DÖNEM : 22        CİLT : 53       YASAMA YILI : 2

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

 

102 nci Birleşim

16 Haziran 2004 Çarşamba

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

                                                      Sayfa    

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMA

IV.  - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Antalya Milletvekili Nail Kamacı'nın, meyve ve sebze üreticilerinin sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

2. - Denizli Milletvekili Mehmet Yüksektepe'nin, çeşitli televizyon kanallarında yayınlanan şiddet içerikli programların, toplum, özellikle de çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerine ve bu konuda alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

3. - Muğla Milletvekili Gürol Ergin'in, ülkemizde bu yıl meydana gelen doğal afetlerin tarım ürünlerine olumsuz etkilerine ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. - Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın (6/1103) esas numaralı sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/195)

V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)

2. - Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı: 152)

3. - Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

4. - Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri, Plan ve Bütçe ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/731) (S.Sayısı: 349)

5. - Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/807) (S. Sayısı: 508)

 

6. - Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda Değişiklik Yapılması ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kaldırılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/824) (S. Sayısı: 582)

7. - Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Salih Kapusuz, Bursa Milletvekili Faruk Çelik ve 3 Milletvekilinin, Optisyenlik Hakkında Kanun Teklifi ile Gözlükçülük Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (2/294, 1/785) (S. Sayısı : 509)

8. - Suçtan Kaynaklanan Gelirlerin Aklanması, Araştırılması, Ele Geçirilmesi ve El Konulmasına İlişkin Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/779) (S. Sayısı: 465)

9. - Ordu Milletvekili Enver Yılmaz ile Yozgat Milletvekili Mehmet Çiçek'in; Orman Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Eskişehir Milletvekili Fahri Keskin ve 3 Milletvekilinin, Orman Kanununun Ek 8 inci Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/284, 2/290) (S. Sayısı: 584)

10. - Dahiliye Memurları Kanunu, İl İdaresi Kanunu, İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/802) (S. Sayısı: 461)

11. - Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/740) (S. Sayısı: 427)

VI. - USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1. - Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının af niteliği taşıdığı ve bu nedenle, yapılacak oylamalarda Anayasa ve İçtüzükte belirtilen nitelikli çoğunluğun aranılması gerekip gerekmediği hakkında

VII. - SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. - Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Eti Zeolit AŞ'nin kapatılmasıyla ilgili çalışmalara ve yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi GÜLER'in cevabı (7/2652)

2. - Adana Milletvekili Kemal SAĞ'ın, Adana Fen Lisesinin fizikî şartlarının iyileştirilmesine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/2678)

3. - Edirne Milletvekili Necdet BUDAK'ın, Gala Gölü ve çevresindeki sulak alanın değerlendirilmesine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı (7/2710)

4. - Ankara Milletvekili İsmail DEĞERLİ'nin, imam-hatip lisesi mezunlarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in cevabı (7/2721)


I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak dört oturum yaptı.

Ankara Milletvekili Oya Araslı, yasama dokunulmazlığının dünyadaki uygulamalarına, Türkiye'deki uygulamaların yarattığı sıkıntılara ile yapılması gereken düzenlemelere,

Kırıkkale Milletvekili Vahit Erdem, Kırıkkale İlinin bazı ilçe, belde ve köylerinde yaşanan dolu felaketinin yarattığı sorunlara ve alınması gereken önlemlere,

Mersin Milletvekili Mustafa Özyürek, 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Malî Müşavirlik ve Yeminli Malî Müşavirlik Kanununun yayımlanmasının yıldönümüne,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

Oturum Başkanı TBMM Başkanı Vekili Yılmaz Ateş, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve 20 nci Dönem İzmir Milletvekilliği yapan Ahmet Piriştina ile 16 ncı Dönem Ankara Milletvekilliği ve 1989-1999 yılları arasında Yenimahalle Belediye Başkanlığı yapan Abdurrahman Oğultürk'ün vefatı nedeniyle yakınlarına ve ailelerine başsağlığı dileyen bir konuşma yaptı.

Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun (6/1075, 6/1077 ve 6/1078),

Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel'in (6/1104) ve (6/1124),

Esas numaralı sözlü sorularını geri aldıklarına ilişkin önergeleri okundu; soruların geri verildiği bildirildi.

Kahramanmaraş Milletvekili Hanefi Mahçiçek ve 20 milletvekilinin, Avrupa Birliği uyum sürecinde esnaf ve sanatkarların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/197) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın, Hollanda Senatosu Başkanı Yvonne Timmerman-Buck ile Hollanda Temsilciler Meclisi Başkanı Frans Weisglas'ın vaki davetine icabetle Hollanda'yı ziyaretine ilişkin Başkanlık,

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, bir heyetle birlikte İngiltere'ye yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık,

Tezkereleri;

Genel Kurulun 15.6.2004 Salı günkü birleşiminde, gündemin "Meclis Soruşturması Raporları" kısmında yer alan 463 sıra sayılı Meclis Soruşturması Komisyonu raporunun görüşmelerinin tamamlanmasından sonra 457 sıra sayılı KİT Komisyonu raporunun genel görüşmesinin yapılmasına, sözlü sorular ile diğer denetim konularının görüşülmemesine; "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 39, 6, 7, 40, 32 ve 8 inci sıralarında yer alan 582, 509, 465, 584, 461 ve 427 sıra sayılı kanun tasarı ve tekliflerinin bu kısmın 6, 7, 8, 9, 10 ve 11 inci sıralarına alınmasına; gelen kağıtlar listesinde yayımlanan ve bastırılarak dağıtılan 583 sıra sayılı kanun tasarısının 48 saat geçmeden bu kısmın 12 nci sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; çalışma sürelerinin, bu birleşimde 509 sıra sayılı kanun teklifinin görüşmelerinin bitimine kadar, 16.6.2004 Çarşamba günkü birleşimde sözlü soruların görüşülmemesine ve 427 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin bitimine kadar, 17. 6. 2004 Perşembe günkü birleşimde ise, 583 sıra sayılı kanun tasarısın görüşmelerinin bitimine kadar uzatılmasına ilişkin AK Parti Grubu önerisi;

Kabul edildi.

Gündemin "Meclis Soruşturması Raporları" kısmında bulunan, İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 63 milletvekilinin, bakanlıkları sırasında ilgili kuruluşların raporlarının gereğinin yapılmasını geciktirerek ve gerekli tedbirleri zamanında almayarak görevlerini yerine getirmemek suretiyle Türkiye Halk Bankasının zarara uğramasına sebep oldukları, usulsüz işlemlerin yapılmasına imkân sağladıkları ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 uncu maddesinin ikinci fıkrasına uyduğu iddiasıyla Devlet eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan ile Devlet eski Bakanı Recep Önal haklarında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi ve Meclis Soruşturması Komisyonu raporunun (9/3) (S. Sayısı:463) genel görüşmesinden sonra yapılan gizli oylaması sonucunda kabul edildiği ve Devlet eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan ile Devlet eski Bakanı Recep Önal'ın Yüce Divana sevkine karar verildiği açıklandı.

Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır, (9/3) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Başkanı ve Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün'ün, yapmış olduğu konuşmada ileri sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi nedeniyle bir açıklamada bulundu.

Alınan karar gereğince, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün tasvibe sunulan 2000 ve 2001 yılları hesap ve işlemlerine ait, 3346 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca hazırlanan, Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonu Raporu ve bu rapora yapılan itiraz ile Komisyonun T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 2000 ve 2001 yıllarına ait hesap ve işlemlerinin ibra edilmemesine ilişkin raporunun (3/108,135) (S.Sayısı: 457) görüşmelerden sonra, kabul edildiği ve yönetim kurullarının ibra edilmediği bildirildi.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

1 inci sırasında bulunan, Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısının (1/521) (S. Sayısı: 146),

2 nci sırasında bulunan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının (1/523) (S. Sayısı: 152),

3 üncü sırasında bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı: 305),

Görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporları henüz gelmediğinden;

4 üncü sırasında bulunan, Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/731) (S. Sayısı: 349) görüşmeleri, ilgili Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından;

Ertelendi.

5 inci sırasında bulunan, Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/807) (S.Sayısı: 508) ek madde 32'ye kadar kabul edildi; ek madde 32'nin görüşmeleri sırasında istem üzerine elektronik cihazla yapılan yoklamalar sonucunda Genel Kurulda toplantı yetersayısı bulunmadığı anlaşıldığından,

16 Haziran 2004 Çarşamba günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 21.08'de son verildi.

 

 

 

Yılmaz Ateş

 

 

 

Başkanvekili

 

 

Mevlüt Akgün

 

Yaşar Tüzün

 

Karaman

 

Bilecik

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

 

 

Suat Kılıç

 

 

 

Samsun

 

 

 

Kâtip Üye

 


                                                                         No. : 150

II. - GELEN KÂĞITLAR

16 Haziran 2004 Çarşamba

Tasarılar

1. - Özel Gelir ve Özel Ödeneklerin Düzenlenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/827) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 8.6.2004)

2. - Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu, Sosyal Sigortalar Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/828) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2004)

Raporlar

1. - Karadeniz'in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesinin Karadeniz'de Biyolojik Çeşitliliğin ve Peyzajın Korunması Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğun Dair Kanun Tasarısı ile Çevre ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/750) (S. Sayısı: 608) (Dağıtma tarihi: 16.6.2004) (GÜNDEME)

2. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür, Eğitim, Bilim, Basın-Yayın, Gençlik ve Spor Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/791) (S. Sayısı: 609) (Dağıtma tarihi: 16.6.2004) (GÜNDEME)


BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

16 Haziran 2004 Çarşamba

BAŞKAN : Başkanvekili Yılmaz ATEŞ

KÂTİP ÜYELER : Enver YILMAZ (Ordu), Mevlüt AKGÜN (Karaman)

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 102 nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.

Gündemdışı ilk söz, sebze ve meyveciliğin sorunlarıyla ilgili söz isteyen Antalya Milletvekili Sayın Nail Kamacı'ya aittir.

Buyurun Sayın Kamacı. (CHP sıralarından alkışlar)

IV.  - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Antalya Milletvekili Nail Kamacı'nın, meyve ve sebze üreticilerinin sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

NAİL KAMACI (Antalya)- Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; sebze ve meyveciliğin sorunlarıyla ilgili gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, dün hayatını kaybeden Sayın Piriştina'ya, bir gün önce hayatını kaybeden Sayın Oğultürk'e Allah'tan rahmet diliyorum. Yine benim için çok önemli; üç yıl önce bir trafik kazasında kaybettiğimiz Antalya eski İl Başkanımız Mustafa Çetinkaya'yı, Yönetim Kurulunda görev yaptığım arkadaşım Mehmet Atmaca'yı ve partili bir arkadaşım Mehmet Erdem'i, burada, saygıyla anıyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün, ülkemizde tarımda yaşanan sorunların bir kısmı da, yine tarımın bir kolu olan örtüaltı seracılığıyla ilgili.

Değerli arkadaşlar, örtüaltı seracılığı, yaklaşık otuz yıldan beri ülkemizin güneyinde, iklimin iyi olduğu kısımlarda, toprağın ve suyun iyi olduğu kısımlarda uygulanmaya başlanılan ve gün geçtikçe yöre halkı tarafından geliştirilen ve daha da teknik konuma getirilen bir tarım koludur.

Ancak, bugünkü konumuz, onların uğradığı doğal afetler değil; yani, bugün burada seli konuşmayacağız, burada donu konuşmayacağız, burada fırtınayı ve hortumu konuşmayacağız. Bugün buradaki konuşmamıza -örtüaltı seracılık, 1999 yılına kadar hiçbir sorun yaşamadan devam ederken, çiftçimize büyük gelir sağlarken- 1999'dan sonra, özellikle 2001 krizinden sonra, yöre halkının ürettiğini pazara çıkaramamasından kaynaklanan doğal bir ekonomik afetten başlamak istiyorum; çünkü, gerçekten, bizim üreticimiz üretmesini biliyor, ne üreteceğini biliyor; ama, nasıl satacağını bilmiyor. Bu anlamda, örtüaltı seracılığın bugünlerdeki en büyük sorunlarından birisi budur ve sizin de bildiğiniz gibi, bugün manavlarda, pazarlarda kilosunu 1 000 000 liraya gördüğünüz biberin veya salatalığın gerçek fiyatının, tüketiciden çıkışının bu olmadığını da bilmenizi istiyorum.

Biraz önce Mavikent Halinden tarafıma gönderilen turfanda sebze ve meyve fiyatlarını söylemek istiyorum. Çarliston biber 200 000 lira, domates 100 000 lira, hıyar 60 000 lira...

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Salatalık!..

NAİL KAMACI (Devamla) - Sayın Maliye Bakanının anlatmasıyla söylüyorum; biliyorsunuz, Sayın Maliye Bakanı "hıyarın fiyatının yüksek olmasından dolayı Türkiye'de enflasyon yükseliyor" demişti; şimdi 60 000 lira, Sayın Maliye Bakanının gözü aydın olsun, enflasyon düşmüştür artık!..

Fasulye 250 000 lira, kabak 100 000 lira. Bunları daha fazla saymak, daha fazla büyütmek mümkün; ancak, üretimdeki girdi fiyatlarının yüksek olmasından dolayı bu dönem üretici mağdur edilmiştir, perişan edilmiştir. Bana birçok yerden belediye başkanlarımızdan faks geldi. "Antalya ve çevre beldelerimizde domates fiyatlarının çok düşük olması nedeniyle çiftçimiz mağdur durumdadır. Çiftçilerimizin mağduriyetinin giderilmesi için konunun görüşülmesi gerekmektedir" diye söylüyorlar.

