DÖNEM
: 22 CİLT : 53 YASAMA YILI : 2
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
102 nci Birleşim
16 Haziran 2004 Çarşamba
İ
Ç İ N D E K İ L E R
Sayfa
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. -
YOKLAMA
IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. - Antalya Milletvekili Nail Kamacı'nın,
meyve ve sebze üreticilerinin sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere
ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı
2. - Denizli Milletvekili Mehmet
Yüksektepe'nin, çeşitli televizyon kanallarında yayınlanan şiddet içerikli
programların, toplum, özellikle de çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerine ve bu
konuda alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması
3. - Muğla Milletvekili Gürol Ergin'in,
ülkemizde bu yıl meydana gelen doğal afetlerin tarım ürünlerine olumsuz
etkilerine ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım
ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. - Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın
(6/1103) esas numaralı sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/195)
V. - KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile
Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı
ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)
2. - Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu
(1/523) (S. Sayısı: 152)
3. - Çanakkale Milletvekilleri Mehmet
Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa
Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici
Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(2/212) (S. Sayısı: 305)
4. - Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve
Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri, Plan ve Bütçe ve
Anayasa Komisyonları Raporları (1/731) (S.Sayısı: 349)
5. - Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/807) (S.
Sayısı: 508)
6. - Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda
Değişiklik Yapılması ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kaldırılmasına Dair
Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/824) (S. Sayısı: 582)
7. - Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Salih Kapusuz, Bursa Milletvekili Faruk
Çelik ve 3 Milletvekilinin, Optisyenlik Hakkında Kanun Teklifi ile Gözlükçülük
Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (2/294, 1/785) (S. Sayısı : 509)
8. - Suçtan Kaynaklanan Gelirlerin
Aklanması, Araştırılması, Ele Geçirilmesi ve El Konulmasına İlişkin Sözleşmenin
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/779) (S. Sayısı: 465)
9. - Ordu Milletvekili Enver Yılmaz ile
Yozgat Milletvekili Mehmet Çiçek'in; Orman Kanununun Bazı Maddelerinde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Eskişehir Milletvekili Fahri
Keskin ve 3 Milletvekilinin, Orman Kanununun Ek 8 inci Maddesinde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/284, 2/290)
(S. Sayısı: 584)
10. - Dahiliye Memurları Kanunu, İl
İdaresi Kanunu, İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve
Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve
İçişleri Komisyonu Raporu (1/802) (S. Sayısı: 461)
11. - Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/740)
(S. Sayısı: 427)
VI. - USUL
HAKKINDA GÖRÜŞMELER
1. - Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının af niteliği taşıdığı ve bu nedenle,
yapılacak oylamalarda Anayasa ve İçtüzükte belirtilen nitelikli çoğunluğun
aranılması gerekip gerekmediği hakkında
VII. -
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1. - Konya Milletvekili Atilla KART'ın,
Eti Zeolit AŞ'nin kapatılmasıyla ilgili çalışmalara ve yapılan atamalara
ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi GÜLER'in cevabı
(7/2652)
2. - Adana Milletvekili Kemal SAĞ'ın,
Adana Fen Lisesinin fizikî şartlarının iyileştirilmesine ilişkin sorusu ve
Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/2678)
3. - Edirne Milletvekili Necdet BUDAK'ın,
Gala Gölü ve çevresindeki sulak alanın değerlendirilmesine ilişkin sorusu ve
Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı (7/2710)
4. - Ankara Milletvekili İsmail
DEĞERLİ'nin, imam-hatip lisesi mezunlarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim
Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/2721)
I. - GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak
dört oturum yaptı.
Ankara Milletvekili Oya Araslı, yasama
dokunulmazlığının dünyadaki uygulamalarına, Türkiye'deki uygulamaların
yarattığı sıkıntılara ile yapılması gereken düzenlemelere,
Kırıkkale Milletvekili Vahit Erdem,
Kırıkkale İlinin bazı ilçe, belde ve köylerinde yaşanan dolu felaketinin
yarattığı sorunlara ve alınması gereken önlemlere,
Mersin Milletvekili Mustafa Özyürek, 3568
sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Malî Müşavirlik ve Yeminli
Malî Müşavirlik Kanununun yayımlanmasının yıldönümüne,
İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.
Oturum Başkanı TBMM Başkanı Vekili Yılmaz
Ateş, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve 20 nci Dönem İzmir Milletvekilliği
yapan Ahmet Piriştina ile 16 ncı Dönem Ankara Milletvekilliği ve 1989-1999
yılları arasında Yenimahalle Belediye Başkanlığı yapan Abdurrahman Oğultürk'ün
vefatı nedeniyle yakınlarına ve ailelerine başsağlığı dileyen bir konuşma
yaptı.
Antalya Milletvekili Feridun Fikret
Baloğlu'nun (6/1075, 6/1077 ve 6/1078),
Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel'in
(6/1104) ve (6/1124),
Esas numaralı sözlü sorularını geri
aldıklarına ilişkin önergeleri okundu; soruların geri verildiği bildirildi.
Kahramanmaraş Milletvekili Hanefi Mahçiçek
ve 20 milletvekilinin, Avrupa Birliği uyum sürecinde esnaf ve sanatkarların
sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/197) Genel Kurulun bilgisine
sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırası
geldiğinde yapılacağı açıklandı.
TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın, Hollanda Senatosu
Başkanı Yvonne Timmerman-Buck ile Hollanda Temsilciler Meclisi Başkanı Frans
Weisglas'ın vaki davetine icabetle Hollanda'yı ziyaretine ilişkin Başkanlık,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, bir
heyetle birlikte İngiltere'ye yaptığı resmî ziyarete katılacak
milletvekillerine ilişkin Başbakanlık,
Tezkereleri;
Genel Kurulun 15.6.2004 Salı günkü
birleşiminde, gündemin "Meclis Soruşturması Raporları" kısmında yer
alan 463 sıra sayılı Meclis Soruşturması Komisyonu raporunun görüşmelerinin
tamamlanmasından sonra 457 sıra sayılı KİT Komisyonu raporunun genel
görüşmesinin yapılmasına, sözlü sorular ile diğer denetim konularının
görüşülmemesine; "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen
Diğer İşler" kısmının 39, 6, 7, 40, 32 ve 8 inci sıralarında yer alan 582,
509, 465, 584, 461 ve 427 sıra sayılı kanun tasarı ve tekliflerinin bu kısmın
6, 7, 8, 9, 10 ve 11 inci sıralarına alınmasına; gelen kağıtlar listesinde
yayımlanan ve bastırılarak dağıtılan 583 sıra sayılı kanun tasarısının 48 saat
geçmeden bu kısmın 12 nci sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna
göre teselsül ettirilmesine; çalışma sürelerinin, bu birleşimde 509 sıra sayılı
kanun teklifinin görüşmelerinin bitimine kadar, 16.6.2004 Çarşamba günkü
birleşimde sözlü soruların görüşülmemesine ve 427 sıra sayılı kanun tasarısının
görüşmelerinin bitimine kadar, 17. 6. 2004 Perşembe günkü birleşimde ise, 583
sıra sayılı kanun tasarısın görüşmelerinin bitimine kadar uzatılmasına ilişkin
AK Parti Grubu önerisi;
Kabul edildi.
