DÖNEM
: 22 CİLT : 47 YASAMA YILI : 2
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
77 nci Birleşim
22 Nisan 2004 Perşembe
İ
Ç İ N D E K İ L E R
Sayfa
I. - GEÇEN TUTANAK
ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- İstanbul Milletvekili Şükrü Mustafa
Elekdağ'ın, sözde Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin gündemdışı konuşması
2.- Hatay Milletvekili Fuat Geçen'in,
sözde Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin gündemdışı konuşması
3.- Elazığ Milletvekili Mehmet Kemal
Ağar'ın, Kıbrıs'taki son gelişmelere, Annan Planıyla ilgili yapılacak
referanduma, planın Kıbrıs ve Türkiye için sonuçlarına ve asılsız Ermeni
soykırımı iddialarına ilişkin gündemdışı konuşması
B) Tezkereler ve Önergeler
1.- Ankara Milletvekili Muzaffer R.
Kurtulmuşoğlu'nun (6/751) ve (6/752) esas numaralı sözlü sorularını geri
aldığına ilişkin önergesi (4/173)
2.- (9/4,7) esas numaralı Meclis
Soruşturması Komisyonu Başkanlığının süre uzatımına ilişkin tezkeresi (3/537)
IV.-
ÖNERİLER
A) Sıyasî Partı Grubu Önerılerı
1.- Genel Kurulun 26 Nisan 2004 Pazartesi
günü 15.00-19.00 saatleri arasında çalışmasına ve bu birleşimde kanun tasarı ve
tekliflerinin görüşülmesine ilişkin AK Parti Grubu önerisi
V.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile
Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı
ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)
2.- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu
(1/523) (S. Sayısı: 152)
3.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin; Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S.
Sayısı: 305)
4.- Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve
Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri, Plan ve Bütçe ve
Anayasa Komisyonları Raporları (1/731) (S.Sayısı: 349)
5.- Entegre Devre Topoğrafyalarının
Korunması Hakkında Kanun Tasarısı ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar,
Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/695) (S. Sayısı: 416)
VI.-
SORULAR VE CEVAPLAR
A) Yazili Sorular ve Cevaplari
1.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun,
Adana'da bazı okul binalarının teknik şartnamelerine ilişkin Başbakandan sorusu
ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki Ergezen'in cevabı (7/2099)
2.- Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir'in,
şeker pancarı kotalarına ve kimyasal tatlandırıcı girişine ilişkin Başbakandan
sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun'un cevabı (7/2174)
3.- Adana Milletvekili Yakup Kepenek'in,
SSK'nın "e-bildirge" uygulamasını yaptırdığı şirkete ilişkin sorusu
ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu'nun cevabı (7/2179)
4.- Malatya Milletvekili Muharrem
Kılıç'ın, çiftçilere doğrudan gelir desteği ödemelerine ilişkin sorusu ve Tarım
ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı (7/2240)
5.- Denizli Milletvekili Mehmet Neşşar'ın,
karayolu yatırım programlarına ve maliyetlerine ilişkin sorusu ve Bayındırlık
ve İskân Bakanı Zeki Ergezen’in cevabı (7/2268)
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak
üç oturum yaptı.
Isparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner'in,
Isparta ve diğer üretim bölgelerindeki elma üreticilerinin sorunlarına ve bu
sorunların çözümü,
Erzurum Milletvekili İbrahim Özdoğan'ın,
Erzurum'da mera ıslah çalışmalarıyla, plansız ve aşırı kullanımdan kaynaklanan
sorunların giderilmesi,
İçin alınması gereken tedbirlere ilişkin
gündemdışı konuşmalarına, Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü,
Manisa Milletvekili Ufuk Özkan'ın, sağlık
sistemimizin genel sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşmasına, Sağlık Bakanı
Recep Akdağ;
Cevap verdi.
Malatya Milletvekili Muharrem Kılıç ve 37
milletvekilinin, don olayları nedeniyle
kayısı üreticilerinin uğradığı zararların araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/184) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı
ve öngörüşmesinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.
Bulgaristan Ulusal Meclis Başkanı Ognyan
Gerdikov ve Bulgaristan Ulusal Meclisi Kültür Komisyonu Başkanı Stefan
Danailov'un, TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı ve
üyelerinden oluşan bir parlamento heyetini Bulgaristan'a resmî davetlerine
icabet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi, kabul edildi.
(9/5, 6) esas numaralı Meclis Soruşturması
Komisyonunda açık bulunan ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna düşen 1
üyeliğe, Grubunca 3 katı olarak gösterilen adaylar arasından adçekme suretiyle
Muğla Milletvekili Orhan Seyfi Terzibaşıoğlu seçildi.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında bulunan, Adlî Yargı İlk
Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri
Hakkında Kanun Tasarısının (1/521) (S. Sayısı: 146),
2 nci sırasında bulunan, Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının (1/523)
(S. Sayısı: 152),
3 üncü sırasında bulunan Kamu İhale
Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı:
305),
Görüşmeleri, daha önce geri alınan
maddelere ilişkin komisyon raporları henüz gelmediğinden;
4 üncü sırasında bulunan, Kamu Yönetiminin
Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/731)
(S. Sayısı: 349), görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır
bulunmadığından;
Ertelendi.
5 inci sırasında bulunan, Tekstil Ürünleri
Ticaretine Dair 2003/1 Sayılı Türkiye-Litvanya Ortak Komite Kararının (1/757)
(S Sayısı: 396),
6 ncı sırasında bulunan, Avrupa Topluluğu
ve Türkiye Cumhuriyeti Arasında Uyuşturucu veya Psikotrop Maddelerin Yasadışı
Üretiminde Sıkça Kullanılan Ara ve Kimyasal Maddelere Dair Anlaşmanın (1/727)
(S. Sayısı: 401),
7 nci sırasında bulunan, Türkiye
Cumhuriyeti ile Peru Cumhuriyeti Arasında Yasadışı Yollardan Ticareti Yapılan,
İhraç Edilen veya El Değiştiren Kültürel, Arkeolojik, Sanatsal ve Tarihî
Varlıkların Korunması, Konservasyonu, Ele Geçirilmesi ve İadesine İlişkin
Anlaşmanın (1/603) (S.Sayısı: 397),
8 inci sırasında bulunan, Türkiye
Cumhuriyeti ile Bosna-Hersek Arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin (1/664) (S.
Sayısı: 398),
9 uncu sırasında bulunan, Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Güney Afrika Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Polis
İşbirliği Anlaşmasının (1/710) (S.Sayısı: 399),
10 uncu sırasında bulunan, Türkiye
Cumhuriyeti ile Çek Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin (1/717)
(S.Sayısı: 400),
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarılarının, elektronik cihazla yapılan açıkoylamalardan sonra;
11 inci sırasında bulunan, Türk Silahlı
Kuvvetlerinde İlk Nasıp İstihkakına İlişkin (1/564) (S.Sayısı: 408),
12 nci sırasında bulunan, Türkiye
Cumhuriyeti Ordusu Subay, Askerî Memur ve Muadilleriyle Astsubayların
Giyeceğine Dair Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına
İlişkin (1/566) (S. Sayısı: 411),
13 üncü sırasında bulunan, Emniyet
Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair (1/784) (S.Sayısı: 403),
14 üncü sırasında bulunan, Kooperatifler
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında (1/782) (S.Sayısı: 407),
Kanun Tasarılarının, görüşmelerini
müteakiben;
Kabul edilip kanunlaştıkları açıklandı.
22 Nisan 2004 Perşembe günü saat 15.00'te
toplanmak üzere, birleşime 18.40'ta son verildi.