Değerli arkadaşlar, yıllardır devam eden, kendi kendilerine gelişmeye açık olan bu tarım sektöründe devletin doğru dürüst önemli bir katkısı olmamıştır. Bugünkü yaşadığımız, ürettiğimiz ürünlerin içpiyasada yeterince satılamamasından kaynaklanmaktadır. Çünkü, tüketicimizin alım gücü yoktur, ihraç gücü de maalesef devlet tarafından yönlendirilmiyor. Bu anlamda bu ürünlerin hepsi üreticimizin elinde kalmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, son zamanlarda şöyle bir gelişme yaşanıyor: Ne zaman domates, biber fiyatları belli bir yüksekliğe ulaşsa hemen televizyon programlarında "efendim, enflasyonu artıran sebze fiyatlarıdır" diye başlıyorlar. Petrol fiyatları artırmıyor, beyaz eşya fiyatları artırmıyor; ama, çiftçinin o alın teriyle ürettiği sebze fiyatları enflasyonu artırıyor!.. Bu konuda da hükümetimiz maalesef onlara destek veriyor.

Değerli arkadaşlarım, geçen dönemlerde yine bir televizyon kuruluşunda, saygın bir televizyon kuruluşunda saygın bir program yapımcısı, üç hafta üst üste sebzecilik konularına, yani, sebzecilikteki ilaç kalıntılarına değindi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kamacı, sözlerinizi tamamlayınız.

NAİL KAMACI (Devamla) - O programda konuştuğu bir şoförün şöyle bir ifadesi vardı: "İstanbul'a varıncaya kadar salatalık kamyonun üzerinde çatır çatır çatlıyor ve 5 cm ise İstanbul'a varıncaya kadar 10 cm oluyor." Ben görmedim böyle bir şey; ben, geçmiş dönemlerde seracılık yaptım; hiç böyle bir şeye rastlamadım. Üstelik, bu dönemler içerisinde, artık, seracılık, eskiden olduğu gibi hormonla olmuyor, doğal yöntemlerle oluyor; yani, arı kullanılıyor. O yüzden, doğal yöntemlere geçildikten sonra hormon tüketimi azaldı.

Bunun yanında, ilaçlama... Değerli arkadaşlar, gerçekten üç yıl öncesine kadar böyle bir şey vardı; ürünlerimiz Avrupa kapılarından döndü; ancak, üç yıldan beri -Sayın Bakana da teşekkür etmek istiyorum burada, onun da katkılarıyla- bir çalışma yapılıyor şu anda; Kumluca Ticaret ve Sanayi Odasının da yardımıyla bir laboratuvar kuruldu; artık, ürünlerimiz, bundan böyle, kontrol edilerek gönderiliyor ve önümüzdeki dönemlerde, umarım, yeni tedbirlerle -paketleme ve ambalajlama sistemleri yapılacak ve numaralama sistemiyle- Avrupa'ya daha iyi ürün ihraç edebileceğiz.

Bu saygın televizyon programlarında, üç hafta, üç sene önceki durum konuşuldu değerli arkadaşlar. Şimdi, şu anda domates, biber fiyatları çok düşük. Bu saygın televizyon kuruluşları, bunu niye konuşmuyor?! Çiftçimizin bugünkü mağduriyetini niye konuşmuyor?!

Değerli arkadaşlar, manavda 2 500 000 lira olan biber, yerinde 500 000 lira. Diğer faktörler, ulaşım faktörleri, hal faktörleri ve manavda ücretinin üzerine konulan fiyatlar; o yüzden, bunun hepsini çiftçinin aldığını söylemek insafla bağdaşmaz değerli arkadaşlar.

Bu anlamda, bu yıl kayboldu. Önümüzdeki yılların kaybolmasını istemiyorsak, hep beraberce -en önemli stratejik bölgede bulunuyoruz. Bağımsız Devletler Topluluğuna yakınız; Rusya'ya ve Avrupa'ya yakınız- bu anlamda, gelecek dönem, sebze ve meyvecilikte ihracat için önemli çalışmalar yapalım. Hükümetin görevi bu olmalı. Bu konuda çiftçilerimizi yönlendirmeliyiz ve ihracatımızı geliştirmeliyiz.

Bunun, gelecek dönemlerde daha iyiye gitmesi dileğiyle, hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kamacı.

Sayın Bakan?..

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, Sayın Gürol Ergin'in konuşmasından sonra, her ikisine birden cevap vereceğim.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Tarım Bakanımız Sayın Sami Güçlü, üçüncü konuşmadan sonra, iki gündemdışı konuşmaya birden cevap vereceklerdir.

Şimdi, gündemdışı ikinci söz, televizyonlarda yayınlanan şiddet içerikli programların, toplum ve özellikle çocuklar üzerindeki etkileriyle ilgili söz isteyen Denizli Milletvekili Sayın Mehmet Yüksektepe'ye aittir.

Buyurun Sayın Yüksektepe.

2. - Denizli Milletvekili Mehmet Yüksektepe'nin, çeşitli televizyon kanallarında yayınlanan şiddet içerikli programların, toplum, özellikle de çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerine ve bu konuda alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

MEHMET YÜKSEKTEPE (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Genel Kurulumuzda, genç bir nüfusa sahip olan ülkemizde gençlerimizin ve çocuklarımızın, yetişme çağında maruz kaldıkları şiddet ve şiddet içerikli yayınlar dolayısıyla yaşadıkları psikolojik sorunları dile getirmek üzere söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime geçmeden önce, dün kaybettiğimiz, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Piriştina'ya Allah'tan rahmet diliyorum; ailesine, İzmir halkına ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna sabırlar diliyorum.

Değerli arkadaşlar, dün, yaklaşık 14 000 000 öğrencimiz, yavrumuz karne aldı. Buradan, öncelikle, tüm öğrencilerimizi kutluyor ve onların gözlerinden öpüyorum; ailelerini de buradan saygıyla selamlıyorum.