Gündemin "Meclis Soruşturması
Raporları" kısmında bulunan, İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 63
milletvekilinin, bakanlıkları sırasında ilgili kuruluşların raporlarının
gereğinin yapılmasını geciktirerek ve gerekli tedbirleri zamanında almayarak
görevlerini yerine getirmemek suretiyle Türkiye Halk Bankasının zarara
uğramasına sebep oldukları, usulsüz işlemlerin yapılmasına imkân sağladıkları
ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 uncu maddesinin ikinci fıkrasına
uyduğu iddiasıyla Devlet eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan
ile Devlet eski Bakanı Recep Önal haklarında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün
107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi
ve Meclis Soruşturması Komisyonu raporunun (9/3) (S. Sayısı:463) genel
görüşmesinden sonra yapılan gizli oylaması sonucunda kabul edildiği ve Devlet
eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan ile Devlet eski Bakanı
Recep Önal'ın Yüce Divana sevkine karar verildiği açıklandı.
Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır,
(9/3) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Başkanı ve Sakarya
Milletvekili Ayhan Sefer Üstün'ün, yapmış olduğu konuşmada ileri sürmüş olduğu
görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi nedeniyle bir açıklamada
bulundu.
Alınan karar gereğince, T.C. Emekli
Sandığı Genel Müdürlüğünün tasvibe sunulan 2000 ve 2001 yılları hesap ve
işlemlerine ait, 3346 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca hazırlanan, Kamu
İktisadî Teşebbüsleri Komisyonu Raporu ve bu rapora yapılan itiraz ile
Komisyonun T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 2000 ve 2001 yıllarına ait
hesap ve işlemlerinin ibra edilmemesine ilişkin raporunun (3/108,135)
(S.Sayısı: 457) görüşmelerden sonra, kabul edildiği ve yönetim kurullarının
ibra edilmediği bildirildi.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında bulunan, Adlî Yargı İlk
Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri
Hakkında Kanun Tasarısının (1/521) (S. Sayısı: 146),
2 nci sırasında bulunan, Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının (1/523)
(S. Sayısı: 152),
3 üncü sırasında bulunan, Kamu İhale
Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı:
305),
Görüşmeleri, daha önce geri alınan
maddelere ilişkin komisyon raporları henüz gelmediğinden;
4 üncü sırasında bulunan, Kamu Yönetiminin
Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/731)
(S. Sayısı: 349) görüşmeleri, ilgili Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır
bulunmadığından;
Ertelendi.
5 inci sırasında bulunan, Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/807) (S.Sayısı: 508)
ek madde 32'ye kadar kabul edildi; ek madde 32'nin görüşmeleri sırasında istem
üzerine elektronik cihazla yapılan yoklamalar sonucunda Genel Kurulda toplantı
yetersayısı bulunmadığı anlaşıldığından,
16 Haziran 2004 Çarşamba günü saat
15.00'te toplanmak üzere, birleşime 21.08'de son verildi.
|
|
|
Yılmaz Ateş |
|
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
Mevlüt Akgün |
|
Yaşar Tüzün |
|
|
Karaman |
|
Bilecik |
|
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
|
|
|
Suat Kılıç |
|
|
|
|
Samsun |
|
|
|
|
Kâtip Üye |
|
No. : 150
II. - GELEN KÂĞITLAR
16 Haziran 2004 Çarşamba
Tasarılar
1. - Özel Gelir ve Özel
Ödeneklerin Düzenlenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/827) (Plan ve Bütçe
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 8.6.2004)
2. - Kamu Görevlileri
Sendikaları Kanunu, Sosyal Sigortalar Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kurumu
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/828) (Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 16.6.2004)
Raporlar
1. - Karadeniz'in
Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesinin Karadeniz'de Biyolojik Çeşitliliğin ve
Peyzajın Korunması Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğun Dair Kanun
Tasarısı ile Çevre ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/750) (S. Sayısı: 608)
(Dağıtma tarihi: 16.6.2004) (GÜNDEME)
2. - Türkiye Cumhuriyeti
Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür, Eğitim, Bilim,
Basın-Yayın, Gençlik ve Spor Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor
ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/791) (S. Sayısı: 609) (Dağıtma tarihi:
16.6.2004) (GÜNDEME)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 15.00
16 Haziran 2004 Çarşamba
BAŞKAN : Başkanvekili Yılmaz ATEŞ
KÂTİP ÜYELER : Enver YILMAZ (Ordu), Mevlüt AKGÜN (Karaman)
BAŞKAN- Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 102 nci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı
vardır, görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce üç
sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz, sebze
ve meyveciliğin sorunlarıyla ilgili söz isteyen Antalya Milletvekili Sayın Nail
Kamacı'ya aittir.
Buyurun Sayın Kamacı.
(CHP sıralarından alkışlar)
IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. -
Antalya Milletvekili Nail Kamacı'nın, meyve ve sebze üreticilerinin sorunlarına
ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve
Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı
NAİL KAMACI (Antalya)-
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; sebze ve meyveciliğin
sorunlarıyla ilgili gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce
Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, dün hayatını
kaybeden Sayın Piriştina'ya, bir gün önce hayatını kaybeden Sayın Oğultürk'e
Allah'tan rahmet diliyorum. Yine benim için çok önemli; üç yıl önce bir trafik
kazasında kaybettiğimiz Antalya eski İl Başkanımız Mustafa Çetinkaya'yı,
Yönetim Kurulunda görev yaptığım arkadaşım Mehmet Atmaca'yı ve partili bir
arkadaşım Mehmet Erdem'i, burada, saygıyla anıyorum.
Değerli arkadaşlar,
bugün, ülkemizde tarımda yaşanan sorunların bir kısmı da, yine tarımın bir kolu
olan örtüaltı seracılığıyla ilgili.
Değerli arkadaşlar,
örtüaltı seracılığı, yaklaşık otuz yıldan beri ülkemizin güneyinde, iklimin iyi
olduğu kısımlarda, toprağın ve suyun iyi olduğu kısımlarda uygulanmaya
başlanılan ve gün geçtikçe yöre halkı tarafından geliştirilen ve daha da teknik
konuma getirilen bir tarım koludur.
Ancak, bugünkü konumuz,
onların uğradığı doğal afetler değil; yani, bugün burada seli konuşmayacağız,
burada donu konuşmayacağız, burada fırtınayı ve hortumu konuşmayacağız. Bugün
buradaki konuşmamıza -örtüaltı seracılık, 1999 yılına kadar hiçbir sorun
yaşamadan devam ederken, çiftçimize büyük gelir sağlarken- 1999'dan sonra,
özellikle 2001 krizinden sonra, yöre halkının ürettiğini pazara
çıkaramamasından kaynaklanan doğal bir ekonomik afetten başlamak istiyorum;
çünkü, gerçekten, bizim üreticimiz üretmesini biliyor, ne üreteceğini biliyor;
ama, nasıl satacağını bilmiyor. Bu anlamda, örtüaltı seracılığın bugünlerdeki
en büyük sorunlarından birisi budur ve sizin de bildiğiniz gibi, bugün
manavlarda, pazarlarda kilosunu 1 000 000 liraya gördüğünüz biberin veya
salatalığın gerçek fiyatının, tüketiciden çıkışının bu olmadığını da bilmenizi
istiyorum.
Biraz önce Mavikent
Halinden tarafıma gönderilen turfanda sebze ve meyve fiyatlarını söylemek
istiyorum. Çarliston biber 200 000 lira, domates 100 000 lira, hıyar 60 000
lira...
MUZAFFER BAŞTOPÇU
(Kocaeli) - Salatalık!..
