DÖNEM : 22 CİLT : 32 YASAMA
YILI : 2
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
26 ncı Birleşim
10 Aralık
2003 Çarşamba
İ
Ç İ N D E K İ L E R
Sayfa
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II.- GELEN KÂĞITLAR
III.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) OTURUM
BAŞKANLARININ KONUŞMALARI
1.- TBMM Başkanvekili Sadık Yakut'un, 10
Aralık 2003, Dünya İnsan Hakları Günü ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin
kabul edilişinin 55 inci yıldönümü münasebetiyle konuşması
B)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Bursa Milletvekili Zafer
Hıdıroğlu'nun, Dünya İnsan Hakları Gününün 55 inci yıldönümüne ilişkin
gündemdışı konuşması
2.- Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Atilla
Maraş'ın, Dünya İnsan Hakları Gününün 55 inci yıldönümüne ilişkin gündemdışı
konuşması
3.- Kastamonu Milletvekili Mehmet
Yıldırım, Kastamonulu kadınların, yurdumuzun işgalini ve işgal güçlerinin
vahşetini protesto etmek amacıyla 10 Aralık 1919 tarihinde gerçekleştirdikleri
ilk kadın mitinginin, başkaldırı ve direniş hareketinin 84 üncü yıldönümüne
ilişkin gündemdışı konuşması
C)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter'in TBMM'den bir heyeti KKTC'ye
resmî davetine icabet edecek heyete ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/408)
2.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
Belçika ve İspanya'ya yaptığı resmî ziyarete katılmaları uygun görülen
milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/409)
D) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.- Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55
milletvekilinin, Bakanlığı sırasında yapılan ihalelerde usulsüzlüklerde
bulunduğu ve bu ihalelerle ilgili yolsuzluk iddialarının tahkikini zamanında
yaptırmayarak görevini kötüye kullandığı, aynı zamanda mal varlığında haksız
bir artışa sebebiyet verdiği iddiasıyla Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Koray
Aydın hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/8)
2.- Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55
milletvekilinin, Karadeniz sahil yolu işlerinin ihalesinde müteahhit firmaların
önceden anlaştıklarının bilinmesine rağmen, fiyatları ayarlayarak ve rekabete
meydan vermeyerek devleti büyük ölçüde zarara uğrattığı iddiasıyla Bayındırlık
ve İskân Eski Bakanı Yaşar Topçu hakkında Meclis soruşturması açılmasına
ilişkin önergesi (9/9)
3.- İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve
55 milletvekilinin, bakanlığı sırasında ihalelere fesat karıştırma sonucunu
doğuran eylemlerde bulunduğu, ihalelerle ilgili yolsuzluk iddialarına göz
yumduğu, gerekli tedbirleri zamanında almadığı ve gerekli soruşturmaları
zamanında yaptırmadığı, böylelikle, görevini kötüye kullandığı ve mal
varlığında haksız bir artışa sebebiyet verdiği iddiasıyla Bayındırlık ve İskân
eski Bakanı Koray Aydın ile ayrıca, bakanlıkları sırasında Karayolları Genel
Müdürlüğündeki usulsüz keşif artışlarına onay vermek suretiyle görevlerini
kötüye kullandıkları iddiasıyla Bayındırlık ve İskân eski Bakanları Koray Aydın
ve Abdülkadir Akcan haklarında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi
(9/10)
E) ÇEŞİTLİ
İŞLER
1.- 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları
ile 2002 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarılarının Genel Kurulda görüşmeleri
üzerinde şahısları adına söz almak isteyen üyelerin söz kayıt işlemlerine
ilişkin Başkanlık duyurusu
IV.-
ÖNERİLER
A) DANIŞMA
KURULU ÖNERİLERİ
1.- 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları
ile 2002 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarılarının görüşme gün ve saatleriyle,
konuşma sürelerine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
B) SİYASÎ
PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1.- Genel Kurul gündemindeki sıralama ile
çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin AK Parti Grubu önerisi
V.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile
Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı
ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)
2.- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu
(1/523) (S. Sayısı: 152)
3.- Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma
Kurumu Kurulması Hakkında Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında 12.11.2003
tarihli ve 5001 sayılı Kanun ile Anayasanın 89 uncu maddesi gereğince
Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ve Millî
Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/704) (S. Sayısı: 298)
4.- Millî Güvenlik Kurulu ve Millî
Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Kanununun Bazı Hükümlerinin Yürürlükten
Kaldırılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa
Komisyonları Raporları (1/703) (S. Sayısı: 299)
5.- Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu
Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/692) (S.Sayısı: 302)
VI.-
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR
VE CEVAPLARI
1.- Adana Milletvekili Nevin Gaye
Erbatur'un, Bağ-Kur iştirakçilerinin prim borçlarına uygulanan faize ilişkin
sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu'nun cevabı
(7/1299)
2.- İstanbul Milletvekili Kemal
Kılıçdaroğlu'nun, SSK'nın iyileştirici sarf malzemeleri için yaptığı
protokollere ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat
Başesgioğlu'nun cevabı (7/1379)
3.- Adana Milletvekili Atillâ Başoğlu'nun,
4207 sayılı Kanunun uygulanmasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir
Aksu'nun cevabı (7/1432)
I. - GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak
üç oturum yaptı.
Karaman Milletvekili Yüksel Çavuşoğlu,
Ermenek'te bir maden ocağında meydana gelen grizu patlamasına, bundan sonrası
için alınması gereken emniyet tedbirlerine ve Suriye-Türkiye Dostluk Grubunun
daveti üzerine Suriye'ye yaptıkları resmî ziyarete,
Sivas Milletvekili Osman Kılıç, tarımsal
kalkınmanın önemine, Sıvas İlinin çeşitli sorunları ile, çiftçiler üzerinde
yarattığı olumsuz etkilere ve alınması gereken önlemlere,
İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.
Antalya Milletvekili Osman Özcan'ın, muz
üreticilerinin sorunları ile kaçak muz ticaretinin üreticiler üzerindeki
olumsuz etkilerine ilişkin gündemdışı konuşmasına, Tarım ve Köyişleri Bakanı
Sami Güçlü cevap verdi.
Samsun Milletvekili Mehmet Kurt ve 20
milletvekilinin, kapkaç olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/151)
Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve
öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.
İstanbul Milletvekili Mustafa Ataş'ın,
Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi
Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet
Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter'in TBMM'den bir heyeti KKTC'ye resmî
davetlerine icabet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi kabul edildi.
Gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak
İşler" kısmının:
1 inci sırasında bulunan, İstanbul
Milletvekili Hüseyin Besli ve 63 milletvekilinin, bakanlıkları sırasında ilgili
kuruluşların raporlarının gereğinin yapılmasını geciktirerek ve gerekli
tedbirleri zamanında almayarak görevlerini yerine getirmemek suretiyle Türkiye
Halk Bankasının zarara uğramasına sebep oldukları, usulsüz işlemlerin
yapılmasına imkân sağladıkları ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 uncu
maddesinin ikinci fıkrasına uyduğu iddiasıyla Devlet eski Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan ile Devlet eski Bakanı Recep Önal (9/3);
2 nci sırasında bulunan ve birleştirilerek
görüşülen,
İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 63
milletvekilinin, doğalgaz alım anlaşmalarında devlet alım satımına fesat
karıştırdığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesine uyduğu
iddiasıyla Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer ile
ayrıca bakanlıkları sırasında uyguladıkları yanlış ve usulsüz enerji
politikalarında ilgili kurum ve kuruluşların uyarılarını dikkate almayarak
kamuyu zarara uğrattıkları ve bu suretle görevi ihmal ve görevi kötüye kullanma
fiillerini işledikleri ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 uncu
maddesinin ikinci fıkrasına ve 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Enerji ve
Tabiî Kaynaklar eski Bakanları Mustafa Cumhur Ersümer ve Zeki Çakan (9/4) ile,
Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55
milletvekilinin, Bakanlığı sırasında enerji ve doğalgaz anlaşmalarında Türkiye
aleyhine anlaşma ve uygulamaların yapılmasına yol açtığı ve bu eyleminin Türk
Ceza Kanununun 205 inci maddesine uyduğu iddiasıyla Enerji ve Tabiî Kaynaklar
eski Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer ile ayrıca bakanlıkları sırasında DSİ Genel
Müdürlüğünde usulsüz uygulamalara onay verdikleri ve bu eylemlerinin Türk Ceza
Kanununun 230 ve 366 ncı maddelerine uyduğu iddiasıyla Enerji ve Tabiî
Kaynaklar eski bakanları Mustafa Cumhur Ersümer ve Zeki Çakan (9/7);
3 üncü sırasında bulunan ve
birleştirilerek görüşülen,
İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 58
milletvekilinin (9/5) ile,
Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55
milletvekilinin (9/6),
Türkbank ihalesi sürecinde malın satımında
ve değerinde fesat oluşturacak ilişki ve görüşmelere girdikleri ve bu
eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesine uyduğu iddiasıyla eski
Başbakan A. Mesut Yılmaz ve Devlet eski Bakanı Güneş Taner;
Haklarında Anayasanın 100 üncü ve
İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin
önergelerinin, öngörüşmelerini müteakiben yapılan gizli oylamaları sonucunda,
kabul edildikleri ve Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince, soruşturmaların,
siyasî partilerin güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının 3
katı olarak gösterecekleri adaylar arasından her parti için ayrı ayrı ad çekme
suretiyle kurulacak 15 kişilik bir komisyon tarafından yürütüleceği açıklandı.
15 üyeden teşekkül edecek komisyonların
iki aylık çalışma sürelerinin, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye
seçimleri tarihinden başlamak üzere olması, kabul edildi.
10 Aralık 2003 Çarşamba günü saat 15.00'te
toplanmak üzere, birleşime 22.20'de son verildi.
|
Sadık Yakut |
|
|
|
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
Ahmet Küçük |
|
Mehmet Daniş |
|
|
Çanakkale
|
|
Çanakkale |
|
|
Kâtip
Üye |
|
Kâtip
Üye |
No. : 42
II. - GELEN KÂĞITLAR
10 Aralık 2003 Çarşamba
Raporlar
1.- Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu Tasarısı ve Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu (1/692) (S. Sayısı : 302) (Dağıtma tarihi: 10.12.2003)
(GÜNDEME)
2.- Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Bankalar Kanununun 14
üncü Maddesinin (3) Numaralı Fıkrası Hükümlerine İstinaden Bankacılık İşlemleri
Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim
Şirketi Hakkında Tesis Edilecek Bazı İşlemler Hakkında Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/700) (S.
Sayısı: 304) (Dağıtma tarihi : 10.12.2003) (GÜNDEME)
Yazılı Soru Önergeleri
1.- İzmir Milletvekili
Ahmet Ersin'in, süresiz vekil imamlık sınavına ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/1610) (Başkanlığa geliş tarihi: 8.12.2003)
2.- İzmir Milletvekili K.
Kemal Anadol'un, 58 ve 59 uncu Hükümet dönemlerinde bazı köktendinci terör
örgütlerine düzenlenen operasyonlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/1611) (Başkanlığa geliş tarihi: 8.12.2003)
3.- Trabzon Milletvekili
Asım Aykan'ın, Necip Hablemitoğlu cinayetine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/1612) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2003)
4.- Samsun Milletvekili
Suat Kılıç'ın, iptal edilen Fenerbahçe-Ç. Rizespor maçı ve hakem hatalarına
ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali Şahin) yazılı soru
önergesi (7/1613) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2003)
Meclis Soruşturması Önergeleri
1.- Samsun Milletvekili
Haluk Koç ve 55 Milletvekilinin, Bakanlığı sırasında yapılan ihalelerde
usulsüzlüklerde bulunduğu ve bu ihalelerle ilgili yolsuzluk iddialarının
tahkikini zamanında yaptırmayarak görevini kötüye kullandığı, aynı zamanda mal
varlığında haksız bir artışa sebebiyet verdiği ve bu eylemlerinin Türk Ceza
Kanununun 366 ve 240 ıncı maddeleri ile Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve
Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 12, 13, 14 ve 15 inci maddelerine uyduğu
iddiasıyla Bayındırlık ve İskan eski Bakanı Koray Aydın hakkında Anayasanın 100
üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına
ilişkin önergesi (9/8) (Başkanlığa geliş tarihi: 3.12.2003) (Dağıtma Tarihi:
10.12.2003)
2.- Samsun Milletvekili
Haluk Koç ve 55 Milletvekilinin, Karadeniz Sahil Yolu işlerinin ihalesinde
müteahhit firmaların önceden anlaştıklarının bilinmesine rağmen, fiyatları
ayarlayarak ve rekabete meydan vermeyerek devleti büyük ölçüde zarara uğrattığı
ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesine uyduğu iddiasıyla
Bayındırlık ve İskan eski Bakanı Yaşar Topçu hakkında Anayasanın 100 üncü ve
İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin
önergesi (9/9) (Başkanlığa geliş tarihi: 3.12.2003) (Dağıtma Tarihi:
10.12.2003)
3.- İstanbul Milletvekili
Hüseyin Besli ve 55 Milletvekilinin, Bakanlığı sırasında ihalelere fesat
karıştırma sonucunu doğuran eylemlerde bulunduğu, ihalelerle ilgili yolsuzluk
iddialarına göz yumduğu, gerekli tedbirleri zamanında almadığı ve gerekli
soruşturmaları zamanında yaptırmadığı, böylelikle görevini kötüye kullandığı ve
mal varlığında haksız bir artışa sebebiyet verdiği ve bu eylemlerinin Türk Ceza
Kanununun 366 ve 240 ıncı maddeleri ile Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve
Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 12, 13, 14 ve 15 inci maddelerine uyduğu
iddiasıyla Bayındırlık ve İskan eski Bakanı Koray Aydın ile ayrıca Bakanlıkları
sırasında Karayolları Genel Müdürlüğündeki usulsüz keşif artışlarına onay
vermek suretiyle görevlerini kötüye kullandıkları ve bu eylemlerinin Türk Ceza
Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Bayındırlık ve İskan eski
Bakanları Koray Aydın ve Abdulkadir Akcan haklarında Anayasanın 100 üncü ve
İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin
önergesi (9/10) (Başkanlığa geliş tarihi: 3.12.2003) (Dağıtma Tarihi:
10.12.2003)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 15.00
10 Aralık 2003 Çarşamba
BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER : Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Ahmet KÜÇÜK
(Çanakkale)
BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 26 ncı Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı
vardır; görüşmelere başlıyoruz.
III.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) OTURUM
BAŞKANLARININ KONUŞMALARI
1.- TBMM
Başkanvekili Sadık Yakut'un, 10 Aralık 2003, Dünya İnsan Hakları Günü ve İnsan
Hakları Evrensel Beyannamesinin kabul edilişinin 55 inci yıldönümü
münasebetiyle konuşması
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, bugün 10 Aralık 2003; Dünya İnsan Hakları Günü ve İnsan
Hakları Evrensel Beyannamesinin kabul edilişinin 55 inci yıldönümü.
Türkiye, 10 Aralık Dünya
İnsan Hakları Gününü, insanlıkdışı bir terör dalgasıyla, en kutsal hak olan
yaşama hakkına yönelik haince saldırıların gölgesi altında kutlamanın üzüntüsü
içerisindedir.
1948 yılında, İnsan
Hakları Evrensel Beyannamesinin kabul edildiği 10 Aralık günü, Birleşmiş
Milletler Genel Kurulunun 1950 yılında aldığı 423(V) sayılı Kararla, İnsan
Hakları Günü olarak kutlanmaya başlanmıştır. Ellibeş yıl önce kabul edilen ve
300'den fazla dile tercüme edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, bugün,
uluslararası kabul görmüş birçok temel hak ve hürriyetin temelini
oluşturmuştur.
İnsan hakları
mücadelesinin temelini, insan onurunun korunması oluşturmaktadır. İnsan
haklarını ulusal sınırların ötesine taşıyıp evrenselleştiren, bu hakları
vazgeçilmez ve devredilmez kılan da, yine insan onurudur.
Din, dil, ırk, siyasî
görüş ayırımı olmaksızın herkes, insan olmaktan kaynaklanan birtakım temel
haklara ve özgürlüklere sahiptir. Bu temel, insan haklarındaki çifte standardın
önündeki en büyük engeldir.
İnsan hakları, artık,
ulusal sınırları aşmış, devletlerin iç meselesi olmaktan çıkmıştır. Artık, bir
ülkede insan haklarına gösterilen saygı, o ülkenin uygarlık düzeyinin bir
ölçüsü haline gelmiştir.
Ülkemizde de, insan
hakları, son on yılın iç ve dışpolitikasının en önemli gündem maddelerinden
biri olmuştur. Bu bağlamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını
İnceleme Komisyonu, üzerine düşen görevi ve katkıyı yapma çabası içerisindedir.
Ulusal ve uluslararası
insan hakları mücadelesinin önündeki en büyük engellerden bir tanesi de, bu
kutsal çabanın bir dışpolitika aracı olarak kullanılmasıdır.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi, insan hakları alanındaki eksikliklerimizi gidermek için her türlü
yapıcı eleştiri ve işbirliğine açıktır; ancak, maalesef, bazı ülkeler ve
uluslararası kurumlar, insan hakları ihlallerine yönelik olarak çifte
standartlı bir yaklaşım sergilemektedir veya bu kutsal mücadele, başka
devletlerin iç işlerine müdahale aracı olarak kullanılmaktadır. Oysa, insan
hakları, her türlü politik çıkar ve kaygının üzerinde olmalıdır.
Dünyanın neresinde olursa
olsun, bütün insanlar, eşit, özgür ve onurlu yaşama hakkına sahiptir. Bu
konudaki mücadele, ülkeye ve insanlara bağlı olarak farklılık göstermemelidir.
Özellikle, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde hafta sonu yapılacak olan seçimlere
yönelik dış baskılar sonucunda, Kıbrıslı Türk vatandaşlarımızın en temel haklarına
yönelik çifte standarda tabi açıklama, beyan ve aba altından sopa göstermeler,
temel hak ve özgürlükler alanında demokratik uygulamanın doruğuna ulaştığını
ilan eden Avrupa Birliğine üye ülkelerin temel prensipleriyle bağdaşmamaktadır.
Aynı zamanda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Loizidou davasıyla bir Kıbrıslı
Rumun temel haklarını ve zararlarını hukuka aykırı bir şekilde teslim ve tazmin
ederken, evlerinden, işyerlerinden, ata topraklarından koparılarak, kuzeye
kaçmak zorunda kalan onbinlerce Kıbrıslı Türkün davasını kabul etmeme yönündeki
uygulama ve tavrını, bu anlamlı günde derin şiddet ve derin nefretle kınıyorum.
Evrensel bir değer olan
insan haklarının ülkemizde yerleşmesi, sadece Parlamento bünyesindeki bir
komisyonun, bir devlet bakanlığı veya bağlı kurulun veya birkaç sivil toplum
örgütünün görevi değildir; bu görev hepimizindir.
Bugün, bütün
yurttaşlarımızı, yurdumuzda insan haklarının yerleştirilmesi ve iyileştirilmesi
için daha duyarlı olmaya ve bu sürece katkıda bulunmaya davet ediyoruz.
Türkiyemiz,
Parlamentosuyla, kamu kurum ve kuruluşlarıyla, sivil toplum örgütleriyle,
meslek odalarıyla, sendikalarıyla, basınıyla ve her bir bireyiyle bir insan
hakları atağına kalkmalıdır.
Bu vesileyle, İnsan
Hakları Günümüzü kutluyor; saygılar sunuyorum.
