DÖNEM
: 22 CİLT : 40 YASAMA YILI : 2
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
50 nci Birleşim
10 Şubat 2004 Salı
I. -
GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. -
YOKLAMA
IV. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. - Konya Milletvekili Özkan Öksüz'ün,
Konya İlinde bina çökmesi ile, çökmenin oluş sebeplerine, mevcut konutlar
bakımından yapılması gereken çalışmalara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım
ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı
2. - Konya Milletvekili Nezir
Büyükcengiz'in, Konya İlinde bina çökmesi ile, çökmenin oluş sebeplerine,
mevcut konutlar bakımından yapılması gereken çalışmalara ilişkin gündemdışı
konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı
3. - Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl'ün,
teknoloji geliştirme bölgelerine ilişkin gündemdışı konuşması
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. - Slovenya Ulusal Meclisi Dış İlişkiler
Komisyonu Başkanının TBMM Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan Parlamento
Heyetini Slovenya'ya resmî davetine icabet edecekleri daha önce bilgiye sunulan
milletvekillerinden mazeret belirtenlerin yerlerine gruplarınca isimleri
bildirilen milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/469)
2. - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Mehmet Ali Şahin'in, İran'ın Bem kentinde meydana gelen deprem nedeniyle taziye
sunmak ve yapılacak yardımlarla ilgili incelemelerde bulunmak üzere İran'a
yaptığı resmî ziyarete, Batman Milletvekili Ahmet İnal'ın da katılmasının uygun
görüldüğüne ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/470)
C) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. - İzmir Milletvekili Ahmet Ersin ve 23
milletvekilinin, uyuşturucu kullanımının nedenleri ve boyutlarının
araştırılarak etkin mücadele için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/164)
2. - Diyarbakır Milletvekili Aziz Akgül ve
26 milletvekilinin, uyuşturucu madde kullanımının aileler ve gençler üzerindeki
etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/165)
3. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek ve
22 milletvekilinin, kamudaki araştırma ve geliştirme birimleri ve faaliyetleri
konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/6)
4. - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili K.Kemal Anadol ve İstanbul Milletvekili
Ali Topuz'un, Kıbrıs konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/7)
V. -
ÖNERİLER
A) DANIŞMA
KURULU ÖNERİLERİ
1. - Gündemdeki sıralama ile çalışma
saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
VI. -
SORULAR VE CEVAPLAR
A) SÖZLÜ
SORULAR VE CEVAPLARI
1. - Mersin Milletvekili Ersoy Bulut'un,
özelleştirilen kuruluşlardaki özürlü işçilerin durumuna ilişkin Maliye
Bakanından sözlü soru önergesi (6/403) ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın
cevabı
2. - Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın,
emekli maaşlarının aylık olarak ödenip ödenmeyeceğine ilişkin Maliye Bakanından
sözlü soru önergesi (6/405) ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı
3. - Denizli Milletvekili V.Haşim Oral'ın,
Irak Savaşı ve ABD'nin malî yardımına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/408) ve yazılı soruya çevrilmesi
nedeniyle konuşması
4. - Adana Milletvekili Atilla
Başoğlu'nun, petrol sondaj makinelerine
ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/409)
ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı
5. - Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın,
Niğde İlinin doğalgaz dağıtım kapsamına alınıp alınmayacağına ilişkin Enerji ve
Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/444) ve Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı
6. - Adana Milletvekili Atilla
Başoğlu'nun, ülkemizdeki hidroelektrik santralların ve elektrik üretimine
ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/463) ve
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı
7. - İstanbul Milletvekili Ali Rıza
Gülçiçek'in, İmar Kanununa göre umumî hizmete ayrılan alanlarda cemevlerine yer
verilip verilmeyeceğine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/417) ve
Devlet Bakanı Ali Babacan'ın cevabı
8. - Antalya Milletvekili Osman Kaptan'ın,
basında yer alan kamu bankaları genel müdürlerinin maaşlarıyla ilgili habere
ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/422)
9. - Adana Milletvekili Atilla
Başoğlu'nun, Kerkük'teki Türkmen ve Arapların güvenliklerine ilişkin
Başbakandan sözlü soru önergesi (6/425) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle
konuşması
10. - Adana Milletvekili Atilla
Başoğlu'nun, Türkiye'nin Yunanistan politikasına ilişkin Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/426) ve yazılı soruya çevrilmesi
nedeniyle konuşması
B) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1. - Hatay Milletvekili Züheyir Amber'in,
SPK'nın yeni binasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdüllatif Şener'in cevabı (7/1637)
2. - Adana Milletvekili Atilla
Başoğlu'nun, SPK'nın İmar Bankasıyla ilgili bir konuda üzerine düşeni yerine
getirmediği iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı (7/1642)
3. - Ankara Milletvekili İsmail Alptekin'in,
çikolata üretimi, ithalatı ve ihracatına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret
Bakanı Ali Coşkun'un cevabı (7/1655)
4. - Samsun Milletvekili Mustafa Çakır'ın,
istisna akdi ile yurt dışında çalışan işçilere ilişkin sorusu ve Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu'nun cevabı (7/1693)
5. - Ankara Milletvekili Zekeriya
Akıncı'nın, Keçiören ve Altındağ Belediyelerinde göreve başlatılan personele
ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/1697)
6. - Ankara Milletvekili Zekeriya
Akıncı'nın, Altındağ Belediyesinin yatırımlarıyla ilgili usulsüzlük iddialarına
ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/1698)
7. - Ankara Milletvekili Zekeriya
Akıncı'nın, Altındağ Belediyesinin borçlarına ve yaptığı yardımlara ilişkin
sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/1699)
8. - Kırşehir Milletvekili Mikail
Arslan'ın, sosyal güvenlik prim borçlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu'nun cevabı (7/1708)
9. - İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in,
Koç Üniversitesi tesislerinin teslim alınması işlemlerine ilişkin sorusu ve
Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'nin cevabı (7/1735)
10. - Manisa Milletvekili Nuri
Çilingir'in, bazı şirketlerin BOTAŞ'tan aldığı işlere,
ENVY adlı şirketle ilgili bazı iddialara,
İlişkin soruları ve Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1746,1747)
11. - Adana Milletvekili Atilla
Başoğlu'nun, yabancı film ve müzik eserlerinin ulusal kültürümüze etkilerinin
değerlendirilmesine ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu'nun
cevabı (7/1754)
12. - Kırşehir Milletvekili Mikail
Arslan'ın, Belediye Kanununa ve belediyelere verilen yetkilere ilişkin sorusu
ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/1758)
13. - Mersin Milletvekili Şefik Zengin'in,
Sivas Kangal ve Tarsus Çatalburun köpekleriyle ilgili çalışmalara ilişkin
Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Vekili ve Sağlık Bakanı Recep
Akdağ'ın cevabı (7/1760)
14. - Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü'nün,
çiftçilerin alacaklarına ve 2004'te yapılacak destek ve ödemelere ,
Mısır ithalatına ve nişasta kökenli şeker
kotasının yükseltilmesine,
İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri
Bakanı Vekili ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1768,1769)
15. - Diyarbakır Milletvekili Muhsin
Koçyiğit'in, Sağlık Bakanlığının sözleşmeli sağlık personeli alımına ilişkin
Başbakandan sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1773)
16. - Manisa Milletvekili Hasan Ören'in,
Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan verilen öğrenim
burslarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın cevabı
(7/1784)
17. - Manisa Milletvekili Hasan Ören'in,
sözleşmeli personel alımı sonuçlarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep
Akdağ'ın cevabı (7/1785)
18. - Samsun Milletvekili Haluk Koç'un,
sözleşmeli sağlık personeli sınavıyla ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve
Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1788)
19. - Afyon Milletvekili Halil
Ünlütepe'nin, sağlık personeli ihtiyacına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep
Akdağ'ın cevabı (7/1789)
20. - Afyon Milletvekili Halil
Ünlütepe'nin, sağlık meslek yüksekokulu mezunlarına sınavlara başvuru hakkı
tanınmadığı iddiasına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı
(7/1790)
21. - Tokat Milletvekili Feramus Şahin'in,
Tokat-Almus-Akarçay sulama projesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1794)
22. - Samsun Milletvekili Haluk Koç'un,
Samsun'daki mobil santrallarda kullanılan yakıta ilişkin sorusu ve Enerji ve
Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1796)
23. - Kırıkkale Milletvekili Halil
Tiryaki'nin, ihale ilânlarının yayımına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet
Bakanı Beşir Atalay'ın cevabı (7/1797)
24. - Sinop Milletvekili Engin Altay'ın,
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu yönetim kurullarında AK Parti
ilçe başkanlarının görev aldığı iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet
Bakanı Beşir Atalay'ın cevabı (7/1800)
25. - Ankara Milletvekili Yakup
Kepenek'in, Ankara Kalecik'teki Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin ne zaman
tamamlanacağına ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı
Recep Akdağ'ın cevabı (7/1801)
26. - İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in,
Bankalar Kanunundaki bir düzenlemenin uygulamasındaki muhtemel sorunlara
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in
cevabı (7/1802)
27. - Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün,
DİE'nin açıkladığı enflasyon oranlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Beşir
Atalay'ın cevabı (7/1803)
28. - Isparta Milletvekili Mevlüt
Coşkuner'in, sözleşmeli sağlık personeli sınavı sonuçlarına ilişkin sorusu ve
Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1806)
29. - Adıyaman Milletvekili Mahmut
Göksu'nun, Türkiye'de Neptünyum elementi bulunup bulunmadığına ve kullanım
alanlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi
Güler'in cevabı (7/1810)
30. - İstanbul Milletvekili Gürsoy
Erol'un, özürlülere yönelik bilgi kayıtlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı
Beşir Atalay'ın cevabı (7/1811)
31. - Trabzon Milletvekili Kemalettin
Göktaş'ın, Karadeniz Bölgesindeki kanser vakalarına ilişkin sorusu ve Sağlık
Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1812)
32. - Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın,
Muğla İlinde doğrudan gelir desteği ödemelerinin ne zaman yapılacağına,
Adana Milletvekili N.Gaye Erbatur'un,
kapari bitkisi üretiminin özendirilmesine,
İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri
Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı (7/1825,1829)
33. - Adana Milletvekili Kemal Sağ'ın, Tuz
Gölü Yeraltı Gaz Depolama Projesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1827)
34. - Adana Milletvekili Kemal Sağ'ın,
BOTAŞ'taki bazı personel hareketlerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1828)
35. - Adana Milletvekili N.Gaye
Erbatur'un, Batman'daki mobil santraldan kaynaklanan çevre kirliliğine ilişkin
sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı
(7/1831)
36. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret
Baloğlu'nun, Antalya deniz ulaşımı projelerine ilişkin sorusu ve Kültür ve
Turizm Bakanı Erkan Mumcu'nun cevabı (7/1839)
37. - Iğdır Milletvekili Yücel Artantaş'ın
DÖSİM'den işçi çıkarılıp çıkarılmadığına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm
Bakanı Erkan Mumcu'nun cevabı (7/1842)
38. - Iğdır Milletvekili Yücel
Artantaş'ın, Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğüne ve Basın ve
Halkla İlişkiler Müşavirliğine atanan personele ilişkin Başbakandan sorusu ve
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı (7/1843)
39. - Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın,
gemiadamlarının zorunlu sağlık muayenelerine ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı
Recep Akdağ'ın cevabı (7/1844)
40. - Manisa Milletvekili Hasan Ören'in,
özelleştirilen Alaşehir Suma Fabrikası çalışanlarının durumuna ilişkin sorusu
ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı (7/1871)
41. - Kırklareli Milletvekili Mehmet
S.Kesimoğlu'nun, büyükbaş hayvan yetiştiriciliğindeki küçük işletmeler sorununa
ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı (7/1877)
VII.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile
Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı
ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)
2. - Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu
(1/523) (S. Sayısı: 152)
3. - Çanakkale Milletvekilleri Mehmet
Daniş ve İbrahim Köşdere'nin; Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa
Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici
Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(2/212) (S. Sayısı: 305)
4. - Uzman Erbaş Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı; Uzman Erbaş Kanununun Bazı Maddeleri ile Ordu
Yardımlaşma Kurumu Kanununun 17 nci Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname ve Uzman Erbaş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Hükmünde Kararname ile Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları
Raporları (1/526, 1/190, 1/205) (S. Sayısı: 362)
5. - Yabancılara İkinci El Taşıt Satışı
Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri, Dışişleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji,
Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporları (1/728) (S. Sayısı:
363)
6. - Türkiye Cumhuriyeti ile Litvanya
Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Ticarî Konularda Hukukî ve Adlî İşbirliği
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu Raporu (1/375) (S. Sayısı: 341)
7. - Türkiye Cumhuriyeti ile Moğolistan
Arasında Hukukî, Ticarî ve Cezaî Konularda Adlî Yardımlaşma Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/425) (S. Sayısı: 342)
8. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile
Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Diplomatik Temsilcilik Binalarının
İnşası İçin Karşılıklı Arsa Tahsisine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun
Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/481) (S. Sayısı:
343)
I. - GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak
iki oturum yaptı.
Elektronik cihazla yapılan yoklamalar
sonucunda Genel Kurulda toplantı yetersayısı bulunmadığı anlaşıldığından; 10
Şubat 2004 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 15.18'de son
verildi.
|
Yılmaz Ateş |
|
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
|
|
|
|
Enver Yılmaz |
Yaşar Tüzün |
|
|
Ordu |
Bilecik |
|
|
Kâtip Üye |
Kâtip Üye |
No. : 77
II.- GELEN KÂĞITLAR
6 Şubat 2004 Cuma
Sözlü Soru Önergeleri
1. - Ankara Milletvekili
Yakup Kepenek'in, bazı sermaye gruplarının çalışmalarına ilişkin Başbakandan
sözlü soru önergesi (6/932) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.1.2004)
2. - Mersin Milletvekili
Şefik Zengin'in, bazı bürokratların atanmalarıyla ilgili iddialara ilişkin
Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/933) (Başkanlığa geliş tarihi:
28.1.2004)
3. - Hatay Milletvekili
Züheyir Amber'in, bazı ithal gıda ürünlerinin genetik yapılarının kontrolüne
ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/934) (Başkanlığa
geliş tarihi: 28.1.2004)
4. - Antalya Milletvekili
Feridun Fikret Baloğlu'nun, Davos'taki görüşmelere katılan bazı kişilere
ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/935) (Başkanlığa geliş tarihi:
28.1.2004)
5. - Afyon Milletvekili
Halil Ünlütepe'nin, Afyon'un Evciler İlçesinde Adliye teşkilatı açılıp
açılmayacağına ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/936)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)
Yazılı Soru
Önergeleri
1. - İstanbul
Milletvekili Güldal Okuducu'nun, SHÇEK'de barınan gençlerin istihdamına ilişkin
Devlet Bakanından (Güldal Akşit) yazılı soru önergesi (7/1920) (Başkanlığa
geliş tarihi: 23.1.2004)
2. - Tekirdağ
Milletvekili Mehmet Nuri Saygun'un, asgari ücrete ilişkin Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1921) (Başkanlığa geliş tarihi:
23.1.2004)
3. - Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, demiryolu yük taşımacılığındaki sınırlandırmalara ilişkin
Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1922) (Başkanlığa geliş tarihi:
28.1.2004)
4. - Tekirdağ
Milletvekili Mehmet Nuri Saygun'un, yönetim kadrolarında görev yapan kadın
personel sayısına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1923)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)
5. - Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, Barzani'nin Türkiye'ye yönelik tehditkâr konuşmalarına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1924) (Başkanlığa geliş tarihi:
28.1.2004)
6. - Konya Milletvekili
Atilla Kart'ın, Ulusal Beste Yarışmasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1925) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)
7. - İstanbul
Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, bir köşe yazarının yargı ile ilgili
iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1926) (Başkanlığa
geliş tarihi: 28.1.2004)
8. - İstanbul
Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Eyüp Belediyesinin satın aldığı
palmiyelerle ilgili iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1927) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)
9. - İzmir Milletvekili
Erdal Karademir'in, orman suçlarıyla ve bazı personelin sendika ve oda
üyelikleriyle ilgili iddialara ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1928) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)
10. - Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, uyuşturucuyla mücadele politikasına ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1929) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)
11. - Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, uyuşturucudan korunma konusunda gençlerin eğitilmesine
ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1930) (Başkanlığa geliş
tarihi: 28.1.2004)
12. - Mersin Milletvekili
Hüseyin Özcan'ın, doğal afetlere karşı alınacak tedbirlere ve çiftçilerin
mağduriyetlerinin giderilmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/1931) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)
13. - Antalya
Milletvekili Nail Kamacı'nın, Antalya'da Organize Tarım Bölgesi kurulup
kurulmayacağına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1932) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)
14. - Antalya
Milletvekili Nail Kamacı'nın, Antalya'da selden zarar gören çiftçilerin
mağduriyetinin giderilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1933)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)
15. - İstanbul
Milletvekili Emin Şirin'in, Yuvacık Barajı ve Melen Projesine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1934) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)
16. - Zonguldak
Milletvekili Nadir Saraç'ın, Zonguldak'ta bazı öğretmenler hakkında açılan
soruşturmaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1935)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)
17. - Iğdır Milletvekili
Dursun Akdemir'in, bir ilahiyatçının yaptığı konuşmayla ilgili açıklama yapılıp
yapılmayacağına ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Aydın) yazılı soru önergesi
(7/1936) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)
18. - İzmir Milletvekili
Erdal Karademir'in, İzmir İlköğretim Müfettişleri Başkanının görevden
alınmasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1937)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)
19. - Konya Milletvekili
Atilla Kart'ın, hakkında düzenlenen fezlekeye ilişkin Maliye Bakanından yazılı
soru önergesi (7/1938) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)
20. - Afyon Milletvekili
Halil Ünlütepe'nin, Afyon'un Evciler İlçesinin Işıklar Barajından tarımsal
sulama amaçlı faydalanılmasına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1939) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)
21. - İstanbul
Milletvekili Onur Öymen'in, AB Komisyonu 2003 yılı İlerleme Raporundaki işkence
ile ilgili tıbbî raporlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1940) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)
22. - Afyon Milletvekili
Halil Ünlütepe'nin, Evciler-Çal Karayoluna ve Evciler Gar İstasyonuna ilişkin
Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1941) (Başkanlığa geliş tarihi:
28.1.2004)
23. - Konya Milletvekili
Atilla Kart'ın, kamu avukatlarının ek göstergelerine ve vekâlet ücretlerine
ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali Şahin) yazılı soru
önergesi (7/1942) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.1.2004)
24. - İzmir Milletvekili
K. Kemal Anadol'un, deniz ve demiryolu ulaşımının yaygınlaştırılmasına ve
İzmir-İstanbul arası vapur seferlerinin başlatılmasına ilişkin Ulaştırma
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1943) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2004)
No. : 78
9 Şubat 2004 Pazartesi
Raporlar
1. - At Yarışları
Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 17.12.2003 Tarihli ve 5022 Sayılı
Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha
Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ile Tarım, Orman ve Köyişleri
Komisyonu Raporu (1/723) (S. Sayısı: 370) (Dağıtma tarihi: 9.2.2004) (GÜNDEME)
2. - Kuzey Ankara Girişi
Kentsel Dönüşüm Projesi Kanunu Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve
Turizm Komisyonu Raporu (1/735) (S. Sayısı: 371) (Dağıtma tarihi: 9.2.2004)
(GÜNDEME)
Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri
1. - Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, THY'nin Frankfurt ofisine ve Başbakanlığa
tahsisli helikoptere ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1535)
2. - İstanbul
Milletvekili Emin Şirin'in, büyükşehir belediyelerinin sınırlarının
genişletilmesinin polis ve jandarmanın görev alanına etkisine ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1625)
3. - Ankara Milletvekili
İsmail Değerli'nin, bazı şirketlerin Ankara Büyükşehir Belediyesinden aldığı
ihalelere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1628)
4. - Ankara Milletvekili
İsmail Değerli'nin, Ankara Büyükşehir Belediyesinin bazı ihalelerine ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1629)
5. - Adana Milletvekili
N. Gaye Erbatur'un, 4207 sayılı Kanunun uygulanmasında etkinlik sağlamaya dönük
çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1636)
6. - Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, emeklilerin maaşlarına yapılacak iyileştirmelere ilişkin
Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1645)
7. - Ankara Milletvekili
İsmail Değerli'nin, Ankara Büyükşehir Belediyesinin borçlarına ilişkin Devlet
Bakanından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/1646)
8. - Kırşehir
Milletvekili İzzet Çetin'in, Tasarrufu Teşvik Fonu anaparalarını alamayan
depremzede memurlara ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan) yazılı soru
önergesi (7/1650)
9. - Ankara Milletvekili
İsmail Değerli'nin, BELSO ve BELÇAR adlı şirketlere ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1652)
10. - Ankara Milletvekili
İsmail Alptekin'in, oyuncaklı çikolata yumurta üretimi, ithalatı ve ihracatına
ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/1653)
11. - Trabzon
Milletvekili Asım Aykan'ın, Mekke'deki Osmanlı eserlerinin korunmasına ve imar
faaliyetlerine ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru
önergesi (7/1656)
12. - İstanbul
Milletvekili Emin Şirin'in, Mavi Akım Projesindeki doğalgaz fiyat formülüne ve
doğalgaz fiyatında indirim olup olmadığına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1657)
13. - İstanbul
Milletvekili Hasan Aydın'ın, okullara asılmak üzere fotoğrafını bastırdığı
iddialarına ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/1659)
14. - Kocaeli
Milletvekili İzzet Çetin'in, Tanıtma Genel Müdürlüğünce hazırlanan
"Türkiye'nin Turizm Değerleri" adlı yayına ilişkin Turizm Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1672)
No. : 79
10 Şubat 2004 Salı
Tasarılar
1. - Genel Kadro ve Usulü
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerin Toplu Konut İdaresi
Başkanlığına Ait Bölümünde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/747)
(Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.1.2004)
2. - Doğu ve Orta
Avrupa’da Balıkçılığın Geliştirilmesi Uluslararası Örgütünün Kurulması
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/748)
(Tarım, Orman ve Köyişleri ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 27.1.2004)
3. - Türkiye Cumhuriyeti
Hükümeti ile Belçika Krallığı Hükümeti Arasında Gümrük ile İlgili Konularda
Karşılıklı İdarî Yardım Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/749) (Plan ve Bütçe ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi: 27.1.2004)
4. - Karadeniz’in
Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesinin Karadeniz’de Biyolojik Çeşitliliğin ve
Peysajın Korunması Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/750) (Çevre ve Dışişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.1.2004)
5. - Türkiye Cumhuriyeti
Hükümeti ve Brezilya Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Konularında
İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/751) (Millî Savunma ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 27.1.2004)
6. - Bazı Kurum ve
Kuruluşların Korunması ve Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/752) (İçişleri Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi: 27.1.2004)
7. - Çeşitli Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı (1/753) (Adalet ve Plan ve Bütçe
ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 6.2.2004)
Teklif
1. - Kocaeli Milletvekili
İzzet Çetin ve 9 Milletvekilinin; 4736 Sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının
Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanunun Bir Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi (2/248)
(Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2004)
Raporlar
1.- Doku Tipi Tayinine
Yarayan Reaktiflerin Değişimine İlişkin Avrupa Anlaşması ve Ek Protokolünün
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma
ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/634) (S. Sayısı: 365)
(Dağıtma tarihi: 10.2.2004) (GÜNDEME)
2. - Uluslararası Bağ ve
Şarap Örgütünün Kuruluş Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/662) (S. Sayısı: 367) (Dağıtma
tarihi: 10.2.2004) (GÜNDEME)
3. - Karadeniz Ekonomik
İşbirliği (KEİ) Örgütü KEİ Bölgesindeki Eşyanın Karayoluyla Naklinin
Kolaylaştırılması Konusunda Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/684) (S.
Sayısı: 369) (Dağıtma tarihi: 10.2.2004) (GÜNDEME)
4. - İcra ve İflas
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu
(1/718) (S. Sayısı: 372) (Dağıtma tarihi: 10.2.2004) (GÜNDEME)
Sözlü Soru Önergeleri
1. - Ankara Milletvekili
Yakup Kepenek'in, Çankırı-Şabanözü-Gümerdinli Beldesi sağlık ocağının personel
ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/937) (Başkanlığa
geliş tarihi: 29.1.2004)
2. - Ankara Milletvekili
Yakup Kepenek'in, Ankara-Şabanözü karayolundaki çalışmalara ilişkin Bayındırlık
ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/938) (Başkanlığa geliş tarihi:
29.1.2004)
3. - Balıkesir
Milletvekili Orhan Sür'ün, haklarında açılmış dava bulunan Ziraat Bankası
yöneticilerine ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan) sözlü soru önergesi
(6/939) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)
Yazılı Soru Önergeleri
1. - Konya Milletvekili
Atilla Kart'ın, kamuoyunda Neşter-2 operasyonu olarak bilinen adlî soruşturmaya
müdahale ettiği iddiasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1944) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.1.2004)
2. - Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt'ün, TÜPRAŞ'ın satışına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/1945) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.1.2004)
3. - İzmir Milletvekili
Hakkı Ülkü'nün, İzmir Emek Otellerinin Yenilenme ve Modernizasyonu ile
Uluslararası Otel Zincirleri Eliyle İşlettirilmesi Projesine ilişkin Maliye
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1946) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2004)
4. - Edirne Milletvekili
Necdet Budak'ın, genetik yapısı değiştirilmiş ürünlere ilişkin Tarım ve
Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1947) (Başkanlığa geliş tarihi:
29.1.2004)
5. - Edirne Milletvekili
Necdet Budak'ın, palm yağı kullanımında oluşan haksız rekabete karşı önlem
alınıp alınmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1948)
(Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2004)
6. - Ordu Milletvekili
İdris Sami Tandoğdu'nun, Devlet hastanelerindeki yoğunluğa ve aile hekimliği
uygulamasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1949)
(Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2004)
7. - Tekirdağ
Milletvekili Mehmet Nuri Saygun'un, yabancıların kayıt dışı istihdamına ilişkin
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1950) (Başkanlığa
geliş tarihi: 29.1.2004)
8. - Bursa Milletvekili
Kemal Demirel'in, Bursa'nın Harmancık İlçesi bağlantılı karayolu çalışmalarına
ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/1951)
(Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2004)
9. - Erzurum Milletvekili
Mustafa Ilıcalı'nın, Boğaziçi Köprüsündeki trafik güvenliğine ilişkin
Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/1952) (Başkanlığa geliş
tarihi: 30.1.2004)
10. - Bitlis Milletvekili
Vahit Kiler'in, bir futbol karşılaşmasındaki hakem hatası iddialarına ilişkin
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali Şahin) yazılı soru
önergesi (7/1953) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)
11.
- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, Siirt-Şirvan Madenköy bakır sahasının
ruhsat hakkına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1954) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)
12. - İzmir Milletvekili
Canan Arıtman'ın, SHÇEK yurtlarında yetişenlerin kamuda istihdamına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1955) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)
13. - İzmir Milletvekili
Canan Arıtman'ın, sözleşmeli sağlık personeli sınavında sıfır puan alan
adayların atamalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1956)
(Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)
14. - İzmir Milletvekili
Canan Arıtman'ın, bir cenaze törenine katılanlar hakkında kıyafetlerinden ötürü
işlem yapılıp yapılmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1957)
(Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)
15. - Kırklareli
Milletvekili Mehmet S. Kesimoğlu'nun, İstanbul Valisinin kar fırtınasında
yeterli önlem almadığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1958) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)
16. - Adana Milletvekili
N. Gaye Erbatur'un, bir havacılık şirketine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı
soru önergesi (7/1959) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)
17.-İzmir Milletvekili
Hakkı Akalın'ın, açık kalp cerrahisi yapılan merkezlere ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1960) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)
18. - Muğla Milletvekili
Ali Arslan'ın, SHÇEK'te yapılan bazı atamalara ve bir bürokratla ilgili
iddialara ilişkin Devlet Bakanından (Güldal Akşit) yazılı soru önergesi
(7/1961) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)
19. - Hatay Milletvekili
Gökhan Durgun'un, kamu avukatlarının ek göstergelerine ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/1962) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)
Genel Görüşme Önergeleri
1. - Ankara Milletvekili
Yakup Kepenek ve 22 Milletvekilinin, kamudaki araştırma ve geliştirme birimleri
ve faaliyetleri konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 102 ve 103 üncü
maddeleri uyarınca bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/6)
(Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2004)
2. - Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol ve
İstanbul Milletvekili Ali Topuz'un, Kıbrıs konusunda Anayasanın 98 inci,
İçtüzüğün 102 ve 103 üncü maddeleri uyarınca bir genel görüşme açılmasına
ilişkin önergesi (8/7) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.2.2004)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.00
10 Şubat 2004 Salı
BAŞKAN : Başkanvekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER: Mevlüt AKGÜN (Karaman), Türkân MİÇOOĞULLARI
(İzmir)
BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 50 nci Birleşimini açıyorum.
III. - YOKLAMA
BAŞKAN - Elektronik
cihazla yoklama yapacağım.
Yoklama için 5 dakika
süre vereceğim.
Sayın milletvekillerinin
oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre
içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır
bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen
üyelerin ise yoklama pusulalarını, teknik personel aracılığıyla, 5 dakikalık
süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.
Yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
yoklama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Biraz sonra, gündemdışı
söz isteyen arkadaşlarımıza söz vereceğim; ancak, Başkanlık olarak, bayramın
ikinci günü Konyamızda meydana gelen bina çökmesi sonucu birçok vatandaşımızın
hayatını kaybetmesi, birçok vatandaşımızın yaralanması sebebiyle, vefat
edenlere Allah'tan rahmet, yaralananlara acil şifalar diliyoruz; Konyamıza
başsağlığı diliyoruz, geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz; böyle bir facianın
yeniden yaşanmamasını da gönülden temenni ediyoruz.
Gündemdışı ilk söz, Konya
İlinde bina çökmesi sonucu meydana gelen facia dolayısıyla söz isteyen Konya
Milletvekili Sayın Özkan Öksüz'e aittir.
Buyurun Sayın Öksüz.(AK
Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
IV. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. - Konya
Milletvekili Özkan Öksüz'ün, Konya İlinde bina çökmesi ile, çökmenin oluş
sebeplerine, mevcut konutlar bakımından yapılması gereken çalışmalara ilişkin
gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorsunuz, bayramın ikinci günü, saat
20.15'te, Konyamızda bir facia yaşadık; Zümrüt Apartmanımız çöktü ve bu çöküş
neticesinde -saat 13.00 itibariyle- 92 ölümüz, 29 yaralımız var. Şu anda, bu 92
ölünün 88'inin kimlikleri tespit edilmiş ve defnedilmişlerdir; 4'ünün kimlik
tespiti devam etmektedir ve göçük altında, hâlâ, birkaç vatandaşımızın olduğunu
tahmin etmekteyiz. Allah, inşallah, böyle bir acıyı bize bir daha yaşatmaz.
Hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına da başsağlığı hayatta olanlara Cenabı
Hak'tan şifa diliyoruz.
Bu acı günümüzde, acımızı
paylaşmak üzere Konyamızı teşrif eden Meclis Başkanımız Sayın Bülent Arınç
Beye, Başbakanımız Sayın Tayyip Erdoğan Beye ve bakanlarına, Anamuhalefet
Partisi Liderimiz Sayın Deniz Baykal'a ve acılarımızı paylaşmak için Konya'ya
gelen diğer tüm yetkililere buradan teşekkür ediyoruz.
Arkadaşlar, bu
çalışmalar, aşağı yukarı 200 kişinin nezaretinde sürdürülmüş ve hâlâ da devam
etmektedir. Birkaç güne kadar, enkazın tamamen kalkacağını umut ediyoruz. Yedi
gün sonra Cenabı Hak, bir kardeşimizi bize sağ olarak bağışlamıştır. Beşbuçuk
günden sonra, Muhammet Kalem diye bir kardeşimiz, yedi günden sonra da Yasemin
Yaprakçı diye bir bacımız enkazdan kurtarılmıştır ve bunlar, şu anda,
hastanelerde tedavi görmektedirler. Kendilerine acil şifalar diliyoruz.
Hepimizi yasa boğan bu
olaydan sonra Konya'ya gelerek bu çalışmalarda bulunan sivil savunma
ekiplerimize, emniyet güçlerimize ve jandarma komutanlığındaki tüm yetkililere
burada teşekkürü bir borç biliyoruz.
Konya Cumhuriyet Savcılığının
önderliğinde, 5 kişilik bir ekip şu anda soruşturmaları devam ettirmektedir ve
bu soruşturmalar neticesinde, ilk olarak, ön bir bilgi yayımlanmıştır. Bu ilk
incelemeden sonra hazırlanan önrapor, kesin rapora zemin oluşturacaktır.
Bilirkişinin tespitine göre, birinci hata, malzeme bozukluğu, inşaatta
kalitesiz kum ve çimento kullanımı; ikinci hata, eksik malzeme kullanımı, kolon
ve kirişlerde yeterli kalınlıkta ve sayıda demirin kullanılmaması; üçüncü hata,
denetim eksikliği; dördüncü hata, işçilik kusurları -binanın yapımı aşamasında
teknik kurallara ve projelere uygun olarak yapılması gereken işçilik
yapılmamıştır- beşinci hata olarak da, karşımıza, proje çizimi ve uygulamasında
yapılan hatalar çıkmaktadır. Bilirkişinin tespit ettiği ilk beş hata bunlardır
ve bunlar kesin rapor içinde, önzemin niteliğindedir.
3 Ocak 1993'te,
Diyarbakır'da, maalesef, Hicret Apartmanı çöktüğünde vatandaşlarımızı
kaybettik; bundan ders almadık. Şu anda Zümrüt Apartmanı çöktü. Bir daha
apartmanların çökmemesi için, Meclisimizin acilen bazı kararlar alması gerekmektedir.
Ne yazık ki, Türkiye'de bugün, binlerce bina yıkılmak üzere veya yıkımla
başbaşa ve bunların çoğu SİT alanı ilan edilmiş. Anıtlar Kurulu bunların
yıkılmasını önlüyor; bir taraftan da, belediye bunları yıkmak için uğraşıyor. Bunun
bir an önce önüne geçilmesi lazım ve bu binaların birçoğu şu anda tahtalarla
veya demir direklerle ayakta duruyor ve maalesef, bu binaların çoğunda, şu
anda, insanlarımız yaşamaktadır. Bu insanların ölümünden acaba kimler sorumlu
olacak; belediyeler mi, Anıtlar Yüksek Kurulu mu? Buna da bir an önce el
atmamızda fayda vardır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Öksüz,
mikrofonunuzu açıyorum; lütfen, tamamlayın.
