DÖNEM
: 22 CİLT : 62 YASAMA YILI : 3
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
11 inci Birleşim
27 Ekim 2004 Çarşamba
İ
Ç İ N D E K İ L E R
I. - GEÇEN TUTANAK
ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya'nın,
bölgemizdeki son gelişme-ler ile Irak, Filistin ve Ortadoğu'daki sorunlara
ilişkin gündemdışı konuşması
2.- Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat
Melik'in, Güneydoğu Anadolu Projesinin son durumuna ve alınması gereken
tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması
3.- Erzurum Milletvekili İbrahim
Özdoğan'ın, Erzurum İlinin tarım ve hayvancılık potansiyeline; bu alanda
yaşanan sorunlara ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Kars Milletvekili Selami Yiğit'in
(6/1269) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/224)
C) ÇEŞİTLİ
İŞLER
1.- Genel Kurulu ziyaret eden Portekiz
Parlamento Başkanı Mota Amaral'a Başkanlıkça "Hoşgeldiniz" denilmesi
IV. -
ÖNERİLER
A) DANIŞMA
KURULU ÖNERİLERİ
1.- Genel Kurulun çalışma saatleri ile
gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
V - KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- (9/5, 6) Esas Numaralı Meclis
Soruşturması Komisyonu Raporunda Yüce Divana sevki istenilen eski Başbakan A.
Mesut Yılmaz ve Devlet eski Bakanı Güneş Taner haklarında ayrı ayrı gizli
oylama (S. Sayısı: 621)
2.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S.
Sayısı: 305)
3.- Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve
Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/332) (S.Sayısı 654)
VI. -
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın,
elektrik nakil hatlarının neden olduğu orman yangınlarına ilişkin sorusu ve
Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı (7/3443)
2.- Kırklareli Milletvekili Mehmet S.
KESİMOĞLU'nun, Kırklareli'ndeki longoz ormanlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve
Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı (7/3444)
3.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in,
orman yangınlarının önlenmesine ve yangınların oluşturduğu maddî zarara ilişkin
sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı (7/3446)
4.- Hatay Milletvekili Züheyir AMBER'in,
İskenderun Limanında batan gemi ile ilgili iddialara ve sorumlulara ilişkin
sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı (7/3451)
5.- Adana Milletvekili Tacidar SEYHAN'ın,
İskenderun Körfezinde batan gemi hakkındaki iddialara ilişkin sorusu ve Çevre
ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı (7/3452)
6.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
İskenderun Körfezinde batan geminin çevreye verebileceği zarar ve hakkındaki
bazı iddialara ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı
(7/3453)
7.- Erzincan Milletvekili Erol
TINASTEPE'nin, Antalya-Gündoğmuş-Kızıldere mevkiîndeki orman yangınında ölen
görevlilere ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı
(7/3625)
8.- Hatay Milletvekili Fuat ÇAY'ın,
İskenderun Limanı açığında batan M/V Ulla isimli toksik atık yüklü gemiye ve
bazı iddialara ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı
(7/3628)
9.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın,
Antalya-Ortakonuş Köyünde meydana gelen orman yangını ve bazı iddialara ilişkin
sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı (7/3629)
I. - GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açıldı.
Niğde Milletvekili Mahmut Uğur Çetin'in,
patates üreticilerinin sorunları ile alınması gereken önlemlere ilişkin
gündemdışı konuşmasına, Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü,
Antalya Milletvekili Hüseyin
Ekmekçioğlu'nun, eğitim sisteminin sorunlarına ve alınması gereken önlemlere
ilişkin gündemdışı konuşmasına, Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik,
Cevap verdi.
Malatya Milletvekili Süleyman Sarıbaş,
Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu Komisyonu Raporuna ilişkin gündemdışı
bir konuşma yaptı.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 31 inci sırasında yer alan
654 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 2 nci sırasına, 32 nci sırasında
yer alan 661 sıra sayılı kanun tasarısının 3 üncü sırasına, 27 nci sırasında
yer alan 639 sıra sayılı kanun tasarısının 4 üncü sırasına alınmasına; 26 Ekim
2004 Salı ve 27 Ekim 2004 Çarşamba günkü birleşimlerde sözlü soruların
görüşülmemesine; 26 Ekim 2004 Salı günü oylaması yapılacak işlerin
tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasına; 27 Ekim 2004 Çarşamba günü
Genel Kurulun 13.00-17.00 saatleri arasında çalışmalarını sürdürmesine ilişkin
Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.
(10/12, 28) esas numaralı Meclis
Araştırması Komisyonunda açık bulunan ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna
düşen 1 üyeliğe Bayburt Milletvekili Fetani Battal seçildi.
(9/3) esas numaralı Meclis Soruşturması
Komisyonu raporunun Genel Kurulun 15.6.2004 tarihli 101 inci Birleşiminde
birlikte yapılan gizli oylamasından sonra Yüce Divana sevkleri kararlaştırılan
ilgili eski bakanlar haklarındaki oylamanın ayrı ayrı yapılması gerektiğine
ilişkin Yüce Divan kararı doğrultusunda yapılan gizli oylamalar sonucunda,
Devlet eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan ile Devlet eski
Bakanı Recep Önal'ın Yüce Divana sevklerine karar verildiği açıklandı.
Gündemin "Oylaması Yapılacak
İşler" kısmının 2 nci sırasında yer alan (9/5, 6) esas numaralı Meclis
Soruşturması Komisyonu raporunda Yüce Divana sevki istenilen eski Başbakan A.
Mesut Yılmaz ve Devlet eski Bakanı Güneş Taner haklarında ayrı ayrı yapılacak
gizli oylamanın Genel Kurulun 27.10.2004 Çarşamba günkü 11 inci Birleşiminde
yapılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.
27 Ekim 2004 Çarşamba günü, alınan karar
gereğince, saat 13.00'te toplanmak üzere, birleşime 17.41'de son verildi.
Sadık Yakut
Başkanvekili
Yaşar Tüzün Harun Tüfekci
Bilecik Konya
Kâtip Üye Kâtip
Üye
No.
: 13
II. - GELEN KÂĞITLAR
27 Ekim 2004 Çarşamba
Sözlü Soru Önergeleri
1.- Antalya Milletvekili
Feridun Fikret BALOĞLU'nun, yurtdışından kendisine hediye edilen araçlara
ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1319) (Başkanlığa geliş tarihi:
18.10.2004)
2.- Bursa Milletvekili
Mustafa ÖZYURT'un, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanının bir ifadesine ilişkin
Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1320) (Başkanlığa geliş tarihi:
18.10.2004)
Yazılı Soru Önergeleri
1.- İzmir Milletvekili
Ahmet ERSİN'in, Irak'ta iş yapan firmalarda çalışan vatandaşlarımızın
öldürülmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3904) (Başkanlığa
geliş tarihi: 15.10.2004)
2.- Antalya Milletvekili
Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Başbakanlığa hediye edilen bir otobüse ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3905) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.10.2004)
3.- Şanlıurfa
Milletvekili Mehmet Vedat MELİK'in, bölünmüş yol projesinin Şanlıurfa'yı
kapsayıp kapsamadığına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru
önergesi (7/3907) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.10.2004)
4.- Sinop Milletvekili
Engin ALTAY'ın, Sinop-Boyabat Tünelli Geçiş Projesine ilişkin Bayındırlık ve
İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/3908) (Başkanlığa geliş tarihi:
18.10.2004)
5.- Muğla Milletvekili
Ali ARSLAN'ın, SSK hekim ve çalışanlarının performansa dayalı ücret almalarının
sağlanıp sağlanmayacağına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru
önergesi (7/3909) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.10.2004)
6.- Sinop Milletvekili
Engin ALTAY'ın, BAĞ-KUR'a ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı
soru önergesi (7/3910) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.10.2004)
7.- Niğde Milletvekili
Orhan ERASLAN'ın, Çukurova grubunun TMSF'ye olan borcuna ilişkin Devlet
Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru önergesi (7/3911) (Başkanlığa geliş
tarihi: 18.10.2004)
8.- Niğde Milletvekili
Orhan ERASLAN'ın, faiz dışı fazla, borçlanma ve sürdürülebilir kalkınmaya ilişkin
Devlet Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru önergesi (7/3912) (Başkanlığa geliş
tarihi: 18.10.2004)
9.- Hatay Milletvekili
Züheyir AMBER'in, Hazine Müsteşarlığından TMSF'ye aktarılan paranın kayıtlarına
ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru önergesi (7/3913)
(Başkanlığa geliş tarihi: 18.10.2004)
10.- Gaziantep
Milletvekili Abdulkadir ATEŞ'in, Gaziantep-İslahiye Ballıklaya Barajı projesine
ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/3914)
(Başkanlığa geliş tarihi: 18.10.2004)
11.- Şanlıurfa
Milletvekili Mehmet Vedat MELİK'in, Şanlıurfa'nın bazı ilçelerinde tarımsal
sulamada kullanılan elektrik enerjisinde ortaya çıkan sorunlara ilişkin Enerji
ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/3915) (Başkanlığa geliş
tarihi: 18.10.2004)
12.- Antalya Milletvekili
Osman ÖZCAN'ın, Ankara Büyükşehir Belediyesinin borçlarına ve bazı
uygulamalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3916)
(Başkanlığa geliş tarihi: 18.10.2004)
13.- Ankara Milletvekili
Zekeriya AKINCI'nın, AŞTİ'den yolcu alan taksilerden para talep edildiği
iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3917)
(Başkanlığa geliş tarihi: 18.10.2004)
14.- Isparta Milletvekili
Mevlüt COŞKUNER'in, Isparta'daki elma üreticilerinin soğuk hava deposu
ihtiyacına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/3918)
(Başkanlığa geliş tarihi: 18.10.2004)
15.- İzmir Milletvekili
Muharrem TOPRAK'ın, İzmir-Kiraz Devlet Hastanesi inşaatına ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/3919) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.10.2004)
16.- Ankara Milletvekili
Zekeriya AKINCI'nın, Büyükşehir Belediyesinin Keçiörengücü Spor Kulübüne yardım
yaptığı iddialarına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet
Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/3920) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.10.2004)
17.- Niğde Milletvekili
Orhan ERASLAN'ın, Buca Cezaevindeki mahkûmların sorunlarına ilişkin Adalet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/3922) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.10.2004)
18.- Niğde Milletvekili
Orhan ERASLAN'ın, Avrupa Birliği İlerleme Raporunun orijinal metninin
milletvekillerine dağıtılıp dağıtılmayacağına ilişkin Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/3923) (Başkanlığa geliş tarihi:
18.10.2004)
İKİNCİ OTURUM
Açılma
Saati: 13.00
27 Ekim
2004 Çarşamba
BAŞKAN:
Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP
ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)
BAŞKAN- Türkiye Büyük Millet Meclisinin 11
inci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere
başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç sayın
milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz, Ortadoğu ve
bölgemizdeki son dış gelişmeler hakkında söz isteyen Samsun Milletvekili Musa
Uzunkaya'ya aittir.
Buyurun Sayın Uzunkaya.
Konuşma süreniz 5 dakikadır.
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. - Samsun
Milletvekili Musa Uzunkaya'nın, bölgemizdeki son gelişmeler ile Irak, Filistin
ve Ortadoğu'daki sorunlara ilişkin gündemdışı konuşması
MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; bölgemizdeki son gelişmeler, Irak, Filistin ve
Ortadoğu sorunları üzerinde gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle,
cuma günü 81 inci yıldönümünü idrak edeceğimiz Cumhuriyet Bayramımızı, Mümtaz
Heyetinizin şahsında aziz milletimizin bu mutlu gününü tebrik ediyor, sizleri
saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, 11 Eylül İkiz
Kuleler faciasından sonra, önce Hindikuş Dağlarında taş üstünde taş
bırakılmayan Afganistan'daki, ardından da 1990'ların başlarında başlatılıp
2003'ün mayısında fiilen ortaya konulan Irak'taki vahşet ve dehşet sahneleri,
sulha ve barışa çağrının değil, olsa olsa, kanı kanla temizleme operasyonunun
adı olabilirdi. Dahası, başta petrol olmak üzere, enerji kaynaklarına sahip
olmak için, bebeklerin, ihtiyar biçarelerin, masum anneler ve genç kızların
yerlere düşen cansız bedenlerinden sızan sıcacık kanı petrol diye vakumlayan,
masseden bir yanlış adımın adı olabilir.
Değerli arkadaşlarım, insanlık,
doğru-yanlış, çirkin-güzel, zulüm ve adaleti sembolize eden iki ayrı çağı
yaşamıştır; bunun birisi asrı cehalet, birisi de asrı saadettir. Cehaletin
bütün boyutlarıyla egemen olduğu çağlarda bile kırk yıl süren savaşların
yaşanmasına rağmen, eşhürülhurum, yani, insan kanı akıtmanın haram ilan
edildiği aylar olmuştur ki, onlardan birisi de mübarek ramazandır. Devri
cehalet, bu aya hürmeten savaşlara ara verebiliyorken, gerekçeleri artık
kendileri tarafından dahi yalanlanan, tamamen haksız ve tek taraflı; ancak, çok
destekli bir gücün başlattığı bu harbin müsebbiplerinin hiçbir kutsalı ve
karşısındaki insanların kutsalına da saygısı kalmamıştır.
Bir tarafta, 2005'in ocağında yapılacak
seçimlere kadar, âdeta, Irak'ın yerle bir edilmesi ve bu arada, onbinlerce aç,
sefil, çaresiz, çoluk çocuk, kadın erkek, sivil Iraklının hayatına kıyılması,
öbür taraftan ise, Filistin'de yaşanan ve neredeyse, Irak'ta yaşananları
rahmetle aratacak, mumla aratacak, İsrail'in soykırımları, tüyler ürperten
tecavüzleri ve katliamları...
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Âkif merhumun "Nur istiyoruz biz, sen yangın veriyorsun/ Yandık diyoruz,
boğmaya kan gönderiyorsun" dizeleri, âdeta, bugün için söylenmiş gibi.
Komşusunun evinde çıkan yangını söndürsün
diye merhamet beklediğimiz sözüm ona çağın efendileri, coğrafyamızda ikinci,
üçüncü komşularının evini de ateşe vermek durumunda oldular. Hem de mübarek
ramazan günü, oruçlu ağızlarıyla sofralarında içecek bir damla suyu ve bir
bardak meşrubatı olmadığı bir anda, geride kalanlara, şehitlerinin sebil olan
iftarlık kanlarına sebep olan vahşi kapitalist, emperyalist ve pragmatist bir
sahneyi oynayan aktörleri seyrediyoruz artık. Yıllar önce okuduğumuzda asla
inanmak istemediğim rahmetli Necip Fazıl'ın şu tespiti ne kadar doğruymuş:
"Materyalist ve pragmatist bir medeniyetin sahibi olanlar, o kadar bencil
ve o kadar çıkarcıdır ki, ellerindeki yumurtalarını pişirmek için komşusunun
evini yakmaktan çekinmezler bile" diyordu. Evet, bugün aynı tabloyu
yaşıyoruz. Bugün, İsrail utanç duvarları ikame etmekte, yüzlerce Filistinlinin
evini bazen boşalttırarak, bazen de içindeki insanlarla ateşe vermekte,
yıkmakta, bir açık hapishaneye dönüştürdüğü Filistin topraklarındaki vahşete,
BM'nin kararlarına, vetolu destekle devam imkânı bulabilmektedir.
Değerli arkadaşlar, dünyanın şarkında,
garbında, cenubunda, şimalinde, nerede yaşanırsa yaşansın insanların temelde
var olan...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Uzunkaya, toparlayabilir
misiniz.
MUSA UZUNKAYA (Devamla) - Bitiriyorum
Sayın Başkan.
...can, mal, akıl, nesil ve inanç
güvenliğini tehdit eden her düşünce, her davranış, her tecavüz "ben
insanım" diyebilen gür ve güçlü iradeyi karşısında bulmalıdır; yıkılanı
onarmak için değil, yıktırmamak, öldürtmemek için karşısında durabilmelidir.
Gazetelerde okuyoruz; Irak'ı yerle bir
eden saldırılardan sonra, başta ABD olmak üzere, Japonya, İngiltere, Avrupa
Birliği, Suudi Arabistan, Kuveyt, İspanya, İtalya, Birleşik Arap Emirlikleri,
Güney Kore, Kanada, Norveç, Dünya Bankası ve IMF milyarlarca dolar para
akıtarak Irak'ı yeniden restore edecekmiş!.. Yıkılan onurları, sönen
hanümanları kimler onore edecek; bunu doğrusu sormak gerekir.
Değerli kardeşlerim, başta Türkiye olmak
üzere, tüm dünyanın vicdanını kanatan ve geçmiş çağların vahşetini aratan bu
kanayan yaraya merhem olacak adımları atmak için bir gönül köprüsü kurmak
zorundayız. Kan damlayan bahçede gül bitmez. Güneşin aydınlığına ayna tutacak,
geleceğimizi daha da aydınlatacak çocuklar özlüyorsak, çocukların elinden taşı,
sapanı almak istiyorsak, Ortadoğu'ya dönük samimî ve büyük bir projeden
bahsetmek istiyorsak veya isteniyorsa, vazgeçin toplardan tanklardan, güllerden
güllelerden, koşun İsmail'in çocuklarına, ey İshak'ın çocukları ve İsmail'in
kardeşi olan İshak'ın çocukları! Hiçbir haklı gerekçesi kalmayan bu harbin
günübirlik galibi olsa da, tarih, hep mağlup yazacaktır taraf olanları ve
tarafta bulunanları.
En kısa zamanda, bayrama varmadan,
bölgemizin ve coğrafyamızın huzur ve barışa kavuşmasını diliyor, bayramınızı
şimdiden tebrik ediyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Uzunkaya.
ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Sayın Başkan,
Dışişleri Bakanı cevap vermeyecek mi konuşmaya?
BAŞKAN - Gündemdışı ikinci söz, GAP
Projesinin son durumu hakkında söz isteyen Şanlıurfa Milletvekili Sayın Mehmet
Vedat Melik'e aittir.
Buyurun Sayın Melik.
2.-
Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat Melik'in, Güneydoğu Anadolu Projesinin son
durumuna ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması
MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, kırk yıldır halkımızın
büyük özverisi ve şimdiye kadar gelen bütün hükümetlerin de olağanüstü
çabalarıyla girmeye çalıştığımız Avrupa Birliğiyle ilgili Türkiye ilerleme
raporunun ülke genelinde yarattığı iyimser havadan sonra belki de bu tür
konuşmalar yapanlar için Türkçemizde çok güzel özdeyişler vardır; ancak,
güneşin önüne perde çekilemeyeceği için, acı da olsa gerçeklerle yüz yüze
gelmeliyiz ki, sorunlarımızı çözme yolunda adımlar atabilelim.
Değerli milletvekilleri, hani bizim bir
GAP Projemiz vardı; ülkemizin yaklaşık 80 000 kilometrekaresini kapsayan,
cumhuriyet tarihimizin en büyük bölgesel kalkınma planı olan Güneydoğu Anadolu
Projesi vardı; ne oldu bu projeye? Bu hükümet iki yıldır bu projeyle ilgili ne
yaptı veya ne söyledi? İçinizden bilen veya duyan varsa lütfen bize anlatsın.
Çünkü, bunun cevabını yalnız bölge halkı değil bütün Türk Halkı öğrenmek
istiyor; ama, isterseniz önce ben söyleyeyim. İki yıldır bu hükümet GAP
Projesiyle ilgili ne bir tek şey söyledi ne de bir tek şey yaptı. Çünkü, AK
Parti İktidarı bu projeye inanmamakta, belki de önemini kavrayamamaktadır;
ancak, kesin olan bir şey var ki, o da, bu hükümetin bu projeyi önemsemediği ve
ilgi duymadığıdır. Eğer ilgi duymuş olsaydı -en basit bir örneğini vereceğim sizlere- iki yıl
içerisinde GAP idaresiyle ilgili bir teşkilatlanma kanununu Meclise getirir
veya en azından 6 Kasım günü süresi dolacak olan ve GAP Bölge Kalkınma
İdaresinin çalışmalarını düzenleyen kararnameyle ilgili bir çalışma yapar, bunu
da yapamıyorsa Mardin Milletvekilimiz Sayın Muharrem Doğan tarafından
hazırlanan ve şu anda sıra bekleyen yasa taslağına destek vererek bir an önce
gündeme getirirdi; ama, değerli arkadaşlar, belki de bizim bilmediğimiz ve
kamuoyuna açıklanmasına gerek duyulmayan başka meseleler vardır; çünkü, bizim
hükümetlerimizde birçok anlaşma ve kararları gizleme alışkanlığı vardır.
Tarihimiz boyunca, yalnız bu hükümet değil, birçok hükümet, olayları, meselenin
gerçek sahibi olan Türk Halkından gizlemişlerdir.
Değerli arkadaşlar, ancak, akla şu soru
gelmektedir: Acaba, tarımsal sulama anlamında gerçekleşme oranı yüzde 13'lerde
olan GAP Projesinde yeni alanların sulamaya açılabilmesi için, Avrupa Birliğinin
Türkiye İlerleme Raporunun bir bölümünü oluşturan, Türkiye'nin ortaklık
perspektifinden doğan konuların veya sorunların işlendiği altkomisyon raporunun
"Transnational Issues" başlıklı bölümünde belirtildiği gibi, GAP
bölgesindeki su kaynaklarımızın kontrolü için uluslararası bir yönetimin karar
vermesi mi beklenmektedir?