Gündeme geçmeden önce üç
arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz, İnsan
Hakları Beyannamesinin kabulüyle ilgili söz isteyen Bursa Milletvekili Zafer
Hıdıroğlu'na aittir.
Buyurun Sayın Hıdıroğlu.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 5
dakikadır.
B)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Bursa
Milletvekili Zafer Hıdıroğlu'nun, Dünya İnsan Hakları Gününün 55 inci
yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması
ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Gününün 55
inci yıldönümü münasebetiyle, sadece Türkiye'de değil, dünyada da insan hakları
ve demokrasinin tam yerleşebilmesi dilek ve temennisiyle, hepinize saygılar
sunuyorum.
Özellikle Sayın
Başkanımızın bu konuya duyarlılığına da ayrıca teşekkür etmek istiyorum.
Dünyanın birçok ülkesinde
insan hakkı ihlalleri devam etmekte. Amerika Birleşik Devletlerinde
Kızılderililerin haklarının ellerinden alınmasıyla başlayan süreç, zencilerin
ikinci sınıf vatandaş olmaları şeklinde halen devam etmektedir. Bir zencinin
polisler tarafından dövülerek öldürülmesine sebebiyet verildiğini daha geçen
gün televizyonlarda izledik.
Yine, bütün milletvekili
arkadaşlarımın dikkatini çekmek istediğim önemli bir konu da, dünyada idam
cezalarının kaldırılması yolunda çalışmalar yapılırken ve Türkiye'de de, biz,
aldığımız kararla idamı kaldırırken, bugün, Amerika Birleşik Devletlerinde, 10
Aralık İnsan Hakları Günü olmasına rağmen, iki kişi idam edilmektedir ve bir
gün önce, 9 Aralıkta da yine bir kişi idam edilmiş, özellikle aldığımız bilgiye
göre engelli olduğu bilinen bir Amerikan vatandaşı da yarın idam edilecektir.
Avrupa'da çifte
standartlı demokrasi devam etmekte; kendileri için istedikleri demokrasiyi
diğer ülkeler nezdinde de aynı şekilde istedikleri yolunda çok önemli
tereddütler taşımaktayız.
Ortadoğu'da, özellikle
Filistin'de, birtakım kişilerin veya grupların çıkarları uğruna çocuklar
öldürülmekte, kadınların ırzına geçilmekte ve o insanlar evsiz barksız
bırakılabilmektedir.
Afrika'da, yoksulluğun
getirdiği, eğitimsizliğin getirdiği birtakım olumsuzluklar sonucu, yüzbinlerce,
milyonlarca insan ölüme terk edilmekte, buna karşılık, savaş harcamalarına çok
büyük paralar aktarılabilmektedir.
Türkiye'de, son
dönemlerde demokrasi ve insan hakları alanında
çok önemli gelişmeler olmasına rağmen, özellikle kırsal kesimlerde
kadınlarımızın sosyal haklardan mahrum olduğuna, eğitim seviyelerinin erkeklere
oranla daha düşük olduğuna ve ağır işlerde çalıştıklarına şahit olmaktayız.
Yine, çocuklarımız, oyun yerine veya eğitim görme yerine ağır işlerde
çalıştırılmaktadır ve sokak çocuklarının oranı da azımsanmayacak ölçülerdedir.
Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığımızın bu konuda yapmış olduğu 2003 yılı çalışmalarını
takdirle karşılıyor ve takip ediyoruz; ama, bu ve 8 000 000'u aşan engelli
vatandaşlarımız için, bu zamana kadar yaptıklarından daha fazlasını 2004
yılında yapacağını, Sayın Bakanımızın kendi ağzından duymaktan ve ayrıca,
Başbakanımızın da bu konuya önem vermesinden dolayı, İnsan Haklarını İnceleme
Komisyonunun bir üyesi olarak, şükranlarımızı sunmak istiyorum.
Ayrıca, çeşitli
nedenlerle eğitim hakkı elinden alınan vatandaşlarımızın durumu da, kesinlikle
halledilmesi gereken bir insan hakları problemi olarak karşımızda durmaktadır.
Hastane, karakol ve
cezaevlerinde, komisyon üyeleri olarak yaptığımız çalışmalarda, epey
güzellikler gördük. Demokratikleşme yolunda güzel uygulamalara rastlamamıza
rağmen, insan hakları ihlalleri açısından çok önemli olduğuna inandığım ceza ve
tutukevlerinin birbirlerinden ayrılması konusu da ortadadır.
Sayın milletvekilleri,
tutuklanıp, henüz cezası kesinleşmeden, üç beş sene içeride yatıp daha sonra
beraat eden birçok insan vardır bu ülkede ve bu insanlar, aynı şartlarda...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Hıdıroğlu.
ZAFER HIDIROĞLU (Devamla)
- Sözlerimi toparlayacağım; ama, bu, çok önemli bir konu. Ekonomik kalkınmayı
ne kadar sağlarsak sağlayalım, tam demokratikleşmeyi sağlayamadığımız, insan
hakları problemini halledemediğimiz müddetçe yine mutlu olamayacağız; ama, ben
kısaca toparlamaya çalışacağım.
Bu kadar içeride
yattıktan sonra beraat eden insanın hakkını ödememiz mümkün değildir. Tabiî,
Adalet Bakanlığımızın, cezaevlerinin birleştirilmesi, gözaltı sürelerinin
düşürülmesi gibi rehabilitasyon çalışmaları da dahil olmak üzere birçok
çalışması var, kendilerine teşekkür ediyoruz; ama, bunların yanında, ceza ve
tutukevlerinin kesinlikle birbirinden ayrılması gerektiğine inanıyoruz.
Yine, duble yolların
hızla yapılmaya başlandığı bu dönemde, bu yollarda trafik kazalarını önlemek
için, yolda oluşan tümsekler, çukurlar ve trafik ve işaret işaretçileri, insan
hakları ihlalleri açısından çok önemlidir. Bu konuda, yetkililerin, gereken
çalışmayı yapacağına inanıyorum.
Son cümlem... Sayın
milletvekili arkadaşlarım, bizlerin, 550 milletvekili olarak üzerinde durmamız
gereken en önemli konu, Türkiye'de insan hakları ihlallerinin en önemlisi, çok
fazla insanın mağdur edildiği rüşvet olayıdır. Rüşvet ve yolsuzlukların sadece
yasal tedbirlerle ortadan kaldırılamadığını hepimiz biliyoruz. İktidar ve
muhalefet olarak 550 milletvekilimiz ve siyasî partilerin il ve ilçe yönetim
kurulları, muhtarlar, sivil toplum örgütleri... Özellikle, ben buradan, insan
hakları açısından güzel şeyler başaran, çok faydalandığımız sivil toplum örgütü
üyelerinin hepsine teşekkür etmek istiyorum. İşte, bu birliktelikte,
Türkiye'de, birinin yediği rüşvetle binlerce insanın mağduriyeti söz konusu,
insan haklarının ihlali söz konusu. Birlikte hareket etmekle, birçok meseleyi
halledeceğiz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Hıdıroğlu, son cümleleriniz...
ZAFER HIDIROĞLU (Devamla)
- Ben, Türkiye'de tam demokrasinin yerleşmesi, huzur ve barış ortamının
sağlanması, insanların birbirine daha saygılı davranması ve çağdaş, uygar
toplum olma, medenî olma yolunda daha güzel adımlar atma dileğiyle, sizleri ve
Yüce Türk Milletini saygıyla selamlıyorum efendim. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Hıdıroğlu.
Gündemdışı ikinci söz,
yine aynı konuyla ilgili söz isteyen, Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Atilla
Maraş'a aittir.
Buyurun Sayın Maraş. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
2.-
Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Atilla Maraş'ın, Dünya İnsan Hakları Gününün 55
inci yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması
MEHMET ATİLLA MARAŞ
(Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 10 Aralık 1948'de kabul
edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Birleşmiş Milletlerce daha sonra
kabul edilen 10 Aralık İnsan Hakları Günüyleö ilgili, şahsım adına söz almış
bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
İnsanlık, 20 nci Yüzyılın
ilk yarısında, iki büyük dünya savaşına maruz kaldı. Bu savaşlar sonunda,
milyonlarca insan hayatını kaybetti, yaralandı ve belki etkisi yıllarca süren değişik
travmalara maruz kaldı. Bu savaşlarla birlikte birçok devlet yerle bir oldu,
bazı siyasal ve sosyal akımlar inişe geçerken, ırkı, dili, dini, cinsiyeti ne
olursa olsun, her insanın tartışılmaz hakları, bir değer olarak, siyasal
otoritelerce kabul gördü. Bu değeri günlük hayata aktarmak için, 1945 yılında
imzalanan Birleşmiş Milletler Anlaşmasını tamamlamak amacıyla, 16 Şubat 1946'da
kurulan İnsan Hakları Komisyonu, tasarıyı Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna
sundu. 10 Aralık 1948 tarihinde ise, insan hak ve özgürlüklerinin 20 nci
Yüzyılın bir manifestosu olarak kabul edilebileceği İnsan Hakları Evrensel
Beyannamesi, 8 çekimsere karşılık 48 oyla kabul edildi. Beyanname, bir önsöz ve
30 maddeden oluşmaktadır. Kişisel ve siyasal haklar ile ekonomik, toplumsal ve
kültürel haklar bu maddelerde ayrı ayrı belirtildi. Daha sonraki uluslararası
bildirge ve sözleşmelere esin kaynağı olmasının ötesinde, ulusal anayasaları da
ruhen besleyen bu bildirgeyi ülkemiz de kabul ederek imzaladı.
Değerli milletvekilleri,
kabul edildiği günden beri çeşitli haklı eleştirilere de konu olan bildirgenin
en büyük başarısı, insan hak ve özgürlüklerinin evrensel olduğu idealinin,
söylem düzeyinde de olsa, tüm siyasal yönetimlerce hatırlatılması ve şahıslara,
idarenin haksız ve hukuksuz uygulamaları karşısında başvurabilecekleri açık bir
referans kapısı olmasıdır; bu, çok önemli bir kazınımdır. Artık, dünyanın
neresinde yaşanırsa yaşansın, kim, niçin ve kime karşı yapılırsa yapılsın, her
bir insan hakkı ihlali, buna maruz kalmayan diğer şahıslara ya da toplumlara
yapılmış olarak algılanmakta ve tepki gösterilmektedir. Artık, hiçbir devlet,
kendi sınırları içerisinde yaşanan insan hakları sorunlarını iç sorun olarak
görmemekte ve başına buyruk hareket edememektedir. Daha da önemlisi,
devletlerden bağımsız uluslararası bir
insan hakları mücadele birlikteliği kadar, uluslararası insan haklarının ve hukukunun
bugünkü varlığıdır. Tüm bunlar, daha uygar ve daha barışçı bir dünya için
bizlere umut vermektedir.
İnsan hakları
mücadelesinin temelinde insan onurunun korunması yatar. Bu haklar, insanın
insan olarak doğmasından dolayı kazandığı, evrensel, vazgeçilmez ve devredilmez
haklarıdır. İnsan hakları, ırk, renk, cinsiyet, din, dil, siyasal görüş,
felsefî kanaat, ideoloji, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet veya başka bir
ayırım asla kabul etmez. Ne var ki, insan hak ve özgürlüklerini, başından beri,
sadece kendi toplumlarına ya da sadece kendi siyasal tasarımlarına dönük emperyal
bir araç olarak algılayan kimi devletler, bu umutlarımıza gölge düşürmektedir.
Bunlar, insan hakları adına, özgürlükler adına, milyonlarca insanın hak ve
özgürlüğünü çiğnemekte, âdeta yok saymaktadır. Daha korkuncu ise, işin böyle
devam etmesi durumunda, insanlık âleminin hak ve özgürlüklerinin tehdit altına
girecek olmasıdır.
Değerli milletvekilleri,
bilindiği gibi, Türkiye, insan hakları açısından çok olumlu bir geçmişe sahip
değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Maraş.
MEHMET ATİLLA MARAŞ
(Devamla) - Şimdi, bunun sebepleri üzerinde durmayacağım; ancak, bir şeyi
unutmamak gerekir; niçin biz de bu açıdan olumlu bir geleceğe sahip olmayalım?!
Neden en yüce paydamız olan insan haklarını içselleştirmeyelim?! İnsan hakları,
hiçbir istisna söz konusu olmaksızın tam bir eşitlikle insanlık ailesinin her
bir ferdine tanınan, insanlık onuruna bağlı olan haklar değil midir?! İnsanlık
açısından, din, dil, cinsiyet, renk ve ırk ayırımı yapmak insanlık onuruna
yakışır mı?!
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; tüm dünya yeni bir dönüşüm sürecinden geçmektedir; ülkemiz de
bu sürecin merkezinde bulunmaktadır. Kendi payıma, AK Partinin, bu zorlu
süreçte Türkiye'de iktidar olmasını bir şans olarak görmekteyim.
İnsan Hakları Evrensel
Bildirgesinin kabulünden yarım yüzyıl sonra, dünya, yeni bir dönüşüm yaşıyor.
Bu, insan haklarının evrenselliğini savunanlar ile buna karşı çıkanlar arasında
geçmektedir. Bu süreçte, bizler, insan haklarının evrenselliği idealini hayata
geçirmek adına daha fazla çaba sarf etmek durumundayız. Amacımız, gerek ülkemiz
içinde ve gerekse ülke dışında insan hak ve özgürlüklerinin, her zaman ve her
yerde ve herkesçe paylaşılan bir üst
değer olduğunun kabulüyle bunun mücadelesini vermek olmalıdır.
Hepinizi saygılarımla
selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Maraş.
Gündemdışı üçüncü söz, Kastamonu'da yapılan ilk kadın
mitinginin yıldönümü münasebetiyle söz isteyen, Kastamonu Milletvekili Mehmet
Yıldırım'a aittir.
Buyurun Sayın Yıldırım.
Konuşma süreniz 5
dakikadır.
3.-
Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım, Kastamonulu kadınların, yurdumuzun
işgalini ve işgal güçlerinin vahşetini protesto etmek amacıyla 10 Aralık 1919
tarihinde gerçekleştirdikleri ilk kadın mitinginin, başkaldırı ve direniş
hareketinin 84 üncü yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması
MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) - Sayın Başkan,
sayın milletvekilleri, televizyonlarının başında bizleri izleyen değerli
yurttaşlarım ve saygıdeğer Kastamonulular; sizleri saygıyla selamlıyorum.
İstiklal mücadelesi
öncesi, 10 Aralık 1919 tarihinde, Kastamonulu kadınların, Kastamonu'nun işgal
görmemesine rağmen, güzel yurdumuzun işgalini ve işgal güçlerinin vahşetini
protesto etmek için Kastamonu'da gerçekleştirdikleri ilk kadın mitinginin,
başkaldırı ve direniş hareketinin 84 üncü yıldönümü münasebetiyle söz almış
bulunuyorum; mitingin 84 üncü yıldönümü, Kastamonulu kadınlarımıza ve Türk
kadınlarımıza kutlu olsun diyorum.
Ayrıca, bugün, İnsan
Hakları Evrensel Bildirgesinin kabulünün 55 inci yıldönümünü de kutluyoruz.
Maalesef, 55 inci yıldönümünde, Filistin'de ve Irak'ta insan haklarının
ihlalini görmekten üzüntü duyuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar,
istiklal mücadelesinde ve Kurtuluş Savaşında Mustafa Kemal'le birlikte mücadele
vermiş hem Kastamonulu hem de tüm Türk kadınlarımızı saygıyla selamlamak
istiyorum.
Değerli milletvekilleri,
Birinci Dünya Savaşı sonrası Mondros Mütarekesi imzalanmış; mütareke şartlarına
göre, güzel yurdumuz, güneyden ve batıdan işgal edilmeye başlamıştır. Güney
illerimizde Fransızların, Ege Bölgesinde ve İzmir civarında Yunanların
yaptıkları vahşet dayanılmaz boyutlara ulaşmıştır. İşgal edilen yerlerde
binlerce insan öldürülmüş, sağ kalanlar evlerinden, köylerinden terk
ettirilerek göçe zorlanmıştır; yaşlılarımızın ve çocuklarımızın öldürülmesi,
kadınlarımızın ve kızlarımızın ırz ve namuslarının ayaklar altında çiğnenmesi
bütün yurtta büyük nefret yaratmıştır.
Çanakkale'de,
Anafartalar'da, Balkanlar'da, sancak için, bayrak için, toprak için, vatan için
binlerce şehit vermiş, şehitler ve evliyalar diyarı Kastamonu halkı ve kadını
işgal görmemesine rağmen, Mustafa Kemal'in başlattığı "ya istiklal, ya
ölüm" mücadelesine, ulusal kurtuluş hareketine kayıtsız ve duyarsız
kalamazdı.
Kastamonulu kadınlar, 19
Ekim 1919'da Müdafaai Hukuk Cemiyeti Kastamonulu Kadınlar Şubesini örgütlemiş
ve ilk kadın mitinginin yapılmasına karar vermişlerdir. Mustafa Kemal'in
talimatıyla bütün yurtta yapılan protesto mitinglerinden farklısı Kastamonu'da
gerçekleşmiştir. Bu mitingin farklılığı, düzenleyenlerin, konuşmacıların ve
dinleyicilerin tümünün Kastamonulu kadınlardan olmasıdır.
Müdafaai Hukuk Cemiyetini
örgütleyen kadınlar şubesinin üyelerini sizlere aktarmak istiyorum: Miralay
Osman Beyin eşi, Hafız Nebiye Hanım, İzbelizade Hafız Selma Hanım, Maarif
Müdürü Talat Beyin eşi Bedriye Hanım, Reji Müdürü Ömer Beyin eşi, Sağlık Müdürü
Ferruh Beyin eşi Saime Hanım, Polis Müdürü Halil Beyin eşi Zekiye Hanım, Tahir
Çelebi'nin eşi İsmet Hanım, Mektebi Sultani Müdürü Mehmet Behçet Beyin eşi,
Reji Müdürü Ömer Beyin kızı Neyyire Hanım, Miralay Osman Beyin kızı Refika Hanım,
Defterdar Ferit Beyin eşi Kamuran Hanım.
Miting tertip komitesinde
yer alan hanımlarımızın isimlerini sizlere aktarmak istiyorum: Zekiye Hanım,
Kamuran Hanım, Saime Hanım, Bedriye Hanım, Münire Hanım, Refika Hanım, Neyyire
Hanım.
10 Aralık 1919 tarihinde,
komitenin organize ettiği, Kız Öğretmen Okulu bahçesindeki ilk kadın mitingine
Cide'den, Doğanyurt'tan, İnebolu'dan, Abana'dan, Çatalzeytin'den, Bozkurt'tan,
Devrekâni'den, Daday'dan, Küre'den, Şenpazar'dan, Ağılı'dan, Seydiler'den,
Pınarbaşı'ndan, Azdavay'dan, Araç'tan, İhsangazi'den, Taşköprü'den,
Hanönü'nden, Tosya'dan, Merkez İlçeden binlerce kadın katılmıştır.
Zekiye Hanım, Hikmet
Hanım, İclal Hanım ve Refika Hanım birer konuşma yapmışlardır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Yıldırım,
konuşmanızı toplar mısınız.
Buyurun.
MEHMET YILDIRIM (Devamla)
- Mitingde alınan karar gereğince, Padişaha, Sadrazama, Amerika Birleşik
Devletleri ve Fransa Cumhurbaşkanı eşlerine, İngiltere ve İtalya Kraliçelerine,
Hindistan İmparatoriçesine telgraflar çekilmiştir.