Çocuklarımızın, zorlu bir maraton sonunda tatili hak ettiklerine inanıyorum. Dönem boyunca, tüm zorluklara rağmen, onların başarılı olmaları için fedakârca çalışıp gayret gösteren tüm öğretmenlerimizi ve idarecilerimizi de saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, buradan sayın velilerimize seslenmek istiyorum: Elbette, çocuklarımız tatili ve dinlenmeyi hak ettiler. Çocuklarımızı bu tatil süresince kötü alışkanlıklardan uzak tutacak, beden ve ruh gelişimini olumlu yönde etkileyecek sosyal, kültürel, bilimsel ve sportif aktivitelere yönlendirmenin doğru olduğunu düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, bu, bardağın dolu tarafıydı; bir de, maalesef, bardağın boş kısmı var. Çocuklarımız, her geçen gün giderek artan oranda şiddete maruz kalıyor. Yazılı ve özellikle görsel medyanın çocuklarımız üzerindeki etkisi rahatlıkla gözlenmektedir; çünkü, eskiden gazetelerin ikinci sayfasında yer alan acılı haberler, artık, manşetlere taşınmıştır. En son manşet, Isparta'da fidye için çocuk kaçıran çocukların olayıdır. Çok acı sonuçlanan bu olay, gazete manşetlerinden düşmedi. Gazete ve televizyonlarda, lise ve ortaokul çağındaki çocukların ya da okula gitme fırsatı bile bulamayan sokak çocuklarının işlediği suçlarla ilgili haberlere sıkça rastlamakta ve daha kötüsü, bu haberlere alışmaktayız. Bu haberlerin normalleşmesi ve alışılmaya başlanması çok garip ve oldukça düşündürücüdür. Bu haberlerin alışılabilir haberler olmadığını, hatta alışılmaması gerektiğini sizlere vurgulamak istiyorum.

Konuyla ilgili uzmanlar tarafından yapılmış bir araştırmanın sonuçlarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu araştırmada, ulusal yayın yapan 2 televizyon kanalının bir aylık yayın akışı taranmış, Radyo ve Televizyon Üst Kurulundan alınan bilgiler dahilinde, şiddet içerikli olan yayınlar izlenmiştir. Bu taramanın sonuçlarına göre, şiddet içerikli tam 240 program tespit edilmiştir arkadaşlar. Bazı programlar, 1'den fazla şiddet görüntüsü içermektedir; hatta, bir günlük taramada, 80 ilâ 100 şiddet görüntüsü tespit edilmiştir.

Geçtiğimiz günlerde, Mersin'de, bir çocuğun, kendisini bir pokemon kahramanı yerine koyarak, balkondan aşağıya atlamasıyla ortaya çıkan durum da, çocuğun kendisine zarar verme ihtimaline iyi bir örnektir. Yine aynı şekilde, geçen hafta Isparta'da ve iki gün önce de Denizli'de yaşanan çocuk kaçırma, bıçaklama ve tecavüz gibi olaylar, çocuğun başkasına zarar verme ihtimalini ortaya koyuyor.

Günümüz Türkiyesinin ulusal, bölgesel ve yerel medyasında, etkinlik yönünden televizyonlar, 230 kanalla ilk sırada gelmektedir. Yine 3 500 yayınla gazete ve dergiler, 1 176 kanalla radyolar sayılmaktadır. 25 000 000'u aşkın televizyon ve radyo cihazıyla 65 000 000 insana ulaşılması, medyanın gücünü ortaya koymaktadır. Toplumsal yaşamı her açıdan etkilemede önemli bir rol üstlenen televizyon yayınlarında kamu yararının yeterince gözetilmediği şeklindeki sürekli dile getirilen şikâyetler malumunuzdur.

Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Türkiye Çocuk Vakfı, üniversitelerimiz, Millî Eğitim Bakanlığımız ve Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı Çocuk Şube Müdürlüğümüzün yaptığı başarılı çalışmalar olduğunu görüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlar mısınız.

Buyurun.

MEHMET YÜKSEKTEPE (Devamla) - Tüm bu kurum ve kuruluşlarımızı, çalışmalarından dolayı kutluyorum; ancak, 2001 ile 2002 yılları arasında, çocuk suçlarıyla ilgili savcılığa ve emniyet birimlerine ulaşan bilgiler neticesinde oluşturulan bir istatistiği sizlerle paylaşmak istiyorum: Değerli arkadaşlar, Türkiye'de,  2001 yılında, çocuk istatistik raporuna göre, bir yılda 40 000 çocuğumuz suça iştirak etmiştir; bu rakam, 2002'de 66 242; 2003'te 82 287; 2004 yılının ilk beş ayında ise 43 607'dir. Bu rakamlar dikkat çekici değil midir.

Değerli arkadaşlar, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesine göre, her çocuk, şefkat, sevgi ve anlayış görme hakkına, yeterli beslenme hakkına, parasız eğitim hakkına, oyun ve eğlence hakkına, bir isim sahibi ve bir ülke vatandaşı olma hakkına, olağanüstü durumlarda yardım görmede öncelik hakkına, uluslararası barış ve evrensel kardeşlik bilincinde yetişme hakkına ve bütün bunlardan, renk, ırk, dil, din farkı gözetilmeksizin yararlanma hakkında sahiptir. İnsanların üzerinde ittifakla anlaştıkları tek konu, çocukların toplumun geleceği olduğu gerçeğidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve bizi izleyen değerli vatandaşlarımız; bu konunun önemine bir kez daha değinmek, dikkatleri bu noktaya çekmek istedim. Şüphesiz, bu konuda hepimizin üzerine düşen görevler vardır. Çocuklarımız ve gençlerimizin geleceği, dolayısıyla kendi geleceğimiz için üzerimize düşen bu görevleri hassasiyetle yerine getirmeliyiz. Suçlu çocuk yoktur, suça itilmiş çocuk vardır. Bize düşen, çocuklarımızı itilmişlikten kurtarmaktır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yüksektepe.

Gündemdışı üçüncü söz, 2004 yılında yaşanan tarımsal afetlerle ilgili söz isteyen Muğla Milletvekili Sayın Gürol Ergin'e aittir.

Buyurun Sayın Ergin. (CHP sıralarından alkışlar)

3. - Muğla Milletvekili Gürol Ergin'in, ülkemizde bu yıl meydana gelen doğal afetlerin tarım ürünlerine olumsuz etkilerine ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

GÜROL ERGİN (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde 2004 yılında yaşanan tarımsal afetler ve hükümetin çiftçiye ve tarıma ilişkin tutumu konusunda gündemdışı konuşma yapmak üzere söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken sizleri ve Yüce Türk Ulusunu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 2004 yılı tarımımızda birçok afetin birbiri ardına yaşandığı bir yıl oldu. Manisa'da üzüm, Karaman'da, başta elma ve kiraz olmak üzere çeşitli meyveler, Balıkesir ve Çanakkale'de zeytin, Bursa'da, şeftali ve zeytin başta olmak üzere çeşitli meyveler, Malatya ve Elazığ'da kayısı, İzmit ve Amasya'da çeşitli meyveler, Gaziantep ve Kilis'te antepfıstığı, Hatay'da pamuk ve buğday, Kırıkkale'de hububat, Çukurova'da pamuk, mısır, buğday ve karpuz, Doğu Karadenizde fındık doğal afetlerden çok büyük zarar gördü. Zararın boyutları 2 katrilyon liranın üzerindedir. Afete uğrayan ürünler arasında en fazla zarar fındıkta görülmüştür.

