DÖNEM
: 22 YASAMA
YILI : 2
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
CİLT : 37
38 inci Birleşim
6 Ocak 2004 Salı
İ
Ç İ N D E K İ L E R
Sayfa
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) OTURUM
BAŞKANLARININ KONUŞMALARI
1.- TBMM Başkanvekili İsmail Alptekin'in,
2004 yılının, ülkemiz, bölgemiz ve insanlık için barış, huzur ve güven; bütün
kurumlarıyla çalışan tam demokrasi; refah ve iyi yaşam; sağlık ve mutluluk
getirmesini dileyen konuşması
B)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Antalya Milletvekili Osman Akman'ın,
sel felaketinin Antalya'da meydana getirdiği zarara ve alınması gereken
tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami
Güçlü'nün cevabı
2.- İstanbul Milletvekili Ali Rıza
Gülçiçek'in, Atatürk'ün Hacıbektaş İlçesini ziyaretinin 84 üncü yıldönümüne ve
Hacıbektaş Veli'nin felsefesine ilişkin gündemdışı konuşması
3.- Ağrı Milletvekili Mehmet Melik
Özmen'in, Ağrı İli Doğubeyazıt İlçesi Ortadirek Köyü İlköğretim Okulunda
meydana gelen ve 2 öğretmen ile 1 öğrencinin hayatlarını kaybetmesine neden
olan yangına ilişkin gündemdışı konuşması
C) TEZKERELER
VE ÖNERGELER
1.- Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin 5019 sayılı Kanunun bazı maddelerinin bir kez
daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi
(3/422)
2.- At
Yarışları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 5022
sayılı Kanunun bazı maddelerinin bir kez daha görüşülmek üzere geri
gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/423)
3.- Norveç Parlamentosu Dışişleri Komitesi
Başkanının TBMM Dışişleri Komisyonu heyetini Norveç'e resmî davetlerine icabet
edecek milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/424)
4.- Slovenya Ulusal Meclisi Dış İlişkiler
Komisyonu Başkanının TBMM Dışişleri Komisyonu heyetini Slovenya'ya resmî
davetlerine icabet edecek milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/425)
5.- Artvin Milletvekili Yüksel
Çorbacıoğlu'nun (6/807) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin
önergesi (4/130)
6.- (9/10) esas numaralı Meclis
soruşturması önergesinin imza sahiplerinden bazılarının imzalarını geri
çektiğine ilişkin önergesi (4/131)
D) ÇEŞİTLİ
İŞLER
1.- Genel Kurulu ziyaret eden Pakistan
İslam Cumhuriyeti Ulusal Meclis Başkanı Chaudhry Amir Hussain'e Başkanlıkça
"Hoşgeldiniz" denilmesi
2.- Genel Kurulu ziyaret eden Suriye Arap
Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Beşar Esad ve beraberindeki heyete Başkanlıkça
"Hoşgeldiniz" denilmesi
IV.-
GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI
A)
ÖNGÖRÜŞMELER
1.- Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55
milletvekilinin, Bakanlığı sırasında yapılan ihalelerde usulsüzlüklerde
bulunduğu ve bu ihalelerle ilgili yolsuzluk iddialarının tahkikini zamanında
yaptırmayarak görevini kötüye kullandığı, aynı zamanda mal varlığında haksız
bir artışa sebebiyet verdiği iddiasıyla Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Koray
Aydın hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/8)
2.- Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55
milletvekilinin, Karadeniz sahil yolu işlerinin ihalesinde müteahhit firmaların
önceden anlaştıklarının bilinmesine rağmen, fiyatları ayarlayarak ve rekabete
meydan vermeyerek devleti büyük ölçüde zarara uğrattığı iddiasıyla Bayındırlık
ve İskân eski Bakanı Yaşar Topçu hakkında Meclis soruşturması açılmasına
ilişkin önergesi (9/9)
V.- SORULAR
VE CEVAPLAR
A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Adana Milletvekili Nevin Gaye
Erbatur'un, İzmir-Bergama-Ovacık Altın İşletmesinden yurt dışına gönderilen
dore altına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in
cevabı (7/1316)
2.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in,
altın rezervine ve işletmelerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1415)
3.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in,
Yargıtay 4. Ceza Dairesinde bir sanığın başörtülü olduğu için dışarı
çıkarılmasına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in cevabı (7/1421)
4.- Erzurum Milletvekili Mustafa
Ilıcalı'nın, Erzurum'da yoğun kar yağışından zarar gören elektrik dağıtım
şebekelerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi
Güler'in cevabı (7/1439)
5.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in, il
ve ilçe insan hakları kurullarının etkin çalışması için önlem alınıp
alınmayacağına ilişkin Başbakandan sorusu ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdullah Gül'ün cevabı (7/1462)
6.- Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın,
Seydişehir Eti Alüminyum AŞ'nin özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin
sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı
(7/1466)
7.- Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın,
bazı eylemlerde polisin göstericilere yaptığı müdahalelere ilişkin sorusu ve
İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/1467)
8.- Antalya Milletvekili Nail Kamacı'nın,
Antalya'nın Kaş ve Kale İlçelerinde yaşanan sel felaketine ilişkin Başbakandan
sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki Ergezen'in cevabı (7/1472)
9.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in,
Seydişehir Alüminyum Tesisinin Eti Holdinge olan borcunun Hazinece
üstlenilmesinin IMF niyet mektubunda belirtilip belirtilmediğine ilişkin
Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Ali Babacan'ın cevabı (7/1474)
10.- Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın,
kanuna aykırı telefon dinleme iddialarına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı
Binali Yıldırım'ın cevabı (7/1475)
11.- Adana Milletvekili Atilla
Başoğlu'nun, bankalar aracılığıyla yurtdışına döviz transferine ilişkin sorusu
ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı (7/1478)
12.- Ankara Milletvekili İsmail
Değerli'nin, birinci basamak sağlık hizmetlerinde çalışanların döner sermayeden
aldıkları paylara ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı
(7/1482)
13.- Yalova Milletvekili Muharrem
İnce'nin, belediyelerden diğer kurumlara atanan personele ilişkin sorusu ve
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı (7/1487)
14.- Aydın Milletvekili Özlem
Çerçioğlu'nun, yurtdışına gönderilen öğrenci ve öğretim görevlilerine ilişkin
sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı (7/1494)
15.- Edirne Milletvekili Nejat Gencan'ın,
sosyal destek ödemelerine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
Murat Başesgioğlu'nun cevabı (7/1495)
16.- Adana Milletvekili Atilla
Başoğlu'nun, çocuk sağlığı ve nüfus planlaması politikasına ilişkin sorusu ve
Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1499)
17.- Adana Milletvekili Atilla
Başoğlu'nun, Adana'daki bir camiden tarihî eser çalınması olayının takibine
ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali
Şahin'in cevabı (7/1500)
18.- İzmir Milletvekili Bülent
Baratalı'nın, TEDAŞ'ın genel aydınlatma bedellerini belediyelere tahakkuk
ettirmesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi
Güler'in cevabı (7/1505)
19.- Çanakkale Milletvekili İsmail
Özay'ın, personel lojmanlarının yakıt bedelinde yolsuzluk yapıldığı iddialarına
ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç'ın cevabı
(7/1514)
20.- İstanbul Milletvekili Kemal
Kılıçdaroğlu'nun, bir içmesuyu firmasıyla ilgili bir iddiaya ve ruhsatı iptal
edilen içmesuyu firmalarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın
cevabı (7/1516)
21.- Artvin Milletvekili Yüksel
Çorbacıoğlu'nun, Yusufeli ve Deriner Barajları projelerine ilişkin sorusu ve
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1526)
22.- İzmir Milletvekili Kemal Anadol'un,
İzmir-Beydağ-Adaküre Köyünün yanmayan sokak lambalarına ilişkin sorusu ve
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1528)
23.- Isparta Milletvekili Mevlüt
Coşkuner'in, Gevher Nesibe Sağlık Eğitim Enstitüsünün öğrenim süresinin dört
yıla çıkarılıp çıkarılmayacağına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın
cevabı (7/1541)
24.- Manisa Milletvekili Hasan Ören'in,
genel aydınlatma giderlerinin TEDAŞ tarafından ödenip ödenmeyeceğine ilişkin
Başbakandan sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in
cevabı (7/1542)
25.- Eskişehir Milletvekili Cevdet
Selvi'nin, yoksullar için yapılan yardım çalışmalarına ilişkin sorusu ve Devlet
Bakanı Beşir Atalay'ın cevabı (7/1550)
26.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun,
uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede polis narkotik köpeklerinin etkin
kullanımına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı
(7/1551)
27.- Adana Milletvekili Atilla
Başoğlu'nun, Türkçe mukabele uygulamasının yaygınlaştırılıp
yaygınlaştırılmayacağına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın cevabı
(7/1554)
28.- Yalova Milletvekili Muharrem
İnce'nin, ilköğretim öğrencilerine yönelik seviye tespit sınavlarına ilişkin
sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı (7/1555)
29.- Zonguldak Milletvekili Nadir
Saraç'ın, Kamu İhale Kanunu uygulamalarında orman köylülerinin mağdur edildiği
iddiasına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'nin cevabı
(7/1561)
30.- Osmaniye Milletvekili Necati
Uzdil'in, yerfıstığı üretimi, ihracatı ve ithalatına,
- Isparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner'in,
elma stokuna ve pazar şartlarına,
İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri
Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı (7/1564,1588)
31.- İzmir Milletvekili Muharrem
Toprak'ın, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan yapılan yardımlara
ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın cevabı (7/1565)
32.- İzmir Milletvekili Muharrem
Toprak'ın, Ege ve Akdeniz kıyılarında görülen zararlı yosunlara ilişkin sorusu
ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'nin cevabı (7/1566)
33.- Antalya Milletvekili Osman Özcan'ın,
ikamet etmediği yerin seçmen listesine yazılacak kişilere karşı alınacak
önlemlere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/1570)
34.- Kırklareli Milletvekili Yavuz
Altınorak'ın, Ergene Havzasında yapılan kamulaştırmalara ilişkin sorusu ve
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1573)
35.- Adana Milletvekili Nevin Gaye
Erbatur'un, ambulans tekne servisine ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep
Akdağ'ın cevabı (7/1580)
36.- Adana Milletvekili Nevin Gaye
Erbatur'un, Ankara-Mamak çöplüğünün çevreye etkisine ilişkin sorusu ve Sağlık
Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1583)
37.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in,
borsayla ilgili bazı sorunlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı (7/1589)
38.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in,
Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'an Kursları ve Öğrenci Yurt ve Pansiyonları
Yönetmeliğinde yapılan değişikliğe ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı
Mehmet Aydın'ın cevabı (7/1590)
39.- İstanbul Milletvekili Ali Rıza
Gülçiçek'in, İnternette Atatürk ve Cumhuriyet aleyhindeki yayınların
engellenmesine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı
(7/1592)
40.- İstanbul Milletvekili Birgen
Keleş'in, Kur'an kurslarıyla ilgili yönetmelikte yapılan değişikliğe,
- Denizli Milletvekili Mustafa
Gazalcı'nın, Kur'an Kursları ile Öğrenci Yurt ve Pansiyonları Yönetmeliğinde
yapılan değişikliğe,
İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Mehmet
Aydın'ın cevabı (7/1595,1604)
41.- Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin'in,
bir onarım ihalesine müdahale iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve
Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki Ergezen'in cevabı (7/1597)
42.- İstanbul Milletvekili Güldal
Okuducu'nun, bazı kamu görevlerine bayan adayların başvuramamasına ilişkin
sorusu ve Devlet Bakanı Güldal Akşit'in cevabı (7/1599)
43.- Muğla Milletvekili Ali Cumhur
Yaka'nın, ambulans hizmeti ile ilgili bazı sorunlara ilişkin sorusu ve Sağlık
Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1603)
44.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın,
Kur'an Kursları ile Öğrenci Yurt ve Pansiyonları Yönetmeliğinde değişiklik
yapılmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın cevabı
(7/1608)
45.- Samsun Milletvekili İlyas Sezai
Önder'in, kamu görevlileri arasındaki ücret dengesizliğinin giderilmesine
yönelik bir çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı (7/1616)
46.- Adana Milletvekili Atilla
Başoğlu'nun, TRT'de yayımlanan Türk Müziği programlarına ilişkin sorusu ve
Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın cevabı (7/1618)
47.- Adana Milletvekili Atilla
Başoğlu'nun, tüm hastanelerin tek bir telefon numarası altında
birleştirilmesine ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı
(7/1620)
48.- Denizli Milletvekili Mehmet Uğur
Neşşar'ın, devlet memurları ve emeklilerinin özel sağlık kuruluşlarından
faydalanmalarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1634)
49.- Tekirdağ Milletvekili Erdoğan
Kaplan'ın, Et ve Balık Kurumuyla ilgili bazı sorunlara ilişkin sorusu ve Maliye
Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı (7/1638)
50.- İstanbul Milletvekili Kemal
Kılıçdaroğlu'nun, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan verilen burslara
ve saptanan yoksul ailelere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın
cevabı (7/1648)
51.- Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin'in,
özelleştirmeyle işini kaybedenlerin kamuda istihdamına yönelik düzenleme
çalışmalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı (7/1651)
52.- Ankara Milletvekili İsmail
Alptekin'in, uluslararası fuarlara katılan Türk firmalarının standartlarına
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in cevabı (7/1654)
53.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in,
ekonomiden sorumlu Devlet Bakanının açıklamalarının piyasalara etkisine ilişkin
Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in
cevabı (7/1661)
54.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in,
ABD'nin İskenderun Limanından füze sevkıyatı yaptığı iddiasına ilişkin sorusu
ve Millî Savunma Bakanı M. Vecdi Gönül'ün cevabı (7/1662)
55.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in,
BDDK'nın devraldığı sorunlu kredi alacaklarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı
ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı (7/1666)
56.- Yalova Milletvekili Muharrem
İnce'nin, depremde hasar gören Yalova-Çiftlikköy-Kabaklı Köyü Camiinin
onarımına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın cevabı (7/1667)
57.- İzmir Milletvekili Vezir Akdemir'in,
özürlülerin ve sokak çocuklarının sorunlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı (7/1671)
I. - GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 13.00'te açılarak
üç oturum yaptı.
Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Atilla
Maraş'ın, İstiklal Marşımızın yazarı, Mehmet Âkif Ersoy'un ölümünün 67 nci
yıldönümünde, edebî kişiliğine;
Gaziantep Milletvekilleri:
Mahmut Durdu'nun,
Ahmet Yılmazkaya'nın,
Gaziantep İlinin düşman işgalinden
kurtarılışının 82 nci yıldönümüne;
İlişkin gündemdışı konuşmalarına, Kültür
ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu, görüşleriyle katkıda bulundu.
Oturum Başkanı ve TBMM Başkanvekili Nevzat
Pakdil, İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'yü 30 uncu ölüm yıldönümünde rahmet ve
minnetle andığına ilişkin bir konuşma yaptı.
İzmir Milletvekili Ahmet Ersin ve 23
milletvekilinin, Gediz Nehrindeki kirliliğin ve çevreye etkilerinin
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/153) Genel Kurulun bilgisine
sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmelerinin, sırası
geldiğinde yapılacağı açıklandı.
İzmir Milletvekili Nükhet Hotar Göksel'in,
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin
önergesi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Daha önce Gelen Kâğıtlar listesinde
yayımlanan ve Genel Kurulda okunmuş bulunan; Bayındırlık ve İskân eski Bakanı
Koray Aydın hakkındaki (9/8) esas numaralı; Bayındırlık ve İskân eski Bakanı
Yaşar Topçu hakkındaki (9/9) esas numaralı; Bayındırlık ve İskân eski Bakanları
Koray Aydın ve Abdulkadir Akcan haklarındaki (9/10) esas numaralı Meclis
soruşturması önergelerinin, öngündemin "Özel Gündemde Yer Alacak
İşler" kısmının 1 inci, 2 nci ve 3 üncü sıralarına alınması ile Anayasanın
100 üncü maddesi gereğince soruşturma açılıp açılmayacağı hususundaki
görüşmelerinin, 6 Ocak 2004 Salı günkü birleşimde yapılmasına, bu birleşimde
sözlü sorular ile diğer denetim konularının görüşülmemesine ve bu işlerin
bitimine kadar çalışma süresinin uzatılmasına;
Genel Kurul çalışmalarına 30.12.2003 Salı
gününden başlamak üzere 2 gün ara verilmesine,
İlişkin Danışma Kurulu önerilerinin,
Genel Kurulun 25.12.2003 Perşembe günkü
(bugün) birleşiminde; Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 29 uncu sırasında yer alan 282
sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 4 üncü sırasına, daha önce gelen
kâğıtlar listesinde yayımlanan ve bastırılıp dağıtılan 315, 317, 318 ve 316
sıra sayılı kanun tasarılarının ise 48 saat geçmeden 5, 6, 7 ve 8 inci
sıralarına alınmasına ve 9 uncu sıraya kadar olan işlerin bitimine kadar
çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin AK Parti Grubu önerisinin, yapılan
görüşmelerden sonra,
Kabul edildikleri açıklandı.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında bulunan, Adlî Yargı İlk
Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri
Hakkında (1/521) (S. Sayısı: 146),
2 nci sırasında bulunan, Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin (1/523) (S. Sayısı: 152),
Kanun Tasarılarının görüşmeleri, daha önce
geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporları henüz gelmediğinden,
3 üncü sırasında bulunan, Çanakkale
Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin; Gelibolu Yarımadası Tarihî
Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212)
(S.Sayısı: 305) görüşmeleri, Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır
bulunmadığından,
Ertelendi.
4 üncü sırasına alınan, Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında Belbaşı
Tesisinin Kapanması ve Yeni Bir Sismik Araştırma İstasyonunun Faal Hale
Getirilmesiyle İlgili Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair (1/418)
(S. Sayısı: 282),
5 inci sırasına alınan, Türkiye
Cumhuriyeti ile Yunanistan Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan
Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair (1/721) (S.Sayısı: 315),
8 inci sırasına alınan, Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında (1/720) (S. Sayısı: 316),
Kanun Tasarılarının, görüşmelerini
müteakiben elektronik cihazla yapılan açıkoylamalardan sonra,
6 ncı sırasına alınan, Karşılıksız Çek ve
Protestolu Senetler ile Kredi ve Kredi Kartları Borçlarına İlişkin Kayıtların
Dikkate Alınmaması (1/722) (S.Sayısı: 317),
7 nci sırasına alınan, Başbakanlık
Basımevi Döner Sermaye İşletmesi Kuruluşu Hakkında Kanun ile Kurumlar Vergisi
Kanununda Değişiklik Yapılması (1/719) (S. Sayısı: 318),
Hakkında Kanun Tasarılarının, yapılan
görüşmelerden sonra,
Kabul edilip kanunlaştıkları açıklandı.
6 Ocak 2004 Salı günü saat 15.00'te
toplanmak üzere, birleşime 22.53'te son verildi.
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
|
Nevzat Pakdil |
|
|
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
|
|
Suat Kılıç |
|
Yaşar Tüzün |
|
|
Samsun |
|
Bilecik |
|
|
|
Kâtip Üye |
|
|
|
|
Ahmet Küçük |
|
|
|
|
Çanakkale |
|
No. : 56
II. - GELEN KÂĞITLAR
26 Aralık 2003 Cuma
Rapor
1.- Türkiye Cumhuriyeti
Hükümeti ile Güney Afrika Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri Komisyonları Raporları
(1/383) (S. Sayısı: 321) (Dağıtma tarihi: 26.12.2003) (GÜNDEME)
Sözlü Soru Önergeleri
1.- Balıkesir
Milletvekili Sedat Pekel'in, yem fiyatlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri
Bakanından sözlü soru önergesi (6/895) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)
2.- Balıkesir
Milletvekili Sedat Pekel'in, gübre fiyatlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri
Bakanından sözlü soru önergesi (6/896) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)
3.- Muğla Milletvekili
Fahrettin Üstün'ün, et ithalatının hayvancılığa etkilerine ilişkin Tarım ve
Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/897) (Başkanlığa geliş tarihi:
25.12.2003)
4.- Tokat Milletvekili
Feramus Şahin'in, Diyanet İşleri Başkanlığı personeline ilişkin Devlet
Bakanından (Mehmet Aydın) sözlü soru önergesi (6/898) (Başkanlığa geliş tarihi:
25.12.2003)
Yazılı Soru Önergeleri
1.- Bursa Milletvekili
Kemal Demirel'in, Bursa Tophane Çocuk Kütüphanesine ilişkin Kültür ve Turizm
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1712) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)
2.- İstanbul Milletvekili
Berhan Şimşek'in, 58 ve 59 uncu hükümetler döneminde hakkında soruşturma izni
istenen memurlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1713) (Başkanlığa
geliş tarihi: 25.12.2003)
3.- Isparta Milletvekili
Mevlüt Coşkuner'in, Kurum İdarî Kurulu raporu üzerine yapılan çalışmalara
ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1714) (Başkanlığa geliş
tarihi: 25.12.2003)
4.- Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, okullardaki müzik eğitimine ilişkin Millî Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1715) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)
5.- Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, sözde Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili uluslararası
kamuoyuna yönelik çalışma yapılıp yapılmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/1716) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)
6.- Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, eğitim ve kültür politikalarında Türkçe hassasiyetine
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1717) (Başkanlığa geliş tarihi:
25.12.2003)
7.- Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, domuz mamulleri ithalatına ve domuz çiftliklerine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1718) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)
8.- Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, Türk dili ve Türk kültürünün daha iyi öğretilmesi konusunda
yapılacak çalışmalara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1719) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)
9.- Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, Alman cezaevlerinde Türk mahkûmlara yönelik insan hakları
ihlallerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1720) (Başkanlığa
geliş tarihi: 25.12.2003)
10.- Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, Kur'an kurslarına ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Aydın)
yazılı soru önergesi (7/1721) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)
11.- Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, polis teşkilatındaki intihar vakalarına ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1722) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)
12.- Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, bir tür deniz yosununun oluşturduğu tehdide ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1723) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)
13.- Adana Milletvekili
N. Gaye Erbatur'un, SHÇEK'in kadınlara yönelik hizmetlerinin yeterli olup
olmadığına ilişkin Devlet Bakanından (Güldal Akşit) yazılı soru önergesi
(7/1724) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)
14.- Adana Milletvekili
N. Gaye Erbatur'un, aile içi şiddetin önlenmesine yönelik çalışmalara ilişkin
Devlet Bakanından (Güldal Akşit) yazılı soru önergesi (7/1725) (Başkanlığa
geliş tarihi: 25.12.2003)
15.- Adana Milletvekili
N. Gaye Erbatur'un, SHÇEK'in kadınlara sağladığı yardımlara ilişkin Devlet Bakanından
(Güldal Akşit) yazılı soru önergesi (7/1726) (Başkanlığa geliş tarihi:
25.12.2003)
16.- Adana Milletvekili
N. Gaye Erbatur'un, SHÇEK'e bağlı kadın konukevlerine ilişkin Devlet Bakanından
(Güldal Akşit) yazılı soru önergesi (7/1727) (Başkanlığa geliş tarihi:
25.12.2003)
17.- Adana Milletvekili
N. Gaye Erbatur'un, hastane ve karakolların hafta sonları SHÇEK il
müdürlüklerinden destek alamamasına ilişkin Devlet Bakanından (Güldal Akşit)
yazılı soru önergesi (7/1728) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)
18.- Adana Milletvekili
N. Gaye Erbatur'un, SHÇEK'e bağlı kadın konukevlerinin denetimine ilişkin
Devlet Bakanından (Güldal Akşit) yazılı soru önergesi (7/1729) (Başkanlığa
geliş tarihi: 25.12.2003)
19.- İstanbul
Milletvekili Ahmet Sırrı Özbek'in, Gebze Cezaevindeki nüfus kaydı olmayan bir
tutukluya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1730) (Başkanlığa geliş
tarihi: 25.12.2003)
20.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt'ün, 2004 Malî Yılı Bütçe hedeflerine ilişkin Maliye Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1731) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)
21.- Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, son beş yıldır yurtdışına yapılan kayıt dışı havale
miktarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1732) (Başkanlığa
geliş tarihi: 25.12.2003)
No. : 57
29 Aralık 2003 Pazartesi
Teklifler
1.- Hakkâri Milletvekili
Esat Canan'ın; Hakkâri İlinde Geçitli, Bağışlı, Dağlıca, Esendere ve Derecik
Adlarıyla Beş Yeni İlçe Kurulmasına Dair Kanun Teklifi (2/220) (İçişleri ve
Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2003)
2.- İstanbul Milletvekili
Zeynep Karahan Uslu ve 9 Milletvekilinin; Devlet Memurları Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/221) (Plan ve Bütçe Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi: 10.12.2003)
3.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt'ün; 4876 Sayılı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi
Kooperatifleri Tarafından Üreticilere Kullandırılan ve Sorunlu Hale Gelen
Tarımsal Kredilerin Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanundan Yararlanamayanlara
Dair Kanun Teklifi (2/222) (Tarım, Orman, Köyişleri ve Plan ve Bütçe
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.12.2003)
4.- Bursa Milletvekili
Zafer Hıdıroğlu'nun; Akpınar Adıyla Yeni İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifi
(2/223) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi:
17.12.2003)
5.- Bursa Milletvekili
Ertuğrul Yalçınbayır'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bazı
Maddelerinin Değiştirilmesine Dair İçtüzük Teklifi (2/224) (Anayasa
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.12.2003)
6.- Trabzon Milletvekili
Şevket Arz'ın; Trabzon İlinde Büyükşehir Belediyesi Kurulması Hakkında Kanun
Teklifi (2/225) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 22.12.2003)
Tezkereler
1.- Siirt Milletvekili
Recep Tayyip Erdoğan'ın; Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/420) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)
2.- Kocaeli Milletvekili
Mehmet Sefa Sirmen'in; Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/421) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)
Rapor
1. Türkiye Cumhuriyeti
Hükümeti ile Moldova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık,
İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/382) (S.
