DÖNEM
: 22 CİLT : 47 YASAMA YILI : 2
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
81 inci Birleşim
28 Nisan 2004 Çarşamba
İ
Ç İ N D E K İ L E R
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Ordu Milletvekili Enver Yılmaz'ın,
TBMM Başkanı Bülent Arınç Başkanlığındaki Parlamento heyetiyle birlikte
Suriye'ye yaptıkları resmî ziyaretle ilgili bilgi ve görüşlerine ilişkin
gündemdışı konuşması
2.- Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük'ün,
Çanakkale İli Çan İlçesinde bulunan Çan Termik Santralına alınacak işçilerin
seçimine ilişkin gündemdışı konuşması
3.- Muğla Milletvekili Fahrettin Üstün'ün,
Dünya Veteriner Hekimler Günü münasebetiyle veteriner hekimliğin önemine ve
veteriner hekimlik mevzuatının bir an önce çıkarılmasına ilişkin gündemdışı
konuşması
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Karadeniz Ekonomik İşbirliği
Parlamenter Asamblesinde Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil etmek üzere
Siyasî Parti Grup Başkanlığınca Trabzon Milletvekili Şevket Arz'ın aday
gösterildiğine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/543)
2.- Afyon Milletvekili Halil Ünlütepe'nin
(6/974) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/176)
3.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
Ukrayna'ya yaptığı resmî ziyarete katılmaları uygun görülen milletvekillerine
ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/544)
4.- Ulaştırma Ana Planı Stratejisinin
uygulamaya konulması için yapılacak çalışmaları yürütmek amacıyla ilgili kamu
kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinden oluşacak Ulaştırma Ana Planı
Stratejisi Yönlendirme Komitesinin koordinatörlüğünü yürütmek üzere, Erzurum
Milletvekili Mustafa Ilıcalı'nın 6 ay süreyle görevlendirilmesi için Türkiye
Büyük Millet Meclisince izin verilmesine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/547)
5.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
İsviçre'ye yaptığı resmî ziyarete katılmaları uygun görülen milletvekillerine
ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/545)
6.- Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun'un
İsrail'e yaptığı resmî ziyarete katılmaları uygun görülen milletvekillerine
ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/546)
C) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.-
CHP Grubu adına
Grup Başkanvekilleri İzmir
Milletvekili K. Kemal Anadol,
İstanbul Milletvekili Ali Topuz ve Samsun Milletvekili Haluk Koç'un,
Milletvekili Lojmanlarında Mustafa Güngör'ün öldürülmesinin aydınlatılması ve
sorumluların belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/185)
IV.-
SORULAR VE CEVAPLAR
A) SÖZLÜ
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın,
esnafın Halk Bankasından kullandığı kredinin faiz oranlarının düşürülüp
düşürülmeyeceğine ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/543)
2.- Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın,
Niğde-Ulukışla-Darboğaz Kasabası gölet projesine ilişkin Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/552) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı
3.- Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın,
Niğde Misli Ovası sulama kuyularının ruhsat işlemine ilişkin Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/557) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı
4.- Adana Milletvekili Kemal Sağ'ın,
doğalgaza yapılan zamma ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru
önergesi (6/565) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in
cevabı
5.- Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir'in,
Ünlendi Barajı Projesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü
soru önergesi (6/578) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in
cevabı
6.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in,
yönetici atamalarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru
önergesi (6/585) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in
cevabı
7.- İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü'nün,
Cezayir'deki deprem nedeniyle internet hizmetlerinin aksamasına ilişkin
Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/554) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı
8.- Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın,
bilgisayar mühendislerinin öğretmenlikte değerlendirilmesine ilişkin Millî
Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/558) ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin
Çelik'in cevabı
9.- İzmir Milletvekili Yılmaz Kaya'nın,
anadolu liseleri ve fen liseleri sınavı soru kitapçığındaki bir soruna ilişkin
Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/573) ve Millî Eğitim Bakanı
Hüseyin Çelik'in cevabı
10.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in,
Diyarbakır'da görevli bazı öğretmenler hakkındaki soruşturma iddialarına
ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/577) ve Millî Eğitim
Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı
11.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret
Baloğlu'nun, Karabük-Yenice İlçesindeki öğrencilerin yemek ödeneğinin kesildiği
iddialarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/588) ve
Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı
12.- Ankara Milletvekili Mehmet
Tomanbay'ın, Ankara-Evren-Eti Holding İlköğretim Okulu binasının fizikî
şartlarının yetersizliğine ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi
(6/592) ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı
B) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in,
Uzan grubunun borçlarının ödenmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı (7/2169)
2.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet
Yılmazcan'ın, Kahramanmaraş organize sanayi bölgesinin serbest bölgeye
dönüştürülüp dönüştürülmeyeceğine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı (7/2382)
V.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile
Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı
ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)
2.- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu
(1/523) (S. Sayısı: 152)
3.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin; Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S.
Sayısı: 305)
4.- Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve
Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri, Plan ve Bütçe ve
Anayasa Komisyonları Raporları (1/731) (S.Sayısı: 349)
5.- Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve
Denetlenmesine Dair 560 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Tarım, Orman ve
Köyişleri ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonları Raporları
(1/238) (S. Sayısı 428)
6.- Spor Müsabakalarında Şiddet ve
Düzensizliğin Önlenmesine Dair 2.3.2004 Tarihli ve 5100 Sayılı Kanun ile
Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha
Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Adalet Komisyonu Raporu (1/777) (S.
Sayısı: 424)
7.- Uzay Cisimlerinin Verdiği Zarardan
Dolayı Uluslararası Sorumluluk Hakkında Sözleşmeye Katılmamızın Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/513) (S.
Sayısı: 409)
8.- Uzaya Fırlatılan Cisimlerin Tescili
Sözleşmesine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu Raporu (1/514) (S. Sayısı: 410)
9.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile
Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Sağlık Alanında İşbirliğine Dair
Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ile Sağlık,
Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/732) (S.
Sayısı: 412)
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak
iki oturum yaptı.
Sinop Milletvekili Cahit Can, Sinopta
açılacak bir üniversitenin İlin gelişmesine sağlayacağı yararlara,
Bayburt Milletvekili Ülkü Gökalp Güney,
ÖSS'ye hazırlanan lise son sınıf öğrencilerinin karşılaştıkları sorunlara ve
alınması gereken tedbirlere,
İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.
Erzurum Milletvekili Muzaffer Gülyurt'un,
Doğu Anadolu Bölgesinde besicilikle uğraşanların sorunlarına, kaçak et
kesiminin ve canlı hayvan kaçakçılığının önlenmesi için alınması gereken
tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşmasına, Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü
cevap verdi.
Macaristan Parlamentosu Dışişleri
Komisyonu Başkanı,
Çek Cumhuriyeti Parlamentosu Senatosu
Dışişleri, Savunma ve Güvenlik Komisyonu Başkanı,
Ve beraberlerindeki parlamento
heyetlerinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının konuğu olarak ülkemizi
resmî ziyaretlerine ilişkin Başkanlık tezkereleri, Genel Kurulun bilgisine
sunuldu.
Samsun Milletvekili İlyas Sezai Önder'in
(6/926) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi okundu;
sorunun geri verildiği bildirildi.
İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nın
Türkiye Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu üyeliğinden çekildiğine
ilişkin önergesi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
İzmir Milletvekili Vezir Akdemir ve 20
milletvekilinin, ekonomik krizden etkilenen gençlerimizin sorunları konusunda
genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/13) Genel Kurulun bilgisine
sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırası
geldiğinde yapılacağı açıklandı.
(10/10, 11, 36, 39, 127) esas numaralı
Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının süre uzatımına ilişkin tezkeresi
okundu; daha önce verilen 3 aylık çalışma süresini doldurması nedeniyle,
İçtüzüğün 105 inci maddesine göre, komisyona 1 aylık kesin süre verildiği
bildirildi.
Brüksel'de yapılacak Habitat Düzeyinde
Küresel Parlamenterlerin Avrupa Kıtası Başkanlar Kurulu Toplantısına, Bölgesel
Konsey Başkanı Peter Götz tarafından ismen davet edilen, TBMM Çevre Komisyonu
Başkanı Ahmet Münir Erkal'ın katılmasına ilişkin Başkanlık,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Avrupa
Birliği Ara Zirvesine katılmak üzere bir heyetle birlikte Belçika'ya yaptığı
resmî ziyarete ekli listede adları yazılı milletvekillerinin de iştirak
etmelerinin uygun görüldüğüne ilişkin Başbakanlık,
Tezkereleri ile,
Genel Kurulun 27.4.2004 Salı günkü (bugün)
birleşiminde, gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına
Dair Öngörüşmeler" kısmının 94 üncü sırasında yer alan (10/123) esas
numaralı Meclis araştırması önergesinin öngörüşmelerinin yapılmasına ve bu işin
görüşmelerinin bitiminden sonra kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine;
daha önce gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan ve dağıtılan 428 sıra sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ile 424 sıra sayılı kanunun 48 saat geçmeden
"Gündemin Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler" kısmının 1 inci ve 7 nci sıralarına alınmasına, bu kısmın 25 inci
sırasında yer alan 406 sıra sayılı kanun teklifinin ise 6 ncı sırasına
alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine ilişkin
Danışma Kurulu önerisi,
Kabul edildi.
Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının:
1 inci sırasında bulunan (6/532),
3 üncü
" " (6/535),
9 uncu sırasında bulunan (6/553),
12 nci " "
(6/556),
Esas numaralı sözlü sorulara, Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin,
4 üncü sırasında bulunan (6/536),
5 inci " "
(6/537),
Esas numaralı sözlü sorulara, Tarım ve
Köyişleri Bakanı Sami Güçlü,
7 nci sırasında bulunan (6/551),
11 inci " " (6/555),
Esas numaralı sözlü sorulara, Millî Eğitim
Bakanı Hüseyin Çelik
Cevap verdi; (6/535), (6/553), (6/555)
esas numaralı soru sahipleri de cevaplara karşı görüşlerini açıkladı.
2 nci sırasında bulunan (6/533) esas
numaralı soru, üç birleşim içinde cevaplandırılmadığından, yazılı soruya
çevrildi.
6 ncı sırasında bulunan (6/543) esas
numaralı soru, ilgili bakan Genel Kurulda hazır bulunmadığından, ertelendi.
İzmir Milletvekili Ahmet Ersin, Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in, yapmış olduğu konuşmada
ileri sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi nedeniyle
bir açıklamada bulundu.
Ankara Milletvekili Yakup Kepenek ve 27
milletvekilinin, korsan yayıncılığın tüm yönleriyle araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesinin (10/123), yapılan öngörüşmesinden sonra, kabul edilmediği
açıklandı.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasına alınan, Gıdaların Üretimi,
Tüketimi ve Denetlenmesine Dair 506 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (1/238)
(S. Sayısı 428),
5 inci sırasına alınan, Kamu Yönetiminin
Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında (1/731) (S. Sayısı: 349),
Kanun Tasarılarının görüşmeleri, ilgili
Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından,
2 nci sırasına alınan, Adlî Yargı İlk
Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri
Hakkında Kanun Tasarısının (1/521) (S. Sayısı: 146),
3 üncü sırasına alınan, Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının (1/523)
(S. Sayısı: 152),
4 üncü sırasına alınan, Kamu İhale
Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı:
305),
Görüşmeleri, daha önce geri alınan
maddelere ilişkin komisyon raporları henüz gelmediğinden;
Ertelendi.
6 ncı sırasına alınan, Özelleştirme
Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun ile Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifinin (2/273) (S. Sayısı: 406), görüşmelerini müteakiben, kabul
edilip kanunlaştığı açıklandı.
28 Nisan 2004 Çarşamba günü saat 15.00'te
toplanmak üzere, birleşime 18.55'te son verildi.
İsmail
Alptekin
Başkanvekili
Mehmet Daniş Yaşar Tüzün
Çanakkale Bilecik
Kâtip Üye Kâtip
Üye
No: 119
II. - GELEN KÂĞITLAR
28 Nisan 2004 Çarşamba
Meclis Araştırması Önergesi
1.- CHP Grubu adına Grup
Başkanvekilleri İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol, İstanbul Milletvekili Ali Topuz ve Samsun Milletvekili Haluk
Koç'un, Milletvekili Lojmanlarında Mustafa Güngör'ün öldürülmesinin
aydınlatılması ve sorumluların belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105
inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/185) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.4.2004)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.00
28 Nisan 2004 Çarşamba
BAŞKAN: Başkanvekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER: Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Yaşar TÜZÜN
(Bilecik)
BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81 inci Birleşimini
açıyorum.
Toplantı yetersayısı
vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Sayın milletvekilleri,
gündeme geçmeden önce, 3 sayın milletvekilimize gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz
isteği, Suriye gezisiyle ilgili bilgi vermek üzere, Ordu Milletvekili Sayın
Enver Yılmaz'a aittir.
Buyurun Sayın Yılmaz. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakikadır.
III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Ordu
Milletvekili Enver Yılmaz'ın, TBMM Başkanı Bülent Arınç Başkanlığındaki
Parlamento heyetiyle birlikte Suriye'ye yaptıkları resmî ziyaretle ilgili bilgi
ve görüşlerine ilişkin gündemdışı konuşması
ENVER YILMAZ (Ordu) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız
Sayın Bülent Arınç'la birlikte, Hatay Milletvekilimiz Sayın Sadullah Ergin,
Şanlıurfa Milletvekilimiz Sayın Mahmut Kaplan ve Bursa Milletvekilimiz Sayın
Kemal Demirel 7-10 Nisan tarihleri arasında, Suriye Meclis Başkanı Mahmoud Al
Abrash'ın resmî davetlisi olarak Suriye'ye ziyarette bulunmuştuk. Bu ziyaretle
ilgili izlenimlerimi anlatmak için huzurlarınızdayım; Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
En uzun kara sınırına
sahip olduğumuz ve ortak tarihî geçmişe dayanan, dinî, kültürel ve sosyal
bağlarımız bulunan Suriye'yle ilişkilerimizde, bilindiği üzere, 1980'lerin
ortasından 1998'e kadar, PKK nedeniyle ciddî bir gerginlik yaşanmış, ilişkiler
1992'de siyasî donma noktasına gelmiştir. 1998 Ekim ayında Türkiye'nin,
Suriye'nin PKK'ya verdiği desteği geri çekmesi yolunda başlattığı süreç
sonunda, Abdullah Öcalan, 9 Ekim 1998'de Suriye'den çıkarılmış, 20 Ekim 1998'de
Adana Mutabakatı imzalanmıştır. Bu tarihten sonra, Suriye'nin Adana
Mutabakatını tam olarak uygulaması kaydıyla, bu ülkeyle ilişkilerimizde yeni
bir dönem başlamıştır.
Sayın Cumhurbaşkanımızın,
Suriye eski Devlet Başkanı Hafız Esad'ın cenaze törenine katılmak üzere, 13
Haziran 2000 tarihinde Şam'a gitmesi, Suriye'de önemli bir jest olarak
değerlendirilmiş ve iki ülke ilişkilerinde olumlu bir adım atılmıştır.
Bugün, Türkiye-Suriye
ilişkilerinin geliştirilmesi ve mevcut sorunların karşılıklı saygı ve iyi
niyetle komşuluk ilişkileri çerçevesinde çözümlenmesi ve bu ülkeyle sorunlardan
arındırılmış bir beyaz sayfa açılması yönünde bir tutum benimsenmiştir. Bu
bağlamda, başta ekonomik ilişkiler olmak üzere, birçok alanda önemli gelişmeler
kaydedilmiştir.
Son üç yılda bakanlar ve
teknik heyetler düzeyinde karşılıklı 26 ziyaret gerçekleştirilmiştir. Suriye
eski Başbakanı Miro'nun, 29-30 Temmuz 2003 tarihinde ülkemize gerçekleştirdiği
ziyaret, onyedi yıldan bu yana bir Suriye Başbakanının Türkiye'ye yaptığı ilk
ziyaret olmuştur. Öte yandan, 6-8 Ocak 2004 tarihinde Suriye Cumhurbaşkanı
Beşar Esad'ın ülkemizi ziyareti, Suriye'den Türkiye'ye bu seviyede yapılan ilk
ziyaret olması nedeniyle tarihî bir nitelik taşımaktadır.
Sayın Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanımız Suriye Başbakanını kabul etmiş, Suriye Cumhurbaşkanı
ile de bir görüşme gerçekleştirmiştir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Bülent Arınç ve
Suriye Meclis Başkanı Sayın Abrash ile 100 Halk Meclisi milletvekilinin de
katıldığı bir toplantı düzenlenmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanımıza, Türkiye-Suriye ilişkilerindeki gelişmeler, Ortadoğu barış süreci,
Türkiye-Suriye ilişkileri, Amerika Birleşik Devletlerinin yakında uygulamaya
koyması beklenen politikalar hakkında bilgi verilmiş, görüş alışverişinde
bulunulmuştur. Heyetimiz, Suriye Başbakanı Muhammed Naci Otri ile de bir
görüşme yapmış, bu görüşmede Sayın Otri, İsrail'in barış karşıtı tutumunun
Suriye'yi de siyasî ve idarî reformlardan uzaklaştırdığını, bölgede kalıcı
barışın sağlanması için İsrail'in elinde bulunan, başta nükleer başlıklı
silahlar olmak üzere, kitle imha silahlarından bölgenin arındırılması
gerektiğini ve barış sağlanmadan bölgede kapsamlı bir kalkınmanın
gerçekleşmeyeceğini ifade ederek, Türkiye'den destek talep etmiştir.
Heyetimizin Suriye
Cumhurbaşkanı Sayın Esad'ı ziyaretinde, Sayın Bülent Arınç, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin çalışmaları hakkında teferruatlı bilgi vermiş; Suriye ve
Türkiye'nin aynı sınır ve aynı coğrafyayı paylaştıklarını, geçmişin artık
geçmişte bırakılması gerektiğini, başta ekonomik ve ticarî ilişkilere ağırlık
verilerek siyasî ilişkilerin derinleştirilerek geliştirilmesini, siyasî ve
jeopolitik açıdan aynı kaderi paylaşan iki ülkenin dostluk ve dayanışmaya
ihtiyacı olduğunu belirtmişlerdir.
Sayın Başkan, Sayın
Başbakanın, Türkiye'nin Suriye ziyaretine büyük önem verdiğini, Parlamento
Başkanı olarak, parlamentolararası ilişkilerin halklararası ilişkiler olduğu
bilinciyle iki ülke parlamentoları arasında iyi ve sıcak ilişkilerin kurulması
gerektiğini ifade etmişlerdir.
Sayın Meclis Başkanımız,
Suriye'yi ziyaret eden ilk Türk Meclis Başkanı olma şerefini duyduğunu, Türkiye
Büyük Millet Meclisinden, komisyonların ve dostluk gruplarının da karşılıklı
ziyaretlerde bulunacağını ifade etmişlerdir.
Sayın Esad'ın ziyaretiyle
birlikte, Türkiye'nin, dünyadaki ve özellikle bölgedeki rolünün giderek arttığı
ifade edilmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sözlerinizi
tamamlayın efendim.
Buyurun.
ENVER YILMAZ (Devamla) -
Sayın Esad, Türkiye'ye gerçekleştirdiği ziyarette İstanbul Borsasını gördükten
sonra, Suriye'de aynı şekilde bir borsa kurulması gerektiğini ifade etmiş,
Sayın Meclis Başkanımız da ziyaretimiz sonrası, bir heyetin Suriye'ye
gideceğini ifade etmiştir.
Sayın Meclis Başkanımız
ve milletvekili arkadaşlarımızla birlikte, resmî görüşmeler haricinde,
Şam'daki, Halep'teki, Humus'taki tarihî ve kültürel yerlerin ziyareti de yapılmıştır;
cihanşümul Padişah II. Abdülhamid'in hizmetlerini ve devlet adamlığını görme
imkânı olmuştur. Suriye'nin her tarafındaki hizmetlerde II. Abdülhamid'in
hizmetlerini ve ne kadar büyük bir devlet adamı olduğunu görme imkânımız
olmuştur.
Hicaz Demiryolunu görme
imkânımız olmuştur ki, Hicaz Demiryolu, Birinci Dünya Savaşında İngiltere'nin
Suriye'ye yapmış olduğu operasyonda ilk bombaladığı yerlerden biridir.
Tarihî Emevî Camiini
ziyaret etme imkânı olmuştur. Cuma hutbesinde, Meclis Başkanımız ve milletvekili
arkadaşlarımızla birlikte Türkiye Cumhuriyetine dualar edilmiş, cuma çıkışında
da, Suriyeli vatandaşlarımızın ilgi ve alakasıyla karşılaşılmıştır.
İlk Türk hava
şehitliğimiz ziyaret edilmiştir. Biliyorsunuz, 3 Türk hava şehidimiz
Suriye'dedir. Suriye'ye ilk uçak Türkler tarafından götürülmüş ve hava
şehitlerimizin naaşı da Şam'da ziyaret edilmiştir. Hazreti Hüseyin'in,
Selahaddin Eyyubi'nin, "Allah'ın Kılıcı" lakaplı Halid Bin Velid'in
türbeleri, peygamberlerin türbeleri tek tek ziyaret edilmiştir.
Heyetimiz, Başkent
Şam'daki programını müteakip, Humus ve Halep Şehirlerine de ziyarette bulunmuş,
söz konusu ziyaretlerde, Humus ve Halep Valileriyle birlikte, bakanlar ve
yaklaşık 25 milletvekili bizlere refakat etmişlerdir.
Heyetimiz tarafından
gerçekleştirilen Suriye gezisinin iki ülke ve halkların kardeşliği açısından
son derece olumlu geçtiği ve bu ziyaretlerin karşılıklı olarak komşu ve bölge
ülkeleriyle devam ettirilmesi gerektiği inancındaydım.
Bu duygularla, Yüce
Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Yılmaz.
İkinci gündemdışı söz
isteği, Çanakkale İlinde bulunan Çan Termik Santralına alınacak işçiler
konusunda, Çanakkale Milletvekili Sayın Ahmet Küçük'e aittir.
Buyurun Sayın Küçük.
Süreniz 5 dakika.
2.- Çanakkale
Milletvekili Ahmet Küçük'ün, Çanakkale İli Çan İlçesinde bulunan Çan Termik
Santralına alınacak işçilerin seçimine ilişkin gündemdışı konuşması
AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) -
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle, bu konuda
gündemdışı söz almama yardımcı olan Sayın Başkana çok teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Çan, Çanakkale İlimizin 1950 sonrası sanayileşme hareketinin başlaması ve
seramik fabrikalarının kurulmasıyla birlikte gelişip büyümüş ve bugün,
Çanakkale İlinin en büyük ilçesi olmuş, sanayileşme kültürünün çok geliştiği,
çok güzel kaplıcalarının olduğu ve büyük linyit potansiyeliyle ülkemizin
yakından tanıdığı çok önemli bir ilçemiz.
Yine, Çan İlçemizin
çevresinde Biga İlçemiz var; Biga Yarımadasına adını veren ve 350 000 dönüm
sulanabilir arazinin olduğu ve Türkiye'nin umutla gelecekte çok şeyler
beklediği bir ovanın içinde bulunduğu Biga İlçemiz...
Yine bir tarafında
Bayramiç İlçemiz var. Kazdağlarını içinde barındıran ve Kazdağı Millî Parkını
içinde barındıran, oksijen potansiyelinin en yüksek olduğu ve Türkiye'nin en
bakir ormanlarını içinde barındıran, meyveciliğin çok geliştiği, yine, tarihî
bir ilçemiz Bayramiç...
Bir tarafında Yenice
İlçemiz var. Yenice İlçemiz de, tarım potansiyelinin ve orman potansiyelinin
çok yüksek olduğu bir ilçemiz.
Değerli arkadaşlarım,
işte, bu güzel ilçede, Çan İlçemizde, kıskanılacak bir coğrafyaya sahip olan
ilçemizde, Türkiye'nin büyük termik santrallarından bir tanesi yapıldı ve
tabiî, bu kıskanılacak coğrafyada, gözümüz gibi korunulacak coğrafyada,
insanlar, bu termik santrala, her yerde olduğu gibi, öncelikle endişeyle
baktılar.
Termik santrallar,
hepimizin bildiği gibi, ülkemizin enerji ihtiyacının karşılanmasında çok önemli
olan, önemli yeri olan; ama, teknolojik gelişmedeki durumuyla ve çevrede
yarattığı tahribatla, hâlâ, tartışma konusu olan bir enerji temin etme yöntemi,
enerji çeşitliliği.
İşte, böyle bir ilçede,
termik santral yapımı, öncelikle, tabiî, çevreci hareketlerin ortaya çıkmasına
ve çeşitli tartışmaların yaşanmasına neden oldu. Çan İlçemizde, insanlara, hep
"bekleyin -Çan'da çok büyük oranda işsizlik var, ülkemizin birçok yerinde
olduğu gibi- bu termik santralla Çan'ın işsizlik sorununu çözeceğiz; burada 1
000 kişi, 2 000 kişi işe girecek, çalışacak, ekmek parası kazanacak; o nedenle
sesinizi çıkarmayın" dediler ve Çanlılar yüreklerine taş bastılar ve büyük
bir ümitle, termik santralın açılışını ve o arada, Çanlı, Çanakkaleli
hemşerilerimizin çalışmasını beklemeye başladılar.
Değerli arkadaşlarım,
enerji, tabiî, ülkemizin ve dünyanın en büyük sorunu, en büyük tartışmaların
yaşandığı bir konu, medeniyetin ortaya çıkmasının temel aracı. Türkiye, bu
enerji üretimini, hepimizin bildiği gibi, ağırlıklı olarak termik
potansiyelinden ve bir de hidrolik potansiyelinden karşılıyor. Türkiye, halen
125-130 milyar kilovat/saat kullanılabilir hidrolik potansiyelinin 44 milyar
kilovat/saatini kullanıyor; 11 milyar kilovat/saatlik kısmı da inşaat halinde.
2019 yılına kadar, hidrolik potansiyelimizin tamamını kullanmış olacağız. Bir
de, kömür yakarak karşıladığımız potansiyelimiz var; bu da, yaklaşık 116 milyar
kilovat/saat civarında ve bugün için, 42 milyar kilovat/saatini kullanıyoruz.
Bugün, enerjimizin çok büyük bir kısmını da, ithal ettiğimiz doğalgazdan,
doğalgaz santrallarından karşılıyoruz. Tabiî, çok yararlanmadığımız bir de
rüzgâr enerjisi var.