Doğu Karadeniz Bölgesinde yaşanan don olayı, başta fındık olmak üzere, bölgede yetişen hemen tüm meyve ağaçlarına önemli zararlar vermiştir. Özellikle 500 rakımın üzerindeki bahçelerde fındığın sürgün ve yaprakları, çotanak taslağı ve tomurcukları hemen tamamen yandı. Özellikle kuzey ve dere iç kesimlerinde bu yanmaların miktarı çok fazla olup, bahçeler, sanki, bir yangın sonrası manzarası göstermektedir. Yüksek rakımdaki bu bahçelerden, 2004 yılında bir tek fındık tanesi ürün almak mümkün olmadığı gibi, 2005 ve 2006 yıllarında da, üründe ciddî kayıplar olacağı bugünden görülmektedir. Birçok bahçe sökülüp yeniden tesis edilmek zorundadır. Olayı, bölgesel doğal afet haline getiren bu durumdur. Görüştüğümüz yaşlı üreticiler, elli yıldan bu yana böyle bir afet yaşamadıklarını, büyüklerinden de böyle bir afet işitmediklerini ifade etmişlerdir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye, fındıkta, Brezilya'nın kahvede sahip olduğu avantaj gibi bir avantaja sahiptir. Fındığın, her yıl ülkemize kazandırdığı döviz 700 000 000 dolar ile 1 000 000 000 dolar arasındadır ve bu gelir miktarı, ülkemizin tüm dışsatım gelirleri içerisinde yüzde 2'nin üzerinde bir paya sahiptir.

Değerli milletvekilleri, fındık, Doğu Karadeniz Bölgesi halkımızın önemli kesiminin tek geçim kaynağıdır, yaklaşık 8 000 000 insanı ilgilendirmektedir ve bölge halkının yalnızca geçim kaynağı olmayıp, yaşamının, kültürünün ayrılmaz bir parçası ve onun kaderidir.

Doğu Karadeniz köylüsü geçimini fındıktan sağlarken, kentlisi de, kışı, fındık kabuğunu yakarak geçirmektedir. Bu nedenle, uğranan zarar çok büyüktür; yalnızca çiftçiyi değil, bölgenin, esnafıyla, tüccarıyla, işçisiyle tüm halkını perişan edecektir. Bölgenin 2004 yılı için olası zararı 500 ilâ 800 trilyon tahmin edilmektedir.

Olayın bir başka boyutu da, fındıktan başka hiçbir geliri olmayan bölge köylülerinin, daha şimdiden, afetin etkisini yaşamaya başlamadan, bölgeden göç etmeye başlamış olmalarıdır.

Değerli arkadaşlarım, bu afetin getirdiği zarar, ancak bir koşulda karşılanabilir. Olayı, bölgesel doğal afet olayı olarak niteleyip, afet koşullarının gerektirdiği önlemler alınmalıdır. Bize göre, hükümet, her şeyden önce, bu kararı almak zorundadır. Hükümet bu kararı almaktan kaçınırsa, şu önerileri mutlaka yerine getirmesi gerekir:

Bölge çiftçilerinden zarar görenlere, doğrudan gelir desteği için kayıtlı olsun ya da olmasın, fındık üreticisi belgesi karşılığında dekar başına en az 200 000 000 lira telafi edici ödeme yapılmalıdır.

Fındık üretimini sürdürebilmek amacıyla gerekli girdilerin sağlanması yanında, özellikle hayvancılık yapılabilmesi için ilk iki yılı geri ödemesiz ve düşük faizli kredi verilmelidir.

Fındıktan kesilen ve 1 500 000 000 dolara ulaşan fon, üreticinin zararını karşılamakta kullanılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, sözlerinizi tamamlayınız.

GÜROL ERGİN (Devamla) - Gerek Doğu Karadeniz Bölgesi ve gerekse tüm afet bölgelerinde ise, 2003 yılının doğrudan gelir desteği ödemelerinin kalan yarısı derhal ödenmeli, 2004 yılı ödemeleri de, bölge çiftçisine, 2004 yılı içinde verilmelidir.

Çiftçilerin Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan vadesi gelmiş borçları, Bağ-Kur ve SSK ödemeleri, faizsiz olarak iki yıl ertelenmelidir.

Değerli milletvekilleri, konu çok büyük çaplıdır. Bu nedenle, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının sorumluluk alanını aşmış, hükümetin sorumluluk alanına girmiştir. Yürürlükte olan 2090 sayılı Kanun çerçevesinde bu sorunun çözüm olanağı yoktur; çünkü, bu kanun çerçevesinde, tüm ülke çiftçilerinin uğrama olasılığı bulunan zararını karşılamak üzere 2004 bütçesine konulan kaynak son derece kısıtlıdır. Bu yasaya dayanarak üretici zararlarını karşılamaya kalkmak, yalnızca üreticiyi ve bölge halkını oyalamak ve kandırmak anlamına gelir; çünkü, bu yasa hükümlerine göre, afetten zarar gören çiftçilerin, yalnız söz konusu ürününün değil, tüm varlığının yüzde 40'ını afette yitirmesi gerekmektedir. Nitekim, şu anda tarım il müdürlüğü görevlileri de, fındık zararı yanında, çiftçilerin tüm tarımsal mal varlık ve gelirlerini de araştırarak, raporlarını buna göre yazmaktadır.

Cumhuriyet Halk Partisinin öteden beri belirttiği  tarım sigortaları yasasının ivedilikle çıkarılma ve küçük çiftçinin sigorta priminin de mutlaka devlet tarafından karşılanma zorunluluğu vardır. Aksi durumda, çiftçi, bugün olduğu gibi doğal afetler karşısında çaresizliği yaşar.

Değerli arkadaşlarım, afetin büyüklüğü nedeniyle konunun siz milletvekillerinin ve kamuoyunun bilgisine sunulması zorunluluğu beni bu konuşmayı yapmaya sevk etti. Bu büyük afet ve ülke çapında yaşanan diğer tarımsal afetler, hemen hiçbir yazılı ve görsel basın organında yer almadı. Hükümet, sanki ülke bu afetleri yaşamamış gibi, bir suskunluk içerisine girdi.

Hükümeti, Türkiye'nin tüm bölgelerinde afete uğrayan çiftçilerin yaralarını sarmak amacıyla gerekli önlemleri alması için ivedi olarak göreve çağırıyor, olumlu sonuç alınıncaya kadar konuyu sürekli gündemde tutacağımızı belirtiyor, siz değerli milletvekillerine ve başta Doğu Karadenizin vefalı, çalışkan halkı olmak üzere tüm çiftçi kardeşlerime geçmiş olsun dileklerimi sunarak, sevgi ve saygılarımı ifade ederken sözlerimi iki cümleyle tamamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Türk çiftçisinin en büyük sıkıntısı tarımın desteklenmemesidir. Avrupa Birliği ülkelerinde çiftçilerin gayri safî millî gelire katkıları yüzde 2, Avrupa Birliğinden aldıkları tarım destekleri yine yüzde 2 dolayındadır; yani, çiftçi verdiği kadarını destek olarak almaktadır. Türk çiftçisi gayri safî millî gelire yüzde 12,5 katkı verirken, aldığı destek yüzde 1'in altındadır. Bu destek artırılmalıdır.