|
|
|
Yılmaz Ateş |
|
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
Mehmet Daniş |
|
Suat Kılıç |
|
|
Çanakkale |
|
Samsun |
|
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
No. : 116
II. - GELEN KÂĞITLAR
22 Nisan 2004 Perşembe
Sözlü Soru Önergeleri
1. - Balıkesir
Milletvekili Sedat PEKEL'in, çocuk yuvalarında ve huzurevlerinde yapılan
atamalara ilişkin Devlet Bakanından (Güldal AKŞİT) sözlü soru önergesi (6/1047)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.4.2004)
2.- Tokat Milletvekili
Feramus ŞAHİN'in, bir hastalığın tedavisi çalışmalarına ilişkin Sağlık
Bakanından sözlü soru önergesi (6/1048) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.4.2004)
3.- Balıkesir
Milletvekili Sedat PEKEL'in, kamu çalışanlarının ücretlerinin iyileştirilmesine
ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1049) (Başkanlığa geliş tarihi:
12.4.2004)
4.- Iğdır Milletvekili
Dursun AKDEMİR'in, kayısı üreticilerinin uğradığı zarara ilişkin Tarım ve
Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1050) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.4.2004)
5.- Manisa Milletvekili
Nuri ÇİLİNGİR'in, Manisa-Salihli İlçesine müze açılıp açılmayacağına ilişkin
Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/1051) (Başkanlığa geliş
tarihi: 14.4.2004)
6.- Diyarbakır
Milletvekili Muhsin KOÇYİĞİT'in, OHAL bölgesi dışına çıkartılan kamu
personeline ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1052)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2004)
7.- Balıkesir
Milletvekili Sedat PEKEL'in, Balıkesir Körfez Bölgesinde tarım ilaçlarının
kullanımına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1053)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2004)
8.- Bilecik Milletvekili
Yaşar TÜZÜN'ün, özelleştirme mağduru işçilere ilişkin Maliye Bakanından sözlü
soru önergesi (6/1054) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.4.2004)
9.- Iğdır Milletvekili
Dursun AKDEMİR'in, özelleştirilen kurumlardaki işçilere ilişkin Başbakandan
sözlü soru önergesi (6/1055) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.4.2004)
10.- Iğdır Milletvekili
Dursun AKDEMİR'in, Elazığ İlinin ekonomik sorunlarına ilişkin Başbakandan sözlü
soru önergesi (6/1056) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.4.2004)
11.- Iğdır Milletvekili
Dursun AKDEMİR'in, Elazığ İlinin turizm varlıklarına sahip çıkılmasına ilişkin
Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/1057) (Başkanlığa geliş
tarihi: 15.4.2004)
12.- Iğdır Milletvekili
Dursun AKDEMİR'in, Elazığ İline ayrılan yatırım payına ilişkin Başbakandan
sözlü soru önergesi (6/1058) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.4.2004)
13.- Edirne Milletvekili
Necdet BUDAK'ın, Edirne İlindeki tarihi eserlerin bakım ve onarımına ilişkin
Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/1059) (Başkanlığa geliş
tarihi: 15.4.2004)
Yazılı Soru Önergeleri
1.- Denizli Milletvekili
Mehmet U. NEŞŞAR'ın, sağlıkla ilgili harcamalara ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/2275) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.4.2004)
2.- Konya Milletvekili
Atilla KART'ın, ortağı olduğu şirketler olup olmadığına ve bu şirketlerin vergi
durumuna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2329) (Başkanlığa geliş
tarihi: 9.4.2004)
3.- Iğdır Milletvekili
Dursun AKDEMİR'in, Iğdır İli ve çevresindeki bazı yatırım projelerine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2334) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.4.2004)
4.- İstanbul Milletvekili
Emin ŞİRİN'in, THY İtalya Milano Bürosu ve Kültür Turizm Ofisinin çalışanlarına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2335) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.4.2004)
5.- Mersin Milletvekili
Mustafa ÖZYÜREK'in, EMASYA birliklerine ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/2336) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2004)
6.- Adana Milletvekili
Kemal SAĞ'ın, Ziraat Bankası ve Halk Bankası yönetim kurulu üyelerine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2337) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2004)
7.- Antalya Milletvekili
Nail KAMACI'nın, AK Parti Aşkale İlçe Başkanının Aşkale Kaymakamına hakaret
ettiği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2338)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2004)
8.- Antalya Milletvekili
Osman KAPTAN'ın, Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulunun bir raporundaki görüşüne
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2339) (Başkanlığa geliş tarihi:
14.4.2004)
9.- Konya Milletvekili
Atilla KART'ın, aday adayı olan Giresun Valisinin görevine tekrar başlatılıp
başlatılmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2340)
(Başkanlığa geliş tarihi: 15.4.2004)
10.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, bazı gazetecilerden oluşan "İkinci
Cumhuriyetçi"ler listesinin
gerçekliğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2341)
(Başkanlığa geliş tarihi: 15.4.2004)
11.- Kırıkkale
Milletvekili Halil TİRYAKİ'nin, son seçimler sırasında Kırıkkale'de meydana
gelen olaylara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2342) (Başkanlığa
geliş tarihi: 15.4.2004)
12.- Antalya Milletvekili
Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Antalya çevre yolu çalışmasına ilişkin Bayındırlık
ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/2343) (Başkanlığa geliş tarihi:
14.4.2004)
13.- Antalya Milletvekili
Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Antalya-Kemer karayolundaki yol genişletme
çalışmalarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi
(7/2344) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2004)
14.- Ankara Milletvekili
Yakup KEPENEK'in, grev ertelemelerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2345) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.4.2004)
15.- Denizli Milletvekili
Mehmet U. NEŞŞAR'ın, Performansa Dayalı Döner Sermaye Ödemesi uygulamalarına
ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/2346)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2004)
16.-Antalya Milletvekili
Feridun Fikret BALOĞLU'nun, üniversitelerin araştırma fonlarının serbest
bırakılmasına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Abdüllatif
ŞENER) yazılı soru önergesi (7/2347) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.4.2004)
17.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, bir yayın grubuna ait mal varlıklarının satışına
ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Abdüllatif ŞENER) yazılı soru
önergesi (7/2348) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2004)
18.- Diyarbakır
Milletvekili Muhsin KOÇYİĞİT'in, Diyarbakır'da yerel yayın yapan bir radyonun
kapatılmasına ilişkin Devlet Bakanından (Beşir ATALAY) yazılı soru önergesi
(7/2309) (Başkanlığa geliş tarihi: 8.4.2004)
19.- İzmir Milletvekili
Yılmaz KAYA'nın, TRT'de yönetici değişikliklerine ilişkin Devlet Bakanından
(Beşir ATALAY) yazılı soru önergesi (7/2349) (Başkanlığa geliş tarihi:
14.4.2004)
20.- Kırıkkale
Milletvekili Halil TİRYAKİ'nin, hayatını kaybeden bir kişinin ailesine yardım
yapılmasına ilişkin Devlet Bakanından (Beşir ATALAY) yazılı soru önergesi
(7/2350) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.4.2004)
21.- Iğdır Milletvekili
Yücel ARTANTAŞ'ın, Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan arasındaki diplomatik
ilişkilere ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru
önergesi (7/2351) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.4.2004)
22.- İzmir Milletvekili
Yılmaz KAYA'nın, bir açıklamasına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/2352) (Başkanlığa geliş tarihi:
14.4.2004)
23.- Sinop Milletvekili
Engin ALTAY'ın, bir vatandaşın AİHM'ye götürdüğü bir davaya ilişkin Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/2353) (Başkanlığa
geliş tarihi: 14.4.2004)
24.- Muğla Milletvekili
Ali ARSLAN'ın, Dalaman Akköprü Barajı İnşaatı nedeniyle konulan konut yasağına
ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/2354)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2004)
25.- Antalya Milletvekili
Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Alanya'daki DİM Barajı inşaatına ilişkin Enerji ve
Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/2355) (Başkanlığa geliş
tarihi: 14.4.2004)
26.- Diyarbakır
Milletvekili Muhsin KOÇYİĞİT'in, OHAL bölgesi dışına çıkartılan kamu
personeline ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2356)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2004)
27.- Kırklareli
Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, aday adayı olan Giresun Valisinin
görevine tekrar başlatılıp başlatılmayacağına ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/2357) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.4.2004)
28.- Antalya Milletvekili
Feridun Fikret BALOĞLU'nun, polis emeklilerinin sorunlarına ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2358) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.4.2004)
29.- Ağrı Milletvekili