Değerli arkadaşlar, eğer, bu
söylediklerime hükümet katılmıyorsa veya bunları doğru bulmuyorsa, o halde,
lütfen, bizlere ve tüm kamuoyuna GAP Projesinin, özellikle sulama yatırımlarına
yönelik düşünce ve projelerini anlatsınlar ki, bir daha, kimse, bu konuyla
ilgili olarak Yüce Meclisi meşgul etmesin; yani, 57 nci Hükümet döneminde,
çalışmaları yapılmış olan Suruç, Viranşehir, Ceylanpınar, Mardin-Kızıltepe ile
Kralkızı-Dicle sulama projeleri ne aşamadadır? Bu projelere yabancı
yatırımcılar teklif vermişler midir? Veya bu projeler, tozlu raflarda mı
durmaktadır? Yoksa, 17 Aralık tarihi mi beklenmektedir? Yani, Türkiye'ye
müzakere tarihi verilecek olursa, söz konusu sulama projelerinin yapılıp
yapılmayacağı da Avrupa Birliğine mi sorulacaktır?! Çünkü, değerli arkadaşlar,
şu anda GAP Bölgesindeki barajlarda, 1 000 000 hektar araziyi sulayabilecek
suyumuz mevcutken, biz, ancak, 240 000 hektarını sulamaktayız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, Sayın Melik;
toparlayabilir misiniz.
MEHMET VEDAT MELİK (Devamla) - Öyleyse,
niçin sözünü ettiğimiz hazır sulama projelerini hayata geçirmiyorsunuz?
Değerli milletvekilleri, Ilısu Barajının
da bitirilmesiyle birlikte, elektrifikasyondaki gerçekleşme oranı yüzde 95'leri
bulacak olan GAP bölgesinde üretilen enerji, ülkenin her tarafında ve bütün
sektörlerde kullanılmaktadır; yani, yapılan yatırım yalnız bölgeye
yapılmamıştır. Şimdiye kadar, ülkemizdeki herhangi bir rafineride, herhangi bir
turistik tesiste veya fabrikada elektrik kesintisi duydunuz mu veya herhangi
bir tren, elektrik kesintisi nedeniyle durmuş mudur?
Şu ana kadar 16 milyar dolar harcandığı
söylenen GAP Projesi kapsamında inşa edilen hidroelektrik santrallarından, 2003
yılı sonu itibariyle 400 milyar kilovatsaat elektrik elde edilmiştir ki, bunun
parasal karşılığı da en az 20 milyar dolardır.
Şimdi, siz, Karadeniz Otoyoluna, Bolu
Tüneline veya Esenboğa Havaalanına bir şekilde kaynak bulabiliyorsunuz; ama,
verimliliği ve kârlılığı kendini kanıtlamış GAP Projesine dönüp bakmıyorsunuz
bile.
Değerli arkadaşlar, hatırlarsanız, Sayın
Başbakan, 2004-2005 öğretim yılını "haydi kızlar, okula"
kampanyasıyla Şanlıurfa'da başlatmıştı. Ancak, okullar açıldığından bu yana
kırkbeş gün geçmesine rağmen, Sayın Başbakanın "haydi" dediği kız
çocuklarının büyük bir kısmı, kendi evlerinden uzak, Anadolu'nun değişik
yerlerinde geçici tarım işçisi olarak aileleriyle birlikte çalışmakta ve
çadırlarda yatmaktadırlar. Eğer, bu kız çocuklarımızı, gerçekten, okullarda ve
aileleriyle birlikte mutlu yuvalarında görmek istiyorsak, gelin, GAP Projesine
işlerlik kazandıralım ki, hiç olmazsa, bu insanlar, kendi köylerinde
geçimlerini sağlayabilsinler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET VEDAT MELİK (Devamla) - Son cümlem,
Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun Sayın Melik.
MEHMET VEDAT MELİK (Devamla) - Ben, şimdi,
Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye için çok önemli olan bu GAP Projesine
tekrar sahip çıkmaya davet ediyor; hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Melik.
Gündemdışı üçüncü söz, Erzurum İlinin
tarım potansiyeli hakkında söz isteyen, Erzurum Milletvekili İbrahim Özdoğan'a
aittir.
Buyurun Sayın Özdoğan (AK Parti
sıralarından alkışlar)
3.- Erzurum
Milletvekili İbrahim Özdoğan'ın, Erzurum İlinin tarım ve hayvancılık
potansiyeline; bu alanda yaşanan sorunlara ve alınması gereken tedbirlere
ilişkin gündemdışı konuşması
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Yüce Kurulu en derin saygılarımla selamlıyorum.
Erzurum il merkezinin ortalama rakımı 1
850 metredir. Tarım yapılan alanlar, bitki gelişimi bakımından bu rakımdan
aşağı seviyelerde yapılmaktadır. Yüksek kesimler, genellikle çayır, mera ve
yayla olarak hayvancılıkta değerlendirilmekte ve bitki gelişimi yavaş
olduğundan, tarım ikinci planda kalmaktadır. Yüzölçümünün yüzde 4'ünü oluşturan
ovaların ve yüzde 33'ünü oluşturan platoların bir kısmında, özellikle kuzey
ilçelerinde (İspir, Olur, Oltu, Tortum) mikroklima alanlarında meyve ve sebze
tarımı yapılmaktadır. Toplam tarım yapılabilen alan il yüzölçümünün yüzde
18'ine, yani, yaklaşık 460 000 hektara tekabül etmektedir.
Verimli alanlar, sulama hizmetleri giden
yerlerdir. Bu verimli alanlar Daphan Ovası, Hınıs Ovası ve Pasinler Ovasıdır.
Buralarda çiftçi sulama hizmetleri için yapılan Kuzgun Barajı ve sulama
tesisleri tam olarak hizmete açılmış değildir; özellikle, pompaj tesisleri
sulamaya açılmamıştır. Pasinler-Demirdöven Barajı ve sulama kanalları, Çat Barajı
ve sulama kanalları, Aşağı Pasinler sulama tesisi, Söylemez Barajı,
Hınıs-Başköy Barajı ve sulama tesislerinin tamamlanması için ödenek ihtiyacı
acilen karşılanmalıdır.
Mevcut tarım yapılan 460 000 hektarın 282
351 hektarı sulanabilir arazi olup, 110 200 hektarı şimdiye kadar sulamaya
açılmıştır ve bu alan yüzde 40 seviyesindedir. Sulanabilir alanların yüzde
60'ı, yani 195 108 hektar alan yatırım beklemektedir. Çiftçilerin kendi
imkânlarıyla yaptıkları sulama, su yetersizliği, iletim kanallarının elverişsizliği,
toprağa sızan sularla daha da azalmaktadır. Geleneksel sulama tesisleri ve
metotlarından çiftçi bir an evvel kurtarılmalıdır.
Erzurum, üç ayrı havzanın başlangıç
noktasıdır. Birkısım sular Fırat Havzasının başlangıcı olup, bu sular Basra Körfezine,
Aras Nehri Hazar Denizine, Çoruh Nehri Karadeniz'e dökülmektedir. Arazi, bitki
örtüsünün çıplaklığı ve çoğu yerde arazi meylinin fazlalığından dolayı erozyon
tehdidi altında bulunmaktadır.
Mevcut arazi potansiyeli içinde tarım
yapılan alanın yetersizliği, her üründe verimin Türkiye ortalamasının altında
oluşu, girdi maliyetlerinin yüksekliği, ürün fiyatının düşük oluşu, Erzurum'da,
büyük miktarda tarım alanlarının terk edilmesine sebep olmuştur.
Ekolojik tarım bakımından Erzurum İli çok
avantajlıdır. Rakımın yüksek oluşu, bazı hastalık ve zararlıların gelişme ve
yaşamasına mâni olmaktadır; mikroklima alanlarında, tabiî şartlarda, müdahale
edilmeden, ilaç ve gübre kullanmadan her türlü meyve ve sebze yetiştirmek
mümkündür; daha da önemlisi, sanayi tesisleri, maden ocakları, ulaşım
hatlarından uzak alanlarda ekolojik tarım, seracılık ve tohumculuk
çalışmalarına yönelinmesi halinde, doğal şartlardaki ürünlerden üreticimiz bol
kazanç sağlayacaktır.
Geçmiş yıllarda 6 adet et kombinası faal
olarak kesim yaparken, şu anda, özel sektöre ait 1 kombina olması ve günlük 400
büyükbaş ve 2 000 küçükbaş kapasitesi olan Et ve Balık Kurumunun günlük 20
büyükbaş kesim yapması besicilerimizi daha da mağdur etmektedir. Özellikle,
yapılacak acil iş, Et ve Balık Kurumunun kesim kapasitesini artırmak ve şeker
fabrikasıyla beraber özelleştirme kapsamından çıkarılmasıdır.
Hayvan varlığının, büyükbaş ve küçükbaş
sayısının azalması, özellikle et ve süt üretimini düşürmekte olup, popülasyonun
düşük verimli yerli ırklardan oluşu, kültür ırkı ve melez ırkında hızlı bir
artışı da sağlamamıştır. Genellikle ailenin süt ihtiyacını ancak
karşılayabilmekte, ihtiyaç fazlası ya sokakta satılmakta ya da yağ ve peynir
yapılarak pazarlanmaktadır. Süt işleme üniteleri çok az bulunmaktadır ve şehir
merkezlerinde toplanmıştır.
Zengin su potansiyeline sahip ilimizde
birçok ırmak, dere, Tortum Gölü ve diğer göller, sulama göletleri, Kuzgun ve
Demirdöven Barajları balıkçılık için müsait olmasına rağmen, şimdiye kadar
gelişmemiştir; son yıllarda Tarım Bakanlığı tarafından, geçmişte uygulanan
Kaynak Destekleme Fonu aracılığıyla yapılan teşviklerle yaygınlaşmaya
başlamıştır; bu da yeterli değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özdoğan, toparlar mısınız.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Tarımda
karşılaşılan başlıca sorunlar; kabayem açığı ve bakım, besleme problemleri,
hastalıklarla mücadelede yetersizlik ve ıslah çalışmaları yetersizliğidir.
Özellikle ekonomik değere sahip, bölgeye adapte olmuş yerli ırk yok olma noktasında;
bunun önüne geçilmeli, et ve süt yönünden verim artırıcı çalışmalar
başlatılmalıdır.
İthal edilen hayvanlarda bölgeye adapte
olmuş ırklara öncelik verilmeli ve bunları sıkı bir izleme ve takibe alarak
azamî verim alınması sağlanmalı,
ekonomik değeri haiz olmadığı zaman kasaba gitmesine müsaade
edilmelidir.
Hayvansal üretimde destekleme ve
kredilendirmede bölgesel değerlere göre faiz ve kredi limiti uygulanmalı,
mutlaka destek sağlanmalı; en önemlisi et ithalatı ve kasaplık canlı hayvan
ithalatı yapılmamalıdır. Bölgede, az yemle hızlı gelişen ve çoğalan, büyük
gelir sağlayan koyunculuk ayrı bir proje kapsamında öncelikli olarak
desteklenmeli ve korunmalıdır.
Aşırı, zamansız otlatmayla tahrip olan
meralarımızda, çayır alanlarımızda mutlaka kontrollü otlatma sağlanmalı ve
erozyona karşı havza bazında koruma ve ıslah tedbirleri alınmalıdır.
Sunî tohumlama, damızlık üretim merkezi
gibi kamusal çalışmalara mutlaka öncelik verilmelidir. Geleneksel köy
hayvancılığından bir an önce kurtulup, ekonomik işletmelere yönelinmelidir
Gerekli eğitime sahip mühendis ve veteriner hekimlere hayvancılık ve yem
bitkileri ekimi konusunda uygun şartlar sağlanmalıdır. Ülkenin et ve süt
ihtiyacını sağlayan damızlık işletmelere öncelik sağlanmalıdır.
Yem bitkileri ekim alanı -tarım
yapılabilen alanın- yüzde 40, yüzde 50 artırılarak kabayem açığı
kapatılmalıdır.
Yurt dışından giren kaçak canlı hayvan, et
ve gıda maddeleri girişi engellenmelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Teşekkür eder misiniz Sayın
Özdoğan.
Buyurun.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - 1 dakika
daha...
BAŞKAN - Süre uzatımı verdim Sayın
Özdoğan; buyurun.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Parçalı ve
dağınık bir yapı arz eden işletmelerin optimum seviyeye gelmesi yönünde
çalışmalar yapılmalı, optimum işletme ve parsel büyüklüğünün altında olanlar
toplulaştırılarak ekonomik işletme seviyesine getirilmelidir.
Toprak etüt ve harita çalışmaları
yapılarak, toprak sınıf ve çeşitleri tespit edilmeli ve bunlara uygun bitki
deseni uygulanmalıdır.
Patates ve sebze tohumculuğu bakımından,
sahip olunan ideal şartlar dikkate alınarak sertifikalı tohumculuğa önem
verilmelidir.
Mikroklima bölgelerinde ekolojik tarıma
geçilmeli ve yöre çiftçisine gelecekteki önemi anlatılmalı, dış ülkelerin talebine
uygun ürünler yetiştirilerek pazarlanması sağlanmalıdır.
Sayın Tarım Bakanının, Doğu Anadolunun bir
numaralı merkezi Erzurum'un tarım problemlerine çözüm bulmamızda total bir
yaklaşım sergilemesini rica ediyor, Yüce Heyetinizi, tekrar, saygıyla selamlıyorum.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özdoğan.
Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları
vardır.
Sözlü soru önergesinin geri alınmasına
dair bir önerge vardır; okutuyorum :
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Kars Milletvekili
Selami Yiğit'in (6/1269) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin
önergesi (4/224)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Gündemin "Sözlü Sorular"
kısmının 521 inci sırasında yer alan (6/1269) esas numaralı sözlü soru önergemi
geri alıyorum.
Gereğini saygılarımla arz ederim.
Selami
Yiğit
Kars
BAŞKAN - Sözlü soru
önergesi geri verilmiştir.
Danışma Kurulunun bir
önerisi vardır; okutup oylarınıza sunacağım.
IV. -
ÖNERİLER
A) DANIŞMA
KURULU ÖNERİLERİ
1.- Genel Kurulun çalışma saatleri ile
gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
No:104 Tarih:
27.10.2004
Genel Kurulun 2 Kasım
2004 Salı günü 14.00-17.00, 3 Kasım 2004 Çarşamba ve 4 Kasım 2004 Perşembe
günleri 13.00-17.00 saatleri arasında çalışmalarını sürdürmesinin; 2 Kasım 2004
Salı günkü birleşimde gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması
Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmının 113 üncü sırasında yer alan
(10/152) ile 183 üncü sırasında yer alan (10/216) esas numaralı patates
üreticilerinin sorunları konusundaki Meclis araştırması önergelerinin
görüşülmesinin ve görüşmelerinin birlikte yapılmasının Genel Kurulun onayına
sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.
Bülent
Arınç
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
Eyüp Fatsa K. Kemal Anadol
AK Parti Grubu Başkanvekili CHP
Grubu Başkanvekili
BAŞKAN - Öneri üzerinde
söz talebi?.. Yok.
Danışma Kurulu önerisini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Alınan karar gereğince
gündemin "Oylaması Yapılacak İşler" kısmına geçeceğiz.
V. - KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER
1.- (9/5,
6) Esas Numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporunda Yüce Divana sevki
istenilen eski Başbakan A. Mesut Yılmaz ve Devlet eski Bakanı Güneş Taner
haklarında ayrı ayrı gizli oylama (S. Sayısı: 621) (X)
BAŞKAN - Bu kısımda yer
alan (9/5,6) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporunda, Yüce Divana
sevki istenen eski Başbakan Ahmet Mesut Yılmaz ile Devlet eski Bakanı Güneş
Taner haklarında ayrı ayrı yapılacak gizli oylama işlemine başlayacağız.
Bilindiği gibi, (9/5,6)
esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunun raporu Genel Kurulumuzun
13.7.2004 tarihli 114 üncü Birleşiminde görüşülmüş ve yapılan oylama sonucunda
eski Başbakan Ahmet Mesut Yılmaz ile Devlet eski Bakanı Güneş Taner'in Yüce
Divana sevklerine karar verilmişti.
Yüce Divanın 23.7.2004
günlü ve 2004/2 esas sayılı Kararında, Anayasanın 100 üncü maddesindeki
"gerek görüldüğü takdirde ilgilinin Yüce Divana sevkine karar
verilir" ibaresi uyarınca, oylamanın, ilgililer hakkında ayrı ayrı
yapılacak olması, ceza hukukunun temel ilkelerinden olan, suç ve cezanın
şahsîliği, ilkesinin de gereği olduğu bilinmektedir.
Bu nedenle, şimdi, (9/5,
6) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporuyla Yüce Divana sevki
istenen eski Başbakan Ahmet Mesut Yılmaz ile Devlet eski Bakanı Güneş Taner
haklarında ayrı ayrı oylama yapacağız.
İlk oylama, Komisyonun
Yüce Divana sevkini istediği eski Başbakan Ahmet Mesut Yılmaz için yapılacaktır.
Anayasanın 100 üncü
maddesinin üçüncü fıkrasında "Yüce Divana sevk kararı ancak üye
tamsayısının salt çoğunluğunun gizli oyuyla alınır" hükmü, İçtüzüğün 112
nci maddesinin altıncı fıkrasında da "Yüce Divana sevk kararı ancak üye
tamsayısının salt çoğunluğu ile alınır" hükmü yer almaktadır.
Bu nedenle, oylamayı
gizli oylama şeklinde yapacağız ve Yüce Divana sevk için 276 kabul oyu
arayacağız.
Toplantı yetersayısı
olmak kaydıyla gizli oylamada kabul oyu 276'nın altında olduğu takdirde, Yüce
Divana sevk kabul edilmemiş olacaktır.
Gizli oylamanın ne
şekilde yapılacağını arz ediyorum:
Komisyon ve hükümet
sıralarında yer alan Kâtip Üyelerden, komisyon sırasındaki iki Kâtip Üye,
sırasıyla -okuduğum iller dahil olmak üzere- Adana'dan başlayarak Denizli'ye ve
Diyarbakır'dan İstanbul'a kadar; hükümet sırasındaki iki Kâtip Üye ise,
İzmir'den Mardin'e ve Mersin'den Zonguldak'a kadar, adı okunan
milletvekillerine, biri beyaz, biri yeşil, biri de kırmızı olmak üzere, 3 yuvarlak
pul ile mühürlü zarf verecek ve pul ve zarf verilen milletvekilini ad
defterinde işaretleyecektir.
Vekâleten oy kullanacak
bakanlar da, yerine oy kullanacakları bakanın ilinin bulunduğu bölümde oylarını
kullanacaklardır.
Sayın milletvekilleri,
lütfen, Kâtip Üyeler yerlerini almadan yerlerinizden kalkmayınız.
Sayın Kâtip Üyeler
yerlerini alsınlar lütfen.
Sayın Kâtip Üyeler?..
Birleşime 5 dakika ara
veriyorum.
Kapanma Saati : 13.35
İKİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati : 13.40
BAŞKAN:
Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP
ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)
BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, 11 inci Birleşimin İkinci Oturumunu
açıyorum.
V. - KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
1.- (9/5,
6) Esas Numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporunda Yüce Divana sevki
istenilen eski Başbakan A. Mesut Yılmaz ve Devlet eski Bakanı Güneş Taner
haklarında ayrı ayrı gizli oylama (S. Sayısı: 621) (Devam)
BAŞKAN - Gizli oylamayı başlatacağım.
Bilindiği üzere, verilecek bu pullardan
beyaz olanı kabul, kırmızı olanı ret, yeşil olanı ise çekimser oyu ifade
etmektedir.
Oyunu kullanacak sayın üye, Kâtip Üyeden 3
yuvarlak pul ile mühürlü zarfı aldıktan ve adını ad defterine işaretlettikten
sonra, kapalı oy verme yerine girecek, oy olarak kullanacağı pulu burada zarfın
içerisine koyacak, diğer pulları ise ıskarta kutusuna atacaktır. Bilahara oy
verme yerinden çıkacak olan üye, oy pulunun bulunduğu zarfı Başkanlık Divanı
kürsüsünün önüne konulan oy kutusuna atacaktır.
Oylamada adı okunmayan milletvekiline pul
ve zarf verilmeyecektir.
Sayın milletvekilleri, Sanayi ve Ticaret
Bakanı Ali Coşkun, Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in yerine; Devlet Bakanı Güldal
Akşit, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun yerine oy kullanacaklardır.
Şimdi, gizli oylamaya Adana İlinden
başlıyoruz.
(Oylar toplanıldı)
BAŞKAN - Oyunu kullanmayan sayın üye var
mı? Yok.
Oylama işlemi bitmiştir; oy kutuları
kaldırılsın.
(Oyların ayırımına başlanıldı)
BAŞKAN- Sayın Milletvekilleri, birinci
oylamanın tasnifi devam ederken, şimdi, Devlet eski Bakanı Güneş Taner
hakkındaki ikinci gizli oylamaya geçiyoruz.
Gizli oylamaya Adana İlinden başlıyoruz.
(Oyların toplanmasına başlandı)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, (9/5,6)
esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunun 621 sıra sayılı raporunun eski
Başbakan Ahmet Mesut Yılmaz hakkındaki gizli oylama sonucunu açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı : 444
Kabul : 419
Ret : 14
Çekimser : 5
Boş : 4
Geçersiz : 2
Bu sonuca göre, Meclis Soruşturması
Komisyonu raporuyla Yüce Divana sevki istenilen Ahmet Mesut Yılmaz'ın Yüce
Divana sevkine karar verilmiştir.
