DÖNEM : 22 YASAMA YILI : 2
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
CİLT : 57
115 inci Birleşim
14 Temmuz 2004 Çarşamba
İ
Ç İ N D E K İ L E R
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI
KONUŞMALAR
1.- Denizli Milletvekili V. Haşim Oral'ın,
Türkiye'nin dışpolitikası ve Türkiye'ye dış dünyanın uyguladığı politikalara
ilişkin gündemdışı konuşması
2.- Bursa Milletvekili Ertuğrul
Yalçınbayır'ın, "Kadastro Yenileme Harcı" adı altında gayrimenkul
sahiplerinden alınan harcın hukuka aykırılığına ilişkin gündemdışı konuşması ve
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı
3.- Tekirdağ Milletvekili Erdoğan
Kaplan'ın, buğday üreticilerinin sorunlarına ve buğdaya bölgesel tabanfiyat
uygulamasının yarattığı sıkıntılara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve
Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı
IV.-
ÖNERİLER
A) DANIŞMA
KURULU ÖNERİLERİ
1.- Genel Kurulun çalışma saatlerinin
yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
V.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile
Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı
ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)
2.- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu
(1/523) (S. Sayısı: 152)
3.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S.
Sayısı: 305)
4.- Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve
Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri, Plan ve Bütçe ve
Anayasa Komisyonları Raporları (1/731) (S.Sayısı: 349)
5.- Özel Gelir ve Özel Ödeneklerin
Düzenlenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(1/827)(S.Sayısı:618)
6.- Ölüm Cezasının Kaldırılması ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu
Raporu (1/831) (S. Sayısı: 624)
7.- Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/830) (S. Sayısı:
623)
8.- Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(1/744) (S. Sayısı: 636)
9.- Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 4
Milletvekilinin, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanuna Bir Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu
Raporu (2/306) (S. Sayısı: 638)
10.- Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların
Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında
Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve
Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 642)
11.- Ankara Milletvekili Oya Araslı ve 10
Milletvekilinin, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi
Hakkında Kanun Teklifi ile İstanbul Milletvekili Zeynep Karahan Uslu ve 9
Milletvekilinin; Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/211, 2/221) (S. Sayısı: 637)
12.- Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi
ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Millî
Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/849) (S. Sayısı: 640)
13.- Kültür Yatırımları ve Girişimlerini
Teşvik Kanunu Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve
Bütçe Komisyonları Raporları (1/847) (S. Sayısı: 644)
14.- Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kanunu ile Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile
Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun; Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür,
Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/848, 2/175) (S. Sayısı:641)
15.- Bazı Kanunlarda ve 178 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve
Bütçe Komisyonu Raporu (1/840) (S. Sayısı: 645)
VI.-
AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Mersin Milletvekili Mustafa
Özyürek'in, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın yapmış olduğu konuşmada, ileri
sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi nedeniyle
konuşması
VII.-
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Samsun Milletvekili Musa UZUNKAYA'nın,
bir eski savcıyla ilgili olarak basında yer alan iddiaya ilişkin sorusu ve Adalet
Bakanı Cemil ÇİÇEK'in cevabı (7/2609)
2.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın,
Antalya Arkeoloji Müzesi ek bina inşaatına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm
Bakanı Erkan MUMCU'nun cevabı (7/2748)
3.- Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün,
çiftçilerin kredi borçlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Ali BABACAN'ın
cevabı (7/2749)
4.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın,
Antalya'da Azizname 95 adlı bir tiyatro oyununun sahnelenmesine izin
verilmediği iddialarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in
cevabı (7/2756)
5.- İzmir Milletvekili Kemal ANADOL'un,
İzmir-Foça-Atatürk Mahallesinde bir hayırsever vatandaşça yaptırılan ilkokula
ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/2757)
6.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun,
Çanakkale Savaşının ve tarihi değerlerimizin bir eğitim aracı olarak
kullanılmasının düşünülüp düşünülmeyeceğine ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî
Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/2773)
7.- Denizli Milletvekili Ümmet
KANDOĞAN'ın, Türkiye'deki üst kurullara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/2775)
8.- İzmir Milletvekili Erdal KARADEMİR'in,
İstanbul-Boğaziçinde köprü projesi çalışmalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve
Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM'ın cevabı (7/2784)
9.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Bursa-Yeşil Türbe'nin tadilat çalışmalarına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm
Bakanı Erkan MUMCU'nun cevabı (7/2805)
10.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret
BALOĞLU'nun, lise din kitaplarında Alevîlik kültürünün yer almama nedenine
ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/2810)
11.- Denizli Milletvekili Mustafa
GAZALCI'nın, Adana İl Millî Eğitim Müdürlüğünce yapılan sınavla ilgili soru
kitapçıklarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı
(7/2819)
12.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in,
bazı bankaların TMSF'ye devredilmesiyle ilgili iddialara ilişkin sorusu ve
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/2894)
13.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in,
Bursa'da eğitim veren bir teknik lisenin ihtiyaçlarına ilişkin sorusu ve Millî
Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/2909)
14.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in,
TMSF'ye devredilen Star Televizyonunun malî durumu ve yayın politikasına
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in
cevabı (7/2920)
TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak
üç oturum yaptı.
Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat Melik,
Şanlıurfa'da voltaj düzensizliği nedeniyle elektrikle çalışan araçlarda meydana
gelen arızalardan kaynaklanan sorunlara ve alınması gereken tedbirlere,
İstanbul Milletvekili Hüseyin Kansu,
Bosna-Hersek'te bulunan ve Hırvat milislerce yıkılmış olan Mostar Köprüsünün
tarihî, sanatsal değeri, sembolik anlamı ile yeniden inşa edilerek insanlığın
hizmetine açılacak olmasına,
Konya Milletvekili Atilla Kart, bir soru
önergesinin düşündürdüklerine ve yasama denetiminin uygulanabilirliğine,
İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.
5197 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun bazı
maddelerinin bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin
Cumhurbaşkanlığı,
Romanya Senato Başkanı Nicolae Vacaroiu ve
beraberindeki parlamento heyetinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının
konuğu olarak ülkemize resmî ziyarette bulunmasına ilişkin Başkanlık,
Tezkereleri Genel Kurulun bilgisine
sunuldu.
Basın yoluyla sövme suçunu işlediği iddia
olunan Kocaeli Milletvekili Mehmet Sefa Sirmen hakkında tanzim edilen soruşturma
dosyasının geri gönderilmesine ilişkin Başbakanlık tezkeresi okundu; dosyanın
hükümete,
Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan'ın
(6/1146) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi okundu;
sorunun,
Geri verildiği bildirildi.
Genel Kurulun 13.7.2004 Salı günkü
birleşiminde, 621 ve 622 sıra sayılı Meclis soruşturması komisyonları
raporlarının görüşülmesinden sonra kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine;
14.7.2004 Çarşamba günkü birleşimde ise sözlü soruların görüşülmemesine;
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler" kısmının; 10 uncu sırasında yer alan 636 sıra sayılı, 41 inci
sırasında yer alan 638 sıra sayılı, 40 ıncı sırasında yer alan 637 sıra sayılı,
43 üncü sırasında yer alan 640 sıra sayılı, 11 inci sırasında yer alan 635 sıra
sayılı, kanun tasarıları ve teklifinin bu kısmın 8, 9, 11, 12 ve 16 ncı
sıralarına alınmasına; daha önce gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan ve
dağıtılmış bulunan 642, 644, 641, 645, 648, 647 ve 646 sıra sayılı kanun
tasarılarının ise 48 saat geçmeden bu kısmın 10, 13, 14, 15, 17, 18 ve 19 uncu
sıralarına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül
ettirilmesine; bugünkü birleşimde çalışma süresinin 641 sıra sayılı kanun
tasarısının görüşmelerinin bitimine kadar uzatılmasına, 14.7.2004 Çarşamba
günkü birleşimde ise Genel Kurulun saat 11.00'de toplanmasına ve 646 sıra
sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin bitimine kadar çalışma süresinin
uzatılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi, kabul edildi.