Sayısı: 320) (Dağıtma tarihi: 29.12.2003) (GÜNDEME)
No. : 58
30 Aralık 2003 Salı
Sözlü Soru Önergeleri
1.- Antalya Milletvekili
Feridun Fikret Baloğlu'nun, Elazığ'ın Maden İlçesinin ekonomik durumuna ilişkin
Başbakandan sözlü soru önergesi (6/899) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)
2.- Antalya Milletvekili
Feridun Fikret Baloğlu'nun, Elazığ'ın Alacakaya İlçesindeki Şark Kromları
İşletmelerinin durumuna ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/900)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)
3.- Antalya Milletvekili
Feridun Fikret Baloğlu'nun, Elazığ'ın Alacakaya İlçesinin ulaşım sorunlarına
ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/901) (Başkanlığa
geliş tarihi: 26.12.2003)
4.- Adana Milletvekili
Kemal Sağ'ın, iş akitleri feshedilen ÇEAŞ ve KEPEZ Elektrik çalışanlarına
ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/902)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)
5.- Adana Milletvekili
Kemal Sağ'ın, özelleştirme kapsamındaki kuruluşlarda yönetim kurulu üyesi ve
denetçi olarak görev yapan ÖİB personeline ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru
önergesi (6/903) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)
6.- Samsun Milletvekili
İlyas Sezai Önder'in, Bafra Ovası Sulama Projesine ilişkin Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/904) (Başkanlığa geliş tarihi:
26.12.2003)
7.- Samsun Milletvekili
İlyas Sezai Önder'in, Bafra Devlet Hastanesi ek inşaatına ilişkin Sağlık
Bakanından sözlü soru önergesi (6/905) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)
8.- Samsun Milletvekili
İlyas Sezai Önder'in, Bafra İlçesi ve köylerine yönelik trafo ve şebeke
çalışmalarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi
(6/906) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)
Yazılı Soru Önergeleri
1.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt'ün, işsizlik sigortasına ve vergi primlerini ödeyemeyen esnafa
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1733) (Başkanlığa geliş tarihi:
26.12.2003)
2.- İstanbul Milletvekili
Emin Şirin'in, Koç Üniversitesine kullandırılan krediye ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/1734) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)
3.- İstanbul Milletvekili
Emin Şirin'in, Koç Üniversitesi tesislerinin teslim alınması işlemlerine
ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/1735) (Başkanlığa
geliş tarihi: 26.12.2003)
4.- Trabzon Milletvekili
Cevdet Erdöl'ün, bir emekli orgeneralin geçirdiği tıbbi operasyona ilişkin
Millî Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1736) (Başkanlığa geliş
tarihi: 26.12.2003)
5.- Trabzon Milletvekili
Cevdet Erdöl'ün, yakalanan Hizbullah terör örgütü mensuplarının öğrenim durumlarına
ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1737) (Başkanlığa geliş
tarihi: 26.12.2003)
6.- Trabzon Milletvekili
Cevdet Erdöl'ün, bir orgeneralin ölüm nedenine ilişkin Millî Savunma Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1738) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)
7.- Trabzon Milletvekili
Cevdet Erdöl'ün, PKK/KADEK terör örgütü mensuplarının öğrenim düzeylerine
ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1739) (Başkanlığa geliş
tarihi: 26.12.2003)
8.- Trabzon Milletvekili
Cevdet Erdöl'ün, üniversitelerde intihal yaptığı belgelenen öğretim üyesi olup
olmadığına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1740)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)
9.- Trabzon Milletvekili
Cevdet Erdöl'ün, lise düzeyindeki eğitim programları ve meslek liselerine
ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1741) (Başkanlığa geliş
tarihi: 26.12.2003)
10.- Trabzon Milletvekili
Cevdet Erdöl'ün, İller Bankasının belediyelere verdiği yardımın kriterlerine
ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/1742)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)
11.- İzmir Milletvekili
Vezir Akdemir'in, ücretlilerin aylıklarında iyileştirme yapılıp yapılmayacağına
ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1743) (Başkanlığa geliş
tarihi: 26.12.2003)
12.- İzmir Milletvekili
Vezir Akdemir'in, uyuşturucu kullanımını önlemek için alınan tedbirlere ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1744) (Başkanlığa geliş tarihi:
26.12.2003)
13.- Tokat Milletvekili
Feramus Şahin'in, TMO Vakfı Fırın İşletmesinin bir ekmek türünü tekrar üretip
üretmeyeceğine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1745) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)
14.- Manisa Milletvekili
Nuri Çilingir'in, bazı şirketlerin BOTAŞ'tan aldığı işlere ilişkin Enerji ve
Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1746) (Başkanlığa geliş
tarihi: 26.12.2003)
15.- Manisa Milletvekili
Nuri Çilingir'in, Envy adlı bir şirketle ilgili bazı iddialara ilişkin Enerji
ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1747) (Başkanlığa geliş
tarihi: 26.12.2003)
16.- Samsun Milletvekili
İlyas Sezai Önder'in, Samsun'un, Bafra İlçesindeki bir köprü projesinin
ödeneğine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1748)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)
17.- Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, belediyelerin doğalgaz aboneliğinde aldığı ücrete ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1749) (Başkanlığa geliş tarihi:
26.12.2003)
18.- Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, Türk vatandaşlarının yurt dışında gayrimenkul edinme
haklarına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru
önergesi (7/1750) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)
19.- Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, Hükümetin politika oluşturma ve strateji belirleme
yöntemlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1751) (Başkanlığa
geliş tarihi: 26.12.2003)
20.- Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, Irak'ta gelişen olaylara ilişkin Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/1752) (Başkanlığa geliş tarihi:
26.12.2003)
21.- Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, Talabani ve Barzani'nin Türk pasaportlarını iade etmelerine
ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi
(7/1753) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)
22.- Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, yabancı film ve müzik eserlerinin ulusal kültürümüze
etkilerinin değerlendirilmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1754) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)
23.- Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, yeraltı kaynaklarının özelleştirilerek yabancılarca
alınmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1755) (Başkanlığa geliş
tarihi: 26.12.2003)
No. : 59
2 Ocak 2004 Cuma
Sözlü Soru Önergeleri
1.- Trabzon Milletvekili
Asım Aykan'ın, kamu görevlilerinin yargılanmalarındaki farklı statüye ilişkin
Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/907) (Başkanlığa geliş tarihi:
29.12.2003)
2.- Balıkesir
Milletvekili Sedat Pekel'in, Bandırma-Sahilyenice Köyünde ceviz fidanı
yetiştiriciliğini geliştirmek için yapılan çalışmalara ilişkin Tarım ve
Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/908) (Başkanlığa geliş tarihi:
30.12.2003)
Yazılı Soru Önergeleri
1.- Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısının bir
toplantıda yaptığı konuşmaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1756)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)
2.- Kırşehir Milletvekili
Mikail Arslan'ın, serbest bölge uygulamasındaki bazı sorunlara ilişkin Maliye
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1757) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.12.2003)
3.- Kırşehir Milletvekili
Mikail Arslan'ın, Belediye Kanunu ile belediyelere verilen yetkilere ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1758) (Başkanlığa geliş tarihi:
29.12.2003)
4.- İstanbul Milletvekili
Emin Şirin'in, Rusya ile yapılan doğalgaz müzakerelerine ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/1759) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)
5.- Mersin Milletvekili
Şefik Zengin'in, Sivas Kangal ve Tarsus Çatal Burun köpekleriyle ilgili
çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1760) (Başkanlığa geliş
tarihi: 30.12.2003)
6.- Iğdır Milletvekili
Yücel Artantaş'ın, İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde yapılan bir hizmet içi
eğitim programına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1761)
(Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)
7.- Iğdır Milletvekili
Yücel Artantaş'ın, bir ilahiyatçının polislere yönelik bir eğitim programında
kullandığı iddia edilen ifadeye ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Aydın) yazılı
soru önergesi (7/1762) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)
8.- Iğdır Milletvekili
Yücel Artantaş'ın, Türkiye aleyhindeki bir filme, İstanbul'daki abide eserler
için ayrılan kaynağa ve Ankara Devlet Halk Dansları Topluluğundaki iki
dansçının atamasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1763) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)
9.- Isparta Milletvekili
Mevlüt Coşkuner'in, sözleşmeli sağlık personeli sınavına ilişkin Millî Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1764) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)
10.- Isparta Milletvekili
Mevlüt Coşkuner'in, halıcılık sektörünün desteklenmesine yönelik çalışmalara
ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/1765) (Başkanlığa
geliş tarihi: 30.12.2003)
11.- Isparta Milletvekili
Mevlüt Coşkuner'in, BAĞ-KUR emeklilerinin maaşlarının iyileştirilip
iyileştirilmeyeceğine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1766) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)
12.- Diyarbakır
Milletvekili Muhsin Koçyiğit'in, evden internet bağlantısında yaşanan bir
soruna ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1767) (Başkanlığa
geliş tarihi: 30.12.2003)
13.- Tekirdağ
Milletvekili Enis Tütüncü'nün, çiftçilerin alacaklarına ve 2004'te yapılacak
destek ve ödemelere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1768) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)
14.- Tekirdağ
Milletvekili Enis Tütüncü'nün, mısır ithalatına ve nişasta kökenli şeker
kotasının yükseltilmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1769) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)
15.- Tekirdağ
Milletvekili Enis Tütüncü'nün, SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığının bağlı
iştiraklerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1770) (Başkanlığa
geliş tarihi: 30.12.2003)
16.- İstanbul
Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Bingöl depreminde hasar gören bir yatılı
bölge okulunun onarım ihalesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1771) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)
17.- İstanbul
Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Bingöl'deki öğretmen sayısına ve
Çeltiksuyu Yatılı İlköğretim Okuluna ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı
soru önergesi (7/1772) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)
No: 60
5 Ocak 2004 Pazartesi
Cumhurbaşkanınca Geri Gönderilen Kanunlar
1.- At Yarışları Hakkında
Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 17.12.2003 Tarihli ve 5022 Sayılı Kanun ve
Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere
Geri Gönderme Tezkeresi (1/723) (Anayasa ve Tarım, Orman ve Köyişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.12.2003)
2.- Olağanüstü Hal Bölge
Valiliği İhdası Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Bir Geçici Madde
Eklenmesine Dair 17.12.2003 Tarihli ve 5023 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu
Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme
Tezkeresi (1/724) (Anayasa ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 29.12.2003)
3.- Bazı Belediyelerin
Kaldırılması Hakkında 21.12.2003 Tarihli ve 5025 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89
uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme
Tezkeresi (1/725) (Anayasa ve İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 30.12.2003)
4.- Bazı Belediye ve
Köylerin Denizli Belediyesine Katılmasına İlişkin 21.12.2003 Tarihli ve 5026
Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha
Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi (1/726) (Anayasa ve İçişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)
5.- Büyükşehir
Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek
Kabulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 11.12.2003 Tarihli ve
5019 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir
Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi (1/730) (Anayasa ve İçişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)
Tasarılar
1.- Avrupa Topluluğu ve
Türkiye Cumhuriyeti Arasında Uyuşturucu veya Psikotrop Maddelerin Yasadışı
Üretiminde Sıkça Kullanılan Ara ve Kimyasal Maddelere Dair Anlaşmanın
Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı (1/727) (Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler ve İçişleri ve Tarım, Orman ve Köyişleri ve Dışişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)
2.- Yabancılara İkinci El
Taşıt Satışı Hakkında Kanun Tasarısı (1/728) (İçişleri ve Dışişleri ve Sanayi,
Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)
3.- Askeri Yasak Bölgeler
ve Güvenlik Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
(1/729) (Millî Savunma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.12.2003)
Teklifler
1.- İzmir Milletvekili
Ahmet Ersin'in; İzmir İlinde Ahmetbeyli Adı ile Bir Belde Kurulması Hakkında
Kanun Teklifi (2/226) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi: 2.12.2003)
2.- Bursa Milletvekili
Ertuğrul Yalçınbayır'ın; 3628 Sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve
Yolsuzluklarla Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
(2/227) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.12.2003)
3.- Bursa Milletvekili
Ertuğrul Yalçınbayır'ın; Kimlik Bildirme Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/228) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş
tarihi: 24.12.2003)
4.- Tekirdağ Milletvekili
Mehmet Nuri Saygun'ın; 3030 Sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Teklifi (2/229) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve İçişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.12.2003)
5.- Bursa Milletvekili
Ertuğrul Yalçınbayır'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyelerinin Ödenek, Yolluk
ve Emekliliklerine Dair 3671 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi (2/230) (Plan ve Bütçe ve Anayasa Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 24.12.2003)
6.- Bursa Milletvekili
Ertuğrul Yalçınbayır'ın; İcra ve İflas Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/231) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş
tarihi: 24.12.2003)
7.- Bursa Milletvekili
Ertuğrul Yalçınbayır'ın; Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/232) (Sağlık, Aile, Çalışma ve
Sosyal İşler ve İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.12.2003)
Yazılı Soru Önergeleri
1.- Diyarbakır
Milletvekili Muhsin Koçyiğit'in, Sağlık Bakanlığının sözleşmeli sağlık
personeli alımı için yaptırdığı sınava ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/1773) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.1.2004)
2.- İstanbul Milletvekili
Kemal Kılıçdaroğlu'nun, konut edindirme yardımı amacıyla toplanan paraya
ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/1774)
(Başkanlığa geliş tarihi: 2.1.2004)
Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri
1.- Konya Milletvekili
Atilla Kart'ın, Meksika'da Atatürk heykeli açılışına katılan bazı bakanların
dönüş yolculuğuyla ilgili basında çıkan haberlere ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/1397)
2.- Konya Milletvekili
Atilla Kart'ın, Selçuklu Tıp Fakültesinin makine teçhizatı için ödenek konulup
konulmadığına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1398)
3.- Iğdır Milletvekili
Yücel Artantaş'ın, Irak'a yardım amacıyla örtülü ödenekten para aktarılıp
aktarılmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1403)
4.- Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, Irak'taki Türkmenlere ait tapu kayıtlarının imha edilmesine
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1422)
5.- Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, GSM operatörlerinden tahsil edilen hazine paylarına ilişkin
Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1431)
6.- Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, Suriye ve Irak'ta yaşayan Türkmenlerin nüfusuna ve
gayrimenkul edinebilme haklarına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/1435)
7.- Trabzon Milletvekili
Asım Aykan'ın, Başak Sigorta eski Genel Müdürünün emekli ikramiyesine ilişkin
Devlet Bakanından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/1436)
8.- İstanbul Milletvekili
Onur Öymen'in, AB Komisyonunun Türkiye İlerleme Raporunda sanıklara kötü
muamele eden güvenlik görevlilerinin himaye edildikleri iddiasına ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1445)
9.- Edirne Milletvekili
Nejat Gencan'ın, tarımsal sulamada kullanılan enerjinin fiyatına ilişkin Enerji
ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1447)
10.- Iğdır Milletvekili
Yücel Artantaş'ın, Kızılay Merkez Yönetim Kurulunun görevden alınması için
kararname hazırlanıp hazırlanmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/1452)
11.- Samsun Milletvekili
Mehmet Kurt'un, Hazinenin 1995-2000 yılları arasındaki tahvil ihraçlarıyla
ilgili bazı iddialara ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan) yazılı soru
önergesi (7/1457)
12.- İstanbul
Milletvekili Emin Şirin'in, Sayıştay'ın 2002 yılı Hazine İşlemleri Raporuna
ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/1459)
13.- Karaman Milletvekili
Mevlüt Akgün'ün, yatırım teşvik belgesi verilmesinde bazı şirketlere ayrımcı
uygulamalar yapıldığı iddialarına ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan)
yazılı soru önergesi (7/1463)
No. : 61
6 Ocak 2004 Salı
Tasarı
1.- Kamu Yönetimi Temel
Kanunu Tasarısı (1/731) İçişleri ve Plan ve Bütçe ve Anayasa Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 29.12.2003)
Teklifler
1.- Trabzon Milletvekili
Asım Aykan'ın; 3194 Sayılı İmar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi (2/233) (İçişleri ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 22.12.2003)
2.- Afyon Milletvekili
Ahmet Koca ve 2 Milletvekilinin; Telgraf ve Telefon Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/234) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm
ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 6.1.2004)
Raporlar
1.- Yolsuzluğa Karşı Ceza
Hukuku Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve
Dışişleri Komisyonu Raporu (1/285) (S. Sayısı: 211'e 1 inci Ek) (Dağıtma
tarihi: 6.1.2004) (GÜNDEME)
2.- Yeni Bitki
Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korunmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Tarım,
Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporu (1/669) (S. Sayısı: 323) (Dağıtma tarihi:
6.1.2004) (GÜNDEME)
3.- Türkiye Cumhuriyeti
ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Ticarî Konularda Adli İşbirliği
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu Raporu (1/515) (S. Sayısı: 324) (Dağıtma tarihi: 6.1.2004) (GÜNDEME)
Sözlü Soru Önergeleri
1.- Balıkesir
Milletvekili Sedat Pekel'in, sözleşmeli sağlık personeli sınavına ilişkin
Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/909) (Başkanlığa geliş tarihi:
5.1.2004)
2.- Ankara Milletvekili
Yakup Kepenek'in, üniversitelere verilen kadrolara ilişkin Maliye Bakanından
sözlü soru önergesi (6/910) (Başkanlığa geliş tarihi: 5.1.2004)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.00
6 Ocak 2004 Salı
BAŞKAN : Başkanvekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER : Mevlüt AKGÜN (Karaman), Ahmet KÜÇÜK
(Çanakkale)
BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 38 inci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı
vardır; görüşmelere başlıyoruz.
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) OTURUM
BAŞKANLARININ KONUŞMALARI
1.- TBMM
Başkanvekili İsmail Alptekin'in, 2004 yılının, ülkemiz, bölgemiz ve insanlık
için barış, huzur ve güven; bütün kurumlarıyla çalışan tam demokrasi; refah ve
iyi yaşam; sağlık ve mutluluk getirmesini dileyen konuşması
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, 2004 yılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul
çalışmalarına bugün başlamış bulunuyoruz.
Öncelikle, saygıdeğer
milletvekillerimize, Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışanlarına, mesai
arkadaşlarımıza, sağlık ve mutluluk içinde, aileleri ve sevdikleriyle beraber
uzun ömürler diliyorum.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi, 2003 yılında, ortak ve örnek bir çalışmayla, ülkemiz, bölgemiz
yararına önemli yasalar çıkarmış, etkin denetim görevini yapmış ve sosyal,
siyasî, ekonomik yönden ciddî mesafeler almıştır. Yüce milletimizin seçerek
gönderdiği milletvekillerimizden beklediği ülke yararına gayretlerin gösterildiği,
Parlamentonun itibarının yüceltildiği kanaatimi ifade etmek istiyorum. Bundan
sonra da, aynı anlayış ve gayret içinde olacağımıza inanıyorum.
Bu vesileyle, 2004
yılının, ülkemiz, bölgemiz ve insanlık için, barış, huzur ve güven, bütün
kurumlarıyla çalışan tam demokrasi, refah ve iyi yaşam, sağlık ve mutluluk
getirmesini diliyorum.
Sayın milletvekilleri,
gündeme geçmeden önce, üç değerli arkadaşımıza gündemdışı söz vereceğim.
İlk söz, Antalya'da
meydana gelen doğal afetle ilgili görüşlerini açıklamak için söz isteyen,
Antalya Milletvekilimiz Sayın Osman Akman'a aittir.
Buyurun Sayın Akman.
Süreniz 5 dakika.
B)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Antalya
Milletvekili Osman Akman'ın, sel felaketinin Antalya'da meydana getirdiği
zarara ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve
Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı
OSMAN AKMAN (Antalya) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Antalya İlimizde meydana gelen sel
hadisesi ve oluşan tahribatı anlatmak üzere huzurlarınızdayım; hepinizi,
saygıyla selamlıyorum.
Malumunuz olduğu üzere,
Antalya'da, 24-25 Aralık tarihlerinde, yoğun yağış ve fırtına sebebiyle doğal
bir afet yaşandı. Bu olaylar sonucu, mal kaybının yanı sıra, maalesef, can
kaybı da oldu, 5 vatandaşımız hayatını kaybetti. Doyran Beldemizde, Negiz
ailesinden Hasan, Nuriye, İsmail Negiz, Akdamlar Köyünde, Murat Mecek ve Metin
Özer sel sebebiyle hayatlarını kaybetmişlerdir; kendilerine Allah'tan rahmet,
yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum.
Sel konusunda, hava
tahmin raporlarını iyi değerlendirerek, devletin bütün kurumlarını, iş
makineleri ve ekipleriyle birlikte hazır eden, bir gün önceden okulları tatil
etmek suretiyle olası başka can ve mal kayıplarına karşı tedbir alan ve sel
süresince, olay yerinde gelişmeleri adım adım takip edip, görevini en iyi
şekilde yapan, başta Antalya Valimiz Sayın Alaaddin Yüksel olmak üzere,
ilimizin bütün mülkî, askerî erkânı ile özel kurum ve kuruluşlarına teşekkür
ediyorum. Diğer illerimizin araç destekleri de, takdire şayan bir dayanışma
örneğidir.
Devletin halkının yanında
olması gereken en önemli anlarda ve benzeri olaylarda bu eksikliğin
hissettirilmemesi, halkta devlete güven duygusunun korunması ve tazelenmesi
açısından son derece önemlidir. Bu görevin hakkıyla yapılması, iyi işleyen
devlet sisteminin gereğidir. Baştan itibaren, Antalya Milletvekilleri olarak,
olayı anbean takip edip, yerinde gerekli incelemelerde bulunup, halkın maruz
kaldığı sıkıntıları birebir tespit ederek, çalışma imkânına sahip olduk.
Ayrıca, hükümetimizin değerli üyeleri Başbakan Yardımcımız Sayın Mehmet Ali
Şahin ile Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Erkan Mumcu'ya, ilimize gelerek
mahallinde incelemelerde bulunmalarından dolayı, Antalyalılar adına, tekrar,
teşekkür ediyorum.
Her yıl, bu tip olumsuz
olayların tekrarlanması üzücüdür. Sel ve fırtına gibi doğal afetler elbette
olacaktır; bunu engellemek mümkün değildir; ancak, alınacak tedbirlerle,
oluşacak zararlar en aza indirilebilir. Gelişmiş ülkelerde bu tür hadiseler
için önceden tedbirler alınmakta ve zarar en aza indirilmektedir. Ülkemizde de
alınacak tedbirlerle vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğinin sağlanması,
devletimizin sorumluluğunda olan önemli bir görevdir. Bizler, bu bilinçle
hareket etmeye gayret göstermeye devam edeceğiz.
Antalya'da maddî zararın
boyutları çok büyüktür. Toplam zararın 27 trilyon lira civarında olduğu tahmin
ediliyor. Birçok vatandaşımız mağdur olmuştur. Herhangi bir aksama olmaması
için, bilhassa kırsal alanda, yol, köprü, menfez, kanalizasyon ve diğer altyapı
çalışmaları, ilgili kurum ve kuruluş programlarından ve İl Özel İdare
bütçesinden ivedilikle karşılanarak gerekenler yapılmış, bütün imkânlar
seferber edilerek elektriği kesilen yerlerin elektriklerinin bağlanması
sağlanmıştır.
Hükümetimiz, zararların
karşılanması ve normal hayata dönüş hususunda gerekeni yapmaktadır.
Taleplerimiz doğrultusunda, ilk etapta, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı
Teşvik Fonundan 500 milyar, Bayındırlık Bakanlığı Afet Fonundan 500 milyar
olmak üzere, toplam 1 trilyon lira Valilik emrine gönderilmiş, sel olayını
müteakiben evlerine giremeyecek durumda olan vatandaşlarımız için barınma
sorunu hemen halledilmiş, dört günlük iaşeleri sağlanmıştır. Ayrıca, nakdî
yardımlarla desteklenmek suretiyle yaralar sarılmaya devam edilmektedir. Bu
hususta, ilgili sayın bakanlarımızla gerekli görüşmeler yapıldı. Zaten durumun
önemine binaen, bu konu, Bakanlar Kurulumuzun gündeminde yer almış ve yapılması
gerekenler görüşülmüştür.
Hükümetimizin, en kısa
sürede sel mağduru Antalyalı hemşerilerimize destek ve yardımları yaparak,
yaraların sarılması için devletimizin bütün imkânlarını kullanacağına
inanıyoruz.
Doğma büyüme bir
Antalyalı olarak, bu tür sel ve benzeri tabiî afetlerin ilimizin farklı
bölgelerinde hemen hemen her yıl yaşandığını biliyorum. Örneğin, geçen yıl
Kumluca ve Demre İlçelerimiz ile Aksu havzasında, bu kış da aralık ayı başında
Serik İlçemizde maddî zararlı sel hadisesi yaşandığı hatırlanırsa, bu hususta
köklü tedbirlerin alınması zarureti ortadadır. Bunun da yapılabilmesi için,
tarımsal alanlarda 10 trilyon, yerleşim yerleri altyapılarında 17 trilyon olmak
üzere, toplam 27 trilyon civarındaki zararın bir an önce tazmini için, Valilik
bünyesinde oluşturulan Taşkın Önleme Komisyonu, sonuç rakamlarını en kısa
zamanda tamamlamalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Akman,
sözlerinizi tamamlamanız için mikrofonu açıyorum; buyurun.
OSMAN AKMAN (Devamla) -
Ayrıca, Valilikçe yürütülen çalışmalar sonucunda hazırlanacak raporlar da
acilen tamamlanarak -genel hayata etkinlik değerlendirmesi içerisinde- Bakanlar
Kurulu kararı alınmak üzere ilgili bakanlıklara ivedilikle sunulmalıdır.
Antalyalı hemşerilerime
buradan ifade etmek istiyorum ki, görevinin bilincinde, olaylara hâkim bir
hükümet işbaşındadır. Hükümetimizin bu konuda gereğini yapacağına olan
inancımız tamdır.
Zarar gören
vatandaşlarımızın, özellikle de tarım kesiminin zararlarının tazminiyle alakalı
tarım genel sigortasının yanı sıra, bölgeye özel bir sigortacılık sisteminin de
geliştirilmesi zarurîdir.
Dere ve nehir
yataklarının ıslahı konusunda şu ana kadar yapılan çalışmalar yetersizdir.
Önümüzdeki dönemde, bu eksikliklerin planlı bir şekilde süratle giderilmesi
gerekir.
Bölgemize, öncelikle sel
zararlarının meydana geldiği Merkez ve Kemer İlçelerinde bulunan çiftçilerimize
doğrudan gelir desteği ödemelerinin ivedilikle ve öncelikle yapılması için,
ilgili bakanlıklarca yapılan çalışmalar süratle tamamlanmalıdır.
Mağdur vatandaşlarımızın
kredi borçlarının ertelenmesi hususunda gerekenler yapılmalıdır.
Devlet kurumlarına olan
elektrik, su, telefon gibi borçların ertelenmesi, vatandaşlarımızın acılarının
dindirilmesi hususunda önemli bir adım olacaktır.
İktidar Partisi mensubu
olarak ben ve diğer vekil arkadaşlarım, yapılması gereken çalışmaların yakın
takipçisi olacağız. Bu konuda kimsenin endişesi olmamalıdır.
Bu vesileyle, bu tür
afetlerin ülkemizde ve Antalyamızda tekrar yaşanmamasını diliyor, hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Akman.
Hükümetin söz isteği var;
ancak, Sayın Bakanım, bir dakika müsaadenizi rica ediyorum.
Böylesine önemli bir
konuda, bölgedeki afet sebebiyle, yine, Antalya Milletvekilimiz Sayın Tuncay
Ercenk'in de söz isteği olmuştur; ancak, kendisine kürsüden söz veremedim;
yerinden, birkaç cümleyle değerli
arkadaşımız da hissiyatını dile getirecektir.
Kısa ve öz olmak üzere;
buyurun Sayın Ercenk.
TUNCAY ERCENK (Antalya) -
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Milletvekili arkadaşımın
da açıkladığı gibi, gerçekten, Antalya, 24-25 Aralık tarihlerinde çok ciddî bir
sel felaketiyle karşı karşıya kaldı. Sel, Merkez-Doyran Beldesini ve Akdam
Köyünü, Kemer İlçesi Çamyuva Beldesini ve Kuzdere Köyünü, Göynük Beldesini,
Finike İlçemizi ve Serik-Çandır Beldemizi büyük bir felakete maruz bıraktı.
Boğaçayı, Ağva, Göynük, Karadayı dereleri taşmış, köprüler, trafolar, içmesuyu
şebekeleri de tahrip olmuştur.
Değerli arkadaşlarım, bu
felaket sonucu, Doyran-Akdam Köyünden Hasan Negiz, Nuriye Negiz, İsmail Negiz,
Murat Mecek, Metin Özer isimli yurttaşlarımızı maalesef kaybetmiş bulunuyoruz.
İsmail Negiz isimli yurttaşımızın cesedi henüz bulunamamıştır.
Tüm bu bölgeleri, biz de,
diğer arkadaşlarım gibi, Sayın Genel Başkanımız ve milletvekili
arkadaşlarımızla birlikte dolaştık, inceledik ve bir gerçek ortaya çıktı.
Burada, bu yörede her yıl buna benzer felaketler yaşandığını biliyoruz; ama,
bugüne kadar bir plan ve organizasyon ve bir öngörü, maalesef yoktur.
Kemer Gözcü Gazetemiz, 8
Eylül tarihinde, burada böyle bir felaketin yaşanacağını ve sonuçlarını bizzat
açıkladığı halde, en ufak bir tedbir alınmamıştır. Bu felaket, Antalya'da
altyapı sorunlarının da çözülmediğini ortaya koymaktadır.
Bir gerçek daha ortaya
çıkıyor -Sayın Başkanım, hemen bitireceğim- Antalya'ya artık sahip çıkmak
zorundayız. Antalya, Türkiye'nin ve dünyanın gözbebeği; onu korumak ve Türkiye
ekonomisine katkısını artırmak zorundayız. Bu da, ancak, ona sahip çıkmakla
olacaktır, onun altyapısını bir an evvel çözmekle olacaktır.
Türkiye, turizm gelirinin
5 milyar dolarını Antalya'dan sağlıyor; tarım gelirinin üçte 1'ini Antalya
sağlıyor. Antalya, ülkemizin her yanından göç alan bir kent; yani, Antalya,
küçük bir Türkiye'dir. Buraya önem verilmelidir; Antalya'ya yapılan her hizmet,
Antalya'ya yapılan her yatırım, Türkiye'ye yapılan hizmettir ve Türkiye'ye
yapılan yatırımdır.
Üç yıllık hedefte 20 000
000 turist, 60 milyar dolar gelir, 150 000 ilave yatak ve 500 000 işyeri
hedeflenmiş ise, Antalya'ya dikkat etmek gerekir, Antalya'yı sahiplenmek
gerekir diye düşünüyorum.
Bu tür felaketlerin bir
daha yaşanmaması dileğiyle, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Ercenk.
Şimdi, Hükümetin söz
isteği var.
Tarım Bakanımız Sayın
Sami Güçlü; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI
SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Antalya
Milletvekilimiz Sayın Osman Akman'ın, Antalya'da yaşanan sel felaketiyle ilgili
yapmış olduğu konuşmaya kısaca cevap vermek istiyorum; bu vesileyle, hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Antalya İlimiz, maalesef,
son bir ay içerisinde, üst üste iki sel felaketine maruz kalmıştır.
7-8 Aralık tarihlerinde,
şiddetli yağış sonucu, Serik İlçemizin 13 köyünde, 319 üreticimize ait 5 000
dekarın üzerinde bir alan zarar
görmüştür.
Hepimizin bildiği 24-25
Aralık tarihlerinde ise, Antalya-Merkez, Finike ve Kemer İlçelerinde meydana
gelen sel felaketi, aynı zamanda can kaybına sebep olmuş ve 5 vatandaşımız
hayatını kaybetmiştir; Allah rahmet eylesin diyoruz, yakınlarına başsağlığı
diliyoruz.
Derelerin taşması,
tabansuyu seviyesinin yükselmesi ve denizdeki aşırı dalgalanmalar sonucu,
evlerin bodrum ve birinci katları ile bahçelerde su baskınları meydana gelmiş,
115 kilometre asfalt yol zarar görmüş, 15 köprü ve menfez ile 8 adet trafo, 3
köye ait içmesuyu şebekesi, 2 adet öğretmen lojmanı, 1 adet lokanta, 6 adet
dükkân, 10 adet ahşap bungalov yıkılmış ve kullanılmaz hale gelmiştir. Bir
başka ifadeyle, selin yoğun etkisinin görüldüğü yerlerde, elektrik, içmesuyu
altyapısı çökmüş, yeraltı kabloları hasar görmüş ve dolayısıyla, altyapıya
yönelik olarak, yapılan hesaplara göre, 17 trilyon civarında bir zarar ortaya
çıkmıştır.
Buna ilaveten, 30
yerleşim biriminde, yaklaşık 1 000 çiftçimize ait, toplam, yine yaklaşık 10 000
dekar tarla ürünü, 661 dekar narenciye, 700 dekara yakın süs bitkisi ve 500
dekarın üzerinde sera alanı; bunun yanında, 338 adet arı kovanı, hayvan
barınakları, balık kafesi, ürün depoları, kimyevî gübre, küçükbaş ve büyükbaş
hayvanlar -bunların sayılarını söylemedim- büyük ölçüde telef olmuş ve yaklaşık
10 trilyon liralık bir zararın ortaya çıktığı tespit edilmiştir; halen, çiftçiler
bazında zarar tespitleri için çalışmalar son safhasına gelmiştir.
Başta kuraklık, sel, dolu
gibi afetlere daima açık olan ülkemiz, bu afetlerin sık sık vuku bulduğu bir
coğrafyada yer almakta ve bu durum hepimizi üzüntüye sevk etmektedir. Oluşan bu
afetler dolayısıyla, devlet tarafından gerekli yardımlar sağlanamadığı takdirde
de, çiftçilerimizin, özellikle bu kesimin önemli ekonomik kayıpları olduğu ortadadır;
zira, Antalya'da farklı olsa bile, genel olarak bu afete maruz kalan
çiftçilerimizin, genellikle gelirlerinin yılda bir tek ürüne bağlı olması, bu
konudaki en dramatik hadisedir.
Bu amaçla, ilk etapta,
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu Sekreterliğinden 500 milyar lira,
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Afet Fonundan yine aynı miktar bir para; yani,
toplam olarak 1 trilyon lira, Antalya Valiliği emrine gönderilmiştir.
Kamu kurum ve
kuruluşlarına ait tüm iş makineleri ve çok sayıda personel, bu ilde, 48 saat
içerisinde, büyük bir gayret göstererek tüm yolları ulaşıma açmış, enerjiyi
tekrar kullanıma hazır hale getirmiş, içmesuyu şebekelerini kullanılır duruma
getirmiş ve bu vesileyle, aynı zamanda özel sektöre ait olan çok sayıda iş
makinesinin de kullanılması mümkün olmuştur.
Zarar gören
vatandaşlarımıza da, ihtiyaçları nispetinde, battaniye ve benzeri unsurlar,
gıda, yakacak yardımı, yemek ve hayvanları telef olan vatandaşlarımıza da
zararlarını telafi konusunda yardımlar yapılmıştır.
Bu sırada, özellikle yol
altyapısı konusunda, köylerde meydana gelen hadiselerde, Köy Hizmetlerinin
büyük gayreti olmuştur. Mevcut iş makinelerine ilaveten, çevre illerden çok
sayıda iş makinesi bölgeye sevk edilmiş ve bölgenin ulaşım altyapısı ve
içmesuyu altyapısını tamamlama konusunda bir gayret içerisine girilmiştir.
Bu afetle ilgili, sizlere
iletmek istediğim önemli husus şudur: Her afetin ortaya çıkardığı acılar
yanında, belki bize öğrettiği birkısım dersler de vardır. Bunlardan ilki, bu
bölgede afet vesilesiyle sağlanan işbirliği ve organizasyonla, burada acı çeken
insanlarımızın yaralarını sarma konusundaki gayrettir ve bunun, anlaşılır bir
seviyede gerçekleşmiş olmasıdır. Bunların içerisinde en önemlisi, afetin
başladığı saatten önce, Meteorolojinin verdiği bilgiye dayanarak Valiliğin
almış olduğu tedbirlerdir. Dolayısıyla, belki daha büyük maddî ve manevî
zararların ortaya çıkması bir bakıma önlenmiştir. Okulların kapatılmış olması,
iş makinelerinin ve konuyla ilgili personelin hazır hale getirilmiş olması, bu
konuda alınmış en önemli tedbir olarak sayılabilir ve dolayısıyla, bu konuda
karar alan idarecilerimizi de kutlamak gerekir.
Bunun dışında, bu olaydan
sonra en büyük zarar, dere yataklarında kurulmuş birkısım binalar, seralar,
üretim tesisleri gibi, bir bakıma kaçak olarak inşa edilmiş olan yapıların
varlığı sebebiyle ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla, Antalya Valiliği, bu hususta,
bu kaçak yapılarla ilgili olarak -biraz önce Sayın Milletvekilimizin de ifade
ettiği gibi- alınacak tedbirler konusunda bir önemli adım atmıştır ve bütün bu
kaçak yapılaşmayı ve benzer hadiselerde zararların büyük boyutta ortaya
çıkmasına sebep olan gelişmeyi ortadan kaldırmaya yönelik bir gayret
içerisindedir. 62 kilometrelik dere
yatağında, böyle bir tedbire dönük çalışmaları başlatmışlardır.