Zekiye Hanımın mitingdeki
konuşmasından bazı bölümler aktarmayı görev sayıyorum:
"Kardeşler,
hemşireler; daha bir sene evvel, kırmızı rengiyle başımızda dalgalanan ulu
sancağımız, görüyorsunuz ki siyahlara, matemlere büründü. Muharebe
meydanlarında vatan ve din uğrunda binlerce evladımızı gömdükten sonra, haktan,
adaletten bahseden Avrupalıların bir seneden beri, yenildik diye, başımıza
açmadıkları felaket kalmadı.
Haktan en çok
bahsedenler, haksızlığın en büyüğünü yaptılar. Daha dün, bizim gibi refah ve
saadeti, evi barkı olan İzmir'deki dindaşlarımız, beyaz saçlı kadınlarımız,
kundaktaki yavrularımız Yunanların süngüsünden geçti. Her tarafı yüksek
minarelerinden beş vakitte ismi Celalullah bağırılan Adanamız, Antalyamız ve en
nihayet, güzel Antepimiz, Maraşımız, Urfamız elimizden alınmak isteniyor.
Hanımlar, büyük
felaketlerimiz önünde evlatlarımızın, kardeşlerimizin kanıyla suladığımız
yurtlarımızın işgaline, kardeşlerimizin felaketine susacak mıyız.
Hayır hanımefendiler,
mağlubuz, silahımız yok; fakat, göğsümüzde imanımız, bütün dünyayı halk eden
Allahımız var. İşte, bizim imanımıza ve Allahımıza istinaden, haksızlara,
haksızlıklarını yüzlerine vurur ve cihan huzurunda ilan ettikleri adaleti talep
ederiz.
Hanımlar, biz, dünyayı
kanlara boğan, insanları tavuklar gibi boğazlayan erkeklere müracaat edecek
değiliz."
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MEHMET YILDIRIM (Devamla)
- Müsaade ederseniz... Sabrınıza sığınıyorum; çok önemli.
"Bizim gibi,
şefkatle, merhametle düşündüklerine şüphe etmediğimiz İtilaf Devletlerinin
büyük kadınlarına müracaat edecek ve birer telgrafla, bize yapılan
haksızlıkları yazacak ve anlatacağız. Eğer, onlar da hakkımızı teslim etmezlerse,
evlatlarımızın kanlarına kendi kanlarımızı karıştırarak, erkeklerimizle bir
safta, dinimiz, istiklalimiz, vatanımız için ölecek, haksızlıklara tarihin
lanetlerini terk ederek, şehadetle öleceğiz."
Sayın Başkan, saygıdeğer
milletvekilleri; bütün Anadolu'da ve Kastamonu'da kadınların başlattığı bu
hareket, büyük kurtarıcı Mustafa Kemal'in önderliğinde, İstiklal Savaşıyla
sonuçlanmış; Kastamonulu kadınların mitingde aldığı karar gereği, İstiklal
Savaşında, İnebolu'da sırtında mermi taşıyan kahraman şehit Şerife Bacıyı,
Halime Çavuşları, Satı Kadınları yaratmıştır. Bu kahramanları, minnetle ve
şükranla anıyoruz. Sizlerin hiç kuşkusu olmasın ki, Mustafa Kemal ve
arkadaşlarıyla birlikte, büyük uğraş ve can vererek kurduğunuz çağdaş, laik
Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet yaşayacaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi
üyeleri ve Türk Halkı sizlere minnettardır. Ne iç ne dış mihraklar, adı ne olursa
olsun, terör hareketleri, sizlerin bizlere emanet ettiği çağdaş, laik Türkiye
Cumhuriyeti Devletini asla sarsamayacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Yıldırım.
MEHMET YILDIRIM (Devamla)
- Son cümlemi söyleyeyim.
BAŞKAN - Lütfen, Sayın
Yıldırım. Teşekkür ediyorum.
MEHMET YILDIRIM (Devamla)
- Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Başkanlığın
Genel Kurula diğer sunuşları vardır.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutuyorum:
C)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter'in
TBMM'den bir heyeti KKTC'ye resmî davetine icabet edecek heyete ilişkin
Başkanlık tezkeresi (3/408)
9.12.2003
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kuruluna
Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sayın Dr. Vehbi Zeki Serter, TBMM'den
bir parlamenter heyeti 11-15 Aralık 2003 tarihleri arasında KKTC'ye davet
etmektedir. Bu davete icabet edilmesi hususu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi
uyarınca Genel Kurulun 9.12.2003 tarih ve 25 inci Birleşiminde kabul
edilmiştir.
Anılan Kanunun 2 nci
maddesi uyarınca, heyeti oluşturmak üzere siyasî parti gruplarınca bildirilen
üyelerin isimleri Genel Kurulun bilgilerine sunulur.
|
Nevzat
Pakdil |
|
|
|
Türkiye
Büyük Millet Meclisi |
|
|
Başkanı
Vekili |
|
|
|
|
Adı
Soyadı :
Seçim İli : |
|
|
Mehmet
Dülger |
(Antalya) |
|
Mevlüt
Çavuşoğlu
(Antalya) |
|
|
İnal
Batu |
(Hatay) |
|
Alaattin
Büyükkaya
(İstanbul) |
|
|
Hasan
Fehmi Güneş
(İstanbul) |
|
|
Öner
Gülyeşil |
(Siirt) |
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
3 adet Meclis
soruşturması önergesi vardır.
Sayın milletvekilleri,
kâtip üyenin Meclis soruşturması önergelerini oturarak okumasını oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Okutuyorum:
D) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.- Samsun
Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekilinin, Bakanlığı sırasında yapılan
ihalelerde usulsüzlüklerde bulunduğu ve bu ihalelerle ilgili yolsuzluk
iddialarının tahkikini zamanında yaptırmayarak görevini kötüye kullandığı, aynı
zamanda mal varlığında haksız bir artışa sebebiyet verdiği iddiasıyla
Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Koray Aydın hakkında Meclis soruşturması
açılmasına ilişkin önergesi (9/8)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Yolsuzlukların
sebeplerinin, sosyal ve ekonomik boyutlarının araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonu (10/9)
raporunda açıklandığı üzere:
Koray Aydın'ın döneminde Bayındırlık ve İskân
Bakanlığındaki yolsuzluklarla ilgili olarak açılan kamu davasının 31.12.2001
tarihli birinci iddianamesinde, içinde Bakanlığın üst düzey bürokratlarının da
bulunduğu 361 sanıklı davada sanıklar "çıkar amaçlı suç örgütü kurmak,
yönetmek, örgüt adına faaliyette bulunmak, bilerek hizmet yüklemek, üye olmak,
devlet alım-satımında ihaleye fesat karıştırarak çıkar sağlamak, görevi kötüye
kullanmak, ihaleye fesat karıştırmak, 3628 sayılı Yasaya muhalefet"
suçlarından yargılanmakta olduğu bilinmektedir.
Bayındırlık ve İskân eski
Bakanı Koray Aydın hakkında;
Yapı İşleri Genel
Müdürlüğü bünyesinde ilan yoluyla yapılan 17 adet ihalede indirim oranlarının
yüzde 6,3 - 9,50 arasında olduğu, bu ihalelerde organizasyon olduğu, ilan
yoluyla gerçekleştirilen 28 ihalede ve davetiyeyle gerçekleştirilen 37 ihalede,
ihalelerin Bakanlıkiçi ve Bakanlıkdışı organizasyonlarda kimlere verileceğinin
ve "çıkma" tabir edilen rüşvet miktarının önceden belli olduğundan
bahsedilerek, Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığınca, bazıları anılan Bakanlık
üst düzey görevlisi olan 361 sanık hakkında dava açıldığı gözönünde bulundurularak;
Operasyon sonucu elde
edilen çok sayıda doküman, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı eski Müsteşar
Yardımcısı Sedat Aban'ın ve Bakan Danışmanı Sadrettin Dinçer'in; DGM Başsavcısı
Cevdet Volkan, DGM Savcıları Cengiz Köksal ve Ömer Süha Aldan, Organize Suçlar
Şube Müdürü ile ilgili emniyet görevlilerinin huzurunda verdiği ifadelerin
baskıdan uzak, rahat bir ortamda verildiği, video kayıtlarında kişilerin net
olarak kendilerinden başka hiç kimsenin bilemeyeceği konularda itirafta
bulunarak, Sedat Aban'ın "ihalelerde Bakan, kendisi bir firma adı vererek
ihalede bunu da değerlendirin diye bana veya Genel Müdürüne söyleyebildiği
gibi, Danışmanı Sadrettin Dinçer vasıtasıyla bu şekilde talimatları
olmaktadır" şeklinde, Sadrettin Dinçer'in "Bakan Koray Aydın'a zaman
zaman siyasî kişiliği olan milletvekilleri veya partiden birtakım insanlarla
birlikte müteahhitlerin gelip gittiği olurdu, bunlardan gelen müteahhitler
ihale almak için gelirdi, şu anda hatırladığım kadarıyla, Sakarya Merkez
Hükümet Konağı inşaatı ihalesini alan Dabak İnşaatın sahibi Daniş Pakoğlu,
Sakarya Pamukova İlçe Jandarma Komutanlığı bina inşaatını alan Başkurt Hafriyat
sahibi Abdullah Başkurt, Yalova Çınarcık Esenköy İlçe Jandarma Komutanlığı
binası inşaatı ihalesini alan SKG Yap İnşaat Şirketi sahibi Hızır Saral,
Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Sakarya İl Müdürlüğü hizmet binası inşaatı
ihalesini alan Hascan İnşaat sahibi Hasan Cansız ve Diyarbakır Bismil Devlet
Hastanesi ikmal inşaatı ihalesini alan Fatih Petrol İnşaat Şirketi sahibi Ali Çakmaklı
ile ilgili olarak Bakan Koray Aydın bana telefon açtı, telefonda şirket
sahiplerinin isimlerini vererek Sedat Aban'ı arayıp, bunlara yardımcı olmasını
söylememi istedi, ben de bunlarla ilgili olarak Sedat Aban'ı arayıp ismi verip
Bakan Beyin talimatı olduğunu, bunlara yardımcı olunmasını söyledim. Bu
söylediklerim bir seferde olmamıştır, zaman içerisinde olmuştur. Burada
yardımcı olunmasından ne kastedildiğini tam olarak bilemiyorum; ancak Bakan
Beyin emri alt kadrolar tarafından
yerine getirilir" şeklindeki beyanları da dikkate alınarak,
TCK'nın 366 ncı maddesi
ve Bakanlığında meydana gelen ihalelerdeki yolsuzluk iddialarının zamanında
tahkikini yaptırmayarak TCK'nın 240 ncı maddelerine aykırı davrandığı kanısına
varıldığından;
Aynı zamanda; yukarıda
anlatılan fiillerinin mal varlığında haksız bir artışa sebebiyet verme iddiası
bulunduğundan 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzlukla
Mücadele Yasasının 12, 13, 14 ve 15 inci maddelerine aykırılıktan;
Koray Aydın hakkında Anayasanın
100 üncü, İçtüzüğün 107 nci maddesi gereğince Meclis soruşturması açılmasını
arz ve teklif ederiz.
|
1. Haluk
Koç |
(Samsun) |
|
2. Ali
Topuz |
(İstanbul) |
|
3. K.
Kemal Anadol |
(İzmir) |
|
4. Kemal
Kılıçdaroğlu |
(İstanbul) |
|
5. Ahmet
Güryüz Ketenci |
(İstanbul) |
|
6.
Mahmut Yıldız |
(Şanlıurfa) |
|
7.
Yüksel Çorbacıoğlu |
(Artvin) |
|
8.
Şevket Gürsoy |
(Adıyaman) |
|
9.
Mustafa Sayar |
(Amasya) |
|
10. Oya
Araslı |
(Ankara) |
|
11. Ayşe
Gülsün Bilgehan |
(Ankara) |
|
12.
Eşref Erdem |
(Ankara) |
|
13.
Muzaffer R.Kurtulmuşoğlu |
(Ankara) |
|
14.
Feridun Ayvazoğlu |
(Çorum) |
|
15.
Osman Özcan |
(Antalya) |
|
16.
Yaşar Tüzün |
(Bilecik) |
|
17.
Züheyir Amber |
(Hatay) |
|
18.
Abdulaziz Yazar |
(Hatay) |
|
19.
Mevlüt Coşkuner |
(Isparta) |
|
20.
Şükrü Mustafa Elekdağ |
(İstanbul) |
|
21. Ali
Rıza Gülçiçek |
(İstanbul) |
|
22. Onur
Öymen |
(İstanbul) |
|
23.
Mehmet Sevigen |
(İstanbul) |
|
24.
Bülent Tanla |
(İstanbul) |
|
25.
Bülent Baratalı |
(İzmir) |
|
26.
Türkân Miçooğulları |
(İzmir) |
|
27.
Muharrem Toprak |
(İzmir) |
|
28.
Halil Tiryaki |
(Kırıkkale) |
|
29.
Salih Gün |
(Kocaeli) |
|
30.
Mehmet Sefa Sirmen |
(Kocaeli) |
|
31.
Ersoy Bulut |
(Mersin) |
|
32.
Vahit Çekmez |
(Mersin) |
|
33. Ali
Oksal |
(Mersin) |
|
34.
Şefik Zengin |
(Mersin) |
|
35.
Mehmet Şerif Ertuğrul |
(Muş) |
|
36.
Necati Uzdil |
(Osmaniye) |
|
37.
Atilla Başoğlu |
(Adana) |
|
38. N.
Gaye Erbatur |
(Adana) |
|
39. A.
İsmet Çanakçı |
(Ankara) |
|
40.
Özlem Çerçioğlu |
(Aydın) |
|
41.
Mehmet Mesut Özakcan |
(Aydın) |
|
42.
Osman Kaptan |
(Antalya) |
|
43.
Mehmet Semerci |
(Aydın) |
|
44.
Ramazan Kerim Özkan |
(Burdur) |
|
45.
Kemal Demirel |
(Bursa) |
|
46. Ali
Dinçer |
(Bursa) |
|
47-
Ahmet Küçük |
(Çanakkale) |
|
48- V.
Haşim Oral |
(Denizli) |
|
49- Mesut
Değer |
(Diyarbakır) |
|
50-
Necdet Budak |
(Edirne) |
|
51-
Ahmet Yılmazkaya |
(Gaziantep) |
|
52-İnal
Batu |
(Hatay) |
|
53-
Memduh Hacıoğlu |
(İstanbul) |
|
54-
Birgen Keleş |
(İstanbul) |
|
55-
Zeynep Damla Gürel |
(İstanbul) |
|
56-
Vezir Akdemir |
(İzmir) |
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
İkinci önergeyi okutuyorum:
2.- Samsun
Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekilinin, Karadeniz sahil yolu işlerinin
ihalesinde müteahhit firmaların önceden anlaştıklarının bilinmesine rağmen,
fiyatları ayarlayarak ve rekabete meydan vermeyerek devleti büyük ölçüde zarara
uğrattığı iddiasıyla Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Yaşar Topçu hakkında
Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/9)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Yolsuzlukların sebeplerinin, sosyal ve
ekonomik boyutlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonu (10/9) raporunda açıklandığı
üzere;
Karadeniz sahil yolunun devamı olan
yolların ihalesinde, 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 89 uncu maddesine başvurularak,
Bakanlar Kurulu Kararıyla kanun kapsamından çıkarılmıştır. Kapalı teklif usulü
ihale yapılsa idi yüzlerce firmanın başvuracağı bu ihalelere, davetiye usulü
ihale yapılarak, önce sadece 11, daha sonra 5 ilave ile 16 firma davet
edilmiştir. Davet edilen firmaların benzer iş deneyimlerinin olduğu konusunda
Karayolları Genel Müdürlüğü yetkililerinin açıklamalarına itibar edilmiş,
geçmiş yıllarda Karayolları Genel Müdürlüğü bünyesinde ve yurt dışında benzer
işleri yapan firmaların sayısı ve varlığı konusunda bir araştırma
yapılmamıştır. Firmaların kendi aralarında anlaştığı, hangi ihalenin kimin
tarafından alınacağının noter kanalıyla tespit edilmiş olmasına rağmen, bu
tespitlere itibar edilmemiştir. İhaleye davet edilen 15 firma, ikili üçlü
konsorsiyum oluşturarak, 6 adet işi almışlardır. Beşinci ve altıncı işlerin
ihalesinde (bir iş alan firma ikinci iş alamaz şartname hükmü gereği) rekabet
ortamı tamamen ortadan kaldırılmıştır; çünkü, son iki işte iş alamayan iki
konsorsiyumun bu işleri alacakları, ihaleden önce görülmektedir. Bu nedenle,
ihalelerde indirim oranları birbirine yakın olarak çok düşük kalmış olup,
rekabet koşulları oluşturulmamıştır. Bu işlerin ihalelerinde müteahhit firmalar
arasında anlaşma yoluyla alındığının başka bir göstergesi de, bir ihaleyi alan
herhangi bir firmanın bir sonraki ihaleye teklif vermeyip, teşekkür mektubu
vermiş olmasıdır. Ayrıca, ortaklıkları bir önceki ihalede görülen iki firmanın
bir sonraki ihaleye katılarak ihaleye fesat karıştırmış olmalarıdır. Buna rağmen
herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Söz konusu ihaleler kapalı teklif usulü
rekabete açık bir ortamda yapılsa idi, ihale indirimleri 20-30 puan daha yüksek
seviyelerde olabilecektir.
Aradaki fark müteahhit firmaların haksız
kazancı ve devletin zararıdır. Dış kredili bu işlerde Hazine garantisi
sağlanması işlemleri tamamlanmadan ihaleler yapılarak müteahhit firmalara bir
nevi garanti sağlanmıştır. Dış kredi bulunmasındaki esas amacın, işlerin
kısıtlı Hazine imkânlarıyla kısa sürede bitirilememesi olduğu halde, söz konusu
işler yüksek oranlardaki keşif artışlarına rağmen, bugüne kadar
sonuçlandırılamamıştır. Bugün itibariyle işlerin çoğuna yüzde 400'lere varan
oranlarda keşif artışı verilmiştir. Keşif artışı verilmesi işlerin projelerinin
sağlıklı hazırlanmadığının göstergesidir. Şartname ve sözleşme hükümleri
müteahhit firmaların lehine hazırlanmış, ikincil işler sözleşmeyle ihale
indirimine tabi tutulmamıştır. İhaleleri kimin alacağı noterde tespit
edilmesine ve bu konuda düzenlenen müfettiş raporlarına rağmen, ihaleler iptal
edilmemiştir.