Türkbank ihalesi sürecinde malın satımında
ve değerinde fesat oluşturacak ilişki ve görüşmelere girdikleri ve bu
eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesine uyduğu iddiasıyla eski
Başbakan A.Mesut Yılmaz ve Devlet eski Bakanı Güneş Taner haklarında Anayasanın
100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca Meclis soruşturması açılmasına
ilişkin önergeler ve Meclis Soruşturması Komisyonu raporunun (9/5, 6)
(S.Sayısı: 621), genel görüşmesinden sonra yapılan gizli oylaması sonucunda,
kabul edildiği ve eski Başbakan A. Mesut Yılmaz ve Devlet eski Bakanı Güneş
Taner'in,
Bakanlığı sırasında enerji ve doğalgaz
anlaşmalarında Türkiye aleyhine anlaşma ve uygulamaların yapılmasına yol
açtığı, devlet alım-satımına fesat karıştırdığı ve bu eylemlerinin Türk Ceza
Kanununun 205 inci maddesine uyduğu iddiasıyla Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski
Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer ile ayrıca bakanlıkları sırasında uyguladıkları
yanlış ve usulsüz enerji politikalarında ilgili kurum ve kuruluşların
uyarılarını dikkate almayarak kamuyu zarara uğrattıkları, DSİ Genel
Müdürlüğünde usulsüz uygulamalara onay verdikleri ve bu suretle görevi ihmal ve
görevi kötüye kullanma fiillerini işledikleri ve bu eylemlerinin Türk Ceza
Kanununun 230, 240 ve 366 ncı maddelerine uyduğu iddiasıyla Enerji ve Tabiî
Kaynaklar eski Bakanları Mustafa Cumhur Ersümer ve Zeki Çakan haklarında
Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis
soruşturması açılmasına ilişkin önergeler ve Meclis Soruşturması Komisyonu
raporunun (9/4,7) (S.Sayısı: 622) genel görüşmesinden sonra, verilen
önergelerin kabul edilmesiyle ayrı ayrı yapılan gizli oylamalar sonucunda,
Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanları Mustafa Cumhur Ersümer ve Zeki
Çakan'ın,
Yüce Divana sevklerine karar verildiği
açıklandı.
14 Temmuz 2004 Çarşamba günü, alınan karar
gereğince, saat 11.00'de toplanmak üzere, birleşime 01.47'de son verildi.
|
Yılmaz
Ateş |
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
|
Enver Yılmaz |
Mevlüt Akgün |
|
|
Ordu |
Karaman |
|
|
Kâtip Üye |
Kâtip Üye |
II. - GELEN KÂĞITLAR
14 Temmuz 2004 Çarşamba
Tasarı
1.- Aile Hekimliği Pilot
Uygulaması Hakkında Kanun Tasarısı (1/855) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal
İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.7.2004)
Tezkereler
1.- Yozgat Milletvekili Mehmet Erdemir'in Yasama Dokunulmazlığının
Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/624) (Anayasa ve Adalet
Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi:
12.7.2004)
2.- Ordu Milletvekili İdris Sami Tandoğdu'nun Yasama Dokunulmazlığının
Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/625) (Anayasa ve Adalet
Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi:
12.7.2004)
3.- Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün'ün Yasama
Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/626) (Anayasa
ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş
tarihi: 12.7.2004)
4.- Afyon Milletvekilleri Ahmet Koca ve Sait Açba'nın Yasama
Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/627)
(Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa
geliş tarihi: 12.7.2004)
5.- İzmir Milletvekili Muharrem Toprak'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/628) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.7.2004)
6.- Sivas Milletvekili Orhan Taş'ın
Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi
(3/629) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.7.2004)
Raporlar
1.- Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kurumu Başkanlığı Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile
Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/644) (S. Sayısı: 649) (Dağıtma tarihi:
14.7.2004) (GÜNDEME)
2.- Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması
Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/793) (S. Sayısı: 650) (Dağıtma tarihi: 14.7.2004) (GÜNDEME)
3.- Dernekler Kanunu Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/854)
(S. Sayısı: 651) (Dağıtma tarihi: 14.7.2004) (GÜNDEME)
4.-
Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılması Hakkında 9.6.2004 Tarih ve 5186 Sayılı Kanun ile Anayasanın 89 uncu
ve 104 üncü Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri
Gönderme Tezkeresi ve Adalet Komisyonu Raporu (1/833) ) (S. Sayısı: 652)
(Dağıtma tarihi: 14.7.2004) (GÜNDEME)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 11.05
14 Temmuz 2004 Çarşamba
BAŞKAN : Başkanvekili Yılmaz ATEŞ
KÂTİP ÜYELER : Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Mevlüt AKGÜN
(Karaman)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 115 inci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı
vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç
sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz,
Türkiye'nin dışpolitikaları ve Türkiye'ye dış dünyanın uyguladığı politikalar
hakkında söz isteyen, Denizli Milletvekili Sayın Haşim Oral'a aittir.
Buyurun Sayın Oral. (CHP
sıralarından alkışlar)
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Denizli
Milletvekili V. Haşim Oral'ın, Türkiye'nin dışpolitikası ve Türkiye'ye dış
dünyanın uyguladığı politikalara ilişkin gündemdışı konuşması
V. HAŞİM ORAL (Denizli) -
Sayın Başkanım, sayın milletvekili arkadaşlarım; tabiî, gece saat 2'ye kadar
çalışınca, buradaki mevcudiyetimiz de azalıyor. Onun için, umuyor, diliyorum
ki, bundan sonraki süreçte, her şeyi bu kadar sıkıştırmayız.
Türkiye'nin dışpolitikası
ve Türkiye'ye uygulanan dışpolitikalarla ilgili, özellikle Meclis, tatile
girmeden önce, hem milletvekili arkadaşlarıma hem de bizi izleyen milyonlara,
buradan bilgi aktarmak istiyorum; çünkü, milletvekili olmamın haricinde, aynı
zamanda Dışişleri Komisyonu Üyesiyim; hem bu konudaki iyilerimizi hem bu
konudaki kötülerimizi yurttaşlarımızla paylaşmak, bizim öncelikli tercihimiz
olmalı diye düşünüyorum.
Şimdi, hepimizin bildiği
gibi, Ulu Önder Atatürk'ün çok veciz bir sözü vardır: "Yurtta sulh cihanda
sulh." Bizim öncelikle tercihimiz, bizim öncelikli tespitimiz bu olmalı
diye düşünüyorum.
Bu arada, tabiî,
yurtiçinde sulhu sağlarken de, üç önemli etkene dikkat çekmek istiyorum;
bunlar, dil ayırımının gündeme getirilmemesi, din ayırımının gündeme
getirilmemesi ve altkimliklerin gündeme getirilmemesi.
