DÖNEM : 22        YASAMA YILI : 2

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

CİLT : 55

 

109 uncu Birleşim

1 Temmuz 2004 Perşembe

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu'nun, barış, demokrasi ve insan hakları konularına ilişkin gündemdışı konuşması ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in cevabı

2. - Erzurum Milletvekili Mücahit Daloğlu'nun, yasadışı yollardan yurda kaçak hayvan girişinin önlenmesine ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

3. - Erzurum Milletvekili İbrahim Özdoğan'ın, Erzurum'un sosyo-ekonomik ve kültürel yapısına ve ekonomik kalkınma için alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

B) Tezkereler ve Önergeler

1. - 5186 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun bazı maddelerinin bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/611)

2. - Antalya Milletvekili Mehmet Dülger'in (6/1166) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/204)

3. - Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Arjantin Parlamentosu arasında Parlamentolararası Dostluk Grubu kurulmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/612)

C) Gensoru, Genel Görüşme, Meclİs SoruşturmasI ve Meclİs AraştIrmasI Önergelerİ

1. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek ve 24 milletvekilinin, medyanın sorunlarının çağdaş demokrasi çerçevesinde araştıralarak bağımsız ve tarafsız bir medya için gerekli yasal düzenlemelere zemin hazırlanması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/204)

IV. - ÖNERİLER

A) DanIşma Kurulu Önerİlerİ

1. - Gündemdeki sıralama ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı : 146)

2. - Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı : 152)

3. - Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı : 305)

4. - Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri, Plan ve Bütçe ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/731) (S.Sayısı : 349)

5. - Özel Gelir ve Özel Ödeneklerin Düzenlenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/827) (S.Sayısı : 618)

6. - Belediyeler Kanunu Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum, İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/766) (S. Sayısı : 616)

VI. - SORULAR VE CEVAPLAR

A) YazIlI Sorular ve CevaplarI

1. - Yalova Milletvekili Muharrem İNCE'nin, bakanlıklarda vekaleten görev yapan bürokratlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN'in cevabı (7/1996)

* Ek cevap

2. - Samsun Milletvekili Musa UZUNKAYA'nın, vergi adaletinin sağlanmasına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/2610)

3. - Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, Adana Havaalanı ikinci pist yapımı ve Seyhan Nehri ıslahına ilşkin Başbakandan sorusu ve Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM'ın cevabı (7/2711)

4. - Bursa Milletvekili Ali DİNÇER'in, dul ve yetimlere bağlanan maaş ile şehit maaşına ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/2713)

5. - Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, AB ülkelerine mal gönderen firmaların mağduriyetine ve sorumlularına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in cevabı (7/2616)

6. - İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun, Gazi Üniversitesi Muhasebe ve Finansman Öğretmenliği Programı mezunlarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/2718)

7. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, bir Devlet eski Bakanının bazı açıklamalarına ve el konulan bankalar hakkında IMF'nin gönderdiği mektuplara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/2743)

8. - Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, hurda araç indiriminden mağdur olanlara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/2752)

9. - Manisa Milletvekili Hasan ÖREN'in, hurda araca uygulanan ÖTV indiriminin düşürülmesine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/2753)

10. - İstanbul Milletvekili Mehmet Ali ÖZPOLAT'ın, hurda araca uygulanan ÖTV indiriminin düşürülmesine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/2754)

11. - Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, hurda araçlardaki ÖTV indiriminin düşürülmesinin otomotiv sektöründeki etkilerine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/2755)

12. - İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, bir Meclis araştırması komisyonunun raporunda yer alan öneriyle ilgili işlem yapılıp yapılmadığına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'in cevabı (7/2791)

13. - Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, ekonomik ömrünü tamamlamış ticarî taksilerin yenilenmesine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/2808)

14. - Ankara Milletvekili Yakup KEPENEK'in, bir Gümrük Müsteşar Yardımcısıyla ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in cevabı (7/2863)

15. - Manisa Milletvekili Hasan ÖREN'in, 57 ve 59 uncu hükümetler döneminde yapılan bazı atama ve görevlendirmelere,

- Çanakkale Milletvekili Ahmet KÜÇÜK'ün, balık üretici kooperatiflerinin sorunlarına,

- Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, Çukurova'daki doğal afetlerden zarar gören çiftçilerin sorunlarına,

İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/2883, 2884, 2885)

16. - Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, Iğdır Havaalanı inşaatına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM'ın cevabı (7/2886)

17. - Niğde Milletvekili Orhan ERASLAN'ın, elma ve patates ihracatında uygulanan teşvik primine,

- İstanbul Milletvekili Bihlun TAMAYLIGİL'in, 1 Ocak 2003 tarihinden itibaren yayımlanan ithalatta standartları belirleyen genelgelere,

- Niğde Milletvekili Orhan ERASLAN'ın, elma ve patatesin ihracat iadesinde gümrük çıkış beyannamesi aranmadığı iddialarına,

İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN'in cevabı (7/2864, 2900, 2901)

18. - Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, çiftçilerin iklim koşullarından kaynaklanan sorunları ile soğan üreticilerinin mağduriyetine ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/2907)

19. - Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, meyve ve sebzelerde hormon ve tarım ilacı kullanımına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami GÜÇLÜ'nün cevabı (7/2919)

I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak beş oturum yaptı.

Kırşehir Milletvekili Hüseyin Bayındır, memur maaşlarındaki dağılım adaletsizliğine,

Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam, av tezkeresi ile avlanma belgesi harçlarının yüksekliği dolayısıyla avcıların sorunlarına, ekonomiye etkilerine ve alınması gereken tedbirlere,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanlığının, 595 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu; söz konusu kararnamenin işlemden kaldırıldığı bildirildi.

Kars Milletvekili Selami Yiğit'in (6/1128 ve 6/1129) esas numaralı sözlü sorularını geri aldığına ilişkin önergesi okundu; soruların geri verildiği bildirildi.

Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı ve 49 milletvekilinin, orta ve yükseköğrenimin sorunları ile üniversite sınavlarına girişte yaşanan olumsuzlukların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/203) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

620 sıra sayılı kanun teklifinin 48 saat geçmeden, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 6 ncı sırasına alınmasına; bu kısmın 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31 ve 33 üncü sıralarında yer alan 442, 444, 445, 459, 460, 462, 608, 609 ve 612 sıra sayılı kanun tasarılarının ise aynı kısmın 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14 ve 15 inci sıralarına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; bugünkü birleşimde çalışma süresinin, 612 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin bitimine kadar uzatılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

1 inci sırasında bulunan, Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısının (1/521) (S. Sayısı : 146),

2 nci sırasında bulunan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının (1/523) (S. Sayısı : 152),

3 üncü sırasında bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı : 305),

Görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporları henüz gelmediğinden;

4 üncü sırasında bulunan, Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında (1/731) (S. Sayısı : 349)

16 ncı sırasına alınan, Dahiliye Memurları Kanunu, İl İdaresi Kanunu, İçişleri Bakanlığı Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair (1/802) (S. Sayısı : 461),

Kanun Tasarılarının görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından;

Ertelendi.