ÖZKAN ÖKSÜZ (Devamla) -
Hatta, öyle binalar var ki, altını direklerle beslemişler, üzerine kaçak katlar
çıkarılmış ve belediyelerimiz de bunlara bakıyor. Bunların bir an önce
önlenmesi lazım.
İkinci önemli husus,
arkadaşlar, yapı denetim müesseseleridir. Bunların yasası çıktı. Bu yasaları
bir daha gözden geçirmemizde fayda var. Bugün "yapı denetimi" adı
altında kurulanların -hepsini kastetmek istemiyorum- bir kısmı görevini
yapamamaktadır. Hatta, buradaki önraporda da belirtildiği gibi, ilk başlarda bu
denetimlerle ilgili çizimler yapılıyor, belediye tasdiki yapılıyor. Ondan
sonra, binalarımız kontrol edilmemektedir. Bunların yeniden gözden geçirilmesi
ve tekniğe uygun olup olmadığının yeniden kontrol edilmesi lazım.
Arkadaşlar, yöremiz,
deprem bölgesindedir. Deprem bölgesinde olsun veya olmasın, standartlara uygun
yapılamayan binalar, birer ölüm makinesi haline gelebilmektedir. Onun için, ne
olursa olsun, içinde yaşanılan bir binanın yıkılması, çok sayıda can kaybına,
ocakların sönmesine yol açmaktadır. Bu apartmanları yapan mühendis, bizim
mühendisimiz; zemin etüdünü yapan mühendis, yine, bizim mühendisimiz; kalfa,
bizim kalfamız; işçi, bizim işçimiz; dahası, ruhsatı veren görevli, bizim
görevlimiz; onlara göz yuman bürokrat da bizim bürokratımız; kısaca, suçlu
biziz. Bunlara bir an önce el atmamız lazım. Konya'daki bu olay bizlere ders
olmalıdır. Ülkemizde yasalar uygun olsa dahi güvenli yapılaşmanın gerçekleşemediğini,
hem yaşadığımız depremlerden hem de Zümrüt Apartmanı gibi facialardan
görmekteyiz.
Ne yazık ki, son elli
yıldır, ülkemiz, çok hızlı bir kentleşme hareketiyle karşı karşıya
bulunmaktadır. Özellikle, kırsal alanlardan kentlere doğru yaşanan göç
hareketlerine bağlı olarak yaşanılan kentleşme hızına planlama çalışmalarının
yetişememesi nedeniyle, planlı ve altyapılı yeni yerleşim alanları
oluşturulamamıştır. Kentlerin etrafında gecekondu bölgeleri oluşmuştur.
Yasalara ve teknik kurallara yalnızca kâğıt üzerinde uymak dışında hiçbir
denetime tabi olmayan bir yapılaşmanın yanı sıra, arsa rantını ve müteahhit
kârlılığını asıl amaç olarak gören bir anlayış sonucunda halkımızın büyük bir
çoğunluğu, niteliksiz, sağlıksız, güvensiz yapılarda oturmaya mahkûm olmuştur.
Binlerce insanımız varını yoğunu vererek ve borçlanarak edindikleri konutların
aslında son derece niteliksiz, çürük ve orta şiddette bir depreme dahi
dayanamayacak bir yapı olduğunun farkında bile olmadan yaşamaktadır. Yapı
denetiminin esası, standartlarımız olmadığı için, denetim yapan kuruluşlarımız
denetimlerini gerektiği gibi yapamamaktalar. Belediyelerin imar yönetmelikleri,
mimarlık ve mühendislik hizmetini belirli metrekare hesaplarına indirgeyen ve
yalnızca yasak koyucu bir çerçevededir, yapı standartları getirmekten uzaktır.
Denetim için gerekli olan laboratuvar olanakları çok kısıtlıdır.
Bugün dünyanın bütün
gelişmiş ülkelerinde, hem deprem güvenliği hem de yapı niteliği açısından
etkili olan meslekî sorumluluk ve yapı sigorta sistemleri geliştirilmiştir.
Avrupa Birliği üyeliğine hazırlanan Türkiye'de insanlarımızın çağdaş
konutlarda, sağlam ve çağdaş yapılarda oturmalarına imkân verecek yapı ve
meslek standartlarının getirilmesi ve uygulanabilir kılınması temel hedef
olmalıdır.
BAŞKAN - Sayın Öksüz,
toparlar mısınız.
ÖZKAN ÖKSÜZ (Devamla) -
Bunu sağlamak için, öncelikle kaçak yapılaşmaya engel olmalıyız, mimarlık ve
mühendislik hizmetlerinin gerçek anlamlarda uygulanmasına başlamalıyız, yapı
denetiminin etkin bir şekilde uygulanmasını sağlamalıyız, bu alanlarda faaliyet
gösteren laboratuvarların sayılarını artırmalıyız, çağdaş yapı ve meslek
standartlarını uygulamaya koymalıyız. Bunun için, mimarlık ve mühendislik
meslek standartlarını yükseltmek zorundayız.
Hepinize saygı ve
sevgilerimi sunarken, ölenlere, yeniden, Allah'tan rahmet, kalanlara da Cenabı
Hak'tan şifalar diliyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Öksüz.
Sayın Tarım Bakanımızın,
Hükümet adına söz isteği var; ancak, aynı konuda Konya Milletvekilimiz Sayın
Nezir Büyükcengiz'in de söz isteği olduğundan, Sayın Büyükcengiz'e söz
verdikten sonra Sayın Bakana söz vereceğim.
Buyurun Sayın
Büyükcengiz. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
2. - Konya
Milletvekili Nezir Büyükcengiz'in, Konya İlinde bina çökmesi ile, çökmenin oluş
sebeplerine, mevcut konutlar bakımından yapılması gereken çalışmalara ilişkin
gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı
NEZİR BÜYÜKCENGİZ (Konya)
- Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; ben de, biraz önce konuşan Konya
Milletvekilimiz Sayın Öksüz'ün değindiği konuda, geçtiğimiz hafta, 2 Şubat
Pazartesi günü Konya'da meydana gelen göçük faciasıyla ilgili gündemdışı söz
aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Çok büyük bir üzüntü
yaşadı Konya, dolayısıyla Türkiye. Bu olay nedeniyle 92 yurttaşımız, hemşerimiz
hayatını kaybetti, 29 kişi yaralı olarak kurtuldu. Olayın başlangıcından şu ana
kadar, seçim bölgesi olması nedeniyle Konya'da bulunan Tarım Bakanımız bütün
ayrıntılarla ilgilendi -kendisine özellikle teşekkür ediyorum- yöneticiler
ilgilendiler ve Türkiye'nin 17 biriminden 231 arama-kurtarma görevlisi olayın
cereyanından şu ana kadar görev yaptılar ve onların kurtardıkları canlar bizim
tesellimiz oldu, acımızı bir parça hafifletti.
Değerli arkadaşlarım, 4
Şubat Çarşamba günü Genel Başkanımız, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı
Sayın Deniz Baykal, Konya'ya gelerek olay mahallinde incelemelerde bulundu,
yetkililerden bilgi aldı. Müteakiben, 5 Şubat Perşembe günü Sayın Başbakan
Konya'ya geldiler, incelemelerde bulundular, bilgi aldılar ve açıklamalarda
bulundular.
Bu olay, afet değildir.
Deprem, heyelan, sel baskını, tipi, dolu vurgunu doğal afettir; afetleri
biliyoruz. Peki, bu olay nedir? Bu olayın adını koymak, hep birlikte,
Parlamento olarak, bizim görevimizdir. Bu olayın adı ihmal midir, üçkâğıt
mıdır, cinayet midir, ahlaksızlık mıdır?.. Yanlış yapılaşma, yanlış
belediyecilik, eksik ve çürük malzeme, yapılmayan denetim, popülizme, kayırmaya
dayalı yapı ve iskân ruhsatları...
Değerli arkadaşlarım, tüm
bunlar, ramazanlarda iftariyelik dağıtarak, kışın kömür dağıtarak
belediyeciliğin gereğini yerine getirdiğini sananların yanıldığının
fotoğrafıdır. Bu sonuç, artık, çağdaş, dürüst, tarafsız ve bilimsel yerel yönetim
zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Yanlış ve eksik malzeme kullanımı en büyük
etken; ama, bunun yanında, biraz evvel, Sayın Öksüz, konuşmasında "binayı,
projesini yapan mühendis, bizim mühendisimiz; müteahhit, bizim müteahhidimiz;
inşaatta çalışan işçi, bizim işçimiz" dedi; ama, orada ruhsat veren
belediye de bizim belediyemiz; onu söylemeden geçti; orada iskân ruhsatı veren
belediye de bizim belediyemiz; bunu da söylemeden geçti. Ben bunları tamamlamak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, 21
inci Yüzyılda bilişim, iletişim teknoloji çağını yaşıyoruz ve Türkiye, Avrupa
Birliğinin kapısını zorluyor, Avrupa Birliğine girmek istiyor. Olayın olduğu
gün, bütün televizyon kanalları naklen yayına geçtiler. Ulusal
televizyonlarımızın dışında, yabancı ülkelerin televizyonları da Konya'daki
olayı başından sonuna kadar, bazen, haberlerinde gösterdi. Ben şunu düşündüm:
Yabancı televizyonları izlerken, Afrika ülkelerinden Somali'de, Etiyopya'da,
Uganda'da bazen açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalan cılız çocukları, karnı
şiş çocukları gördüğümüz zaman yaşadığımız duyguları, inşallah, BBC kanalında
olayı izleyen, bu görüntüleri izleyen İngiliz vatandaşları Türkiye için
yaşamamışlardır, CNN'de izleyen Amerikalılar bizim o çocukları izlediğimiz
zamanki yaşadığımız duyguları inşallah yaşamamışlardır ve o izleyen
insanlar, yabancı ülkelerde bu
manzarayı gören insanlar, bunlar ne biçim insan, bina yapıyorlar kendilerine
mezar ediyorlar...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın
Büyükcengiz, mikrofonunuzu açıyorum.
Buyurun efendim.
NEZİR BÜYÜKCENGİZ
(Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan, toparlıyorum.
...bunlar nasıl bir ülke,
nasıl insanlar, nasıl yönetiliyorlar, nasıl yönetiyorlar, yaptıkları bina
kendilerine mezar oluyor diye inşallah düşünmemişlerdir.
Bu manzarayı, bu acı
görüntüleri, ülkemiz açısından bu olumsuz görüntüleri silmek, hepimizin en önde
gelen görevidir. Bu felaket üzerine siyaset yapmak istemiyorum. Bu görevi, bu
Parlamento olarak, 22 nci Dönem parlamenterleri olarak, bir ilki
gerçekleştirerek yapmamız gerektiği inancındayım.
Bizler, Konya'da, olay
mahallinde de, görüşmemiz esnasında zaman zaman konuştuk. Konya milletvekilleri
olarak, Parlamentoda temsil edilen her iki partinin, Adalet ve Kalkınma Partili
milletvekilleri ile Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri olarak, uygun
görülürse, bir araştırma önergesini hep birlikte hazırlayacağız ve Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunacağız. Bu konuda, AKP ve CHP Grup
yöneticilerinin de yardımını istirham ediyorum. Sayın Meclis Başkanlığından da
özel istirhamda bulunarak, bu konunun, bu araştırma önergesinin bir an önce
gündeme alınarak görüşülmesini talep edeceğiz.
Önerge, İçtüzük gereğince
görüşülmeli, kabul edilmeli ve komisyon kurulduktan sonra, bu sorunun, Konya'da
yaşanan bu felaketin bütün ayrıntılarıyla incelenerek, bundan sonra yapılması
gereken hususların ve bundan sonra alınması gereken önlemlerin de Türkiye Büyük
Millet Meclisi komisyonları marifetiyle saptanması daha uygun olur diye
düşünüyorum. Hiçbirimiz kendi partimizin ve şahsımızın reklamını yapmadan, hep
birlikte buna "evet" demeliyiz diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu
komisyon çalışmalarını tamamlayıp raporunu da verdikten sonra, umarız, isteriz
ve dileriz ki, hükümet de, yürütme organı da gerekenleri yapmalıdır,
yapacaktır.
Değerli arkadaşlarım,
suçlular cezalandırılacak. Bir müteahhit ile bir taşeron tutuklandı ve
Konya'daki bu facianın sorumluluğunu ikisinin sırtına yükledik. Yani, bu 2
kişiyi, biz, Konya'nın Alaeddin Meydanına darağaçları kurarak sallandırsak, 92
candan hangisini geri getirebiliriz?! Suçlu acaba bu 2 kişi mi, yoksa, bunda
hepimizin suçu var mı, hepimizin dahli var mı; var, mutlaka var, hepimizin
dahli var, yirmi yıldan beri Konya'yı ve Türkiye'yi yönetenlerin bunda dahli
var. Ne kadar suçu var herkesin; ne kadar uzun süre yönettiyse, oradan aşağıya
doğru, herkesin o oranda suçu var; bence, yönetimde bulunanların, yönetimde
bulundukları süre kadar bunda suçu var; ama, bundan sonra onun araştırılması
yerine, gelecekte neler yapmamız gerektiği konusunda çalışmalarımızı
sürdürmemiz gerektiğini düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım,
tabiî, bu arada, Türkiye Büyük Millet Meclisiyle beraber, bu konuyla ilgili
meslek odaları, üniversiteler, yerel yönetimler, hükümetin ilgili bakanlık
birimleri ve bu konunun uzmanıyım diyen herkes, birleşerek, bu soruna ulusal
bir sorun gözüyle bakıp çözüm önerilerini ortaya koymalıdır. Bundan sonra bu
tür faciaların yaşanmaması için de gerekli yasal düzenlemeler yapılacaksa eğer,
Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, yasama organı olarak, bizim, bunu bir an
önce gerçekleştirmemiz gerekir diye düşünüyorum.
Ayrıca, ölenlerin geride
kalanlarının, oradaki ev sahiplerinden geriye kalanların barınak sorunu mutlaka
halledilecektir. Onlara bir başka yerden ev verilecek şekilde, işsiz kalanlara
iş verilecek şekilde, kamuda çalışanlara gerekirse uzun süre moral izni
verilecek şekilde düzenlenmelerin yapılması gerektiği inancındayım.
Bu konuşmam vesilesiyle
bir öneride daha bulunmak istiyorum. Bu olayın olduğu, binanın yıkıldığı arsaya
bundan sonra yeniden bir bina inşa edilmesini doğru görmüyorum. Burası,
belediye tarafından -gerekirse, karşılığı bir kararnameyle hükümet tarafından
belediyeye verilmek suretiyle- kamulaştırılarak bir anıtpark haline
getirilmelidir. Burasının, bundan sonra gerek ülkemize gerek Konyamıza gerekse
bütün dünya ülkelerine örnek olacak şekilde bir anıtpark haline getirilmesi
uygun olur diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım,
tabiî ki, üzüntümüz çok büyük oldu; ama, bu üzüntümüzü hafifleten, son iki
günde -pazar ve pazartesi günü- enkazdan canlı çıkarılan 2 hemşerimizin yeniden
yaşama dönmeleriydi. Bu, tabiî, biraz evvel söylediğim, bütün dünya
televizyonlarındaki olumsuzluğu bir yerde olumluya çeviren bir görüntü de oldu
Türkiye açısından. Biraz önce anlatmaya çalıştığım gibi, her ne kadar
"Türkler bina yapıp içinde oturmayı bilmiyor" deseler de; "ama,
Türkiye'de bu tür felaketlerden nasıl kurtulunacağı konusunda ekipler de
varmış" diye gösterdik; o bakımdan da mutluluğumu ifade etmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri,
bu sorunların içerisinden -Sayın Başkanım, hoşgörünüze sığınarak hemen
bağlıyorum, çok teşekkür ederim, konu önemli olduğu için sözümü de kesmediniz-
birlik beraberlik içerisinde, ulusal sorun anlayışı içerisinde çıkacağımız
inancındayım. Tabiî, Türkiye, bugünlerde çok önemli sorunlar yaşıyor, bir
Kıbrıs sorunumuz var, bu da onun gibi bir ulusal sorun, belki o mertebede, o
büyüklükte olmasa bile, bunu da bir ulusal sorun anlayışıyla hep beraber çözmek
zorundayız.
Bugüne kadar, İktidar
Partisi, uygulamalarında "benim çoğunluğum var, ben bildiğim gibi
yaparım" anlayışını sürdürdü; ama, inşallah bundan sonra sürdürmez.
Önümüzdeki günlerde, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine Kamu Reformu Yasası
Tasarısı geliyor; orada da, muhalefetin, Parlamento dışındaki muhalefet
partilerinin, sivil toplum örgütlerinin, demokratik kitle örgütlerinin,
toplumun bütün kesimlerinin görüşleri alınmalıdır. Aksi halde, Konya'da yıkılan
binanın altında 92 kişi kaybettik; ama, eğer bir yanlışlık yaparak o tasarıyı
yasalaştırıp uygulamaya koyarsak, rejimimizi, cumhuriyetimizi yıkarız, Allah
muhafaza yetmiş milyon kişi altında kalır.
AHMET YENİ (Samsun) -
Hiçbir şey olmaz; merak etme.
NEZİR BÜYÜKCENGİZ
(Devamla) - Değerli arkadaşlarım, beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür
ediyorum. Konya'daki olayda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyorum,
geride kalanlara sabır ve başsağlığı diliyorum, yaralılara acil şifalar
diliyorum, Allah bu tür felaketleri bizlere bir daha yaşatmasın.
Hepinize teşekkür ediyor,
saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Büyükcengiz.
Sayın Işık, yerinizden
söz talebiniz var; kısa, öz olarak, lütfen...
AHMET IŞIK (Konya) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Gündemdışı konuşmaya konu
olan bina faciasında çok sayıda vatandaşımız hayatını kaybetmiş, birçok
vatandaşımız yaralı olarak kurtarılmıştır. Şu kadar güne rağmen, 2
vatandaşımızın göçük altından canlı olarak kurtarılması, büyük sevinç oluşturmaktadır.
Değerli milletvekilleri,
facia sonrası ilimize gelerek bizlere moral veren ve onurlandıran Meclis
Başkanımız Sayın Arınç'a, Başbakanımız Sayın Erdoğan'a, Cumhuriyet Halk Partisi
Genel Başkanı Sayın Baykal'a, bakanlarımıza ve milletvekillerimize
teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Tarım
ve Köyişleri Bakanımızın, olay esnasında şehrimizde bulunuyor olması ve göçük
yerine hemen intikali, takdire şayan soğukkanlı davranışı, bilgi ve becerisi,
ilimiz için çok büyük bir şans olmuştur.
İlimiz milletvekilleri
ise, derin bir duyarlılıkla çalışmaların içerisinde yer almışlardır.
İl Valiliği başta olmak
üzere, tüm kurum ve kuruluşların başarılı çalışmalarını, Sivil Savunma Genel
Müdürünün ve bağlı ekiplerinin olay sonrası süreçlerdeki üstün performansını,
Jandarma Genel Komutanlığına bağlı arama ve kurtarma ekiplerinin özverili ve
disiplinli çalışmalarını, büyükşehir ve ilçe belediye başkan ve ekiplerinin
yoğun katkılarını, özel ve gönüllü arama kurtarma ekiplerinin fedakârca
gayretlerini, Yüce Meclisin bilgilerine arz etmeyi tarihî bir görev
addediyorum.
Değerli
milletvekilleri...
BAŞKAN - Sayın Ahmet Bey,
yerinizden düşüncenizi aktardınız. Son cümlelerinizi alayım.
AHMET IŞIK (Konya) - Son
cümlemi arz ediyorum.
Konyamızın yaşadığı işbu
facia tarihî acı ve ibret verici bir tecrübe olarak değerlendirilip, acil
tedbirlerin alınarak hayata geçirileceği inancıyla, Genel Kurulu, tekrar,
saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Işık.
Sayın milletvekilleri,
Hükümetin bu konuda söz isteği var.
Tarım ve Köyişleri Bakanı
Prof. Dr. Sayın Sami Güçlü; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 20 dakika.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Konya İli Merkez Selçuklu İlçesinde 2 Şubatta meydana
gelen elim olayla ilgili olarak Hükümetimiz adına bilgi vermek üzere söz almış
bulunuyorum.
Milletimizi derin
üzüntüye sevk eden bu olayda hayatını kaybedenlere Yüce Allah'tan rahmet,
yaralılara acil şifalar diliyorum. Ayrıca, yakınlarını yitiren vatandaşlarımız
başta olmak üzere, Konyalı hemşerilerime ve tüm vatandaşlarımıza başsağlığı
dileklerimi tekrar dile getirerek, Yüce Meclisimizin değerli üyelerini saygıyla
selamlıyorum.
Konya Merkezinde Zümrüt
Sitesi, kurban bayramının ikinci günü saat 20.15'te, herhangi bir dış etki
olmadan yıkılmış, 11 katlı ve 37 daireden oluşan bina tümüyle çökmüştür.
Dördüncü derecede deprem bölgesi olan Konya, bu yönüyle, ülkemizin en az deprem
riski taşıyan illeri arasında bulunmaktadır. Böyle bir facianın Konya'da
meydana gelmiş olması, Konya halkını, genel olarak da tüm milletimizi derin bir
üzüntüye sokmuştur.
Bayram sebebiyle
bulunduğum şehrimde kısa bir süre içerisinde olay mahalline intikal etme imkânı
buldum. Bina yerle bir olmuştu; Sayın Valimiz ve ekipler oradaydı, bölgeye
intikal eden teknik ekipler tarafından arama kurtarma faaliyetleri başlamıştı
-bu, hadisenin oluşundan yaklaşık 20 dakika sonra meydana gelen gelişmedir- İl
Savunma Arama Kurtarma Birliği, büyükşehir belediyesi ve ilçe belediyeleri
itfaiye mensupları, binanın enkazı altındaki vatandaşlarımızı kurtarma
çalışmalarını başlatmışlardı.
Sayın Başbakanımız, Sayın
Sağlık Bakanımız ve Sayın İçişleri Bakanımızla temas kurulmuş ve kriz masası
işletilmeye başlanmıştır. Valilikçe çevre güvenlik ve trafik tedbirleri
alınmış, ihtiyaç duyulacak araç ve ambulanslar olay mahallinde hazırlanmış,
Konya Bayındırlık ve İskân Müdürlüğü ekipleri tarafından, yıkılan binanın iki
yanında bulunan aynı özelliklere sahip binalarda önincelemeler yapılmış ve bu
binalar tahliye edilmiştir.
Olaydan iki üç saat
sonra, başta Ankara olmak üzere, Afyon ve diğer illerimizden arama kurtarma
birlikleri olay mahalline intikal etmişlerdir. Bu süre içerisinde, başta Konya
sivil savunma ekipleri olmak üzere, belediyelerimize bağlı itfaiye ekipleri
içerisindeki bu konuda tecrübeli insanların öncülüğünde, üç saate yakın süreyle
mahallî bir kurtarma faaliyeti devam etmiş; ancak, olayın ilerleyen
saatlerinde, saat 23.30'dan itibaren, Ankara ve Afyon başta olmak üzere, sivil
savunma ve jandarma komutanlığımıza bağlı arama kurtarma birliklerinin
gelmesiyle birlikte, çok daha organize bir çalışma yürütülmüş, çok sayıda uzman
ekibin katılımıyla ve aynı zamanda makine ve teçhizat, kurtarma aracı, bu
maksat için kullanılan eğitilmiş köpekler ve çok sayıda iş makinesiyle organize
bir faaliyet gerçekleştirilmiştir.
Enkazda yürütülen
çalışmalara, bina enkazının ekip sorumlularınca değerlendirilmesiyle
başlanılmış, bilahara, binanın daire krokileri çıkarılarak çalışılacak mahaller
belirlenmiş, ekiplerin bu bölgede çalışmaları sağlanmıştır. Binada, zaman
zaman, hassas cihazlar, köpekler ve seslenme-dinleme yöntemleriyle canlı
araması yapılmış, arama kurtarma çalışmaları, doğru araç ve ekipmanlar
kullanılarak uygun kurtarma yöntemleriyle yürütülmüştür. Doğal olarak, çalışmalara
üst katlardan başlanılmış, alt katlara doğru devam edilmiştir; ancak, eldeki
mevcut bilgiler ile bina sakinlerinin beyanlarına bağlı olarak, üst katlarda
mahsur kalan kimsenin bulunmadığı kanısına varılmış, bu nedenle, diğer kurtarma
ekiplerinin sorumlularıyla toplantılar düzenlenmiş, alt katlardaki mahsur kalan
kişilere ulaşılması için, iş makinelerinden yararlanılması amacıyla, üst kat
beton blokların enkaza yük bindirmeden kaldırılması çalışmalarının başlamasına
karar verilmiştir. Bu karar verilirken, tabiatıyla, enkaza başka türlü müdahale
imkânı olup olmadığı da değerlendirilmiştir.
İnsan hayatına dair bu
tip kararların yetişmiş teknik ekiplerce alınmış olması rahatlatıcı bir
husustur ve bu gibi durumlarda daha önce yaşanan tecrübe ve profesyonel eğitime
güvenilmelidir. 136 ve 152 nci saatlerde enkaz altından 2 vatandaşımızın canlı
olarak çıkarılması, bir yandan çalışmalara olan güveni artırırken, diğer yandan
acılarımızı bir nebze olsun hafifletmiştir.
Yapılan çalışma, enkaz
kaldırma çalışması olmamıştır; aksine, tamamıyla binanın alt katlarında diğer
yöntemlerle ulaşılamayan kişilere bir an önce ulaşılmasını sağlamak amacıyla
yapılan, ağır kurtarma tekniklerini içeren bir çalışma diye tanımlanmaktadır.
Nitekim, bu çalışmalar neticesinde, üst katlarda açılan 5 delikten alt katlara
enkazın müsaade ettiği ölçüde inilmiş, bu iniş sırasında geçilen her kat
arasında tüneller açılmak suretiyle katlar taranmış, canlı ya da ölü
vatandaşımızın olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmalar
sonucunda, 5 inci ve 6 ncı katlara ulaşılarak, vatandaşlarımızın bazıları canlı olarak kurtarılmıştır.
Çalışmalarda görev yapan
yerel ekiplerin yanı sıra, Adana, Ankara, Antalya, Kocaeli, Bursa, İstanbul,
Balıkesir illerimizden ve Alanya'dan süratle Konya'ya ulaşan ve cansiparane bir
şekilde çalışmalara destek veren gönüllü kuruluşlarımızın da katkıları büyük
olmuştur.
Öte yandan, sağlık
teşkilatımızın yaralıların nakil ve tedavisi konusundaki üstün gayretlerini
ifade etmeliyim. Huzurlarınızda, bütün arama kurtarma elemanlarına, sağlık
personelimize ve organizasyonda görev alan belediye mensubu elemanlarımıza
teşekkür etmek istiyorum.
Sayın Başkan, kıymetli
milletvekilleri, şu an itibariyle intikal eden bilgilere göre, maalesef, olayda,
54'ü kadın, 38'i erkek olmak üzere, toplam 92 vatandaşımız hayatını kaybetmiş
bulunuyor; kendilerine Allah'tan rahmet diliyorum. Öte yandan, toplam 29
vatandaşımız yaralı olarak çıkarılmıştır.
Saat 14.00 itibariyle,
binada enkaz kaldırma çalışmaları son safhasına gelmiştir. Sadece, binanın ön
cephesinde, sağ ve sol köşelerinde, binanın çökümünden dolayı meydana gelen,
bodrum kata intikal eden, garaja intikal eden çöküntülerin temizlenmesi
çalışmaları sürmektedir. Bu alan içerisinde bir insanımızın cesedinin çıkması
ihtimali söz konusudur; bu sebeple, o çalışma da özenli bir şekilde
sürdürülmektedir.
Daha önceden de ifade
ettiğim gibi, bir bayram gününde böyle bir olayın olması şehrimizde ve
ülkemizde derin bir acıya sebep olmuştur. Halkımızın bu acısını bölgeye gelerek
paylaşan Sayın Meclis Başkanımıza, Sayın Başbakanımıza ve Sayın Anamuhalefet
Partisi Liderimize huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Bunun yanında,
bakanlarımız, yüksek yargı mensupları ve Meclis dışında bulunan partilerimizin
genel başkanları olay yerine gelip, Konya'da bu acımızı paylaşmışlardır; kendilerine
huzurlarınızda teşekkür ediyorum.
Olayla ilgili olarak üç
ayrı inceleme, soruşturma yürütülmektedir. Bu çerçevede, Cumhuriyet
Başsavcılığımızda olayla ilgili adlî soruşturma başlatılmıştır, siteyi inşa
eden müteahhit ve taşeronlar güvenlik ekiplerince Antalya ve Ankara'da
gözaltına alınmıştır.
Yine, adlî makamlarca,
olayın sebebini bilimsel açılardan ve tüm yönlerden incelemek, değerlendirmek
ve adlî sürece ışık tutmak üzere, Selçuk Üniversitesi İnşaat Fakültesi ve sivil
toplum kuruluşları temsilcilerinden oluşan bir bilirkişi heyeti oluşturularak
çalışmalara başlanılmıştır.
İçişleri Bakanlığımızca başlatılan
incelemeyle de, idarenin, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni verilme aşamasında
kusurlu olup olmadığı ile kurtarma çalışmalarının yürütülme tarzı
araştırılmaktadır.
Son olarak, Bayındırlık
ve İskân Bakanlığımızca, Afet İşleri Genel Müdürünün Başkanlığında oluşturulan
6 kişilik uzman heyet tarafından, olayın hemen sonrasında, gözlem, inceleme ve
numune alma işlemleri yürütülmüş olup, adı geçen bakanlığımız tarafından
konuyla ilgili teknik çalışmalar sürdürülmektedir.
Bu kapsamda, mahallî
belediyeler tarafından yapılan ruhsatlandırma işleminin mevzuata uygunluğu,
binanın zemin durumu, taşıyıcı sisteme yapım sonrası herhangi bir müdahalenin
olup olmadığı, beton ve donatım mukavemetinin tespiti, enkazdan alınan beton
karot numunelerinin laboratuvar incelemelerinin yapılması işlemleri
sürdürülmekte olup, konu hakkında yapılan spekülasyonlar, bu raporun
neticelenmesiyle birlikte açıklığa kavuşacaktır.
Bu aşamada, adlî süreç
devam ederken, konuya ilişkin daha farklı bir yorumda bulunmanın doğru olmayacağını
düşünüyorum.
Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; bu olay da bize çok açık bir şekilde göstermiştir ki,
ülkemizde yapı denetimi konusu bütün boyutlarıyla ele alınmaya muhtaç bir
konumdadır. Mesele, hukukî, sosyal, teknik ve idarî boyutlarıyla irdelenmeli ve
kalıcı önlemler alınmalıdır. Bu konu, hiçbir siyasî mülahazaya konu edilmeyecek
kadar önem taşımaktadır. Her şeyden önce, sorumluluk düzeyimiz ne olursa olsun,
hiçbir toplum ferdinin böyle bir olaydan kendini soyutlamaması gerektiğine
inanıyorum. İnsanlarımızı ansızın yakalayan böylesi bir faciaya ve böylesi bir
çarpıklığa hep birlikte dur dememiz gerekiyor.
Mevcut yasanın yeniden
gözden geçirilmesi, eksikliklerinin giderilmesi önem taşımaktadır. Burada,
Meclisimize, sivil toplum kuruluşlarımıza, elbette, idare ve Hükümetimize büyük
görevler düşmektedir. Toplumun her kesiminin konuya olan duyarlılığı
artırılmalıdır. Özellikle denetim sisteminin daha etkin hale getirilmesi ve
burada rol alacak kişilerin mümkün olduğunca dış etkilerden uzak tutulması önem
taşımaktadır. Burada bize de intikal eden birtakım önerilerle karşılaştık,
bunlardan da kısaca bahsetmek istiyorum.
Öncelikle, 2000 yılından
itibaren uygulamaya konulan yeni yönetmelikte, 19 ilde yapılan pilot
uygulamaların tüm ülke çapına yaygınlaştırılması ve yeni sistemin
kurumsallaştırılması önem arz ediyor. Bu aşamada belediyelerin teknik eleman
yetersizliğinin, hizmet satın alımları yönünden giderilmesi düşünülebilir.
Diğer taraftan, bir üst
teknik yapı denetim kurulunun hayata geçirilmesi, beton laboratuvar
santrallarının yaygınlaştırılması, kum ocaklarının etkin bir şekilde
denetlenmesi, yapılarda projelendirme ve teknik uygulama sorumluluğunu üstlenebilmek
için yetkin mimarlık ve mühendislik uygulamasına geçilmesi, üniversitelerde
buna ilişkin eğitim programlarının oluşturulması ve hukukî müeyyidelerin
ağırlaştırılması, seslendirilen ve üzerinde çalışılan hususlardır. Sayın Nezir
Büyükcengiz'in de önerileriyle birlikte, elbette, bunlar değerlendirilebilecek
hususlardır.
Diğer taraftan, yapı
sigorta sistemi, yapı denetiminin ayrılmaz bir parçası olarak, tüm bu konular
masaya yatırılarak, kalıcı çözüme muhakkak ulaşılması gerekmektedir.
Değerli arkadaşlarım,
burada dile getirilmesi gereken önemli bir husus da, mevcut yapı varlığımızın
yeniden ele alınmasıdır. Burada, iktidarıyla muhalefetiyle tüm Meclisimize,
sivil toplum kuruluşlarına, merkezî ve yerel birimlere ve vatandaşlarımıza
büyük sorumluluk düşmektedir. Konuyu kamuoyuna mal etmenin ve toplumumuzun bu
konuda özlenen bilinç seviyesine ulaştırılmasının yöntemleri bulunmalıdır.
Olayın bir tabiî afet kapsamında değerlendirilemeyeceği
hepimizin malumudur. Bu olayda Konya halkımızın göstermiş olduğu metanet,
tevekkül ve kadirşinaslık, her türlü takdirin üzerindedir. Bu konuda suçluların
hak ettiği ölçüde cezalandırılması isteklerini, taleplerini dile getiren
Konyalı vatandaşlarımızın sesine elbette kulak vermeliyiz.
Ben, konuşmamı, son
kısmında, sehrimize gelerek acımızı paylaşan başta Meclis Başkanımız olmak
üzere, biraz önce saydığım zevatın konuşmalarından birer cümle aktararak
tamamlamak istiyorum.