(Oyların toplanılmasına devam edildi)
BAŞKAN - Oyunu kullanmayan sayın üye var
mı? Yok.
Oylama işlemi bitmiştir.
Kupalar kaldırılsın.
(Oyların ayırımı yapıldı)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, (9/5,6)
esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunun 621 sıra sayılı raporunun Devlet
eski Bakanı Güneş Taner hakkındaki gizli oylama sonucunu açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı : 421
Kabul : 403
Ret :
7
Çekimser : 2
Boş : 5
Geçersiz : 4
Bu sonuca göre, Meclis Soruşturması
Komisyonunun raporuyla Yüce Divana sevki istenilen Devlet eski Bakanı Güneş
Taner'in Yüce Divana sevkine karar verilmiştir.
Alınan karar gereğince, sözlü soruları
görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen
Diğer İşler" kısmına devam ediyoruz.
2.-
Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu
Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun
Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile
Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
BAŞKAN - Çanakkale Milletvekilleri Mehmet
Daniş ve İbrahim Köşdere'nin; Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa
Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin geri alınan maddeleriyle
ilgili komisyon raporu henüz gelmediğinden teklifin müzakeresini erteliyoruz.
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler
ile Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.
3.- Kadının
Statüsü Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Sağlık,
Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/332)
(S.Sayısı 654)(X)
BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.
Hükümet?..Burada.
Komisyon raporu 654 sıra sayısıyla
bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, Adana Milletvekili Sayın Nevin Gaye Erbatur; buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA N. GAYE ERBATUR (Adana) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 654 sıra sayılı Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısına ilişkin Cumhuriyet
Halk Partisinin görüşlerini ifade etmek için söz almış bulunuyorum; Yüce
Heyetinizi saygıyla selamlarım.
Nüfusumuzun yarısını oluşturan, ancak,
sorumluluklarıyla orantılı hakları henüz elde edememiş olan kadınlarımızın
statülerini yükseltmek amacıyla 1990 yılında merkezî hükümet düzeyinde bir
ulusal mekanizma kurulmuştur. 1980'li yıllarda yükselen kadın hareketinin
rüzgârını da arkasına alarak kurulan ulusal mekanizma tasarıdaki adıyla kadının
Statüsü Genel Müdürlüğü, 1994 yılından bu yana, teşkilat yasası olmadan
çalışmalarını sürdürmek durumunda kalmıştır. Bugün burada, kronikleşmiş bir
sorunun çözümü yolunda bir adım atılmış olacaktır. Bu adımı memnuniyetle
karşıladığımı belirtmek isterim.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
çağdaş demokrasiler, insan hakları, kadın-erkek eşitliği ve ayırımcılık yapmama
temelleri üzerinde yükselmektedir. Kadınlara karşı ayırımcılık, İkinci Dünya
Savaşından bu yana, uluslararası kuruluşların ve ulusların gündeminde ilk sıralarda
yer almaktadır. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi,
Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi, Medenî ve Siyasî Haklar
Sözleşmesi, kadınların ve erkeklerin tüm ekonomik, sosyal, kültürel, medenî ve
siyasî haklardan ve diğer insan haklarından eşit olarak yararlanmalarını
öngörür.
1979 yılında Birleşmiş Milletler
tarafından imzaya ve onaya açılan, ülkemizde 1986 yılında yürürlüğe giren,
Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, ayırımcılığı
şöyle tanımlamaktadır: Ayırımcılık, kadınların medenî durumlarına bakılmaksızın
ve kadın-erkek eşitliğine dayalı olarak, siyasî, ekonomik, sosyal, kültürel,
medenî ve diğer alanlardaki insan hakları ve temel özgürlüklerin tanınmasını,
kullanılmasını ve bunlardan yararlanmasını engelleyen veya ortadan kaldıran
veya bunu amaçlayan ve cinsiyete bağlı olarak yapılan herhangi bir ayırım,
mahrumiyet, kısıtlama anlamına gelir. Sözleşme, ayırımcılık tanımını yaptıktan
sonra, taraf devletlere, tüm uygun yollardan yararlanarak ve gecikmeksizin
kadınlara karşı ayırımı ortadan kaldırıcı politika izleme görevini verir; bu
politikalarla, yasal ve fiilî gerçek eşitlik sağlanacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
1975 yılında Mexico City'de, 1980 yılında Kopenhag'ta, 1985 yılında Nairobi'de
ve 1995 yılında Pekin'de gerçekleştirilen 4 dünya kadın konferansının sonuç
belgeleri, kadın erkek eşitliği ve kadınlara karşı ayırımcılık yapmama
ilkelerini ulusal gündeme yerleştiren temel belgeler arasındadır. Tüm bu
belgelerde, eşitlik kavramı, tüm insanları aynı muameleye tabi tutmak olarak
tanımlanmaz; eşitsiz durumda olan insanların aynı muameleye tabi olması,
adaletli bir uygulama olmadığı gibi, eşitsizliği artırma potansiyelini de
içinde taşır. Gerçek eşitlik, bu dengesizliği ortadan kaldıracak politikaların
uygulanması sonucunda ortaya çıkar. Eşitlik politikaları "geleneksel
eşitlik politikaları" olarak adlandırılan politikalar ile kadın-erkek
eşitliğini tüm plan ve programlara yerleştirme politikalarından oluşmaktadır.
Eşitlik politikalarının oluşturulması, uygulanması, koordinasyonu ve
izlenmesinden sorumlu kuruluşların inşaı da bu bağlamda kaçınılmaz
zorunluluklardan birisidir. İşte bu zorunluluk, ilk defa 1975 yılında Mexico
City'de, daha sonra da 1995 yılında Pekin'de kabul edilen eylem platformunda,
ulusal mekanizmayı "devlet içinde kadınların ilerlemesini sağlamak üzere
kurulan merkezî politika koordinasyon birimi" olarak tarif etmektedir.
Ulusal mekanizmanın temel görevini de "toplumsal cinsiyet eşitliği
perspektifinin devletin tüm yapılanmaları ve tüm politikalarına
yerleştirilmesini sağlamak" şeklinde belirlemektedir. Bu, ulusal
mekanizmalara 1995 konferansında verilen yeni bir görevdir. Artık, sadece kadın
odaklı politikalarla yetinilmeyecek, eşitlikçi yasal düzenlemeler, alo kriz
hatları, sığınmaevleri gibi, eşitlik ilkesi, tasarımı, uygulaması ve izlenmesi
aşamaları da dahil, tüm plan ve programlarda gözlenecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
bugün, Birleşmiş Milletler üyesi olan 144 ülkede kadın-erkek eşitliğini sağlamaya
yönelik ulusal mekanizma bulunmaktadır. İtalya, Kostarika, Kamboçya, ulusal
mekanizmayı içine alacak ayrı bakanlıklar kurmuş olan ülkelerdir. Dahası,
birçok Batılı ülke sadece bir mekanizmayla yetinmemiş, eşitliğe yönelik
kurumsal yapılarını çeşitlendirmişlerdir.
Örneğin, İngiltere'de ulusal mekanizmayı,
kadın birimi, kadın konusundan sorumlu iki bakan ve kabine alt komitesi
oluşturmaktadır. Eşit Fırsatlar Komitesi de, ulusal mekanizmanın unsurlarından
bir diğeridir.
Avusturya'da Kadın Bakanlığı, Eşit Muamele
Komisyonu, Eşit İstihdam Fırsatları Ombudu, Eşit Muamele Federal Komitesi ve
Çalışma ve Ekonomi Bakanlığı, Eğitim Bakanlığı, Tarım Bakanlığı bünyesini de
alan her bir çalışma konusu altında bir eşitlik birimi yer almaktadır. Ayrıca,
tüm bakanlıklarda eşitlik çalışma grupları oluşturulmuştur.
Finlandiya'da, Sağlık ve Sosyal İşler
Bakanlığı bünyesinde Eşitlik Konseyi, Eşitlik Ombudu, Eşitlik Kurulu,
Bakanlıklararası Eşitlik Çalışma Grubu ve Maliye ve Planlama Bakanlığına bağlı
Eşitlik Birimi bulunmaktadır.
İdarî yapılanmasını örnek aldığımız
Fransa'da Kadın Hakları ve Meslekî Eğitim Devlet Bakanlığı, bu bakanlık altında
Kadın Hakları Departmanı, Başbakana bağlı Parite Yasası İzleme Grubu,
kadın-erkek eşitliğini gerçekleştirmeye yönelik çalışmalar yapmaktadır.
Fransa'da, Meclis ve Senato düzeyinde 2 Kadın Hakları ve Eşit Fırsatlar
Parlamenter Delegasyonu bulunmaktadır.
Portekiz'de "Eşitlik, Eşit Fırsatlar
ve Aile" adını taşıyan komite, her dört yılda bir yenilenmektedir.
Kurumsal yapılanmalar, ülkelerin sosyal ve
ekonomik durumu açısından da fikir verici yapılardır. Şöyle ki, eşitliğe
yönelik çalışmaların çok çeşitli düzeylerde kurumsallaştığı ülkeler, insanî
gelişme endeksli sıralamalarında en ön sıralarda yer almaktadırlar. Örneğin
Norveç, 2003 İnsanî Gelişme Raporunda, insanî gelişme endeksinin 1 inci
sırasında yer almaktadır. Bir önceki yıla göre 11 sıra gerileyerek 96 ncı
sıraya düşen Türkiye'nin, bundan gereken dersi alması gerekir. Türkiye'nin 11
sıra gerilemesinin nedenini indirgemeci bir yaklaşımla ekonomik krize
bağlamanın doğru olmadığı da ortadadır. Gerilemenin ana nedeni, diğer
ülkelerdeki ilerlemelerin, örneğin kadının karar alma mekanizmalarında yer alma
oranının daha hızlı olması ve Türkiye'nin bu hıza yetişememesidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
kadın-erkek eşitliğine yönelik kurumsallaşmanın önemli bir ayağını oluşturan
ulusal mekanizmalar üzerine yapılan değerlendirmelerde, bu kuruluşların devlet
teşkilatı içinde kıyısallaştırılmaya yatkın kuruluşlar olması, malî kaynaklar
ve personel kaynaklarının yetersizliği ve açık ve net bir görev tanımlarının
olmaması sorunlarına dikkat çekilmekteydi. Bu nedenle, Pekin Konferansı Sonuç
Belgesinde, ulusal mekanizmalar 10 maddelik bir düzenlemeye konu edildi; buna
paralel olarak, Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu, 1988 ve 1991
toplantı dönemlerinde bu konuyu ele aldı. 1999 yılında, ulusal mekanizmalar,
komisyonda bir kez daha gündeme geldi.
Bugün, burada, yasasını görüştüğümüz
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, dünyanın otuz yıllık deneyimini
yansıtmaktadır. On yıllık kurumsal yaşamında, yukarıda sözü edilen sorunları
fazlasıyla yaşamıştır; en basit örneği, 1994 yılından bu yana yasası
çıkarılamamıştır. Görüştüğümüz bu tasarı, oldukça güçlendirilmiş bir genel
müdürlük inşa etmeyi öngörmektedir ve biz buna olumlu bakıyoruz; ancak, genel
müdürlük tek başına bir şey ifade etmez. Her düzeyde bu tip mekanizmalar
kurmalıyız; Parlamento düzeyinde, merkezî idarede, en azından her bir bakanlık
düzeyinde ve yerel düzeyde eşitlik mekanizmaları kurmalıyız; kurmalıyız ki,
kadın okumaz-yazmazlığı ayıbı ortadan kalksın, kadınların işgücü piyasasına
katılımının giderek düştüğü ender ülkelerden biri olmayalım, namus cinayetleri
ayıbından kurtulalım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
kadın-erkek eşitliğini sağlamak amaçlı yapılanmalara rağmen sorunların hâlâ
devam etmekte olması, eşitlik konularının her zaman ulusal politikaların temel
unsurlarından birisi olma gereğini hatırlatmaktadır.
Tasarının 1 inci maddesinde, genel müdürlüğün
kuruluş amacı belirlenmekte; ancak, kadın-erkek eşitliği perspektifinin tüm
kamu politikalarına yerleştirilmesi ve kadın-erkek eşitliğinin tüm yasaların
hazırlanış ve uygulanma aşamalarında gözetilmesi gereken temel bir ilke olarak
ortaya konulması gibi bir ana amaçtan söz edilmemektedir. Oysa, ulusal
mekanizmaların kuruluşunda temel hedef, kamusal alanı, eşitlikçi bir
perspektifle dönüştürmektir.
Tasarının 3 üncü maddesinde genel
müdürlüğün görevleri sıralanmıştır. Muhtemelen diğer kamu kurum ve kuruluşlarının
görev alanlarına girmemek kaygısıyla, oldukça muğlak bir görev tanımı yapılmaya
çalışılmıştır. Örneğin 3/a'da yer alan "kadına karşı her türlü ayrımcılığı
önlemek, kadının insan haklarını geliştirmek, kadını ekonomik, sosyal ve
kültürel alanlarda etkin hale getirmek ve eğitim düzeyini yükseltmek amacıyla
yapılacak her türlü çalışmaya destek vermek" ifadesi, genel müdürlüğün
edilgen bir yapı olarak düşünüldüğü izlenimini vermektedir.
Bir kere şunu açıklığa kavuşturalım.
Kadın-erkek eşitliğine yönelik politikaların ana çerçevesi, devletin hangi
organı tarafından belirlenecektir? Bir başka bakanlık ya da bir kurum
belirleyecek de, genel müdürlük buna destek mi verecektir? Bence 3 üncü
maddenin (a) fıkrası tam da böyle bir duruma atıfta bulunmaktadır. Bu sorunu
ortadan kaldırmak için "çalışmalara destek vermek" yerine, en azından
"çalışmalara katılmak" ifadesi konulabilirdi. Aynı fıkrada daha da
vahim bir düzenleme var; o da, genel müdürlüğün görevini "temel
politikaların belirlenmesine katkıda bulunmak" şeklinde tarif etmek. 144
ülke örneğinde olduğu gibi, ulusal mekanizmaların temel görevi, eşitlik, diğer
bir deyişle kadın-erkek eşitliğine yönelik politikaları oluşturmaktır.
Tasarıda, diğer kuruluşların görev alanına
girmemek kaygısıyla genel müdürlük kendine yardımcı rol biçmektedir ki, bu da
doğru değildir. Aynı maddenin diğer fıkralarında, genel müdürlük, kendini,
bazen icracı, bazen de yardımcı ve ikincil konumlarda tarif etmektedir ve
bu kavram kargaşası yaratmaktadır.
Daire başkanlıklarının görevlerinin belirlenmesinde de benzer bir çekingenlik
olduğunu kaydetmek gerekir.
Ayrıca, Kadına Yönelik Şiddet Daire
Başkanlığının olmaması da, bence yasadaki en büyük eksikliklerden birisidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Devlet Planlama Teşkilatı ve Avrupa Birliğinin finansal katkılarıyla Hacettepe
Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü ve Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve
Aile Planlaması Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen "Türkiye 2003
Nüfus ve Sağlık Araştırması"nın sonuçlarına göre, Türkiye'deki kadınların
büyük bir çoğunluğu eşlerinden dayak yemektedir. Daha evvel yapılan başka bir
araştırma, evli kadınların üçte 1'inin eşinden şiddet gördüğünü göstermektedir.
Öte yandan, son zamanlarda kamuoyunun gündemine oturan namus adına işlenen
cinayetler, kadına yönelik şiddetin en son noktasını oluşturmaktadır. Toplumda
kadına yönelik şiddetin yaygınlığı, bize bu alanda farkındalık yaratma ve
rehabilitasyon konularında önemli görevler düştüğünü gösteriyor.
Kadına yönelik şiddet, kadınların,
bilinçli, aktif, kendine güvenen ve üretken bireyler olarak toplumsal, ekonomik
ve siyasî hayata katılımını engelleyen en önemli faktörlerden biridir.
Araştırmalar, şiddet gören kadının büyük bir travma yaşadığını, içine
kapandığını ve özsaygısını yitirdiğini göstermektedir. Böyle bir bireyin aktif
bir hak arayıcısı olması beklenemez. Üstelik, geleneksel değer yargıları
çerçevesinde çocukların bakımı ve yetiştirilmesinden sorumlu olan kadının,
şiddet mağduru olduğunda, çocuklarını, yani, yeni nesli sağlıklı bir ortamda
yetiştirmesi mümkün olmayacaktır.
Şiddete uğrayan kadının yaşadığı şiddeti
durdurmak ve toplumu kadına yönelik şiddete karşı bilinçlendirmek, yeni yetişen
neslin şiddet döngüsü içerisinde büyümesini, bu şiddeti kanıksamasını engeller.
Bu anlamda, sadece şiddet mağduru kadınlara barınma hizmetleri sunmakla
kalmayıp, şiddetle mücadelede politika üreten kurumlar olan sığınmaevlerinin
varlıklarının korunması da son derece önemlidir.
Avrupa Birliği normlarına göre, ülkemizde
her 7 500 kız çocuğu ve kadın için 1 adet sığınmaevi açılmalıdır. Bu
sığınmaevleri belediyelerce açılmalı, finansmanını belediyeler yapmalı; ancak,
işleyiş ve denetimleri, bu alanda, yıllarca, sahada yüzlerce kadınla çalışıp
büyük bir tecrübe birikimi edinmiş olan kadın sivil toplum kuruluşlarına
bırakılmalıdır.
Avrupa Birliği Komisyonu uyum raporunda da
altının çizildiği gibi, son Türk Ceza Kanunuyla, namus cinayetleri, bekaret
kontrolü, cinsel taciz gibi alanlarda önemli önlemler alınmış olmasına rağmen,
kadın-erkek eşitliği ve kadın haklarının korunması, ayırımcılık ve aileiçi
şiddet alanlarında ciddî sorunlar devam ediyor.
Avrupa Birliği Komisyonu uyum raporunda,
ayrıca, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kadın üye oranının düşüklüğüne de
dikkat çekiliyor ve Türkiye'de kadınların okuma-yazma oranının düşüklüğüne
sorun kaynağı olarak işaret ediliyor.
Tüm bu sorunlar çerçevesinde, Kadının
Statüsü Genel Müdürlüğü önemli bir misyona sahiptir; kadınlara, eşitlik içinde,
sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasî alanlarda hak ettikleri statüyü
kazandırmak.
Bugün Avrupa Birliği, demokratikleşmenin
temel ilkesi olarak kadın-erkek eşitliğini,üstüne basa basa vurgulamaktadır.
Genel Müdürlüğün çalışmaları, kadınların
toplumsal, siyasî ve ekonomik yaşama eşit olarak katılımlarını, toplumsal
cinsiyet eşitliği ilkesinin tüm karar, plan, program ve yasaların hazırlanış ve
uygulama aşamalarının tümünde temel alınan ilke olmasının teminini, kadına
yönelik şiddetle mücadelede politikalar ve programlar geliştirilmesini
sağlayacaktır. Bu anlamda, Genel Müdürlüğün işlerliğini kazandıracak olan
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Teşkilat Yasası, Avrupa Birliği üyelik
sürecinde Türkiye'nin demokratikleşmesine ciddî katkıları olacak bir adımdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Kadının Statüsü Danışma Kurulunun çok önemli bir düzenleme olduğunu
belirtmeliyim. Eğer Ekonomik ve Sosyal Konsey gibi, adı var işlevi yok bir
kurul haline dönüşmezse, bu kurul, kamu politikalarına kadın-erkek eşitliği
bakış açısını yerleştirmek açısından çok işlevsel olabilir. Kadın-erkek
eşitliği perspektifinin, tüm kararlara, hazırlanan tüm plan ve programlara
yerleştirilmesi, en genel anlamıyla, karar, plan ve programların kadın ve erkek
üzerinde farklı etkiler yaratabileceğini, bir cinsin aleyhine sonuçlanabileceğini
planlama aşamasında öngörerek tedbirler almaya atıfta bulunur.
İhtisas komisyonlarının oluşturulması da,
yine, olumlu düzenlemeler arasındadır. Kesit sektörü olması nedeniyle eşitlik
çalışmalarında birçok alanda uzmanlığa ihtiyaç duyulmaktadır. Dolayısıyla bu
düzenlemenin yararlı olduğu düşünülmektedir.
Kurumun bir kariyer kuruluşu haline
getirilmesi, Türkiye'de kadın-erkek eşitliği doğrultusundaki hareketlere önemli
katkı sağlayacaktır. Bu nedenle, kadının statüsü, uzmanlığı ve uzman
yardımcılığı müessesesinin oluşturulmasını gönülden destekliyorum. Bugün, bazı
üniversitelerimizde kadın çalışmaları yüksek lisans programı vardır ve buradan
yetişen nitelikli gençlerin uzmanlığa alınmaları, Genel Müdürlüğe güç
katacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
ulusal mekanizmanın mümkün olan her düzeyde kurulması, Cumhuriyet Halk
Partisinin yıllardır savunageldiği konulardan biridir. Türkiye'de parlamento
düzeyinde sürekli bir komisyonun oluşturulmasına yönelik çabalarımız yeni
değildir. 20 nci Dönemde, Sayın Oya Araslı ve Sayın Birgen Keleş'in öncülüğünde
Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin verdiği önergeyle Türkiye'de de
parlamento düzeyinde kadının statüsünün araştırılarak, Kadınlara Karşı Her
Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin yaşama geçirilmesi için alınması
gereken önlemleri tespit etmek amacıyla (10/219) esas sayılı Meclis Araştırması
Komisyonu kurulmuş; Komisyon, hazırladığı raporu 1998 yılında Türkiye Büyük
Millet Meclisine sunmuştur.