İkinci ve daha önemli gördüğüm konu, Köy Kanununda bu Meclisin yaptığı değişikliği yeniden bu kürsüye getirmemi gerektirmektedir. 3 Temmuz 2003 tarihinde aldığımız kararla, topraklarımızın yabancılara satışına izin verdik. Cumhuriyet tarihinde ilk kez, köy toprakları yabancıların alımına sunuldu, topraklarımız satışa çıktı ve şimdi, Hatay yöresinde Suriyelilerin, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde İsraillilerin, Antalya, Muğla yörelerinde İngilizlerin, Manisa'da İtalyanların, Adalar'da Yunanların Türk topraklarını ne ölçüde aldıklarını, önümüzdeki günlerde yapacağım bir konuşmayla sizlere ifade edecek, dikkatlerinizi tekrar bu noktaya çekmeye gayret edeceğim.

Hepinizi ve ulusumuzu saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ergin.

Her iki gündemdışı konuşmaya, Tarım ve Köyişleri Bakanımız Sayın Sami Güçlü yanıt vereceklerdir.

Buyurun Sayın Güçlü. (AK Parti sıralarından alkışlar)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; gündemdışı iki konuşmaya cevap vermek istiyorum; birincisi, Antalya Milletvekilimiz Sayın Nail Kamacı'nın, sebze ve meyve üreticilerinin sorunlarına yönelik dile getirdiği hususlarla; ikincisi de, Sayın Gürol Ergin'in, doğal afetler konusuna yönelik dile getirdiği hususlarla ilgilidir.

Konuşmama başlarken, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Piriştina'ya Allah'tan rahmet diliyorum; ailesine, yakınlarına ve İzmirlilere başsağlığı ve sabırlar temenni ediyorum; Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun da acısını paylaşıyorum.

Yine, bir ilave cümleyle şunu ifade edeyim: Kıbrıs'tan döndüm. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin desteğiyle kurulmuş olan modern bir mezbahanın açılışı vesilesiyle oradaydım. Sayın Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Tarım Bakanıyla görüşme imkânı buldum. Artık, Kıbrıs'ta, siyasî hayatın hızlı gelişme dönemi, bir bakıma, sona ermiş ve insanlar tekrar hayata dönerken, reel sektörle ilgili çalışmalara ağırlık vermemiz gerektiğini, orada, genel olarak dile getirdim. Sayın Cumhurbaşkanının sizlere selamlarını da bu vesileyle iletiyorum.

Sayın Nail Kamacı Beyefendi, sebze üretimiyle ve bu kesimin, özellikle içinde bulunduğumuz dönemde sorunları dile getirmesiyle ilgili konuşmasına ben de katkıda bulunmak istiyorum.

İlkönce, yazılı metinden bir parça okuduktan sonra, konuyla ilgili esas fiyat hareketleri üzerinde ben de kısaca duracağım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz, tarımsal üretim potansiyeli bakımından, dünya üzerinde önemli bir yere ve ekolojiye sahiptir. Ülkemizin sahip olduğu bu varlık, başta meyve ve sebze olmak üzere, çok çeşitli ürünlerin yetiştirilmesine imkân tanımaktadır. Ekolojik yapısının uygunluğu nedeniyle önemli bir tarımsal üretim potansiyeline sahip olan ülkemiz, 28 000 000 hektarlık tarım alanının yüzde 6'sında meyvecilik ve bağcılık, yüzde 1,2'sinde ise sebzecilik faaliyetini sürdürmektedir.

Dünya sebze üretimi yılda yaklaşık 875 000 000 ton, meyve üretimi ise 390 000 000 tondur. Ülkemiz, 40 000 000 ton yaş sebze ve meyve üretimiyle, dünyanın önemli üretici ülkelerinden birisi durumundadır. Yıllık toplam sebze üretimi yaklaşık 26 000 000 ton,  meyve üretimi ise 13 400 000 tondur. Dünya toplam sebze ve meyve üretiminin yaklaşık yüzde 7'si ülkemizde gerçekleştirilmektedir. Dünyadaki toplam sebze ihracatı, değer olarak 12 000 000 000 dolar, meyve ihracatı ise 40 000 000 000 dolardır. Ülkemizin bu miktarlardan aldığı pay ise, yüzde 1 oranındadır ve dolayısıyla, üretim seviyesine nispetle oldukça düşüktür. Ülkemizin meyve-sebze üretim potansiyeli ve ihraç edilen miktarları dikkate alındığında, bu fark bariz bir şekilde görülmektedir. Bu hususta ortaya çıkan başlıca sorunlar, küçük ve dağınık işletmelerin varlığı, sertifikalı tohumluk ve virüsten ari fidan kullanımının istenilen seviyede olmaması, pazarlama sorunu, pazar odaklı işlenmiş meyve ve sebze üretiminde ve bu bağlamda sözleşmeli üretimde arzu edilen gelişmenin sağlanamaması, yaş sebze ve meyvelerin çabuk bozulabilme özelliğinden dolayı, ürün kaybı olarak önemli bir yüzdenin - yüzde 20-25 civarında bir kaybın- söz konusu olması, bunun yanında, bilinçsiz üretimin belli ölçülerde devam ediyor olması sayılabilir; ama, özellikle sayın milletvekilimizin üzerinde durduğu hususa gelecek olursak... Dünyada tarım ürünleriyle ilgili genel bir kural vardır; bu kural da şudur: Bu ürünler fiyat hareketlerinden çok az etkilenirler. Dolayısıyla, üretim seviyesindeki dalgalanmalar, esas fiyatı belirleyici hususlardır; yani, talepte çok fazla bir değişiklik meydana gelmez. Hatta, birkısım temel zorunlu mallarda, ülkenin gelir seviyesi arttıkça bu ürünlere karşı talebin azaldığına da şahit oluruz. Dolayısıyla, üretimde meydana gelecek dalgalanmalar ve mevsim olarak pazara ani girişlerde arzın artmasıyla birlikte bir anda fiyatların düşmesi kaçınılmazdır. Bu, sadece sebze ve meyve için değil, diğer tarım ürünleri için de geçerlidir. Dolayısıyla, pazarlama, çok temel bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle iç piyasanın belli bir doygunluğa geldiği ürünlerde, artan üretimi karşılayabilmenin bir tek yolu vardır; ihracat. Dolayısıyla, bu da, kısa vadede gerçekleştirilecek bir gelişme değildir; ancak, uzun hazırlıklar ve belki, daha önceden elde edilen, ulaşılan pazarların korunmasıyla alakalıdır. Bu da, ihracat destekleri ve pazarlama yönünde atılacak adımlarla alakalıdır.

