DÖNEM : 22        YASAMA YILI : 2

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

CİLT : 57

 

115 inci Birleşim

14 Temmuz 2004 Çarşamba

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

 

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Denizli Milletvekili V. Haşim Oral'ın, Türkiye'nin dışpolitikası ve Türkiye'ye dış dünyanın uyguladığı politikalara ilişkin gündemdışı konuşması

2.- Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, "Kadastro Yenileme Harcı" adı altında gayrimenkul sahiplerinden alınan harcın hukuka aykırılığına ilişkin gündemdışı konuşması ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı

3.- Tekirdağ Milletvekili Erdoğan Kaplan'ın, buğday üreticilerinin sorunlarına ve buğdaya bölgesel tabanfiyat uygulamasının yarattığı sıkıntılara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

IV.- ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1.- Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1.- Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)

2.- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı: 152)

3.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

4.- Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri, Plan ve Bütçe ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/731) (S.Sayısı: 349)

5.- Özel Gelir ve Özel Ödeneklerin Düzenlenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/827)(S.Sayısı:618)

6.- Ölüm Cezasının Kaldırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/831) (S. Sayısı: 624)

7.- Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/830) (S. Sayısı: 623)

8.- Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/744) (S. Sayısı: 636)

9.- Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 4 Milletvekilinin, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanuna Bir Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/306) (S. Sayısı: 638)

10.- Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 642)

11.- Ankara Milletvekili Oya Araslı ve 10 Milletvekilinin, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ile İstanbul Milletvekili Zeynep Karahan Uslu ve 9 Milletvekilinin; Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/211, 2/221) (S. Sayısı: 637)

12.- Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/849) (S. Sayısı: 640)

13.- Kültür Yatırımları ve Girişimlerini Teşvik Kanunu Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/847) (S. Sayısı: 644)

14.- Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun; Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/848, 2/175) (S. Sayısı:641)

15.- Bazı Kanunlarda ve 178 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/840) (S. Sayısı: 645)

VI.- AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Mersin Milletvekili Mustafa Özyürek'in, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın yapmış olduğu konuşmada, ileri sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi nedeniyle konuşması

VII.- SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Samsun Milletvekili Musa UZUNKAYA'nın, bir eski savcıyla ilgili olarak basında yer alan iddiaya ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/2609)

2.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, Antalya Arkeoloji Müzesi ek bina inşaatına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan MUMCU'nun cevabı (7/2748)

3.- Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, çiftçilerin kredi borçlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Ali BABACAN'ın cevabı (7/2749)

4.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, Antalya'da Azizname 95 adlı bir tiyatro oyununun sahnelenmesine izin verilmediği iddialarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/2756)

5.- İzmir Milletvekili Kemal ANADOL'un, İzmir-Foça-Atatürk Mahallesinde bir hayırsever vatandaşça yaptırılan ilkokula ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/2757)

6.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, Çanakkale Savaşının ve tarihi değerlerimizin bir eğitim aracı olarak kullanılmasının düşünülüp düşünülmeyeceğine ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/2773)

7.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, Türkiye'deki üst kurullara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/2775)

8.- İzmir Milletvekili Erdal KARADEMİR'in, İstanbul-Boğaziçinde köprü projesi çalışmalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM'ın cevabı (7/2784)

9.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa-Yeşil Türbe'nin tadilat çalışmalarına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan MUMCU'nun cevabı (7/2805)

10.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, lise din kitaplarında Alevîlik kültürünün yer almama nedenine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/2810)

11.- Denizli Milletvekili Mustafa GAZALCI'nın, Adana İl Millî Eğitim Müdürlüğünce yapılan sınavla ilgili soru kitapçıklarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/2819)

12.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, bazı bankaların TMSF'ye devredilmesiyle ilgili iddialara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/2894)

13.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, Bursa'da eğitim veren bir teknik lisenin ihtiyaçlarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/2909)

14.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, TMSF'ye devredilen Star Televizyonunun malî durumu ve yayın politikasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/2920)

 

I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak üç oturum yaptı.

Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat Melik, Şanlıurfa'da voltaj düzensizliği nedeniyle elektrikle çalışan araçlarda meydana gelen arızalardan kaynaklanan sorunlara ve alınması gereken tedbirlere,

İstanbul Milletvekili Hüseyin Kansu, Bosna-Hersek'te bulunan ve Hırvat milislerce yıkılmış olan Mostar Köprüsünün tarihî, sanatsal değeri, sembolik anlamı ile yeniden inşa edilerek insanlığın hizmetine açılacak olmasına,

Konya Milletvekili Atilla Kart, bir soru önergesinin düşündürdüklerine ve yasama denetiminin uygulanabilirliğine,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

5197 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun bazı maddelerinin bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı,

Romanya Senato Başkanı Nicolae Vacaroiu ve beraberindeki parlamento heyetinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının konuğu olarak ülkemize resmî ziyarette bulunmasına ilişkin Başkanlık,

Tezkereleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Basın yoluyla sövme suçunu işlediği iddia olunan Kocaeli Milletvekili Mehmet Sefa Sirmen hakkında tanzim edilen soruşturma dosyasının geri gönderilmesine ilişkin Başbakanlık tezkeresi okundu; dosyanın hükümete,

Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan'ın (6/1146) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi okundu; sorunun,

Geri verildiği bildirildi.

Genel Kurulun 13.7.2004 Salı günkü birleşiminde, 621 ve 622 sıra sayılı Meclis soruşturması komisyonları raporlarının görüşülmesinden sonra kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine; 14.7.2004 Çarşamba günkü birleşimde ise sözlü soruların görüşülmemesine; Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının; 10 uncu sırasında yer alan 636 sıra sayılı, 41 inci sırasında yer alan 638 sıra sayılı, 40 ıncı sırasında yer alan 637 sıra sayılı, 43 üncü sırasında yer alan 640 sıra sayılı, 11 inci sırasında yer alan 635 sıra sayılı, kanun tasarıları ve teklifinin bu kısmın 8, 9, 11, 12 ve 16 ncı sıralarına alınmasına; daha önce gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan ve dağıtılmış bulunan 642, 644, 641, 645, 648, 647 ve 646 sıra sayılı kanun tasarılarının ise 48 saat geçmeden bu kısmın 10, 13, 14, 15, 17, 18 ve 19 uncu sıralarına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; bugünkü birleşimde çalışma süresinin 641 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin bitimine kadar uzatılmasına, 14.7.2004 Çarşamba günkü birleşimde ise Genel Kurulun saat 11.00'de toplanmasına ve 646 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin bitimine kadar çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi, kabul edildi.

