DÖNEM : 22        CİLT : 55       YASAMA YILI : 2

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

 

111 inci Birleşim

7 Temmuz 2004 Çarşamba

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMA

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GündemdIşI Konuşmalar

1. - Bursa Milletvekili Şerif Birinç'in, sulak alanların korunmasına ilişkin Ramsar Sözleşmesine ve Türkiye'de bu kapsamda yapılan çalışmalara ilişkin gündemdışı konuşması

2. - Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü'nün, Trakya çiftçisinin içinde bulunduğu sorunlara ve alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

3. - Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz'ın, Erzurum'da meydana gelen deprem sonrası yapılan çalışmalara ve alınan tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

B) Tezkereler ve Önergeler

1. - Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel'in (6/1127) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/206)

C) Gensoru, Genel Görüşme, Meclİs SoruşturmasI ve Meclİs AraştIrmasI Önergelerİ

1. - Bursa Milletvekili Şerif Birinç ve 27 milletvekilinin, Susurluk ve Nilüfer Çaylarındaki kirliliğin nedenlerinin ve sorumlularının araştırılarak zararlı ve tehlikeli atıklardan arındırılması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/205)

V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)

2. - Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı: 152)

3. - Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

4. - Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri, Plan ve Bütçe ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/731) (S. Sayısı: 349)

5. - Özel Gelir ve Özel Ödeneklerin Düzenlenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/827) (S. Sayısı: 618)

6. - Belediyeler Kanunu Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum, İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/766) (S. Sayısı: 616)

 

VI. - AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. - Hatay Milletvekili Sadullah Ergin'in, İzmir Milletvekili Enver Öktem'in, yapmış olduğu konuşmada Partisine sataşması nedeniyle konuşması

VII. - SORULAR VE CEVAPLAR

A) YazIlI Sorular ve CevaplarI

1. - Samsun Milletvekili Musa UZUNKAYA'nın, milletvekillerinin trafik kazalarındaki mağduriyetlerinin giderilmesine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent ARINÇ'ın cevabı (7/1888)

2. - Aydın Milletvekili M. Mesut ÖZAKCAN'ın, bir KHK'nın uygulanıp uygulanmadığına ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/2733)

3. - İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN'in, AB tarafından Türkiye ile ilgili hazırlanan Durum Belgesine ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah GÜL'ün cevabı (7/2741)

4. - Hatay Milletvekili İnal BATU'nun, kapalı tutulan müze olup olmadığına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan MUMCU'nun cevabı (7/2746)

5. - Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, doğal göllerin kurutulmasına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı (7/2788)

6. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, TMSF Başkanının bir demecine ve batık bankaların borcuna ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/2790)

7. - Aydın Milletvekili M. Mesut ÖZAKCAN'ın, Truva antik kentine ve turizm potansiyeline ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan MUMCU'nun cevabı (7/2798)

8. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, cep telefonu kullananlardan tahsil edilen vergi ve harç oranına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/2809)

9. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Türkiye'deki havayolu taşımacılığına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM'ın cevabı (7/2825)

10. - Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Sayıştaydaki boş üyeliklere ve seçim sürecine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent ARINÇ'ın cevabı (7/2826)

11. - Konya Milletvekili Atilla KART'ın, patates ve elma ihracatında teşvik uygulamasına,

- Muğla Milletvekili Ali ARSLAN'ın, Para-Kredi ve Koordinasyon Kurulunun elma ve patates ihracatını teşvik tebliğlerine,

İlişkin Maliye Bakanından soruları ve Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in cevabı (7/2833, 2834)

12. - İzmir Milletvekili Erdal KARADEMİR'in, İstanbul-Kurtköy'deki FORMÜLA-1 yarış pistine ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan MUMCU'nun cevabı (7/2875)

13. - Tekirdağ Milletvekili Mehmet Nuri SAYGUN'un, şans oyunları makinelerinin rulo kâğıt stoklarının bittiği iddialarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/2876)

14. - Hatay Milletvekili Gökhan DURGUN'un, özel bir firma tarafından hediye edildiği iddia edilen makam arabalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/2897)

15. - İzmir Milletvekili Erdal KARADEMİR'in, Göksu Deltasına ÇED raporu olmadığı iddia edilen bir tersane inşasına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM'ın cevabı (7/2911)


I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak sekiz oturum yaptı.

Çorum Milletvekili Agâh Kafkas'ın, Ahıska Türkleri 1 inci Uluslararası Kurultayına,

Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Ahıska Türklerinin sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere,

İlişkin gündemdışı konuşmalarına, Devlet Bakanı Mehmet Aydın cevap verdi.

Kırıkkale Milletvekili Murat Yılmazer, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumunun Kırıkkale Mühimmat Fabrikasında meydana gelen patlamanın yıldönümü münasebetiyle, kurumun sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı bir konuşma yaptı.

İsviçre Federal Parlamentosu Kantonlar Meclisi Kanadı Dışpolitika Komisyonu Başkanı,

Portekiz Parlamento Başkanı Mota Amaral,

Ve beraberindeki Parlamento heyetinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin konuğu olarak resmî temaslarda bulunmak üzere ülkemizi ziyaretlerine ilişkin Başkanlık tezkereleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan'ın (6/1130) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi okundu, sorunun geri verildiği bildirildi.

İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış'ın, Komisyonun, Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde olduğu dönemde de çalışmasına ilişkin talebi;

Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın Macaristan'a,

Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın Yemen, Oman, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ve Kuveyt'e,

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın;

Hollanda ve Belçika'ya ,

Amerika Birleşik Devletlerine,

Yaptıkları resmî ziyaretlere katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkereleri;

Genel Kurulun 6.7.2004 Salı günkü birleşiminde sözlü sorular ve diğer denetim konularının, 7.7.2004 Çarşamba günkü birleşimde ise sözlü soruların görüşülmemesine; gündemin Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler kısmının 29 uncu sırasında yer alan 624 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 7 nci sırasına, 28 inci sırasında yer alan 623 sıra sayılı kanun tasarısının 8 inci sırasına, 37 nci sırasında yer alan 632 sıra sayılı kanun tasarısının 9 uncu sırasına, 38 inci sırasında yer alan 633 sıra sayılı kanun tasarısının 10 uncu sırasına, 27 nci sırasında yer alan 619 sıra sayılı kanun tasarısının 11 inci sırasına alınmasına; daha önce gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan ve dağıtılmış bulunan 636 ve 635 sıra sayılı kanun tasarılarının ise 48 saat geçmeden bu kısmın 12 nci ve 13 üncü sıralarına alınmasına ve diğer işlemlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; Genel Kurulun çalışma sürelerinin, bugünkü birleşimde, 616 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin bitimine kadar uzatılmasına, 7.7.2004 Çarşamba günkü birleşimde ise saat 14.00'te toplanması ve 619 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin bitimine kadar uzatılmasına, 8.7.2004 Perşembe günü de saat 14.00'te toplanması ve 635 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin bitimine kadar uzatılmasına, 13.7.2004 Salı günü Genel Kurulun saat 14.00'te toplanması ve bu birleşimde 621 ve 622 sıra sayılı Meclis soruşturması komisyonları raporlarının görüşmelerinin yapılmasına; sözlü sorular ve diğer denetim konularının görüşülmemesine ilişkin AK Parti Grubu önerisi;

Kabul edildi.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

1 inci sırasında bulunan, Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısının (1/521) (S. Sayısı: 146),

2 nci sırasında bulunan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının (1/523) (S. Sayısı: 152),

3 üncü sırasında bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı: 305),

Görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporları henüz gelmediğinden;

4 üncü sırasında bulunan, Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması (1/731) (S. Sayısı: 349),

5 inci sırasında bulunan, Özel Gelir ve Özel Ödeneklerin Düzenlenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması (1/827) (S. Sayısı: 618),

Hakkında Kanun Tasarılarının görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından;

Ertelendi.