NAİL KAMACI (Devamla) -
Sayın Maliye Bakanının anlatmasıyla söylüyorum; biliyorsunuz, Sayın Maliye
Bakanı "hıyarın fiyatının yüksek olmasından dolayı Türkiye'de enflasyon
yükseliyor" demişti; şimdi 60 000 lira, Sayın Maliye Bakanının gözü aydın
olsun, enflasyon düşmüştür artık!..
Fasulye 250 000 lira,
kabak 100 000 lira. Bunları daha fazla saymak, daha fazla büyütmek mümkün; ancak,
üretimdeki girdi fiyatlarının yüksek olmasından dolayı bu dönem üretici mağdur
edilmiştir, perişan edilmiştir. Bana birçok yerden belediye başkanlarımızdan
faks geldi. "Antalya ve çevre beldelerimizde domates fiyatlarının çok
düşük olması nedeniyle çiftçimiz mağdur durumdadır. Çiftçilerimizin
mağduriyetinin giderilmesi için konunun görüşülmesi gerekmektedir" diye
söylüyorlar.
Değerli arkadaşlar,
yıllardır devam eden, kendi kendilerine gelişmeye açık olan bu tarım sektöründe
devletin doğru dürüst önemli bir katkısı olmamıştır. Bugünkü yaşadığımız,
ürettiğimiz ürünlerin içpiyasada yeterince satılamamasından kaynaklanmaktadır.
Çünkü, tüketicimizin alım gücü yoktur, ihraç gücü de maalesef devlet tarafından
yönlendirilmiyor. Bu anlamda bu ürünlerin hepsi üreticimizin elinde
kalmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, son
zamanlarda şöyle bir gelişme yaşanıyor: Ne zaman domates, biber fiyatları belli
bir yüksekliğe ulaşsa hemen televizyon programlarında "efendim, enflasyonu
artıran sebze fiyatlarıdır" diye başlıyorlar. Petrol fiyatları artırmıyor,
beyaz eşya fiyatları artırmıyor; ama, çiftçinin o alın teriyle ürettiği sebze
fiyatları enflasyonu artırıyor!.. Bu konuda da hükümetimiz maalesef onlara
destek veriyor.
Değerli arkadaşlarım,
geçen dönemlerde yine bir televizyon kuruluşunda, saygın bir televizyon
kuruluşunda saygın bir program yapımcısı, üç hafta üst üste sebzecilik
konularına, yani, sebzecilikteki ilaç kalıntılarına değindi.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Kamacı, sözlerinizi tamamlayınız.
NAİL KAMACI (Devamla) - O
programda konuştuğu bir şoförün şöyle bir ifadesi vardı: "İstanbul'a
varıncaya kadar salatalık kamyonun üzerinde çatır çatır çatlıyor ve 5 cm ise
İstanbul'a varıncaya kadar 10 cm oluyor." Ben görmedim böyle bir şey; ben,
geçmiş dönemlerde seracılık yaptım; hiç böyle bir şeye rastlamadım. Üstelik, bu
dönemler içerisinde, artık, seracılık, eskiden olduğu gibi hormonla olmuyor,
doğal yöntemlerle oluyor; yani, arı kullanılıyor. O yüzden, doğal yöntemlere
geçildikten sonra hormon tüketimi azaldı.
Bunun yanında,
ilaçlama... Değerli arkadaşlar, gerçekten üç yıl öncesine kadar böyle bir şey
vardı; ürünlerimiz Avrupa kapılarından döndü; ancak, üç yıldan beri -Sayın
Bakana da teşekkür etmek istiyorum burada, onun da katkılarıyla- bir çalışma
yapılıyor şu anda; Kumluca Ticaret ve Sanayi Odasının da yardımıyla bir
laboratuvar kuruldu; artık, ürünlerimiz, bundan böyle, kontrol edilerek
gönderiliyor ve önümüzdeki dönemlerde, umarım, yeni tedbirlerle -paketleme ve ambalajlama
sistemleri yapılacak ve numaralama sistemiyle- Avrupa'ya daha iyi ürün ihraç
edebileceğiz.
Bu saygın televizyon
programlarında, üç hafta, üç sene önceki durum konuşuldu değerli arkadaşlar.
Şimdi, şu anda domates, biber fiyatları çok düşük. Bu saygın televizyon
kuruluşları, bunu niye konuşmuyor?! Çiftçimizin bugünkü mağduriyetini niye
konuşmuyor?!
Değerli arkadaşlar,
manavda 2 500 000 lira olan biber, yerinde 500 000 lira. Diğer faktörler,
ulaşım faktörleri, hal faktörleri ve manavda ücretinin üzerine konulan
fiyatlar; o yüzden, bunun hepsini çiftçinin aldığını söylemek insafla bağdaşmaz
değerli arkadaşlar.
Bu anlamda, bu yıl
kayboldu. Önümüzdeki yılların kaybolmasını istemiyorsak, hep beraberce -en
önemli stratejik bölgede bulunuyoruz. Bağımsız Devletler Topluluğuna yakınız;
Rusya'ya ve Avrupa'ya yakınız- bu anlamda, gelecek dönem, sebze ve meyvecilikte
ihracat için önemli çalışmalar yapalım. Hükümetin görevi bu olmalı. Bu konuda
çiftçilerimizi yönlendirmeliyiz ve ihracatımızı geliştirmeliyiz.
Bunun, gelecek dönemlerde
daha iyiye gitmesi dileğiyle, hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Kamacı.
Sayın Bakan?..
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, Sayın Gürol Ergin'in konuşmasından sonra,
her ikisine birden cevap vereceğim.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Tarım Bakanımız Sayın Sami Güçlü, üçüncü konuşmadan sonra, iki
gündemdışı konuşmaya birden cevap vereceklerdir.
Şimdi, gündemdışı ikinci
söz, televizyonlarda yayınlanan şiddet içerikli programların, toplum ve
özellikle çocuklar üzerindeki etkileriyle ilgili söz isteyen Denizli
Milletvekili Sayın Mehmet Yüksektepe'ye aittir.
Buyurun Sayın Yüksektepe.
2. -
Denizli Milletvekili Mehmet Yüksektepe'nin, çeşitli televizyon kanallarında
yayınlanan şiddet içerikli programların, toplum, özellikle de çocuklar
üzerindeki olumsuz etkilerine ve bu konuda alınması gereken tedbirlere ilişkin
gündemdışı konuşması
MEHMET YÜKSEKTEPE
(Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Genel Kurulumuzda,
genç bir nüfusa sahip olan ülkemizde gençlerimizin ve çocuklarımızın, yetişme
çağında maruz kaldıkları şiddet ve şiddet içerikli yayınlar dolayısıyla
yaşadıkları psikolojik sorunları dile getirmek üzere söz almış bulunmaktayım;
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime geçmeden önce,
dün kaybettiğimiz, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Piriştina'ya
Allah'tan rahmet diliyorum; ailesine, İzmir halkına ve Cumhuriyet Halk Partisi
Grubuna sabırlar diliyorum.
Değerli arkadaşlar, dün,
yaklaşık 14 000 000 öğrencimiz, yavrumuz karne aldı. Buradan, öncelikle, tüm
öğrencilerimizi kutluyor ve onların gözlerinden öpüyorum; ailelerini de buradan
saygıyla selamlıyorum.