Bu hususta, ülkemizde, tarımsal örgütlerin ve mevcut üretici örgütlenmelerinin, yani, kooperatiflerin ve meslek örgütlerinin özellikle üreticilerimizin pazarlama sorununa çok fazla, bugüne kadar etkili bir çözüm getirdiklerini söyleyemiyoruz. Dolayısıyla, bu bakımdan, içinde bulunulan sorunun büyüklüğünü, ben de altını çizerek belirtmek istiyorum. Ancak, bugünlerde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun Tarım Komisyonundaki üyelerinin de çok iyi bildiği gibi, yeni bir yasayla karşınızdayız; üretici birlikleri yasası. Üretici birlikleri yasasının temel fonksiyonu, işte, bu, özellikle sebze ve meyvede üreticilerimizin pazarlama sorununu çözmeye yönelik olarak çok çabuk örgütlenebilme imkânı tanıyan bir imkândır. Diğer mevcut örgütlenmelere ve kooperatif örgütlenmesine nispetle, özellikle bu alanda, dünyanın gelişmiş ülkelerinde, Avrupa Birliği ülkelerinde başarı sağlanmış olmasından dolayı ülkemize de getirilmesi konusunda çok uzun zamandan beri bir gayret vardır; ama, Meclisimize yeni intikal etmiştir, Tarım Komisyonumuz bir altkomisyona havale etmiştir. Sanıyorum, pazartesi veya salı günü altkomisyonda gerekli çalışmalar tamamlanmış, yarın Tarım Komisyonunda görüşülmesi söz konusuyken, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımızın vefatı dolayısıyla, Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan gelen teklifi de dikkate alarak, önümüzdeki haftaya ertelemiş olduk.

Ben, tabiî, bütün olumsuzlukların çözümünü bir tek yasayla, bir tek örgütlenme biçimiyle çözülecek manasına söylemiyorum; ancak, sektörümüz bakımından -özellikle sebze ve meyve için- önemli bir adım olabileceğine dikkati çekiyorum. Bu hususta arkadaşlarımızın verdiği desteğe, fikrî katkıya şimdiden teşekkür ediyorum. İnşallah, gruplar arasında bir uzlaşma olarak da, Tarım Komisyonundan geçen halin, çok kısa sürede Meclisten de geçerek yasalaşması ve böylece, pazarlamayla ilgili bir temel sorunun çözülmesine katkı sağlama imkânını buluruz. Bundan da, tabiî, sorumlu bakan olarak, büyük memnuniyet duyarım.

Sayın Nail Kamacı'nın belirttiği iki hususa özellikle teşekkür etmek istiyorum. O da, ülkemizde ürettiğimiz ürünlere yönelik -sebze ve meyvelerde özellikle- birkısım ilaç kalıntılarının, hormon ve benzeri ifadelerin çok spekülasyon amaçlı kullanılması ve bunun, bir bakıma, iç tüketimde de bir olumsuzluğa sebep olmasıdır. Kendileri çok iyi tespit etmişler. Ben, aynı kanaati paylaştığımı ifade ediyorum. Bugün, artık, hormon kullanılması konusunda bir ihtiyaç kalmamıştır. Üreticinin bilinçlenmesiyle, özellikle ihracata yönelik olarak ürünlerde Avrupa'da ortaya konulan kontrollerle birlikte iç piyasamıza yönelik ürünlerde de bu endişe kaybolmuştur.

İlaç kalıntılarıyla ilgili hususta da... 2003 yılında sadece 3 ürünümüz iade edilmiştir; ama, bunun yanında, anlaşma şartlarına uymayan, malî yönden anlaşmazlık ve başka konulardan dolayı geri dönen ürün sayısı bunun onlarca katı üzerindedir. İlaç kalıntılarıyla ilgili konuda da geldiğimiz nokta, kesinlikle çok iyi bir durumdadır.

Bir başka sevindirici haberi söylemek istiyorum. Kontrollü örtüaltı üretimin uygulanmasına ilişkin bir yönetmelik çıkarılarak, özellikle ilaçlarla ilgili, zaten çok düzgün bir tatbikat, inceleme ve kontrol mekanizması işletilmektedir. Seracılığın çok yaygın olduğu illerimizde bugüne kadar aldığımız 450 numuneden ortaya çıkan sonuçlardan da, bu konuda üreticimizin çok iyi eğitilmiş bir noktaya geldiğini, sonuçların çok sevindirici olduğunu ifade etmek istiyorum. Dolayısıyla, iç talebin düşmesine yönelik açıklamalardan da, hepimizin, daha dikkatli davranarak sakınması gerektiğini ilave ediyorum.

Muğla Milletvekilimiz Sayın Gürol Ergin, doğal afetlerle ilgili konulara dikkat çekti; kendisine teşekkür ediyorum. Elbette, bu hadisenin gündeme getirilmesi, konunun çözümü bakımından, benim gündemimde olan, sorumluluğumda olan konulara milletvekili arkadaşlarımızın benzer destekleri, bizim açımızdan bir güçtür; ama, ben, bu vesileyle, sizlere ve milletimize, atılan bazı olumlu adımları da söyleme imkânı bulacağım. Kendilerine o bakımdan teşekkür ediyorum.

Gerçekten, 2004 yılı afetler açısından çok olumsuz bir yıl olarak geçmiştir. Afetin ortaya çıktığı il sayısı şu anda 63'e çıkmıştır. Elbette, bu bütün bir ili kapsamamaktadır; ilin bazı ilçelerinde meydana gelmiştir, kısmîdir. Halbuki, bu, 2002 yılında 37 il, 2003 yılında 38 ille sınırlı kalırken, 2004 yılında 63 ile çıkmış olması, gerçekten de, hadisenin boyutunun çok büyüdüğünü, arttığını göstermektedir.

Arkadaşlarım, bu konuda çok uzun açıklamalar yapmak istemiyorum; çünkü, daha önce de birçok kere konuştum; ancak, gelinen nokta şudur: 2090 sayılı Kanuna -yani, halen esas itibariyle yürürlükte; ama, fon kaynakları itibariyle gerekli desteği alamadığı için işlemeyen bu kanunumuza- göre, 2001 yılından itibaren ortaya çıkan zararların karşılığı olarak tespit edilen ve ödenmesi gereken miktar 99 trilyondur. 2004 yılındaki zararlar da tahminî olarak hesaplandığında, bu çiftçilerimize ödenmesi gereken miktarın 200 trilyona ulaşacağı tahmin edilmektedir; ama, 2004 bütçesinde bu amaçla ayrılmış olan kaynak miktarı, afet tertibi hesabında sadece 550 milyardır. Bu da, işin dramatik tarafıdır.