6 ncı sırasında bulunan, Belediye Kanunu Tasarısının (1/766) (S. Sayısı: 616) görüşmelerine devam olunarak 37 nci maddesine kadar kabul edildi, birleşime verilen aradan sonra, ilgili Komisyon yetkililerinin Genel Kurulda hazır bulunmadıkları anlaşıldığından, müzakereleri ertelendi.

7 Temmuz 2004 Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime 01.11'de son verildi.

Sadık Yakut

Başkanvekili

 

Mehmet Daniş

Türkân Miçooğulları

 

Çanakkale

İzmir

 

Kâtip Üye

Kâtip Üye

 

Yaşar Tüzün

Mevlüt Akgün

 

Bilecik

Karaman

 

Kâtip Üye

Kâtip Üye


No. : 164

II. - GELEN KÂĞITLAR

7 Temmuz 2004  Çarşamba

Yazılı Soru Önergesi

1. - Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Sayıştay'daki boş üyeliklere ve seçim sürecine ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/2826) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.6.2004)

Meclis Araştırması Önergesi

1. - Bursa Milletvekili  Şerif BİRİNÇ  ve 27 Milletvekilinin, Susurluk ve Nilüfer çaylarındaki kirliliğin nedenlerinin ve sorumlularının araştırılarak zararlı ve tehlikeli atıklardan arındırılması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/205) (Başkanlığa geliş tarihi: 6.7.2004)


BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

7 Temmuz 2004 Çarşamba

BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Enver YILMAZ (Ordu), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 111 inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.

Gündemdışı ilk söz, sulak alanların korunmasına ilişkin Ramsar Sözleşmesiyle ilgili söz isteyen, Bursa Milletvekili Şerif Birinç'e aittir.

Buyurun Sayın Birinç. (AK Parti sıralarından alkışlar)

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GündemdIşI Konuşmalar

1. - Bursa Milletvekili Şerif Birinç'in, sulak alanların korunmasına ilişkin Ramsar Sözleşmesine ve Türkiye'de bu kapsamda yapılan çalışmalara ilişkin gündemdışı konuşması

ŞERİF BİRİNÇ (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sulak Alanların Korunmasına Dair Sözleşme, diğer ismiyle Ramsar Sözleşmesiyle ilgili konuşmak üzere gündemdışı söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlarım.

Dünyanın eko ve biyolojik yapısında önemli etkinliği olan sulak alanlar, bölgesel, ulusal ve uluslararası değere sahiptir; bölgelerin su rejimlerinin düzenlenmesinde ve iklim oluşmasında önemli etkileri vardır. Sulak alanların diğer bir önemi de, bölgelerin fauna ve faunda yapılarında, yani bitkisel ve canlı hayvan türlerinin barınmalarında önemli etkileri vardır.

Balık türlerinin takriben yüzde 40'ı, avlanan balıkların üçte 2'si sulak alanlardan kaynakslanmaktadır. Sulak alanlar, göçmen kuşlar için barınma, beslenme ve üreme alanlarıdır. Son yarım yüzyıl içerisinde, sulak alanların değeri uluslararası camiada anlaşıldığı için, bunların korunmaları, mevcut hallerinin devamı için uluslararası çalışmalar başlatılmıştır. Bu hususta yapılan ilk uluslararası çalışma, 1967 yılında Ankara'da toplanan konferanstır. Bu konferansın sonuç bildirgesinde, uluslararası sulak alanların korunması için bir yönetmeliğin çıkarılmasına dair bir madde mevcuttur. Dört yıllık çalışma sonucunda, 1971 yılında İran'ın Ramsar Kentinde toplanan uluslararası bir komisyon, ilk olarak -Ramsar Sözleşmesi olarak da geçen- Uluslararası Sulak Alanların Korunması Sözleşmesini imzalamıştır.

Bu sözleşme kapsamında, yeryüzünde koruma altına alınan ilk sulak alan Tunus'taki El İsköl Deltasıdır. Takriben 16 000 hektar alanı kapsayan bu delta, dünya üzerindeki göçmen kuşları barındıran en büyük deltadır.

Bugün, dünya üzerinde 1 000'in üzerinde alan, Ramsar, korunma kapsamına alınmıştır. Yurdumuzda 500 civarında sulak alan mevcuttur. Bunların 250'si bölgesel, 250'si de ulusal, uluslararası öneme  sahiptir. Bu sulak alanların 4'ü de bizim bölgemizdedir. Bunlar, Manyas, Uluabat, İznik Gölleri ve Kocaçay Deltasıdır. Manyas Gölü, aynı zamanda Manyas Kuş Cennetini de ihtiva etmektedir.

1994 yılında, Türkiye, Ramsar Sözleşmesine taraftar olduktan sonra Ramsar Sözleşmesi kapsamına alınan beş sulak alandan biridir. Diğerleri, Kayseri'de Sultan Sazlığı, Kırşehir'de Seyfe Gölü, İçel'de Göksu Deltası ve Burdur Gölüdür. Daha sonra, 1997 yılında, Kızılırmak Deltası, Uluabat Gölü, Gediz Deltası ve Akyatan Lagünü de sulak alanlar kapsamına alınmıştır.

Bu sulak alanlardan bölgemde olan iki sulak alana dikkatinizi çekmek isterim. Bunlardan biri Uluabat Gölüdür. 1997 yılında Ramsar Sözleşmesi kapsamına alınmıştır. Evsel ve endüstriyel atıklar nedeniyle, bugün tehlikeli oranda kirlenmeye maruz kalmaktadır. Bu kirlenmeye maruz kalmanın sonucunda da gölün balık florasında önemli azalmalar olmuştur. Bugün, gölde mevcut olan yılanbalıklarının nesli yok denecek kadar azdır, kerevit tamamen tükenmiştir. Göl, aynı zamanda, turnabalıklarının değişik türlerinin yaşadığı emsalsiz bir ortamdır. Bu gölün kuzeybatı yönünde, daha önce Karacabey Ticaret Sanayi Odasının başvurup organize sanayi bölgesi yapmak istediği bir mevki vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Birinç.

