DÖNEM : 22 CİLT : 48 YASAMA YILI : 2
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
84 üncü Birleşim
5 Mayıs 2004 Çarşamba
İ
Ç İ N D E K İ L E R
I.- GEÇEN TUTANAK
ÖZETİ
II.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Adana Milletvekili
Recep Garip'in, Kutlu Doğum ve Yunus Emre Haftalarına ilişkin gündemdışı
konuşması
2.- Antalya Milletvekili
Fikret Badazlı'nın, Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odasının açılışı nedeniyle bir
heyetle birlikte Almanya'ya yaptıkları ziyaretle ilgili izlenimlerine ilişkin
gündemdışı konuşması
3.- Şanlıurfa
Milletvekili Mahmut Yıldız'ın, Şanlıurfa'da çiftçilerin sorunlarına, enerji
maliyetlerinin yüksek oluşu nedeniyle tarım alanlarının sulamasında
karşılaşılan problemlerle alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı
konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- TAIEX tarafından
Brüksel'de düzenlenecek olan "Dilekçeler ve AB Vatandaşlarının
Hakları" konulu seminere katılacak TBMM Dilekçe Komisyonu üyesi
milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/554)
2.- Makedonya Cumhuriyeti
Meclisi Dış Politika Komitesi Başkanının, TBMM Dışişleri Komisyonu heyetini 8
inci Pan Avrupa Koridoru toplantısına davetine icabet edilmesine ilişkin
Başkanlık tezkeresi (3/555)
3.- Avrupa Konseyi
Parlamenter Meclisi Başkanının, TBMM Başkanı Bülent Arınç'ı Strasbourg'da
yapılacak olan Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Meclis Başkanları
Konferansına davetine icabet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/556)
III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN
DİĞER İŞLER
1.- Adlî Yargı İlk Derece
Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri
Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)
2.- Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu
Raporu (1/523) (S. Sayısı: 152)
3.- Çanakkale
Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî
Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu
İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
4.- Kamu Yönetiminin
Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ile
İçişleri, Plan ve Bütçe ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/731) (S.Sayısı:
349)
5.- Gıdaların Üretimi,
Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararname ile Tarım, Orman ve
Köyişleri ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonları Raporları
(1/238) (S. Sayısı 428)
6.- Adalet ve Kalkınma
Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekilleri Salih Kapusuz, Haluk İpek,
Bursa Milletvekili Faruk Çelik, Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa ve Hatay
Milletvekili Sadullah Ergin ile 193 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Anayasa
Komisyonu Raporu (2/278) (S. Sayısı: 430)
7.- Genel Kadro ve Usulü
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerin Toplu Konut İdaresi
Başkanlığına Ait Bölümünde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan
ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/747) (S. Sayısı: 429)
8.- Uluslararası
Telekomünikasyon Birliği Kuruluş Yasası ve Sözleşmesinde Değişiklik Yapan
Marakeş Tam Yetkili Temsilciler Konferansı Sonuç Belgelerinin Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/734) (S.
Sayısı: 425)
9.- Türkiye Cumhuriyeti
Hükümeti ile Belçika Krallığı Hükümeti Arasında Gümrük ile İlgili Konularda
Karşılıklı İdari Yardım Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/749) (S. Sayısı: 433)
10.- Türkiye Cumhuriyeti
Hükümeti ve Brezilya Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Konularında
İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/751) (S. Sayısı: 434)
11.- Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi Önündeki Yargılama Sürecine Katılan Kişilere İlişkin Avrupa
Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu Raporu (1/763) (S. Sayısı: 435)
12.- Türkiye'de Ulusal
Fonun Kurulması Hakkındaki Mutabakat Zaptının Ekinin Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/771) (S.
Sayısı: 436)
13.- Türkiye Cumhuriyeti
Hükümeti ile Arnavutluk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kendi Sınırları Arası ve
Ötesinde Hava Hizmetlerine İlişkin Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/772) (S.
Sayısı: 437)
14.- Türkiye Cumhuriyeti
Hükümeti ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri
İşbirliği (Çerçeve) Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/776) (S. Sayısı: 438)
15.- Danıştay Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/629)
(S. Sayısı: 431)
IV.- SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Niğde Milletvekili
Orhan Eraslan'ın, Niğde Çiftlik İlçesinin Emniyet Amirliği binası ihtiyacına ilişkin
sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/2285)
2.- İzmir Milletvekili
Yılmaz Kaya'nın, TRT'de yönetici değişikliklerine ilişkin sorusu ve Devlet
Bakanı Beşir Atalay'ın cevabı (7/2349)
3.- İstanbul Milletvekili
Bihlun Tamaylıgil'in, SHÇEK'e bağlı çocuk yuvalarının denetimine ilişkin sorusu
ve Devlet Bakanı Güldal Akşit'in cevabı (7/2374)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat
13.00'te açılarak iki oturum yaptı.
Iğdır Milletvekili Dursun
Akdemir, Doğu Anadolu Bölgesinin genel sorunlarına,
Balıkesir Milletvekili
Sedat Pekel, toplum sağlığını ve gelecek kuşakları tehdit eden uyuşturucu,
alkol ve sigaranın zararlarına,
Ve alınması gereken
önlemlere ilişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.
Norveç Parlamentosu
Dışişleri Komitesi Başkanının davetine icabetle bu ülkeye resmî ziyarette
bulunacak olan TBMM Dışişleri Komisyonu üyelerinden müteşekkil Parlamento
heyetini oluşturmak üzere Gruplarınca isimleri yeniden bildirilen
milletvekillerine,
Bulgaristan Ulusal
Meclisi Dış Politika Savunma Güvenlik Komisyonu Başkanı ve beraberindeki
Parlamento heyetinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin konuğu olarak resmî
temaslarda bulunmak üzere ülkemizi ziyaretine,
Belçika'da yapılacak olan
Habitat Düzeyinde Küresel Parlamenterlerin Avrupa Kıtası Başkanlar Kurulu
Toplantısına Türkiye Büyük Millet Meclisini temsilen katılacak
milletvekillerine,
İlişkin Başkanlık
tezkereleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Ankara Milletvekili Salih
Kapusuz ve 42 milletvekilinin, Atatürk Orman Çiftliğinin sorunlarının (10/186),
Gaziantep Milletvekili
Fatma Şahin ve 46 milletvekilinin, töre cinayetlerinin (10/187),
Araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini
alacağı ve öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.
Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın, Japonya'ya yaptığı resmî ziyarete katılan milletvekillerine ilişkin
Başbakanlık tezkeresi;
Genel Kurulun 4.5.2004
Salı günkü birleşiminde, sözlü sorular ve diğer denetim konularının, 5.5.2004
Çarşamba günkü birleşiminde ise sözlü soruların görüşülmemesine; gündemin
"Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler"
kısmının 25 inci sırasında yer alan 430 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin bu
kısmın 6 ncı sırasına, 23 üncü sırasında yer alan 429 sıra sayılı kanun
tasarısının 7 nci sırasına, 24 üncü sırasında yer alan 425 sıra sayılı kanun tasarısının
8 inci sırasına, daha önce gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan ve dağıtılan
433, 434, 435, 436, 437, 438, 431 ve 432 sıra sayılı kanun tasarılarının ise 48
saat geçmeden bu kısmın 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15 ve 16 ncı sıralarına
alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; bugünkü
birleşimde çalışma süresinin 430 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının
Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin birinci
görüşmelerinin bitimine kadar uzatılmasına; 7.5.2004 Cuma günü de Genel Kurulun
saat 14.00'te toplanarak 430 sıra sayılı Anayasa Değişikliği Hakkında Kanun
Teklifinin ikinci görüşmelerine başlanılmasına ve çalışma süresinin teklifin
görüşmelerinin bitimine kadar uzatılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi;
Kabul edildi.
Genel Kurulu ziyaret eden
İtalya Milletvekilleri Meclisi Başkanı Pier Ferdinando Casini ve beraberindeki
heyete Başkanlıkça "Hoşgeldiniz" denildi.
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında bulunan,
Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair 560 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin (1/238) (S. Sayısı: 428),
5 inci sırasında bulunan,
Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun
Tasarısının (1/731) (S. Sayısı: 349),
Görüşmeleri, ilgili
komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından;
2 nci sırasında bulunan,
Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş,
Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısının (1/521) (S. Sayısı: 146),
3 üncü sırasında bulunan,
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun
Tasarısının (1/523) (S. Sayısı: 152),
4 üncü sırasında bulunan,
Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S.
Sayısı: 305),
Görüşmeleri, daha önce
geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporları henüz gelmediğinden;
Ertelendi.
6 ncı sırasına alınan,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında
Kanun Teklifinin (2/278) (S. Sayısı: 430) birinci görüşmesi tamamlandı; ikinci
görüşmesine en az 48 saat geçtikten sonra başlanabileceği açıklandı.
5 Mayıs 2004 Çarşamba
günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 23.13'te son verildi.
|
|
Nevzat
Pakdil |
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
Enver
Yılmaz |
|
Ahmet
Küçük |
|
Ordu |
|
Çanakkale |
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 15.00
5 Mayıs 2004 Çarşamba
BAŞKAN : Başkanvekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER : Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale), Enver YILMAZ (Ordu)
BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 84 üncü Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı
vardır; görüşmelere başlıyoruz.
HALUK KOÇ (Samsun) -
Sayın Başkan, toplantı yetersayısı yok herhalde.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) -
Var efendim.
HALUK KOÇ (Samsun) -
Sayın Başkan, 5 dakika ara verin de toplantı yetersayısı oluşsun.
BAŞKAN - Gündeme geçmeden
önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
Konuşma süreleri 5'er
dakikadır. Hükümet, bu konuşmalara cevap verebilir; hükümetin cevap süresi 20
dakikadır.
Gündemdışı ilk söz, Kutlu
Doğum Haftası ve Yunus Emre Haftası nedeniyle söz isteyen Adana Milletvekili
Recep Garip'e aittir.
Sayın Garip, buyurun. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
II.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Adana Milletvekili Recep Garip'in, Kutlu Doğum ve Yunus
Emre Haftalarına ilişkin gündemdışı konuşması
RECEP GARİP (Adana) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kutlu Doğum ve Yunus Emre Haftaları
nedeniyle, şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Bugün, burada
konuşacağımız iki haftanın gündeminde oluşan Kutlu Doğum Haftası ve Yunus Emre
Haftasını 5 dakikalık bir konuşmada özetlemek mümkün değil.
Âlemlerin sevgilisi
sevgili Peygamberimiz, 20 Nisan 571 tarihine rastlayan Rebiülevvel ayının 12 nci
günü, pazartesi gecesi dünyayı şereflendirmiştir. 14 asır evvel böyle bir
gecenin sabahında güneş ufuktan doğmadan, insanlığın hayat ufkunda ilahî bir
nur doğmuş oluyordu. Hz. İsa, bunu şöyle müjdeliyordu: "Ey İsrailoğulları,
ben, size Allah'ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden
sonra gelecek 'Ahmet' adında bir peygamberi de müjdeleyici olarak geldim."
Hz. Peygamberin kendi ifadesiyle "ben, atam Hz. İbrahim'in duası, kardeşim
Hz. İsa'nın müjdesi, annem Amine'nin rüyasıyım" diye buyurmuşlardı.
Doğumuyla, yeryüzüne
sonsuz bir ışık, sonsuz bir güneş gibi şefkat kanatlarını germiş, bütün
insanlık bu kaynaktan beslenmiştir. Karanlıkları aydınlık kılmış, yeni bir
medeniyetin ilk tohumlarını kendisine ve insanlığa gönderilen vahyin ışığıyla
sonsuzluğa taşımıştır. Bu dönem öyle bir dönemdir ki, cehaletin, bilgisizliğin
zirvede olduğu, güçlünün güçsüzü ezdiği, kadınların, iffet ve namusları hiçe
sayılarak para karşılığı alınıp satıldığı, hatta utançlarından dolayı kız
çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü karanlık çağlar dönemiydi. Tüm bu
yanlışlıkları ortadan kaldırıp yerine doğruları getirmek ve o dönemin toplumuna
kabul ettirmek hiç de kolay gözükmüyordu. Hz. Peygamber, büyük bir sabırla ve
aşkla tebliğ görevini yerine getirmiş, Mekke ve Medine'de geçirdiği dönemlerde
insanı ve toplumu eğiterek, kültürlü ve erdemli bir toplum meydana getirmenin
gayreti içerisinde olmuştur. İlk vahiy "oku" emri olarak gelmiş,
insanlığa, okumayı, düşünmeyi, bilinci, adaleti, inanmayı öğütlemiştir. O, ilk
ayetlerde şöyle vurgulanmaktadır: Kaleme vurgu yapılarak "Yaratan Rabbinin
adıyla oku. O, insanı alaktan yarattı. Oku, Rabbin sonsuz kerem sahibidir.
Kalemle yazmayı öğreten O'dur. İnsana bilmediğini O öğretti" şeklinde inen
ilk ayetler, sonsuzluğa giden bu yolda ilk ışıklar olmuştur.
O, herhangi biri
değildir. O, âlemlere rahmet olarak gönderilen ve "sen olmasaydın âlemleri
yaratmazdım" övgüsüne mazhar olan, âlemlerin son peygamberidir. Ahlak ve
fazilette, topluma ve tüm insanlığa örnek olmuştur. Haksızlığa karşı her zaman
güçsüzün, mazlumun yanında yer almış, yoksula elini uzatarak toplumsal
dayanışmanın, paylaşımcılığın öncülüğünü üstlenmiştir. Cömertliğiyle de
fakirlerin umudu olmuş, kapısından hiç kimseyi kovmamıştır. Yaşadığı çağda
insanlar Peygambere inandılar ve güvendiler. O'nun doğruluğu, dürüstlüğü,
adaletli davranışı, güzel ahlakı, çocuklara olan şefkatli yaklaşımı, O'nu
gönüllere yerleştirmiştir.