Mehmet Melik ÖZMEN'in, İtalya Milano Kültür ve Turizm Ofisi çalışanlarına
ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/2359) (Başkanlığa
geliş tarihi: 13.4.2004)
30.- Bursa Milletvekili
Kemal DEMİREL'in, Bursa-Büyükorhan-Derecik Köyünde bulunan tarihi kalıntılara
ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/2360) (Başkanlığa
geliş tarihi: 14.4.2004)
31.- Antalya Milletvekili
Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Antalya-Kemer karayolundaki yol genişletme
çalışmalarına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/2361)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2004)
32.- Antalya Milletvekili
Feridun Fikret BALOĞLU'nun, müze ve ören yerlerine girişlere ilişkin Kültür ve
Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/2362) (Başkanlığa geliş tarihi:
15.4.2004)
33.- Konya Milletvekili
Atilla KART'ın, oğlunun mısır ve arpa ithalatına ilişkin Maliye Bakanından
yazılı soru önergesi (7/2330) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.4.2004)
34.- İzmir Milletvekili
Yılmaz KAYA'nın, bir paneldeki açıklamasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı
soru önergesi (7/2363) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2004)
35.- Mersin Milletvekili
Şefik ZENGİN'in, Ankara-Etimesgut Hava Lojmanlarında dairelerin gazlı şofbenden
elektrikli şofbene geçmesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi
(7/2364) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2004)
36.- Antalya Milletvekili
Osman KAPTAN'ın, Bakanlık Teftiş Kurulunun bir raporundaki görüşüne ilişkin
Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/2365) (Başkanlığa geliş tarihi:
14.4.2004)
37.- Bursa Milletvekili
Kemal DEMİREL'in, Taşımalı Eğitime ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/2366) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2004)
38.- Yalova Milletvekili
Muharrem İNCE'nin, deprem bölgelerinde görev yapan öğretmenlerin rotasyon
dışında tutulup tutulmayacağına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/2367) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2004)
39.- Ağrı Milletvekili
Mehmet Melik ÖZMEN'in, THY İtalya Milano Müdürüne ilişkin Maliye Bakanından
yazılı soru önergesi (7/2368) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.4.2004)
40.- Mersin Milletvekili
Hüseyin ÖZCAN'ın, Mersin-Tarsus İlçesinde tarım üreticilerinin uğradığı
zararlara ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2369)
(Başkanlığa geliş tarihi: 15.4.2004)
41.- Iğdır Milletvekili
Dursun AKDEMİR'in, bağcılıkla uğraşan çiftçilerin zararlarının giderilmesine
ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2370) (Başkanlığa
geliş tarihi: 15.4.2004)
42.- Burdur Milletvekili
Ramazan Kerim ÖZKAN'ın, genetiği değiştirilmiş ürünlere ilişkin Tarım ve
Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2371) (Başkanlığa geliş tarihi:
15.4.2004)
43.- Konya Milletvekili
Nezir BÜYÜKCENGİZ'in, Konya-Ankara arası Hızlı Tren Hattı Projesine ilişkin
Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2372) (Başkanlığa geliş tarihi:
14.4.2004)
44.- Antalya Milletvekili
Feridun Fikret BALOĞLU'nun, fırtınada hasar gören Antalya-Çayağzı Limanının
onarımına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2373)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2004)
45.- İstanbul
Milletvekili Bihlun TAMAYLIGİL'in, SHÇEK'e bağlı çocuk yuvalarının denetimine
ilişkin Devlet Bakanından (Güldal AKŞİT) yazılı soru önergesi (7/2374)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.4.2004)
46.- Antalya Milletvekili
Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Bingöl İl Sağlık Müdürlüğü binasına ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2375) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2004)
47.- Antalya Milletvekili
Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Antalya-Korkuteli İlçesinde kapalı spor salonu
inşaatına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN)
yazılı soru önergesi (7/2376) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.4.2004)
48.-
Tokat Milletvekili Feramus ŞAHİN'in, Tokat İlinde bir cezaevi yapımına ilişkin
Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2377) (Başkanlığa geliş tarihi:
14.4.2004)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.00
22 Nisan 2004 Perşembe
BAŞKAN: Başkanvekili Yılmaz ATEŞ
KÂTİP ÜYELER: Suat KILIÇ (Samsun), Türkân MİÇOOĞULLARI
(İzmir)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77 nci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı
vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Sayın milletvekilleri,
gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
Gündemin birinci ve
ikinci sırasında söz alan sayın milletvekilleri, Ermeni soykırımı iddiasıyla
ilgili görüş açıklayacaklardır. Konuyu inceledim; geçen yıl Sayın Sadık Yakut
Başkanlığında yapılan birleşimde, sayın milletvekilleri bu konudaki
görüşlerini, ulusal, millî bir dava olduğu için, 5 dakikayla sınırlı kalmadan
açıklamışlardır. Bugün de bu geleneğimizi sürdüreceğiz.
Gündemdışı ilk söz,
Ermeni Devletinin ve Ermeni diasporasının iddialarıyla ilgili söz isteyen,
İstanbul Milletvekili Sayın Şükrü Elekdağ'a aittir.
Buyurun Sayın Elekdağ.
(Alkışlar)
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.-
İstanbul Milletvekili Şükrü Mustafa Elekdağ'ın, sözde Ermeni soykırımı
iddialarına ilişkin gündemdışı konuşması
ŞÜKRÜ MUSTAFA ELEKDAĞ
(İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'nin, dünyaya,
Ermenilere soykırımı uygulamış bir Müslüman ülke olarak tanıtılması amacını güden
bir kampanyayla karşı karşıyayız. Giderek güçlenen bu kampanyanın kazanmış
olduğu uluslararası boyutun ülkemizin çıkarlarını tehdit eden bir nitelik
kazandığı hiçbir kuşkuya mahal bırakmıyor.
Nitekim, son yıllarda,
Rusya'da Dumadan sonra, Kanada ve Yunanistan Parlamentoları, Belçika Senatosu,
İtalya Parlamentosu, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi ve Avrupa Birliği
Avrupa Parlamentosu, peş peşe, Ermeni soykırımını tanıdıkları yolunda kararlar
aldılar. Arjantin ve Lübnan yasama organlarının da bu nitelikte kararları
mevcut değerli arkadaşlarım. Dün de, Kanada Parlamentosunun Avam Kamarası
kanadı, 1915 Ermeni soykırımını tanıdığını ve bu hareketi insanlığa karşı bir
suç olarak kınadığı yolunda bir karar aldı. Bu kararıyla Kanada Parlamentosu,
Ermeni aktivistlerin yalan ve iftiralarına kanarak ve onların karanlık
niyetlerine alet olarak tarihe ve Türklere karşı çok büyük bir haksızlık yaptı.
Değerli arkadaşlarım,
Kanada Parlamentosu bu tutumuyla aynı zamanda barışa ve insanlığa da büyük
kötülük etmiştir; çünkü, insanların beynine yalanlarla kin ve nefret zehri
şırıngalayarak onları birbirlerinin can düşmanı haline getirmek, toplumların
ruhunu nesilden nesile geçecek ve iflah olmaz şekilde kirletmek, terörizmin en
adi ve en aşağılanacak türüdür. Bu nedenle bu kürsüden, Kanada Parlamentosunu
kınıyorum. Kanadalılar, yasama organlarının bu kararı nedeniyle utanç
duymalılar.
Değerli arkadaşlarım,
tarihsel perspektiften değerlendirildiği takdirde, Türkiye'ye karşı girişilen
bu geniş çaplı psikopolitik kuşatma harekâtı, kaygı verici çağrışımlara yol
açıyor; çünkü, Ermeni sorununun çıkış sebepleri incelenirse, bu sorunun, yapay
olarak, Çarlık Rusyası, İngiltere ve Fransa tarafından kendi emperyalist
çıkarları doğrultusunda yaratıldığı ve Osmanlı İmparatorluğuna müdahale için
bir araç olarak kullanıldığı görülür. Günümüzde de gelişmelerin seyri, Ermeni
soykırımı iddiasının bazı devletlerin ve bazı uluslararası kuruluşların, Türk
dışpolitikasını yönlendirmek veya etkilemek amacıyla kullanabilecekleri bir koz
niteliğini kazanmaya başladığını ortaya koyuyor. Bu hususta en ufak bir şüphesi
olanlara şu sorunun yanıtını aramalarını öneririm: Avrupa Konseyi Parlamenter
Meclisi ve Avrupa Birliği Avrupa Parlamentosunun, Türkiye'yi Ermeni
soykırımıyla suçlayan kararlar almalarının arkasındaki siyasî odakların
tutumlarını iyiniyetle bağdaştırmak veya amaçlarını tarihî gerçekleri ortaya
çıkarmak olarak izah etmek kabil midir? Aklı başında hiç kimse bu soruyu
"evet" diye yanıtlayamaz. Bu girişimlerin arkasındaki esas amacın,
Türkiye'nin Avrupa Birliğiyle bütünleşme sürecini engellemek ve Amerika'yla
ilişkilerinin kopmasına yol açmak, yani, ülkemizi, Batı dünyasına
yabancılaştırarak, izole etmek ve zayıf düşürmek olduğu açıktır.
Değerli arkadaşlarım,
ben, bu sorunu Yüce Meclisin dikkatine getirmek ve sadece tarihimizi karalamayı
değil, aynı zamanda ulusal çıkarlarımızı ve toprak bütünlüğümüzü hedef alan
dünya çapındaki bu sistematik kampanyayla mücadelede yararlanabileceğimiz bazı
önerilerde bulunmak için gündemdışı söz almış bulunuyorum.
Bu konuda önemle altını
çizmek istediğim bir husus var. Konuşmamda kullanacağım "Ermeni"
sıfatıyla, hiçbir şekilde Cumhuriyet Türkiyesinin sadık evlatları olan Ermeni
vatandaşlarımızı kastetmiyorum. Onlar, bu devlete bağlı, kaderlerini bu ülkenin
geleceğiyle özdeşleştirmiş, vatanlarına karşı her türlü yükümlülüklerini yerine
getiren kardeşlerimiz, çok değer verdiğimiz yurttaşlarımızdır.