Karadeniz sahil yolu işlerinin ihalesinde
müteahhit firmaların önceden anlaştıklarının bilinmesine rağmen, fiyatları
ayarlamak ve rekabete meydan vermeyerek devleti büyük ölçüde zarara uğratarak
firmalara menfaat sağladığı gerekçesiyle Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesine
uyan fiili nedeniyle, Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Yaşar Topçu hakkında
Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddesi gereğince Meclis soruşturması
açılmasını arz ve teklif ederiz.
|
1.-
Haluk Koç |
(Samsun) |
|
2.- Ali
Topuz |
(İstanbul) |
|
3.-
K.Kemal Anadol |
(İzmir) |
|
4.-Kemal
Kılıçdaroğlu |
(İstanbul) |
|
5.-
Ahmet Güryüz Ketenci |
(İstanbul)
|
|
6.-Mahmut
Yıldız |
(Şanlıurfa) |
|
7.-
Yüksel Çarbacıoğlu |
(Artvin) |
|
8.-
Şevket Gürsoy |
(Adıyaman) |
|
9.-
Mustafa Sayar |
(Amasya) |
|
10.- Oya
Araslı |
(Ankara) |
|
11.-
Ayşe Gülsün Bilgehan |
(Ankara) |
|
12.-
Eşref Erdem |
(Ankara) |
|
13.-
Muzaffer R. Kurtulmuşoğlu |
(Ankara) |
|
14.-
Feridun Ayvazoğlu |
(Çorum) |
|
15.-
Osman Özcan |
(Antalya) |
|
16.-Yaşar
Tüzün |
(Bilecik) |
|
17.-
Züheyir Amber |
(Hatay) |
|
18.-
Abdulaziz Yazar |
(Hatay) |
|
19.-
Mevlüt Coşkuner |
(Isparta) |
|
20.-
Şükrü Mustafa Elekdağ |
(İstanbul) |
|
21.- Ali
Rıza Gülçiçek |
(İstanbul) |
|
22.-
Onur Öymen |
(İstanbul) |
|
23.-
Mehmet Sevigen |
(İstanbul) |
|
24.-
Bülent Tanla |
(İstanbul) |
|
25.-
Bülent Baratalı |
(İzmir) |
|
26.-
Türkân Miçooğulları |
(İzmir) |
|
27.-
Muharrem Toprak |
(İzmir) |
|
28.-
Halil Tiryaki |
(Kırıkkale) |
|
29.-
Salih Gün |
(Kocaeli) |
|
30.-
Mehmet Sefa Sirmen |
(Kocaeli) |
|
31.-
Ersoy Bulut |
(Mersin) |
|
32.-
Vahit Çekmez |
(Mersin) |
|
33.- Ali
Oksal |
(Mersin) |
|
34.-
Şefik Zengin |
(Mersin) |
|
35.-
Mehmet Şerif Ertuğrul |
(Muş) |
|
36.-
Necati Uzdil |
(Osmaniye) |
|
37.-
Atilla Başoğlu |
(Adana) |
|
38.-
N.Gaye Erbatur |
(Adana) |
|
39.-
A.İsmet Çanakçı |
(Ankara) |
|
40.-
Özlem Çerçioğlu |
(Aydın) |
|
41.-
Mehmet Mesut Özakcan |
(Aydın) |
|
42.-
Osman Kaptan |
(Antalya) |
|
43.-
Mehmet Semerci |
(Aydın) |
|
44.-
Ramazan Kerim Özkan |
(Burdur) |
|
45.-
Kemal Demirel |
(Bursa) |
|
46.- Ali
Dinçer |
(Bursa) |
|
47.-
Ahmet Küçük |
(Çanakkale) |
|
48.- V.
Haşim Oral |
(Denizli) |
|
49.-
Mesut Değer |
(Diyarbakır) |
|
50.-
Necdet Budak |
(Edirne) |
|
51.-
Ahmet Yılmazkaya |
(Gaziantep) |
|
52.-
İnal Batu |
(Hatay) |
|
53.-
Memduh Hacıoğlu |
(İstanbul) |
|
54.-
Birgen Keleş |
(İstanbul) |
|
55.-
Zeynep Damla Gürel |
(İstanbul) |
|
56.-
Vezir Akdemir |
(İzmir) |
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Üçüncü önergeyi okutuyorum:
3.-
İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 55 milletvekilinin, bakanlığı sırasında
ihalelere fesat karıştırma sonucunu doğuran eylemlerde bulunduğu, ihalelerle
ilgili yolsuzluk iddialarına göz yumduğu, gerekli tedbirleri zamanında almadığı
ve gerekli soruşturmaları zamanında yaptırmadığı, böylelikle, görevini kötüye
kullandığı ve mal varlığında haksız bir artışa sebebiyet verdiği iddiasıyla
Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Koray Aydın ile ayrıca, bakanlıkları sırasında
Karayolları Genel Müdürlüğündeki usulsüz keşif artışlarına onay vermek
suretiyle görevlerini kötüye kullandıkları iddiasıyla Bayındırlık ve İskân eski
Bakanları Koray Aydın ve Abdülkadir Akcan haklarında Meclis soruşturması
açılmasına ilişkin önergesi (9/10)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Meclis Araştırması Komisyonu (10/9)
raporunda (s. 713 vd.) "Yapı İşleri Genel Müdürlüğü Uygulamaları"
başlığı altında;
Koray Aydın'ın döneminde Bayındırlık ve
İskân Bakanlığındaki yolsuzluklar ile ilgili olarak açılan kamu davasında
aralarında Bakanlığın üst düzey bürokratlarının da bulunduğu 361 sanığın davada
çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, yönetmek, örgüt adına faaliyette bulunmak,
bilerek hizmet yüklemek, üye olmak, devlet alım-satımında ihaleye fesat
karıştırarak çıkar sağlamak, görevi kötüye kullanmak, ihaleye fesat karıştırmak
"3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla
Mücadele Kanununa" muhalefet suçlarından yargılandığı belirtilerek,
Söz konusu yolsuzluk olaylarına ilişkin
Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığının 31.1.2001 tarihli 1 inci iddianamesinde
Yapı İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde ilan yoluyla yapılan 17 adet ihalede
indirim oranlarının yüzde 6,3 - 9,50 arasında olduğu, bu ihalelerde
organizasyon olduğu, ilan yoluyla gerçekleştirilen 28 ihalede ve davetiye ile
gerçekleştirilen 37 ihalede, ihalelerin Bakanlıkiçi ve Bakanlıkdışı
organizasyonlarda kimlere verileceğinin ve çıkma tabir edilen rüşvet miktarının
önceden belli olduğundan bahsedildiği,
Soruşturma kapsamında elde edilen
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Eski Müsteşar Yardımcısı Sedat Aban'ın ve Bakan
Danışmanı Sadrettin Dinçer'in, DGM Başsavcısı Cevdet Volkan, DGM Savcıları
Cengiz Köksal ve Ömer Süha Aldan, Organize Suçlar Müdürü ile ilgili emniyet
görevlilerinin huzurunda baskıdan uzak, rahat bir ortamda verdiği ifadelerin
video kayıtlarında kişilerin net olarak kendilerinden başka hiç kimsenin
bilemeyeceği konularda itiraflarda bulunarak, Sedat Aban'ın "ihalelerde
Bakan, kendisi bir firma adı vererek ihalede bunu da değerlendirin diye bana
veya genel müdürüne söyleyebildiği gibi danışmanı Sadrettin Dinçer vasıtasıyla
bu şekilde talimatları olmaktadır" şeklinde, Sadrettin Dinçer'in
"Bakan Koray Aydın'a zaman zaman siyasî kişiliği olan milletvekilleri veya
partiden birtakım insanlarla birlikte müteahhitlerin gelip gittiği olurdu,
bunlardan gelen müteahhitler ihale almak için gelirdi, şu anda hatırladığım
kadarıyla Sakarya Merkez Hükümet Konağı inşaatı ihalesini alan Dabak İnşaatın
sahibi Daniş Pakoğlu, Sakarya Pamukova İlçe Jandarma Komutanlığı bina inşaatını
alan Başkurt Hafriyat sahibi Abdullah Başkurt, Yalova Çınarcık Esenköy İlçe
Jandarma Komutanlığı binası inşaatı ihalesini alan SKG Yapı İnşaat Şirketi
sahibi Hızır Saral, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Sakarya İl Müdürlüğü
hizmet binası inşaatı ihalesini alan Hascan İnşaat sahibi Hasan Cansız ve
Diyarbakır Bismil Devlet Hastanesi ikmal inşaatı ihalesini alan Fatih Petrol
İnşaat Şirketi sahibi Ali Çakmak ile ilgili olarak Bakan Koray Aydın bana
telefon açtı, telefonda şirket sahiplerinin isimlerini vererek, Sedat Aban'ı
arayıp bunlara yardımcı olmasını söylememi istedi, ben de bunlarla ilgili
olarak Sedat Aban'ı arayıp ismi verip Bakan Beyin talimatı olduğunu, bunlara
yardımcı olunmasını söyledim. Bu söylediklerim bir seferde olmamıştır zaman
içerisinde olmuştur. Burada yardımcı olunmasından ne kastedildiğini tam olarak
bilemiyorum; ancak, Bakan Beyin emri alt kadrolar tarafından yerine
getirilir" şeklindeki beyanlarından, Koray Aydın'ın da bu organizasyon
içerisinde olabileceği kanısı uyandığı,
Tespitleri yer almaktadır.
Gerçekten anılan soruşturma kapsamındaki
belge ve deliller ile Koray Aydın'ın araştırma komisyonu önündeki
açıklamalarından Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Sayın Aydın'ın, yasaların
kendisine yüklediği görevleri yerine getirmediği ve kamu davasına konu suiistimal
ve yolsuzlukların meydana gelmemesi
için üzerine düşeni yapmadığı gibi, bilgi ve belgelerden bu işlerin kendi
bilgisi dahilinde yapıldığı kanaati oluşmaktadır.
Koray Aydın ile ilgili olarak; 21 inci
Yasama Döneminde (9/4) esas numaralı Soruşturma Komisyonu kurularak, soruşturma
sonucunda oy çokluğuyla TCK 228, 230, 240 ve 346 ncı maddesi uyarınca Yüce
Divana sevkına gerek olmadığına dair kararla sonuçlandırılmış ise de;
Karşı oy yazılarında belirtildiği gibi,
anılan Komisyon, çalışmalarını otuzbeş gün gibi kısa bir sürede ve bazı
delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi ve dosyalar üzerinde tarafsız
bilirkişi incelemesi yapılması gibi usullere riayet etmeden eksik tahkikatla
sonuçlandırmıştır.
Anılan raporun "karayollarındaki
keşif artışları" başlıklı özel raporunda ise;
3.3.2003 tarih ve 1154 sayılı Bakan
Olurunda Cengiz İnş. San. ve Tic. AŞ, Mak-Yol İnş. San. ve Tic. AŞ ortak
girişimi yüklenimi altında bulunan Çayeli-Ardeşen-Hopa yolu inşaatı işinde
yüzde 30 üzeri keşif artış Olurlarıyla ilgili olarak görevlendirilen
müfettişlerce görev kapsamı içinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen inceleme
raporuna istinaden, sözleşmenin 23/1 maddesi ile 2886 sayılı Devlet İhale
Kanunu dışında ihale edilen işler için Genel Şartnamenin 19 uncu maddesinde
tanımlanan temel, tünel, doğal afetler ve benzeri işler ile projenin
uygulanması esnasında zeminden kaynaklanacak (klas, zemin problemleri nedeniyle
ilave tedbir alınması vs.) keşif artışlarının anlaşılması gerektiği, proje değişiklikleri,
imalat değişiklikleri ve benzeri işlerinin temel, tünel, doğal afetler ve
benzeri işler kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu nedenle genel müdürlük
gerekçelerinde yer alan ifadelerden sadece heyelan gerekçesinin temel, tünel,
doğal afetler ve benzeri iş kapsamında değerlendirileceği, diğer gerekçelerin
temel, tünel, doğal afetler ve benzeri iş kapsamında değerlendirilemeyeceği,
23.10.2002 tarih ve 10-716-A sayılı keşif artış olurunu imzalayan görevliler
hakkında disiplin cezasıyla birlikte 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu
Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca öninceleme yapılması
gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda, 2886 sayılı Kanuna aykırı bu oluru
imzalayan Bakan, Müsteşar ve Müsteşar Yardımcısının sorumluluklarının tespit
edilmesi gerektiği,
Benzer şekilde,
31.1.2003 tarih ve 594 sayılı Bakan
oluruna konu Kolin İnşaat İmalat ve Tic. AŞ yüklenimi altında bulunan Afyon
şehir geçişi işinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 63 üncü maddesine aykırı
olarak yüzde 30 dışı imalatlar için alınan 7.1.2000 tarih ve 03 sayılı,
2.8.2002 tarih ve 25120 sayılı, 13.9.2002 tarih ve 714 sayılı olurlarda
imzaları bulunan Bakan, Müsteşar (bazı olurlar için hk. öneri var) ve Müsteşar
Yardımcısının sorumluluklarının tespit edilmesi gerektiği,
31.1.2003 tarih ve 596 sayılı Bakan
Oluruna konu Paksoy AŞ yüklenimi altında bulunan Akşehir-Şarkikaraağaç işinde
2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 63 üncü maddesine aykırı olarak yüzde 30
dışı imalatlar için alınan olurda imzaları bulunan Bakan, Müsteşar ve Müsteşar
Yardımcısının sorumluluklarının tespit edilmesi gerektiği,
17.2.2003 tarih ve 798 sayılı Bakan
oluruna konu Kolin İnşaat İmalat ve Tic. AŞ yüklenimi altında bulunan
Kütahya-Tavşanlı (Kütahya şehir geçişi dahil) işinde 2886 sayılı Devlet İhale
Kanununun 63 üncü maddesine, sözleşmenin 13 üncü ve Bayındırlık İşleri Genel
Şartnamesinin 19 uncu maddesine aykırı olarak yüzde 30 dışı imalatlar için
alınan 1.10.2002 tarihli olurda imzaları bulunan Bakan, Müsteşar ve Müsteşar
Yardımcısının sorumluluklarının tespit edilmesi gerektiği,
18.2.2003 tarih ve 866 sayılı Bakan
oluruna konu Makimsan Taah. İnş. San. ve Tic. AŞ yüklenimi altında bulunan
Ankara-Kırıkkale (2. kısım) yolu işinde sözleşmenin 52 nci maddesine aykırı
olarak yüzde 15 dışı imalatlar için alınan 9.7.2002 tarih ve 2251 sayılı olurda
imzaları bulunan Bakan, Müsteşar ve Müsteşar Yardımcısının sorumluluklarının
tespit edilmesi gerektiği,
19.2.2003 tarih ve 926 sayılı Bakan
oluruna konu Taşyapı İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. yüklenimi altında bulunan
Kocaeli İli dahilindeki deprem bölgesi bağlantı yolu işinde 2886 sayılı Devlet
İhale Kanununun 63 üncü maddesine, sözleşmenin 13 üncü ve Bayındırlık İşleri
Genel Şartnamesinin 19 uncu maddesine aykırı olarak yüzde 30 dışı imalatlar
için alınan 16.4.2002, 14.6.2002, 9.7.2002 tarihli olurlarda imzaları bulunan
Bakan, Müsteşar ve Müsteşar Yardımcısının sorumluluklarının tespit edilmesi
gerektiği,
26.2.2003 tarih ve 1012 sayılı Bakan
oluruna konu MÖN İnş. ve Tic. Ltd. Şti. yüklenimi altında bulunan
Antalya-Alanya (4 üncü kısım) yolu inşaatı işinde sözleşmenin 23/1 maddesi ve
Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesinin 19 uncu maddesine aykırı olarak yüzde 30
dışı imalatlar için alınan 3.4.2001 tarihli olurda imzaları bulunan Bakan,
Müsteşar ve Müsteşar Yardımcısının sorumluluklarının tespit edilmesi gerektiği,
26.2.2003 tarih ve 1014 sayılı Bakan
oluruna konu Öz İnş. San. ve Tic. AŞ yüklenimi altında bulunan Kalkan-Fethiye 2
nci Bl. Hd. yolu işinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 63 üncü maddesine
aykırı olarak yüzde 30 dışı imalatlar için alınan 1.10.2002 tarihli olurda
imzaları bulunan Bakan, Müsteşar ve Müsteşar Yardımcısının sorumluluklarının
tespit edilmesi gerektiği,
3.3.2003 tarih ve 1154 sayılı Bakan
oluruna konu Cengiz İnş. San. ve Tic. AŞ, Mak-Yol İnş. San. ve Tic. AŞ, Mapa
İnş. ve Tic. AŞ ortak girişimi yüklenimi altında bulunan Çayeli-Ardeşen-Hopa
yolu işinde sözleşmenin 23/1 ve Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesinin 19 uncu
maddesine aykırı olarak yüzde 30 dışı imalatlar için alınan 23.10.2002 tarih ve
10-716-A sayılı olurda imzaları bulunan Bakan, Müsteşar ve Müsteşar
Yardımcısının sorumluluklarının tespit edilmesi gerektiği,
10.3.2003 tarih ve 1342 sayılı Bakan
oluruna konu Mapa+John Laing yüklenimi altında bulunan Çorum-Sungurlu yolu
işinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 63 üncü maddesine aykırı olarak yüzde
30 dışı imalatlar için alınan 5.9.2002 tarihli olurda imzaları bulunan Bakan,
Müsteşar ve Müsteşar Yardımcısının sorumluluklarının tespit edilmesi gerektiği,
10.3.2003 tarih ve 1344 sayılı Bakan
oluruna konu Mapa İnş. ve Tic. AŞ yüklenimi altında bulunan Trabzon sahil
geçişi işinde sözleşmenin 65/1 maddesi ve Bayındırlık İşleri Genel
Şartnamesinin 19 uncu maddesine aykırı olarak yüzde 30 dışı imalatlar için
alınan 13.9.2002 tarihli olurda imzaları bulunan Bakan, Müsteşar ve Müsteşar
Yardımcısının sorumluluklarının tespit edilmesi gerektiği,
10.3.2003 tarih ve 1346 sayılı Bakan
oluruna konu TÜSAN AŞ yüklenimi altında bulunan Ankara-Balâ ayırımı-Haymana
yolu ve Gölbaşı kavşakları düzenleme işinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun
63 üncü maddesine, sözleşmenin 13 üncü ve Bayındırlık İşleri Genel
Şartnamesinin 19 uncu maddesine aykırı olarak yüzde 30 dışı imalatlar için
alınan 28.8.2002 tarihli olurda imzaları bulunan Bakan, Müsteşar ve Müsteşar
Yardımcısının sorumluluklarının tespit edilmesi gerektiği,
10.3.2003 tarih ve 1348 sayılı Bakan
oluruna konu Kolin İnş.İml. ve Tic. AŞ yüklenimi altında bulunan
Piraziz-Giresun (Giresun geçişi hariç) yolu işinde sözleşme eki Bayındırlık
İşeri Genel Şartnamesinin 19 uncu maddesine aykırı olarak yüzde 30 dışı
imalatlar için alının 28.8.2002 tarihli olurda imzaları bulunan Bakan, Müsteşar
ve Müsteşar Yardımcısının sorumluluklarının tespit edilmesi gerektiği,
10.3.2003 tarih ve 1352 sayılı Bakan
oluruna konu Eksen Öngün İnşaat yüklenimi altında bulunan
Sungurlu-Delice-4.Bl.hududu yolu işinde 2886 sayıl Devlet İhale Kanununun 63
üncü maddesine aykırı olarak yüzde 30 dışı imalatlar için alınan 5.9.2002
tarihli olurda imzaları bulunan Bakan, Müsteşar ve Müsteşar Yardımcısının sorumluluklarının
tespit edilmesi gerektiği,
17.3.2003 tarih ve 1512 sayılı Bakan
oluruna konu Aydın İnşaat Taahhüt ve Ticaret A.Ş+Cengiz İnşaat Sanayi Ticaret
AŞ yüklenimi altında bulunan Boyabat-Saraydüzü yolu işinde 2886 sayılı Devlet
İhale Kanununun 63 üncü maddesine aykırı olarak yüzde 30 dışı imalatlar için
alınan 23.10.2002 tarihli olurda imzaları bulunan Bakan, Müsteşar ve Müsteşar