Türkbank ihalesi sürecinde malın satımında ve değerinde fesat oluşturacak ilişki ve görüşmelere girdikleri ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesine uyduğu iddiasıyla eski Başbakan A.Mesut Yılmaz ve Devlet eski Bakanı Güneş Taner haklarında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergeler ve Meclis Soruşturması Komisyonu raporunun (9/5, 6) (S.Sayısı: 621), genel görüşmesinden sonra yapılan gizli oylaması sonucunda, kabul edildiği ve eski Başbakan A. Mesut Yılmaz ve Devlet eski Bakanı Güneş Taner'in,

Bakanlığı sırasında enerji ve doğalgaz anlaşmalarında Türkiye aleyhine anlaşma ve uygulamaların yapılmasına yol açtığı, devlet alım-satımına fesat karıştırdığı ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesine uyduğu iddiasıyla Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer ile ayrıca bakanlıkları sırasında uyguladıkları yanlış ve usulsüz enerji politikalarında ilgili kurum ve kuruluşların uyarılarını dikkate almayarak kamuyu zarara uğrattıkları, DSİ Genel Müdürlüğünde usulsüz uygulamalara onay verdikleri ve bu suretle görevi ihmal ve görevi kötüye kullanma fiillerini işledikleri ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230, 240 ve 366 ncı maddelerine uyduğu iddiasıyla Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanları Mustafa Cumhur Ersümer ve Zeki Çakan haklarında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergeler ve Meclis Soruşturması Komisyonu raporunun (9/4,7) (S.Sayısı: 622) genel görüşmesinden sonra, verilen önergelerin kabul edilmesiyle ayrı ayrı yapılan gizli oylamalar sonucunda, Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanları Mustafa Cumhur Ersümer ve Zeki Çakan'ın,

Yüce Divana sevklerine karar verildiği açıklandı.

14 Temmuz 2004 Çarşamba günü, alınan karar gereğince, saat 11.00'de toplanmak üzere, birleşime 01.47'de son verildi.

 

Yılmaz Ateş

 

 

Başkanvekili

 

 

 

Enver Yılmaz

Mevlüt Akgün

 

Ordu

Karaman

 

Kâtip Üye

Kâtip Üye

 

 

 

No. : 169

II. - GELEN KÂĞITLAR

14 Temmuz 2004 Çarşamba

 

Tasarı

1.- Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun Tasarısı (1/855) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.7.2004)

Tezkereler

1.- Yozgat Milletvekili Mehmet Erdemir'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/624) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.7.2004)

2.- Ordu Milletvekili İdris Sami Tandoğdu'nun Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/625) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.7.2004)

3.- Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün'ün Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/626) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.7.2004)

4.- Afyon Milletvekilleri Ahmet Koca ve Sait Açba'nın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/627) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.7.2004)

5.- İzmir Milletvekili Muharrem Toprak'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/628) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.7.2004)

6.- Sivas Milletvekili Orhan Taş'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/629) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.7.2004)

Raporlar

1.- Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kurumu Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/644) (S. Sayısı: 649) (Dağıtma tarihi: 14.7.2004) (GÜNDEME)

2.- Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/793) (S. Sayısı: 650) (Dağıtma tarihi: 14.7.2004) (GÜNDEME)

3.- Dernekler Kanunu Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/854) (S. Sayısı: 651) (Dağıtma tarihi: 14.7.2004) (GÜNDEME)

4.- Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında 9.6.2004 Tarih ve 5186 Sayılı Kanun ile Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Adalet Komisyonu Raporu (1/833) ) (S. Sayısı: 652) (Dağıtma tarihi: 14.7.2004) (GÜNDEME)
BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 11.05

14 Temmuz 2004 Çarşamba

BAŞKAN : Başkanvekili Yılmaz ATEŞ

KÂTİP ÜYELER : Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Mevlüt AKGÜN (Karaman)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 115 inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.

Gündemdışı ilk söz, Türkiye'nin dışpolitikaları ve Türkiye'ye dış dünyanın uyguladığı politikalar hakkında söz isteyen, Denizli Milletvekili Sayın Haşim Oral'a aittir.

Buyurun Sayın Oral. (CHP sıralarından alkışlar)

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Denizli Milletvekili V. Haşim Oral'ın, Türkiye'nin dışpolitikası ve Türkiye'ye dış dünyanın uyguladığı politikalara ilişkin gündemdışı konuşması

V. HAŞİM ORAL (Denizli) - Sayın Başkanım, sayın milletvekili arkadaşlarım; tabiî, gece saat 2'ye kadar çalışınca, buradaki mevcudiyetimiz de azalıyor. Onun için, umuyor, diliyorum ki, bundan sonraki süreçte, her şeyi bu kadar sıkıştırmayız.

Türkiye'nin dışpolitikası ve Türkiye'ye uygulanan dışpolitikalarla ilgili, özellikle Meclis, tatile girmeden önce, hem milletvekili arkadaşlarıma hem de bizi izleyen milyonlara, buradan bilgi aktarmak istiyorum; çünkü, milletvekili olmamın haricinde, aynı zamanda Dışişleri Komisyonu Üyesiyim; hem bu konudaki iyilerimizi hem bu konudaki kötülerimizi yurttaşlarımızla paylaşmak, bizim öncelikli tercihimiz olmalı diye düşünüyorum.

Şimdi, hepimizin bildiği gibi, Ulu Önder Atatürk'ün çok veciz bir sözü vardır: "Yurtta sulh cihanda sulh." Bizim öncelikle tercihimiz, bizim öncelikli tespitimiz bu olmalı diye düşünüyorum.

Bu arada, tabiî, yurtiçinde sulhu sağlarken de, üç önemli etkene dikkat çekmek istiyorum; bunlar, dil ayırımının gündeme getirilmemesi, din ayırımının gündeme getirilmemesi ve altkimliklerin gündeme getirilmemesi.

Doğaldır, ülkemizde yaşayan, ulus bilincine erişmiş hiçbirimizin bu konuda bir zafiyeti olamaz; ancak, bazı uygulamalar var ki, bu üç etkenin, bu Meclis kürsüsünden, özellikle altının çizilmesi gerektiğini bana emrettiğini, özellikle söylemek istiyorum.

Dil ayırımı... Biliyorsunuz, Avrupa Birliğine geçişimizle ilgili, Avrupa Birliğinin bizden istediği doğrultuda çıkardığımız bir Kürtçe dil dersi veya diğer altkimliklerin dillerinin TRT'den yayınlandığı bir süreç başladı Türkiye'de. Bunun adına, biz "Avrupa'ya uyum" diyoruz. Ancak, Avrupa'yla uyum olduğu zaman, bunun özellikle devlet tarafından yapılması değil, devlet tarafından denetlenmesi gerekliliği de ortaya çıkar; dünyadaki uygulaması da budur.