Bunun dışında,
Bayındırlık ve İskân Bakanlığımız,
bugün, genel hayatın etkili sayılması konusunda bir karar almıştır. Daha önce
akla gelen ve zaman zaman ifade edilen bir husustur, Antalya'nın, böyle bir
olay yaşandığında afet kapsamına alınması konusu; ama, bölgedeki
idarecilerimizle yaptığımız görüşmede, bunun, kavram olarak hiç kullanılmaması
gerektiğini; yaklaşık onbeş gün önce Fransa'da böyle bir olayın ortaya
çıktığını, 17 ölüm yaşandığını, halen 2 şehrin afet kapsamında bulunduğunu;
ama, bununla ilgili bir tek görüntünün Fransız televizyonlarında verilmediğini
ve dolayısıyla, kendi ekonomik faaliyetlerini aksatacak bir tutuma sebep
olmadıklarını; ancak, bizde, kendi resmî kurumumuz TRT'nin görüntülerinin
Avrupa televizyonlarında yayımlandığını ve afet kavramıyla birlikte, bölgeye
gelen, gelebilecek olan, planlayan turist sayısında da çok büyük bir düşme
olabileceğini; dolayısıyla, hadise aslında önemli olmakla birlikte, kavram
olarak daha özenli bir üslup sergilememiz gerektiğini ifade ettiler.
Dolayısıyla, yine, bölgenin gelişmesini hızlandıracak, altyapıda meydana gelen
zararı telafi edecek şekilde "genel hayatı etkileme" kararını
Bayındırlık Bakanlığımızın aldığını ifade ediyorum; kendilerine teşekkür
ediyorum.
Bunun dışında, zarar
gören insanlarımıza yönelik olarak, yine, Valimizle ve oradaki idarecilerimizle
yaptığımız temaslarda dile getirilen hususlar -sayın milletvekilimiz de
söyledi- işte, başta elektrik olmak üzere, bankacılık sektörüne olan borçlar ve
doğrudan gelir desteğiyle ilgili tedbirler; bunları ifade ettiler. Ben, bu
konuda bir çalışmanın başlatıldığını ifade etmek istiyorum ve sözlerimi şöyle
toparlamak istiyorum: Burada yaşadığımız olay, gerçekten üzüntü vericidir;
iklimin özelliklerine göre, sık sık rastlanabilecek bir olaydır. Nitekim, son
bir ay içerisinde iki defa rastlanmıştır; ancak, son yaşanan olayda, 21 yılın
ortalamasına göre, bir ayda yağan yağış iki günde yağmıştır. Dolayısıyla,
insanoğlunun, tedbir almakta artık imkân ve şartlarının uygun olmadığı bir
durumla karşı karşıyayız; ancak, sevinilecek husus şudur: Başta Sayın Vali
olmak üzere, kamu görevlilerinin çok özverili bir çalışma yapması, zarar gören insanların
acılarını paylaşma konusunda büyük bir özen göstermeleri; halkımızın, orada ölüm
olayı yaşayan ailelerimizin ve maddî zarara uğrayan insanlarımızın,
idarecilerini kendilerinin yanında görmüş olmaları çok sevindiricidir. Ben, bu
bakımdan dolayı kendilerini kutluyorum, tebrik ediyorum. Benzer olayların
ortadan kalkması, yaşanmaması, elbette arzumuzdur.
Tabiî, Hükümetimiz de
burada, evvela, manevî destek olarak Başbakan Yardımcımızı ve Kültür ve Turizm
Bakanımızı bölgeye göndermiştir. Bayındırlık Bakanlığımızın elemanları hemen
olayın akabinde oradadır. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün iki genel müdür
yardımcısı halen oradadır. Dolayısıyla, halkımızın acılarını paylaşıyoruz ve
afetten sonra ortaya konulabilecek tedbirler konusunda, sayın milletvekilimizin
dile getirdiği ve Valimizin bizlere ulaştırdığı hususlarda, konuyla ilgili
bakan arkadaşlarımız arasında bir diyalog başlatılmıştır. İnşallah, o konuda
alınabilecek, yerine getirilebilecek hususları kamuoyuna da duyuracağız.
Ben, bu vesileyle,
kendilerine tekrar geçmiş olsun diyorum. Gösterdikleri özverili davranışları
için kamu görevlilerini kutluyorum; sizlere saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Bakan.
Gündemdışı ikinci söz,
Atatürk'ün Hacıbektaş'a gelişinin 84 üncü yıldönümü münasebetiyle, İstanbul
Milletvekili Sayın Ali Rıza Gülçiçek'e aittir.
Buyurun Sayın Gülçiçek.
2.-
İstanbul Milletvekili Ali Rıza Gülçiçek'in, Atatürk'ün Hacıbektaş İlçesini
ziyaretinin 84 üncü yıldönümüne ve Hacıbektaş Veli'nin felsefesine ilişkin
gündemdışı konuşması
ALİ RIZA GÜLÇİÇEK
(İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Büyük Önder Mustafa Kemal
Atatürk'ün Hacıbektaş'a gelişinin 84 üncü yıldönümü nedeniyle gündemdışı söz
almış bulunmaktayım. 2004 yılının ülkemize, ulusumuza ve tüm dünya uluslarına
özgürlük ve barış getirmesi dileğiyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bundan 84 yıl önce, 22 Aralık 1919'da, Mustafa Kemal, Ulusal
Kurtuluş Savaşı için Samsun'dan başlattığı mücadelenin en önemli duraklarından
biri olan Hacıbektaş'a gelmiştir.
Bir ulusal halk velisi
olan Hacı Bektaş Veli, Anadolu'daki Türk insanına, geleneğine, göreneğine, Türk
diline ve inancına sahip çıkmıştır.
Alevî-Bektaşiler,
insanlararası ilişkilerinde dini temel olarak almadıkları için, kendilerini
gerçek anlamda laik olarak tanımlayabilmektedirler.
Değerli milletvekilleri,
Mustafa Kemal ve Hacı Bektaş Veli, yaşadıkları çağı aşan, yaşadıkları çağda
yalnız kendi bölgeleri, kendi ülkeleri değil, bütün insanlığa ışık olmuş, örnek
olmuş iki değerli önderdir.
Bilindiği gibi, Hacı
Bektaş Veli'ye gönül veren ve onun çizdiği yolda yürüyen insanlar, hiç tereddüt
etmeden, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının yanında yer almışlardır, laik,
demokratik cumhuriyetin kurulmasına katkı sağlamışlardır.
Değerli milletvekilleri,
her yıl 22-23 Aralıkta, Atatürk ve arkadaşlarının Hacıbektaş'a gelişi, anlamlı
ve coşkulu bir törenle kutlanır.
Cemalettin Çelebi,
Mustafa Kemal Paşaya "Paşa Hazretleri, cesaretli ve öngörüşlü
yönetiminizde Türk Ulusunun düşmanı kahredeceğine inancım sonsuz. Ulu Tanrının
ulusumuza bağışlayacağı zaferden sonra cumhuriyet ilanını düşünüyor
musunuz" der. Çelebi'nin "cumhuriyet" sözcüğünü böylesine
açıkyürekle söylemesi üzerine Mustafa Kemal Paşa heyecan ve dikkatle Cemalettin
Çelebi'nin gözlerine bakıyor, biraz daha yaklaşıyor, onun elini avucunun içine
alıyor, kararlı bir sesle "o mutlu günün ilanına kadar aramızda kalmak
koşuluyla, evet Çelebi Hazretleri"
diyor.
Ayrıca, bu özel
toplantıda, Mustafa Kemal, Hacıbektaş Dergâhı önderlerinden, kendileriyle
birlikte çalışacaklarına dair söz alır. Cumhuriyet söyleminin, Çelebi
Cemalettin Efendi tarafından dile getirilmiş olması, gerçekten, Alevî toplumu
için sevindirici bir olaydır.
Değerli milletvekilleri,
Alevî-Bektaşilerin tarih boyunca yaşama geçirmek için mücadele ettikleri,
Atatürk'ün arkasında yer almalarındaki en temel etkenleri; cumhuriyet,
demokrasi, laiklik, özgürlük, toplumsal eşitlik ve ulusçuluktur.
Çelebi Veliyettin Efendi,
yandaşlarına gönderdiği 25.4.1923 tarihli bildiride; Mustafa Kemal'in, vatanın
ilerlemesi ve yükselmesi hakkındaki her türlü isteğini yerine getirmenin
Alevîler tarafından bir zorunluluk olduğunu, bu halkı kurtaracak olanın Gazi
Mustafa Kemal Paşa ve vatanın öz evlatları olacağını, tüm yurttaşlarımızı
kölelikten kurtaracak kişinin Mustafa Kemal Paşa olduğunu ifade ederek,
Alevîlerin cumhuriyete ve Mustafa Kemal Paşaya destek vermelerini istiyor.
Değerli milletvekilleri,
temelinde insan sevgisi olan Anadolu Alevîliği, sadece bir inanç sistemi olarak
anlaşılamaz. Anadolu Alevîliği, Anadolu kültürüne, edebiyatına, yaşamına, dostluğuna,
dayanışmasına ve Kurtuluş Savaşına önemli katkılar yapmıştır. Alevî
felsefesinin ve Alevî yurttaşlarımızın, önce Kurtuluş Savaşında, daha sonra da
cumhuriyetin kurulmasında ve devlet şeklinin belirlenmesinde, devlet
felsefesinin temel değer, kavram ve kurumlarının oluşmasında, hiç kuşkusuz,
oldukça büyük etkisi vardır.
Alevîlerin Atatürk'ün
etrafında toplanmaları bir tesadüf değildir. Bu insanlar, Osmanlı döneminde,
şeyhülislamlardan çok baskı görmüşler ve hakarete uğramışlardır. O nedenle, Atatürk'ün
tam bağımsızlıkçı, özgürlükçü, ulusalcı savaşında onun yanında yer almalarından
daha doğal bir şey düşünülemezdi.
"Cumhuriyet"
sözcüğünün ilk defa konuşulduğu bugünkü Hacıbektaş İlçesinde mevcut cezaevi
onbeş yıldır kapalı konumdadır. Bu durumun, Hacı Bektaş Veli'nin barışçı
felsefesinin ve cumhuriyete bağlılığın bir sonucu olduğunu düşünmekteyim.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; "en yüce servet ilimdir" diyen Hacı Bektaş Veli ile
"hayatta en hakikî mürşit ilimdir" diyen Atatürk arasında düşünce
paralelliği vardır.
Hacı Bektaş Veli, kendisi
incinse de, insanları incitmedi; düşmanın bile insan olduğunu bize hatırlattı.
Hiçbir milleti ve insanı ayıplamadan ışığın aydınlığına çağırdı. Nefsine ağır
geleni kimseye tatbik etmemeyi tavsiye etti. Eline, beline, diline sahip
olmanın erdemini insanlığa öğretti.
Kadın-erkek eşitliğini ve
kadınların toplumdaki yerlerinin ne kadar önemli olduğunu vurguladı.
"Düşünce karanlığına
ışık tutanlara ne mutlu" diyerek, ışığıyla bizi aydınlattı. Yetmişiki millete
aynı nazarda bakmayı, insanlar arasında ayırım yapmamayı bize öğretti.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; "Benim Kâbem insandır" diyen Hacı Bektaş Veli,
"Ey Tanrıyı arayan, aradığın sensin" diyen Mevlânâ, "Ey oğul,
insanı yaşat ki devlet yaşasın" diyen Şeyh Edebali, "Yaradılanı
severim Yaradandan dolayı" diyen Yunus Emre'nin...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Gülçiçek,
mikrofonu açıyorum; lütfen tamamlayın efendim.
ALİ RIZA GÜLÇİÇEK
(Devamla) - ...engin hoşgörüleri ve insan sevgisinin daha fazla ihtiyaç
duyulduğu bir dönemde, bu hoşgörü ve sevgiden tüm yurttaşlarımızın yoksun
bırakılmayacağı dileğiyle, sözlerime büyük Ozan Âşık Mahzuni'nin bir şiiriyle
son verirken, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
"Sana hasret, sana
hayran görünürüz,
Sarı saçlım, mavi gözlüm,
neredesin
Bu gemi, bu Karadeniz,
Sarı saçlım, mavi gözlüm,
neredesin?
Kara peçe yakışmıyor
kullara
Kurban olam gideceğin
yollara,
Hele uyan bir bak bizim
hallara
Sarı saçlım, mavi gözlüm,
neredesin?
Bulutlar terinden, dağlar
kokundan
Sarhoştur Mahzuni senin
kokundan
Bir daha gel, gel ha
Samsun'dan
Sarı saçlım, mavi gözlüm,
neredesin?"
Saygılarımla efendim.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Gülçiçek.
Üçüncü söz isteği, Ağrı
İli Doğubeyazıt İlçesi Ortadirek Köyü İlköğretim Okulunda 24.12.2003 tarihinde
meydana gelen yangında 2 öğretmenin şehit olması münasebetiyle, Ağrı
Milletvekili Sayın Mehmet Melik Özmen'e aittir.
Buyurun Sayın Özmen. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
3.- Ağrı Milletvekili
Mehmet Melik Özmen'in, Ağrı İli Doğubeyazıt İlçesi Ortadirek Köyü İlköğretim
Okulunda meydana gelen ve 2 öğretmen ile 1 öğrencinin hayatlarını kaybetmesine
neden olan yangına ilişkin gündemdışı konuşması
MEHMET MELİK ÖZMEN (Ağrı)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 24 Aralık 2003 tarihinde Ağrı İli
Doğubeyazıt İlçemizin Ortadirek Köyü İlköğretim Okulunda, maalesef, bir kaza
meydana gelmiş ve bu kaza sonucunda 2 öğretmenimiz ve 1 öğrencimiz vefat
etmiştir. Bu konuyla ilgili söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; yöremiz, hepinizin bildiği gibi, kış şartları son derece ağır
geçen yörelerden birisidir. Bu şartlardan doğan ısınma ihtiyacı sebebiyle,
öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz, sobayı yakarlarken bir yanıcı ve tutuşturucu
maddeyle daha hızlı yakma yönünde çaba sarf etmişler ve burada meydana gelen
alevler sonucunda ilkönce öğrencimiz, daha sonra bir öğretmenimiz, daha sonra
da diğer öğretmenimiz kendi arkadaşı ve öğrencisini kurtarmak için yardıma
gidince, maalesef, bu hazin olay meydana gelmiştir.
Konudan haberdar olan
Millî Eğitim Bakanımız Sayın Hüseyin Çelik, hemen bir organizasyon düzenleyip,
çok ağır durumda yaralı olan öğretmenlerimize gereken tıbbî müdahalenin
yapılmasıyla ilgili çaba sarf etmiş; bu arada, İçişleri Bakanımız Sayın
Abdülkadir Aksu'yla irtibata geçmiş, Sayın İçişleri Bakanımızın temin etmiş
olduğu bir helikopterle Gülhane Askerî Tıp Akademisine öğretmenlerimiz
yetiştirilmiş. Maalesef, bu arada, öğrencimiz Okan Kömürcü vefat etmiştir. Öğretmenlerimiz,
yüzde 75-80 yanıkla Gülhane Askerî Tıp Akademisine gelmişler; burada, gerek
doktorların gerek çalışanların yoğun müdahale ve tedavisine rağmen, maalesef,
kurtarılamayarak vefat etmişlerdir, şehit olmuşlardır.
Kendi evlerinden,
ailelerinin sıcak kollarından, bölgemize gelmiş bulunan ve cehalet içerisindeki
çocuklarımıza bilimin aydınlığını öğretme yönünde çaba sarf eden bu
öğretmenlerimizin ailelerine, buradan, başsağlığı diliyoruz; sadece ben değil,
gerek Ağrı Milletvekilimiz Sayın Naci Aslan gerek Sayın Cemal Kaya gerek Sayın
Kerim Yıldız ve gerek Halil Özyolcu'yla birlikte başsağlığı diliyoruz.
Konunun önemli olduğunu
biliyoruz; çünkü, bu öğretmenler, ülkemizin her köşesinde büyük fedakârlıklar
yapmak suretiyle, ülkemizin koşulları da dikkate alındığında, cansiparane görev
yapmaktadırlar. Bu iki şehit öğretmenimiz, hakikaten, önümüzdeki günlerde,
belki de, öğretmenlerimizin gerek barınmaları gerek daha iyi hizmet
verebilmeleri için gereken sosyal şartları karşılama yönünde, Millî Eğitim
Bakanlığımız nezdinde, daha da ileri bir seviyede çalışmalara sebep
olabileceklerdir.
Geçen hafta içerisinde,
Sayın Millî Eğitim Bakanımız, Sayın İçişleri Bakanımız ve Ağrı
milletvekillerimizle birlikte Ağrımızda idik. Burada şehit olmuş olan
öğretmenlerimizden Burçin Uysal Hanımefendinin adını, orada açılışını yaptığımız
bir okula verdik. Bu konuda, Sayın Valimizin göstermiş olduğu katkıya da
buradan teşekkür ediyorum. Daha sonra Ortadirek Köyüne gittik, yangının meydana
geldiği okulu da ziyaret ettik; bu okula da, orada vefat etmiş olan Okan
Kömürcü adlı o köyün çocuğu öğrencimizin isminin verilmesi konusunda, Sayın
Bakanımız, Sayın Valiye talimat verdi; onunla ilgili de çalışma yapılıyor. Bu
arada, rahmetli Sayın Aysun Kayalar'ın da -Manisa, Akhisarlı kendisi- isminin,
Manisa Akhisar'daki bir okula verilmesi konusunda Millî Eğitim Bakanlığının
çalışma yaptığını buradan duyurmak istiyorum.
Tabiî, ne olursa olsun,
sonuçta, gidenler bizim öğretmenlerimizdir ve büyük kayıptır; bundan dolayı,
hem Ağrılılar büyük teessür içerisindeler hem de Türkiye'deki tüm
vatandaşlarımız büyük üzüntü duymaktadırlar.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MEHMET MELİK ÖZMEN
(Devamla) - Sayın Başkan, 1 dakika daha müsaade eder misiniz?
BAŞKAN - Hay hay;
mikrofonu açıyorum.
Buyurun.
MEHMET MELİK ÖZMEN
(Devamla) - Ben buradan, bundan sonraki Öğretmenler Günümüzde; yani, 24
Kasımlarda, Öğretmenler Gününün, bu kıymetli öğretmenlerimizin ismiyle anılması
konusunda hem Cumhuriyet Halk Partisinden hem de AK Partiden diğer
milletvekillerimizle birlikte Sayın Millî Eğitim Bakanımıza ortak çağrıda
bulunuyorum.
Ayrıca, Diyadin'in
jeotermal enerji kaynakları vardır. Bu jeotermal enerji kaynaklarıyla ilgili,
Enerji Bakanlığımız nezdinde, gerek Ağrı ve gerekse ilçelerinde ve köylerinde
hem ucuz hem de bu tip kazalara yol açmayacak şekilde ısınmayı da beraberinde
getirecek birtakım çalışmaların yapılmasını arz ediyorum.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Özmen.
Türkiye Büyük Millet
Meclisinin değerli üyeleri milletvekillerimiz adına, Başkanlık Divanı olarak
da, Ağrı İli Doğubeyazıt İlçemizde vefat eden öğrenci ve öğretmenlerimize
Cenabı Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabırlar diliyoruz. Böyle bir
facianın bir daha olmamasını temenni ediyoruz.
Sayın milletvekilleri,
gündemdışı konuşmalar tamamlanmıştır.
Başkanlığın Genel Kurula
diğer sunuşları vardır; ancak, okutacağım sunuşlar bir hayli uzun, Genel
Kurulumuz uygun görürse, Kâtip Üyenin oturarak okumasını oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir. Teşekkür ediyorum.
Cumhurbaşkanlığının 2
adet tezkeresi vardır; bu tezkereleri ayrı ayrı okutup, bilgilerinize
sunacağım.
C)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.-
Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin
Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 5019
sayılı Kanunun bazı maddelerinin bir kez daha görüşülmek üzere geri
gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/422)
25.12.2003
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
İlgi: 12.12.2003 günlü,
A.01.0.GNS.0.10.00.02-3828/13768 sayılı yazınız.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kurulunca 11.12.2003 gününde kabul edilen 5019 sayılı "Büyük
Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin
Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun"
incelenmiştir.
1- İncelenen Yasanın
geçici 2 nci maddesinde,
"Büyük şehir
belediye sınırları içerisinde kalan ilçe ve beldelere hangi köylerin mahalle
olarak katılacağı, bu Kanunun yayımını müteakip en geç yedi gün içinde ilgili
valilikler tarafından tespit ve ilan edilir.
Bu Kanunun yürürlük
tarihinden önce seçim takvimi uygulamaya konulmuş olsa dahi, bu Kanun gereğince
oluşacak yeni sınırlar büyük şehir belediyeleri için seçim çevresi kabul
edilir. 28 Mart 2004 tarihinde yapılacak Mahallî İdareler Seçimlerinde büyük
şehir belediyeleri için bu sınırlar, Yüksek Seçim Kurulunca esas olarak alınır.
Büyük şehir belediye sınırları içerisine alınan ilçe belediyelerinin sınırları,
ilçe belediyesi için seçim çevresi, ilk kademe belediyelerinin sınırları ilk
kademe belediyeleri için seçim çevresi sayılır"
denilmektedir.
Görüldüğü gibi, incelenen
Yasanın geçici 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında,
-Bu Yasanın yürürlük
gününden önce seçim takvimi uygulamaya konulmuş olsa da, bu Yasa gereğince
oluşacak yeni sınırların büyük şehir belediyeleri için seçim çevresi kabul
edileceği,
-28 Mart 2004 gününde
yapılacak yerel yönetim seçimlerinde büyük şehir belediyeleri için bu
sınırların Yüksek Seçim Kurulunca esas alınacağı,
-Büyük şehir belediye
sınırları içine alınan ilçe belediyeleri ile ilk kademe belediyelerinin seçim
çevrelerinin sırasıyla ilçe belediyeleri ile ilk kademe belediyelerinin
sınırları olduğu,
belirtilmiştir.
Böylece, incelenen
Yasayla büyük şehir belediye sınırlarında yapılan değişikliklerin, yaklaşık üç
ay sonra yapılacak seçimlerde uygulanması sağlanmaktadır.
Anayasanın 67 nci
maddesinin, 3.10.2001 günlü, 4709 sayılı Yasanın 24 üncü maddesiyle eklenen son
fıkrasında, seçim yasalarında yapılan değişikliklerin, yürürlüğe girdiği günden
başlayarak bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmayacağı kurala
bağlanmıştır.
Bu kural kapsamında
bulunan "seçim yasalarında yapılan değişiklikler"den neyin
kastedildiğinin anlaşılabilmesi için, kuralın getiriliş amacına bakılması
gerekmektedir.
4709 sayılı Yasanın 24
üncü maddesinin gerekçesinde, "Yeni eklenen bir fıkra ile konjonktürel
değişikliklere seçim kanunları açısından yer verilmemesi amaçlanmıştır"
denilerek, siyasal dalgalanmaların seçimleri düzenleyen kurallara yansıyıp,
seçim sonuçlarına etkili olmaması amaçlanmıştır.
Bu amaç göz önüne
alındığında, doğrudan seçim yasalarını değiştirmese de, bir yasayla yapılan
değişikliğin ya da getirilen kuralın "seçim"leri ilgilendirip
ilgilendirmediğinin, getirilen kuralın seçim yasası değişikliği niteliğinde
olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
Bir başka anlatımla,
Anayasa koyucunun istencinin tam anlamıyla etkili ve egemen kılınabilmesi için,
yapılan yasal düzenlemenin niteliğinin ortaya konulması gerekmektedir. Bunun
için kuralın içeriği ve etkisi üzerinde durulması, eğer metin seçim yasası
kurallarına eşdeğer ve etkililikte ise, anayasal yönden değerlendirmeye bağlı
tutulması zorunlu görülmektedir.
18.1.1984 günlü, 2972
sayılı "Mahallî İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri
Seçimi Hakkında Kanun"un 4 üncü maddesinde,
"Belediye hudutları
içinde birden fazla ilçe bulunan büyük şehirlerde, büyük şehir belediye başkanı
seçimi için, o şehir belediye hudutları içi bir seçim çevresidir.
Büyük şehir belediye
hudutları içinde kalan ilçelerin belediye başkanı ve belediye meclisi üyeleri
seçimlerinde ise, her ilçe bir seçim çevresidir."
denilerek, büyük şehir
belediyelerinin seçim çevresi kurala bağlanmıştır.
İncelenen Yasanın 2 nci
maddesiyle, 3030 sayılı Yasanın 5 inci maddesi değiştirilerek, illerin
nüfuslarına göre benimsenen ölçütler esas alınıp, büyük şehir belediyelerinin
sınırları yeniden düzenlenmekte; geçici 2 nci maddesinin ikinci fıkrasıyla da,
28 Mart 2004 gününde yapılacak yerel yönetim seçimlerinde değiştirilen bu
sınırların geçerli olması sağlanmaktadır.
Bu içeriğiyle, incelenen
Yasanın geçici 2 nci maddesiyle getirilen kuralın seçimlerle doğrudan ilgili
olduğu ve seçim yasası niteliğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
İncelenen Yasanın
"Genel Gerekçe"sinde özetle; büyük şehir belediyelerinin belediye
sınırlarına bitişik ya da mücavir alan sınırları içinde, büyük şehir
belediyelerinden bağımsız pek çok ilçe belediyeleri ve beldelerin bulunduğu, bu
belediyelerde yüksek rant nedeniyle uygun olmayan bina yapımına izin verilerek
kent girişlerinin çirkinleştirildiği; ayrıca, gelişme alanları kalmayan büyük
şehir belediyelerinin metropol anlayışın dışında kaldığı; büyük şehir
belediyelerince planlanan 50 ve 35 metrelik yolun, mücavir alan içerisinde
kalan belde belediyelerinde karşılık bulamadığı ve bu durumun kent yaşamını
olumsuz etkilediği; metropoliten anlayışın, büyük şehirlerin gelişme alanlarının
tek elden planlanmasını zorunlu kıldığı ve her belediyede kendi anlayışlarına
göre yapılan planlamaların kentleri içinden çıkılamaz duruma getirdiği; yerel
yönetim seçimlerinin yaklaşmış olması nedeniyle, önlem alınıp yeni sınırlar
belirlenmezse, 5 yıl daha çarpık yapılaşmanın olanca hızıyla süreceği
belirtilmektedir.
Ne var ki, bu gerekçe
haklı olsa da, Yasanın geçici 2 nci madde kuralının, yukarıda açıklandığı gibi
seçim yasası niteliğinde olmasına etkili değildir.
İncelenen Yasanın geçici
2 nci maddesinde, yapılan değişikliklerin, yaklaşık 3 ay sonra 28 Mart 2004
gününde gerçekleştirilecek seçimlerde uygulanması öngörülmüştür. Oysa,
Anayasanın 67 nci maddesinin son fıkrasında, seçim yasalarında yapılan
değişikliklerin yürürlüğe girdiği günden başlayarak bir yıl içinde yapılacak
seçimlerde uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Bu durumda, geçici 2 nci
maddenin, Anayasanın 67 nci maddesinin son fıkrasıyla bağdaşmadığı açıktır.
2- İncelenen yasanın 2
nci maddesiyle değiştirilen 3030 sayılı Yasanın 5 inci maddesinin birinci
fıkrasında,
"Nüfusu 5 000
000'dan fazla veya valilik binası merkez kabul edilerek il merkezinin en uzak
ilçelerin belediye sınırına kuş uçuşu 50 kilometreden az mesafesi olan büyük
şehirlerde il mülkî sınırı; valilik binası merkez kabul edilmek üzere, nüfusu 2
000 000'dan 5 000 000'a kadar olan büyük şehirlerde 50 kilometre yarıçaplı,
nüfusu 1 000 000'dan 2 000 000'a kadar olan büyük şehirlerde 30 kilometre
yarıçaplı, nüfusu 1 000 000'dan aşağı
olan büyük şehirlerde 25 kilometre yarıçaplı dairesel alan içinde kalan ve il
sınırları içinde bulunan alanlar büyük şehir belediye sınırlarıdır"
denilmektedir.
Bu fıkrada, büyük şehir
belediye sınırı belirlenirken "valilik binası" merkez kabul
edilmektedir. Böylece, valilik binasının konumuna bağlı olarak, sürekli büyük
değişikliklere uğrayabilecek bir büyük şehir belediye sınırı düzenlemesi getirilmekte
ve bu durum belirsizliğe neden olmaktadır.
Uygulamada önemli
sakıncalar yaratabilecek bu düzenlemenin yeniden görüşülmesinde kamu yararı
bulunmaktadır.
Yayımlanması yukarıda
açıklanan gerekçelerle uygun görülmeyen 5019 sayılı "Büyük Şehir
Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek
Kabulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun", 2 nci ve
geçici 2 nci maddelerinin Türkiye Büyük Millet Meclisince bir kez daha
görüşülmesi için, Anayasanın değişik 89 ve 104 üncü maddeleri uyarınca ilişikte
geri gönderilmiştir.
Ahmet
Necdet Sezer
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
İkinci tezkereyi
okutuyorum:
2.- At
Yarışları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 5022 sayılı Kanunun bazı
maddelerinin bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin
Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/423)
29.12.2003
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
İlgi: 18.12.2003 günlü,
A.01.0.GNS.0.10.00.02-6597/16552 sayılı yazınız.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kurulunca 17.12.2003 gününde kabul edilen 5022 sayılı "At
Yarışları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" incelenmiştir.
İncelenen 5022 sayılı
Yasanın 4 üncü maddesiyle, 10.7.1953 günlü, 6132 sayılı At Yarışları Hakkında
Yasaya eklenen geçici 2 nci maddede,
"Bu Kanunun
yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenmiş fiiller sebebiyle verilmiş disiplin
cezaları bir defaya mahsus olmak üzere bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan
kaldırılmıştır. Ancak bu durum, ilgililere daha önce verilmiş ve uygulanmış
olan cezalardan dolayı atın ikramiye, kupa ve sair mükâfatlarıyla herhangi bir
parasal talep için hak doğurmaz.
Bu Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihten önce işlenen ve birinci fıkra kapsamına giren disiplin
cezalarının verilmesini gerektiren eylemlerden dolayı ilgililer ve yarış atları
hakkında disiplin soruşturması ve kovuşturması yapılmaz, devam etmekte olan
disiplin soruşturma ve kovuşturmaları işlemden kaldırılır, kesinleşmiş olan
disiplin cezaları infaz edilmez. Bu Kanunun kapsamına giren ve Kanunun yürürlük
tarihinden önce işlenmiş disiplin suçları nedeniyle verilmiş olan disiplin
cezalarına karşı Kanunun yürürlük tarihinden önce idarî yargı mercilerine
başvurmuş olanlardan, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün
içinde dosyanın bulunduğu yargı merciine müracaat etmek suretiyle davaya devam
etmek istediklerini bildirmeyenlerin davaları hakkında; görülmekte olan
davalarda davayı gören mahkemece, karar temyiz edilmişse Danıştayca karar verilmesine
yer olmadığına ve tarafların yaptıkları masrafların üzerlerinde bırakılmasına
karar verilir, vekâlet ücretine hükmedilmez. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren otuz gün içinde davaya devam etmek istediklerini bildirenlerin
davalarının görülmesine devam olunur. Ancak davanın davacının aleyhine
sonuçlanması halinde bu maddenin birinci fıkrasında öngörülen hükümler
uygulanır"
denilmektedir.
Görüldüğü gibi, incelenen
Yasayla 6132 sayılı Yasaya eklenen geçici 2 nci maddede,
-Bu Yasanın yürürlüğe
girdiği günden önce işlenmiş fiiller nedeniyle verilen disiplin cezalarının bir
keze özgü olmak üzere tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılacağı,
-Bu Yasanın yürürlüğe
girdiği günden önce işlenen ve birinci fıkra kapsamına giren disiplin
cezalarının verilmesini gerektiren eylemlerden dolayı ilgililer ve yarış
atlarına ilişkin disiplin soruşturması ve kovuşturması yapılmayacağı, sürmekte
olan disiplin soruşturma ve kovuşturmalarının işlemden kaldırılacağı,
kesinleşen disiplin cezalarının infaz edilmeyeceği,
-Bu Yasanın kapsamına
giren ve Yasanın yürürlük gününden önce işlenen disiplin suçları nedeniyle
verilen disiplin cezalarına karşı Yasanın yürürlük gününden önce idarî yargı
yerlerine başvurmuş olanlardan, Yasanın yürürlüğe girdiği günden başlayarak
otuz gün içinde dosyanın bulunduğu yargı yerine başvurarak davayı sürdürmek
istediklerini bildirmeyenlerin davaları hakkında; görülmekte olan davalarda
davayı gören mahkemece, karar temyiz edilmiş ise Danıştayca karar verilmesine
yer olmadığına ve tarafların yaptıkları masrafların üzerlerinde bırakılmasına
karar verileceği, vekâlet ücretine hükmedilmeyeceği; Yasanın yürürlüğe girdiği
günden başlayarak otuz gün içinde davayı sürdürmek istediklerini bildirenlerin
davalarının görülmesine devam edileceği,
belirtilmiştir.