Yardımcısının sorumluluklarının tespit edilmesi gerektiği,
17.3.2003 tarih ve 1514 sayılı Bakan
oluruna konu Limak AŞ + Gürsan AŞ yüklenimi altında bulunan
Piraziz-Espiye-Çarşıbaşı (1. kısım) (Giresun şehir geçişi dahil) yolu işinde
sözleşmenin 52/3 maddesine aykırı olarak yüzde 30 dışı imalatlar için alınan
23.10.2002 tarih ve 3744 sayılı olurda imzaları bulunan Bakan, Müsteşar ve
Müsteşar Yardımcısının sorumluluklarının tespit edilmesi gerektiği,
24.3.2003 tarih ve 1710 sayılı Bakan
oluruna konu Bozoğlu İnşaat Taahhüt ve Ticaret Ltd. Şti. yüklenimi altında
bulunan Mecitözü-Turhal ayrımı-Amasya yolu işinde 2886 sayılı Devlet İhale
Kanununun 63 üncü maddesine aykırı olarak yüzde 30 dışı imalatlar için alınan
1.10.2002 tarihli olurda imzaları bulunan Bakan, Müsteşar ve Müsteşar
Yardımcısının sorumluluklarının tespit edilmesi gerektiği,
24.3.2003 tarih ve 1712 sayılı Bakan
oluruna konu Doğuş İnş. ve Tic. AŞ ve Polat Yol Yapı San. ve Tic. AŞ yüklenimi
altında bulunan Araklı-İyidere yolu işinde sözleşme eki Bayındırlık İşleri
Genel Şartnamesinin 19 uncu maddesine aykırı olarak yüzde 30 dışı imalatlar
için alınan 28.8.2002 tarihli olurda imzaları bulunan Bakan, Müsteşar ve
Müsteşar Yardımcısının sorumluluklarının tespit edilmesi gerektiği,
25.3.2003 tarih ve 1778 sayılı Bakan
oluruna konu Limak İnş. San. ve Tic. AŞ yüklenimi altında bulunan
Belevi-Selçuk-Meryemana yolu işinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 63 üncü
maddesine aykırı olarak yüzde 30 dışı imalatlar için alınan 1.10.2002 tarihli
olurda imzaları bulunan Bakan, Müsteşar ve Müsteşar Yardımcısının
sorumluluklarının tespit edilmesi gerektiği,
25.3.2003 tarih ve 1780 sayılı Bakan
oluruna konu Tisan İnş. Sana. ve Tic. Ltd. Şti. yüklenimi altında bulunan
Sındırgı-Simav ayrımı-Demirci-Salihli yolu işinde Emanet İşlere Ait Uygulama
Yönetmeliğinin 22 nci maddesine aykırı olarak yüzde 30 dışı imalat için alınan
8.7.2002 tarihli olurda imzaları bulunan Bakan, Müsteşar ve Müsteşar
Yardımcısının sorumluluklarının tespit edilmesi gerektiği,
31.3.2003 tarih ve 1940 sayılı Bakan
oluruna konu Tisan İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. yüklenimi altında bulunan
Bergama-Soma-Akhisar yolu işinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 63 üncü
maddesine aykırı olarak yüzde 30 dışı imalatlar için alınan 1.10.2002 tarihli
olurda imzaları bulunan Bakan, Müsteşar ve Müsteşar Yardımcısının
sorumluluklarının tespit edilmesi gerektiği,
31.3.2003 tarih ve 1962 sayılı Bakan
oluruna konu Limak İnş. San. ve Tic. A.Ş. yüklenimi altında bulunan
İyidere-Çayeli yolu işinde Sözleşmenin 23.1 ve Bayındırlık İşleri Genel
Şartnamesinin 19 uncu maddesine aykırı olarak yüzde 30 dışı imalatlar için
alınan 28.8.2002 tarihli olurda imzaları bulunan Bakan, Müsteşar ve Müsteşar
Yardımcısının sorumluluklarının tespit edilmesi gerektiği,
31.3.2003 tarih ve 1964 sayılı Bakan
oluruna konu TUBİN AŞ yüklenimi altında bulunan Samsun-Ünye yolu işinde
sözleşmenin 23/1 ve Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesinin 19 uncu maddesine
aykırı olarak yüzde 30 dışı imalatlar için alınan 28.8.2002 tarihli olurda
imzaları bulunan Bakan, Müsteşar ve Müsteşar Yardımcısının sorumluluklarının
tespit edilmesi gerektiği,
8.5.2003 tarih ve 2820 sayılı Bakan
oluruna konu DSK İnş. yüklenimi altında bulunan Havran-Edremit-Ayvacık yolu
(l.kısım) ve Bayburt İnş. Nak. San. ve
Tic. Ltd. Şti. yükleniminde bulunan Havran-Edremit- Ayvacık yolu (ll. kısım)
işlerinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 63 üncü maddesine aykırı olarak
yüzde 30 dışı imalatlar için alınan 8.1.2001 ve 31.10.2002 tarihli olurlarda
imzaları bulunan Bakan, Müsteşar ve Müsteşar Yardımcısının sorumluluklarının
tespit edilmesi gerektiği,
Kalıcı Konutların Karayolu Bağlantıları ve
İzmit-Gölcük Bölünmüş Yolu ve Gölcük Kalıcı Deprem Konutları Bağlantı Yolları
Projesinde 16.10.2001 tarih ve 2001/3150 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereği
maliyet revizyonu için Yüksek Planlama Kurulu kararı alınması hususunda Devlet
Planlama Teşkilatı Müsteşarlığına başvurulması gerektiği halde, üç kez keşif
artışının Bakan oluruyla yapılması, keşif artışlarına ilişkin Bakan olurlarında
artışların temel ve zemin sorunları dışında sanat yapılarından ve köprü
yapımından kaynaklanmasına rağmen, 2886 sayılı Kanunun 63 üncü maddesine aykırı
olarak Olur alınması, kilometre başına maliyetin diğer yollarda ortalama olarak
1 000 000 dolar olmasına rağmen İzmit Gölcük Yolunda 3 100 000 milyon dolar
olduğu,
Belirtilmektedir.
Bu nedenlerle, Bayındırlık ve İskân eski
Bakanı Koray Aydın hakkında ihaleye fesat karıştırma sonucunu oluşturan
eylemler ile söz konusu ihalelerdeki yolsuzluk iddialarına göz yumduğundan,
gerekli tedbirleri zamanında almadığından ve gerekli soruşturmaları zamanında
yaptırmadığından TCK'nun 366 ve 240 ıncı, aynı zamanda, yukarıda anlatılan
fiillerinin mal varlığında haksız bir artışa sebebiyet verdiği iddiası
gözönünde bulundurularak 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve
Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 12, 13, 14 ve 15 inci maddelerine
muhalefetten, ayrıca Karayolları Genel Müdürlüğündeki usulsüz keşif artışlarına
onay vermeleri nedeniyle Bayındırlık ve İskân eski Bakanları Koray Aydın ve
Prof. Dr. Abdülkadir Akcan hakkında TCK'nun 240 ıncı maddesinden, Anayasanın
100 üncü, İçtüzüğün 107 nci maddesi gereğince Meclis soruşturması açılması arz
ve teklif olunur.
|
1-
Hüseyin Besli |
(İstanbul) |
|
2- Ömer
Çelik |
(Adana) |
|
3-
Egemen Bağış |
(İstanbul) |
|
4- Polat
Türkmen |
(Zonguldak) |
|
5- Murat
Yıldırım |
(Çorum) |
|
6- Sedat
Kızılcıklı |
(Bursa) |
|
7- Cemal
Yılmaz Demir |
(Samsun) |
|
8- Ekrem
Erdem |
(İstanbul) |
|
9-
Maliki Ejder Arvas |
(Van) |
|
10-
Yekta Haydaroğlu |
(Van) |
|
11-
Halil Kaya |
(Van) |
|
12-
Mustafa Cumur |
(Trabzon) |
|
13-
Zülfükar İzol |
(Şanlıurfa) |
|
14-
Mehmet Özlek |
(Şanlıurfa) |
|
15-
Mehmet Faruk Bayrak |
(Şanlıurfa) |
|
16- Fuat
Ölmeztoprak |
(Malatya) |
|
17-
Fahri Keskin |
(Eskişehir) |
|
18-
Mehmet Daniş |
(Çanakkale) |
|
19-
Mevlüt Akgün |
(Karaman) |
|
20-
Enver Yılmaz |
(Ordu) |
|
21- Suat
Kılıç |
(Samsun) |
|
22-
Abdullah Çalışkan |
(Adana) |
|
23-
Kemalettin Göktaş |
(Trabzon) |
|
24-
Şaban Dişli |
(Sakarya) |
|
25-
Burhan Kuzu |
(İstanbul) |
|
26-
Soner Aksoy |
(Kütahya) |
|
27-
Mahfuz Güler |
(Bingöl) |
|
28-
Yahya Akman |
(Şanlıurfa) |
|
29-
Tevfik Ziyaeddin Akbulut |
(Tekirdağ) |
|
30- Adem
Baştürk |
(Kayseri) |
|
31-
Tayyar Altıkulaç |
(İstanbul) |
|
32-
Ahmet Münir Erkal |
(Malatya) |
|
33- Halil
Ürün |
(Konya) |
|
34-
Nazım Ekren |
(İstanbul) |
|
35-
Ahmet Rıza Acar |
(Aydın) |
|
36-
Faruk Koca |
(Ankara) |
|
37-
Halil Aydoğan |
(Afyon) |
|
38-
Şemsettin Murat |
(Elazığ) |
|
39-
Mehmet Fehmi Uyanık |
(Diyarbakır) |
|
40-
Feyzi Berdibek |
(Bingöl) |
|
41-
Abdurrahim Aksoy |
(Bitlis) |
|
42-
Mehmet Özyol |
(Adıyaman) |
|
43-
Mehmet Kerim Yıldız |
(Ağrı) |
|
44- Ali
Yüksel Kavuştu |
(Çorum) |
|
45-
Remziye Öztoprak |
(Ankara) |
|
46-
Cahit Can |
(Sinop) |
|
47-
Hüsnü Ordu |
(Kütahya) |
|
48-
Temel Yılmaz |
(Gümüşhane) |
|
49- Ali
Temür |
(Giresun) |
|
50-
Hasan Aydın |
(Giresun) |
|
51-
Mehmet Sarı |
(Osmaniye) |
|
52-
Nurettin Aktaş |
(Gaziantep) |
|
53-
Hasan Murat Mercan |
(Eskişehir) |
|
54-
Ahmet Koca |
(Afyon) |
|
55-
Mehmet Yaşar Öztürk |
(Yozgat) |
|
56-
Durdu Mehmet Kastal |
(Osmaniye)
|
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Anayasanın 100 üncü maddesinde ifade
olunan "Meclis bu istemi en geç
bir ay içerisinde görüşür ve karara bağlar" hükmü uyarınca, soruşturma
önergelerinin görüşülme günü daha sonra tespit edilerek Genel Kurulun onayına
sunulacaktır.
Başbakanlığın, Anayasanın 82 nci maddesine
göre verilmiş bir tezkeresi vardır; okutup oylarınıza sunacağım.
Okutuyorum :
C)
TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)
2.-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Belçika ve İspanya'ya yaptığı resmî ziyarete
katılmaları uygun görülen milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi
(3/409)
9.12.2003
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Avrupa Birliği Devlet/Hükümet Başkanları
Ara Zirvesine ve V.Formentor Forumuna katılmak üzere bir heyetle birlikte 15-18
Ekim 2003 tarihlerinde Belçika ve İspanya'ya yaptığım resmî ziyarete, ekli
listede adları yazılı milletvekillerinin de iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu
konudaki Bakanlar Kurulu Kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.
Anayasanın 82 nci maddesine göre gereğini
arz ederim.
|
Recep
Tayyip Erdoğan |
|
|
|
Başbakan |
|
Liste: |
|
|
Ömer
Çelik |
(Adana) |
|
Egemen
Bağış |
(İstanbul) |
|
Nimet
Çubukçu |
(İstanbul) |
|
Nazım
Ekren |
(İstanbul) |
BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Danışma Kurulunun bir önerisi vardır; önce
tümünü okutup işleme alacağım, sonra ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.
Okutuyorum :
IV.-
ÖNERİLER
A) DANIŞMA
KURULU ÖNERİLERİ
1.- 2004 Malî Yılı Bütçe
Kanunu Tasarıları ile 2002 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarılarının görüşme
gün ve saatleriyle, konuşma sürelerine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
No: 55 Tarihi:
10.12.2003
Danışma Kurulunca aşağıdaki önerilerin
Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.
Bülent Arınç
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı
Haluk İpek K. Kemal Anadol
AK Parti Grubu Başkanvekili CHP
Grubu Başkanvekili
Öneriler:
1- 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları
ile 2002 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarılarının Türkiye Büyük Millet Meclisi
gündeminin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 1 inci, 2 nci, 3
üncü ve 4 üncü sıralarında yer alması; bütçe görüşmelerine 18.12.2003 Perşembe
günü saat 11.00'de başlanması ve bitimine kadar, resmî tatil günleri dahil,
hergün saat 11.00'den 13.00'e ve 14.00'ten günlük programın tamamlanmasına
kadar çalışmalara devam olunması ve görüşmelerin yedi günde tamamlanması,
2- Başlangıçta bütçenin tümü üzerinde
Gruplar ve Hükümet adına yapılacak konuşmaların (Hükümetin sunuş konuşması
hariç) 1'er saat (bu süre birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilir),
kişisel konuşmaların 10'ar dakika ile sınırlandırılması,
3- Bakanlık ve daire bütçeleri üzerindeki
görüşmelerin 10 turda tamamlanması, 10 uncu turun bitiminden sonra Bütçe Kanunu
Tasarılarının maddelerinin oylanması,
4- İçtüzüğün 72 nci maddesi gereğince
yapılacak görüşmelerde her turda gruplar ve Hükümet adına yapılacak
konuşmaların 45'er dakika (bu süre birden fazla konuşmacı tarafından
kullanılabilir), kişisel konuşmaların 10'ar dakika olması; kişisel konuşmalarda
her turda İçtüzüğün 61 inci maddesine göre biri lehte, biri aleyhte olmak üzere
iki üyeye söz verilmesi ve bir üyenin birden fazla turda söz kaydı
yaptıramaması,
5- Bütçe görüşmelerinde soruların
gerekçesiz olarak yerinden sorulması ve her tur için soru cevap işleminin 20
dakika ile sınırlandırılması,
6- Bütçe görüşmelerinin sonunda Gruplara
ve Hükümete 1'er saat süre ile söz verilmesi (bu süre birden fazla konuşmacı
tarafından kullanılabilir); İçtüzüğün 86 ncı maddesine göre yapılacak kişisel
konuşmaların 10'ar dakika olması,
Önerilmiştir.
BAŞKAN - Söz isteyen?.. Yok.
Şimdi, önerileri ayrı ayrı okutup,
oylarınıza sunacağım.
1 inci öneriyi okutuyorum:
1- 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları
ile 2002 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarılarının Türkiye Büyük Millet Meclisi
gündeminin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 1 inci, 2 nci, 3
üncü ve 4 üncü sıralarında yer alması; bütçe görüşmelerine 18.12.2003 Perşembe
günü saat 11.00'de başlanması ve bitimine kadar, resmî tatil günleri dahil,
hergün saat 11.00'den 13.00'e ve 14.00'ten günlük programın tamamlanmasına
kadar çalışmalara devam olunması ve görüşmelerin yedi günde tamamlanması,
BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2 nci öneriyi okutuyorum:
2 - Başlangıçta bütçenin tümü üzerinde
Gruplar ve Hükümet adına yapılacak konuşmaların (Hükümetin sunuş konuşması
hariç) 1'er saat (bu süre birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilir),
kişisel konuşmaların 10'ar dakikayla sınırlandırılması,
BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 üncü öneriyi okutuyorum:
3- Bakanlık ve daire bütçeleri üzerindeki
görüşmelerin 10 turda tamamlanması, 10 uncu turun bitiminden sonra bütçe kanunu
tasarılarının maddelerinin oylanması,
BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
4 üncü öneriyi okutuyorum:
4- İçtüzüğün 72 nci maddesi gereğince
yapılacak görüşmelerde, her turda Gruplar ve Hükümet adına yapılacak
konuşmaların 45'er dakika (bu süre birden fazla konuşmacı tarafından
kullanılabilir), kişisel konuşmaların 10'ar dakika olması; kişisel
konuşmalarda, her turda, İçtüzüğün 61 inci maddesine göre, biri lehte, biri
aleyhte olmak üzere iki üyeye söz verilmesi ve bir üyenin birden fazla turda
söz kaydı yaptıramaması,
BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
5 inci öneriyi okutuyorum:
5 - Bütçe görüşmelerinde soruların
gerekçesiz olarak yerinden sorulması ve her tur için soru cevap işleminin 20
dakikayla sınırlandırılması,
BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
6 ncı öneriyi okutuyorum:
6- Bütçe görüşmelerinin sonunda Gruplara
ve Hükümete 1'er saat süreyle söz verilmesi (bu süre birden fazla konuşmacı
tarafından kullanılabilir); İçtüzüğün 86 ncı maddesine göre yapılacak kişisel
konuşmaların 10'ar dakika olması,
BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun,
İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır; okutup,
oylarınıza sunacağım:
B) SİYASÎ
PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1.- Genel
Kurul gündemindeki sıralama ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine
ilişkin AK Parti Grubu önerisi
Ê 10.12.2003
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulunun 10.12.2003 Çarşamba günü
(bugün) yaptığı toplantıda siyasî parti grupları arasında oybirliği
sağlanamadığından, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince, Grubumuzun aşağıdaki
önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.
Haluk İpek
Ankara
AK Parti Grup
Başkanvekili
Öneri: Genel Kurulun 10 Aralık 2003
Çarşamba günkü (bugün) birleşiminde, sözlü soruların görüşülmemesi, gündemin
"Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler"
kısmının, 34 üncü sırasında yer alan 298 sıra sayılı kanun tasarısının bu
kısmın 3 üncü sırasına, 35 inci sırasında yer alan 299 sıra sayılı kanun
tasarısının 4 üncü sırasına, daha önce
gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan ve dağıtılmış bulunan 302 sıra sayılı
kanun tasarısının 48 saat geçmeden bu kısmın 5 inci sırasına alınmasını ve bu
birleşimde gündemin 6 ncı sırasına kadar olan işlerin bitimine kadar çalışma
süresinin uzatılması önerilmiştir.
BAŞKAN - Söz talebi?..
K.KEMAL ANADOL (İzmir) - Aleyhinde söz
istiyorum.
BAŞKAN - Öneri aleyhinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grup Başkanvekili Kemal Anadol; buyurun.
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan,
saygıdeğer milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, 3 Kasımdan bu yana
bir yılı aşkın süre geçti ve hepimizin bildiği gibi, 3 Kasımda, millî irade bu
Parlamentoyu, iki partili bir Parlamento olarak teşekkül ettirdi; tek başınıza
İktidar oldunuz, biz de tek başımıza muhalefet ve Anamuhalefet Partisi olduk.