Bundan neden bahsediyorum; çünkü, bizim dışpolitikalarımızın neticesinde, bu, çok etkin bir şekilde Türkiye'de uygulanmaya başlanılmıştır; yani, Türkiye'nin resmî dili Türkçedir; bu, Anayasada da böyledir, olması gereken de budur. Türkiye'nin resmî dili Türkçeyken, bizim özellikle resmî kurumlarımızın başka dilleri öğretiyor olması ve bunu Avrupa'yla ilgili ilişkilerden kaynaklanarak yaptığını dünyaya ve kendimize anlatmamız, çok doğru bir yaklaşım değil diye düşünüyorum. Yine, din ayırımı; bu, özellikle Avrupa'yla ilişkilerimizden sonra ortaya çıkan çok ciddî bir konu. Farkında mısınız bilmiyorum, özellikle yurtdışından gelen konuklarımız, başta Amerika Başkanı olmak üzere, Türkiye'ye geldiği zaman, belki Meclis Başkanımız Sayın Arınç'la görüşmedi, , belki benim Sayın Genel Başkanım, Anamuhalefet Partisi Genel Başkanıyla görüşmedi; ama, birtakım azınlıkların dinî liderleriyle görüştü. Bu hiç dikkatimizi çekti mi; çekmedi veya çektiyse bile sessiz kalmayı yeğledik. Peki, bunun sebebi neydi; çünkü, bize uyarlanmaya çalışılan, bize zorlanmaya çalışılan, bir de din ayırımı ortaya çıkmaya başladı.

Bizde böyleyken, dünyanın dışına baktığım zaman, Batı Trakya'ya baktığım zaman, Batı Trakya'daki Türkler, soydaşlarımız, liderlerini atamayla belirliyorlar, içlerine sindiriyorlar; yani, kendileri seçemiyorlar; ama, bizde, neredeyse ruhban okulu açar seviyeye geldik. Altını çizerek söylüyorum; bu, Türkiye'nin ihtiyacı değildir; Türk insanının, bu hükümetten ve Türkiye'nin dışpolitikasını belirleyen etkenlerden, etkili kimliklerden istediği, özel önem taşıyan bir unsur değildir.

Ruhban okulu nedir; ruhban okulu, yüksek dinî eğitim veren kurumdur, yani özel ilahiyat fakültesi gibi. Ben, soruyorum şimdi milletvekillerime: Bizim, özel dinî eğitim veren ilahiyat fakültemiz var mı; yok. Böyle çabamız var mı; yok. Peki, ruhban okullarının açılma ihtiyacı nereden doğuyor; bu, niye Türkiye'nin gündemine sokuluyor; bunu kim sokuyor? Dilimizi, dinimizi, altkimliğimizi, özellikle birbirimize kabul ettirmeye çalışan bu dış dünya neye hizmet ediyor; bizim içimizdeki birliğe, dirliğe mi, yoksa, Türkiye'nin bölünmesine mi diye, altını çizerek söylüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Oral, sözlerinizi tamamlar mısınız.

Buyurun.

V. HAŞİM ORAL (Devamla) - Tekrar söylüyorum: Bu konulardaki hassasiyet, dışpolitikamız kadar içpolitikamız için de önemlidir; çünkü, bizim bölünmez bütünlüğümüz hem dünya barışı için hem öncelikle kendimiz için hem Ortadoğu için çok önemlidir.

Türkiye'nin, yakında ciddî şekilde etki alanına gireceği bir Ege kıta sahanlığı sorunu vardır. Ege kıta sahanlığıyla ilgili benim korkum -Tanrı'ya dua ediyorum, ben yanılayım- iktidardaki milletvekillerimi kastetmiyorum, özellikle lokomotif kadroların, Yunanistan'la anlaşarak Ege kıta sahanlığı konusunu Adalet Divanına götürme gibi bir düşüncesi olduğunu seziyorum ki, inşallah yanılırım.

BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Ayasofya'yı da söyle... Ayasofya da sırada...

V. HAŞİM ORAL (Devamla) - Ege kıta sahanlığının Adalet Divanına gitmesi ne demek, biliyor musunuz arkadaşlar; bizim haklarımızın, özellikle ve özellikle, Adalet Divanından çıkacak sonuçla, artık bitmesi anlamına gelir. Sadece Yunanistan'ın müracaatı sorun teşkil etmez, buna karşı durabiliriz; ama, Yunanistan ve Türkiye iktidarları, buna birlikte karar verirlerse, bize, sadece ve sadece bunu seyretmek düşer.

Fener Rum Patriği Bartholomeos ekümenik sıfatını taşıyor mu, bunu çok merak ediyorum; taşıyorsa da, bu yasal mı? Bunlar çok önemli; çünkü, bunlar, dışarıda, sizin Meclis Başkanınızdan, sizin siyasî partilerinizin genel başkanlarından, anamuhalefet partisinin genel başkanından, hatta belki bakanlarınızdan çok daha önemli tutuluyor. Öyle önemli tutuluyor ki, Sayın Bush'u karşılarken, benim bakanımın, Türkiye Cumhuriyetinin bakanının avucunun içine bakılıyor. Bu bir ayıptır. Bu, bizim, dışarıdaki gücümüzün ne kadar zafiyete uğradığını gösterir. Bunu, ben, kimseyi küçümsemek için söylemiyorum; ama, biz, bize gelen konukların bize özellikle saygı göstermesini beklemek durumunda değil, zorundayız. Bu, bizim, dünya içindeki ağırlığımız için de önemli bir etken.

Afganistan'a asker gönderme olayımız söz konusu. Ben soruyorum size, hepimiz biliyoruz, Afganistan'da NATO sadece Kabil'de var; yani, Kabil'in dışına çıktığınız zaman NATO yok. Peki, Üçüncü Kolordu Afganistan'da nereye gidecek, Kabil'e mi gidecek; hayır; El Kaidenin yoğun olduğu, El Kaidenin adam kestiği, El Kaidenin kan kusturduğu yerlerde, Türk askeri, gidecek, NATO için nöbet tutacak. Peki, Türk askeri özellikle kendisine Kuzey Irak'tan gelen tehditlere karşı koydurulamazken, benim askerimin Afganistan'da ne işi var?! Ne işi var Afganistan'da benim askerimin?! (CHP sıralarından alkışlar) Oradan gelecek... Bunu samimiyetimle söylüyorum, sizlerin de benim kadar önemsediğini düşünüyorum. Bu, benim tekelimde olan bir olay değil; ancak, tekrar söylüyorum, özenle söylüyorum, NATO Kabil'de... Benim askerim, El Kaidenin yoğun olarak bulunduğu yerlerde nöbet tutacak, kalkan olacak, Irak'ta yapılmak istenilen gibi. Eğer, dışpolitika uzmanları bunu böyle belirliyorlarsa, ne olur bir de gelip Mecliste bunu bize anlatsınlar da biz de onların haklı gerekçelerini, doğrularını onlarla birlikte paylaşalım.

BAŞKAN - Sayın Oral, sözlerinizi toparlar mısınız.