Doğaldır, ülkemizde
yaşayan, ulus bilincine erişmiş hiçbirimizin bu konuda bir zafiyeti olamaz;
ancak, bazı uygulamalar var ki, bu üç etkenin, bu Meclis kürsüsünden, özellikle
altının çizilmesi gerektiğini bana emrettiğini, özellikle söylemek istiyorum.
Dil ayırımı...
Biliyorsunuz, Avrupa Birliğine geçişimizle ilgili, Avrupa Birliğinin bizden
istediği doğrultuda çıkardığımız bir Kürtçe dil dersi veya diğer altkimliklerin
dillerinin TRT'den yayınlandığı bir süreç başladı Türkiye'de. Bunun adına, biz
"Avrupa'ya uyum" diyoruz. Ancak, Avrupa'yla uyum olduğu zaman, bunun
özellikle devlet tarafından yapılması değil, devlet tarafından denetlenmesi
gerekliliği de ortaya çıkar; dünyadaki uygulaması da budur.
Bundan neden
bahsediyorum; çünkü, bizim dışpolitikalarımızın neticesinde, bu, çok etkin bir
şekilde Türkiye'de uygulanmaya başlanılmıştır; yani, Türkiye'nin resmî dili
Türkçedir; bu, Anayasada da böyledir, olması gereken de budur. Türkiye'nin
resmî dili Türkçeyken, bizim özellikle resmî kurumlarımızın başka dilleri
öğretiyor olması ve bunu Avrupa'yla ilgili ilişkilerden kaynaklanarak yaptığını
dünyaya ve kendimize anlatmamız, çok doğru bir yaklaşım değil diye düşünüyorum.
Yine, din ayırımı; bu, özellikle Avrupa'yla ilişkilerimizden sonra ortaya çıkan
çok ciddî bir konu. Farkında mısınız bilmiyorum, özellikle yurtdışından gelen
konuklarımız, başta Amerika Başkanı olmak üzere, Türkiye'ye geldiği zaman,
belki Meclis Başkanımız Sayın Arınç'la görüşmedi, , belki benim Sayın Genel
Başkanım, Anamuhalefet Partisi Genel Başkanıyla görüşmedi; ama, birtakım
azınlıkların dinî liderleriyle görüştü. Bu hiç dikkatimizi çekti mi; çekmedi
veya çektiyse bile sessiz kalmayı yeğledik. Peki, bunun sebebi neydi; çünkü,
bize uyarlanmaya çalışılan, bize zorlanmaya çalışılan, bir de din ayırımı
ortaya çıkmaya başladı.
Bizde böyleyken, dünyanın
dışına baktığım zaman, Batı Trakya'ya baktığım zaman, Batı Trakya'daki Türkler,
soydaşlarımız, liderlerini atamayla belirliyorlar, içlerine sindiriyorlar;
yani, kendileri seçemiyorlar; ama, bizde, neredeyse ruhban okulu açar seviyeye
geldik. Altını çizerek söylüyorum; bu, Türkiye'nin ihtiyacı değildir; Türk
insanının, bu hükümetten ve Türkiye'nin dışpolitikasını belirleyen etkenlerden,
etkili kimliklerden istediği, özel önem taşıyan bir unsur değildir.
Ruhban okulu nedir;
ruhban okulu, yüksek dinî eğitim veren kurumdur, yani özel ilahiyat fakültesi
gibi. Ben, soruyorum şimdi milletvekillerime: Bizim, özel dinî eğitim veren
ilahiyat fakültemiz var mı; yok. Böyle çabamız var mı; yok. Peki, ruhban
okullarının açılma ihtiyacı nereden doğuyor; bu, niye Türkiye'nin gündemine
sokuluyor; bunu kim sokuyor? Dilimizi, dinimizi, altkimliğimizi, özellikle
birbirimize kabul ettirmeye çalışan bu dış dünya neye hizmet ediyor; bizim
içimizdeki birliğe, dirliğe mi, yoksa, Türkiye'nin bölünmesine mi diye, altını
çizerek söylüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Oral,
sözlerinizi tamamlar mısınız.
Buyurun.
V. HAŞİM ORAL (Devamla) -
Tekrar söylüyorum: Bu konulardaki hassasiyet, dışpolitikamız kadar
içpolitikamız için de önemlidir; çünkü, bizim bölünmez bütünlüğümüz hem dünya
barışı için hem öncelikle kendimiz için hem Ortadoğu için çok önemlidir.
Türkiye'nin, yakında
ciddî şekilde etki alanına gireceği bir Ege kıta sahanlığı sorunu vardır. Ege
kıta sahanlığıyla ilgili benim korkum -Tanrı'ya dua ediyorum, ben yanılayım-
iktidardaki milletvekillerimi kastetmiyorum, özellikle lokomotif kadroların, Yunanistan'la
anlaşarak Ege kıta sahanlığı konusunu Adalet Divanına götürme gibi bir
düşüncesi olduğunu seziyorum ki, inşallah yanılırım.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara)
- Ayasofya'yı da söyle... Ayasofya da sırada...
V. HAŞİM ORAL (Devamla) -
Ege kıta sahanlığının Adalet Divanına gitmesi ne demek, biliyor musunuz
arkadaşlar; bizim haklarımızın, özellikle ve özellikle, Adalet Divanından
çıkacak sonuçla, artık bitmesi anlamına gelir. Sadece Yunanistan'ın müracaatı
sorun teşkil etmez, buna karşı durabiliriz; ama, Yunanistan ve Türkiye
iktidarları, buna birlikte karar verirlerse, bize, sadece ve sadece bunu
seyretmek düşer.
Fener Rum Patriği Bartholomeos ekümenik sıfatını taşıyor mu, bunu çok merak ediyorum; taşıyorsa da, bu yasal mı? Bunlar çok önemli; çünkü, bunlar, dışarıda, sizin Meclis Başkanınızdan, sizin siyasî partilerinizin genel başkanlarından, anamuhalefet partisinin genel başkanından, hatta belki bakanlarınızdan çok daha önemli tutuluyor. Öyle önemli tutuluyor ki, Sayın Bush'u karşılarken, benim bakanımın, Türkiye Cumhuriyetinin bakanının avucunun içine bakılıyor. Bu bir ayıptır. Bu, bizim, dışarıdaki gücümüzün ne kadar zafiyete uğradığını gösterir. Bunu, ben, kimseyi küçümsemek için söylemiyorum; ama, biz, bize gelen konukların bize özellikle saygı göstermesini beklemek durumunda değil, zorundayız. Bu, bizim, dünya içindeki ağırlığımız için de önemli bir etken.
Afganistan'a asker
gönderme olayımız söz konusu. Ben soruyorum size, hepimiz biliyoruz,
Afganistan'da NATO sadece Kabil'de var; yani, Kabil'in dışına çıktığınız zaman
NATO yok. Peki, Üçüncü Kolordu Afganistan'da nereye gidecek, Kabil'e mi
gidecek; hayır; El Kaidenin yoğun olduğu, El Kaidenin adam kestiği, El Kaidenin
kan kusturduğu yerlerde, Türk askeri, gidecek, NATO için nöbet tutacak. Peki,
Türk askeri özellikle kendisine Kuzey Irak'tan gelen tehditlere karşı
koydurulamazken, benim askerimin Afganistan'da ne işi var?! Ne işi var
Afganistan'da benim askerimin?! (CHP sıralarından alkışlar) Oradan gelecek...