Raporda tavsiye edilen hususlardan biri Mecliste
sürekli bir kadın erkek eşitliği komisyonu kurulmasıydı. Bu kapsamda, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 21 inci Döneminde hazırlanan Kadın-Erkek Eşitliği
İzleme Komisyonunun Kurulmasına Dair Kanun Teklifi Anayasa Komisyonunda kabul
edildiği halde, İçtüzük değişiklikleri paketinin komisyon tarafından geri
çekilmesi nedeniyle kurulamamıştır. Biz, bu yöndeki talebimizi, kanun teklifi
hazırlayarak, bu dönemde, Mart 2003'te
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunduk ve sonuç almak için
Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarımızın desteğini bekliyoruz.
BAŞKAN - Bir saniye Sayın Erbatur...
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
C) ÇEŞİTLİ
İŞLER
1.- Genel
Kurulu ziyaret eden Portekiz Parlamento Başkanı Mota Amaral'a Başkanlıkça
"Hoşgeldiniz" denilmesi
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Bülent Arınç'ın resmî konuğu olarak ülkemizi
ziyaret etmekte olan Portekiz Parlamento Başkanı Sayın Mota Amaral şu anda
Meclisimizi teşrif etmiş bulunuyorlar.
Kendilerine Yüce Meclisimiz adına
"Hoşgeldiniz" diyorum. (Alkışlar)
V. - KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
3.- Kadının
Statüsü Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/332) (S.Sayısı 654) (Devam)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Erbatur.
N. GAYE ERBATUR (Devamla) - Cumhuriyet
Halk Partisi olarak kadın-erkek eşitliğini
çok önemsiyoruz. Parti programında, kadın-erkek eşitliğini, evrensel
insan hakları ilkelerinin ayrılmaz bir parçası, demokrasinin vazgeçilmez koşulu
olarak tanımlıyoruz. Türkiye'de kadın- erkek eşitliği fikrinin öncüsü Atatürk
ve onun önderliğinde kurulan Cumhuriyet Halk Partisidir diyoruz.
Tüm yasalardaki ayırımcı hükümlerin
ayıklanması, eşitlikçi yasalar çıkarılması, kadının hayatın tüm alanlarına tam
ve etkin katılımının sağlanmasına yönelik çalışmaları tek tek programımıza
koyduk. Dahası, kadın bakanlığı kurmayı öngörüyoruz ve yerel yönetimler ile ilgili kuruluş ve kademelerinde, kadın
bakanlığıyla eşgüdümlü işlev görecek kadın konuları birimleri kurmayı da parti
programımıza aldık.
Bu nedenle, bakanlık düzeyinde olmasa da,
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün teşkilat yasasına kavuşturulması girişimini
ilke olarak destekliyoruz; ancak, yasanın çıkarılması önkoşul olmakla birlikte
çözüm için yeterli değildir düşüncesini de aklımızda tutuyoruz.
Yasa çıktıktan sonra ne olacaktır; yasası
ne kadar özenle düzenlenirse düzenlensin, kurumu etkin ve verimli kılmak,
siyasî mülahazalardan uzak bir uzmanlık kurumuna dönüştürmek, siyasî iradenin
yapacağı tercihle yakından ilgilidir. Kurumu yetkin uzmanlardan oluşan aktif
bir yapıya veya donanımları yetersiz kişilerden oluşan hantal bir yapıya
dönüştürmek siyasîlerin sorumluluğundadır. Son zamanlarda gördüğümüz atama
örnekleri bu konuda bizi karamsarlığa itmektedir.
Yukarıda sıkça vurguladığım gibi, Kadının
Statüsü Genel Müdürlüğünün yasasına kavuşturulması çok önemli bir görevdir.
Sözü edilen görev, zaten Avrupa Birliğine sunduğumuz ulusal raporda da kısa
vadeli öncelikler arasında yerini almıştır; ancak, maalesef, tasarının
yasalaşması bugüne kalmıştır ve Avrupa Birliği raporunda, 6 Ekimde hazırlanan
ve kamuoyuna sunulan raporda, Türkiye'nin bu ulusal mekanizmayı kurmakta ne
kadar geç kaldığı belirtilmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Erbatur, ikinci eksürenizi
de bitirdiniz. Teşekkür eder misiniz.
Buyurun.
N. GAYE ERBATUR (Devamla) - Ben, şahsım
adına da söz istemiştim Sayın Başkan.
BAŞKAN - Ama, AK Parti Grubu, grup adına
söz istiyor; size sonra söz vereceğim Sayın Erbatur.
Buyurun.
N. GAYE ERBATUR (Devamla) - Oysa ki, bu
tasarı, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda, geçen yıl temmuz
ayında görüşülmüş; ama, maalesef, Genel Kurula, Plan ve Bütçe Komisyonundan
çıkıp ancak bugün gelebilmiştir.
Anayasanın 10 uncu maddesinde daha etkin
önlemler alınmasını sağlayacak biçimde değişiklik yapılması fırsatı kaçırılmış
bulunsa da, kadın-erkek eşitliği bakış açısının anaplan ve politikalara
yerleştirilmesi çalışmalarında, umarım, bu yasa çıktıktan sonra önemli aşamalar
kaydedilir. Toplumsal cinsiyet eşitliği, demokrasinin temel bir ilkesi olduğu
kadar, sürdürülebilir kalkınmanın da önkoşullarından biridir.
Toplumsal cinsiyet eşitliğinin merkez
politikalara dahil edilmesini sağlamak için gerekli düzenlemelerin bundan böyle
yapılacağını ümit ederek, şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Yüce
Heyetinizi saygıyla selamlıyor ve teşekkür ediyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Erbatur.
Tasarının tümü üzerinde, AK Parti Grubu
adına söz isteyen, Ankara Milletvekili Sayın Remziye Öztoprak; buyurun. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA REMZİYE ÖZTOPRAK
(Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Kadının Statüsü ve
Sorunları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı
üzerinde konuşmak üzere Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla
selamlarım.
Bu yasa tasarısında emeği geçen herkese
teşekkür ediyor, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Ülkemizde kadın, sayısız sorunlarla
boğuşan, geleceğimizin garantisi çocuklarımızı yetiştiren, evkadını olarak,
çalışan kadın olarak, eş olarak, anne olarak hiçbir fedakârlıktan çekinmeyen,
onurlu, yüce bir varlıktır; ailenin en önemli unsurudur; nüfusumuzun ise yüzde
52'sini teşkil eder.
Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de
kadın-erkek eşitsizliği, hemen her alanda yaşanır. Cumhuriyetin ilk yıllarında,
Yüce Atatürk'ün, Türk kadınına, Medenî Kanunla pek çok hakkı tanımasının
yanında, seçme ve seçilme hakkı da, pek çok gelişmiş ülke kadınından önce
verilmiştir. Aradan geçen yetmiş yıla rağmen, Türk kadını, bugün, kadın-erkek
eşitliğini elde edememiş, karar mekanizmalarında yeterince yer alamamış,
siyasal yaşamda çok az sayıda kalmış, ekonomik özgürlüğünü kazanamamış; iş
yaşamı, eğitim ve sağlıkta fırsat eşitliğini yakalayamamış, emeğinin
karşılığını hakkıyla alamadığı halde en çok çalışan kesim olmuştur. Ülkemizdeki
bu durum birçok dünya ülkesinde de aynı olduğu için, Birleşmiş Milletler, kadın
sorunlarını uluslararası platforma taşıyarak son yirmibeş yılda dört kez Dünya
Kadın Konferansı düzenlemiş ve çözüm için ortak hedefleri, eşitliği sağlama,
kalkınma ve barış olarak ortaya koymuştur. Bu hedeflere ulaşabilmek için,
siyasî irade oluşturarak, uygulamaya geçmek üzere, tüm ülkelerin imzasına
sunduğu bir sözleşme hazırlamıştır.
İşte, Birleşmiş Milletlerin kadın-erkek
eşitliğini sağlamak üzere kadınlara karşı her türlü ayırımcılığın önlenmesi
konusunda yaptığı bir dizi uluslararası toplantının sonucunda ortaya çıkan
sözleşmeyi, Türkiye, 1985 yılında imzalamış ve bu sözleşme 1986 yılında
yürürlüğe girmiştir. Bu sözleşme, esası itibariyle, imzalayan devletler
tarafından hayatın her alanında kadın-erkek eşitliğinin sağlanması amacıyla tüm
önlemlerin alınmasının kabul edilmesi demektir. Bu anlaşmanın verdiği
yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve uluslararası platformlarda alınan
kararların uygulanabilmesi için yeni örgütlenme çalışmalarının gerektiği ortaya
çıkmıştır.
Ülkemizde, ilk defa, kadından sorumlu bir
resmî örgütlenme Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Planında yer almıştır. 1995
yılında Pekin'de yapılan 4 üncü Dünya Kadın Konferansı Sonuç Bildirgesinde de
ulusal mekanizmalar en önemli çalışmalar olarak gösterilmiştir.
Türkiye'de, kadın sorunlarını çözümlemek
üzere, 1990 yılında, Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü kurulmuş ve
1991 yılında Başbakanlığa bağlanmıştır. Bu Genel Müdürlük, kadın
haklarının korunması ve geliştirilmesine
yönelik çalışmalar yapmak, kadınların sosyal, ekonomik, kültürel, hak, fırsat
ve imkânlardan eşit biçimde yararlanmasını sağlamak üzere kurulmuştur. 25 Ekim
1990 tarih ve 3670 sayılı Kanunla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı
olarak kurulan Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü, 24 Haziran 1991'de
Başbakanlığa bağlanarak, sorumluluğu, kadın sorunlarıyla ilgili bir devlet
bakanlığına verilmiştir.
Genel müdürlük, 13 Ekim 1993 tarihinde 514
sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle kurulan Kadın ve Sosyal Hizmetler Müsteşarlığının
ana hizmet birimlerinden biri olarak yapılandırılmış, ancak, 414 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnameyle bu kararnamenin çıkarılmasına dayanak teşkil eden yetki
kanunuyla 6 Ekim 1993'te Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiştir. Genel
Müdürlük, Anayasa Mahkemesinin bu iptal kararından itibaren on yıldır teşkilat
kanunu olmadan çok kısıtlı bir bütçe ve personelle çalışmalarını sürdürmeye
çalışmıştır. Bugün, ülkemizde, istihdam ve kalkınmanın temel göstergelerine
ilişkin verilere göre kadının durumunun kadın-erkek eşitliği açısından arzu
edilen düzeyde olmadığını görerek, Kadının Statüsü ve Sorunları Genel
Müdürlüğünü teşkilat yasasına kavuşturabilmek için, hükümetimiz, hemen gerekeni
yapmış, yasa tasarısını hazırlayarak Yüce Meclisimize göndermiştir. Bizler de,
komisyonlarımızda gerekli çalışmaları yaparak bu yasa tasarısını huzurlarınıza
getirmiş bulunmaktayız. Kabul edilen bu yasadan sonra, sorunların çözülmesinde
çok işlevsel bir yol ortaya çıkacağı inancındayız.
AK Parti olarak, kuruluşumuzdan itibaren,
ülkemizde kadın sorunlarına büyük önem vererek, parti programlarında
çözümlerine yer verdik. Bu konuda, tüm çabamızı bundan sonra da göstereceğiz.
Yüce Meclisimizin ilgili komisyonlarındaki iktidar ve muhalefet partilerine
mensup tüm arkadaşlarımız, bu tasarının bu aşamaya gelmesinde büyük emek sarf
edip destek vermişlerdir. Bu vesileyle, tüm milletvekili arkadaşlarıma teşekkür
eder, saygılarımı sunarım. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Öztoprak.
Tasarının tümü üzerinde, şahsı adına söz
isteyen, İstanbul Milletvekili Sayın Zeynep Karahan Uslu; buyurun. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
ZEYNEP KARAHAN USLU (İstanbul) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Türkiye bir değişim süreci içindedir;
değişimin nirengi noktalarını ise, ekonomi ve insan hakları alanlarındaki
gelişim oluşturmaktadır. Hükümetimiz iki seneden beri, gerçekten, toplumun
hizmetine koşan, garson devlet anlayışına sahip çıkmış, siyasal perspektifimiz,
demokrasi kültürünün hâkim olduğu, vatandaşın denetim ve taleplerine açık olan,
siyasî otoritenin keyfîlikten uzak durduğu, bir başka ifadeyle, insan merkezli
bir yönetim anlayışı olarak gerçekleşmiştir.
Bu çerçevede, insan hakları bağlamında ele
alınan önemli konu başlıklarından biri de, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması
yönünde atılan adımlar olmuştur. 59 uncu hükümet programında da belirtildiği
gibi, kadınların, yılların ihmali sonucu biriken her türlü sorunlarıyla
ilgilenilmesi, hükümetimizin öncelikleri arasında yer almıştır ve bu ifadelerin
sözle sınırlı kalmadığının müstesna örnekleri, iktidarımızın inisiyatifi ve
Parlamentomuzun desteğiyle sergilenmiştir.
Son iki yılda, çalışma, eğitim, sağlık ve
diğer toplumsal mağduriyetlerin önlenmesi konusunda ciddî düzenlemelerin yanı
sıra, eşitliğin anayasal güvence altına alınması gerçekleştirilmiştir. Yapılan
yasal düzenlemelerin, sürdürülen "haydi kızlar okula", Sosyal Riski
Azaltma Projesi gibi etkinliklerin hepsi, bu ülkede yaşayan başta kadınlar
olmak üzere herkesin ve gelecek nesillerin daha mutlu ve özgür bireyler olması
adına önemli katkılar sağlamaktadır.
Bu çerçevede, bugün görüşülecek olan
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı
da kabul edildiği takdirde, aynı amaca sistemli katkılar yapılabilmesini
sağlayacak bir düzenlemedir; çünkü, Türkiye, ancak gerçek anlamda cinsiyet
eşitliğini sağladığı zaman, insan kaynaklarını iyi kullanan, vatandaşlarının
daha mutlu bireyler olarak yaşadığı bir ülke haline gelebilir ve kanaatimce,
bir ülkenin kadın haklarına ve kadın konusuna yaklaşımı, o ülkenin
demokratikleşme düzeyini, hâkim iradenin bu konudaki gerçek niyetini anlatan
temel bir göstergedir.
Bu bağlamda, dünya örneklerini
incelediğimizde, cinslerarası eşitliği sağlayabilmek için yaklaşık 150 ülkede
ulusal mekanizmaların ihdas edildiğini görüyoruz. Bir başka ifadeyle, Kadının
Statüsü Genel Müdürlüğünün Parlamentomuz aracılığıyla yasal zemine
kavuşturulması, konu özelinde hem dünya deneyimiyle paralel hale gelme hem de
eşitlik ve demokrasiye verilen önemi gösterme imkânını taşımaktadır.
Ayrıca, halen Kadının Statüsü ve Sorunları
Genel Müdürlüğü adı altında hizmet veren kurumumuzun kurulduğundan bugüne kadar
yaşanan gelişmeler, kelimenin tam anlamıyla trajikomik olarak
nitelendirilebilir. Kurum, 1990 yılında kurulduktan sonra, 1993 yılında kanun
hükmünde kararnameyle, benzeri kurumlarla birlikte, kurulacak Kadın ve Sosyal
Hizmetler Müsteşarlığına bağlanmak istenilmiş; ancak, Anayasa Mahkemesi, böyle
bir düzenlemenin Meclis tarafından ve kanun çıkarılarak gerçekleştirilmesi
gerektiği gerekçesiyle iptal kararı vermiştir. Bu karara rağmen, aynı
düzenleme, 1994 yılında bir kez daha yapılmış, yine iptal edilmiş ve tam on
yıldır, bir başka söyleyişle, hükümetimiz konuyu ciddiyetle ele alana değin,
yasa tasarısı, Meclise sevk edilse dahi, yine, çeşitli şekillerde sürüncemede
kalmıştır; ancak, aynı zamanda, kurumun çalıştırılmasına devam edilmiş ve
cumhuriyet tarihinde bir eşi daha görülmeyen bir durum ortaya çıkmıştır; fakat,
elbette, hukukî dayanaktan yoksun bir biçimde çalışmanın tüm dezavantajları da
beraberinde yaşanmıştır.
Kurum, ihtiyaca rağmen yeni eleman
alamamış, emeklilik, kurum değişikliği gibi sebeplerle bir dönem 57'ye ulaşan
personel sayısı 20'ye düşmüş, son derece yetersiz bir eleman sayısıyla faaliyet
gösterilmiş, elemanlarının özlük haklarının korunması konusunda sorunlar
yaşanmış ve elbette, bu durum, kurumun çalışma performansının daha da yüksek
olmasının önünde bir engel teşkil etmiştir; daha da önemlisi, Türkiye'de
cinsiyet eşitliğini sağlamak için faaliyet gösteren tek kurumun, süreci
gereğince katkı yapmasına da ket vurulmuştur. Oysa, siyasî iradeyi elinde
tutanların konu özelinde toplumsal yükümlülükleri vardır. Bu çerçevede kurumun
teşkilat kanununun çıkarılmasının gerekliliği, toplumun sesi olarak
nitelendirebileceğimiz kadın sivil toplum kuruluşları tarafından siyasî
iktidarlara yıllardan beri ulaştırılmasına rağmen, iktidarımızın, kadının insan
haklarını önemseyen yaklaşımıyla konuyu ivedilikle ele almasına kadar
kanunlaşma imkânı bulamamıştır.
Diğer taraftan, uluslararası
yükümlülüklerimiz de önemlidir. 1986 yılından beri yürürlükte olan (CEDAW)
Birleşmiş Milletlerin Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi
Sözleşmesinin 1 inci ve 2 nci maddeleri, 1985 Nairobi 3 üncü Kadın Konferansı
Sonuç Belgesi, Nairobi İleriye Dönük Stratejilerin 55 ve 57 nci maddeleri, yine
1995 yılı Birleşmiş Milletler Pekin 4 üncü Dünya Kadın Konferansında ülkemizin
de hiçbir çekince koymadan kabul ettiği Pekin Deklarasyonu ile Eylem
Platformunun 201 ve 202 nci maddeleri ülkemizi bağlayıcı niteliktedir.
Özellikle anılan iki maddede, kadın sorunlarının çözümünde 12 kritik alandan
biri olarak kadının ilerlemesi için ulusal bir mekanizma oluşturulmasının
gereğine ve bu mekanizmanın kabine üyesi bir bakanın sorumluluğu altında,
hükümette mümkün olan en üst düzeyde faaliyet göstermesine yönelik açık
ifadeler mevcuttur.
Yine, Avrupa Birliği mevzuatına uyum
sürecinde ulusal mevzuatımızla ilgili olarak gerçekleştirilmekte olan
çalışmalar çerçevesinde, konuya, Temmuz 2003 tarihli Avrupa Birliği
Müktesebatının Üstlenilmesine Dair Ulusal Programın kadın-erkek eşitliği
kısmında Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğünün kurumsal ve yasal
temelinin güçlendirilmesinin 2004 yılı içinde gerçekleştirileceği belirtilmek
suretiyle yer verilmiştir. Bu bağlamda, ülkemizin, belirlediği programa, süresi
içinde uymakta gösterdiği hassasiyet de takdire şayandır.
Halihazırda ülkemizde eğitim, sağlık,
istihdam, karar mekanizmalarına katılım gibi kalkınmanın temel göstergeleri
olarak kabul ettiğimiz başlıklar çerçevesinde kadınların konumu olması
gerekenin gerisinde kalmaktadır.
Türkiye, halen, 100 kadından 25'inin
okuma-yazma bilmediği, aktif işgücüne katılım oranının yüzde 26 gibi düşük ve
bunların da yüzde 76'sının ücretsiz aile işçisi olarak konumlandığı, bunların
sadece ve sadece iş güvencesine sahip olan oranının yüzde 14 olarak tezahür
ettiği, siyasal temsilin yüzde 4,4'le dünya ortalamasının gerisinde seyrettiği
bir ülke görünümündedir.
Mevcut durumun sosyolojik, ekonomik ve
kültürel nedenleri vardır. Mevcut eşitsizlik, tarih kadar eski ve oranlar
ülkeden ülkeye değişiklik gösterse de evrenseldir ve çok açık bir gerçektir ki,
nihaî olarak kadın-erkek eşitliğini sağlamak, toplumun tümünü kapsayan bir
zihinsel dönüşümü gerçekleştirmekle mümkün olabilir. Ancak, özellikle siyasî
irade kararlılık sergilemelidir ve bugüne değin mevcut durumu değiştirmek için,
geçmiş hükümetleri de dahil ederek ifade etmek isterim ki, pek çok düzenleme
gerçekleştirilmiştir.
Bu düzenlemeler içinde en önemlilerinden
biri de, cinslerarası eşitliği sağlamak adına gerçekleştirilecek çalışmaları
koordineli bir biçimde yürütecek, Kadının Statüsü ve Sorunları Genel
Müdürlüğünün kurulması olmuştur. Ancak, hukukî düzenlemenin yokluğu, çok daha
verimli çalışabilecek bir kurumu dar bir alana sıkıştırmıştır.
Bugün, kurumu, ülkemizin beklentilerini
karşılama yolunda çok daha efektif bir biçimde çalışabilecek hale getirme
imkânı önümüzdedir. Tasarı yasalaştığı takdirde, Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğü, kamuoyu nezdinde daha etkin çalışmalar yapabilen, ülkemizdeki
kadınların talep ve beklentilerini tespit, çözüm üretmede yetkinliğini artıran,
konu özelinde, sosyal paydaşlarını sürece daha fazla dahil edebilen bir yapıya
kavuşacaktır.