6 ncı sırasına alınan, Yapı Denetimi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/300, 2/302) (S.Sayısı : 620) yapılan görüşmelerinden sonra;

7 nci sırasına alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İsrail Devleti Hükümeti Arasında Bitki Koruma ve Karantina Alanında Anlaşmanın (1/739) (S. Sayısı : 442),

8 inci sırasına alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Uluslararası Terörizmle Mücadelede İşbirliği Anlaşmasının (1/756) (S. Sayısı : 444),

9 uncu sırasına alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Finlandiya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Suçun Önlenmesi ve Suçla Mücadelede İşbirliği Anlaşmasının (1/780) (S. Sayısı : 445),

10 uncu sırasına alınan, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı ile Moldova Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı Arasında İşbirliği Protokolünün (1/786) (S. Sayısı : 459),

11 inci sırasına alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Oman Sultanlığı Hükümeti Arasında Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşmasının (1/790) (S. Sayısı : 460),

12 nci sırasına alınan, Türkiye Cumhuriyeti ve Lübnan Cumhuriyeti Arasında Konsolosluk Anlaşmasının (1/804) (S. Sayısı : 462),

13 üncü sırasına alınan, Karadeniz'in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesinin Karadeniz'de Biyolojik Çeşitliliğin ve Peyzajın Korunması Protokolünün (1/750) (S. Sayısı : 608),

14 üncü sırasına alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür, Eğitim, Bilim, Basın-Yayın, Gençlik ve Spor Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının (1/791) (S. Sayısı : 609),

15 inci sırasına alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Merkezî ve Doğu Avrupa İçin Bölgesel Çevre Merkezi Yönetim Kurulu Arasında Türkiye'de Bölgesel Çevre Merkezinin Kurulması ve Faaliyetleri Hakkında İkili Anlaşmanın (1/792) (S. Sayısı : 612),

Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarlarının, görüşmelerini müteakiben elektronik cihazla yapılan açıkoylamalarından sonra,

Kabul edilip kanunlaştıkları açıklandı.

5 inci sırasında bulunan, Özel Gelir ve Özel Ödeneklerin Düzenlenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/827) (S.Sayısı: 618) görüşmelerine devam olunarak, 15 inci maddesine kadar kabul edildi, birleşime verilen aradan sonra, ilgili Komisyon ve Hükümet yetkililerinin Genel Kurulda hazır bulunmadıkları anlaşıldığından, müzakereleri ertelendi.

Alınan karar gereğince, 1 Temmuz 2004 Perşembe günü saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime 16.16'da son verildi.

Nevzat Pakdil

Başkanvekili

 

Ahmet Küçük

Yaşar Tüzün

 

Çanakkale

Bilecik

 

Kâtip Üye

Kâtip Üye

 

                                                    II. - GELEN KÂĞITLAR                                           No. :160

1 Temmuz 2004 Perşembe

Tasarılar

1. - Organik Tarım Kanunu Tasarısı (1/841) (Adalet, Avrupa Birliği Uyum ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.2004)

2. - Türkiye Cumhuriyeti İle Fas Krallığı Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/842) (Plan ve Bütçe ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.2004)

3. - Pamukbank Türk Anonim Şirketinin Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketine Devri ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı (1/843) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.2004)

4. - Kozmetik Kanunu Tasarısı (1/844) (Adalet, Avrupa Birliği Uyum ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.2004)

5. - Aşırı Derecede Yaralayan ve Ayırım Gözetmeyen Etkileri Bulunan Belirli Konvansiyonel Silahların Kullanımının Yasaklanması veya Sınırlandırılması Sözleşmesi ve Sözleşmede Yapılan Değişiklik ile Eki I, Tadil Edilmiş II ve IV. Protokollerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/845) (Millî Savunma ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.2004)

6. - Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısı (1/846) (Adalet, Plan ve Bütçe ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.2004)

Teklif

1. - Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 4 Milletvekilinin; Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanuna Bir Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (2/306) (Adalet ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.7.2004)

Tezkereler

1. - Niğde Milletvekili Erdoğan Özegen'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/604) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.6.2004)

2. - Niğde Milletvekili Mahmut Uğur Çetin'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/605) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.6.2004)

3. - Niğde Milletvekili Mahmut Uğur Çetin'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/606) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.6.2004)

4. - Ağrı Milletvekili Kerim Yıldız'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/607) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.6.2004)

5. - Tokat Milletvekilleri Orhan Ziya Diren ve Feramus Şahin'in Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/608) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.6.2004)

6. - Osmaniye Milletvekili Mehmet Sarı'nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/609) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.6.2004)

7. - Tokat Milletvekili Resul Tosun'un Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/610) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.6.2004)

Raporlar

1. - Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/830) (S. Sayısı : 623) (Dağıtma tarihi : 1.7.2004) (GÜNDEME)

2. - Ölüm Cezasının Kaldırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/831) (S. Sayısı : 624) (Dağıtma tarihi : 1.7.2004) (GÜNDEME)

Meclis Araştırması Önergesi

1. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek ve 24 Milletvekilinin, medyanın sorunlarının çağdaş demokrasi çerçevesinde araştırılarak bağımsız ve tarafsız bir medya için gerekli yasal düzenlemelere zemin hazırlanması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/204) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.6.2004)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 14.00

1 Temmuz 2004 Perşembe

BAŞKAN : Başkanvekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER : Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale), Enver YILMAZ (Ordu)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 109 uncu Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.

Konuşma süreleri 5'er dakikadır.

Hükümet bu konuşmalara cevap verebilir; hükümetin konuşma süresi 20 dakikadır.

Gündemdışı ilk söz, barış, demokrasi ve insan hakları konusunda söz isteyen İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu'na aittir.

Sayın Hacaloğlu, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu'nun, barış, demokrasi ve insan hakları konularına ilişkin gündemdışı konuşması ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in cevabı

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Geçtiğimiz günlerde, İstanbul'da NATO toplantısı yapıldı. Gerçekten, buradan hükümeti, böyle büyük bir organizasyonun başarılı bir şekilde yürütülmesini ve tamamlanmasını sağlaması nedeniyle, kutluyorum. Tabiî, bu arada, güvenlik güçlerimizin "gazı fazla kaçırdılar" diye espriye neden olan bazı uygulamaları da olmuştur; bir İstanbullu olarak, İstanbulluların bir bölümünün oldukça sıkıntılı saatler geçirdiği görülmüştür; ama, sonuçta, büyük bir toplantıdır, önemli bir toplantıdır. Üyesi olduğumuz NATO'nun İstanbul'da yaptığı bu toplantı -sonuçlarını bir yana bırakarak- başarılıdır.

Basında ve kamuoyunda çok geniş bir şekilde izlenen NATO toplantısından iki gün evvel, özüyle, katılımcılarıyla bizce son derece önemli olan bir başka toplantı gerçekleşti. Bugün söz almamın ardında yatan temel gerekçe odur; onu size anımsatmak istedim.

Dünyada 90'dan fazla ülkeden 107 adet sosyal demokrat, demokratik sol partinin tam üye olduğu ve farklı kuruluşlar ve temsilci niteliğinde üye olan kuruluşlarla beraber 160 farklı parti ve kuruluşu bünyesinde barındıran Sosyalist Enternasyonal, gerçekten, dünyada, siyasette, sol dünyada son derece etkili organize olmuş bir çatıdır, bir kuruluştur ve bu yapısını 1951 Frankfurt Toplantısından beri sürdürmektedir.

Genel Başkanlığını Portekiz eski Başbakanı Gutteres'in yaptığı ve Genel Başkanımızın da 16 genel başkan yardımcısından biri olarak icra kurulunda bulunduğu Sosyalist Enternasyonal, İstanbul'da, geçtiğimiz günlerde, iki gün süresince Barış, İnsan Hakları ve Demokrasi Altkomisyonunun toplantısını gerçekleştirmiştir.