ŞERİF BİRİNÇ (Devamla) - Bu organize sanayi bölgesi yapılmak istenilen bölge, gerek Ticaret Bakanlığı gerekse Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından doğru olarak değerlendirilerek, gölün, su toplanma havzası içerisinde kaldığı, tampon bölge içerisinde kaldığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Ben, bir Karacabeyli olarak bundan memnunluk duydum; ama, maalesef, geçtiğimiz onbeş gün içerisinde, bu alan, Karacabey'le ilgisi olmayan bir KOBİ kooperatifine, organize sanayi bölgesi kurulmak üzere verilmiştir. Rayiç bedeli takriben 44 trilyon lira olan bu alanın bu kooperatife verilme bedeli de, maalesef, 49 milyar liradır.

Ayrıca, bu bölgede Kocaçay Deltası vardır. Kocaçay Deltası, Susurluk Çayı, Uluabat Gölünü boşaltan Uluabat, Manyas Gölünü boşaltan Manyas ve Bursa'dan gelen Nilüfer Çaylarının birleşmesiyle Kocaçay ismi altında Marmara Denizine dökülür. Kocaçay Deltasının da, tarihsel, bölgesel sulak alan olma özelliği vardır; subasan ormanlarıyla, zengin balık florasıyla, binlerce yerli ve göçmen kuşa sağladığı barınmayla önemli bir özelliğe sahiptir. Ayrıca, okyanus yılanbalıklarının üreme havzasıdır. Maalesef, bu Kocaçay Deltası da, bir taraftan Susurluk Çayı, diğer taraftan Bursa'dan gelen Nilüfer Çayıyla kirlenmekte ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Birinç, toparlar mısınız lütfen.

ŞERİF BİRİNÇ (Devamla) - Ben, buradan, Sayın Bakanımızdan, yetkililerimizden, Nilüfer Çayıyla ilgili gerekli tedbirleri almalarını, gerekli işlemleri yapmalarını, gerekli tedbirleri almayanlar hakkında gerekli idarî ve adlî işlemleri başlatmalarını bütün Karacabeyliler adına rica ediyorum.

Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Birinç.

Gündemdışı ikinci söz, Trakya çiftçisinin sorunlarıyla ilgili söz isteyen, Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü'ye aittir.

Buyurun Sayın Tütüncü. (CHP sıralarından alkışlar)

2. - Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü'nün, Trakya çiftçisinin içinde bulunduğu sorunlara ve alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Trakya çiftçisinin sorunlarını dile getirmek için söz almış bulunuyorum.

Burada, Trakya çiftçisinin çok sayıdaki sorunlarından sadece ikisine, güncel olan ikisine değinmek istiyorum. Bunlar, Trakya'daki bitkisel üretimin temel taşlarını oluşturan buğday ve ayçiçeğindeki güncel sorunlardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepimizin bildiği gibi, Tekirdağ ve Trakya yöremiz verimli arazi yapısıyla Türkiye'deki buğday üretiminin yüzde 20'sini, ayçiçeği üretiminin ise yüzde 75'ini, kimi zaman yüzde 80'ini sağlamaktadır.

Bu yıl, hava koşullarının iyi gitmesi sonucu, çok şükür ki, verimin yüksek olduğu bir hasat mevsimini idrak ediyoruz; ancak, hububat satışı, geçen seneden daha ucuza fiyatlarla yapılıyor. Örneğin, geçen yıl, sezonda 360 000 liraya, aralık ayında 420 000 liraya satılan buğday, bugün, ne yazık ki, 300 000 lira ile 340 000 lira arasında satılmaktadır.

Hatırlanacağı gibi, Ofis, geçen yıl, kendi alım fiyatlarına, güya, ortalama yüzde 12 artış yaptığını ilan etmişti. Esasen, 2003 yılında borsada oluşan fiyatlar, Ofis fiyatlarının çok üstündeydi. Bu nedenle, Ofis, geçen yıl, örneğin Tekirdağ'da 1 gram dahi mal satın alamamıştı.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu seneye gelince, öncelikle şunu belirteyim, bu yıl için yapılan yüzde 12'lik artışın çok yetersiz olduğunu ifade etmeliyim; çünkü, üretimdeki bütün girdilerin -başta mazot ve gübre olmak üzere- fiyatları artmıştır. Bu olumsuz gelişmeler, buğday fiyatlarının bu şekilde seyretmesi karşılığında, girdi fiyatlarının artışındaki olumsuz gelişmeler çiftçiyi zarar eder konuma getirmiştir.

Buğday fiyatının böylesine düşük seyretmesinin bize göre iki sebebi var; birincisi, dışarıdan, gümrüksüz, dahilde işleme çerçevesinde ve hasat zamanı çok miktarda buğday ithal edilmesidir; ikinci sebep ise, Ofisin müdahale alım bedelinin yarısının peşin, yarısının ise otuz gün içinde ödenecek olmasıdır. Ofisin bu yanlış destekleme politikası, borsa fiyatlarının, Ofis fiyatlarının altında kalmasına neden olmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bakınız, Ofisin alım fiyatı, tüccarın 10 000 lira 15 000 lira üstünde bile olsa, paraya ihtiyacı olduğundan çiftçimiz, üreticimiz, 10 000 lira 15 000 lira düşük fiyat veren tüccarı ve sanayiciyi tercih etmek zorunda kalmaktadır. Tüccarın, en azından, Ofisin alım fiyatlarından buğday alması isteniliyorsa, bunun için Ofisin peşin para ödemesi sağlanmalıdır; ancak bu halde, Ofisin, çiftçinin  gerçek karagün dostu olduğundan söz edilebilir. Ne var ki, AKP'nin politikaları değişmediği sürece, Ofisin, çiftçinin gerçek dostu olması mümkün görülmüyor. O zaman AKP'nin yapması gereken bir şey var; Ofis duvarlarındaki "çiftçinin gerçek dostu" sözü silinsin, böylece, çiftçinin daha fazla kandırılmasından  vazgeçilmiş olsun.

Sayın Başkan, AKP "ucuz olan her şeyi dışarıdan ithal edelim" mantığını devamlı olarak sürdürüyor. Bu mantık yanında, son derece yanlış uygulanan ve üreten ve üretmeyeni aynı kefeye koyan doğrudan gelir desteği sistemi de böyle devam ederse, bu da böyle sürdürülürse, korkarım ki, önümüzdeki yıllarda, Türkiye, şu andaki durumunu da aratan, sadece tüketen bir ülke konumuna gelecektir.

Benzer durum, esasen, şu an için yağlı tohumluk bitkilerde bariz bir şekilde yaşanmaktadır. Türkiye'nin, her yıl, katı, sıvı yağlar ile yağlı tohumlar ithalatına 1 milyar dolara yakın para harcadığını biliyoruz. Eğer, gerekli destekler verilmiş olsa, çiftçimiz, Türkiye yağ ihtiyacını her zaman karşılamaya hazırdır. Örneğin, bu ülkede 1989 yılında 1 250 000 ton ayçiçeği üretimi yapılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Tütüncü; tamamlar mısınız.