Hz. Peygamber, gerek
ticaret ve gerekse insanlarla olan ilişkilerinde, hiçbir zaman, dürüstlüğü,
içtenliği ve samimiyeti elinden bırakmamıştır. Allah'ın seçilmiş bir peygamberi
ve elçisi olarak, yine, Allah'tan aldığı bilgi ve emirleri, olduğu gibi
insanlara aktarmış, aktarmakla kalmamış, bizatihi bu emirleri kendisi
uygulamış, toplumun uygulamasına örnek olmuştur.
Sözleri ve davranışları
birbiriyle örtüşen, çelişkileri olmayan, inandığı dava için sonuna kadar
yürüyen, yeryüzünün tüm saflığını, berraklığını ve güzelliğini üzerinde
toplayan sevgililer sevgilisi en sevgiliydi, Âlemlerin, iki cihanın sevgilisi
Hz. Peygamberdi.
Bu vesileyle, kainatın
efendisi, alemlere rahmet olarak gönderilen iki cihan güneşi Hz. Muhammed Âleyhisselamı
rahmetle ve minnetle anıyor, bir şairimizin naatından bir bölümle bu bölüme son
vermek istiyorum.
"Ne zaman adını
ansam
Senin için akar
gözyaşlarım
Dualarla aminlerle
buluşur
Sıcak bir nefes gibi
Melekler iner gökyüzünden
Ayrılığa isyan değil bu
Ya Muhammed
Asırlardır süren hasretin
adı
Seni sensiz yaşamanın
Gurbetin sürgünün adı
Aşka kifayetsiz kalır
kelimeler
Acz içinde mısralarım
Sırlar içinde akıyor
zaman
Ellerim yağmalanmış
Yüreğim yağmalanmış Ya
Muhammed
Yalnızlık şarkılarıyla
donanmış bahar
Açmadan solmuş çiçeklerim
Buruk bir tebessüm
Buruk bir çağıltı
gözlerimde
Her mevsim seni bana
çağırır" diye naat devam ediyor. Rahmetle anıyorum.
Tabiî, bu haftanın Yunus
Emre Haftası olması nedeniyle, Yunus Emre'nin de kaynağını Peygamberimizden
aldığı, oradan beslendiği hepimiz tarafından biliniyor; bu nedenle, Yunus Emre,
12 nci ve 13 üncü Yüzyılda Anadolu'nun yükselen sesi ve ruhu olmuştur. Dürüst
olmayı ve dürüst kalmayı yaşam felsefesi olarak kabul etmiş olan Yunus Emre,
Anadolu'nun manevî mimarlarındandır.
Yaşadığı dönemde bir
yandan haçlı seferleri, savaşlar, işgaller, ayaklanmalar, yağmalar, ağır
vergiler, can ve mal kaygısı, açlık, kargaşa had safhada idi. Diğer yandan,
Moğol akınlarıyla batıya göç eden maneviyat erlerinin can veren nefesi haline
gelmişti ve dergâhına yüz sürdüğü Taptuk'un kapı eşiğine kıvrılıp yatacak kadar
alçak gönüllü ve mütevazı, yüreği Anadolu yüreği olarak duran bir Anadolu
dervişi idi. Anadolu'yu işgal eden, yakıp yıkan düşmanlara karşı yüreğini
ortaya koyacak kadar cesur bir kişiliktir Yunus Emre. Huzursuzluğun, kaosun ve
yoksulluğun insanları arayışa götürdüğü bu dönemde birliğe, kardeşliğe hasret
gönüllere su serpen bir sesle, şöyle sesleniyor:
"Ben gelmedim dava
için
Benim işim sevi
için."
Yine, bir dörtlüğünde
şöyle söyler:
"Ben yürürem yane
yane, aşk boyadı beni kane
Ne akilem ne divane, gel
gör beni aşk neyledi
Gah eserem yeller gibi,
gah tozaram yollar gibi
Gah akaram seller gibi,
gel gör beni aşk neyledi"
Yunus Emre, bu
mısralarıyla, gerçekten, aşkın ince ve derin çizgilerini yüreklerimize
işleterek, yüzyıllardır devam eden Anadolu türküsünü ve inancın kaynağını bizim
yüreklerimize bırakır.
İşte, Yunus Emre, Allah'a
özlemleri, aşkları ve insanı merkez alan sevgileriyle, içi şefkat dolu bir
yürek olmuştur Anadolu'da.
Şiirlerinde kullandığı
dil, bugünkü Türkçeyle bile rahatlıkla anlayabileceğimiz tarzda öz Türkçe'dir
ve Yunus'un anlaşılmasında ve günümüze kadar yaşatılmasında önemli bir faktör
olarak karşımıza çıkar.
BAŞKAN - Sayın Garip,
lütfen, konuşmanızı toparlar mısınız.
RECEP GARİP (Devamla) -
Toparlıyorum Sayın Başkan.
Anadolu'nun yetiştirdiği
en büyük tasavvuf erlerinden, Türk dili ve edebiyatımızın en büyük şairlerinden
olan Yunus Emre,
"İşbu vücud şehrine
bir dem giresim gelir
İçindeki sultanın yüzüm
süresim gelir
İşidirim sözünü,
göremezem yüzünü
Yüzünü görmekliğe, canım
veresim gelir"
Diye ekler ve Yunus
Emre'ye göre, dünyada bir şey sevilecekse, ancak Allah yarattığı ve içinde bu
yaratıcılığın ve güzelliğin yansıdığı bir şey olduğu için sevilmelidir. Burada
amaç Leyla'da kalmak değil, Mevla'ya varmanın yollarını aralamaktır bizlere.
Yunus'un anlatmak
istediği öz, dünya ve cennetteki her şeyin Allah'ın varlığında sonsuzluğu
yakalamaktır, O'nda huzura ermektir. Bu huzur, en güzel bir şekilde "Şol
Cennetin Irmakları" şiirinde yüreklerimize serpilen su gibi akmaktadır.
Bu duygularla, Anadolu'yu
şekillendiren gönül erlerimizi rahmetle anıyorum.
Müslüman ve Türk aydınlar
olarak, topluma, hayata biraz da Taptuk Emre ruhuyla, Yunus Emre gözüyle
bakmamız gerektiğine inanıyorum.
Kalbi katılaşmış,
yüreğinden insan ve Allah sevgisi alınmış bir toplumun mutluluğu yakalaması
mümkün değildir. Kalbimizin aşk ve sevgiyle dolması temennisiyle, konuşmamı
Yunus Emre'den bir dörtlükle bitirmek istiyorum.