Bunu samimiyetimle söylüyorum, sizlerin de benim kadar önemsediğini
düşünüyorum. Bu, benim tekelimde olan bir olay değil; ancak, tekrar söylüyorum,
özenle söylüyorum, NATO Kabil'de... Benim askerim, El Kaidenin yoğun olarak
bulunduğu yerlerde nöbet tutacak, kalkan olacak, Irak'ta yapılmak istenilen
gibi. Eğer, dışpolitika uzmanları bunu böyle belirliyorlarsa, ne olur bir de
gelip Mecliste bunu bize anlatsınlar da biz de onların haklı gerekçelerini,
doğrularını onlarla birlikte paylaşalım.
BAŞKAN - Sayın Oral,
sözlerinizi toparlar mısınız.
V. HAŞİM ORAL (Devamla) -
Tamamlıyorum Sayın Başkanım, affınıza sığınıyorum.
Korkum o ki,
ağırlaştırılmış bir Annan planıyla çok yakın zamanda yüz yüze geleceğiz. Sebep;
Avrupa Birliğiyle olan ilişkilerimiz. Sebep; bizim dünyaya şirin görünmemiz.
Ağırlaştırılmış Annan planı diyorum; çünkü, mevcut koşullarla, Güney Kıbrıs'ın
Annan planına sıcak bakmadığını, bakmayacaklarını hepimiz biliyoruz; Annan
planına ihtiyaçları olmadığını da biliyoruz. O halde, yine, ikna edilmesi
gereken kurum, Kuzey Kıbrıs Türk kesimi.
Ben, özellikle,
dışpolitikamızın bizi getirdiği bir yere de dikkat çekmek istiyorum. Ben bunu
söylemekte kendimi haklı görüyorum; çünkü, Kıbrıs, artık, Kıbrıslıların
değildir, Kıbrıs, Türkiye'nin de politikası içine girmiştir, girmelidir de.
Kıbrıs'ın Başbakanı olan kişi "bizim devletimizi tanıtma gibi hedefimiz
yok; biz birleşmek istiyoruz" diyor. Bir devletin başbakanının bunu
söyleme hakkı yoktur. Bir ülkenin başbakanının bunu söyleme lüksü yoktur.
BAŞKAN - Sayın Oral,
lütfen, son cümlenizi söyler misiniz.
V. HAŞİM ORAL (Devamla) -
Tabiî, vakit yetmediği için sözlerimi bitirmek zorundayım Sayın Başkanımın da
toleransına sığınarak.
Irak'ta esir alınan
Türklerin gelecekleri, eğer, Türkiye'de Bush'a karşı, NATO'ya karşı yapılan
mitinglerle belirleniyorsa ve Dışişleri Bakanım buna teşekkür ediyorsa; ben,
burada ciddî bir dışpolitika görmüyorum.
Talabani, TRT'deki
sözlerinde "bize, Adalet ve Kalkınma Partisi ve Sayın Gul -onun söylediği
gibi söylüyorum- şimdiye kadarki dışişleri bakanlarından ve iktidarlardan çok
daha yakın olmuştur, bizim önümüzü açmıştır" diyorsa; ben, derin derin
düşünüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son 5 dakika da
bitti... Lütfen...
V. HAŞİM ORAL (Devamla) -
Özür diliyorum; son bir cümle...
İngiliz parlamenterlerden
birisi, görüştüğümde "bu iktidar bizim istediğimiz her şeyi hemen hemen
yapıyor, onun için kendilerine sempati duyuyoruz" diyorsa; ben, derin
derin düşünüyorum.
Bütün bu söylediklerime
karşılık, gazetelerde sadece ve sadece VIP düzenlemelerini dört sütuna manşet
yapan sevgili basına da, buradan selam ve sevgiler gönderiyorum! Bu ülkenin
bağımsızlığı, bu ülkenin birliği, düzenliği kalmadığı zaman, o gazeteler de
isimlerini değiştirmek zorunda kalacaklardır.
Hepinize sevgi ve
saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Oral
Sayın milletvekilleri,
gündemdışı ikinci söz, kadastro yenileme harcı adı altında gayrimenkul
sahiplerinden toplanılan harcın hukuka aykırılığıyla ilgili söz isteyen Bursa
Milletvekili Sayın Ertuğrul Yalçınbayır'a aittir.
Buyurun Sayın
Yalçınbayır. (CHP sıralarından alkışlar)
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara)
- Ellerinizi mi bağladılar, ne oldu?!
2.- Bursa
Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, "Kadastro Yenileme Harcı" adı
altında gayrimenkul sahiplerinden alınan harcın hukuka aykırılığına ilişkin
gündemdışı konuşması ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı
ERTUĞRUL YALÇINBAYIR
(Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinize sevgi ve saygılarımı
sunuyorum.
Bundan tam bir yıl önce,
15 Temmuz 2003 tarihinde, Bursa'da, Muhtarlar Derneği Genel Sekreteri, Çekirge
Mahallesi Muhtarı Mehmet Taşkeser'in bizlere başvurusu üzerine, sözde kadastro
yenileme harcı adı altında alınan konu gündeme geldi. Konu, önce, muhtarların,
yüksek faiz alınmasıyla ilgili şikâyetleriyle başladı. Konu tarafımızdan
incelendi ve şu tespitler yapıldı:
Bursa İlindeki kadastro
paftalarının yenilenmesi işlemleri, Türkiye'de ilk pilot uygulama olarak
1998'de başladı, Bursa İl merkezinin büyük bir kısmı ve komşu ilçelerin
kadastro paftaları yenilendi. Bu yenileme işlemleri, Maliye Bakanlığının değil,
Dünya Bankasının kredisiyle, Büyükşehir Belediyesince finanse edilmiş ve
Büyükşehir Belediyesi, özel şirketlere ihale ederek hizmeti vermiştir.
Hizmetin dayanağı, 2859
sayılı Tapulama ve Kadastro Yenilenmesi Hakkında Kanundur. Bu kanunda harçlarla
ilgili hiçbir düzenleme yok; bu kanun uyarınca işlemler devam ediyor, 1999 ve
2000 yıllarında, kanun gereği, ilanen tebligatla işlemler kesinleştiriliyor,
orada, kişinin ne yapması gerektiğiyle ilgili, etraflıca bir bilgi yok.
Kadastro yenileme harcı alıyorsanız "işte, bu harç şöyle ödenir,
ödenmemeye bağlanan sonuçlar şudur" gibi bilgilendirme yok, tamamen
kalitesiz bir hizmet.
Yapılan işlem, aslında,
bir kadastro işlemi değil; birden fazla kadastro yapılmaz; yenileme
yapılabilir; yenileme, tamamen farklı bir müessesedir. Kadastro ancak bir kez
yapılabilir. Bursa'nın kadastrosu da 1930'lu yıllarda başlamıştır ve halk,
bunun harcını, hizmetin karşılığını ödemiştir; ama, daha sonra, kanunda olmayan
bir husus, yönetmeliğe dayanılarak, harç alınmak suretiyle, vatandaştan haksız
yere kazanç elde edilmiştir. Her ay için aylık yüzde 7 ayrı ayrı gecikme
faizi... Tebligatlar dört yıl sonra yapılıyor ve yüzde 336 faize ulaşılıyor. Vatandaşın
tepkisi faizeydi; ama, işin aslına bakıldığında, vahameti daha da büyüktü.