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla)- 2004 yılında ise, üretim miktarının 600 000 tona kadar düşeceği tahmin edilmektedir. Bu durum, uygulanan yanlış politikaların acı bir sonucudur. Geçen yıl, Trakya Birlik, 460 000 lira, artı 25 000 lira da sonra vererek, kilogramı 485 000 liradan ayçiçeği satın aldı.  Buna,  ne zaman ödeneceği belli olmayan devletin vereceği 110 000 lira primi de eklersek, 595 000 lira eder ki, bu da, ancak maliyeti karşılamıştır. İşte, bunun içindir ki, ayçiçeği ekim alanlarında, 2004 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 20'lik bir daralmaya neden olunmuştur.

Öte yandan, fiyatların 2004 yılı için 500 000 lira dolayında olacağı tahmin edilmektedir. Eğer, dışarıya döviz ödemek istemiyorsak, yabancı ülkelerin çiftçilerini daha fazla zengin etmek istemiyorsak, kendi çiftçimizin kazanmasını istiyorsak, bu yılki ayçiçeği primi ekim sezonu öncesinde açıklanmalıdır ve bu, kilogram başına, en azından 300 000 liranın altında olmamalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime son verirken, AKP'li milletvekillerine bir çağrı yapmak istiyorum. AKP'nin hükümet programında, seçim bildirgesinde ve acil eylem planında, tarım, hayvancılık ve ormancılık alanlarında verilen sözleri lütfen hatırlayınız. Bu nedenle çiftçiye sahip çıkınız. Çiftçiyle alay edilmez. Çiftçi, bir siyasî partiyi defterden silerse tam siler ve o parti bir daha belini doğrultamaz. Haberiniz olsun, çiftçi, AKP'yi defterden silmeye başladı; bizden söylemesi.

Bu duygu ve düşüncelerle, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET YENİ (Samsun) - Siz, kendinizi düşünün, kendinizi!

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tütüncü.

Gündemdışı konuşmaya, Hükümet adına Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Sami Güçlü cevap vereceklerdir.

Buyurun. (AKP sıralarından alkışlar)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Tekirdağ Milletvekilimiz Sayın Enis Tütüncü'nün gündemdışı konuşmasına ve Trakya çiftçisinin sorunları başlıklı açıklamasına Hükümet adına cevap vermek üzere söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Milletvekilimiz, bölgesiyle ilgili durumları ifade ettikten sonra, Partimize ve Hükümetimize yönelik oldukça önemli, dikkate değer eleştiriler iletti. Ben de, ilkönce genel cevabımdan sonra, kendisinin dile getirdiği bu hususlara özellikle cevap vermek istiyorum ve uyarıları için teşekkür ediyorum.

Ülkemizde hububat hasadı, 9-10 Mayıs 2004 tarihlerinde Güneydoğu Anadolu Bölgemizde başlamış, Doğu Anadolu Bölgesi dışındaki tüm bölgelerimizde, halen, hasat devam etmektedir. Bu konuda sorumlu kuruluşumuz Toprak Mahsulleri Ofisi, hububat alımına yönelik olarak, 2004-2005 Dönemi Hububat Ürünü Alımı ve Satımı Hakkında Bakanlar Kurulu Kararını hazırlamış ve bu karar, 5 Haziran 2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir; yani, mevcut rejim, uygulanacak rejim, vaktinde, hazırlık olarak yerine getirilmiştir.

Toprak Mahsulleri Ofisi, hasadın başladığı tarihten itibaren borsa ve piyasa fiyatlarını yakından takip etmiş, serbest piyasada buğday fiyatlarının 360 000-380 000 lira bandında, arpa fiyatlarının ise 315 000-330 000 Türk Lirası aralığında seyrettiğini gözlemiş ve bu fiyat üretici lehine olduğu için de, alım fiyatları, piyasaya girmesini geciktirmiş, 22 Hazirana kadar bu olayın gelişimini takip etmiştir. Piyasa fiyatları, bizim bu sene açıklayacağımız baz fiyat seviyelerine geldiği anda da, piyasaya girerek, fiyatların daha fazla aşağıya düşmesini önleyici rolünü hayata geçirmiştir.

Biz, 22 Hazirandan daha önce piyasalarda alım yapmaya başlasaydık, vereceğimiz fiyat, piyasada geçerli olan fiyatın az da olsa altında olacaktı ve erken hasat dönemiyle karşı karşıya olan bölgelerimizdeki çiftçilerimizin, az da olsa, bir gelir kaybı söz konusu olacaktı; ama, 22 Haziranda, vereceğimiz fiyat ile piyasa fiyatı aynı seviyeye geldiği andan itibaren alıma başladık. Ancak, bundan bir hafta öncesi, ülkemizin üç ayrı bölgesinde emanet usulü alım yaptık; çünkü, bazı bölgelerde, fiyatların, vereceğimiz fiyattan daha hızlı düştüğünü gördük. O bölgelerde, Ofisimizin bürolarına talimat vererek, emanet usulü alım yaptık ve daha sonra açıkladığımız fiyattan da ödedik.

Toprak Mahsulleri Ofisi, geçen yıl 8 borsada alım yapmıştı, bu yıl, bunu 25'e çıkardık. Dolayısıyla, şu anda, merkezlerde ve tüm işyerlerinde, makarnalık ve ekmeklik buğday alımlarımız devam ediyor ve 22 Hazirandan itibaren, 210 işyerinde alımlarımızı sürdürüyoruz. Bu hususta bir örnek vermek gerekirse, aldığımız miktar toplam 86 000 tona ulaşmıştır ve günlük alım miktarımız ise 15 000-20 000 ton arasında değişmektedir.

Trakya yöresine gelince; hasat haziran ayı sonlarında başlamış, yörenin yağışlı geçmesi nedeniyle, zaman zaman, hasat işlemlerine ara verilmiştir. Trakya yöresinde, Edirne ve Edirne'ye bağlı 6 işyerinde, Tekirdağ ve Tekirdağ'a bağlı 8 işyerinde, Kırklareli'nde ise 5 işyerinde olmak üzere, toplam 22 alım merkezinde işlemlerimizi sürdürüyoruz.

Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, Çorlu, Keşan, Malkara, Uzunköprü işyeri alımları, bu merkezlerde bulunan borsalarda yapılmakta, üreticilerimiz, ürünlerini borsalarda pazarlamakta, borsada oluşan fiyatın Toprak Mahsulleri Ofisi fiyatlarının altına düşmesi durumunda ise, ürünlerini, borsada, Toprak Mahsulleri Ofisine satabilmektedir. Dolayısıyla, üreticinin, buğdayını, uyguladığımız fiyatın altında bir fiyattan satması için herhangi bir sebep yoktur; çünkü, bu, alım taahhüdünde bulunduğumuz garanti fiyattır.

Dolayısıyla, çiftçilerimiz bakımından -elbette istisnaları vardır- fiyatın daha düşük bir  seviyede seyretmesi, piyasa mekanizması içerisinde, ancak kısa sürede gerçekleşebilecek bir olaydır. Bilgilerin yeterli düzeyde üreticilerimize ulaşması halinde -ki, bu konuda en hassas oldukları dönemdir- çok kısa bir süre sonra, daha ucuz fiyattan ürünlerini satmaları için sebebin ortadan kalktığını görünce, fiyat, tekrar arzu ettiğimiz noktaya yükselecektir.