Sayın Arınç, konuşmasının
bir yerinde "deprem ülkesi olan Türkiye'de, böyle bir tehlikeyle
karşılaşırsak neler olabileceği konusunda bu olaydan ders alınarak bazı
düzenlemelere gidilmelidir" demiştir. Konuşmasının başka bir yerinde ise "ama,
dürüst olalım, mert olalım, her olayda, hepimizin, derece derece, kademe kademe
sorumluluğu var" demiştir.
Sayın Başbakanımız,
konuşmasının bir yerinde "tabiî ki, bu olay takipsiz bırakılamaz. Bu
olayın, şüphesiz ki, bir karşılığı olmalıdır, olacaktır; onun için, gerek
yasama gerek yürütme gerekse yargı olarak, inanıyorum ki, bu üç ayrı kuvvet birimi
elinden gelen gayreti gösterecektir. Vatandaşımızın geleceğe güvenle
bakabilmesi için, her şeyden önce, bu tür yanlışların bir bedelinin de olması
lazım ve bu yanlışı yapanlar, bunun bedelini de ödemelidir" demiştir.
Cumhuriyet Halk
Partisinin Sayın Genel Başkanı, Konya'ya yaptığı ziyaret sırasında hadiseyi çok
derin bir şekilde değerlendirmiş ve şu ifadelerle hepimizin düşüncesine
tercüman olmuştur: Olaydan alınması gereken çok ders olduğunu vurgulayan Baykal
"bir kişiyi parmağımızı yöneltip suçlu ilan etmek istemiyorum, bütün
toplumun suçlu olduğunu düşünüyorum. Hepimiz, üzerine düşen payı çıkarmalıyız,
bir daha böyle bir olayın gerçekleşmemesi için ne gerekirse yapmalıyız"
demiştir.
Aynen satır satır
katıldığım bu düşüncelerle konuşmama son verirken, bu olayda hayatını kaybeden
vatandaşlarımıza Cenabı Allah'tan rahmet, yaralı vatandaşlarımıza acil şifa,
Konyalı hemşerilerimiz başta olmak üzere tüm halkımıza sabır diliyorum.
Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Bakan.
Gündemdışı üçüncü söz
isteği, teknoloji geliştirme bölgeleriyle ilgili olarak Trabzon Milletvekili
Sayın Cevdet Erdöl'e aittir.
Buyurun. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
3. - Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl'ün, teknoloji geliştirme
bölgelerine ilişkin gündemdışı konuşması
CEVDET ERDÖL (Trabzon) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, kendim için çok önemli bulduğum,
memleketimiz için de çok önemli olduğuna inandığım "teknoloji geliştirme
bölgeleri" hakkında bilgi sunmak üzere sizlerin huzuruna çıkmış
bulunuyorum; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, arkadaşlarımın
da belirttiği gibi, Konya'da meydana gelen hadisede ve aynı zamanda, aynı
günlerde, hac mevsimi dolayısıyla Mekke'de bulunan hacılarımız arasında ve aynı
şekilde, komşumuz Irak'ın Erbil Kentinde meydana gelen menfur olayda pek çok
kişi hayatını kaybetmiştir; ölenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı
diliyorum.
Günümüzde, bilim ve
teknolojiye egemen toplumlar, dünya ekonomisinin yönetimi ve yönlendirilmesinde
mutlak bir üstünlük sağlama yolunda sanayileşme sürecini tamamlayarak, bilgi
toplumu haline gelmektedirler. Özellikle son yıllarda, bilimsel bilginin
teknolojinin hizmetine en kısa sürede sunulabilmesinin önemi göz önüne
alınarak, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde üniversite, araştırma kurum ve
kuruluşları, kamu ve sanayi kesimi arasında işbirliğinin geliştirilmesi ve
güçlendirilmesi amacıyla çok sayıda bilim ve teknoloji parkı kurulmuştur.
Dünyada, bu türden nitelikli bölgelerde sanayiin temel girdisi olan ileri
teknolojiler üretilmekte, bu bölgeler desteklenmekte ve teşvik edilmektedir.
Ülkemizde de, teknoloji geliştirme bölgeleri, yerel dinamiklerin harekete
geçirilmesi, yeni ve ileri teknolojiye dayalı istihdam yaratılması, ülkemizin
gelişmesine katkıda bulunması bakımından son derece önemlidir.
Teknoloji geliştirme bölgeleri,
2001 yılında, 4691 sayılı Kanunla kurulmuştur. Bu, geçmiş dönemlerdeki
hükümetlerin, 3 Kasım seçim kararını almak gibi hayırlı bir işten sonraki en
hayırlı işidir diyebilirim.
Özetlemem gerekirse,
gerçekten, bu kanunla, sanayici ile üniversitenin el ele vererek bilgi üretmesi
ve üretilen bu bilginin teknolojiye dönüştürülerek memleketin hızla
kalkınmasına yardımcı olması amacı güdülmüştür.
Kanunun sağladığı
faydaları şöyle özetleyebilirim: Daha etkin bir üniversite-sanayi işbirliği
oluşturmak, araştırma sonuçlarının ekonomik değere dönüştürülmesini sağlamak,
üniversitelerin sahip olduğu gelişmiş insan gücünün ve altyapı olanaklarının
ekonomik değer yaratılmasında kullanılmasını ve akademik bilginin
ticarîleştirilmesini sağlamak, yenilikçi, ileri teknoloji ürünlerinin
yurtdışına pazarlanmasını ve bu alanda yabancı sermayenin ülkemize çekilmesini
sağlamak.
Mevcut kanunla teknoloji
geliştirme bölgelerinde sağlanan destek ve muafiyetleri de kısaca şöyle
özetleyebilirim: Bölgelerin kurulması için gerekli arazi temini, altyapı ve
idare binası inşaı ve bununla ilgili giderlerin yönetici şirketçe
karşılanamayan kısmı, yardım amacıyla, bütçe imkânları ölçüsünde, bakanlık
tarafından karşılanır. Yönetici şirket, kanunun uygulanmasıyla ilgili
işlemlerde her türlü vergi, resim ve harçtan muaf tutulur. Yönetici şirketin bu
kanunun uygulanması kapsamında elde ettiği kazancı 2014 yılı başına kadar
vergiden müstesnadır, yani, 31.12.2013 tarihine kadar vergiden müstesnadır.
Bölgede faaliyet gösteren Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerinin, münhasıran
bu bölgedeki yazılım ve ar-geye dayalı faaliyetlerinden elde ettikleri
kazançlar da, yine, 2013 yılının sonuna kadar vergiden muaftır. Bu süre
içerisinde, münhasıran bu bölgelerde ürettikleri ve sistem yönetimi, veri
yönetimi, iş uygulamaları, sektörel internet, mobil ve askerî komuta kontrol
uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetleri de Katma Değer Vergisinden
istisna tutulmuştur. Yine, bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı ve ar-ge
personelinin bu görevleriyle ilgili ücretleri 2013 yılının sonuna kadar her
türlü vergiden müstesnadır. Atıksu arıtma tesisi işleten bölgelerde atıksu
bedeli alınmamaktadır. Bölgede görevlendirilen öğretim üyelerinin bölgeden elde
edecekleri gelirleri üniversite dönersermaye kapsamı dışında tutulmaktadır.
Yine, öğretim elemanları, üniversite yönetim kurulunun izniyle yaptıkları
araştırmaların sonuçlarını ticarîleştirmek amacıyla, bu bölgede şirket
kurulabilirler, kurulu bir şirkete ortak olabilirler ve/veya bu şirketlerin
yönetiminde görev alabilirler.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Erdöl,
mikrofonu açıyorum; lütfen, konuşmanızı tamamlayın.
CEVDET ERDÖL (Devamla) -
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bütün bu kolaylıklara
rağmen, ülkemizde, maalesef, yeterince teknoloji geliştirme bölgesi (teknopark)
yoktur. Ülkemizde, şu anda, 12 tane teknoloji geliştirme bölgesi vardır.
Bunlardan 2 tanesi, zaten, kanun çıkmadan önce var olan bölgelerdi, kanun
çıktıktan sonra 10 bölge daha kuruldu. Böylelikle, mevcut olan Ortadoğu ve
TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezinin dışında, İzmir Teknoloji, Ankara
Teknoloji, Gebze Teknopark ve İstanbul Teknik Üniversitesi Arı Teknokenti,
Hacettepe, Yıldız Teknik Üniversitesi, Eskişehir Teknoloji Geliştirme Bölgesi,
Kocaeli Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Selçuk Üniversitesi bu konularda
öncülük yapmış ve teknoloji geliştirme bölgelerini kurmuşlardır. Yine aynı
şekilde, Çukurova Üniversitesi, Antalya Akdeniz Üniversitesi, Kayseri Erciyes
Üniversitesi, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi ve nihayet, Trabzon Karadeniz
Teknik Üniversitesi de bu teknoloji geliştirme bölgelerini kurma
aşamasındadırlar; 5 yeni teknoloji geliştirme bölgesi daha kurulmak üzeredir.
Şunu ifade etmek
istiyorum: Özellikle, güzel Anadolumuzdaki işadamlarının üniversitelerle
işbirliği yapmasını, üniversitelerimizdeki öğretim üyelerinin bu konuda öncülük
etmesini bekliyoruz. Üniversitelere ve öğretim üyelerine, ama, özellikle
Meclisimizde milletvekili sıfatını kazanmış olan öğretim üyesi vasıflı
milletvekillerimize, bu konuda çok büyük iş düşmektedir. Hükümetimize düşen
görev ise, ar-ge faaliyetlerine verilen desteğin, istenilen miktara
çıkarılmasıdır. Bunun bir adım ötesinde, şu anda hiç konuşulmayan nano
teknolojinin yakın gelecekte zihinlerimizi çok daha meşgul edeceği gayet
aşikârdır.
Bu kanun, Türkiye'nin
teknoloji bakımından önünü açacak bir kanundur, 2001 yılında çıkmıştır ve 2002
yılında da yönetmeliği yayımlanmış olmasına rağmen, Anadolu'nun ücra
köşelerindeki "sahipsiziz" diyen üniversitelerimizden ve oradaki işadamlarımızdan,
maalesef, yeterince talep olmamıştır diye düşünüyorum. Bu konuda kendilerini
hassaten göreve davet ediyorum.
Kanunu hazırlayanlara,
özellikle, Sanayi ve Ticaret Bakanlığımıza, Bakanlığımızın Saygıdeğer
Müsteşarına ve ARGE Genel Müdürüne buradan teşekkürlerimi hassaten sunmak
istiyorum; çünkü, gerçekten, Türkiye'nin istikbalinde mutlaka ve mutlaka
ekonomisini canlandıracak olan çok önemli yatırımların önünü açacak bir
kanundur. Bunu hazırlayan ve emeği geçen bütün herkese teşekkür ediyorum. Bu
vesileyle, hepinizin geçmiş kurban bayramınızı kutluyor ve saygılar sunuyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Erdöl.
Gündemdışı konuşmalar
tamamlanmıştır.
Sayın milletvekilleri,
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup,
bilgilerinize sunacağım.
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. -
Slovenya Ulusal Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanının TBMM Dışişleri
Komisyonu üyelerinden oluşan Parlamento Heyetini Slovenya'ya resmî davetine
icabet edecekleri daha önce bilgiye sunulan milletvekillerinden mazeret belirtenlerin
yerlerine gruplarınca isimleri bildirilen milletvekillerine ilişkin Başkanlık
tezkeresi (3/469)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kuruluna
Slovenya Ulusal Meclisi
Dış İlişkiler Komisyonu Başkanının vaki davetine istinaden, Türkiye Büyük
Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan Parlamento Heyetinin
Slovenya'ya resmî bir ziyarette bulunması Genel Kurulun 13 Kasım 2003 tarihli
18 inci Birleşiminde kabul edilmiştir.
Adalet ve Kalkınma
Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanlıkları tarafından, söz konusu
ziyarete katılmak üzere Başkanlığımıza bildirilen isimlerden mazeretleri
dolayısıyla katılamayacak olanların yerine Ankara Milletvekili Nur Doğan
Topaloğlu, Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan ve Manisa Milletvekili Hasan
Ören'in isimleri bildirilmiştir.
Türkiye Büyük Millet
Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanun
uyarınca, siyasî parti gruplarının bildirdiği isim değişiklikleri Genel Kurulun
bilgilerine sunulur.
Bülent Arınç
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı
BAŞKAN- Bilgilerinize
sunulmuştur.
Sayın milletvekilleri,
Meclis araştırması önergeleri vardır. Bu önergelerin Divan Kâtip Üyesi
tarafından oturarak okunmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Okutuyorum:
C) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. - İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin ve 23 milletvekilinin, uyuşturucu kullanımının
nedenleri ve boyutlarının araştırılarak etkin mücadele için alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/164)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Uyuşturucu kullanımı, tüm
dünya gençliğinin yaşamını tehdit eden, hatta, çoğu zaman sona erdiren çok
önemli bir sorun olmaya devam etmektedir. Üretimi ve satışı tüm ülkelerde
kısıtlanmış ve hatta yasaklanmış olmasına karşın, bu maddelerin illegal
yollardan üretimi engellenememiş ve dünya gençliğini zehirlemesinin önüne
geçilememiştir.
Ülkemizde de durum
aynıdır. Uyuşturucu madde bağımlılığı, sadece gençlerimiz arasında değil,
ilköğretim çağındaki çocuklarımız arasında da yaygınlaşmaya başlamıştır. Macera
arayışları, arkadaş çevreleri, eğitimsizlik ve sosyoekonomik nedenler,
gençlerimizi ve çocuklarımızı bu bataklığın içine itmektedir. Ayrıca, bazı
TV'lerin geleneklerimizi zorlayan bazı programlarının da, sorunun büyümesinde
etkin olduğu iddiaları yaygındır.
Sebep ne olursa olsun,
devlet tüm yurttaşlarını her türlü olumsuzluktan korumak zorundadır. Aslî
görevi budur. Ancak, bu illete karşı devletin görevlerini tam olarak yerine
getirdiği söylenemez. Gerek eğitimde gerek mücadelede ve gerekse bağımlıların
tedavisinde yetersiz kaldığı ortadadır.
Aileler ve tüm kamuoyu,
çocuklarının geleceğinden endişelidir. Yüce Meclis sorunu ele almalı, enine
boyuna araştırarak çözümlerini ortaya koymalıdır.
Sunulan nedenlerle,
gençlerimiz ve çocuklarımız arasında gittikçe yaygınlaşan uyuşturucu
kullanımının nedenleri ile buna karşı alınması gereken önlemlerin ve devletin
gerek mücadelede ve gerekse bağımlıların tedavisinde yeterli olup olmadığının
tespiti için Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 104 üncü maddeleri gereğince bir
Meclis araştırması açılmasını talep ederiz.
1- Ahmet Ersin (İzmir)
2- Ali Rıza Bodur (İzmir)
3- Yılmaz Kaya (İzmir)
4- Mehmet Parlakyiğit (Kahramanmaraş)
5- Necati Uzdil (Osmaniye)
6 - Muharrem Kılıç (Malatya)
7 - Ferit Mevlüt
Aslanoğlu (Malatya)
8- Tacidar Seyhan (Adana)
9- Ufuk Özkan (Manisa)
10- Mustafa Sayar (Amasya)
11- Kemal Kılıçdaroğlu (İstanbul)
12- Mehmet Küçükaşık (Bursa)
13- Mehmet Işık (Giresun)
14- Nejat Gencan (Edirne)
15- Atila Emek (Antalya)
16- Vezir Akdemir (İzmir)
17- Abdurrezzak Erten (İzmir)
18- Kâzım Türkmen (Ordu)
19- Salih Gün (Kocaeli)
20- Ali Cumhur Yaka (Muğla)
21- Gürol Ergin (Muğla)
22- Ersoy Bulut (Mersin)
23- Muzaffer R.
Kurtulmuşoğlu (Ankara)
24- Mehmet Vedat Melik (Şanlıurfa)
BAŞKAN -Bilgilerinize
sunulmuştur.
Önerge gündemde yerini
alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmeler, sırası
geldiğinde yapılacaktır.
Şimdi, ikinci önergeyi
okutuyorum:
2. -
Diyarbakır Milletvekili Aziz Akgül ve 26 milletvekilinin, uyuşturucu madde
kullanımının aileler ve gençler üzerindeki etkilerinin araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/165)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Ülkemizde özellikle
gençler arasında uyuşturucu madde kullanımı yıllardan beri devam eden bir
gerçek olup, bu husus sosyokültürel gücümüzü oluşturan en önemli faktörlerden
biri olan aile kurumu üzerinde de çok önemli olumsuz etkilerde bulunmaktadır.
Bu nedenle, uyuşturucu madde kullanımı, aile ve gençler üzerindeki etkileri ile
bu konuda alınacak tedbirlerin tespit edilmesi ve kalıcı çözümlerin
geliştirilmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri
gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.
Saygılarımızla.
1- Aziz Akgül (Diyarbakır)
2- Halil Ürün (Konya)
3- Faruk Çelik (Bursa)
4- Ömer Abuşoğlu (Gaziantep)
5- Ahmet Kambur (Tekirdağ)
6- İbrahim Köşdere (Çanakkale)
7- Ahmet Gökhan Sarıçam (Kırklareli)
8- Ali İhsan Merdanoğlu (Diyarbakır)
9- İbrahim Hakkı Birlik (Şırnak)
10- Mehmet Ali Bulut (Kahramanmaraş)
11- Remziye Öztoprak (Ankara)
12- Ersönmez Yarbay (Ankara)
13- İsmail Katmerci (İzmir)
14- Abdüllatif Şener (Sivas)
15- Mehmet Melik Özmen (Ağrı)
16- Orhan Seyfi
Terzibaşıoğlu (Muğla)
17- Osman Aslan (Diyarbakır)
18- Mustafa Said
Yazıcıoğlu (Ankara)
19- Hikmet Özdemir (Çankırı)
20- Muharrem Karslı (İstanbul)
21- Turhan Çömez (Balıkesir)
22- Ali Rıza Alaboyun (Aksaray)
23- Mehmet Elkatmış (Nevşehir)
24- Mehmet Sarı (Osmaniye)
25- Ali Öğüten (Karabük)
26- Mehmet Atilla Maraş (Şanlıurfa)
27- Yüksel Çavuşoğlu (Karaman)
Gerekçe:
Anayasamızın 41 inci
maddesinde de "Aile, Türk toplumunun temelidir" denilmek suretiyle
ailenin önemi vurgulanmıştır.
Toplumun bu temel kurumu,
hızlı gelişen sosyal değişmeyle büyük değişim geçirmiştir. Özellikle son iki
asır içinde sanayileşme, kentleşme ve bunların etkisindeki yeni oluşumlar,
bütün sosyal kurumlar gibi aileyi de etkilemiş, yeni şekil kazandırmıştır.
Yüzyılımızın ikinci yarısında aile kurumundaki değişmeler daha da dikkat çeker
olmuş ve bu temel kuruma destek vermek için yeni politikalar geliştirme, yeni
resmî organizasyonlar oluşturma yoluna gidilmiş, aile bakanlıkları kurulmuş,
aileye destek sağlayıcı yeni politikalar izlenmeye başlanmıştır.
Toplumlar için hayatî bir
önem ifade eden aile, yaşanan sosyal değişim, yeni davranış kalıpları, tutumlar
ve nihayet enflasyon düzeyleri ve gelir dağılımındaki dengesizliklerin
getirdiği ekonomik sorunlar nedeniyle sarsıntılar geçirmektedir. Söz konusu
faktörlere rağmen, ülkemizde aile bir kurum olarak çözülme tehlikesiyle karşı
karşıya değildir.
Ancak, sosyokültürel
gücümüzün korunmasında en önemli faktörlerden birisi olan aile kurumunda
yaşanan söz konusu sarsıntıların yansımalarından biri de, gençler arasında
madde kullanımının yaygınlaşması, şiddet ve intihar eğilimlerinin artması
olarak ortaya çıkmaktadır.
Madde kullanımı, yalnız
bireysel değil, aynı zamanda sosyal sorunlar yaratması nedeniyle toplum
sağlığını tehdit eden en ciddî sorunlardan birisidir. Ayrıca, aile içinde bir
bağımlının varlığı karmaşık sorunların yaşanmasına yol açmakta, diğer aile
üyeleri de bireysel, sosyal ve toplumsal işlevleri açısından etkilenmektedir.
Araştırmaların ortaya
koyduğu gerçek, Türkiye'de gençliğin uyuşturucu kullanımının artmakta
olduğudur.
1995 yılında İstanbul'da
15 ayrı okulda 2 800 öğrenciyle yapılan bir çalışmada herhangi bir uyuşturucu
maddeyi hayatında en az bir kez kullanan gençlerin oranı yüzde 7 olarak
bulunmuştur.
Ankara'da üniversitelerde
yürütülen bir başka çalışmada ise alkol ve sigara dışında kalan diğer
bağımlılık yapıcı maddeleri kullanma oranı yüzde 5 ile yüzde 9 arasında tespit
edilmiştir.
Alkol kullanımı ile
sigara tüketimi de yine gençler arasında yaygınlaşmakta, bu maddeleri
kullanmaya başlama yaşı giderek küçülmektedir.
Dünyada uyuşturucu kullanımı
oldukça yaygındır. ABD'de 18-28 yaş grubunda hayatlarında en az bir kez
herhangi bir madde deneyenlerin oranı yüzde 28,3'tür. İsviçre ise Avrupa'da en
yaygın olarak uyuşturucu kullanılan ülkedir. Herhangi bir uyuşturucu maddeyi
hayatında en az bir kez kullanma oranı yüzde 21'dir.
Ülkemizde yapılan
çalışmalarda ortaya çıkan çarpıcı bir gerçek de ailelerin önemli bir kısmının
çocuğunun uyuşturucu madde kullanımından habersiz olduğudur. Bu oran yüzde 14
gibi azımsanmayacak bir orandır. Ayrıca, aileler, ortalama iki yıl sonra, aile
üyelerinin madde kullanmaya başladığını evdeki eşya ve paraların eksilmesiyle
farkına varmaktadırlar.
Gençlik ve aileler için
ciddî bir tehdit ve tehlike haline gelen uyuşturucu madde kullanımının
önlenmesinde herkese önemli görevler düşmektedir.
Anayasanın 58 inci
maddesi "Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden,
suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için
gerekli tedbirleri alır" hükmüne istinaden devletimize de önemli görevler
düşmektedir.
Özellikle, aile ve
toplumun geleceği olan çocukların, gençlerin sağlıklı ve uygun şartlarda
yetişmesi çok büyük önem taşımaktadır.
Bu nedenle, TBMM
tarafından geniş ve kapsamlı bir araştırma yapılarak madde kullanımının her
yönüyle etkilerinin ortaya konulması ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi
gerekmektedir.
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
Önerge gündemde yerini
alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmeler, sırası
geldiğinde yapılacaktır.
2 adet genel görüşme
önergesi vardır; ayrı ayrı okutup, bilgilerinize sunacağım:
3. - Ankara
Milletvekili Yakup Kepenek ve 22 milletvekilinin, kamudaki araştırma ve
geliştirme birimleri ve faaliyetleri konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin
önergesi (8/6)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Günümüzde, toplumsal ve
ekonomik gelişmenin gerçek itici gücünün bilim ve teknoloji alanındaki
gelişmeler olduğu bilinmektedir.
Bu nedenle ülkemizin
araştırma ve geliştirme çalışmaları bakımından durumu ve gelişimi, toplumu ve
devlet faaliyetlerini ilgilendiren çok önemli bir konudur.
Özellikle TÜBİTAK
yönetiminde görülen gelişmeler; üniversitelerin, araştırma amacıyla
kullanacakları kendi dönersermaye gelirlerinin bütçeye gelir kaydedilmesi ve
TÜBİTAK'ta görevli üniversite kökenli bilim insanlarının ek ücretlerinin aylık
asgarî ücretin bile altına düşürülmesi; başta Tarım ve Köyişleri olmak üzere,
bakanlıklara bağlı ar-ge birimlerinin durumu TBMM tarafından ele alınması
gereken çok önemli konulardır.
Bu nedenle, Türkiye'nin,
yükseköğretim, TÜBİTAK ve araştırma-geliştirme kuruluşlarının ar-ge
faaliyetlerinin:
1. Finansman kaynakları,
yönetim yapısı ve işleyişi ve bilimsel üretim yönünden incelenmesi,
2. Var olan sorunlarına
çözüm önerileri geliştirilmesi,
Amacıyla Anayasanın 98
inci ve İçtüzüğün 101 inci ve 102 nci maddeleri uyarınca genel görüşme
açılmasını istiyoruz.
Saygılarımızla.
1. Yakup Kepenek (Ankara)
2. Muzaffer R. Kurtulmuşoğlu (Ankara)
3. Ersoy Bulut (Mersin)
4. A. İsmet Çanakcı (Ankara)
5. Hüseyin Bayındır (Kırşehir)
6. Uğur Aksöz (Adana)
7. Mehmet Işık (Giresun)
8. Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya)
9. Kemal Sağ (Adana)
10. Halil Ünlütepe (Afyon)
11. Nadir Saraç (Zonguldak)
12. Vahit Çekmez (Mersin)
13. Mehmet Vedat Melik (Şanlıurfa)
14. Mehmet Şerif Ertuğrul (Muş)
15. Selami Yiğit (Kars)
16. Ali Arslan (Muğla)
17. Hüseyin Ekmekcioğlu (Antalya)
18. Gökhan Durgun (Hatay)
19. Ufuk Özkan (Manisa)
20. Tuncay Ercenk (Antalya)
21. Mehmet S. Kesimoğlu (Kırklareli)
22. Ahmet Güryüz Ketenci (İstanbul)
23. Mevlüt Coşkuner (Isparta)
Gerekçe:
Bilimsel ve teknolojik
gelişmeler, yaşamın her alanında, giderek yükselen ölçülerde belirleyici
oluyor; buna karşılık, ülkemizde, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin
yetersizliği konusunda da bir görüş birliği vardır. Türkiye, araştırma ve
geliştirmeye (ar-ge) yeteri kadar para ayırmamakta, ar-ge personeli
yetiştirememekte ve kurumlarını güçlendirememektedir. Böyle olunca da
üniversite-üretim işbirliği sağlanamamakta, nitelikli uzman ve mühendis
yetiştirilmesi aksamakta ve mal ve hizmet üretimi teknolojileri, giderek artan
oranda paralar ödenerek yurt dışından satın alınmaktadır.
Ülkemizde devlet
bütçesinden kaynak ayıran araştırma ve geliştirme kuruluşlarını üç ana gruba
ayırma olanağı vardır. Bunlar, üniversiteler, TÜBİTAK ve bağlı birimleri ve
bakanlıklara bağlı araştırma-geliştirme kuruluşlarıdır.
Hükümet işbaşına
geldikten sonra, üniversitelerin onca sorunu varken, bunları bir yana
bırakarak, iki konuyu, yani, meslek lisesini bitirenlerin üniversiteye girişini
ve YÖK Genel Kurulunda çoğunluğu ele geçirmeyi kendisine iş edinmiş ve üniversite
yönetimlerini çalışamaz duruma getirmiştir. Bununla da kalınmamış,
üniversitelerin kendi yarattıkları ve araştırma amacıyla kullandıkları
dönersermaye paraları da Maliye Bakanlığı tarafından bütçe geliri olarak
alınmıştır.
TÜBİTAK Yasasında
"bir defaya mahsus" damgasıyla yapılan yasa değişikliği kurumu felç
etmiş, üst yönetim görevden ayrılmış, yurt dışında düzenli olarak izlenmesi
gereken toplantılara katılma olanağı kalmamış; bu kuruluşta çalışmakta olan 82
üniversite kökenli bilim insanının aldıkları tek ücret, aylık asgarî ücretin
bile altına düşürülmüştür.
Başta Tarım ve Köyişleri
olmak üzere, Enerji ve Tabiî Kaynaklar, Çevre ve Orman ve Devlet Bakanlıklarına
bağlı olarak çalışan ar-ge kuruluşlarının durumu da, önemleri nedeniyle
yakından incelenmelidir.
Ar-ge kuruluşlarının
nasıl çalıştıklarının her yönüyle incelenmesi ve alınması gereken önlemlerin
hiç zaman yitirilmeden yerine getirilmesi büyük önem taşımaktadır.
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
Önerge gündemde yerini
alacak ve genel görüşme açılıp açılmaması hususundaki öngörüşme, sırası
geldiğinde yapılacaktır.
4. -
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili
K.Kemal Anadol ve İstanbul Milletvekili Ali Topuz'un, Kıbrıs konusunda genel
görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/7)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Kıbrıs sorunu, mümkün
olduğu kadar kısa bir süre içinde, adil, kalıcı ve şerefli bir çözüme
kavuşturulmalıdır. Bu çözüme, taraflar arasında dış baskılardan uzak bir
biçimde gerçekleştirilecek görüşmelerle ulaşılacağı kanısındayız.
Kıbrıs davası, bugün,
tarihî bir dönemeç noktasına gelmiş, ulusumuzun ve tüm dünyanın dikkatleri bu
soruna yoğunlaşmıştır. Böyle bir dönemde "ulusal birlik",
"ulusal dayanışma" sözleri sözde ve söylemde kalmamalı, tam tersine,
hayata geçirilmelidir. Maalesef, bu beklentiler gerçekleşmemiş, böyle tarihî
bir dönemeçte, hükümetçe, muhalefetle görüşme ve danışma gereği bile
duyulmamıştır. Ne Davos ne de ABD'ye gidilmeden önce muhalefetin görüşü
alınmamış, tezleri ve önerileri sorulmamıştır. Bu noksanlık, temaslardan
dönünce de devam etmiş, hükümet, Türkiye'ye gelince, muhalefete bilgi dahi
verme gereğini hissetmemiştir.
CHP olarak, bunu, ulusal
bir davanın çözümlenmesine yönelik çabalarda büyük bir eksiklik, duyarsızlık ve
onarılması mümkün olmayan bir hata olarak nitelendirmekteyiz.
Kıbrıs davasının özüyle
ilgili temel konular ise, hâlâ, tam bir sis perdesi altındadır. Davos ve
Washington'a gidilmeden önce, hükümet, Kofi Annan Planında, Türkiye'nin ve
Kıbrıs Türk Halkının yaşamsal çıkarları doğrultusunda özlü değişiklikler
yapılacağı yolunda çalışılacağı güvencesini kamuoyuna duyurmuştur. Oysa BM
Genel Sekreteri Kofi Annan'a iki toplum arasında anlaşmaya varılmasa dahi
boşlukların kendisi tarafından doldurulacağı ve planı bu haliyle referanduma
sunma yetkisi tanınacağı sözü verilmiştir.
Bu sözler verilirken asıl
muhatap olan KKTC ile bir mutabakat sağlanmadığı da anlaşılmaktadır.
Hükümet, yine, büyük bir
acemilikle BM Genel Sekreteri Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi De Soto'nun
yıprandığını ileri sürmüş, onun yerine üst düzey ABD'li bir arabulucu atanacağı
konusunda kamuoyunda asılsız beklentiler yaratmıştır.
Türkiye için yaşamsal
önemi olan Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili olarak daha masaya oturmadan tek
taraflı ödünler verileceği izlenimi yaratmak, hükümetin izlediği yanlış
politikaların son halkasıdır ve endişe vericidir.
Yukarıda açıkladığımız nedenlerle,
ulusal davamız olan Kıbrıs sorununun çözümünde telafisi imkânsız zararlardan,
geri dönülmesi olanaksız çabalardan arınmak ve doğru politikaları saptamak
amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 102 nci ve 103 üncü maddeleri uyarınca
CHP TBMM Grubu adına genel görüşme açılmasını arz ve teklif ederiz.
|
|
Kemal Anadol |
Ali Topuz |
|
|
İzmir |
İstanbul |
|
|
CHP Grubu Başkanvekili |
CHP Grubu Başkanvekili |
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
Önerge gündemde yerini
alacak ve genel görüşme açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmeler, sırası
geldiğinde yapılacaktır.
Sayın milletvekilleri,
Başbakanlığın, Anayasanın 82 nci maddesine göre verilmiş bir tezkeresi vardır;
okutup, oylarınıza sunacağım.
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)
2. - Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in, İran'ın Bem kentinde meydana
gelen deprem nedeniyle taziye sunmak ve yapılacak yardımlarla ilgili
incelemelerde bulunmak üzere İran'a yaptığı resmî ziyarete, Batman Milletvekili
Ahmet İnal'ın da katılmasının uygun görüldüğüne ilişkin Başbakanlık tezkeresi
(3/470)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in, İran'ın Bem kentinde meydana gelen deprem
nedeniyle taziye sunmak ve yapılacak yardımlarla ilgili incelemelerde bulunmak
üzere, 3 Ocak 2004 tarihinde bir heyetle birlikte adı geçen ülkeye yaptığı
resmî ziyarete, Batman Milletvekili Ahmet İnal'ın da iştirak etmesi uygun
görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti ilişikte
gönderilmiştir.
Anayasanın 82 nci
maddesine göre gereğini arz ederim.
Recep Tayyip Erdoğan
Başbakan
BAŞKAN - Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Danışma Kurulunun bir
önerisi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım.
V. -
ÖNERİLER
A) DANIŞMA
KURULU ÖNERİLERİ
1. -
Gündemdeki sıralama ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin
Danışma Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
No: 65 Tarih: 10.2.2004
Genel Kurulun 10.2.2004
Salı günkü (bugün) birleşiminde, sözlü sorular dışındaki diğer denetim
konularının görüşülmemesi, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 17 nci sırasında yer alan 339
sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 9 uncu sırasına, daha önce gelen
kâğıtlar listesinde yayımlanan ve dağıtılmış bulunan 370 ve 372 sıra sayılı
kanun tasarılarının 48 saat geçmeden 10 uncu ve 11 inci sıralarına; 32, 33, 34
ve 36 ncı sıralarında yer alan kanun tasarılarının ise 20 ilâ 23 üncü
sıralarına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi;
çalışma sürelerinin ise, bugünkü birleşimde 343 sıra sayılı kanun tasarısının
görüşmelerinin bitimine kadar, 11.2.2004 Çarşamba günkü birleşimde sözlü
soruların görüşülmemesi ve 370 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin
bitimine kadar, 12.2.2004 Perşembe günkü birleşiminde de 360 sıra sayılı kanun
tasarısının görüşmelerinin bitimine kadar uzatılmasının Genel Kurulun onayına
sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.
|
|
|
Bülent Arınç |
|
|
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi |
|
|
|
Başkanı |
|
|
Haluk İpek |
Ali Topuz |
|
|
AK Parti Grubu Başkanvekili |
CHP Grubu Başkanvekili |
BAŞKAN - Bu konuda söz
isteği?.. Yok.
Oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Danışma Kurulu önerisi kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
eski Başbakan Mesut Yılmaz ve Devlet eski Bakanı Güneş Taner hakkında kurulan
(9/5) ve (9/6) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonuna seçilmiş bulunan
sayın üyelerin, 10 Şubat 2004 Salı günü (bugün) saat 17.30'da, Ana Bina Zemin
Kat PTT karşısındaki Meclis Soruşturması Komisyonları Toplantı Salonunda
toplanarak, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yapmalarını rica
ediyorum.
Komisyon toplantı yer ve
saati, ayrıca ilan tahtasına da asılmıştır.
Şimdi, gündemin
"Sözlü Sorular" kısmına geçiyoruz.
Sözlü soruları sırasıyla
arz etmeden önce, bu konuda, iki sayın bakanımızın, İçtüzüğe göre yazılı
talepleri var. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Sayın Murat Başesgioğlu,
Sözlü Sorular kısmının 12, 15 ve 45 inci sıralarındaki sorulara beraber cevap
verme arzusunu bildirmiştir; Heyetinize arz ediyorum.
Ulaştırma Bakanımız Sayın
Binali Yıldırım, Sözlü Sorular kısmındaki, (6/47)'den başlamak üzere, (6/84)'e
kadar, kendisini ilgilendiren 16 adet soruyu beraber cevaplandırma talebinde
bulunmuştur; bu hususu da Genel Kurulun bilgilerine arz ediyorum.
Maliye Bakanımız Sayın
Unakıtan da, 1 inci ve 2 nci sıralardaki sorulara beraber cevap vereceklerdir.
VI. -
SORULAR VE CEVAPLAR
A) SÖZLÜ
SORULAR VE CEVAPLARI
1. - Mersin
Milletvekili Ersoy Bulut'un, özelleştirilen kuruluşlardaki özürlü işçilerin
durumuna ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/403) ve Maliye Bakanı
Kemal Unakıtan'ın cevabı
2. - Niğde
Milletvekili Orhan Eraslan'ın, emekli maaşlarının aylık olarak ödenip
ödenmeyeceğine ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/405) ve Maliye
Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı
BAŞKAN - Soruları
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın
Maliye Bakanı Sayın Kemal Unakıtan tarafından sözlü olarak cevaplandırılması
için gereğini arz ederim.
Ersoy Bulut
Mersin
Şahsıma gelen
başvurularda; şu ana kadar yapılan özelleştirmelerde, özelleştirmeyle ilgili
4046 sayılı Kanunun 21 inci maddesine uygun davranılmadığı, sakat statüsünde
çalışanların (I, II ve III üncü dereceden sakat statüsünde olanlar) işten
çıkarıldığı ve iş kaybı tazminatlarının da yasada belirtildiği gibi iki kat
ödenmediği bildirilmektedir.
Soru 1 : Özelleştirmeden
dolayı işlerini kaybeden I, II ve III üncü derece sakat statüsünde çalışanlara,
kanunda belirtildiği şekilde ödeme yapılması gerekirken buna uyulmadığı doğru
mudur? Şayet doğru ise düzeltilmesi için bir çalışmanız var mıdır?
Soru 2 : İşyerlerinin
kapatılması veya tasfiye edilmesinden dolayı işlerini kaybeden I inci, II nci
ve III üncü derecede sakat statüsünde çalışan işçilerin diğer kamu kurumlarına
geçebilmelerine olanak sağlayan bir uygulama başlatılabilir mi?
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Maliye
Bakanı Sayın Kemal Unakıtan tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için
gereğini arz ederim.
Orhan Eraslan
Niğde
Bilindiği üzere emekli
aylıkları sosyal güvenlik kuruluşlarınca halen 3 ayda bir verilmektedir. Oysa,
emeklilerimizin kira, elektrik, su, telefon, kredi kartı ve esnaf borçları gibi
temel giderleri aylık olarak ödenmektedir.
Bu durum zor şartlar
altında yaşamını sürdüren emeklilerimizin haklı tepkilerine yol açmaktadır.
Bu itibarla,
emeklilerimize emekli aylıklarının aylık olarak ödenmesi düşünülüyor mu?
BAŞKAN - Her iki soruya
da Sayın Maliye Bakanımız cevap verecektir; buyurun. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mersin
Milletvekili Sayın Ersoy Bulut'un sorusuna cevap vermek için huzurunuzda
bulunuyorum; sorunun cevabı şöyledir:
4046 sayılı Özelleştirme
Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 21 inci maddesinde "kapatma ve tasfiye
halleri dışında sakat statüsü ile (ilgili kanunların öngördüğü I, II ve III
üncü derece) çalışanlar işten çıkarılamaz. Kapatma ve tasfiye halinde ise,
işten çıkarılan sakat personele (ilgili kanunların öngördüğü I, II ve III üncü derece) iş kaybı tazminatı
bu kanunun tanıdığı hakların iki katı oranında ödenir" denilmektedir.
Özelleştirme programında
bulunan kuruluşlarda çalışan sakat statüsündeki işçilerin hizmet akitleri,
hiçbir şekilde feshedilememektedir. Aynı şekilde, kuruluş özelleştirildikten
sonra, sakat statüsündeki işçilerin hizmet akitlerinin feshedilemeyeceğine dair
4046 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde düzenleme bulunmaktadır.
Kuruluş
özelleştirildikten sonra kamu tüzelkişiliği sona erdiğinden, Özelleştirme
İdaresi Başkanlığının, bu kuruluşlar üzerinde yaptırımda bulunma yetkisi
kanunen mümkün değildir; ancak, özelleştirilen kuruluşlardaki sakat statüsündeki
işçilerle ilgili denetimler, 1475 sayılı İş Kanunu gereğince, Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığının yetki alanı içindedir. Sakat statüsünde çalışanların
diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakli, mevcut mevzuat uyarınca da mümkün değildir.
Yine, çok iyi
hatırlarsınız, bütçe kanunumuzun geçirilmesi sırasında da, özel olarak, eskiden
uygulanamayan sakat işçilerle ilgili yaptırımların bu sene uygulanacağına dair
bir kararı almış bulunuyorsunuz. Buna göre, bu sakat işçilerin kamu
kuruluşlarında istihdamı, eskisine nazaran çok daha kolay ve yaptırımlı hale
gelmiştir.
Bilgilerinize arz
ediyorum.
Niğde Milletvekili Sayın
Orhan Eraslan'ın sorusuna cevabımız şöyledir: Bilindiği üzere, Emekli Sandığı
dışındaki diğer sosyal güvenlik kurumları, emekli aylıklarını, ayda bir
ödemektedir; bunun tek istisnası olarak, Emekli Sandığı, üç aylık peşin olarak
ödemektedir; yani, uygulama daha önce bu şekildeydi. Bize "aylık ödeme
yapılıyor mu" diye soru sorulmuş.
Biz şöyle bir cevap
verdik: Emekli Sandığına ulaşan taleplerin değerlendirilmesi sonucu, bazı
emeklilerin, maaşlarını aylık olarak almak istedikleri görülmüş ve
Bakanlığımızın 7 Nisan 2003 tarihli olurları ile hak sahiplerinin istemeleri
halinde maaşlarının aylık olarak ödenmesi uygulamasına Haziran 2003 tarihinden
itibaren başlanması kararlaştırılmıştır; yani, bu, aylık ödemelere, biz, zaten
başladık.
15 Ekim 2003 tarihine
kadar 125 464 emekli, 39 982 dul ve yetim olmak üzere, toplam 165 446 hak
sahibinin talepleri yerine getirilmiş ve ilgililerin maaşları aylık olarak
ödenmeye başlanmıştır; yani, biz, maaşlarını aylık olarak almak isteyenler
müracaat etsinler dedik; bu müracaatlar edildi ve bundan dolayı da biz, 165 000
kişiye, maaşlarını aylık olarak ödemeye başladık; ancak, bunlardan 9 105 emekli,
2 112 dul ve yetim olmak üzere, toplam 11 217 hak sahibi tekrar Emekli
Sandığına müracaat ediyorlar ve maaşlarımızı aylık almaktan vazgeçtik,
istemiyoruz diyorlar. Nasıl alacaklar; maaşlarımızı bize yine üç aydan üç aya
ödeyin dediler; biz de peki dedik. Şimdi, onlara da maaşlarını üç aydan üç aya
ödüyoruz.
Sözün kısası, Emekli
Sandığı da, artık, isteyenlere, aylık olarak maaş ödemeye başlamıştır. Bu
tatbikatımız da haziran ayından itibaren devam etmektedir. Bunu da
bilgilerinize arz ediyorum.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Bakan.
3. -
Denizli Milletvekili V.Haşim Oral'ın, Irak Savaşı ve ABD'nin malî yardımına
ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/408)
ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması
BAŞKAN - Soruyu
cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Bu önerge, üç birleşim
içerisinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası
uyarınca yazılı soruya çevrilmiş ve gündemden çıkarılmıştır.
V. HAŞİM ORAL (Denizli) -
Söz istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Önerge sahibine,
5 dakikayı geçmemek üzere söz veriyorum.
Buyurun Sayın Oral.
V. HAŞİM ORAL (Denizli) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizin bildiği gibi, aslında, bu soru
gündemden düşmüş gibi görünse de, uluslararası ilişkiler, özellikle
uluslararası anlaşmalarla ülkelerin kaderini tayin eden ekonomik yükümlülükler
sürmeye devam ediyor.
Kitle imha silahları
bahanesiyle Irak'ı işgal eden Amerika'nın, özellikle 8 500 000 000 dolarlık
kredi konusundaki bonkörlüğünün altında neler yattığını, aslında -benim buradan
söylemem değil de- Sayın Bakanımızın bize izah etmesini beklerdim; çünkü,
özellikle son zamanlarda, Türkiye'de, Amerika'da, Davos'ta söylenen değişik
söylemlerin Türkiye'nin başını ağrıtacağı kaygısı taşınırken, bu konuyla
ilgili, hâlâ daha Meclisin bilgilenmemiş olması, bu anlaşmanın, Anayasanın
ilgili maddesine rağmen Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmamış olması, bana
göre bir talihsizlik değil, ihmalin ötesinde bilinçli olarak yapılan bir
yanlışlıktır diye düşünüyorum.
Hepinizin bildiği gibi
-bilmeyenlerin de olduğu varsayımından da yola çıkarak, bilgilenmesi
düşüncesiyle- Amerika, bu krediyi verirken, Türkiye'nin Kuzey Irak'a girmemesi
konusunda, Kongrede bir karar alarak, buna atıfta bulundu. Yani, dedi ki:
"Türkiye, sen Kuzey Irak'a girersen, 8 500 000 000 dolarlık bu krediyi
kullanamazsın." Aksi varsa, bunu, Sayın Bakan, çıkıp, burada söylemeliydi.
Tabiî, bunun söylenmesi, en azından, Türkiye'ye bunun bir seçenek olarak
sunulması büyük bir talihsizlik; çünkü, yakın zamanda konuşulan, yakın zamanda
Türkiye'yi gerçekten sıkıntıya sokan, Kuzey Irak'ta Kürt devletinin kurulma
olasılığına karşılık, şimdiden bir tedbir olarak bize bunun sunulmuş olması ve
Sayın Dışişleri Bakanının, Sayın Başbakanın, bu konuyla ilgili anlaşma yapan
Sayın Bakanın bu konudaki kayıtsızlığı, beni gerçekten ama gerçekten üzüyor,
bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak üzüyor. Dolayısıyla, bunun olmadığının
buradan beyan edilmesini istiyorum. Gelecek yazılı cevabı da, buradan Meclise
okuma konusundaki sorumluluğumdan da vazgeçmeyeceğimi söylemek istiyorum.
Tabiî, özellikle son
dönemde, Kıbrıs konusu olsun, Irak konusu olsun, Avrupa Birliği konusu olsun
hep birbirleriyle ilişkilendirilirken, ne yazıktır ki, Türkiye Büyük Millet
Meclisi ve Türk Ulusu, bu kararlardan, bu uluslararası görüşmelerden
bilgilendirilmiyor, bunlarla ilişkilendirilmiyor; bu da bizi oldukça sıkıntıya
sokuyor.
Herkesin dikkatini
çekmesi gerektiğini düşündüğüm bir konu var; bu bir uluslararası anlaşmaysa
-ki, öyle, 8 500 000 000 dolarlık kredi- Anayasanın 90 ıncı maddesinde bu konu
çok net ifade ediliyor; eğer bir uluslararası anlaşmanın maddî boyutu varsa,
bunun Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulması zorunluluğu da var. Dolayısıyla,
Anayasanın ilgili maddesi gereği, ulusal çıkarlarımızı çok yakından izleyen bir
hususun, bizi bağlayıcı, hatta bizim ulusal çıkarlarımızı gölgeleyici bir
maddeyle bize sunulmuş olması, dolayısıyla, hâlâ ne olduğunu bilmememiz,
Türkiye Büyük Millet Meclisi veya Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak bizi
gerçekten etkiliyor ve üzüyor.
Ben bunlarla ilgili
düşüncelerimi beyan ettikten sonra, hem Dışişleri Komisyonu üyesi olarak hem de
çok güncel olduğu için, özellikle son zamanlarda Sayın Başbakanımızın Davos'ta,
Amerika'da yaptığı görüşmeler konusundaki kaygılarımı da bu suretle ifade etmek
istiyorum. Bu görüşmelerin sonucunda ne
çıkacağını bilmek, gerçekten, kâhin olmayı gerektirmiyor; çünkü, daha önce
yapılan görüşmelerde, bu, bir şekilde ortaya çıktı, 1 Marttaki tezkere olayında
olduğu gibi. Ben, bir şeyin altını çizmek istiyorum: Sayın Başbakanımın yabancı
dil bilgisi yok. Sayın Başbakanım, Sayın Bush'la, Sayın Annan'la görüşürken,
yanına Dışişlerinden herhangi bir yetkiliyi almıyor, sadece bir Adalet ve
Kalkınma Partisi milletvekilini -uluslararası tecrübesi, deneyimi olmayan,
uluslararası anlaşmalardan hiç haberi olmayan; ancak partililiği konusunda
Sayın Başbakanın kesinlikle tereddütünün olmayacağı bir kişiyi- yanına alıyor
ve Türkiye'nin geleceğiyle ilgili konular bu üçlü arasında konuşulup, bundan
sonra eylemlerle, söylemlerle veya birtakımköşe yazarlarının satırlarında bize
yansıtılmaya çalışılıyor. Bu, Türkiye'nin tarihinde görülmemiş, bir etik
anlayışa uymayan ve ne olduğu belli olmayan bir anlayıştır. Türkiye
Cumhuriyetinin Başbakanı, Dışişleri mensupları olmadan...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Oral, son cümlenizi rica ediyorum.
V. HAŞİM ORAL (Devamla)
-...bir Dışişleri mensubu olmadan, Türkiye'nin geleceğini bağlayacak,
Türkiye'nin geleceğini tehlikeye atacak bu tür görüşmeleri, gerçekten, bir
partidaşıyla değil, Türkiye Cumhuriyetinin uluslararası ilişkilerini, ulusal
çıkarlarını düzenleyen, o eğitimden, o terbiyeden gelmiş, o bilgi birikimine
sahip insanlarla yapmasında fayda var. Aynı özeni, dışişleriyle ilgili yapılan
anlaşmalarda Sayın Bakanlarımın da dikkatine sunuyorum.
Bu vesileyle, Sayın
Başkanımın bana gösterdiği anlayışa teşekkür ediyorum. Sayın Dışişleri
Bakanımın konuyla ilgili yazılı beyanını sizlere aktarma konusunda
sorumluluğumu yerine getireceğimi düşünüyorum ve hepinize saygılar sunuyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Oral.
4. - Adana
Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, petrol sondaj makinelerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından
sözlü soru önergesi (6/409) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi
Güler'in cevabı
5. - Niğde
Milletvekili Orhan Eraslan'ın, Niğde İlinin doğalgaz dağıtım kapsamına alınıp
alınmayacağına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi
(6/444) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı
6. - Adana
Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, ülkemizdeki hidroelektrik santrallarına ve
elektrik üretimine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru
önergesi (6/463) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in
cevabı
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 4, 16 ve
26 ncı sıralarda yer alan sorulara, Enerji Bakanımız Sayın Hilmi Güler ortak
cevap vereceğinden, 4, 16 ve 26 ncı sıralardaki soruları okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Sayın
enerji Bakanı Hilmi Güler tarafından sözlü olarak cevaplandırılması hususunu
saygılarımla arz ederim.
Atilla Başoğlu
Adana
Soru:
1967 senesinde Amerika
Birleşik Devletlerinde bulunan ELIT firmasına 5 000 metre üzerinde petrol
arayabilecek 10 adet sondaj makinesi sipariş verilmişti. Adı geçen devletin
engellemeleri sonucunda dönemin hükümeti, Sovyetler Birliğine yönelmiş,
sözleşme yapılmış; ancak, sonrasında müteakip hükümet "komünist
makineler" oldukları gerekçesiyle siparişleri iptal etmiştir.
a- Bu makineler
getirilmediğine göre ve Türkiye'de petrolün 5 000 metre civarında olduğunun
bilinmesine rağmen, başka ülkelere, bu derinliklere inebilen makine siparişleri
verilmiş midir?
b- Böyle derinliklere
inebilen makinelerimiz mevcut mudur? Varsa kaç adettir?
c- Söz konusu
makinelerden her birisi senede kaç delik açmaktadır, kaç bin metreye kadar
inilmektedir?
d- Ülkemiz 2 000-2 500
metrelerde petrol aramalarında niçin ısrar etmekte ve daha derinlerde aramalar
yapmamaktadır?
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Hilmi Güler tarafından sözlü olarak
cevaplandırılması için gereğini arz ederim.
Saygılarımla.
Orhan Eraslan
Niğde
BOTAŞ'ın dağıtım
programına son olarak Ordu, Giresun ve Edirne'nin de eklenmesiyle 26 ilimiz
doğalgaza kavuşacaktır.
Ancak, Niğde İlimiz,
çevresinde yer alan hemen tüm illerde doğalgaz kullanımının başlayacak olmasına
rağmen, doğalgaz dağıtım programına dahil edilmemiştir.
Oysa, Niğde'nin nüfusu,
programda olan Amasya, Burdur ve Nevşehir gibi illerden daha yüksektir.
Niğde, hava kirliliği
bakımından da doğalgaza ihtiyaç duymakta olup 2000-2001 yılı kış sezonunda
kükürtdioksit (SO2) yoğunluğu bakımından tüm illerimiz arasında dördüncü sırada
yer almıştır.
Soru 1- Niğde İlinin
doğalgaz dağıtım kapsamına alınmamasının gerekçesi nedir?
Soru 2- Niğde'nin yakın
zamanda dağıtım programına alınması düşünülmekte midir? Düşünülüyor ise nasıl
bir takvim öngörülmektedir?
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın
Sayın Enerji Bakanı Hilmi Güler tarafından sözlü olarak cevaplandırılması
hususunu saygılarımla arz ederim.
Atilla Başoğlu
Adana
1- Ülkemizde kaç adet
hidroelektrik santralı mevcuttur?
2- Bu hidroelektrik
santralları hangi kapasitede kullanılmaktadır? Kaçı aktiftir, kaçı devredışı
bulunmaktadır?
3- Ülkemizde kaç kw
elektrik üretilmektedir?
4- Başka ülkelerden
elektrik alınmakta mıdır? Alınmakta ise hangi ülkelerden ne miktarda alım
yapılmaktadır?
5- Yenibitirilmiş
olmasına ve her türlü teçhizatı tamam olmasına rağmen çalıştırılmayan
hidroelektrik santralı var mıdır?
BAŞKAN - Her üç soruyu da
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanımız Sayın Hilmi Güler cevaplandıracaklardır.
Buyurun Sayın Bakan.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adana
Milletvekili Sayın Atilla Başoğlu'nun sözlü soru önergesine cevabımı arz
ediyorum.
Türkiye Petrolleri Anonim
Ortaklığının anılan tarihte ve sonrasında Amerika Birleşik Devletlerinde
bulunan ELIT firmasına ait herhangi bir sondaj makinesi siparişi verdiği ve
daha sonra siparişlerin iptal edildiğine dair bir kanıt bulunamamıştır; önce,
onu arz edeyim.
İkinci olarak, TPAO, 1977
yılında, 5 000 metrenin altına inebilen 7 adet
sondaj makinesini Romanya'dan satın almıştır; ancak, günümüzde bir
şirketin elinde bu makinelerin olması, bu kadar derine inebilmesi, o kadar önemli
bir anlam ifade etmemektedir. Uygun lokasyonlar belirlenebilirse, bunu kazacak
kuleler dünyanın çeşitli ülkelerinden daha da ekonomik şartlarla
kiralanabilmektedir. Bu kapsamda, son yıllarda ülkemizde yapılan derin
sondajlara ait de bazı bilgiler arz edeyim.
Birincisi, 1977 yılında Romanya'dan satın alınan F-320 model
ve 6 210 metre derine inebilen kapasitede 7 adet sondaj makinesinden
halihazırda 6 tanesi faal durumda bulunmaktadır. Söz konusu makinelerle -alındığı tarihten günümüze değin- en derini Antalya yöresinde
Demre-1 numaralı kuyuda 6 111 metre inilerek kazılmış olup, toplam kazılan kuyu
sayısı 154'tür; ancak, son yıllarda bu makinelerle yılda ortalama 4-5 kuyu
açılmakta ve en fazla 3 000 ilâ 3 500 metre, programlanan, derinliğe
inilebilmektedir.
Bildiğiniz gibi, petrol
sondajları uzun ve masraflı, jeolojik, jeofizik ve jeokimyasal araştırmalar
sonucunda ve petrol üreten seviyelerin belirlenmesinden sonra kazılar
yapılmaktadır. Ülkemizde petrol üretebilecek kayaçların, özellikle petrol potansiyeli
kanıtlanmış bölgelerde, daha çok 2 000- 3 000 metre derinlikler arasında
bulunması nedeniyle sondajların büyük bölümü bu grup aralığına düşmektedir ve
bu aralık içinde sondajlar yapılabilmektedir. Neticede bunlar birer veriyle
ifade edildiği için, daha derine inilmesi gerekmemektedir; ancak, ben, özel bir
merakla bunların hepsinin tekrar dökümünü istedim ve tekrar bunlar için de
irdeleme yapıyoruz. Bu derinliklerin dışında da gaz ve petrol bulunabilmesi
noktasında özel bir araştırma yaptırıyorum. Zaten, geçen seneye göre sondaj
sayımız iki kat artmıştır; çünkü, petrol ve doğalgaz arama noktasında yerli
kaynaklara önem veriyoruz.
Diğer taraftan, bu sene
içerisindeki programlanan sondaj sayısı da, bizim geçen sene yaptığımızın 2
katı olacaktır. Dolayısıyla, iktidarı aldığımız dönemdekinin 4 katına, bu yıl,
çıkacağız. Bu arada, denizlere de ağırlık veriyoruz ve TPAO, bildiğiniz gibi,
Karadeniz'de, Trabzon, Rize açıklarında doğal petrol araması yapmaktadır. Aynı
zamanda, Akçakoca yöresinde de bu yıl nisan ayından itibaren doğalgaz
aramalarına ağırlık verilecektir. Trakya'da ise, kazdığımız kuyularda doğalgaz
bulmaktayız; ama, biz, çok daha büyük yatakların bulunması için de yeni
programlar yaptık. Bu bakımdan, yeni dönem epey ağırlıklı olacak.
Bu arada yeri gelmişken,
TPAO'nun, gerek Kazakistan'da gerek Azerbaycan'da ve gerekse Libya, Mısır ve
Irak gibi yerlerde de doğal petrol aramaları yaptığını bilgilerinize tekrar
sunmak isterim. Dolayısıyla, Adana Milletvekili Sayın Atilla Başoğlu'nun
TPAO'yla ilgili sorularına cevap arz etmiş oldum.
Diğer taraftan, Niğde
Milletvekili Sayın Orhan Eraslan'ın doğalgazla ilgili, Niğde İliyle ilgili
sorusuna cevabım ise şudur: Niğde, doğalgaz kullanımının ülke geneline
yaygınlaştırılması projesi kapsamında, Doğu Anadolu Doğalgaz İletim Hattından
doğalgaz alabilecek bir ilimizdir. Bu çerçevede, Niğde'nin sanayi potansiyeli
dikkate alınarak, başta organize sanayi bölgesi -yani, OSB- olmak üzere,
şehirdeki münferit sanayi tesislerinde bir an önce doğalgaz kullanımını sağlamak
üzere, 86 kilometrelik bir branşman hattı üzerindeki çalışmaları tamamlıyoruz;
inşaat sürüyor. Niğde OSB bağlantı hattı ve ölçüm istasyonu, BOTAŞ Genel
Müdürlüğünün dağıtım hatları projesi kapsamındadır zaten. İnşaat çalışmaları
da, biraz önce bahsettiğim gibi, devam etmektedir.
Bu çalışmaların
tamamlanmasını müteakip, talep etmeleri durumunda -bunun altını çizerek
söylüyorum- Niğde OSB sanayi tesisleri ve bölgedeki münferit sanayi
tesislerinin doğalgaz kullanması mümkün olacaktır. Yalnız, geçen süre içinde, Niğde'de
yerleşik bulunan hiçbir sanayi tesisi, doğalgaz talebinde bulunmamıştır.
Ayrıca, dağıtım hatları projesi kapsamında da, Niğde OSB, BOTAŞ Genel
Müdürlüğünce sözlü ve yazılı olarak birçok kez istenmesine rağmen, doğalgaz
satış sözleşmesine esas bilgilerini göndermemiştir. Niğde'ye gaz arzına ilişkin
çalışmaların 2004 yılı içerisinde tamamlanması planlanmaktadır; çünkü, o,
BOTAŞ'ın zaten programıdır; biz, onu yürütüyoruz.
Diğer yandan, şehirlerde
doğalgaz dağıtım ve satış faaliyetlerine ilişkin esaslar, 2 Mayıs 2001 tarih ve
24390 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunuyla
düzenlenmiş olup, BOTAŞ Genel Müdürlüğünün, şehiriçi dağıtımıyla ilgili yetki
ve sorumluluğu bulunmamaktadır; yani, biz, şehre kadar doğalgazı çelik
borularla götürüyoruz. Şehiriçi dağıtımı ise, ayrı bir mekanizmayla, bir lisans
alınarak, EPDK'dan lisans alınarak ve bununla ilgili bir şirket kurularak
yapılıyor.
Bu bakımdan, Niğde'de
konut sektöründe, konut, ticarethane ve resmî dairelerde doğalgaz dağıtım ve
satış faaliyetleri yapılabilmesi ve dolayısıyla doğalgaz kullanılabilmesi için
gerekli olan altyapı yatırımları -ki, bunun içinde şehir ana basınç düşürme ve
ölçüm istasyonu var; biz, buna RMS-A diyoruz ve dağıtım şebekeleri var bunlarla
ilgili olarak- söz konusu kanun çerçevesinde, biraz önce bahsettiğim gibi,
EPDK'dan, yani, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulundan lisans alacak olan şehir
gaz dağıtım şirketleri tarafından gerçekleştirilebilecektir.
Bu bakımdan, Niğde'de
konut sektöründe, yani, konut, artı ticarethane, artı resmî dairelerde doğalgaz
kullanımı, 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu çerçevesinde gaz dağıtım
şirketinin kurulması ve bu şirketin de Enerji Piyasası Düzenleme Kurulundan
lisans alması ve şehir dağıtımı için gerekli olan altyapıyı, şehir ana basınç
düşürme ve ölçüm istasyonlarını ve dağıtım şebekesini oluşturmasından sonra
mümkün olacaktır. Bu bakımdan, sayın milletvekilimizin, Niğdeli vatandaşlarımıza,
hemşerilerimize bunu mutlaka iletmesi lazım. Zaten, biz, Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanlığı olarak elimizde fazla olan doğalgazı bu illere dağıtmak, bu
illere satmak niyetindeyiz ve yaptığımız çalışmaları da, bu vesileyle, arz
etmiş oluyorum.
Şimdi, Adana Milletvekili
Sayın Atilla Başoğlu'nun sözlü sorusuna cevabımı arz ediyorum. Burada da,
Aralık 2003 tarihi itibariyle -ki, bugün de bu rakam değişmemiştir- 94 adedi
EÜAŞ (Elektrik Üretim AŞ) santralı olmak üzere ülkemizde 132 adet hidroelektrik
santralı mevcut bulunmaktadır. Hidroelektrik santrallarının toplam kurulu gücü
Aralık 2003 itibariyle 12 493,7 megavat kapasitesindedir. Su gelirlerine ve
arz-talep durumuna göre bunlar çalışmaktadır. Misal olarak verecek olursam,
2003 yılında hidroelektrik santralların üretimi yaklaşık 35 milyar kilovat/saat
olmuştur. 2002 yılıyla mukayesesini yapacak olursak, toplam 124 400 000 000
kilovat/saat, 2003 yılında ise 140 100 000 000 kilovat/saat elektrik enerjisi
üretilmiştir.
Geçmiş yıllarda
Bulgaristan'dan, İran'dan, Gürcistan'dan elektrik alınmaktaydı. 2003 yılında
sadece Bulgaristan'dan elektrik enerjisi alınmıştı; onu da bizim dönemimizde
kestik. Kesmemizin sebebi de, bize anlaşma gereğince 1 otoyol, 2 baraj sözü
verilmişti. Geldiğimizde bu anlaşmayı inceledik; anlaşmada bu otoyolla,
barajların olmadığını gördük. Onun üzerine, bu anlaşma maddelerine uymalarını
söyledik. Anlaşma maddelerine uyamadıkları için de elektriği kestik. Elektriği
kesince, 2 bakan geldi, hem Bayındırlık hem Enerji Bakanı geldi. Onlar
"açın" dedi; biz sözlerinizi tutarsanız daha doğrusu "anlaşma
maddeleri uygulanırsa açarız" dedik; açılmadığı için, şu ana kadar
elektrik almıyoruz, elektriği kestik. Onlarla 4 alternatif üzerinde
görüşüyoruz; ya anlaşmaya uyacaklar veyahut uymadıkları takdirde söz verilen
otoyol ve barajın muhtemel yatırım miktarını ve müteahhit kârını alacağımız
elektrik miktarından düşeceğiz; dolayısıyla, biz bunu halkımıza daha düşük
fiyatlı elektrik enerjisi olarak yansıtacağız; o da olmazsa, yeni şartlarla
görüşeceğiz; o da olmazsa, bu anlaşmayı donduracağız, ileriki bir tarihte
görüşeceğiz. Şimdi top Bulgaristan tarafında, onlardan cevap bekliyoruz ve
bundan dolayı da aramızda en ufak bir soğukluk yok; tam tersine, onlar bizim
ciddiyetimizi ve samimiyetimizi gördüğü için de bunu çok anlayışla
karşılıyorlar, görüşmeleri sürdürüyoruz.
Diğer taraftan, biz, bu
sene, Türkmenistan'dan elektrik almaya başladık. Bunu da ihtiyacımız olduğundan
değil... Yani, büyük ölçüde şu anda, ancak aldığımız bölgede, Doğu Anadolu
Bölgesinde enerji açısından stabilizeyi sağlıyor, kararlılığı sağlıyor. Oradan
biz 2003 yılında 25 100 000 kilovat/saat enerji aldık. Bu çok anlamlı bir
ithalattır; çünkü, Türkmenistan'dan elektrik almak demek, aslında, bir anlamda
elektrik enerjisine dönüşmüş doğalgaz almak demektir. Daha evvel, biz,
Türkmenistan'dan doğalgaz almaktan vazgeçmiştik ve anlaşmamız olduğu halde
Türkmenistan'dan doğalgaz almadık; ama, şimdi onlardan elektrik alarak, bir
yerde, elektriğe dönüşmüş doğalgaz almış gibi olduk; yani, bu bakımdan anlamlı.
Bu da 25 100 000 kilovat/saattir. Bulgaristan'dan aldığımız elektriğe göre de
-bugünkü fiyatlara göre- daha ucuzdur; onu da özellikle ifade edeyim.
Şu anda tüm bağlantıları
tamamlanmış ve tüm idarî işlemleri tekemmül ettirilmiş ve geçici kabulü
yapılarak ticarî işletmeye hazır olup da çalışmayan hidroelektrik santral
bulunmamaktadır; ancak, santrallar genellikle su gelirlerine ve sistem
ihtiyacına göre üretim yapmakta olup, bu nedenle bazı hidroelektrik ve/veya
termik santrallar kısa süreli olarak durdurulabilmektedir.
Bu arada yeri gelmişken
söyleyeyim; suya özellikle ağırlık veriyoruz ve geçen hafta yaptığımız en son
düzenlemeyle, 5 500 000 000 kilovat/saatlik enerjiyle ilgili doğalgaz
santrallarında kesinti yaparak, barajlara, hidroelektrik santrallarına ağırlık
verdik. Burada maliyet daha düşük olduğu için, bu da bizim elektrik
maliyetlerimizi daha aşağıya çekmektedir. Zaten, ondört aydır elektrik
enerjisine zam yapmayıp, hatta indirimler yapmamızın sebebi de bu çeşit verimli
çalışmamızdır; bundan dolayı zam yapmıyoruz, tam tersine, indirimler yapıyoruz.
Daha evvelden her ay otomatik olarak yüzde 3, yüzde 5 zam yapılırken, bizim
bunları yapmamızın sebebi, tamamen, kazanarak, verimli çalışarak, yerli kaynaklara
ağırlık vererek, bilhassa suya ağırlık vererek çalışmamızdır. Son hafta
yaptığımız ayarlamayı da, toplam 5 500 000 000 kilovat/saatlik enerjiyi,
doğalgazı kesip suya aktararak yaptık. Bunu da, bizim bir farklılığımız olarak
sizlere arz etmek isterim.
Hepinize saygılarımı
sunarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Bakan.
Sayın Atilla Başoğlu'nun,
yeriniden, bir söz talebi vardır.
Buyurun Sayın Başoğlu.