Çocuklarımızın, zorlu bir
maraton sonunda tatili hak ettiklerine inanıyorum. Dönem boyunca, tüm
zorluklara rağmen, onların başarılı olmaları için fedakârca çalışıp gayret
gösteren tüm öğretmenlerimizi ve idarecilerimizi de saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
buradan sayın velilerimize seslenmek istiyorum: Elbette, çocuklarımız tatili ve
dinlenmeyi hak ettiler. Çocuklarımızı bu tatil süresince kötü alışkanlıklardan
uzak tutacak, beden ve ruh gelişimini olumlu yönde etkileyecek sosyal,
kültürel, bilimsel ve sportif aktivitelere yönlendirmenin doğru olduğunu
düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, bu,
bardağın dolu tarafıydı; bir de, maalesef, bardağın boş kısmı var.
Çocuklarımız, her geçen gün giderek artan oranda şiddete maruz kalıyor. Yazılı
ve özellikle görsel medyanın çocuklarımız üzerindeki etkisi rahatlıkla
gözlenmektedir; çünkü, eskiden gazetelerin ikinci sayfasında yer alan acılı
haberler, artık, manşetlere taşınmıştır. En son manşet, Isparta'da fidye için
çocuk kaçıran çocukların olayıdır. Çok acı sonuçlanan bu olay, gazete manşetlerinden
düşmedi. Gazete ve televizyonlarda, lise ve ortaokul çağındaki çocukların ya da
okula gitme fırsatı bile bulamayan sokak çocuklarının işlediği suçlarla ilgili
haberlere sıkça rastlamakta ve daha kötüsü, bu haberlere alışmaktayız. Bu
haberlerin normalleşmesi ve alışılmaya başlanması çok garip ve oldukça
düşündürücüdür. Bu haberlerin alışılabilir haberler olmadığını, hatta
alışılmaması gerektiğini sizlere vurgulamak istiyorum.
Konuyla ilgili uzmanlar
tarafından yapılmış bir araştırmanın sonuçlarını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bu araştırmada, ulusal yayın yapan 2 televizyon kanalının bir aylık yayın akışı
taranmış, Radyo ve Televizyon Üst Kurulundan alınan bilgiler dahilinde, şiddet
içerikli olan yayınlar izlenmiştir. Bu taramanın sonuçlarına göre, şiddet
içerikli tam 240 program tespit edilmiştir arkadaşlar. Bazı programlar, 1'den
fazla şiddet görüntüsü içermektedir; hatta, bir günlük taramada, 80 ilâ 100
şiddet görüntüsü tespit edilmiştir.
Geçtiğimiz günlerde,
Mersin'de, bir çocuğun, kendisini bir pokemon kahramanı yerine koyarak,
balkondan aşağıya atlamasıyla ortaya çıkan durum da, çocuğun kendisine zarar
verme ihtimaline iyi bir örnektir. Yine aynı şekilde, geçen hafta Isparta'da ve
iki gün önce de Denizli'de yaşanan çocuk kaçırma, bıçaklama ve tecavüz gibi
olaylar, çocuğun başkasına zarar verme ihtimalini ortaya koyuyor.
Günümüz Türkiyesinin
ulusal, bölgesel ve yerel medyasında, etkinlik yönünden televizyonlar, 230
kanalla ilk sırada gelmektedir. Yine 3 500 yayınla gazete ve dergiler, 1 176
kanalla radyolar sayılmaktadır. 25 000 000'u aşkın televizyon ve radyo
cihazıyla 65 000 000 insana ulaşılması, medyanın gücünü ortaya koymaktadır.
Toplumsal yaşamı her açıdan etkilemede önemli bir rol üstlenen televizyon
yayınlarında kamu yararının yeterince gözetilmediği şeklindeki sürekli dile
getirilen şikâyetler malumunuzdur.
Başbakanlık Aile
Araştırma Kurumu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Türkiye Çocuk Vakfı,
üniversitelerimiz, Millî Eğitim Bakanlığımız ve Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş
Daire Başkanlığı Çocuk Şube Müdürlüğümüzün yaptığı başarılı çalışmalar olduğunu
görüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sözlerinizi
tamamlar mısınız.
Buyurun.
MEHMET YÜKSEKTEPE
(Devamla) - Tüm bu kurum ve kuruluşlarımızı, çalışmalarından dolayı kutluyorum;
ancak, 2001 ile 2002 yılları arasında, çocuk suçlarıyla ilgili savcılığa ve
emniyet birimlerine ulaşan bilgiler neticesinde oluşturulan bir istatistiği
sizlerle paylaşmak istiyorum: Değerli arkadaşlar, Türkiye'de, 2001 yılında, çocuk istatistik raporuna
göre, bir yılda 40 000 çocuğumuz suça iştirak etmiştir; bu rakam, 2002'de 66
242; 2003'te 82 287; 2004 yılının ilk beş ayında ise 43 607'dir. Bu rakamlar
dikkat çekici değil midir.
Değerli arkadaşlar,
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesine göre, her çocuk, şefkat, sevgi
ve anlayış görme hakkına, yeterli beslenme hakkına, parasız eğitim hakkına,
oyun ve eğlence hakkına, bir isim sahibi ve bir ülke vatandaşı olma hakkına,
olağanüstü durumlarda yardım görmede öncelik hakkına, uluslararası barış ve
evrensel kardeşlik bilincinde yetişme hakkına ve bütün bunlardan, renk, ırk,
dil, din farkı gözetilmeksizin yararlanma hakkında sahiptir. İnsanların
üzerinde ittifakla anlaştıkları tek konu, çocukların toplumun geleceği olduğu
gerçeğidir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri ve bizi izleyen değerli vatandaşlarımız; bu konunun önemine bir
kez daha değinmek, dikkatleri bu noktaya çekmek istedim. Şüphesiz, bu konuda
hepimizin üzerine düşen görevler vardır. Çocuklarımız ve gençlerimizin
geleceği, dolayısıyla kendi geleceğimiz için üzerimize düşen bu görevleri
hassasiyetle yerine getirmeliyiz. Suçlu çocuk yoktur, suça itilmiş çocuk
vardır. Bize düşen, çocuklarımızı itilmişlikten kurtarmaktır.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Yüksektepe.
Gündemdışı üçüncü söz,
2004 yılında yaşanan tarımsal afetlerle ilgili söz isteyen Muğla Milletvekili
Sayın Gürol Ergin'e aittir.
Buyurun Sayın Ergin. (CHP
sıralarından alkışlar)
3. - Muğla
Milletvekili Gürol Ergin'in, ülkemizde bu yıl meydana gelen doğal afetlerin
tarım ürünlerine olumsuz etkilerine ve alınması gereken tedbirlere ilişkin
gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı
GÜROL ERGİN (Muğla) -
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; ülkemizde 2004 yılında yaşanan tarımsal afetler ve hükümetin
çiftçiye ve tarıma ilişkin tutumu konusunda gündemdışı konuşma yapmak üzere söz
almış bulunuyorum; sözlerime başlarken sizleri ve Yüce Türk Ulusunu saygıyla
selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
2004 yılı tarımımızda birçok afetin birbiri ardına yaşandığı bir yıl oldu.