Dolayısıyla, sayın milletvekilimizin söylediği gibi, olaya bir çözüm getirilmesi zorunludur. Ben, daha önce de ifade ettim; 1 Haziranda Bakanlar Kurulunun gündemine bu konu geldi. Abdüllatif Şener Beyin başkanlığında bir komisyon kuruldu, çalışmaya başladı. Halen teknik bir grup çalışıyor. Pazar günü, Başbakanlık Müsteşarının da bulunduğu bir toplantıda bu konuyu görüştük ve doğrudan gelir, Ziraat Bankası borçları ve faizleri, sigorta primleri, 2004 ödemelerinin erkene alınması, ek ödeme yapılması gibi konuların dışında, bu toplam zararla ilgili, acaba, belli bir oranının kabul edilerek, bir kaynak bulunarak, çiftçilerimize toplam olarak dağıtılabilir mi, bu 200 trilyonun belli bir oranını dağıtabilir miyiz diye, bu konuda bir çalışma başlattık. İfadesi belki zor; dolayısıyla, şu anda bir oran da vermek istemiyorum; ama, hiç olmazsa, çiftçilerimize, doğrudan gelir ve benzeri aletlerin dışında, zarar gören çiftçilerimize, bir miktar, belli oranlarda bir desteğin yapılması konusunda bir çalışma yürütüyoruz. Bulacağımız kaynağa bağlı olarak ortaya çıkacaktır; ama, bir anlayış birliği doğmuştur. Dolayısıyla, bununla ilgili gelişmeyi, inşallah, kısa sürede gerçekleştiririz ve çiftçilerimize bunu intikal ettiririz diye düşünüyorum.

İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) - Doğrudan gelir desteğinin dışında mı Sayın Bakanım?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Evet, doğrudan gelir desteğinin dışında; yani, kesinleşmiş, bu 200 trilyon olacağını tahmin ettiğimiz miktarın belli bir yüzdesinin -yani, 2001 yılından beri biriken bu oranın çok yüksek bir oran olmayacağını biliyoruz; ancak- çiftçilerimize intikal ettirilmesini ve bunun birikenlerle birlikte değerlendirilmesinin prensip olarak olabileceğini; ama, bir kaynak bulunmasının bunun miktarını belirleyeceğini ifade ediyorum.

Arkadaşlarım, esas belirtmek istediğim husus ise, tarım ürünleri sigortası konusundadır. O konuda verdiğiniz desteğe teşekkür ediyorum.

Tarım ürünleri sigortası yasası tasarısı bildiğiniz gibi, Başbakanlıktadır ve yine, aynı toplantının devamında bu acil kurumun bir an önce yasalaşarak hayata geçmesi konusunda yaptığımız mutabakatı sizlerle paylaşmak istiyorum. Hazinenin önerdiği bir sistem ile onun dışında Bakanlığımızın yaptığı çalışmaya göre oluşacak bir  başka sistem arasındaki farklılıktan dolayı çalışma bir noktaya geldi ve sonunda, bu konuda bir prensip kararı da ortaya çıktı. Yarın saat 17.30'da, başkanlığımda, Türkiye'deki sigorta kurumlarının genel müdürlerinin, Başbakanlık Müsteşarının ve Hazine Müsteşarının da katılacağı bir toplantıda son şeklini alacak. Dolayısıyla, bir kurum oluşturup, bir kurul oluşturup, bir şirket kurarak  bunun etrafında mı gerçekleştirelim, yoksa, ilgili sigorta şirketlerinin katılacağı, kamunun da çok cüzi bir payla sistemin içinde yer alacağı, yine özel statüde bir kurum oluşturarak -ama, genel politikayı belirlemek üzere Tarım Bakanlığının yönetiminde oluşturulacak bir heyetle- bu tarım sigortalarıyla ilgili uygulamanın başlatılması konusu gündeme gelecek. Bunun anlamını şu şekilde ifade ediyorum: Bu teknik bir çalışma; ama, hadisenin en kritik safhası da gelip bu noktaya dayandı. Eğer bu konuda çok kısa süre içerisinde karar verebilirsek, konunun zaten diğer hususlarında farklı bir düşünce yoktur. Kısa sürede, Bakanlar Kurulundan hükümet tasarısı olarak Meclise intikalini sağlamayı bekliyorum. Dolayısıyla, bu konudaki gelişmeyi de sizlere böylece arz etmiş oldum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum, verdiğiniz destek için teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.

İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) - Sayın Bakan, 2003 doğrudan gelir desteğinin tamamı ne zaman ödenecek?

FARUK ÇELİK (Bursa) - Böyle bir usul yok Sayın Başkan.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Sayın Grup Başkanvekilim müsaade ederse, bir cümleyle söyleyeyim.

BAŞKAN - Buyurun.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - 2003 doğrudan gelir desteği ödemelerine, en az gelişmiş ilçemizden başlamak üzere, bu ay başlanıyor ve  üç ay içerisinde tamamlanacak. Hazinenin en son bize intikal ettirdiği bilgi budur.

Saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

Sözlü soru önergesinin geri alınmasına dair bir önerge vardır; okutuyorum:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. - Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın (6/1103) esas numaralı sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/195)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının 459 uncu sırasında yer alan (6/1103) esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

                                                                       Ali Arslan

                                                                              Muğla

BAŞKAN - Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, sözlü soruları görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

Önce, yarım kalan işlerden başlayacağız.

V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1. - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)

2. - Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı: 152)

3. - Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

BAŞKAN - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısının, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının ve Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporları henüz gelmediğinden, tasarıların ve teklifin müzakerelerini erteliyoruz.

Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

4. - Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri, Plan ve Bütçe ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/731) (S. Sayısı: 349)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Komisyon bulunmadığından tasarının müzakeresini erteliyoruz.

Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun müzakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

5. - Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/807) (S. Sayısı: 508) (x)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yerinde.

Hükümet?.. Yerinde.

Tasarının ek 32 nci maddesi üzerinde verilen önergenin oylanmasında kalmıştık.

Önergeye, Komisyon katılmamış, Hükümet katılmıştı.

Şimdi, hatırlatmak için önergeyi tekrar okutup, oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 508 sıra sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununa eklenen ek 32 nci maddenin ikinci fıkrasında yer alan "bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki ay" ibaresinden sonra gelmek üzere "Türk Telekomdaki kamu payı yüzde 50'nin altına düşünceye kadar" ibaresinin; dördüncü fıkrasında yer alan "iş mevzuatına göre hesaplanır" ibaresinden önce gelmek üzere "Türk Telekomdaki kamu payı yüzde 50'nin altına düştükten sonra bu hizmetleri işçilikte geçmiş gibi kabul edilerek" ibaresinin eklenmesini; maddenin sonuna da aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

"Türk Telekom ile iştiraklerinde çalışan ve yardım sandıklarına üye bulunan personelin, Türk Telekom ve iştiraklerinden ayrılmaları halinde de aralıksız sürekliliği bulunmak kaydıyla üyeliği devam eder."

 

Faruk Çelik

Ali Ayağ

Hacı Biner

 

Bursa

Edirne

Van