V. HAŞİM ORAL (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkanım, affınıza sığınıyorum.

Korkum o ki, ağırlaştırılmış bir Annan planıyla çok yakın zamanda yüz yüze geleceğiz. Sebep; Avrupa Birliğiyle olan ilişkilerimiz. Sebep; bizim dünyaya şirin görünmemiz. Ağırlaştırılmış Annan planı diyorum; çünkü, mevcut koşullarla, Güney Kıbrıs'ın Annan planına sıcak bakmadığını, bakmayacaklarını hepimiz biliyoruz; Annan planına ihtiyaçları olmadığını da biliyoruz. O halde, yine, ikna edilmesi gereken kurum, Kuzey Kıbrıs Türk kesimi.

Ben, özellikle, dışpolitikamızın bizi getirdiği bir yere de dikkat çekmek istiyorum. Ben bunu söylemekte kendimi haklı görüyorum; çünkü, Kıbrıs, artık, Kıbrıslıların değildir, Kıbrıs, Türkiye'nin de politikası içine girmiştir, girmelidir de. Kıbrıs'ın Başbakanı olan kişi "bizim devletimizi tanıtma gibi hedefimiz yok; biz birleşmek istiyoruz" diyor. Bir devletin başbakanının bunu söyleme hakkı yoktur. Bir ülkenin başbakanının bunu söyleme lüksü yoktur.

BAŞKAN - Sayın Oral, lütfen, son cümlenizi söyler misiniz.

V. HAŞİM ORAL (Devamla) - Tabiî, vakit yetmediği için sözlerimi bitirmek zorundayım Sayın Başkanımın da toleransına sığınarak.

Irak'ta esir alınan Türklerin gelecekleri, eğer, Türkiye'de Bush'a karşı, NATO'ya karşı yapılan mitinglerle belirleniyorsa ve Dışişleri Bakanım buna teşekkür ediyorsa; ben, burada ciddî bir dışpolitika görmüyorum.

Talabani, TRT'deki sözlerinde "bize, Adalet ve Kalkınma Partisi ve Sayın Gul -onun söylediği gibi söylüyorum- şimdiye kadarki dışişleri bakanlarından ve iktidarlardan çok daha yakın olmuştur, bizim önümüzü açmıştır" diyorsa; ben, derin derin düşünüyorum.

       (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son 5 dakika da bitti... Lütfen...

V. HAŞİM ORAL (Devamla) - Özür diliyorum; son bir cümle...

İngiliz parlamenterlerden birisi, görüştüğümde "bu iktidar bizim istediğimiz her şeyi hemen hemen yapıyor, onun için kendilerine sempati duyuyoruz" diyorsa; ben, derin derin düşünüyorum.

Bütün bu söylediklerime karşılık, gazetelerde sadece ve sadece VIP düzenlemelerini dört sütuna manşet yapan sevgili basına da, buradan selam ve sevgiler gönderiyorum! Bu ülkenin bağımsızlığı, bu ülkenin birliği, düzenliği kalmadığı zaman, o gazeteler de isimlerini değiştirmek zorunda kalacaklardır.

Hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Oral

Sayın milletvekilleri, gündemdışı ikinci söz, kadastro yenileme harcı adı altında gayrimenkul sahiplerinden toplanılan harcın hukuka aykırılığıyla ilgili söz isteyen Bursa Milletvekili Sayın Ertuğrul Yalçınbayır'a aittir.

Buyurun Sayın Yalçınbayır. (CHP sıralarından alkışlar)

BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Ellerinizi mi bağladılar, ne oldu?!

2.- Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, "Kadastro Yenileme Harcı" adı altında gayrimenkul sahiplerinden alınan harcın hukuka aykırılığına ilişkin gündemdışı konuşması ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı

ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Bundan tam bir yıl önce, 15 Temmuz 2003 tarihinde, Bursa'da, Muhtarlar Derneği Genel Sekreteri, Çekirge Mahallesi Muhtarı Mehmet Taşkeser'in bizlere başvurusu üzerine, sözde kadastro yenileme harcı adı altında alınan konu gündeme geldi. Konu, önce, muhtarların, yüksek faiz alınmasıyla ilgili şikâyetleriyle başladı. Konu tarafımızdan incelendi ve şu tespitler yapıldı:

Bursa İlindeki kadastro paftalarının yenilenmesi işlemleri, Türkiye'de ilk pilot uygulama olarak 1998'de başladı, Bursa İl merkezinin büyük bir kısmı ve komşu ilçelerin kadastro paftaları yenilendi. Bu yenileme işlemleri, Maliye Bakanlığının değil, Dünya Bankasının kredisiyle, Büyükşehir Belediyesince finanse edilmiş ve Büyükşehir Belediyesi, özel şirketlere ihale ederek hizmeti vermiştir.

Hizmetin dayanağı, 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Yenilenmesi Hakkında Kanundur. Bu kanunda harçlarla ilgili hiçbir düzenleme yok; bu kanun uyarınca işlemler devam ediyor, 1999 ve 2000 yıllarında, kanun gereği, ilanen tebligatla işlemler kesinleştiriliyor, orada, kişinin ne yapması gerektiğiyle ilgili, etraflıca bir bilgi yok. Kadastro yenileme harcı alıyorsanız "işte, bu harç şöyle ödenir, ödenmemeye bağlanan sonuçlar şudur" gibi bilgilendirme yok, tamamen kalitesiz bir hizmet.

Yapılan işlem, aslında, bir kadastro işlemi değil; birden fazla kadastro yapılmaz; yenileme yapılabilir; yenileme, tamamen farklı bir müessesedir. Kadastro ancak bir kez yapılabilir. Bursa'nın kadastrosu da 1930'lu yıllarda başlamıştır ve halk, bunun harcını, hizmetin karşılığını ödemiştir; ama, daha sonra, kanunda olmayan bir husus, yönetmeliğe dayanılarak, harç alınmak suretiyle, vatandaştan haksız yere kazanç elde edilmiştir. Her ay için aylık yüzde 7 ayrı ayrı gecikme faizi... Tebligatlar dört yıl sonra yapılıyor ve yüzde 336 faize ulaşılıyor. Vatandaşın tepkisi faizeydi; ama, işin aslına bakıldığında, vahameti daha da büyüktü.

Değerli milletvekilleri, keyfiyeti, ilk olarak, 24 Temmuz 2003 tarihinde Maliye Bakanlığına ilettik; ayrıca, Bilgi Edinme Kanunu Tasarısı görüşülürken, Meclis gündemine getirdik ve tebligatların vatandaşı tatmin edecek şekilde yapılması gereğini vurguladık; önerge verdik; reddedildi. Daha sonra, yine, kadastro yenilemeleri olması itibariyle, Maliye Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığını da ilgilendirdiği için, Bayındırlık ve İskan Bakanlığına yazdık "harç ve benzeri yükümlülükler ancak kanunla konulur ve kanunla kaldırılır. Kanunla konulmayan kadastro yenileme harcının yasal dayanağı yok; bu harcı alamazsınız" dedik. 2003 yılının  sonlarında burada bir düzenleme yapıldı, 5035 sayılı Kanunun 36 ncı maddesine "kadastro işlemlerinin yenilenmesinde harç alınmaz" hükmü konuldu. Böyle bir harç konulamaz ki, kanunla bu kaldırılsın. Ciddî bir çalışma yapılamadığı için, bu, dikkatlerden kaçtı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN -Sayın Yalçınbayır, sözlerinizi tamamlar mısınız.