"Taştın yine deli
gönül, sular gibi çağlar mısın
Aktın yine kanlı yaşım,
yollarımı bağlar mısın
Nidem elim ermez yare,
bulunmaz derdime çare
Oldum ilimden avare, beni
bundan eğler misin"
Diyerek sözlerine devam
eder.
Yüce Heyetinizi,
sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Garip.
Gündemdışı ikinci söz,
Sayın Başbakanın Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odasının açılışı nedeniyle
Almanya'ya gerçekleştirdiği ziyaret hakkında söz isteyen Antalya Milletvekili
Fikret Badazlı'ya aittir.
Sayın Badazlı, buyurun.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
2.- Antalya Milletvekili Fikret Badazlı'nın, Türk-Alman
Ticaret ve Sanayi Odasının açılışı nedeniyle bir heyetle birlikte Almanya'ya
yaptıkları ziyaretle ilgili izlenimlerine ilişkin gündemdışı konuşması
FİKRET BADAZLI (Antalya)
- Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 26 Nisan 2004, yani geçtiğimiz
salı günü Almanya'nın Köln Şehrine giderek katılmış olduğum Türk-Alman Ticaret
ve Sanayi Odaları açılışıyla ilgili olarak gördüklerimi nakletmek,
izlenimlerimi sizlerle paylaşmak üzere, şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu
vesileyle, Yüce Heyetinizi en içten duygularla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
malumlarınız olacağı üzere, 26.4.2004 tarihinde, 40 civarında milletvekili
arkadaşımla, böylesine bir gururu beraberce yaşamak üzere Almanya'ya gittik.
Gördüklerimiz, yaşadıklarımız, izlenimlerimiz, gerçekten çok keyif vericiydi.
Manzarayı sizlere tasvir ederken, izninizle, biraz nostalji yapmak istiyorum.
Bundan kırk elli yıl
önce, benim küçüklük ve gençlik yıllarımda, Türkiye'nin, Fas'tan Tunus'a,
Libya'dan Mısır'a, Hindistan'dan Pakistan'a, İran'dan Endonezya'ya, az da olsa,
dostları vardı. Bu dostlar, her zaman Türkiye'nin arkasında dururlardı. Gel
zaman git zaman, bunların tümüyle ilişkiler soğutuldu. Geçmişteki
siyasetçilerin şu veya bu şekildeki beceriksizlikleri veya birilerinin
empozeleri sayesinde, âdeta, Türkiye, dostsuz, hatta, dört bir yanı düşmanla
veya dostluğuna güvenilmeyen ülkelerle sarılı ve dünyada, üretimine de kotalar
konularak, yalnızlığa benzer bir yaşama mahkûm edildi.
Yarattıkları böyle bir
ülkeyi yöneten siyasetçiler de, bu defa dünyanın en büyük ordusunu yaratıp,
durmadan caydırıcı güç bulundurmamızın zorunluluğunu vurgulayıp, ordumuzu en
modern silahlarla, teknolojiyle teçhiz edelim savlarıyla, bugün, Türkiye'yi,
anlatmaya çalıştığım gibi -aslında, ulusumuz doğuştan asker olup, ordumuzla
gayet tabiî övünüyoruz ama- devasa bir ordu sahibi yaptılar, hem de yaşadığımız
devirde, Avrupa ülkeleri sınırları kaldırırken, bazı kuzey Avrupa ülkelerinin
ordularının kaldırılmasını tartışmaya başladığı bir devirde.
Bunu ifade ederken şunu
anlatmak istedim: Yedi düvelle düşmanlık içerisinde yaşayamazsınız. Dünyada,
küreselleşmekten, globalleşmekten bahsedilen bir devirde, siz, kimseye
güvenmeden, kendinize özgü bir tarzda hayatı idame ettiremezsiniz.
Ekonomiyi iyileştirme,
fukaralığı yenme, zengin toplum olma, hayat standardını artırma... Bütün
bunlar, çok çok üretmek ve ürettiğini dünya pazarlarına satmakla mümkündür.
Bunu gerçekleştirmek için de, ülkeler nezdinde dostluklar kurmak ve ilişkileri
geliştirmek icap eder.
3 Kasım 2002 tarihinde AK
Partinin iktidara geldiğinde, AB ilişkilerinde, çok dar bir takvimde yapılması
gereken çalışmalar vardı. 58 inci cumhuriyet hükümeti kurulmuştu. Değerli
liderimiz, Başbakanımız -o zamanlar henüz Başbakan değilken- onbeş yirmi günde,
gece gündüz, 40 000 - 50 000 kilometre yol katederek -galiba ikisi hariç- tüm
AB ülkelerine seri ziyaretler yapmış; gittiği yabancı ülkelerde devlet
törenleriyle karşılanırken, büyük saygı ve sevgi görürken, bunları görmezden gelen
bazı kısır görüşlü veya kıskanç çevreler "sıfatı ne de gidiyor" diye
eleştiri yağmuruna tutmuşlardı.
O dönemde, benim Devlet
Başkanım, İran'a yapacağı ziyareti "o ülkeye gitmem" diye
dondurmuştu; ama, zaman içerisinde, eskiden beri süregelen politikaların
yanlışlığı ve AK Parti İktidarının çok değerli lideri, kendisiyle
gururlandığımız Başbakanımızın çabalarının ve izlediği siyasetin doğruluğu
anlaşılmıştır. Bu defa, benim Devlet Başkanım, daha önce gitmediği İran'a
ziyaret yapmıştır...
Çok kıymetli Başbakanımız,
günümüze kadar, 60'ı geçen dünya ülkesini ziyaret etmiş ve dünyanın gündemine
Türkiye'yi sokmuştur.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Biraz süratli
toparlarsanız Sayın Badazlı...
FİKRET BADAZLI (Devamla)
- Bu sayede, dünya, Türkiye'yle ilgilenmeye ve Türkiye'yi daha yakından
tanımaya başlamış, ülkemiz itibar kazanmış; bu sayede, 2003 yılında, 50 milyar
dolara varan ihracatla dışticaret hacmimiz 115 milyar doları zorlamıştır.
İş âlemimiz, daha
önceden, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde yine genç ve dinamik Başkanı
Rıfat Hisarcıklıoğlu'yla bir dinamizm kazanmasına, kendisinin heyetleriyle
birçok dünya ülkesine ticarî ilişkileri geliştirmek için defaatle ziyaretler
yapmasına rağmen, dönüp arkasına baktığında gördüğü, hastane penceresinden
zoraki el sallayan bir Başbakanla ticaret âlemini yabancı ülkelere
entegrasyonda arzulanan yere getirememiş, mevcut olan potansiyellerimizi ideal
bir yere getirmekte çok başarılı olamamış, ancak, yılmadan çalışmalarını
sürdürerek, yine, iş âlemini yurt dışına taşımıştı.