Değerli arkadaşlarım,
Ermenistan'da ve başta Amerika olmak üzere Ermeni diasporasının etkin bir
konuma sahip olduğu ülkelerde, Ermeniler, her yıl 24 Nisan tarihinde sözde
Ermeni soykırımını anarlar. Bu münasebetle, söz konusu ülkelerde, Türkiye'yi,
bu insanlığa karşı ağır suçla itham eden parlamento kararları çıkarmaya
çalışır, gazete makaleleri yayımlatır, soykırımı anısına abideler diktirir ve
çeşitli eylemler düzenlerler.
Ermeni aktivistlerin
Türkiye'ye karşı yürüttükleri düşmanca etkinliklerde Amerika'ya öncelik
vermelerinin üç esas nedeni vardır:
Bunlardan birincisi,
Amerika'daki propaganda kampanyasında, Ermeni diasporasının kendini diğer
ülkelere nazaran daha güçlü hissetmesidir. Bu güç, Ermenilerin, Amerika'da, bu
ülkenin kamuoyunu, medyasını ve siyasal sistemini yönlendirmede yararlandıkları
vasıtaların -yani, lobileri ile finansal kaynaklarının- etkin ve zengin
olmasından ileri geliyor.
İkinci neden, dünyanın
yegâne süper gücü olan Amerika yasama organından çıkarılacak Ermeni iddialarını
destekleyen bir kararın, diğer ülkelerin parlamentoları ve Birleşmiş Milletler
ile diğer uluslararası örgütler bünyesindeki insan hakları kurulları için
etkileyici bir örnek teşkil edeceği ve bu şekilde, hem Türkiye üzerinde
soykırımının tanınması hususunda dayanılmaz bir baskı oluşturulacağı hem de
Ermenilerin öngördüğü tazminat ve toprak taleplerine zemin hazırlayacağı
inancından kaynaklanıyor.
Üçüncü nedeni ise, Türk
dışpolitikasının önemli bir boyutunu oluşturan Türk-Amerikan ilişkilerinin
kopmasına yol açarak ülkemizi zayıf düşürmektir.
Değerli arkadaşlarım,
ulus olarak belleğimiz çok zayıf olduğundan, anımsatma ihtiyacını duyuyorum.
ASALA terör örgütü, aralarında 5 büyükelçimiz ile 4 başkonsolosumuz ve 1 de
askerî ataşemiz bulunan 36 diplomat ve dış görevlimiz ile bunların aile efradı
da dahil olmak üzere 42 vatandaşımızı alçakça katlettikten sonra, 1984 yılında terör
eylemlerine son verdi.
Terör eylemleri, Ermeni
radikallerin üç aşamalı planlarının birinci aşamasını oluşturmaktadır.
ASALA'nın terör eylemleriyle güttüğü amaç, sözde Ermeni soykırımı iddialarını
dünya gündemine taşımak ve dünya kamuoyunun ve medyasının dikkatinin bu sorun
üzerine odaklanmasını sağlamaktı. Ermeni katiller, planlarının ilk aşamasıyla
güttükleri hedefin gerçekleştiği kanısına vardıktan sonra, terör eylemlerine
son vermişlerdir.
Planın ikinci aşaması,
Ermeni soykırımı iddiasının dünya ülkeleri tarafından fiilen ve hukuken bir
gerçek olarak tanınmasını amaçlayan bir kamuoyu etkileme stratejisinin
yürürlüğe konulmasını gerektiriyor. Halen uygulanmakta olan bu stratejinin
hedefi, başta Amerikan Kongresi olmak üzere, mümkün olduğu kadar çok ülke
parlamentosunun soykırımı iddiasına destek vermesini sağlamak suretiyle,
Türkiye'yi baskı altında soykırımını kabul etmek zorunda bırakmaktır. Bundan
sonra üçüncü aşamaya geçilecek ve önce, Ermenilerin Türkiye'den yüklü bir
tazminat talebinde bulunmaları sağlanacak, sonra da Ermenistan'ın toprak
taleplerine hukukî bir zemin hazırlanmış olacaktır.
Objektif bir
değerlendirme yaptığımız takdirde, Ermeni örgütlerinin üç aşamalı planlarının
uygulanması hususunda kayda değer bir mesafe almış oldukları görülür. Birinci
aşamayı başarıyla uygulamışlardır. İkinci aşamada ise ciddî bir ilerleme
kaydetmişlerdir.
1970'li yılların
ortalarından itibaren yoğunlaşan Ermeni soykırımı kampanyası ve terör eylemleri
karşısında Türkiye'nin aktif, etkili ve kesintisiz bir politika izlediğini
söylemek mümkün değildir değerli arkadaşlarım. Soykırımı iddialarını içeren
yasa tasarıları, Amerikan Kongresine, Fransız Parlamentosuna veya diğer Batı
devletleri yasama organlarına kabul için getirildiğinde, Türk makamları daima saman
alevine benzer bir çaba içine girmişler, bazı tepkiler göstermişler, Türkiye
Büyük Millet Meclisi teessüflerini bildiren bir açıklama yapmış, sonra da her
şey unutuluvermiştir. Devletimizin bu sorunla mücadeleyi öngören bir stratejisi
mevcut değildir.
Değerli arkadaşlarım,
soykırımı iddiasına objektif bir şekilde ve belgelere dayanılarak yaklaşılırsa,
şu gerçekler tartışılmaz bir şekilde ortaya çıkmaktadır:
Dünyaya soykırımı olarak
kabul ettirilmeye çalışılan olayın, bu kavramla uzaktan yakından bir ilişkisi
yoktur. Zira, Osmanlı Hükümetinin Ermeni Milletine karşı sistematik bir kıyım
uygulamak veya Ermenileri yok etmek gibi önceden veya sonradan alınmış bir
kararı, planı veya niyeti hiçbir zaman olmamıştır.
Ermeni ahalinin bir
bölümünün zorunlu göçe tabi tutulmasının nedeni, etnik kökenleri veya dinî
inançları değildir. Bu kişiler, sırf, savaş sırasında Osmanlı topraklarını
işgal eden Rusya ile işbirliği yaptıkları, gönüllü birlikler oluşturarak
düşmana yardım ettikleri, yer yer ayaklandıkları, Türk ve Müslüman ahalinin
köylerine silahlı saldırılar düzenledikleri ve ülke savunmasını yapan cephedeki
askerlerin hayatlarına kastettiklerinden dolayı yer değişimine, yani tehcire
mecbur edilmişlerdir.
Osmanlı Devletinin ölüm
kalım savaşı verdiği bir dönemde, Ermenilerin, düşmanla işbirliğinde bulunarak
devlete ihanet etmelerinden, devletin güvenliğini ve ülke savunmasını ciddî
şekilde tehdit eden sabotaj ve silahlı eylemler yapmalarından dolayı, tehcir
olayı, devletin varlığını koruma hakkı çerçevesinde, meşru ve hukuken haklı bir
önlemdir.
Ermenilerin Doğu
Anadoludaki çarpışmalar ve tehcir sırasında, kayıplar verdikleri doğrudur;
ancak, savaşın başlamasıyla birlikte Doğu Anadoluda ayaklanan Ermeni çetelerin,
Türk ve Müslüman ahaliye karşı büyük katliamlar yaptıklarını da unutmamak
lazımdır.
Bu durumda, toplumlar
arasında had safhaya varmış olan kin ve intikam duyguları ve savaş koşullarında
hükümetin asayişi sağlamakta âciz kalmış olması, tehcir sürecinde kafilelerin
sevkıyatında ciddî düzensizliklere yol açmıştır. Bu meyanda, araç, yakıt, gıda
ve ilaç yetersizliği, ağır iklim koşulları ve tifüs gibi salgın hastalıklar,
Ermeniler üzerinde olduğu kadar, Türkler üzerinde de ağır tahribata yol
açmıştır.
Yer değiştirme sırasında
bazı Ermeni kafilelerinin, farklı etnik kökenli Müslüman çapulcuların
saldırısına uğradıkları doğrudur; ancak, Türk mahkemelerinin, bu tür suçluları
muhakeme ettikleri ve 1 000'den fazla idam kararı verdikleri de akıldan
çıkarılmamalıdır. Bu gerçekler ışığında, Ermenilerin, soykırımına uğradıkları
yolundaki iddiaların geçersizliği tartışılmaz bir biçimde ortaya çıkmaktadır;
ancak, konuya hukukî açıdan bakıldığında bu gerçek daha berrak bir nitelik
kazanıyor değerli arkadaşlarım. Nitekim "soykırımı" kavramı,
Birleşmiş Milletlerin bu konuda 1951'de yürürlüğe giren Soykırımı Suçunun
Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesinde şöyle tarif edilmiştir:
"Soykırımı, ulusal, ırksal, etnik veya dinsel bir grubun mensuplarının,
yok etme niyet ve kastıyla, tamamen veya kısmen imha edilmesidir." Oysa,
buraya kadarki izahatımızdan, Osmanlı Hükümetinin, Ermeni milletine karşı kıyım
uygulamak ve Ermenileri kısmen veya tamamen imha etmek gibi bir planının, niyet
ve kastının hiçbir zaman olmadığı anlaşılacaktır.