Herkes, bizden uyum içerisinde çalışmamızı, ülkenin biriken, eğitim, sağlık,
konut, spor, kültür gibi yüzlerce, binlerce sorununa çözüm aramamızı bekliyor
ve onun için de bu Parlamentoya umutla bakıyor; fakat, aradan geçen bir senede,
biz, bu umutları boşa çıkarmak için ne mümkünse yaptık. Bu Meclis, Türkiye
standartlarına baktığımızda ucuz çalışan bir Meclis değil; 550 milletvekili
var; birçok personel var, böyle, özelleştirdiğimiz KİT'lerden daha fazla
personelle çalışıyor, bir milletvekiline birkaç kişi hizmet ediyor; cari
harcamaları fazla. Onun için, bizim, bunları dikkate alarak, çok titiz çalışma
yapmamız lazım, üretken olmamız lazım ve boş çalışmamamız lazım hepsinden önce;
avara çalışmak, çalışmamaktan daha kötü sonuçlar doğuruyor.
Ne yaptık biz; Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu olarak defalarca uyardık; bu yasa hukukun genel ilkelerine terstir, kanun
yapma tekniğine aykırıdır, yapmayın, çıkarmayın dedik, dinlemediniz bizi, ya
Cumhurbaşkanından geri döndü ya Anayasa Mahkemesi iptal etti. Israrla,
Cumhurbaşkanından geri gelen yasaları -bir tanesi gündemin biraz sonra
görüşülecek maddesinde var- olduğu gibi, virgülüne, noktasına dokunmadan,
tekrar bu Meclisin huzuruna getirdiniz. Bu, zaman kaybından, vakit israfından,
maddî israftan başka bir şey değildir ve bu huyunuzdan, maalesef, vazgeçmediniz. Yani, bunu bir eleştiri
olarak söylemiyorum artık, bir yakınma olarak söylüyorum, vicdanlarınıza hitap
ediyorum.
Şikâyetçi olduğumuz en önemli konulardan
biri de şuydu: İçtüzüğün gerek 36 ncı gerek 52 nci maddesine göre, hem
komisyonlarda hem Genel Kurulda, yasa tasarılarının, tekliflerinin basılıp
dağıtılmasından 48 saat geçmeden gündeme alınmaması genel kuraldır. Bu kuralın
dışına çıkılması da istisnadır. Neden; çünkü, arkadaşlar, kanun yapmak kolay
değildir, demin anlattığım gibi, yanlış hesap ya Anayasa Mahkemesinden ya
Çankayadan geri dönüyor.
Onun için, işi ciddiye almak lazım.
Ciddiye almak ne demek; her milletvekilinin -parti gözetmeksizin, parti farkı
olmaksızın söylüyorum- okuması lazım, incelemesi lazım. Hepimiz, her konuda,
her şeyi bilmiyoruz. Kimimiz doktor, kimimiz hukukçu, kimimiz iktisatçı,
kimimiz esnaf, kimimiz tüccar, kimimiz işçi; çeşitli sınıflardan, çeşitli
katmanlardan geliyoruz buraya. Herkesin bir uzmanlık dalı var; ama, her şeyi
bilen, dünyada böyle bir insan yok, Türkiye'de de yok. Onun için,
danışmanlarımız var, Parlamento dışında uzmanlar var, onlara danışmak lazım,
onlara sormak lazım, tartışmak lazım, doğruyu bulmak lazım. Bunun için de, yasa
koyucu 48 saatlik makul bir süre koymuş. Bu, yeni değil, bu dönem çıkmış
kurallar değil bunlar. Bu süre bile azdır; yani, bir milletvekili, önüne gelen
kanun teklifi hakkında, kendisine gönderildiği andan itibaren en az 48 saat
geçecek ki, doğrusunu eğrisini bulsun; Anayasaya uygun mu, değil mi; hukukun temel
ilkelerine uygun mu, değil mi; ihtiyaca cevap veriyor mu; Türkiye koşullarına
uygun mu, değil mi?.. Arkadaşlar, bunları araştırmak kolay iş değil ki. Haa,
bunlara lüzum yok, gelir, okunur, biz hep beraber parmak kaldırırız... Hayır,
biz, buraya parmak kaldırmak için gelmedik. Eğer bunu kabul edersek, milletin
gözünden düşeriz. Parlamentonun itibarı, zaman zaman böyle kayboldu. Yapılan
kamuoyu anketlerinde, Parlamento, güvenilir kurumlar listesinin en sonuna
düştüğü vakit... İşte, geldi buraya parti liderleri, gizli oyları bile açık
kullanmak için parlamenterlere baskı yaptılar, onlar da kullandılar; hiçbiri de
bugün Parlamentoda yok.
EYÜP FATSA (Ordu) - Siz hiç yoktunuz.
K. KEMAL ANADOL (Devamla) - Bakın, her
şeye parmağını kaldıran parlamenterlerden birisi yok burada, o partiler de yok.
Arkadaşlar, affınıza sığınıyorum,
insafınıza sığınıyorum, şuna bakın... Ben hukukçuyum, 4 üncü dönemdir
parlamenterim. Şu tasarıyı bana verin, 48 saat içinde bunun incelemesini
tamamlayamam, itiraf ediyorum. Haa, siz çok daha nitelikli, bu işlere çok daha
vakıf parlamenterlerseniz, bir itirazım yok; ama, ben, gerçeği olduğu gibi
söylüyorum. Bakın, şu gördüğünüz, Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu
Tasarısı, 83 madde arkadaşlar, 14 de geçici maddesi var. Bakın, şöyle bir açıp
bakıyorum madde başlıklarına "Ertesi yıla geçen yüklenme"
"Gelecek yıllara yaygın yüklenmeler" "Bütçelerden yardım
yapılması" "Harcama yetkisi ve yetkilisi" "Harcama talimatı
ve sorumluluk" "Merkezî idare bütçe kanun tasarısının sunulması"
"Ödeneklerin kullanılması"... Arkadaşlar, insaf buyurun; bu, 48 saat
geçmeden milletvekillerine dağıtılıyor ve siz, sağduyunuzla, aklıseliminizle,
elinizi vicdanınıza koyarak, doğru mu yanlış mı, bu maddeler üzerinde karar verin
diyorsunuz! Buna siz inanıyor musunuz arkadaşlar?! Bu acele ki, 48 saat
geçmeden yapıyorsunuz değil mi; bir ihtiyaç var, çok acele ediyorsunuz bunu
çıkarmak için.
100'den fazla dokunulmazlık dosyası var,
komisyonda bekliyor; 3 Kasımdan beri uğraşıyoruz... Bu dosyaların kimisi görevi
kötüye kullanmak, kimisi ihaleye fesat karıştırmak, kimisi naylon fatura
düzenlemek, kimisi hayalî ihracat yapmak, kimisi hazinenin paralarını
dağıtmak... Canım, onları niye getirmiyorsunuz buraya?! 3 Kasımdan beri ısrar
ediyoruz, dilimizde tüy bitti. Haydi kendi dosyalarınızı getirmiyorsunuz,
Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerinin dokunulmazlık dosyalarını getirin diyoruz,
önce onları müzakere edelim diyoruz, evvela onların dokunulmazlığını kaldıralım
diyoruz, kendi dokunulmazlığımızı kaldıralım diyoruz, gelmiyor. Tam tersine,
dokunulmazlık dosyaları orada uyukluyor, rafta bekliyor; onun yerine, Kamu Malî
Yönetimi ve Kontrol Kanunu Tasarısı gibi çok önemli bir tasarıyı,
dağıtılmasının üzerinden 48 saat bile geçmeden önümüze dayıyorsunuz. Buna oy
kullanın; nasıl kullanırsanız kullanın...
Arkadaşlar, bu, Parlamentonun iyi
çalışması değil, çalışmaması demektir. Bu Parlamentonun saygınlığı hepimizin
saygınlığı, başta sizin saygınlığınız. Parlamentoda çoğunluğu oluşturan
grupsunuz...
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Dokunulmazlıkları kaldırarak mı saygınlık
kazanılacak?
K. KEMAL ANADOL (Devamla) - Elbette.
Dokunulmazlığı kaldırırsak, sokaktaki vatandaşa örnek oluruz.
ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - Millete ne söz
verdiniz?
K. KEMAL ANADOL (Devamla)- Yani, bugün,
bir politikacı, Sayın Necmettin Erbakan...
ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - Genel
Başkanınız söz verdi. (Gürültüler)
K. KEMAL ANADOL (Devamla) - Bir dakika
arkadaşlar.
Arkadaşlar, Sayın Necmettin Erbakan
-bugün, gazetede okudum, abartmak için söylemiyorum- doktora gitmiş, şeker ve
tansiyon hastası olduğuna dair rapor almış -öyledir mutlaka, 77 yaşında falan-
ve hakkında kesinleşen hükmün infazını erteletmek için gidiyor. Aynı suçtan, bu
hükümette biri İçişleri Bakanı, biri Dışişleri Bakanı... Dokunulmazlıkları
olmasa onlar da aynı muameleye tabi olacak. (AK Parti sıralarından
"hayır" sesleri)
Nasıl hayır canım?! Bu kadar açık.
Peki, siz, sizin bakanlarınıza dokunmayın,
bizim arkadaşların dosyalarını getirin; sizinkiler kalsın. Evvela,
milletvekilinin halkın içine çıkacak yüzü olması lazım. Onun için ısrar
ediyoruz.
İkincisi, şimdi, burada, milletvekilinin,
ayrıca, denetim hakkını da elinden alıyorsunuz. Bu uygulamalar...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Anadol, konuşmanızı
toparlayabilir misiniz.
Buyurun.
K. KEMAL ANADOL (Devamla) - Bitiriyorum.
İşte, soru önergeleri... Milletvekili ne
yapacak?
Milletvekili, genel başkan değilse, genel
sekreter değilse -hatta, genel sekreter de olabilir- grup başkanvekili değilse,
istediği vakit kürsüye çıkamaz. Sayın Başkan takdir ederse, gündemdışı 5 dakika
konuşma yapacak, 550 kişi içerisinde haftada 3 defa 3'er kişi söz alacak, bir
de yazılı, sözlü soru önergesi verecek. Türkiye Büyük Millet Meclisinde,
milletvekilinin çalışması, zaten İçtüzüğe göre çok kısıtlanmış; öteden beri
böyle, bunun değişmesi lazım. Bunun bir tek yolu var; bu yazılı ve sözlü soru
önergeleri... Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına gelen öneride, hemen,
sözlü soru önergelerinin görüşülmemesi. Peki, ne yapacak bu milletvekili,
denetim hakkını nasıl kullanacak?
O nedenle, iddiaya da girerim, bir anket
yapılsın; şu yasalaşmasını istediğiniz tasarının ismini doğru dürüst kaç kişi
söylüyor, hükümetten geldiği biçimde; yani, Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol
Kanunu Tasarısını, ben okumasam... Ben söylüyorum, bu süre içinde bunu
incelemem mümkün değil ve bilmiyorum diyorum.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Bir daha tekrar et
bakalım.
K. KEMAL ANADOL (Devamla) - Siz, bunları
çok iyi biliyorsunuz. Sizin gibi çok parlamenterler geldi, geçti.
ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Sizin gibi de
geldi, geçti.
K. KEMAL ANADOL (Devamla) - Ben yine
geldim... Ben yine geldim... Siz gelecek misiniz bakalım; onu ileride tarih
gösterecek. (AK Parti sıralarından "ona millet karar verir" sesi)
Arkadaşlar -son sözlerimi söylüyorum- bu
Parlamentonun saygınlığına gölge düşmemesi lazım, çıkardığı yasalar hakkında
vatandaşın huzur içerisinde, gönül rahatlığı içerisinde olması lazım. Bu tür
uygulamalar, vatandaşın gözünde, Parlamentonun, siyaset kurumunun saygınlığını
azaltır kuşkusu içerisinde bunları söylüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Anadol, son cümlelerinizi
söyleyin.
Buyurun.
K. KEMAL ANADOL (Devamla) - Sabahlara
kadar çalışıp, böyle gece yarısı kanunlarıyla, bunları yürürlüğe sokarak ülkeyi
yönetmenin kolay olmayacağını anlayacaksınız; ama, iş işten geçmiş olacak.
Hepinize saygılar sunarım. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Anadol.
Önerinin lehinde, AK Parti Grubu
Başkanvekili Sayın Haluk İpek; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
HALUK İPEK (Ankara) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Danışma Kurulundaki
önerimizin lehinde söz aldım.
Esasen, burada, önerinin muhtevasını
konuşmamız gerektiği halde, bir anda, tartışma, farklı bir zemine doğru
taşınıyor.
Ben öneriyi kısaca açıklayayım: Önerimiz,
bugün Genel Kurulun çalışması ve hangi yasa teklif ve tasarılarını görüşmesiyle
ilgili bir tekliftir. Burada, öneriyle, daha önce Genel Kurulda kabul edilmiş
olan 298 sıra sayılı Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kurulması
Hakkında Kanuna bir geçici madde eklenmesiyle ilgili bir kanun tasarısını;
yine, 299 sıra sayılı Millî Güvenlik Kurulu ve Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Kanununun bazı hükümlerinin
yürürlükten kaldırılmasına dair tek maddelik bir kanun tasarısını ve yine, Kamu
Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu Tasarısını -83 maddelik- bugün, Genel Kurulun
gündemine getirdik.
Aşağıda, Danışma Kurulunda, Cumhuriyet
Halk Partisi Grubuyla anlaşamadık. Aşağıda, esas gerekçe olarak şunu
söylediler: "Sözlü sorular yok, 48 saat geçmedi; bu nedenle, biz bunu
kabul etmiyoruz." Bilindiği gibi, Meclisimiz, dün, Meclis soruşturması
önergeleriyle, çok önemli bir soruşturma vazifesini, çok da başarıyla yerine
getirdi, çok iyi bir imtihan geçirdi. Meclisimiz, bu hafta, denetimi, çok iyi
bir şekilde, layıkıyla yaptığı için, gündem de dolu olduğu için, bugün sözlü
soruları almayı düşünmedik.
Onun dışında, Cumhuriyet Halk Partisi Grup
Başkanvekili arkadaşımız "Meclis uyum içerisinde çalışmalı" diyor;
çok doğru, kendisinin bu sözüne katılıyoruz. Sonra "Meclisin harcamaları
çok fazla, lüzumsuz yere çalışmamalı, üretken olmalı" diyor. Buna bir
sözüm var; Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu dönem, ilk bir yılında, geçmiş
dönemlere oranla yüzde 40 daha fazla çalışarak, yine yüzde 40 daha fazla kanun
üreterek, şu ana kadarki en başarılı Meclis olmuştur.
V. HAŞİM ORAL (Denizli) - Daha iyi olsun
diyoruz.
HALUK İPEK (Devamla) - Tabiî...
Yani, giderek, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin performansı artıyor ki, bu sözüne katılamıyoruz.
Yine "kanunlar Anayasaya aykırı
dedik, ısrarla çıkardınız; işte, Cumhurbaşkanından geri döndü, ısrar
ediyorsunuz" diyor.
Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
yetkileri de, Cumhurbaşkanının yetkileri de, Anayasa Mahkemesinin yetkileri de,
komisyonların yetkileri de, hepsi Anayasada zikredilmiş. Türkiye Büyük Millet
Meclisi kanunları kabul etmekle yetkili ve buradan, bu kanunları biz üreterek
çıkarıyoruz. Cumhurbaşkanının bunu veto edip geri gönderme yetkisi var. Nerede
yazıyor; Anayasada yazıyor; o da bu yetkisini kullanıyor. Uygun görmeyebilir;
Anayasa vermiş bu yetkiyi. Peki, daha sonra ne demiş; Türkiye Büyük Millet
Meclisi, aynı kanunu, aynı şekilde kabul edebilir. Peki, kabul ederse ne
olacak; o zaman, Cumhurbaşkanı bunu onaylamak zorundadır diyor. Nerede diyor;
Anayasada diyor. Dolayısıyla, herkes, tüm bu yetkilerini, Anayasada
zikredildiği şekilde kullanıyor. Anayasada verilmiş olan yetkilerin burada
kullanılmasını eleştirmek, hukuk devletiyle de bağdaşmaz.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Benim bu yasa
tasarısını okuma hakkımı engellemeyin!
ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Bağırmadan...
Bağırmadan... Sakin olun.
HALUK İPEK (Devamla) - Onu da
söyleyeceğim...
Yine "48 saat geçmeden yasaları
görüşüyorsunuz, biz buna prensip olarak karşıyız" diyor Cumhuriyet Halk Partisi.
Gerçekten, Meclisi çalıştırdığımız süre içinde, 48 saat geçmeden Türkiye Büyük
Millet Meclisine kanunları indirmemeye özen gösterdik; yani, 48 saat geçmesini
bekledik; ancak, devletin işi ve bütün bu çalışmalar, problemler, 48 saat
arayla, düzenli olarak önümüze gelmiyor ki... Devlet yönetiyoruz; bu nedenle,
bazen işlerin sıkıştığı dönemler olabilir. Peki, şu anda, bu yasaları, neden bu
hafta bu kadar sıkışık bir dönemde geçiriyoruz; önümüzdeki hafta bütçe var.
Biraz önce oyladık, mutabık olmuştuk ve oybirliğiyle karar aldık.
OYA ARASLI (Ankara) - Hep aceleniz var,
hep aceleniz var...
HALUK İPEK (Devamla) - Önümüzdeki hafta,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin en önemli görevlerinden biri olan bütçe
yasasının çıkarılması var. İşte, bütçeden önce çıkarılması gereken yasalar
olduğu için ve dolayısıyla, görüşülmesi zarurî olduğu için, istisnaî hallerde,
48 saat geçmeden de Genel Kurulun önüne kanun tasarılarını getiriyoruz. Biz,
itina gösteriyoruz; ancak, istisnaî bu tür durumları da muhalefetin anlayışla
karşılaması lazım. Neden; daha önce de, 48 saat geçmeden, geçmiş dönemlerde de,
Türkiye Büyük Millet Meclisine değişik dönemlerde yasalar gelmiş; yani, yeni
bir uygulama yapmıyoruz; geçmişte bunlar ara sıra oldu.
Ayrıca, kanundan haberimiz yoktur iddiası
doğru değil. Kanunlar birçok yerin görüşü alınarak hazırlanıyor; arkasından
komisyonlara geliyor; komisyonlarda, yine, iktidarın ve muhalefetin
katkılarıyla tamamlanıyor ve görüşülmek üzere sıraya giriyor. Dolayısıyla,
Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımızın kanunun tamamından haberleri var.
Hatta, benim bildiğim kadarıyla, 83 maddelik bu yasa tasarısının bir an önce
çıkmasını kendileri de arzu ediyor.
Ben, bugünkü çalışmamızın hayırlı ve
verimli olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın İpek.
Başka söz talebi?.. Yok.
Öneriyi tekrar okutup, oylarınıza
sunacağım:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulunun 10.12.2003 Çarşamba günü
(bugün) yaptığı toplantıda siyasî parti grupları arasında oybirliği
sağlanamadığından, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince, Grubumuzun aşağıdaki
önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.
Haluk İpek
Ankara
AK Parti Grup Başkanvekili
Öneri: Genel Kurulun 10 Aralık 2003
Çarşamba günkü (bugün) birleşiminde; sözlü soruların görüşülmemesi, gündemin
"Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler"
kısmının 34 üncü sırasında yer alan 298 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın
3 üncü sırasına, 35 inci sırasında yer alan 299 sıra sayılı kanun tasarısının 4
üncü sırasına, daha önce gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan ve dağıtılmış
bulunan 302 sıra sayılı kanun tasarısının 48 saat geçmeden bu kısmın 5 inci
sırasına alınmasını ve bu birleşimde gündemin 6 ncı sırasına kadar olan işlerin
bitimine kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir.