Trakya yöresinde üretilen buğdaylar, çoğunluk olarak, kırmızı, yarı sert gruba dahildir ve Toprak Mahsulleri Ofisi, bu buğdayı, 352 000 liradan satın almaktadır. Üreticilerimiz, ürünlerini, piyasada ve borsada değer fiyattan satamamaları halinde, Toprak Mahsulleri Ofisine getirerek satabilirler.

Edirne yöresinde, bugüne kadar aldığımız buğday miktarı toplam 30 000 tondur. Dün, ayın 6'sı itibariyle, günlük aldığımız miktar ise 10 000 tondur. Bu rakam, alım yaptığımız günden itibaren ise toplam 30 000 tona ulaşmıştır.

Toprak Mahsulleri Ofisi, ayrıca, sanayici ve tüccara borsada buğdayını satan üreticilere sertifikalı tohumluk alması halinde, tohumun kilogramı başına  50 000 lira prim ödeyecektir; dolayısıyla, birkısım üreticilerimiz de, sertifikalı tohum alma konusunda, piyasaya malını satması teşvik edilmektedir; ama, daha düşük fiyattan satması şart değildir.

Toprak Mahsulleri Ofisi, Trakya'da, 352 000 lira garanti fiyatla piyasadadır. Bu durumda, üreticinin, ürününü 280 000 - 300 000 lira gibi bir fiyatla satması geçicidir. Hadisenin, normal mekanizmanın etkisini göstereceğini söyleyebilirim.

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Sayın Bakan, peşin ödeyiniz, yarı yarıya öderseniz sıkıntı yaratıyor.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Müsaade ederseniz, onu da söyleyeyim.

Şimdi, Trakya'da meydana gelen durumun özet bilgisini, zihinlerde kalması için aktarayım. Gerçekten, bu sene, Türkiye'de buğday üretimi ve kalitesinde bir iyileşme söz konusudur. Miktardaki artış bazı bölgelerimizde -Trakya dahil- mevsimin iyi gitmesi, ama kalitedeki iyileşme ise, özellikle, süne mücadelesindeki başarıdır. Bununla ilgili bilgiyi, ilerleyen zaman içerisinde, milletvekillerimize ve kamuoyumuza duyuracağız.

Bu dönemde, rekoltenin de yüksek olmasıyla, özel sektörün, şu anda, piyasaya biraz tereddütlü girdiğini görüyoruz; bu, Trakya için geçerlidir. Trakya'da bir başka ufak sorun vardır; o da, bölgedeki ürünlerimizin bir kısmında, bir embriyo kararması diye ifade edilen -teknik tabirle- bir eksiklik söz konusudur. Bu da, bir bakıma, tüccarın, alım konusunda tedirgin davranmasına sebep olmaktadır. Rekoltenin yüksekliği ve böyle bir kaygıyla birlikte çiftçinin zaman zaman tereddüt geçirmesi olabilir. Ancak, bizim, buradan, başta Trakya çiftçisi olmak üzere ülkemizdeki tüm çiftçilerimize yönelik taahhüdümüz, açıkladığımız fiyattan Türkiye'nin her yerinde çiftçilerimizin ürünlerini almaya hazır olduğumuzu belirtiyoruz. Alım politikasındaki bu uygulamayla, buğdayını teslim ettiği anda yarısı peşin yarısı da bir ay içerisinde ödenecektir. Biz bu politikayı geçen sene de uyguladık. Geçen sene uyguladığımız ve yüzde 43 oranında fiyat artışı verdiğimiz halde piyasa fiyatı daha yüksek oluştu ve bize, 1 000 000 ton buğday satmak için üreticilerimiz geldi ve biz, biraz da eksik aldık; ama, piyasa fiyatı daha yüksekti. Şimdi, bu dönem içerisinde uyguladığımız politika, yine, yüzde 50'sini bir ay içerisinde ödemekti; onu, ortalama olarak daha kısa sürede ödedik. Gerekirse bu yola da gidebiliriz. Yani, biz bir ay gecikmeyi, çiftçi özel sektöre gitsin diye değil. Eğer bu aleyhe bir şey olursa, bunu bölgesel olarak da iyileştirebiliriz. Bunda bir sorun olmayacağını düşünüyorum.

Aynı zamanda, 2004 yılında buğdaya verdiğimiz artış yüzde 12 değil, yüzde 14'tür ve tahılda verdiğimiz bu fiyat artışı da bütün bir mevsim geçerli olan artış değildir. Tahılda aylık belli oranda artışlar devam edecektir. Yani, bizim, piyasada fiyatların teşekkülü, Toprak Mahsulleri Ofisine aşırı bir buğday arz edilmesi veya piyasaya intikal etmesi halinde politikalarımıza uygun olarak bu oranı önümüzdeki aylar içerisinde yavaş yavaş artırma politikamız da zaten çıkardığımız kararnamede mevcuttur. Bu sabit bir fiyat olarak sürmeyecektir. Yani, temmuz ayı içerisinde ve ağustos ayı içerisinde gelişmeleri takip ederek bu artışları hızlandıracağız. Bunun anlamı şu: Toplam tahıl üretimimizin çok önemli bir kısmı, yani, 20 000 000 tonluk bir kısmı piyasaya ani olarak dökülürse, biz, bunun fiyat kontrolünü yapmakta, hangi mekanizmayı kullanırsak kullanalım, çok etkili olamayız. Burada üreticimize de görev düşüyor. Üreticimiz, şu anda, ihtiyacı olmadığı durumda, malını bugün için piyasaya getirmemelidir, biraz daha beklemelidir; yani, kendisi için zaruret olmayan halde mutlaka böyle yapmalıdır. Nitekim, geçen yıl, fındıkta, üreticilerimizin bilinçli davranışının kendilerinin çok lehine sonuçlar verdiğini hepimiz de biliyoruz; ama, 20 000 000 ton buğdayın 10 000 000 tonu, 8 000 000 tonu temmuz ayı içerisinde piyasaya intikal edecek olursa, bu konunun üreticimizin de aleyhine olacağını hepimizin bilmesi lazım. Dolayısıyla, piyasa mekanizmasının da iyi işlemesi lazım.

Burada, ben, sanayicilerimize ve tüccarlarımıza da seslenmek istiyorum. Geçen yıl yaptıkları çok olumlu bir katkı oldu piyasaya. Alıcı olarak girdiler ve piyasada fiyatların da yüksek olmasını sağladılar; ama, hepimiz biliyoruz ki, yine, Türkiye'de ekmek fiyatlarında çok büyük bir artış olmadı, çok cüzi bir artışla dönem kapandı. Bu yıl, yine, sanayicilerimizin, enflasyon oranındaki artıştan nispeten daha yüksek bir fiyat verdiğimiz ve Türkiye'de çiftçilerin çok önemli bir kısmının temel üretim faaliyeti olan ve gelir kaynağı olan buğdayla, tahılla ilgili alanda alıcı olarak piyasaya girmeleri genel olarak ülkemizin de menfaatınadır; kendilerinin bu hususta tedirgin davranması için de bir sebep yoktur. Türkiye, ihtiyacını, kendi bünyesindeki üretimden rahatlıkla karşılayabilecek bir durumdadır. Toprak Mahsulleri Ofisi, düzenleyici kurum olarak, üreticilerimizin aleyhine ithalat politikalarına da müsaade etmeyecektir ve dolayısıyla, sanayicilerimizin ve tüccarlarımızın piyasaya girerek fiyat mekanizmasını üretici lehine işletmesi konusunda aktif bir rol almalarını bekliyoruz.

