanım, Lisanslı Depoculuk Yasası, aslında, gerçekten, Avrupa Birliğine
entegrasyon bakımından çok önemli. Aslında, burada, kürsüde yapılan
tartışmalarda, en temel problem üretim planlamasının olmamasına ilişkin.
Lisanslı Depoculuk Yasasının, Türkiye'de çalışır hale gelmesiyle birlikte,
özellikle de uluslararası borsalarda fiyatların belirlendiği bu dünyada,
Türkiye'de de borsa işlemleriyle birlikte; yani, bize, Türkiye'ye getireceği...
Yani, gerçekten, biz, Türkiye'de bu yasanın işlemesiyle beraber, üretim
planlaması yapabilecek miyiz? Bu konuya açıklık getirirlerse sevinirim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Budak.
Sayın Çerçi, buyurun
efendim.
MEHMET ÇERÇİ (Manisa) -
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Bakanım, birkaç
sorum olacak. Şimdi, çok sık dile getiriliyor, değerli milletvekili
arkadaşlarımız da dile getirdiler; özellikle, bizim yöremizle ilgili olarak,
hükümetin üzerinde çalıştığı pamuk primleri konusunda, zannediyorum, bu sene
ciddî bir artış olacak. Bütçe görüşmeleri sırasında da bazı kalemlerden
aktarmalar yapıldığını, özellikle, destekleme kapsamındaki ürünler bazında
büyük aktarmalar yapıldığını biliyorum.
ALİ KEMAL DEVECİLER
(Balıkesir) - Nereden büyük oluyor?!
MEHMET ÇERÇİ (Manisa) -
Bu konuda, son durum nedir? Pamuk primlerinin hangi seviyelerde olacağı
konusunda Sayın Bakanımız bizleri aydınlatabilir mi?
BAŞKAN - Sayın Çerçi,
sorunuzu sorunuz efendim.
MEHMET ÇERÇİ (Manisa) -
İkincisi, demin değerli milletvekili arkadaşımız da belirttiler, bu ürün
planlaması noktasında... Aslında, benim konuşma metnimde bu da vardı; ancak,
zaman yetmedi. Bildiğiniz gibi, biz, bu yıl içerisinde Üretici Birlikleri
Yasasını çıkardık; yani, bu Parlamento, hep beraber, Üretici Birlikleri
Yasasını çıkardı ve zannediyorum, şu anda uygulama yönetmelikleri çalışması
devam ediyor. Ondan sonra, herhalde yönetmelikler de hayata geçtikten sonra
Türkiye'de ciddî bir birlik çalışması faaliyete girmesi söz konusu olacak ve
demin vekil arkadaşımın da bahsettiğini, zannediyorum, bu birlikler yapacak.
MUHARREM İNCE (Yalova)-
Soru mu soruyorsunuz, korsan gösteri mi yapıyorsunuz?!
MEHMET ÇERÇİ (Manisa)-
Sayın Bakanıma soruyorum: Üretici Birlikleri Yasasıyla ilgili yönetmelikler ne
durumda? Yani, bu yasa tam olarak ne zaman hayata geçer?
BAŞKAN- Sayın Çerçi,
lütfen tamamlar mısınız. Başka arkadaşların da soruları var.
MEHMET ÇERÇİ (Manisa)-
Hemen tamamlıyorum Sayın Başkanım; son cümle.
Bir diğer sorum: Tarım
sigortası, bildiğiniz gibi, dün de dile getirildi bu kürsüden. Özellikle, afet
gören bölgelerimizdeki ürünlerimizle ilgili tarım sigortası, hükümetimizin de
gündeminde olan bir konuydu. Zannediyorum, bugünlerde komisyonda görüşülüyor ve
netice itibariyle, yakın bir zamanda Genel Kurulun gündemine gelecek. Sayın
Bakanıma, bu konudaki çalışmaların ne aşamada olduğunu soruyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN- Teşekkür ederim
Sayın Çerçi.
Sayın Acar, lütfen çok
kısa rica edeyim.
AHMET RIZA ACAR (Aydın)-
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Ben de, bölgemle ilgili
olarak birkaç soruyu yöneltmek istiyorum Sayın Bakanımıza.
Bunların başında pamuk
gelmektedir. Pamukla ilgili olarak, ekim alanlarının genişletilmesi, kaliteli
tohum üretimi çalışmaları, ayrıca, sulanabilir alanların genişletilmesi için
yeni fırsatlar, yeni gelir artışları sağlanabilir. Bu konuda neler
yapılmaktadır?
Yine, pamukla ilgili
olarak, zararlı böcek ve yabancı haşaratla ilgili, otlarla ilgili kullanılan
ilaçların çevreyi kirletip kirletmediği ve bu konuda ne gibi tedbirlerin
alındığını soruyorum.
Yine, ilimizin, Ege
Bölgesinin ve Akdenizin birçok bölümleri için önemli olan zeytin ve
zeytinyağına değinmek istiyorum, bu konuda bir soru sormak istiyorum. Çünkü,
Türkiye'nin hem yağ açığı vardır hem de bu yağın en kalitelisi, insan sağlığına
en uygun olanı da zeytin ve zeytinyağı olduğuna göre, zeytin alanları için,
gerek fidan dikimi gerek bakımı gerek onarımı, yine boş arazilerin...
BAŞKAN - Sayın Acar, bir
dakika bekler misiniz.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, çalışma süremiz dolmak üzeredir. Maddenin görüşülmesi tamamlanıncaya
kadar süre uzatımı hakkında görüşlerinizi alacağım.
Sürenin uzatılmasını
kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sayın Acar, lütfen,
kısaca tamamlayınız.
Buyurun.
AHMET RIZA ACAR (Aydın) -
Bugün, Türkiye'de, Millî Emlakın bünyesinde, Orman Bakanlığının bünyesinde,
Tarım Bakanlığının bünyesinde ve daha birçok kurumun bünyesinde boş araziler
vardır. Bu araziler zeytin ve zeytinciliğe tahsis edilecek mi; bununla ilgili
görüşleri nedir?
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Acar.
AHMET RIZA ACAR (Aydın) -
Bir sorum daha var.
BAŞKAN - Soru süresi
doldu; teşekkür ediyorum.
AHMET RIZA ACAR (Aydın) -
Bir soru efendim...
BAŞKAN - Tamam, tamam...
Teşekkür ederim, sağ olun.
Sayın Bakanım...
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI
MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - Sayın Başkanım, not aldık; yazılı olarak cevap
vereceğiz.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Yazılı olarak
cevap vereceksiniz.
Teşekkür ediyorum Sayın
Bakanım.
12 nci madde
üzerindeki...
HALUK KOÇ (Samsun) -
Karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz.
BAŞKAN - Tamam;
arayacağım.
12 nci madde üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
HALUK KOÇ (Samsun) - Bir
dakika Sayın Başkan; karar yetersayısı yok.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, kâtip üyeler arasında ihtilaf var; 2 dakikalık süre vereceğim
ve elektronik cihazla oylama yapacağım.
Oylama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN - Karar
yetersayısı vardır; madde, kabul edilmiştir.
Alınan karar gereğince,
2005 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları ile 2003 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu
Tasarılarını görüşmek için, 20 Aralık 2004 Pazartesi günü saat 11.00'de
toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.
Kapanma Saati: 19.03