Anayasanın, 3.10.2001
günlü, 4709 sayılı Yasayla değişik 87 nci maddesinde, genel ve özel af ilanı,
Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararına
bağlanmıştır.
Anayasanın 87 nci
maddesinin nitelikli çoğunluk öngören bu özel düzenlemesi karşısında Türkiye
Büyük Millet Meclisinin afla ilgili yasaları kabulünde, Anayasanın genel
düzenleme içeren 96 ncı maddesinin uygulanamayacağı ve bu maddede öngörülen
karar yetersayısının geçerli olamayacağı açıktır.
Bu durumda, incelenen
Yasayla 6132 sayılı Yasaya eklenen geçici 2 nci madde düzenlemesinin
"af" niteliğinde olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Kuşkusuz, sözü edilen
geçici 2 nci maddede "af" sözcüğü geçmemektedir. Ancak, Anayasa
Mahkemesinin çeşitli kararlarında da belirtildiği gibi, hukuksal metinlerin
niteliklerinin saptanabilmesi için, o metinlerin adına ya da sözcüklerine
değil, amacına, içeriğine ve etkisine bakılması ve değerlendirmenin buna göre
yapılması gerekmektedir.
At Yarışları Hakkında
Yasa ve bu Yasaya dayanılarak çıkarılan At Yarışları Tüzüğüne dayanılarak
verilen cezalar, yarış dürüstlüğü ile yarış usul ve kurallarına aykırı
davranışları kapsayan "disiplin cezaları"dır.
At yarışlarında oynanan
"müşterek bahisler"in büyük tutarlara ulaşması ve yarış kazanan at
sahibine, yarış gelirleriyle orantılı ikramiye ödenmesi, yarışların
dürüstlüğünün sağlanmasına yönelik bu cezaların, aynı zamanda "kamu düzeni"
ile doğrudan ilgili olduğunu göstermektedir.
İncelenen Yasayla 6132
sayılı Yasaya eklenen geçici 2 nci maddede, bu Yasanın yürürlük gününden önce
işlenmiş fiiller nedeniyle verilmiş disiplin cezalarının tüm sonuçlarıyla
ortadan kaldırılması, soruşturma ve kovuşturma aşamasına gelenlere ilişkin
disiplin soruşturması ve kovuşturması yapılmaması, sürmekte olan soruşturma ve
kovuşturmaların işlemden kaldırılması, kesinleşmiş olan disiplin cezalarının
infaz edilmemesi öngörülmüştür.
Anayasa Mahkemesinin 18.7.2001
günlü, E.2001/4, K.2001/332 sayılı kararında da belirtildiği gibi, af, kimi
zaman kesinleşmiş cezaları ortadan kaldıran ya da değiştiren, kimi zaman da
kamu davasını düşüren ya da mahkûmiyeti bütün sonuçlarıyla birlikte yok sayan
bir yasama tasarrufudur.
Buna göre, incelenen Yasa
ile 6132 sayılı Yasaya eklenen geçici 2 nci madde düzenlemesi, yukarıda
açıklanan içeriğiyle disiplin cezası affı niteliğindedir.
Anayasanın değişik 87 nci
maddesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisine genel ve özel af yetkisi verilirken,
"hürriyeti bağlayıcı ceza-para cezası" ya da "adlî ceza-idarî
ceza" ayrımı yapılmamıştır.
İdarî cezalar da diğer
cezalar gibi kendi alanında kamu düzenini sağlamaya yönelik "cezaî"
yaptırımlardır. Bu nitelikleri nedeniyle idarî cezalara ilişkin af kararlarının
da, Anayasanın 87 nci maddesine girdiğinde kuşku bulunmamakta ve nitelikli
çoğunlukla alınması gerekmektedir.
Bu durumda, incelenen
Yasanın, 6132 sayılı Yasaya geçici 2 nci maddenin eklenmesine ilişkin 4 üncü
maddesinin Türkiye Büyük Millet Meclisinin üye tamsayısının beşte 3
çoğunluğunun oyuyla kabul edilmesi Anayasal gerekliliktir.
Belirtilen hukuksal
duruma karşın, tutanakların incelenmesinden, 5022 sayılı Yasanın 4 üncü
maddesinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda, üye tamsayısının
beşte 3'ünün oyuyla kabul edilmediği anlaşılmaktadır.
Nitekim, tutanaklarda
oylama sonucuna ilişkin oy sayılarına yer verilmediği gibi, maddenin üye
tamsayısının beşte 3 çoğunluğunun kararıyla kabul edildiğine ilişkin herhangi
bir kayıt da yer almamaktadır.
Anayasada genel kuraldan
ayrılarak toplantı ve karar yetersayısı için özel düzenlemeler bulunan
durumlarda, herhangi bir itiraz olmasa da, sonradan ortaya çıkabilecek
duraksama ya da tartışmalara yer bırakmamak için toplantı ve karar yetersayılarının
tutanaklara geçirilmesi gerekmektedir.
Belirtilen duruma göre,
incelenen Yasanın 4 üncü maddesi, Anayasanın 87 nci maddesinde öngörülen karar
yetersayısı olmaksızın kabul edildiğinden, bu maddeye uygun düşmemektedir.
Yayımlanması yukarıda
açıklanan gerekçelerle uygun görülmeyen 5022 sayılı "At Yarışları Hakkında
Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun", 4 üncü maddesinin Türkiye
Büyük Millet Meclisince bir kez daha görüşülmesi için, Anayasanın değişik 89 ve
104 üncü maddeleri uyarınca ilişikte geri gönderilmiştir.
Ahmet
Necdet Sezer
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığının 2 adet tezkeresi vardır; ayrı ayrı okutup bilgilerinize
sunacağım:
3.- Norveç
Parlamentosu Dışişleri Komitesi Başkanının TBMM Dışişleri Komisyonu heyetini
Norveç'e resmî davetlerine icabet edecek milletvekillerine ilişkin Başkanlık
tezkeresi (3/424)
26.12.2003
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kuruluna
Norveç Parlamentosu
Dışişleri Komitesi Başkanının vaki davetine icabetle, Türkiye Büyük Millet
Meclisi Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan bir Parlamento Heyetinin 12-13
Ocak 2004 tarihleri arasında Norveç'e resmî bir ziyarette bulunması Genel
Kurulun 4 Aralık 2003 tarihli 24 sayılı Birleşiminde kabul edilmiştir.
Türkiye Büyük Millet
Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 2 nci
maddesi uyarınca heyeti oluşturmak üzere siyasî parti gruplarının bildirmiş
olduğu isimler Genel Kurulun bilgilerine sunulur.
|
|
|
|
Bülent
Arınç |
|
|
|
|
|
Türkiye
Büyük Millet Meclisi |
|
|
|
|
|
Başkanı |
|
|
Mehmet Dülger |
(Antalya) |
|||
|
Onur Öymen |
(İstanbul) |
|||
|
Fikret Ünlü |
(Karaman) |
|||
|
Nihat Eri |
(Mardin) |
|||
|
Müfit Yetkin |
(Şanlıurfa) |
|||
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
İkinci tezkereyi
okutuyorum:
4.-
Slovenya Ulusal Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanının TBMM Dışişleri
Komisyonu heyetini Slovenya'ya resmî davetlerine icabet edecek
milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/425)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kuruluna
Slovenya Ulusal Meclisi
Dış İlişkiler Komisyonu Başkanının vaki davetine istinaden, Türkiye Büyük
Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan Parlamento Heyetinin
Slovenya'ya resmî bir ziyarette bulunması Genel Kurulun 13 Kasım 2003 tarihli
18 inci Birleşiminde kabul edilmiştir.
Türkiye Büyük Millet
Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 2 nci
maddesi uyarınca heyeti oluşturmak üzere siyasî parti gruplarının bildirmiş
olduğu isimler Genel Kurulun bilgilerine sunulur.
|
|
|
|
Bülent Arınç |
|
|
|
|
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi |
|
|
|
|
|
Başkanı |
|
|
Hüseyin Kansu |
(İstanbul) |
|||
|
Haşim Oral |
(Denizli) |
|||
|
Mehmet Denizolgun |
(İstanbul) |
|||
|
Ufuk Özkan |
(Manisa) |
|||
|
Süleyman Gündüz |
(Sakarya) |
|||
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
Sözlü sorunun geri
alınmasına dair bir önerge vardır; okutuyorum:
5.- Artvin
Milletvekili Yüksel Çorbacıoğlu'nun (6/807) esas numaralı sözlü sorusunu geri
aldığına ilişkin önergesi (4/130)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Gündemin "Sözlü
Sorular" kısmının 420 nci sırasında yer alan (6/807) esas numaralı sözlü
soru önergemi geri alıyorum.
Saygılarımla arz ederim.
Yüksel
Çorbacıoğlu
Artvin
BAŞKAN - Sözlü soru
önergesi geri verilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
(9/10) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinden bazı milletvekillerinin
imzalarını çektiklerine dair bir önerge vardır; okutuyorum:
6.- (9/10)
esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin imza sahiplerinden bazılarının
imzalarını geri çektiğine ilişkin
önergesi (4/131)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
(9/10) esas numaralı,
Bayındırlık ve İskân eski Bakanları Koray Aydın ve Abdülkadir Akcan haklarında
Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca vermiş olduğumuz
Meclis soruşturmasındaki imzalarımızı geri çekiyoruz.
Gereğini arz ederiz.
|
|
Enver Yılmaz |
Mevlüt Akgün |
Soner Aksoy |
|
|
Ordu |
Karaman |
Kütahya |
|
|
Mahfuz Güler |
Mehmet Daniş |
|
|
|
Bingöl |
Çanakkale |
|
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, bu durumda, (9/10) esas numaralı Meclis soruşturması
önergesinde Anayasanın 100 üncü maddesinin aradığı yetersayıda imza
bulunmadığından, önerge işlemden kaldırılmıştır.
Gündemin "Özel
Gündemde Yer Alacak İşler" kısmına geçiyoruz.
Bu kısmın 1 inci
sırasında yer alan, Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekilinin,
bakanlığı sırasında yapılan ihalelerde usulsüzlüklerde bulunduğu ve bu ihalelerle
ilgili yolsuzluk iddialarının tahkikini zamanında yaptırmayarak görevini kötüye
kullandığı, aynı zamanda mal varlığında haksız bir artışa sebebiyet verdiği ve
bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 366 ve 240 ıncı maddeleri ile Mal
Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 12, 13,
14 ve 15 inci maddelerine uyduğu iddiasıyla Bayındırlık ve İskân eski Bakanı
Koray Aydın hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri
uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesinin öngörüşmelerine
başlıyoruz.
IV. - GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE
MECLİS ARAŞTIRMASI
A) ÖNGÖRÜŞMELER
1.- Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekilinin,
Bakanlığı sırasında yapılan ihalelerde usulsüzlüklerde bulunduğu ve bu
ihalelerle ilgili yolsuzluk iddialarının tahkikini zamanında yaptırmayarak
görevini kötüye kullandığı, aynı zamanda mal varlığında haksız bir artışa
sebebiyet verdiği iddiasıyla Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Koray Aydın
hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/8)
BAŞKAN - Bu görüşmede,
sırasıyla, önergeyi verenlerden ilk imza sahibine veya onun göstereceği bir
diğer imza sahibine, şahısları adına 3 üyeye ve son olarak da, hakkında
soruşturma açılması istenilmiş bulunan Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Koray
Aydın'a söz verilecektir.
Konuşma süreleri 10'ar
dakikadır.
Meclis soruşturması
önergesi, Genel Kurulun 10.12.2003 tarihli 26 ncı Birleşiminde okunmuştur ve
bastırılarak sayın üyelere de dağıtılmıştır. Bu nedenle, soruşturma önergesini
tekrar okutmuyorum.
Efendim, şu ana kadar
önerge sahiplerinden bir konuşma talebi yok. Yalnız...
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Sayın Başkan, konuşma talebimizin gelmesi lazım; yok mu?..
BAŞKAN - Verin efendim, o
söz isteğini alabiliriz. Önerge sahipleri adına kim konuşacak?
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Önerge sahipleri adına Sayın Sefa Sirmen, şahısları adına Sayın Salih Gün,
Sayın Muharrem İnce...
BAŞKAN - Şahısları adına
söz talepleri geldi.
Efendim, önerge sahibi
olarak, Kocaeli Milletvekili Sayın Sefa Sirmen konuşacaklar.
Şahısları adına, Kocaeli
Milletvekili Sayın Salih Gün, Yalova Milletvekili Sayın Muharrem İnce, Kocaeli
Milletvekili Sayın İzzet Çetin, İstanbul Milletvekili Sayın Hüseyin Besli söz
istemişlerdir; ama, 3 milletvekiline söz verebileceğimizden, talep sırasına
göre söz vereceğiz.
Şimdi, önerge sahipleri
adına, Kocaeli Milletvekili Sayın Sirmen'i kürsüye davet ediyorum.
Buyurun Sayın Sirmen.
(CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
MEHMET SEFA SİRMEN
(Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bayındırlık ve İskân eski
Bakanı Sayın Koray Aydın hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci
maddeleri gereğince Meclis soruşturması açılması hususunda söz almış
bulunmaktayım; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
tabiî ki, Meclis soruşturmasına konu olan Bakanlığı sırasında yolsuzluk
iddiaları, haksız kazanç iddiaları; bütün bunlar -hepinizin hatırlayacağı gibi-
17 Ağustos 1999'da meydana gelen asrın felaketini hatırlatıyor. O günleri, o
acıları, şu anda bir kez daha hissediyoruz. Sabaha karşı 03.02'de meydana
gelen, 45 saniye süren ve herkesi derin uykuda yakalayan doğal afet, sadece
Kocaeli'ne 10 000 kişinin ölümüne neden olmuş, binlerce insanın özürlü kalmasına
ve birçok insanımızın da evsiz barksız kalmasına neden olmuştur.
Depremin hemen ardından,
saat 03.30'da, Kocaeli Valiliği önünde, Valimiz Sayın Memduh Oğuz, Kolordu ve
Garnizon Komutanımız Korgeneral Sayın Hurşit Tolon ve ben, o dönemin belediye
başkanı olarak, bir araya geldik. Haberleşme yok, elektrikler kesilmiş; hiçbir
şey göremiyorsunuz. Ancak, sabah saat 07.00'de bir askerî helikopterle bölgeyi
havadan dolaştık ve depremin vahametini, o anda, daha iyi görebildik. Bir
taraftan, TÜPRAŞ bütün şiddetiyle yanıyor, bölgeyi depremden daha büyük bir
felakete sürüklüyor, Ankara'yla irtibat sağlanamıyor. Böylesi bir sıkıntıyı,
acıları yaşadık. Enkaz altından iniltiler geliyor; makine, vinç isteyen enkaz
altında kalan vatandaşlarımızın yakınları, çaresizlik içerisinde arayışlara
giriyor... Böylesi günleri geride bıraktık.
Tabiî, bu acıları
yaşayanlar, bu depremi yaşayanlar, bu acıları bütün vahametiyle yaşadı; ama,
maalesef, Ankara bunu anlayamadı. Her şeye rağmen, biz, kendi yerel
imkânlarımızla, Valiliğin, belediyelerin, askeriyenin imkânlarıyla, derhal,
kurtarma, enkazdan insanları çıkarma
çalışmalarına başladık. Tabiî ki, geniş bir bölgede böylesi bir hasarın olması,
gelen yardımların da zamanında ulaşmasına engel oluyor; özellikle, Kocaeli,
İzmit, Bursa'dan gelen makineler Yalova'da kesiliyor, Ankara'dan gelen
makineler Düzce'de, Bolu'da kesiliyor, İstanbul'dan gelenler Körfez İlçesinde
kesiliyor... Dolayısıyla, çok büyük sıkıntılar yaşadık.
Tabiî, bütün şiddetiyle 1
tankta başlayan TÜPRAŞ yangını, giderek 2'ye, 3'e, 5'e ve 11 tanka sıçrıyor;
İGSAŞ'taki amonyak tankları patlama noktasına gelmiş, bölgeyi büyük bir
zehirlemeyle tehdit ediyor. Böylesi sıkıntılı günler yaşadık.
Tabiî, deprem nedeniyle
ortaya da bir sürü iş çıktı. Tabiî, bu çıkan işler içinde ciddî kuşkular ortaya
geldi. Bir bölgenin felaketi birilerine rant kapısı oldu.
O tarihlerde ulusumuzun
dört köşesinden, dünyanın dört bir yanından yardımlar geliyor, acılarımızı
paylaşıyorlar, bağışlar geliyor, krediler geliyor; fakat, özellikle dışarıdan
gelen bu yardımların, geçmiş yıllardaki örnekleri nedeniyle, yerelde
kullanılması isteniyor, yerel otoriteler tarafından bu imkânlar kullanılsın
deniliyor. Ne yazıktır ki, o tarihte Ankara, yerel imkânları artıracağı yerde,
olan yetkileri de sınırlıyor ve bütün imkânları kendi elinde toplamaya
çalışıyor.
Tabiî, biz, geçenlerde,
burada, Yuvacık Barajını tartıştık; 8 saat içinde bütün bölgeye su verdik. Yuvacık Barajı, o bölgede
korkunç bir salgın hastalığın önlenmesine vesile oldu. Yine, çöp fabrikamız,
binlerce deprem atığının yakılmasında önemli bir görev üstlendi. Yine,
uluslararası fuar merkezimiz, bölgenin -sadece Kocaeli'nin değil, Sakarya'nın,
Yalova'nın, Bolu'nun, Düzce'nin- lojistik destek merkezi haline getirildi.
Tabiî ki, biz, yerelde
acıları ve yaraları sarmak için birçok proje geliştirdik. 79 000 konut tamamen
yıkılmış, birçok konut da orta hasarlı, az hasarlı olarak büyük darbe almış ve
binlerce insanımız evsiz barksız ortada kalmış. Kocaeli Valimizle birlikte, bu
afetten, bu felaketten bir proje çıkaralım diye bir çalışma başlattık ve o
afeti yaşayan insanların bundan sonraki yaşamlarında mutlaka bir yükseklik
korkusu olacağı düşüncesiyle, tek katlı, bahçeli evler projesi geliştirdik. 400
metrekarelik arsa içinde 85 metrekarelik bahçeli evin 7 000 dolar gibi bir
maliyetle yapılacağı hesaplandı ve görüştüğümüz müteahhit firmalarca da, bu
binaların üçbuçuk ay içinde teslim edileceği resmî olarak ifade edildi.
Kocaeli Valiliğimiz,
enkaz yıkımlarını başlatmış, hem ağır hasarlı binaları yıkıyor hem enkazları
taşıtıyor ve bir konutun yıkılması, kaldırılması ve nakledilmesini 121 000
000'a mal ediyor. Ortaya konut projemiz de çıkıyor, her şey hazır; devletten
para istemiyoruz, pul istemiyoruz, sadece yetki istiyoruz. Dönemin Bayındırlık
Bakanı Sayın Koray Aydın, hem Valiliğe "enkaz kaldırma işi bizim
işimiz" diyor, onun durdurulmasını istiyor hem de bu konutlardan dolayı
müdahale ediyor. Valilik devam ediyor enkaz kaldırmaya; çünkü, Sakarya'da aynı
işi, bir dairenin sadece kaldırılmasını, Bayındırlık Bakanlığı 144 000 000
liraya veriyor; yıkım yok, taşıma yok, enkazın kaldırılmasını 144 000 000
liraya veriyor ve tabiî ki, bu gelişmelerden sonra Vali görevden alınıyor,
Kırklareli'ne veriliyor, Bayındırlık Bakanlığı, bir geçici prefabrike konut
yapılacağını ilan ediyor ve bu, bizim her vatandaşımızın -hak sahibi olsun veya
olmasın- bu bahçeli evlerden alması mümkünken, bu projeyi desteklemiyor ve
kendisi prefabrike konutların yapımına başlıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun,
tamamlayın efendim.
MEHMET SEFA SİRMEN
(Devamla) - Değerli arkadaşlarım, ekili araziler, fındık bahçeleri, hiç
tasarlanmadan, planlanmadan işgal ediliyor ve prefabrikeler için buralar iskâna
açılıyor ve buralara, sadece arsa kira bedeli olarak yılda 16 trilyon ödeniyor
ve 29 metrekarelik prefabrikelerin maliyeti, altyapısıyla, diğer giderleriyle 7
000 dolara mal oluyor; yani, bir kalıcı konut fiyatına prefabrike konut
yapılıyor. Aradan beş yıl geçti, o gün söylediğimiz sorunlar bugün hâlâ yaşanıyor.
O gün bir belediye başkanı olarak bu prefabrikelere karşı çıkmıştım, yanlış
demiştim; yazıktır, Hakkâri'deki boyacı çocuk bile depreme yardım yapıyor, o
paraları çok iyi değerlendirmemiz gerekir düşüncesiyle bu paraların heba edilmemesini,
Mehmetçik çadırlarında insanların kışı rahat geçirebildiklerini ifade etmiştim;
ama, buna rağmen, bu konutlar, prefabrikeler, yandaşlarına imkân sağlamak için,
maalesef, işleme girdi ve Kocaeli'nde 15 000 tane prefabrike konut yapıldı.
Değerli arkadaşlarım, bu
arada, Kocaeli'nde 17 000 tane kalıcı konut yaptırıldı. Bunun bir kısmını
Bayındırlık Bakanlığı yaptırdı, bir kısmını da Dünya Bankası kredisiyle
Başbakanlık Uygulama Birimi yaptırdı. Başbakanlık Uygulama Biriminin yaptırdığı
konutlarda -bugün dahil- hiçbir sorun yok; ama, ne yazıktır ki, Bayındırlık
Bakanlığının yaptırmış olduğu konutlarda hâlâ sorunlar devam ediyor. 8 000
işyeri yıkıldı; hiç kimseye danışılmadan işyerleri yapıldı ve şu anda hiç
kullanılmıyor; çünkü, yapılan o konutlar -toplu olarak yapıldı bu iş
merkezleri- hiçbir esnafın işine yaramıyor ve önümüzde bir sorun olarak
duruyor.
Deprem olana kadar İller
Bankasındaki ihaleler yüzde 40-45 kırımlarla yapılıyordu. Ne acıdır ki, deprem
sonrası, Sayın Koray Aydın döneminde, özellikle deprem işleri, yüzde 5 ile 10
arasında değişen kırımlarla verildi ve devlet, kamu, çok büyük zararlara
uğratıldı.
En büyük haksızlık
belediyeler üzerinde yapıldı. Belediyelere afet yardımı ödeniyordu. Listeler
altı ayda bir açıklanıyor, bakıyorsunuz, hiç deprem yaşamamış bölgeler ile
deprem yaşamış, yıkılmış -Değirmendere gibi, Gölcük gibi- belediyelerimizin
katsayıları arasında mukayese kabul edilemeyecek kadar bir dengesizlik var.
Maalesef, bunları yıllar yılı sürdürdüler.
Konut seçiminde aynı
hatayı yaptılar. Değirmendere'de 900 tane konut yıkılmış; oradaki insanları
Yuvacık'a taşıdılar, Yuvacık'ta konut yaptılar. Halbuki, Değirmendere'de arazi
mi yok; her taraf arazi. Maalesef, böyle yanlış planlamalarla, insanlar ıstırap
içine düştüler.
Aslında, 17 Ağustos
depremini, başlıbaşına bir Meclis araştırmasına almamız gerekir. O
tarihlerde bile açıklanamadı, şimdi de
hiç açıklanmadı. Deprem bölgesinde yaşayan depremzedelere ne kadar deprem
yardımı geldi; bunlar, nerelere, nasıl kullanıldı; hâlâ bilinmiş değil. O
günlerde deprem vergisi çıkarıldı; bugün, hâlâ devam ediyor. Bu deprem
vergileri nereye harcanıyor; hâlâ belli değil.
Değerli arkadaşlarım, 3
Kasım sonrası yeni bir anlayış, yeni bir düşünce, geçmişte yapılan hataları,
yanlışları yapmamak üzere halkın desteğini aldı ve bu Parlamentoya geldi; ama,
o günden bugüne -özellikle geçtiğimiz aylarda yaptığım konuşmada da ifade
ettim- "deprem vergisi" adı altında toplanan vergilerin -deprem
bölgesine harcanmadığı ortada- nereye harcandığını bilmek istiyoruz ve halen de
devam ediyor o vergilerin toplanması. Dolayısıyla, bu, 17 Ağustos depremi
başlıbaşına bir Meclis araştırması konusu. Sadece Sayın Koray Aydın değil,
belki, başbakanını, o dönemin yetkililerini de araştırmamız gerekiyor,
soruşturmamız gerekiyor.
Deprem sonrası, bu halkın
sırtına yeni bir külfet geldi; yapı denetim birimleri. Bir felaket!..
BAŞKAN - Sayın Sirmen,
toparlar mısınız efendim.
MEHMET SEFA SİRMEN
(Devamla) - Bitiriyorum efendim.
Sarıyer'de -Boğazda-
inşaat yapan inşaat sahibi de aynı rakamı ödüyor, Anadolu'nun bir beldesindeki
insan da aynı rakamı ödüyor. 100 metrekare bir inşaat yapacak; daha kazmasını
vurmadan, 3 500 000 000-4 000 000 000 lira para ödemek zorunda kalıyor. Yarın,
depremde bu bina yıkıldı; kimden alacak parasını? Yani, yapı denetimin
sorumluları bu paraları ödeyebilecek mi; hiç belli değil, hiç alakası yok,
ödemesi de söz konusu değil. Bütün bunları bu dönemde düzeltmemiz gerekiyor, bu
yanlışlıkların ortadan kalkması gerekiyor.
Tabiî ki, şu anda, bütün
bu iddialar ortada. Bu iddiaların soruşturularak günışığına çıkmasını, biz de,
Cumhuriyet Halk Partililer olarak, yararlı görüyoruz. Sayın Koray Aydın
hakkındaki iddialar, bu soruşturma komisyonunda değerlendirilmeli, hakikaten bu
iddialarda ciddî suç unsuru varsa gerekli işlemler yapılmalıdır.
Ben, bu nedenle -tabiî, söylenecek çok şey var,
Başkanın da iyi niyetine teşekkür ediyorum- bu soruşturma önergesinin
soruşturulmasında, kabul edilmesinde yarar gördüğümü ifade ediyor; Yüce Meclisi
saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN -Teşekkür ederim
Sayın Sirmen.
Şahısları adına söz
istekleri olduğunu ifade etmiştim. İlk söz isteği, Kocaeli Milletvekili Sayın
Salih Gün'e ait.
Buyurun Sayın Gün,
süreniz 10 dakika.
SALİH GÜN (Kocaeli)
- Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 2004 yılının, ülkemiz ve tüm dünya milletleri için sağlıklı,
huzurlu ve doğal afetlerin olmadığı, barış ve kardeşlik dolu bir yıl olmasını
diliyorum.
Sözlerime başlamadan
önce, değerli arkadaşımız Mersin Milletvekili Sayın Hüseyin Güler'e, kaybettiği
eşi ve kayınvalidesi için başsağlığı, çocukları ve kendisi için acil şifalar
diliyorum. Bu tür kazaların bir daha tekrarlanmamasını temenni ediyorum.
Türkiye Cumhuriyetinin 57
nci hükümetinin Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Sayın Koray Aydın hakkında,
Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca Meclis soruşturması
açılmasına ilişkin önerge hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi, tekrar,
saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, sözlerime girmeden, bir şeyi, beni rahatsız ettiği için, bu
kürsüden dile getireceğim. Türk Milleti de bizi izlemekte. Çok ciddî bir konu.
Türkiye Cumhuriyetinde bakanlık yapmış bir arkadaşı, suçlamalardan dolayı
soruşturma önergesi oylanacak ve belki de Yüce Divana gidecek. Şöyle bakıyorum,
Büyük Millet Meclisindeki 550 arkadaşımızdan, 50'si bile yok. Yarın bu
oylanırken, en az 400 kişinin parmağı kalkacak. Bu 350 arkadaşımız neyi dinledi
de, neyi oylamış olacaklar?! Bu kadar vurdumduymazlık, şahsım adına, beni
rahatsız ediyor. Ben, dışarıdaki arkadaşlardan da özür diliyorum. Ben, kendi
düşüncelerimi dile getirdim; haklı olup olmadığımı da Türk Halkı, yarın, muhakkak
belirtir.
Değerli arkadaşlar,
Parlamentonun en önemli görevi, kanun yapmaktır; ama, en az onun kadar önemli
bir görevi de, denetim görevini yerine getirmektir. Bu görevimizi yerine
getirmek üzere huzurlarınızdayız.
Değerli arkadaşlar,
ülkemiz, yıllardır, halkımızın feryatlarına rağmen, ahbap çavuş ilişkileriyle,
partizanca yönetilmiştir. Normal hizmetlerin ve yatırımların dışında, afetlerde,
felaketlerde bile bir lokma ekmeğini afete uğrayan vatandaşlara ulaştırmaya
çalışan ülke insanımızdan bu yüce çatı altında örnek alması gerekenler,
zamanında bütün örneksizlikleri ortaya sermişlerdir.
Ülkemizde, 1999 yılında
asrın felaketi oldu. Arkadaşım uzun uzun anlattı. Marmara depremiydi bunun adı.
Halkımız ve devletimiz el ele vererek yaralar sarılmaya gayret edildi.
Bayındırlık ve İskân Bakanımıza, Bakanlığın talebi üzerine ve sorumluluğu
gereği, tespit edebildiğim kadarıyla, 20.7.1999, 8.10.1999, 12.1.2000, 8.7.2001
tarihlerinde, Bakanlar Kurulunda, tabiî afet nedeniyle gelir kaybı ve altyapı
hasarlarına uğrayan belediyelere yapılacak yardımlara dair ek kararlar
çıkarılmış. Bunlar, depreme, su baskınına, heyelana, çığ düşmesine, fırtınaya,
sel felaketine uğramış yerlere yapılacak yardımları kapsıyor. Buraya kadar her
şey normal; çünkü, devletin aslî görevi, buralara anında yardım etmektir; ama,
gel gör ki, bu işte, partizanlık, adam kayırmacılık yapılmış, müteahhit tespit
etme ve fiyat belirlemede yetkili bakan ve zincirin halkalarına fırsat
çıkmıştır.