Ermeniler, 89 yıldır, tüm
çabalarına rağmen, böyle bir niyet ve planı ortaya koyan tek bir geçerli
belgeyi dünya kamuoyuna sunamamışlardır. Nitekim, ünlü bilim adamı ve tarihçi
Bernard Lewis, bu konuda, 1993'te Le Monde Gazetesinde yayımlanan makalesinde
şöyle diyordu: "Osmanlı Hükümetinin Ermeni ulusuna karşı kitlesel imhayı
öngören bir planı olduğunu gösteren geçerli kanıt yoktur... Türklerin tehcire
başvurmalarının meşru nedenleri vardır. Zira, Ermeniler, Osmanlı topraklarını
işgal eden Rusya'yla ittifak halinde Türklere karşı çarpışıyorlardı." Bu
gerçekler, Ermenilerin, soykırımına uğradıkları yolundaki iddialarını temelden
çürütüyor.
Değerli arkadaşlarım,
şimdi, size özetleyeceğim "Malta Sürgünleri" olayı da, soykırımı
iddialarının ne denli düzmece ve mesnetsiz olduğu hakkında açık bir fikir
verecektir.
Bu olay şöyle cereyan
etmiştir: İstanbul'daki İngiliz işgal yönetimi, Sevr Anlaşmasının 230 uncu
maddesi gereği olarak, Ermeni olaylarını kovuşturmak amacıyla Osmanlı
Hükümetine mahkemeler kurdurdu. Bunların en ünlüsü Nemrut Mustafa Mahkemesiydi.
Bu mahkemenin iki özelliğinden birincisi, savaş sırasında iktidar olan İttihat
ve Terakki Partisinin düşmanı olan Hürriyet ve İtilaf Partisi Hükümeti
tarafından kurulmuş olması, ikincisi de, sanıklara, kesinlikle, savunma hakkı
tanımamasıydı. İngilizler, mahkemenin adil yargı yapmayacağı kanısına varınca,
Ermeni patrikhanesinin raporlarına dayanarak tutuklamış oldukları ve esas
itibariyle, Ermeni katliamından sorumlu tuttukları 144 Türk sanığı İngiliz mahkemesinde yargılama
kararını aldılar. Sonra da, aralarında sadrazam, meclis başkanı, genelkurmay
başkanı, şeyhülislam, bakanlar, bazı mebuslar, valiler ve ordu komutanları
bulunan bu 144 sanığı, aleyhlerinde hukuksal kanıtların oluşturulmasına kadar,
İngiliz kolonisi olan Malta Adasına sürdüler; ancak, bilahara, patrikhane
raporlarının propaganda niteliğinde olduğu ve mahkemede kanıt olarak
kullanılamayacağı anlaşılınca, telaşa düşen İngilizler, İstanbul'da mutlak
otorite konumunda olan İngiliz işgal yönetimi vasıtasıyla, Osmanlı Devletinin
tüm devlet arşivlerini bir uzmanlar kuruluna taratıp incelettiler ve yoğun
sorgulamalarda bulundular. Buna rağmen, katliam iddiasını doğrulayacak hiçbir
kanıt, hiçbir belge, hiçbir emirname bulamadılar. Alınan bu sonuç nedeniyle
etekleri tutuşan İngilizler, son çareyi Amerika'ya başvurmakta buldular ve
Washington'dan Türkleri toplu kıyımla suçlayacak belgelerin kendilerine acilen
gönderilmesini resmen talep ettiler.
Değerli arkadaşlarım,
Birinci Dünya Savaşı sırasında Amerika, Osmanlı İmparatorluğuna karşı savaşa
girmemiş, bundan dolayı da ilişkiler kesilmemişti. Bu nedenle, Türkiye'de
görevlerini sürdüren Amerikan diplomatik ve konsolosluk görevlileri ve
misyonerleri, Ermeni tehcirini tüm Anadolu'da çok özel bir dikkatle izlemişler
ve tehcire uğrayan Ermenilere örgütlü bir şekilde insanî yardımda
bulunmuşlardı. Bu itibarla, Ermenilere karşı planlanmış bir toplu kıyım
yapıldıysa bunların kayıtlarının Amerikan arşivlerinde mutlaka bulunması
gerekiyordu; ancak, İngiltere'nin Washington Büyükelçiliğinden bir uzmanın Amerikan
arşivlerinde yaptığı araştırmanın sonucu tam bir düş kırıklığı yarattı.
Araştırmadan sonra, İngiliz Büyükelçiliğinden Londra'ya çekilen 13 Temmuz 1921
tarihli telgrafla, Amerika'nın elinde Malta'daki sanıkları suçlamada kanıt
olarak kullanılabilecek hiçbir belge olmadığı bildirildi.
Bunun üzerine, İngiliz
Kraliyet Başsavcısı, 29 Temmuz 1921 tarihli kararıyla, Malta'da sürgünde olan
sanıkları Ermeni katliamıyla suçlayacak nitelikte bir kanıt bulunamadığını
açıklamak mecburiyetinde kaldı. Böylece, Malta sürgünleri temize çıktı ve
serbest bırakıldı. Bu suretle, soykırımı iddialarının mesnetsizliği de
saptanmış oldu; ne var ki, bu gelişmenin Ermenilerin cesaretini kırdığı
söylenemez.
Değerli arkadaşlarım,
şimdi, sizlere Ermeni soykırımı iftirası konusunda ilk bellibaşlı yayın olan ve
bu iddianın altyapısını oluşturan "Mavi Kitap"tan ve bununla ilgili
müthiş bir sahtekârlıktan söz edeceğim.
Değerli arkadaşlarım,
hemen belirteyim ki, Türkiye'nin tarihinde hiçbir yayın ülkemize bu kitap kadar
muazzam bir zarar vermemiş, ülkemizin imajını bu denli tahribata uğratmamıştır.
1916'dan bugüne kadar Ermeni soykırımı hakkında yazılan onbinlerce kitap,
onbinlerce makale Mavi Kitaptan alıntılar yapmış, bu kitabın gerçekleri
yansıttığı varsayımıyla, Türkiye'ye karşı iftira ve karalama kampanyasının
sürdürülmesinde etkin olmuştur.
Hiç kuşkunuz olmasın,
Ermeni lobiciler, Kanadalı parlamento üyelerini sözde soykırımı kararını almaya
ikna etmek için yine bu kitaptan yararlanmışlardır.
Esas ismi "Osmanlı
İmparatorluğunda Ermenilere Yapılan Muamele, 1915-1916" olan bu gayet
hacimli kitabın, ilk bakışta, kişisel bir girişimin ürünü olduğu ve Amerika'da
büyükelçilik yapmış olan Viscount Bryce tarafından, sonradan dünya çapında üne
kavuşan tarihçi Arnold Toynbee'nin yardımıyla yazıldığı izlenimi
edinilmektedir.
Kitap, İngiliz
Dışişlerinin olumlu görüşü ve İngiliz Parlamentosunun onayıyla, Parlamento Mavi
Kitaplar Serisi bağlamında basılmıştır. Bu nedenle, aynı zamanda "Mavi
Kitap" olarak da tanımlanmaktadır.
Değerli arkadaşlarım,
Mavi Kitap, tehcirin, Osmanlı Hükümeti tarafından tasarlanan bir etnik imha
planı olduğunu ileri sürmekte ve bu iddiayı kanıtlamak amacıyla da, Ermenilere
karşı yapılan korkunç zulüm, vahşet ve katliamları anlatan görgü tanıklarının
ifadelerine, gözlemlere ve raporlara yer vermektedir; fakat, orijinal kitapta
kaynaklar açıklanmamıştır. Yani, ifadelerine başvurulan tanıklar, bilgi veren
ve raporları hazırlayan kişilerin isimleri kitapta yer almıyordu. Bilgi veren
kişilerden "bay A", "bayan B", "bölgedeki bir yabancı
gezgin", "çok önemli bir şahsiyet" gibi tanımlamalarla
bahsediliyordu. Bu şekilde hareketin nedeni de, bu kişilere güya zarar
verilmesini önleme gerekçesiyle izah ediliyordu; ancak, değerli arkadaşlarım,
İngilizler gerçek isimlerin kayıtlarını tutmuşlardı ve şans eseri bu kayıtları
içeren belge İngiliz Dışişleri Bakanlığı arşivlerinde bir süre önce Amerikalı
Türk dostu tarihçi Prof. Justin McCarthy tarafından keşfedildi ve böylece,
Türkleri, dünyaya, insanlıktan nasibini almamış, kana susamış, onur, vicdan ve
merhamet duyguları tamamen körlenmiş yaratıklar olarak tanıtan Mavi Kitabın
sırrı çözüldü. Bu müthiş belge, Mavi Kitaptaki Ermeni soykırımı iddiasının,
İngiltere istihbarat örgütünün Savaş Propagandası Gizli Bürosu tarafından Birinci
Dünya Savaşı sırasında hazırlatılan asılsız belgelere dayanılarak uydurulan
büyük bir yalan olduğunu ortaya koyuyordu. Bu propaganda bürosu, savaş sonuna
kadar Londra'da "Wellington House" denilen binada çalışmıştı; savaş
bitince İngiltere Hükümeti tüm belgeleri yaktırarak imha ettirmişti; ama,
nasılsa, Prof. Justin McCarthy'nin bulduğu bu belge imhadan kurtulmuş ve bugüne
kadar kimsenin el atmadığı bir arşiv kutusunda kalmıştı.