Bu toplantıda, doğal olarak, NATO'dan evvel yapılmış olması ve gündeminin de o şekilde belirlenmiş olması nedeniyle, son derece önemli tespitler yapılmış; ama, ne yazık ki, bu tespitler tarihe kayıt olarak geçmiş olmasına rağmen, bu örgüte bağlı olan, değerlerini paylaşan -yani, sosyal demokrasinin eşitlik, özgürlük, dayanışma, barış, insan hakları, emeğin üstünlüğü gibi değerlerini paylaşan- partilerin orada alınan kararları kendi yapıları, kendi karar organları içerisinde özümlemelerine rağmen, bunların, basın yoluyla kamuoyuna yeterince duyurulamamış olduğunu ve yeterince de NATO toplantısına yansımadığını görmüş bulunuyoruz. Bu toplantılar sonunda yapılan basın toplantısıyla açıklanan bağlayıcı son bildiride tespit edilmiş olan, alınmış olan kararların birkaç tanesini, burada, sizinle paylaşmak istiyorum.

Açıklanan bildiride, uluslararası toplumun, Irak'ta laik, demokratik, çoketnikli, çokkültürlü, çokdinli, siyasî ve toprak bütünlüğünü koruyan ve kadın ve azınlık haklarına saygı gösteren özgür ve adil seçimler yapılabilecek bir anayasayı kabul etmesi için Irak Halkına gerekli desteğin verilmesi gereğinin altı çizilmiştir ve bütün ilgili tarafların, bölgede, barış ve istikrarı daha fazla tehlikeye düşürecek hareketlerden kaçınmaları için çağrıda bulunulmuştur.

Açık bir Birleşmiş Milletler görevlendirilmesi olmadan ve başta Arap ve Müslüman ülkeler olmak üzere uluslararası toplumdan daha geniş bir katılım sağlanmadan, NATO'nun Irak'a müdahil olmaması öngörülmüştür. Bu, NATO toplantısından iki gün evvel söylenilmiştir, tarihe kaydedilmiştir.

Yapanlar ve hedefleri kim olursa olsun, tüm terörist ve şiddet eylemleri şiddetle kınanmış ve hiçbir nedenin masum insanların öldürülmesini haklı gösterebilecek bir çerçevesi olamayacağı vurgulanmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Hacaloğlu.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Keza, Ebu Garip Cezaevindeki Amerikan askerlerinin uyguladıkları işkence ve insan hakları ihlalleri dahil olmak üzere, tüm şiddet eylemleri ve her türlü işkence kınanmış, sorumluların yargılanmaları talep edilmiştir.

İran makamlarına, nükleer üretim, insan hakları ve sivil haklar konusunda uluslararası topluma verdiği sözü tutması için güçlü bir çağrıda bulunulmuştur.

İsrail - Filistin ihtilafında, her cins kuvvet kullanımından kaçınılması, karşılıklı ve eşzamanlı ateşkes ilan edilmesi için taraflara çağrıda bulunulmuş, İsrail kuvvetlerinin Filistin topraklarındaki askerî hareketleri ve sivillere yönelik şiddet eylemleri şiddetle kınanmıştır.

Değerli arkadaşlarım, bunlar dışında, NATO toplantıları sırasında ortaya konulamayan, ne yazık ki konulamayan, Türkiye'nin AB'ye yönelik haklı talebini, müzakereler için talep almasına yönelik beklentisini destekleyecek gerek Fransız Cumhurbaşkanı Chirac'ın gerek Almanya Başbakanı Schröder'in kaypak ve her nedense basının bir başarı gibi, sanki tarih veriyorlarmış gibi lanse etmesine rağmen, Türkiye'nin hakkını teslim etmeyen ifadelerine karşın, bu toplantıda, yani, sonuç bildirisinde, Sosyalist Enternasyonale üye ülkeler, ortak iradeleriyle, Avrupa Birliğine, Türkiye’yle genişleme müzakerelerine gecikmeden başlanılması için 2004 Aralık ayında gerekli kararları alması çağrısında bulunulmuştur. Bu irade, Sosyalist Enternasyonale dahil ve Avrupa Parlamentosunda çok önemli bir güç olan tüm partileri yönlendirici bir karar olması açısından, son derece önemlidir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Hacaloğlu.

Gündemdışı konuşmaya Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek cevap vereceklerdir.

Sayın Bakanım, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Algan Hacaloğlu'nun gündeme getirdiği konuyla ilgili olarak huzurunuza gelmiş bulunuyorum. Esasen, cevap verme maksadıyla huzurunuza gelmedim; çünkü, cevap verilecek bir durum değil. Esas itibariyle, büyük ölçüde paylaştığım hususları burada dile getirmiş oldu. Hükümetim adına bunları burada ifade etmek istedim.

Haziran ayı, ülkemiz açısından, gerçekten, çok önemli toplantılara ev sahipliği yapmıştır. Önemli bir olaydır bu toplantıların her biri. En evvel, OECD Bakanlar Toplantısı yapıldı. Türkiye açısından fevkalade önemliydi.

Arkasından, İslam Konferansı Örgütü Türkiye'de önemli bir toplantı gerçekleştirdi. Bu toplantı vesilesiyle, uzun süreden beri münasebetlerimizin olabildiğince asgarîye indiği İslam dünyasıyla tekrar ilişkilerimizi geliştirebilmek, Türkiye'nin önemini bir defa daha ortaya koyabilmek açısından, bu toplantı fevkalade önemli olmuştur. Özellikle, Türkiye'nin dışpolitikasında gündeme getirdiği ve destek beklediği konularda İslam Konferansı Örgütünden çıkan sonuçlar da, esas itibariyle, Türkiye'nin lehine olmuştur.

Arkasından, Sosyalist Enternasyonal toplantısı Türkiye'de gerçekleşmiştir. Cumhuriyet Halk Partisinin ev sahipliğinde bu toplantı gerçekleşmiş oluyor. Gerçekten başarılı bir toplantı,. Cumhuriyet Halk Partisine, bu vesileyle, müsaade ederseniz, tebriklerimi sunmak isterim; ancak, zamanlama itibariyle, belki bir sıkıntı meydana geldi, NATO zirvesinin gölgesinde kaldı. Halbuki, bu toplantı, fevkalade önemli bir toplantıydı. Uzunca bir zamandan beri Türkiye'de yapıldı mı ya da ilk defa mı yapılıyor, o konuda bilgi eksikliğim var; ama, sonuçları itibariyle, gerçekten, hepimizin önemle üzerinde durması gereken konuları gündemine almışlardı, barış vurgusu yapılıyordu. Barış vurgusunun Türkiye'de yapılmış olması da fevkalade önemlidir; çünkü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak bizim temel politikamız, yurtta sulh, cihanda sulhtur. Dolayısıyla, bunu bir dışpolitika ilkesi haline getirmiş bir ülkede "barış" konulu bir uluslararası toplantının yapılması fevkalade anlamlıydı; ama, NATO zirvesi daha ağırlıklı bir gündem maddesini oluşturduğu için, hem bu toplantının önemi kamuoyuna yeteri kadar anlatılamadı hem de sonuçları üzerinde, medyamız dahil, durulamadı. Ümit ediyorum ki, bu toplantı... Televizyon kanallarında her pazar birçok program yapılıyor, özel programlar yapılıyor. Keşke, Cumhuriyet Halk Partisi veya bu toplantıya katılan değerli katılımcılar bu toplantının sonuçlarını, içeriğini ve Türkiye için önemini anlatma fırsatını bulabilseler, bu fevkalade faydalı olur diye düşünüyorum. Böyle önemli bir mesajın verilmesine imkân verdiği için de, Cumhuriyet Halk Partisini, bir defa daha tebrik ediyorum.