Deprem bölgesi, Kocaeli,
İstanbul, Sakarya, Yalova, Bolu, Düzce illeridir. Gölcük, depremin merkez
üssüdür. Bunu şeye almıyorum. Başta Bayındırlık Bakanının Partisi olan MHP'li,
ANAP'lı ve DSP'li belediyeler, afetten hiç etkilenmeseler bile, her ay,
paylarını, 5 katı, partizanca almışlardır. Bu, bir yerde depremzedeler varken,
depremzadeleri üretmiştir; depremi rant haline getirmişlerdir, depremzedelerin
sırtından depremzade olmuşlardır. Asıl tabiî afete uğramış belediyeler iktidar
partilerinden olmadıkları için, göstermelik tutanaklarla tespit yapılmış; ama,
bu belediyelere hiçbir afet yardımı yapılmamıştır. Örnek: 15.12.2000 tarihinde,
Bilecik Merkezde, İstasyon ve Soğuksu Mahallelerinde sel felaketi yaşanmıştır;
İller Bankası Eskişehir 4 üncü Bölge Müdürlüğünün devletin imza atma yetkisi
verdiği 5 teknik elemanı, yani 5 mühendisi, burada 105 milyar liralık hasar
tespit etmiştir. Yine, Bilecik'te, Karasu Deresinin taşması sonucunda, burada
da 62 milyar liralık hasar tespit edilmiştir. Bilecik Merkeze afet yardımı hiç
verilmemiştir; ama, MHP'li Bozüyük ve MHP'li Söğüt Belediyelerine, Bakanlar
Kurulu da yanıltılarak, 5 katı, aylarca, İller Bankası yardım payı olarak
verilmiştir. Türkiye'de, 46 tane MHP'li belediye, hiç afet olmadan para
almıştır. Türkiye, inim inim inleyen halkının vergilerini toplayarak, buralara,
afet var diye yardım etmiştir. Sayın Bakanlar Kurulu yanıltılmış ve Türkiye'de,
fırsattan istifade, bilhassa MHP'li belediyelere, afete uğramamış 6 ile, MHP'li
oldukları için, çok kayırmacılık yapılmıştır. Antalya'da, MHP'li 4 belediyeye 1,3 trilyon lira para
verilmiştir; Tokat'ta, MHP'li 4 belediyeye 760 milyar lira para gönderilmiştir;
Mersin'de, MHP'li 2 belediyeye 840 milyar lira para gönderilmiştir. Kırıkkale,
Yozgat, Osmaniye diye sıralayabilirim; ama, vaktim yok, biraz sonra Başkan ikaz
eder. MHP'li belediyeler, Ordu İlimizde de, Erzurum'da da, her tarafta
korunmuştur. Bunlardan haberi olmayan siyaset yapmaz zaten, hepinizin de haberi
var.
Şimdi, kendi ilimden
-arkadaş anlattı- bir örnek vereceğim. Gölcük, Refah Partili ve deprem üssü
olduğu için 5 katı veriliyor. Değirmendere'nin Gölcük'le sınır olduğunu
bilmeyen var mı?! Cumhuriyet Halk Partili diye, yıllarca, üç sefer gündeme
gelmiş, 2 katıyla ödüllendirilmiş. Değirmendere de yerle bir, Gölcük de yerle
bir. Burada, yolsuzluk değil belki; ama, adam kayırmacılık, had safhada önplana
çıkmıştır. Değirmendere'nin buradaki kaybı da, 1 trilyon 196 milyar lira
civarındadır.
Prefabrike konutların
ihaleleri de, yeterlik belgesi olmayan, inşaatla ilgisi olmayan, devletle
mahkemelik olan, iflas edenlere verilmiştir. Bir inşaat ihalesini alan
müteahhit, taşerona vermiş, taşeron taşerona vermiş ve kâr bölündüğü için,
binalar kalitesiz olmaya başlamıştır. Şu anda yapılan deprem konutlarının yüzde
70'i, yüzde 80'i, çatıları akan, merdivenleri kayan, duvarları su alan,
bodrumları su dolan, yolları kayan şekliyle, ehil olmayanlarca yapımı tamamlanmadan
Kocaeli'ne teslim edilmiştir.
Sayın Bayındırlık ve
İskân Bakanına, sanıyorum bir hafta önce şu ulaşmıştır -yüzlerce imza, binlerce
kişiyi temsilen- İzmit'te deprem konutlarının içerisinde oturulmamaktadır,
oturulamamaktadır. Neden; ihaleyi alan müteahhit, taşerona; taşeron, diğer
taşerona vermiştir; kalite düşmüştür. Bunlar muhakkak ki komisyon tarafından
incelenecek.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim,
sözlerinizi tamamlayın.
SALİH GÜN (Devamla) -
Teşekkür ederim Başkanım.
Ben de, o günlerde
Kocaeli'nin Tavşancıl Beldesinin Belediye Başkanıydım. Afete uğramamış
belediyelere partizanca yardım edildiği, babalarının çiftliği gibi paraların
dağıtıldığı, MHP'li, ANAP'lı, DSP'lilere paraların verildiğinde, bunun haksızlık
olduğuna kanaat getirdim. Burayı dikkatlice dinlerseniz bir kanaate varırsınız.
O gün, Türkiye'nin
Başbakanı Bülent Ecevit'i, Bayındırlık ve İskân Bakanı Koray Aydın'ı ve İller
Bankasını mahkemeye vermiştim. Danıştay 6. Dairesinin, Danıştay 11. Dairesinin
ve Danıştay İdarî Dava Daireleri Genel Kurulunun nihaî kararlarıyla, adı geçen
makamın temsilcilerinin, payları partizanca dağıttıkları tespit edilmiş ve
bundan dolayı devletin, Kocaeli Belediyesine 405 milyar lira tazminat ödemesi,
Tavşancıl Belediyesi adına açılan davayla tescil edilmiştir.
Şimdi, arkadaşlar, ben,
1999'da, suçlanan Bakanı, Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanını mahkemeye
vererek... Dosya burada, bu dosyayı da komisyona vereceğim.
BAŞKAN - Sayın Gün, bir
dakikanızı rica ediyorum...
SALİH GÜN (Devamla) -
Tabiî efendim.
III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
D) ÇEŞİTLİ
İŞLER
1.- Genel
Kurulu ziyaret eden Pakistan İslam Cumhuriyeti Ulusal Meclis Başkanı Chaudhry
Amir Hussain'e Başkanlıkça "Hoşgeldiniz" denilmesi
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Bülent Arınç'ın
resmî konuğu olarak ülkemizi ziyaret etmekte olan Pakistan İslam Cumhuriyeti
Ulusal Meclis Başkanı Sayın Chaudhry Amir Hussain şu anda Meclisimizi teşrif
etmiş bulunuyorlar. Kendilerine, Yüce Meclisimiz adına hoşgeldiniz diyorum.
(Alkışlar)
IV. - GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE
MECLİS ARAŞTIRMASI (Devam)
A) ÖNGÖRÜŞMELER (Devam)
1.- Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekilinin,
Bakanlığı sırasında yapılan ihalelerde usulsüzlüklerde bulunduğu ve bu
ihalelerle ilgili yolsuzluk iddialarının tahkikini zamanında yaptırmayarak
görevini kötüye kullandığı, aynı zamanda mal varlığında haksız bir artışa
sebebiyet verdiği iddiasıyla
Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Koray Aydın hakkında Anayasanın Meclis soruşturması açılmasına ilişkin
önergesi (9/8) (Devam)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Gün.
SALİH GÜN (Devamla) - Ben
de davetlilere hoş geldiniz diyorum. Bu davetlilerin gelişiyle, çok can alıcı
bir nokta gözden kaçtı.
Ben, 1999 yılında, bugün
suçlanmakta olan Bakanı, Başbakanı ve İller Bankasını mahkemeye verdim.
Danıştay 6. Daire ve 11. Daire kararları sonucuna itiraz ettiler; ama, Danıştay
İdarî Dava Daireleri Genel Kurulunda -24 imzayla- partizanca, haksızca, hak
etmeyen belediyelere de bu payların dağıtılmasından dolayı davayı kazandım.
Evet, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, ancak 2004 yılında, yargılayalım mı
yoksa gündeme getirelim mi diye hâlâ tereddütler var. Ben, bir belde belediye
başkanı olarak, bu davayı sabitleştirdim. Araştırmaya falan gerek yok, bu
dosyayı vereceğim. Ben, Dava Daireleri Genel Kurulunda kazandım ve bunun
arkasından, o Bakan ve Başbakan rahatsız oldular; benim hakkımda denetleme yaptırdılar.
Sekiz on gün süren denetleme, tam 33 gün sürdü. Hakkımda tutulan gülünç
raporlarla, restoranda yenilen balıklar, restoranda yenilen sebzeler için bile
"kilo ile alınıyor, porsiyonla satılıyor" diye, 125 milyar liralık
zimmet çıkarmaya çalıştılar. Ben, adalete inanıyorum; Türk adaletinde, birinci
mahkemede beraat ettim, ondan sonra da buraya geldim.
Değerli arkadaşlarım, bu
yüce çatı altında birbirlerini aklayanları, halk, sandıkta mahkûm etti. Şimdi,
Parlamentonun görevi, bunları yargıya havale ederek, denetleme görevini
yapmaktır. Kendi dokunulmazlığını zırh zannedenleri, halk bir gün "kral
çıplak" yapmaktadır.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Gün.
İkinci söz isteği, Yalova
Milletvekili Sayın Muharrem İnce'ye aittir.
Buyurun Sayın İnce. (CHP
sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
MUHARREM İNCE (Yalova) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
17 Ağustos 1999 tarihi, onbinlerce insanın yaşamını yitirdiği, binlercesinin
yaralanıp sakat kaldığı, şehirlerin, kasabaların yerle bir olduğu ve umutların
toprağa karıştığı bir dönemin başlangıcıdır. Bunu hepimiz biliyoruz da,
bazıları için bu tür felaketler bir fırsat konumundadır.
Bakınız, bu ülkede, genel
anlamıyla işler nasıl yürüyor; önce, uygun kişiler bulunuyor -bunlar, partili,
etkili, yetkili kişiler- bunlara uygun kadro tahsisi yapılıyor; sonra, yasalar
ve yönetmelikler çıkarılıyor; sonra fırsat bekleniyor. İşte, deprem, bu
fırsatlardan birisi. Sonra da, üzerinden belli bir süre geçince, aklama paklama
operasyonları yapılıyor. Neden burada eski milletvekillerinin, eski bakanların
icraatları tartışılıyor da, yeniler, şu anda görev başında olanlar
dokunulmazlık zırhından çıkamıyor? Biz de bir gün eski olacağız, siz de bir gün
eski olacaksınız.
MUZAFFER BAŞTOPÇU
(Kocaeli) - Az kaldı Muharrem, az kaldı!..
MUHARREM İNCE (Devamla) -
Değerli arkadaşlarım, bu kördövüşü bu şekilde devam ederse sorunları çözemeyiz.
Bakınız, burada -bunu en
temiz duygularla söylüyorum- ne hâkimim ne savcıyım, sadece size orada
gördüklerimi, yaşadıklarımı anlatmaya çalışacağım; ama, burada bir
samimiyetsizlik görüyorum.
Değerli arkadaşlarım,
bakınız, 11 Haziran 2003'te, ben ve arkadaşlarım, bu bölgedeki deprem
sonrasında gerçekleştirilen kamu ihalelerinin her aşamasının incelenmesi ve bu
iddiaların araştırılması için Meclis araştırması istemişiz. Niye bugün
uğraşıyoruz?! 11 Haziranda, bunu, arkadaşlarımla birlikte vermişiz. Niye bunun
arkasında durmadınız; niye gereğini yapmadınız? Sadece Sayın Koray Aydın'ı
değil, tümünü araştıralım; yardımları araştıralım, ihaleleri araştıralım. Bunu
yapsaydınız, bugün, elimizde çok somut bilgiler olacaktı. Aradan aylar geçmiş.
Bunu niye öncelikli olarak almazsınız?! Bunu öncelikli olarak getirmezseniz, o
zaman, sizin samimiyetinizden şüphe duymak zorunda kalırım.
Değerli arkadaşlarım, bu
toplum babalara alışkın bir toplum. Bu babaların çok ilginç özellikleri var,
kendileri efsane isimler; ama, takdir edersiniz ki, bu babaların beslendikleri bir tek yer vardır, öncelikli olarak
beslendikleri bir tek yer vardır; o da Bayındırlık Bakanlığıdır. Bu ülkede,
biliyoruz ki "Pırlanta", "Maestro", "Organizatör"
gibi lakapları olan babalar vardı. Gelin, bunları, yüreklice, elbirliğiyle
masaya yatıralım, tartışalım.
Değerli arkadaşlarım,
bakınız, ben, hayatımda hiç kamu ihalesi almadım; ama, şöyle bir araştırma
yaptım; üç bakan; isimlerini de vereyim, Cevat Ayhan, Onur Kumbaracıbaşı, Yaşar
Topçu; bu üç sayın bakanın döneminde, davet usulüyle 11 ihale var, sadece Sayın
Koray Aydın'ın döneminde 234 tane var. Bu ilginç değil mi?! Bir bakanın
döneminde 234 tane, diğer üç bakanın döneminde 11 tane!..
Değerli arkadaşlarım,
yine, bir başka konu; 17 Ağustos 1999 tarihinde deprem olmuş, Sayın Koray Aydın
görev başındayken, 25 Ocak 2000 tarihinde, Rüzgârlı Sokakta, babası şirket
kurmuş; bir yıllık cirosu 7 trilyon lira. Deprem bölgesinde partili arkadaşları
iş yapmışlar, malzemelerin de bir kısmını babasının şirketinden almışlar. Her
şeyin yasal olduğunu düşünelim, her şeyin kuralına uygun olduğunu düşünelim;
doğru mu?! Bu ülkede, Sağlık Bakanı özel hastane işletir mi?! Bu ülkede, Millî
Eğitim Bakanı basımevi açabilir mi?! Mesela, bu ülkede, şöyle bir şey olabilir
mi: Bir bakan düşünün, bir kulüp hakkında soruşturma açsın; sonra, o kulüp
gitsin, bu bakanın avukat olan oğluna 7 500 000 000 lira versin; o da, o kulübe
danışmanlık yapsın; böyle bir şey olabilir mi?! Duydunuz mu siz böyle bir şey?!
Olmaması lazım.
Mesela, siz, bu ülkede
Ulaştırma Bakanı olsanız, oğlunuz gemi alsa, her şey de yasal olsa; doğru mu?!
Siz, bu ülkede Başbakan olsanız, taklit kola satan, renkli gazoz satan bir
şirketin dağıtımında hisseniz olsa, her şey yasal olsa; doğru mu?! (AK Parti
sıralarından gürültüler)
HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)
- Oraya dokunma!..
MUHARREM İNCE (Devamla) -
Bu ülkede, 550 000 000-600 000 000 lirayla geçinen bir öğretmenin ek iş yapması
yasaktır. Başbakanların ek iş yapması yasak değil mi?!
Bakın, geçtiğimiz
günlerde...
(Pakistan İslam
Cumhuriyeti Ulusal Meclis Başkanı Chaudhry Amir Hussain ile Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç Genel Kurul salonundan ayrıldılar)
(Alkışlar)
ORHAN SÜR (Balıkesir) -
Seni alkışlamıyorlar.
MUHARREM İNCE (Devamla) -
Ben de, beni alkışlıyorsunuz zannettim.
Sayın Başkanım, bunu,
konuşma süreme ekleyeceksiniz herhalde.
Değerli arkadaşlarım,
bakın, geçtiğimiz günlerde bir gazetede şöyle bir haber vardı: Haksız yere bir
ay hapis yatan vatandaş, 50 000 000 lira tazminat kazanmış. Gerekçesi de,
ekonomik ve sosyal durumuna göre, bu para üzüntüsüne yetermiş! Demek ki, bu
ülkede geçinemediğiniz zaman, açlık sınırında boğuşurken ek iş yapmanız yasak,
Başbakan olduğunuzda ek iş yapmanız serbest; tıpkı, bu 50 000 000 liralık
tazminatta olduğu gibi. (AK Parti sıralarından "Ne alakası var"
sesleri)
Değerli arkadaşlarım
"ne alakası var" diyorsunuz; bakın, mesela, Partimin Genel Başkanı
böyle bir dükkân açsaydı ve siz bana bunu söyleseydiniz, ben kafamı yere
eğerdim; sonra da Genel Merkeze gider, Genel Başkanımın istifasını isterdim.
(CHP sıralarından alkışlar, AK Parti sıralarından gürültüler) Evet, bunu
isterdim.
SABRİ VARAN (Gümüşhane) -
Bankanız yeter size!
MUHARREM İNCE (Devamla) -
Ama, ben bilirim ki, o koltukta Atatürk oturmuştur, İsmet Paşa oturmuştur,
Altan Öymen oturmuştur, Ecevit oturmuştur, Baykal oturmuştur; hiç birisi dükkân
açmamıştır. Ben, bunu bilirim.
BAŞKAN - Sayın İnce,
sürenize ilave edeceğim; ama, siz görüştüğümüz konuya gelin lütfen.
MUHARREM İNCE (Devamla) -
Tamam, Sayın Başkanım, konuya geliyorum.
Şimdi, gelelim deprem
konusuna. Sayın Koray Aydın'ın, iyi niyetli olmadığının bir başka göstergesini
söyleyeyim. Bakınız, 8.2.2000 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan genelgeyle, 46
MHP'li, 16 ANAP'lı, 12 DSP'li belediye, herhangi bir afetle karşılaşmadığı
halde afet katsayısı çeşitli oranlarda çarpılırken, 25 CHP'li belediye afet
kapsamı içerisinde olmasına rağmen afet kapsamı dışına çıkarılmıştır.
Değerli arkadaşlarım, o
günlerde nelerin yaşandığını çok iyi biliyoruz. Yalova'da anket yapıldı;
dediler ki "kaç kişi prefabrike konut istiyor?" Ankete olumlu cevap
veren 800 kişidir. 800 kişi dedi ki "ben prefabrike konutta
otururum." Kaç tane yaptılar biliyor musunuz; 5 150 tane yaptılar; özel
bazı kuruluşların yaptığıyla birlikte 6 000 tane oldu; küsuratlarını
söylemiyorum. Millet 800 tane istiyor, sen 6 000 tane yapıyorsun; demek ki,
prefabrike konut imal eden bazı şirketleri kayırmak gibi derdin var senin.
Millet istemiyor bunu, sen yapıyorsun.
Değerli arkadaşlarım,
bunlar araştırılmalı, bunların hesabını vermeli insanlar. Özellikle altyapıyla
ilgili müthiş sorunlar var. Kalıcı konutlarda, Sayın Bakan, Hürriyet Gazetesine
açıklama yapmış, 30.11.2000 tarihinde; diyor ki: "Ben, deprem bölgesinin
nabzını iyi tutuyorum. Depremzedeler villa gibi eve sahip olacaklar."
Değerli arkadaşlar, Yalova'daki bir yerel gazeteyi aldım; diyor ki, bakın:
"Buralar birer alabalık yetiştirme çiftliğini andırıyor; su içerisinde."
Bir kenti dörde bölmenin hesabını vermeli, kentin bütün ekonomik ve sosyal
dengelerini altüst eden, hiçbir zaman çözümü olmayan... Benim şehrime yazık etti; bunun hesabını,
kim yaptıysa vermeli. Bunun hesabını Bayındırlık Bakanı verecek tabiî ki. Bu
ülkede birileri gelip, bunun hesabını verecek.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
İnce.
MUHARREM İNCE (Devamla) -
Değerli arkadaşlarım, yer tespitini yanlış yaptılar, ısınmayı o kadar problemli
yaptılar ki... Bakınız, yazlıkçı ile sürekli ikamet eden birine aynı kurayı
çektirdiler. Sizin apartmanınızda 12 daire var, 2 tanesi sürekli oturuyor, 10
tanesi yazlıkçı. Nasıl olacak, sorunlar nasıl çözülecek?!
MUZAFFER BAŞTOPÇU
(Kocaeli) - Yaşarova!.. Yaşarova!..
MUHARREM İNCE (Devamla) -
Yaşarova'nın da katkısı var bunlarda.
Değerli arkadaşlarım, bir
başka konu; bu kalıcı konutlarla ilgili "ben burada oturmak isterim"
diyor "benim bile oturasım gelir" diyor Sayın Koray Aydın bunlara.
Bir tek isteğim var Sayın Koray Aydın'dan; Yalova'ya bir gitsin, hani o deprem
zamanında Sayın Yaşar Okuyan, kendisi MHP'ye geçeceği için, Koray Aydın'a da
onun öncülüğünde bir fahrî hemşerilik beratı verdi; verdirdi, daha doğrusu. Bu
aralar Koray Aydın o kalıcı konutlara bir gitsin de orada yaşamanın ne olduğunu
bir görsün. Acaba, orada yalnız gezebilir mi, yanına korumalarını almadan orada
yürüyebilir mi, oraya gidebilir mi; bunları düşünmek lazım.
Değerli arkadaşlarım,
biz, burada, eskileri Yüce Divana gönderen, yenileri koruyan bir Meclis
olursak, samimiyetimiz olmaz, inandırıcılığımız olmaz.
ASIM AYKAN (Trabzon) -
Siz başvurunuzu yaptınız mı?
MUHARREM İNCE (Devamla) -
Gereğini yapayım; başvurumu yarın yapacağım; söz veriyorum.
ASIM AYKAN (Trabzon) - Ben
altı ay önce yaptım.
MUHARREM İNCE (Devamla) -
O, boşuna başvuru.
ASIM AYKAN (Trabzon) - Ne
münasebet!
MUHARREM İNCE (Devamla) -
Çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın İnce.
Üçüncü söz isteği,
İstanbul Milletvekili Sayın Hüseyin Besli'ye aittir.
Sayın Besli, buyurun. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakikadır.
HÜSEYİN BESLİ (İstanbul)
- Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Türkiye'de yaşayan her vatandaşımızın vicdanını yıllarca kanatan yolsuzluklar
meselesiyle ilgili olarak, Samsun Milletvekilimiz Haluk Koç ve 55 arkadaşının
verdiği önerge çerçevesinde görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Değerli milletvekilleri,
zannederim, Türkiye'de hiçbir mesele bu yolsuzluk kadar çok konuşulmamıştır. Bu
nedenle, artık, çok rahatlıkla söyleyebiliriz ki, bu mesele, üzerinde
konuşularak çözülecek bir mesele olmaktan çoktan çıkmıştır. Artık, ne yapmamız
gerekiyorsa onu yapmalıyız.
Yolsuzlukların en çok
konuşulduğu günlerde her şeyi açıklayan iki anekdotu sizlerle paylaşmak
istiyorum. Bunlardan birincisi, Susurluk skandalından sonra, o meşhur kamyon
şoförünün medyaya "ben kahraman değilim" demek zorunda kalmasıydı.
Diğeri ise, Engin Civan olayında tetiği çeken adamın bir televizyon muhabirine
söylediği şeydi. Televizyon muhabiri, cezasını çektikten sonra hapisten çıkan
kişiye çok zekîce bir soru yöneltiyor ve şöyle diyor: "Sen, şimdi, aynı zamanda
kahraman oldun; Türkiye'ye neler söyleyeceksin?" Adam kameraya yöneliyor,
göğsünü gererek ve kendisini de cümlenin içine katarak aynen şöyle söylüyor:
"Türk Milleti, tarih boyu büyük kahramanlar yetiştirmiştir."
Değerli arkadaşlar, bu
iki anekdotu alt alta koyuyorum ve yorumlamadan gerisini idraklerinize havale
ediyorum.
Saygıdeğer
milletvekilleri, yolsuzluk meselesinin sistemle iç içe geçmesi, Türkiye'nin en
büyük meselelerinden bir tanesidir. Kanaatimce, Türkiye'nin, yani, devletin de,
toplumun da en büyük meselesi budur. Bir toplumda adalete güvenmenin yerini güç
ve iktidara tapınma almışsa, o toplumda ve o iktidarın yönetiminde suçun
üremesi, yeşermesi, çoğalması için uygun zemin hazırlanmış demektir. Zira,
otoriter yapılar, toplumun denetimine ve katılımına kapalı olduğu için, bütün
mikropları halının altına sürerler.
BAŞKAN - Sayın Besli, bir
dakikanızı rica ediyorum.
Değerli milletvekilleri,
hatibin konuşmasını kürsüden ben de takipte zorlanıyorum. Değerli
arkadaşlarımın hatibi sükûnetle dinlemelerini rica ediyorum.
Buyurun.
HÜSEYİN BESLİ (Devamla)-
Bizde bu anlayışın en bilinen, en hafif ifadesi, işi sumenaltı etmek, bugün git
yarın gel demektir.
Son onbeş yıl boyunca
daha yoğun ve kesintisiz konuştuğumuz yolsuzluk meselesi, suçun kendisi ve
suçlular üzerinden giderek tek tek olayları ve insanları konuşarak
çözülemeyecek bir meseledir. Zira, topluma karşı organize suç işleyenlerin ne
kadar cüretkâr olduklarını biliyor, her gün ekranlarda ve gazete sayfalarında
izliyoruz. Bütün mesele, bataklığı kurutmak ve zemini sağlamlaştırmaktır.
Takdir edersiniz ki, Türkiye Büyük Millet Meclisinin aslî görevi de budur; ancak,
şu andaki tabloya bakarsak, Meclisin, bu aslî görevinin idrakinde olduğunu
söylemek pek mümkün değildir diye düşünüyorum. Zira, önerge sahibi bile şu anda
salonda değil. Hem iktidar grubu hem de muhalefet grubu, konuya ne kadar ciddiyet
gösterdiğini, şu andaki tabloyla ortaya koymuş durumdadır.
Eğer hızla ve süratle
zemine yönelmezsek, her yıl bir veya birkaç hortumcuyu konuşur, şaşırtıcı
skandal, şaşırtıcı ve cüretkâr nice öyküler dinler dururuz; ancak, hemen
söylemeliyim ki, bu konuda umutsuzluk batağına saplanmak durumunda değiliz.
Önümüzde umutvar olmamızı gerektiren birçok gelişmeler mevcuttur.
Bataklığın kaynağını
kurutma yolunda 2003 yılında attığımız adımlara bakarak, kesinlikle inanıyorum
ki, 2004 yılı, bir daha bu ayıpları konuşmayacağımız bir yıl olacaktır
inşallah. Türkiye, sorunlarını çözebilecek, kaliteyi esas alan güçlü bir
iktidara kavuşmuşken, çamurun üzerine yatma anlayışı siyasetten tasfiye
olmuşken, hortumcular tek tek teşhir edilmeye ve adalete teslim edilmeye
başlanmışken, kanaatimce, kalitenin bir ahlak felsefesi olduğunu acilen ve öncelikle
kamu yönetimimizin anlamasından daha acil bir sorunumuz kalmamıştır diye
düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, bu
aşamada bir hususu iyice belirginleştirmek ve netleştirmek gereğine inanıyorum.
Daha önce söylediğim gibi, suç olgusu, tek bir unsura bağlı olarak teşekkül
edemez; karmaşık bir süreçtir. Böyle bir olgunun ortaya çıkabilmesi için hemen
ilk elde sayılabilecek aktörler, kamu personeli -yani, bürokrasi- işadamları ve
siyasetçilerdir.
Bilindiği gibi,
yolsuzluğun oluşması için süreklilik gerekmektedir ve olayların zincirleme bir
şekilde art arda devam etmesi gerekir. Sürekli olan ise, kamu yöneticileri ve
işadamlarıdır. Yolsuzluklara adı karışan kimi siyasetçiler, bürokratlara ve
işadamlarına göre gelip geçici olduğu için, bir anlamda, diğerleri tarafından
taşeron olarak kullanılmaktadırlar. Meselenin bu yönünü hiçbir zaman gözden
ırak tutmamalıyız.
Örneğin, şu anda hepimizin
elinde bulunan ve üzerinde konuştuğumuz önergede bile siyasetçilerle birlikte
onlarca firma ismi geçmektedir. Usulsüzlüklerin ve yolsuzlukların yapılmasında
sorumluluk sahibi yüzlerce, hatta binlerce kamu çalışanı vardır. Eminim, onlar,
şu anda bile yerlerini koruyorlar ve/veya faaliyetlerine devam ediyorlar.
Peki, bu
söylediklerimizden sonra, daha önce buraya gelip kendilerini savunan Sayın
Ersümer ve Sayın Çakan'ın iddia ettikleri gibi, belki de Koray Aydın'ın bir
yerlerde kendisini savunabileceği gibi, muhtemelen, bizlerin bu siyasîler hakkında
Meclis soruşturması istemekle kendilerine haksızlık yapmış olduğumuz sonucu
çıkabilir mi; hemen söylemeliyim ki, kesinlikle hayır; kendilerine hiçbir
haksızlık yapılmamaktadır. Onlar, kendilerinden önce yapılanlardan farklı bir
şey yapmadıklarını söyleyerek kendilerini savunabilirler. Kendilerinden
öncekilerin farklı bir şey yapmamış olmalarını bir an doğru kabul etsek bile,
bu, onlara haksızlık yapıldığını göstermez; çünkü, onlar, yolsuzluk sürecinin
sembolleşen zirve isimleridir. Onların savunması, olsa olsa, konuşmamın
başından beri söylemeye çalıştığım, yolsuzluğun ne kadar kurumsallaştığını ve
diğer aktörlerin de ne kadar suçlu olduğunu gösterebilir.
Değerli arkadaşlar, bu
arada, bir hassasiyetimi daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu Yüce Meclisin
iradesiyle kurulmuş ve çalışmalarını tamamlamış bulunan Meclis araştırması
komisyonu önemli çalışma yapmıştır, kendilerine teşekkür ediyorum; kamuda
birçok yolsuzluk alanına parmak basmışlardır; ama, maalesef, çalışmalarını 1
000 sayfalık devasa bir doküman halinde ortaya koymuş olmalarına rağmen,
araştırma komisyonu, el atılması gereken her alana ulaşamamıştır; zaman
darlığından ulaşamamıştır, meselenin büyüklüğünden dolayı fırsat kalmamıştır.
Bu nedenle "komisyon raporuna girmemiş alanlar temizdir" diye bir
sonuç ortaya çıkaramayız. Örneğin, kim, raporda adı geçmedi diye Sermaye
Piyasası Kurulunu ve İMKB'nin tertemiz olduğunu iddia edebilir?! Zaten
mahkemelere intikal etmiş kimi uygulamaları kim görmezden gelebilir?! Eğer
böyle bir araştırma yapılırsa, belki, borsada kimlerin spekülasyon yaptığını
da, biz, öğrenmiş oluruz. Kim, TRT'de olup bitenleri savunabilir?!
Değerli arkadaşlar,
kolaycılığa düşmememiz gerekir. Ne araştırma komisyonu kurmakla ne de biraz
sonra oylarımızla kimi siyasîler hakkında Meclis soruşturmasına karar vermekle
görevimizi bitirmiş olacağız; ülkemiz ve insanımız için daha yapılacak çok
işimiz var. İnanıyorum ki, hakkında binlerce köşe yazısı yazılan, yüzlerce
kitap kaleme alınan, binlerce defa manşet olan, onbinlerce defa mahkemelere
konu olan bu meselede herkes artık hemfikirdir. Öyleyse "temiz toplum",
"erdemli toplum" gibi bir slogan bulup kenara çekilemeyiz. Öyleyse,
yolsuzluk sürecinin zirvelerinde yer almış birkaç ismi yargıya havale etmekle
işimizi yapmış sayılmayız.
Yolsuzlukla mücadele, bir
kurumun, bir kişinin üstesinden gelebileceği bir iş değildir, topyekûn bir
mücadele gerektirir. Biraz sonra, üzerinde tartıştığımız önergeye vereceğimiz
destekle, bu topyekûn mücadeleye güç katacağımıza, ivme kazandıracağımıza
inanıyorum. Bu duygularla, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Besli.
Sayın milletvekilleri,
önerge sahipleri ve şahıslar adına konuşmalar tamamlanmıştır.
Son söz, hakkında
soruşturma açılması istenen Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Sayın Koray
Aydın'a aittir. Şu ana kadar, kendisinin bir konuşma yapacağı hususunda bir
bilgi bize ulaşmadı.
Değerli milletvekilleri,
Meclis soruşturması önergesi üzerindeki görüşmeler böylece tamamlanmıştır.
Şimdi, Bayındırlık ve
İskân eski Bakanı Koray Aydın hakkında Meclis soruşturması açılıp açılmaması
hususunu oylarınıza sunacağım.
Anayasanın 100 üncü
maddesi hükmü gereğince, oylamayı gizli oylama şeklinde yapacağız.
Oylamaya başlamadan önce,
oylamanın yöntemiyle ilgili olarak bazı açıklamalarda bulunacağım.
Sayın milletvekilleri,
ben oylamayı başlatmadan ve isimler okunmadan hiç kimseye oy
kullandırmayacağımı, o bakımdan, hiçbir arkadaşımızın yerinden kalkarak
rahatsız olmamasını, özellikle altını çizerek ifade ediyorum. (Alkışlar)
TUNCAY ERCENK (Antalya) -
Bakan, sırada...
BAŞKAN - O takdiri
yapacağız; ama, lütfen, arkadaşlarımız yerlerine otursunlar.