Değerli milletvekilleri,
keyfiyeti, ilk olarak, 24 Temmuz 2003 tarihinde Maliye Bakanlığına ilettik;
ayrıca, Bilgi Edinme Kanunu Tasarısı görüşülürken, Meclis gündemine getirdik ve
tebligatların vatandaşı tatmin edecek şekilde yapılması gereğini vurguladık;
önerge verdik; reddedildi. Daha sonra, yine, kadastro yenilemeleri olması
itibariyle, Maliye Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığını da
ilgilendirdiği için, Bayındırlık ve İskan Bakanlığına yazdık "harç ve
benzeri yükümlülükler ancak kanunla konulur ve kanunla kaldırılır. Kanunla
konulmayan kadastro yenileme harcının yasal dayanağı yok; bu harcı
alamazsınız" dedik. 2003 yılının
sonlarında burada bir düzenleme yapıldı, 5035 sayılı Kanunun 36 ncı
maddesine "kadastro işlemlerinin yenilenmesinde harç alınmaz" hükmü
konuldu. Böyle bir harç konulamaz ki, kanunla bu kaldırılsın. Ciddî bir çalışma
yapılamadığı için, bu, dikkatlerden kaçtı.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN -Sayın
Yalçınbayır, sözlerinizi tamamlar mısınız.
Buyurun.
ERTUĞRUL YALÇINBAYIR
(Devamla) - Kanun yapımındaki süreçler o kadar hızlı cereyan ediyor ki, takip
etmek bile mümkün olmuyor, katılmak da mümkün olmuyor.
Değerli milletvekilleri,
konuyu daha sonra Sayın Başbakana, Sayın Maliye Bakanına, Sayın Bayındırlık ve
İskân Bakanına ilettik ve ayrıca Meclisin görevlerine yürütmenin el uzattığı
iddiasıyla, fonksiyon gasbı olduğu iddiasıyla Meclis Başkanına da bilgi verdik.
Değerli milletvekilleri,
bunlara yeterine cevap verilmedi. Biz biliyoruz ki, en iyi siyaset hukuk
yoluyla siyasettir. Bir taraftan, idare nezdinde hak aramayı yürütürken, öbür
taraftan, Bursa Barosuyla da işbirliği içerisinde olmak suretiyle konuyu
yargının önüne götürmeye başladık ve Bursa Barosunun, Hukuksuzluk ve
Yolsuzlukları İzleme Komisyonunun çalışmaları sonucunda, Danıştay, evvelki gün
yürütmeyi durdurma kararı verdi. Kararın gerekçesini okuyorum: "Harçlar
Kanununda yenileme harcı alınacağına ilişkin bir düzenleme olmadığından,
yönetmelikle böyle bir harç ihdas edilemeyeceğinden... Yani, Meclise ait bir
işi yürütme nasıl yapar?! (CHP sıralarından alkışlar) Biz, kanun koyucuyuz,
bizim koyduğumuz kanunları onlar uygulamak zorunda; onlar, kanun yapamaz,
uygulamak zorunda. Bizim de, en önemli görevimiz, sadece kanun yapmak değil ve
bunları denetlemek. İktidar milletvekili olun veya olmayın, denetim görevimizin
en aslî görev olduğunu bilmek durumundayız.
Sayın milletvekillerimiz,
bu, hukuk devletinin gereğidir. Bunlarla ilgili yeni düzenlemelere ihtiyaç var.
Birçok iyi yasal düzenleme yapıldı. Bilgi Edinme Kanunundan sonra, mutlak
surette, kişilerin de kararlara katılımını düzenleyecek olan idarî usul yasası
tasarısının bir an önce burada gerçekleşmesi gerekir. Bu kararların alınması
sırasında bizleri çağırsalardı, sadece evrak üzerinde değil, görüşlerimizi de
alarak bir karara varsalardı, herhalde, hep "yapılacak işlem yok; bu kadar
yazı yazmak suretiyle bizi meşgul etmeyin" denilmezdi.
BAŞKAN- Sayın
Yalçınbayır, son sözlerinizi alabilir miyim.
ERTUĞRUL YALÇINBAYIR
(Devamla)- Sayın milletvekilleri, bu kadastro harcı iptali nedeniyle, Bursa'da
88 000 parsel sahibini ilgilendiren bir konu Danıştay tarafından çözümlenmek
üzeredir. Yürütmeyi durdurma kararı belli. Bundan sonra, şüphesiz ki, yargı,
nihaî kararını da verecektir. 88 000 parsel sahibi, 200 000'e yakın kişi ve
bunlardan alınan veya alınacak olan 30 trilyon; bu, sadece Bursa'nın. Biz,
hakka hukuka uygun davranmak zorundayız; her kademede, tasarrufun her kademesinde
hukuka uygunluk. Bunun takibini yapan, Çekirge Mahallesi Muhtarımız Sayın
Mehmet Taşkeser, Muhtarlar Derneği Başkanı Sayın Ferruh Sevimgil, Bursa Barosu
Başkanı Asude Şenol ile Baronun Hukuksuzluk ve Yolsuzlukları İzleme
Komisyonuna, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanlığına ve
konuyu Bursa'da hep sıcak tutan basının değerli temsilcilerine teşekkürlerimi
sunuyorum.
Saygılar. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Yalçınbayır.
Gündemdışı konuşmaya
Maliye Bakanı Sayın Kemal Unakıtan cevap vereceklerdir; buyurun. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Bursa Milletvekili Sayın Ertuğrul Yalçınbayır'ın, kadastro
yenileme harcı adı altında yüzbinlerce gayrimenkul sahibinden alınan harcın
hukuka aykırılığı hakkında gündemdışı konuşmasına cevap vermek üzere söz almış
bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği gibi, 492
sayılı Harçlar Kanununun 58 inci maddesinin (c) bendinde, kadastro işlerinde
adlarına tescil yapılanların tapu ve kadastro harçlarını ödemekle mükellef
oldukları, hükme bağlanmıştır. Aynı kanuna bağlı 4 sayılı tarifenin "II-
Kadastro ve tapulama işlemleri" başlıklı bölümünde;
"Kadastro ve
tapulama işlemleri sonucunda tapu siciline tescil edilen bazı gayrimenkullerde
kayıtlı değer üzerinden;
a) Tapuda murisi veya
kendisi adına kayıtlı olup da kadastroda beyanname verenlere, tapulamada
tespitte hazır bulunanlara ait gayrimenkullerin kadastrolanmasında veya
tapulanmasında binde 5,4;
b)Tapuda murisi veya
kendisi adına kayıtlı olup da kadastroda beyanname vermeyenlere, tapulamada
tespitte hazır bulunmayanlara ait gayrimenkullerin kadastrolanması veya
tapulanmasında binde 9" oranında harç ödeneceği belirtilmiştir.
2859 sayılı Tapulama ve
Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanunun verdiği yetkiye dayanarak
düzenlenen Tapulama ve Kadastro Paftalarını Yenileme Yönetmeliğinin 28 inci
maddesinde "yenileme yapılan taşınmaz mallar için kadastro harcı tahakkuk
ettirilir" hükmüne yer verilmiştir.
Buna karşın, 2.1.2004
gün, 25334 sayılı mükerrer Resmî Gazetede yayımlanan 5035 sayılı Kanunun 36 ncı
maddesiyle, 492 sayılı Kanuna bağlı (4) sayılı tarifenin "Kadastro ve
Tapulama İşlemleri" başlıklı bölümüne (d) fıkrasından sonra gelmek üzere
"kadastro işlemlerinin yenilenmesinden harç alınmaz" hükmü
eklenmiştir. Söz konusu düzenleme, daha önce tapu ve kadastro harcı tahsil
edildiği halde, tekrar yapılan yenileme işlemlerinden dolayı mükelleflerin mükerrer
olarak harca tabi tutulmaması gerektiği düşünüldüğü için yapılmıştır.