Manisa'da üzüm, Karaman'da, başta elma ve kiraz olmak üzere çeşitli meyveler,
Balıkesir ve Çanakkale'de zeytin, Bursa'da, şeftali ve zeytin başta olmak üzere
çeşitli meyveler, Malatya ve Elazığ'da kayısı, İzmit ve Amasya'da çeşitli
meyveler, Gaziantep ve Kilis'te antepfıstığı, Hatay'da pamuk ve buğday,
Kırıkkale'de hububat, Çukurova'da pamuk, mısır, buğday ve karpuz, Doğu
Karadenizde fındık doğal afetlerden çok büyük zarar gördü. Zararın boyutları 2
katrilyon liranın üzerindedir. Afete uğrayan ürünler arasında en fazla zarar
fındıkta görülmüştür.
Doğu Karadeniz Bölgesinde
yaşanan don olayı, başta fındık olmak üzere, bölgede yetişen hemen tüm meyve
ağaçlarına önemli zararlar vermiştir. Özellikle 500 rakımın üzerindeki
bahçelerde fındığın sürgün ve yaprakları, çotanak taslağı ve tomurcukları hemen
tamamen yandı. Özellikle kuzey ve dere iç kesimlerinde bu yanmaların miktarı
çok fazla olup, bahçeler, sanki, bir yangın sonrası manzarası göstermektedir.
Yüksek rakımdaki bu bahçelerden, 2004 yılında bir tek fındık tanesi ürün almak
mümkün olmadığı gibi, 2005 ve 2006 yıllarında da, üründe ciddî kayıplar olacağı
bugünden görülmektedir. Birçok bahçe sökülüp yeniden tesis edilmek zorundadır.
Olayı, bölgesel doğal afet haline getiren bu durumdur. Görüştüğümüz yaşlı
üreticiler, elli yıldan bu yana böyle bir afet yaşamadıklarını, büyüklerinden
de böyle bir afet işitmediklerini ifade etmişlerdir.
Değerli milletvekilleri,
Türkiye, fındıkta, Brezilya'nın kahvede sahip olduğu avantaj gibi bir avantaja
sahiptir. Fındığın, her yıl ülkemize kazandırdığı döviz 700 000 000 dolar ile 1
000 000 000 dolar arasındadır ve bu gelir miktarı, ülkemizin tüm dışsatım
gelirleri içerisinde yüzde 2'nin üzerinde bir paya sahiptir.
Değerli milletvekilleri,
fındık, Doğu Karadeniz Bölgesi halkımızın önemli kesiminin tek geçim
kaynağıdır, yaklaşık 8 000 000 insanı ilgilendirmektedir ve bölge halkının
yalnızca geçim kaynağı olmayıp, yaşamının, kültürünün ayrılmaz bir parçası ve
onun kaderidir.
Doğu Karadeniz köylüsü
geçimini fındıktan sağlarken, kentlisi de, kışı, fındık kabuğunu yakarak
geçirmektedir. Bu nedenle, uğranan zarar çok büyüktür; yalnızca çiftçiyi değil,
bölgenin, esnafıyla, tüccarıyla, işçisiyle tüm halkını perişan edecektir.
Bölgenin 2004 yılı için olası zararı 500 ilâ 800 trilyon tahmin edilmektedir.
Olayın bir başka boyutu
da, fındıktan başka hiçbir geliri olmayan bölge köylülerinin, daha şimdiden,
afetin etkisini yaşamaya başlamadan, bölgeden göç etmeye başlamış olmalarıdır.
Değerli arkadaşlarım, bu
afetin getirdiği zarar, ancak bir koşulda karşılanabilir. Olayı, bölgesel doğal
afet olayı olarak niteleyip, afet koşullarının gerektirdiği önlemler
alınmalıdır. Bize göre, hükümet, her şeyden önce, bu kararı almak zorundadır.
Hükümet bu kararı almaktan kaçınırsa, şu önerileri mutlaka yerine getirmesi
gerekir:
Bölge çiftçilerinden
zarar görenlere, doğrudan gelir desteği için kayıtlı olsun ya da olmasın,
fındık üreticisi belgesi karşılığında dekar başına en az 200 000 000 lira
telafi edici ödeme yapılmalıdır.
Fındık üretimini
sürdürebilmek amacıyla gerekli girdilerin sağlanması yanında, özellikle
hayvancılık yapılabilmesi için ilk iki yılı geri ödemesiz ve düşük faizli kredi
verilmelidir.
Fındıktan kesilen ve 1
500 000 000 dolara ulaşan fon, üreticinin zararını karşılamakta
kullanılmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun,
sözlerinizi tamamlayınız.
GÜROL ERGİN (Devamla) -
Gerek Doğu Karadeniz Bölgesi ve gerekse tüm afet bölgelerinde ise, 2003 yılının
doğrudan gelir desteği ödemelerinin kalan yarısı derhal ödenmeli, 2004 yılı
ödemeleri de, bölge çiftçisine, 2004 yılı içinde verilmelidir.
Çiftçilerin Ziraat
Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan vadesi gelmiş borçları, Bağ-Kur ve
SSK ödemeleri, faizsiz olarak iki yıl ertelenmelidir.
Değerli milletvekilleri,
konu çok büyük çaplıdır. Bu nedenle, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının sorumluluk
alanını aşmış, hükümetin sorumluluk alanına girmiştir. Yürürlükte olan 2090
sayılı Kanun çerçevesinde bu sorunun çözüm olanağı yoktur; çünkü, bu kanun
çerçevesinde, tüm ülke çiftçilerinin uğrama olasılığı bulunan zararını
karşılamak üzere 2004 bütçesine konulan kaynak son derece kısıtlıdır. Bu yasaya
dayanarak üretici zararlarını karşılamaya kalkmak, yalnızca üreticiyi ve bölge
halkını oyalamak ve kandırmak anlamına gelir; çünkü, bu yasa hükümlerine göre,
afetten zarar gören çiftçilerin, yalnız söz konusu ürününün değil, tüm
varlığının yüzde 40'ını afette yitirmesi gerekmektedir. Nitekim, şu anda tarım
il müdürlüğü görevlileri de, fındık zararı yanında, çiftçilerin tüm tarımsal
mal varlık ve gelirlerini de araştırarak, raporlarını buna göre yazmaktadır.
Cumhuriyet Halk
Partisinin öteden beri belirttiği tarım
sigortaları yasasının ivedilikle çıkarılma ve küçük çiftçinin sigorta priminin
de mutlaka devlet tarafından karşılanma zorunluluğu vardır. Aksi durumda,
çiftçi, bugün olduğu gibi doğal afetler karşısında çaresizliği yaşar.
Değerli arkadaşlarım,
afetin büyüklüğü nedeniyle konunun siz milletvekillerinin ve kamuoyunun
bilgisine sunulması zorunluluğu beni bu konuşmayı yapmaya sevk etti. Bu büyük
afet ve ülke çapında yaşanan diğer tarımsal afetler, hemen hiçbir yazılı ve
görsel basın organında yer almadı. Hükümet, sanki ülke bu afetleri yaşamamış
gibi, bir suskunluk içerisine girdi.
Hükümeti, Türkiye'nin tüm
bölgelerinde afete uğrayan çiftçilerin yaralarını sarmak amacıyla gerekli
önlemleri alması için ivedi olarak göreve çağırıyor, olumlu sonuç alınıncaya
kadar konuyu sürekli gündemde tutacağımızı belirtiyor, siz değerli
milletvekillerine ve başta Doğu Karadenizin vefalı, çalışkan halkı olmak üzere
tüm çiftçi kardeşlerime geçmiş olsun dileklerimi sunarak, sevgi ve saygılarımı
ifade ederken sözlerimi iki cümleyle tamamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Türk çiftçisinin en büyük sıkıntısı tarımın desteklenmemesidir. Avrupa Birliği
ülkelerinde çiftçilerin gayri safî millî gelire katkıları yüzde 2, Avrupa
Birliğinden aldıkları tarım destekleri yine yüzde 2 dolayındadır; yani, çiftçi
verdiği kadarını destek olarak almaktadır. Türk çiftçisi gayri safî millî
gelire yüzde 12,5 katkı verirken, aldığı destek yüzde 1'in altındadır. Bu
destek artırılmalıdır.