Efendim, bölgemizin diğer önemli ürünü olan ayçiçeğine gelince; ayçiçeğiyle ilgili konuda daha kısa bir açıklama yapmak istiyorum. Ayçiçeği üretimiyle ilgili olarak Sayın Enis Tütüncünün verdiği genel bilgilere ilave olarak ben şöyle bir ifade kullanmak istiyorum: Türkiye'de yağlı tohumlar konusu, gerçekten, diğer tarım ürünlerine nispetle, bizim, ithalata mecbur olduğumuz bir alan; bu doğru; ama, bu, bugün ortaya çıkmış bir hadise değil; zaten, tarımda, bugün yapılan bir ihmalin etkileri zamanla ortaya çıkıyor. Şimdi, düşünün, en etkili karar dönemi... En az beş altı yıl önce alınmış kararların sonucu bugün bize yansıyor ve bizim aldığımız kararlar da, aynı şekilde gecikmeyle, en az dört beş yıl sonra sonuçlarını verecek. Bunun aksi bir şey düşünülemez; yani, otomatik bir mekanizmayla biz primleri bir miktar artırdığımızda, Türkiye'de ayçiçeği alanlarının yüzde 100 artışını hiçbir zaman gerçekleştiremeyiz; bu kadar büyük değişme olmaz.

Türkiye'de, ayçiçeği ekim alanları 1994'ten 2003'e kadar -meydana gelen gelişmeyi ifade etmek istiyorum- 595 000 hektar ile 510 000 hektar arasında değişmiş. En son ulaşılan miktar, elimdeki rakam, 550 000 hektardır. Bu, 1996'da 575 000 imiş; yani, ekim alanında çok büyük daralma diye bir şey söz konusu değil. Bu yüzde 20'lik azalmayla ilgili iddia çok bölgesel olabilir. Türkiye çapında toplam ekim alanlarındaki daralma, ihmal edilecek kadar azdır; 25 000 hektar civarındadır.

İkincisi, üretime gelince; üretim, 1994'te 740 000 ton, 2003'te 800 000 tondur; yani, Türkiye'de, üretim, bir ara, 1997'de 900 000 tona çıktı, onun dışında bu bantta seyretmektedir. Verim miktarındaki gelişme ise çok lehedir. 1994'te, hektar başına 1 262 kilogram alınırken, en son yılda 1 545 kilograma yükselmiştir. Dolayısıyla, verimde de nispî bir iyileşme vardır. Dolayısıyla, uygulanan politikaların büyük ölçüde kayda değer bir artış sağladığını söyleyemiyorum; ama, azalma diye bir şey de söz konusu değildir.

Ayrıca, hepimizin bildiği prim destekleri, en başta, pamuk ve ayçiçeğine yönelik olarak yapılmaktadır. Nitekim, 2002 ürününe 2003 yılında 85 000 lira, 2003 ürününe de 2004 yılında 110 000 lira kilogram başına prim ödüyoruz ve bir açıklama daha yapma ihtiyacını duyuyorum; 2004 ürününe prim desteği vereceğimizi de ilan ettik. Dolayısıyla, çiftçilerimize, özellikle, ayçiçeği üreticilerimize, gelecek dönemlerde bu ürünü ekmeleri konusunda gerekli uyarıyı yaptık ve teşvik mekanizmasını kullanacağımızı da söyledik.

Bu arada, Sayın Milletvekilimizin, özellikle, doğrudan gelir desteğiyle ilgili konudaki uyarılarına teşekkür ediyorum. Doğrudan gelir desteği konusunda çok eleştiri aldık, alıyoruz; ama biliyorsunuz, biz, bu politikayı iktidara geldiğimizde uygulanır bulduk, bunu çok iyi biliyorsunuz. Bu politikanın 2005 yılına kadar da uygulanacağını -Dünya Bankasıyla olan anlaşma gereği böyle olduğunu da- biliyoruz. Şimdi, bu arada tarım stratejileri konusunda yeni çalışmalar tamamlandı ve Türkiye'nin tarımsal teşviklerde çok önemli bir değişiklik yapacağını da kamuoyuna duyurduk, bu vesileyle bir daha ifade etmek istiyorum. Toplam destekler içerisinde yüzde 80 olan doğrudan gelir desteğinin payını yüzde 45'lere çekeceğiz, bu çok önemli bir gelişme. İkincisi, daha önemli bir gelişme, doğrudan geliri, bugünkü uyguladığımız tarzda da uygulamayacağız, farklılaştırarak uygulayacağız. Farklılaştırma iki yönde olacak; ürün ve bölgesel bazda yapacağız. Dolayısıyla, eleştirilerimizi büyük ölçüde giderecek bir değişiklik söz konusu olacak.

Onun dışında, prim desteklerini, bugünkü toplam miktarın iki misline çıkaracak kadar bir artışı yüzde olarak destekler içerisine koyduk. Bugün toplam desteklerin, özellikle yağlı tohumlardaki desteklerin miktarı 300 trilyon civarındadır. Bunun anlamı 600 trilyona çıkarmak demektir ve dolayısıyla, her bir ürün için ödeyeceğimiz prim miktarının da bu nispette artması demektir. Bunu gerçekleştirdiğimiz anda, Sayın Enis Tütüncü'nün de ifade ettiği gibi, daha etkin bir yöntem kullanılacaktır.

Benim, son sözlerine elbette itirazım var; son sözleri AK Parti milletvekillerine yönelikti, tarım ve hayvancılık konusundaki sözlerimizi hatırlamamızı ve çiftçiye sahip çıkmamız gerektiğini söyledi.

Şimdi, bu, tabiî, çok tartışılacak bir şey. Bu, bir tek tutum ve davranışla da genelleme yapılmaya müsait olmayan bir şey. Birçok unsur iç içe. Biz, tarıma yönelik politikalarımızı, çiftçi borçları, girdi desteği, doğrudan gelir, prim, hayvancılık destekleri ve yeni projelerimizle çiftçimizin sorunlarını çözmeye yönelik tutum ve davranışlar sergilediğimizi ifade ediyoruz ve inanıyoruz. Mesela, bunların içerisinde, sebzede sertifikalı tohum, hayvancılıkta ıslah çalışması, mera çalışması, özellikle tahıl üreticisi için sertifikalı tohumluk konusunda hayata geçirdiğimiz ve süne mücadelesi konusunda da, Türkiye'nin hem güneydoğusunda hem Trakyasında çok başarılı sonuçlar aldığımıza inanıyoruz. Bunu, sizler de, basına yansıyan bilgilerden ve açıklamalardan - tahmin ediyorum- takip ediyorsunuzdur.