Kanun yapıcı tarafından
tekrar yapılan kadastro yenileme çalışmaları bir idare kusuru olarak görülmüş
ve buradaki mükellef mağduriyetini ortadan kaldırmak için anılan kanun değişikliği
yapılmıştır. Bu nedenle, 1.1.2004 tarihinden itibaren kadastro işlemlerinin
yenilenmesinden kadastro harcı alınmayacaktır; ancak, 1.1.2004 tarihinden önce
yapılan kadastro yenileme çalışmaları nedeniyle tahsil edilmesi gereken ve
bugüne kadar tahsil olunmayan kadastro harçları için de, bugün, Meclise gelecek
olan kanunla -veya gündemden dolayı belki yarın olabilir- bunların hepsinin
mağduriyetleri giderilmiş olacaktır.
Bilgi olarak arz
ediyorum.
Teşekkür ediyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Unakıtan.
Sayın milletvekilleri,
gündemdışı üçüncü söz, buğday tabanfiyatlarıyla ilgili söz isteyen Tekirdağ
Milletvekili Sayın Erdoğan Kaplan'a aittir.
Bu konuda, Kırşehir
Milletvekili Sayın Hüseyin Bayındır ve çok sayıda milletvekili de talepte
bulunmuştu; ama, bu milletvekilleri adına da Sayın Erdoğan Kaplan konuşacaklar.
Buyurun Sayın Kaplan.
3.-
Tekirdağ Milletvekili Erdoğan Kaplan'ın, buğday üreticilerinin sorunlarına ve
buğdaya bölgesel tabanfiyat uygulamasının yarattığı sıkıntılara ilişkin
gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı
ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ)
- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; buğday tabanfiyatları hakkında
gündemdışı söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
Yasama yılının son
günlerinde sizlerin huzuruna daha güzel ve mutlu şeyler söylemek için gelmek
isterdim. Gerçi, medya, bir yaldız imparatorluğu diliyle güzel bir Türkiye
tablosu çiziyor; ama, gerçek, siz de biliyorsunuz, öyle değil.
Buğday, ülkemizde üretimi
yapılan tahıl ürünleri içinde en büyük paya sahiptir ve ülkemiz için önemli bir
tarım ürünüdür. Buğday, gerek insan beslenmesinde gerekse hayvan beslenmesinde
temel bir gıda maddesidir. Buğdayın tüketimi gelişmiş ülkelerde daha az olmasına
karşın, ülkemizde ve kişi başına gelir düzeyi düşük olan ülkelerde, ekmeğe,
dolayısıyla, buğdaya dayalı beslenme oldukça fazladır. Ülkemizde yapılan bir
araştırmada, günlük kalori
ihtiyacımızın yüzde 60'ının buğdaydan karşılandığı ortaya çıkmıştır. 15 000 000
insan için geçim kaynağı olan buğday, tüketimi açısından ise, ülkemizin tüm
nüfusunu ilgilendirmektedir.
Ülkemizde buğday tarımı
büyük ölçüde kuru koşullarda yapıldığı için, verim düşük ve dolayısıyla, buğday
üreticisinin geliri diğer ürün üreticilerine göre daha azdır. Ayrıca, bazı
bölgelerimizde buğday üretiminin alternatifi bulunmamaktadır. Bugün, ülkemizde
ekili dikili tarım alanlarının yaklaşık yüzde 50'sinde hububat, üçte 1'inde de
sadece buğday üretilmektedir. Son yirmi yılda buğday ekim alanlarında fazla bir
değişim görülmemekte olup, ekili alanlar, 9 000 000-9 500 000 hektar civarında
değişim göstermiştir.
Diğer taraftan,
ülkemizde, 3 000 000 tarım işletmesinin yüzde 75'inde buğday üretimi
yapılmaktadır. Görüldüğü gibi, buğday başta olmak üzere, hububat ürünlerinin
ülkemiz için, hem ekonomik hem de sosyal açıdan taşıdığı önem büyüktür.
Buğday, ülkemizde, 1932
yılından beri destekleme kapsamında olan bir üründür. 1938 yılından itibaren,
Toprak Mahsulleri Ofisi, devlet adına alım yaparak, destekleme işlemini
sürdürmüştür. Bunun dışında, buğday pazarlama kanalları, borsalar,
toplayıcılar, komisyoncular ve tüccarlardır.
Bütün bu gelişmelerden
sonra, Türk çiftçisinin genel durumuna bakacak olursak, bu sene, 2004
itibariyle, ülkemizde, buğdayda ürün bolluğu var; ama, buna karşılık,
çiftçimiz, geçen yıla oranla daha fakir, daha perişan vaziyettedir. Nedenlerini
irdelediğimizde, mazot desteğinin yarısı verildi -yani, 4 000 000 Türk Lirası-
diğer yarısı bekliyor. Ayrıca, mazot fiyatı 2003 yılında 1 340 000 lirayken,
2004 yılında 1 560 000 lira olmuştur; aradaki fark çiftçimize zarar olarak
yansımaktadır.
Maliyet girdilerini
yükselten diğer temel madde de, gübre maliyetinin artmasıdır. 2003 yılı ile
2004 yılı fiyat farkı yaklaşık olarak yüzde 42 dolayındadır. Buna paralel
olarak, traktör maliyeti de yüzde 40 oranında artmıştır; yani, geçen yıl 25
milyar lira olan bir traktör, bu yıl 35 milyar liradır. Bütün bunlar çiftçimize
ek yük ve külfet getirmektedir.
Bunların yanı sıra,
ekipman fiyatlarının artması, buna karşılık, çiftçimizin kendi ürününe, satış
fiyatının, asıl olması gereken fiyat değil de, o döneme ait enflasyon düzeyinde
fiyat artışı uygulanıyor olmasıdır.
Değerli arkadaşlar,
gelin, Türk çiftçisinin yerine kendinizi koyun ve bu giderlerin, bu
maliyetlerin içerisinden siz çıkın; çıkamazsınız. Diyeceksiniz ki, doğrudan
gelir desteği var. Doğru; 16 000 000 Türk lirası, bunun yarısı ödendi, diğer
yarısı da yeni yeni ödenmek üzere. Ödeme şekli, taksitler halinde ve ekonomik
durumuyla ilgili istatistiksel verilere dayanılarak, nüfusun yoğun olduğu
bölgelerden başlanarak yapılıyor, diğer bölgelere sıra gelene kadar köylü
perişan oluyor. Burada soruyorum, bölgesel farklılığın gerekliliği var mıdır?
Borsada olduğu gibi, fiyatlar, bölgelere göre değişiklik gösteriyor. Giderler
aynı, fakat, satış rakamları farklı. Örneğin, Karacabey'de 355 000-365 000 Türk
Lirası buğdayın kilosu, Tekirdağ'da 300 000-320 000 Türk Lirası, Edirne'de 280
000-300 000 Türk Lirası. Şimdi soruyorum; girdileri aynı olan, maliyeti aynı
olan malın bölgesel fiyat farklılığının sebebi nedir? O bölgedeki vatandaş ile
buradaki vatandaş başka ülkede mi yaşıyor? Yoksa, bizim görmediğimiz başka
nedenler mi var?