Şimdi, fiziğiyle,
dinamizmiyle, üretken potansiyeli, işbilir, becerili -Allah nazardan korusun-
bitmez tükenmez enerjisiyle kıymetli Başbakanımızın tesis ettiği, itibarlı,
güvenilir Türkiye'yi, bu defa, buradan tahmin etmekle veya bilgilendirilmemizle
öğrendiğimizin ötesinde, 26 Nisanda Almanya'dan gözlemledik. Yurt dışından
baktığımızda, Türkiye'nin durumunu görerek gururlandık.
Alman Başbakanı Şansölye
Schröder'in Türkiye Başbakanına duyduğu sevgi ve saygı, Başbakanımızın şahsında
ulusumuza, Türkiye'ye yağdırdığı birbirinden güzel övgü dolu sözler halen
kulaklarımda çınlıyor. Bu sözler, ömür boyu, hatıramda taze ve canlı
kalacaktır.
Daha dünkü Türkiye ile
birbuçuk yılda gelinen noktada, kişilikli, itibarlı Türkiye, o soğutulmuş
ilişkilerin sıcaklığa çevrilişi; sevecenliğin, güvenilirliğin, dahası,
Yunanistan, Suriye ve benzerleriyle bugün gelinen nokta ve niceleri...
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; yaşamım boyunca, son birbuçuk yıl kadar, ülkem için her geçen
gün gururum ve sevincim artarak yaşayamamıştım. Hatta, zaman zaman üzüldüğüm,
itiraf etmeliyim ki, karamsar olduğum, stres içinde yaşadığım, huzursuz
geçirdiğim günler dahi olmuştu. Allahıma şükürler olsun ki, o günler geride
kaldı. Artık, ileriye ümitle, sevinçle, güvenle bakabilen bir Fikret Badazlı
oldum.
Bütün insanlarımız
ileriye güvenle baksınlar. O günler gelmiştir. İşte, Atatürk'ün "Ne mutlu
Türküm diyene" sözünün gerçekten yaşam bulduğu bir devir. Ne mutlu bu
devri yaratanlara, bizleri bu sevince gark edenlere.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Badazlı.
Gündemdışı üçüncü söz,
Şanlıurfa İlinin tarım ve tarımdaki enerji sorunlarıyla ilgili olarak söz
isteyen Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Yıldız'a aittir.
Sayın Yıldız, buyurun.
(Alkışlar)
3.- Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Yıldız'ın, Şanlıurfa'da
çiftçilerin sorunlarına, enerji maliyetlerinin yüksek oluşu nedeniyle tarım
alanlarının sulamasında karşılaşılan problemlerle alınması gereken tedbirlere
ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali
Şahin'in cevabı
MAHMUT YILDIZ (Şanlıurfa)
- Sayın Başkan, değerli milletvekillerim; bugün, peygamberler şehri dediğimiz,
Mezopotamya'nın beşiği olarak kabul ettiğimiz ve GAP'ın başkenti olarak
değerlendirdiğimiz Şanlıurfamızın çiftçileriyle ilgili yaşam kavgası
konumundaki sorunu gündeme getirmek istiyorum.
Urfamızda 1 500 000 insan
yaşamaktadır. Bu sorun, yalnız Urfamızda yaşayanların sorunu değildir. Bu
sorun, aynı zamanda, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaşayan 6 500 000 insanın
sorunudur.
Sevgili arkadaşlarım,
Türkiyemizin yüzölçümü 78 000 000 hektardır. Bu alanın 28 000 000 hektarı
tarıma elverişlidir. Tarıma elverişli olan bu alanın 8 500 000 hektarı da
sulanabilir bir konumdadır. Ülkemizde, sulanabilir konumda olan bu arazinin
yüzde 20'si, yani 1 700 000 hektarı Güneydoğu Anadolu Projesi bölgesindedir,
GAP bölgesindedir ve GAP bölgesindeki sulanabilir arazinin 1 000 000 hektarı,
yani yüzde 12'si de Şanlıurfamızın il sınırları dahilindedir. Şanlıurfamızda,
ekilebilir tarıma elverişli arazinin alanı ise 1 200 000 hektardır. Sulanabilir
araziyi değerlendirdiğimizde, sulanabilir arazi, Şanlıurfamızda, tarıma
elverişli arazinin yüzde 75'ini işgal etmektedir.
1993 yılında bitirdiğimiz
Atatürk Barajının deposunda bekleyen suyu, susuzluktan çatlamış, Türkiye'nin
kaderini, ekonomik ve kültürel yapısını değiştirecek, 50 000 000 insanı
bağrında besleyebilecek topraklara eğer biz bugün kavuşturabilmiş olsaydık,
insanlarımız kuraklıktan dolayı yaşam kavgası vermemiş olurlardı.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; eğer biz bu sulamaları gerçekleştirmiş olsaydık, dünyada gıda
üretimi yılda ortalama yüzde 3,3 hızla artarken, Türkiye'de 2,1 olan artış
hızıyla dünya ortalamasının altında kalmazdık. Ayrıca, Avrupa Birliği
ülkelerinde fert başına katmadeğer 35 000-40 000 dolarlardayken, Türkiye'de bu,
2,1 dolarda kalmazdı.
Sayın Başkanım, değerli
milletvekillerim; ilimiz ve bölgemiz, son yılların en büyük kuraklığını
yaşamaktadır. Zamanında yağışın olmaması neticesinde çiftçilerimiz ekinlerini
tarladan biçme şansını kaybetmişlerdir. Kurumuş bağ ve fıstık dahil ürünlerin
tarlada bırakıldığı Şanlıurfa'nın acilen afet bölgesi ilan edilmesine ihtiyaç
vardır. Gerekli önlemlerin alınmasını hayatî yaşam koşulu görmekteyiz. Alınacak
önlemlerin içerisinde;
Zarar ziyan tespitinin
acilen yapılması,
Çiftçilerin kredi
borçlarının faizsiz olarak ertelenmesi ve yeni kredi imkânlarına
kavuşturulması,
Yüzde 50'si ödenmiş 2003
yılı doğrudan gelir desteği ile 2004 yılı doğrudan gelir desteği priminin
acilen ödenmesi,
Dönüm başına gerçekte
kullanılan 17 litre mazot yerine hükümetimizin 8 litre olarak tespit ettiği
ucuz mazot bedelinin acilen ödenmesi...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Yıldız,
buyurun.
MAHMUT YILDIZ (Devamla) -
...Birecik Barajı altında kalan Halfeti ve Birecik İlçelerimizde bugüne kadar
yıllar geçmiş olmasına rağmen ödenmeyen istimlak bedellerinin ödenmesi,
Bütün bölgemizin ve Urfa
kamuoyumuzun isteğidir.