Değerli arkadaşlarım,
termik potansiyelimizi, bağımsız bir enerji politikası oluşturmak ve ülkenin
enerji bağımlılığını azaltmak için tam olarak kullanmak zorundayız. Termik
santralları, yüksek bir teknolojiyle yapmak, halka sevdirmek ve mutlaka çevre
ve yöre halkıyla kaynaştırmak zorundayız. O yöre insanının, mutlaka, o termik
santralla barış içinde yaşaması lazım; böyle olmalıdır, böyle davranılmalıdır,
dikkatli olunmalıdır ve bunun için, mutlaka, yöre halkının bu termik
santrallarda çalışması için gerekli yeterliliklerin oluşturulmasını başarmak
zorundayız.
Böyle mi oldu?..
Santralda 1 000-2 000 insan çalışacağı ifade edildi; sonuçta -doğura doğura dağ
fare doğurdu- termik santrala 180 kişilik bir işçi kadrosu verildi, 180 kişinin
çalışacağı söylendi.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim.
AHMET KÜÇÜK (Devamla) -
İş ve İşçi Bulma Kurumuna bu konuda gerekli yetki verildi, müracaatlar alınmaya
başlandı; tabiî, ilgili yasalar ve Bakanlar Kurulu kararları muvacehesinde
başvurular alındı ve sonuçta bir liste ortaya çıktı. Bu listeyi tam olarak
temin edemedik; ama, temin edebildiğimiz kadarıyla, 400 civarında başvuru
alındı; bunun 200'ü Kamu Personel Sınavına başvuranlar arasından, 200'ü de
öncelikler arasından seçildi; ama, baktık ki, öncelikler içinde yöre insanı
yok, yöre insanına bir öncelik tanınmamış. Böyle bir duyarsızlık olabilir mi?!
Bakın, yöre insanıyla bu kadar barışık olması gereken bir kolda, eğer, siz,
yöre insanını gözeten bir anlayışı öncelik kapsamına almazsanız, daha başından,
o termik santralın çalışması problemli hale gelir, sorunlu hale gelir, tepki
çekersiniz ve bundan sonra yapılacak olan termik santralların yapımıyla ilgili
olarak da halkın hoşgörüsünü kazanamazsınız; doğru bir yol değildir, doğru bir
yöntem değildir.
Arkadaşlar, üstelik, bu
termik santrala işçi alımıyla ilgili, 28 Ekim 1985 tarihinde yayımlanmış bir
Bakanlar Kurulu kararı var; buna göre alınmış ve terörden, tabiî afetlerden
zarar görenlerin önceliğe alındığı bir sıralama yapılmış.
Değerli arkadaşlarım, bu
önceliklerin içine, yeni bir Bakanlar Kurulu kararıyla, tıpkı bor madenlerinde
Kütahya'da yapıldığı gibi - Bakanlar Kurulu, 14 Temmuz 2003'te aldığı bir
kararla, ek 2 nci madde düzenlemesiyle, yöre halkının başvurusunu kolaylaştıran
ve seçimini kolaylaştıran bir düzenleme yapmış- Çan Termik Santralında Çanlılar
veya benzer termik santrallarda yöre halkı alınabilir. Bu, hem ülke için
yararlı hem yöre insanı için yararlı hem de termik enerjinin, santralın,
yöreyle ilgili barışını, huzurunu sağlamak için gerekli.
Bakın, biz, hâlâ, bu
termik santralın Kazdağı ormanlarına ne kadar zarar vereceğini, Bayramiç'in o
güzel meyveliklerini ne kadar etkileyeceğini, 350 000 dönüm arazisi sulanacak
olan Biga Ovasına ne zarar vereceğini bilmiyoruz. Tabiî, arkadaşlarımız bize,
uzun uzun, akışkan yataklı termik santralların minimize edilmiş zararlarını ve
teknolojisini anlatıyorlar; ama, hâlâ, yöre halkının bu konudaki endişeleri
giderilmemişken, siz, inadına, böyle bir düzenlemeyi yapmadan işçi alımı
gerçekleştirirseniz, burada, huzursuzluğun kaynağı olursunuz. Henüz işçi alımı
gerçekleşmemiştir, başvurular alınmıştır; hükümetin elinde fırsat vardır.
Tıpkı, Bakanlar Kurulunun 14 Temmuz 2003 tarihinde aldığı kararın benzeri bir
kararla, ek bir düzenlemeyle, rahatlıkla yöre insanının başvurusunu
kolaylaştırabilecek bir düzenleme yapılabilir ve Çanlıların termik santrala
tekrar sıcak bakmaları ve Çanakkale halkının orada çalışmasını sağlayacak bir
yapı kurulabilir...
BAŞKAN - Sayın Küçük,
toparlar mısınız; sürenizi aştınız.
AHMET KÜÇÜK (Devamla) -
Toparlıyorum efendim.
Çan'da bu altyapı vardır,
Çan, sanayi kültürünün Çanakkale'de en geliştiği ilçedir. Üstelik, Çan'da
endüstri meslek lisesi vardır, Yenice'de endüstri meslek lisesi vardır,
Çanakkale merkezde endüstri meslek lisesi vardır, Biga'da endüstri meslek
lisesi vardır, Gelibolu'da endüstri meslek lisesi vardır; bayağı geçmişi olan,
birikimi olan liselerdir ve kolaylıkla yöreden bu istihdamın çok önemli bir
kısmı sağlanabilir ve sağlanmalıdır.
Hükümetin bu konuya
dikkatini çekiyoruz; yol yakındır, dönülebilir; örneği vardır, yapılabilir. Bu
yapılmazsa, yöre halkının santrala karşı oluşturabileceği tepkilere hazır olmak
lazım. Uyarması bizden, gereğini yapmak hükümetten!..
Hepinize sevgiler,
saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Küçük.
Gündemdışı üçüncü söz
isteği, Dünya Hekimler Günü nedeniyle Muğla Milletvekili Sayın Fahrettin
Üstün'e aittir.
Buyurun Sayın Üstün.
Süreniz 5 dakika.
ALİ DİNÇER (Bursa) -
Veteriner hekimler...
BAŞKAN - Efendim, bize
gelen müracaat "Hekimler Günü" olarak... Biz, zaptımıza ona göre
almışız.
3.-
Muğla Milletvekili Fahrettin Üstün'ün, Dünya Veteriner Hekimler Günü
münasebetiyle veteriner hekimliğin önemine ve veteriner hekimlik mevzuatının
bir an önce çıkarılmasına ilişkin gündemdışı konuşması
FAHRETTİN ÜSTÜN (Muğla) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, 24 Nisan Dünya Veteriner Hekimler Günü
nedeniyle gündemdışı söz almış bulunuyorum; Yüce Heyeti saygıyla selamlarım.
Ayrıca, tüm veteriner hekimlerin Dünya Veteriner Hekimler Gününü de kutluyorum.
Ülkemizde, veteriner
hekimlik, ülkemizin en ücra köşelerinden metropollere, yetiştiricinin yayladaki
çadırından ovadaki ahırına, mezbahadaki kesim yerinden süt fabrikalarına
marketteki gıda reyonlarına kadar, halkının sağlıklı ve dengeli beslenmesi,
ülkemizin hayvansal gıda üretiminde kendine yeterli olabilmesi için her türlü
şartlar altında mesleğini icra eden bir meslek ve hekimlik koludur.
Ülkemiz dahil, 94 ülkenin
veteriner hekimler örgütünün üye olduğu Dünya Veteriner Hekimler Birliği, 2001
yılında, her yıl nisan ayının son haftasının cumartesi gününü Dünya Veteriner
Hekimler Günü ilan etmiştir. Bu anlamlı günde kutlama yapılacak üye ülkenin
içinde bulunduğu siyasî, ekonomik ve stratejik durum, veteriner hekimlik
mesleğinin çalışma alanındaki konularda yaşanan sorunların tartışılmasına,
çözüm yollarının araştırılmasına ve önerilerin oluşturulmasına fırsat
yaratılması amaçlanmıştır.
Tarihin en eski
mesleklerinden biri olduğu ve hayvanların evcilleştirilmesiyle başladığı bilim
tarihçileri tarafından kabul edilen veteriner hekimlik, bilimsel kimliğini,
dünyada ilk eğitim kurumunun 1762 yılında Fransa'da açılmasıyla kazanmıştır.
Ülkemizdeki ilk veteriner
okulunun 1842 yılında açılmasıyla, veteriner hekimliği eğitim öğretimi
başlamıştır. Geçen yüzaltmışiki yıllık dönemde, Türk veteriner hekimleri, ülke
ve dünya hayvancılığı ile insan sağlığını korumak için, savaş yılları da dahil
olmak üzere, çok önemli görevler ifa etmişlerdir. Bu uğurda, Ahmet Bey, Yüzbaşı
Hüdai Bey, Yüzbaşı Kemal Cemil Bey, Mehmet Tuna Bey gibi birçok meslek şehidi
vermişlerdir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; veteriner hekimlik, evcil ve yabanî küçük ve büyükbaş
hayvanların, arı ve su canlıları ile kümes hayvanlarının yetiştirilmesi,
ıslahı, verimliliklerinin artırılması, hayvan ve halk sağlığının korunması,
hayvan hastalıklarının tedavisi, salgın hastalıkların önlenmesi, hayvansal
ürünlerin üretim, hazırlama teknolojisi ve insan tüketimine uygunluğunun her
aşamada sağlık kontrolü, hayvansal ürünlerde kirlenme, hayvansal atık ve
artıkların yönetimi ile çevre kirliliğinin önlenmesi konularında hizmet üreten
bir meslektir.
Veteriner hekimlik, ilk
insan topluluklarında avcılık ve hayvanların evcilleştirilmesiyle birlikte
ortaya çıkmıştır. Tarih boyunca Güney-Ortaasya'da ve Hindistan civarında ve
diğer büyük imparatorluk kurmuş topluluklarda, hayvanların yetiştirilmesi ve
savaşta kullanılan hayvanların sağlıklarının korunması yanında tedavileri için,
veteriner hekimlik önemli bir meslek olmuştur.
Mezopotamya'da, Kral
Hammurabi (MÖ 1728-1688) kanunlarında insan ve hayvanlarla ilgili ilk yasal
düzenlemeler yapılmıştır. MÖ 270-260 yıllarında Hindistan'da yüzlerce hayvan
hastanesi kurulmuştur. Eski Hint tababetinde 700'den fazla tedavi edici bitki
ve 100 kadar cerrahî alet tarif edilmektedir.
Ortaçağda Batı'da
hekimlik yerini hurafelere bırakırken, İslam uygarlıklarında yükselme dönemine
girmiştir. İbn-i Sina, Biruni, İbnul Baytar, İbn Ahi Hizam, Ebu Bekr, İslam
dünyasının önde gelin hekimleridir. Veterinerlik alanında çok önemli
çalışmalarda bulunmuşlardır.
Modern çağda Carlo
Ruını'nin anatomi alanında yaptığı çalışmalar ve Leewenheuk'un geliştirdiği
mikroskop, hekimlikte önemli aşamalardır.
Avrupa'da 1711'den 1769'a
kadar süren sığır vebası salgınında 200 000 000'dan fazla sığır telef olmuştur.
1714'te İngiltere'ye sıçrayan bu salgının incelenmesi için Thomas Bates
görevlendirilmiştir. 1750'de sığır vebası salgınının hızlanması sonucunda,
1761'de Lyon'da Claude Bourgelat'ya bir okul kurma yetkisi verilmiş ve 1762
yılında ilk veteriner okulu açılmıştır.
Veteriner Hekimlerin
Hizmet Alanları:
Veteriner, halk sağlığı
alanında; et hijyeni ve muayenesi, süt hijyeni ve muayenesi, su canlıları
hijyeni ve muayenesi, arı hastalıkları ve muayenesi, hayvansal kaynaklı diğer
gıdaların muayenesi, diğer tür gıdaların hijyen ve muayenesi, içme ve kullanma
sularının kontrol ve idaresi, zoonozlarla mücadele ve denetimi, çevre
sağlığının korunması, dışalım ve dışsatımda muayene, kalıntılar, hayvanat
bahçeleri, doğal hayat, deney ve laboratuvar hayvanları.
Hayvan sağlığı alanında;
hayvan hastalıkları...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN -Sözlerinizi
tamamlayın efendim.
Buyurun.
HAYRETTİN ÜSTÜN (Devamla)
- ... hastalıklardan korunma ve kontrol, hayvan hareketleri, hayvan hakları ve
refahı.
Hayvancılığın
geliştirilmesi alanında; ıslah, soykütüğü, yetiştirme, tarım işletme ekonomisi,
beslenme ve yönetim.
Eğitim-öğretim ve
araştırma alanında da; üniversiteler, laboratuvarlar ve standartlar.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Avrupa Birliği mevzuatının yüzde 25'ini veteriner mevzuatı
oluşturmaktadır. Ülkemizi ziyarete gelen bir Avrupa Birliği uzmanı,
"Birlik adayı ülkelerde veteriner mevzuatına uyum, insan hakları kadar
önemlidir" diyerek, Avrupa Birliğinde konuya verilen önemi
vurgulamaktadır.
Kamu Reformu Kanunu
Tasarısında gözardı edilen bu konular, ileri zamanlarda Avrupa Birliğine uyum
sorunları çıkaracak niteliktedir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; ülkemizin ve tarımın kanayan yarası olan hayvancılık nasıl
kalkınamaz derseniz;
Türkiye Cumhuriyetinin en
köklü kurumlarından biri olan Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü ve taşra
teşkilatını kaldırarak,
Ülke hayvancılığına
damgasını vurmuş haraları, ipekhaneleri, hayvancılık araştırma kurumlarını
kapatarak,
Tarımsal üretimde
hayvancılığın payını yüzde 30'ların altına çekerek,
Ülkenin kısıtlı
dövizlerini "ithal inek alacağım" diye yabancılara dağıtarak,
Bir yandan
"hayvancılıkta, orta ve büyük ölçekli işletme kurmak lazım" deyip
diğer yandan, vatandaşa, 1'er 2'şer hayvan dağıtarak,
Özelleştirme adı altında,
SEK'i, yem fabrikalarını ve Et Balık Kurumunu haraç mezat satarak,
Uçsuz bucaksız tarım
arazilerinin sadece yüzde 5'ini yem bitkilerine ayırarak,
Bir yandan veteriner
hekimlikte uzmanlık eğitimini engelleyip öte yandan ülke hayvancılığını
geliştirsin diye parayla yabancı uzman getirerek,
Patates tohumu ile hayvan
tohumunu aynı kefeye koyarak,
Bilimin ve hukukun önüne
meslek taassubu koyup, yönetmelikleri, talimatları kafana göre değiştirerek,
Ülkedeki hayvancılığımız
maalesef kalkınamaz.
Sayın Başkanım, değerli
milletvekilleri; sözlerime son verirken, Avrupa Birliği mevzuatının yüzde
25'ini oluşturan veteriner hekimlik mevzuatının bir an önce Meclis Genel
Kuruluna gelmesini ve bu uyumun gerçekleştirilmesini, Yüce Heyete saygıyla arz
ediyorum.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Üstün.
Sayın milletvekilleri,
Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup, bilgilerinize sunacağım.
Önce, Kâtip Üyenin
sunuşları oturduğu yerden okuması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Tezkereyi okutuyorum:
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.-
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesinde Türkiye Büyük Millet Meclisini
temsil etmek üzere Siyasî Parti Grup Başkanlığınca Trabzon Milletvekili Şevket
Arz'ın aday gösterildiğine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/543)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kuruluna
Türkiye Büyük Millet
Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 2 nci
maddesine göre, Türkiye Büyük Millet Meclisini Karadeniz Ekonomik İşbirliği
Parlamenter Asamblesinde temsil edecek Grubumuzu oluşturmak üzere, Siyasî Parti
Grup Başkanlığınca aday gösterilen Trabzon Milletvekili Şevket Arz'ın ismi
Genel Kurulun bilgilerine sunulur.
Bülent
Arınç
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
Sözlü soru önergesinin
geri alınmasına dair bir önerge vardır; okutuyorum:
2.-
Afyon Milletvekili Halil Ünlütepe'nin (6/974) esas numaralı sözlü sorusunu geri
aldığına ilişkin önergesi (4/176)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Gündemin "Sözlü
Sorular" kısmının 381 inci sırasında yer alan (6/974) esas numaralı sözlü
soru önergemi geri alıyorum.
Gereğini saygılarımla arz
ederim.
Halil
Ünlütepe
Afyon
BAŞKAN - Sözlü soru
önergesi geri verilmiştir.
Bir Meclis araştırması
önergesi vardır; okutuyorum:
C) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.- CHP
Grubu adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol, İstanbul
Milletvekili Ali Topuz ve Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, Milletvekili
Lojmanlarında Mustafa Güngör'ün öldürülmesinin aydınlatılması ve sorumluların
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/185)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Milletvekili
Lojmanlarında işlenen Mustafa Güngör cinayetinin aydınlatılmasını sağlamak,
suçlularını ortaya çıkarmak ve soruşturmanın yürütülmesinde ihmali görülenleri
tespit etmek amacıyla, Anayasanın 98 inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını
saygılarımızla arz ederiz.
|
|
K. Kemal Anadol |
Ali Topuz |
Haluk Koç |
|
|
İzmir |
İstanbul |
Samsun |
|
|
CHP Grup Başkanvekili |
CHP Grup Başkanvekili |
CHP Grup Başkanvekili |
Gerekçe:
23-24 Haziran 1991
tarihinde Milletvekili Lojmanlarında İzmir Milletvekili Erol Güngör'ün oğlu
Mustafa Güngör tüyler ürperten bir cinayete kurban gitmişti. Aradan 12 yılı
aşkın bir zaman geçmesine rağmen, bu hunharca cinayet hâlâ aydınlatılamamıştır.
Mustafa Güngör'ün
katledilmesinin ardından gazetelere yansıyan haber ve yorumlarda ihbar
mektuplarından aşk ilişkisine ve Milletvekili lojmanlarında oluşan çetelere
kadar birçok iddiaya yer verilmiştir. Milletvekilleri ve yakınlarının bu olaya
karıştıklarına ilişkin yapılan yorumlar, bazı gazetelerde katillerin
eşkallerinin verilmesine kadar varmıştır. Haber ve yorumlarda adı geçenlerin
Anayasanın 83 üncü maddesi gerekçe gösterilerek ifadelerinin alınmaması,
bunların birçoğunun dokunulmazlığının kısa bir süre sonra kalktığı ve
milletvekili yakınlarının zaten dokunulmazlıkları olmadığı düşünüldüğünde,
hukuk skandalı yaşandığını göstermektedir.
Cinayetin sonrasında
Ankara emniyet Müdürlüğünün olay yerinde yaptığı inceleme ve tetkiklerin
bilimsel yöntemlerden uzak bir şekilde yürütüldüğü Erol Güngör tarafından
tartışılamayacak netlikte ortaya konulmuştur. Olaydan sonra çekilen video
kayıtlarında yer alan objeler dahi araştırılmamış, Erol Güngör'ün kişisel
girişimleriyle yetkilileri uyarması sonucu gündeme getirdiği bir obje hiçbir
bilimsel çalışma yapılmadan, parti rozeti olarak değerlendirilmiş, daha sonra
aynı görüntüler üniversite raporunda yüzük olarak teşhis edilmiştir. Yine video
görüntülerinde yer alan ve evde yaşayanlara ait olmayan bir çantanın da daha
sonra ortadan kaldırıldığı anlaşılmıştır. Bu gelişmeler cinayetin işlendiği
mekânda delillerin karartıldığına ilişkin şüphelerin oluşmasına neden olmuştur.
Cinayet sonrasında ilgili kişilerin ifadelerinin alınamaması, soruşturmanın
başlangıcında cinayetin tabancayla işlendiğinin bile tespit edilememesi, mermi
çekirdeği ve kovanların olay yerinde bulunamaması, TBMM Başkanlığı tarafından
olay yerinin, aileye danışılmadan, apar topar delillere bir daha ulaşılamayacak
şekilde temizlenmesi ve video görüntülerinin titizlikle incelenmemesi
soruşturmanın yürütülmesinde eksiklik, ihmal ve kasıt boyutlarına ulaşan
kusurların olduğunu ortaya koymuştur. Ancak, ne soruşturmayı yürütenler ne de
Meclis Lojmanlarında güvenliği sağlamakla sorumlu olanlar hakkında bugüne kadar
hiçbir soruşturma açılmamıştır.
AİHM'nin olaya ilişkin
talep ettiği savunmalara, "lojmandaki güvenlik önlemleri için herhangi bir
soruşturma açılmadı", "milletvekili lojmanlarında yaşayanların özel
statüleri olduğundan ifadeleri alınamadı" gibi yanıtların verilmesi, bu
konuda düşülen aczin de bir göstergesidir. AİHM, yapılan bu savunmanın
gerçekleri yansıtmadığını görüp, 16.3.2004 tarihinde oybirliğiyle başvuruyu
kabul etmiştir.
AİHM bu kararı alırken,
TBMM Dilekçe Komisyonunun 20.1.2004 tarihli kararında "faili meçhul olayı
ile ilgili araştırmaların çok yönlü devam ettiğinin" belirtilerek,
"başkaca bir işlem yapılamayacağını" hükme bağlaması, bir çelişki olarak
önümüze çıkmaktadır.
Anayasanın 17 nci
maddesinde güvenceye bağlanan "yaşam hakkı"nın güvenlik çemberi
içindeki bir mekânda bile sağlanamamasındaki çarpıklık, bu güvenceden tamamen
yoksun vatandaşlarımızın kaderinin tamamen tesadüflere bağlı olduğunu göstermektedir.
Cinayetin sabit karakol ve üst düzey görevlerde bulunmuş politikacıları
korumakla görevli güvenlik görevlilerinin bulunduğu bir mekânda işlenmesi,
kamuoyu gözünde güvenlik görevlileri ile milletvekili ve yakınlarının suçlu
olduğu izlenimini bırakmıştır. TBMM'nin 22 nci Dönem çalışmalarında bu konuda
göstereceği duyarlılık, hukuk sistemimiz ve "yaşam hakkı" gibi en
temel insan hakkına bakışını sergilemesi ve güvenlik birimlerine olan
saygınlığın korunması açılarından önem arz ettiği gibi, AİHM nezdinde TBMM'nin
saygınlığının korunması açısından da önem arz etmektedir.
Sunulan nedenlerden
dolayı, cinayetin aydınlatılmasını sağlamak, suçlularını ortaya çıkarmak ve
soruşturmanın yürütülmesinde ihmali görülenleri tespit etmek amacıyla Meclis
araştırması açılmasını Yüce Meclisimizin takdirlerine saygılarımızla sunarız.
BAŞKAN -Bilgilerinize
sunulmuştur.
Önerge gündemde yerine
alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası
geldiğinde yapılacaktır.
Başbakanlığın, Anayasanın
82 nci maddesine göre verilmiş 4 adet tezkeresi vardır; ayrı ayrı okutup
oylarınıza sunacağım.
Birinci tezkereyi
okutuyorum:
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)
3.-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Ukrayna'ya yaptığı resmî ziyarete katılmaları
uygun görülen milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/544)
26.4.2004
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Vaki davete icabetle,
görüşmelerde bulunmak üzere, bir heyetle birlikte 1-3 Nisan 2004 tarihlerinde
Ukrayna'ya yaptığım resmî ziyarete, ekli listede adları yazılı
milletvekillerinin de iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar
Kurulu kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.
Anayasanın 82 nci
maddesine göre gereğini arz ederim.
Recep
Tayyip Erdoğan
Başbakan
Liste:
Ömer Çelik (Adana)
Mehmet Emin Murat Bilgiç (Isparta)
Egemen Bağış (İstanbul)
Şaban Dişli (Sakarya)
BAŞKAN - Tezkereyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
İkinci tezkereyi
okutuyorum:
4.-
Ulaştırma Ana Planı Stratejisinin uygulamaya konulması için yapılacak
çalışmaları yürütmek amacıyla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının
temsilcilerinden oluşacak Ulaştırma Ana Planı Stratejisi Yönlendirme
Komitesinin koordinatörlüğünü yürütmek üzere, Erzurum Milletvekili Mustafa
Ilıcalı'nın 6 ay süreyle görevlendirilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisince
izin verilmesine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/547)
24.4.2004
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Ülkemizin ulaştırma
sektöründe, alt sistemlerin birbirlerini tamamlayıcı bir yapı içerisinde
gelişebilmesi ve iktisadî ve sosyal yaşamın ihtiyaçlarının yerinde, zamanında,
ekonomik ve güvenli bir şekilde karşılanabilmesi için sistemin bütün olarak ele
alınmasını sağlamak üzere hazırlanacak "Ulaştırma Ana Planı
Stratejisi"nin uygulamaya konulması için yapılacak çalışmaları yürütmek
amacıyla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinden oluşacak
"Ulaştırma Ana Planı Stratejisi Yönlendirme Komitesi"nin
koordinatörlüğünü yürütmek üzere, Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı'nın 6 ay
süreyle görevlendirilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisinden izin
istenilmesine ilişkin 29.3.2004 tarihli ve P.2004/1 sayılı Bakanlar Kurulu
Prensip Kararının sureti ekte gönderilmiştir.
Anayasanın 82 nci maddesi
uyarınca izin verilmesini arz ederim.
Recep
Tayyip Erdoğan
Başbakan
BAŞKAN - Tezkereyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Üçüncü tezkereyi
okutuyorum:
5.-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İsviçre'ye yaptığı resmî ziyarete katılmaları
uygun görülen milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/545)
27.4.2004
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Kıbrıs zirvesine katılmak
üzere, bir heyetle birlikte 29-31 Mart 2004 tarihlerinde İsviçre'ye yaptığım
resmî ziyarete, ekli listede adları yazılı milletvekillerinin de iştirak etmesi
uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti ilişikte
gönderilmiştir.
Anayasanın 82 nci
maddesine göre gereğini arz ederim.
Recep
Tayyip Erdoğan
Başbakan
Liste:
Ömer Çelik
(Adana)
Yaşar Yakış (Düzce)
Egemen Bağış (İstanbul)
BAŞKAN - Başbakanlık
tezkeresini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Son tezkereyi okutuyorum:
6.- Sanayi
ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun'un, İsrail'e yaptığı resmî ziyarete katılmaları
uygun görülen milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/546)
27.4.2004
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Sanayi ve Ticaret Bakanı
Ali Coşkun'un, görüşmelerde bulunmak üzere, bir heyetle birlikte 16-18 Mart
2004 tarihlerinde İsrail'e yaptığı resmî ziyarete, ekli listede adları yazılı
milletvekillerinin de iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar
Kurulu kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.