İkinci ve daha önemli
gördüğüm konu, Köy Kanununda bu Meclisin yaptığı değişikliği yeniden bu kürsüye
getirmemi gerektirmektedir. 3 Temmuz 2003 tarihinde aldığımız kararla,
topraklarımızın yabancılara satışına izin verdik. Cumhuriyet tarihinde ilk kez,
köy toprakları yabancıların alımına sunuldu, topraklarımız satışa çıktı ve
şimdi, Hatay yöresinde Suriyelilerin, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde
İsraillilerin, Antalya, Muğla yörelerinde İngilizlerin, Manisa'da İtalyanların,
Adalar'da Yunanların Türk topraklarını ne ölçüde aldıklarını, önümüzdeki
günlerde yapacağım bir konuşmayla sizlere ifade edecek, dikkatlerinizi tekrar
bu noktaya çekmeye gayret edeceğim.
Hepinizi ve ulusumuzu
saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Ergin.
Her iki gündemdışı
konuşmaya, Tarım ve Köyişleri Bakanımız Sayın Sami Güçlü yanıt vereceklerdir.
Buyurun Sayın Güçlü. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; gündemdışı iki
konuşmaya cevap vermek istiyorum; birincisi, Antalya Milletvekilimiz Sayın Nail
Kamacı'nın, sebze ve meyve üreticilerinin sorunlarına yönelik dile getirdiği
hususlarla; ikincisi de, Sayın Gürol Ergin'in, doğal afetler konusuna yönelik
dile getirdiği hususlarla ilgilidir.
Konuşmama başlarken,
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Piriştina'ya Allah'tan rahmet
diliyorum; ailesine, yakınlarına ve İzmirlilere başsağlığı ve sabırlar temenni
ediyorum; Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun da acısını paylaşıyorum.
Yine, bir ilave cümleyle
şunu ifade edeyim: Kıbrıs'tan döndüm. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin
desteğiyle kurulmuş olan modern bir mezbahanın açılışı vesilesiyle oradaydım.
Sayın Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Tarım Bakanıyla görüşme imkânı buldum. Artık,
Kıbrıs'ta, siyasî hayatın hızlı gelişme dönemi, bir bakıma, sona ermiş ve
insanlar tekrar hayata dönerken, reel sektörle ilgili çalışmalara ağırlık
vermemiz gerektiğini, orada, genel olarak dile getirdim. Sayın Cumhurbaşkanının
sizlere selamlarını da bu vesileyle iletiyorum.
Sayın Nail Kamacı
Beyefendi, sebze üretimiyle ve bu kesimin, özellikle içinde bulunduğumuz
dönemde sorunları dile getirmesiyle ilgili konuşmasına ben de katkıda bulunmak
istiyorum.
İlkönce, yazılı metinden
bir parça okuduktan sonra, konuyla ilgili esas fiyat hareketleri üzerinde ben
de kısaca duracağım.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; ülkemiz, tarımsal üretim potansiyeli bakımından, dünya
üzerinde önemli bir yere ve ekolojiye sahiptir. Ülkemizin sahip olduğu bu
varlık, başta meyve ve sebze olmak üzere, çok çeşitli ürünlerin yetiştirilmesine
imkân tanımaktadır. Ekolojik yapısının uygunluğu nedeniyle önemli bir tarımsal
üretim potansiyeline sahip olan ülkemiz, 28 000 000 hektarlık tarım alanının
yüzde 6'sında meyvecilik ve bağcılık, yüzde 1,2'sinde ise sebzecilik
faaliyetini sürdürmektedir.
Dünya sebze üretimi yılda
yaklaşık 875 000 000 ton, meyve üretimi ise 390 000 000 tondur. Ülkemiz, 40 000
000 ton yaş sebze ve meyve üretimiyle, dünyanın önemli üretici ülkelerinden
birisi durumundadır. Yıllık toplam sebze üretimi yaklaşık 26 000 000 ton, meyve üretimi ise 13 400 000 tondur. Dünya
toplam sebze ve meyve üretiminin yaklaşık yüzde 7'si ülkemizde
gerçekleştirilmektedir. Dünyadaki toplam sebze ihracatı, değer olarak 12 000
000 000 dolar, meyve ihracatı ise 40 000 000 000 dolardır. Ülkemizin bu
miktarlardan aldığı pay ise, yüzde 1 oranındadır ve dolayısıyla, üretim
seviyesine nispetle oldukça düşüktür. Ülkemizin meyve-sebze üretim potansiyeli
ve ihraç edilen miktarları dikkate alındığında, bu fark bariz bir şekilde
görülmektedir. Bu hususta ortaya çıkan başlıca sorunlar, küçük ve dağınık
işletmelerin varlığı, sertifikalı tohumluk ve virüsten ari fidan kullanımının
istenilen seviyede olmaması, pazarlama sorunu, pazar odaklı işlenmiş meyve ve
sebze üretiminde ve bu bağlamda sözleşmeli üretimde arzu edilen gelişmenin
sağlanamaması, yaş sebze ve meyvelerin çabuk bozulabilme özelliğinden dolayı,
ürün kaybı olarak önemli bir yüzdenin - yüzde 20-25 civarında bir kaybın- söz
konusu olması, bunun yanında, bilinçsiz üretimin belli ölçülerde devam ediyor
olması sayılabilir; ama, özellikle sayın milletvekilimizin üzerinde durduğu
hususa gelecek olursak... Dünyada tarım ürünleriyle ilgili genel bir kural
vardır; bu kural da şudur: Bu ürünler fiyat hareketlerinden çok az
etkilenirler. Dolayısıyla, üretim seviyesindeki dalgalanmalar, esas fiyatı
belirleyici hususlardır; yani, talepte çok fazla bir değişiklik meydana gelmez.
Hatta, birkısım temel zorunlu mallarda, ülkenin gelir seviyesi arttıkça bu
ürünlere karşı talebin azaldığına da şahit oluruz. Dolayısıyla, üretimde
meydana gelecek dalgalanmalar ve mevsim olarak pazara ani girişlerde arzın
artmasıyla birlikte bir anda fiyatların düşmesi kaçınılmazdır. Bu, sadece sebze
ve meyve için değil, diğer tarım ürünleri için de geçerlidir. Dolayısıyla,
pazarlama, çok temel bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle iç
piyasanın belli bir doygunluğa geldiği ürünlerde, artan üretimi
karşılayabilmenin bir tek yolu vardır; ihracat. Dolayısıyla, bu da, kısa vadede
gerçekleştirilecek bir gelişme değildir; ancak, uzun hazırlıklar ve belki, daha
önceden elde edilen, ulaşılan pazarların korunmasıyla alakalıdır. Bu da,
ihracat destekleri ve pazarlama yönünde atılacak adımlarla alakalıdır.