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün
görevlerini anabaşlıklar halinde ele alırsak;
Kadına karşı her türlü ayırımcılığı
önleyici stratejiler geliştirmek,
Kanun ve idarî düzenlemeleri görev alanı
çerçevesinde izlemek,
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Uslu, toparlayabilir misiniz.
Buyurun.
ZEYNEP KARAHAN USLU (Devamla) - ...Kadına
yönelik her türlü taciz ve istismarın önlenmesi için çalışmalarda bulunmak,
Yasal hakların tam manasıyla
kullanılmasını sağlamak için halkı bilgilendirmek,
Kadınların, hayatın bütün alanlarına katılımını
artırıcı çalışmalarda bulunmak,
Kadın konusunda bir bilgi merkezi
oluşturmak,
Bilimsel ve eğitici faaliyetler
düzenlemek,
Ulusal ve uluslararası partner kurum ve
kuruluşlarla işbirliği yaparak konu özelinde bir sinerji yaratmak ve tüm bu
çalışmalar aracılığıyla bir imbikten süzülürcesine ortaya çıkacak önerileri
ilgili kuruluşlara ileterek kadın konusundaki ulusal politikaların gelişmesine
katkıda bulunmak olarak özetleyebiliriz.
Kurum, kadının ekonomik statüsünü
güçlendirme, kadının sosyal statüsünü geliştirme, dışilişkiler, iletişim,
dokümantasyon ve yayın daire başkanlıklarından oluşacak ve yukarıda anılan
görevler öncelikle bu organlar eliyle yürütülecektir. Kurumun bu şekilde dizayn
edilmesi, devletin kadına ilişkin politikalarının en geniş açılıma sahip ve
katılımcı demokrasi anlayışına uygun olarak gerçekleşmesini sağlamak adına son
derece önemlidir ve yine aynı mantığın bir başka yansıması da, kurumun görev
alanına giren konularda, gerek duyulduğunda ulusal ve uluslararası bilimsel araştırma,
proje gibi çalışmaları gerçek ve tüzelkişilere sözleşmeyle yaptırabilmesi
olacaktır. Böylelikle, konu üzerinde spesifik uzmanlığı olan tüm unsurların
katkısından yararlanma imkânı doğmaktadır ki, bu yaklaşım, en geniş anlamda,
hükümetimizin devleti yönetme biçimiyle, yani, sistemin bütün unsurlarının
katkısını alan birlikte yönetim ilkesiyle de paralellik arz etmektedir.
Bu çerçevede, Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğümüzün Teşkilat Kanunu Tasarısı
yasalaştığı takdirde, ülkemiz kadınlarının bazı alanlardaki mevcut dezavantajlı
konumunu değiştirmek adına çok daha etkin ve yoğun çalışmalar
gerçekleştirilecektir.
Hükümetimizin kadın-erkek eşitliğini
sağlamadaki kararlı tutumunun bir sonucu olarak bugün Parlamentomuzun gündemine
gelen kanun tasarısının, siz değerli Parlamento mensuplarının desteğiyle kabul
edileceğine ve bu tasarıya olumlu oy kullanılmasının hepimiz için gurur
duyacağımız bir karar olacağına inanıyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Uslu.
Tasarının tümü üzerinde, şahsı adına,
Gaziantep Milletvekili Sayın Abdulkadir Ateş konuşacaktır.
Buyurun Sayın Ateş. (Alkışlar)
ABDULKADİR ATEŞ (Gaziantep) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, yıllardan beri sürüncemede kalan, âdeta
kangrene dönen bir konunun çözümüne doğru önemli bir adım atıyoruz.
Bilindiği gibi, dünyanın her tarafında,
tüm kalkınma planları içerisinde, bir ülkenin kalkınabilmesi için bütün
olanaklarını, bütün kaynaklarını harekete geçirmesi gerektiği hep söylenir;
üniversitelerde de biz bunu öğretiriz. İşte, buradan hareket ettiğimizde,
gelişen ve değişen dünyada, tüm bireylerin, hangi ülkede olursa olsun, kalkınma
sürecine etkin bir biçimde katılımını sağlamak gerekir. Devletin, sosyal,
ekonomik, kültürel ve siyasal politikalar üretmesi ve bu politikaların
uygulayıcısı kuruluşlar eliyle de bunu hayata geçirmesi normal bir süreçtir;
ama, maalesef, başta Türkiye'de olmak üzere, birçok ülkede bu sürecin iyi
çalışmadığını görüyoruz. Bugün, Türkiye'de de, kalkınabilmemiz için gerekli
insangücünün âdeta yüzde 50'si dışlanıyor. Bunu yapan sadece Türkiye değil,
dünyanın birçok ülkesinde de buna rastlıyoruz. Bu noktadan hareket ederek, tüm
enerjimizi, tüm kaynaklarımızı ülkenin gelişmesi, güçlenmesi, bireylerin
yücelebilmesi, kendilerini geliştirebilmeleri için harekete geçirmek
durumundayız ve bu noktada devletimizin yapması gereken bazı görevler var. Bu
görevlerin başında gelen konulardan bir tanesi de, işte bu potansiyeli
yakalayabilmemiz için, eğer önünde engel olan kaynaklar varsa, önünde engel
olan güçler varsa, bu engelleri kaldırmak zorunda olduğumuzdur.
İşte bu noktada, Türkiye'de kadınlar,
toplumun diğer kesimlerinden, onlardan bağımsız olarak ele alındığında, onların
birçoğundan daha çok sorunlarla karşı karşıya kaldığını ve topluma gerekli
katkıyı yapamadığını görmekteyiz. Ülkemizde, kadınlarımızın, ekonomik açıdan,
sosyal açıdan ve özellikle -altını çiziyorum- siyasal açıdan sorunları var. Bu
sorunları çözmek, bu sorunları, ülke kalkınması için, bireyin refahı için,
toplumun refahı için harekete geçirmek durumundayız.
Kadınlara karşı, toplumumuzun -benden
önceki konuşmacıların da belirttiği gibi- yerleşik, hatalı bazı değer yargıları
var. Bunun yanında, yanlış uygulamalar da toplumda yer etmiş durumda ve bazen,
hukukî düzenlemelerin, tam tersine, yapılması gerekenin tersi yönlerde
işlediğini, yine, Türkiye'de görmekteyiz. Bu eksikliklerin, bu eksikliklerden
kaynaklanan sorunların çözülebilmesi için, şüphesiz, bir devlet kurumunun
gerektiğine, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, yıllardan beri inanıyoruz.
Bugün yasalaşacak olan bu tasarıyla, bu eksikliğin belli ölçüde giderileceğine
gönülden inanıyoruz ve öyle temenni ediyoruz.
Bugün, bu konuda Meclisimizde yapılan
girişim, yeni bir girişim değildir. Biraz önce konuşan arkadaşımızın da
söylediği gibi, 1990'lı yılların sonlarında başlayan hareket, kadınımızı
topluma kazandırabilmek, kalkınma süreci içerisinde daha ciddî bir rol
verebilmek, erkekle yan yana, omuz omuza, kol kola hareket edebilmesini
sağlamak için başlatılmıştı. Bu hareket, 1990'lı yılların başında ciddî bir
biçimde başladı; 1993 yılında müsteşarlık kurulması için bir kararname
çıkarıldı. O zaman, ben de, o kararnameyi çıkaran hükümette yer alıyordum.
Anayasa Mahkemesinin ilgili kanun hükmünde kararnameyi iptal etmesi nedeniyle,
bu da iptal edilmiş oldu. Biz, bunu, 1994 yılında tekrarladık. Zannediyorum,
536 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameydi; o da iptal edildi. Bu konu, ondan beri,
Türkiye'de sahipsiz. Evet, belli formüllerle, belli uygulamalarla bir şekilde sahip
çıkılmaya çalışıldı; ama, yeterli değildi.
Şimdi, burada, Anayasa Mahkememizin artık
iptal edemeyeceği, yasalarımıza, hukuk sistemine uygun yeni bir örgütümüzün,
yeni bir genel müdürlüğümüzün kurulması bizleri mutlu etmektedir. Bu yasayla,
artık, belirsizliklerin ortadan kalkacağına inanıyoruz; ama, benden önce
konuşan arkadaşların söylediği gibi, sorunların da biteceğini zannetmiyorum. Bu
yasanın çıkmasıyla birlikte, Genel Müdürlüğümüzden ve ilgili bakanlarımızdan
bazı beklentilerimiz var. Bu beklentileri sizlerle paylaşmak istiyorum, bunları
sıralamak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu beklentilerden
biri, Siyasî Partiler Yasasının kadınlar lehine bazı maddelerinin
değiştirilmesini yapacak mısınız? Bunu öğrenmek, bunu duymak istiyoruz biz
Cumhuriyet Halk Partisi olarak.
Yine, değerli arkadaşlarım, Seçim
Yasasını, yeniden, biraz önce söylediğimiz, hep alkış tuttuğumuz konularla
ilgili düzenlemeleri yapmak için değiştirecek misiniz? Değiştirmenizi
istiyoruz, bunun olması lazım; kota gerekiyorsa kotayı, gerek Siyasî Partiler
Yasasında gerek Seçim Yasasında koyabilecek miyiz? Genel Müdürlüğün teşkilat
yasasını çıkarırsınız, kadın-erkek eşitliğini birtakım toplantılarda,
konferanslarda söylersiniz; ama, hayata nasıl geçireceksiniz; onu söyleyin
bana. Burada bunlar yok; bunların sözünü istiyoruz. Bunları yapacağız, bunların
şu şu hazırlıkları var, bunları getireceğiz demeniz lazım.
Olay bununla da bitmiyor. Geçenlerde
Avrupa Konseyi toplantısındayız. Parlamentoda kadın sayısı oranları konusu
gündeme geldi ve 46 ülke içerisinde, Türkiye, yüzde 4,4 kadın milletvekili
sayısıyla kaçıncı sırada biliyor musunuz; sonuncu sıradayız. Bunu önlemek için
çalışmalar yapacak mısınız, yapılacak mı? Bu Genel Müdürlük ve ilgili bakanı,
bakanımız, bakanlarımız bu konuda gayret gösterecek mi diye düşünüyorum. Bunun
yapılması gerektiğine biz inanıyoruz.
Yine, aynı şekilde, eğitim;
kadınlarımızın, kızlarımızın, bacılarımızın eğitim durumunu çoğunuz benden daha
iyi biliyorsunuz. Genel Müdürlüğün, bu konuda ciddî hangi adımlar atacağını,
planlı, programlı, bütçesini de yaparak, gerekli baskıyı Başbakanlığa mı,
Maliye Bakanlığına mı, Millî Eğitim Bakanlığına mı uygulayarak yapacağını,
yapması gerektiğini bekliyoruz. Bunun düzelmesi lazım. Yurtdışı toplantılarda
bu konular görüşüldüğünde, rakamlar verildiğinde yerin dibine geçiyoruz.
Bunları düzeltmek lazım. Genel Müdürlüğün görevi bunlar olmalı diye
düşünüyorum.
Yine, anne ve çocuk sağlığı konusuna
geldiğimizde de durumumuz parlak değil. İşte, bu Genel Müdürlük bunu da takip etmeli,
bu konularda da bir şeyler yapabilmek için gayret göstermesi lazım geldiğini
düşünüyorum.
Bugün ülkemizde kadınlarımızın birçoğu, ne
iş yaparsınız denildiğinde, evkadınıyım diyor. Peki, bunların sosyal güvencesi
ne olacak, bu konuda ne çalışma yapılacak? Genel Müdürlüğün yapması gereken,
uygulaması gereken, uygulamaya sokması gereken, yanlışlığı düzeltmesi gereken
konulardan bir tanesi de bu.
Bunlar bizim beklentilerimiz, daha
sayabilirim, uzatabilirim bunları; ama, zamanınızı almak istemiyorum. Hamasî
nutuklarla Türkiye'yi kalkındıramayız; Türkiye'yi kalkındırabilmek için, bütün
kaynaklarımızı, özellikle insangücümüzü -en önemli kaynak budur- harekete
geçirmek lazım. Nüfusun yüzde 50'sinin dışlandığı bir ülkede, bir toplumda
kalkınmayı sağlayamazsınız, rahmetli Atatürk'ün dediği gibi, muasır
medeniyetler seviyesine yükselemezsiniz. Bizim, Genel Müdürlükten beklentimiz
bunlardır ve saymadığım daha birçok konularda beklentilerimiz var; ama,
canıgönülden biz bu yasayı destekliyoruz, şimdiden hayırlı ve uğurlu olmasını
temenni ediyoruz.
Teşekkür ederim. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ateş.
Böylece, tasarının tümü üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi okutuyorum:
KADININ
STATÜSÜ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Tanımlar ve Görevler
Amaç
MADDE 1. - Bu Kanunun amacı, kadının insan
haklarının korunması ve geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapmak, kadınların
sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasal yaşamdaki konumlarını güçlendirmek, hak,
fırsat ve imkânlardan eşit biçimde yararlanmalarını sağlamak üzere Başbakanlığa
bağlı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün kurulması ile teşkilat, görev ve
yetkilerine ilişkin esasları düzenlemektir.
Başbakan, Genel Müdürlüğün yönetimi ile
ilgili yetkilerini gerekli gördüğü takdirde bir bakan vasıtasıyla kullanabilir.
BAŞKAN - Madde üzerinde, AK Parti Grubu
adına söz isteyen İstanbul Milletvekili İnci Özdemir; buyurun. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA İNCİ ÖZDEMİR
(İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Kadının
Statüsü Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 1 inci
maddesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi en derin
saygılarımla selamlıyorum.
Türkiye, kadın-erkek eşitliğini Anayasa ve
yasalarına geçirmiş olan ilk devletlerden birisidir. Cumhuriyet döneminde
hazırlanan tüm Anayasa ve yasalarda ülkede yaşayan herkesin dil, din, ırk,
renk, cinsiyet ve siyasî düşünce farkı gözetilmeksizin yasalar önünde eşit
olduğu hükmüyle kadın-erkek eşitliği
garanti altına alınmıştır; ancak, evrensel bir olgu olarak karşımıza çıkan
karar mekanizmalarında ve güç paylaşımında kadınların dezavantajlı konumu yasal
alandaki bu gelişmelerin toplumsal, siyasal yaşama tam olarak yansıtılamamasına
neden olmaktadır. Bu nedenle, kadının her alandaki dezavantajlı konumundan
dolayı ülkeler bir araya gelerek ortak politikalar geliştirmiş, eylem planları
hazırlamış ve bunların takipçisi olmuşlardır. Ülkemiz bu uluslararası
oluşumların içinde yer almış ve kadınlara yönelik ayırımcılığın önlenmesi için
tüm önlemleri alma taahhüdünde bulunmuştur. Bu oluşumlardan, biraz önce arkadaşlarımızın
da söz ettiği Pekin'de yapılan 4 üncü Dünya Kadın Konferansı, kadın konusunu 21
inci Yüzyıla taşıyan en önemli organizasyonlardan biridir. Söz konusu
konferansta kabul edilen Pekin Deklarasyonu ve Pekin Eylem Platformunun tam
olarak uygulanması amacıyla, beş yılda edinilen kazanımların, karşılaşılan
engellerin, son beş yılda dünyada meydana gelen değişimlerin kadın gündemine
yansımaların ve geleceğe yönelik eylem ve girişimlerin ele alındığı Birleşmiş
Milletler Genel Kurul özel oturumunda, ülkemiz açısından, konferans sonrası beş
yılın değerlendirmesi yapılmış bulunuyor. Bu özel oturumun devamı niteliğinde
olan Pekin + on oturumu da 2005 yılının mart ayında New York'ta yapılacaktır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
yaşadığımız dünyada, çağdaşlığın temel göstergelerinden biri, katılım, temsil,
eşitlik ilkelerinden kadınların ne ölçüde yararlandığı ve o ülkede kadının
insan haklarına ne ölçüde saygılı olunduğudur. Bu anlamda, yazılı metinlerde
hak sahibi olmak yasalar önünde eşitlik için yetmemekte, bu hakların toplumsal
yaşama yansıtılması, mutlaka gerekmektedir. Bugün, halen okuma yazma dahi
bilmeyen, haklarının bilincinde olmayan kadınlarımızın, ilköğretim
olanaklarından dahi yararlandırılmayan kız çocuklarımızın sayıları
azımsanamayacak boyutlardayken, Türkiye genelinde, halen 5 kadından 1'i okuma
yazma bilmezken, kadınların işgücüne katılım oranları yıllar itibariyle düşüş
gösterip, maalesef, yüzde 26'lık bir orana gerilerken, keza, Meclisteki
dağılıma bakıldığında, kadınların siyasî yaşama katılımlarının ne kadar düşük
olduğu ortadayken, kadının ilerlemesine yönelik mekanizmalarının
oluşturulmasının ve destek politikalarının hızla geliştirilmesinin önemi açıkça
ortaya çıkmaktadır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
kadının durumuna dair temel göstergelere ilişkin bu birkaç rakam bile
kadınların toplumumuzda hak ettiği yeri henüz elde edemediğini bize çok açıkça
göstermektedir. Peki, kadının hak ettiği yeri elde edebilmesi için ne yapmak
gerekir? Her şeyden önce, eğitim faaliyetlerinin okuryazar olmayan birey
kalmayıncaya kadar yoğunlaştırılması, hayat boyu eğitime öncelik verilmesi,
anne ve babaların kız çocuklarının eğitimi için duyarlı davranmaya
yönlendirilmesi, kadınların eğitim, beceri geliştirme, istihdam
potansiyellerini desteklemek suretiyle, kadınlar arasındaki yoksulluk ve
cahilliğin ortadan kaldırılması, geleneksel meslekler dışında, kadının gelir
elde etme becerisini geliştirici, ekonomik alanlarda kendine güven sağlayıcı,
işgücü ve sosyal güvenlik sisteminden eşit yararlanmalarını sağlayacak önlemler
alınması, kadına karşı şiddetin kesinlikle önlenmesi, kadının karar
mekanizmalarına etkin katılımının sağlanması için gerekli tedbirlerin alınması
gerekir.
Bu saydığım tedbirler, kadının toplumda
hak ettiği yeri kazanması için ancak küçük bir özet olabilir. Tabiî, bu işleri,
tek başına, şu anda, teşkilatlanması konusunu görüştüğümüz Kadının Statüsü
Genel Müdürlüğü yapacak demiyorum. Bu bahsedilen işleri, görev alanları
itibariyle kendi bünyesinde yapmaya çalışan birçok kamu kurum ve kuruluşu zaten
mevcut. Bizim, burada, teşkilatlanmasını görüştüğümüz Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğü zaten icracı bir genel müdürlük değil, politika üreten bir
koordinasyon kuruluşudur. Bu kuruluşun işlevi, kadına yönelik eşitsizlikleri
gözönünde bulundurarak, toplumun sorunlarını bütüncül bir yaklaşım içinde ele
almak, bütüncül politikalar üretmek, kadına yönelik eşitsizlikler hakkında
farkındalık yaratmak, gerekli tedbirlerin alınması için kaynakları mobilize
etmek, yapılan çalışmalar arasında eşgüdüm sağlamak, yasal düzenlemelere yer
vermek, uluslararası gelişmeleri ülkemize taşımak, bu gelişmelerden ilgili kamu
kurum ve kuruluşlarını haberdar etmek ve projeler üretmek, uygulamaktır.
Kısaca, kadın ve erkek arasında temel göstergeler açısından var olan eşitsizliklere
ilişkin hukukî, fiilî, eğitsel veya toplumsal engelleri ortadan kaldırmak üzere
politikalar üretmek ve bunların uygulanması için gerekli takibi de yapmaktır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; gerek
uluslararası camiadaki gelişmeler, ülkemizin taraf olduğu sözleşme ve kararlar
gerekse temel göstergeler açısından ülkemizde kadının içinde bulunduğu durum,
Anayasamızın 10 uncu maddesindeki eşitlik ilkesi çerçevesinde Kadının Statüsü
ve Sorunları Genel Müdürlüğünün kurulmasıyla sonuçlanmıştır. Genel Müdürlük,
kadınların sosyal ve ekonomik hayata katılımlarının artırılarak her alanda
statülerinin yükseltilmesi amacıyla çalışmalar yapmak, politika üretmek ve bu
alanda kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak üzere 1990 yılında
kurulmuş, uluslararası sözleşme ve kararlar ile diğer ülke örnekleri
doğrultusunda bu koordinasyonun daha etkin bir
şekilde gerçekleşebilmesi için 1991 yılında Başbakanlığa bağlanmıştır.
1993 ve 1994 yıllarında Başbakanlığa bağlı
Kadın ve Sosyal Hizmetler Müsteşarlığının kurulmasıyla müsteşarlık çatısı
altına alınan -ki, biraz önce
arkadaşlarım da aynen ifade ettiler- bu genel müdürlüğün, bu yapılanmaya imkân veren kanun hükmünde kararnameye
mesnet teşkil eden yetki kanununun 1994
yılında iptali nedeniyle, teşkilat yasası da hukuken geçersiz hale gelmiştir. Aradan geçen on yılı aşkın
sürede bu kurumun teşkilat yasasının çıkarılamamış olması, Türk kamu
yönetiminde örneğine hiç rastlanmayan bir durumu da ortaya çıkarmıştır. Bu
boşluğun giderilmesi için kurumun teşkilatlanmasına ilişkin yasa tasarısı,
defalarca Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilmesine rağmen bir türlü Genel
Kurulda görüşülememiştir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; insan
haklarıyla ilgili uluslararası belgelerde ve Anayasamızda ifade edildiği gibi,
insanlar, doğuştan, devredilemez, vazgeçilemez haklara sahiptirler. Bu haklar,
bütün insanlar için aralarında hiçbir
ayırım yapılmaksızın -tabiî ki, kadın-erkek
ayırımı da yapılmaksızın- geçerlidir. 59 uncu hükümetimizin programında
kadın konusuna "kadınlar, sadece toplumun yarısını oluşturdukları için
değil, birey ve toplumun gelişimi ile sağlıklı nesillerin yetiştirilmesinde
özel bir konuma sahiptirler" ifadesiyle yer verilmektedir.