Bir başka konu, tabiatıyla, NATO zirvesidir. Bunun değerlendirmesi uzunca süre yapılacaktır. Esas itibariyle, Sosyalist Enternasyonal toplantısının sonuçları iyi değerlendirilebilseydi, NATO Zirvesinde alınan kararların içeriğini doldurmak belki de daha kolay olacaktı; ama, ne olursa olsun, bu toplantı vesilesiyle dile getirilen husus, barış vurgusu, bizim bakımımızdan önem arz ediyor; çünkü, çevresinde olabildiğince sıkıntıların yaşandığı bir coğrafyada yaşıyoruz, böyle bir ülkenin insanlarıyız. Bölgede barışın sağlanması, özellikle Irak'ta kalıcı bir istikrarın, sulhun, sükûnun temini, Filistin-İsrail ihtilafının kalıcı bir tarzda çözümlenmesi, en evvel Türkiye'nin yararınadır, bölge insanının yararınadır. Esas itibariyle, dünyadaki birkısım terör ve şiddet olaylarının frenlenebilmesi açısından da, Ortadoğu'da bu ihtilafların bir şekilde çözüme kavuşmasında sayısız faydalar var; ama, ne olursa olsun, bizim, Türkiye olarak, bu meselelere barışçı bir yaklaşım içerisinde olduğumuz doğrudur; Sosyalist Enternasyonalin ortaya koyduğu ilkeler -bizim de Hükümet olarak- bu toplantı vesilesiyle vurgu yaptığı konular, büyük ölçüde bizim de benimsediğimiz ve her fırsatta dile getirmeye çalıştığımız hususlardır.

Ben de, bu toplantı vesilesiyle, bu düşüncelerimi, burada, huzurlarınızda ifade etmek istedim. Tekrar, hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Gündemdışı ikinci söz, yasadışı yollardan yurda kaçak hayvan girişiyle ve bunların önlenmesiyle ilgili olarak söz isteyen Erzurum Milletvekili Mücahit Daloğlu'na aittir.

Sayın Daloğlu, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

2. - Erzurum Milletvekili Mücahit Daloğlu'nun, yasadışı yollardan yurda kaçak hayvan girişinin önlenmesine ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

MÜCAHİT DALOĞLU (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; yurdumuza çeşitli yollardan kaçak olarak giren hayvanlar ve bu kaçakçılıktan rant elde eden hayvan kaçakçılarıyla ilgili olarak Yüce Meclisi bilgilendirmek için söz almış bulunmaktayım; Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu konu hakkında, aşağı yukarı bir ay önce, yine Erzurum Milletvekili Muzaffer Gülyurt Beyefendi söz almıştı ve bu konuyu Meclise taşımıştı, Sayın Bakanımız da bu konuda bizi aydınlatmışlardı; fakat, o günden bugüne hiçbir olumlu gelişme olmadığı için, ben, tekrar, bu konuda söz almış bulunuyorum.

Dün, evvelki gün, ondan bir evvelki gün, Ankara'da, Çorum'da, Bursa'da ve Ağrı'da 10 000 adet kaçak dana yakalanmıştır. Şimdi, Ankara'ya kadar kaçak gelen hayvanların, zannedersem, 100 000 tanesi de Anadolu'nun içerisinde erimiş gitmiştir. Tabiî, Tarım Bakanlığı görevlileri tarafından yakalanmış bu kaçak hayvanlar. Mutlaka, Bakanlığımız, bu manada üzerine düşen görevi yapıyor; ancak, Sincan'da dün yine 180 adet dana kesilirken yakalanmıştır; kaçak, menşei belli değil.

Şimdi, bunun üzerine, Tarım Bakanlığımızın yetkilileri gidiyor. Hatta, Hakkâri'de, Şemdinli'de, Yüksekova'da, Başkale'de -bildiklerim- birçok tarım il ve ilçe müdürü hakkında soruşturma yapılmış, bir kısmı görevden de alınmıştır; ama, sonuç değişmiyor; yani, üreticimiz halen mağdur. Biz, filan müdürün, falan amirin alınmasını da arzu etmiyoruz.

Sayın Bakanım burada. Efendim, ben, buradan sesleniyorum kendisine; gelip burada cevaplandırmasın da bu işi. Ancak, mutlaka, İçişleri Bakanlığımızı da, Jandarma Genel Komutanlığını da, ben, göreve çağırıyorum; çünkü, geçen sene, 2003 yılında besicimiz iflas etmiştir, batmıştır, bitmiştir.

Burada rakamları arz edeceğim sizlere. Bakın -elimizde- yine, Tarım Bakanlığının Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünden -iki üç ay, üzerinde çalıştığımız bir konu- bize gelen bilgi şudur: "Doğu ve güneydoğu sınırlarımızdan canlı hayvan, güney ve batı sınırlarımızdan ise etin kaçak olarak ülkemize sokulmaya çalışıldığı duyumları alınmıştır. Zaman zaman, bu konuda, ilgili kurumlarla müşterek çalışıyoruz." İlgili kurumları soruyoruz; yine cevap geliyor; deniliyor ki: "Genelkurmay Başkanlığına, Millî Savunma Bakanlığına, İçişleri Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına, sahil korumaya, sınır korumaya ve sınır il valiliklerimize yazılar yazılmış olup, kurumların işbirliğinin titizlikle uygulanması neticesinde, kaçak hayvan hareketlerinin engellenmesi beklenilmektedir."

Biz beklemiyoruz. Yani, ben, Bakanımıza ve Sayın Bakanlık yetkililerine seslenmek istiyorum Yüce Mecliste ve sizlerin huzurunuzda: Artık, biz bekleyemiyoruz; yani, besici, üretici bekleyemiyor. Zira, bu konuda, bakın, Kasım 2003'te Yüksekova'dan, Şemdinli'den kaçak hayvan girişi yapılmış -bakanlık kayıtları burada- bunların bir kısmı Yüksekova mezbahasında kesilmiştir, bir kısmı ise canlı olarak yurda sokulmuştur ve karkas olarak gelen etler, Tarım Bakanlığına bağlı TİGEM'in içinde bulunan et borsasında satılmıştır ve bu, ancak, orada yakalanmıştır, et borsasında. Ayrıca, Mersin Limanından sağlıksız kaçak et gemilerle gelip, feribotlarla yurda sokuluyor. Yine, Trakya üzerinden kaçak et -hayvan olarak değil, düzeltiyorum burayı- girişi yapılmaktadır.

Bütün bu olumsuz gelişmelerden sonra besicilikle uğraşan üretici, mutlaka, herhalde mağdur olmuştur, kendi hayvanını satamaz duruma gelmiştir.

Bakın, değerli arkadaşlar, Et ve Balık Kurumundan almış olduğumuz bir başka resmî bilgiyi huzurlarınızda arz etmek istiyorum. Et ve Balık Kurumu Genel Müdürünün sorularımıza cevaben yazdığı yazı: "İşyerlerimize hinterlandımızdaki hayvan alım fiyatlarına ilişkin gelen yazılar, ülkemizde talebin üzerinde arz olduğunu (...) bunun ise, üretim artışından kaynaklanmayıp, kayıtdışı olarak ülkemize giren canlı hayvan ve kesik et nedeniyle oluştuğu görülmektedir." Et ve Balık Kurumu Genel Müdürünün resmî yazısı. Yani, bu et fazlası, bizim ürettiğimizden değil, dışarıdan gelen hayvanlardan kaynaklanıyor.

Yine, Türkiye'de 20 000 000'u aşkın insanın geçim kaynağı olan ve hayvancılıktan zarar etmelerine neden olan bu durumlardan sonra, besicimizin, sektörden uzaklaşması ve kapasite düşürmesi de söz konusudur. Bunun devamı ise, hepinizin bildiği gibi, işsizlik ve büyük şehirlere olan göçlerdir.