Ayrıca, önemli bir sorunu
vurgulamak istiyorum. Devletin sulamaları gerçekleştiremediği bölgelerde,
sulama projesi içerisinde bu araziler yer almış olmasına rağmen, vatandaşımız,
kendi olanaklarıyla yeraltı suyunu çıkarıp tarlasını sulamaktadır. Devlet Su
İşleri, 1 hektar araziyi sulayabilmek için 8 000-10 000 dolar yatırım yaparken,
bu suyu götürdüğü arazilerden sulama bedeli olarak 1 dönüm için 10 000 000 lira
sulama bedeli almakta; bunun yanında, vatandaşımızın kendi olanaklarıyla, kendi
imkânlarıyla yeraltı suyunu çıkararak suladığı 1 dönüm arazinin gerçekleştirme
bedeli 500 000 000; yani, 1 hektar araziyi sulayabilmek için 5 milyar yatırım
yapmaktadır. 5 milyar yatırım yaptıktan sonra da, bu sulamayı yapabilmenin
enerji bedeli 60 000 000-70 000 000 lira civarındadır. Bu, bütün bölgemizde,
bütün Anadolu'da çok ciddî bir adaletsizliğin temelini oluşturmaktadır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekillerim; bu adaletsizliği gidermenin çözümü, yeraltı suyuyla sulama
yapan çiftçimizden alınan enerji parasının saat okumasındaki değer olarak
alınması değil, dönüm başı ücrete dönüştürülmesidir. Bu yapıldığı takdirde,
enerjideki kayıp ve kaçakların değeri yüzde 75'lerden aşağıya çekilecek,
insanlarımızın yolsuzluğa itilmesi de önlenmiş olacaktır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekillerim; hükümetimiz, kuraklığa mahkûm edilmiş, yaşam savaşı veren
çiftçimize gerekli desteği vermez ve alacağı önlemler paketini uygulamaya
acilen koymazsa, gözleriniz toprakla doysun diyerek sorunlarını çözmeye
çalıştığımız çiftçilerimizin tamamını diri diri mezara gömerek, bu Mecliste,
Türkiye'deki bütün çiftçilerin ruhuna hep birlikte fatiha okuruz.
Saygı ve sevgilerimle.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Yıldız.
Hükümet adına cevap
vermek üzere, buyurun Sayın Bakan.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım;
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Şanlıurfa Milletvekili
Arkadaşımız Mahmut Yıldız Beyin, Şanlıurfa'da tarım ve tarımın enerji sorunu
hakkında yapmış olduğu gündemdışı konuşmaya cevap vermek için huzurunuzdayım.
Biraz önce Sayın
Yıldız'ın da ifade ettiği gibi, Şanlıurfa İlimiz, geniş bir tarımsal
potansiyele sahiptir. İlin toplam tarım alanı, Türkiye tarım alanının yüzde
4'ünü, GAP tarım alanının ise yüzde 36'sını oluşturmaktadır. Birinci sınıf
arazi varlığı bakımından, Türkiye'de Adana İlinden sonra ikinci sırada yer
almaktadır Şanlıurfa İlimiz.
Şanlıurfa İlinin
yüzölçümü 1 800 000 hektar olup, 1 200 000 hektar alanda tarımsal üretim
yapılmaktadır. İşlenen tarım arazisinin 300 000 hektarı fiilen sulanmaktadır;
bu alanın, GAP sulama projelerinin tamamlanmasıyla birlikte 1 000 000 hektara
ulaşması planlanmıştır. Bunun sonucunda kazanılacak katmadeğer artışının,
Şanlıurfa çiftçilerimizin refahı ve ülkemiz tarımının gelişmesi açısından
önemli katkılar sağlayacağı kuşkusuzdur.
Değerli arkadaşlarım,
ilimizde toplam 60 tür kültür bitkisi ve 11 tür kültür hayvan yetiştiriciliği
yapılmaktadır. Türkiye'de üretim yapılan antepfıstığı ekim alanlarının yüzde 35'i,
pamuk ekim alanlarının yüzde 28'i, kırmızımercimek ekim alanlarının yüzde 27'si
ve susam ekim alanlarının yüzde 15'i Şanlıurfa İlinde bulunmaktadır.
Şanlıurfa İlimiz, toprak
ve su kaynakları bakımından ülkemizin en şanslı illerinden birisidir. Bu nedenle,
il tarımının sorunları sulamayla ilgili alanlarda yoğunlaşmaktadır daha çok. Bu
arada, sulamadan yararlanamayan alanlarda yağışa bağlı olan tarımsal
faaliyetler kuraklıktan etkilenebilmektedir. Buna rağmen ülke genelinde tarım
sektöründe yaşanan sorunların benzerleri de, kuşkusuz ki, Şanlıurfa'da kendini
gösterebilmektedir.
Değerli arkadaşlarım,
Şanlıurfa İlinde bu yıl ocak ve şubat aylarında yağışlar yeterli miktarlarda
olmuş, bununla birlikte mart ayı ve nisan ayının sonlarına kadar arzu edilen
yağış gerçekleşmemiştir; ancak, 21 Nisandan itibaren başlayan ve bugüne kadar
aralıklarla devam eden yağışlar ekili alanlar üzerinde müspet tesirler
göstermiş ve muhtemel bir kuraklığın zararını önemli oranda azaltmıştır. Yörede
yağışlar halen devam etmektedir.
Diğer taraftan, Devlet Su
İşleri bölge müdürlüğü tarafından 18 Mart 2004 tarihinde Harran Ovasına su
verilmiştir. Sulama, 10 Mayıs 2004 tarihine kadar devam edecektir; ancak, ilde
4-5 Nisan 2004 tarihlerinde meydana gelen don olayı nedeniyle toplam 770 000
dekar fıstık alanında, maalesef, değişen oranlarda zarar görülmüştür. Bu konuda
tarım il müdürlüğünce yapılan hasar tespit çalışmaları devam etmektedir ve
bitmek üzeredir.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, ülkemizde tarımsal sulamada en fazla elektrik kullanılan
illerimizin başında Şanlıurfa İlimiz gelmektedir. İlde, sulama birliklerinin
işlettiği 466 adet kuyu mevcuttur. Diğer taraftan, çiftçilerimizin münferiden
açmış olduğu binlerce kuyu da bulunmaktadır.
Yörede sulamada
kullanılan elektrik enerjisinin toplam üretim maliyeti içerisinde önemli bir
yeri olduğu ve çiftçilerimizin bu malî külfeti karşılamakta sıkıntılar
içerisinde bulunduğu bizce de malumdur. 1995 yılında Akçakale ve Ceylanpınar
yöresinde, ilk olarak Devlet Su İşleri tarafından işletilen, daha sonra sulama
birliklerine devredilen kuyularla ilgili şimdiye kadar biriken borçlar
ödenmemiştir. Yeraltı sulamaları için giden enerji hatlarından kaçak alımlar
dolayısıyla sulama birliklerinin enerji gideri daha yüksek çıkmaktadır. Burada
tarımsal enerji fiyatlarının birazcık yüksekliği de borçların ödenmemesinde,
maalesef, etkili olmuştur. Çiftçilerimizin enerji kullanımıyla ilgili
borçlarının ödenmesi amacıyla kendilerine bazı kolaylıklar sağlanmaktadır. Bu
kapsamda, 1996 yılından itibaren, üreticilerimizin elektrik tüketim bedelleri,
gecikme faizleri alınmaksızın yirmidört veya otuzaltı aylık sürelerle
taksitlendirilmiştir.