ATİLLA BAŞOĞLU (Adana) -
Sayın Bakanımın vermiş olduğu bilgilere çok teşekkür ederim. Bilhassa petrol
arama faaliyetlerinin artmış olması çok sevindirici. Biz, vermiş olduğumuz soru
önergelerimizdeki ana fikrimizde, genellikle, ülkemizdeki petrolün 3 000
metrenin üzerindeki derinlikte olduğu teması üzerine durmuştuk. Siz de
cevaplarınızda, şirketlerin elinde bulunan çok derinlere inen makinelerin bir
şey ifade etmediğini söylüyor ve gerektiğinde bunların dışarıdan
alınabileceğini, kiralanabileceğini belirtiyorsunuz; ama, bizim makinelerimizle
Irak'ta veya diğer ülkelerde taşeronluk yapıldığı bilgileri de bizlere geliyor.
Dolayısıyla, bu, bir çelişki değil midir?
Arap Yarımadasının bizi
devamlı itelediği ve dolayısıyla Anadolu'daki yeraltı katmanlarının,
kıvrımlarının ha bire değiştiği bilinirken, buna paralel olarak da, dünyadaki
petrol işinden anlayan kişilerce, Türkiye'deki petrolün 5 000 metrenin altına
kaçtığı söylenirken, Adana'da, depremden sonra fışkıran petrole rağmen, yörede
yapılan yegâne çalışmayı 1 890 metrede neden durdurdunuz ve niye başka
araştırmalara girmediniz Sayın Bakanım?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Başoğlu.
Sayın Bakanım, buyurun.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
hepinizi saygıyla, tekrar, selamlıyorum.
Efendim, bildiğiniz gibi,
petrol araması da, hesaba kitaba dayanan, jeofizik, jeolojik ve hatta
jeokimyasal analizlerin yapıldığı ve bu verilere göre sondajların yapıldığı
teknik bir konu; sismik araştırmaların, iki boyutlu, üç boyutlu araştırmaların
yapılmasından sonra sondajlar yapılıyor ve pahalıca işlemler. O bakımdan, bu,
bir hesap kitap meselesidir ve amaç da petrol bulmak olduğuna göre, bu teknik
bilgiler petrolün hangi derinlikte olduğunu gösterirse, o derinliklere sondaj
yapılıyor; bu, 2 000 metre ise 2 000 metre, 5 000 metre ise 5 000 metre, 6
000-7 000 metre ise, oraya kadar inilmektedir. Sondaj makineleri de bu ihtiyaca
bağlı olarak kullanılıyor; bu da bir maliyet meselesi. Biz, bunları boş
tutmuyoruz. Zaten, dediğim gibi, geçen dönemin sondajının 2 katına çıktık. Bu
sene de, geçtiğimiz senenin 2 katına çıkacağız. Dolayısıyla, 4 katına çıkacak
derecede yoğun bir çalışma programı uyguluyoruz ve bütün ekipleri sahaya
sürdük. Hatta, gerekiyorsa, başka yerlerden bulabileceğimiz uzmanları da
alarak, kadromuzu genişlettik. Amacımız, petrol ve doğalgazda, dışa
bağımlılığımızı minimize etmektir. Bununla ilgili çok ciddî çalışmalarımız var.
Şimdi, Irak'a da
gönderiyoruz -doğrudur- makinelerin boş durmaması, için, o bir plan, program
meselesi. Eğer o makineleri geç kullanacaksak, boşta kaldığı zaman içinde, tam
bir işletmecilik anlayışıyla, eğer hesabı kurtarıyorsa -bu, ekonomik bir
hesaptır- bunları istediğimiz yere gönderiyoruz. Biraz önce bahsettiğim gibi,
Azerbaycan'da da -ben geçen hafta oradaydım- çok yoğun bir çalışma
içerisindeyiz ve Türkiye'dekinden daha fazla bir kazancımız var orada. Yani,
TPAO olarak, Türkiye çapında çalışmıyor dünya çapında çalışıyoruz. TPAO da
gerçekten bir dünya şirketidir. Bundan dolayı da övünüyoruz. Sizin de bundan
mutlu olacağınıza inandığım için söylüyorum. Denizlerde de BP'yle ortak çalışma
yapıyoruz. Zaten, petrol aramayla ilgili petrol yasası da şimdi çıkacak; orada
da bunu teşvik ediyoruz.
Hesabımıza göre,
Türkiye'de petrol var diye inanıyoruz; ama, bunun aranması lazım. Bazı
spekülasyonlar yapılıyor. Bunları, spekülasyon sınıfında kabul ediyoruz; ama,
biz, olduğuna inananlardanız. Bunun için de, daha evvel yapılan sondajların
listesini tekrar çıkarttırdım. Biraz önce TPAO'dan geldim buraya; orada da bir
araştırma yapıyoruz. Kazılan yerlerde acaba biraz daha aşağıya inersek bir
şeyler bulabilir miyiz diye -masrafı da az olacağı için; çünkü, daha evvel
sondajı yapılmış- onların tekrar bir analizini yapıyoruz ve bununla ilgili
çalışmalarımızda, eğer ekonomik olarak kurtarırsa, bunların üzerinde duracağız.
Yalnız, bazı hallerde
-zuhurat diye bahsettiğimiz- petrol gözüküyor; fakat, bir müddet sonra basıncı
düşüyor ve bunun ekonomik olmadığını görüyoruz; o zaman, bu, betonlarla
kaplanıyor. Hani, bulunup da kapandı tarzında almamak lazım bunu.
V. HAŞİM ORAL (Denizli) -
Yurtdışına giden personeli geri getirin Sayın Bakan. Yurtdışına kaçan personel
var...
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla) - Haklısınız, doğrudur; var bu.
Zaten, Petrol Piyasası
Yasasında -yine, sizlerin de değerli oylarıyla kanunlaştırdık- kaçak petrol,
gerçekten, Türkiye'nin büyük dertlerinden bir tanesi, bununla da sıkı bir
mücadele içindeyiz.
Kısacası, petrol ve
doğalgaz konusunda, dönemimizde çok ciddî, geniş kapsamlı çalışmalar oluyor;
çünkü, çok canımız yandı, çok para ödedik bunlara. Yani, dışa bağımlılık çok
iyi bir şey değil. Bu bakımdan, biz, bunu yerli kaynaklarımızla toparlamaya
çalışıyoruz.
Bahsettiğiniz
derinliklere inen sondaj makinelerini, biraz önce size verdiğim rakamlarla
verimli olduğuna inandığımız bir program dahilinde kullanıyoruz; ama, genel
olarak bizim rakamlar -TPAO da, neticede uzmanların çalıştığı bir yer- 3 000-3
500 metre civarında gözüküyor; ama, biz, daha derinlere inmek niyetindeyiz.
Karadeniz'de böyle bir çalışmayı derin denizde yapıyoruz. Dünyanın sayılı
çalışmalarından bir tanesi bu. Öte taraftan, değişik bölgeleri de çalışma
programımıza aldık, yeni bir anlayışla bunları sondaj planına alıyoruz.
Düşündüğümüz şey şu: Bir sondaj fiyatına, hiç olmazsa masa başı çalışması
yaparak belli değerleri, belli dataları değerlendirmeyi planladık ve bununla
ilgili olarak, daha evvelden şüpheyle karşılanan yerleri de tekrar programımıza
aldık ve yoğun bir şekilde petrol ve doğalgaz aramaya ağırlık veriyoruz.
Bunun dışında da,
uluslararası anlamda -biraz önce söylediğim gibi, geçen hafta
Azerbaycan'daydık- Bakû-Tiflis-Ceyhan projesiyle ülkemize önemli bir dünya
projesini kazandırmak üzere yoğun bir çalışma içindeyiz. Bir rakam vereyim size
-ilginizi çekeceğini umduğum için- geçen hafta, Cumhurbaşkanı Sayın İlham
Aliyev'in de katıldığı bir toplantıda Türkiye'yi temsil ettim, 78 taraf olarak
anlaşmayı imzaladık -tam bir dünya projesi- 209 farklı dokümanı imzaladık 17
000 imza atıldı. Bu projeyle ülkemiz çok şey kazanacak, kazanmaya başladı bile;
çünkü, bir yerde, yatırım olarak o bölgeye çok şey kazandırıyor. Onun peşinden,
Şahdeniz Projesi, kardeş proje olarak gelecek. Bakû-Tiflis-Ceyhan petrol boru
hattına paralel olarak, Bakü-Tiflis'e kadar beraber gelecek, oradan Erzurum'a
gelecek, oradan da BOTAŞ'ın mevcut hatlarıyla büyük ölçüde Avrupa'ya geçecek bu
gaz. Yunanistan'la anlaşmayı imzaladık. İtalya'ya geçecek ve orada da, yine,
ülkemize çok önemli avantajlar sağlayacak bir proje, bu Şahdeniz Projesi.
Bunları da, yine, hem BOTAŞ'ın hem TPAO'nun petrol ve doğalgaz konusundaki
ortak çalışmaları noktasında sizlere -bilgi arz etmek açısından vesile olduğu
için- arz ediyorum.
Hepinize, tekrar,
saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Bakan.
7. -
İstanbul Milletvekili Ali Rıza Gülçiçek'in, İmar Kanununa göre umumi hizmete
ayrılan alanlarda cemevlerine yer verilip verilmeyeceğine ilişkin Başbakandan
sözlü soru önergesi (6/417) ve Devlet Bakanı Ali Babacan'ın cevabı
BAŞKAN - Soruyu
cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Burada.
Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Hazırladığım soruların,
Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını
arz ederim.
Ali Rıza Gülçiçek
İstanbul
Anayasamızın 2, 10 ve 24
üncü maddeleri, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ve yurttaşların yasa
önünde eşitliği ilkelerini ve yurttaşların inanç özgürlüğünün güvence altına
alınmasını düzenlemektedir.
Bununla beraber, 3149
sayılı İmar Kanununda umumî hizmete ayrılan alanlar 'resmî yapılar, tesisler ve
okul, cami yol, vb' şeklinde sayılmış ve vatandaşların arsalarından 'düzenleme
ortaklık payı' kesintisi yapılması hükmü konulmuştur.
Bugün, büyük kentlerde
yaşayan Alevî yurttaşlarımız, cemevlerinden yoksun olmalarından dolayı,
ibadetlerinin gereğini yerine getirmede sıkıntı yaşamaktadırlar.
Sorular:
1.- Alevî yurttaşlardan
düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılıyor olmasına rağmen inanç merkezlerine
yer tahsis edilmemesi, eşitlik ilkesine aykırı değil midir?
2.- İmar Yasasında umumî
hizmete ayrılan alanlar arasında cemevlerine de yer vermeyi düşünüyor musunuz?
BAŞKAN - Soruya cevap
vermek üzere, Devlet Bakanımız Sayın Ali Babacan; buyurun. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
DEVLET BAKANI ALİ BABACAN
(Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul Milletvekili Sayın
Ali Rıza Gülçiçek tarafından, 3194 sayılı İmar Kanununda umumî hizmete ayrılan
alanlar içerisinde cemevlerine de yer verilip verilmeyeceği hususunda Sayın
Başbakanımıza tevcih edilen ve Sayın Başbakanımızın da Bayındırlık Bakanımız
tarafından cevaplandırılmasını tensip buyurdukları sözlü soru önergesine cevap
arz etmek üzere söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Meclisimizin siz
değerli milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; İmar Kanununun uygulanmasına yönelik 44 üncü maddesi uyarınca
hazırlanan ve revizyonu da 2 Eylül 1999 ve 17 Mart 2001 tarihli Resmî Gazetede
yayımlanan yönetmelikte, adı ve bazı maddeleri değiştirilen Plan Yapımına Ait
Esaslara Dair Yönetmelikte, bir alanın planlanması sırasında ayrılması gereken
kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanları için yapılan alan hesabında dinî
tesis alanları yer almaktadır.
Ayrıca, 3030 sayılı Kanun
Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinin 2 Eylül 1999 tarih ve
23804 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan yönetmelikle değişik 15 inci maddesindeki
"umumî bina" tanımında "ibadet yerleri" ifadesi yer almaktadır.
Buna göre, imar planlarında dinî tesis alanı olarak belirlenen yerlerde,
camiler dışındaki diğer dinî tesislerin de 3194 sayılı İmar Kanunu ve diğer
ilgili mevzuat çerçevesinde inşaı mümkün olabilecektir.
Bugün itibariyle, 17
Aralık 2003 tarih ve 25318 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren
5006 sayılı İmar Kanunu ile İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara
Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi
Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunla değiştirilen 3194
sayılı İmar Kanununun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasında geçen
"cami" ifadesinin yerini "ibadet yeri" almıştır.
Arz eder, Yüce Meclisi,
tekrar, saygıyla selamlarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan.
ALİ RIZA GÜLÇİÇEK
(İstanbul) - Sayın Başkan, söz istiyorum.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Gülçiçek.
ALİ RIZA GÜLÇİÇEK
(İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Sayın Bakanıma teşekkür ederek,
şu konuya açıklık getirmek istiyorum: Cemevlerinin kuruluşu, inşaı, dahası var
oluşu, Alevînin özvatanı olan Anadolu topraklarında, sözgelimi Avrupa'nın
çeşitli ülkelerinde hiçbir itirazla karşılaşmazken, ülkemizde yapılan bu
ayırımcılık doğru mudur?..
Yıllardan beri bu konuyu
ülkemizde bu kürsüde dile getirmekten artık üzüntü duyduğumu ifade etmek
istiyorum. Öngörülen yasa değişikliğinde cami, mescit, sinagog ibadet yeri
sayılırken, cemevinin özellikle bu kapsamda görülmemesi bir ayırımcılık değil
midir Sayın Bakanım?.. Bu, gerçekten, yurttaşlarımız arasında büyük
sıkıntılara, büyük üzüntülere vesile oluyor. Özellikle, bu yasa değişikliği
içerisinde, kamuoyumuza, cemevlerinin de cami, mescit, sinagog gibi ibadet yeri
olarak tanınması konusunda hükümetimizin dikkatine sunmak istiyorum.
Teşekkürler.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Gülçiçek.
DEVLET BAKANI ALİ BABACAN
(Ankara) - Tekrar bir cevap vereceğim Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Bakan.
DEVLET BAKANI ALİ BABACAN
(Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Gülçiçek, biraz önceki
ifadelerimi, bilmiyorum dinleyebildi mi; tekrar edeyim isterseniz. 17 Aralık
2003, yani, yeni, bundan yaklaşık iki ay önce Yüce Meclis tarafından kabul
edilen ve yürürlüğe giren kanun itibariyle, 3194 sayılı İmar Kanununun 18 inci
maddesinin üçüncü fıkrasında geçen "cami" ifadesinin yerini artık
"ibaret yeri" ifadesi almıştır. İbaret yerinin içerisine cami, kilise,
sinagog, cemevi, tamamı zaten girmektedir; dolayısıyla, bu problem kökünden çözülmüştür.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan.
8. -
Antalya Milletvekili Osman Kaptan'ın, basında yer alan kamu bankaları genel
müdürlerinin maaşlarıyla ilgili habere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi
(6/422)
BAŞKAN- Soruyu
cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Bu önerge, üç birleşim
içinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası
uyarınca yazılı soruya çevrilecektir; önerge gündemden çıkarılmıştır.
9. - Adana
Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Kerkük'teki Türkmen ve Arapların
güvenliklerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/425) ve yazılı soruya
çevrilmesi nedeniyle konuşması
BAŞKAN- Soruyu
cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Bu önerge, üç birleşim
içinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası
uyarınca yazılı soruya çevrilecektir; önerge gündemden çıkarılmıştır.
ATİLLA BAŞOĞLU (Adana)-
Sayın Başkan, söz istiyorum.
BAŞKAN- İçtüzüğümüze
göre, ilgili soru sahibine söz veriyorum; buyurun.
Süreniz 5 dakika efendim.
ATİLLA BAŞOĞLU (Adana)-
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Irak'taki Türkmen ve Arapların
güvenlikleriyle ilgili cevaplanmayan soru önergem için söz almış bulunuyor,
Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Sayın Bakanımızın 21
Nisan 2003 tarihinde yazılı ve görsel basında Türk devlet adamına yakışan bir
ifadesine şahit olmuştuk. "ABD birlikleri Kerkük'e girdiklerinde duruma
hâkim olmaları için iki saat müsaade verdik. ABD duruma hâkim olamasaydı
bölgeye Türk birliklerini gönderecektik" demişler ve beklenilen tavrı
göstermişlerdir. Gerçekten, Amerika Birleşik Devletleri, bu sözün gereğini
yerine getirmiş ve Kerkük'te asayişi sağlamıştı.
Gönül isterdi ki, Türkiye
Cumhuriyeti, bu tavrını sürdürebilsin ve kendisini, bölgede, onun bunun maşası
olmaksızın, şahsiyetli bir şekilde var kılabilsin, başkalarının menfaatlarının
kollayıcılığına soyunmak yerine, kendi geleceğimiz için kendi başımızın
çaresine bakabilelim. Amerikan Kabinesinde maaşlı adamları bulunan petrol
şirketleri Hallyburton'un, Chevron'un, Tom Brown'un; silah şirketleri
Trwnyn'in, Carlyle Group'un; teknoloji devleri Gylead Scyence'ın, Allstate'in
ve Gulfstream'in değil, oradaki Türkmenlerin ve Arapların güvenliği
sağlanabilsin, Türkiye aleyhine oluşabilecek her türlü hareketin önüne
geçilebilsin.
Türkiye'nin geleceğini
güvence altına alacak bir strateji, ancak ve ancak, Sayın Bakanın başlangıçta
ortaya koymuş olduğu bir tavırla mümkün olabilirdi. Eğer ki, hükümetimiz, tacir
siyaseti yapmaya soyunmak, kan pazarlığına girişmek yerine onurlu bir güvenlik
politikası tesis edebilseydi, bu Meclisten gerekli desteği alabilirdi; ne yazık
ki, bu, olmadı. Milleti bırakın, milletvekillerine dahi gerekli güven
verilemedi. Önce Batılılar basınlarında Türkiye'yi alay konusu yaptılar; zaman
ise, ne kadar hazırlıksız ve rüzgâra göre yelken açan bir dışpolitika
izlediğimizi ortaya koydu.
İşte "iki saat
içerisinde duruma el koymazsanız biz müdahale edeceğiz, asker
göndereceğiz" ifadelerini kullanıyoruz, bölgeye gözdağı veriyoruz, sonra
Türkmenler katlediliyor, Kuzey Irak'ta bir devletin her türlü altyapısı
oluşturuluyor ve yerimizde oturuyoruz!..
İki kabile reisi bize
meydan okuyor "Irak'ı size mezar ederiz" diyor; onlara
"höt" diyor ve susturuyoruz. İki gün sonra tekrar dayılandıklarında
yeniden kızıveriyoruz.
Mesele, iki günde bir
"höt" demek değil, bir kere kulağını çekip bir daha konuşamayacak
hale getirmektir değerli arkadaşlar.
Ancak, bu arada,
kabileler, Amerika'da anayasalar hazırlıyorlar, Irak'ın ya başbakanlığına ya da
cumhurbaşkanlığına soyunuyorlar.
Bu esnada, Türkiye Büyük
Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanımız "depremi engelleyemezsiniz,
ancak kayıpların ve tahribatın azalmasını sağlamaya çalışabilirsiniz"
şeklinde, maalesef, talihsiz bir açıklama yapıyor.
Böyle demek yerine
"felek her türlü esbabı cefasın toplasın gelsin, dönersem namerdim millet
yolunda azimetten" denilmesi, hem kendisine hem milletimize ve Yüce
Meclisimize daha çok yakışmaz mıydı değerli arkadaşlar?! Hükümet programınızda
milletimize söz verdiğiniz aktif dışpolitikalar bunlar mıydı?! Peşmergeler, bir
baskınla, Kerkük'e girdiler, ne kadar tapu kaydı varsa yok ettiler ve
Türkmenlerin her türlü hakkını gösterir belgeleri ortadan kaldırdılar. "İki
saat içerisinde gireriz" diyen hükümetimiz ne yaptı?.. Baktınız...
Baktık... Seyrettik... Hazırlıksız, çaresiz, elimiz kolumuz bağlı seyrettik!
Bir kere daha itibarımızdan eksilttirdiniz değerli arkadaşlar.
Ne olurdu, bu hadiselerin
yaşanması sonrasında, Hükümetimiz, çıksaydı "işte, tapu kayıtlarının
kopyaları" diyerek, bu adaletsizliklerin önüne geçebildiğini gösterseydi,
milletimizin ve orada yaşayan Türkmenlerin yüreğine su serpebilseydi. Bu tip
savaşlarda tapu kayıtlarının kaybedileceğini, yok edileceğini mahalledeki
haydutlar bile bilip, ona göre pozisyon alırlarken, Dışişleri danışmanlarımızın
tekrar gözden geçirilmesinde fayda mülahaza ediyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Başoğlu,
lütfen, son cümlenizi alayım.
ATİLLA BAŞOĞLU (Devamla)
- Bu hadiselerin üzerine, Amerika Birleşik Devletlerinin en üst düzey komutanı
Albay William Mayville, arkasında tarihin en büyük, en güçlü yığınağını almış
kişi, kargaları bile güldürecek, Kerkük'te, Arap ve Türkmenleri evlerinden
tehditle kovan peşmergeleri durduracak yeterli askerleri olmadığını beyan
ediyor!.. İşte "iki saat sonra gireriz" söylemi burada çöktü
arkadaşlar. Kim bilir kaç saat geçti o hadiseden bu yana, Türkiye, hâlâ, varlığını,
dünyaya da kabilelere de gösteremedi.
Değerli arkadaşlar,
dışpolitikada ciddîye alınmak arzusundaysanız. Birtakım konularda her şeyi göze
alabileceğinizi göstereceksiniz. Eğer, bu anlama gelen bir söylemi de sarf
etmişseniz, yapacaksınız; yoksa, kimse, sizi, ne hadiselerin aktörü görür ne de
ciddîye alır.
Hepinizi en derin
saygılarımla selamlıyorum.(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN -Teşekkür
ediyoruz.
10. - Adana
Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Türkiye'nin Yunanistan politikasına ilişkin
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/426) ve
yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması
BAŞKAN - Soruyu
cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Bu önerge, üç birleşim
içerisinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası
uyarınca yazılı soruya çevrilecektir; önerge gündemden çıkarılmıştır.
ATİLLA BAŞOĞLU (Adana) -
Söz istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Başoğlu.
Lütfen, sürenizi hassas
kullanırsanız memnun olurum.
ATİLLA BAŞOĞLU (Adana) -
Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Yunanistan politikamızla ilgili
cevaplanmayan soru önergem için huzurlarınızda bulunuyor, hepinizi saygılarımla
selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
bayram geçti, önümüzde uzunca bir yaz tatili var. Dostlarınızla vedalaştıktan
sonra, depremlerle yakınlaştığımız, bir taş atımı mesafede, komşumuz, yakın
dostumuz Yunanistan'a gitmeyi düşünmez misiniz? Gidecekseniz bir iki tavsiyemiz
olacaktır.
Yabancı ülkedir, dilini,
adetini bilmezsiniz, mutlaka, bir acenteyle anlaşmalısınız. www.pontostravel.gr
adresinde bulacağınız Pontus Seyahat Acentesiyle farklı bir tecrübe
yaşayabilirsiniz.
Atina'da parlamentoya
uğrarsanız, uluslararası Pontus Rumları Teşkilatı tarafından ödül almış
Milletvekili Sayın Theophılos'u ziyaret etmeyi ihmal etmeyiniz.
Sakin bir otelde
dinlenecekseniz, gelin, sizlere www.hotel-pontos.com adresinden yerinizi
ayırtalım.
Sıla hasreti basar da
özlem gidermek isterseniz, Efxinos Lehsi Verias Topluluğundan halk danslarını
izleyebilirsiniz. Tabiî ki, Bulgaristan'da yapılmış olan uluslararası halk
dansları festivalinde, bu grubun, Türkiye'de katledilen 400 000 Rum'un
torunları olduğu iddiaları sizleri rahatsız etmezse.
Tabiî, bir Türk olarak
Atatürk'ün doğdu şehri ve evi görmek istersiniz. Fırsat bulursanız, dünyaya
yayılmış 176 tane Pontus derneğinin 36 tanesini Selanik'te bulmanız mümkün.
Akademik çalışmalar
istiyorsanız, Selanik Pontus İncelemeleri Enstitüsüne uğrayabilirsiniz.
Pratik bilgileriyse,
mesela, böylesine bir haritaya ihtiyacınız varsa, 22 Ekim 1997 tarihli Sothos
Gazetesinin başsayfasından ulaşabilirsiniz. Hani, şu, 1999'da yayımlamış olduğu
takvimde İtalya, Bulgaristan, Makedonya ve Türkiye'nin bir kısmı ile Kıbrıs ve
Sicilya'nın tamamını Yunan toprağı olarak gösteren ve bu resimleri "sadece
bizim olanları istiyoruz" diye taçlandıran gazete!.. Hani, sadece
Yunanistan Dışişleri Bakanlığında bulunan Türk diplomatlarımızın adreslerini,
bu haritalarla birlikte, kapı numaralarına varıncaya kadar "MİT
ajanlarının adreslerini açıklıyoruz" diye yayımlayıp, diplomatımız Ömer
Sipahioğlu'nu 17 Kasım örgütüne şehit ettiren gazete!..
Arkadaşlar, biz, Yunanistan'la
komşu, dost değil miydik?! İşadamları heyetleri arasında karşılıklı ziyaretler
falan başlamamış mıydı?! Kavgalar geçmişte kalmamış mıydı?! Yani, tokuşan
kadehler, bakanlar arasındaki "en iyi dostum" sözleri yalan mıydı?! O
halde, niçin, bu faaliyetler, bu kadar serbestçe, hâlâ, devam edebiliyor?!
Her devletin asırlardır
izlediği birtakım idealleri olması doğaldır. Rusların panslavist ideallerinin
bir gün sona ermesini beklemek nasıl fazlaca bir iyi niyetse, Yunanların, Rus
Çariçesi II. Katerina ve Avusturya İmparatoru II. Jozef tarafından hazırlanan
ve Grek projesinin devamı niteliğinde olan megali ideayı da bırakmalarını ummak
bir saflık olacaktır.
Bakınız, Atina Pandia
Üniversitesi öğrencisi bir genç, Fethi Gültepe, 15 Ekim 2002 tarihinde ülkemize
giriş yapmaktayken, İstanbul Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince tutuklanmış ve
Pontus devleti kurulması için çalıştığını itiraf etmiştir. 1998 yılında,
içlerinde Gültepe'nin de bulunduğu 50 kişilik bir grup Yunanistan'a götürülmüş,
9 ilimizi kapsayacak şekilde Pontusçuluk konusunda eğitim almışlar ve ayda
500'er dolar da maaş bağlanmıştır. Bu projeye, Abdullah Öcalan'ın Atina'dan
Kenya'ya kaçırılmasını sağlayan Albay Kalendiridis önderlik etmişti. Bu şahıs,
Öcalan'ın yakalanması sonrasında savcılığa vermiş olduğu ifadede "bütün
hareketlerimi Yunan Hükümetinden aldığım ve bana iletilen talimatlara göre
yaptığımı vurgulamak istiyorum" sözlerini kullanmıştır.
Sayın milletvekilleri,
komşumuz Yunanistan, itibarımıza uluslararası arenada leke sürmeye devam etmektedir.
BAŞKAN - Sayın Başoğlu,
lütfen tamamlayın.
ATİLLA BAŞOĞLU (Devamla)
- Türklerin Rumlara karşı soykırım uyguladıklarını, her türlü propaganda
tekniğini kullanarak dünyaya yaymaktadırlar. 14 Haziran 1997'de, Parlamento
Başkanları Kaklamanis, İskece'de Pontus anıtını açmıştır. Yunan Parlamentosu,
1998 yılında, 19 Mayısı, Pontus soykırım günü olarak millî bayram ilan
etmiştir. Kaklamanis, 2003 yılı nisan ayında, Ermeni soykırımının tanınmasının,
Türkiye'nin insanlığa karşı ödenmemiş bir borcu olduğunu ifade edebilmiştir.
PKK'yı Türkiye'ye karşı ikinci bir ordu olarak gördüklerini itiraf etmişlerdir.
1924'te kurulan AEK Spor Kulübünün -şu meşhur basketbol kulübünün- amblemi çift
başlı Bizans kartalıdır ve adı da "Athlitiki Enosi Konstantinoupolis"tir.
Değerli milletvekilleri,
mademki, iki ülke arasındaki sorunları geçmişte sirtaki oynayarak ve uzo içerek
çözebilmiştik, halihazırdaki bakanlarımızın bunları yapabileceğini hiçbirimiz
tahayyül edemediğine göre, iki ülkenin geleceği ne olacaktır?!
Hepinizi en derin
saygılarımla tekrar selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Başoğlu.
Sayın milletvekilleri,
sözlü sorular için ayrılan süre tamamlanmıştır.
Alınan karar gereğince,
gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler" kısmına geçiyoruz.
VII.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER
1. - Adlî
Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve
Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S.
Sayısı: 146)
2. - Hukuk
Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve
Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı: 152)
3. -
Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin; Gelibolu
Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun
Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile
Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
BAŞKAN - Adlî Yargı İlk
Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri
Hakkında Kanun Tasarısı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik
Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ile Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin; Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili
komisyon raporları henüz gelmediğinden, tasarıların ve teklifin müzakerelerini
erteliyoruz.
Uzman Erbaş Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı; Uzman Erbaş Kanununun Bazı
Maddeleri ile Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun 17 nci Maddesinde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve Uzman Erbaş Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ile Millî Savunma ve Plan ve Bütçe
Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.
4. - Uzman
Erbaş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı; Uzman Erbaş
Kanununun Bazı Maddeleri ile Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun 17 nci
Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve Uzman Erbaş
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ile Millî
Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/526, 1/190, 1/205) (S.
Sayısı: 362)
(x)
BAŞKAN - Komisyon?..
Hazır.
Hükümet?.. Hazır.
Komisyon raporu, 362 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Edirne Milletvekili Sayın Rasim Çakır, AK
Parti Grubu adına da Kırıkkale Milletvekili Sayın Murat Yılmazer söz istemişlerdir.
Buyurun Sayın Çakır; ilk
söz sizin. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 20 dakika.
CHP GRUBU ADINA RASİM
ÇAKIR (Edirne) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli
milletvekili arkadaşlarım; Uzman Erbaş Kanununda yapılması gereken
değişikliklerle ilgili tasarı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz
almış bulunuyorum; önce, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
modern silah, araç ve gereçlerin etkin ve ekonomik bir şekilde kullanılması,
küçük birlik lideri ihtiyacının karşılanması ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin
erbaş ve er kadrolarında teknik ve devamlılık arz eden kritik görev yerlerinde
istihdam edilmek üzere yetişmiş personel ihtiyacının temin edilmesi amacıyla
1986 yılında 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu yürürlüğe konulmuştur.
18 Mart 1986 tarihli ve
3269 sayılı Kanuna göre, uzman erbaş kaynağı, askerlik hizmetini yapan, en az
ortaokul mezunu onbaşı ve çavuşlardan oluşmaktadır. Amaç, genç ve dinamik
yetişmiş personelden istifade etmektir.
16 Ağustos 1997 tarihli
ve 4306 sayılı Kanunla 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununda değişiklik
yapılarak "ilkokul" ve "ortaokul" ibareleri
"ilköğretim okulu" olarak değiştirilmiştir. Bu nedenle, 3269 sayılı
Uzman Erbaş Kanununun 3 üncü maddesinde yer verilen "ortaokul"
ibarelerinin "ilköğretim okulu" olarak değiştirilmesi gerekmektedir.
Bunun yanında, kendisiyle
sözleşme imzalanarak göreve başlayan uzman erbaşlardan, sözleşmenin imzalandığı
tarihten itibaren, ilk iki aylık intibak dönemi içerisinde göreve intibak edemeyenlerin
ve ayrılmak isteyenlerin sözleşmeleri feshedilerek Türk Silahlı Kuvvetleriyle
ilişkileri kesilebilmektedir; ancak, bu iki aylık intibak süresi sınıf okulunda
geçmektedir. Bir uzman erbaşın, meslek hayatı boyunca, görev yapacağı kıtaya
intibakı, esasen, dokuz haftalık sınıf okulunu bitirerek kıtaya çıktıktan sonra
başlamaktadır. Bununla birlikte, kıtaya intibak edemeyen uzman erbaşın, göreve
intibaksızlığından dolayı, kendi isteğiyle veya idare tarafından sözleşmesinin
feshine imkân bulunmamaktadır. Yeterli bir süre kıtada çalışan ve ilerideki
çalışma koşullarını öğrenen ve bu nedenle ayrılmak isteyen uzman erbaşa ve
uzman erbaşın kıtadaki göreve intibak edemediğini değerlendiren idareye,
sözleşmeyi feshetme yetkisini tanımak amacıyla, intibak döneminin iki aydan beş
aya çıkarılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.
18 Mart 1986 tarihli ve
3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununda, uzman erbaşların sözleşmesinin fesih
nedenleri, sağlık, intibaksızlık, görevde başarısızlık, kendilerinden istifade
edilemeyeceğinin anlaşılması, disiplinsizlik ve ahlakî nedenlerle sonradan Türk
Silahlı Kuvvetlerinde kalmasının uygun görülmemesi halleriyle sınırlı
tutulmuştur. Bahse konu kanunda belirlenen bu durumların haricinde, Uzman Erbaş
Yönetmeliğinde de, kademe ilerlemesi yapamama, bazı yüz kızartıcı ve şeref ve
haysiyeti kırıcı suçlar ile 22 Mayıs 1930 tarih ve 1632 sayılı Askerî Ceza
Kanununda düzenlenen ve askerlikle ilgili bazı suçlardan mahkûm olma, taksirli
suçlar hariç adlî ve askerî mahkemeden toplam otuz gün ve daha fazla hürriyeti
bağlayıcı ceza alma, disiplin mahkemeleri ve disiplin amirlerinden bir yıl
içinde toplam otuz gün ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza alma, atandıkları
kadro görev yerleriyle ilgili olarak kurs ve eğitimde başarısız olma, yabancı
uyruklu kişilerle yapılan evliliğin Genelkurmay Başkanlığınca uygun
görülmemesi, Türk vatandaşlığını kaybetme veya Türk vatandaşlığından çıkartılma
gibi ilave sözleşme fesih nedenleri düzenlenmiştir. Yönetmeliğin söz konusu bu
hükümlerinin uygulamasına ilişkin hukukî sorunların çözülebilmesi ve bütün
sözleşme fesih nedenlerinin kanunda yer almasını sağlamak maksadıyla, bu
yönetmelik hükümlerinin, uygulamadan elde edilen tecrübeler de dikkate alınmak
suretiyle tekrar değerlendirilerek, Uzman Erbaş Kanununa ithal zorunluluğu
görülmüştür.