Değerli arkadaşlar, geçen sene, yani, 2003 yılında yemin torba fiyatı 10 000 000'dur, 2004 yılında ise 21 000 000 olmuştur. Dikkatinizi çekmek istiyorum, arpanın kilogram fiyatı 250 000 lira, Nisan, Mayıs, Haziran 2004'te 450 000 lira olmuş; yani, kısaca...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Daloğlu, buyurun.

MÜCAHİT DALOĞLU (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli arkadaşlar, kısaca, yem fiyatları 2 kat, arpa fiyatları 2 kat artmış; ama, bakıyoruz ki, 2003'ün ekim, kasım, aralığında et fiyatları 7 500 000 lira; ama, 2004'ün nisan, mayıs, haziranında 5 800 000 lira. Et fiyatları 2 000 000 düşüyor; ama, yem fiyatları yüzde 100 artıyor. Besici nasıl dayansın buna?! Yuvarlak hesap ediyorum... Sizlere arz edeyim: Besicilerimizle görüşüyorum, hayvan başına 500 000 000 zarar edilmiştir. En küçük bir işçi, en küçük bir çiftçi ortalama 20 hayvan -20 tosun, 20 inek- besler, 10 milyar zarar eder. Affedersiniz, hayvancılıktan 10 milyar zarar eden bir çiftçi, ayakta duramaz değerli arkadaşlarım.

MEHMET ALİ ARIKAN (Eskişehir) - Muhalefet olarak aynı şeyi söylüyoruz.

MÜCAHİT DALOĞLU (Devamla) - Böyle bir gücü yok, böyle bir kaynağı yok. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Teşekkür ederim.

Demek ki, sorunun can alıcı bir noktası var; hepimizin sorunu. Ben, Sayın Bakanımıza bu metni takdim edeceğim ve arzu ediyorum, gelip burada bunun cevabını bakan değil, aslında, bakanlarımız... Yani, konu İçişleri Bakanlığını da ilgilendiriyor. Biz yaralıyız bu konuda.

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Bakan nerede?.. Bakan nerede?..

MÜCAHİT DALOĞLU (Devamla) - Evet, biz Tarım Bakanlığının, bu olaylardan sonra, etlere kilo başına 1 000 000 destek verdiğine teşekkür ediyoruz; ama, bugüne kadar bu 1 000 000 desteği, bu çiftçi, bu besici alamadı. Haa, bundan sonra alacak... Eğer hayatta kalırsa alacaktır. Yok... (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Geçen sene besleyen adamlar, yok hayatta artık. Yani, bakın, geçen sene besi yapanlar, bu sene bize soruyor; kurban bayramı geliyor kurban besleyelim mi; kış geliyor, besicilik yapalım mı? Ben henüz cevap veremedim. Sayın Bakanlarımız çıksın, çiftçimize cevap versinler; evet, besleyin desinler veya beslemeyin desinler. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET ERSİN (İzmir) - Sayın Daloğlu, bunları biz söylediğimizde oy vermiyorsun ama.

MÜCAHİT DALOĞLU (Devamla) - Efendim, son olarak şunu arz etmek istiyorum: Tarım  Bakanlığımız, bu dönemde, mutlaka, güzel işler yaptı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜCAHİT DALOĞLU (Devamla) - Tarımsal kalkınma kooperatifleri aracılığıyla, 50x4, 100x2 süt sığırcılığı projesi dediğimiz, süt sığırcılığını geliştirme adına güzel işler yapılıyor; ancak, o kadar yetersiz ki. Yani, Türkiye çapında ayda 3 kooperatife, yılda 36 kooperatife hayvan veriliyor; devletin gücü de buna yetiyor. Burası doğru; ama, devletten beş kuruş para istemeyen, babasından, dedesinden kalma ahırı var, arazisi var, buna istihdam etmiş... Para da istemiyor, ete zam da istemiyor. Ne istiyor; kaçak hayvan girmesin...

Ben, sayın bakanlarımdan ısrarla şunu talep ediyorum: Dünyada gelişmiş ülkelerde sineğin bile envanteri çıkarılmıştır. Ülkeye kaçak sinek girse hesap soruluyor; ama, kaçak inekten sorulmuyor.

Saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAYRAM ALİ  MERAL (Ankara) - Aslan dadaş, tebrik ederim seni!

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Daloğlu.

Gündemdışı üçüncü söz, sosyoekonomik ve kültürel perspektiften Erzurum İline bakış konusunda söz isteyen Erzurum Milletvekili İbrahim Özdoğan'a aittir.

Sayın Özdoğan, buyurun.

3. - Erzurum Milletvekili İbrahim Özdoğan'ın, Erzurum'un sosyo ekonomik ve kültürel yapısına ve ekonomik kalkınma için alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Dünyada, çok hızlı değişim ve gelişmeler oluyor. Erzurumumuz da, bu yapılanmaların başlangıç iklimine girmiş durumdadır. Bu açıdan, Erzurum'u geleceğe hazırlarken, sorunlarını da görmezlikten gelemeyiz. 21-23 Şubat 2004 tarihlerinde meydana gelen ve merkezde yer yer 1,5 metreyi aşan kar yağışı, akabinde, 5 Mart 2004 tarihinde, ilimize 14 kilometre uzaklıktaki Ilıca İlçemizde meydana gelen sel felaketi ve 24 Mart 2004 tarihinde başlayan 1 000'i aşkın şokların oluştuğu deprem felaketi, bölgemizin bir an önce afet bölgesi kapsamına alınmasını gerekli kılmıştır.

Bölgemiz tüketim ekonomisine dayalı olduğundan, peşpeşe gelen bu felaketler, esnaf ve tüccarımızı siftahsız dükkân kapatmaya kadar itmiştir. Sorunlarınızı kökünden biz çözeceğiz diye zaman zaman ortaya çıkanlar, aziz milletimizin tarihine, coğrafyasına uymayan projelerle, sorunları daha içinden çıkılmaz hale getirmişlerdir. Bu sorunlar yumağının kimler tarafından ve ne şekilde kördüğüm edildiğini, Erzurum'a geçen ay yaptığım gezi ve incelemede daha açık bir şekilde müşahede etmiş bulunmaktayım. Narman, Horasan, Pasinler, Hınıs, Ilıca, Köprüköy, Aşkale ve Çat İlçelerinin deprem afet bölgeleri olduğu ve ne vahimdir ki, 1966 yılından beri söz verilen konutların henüz teslim edilmediğini biliyoruz. Bir vatandaşımızın ifade ettiği gibi, mazisiz bir hal tasavvur edilebilir; fakat, bir gelecek tasavvuru imkânsızdır.

Erzurum, coğrafî konum itibariyle, Doğu Anadolu Bölgesinin kuzeydoğusunda yer alan, 25 060 kilometrekare yüzölçümündeki en büyük ve merkezî bir il konumundadır. Toplam alanın yüzde 64'ü dağlık olup, yayla özelliğindeki bu yöre hayvancılık için büyük bir potansiyel oluşturmaktadır. Sıcaklık ortalamasının oldukça düşük olduğu ilimizde karasal iklim hâkim olduğu için, yaklaşık altı aylık kış döneminde hayvanlar kapalı ahır şartlarında, geri kalan süre içinde de mera ve yaylalarda beslenmektedir. Bu nedenle, devletimizin, bu ağır şartlarda hayvancılıkla uğraşan ve ülke ekonomisine reel bir üretim katkısı sağlayan bölge halkına bazı imkân ve destekleri sağlaması gerekmektedir. Yapılacak bu destek, hem ülke ekonomisine hem de bölgenin kalkınmasına katkı sağlayacaktır. Ayrıca, Erzurumumuzun ekonomik kalkınması için yapılması gerekenleri şu şekilde özetleyebiliriz:

Hayvancılığın desteklenmesi ve geliştirilmesi,

Mera ve yaylaların etkin ve verimli bir şekilde kullanımının sağlanması,

Ürünlerin pazarlanmasında kolaylık sağlanması,

İlimizin turizm potansiyelinin değerlendirilmesi,

Yatırımların teşvik edilmesi.