Bu hususta, ülkemizde,
tarımsal örgütlerin ve mevcut üretici örgütlenmelerinin, yani, kooperatiflerin
ve meslek örgütlerinin özellikle üreticilerimizin pazarlama sorununa çok fazla,
bugüne kadar etkili bir çözüm getirdiklerini söyleyemiyoruz. Dolayısıyla, bu
bakımdan, içinde bulunulan sorunun büyüklüğünü, ben de altını çizerek belirtmek
istiyorum. Ancak, bugünlerde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun Tarım
Komisyonundaki üyelerinin de çok iyi bildiği gibi, yeni bir yasayla
karşınızdayız; üretici birlikleri yasası. Üretici birlikleri yasasının temel
fonksiyonu, işte, bu, özellikle sebze ve meyvede üreticilerimizin pazarlama
sorununu çözmeye yönelik olarak çok çabuk örgütlenebilme imkânı tanıyan bir imkândır.
Diğer mevcut örgütlenmelere ve kooperatif örgütlenmesine nispetle, özellikle bu
alanda, dünyanın gelişmiş ülkelerinde, Avrupa Birliği ülkelerinde başarı
sağlanmış olmasından dolayı ülkemize de getirilmesi konusunda çok uzun zamandan
beri bir gayret vardır; ama, Meclisimize yeni intikal etmiştir, Tarım
Komisyonumuz bir altkomisyona havale etmiştir. Sanıyorum, pazartesi veya salı
günü altkomisyonda gerekli çalışmalar tamamlanmış, yarın Tarım Komisyonunda
görüşülmesi söz konusuyken, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımızın vefatı
dolayısıyla, Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan gelen teklifi de dikkate alarak,
önümüzdeki haftaya ertelemiş olduk.
Ben, tabiî, bütün
olumsuzlukların çözümünü bir tek yasayla, bir tek örgütlenme biçimiyle
çözülecek manasına söylemiyorum; ancak, sektörümüz bakımından -özellikle sebze
ve meyve için- önemli bir adım olabileceğine dikkati çekiyorum. Bu hususta
arkadaşlarımızın verdiği desteğe, fikrî katkıya şimdiden teşekkür ediyorum.
İnşallah, gruplar arasında bir uzlaşma olarak da, Tarım Komisyonundan geçen
halin, çok kısa sürede Meclisten de geçerek yasalaşması ve böylece, pazarlamayla
ilgili bir temel sorunun çözülmesine katkı sağlama imkânını buluruz. Bundan da,
tabiî, sorumlu bakan olarak, büyük memnuniyet duyarım.
Sayın Nail Kamacı'nın
belirttiği iki hususa özellikle teşekkür etmek istiyorum. O da, ülkemizde
ürettiğimiz ürünlere yönelik -sebze ve meyvelerde özellikle- birkısım ilaç
kalıntılarının, hormon ve benzeri ifadelerin çok spekülasyon amaçlı
kullanılması ve bunun, bir bakıma, iç tüketimde de bir olumsuzluğa sebep
olmasıdır. Kendileri çok iyi tespit etmişler. Ben, aynı kanaati paylaştığımı
ifade ediyorum. Bugün, artık, hormon kullanılması konusunda bir ihtiyaç kalmamıştır.
Üreticinin bilinçlenmesiyle, özellikle ihracata yönelik olarak ürünlerde
Avrupa'da ortaya konulan kontrollerle birlikte iç piyasamıza yönelik ürünlerde
de bu endişe kaybolmuştur.
İlaç kalıntılarıyla
ilgili hususta da... 2003 yılında sadece 3 ürünümüz iade edilmiştir; ama, bunun
yanında, anlaşma şartlarına uymayan, malî yönden anlaşmazlık ve başka
konulardan dolayı geri dönen ürün sayısı bunun onlarca katı üzerindedir. İlaç
kalıntılarıyla ilgili konuda da geldiğimiz nokta, kesinlikle çok iyi bir
durumdadır.
Bir başka sevindirici
haberi söylemek istiyorum. Kontrollü örtüaltı üretimin uygulanmasına ilişkin
bir yönetmelik çıkarılarak, özellikle ilaçlarla ilgili, zaten çok düzgün bir
tatbikat, inceleme ve kontrol mekanizması işletilmektedir. Seracılığın çok
yaygın olduğu illerimizde bugüne kadar aldığımız 450 numuneden ortaya çıkan
sonuçlardan da, bu konuda üreticimizin çok iyi eğitilmiş bir noktaya geldiğini,
sonuçların çok sevindirici olduğunu ifade etmek istiyorum. Dolayısıyla, iç
talebin düşmesine yönelik açıklamalardan da, hepimizin, daha dikkatli
davranarak sakınması gerektiğini ilave ediyorum.
Muğla Milletvekilimiz
Sayın Gürol Ergin, doğal afetlerle ilgili konulara dikkat çekti; kendisine
teşekkür ediyorum. Elbette, bu hadisenin gündeme getirilmesi, konunun çözümü
bakımından, benim gündemimde olan, sorumluluğumda olan konulara milletvekili
arkadaşlarımızın benzer destekleri, bizim açımızdan bir güçtür; ama, ben, bu
vesileyle, sizlere ve milletimize, atılan bazı olumlu adımları da söyleme
imkânı bulacağım. Kendilerine o bakımdan teşekkür ediyorum.
Gerçekten, 2004 yılı
afetler açısından çok olumsuz bir yıl olarak geçmiştir. Afetin ortaya çıktığı
il sayısı şu anda 63'e çıkmıştır. Elbette, bu bütün bir ili kapsamamaktadır;
ilin bazı ilçelerinde meydana gelmiştir, kısmîdir. Halbuki, bu, 2002 yılında 37
il, 2003 yılında 38 ille sınırlı kalırken, 2004 yılında 63 ile çıkmış olması,
gerçekten de, hadisenin boyutunun çok büyüdüğünü, arttığını göstermektedir.
Arkadaşlarım, bu konuda
çok uzun açıklamalar yapmak istemiyorum; çünkü, daha önce de birçok kere
konuştum; ancak, gelinen nokta şudur: 2090 sayılı Kanuna -yani, halen esas
itibariyle yürürlükte; ama, fon kaynakları itibariyle gerekli desteği alamadığı
için işlemeyen bu kanunumuza- göre, 2001 yılından itibaren ortaya çıkan
zararların karşılığı olarak tespit edilen ve ödenmesi gereken miktar 99
trilyondur. 2004 yılındaki zararlar da tahminî olarak hesaplandığında, bu çiftçilerimize
ödenmesi gereken miktarın 200 trilyona ulaşacağı tahmin edilmektedir; ama, 2004
bütçesinde bu amaçla ayrılmış olan kaynak miktarı, afet tertibi hesabında
sadece 550 milyardır. Bu da, işin dramatik tarafıdır.
Dolayısıyla, sayın
milletvekilimizin söylediği gibi, olaya bir çözüm getirilmesi zorunludur. Ben,
daha önce de ifade ettim; 1 Haziranda Bakanlar Kurulunun gündemine bu konu
geldi. Abdüllatif Şener Beyin başkanlığında bir komisyon kuruldu, çalışmaya
başladı. Halen teknik bir grup çalışıyor. Pazar günü, Başbakanlık Müsteşarının
da bulunduğu bir toplantıda bu konuyu görüştük ve doğrudan gelir, Ziraat
Bankası borçları ve faizleri, sigorta primleri, 2004 ödemelerinin erkene
alınması, ek ödeme yapılması gibi konuların dışında, bu toplam zararla ilgili,
acaba, belli bir oranının kabul edilerek, bir kaynak bulunarak, çiftçilerimize
toplam olarak dağıtılabilir mi, bu 200 trilyonun belli bir oranını dağıtabilir
miyiz diye, bu konuda bir çalışma başlattık. İfadesi belki zor; dolayısıyla, şu
anda bir oran da vermek istemiyorum; ama, hiç olmazsa, çiftçilerimize, doğrudan
gelir ve benzeri aletlerin dışında, zarar gören çiftçilerimize, bir miktar, belli
oranlarda bir desteğin yapılması konusunda bir çalışma yürütüyoruz. Bulacağımız
kaynağa bağlı olarak ortaya çıkacaktır; ama, bir anlayış birliği doğmuştur.