59 uncu hükümetin görev başında bulunduğu
süre içinde, Türkiye'de kadınlara ilişkin düzenlemeye ihtiyaç duyulan çeşitli
konular, yasama sürecinin değişik evrelerinden geçmiş, bir kısmı yasalaşmayı
beklerken, önemli bir kısmı yasalaşmıştır. Bütün bu yasal çalışmalar ve şu anda
görüşmelerini yaptığımız Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün teşkilatlanmasına
ilişkin bu yasa tasarısı, Türkiye'de kadın hakları konusunda ciddî bir zihniyet
ve anlayış değişikliğinin gerçekleşmeye başladığının açık bir göstergesidir.
Kadının, insan haklarının evrensel ölçülerde korunması ve geliştirilmesinin
gerekliliği, sanırım, hiç kimsenin itiraz etmediği, herkesin paylaştığı ortak
bir düşünce haline gelmiştir.
Bu çerçevede AK Parti olarak 59 uncu
hükümet programında kadın konusuna ilişkin olarak vurgulanan, yılların ihmali
sonucu biriken sorun değerlendirmesi bu kurum için de geçerlidir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
toplum ve hükümet olarak yapacak çok işimiz olduğunu biliyor ve kadınlarımızın
hak ettikleri toplumsal ve sosyal statüye kavuşturulmaları için çaba gösteriyoruz.
İşte, destekleriniz, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğüne yasal dayanak
kazandırılması, ülkenin sosyal, kültürel ve ekonomik sorunlarının çözümünde
önemli birçok sektör ve bilimsel disiplin alanına giren kadın konusuna
verilmesi gereken önem ve değerin göstergesi olacaktır.
Yasalaşma süreci çok sancılı olan Kadının
Statüsü Genel Müdürlüğünün yasa çalışmalarına katılım, katkılarınız ve
yasalaşması sürecinde verdiğiniz destekler için sonsuz teşekkür ediyor, en
derin saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özdemir.
Başka söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
Tanımlar
MADDE 2. - Bu Kanunda geçen;
a) Bakan: Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün
bağlı olduğu Bakanı,
b) Genel Müdürlük: Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğünü,
c) Genel Müdür: Kadının Statüsü Genel
Müdürünü,
d) Kurul: Kadının Statüsü Danışma
Kurulunu,
İfade eder.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum:
Görevler
MADDE 3. - Genel Müdürlüğün görevleri
şunlardır:
a) Kadına karşı her türlü ayrımcılığı
önlemek, kadının insan haklarını geliştirmek, kadını ekonomik, sosyal ve
kültürel alanlarda etkin hale getirmek ve eğitim düzeyini yükseltmek amacıyla
yapılacak her türlü çalışmaya destek vermek, bu konularda stratejiler
geliştirmek, plân ve programları oluşturmak ve temel politikaların
belirlenmesine katkıda bulunmak.
b) Kanunları ve idarî düzenlemeleri görev
alanı çerçevesinde izleyerek kadınların eşit hak ve fırsatlara ulaşmasını
sağlayacak çalışmalar yapmak.
c) Kadına yönelik her türlü şiddet, taciz
ve istismarın önlenmesi için çalışmalarda bulunmak; kadının aile ve sosyal
yaşamdan kaynaklanan sorunlarının çözümüne destek oluşturmak.
d) Kadınlara kanunlarla verilen hakların
tam ve eşit kullanılabilmesi ve kadın-erkek eşitliğinin toplumsal kalkınma
sorunu olarak algılanması amacıyla kamuoyunu bilgilendirmek.
e) Sağlık, eğitim, kültür, çalışma ve
sosyal güvenlik başta olmak üzere bütün alanlarda kadınların ilerlemesini
sağlayıcı ve karar mekanizmalarına katılımını artırıcı çalışmalarda bulunmak.
f) Görev alanına giren konularda bilgi
sistemleri, kütüphane ve/veya dokümantasyon merkezi kurmak, istatistikleri
derlemek, görsel ve basılı yayınlar yapmak veya yaptırmak, eğitim amaçlı
faaliyetlerde bulunmak, yurt içi ve yurt dışı kongre, seminer, toplantı ve
benzeri etkinlikler düzenlemek.
g) Görev alanına giren konularda kamu
kurum ve kuruluşları, üniversiteler, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları
ve özel sektör ile işbirliği yapmak, koordinasyonu sağlamak.
h) İnceleme, araştırma ile uluslararası
girişimlerden elde edilen bilgileri kamu politikalarının oluşumuna katkıda
bulunması amacıyla uygulayıcı kurum ve kuruluşlara aktararak kuruluşların
hizmetlerinin geliştirilmesine ve yeni hizmet modelleri oluşturulmasına katkıda
bulunmak.
ı) 5.5.1969 tarihli ve 1173 sayılı Kanun
çerçevesinde, görev alanı ile ilgili kuruluş ve organizasyonlara üye olmak,
gerçekleştirilecek her türlü çalışma ve etkinliğe katılmak, uluslararası
sözleşmeler ile kararların getirdiği yükümlülükler doğrultusunda faaliyette
bulunmak ve bu konuda gerekli raporları hazırlamak, kanuni düzenlemelerin
yapılmasını sağlamaya yönelik çalışmalar yapmak.
i) Görev alanına giren konularda
çalışmalarda bulunan uluslararası kuruluşların faaliyetlerini izlemek, alınan
kararları ilgili kuruluşlara iletmek.
j) Çalışma alanı ile ilgili konularda yurt
içi ve yurt dışında bilimsel araştırmalar yapmak ve yaptırmak, projeler
geliştirmek, desteklemek, bunların uygulamaya konulmasını sağlamak ve
uluslararası kuruluşlarla ortak projeler yürütmek.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına söz isteyen, İzmir Milletvekili Sayın Canan Arıtman;
buyurun. (Alkışlar)
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA CANAN ARITMAN (İzmir) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime Atatürk'ün 1923'teki
cümleleriyle başlamak istiyorum: "Efendiler, bir cemiyet, aynı gayeye
bütün kadınları ve bütün erkekleriyle beraber yürümezse, ilerlemesine, teknik
olarak, imkân ve ihtimal yoktur. Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa
zincirlerle bağlı kaldıkça, öteki kısmı göklere yükselebilsin. Toplumumuzun
uğradığı başarısızlıkların nedeni, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ihmal ve
kusurdur.
Milletimiz, kuvvetli bir millet olmaya
karar vermiştir. Bunun gereklerinden biri de, kadınlarımızın her hususta
yükselmelerinin teminidir."
Şimdi 2000'li yıllardayız. Türkiye'nin
çekincesiz imza attığı ilgili tüm uluslararası sözleşmelerin ortak hükmü
şöyledir: "Kadın ve erkeğin eşit konumda olmadığı bir toplumda kalkınma
gerçekleşemez. Bu gerçekle, kadın-erkek eşitliğinin toplumsal kalkınma sorunu
olarak algılanması amacıyla kamuoyu oluşturmak, sağlık, eğitim, kültür, çalışma
ve sosyal güvenlik başta olmak üzere, bütün alanlarda kadınların ilerlemesini
sağlamak ve karar mekanizmalarına katılımını artırmak, tüm devletlerin, tüm
hükümetlerin görevidir."
Çağdaş dünyanın oluşturduğu hedef ve
kararları, Atatürk, yetmiş yıl önce söylemiş ve cumhuriyetin devrim yasalarıyla
yaşama geçirmeye başlamıştı. Ulu Önderin bu hedeflerine ulaşabildik mi
arkadaşlar?! Bugün; yani, seksen yıl sonra, ülkemizde, eğitim, sağlık,
istihdam, karar mekanizmalarına katılım gibi, kalkınmanın temel göstergelerine
ilişkin verilere bakıldığında, kadının durumunun, kadın-erkek eşitliği ve
kadının statüsü açısından istenilen düzeyde olmadığını, Batılı çağdaş dünyanın
standartlarında olmadığını görüyoruz.
Daha önceki konuşmacı arkadaşlarımız da
söyledi. Ülkemizde, hâlâ, 4 kadından 1'i okuryazar değil. Güneydoğu Anadoluda
bu, 2 kadında 1'e düşüyor.
Evet, kadınlarımızın istihdama katılma
oranları, yıllar itibariyle azalıyor; ama, özellikle, AKP İktidarında, hızla
düşüşlerin olduğunu söylemek istiyorum.
Kadın işsizliğine bir çözüm getirmek,
kadının işgücüne katılımını artırmak için, yakın zaman önce, İş Yasası
görüşülürken, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bir önerge vermiştik. Nasıl,
özürlüler ve eski mahkûmlar için bir kota yaratılıyorsa, aynı şekilde, kadın
istihdamını artıracak şekilde, kadınlar için de bir işgücü kotası istemiştik.
Ne yazık ki, bu önergemiz, AKP milletvekillerince reddedildi; hem de içlerinde
kadın milletvekilleri de vardı. Bu, bizim yüreğimizde bir sızıdır.
Sayın Bakanımız, biraz önce, çok güzel
anlattı. Rakamları vermek, durum tespiti yapmak, burada güzel temennilerde
bulunmak yeterli değil; ne yapacaksınız, onu söylemek önemli.
Kadınların sadece yüzde 14'ü sosyal
güvenlik şemsiyesi altında. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz demiştik ki;
bütün evkadınlarını sigortalı yapacağız. Siz böyle bir şey söyleyebiliyor
musunuz?!
Kadınların karar alma mekanizmalarına
katılımı çok düşük; işte, Parlamentodaki oranı yüzde 4,4. Kadının siyasetteki
yerinin ne olduğunun göstergesi, siyaset biliminde, parlamentodaki kadın oranı
olarak belirlenir. Biz, bu oranla, Avrupa'da sonuncu olduğumuz gibi, dünya
ülkeleri arasında da, ne yazık ki, 100'ü geçen sıralarda bulunuyoruz ve İran
gibi şeriatla idare edilen ülkelerle aynı düzeydeyiz, aynı orandayız.
Ya yerel parlamentolardaki kadın
oranımız?.. O, çok daha acı, yüzde 1'ler seviyesinde. Peki, ya sağlık
göstergelerimiz, ana-bebek, çocuk ölüm oranlarımız?.. Ne yazık ki, hâlâ çok
yüksek.
Bütün bu göstergelerle, Avrupa ülkeleri
arasında hep sonuncu sıradayız değerli arkadaşlarım. Avrupa Birliğinin
kapısından bu değerlerle girmeye çalışıyoruz; uçak ihalesi verip, işi
kotaracağımızı sanıyoruz!
Bugün de, burada, bir yandan Avrupa
Birliğine şirin görünmek için, tabiî, bir yandan da, uluslararası sözleşmelerin
gereği olarak, alelacele, bu tasarıyı yasalaştırıyoruz. Durduk yerde zina krizi
yaratıp Türkiye'nin dışarıda imajını sarsıyor, ciddî soru işaretlerinin oluşmasına,
Avrupa Birliği ilerleme raporlarını etkileyecek tereddütlerin oluşmasına neden
oluyor, bunu da Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Teşkilat Yasasını çıkararak
telafi edebileceğimizi umuyoruz! Umarım öyle olur.
Mayıs 2004'te anayasa değişikliğinde, Cumhuriyet
Halk Partisinin teklifi olan olumlu ayırımcılık maddesini kabul etmediniz. Siz
AKP'li milletvekilleri kabul etmedi. Halbuki, cinsiyet ayırımcılığını
giderecek, kadının statüsünü yükseltecek anahtar düzenleme oydu ve bu düzenleme
olmaksızın kadının siyasal katılımını bu ülkede artırmak, ne yazık ki, mümkün
değildir, herhangi bir kota uygulamasını yaşama geçirmek mümkün değildir; ama,
biz, en azından, AKP olarak, bir cinsiyet kotasını, bunun için gerekli yasal
değişiklikleri gündeme getirmenizi, bu konudaki iyi niyetinizi görmek istiyoruz
ki, burada bugün söylenen ve şu andan sonra da söylenecek bütün sözler bizim
için inandırıcı olsun.
Bakın, çok yakından bir örnek vermek
istiyorum. 2005 yılı bütçe tasarısında çok enteresan düzenlemeler var. Karısı
çalışmayan memura maddî destek var, çocuk sayısı arttıkça orantısal olarak
artan destekler var. Yani, karısını çalıştırmayıp evde oturtan, ha bire çocuk
sayısını artıran memur ödüllendirilecek; ama, öte yandan kira yardımlarını
kesiyorsunuz. Aile kurumunu böyle mi destekleyeceksiniz, kadının statüsünü
böyle mi yükselteceksiniz?!
Kırk yıllık devlet politikası olan
antinatalist politikalardan geriye dönüş söz konusu. Çok çocuk sahibi olmak
teşvik edilmeye başlanıyor. Kadının iş yaşamına katılımının artırılması
gerekirken, kadını evde oturmaya teşvik ediyorsunuz. İşte bunlar, ne yazık ki,
AKP'nin kadına bakış açısıdır. Avrupa Birliğine bunları nasıl izah edeceksiniz
bilmiyorum. Kadının Statüsü ve Aile Araştırma Kurumu Genel Müdürlüğü teşkilat
yasalarının çıkarılması, bence, göz boyama faaliyetleri faslından; ama, hiç
olmazsa, yıllardır bu kurumlarda özveriyle çalışan ve teşkilat yasaları
olmadığı için özlük hakları bakımından da mağdur olan kurum çalışanlarının, geç
de olsa mağduriyetleri giderilecek. En azından, bu gerekçeyle, biz, Cumhuriyet
Halk Partisi olarak bu tasarıyı destekleyeceğiz.
Yalnız, biz, kurum çalışanlarının
mağduriyetlerini giderelim derken, siz, kadrolaşma amacıyla onları sakın ha
mağdur etmeyin! Bu konuda ciddî endişelerimiz var ve konunun sıkı takipçisi
olacağız.
Bugün itibariyle kurulacak olan Kadının
Statüsü Genel Müdürlüğünün, eğitim, sağlık, istihdam ve benzeri alanlar ile
özellikle Avrupa Birliği mevzuatına uyum, kadın ticareti ve benzeri konularda
bugüne kadar hazırlamış olması gereken temel politika dokümanlarını süratli bir
şekilde hazırlamasını diliyor, şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Arıtman.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
4 üncü maddeyi okutuyorum:
İKİNCİ BÖLÜM
Genel Müdürlük Teşkilatı
Teşkilat
MADDE 4.- Genel Müdürlüğün teşkilatı; ana
hizmet birimleri ile danışma ve yardımcı hizmet birimlerinden oluşur.
Genel Müdürlük teşkilatı, ek (I) sayılı
cetvelde gösterilmiştir.
BAŞKAN - Maddeyi, cetvelle birlikte
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
5 inci maddeyi okutuyorum:
Genel Müdür
MADDE 5.- Genel Müdür, Genel Müdürlüğün en
üst amiri olup Genel Müdürlük hizmetlerini mevzuat hükümlerine, Genel
Müdürlüğün amaç ve politikalarına, stratejik planına, performans ölçütlerine ve
hizmet kalite standartlarına uygun olarak düzenler ve yürütür.
Genel Müdür, bu Kanunda belirtilen
hizmetlerin yürütülmesinden Başbakan veya Bakana karşı sorumludur.
BAŞKAN - Madde üzerinde 1 önerge vardır;
önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
654 sıra sayılı Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 5 inci maddesinin,
başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
"Genel Müdür ve Genel Müdür
Yardımcısı
Madde 5. - Genel Müdür, Genel Müdürlüğün
en üst amiri olup Genel Müdürlük hizmetlerini mevzuat hükümlerine, Genel
Müdürlüğün amaç ve politikalarına, stratejik planına, performans ölçütlerine ve
hizmet kalite standartlarına uygun olarak düzenler ve yürütür.
Genel Müdür, bu Kanunda belirtilen
hizmetlerin yürütülmesinden Başbakan veya Bakana karşı sorumludur.
Ana hizmet birimleri ile danışma birimleri
ve yardımcı hizmet birimi arasındaki koordinasyonu sağlamak ve bu birimlerin
denetiminde Genel Müdüre yardımcı olmak üzere, bir Genel Müdür Yardımcısı
atanabilir. Genel Müdür Yardımcısı, Genel Müdür tarafından verilen görevleri yerine
getirir ve Genel Müdüre karşı sorumludur."
|
|
İrfan Gündüz |
Eyüp Fatsa |
Halil Özyolcu |
|
|
İstanbul |
Ordu |
Ağrı |
|
|
Hamit Taşcı |
|
Özkan Öksüz |
|
|
Ordu |
|
Konya |
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN
YILDIZ (Muş) - Olumlu görüşle, takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI GÜLDAL AKŞİT (İstanbul) -
Katılıyoruz efendim.
BAŞKAN - Sayın Gündüz, gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Madde, ana hizmet birimleri ile danışma
birimleri ve yardımcı hizmet birimi arasında koordinasyon ve denetimin
sağlanmasına yönelik Genel Müdüre yardımcı olmak üzere bir Genel Müdür
Yardımcısı atanabileceğini hükme bağlamaktadır.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda, maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde, kabul
edilmiştir.
6 ncı maddeyi okutuyorum:
Ana hizmet birimleri
MADDE 6. - Genel Müdürlüğün ana hizmet
birimleri şunlardır:
a) Kadının Ekonomik Statüsünü Güçlendirme
Daire Başkanlığı.
b) Kadının Sosyal Statüsünü Geliştirme
Daire Başkanlığı.
c) Dış İlişkiler Daire Başkanlığı.
d) İletişim, Dokümantasyon ve Yayın Daire
Başkanlığı.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
7 nci maddeyi okutuyorum:
Kadının Ekonomik Statüsünü Güçlendirme
Daire Başkanlığı
MADDE 7. - Kadının Ekonomik Statüsünü
Güçlendirme Daire Başkanlığının görevleri şunlardır:
a) Sürdürülebilir kalkınma politika, plân
ve programlarını Genel Müdürlüğün görevleri çerçevesinde izlemek ve
değerlendirmek.
b) Kadının istihdamını ve ekonomik
kapasitesini artırıcı, ticarî faaliyetlerini güçlendirici ve kadın
girişimciliğini özendirici çalışmalar yapmak.
c) Kadının kaynaklara ulaşımını, kalkınma
sürecine ve çalışma hayatına etkin katılımını, kalkınmanın fırsat ve
imkanlarından eşit biçimde yararlanmasını sağlayacak, ekonomik açıdan
güçlendirecek çalışmalar yapmak.
d) Kadınının ekonomik potansiyelini ortaya
çıkarıcı çalışmalar yapmak.
e) Genel Müdürün vereceği benzeri
görevleri yapmak.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
8 inci maddeyi okutuyorum:
Kadının Sosyal Statüsünü Geliştirme Daire
Başkanlığı
MADDE 8. - Kadının Sosyal Statüsünü
Geliştirme Daire Başkanlığının görevleri şunlardır:
a) Kadın ve kız çocuklarına yönelik
olumsuz kültürel tutum ve uygulamaları ortadan kaldıracak, aile ve toplumda
güçlenmesini sağlayacak çalışmalar yapmak.
b) Kadın ve kız çocuklarının örgün ve
yaygın eğitimin tüm aşamalarına katılımını sağlamak üzere çalışmalar yapmak, bu
çalışmaları desteklemek ve eğitim programlarının fırsat eşitliği sağlayacak
şekilde hazırlanmasına katkıda bulunmak veya katılmak.
c) Kadın sağlığı ve anne çocuk sağlığı
hizmetlerinin etkin bir şekilde yürütülmesine katkıda bulunmak.
d) Kadınlara yönelik her türlü şiddet,
taciz ve istismarın önlenmesi ve ortadan kaldırılmasına ilişkin çalışmalar
yapmak, gerekli sosyal destek sistemlerinin oluşturulması ve güçlendirilmesini
desteklemek.
e) Kadınların karar alma süreçlerine eşit
katılımlarını sağlayacak çalışmalar yapmak.
f) Genel Müdürün vereceği benzeri
görevleri yapmak.
BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına söz isteyen, İzmir Milletvekili Sayın Canan Arıtman;
buyurun efendim.
CHP GRUBU ADINA CANAN ARITMAN (İzmir) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Meclisi şahsım ve Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum.
Bu madde üzerindeki görüşlerimizi
açıklamadan önce, kısa ve süratli bir şekilde, çok yakın zamanda Hacettepe
Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsünün yapmış olduğu Türkiye nüfus ve sağlık
araştırmasının son derece çarpıcı olan neticelerinden biraz bahsetmek
istiyorum.
Bir kere "2003 araştırması" diye
kısaca bahsedeceğimiz bu araştırma, ülkemizde çok önemli demografik
değişiklikleri ortaya çıkarırken, diğer yandan da, kadının eğitim düzeyinin,
sağlık göstergelerini, kadının statüsünü ne denli etkilediğini de göstermiş
bulunuyor.