Şimdi, gizli oylamanın ne
şekilde yapılacağını arz ediyorum:
Komisyon ve hükümet
sıralarında yer alan Kâtip Üyelerden, komisyon sırasındaki Kâtip Üye, Adana'dan
başlayarak İzmir'e kadar; hükümet sırasındaki Kâtip Üye ise, İzmir ilâ
Zonguldak dahil, adı okunan milletvekillerine, biri beyaz, biri yeşil, biri de
kırmızı olmak üzere, 3 yuvarlak pul ile mühürlü zarf verecek ve pul ve zarf
verilen milletvekillerini ad defterinde işaretleyeceklerdir.
Milletvekilleri,
Başkanlık kürsüsünün sağında ve solunda yer alan kabinlerden başka yerde
oylarını kullanamayacaklardır.
Vekâleten oy kullanacak
bakanlar da, yerine oy kullanacakları bakanın ilinin bulunduğu bölümde oylarını
kullanacaklardır.
Bildiğiniz üzere, bu
pullardan, beyaz olanı kabul, kırmızı olanı ret, yeşil olanı ise çekimser oyu
ifade etmektedir.
Değerli arkadaşlar, bunu,
bir defa daha tekrar ediyorum: Verilen 3 puldan, beyaz olanı kabul, kırmızı
olanı ret, yeşil olanı ise çekimser oyu ifade etmektedir.
Oyunu kullanacak sayın
üye, Kâtip Üyeden, 3 yuvarlak pul ile mühürlü zarfı aldıktan ve adını ad
defterine işaretlettikten sonra, kapalı oy verme yerine girecek, oy olarak
kullanacağı pulu burada zarfın içerisine koyacak, diğer 2 pulu ise ıskarta
kutusuna atacaktır. Bilahara oy verme yerinden çıkacak olan üye, oy pulunun
bulunduğu zarfı, Başkanlık Divanı kürsüsünün önüne konulan oy kutusuna
atacaktır.
Oylamada adı okunmayan
milletvekiline pul ve zarf verilmeyecektir.
Şimdi, gizli oylamayı
Adana İlinden başlatıyorum.
(Oylar toplanıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, oyunu kullanmayan değerli arkadaşımız var mı? Yok.
Oy kullanma işlemi
bitmiştir.
Kupalar kaldırılsın.
(Oyların ayırımı yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Koray Aydın hakkında,
Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis
soruşturması açılmasına ilişkin (9/8) esas numaralı önergenin gizli oylamasının
neticesini açıklıyorum:
|
Kullanılan oy sayısı |
: |
368 |
|
Kabul |
: |
358 |
|
Ret |
: |
4 |
|
Çekimser |
: |
5 |
|
Boş |
: |
1 |
Böylece, Meclis
soruşturması açılması kabul edilmiştir.
Anayasanın 100 üncü
maddesi gereğince, soruşturma, siyasî partilerin güçleri oranında komisyona
verebilecekleri üye sayısının 3 katı olarak gösterecekleri adaylar arasından
her parti için ayrı ayrı adçekmek suretiyle kurulacak 15 kişilik bir komisyon
tarafından yürütülecektir.
Soruşturma komisyonunun
iki aylık görev süresinin, komisyonun, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye
seçimi tarihinden başlamasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Böylece, Meclis
soruşturması açılması kabul edilmiş ve gerekli karar Genel Kurulca alınmıştır.
Şimdi, Samsun
Milletvekili Sayın Haluk Koç ve 55 milletvekilinin, Karadeniz sahil yolu
işlerinin ihalesinde müteahhit firmaların önceden anlaştıklarının bilinmesine
rağmen, fiyatları ayarlayarak ve rekabete meydan vermeyerek, devleti büyük
ölçüde zarara uğrattığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesine
uyduğu iddiasıyla Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Yaşar Topçu hakkında
Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması
açılmasına ilişkin önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.
2.- Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekilinin,
Karadeniz Sahil Yolu işlerinin ihalesinde müteahhit firmaların önceden
anlaştıklarının bilinmesine rağmen, fiyatları ayarlayarak ve rekabete meydan
vermeyerek devleti büyük ölçüde zarara uğrattığı iddiasıyla Bayındırlık ve
İskân eski Bakanı Yaşar Topçu hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin
önergesi (9/9)
BAŞKAN - Bu görüşmede,
sırasıyla, önergeyi verenlerden ilk imza sahibine veya onun göstereceği bir
diğer imza sahibine, şahısları adına 3 üyeye ve son olarak da, hakkında
soruşturma açılması istenmiş bulunan Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Yaşar
Topçu'ya söz verilecektir.
İçtüzük gereğince,
konuşma süreleri 10'ar dakikadır.
Meclis soruşturması
önergesi, Genel Kurulun 10.12.2003 tarihli 26 ncı Birleşiminde okunmuş ve
bastırılarak sayın üyelere dağıtılmıştır. Bu nedenle, soruşturma önergesini
tekrar okutmuyorum.
Önerge üzerinde söz alan
sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum: Önerge sahibi Haluk Koç'un
yerine, İstanbul Milletvekili Sayın Kemal Kılıçdaroğlu; şahısları adına,
Trabzon Milletvekili Sayın Şevket Arz, Çanakkale Milletvekili Sayın Ahmet Küçük
ve İstanbul Milletvekili Sayın Kemal Kılıçdaroğlu.
İlk söz, önerge sahibi
olarak, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nundur. (CHP sıralarından
alkışlar)
Sayın Kılıçdaroğlu,
şahsınız adına da konuşacaksınız; sürelerinizi birleştirmek istiyor musunuz?
KEMAL KILIÇDAROĞLU
(İstanbul) - Evet efendim.
BAŞKAN - Buyurun Sayın Kılıçdaroğlu.
KEMAL KILIÇDAROĞLU
(İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet
Meclisinin son yıllardaki en önemli oturumlarından birisini daha
gerçekleştiriyoruz. Parlamentoda uzun süre görev yapmış, bakanlık görevini
üstlenmiş, ama, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurduğu araştırma komisyonunun
verdiği rapor sonucu, Karadeniz otoyoluyla ilgili olarak, bir bakanımız
hakkında Meclis soruşturması açılıp açılmamasını görüşeceğiz.
Daha önceki önergenin
görüşmelerinde İstanbul Milletvekili Sayın Hüseyin Besli'nin güzel bir
konuşması oldu. Sayın Besli, burada, iki bakan hakkında soruşturma açmanın
yeterli olmadığını, asıl, yolsuzluk ve sistem konusuna ağırlıklı olarak
girilmesi gerektiğini vurguladı. Sayın Besli'nin bu görüşüne aynen katıldığımı
ifade etmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri,
gerçekten de, bir bakanı, birkaç bakanı, Parlamentodan ayrıldıktan sonra dahi
olsa, Yüce Divana gönderme konusunda düğmeye basabiliriz, soruşturma komisyonu
kurabiliriz, soruşturma komisyonu sonucunda aklanması için yargıya
gönderebiliriz; ama, bütün bunlar, sistemi sağlıklı kurmamız açısından yeterli
değil. Belki de, geçmişte kamuoyunda çok fazla tartışılan yolsuzluk olgusuna
"siz, yolsuzluk, yolsuzluk diyordunuz, 2 kişiyi gönderdik Yüce Divana,
böylece kamuoyu da tatmin olsun..." Aslında, sistemi böyle kurduğumuz
zaman, bana göre, halkı, geniş kitleleri yanıltmış oluruz, doğruları yapmamış
oluruz. Doğrusu nedir; doğrusu, yolsuzluklara engel olabilecek sistemi
kurmaktır.
Bakınız, yolsuzlukları
araştırma komisyonu raporunun birinci bölümünde; yani, ilk bölümünde,
yolsuzlukları önleme konusunda hangi önlemlerin alınması gerektiği tek tek
sayıldı. Ben, izninizle, buradan, birkaçını aktarmak istiyorum.
Bunlardan birisi, yargı
bağımsızlığını sağlamaktır. Yargının bağımsız olmadığını, yargının tepe
noktasındaki yargıçlar da söylüyorlar. Sayın Yargıtay Başkanımız, Sayın
Danıştay Başkanımız, Sayın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, emekli savcılar
hatta, yolsuzlukları araştırma komisyonuna gelen Yargıtay eski Başsavcısı,
yargının bağımsız olmadığını söyledi. Bağımsız olmayan bir yargıdan, elbette ki
sağlıklı karar çıkmasını beklemenin doğru olmadığını hepimiz kabul ediyoruz.
Peki, o zaman, bu konuda
en büyük şikâyeti, yargıyla ilgili en büyük şikâyeti kim yapıyor; şimdiki Sayın
Adalet Bakanımız. Yaptığı bütün konuşmalarda, gazetelerdeki açıklamalarında,
yargının iyi işlemediğini, bilirkişilik kurumunun getirdiği haksızlıkları, bu
kurumun gerçekten sağlıklı çalışmadığını en iyi vurgulayan, Bakanımız. Peki, o
zaman, iktidar kanadındaki milletvekillerine şunu sormak istiyorum: Acaba,
yargının bağımsızlığı konusunda hangi adımı attınız; hiçbir adım atılmadı.
İkinci konu, yine, orada,
Türkiye başsavcılığı kurulsun diye bir önerimiz daha vardı. Bu öneri konusunda
da, bugüne kadar, bildiğim kadarıyla, Adalet Bakanlığı içerisinde bile, hiçbir
çalışma yapılmış değil.
Bir başka konu:
Dokunulmazlıkların sınırlandırılmasını, Meclis yolsuzlukları araştırma
komisyonu da öneriyor "dokunulmazlıkları sınırlayın" diye; ama,
maalesef, bırakın dokunulmazlıkların sınırlandırılmasını, Parlamento, bu konuda,
kendi yasal işlevini dahi yapmış değil ve yapmaktan özenle kaçınıyor.
Siyasî ahlak
yasası... Siyasî ahlak yasası hâlâ
çıkmadı. Bakın, bir milletvekilimiz, Sayın Algan Hacaloğlu, daha, Parlamento
açıldıktan hemen sonra, yanlış hatırlamıyorsam ilk birkaç ay içerisinde, siyasî
ahlak yasası teklifini Parlamentoya sundu. Israrla bekletiliyor. Biz, etik
kurallardan bahsediyorsak, Parlamentonun saygın bir kurum olmasını istiyorsak,
Parlamentonun halk nezdinde, milletvekillerinin halk nezdinde "bunlar
saygın kişilerdir, toplumun çıkarları doğrultusunda hareket ederler"
intibaını yaratmak istiyorsak, siyasî ahlak yasasının çıkması gerekiyordu; ama,
siyasî ahlak yasasının "s" sinden bile haberdar değiliz. Ben şuna
kesinlikle inanıyorum: Siyasî ahlak yasası çıksaydı, Sayın Başbakan, asla ve
asla şirket kurmazdı.
Bakınız, Sayın Koray
Aydın'la ilgili soruşturma komisyonu kurulmasına karar verdik ve en çok
eleştirdiğimiz konu -burada da dile getirildi- Sayın Koray Aydın'ın babasının
şirket kurmasıydı. Bunu eleştirdik. O zaman, ben bir sivil toplum örgütünün
başkanıydım; o zaman da eleştirdik. Siyasî ahlak yasasının olması lazım; bir
siyasetçinin, neyle uğraşıp neyle uğraşmadığının toplum tarafından bilinmesi
lazım, bu doğrunun mutlaka ortaya konulması lazım. Başka, ülkelerin parlamenterleri,
bakanları, birkaç yüz dolarlık hediye aldıkları zaman, bunu, devlete hediye
etmek, bağışlamak zorundalar; böyle bir siyasî kural var, böyle bir siyasî etik
var. Bizde nerede bunlar?! Biz, işimize geleni Yüce Divana gönderme konusunda
biraz kararlı davranıyoruz. Bu, maalesef, biraz, bizim zaaf noktalarımızdan
birini oluşturuyor.
Değerli arkadaşlar,
Karadeniz otoyolu ihalesi yapıldığı zaman, o dönem Parlamentodaki muhalefet
partisi, buradaki ihalelerde ciddî yolsuzluklar olduğunu vurgulamıştı; ama, ne
yazık ki, otobüslerle Karadenizden insanlar Ankara'ya taşıtıldı ve dendi ki:
"Siz, Karadenize otoyol yapımına karşı çıkıyorsunuz." Oysa, hiç
kimse, Karadenize otoyol yapılmasına karşı çıkmıyordu. Karadeniz otoyolunda
yolsuzluklar yapıldığı, ihalelerde yolsuzluklar yapıldığı, müteahhitlerin
önceden belirlendiği ısrarla dile getiriliyordu, söyleniyordu; ama, o günün
gürültülü ortamında, maalesef, bunlar yeteri kadar dillendirilemedi.
Geldiğimiz noktada şu
gerçeği gördük: Gerçekten de, Meclis yolsuzlukları araştırma komisyonuna
intikal eden dokümanlardan, bilgilerden, raporlardan, Karadeniz otoyolunda
ciddî sorunların olduğu, ihalelerde ciddî soruşturulması gereken alanların
bulunduğu ortaya çıktı. Bu çerçevede, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, bu
konuda bir soruşturma komisyonu kurulmasından yana tavır alacağımızı belirtmek
isterim.
Değerli milletvekilleri,
yolsuzluğun iki ana damarı vardır; bunlardan birisi, kamunun mal alımı, yapımı,
yani İhale Yasasıdır; ikincisi ise kamu bankalarıdır. Bizim, Meclis
yolsuzlukları araştırma komisyonunun bütün bulguları bu iki alanla sınırlıdır,
bu iki alana odaklanmıştır. İhalelere baktığınız zaman, eğer İhale Yasası
çıkmasaydı, ben eminim, bugün yapılan pek çok ihale için de aynı sorunlar
gündeme gelebilirdi, Sayın Bakanlar büyük siyasal baskılarla karşı karşıya
kalabilirlerdi. O nedenledir ki, biz, mevcut İhale Yasasının
değiştirilmemesini, eğer uygulamada bazı zorluklar, sıkıntılar varsa, onların
giderilmesini istiyoruz; ama, hiçbir şekilde, şu ihale İhale Kanunu kapsamı
dışında kalsın, şu ihale İhale Yasası dışında kalmasın; böyle bir yaklaşımın
doğru olmadığını, doğru olmaması gerektiğini özellikle belirtmek isterim.
Kamu bankaları, geçmişte
hortumlanan kamu kaynaklarının büyük gruplara, kişilere aktarılmasına yol açan
ve yeri geldiği zaman da alınan paraların geri ödenmediği, bir alan haline,
maalesef, dönüşmüştür.
Kamu bankalarıyla ilgili
olarak da daha önceki hükümet döneminde ciddî düzenlemeler yapılmıştır.
Bağımsız bir kurum oluşturulmuştur. Batan bankalardaki paraların ve kamu
bankalarındaki paraların geri alınmasıyla ilgili Tasarruf Mevduatı Sigorta
Fonuna geniş yetkiler verilmiştir; ama, maalesef, Tasarruf Mevduatı Sigorta
Fonunun kurulduğu tarihten bugüne kadar, beklenen hiçbir tahsilat
gerçekleşmemiştir. Tahsilatın gerçekleşmesi için, bu hükümet döneminde, bu yasama
döneminde, yine, Bankalar Yasasında çok ciddî düzenlemeler yapılmıştır.
Diliyoruz ve umuyoruz -Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunun takipçisi olacağız-
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, batan bankalardan ve kamu bankalarından para
alıp geri ödemeyenlerden bu paraları tahsil edebilsin. Tahsil etmedikleri
takdirde, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu iktidara hesap soracağımızı, bu
iktidarın bu sorununu kahvelere taşıyacağımızı ayrıca belirtmek istiyorum. Biz,
yasa çıkarma konusunda size her türlü desteği verdik, her türlü olanağı
sağladık; ama, buna rağmen para tahsil edilemediyse, bunun sorumluluğunun bu
hükümet tarafından yüklenilmesi gerektiğini de belirtmek isterim.
Değerli milletvekilleri,
şimdi, yolsuzluklar konusu diyoruz da, Türkiye'nin son günlerde yaşadığı bir
dramı da dikkatinize sunmak isterim. "Görevi kötüye kullanmak"
denilen bir kavram vardır, Türk Ceza Yasasında tanımlanmıştır. Kişiler,
bulundukları görevleri kötüye kullandıkları zaman bunun hesabını verirler.
Bugün yaptığımız ve biraz sonra kararını alacağımız süreç de bunun
benzerlerinden biridir.
Bakınız, değerli
milletvekilleri, geçen gün Sağlık Bakanlığı bir sınav yaptı... Hiç unutmadığım
konuşmalardan birisi, Trabzon Milletvekili Kemalettin Beyin konuşmasıydı. Bu
Parlamento daha yeni göreve başlarken bu kürsüye gelmiş ve binlerce laborantın,
ebenin, hemşirenin işsiz kaldığını, işsiz olduğunu, bunlara iş olanağı
yaratılması gerektiğini söylemişti ve gerçekten de, güzel bir konuşmaydı.
Şimdi, geçenlerde bir sınav yapıldı. Elinizi vicdanınıza koyup bu soruma
yanıtı, lütfen, vicdanınızda arayın. Sıfır puan alan bir kişinin kazandığı bir ortamda
ve çok yüksek puan alıp da kazanılmayan bir ortamda o bakanın görevini doğru
dürüst yaptığına kanaat getirebilir misiniz?! Şuna katılıyorum: Bir kişi sıfır
puan alabilir; ama, sıfır puan alan kişinin sınavı kazanmış gibi işlem
görmesini acaba hangi vicdan kabul edebilir?! Şimdi, şu söyleniyor: Tercihler
yanlış yapıldı veya tercihler doğru yapıldı... Tercih yanlış yapılabilir. Belli
bir puanın altındakileri almazsınız, ikinci sınavı açarsınız, üçüncü sınavı
açarsınız veya tercihi sonra yaptırırsınız; dersiniz ki: "Ben sınav
açıyorum, sınav kazananlar şunlardır, ben şuraya tayinini yapacağım..."
Gittin gittin, gitmediysen, bir sonrakine sıra gelir; ama, eğer sıfır puan
olacaksa, niye sınav açıyorsunuz; herkesi alırsınız. Yani, ben, sıfır puan
alıyorum ve devlet memuru oluyorum!.. Bu kişinin bilgi birikimi dahi,
gerçekten, insanda ciddî kuşkular yaratıyor. Siz, oturacaksınız,
eğitileceksiniz ve belli bir okuldan mezun olacaksınız, açılan sınavda sıfır
puan alacaksınız; 1 puan da değil!..
Şimdi, bu konuda, tercihe
rağmen çok ciddî yanlışlıklar yapıldı. Bakın, elimizde onun da belgeleri var;
doğru tercih yapmış; ama, daha yüksek puan aldığı halde oraya verilmiyor; ama,
daha düşük puan alan birisi, aynı yere, aynı tercihe verilmiş oluyor. Bunlar
doğru uygulamalar değil; bunu da, sizin takdirlerinize sunmak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, biz,
hiçbir kişiyi, hiçbir kurumu suçlamıyoruz. Hiçbir bakana "görevini kötüye
kullandın" diye açıkça hiçbir suçlama getirmiyoruz. Bizim yapmak
istediğimiz şu: Biz, oyumuzu, geçmişte, herhangi bir şekilde, medyada,
kamuoyunda, kamuoyu vicdanında suçlanan veya suçlu görülen birisine aklanma
olanağı sağlayabilecek şekilde kullanacağız. Ona diyoruz ki, sen git yargıya,
aklan ve aklandıktan sonra da git halkın karşısına, seçmenin karşısına çık, evet,
ben, alınteriyle, bilgi birikimimle çalıştım, sizlerden oy aldım, suçlandım;
ama, Anayasa Mahkemesine, Yüce Divana gittim ve Yüce Divandan aklanarak geldim
ve şimdi de önünüzdeyim de.
Biz, geçmişte suçlanan,
kamuoyu vicdanında bir şekliyle suçlanan bu kişinin aklanmasını ve yeri geldiği
zaman, tekrar siyaset sahnesinde yerini almasını isteriz.
Ben, bu vesileyle
"beyaz" oy kullanacağımızı ve Sayın Yaşar Topçu'nun da, soruşturma
komisyonundan sonra aklanıp, tekrar eski siyaset günlerine dönmesini yürekten
isteyerek, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kılıçdaroğlu.
Şahsı adına,Trabzon
Milletvekili Sayın Şevket Arz; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
ŞEVKET ARZ (Trabzon) - Sayın
Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Yaşar
Topçu hakkında soruşturma açılmasına ilişkin önerge üzerinde şahsım adına söz
almış bulunuyorum.
Karadeniz sahil yolu,
Bakanlar Kurulu tarafından, 2886 sayılı İhale Kanununun 89 uncu maddesine
dayanılarak, fakat İhale Kanunu kapsamı dışına çıkarılarak ihaleye sunulmuştur.
Böylece, İhale Kanununun koşulları, Karadeniz sahil yolunda dikkate
alınmayarak, bu ihalenin koşullarını kendileri özel olarak uygulamaya
koymuşlardır. Bu da yetmiyormuş gibi, ihaleye girebilecek müteahhitleri
kendileri belirlediler. Türkiye'de bu 15 müteahhit firmadan başka yol inşaatı
yapan firma yok muydu; tabiî ki vardı. Bu firmalar hiç dikkate alınmadı.
Karadeniz sahil yolu
ihale yöntemine CHP sözcüleri karşı çıkınca, Başbakan "şantaj
yapıyorsunuz" diyerek olayın gerçek boyutunu görmek istememiştir. 850 000
000 dolara öngörülen bu yol, belli ki, 3 milyar dolara da bitmeyecek gibi.
Bu yöntemle Karadeniz
sahil yolunun yapılamayacağını, yapılmaya çalışılırsa da ileride büyük pis
kokuların geleceğini muhalefet sözcüleri belirtmişti. İşin başlamasından beri,
bu ihaleden pis kokular yayılmaya devam ediyor.
Karadeniz sahil yolunun
Sinop-Samsun-Sarp kapısı (Gürcistan sınırı) arasındaki uzunluğu 700
kilometredir. Bu yol, hem Karadeniz hem de ülkemiz için gereklidir. Bu yol,
Sinop'tan itibaren 7 il, 9 liman ve birçok ilçe ve beldeyi direkt olarak birbirine
bağlamaktadır. Ayrıca, bunların dışında birçok il, ilçe ve belde de bu yoldan
yararlanmakta ve ekonomilerine katkı sağlamaktadırlar. Ülkemiz nüfusunun
yaklaşık yüzde 10'u bu yoldan yararlanmaktadır. Bu yol tamamlandığı takdirde,
Ardahan, Kars, Erzurum, Erzincan, Sivas'ın kuzey bölgeleri ile Gümüşhane, kış
aylarında tamamen bu yolu kullanacaktır. Karadeniz sahil yolu, ülkemizi
Kafkasya'ya, Bağımsız Devletler Topluluğuna ve de Avrupa'yı Ortaasya'ya bağlamaktadır.
Bu açıdan, uluslararası niteliği vardır.
Bölgenin 2 500-3 000 yıla
ulaşan tarihi boyunca, en önemli geçim kaynağı ticaret olmuştur. Sovyetler Birliğinin
kuruluşu ile yıkılışı arasındaki dönemde (1917-1991) Sarp sınır kapısının kapalı
olması ve Kafkaslar ile Ortaasya'nın Sovyetler Birliği egemenliğine girmesi,
ticaret imkânlarını neredeyse tamamen ortadan kaldırmıştı. Karadeniz
Bölgesinden, önce Zonguldak maden ocaklarına, daha sonra Avrupa'ya ve Türkiye'nin
dört bir yanına yoğun göç bu döneme rastlamaktadır.
Sovyetler Birliğinin
çöküşü ve Sarp sınır kapısının açılmasıyla beraber, Karadeniz Bölgesinin ticarî
faaliyetinde önemli bir canlanma başlamıştır. Bölgeden yapılan ihracat ve
transit ticaret yoğunlaşmıştır.
Günümüz Türkiyesinin
ihraç ettiği yaş sebze ve meyvenin yüzde 35'i doğu Karadeniz limanlarından
yapılmaktadır. Bugün doğu Karadeniz yollarının günlük trafik kesafeti 30 000-35
000 civarındadır. Trabzon şehir geçişinde, bu, 75 000'i bulmaktadır.
Karadeniz sahil yolu
kapsamındaki bu işlerin ihalesi, sahil yolu güzergâhına ilişkin herhangi bir
onaylı proje olmadan yapılmıştır. Yol yapımı, Hopa-Sarp yolunda olduğu gibi,
dağdan başlandı, olmadı; Karadeniz'den, dolgu yapıldı, olmadı. Karadeniz'e
dökülen tüm kayaları deniz yutunca, zorunlu olarak, eski yol güzergâhı tercih
edildi.
Dünyada eşi görülmemiş
bir kıyı ve çevre katliamı yapılmaktadır. 250 kilometre civarındaki bir deniz
dolgusuyla yol yapımı gerçekleştirilmektedir. Bu projelerde hâlâ bazı
düzeltmeler yapma olanağı vardır; ancak, birçok doğal değer artık
kaybedilmiştir.
BAŞKAN - Bir dakika Sayın
Hatip...
III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
D) ÇEŞİTLİ
İŞLER (Devam)
2.- Genel
Kurulu ziyaret eden Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Beşar Esad ve
beraberindeki heyete Başkanlıkça "Hoşgeldiniz" denilmesi
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in davetlisi olarak ülkemizi
ziyaret etmekte olan Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Beşar Esad ve
beraberindeki heyet, şu anda, Meclimizi teşrif etmiş bulunuyorlar; kendilerine,
Yüce Meclisimiz adına, hoşgeldiniz diyorum. (Alkışlar)
IV. - GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE
MECLİS ARAŞTIRMASI (Devam)
A) ÖNGÖRÜŞMELER (Devam)
2. - Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekilinin,
Karadeniz Sahil Yolu işlerinin ihalesinde müteahhit firmaların önceden
anlaştıklarının bilinmesine rağmen, fiyatları ayarlayarak ve rekabete meydan
vermeyerek devleti büyük ölçüde zarara uğrattığı iddiasıyla Bayındırlık ve
İskân eski Bakanı Yaşar Topçu hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin
önergesi (9/9) (Devam)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Arz.
ŞEVKET ARZ (Devamla) -
Sayın Esad'a ben de hoşgeldiniz diyorum.
Özellikle kıyı
kentlerinin güney tarafından geçirilecek bir yol projesiyle hem kıyı kentleri
kurtarılmış hem de imar planlarında görülen yeni yollar yapılmış olacaktır.
Güney çevre yolları, kıyı kentlerinin gelişmesine katkı sağlayacaktır.
Sürmene'ye 2 kilometre
mesafedeki Karacehennem Koyu, deniz tahkimatıyla, tamamen dolduruldu. Yeniay
Beldesinin kumsalları da kaya dolgularıyla yok edildi. Sürmene sahilindeki
kumsalların, dökülen kayalarla kaplanması yetmiyormuş gibi, bir de tahkimat,
Sürmene şehir kodundan 2-3 metre yükseklikte yapıldığından, şehir ile deniz
arasında Çin Seddi gibi durmaktadır. Allah korusun, 1998 yılındaki
Sürmene-Köprübaşı Beşköy'deki sel felaketi tekrarladığı takdirde, yeni
yapılmakta olan sahil yolu kodundan alçakta kalan Sürmene İlçesini, tamamen
sular altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Sürmene, kısaca,
yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Karadeniz kıyıları yok
edildi. Koylar, kumsallar, falezler kayalarla dolduruldu. Deniz tahkimatında
kullanılan kayalar, vadilerdeki yamaçlardan tonlarca patlayıcılarla sökülüp,
yeşil vadiler gri tonlara dönüştürüldü.
Denizde yapılan
tahkimatla, kıyı arası, dere yataklarından taşınan malzemelerle ya da çöplerle
dolduruldu. Karadeniz insanının denizle olan bağı koparıldı. Karadeniz'in doğa
dengesi, kaya dolgular sonucu tamamen bozulmuştur. Deniz ile kıyı arasında
boydan boya âdeta Çin Seddi çekiliyor, Karadeniz insanının denizle olan
ilişkisi tamamen kesiliyor.
Karadeniz kıyıları yok
edilerek, bölge turizmine büyük darbe vurulmuştur. Deniz mavisi ile yeşilin
buluştuğu kıyı bölgesi tamamen doldurularak, denizin kıyı bölgesindeki zengin
flora ve faunalar yok edildi.
Tahkimat işlerinde yüzde
40 ile yüzde 60 arasında kâr edildiği gerçeği, inşaat dünyasının büyük
çevreleri tarafında kabul edilmektedir. Karadeniz ulaşım güzergâhı sahil
yolunun, deniz dolgusu yerine kara yönünde güneyden geçirilme olanaklarının
olduğu, pek çok kesimde bu tercihlerin kullanılmadığı tespitlidir.
Trabzon Trabzon olalı, 4
000 yıldır böyle bir saldırıyla, yol yapımı adı altında gerçekleştirilen
yıkımla karşılaşmadı. Trabzon'un denizle ilişkisi kesildi. Trabzon, tarihten
gelen deniz kenti olma özelliğini kaybetmektedir. Trabzonluların, deniz
kıyısında gezebilecekleri, oturabilecekleri, eğlenebilecekleri, denize
girebilecekleri sahili artık yoktur.
Bu dolgu alanları rant
bölgesi olmamalı, yeşil alan dışında başka amaçlar için kullanılmamalıdır. Buna
hiçbir şekilde müsaade edilmemelidir.
Yakakent-Gerze-Sinop
yollarının yapımında da, yine inanılmaz tahkimatlar, deniz dolguları,
viyadükler gibi, kârlı işler, yeni doğa katliamları sırada bekliyor.
Yakakent-Sinop İl sınırı
arasında bulunan doğa harikası Çamgölü mevkii, tam bir katliam yaşamıştır.
Yazları binlerce Samsunlu, Bafralı, Alaçamlının gelip kamp kurduğu, denize
girdiği, deniz ile çam ormanının bütünleştiği kumsallar ve deniz, kayalarla
doldurulmuştur.
Karadeniz sahil yolunda,
Trabzon Havaalanının önünde olduğu gibi, bir yılı aşkın süredir askıda duran
birçok viyadük var. İşlevi ve fonksiyonunun ne olduğu belli olmayan, belli
olmadığı için de karayoluyla bağlantısı olmayan ve maliyetleri çok yüksek olan
bu viyadüklerin ne olacağını öğrenmek istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Arz,
mikrofonu açıyorum; lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.
ŞEVKET ARZ (Devamla) -
Sayın Başkan, arada bir sürem de geçti; onu da katarsanız memnun olurum.
Sayın Bakan Yaşar Topçu,
Karadeniz sahil yolu kapsamında kendi seçim bölgesi Sinop'ta yollara diktirdiği
yol yapım tabelalarının boyları kadar asfalt yol yaptırmamıştır.
ANAP Milletvekili Halit
Dumankaya "Karadeniz yolunu üç senede bitirmeye karar verdik. Bu karar
muhalefeti rahatsız etti" demişti.
(Suriye Devlet Başkanı
Beşar Esad ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç Genel Kurul
Salonundan ayrıldılar)
(Alkışlar)
ŞEVKET ARZ (Devamla) -
Güle güle Sayın Esad.
Üç yıl demelerine rağmen
altı yıl geçti, yol hâlâ yüzde 60 seviyesindedir.
Bayındırlık ve İskân
Bakanı Yaşar Topçu "arkadaşlarımız beni yolsuzluk yapmakla itham ediyor
da, ben onlara karayolu yapılmasına karşısınız dediğim zaman itiraz ediyorlar.
Muhalefet, bu yolu yaptırmama kararı almış, bunu safha safha uygulamaya
çalışıyor" demekteydi.
Sayın Bakan, o günkü
bütün konuşmalarında, muhalefet partilerinin, DYP, Refah Partisi ve CHP
Gruplarının, Karadeniz yoluna karşı gruplar olduğunu göstermeye çalışmıştır.