Buyurun.

ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Devamla) - Kanun yapımındaki süreçler o kadar hızlı cereyan ediyor ki, takip etmek bile mümkün olmuyor, katılmak da mümkün olmuyor.

Değerli milletvekilleri, konuyu daha sonra Sayın Başbakana, Sayın Maliye Bakanına, Sayın Bayındırlık ve İskân Bakanına ilettik ve ayrıca Meclisin görevlerine yürütmenin el uzattığı iddiasıyla, fonksiyon gasbı olduğu iddiasıyla Meclis Başkanına da bilgi verdik.

Değerli milletvekilleri, bunlara yeterine cevap verilmedi. Biz biliyoruz ki, en iyi siyaset hukuk yoluyla siyasettir. Bir taraftan, idare nezdinde hak aramayı yürütürken, öbür taraftan, Bursa Barosuyla da işbirliği içerisinde olmak suretiyle konuyu yargının önüne götürmeye başladık ve Bursa Barosunun, Hukuksuzluk ve Yolsuzlukları İzleme Komisyonunun çalışmaları sonucunda, Danıştay, evvelki gün yürütmeyi durdurma kararı verdi. Kararın gerekçesini okuyorum: "Harçlar Kanununda yenileme harcı alınacağına ilişkin bir düzenleme olmadığından, yönetmelikle böyle bir harç ihdas edilemeyeceğinden... Yani, Meclise ait bir işi yürütme nasıl yapar?! (CHP sıralarından alkışlar) Biz, kanun koyucuyuz, bizim koyduğumuz kanunları onlar uygulamak zorunda; onlar, kanun yapamaz, uygulamak zorunda. Bizim de, en önemli görevimiz, sadece kanun yapmak değil ve bunları denetlemek. İktidar milletvekili olun veya olmayın, denetim görevimizin en aslî görev olduğunu bilmek durumundayız.

Sayın milletvekillerimiz, bu, hukuk devletinin gereğidir. Bunlarla ilgili yeni düzenlemelere ihtiyaç var. Birçok iyi yasal düzenleme yapıldı. Bilgi Edinme Kanunundan sonra, mutlak surette, kişilerin de kararlara katılımını düzenleyecek olan idarî usul yasası tasarısının bir an önce burada gerçekleşmesi gerekir. Bu kararların alınması sırasında bizleri çağırsalardı, sadece evrak üzerinde değil, görüşlerimizi de alarak bir karara varsalardı, herhalde, hep "yapılacak işlem yok; bu kadar yazı yazmak suretiyle bizi meşgul etmeyin" denilmezdi.

BAŞKAN- Sayın Yalçınbayır, son sözlerinizi alabilir miyim.

ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Devamla)- Sayın milletvekilleri, bu kadastro harcı iptali nedeniyle, Bursa'da 88 000 parsel sahibini ilgilendiren bir konu Danıştay tarafından çözümlenmek üzeredir. Yürütmeyi durdurma kararı belli. Bundan sonra, şüphesiz ki, yargı, nihaî kararını da verecektir. 88 000 parsel sahibi, 200 000'e yakın kişi ve bunlardan alınan veya alınacak olan 30 trilyon; bu, sadece Bursa'nın. Biz, hakka hukuka uygun davranmak zorundayız; her kademede, tasarrufun her kademesinde hukuka uygunluk. Bunun takibini yapan, Çekirge Mahallesi Muhtarımız Sayın Mehmet Taşkeser, Muhtarlar Derneği Başkanı Sayın Ferruh Sevimgil, Bursa Barosu Başkanı Asude Şenol ile Baronun Hukuksuzluk ve Yolsuzlukları İzleme Komisyonuna, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanlığına ve konuyu Bursa'da hep sıcak tutan basının değerli temsilcilerine teşekkürlerimi sunuyorum.

Saygılar. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yalçınbayır.

Gündemdışı konuşmaya Maliye Bakanı Sayın Kemal Unakıtan cevap vereceklerdir; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bursa Milletvekili Sayın Ertuğrul Yalçınbayır'ın, kadastro yenileme harcı adı altında yüzbinlerce gayrimenkul sahibinden alınan harcın hukuka aykırılığı hakkında gündemdışı konuşmasına cevap vermek üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği gibi, 492 sayılı Harçlar Kanununun 58 inci maddesinin (c) bendinde, kadastro işlerinde adlarına tescil yapılanların tapu ve kadastro harçlarını ödemekle mükellef oldukları, hükme bağlanmıştır. Aynı kanuna bağlı 4 sayılı tarifenin "II- Kadastro ve tapulama işlemleri" başlıklı bölümünde;

"Kadastro ve tapulama işlemleri sonucunda tapu siciline tescil edilen bazı gayrimenkullerde kayıtlı değer üzerinden;

a) Tapuda murisi veya kendisi adına kayıtlı olup da kadastroda beyanname verenlere, tapulamada tespitte hazır bulunanlara ait gayrimenkullerin kadastrolanmasında veya tapulanmasında binde 5,4;

b)Tapuda murisi veya kendisi adına kayıtlı olup da kadastroda beyanname vermeyenlere, tapulamada tespitte hazır bulunmayanlara ait gayrimenkullerin kadastrolanması veya tapulanmasında binde 9" oranında harç ödeneceği belirtilmiştir.

2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanunun verdiği yetkiye dayanarak düzenlenen Tapulama ve Kadastro Paftalarını Yenileme Yönetmeliğinin 28 inci maddesinde "yenileme yapılan taşınmaz mallar için kadastro harcı tahakkuk ettirilir" hükmüne yer verilmiştir.

Buna karşın, 2.1.2004 gün, 25334 sayılı mükerrer Resmî Gazetede yayımlanan 5035 sayılı Kanunun 36 ncı maddesiyle, 492 sayılı Kanuna bağlı (4) sayılı tarifenin "Kadastro ve Tapulama İşlemleri" başlıklı bölümüne (d) fıkrasından sonra gelmek üzere "kadastro işlemlerinin yenilenmesinden harç alınmaz" hükmü eklenmiştir. Söz konusu düzenleme, daha önce tapu ve kadastro harcı tahsil edildiği halde, tekrar yapılan yenileme işlemlerinden dolayı mükelleflerin mükerrer olarak harca tabi tutulmaması gerektiği düşünüldüğü için yapılmıştır.