Hayvancılıkla ilgili acil olarak yapılması gerekenler:

Bölge iklimine dayanıklı, üstün vasıflı hayvan ırkı yetiştirmeyi teşvik etmek,

Damızlık hayvan ve tohumu üreticiye dağıtmak,

Alternatif hayvancılık dediğimiz balık yetiştiriciliği, tavukçuluk, tavşan üreticiliği, arıcılık gibi ilimizin coğrafik yapısına, iklimine ve bitki örtüsüne son derece uygun hayvancılık teşvik edilmeli, üretici bu konuda eğitilmelidir.

İlimizin diğer bir problemi de, mera ve yaylaların yanlış kullanımıdır. Meraların yanlış kullanımı, bir süre sonra meraların tamamen çoraklaşmasına sebep olmaktadır. Bunun önlenmesi için, çiftçinin eğitilmesi, Mera Kanununun uygulanması, devlet denetiminin sağlanması önem arz etmektedir.

Erzurum'da, çiftçinin ürettiği ürünlerin hiçbiri kendi değerinde satılmamaktadır. Kooperatifleşme, üretici birliklerinin sayısının yetersiz olması, bunun başta gelen sebeplerindendir. Pazar imkânlarının yetersiz olması, çiftçinin ürününü ucuz fiyata satmasına, dolayısıyla da, emeğinin karşılığını almamasına sebep olmaktadır. Bu da, üreticinin çalışma azmini ve verimliliğini azaltmakta, üretimi düşürmektedir. Üretici ve çiftçi ekonomik yönden tatmin olmadığı zaman, başka şehirlere göç eder. Göç, ülkemiz için hem ekonomik hem de sosyal problemlerin oluşmasının en önemli kaynağıdır. İnsanlarımızı memleketlerinden ve alıştıkları üretim biçimlerinden koparmamak için devletimizin uygulaması gereken çok basit çözümler vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özdoğan.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Et ve Balık Kurumu, Şeker Fabrikası gibi, üretici ve çiftçiye katkı sağlayan, onların ürünlerini rahatlıkla pazarlayabilecekleri, kredi imkânlarından yararlanabilecekleri kurumların özelleştirilmesinden vazgeçilmesi gerekir. Özelleştirme kavramı değerlendirilirken, bölgelerin ekonomik ve sosyal yapılarını gözönünde bulundurmak zorundayız. Doğu Anadolu gibi ekonomik açıdan geri kalmış bölgelerde, kamu iktisadî teşekkülleri, üreticilerin güvenle ürünlerini satabilecekleri alternatifsiz kuruluşlardır. Bu kurumların özelleştirilmesi veya kapatılması, tarım ve hayvancılık alanında faaliyet gösteren kuruluş sayısının az olması sebebiyle, serbest rekabetin ortadan kalkmasına ve tüccar kartellerinin doğmasına neden olacaktır. Köylü ve çiftçi, ürünlerini satarken, rekabet ortamından yoksun bir piyasada, kötü niyetli oluşumların insafına terk edilmiş olacaktır. Bölgemiz üretici ve çiftçisinin devletimizden destek görmesi gerekir. Bölge ekonomisini ayakta tutan bu kurumları özelleştirmek yerine, bölgeye nasıl daha kaliteli hizmet yapılabilir anlayışıyla yenilenmesi, geliştirilmesi ve çağa uygun projelerle desteklenmesi gerekir; bunun için elimizden gelen gayreti her platformda göstermeye devam edeceğiz.

İlimizde, halen, mülkiyeti hazineye ait olup, tasarrufu Millî Emlakte olan çok miktarda tarım arazisi mevcuttur. Bu tarım arazilerinden gerçek çiftçi faydalanmamaktadır. Cüzî bir kira bedeliyle, bazı gözü açıklar bu tarım arazilerini kullanmakta veya gerçek çiftçilere kiraya vermektedirler, bu problemin halledilmesi gerekiyor. Hazineye ait tarım arazilerini, bir an önce, ihtiyacı olan, çiftçilere cüzî bir bedelle vermek gerekir.

Yine, hazineye ait yayla ve meraların nüfuz sahibi kişiler tarafından işgal edildiğini ve dışarıdan gelen hayvan sahiplerine pahalı bir bedelle kiraya verildiğini tespit ettim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özdoğan, lütfen toparlar mısınız.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Bu konunun da bir an önce çözüme kavuşması gerekmektedir.

İlimizin ova kesimlerinde tektonik kökenli havzalar bulunması sebebiyle, Pasinler, Ilıca ve Köprüköy İlçelerimizde sıcak su kaynakları ve kükürtlü kaplıcalar mevcuttur. Bu kaplıcaların turizme bütünüyle kazandırılabilmesi için, sağlık ve tedavi merkezleriyle bütünleştirilerek, daha aktif hale getirilmesi gerekmektedir.

İlimiz, kış turizmi ve kış sporları bakımından büyük bir potansiyele sahiptir. Palandöken Kayak Merkezinde yapılan uluslararası ve ulusal spor etkinliklerinin yanında, tur kayağı, atlı kızak, kar güreşi ve kar voleybolu gibi mahallî spor etkinlikleri de yapılmaktadır. Amacımız, bu mahallî sporları ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtıp, ilimizi bu sporların cazibe merkezi haline getirmektir.

Millî Mücadele tarihimizin önemli tabyalarından olan Aziziye ve Mecidiye'nin, her zaman bizim olan ve bizim kalan misyonuna uygun olarak, kültürel, sportif ve turizm amaçlı bir merkez haline getirilmesi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özdoğan.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - ...hem geçmişimizin öğrenilmesini sağlayacak hem de ilimiz ekonomisinin reel coğrafyasını değiştirecektir.

Erzurum -şehirle ilgili bölgesi- makro ölçekte topografyasıyla, tarımsal yapısıyla, jeolojik yapısıyla, alan sınırları içerisinde nüfusun sosyal, ekonomik yapısıyla, sahip olduğu kültürel ve doğal değerleriyle, konunun uzmanı olan ekipler tarafından incelenmeli, şehir için uygun gelişme koridorları belirlenmelidir.

Kesinlikle korunması gereken alanlar belirlenmelidir. Anakentin yükünü hafifletmeye dönük stratejiler oluşturulmalı, birden çok yerleşimi doğrudan ilgilendiren ulaşım altyapı planları hazırlanmalıdır ki, Erzurum, binlerce yıllık geçmişini yeniden tazeleyebilsin ve Türkiye'ye de, turizmle yeniden bir buluşma noktası yakalayabilme şansını verebilsin.

Bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Heyetinizi, tekrar, saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özdoğan.

Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

Sayın milletvekilleri, Kâtip Üyemizin sunumunu oturduğu yerden yapması hususunu oylarınıza arz ediyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Cumhurbaşkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup, bilgilerinize sunacağım.