BAŞKAN - Oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
E) ÇEŞİTLİ
İŞLER
1.- 2004
Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları ile 2002 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu
Tasarılarının Genel Kurulda görüşmeleri üzerinde şahısları adına söz almak
isteyen üyelerin söz kayıt işlemlerine ilişkin Başkanlık duyurusu
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 2004 Malî
Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları ile 2002 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarılarının
Genel Kurulda görüşme programı bastırılıp dağıtılmıştır. Bütçeler üzerinde
şahısları adına söz almak isteyen sayın üyelerin söz kayıt işlemleri 11.12.2003
Perşembe günü 09.30 ile 10.30 saatleri arasında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
Toplantı Salonunda Başkanlık Divanı Kâtip Üyelerince yapılacaktır. Söz kaydını
her sayın üyenin bizzat yaptırması gerekmektedir. Başkası adına söz kaydı
yapılmayacaktır. 11.12.2003 Perşembe günü 09.30 ile 10.30 saatleri dışındaki
söz kayıtları Kanunlar ve Kararlar Müdürlüğünde yapılacaktır.
Genel Kurulun aldığı karara uygun olarak kişisel söz kaydı,
bütçenin tümü üzerinde, her tur için ve bütçe görüşmelerinin sonunda, lehte ve
aleyhte olmak üzere ve sadece biri hakkında yapılacaktır. Bir milletvekili,
sadece bir tur için söz kaydı yaptırabilecektir.
Sayın üyelerin bilgilerine sunulur.
Alınan karar gereğince sözlü soruları
görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan
Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.
V. - KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER
1.- Adlî
Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve
Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S.
Sayısı: 146)
2.- Hukuk
Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve
Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı: 152)
BAŞKAN - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri
ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun
Tasarısı ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin
Kanun Tasarısının geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporları henüz
gelmediğinden tasarıların görüşmelerini erteliyoruz.
Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma
Kurumu Kurulması Hakkında Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında 12.11.2003
tarihli ve 5001 sayılı Kanun ile Anayasanın 89 uncu maddesi gereğince
Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ve Milli
Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporunun müzakeresine başlıyoruz.
3.-Türkiye
Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanuna Bir Geçici Madde
Eklenmesi Hakkında 12.11.2003 tarihli ve 5001 sayılı Kanun ile Anayasanın 89
uncu maddesi gereğince Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme
tezkeresi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/704) (S.
Sayısı: 298) (x) (xx)
BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.
Hükümet?.. Burada.
Komisyon raporu, 298 sıra sayısıyla
bastırılıp dağıtılmıştır.
Kanunun tümü üzerinde söz isteyen,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın Oya Araslı;
buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 20 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA OYA ARASLI (Ankara) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma
Kurumu Kurulması Hakkında Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun
üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere söz
almış bulunuyorum ve Sayın Başkan ile değerli milletvekillerini saygıyla
selamlıyorum.
(x) 298 S. Sayılı
Basmayazı bu birleşim tutanağa eklidir.
(xx) 275 S. Sayılı
Basmayazı 12.11.2003 tarihli 17 nci Birleşim tutanağa eklidir.
Kanun hakkındaki
değerlendirmelere geçmeden önce, gündeme getirmek istediğim bir soru var.
Kanunun birinci görüşmesinde, bir sayın bakanımız, Türkiye'nin kör kuruşunun
bile israf edilmesine izin vermeyeceğini, müsaade etmeyeceğini burada dile
getirmişti. Bütün ikazlarımıza rağmen, tüm hukuka aykırılıklarıyla, Adalet ve
Kalkınma Partisi Grubunun oylarıyla kabul edilen bu yasanın ikinci görüşmesinin
ulusumuza kaç kör kuruşa mal olduğunu, kaç kör kuruşunun heder edilmesine yol
açtığını, lütfen, bize bildirmesini istiyorum.
Şimdi de, söz konusu
kanun üzerinde görüşlerimizi ifade ediyorum. Türkiye Bilimsel ve Teknik
Araştırma Kurumu, 278 sayılı Kanunla, Başbakanlığa bağlı, idarî ve malî
özerkliğe ve tüzelkişiliğe sahip ve müspet bilimlerde araştırma ve geliştirme
etkinliklerini ülke kalkınmasındaki önceliklere göre geliştirmek, özendirmek,
düzenlemek, eşgüdüm sağlamak, bilimsel ve teknik bilgilere erişmek ve
erişilmesini olanaklı kılmak amacıyla kurulmuştur.
Kurum, özerkliğe
sahiptir; Bilim Kurulu, başkanlık, araştırma grupları, araştırma merkezleri,
enstitüler ve benzeri birimlerden oluşturulmuştur. Kurumun süresi dolan
başkanının ve Bilim Kurulu üyelerinin yeniden seçilmesi ve atanma sürecinde,
herkesin bildiği bir sorun yaşanmıştır.
278 sayılı Kanunun 498
sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle değişik 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına
göre, kurum başkanının, söz konusu fıkrada dile getirilen nitelikleri
taşıyanlar arasından Bilim Kurulunca seçilmesi ve Başbakanın önerisi üzerine
Cumhurbaşkanınca atanması gerekmektedir.
Kurum Başkanlığı görevini
sürdürmekte olan Prof. Dr. Namık Kemal Pak'ın görev süresi 30 Mayıs 2003
tarihinde dolacağı için, Bilim Kurulu, 1 Şubat 2003 tarihli toplantısında Namık
Kemal Pak'ı oybirliğiyle yeniden başkanlığa seçmiş ve bu kararı, 6 Mayıs 2003
tarihinde Başbakanlığa bildirmiştir; ancak, Başbakan, bu bildirimden sonra,
atama için, Cumhurbaşkanına herhangi bir öneride bulunmamıştır. Başlamış olan
bir idarî sürecin, hukuken geçerli bir neden olmadan durdurulması mümkün
değildir; ama, başlanmış olan bu süreç, hukukî herhangi bir nedeni olmadan,
Başbakanın Cumhurbaşkanına öneride bulunmaması nedeniyle durdurulmuştur.
Kurumun 21.9.2003
tarihinde görev süresi dolacak olan Bilim Kurulu üyelerinin yerine yeni üyeler
ise 20.9.2003 tarihli Bilim Kurulu toplantısında seçilmiştir. 278 sayılı Kanuna
göre seçim, Başbakanın onayıyla kesinleşmektedir. Seçilen üyeler, onaylanmak
üzere Başbakanlığa bildirilmiştir; ancak, Başbakan, 30 Ekim 2003 tarihli
yazısıyla, toplantının başkan yardımcısının başkanlığında yapıldığını, başkan
yardımcısının kurul üyesi olmaması nedeniyle toplantıya başkanlık edemeyeceğini
ve bu nedenle toplantıda karar yetersayısı olmadığını, başkanlık ile Bilim
Kurulu üyeliklerine seçimin, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuş olan yasa
tasarısı yasalaştığında, bu yasa hükümleri doğrultusunda yapılacağını
bildirmiştir. Bahsedilen yasa tasarısı, 12.11.2003 tarihinde Türkiye Büyük
Millet Meclisi tarafından kabul edilerek kanunlaşmıştır. Bu Kanunun, Anayasaya
ve hukukun genel ilkelerine aykırılığı nedeniyle Cumhurbaşkanı tarafından iade
edilmesi, bizi bu ikinci görüşmeyi yapmak durumunda bırakmıştır.
Gördüğünüz gibi, önce,
hukuka aykırı biçimde bir sorun yaratılmıştır; şimdi, bu yasayla yine hukuka
aykırı bir biçimde sorun çözülmeye çalışılmaktadır; neden? Niçin, devamlı
olarak hukuka aykırı işlemleri gündeme getirmeye ve yapmaya bu Meclis devam
etmek durumunda bırakılmaktadır bu Meclisteki çoğunluk grubu tarafından?
Hukuka aykırı biçimde bir
sorun yaratılmıştır diyoruz; çünkü, TÜBİTAK Başkanının seçilmesi bir zincirleme
işlem sürecine bağlıdır. Bilim Kurulu, başkanı seçmek üzere seçimini yapmış ve
sonuç, Başbakana bildirilmiştir. Başbakanın bu seçim üzerinde değişiklik yapma
yetkisi yoktur; seçilenlere yeni bir isim ekleyemez, seçilenlerden herhangi bir
ismi listeden dışarı çıkaramaz. Başkan için bu söz konusudur, Bilim Kurulu
üyeleri için de aynı durum söz konusudur. Yani, Başbakana verilmiş olan yetki,
bağlı bir yetkidir; Bilim Kurulunun başkan olarak belirlediği ismi
Cumhurbaşkanı atamak durumundadır. Atamama, tekrar bir yazışma, ancak, seçilen
başkanın kanunun aradığı nitelikleri taşımaması, yetersayılarda bir hukuka
aykırılık olması gibi hukuken geçerli birtakım durumlarda söz konusu olabilir;
ama, Başbakanlık, böyle bir geçerli hukukî nedeni kuruma bildirmemiştir;
kurumun bu neden doğrultusunda seçimini gözden geçirmesi doğrultusunda herhangi
bir talepte bulunmamıştır; kendisine bildirilen isimleri Cumhurbaşkanına da
bildirmemiştir; böylece, Cumhurbaşkanının yetkisini ve görevini yapmasını da
engellemiştir.
Bir hukuk devletinde, hiç
kimsenin, keyfî bir biçimde, başlamış olan bir idarî işlem sürecini durdurmaya
hakkı yoktur. Sadece yargı organları, bir hukuka aykırılık olduğu zaman, süreci
kararlarıyla keserler; ama, burada, Başbakanlık, süreci, sanki yargı organı
imiş gibi kesmektedir, kesmiştir. Sanki yargı organı imiş gibi diyorum; çünkü,
sürecin kesilmesinin nedeni, çok sonraki bir tarihte, Plan ve Bütçe Komisyonu
görüşmelerinde, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Ali Şahin
tarafından dile getirilmiş ve Sayın Şahin, kurulun görev süresi biten başkanı
hakkında, raporlarda birtakım yolsuzluk iddiaları olduğunu öne sürerek, bu
seçimin neden daha ileri süreçlere ulaştırılmadığını açıklamaya çalışmıştır.
Bütün bu zincirleme olaylar, süresi dolan Bilim Kurulu üyelerinin seçiminin
yenilenmesinde de, toplantı ve karar yetersayılarını tartışmalı hale
getirmiştir.
Şimdi, ortaya çıkarılmış
olan bu sorun, yasada, seçime ilişkin yöntemin bir kerelik değiştirilmesi ve
Başbakanın, boşalan kurul üyelerini seçmek, göreve atamak, başkanı için ise
Cumhurbaşkanına isim önermek yetkisiyle donatılması suretiyle çözülmeye
çalışılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin, kamu yararı amacına yönelik bir
düzenleme olup olmadığı, ciddiyetle tartışılması gereken bir husustur.
Sorun, önce
yaratılmıştır; biraz önce söylediğim gibi, hukuka aykırı bir biçimde, Başbakan
-yapmaması gereken bir biçimde- başlamış olan bir idarî işlem sürecini
durdurmuştur. Daha sonra da, bu keyfî muamele yüzünden ortaya çıkan sorunları,
kendi isteği doğrultusunda durdurmak üzere, yasama sürecini devreye sokmuştur.
Burada, bir kamu yararı söz konusu değildir; burada gözetilen yarar, sadece,
siyasî iktidarın kafasındaki siyasî yarardır. Hiç kimsenin, Türkiye Cumhuriyetinde,
devlet erkini, kendi siyasal, öznel çıkarları için kullanmaya hakkı yoktur.
Bütün devlet işlemlerinin yönelmesi gereken nihaî amaç, kamu yararıdır. Bu
anlattığımız olaylar dizininde bir kamu yararı olmadığı açıkça ortadadır. Bu
durum, düzenlenmiş olan yasayı, getirilmiş olan geçici 2 nci maddeyi birinci ve
ikinci fıkralarıyla birlikte, amaç unsuru bakımından Anayasadaki hukuk devleti
ilkesine aykırı hale getirmektedir.
Ayrıca, biraz önce
söylediğim gibi, hiç kimsenin, başlamış olan bir idarî işlem sürecini yasa
yolunu kullanarak durdurmaya hakkı yoktur. Eğer, devlet erki, yasama erki bu
şekilde kullanılmış olursa, Anayasamızda ifade edilmiş olan kuvvetler ayrılığı
ilkesine aykırı hareket edilmiş olur. Maalesef, bu düzenleme, bu şekilde
yapıldığı için, Anayasamızdaki kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırıdır. Burada,
bir yetkinin kötüye kullanılması veya yetki saptırılması olarak hukuken
adlandırabileceğimiz bir durum vardır. Bu da, yapılan düzenlemeyi Anayasamızın
başlangıcına, 7, 8 ve 9 uncu maddelerine aykırı bir görünüme sokmaktadır ve
ayrıca, Anayasadan alınmayan bir devlet yetkisinin kullanılamayacağı ilkesini
ifade eden Anayasanın 6 ncı maddesiyle de uyumsuz bir durum ortaya
çıkarmaktadır.
Görüşmekte olduğumuz
yasanın 1 inci maddesiyle 278 sayılı Kanuna eklenen geçici madde 3, getirdiği
düzenleme bakımından yerinden yönetim birimlerinin özerkliğiyle de uyumsuzdur
ve bu bakımdan, Anayasanın 123 üncü maddesine de aykırı bir görünüm arz
etmektedir; şöyle ki: Bir vesayet makamının, bir yerinden yönetim biriminin
yetkilerini onun yerine geçerek kullanması mümkün değildir. Özerk yönetimlerde
mutlaka olması gereken bir koşul vardır özerkliğin sağlanması için; özerk olan
kurumun kendi organlarının seçimini kendisinin yapması. Bir vesayet makamının
bu seçimi onaylamak veya seçilenleri atanmak üzere bir üst makama iletmek
yetkisi olabilir; ama, bir vesayet makamı, özerk kurumun sahip olduğu kendisinin
organlarını kendisinin seçmesi yetkisine müdahale edemez, bu yetkiyi
kullanamaz. Burada getirilen düzenlemeyle, vesayet makamına, bir özerk kurumun
organlarını onun yerine geçerek seçme yetkisi verilmektedir. Bunu kabul etmemiz
mümkün değildir, bu, Kurumun özerkliğini ortadan kaldıracak son derece
tehlikeli bir düzenlemedir. Halbuki, bilim kurullarının özerkliğinin korunması,
özenle dikkat edilmesi gereken, öncelikle gerçekleştirilmesi gereken bir
husustur.
Bütün bu düzenlemeler,
Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarının hukuk devleti ilkesini gözardı etmeye ne
kadar hevesli olduğunu, bu ilkeyi gerçekleştirme konusunda ne kadar özensiz
bulunduğunu gözler önüne sermektedir. Bu özensizliğin TÜBİTAK gibi çok önemli
bir bilim kuruluyla ilgili bir düzenleme yapılırken gösterilmesi, ayrıca
üzülünmesi gereken bir husustur.
TÜBİTAK, herkesin bildiği
gibi, Türkiye'de bilimsel araştırmaların, teknik gelişmelerin ülke hizmetine
sunulmasının sağlandığı bir kurumdur. Sadece geçtiğimiz yıl, TÜBİTAK,
çalışmalarıyla, Türkiye bütçesine 120 trilyonluk katkıda bulunmuştur; ama, bu
çok önemli kuruma biz ne yapıyoruz; özerkliğini ortadan kaldıracak birtakım
düzenlemelerle yüz yüze getiriyoruz, bütçesini bütçe tasarısında azaltıyoruz ve
hakkında yargıya bağlanmış herhangi bir usulsüzlük söz konusu olmayan bir
başkanı, bir seçilmiş başkanı seçtirmemek için, seçildiği yere oturtmamak için,
yasa yoluyla yeni birtakım düzenlemeler yapıyoruz. Sayın Namık Kemal Pak'ın
herhangi bir usulsüzlüğü olmadığı yarın öbür gün murakıp raporlarıyla ortaya
çıktığında, kendisine yapılan bu haksızlık nasıl giderilecektir; bunun cevabını
doğrusu çok merak ediyorum.
Atamama nedeni olarak
gösterilen murakıp raporlarında ve durumu özel bir yasayla düzenleme ihtiyacını
bize duyuran murakıp raporlarında somut bir iddia yoktur, sadece, belli
hususların incelenmesi gereği üzerinde durulmuştur ve bundan hareket edilerek,
sanki bir yargı organıymış gibi Başbakan, Cumhurbaşkanına ismi önermeyi
durdurmuştur. Bunlar, bir hukuk devletinde olmaması gereken hususlardır. Bu,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin önüne hiçde gelmemesi gereken bir konudur; ama,
maalesef, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarının kadrolaşma arzusu, bizi,
bunları görüşmek durumunda bırakmaktadır. Bu, kadrolaşma arzusunu, yürütme
işlemiyle yapılamayan, yaratılamayan bir hukukî durumu, Adalet ve Kalkınma
Partisi yandaşlarını birtakım kurumlara taşıma arzusunu gerçekleştirmek için
hazırlanmış ve önümüze getirilmiş olan bir tasarıdır. Acaba, bununla, bu tür
tasarılarla Türkiye'nin hangi sorunu çözülmektedir?! Aç insanlarımıza aş mı
bulunmaktadır?! İşsiz insanlarımıza iş mi bulunmaktadır? Ayın sonunu dar
getiren memurumuzun bütçesi mi genişlemektedir?! Gübreye, tarım ilacına para
yetiştiremediği için traktörünü satmak zorunda kalan, güç koşullarla boğuşan
çiftçinin mi durumu düzelmektedir bu düzenlemelerle?! Yoksa, varsıl olmadığı
için okuma imkânı bulamayan öğrencilerimizin öğrenme imkânları mı
genişlemektedir, onlara okuma imkânı mı sağlamaktayız?! Hiçbirisi; ama, öyle
görüyorum ki, bütün bu sorunlar, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı için
hiçbir anlam ifade etmemektedir. İktidar, sadece kadrolaşmaya önem vermektedir
ve toplumumuzun diğer sorunlarına kulaklarını tıkamaktadır.
Ayrıca, cumhuriyet
tarihinde, belki de yeryüzünde ilk defa olarak bir iktidar, bir resmî
yazısında, Başbakanlık eliyle şunu söyleyebilmektedir: Bekleyin, yasa
çıkaracağız, tasarı hazırladık, bunu acilen Meclisten geçireceğiz ve bu durmuş
olan süreci bir kenara atıp, yazılmış olan, yasada getirilmiş olan hükümler
çerçevesinde düzenleyeceğiz. Bu, bir hukuk ayıbıdır. Böyle bir yazının
yazılabilmiş olması dahi, bir devlette, bir hukuk ayıbıdır. Olmayan, atama,
seçme olayları ortaya çıktıktan aylar sonra ortaya konulan bir murakıp raporuna
dayanarak, yolsuzluk iddiaları nedeniyle atamak üzere önerinin Cumhurbaşkanına
yapılmadığını söylemek de, bir başka hukuk ayıbıdır. Ama, bu hukuk ayıplarını
ve ülkenin sorunlarına çözüm bulamama, bu çözümleri geriye atma sorumsuzluğunu,
bu iktidar, hiç sorun yapmadan gözardı edebilmektedir.
Bu sorunlar nasıl
çözülecektir? Birkısım bakanlarımızın dediği gibi, Kur'an kurslarının Türkiye
için bir güvence oluşturmasıyla mı çözülecektir? Bunu size sormak istiyorum ve
rica ediyorum; Türkiye Büyük Millet Meclisinde daha ciddî işlerle uğraşalım.