Yurt çapında uygulamaya
konulmuş bulunan tarımsal destekleme politikaları Şanlıurfa İlimizde de
uygulanmakta ve üreticilerimiz bu programlar çerçevesinde desteklenmektedir;
bunlardan birincisi, doğrudan gelir desteği ve mazot desteği uygulamalarıdır.
Bilindiği üzere tarımsal
üretimin en önemli girdisi olan mazotun -biraz önce, Sayın Yıldız da ifade
etti- çiftçilere ucuz verilmesi amacıyla bir kararname çıkarılmış ve ödemelerin
iki taksit halinde yapılması kararlaştırılmıştır. Bu destekle çiftçilerimize
yaklaşık yüzde 40 oranında daha ucuz mazot kullanma imkânı sağlanmıştır. Mazot
desteğinin yüzde 50'si 2003 yılında ödenmiştir, geri kalan yüzde 50'sinin
ödenmesine, ülke genelinde olduğu gibi, Şanlıurfa İlinde de 3 Mayıs 2004
tarihinde başlanılmıştır. Doğrudan gelir desteği ikinci dilim ödemelerine ise
mayıs ayı sonundan itibaren başlanılması planlanmıştır.
İkincisi, sorunlu hale
gelen kredi borçlarının yeniden yapılandırılmasıdır. Bilindiği üzere,
çiftçilerimizin yıllar önce aldığı kredi borçları ve biriken faizleri, yaşanan
ekonomik krizler nedeniyle ödenemeyecek boyutlara ulaşmış idi. Tarım sektörünün
önemli kredi kuruluşlarından olan Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası ve tarım
kredi kooperatifleri tarafından üreticilere kullandırılan ve sorunlu hale gelen
tarımsal krediler, 12 Haziran 2003 tarihinde çıkarılan 4876 sayılı Kanunla
yeniden yapılandırılmıştır. Bu kanunla, çiftçilerimizin, borçlarını ödeyerek
tekrar tarımsal üretime dönmeleri sağlanmıştır. Kanundan 1 000 000'dan fazla
çiftçimiz yararlanmıştır. Kanun kapsamında Şanlıurfa İlimizde, yaklaşık 5 000
çiftçimizin 15 trilyon Türk Lirası olan borcu, 6 trilyon Türk Lirası olarak
yeniden yapılandırılmıştır. Bu, Hükümetimizin bir uygulamasıdır, bir
hizmetidir.
Borçların yeniden
yapılandırılmasına ilişkin 4876 sayılı Kanundan faydalanma süresi, 13 Ekim 2003
tarihi itibariyle sona ermiştir. Daha sonra, bu süreye ilave olarak doksan
günlük ek bir ödeme süresi daha verilmiştir. Yine, söz konusu kanundan
faydalanmak için belirtilen tarihten önce müracaat eden ve 31 Ekim 2003
tarihinde ödemesi gereken birinci taksitini ödemeyenler için bu süre, 30 Nisan
2003 tarihine kadar uzatılmıştır. Ancak, yine de çiftçilerimizden ek bir uzatma
daha yapılması yönünde talepler gelmektedir.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, üçüncü bir adım da, tarım ürünleri sigortası kanunu
çalışmalarıdır. Daha önce bir vesileyle, yine Tarım Bakanımız adına burada
ifade ettiğimi hatırlıyorum; diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de
çiftçilerimizin maruz kaldığı tabiî afet zararlarının karşılanmasında
kullanılacak en etkin araç tarım sigortasıdır. Bu husus, esasen, 58 inci ve 59
uncu hükümet programlarında ve acil eylem planında da yer almıştır. Tarım
sigortaları hakkında kanun, en kısa sürede devlet destekli olarak çıkarılacak
ve ülkede oluşan bir boşluğun doldurulması sağlanacaktır. Bu konudaki
çalışmalar, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının da katkılarıyla, Hazine
Müsteşarlığı koordinatörlüğünde sonuçlandırılmıştır. Hazırlanan yasa tasarısı,
çok kısa bir sürede Yüce Meclisin önüne getirilecektir.
Değerli arkadaşlarım,
diğer bir çalışma da, üretici birlikleri yasasıyla ilgili çalışmadır.
Üreticilerin pazarlama sorunu halen devam etmektedir. Üreticilerimiz,
alınterleriyle ürettikleri ürünlerini değer fiyattan satamamaktadırlar. Tarım
ve Köyişleri Bakanlığınca hazırlanan üretici birlikleri yasası taslağı,
çiftçilerimizin ürün bazında kuracakları birlikler aracılığıyla ürünlerin
pazarlanmasını kolaylaştıracaktır. Bu şekilde, örgütlenerek pazarlık güçleri
artacak olan üzüm üreticilerimizin pazarlama sorunları büyük ölçüde çözülmüş
olacaktır. Söz konusu yasa tasarısının en kısa sürede Meclis gündemine
getirilmesi için çalışmalar son aşamaya gelmiştir; huzurunuzda ifade etmek
istiyorum.
Çiftçilerimize düşük
faizli tarımsal kredi kullandırılması da, beşinci bir hizmet olarak huzurunuzda
ifade edeceğim hizmettir. 25 Şubat 2004 tarih ve 25384 sayılı Resmî Gazetede
yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı çerçevesinde, çiftçilerimize düşük faizli
kredi kullanma imkânı sağlanmıştır. Söz konusu kararnameyle, çiftçilerimiz,
organik tarım, sertifikalı tohumluk kullanımı, kontrollü örtüaltı tarım
uygulamaları, sözleşmeli üretim, damızlık süt sığırı yetiştiriciliği ve su
ürünleri yetiştiriciliği konularında düşük faizli kredi kullanabileceklerdir.
Bu karar kapsamında, çiftçilerimize, 1 katrilyonun üzerinde, düşük faizli
işletme kredisi ve selektif kredi kullandırılacaktır.
Tarım ve Köyişleri
Bakanlığınca yöreye yönelik olarak yapılan diğer çalışmalardan da kısaca
bahsetmek istiyorum.