B) Tezkereler ve Önergeler

1. - 5186 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun bazı maddelerinin bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/611)

    25.6.2004

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 11.6.2004 günlü, A.01.0.GNS.0.10.00.02-5883/19682 sayılı yazınız.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurlunca 9.6.2004 gününde kabul edilen 5186 sayılı "Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" incelenmiştir:

1- İncelenen yasanın 2 nci maddesiyle değiştirilen 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Yasanın 4 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında,

"Bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikâyetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar veya şikâyetlerde kişi veya olay belirtilmesi, iddiaların ciddî bulgu ve belgelere dayanması, ihbar veya şikâyet dilekçesinde dilekçe sahibinin doğru ad, soyad ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması zorunludur.

Üçüncü fıkradaki şartları taşımayan ihbar ve şikâyetler cumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmaz ve durum, ihbar veya şikâyette bulunana bildirilir. Ancak iddiaların, sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortaya konulmuş olması halinde ad, soyad ve imza ile iş veya ikametgâh adresinin doğruluğu şartı aranmaz. Başsavcılar ve yetkili merciler ihbarcı veya şikâyetçinin kimlik bilgilerini gizli tutmak zorundadır."

Denilmektedir.

Yapılan değişiklikle, ihbar ve şikâyetlerin değerlendirilmesinde yeni ölçütler getirilerek,

- İhbar ve şikâyetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar ya da şikâyetlerde kişi ya da olay belirtilmesinin yanı sıra iddiaların ciddî bulgu ve belgelere dayanması, ihbar ya da şikâyet dilekçesinde dilekçe sahibinin doğru ad, soyad ve imzası ile iş ya da konut adresinin bulunması zorunlu kılınmış,

- İddiaların, geçerliliğinin kuşkuya yer vermeyecek belgelerle ortaya konulması durumunda ad, soyad ve imza ile iş ya da konut adresinin doğruluğu koşulunun aranmaması öngörülmüş,

- İhbar ya da şikâyet dilekçesinin işleme konulabilmesi için aranan, ad, soyad ve imza ile iş ya da konut adresinin bulunması ve bunların doğru olması koşulu nedeniyle ihbar ve şikâyette bulunmanın güçleştirilmemesi amacından hareketle, cumhuriyet başsavcıları ve yetkili merciler, ihbarcı ya da şikâyetçinin kimlik bilgilerini gizli tutmakla yükümlü tutulmuştur.

Yapılan değişikliğe göre, 4483 sayılı Yasa kapsamındaki ihbar ve şikâyetin işleme konulabilmesi için, ilgili memur ve diğer kamu görevlisine ilişkin mutlak ve somut bir suçlamayı içermesi, hatta olay, yer ve kişi belirtilmesinin yanı sıra, ciddî bulgu ve belgelere dayanması ve ihbarcı ya da şikâyetçinin kimlik bilgilerine yer vermesi gerekmektedir.

Anayasa Mahkemesinin 5.12.1968 günlü, E.1967/49, K.1968/60 sayılı kararında,

"İhbar, kanunî delillerin varlığıyla desteklenmedikçe bir suçlamada hiçbir zaman ağırlık noktası, etki unsuru olamaz. İhbar doğru ise, bir olayı, bir eylemi duyurmuş olur; ancak, olay veya eylemle sanık arasında ilişki kurmaya tek başına yeterli değildir...

İhbarı yapanın kimliğinin belli olup olmaması birinci derecede bir önem taşımaz. İmzasız veya düzme kimlikli bir ihbar, hatta kimliğini saklayan bir kimsenin telefonla haber vermesi üzerine de, cumhuriyet savcısı, işi ilginç görürse araştırmaya geçebilir ve belki gerçekten yer almış bir olayı ortaya çıkarır. İhbarı yapanın kimliğinin gizli tutulması ile ihbarı kimliği bilinmeyen bir kimsenin yapmış olması arasında büyük bir fark yoktur..."

Denilerek, ihbarda kimliğin önemli olmadığı kabul edilmiştir.

Buna göre, ihbar ve şikâyet dilekçelerinde "olay, yer ve kişi"nin somut olarak belirtilmesi, ihbar ve şikâyetin işleme konulması için yeterlidir.

İncelenen yasayla öngörülen koşulları taşımayan ihbar ve şikâyet dilekçelerinin işleme konulmaması, öninceleme evresine geçilmediği için varsa suçun ve suçlunun ortaya çıkarılamaması anlamına gelmektedir.

Ayrıca, ihbar ve şikâyet dilekçesinde yer alan iddiaların ciddî bulgu ve belgelere dayanması koşulunun getirilmesi, ihbar ve şikâyette bulunanın aynı zamanda iddialarını destekleyecek delilleri toplamak ve sunmakla yükümlü tutulması anlamına gelmektedir ki, bu düzenlemenin ihbar ve şikâyetin hukuksal niteliğine uygun düşmediği açıktır. Ciddî bulgu ve belgeleri bulmak şikâyetçinin  değil, soruşturmacının görevidir.

Bu düzenlemenin, aynı zamanda bir kamu görevlisinin şikâyet edilmesini ya da işlediği suç fiilinin ihbarını neredeyse olanaksız kılacağı, sonuçta suçun ortaya çıkarılmasını engelleyeceği açıktır.

İncelenen yasayla yapılmak istenilen değişiklikler ülke gerçekleriyle bağdaşmadığı gibi, suç işleyen kamu görevlilerinin korunduğu izlenimine yol açması nedeniyle yurttaşların demokratik sisteme ve hukuk devletine olan güvenlerini zedeleyecek niteliktedir.

2- İncelenen yasanın 6 ncı maddesinde,

"4483 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasında 'garaz, kin veya mücerret hakaret için' ibareleri madde metninden çıkarılmış ve 'Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında ihbar ve şikâyetlerin' ibaresinden sonra gelmek üzere 'ihbar veya şikâyet edileni mağdur etmek amacıyla ve' ibaresi eklenmiştir"

Denilmektedir.

4483 sayılı Yasanın "Cumhuriyet başsavcılığınca resen dava açılacak haller" başlıklı 15 inci maddesinin birinci fıkrası değişiklikten sonra aşağıdaki gibi olmaktadır:

"Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkındaki ihbar ve şikâyetlerin ihbar veya şikâyet edileni mağdur etmek amacıyla ve uydurma bir suç isnadı suretiyle yapıldığı hazırlık soruşturması sonucunda anlaşılır veya yargılama sonucunda sabit olursa haksız isnatta bulunanlar hakkında yetkili ve görevli cumhuriyet başsavcılığınca resen soruşturmaya geçilir."

Maddede, memurlar ve diğer kamu görevlilerine ilişkin ihbar ve şikâyetlerin "garaz, kin ya da mücerret hakaret" için uydurma suç isnadıyla yapıldığının soruşturma sonunda anlaşılması ya da yargılama sonunda sabit olması durumunda, haksız suçlamada bulunana ilişkin kendiliğinden soruşturmaya geçilmesi öngörülmüş iken, yapılan değişiklikle, ihbar ve şikâyetlerin ihbar ya da şikâyet edileni "mağdur etmek amacıyla" uydurma suçlama yapıldığının soruşturma sonunda anlaşılması ya da yargılama sonunda sabit olması durumunda, haksız suçlamada bulunan için kendiliğinden soruşturmaya geçilmesi öngörülmüştür.

Getirilen düzenleme, ihbar ve şikâyetin "memur ya da kamu görevlisinin mağdur edilmesi amacıyla yapıldığı" gerekçe gösterilerek hemen hemen tüm ihbarcı ya da şikâyetçinin soruşturma geçirmesine neden olacak niteliktedir. Bunun, ihbar ve şikâyet yolunun kullanılmasını önemli ölçüde engelleyeceği kuşkusuzdur.