Anayasanın 82 nci
maddesine göre gereğini arz ederim.
Recep
Tayyip Erdoğan
Başbakan
Liste:
Reha Denemeç (Ankara)
Soner Aksoy (Kütahya)
Hasan Ali Çelik (Sakarya)
BAŞKAN - Tezkereyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
sözlü soruların okunmasına geçmeden önce, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı
Sayın Hilmi Güler, sözlü sorulardan 2, 4, 10, 19 ve 24 üncü sıralardaki
soruları birlikte cevaplandırma isteğinde bulunmuştur.
Yine, sözlü sorulardan 6,
7, 8 ve 9 uncu sıralardaki soruları, Sayın Adalet Bakanımız Cemil Çiçek,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı adına, müştereken cevaplandıracaktır.
Genel Kurulun bilgilerine
sunuyorum. Başkanlık buna göre işlem yapacaktır.
Sayın milletvekilleri,
gündemin "Sözlü Sorular" kısmına geçiyoruz.
IV.-
SORULAR VE CEVAPLAR
A) SÖZLÜ
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Niğde
Milletvekili Orhan Eraslan'ın, esnafın Halk Bankasından kullandığı kredinin
faiz oranlarının düşürülüp düşürülmeyeceğine ilişkin Devlet Bakanından sözlü
soru önergesi (6/543)
BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak
Sayın Bakan?.. Yok.
Bu önerge üç birleşim
içinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası
uyarınca yazılı soruya çevrilecektir; önerge gündemden çıkarılmıştır.
2.- Niğde
Milletvekili Orhan Eraslan'ın, Niğde-Ulukışla-Darboğaz Kasabası gölet projesine
ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/552) ve
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı
3.- Niğde
Milletvekili Orhan Eraslan'ın, Niğde Misli Ovası sulama kuyularının ruhsat
işlemine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi
(6/557) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı
4.- Adana
Milletvekili Kemal Sağ'ın, doğalgaza yapılan zamma ilişkin Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/565) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı
5.- Iğdır
Milletvekili Dursun Akdemir'in, Ünlendi Barajı Projesine ilişkin Enerji ve
Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/578) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı
6.- Ankara
Milletvekili Yakup Kepenek'in, yönetici atamalarına ilişkin Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/585) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı
BAŞKAN - Sözlü
sorulardan, gündemin 2, 4, 10, 19 ve 24 üncü sıralarındaki sorular beraber
cevaplandırılacağından, şimdi soru önergelerini okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Hilmi Güler tarafından sözlü olarak
cevaplandırılması için gereğini arz ederim.
Saygılarımla.
Orhan
Eraslan
Niğde
Niğde-Ulukışla-Darboğaz
Kasabasında yılda ortalama 2 000 ton civarında turfanda kiraz üretimi
gerçekleştirilmektedir. Turfanda kirazın üreticiden çıkış fiyatı 5 000 000
TL'dir ve tamamı ihraç olunmaktadır.
Darboğaz Kasabasında daha
önce yapımı planlanan göletin projesi yapılmış ve keşif bedeli belirlenmişti.
Kiraz bahçelerinin sulamasında kullanılacak bu göletin yapılmasıyla yöredeki
kiraz üretiminin 3 katına çıkması beklenmektedir.
Soru 1: Söz konusu
göletin ihalesi hangi aşamadadır?
Soru 2: Göletin hizmete
giriş programı nasıldır?
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Enerji
ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Hilmi Güler tarafından sözlü olarak
cevaplandırılması için gereğini arz ederim.
Saygılarımla.
Orhan
Eraslan
Niğde
Niğde İli Misli Ovasında
sulama amacıyla açılan derin sulama kuyularının ruhsat işinde Devlet Su İşleri
tarafından zorluk çıkarılmakta ve ruhsat işlemleri aylarca zaman almaktadır.
Çiftçilerimizin ruhsat
alamamaları sonucunda mahsulleri sulanamamakta veya sulama için kaçak elektrik
kullanma yoluna gidilmektedir.
Oysa, civar iller olan
Nevşehir ve Aksaray'da aynı kurum tarafından yapılan uygulamalar farklı olup
çiftçilerimiz daha kısa zamanda ve daha kolay ruhsat almaktadırlar.
Soru: Sulama kuyularının
ruhsat işlemi için iller arasındaki farklılığın giderilmesi ve Niğde Misli
Ovasındaki sulama kuyusu ruhsat işlemlerinin hızlandırılması için Bakanlığınızca
bir önlem alınması düşünülüyor mu?
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Hilmi Güler tarafından sözlü olarak
cevaplandırılmasını arz ederim.
Kemal
Sağ
Adana
57 nci hükümet döneminde
Rusya ve İran'dan alınan doğalgazın fiyatları düşürülmüştür. Bu konuyla ilgili
sıkıntı çekilebilecek bir durum yokken doğalgaza yapılan yüzde 12'lik zamla,
çok sayıda sanayi kuruluşu ve yüzbinlerce aile zor durumda bırakılmıştır.
1.- Doğalgaza aniden
yapılan yüzde 12'lik zammın gerekçesi nedir?
2.- BOTAŞ, 2002 yılında
vergi ve diğer yasal yükümlülükleri düştükten sonra net 565 trilyon Türk Lirası
kâr elde etmiştir. Bu kâra rağmen böyle bir zammın yapılmasını doğru buluyor
musunuz?
3.- Hükümet olarak, bu
kadar kişi ve kuruluşu zor durumda bırakan bu uygulamadan vazgeçerek, doğalgaz
fiyatlarını aşağıya çekmeyi düşünüyor musunuz?
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Ünlendi Barajı Projesi
hakkındaki aşağıdaki sorularımın, delaletinizle, Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanı Sayın Hilmi Güler tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını
saygılarımla arz ederim.
Dursun
Akdemir
Iğdır
Ünlendi Barajı Projesi:
Uzun yıllardan beri etüt
çalışmaları devam etti yaklaşık kırküç yıl. Iğdır İlimizin bir kısmı ile
Tuzluca İlçesi ve köylerine ait 10 310 hektarlık tarım arazisini sulama amaçlı
olarak Ünlendi Barajı proje aşaması tamamlanmış oldu. Daha önce ihale kapsamına
alınması için DSİ Genel Müdürlüğünce Bakanlığınıza teklif edildi. Söz konusu
baraj şimdiye kadar ihale kapsamına alınmadı.
Ünlendi Barajı ile ilgili
olarak;
1. Bugün itibariyle
Ünlendi Barajıyla ilgili çalışmalar hangi aşamadadır?
2. Fizibilite
raporlarından anlaşılacağı gibi, rantabl olan bu projenin şimdiye kadar
uygulamaya konulmamasının sebepleri nelerdir?
3. Tuzluca İlçesini ve
Iğdır İlinin bir kısmını ilgilendiren, açlığı ve büyük şehirlere göçü
önleyecek, yörede hayat standartlarını yükseltecek, Türkiye'nin doğusu ile
batısı arasındaki farkın azalmasına katkıda bulunacak, hükümetimizin adalet ve
kalkınma anlayışına uygun düşecek böyle gerekli bir projeye bu yıl için ayrılan
ödenek ne kadardır?
4. Üç devletle (İran,
Ermenistan, Nahcivan) sınır komşusu olan Iğdır İlimizde huzurun, kardeşliğin ve
devlet güveninin sağlanması için, kırküç yıldır sürüncemede kalan Ünlendi
Barajının temelinin en kısa zamanda atılması mevcut hükümetimize nasip
olabilecek mi?
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
11
Haziran 2003
Aşağıdaki sorumun
Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 96 ve 98 inci maddeleri gereğince Enerji ve
Tabiî Kaynaklar Bakanı tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını istiyorum.
Saygılarımla.
Yakup
Kepenek
Ankara
1. Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanı olarak göreve başladığınız günden bu yana Bakanlık ve bağlı
kuruluşlarında (MTA, TAEK, DSİ, EİEİ vb) değiştirilen yönetici sayısı kaçtır?
2. Bu değişiklikler hangi
amaçla yapılmıştır?
3. Yeni atanan
yöneticiler ile görevden uzaklaştırılanların, eğitim düzeyleri, iş deneyimleri
ve yayınları, diğer meslekî başarıları bakımından karşılaştırmalı durumu nedir?
4. Yeni atananların kaçı
önceden soruşturma geçirmiştir?
5. Soruşturma
geçirenlerin kaçı ceza almıştır?
BAŞKAN - Sözlü soru
önergelerine, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanımız Sayın Hilmi Güler cevap
vereceklerdir.
Buyurun Sayın Bakan.(AK
Parti sıralarından alkışlar)
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Niğde Milletvekili Sayın
Orhan Eraslan'ın, Niğde İli Darboğaz Kasabasındaki göletin ihalesine ilişkin
cevabım şöyle:
Bildiğiniz gibi, Darboğaz
Kasabası yerleşim yerinin 1 kilometre batısında, Killiğin Deresi üzerinde inşa
edilmesi planlanan Niğde-Ulukışla-Darboğaz göletinde depolanacak 1 100 000
metreküp suyla 166 hektar alanın sulanması amaçlanmaktadır. Planlama ve kati
proje çalışmaları tamamlanan ve 2004 yılı fiyatlarıyla 9,850 trilyon TL keşif
bedeli olan Niğde-Ulukışla-Darboğaz göleti ve sulaması, Başbakanlık Devlet
Planlama Teşkilatı Müsteşarlığınca yayımlanacak olan 2005 Yılı Yatırım Programı
Hazırlama Esasları Genelgesi çerçevesinde, 2005 yılına konulacaktır. Yatırım
programının, hazırlanması esnasında değerlendirilecek.
Böylece,
Niğde-Ulukışla-Darboğaz göletiyle ilgili bilgiyi sizlere arz etmiş oluyorum.
Yine, Niğde Milletvekili
Sayın Orhan Eraslan, Niğde Misli Ovası sulama kuyularının ruhsatlarına ilişkin
soru sormuşlar, bu sorunun cevabını arz ediyorum:
DSİ Genel Müdürlüğünce,
yeraltı suyu tahsisine ilişkin belge ve ruhsat işlemleri, 167 sayılı Yeraltı
Suları Hakkında Kanun ve bu kanuna göre hazırlanan tüzük ve teknik yönetmelik
hükümlerine göre uygulanmaktadır. Dolayısıyla, iller arasında bir farklılık
yoktur. Böyle bir uygulama yapmıyoruz ve yapılması da mümkün değil; ancak,
ilgili mühendislik büroları tarafından hazırlanan evrakların eksiksiz olarak
tamamlanması gerekmektedir. Burada bazı gecikmeler olduğu için, uygulamada
farklılıklar olduğu izlenimi edinilebilir. Bu da doğru bir izlenim değildir. Bu
dosyaların eksiksiz olarak hazırlanması lazım. Evrakları eksik olmayan
taleplerin de en kısa sürede karşılanması hususunda gerekli hassasiyet
gösterilmektedir. Kaldı ki, biz, kendi dönemimizde, inisiyatif alarak, bu
eksiklikleri, onlara, ayrıca, onlar başvurmasa dahi bildiriyoruz ve
tamamlanması için de elemanlarımızca yardımcı oluyoruz.
Adana Milletvekili Sayın
Kemal Sağ'ın sözlü soru önergesine cevabımı arz ediyorum:
Bu doğalgaza yapılan zam
çok önceleri yapılmıştır. Şu anda, dönemimizde, tam tersine indirimler
yapılmıştır değişik tarihlerde. Bunlardan haziran ayında serbest tüketiciye
yüzde 7,5; dağıtım kuruluşlarına yüzde 8; temmuz ayında serbest tüketiciye
yüzde 6,9; dağıtım kuruluşlarına, yani konutlara yüzde 7,06; ağustosta serbest
tüketiciye, yani sanayiciye yüzde 3,65; konutlara yüzde 4,07; ekimde de 7,34
sanayie, konutlara da yüzde 8,2 indirim yapılmıştır.
Doğalgazdaki fiyat
mekanizmasını, sizlere bu fiyatların nasıl oluştuğu hakkında bilgi vermek
açısından, ışık tutması açısından, ifade etmek istiyorum. İki önemli parametre
var; bunlardan bir tanesi, petrolle ilgili fiyat artışı ve petrole bağlı
parametrelerin bulunuşu; ikincisi de, dolarla aldığımız için dolardaki
değişiklik. Bunlar olduğu takdirde artı veya eksi olarak; yani, indirim veya
zam olarak bunları yansıtıyoruz. Bizim buradaki en önemli kriterimiz, bu iki
parametrenin dışında ekonominin gerekleridir; gerektiği zaman, zam da indirim
de yapmaktayız. Bu daha evvelki yaptığımız ilk zam, Enerji Piyasası Düzenleme
Kurulunca yayımlanan 123 nolu karar çerçevesinde, 1 Nisan 2003 tarihinden geçerli
olmak üzere, belirli bir fiyat formülüyle ve üst sınır fiyatlarının otomatik
olarak tespit edilmesi uygulamasına geçildiği için yapılmıştır ve ondan sonra
devamlı olarak da indirimler yaptık ve neticede de, bu, halkımıza da yansıtıldığı
için, bu rakamları detayıyla zaten biliyorsunuz.
Burada, ayrıca,
doğalgazla ilgili olarak Rusya'yla yaptığımız görüşmeler neticesinde -ki, onbir
ay sürmüştür- sıkı pazarlıklarla, daha evvelden dört ayrı fiyattan alınan
doğalgaz tek fiyata indirilmiştir ve Avrupa'da en pahalı durumdaydı aldığımız
doğalgaz. Şimdi, bilgilerimiz dahilinde, aldığımız doğalgaz en ucuzlarından
biri durumundadır. Bu bakımdan, zaten, daha sonra yapılan petrol fiyatlarındaki
artışların doğalgaza yansıtılmamasının sebebi olarak bunu size ifade ediyorum;
çünkü, petrol fiyatlarındaki artışı, normal olarak bizim otomatik olarak
yansıtmamız gerekiyordu. Bunları yansıtmadık; sebebi da, yaptığımız avantajlı anlaşmaların
sonuçlarıdır.
Iğdır Milletvekili Sayın
Dursun Akdemir'in sözlü soru önergesine cevabımı arz ediyorum: Iğdır
Milletvekili Sayın Dursun Akdemir, Ünlendi Barajıyla ilgili soru soruyor.
Iğdır İli sınırları
dahilindeki Tuzluca Projesi kapsamında Acıçay üzerinde yapılması öngörülen
Ünlendi Barajında depolanacak 164 000 000 metreküp sudan, Tuzluca İlçesi ve
çevre köylerine ait 10 310 hektarlık alanın sulanması planlanmıştır. Planlama
çalışmaları tamamlanan Tuzluca Projesi kapsamındaki Ünlendi Barajının kesin
projesi hazırlanmış olup, sulama sahalarının proje çalışmaları devam
etmektedir.
Tuzluca Projesinin DSİ
Genel Müdürlüğünün yatırım programına alınması konusunda, 2002 yılında
Bakanlığım aracılığıyla DPT Müsteşarlığı nezdinde girişimlerde bulunulmuştur;
ancak, 2001 yılında, kamu yatırım programının rasyonelleştirilmesi çalışmaları
çerçevesinde, DSİ Genel Müdürlüğünün yatırım programında yer alan ve belli bir
aşamaya gelmiş projelerin tamamlanmasına öncelik verilmesi, yatırım
programından henüz başlanmamış bazı projelerin çıkarılması ve yatırım programına
yeni proje alınmaması kararları gerekçesiyle, projenin 2002 yılı yatırım
programına alınmasının mümkün görülmediği belirtilmiştir; ki, bizden önce
olmuştur bunlar.
18.7.2002 tarih ve 24 819
sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 2003 Yılı Yatırım Programı Hazırlama Esasları
genelgesinin 4 üncü maddesinde de -ki, yani, bizden önce- "Kuruluşlar,
2003 yılı yatırım tekliflerini tavan içinde hazırlarken, eğitim, sağlık ve
teknolojik araştırma projeleri ile acil ve çok zorunlu haller dışında
gerçekleştirilmesi bir yıldan fazla sürecek yeni proje teklifinde kesinlikle
bulunmayacaklardır" ibaresi bulunmaktadır; böyle denildiği için de, 2003
yılında söz konusu proje teklif edilememiştir.
Yine, 31.7.2003 tarihli
ve 25 185 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 2004 Yılı Yatırım Programı Hazırlama
Esasları genelgesinin 33/d maddesinde aynı sınırlamanın devam etmesi nedeniyle,
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce 2004 yılında da yeni proje teklif
edilememiştir. Dolayısıyla, Tuzluca Projesine, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü
2004 yılı yatırım programında yer verilemediğinden, ödenek de ayrılmamıştır.
Söz konusu projenin
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 2005 yılı yatırım programına teklifi konusu
Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığınca hazırlanacak olan 2005 yılı yatırım
programı hazırlama esasları genelgesi çerçevesinde değerlendirilecektir. Bu
çerçevede yatırım programına yeni proje alınması konusu, Devlet Planlama
Teşkilatı Müsteşarlığının yetkisindedir. Dolayısıyla, Tuzluca ile ilgili olarak
da bu bilgileri sizlere arz ediyorum.
Ankara Milletvekili Sayın
Yakup Kepenek'in sözlü soru önergesine de cevabımı arz ediyorum:
19.11.2002-26.4.2004
tarihleri arasında Bakanlık ve bağlı kuruluşlarında değiştirilen yönetici ve
atanan yönetici sayısını arz ediyorum: Görevden alınan yönetici sayısı,
Bakanlık merkezinde 10, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünde 14, MTA Genel
Müdürlüğünde 14, Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğünde 2, Petrol
İşleri Genel Müdürlüğünde 2, TAEK Başkanlığında 6 olmak üzere, toplam 48
kişidir.
Atanan yönetici sayısı
da, Bakanlık merkezinde 10, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünde 26, MTA Genel
Müdürlüğünde 27, Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğünde 7, Petrol
İşleri Genel Müdürlüğünde 2, TAEK Başkanlığında 6 olmak üzere, toplam 78
kişidir.
Bu değişiklikler, hizmetin gereği olarak yapılmıştır.
Bilindiği üzere, 657
sayılı Devlet Memurları Kanununun ilgili hükümleri, yönetim kademelerinde görev
yapan veya yapacak olan personel için belirli kriterler getirmiştir. Bunların
en önemlileri tabiî ki hizmet ve tahsil şartıdır. Dolayısıyla, yönetim kademelerine
atanacak personelin, kamuda asgarî on oniki yıl hizmetinin bulunmasının yanı
sıra, mutlak surette yükseköğrenim görmesi gerekmektedir. Görevden alınan
personelin yerine atanan personelin tümü, kamu tecrübesi bulunan ve kanunun
öngördüğü şartları haiz kişilerdir.
657 sayılı Kanunun 132
nci maddesi, kendilerine disiplin cezası olarak aylıktan kesme veya kademe
ilerlemesinin durdurulması cezası verilenlerin yönetim kademelerine
atanamayacaklarını hüküm altına almış bulunduğundan, zaten, kanun gereği herhangi
bir soruşturma sonucunda yukarıda sözü edilen disiplin cezaları alan kişilerin
terfien atanmaları da mümkün bulunmamaktadır; yani, bu durumda olan kimse
atanmamıştır.
Yönetim kademelerine
ataması yapılan personelin bu görevlerinin gerektirdiği şartları taşımalarının
yanı sıra, bu göreve atanmalarına mâni herhangi bir disiplin cezaları da
bulunmamaktadır.
Kaldı ki, 133 000 kişinin
çalıştığı bir bakanlıkta, bahsedilen bu eleman hareketi de, hele, Enerji ve
Tabiî Kaynaklar Bakanlığı gibi geçmişi tartışmalı olan bir bakanlıkta,
herhalde, takdir edersiniz ki, çok fazla olarak kabul edilmemelidir diye
düşünüyorum.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Bakan.
Soru sahiplerinden Sayın
Akdemir'in bir isteği var.
Yerinizden, kısa bir
açıklama rica edeyim.
Buyurun.
DURSUN AKDEMİR (Iğdır) -
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; benim, Sayın Enerji
Bakanımızın sözlü olarak cevaplandırması için sorduğum konu, benim tam
ortaokula başladığım yıla dayanıyor, 1960'a. Kırküç yıl önce devlet uygun
görmüş, çalışmalara başlanmış ve kırküç yıl içerisinde iki nesil emekli olur
duruma gelmiş. Oraya bekçi tutmuşlar ve yıllar önce bir sondaj yapılmış.
Sayın Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanımızdan öğrenmek istediğim şey, hâlâ, Devlet Planlama Teşkilatı
karar verecektir... Ben, sözlü sorumda, ülkenin doğusu ile batısı arasındaki
gelişmişlik farkını ortadan kaldıracak böyle bir yatırımı, bu projeyi
başlatmak, acaba, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti olarak, size nasip olacak
mı diye sormuştum. O soruya, elbette, bu gelişmişlik farkını ortadan kaldırmak
için, biz, Devlet Planlama Teşkilatıyla da görüşerek, konuşarak bu projeyi
başlatmak isteriz diyeceğinizi umdum; çünkü, sözünü ettiğim proje, Iğdır'ın
Tuzluca İlçesi... Üç devletle komşu olan Iğdır İli, Türkiye'nin dünyaya açılan
kapısı olması gereken bir yer. Bugünkü Hürriyet Gazetesinin son sayfasında,
uzaydan çekilen fotoğrafta, Nuh'un gemisi Ağrı'dadır diye bir haber vardı. Bu
nedenle, Iğdır'ı gündeme getirmek istiyorum.
Sağ olun, soruma cevap
verdiniz; ama, gerçekten, sizin, çalışkan bir Bakan olarak, ülkenin bölgeleri
arasındaki gelişmişlik farkını ortadan kaldırmak isteyen bir yaklaşımınızın
olduğunu bilen bir milletvekili olarak böyle bir cevap almak bizi mutlu
edecekti. Bu barajın yapılması, gerçekten, Iğdır'dan İstanbul'a, İzmir'e, hatta
Mersin ve Antalya'ya göçü engelleyecek, göç önlenecek -çünkü, o bölgede ziraat
verimlidir- vatandaş toprağa bağlı kalacak, bölgede işsizlik ortadan kalkacak
ve memleketimizin önemli bir köşesi imar edilmiş olacaktı.
Benim bir temenni ve
önerim olacak Sayın Bakanımdan. Her ne kadar, bu projenin Devlet Planlama
Teşkilatının takdirine bırakılmasını uygun gördünüzse de, sizin buna özel
ilginizi talep ediyorum; çünkü, o bölgenin, gerçekten, buna ihtiyacı var. Hele
hele, son yıllarda, tüm hükümetlerin, ülkenin doğusu ile batısı arasındaki
gelişmişlik farkını ortadan kaldırma çalışmaları olduğu halde, şimdiye kadar
müspet bir şey ortaya çıkmadı. Sizin müspet, bilimsel kişiliğinizin altında,
teknik adamlığınızın altında bu projeyi; yani,
Tuzluca'nın Ünlendi Barajı Projesini ya da gene Aras üzerinde
kurulması planlanan, Karakurt'tan
başlayıp Tuzluca'da sonlanacak olan 5 proje var -bu baraj, Aşağı Aras Vadisinde
düşünülen, hem sulama hem enerjiye dönük bir projedir- bunlardan birisini
hayata geçirmiş olmanız, bu gelişmişlik farkını ortadan kaldırma isteğinde olan
bir hükümet olduğunuzu ortaya koyacaktır.
Önerilerimi bu şekilde
sıralamak istedim.
Teşekkür ediyorum Sayın
Başkanım.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Akdemir.
Buyurun Sayın Bakan.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
gerçekten, burada, Sayın Dursun Akdemir Beyin ilave olarak bahsettiği noktalara açıklık getirmem
gerektiğini görüyorum.
Şimdi, aslında, bu baraj,
şu anda bizim ilgi alanımızda; yani, bunu yakından takip ediyoruz, ben de
gördüm, yapıyı biliyorum; ancak, Hükümetimizin şöyle bir politikası var: Mevcut
kaynaklarımızla bitmek üzere olanlara öncelik veriyoruz; bunları bitirip,
onların kazancıyla daha az olanlara gidiyoruz; yani, yüzde 80 bitenlere öncelik
veriyoruz, onları bitiriyoruz, kazancıyla yüzde 70 olanlara gidiyoruz, daha
sonra yüzde 60'a... Çünkü, daha evvel, bizden önce çok fazla yatırım yapılmış.
Hele suyla ilgili yapılan yatırımlarda, bitmediği takdirde, su alıp götürüyor
bunu, kaba tabiriyle. Yani, yüzde 5, yüzde 10, bunlar popülizmle veya belli
siyasî mülahazalarla daha evvel yapılmış; bunları, her sezon su alıp götürüyor
ve yeniden başlıyorsunuz.
Onun için, biz şimdi,
yüzde 80 tamamlananları bitiriyoruz, onların geliriyle, yüzde 70 ve yüzde 60'a
doğru, aşağı doğru gidiyoruz ve bundan sonra da yapmak istediğimiz şey, yeni
gelir kaynaklarıyla da yeni yatırımlar yapmak. Bu şekilde bitirmeyi düşünüyoruz. Şu anda, biz, su
kaynaklarımızın yüzde 35'ini kullanıyoruz, yüzde 65'i boşa gidiyor. Yani,
aslını ararsanız, her yıl 4 milyar dolarlık, boşa giden bir enerjimiz var,
enerji kaybımız var ve biz, bunun karşısında da doğalgaz alıyoruz. Böyle bir
yapıdayız.
Şimdi, bunu giderebilmek
için, gelir ortaklığı senedi gibi yeni birtakım enstrümanlarla kaynak
oluşturup, bahsettiğimiz barajları da yapmak istiyoruz. Hele, Iğdır gibi güzel,
bütün imkânların olduğu, pamuk dahi yetişebilen bir bölgede böyle bir barajı
ihmal etmemiz mümkün değil. Bunu yapacağız, programımızda; ancak, şöyle bir
yapımız daha var: Biz, dönemimizde, kurumların kurumsallıklarına saygı
duyuyoruz. Devlet Planlama Teşkilatı da bunlardan bir tanesi. Uzman görüşünü
almamız lazım ki, bu yatırımları kabullenelim.