Ayrıca, 16 Haziran 1927
tarihli ve 1076 sayılı Yedek Subay ve Askerî Memurlar Kanununun 16 ncı
maddesindeki düzenlemeye ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin bugüne kadar uygulamış
olduğu genel eğilime paralel olarak, her ne sebeple olursa olsun, sözleşmesi
feshedilerek Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilişiği kesilen uzman erbaşların tekrar
Türk Silahlı Kuvvetlerine alınmalarına engel olmak maksadıyla kanunda bu yönde
değişiklik yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Böylece, kendisiyle yapılan
sözleşmenin feshini gerektiren bir sebep oluşmuş olan bir uzman erbaşın, aynı
veya farklı bir statüde Türk Silahlı Kuvvetlerine tekrar alınmasının önüne
geçilecektir.
Diğer taraftan, taksirli
suçlar nedeniyle dahi olsa, bir uzman erbaşın altı ay veya daha fazla bir süre
hürriyeti bağlayıcı bir ceza alması, uzun süre görevinden uzak kalmasına ve
veriminin düşmesine sebep olacaktır. Bir yıl içerisinde, tedavi süresi de dahil
olmak üzere, toplam olarak iki aydan fazla hava değişimi alan uzman erbaşın
sözleşmesi feshedilirken, altı ay ve daha fazla bir süre görevinden uzak kalan
başka bir uzman erbaşın sözleşmesinin feshedilmemesi eşitsizliğe neden olmakta,
esasen, Türk Silahlı Kuvvetlerinin uzman erbaş istihdamından beklediği amaçla
da bağdaşmadığı değerlendirilmektedir.
Bu nedenle, uzman
erbaşların taksirli suçlar nedeniyle dahi olsa, altı ay veya daha fazla süreyle
hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkûm olmalarının da, bir sözleşmeyi fesih
nedeni olarak belirlenmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Uzman Erbaş Kanununda,
tutuklanan, firar veya izin tecavüzünde bulunan ve cezası infaz edilmekte olan
uzman erbaşların aylıklarıyla ilgili herhangi bir hüküm bulunmadığı için,
subay, assubay ve uzman jandarmalarla paralellik sağlanmak maksadıyla, bu
konuda uzman erbaşlara da Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu hükümlerinin
uygulanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Öte yandan, kendi
kusurları olmaksızın hizmet sürelerinin uzatılmaması sebebiyle veya sözleşme
süresini bitirip ayrılan uzman erbaşlara verilecek ikramiye hesabında,
ayrıldıkları tarihte bütün ödemeler dahil almakta oldukları net maaş tutarının
2 katının hizmet yılları toplamıyla çarpımından bulunacak miktar dikkate
alınmaktadır.
27 Haziran 1989 tarihli
ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle, sıkıyönetim ve olağanüstü hal ilan
edilen bölgeler veya Millî Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca belirlenecek
kritik yörelerde özel harekât veya operasyon timi olarak görev yapan uzman
erbaşlara ektazminat ödenmektedir. Olağanüstü hal bölgesinde görev yapıp
ayrılan uzman erbaşların, kendilerine ödenen ikramiyeleri eksik bularak,
ikramiye hesabında olağanüstü hal tazminatının da dikkate alınması gerektiği
gerekçesiyle, Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açtıkları ve bugüne kadar
Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde açılan bütün davaların, davacıların lehine
sonuçlandığı tespit edilmiştir. Bu durumda olan uzman erbaşların alacakları
ikramiyenin hesaplanmasında, ayrıldıkları tarihte almakta oldukları net maaş
dikkate alındığı için, olağanüstü hal tazminatının da net maaş kavramı
içerisinde mütalaa edilmesi durumunda, ayrıldıkları tarih itibariyle olağanüstü
hal bölgesinde görev yapan uzman erbaşlar ile başka bir bölgede görev yapan
uzman erbaşlar arasında eşitsizlik doğacaktır. Örneğin, dokuz yıl İzmir'de
görev yapmış ve onuncu yılda Diyarbakır'a atanmış ve aynı yıl içerisinde sözleşmesi
sona erdiği için Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan uzman erbaşın en son
maaşına dahil olan olağanüstü hal tazminatının, alacağı ikramiyeye dahil
edilmesine karşın, dokuz yıl Diyarbakır'da görev yaptıktan sonra onuncu yılda
Yalova'ya atanan ve aynı yıl içerisinde sözleşmesi sona erdiği için Türk
Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan uzman erbaşın alacağı ikramiyeye olağanüstü hal
tazminatının yansıtılmamasının uygun olmadığı değerlendirilmektedir. Bu nedenle,
personelin görev yaptığı yer dikkate alınarak ödenen olağanüstü hal tazminatı
ve benzer nitelikte olan ve 14 Temmuz 1964 tarihli ve 500 sayılı Kıbrıs'a
Gönderilecek Türk Askerî Birliği Mensuplarının Aylık ve Ücretleri ile Çeşitli İstihkakları
ve Birliğin Başka Giderleri Hakkında Kanuna göre ödenen tazminatların da, uzman
erbaşların sözleşmelerinin sonunda almaları öngörülen ikramiyenin
hesaplanmasında dikkate alınmamasının daha uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Uzman erbaşlar için öngörülen
ölüm yardımı ödeneği, Uzman Erbaş Kanununun 16 ncı maddesinin birinci ve
beşinci fıkralarında ayrı ayrı düzenlenmiş olup, bu iki düzenleme, ölüm
yardımını gerektiren durumlar, ödenecek miktar, ödeme yapılacak kişiler
bakımından farklılıklar içermekte ve bu durum, uygulayıcılar tarafından farklı
yorumların yapılmasına sebep olmaktadır.
Diğer bir konu olarak,
uzman erbaşların alacağı ölüm yardımına ilişkin, Uzman Erbaş Kanununun 16 ncı
maddesinin birinci fıkrası, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa atıfta
bulunmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 177 nci maddesine
göre, subay ve assubayların memur olmayan eşlerinin, aile yardımını almaya
müstahak çocuklarının ve kendilerinin vefatı durumlarında ölüm yardımı
yapılmaktadır. Eş ve çocukların vefatı durumunda, personelin kendisine,
orgeneral aylığı -ek göstergeleri dahil- tutarında; kendisinin ölümünde ise,
sağlığında bildiriyle gösterdiği kişiye, sağlığında bildiri vermemiş ise eşi ve
çocuklarına, bunlar yoksa, ana ve babasına, bunlar da yoksa, kardeşlerine
orgeneral aylığının 2 katı tutarında ölüm yardımı yapılmaktadır.
Uzman Erbaş Kanununun 16
ncı maddesinin beşinci fıkrasında ise, uzman erbaşın sözleşme süresi içinde
vefatı durumunda, kanunî mirasçılarına 2 maaş tutarında ölüm yardımı yapılacağı
düzenlenmiştir.
Öngörülen değişiklikle,
uzman erbaşların ölüm yardımı ödenekleriyle ilgili farklı yorumların önüne
geçilerek belirlilik sağlanacak, aynı zamanda, ölüm yardımı ödeneği bakımından
subay, assubay ve uzman jandarmalar ile uzman erbaşlar arasında eşitlik
sağlanacaktır.
Halen, vefat eden uzman
erbaşların hak ettikleri ikramiye, kanunî mirasçılarına emekli aylığı bağlanıp
bağlanmadığına bakılmaksızın hak sahiplerine aynen ödenmektedir. Kanunî
mirasçılarına emekli aylığı bağlananlara da bu ikramiyenin verilmesi durumunda
mükerrerlik söz konusu olmaktadır. Yine tasarı, bu mükerrerliği de ortadan
kaldırmaktadır.
Değerli arkadaşlarım,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, Silahlı Kuvvetlerimizin kendi iç
bünyesinde birtakım eşitsizlikleri ortadan kaldırmak ve görevlendirilen uzman
erbaşların daha verimli, daha iyi çalışabilmelerine olanak sağlamak amacıyla
hazırlanmış olan tasarıya olumlu oy kullanacağımızı ifade ediyor, ülkemize,
Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı olsun diyorum.
Teşekkür ediyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Çakır.
AK Parti Grubu adına,
Kırıkkale Milletvekili Sayın Murat Yılmazer; buyurun. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
Sayın Yılmazer, süreniz
20 dakika.
AK PARTİ GRUBU ADINA
MURAT YILMAZER (Kırıkkale) - Sayın Başkan, değerli üyeler; 362 sıra sayılı
Uzman Erbaş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde AK
Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
uzman erbaşlık kurumu, 1986 yılında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin teknik ve
elektronik silah sistemlerinin kullanılması ve devamlılık arz eden kritik görev
yerleri için 3269 sayılı Kanunla kurulmuştur. Bugün 40 000'e yakın uzman erbaş
Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapmaktadır.
Uzman erbaşlar, uzun
yıllar süren terörle mücadelede başarıyla görev yapmışlardır. Terörle mücadele
döneminde komando uzman erbaş alımına ağırlık verilmiş ve bu personel pek çok
şehit ve gazi vererek başarıyla görevlerini yerine getirmişlerdir. Bu
vesileyle, şehitlerimizi buradan rahmetle anıyor, gazilerimize de saygılarımı,
selamlarımı iletiyorum.
Uzman erbaşlarımız, bunun
dışında, ulusumuzun karşılaştığı değişik felaketlerde de göreve koşmuşlardır;
en güzel örneği Kocaeli ve Düzce depremlerinde gösterdikleri başarıdır.
1986 yılında yürürlüğe
giren Uzman Erbaş Kanunu zamanla değişikliklere ihtiyaç göstermiş ve bu
ihtiyaçlar yine bugünkü tasarıyla birleştirilerek görüştüğümüz 2 adet kanun
hükmünde kararnameyle giderilmeye çalışılmıştır.
Yine, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin son iki yasama döneminde Uzman Erbaş Kanununda değişiklik
yapılmasını öngören kanun tasarıları Millî Savunma ve Plan ve Bütçe
Komisyonlarında görüşülmüşse de, bunlar Genel Kurulda görüşülemediklerinden hep
kadük kalmışlardır. 22 nci Dönem 59 uncu hükümet olarak hükümetimiz, bu konuda
kanun tasarısını hazırlamış ve bu tasarı, benim de üyesi bulunduğum Millî
Savunma Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülerek huzurlarınıza gelmiş
bulunmaktadır. Bu kanun tasarısının sizlerin de onayıyla kanunlaşmasıyla, 40
000'e yakın uzman erbaşımızın ikramiyeleri, özlük hakları, sağlık ve tedavi
sorunları ve ölüm yardımı gibi konularda ihtiyaç duyulan düzenlemeler yapılmış
bulunacaktır. Burada unutulmaması gereken bir konu vardır; onu da şu şekilde
arz etmem gerekiyor: Uzman erbaşlık kurumu, sözleşme esasına dayanan bir
sistemle belli bir süre çalışma ve çalışılan yıla göre ikramiye alınmasına
dayanan bir kurumdur; bu nedenle, memuriyet gibi düşünülmemelidir. Özellikle
elektronik ve mekanik sistemlerde görev yapan uzman erbaşlarımızın, aldıkları
ikramiyeyle sivil hayatta bir meslek ve iş sahibi olmaları çok kolaydır.
Değerli milletvekilleri,
kanun tasarısıyla ilgili teknik bilgiler, yapılan değişiklikler, tasarının
gerekçesinde, özellikle Millî Savunma Komisyonu raporlarında ayrıntılı olarak
açıklanmış olduğundan, bunlara daha fazla değinmeye gerek görmüyorum. Türk
Silahlı Kuvvetlerinin profesyonel bir ordu olma yolundaki adımlarından birisi
uzman erbaşlık kurumudur.
Bu kuruma hak ettiği
değeri ve önemi daha da verecek olan bu kanun tasarısının, Türk Silahlı
Kuvvetlerine ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, AK Parti Grubu olarak
olumlu oy vereceğimizi belirtiyor, hepinize saygı ve selamlarımı sunuyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Yılmazer.
Şahısları adına söz
isteği yok.
Tasarının tümü üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi
okutuyorum:
UZMAN ERBAŞ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA
DAİR KANUN TASARISI
(Uzman Erbaş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı, Uzman Erbaş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde
Kararname ve Uzman Erbaş Kanununun Bazı Maddeleri ile Ordu Yardımlaşma
Kurumu Kanununun 17 nci Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesi Hakkında KanunTasarısı)
MADDE 1.- 18.3.1986
tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun Değişik 3 üncü maddesi aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir.
"Madde 3.- Bu
Kanunda geçen deyimlerden;
a) Uzman Çavuş: En az
lise veya dengi okul mezunu çavuşlar veya en az ilköğretim okulu mezunu olup,
muvazzaflık hizmetini çavuş rütbesi ile tamamlayanlardan, muvazzaflık hizmetini
müteakip Türk Silâhlı Kuvvetlerinin devamlılık arz eden teknik ve kritik görev
yerlerinde veya çavuş kadro görev yerlerinde, bu Kanun esaslarına göre istihdam
edilenler ile yönetmelikte belirtilen esaslara göre uzman onbaşılıktan uzman
çavuşluğa geçirilenleri,
b) Uzman Onbaşı: En az
ilköğretim okulu veya dengi okul mezunu olup, muvazzaflık hizmetini müteakip,
Türk Silâhlı Kuvvetlerinin devamlılık arz eden teknik ve kritik uzmanlık görev
yerlerinde istihdam edilenleri,
c) Uzman Erbaş: Bu Kanun
hükümlerine göre istihdam edilen uzman çavuş ve uzman onbaşıları,
İfade eder."
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
1 inci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2.- 3269 sayılı
Kanunun değişik 4 üncü maddesi
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Madde 4.- Kuvvet
Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı
tarafından hazırlanan ve Genelkurmay Başkanlığınca onaylanan veya uygun bulunan
uzman onbaşı ve uzman çavuş kadrolarına göre, her yıl alınacak uzman erbaşlarla
ilgili kadro görev yerleri, anılan komutanlıklar tarafından yayımlanarak
duyurulur. İstekli olan ve yönetmelikle belirtilen niteliklere sahip,
muvazzaflık hizmetini yapmakta olan çavuş, onbaşı ve erler ile bunlardan
terhislerinin üzerinden üç yıldan fazla süre geçmemiş olanlar, yirmialtı
yaşından gün almamış olmak şartıyla istenilen belgelerle müracaat ederler.
Uygun görülenler yönetmelikle belirtilen esaslara göre çalıştırılırlar."
BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?..Yok.
Sayın Bakan, bir açıklama
yapacaklar herhalde.
Buyurun.
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI
MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - Efendim, metinle okunma arasında bir ufak fark
oldu, onu düzeltmek istiyorum.
Altıncı satırda "her
yıl alınacak uzman erbaşlarla..." bu, değişik ifade edildi,
"atanacak"diye okundu; metindeki şekliyle oylanmasını arz ediyorum.
BAŞKAN -
"Atanacak"diye okundu; "alınacak" olarak zabıtları
düzeltiyoruz.
Maddeyi metindeki şekliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum
:
MADDE 3.- 3269
sayılı Kanunun değişik 5 inci maddesi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Madde 5.- Uzman
erbaşlar; iki yıldan az, beş yıldan fazla olmamak şartıyla sözleşme yaparak
göreve başlar ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı ile ilgilendirilirler.
Bunlardan; istihdam edildikleri kadronun görev özelliklerine göre sınıf ve
branşları ile ilgili sağlık nitelikleri uygun olanların müteakip sözleşmeleri,
bir yıldan az, beş yıldan fazla olmamak şartıyla azamî kırkbeş yaşına
girdikleri yıla kadar uzatılabilir.
Bu yaş sınırının beş yıl
fazlası uzman erbaşların askerlik çağı sonudur. Barışta ve seferde bu süreye
kadar yedeğe ayrılmış uzman erbaşlar yaşı en genç olanlardan başlamak üzere
hizmete çağrılabilirler."
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?..Yok.
3 üncü maddeyi oylarınıza
sunuyorum : Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
4 üncü maddeyi
okutuyorum:
MADDE 4.- 3269 sayılı
Kanunun 6 ncı maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Hizmet şartları ve
yedeklik dönemi
Madde 6.- Uzman erbaşlar,
onbaşı ve çavuş rütbesini taşıyan asker kişi sayılırlar. Muvazzaflık hizmetinde
ve yedeklik döneminde iken hizmete çağrıldıklarında er ve emsal rütbedeki
erbaşların üstü olup; disiplin ve cezaî müeyyideler ile yargılama usulü
bakımından er ve erbaşların tâbi olduğu hükümlere tâbi olurlar. Askerî
öğrenciler ile astlık üstlük münasebetleri yoktur. Uzman erbaşlar hakkında
rütbenin geri alınması fer'i cezası uygulanmaz.
Hizmete çağrılan yedeğe
ayrılmış uzman erbaşlara muvazzaf emsalleri gibi özlük hakları verilir.
Terhis kaydı, yedeklik
yoklaması, hizmete celp, eğitim ve tatbikat gibi yedeklik dönemine ilişkin
olarak bu Kanunda düzenlenmeyen hususlarda 21.6.1927 tarihli ve 1111 sayılı
Askerlik Kanununun ilgili hükümleri uygulanır."
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
4 üncü maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
5 inci maddeyi okutuyorum:
MADDE
5.- 3269 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Derece yükselmesi,
kademe ilerlemesi ve uzman onbaşılıktan uzman çavuşluğa terfi
Madde 9.- Uzman
erbaşların;
a) Kademe ilerlemesi
yapabilmesi için;
1) Bulunduğu kademede en
az bir yıl çalışmış olması,
2) O yıl içinde olumlu
sicil almış olması,
3) Bulunduğu derecede
ilerleyebileceği bir kademenin bulunması,
b) Derece yükselmesi
yapabilmesi için;
1) Derecesi içinde en az
üç yıl ve bu derecenin üçüncü kademesinde bir yıl çalışmış olması,
2) Bulunduğu derecenin
her kademesinde olumlu sicil alması,
3) Yükselebileceği bir
üst derecenin bulunması,
Şarttır.
En az bir yıl hizmet
ettikten sonra görevde başarılı olan uzman onbaşılar, yürürlüğe konulacak
yönetmelikte belirtilecek esaslara göre uzman çavuşluğa terfi
ettirilirler."
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI
MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - Sayın Başkan...
BAŞKAN - Efendim, Sayın
Bakan bir açıklama yapacak.
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI
MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - 5 inci maddenin tırnakla başlayan kısmı
"Derece yükselmesi, kademe ilerlemesi ve uzman onbaşılıktan uzman
çavuşluğa terfi", "uzman erbaşlıktan" olarak okundu; metindeki
şekliyle oylanmasını arz ediyorum.
BAŞKAN - Dil sürçmesi var
diyorsunuz.
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI
MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - Evet.
BAŞKAN - Sayın Divan
Kâtibimize de, buradan bir yollama yapıyorsunuz.
5 inci maddeyi, Sayın
Bakanın açıkladığı şekilde, metindeki haliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
6 ncı maddeyi okutuyorum:
MADDE 6.- 3269 sayılı
Kanunun değişik 10 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Madde 10.- Uzman
erbaşlar ve bunların bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin tüm sağlık
işlemleri hakkında, 4.1.1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç
Hizmet Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak, uzman erbaşların hava değişimi ve
istirahat süresinin toplamı, tedavi süresi hariç olmak üzere bir sözleşme yılı
içinde üç ayı geçemez. Hava değişimi ve istirahat süresi üç ayı geçenlerin Türk
Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlardan barışta ve savaşta görev
esnasında veya görev dışında görevlerinden dolayı bir saldırıya veya kazaya
uğrayan veya bir meslek hastalığına yakalananların, iyileşinceye kadar
ilişikleri kesilmez, izinli sayılırlar. Sıhhî arızası devam edenler ve kendisinden
istifade edilemeyeceği anlaşılanlar hakkında Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı
Kanunu hükümleri uygulanır.
Uzman erbaş emeklileri
ile harp malûllüğü, vazife malûllüğü veya adî malûllük aylığı bağlanarak Türk
Silâhlı Kuvvetlerinden ayrılan uzman erbaşlar, bunların bakmakla yükümlü olduğu
aile fertleri ile harp ve vazife malûllüğünü gerektiren nedenlerden dolayı
vefat edenlerin maaşa müstahak dul ve yetimleri, 211 sayılı Türk Silâhlı
Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 66 ncı maddesinin (a) ve (b) fıkraları ile 67
nci ve 70 inci maddeleri hükümlerinden aynen istifade ederler.
Uzman erbaşlardan;
a) Kendi kusurları
olmaksızın idare tarafından sözleşmeleri yenilenmeyenler ile sözleşme süresi
içinde vefat, bir yıl içerisinde Kanunda belirtilen süreden daha fazla hava
değişimi süresini geçirme, bulunduğu kadronun kaldırılması, istihdam edildiği
kadronun sağlık niteliğini kaybetme nedenleriyle sözleşmeleri sona erenler ve
bunların bakmakla yükümlü oldukları aile fertlerinin, Türk Silâhlı
Kuvvetlerinde uzman erbaş olarak hizmet edilen süre kadar ve on yılı geçmemek
üzere,
b) Sözleşme süresi
sonunda kendi istekleriyle sözleşmeleri yenilenmeyenler ile istihdam edildiği
kuvvetinin değiştirilmesi yahut sınıfının kaldırılması sebebiyle kendi
istekleri üzerine sözleşmesi feshedilenler ve bunların bakmakla yükümlü
oldukları aile fertlerinin ise Türk
Silâhlı Kuvvetlerinde uzman erbaş olarak hizmet edilen sürenin yarısı kadar ve
beş yılı geçmemek üzere,
Muayene ve tedavi
hizmetleri askerî hastahanelerde ücretsiz olarak verilmeye devam edilir. Ancak,
kamu kurum ve kuruluşlarının ve sosyal güvenlik kurumlarının sağlık
hizmetlerinden yararlanma hakkı doğanlar, bu hakları mevcut olduğu sürece bu
fıkraya göre askerî hastahanelerden yararlanamazlar.
Sözleşmeleri sağlık
nedeniyle feshedilip de, 8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti
Emekli Sandığı Kanununa göre malûllük aylığına hak kazanamayan uzman
erbaşlardan, sözleşmelerinin feshine neden olan sıhhî arızalarının tedavisine
devam edilenlere, oniki ayı geçmemek üzere tedavi süresince, görevdeki
emsallerinin almış oldukları net maaşların (27.6.1989 tarihli ve 375 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesinde belirtilen ek tazminatlar ile 14.7.1964
tarihli ve 500 sayılı Kanuna göre ödenen tazminat ve lojman tazminatı ile
yabancı dil tazminatı hariç) 2/3'ü her ay sağlık yardımı olarak kurumlarınca
ödenir. Bu ödemeden hiçbir kesinti yapılmaz. Ödemeye ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle
düzenlenir."
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
6 ncı maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
7 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 7.- 3269 sayılı
Kanunun değişik 12 nci maddesi başlığı
ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Başarı
gösteremeyenler ve ceza alanlar
Madde 12.- Sözleşmenin
imzalanmasından sonra ilk beş aylık intibak dönemi içerisinde göreve intibak
edemeyenler ile ayrılmak isteyenlerin sözleşmeleri feshedilerek, Türk Silâhlı
Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Peşin olarak ödenen aylık ve aylık ile
birlikte ödenen diğer tüm özlük haklarının çalışılmayan günlere ait kısmı geri
alınır.
Görevde başarısız
olanlarla, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun
süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan
veya kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların, barışta
sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri
kesilir. Bunlar, yedekte er kaynağına alınırlar.
Görevde başarısız olma,
intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hâlleri ve bunlara
yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir.
Ayrıca;
a) Almış oldukları sicile
göre kademe ilerlemesi yapamayanların,
b) Verilen ceza, tecil
edilse veya para cezasına çevrilse dahi;
1) Devletin şahsiyetine
karşı işlenen suçlar ile basit ve nitelikli zimmet, irtikap, iftira, rüşvet,
hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere
tanıklık, yalan yere yemin, cürüm tasniî, ırza geçmek, sarkıntılık, kız, kadın
veya erkek kaçırmak, fuhşiyata tahrik, gayri tabiî mukarenet, dolanlı iflas
gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçlar ile istimal ve
istihlâk kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmî ihale ve alım ve satımlara fesat
karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, firar, amir veya üste fiilen taarruz,
emre itaatsizlikte ısrar, üste hakaret, mukavemet, fesat, isyan suçlarından
dolayı mahkûm olanların,
2) Askerî Ceza Kanununun
148 inci maddesinde yazılı suçlardan mahkûm olanların,
c) Taksirli suçlar hariç
olmak üzere diğer suçlardan adlî veya askerî mahkemeler tarafından otuz günden
daha fazla süreli hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkûm olanların,
ç) Taksirli suçlar
nedeniyle altı ay veya daha fazla süre ile hürriyeti bağlayıcı bir cezaya
mahkûm olanların,
d) Disiplin mahkemeleri
veya en az iki disiplin amirinden disiplin cezası aldığı tarihten geriye doğru
son bir yıl içerisinde toplam otuz günden daha fazla hürriyeti bağlayıcı
disiplin cezası alanların,
e) Yabancı uyruklu
kişilerle evlenenlerden; bu evlilikleri, ilgili yönetmelikte belirtilen esaslar
dahilinde Genelkurmay Başkanlığı tarafından uygun görülmeyenlerin,
f) Çeşitli nedenlerle
Türk vatandaşlığını kaybedenlerin veya Türk vatandaşlığından çıkartılanların,
Sözleşmeleri feshedilmek
suretiyle Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir.
Her ne sebeple olursa
olsun, sözleşmesi feshedilerek Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişiği kesilen
uzman erbaşlar, tekrar Türk Silâhlı Kuvvetlerine alınmazlar."
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
7 nci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
8 inci maddeyi
okutuyorum:
MADDE 8.- 3269 sayılı
Kanunun 13 üncü maddesinin başlığı "Kıyafet ve zatî tabanca" olarak
değiştirilmiş ve bu maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
"Uzman erbaşlar ilk
sözleşmelerini müteakip bedeli karşılığında zatî tabanca edinebilirler ve
görevli olmadıkları zamanlarda da resmî veya sivil elbise ile zatî
tabancalarını göze görünmeyecek bir şekilde taşıyabilirler. En az on yıl görev
yapıp Türk Silâhlı Kuvvetlerinden ayrılanlara, istifa veya istifa etmiş
sayılmak suretiyle Türk Silâhlı Kuvvetlerinden ayrılan subay ve astsubaylar
gibi; emeklilik durumunda ise, emekli subay ve astsubaylar gibi silah taşıma ruhsatı
verilir."
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
9 uncu maddeyi
okutuyorum:
MADDE 9.- 3269 sayılı
Kanunun 28.5.2003 tarihli ve 4861 sayılı Kanun ile değişik 15 inci maddesinin
dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Bu madde
hükümlerine göre uzman erbaşlardan astsubaylığa geçirilenler, 27.7.1967 tarihli
ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu hükümlerine tâbi olurlar.
Bunların mecburi hizmet süresi, ilk sözleşmelerinin onaylandığı tarihten
itibaren onbeş yıldır. Bu personelin uzman erbaşlıkta geçen hizmet süreleri
astsubay rütbe bekleme süresinden sayılmaz."
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
9 uncu maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
10 uncu maddeyi
okutuyorum:
MADDE 10.- 3269 sayılı
Kanunun değişik 16 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Madde 16.- Uzman
erbaşlara, göreve başlamış olmak kaydıyla sözleşmenin onaylandığı tarihten
geçerli olarak Kanuna ekli Ek-1 sayılı aylık gösterge tablosu üzerinden aylık
verilir. Uzman çavuşlar 10 uncu derecenin birinci kademesinden; uzman onbaşılar
ise, 11 inci derecenin birinci kademesinden giriş yaparlar. Uzman onbaşılıktan
uzman çavuşluğa terfi edenlerin intibakları, bulundukları derece ve kademenin
bir üst derecesinin aynı kademesine yapılır. Uzman erbaşlara; yan ödemeleri,
Silâhlı Kuvvetler hizmet tazminatı, aile yardımı ödeneği, doğum yardımı
ödeneği, ölüm yardımı ödeneği ve yakacak yardımı 27.7.1967 tarihli ve 926
sayılı Kanun esaslarına göre, tayın bedeli 22.6.1978 tarihli ve 2155 sayılı
Kanun esaslarına göre ödenir. Uzman erbaşlardan uçuş, paraşüt, denizaltı,
dalgıç ve kurbağa adam hizmetlerinde görevlendirilenlere Silâhlı Kuvvetler
hizmet tazminatına ilave olarak, bu hizmetlerde görevlendirilen ve aynı uçuş,
dalış ve atlayış hizmet süresinde bulunan astsubaylara 28.2.1982 tarihli ve
2629 sayılı Kanun esaslarına göre hizmet yılları itibarıyla ödenen uçuş, dalış
ve atlayış tazminatlarının % 30'u tutarında aylık uçuş, dalış ve atlayış
tazminatı ayrıca ödenir. Uzman erbaşlar mevcut hükümler dahilinde, Millî
Savunma Bakanlığına, Jandarma Genel Komutanlığına ve Sahil Güvenlik
Komutanlığına ait konutlardan, kiralama sisteminden ve lojman tazminatından da
istifade ederler. Tutuklanan, firar veya izin tecavüzünde bulunan ve cezası
infaz edilmekte olan uzman erbaşların aylık, ödenek ve tazminatları
hakkında 926 sayılı Kanunun 65 inci
maddesi hükümleri uygulanır.
Kendi kusurları
olmaksızın hizmet sürelerinin uzatılmaması sebebiyle veya sözleşme süresini
bitirip ayrılanlardan; hizmet süresi beş yılı geçmeyenlere, ayrıldıkları
tarihte almakta oldukları net maaşları tutarının (375 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin 28 inci maddesinde belirtilen ek tazminatlar ile 14.7.1964 tarihli
ve 500 sayılı Kanuna göre ödenen tazminat ve lojman tazminatı ile yabancı dil
tazminatı hariç) iki katının toplam hizmet yılı ile çarpımından bulunacak
miktarda ikramiye verilir. Hizmet süresi beş yılı geçenlere ise beş yıllık
hizmetleri için yukarıdaki esasa göre hesaplanacak tutara; ayrıldıkları tarihte
almakta oldukları net maaşları tutarının (375 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin 28 inci maddesinde belirtilen ek tazminatlar ile 500 sayılı Kanuna
göre ödenen tazminat ve lojman tazminatı ile yabancı dil tazminatı hariç), beş
yıldan fazla olan hizmet yılı toplamı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın
ayrıca ilâve edilmesi suretiyle tespit edilecek miktarda ikramiye verilir.
Ancak, uzman erbaşlara ödenecek ikramiye, hiçbir suretle ayrıldıkları tarihte
almakta oldukları ikramiye ödenmesine esas net maaşlarının yirmi katını
geçemez. İkramiyelerden; damga vergisi hariç, vergi kesilmez. Emeklilik hakkı
kazanan uzman erbaşlara bu ikramiye ödenmez ve
bunlar hakkında, 5434 sayılı
Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır.
Yabancı uyruklu kişilerle
evlenenlerden; bu evlilikleri, Yabancı Uyruklu Kişilerle Evlenen Subay ve
Astsubaylar Hakkında Yönetmelikte belirtilen esaslar dahilinde Genelkurmay
Başkanlığı tarafından uygun görülmeyenlerin, çeşitli nedenlerle Türk
vatandaşlığını kaybedenlerin veya Türk vatandaşlığından çıkartılanların veya
disiplinsizlik ve ahlâkî nedenlerle sonradan Silâhlı Kuvvetlerde kalması uygun
görülmeyenlerin sözleşmeleri feshedilir ve bunlara ikramiye ödenmez. Astsubay
nasbedilenlere de ikramiye verilmez. Sağlık, vefat, istihdam edildiği kuvvet
komutanlığı veya sınıfının değiştirilmesi yahut bulunduğu kadronun kaldırılması
durumunda bir yılı tamamlamadan ayrılanlara, bir yıl içinde alması gereken
ikramiye tutarı, oniki aya eşit olarak bölünmek suretiyle hizmet ettiği her aya
isabet eden miktarda ödeme yapılır.
Uzman erbaşların istihdam
edildiği kadro görev yerinin herhangi bir nedenle kaldırılması veya bu
kadrolarda uzman erbaş istihdam edilmesine gerek kalmaması durumlarında uzman
erbaşlar, kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik
Komutanlığı tarafından, ihtisas sahibi olduğu diğer birliklerdeki boş olan
uzman erbaş kadro görev yerlerine atanabilirler veya başka bir sınıfta istihdam
edilebilirler. Bu durumda olan uzman erbaşların ilgili kuvvet komutanlıkları,
Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının görüşleri
alındıktan sonra Genelkurmay Başkanlığı tarafından kuvvetleri değiştirilebilir.
Bu fıkra uyarınca, atanan, kuvvet veya sınıf değişikliği işlemine tâbi tutulan
uzman erbaşlar, sözleşmenin feshini isteyebilirler. Bu şekilde sözleşmenin
feshini isteyen uzman erbaşların istekleri kabul edilir ve bunlara bu Kanun
esaslarına göre tahakkuk edecek ikramiye ödenir.
Uzman erbaşlıktan
ayrılanlardan kamu kurum ve kuruluşlarına memur veya sözleşmeli personel olarak
atananlar ile iş kanunlarına tâbi olarak çalışanların emekli olmaları
durumunda; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun ek 20 nci
maddesi uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi veya iş kanunlarına göre ödenecek
kıdem tazminatının hesabında, bu maddeye göre ödenen ikramiyede esas alınan
hizmet süreleri dikkate alınmaz.
Vefat eden uzman
erbaşların dul ve yetimlerine Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı tarafından
aylık bağlanamaması durumunda, bu Kanun esaslarına göre hesaplanacak ikramiye
kanunî mirasçılara aynen ödenir."
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
10 uncu maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
11 inci maddeyi
okutuyorum:
MADDE 11.- 3269 sayılı
Kanunun değişik 18 inci maddesi başlığı
ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Atama, geçici görev ve
harcırah
"Madde 18.- Uzman
erbaşlar, sözleşme süreleri içinde değişik bölge ve garnizonlara Türk Silâhlı
Kuvvetlerinin hizmet ihtiyacı esas alınmak suretiyle atanma ve yer değiştirme
işlemlerine tâbi tutulurlar veya kurs dahil geçici görevle görevlendirilirler.