Keşfedilen belge, Mavi
Kitaptaki görüşlerin, Türkiye aleyhine propaganda yapan Amerikalı misyonerlere,
Türkiye'nin can düşmanı Ermeni aktivistlere, Ermeni gazetelerinde çıkan
haberlere, İstanbul Ermeni Patriğine, Rus ordularıyla birlikte Osmanlılara
karşı çarpışan Ermeni ihtilalci Taşnak Partisi üyelerine ve Ermeni bağımsızlık hareketi
temsilcisi Boghos Nubar Paşaya ait olduğunu ortaya koyuyordu. Yani, sizin
anlayacağınız, Mavi Kitabın gerçekle hiçbir alakası yoktu. Eğer, Prof. Justin
Mc Carthy'nin İngiliz arşivlerinde bulduğu kayıtlar Mavi Kitabın yayımlandığı
dönemde açıklanmış olsaydı, kitap, çok beceriksizce hazırlanmış bir propaganda
malzemesi olarak görülecek ve hiçbir etkisi de olmayacaktı.
İngiltere'nin bu yalan
belgeleri hazırlatmaktan amacı, Amerikan kamuoyunun Ermenilere acıma duygusunu
sömürerek, Amerika'nın savaşa mümkün olduğu kadar erken girmesini sağlamaktı.
Diğer bir amaç da, Osmanlı İmparatorluğunun beklenen çöküşünden sonra, Doğu
Anadoluda, İngiltere ve Fransa'nın himayesinde bir Ermeni Devleti kurdurmak
için zemin hazırlamaktı. İngiltere ve Fransa, Ermenileri kendi taraflarına
çekerek, Rusya'nın işgal etmeyi öngördüğü Osmanlı toprakları yoluyla Akdeniz'e
çıkma stratejisinin önünü kesmeyi planlamışlardı.
Mavi Kitabın, savaşın
gidişatı üzerinde son derece etkili olduğu kesin. Nitekim, bu kitabın, Başkan
Wilson'un Amerika'nın savaşa katılması hususundaki kararını almasında başta
gelen bir etken olduğu, o dönemde İngiliz Hükümetinde görev yapan bakanların
ifadelerine atfen saptanmış olduğu bir gerçek.
Değerli arkadaşlarım,
düzmece olduğunun ortaya çıkmasına rağmen, 2000 yılı sonunda Ermeni propaganda
kuruluşları İngiltere'de Mavi Kitabı yeniden bastırdılar ve Lortlar Kamarası
üyelerinin de katıldığı bir toplantıda medyaya tanıttılar. Bu durumdan rahatsız
olan hayırsever ve milliyetçi bir işadamı olan Remzi Gür, Londra
Büyükelçiliğimizin de onayıyla, 2001 yılı şubat ayında, İngiliz Lortlar
Kamarası binasındaki bir lokalde, Lort Ahmed'in evsahipliği yaptığı 250 kişilik
yemekli bir konferans düzenledi. Birçok Lortlar Kamarası üyesi ile Avam
Kamarası üyesinin ve medya temsilcilerinin katıldığı bu toplantıya ben ve
değerli arkadaşım Prof. Nevzat Yalçıntaş beraber katıldık ve davetlilere hitap
ettik. Sayın Yalçıntaş, tarihsel belge ve argümanlara dayanarak, Ermeni
iddialarının tutarsızlığını ortaya koyan açıklamalarda bulundu.
Değerli arkadaşlarım,
ben, konuşmamda, Mavi Kitabın tamamen sahte ve uydurma belgelerden oluştuğunun
artık açık seçik ortaya çıkmış olduğunu, buna rağmen, bugün, hâlâ, İngiliz
medyasının Türkiye'yi soykırımla suçlamak için sürekli olarak bu kitaba atıfta
bulunduğunu belirttikten sonra, dinleyicilere, İngiltere'nin 1920'de İstanbul'u
işgali sırasında Ermeni katliamıyla suçladığı Türkleri Malta'ya sürdüğünü,
ancak, sanıkların aleyhlerinde hiçbir kanıt bulunmaması nedeniyle serbest
bırakıldıklarını anımsattım ve şu soruyu sordum: Malta sürgünlerini mahkûm
etmek için neden 1916'da yayımlanan Mavi Kitabı kullanmadınız? Bundan sonra,
konuşmama şöyle devam ettim: Mavi Kitap kullanılamazdı; çünkü, tamamen sahte ve
uydurma belgelerden oluşuyordu.
BAŞKAN - Sayın Elekdağ,
konuşmanızı toparlayabilir misiniz.
ŞÜKRÜ MUSTAFA ELEKDAĞ
(Devamla) - Sayın Başkan, birkaç dakika daha müsamahanızı rica edeceğim.
Çünkü, İngiltere Kraliyet
Savcısı, Mavi Kitaptaki iddia ve belgelerin bir İngiliz mahkemesinde kanıt
olarak kabul edilemeyecek derece mesnetsiz ve gerçekdışı olduğu kanısına
varmıştı. İngiltere'nin, parlamentosunun onayıyla, seksenbeş yıl önce, savaş
sırasında Türklere karşı bir iftira ve aşağılama kampanyası yürüttüğü ve bu
amaçla, asılsız ve düzmece belgelerle dolu Mavi Kitabı yayımlattığı artık
tartışmasız bir şekilde kanıtlanmıştır. Buna rağmen, bugün, hâlâ, İngiliz
medyası, Türkiye'yi soykırımla suçlamak için bu kitaba atıfta bulunuyor. O
dönemin tarihi hakkında yazılan tezler, araştırmalar ve kitaplar, Mavi Kitaptan
alıntılar yapıyor. Türkiye'yi soykırımla suçlayan bu kitap, bir ara, terörü
teşvik etti ve çok sayıda masum insanın ölümüne yol açtı; halen de, halkları
birbirlerine düşman ediyor, barış ve güveni dinamitliyor.
Bu saptamalardan sonra,
dinleyicilere şu öneride bulundum: Milletlerin fikirlerini zehirlemek, onları
birbirlerinin can düşmanı haline getirmek ve kin, nefret ve intikam
saplantısının nesilden nesile geçmesine yol açmak bir insanlık suçudur, bir
cinayettir. Bu bakımdan, İngiliz Parlamentosundan ve İngiliz Hükümetinden, Mavi
Kitabın asılsızlığını ilan etmelerini ve Türkiye'den özür dilemelerini
bekliyoruz.
Değerli arkadaşlarım,
Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiliz istihbaratı, yine, Viscount Bryce'ı
paravan olarak kullanarak, Almanların savaş esirlerini kaynatıp, onlardan sabun
yaptığı hakkında bir kitap yayımlamış ve dünyayı, bunun gerçek olduğuna
inandırmıştı. Savaş sonrasında bunun bir iftira ve yalan olduğu ortaya çıkınca,
İngiliz Parlamentosu 1925 yılında yaptığı bir açıklamayla gerçeği kabul etti ve
bu iddia tarihin çöp sepetine atıldı.
Değerli arkadaşlarım,
Türkiye Büyük Millet Meclisi de bizim davamıza sahip çıkmalı. İngiliz
Parlamentosunun onayıyla yayımlanan Mavi Kitabın asılsızlığının tanınması ve
açıklanması konusunun takipçisi olmalıdır. İngiliz Parlamentosunun veya
Hükümetinin bu yolda bir açıklama yapmasının, Ermeni soykırımı iddiasını
temelden çürütecek bir gelişme olacağı bilinmelidir. Partilerüstü bir
yaklaşımla bu konuda İngiliz Parlamentosuna yazılacak bir mektubu onayınıza
sunacağız.
Değerli arkadaşlarım,
Amerika'da yaşayan Ermeniler, Türkiye aleyhindeki propagandalarını güçlendirmek
amacıyla, 2000 yılında, bir Ermeni soykırımı müzesi kurmaya karar verdiler. Bu
maksatla, Amerika Ermeni Asamblesi, Beyaz Saraya 2 blok mesafede, yani, 200
metre mesafede görkemli bir bina satın alarak restorasyon inşaatına başladı.