Doğurganlık hızımız son beş yılda yüzde 15
oranında azalarak 2,2'ye düştü; yani, kadın başına 2,2 çocuk. Batıda bu oran
2,1 iken doğuda 3,6 hâlâ. İstanbul'da 1,8 çocuk iken GAP bölgesinde hâlâ 4,1;
yani, kadın başına 4 çocuktan fazla; fakat, çok önemli bir saptama, en az lise
mezunu olan kadınlarda doğurganlık oranı kadın başına 1,3 çocuk; ama, ilkokulu
bitirmemiş kadınlarda bu oran 3,9; yani, kadın başına 4 çocuk ve -bu araştırma
beş yıl önce tekrar yapılmıştı, beş yılda bir yapılıyor, bu 2003 araştırması
sekizincisidir- nüfus sağlık araştırması 1998'e göre, ilkokulu bitirmemiş, yani
eğitimsiz kadınların doğurganlık oranlarında hiçbir azalma yoktur.
Evli kadınların yüzde 71'i kontrasepsiyon
yöntemi kullanıyor; ama, ne yazık ki, hâlâ geleneksel yöntem kullanım oranımız
çok yüksek ve özellikle eğitimsiz kadınlarda ve Doğu Anadolu Bölgemizde yüksek.
En az lise mezunu olan kadınlarda modern yöntem kullanım oranı ise yüzde
70'lerde. 1988-1998 yılları arasında ülkemizde geleneksel yöntem kullanma oranı
azalmışken 1998-2003 yılları arasında bu oran ciddî bir şekilde artmıştır.
Özellikle bugün hâlâ en çok kullanılan gebelikten korunma yöntemi olan
geleneksel yöntem, geri çekme (coitusinterrüptüs) yöntemi oranı 1988
oranlarından bile daha yüksektir, bu çok önemli bir tehlike sinyalidir.
Araştırma sonuçlarına göre, eğer tüm
istenmeyen gebelikler önlenebilseydi doğurganlık hızımız 1,6 olacaktı.
Gelelim bir ülkenin kalkınmışlığının en
önemli göstergelerinden olan ana-bebek, çocuk ölüm oranlarıyla ilgili sağlık
göstergelerimize. Bu oranlarda son yıllarda hızlı düşüşler yaşanıyor. Bebek
ölüm hızımız binde 29, çocuk ölüm hızımız binde 29, çocuk ölüm hızımız binde
37, ana ölüm hızımız yüzbinde 70; ama, hâlâ, bunlar, çok yüksek rakamlar. Tüm
Avrupa ülkelerinde, hâlâ, en yüksek oranlar bize ait, bizim ülkemize ait. Demek
ki, burada da çok önemli eksiklerimiz, ihmallerimiz var diye düşünüyorum ve
Irak hariç, tüm komşularımız arasında da, kadınlarına, çocuklarına, bebeklerine
en bakamayan ülke biziz; ne yazık ki, Irak hariç, tüm komşularımızla ilgili bu
sağlık göstergelerinde de Türkiye en sonuncu sıradadır.
Annenin eğitim düzeyiyle bebek ve çocuk
ölüm oranları doğrudan ilişkilidir. İlkokulu bitirmemiş kadınların yüzde 50'si
evde doğururken, lise ve üstü eğitim almış kadınların tamamı hastanede
doğuruyor. Ana-bebek, çocuk ölüm oranlarını yükselten en önemli nedenler,
riskli gebeliklerdir; ki, oranı, yüzde 22 gibi hâlâ çok yüksek değerdedir.
Bunlardan, ergen gebelikler ve ergen doğumlardaki -yani, 15-19 yaş arası
evlenmek, gebe kalmak, doğurmak- oranlar hâlâ yüksek ve bunların hepsi de
eğitimsiz kadınlar. Kadının eğitim düzeyi arttıkça doğum öncesi bakım alma
oranı artmaktadır. En az lise mezunu kadınların neredeyse tamamı doğum öncesi
bakım alırken, eğitimsiz kadınların yarısından fazlası bu bakımı alamamaktadır.
İlkokulu bitirmemiş annelerin çocuklarının yüzde 64'ünün aşıları tamamlanmış
değildir; eğitimli kadınların çocuklarının aşıları ise tamamdır. Ülke
çocuklarının yüzde 12'si bodurdur -yani, kronik beslenme yetersizliğine bağlı-
ve ne yazık ki, tabiî, eğitimsiz annelerin çocuklarında bodurluk oranları daha
da yüksektir.
Değerli milletvekilleri, ülke
kadınlarımızın yüzde 22'si ya hiç okula gitmemiş veya ilkokuldan terk, yüzde
54'ü ancak ilkokulu bitirmiş ve sadece yüzde 17'si lise ve lise üstü eğitimli.
İşte, Türkiye'deki kadın gerçeği bu.
Bu bilimsel araştırmanın sonuçlarını
kısaca özetlersek, kadının eğitim düzeyi arttıkça, kontrasepsiyon yöntemi
kullanma oranı, modern yöntem kullanma oranı, doğum öncesi bakım alma oranı,
doğumun sağlık kuruluşlarında yapılma oranı, çocukları aşılatma oranı artmakta,
evlenme yaşı yukarı çekilmekte, doğurganlık hızı düşmekte, çocukta bodurluk
oranı, bebek ve çocuk ölüm oranları düşmektedir.
46 ülkede yapılan bir araştırmaya göre,
kadın okuryazarlık oranının yüzde 1 artırılması, o ülkedeki doktor sayısının
yüzde 1 artırılmasına göre çocuk ölümlerini azaltmada 3 kat daha etkilidir.
Tüm bu nedenlerle, kadının eğitiminin
artırılması çok önemlidir. Kadının eğitiminin artırılması kadın ve çocuk
sağlığını, dolayısıyla toplum sağlığını iyileştirecek, kadının statüsünü
yükseltecek, tarımdışı istihdamı ve siyasî katılımı da artıracaktır.
Tüm bu iyileşmeler için, ülkede kesintisiz
temel eğitimin en az 11 yıla çıkarılması gereklidir.
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün bu
konuda çalışmalar yapmasını diler; şahsım ve Grubum adına Yüce Meclisi saygıyla
selamlarım. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Arıtman.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
9 uncu maddeyi okutuyorum:
Dış İlişkiler Daire Başkanlığı
MADDE 9. - Dış İlişkiler Daire
Başkanlığının görevleri şunlardır:
a) Genel Müdürlüğün görev alanına giren
konularda çalışmalarda bulunan uluslararası kuruluşların toplantıları sonucunda
ortaya çıkan belge ve yayınları izlemek, alınan kararları Genel Müdürlük
birimlerine ve ilgili kuruluşlara iletmek.
b) Genel Müdürlüğün görev alanına giren
konularda uluslararası toplantılar düzenlemek.
c) Genel Müdürlüğün Avrupa Birliği ile
ilgili yapacağı çalışmalarda diğer birimlerle koordinasyon sağlamak.
d) Genel Müdürün vereceği benzeri
görevleri yapmak.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
10 uncu maddeyi okutuyorum:
İletişim, Dokümantasyon ve Yayın Daire
Başkanlığı
MADDE 10. - İletişim, Dokümantasyon ve
Yayın Daire Başkanlığının görevleri şunlardır:
a) Genel Müdürlüğün çalışma alanı ile
ilgili konularda toplumsal duyarlılığı artırmak ve bilinç düzeyini yükseltmek
amacıyla basılı ve görsel yayınlar hazırlamak veya hazırlatmak.
b) Medyada kadının yer alış biçimlerine
ilişkin olarak çalışmalar yapmak.
c) Medyada ve yeni iletişim alanlarında
kadınların konumlarını güçlendirecek çalışmalara katılmak ve desteklemek.
d) Kütüphane veya dokümantasyon merkezi
kurmak, istatistik derlemek, yayın ve materyallerin ilgili kamu, özel ve sivil
toplum kuruluşlarının kullanımına sunulması amacıyla sistem oluşturmak.
e) Genel Müdürün vereceği benzeri
görevleri yapmak.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
11 inci maddeyi okutuyorum:
Danışma ve yardımcı hizmet birimleri
MADDE 11. - Genel Müdürlüğün danışma
birimleri Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı ve Hukuk Müşavirliği, yardımcı
hizmet birimi ise İnsan Kaynakları ve Destek Hizmetleri Daire Başkanlığıdır.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler...Kabul edilmiştir.
12 nci maddeyi okutuyorum:
Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı
MADDE 12. - Strateji Geliştirme Daire
Başkanlığının görevleri şunlardır:
a) Ulusal kalkınma strateji ve
politikaları, yıllık program ve hükümet programı çerçevesinde Genel Müdürlüğün
orta ve uzun vadeli strateji ve politikalarını belirlemek, amaçlarını
oluşturmak üzere gerekli çalışmaları yapmak.
b) Genel Müdürlüğün görev alanına giren
konularda performans ve kalite ölçütleri geliştirmek.
c) Genel Müdürlük bütçesini stratejik
plâna ve yıllık hedeflere göre hazırlamak; faaliyetlerinin bunlara uygunluğunu
izlemek ve değerlendirmek.
d) Genel Müdürlüğün yönetimi ile
hizmetlerin geliştirilmesi ve performansla ilgili bilgi ve verileri toplamak,
analiz etmek, yorumlamak ve faaliyet raporlarını hazırlamak.
e) Üst yönetimin iç denetime yönelik
işlevinin etkililiğini ve verimliliğini artırmak için gerekli hazırlıkları
yapmak.
f) Genel Müdürlüğün görev alanına giren
konularda, hizmetleri etkileyecek dış faktörleri incelemek, kurum içi kapasite
araştırması yapmak, hizmetlerin etkililiğini ve tatmin düzeyini analiz etmek ve
genel araştırmalar yapmak.
g) Yönetim bilgi sistemlerine ilişkin hizmetleri
yerine getirmek.
h) Kurulun sekreterya hizmetlerini
yürütmek.
ı) Genel Müdürün vereceği benzeri
görevleri yapmak.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
13 üncü maddeyi okutuyorum:
Hukuk Müşavirliği
MADDE 13. - Hukuk Müşavirliğinin görevleri
şunlardır:
a) Başbakanlık, bakanlıklar, diğer kamu
kurum ve kuruluşları ile Genel Müdürlük birimlerinden gönderilen kanun, tüzük
ve yönetmelik taslakları ile diğer hukukî konular hakkında görüş bildirmek.
b) Genel Müdürlüğün menfaatlerini
koruyucu, anlaşmazlıkları önleyici hukuki tedbirleri zamanında almak, anlaşma
ve sözleşmelerin bu esaslara uygun olarak yapılmasına yardımcı olmak.
c) 8.1.1943 tarihli ve 4353 sayılı Kanun
hükümlerine göre adlî ve idarî davalarda gerekli bilgileri hazırlamak, taraf
olduğu idarî davalarda Genel Müdürlüğü temsil etmek veya Genel Müdürlükçe
hizmet satın alma yoluyla temsil ettirilen davaları takip ve koordine etmek.
d) Genel Müdürlüğün amaçlarını daha iyi
gerçekleştirmesi, mevzuat, plân ve programlara uygun şekilde çalışmasını temin
etmek amacıyla gerekli hukuki teklifleri hazırlamak ve Genel Müdüre sunmak.
e) Genel Müdürün vereceği benzeri
görevleri yapmak.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
14 üncü maddeyi okutuyorum:
İnsan Kaynakları ve Destek Hizmetleri
Daire Başkanlığı
MADDE 14. - İnsan Kaynakları ve Destek
Hizmetleri Daire Başkanlığının görevleri şunlardır:
a) Genel Müdürlüğün insan gücü politikası ve
planlaması konusunda çalışmalar yapmak ve tekliflerde bulunmak.
b) Genel Müdürlük personelinin atama,
nakil, sicil, terfi, ücret, emeklilik ve benzeri özlük işlemlerini yürütmek.
c) Genel Müdürlüğün eğitim plânını
hazırlamak, uygulamak ve değerlendirmek.
d) Genel Müdürlüğün ihtiyacı olan her
türlü yapım, satın alma, kiralama, bakım ve onarım, arşiv, sağlık ve benzeri
her türlü idarî ve malî hizmetleri yürütmek.
e) Taşınır ve taşınmaz mal kayıtlarını
tutmak.
f) Genel Müdürlük sivil savunma ve seferberlik
hizmetlerini plânlamak ve yürütmek.
g) Genel Müdürün vereceği benzeri
görevleri yapmak.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
15 inci maddeyi okutuyorum:
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Kadının Statüsü Danışma Kurulu
Kadının Statüsü Danışma Kurulu
MADDE 15. - Kadının Statüsü Danışma
Kurulu; Başbakan veya Bakanın başkanlığında; Adalet, İçişleri, Dışişleri,
Maliye, Milli Eğitim, Sağlık, Tarım ve Köyişleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik,
Sanayi ve Ticaret, Kültür ve Turizm bakanlıkları müsteşarları; Devlet Planlama
Teşkilatı Müsteşarı; Avrupa Birliği Genel Sekreteri; Devlet İstatistik
Enstitüsü Başkanı; Devlet Personel Başkanı; Radyo ve Televizyon Üst Kurulu
Başkanı; Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu Genel Müdürü; Sosyal Hizmetler ve
Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürü; Türkiye İş Kurumu Genel Müdürü; Özürlüler
İdaresi Başkanı; Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürü ve Başbakanlık İnsan
Hakları Başkanı veya görevlendirecekleri birer yetkili; üniversitelerin Kadın Çalışmaları
Ana Bilim Dalı başkanlıkları ile Kadın Araştırma ve Uygulama merkezlerinden
Yükseköğretim Kurulunca belirlenecek en az dört öğretim üyesi; Kadının Statüsü
Genel Müdürü ve ana hizmet birimleri daire başkanları ile kadın hakları
konusunda çalışmalarda bulunan beş sivil toplum kuruluşu temsilcisinden oluşur.
Sivil toplum kuruluşu temsilcileri Genel
Müdürlükçe belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde üç yıl için seçilir.
Üyeliği sona erenler yeniden seçilebilir.
Kurul yılda en az bir kez toplanır.
Kurulun sekretarya hizmetleri Genel
Müdürlük tarafından yürütülür.
Kurul üyelerine 6245 sayılı Harcırah
Kanunu hükümlerine göre ödeme yapılır.
Kurulun oluşumu ile çalışma usul ve
esasları yönetmelikle belirlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde 1 önerge vardır;
önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
654 sıra sayılı Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 15 inci maddesindeki
"Kadının Statüsü Genel Müdürü" ibaresinden sonra gelmek üzere
"Genel Müdür Yardımcısı" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
İrfan Gündüz |
Eyüp Fatsa |
Halil Özyolcu |
|
|
İstanbul |
Ordu |
Ağrı |
|
|
Hamit Taşcı |
Özkan Öksüz |
|
|
|
Ordu |
Konya |
|
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN
YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?
DEVLET BAKANI GÜLDAL AKŞİT (İstanbul) -
Katılıyoruz Başkanım.
BAŞKAN- Sayın Gündüz?..
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) - Gerekçeyi okutun
Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Tasarının 5 inci maddesinde yapılan
değişiklikle genel müdür yardımcısı unvanı eklendiğinden, 15 inci maddede bu
yönde değişiklik yapılmaktadır.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
16 ncı maddeyi okutuyorum:
Kadının Statüsü Danışma Kurulunun
görevleri
MADDE 16. - Kadının Statüsü Danışma
Kurulunun görevleri şunlardır:
a) Devletin ekonomik, sosyal, kültürel ve
kadına ilişkin politikaları çerçevesinde kadının statüsü ile ilgili sorunları
inceleyerek genel politikalar oluşturulmasına yardımcı olmak, plân ve
programların uygulanması hususunda görüş bildirmek.
b) Devletin ekonomik, sosyal, kültürel ve
kadın politikaları çerçevesinde plân ve yıllık programlara göre Genel
Müdürlüğün görevlerini geliştirici tedbirleri belirlemek ve önerilerde
bulunmak.
c) Başbakan veya görevlendireceği Bakan
tarafından istenen, Genel Müdürlüğün veya Kurul üyelerinin teklif ettiği
kadının statüsüne ilişkin konuları incelemek, değerlendirmek ve bu konularda
görüş oluşturmak ve önerilerde bulunmak.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
17 nci maddeyi okutuyorum:
DÖRDÜNCÜ BOLÜM
Sorumluluk ve Yetkiler
Yöneticilerin sorumlulukları
MADDE 17. - Genel Müdürlüğün her
kademedeki yöneticileri, yapmakla yükümlü oldukları hizmet ve görevleri, Genel
Müdürün emir ve direktifleri doğrultusunda mevzuat hükümlerine, Genel
Müdürlüğün amaçlarına, stratejik plânına, performans ölçütlerine ve hizmet
kalite standartlarına uygun olarak yürütmekten bir üst kademeye karşı
sorumludur.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
18 inci maddeyi okutuyorum:
Koordinasyon ve işbirliği
MADDE 18. - Genel Müdürlük, ana hizmet ve
görevleriyle ilgili konularda kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, yerel
yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör ile işbirliği ve
koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
19 uncu maddeyi okutuyorum:
Yetki devri
MADDE 19. - Genel Müdür ve her kademedeki
Genel Müdürlük yöneticileri, sınırlarını yazılı olarak açıkça belirlemek
şartıyla yetkilerinden bir kısmını astlarına devredebilir. Yetki devri uygun
araçlarla ilgililere duyurulur.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
20 nci maddeyi okutuyorum:
BEŞİNCİ BÖLÜM
Çeşitli Hükümler
Atama
MADDE 20. - 23.4.1981 tarihli ve 2451
sayılı Kanun hükümleri dışında kalan memurlardan Daire başkanları ve Hukuk
Müşaviri, Genel Müdürün teklifi üzerine Başbakan veya Bakanın, diğer personel
ise Genel Müdürün onayı ile atanır.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
21 inci maddeyi okutuyorum:
Kadrolar
MADDE 21. - Kadroların tespiti, ihdası,
kullanımı ve iptali ile kadrolara ilişkin diğer hususlar 190 sayılı Genel Kadro
ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre düzenlenir.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
22 nci maddeyi okutuyorum:
Kadının Statüsü Uzmanlığı ve Kadının
Statüsü Uzman Yardımcılığı
MADDE 22. - Genel Müdürlük, bu Kanunda
sayılan görevlerin yerine getirilmesinde Kadının Statüsü Uzmanı ve Kadının
Statüsü Uzman Yardımcısı istihdam eder. Kadının Statüsü Uzman Yardımcılığına
atanabilmek için, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde
sayılan şartlara ek olarak aşağıdaki nitelikler aranır:
a) En az dört yıllık eğitim veren yüksek
öğretim kurumlarının istatistik, sosyoloji, felsefe, psikoloji bölümleri ile
iktisadî ve idarî bilimler, siyasal bilgiler, iletişim, hukuk, işletme ve
iktisat fakülteleri veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul
edilen yurt içindeki ve yurt dışındaki yüksek öğretim kurumlarından mezun
olmak,
b) Yapılacak yarışma ve yeterlik sınavında
başarılı olmak,
c) Sınavın yapıldığı yılın ocak ayının ilk
gününde otuz yaşını doldurmamış olmak,
d) Kamu personeli dil sınavında en az (C)
düzeyinde başarılı olmak.
Kadının Statüsü Uzman Yardımcılığına
atananlar, üç yıl çalışmak, olumlu sicil almak ve tez hazırlamak kaydıyla
açılacak yeterlik sınavına girme hakkını elde ederler. Sınavda başarılı olanlar
Kadının Statüsü Uzmanı unvanını kazanırlar. Yeterlik sınavında başarı
gösteremeyenler bir yıl içinde ikinci kez sınava tâbi tutulurlar. İki defa
başarı gösteremeyenler, Genel Müdürlükteki memur kadrolarına atanırlar.
Kadının Statüsü uzmanları ve Kadının
Statüsü Uzman yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, yarışma
sınavı, tez hazırlama ve yeterlik sınavı ile eğitimleri yönetmelikle düzenlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde 1 adet önerge
vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
654 sıra sayılı Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 22 nci maddesinin
(a) bendindeki "işletme" ibaresinden sonra gelmek üzere "ev
ekonomisi ve sosyal hizmetler yüksekokulu" ibaresinin eklenmesini arz ve
teklif ederiz.
|
|
İrfan Gündüz |
Eyüp Fatsa |
Özkan Öksüz |
|
|
İstanbul |
Ordu |
Konya |
|
|
Alaettin Güven |
Hamza Albayrak |
Nükhet Hotar Göksel |
|
|
Kütahya |
Amasya |
İzmir |
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN
YILDIZ (Muş) - Sayın Başkan, önergeyi takdire bırakıyoruz; yalnız, bir düzeltme
yapılmasını teklif ediyoruz. Önergede "işletme ibaresinden sonra"
deniliyor, oysa ki "işletme ve iktisat fakülteleri" ibaresinden sonra
olursa daha yerinde olur.
Bir düzeltme daha teklif ediyoruz.
Tasarının yine aynı fıkrasında "Yükseköğretim Kurumu tarafından"
olarak geçmiş, halbuki "Yükseköğretim Kurulu" şeklinde olması lazım.
BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?
DEVLET BAKANI GÜLDAL AKŞİT (İstanbul) -
Katılıyoruz Başkanım.
BAŞKAN - Sayın Gündüz?..