Aslında, benim size bunun
ötesinde söyleyeceğim herhangi bir şeyi, bu sefer, siz de popülizm kabul
edebilirsiniz. Onun için, ben, sözümü burada kesiyorum.
Saygılar sunuyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
DURSUN AKDEMİR (Iğdır) -
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Bakan.
Sayın Sağ, buyurun;
konuşmanızı kısa yapmanızı rica ediyorum.
KEMAL SAĞ (Adana) - Sayın
Başkanım, değerli üyeler; ben, önce, Sayın Bakana teşekkür ediyorum; kısa da
olsa bir cevap vermiş oldu ve doğalgaza yapılan zammın nedenlerini, dolar ve
petrol fiyatlarıyla artı, Enerji
Kurumunun tebliğiyle, kararıyla açıkladı.
Ne güzel tesadüf ki, AKP
İktidarı zamanında dolar fiyatı yükselmedi, petrol fiyatları yükselmedi; üstüne
üstlük, Rusya ve İran'dan alınan doğalgaz fiyatlarında düşme oldu.
Gerçekten, tüccar siyaset
politikası mıdır bilemiyorum; ama, doğalgaza topluca yapılan yüzde 12'lik zam,
kepçeyle alındı; daha sonra, Sayın Bakanın ifadesiyle, birçok indirim yapıldı.
Bu da, galiba, kepçeyle alınan zammın, kaşıkla dağıtımı gibi oldu. Yani, önce
zammı yap, sonra indirimi yap Sayın Bakanım...
Şimdi, doğalgaz fiyatına
yapılan bu zamla beraber, özellikle illerde doğalgaz kullanan tüketiciler ve
doğalgaz kullanan sanayiciler, gerçekten, zorda kaldı ve maliyet hesapları bir
anda altüst oldu. Daha sonra, her ne kadar doğalgaz fiyatları düşmüş olsa bile,
tabiî, bu, dolaylı yoldan da tüm tüketiciye -sanayi dolayısıyla, üretim
dolayısıyla- yansımış oldu.
Sayın Bakanım, bu zammın
topluca yapılması ve tekrar, indirimin parça parça yapılmasını doğru buldunuz
mu? Çünkü, 58 inci hükümet de sizin hükümetiniz sayılır, 59 uncu hükümet de
zaten sizin hükümetiniz. O yüzden, ben, bu olayı birlikte değerlendirdim.
Ben, bu cevap için
teşekkür ediyorum.
Sayın Bakanım, bir de
şunu hatırlatmak istiyorum: Adana'ya 2004 sonunda doğalgazın geleceğini
biliyoruz, BOTAŞ komisyonunda söylenen karar buydu; ancak, bunda bir gecikme
olacağı ve 2005'e de sarkacağı söylentisi bize kadar ulaştı. Eğer bu konuda açıklama
yaparsanız sevinirim.
Saygılar sunuyor,
teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Sağ.
Sayın Bakan soruyu
cevaplayacak.
Buyurun Sayın Bakan.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Adana Milletvekili Sayın Kemal Sağ'ın sözlü
sorularına cevap vermeye başlamadan önce, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Şimdi, aslında, bir
kaşık-kepçe meselesi yok. Eğer kaşık-kepçe meselesi varsa, verdiğimizi kepçe
olarak ifade edeceğim. Şöyle ifade edeyim: Yapılan zam 11,84 ile 12,01'di.
Yaptığımız indirimler ise 24,68 ile 27,33'tür. Enflasyonist bir ortamda, ayrıca
en azından yüzde 12'lik artışı da düşünecek olursanız, fiyatların sabit
tutulmasının bile indirim sayıldığı bir dönemde, biz, ayrıca indirimler yaptık;
bir tanesi toplam 24,68'dir, diğeri 27,33'tür. Kaşık mı büyük, kepçe mi büyük;
bunu sizin takdirinize bırakıyorum.
İkinci olarak da şunu
söyleyeyim: Biz, o ilk zammı yaptığımızda, tabiî ki, yine, dolar ve petrol
fiyatları, doların paritesiyle birlikte petrol fiyatları farklıydı. Dolar
sonradan yükselmedi, düştü; ancak, petrol fiyatları yükseldi. Biraz önce, siz
"petrol fiyatları artmadı" dediniz. Petrol fiyatları, şu anda, bütün
yılların en yüksek dönemini yaşıyor. Bu, çok büyük bir rakam, 34 dolar ve 35'i
filan gördü. Bu bakımdan, biz bunları yansıtmadık. Yansıtmamamızın sebebi,
Rusya'yla yaptığımız anlaşmadaki avantajlarımızdır, kazandığımız büyük
avantajlardır. Onbir ay, çok büyük, sıkı pazarlıklar yaptık, bunları size
yansıtmadık ve yaptığımız zaman dolar da yüksekti, aynı zamanda petrol
fiyatları da yüksekti.
Bildiğiniz gibi, Enerji
Bakanının görevleri arasında, geleceğe ait falcılık yok. Dolayısıyla, bu
hesaplar neyi gösteriyorsa onu yapıyoruz; indirim de yapıyoruz, gerekirse zam
da yapıyoruz; ekonominin gerekleri neyi gerektiriyorsa, neyi gösteriyorsa, onu
yapıyoruz.
İran'la olan
çalışmalarımız da -yükselmedi dediniz- şu anda tahkim safhasındadır. Tahkime
başvurduk; çünkü, anlaşmada "fiyat revizyonu" diye bir madde var.
Fiyat revizyonunda, her iki taraf da, belli aralıklarla, fiyat revizyonu maddesiyle
ilgili olarak, görüşme talebinde bulunurlar. O görüşme talebi yazılı olarak
yapılır. Biz, bunun için, temmuz ayında başvurduk, ocak sonuna kadar
görüşmelerimiz sürdü ve sonunda, beklediğimiz sürati onların davranışlarında
görmedik; beklediğimiz indirim noktasında da yeterli hareketi görmediğimiz
için, tahkime başvurduk. Tahkim de, yine, uygar ülkelerin başvurduğu,
anlaşmalarındaki bir maddedir.
Biz, İran'la dostluğumuza
devam ediyoruz, görüşmelerimize devam ediyoruz; ama, doğalgazda tahkim
safhasındayız. Bunun sonucunda, özellikle Rusya'yla yaptığımız anlaşmadan
sonra, İran'ın doğalgazı pahalı gözüküyor şu anda; daha evvelden de ucuz
değildi. Dolayısıyla, onlarla da, tıpkı
Ruslarla yaptığımız pazarlık gibi, sıkı bir pazarlık içerisindeyiz. Bunun
sonucunda geldiğimiz noktalarla ilgili olarak da kamuoyumuz aydınlatılacaktır.
Bunu da size iletmiş oluyorum.
KEMAL SAĞ (Adana) - Sayın
Bakan, bayağı oldu tarih, bayağı geç oldu; ama, siz, indirimleri çok sonra
yaptınız; parça parça, çok sonra
yaptınız.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI HİLMİ GÜLER (Devamla) - Şöyle söyleyeyim: Bu, tamamen prosedürel bir
şey; yoksa...
KEMAL SAĞ (Adana) - Ben,
bu tarihleri sordum size Sayın Bakan.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI HİLMİ GÜLER (Devamla) -Hatırlarsanız, ben, bu doğalgaz konusunu, Genel
Kurulda, en az üç dört defa açıkladım. O zaman, bunu da, lütfen, bir cevap
olarak kabul edin.
KEMAL SAĞ (Adana) - Adana
ne oldu?
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) - Bir de Adana meselesi vardı. İnşallah,
Adana'ya dediğimiz zamanda doğalgazı getireceğiz. Zaten doğalgaz fazlamız var.
Biz, doğalgazı, elektrik üretmekten ziyade, konutların ısıtılmasında, sanayide
kullanılsın istiyoruz; çünkü, elektriği, daha çok, yerli kaynaklarımızla, suyla
ve kömürle elde etmek istiyoruz. Doğalgazda da, bu noktada fazlamız olduğu
için, tabiî ki, Adana İlimizin doğalgazla havasının daha da temizlenmesini;
sanayiinin hizmetine sunulmasını arzu ediyoruz.
Gecikme olacağını
zannetmiyorum. Yalnız, çelik boruların fiyatlarında büyük artışlar oldu. Bundan
dolayı bazı müteahhitlerimiz zorlanıyorlar. Ancak, bu bir ihaledir; ihalede
artış da olur, düşüş de olur. Biz bunu sıkı bir şekilde takip ediyoruz.
KEMAL SAĞ (Adana) - Yani,
Adana zamanında olacak...
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) - İnşallah.
Saygılar sunuyorum.
KEMAL SAĞ (Adana) -
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Bakan.
Sayın Kepenek, buyurun
efendim.
Kısa rica edeceğim
efendim.
YAKUP KEPENEK (Ankara) -
Olabildiğince kısa olacak efendim.
Sayın Başkan, Sayın
Bakana, Sayın Güler'e açıklamaları için çok teşekkür ediyorum. Bu arada,
bugünlerde, sayın bakanların çok sayıda, Genel Kurula gelmelerini olumlu
bulduğumu, doğru bulduğumu, bunun böyle olması gerektiğini de belirteyim.
Sayın Bakanım, on ay önce
verilmiş olan bir soru önergesine, sistemin işleyişi nedeniyle, on ay sonra da
olsa yanıt verdiğiniz için, yeniden teşekkür ederim. Bakanlığınız önemlidir,
kilit bakanlıklardan biridir ve kamuoyunda, şu veya bu nedenle, çok tartışılan,
eleştirilen bakanlıklardan biridir. O nedenle, sizin bakanlığınıza, hakkında
soruşturma olmuş olan veya kovuşturma olan veya dava açılmış bulunan
birilerinin atanmış olmasını basından veya bir yerlerden okumak, bütün
yurttaşlar gibi, hepimizi de rahatsız etmelidir, rahatsız eder. Sizin bu
duyarlılıkla davrandığınızı düşünüyorum ve öyle olması gerektiğinin altını
çiziyorum.
Önemli bir konu var
burada. Siz, çok önemli bağlı kurumlarla çalışıyorsunuz; MTA gibi, TAEK gibi,
DSİ gibi, Elektrik İşleri Etüt İdaresi gibi. Sayın Bakanım, bu kuruluşlar, on
yıllardır -üzülerek belirteyim- siyasetçilerin oyun alanı yapıldığından,
oralardaki gelişme, dinamizm, yapılanma ve güçlenme olanakları, gidişatı bu
nedenle kesildiğinden, olmaları gereken yerde değil. O kurumlar çok
yıprandılar, zedelendiler, yıkıldılar bir anlamda -Arapçasıyla- tahrip edildiler.
O nedenle, bu kurumlara yapılacak olan atamaların, düzenlemelerin, en azından
kurumları güçlendirici olmasını diliyorum.
48 kişi yerine 78 atama
yapmışsınız. Şunu da umut ediyorum. Bilmiyorum arkadaşlarımızın niteliğini,
kimseyle ilgili olarak da size bir şey diyemem; ama, bu tür kurumların kural
olarak, ilke olarak güçlenmesinde, gelişmesinde, içeride ve dışarıda saygınlık
kazanmasında iç dinamiklerine önem vermenin, kendi içlerinden gelen uzmanların,
becerikli, deneyimli kişilerin üst yönetime atanmasının, kurumun gelişmesi
yönünden çok daha doğru, çok daha geçerli ve günümüzdeki yönetim anlayışının da
bir gereği olduğunu düşünüyorum. O nedenle, bu atamalarınızın böyle olduğunu,
bu nitelikleri, bu özellikleri taşıdığını umut ediyorum.
Yine bu çerçevede,
görevden aldıklarınızın yerine gelenlerin -burada da, soruda da çok net olarak
var. Sadece yasalara uymak yetmiyor Sayın Güler, Sayın Bakanım. Birilerini
görevden aldığımız zaman... Bu, yalnız sizin için değil, tüm kamu birimleri
için geçerli olmalı, ilke olmalı diye düşünüyorum- birilerinin görevden
ayrılması durumunda, yerine gelenin, etkin, verimli, deneyimli olacağı, yani,
Anadolu deyimiyle, gelenin gideni aratmayacağı bir yönetim yapısının
oluşturulmasına özen göstermemiz gerektiğini düşünüyorum.
Bu duygularla, yeniden
teşekkür ediyorum; sağ olun.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Sayın Başkan, bir açıklama yapabilir miyim.
BAŞKAN - Sayın Bakanım,
kısa olsun.
Buyurun.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
özellikle Sayın Yakup Kepenek Beye şunu arz etmek istiyorum.
Sizin de takdir ettiğiniz
gibi -daha önce 140 000 kişiydi. şu anda rakam daha da düştü, 130 000'e düştü-
büyük bir bakanlıkta ve geçmişi de bir parça tartışmalı olan bir bakanlıkta
görev sürdürüyoruz. Burada çalışan arkadaşların bir kısmı, Beyaz Enerji
Operasyonu gibi operasyonlarda geceyarısı evlerinden alınıp götürülen
arkadaşlardır ve moralleri, çalışma şevkleri epey kırılmış kişilerdir. Ben,
buradan, anında hizmet yapılacak -mesela, elektrik kesilmesini düşünün; birkaç
saniyelik bir kesilme bile insanı çileden çıkarabiliyor- anında hizmet
edilebilecek ve böyle bir hizmetin beklendiği bir bakanlıkta, doğalgaz gibi,
elektrik gibi, barajlar gibi ve Atom Enerjisi gibi kurumlarda çok hassasiyetle davrandığımızı
size bildirmek isterim ve siyasî mülahazalara da hemen hemen hiç önem vermedik.
Buradan, onu size özellikle ifade etmek istiyorum.
Yaptığımız değişiklikler
de, bahsettiğim rakam karşısında çok cüzi kalır. Biz, hem mevcut arkadaşları
rehabilite etmekle uğraştık hem de çok önemli adımlar attık. Bir, ÇEAŞ, Kepez
meselesini düşünün, Uzanlar meselesini düşünün ve biz, burada, öyle bir çalışma
yaptık ki, daha evvelden çok rahatlıkla bilgi sızan bir bakanlıktı burası ve o
dönemde bizden ayrılıp oraya geçen arkadaşlar oldu. Bunun detayına girmek
istemiyorum. Bu operasyon, çok kırıp dökmeden yapıldı. Sadece İmar Bankasındaki
meseleyi düşünecek olursanız, ki, biraz önce birtakım barajlara kaynak
bulamamaktan bahsettiğimiz ülkemizde, bir yıllık yatırım bütçesinden daha büyük
bir para burada gitti. Buna sadece enerji yatırımları değil, sağlığı,
ulaştırmayı, hepsini dahil edebilirsiniz. Şimdi, böyle bir operasyonu
yapabilmek için, mutlaka, bir takım anlayışının olması lazım. Dürüst insanların
ve çalışkan insanların olması lazım. Biz, bütün bu dürüst ve çalışkan insanları,
siyasî farklılık gözetmeden seçerek çalışıyoruz. Bunların bir kısmını da sizler
tanıyorsunuz; bir ayırım yapmadan götürüyoruz. Daha iyiye gidip gitmediğini de
sizin takdirinize bırakıyorum.
Saygılar sunuyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan.
Gündemin 3 üncü
sırasındaki soruyu okutuyorum:
7.- İzmir
Milletvekili Hakkı Ülkü'nün, Cezayir'deki deprem nedeniyle internet
hizmetlerinin aksamasına ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi
(6/554) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı
BAŞKAN - Soruyu
cevaplayacak Sayın Bakan?.. Burada.
Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki soruların,
Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını
arz ederim.
Hakkı
Ülkü
İzmir
21 Mayıs 2003 tarihinde
Cezayir'deki deprem sonucunda internet altyapısında kopukluk oluşmuş ve
internet hizmetlerinin aksaması nedeniyle, yaklaşık 500 000 000 dolarlık
zararın meydana geldiği söylenmektedir.
1 - Aksayan hizmetin
giderilmesi için Türk Telekom hangi önlemleri almıştır?
2 - Türk Telekom iletişim
altyapısı için yurt dışından hizmet satın aldığı kuruluşlarla, oluşabilecek
zararlar için sigorta anlaşması yapmış mıdır? Eğer sigorta anlaşması
yapılmışsa, Türk Telekom ne kadar tazminat alacaktır? Zarara uğrayan firmalar
hizmetin aksamasından doğan zararları için tazminat talep edebilecekler mi?
Eğer sigorta yoksa ülkemizi dünyaya bağlayan altyapı tesisleri için neden
sigorta yapılmamaktadır?
3 - İletişim altyapısı
için oluşturulmuş acil eylem planı var mı?
BAŞKAN - Soruyu,
Ulaştırma Bakanımız adına Enerji Bakanımız Sayın Hilmi Güler cevaplandıracak.
Buyurun Sayın Bakan. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İzmir
Milletvekili Sayın Hakkı Ülkü'nün sorusunu cevaplandırmak üzere söz almış
bulunuyorum.
Mayıs 2003 tarihinde
Cezayir'de meydana gelen deprem nedeniyle denizaltı fiberoptik kablo
bağlantısının kopması yüzünden Türk Telekom TTnet şebekesinin mevcut 1 132
Mbps'lik yurtdışı internet port kapasitesi 200 Mbps'ye düşmüştür. Arızalı olan
932 Mbps'lik kapasiteye karşılık uydu ve kablo üzerinden peyderpey servise
verilen devrelerle toplam 1 000 Mbps'lik bir kapasite hizmete sunulmuştur.
TTnet yurtdışı şebeke
bağlantısı; İstanbul-Miami, İstanbul-Londra, İstanbul-New York fiberoptik,
İstanbul-Münih uydu bağlantılı olarak, Ankara-Palermo fiberoptik, Ankara-Paris,
Ankara-Brüksel, Ankara-Monaco ve Ankara-Krefeld uydu bağlantılı devreler olarak
hizmet vermektedir.
Uluslararası deniz altı
kablolarda sigortaya dayalı kapasite edinimi ya da kullanımı yoktur.
Kapasitelerin korunması, ya restorasyon kapasitesi satın alınarak ya da hassas
trafik değişik güzergâhlar üzerinden parçalara bölünerek sağlanmaktadır.
Sea-Me- We 3 kablosu daha çok ses trafiği için düzenlenmiştir; ancak,
Türkiye'nin yüksek kapasiteli yurtdışı çıkışlarında Sea-Me-We 3 kablosundan
başka alternatif bulunmamasından dolayı, internet kapasitesinin çok büyük bir
kısmı Sea-Me-We 3 üzerinden verilmiştir.
Bunlar teknik terimler
olduğu için, belki, izah etmekte ve kayda almakta zorluk çekiyor olabiliriz;
ama, izah edeceğim bunları.
Sea-Me-We 3 kablosunda
TTnet yurtdışı internet kapasitesine restorasyon sağlayacak çapta restoratif
imkân bulunmamaktadır.
İnternet erişiminin
yavaşlaması nedeniyle ticarî olarak meydana gelen kayıpların parasal tespiti
mümkün olamamaktadır.
Meydana gelen bu
arızayla, yurtiçi erişimde hiçbir sorun yaşanmamıştır; yurtdışı erişimde ise
irtibatın tamamen kopması söz konusu olmadığı gibi, sadece bazı sitelere erişim
yavaşlamıştır. Bu nedenle, tazminat talep edecek kullanıcılara herhangi bir
ödeme yapılması söz konusu değildir.
İletişim altyapısı için
Türk Telekomca oluşturulmuş acil eylem planı mevcuttur. Bu plan çerçevesinde,
deprem nedeniyle kopan Sea- Me-We 3 kablosu üzerinden çalışmakta olan ses
devreleri, internete göre düşük kapasiteler gerektirdiğinden başka kablolar
üzerine aktarılmış ve kesintiden ses devreleri etkilenmemiştir; ancak, internet
için kullanılan kapasiteler çok büyük olduğundan, bu kadar büyük kapasiteleri
karşılayacak ve Türkiye karasularında sonlanan başka bir deniz altı kablosu
mevcut değildir. Ayrıca, acil eylem planı çerçevesinde uydu üzerinde de yeni
devreler hizmete verilmiş olup, arızadan iletişim müşterilerinin olabildiğince
az etkilenmesi sağlanmıştır.
Ulaştırma Bakanımız adına
ve kendim adına, Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Bakan.
Sayın Ülkü, kısa rica
ediyorum.
HAKKI ÜLKÜ (İzmir) - Kısa
efendim.
Sayın Bakana cevabı için
teşekkür ediyoruz.
Efendim, internet
kullanım kapasitemiz, o anda, Cezayir depremi anında yüzde 17 oranında düşmüş
ve birçok hizmet aksamıştır. Resmî kayıtlarda böyle denilmektedir, ben
demiyorum bunu. Bizim isteğimiz şudur: İletişimin olmazsa olmaz kuralı,
yedekliliktir. Yedeği olmadan alternatif politikalar ve acil durum planları
oluşturmadan verilen hizmetler, ancak günü kurtarmaya yetmektedir. Bu nedenle,
daha etkin ve etkili bir iletişim politikasının oluşturulması kaçınılmazdır.
Ayrıca, vatandaşlarımızın mağdur olmaması için de sorumlu yönetim anlayışından
hareket edilmelidir. Bunun, yine de, arkadaşlarımızın size vermiş olduğu
bilgiler doğrultusunda takibine devam edeceğiz.
Bir başka şey daha
söylemek istiyorum Sayın Bakanım, bu vesileyle. Biraz önce doğalgaz
ihaleleriyle ilgili bir şey söylemiştiniz, ben söz almamıştım; ama, şimdi, Ege
kıyılarında ve Anadolu'nun birçok yerinde jeotermal enerji var.
BAŞKAN - Sayın Ülkü,
yani, soru içinde soru yapamayız.
HAKKI ÜLKÜ (İzmir) -
Hemen efendim... Soru değil efendim, sadece bir öneri.
Bunların kullanımının
sağlanması ve teşvik edilmesi için, Bakanlığınızın komisyonda bekleyen
yasasının bir an önce çıkarılması yerinde olur diye düşünüyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederiz.
8.-
Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın, bilgisayar mühendislerinin öğretmenlikte
değerlendirilmesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/558)
ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı
9.- İzmir
Milletvekili Yılmaz Kaya'nın, anadolu liseleri ve fen liseleri sınavı soru
kitapçığındaki bir soruna ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi
(6/573) ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı
10.- Ankara
Milletvekili Yakup Kepenek'in, Diyarbakır'da görevli bazı öğretmenler
hakkındaki soruşturma iddialarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru
önergesi (6/577) ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı
11.-
Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun, Karabük-Yenice İlçesindeki
öğrencilerin yemek ödeneğinin kesildiği iddialarına ilişkin Millî Eğitim
Bakanından sözlü soru önergesi (6/588) ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in
cevabı
12.- Ankara
Milletvekili Mehmet Tomanbay'ın, Ankara-Evren-Eti Holding İlköğretim Okulu
binasının fizikî şartlarının yetersizliğine ilişkin Millî Eğitim Bakanından
sözlü soru önergesi (6/592) ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Millî Eğitim
Bakanımız Sayın Hüseyin Çelik, gündemin 5, 16, 18, 27 ve 31 inci sıralarındaki
soruları birlikte cevaplandırmak istemiştir.
Şimdi, bu soruları
sırasıyla okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Millî
Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için
gereğini arz ederim.
Saygılarımla.
Orhan
Eraslan
Niğde
Bilindiği üzere Millî
Eğitim Bakanlığına bağlı okulların yaklaşık yüzde 50'sinde bilgisayar
laboratuvarı bulunmakta ve öğrencilerimizin eğitiminde kullanılmaktadır.
Bu bilgisayar
laboratuvarlarında, 90 saat kurs alanlar bilgisayar öğretmeni olarak
görevlendirilmektedir.
Oysa, ülkemizde çok
sayıda bilgisayar mühendisi işsiz olup bu göreve talip olabilecektir. Bu
sayede, öğrencilerimiz de daha kaliteli bir eğitim alma şansına sahip
olacaklardır.
Soru: Bilgisayar
laboratuvarlarındaki eğitimin yetersizliği de gözönüne alınarak, bilgisayar
mühendislerinin bu derslerde değerlendirilmesi düşünülebilir mi?
BAŞKAN - Gündemin 16 ncı
sırasındaki soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın
Millî Eğitim Bakanı tarafından sözlü olarak yanıtlanması hususunda
aracılığınızı saygılarımla arz ederim. 10.6.2003
Yılmaz
Kaya
İzmir
İzmir-Karşıyaka Metin
Aşıkoğlu ve Girne İlköğretim Okullarında 8 Haziran 2003 Pazar günü yapılan
anadolu liseleri ve fen liseleri giriş sınavında, sosyal bilimler bölümündeki
soruların silik olması ve öğrencilerin soruları sınav görevlileri tarafından
okunarak cevaplamaları kuşkulara neden olmuştur.
1- Yıllarca bugünü
bekleyen sınav stresini yaşayan öğrencilerimizin soruları bu şekilde
cevaplamaları doğru mudur?
2- Öğrencilerin
motivasyonunu bozan uygulama sınav yönetmeliğine uygun mudur?
3- Mağdur olan
öğrencilerin mağduriyetlerinin giderilmesi için herhangi bir çalışma yapacak
mısınız?
BAŞKAN - Gündemin 18 inci
sırasındaki soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
10
Haziran 2003
Aşağıdaki sorumun
Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 96 ve 98 inci maddeleri gereğince Millî Eğitim
Bakanı tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını istiyorum.
Saygılarımla.
Yakup
Kepenek
Ankara
1- Son Irak savaşı
sırasında, yakalarına Atatürk'ün "yurtta barış, cihanda barış" yazılı
kartını takan, Diyarbakır'da görevli 17 öğretmen hakkında soruşturma açıldığı
doğru mudur?
2- Doğru ise, böyle bir
soruşturmanın yasal dayanağı nedir? Soruşturma sonucu hangi cezalar
verilebilecektir?
3- Bakanlığınızca,
şimdiye dek, barış yanlısı oldukları için kaç öğretmen ya da öğrenci hakkında soruşturma
açılmıştır?
4 - Öğretmenlerin
barışsever olmalarından Millî Eğitim Bakanlığı yetkilileri neden tedirginlik
duymaktadır?