Bu şekilde atanan veya geçici görevle görevlendirilenlere ve ayrıca
terhislerinden sonra uzman erbaş olarak atananlarla kendi kusurları olmaksızın
hizmet sürelerinin bitiminde ayrılanlara 6245 sayılı Kanun ve Bütçe Kanunu esaslarına
göre harcırah verilir."
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
11 inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
12 nci maddeyi
okutuyorum:
MADDE 12.- 3.1.1961
tarihli ve 205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendinin başına "Uzman erbaşlar ile" ibaresi
eklenmiştir.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
12 nci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
13 üncü maddeyi
okutuyorum:
MADDE 13.- 3269 sayılı
Kanunun ek 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Ek Madde 1.-
Genelkurmay Başkanlığı tarafından ihtiyaç duyulacak, özel ihtisası gerektiren
sınıf, branş ve ihtisaslarda ilköğretim okulu mezunlarından çok üstün başarı
belgesi alanlar, kuvvet komutanları, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil
Güvenlik Komutanının kararları ile uzman erbaş olarak alınabilirler. Bunların
uzman çavuşluğa yükselmelerinde lise mezunu olma şartı aranmaz."
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
14 üncü maddeyi
okutuyorum:
MADDE 14.- 3269 sayılı
Kanuna aşağıdaki Ek-1 sayılı aylık gösterge tablosu eklenmiştir.
EK-1 SAYILI CETVEL
UZMAN ERBAŞLAR İÇİN AYLIK
GÖSTERGE TABLOSU
Dereceler:
Kademeler
1 2 3 4
5 6 7
8 9
3 1020 1065 1110 1155
1210 1265 1320 1380 ----
4
915 950 985 1020 1065 1110 1155 1210 1265
5
835 865 895
915 950 985 1020 1065 1110
6
760 785 810
835 865 895
915 950 985
7
705 720 740
760 785 810
835 865 895
8
660 675 690
705 720 740
760 785 810
9
620 630 645
660 675 690
705 720 740
10 590 600
610 620 630
645 660 675
690
11 560 570
580 590 600
610 620 630
645
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
14 üncü maddeyi ekteki
tabloyla birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
Geçici 1 inci maddeyi
okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 1.- Bu
Kanunun yürürlüğe konulduğu tarihten önce, sözleşmesi sağlık nedeniyle
feshedilip de, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa göre
malûllük aylığına hak kazanamayan uzman erbaşlardan sözleşmenin feshine neden
olan sıhhî arızalarının tedavisine halen devam edilenlere, bu Kanunun yürürlüğe
konulduğu tarihi takip eden aybaşından itibaren oniki ayı geçmemek üzere tedavi
sürelerinin sonuna kadar görevdeki emsallerinin almış oldukları net maaşların
(375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesinde belirtilen ek
tazminatlar ile 500 sayılı Kanuna göre
ödenen tazminat ve lojman tazminatı ile yabancı dil tazminatı hariç) 2/3'ü, her ay
sağlık yardımı olarak kurumlarınca ödenir. Bu ödemeden hiçbir kesinti yapılmaz.
BAŞKAN - Geçici 1 inci
madde üzerinde söz isteği?.. Yok.
Geçici madde 1'i
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Geçici 2 nci maddeyi
okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 2.- Bu
Kanunun yürürlüğe konulduğu tarihten önce
926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa ekli EK-IX sayılı
cetvele göre aylık almakta olan uzman erbaşlar; hizmete giriş derece ve
kademeleri esas alınarak, başarılı olarak hizmet ettikleri her yıl için bir
kademe ve her üç yıl içinde bir derece verilmek suretiyle bu Kanunla 3269
sayılı Uzman Erbaş Kanununa eklenen EK-1 sayılı aylık gösterge tablosuna
intibak ettirilirler. Uzman onbaşılıktan uzman çavuşluğa terfi etmiş olanların
intibaklarında, ayrıca 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun bu Kanunla değişik 16
ncı maddesinin birinci fıkrasındaki intibak hükmü esas alınır. 22.9.1991
tarihli ve 459 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre bir üst
dereceye yükseltilme uygulamasından istifade edenlerin bu hakları
intibaklarında ayrıca dikkate alınır.
Yukarıdaki fıkra
gereğince yapılacak intibaklarda geçmişe yönelik maaş ve maaş farkı ödenmez.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Bakan.
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI
MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - Sayın Başkan, Divan Kâtibimiz doğru okudu.
Yedinci satırın son kısmında "her üç yıl içinde" diye yazılmış,
"için de" olacak, "de" ayrılacak; çünkü, dahilinde değil,
mahsusen manası vardır. O şekilde oylatmanızı takdirlerinize sunuyorum.
BAŞKAN - Bu açıklama
çerçevesinde geçici 2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Geçici 3 üncü maddeyi
okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 3.- Bu
Kanunun yürürlüğe konulduğu tarihte, mevcut sözleşmesi gereği istihdamına devam
edilenlerden, kendi kusurları olmaksızın hizmet sürelerinin uzatılmaması
sebebiyle veya sözleşme süresini bitirip ayrılanların alacakları ikramiyenin
hesabında, sona erdirilen sözleşmenin başlangıç tarihindeki mevzuat hükümleri
uygulanır. Bu Kanunun yürürlüğe konulduğu tarihten sonra, sözleşmesi
yenilenenlerin ikramiye hesabında ise, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun bu
Kanunla değişik 16 ncı maddesindeki
esaslar dikkate alınır.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
Geçici 3 üncü maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Geçici 4 üncü maddeyi
okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 4.- Bu
Kanunun yürürlüğe konulduğu tarihten önce 3269 sayılı Kanunun 10 uncu
maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerinden yararlandırılanların bu hakları
saklıdır.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
Geçici 4 üncü maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Geçici 5 inci maddeyi
okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 5.- Bu
Kanunun yürürlüğe konulduğu tarihten önce vefat, bir yıl içerisinde Kanunda
belirtilen süreden daha fazla hava değişimi süresini geçirme, bulunduğu
kadronun kaldırılması, istihdam edildiği kadronun sağlık niteliğini kaybetme
nedenleriyle Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilen uzman erbaşlar ve
bunların bakmakla yükümlü oldukları aile fertlerinin, kamu kurum ve
kuruluşlarının veya sosyal güvenlik kurumlarının sağlık hizmetlerinden
yararlanmamak kaydıyla, Türk Silâhlı Kuvvetlerinde uzman erbaş olarak hizmet
edilen süre kadar ve on yılı geçmemek üzere askerî hastahanelerde muayene ve
tedavileri ücretsiz olarak yapılır. Bunlardan, sonradan kamu kurum ve
kuruluşları ile sosyal güvenlik kurumlarının sağlık hizmetlerinden yararlanma
durumuna girenler, bu hakları mevcut olduğu sürece bu maddeye göre askerî
hastahanelerden yararlanamazlar."
BAŞKAN - Geçici 5 inci
madde üzerinde söz isteği?.. Yok.
Geçici madde 5'i
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
15 inci maddeyi
okutuyorum:
MADDE 15.- Bu Kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
16 ncı maddeyi
okutuyorum:
MADDE 16.- Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.
Açıkoylamanın şekli
hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.
Açıkoylamanın elektronik
oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Oylama için 3 dakika süre
vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden
yardım istemelerini; bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy
pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Ayrıca, vekâleten oy
kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını,
oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy
pusulasını, yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Oylama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Uzman Erbaş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısının yapılan açıkoylama sonucunu açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı: 233
Kabul: 230
Ret: 3 (x)
Böylece, bu sonuca göre,
yasa tasarısı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olmasını diliyorum.
Sayın milletvekilleri,
İçtüzüğümüzün 58 inci maddesine göre, bir soru önergesine cevap veren Devlet
Bakanı Sayın Ali Babacan, yaptığı konuşmasında -zabıtlarda- yanlış
anlaşılabilecek bir ifade olduğundan bahisle, kısa bir söz isteğinde
bulunmuştur. Kendilerine, İçtüzük gereğince, söz vereceğim. Böylece, kendi
konuşmasını, zabıtlarda açıklamış ve düzeltmiş olacaktır.
Sayın Bakan, kısaca
açıklarsanız...
Buyurun.
DEVLET BAKANI ALİ BABACAN
(Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Ali Rıza Gülçiçek'in
yerinden yönelttiği soruya verdiğim cevabın bazı yanlış anlamalara sebep
olduğunu öğrenmiş bulunmaktayım. Maksadını aşan bir ifade kullanmış olabilirim
diye düşünüyorum.
İbadet yerinin tanımını,
konunun uzmanlarına ve bilim otoritelerine bırakmak gerekir diye düşünüyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Bakan.
Sayın milletvekilleri,
birleşime 10 dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 18.26
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 18.48
BAŞKAN : Başkanvekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER: Mevlüt AKGÜN (Karaman), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 50 nci Birleşiminin İkinci
Oturumunu açıyorum.
Şimdi, kaldığımız yerden
devam ediyoruz.
Yabancılara İkinci El
Taşıt Satışı Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri, Dışişleri ve Sanayi,
Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporlarının
müzakeresine başlıyoruz.
5. -
Yabancılara İkinci El Taşıt Satışı Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri,
Dışişleri ve Sanayî, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji
Komisyonları Raporları (1/728) (S. Sayısı: 363) (x)
BAŞKAN - Komisyon?..
Hazır.
Hükümet?.. Hazır.
Komisyon raporu, 363 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde
söz isteği vardır. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Adana Milletvekili Sayın
Tacidar Seyhan, AK Parti Grubu adına da Van Milletvekili Sayın Yekta
Haydaroğlu.
İlk söz Sayın Seyhan'a
ait.
Buyurun Sayın Seyhan.
(CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 20 dakika.
CHP GRUBU ADINA TACİDAR
SEYHAN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yabancılara İkinci El
Taşıt Satışı Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına söz almış bulunuyorum; Grubum adına hepinizi sevgi ve saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, tabiî
ki, biz parlamenterlerin görevi, kanun yaparken, ülkedeki ekonomi-ekoloji
dengesini düşündüğümüz kadar, sanayiini gelişmesine katkıda bulunacak, buraya
motorize güç oluşturabilecek yasal düzenlemelerle yürütmeye katkıda
bulunmaktır. Bu, bu çerçevede hazırlanmış bir tasarıdır. Aslında, işlerlik
açısından, bu, satış işlemlerini kolaylaştırmak için hedeflenmiştir; ama,
hedefleri arasında birçok alanda çok ciddî katkılar sağlayacak düşünceler
vardır. Tasarıyı hazırlayan değerli arkadaşlarımı yürekten kutluyorum.
Değerli arkadaşlar, bu
tasarısının gerekçelerine baktığımızda ne sağlayacak bu tasarı -kamuoyu da
merak ediyor- kısaca, olumlu olumsuz yanlarını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Otomotiv sektörünün üretimine katkı sağlamak amacıyla bu tasarı gündeme
getirilmiş; temel amaç bu. Nedir; yabancılara ikinci el taşıt satışı suretiyle
-yurtiçinde kullanmaları veya yurtdışına ihraç etmek üzere- ülkeye bir gelir
getirmek.
Bunun birkaç farklı yönü
var değerli arkadaşlarım. Evet, ülkedeki otomotiv sanayimiz çok gelişmeye
başladı. Gerçekten, Avrupa'daki standartlara uyacak ekonomi-ergonomi dengesi,
lüks, konfor ve yakıt tasarrufundan oluşan birçok olumlu atılımı otomotiv
sanayiinde görüyoruz. İyi bir sektör haline geldi; ama, bu sektörün ihracata
yönelmesiyle bize fayda sağlayacak en büyük şey, ondan sağlayacağımız gelir
değil. Eğer bu ülkede yedek parça satışı artacaksa, yan sanayi gelişecekse, bu
ülkede istihdam artacaksa, bu ülkede istihdamla birlikte, alacağımız,
toplayacağımız ÖTV artacaksa, vergi artacaksa, bunun yanında, biz, ülkede
sattığımız ikinci el taşıtlar dışında, daha yararlı olabilecek, yakıt
tasarrufuna önem veren, bizim yol koşullarımıza uygun otomobiller
üretebileceksek, insanımızı rahata kavuşturabileceksek, böyle bir tasarı, yeni
bir teşviki de hatta beraberinde getirmek suretiyle, daha genişletilmiş halde
sunulabilirdi.
Mutlaka, inanıyorum,
şöyle desteklemek lazım:
Değerli arkadaşlarım,
birkaç endişemiz daha var. Yabancılara ikinci el satışını yapacaksınız, ihraç
edeceksiniz; ama, bazı arkadaşlarımız, ithalatta artış olur korkusunu
taşıyorlar; haklı bir endişe, olabilir. Ne olacak; satılan aracın yerine,
yenisini koyacak birisi; hepsi yurt içinde kalmayacak, yenisini koyacak; bu,
yerli araç olur mu diye düşünüyorlar. O halde, bizim, parlamenterler olarak
görevimiz, yurtdışına çıkarılan, satılan, yabancı sermayeye mensup her aracın
yerine, yurt dışından gelmiş aracın yerine yeni bir araç konulacaksa, o konuda
da bir teşvik mekanizmasını işletmek lazım. Bakın, yirmi yaşın üzerindeki
araçlarda, biz, bir vergi indirimi yaptık. Belli bir miktarda o aracı alıyoruz,
vergisinden düşüyoruz, ÖTV'den düşüyoruz. Bu, bize, piyasaya, iç piyasaya bir
canlılık getirdi, hareketlilik getirdi. Burada, eğer, biz, satılan aracın
yerine, yerli bir araç alınmasını istiyorsak, birtakım önlemleri de beraberinde
getirmek zorundayız. Ne yapılabilir; eğer, yabancılara ikinci el araç satışı
yapan vatandaşımız, yerli sanayinden bir araç alıyorsa, buna da, aldığı araçta
bir vergi indirimi konulabilir. Bunu da, değerli yetkililerin düşünmesini
istiyorum. Bu, bir öneridir, bundan sonra yapılabilir; ama, yerli sanayii
destekler, bundan hiç kuşkum yok. Hatta, şu da yapılabilir...
Değerli arkadaşlar,
artık, buraya girmişken, birkaç şeyi daha açıklamak istiyorum. Motor hacmi
yüksek araçlar yurt dışında teşvik edilmiyor. Türkiye'de de, otomotiv
sanayiinde, tek aracı olan insanların düşük motor hacmine yönelmesini mutlaka
sağlamamız lazım. Bu hepimizin görevidir. Ne açıdan faydası var bunun; yakıt
tasarrufu var, yurtdışına para gitmiyor, bir; ulaşım aracına yatırdığınız
sermaye birikimi az oluyor, iki; çevreyi egzoz emisyonu açısından az
kirletiyorsunuz, üç; şehir trafiğini rahatlatıyorsunuz, dört. Avrupa, artık
büyük araçlardan uzaklaşıyor, küçük motor hacmine teşvik veriyor. Bu nedenle,
biz, bunların hepsini de birlikte düşünmeliyiz diye düşünüyorum.
Tabiî, biraz da, bize
intikal eden, tasarının içerisindeki değerlendirmelere bakmak istiyorum.
Dışarıda değerli yetkili arkadaşlarla konuştuk. Biz, Sanayi ve Ticaret
Komisyonundan bu tasarıyı fikir birliğiyle getirdik buraya kadar. Dışişleri
Komisyonunun tasarı üzerinde ciddî tereddütleri vardı. Biz, o tereddütleri de
inceledik, dikkate aldık. Tasarı bize ilk geldiğinde, yani, yalın haliyle, araç
satış ve devir işlemlerinin noterlerde değil, trafik tescil bürolarında
yapılmasını öngörüyordu bize geldiğinde; bundaki amaç şuydu: Bir, satış,
tescil, devir işlemlerinde bir çabukluk sağlamak, yani, işlemleri hızlı yapmak;
iki, vergiden muaf tutup bu olayı biraz teşvik etmek. Üçüncü temel amaç da
şuydu: Veraset, intikal, haciz işlemlerinden dolayı aracın üzerinde herhangi
bir şey varsa, buradaki insanların mağduriyetinin önüne geçmek için birinci
elden bu işlemleri takip etmekti; tasarı öyle geldi. Biz, Sanayi Komisyonunda,
bu tasarıyı bu haliyle uygun bulmadık. Hâlâ bizleri arayanlar var. Neden uygun
bulmadığımızı da sizinle paylaşmak istiyorum ve biz düzelttik, satış
işlemlerini noterlere verdik.
Değerli arkadaşlar,
birinci uygunsuz yönü şuydu: Eğer siz, satış işlemini tescil bürolarına
bırakırsanız -güneydoğudaki araçlarımızın büyük bir çoğunluğu Ankara plakalı,
İstanbul plakalı- bir vatandaş yabancıya araç satacağı zaman, aracını da
alacak, satacağı kişiyi de alacak, tescil bürosuna gelecek hangi ildeyse,
kuyruğa girecek, orada işlemini yapacak ve şehrine geri gidecek. Böyle bir
işlem, tescil büroları üzerinde uzun kuyruklar oluşturuyordu, nihayetinde,
Türkiye'de 51 tescil bürosu var. Böyle bir izdihamın önüne geçmek gerektiğini
düşündük. Vatandaşımızı satış işlemlerinde emniyet müdürlüğüyle münasebet
içerisine sokmak istemedik, birinci gerekçe bu.
Değerli arkadaşlar,
ikinci gerekçemiz şu: İcra intikal deniyor; sorumluluk hukuku bakımından,
noterler, yapmış olduğu işlemlerden sorumludur. Bu sorumluluk onlara 1512
sayılı Noterlik Yasasıyla verilmiştir. Şimdi, devletin yükünü hafifletmeye
çalışırken, bir başka yandan biz, devleti farklı bir sorumluluğa sokmuş
oluyoruz. Noterlerin bu sorumluluğu da, kusursuz sorumluluktur; sebebi ne
olursa olsun, yaptığı işlemden dolayı sorumludurlar ve noterler, mutlaka
yeminli tercümanlarla çalışırlar. Noterlerin yapmış olduğu işlemlerde kendi
hukuksal uzmanlıkları vardır, bunu tescil bürolarında çözemezsiniz, çözmekte
sıkıntı çekersiniz. Her ne kadar, trafik şube müdürlükleri "bizim yeterli
kadromuz var" dese de, sorumluluk hukuku açısından çok ciddî bir meseleyi,
biz, tescil memuruna bırakmış oluyoruz.
Değerli arkadaşlar, hacir
var, hacir altında olan var; sağlıklı düşünüp düşünemediği belli değil insanın;
bu insanın belki bir doktor raporuna ihtiyacı var; bu işi noterden çıkarıp,
trafik tescil bürosuna bırakacaksınız! Veraset var, intikal var, şirketler
arasında sözleşme var. Sözleşme hukukunu bilmeyen bir memur, yanında 2-3 de
sorumlu memur bulunduramaz ki! Yani, ne yapacağız biz; takip büroları mı
oluşturacağız?! Bu, hiç mümkün değil. Bu mümkün değil ve bunu yeniden noterlere
verelim dedik. Neden verelim; çünkü, noterler de bizim resmî ve yetkili
organlarımız. Bunlara güvenmişiz; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak,
güvenerek, zaten, o notere iş yaptırıyorum. Sadece, tabiiyeti farklı diye, bir
başkasına satışta, noterleri devredışı bırakıp, satışı trafik tescil
müdürlüklerine bırakmak, uygulamada ikibaşlılığı da beraberinde getirir.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına satış yaptığınızda noterlere gidecek, yabancı
uyruklu birine satış yaptığınızda trafik tescil bürolarına gidecek... Yani,
biz, hukukta böyle ikili ayırımı, ikili anlayışı teşvik etmeye başlarsak, bunun
sonunu alamayız. Öyle ya, eğer, o doğru ise, biz, onu kendi vatandaşlarımız
için de yapalım; ben de o haktan yararlanayım; ama, sana böyle, diğer uygulama
böyle derseniz, bu, siyasette kötü bir anlayış, kötü bir alışkanlıktır. Eğer,
siz, kendi kurumlarınızı güvenli olma ortamından çıkarırsanız, güven eksikliği
içerisinde eleştirmeye başlarsanız, bunun sonunu alamazsınız. Bu gerekçelerle,
biz, aynı işleme farklı uygulama olmamasını düşünerek, bu tasarıda değişiklik
yaparak yetkiyi yeniden noterlere bıraktık.
Bu yetkinin, hâlâ, her
ikisine verilmesini düşünen arkadaşlarımız var. Yapmayın arkadaşlar, yürütmede
ikibaşlılık olmaz bir kere; o, daha kötüsü; hem noterler yapsın hem trafik
tescil büroları yapsın; bu, daha kötüsü. Bu, orada uzlaşamadığımızdan daha kötü
bir şey. Türkiye'de kötünün karşısına daha kötüyle çıkıldığını hiç görmedim.
Bu, daha kötü bir fikir; asla olmaz. Temel gerekçemiz, yürütmede ikibaşlılık
olmaz; bir. İkincisi, uygulamada iki farklı yöntem olmaz, tabiiyete göre kanun
çıkarılmaz. Bunun iyi düşünülmesi lazım, bu yasa tasarısını mutabık kaldığımız
haliyle yasalaştırmamız lazım.
Ben çok umutluyum;
hakikaten, yan sanayi gelişecektir; ama, biz, bu kanunu çıkarırken, sanki,
Avrupa'ya filolarla ikinci el araç satışı yapacağız diye bir şey de yok. Bu
satışı nereye yaparız; Suriye, Irak ve Lübnan'a; yani, Ortadoğu ülkelerine
yapabiliriz, Afrika ülkelerine yapabiliriz, yeni gelişmekte olan ülkelere
yapabiliriz. Burada, amaç da şudur: İkinci el araç satılırsa, amortismanı çok
fazladır, vatandaşı uğraştırıyordur, trafiğe uygun değildir. Can güvenliği
açısından bunların, ciddî endişeler taşınmasına sebep olduklarını hepimiz
biliyoruz; bir yenilenme gerekir. Türkiye'de, yenilenmeden yanayız. Ne
yapabiliyorsak yapalım, ihracatın önünü açalım. İhracatın birinci eli, ikinci
eli olmaz. Yenilenme, çağdaşlığın ölçüsüdür. Yenilenme konusunda, her
arkadaşım, bulunduğu yerden ne yapıyorsa, ona minnettarım; çünkü, Türk insanı
yenilenmeye yakışır, çağdaş ürünler kullanmaya yakışır, çağdaş teknolojileri
geliştirmeye yakışır, sanayiini geliştirmeye yakışır. Türk insanına da, kendi
yarattığı kurumuna güvenmek yakışır. Bu nedenle, biz, bu sorumluluğumuzu yerine
getirip, ait olduğu yere hakkını teslim edeceğiz, noterlerimizi bununla yükümlü
kılacağız ve gerekirse de, yerli araç satışını teşvik etmek için, buraya yeni
işlemler intikal ettireceğiz.
Değerli arkadaşlarım, şu
da iyi bir uygulama idi; bunu da sizlerle paylaşmak istiyorum: Zaten,
hepimizin, hem Adalet ve Kalkınma Partisinin değerli milletvekillerinin hem de
Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerinin, devlet kademelerinin, kamu
yönetiminin, pratikte sorumluluk görevleri olanların, akçalı işlerden
uzaklaştırılmaları gerektiğine inandığını biliyoruz. Devletin polisini, zaten,
akçalı işlerden uzak tutmak lazım.
Değerli arkadaşlarım,
bakın, bugüne kadar, trafiğin işlemlerini hafifletebilmek için birdolu yasa
geliştirdik. Ne yaptık; belli sınırlar dışında jandarmaya trafik denetim
yetkisi verdik. Neden; merkez trafiğin yükünü hafifletelim diye. Ehliyet
kurslarımızı açtık, özelde görev ve sorumluluk alan insanlara güvendik; bunu da
iyi yaptık. Sigorta işlemlerini devletin sorumluluğundan çıkarıyoruz,
eksperlere veriyoruz. Bu da güzel, insana güvenmek kadar güzel bir şey yok.
Trafiğe yardımcı olmak üzere fahrî müfettişler yetiştiriyoruz. Bu da güzel;
ama, bunun dışında, bunları yaparken trafiğe ikinci bir yükü başka bir
pencereden sokmaya çalışmanın hiçbir mantığı yoktur.
Değerli arkadaşlar, ben,
bir endişemi daha dile getirmek istiyorum. Şimdi, 20 yaşın üstünde araç satışı
yapıyoruz. Ben, uzun süredir bunu izliyorum. Kanunla alakası yok; ama, ciddî
endişelerim var. Yeni araç alacağınız zaman, gidiyorsunuz noterden bir işlem
yapıyorsunuz. Bunu çoğunlukla aracı satan bayi yapıyor, adamı bile
görmüyorsunuz ve aranızda bir sözleşme yapıyorlar, aracı alan kişi diyor ki:
"Ben, aracı bana satan insana, yerine teslim edilmek üzere; yani, bunu
kullanımdışı bırakmak üzere teslim ediyorum."
Değerli arkadaşlarım,
ancak, bu araçların çoğu teslim edilmiyor; üstünden plakası çıkarılıyor,
trafikten düşürülüyor; ama, bunu satan köylü vatandaşımız geçim sıkıntısı
içerisinde olduğundan "ben, bunu kullanacağım" diyor belki. İki
açıdan çok önemlidir; 20 yaşı geçmiş araçların can güvenliği açısından daha
fazla risk oluşturduğu açık; bu bir. Bir de, benim korkum, ileride Türkiye
açısından bir güvenlik tehdidi oluşturması. Tescilden düştüğü için takibi de
zorlaşıyor. Yolda durdurup motor şasi numarasından inceleyemezsiniz ki,
bakımını yaptırıp yaptırmadığını bilemezsiniz ki. Dağda yaşayan, orada orman
köylülüğü yapan vatandaşın can güvenliği de benim için önemlidir, şehirde
yaşayanınki de önemlidir; köyde bu arabayı kullanacaksa, köyde yaşayan insanınki
de çok önemlidir, "köyde kullanacak kardeşim, orada kaza riski yok"
diyemezsiniz. Bunun da denetim altına alınması lazım. Hepinizin, yetkililerin
dikkatini buraya çekmek istiyorum. Bunu daha disipline etmek lazım. Mutlaka
artıralım bunu, teşvik edelim satışı, her tür teşvikten yanayız; ancak,
denetimsiz bir teşvikin ülke ekonomisine de ülkedeki sorumluluk hukukuna da
ciddî sakıncalar getireceğine inanıyoruz.
Bu vesileyle, tasarıyı
gündeme getiren ve bu ülkede, sanayide gelişmeyi, ekonomide gelişmeyi düşünen,
tasarıyı hazırlayan yönetici arkadaşlarıma, komisyonda buna katkı sağlayan tüm
değerli arkadaşlarıma ve siz, oylarıyla bunu yürürlüğe koyacak olan değerli
milletvekili arkadaşlarıma Grubum adına sonsuz teşekkürler ediyor, hepinize
saygı ve sevgiler sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN- Teşekkür ediyorum
Sayın Seyhan.
İkinci söz isteği, AK
Parti Grubu adına, Van Milletvekili Sayın Yekta Haydaroğlu'na aittir.
Sayın Haydaroğlu,
buyurun.
Süreniz 20 dakika.
AK PARTİ GRUBU ADINA
YEKTA HAYDAROĞLU (Van)- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte
olduğumuz Yabancılara İkinci El Taşıt Satışı Hakkında Kanun Tasarısıyla ilgili
görüşleri bildirmek üzere, AK Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım; bu
vesileyle, hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.
Göreve geldiği günden
beri, ülkemizin her geçen gün biraz daha refaha kavuşması için yoğun olarak
çalışan hükümetimiz, piyasayı biraz daha canlandırmak ve istihdamı artırmak
amacıyla, Yabancılara İkinci El Taşıt Satışı Hakkında Kanun Tasarısını
hazırlamış ve bu tasarı, ilgili komisyonlarda incelenip, gerekli düzenlemeler
yapılarak Meclise sunulmuştur.
Bu kanunla, ülkemizdeki
tescilli olan taşıtların yabancılara ikinci el olarak satışı suretiyle, ülkemiz
ekonomisinin lokomotifi olan otomotiv sektörünün üretim ve satışında artış
sağlanacaktır. Buna paralel olarak, özel sektör, ana ve yan sanayi, yetkili
satıcı ve satış sonrası servis hizmetlerinde ve dolayısıyla da ülkemiz
ekonomisinde bir canlanma yaratacaktır. Bu canlanmayla, iç talep ve ihracatta,
ana ve yan sanayi üretiminde artış sağlanacak; bu artışla, Katma Değer ve Özel
Tüketim Vergileri, büyüyen fark nedeniyle Akaryakıt Vergisi gelirlerinde,
istihdam artışı nedenleriyle buradan gelen vergi gelirlerinde artış sağlanacaktır.
Ayrıca, canlanma, üretimi
de olumlu etkileyecek, maliyet avantajı sağlayacak ve ülkemizin otomobil
ihracatındaki rekabet gücünü artıracaktır.
Bu kanun, ülkemizde
servis hizmetlerini canlandıracak, ekonomimize, ihracatımıza önemli katkılarda
bulunacak, döviz girdisini artıracak, pazar imkânlarını genişletecek, otomotiv
sektörünü güçlendirerek istihdamı artıracaktır.
Son yıllarda otomotiv
endüstrisinde ve yan sanayiinde küçümsenemeyecek bir atılım gerçekleştiren
ülkemiz, bölgede otomobil ihracatçısı konumuna gelmiştir.
Bunun yanında, ülkemiz,
konumu itibariyle ciddî bir ikinci el pazarına sahip olmasına ve yabancılara
ikinci el taşıt satışına izin veren mevzuatın mevcut olmasına rağmen, yeterince
bilinmemesi ve zor olması nedeniyle otomotiv sektörüyle uğraşanlar bu olaydan
yararlanamamaktadır.
Kısacası, bu kanunla iki
şey amaçlanmaktadır: Birincisi, ismiyle yabancılara ikinci el taşıt satışının
mümkün olduğunu kamuoyuna anlatmaktır; ikincisi ise, bu konuyla ilgili trafik
tescil şubelerinde ve gümrük dairelerindeki işlemleri en basite indirgeyerek
ticaretin önündeki engelleri kaldırmaktır.
Bu tasarının
kanunlaşmasıyla sınır illerinin ekonomisinde de bir canlanma yaşanacaktır;
çünkü, ülkemizin taşıt parkında bulunan eski araçların çoğu sınır illerimizin
üzerinden ihraç edilecektir. Bu illere sınır olan ülkelere satılacak genellikle
eski model araçlar nedeniyle ülkemizin taşıt parkında bulunan eski araçların
sayısında da bir azalma olacaktır. Bu araçlara ayrılan amortisman giderlerinin
çok fazla olması nedeniyle, sayılarındaki azalma, ithalat ve ihracattaki malî
açığı da kapatacaktır. Böylece, ülkemizdeki taşıtların yaş ortalaması düşerken,
aynı zamanda, bu bölgelerimizdeki ticaret hacmi genişleyecek, istihdam artacak
ve dolayısıyla, bölgelerarası gelir dağılımındaki dengesizliğin giderilmesi
için önemli bir adım daha atılmış olacaktır. Sektör temsilcilerinin ifadelerine
göre, yılda 50 000 aracın satışı planlanmaktadır.
Değerli milletvekilleri,
satışların daha çok Irak ve Türkî cumhuriyetlere yapılacak olması ve Irak'ın
savaştan yeni çıkmış olması, özellikle ülkemizde atıl durumda olan eski model
otobüs, minibüs ve kamyon gibi ticarî araçların satışını artıracaktır. Bunun
yanında, ülkemize bavul ticareti yapmak için gelen yabancılar, mal alıp
ülkelerine dönerken, ucuz olan ikinci el araç satın alarak çıkış yapacaklardır.
Bu kanunun bir yararı da,
taşıtın satış ve devir işlemlerinin sadece tescilli olduğu trafik şubelerinde
değil, herhangi bir yerdeki noterde yapılabilmesidir. Bu konu, özellikle, doğu
ve güneydoğu illerini daha çok ilgilendiriyor; çünkü, Van, Hakkâri, Ağrı gibi
sınır illerimizde bulunan araçların çoğu 34 veya 06 plakalıdır. Düşünün, Van'ın
Başkale İlçesinde oturan bir vatandaş, İstanbul Gayrettepe trafiğine kayıtlı
eski bir model aracın satışını ve devrini yapmak için o kadar mesafe katedecek,
yollarda çektiği eziyet yetmiyormuş gibi, bir de, saatlerce, trafik tescil
şubesinde sıraya girmek zorunda kalacak. Bu kanunun çıkarılmasıyla, bu sorunlar
da giderilmiş olacaktır.
İşin başka bir boyutu da,
trafik tescil şubelerinin içine düşeceği zor durumdur. Mesela, Ankara'da, 76
noter varken, sadece 1 tane tescil bürosu vardır. 76 noterin yaptığı işi,
getirip, 1 tane tescil bürosuna vermenin de uygun olmayacağı gözönünde bulundurulmuştur.
Ayrıca, satış yetkisinin
noterlere verilmesinin bir başka amacı da, noterlerin Türkiye'de yaygın olması
ve toplam 1 431 noktada hizmet vermesidir. Hukukî yönden güvenilir olması ve en
önemlisi de, yabancılara işlem yaparken tercüme sorununun yaşanmamasıdır.
Böylece, tasarının 3 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla, taşıtların satışını ve
devrini yapan taraflara noter yoluyla işlem yapmaları olanağı getirilerek,
taşıtın tescilli olduğu il dışında da satışına imkân sağlanmaktadır. Tescil
edilmiş aracın Motorlu Taşıtlar Vergisi borcu bulunmadığına dair ibrazı
üzerine, araç sahibinin adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak, yabancı
gerçek ve tüzelkişilere yapılan satış ve devirler noterlerce yapılacaktır. Bu
satışlar harç ve Damga Vergisinden istisnadır. Noterlerce yapılacak satış ve
devirler, aynı gün, aracın kayıtlı olduğu trafik tescil müdürlüğüne
bildirilecektir. Taşıtın trafikten terkinine dair belgeyle gümrük müdürlüğüne
gidilecek ve beyannamesi doldurulacak, işlem yapılacaktır. Böylece, bürokrasi
minimuma indirilerek ve ikinci el taşıt ihracı oldukça basit bir hale
getirilerek insanlar teşvik edilecektir.