Kanun yapıcı tarafından tekrar yapılan kadastro yenileme çalışmaları bir idare kusuru olarak görülmüş ve buradaki mükellef mağduriyetini ortadan kaldırmak için anılan kanun değişikliği yapılmıştır. Bu nedenle, 1.1.2004 tarihinden itibaren kadastro işlemlerinin yenilenmesinden kadastro harcı alınmayacaktır; ancak, 1.1.2004 tarihinden önce yapılan kadastro yenileme çalışmaları nedeniyle tahsil edilmesi gereken ve bugüne kadar tahsil olunmayan kadastro harçları için de, bugün, Meclise gelecek olan kanunla -veya gündemden dolayı belki yarın olabilir- bunların hepsinin mağduriyetleri giderilmiş olacaktır.

Bilgi olarak arz ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Unakıtan.

Sayın milletvekilleri, gündemdışı üçüncü söz, buğday tabanfiyatlarıyla ilgili söz isteyen Tekirdağ Milletvekili Sayın Erdoğan Kaplan'a aittir.

Bu konuda, Kırşehir Milletvekili Sayın Hüseyin Bayındır ve çok sayıda milletvekili de talepte bulunmuştu; ama, bu milletvekilleri adına da Sayın Erdoğan Kaplan konuşacaklar.

Buyurun Sayın Kaplan.

3.- Tekirdağ Milletvekili Erdoğan Kaplan'ın, buğday üreticilerinin sorunlarına ve buğdaya bölgesel tabanfiyat uygulamasının yarattığı sıkıntılara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; buğday tabanfiyatları hakkında gündemdışı söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Yasama yılının son günlerinde sizlerin huzuruna daha güzel ve mutlu şeyler söylemek için gelmek isterdim. Gerçi, medya, bir yaldız imparatorluğu diliyle güzel bir Türkiye tablosu çiziyor; ama, gerçek, siz de biliyorsunuz, öyle değil.

Buğday, ülkemizde üretimi yapılan tahıl ürünleri içinde en büyük paya sahiptir ve ülkemiz için önemli bir tarım ürünüdür. Buğday, gerek insan beslenmesinde gerekse hayvan beslenmesinde temel bir gıda maddesidir. Buğdayın tüketimi gelişmiş ülkelerde daha az olmasına karşın, ülkemizde ve kişi başına gelir düzeyi düşük olan ülkelerde, ekmeğe, dolayısıyla, buğdaya dayalı beslenme oldukça fazladır. Ülkemizde yapılan bir araştırmada, günlük  kalori ihtiyacımızın yüzde 60'ının buğdaydan karşılandığı ortaya çıkmıştır. 15 000 000 insan için geçim kaynağı olan buğday, tüketimi açısından ise, ülkemizin tüm nüfusunu ilgilendirmektedir.

Ülkemizde buğday tarımı büyük ölçüde kuru koşullarda yapıldığı için, verim düşük ve dolayısıyla, buğday üreticisinin geliri diğer ürün üreticilerine göre daha azdır. Ayrıca, bazı bölgelerimizde buğday üretiminin alternatifi bulunmamaktadır. Bugün, ülkemizde ekili dikili tarım alanlarının yaklaşık yüzde 50'sinde hububat, üçte 1'inde de sadece buğday üretilmektedir. Son yirmi yılda buğday ekim alanlarında fazla bir değişim görülmemekte olup, ekili alanlar, 9 000 000-9 500 000 hektar civarında değişim göstermiştir.

Diğer taraftan, ülkemizde, 3 000 000 tarım işletmesinin yüzde 75'inde buğday üretimi yapılmaktadır. Görüldüğü gibi, buğday başta olmak üzere, hububat ürünlerinin ülkemiz için, hem ekonomik hem de sosyal açıdan taşıdığı önem büyüktür.

Buğday, ülkemizde, 1932 yılından beri destekleme kapsamında olan bir üründür. 1938 yılından itibaren, Toprak Mahsulleri Ofisi, devlet adına alım yaparak, destekleme işlemini sürdürmüştür. Bunun dışında, buğday pazarlama kanalları, borsalar, toplayıcılar, komisyoncular ve tüccarlardır.

Bütün bu gelişmelerden sonra, Türk çiftçisinin genel durumuna bakacak olursak, bu sene, 2004 itibariyle, ülkemizde, buğdayda ürün bolluğu var; ama, buna karşılık, çiftçimiz, geçen yıla oranla daha fakir, daha perişan vaziyettedir. Nedenlerini irdelediğimizde, mazot desteğinin yarısı verildi -yani, 4 000 000 Türk Lirası- diğer yarısı bekliyor. Ayrıca, mazot fiyatı 2003 yılında 1 340 000 lirayken, 2004 yılında 1 560 000 lira olmuştur; aradaki fark çiftçimize zarar olarak yansımaktadır.

Maliyet girdilerini yükselten diğer temel madde de, gübre maliyetinin artmasıdır. 2003 yılı ile 2004 yılı fiyat farkı yaklaşık olarak yüzde 42 dolayındadır. Buna paralel olarak, traktör maliyeti de yüzde 40 oranında artmıştır; yani, geçen yıl 25 milyar lira olan bir traktör, bu yıl 35 milyar liradır. Bütün bunlar çiftçimize ek yük ve külfet getirmektedir.

Bunların yanı sıra, ekipman fiyatlarının artması, buna karşılık, çiftçimizin kendi ürününe, satış fiyatının, asıl olması gereken fiyat değil de, o döneme ait enflasyon düzeyinde fiyat artışı uygulanıyor olmasıdır.

Değerli arkadaşlar, gelin, Türk çiftçisinin yerine kendinizi koyun ve bu giderlerin, bu maliyetlerin içerisinden siz çıkın; çıkamazsınız. Diyeceksiniz ki, doğrudan gelir desteği var. Doğru; 16 000 000 Türk lirası, bunun yarısı ödendi, diğer yarısı da yeni yeni ödenmek üzere. Ödeme şekli, taksitler halinde ve ekonomik durumuyla ilgili istatistiksel verilere dayanılarak, nüfusun yoğun olduğu bölgelerden başlanarak yapılıyor, diğer bölgelere sıra gelene kadar köylü perişan oluyor. Burada soruyorum, bölgesel farklılığın gerekliliği var mıdır? Borsada olduğu gibi, fiyatlar, bölgelere göre değişiklik gösteriyor. Giderler aynı, fakat, satış rakamları farklı. Örneğin, Karacabey'de 355 000-365 000 Türk Lirası buğdayın kilosu, Tekirdağ'da 300 000-320 000 Türk Lirası, Edirne'de 280 000-300 000 Türk Lirası. Şimdi soruyorum; girdileri aynı olan, maliyeti aynı olan malın bölgesel fiyat farklılığının sebebi nedir? O bölgedeki vatandaş ile buradaki vatandaş başka ülkede mi yaşıyor? Yoksa, bizim görmediğimiz başka nedenler mi var?

Bütün bunlardan şu sonuçlar çıkıyor: Çiftçimize, eğer, acil olarak müdahale yapılmazsa, gelir seviyesi bakımından standartlarını yükseltici önlemler alınmaz ise, çiftçimiz batmıştır, bitmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kaplan, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

ERDOĞAN KAPLAN (Devamla) - Bu da, gelecek günlerde, ülkemizi ve insanlarımızı daha büyük sorunların beklediğinin işaretidir.