BAŞKAN - Gündemin
"Sözlü Sorular" kısmının 27 nci sırasındaki soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Sayın Başkanlığına
Aşağıda sunulan
sorularımın, Anayasanın 98 inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 96
ncı ve diğer maddelerine göre, Millî Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik
tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Saygılarımla. 16.6.2003
Feridun
Fikret Baloğlu
Antalya
1 - Karabük'ün Yenice
İlçesinde taşımalı eğitimde öğrenim gören öğrencilere Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışma Vakfı tarafından gönderilen yemek ödeneğinin, okulların kapanmasına 5
gün kala kesildiğine ilişkin haberler doğru mudur?
2 - Bu haberler doğruysa,
bu uygulama genel midir, yoksa yalnızca Karabük İli sınırları içinde mi geçerli
olmuştur? Bu haksız uygulamanın sorumluları araştırılmış mıdır?
3 - Öğretim yılı sona
ermeden, desteğe muhtaç yoksul öğrencilerin yemeğinin kesilmesini hangi
gerekçeyle açıklayacaksınız?
4 - Eğitime katkı payı
adı altında her işlemden para alınan bir çerçevede, köylerden eğitim için gelen
öğrencilerin 5 gün yemeksiz bırakılmasının sorumlusu kimdir?
BAŞKAN - Gündemin
"Sözlü Sorular" kısmının 31 inci sırasındaki soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın
Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz
ederim.
Mehmet
Tomanbay
Ankara
Ankara'nın Evren
İlçesinde Eti Holding İlköğretim Okulu, zemin araştırması yapılmadan batak ve
sulu bir zemine inşa edilmiştir.
1 - Okulun zemin katının
tümüyle su içinde olduğunu biliyor musunuz?
2 - Biliyorsanız,
öğrenciler ve öğretmenler için büyük hayatî tehlike oluşturan ve her an yıkılma
tehlikesiyle karşı karşıya olan okulumuz için bir önlem aldınız mı?
3 - Yıkılma tehlikesi
yanı sıra, rutubet ve mikrop yuvası olma nedeniyle sağlık açısından da tehlike
arz eden okuldan, çocuklarımızı ve öğretmenlerimizi en kısa sürede güvenli bir
binaya nakletmeyi düşünmekte misiniz?
BAŞKAN - Bu sorulara
Sayın Bakan müştereken cevap verecek.
Buyurun Sayın Millî
Eğitim Bakanımız. (AK Parti sıralarından alkışlar)
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin
başında, Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Öncelikle, Niğde
Milletvekilimiz Orhan Eraslan Beyin sorduğu soruyu cevaplandırıyorum.
Bilgisayar
mühendislerinin öğretmen olarak atanarak, Millî Eğitim Bakanlığındaki
bilgisayar öğretmeni açığının giderilip giderilemeyeceğini sormuş. Bilgisayar
mühendisleri, pedagojik formasyon sertifikaları almaları şartıyla, Bakanlığımız
tarafından, öğretmen olarak atanmaktadır; ancak, KPSS sınavına girmeleri,
sıralamaya tabi olmaları şartıyla. Yalnız, geçen yıl, biz, bildiğiniz
gibi,Türkiye çapında 4 000 bilgisayar öğreticisi tayin ettik; tabiî, bunlar, on
ay çalıştırılan sözleşmeli elemanlardır. Bundan sonra da, bilgisayar
mühendislerinden, biraz önce ifade ettiğim şartlara sahip olanlar, eğer, bize
müracaat ederlerse, kendilerini öğretmen olarak tayin ederiz.
İzmir Milletvekili Sayın
Yılmaz Kaya'nın sorusunu cevaplandırıyorum. Bu soru, malumunuz, LGS sınavıyla
ilgiliydi; bununla, 1 inci, 2 nci, 3 üncü sorulara birlikte cevap veriyorum.
Söz konusu uygulama,
İzmir-Karşıyaka Metin Aşıkoğlu İlköğretim Okulunda 8 Haziran 2003 Pazar günü
yapılan Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavında, sosyal
bilimler bölümündeki 16 ncı ve 21 inci sayfalardaki 8 adet sorunun sadece üç
salondaki 48 soru kitapçığında silik olması nedeniyle, bölge sınav yürütme
kurulunun, adayların mağdur olmamaları için o anda bulduğu bir çözümdür. Yedek
soru kitapçığı sayısının 20 olması ve başka bir binadan soru kitapçığı
temininin sınav güvenliği açısından uygun olmayacağı düşünülerek bu uygulamaya
başvurulmuştur; aksi takdirde, öğrencilerin bu soruları cevaplandırmaları
mümkün olamayacaktı. Bu tür sorunlar, bölge sınav yürütme kurulları tarafından
değerlendirilmekte ve adayların mağdur olmamaları için en geçerli tedbirler
alınmaktadır; ayrıca, sadece üç salondaki 48 öğrencinin soruları daha iyi
anlamaları açısından getirilen çözüm, ortaya çıkan fevkalade bir durumdan
kaynaklanmıştır. Yapılan uygulama Merkezî Sistem Sınav Yönergesine uygun olup,
öğrencilerin mağduriyetini önlemeye yönelik bölge sınav yürütme kurulunca
alınmış bir tedbirdir. Elbette ki, en ideal olanı, böyle bir olayın vaki olmamasıdır.
Ankara Milletvekili Sayın
Yakup Kepenek'in sorusuna cevap veriyorum.
Irak savaşı sırasında
yakalarına "yurtta barış, cihanda barış" yazılı kartları takan
Diyarbakır'daki 17 öğretmenin soruşturmaya muhatap olduğunu ifade ediyor ve
"barışseverlik suç mudur? Millî Eğitim Bakanlığı bunlara niçin soruşturma
açmış" şeklinde bir soru soruyor.
Hiçbir insan, yakasına
"yurtta barış, cihanda barış" kartı taktığı için, böyle bir pankart
taşıdığı için kesinlikle soruşturmaya muhatap olmaz. İçişleri Bakanlığından
aldığımız bilgiye göre, adı geçen öğretmenler Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri
Kanununa muhalefet ettikleri için kendilerine soruşturma açılmıştır ve
barışsever oldukları için Türkiye'de hiçbir öğrenciye ve öğretmene bugüne kadar
soruşturma açılmamıştır.
Antalya Milletvekili
Sayın Feridun Baloğlu tarafından, özellikle Karabük'ün, Yenice İlçesinde
taşımalı eğitimde, eğitim öğretim yılının sonuna 5 gün kala bazı öğrencilere
niçin yemek verilmediği sorulmaktadır. "Bu çocuklarımıza niçin yemek
verilmemiştir, sorumlusu kimdir" diye bir soruya muhatabız.
Değerli milletvekilleri,
bildiğiniz gibi, 2004 yılına kadar, taşımalı eğitimin taşıma kısmını Millî
Eğitim Bakanlığı üstlenmiş durumdaydı; ama, öğrencilerin öğlen yemekleri Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu Genel Sekreterliği tarafından
düzenleniyordu. Bu da ciddî bir kargaşaya, sıkıntıya yol açıyordu, yetki
kargaşasına yol açıyordu. Bildiğiniz gibi, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı
Teşvik Fonu Genel Sekreterliğinin Türkiye çapında çok iyi bir teşkilatı falan
da söz konusu değil. Bu karışıklığı gidermek, bu yetki kargaşasını gidermek
üzere, taşımalı eğitime tabi olan öğrencilerimizin öğlen yemeklerinin
sorumluluğunu Millî Eğitim Bakanlığı olarak biz aldık ve Millî Eğitim Bakanlığının
bütçesine konulan bir ödenekle bu yemekler karşılanmaktadır.
Sözü edilen Karabük'ün
Yenice İlçesinde de 975 öğrencimize, bütün yıl boyunca, taşımalı eğitim
kapsamında oldukları için, öğlen yemekleri aksatılmadan verilmiştir; ama,
Türkiye'de, biliyorsunuz, genellikle dönem sonlarında, sene sonlarında okullara
devamsızlık had safhaya çıkmaktadır, bazen 40-50 kişilik sınıflarda birkaç kişi
devam etmektedir. Dediğim gibi, o zaman bu sorumluluk Fonda iken, israfa yol
açılmaması düşüncesiyle 5 günlük yemek verilmemiştir; ama, bu, mevziî bir
problem olarak kalmıştır, Türkiye çapında böyle genel bir uygulama ve sıkıntı
olmamıştır. Bunu da, bu şekilde cevaplandırmış olayım.
Ankara Milletvekili Sayın
Mehmet Tomanbay tarafından, Ankara'nın Evren İlçesinde Eti Holding İlköğretim
Okulunda yaşanan bir sorun sorulmaktadır. Zemin araştırması yapılmadan, batak
ve sulu bir zemine inşa edilen bu okulun özellikle bodrum katında toplanan
suların ciddî sıkıntılar yarattığı ifade edilmektedir. Bu soruya cevap
veriyorum.
Ankara Valiliğince
yaptırılan inceleme sonucu;
a) 1998 yılında il
yatırım programında yer alan, finansmanı Eti Holdingce sağlanan, Evren İlçe
Emanet Komisyonunca ihalesi gerçekleştirilen, kontrolörlük hizmetleri
Bayındırlık ve İskân Müdürlüğünce yürütülen Evren-Eti Holding İlköğretim
Okulunun bodrum, artı zemin, artı 1 normal kat olarak inşa edildiği...
Değerli arkadaşlar, bu
arada şunu belirteyim: Tabiî ki, devlette devamlılık vardır; ancak, 1998'de bu
okulumuz yapılmıştır. O dönem, ben, bakan değil, milletvekili bile değildim;
ama, elbette, gerekli tedbir neyse, alınmıştır.
Bayındırlık ve İskân
Müdürlüğü teknik elemanlarınca hazırlanan zemin klas raporunda, zeminin yüzde
20 yumuşak toprak, yüzde 50 sert toprak, yüzde 30 balçıktan oluştuğunun
belirtildiği, zeminin durumu nedeniyle bina çevresinde biriken suların
tahliyesi için drenaj sisteminin yapıldığı ve su tahliye motoru konulduğu,
yapılan drenajın işlevini tamamlayamadığı, biriktirme çukurunda toplanan suyun
devamlı tahliyesinin gerektiği, elektrik kesintisi olduğu zamanlarda motorun
çalışmaması sebebiyle zemin sularının bodrum kata sızdığı ve bu katı
kullanılmaz hale getirdiği,
b) İl Bayındırlık ve
İskân Müdürlüğünce, söz konusu okulun yapımını gerçekleştiren firmaya,
sözleşmesi gereği drenaj sisteminin çalışır hale getirilmesi... 8.10.2003
tarihi itibariyle sorunun giderildiği anlaşılmıştır.
Yani, Sayın Tomanbay'ın
sözünü ettiği Eti Holding İlköğretim Okulundaki bu problem, bizim dönemimizde
giderilmiştir. Bunu, huzurlarınızda ifade etmek isterim.
Yüce Heyetinizi, en derin
saygılarımla, tekrar, selamlıyorum.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Bakan.
Sayın Tomanbay, bir söz
isteğiniz var; kısaca rica ediyorum.
MEHMET TOMANBAY (Ankara)
- Efendim, Sayın Bakana çok teşekkür ediyorum.
Binayı gidip gördüğümde,
çok tehlikeli bir durumdaydı. Gerçekten, binanın çevresinde 50 santimetre
dolayında su vardı ve bina her an yıkılabilecek durumdaydı. Tabiî, drenajla o
bina ne kadar sağlam hale getirildi, bundan sonrası için sorun ne kadar çözüldü
bilemiyorum; ama, oradaki talep, istek, binanın yerinin değiştirilmesidir.
Zaten raporda da görüldüğü üzere, zemin yüzde 20 yumuşak, yüzde 30 balçık;
yani, bina, yüzde 50 çok yumuşak bir toprak üzerinde duruyor.
Biliyorsunuz, geçen yıl
da Bingöl'de meydana gelen depremde bir yatılı okul yıkıldı ve pek çok
çocuğumuzu yitirdik. Dolayısıyla, bu, bana geçici bir çözüm gibi geliyor. Evren
İlçemizdeki bu binanın, komple, bir başka yere taşınması isteniyor. Ben, yine
mühendislere de sordurdum, drenajın geçici bir çözüm olduğu, ama, binanın
mutlaka bir başka yere taşınması gerekliliği ifade ediliyor. Sayın
Bakanımızdan, çözümün bu şekilde sağlanmasını
diliyorum; çünkü, bu binanın içerisinde çocuklarımız var; bir Bingöl
faciasını bir daha, tekrar Evren'de yaşamayalım diye düşünüyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Soru cevaplandırılmıştır.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, çok kısa bir açıklama daha yapmak
istiyorum.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Bakan.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Efendim, Sayın Tomanbay'a, bu duyarlılığından dolayı
teşekkür ediyorum. Bütün arkadaşlarımız, okullarımızla ilgili, Millî Eğitim
Teşkilatıyla ilgili herhangi bir problemi bize ilettikleri zaman, şüphesiz ki
bununla yakından ilgileneceğiz ve kendilerini bilgilendireceğiz.
Teknik elemanların bize
ilettiğine göre, verdikleri bilgiye göre, burada bir tehlikenin söz konusu
olmadığıdır; ancak, eğer, gerçekten böyle bir tehlike söz konusu olursa -tabiî,
biz çocuklarımıza mezar değil, okul yapıyoruz, bunu yapmak zorundayız- biz o
okulu yıkar, başka yere naklederiz.
Bunu ifade etmek isterim
efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Bakan.
Soru ve cevap süresi
tamamlanmıştır.
Sayın milletvekilleri,
gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler" kısmına geçiyoruz.
Önce, yarım kalan
işlerden başlayacağız.
V.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER
1.- Adlî
Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve
Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S.
Sayısı: 146)
2.- Hukuk
Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve
Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı: 152)
3.-
Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin; Gelibolu
Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun
Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile
Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
BAŞKAN - Adlî Yargı İlk
Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri
Hakkında Kanun Tasarısının, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik
Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının ve Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili
komisyon raporları henüz gelmediğinden, tasarıların ve teklifin müzakerelerini
erteliyoruz.
Kamu Yönetimi Temel
Kanunu Tasarısının müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
4.-
Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun
Tasarısı ile İçişleri, Plan ve Bütçe ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/731)
(S.Sayısı: 349)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.
Komisyon bulunmadığından,
tasarının müzakeresi ertelenmiştir.
Gıdaların Üretimi,
Tüketimi ve Denetlenmesine Dair 560 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili
tasarının müzakeresine başlayacağız.
5.-
Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair 560 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ile Tarım, Orman ve Köyişleri ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal
İşler Komisyonları Raporları (1/238) (S. Sayısı 428)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.
Komisyon bulunmadığından,
kanun hükmünde kararnameyle ilgili tasarının müzakeresi ertelenmiştir.
Spor Müsabakalarında
Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair 2.3.2004 Tarihli ve 5100 Sayılı Kanun
ile Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince Cumhurbaşkanınca bir
daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ve Adalet Komisyonu raporunun
müzakeresine başlıyoruz.
6.- Spor
Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair 2.3.2004 Tarihli ve
5100 Sayılı Kanun ile Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü Maddeleri Gereğince
Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ve Adalet
Komisyonu Raporu (1/777) (S. Sayısı: 424) (X) (XX)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yerinde.
Hükümet?.. Yerinde.
Komisyon raporu 424 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Sayın milletvekilleri,
Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair 2.3.2004 Tarihli
ve 5100 Sayılı Kanun, 23, 24 ve 25 inci maddeleri Cumhurbaşkanınca uygun bulunmayarak,
bir daha görüşülmek üzere, bu hususta gösterilen gerekçeyle birlikte
Başkanlığımıza geri gönderilmiştir.
Anayasanın 89 uncu
maddesinin ikinci fıkrasında "Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulunmama
durumunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi sadece uygun bulunmayan maddeleri
görüşebilir" , İçtüzüğün 81 inci maddesinin son fıkrasında ise "Cumhurbaşkanınca
yayımlanması kısmen uygun bulunmayan ve bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük
Millet Meclisine geri gönderilen kanunların sadece uygun bulunmayan maddelerinin
görüşülmesine kanunun görüşmelerine başlamadan önce Genel Kurulca görüşmesiz
karar verilebilir. Bu durumda, sadece uygun bulunmayan maddelerle ilgili
görüşme açılır... Kanunun tümünün oylaması her halde yapılır" hükümleri
yer almaktadır.
Bu hükümlere göre, geri
gönderilen kanunun tümünün veya sadece Cumhurbaşkanınca uygun bulunmayan
maddelerinin görüşülmesi Genel Kurulun kararına bağlıdır.
Bu nedenle, söz konusu
kanunun, sadece Cumhurbaşkanınca uygun bulunmayan 23, 24 ve 25 inci
maddelerinin görüşülmesini Genel Kurulun onayına sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Şimdi, 23 üncü maddeyi
okutuyorum:
Yasaklara uymama
MADDE 23. - 17 nci
maddenin birinci fıkrasına aykırı davranan kişilere beşyüzmilyon lira, eylemin
tekrarı halinde ise birmilyar lira idarî para cezası verilir.
17 nci maddenin ikinci
fıkrasına aykırı davranan kişilere birmilyar lira, tekrarı halinde ikimilyar
lira idarî para cezası verilir. Fail, kulübün veya bir taraftar derneğinin
mensubu ise suçun tekrarı halinde mensubu bulunduğu kulüp veya dernek hakkında
da üçmilyar lira idarî para cezası verilir.
BAŞKAN - Efendim, şimdi,
bu madde üzerinde müzakere açıyorum.
Sayın Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu yetkilileri "tümü üzerinde, Grup adına, Antalya Milletvekili
Feridun Baloğlu" demişler. Bu, madde üzerinde olacak efendim. AK Partiden
de aynı şekilde bir talep var; madde üzerinde...
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Peki, madde üzerinde konuşayım o zaman.
BAŞKAN - Şimdi, madde
üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Baloğlu; AK Parti Grubu
adına, Konya Milletvekili Sayın Tüfekçi; şahsı adına, Trabzon Milletvekili
Sayın Faruk Nafiz Özak konuşacaklar.
23 üncü madde üzerinde
ilk söz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Antalya Milletvekili Sayın
Baloğlu'na ait.
Buyurun Sayın Baloğlu.
(CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
CHP GRUBU ADINA FERİDUN
FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; aslında, 20
dakikalık bir konuşma hazırlamıştım; ama, 10 dakikayla sınırlı kalacağı için
üzüntülerimi ifade etmek istiyorum. Aslında, önemli bir konu, 20 dakikada
konuşulacak çok şey var. Şiddetin bir bölümünü tartışıyoruz; ama, şiddetin
tamamını da tartışmak gerektiğini düşünerek bir konuşma hazırlamıştım.
Yasayı biliyoruz, yasanın
hangi nedenlerle geri çevrildiğini de biliyoruz. Burada tartışılan, Anayasanın
38 inci maddesidir; yani, cezaların kişiselliğine ilişkin düzenlemedir. Sayın
Cumhurbaşkanı bu nedenle, 23, 24 ve 25 inci maddeleri geri çevirmiştir.
Aslında, burada tartışmamız
gereken, böyle bir yasaya duyulan ihtiyacın nereden kaynaklandığıdır. Doğru,
spor sahalarımızda yaygın bir şiddet söz konusudur; ama, başka bir bölüm var;
yaşamın her bölümünde Türkiye'de ciddî bir şiddetle karşı karşıyayız. Aile
içindeki şiddetin en yeni örneğini dün yaşadık. "Töre" adı altında,
bir genç kızımız katledildi; bu, aileiçi şiddetin bir parçasıdır. YÖK'e ilişkin
görüşlerini açıklamak için basın toplantısı yapan gençler, belki, sınırı biraz
aştılar; ama, şiddete yönelmemişlerdi. Onlara bir emniyet gücü şiddeti
uygulandı, yerlerde sürüklendiler; acıyla izledik televizyonlarda. Zaten, bu
manzaraları çok görüyoruz. Şiddeti yok etmeye yönelik eylemlerimiz bir süre
sonra karşı şiddete dönüşüyor. Ben bu yasada da böyle bir özellik seziyorum. Bu
yasada, spordaki şiddeti düzeltmeye yönelik bir girişimde bulunulurken çok
şiddetli cezalar getiriliyor; ama, biz, ilke olarak, Cumhuriyet Halk Partisi
olarak, bu yasanın Türkiye için gerekli olduğuna inanıyoruz. Sadece, bu 23, 24,
ve 25 inci maddelerdeki düzenlemelerde kulüplere özel bir cezanın
uygulanmasının, cezaların kişiselliği açısından doğru olmadığına ilişkin bir
düşüncemiz var; o düşüncemize ilişkin eleştirilerimizi sunmaya çalışacağım.
Değerli milletvekilleri,
demin de söyledim, sporun şiddet gölgesinde kalması doğru değildir. Bir
kardeşlik gösterisidir spor; ama, olaya sadece bir şiddet ekseninde bakarsak ve
o şiddet ekseninde taraftarı peşin suçlu ilan edip yargılamaya kalkışırsak,
peşinen yanlış yapmış oluruz. Ben bu yasada şöyle bir belirti seziyorum. Stada
gelen herkesi, spor müsabakalarına gelen herkesi şiddete yönelik gibi düşünen
bir peşin hüküm var. Cezaların fazla şiddetli olarak gösterilmesinin de böyle
bir peşin hükümden kaynaklandığına ilişkin bir görüşüm var.
Şimdi, moda bir laf var
Türkiye'de "tribünlerde şiddet var, bu yasayla her şey düzelecek"
deniliyor. Bu yasa iyi niyetli bir adımdır, hazırlayanları kutluyorum,
destekliyoruz; ama, bu, sadece bir adımdır ve eksik atılmış bir adımdır. Şiddet
eğilimlerinin böyle gizli açık bir tarzda yaygın olduğu bir toplumda sadece
tribünleri düzenlemeye yönelik bir yasanın sonuç vereceğine ben inanmıyorum.
Bir kere, şuna bakmak
gerekir: Bir insan neden bir yere yandaş olur; yani, bir futbol kulübü
taraftarlığının temelinde yatan nedir; iki büyük neden vardır; birincisi, bir
topluma ait olmanın getirdiği rahatlıktır; orada, bir topluluk içinde kendinizi
güvende hissedersiniz; ikincisi, güçten pay alma düşüncesidir; yani,
Galatasarayın Türkiye'de en başarılı olduğu dönemde, bütün küçük çocuklar
Galatasaraylı olmuşlardı, belki bu sene de Fenerbahçeli olacaklar; geçen sene Beşiktaşlıydılar.
Böyle bir aidiyet duygusu, böyle bir güçten pay alma duygusu kulüp
taraftarlığını ortaya çıkarıyor. Kimler geliyor stada; stada, bir, sporu
izlemek için, spora katkıda bulunmak için insanlar geliyor; bir de belirli insanlar
rahatlamak için geliyorlar; toplumsal sıkıntıları var, dertleri var, o
dertlerini unutmak için geliyorlar ve orada öfkelerini kusacak bir alan
arıyorlar; zaman zaman hakeme, zaman zaman futbolculara, zaman zaman kendi
kulüplerinin başkanlarına yönelik bir şiddeti dile getiriyorlar. Bunu iyi
tahlil etmek gerekiyor. Bunu iyi tahlil etmeden hiçbir şey olmuyor.
Bugün, gazetelerden
birinde bir spor yazarı, Sayın İlker Sarıer, futbol lordlarına değiniyor.
Tamamını okumaya zamanımın olmadığını bildiğim için belirli noktalarını
okuyorum. Diyor ki: "Futbol sayesinde medyatik olmak dışında dört özellik
var: Sahada alınterleriyle mücadele eden oyuncular, teknik adamlar, iyi niyetli
yöneticiler; bir. Spora ve takımlarına gönül vermiş yüzbinlerce samimî
taraftar; iki. Her defasında olay çıkaran, varlıklarını bu şekilde ifade
edebilen lümpen gruplar; üç. VİP'lere, kongre üyeliklerine, yönetim çevrelerine
ve medyaya musallat olmuş çıkarcı futbol lordları; dört. Bu dört grup..."
Bu tasnife katılmamak mümkün değil; ama, yazan bir gazeteci olduğu için bir
bölümünü unutmuş; eleştirilmesi gereken bir de Türkiye'de spor medyası var. Ne
yazık ki, bugün, Türkiye'deki spor medyası, doğru haber vermek yerine takım taraftarlığını
seçmiştir. Birçok yazarı okuyorsunuz, hepsi, bir futbol kulübünün taraftarı.
Türkiye'de futbol basınında bir tek yansız yazı okuma imkânınız yoktur ve bu
futbol basınında sadece üç takımın, zaman zaman da dördüncü bir takım olarak
Trabzon'un haberlerini okuyabilirsiniz; diğerlerini göremezsiniz ve şu anda,
spor medyasının kendisini eleştirmesi gereken bir noktadayız. Spor medyası,
seyirciyi eğitmek yerine, seyirciyi özendirmek, seyirciyi belirli bir yöne
götürmek gibi birtakım işlevleri yerine getirmektedir ve onun sonucunda da
olaylar çıkmaktadır. En büyük feryat da medyadan gelmektedir. Nitekim, sayın
yazarın feryadı, Beşiktaş Kulübü Başkanına reva görülen haksız muameleden sonra
ortaya çıkmıştır.
Tabiî, genel olarak
medyamıza da bakmak gerekir. Mafyayı özendiren, gençlerin, kendilerine örnek
olarak mafya babalarını seçmelerini doğal karşılatan dizileri her akşam
izliyoruz. Artık, öyle bir noktaya geldik ki, spor sahalarında, dizide ölmüş
mafya liderleri için saygı duruşu yapıldıktan sonra maça başlanıyor. Geçen gün,
basına yansıdı böyle bir haber. Gençler maça çıkıyorlar, saygı duruşu
yapacaklar, kime saygı duruşu yapıyorlar; dizide ölmüş muhayyel bir mafya babasına.
Böyle bir ortamda Türkiye'de şiddeti tartışıyoruz arkadaşlar. Böyle bir ortamda
şiddeti tartışıyoruz. Şiddet, her yere sızmış.
Bakın, elimde bir
gazetenin yazarlarının taraftarı olduğu futbol kulüplerini gösteren bir liste
var. Bu gazetenin 93 spor yazarı var. Bunlardan 80'i futbol takımının taraftarı
ve bunu şerefle ilan ediyor; 40 tanesi Fenerbahçeli, 30'u Galatasaraylı, 18'i
Beşiktaşlı, 2'si de lütfetmiş Trabzonsporlu olmuş; yani, başka takımın
taraftarı yok, tarafsızı yok.
MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU
(Tokat) - 3'ü?..
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Devamla) - O 3'ü tarafsız herhalde; onları kutlamak gerekiyor.
Böyle bir tablo. Bu
tablodan bu şiddet çıkıyor; buna değinmek istiyorum ben. Yoksa, bu
düzenlemelerin birçok şeyi çözemeyeceğini biliyorum.
Şimdi, Türkiye'de zaten
sporu futbolla sınırladık; atletizm yok, güreş sınırlı, bir başarı kazanırsak;
ama, futbol, başarılı da olsak, başarısız da olsak gündemimizde.
Bakın manzaraya,
Türkiye'de 18 takımlı birinci lig, (A) grubuyla, (B) grubuyla ikinci lig, çok
sayıda, çok zor şartlarda üçüncü lig futbol kulüpleri var. Açın spor medyamızı,
bunlardan hiçbirini göremezsiniz. Tüm futbolcuları Balkan Savaşında şehit
düşmüş bir İstanbulsporu göremezsiniz. 1910'da İstanbul'da Osmanlı işçilerinin
ve Osmanlı sanatkârlarının kurduğu Turan Sanatkarangücünün devamı olan
Ankaragücü'nü göremezsiniz. O Ankaragücü ki, bütün futbolcuları, Ulusal
Kurtuluş Savaşına gönüllü katılmıştır; kurumsal olarak katılmış tek kulüptür.
Şehitler vermişlerdir Geyve boğazında, İmalat-ı Harbiye'de çalışmışlardır ve
kurtuluştan sonra Ankaragücü yeniden kurulmuştur. Anadolu burjuvazisinin
takımı, cumhuriyetle birlikte kurulan Gençlerbirliğini göremezsiniz bu basında.
Gaziantep'i -saymak istemiyorum- işte Denizlisporu göremezsiniz; kendi kentimin
takımı Antalyaspora birinci ligde iken yer vermezlerdi.
Şimdi, böyle bir çerçevede,
böyle bir medya, böyle bir spor basını, böyle bir şiddet ortamı ve biz, bu
ortamda bunları tartışıyoruz. Sayın Serdar Bilgili haksız bir eyleme maruz
kaldıktan sonra kendi taraftarlarının saldırılarına maruz kaldıktan sonra bu
konu çok gündeme geldi, herkes konuşmaya başladı. Oysaki şuna bakmak gerekiyor;
Sayın Bilgili diyor ki: "Kongre üyelerim bana 3 metreden küfretti."
Bu kanun mu koruyacak Serdar Bilgili'yi?!
Üstelik bu kanunun
getirdiği bir sakıncayı söylemek istiyorum 23 üncü maddeyle doğrudan ilgili.
Bakın, 23 üncü madde, 17 nci maddedeki yasak eylemlerin müeyyidesidir. Nedir 17
nci madde; spor ahlakına aykırı, tahrik edici, aşağılayıcı sözler etmektir;
yani, Serdar Bilgili'ye yapılan eylemdir. Bizim getirdiğimiz 23 üncü maddede
ceza nedir; böyle bir eylem olursa şu cezaları veriyoruz; ama, kulübe de ceza
veriyoruz.
Şimdi, arkadaşlar, olaya
bakın; Beşiktaş Kulübü Başkanını Beşiktaş Kulübünün üyeleri yuhalıyorlar,
hakaret ediyorlar, çok ağır hakaret ediyorlar. Şimdi, burada ceza verilecek
ikinci bir olayda, kime; kulübe. Beşiktaş Kulübünün üyeleri Beşiktaş Kulübü
Başkanına küfredecek, cezayı Beşiktaş Kulübü ödeyecek. İşte, 23 üncü maddeye bu
nedenle karşıyız. Cezanın kişiselliğinin ne kadar gerekli olduğu bu maddede
anlaşılıyor. Bu maddenin ne kadar yanlış olduğu ortaya çıkıyor.
MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU
(Tokat) - Yanlış değil, doğru orası.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Devamla) - Madde son derece yanlış.
İki; biz, kulüplerdeki
oligarşik yapıya karşı olduğumuzu söylüyoruz; futbol kulüpleri oligarşik yapıların
elindedir, bunlara sızılmıyor, bunların yönetimlerine katılınmıyor diyoruz.
Şimdi, arkadaşlar,
Trabzonspor Kulübü geçen günlerde bir girişim başlattı, üye sayısını çoğaltmak
istedi. Durduracaktır bu girişimi. Niye; her üyenin sorumluluğunu kulübe
yüklüyorsunuz; taraftar, kulübünün sorumluluğunu...
ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) -
Rasgele...
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Devamla) - Rasgele olmazsa, oligarşik yapıyı, seçkinci yapıyı kulüplerde
bırakırsınız, halka açamazsınız kulüpleri. Bir tek seyircinin Trabzon'da
yaptığı eylemi bütün Trabzonspor Kulübüne, bir Beşiktaş seyircisinin eylemini
Beşiktaş Kulübüne yönelttiğiniz zaman, 50 000 kişilik bir stattaki tek kişinin
kötü eylemini 49 999 kişiye...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU
(Tokat) - Çözüm öneriniz nedir sayın vekilim?
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Devamla) - Çözüm önerimi söylüyorum, bir önerge hazırladım zaten, vereceğim.
Bakın, 23 üncü maddenin sadece diğer bölümlerinin kalması etkinliğini
kaybettirmiyor arkadaşlar. 23 üncü maddenin son cümlesidir Cumhurbaşkanının
veto ettiği bölüm. Nedir o cümle; fail, kulübün veya bir taraftar derneğinin
mensubu ise dernek hakkında da ceza verilir; tamam... Bunu kaldırdığınız zaman
müeyyide kalkmıyor ki, üst kısımda diğer düzenlemeler var. Diğer düzenlemelerle
çok açıkça cezalar veriliyor. Yakaladığınız insana ceza veriyorsunuz, bunları
yerine getiriyorsunuz. Kulübün sahasını kapatmanıza yine engel yok. Tahrip
varsa, 24 üncü, 25 inci maddelerde düzenlenmiş. Nedir tahrip; ödettiriyorsunuz;
bunları yapıyorsunuz, bir de üstüne kulüpten para alacağız! Bir suçtan bir tek
ceza çıkar. Bir suçtan 3 tane ceza çıkmaz arkadaşlar. Yani, biraz insaflı
davranmak zorundayız.
Ben bunu belirtmek için
söz aldım; ama, genel olarak söylemek istediğim şeyler vardı; sınırlı süre
içinde de onları söylemeye çalıştım. 23 üncü maddeyle ilgili bir değişiklik
önergesi sunuyoruz; bunu, dikkate alacağınızı umut ediyorum.
Son olarak bir şey
söylemek istiyorum...
MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU
(Tokat) - Bir suça bir ceza var; mükerrer ceza yok.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Devamla) - Hayır, bir suçta 3 ceza var; okursanız göreceksiniz; yani, farklı
farklı uygulamalar var. Okur musunuz 23 üncü maddeyi. Bakın...
MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU
(Tokat) - Bardağı kırana bardak parası ödettiriliyor.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Devamla) - Hayır, hayır... 23 üncü maddeyi okuyun.
BAŞKAN - Efendim, siz,
Genel Kurula hitap edin.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.
23 üncü madde gereği
aykırı davranan kişilere ceza veriyorsunuz, kulübe de ceza veriyorsunuz,
sahasını da kapatıyorsunuz, diğer cezalara da açık; birsürü ceza veriyorsunuz.
23 üncü maddeyi dikkatle okuyun, bir de Futbol Federasyonu Yönetmeliğini
okuyun; var orada.
Şimdi, arkadaşlar,
konuşmamı bitiriyorum, Sayın Başkanın sabrını taşırmayacağım.
Gençlik ve Spor Genel
Müdürü Sayın Mehmet Atalay'ın bugün bir demeci yayımlandı; diyor ki demecinde:
"Bu yasa çıksaydı, Beşiktaş maçındaki olaylar olmazdı." Çok iyi
niyetli bir Genel Müdür, biliyorum; ama, bu yasa çıksa da olaylar olacaktı.
Yani, bu yasa çıksaydı, Serhat ile Tuncay o golleri atmayacak mıydı?! Bu yasa
çıksaydı, o kızgın taraftar, başkanına saldırmayacak mıydı?! Bu yasa, sadece
sonuçları tartışıyor, sebepleri tartışmıyor; ben, bunu anlatmaya çalıştım.
Biliyorum, bu yasa
buradan çıkacak. O nedenle, hayırlı olmasını diliyorum, sağlıklı biçimde
uygulanmasını diliyorum. Statlarımızdan, küfürlerin, düşmanlıkların değil,
dostlukların, kardeşliklerin yükselmesini bekliyorum. Yanılmayı çok istiyorum.
Hepinize, Grubum adına
saygılar sunuyorum.
Teşekkür ederim. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Baloğlu.
İkinci söz isteği, AK
Parti Grubu adına, Konya Milletvekili Sayın Tüfekci'nin.
Buyurun. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10
dakika.
AK PARTİ GRUBU ADINA
HARUN TÜFEKCİ (Konya) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin
Önlenmesine Dair Kanunun 23 üncü maddesi hakkında AK Parti Grubu adına söz
almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Hükümet tasarısı olarak,
Millî Eğitim Komisyonu ve İçişleri Komisyonundan geçtikten sonra, Adalet
Komisyonuna sevk edilen ve orada da düzenlendikten sonra Genel Kurula inen yasa
tasarısı hazırlandığı süre içerisinde, birçok uzmanın görüşü alınmış ve onların
görüşleri doğrultusunda da yasal mevzuat ve düzenlemeler yapılmıştır.
Yıllardır tartışılan,
ancak, bir türlü yasal mevzuat haline getirilemeyen böylesi önemli bir konuda
ilgili olabilecek herkese tasarı gönderilmesine rağmen, maalesef, yeterli bilgi
aktarımı gerçekleştirilememiştir. Komisyonlarda görüşülen ve kamuoyunun
gündeminde olan bu konuya, yazılı, görsel basında, spor programlarında yer
verilmemesini ve kamuoyunda tartışılmamasını da büyük bir eksiklik olarak
görmekteyiz.
Son yüzyılda spora olan
ilginin artması, sporun profesyonelce ve organizeli yapılmasını, ardından,
kurumsallaşmasını ve eğlence aracı olmakla birlikte, para kazanılan sektör
olmasını sağlamıştır. Spor dünyasındaki bu hızlı gelişme sporun sorunlarını da
artırmıştır. Spor alanında gelişen olaylar, sporcuların ve ilgililerin
haklarının korunması ve sportif alanlarda ortaya çıkan düzensizlik ve şiddet
olayları, basit bir asayiş sorununun ötesinde, kamu menfaatının gerektirdiği
yeni düzenlemeler yapma gereğini de doğurmuştur.
Spor, kitlelerin
eğlendikleri ve stres attıkları bir alan olarak ortaya çıkmış, bu arada, kazanç
kapısı bir sektör haline gelmesiyle, belirli kesimler tarafından hedefinden
saptırılmak suretiyle, şiddetin kol gezdiği, toplumun ailece spor alanlarına
gitmeye çekindiği, seyir güvenliği ve keyfinin ortadan kalktığı bir alan haline
gelmiştir. Bu gelişmeler, kamuoyunda ciddî bir rahatsızlığa yol açmıştır.
Spor müsabakalarındaki
suçların işlenmesinde, spor kulüplerinin, taraftar derneklerinin veya taraftar
temsilcilerinin, medyanın, kulüp başkanlarının ve sporcuların, suç işleyen
kişileri teşvik veya tahrik konusunda önemli rol aldıkları düşüncesindeyiz ve
bu tespitler ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, işlenen suça karşı verilen cezada,
suçu işleyen kişiyle birlikte kulüp, dernek ve işle ilgili diğer kişilerin de
cezalandırılmaları, yani, kolektif ceza verilmesi esası zorunlu olarak
belirlenmiştir. Emniyet teşkilatı tarafından, fanatizmin önlenmesi, faillerin
tespiti, eylemlerin delillendirilmesi, verilen cezaların takibi ve bu kanuna
aykırı eylem ve davranışların engellenmesi amacıyla bilgi bankası oluşturulması
ve toplanan bilgilerin üç ayda bir ilgili federasyona bildirilmesi zorunlu
kılınmıştır.
33 maddeden oluşan Spor
Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun, Sayın
Cumhurbaşkanınca, genel anlamda onaylanmış olup 23, 24 ve 25 inci maddelerinin,
Anayasanın 38 inci maddesindeki cezaların kişiselliği ilkesine aykırı düştüğü
düşüncesiyle, tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine
gönderilmiştir.
Cezaların şahsîliği,
kişiselliği ilkesi genel hukuk kuralı olmakla birlikte, bazı yasal
düzenlemelerde, kişisel sorumluluk dışında, bazı kurum ve kuruluşlar ile
şahıslara da sorumluluk yüklenmektedir. Borçlar Kanununun 55, 56 ve 105 inci
maddelerinde olduğu gibi, buna benzer bazı yasal düzenlemelerde bu tür
örneklere rastlamamız mümkündür.
Bu yasanın tasarı halinde
getirilip Meclise sunulma amacı, esasen, spor müsabakalarında şiddetin yaygın
bir şekilde ortaya çıkması, son zamanlarda bu tür olayların artarak devam
etmesi olup, bu hususta acil önlem alınmasını, suça karışan kişilerle birlikte
ilgili kulüp ve kuruluşların da sorumlu tutulmaları zaruretini ortaya
koymuştur.
Uygulamada, uzun
yıllardır, Türkiye Futbol Federasyonu ile UEFA, futbol sahalarında meydana
gelen şiddet olaylarında şahıslarla beraber ilgili kulüpleri de sorumlu görmüş,
saha kapatma cezası ve idarî para cezası öngörmüştür. Bu cezaların
uygulanmasında, Anayasanın 38 inci maddesine göre cezaların kişiselliği
ilkesinin ihlal edilmediği, bu hususta Anayasa Mahkemesinin de buna yönelik
herhangi bir kararının olmadığı aşikârdır.
Türkiye Futbol
Federasyonu Futbol Disiplin Talimatının "Saha Olayları" başlığı
altında, 33 üncü maddesinde aynen şunlar ifade edilmektedir: "Spor çalışma
ve müsabakalarının yapıldığı saha ve tesislerde güvenliği bozan, olay çıkaran, yaralamak,
yakıp yıkmak, tahrip etmek gibi münferit veya toplu tecavüzlerde bulunan
kişiler üç aydan üç yıla kadar müsabakalardan men veya o kadar süreyle hak
mahrumiyeti cezasıyla cezalandırılır. Fiili işleyen kişi profesyonel futbol müsabakalarıyla
ilgili ise, yukarıdaki cezaların yerine en çok 2 500 000 000 TL para cezası
verilebilir" diye ifade edilmektedir.
"Seyircisi,
mensupları, sporcuları nedeniyle olaylardan sorumlu teşekküller 1 veya 1'den
fazla olmak üzere saha kapatma cezası veya resmî müsabakayı seyircisiz oynama
cezası veya resmî müsabakadan men cezasıyla cezalandırılır. Profesyonel futbol
faaliyetlerine ilişkin saha olaylarında sorumlu teşekkül hakkında bu cezalarla
birlikte ayrıca 2 500 000 000 TL'ye kadar para cezasına hükmedilir. Disiplin
kurulu, olayına göre, sorumlu profesyonel teşekkül hakkında yalnızca para
cezası da verilebilir. Futbol müsabakalarının yapıldığı saha ve tesislerde
disiplini veya düzeni veya güveni bozucu veya tehlikeye düşürücü biçimde olmasa
bile müsabaka öncesi veya devamında veya sonrasında seyircilerin sahaya veya
görevlilere veya tribünden birbirlerine yanıcı ve patlayıcı veya yaralayıcı
maddeleri atmaları halinde seyircilerin bu fiillerinden ötürü taraftarı
oldukları kulüp, kulüpler sorumlu tutulur ve fiillerin ve olayların vahametine
göre kulübe 2 500 000 000 TL'ye kadar para cezası verilir" deniliyor.
Değerli arkadaşlar, yine,
ayrıca, seyircilerin çirkin, taşkın ve edebe aykırı söz ve hareketleri
sebebiyle futbol müsabaka talimatının 33 üncü maddesi gereğince, müsabakanın
hakem tarafından tatil edilmesi halinde, seyircilerin bu fiillerinden ötürü
taraftarı oldukları kulüp veya kulüplere müsabakalardan men cezası verilmesi
öngörülmektedir. Müsabaka öncesi veya devamında, her ne şekilde olursa olsun,
yabancı cisimlerin yoğun surette sahaya atılması nedeniyle müsabakanın
başlamasına veya devamına engel olunması halinde, bu fiil nedeniyle olaya
sebebiyet veren seyircilerin taraftarı oldukları kulübe müsabakadan men cezası
da verilebilmektedir.
Değerli arkadaşlar,
ayrıca, UEFA'nın ülke federasyonlarına gönderdiği 2004 yılı bağlayıcı emniyet
ve güvenlik talimatlarında da buna benzer hükümler yer almaktadır.
Kısacası, şu anda mevcut
uygulamalarda da görüldüğü üzere, Anayasanın 38 inci maddesine aykırı olmayacak
şekilde kulüplere de ceza verilmesi öngörülmektedir ve halen de
uygulanmaktadır. Yukarıda bahsedildiği üzere, cezanın şahsîliği ilkesinin
istisnaları da bulunmaktadır.
Bu gerekçelerle, Adalet
Komisyonu olarak, bizde, yasanın mevcut haliyle geçmesinin beklenen amacı
karşılayabileceği düşüncesi doğmuştur.
Hazırlanan bu yasa
tasarısının, ülkemizde, sporun uluslararası normlara uygun, insan sağlığı ve
ruh yapısını geliştirici, birlik ve beraberliği pekiştirici, millî duyguları ve
centilmenlik hislerimizi artırıcı yasal mevzuatlar manzumesi olmasını temenni
eder, Türk sporu için hayırlı olmasını dilerim.
Spor Müsabakalarında
Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunun geri gönderilen maddelerinde
olumlu oy kullanacağımızı beyan eder, hepinizi saygıyla selamlarım. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Tüfekci.
Şahsı adına, Trabzon
Milletvekili Sayın Faruk Nafiz Özak söz istemiştir.
Buyurun Sayın Özak.
(Alkışlar)
Süreniz 5 dakikadır.
FARUK NAFİZ ÖZAK
(Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Sürem kısa, o bakımdan zamanı iyi kullanmam gerekiyor.
Spor, bireylerde sosyal
bütünleşme ve ortaklık duygularını desteklerken, aynı zamanda, yaşamın bir
parçası ve yararlı sosyal etkinliklerden birisi olarak kabul görüyor. Özellikle
spor mevzuatının, temel hukuk ilkelerine uygun olarak, bütün ülkelerin iç
hukuklarına etki edecek biçimde, ama uluslararası nitelikte olduğunu söylememiz
gerekiyor. 24 Eylül 1992'de onaylanan Avrupa Spor Şartıyla, İtalya'da, 2003
yılında, şiddetin önlenmesine ilişkin olarak çıkarılan yasayla, spor
müsabakalarındaki şiddet olaylarında yüzde 23 bir azalma olmuş; İspanya ve
Portekiz'de böyle misaller var. Zamanımı iyi kullanmak için bunları geçiyorum.
Şiddetin önlenmesi,
insanlardaki davranışların alışkanlığa dönüşmesiyle doğrudan ilgilidir; kalıcı
davranışlar ise, eğitimle mümkün olacaktır. Bu anlamda, Millî Eğitim Bakanlığı
ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün işbirliği yapması gerekli olmaktadır.
Öğretim kurumlarında, özellikle beden eğitimi derslerinde spor kültürü ve fair
play konularının ünite olarak yer alması, ayrıca spor konularının değişik
derslerle ilişkilendirilerek okuma parçası adı altında yer verilmesiyle sporda
örnek taraftar projesi başlatılabilecektir. Burada, millî eğitimimize,
televizyonlarımıza, medyamıza ve sivil toplum örgütlerimize çok önemli görevler
düşmektedir diye düşünüyorum.
Sporda bir kültürel
değişim sürecini başlatmamız gerekir. Bizim bu yasamızda olmayan; ama,
Avrupa'da, özellikle Portekiz'de uygulamaya konulan çok önemli ileri aşamada
işler var. Bunlardan biri taraftar elçiliği, diğeri ise refakatçi kişilerdir.
Bunlar, tabiî ki, uygulanacak, göreceğiz ve belki biz de ileride yasamıza ilave
edeceğiz. Özellikle kültürel değişim sürecini iyi değerlendirmemiz gerekiyor.
Özellikle futbol
müsabakalarında, seyirci, oyun alanına giriyorsa, küfür ve hakaret içeren
sözler sarf ediyorsa, kavga etmek için neden arıyorsa, bunlar ve bunlara sahip
düşünceler, yasalarla belli bir zaman dilimi içerisinde engellenebilir. Sayın
Baloğlu'nun da dediği gibi, gerçekten, küfrü yasayla önlemek son derece zor;
aileden, ilkokuldan başlayarak eğitime son derecede önem vermemiz lazım.
Biraz önce Trabzonsporla
ilgili konuşuldu, bununla ilgili olarak sizlere bilgi arz etmek istiyorum.
Doğrudur, 100 000 üye hedefimiz var. Tabiî ki, bunun nimeti de külfeti de var.
İspanya'da Real Madrid'in, Barcelona'nın 100 000 üyesi var ve gayet iyi de
yönetilebiliyorlar. Önemli olan, üye profilini iyi seçebilmektir. Aslında,
bizim tartışmamız gereken, özellikle futbol kulüpleriyle ilgili genel
kurulların çok dengeli şekilde yapılabilmesi ve oradaki üye profilinin çok iyi
tanzim edilebilmesidir.
Biraz evvel burada
söylenildiği gibi, Sayın Başkan Serdar Bilgili'ye şeref tribününden yapılan
küfürdür ki, bunu şiddet ve nefretle kınıyoruz. Bunu yapanların tecziye
edilmesi, üyelikten çıkarılabilmesi için bu yasayı da tekrar gözden geçirmemiz
lazım.
Sayın Serdar Bilgili ile
ilgili olarak bir şeyler söylemek istiyorum. Serdar Bilgili benim değerli bir
arkadaşımdır. Serdar Bilgili, çok değerli, genç, kaliteli, ilkeli ve sorumluluk
duygusu olan bir arkadaşımızdır. Türk futboluna önemli katkıları olmuştur. Ona
yapılanı Beşiktaş camiasına mal etmek de yanlıştır; çünkü, Beşiktaş camiası
milyonlarca kişiden oluşmaktadır. Sayın Serdar Bilgili'nin gösterdiği tepki
doğrudur; ama, bizlerin, spor camiasını bunlara bırakmamamız lazım. Ortamı,
özellikle, ilkesiz, dürüst olmayan, bu işten çıkar sağlamak isteyen, yalan
konuşan müfteri insanlara bırakmamamız lazım. Ben, camianın, Serdar Bilgili'ye
sahip çıkacağına ve Bilgili'nin de tekrar geri döneceğine inanıyorum; çünkü,
öyle insanlara ihtiyaç var. Aynı şekilde, diğer başkanlara yapılan saldırıları
da, hakemlere yapılan saldırıları da kınıyorum.
Ben, özellikle spor
camiamızı şöyle bir tablo olarak görmek istiyorum: Spor camiamızda, dürüst
insanlar olsun, ilkeli, centilmen, hoşgörü sahibi insanlar olsun; iftira
olmasın, dedikodu olmasın; yalanla, iftirayla şöhrete ulaşmak isteyen insanlar,
bu camiadan ellerini çeksinler. Maalesef, Trabzonsporumuza ve şahsıma da böyle
bir saygısızlık yapıldı; ama, bu, kamu vicdanında mahkûm oldu.
Özellikle delilsiz
suçlamanın bir ahlak sorunu olduğunu ve delilsiz mahkûmiyetin de bir insanlık
sorunu olduğunu ve sporun, dürüstçe, centilmence, kardeşçe, hoşgörüyle
yapılmasını düşünüyorum. Bu konuda fazla zamanınızı almak istemiyorum;
sanıyorum zamanım da doldu.
Özellikle bu yasamızın
hayırlı olmasını diliyorum; ancak, yasayla, sporda şiddeti önlemek, gerçekten,
mümkün değil. Yasa gereklidir; ama, yeterli değildir. Çok fazla çalışmamız
gerekiyor, bu çalışmalara da aileden başlamamız gerekiyor. Daha evvel burada da
söylemiştim; devamlı küfreden bir toplum olmamız bize yakışmıyor. Bunları,
bırakınız Avrupa uyum yasalarına göre yapmamamızı, bizim yasalarımıza göre de
yapmamamız gerekiyor. Bizim, Türk ve Müslüman bir ülke olarak, küfrü, özellikle
camiamızdan, sokaklarımızdan çıkarmamız gerekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Özak.
FARUK NAFİZ ÖZAK
(Devamla) - Küfrü, her taraftan çıkarmamız lazım; küfrü, özellikle
statlarımızdan çıkarmamız lazım. Bu konuda herkese görev düşüyor.
Bu vesileyle, herkese
saygılar sunuyorum.
Teşekkür ediyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
Sağ olun.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Özak.
Madde üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır.
Madde üzerinde verilmiş 1
önerge vardır; okutuyorum:
TBMM Başkanlığına
Görüşülmekte olan Sporda
Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair 424 esas nolu yasada yer alan 23 üncü
maddenin ikinci fıkrası ikinci tümcenin yasadan çıkarılmasını arz ederiz.
|
|
Feridun Baloğlu |
Ahmet Ersin |
Hüseyin Ekmekcioğlu |
|
|
|
Antalya |
İzmir |
Antalya |
|
|
|
Atila Emek |
Sezai Önder |
Yakup Kepenek |
|
|
|
Antalya |
Samsun |
Ankara |
|
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu efendim?