Ermenistan Devlet Başkanı Robert Koçaryan ile Ermeni Apostolik Kilisesinin
Başpiskoposu II. Karekin, inşaatı ziyaret ederek müzeyi kutsadılar. Müzeyi
tasarlayanlar, her yıl 250 000 kişinin ziyaretini beklemektedirler. Bu açıdan,
müze, Amerika'daki hasım lobilerin Türkiye'nin imajını karartma kampanyasında
son derece önemli bir rol oynayacak, Amerikan kamuoyunu ülkemiz aleyhine
sürekli olarak zehirleyecek bir faktör oluşturacaktır.
Amerika'da yapılmış olan
bilimsel anketler, Türkiye ile Amerika arasında yarım asırlık ittifak
ilişkisine rağmen, Amerikan kamuoyunun ülkemiz aleyhinde derin önyargılara
sahip olduğunu ve bunun nedeninin, çok büyük ölçüde, Yunan, Rum ve Ermenilerin
20 nci Asrın başından itibaren Türkiye aleyhinde yürüttükleri yoğun ve
sistematik aşağılama ve iftira kampanyasından kaynaklandığını ortaya koymuştur.
Bu durum, Türk-Amerikan
ilişkilerinin istikrarlı bir yörüngeye.. yerleşmesini engelleyen temel
faktördür değerli arkadaşlarım. Soykırımı müzesinin kurulmasının, Türkiye'nin
Amerika'daki imajının daha da bulanmasına yol açacağı ve dolayısıyla, ikili
ilişkiler üzerinde olumsuz baskılar oluşturacağı muhakkaktır.
Yapılan hukukî
araştırmalardan, Türkiye'nin, müzenin açılmasını engelleyecek hiçbir imkâna
sahip olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, Ermeni soykırımı müzesinin zararlı
etkilerini bertaraf etmek ve ülkemizin kültür, tarih ve uygarlığını tanıtmak
amacıyla Washington'un mutena bir yerinde bir Anadolu kültür ve medeniyetleri
müzesi kurmanın en isabetli bir yol olacağı düşünülmektedir.
Anadolu kültür ve
medeniyetleri müzesinin önde gelen bir amacı, Türkiye'nin tanıtımı olduğu
kadar, Ermeni iddialarını da dolaylı bir şekilde çürütmek olacaktır; ancak, bir
yanlış anlayışı önlemek amacıyla müzenin esas temasının, tarih boyunca
Anadolu'daki Türk sanatının, kültürünün ve uygarlığının teşhiri olacağını
vurgulamak isterim.
Bu bağlamda, müzenin,
Türkün geleneksel hoşgörüsünü ortaya koymak amacıyla, Hıristiyan zulmünden ve
engizisyondan kaçan Yahudilere Osmanlının vatanını açmasını, Anadolu
topraklarında yüzyıllar boyunca Müslümanlar ile Hıristiyanların ve Yahudilerin
kendi kültürel, meslekî, dinsel ve adalet geleneklerini sürdürmelerini ve barış
içinde yaşamalarını sağlayan millet sisteminin işleyişini ve Osmanlının dinî
inançlara karşı toleranslı tavrını görsel bir şekilde teşhir etmesi
sağlanabilir. Keza, Anadolu kültür ve medeniyetleri müzesi "yetmişiki
millete bir gözle bakan" ve onlara "ne olursan ol yine de gel"
diyen Yunus Emre ve Celâleddin Rûmî'nin hümanizmasını da yansıtmalıdır.
Ermeni propagandası,
Osmanlı Türklerinin, tarih boyunca, gayrimüslimlere ve Ermenilere, her zaman
kötü muamele ettiğini iddia etmektedir. Bu yaklaşımla, konuyu bir
Hıristiyan-Müslüman çatışması zeminine oturtarak, Hıristiyanlık dünyasının
desteğini peşinen elde etmeye çalışmaktadır.
Oysa, gerçekler,
Ermenilerin iddialarının tam tersi yönündedir. Fatih'in İstanbul'u fethinden
sonra, Bizans'ın zulmünden kurtarılan Ermeniler için, tarihlerinin hiçbir
döneminde yaşamadıkları bir güven, özgürlük ve refah çağı başlamıştır.
Ermeniler millet adı altında örgütlenmiş, patrikleri onların ruhanî ve cismanî
lideri olmuş, İstanbul, Ermeniler için bir çekim merkezi niteliğini kazanmıştır.
Osmanlı, milleti sadıka -yani, sadık
millet olarak- baktığı Ermenileri bütün mülkî üst görevlere getirmiş, devletin
en yüksek makamlarına atamıştır.
Değerli arkadaşlarım,
Osmanlı Devletinin çok güzel düzenlenmiş yıllıkları vardır. Bunlara "Salnamei
Devleti Âliyyei Osmaniye" denilir. Bunlara baktığınız zaman, bakan, paşa,
savcı, büyükelçi, vali, yargıç, müsteşar olarak yüzlerce Ermeni görevlisinin
adı sıralanmıştır. Osmanlı Devletinin son döneminde, Gabriel Noradungyan Efendi
Dışişleri Bakanı -düşünebiliyor musunuz, Dışişleri Bakanı- Agop Paşa da Hazine
Bakanı idi.
BAŞKAN - Sayın Elekdağ,
konuşma süreniz 35 dakika oldu; rica ediyorum, toparlar mısınız.
MUSTAFA ŞÜKRÜ ELEKDAĞ
(Devamla) - Toparlıyorum efendim. Çok teşekkür ediyorum.
Bütün bu hususların,
Osmanlının gayrimüslimlere gösterdiği hoşgörü ve eşitlik anlayışı çerçevesinde,
Anadolu kültür ve medeniyetleri müzesinde görsel bir şekilde yer alması
sağlanabilir.
Değerli arkadaşlarım,
bağışlarla finanse edilmesi halinde müzenin kurulmasının daha kolay olacağı
anlaşılıyor. Bu amaçla, Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevî desteğiyle, müze
projesinin gerçekleştirilmesi için bir vakıf kurulması uygun olacaktır. Bu
vakfın esas görevi, müze projesini ortaya çıkarmak, finansman imkânlarını oluşturmak,
kuruluş safhasında denetimini yapmak ve kurulduktan sonra, müzenin, etkin
biçimde çalışan ve kendini yenileyen bir kurum niteliğini kazanması için
gerekli önlemleri almak olacaktır.
Değerli arkadaşım Sayın
Egemen Bağış'la, bu projeyi, New York'taki Türk Dernekleri Yönetim Kurulu
Başkanı ve üyeleriyle etraflı bir şekilde görüştük. Muhataplarımız, böyle bir
girişime çok büyük bir coşkuyla destek olacaklarını ve Amerika çapında bir
bağış kampanyasını başlatacaklarını söylediler, bildirdiler; ama, önce, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin manevî desteğiyle bir vakıf kurulması gerekli. Bunu
takiben, sadece Amerika'yı değil, Türk varlığının mevcut olduğu Almanya,
Hollanda, Fransa ve Avustralya gibi ülkeleri de kapsamak üzere bir bağış
kampanyası başlatmak mümkün olacaktır.
Sözlerime son verirken,
konuşmamın başında, Türkiye'nin, dünyaya, Ermenilere soykırımı uygulamış bir
Müslüman ülke olarak tanıtılması amacını güden bir kampanyayla karşı karşıya
geldiğini söylemiş ve uluslararası bir boyuta ulaşan bu kampanyanın, hayatî
çıkarlarımızı etkileyebilecek bir koz niteliğini kazanmak üzere olduğuna işaret
etmiştim.
Değerli arkadaşlarım, bu
açıdan değerlendirildiği takdirde, yapmış olduğum önerilerin ülkemizin
çıkarları açısından taşıdığı hayatî önem
anlaşılacaktır. Yüce Meclisimiz bu önerilere destek olursa, tarihin
Türkiye için bir yük olmaktan ve ülkemize karşı siyasî malzeme olarak
kullanılmaktan çıkarılması doğrultusunda somut adımlar atılmış olacaktır.
Türk hükümetleri, 1970'li
yılların ortalarına kadar, Ermeni radikallerin Türkiye aleyhine çalışmalarına
hiç ilgi göstermemiş, bilahara, aralarında büyükelçi ve başkonsoloslarımızın ve
aile efratlarının da bulunduğu 42 diplomatımızı öldüren ASALA karşısında bir
tavır almış; ancak, Ermeni sorunu her patlak verdiğinde, saman alevi gibi yanıp
sönen, tepkisel ve duygusal tavırlarla yetinmiştir. Bu bakımdan, Anadolu kültür
ve medeniyetleri müzesi projesi, bu alanda atılacak ilk ciddî kurumsal adım
olacaktır.