Dolayısıyla, bununla ilgili gelişmeyi, inşallah, kısa sürede gerçekleştiririz
ve çiftçilerimize bunu intikal ettiririz diye düşünüyorum.
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) -
Doğrudan gelir desteğinin dışında mı Sayın Bakanım?
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Evet, doğrudan gelir desteğinin dışında; yani,
kesinleşmiş, bu 200 trilyon olacağını tahmin ettiğimiz miktarın belli bir
yüzdesinin -yani, 2001 yılından beri biriken bu oranın çok yüksek bir oran
olmayacağını biliyoruz; ancak- çiftçilerimize intikal ettirilmesini ve bunun
birikenlerle birlikte değerlendirilmesinin prensip olarak olabileceğini; ama,
bir kaynak bulunmasının bunun miktarını belirleyeceğini ifade ediyorum.
Arkadaşlarım, esas
belirtmek istediğim husus ise, tarım ürünleri sigortası konusundadır. O konuda
verdiğiniz desteğe teşekkür ediyorum.
Tarım ürünleri sigortası
yasası tasarısı bildiğiniz gibi, Başbakanlıktadır ve yine, aynı toplantının
devamında bu acil kurumun bir an önce yasalaşarak hayata geçmesi konusunda
yaptığımız mutabakatı sizlerle paylaşmak istiyorum. Hazinenin önerdiği bir
sistem ile onun dışında Bakanlığımızın yaptığı çalışmaya göre oluşacak bir başka sistem arasındaki farklılıktan dolayı
çalışma bir noktaya geldi ve sonunda, bu konuda bir prensip kararı da ortaya çıktı.
Yarın saat 17.30'da, başkanlığımda, Türkiye'deki sigorta kurumlarının genel
müdürlerinin, Başbakanlık Müsteşarının ve Hazine Müsteşarının da katılacağı bir
toplantıda son şeklini alacak. Dolayısıyla, bir kurum oluşturup, bir kurul
oluşturup, bir şirket kurarak bunun
etrafında mı gerçekleştirelim, yoksa, ilgili sigorta şirketlerinin katılacağı,
kamunun da çok cüzi bir payla sistemin içinde yer alacağı, yine özel statüde
bir kurum oluşturarak -ama, genel politikayı belirlemek üzere Tarım
Bakanlığının yönetiminde oluşturulacak bir heyetle- bu tarım sigortalarıyla
ilgili uygulamanın başlatılması konusu gündeme gelecek. Bunun anlamını şu
şekilde ifade ediyorum: Bu teknik bir çalışma; ama, hadisenin en kritik safhası
da gelip bu noktaya dayandı. Eğer bu konuda çok kısa süre içerisinde karar
verebilirsek, konunun zaten diğer hususlarında farklı bir düşünce yoktur. Kısa
sürede, Bakanlar Kurulundan hükümet tasarısı olarak Meclise intikalini
sağlamayı bekliyorum. Dolayısıyla, bu konudaki gelişmeyi de sizlere böylece arz
etmiş oldum.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum, verdiğiniz destek için teşekkür ediyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Bakan.
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) -
Sayın Bakan, 2003 doğrudan gelir desteğinin tamamı ne zaman ödenecek?
FARUK ÇELİK (Bursa) -
Böyle bir usul yok Sayın Başkan.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Sayın Grup Başkanvekilim müsaade ederse, bir cümleyle
söyleyeyim.
BAŞKAN - Buyurun.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - 2003 doğrudan gelir desteği ödemelerine, en az gelişmiş
ilçemizden başlamak üzere, bu ay başlanıyor ve
üç ay içerisinde tamamlanacak. Hazinenin en son bize intikal ettirdiği
bilgi budur.
Saygılarımı sunuyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Bakan.
Sayın milletvekilleri,
Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.
Sözlü soru önergesinin
geri alınmasına dair bir önerge vardır; okutuyorum:
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. - Muğla
Milletvekili Ali Arslan'ın (6/1103) esas numaralı sorusunu geri aldığına
ilişkin önergesi (4/195)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Gündemin "Sözlü
Sorular" kısmının 459 uncu sırasında yer alan (6/1103) esas numaralı sözlü
soru önergemi geri alıyorum.
Gereğini saygılarımla arz
ederim.
Ali Arslan
Muğla
BAŞKAN - Sözlü soru
önergesi geri verilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
alınan karar gereğince, sözlü soruları görüşmüyor ve gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına
geçiyoruz.
Önce, yarım kalan
işlerden başlayacağız.
V. - KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER
1. - Adlî
Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve
Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S.
Sayısı: 146)
2. - Hukuk
Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve
Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı: 152)
3. -
Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu
Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun
Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile
Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
BAŞKAN - Adlî Yargı İlk
Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri
Hakkında Kanun Tasarısının, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik
Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının ve Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili
komisyon raporları henüz gelmediğinden, tasarıların ve teklifin müzakerelerini
erteliyoruz.
Kamu Yönetimi Temel
Kanunu Tasarısının müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
4. - Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden
Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri, Plan ve Bütçe ve Anayasa
Komisyonları Raporları (1/731) (S. Sayısı: 349)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.
Komisyon bulunmadığından
tasarının müzakeresini erteliyoruz.
Çeşitli Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun
müzakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
5. - Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/807) (S. Sayısı: 508) (x)
BAŞKAN - Komisyon?..
Yerinde.
Hükümet?.. Yerinde.
Tasarının ek 32 nci
maddesi üzerinde verilen önergenin oylanmasında kalmıştık.
Önergeye, Komisyon
katılmamış, Hükümet katılmıştı.
Şimdi, hatırlatmak için
önergeyi tekrar okutup, oylarınıza sunacağım.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 508
sıra sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile 406 sayılı Telgraf ve Telefon
Kanununa eklenen ek 32 nci maddenin ikinci fıkrasında yer alan "bu
maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki ay" ibaresinden sonra
gelmek üzere "Türk Telekomdaki kamu payı yüzde 50'nin altına düşünceye
kadar" ibaresinin; dördüncü fıkrasında yer alan "iş mevzuatına göre
hesaplanır" ibaresinden önce gelmek üzere "Türk Telekomdaki kamu payı
yüzde 50'nin altına düştükten sonra bu hizmetleri işçilikte geçmiş gibi kabul
edilerek" ibaresinin eklenmesini; maddenin sonuna da aşağıdaki fıkranın
eklenmesini arz ve teklif ederiz.
"Türk Telekom ile
iştiraklerinde çalışan ve yardım sandıklarına üye bulunan personelin, Türk
Telekom ve iştiraklerinden ayrılmaları halinde de aralıksız sürekliliği
bulunmak kaydıyla üyeliği devam eder."
|
|
Faruk Çelik |
Ali Ayağ |
Hacı Biner |
|
|
Bursa |
Edirne |
Van |
|
|