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI
KÖKSAL TOPTAN (Zonguldak) - Sayın Başkanım, çok ayrıntılı, çok uzun bir
komisyon raporu ve gerekçemiz var. Orada da açıkça ifade edildiği gibi,
Anayasanın 38 inci maddesine bir aykırılık söz konusu değil. Kaldı ki,
tartıştığımız, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından geri gönderilen bu kanunun 23,
24 ve 25 inci maddeleri bu kanun metninden çıkarıldığı takdirde kanun anlamsız
hale gelecektir. Hem bu nedenle hem de Anayasaya aykırılığının söz konusu
olmaması nedeniyle önergeye katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Hükümet önergeye
katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Biz de katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Önerge üzerinde,
İzmir Milletvekili Sayın Ahmet Ersin; buyurun efendim.
AHMET ERSİN (İzmir) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Evrensel hukuk gereği
aynı suçtan ötürü iki defa ceza verilemez; ayrıca, suçların şahsîliği de söz
konusu. Şimdi, bir taraftar ya da suçu işleyen, zarara neden olan kişi, eğer
bir kulübün taraftarıysa kulübe de ayrıca ceza veriyorsunuz, hem tazminat hem
de ayrıca 3 milyar lira para cezası.
Sayın milletvekilleri, bu
durum, suçun şahsîliği ilkesine aykırı. Aslında, işin derinine bakarsak, kulüp
yöneticileri, bu fanatizmin yaratılmasında etkili oluyorlar; gerek kongre
çalışmaları sırasında gerekse sonraki süreçte bu fanatik taraftarlarını
koruyorlar, kolluyorlar; yani, kulüp yöneticileri, aslında, kendi yarattıkları
canavara teslim oluyorlar, onların esiri oluyorlar. Bugün, işte, Beşiktaş
Kulübü Başkanının başına gelen üzücü gelişmeler de, böyle bir derinlikten
gelen, geriden gelen, arkadan gelen gelişmelerin sonucu. Kendilerinin
yarattıkları fanatizmin sonra esiri oluyorlar. Her şeye rağmen, evrensel hukuk
gereği, suçun şahsîliği gereği, taraftarın işlediği bir suçtan ötürü kulübe ek bir
ceza vermek doğru değil; dolayısıyla, Cumhurbaşkanımızın veto gerekçesi, bu
maddeyle ilgili veto gerekçesi doğru.
Önergemizin desteklenmesini
rica ediyoruz, bekliyoruz ve hepinize saygılar sunuyorum.
BAŞKAN- Teşekkür ederim
efendim.
Sayın milletvekilleri,
Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı ve gerekçesini dinlediğiniz önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmemiştir.
23 üncü madde üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
24 üncü maddeyi
okutuyorum:
Spor alanlarının zarara
uğraması
MADDE 24. - İşledikleri
fiillerle müsabakanın yapıldığı spor alanının zarara uğramasına sebebiyet veren
kişilere, altı ay spor müsabakalarını seyirden men cezası ile birmilyar lira,
tekrarı halinde bir yıl süreyle spor müsabakalarını seyirden men ve ikimilyar
lira idarî para cezası verilir. Fiilin ikiden fazla işlenmesi durumunda altı
aydan bir yıla kadar hapis cezası ve beşmilyar liradan onmilyar liraya kadar
ağır para cezası verilir.
Spor kulüpleri,
müsabakanın yapıldığı spor alanının zarara uğramaması için her türlü önlemi
almakla yükümlü olup meydana gelecek gerçek zararlar, zarara sebebiyet veren
taraftarların mensubu bulundukları kulüpten tazmin edilir. Ayrıca zarar kadar
idarî para cezası da verilir.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen, İzmir Milletvekili Sayın Ahmet
Ersin; buyurun.
Süreniz 10 dakika.
CHP GRUBU ADINA AHMET
ERSİN (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın milletvekilleri,
yine, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından veto edilen bu maddede, kulüplerin, statların
zarara uğratılmasından sorumlu tutulacağı ve bu şekilde verilen zararın,
ilgili, yani, taraftarın mensubu olduğu kulüp tarafından tazmin edileceği
belirtilmiş; ancak, buna ilaveten de, idarî para cezası verileceği belirtilmiş.
Yani, idarî para cezasının zarar kadar olacağı belirtilmiş.
Az önce önergemizle
ilgili konuşmamda da söylediğim gibi, aynı eylemden ötürü iki ceza veriliyor,
aynı sonuçla ilgili, cezaların şahsîliği ilkesi gözardı edilerek kulübe de ceza
veriliyor. Yani, kulüp, hem zararı tazmin ediyor hem de idarî para cezası
ödemek durumunda kalıyor. Dolayısıyla, bu hüküm, evrensel hukuk ilkelerine
aykırı; o nedenle de Cumhurbaşkanının veto gerekçesine katılıyoruz.
Dün, burada, futbol
karşılaşmalarındaki şike ve futbol sektöründeki mafya gruplarından söz edildi.
Bu konuyu gündeme ben getirdim; ancak, bunları gündeme getirirken, herhangi bir
takımı ya da herhangi bir kurumu kastederek konuşmadım, kamuoyunda var olan,
söylenen, özellikle spor kamuoyunda var olan iddiaları gündeme getirdim.
Sayın Bakan ve diğer
yöneticilerimiz futbolda şike ve mafyalaşmanın olmadığını iddia ediyorlar, bu
konuda her olayın üzerine gittiklerini söylüyorlar, ama, bir sonuç
alamadıklarını söylüyorlar; doğrudur. Sonuç almak son derecede zor; ama, her
şeye rağmen, etkin önlem almak da gerekiyor.
Galileo'ye, engizisyon
mahkemesinde, eğer dünyanın dönmediğini söylersen kurtulursun demişler. Galileo
canını kurtarmak için buna "tamam" demiş; ama, dışarı çıktığında da
"her şeye rağmen, dünya dönüyor" demiş.
Sevgili milletvekilleri,
istediğiniz kadar şike yok deyin, istediğiniz kadar bu futbol sektöründe mafya
grupları, mafyalaşma yok deyin, bunların var olduğunu hepimiz biliyoruz; yani,
bu grupların olduğunu, mafya gruplarının olduğunu, şikenin olduğunu hepimiz
biliyoruz. Eğer, yok diyorsanız, birkaç tane spor yazarı mafya yöntemleriyle
kurşunlandı; peki, bunları kim kurşunlattı?! Kim bu spor yazarlarını hedef
gösterdi ve kim onlara silah çekti, ateş etti, kurşunladı?! Bunu yapanlar
nerede?! Neden yakalanamadı?! Eğer, bunlara yok derseniz, şike yok derseniz,
mafya grupları yok derseniz, o zaman, başımızı kuma gömmüş oluruz. Bunlar var;
bunları kabul edelim ve futbolumuzu, kirleten bu gelişmelerden -futbolumuzu ve
genel olarak Türk sporunu- bu olumsuzluklardan arındırmanın yolunu, yöntemini
konuşalım; ama, yok derseniz, o zaman, bir önlem de almak gereği duymazsınız ve
dolayısıyla, bu olumsuzluklar da devam eder gider.
Değerli milletvekilleri,
konuya gelirsek, Sayın Cumhurbaşkanının bu maddeyle ilgili veto gerekçesine tamamen
katılıyoruz. Cezaların şahsîliği ilkesinin evrenselliği nedeniyle, bu maddenin
çok da doğru ve hakça olmadığı kanısındayız.
Hepinizi saygılarımla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Ersin.
Gruplar adına başka söz
isteği?.. Yok.
Şahsı adına söz isteği
var.
Karaman Milletvekili
Sayın Mevlüt Akgün; buyurun.
Sayın Akgün, süreniz 5
dakikadır.
MEVLÜT AKGÜN (Karaman) -
Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanunun 24 üncü
maddesi cezaî müeyyideleri içeriyor.
Gerçekten, sporda
şiddetin önlenmesinin gerekliliğini hepimiz kabul ediyoruz. Özellikle son
günlerde yaşadığımız olaylar, bu şiddetin önüne geçmek için, cezaî
müeyyidelerin mutlaka gerekliliğinin önemini göstermektedir. Spor müsabakalarında,
özellikle üçüncü futbol ligindeki şiddetin çok azı televizyonlara yansıdığı
için, belki, birçoğumuzun gözünden kaçıyor; ancak, üçüncü ligde oynanan birçok
müsabakada şiddetin en ağırını görüyoruz. Bizzat benim yaşadığım bir olayı
buradan aksettirmek ve bu olay neticesinde bir yere varmak istiyorum.
Karamanspor, üçüncü lig
birinci grupta lider. Karamansporun, bundan iki hafta önce, Batman
Belediyesporla -o zaman grup lideriydi- Batman'da bir maçı vardı. Maçın önemine
binaen, daha hafta sonu gelmeden, haftanın başında, Batman Valisini, Batman
Emniyet Müdürünü bizzat kendim müteaddit defalar aramak suretiyle, bu maçın,
önemini, grupta lideri belirleyecek müsabaka olduğunu, bunun için, mutlaka,
gerekli emniyet tedbirlerinin alınması gerektiğini ifade ettim; ancak, aradan
geçen sürede gördüm ki, hafta sonunda, Karamansporun kaldığı otel değişik
kişiler tarafından basıldı, futbolcular stat girişinde tartaklandı, yardımcı
antrenörün kulağı jiletle kesildi ve Karamanspor bu atmosferde çıktığı müsabakayı
kaybetti. Futbol Federasyonuna yaptığımız müracaatlar sonucunda Batman
Belediyespora da komik bir ceza verilerek durum geçiştirildi.
Cezaî müeyyide mutlaka
önemli; ancak, üçüncü ligde, küçük ilçelerin veya illerin takımları ile oradaki
yöneticiler bütünleşiyor, sizin yaptığınız tüm girişimler kulakardı ediliyor,
telefona çıkılmıyor ve gerekli güvenlik önemleri alınmıyor. Yani, şunu ifade
etmek istiyorum: Şiddetin önlenmesinde, özellikle, yöneticilerin çok büyük
önemi vardır. Bu yöneticilerin görevlerini gereği gibi yapmaları sonucunda
-özellikle, küçük illerde, ilçelerde yapılan müsabakalarda- şiddetin
önlenmesinde büyük bir yol alınabileceğini düşünüyorum. Mesela, bu hafta, grup
lideri Karamansporun, Diyarbakır DİSKİ Sporla Diyarbakır'da bir müsabakası var.
Şimdiden endişelenmeye başladık, Diyarbakır Valisini, Emniyet Müdürünü aradık
ve futbolculara herhangi bir şiddetin uygulanmaması için şimdiden gerekli
önlemlerin alınması gerektiğini vurguladık.
Onun için, yasa önemli;
cezaların caydırıcılığı mutlaka gerekli ve önemli; ama, bunun yanında,
yöneticilerin, mutlaka, bu yasaları uygulamakta titiz davranması, gerekli
önlemleri alması da önemli; bunu vurgulamak istiyorum.
Bu düşüncelerle, yasanın
cezaî müeyyide içeren 23 üncü maddesinin gerekliliğine inanıyorum.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Akgün.
Madde üzerindeki
konuşmalar tamamlanmıştır.
Maddeyle ilgili bir
önerge vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 424
sıra sayılı Spor Musabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair
Yasanın 24 üncü maddesinin ikinci fıkrası ikinci tümcesinin yasadan
çıkarılmasını arz ederiz.
Feridun Fikret Baloğlu Ramazan
Kerim Özkan Muharrem Kılıç
Antalya Burdur Malatya
Osman Özcan Muzaffer
Kurtulmuşoğlu Erdal Karademir
Antalya Ankara İzmir
BAŞKAN - Komisyon
katılıyor mu efendim?..
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI
KÖKSAL TOPTAN (Zonguldak) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Katılmıyor.
Sayın Hükümet katılıyor
mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul)
- Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Sayın Baloğlu?..
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) -Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Önerilen düzenleme
Anayasanın 38 inci maddesiyle çelişmektedir.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Hükümetin ve Komisyonun katılmadığı, gerekçesini okuttuğumuz
değişiklik önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
24 üncü maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
25 inci maddeyi
okutuyorum:
Şiddet olaylarının vuku
bulması
MADDE 25. - Kulüplerin
müsabaka yaptıkları spor alanlarında şiddet olaylarının vuku bulması nedeniyle
bağlı bulundukları federasyon tarafından kulübe verilen cezadan ayrı olarak,
ilgili kulübe, o kulübün bir önceki sezon elde ettiği toplam seyirci
hâsılatının % 2'si oranında idarî para cezası verilir. Yeni kurulan kulüplere
verilecek idarî para cezası bir sonraki sezon tahsil edilir.
BAŞKAN- Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın Muzaffer
Kurtulmuşoğlu.
Efendim, Sayın
Kurtulmuşoğlu'nun şahsı adına da söz isteği olduğundan, ikisini
birleştiriyorum, süresi 15 dakikadır.
Buyurun Sayın
Kurtulmuşoğlu
CHP GRUBU ADINA MUZAFFER
R. KURTULMUŞOĞLU (Ankara) - Sayın Başkan, sayın milletvekili arkadaşlarım;
sözlerime başlamadan evvel, hepinize selam ve saygılarımı sunarım.
Ben, sadece madde
üzerinde değil de, genel olarak spor üzerinde biraz konuşmak istiyorum. Spor
nedir; sporu, güzellik olarak, insanları bir araya getirdiği, boş zamanlarını
değerlendirdiği bir yer olarak, futbol sahası olarak düşünüyorum.
Peki, insanlar buraya
kavga etmek için mi geliyorlar, dövüşmeye mi geliyorlar, küfretmeye mi
geliyorlar; buraya hoşça vakit geçirmek için geliyorlar. O halde, spor
sahalarındaki şiddete ceza vermeyelim, suçluyu bulmayalım da, ölen ölür, kalan
sağlar bizimdir mi diyelim!..
Sevgili arkadaşlar,
dünyanın her tarafında, spor alanlarına gelen, spor yarışmalarında bulunan,
fiilî hareket eden herkese ceza verilir. Bunu, ben, bir hekim olarak
söylüyorum; ceza verilmesi taraftarı değilim. İnsanları eğitmek lazım; doğrudur,
o da bizim görevimiz; ama, beri tarafta, adam sahada öldü, öldürüldü; bıçaklandı,
öldürüldü, faili yok diye mahkemeye bile çıkarılmadı; çocuk gitti... Bu çocuk
bizim çocuğumuz olamaz mıydı, içimizden birimiz olamaz mıydık. Şiddet, şiddet,
şiddet!.. "Şiddete iki defa ceza verilmez." Eğer, gerekiyorsa, suçu
işlemişse, iki defa değil, üç defa da veririm ben olsam; bunu söyleyeyim.
Sayın milletvekilleri,
sahadaki şiddeti kim çıkarıyor, kim bunlara müsaade ediyor; bunlara müsaade
edenler, kulüp yöneticileri. "Kulüp taraftarları" diye taraftar
dernekleri var. Bunlar kimler tarafından kurulmuş, kimler tarafından besleniyor?
Eğer, bir kulüp yöneticisi istemezse, o sahaya, ne kesici ve delici alet ne de
patlayıcı madde -maytap, havai fişek- girer, hiçbiri giremez.
Tabiî ki, burada, emniyet
güçlerinin de üzerine düşeni yapması lazım. Bir gün, emniyet güçlerinden
birisi, sahaya giren adamın elinden bu maddelerden birini zorla alır. Sonra ne
olur; adam polisi mahkemeye verir. Polis mahkemede suçlu bulunur. Peki, bu
polisten nasıl vazife bekleyeceksiniz bundan sonra?! Demek ki, burada, hem emniyet
güçlerinin çok hassas davranması lazım hem de kulüp yöneticilerinin hassas
davranması lazım.
Bir de şunu söyleyeyim:
Maç başladıktan sonra, stadyum etrafında emniyet güçlerinin dikkatle vazife
yapması lazım. Eğer, bu maddeler girişte içeriye alınmıyorsa, ip sallanarak,
sonradan içeriye alınıyor. O halde, hiç kimsenin "efendim, vatandaş
dursun, kulübü koruyalım" deme hakkı yoktur; çünkü, insanlar oraya
eğlenmeye gidiyor, ölmeye değil, yaralanmaya değil, küfür dinlemeye değil.
Diyoruz ki: "Efendim,
hanımlar maçlara gelmiyor." Nasıl gelsin... Küfür edilen bir sahaya, biz,
kendi çoluğumuzu çocuğumuzu gönderir miyiz; göndermeyiz; o zaman, bunu
başkasından nasıl isteyeceksiniz. O zaman, ilkönce, bunlara bir tedbir almak
mecburiyetindeyiz.
Sevgili arkadaşlarım,
geçen konuşmamda, uzun uzun, her şeyi söyledim. Tabiî ki, şimdi, kanunun 3
maddesi geri geldi. Bunlardan birisi de 25 inci madde; Sayın Cumhurbaşkanı
tarafından Meclise geri gönderildi.
Doğrudur; yani "hem
adama ceza vereceksin hem de eğer, o adam yöneticiyse, kulüpte üyeyse, ikinci
defa, kulübe ceza vereceksin" deniliyor. Tabiî, bunun altında yatan
gizlilik ne? Hukukçular tarafından "bir adama iki defa ceza verilmez"
deniliyor. Doğrudur; ben, ona fazla karışmam; ama, orada, onun altında yatan
bir şey var. Kulüp yöneticisi, senin de haberin olsun, eğer bu adamların
yanında bulunursan, bu adamlara arka çıkarsan, elbette ki, sen de bu cezayı alırsın diye, burada gizli bir şey
var; psikolojik olarak söylüyorum. İlle her şeyi açık açık yazarsanız... Tabiî,
açık açık yazıldığı için, Anayasanın falanca maddesine aykırıdır demek kolay.
Doğrudur; yani, bir adama iki defa ceza verilmez. Cezayı hem kulübe veriyorsun
hem adama veriyorsun. Askeriyede de vardır, bir komutan ceza verirse, ikinci
komutan o kişiye bir daha ceza veremez; üstüne almış gibi oluyor. Olmaz böyle
şey!.. Bal gibi de, kulüp yöneticileri, böyle canavarlar yaratmasalardı...
Bakın, canavarı yaratırsan, geriye döner seni yer. İşte, Beşiktaş - Fenerbahçe
maçında, o güzide iki kulüp başkanı arkadaşıma yapılan çirkin müdahaleyi
kınıyorum; ama, bunun sonuna bakarsanız, bunlar, daha evvel, acaba nasıl oldu?
Hep söyleriz, ev sahibi kabahatli, kapıyı kilitlemedi; ama, kardeşim, hırsızın
hiç mi kabahati yok. Seyirci kabahatli; doğrudur, ceza alacak. Kulüpler ne
yapıyor; herkese yeşil ışık yakıyor. Böyle yaptığınız müddetçe, çifte standart
uyguladığımız müddetçe, bizim, sahalarda anarşiyi önlememiz kolay olmaz.
Ne olursa olsun, eksiği
de olsa, artısıyla eksisiyle, bu yasanın Meclis gündemine gelmesinde emeği
olanların hepsine teşekkür ediyorum. Onlar beni unutabilirler; ama, ben
unutmuyorum; çünkü, bu yasanın çıkması için, ilk defa, Meclise kanun teklifi
veren kişi benim. Sonunda, hükümet de bir tasarı getirdi, sağ olsun; ama
"bu, hükümetin hazırladığı tasarıdır; Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili
Kurtulmuşoğlu'nun teklifi bir maddede geçiyor, olmasa da olur" dediler;
olmasın... Mühim olan, bu yasanın çıkması, bu tedbirlerin alınmasıydı.
Onun için, ben, biz
yaptık-siz yaptınızdan evvel, kim yaparsa yapsın, iyi olan her şeye teşekkür
ediyorum.
Sadece bunda değil;
ülkenin lehine olan, halkımızın lehine olan doğru dürüst yasa teklifleri ne
zaman gelirse, anlaşıldığı müddetçe, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak her
zaman o uygun olan yasa tekliflerinde iktidara destek verebiliriz, veririz.
Bunu aklınıza koyunuz; ama, şunu da unutmayınız: Bizim nasıl olsa çoğunluğumuz
var, her şeyi de yaparız... Yapıyorsunuz da... İşte o yanlış, onu söylüyorum.
Sakın ola ki, benim çoğunluğum var, muhalefet ister oy versin ister vermesin,
biz bu yasayı çıkarırız derseniz, o da şık olmuyor. Olmadığı gibi, ülkede,
sadece, Mecliste 175 kişi olarak Cumhuriyet Halk Partisini muhalefet olarak
görmeyiniz, dışarıda da bir hayli muhalefet vardır. Artı, iktidarlar geçicidir,
kanunlar kalıcıdır. Yasa yapılırken grup sözcülerinin bir araya gelmesinde
yarar vardır. Evvelden hazırlayıp gelerek değil; yemek pişmeden evvel, daha
malzemeyi hazırlarken, eğer, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu sözcülerinin de
görüşlerini alırsanız... Onların da devletin ve milletin lehine olacak yasalara
"okey" diyeceğine emin olunuz, bunu biliniz; çünkü, bir yasa
çıktıktan sonra geri dönmesi çok kolay değil, değiştirilmesi çok zor. Hani,
Anadolu'da bir tabir vardır, hiç kimse alınmasın; bir taş atarsın da o taşı
kimse çıkaramaz ya; onun gibi olmasın.
Sevgili arkadaşlarım,
ben, şunu söylüyorum: Hepimiz burada Türk Milleti için çalışıyoruz. Bizden
evvelkiler de onu yaptı zaten; yanlış yaptılar, yanlışlarını gördük. İyi
yaparsak, bizler belki bu sıralarda, tekrar, hep birlikte oturabiliriz, iyi
yapmazsak, dersimizi bize de verirler; bunu unutmayın!
Sevgili arkadaşlarım,
ille 15 dakikayı doldurmak için sizin başınızı ağrıtmayayım.
Bu yasanın, eksisiyle
artısıyla Türk Milletine hayırlı olmasını diliyorum. Beni dinlediğiniz için
sabrınıza teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Kurtulmuşoğlu.
Madde üzerindeki
konuşmalar tamamlandı.
Maddeyle ilgili 1 önerge
var; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 424
sıra sayılı Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair
Yasanın 25 inci maddesinin yasadan çıkarılmasını arz ederiz.
|
Feridun Fikret Baloğlu |
Osman Özcan |
Hasan Fehmi Güneş |
|
|
Antalya |
Antalya |
İstanbul |
|
|
Halil Ünlütepe |
Hakkı Ülkü |
Sedat Pekel |
|
|
Afyon |
İzmir |
Balıkesir |
|
|
|
|
Mehmet S. Kesimoğlu |
|
|
|
|
Kırklareli |
|
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu efendim?
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI
KÖKSAL TOPTAN (Zonguldak) - Sayın Başkanım, katılmıyoruz. Ancak, izin
verirseniz kısa bir düzeltme yapmak istiyorum.
Sayın Kurtulmuşoğlu,
konuşmasında, kendileri tarafından verilen bir kanun teklifinin dikkate
alınmadığından bahisle biraz serzenişte bulundu. Hem Cumhuriyet Halk Partili
çok değerli arkadaşlarımız hem de Kanunlar ve Kararlar Müdürlüğünde görevli
arkadaşlarımız şahittirler ki, biz bu kanun tasarısı ile Sayın
Kurtulmuşoğlu'nun teklifini birleştirmek istedik; ancak, önümüze teknik
engeller çıktı. O sebeple, bu birleştirme olamadı. Yoksa, kırk yıllık dostumuz
Sayın Kurtulmuşoğlu'nun önerisini başımızın üzerine koyar, birleştirmeyi de
yapardık; ama, bu nedenle yapamadık. Bunu düzeltmek istiyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ederiz.
Hükümet katılıyor mu
efendim?..
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Gerekçeyi mi
okutalım?..
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Söz istiyorum efendim.
BAŞKAN - Buyurun.
Süreniz 5 dakika efendim.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Antalya) - Arkadaşlar, biliyorum, sabrınız taşabilir; ama, söz almak gereğini
duydum.
Şimdi, bakın, demin
arkadaşlarım dediler ki, birden fazla ceza verilmiyor. Lütfen, şu elimizdeki
bize dağıtılan metni bir okuyun; yani, okumuşsunuzdur da bir daha okuyun demek
istiyorum.
Şimdi, bir taraftar,
kulüp üyesi olsun ya da olmasın, statta ahlaka aykırı sözler söylerse, bir de
eylemi olursa, bunu 23 üncü ve 24 üncü maddelerde cezalandırıyoruz. Neler
yapıyoruz bakın; zararı veren kişiyi seyirden men ediyoruz; çok güzel, edelim,
yapmasınlar. 2 milyar idarî para cezası veriyoruz; çok güzel, demin kabul
ettik. Eylem ikiden fazla olursa altı ay hapis; bir de hapse atıyoruz bir yıla
kadar; bunu da yapıyoruz. 5 milyardan 10 milyara kadar bir de para alıyoruz
adamdan; bu da iyi. Üstüne, spor alanı zarara uğrarsa, kulübe bunu da
ödetiyoruz. Üstüne, ayrıca, zarar kadar da idarî para cezası veriyoruz; bütün
bunları yapıyoruz. Bunları demin kabul ettiniz, tamam; bizim mukavemetimize,
hukukî gerekçelerimize, sosyolojik retlerimize rağmen kabul ettiniz; saygı
duyuyorum, siz öyle bakıyorsunuz; bir de şimdi 25 inci maddeyi mi kabul
edeceksiniz?!
ÜNAL KACIR (İstanbul) -
Grup adına öyle dediniz...
FERİDUN FİKRET BALOĞLU
(Devamla) - Ben önergemden bahsediyorum, önergem üzerine söz aldım. O, başka
bir konuyu kastetti; kendi verdiği yasa teklifinden bahsediyor Sayın
Kurtulmuşoğlu.
Şimdi, bakın, 25 inci
maddede, bütün bunların üzerine, bütün bu cezaların üzerine bir de neyi
koyuyorsunuz biliyor musunuz, lütfen okuyalım; "kulüplerin müsabaka
yaptıkları spor alanlarında şiddet olaylarının vuku bulması nedeniyle, bağlı
bulundukları federasyon tarafından kulübe verilen cezadan ayrı olarak.."
Bir de, federasyon ceza veriyor kulübe... Bir de, ne yapıyoruz şimdi; hâsılatın
yüzde 2'sini ceza olarak kesiyoruz. Arkadaşlar, şiddet var, şiddete karşıyız,
hepimiz karşıyız, kimse şiddeti savunmuyor, tamam; ama, bu bir karşı şiddet
değil midir?! Uygulanmayacak bir yasa yapmak değil midir?!