Unutulmamalıdır ki, buğday, ülkemiz için stratejik bir üründür. Yanlış ithalat politikalarından dolayı çiftçi mağdur edilmektedir. İthalatçıya izin belgesi verilirken, buğdayı un yapıp, tekrar ihraç edeceğiz diye belge veriliyor; ama, maalesef, ihraç edilmiyor ve içpiyasada pazarlanıyor; çiftçimiz, haksız rekabetle karşı karşıya kalıyor. Aynı uygulama ayçiçeğinde de vardır.

Soğan ve patatese, 23 Mayıstan 31 Mayısa kadar, ton başına vergi iadesi verdiniz, bunu, bir de, geriye dönük, 1 Marttan itibaren geçerli yaptınız. Böyle bir uygulamada benim aklıma şu gelir: Hükümet, kendi yandaşlarına ne kadar soğan, patates varsa toplattı ve "siz ihracat yapın, biz, ileride, vergi iadesi vereceğiz" denilmiş olabilir. Bu uygulamayla, kendi yandaşlarınızın cebine devletin kasasından trilyonlar akıtmış olabilirsiniz. Peki, 15-20 kişinin cebine giren bu haksız kazancı, gerçek anlamdaki üreticiye versek daha iyi olmaz mı? Yeri geldiği zaman adaleti, hakkı, hukuku dilinizden düşürmezsiniz; ama, söyledikleriniz ile yaptıklarınız hiç örtüşmüyor. Türk çiftçisine yalan söylüyorsunuz. "Enflasyonu tek rakama indirdik" diyorsunuz; ama, çiftçinin girdilerine ortalama yüzde 30'un üzerinde zam yapıyorsunuz. Bir de, buğday, geçen yıl 350 000 lirayken, bu yıl 280 000 lira. Bu şartlarda, çiftçiyi, tarlaya değil, üzüntüsünden mezara gönderirsiniz! Sizin politikalarınız da buna yakışır.

Yüzde 12,4 büyümeden bahsediyorsunuz. Bu büyüme, ithalata dayalı bir büyümedir. Yaldızlı sözlerle, halka "büyüyoruz" diyorsunuz. Bu büyüme, KOBİ'lere, çiftçilere dayalı bir büyüme değildir. Seçim bölgemde, köylüler "gazeteler 'büyüyoruz' diyor, bir de bize sorsunlar; köylü küçülüyor, yok oluyor, nerede iktidar milletvekilleri, onlar gelip halimizi görsünler. Gerçek büyüme bizde, yani, köylüde değil, düğün salonlarında" diyorlar;  yalan da değil.

Şimdi kızacaksınız; ama, ben, milletin vekili olarak, onların sesini buraya taşımak zorundayım. Benden söylemesi, ya bu işi düzeltin ya köylünün huzuruna çıkmayın; ama, siz, zaten köye gitmezsiniz; tatile, yazlıklara, denize gidersiniz. Siz bildiğiniz gibi yapın, Türk köylüsü ve çiftçisi de bildiği gibi yapacak, sizi affetmeyecek ve cezalandıracaktır.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kaplan.

Gündemdışı konuşmaya Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Sami Güçlü cevap vereceklerdir.

Buyurun Sayın Bakanım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugünlerde kamuoyumuzu büyük ölçüde meşgul eden tahıl üreticilerimizle, özellikle buğday üreticilerimizle ilgili olarak, Tekirdağ Milletvekilimiz Sayın Erdoğan Kaplan'ın yapmış olduğu gündemdışı konuşmaya cevap vermek için söz aldım. Aynı zamanda, hepimizin, bu sektörde meydana gelen gelişmeler hakkında doğru olarak bilgilendirilmeye ihtiyacı var; ben, bunu ifade etmeye çalışacağım.

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - Doğruyu şu anda köylü yaşıyor Sayın Bakan!

ÖNER ERGENÇ (Siirt) - Dinlemesini öğren!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - 28 Marttan bugüne kadar geçen zaman çok uzun değil, köylerden aldığınız oyları kontrol ediniz. (AK Parti sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - Bakacağız, onlara da bakacağız.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Köylerden aldığınız oyları kontrol ediniz. Ben, iddia ediyorum, yüzde 47 oy aldık. Hodri meydan!..

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - Trakya'ya bir de şimdi gidin!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Ben konuşmamı yapayım, sonra konuşalım.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen müdahale etmeyelim.

Sayın Bakan, lütfen, siz de müdahale etmeyin.

Buyurun.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Kıymetli arkadaşlarım...

TUNCAY ERCENK (Antalya) - "Hodri meydan" sözü size yakışmadı.

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - Ekimde göreceğiz kaç parça olacaksınız!

ÖNER ERGENÇ (Siirt) - Önce dinlemesini öğren!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Müsaade ederseniz... (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...

Sayın Bakan, bir saniye...

Sayın Kaplan, siz düşüncelerinizi açıkladınız, şimdi, Sayın Bakan da cevap verecek.

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - Tahrik ediyor efendim!

BAŞKAN - Tahrike kapılmayın siz de.

Buyurun Sayın Bakan.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Hayır, yaptığım konuşma... Lütfen...

Arkadaşlar, ülkemizde hububat hasadı 9-10 Mayıs 2004 tarihinde Güneydoğu Anadolu Bölgesinde başladı; bölgelerimizin birçoğunda bitti, İç Anadoluda devam ediyor.

Bu alandaki sorumlu kuruluşumuz Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü, hasadın başladığı tarihten itibaren borsa ve piyasa fiyatlarını yakinen takip etmektedir. Bilindiği üzere, Toprak Mahsulleri Ofisinin hububat alımlarına yönelik olarak çıkarılan 2004-2005 dönemi hububat ürünü alım ve satımı hakkındaki karar, 5 Haziran tarihinde Resmî Gazetede yayımlanmıştır.

Serbest piyasada buğday fiyatları, 22 Haziran öncesinde, üreticilerimizin lehine bir gelişme göstermiştir. Piyasada, buğday fiyatları 360 000 ile 380 000 lira arasında, arpa fiyatları da 315 000 ile 330 000 lira arasında seyretmiştir. Bu, üreticilerin lehine olduğu için, Toprak Mahsulleri Ofisi fiyat açıklamamış, piyasa fiyatları ile açıklayacağı, hesap ettiği, vereceği garanti fiyat seviyesinin eşit olduğu zaman diliminde; yani, 22 Haziranda fiyat açıklayarak piyasaya girmiştir. Bununla ilgili tutumun doğru olduğu apaçık ortadadır. Eğer, 22 Hazirandan önce, piyasalarda, biz, fiyat açıklayıp alım yapmaya başlasaydık, piyasada geçerli olan fiyatın az da olsa altında bir fiyat oluşacaktı ve erken hasat dönemiyle karşı karşıya olan bölgelerimizdeki çiftçilerimizin, otomatik olarak, bir gelir kaybı söz konusu olacaktı. Ancak, 22 Haziranı bekleyerek, vereceği fiyat ile piyasa fiyatının aynı seviyeye geldiği anda buna başladık.