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) - Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Madde 22. - Dört yıllık eğitim veren ev
ekonomisi meslek yüksekokulu mezunlarının aldığı eğitim kadının statüsü uzman
ve yardımcısı için öngörülen nitelikleri taşıdığından bu değişiklik
öngörülmektedir.
BAŞKAN - Komisyonun önerisi doğrultusunda
düzeltilen önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
Önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
23 üncü maddeyi okutuyorum:
Personel rejimi
MADDE 23. - Genel Müdürlükte Genel Müdür,
Daire Başkanı, Hukuk Müşaviri, Kadının Statüsü Uzmanı, Kadının Statüsü Uzman
Yardımcısı kadroları karşılık gösterilmek kaydıyla, 657 sayılı Devlet Memurları
Kanunu ve diğer kanunların sözleşmeli personel hakkındaki hükümlerine bağlı
olmaksızın sözleşmeli olarak çalıştırılabilir. Bu suretle çalıştırılacakların
sözleşme usul ve esasları ile unvanlar itibarıyla yer alan taban ve tavan
ücretleri ve her çeşit ödemeler Bakanlar Kurulunca tespit edilir. Başbakanlık
merkez teşkilatında sözleşmeli olarak çalıştırılan emsali personelin yararlandığı
ücret artışlarından Genel Müdürlükte çalışan sözleşmeli personel de aynen
yararlandırılır. Söz konusu personele, çalıştıkları günlerle orantılı olarak
(hastalık ve yıllık izinleri dahil) ocak, nisan, temmuz ve ekim aylarında birer
aylık sözleşme ücreti tutarında ikramiye ödenir. Bunlardan üstün gayret ve
çalışmaları sonucunda emsallerine göre başarılı çalışma yaptıkları tespit
edilenlere Genel Müdürün teklifi, ilgili Bakanın uygun görüşü üzerine Başbakan
onayı ile haziran ve aralık aylarında birer aylık sözleşme ücreti tutarına
kadar teşvik ikramiyesi ödenebilir. Kadro karşılığı sözleşme ile çalıştırılacak
personel, istekleri üzerine T. C. Emekli Sandığı ile ilgilendirilir.
Genel Müdürlük kadrolarında çalışan
memurlar, Başbakanlık personelinin yararlandığı fazla çalışma ücretinden aynı
usul ve esaslara göre yararlanır
BAŞKAN - Madde üzerinde 2 adet önerge
vardır. Önergeleri, önce geliş sıralarına göre okutacağım, sonra
aykırılıklarına göre işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
654 sıra sayılı Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının "Personel
rejimi" başlıklı 23 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki "Genel
Müdür" ibaresinden sonra gelmek üzere "Genel Müdür Yardımcısı"
ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
İrfan Gündüz |
Eyüp Fatsa |
Halil Özyolcu |
|
|
İstanbul |
Ordu |
Ağrı |
|
|
Hamit Taşcı |
Alaettin Güven |
|
|
|
Ordu |
Kütahya |
|
BAŞKAN - Şimdi, maddeye aykırı olan
önergeyi okutup, işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel
Kurulunda görüşülmekte olan Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 23 üncü maddesine aşağıdaki paragrafın
eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
N. Gaye Erbatur |
Tuncay Ercenk |
Özlem Çerçioğlu |
|
|
Adana |
Antalya |
Aydın |
|
|
Ayşe Gülsün Bilgehan |
Canan Arıtman |
Bihlun Tamaylıgil |
|
|
Ankara |
İzmir |
İstanbul |
|
|
Gökhan Durgun |
Güldal Okuducu |
Türkân Miçooğullları |
|
|
Hatay |
İstanbul |
İzmir |
|
|
|
Mesut Değer |
|
|
|
|
Diyarbakır |
|
"Personel Rejimi:
Madde 23- Genel Müdürlükte, kadro
karşılığı sözleşme ile çalıştırılmayan; ancak, fiilen çalışan diğer personele
en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil), aylık katsayı ile
çarpımı sonucu belirlenecek tutarın;
a) 1 ile 2 nci derecelerden maaş alanlar
için yüzde % 90'ını
b) 3 ile 4 üncü derecelerden maaş alanlar
için % 75'ini
c) 5 ile 7 nci derecelerden maaş alanlar
için % 60'ını
geçmemek üzere, Genel Müdürlüğün bağlı
olduğu Başbakan veya ilgili Devlet Bakanı tarafından belirlenecek esas, usul ve
oranlarda, Damga Vergisi hariç hiçbir vergi veya kesinti yapılmadan her ay ek
ödeme yapılır."
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN
YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?
DEVLET BAKANI GÜLDAL AKŞİT (İstanbul) -
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Önerge hakkında konuşacak
mısınız?
N. GAYE ERBATUR (Adana) - Gerekçe okunsun
efendim.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
536 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin
1994 yılında iptalinden sonra geçen on yıllık süre içinde kuruluş kanununun
bulunmaması nedeniyle normal derece ilerlemesinin bile yapılamadığı kurum
çalışanlarının uğradıkları hak kayıplarının kısmen de olsa telafi edilebilmesi
ve kadro karşılığı sözleşmeyle çalıştırılamayan personelin mağduriyetinin
önlenmesi amaçlanmaktadır.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
654 sıra sayılı Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının "Personel
rejimi" başlıklı 23 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki "Genel
Müdür" ibaresinden sonra gelmek üzere "Genel Müdür Yardımcısı"
ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
İrfan
Gündüz (İstanbul) ve arkadaşları
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN
YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI GÜLDAL AKŞİT (İstanbul) -
Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Gündüz?..
Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Madde 23.- Personel rejiminden
bahsedilirken Genel Müdür Yardımcısı kadrosunun ihdas edilmesi sebebiyle Genel
Müdürden sonra gelmek üzere Genel Müdür Yardımcısının madde metnine ilave
edilmesini öngörmektedir.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına
dair bir önerge vardır. Malumları olduğu üzere, görüşülmekte olan tasarı ve
teklife konu kanunun komisyon metninde bulunmayan; ancak, tasarı veya teklifle
çok yakın ilgili bulunan bir maddesinin değiştirilmesini isteyen ve komisyonun
salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde yeni bir madde olarak görüşme
açılacağı, İçtüzüğün 87 nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüdür. Bu nedenle,
önergeyi okutup komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, 21
üyesiyle katılırsa, önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım;
komisyonun salt çoğunlukla katılmaması halinde ise, önergeyi işlemden
kaldıracağım.
Şimdi, önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel
Kurulunda görüşülmekte olan Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Tasarısına aşağıdaki madde 24'ün eklenmesini, müteakip
maddelerin buna göre yeniden düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Türkân Miçooğulları |
N. Gaye Erbatur |
Özlem Çerçioğlu |
|
|
İzmir |
Adana |
Aydın |
|
|
Tuncay Ercenk |
Ayşe Gülsün Bilgehan |
Canan Arıtman |
|
|
Antalya |
Ankara |
İzmir |
|
|
Bihlun Tamaylıgil |
Orhan Ziya Diren |
Gökhan Durgun |
|
|
İstanbul |
Tokat |
Hatay |
|
|
Mesut Değer |
Güldal Okuducu |
|
|
|
Diyarbakır |
İstanbul |
|
Ek Ödeme:
Madde 24.- Genel Müdürlükte, kadro
karşılığı sözleşme ile çalıştırılmayan; ancak, fiilen çalışan diğer personele
en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil), aylık katsayı ile
çarpımı sonucu belirlenecek tutarın;
a) 1
ile 2 nci derecelerden maaş alanlar için % 90'ını
b) 3
ile 4 üncü derecelerden maaş alanlar için % 75'ini
c) 5
ile 7 nci derecelerden maaş alanlar için % 60'ını
geçmemek üzere, Genel Müdürlüğün bağlı
olduğu Başbakan veya ilgili Devlet Bakanı tarafından belirlenecek esas, usul ve
oranlarda, damga vergisi hariç hiçbir vergi veya kesinti yapılmadan her ay ek
ödeme yapılır.
BAŞKAN - Sayın Komisyon, önergeye salt
çoğunlukla katılıyor musunuz?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN
YILDIZ (Muş)- Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz yok; o yüzden katılamıyoruz.
BAŞKAN - Komisyon önergeye salt çoğunlukla
katılmamış olduğundan, önergeyi işlemden kaldırıyorum.
24 üncü maddeyi okutuyorum:
Sözleşme ile araştırma, etüt ve proje
yaptırma
MADDE 24. - Genel Müdürlük görevleri ile
ilgili olarak ulusal ve uluslararası bilimsel araştırma, etüt, film ve proje
gibi işleri, üniversite öğretim elemanları ile yerli ve yabancı gerçek ve tüzel
kişilere sözleşme ile yaptırabilir.
Genel Müdürlük, görev alanına giren
konularda üniversiteler veya uzman kurum ve kuruluşlardan danışmanlık hizmeti
satın alabilir.
Bu konulara ilişkin usul ve esaslar
yönetmelikle düzenlenir.
BAŞKAN- Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
25 inci maddeyi okutuyorum:
Görevlendirme
MADDE 25. - Genel Müdürlüğün görev alanı
ile ilgili konularda genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde çalışanlar,
kendilerinin ve kurumlarının muvafakati ile Genel Müdürlükte
görevlendirilebilir. Bu şekilde görevlendirilen personel kurumundan izinli
sayılır ve asıl kadrosu ile ilgisi devam eder. Bunların terfileri başkaca bir
işleme gerek kalmaksızın kurumlarınca yapılır. Bu hükme göre
görevlendirilenler, görev sürelerince, görevlendirmeye ilişkin belgede
belirtilmek kaydıyla malî ve sosyal haklarını görevlendirildikleri kurumdan
alabileceği gibi kadrolarının bulunduğu kurumdan da alabilirler.
Görevlendirilecek personel sayısı, mevcut
personelin yüzde onunu aşamaz.
BAŞKAN- Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
26 ncı maddeyi okutuyorum:
MADDE 26. - 14.7.1965 tarihli ve 657
sayılı Devlet Memurları Kanununun;
a) Değişik 36 ncı maddesinin, Ortak
Hükümler bölümünün (A) bendinin değişik (11) numaralı fıkrasına "Özürlüler
Uzman Yardımcıları" ibaresinden sonra gelmek üzere "Kadının Statüsü
Uzman Yardımcıları", "Özürlüler Uzmanlığına" ibaresinden sonra
gelmek üzere "Kadının Statüsü uzmanlığına" ibaresi,
b) "Zam ve tazminatlar" başlıklı
152 nci maddesinin değişik "II-Tazminatlar" fıkrasının "(A) Özel
Hizmet Tazminatı" bendinin (i) alt bendine "Özürlüler Uzmanları"
ibaresinden sonra gelmek üzere "Kadının Statüsü uzmanları" ibaresi,
c) Ek göstergelere ilişkin eki (I) sayılı
cetvelin "I- Genel İdare Hizmetleri Sınıfı" bölümünün (h) bendine "Özürlüler
Uzmanı" ibaresinden sonra gelmek üzere "Kadının Statüsü
uzmanları" ibaresi,
Eklenmiştir.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN
YILDIZ (Muş) - Sayın Başkanım, bir düzeltme teklifimiz var.
Madde başlığı olarak "Değiştirilen
hükümler" diye bir başlık geçerseniz... Unutulmuş...
BAŞKAN - Maddenin düzeltilmiş şeklini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Geçici madde 1'i okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 1. - Bu Kanunun yayımlandığı
tarihte, Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğüne ait her türlü haklar ve
yükümlülükler ile Genel Müdürlükçe kullanılan bütün demirbaş ve döşeme, eşya,
taşınır ve taşınmaz mallar ile taşıtlar bu Kanunla kurulan Kadının Statüsü
Genel Müdürlüğüne devredilmiş sayılır.
Genel Müdürlüğün 2004 Malî Yılı
harcamaları, 2004 Malî Yılı Bütçe Kanununun ilgili bölümünde Maliye
Bakanlığınca yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar, Kadının Statüsü ve Sorunları
Genel Müdürlüğünün 2004 yılı Başbakanlık bütçesinde yer alan ödeneklerinden
karşılanır.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler.. Kabul edilmiştir.
Geçici Madde 2'yi okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 2. - Ekli (1) sayılı listede
yer alan kadrolar ihdas edilerek 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvele "Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğü" bölümü olarak eklenmiştir.
BAŞKAN- Madde ve ekli cetvel üzerinde 1
önerge vardır; önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
654 sıra sayılı Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısına ekli Kadının Statüsü
Genel Müdürlüğü Teşkilat Şeması (I) sayılı cetvele "Genel Müdür"den
sonra gelmek üzere "Genel Müdür Yardımcısı" eklenmesini, "İhdas
Edilen Kadrolar" başlıklı (I) sayılı listede ise Genel Müdürden sonra
gelmek üzere 1 inci derece kadrolu 1 adet Genel Müdür Yardımcısı kadrosu ilave
edilmesini arz ve teklif ederiz.
İrfan Gündüz Eyüp Fatsa Halil Özyolcu
İstanbul Ordu
Ağrı
Hamit Taşcı Alaettin
Güven
Ordu Kütahya
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN
YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI GÜLDAL AKŞİT (İstanbul) -
Katılıyoruz Başkanım.
BAŞKAN - Sayın Gündüz?..
Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Genel müdür yardımcılığı ihdas edilmesi ve
buna göre teşkilat şeması ile kadro cetvelinde değişiklik yapılması
öngörülmektedir.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda
ekli cetvelle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Geçici 3 üncü maddeyi okutuyorum.
GEÇİCİ MADDE 3. - Mülga 536 sayılı Kadın
ve Sosyal Hizmetler Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin ilgili hükümleri uyarınca Kadın ve Sosyal Hizmetler
Müsteşarlığı kadrolarına atamaları yapılmış olan memurlardan bu Kanunun
yürürlüğe girdiği tarihte Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü kadrolarında
yer alan memurlar ile fiilen bu Genel Müdürlükte görev yapmakta olan anılan
Müsteşarlığın diğer memurlarından kadro ve unvanları değişmeyenler bu Kanunla
ihdas edilen kadrolara hiçbir işlem yapılmaksızın atanmış sayılır. Kadro ve
görev unvanı aynı olanların atamasında, ihdas edilen kadro sayısının personel
sayısından az olması durumunda, Genel Müdürlükte geçen hizmet süresi fazla
olanların öncelik hakkı vardır.
Bu Kanun uyarınca yapılacak düzenleme
nedeniyle kadro unvanı değişen veya kaldırılanlar ile kadro ve unvanı
değişmediği halde yukarıdaki fıkra uyarınca atanmış sayılamayanlar, durumlarına
uygun kadrolara altı ay içinde atanırlar. Atamaları yapılıncaya kadar Genel
Müdürlükçe ihtiyaç duyulan işlerde görevlendirilebilirler. Bunlar yeni bir kadroya
atanıncaya kadar, eski kadrolarına ait aylık, ek gösterge ve her türlü zam ve
tazminatlar ile diğer mali haklarını almaya devam ederler. Söz konusu
personelin, atandıkları yeni kadroların aylık, ek gösterge, her türlü zam ve
tazminatlar ile diğer malî hakları toplamının net tutarı, eski kadrolarına
bağlı olarak en son ayda almakta oldukları aylık, ek gösterge, her türlü zam ve
tazminatları ile diğer malî hakları toplamı net tutarından az olması halinde,
aradaki fark giderilinceye kadar atandıkları kadrolarda kaldıkları sürece
herhangi bir kesintiye tâbi tutulmaksızın tazminat olarak ödenir.
İkinci fıkra uyarınca ataması yapılamayan
personel, altı aylık sürenin bitiminden itibaren beş gün içerisinde Devlet
Personel Başkanlığına liste halinde bildirilir. Bu personel Devlet Personel
Başkanlığınca 24.11.994 tarihli ve 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin iki,
üç, dört ve beşinci fıkralarında belirtilen esas ve usuller çerçevesinde diğer
kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilirler. Ancak, 4046 sayılı Kanunun 22 nci
maddesi uyarınca Özelleştirme Fonundan karşılanması öngörülen ödemeler Genel
Müdürlük tarafından karşılanır.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler...
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN
YILDIZ (Muş) - Sayın Başkan, bir düzeltme teklifimiz olacak.
BAŞKAN - Sayın Komisyon, bundan sonra
zamanında teklif ederseniz iyi olur.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN
YILDIZ (Muş) - Sayın Başkan, oylamadan önce teklif etmemiz gerekli herhalde.
Maddenin başındaki "mülga"
kelimesi yerine "Anayasa Mahkemesince iptal edilen" cümlesini
yazarsak, kanun tekniği bakımından daha uygun olur.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Geçici madde 4'ü okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 4.- Bir defaya mahsus olmak
ve ekli (1) sayılı listede yer alan "Kadının Statüsü Uzmanı" unvanlı
serbest kadro adedinin beşte birini geçmemek üzere; bu Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihte Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü kadrolarında,
fiilen en az beş yıl görev yapmış olan ve halen görevde bulunan personelden, bu
Kanunun 22 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan öğrenim
şartını taşıyanlar, Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren iki ay içerisinde
yazılı olarak başvurmaları kaydıyla, Genel Müdürlüğün görev alanına giren
konularda onsekiz ay içerisinde hazırlayacakları tezin, Genel Müdürün
başkanlığında oluşturulacak, üyelerinden en az ikisi ilgili öğretim üyesi olan
beş kişilik komisyonca başarılı kabul edilmesi halinde başarı sıralarına göre
durumlarına uygun Kadının Statüsü Uzmanlığı kadrolarına atanırlar.
Bu madde uyarınca başvuruda bulunanlar
hakkında geçici 3 üncü maddenin ikinci fıkrası, uzmanlığa atanıncaya veya
uzmanlığa atanamayacakları kesinleşinceye kadar uygulanır. Uzmanlığa atanamayacakları
kesinleşenler hakkında ise geçici 3 üncü maddenin üçüncü fıkrası uygulanır.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Geçici madde 5'i okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 5. - Bu Kanunla öngörülen yönetmelikler
altı ay içinde hazırlanarak yürürlüğe konulur. Bu süre zarfında mevcut
mevzuatın bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Diğer mevzuatta Kadının Statüsü ve
Sorunları Genel Müdürlüğüne yapılmış olan atıflar Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğüne yapılmış sayılır.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
27 nci maddeyi okutuyorum:
Yürürlük
MADDE 27. - Bu Kanun yayımı tarihinde
yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
28 inci maddeyi okutuyorum:
Yürütme
MADDE 28. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar
Kurulu yürütür.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.
Devlet Bakanı Sayın Güldal Akşit teşekkür
konuşması yapacaklardır.
Buyurun Sayın Bakan. (Alkışlar)
DEVLET BAKANI GÜLDAL AKŞİT (İstanbul) -
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı oylarınızla,
desteklerinizle yasalaşmıştır; öncelikle,
hepinize teşekkür etmek istiyorum.
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün
Teşkilat Kanununun çıkarılmış olması, Yüce Meclisimizin yaptığı reform
niteliğindeki çalışmalardan birisidir. Ülkemizde kadının statüsünü yükseltmek,
kadınlara karşı her türlü ayırımcılığı önlemek üzere ondört yıl önce kurulan
genel müdürlük, son on yıldır yasal dayanaktan yoksun olarak çalışmalarını
sürdürme gayreti içindeydi.
Teşkilat Yasasının kabul edilmesiyle
personel ve bütçe açısından hareket kabiliyetine kavuşacak olan genel müdürlük,
kanunda uygulayıcı bakanlıklar, yerel
yönetimler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarıyla daha kuvvetli bir
işbirliği ve koordinasyon gücüne sahip kapasitesini güçlendirmiş olarak etkin
çalışmalar yürütebilecek bir yapıya kavuşacaktır. Bu durum, kurumun,
ülkemizdeki kadınların taleplerine, beklentilerine daha iyi cevap verebilmesine
ve daha çok kesimi çalışmalara katabilmesine olanak sağlayacaktır.
Türk kamu yönetiminde örneğine
rastlanmayan bir durumu ortadan kaldırmanın, Genel Müdürlüğün teşkilat kanununu
çıkararak güçlendirmenin ülkemiz kadınları açısından da gerçekten çok önemli
bir konu olduğuna inanmaktayım.
Tüm kısıtlılıklara rağmen, gerek ulusal
gerekse uluslararası çalışmaları başarıyla yürüten bu Genel Müdürlüğün on
yıldır çözüme kavuşturulamamış teşkilatlanma sorununun Hükümetimiz döneminde çözülmesi
de, ayrıca, benim için bir gurur kaynağıdır.
Geçmiş dönemlerde çokça lafı edilmesine
rağmen sonuç alınamayan bu konuda siz değerli milletvekillerinin destekleriyle
hep birlikte sonuç aldık. Bu yasanın kabulü, ülkemizde uzun yıllardır ihmale
uğrayan kadın konusuna ilişkin anlayış değişikliğinin de bir kanıtı olarak karşımızda durmaktadır.
Bu gururu benimle paylaştığına inandığım
siz değerli milletvekili arkadaşlarıma, yasa çalışmalarına katılım, katkı ve
yasalaşma sürecinde verdiğiniz özverili destekler için bir kez daha teşekkür
ediyorum.
Bu vesileyle, hepinizin Cumhuriyet
Bayramını kutluyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Tabiî, keşke Başkanlık Divanına da teşekkür etseydiniz...
Çalışma süremiz dolduğu için, sözlü soru
önergeleri ve diğer denetim konularını sırasıyla görüşmek için, 2 Kasım 2004
Salı günü saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.
Kapanma
Saati: 16.56