Arazi dağıtımı ve
toplulaştırma çalışmaları: Tarım Reformu Genel Müdürlüğünce, Şanlıurfa
İlimizde, bugüne kadar, 95 köydeki yaklaşık 3 800 çiftçi ailesine 26 000 hektar
arazi dağıtımı yapılmıştır. Önümüzdeki yıllarda, 26 000 hektar arazinin
dağıtımı planlanmıştır. Ayrıca, ilde, 213 köyde toplam 14 000 hektar arazinin
toplulaştırma çalışmaları tamamlanmıştır, 8 500 hektar arazinin ise
toplulaştırma çalışmaları devam etmektedir.
Değerli arkadaşlarım, Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğünce yapılan çalışmalardan da kısaca bahsetmek
istiyorum. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 2003 yılı itibariyle, 3 500 hektarı
gölet, 3 400 hektarı yerüstü sulaması, 15 000 hektarı yeraltı sulaması olmak
üzere, toplam 22 000 hektarlık sahayı sulu tarıma açmıştır. Ayrıca, 15 000
hektarlık tarım alanında tarımsal altyapı çalışmaları gerçekleştirilmiştir.
Tarım İl Müdürlüğü ve
Bakanlığa bağlı olarak yörede faaliyet gösteren araştırma kuruluşlarınca,
çiftçilerimize, tarım teknikleri konusunda eğitim ve yayım çalışmaları da
yapılmaktadır. Bunu da, ayrıca, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının bir hizmeti
olarak takdim ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, son
olarak, şu cümlelerle sizleri yeniden selamlamak istiyorum: Şanlıurfa İlimiz,
biraz önce ifade ettiğim gibi, zengin toprak ve su kaynaklarıyla ülkemizin
önemli bir tarım merkezidir. GAP'ın sulama hedeflerine ulaşıldığında meydana
gelecek ürün artışı, çiftçilerimizin gelir seviyesini yükseltecek, buna bağlı
olarak da tarımsal sanayi ve hizmet sektöründe büyük bir değişim yaşanacaktır.
Bu bağlamda, çiftçilerimizin bilinçsiz su ve aşırı girdi kullanımı
alışkanlıklarının önlenmesi, bu değişimin sürdürülebilir bir nitelik
kazanmasında da etkili olacaktır.
Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı, GAP İdaresi Başkanlığıyla işbirliği yaparak, altyapı çalışmalarının
hızlandırılması, çiftçilerimizin sulama teknikleri konusunda eğitilmesi, elde
edilen ürünlerin işlenmesi ve pazarlanması konularındaki faaliyetlerine yoğunluk
kazandırmıştır. Bu faaliyetlerin de, üreticilerimizin bugün karşılaştığı
sorunların uzun vadeli çözümlere kavuşturulması bakımından müspet sonuçlar
doğuracağı kuşkusuzdur.
Bu bilgilerimizi, bu
çalışmalarımızı Muhterem Genel Kurulun bilgilerine arz ettim.
Hepinizi, yeniden,
saygıyla selamlıyorum efendim. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan.
Sayın milletvekilleri,
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup,
bilgilerinize sunacağım.
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- TAIEX tarafından Brüksel'de düzenlenecek olan
"Dilekçeler ve AB Vatandaşlarının Hakları" konulu seminere katılacak
TBMM Dilekçe Komisyonu üyesi milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi
(3/554)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kuruluna
TAIEX tarafından 13-14
Mayıs 2004 tarihlerinde Brüksel'de düzenlenecek olan "Dilekçeler ve AB
Vatandaşlarının Hakları" konulu seminere TBMM Dilekçe Komisyonundan iki
üyenin katılması hususu Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi
Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun 20.4.2004
tarihindeki 73 üncü Birleşiminde kabul edilmiştir.
Anılan Kanunun 2 nci
maddesi uyarınca, heyetin oluşturulması için siyasî parti gruplarınca
bildirilen isimler Genel Kurulun bilgilerine sunulur.
Bülent
Arınç
Türkiye Büyük
Millet Meclisi
Başkanı
Adı Soyadı Seçim Bölgesi
Yahya Akman Şanlıurfa
Turan Tüysüz Şanlıurfa
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığının 2 adet tezkeresi daha vardır; ayrı ayrı okutup,
oylarınıza sunacağım.
2.- Makedonya Cumhuriyeti Meclisi Dış Politika Komitesi
Başkanının, TBMM Dışişleri Komisyonu heyetini 8 inci Pan Avrupa Koridoru
toplantısına davetine icabet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/555)
5.5.2004
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kuruluna
Dışişleri Bakanlığının 22
Nisan 2004 tarihli ve 749.00/8.Koridor/2004/ÇEGY/163318 sayılı yazısında,
Makedonya Cumhuriyeti Meclisi Dış Politika Komitesi Başkanının Türkiye Büyük
Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu heyetini Makedonya'da yapılacak olan 8 inci
Pan Avrupa Koridoru toplantısına davet ettiği bildirilmiştir.
Söz konusu davete icabet
edilmesi hususu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi
Hakkında 3620 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine
sunulur.
Bülent
Arınç
Türkiye Büyük
Millet Meclisi
Başkanı
HALUK KOÇ (Samsun) -
Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, okuttuğum tezkereyi oylarınıza sunacağım ve karar
yetersayısını arayacağım.
Oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Sayın milletvekilleri,
karar yetersayısı yoktur.
Birleşime 10 dakika ara
veriyorum.
Kapanma Saati: 15.48
Açılma Saati : 16.01
BAŞKAN : Başkanvekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER : Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale), Enver YILMAZ (Ordu)
BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 84 üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
II.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)
2.- Makedonya Cumhuriyeti Meclisi Dış Politika Komitesi
Başkanının, TBMM Dışişleri Komisyonu heyetini 8 inci Pan Avrupa Koridoru
toplantısına davetine icabet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/555)
(Devam)
BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresinin oylanmasında karar yetersayısı
bulunamamıştı.
Şimdi, tezkereyi tekrar
oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım.
Tezkereyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Tezkere kabul edilmiştir, karar
yetersayısı vardır.
Diğer tezkereyi
okutuyorum:
3.- Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanının, TBMM
Başkanı Bülent Arınç'ı Strasbourg'da yapılacak olan Avrupa Konseyi Parlamenter
Meclisi Meclis Başkanları Konferansına davetine icabet edilmesine ilişkin
Başkanlık tezkeresi (3/556)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kuruluna
Avrupa Konseyi
Parlamenter Meclisi Başkanı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
Bülent Arınç'a hitaben gönderilen mektupta, 18-19 Mayıs 2004 tarihleri arasında
Strasbourg'da yapılacak olan Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Meclis
Başkanları Konferansına Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı davet
edilmektedir.
Söz konusu konferansa,
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç'ın katılması hususu, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.
Bülent
Arınç
Türkiye Büyük
Millet Meclisi
Başkanı
BAŞKAN - Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Alınan karar gereğince
sözlü soruları görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.
Önce, yarım kalan
işlerden başlayacağız.
III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1.- Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye
Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet
Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)
2.- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına
İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı: 152)
3.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim
Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine
Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)