Bütün bunlardan şu
sonuçlar çıkıyor: Çiftçimize, eğer, acil olarak müdahale yapılmazsa, gelir
seviyesi bakımından standartlarını yükseltici önlemler alınmaz ise, çiftçimiz
batmıştır, bitmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kaplan,
konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
ERDOĞAN KAPLAN (Devamla)
- Bu da, gelecek günlerde, ülkemizi ve insanlarımızı daha büyük sorunların
beklediğinin işaretidir.
Unutulmamalıdır ki,
buğday, ülkemiz için stratejik bir üründür. Yanlış ithalat politikalarından
dolayı çiftçi mağdur edilmektedir. İthalatçıya izin belgesi verilirken, buğdayı
un yapıp, tekrar ihraç edeceğiz diye belge veriliyor; ama, maalesef, ihraç
edilmiyor ve içpiyasada pazarlanıyor; çiftçimiz, haksız rekabetle karşı karşıya
kalıyor. Aynı uygulama ayçiçeğinde de vardır.
Soğan ve patatese, 23 Mayıstan
31 Mayısa kadar, ton başına vergi iadesi verdiniz, bunu, bir de, geriye dönük,
1 Marttan itibaren geçerli yaptınız. Böyle bir uygulamada benim aklıma şu
gelir: Hükümet, kendi yandaşlarına ne kadar soğan, patates varsa toplattı ve
"siz ihracat yapın, biz, ileride, vergi iadesi vereceğiz" denilmiş
olabilir. Bu uygulamayla, kendi yandaşlarınızın cebine devletin kasasından
trilyonlar akıtmış olabilirsiniz. Peki, 15-20 kişinin cebine giren bu haksız
kazancı, gerçek anlamdaki üreticiye versek daha iyi olmaz mı? Yeri geldiği
zaman adaleti, hakkı, hukuku dilinizden düşürmezsiniz; ama, söyledikleriniz ile
yaptıklarınız hiç örtüşmüyor. Türk çiftçisine yalan söylüyorsunuz.
"Enflasyonu tek rakama indirdik" diyorsunuz; ama, çiftçinin
girdilerine ortalama yüzde 30'un üzerinde zam yapıyorsunuz. Bir de, buğday,
geçen yıl 350 000 lirayken, bu yıl 280 000 lira. Bu şartlarda, çiftçiyi,
tarlaya değil, üzüntüsünden mezara gönderirsiniz! Sizin politikalarınız da buna
yakışır.
Yüzde 12,4 büyümeden
bahsediyorsunuz. Bu büyüme, ithalata dayalı bir büyümedir. Yaldızlı sözlerle,
halka "büyüyoruz" diyorsunuz. Bu büyüme, KOBİ'lere, çiftçilere dayalı
bir büyüme değildir. Seçim bölgemde, köylüler "gazeteler 'büyüyoruz'
diyor, bir de bize sorsunlar; köylü küçülüyor, yok oluyor, nerede iktidar
milletvekilleri, onlar gelip halimizi görsünler. Gerçek büyüme bizde, yani,
köylüde değil, düğün salonlarında" diyorlar; yalan da değil.
Şimdi kızacaksınız; ama,
ben, milletin vekili olarak, onların sesini buraya taşımak zorundayım. Benden söylemesi,
ya bu işi düzeltin ya köylünün huzuruna çıkmayın; ama, siz, zaten köye
gitmezsiniz; tatile, yazlıklara, denize gidersiniz. Siz bildiğiniz gibi yapın,
Türk köylüsü ve çiftçisi de bildiği gibi yapacak, sizi affetmeyecek ve
cezalandıracaktır.
Saygılarımla. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Kaplan.
Gündemdışı konuşmaya
Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Sami Güçlü cevap vereceklerdir.
Buyurun Sayın Bakanım.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Bugünlerde kamuoyumuzu
büyük ölçüde meşgul eden tahıl üreticilerimizle, özellikle buğday
üreticilerimizle ilgili olarak, Tekirdağ Milletvekilimiz Sayın Erdoğan
Kaplan'ın yapmış olduğu gündemdışı konuşmaya cevap vermek için söz aldım. Aynı
zamanda, hepimizin, bu sektörde meydana gelen gelişmeler hakkında doğru olarak
bilgilendirilmeye ihtiyacı var; ben, bunu ifade etmeye çalışacağım.
ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ)
- Doğruyu şu anda köylü yaşıyor Sayın Bakan!
ÖNER ERGENÇ (Siirt) -
Dinlemesini öğren!
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - 28 Marttan bugüne kadar geçen zaman çok uzun değil,
köylerden aldığınız oyları kontrol ediniz. (AK Parti sıralarından alkışlar, CHP
sıralarından gürültüler)
ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ)
- Bakacağız, onlara da bakacağız.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Köylerden aldığınız oyları kontrol ediniz. Ben, iddia
ediyorum, yüzde 47 oy aldık. Hodri meydan!..
ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ)
- Trakya'ya bir de şimdi gidin!
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Ben konuşmamı yapayım, sonra konuşalım.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, lütfen müdahale etmeyelim.
Sayın Bakan, lütfen, siz
de müdahale etmeyin.
Buyurun.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Kıymetli arkadaşlarım...
TUNCAY ERCENK (Antalya) -
"Hodri meydan" sözü size yakışmadı.
ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ)
- Ekimde göreceğiz kaç parça olacaksınız!
ÖNER ERGENÇ (Siirt) -
Önce dinlemesini öğren!
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Müsaade ederseniz... (CHP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri...
Sayın Bakan, bir
saniye...
Sayın Kaplan, siz
düşüncelerinizi açıkladınız, şimdi, Sayın Bakan da cevap verecek.
ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ)
- Tahrik ediyor efendim!
BAŞKAN - Tahrike
kapılmayın siz de.
Buyurun Sayın Bakan.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Hayır, yaptığım konuşma... Lütfen...
Arkadaşlar, ülkemizde
hububat hasadı 9-10 Mayıs 2004 tarihinde Güneydoğu Anadolu Bölgesinde başladı;
bölgelerimizin birçoğunda bitti, İç Anadoluda devam ediyor.
Bu alandaki sorumlu
kuruluşumuz Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü, hasadın başladığı tarihten
itibaren borsa ve piyasa fiyatlarını yakinen takip etmektedir. Bilindiği üzere,
Toprak Mahsulleri Ofisinin hububat alımlarına yönelik olarak çıkarılan
2004-2005 dönemi hububat ürünü alım ve satımı hakkındaki karar, 5 Haziran
tarihinde Resmî Gazetede yayımlanmıştır.
Serbest piyasada buğday
fiyatları, 22 Haziran öncesinde, üreticilerimizin lehine bir gelişme
göstermiştir. Piyasada, buğday fiyatları 360 000 ile 380 000 lira arasında,
arpa fiyatları da 315 000 ile 330 000 lira arasında seyretmiştir. Bu,
üreticilerin lehine olduğu için, Toprak Mahsulleri Ofisi fiyat açıklamamış,
piyasa fiyatları ile açıklayacağı, hesap ettiği, vereceği garanti fiyat
seviyesinin eşit olduğu zaman diliminde; yani, 22 Haziranda fiyat açıklayarak
piyasaya girmiştir. Bununla ilgili tutumun doğru olduğu apaçık ortadadır. Eğer,
22 Hazirandan önce, piyasalarda, biz, fiyat açıklayıp alım yapmaya başlasaydık,
piyasada geçerli olan fiyatın az da olsa altında bir fiyat oluşacaktı ve erken
hasat dönemiyle karşı karşıya olan bölgelerimizdeki çiftçilerimizin, otomatik
olarak, bir gelir kaybı söz konusu olacaktı. Ancak, 22 Haziranı bekleyerek,
vereceği fiyat ile piyasa fiyatının aynı seviyeye geldiği anda buna başladık.