Ülke gerçekleri gözetildiğinde, suç isnadında bulunmanın, aklanmaları durumunda suçlanan kişinin mağdur edildiği anlamını taşıyacağı ortadadır. Hele bu suçlama bir kamu görevlisinin görevi nedeniyle suç işlediği savını içeriyorsa, yalnızca soruşturmaya uğraması da kamu görevlisinin mağdur edilmesi olarak değerlendirilebilecektir.

İncelenen yasa ile yapılan düzenlemedeki "ihbar veya şikâyet edileni mağdur etmek" anlatımının içeriğinin belirsiz, geniş ve soyut olduğu açıktır.

Oysa, yürürlükteki düzenleme, ihbar ve şikâyetlerin garaz, kin ya da soyut hakaret için uydurma suç isnadıyla yapılması durumunu dikkate almaktadır.

Ayrıca, Türk Ceza Yasasının 283 üncü maddesinde "suç tasnii ve resmî mercileri iğfal", 285 inci maddesinde de "iftira" suçları düzenlenmiş, bunların maddî ve manevî öğelerine yer verilmiştir.

3- Tarihsel sürece bakıldığında, kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevleri kamusal yetki ve yöntemleri kullanarak yürüten kamu görevlilerinin, bu görevleri nedeniyle işledikleri, görevleriyle ilgili olan, başka bir anlatımla, görevle arasında bir neden-sonuç ilişkisi bulunan suçlar nedeniyle doğrudan ceza kovuşturmasına bağlı tutulmalarının istenilmediği görülmektedir.

Anayasanın 129 uncu maddesinde de "memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idarî merciin iznine bağlıdır" kuralına yer verilerek, kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevleri kamusal yetki ve yöntemleri kullanarak yürüten kamu görevlilerinin bu görevleri nedeniyle işledikleri suçlardan yargılanabilmeleri için izin sistemi getirilmiştir.

İzin sisteminin getirilmesinin nedeni, kamu hizmetlerinin işleyişinde aksamalara yol açılmaması, kullandığı üstün kamusal yetkileri nedeniyle sıklıkla asılsız suçlamalara uğrayabilecek kamu görevlisinin korunarak görevini daha etkin ve verimli biçimde, her türlü etki ve çekinmeden uzak yürütmesinin sağlanması ve böylece, etkin ve verimli bir kamu yönetiminin gerçekleştirilmesidir.

Temel amaç ise, kamu düzenini sağlamak ve korumakla görevli kamu otoritesinin saygınlığının ve yaptırım gücünün zedelenmemesidir. Bu temel amacın kamu yararının sağlanmasına dönük olduğu açıktır.

Tüm çağdaş demokratik rejimlerin temel özelliklerinden biri olan hukuk devleti, en kısa tanımıyla, yurttaşların hukuksal güvenlik içerisinde bulundukları, devletin eylem ve işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı olduğu bir sistemi anlatmaktadır.

Kişilerin devlete güven duymaları, maddî ve manevî varlıklarını geliştirebilmeleri, temel hak ve özgürlüklerden yararlanabilmeleri, ancak hukuk güvenliği ve hukukun üstünlüğünün sağlandığı bir hukuk devletinde gerçekleşebilecektir.

Hukuka güven duygusunu zedeleyecek, suçun ve suçluların ortaya çıkmasını engelleyecek ya da geciktirecek düzenleme ve yaklaşımların hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı tartışmasızdır.

Bu nedenle, kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevleri kamusal yetki ve yöntemler kullanarak yürüten kamu görevlilerinin, görevleri nedeniyle işledikleri suçlardan yargılanmaları konusunda, hem kamu otoritesinin saygınlığını koruyacak hem de hukuka güven duygusunu zedelemeyecek ve bu ikisi arasında denge sağlayacak yöntemler geliştirilmeye çalışılmıştır.

Bugüne kadar kamu görevlilerinin kovuşturulmalarına ilişkin olarak yasalarla geliştirilen yöntemler, hukuk devleti ilkesinin gereği, bunların görevlerine ilişkin suçlar nedeniyle yargılanmalarının hızlandırılması ve kolaylaştırılması yönünde olmuştur.

İncelenen yasanın yukarıda değinilen düzenlemelerinin her biri memurlar ya da diğer kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle işledikleri suçlarının ihbarını ve şikâyetini güçleştirici niteliktedir. Bu düzenlemeler birlikte ele alındığında, ihbar ve şikâyet yolunun kullanılmasının neredeyse tümüyle olanaksızlaştırılmakta olduğu görülmektedir.

Getirilen düzenlemeler, suç işleyen memur ve kamu görevlilerinin korunduğu izlenimine yol açması yönünden, yurttaşların hukuk devletine ve kamu otoritelerinin saygınlığına olan güvenini zedeleyecek niteliktedir.

Bu nedenle, incelenen yasanın, suçun ve suçluların ortaya çıkarılmasını zorlaştırdığı, başka bir deyişle suçluların korunduğu izlenimini veren 2 ve 6 ncı maddelerindeki düzenlemeler, hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu gibi, kamu yararıyla da bağdaşmamaktadır.

4.- İncelenin yasanın 7 nci maddesiyle 4483 sayılı Yasaya eklenen geçici 2 nci maddede,

"Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanuna göre Yargıtayın ilgili ceza dairesinde ve il ağır ceza mahkemesinde açılmış davalar ile Danıştayca itirazen incelenen kararlar, bu Kanunun yürürlüğe girmesini müteakip genel hükümlere göre yetkili ve görevli mahkemelere devredilir."

Denilmektedir.

Geçici maddenin, 4483 sayılı Yasanın 12 ve 13 üncü maddelerinde yapılan değişikliklerin, halen yargılanmakta olanlar için uygulanmasını sağlamak amacıyla düzenlendiği anlaşılmaktadır.

Yapılan düzenlemede, incelenen yasanın yürürlüğe girmesinden önce 4483 sayılı Yasa uyarınca,

- Yargıtayın ilgili ceza dairesinde ve il ağır ceza mahkemesinde açılmış davaların,

- Danıştayca itirazen incelenen kararların,

Genel kurallara göre yetkili ve görevli mahkemelere devredilmesi öngörülmektedir.

İncelenen yasanın 4 ve 5 inci maddeleriyle 4483 sayılı Yasanın 12 ve 13 üncü maddelerinde değişiklik yapılarak, üst düzey kamu görevlilerinin hazırlık soruşturmasını yapmaya, hazırlık soruşturması sırasında yargıç kararı gerektiren durumlarda gerekli kararı almaya ve davaya bakmaya yetkili adlî merciler yeniden belirlenmiştir.

Ne var ki, 4483 sayılı Yasanın 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında değişiklik yapılmadığı için, soruşturma izni verilmesi ya da verilmemesine  ilişkin kararların itirazen incelenmesi konusunda Danıştay ile bölge idare   mahkemeleri arasında yeniden görev bölüşümü öngörülmemiştir.

Yürürlükteki kurala göre, yasanın 3 üncü maddesinin (e), (f), (g) (Cumhurbaşkanınca verilen izin dışında) ve (h) bentlerinde sayılan üst düzey kamu görevlilerine ilişkin soruşturma izni verilmesi ya da verilmemesi kararlarına yapılan itiraz başvurularının Danıştayın yetkili dairesinde  bakılması sürecektir.

Bu duruma göre, Danıştayca itirazen incelenenlerden bölge idare mahkemelerine devredilecek dosya bulunmamaktadır.

Bu nedenle, incelenen yasayla 4483 sayılı Yasaya  eklenen geçici 2 nci maddedeki Danıştayda itirazen incelenen  kararlara ilişkin kuralın uygulama alanı yoktur.