Şimdi, bütün bunların sonucu hayata nasıl yansıyor; bunun en uygun şekli 28 Mart seçimleridir. 28 Mart seçimlerinde AK Partinin genel oylarındaki artışı hepimiz biliyoruz ve 28 Mart çok geçmişte kalan bir tarih değildir. 28 Mart seçimlerinde, 15 ille ilgili bizim yaptığımız bir çalışmaya, ilk elimize geçen bilgilere göre, belediye özelliği olmayan kırsal kesimlerde, yani köylerde aldığımız oy, AK Partinin il genel meclisi seçimlerinde aldığı oy yüzde 47'dir. "Türk çiftçisine sahip çıkmamak" ifadesini burada çelişir buluyorum. Elbette, biz, Türk çiftçisinin sorunlarını birbuçuk yılda çözdük demiyoruz; ama, çözme konusunda, bu yolda yürüme konusunda bir irade sergiliyoruz, samimî bir gayretin içerisindeyiz; bizim, elbette, zamana ve kaynağa ihtiyacımız var.

Hepinize teşekkür ediyorum. Saygılarımla. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Gündemdışı üçüncü söz, Erzurum İlindeki deprem evlerinin ve duble yolların yapımıyla ilgili söz isteyen Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz'a aittir.

Buyurun Sayın Özyılmaz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

3. - Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz'ın, Erzurum'da meydana gelen deprem sonrası yapılan çalışmalara ve alınan tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Erzurum'da, geçtiğimiz mart ayında meydana gelen deprem ve onun neticesinde yapılan çalışmalarla ilgili olarak gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, önce bir hususu arz edeyim. Siyaset dünyamızda, kendi içimizde birtakım eksikliklerimiz var. Bunlardan birisi de şu: Takdir etme hususunda, taltif etme hususunda biraz cimri davranıyoruz. Halbuki, hem takdir hususu hem de -eğer iyi kullanılırsa- tenkit hususu, insanların motivasyonu açısından son derece önemlidir. Umarım, bundan sonra bu hususları daha yerli yerinde kullanırız.

Erzurum'da, geçtiğimiz mart ayı içerisinde -25 Mart ve 28 Martta- Ilıca, Aşkale, Çat İlçelerimizde ve bunlara bağlı belde ve köylerde deprem oldu. O depremde 10 vatandaşımız vefat etti -Allah onlara rahmet etsin- yaralılarımız oldu, birçok maddî zayiatımız oldu; ama, bu acılarımızın yanında, bizi sevindiren bir husus vardı; hükümetimiz, devletimiz, anında olaya müdahale etti ve oradaki yaralarımızı sarmaya başladı.

Bu çerçevede, depremin hemen ertesi sabahı, bir ağabeyimiz olarak, bir büyüğümüz olarak Değerli İçişleri Bakanımız ve konuyla birinci derecede ilgili olan Değerli Bayındırlık Bakanımızın Erzurum'a gelip saatlerce bu bölgede dolaşması ve insanımıza moral vermesi, fevkalade önemliydi. Bunun yanında, demin sizlere hitap eden Değerli Tarım ve Köyişleri Bakanımızın da, o bölgedeki köylülerimizin doğrudan gelir desteği ve istedikleri kadar mallarını kombinaya verebilmeleri hususunda gerekli talimatı vermeleri de fevkalade önemliydi.

Bu çerçevede, mart ve nisan aylarında, Değerli Bayındırlık Bakanımızın talimatıyla, Bayındırlık Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü, Afet İşleri Genel Müdürlüğü ve Erzurum'daki birimleri, gerçekten, takdire şayan bir çalışma yaptılar; gece gündüz, Erzurum'un deprem bölgesinde bütün hasar tespitlerini -ağır hasar, orta hasar, hafif hasar- ve buna benzer fennî tespitleri yapmak için, mart ve nisan aylarında çalıştılar. Aynı şekilde, mayıs ve haziran aylarında da bunların ihale süreci gerçekleştirilip, üç üçbuçuk ya da dört ay içerisinde bitirilmek üzere ihaleleri yapıldı. İlçe ve beldekilerle birlikte 3 000 civarında konut ve ahır yapılmak üzere, hükümetimiz orada çok ciddî bir çalışma yürütmektedir. Oradaki halkımızın da, gerek bir bütün olarak siyaset dünyamıza gerekse hükümetimize olan sevgi ve saygısını, bundan bir hafta önce, Sayın Bayındırlık Bakanımızla konutların yapımıyla ilgili temel atma törenine gittiğimizde, bizzat yerinde gördük ve yaşadık. O insanlar pankartları karşımıza çıkarıp, sayın hükümetimiz, Sayın Bakanımız, sayın milletvekillerimiz; verdiğiniz sözde durduğunuz için, hem size olan güvenimiz ve sevgimiz arttı hem de bizi sevindirdiniz; Allah da sizden razı olsun diye... Böyle, sevinçlerini bir görmenizi arzu ederdim.

Bu, elbette, gece gündüz durmadan yapılan bir çalışmanın neticesinde ortaya çıkmış bir şeydi. Ben, bu vesileyle, bir defa daha, hükümetimize, Değerli Bayındırlık Bakanımıza ve onun çalışma arkadaşlarına, Erzurum adına ve doğup büyüdüğüm deprem bölgesindeki insanlar adına, candan teşekkür ediyorum.

Biraz önce, değerli muhalefet partisine mensup bir arkadaşımız konuşmasının sonunda, AK Parti milletvekillerine de bir gönderme yapmıştı; ben de bir gönderme yapmak istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SALİH GÜN (Kocaeli) - Gönder bakalım, gelsin.

BAŞKAN - Sayın Özyılmaz, toparlar mısınız...

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, toplumlar üç şey konuşurlar; projeler, olaylar ve insanlar. Bir toplumda projeler çok konuşulursa, gelişme ve ilerleme olur; Japonya'daki, Avrupa'daki gelişmenin temelinde bu vardır. Özellikle Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlara söylüyorum; bir toplumda insanlar ve olaylar çok konuşulursa gerileme olur ve kargaşa olur. İşte bizim hükümetimiz ve Bakanımız, proje üretti; sadece konuşmadı, projeyi gerçekleştirdi. Bu vesileyle, bir defa daha candan tebrik ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özyılmaz.

Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

Sözlü soru önergesinin geri alınmasına dair bir önerge vardır; ancak, Kâtip Üyenin oturduğu yerden okumasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Önergeyi okutuyorum:

B) Tezkereler ve Önergeler

1. - Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel'in (6/1127) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/206)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının 474 üncü sırasında yer alan (6/1127) esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

                                                                      Sedat Pekel

                                                                          Balıkesir

BAŞKAN - Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.