Demin arkadaşlarım
bahsettiler; doğru; spor sahalarında şiddet oluyor. Türk Ceza Kanunu yürürlükte
değil mi bu ülkede! Türk Ceza Kanunu, zaten, daha ağır eylemleri düzenlemiş.
İdarî düzenlemeler var, federasyonun yönetmelikleri var. Bunların hiçbiri yok
gibi, bunları bu kadar ayrıntılı biçimde yazıp, bir de bu 25 inci maddeyi
getirmeyi adil buluyor musunuz?! Adil buluyorsanız, mesele yok. Biraz sonra
oylarız, bu önergeyi reddedersiniz; ama, bu önerge, adil olmayan bu düzenlemeyi
gidermeye yöneliktir. Siyasî bir tavır da değildir bizim tavrımız, insanî bir
tavırdır.
En sonunda şunu söylemek
istiyorum: Kulüp üyeliğini cezalandırmayın. İki adam yan yana oturuyor; biri
kulüp üyesi, biri değil. İkisi de aynı eylemi yapıyor. Kulüp üyesine ceza
veriyorsunuz, diğerine de ceza veriyorsunuz; ama, o adam kulüp üyesi diye, bir
de kulübe ceza veriyorsunuz.
Bu önergeyi, lütfen,
dikkatle inceleyin. Bu önergeyle, bu 25 inci maddeyi metinden çıkaralım
arkadaşlar; çıkaralım, daha sağlıklı bir sonuca ulaşalım. Bunu öneriyorum;
doğru olacağına inanıyorum; ama, aksini düşünüyorsanız, sizin görüşünüzdür, ona
saygı duyuyorum.
Kanunun hayırlı olmasını
diliyorum.
Saygılar sunarım. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Baloğlu.
Sayın milletvekilleri,
Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı, gerekçesini dinlediğimiz önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmemiştir.
25 inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
kanunun tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kanun
kabul edilmiştir; hayırlı olsun.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, teşekkür konuşması
yapmak istiyorum.
BAŞKAN - Sayın Bakanımız,
kısa bir teşekkür konuşması yapacak.
Buyurun Sayın Bakan. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN
YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım;
hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Geçtiğimiz mart ayının
başında, Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun
Tasarısını, bu Parlamentoda, İktidar ve muhalefet partilerine mensup
milletvekili arkadaşlarımızın katkılarıyla yasalaştırmıştık. Biraz önce ifade
edildiği gibi, Sayın Cumhurbaşkanımız, bu kanunun 3 maddesinin bir kez daha
görüşülmesini arzu ettiler ve bu nedenle, Parlamentoya iade ettiler; komisyonda
görüşüldü, şimdi de Genel Kurulda görüşüldü. Tabiî, Anamuhalefet Partisine
mensup arkadaşlarımız, hem komisyonda hem Genel Kurulda, mart ayının başında da
bu yasaya katkı verdiler; aslında, şimdi de katkılarını esirgemediler;
maddelerle ilgili, Anayasaya aykırılık konusunda beyanda bulunmalarını dahi bir
katkı olarak değerlendiriyorum.
Arkadaşlar, ancak, şunu
huzurunuzda altını çizerek ifade etmeliyim ki, spor mevzuatı uluslararası
niteliktedir. Herhangi bir spor branşıyla meşgul olurken, affedersiniz,
kendimiz çalıp kendimiz oynayamayız; uluslararası kurallara uymak zorundayız.
Kendi spor kurallarımızı, oyun kurallarımızı kendimiz koyarız, dünya bizi
ilgilendirmez diyemezsiniz; o zaman, hiçbir uluslararası müsabakaya
oyuncularınızı ve takımlarınızı göndermeniz mümkün olmaz. Nitekim, oniki yıldır
yürürlükte bulunan Türkiye Futbol Federasyonunun Kuruluş ve Görevleri Hakkında
Kanunun 1 inci ve 2 nci maddesinde, Türkiye'deki futbol faaliyetlerinin ulusal
ve uluslararası kurallara göre yönetileceği yazılıdır; yani, oniki yıldır yürürlükte
bulunan kanun dahi, futbolla ilgili düzenlemelerin, faaliyetlerin uluslararası
kurallara göre yapılacağını amirdir.
Şimdi, Anayasaya
aykırılık bakımından bir değerlendirme yapılırken, Anayasanın sadece bir
maddesini gözönünde bulundurursanız, sağlıksız ve isabetsiz sonuçlara
ulaşırsınız. Sayın Cumhurbaşkanımız ve biraz önce söz alan arkadaşlarımız da,
sadece Anayasanın 38 inci maddesini ele alarak bir değerlendirme yaptılar.
Bakın, yanımda, bu Parlamentoda kabul edilmiş bir uluslararası anlaşma var; bu,
uluslararası bir anlaşma; Sportif Karşılaşmalarda ve Özellikle Futbol Maçlarında
Seyircilerin Şiddet Gösterilerine ve Taşkınlıklarına Dair Avrupa Sözleşmesinin
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun. Anayasanın 90 ıncı maddesinin son
fıkrasında deniliyor ki; usulüne göre onaylanan uluslararası anlaşmalar kanun
niteliğindedir ve bunlara karşı Anayasaya aykırılığı sebebiyle Anayasa
Mahkemesine dava açılamaz. Şimdi, şu imzaladığımız uluslararası anlaşmalar, bu
tür önlemler almamızı bize emrediyor. Biz de, işte bu uluslararası anlaşmaların
gereklerini, Türkiye'de, mevzuatımıza taşımak durumundayız. O nedenle,
Anayasanın 38 inci maddesi ile 90 ıncı maddesini birlikte mütalaa etmek durumundasınız;
ben, buradaki eksikliğin bu olduğu kanaatindeyim.
Nitekim, UEFA,
seyircilerin taşkınlıkları sebebiyle bizim kulüplerimize ceza vermiyor mu... En
son, Galatasaray ve Beşiktaş, Almanya'da oynanan maçlar sebebiyle para
cezalarına muhatap olmadılar mı... Dolayısıyla, bizim şu andaki mevzuatımızda
dahi, seyircilerin eylemleri sebebiyle saha kapatma cezası verilmiyor mu;
veriliyor, seyircisiz oynama cezası veriliyor. Dolayısıyla, şu anda, hâlâ,
uygulamakta olduğumuz birtakım kuralları, biz, şiddeti önlemeyle ilgili yasaya
taşımış olduk. Ortada, gerçekten, bir, Anayasaya aykırılık söz konusu değildir.
Anayasayı bir bütün olarak değerlendirdiğimizde ve altına imza koyduğumuz ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanan uluslararası anlaşmaları gözönünde
bulundurduğumuzda, Anayasaya uygun, uluslararası anlaşmalara uygun bir yasayı
Parlamentoda görüşmüş ve yasalaştırmış olmaktayız.
Bu konudaki tereddütleri
ve soru işaretlerini ortadan kaldırmak için bu açıklamaları yapma ihtiyacını
hissettim. İnanıyorum ki, bu yasa -daha önce de ifade etmiştim- uygulama imkânı
vermez bize, sahalarımızda futbol veya diğer spor müsabakalarının yapıldığı
alanlarda her şey usulüne uygun cereyan eder, şiddete ve düzensizliğe yol açan
davranışlarla karşılaşmayız, biz de bu yasayı çıkarmış olmakla kalırız; bunu
hep temenni ettim, şimdi de temenni ediyorum; ama, maalesef, yaşanan olaylar
böyle bir yasal düzenleme yapmayı bize âdeta emretti.
Biraz önce Sayın
Kurtulmuşoğlu da ifade etmişti, ilk teklifi ben vermiştim diye, kendisine de
teşekkür ederiz; katkıları sebebiyle de ayrıca takdirlerimi sunuyorum.
Bu yasanın ülkemiz için,
Türk sporu için, spor camiamız ve halkımız için hayırlı olmasını diliyor,
hepinize saygılar sunuyorum efendim. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Bakan.
Sayın milletvekilleri,
birleşime 5 dakika ara veriyorum.
Açılma Saati: 18.12
BAŞKAN : Başkanvekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER :Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Yaşar TÜZÜN
(Bilecik)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81 inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
Görüşmelere kaldığımız
yerden devam ediyoruz.
Uzay Cisimlerinin Verdiği
Zarardan Dolayı Uluslararası Sorumluluk Hakkında Sözleşmeye Katılmamızın Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu raporunun müzakeresine
başlıyoruz.
V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
7.- Uzay
Cisimlerinin Verdiği Zarardan Dolayı Uluslararası Sorumluluk Hakkında
Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu Raporu (1/513) (S. Sayısı: 409) (X)
BAŞKAN - Komisyon?..
Hazır.
Hükümet?.. Hazır.
Komisyon raporu 409 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Şükrü Elekdağ
söz istemişlerdir.
Buyurun Sayın Elekdağ.
Süreniz 20 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA ŞÜKRÜ
MUSTAFA ELEKDAĞ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
Uzay Cisimlerinin Verdiği Zarardan Dolayı Uluslararası Sorumluluk Hakkında
Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış
bulunuyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Türkiye'nin, halen, dünya yörüngesinde, telekomünikasyon amacıyla kullandığı 3
uydusu, 1 de araştırma uydusu bulunmaktadır. Önümüzdeki yıllarda, yeni Türk
uydularının yörüngeye yerleştirilmesi öngörülmektedir.
Halen, Türkiye, Uzay
Cisimlerinin Verdiği Zarardan Dolayı Uluslararası Sorumluluk Hakkında
Sözleşmeye taraf olmadığı için, uydularına, hava taşıtlarına ve gerçek veya
tüzelkişilere karşı uzay cisimlerinden kaynaklanan bir zarar gelmesi halinde,
uluslararası hukukî korumadan yoksun bulunmaktadır.
Anılan sözleşmeye
katılmak suretiyle, Türkiye, bu tür bir zararın oluşması halinde, bu zararın,
uluslararası sözleşmelerle belirlenmiş yol ve yöntemlerle tazmin edilmesini
sağlayacaktır.
Değerli arkadaşlarım,
konunun daha iyi anlaşılması için, günümüzde anahtar bir teknoloji niteliğini
kazanan uzay ve uydu teknolojileri hakkında bilgi sunmamın yararlı olacağını;
aynı zamanda, Türkiye'nin bu alandaki yerinin belirlenmesi ve nasıl bir vizyon
benimsenmesi gerektiği hususlarına da ışık tutacağını düşünüyorum.
Uydu ve uzay
teknolojileri deyince, aklımıza, ilkönce, askerî harekâtlar sırasında uydudan
çekilen fotoğraflar, uydu sayesinde hedefini bulan akıllı bombalar ve yine,
uydu sayesinde, binlerce kilometre kat ettikten sonra hedefi şaşmadan vuran
seyir füzeleri gelmektedir.
Birinci Körfez savaşından
bu yana, Ortadoğu'da cereyan eden askerî harekâtlar sırasında çekilen
televizyon görüntüleri, uzay ve uydu teknolojilerinin askerî alandaki
kullanımını gözlerimizin önüne sermiştir.
Uzay ve uydu
teknolojilerinin, askerî alanda, haberleşme, istihbarat (yani, uzaydan fotoğraf
çekme ve dinleme yapma) konum bulma (yani, ciddiyet sistemleri) ihdaf ve ikaz
(yani, füzelerin hedef noktasına fırlatılmasını takiben onları tespit etme)
gibi pek çok amaçla kullanıldığını biliyoruz.
Ancak, hemen belirteyim
ki, sözünü ettiğim teknolojiler, bugün, artık, sivil hayatın birçok alanında da
vazgeçilmez nitelikte bir önem kazanmıştır. Örneğin, günümüzde, iletişim
sistemi gökyüzüne taşınmıştır. kablosuz iletişim Yeniçağın devrimidir; kablosuz
iletişimde sürekli, hızlı, kaliteli erişim, işletmelerin ve kurumların
verimliliği için olmazsa olmaz bir öneme sahiptir; bu da, uydu teknolojileriyle
yapılıyor.
Uydu teknolojileri, iş
yaşamının içerisine de girmiş ve eğitim, sağlık, yayıncılık, taşımacılık,
meteoroloji, şehircilik ve tapu kadastro, yeraltı zenginliklerinin saptanması
ve tarım alanlarında devrimsel yararlar sağlamıştır.
Uzay ve uydu
teknolojilerine yapılan yatırım, 2000 yılında tüm dünyada 80 milyar dolara
ulaşmıştır. Avrupa Birliği ülkeleri, uzaydaki rekabet güçlerini artırmak için,
"Avrupa Uzay Ajansı" çatısı altında birleşmişlerdir. Türkiye'nin bu
teknolojilerden hem askerî hem de sivil amaçla yararlanması ve bu teknolojileri
geliştirmesi yaşamsal önemdedir.
Değerli arkadaşlarım,
teknolojinin müthiş bir hızla geliştiği günümüz dünyasında, uzay ve uydu
teknolojilerine sahip olmayan ülkeler, pek de uzak olmayan bir gelecekte,
konvansiyonel kuvvetleriyle kendilerini savunamaz hale geleceklerdir.
Belirttiğimiz bu husus, jeopolitik konumu açısından, evleviyetle Türkiye
açısından geçerlidir. Diğer taraftan, Türkiye'nin bu teknolojilere sivil alanda
da çok büyük ihtiyacı vardır. Nitekim, Türkiye, bugüne kadar, telekomünikasyon
uyduları alanına yüzlerce milyon dolar değerinde yatırım yapmıştır; ancak, uydu
sistemleri anahtar teslimi alındığı için, uydu teknolojisi alanında ciddî bir
transfer gerçekleşmemiş ve Türkiye'nin know-how olarak kazancı, uydu
işletmeciliğinden ibaret kalmıştır. Türkiye bu tür sistemlerin bazılarını satın
alabilir durumda olsa da, ülkemizin kendi uzay teknolojisine sahip olması hem
ekonomik -ekonomik sözcüğünün altını çiziyorum- hem de stratejik açıdan bir
zorunluluktur. Bu bakımdan, Türkiye, kendi üretimiyle ihtiyaçlarını karşılamanın
da ötesinde, bu teknolojiyi ve ürünlerini ihraç eder hale gelmeyi ve
uluslararası projelerde eşit ortak olarak yer alabilmeyi hedeflemelidir.
TÜBİTAK bünyesinde çalışan bilim adamlarıyla yaptığımız görüşmelerde,
muhataplarımız, Türkiye'nin yetişmiş insan birikimi ve teknolojik altyapısı
gözönüne alındığında, bu belirttiğim hedeflerin, pekâlâ, ulaşılır amaçlar
olduğunu belirtmişlerdir.
Değerli arkadaşlarım,
unutulmaması gereken bir husus da, uzay ve uydu endüstrisi başlı başına önemli
bir sektör olmakla birlikte, gelişmesi halinde, beraberinde başka önemli
teknolojileri de sürükleyeceğidir. Bunların başlıcaları; elektronik optik,
mekanik üretim, malzeme bilimi, test sistemleri gibi alanlardır. Gerek askerî
gerekse sivil alanda uydu teknolojisine yapılacak yatırımlar, ekonomik
gelişmeyi tahrik edici niteliktedir.
Değerli arkadaşlarım,
şimdi, size, Türkiye'nin uzay teknolojisiyle ilgili ilk büyük adımından söz
etmek istiyorum. Bugün, Türkiye'nin kendi imal ettiği BİLSAT isimli bir yer
gözlem uydusu mevcuttur. Evet, Türkiye'nin kendi imal ettiği BİLSAT isimli bir
yer gözlem uydusu mevcuttur. 2003 yılı eylül ayında yörüngesine oturtulan bu
uydu, yeryüzünden 686 kilometre yükseklikte seyretmekte ve dünyanın her
yerinden 12 metre çözünürlükte resimler çekmektedir. 12 metre çözünürlükte
resim demek, özellikle sivil yerleşim alanlarının, kıyı konfigürasyonlarının ve
gemilerin tespit, tanıma ve teşhisleri bakımından yararlı ve analiz edilir
görüntü alındığı anlamına geliyor.
TÜBİTAK, BİLSAT uydusunu
BİLTEN adlı enstitüsü aracılığıyla İngiltere kökenli SSTL Firmasından teknoloji
transfer ederek imal etmiştir. Yer istasyonu kurulmasıyla birlikte bu uydunun
Türkiye'ye maliyeti 14 000 000 dolar olmuştur. Kurulan yer istasyonuyla BİLSAT
uydusu kontrol edilmektedir. Uydudan indirilen görüntüleri işleyen ve
kullanılabilir hale getiren yer yazılımı da geliştirilmiştir.
Değerli arkadaşlarım,
BİLSAT'ın lisansla Türkiye'de imal edilmiş olmasını sakın küçümsemeyin; çünkü,
bu uydunun imali ve uzayda yörüngeye oturtulması, Türk teknoloji transfer
ekibine, Türk uzay mühendislerine, uydu tasarım ve üretimi konusunda çok önemli
yetenekler kazandırmıştır. Bu sayede, düşük risk alarak yeni uzay sistemleri
üretmenin yolu Türkiye'ye açılmıştır.
BİLTEN, şimdi, daha
yüksek çözünürlüğü sağlayacak uydular üretmek amacıyla çalışmalar yapmaktadır.
İlk aşamada, 6-8 metre çözünürlükte görüntü sağlayacak bir uydu üretecek; bunu,
2,5-4 metre çözünürlükte daha tekamül etmiş bir uydu yapımı için sıçrama tahtası
olarak kullanacaktır. Bu aşamalardan sonra, daha büyük ve 1 000 kilonun, yani 1
tonun üstünde uyduların yapımına geçilebilecektir.
Değerli arkadaşlarım,
Türkiye konumundaki bir ülkenin, uzay ve uydu teknolojileri alanında teknoloji
satın alma yerine, teknoloji üretme, yani özgün tasarım yapabilme kabiliyetine
sahip olması gerekmektedir; çünkü, uzay sistemlerinin yurt dışından temininin,
maalesef, ekonomik olarak sürdürülmesi çok zor bir husustur. Bu, aynı zamanda
güvenilir de değildir. Zira, dışarıdan alınan sistemler, bir kriz anında,
teknoloji sahibi tarafından çalışmaz hale getirilebiliyor. Halbuki, kendi
geliştirdiğimiz sistemlerde böyle bir mahzur yoktur.
Bütün bu hususlara
ilaveten, bu sanayi dalının gelişmesi, Türkiye'ye siyasî prestij sağlamanın
yanında, bu alandaki beyin göçünü de geri çevirecektir.
Türkiye, Türksat
haberleşme uydularını anahtar teslimi olarak satın almıştır ve bu mubayaa
nedeniyle uydu üretimi hususunda hiçbir yetenek kazanmamıştır. Ömrü bitmek
üzere olan Türksat uydularının yerine yenilerini koymak gerekecektir. Bunlar,
mecburen yurt dışından tedarik edilecek ve bu da Türkiye'ye son derece pahalıya
mal olacaktır. İşin ekonomik yönü bir yana, bağımlılık faktörü de Türkiye
açısından uyarıcı olmalıdır.
Değerli arkadaşlarım, bu
bakımdan, TÜBİTAK'ın bugüne kadar izlemiş olduğu politika isabetlidir ve övgüye
layıktır. Şimdi, sizlere, bu konuda karşılaşılan bir sorundan bahsedeceğim.
Türkiye'nin, uzay ve uydu teknolojisi alanında ilerleme kaydetmiş tüm ülkelerde
olduğu gibi, projeleri yürütecek, koordine edecek bir uzay kurumuna, bir uzay
ajansına ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç, TÜBİTAK tarafından 1995 yılında
belirtilmiş ve o zaman hazırlanan yasa tasarısı da 1997'de konuyla ilgili
Devlet Bakanına sunulmuştur; ancak, bu tasarı, bugüne kadar Türkiye Büyük
Millet Meclisine sunulmamıştır.
Anladığım kadarıyla, bu
tasarı, halen Millî Savunma Bakanlığımız tarafından sahiplenilmiştir. Sayın
Millî Savunma Bakanımızın bu konuya özel bir önem verdiğinden eminim. Bu
nedenle, artık, bir gecikmeye mahal verilmeden, yasa tasarısının Meclise
sunulmasını bekliyoruz.
Değerli arkadaşlarım,
Türkiye, BİLTEN'in yörüngeye oturttuğu BİLSAT uydusuyla, uydu teknolojileri
konusunda büyük bir sıçrama yapmıştır. Ben, yedi yıldır bir uzay kurumunun
kurulamadığı ve hükümetlerden direktif alınmasında türlü güçlüklerle
karşılaşıldığı bir siyasî ortamda BİLSAT Projesinin gerçekleştirilmiş olmasını
bir mucize gibi görüyorum.
Bu başarılı projeye emeği
geçen Türk bilim adamlarına, görüşmüş olduğum ve görüşemediğim Türk uzay ve
uydu mühendislerine şükranlarımı sunuyorum. Onlar sayesinde Türkiye'ye uzayın
kapıları açılmıştır ve ülkemiz, uydu üretim yeteneğini kazanmıştır.
Bu işler daha 1990'ların
başında TÜBİTAK bünyesinde konuşulur, planlar yapılırken, Türkiye'nin durumunda
olan Hindistan, Güney Kore, Arjantin ve Brezilya gibi ülkeler, bugün, uzay
teknolojileri alanında ülkemizi fersah fersah geçmişlerdir; ancak, BİLSAT'la,
Türkiye, bir ivme kazanmıştır; bu ivme kaybedilmemelidir.
Türkiye, uzay teknolojisi
alanında kararlı ve planlı hareket ederek ve yabancı ülkelerle de etkin bir
işbirliğine girişerek, sivil ve savunma ihtiyaçlarını karşılayacak bir millî
kabiliyete ulaşmayı hedef olarak almalıdır.
Değerli arkadaşlarım,
istikbal göklerdedir, istikbal uzaydadır.
Bu görüşlerle, Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu olarak, Uzay Cisimlerinin Verdiği Zararlara İlişkin
Sözleşmenin onaylanmasını uygun gördüğümüzü belirtir, hepinize saygılarımı
sunarım. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Elekdağ.
Başka söz isteği?.. Yok.
Tasarının tümü üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi
okutuyorum:
UZAY CİSİMLERİNİN VERDİĞİ ZARARDAN DOLAYI ULUSLARARASI
SORUMLULUK HAKKINDA SÖZLEŞMEYE KATILMAMIZIN UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN
TASARISI
MADDE 1. - "Uzay
Cisimlerinin Verdiği Zarardan Dolayı Uluslararası Sorumluluk Hakkında
Sözleşme"ye beyanda bulunulmak suretiyle katılmamız uygun bulunmuştur.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
1 inci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2. - Bu Kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
2 nci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi
okutuyorum:
MADDE 3. - Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN - 3 üncü maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.
Açıkoylamanın şekli
hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.
Açıkoylamanın elektronik
oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Oylama için 5 dakika süre
vereceğim. Verilen bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik
personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen
üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde
Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.
Ayrıca, vekâleten oy
kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını,
oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını taşıyan oy pusulasını,
yine, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Oylama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Uzay Cisimlerinin Verdiği Zarardan Dolayı Uluslararası
Sorumluluk Hakkında Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının
açıkoylama sonucunu açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı : 276
Kabul : 276 (X)
Böylece, tasarı kabul
edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.
Uzaya Fırlatılan
Cisimlerin Tescili Sözleşmesine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu raporunun müzakeresine başlıyoruz.
8.- Uzaya
Fırlatılan Cisimlerin Tescili Sözleşmesine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/514) (S. Sayısı: 410) (XX)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Komisyon raporu 410 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde
söz isteği?.. Yok.
Tasarının tümü üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi
okutuyorum:
UZAYA FIRLATILAN CİSİMLERİN TESCİLİ SÖZLEŞMESİNE
KATILMAMIZIN UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI
MADDE 1. - 12 Kasım 1974
tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 3235/29 sayılı Kararıyla kabul
edilen "Uzaya Fırlatılan Cisimlerin Tescili Sözleşmesi"ne beyanda
bulunulmak suretiyle katılmamız uygun bulunmuştur.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
1 inci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2. - Bu Kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN - 2 nci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi
okutuyorum:
MADDE 3. - Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN - 3 üncü maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.
Açıkoylamanın şekli
hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.
Açıkoylamanın elektronik
oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Oylama için 3 dakika süre
vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden
yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy
pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını
rica ediyorum.
Ayrıca, vekâleten oy
kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını,
oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy
pusulasını, yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Oylama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri,
Uzaya Fırlatılan Cisimlerin Tescili Sözleşmesine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı :
223
Kabul : 223 (X)
Böylece, tasarı kabul
edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.
Türkiye Cumhuriyeti
Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Sağlık Alanında
İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun
Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonları
raporlarının müzakeresine başlıyoruz.
9.- Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Sağlık
Alanında İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında
Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonları
Raporları (1/732) (S. Sayısı: 412) (XX)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Komisyon raporu 412 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde
söz isteği?.. Yok.
Tasarının maddelerine
geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
1 inci maddeyi
okutuyorum:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE SURİYE ARAP CUMHURİYETİ
HÜKÜMETİ ARASINDA SAĞLIK ALANINDA İŞBİRLİĞİNE DAİR ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ
UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUN TASARISI
MADDE 1. - 29 Temmuz 2003
tarihinde Ankara'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye
Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Sağlık Alanında İşbirliğine Dair
Anlaşma"nın onaylanması uygun bulunmuştur.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
1 inci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2. - Bu Kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
2 nci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi
okutuyorum:
MADDE 3.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu
yürütür.
3 üncü maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, tasarının tümü
açıkoylamaya tabidir.
Açıkoylamanın şekli
hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.
Açıkoylamanın elektronik
oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Oylama için 3 dakika süre
vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden
yardım istemelerini, bu yardıma rağmen
de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık
süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.
Ayrıca, vekâleten oy
kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını,
oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy
pusulasını, yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Oylama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti
Hükümeti Arasında Sağlık Alanında İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının
Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı :
212
Kabul : 212 (X)
Böylece, tasarı kabul
edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.
Sayın milletvekilleri,
çalışma süremizin bitmesine çok kısa bir zaman kalmış olduğundan, yeni bir
yasanın görüşülmesine başlayamayacağımızdan; kanun tasarı ve tekliflerini
sırasıyla görüşmek için, 29 Nisan 2004 Perşembe günü saat 15.00'te toplanmak
üzere, birleşimi kapatıyorum.
İyi akşamlar diliyorum.
Kapanma Saati: 18.50