Karadeniz sahil yolunu, otoban yol diye, Karadenizliye yutturmaya çalışmışlardır.
Sayın Eyüp Aşık,
muhalefetin, Karadeniz yoluna karşı olduğunu söylemekteydi. Şimdi ise
"biz, hata yaptık" diyor. Daha, 18 Eylül 2003 tarihli Radikal
Gazetesinde, Funda Özkan'la yaptığı röportajda "biz, hata yaptık; bizim
hatamız, net projenin yapılmasını beklememiş olmamızdır" diyor.
Yine, ANAP Rize
Milletvekili Ahmet Kabil, 1988'de, seçmenlerine gönderdiği yeni yıl ve bayram
mesajında, Karadeniz sahil yolunun, Mesut Yılmaz Hükümetinin bölgemize hediyesi
olduğunu belirtiyor; dört yıl içerisinde yolun bitirileceğini beyan ediyor. Bu
belge de, yol yapmaktansa, Karadenizliliği istismar ettiklerini göstermektedir.
Karadeniz sahil yolunun
345 kilometrelik bölümünün, SHP-DYP Hükümeti döneminde ihale edildiği, 100
kilometresinin o dönemde tamamlandığı, daha sonra ise 210 kilometrelik
bölümünün ihale edildiği, herkes tarafından bilinmektedir.
Günümüz bakanına da
-burada yok ama- bir şeyler söylemek istiyorum:
Bugünkü hükümet, 16 000
kilometre yol yapacağını söylüyor. 2003 yılında, Karadeniz sahil yolunda,
sadece 32 kilometre yol yaptınız. Karadeniz sahil yolunun, bu gidişle, ancak 2018
yılında tamamlanması mümkündür. Karadeniz sahil yolu şantiyeleri, 2003 yılında
durma noktasına gelmiş, bir kısmı da durmuştur.
Halbuki, Başbakan Sayın
Recep Tayyip Erdoğan, Rize'de "Karadeniz sahil yolu 2005 yılında
tamamlanacak" diye söz verdi. Zannetmeyin, Karadeniz halkı bu sözü unutur.
Geçmişte söz verenlerin akıbetine uğrarsınız, sözünüzü unutursanız.
Sayın Bakanım,
tamamlanmış yolların hizmete açılması için merasim yapılması, uzun zaman
alıyor. Rize-Pazar yolunun Çayeli geçişi -şu anda, şehir içinden geçiş
yapılıyor- bir ay önce bitmiş, yol çizimleri yapılmış, açılmak için merasim
bekliyor. Merasim yapacağız diye, bir yöre halkına işkence yapamazsınız Sayın
Bakanım.
Karadeniz sahil yolunun
Sarp-Samsun-Sinop-Zonguldak-Sakarya'ya kadar birleştirilmesi isteğimizdir.
Ayrıca, Karadeniz sahil
yolunun, Karadeniz'i çevreleyen tüm ülkelerle hayata geçirilmesi için çaba
harcamalıyız. Bu yol, Karadeniz turizmine, ekonomisine büyük katkı
sağlayacaktır. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesinde bu yolu
gündeme getirip hayata geçirilmesini sağlamalıyız.
Karadeniz otoyoluna
harcanması gereken paralar birilerinin cebine gitmeseydi, bugünkü durumundan
çok daha ileri durumda olacaktı. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını seçim
çevrelerinde ulufe gibi dağıtanlardan, kumar masalarında yiyenlerden, seçimlerde
müteahhit çeklerini dağıtanlardan hesap sorulmazsa, bundan sonra hiç kimseden
hesap sorulmaz.
Saygılarımla. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Arz.
Son konuşmacı, Çanakkale
Milletvekili Sayın Ahmet Küçük.
Buyurun Sayın Küçük. (CHP
sıralarından alkışlar)
AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) -
Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; Samsun Milletvekili Haluk
Koç ve 55 milletvekilinin, Karadeniz sahil yolu işlerinin ihalesinde müteahhit
firmaların önceden anlaştıklarının bilinmesine rağmen, fiyatları ayarlayarak ve
rekabete meydan vermeyerek devleti büyük ölçüde zarara uğrattığı ve bu
eyleminin Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre suç sayılması nedeniyle hakkında
verilen soruşturma önergesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu
vesileyle, Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi için hakikaten çok ilginç ve önemli bir
gün. Dost ve kardeş ülke Pakistan'ın Meclis Başkanını ağırladık ve biraz önce
de, komşu ülkemiz Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Beşar Esad'ı burada görmüş
olmaktan büyük mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Suriye'yle son yıllarda, son günlerde gelişen olumlu ilişkilerin Türkiye'nin
yararına olacağını umuyor ve bu ilişkilerin daim olmasını, Türkiye'nin
ekonomik, siyasal yaşamına olumlu katkılar vermesini diliyorum. Keşke, böyle
iki önemli misafiri ağırladığımız bugün, Meclisimizde çok daha önemli, çok daha
güzel şeyleri konuşabilseydik; ama, bugün, maalesef, belki de son otuz yılda
Türkiye'nin başının en büyük derdi, belası olan iki önemli canavardan birisi
olan bir sorunu irdeliyoruz, bir sorun hakkında birtakım hesapların
sorulmasıyla ilgili görüşmeler yapıyoruz.
Değerli arkadaşlarım,
özellikle son otuz yılda, Türkiye önemli sıkıntılar atlattı, önemli dertlerle
boğuştu, depremler yaşadı, felaketler yaşadı, önemli sıkıntılar yaşadı; ama,
otuz yıldır, çok önemli iki sıkıntıdan kurtulamıyor, kurtulamadı. Bunların bir
tanesi, enflasyon, biliyorsunuz; otuz yıldır boğuşuyoruz. Enflasyon otuz yıldır
yükseliyor, yükselirken hep işçileri, memurları, çiftçileri, emeğiyle geçinen
insanları boğdu, öldürdü. Şimdi, düşürmeye başladık; ama, o canavar, yine
işçileri, memurları, köylüleri yiye yiye düşüyor, bedelini hep bu insanlar
ödüyor.
İkinci önemli canavar,
bugün görüştüğümüz mesele, yolsuzluk... Yolsuzlukla da otuz yıldır boğuşuyoruz.
Belki daha fazla; ama, otuz yıldır, ülkemizde çok organize bir yolsuzluk
şebekesi çalışıyor. Her hükümet bir önceki hükümeti suçlayarak işe başlıyor,
hesap sorma teraneleriyle geliyor; ama, o hükümet giderken arkasında bir sürü
soru işareti, hakkında bir sürü soru işareti olan ihaleler bırakarak gidiyor.
Değerli arkadaşlarım, bu,
Türkiye'nin hayrına değildir. Enflasyon ve yolsuzlukla, bir ülkenin
siyasetçisinin standardının, itibarının yükselmesi de mümkün değildir.
Dolayısıyla, Türkiye, bu iki temel meseleden kurtulmadan, bu iki temel meseleyi
kökünden halletmeden, halledebilecek tedbirleri almadan, hiçbir temel sorununu
çözemez ve hiçbir şekilde, çağdaş ülkeler arasında yerini alamaz. O nedenle,
öncelikle bu meseleyi temelden çözmek lazım, bu meseleyi temelden halletmek
gerektiğini düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım,
bugün, burada, Türkiye'de yolsuzluklara en çok neden olan kamu ihalelerini ve
onun bir sonucunu değerlendiriyoruz, konuşuyoruz. Tabiî, Türkiye'de, son otuz
yıldır, bence, enflasyon ve yolsuzluğun esas olarak halledilememesi, bu işlerin
biraz ideolojik olduğu kanaatini uyandırıyor. Bence, yolsuzluk da, enflasyon
da, Türkiye'de sermaye birikimi yapmanın aracı olarak kullanılmıştır.
Dolayısıyla, mesele halledilmemiştir, halledilmeye çalışılmamıştır.
Değerli arkadaşlarım,
eğer, bir mesele halledilmeye çalışılsaydı, halledilirdi. Hiçbir ülke, otuz
otuzbeş yıl enflasyonla boğuşmamıştır. Bakın, Türkiye'de, kamu ihalelerinden
pay almadan önemli zenginleşme ve sermaye birikimine sahip olabilen insan pek
yoktur. Halk arasında "çabuk zenginleşmenin altında ya kaçakçılık ya da
inşaatçılık vardır" diye hep söylenir. Ben bir inşaat mühendisi ve
müteahhit olarak, dürüst çalışan, namuslu çalışan, bu ülke için üretim yapan
insanları kesinlikle zan altında bırakmak istemiyorum. Ben de o camianın
içinden gelen bir insanım; ama, maalesef, Türkiye, bu işten kurtulmanın yolunu
bulamamıştır veya bulmak istememiştir.
Türkiye, önemli, büyük
bir coğrafyadır, önemli altyapı problemlerinin çoğunu halledememiştir ve bu
önemli altyapı sorunlarının başında, tabiî, ulaştırma sorunları gelmektedir.
1960'tan itibaren, özellikle yanlış ulaştırma politikalarıyla, karayolu
ağırlıklı bir ulaştırma politikasını temel ulaştırma politikası olarak
belirleyince, maalesef, sorunları çözebilmiş değildir, çözebildiği tarafını da
çok pahalıya çözmüştür. Bir de, bunlara, kamu ihaleleri içerisinde yolsuzlukların
artan payı eklenince, çok zor elde ettiğimiz kaynakları çarçur eden, onlardan
yeteri kadar yararlanamayan, o paralarla Türkiye'nin önemli problemlerini
çözemeyen bir ülke konumuna gelmiş bulunuyoruz.
Değerli arkadaşlarım,
karayolu ulaştırmasında, tabiî ki, ülkenin en sıkıntılı, en zor coğrafyası
Karadeniz Bölgesidir. Bunun sebebi de gayet basittir; çünkü, Karadeniz
Bölgesinde dağlar denize paralel uzanmakta ve dolayısıyla, bu dağları geçmek,
bu dağların üzerinde yol yapmak zorlaşmakta ve bu da, sorunun hallini çok
zorlaştırmaktadır. Tabiî, yol yapım işinin içerisine -moda deyimiyle- yolsuzluk yapmak da girince, maalesef,
Türkiye önemli sıkıntılarla karşı karşıya kalmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, söz
konusu olan Karadeniz sahil yolu inşaatı, esas olarak, 220 kilometrelik bir
yoldur. Özellikle Sovyetler Birliğinin yıkılması ve Türkiye'nin oradaki
ülkelerle ticaret potansiyelinin artmasıyla birlikte, Türkiye'nin o tarafa
doğru oluşan ticarî hareketliliği nedeniyle, bu yol, o tarafa doğru çok
çalışmaya başlamış ve dolayısıyla, ülkenin üzerinde büyük bir baskı oluşmuş ve
bu yolun süratle yapımı gündeme gelmiştir; ama, yol yapmaya niyetlenenler, bu
işlerde acele etmeyi, hep, çabuk yapmak gibi değerlendirince, bu yol, maalesef,
karşımıza, birsürü yolsuzluğun, şaibenin adresi olarak çıkmıştır ve 20 nci
Dönemde de bu konuyla ilgili verilen gensoru önergesinin görüşmeleri sırasında
bu Mecliste bulunmuş bir arkadaşınız olarak söylüyorum, maalesef, bu Meclisin
bir kısmı Karadeniz sahil yolunu istemeyenler, bir kısmı da çok isteyenler gibi
gösterilmiştir; ikisi de yanlıştır. Ülkemizin en güzel coğrafyalarından biri
olan Karadeniz Bölgesine ve o güzel insanlarına hizmet gitmesine karşı
olabilecek bir tane milletvekili ne dün vardı ne de bugün vardır; böyle bir
şeyin olması mümkün değildir; ama, o güzelim coğrafyaya hizmet götürülürken, eğer,
siz, bu ülkede birilerinin burnuna pis kokular gelmesine neden olabilecek
davranışlar içinde bulunuyorsanız, o zaman, bunun sorumlusu, elbette,
yolsuzluğu görmezden gelenler olmaz, yolsuzluğa set çekmeye karşı çıkanlar
olacaktır.
Değerli arkadaşlarım, bir
defa, bu yolun projeleri hazırlanmamıştır, ÇED raporları hazırlanmadan işe
girişilmiştir, yolun güzergâhı doğru tespit edilmemiştir, Karadenizin o güzelim
coğrafyası, sahilleri berbat edilmiştir, maalesef, onarılmaz yaralar açılmıştır
Karadenizin bağrında ve bu yol ihalesi yapılırken 2886 sayılı İhale Kanununun
89 uncu maddesine sığınılmıştır. Maalesef, 89 uncu maddede hiç de böyle bir
durum tarif edilmemektedir. 89 uncu madde, çok istisnaî hükümleri barındırır ve
genellikle askerlerin birtakım malzeme alımlarıyla ve çok özel askerî
inşaatların yapımıyla ilgili bir maddedir. Bu yol, belki büyük bir iş olabilir,
çok önemli de olabilir ve önemlidir; ama, hiçbir zaman 89 uncu madde içerisinde
değerlendirilebilecek bir yol değildir.
Değerli arkadaşlarım, bu
yolun ihalesine önce 11, sonra 16 müteahhit davet edilmiş ve davet usulü
yapılan ihale sonucunda, çok ilginçtir, 220 kilometrelik yol 6'ya bölünmüş ve 6
parça halinde ihale edilen yolu 15 müteahhit aralarında paylaşmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Küçük,
buyurun tamamlayın.
AHMET KÜÇÜK (Devamla) -
Bir bakıyorsunuz (A) firması ile (B) firması birinci ihalede ortak olarak girip
işi alıyor, ikinci ihalede rekabet eder konumda; yani, tam bir komedidir, hiç
kimse için inandırıcı değildir; bu, kesinlikle soruşturmaya, Sayın Bakanın
soruşturulmasına esas bir durum oluşturmaktadır. Aynı zamanda, 2 Ocak 1998
tarihi itibariyle birim fiyatlar -yine özel, istisnaî bir durum olarak- dolara
çevrilmiş ve işin bedelinin çok yüksek fiyatlara çıkmasına neden olunacak bir
durum ortaya çıkarılmıştır.
Değerli arkadaşlarım, her
ihalede kazananlar ve kaybedenler olur; ama, bu ihalede kaybeden hiç yok; 16
müteahhitten 15'i iş almıştır. İş almayan veya kaybeden 1 tane müteahhit
vardır, o da ENKA'dır. ENKA'nın da bu ülkenin en kaymaklı işlerini yaptığı -ve
bilahara yaptığı- biliniyor. Bugün, Türkiye'ye 12 sente, 14 sente elektrik
satan santrallar kendisine verilmiş; hatta, İzmit Körfez geçişi ihalesi de
kendisine verilmiş; ama, sonradan, proje, bir şekilde realize edilememiştir.
Değerli arkadaşlarım,
Karadeniz sahil yolu, maalesef, yolsuzluk yolu haline getirilmiştir; bunu
yapanlar utansın. Karadenizlinin bundan çekineceği, gocunacağı bir şey yoktur;
Karadenizlinin buna hakkı da yoktur; ama, Karadenizli, Karadeniz sahil yolu inşaatıyla şaibeli bir
duruma getirilmiştir ve maalesef, böyle kirli bir oyunun parçası edilerek, CHP
başta olmak üzere, o zamanki muhalefetin üzerine salınmıştır.
Değerli arkadaşlarım, bu
yolun bu şekilde ihale edilmesinin nedenlerinden bir tanesi de, müteahhit
arkadaşların bu parayı dışkredi olarak temin etmeleriydi ve işin çabuk
yapılması esastı, 3 yılda bitirilecekti. Yıl 2003, 6 yıl bitmiştir, 6 yıl.
Biraz önce öğrendim, yolun yüzde 60'ı tamamlanmış. Bu yol, en iyi ihtimalle, 10
yılda tamamlanacaktır. O zaman, acelenin sebebi neydi?! Neden tatbikat
projelerinin bitmesi sağlanmadı?! Neden, bugün, yüksek keşif artışlarına sebep
olacak bir durumla karşı karşıyayız?! Bugün, bu işi bilen arkadaşlarımız, bu
yolun maliyetinin 3 milyara, 4 milyara varabileceği yönünde endişelerini ifade
ediyorlar.
Değerli arkadaşlarım,
kısacası, maalesef, bu yolla iyi bir yol açılmamıştır.
Değerli milletvekilleri,
tabiî, söylenebilecek çok şey var; zaman dar ve kısıtlı. Şunu söylemek
istiyorum: En başta ifade etmeye çalıştığım gibi, siyasetin ve siyasetçilerin
itibarını ve standardını yükseltmek durumundayız. Bunu yükseltmezsek, bu
Meclisi, bu ülkenin en güvenilir kurumları içinde en başlara yerleştiremezsek,
öncelikle, hiçbirimiz, çoluğumuza çocuğumuza bu yoldan yedireceğimiz ekmeğin
hesabını veremeyiz. Mutlaka, onlara helal lokma yedireceksek, bu lokma helal
dedirteceksek, bu Meclisi Türkiye'nin en güvenilir kurumlarından birincisi veya
ikincisi haline getirmeliyiz, bunu başarmak zorundayız. Değerli arkadaşlarım,
bu da, ancak ve ancak, böyle, düşmüş bakanlarımızın, seçimleri kaybetmiş
olanlarımızın değil, mevcut, Parlamentonun içerisinde görev yapan ve hakkında
şaibe çıkmış arkadaşlarımızın da yargı karşısına çıkabilecekleri bir ortamı
sağlamakla olur. (CHP sıralarından alkışlar) Bu, ucuz siyaset değil, bu,
realitenin, gerçeğin işte ta kendisidir.
Değerli arkadaşlarım,
bunu sağlamak zorundayız. İğneyi kendinize batıramazsanız, bakın, şimdi
yaptığımız gibi, birileri gelir, size çuvaldızını batırır. Şimdi hepimiz
milletvekiliyiz, bakanız, önemli yerlerdeyiz, yetkilerimiz ve sorumluluklarımız
var; ama, şimdi, bu ortamda hesap verebilecek durumdayken, yarın, milletvekilliklerimiz,
bakanlıklarımız gittiğinde hesap sorulan insanlar haline gelmemeliyiz.
Değerli arkadaşlarım,
bütün samimiyetimle söylüyorum. Bu projede, soruşturulacak ve suç unsuru
taşıyan birçok şey olduğunu ifade etmeye çalıştım. Bugün de, hükümetin
uygulamaları arasında bu konuda tereddütleri olan birçok arkadaşımız var ve bu
işler ortaya çıkacaktır. İşte, bugün, bu arkadaşlarımız hakkında bu şüpheler
ortaya çıktığında, yargılanabilecekleri ve dokunulmazlığımızı sınırladığımız
bir Meclisi yaratmamız umuduyla, Yüce Meclise saygılar, sevgiler sunuyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Küçük.
Sayın milletvekilleri,
önerge sahipleri ve şahıslar adına konuşmalar tamamlanmıştır.
Şimdi, son söz, hakkında
soruşturma açılması istenilen Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Yaşar Topçu'ya
aittir.
Sayın Topçu, buyurun.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Konuyu, Yüce Meclisin
Değerli Başkanı Sayın Arınç'a da arz etmiştim. Eğer, müsamaha edecekseniz, altı
yıldır bu Parlamentoya, sanıyorum beşinci defa gelen bu konu için biraz
konuşmama ve üyeleri aydınlatmama fırsat verirseniz, bu konuşmayı yapmak
istiyorum; yüksek müsaadelerinizle, müsamahanıza sığınarak.
Değerli milletvekilleri,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna ait 56 milletvekilinin verdiği bu soruşturma
önergesi neye dayanmaktadır; yolsuzlukların sebeplerinin, sosyal ve ekonomik
boyutlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
kurulan komisyonun 1 000 küsur sayfalık raporu içerisine konulmuş 1 sayfalık
"4.25 Özel Rapor" adı altında yazılmış bir rapora dayandırılmıştır.
Bu soruşturma, şu rapora dayandırılmış. Bu raporun -hepsini okumayacağım
vaktinizi almamak için, birçoğunuz bunu görmüştür- en sonunda şöyle deniliyor:
"Karadeniz sahil yolu işlerinin ihalesinde müteahhit firmaların önceden
anlaştıklarının bilinmesine rağmen -demin Çanakkale Milletvekili Sayın Küçük de
aynı şeyleri söyledi- fiyatları ayarlamak ve rekabete meydan vermeyerek devleti
büyük ölçüde zarara uğratarak firmalara menfaat sağladığı gerekçesiyle Türk
Ceza Kanununun 205 inci maddesine uyan fiili nedeniyle Bayındırlık ve İskân
eski Bakanı Yaşar Topçu hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci
maddesi gereğince Meclis soruşturması açılmasını arz ve teklif ederiz."
Değerli milletvekilleri,
özetini okuduğum Meclis araştırma komisyonunun bu özel raporu, bugünkü
soruşturma istemine şöyle geçmiştir:
"Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Yolsuzlukların
sebeplerinin, sosyal ve ekonomik boyutlarının araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun (10/9)
raporunda açıklandığı üzere..." Burada bulunan bütün sözler -kelimesi,
virgülü değiştirilmeden- bu soruşturma istemine konu edilmiştir, 56 arkadaşımız
da bunu imzalamıştır.
İzniniz olursa, ben, size
başka bir şey okuyacağım. "Bu hale göre, Karadeniz sahil yolunun devamı
olan yolların ihalesinde işler önceden paylaştırılmış, fiyat teklifleri
ayarlanmış ve rekabete meydan verilmeyerek, devlet büyük ölçüde zarara
sokulmuştur. Bu zarar, yukarıda belirtildiği gibi normal ihaleler emsal
alındığında şu kadar trilyon lira olmaktadır. Bu nedenle, devleti zarara
uğrattığı ve ihalelerde usulsüzlük yaparak, Türk Ceza Kanununun 240 ıncı
maddesine uyan fiili nedeniyle, Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu
hakkında soruşturma açılması..." Dönem: 20, tarih ise, 1998 yılının
sanıyorum ağustos ayı. Yani, 3 tane önerge birbirinin aynı.
Şimdi, o zaman, ortaya
şöyle bir durum çıkıyor: Araştırma komisyonu, bu araştırma sonunda, bir rapor
yazıyor, raporunun dayanağı: Sırasıyla " 1.- Büyük Millet Meclisinin 20
nci Dönem İkinci Yasama Yılı (9/19) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu
Raporu" diyor. Demin okuduğum raporu gösteriyor. Sayın Kılıçdaroğlu
"Bize çok bilgi, belge geldi" dedi, burada öyle demiyor, burada o
dosyaları gösteriyor. "2.- Karayolları Genel Müdürlüğünün yazısı"
diyor; yani, kısacası, hani bir halk deyimi vardır: Şıracının şahidi bozacı
misali, o onu kaynak gösteriyor, öteki onu kaynak gösteriyor. Denilmek
isteniyor ki, şu eski hesabı bir daha görelim. Bendeniz de onun için geldim
zaten, hay hay görelim.
Sayın milletvekilleri, 20
nci Yasama Döneminden bu yana her yasama döneminde ısıtılıp ısıtılıp getirilen
bu konu, yani, Karadeniz sahil yolu ihalesinde hakikaten suç işlenmiştir ve bu
suçlar takipsizlik sonucuna mı varmıştır, takipsiz mi kalmıştır, bu suçlara bir
şey yapılmamış mıdır, yoksa bu, sadece, bir siyasî ithamın tatmin derecesinde
mi kalmıştır? Ben, aynı zamanda bir hukukçu, bir avukat olarak, burada konuyu
hiçbir yere saptırmadan -zaten Sayın Başkandan biraz fazla zaman isteyişimin
sebebi de o- sadece, yapılan işleri size aktaracağım. Sonunda hep beraber bir
karara varırız, sanıyorum. Bu hakikaten hukukî bir talep mi, istek mi yoksa
siyasî bir olay mı, bakalım...
Karadeniz sahil duble
yolu, Bolaman'dan Hopa'ya kadar 183 kilometre, 850 000 000 dolar keşif
bedeliyle 6 parça halinde ihaleye çıkılmıştır. 30 Eylül 1997 tarihinde 718 000
000 dolar, yani, ortalama yüzde 18,5 tenzilatla ihale edilmiştir. İhale
yapıldıktan sonra, Artvin Milletvekili Hasan Ekinci bu ihaleye fesat
karıştırıldığını iddia ederek, beni ve bürokratları suçlamıştır. Bu iddialar
üzerine, ben, sorumlu bakan olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına müracaatta
bulundum, başvuruda bulundum. Okumuyorum dilekçeyi. Dedim ki: İhalelerden önce,
bu ihalelerin taksim edildiğini, anlaşma olduğunu beyan eden ve bu ihalelere
yolsuzluk karıştırıldığını söyleyen Hasan Ekinci'nin bilgisine ve ifadesine
başvurularak bu ihaleler hakkında soruşturma açılması... Bu benim başvurum. Ben
bu başvuruyu yaptım 26 Kasım 1997'de. Bundan on gün sonra, 5 Aralık 1997'de
Sayın Hasan Ekinci Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu. Başvuruda dedi
ki: "İhaleye fesat karıştırıldığı iddiasıyla soruşturma açılmasını
istiyorum." Ayrıca, 7 Ekim 1997 tarihinde, yani, ihaleden beş gün sonra
Hasan Ekinci Bey, Sayıştay Başkanlığına başvurdu; Devlet İhale Kanununa aykırı
olarak yapılan bu ihalelerin, fesat karıştırıldığı sebebiyle, tescil
edilmemesini istedi.
Bu ihaleler yapıldıktan
sonra, ihale komisyonu tarafından kabul edildikten sonra, vize için Maliye
Bakanlığına gönderildi. Maliye Bakanlığında vizesi yapıldı, geldi. Ondan sonra,
Sayıştay Başkanlığına gönderildi, oradan da 25 ve 29 Aralık 1997 tarihleri
arasında vize ve tescil işlemleri tamamlandı. Belgeleri burada, vaktinizi
almamak için göstermiyorum, istiyorsanız gösteririm.
Bu arada, 2 Aralık 1997
tarihinde DYP, bu ihalelerden dolayı benim hakkımda gensoru açılmasını istedi.
Bu gensoru görüşmelerinde Cumhuriyet Halk Partisi adına o zaman yapılan
konuşmanın, kısaca, sadece bir iki bölümünü arz etmek, bilginize sunmak
istiyorum. Diyor ki, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşan arkadaşımız:
"Önce, bu gensorunun hangi iddiaları taşıdığına kısaca bakmakta yarar
vardır. Gensoru önergesini hazırlayan arkadaşlarımızın, biraz aceleye
getirilmiş bir hazırlık içinde oldukları anlaşılıyor. Metinlerden doğru dürüst
anlam çıkarmakta, bazen güçlük çektiğimizi burada anımsatmak isterim; ama,
özetleyecek olursak '30 Eylül, 1 Ekim ve 2 Ekim tarihlerinde, Karayolları Genel
Müdürlüğünün Karadeniz sahil yoluyla ilgili olarak yaptığı 6 ihaleye fesat
karıştırılmıştır ve bu ihaleler dolayısıyla, devlet, zarara sokulmuştur'
deniliyor. Bunları kanıtlayan belgeler olarak da, Hasan Ekinci'nin 7 nci Notere
müracaat edip, yaptırdığı, onaylattığı tespit tutanakları gösteriliyor."
Sonra devam ediyor, diyor ki: "Doğrusu, bu iddianın bu müzakereler
sırasında daha ciddî temellere dayandırılmasını bekliyorduk." Kim diyor;
bugün benim hakkımda bu soruşturmanın yenilenmesini isteyen Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu sözcüsü söylüyor. Sözcü "ihaleye fesat karıştırma hakkında
getirdiğiniz bu delilleri daha bir ciddî delillere bağlasaydınız... Bunlar
yeterli değil" diyor. "Çok ciddî bir yaklaşım olarak
değerlendirmediğimizi açıklıkla ifade etmek istiyorum..." diyor. Sonra,
devamında ufak bir kopya veriyor. Onun da sadece iki cümlesini okuyacağım.
Diyor ki...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Topçu,
buyurun efendim.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - "Değerli arkadaşlarım, biz, Cumhuriyet Halk
Partisi olarak bu gensoru meselesine bakarken şunları düşünüyoruz: Eğer bu
gensoru bu 6 ihaledeki yolsuzlukları ve usulsüzlükleri ortaya çıkarmak için
verilmişse, o zaman bu yolsuzlukları ortaya çıkarabilecek bir model içerisinde
bunun gelmesi lazımdır." Bu model nedir? Diyor ki: "Meclisin öteki
denetim yollarını deneyin." Yani, soruşturma getirin de biz de bu işe evet
diyelim diyor, soruşturma istiyor.
Değerli milletvekilleri,
bu istek -biraz sonra geleceğim- DYP tarafından ileride gözönüne alınıyor ve
getiriliyor; yalnız, ondan evvel -tarih sırasına göre gidiyorum- 8 Ocak 1998
tarihinde, yani gensoru reddedildikten sonra... Bu gensoru önergesinin
oylamasına Cumhuriyet Halk Partisi katılmamıştır. Bunu özellikle belirtmek
istiyorum. 8 Ocak 1998 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bendenize bir
takipsizlik kararı tebliğ etti, karar burada. Diyor ki: "Türk Ceza Kanununun
366, 367 ve 368 inci maddelerinde yazılı suçları oluşturmadığı gibi -bu ihale
dosyasını inceledikten sonra- Türk Ceza Kanununda ve özel ceza yasalarında
belirtilen suçlardan herhangi birini de oluşturmadığından, sanık hakkında
takibata yer olmadığına karar verilmiştir."
Bu karardan bir süre
sonra 16.3.1998 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bu defa Hasan Ekinci
Beyin şikâyeti üzerine yürüttüğü soruşturmayı takipsizlik kararına bağlayıp
tebliğ etmiş ve itiraz edilmediği için de kesinleştirmiştir. Bu kararın bir
bölümünü bilgilerinize sunmak istiyorum.
Karar:
Şikayetçi: Hasan Ekinci
Sanıklar:
1. Yaşar Topçu
2. Yaman Kök
3. Ahmet Usluoğlu
4. Sadık Gürsan Demircan
5- Hüseyin Doğanay
6- Vecip Mert
Suç: İhaleye fesat
karıştırılma iddiası.
Ankara Cumhuriyet
Başsavcısı diyor ki: "6 parça ihale, Karayolları Genel Müdürlüğünce
onanmış, Maliye Bakanlığınca vize edilmiş, Sayıştay Başkanlığınca tescil
edilmiştir. Suç ihbarında ihalelerde ne şekilde fesat karıştırıldığı açıklanıp,
somut delil gösterilmemiştir. İhale öncesi noterde yapılan tespitte
Çayeli-Ardeşen-Hopa yolunun Cengiz İnşaatın sahibi Mehmet Cengiz'e verileceği
tespit edilmiş, yapılan ihale sonunda, bu ihale, Cengiz İnşaatın içinde bulunduğu
ortak girişime verilmiştir. Türk Ceza Kanununun ihaleye fesat karıştırma suçu
-burada dikkatinizi çekiyorum- 205'inci maddesinde düzenlenmiştir -şimdi, benim
hakkımda 205'ten soruşturma açılması isteniyor bu önergede - Türk Ceza Kanununun
205 inci maddesi, bir kimse, Türkiye'de, devleti hesabına olarak almaya veya
satmaya yahut yapmaya memur olduğu her nevi eşyanın alım ve satımında veya
pahasında veya miktarında veya yapmasında fesat karıştırarak, her ne surette
olursa olsun irtikap eylerse -irtikap etmek eski bir deyimdir; yani, haksız
yere zenginleşirse, mal edinirse, maddî menfaat sağlarsa- on seneden aşağı
olmamak üzere ağır hapis cezasıyla cezalandırılır ve zarar kendisine ödettirilir
hükmünü amirdir." Savcı diyor. Buraya aynen almış.
"Soruşturma, 3628
sayılı Yasanın 17 nci maddesi kapsamında değerlendirilip yürütülmüştür."