Aynı şekilde, Toprak
Mahsulleri Ofisi, bu yıl, sadece buğday fiyatlarına müdahale etti. Halen,
çiftçimizi memnun edecek fiyatlarla satılan arpa için, ülke genelinde fiyat
açıklamadık ve alım yapmıyoruz. Ancak, arpanın da, nispeten, bizim düşündüğümüz
garanti fiyatın altına düştüğü bazı bölgeler var; Kırıkkale, Kırşehir,
Ankara'da alım yapmaya başladık, arpa fiyatları daha fazla düşmesin, vereceğimiz
fiyatın daha altına inmesin diye.
22 Hazirandan bir hafta
öncesinde, henüz piyasaya alıcı olarak girmediğimiz dönemde, ülkemizde üç ayrı
bölgede, Toprak Mahsulleri Ofisi, yine, vereceğimiz fiyatın altına düştüğü
için, buğday alımları yaptı. Burada da, Ofisin yaptığı alımlar için emanet
usulü yöntemini kullandık ve daha sonra garanti fiyat seviyesinde bunlara ödeme
yaptık.
Şu anda, 22 Hazirandan
itibaren Türkiye'nin 210 yerinde alım yapıyoruz, alım yaptığımız borsa sayısı
ise 25'tir. Geçen yıl 8 borsada alım yaparken, bu yıl, bunu 25'e çıkardık.
Toprak Mahsulleri Ofisi, bu borsalarda bizzat alım yaparak, borsalarda,
fiyatların, Toprak Mahsulleri Ofisi fiyatlarının altına düşmesine meydan
vermeme gayretindedir. Şayet, borsalarda, fiyatlar, verdiğimiz fiyatın altına
düşerse, TMO, garanti fiyattan, gelen buğdayı almaktadır.
HÜSEYİN BAYINDIR
(Kırşehir) - Sayın Bakanım, biraz evvel odamdaydım. "Hodri meydan"
dediniz. Hodri meydan da...
BAŞKAN - Sayın Bayındır,
lütfen...
HÜSEYİN BAYINDIR
(Kırşehir) - Bakın, Kırşehir'in bir köyünde... Bunlar icra kâğıtları!.. Bunlar
icra kâğıtları!..
BAŞKAN - Sayın Bayındır,
lütfen...
HÜSEYİN BAYINDIR
(Kırşehir) - Öyle, hodri meydan burada olmaz! Hodri meydan burada olmaz! Bunlar
icra kâğıtları... Tek tek, isim isim sayayım sana.
BAŞKAN - Sayın Bayındır,
lütfen...
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Hüseyin Bey, konuşalım... Lütfen...
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Bakan.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Arkadaşlar, bildiğiniz gibi, Türkiye'de, 2003 yılında,
hazirandan hazirana; yani, 12 aylık dönemde, toptan eşya fiyatları endeksi 29,6
oranında arttı. O yıl, 2003 yılı haziranında verdiğimiz fiyat artışı ise yüzde
41-47 arasında oldu. Örneğin, Trakya yöresinde, 2003 yılında, kırmızı yarısert
buğdayın fiyatında yüzde 47 artış gerçekleşti.
Hükümetin 2004 yılı
enflasyon hedefi yüzde 12'dir. Haziran 2003 ile Haziran 2004 arasında, 12 aylık
dönemde gerçekleşen enflasyon oranı ise yüzde 10,5'tir. Yapılan maliyet
çalışmalarında, geçen yıl ile bu yıl arasında, hububat üretiminde, elbette,
maliyet artışı olmuştur; ancak, alım fiyatlarında minimum yüzde 14'lük bir
artış öngörülmüştür ve verilen fiyat, başlangıç fiyatıdır; yani, bizim şu anda
piyasaya sunmuş olduğumuz fiyat, başlangıç fiyatıdır ve geçen yıllarda olduğu
gibi, önümüzdeki aydan itibaren, piyasadaki gelişmeleri takip ederek, artış
olacaktır.
ERDOĞAN KAPLAN
(Tekirdağ) - Ofis almıyor Sayın
Bakan... Almıyor efendim, Ofis almıyor...
280 000 lira fiyat...
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Bilgi vereceğim... Bilgi vereceğim efendim...
ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ)
- Almıyor...
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Bilgi vereceğim...
HÜSEYİN BAYINDIR
(Kırşehir) - Ya, sizin müdürleriniz sizin talimatınızı dinlemiyor!
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Hayır... Ben, size bilgi vereceğim şimdi.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, lütfen... Sayın Bakan konuşmasını yapsın.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Ben, size bilgi vereceğim.
HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)
- Bakan bildiğini konuşuyor... Bakan bir şey bilmiyor ki!
BAŞKAN - Müdahale
etmeyin... (CHP sıralarından gürültüler)
HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)
- Köye git köye! Tabiî ya, bildiğimiz defterden konuşuyor.Tarlaya git tarlaya!
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, lütfen...
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Trakya yöresine geliyorum. Trakya yöresinde, 29 Haziran
tarihinde hasat başlamış, mevsimin yağışlı geçmesi nedeniyle hasatta bir
gecikme olmuştur. Halen, Toprak Mahsulleri Ofisi, Trakya yöresinde, bu üç
ilimizin çeşitli birimlerinde, 22 işyerinde alım yapmaktadır...
ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ)
- İki saatte bir traktör alıyor.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Şimdi söyleyeceğim... Bir dakika...
HALUK İPEK (Ankara) -
Sayın Başkan, böyle bir görüşme usulü yok.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, Çorlu, Keşan, Malkara,
Uzunköprü alımları bu merkezlerde bulunan borsalarda yapılmakta, üreticilerimiz
ürünlerini borsalarda pazarlamakta, borsada oluşan fiyatın TMO fiyatının altına
düşmesi durumunda ise, ürün doğrudan doğruya TMO tarafından alınmaktadır.
Dolayısıyla, üreticilerin, buğdayını, uyguladığımız fiyatın altında bir
fiyattan satması için sebep yok...
HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir)
- Bu belgeleri Sayın Bakana vereceğim. Sayın Bakan, güzel konuşuyor, helal
olsun...
BAŞKAN - Sayın Bayındır,
Sayın Bakan konuşmasını bitirdikten sonra, sizin vereceğiz belge varsa, tabiî,
verebilirsiniz.
Buyurun Sayın Bakan.
HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)
- Sayın Bakan ezbere konuşuyor.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Arkadaşlar, çok anlaşılır bir şey söylüyorum. Şimdi, bir
bölgede, bir malın bir alıcısı var ve bu alıcısı "süre tahdidi yok, ne
zaman getirirsen, ben şu fiyattan bu malı alacağım" diyor. Hepimiz
biliyoruz ki, eğer, talep varsa, alıcısı varsa, alım, bu fiyattan gerçekleşir.
Şimdi, biz, biraz önce saydığım yerlerde, borsada alım yapıyoruz. Burada fiyat
bizim alış fiyatımızın altına düşerse, üreticisi, bunun satıcısı çiftçi niye
götürsün de daha düşük bir fiyatla borsada satsın? Biz, orada, alıcıyız...
ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ)
- Ofis almıyor efendim, köylümüz şu anda bekliyor.