Değerli milletvekilleri,
konuşmamın başından beri ifade etmeye çalıştığım gibi, bu kanun ülkemize yarar
getirecektir. Hükümetimiz bu kanun tasarısını hazırlarken, her zaman olduğu
gibi, vatandaşın menfaatını en üst düzeyde tutmayı amaçlamış, çağdaş toplum
olma yolunda önemli bir adım daha atılmıştır. Çıkacak olan Yabancılara İkinci
El Taşıt Satışı Hakkında Kanunun ülkemize hayırlı olmasını diliyor; bu
vesileyle, tasarının hazırlanmasında emeği geçen, başta Sayın Bakanımıza,
bürokratlarımıza, komisyon üyelerimize ve siz Yüce Meclis üyelerine teşekkür
ediyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Haydaroğlu.
Tasarının tümü üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesi
hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Maddelere
geçilmesi kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi
okutuyorum:
YABANCILARA İKİNCİ EL TAŞIT SATIŞI HAKKINDA KANUN TASARISI
Amaç
MADDE 1.- Bu Kanunun
amacı; ülke ekonomisine canlılık kazandırmak, istihdama katkı sağlamak ve ülke
ekonomisinin rekabet gücünü artırmak için yabancılara ikinci el taşıt satışı ve
devri ile ihracatına ilişkin esasları düzenlemektir.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
1 inci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
Kapsam
MADDE 2.- Bu Kanun;
tescilli olan taşıtların, yabancı gerçek ve tüzel kişilere ikinci el olarak
satışı ve devri ile ihracatına ilişkin esas ve usulleri kapsar.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
2 nci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi
okutuyorum:
Taşıtların ikinci el
satışı ve devri
MADDE 3.- Tescil edilmiş
aracın motorlu taşıtlar vergisi borcu bulunmadığına dair belgenin ibrazı
üzerine araç sahibinin adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak yabancı
gerçek ve tüzel kişilere yapılan satış ve devirler noterlerce yapılır. Bu satışlar
harç ve damga vergisinden istisnadır. Noterlerce yapılacak satış ve devirler
aynı gün aracın kayıtlı olduğu trafik tescil müdürlüğüne bildirilir.
Yabancı gerçek veya tüzel
kişilere satış ve devri yapılan Türkiye'de kullanılacak taşıtların tescilinde,
13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Kanunun 91 inci maddesi uyarınca, zorunlu
malî sorumluluk sigortası yaptırılmış olması şartı aranır. Zorunlu malî sorumluluk
sigortası poliçesi ibraz edilen taşıtın, tescili yapılarak trafik belgeleri ve
tescil plakası verilir. Taşıtın tescil kaydının yapıldığı, tescil tarihini
takip eden yedi iş günü içerisinde, taşıtın motorlu taşıtlar vergisi yönünden
bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirilir. Bu şekilde tescili yapılan
taşıtların yurt içinde satışı ve devri halinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz.
Yurt dışına çıkarılmasında bu Kanunun 4 üncü maddesi hükümleri uygulanır.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Sedat Uzunbay;
buyurun.
Süreniz 10 dakika.
CHP GRUBU ADINA SEDAT
UZUNBAY (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 363 sıra sayısıyla
bastırılarak dağıtılan Yabancılara İkinci El Taşıt Satışı Hakkında Kanun
Tasarısının 3 üncü maddesiyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
otomotiv sektöründe radikal bir adım olarak nitelendirilen bu tasarıyla,
yabancı gerçek ve tüzelkişilere tescilli ikinci el taşıtların satışını ve
ihracını yapabilmek, ülke ekonomisine canlılık kazandırmak, istihdama katkı
sağlamak, rekabet gücünü artırmak amaçlanıyor.
Ülkemiz taşıt pazarında
ciddî bir ikinci el taşıt pazarının varlığı dikkat çekiyor. Türkiye'de, yıllık,
ortalama 50 000'in üzerinde aracın, yurttaşlarımızca satışı yapabileceği veya
yabancılara satışı ya da ihracı yapılabileceği öngörülüyor. Bu tasarının
yasalaşmasıyla, ikinci el taşıt pazarında bulunan, yıllık, ortalama 50 000'in
üzerindeki aracın yabancılara pazarlanmasına çalışılacaktır. Müşteri
potansiyelini, ülkemize değişik amaçlarla, örneğin, bavul ticareti için gelmiş
olan yabancılar, ülkemizde bulunan yabancılar ve komşu ülkeler ile Ortadoğu,
Asya ve Afrika'daki ülkeler oluşturmaktadır. Bu taşıtların pazarlanmasını,
satılmasını ve ihracının yapılmasını olumlu bir çalışma olarak
değerlendiriyoruz. Bu türdeki ticaretin önündeki engelleri kaldıracak ve
işlemleri kolaylaştıracak yeni kararların alınmasını da önemli olarak
değerlendiriyoruz.
Değerli milletvekilleri,
hepinizin bildiği gibi, ikinci el taşıt pazarının büyük bir bölümünü, ekonomik
gelir düzeyi düşük, yeni araç alabilme olanağından yoksun yurttaşlarımız ile
yaşanan krizler nedeniyle ekonomileri bozulan ve kullandığı taşıtı satmak
zorunda kalan yurttaşlarımız oluşturmaktadır. Bu pazarda bulunan taşıt sayısının
gittikçe artması düşündürücüdür. Bu artışın nedeni, eski aracını ikinci el
pazarına sürerek, yeni araç almalarından değil, ekonomileri bozulan
yurttaşlarımızın taşıtlarını satmak zorunda kalmalarından kaynaklanmaktadır. Bu
taşıtların bu yasa tasarısıyla yabancılara satışı amaçlandığına göre, yerliden,
yani, içpazarı oluşturan yurttaşlarımızdan umut kesilmiş demektir.
Değerli milletvekilleri,
ülke olarak zor bir dönemden geçiyoruz. Bu ülkenin işçisi, memuru, esnafı,
çiftçisi, küçük sanayicisi, büyük sanayicisi, ekonomik krizin açtığı yaraların
bir an önce sarılmasını bekliyor. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ekonomiye
katkı sağlayacak her adımın atılmasında iktidara olumlu katkıda bulunacağımızı
her zaman söylüyoruz. Ekonominin düzelmesi demek, daha fazla istihdam demek, iş
demek, aş demek, insanlarımızın daha mutlu olması demek. Biz, artık,
insanlarımızın gülmesini istiyoruz.
Birkaç gün önce basında
yer alan bir araştırma, yaşadığımız son krizin ömrümüzü bile kısalttığını
ortaya çıkardı. Devlet İstatistik Enstitüsünün 2002 yılı verilerinden derlediği
rakamlar, Türkiye'de, ortalama insan ömrünün bir ay kısaldığını gösteriyor. Krizin
insan hayatına ilişkin etkilerini inceleyen bu araştırmanın başka acı sonuçları
da var. Bebek ölümlerinde, krizin ilk yılında yüzde 10, ikinci yılında yüzde
3'lük bir artış kaydedildi. Yapılacak araştırmalar, önümüzdeki dönemde, başka
dramatik sonuçları da ortaya çıkaracaktır.
Türkiye, bu krizin
etkilerini ortadan kaldırmak zorundadır. Türkiye'de, 13 800 000 kişi günde 2 dolarla
yaşamaya çalışıyor. Nüfusumuzun ilk yüzde 20'lik dilimi ile son yüzde 20'lik
dilimi arasında tam 10 misli gelir farkı var. Bu ülkenin temel önceliği, işsizliği
ve yoksulluğu ortadan kaldırmaktır. Bir yılı aşkın süredir iktidarda bulunan
hükümet, işsizliği ve yoksulluğu önleyecek adımları atamadı. Vergi adaleti
yozlaştı, kayıtdışı ekonomi büyüdü. Bugün, Türkiye'de, her 100 liranın 66
lirası kayıtdışıdır, her 100 kişiden 46'sı kaçak çalışmaktadır. Büyüdü, gelişti
denilen ekonomideki iyileşmeler halka yansımıyor. Tüketimin en alt seviyeye
düştüğü, insanların zarurî olmayan hiçbir harcamayı yapmadıkları bir ekonomiye
nasıl gelişti diyebiliriz?! Üretim yok, tüketim yok, harcama yok... Sıcakpara
girişiyle doların düşmesi, enflasyonu ister istemez etkilemiş durumdadır.
Zalimce toplanan vergileri, rekor düzeydeki iç ve dış borcu hesaba katarsanız,
enflasyondaki zorakî düşüşü anlamlı hale getirebilirsiniz. 2003 yılında, 10
milyar doların üzerinde sıcakpara girişi yaşanmıştır. Enflasyon canavarı da,
sıcakparadan oluşan sis perdesinin arkasına saklanmıştır. Gerçek tablo budur.
Değerli milletvekilleri,
birçok milletvekili arkadaşım, bu yasa tasarısı gündeme geldiğine göre, halen
yürürlükteki mevzuatın yabancılara ikinci el taşıtın satışına veya ihracına
imkân vermediğini düşünebilir. Hayır; mevcut mevzuat yabancılara ikinci el taşıtın
satışına ve ihracına imkân veriyor; ancak, hükümet yetkilileri, mevcut
mevzuattaki bu imkânın yeteri kadar bilinmediğini ve otomotiv ticareti ile
uğraşanların ikinci el pazarından yeterince pay alamadığını belirtiyorlar ve
kamuoyuna, bu taşıtların yabancılara da satışının mümkün olduğu mesajını vermek
için bu tasarıyı hazırladıklarını ve işlemleri basitleştirerek, ticaretinin
önündeki engelleri kaldırmayı amaçladıklarını ifade ediyorlar.
İkinci el taşıtların
yabancılara satışı veya ihracı işlemlerini basitleştirerek, ticaretinin
önündeki engelleri kaldırmayı anlamak mümkün; ancak, mevcut mevzuat ile
yabancılara taşıt satışı mümkün olmasına rağmen, kamuoyuna mesaj vermek için
tasarı hazırlanması ilginç bir durum.
Değerli milletvekilleri,
bu tasarıda, ikinci el taşıtın satış ve devrini yapan taraflara noterde işlem
yapma olanağı getirilerek, taşıtın tescilli olduğu il dışında da satışının
yapılmasına imkân veriliyor. Bu satışlarda, Harç ve Damga Vergisinin istisna
tutulması olumlu ve yerinde bir adımdır.
Yurtdışına çıkış
işlemleri konusunda getirilen kolaylıklar da, yabancılara ikinci el taşıtların
satış ve ihracını tetikleyecek bir uygulama olacaktır.
Değerli milletvekilleri,
otomotiv sektöründe son yıllarda büyük gelişmeler yaşandı. 2003 yılının ihracat
rakamlarına bakıldığında, otomotiv demir ve demirdışı metallerin önemli yer
tuttuğu görülüyor. Sanayinin lokomotifi olan otomotiv sektöründe meydana gelebilecek
olumlu gelişmeler diğer sektörleri de kamçılayacaktır.
Hükümet, Yabancılara
İkinci El Taşıt Satışı Hakkında Kanun Tasarısının yasalaşmasıyla bu sektörde
canlılık yaşanmasını bekliyor. Otomotiv sektöründe böylesi bir hareketlenme,
servis hizmetlerini, yan sanayii ve servis sonrası hizmetleri de olumlu etkileyebilecektir.
Değerli milletvekilleri,
biz de, aynı beklentilerle, Yabancılara İkinci El Taşıt Satışı Hakkında Kanun
Tasarısının 3 üncü maddesi için Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak olumlu oy
kullanacağımızı belirtiyor, hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Uzunbay.
3 üncü maddenin
müzakeresi tamamlanmıştır.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
4 üncü maddeyi okutuyorum:
İkinci el taşıt ihracı
MADDE 4. - Yabancılara
devir ve satışı yapılan taşıtın malikinin talebi üzerine, taşıtın tescil kaydı
silinir ve yurt dışına çıkışı için geçici trafik belgesi ve plakası verilir.
Taşıtın tescil kaydının silindiği, silinme işlemini takip eden yedi iş günü
içerisinde, taşıtın motorlu taşıtlar vergisi yönünden bağlı bulunduğu vergi
dairesine bildirilir.
Yabancı gerçek ve tüzel
kişilerin, ikinci el olarak satın aldıkları taşıtların ilgili trafik tescil
müdürlüğünce düzenlenen kaydının kapatıldığına ait belgenin gümrük idaresine
ibrazı üzerine, taşıtın yurtdışına çıkarılmasına izin verilir.
BAŞKAN- Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
5 inci maddeyi
okutuyorum:
Yetki
MADDE 5. - Bu Kanunun
uygulanmasına ilişkin esas ve usuller; İçişleri Bakanlığı, Gümrük Müsteşarlığı
ve Dış Ticaret Müsteşarlığının görüşleri alınarak Sanayi ve Ticaret
Bakanlığınca yayımlanacak tebliğle düzenlenir.
BAŞKAN- Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
6 ncı maddeyi okutuyorum:
Yürürlük
MADDE 6. - Bu Kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN- Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
7 nci maddeyi okutuyorum:
Yürütme
MADDE 7. - Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN- Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.
Açıkoylamanın şekli
hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.
Açıkoylamanın elektronik
oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Açıkoylama için 3
dakikalık süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik
personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen
üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde
Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.
Ayrıca, vekâleten oy
kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını,
oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını taşıyan oy pusulasını,
yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Oylama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Yabancılara İkinci El Taşıt Satışı Hakkında Kanun Tasarısının
açıkoylama sonucunu açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı: 204
Kabul: 204 (x)
Böylece, tasarı kabul
edilerek, kanunlaşmıştır; hayırlı olsun diyorum.
Şimdi, Türkiye
Cumhuriyeti ile Litvanya Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Ticarî Konularda Hukukî
ve Adlî İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu raporunun müzakeresine başlıyoruz.
6. -
Türkiye Cumhuriyeti ile Litvanya Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Ticarî
Konularda Hukukî ve Adlî İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/375) (S.
Sayısı: 341) (x)
BAŞKAN - Komisyon?..
Hazır.
Hükümet?.. Hazır.
Komisyon raporu, 341 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Onur Öymen; AK
Parti Grubu adına, Nevşehir Milletvekili Sayın Osman Seyfi söz istemişlerdir.
İlk söz, Sayın Öymen'e
aittir.
Buyurun Sayın Öymen.
Süreniz 20 dakika
efendim.
CHP GRUBU ADINA ONUR
ÖYMEN (İstanbul) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Türkiye
Cumhuriyeti ile Litvanya Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Ticarî Konularda Hukukî
ve Adlî işbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.
19 Eylül 1995 tarihinde
Ankara'da imzalanan anlaşma, iki ülke arasında, hukuk alanında, karşılıklı adlî
yardımlaşmayı kolaylaştırmak amacıyla hazırlanmıştır.
Bilindiği gibi, her
ülkede mahkemelerin yetkisi, ülkeleriyle sınırlı olduğu için, Türk
mahkemeleriyle yabancı mahkemelerin karşılıklı olarak birbirlerine yardımcı
olma ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Uluslararası alanda bu işbirliğini düzenleyen
iki önemli anlaşma vardır, her ikisi de Lahey'de imzalanmıştır. Birisi 1954
tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi, öbürü de 1965 tarihli Hukukî ve
Ticarî Konularda Adlî ve Gayri Adlî Evrakın Yabancı Memleketlerde Tebliğine
Dair Lahey Sözleşmesidir.
Şimdi, işin önemli tarafı
şu ki, Litvanya her iki sözleşmeye de taraf değildir. O bakımdan, bu ülkeyle
yaptığımız, imzalayacağımız, onaylayacağımız ikili anlaşma özel bir önem
taşımaktadır. Bu anlaşma, tebligatları, istinabeleri kolaylaştıracaktır; ayrıca,
her iki ülke vatandaşlarına eşit muamele, adlî mercilere başvuruda kolaylık,
teminattan muafiyet, adlî müzaheretten faydalanma gibi hususlar bu anlaşmayla
düzenlenmiştir. Merkezî makam olarak da her iki ülkenin Adalet Bakanlıkları
görevlendirilmiştir.
Değerli arkadaşlarım, bu
gibi anlaşmaların imzalanması son derece yararlıdır ve önemlidir; bir şartla,
eğer tam olarak uygularsanız, iyi niyetle uygularsanız, anlaşmadaki hükümleri
yerine getirirseniz. Bizim şimdiye kadarki sıkıntımız, maalesef, bu gibi anlaşmaların
zaman zaman uygulanmamasıdır. Bu, Türkiye'yi çok ciddî sıkıntıya sokmaktadır.
Mesela, bazı ülkelerle aramızda anlaşma olmasına rağmen veya uluslararası
anlaşmalara Türkiye ve o devletler taraf olmasına rağmen, Türkiye'de suç
işleyip başka ülkelere kaçanlar ülkemize iade edilmemektedir. Bunun en son örneklerinden
biri, bildiğiniz gibi, Belçika'yla aramızda yaşanan bir sorundur. Türkiye'de
ünlü bir işadamını öldüren bir katil Belçika'da yakalanmıştır; fakat, bir türlü
Türkiye'ye iade edilmemektedir. Çeşitli hukuk yollarına, engellemelere
başvurarak bunun orada kalmasına imkân vermektedirler, Türkiye'ye iade
etmemektedirler. Şimdiye kadar bu gibi iadeleri engellemek için Türkiye'de idam
cezasının olmasını bir bahane gibi ileri sürüyorlardı. Şimdi, idam cezası da
kalkmıştır; bahane nedir? Siyasî bir suç olduğu zaman, bazı ülkeler, iadeden
sarfınazar edebiliyorlar. Bahsettiğim olay siyasî suç da değil; bir işadamını
öldürmüştür bir insan ve bunu iade etmiyorsunuz; niçin? İşte, bizim hükümetten
beklediğimiz, bu gibi konuları takip etmesidir ve bu gibi engelleme yapan
ülkelere karşı ciddî bir tepki göstermesidir. İşte, biz, bunu bekliyoruz
hükümetten.
Şimdi, bu imzaladığımız
anlaşmayla, ümit ediyoruz ki, ileride, Litvanya ile aramızda böyle sorunlar
çıkmayacaktır; ama, uyanık olmak lazım, dikkat etmek lazım ve her halükârda,
Türkiye'nin haklarını ve çıkarlarını çok iyi bir şekilde korumak lazımdır.
Değerli arkadaşlarım, bu
vesileyle, Litvanya ile ilişkilerimiz konusunda, müsaade buyurursanız, birkaç
cümle söylemek istiyorum. Bu ülkeyle aramızdaki ilişkiler çok eskiye gidiyor;
daha, 14 üncü, 15 inci Yüzyıldan başlayan ilişkilerimiz var. Zaman zaman, iki
ülke, coğrafî açıdan da birbirine çok yakın olmuştur ve uzun mücadelelerden
sonra, zaman zaman işgallere maruz kalmasından sonra, Birinci Dünya Savaşının
bitiminde, Litvanya, 1918 yılında bağımsızlığına kavuşmuştur ve Türkiye ile
Litvanya, 1930 yılında, dostluk ve işbirliği anlaşması imzalamışlardır. Daha
sonra, Litvanya'nın eski Sovyetler Birliğiyle zoraki birleştirilmesini Türkiye
hiçbir zaman kabul etmemiştir. Türkiye, o zaman direnmiştir ve Türkiye ile
Litvanya ilişkileri daha sonraki yıllarda gelişirken, bunu Litvanyalılar hiç
unutmamışlardır; Türkiye'nin bu konudaki tavrını hiç unutmamışlardır.
Neticede, elli yıllık bir
işgalin sonucunda, Litvanya, 11 Mart 1990 tarihinde bağımsızlığını ilan
etmiştir ve Türkiye de, Litvanya'nın bağımsızlığını ilk tanıyan ülkeler
arasında yer almıştır; daha sonra da Litvanya'nın başkenti Vilnüs'te
büyükelçilik açan ilk ülkelerden biri Türkiye olmuştur.
Türkiye ile Litvanya
arasında pek çok alanda işbirliği anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşmalardan
önemli birisi, 1998'de imzalanan Serbest Ticaret Anlaşmasıdır; fakat, maalesef,
Litvanya, Avrupa Birliğine katılma süreci içinde, 12 ülke meyanında Türkiye'yle
yaptığı anlaşmayı da iptal etmek zorunda kalmıştır.
Ticaretimiz oldukça
sınırlı düzeydedir. 2002 yılında 110 000 000 dolarlık ithalat ve 54 000 000
dolarlık ihracat yaptık. 2003 yılında küçük bir artış var; fakat, bu rakamlar
yeterli değildir. Biz, ümit ediyoruz ki, şimdi onaylayacağımız anlaşmayla,
Litvanya'yla ticaretimiz de gelişecektir.
Değerli arkadaşlarım,
Litvanya'nın bir özelliği daha var, Litvanya, son zamanlarda, NATO'ya ve Avrupa
Birliğine girmek için girişimde bulunmuştur ve bu girişimleri başarıyla
sonuçlanmıştır. Son, Prag Zirvesinde, NATO üyeliğine davet edilen ülkelerden biri
Litvanya'dır; aynı şekilde, Avrupa Birliği üyeliğine davet edilen ülkelerden
biri Litvanya'dır. O bakımdan, Türkiye, NATO'da da Litvanya'yla yakın
işbirliği, ittifak ilişkisi içinde olacaktır ve Avrupa Birliğine girdiğimizde
de aynı aileyi paylaşacağız. O bakımdan, biz, Litvanya'yla ilişkilerimizin çok
yakın ve dostane olmasını temenni ediyoruz. Litvanya Büyükelçisinin bir süre
önce verdiği bir demeçte, Türkiye'yi en önemli müttefiklerden biri olarak
vasıflandırmasını da önemle ve dikkatle kaydediyoruz.
Avrupa Birliği konusunda,
Litvanyalılar çok aktif bir çalışma içerisindedirler. Litvanya Halkının yüzde
91'i AB üyeliğine olumlu oy kullanmıştır ve Litvanya, çok yakında, demin
dediğim gibi, Avrupa Birliği üyesi olacaktır.
Bu ülkede 5 000 civarında
Kırım Tatarı yaşıyor ve 300 civarında da Karay Türkü yaşıyor. Bunların varlığı,
Türkiye ile Litvanya arasında bir kültür köprüsü oluşturmaktadır; sayıları çok
olmasa da.
Değerli arkadaşlarım, bu
düşüncelerle, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu anlaşmaya olumlu oy
vereceğiz; anlaşmanın hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.
Biraz önce söylediğim
gibi, bilhassa adlî yardımlaşma konusunda, hükümetimizi, gerek Litvanya'yla
gerek diğer ülkelerle ilişkilerde dikkatli olmaya davet ediyorum.
Yüce Meclisi saygılarımla
selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN -Teşekkür ediyoruz
Sayın Öymen.
AK Parti Grubu adına,
Nevşehir Milletvekili Sayın Osman Seyfi; buyurun.(AK Parti sıralarından
alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
OSMAN SEYFİ (Nevşehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye
Cumhuriyeti ile Litvanya Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Ticarî Konularda Hukukî
ve Adlî İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı hakkında AK Parti Grubunun görüşlerini bildirmek için söz almış
bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Arkadaşlar, bilindiği
gibi, egemenliğin unsurlarından birisi de yargı yetkisidir. Yargı yetkisi,
mahkeme kanalıyla kullanılır. Ulusal mahkemelerin yetkileri, millî devletin
hudutlarıyla sınırlıdır. Türk mahkemelerinin yetkileri de Türkiye ile sınırlı
bulunduğundan, yabancı mahkemeler Türkiye'de, Türk mahkemeleri de yabancı
ülkelerde yargı yetkisi kullanamaz. Bu sebeple, Türk mahkemeleri ile yabancı
mahkemelerin, karşılıklı olarak
birbirlerine hukukî yardım ihtiyacı doğmaktadır. Bu ihtiyaç,
uluslararası ilişkiler arttıkça, kendisini daha fazla hissettirmektedir.
Bundan dolayı, 1954
tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi ve 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî
Konularda Adlî ve Gayri Adlî Evrakın Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey
Sözleşmesi imzalanmıştır. Fakat, bu sözleşmelere taraf olmayan ülkelerle
ilişkilerde, ikili sözleşmeler aktedilmesi zorunlu hale gelmektedir. Litvanya,
yukarıda saydığım anlaşmalara şimdiye kadar taraf olmamıştır. Bu sebeple, 19
Eylül 1995 tarihinde bu anlaşma Ankara'da imzalanmıştır.
Bu anlaşmada, bilhassa
tebligat, istinabe, suçluların iadesi ve bunlarla ilgili hükümler yer
almaktadır. Her iki ülke vatandaşlarına eşit muamele, adlî mercilere başvuruda
kolaylıklar, teminatta muafiyet, adlî yardımdan yararlanma, her iki ülke
mahkemeleri kararlarının birbirlerince tanınması ve bu mahkeme kararlarının
tenfizi gibi hususlar bu anlaşmayla düzenlenmiştir.
Burada, Türkiye, en büyük
sorunu, suçluların iadesi konusunda yaşamaktadır. Adlî suçlular yönünden
herhangi bir problem bulunmamaktadır; fakat, terör suçları ve diğer siyasî
suçlar yönünden bazı zorluklarla karşılaşıldığı hepimizin malumudur. Bunlara,
daha önce, idam cezasının sebep olduğu söylenmekteydi; fakat, idam cezası
kaldırıldığı halde sorunlar devam etmektedir. Bu sorun, uluslararası
belgelerdeki eksikliklerden ziyade, ülkelerin, birtakım amaç ve saiklerle,
belgelerdeki farklı yorumlarından kaynaklanmaktadır.
Tedhişçiliğin Önlenmesine
Dair Avrupa Sözleşmesinin 1 inci maddesinde, hangi suçların siyasî suç olarak
kabul edileceği belirtilmesine ve 7 nci maddesinde de, sözleşme kapsamındaki
ülkelerin sanığı iade etmemesi durumunda yargılama mecburiyeti getirilmesine
rağmen, sözleşmeye konulan çekinceler sebebiyle pratikte etkin uygulama imkânı
olduğunu söylemek mümkün değildir; biraz önce bahsedilen, Sabancı cinayeti
örneğinde olduğu gibi.
Böylesi durumlarda, daha
etkin tedbirler ve uygulamalar getirilmesi, Adalet ve Dışişleri Bakanlıklarının
bu yönde çalışmalar başlatması düşüncesiyle, selam ve saygılar sunuyorum ve
anlaşmanın hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Seyfi.
Tasarının tümü üzerindeki
müzakereler tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Maddelere geçilmesi
kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi
okutuyorum:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE LİTVANYA CUMHURİYETİ ARASINDA HUKUKÎ
VE TİCARÎ KONULARDA HUKUKÎ VE ADLÎ İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN
BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI
MADDE 1. - 19 Eylül 1995
tarihinde Ankara'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti ile Litvanya
Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Ticarî Konularda Hukukî ve Adlî İşbirliği
Anlaşması" nın onaylanması uygun bulunmuştur.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
1 inci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2. - Bu Kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi
okutuyorum:
MADDE 3. - Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Tasarının tümü
açıkoylamaya tabidir.
Açıkoylamanın şekli
hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.
Açıkoylamanın elektronik
oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Oylama için 3 dakika süre
vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden
yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy
pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını
rica ediyorum.
Ayrıca, vekâleten oy
kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını,
oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy
pusulasını, yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Oylama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti ile Litvanya Cumhuriyeti Arasında Hukukî
ve Ticarî Konularda Hukukî ve Adlî İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı : 186
Kabul
: 186 (x)
Böylece, tasarı kabul
edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.
7. -
Türkiye Cumhuriyeti ile Moğolistan Arasında Hukukî, Ticarî ve Cezaî Konularda
Adlî Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/425) (S. Sayısı: 342) (xx)
BAŞKAN - Türkiye
Cumhuriyeti ile Moğolistan Arasında Hukukî, Ticarî ve Cezaî Konularda Adlî
Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
ve Dışişleri Komisyonu Raporunun müzakeresine başlıyoruz.
Komisyon ve Hükümet
yerinde.
Komisyon raporu, 342 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde,
AK Parti Grubu Adına Ankara Milletvekili Nur Doğan Topaloğlu; buyurun. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA NUR
DOĞAN TOPALOĞLU (Ankara) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 342 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti ile
Moğolistan Arasında Hukukî, Ticarî ve Cezaî Konularda Adlî Yardımlaşma
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu raporu hakkında, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış
bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bu
anlaşma, 2 Mayıs 2000 tarihinde Ulan Bator'da imzalanmıştır. Bu ülkeyle tarihî
bağlarımız vardır, ortak kültürel zenginliklerimiz vardır; ama, vaktin sınırlı
olması sebebiyle, bu konulara fazla
değinmiyorum.
Sizlere Moğolistan'la
ilgili genel bilgileri vermeden önce, konu hakkında özet bilgi sunmakla
yetineceğim. Anlaşma, 4 kısım, 9 bölümden oluşmaktadır, 72 maddeden ibarettir.
1 inci kısımda yer alan 1 ilâ 3 üncü maddeler genel esasları kapsamaktadır, 4
ilâ 24 üncü maddeler ise muafiyet, müzaheret, hukukî ve ticarî konuları
içermektedir. Ayrıca, tanım ve temyiz hükümleri de 2675 sayılı Milletlerarası
Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümlerine uygun olarak
hazırlanmıştır; bu bakımdan bir sakınca yoktur. Cezalandırılanların ülkelerine
iadeleri kabul edilmiştir, Ceza İşlerinde Karşılıklı Adlî Yardım Avrupa
Sözleşmesi ve Suçluların İadesi ve Hükümlülerin Nakline Dair Avrupa
Sözleşmesiyle uyum bulunmaktadır; bu bakımdan da hiçbir sakınca yoktur.
Bu ülke, girişte de
belirttiğim gibi, tarihî bağlarımız olan bir ülkedir, 5 eyaletten oluşmaktadır
ve bu 5 eyaletin 4'ü Moğol, 1'i Kazak Türklerinden oluşmaktadır.
Ben, bu ülkede inceleme
yaptım, Orhun Kitabelerini gezdim. Moğolistan ile Türkiye Cumhuriyeti arasında
dostluk anlaşmasından önce, dostlukla ilgili bir dernek kurulmuştur, derneğin
başkanlığını bir Kazak Türkü yapmaktadır ve aynı zamanda da İçişleri Bakanıydı.
Ayrıca, Çin'e karşı, tarihten gelen husumetleri devam ettiği için, Komünist
rejimi benimserken, Rusya'yla beraber olmayı, Çin'in tabiiyetine girmemek için
kabul etmişlerdir. Komünist rejimin yıkılmasından sonra, bu rejim
değişikliğinin bile farkında değillerdir; ama, yaşantılarını sürdürmektedirler.
Meydanlarda, salonlarda Lenin'in heykelleri bulunduğu halde, onu bir sanat
eseri olarak görmekte, onun yaşamasında da bir sakınca görmemektedirler.
Türkiye'ye, Türklere olan dostlukları, bağları devam etmektedir. Ben, bunları
da müşahede ettim.
Bu bakımdan, bu
anlaşmanın onaylanmasının uygun olacağını belirtir, AK Parti olarak olumlu oy
vereceğimizi bilhassa tekrar eder, hepinize saygılar, sevgiler sunarım.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Topaloğlu.
Tasarının tümü üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi
okutuyorum:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE MOĞOLİSTAN ARASINDA HUKUKÎ, TİCARÎ
VE CEZAÎ KONULARDA ADLÎ YARDIMLAŞMA ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN
BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI
MADDE
1. - 2.5.2000 tarihinde Ulan Bator'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti ile
Moğolistan Arasında Hukukî, Ticarî ve Cezaî Konularda Adlî Yardımlaşma
Anlaşması"nın onaylanması uygun bulunmuştur.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2. - Bu Kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi
okutuyorum:
MADDE 3. - Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.
Açıkoylamanın şekli
hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.
Açıkoylamanın elektronik
oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Oylama için 3 dakika süre
vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden
yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy
pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Ayrıca, vekâleten oy
kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını,
oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy
pusulasını, yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Oylama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti İle Moğolistan Arasında Hukukî, Ticarî ve
Cezaî Konularda Adlî Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı : 211
Kabul : 211 (x)
Böylece tasarı kabul
edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olmasını diliyorum.
Türkiye Cumhuriyeti
Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Diplomatik Temsilcilik
Binalarının İnşası İçin Karşılıklı Arsa Tahsisine İlişkin Anlaşmanın
Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
raporunun müzakerelerine başlıyoruz.
8. -
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında
Diplomatik Temsilcilik Binalarının İnşası İçin Karşılıklı Arsa Tahsisine
İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve
Dışişleri Komisyonu Raporu (1/481) (S. Sayısı: 343) (xx)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Komisyon raporu, 343 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde
söz isteği?.. Yok.
Tasarının tümü üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır.
Tasarının maddelerine
geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
1 inci maddeyi
okutuyorum:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE KAZAKİSTAN CUMHURİYETİ
HÜKÜMETİ ARASINDA DİPLOMATİK TEMSİLCİLİK BİNALARININ İNŞASI İÇİN KARŞILIKLI
ARSA TAHSİSİNE İLİŞKİN ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUN
TASARISI
MADDE 1.- 5 Aralık 2001
tarihinde Ankara'da imzalanan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Kazakistan
Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Diplomatik Temsilcilik Binalarının İnşası İçin
Karşılıklı Arsa Tahsisine İlişkin Anlaşmanın onaylanması uygun bulunmuştur.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
1 inci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2.- Bu Kanun yayımı
tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
2 nci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3.- Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz isteği?.. Yok.
3 üncü maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.
Açıkoylamanın şekli
hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.
Açıkoylamanın elektronik
oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
oylama için 3 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen
üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme
giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde
Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.
Ayrıca, vekâleten oy
kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını,
oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy
pusulasını, yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Oylama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Diplomatik Temsilcilik
Binalarının İnşası İçin Karşılıklı Arsa Tahsisine İlişkin Anlaşmanın
Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu
açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı : 198
Kabul : 198
(x)
Böylece, tasarı kabul
edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.
Sayın milletvekilleri,
alınan karar gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için,
11 Şubat 2004 Çarşamba günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyor,
iyi akşamlar diliyorum.
Kapanma Saati: 20.16