Diğer taraftan, Mavi
Kitabın düzmece olduğunun kabulü hususunda İngiliz Parlamentosu nezdinde
yapılacak girişim de, olumlu sonuç verdiği takdirde, hem soykırımı efsanesinin
temellerini çürütecek hem de İngiliz Parlamentosunu kin, nefret, dinsel
bağnazlık ve ırkçılık temeline dayalı bir tezin savunuculuğunu yapar ve
milletler arasına nifak tohumları eker bir konumdan kurtaracaktır.
Teşekkür ediyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Elekdağ.
Gündemdışı ikinci söz,
aynı konuda söz talebinde bulunan, Hatay Milletvekili Sayın Fuat Geçen'e
aittir.
Buyurun Sayın Geçen. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
2.- Hatay
Milletvekili Fuat Geçen'in, sözde Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin
gündemdışı konuşması
FUAT GEÇEN (Hatay) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; asılsız Ermeni soykırımı iddialarıyla
ilgili, şahsım adına, gündemdışı söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyeti saygıyla
selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
Islahat Fermanıyla Müslümanlar ile gayrimüslimler eşit statüye getirilince
ayrıcalıklarını kaybeden Ermeniler, 1877 ve 1878 Osmanlı - Rus Savaşı
sırasında, Rusya'dan, işgal ettiği Doğu Anadolu topraklarından çekilmemesini,
bölgeye özerklik verilmesini ve lehlerine ıslahat yapılmasını talep ettiler.
1878 yılında toplanan
Berlin Kongresi sonucunda imzalanan Berlin Anlaşmasının 61 inci maddesi de,
Ayastefanos Antlaşmasının 16 ncı maddesi tadil edilerek, aşağıdaki şekli aldı.
Bu maddeyle, Osmanlı Hükümetinin, halkı Ermeni olan eyaletlerde malî
ihtiyaçların gerektirdiği ıslahatı yapması, Ermenilerin Çerkez ve Kürtlere
karşı huzur ve güvenliklerini garanti etmeyi taahhüt edip, bu konuda alacağı
tedbirlerin de uluslararası ülkelerce denetlenmesi hükmü getirilmiştir.
Böylece, ilk defa, Osmanlının içindeki bir azınlığın hürriyetleri ve haklarıyla
ilgili dış ülkelerin denetimi başlamıştır ve Ruslar ve İngilizler tarafından.
Ermenilerin kullanılmaya başlama tarihi de budur.
Değerli milletvekilleri,
Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı içerisinde Ermeni isyanının yoğun
yaşandığı Doğu Anadoluda bir yandan cephede Rus ordularıyla savaşırken, bir
yandan da Ruslarla birlikte cephede Osmanlılara karşı savaşan Ermeni milislerle
mücadele etmek zorunda kalmıştır. Bu yetmiyormuş gibi de, geri cephede Türkleri
katleden, Türk köyü ve kasabalarını yakıp yıkan, ordunun ikmal tesislerine ve
konvoylara saldıran Ermeni çeteleriyle mücadele zorunluluğu başlamıştır.
Osmanlı Devleti, 24 Nisan 1915'te... Ki, bu tarih önemlidir; çünkü, asılsız
soykırımı iddiaları bu tarihi ölçü alır. Aslında, bu tarih, yıkma, yakma,
katletme faaliyetlerinde bulunan işte bu komiteden 2 345 kişinin tutuklanması
tarihidir.
Rus sınırına yakın
bölgelerdeki Ermeni halkının da devlete isyan halinde olduğu görülünce,
Osmanlı, yine kendine yakışanı yapmıştır; yani, o bölgede yaşayan halkın iç
savaştan etkilenmemesi için, güneyde daha güvenli olan bölgelere bu halkı
transfer etmiştir. Tarihte bu vakaya "sevk ve iskân vakası" denilir.
Birinci Dünya Savaşında,
Ermeni soykırımı iddialarından dolayı -az önceki konuşmacının da belirttiği
gibi- 143 Osmanlı aydını tutuklanmış, Malta Adasına sürülmüş, İngilizler
tarafından muhakeme edilmiş, kayda değer bir delil bulunamadığından, hiçbir
isnat hayata geçmediği için serbest bırakılmıştır.
1984 yılında PKK sahneye
çıkarılmış, ASALA Ermeni terör örgütü geri plana çekilmiştir. Belgeler, Bekaa
ve Zeli kamplarında ASALA ve PKK
militanlarının birlikte eğitim gördüğünü ortaya koymaktadır.
O dönemde Ermenilerin
esas amacı, Osmanlı topraklarından parça koparmaktır. Bu amacı gerçekleştirmek
için her yolu denemişler, her gücü kendilerine atfetmişlerdir. Ermeni soykırımının
yıldönümü diye andıkları 24 Nisan, devlet aleyhine faaliyette bulunan ve masum
insanları katleden 2 345 komitecinin tutuklandığı tarihtir.
Sayın milletvekilleri,
bir miktar da, asılsız Ermeni iddialarının arkasındaki gerçeklere yönelelim.
Ermeniler, Türkiye aleyhindeki faaliyet ve girişimlerini sadece düşmanlık ve
intikam duygularıyla açıklamak zorunda gibi görünseler de -aslında, bu
duyguların etkisi olmakla beraber- asıl maksadı dört aşamada özetlemek
mümkündür.
Birinci aşamada, asılsız
soykırım iddiasının, başta büyük ülkeler olmak üzere mümkün olduğu kadar çok
sayıda ülke ile ayrıca, belli başlı uluslararası kuruluşlar tarafından
tanınmasını sağlamaktır.
Olayın ikinci aşaması,
Türkiye'nin, yabancı ülkelerin asıl soykırımın tanınmasından etkilenmesi ve bu
ülkelerin baskısıyla asıl soykırımını tanımak mecburiyetinde bırakılmasıdır.
Üçüncü aşaması,
Türkiye'nin, asılsız soykırımına maruz kalan kişilere veya onların
mirasçılarına tazminat ödemesidir. Burada dikkat edilecek husus, soykırımını
tanımanın, vaktiyle bazı kişilere zarar vermiş olduğunun da kabulü anlamına
geleceği için, genel hukuk ilkesi gereğince bu zararın tazmin edilmesi
gereğidir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Geçen.
FUAT GEÇEN (Devamla) -
Diğer bir deyişle, üçüncü aşama ikinci aşamanın doğal bir sonucudur.
Dördüncü aşama ise, Sevr
Antlaşmasını ihya ederek, Doğu Anadoludan Ermenistan'a toprak verilmesi
hayalidir.
Sayın milletvekilleri, bu
talepler ayrıca açıklanmaya gerek olmayacak kadar gerçekdışı olsa da, militan
Ermenilerin inanç ve beklentileri bunlardır. Soykırımı iddiaları, Ermenistan
dışındaki Ermeni toplumunda Ermeni bilincini yaşatmak için ayrıca bir araç
olarak da kullanılmaktadır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti açısından olaya baktığımızda, Osmanlı
İmparatorluğunun yıkılması ve Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasıyla hukuken ve
fiilen ortadan kalkmış olan Ermeni sorunu, bundan yaklaşık otuz yıl önce
yeniden canlandırılmış ve zaman zaman, Türkiye için endişe kaynağı olabilecek
boyutlara taşınmıştır.
Her şeyden önce, Türkiye
ve Türklerin insanlığa karşı işlenmiş olan en büyük suç olarak soykırımıyla
itham edilmesi, ülkemizin imajını bozmakta ve ilişkilerini zedelemektedir. Aynı
şekilde, uluslararası kuruluşların da bu iddialarla etkilenmeye çalışıldığı ve
bu kuruluşların Türkiye üzerinde baskı aracı olarak kullanılmaya çalışıldığı da
görülmektedir. Bütün bu olumsuzlukların devletimizin girişimleriyle bugüne
kadar önlendiği ve bu yöndeki gayretlerin sürdüğü, teselli kaynağımızdır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Ermeni sorununun okulların müfredat programlarına alınması,
gençlerin bu konuda bilinçli bir şekilde yetişmeleri sürecinin başlatılması,
önemli bir eksikliği gidermiştir. Ermeni sorunu hakkında üniversitelerde
bilimsel çalışmaları özendirmek ve koordine etmek için Yüksek Öğretim Kurulu
tarafından bir Türk-Ermeni İlişkileri Millî Komitesi oluşturulmuştur. Bu, ümit
verici bir gelişmedir.
Üniversite dışında da özel bir kuruluş olan Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi, 2001 yılında Ermeni Araştırmaları Enstitüsü kurmuştur. Bu enstitü, "Ermeni Araştırmaları" başlığı altında Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki dergi çıkarmış ve Türkiye'de Ermeni sorunu konusunda çalışmalar yapan bilim adamlarının katıldığı bir Ermeni Araştırmaları Kongresini gerçekleş