Bir Meclis araştırması önergesi vardır; okutuyorum:

C) Gensoru, Genel Görüşme, Meclİs SoruşturmasI ve Meclİs AraştIrmasI Önergelerİ

1. - Bursa Milletvekili Şerif Birinç ve 27 milletvekilinin, Susurluk ve Nilüfer Çaylarındaki kirliliğin nedenlerinin ve sorumlularının araştırılarak zararlı ve tehlikeli atıklardan arındırılması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/205)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Marmara Denizinin güney kıyısında yer alan Kocaçay Deltası, göl, bataklık, kumul ve subasan orman ekosistemlerinden meydana gelir. Deltanın batı yarısında toplam alanı 194 hektar olan ve Susurluk Çayı, Manyas Gölünün gideri Karadere, Uluabat Gölü gideri ve Nilüfer Çayının birleşmesiyle oluşan Kocaçay tarafından beslenen Dalyan ve Poyraz Gölleri, 600 hektar alan kaplayan sazlıklar, 730 hektarlık bir alana yayılmış, dişbudak, kızılağaç ve söğütlerden oluşan subasan ormanlar ve çok çeşitli floraya sahip geniş bir kumul bandı bulunmaktadır. Deltanın doğu bölümünde Arapçiftliği Gölü, tarım alanları,  meyve bahçeleri, kumullar, sazlıklar, deniz börücesi ve ılgınla kaplı geniş çamur düzlükleri vardır. Yer yer tarım ve hayvancılık yapılan, kısmen balıkçılık yapılan delta, çeşitli su kuşlarının üreme ve barınma, okyanus yılanbalıklarının üreme sahasıdır.

Özellikle Susurluk Çayı ve Nilüfer Çayına endüstriyel ve evsel zehirli atıkların arıtma tesisleri olmaksızın dökülmesi nedeniyle, çevre kirliliğine maruz kalmaktadır. Bu nedenle, Kocaçay Deltası biyolojik ve ekolojik yapı olarak zarar görmekte ve Bayramdere, Malkara Plajları kirlendiği için, bölge halkının sağlığı tehdit altına girmektedir.

Susurluk ve Nilüfer Çaylarının zararlı ve tehlikeli atıklardan arındırılması, kirlenmesinde sorumlu olanların tespiti ve alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasanın 98 inci, TBMM İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

  1- Şerif Birinç                                (Bursa)

  2- İsmail Özgün                                (Balıkesir)

  3- Niyazi Pakyürek                                (Bursa)

  4- Eyüp Fatsa                                (Ordu)

  5- Muzaffer Baştopçu                                (Kocaeli)

  6- Şevket Orhan                                (Bursa)

  7- Ali Küçükaydın                                (Adana)

  8- Abdullah Erdem Cantimur                                (Kütahya)

  9- Yusuf Selahattin Beyribey                                (Kars)

10- Cemal Uysal                                (Ordu)

11- Ali İbiş                                (İstanbul)

12- Azmi Ateş                                (İstanbul)

13- Mevlüt Akgün                                (Karaman)

14- Nimet Çubukçu                                (İstanbul)

15- Feyzi Berdibek                                (Bingöl)

16- Ömer Özyılmaz                                (Erzurum)

17- Fikret Badazlı                                (Antalya)

18- Abdulmecit Alp                                (Bursa)

19- Şükrü Önder                                (Yalova)

20- Mustafa Dündar                                (Bursa)

21- Salih Kapusuz                                (Ankara)

22- Gülseren Topuz                                (İstanbul)

23- Mahmut Koçak                                (Afyon)

24- Mevlüt Çavuşoğlu                                (Antalya)

25- Halil Aydoğan                                (Afyon)

26- Ersönmez Yarbay                                (Ankara)

27- Fahri Keskin                                (Eskişehir)

28- Sabri Varan                                (Gümüşhane)

Gerekçe:

Bugün, dünyada, gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülkede, çevreyi koruma bilinci altında, çevreye uyumlu teknolojileri geliştirmek için büyük çabalar sarf edilmektedir. Yurdumuzda ise, çevre bilinçsizce yok edilmekte, birçok zenginliğimiz bir daha geri dönmemek üzere elden çıkmaktadır. Gerek biyolojik gerekse ekolojik dengeler bozulmakta ve insan sağlığı ciddî tehlikelere maruz kalmaktadır.

Kocaçay Deltasında, göller ile tepeler arasında kalan bölgede tarım yapılmakta, subasan orman ve sulak çayırlarda ise hayvancılık yapılmaktadır. Batı bölümündeki göllerde kısıtlı ölçüde balıkçılık yapılmaktadır. Arapçiftliği Gölü, Uludağ Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi balık araştırmaları çalışma alanıdır ve ticarî balıkçılığa kapatılmıştır.

Deltada üreyen türler arasında karaleylek, pasbaş patka, bataklık kırlangıcı, akça cılıbıt, küçük balaban, gece balıkçılı, alaca balıkçıl, küçük akbalıkçıl, gri balıkçıl, kuğu, yeşilbaş, çıkrıkçın, macar ördeği, elmabaş patka, akkuyruklu kartal, sakarmeke, poyrazkuşu, sumru, küçük sumru ve pek çok ağaçkakan türü sayılabilir. Ayrıca, göç esnasında, küçük karabatak, ak pelikan, kışın ise sakarmeke başta olmak üzere büyük sayıda su kuşu bulunur.

Ayrıca, Kocaçay Deltası okyanus yılanbalıklarının üreme sahasıdır. Atlas Okyanusundan, üreme sezonlarında, okyanus yılanbalıkları Cebelitarık Boğazından geçerek Akdeniz, Ege Denizi ve Marmara Denizini aşarak Dalyan'a gelmekte, üremelerini gerçekleştirdikten sonra, yine aynı yolla Atlas Okyanusuna dönmektedirler.

Susurluk Çayına arıtılmadan atılan zehirli atıklar nedeniyle her yıl milyarlarca balık telef olmaktadır. Uludağ'ın kaynak sularından başlayan Nilüfer Çayında, aşırı kentsel ve endüstriyel atıklarla olan kirlenme nedeniyle canlı su ürününe rastlamak mümkün değildir.

Bu nedenle, konunun Meclis araştırmasıyla aydınlığa kavuşturulması ve gerekli önlemlerin alınmasını sağlayacak irade ve kararlılık en kısa sürede alınmalıdır.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge, gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Alınan karar gereğince, sözlü soruları görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1. - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)

2. - Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı: 152)

3. - Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

BAŞKAN - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısının, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının ve Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporları henüz gelmediğinden, tasarıların ve teklifin müzakerelerini erteliyoruz.

Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

4. - Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri, Plan ve Bütçe ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/731) (S. Sayısı: 349)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Komisyon bulunmadığından, tasarının müzakeresi ertelenmiştir.

Özel Gelir ve Özel Ödeneklerin Düzenlenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

5. - Özel Gelir ve Özel Ödeneklerin Düzenlenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/827) (S. Sayısı: 618)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Tasarının müzakeresi ertelenmiştir.

Belediyeler Kanunu Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum, İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının müzakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

6. - Belediyeler Kanunu Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum, İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/766) (S. Sayısı: 616) (x)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet?.. Burada.

37 nci maddeyi okutuyorum:

Belediye başkanı

MADDE 37.- Belediye başkanı, belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Belediye başkanı, ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre seçilir.