Bilmeyen arkadaşlar için söylüyorum, 3628 sayılı Yasa, ihalelere usulsüzlük ve
yolsuzluk karışmasında Memurin Muhakematı Hakkında Kanunun uygulanmaması,
doğrudan soruşturma yapılmasına yetki veren yasadır. "Buna göre
yürüttüm"diyor.
"Türk Ceza Kanununun
205 inci maddesindeki suçun oluşması için ihaleyi yapanların, bu görev
nedeniyle haksız ve gayrimeşru bir menfaatı temin etmeleri gerekmektedir.
İhalesi yapılan 6 parça Karadeniz yolu ihalesinde, ihale evrakları, resen tayin
edilen 3 kişilik bilirkişi kuruluna tevdi edilerek incelettirildiği gibi,
tarafımızdan da yapılan incelemelerde ihaleye fesat karıştırıldığına dair delil
ve emare elde edilememiştir. İhale komisyonu üyeleri ve ihaleyi onaylayan Karayolları
Genel Müdürü hakkında bu nedenle kovuşturmaya yer olmadığına..."
Cumhuriyet Başsavcısı.
Şimdi, zaman zaman, biz,
dışarıdan izliyoruz -bunu söylemeden geçemeyeceğim- aranızda büyük bir tartışma
var, böyle bir tartışma çıkardınız. İktidar Partisi için, işte, dokunulmazlıkları
kaldırtmıyor, niye kaldırtmıyor, "efendim, biz, bu adliyeye güvenmiyoruz
falan diyorlar" diyorsunuz. Dönüp diyorsunuz ki: "Niye
güvenmiyorsunuz siz 70 000 000'un gittiği mahkemelere, savcılara? Biz, onlara
güveniyoruz." Güveniyorsanız, bu savcının kararı ne için? Siz, ne
arıyorsunuz; ben onu soracağım. Yalnız, bunları niye söylediğimi de biraz sonra
belirteceğim. Bunu da şöyle koyalım.
Sayın milletvekilleri,
devlet ihaleleri basit bir işlem değildir, pazarda bir şey alıp satmaya
benzemez. Devlet, sarf edeceği her kuruş için belli bir usul, yöntem ve kontrol
sistemi kurmuştur. İhale sistemi kendi içinde belli denetim ve kontrollere
bağlıdır. Karadeniz sahil yolu ihalesi de bu denetim ve kontrollerden
geçmiştir. Savcı diyor ki: "Bu ihaleler Maliye vizesinden geçmiş,
Sayıştayca, şikâyete rağmen, tescil edilmiş; ayrıca, ben, bu ihaleleri ve bütün
dosya ve evrakını inceledim, incelettim, kendim de bizzat baktım. Burada bir
suç yoktur, fesat karıştırma yoktur."
Peki, muhalefet partileri
bunun üzerine ne yapıyor? O dönemde, hatırlayacaksınız, iktidar değişikliği
olmuş, yeni kurulan hükümet içerisinde, yeni hükümetin kurulmasında benim
oldukça önemli bir dahlim olmuş, bundan dolayı biraz oklar bana doğru yönelmiş.
Muhalefet partileri durmuyor; Cumhuriyet Halk Partisinin de davetine uyup bir
soruşturma önergesi veriyor, soruşturma önergesi kabul ediliyor, bu soruşturma
önergesi görüşülüyor, komisyon kuruluyor. Bendenizi de çağırdılar, bu komisyona
gittim, bu komisyonda gerekli bilgileri komisyona aktardım. Yalnız, burada,
Cumhuriyet Halk Partili 56 arkadaşıma şunu ifade edeyim ki, o gün bu soruşturma
önergesinin 205'ten değil de 240'tan verilmesinin sebebi, bu iki takipsizlik
kararıdır. Doğru Yol Partisiyle bunun tartışmaları yapıldı; denildi ki:
"Yahu, savcının kararına rağmen burada 205 suçu dersek, ayıp olur, kimse
bizi ciddîye almaz. Ne yapalım; 240 deriz, belki 240'la bu işi geçirebiliriz."
O zamanki soruşturmanın 240'tan gelmesinin sebebi, savcının bu 205 hakkındaki
takipsizlik kararıdır.
20 nci Dönemde 15 tane
soruşturma tamamlanamadı, 21 inci Döneme gelindi. 21 inci Dönemde yeniden bir
komisyon kuruldu ve bu komisyon, yeniden bu konuyu inceledi. Yalnız, ben, 20
nci Dönem üzerinde biraz durmak istiyorum.
20 nci Dönemde, komisyon
üyelerinden bir tanesi ve başkanvekili, Cumhuriyet Halk Partisi Kahramanmaraş
Milletvekili Sayın Ali Şahin'di. Ali Şahin'in, yanılmıyorsam, mesleği hâkimlikti; ağır ceza reisliğinden
geliyordu. Komisyonda, müteaddit defalar, komisyon başkanı ve üyelerine -zabıtlarda
var, açar okurum istiyorsanız- dedi ki "bu iş için Türkiye Barolar
Birliğinden, Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinden ve Orta Doğu Teknik
Üniversitesinden bilirkişi isteyelim." Dikkat edin, "bilirkişi heyeti kuralım" değil,
"bunlardan isteyelim." Niye böyle dediğini hepiniz biliyorsunuz;
çünkü, bazı arkadaşlarımız o tür kuruluşları, kendilerinin arka bahçesi gibi
görür; yani, denir ki, hani, biz buradan belki istediğimizi alırız. Komisyon
üyeleri ve başkanı itiraz etmedi -zabıtlar burada, inanmayan varsa okurum-
Komisyon Başkanı Şükrü Yürür dedi ki: "Ali Şahin Bey, siz hâkimlikten
geliyorsunuz, sizi böyle bir komisyon kurmaya ve başına tayin ettik, memur
ettik; buyurun, çağırın istediğinizi, onlarla bir inceleme yapın, bize de
sonucunu bildirin."
Ali Şahin Bey bu görevi
aldı, 3 kişilik bir bilirkişi kurulu oluşturdu, onları çağırdı; birisi Barolar
Birliğinden, birisi Orta Doğu Teknik Üniversitesinden, birisi Türkiye Mühendis
ve Mimar Odaları Birliğinden. Bu 3 kişilik bilirkişi kurulu, bu dosyayı
inceledikten sonra bir rapor verdi. Raporun -hepsini değil tabiî, sadece belli
bölümlerini, birkaç yerini okumak istiyorum. Raporda, dosyayı, savcılığın
takipsizlik kararlarını inceledikten sonra, yol hakkında bilgi veriyor; bilgi
verdikten sonra, bu yol hakkında yapılan yolsuzluk iddiaları için, ihalelerde
teklif veren müteahhit firmaların yapacakları tenzilatı gözönüne aldıkları
hususlarda her cins kazı, dolgu işleri falan, bunları sayıyor ve” iklim
durumunu gösteren harita ektedir" diyor. Sonra, 4 üncü maddede diyor ki:
"Orta Doğu Teknik Üniversitesince yapılan bir test çalışmasında (ek 9) bu
bölgedeki iş makinelerinin atıl kalma oranının yüzde 35 gibi yüksek bir değerde
olduğu saptanmıştır. Aynı oran Akdeniz Bölgesi için yüzde 11'dir. Bütün bunlar,
bu bölgede yapılacak yol maliyetinin çok yüksek olacağını göstermekte ve
bölgelerarası tenzilat karşılaştırmasının (Mersin - Adana'da olduğu gibi) doğru
olmayacağını ortaya koymaktadır." Yani, Ali Beyin bilirkişileri
söylüyor. Sonra, 6 numarada -burayı
dikkatle dinlemenizi istirham ediyorum- diyor ki: "Raporumuza konu olan
yol inşaatının dolar bazında yapılması da üzerinde durulan bir husustur -demin
Çanakkale Milletvekili arkadaşımız üzerinde durdu ya- ihale usul ve esaslarını
belirleyen bakanlık olurunun nasıl uygulanacağı belirtilmiştir. Kurulumuzca
yapılan hesaplamaya göre (ek 10) ihalenin yapıldığı yıl 1997 ile 1998'e göre
idare lehine -dikkat edin, tekrar ediyorum, idare lehine, yani Karayolları
lehine- yüzde 11'i aşan oranlarda fark oluşmaktadır -hani, zarara soktu diyorsunuz
ya, bu bilirkişiler de, hayır efendim, bırak zararı, Karayollarının yüzde 11 de
menfaatı var, zarar eden müteahhitler diyor -böyle olunca da tenzilat oranları
yükselmektedir. İhale konusunda üzerinde durulan hususlardan birisi de, ihale
edilen yolların projelerinin olmadığıdır." Demin, müteahhitlikten ve mühendislikten
geldiğini söyleyen Çanakkale Milletvekili arkadaşımız "bu yolların
projeleri falan yok" dedi. Ben
söylemiyorum, Ali Bey'in bilirkişileri söylüyor -hepsini okumuyorum vaktinizi
almamak için; hepsini sayıyor da, ben en son cümleyi söylüyorum- diyor ki:
"Projeleri vardır. Kaldı ki, yol inşaatlarında ihale öncesi projelerin
gerektikçe revize edilmesi de olağandır."
"8- İhaleye dönük
iddialardan biri de, Rize-İspir yoludur" diyor; "karşılaştırılamaz,
farklı farklıdır" diyor.
Şimdi, burada, küçük bir
anekdot anlatmama fırsat veriniz. Şükrü Yürür Bey Ali Şahin Beye -bunu, Şükrü
Yürür Beyden naklen anlatıyorum- sordu, dedi ki: "Ali Bey ne oldu
bilirkişi incelemesi? Ali Bey "bitti" dedi; "bir şey bulundu mu,
ne oldu, bilirkişiler ne diyor", "bir suç bulamadılar."
Kahramanmaraş Milletvekili CHP'li Ali Şahin Bey "bir suç bulamadılar"
dedi. O zaman, Şükrü Yürür "yani, Bakan hakkında Yüce Divana sevkine mahal
olmadığına mı karar vereceğiz" dedi; Ali Şahin Bey "hayır, ben
Partime karşı böyle bir şey diyemem; ben, yine, Yüce Divana sevkini
isterim" dedi. Şükrü Yürür Bey "ben, hatıralarımı yazıyorum; bunu
yazarken 'bir milletvekili, suç bulunamadığı halde, ben partime anlatamam diye
Yüce Divana sevki yönünde oy kullandı' diye yazarsam, bundan alınır mısın"
dedi; "hayır, alınmam" dedi. Bilgilerinize sunulur.
Şimdi, bu, 21 inci Döneme
nakledildi, 21 inci Döneme geldi; 21 inci Dönemde oylamaya tabi tutuldu, o
zamanki komisyon, 8'e 5, yine benim Yüce Divana sevkime karar verdi; Genel
Kurulda oylamaya tabi tutuldu ve bu oylamadan 174 kabul, 177 ret oyu çıktı.
Zaman zaman bunlar tartışıldı; işte, muhalefetin bir kısmı katıldı,
katılmadı... Bugün, benim eskiden tanıdığım arkadaşlar var, burada oturuyor. O
tarihte, 2000 yılında burada bulunan, bugün AKP mensubu olan birçok arkadaşımızın
eski mensubu bulundukları partiler de bu oylamaya katılmadılar; yani, iddia
sahipleri de bu oylamaya, bir kısmına katılmadı. Burada 360 milletvekili
katılmış; Meclisin sayısı 550.
Şimdi, olayı özetlersek,
ortaya şöyle bir sonuç çıkıyor: Karadeniz duble sahil yolu ihalesi yapıldıktan
sonra, ihale komisyonu, ihalede yasaya aykırılık bulmamış, kabul etmiş; Genel
Müdürlük onaylamış; Maliye vize vermiş; Sayıştay tescil etmiş; Hazine sözleşme
yapıp, kredi tahsis etmiş; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı iki defa takipsizlik
kararı vermiş; soruşturma komisyonu bilirkişileri, bu ihalede devletin zararı
yok, yüzde 11 kârı var demiş; 29 Haziran 2000 tarihinde de, Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kurulu, benim Yüce Divana sevkımı reddetmiş, kabul
etmemiş.
Yalnız, bu noktada
-hukukçu arkadaşlarımız bilir, hukukçu olmayanlar için söylüyorum; bunu,
iddiayla söylüyorum- bir küçük ilave yapmama müsaade buyurunuz. Demin okuduğum
savcılık takipsizlik kararına göre, esasen, bugün, benim hakkımda, Türk Ceza
Kanununun 205 inci maddesine uyduğu iddia edilen suç, işlenemez suç
niteliğindedir, işlenemez -içinizde avukatlıktan, yargıçlıktan gelenler var-
yani, ihale komisyonu ihaleye fesat karıştırmaktan suçlu bulunmamışsa, ihaleye
fesat karıştırıldığı kanıtlanmamışsa, yani aslî failler suçlu değilse, ben,
sadece ihaleye onay vermiş bir adam olarak, nasıl suçlu olacağım, bu suçu nasıl
işlemiş olacağım?! Bari, bu suçlamayı yaparken daha başka bir metot bulsaydınız.
Ben size söyleyeyim, mesela, yıllardır
bu yollarda ölenler var; diyebilirdiniz ki, Bayındırlık Bakanı bu yolları
düzgün yapmadı, zamanında yapmadı, bir sürü insan ölüyor; biz, bu Bakan
hakkında, Türk Ceza Kanununun 448 inci ve 450 nci maddelerine göre soruşturma
açalım. Şimdi, iş neye geldi?.. Takipsizlik kararını hiçe sayıyorsunuz; geçen
dönem Meclisin verdiği karar da takipsizlik kararı niteliğindedir, onu da hiçe
sayıyorsunuz.
Bakın, ben, size bir şey
söyleyeyim. Ben, buraya, bunlara sığınmaya gelmedim. Bildiğinizi yapın; ne
istiyorsanız onu yapın. Zaten, jandarma zoru olmazsa, bir daha, ne gelir ne
söylerim. Ben -biraz sonra, bağlarken de söyleyeceğim- hiç, işin orasında falan
değilim. Ben, sadece, avukat olarak, hukukçu olarak, eski bir bakan olarak, bu
zabıtlara, bu işin doğrusunu geçirmeye çalışıyorum. Bir gün birisi gelir -benim
de çoluğum çocuğum var- bu bakana çok suçlama yapmışlardı, ne olmuş yahu,
şunlara bakalım derse, hiç değilse, bunları okur da ne olduğunu görür.
Demek ki, şu getirdiğiniz
önergenin hiçbir hukukî tarafı yok. Ya ne var; siyasî tarafı var. Onu da,
burada, zaten, Ali Şahin Bey ifade ediyor, komisyonda bu takipsizlik kararı söz
konusu olunca "canım, mahkeme ve savcılar dava açmak için delil ararlar,
bu bizim iş biraz siyasîdir" diyor.
Demin, burada, benim
hakkımda 55 dakika konuşuldu. 20 dakikasını Sayın Kılıçdaroğlu konuştu, benden
iki cümleyle bahsetti. Ahmet Bey konuştu, konuştuklarının tümü yanlıştı. Niye
yanlıştı; söyleyeceğim, şimdi oraya gelip söyleyeceğim.
Bakın, neden yanlıştı:
Şimdi, diyorsunuz ki: Niye 2886 sayılı Kanunun 89 uncu maddesini uyguladınız?
Bu bir. İki; burada ihaleler paylaşılmış. Sonra, arkasından dönüp diyorsunuz
ki: Yahu, kardeşim, biz bu yolların yapılmasına karşı değiliz; yani, siz bizi
böyle takdim ediyorsunuz. Evet, siz bu yolların yapılmasına karşısınız; yine
söylüyorum. Bakın, neden söylüyorum. Ben, aynı metotla Ankara-Adana yolunu
yaptım, 10 parça halinde; yine orada da, bir iş alan ötekini alamıyordu. Niye
onun için soruşturma getirmediniz; Ankara-Adana yolunda niye soruşturma
gelmedi?!
Efendim, Sayın Baykal'ın
memleketi Antalya, Alanya'da yaptım...
ALİ KEMAL DEVECİLER
(Balıkesir) - Sen kendini savunsana; bırak onları yahu!
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Efendim, Antalya, Alanya'da yaptım. Antalya,
Alanya'da da inşaatı MÖN İnşaat aldı. MÖN İnşaatın ortağı Cumhuriyet Halk
Partili diye mi getirmiyorsunuz?! (CHP sıralarından gürültüler)
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Sayın Başkan, savunma hudutlarını aşıyor, Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna
sataşıyor.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Efendim, Şanlıurfa-Antep yolunu yaptım aynı
şekilde. Bakın, şimdi burada göstereceğim.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu...
Bu savunma değil.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Niye canım, siz beni suçlarken iyi de, ben size
söyleyince niye kızıyorsunuz? Kızacak bir şey yok.
BAŞKAN - Sayın Topçu,
lütfen savunmanız çerçevesinde...
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Efendim, savunma bu... İzin verirseniz...
BAŞKAN - Savunmanız
çerçevesinde...
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Göstereceğim efendim.
BAŞKAN - Şu anda 30
dakika oldu konuşmanız, toparlamanızı rica ediyorum.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım, izninizle...
Bakınız... Yalnız,
bunları okurken, Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlar bana lütfen şey etmesin.
(CHP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN - Hatibe laf
atmayalım lütfen arkadaşlar. Lütfen dinleyelim... Lütfen...
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Hayır, lütfen... Lütfen...
Bakınız, şimdi, burada,
size bir şey göstereyim. Beni, firmaları kayırmakla itham ediyorsunuz ya;
buyurunuz, şu ihale kararı Antep - Urfa arasına aittir, bölümü de, Antep çevreyolu dahil, Suruç kesimidir.
Kayırmakla itham ettiğiniz bir firma bunu kazanmıştır. Bunun tenzilatı 12'dir.
Ben, bunu iptal ettim, vermedim; bir.
İki, bu soruşturma
önergesinde, siz -naklen- diyorsunuz ki: "Bu projeler yanlış yapılmıştır.
Projeler doğru yapılsaydı, buralardan yüzde 400 keşif artışı çıkmazdı."
Bir bakan, ilk defa, projelerden sorumlu tutuluyor! Ben size derim ki,
isterseniz bu lafı geri alın. Niye geri alın; projeleri ben yapmadım, ihalesini
sizin bakanınız yaptı. Benim değil, sizin bakanınızın ihalesi; onlar yapıp
getirdiler. Öbürü, Cevat Ayhan Beyin ihalesi. Ben, hazır yapılmış projeleri
uyguladım. Sonra, bu projelerin bu keşif artışıyla verildiğini, doğru
yapılmadığını, proje mütehassısı unvanını da yanına koyarsak, Sayın Dr. Azmi
Ateş yönetimindeki 12 kişilik siyasî heyet mi kararlaştırdı?! Bunlar hep
ihaleyle yapılan işler. Bir de oraya yazın, proje mütehassısı diye!
Sonra, başka bir şey daha
söyleyeyim. Öyle, kendinize dokununca hemen bağırmayın! Bakınız, size, buradan
bir karar okuyacağım:
"Bakanlık Makamına
Hopa-Kemalpaşa-Sarp.
Tenzilatı: 5,35. Müteahhidi: Cengiz İnşaat. Konu: Keşif artışı..." Ben hiç
keşif artışı vermedim bu yollar için, bu ihaleler için, o 6 parça yol için hiç
vermedim. "Keşif artışı miktarı:
Yüzde 296,5." Yüzde 5,35 tenzilatla, yüzde 296,5 keşif artışı veriliyor.
İmzasını merak ediyor
musunuz, kime ait?.. Okuyuvereyim: "Olur; Onur Kumbaracıbaşı."
MUSTAFA ERDOĞAN YETENÇ
(Manisa) - Bize ne?!
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Kardeşim, siz, beni, yüzde 18,5-20 tenzilatla
müteahhitlere menfaat sağlamakla itham etmediniz mi? Ben de diyorum ki, sizinki
5,35...
TURAN TÜYSÜZ (Şanlıurfa)
- Niye bizimki oluyor?!
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Ben 18,5'le müteahhitlere menfaat sağladıysam,
siz 5,35'le ne yaptınız!.. Ben bunların
suç olduğunu söylemiyorum. Size diyorum ki: Onur Beyin yaptığı suç olmadığına
göre, benimki niye suç oluyor?
Ahmet Bey, Onur Beyin bu
ihalesi de 2886 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi...
ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU
(İstanbul) - Ne alakası var!
HÜSEYİN EKMEKÇİOĞLU
(Antalya) - Siz bizim üzerimize konuşarak iktidardan oy alacağınızı mı
zannediyorsunuz.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Evet efendim... evet efendim... Daha bitmedi...
Daha bitmedi...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Siz savunmanızı yapın.
Sayın Başkan, burada
savunma mı yapıyor, polemik mi yapıyor?
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Savunma tabiî, suçlamanıza örnek gösteriyorum.
Niye rahatsız oldunuz?!
ALİ KEMAL DEVECİLER
(Balıkesir) - Sayın Başkan, gece yarısına kadar bunu mu dinleyeceğiz?!
BAŞKAN - Arkadaşlar,
lütfen dinleyelim.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
CHP Grubuna söz hakkı doğuyor Sayın Başkan.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Şimdi bakınız, beni, 2886'nın dışına çıkıp,
müteahhitlere menfaat sağlamakla itham eden bu arkadaşların döneminde,
Espiye-Çarşıbaşı; Limak-Gürsan... Tenzilat bedeli 6,5; tarihi 1994. 1994'te bu
arkadaşlarda Bayındırlık Bakanlığı. İhale usulü, 2886 sayılı Yasanın dışında,
89'a göre.
Sonra, Samsun-Ünye, Tübin
ihalesi, 37,43; 2886 sayılı Yasanın 89 uncu maddesi...
Sonra, Ünye-Piraziz,
üçüncü kısım; Bal-iş; tenzilatı, 0,7; ihale tarihi: 1993; usulü, Uluslararası
davetiye. Sonra, ikinci kısım: Yüksel İnşaat. Tenzilatı, 5,69. usulü,
uluslararası davetiye, Dünya Bankası parası. Üç ayda bir de fark verirler,
sadece şey vermezler.
Sonra...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Topçu,
lütfen 5 dakikada toparlayınız.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Çok önemli Sayın Başkan; izin verirseniz,
toparlayacağım.
Bu aynı yolda, Yüksel
İnşaatın yaptığı yol bitmedi, yüzde 30 keşif artışı istediler, yüzde 30 verilip
bitmedi. Bitmeyince, ikmal için yeniden ihaleye çıktık, ben çıktım; 18,69;
sizin verdiğinizin 3 katı. Yalnız, eğer burada bir şeyi daha okursam, onu da
söylersem, huzuru kalple bitireceğim.
Bakınız, Sayın Onur
Kumbaracıbaşı'nın yaptığı doğrudur. O yol iki defa yıkıldı; gitti Cengiz İnşaat
aldı, yaptı, şimdi yıkılmadı. Ben o yanlıştır demiyorum. Benim size söylediğim
şu: Sizin çifte standardınız var. Kendi arkadaşlarınızın yaptığını
görmüyorsunuz da...
MUSTAFA ERDOĞAN YETENÇ
(Manisa) - Bizim arkadaşımız değil.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Canım, neyse...
HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)
- Bu kadar çalışıyordunuz da partinizi niye batırdınız; ona cevap verin.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Sayın Başkan, bu savunma değil.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Kardeşim... (CHP sıralarından gürültüler)
Müsaade eder misiniz..
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, bakın, sözünü toparlaması için süre verdim; müsaade edin,
konuşsun.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Ben, müteahhitlere menfaat sağlamakla itham
edilen bir adamım; dinleyeceksiniz.
Bakın, burada bir olur
daha var. Aynı yer; bunda da keşif artışı var. Bana gelmiş; 5,35. Ben dedim ki,
ben, 5,35'le adama keşif artışı vermem. Kim; Cengiz İnşaat. Benim, ANAP'ın
kasası diye... Ben vermem. Ne yaparsın; bu tenzilatı 20'ye çıkarırsa -çünkü,
yolun devamı 20'yle yapılıyor- veririm, başka türlü vermem. 20 olarak
imzaladık, Maliyeden geri geldi. Maliye dedi ki: "Aynı şartlarla
imzalayacaksınız." Ben dedim ki: "Olmaz. Devlet lehine yapılan
düzeltme doğrudur." Bizzat Maliye Bakanına gittim, Muhakemat Genel Müdürü çağrıldı; Maliye, görüşünü
değiştirdi. Aynı yer, benim tarafımdan yüzde 20'yle verildi.
Hani, ben menfaat
sağlıyorum ya... Siz sağlamıyorsunuz, ben sağlıyorum. Ben, o arkadaşların
yaptığı yanlış demiyorum tekrar; siz yanlış dediğiniz için söylüyorum.
Şimdi, burada, lafı
toparlarsak, şuraya geleceğim: Size diyeceğim ki, bakınız... (CHP sıralarından
gürültüler)
ALİ KEMAL DEVECİLER
(Balıkesir) - Bize sataştı, Sayın Başkan.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Sayın Başkan, Genel Kurula hitaben konuşulur. Olmaz böyle şey.
HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)
- Koca partiyi batırdılar, geldiler buraya.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - "Size" dediğim, siz...
BAŞKAN - Sayın Topçu,
siz,lütfen, Genel Kurula hitap edin.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Sayın Başkanım...
BAŞKAN - Efendim, sataşmaya meydan vermeyin.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Sayın Başkanım, "siz" sözcüğü herkesi
kapsıyor. "Sen" demiyorum ki "siz" diyorum; bu çoğul değil
mi canım!..
ŞEVKET ARZ (Trabzon) -
Çaldığınız yetmedi mi?! Çaldınız, soydunuz memleketi; yetmedi mi?!
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Ben, nezaket ve terbiyesini bilen bir insanım.
ATİLA EMEK (Antalya) -
Sayın Bakan, suçluların telaşı içindesiniz.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Bakın, size iki şey söyleyip bitiriyorum.
1- Araştırma komisyonu
üyelerini, benim hakkımda bu özel raporu tanzim ettikleri için dava ettim. Dava
dilekçesi burada, makbuz da burada; iki üç gün sonra ellerine gelir. Ben,
haysiyetimi kimsenin insafına bırakmam. Bunu böyle bileceksiniz; bir. Dava
dilekçesi burada.
VAHDET SİNAN YERLİKAYA
(Tunceli) - Memleketi soydunuz, utanın!.. Utanın!..
BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ
BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - 2- ben, Ulaştırma Bakanı olduğumun üçüncü günü
bir mal beyanında bulundum. Buyurun... Burada. Şimdi de bir mal beyanında
bulunmak istiyorum. Yirmi sene politikanın içerisinde bulunup, bunca yıl
bakanlık yaptıktan sonra, 10 milyar doların üzerinde işlere imza attıktan
sonra, bugünkü mal varlığım, 1 ev ile 1 küçük arabadan ibarettir. Bir de,
Çubuk'ta 250 metrekare arsam var.
Ben, ailem, sülalem,
sülalemdeki yedi ceddimde, haksız, yersiz, kim, 1 lira, 1 kuruş, ne kadar
buluyorsa, şu veya bu şekilde mal buluyorsa, sorumluluğu bana ait; üçüncü
dereceye kadar değil, bütün sülalede, hepsi bana ait.
Bunun dışında, ne
Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği önerge ne Meclisin alacağı karar, benim için
çok fazla bir şey ifade etmiyor; çünkü, ben, yaptıklarımdan emin, her zaman da
emin olarak başı dik yürümüş bir arkadaşınızım.
Beni sabırla dinlediğiniz
için, Sayın Başkan savunma imkânı verdiği için teşekkür ediyorum.
Arkadaşlarımız biraz sinirlendiler; ama, onlar eskiden beri öyledir,
kendilerine dokununca sinirlenirler.
Hepinize, sevgilerimi,
saygılarımı sunuyorum; sağ olun.
BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Topçu.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Sayın Başkan, Grubumuza sataşma var...
BAŞKAN - Böyle bir
usulümüz yok Sayın Başkan.
Sayın milletvekilleri,
Meclis soruşturması önergesi üzerindeki görüşmeler tamamlanmış olup, şimdi,
Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Yaşar Topçu hakkında Meclis soruşturması
açılıp açılmaması hususunu oylarınıza sunacağım.
Anayasanın 100 üncü
maddesi hükmü gereğince, oylamayı gizli oylama şeklinde yapacağız. Oylamaya
başlamadan önce, oylamanın yöntemiyle ilgili bazı açıklamalarda bulunacağım.
Sayın görevliler,
oylamanın şekli hakkında açıklama yapmadan, hiç kimseye pul vermeyin lütfen.
Şimdi, gizli oylamanın ne
şekilde yapılacağını arz ediyorum:
Komisyon ve hükümet
sıralarında yer alan Kâtip Üyelerden, komisyon sırasındaki Kâtip Üye, Adana'dan
başlayarak İzmir'e kadar; hükümet sırasındaki Kâtip Üye ise, İzmir'den
başlayarak Zonguldak'a kadar -Zonguldak dahil- ad okuyacak. Adı okunan
milletvekiline, biri beyaz, biri yeşil, biri de kırmızı olmak üzere, 3 yuvarlak
pul ile mühürlü zarf verilecek ve pul ve zarf verilen milletvekilleri ad
defterinde işaretlenecektir.
Milletvekilleri,
Başkanlık kürsüsünün sağında ve solunda yer alan kabinlerden başka yerde
oylarını kullanmayacaklardır. Vekâleten oy kullanacak bakanlar da, yerine oy
kullanacakları bakanın ilinin bulunduğu bölümde oylarını kullanacaklardır.
Bildiğiniz üzere, bu
pullardan, beyaz olanı kabul, kırmızı olanı ret, yeşil olanı ise çekimser oyu
ifade etmektedir.
Oyunu kullanacak sayın
üye, Kâtip Üyeden, 3 yuvarlak pul ile mühürlü zarfı aldıktan ve adını ad
defterine işaretlettikten sonra kapalı oy verme yerine girecek, oy olarak
kullanacağı pulu burada zarfın içerisine koyacak, diğer 2 pulu ise ıskarta
kutusuna atacaktır. Bilahara, oy verme yerinden çıkacak olan üye, oy pulunun
bulunduğu zarfı, Başkanlık Divanı kürsüsünün önüne konulan oy kutusuna
atacaktır.
Oylamada adı okunmayan
milletvekiline pul ve zarf verilmeyecektir.
Şimdi, gizli oylamayı
Adana İlinden başlatıyorum.
(Oylar toplanıldı)
BAŞKAN - Oyunu
kullanmayan milletvekili arkadaşımız var mı? Yok.
Oy verme işlemi
tamamlanmıştır.
Oy kutuları kaldırılsın.
(Oyların ayırımı yapıldı)
BAŞKAN- Sayın
milletvekilleri, Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Yaşar Topçu hakkında
Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis
soruşturması açılmasına ilişkin (9/9) esas numaralı önergenin gizli oylama sonucunu açıklıyorum:
|
Kullanılan oy sayısı |
: |
373 |
|
Kabul |
: |
342 |
|
Ret |
: |
20 |
|
Çekimser |
: |
7 |
|
Boş |
: |
4 |
Bu sonuca göre, Meclis
soruşturması açılması kabul edilmiştir.
Anayasanın 100 üncü
maddesi gereğince, soruşturma, siyasî partilerin güçleri oranında komisyona
verecekleri üye sayısının 3 katı olarak gösterecekleri adaylar arasından, her
bir parti için ayrı ayrı adçekme suretiyle kurulacak 15 kişilik komisyon
tarafından yürütülecektir.
Soruşturma komisyonunun
iki aylık görev süresinin, komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye
seçimi tarihinden itibaren başlamasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
sözlü soru önergeleri ile kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için,
7 Ocak 2004 Çarşamba günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum;
iyi akşamlar diliyorum.
Kapanma Saati : 20.02
V.- SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Adana
Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un, İzmir-Bergama-Ovacık Altın İşletmesinden
yurt dışına gönderilen dore altına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1316)