Aynı şekilde, Toprak Mahsulleri Ofisi, bu yıl, sadece buğday fiyatlarına müdahale etti. Halen, çiftçimizi memnun edecek fiyatlarla satılan arpa için, ülke genelinde fiyat açıklamadık ve alım yapmıyoruz. Ancak, arpanın da, nispeten, bizim düşündüğümüz garanti fiyatın altına düştüğü bazı bölgeler var; Kırıkkale, Kırşehir, Ankara'da alım yapmaya başladık, arpa fiyatları daha fazla düşmesin, vereceğimiz fiyatın daha altına inmesin diye.

22 Hazirandan bir hafta öncesinde, henüz piyasaya alıcı olarak girmediğimiz dönemde, ülkemizde üç ayrı bölgede, Toprak Mahsulleri Ofisi, yine, vereceğimiz fiyatın altına düştüğü için, buğday alımları yaptı. Burada da, Ofisin yaptığı alımlar için emanet usulü yöntemini kullandık ve daha sonra garanti fiyat seviyesinde bunlara ödeme yaptık.

Şu anda, 22 Hazirandan itibaren Türkiye'nin 210 yerinde alım yapıyoruz, alım yaptığımız borsa sayısı ise 25'tir. Geçen yıl 8 borsada alım yaparken, bu yıl, bunu 25'e çıkardık. Toprak Mahsulleri Ofisi, bu borsalarda bizzat alım yaparak, borsalarda, fiyatların, Toprak Mahsulleri Ofisi fiyatlarının altına düşmesine meydan vermeme gayretindedir. Şayet, borsalarda, fiyatlar, verdiğimiz fiyatın altına düşerse, TMO, garanti fiyattan, gelen buğdayı almaktadır.

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - Sayın Bakanım, biraz evvel odamdaydım. "Hodri meydan" dediniz. Hodri meydan da...

BAŞKAN - Sayın Bayındır, lütfen...

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - Bakın, Kırşehir'in bir köyünde... Bunlar icra kâğıtları!.. Bunlar icra kâğıtları!..

BAŞKAN - Sayın Bayındır, lütfen...

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - Öyle, hodri meydan burada olmaz! Hodri meydan burada olmaz! Bunlar icra kâğıtları... Tek tek, isim isim sayayım sana.

BAŞKAN - Sayın Bayındır, lütfen...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Hüseyin Bey, konuşalım... Lütfen...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Arkadaşlar, bildiğiniz gibi, Türkiye'de, 2003 yılında, hazirandan hazirana; yani, 12 aylık dönemde, toptan eşya fiyatları endeksi 29,6 oranında arttı. O yıl, 2003 yılı haziranında verdiğimiz fiyat artışı ise yüzde 41-47 arasında oldu. Örneğin, Trakya yöresinde, 2003 yılında, kırmızı yarısert buğdayın fiyatında yüzde 47 artış gerçekleşti.

Hükümetin 2004 yılı enflasyon hedefi yüzde 12'dir. Haziran 2003 ile Haziran 2004 arasında, 12 aylık dönemde gerçekleşen enflasyon oranı ise yüzde 10,5'tir. Yapılan maliyet çalışmalarında, geçen yıl ile bu yıl arasında, hububat üretiminde, elbette, maliyet artışı olmuştur; ancak, alım fiyatlarında minimum yüzde 14'lük bir artış öngörülmüştür ve verilen fiyat, başlangıç fiyatıdır; yani, bizim şu anda piyasaya sunmuş olduğumuz fiyat, başlangıç fiyatıdır ve geçen yıllarda olduğu gibi, önümüzdeki aydan itibaren, piyasadaki gelişmeleri takip ederek, artış olacaktır.

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ)  - Ofis almıyor Sayın Bakan... Almıyor efendim, Ofis almıyor...  280 000 lira fiyat...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Bilgi vereceğim... Bilgi vereceğim efendim...

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - Almıyor...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Bilgi vereceğim...

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - Ya, sizin müdürleriniz sizin talimatınızı dinlemiyor!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Hayır... Ben, size bilgi vereceğim şimdi.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen... Sayın Bakan konuşmasını yapsın.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Ben, size bilgi vereceğim.

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Bakan bildiğini konuşuyor... Bakan bir şey bilmiyor ki!

BAŞKAN - Müdahale etmeyin... (CHP sıralarından gürültüler)

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Köye git köye! Tabiî ya, bildiğimiz defterden konuşuyor.Tarlaya git tarlaya!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Trakya yöresine geliyorum. Trakya yöresinde, 29 Haziran tarihinde hasat başlamış, mevsimin yağışlı geçmesi nedeniyle hasatta bir gecikme olmuştur. Halen, Toprak Mahsulleri Ofisi, Trakya yöresinde, bu üç ilimizin çeşitli birimlerinde, 22 işyerinde alım yapmaktadır...

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - İki saatte bir traktör alıyor.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Şimdi söyleyeceğim... Bir dakika...

HALUK İPEK (Ankara) - Sayın Başkan, böyle bir görüşme usulü yok.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, Çorlu, Keşan, Malkara, Uzunköprü alımları bu merkezlerde bulunan borsalarda yapılmakta, üreticilerimiz ürünlerini borsalarda pazarlamakta, borsada oluşan fiyatın TMO fiyatının altına düşmesi durumunda ise, ürün doğrudan doğruya TMO tarafından alınmaktadır. Dolayısıyla, üreticilerin, buğdayını, uyguladığımız fiyatın altında bir fiyattan satması için sebep yok...

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - Bu belgeleri Sayın Bakana vereceğim. Sayın Bakan, güzel konuşuyor, helal olsun...

BAŞKAN - Sayın Bayındır, Sayın Bakan konuşmasını bitirdikten sonra, sizin vereceğiz belge varsa, tabiî, verebilirsiniz.

Buyurun Sayın Bakan.

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Sayın Bakan ezbere konuşuyor.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Arkadaşlar, çok anlaşılır bir şey söylüyorum. Şimdi, bir bölgede, bir malın bir alıcısı var ve bu alıcısı "süre tahdidi yok, ne zaman getirirsen, ben şu fiyattan bu malı alacağım" diyor. Hepimiz biliyoruz ki, eğer, talep varsa, alıcısı varsa, alım, bu fiyattan gerçekleşir. Şimdi, biz, biraz önce saydığım yerlerde, borsada alım yapıyoruz. Burada fiyat bizim alış fiyatımızın altına düşerse, üreticisi, bunun satıcısı çiftçi niye götürsün de daha düşük bir fiyatla borsada satsın? Biz, orada, alıcıyız...

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - Ofis almıyor efendim, köylümüz şu anda bekliyor.