Hukuku, beşiği olması gereken Türkiye Büyük Millet Meclisinde, hukuka,
Anayasaya aykırı birtakım kanunlarla boğmayalım.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
OYA ARASLI (Devamla) -
Bitiriyorum efendim.
BAŞKAN -Buyurun Sayın
Araslı.
OYA ARASLI (Devamla) -
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu, bu yasaya olumsuz oy verecektir; çünkü,
Anayasaya, hukukun genel ilkelerine aykırı ve özerk bir kurumun özerkliğini
özünden zedeleyen bir düzenlemeye destek vermek ayıbını taşımak istememektedir.
Bu ayıbın sizler tarafından da taşınmayacağını ümit etmek istiyorum. Bu yasaya
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu gibi, sizlerin de olumsuz oy vereceğini beklemek
istiyorum.
Saygılarımla. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Araslı.
AK Parti Grubu adına,
Trabzon Milletvekili Sayın Aydın Dumanoğlu; buyurun. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
Konuşma süreniz 20
dakikadır.
AK PARTİ GRUBU ADINA ALİ
AYDIN DUMANOĞLU (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK Parti
Grubu adına, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında
Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında 12.11.2003 tarihli ve 5001 sayılı
Kanun ile geri gönderme tezkeresi üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
17.7.1963 tarih ve 278
sayılı Kanunla kurulan TÜBİTAK, 9.9.1993 tarih ve 498 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname kapsamında; Türkiye'de müspet bilimlerde araştırma ve geliştirme
faaliyetlerini ülke kalkınmasındaki önceliklere göre geliştirmek, özendirmek ve
koordine etmek, mevcut bilimsel ve teknik bilgilere erişmek ve erişilmesini
sağlamak amacıyla, tüzelkişiliğe, idarî ve malî özerkliğe sahip, Başbakana
bağlı bir kurum olarak tanımlanmıştır.
TÜBİTAK'ın, kanununda
belirlenen görevlerinin bazıları da ana başlıklar halinde şöyledir: Müspet
bilimler alanında, temel ve uygulamalı araştırma yapmak, yaptırmak, yapmayı
özendirmek,
Türkiye'nin bilim ve teknoloji politikalarının
belirlenmesinde hükümete yardımcı olmak, bilimsel araştırmaların teknolojik
yeniliklere süratle dönüşebilmesi için yöntemler geliştirmek; özel sektörün,
teknoloji, araştırma ve geliştirmeye etkin ve ağırlıklı olarak katılımını
sağlayacak programlar yapmak; Türk sanayiinin, üniversite ve araştırma kurum ve
kuruluşlarıyla işbirliğini yapmasını sağlayacak programlar geliştirmek ve bu
işbirliğinin somut hale dönüşebileceği fizikî ortamlar yaratmak; bilim adamı ve
araştırmacıların yetiştirilmeleri ve gelişmeleri için imkânlar sağlamak, bu
amaçla ödüller vermek, öğrenim ve öğretim sonrasında üstün başarısıyla kendini
gösteren gençleri izleyerek, onların yetişme ve gelişmelerine yardım etmek ve
bu amaçla burslar vermek, yarışmalar düzenlemek ve yayınlar yapmak.
Genel hatlarıyla tanımlamış olduğum bu
görevler ülkemizin geleceği için âdeta kilometre taşlarını oluşturmaktadır. Bu
nedenle, söz konusu Kurum, taşıdığı büyük sorumlulukları yerine getirebilmesi
için Başbakana bağlı ve onun sorumluluğunda kurulmuştur.
TÜBİTAK Kanununun 1 inci maddesinde
"Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte boş bulunan Bilim Kurulu üyeliklerine,
4 üncü maddede belirtilen niteliklere uygun kişiler arasından, 4 üncü maddenin
ikinci fıkrasında belirtilen oranlar çerçevesinde bir defaya mahsus olmak üzere
Başbakan tarafından atama yapılır" denilmektedir.
Kurum, kuruluş amacına uygun bir biçimde
Bilim Kurulu, başkanlık, araştırma grupları ve araştırma merkezleri, enstitüler
ve benzeri birimleri içermektedir.
278 sayılı Yasanın 498 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnameyle yeniden düzenlenen 4 üncü maddesinde, Bilim Kurulunun,
başkan ve 12 üyeden oluşacağı, kurum başkanının aynı zamanda Bilim Kurulunun
başkanı olduğu, başkanın, bulunmadığı zaman, görevlendireceği bir Bilim Kurulu
üyesinin başkanlığa vekâlet edeceği, Bilim Kurulunun toplantı ve karar yetersayısının
7 olduğu, Bilim Kurulunun 12 üyesinden 8'inin müspet bilimler alanında eser,
araştırma ve buluşlarıyla, 4'ünün de özel ya da kamu kesiminden üstün nitelikli
hizmetleriyle tanınmış kişiler arasından seçileceği, ilk gruptaki 8 üyenin en
az yarısının da Türkiye Bilimler Akademisinin aslî üyeleri arasından
seçilmesinin zorunlu bulunduğu, üyelik süresinin dört yıl olduğu, seçilecek
üyeliklere, Bilim Kurulunca gizli oyla üye tamsayısının çoğunluğuyla seçim
yapılacağı ve Bilim Kurulu üyeliğinin seçiminin Başbakanın onayıyla
kesinleşeceği hükme bağlanmıştır.
278 sayılı TÜBİTAK Kanununun 498 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 5 inci maddesinde ise; başkanın, Bilim
Kurulunca, müspet bilimler alanında eser, araştırma ve buluşlarıyla tanınmış
kişiler arasından seçileceği ve Başbakanın teklifi üzerine Cumhurbaşkanı
tarafından atanacağı; başkanın süresinin dört yıl olduğu ve en çok 2 dönem bu
göreve seçilebileceği belirtilmiştir.
Bu açıklamaların ışığında, TÜBİTAK, hizmet
yönünden yerinden yönetim kuruluşu olup, Anayasamızın 123 üncü maddesindeki,
idarenin bütünlüğü ilkesi gereği olarak, Başbakanın, Kurum üzerinde vesayet
yetkisi bulunmaktadır. Bu yetki, başkan ve üyelerin seçiminde uygulanacak
prosedürler ile Kurumun denetlenmesinde Başbakana verilen yetkiler aracılığıyla
somutlaştırılmıştır.
Ayrıca, 2003 malî yılı içerisinde 213
trilyon Türk Lirası gibi bir bütçeye sahip bu Kurumun denetimi, 278 sayılı
Yasanın 11 inci maddesi uyarınca, Başbakanlıkça atanan 3 denetçi tarafından
yapılmakta; denetim raporu da, yasanın 12 nci maddesine göre, Yüksek Denetleme
Kurulu, Sayıştay ve Maliye Bakanlığı elemanlarından oluşan 7 kişilik bir
kurulca incelenerek sonuçlandırılmaktadır. Hesapların ve bilançonun bu kurulca
onaylanması, Bilim Kurulunun ve başkanın ibrası anlamına gelmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
TÜBİTAK'ta belirlenen bu yasal işlemler perspektifinde incelendiğinde,
TÜBİTAK'ta oluşan sorunları üç gruba ayırmak mümkündür.
Birinci sorun: Çalışma ve işlevi yukarıda
belirtilen TÜBİTAK'ta -aynı zamanda, kurumun da başkanı olan- Bilim Kurulu
Başkanının görev süresi 30.5.2003 tarihinde sona ermiştir. Bilim Kurulunca
1.2.2003 tarihinde başkanlık seçimi yapılmış ve mevcut başkanın yeniden
seçildiğine ilişkin seçim sonucu ise 6.5.2003 gününde Başbakanlığa
iletilmiştir. Diğer bir ifadeyle, seçim sonucu, seçimden üç ay sonra ve
başkanlık süresinin tamamlanmasına 25 gün kala Başbakanlığa iletilmiştir.
Böylece, sorumluluğunu taşıdığı bir kurumun denetlenmesi ve değerlendirilmesi
ve bu kurum üzerinde millet adına Anayasal sorumluluklarını yerine getirmesi
için, Sayın Başbakana, âdeta, zaman bırakılmamıştır.
Ayrıca, son TÜBİTAK Başkanının görev
yaptığı döneme ilişkin olarak hazırlanan Murakıp Kurulu raporlarında; 2547
sayılı Yükseköğretim Kanununun 38 inci maddesinde, bu madde uyarınca
görevlendirilen üniversite öğretim elemanlarının yürüttükleri görevler için 1
inci derecenin 4 üncü kademesinde bulunan bir genel müdürün aylık ve ekgösterge
rakamlarının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunan tutarı geçmemek
üzere ilgili bakan tarafından tespit edilecek miktarı net olarak ikinci görev
aylığı şeklinde ayrıca alacakları ve bu ödeme dışında da başkaca bir ödeme
yapılamayacağı hususunun hükme bağlandığı; buna rağmen, TÜBİTAK Başkanı
tarafından bu şekilde görevlendirilen öğretim elemanlarına mezkur hükme aykırı
olarak fahiş ücretler ödendiği, 270 000 000 TL civarında olması gereken
ödemenin 100 milyarlarla ifade edilen rakamları bulduğu; TÜBİTAK Bilim
Kurulunca oluşturulan Koordinasyon Komitesinin, ayda en az bir kere toplanması
gerekirken bazı aylar toplanmadığı; komite toplantılarından bazılarına başkan,
başkan yardımcısı ve üyelerin katılmadığı, komite kararlarının başkan ve üyeler
tarafından imzalanmadığı; alınan kararların oybirliğiyle mi, yoksa oy
çokluğuyla mı alındığının belli olmadığı; başkan ve üyelerce imzalanmayan
kararların hukuken "yok" hükmünde olduğu; bu kararlar doğrultusunda
yapılan işlemlerin hukuken sakat olduğu; TÜBİTAK Koordinasyon Komitesinin,
hukukî mesuliyet bertaraf edilerek keyfî kararların alındığı bir kurul
görünümüne büründüğü yönünde iddialara yer verilmiştir.
Söz konusu Murakıplar Kurulu raporları,
henüz, ibra kurulunca incelenmemiş ve konu, 278 sayılı Kanun hükmü çerçevesinde
karara bağlanmamıştır. Ayrıca, bu döneme ilişkin Bilim Kurulu raporları ve
yıllık bilançolar da ibra edilmemiştir.
TÜBİTAK, 17.7.1963 tarih ve 278 sayılı
Kanunla kurulmuş, Başbakana bağlı, tüzelkişiliğe, özerkliğe, kendine özgü bir
bütçeye sahip, bilimsel ve teknik bir kamu kuruluşu şeklinde örgütlenmiştir.
Ancak, kamu kurumları, tüzelkişiliğe ve belli bir özerkliğe sahip olmalarına
rağmen, devletten tamamen ayrı ve bağımsız bir varlığa da sahip değillerdir.
Öncelikle, bu kurumlar, kanunla ve merkezî idarenin işlemleriyle
kurulduklarından, kendi iradeleriyle kuruluş biçimlerini ve statükolarını
etkileme imkânına da sahip değillerdir. Ayrıca, bu kurum ve kuruluşlar üzerinde
merkezî idarenin ve bağlı oldukları kuruluşların, Anayasanın 123 üncü
maddesinde belirtilen vesayet denetimi söz konusudur. Bu çerçevede, TÜBİTAK
Başkanlığı da vesayet denetimine tabidir.
Ayrıca, gerek hükümetimiz gerekse önceki
hükümetler döneminde harcamalarda tasarrufa gidilmesi ve personel alımlarının
yeniden düzenlenmesi amacıyla çıkarılan Başbakanlık genelgelerine Kurum
tarafından uyulmadığı hususu, Kurum murakıp raporunda yer almış ve bu durum,
ibra kurullarında eleştiri konusu olmuştur. Dolayısıyla, bir hizmet yerinden
yönetim kuruluşu olan TÜBİTAK'ın, merkezî idarenin vesayet yetkisini ortadan
kaldırıcı bir tutum sergilediği de gözlenmektedir.
Sonuç olarak, ödemelerde 2547 sayılı YÖK
Kanununun 38 inci maddesi hükümlerini Danıştay kararına rağmen uygulamadığı,
2000 yılından itibaren faaliyet raporlarını hazırlattırmadığı ve bu raporların
ibra kurullarında görüşülmesini sağlamadığı, Murakıplar Kurulunun raporunda
bazı ihalelerde usulsüzlükler belirlendiği, 4.11.2000 tarihinden itibaren Bilim
Kurulunun toplantı tutanaklarının da tutulmadığı anlaşıldığından, başkan ve
Bilim Kurulunun seçimi, kanunda öngörüldüğü şekliyle, yani, Başbakanın teklifi
ve Cumhurbaşkanının ataması zinciri işlemiyle tamamlanamamıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
TÜBİTAK'la ilgili ikinci sorun: 278 sayılı TÜBİTAK Kanununun 4 üncü maddesinde
"Başkanın olmadığı durumlarda, Bilim Kuruluna Başkanın belirlediği bir
Bilim Kurulu üyesi başkanlık eder" hükmü yer almaktadır. Bu hükme rağmen,
TÜBİTAK Başkanının görevde bulunmadığı 31.5.2003 tarihinden sonra, yerine,
Bilim Kurulu üyesi olmayan, Orta Doğu Teknik Üniversitesinden bir profesörü
vekil bırakmıştır. Böylece, TÜBİTAK'ta, yasadışı başkanvekilliği dönemi de
başlamıştır.
Üçüncü sorun: TÜBİTAK Başkanı, Murakıplar
Kurulu raporuyla ibra kurulunda henüz ibra edilmemişken, 21 Eylül 2003
tarihinde 13 kişilik Bilim Kurulunun 6 üyesinin de görev süresi dolmuştur.
Yönetmelikte yer alan "Bilim Kurulu üyelerinin görev süresi dolmadan iki
ay önce seçim süreci başlar" hükmü gereğince, Bilim Kurulunun, Bilim
Kurulu üyelerinin arasından atanmış başkanvekilinin başkanlığında toplanması
gerekirken, söz konusu kurul, yasaya aykırı olarak, Bilim Kurulu dışından
görevlendirilmiş bir profesörün başkanlığında, 20 Eylül, yani, görev
sürelerinin bitiminden 1 gün önce toplanmış ve Bilim Kurulunun 6 üyesini daha
seçtikten sonra, 10 gün sonra Başbakana bu sonucu göndermiştir. Diğer bir
deyişle, iki ay öncesinden başlaması gereken süreç, 1 güne sığdırılıp, 10 gün
de gecikmeli olarak Sayın Başbakana gönderilmiştir.
Sayın Başbakanımızın, yukarıda anlatılan
sebeplerden dolayı Bilim Kurulunun 6 üyesinin atamasını onaylamaması sonucu,
TÜBİTAK yasal Bilim Kurulu üyeleri sayısı 6'ya inmiş ve TÜBİTAK, artık, yasal
karar veremez duruma düşmüştür. Yani, TÜBİTAK kararları, yasal koşulları yerine
getiremez durumdadır.
Ayrıca, Ankara'da 1960'lı yıllarda küçük
binada çalışmaya başlayan TÜBİTAK, yaklaşık 7 300 dönümlük arazi üzerinde
kurulu, vaktiyle bir bilim ve teknoloji şehri olması planlanan Gebze'deki
Marmara Araştırma Merkezi ve Enstitüleri, Ankara'daki başkanlık binası ve
enstitüleri ve bazı üniversitelerdeki birimleri, devlet bütçesinden 2003 yılı
itibariyle aldığı 213 trilyon Türk Liralık bütçesi ve 2 238 kişilik çalışanıyla
cesamet açısından büyük bir kuruluş haline gelmiştir.
Devlet bütçesinden alınan katkıyı kullanma
olanağı, NATO projeleri, Dünya Bankası gibi, ülkeye yükümlülük getiren
vasıtalarla malî kaynakları kullanmak ve personel atamak gibi avantajlara da
sahip olan bir kurumumuzdur. Kurumun ve enstitülerin imkânlarının,
yöneticilerinin isabetli seçilmeleri kaydıyla nema vermesi ve bu suretle,
ülkenin, bilimsel ve teknolojik olarak kalkındırılması beklenir. Ülkelerin
kalkınması, bilimin yenilik ihtiva eden fikirlerle rekabet edebilir bir
teknolojiye intikal ettirilmesiyle mümkündür. TÜBİTAK, bu görevi açısından da
ayrıca sorgulanmalıdır. Ülke ve sanayiye, bilim ve teknolojiye katkısının ne
olduğu, bütün zaman dilimlerinde ortaya da çıkarılmalıdır.
Yasal yükümlülüklerin yerine
getirilmesinde, TÜBİTAK, çağdaş dünyanın eşkurumlarıyla da karşılaştırılması
gerekir.
TÜBİTAK'ın belli bir grubun, bir
üniversitenin veya kurumların yakını ve destekleyicisi değil, ülkede bilim
özgürlüğü için cazibe merkezi olması gerekir. Bu bakımdan da, TÜBİTAK,
irdelenmelidir.
Kurumunu temsil etmek, Bilim Kuruluna
başkanlık etmek, Bilim Kurulunun oluşunu temin etmek, Bilim Kurulunun
belirlediği ilke, usul ve öncelik doğrultusunda Kurumu yönetmek, ita amirliği
yapmak, Kurum personelini atamak; Bilim Kuruluna sunulmak üzere, Kurumun yıllık
çalışma raporu, araştırma ve iş programı ile bütçesini hazırlamak gibi çok
önemli görev ve yetkileri bulunan ve 2003 yılı bütçemizde yüzde 17 artışla 200
trilyon liranın üzerinde bütçe alan ve 2004 bütçesini kullanacak Kurum başkanı
ve Bilim Kurulu üyelerinin bir an önce atanması gerekliliği açıktır.
Murakıplar Kurulu raporunun ibra kurulunca
incelenmesi ve karara bağlanması sağlanacak ve ayrıca, görev başında bulunmayan
başkanın da durumu açıklığa kavuşturulacaktır.
Bu açıklamalarım ışığında, TÜBİTAK'ta
yönetim boşluğunu gidermek için, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunun
Kurulması Hakkında Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkındaki Kanun Teklifini
destekliyorum.
Anayasa ve TÜBİTAK Yasası gibi, tıpkı,
1993'te olduğu gibi, Başbakana, gereken idarî boşluğu doldurmak için yetki
veren geçici bir maddenin eklenmesi doğaldır. Bu, mevcut yasanın değiştirilmesi
değil, bir sorumluluk işlemidir. Değil TÜBİTAK Başkanı ve Bilim Kurulunun 6
üyesinin atanması, 70 000 000 insanın kaderini eline teslim ettiğimiz, devletin
146 katrilyonluk bütçesi için icranın başı olan, 5 000 000 çalışanının atanması
ilkeleriyle yoğrulan Sayın Başbakanın ve iktidarın hiç suçlanmaması gereken
konu, şüphesiz ki, kadrolaşmaktır.
Bu düşünceyle, Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın
Dumanoğlu.
Şahsı adına, İstanbul Milletvekili Sayın
Berhan Şimşek; buyurun.
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul) - Sayın Başkan,
saygıdeğer milletvekilleri; görüşülmekte olan TÜBİTAK Kanununa Bir, Geçici
Madde Eklenmesi Hakkında Kanun üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum.
Ben başından beri bu hikâyeyi
anlatmayacağım. Gerçekten, her zaman söylüyorum, otuziki kısım tekmili birden
sinemaya döndü bu. Geliyor böyle temcit pilavı gibi, dönüyor temcit pilavı
gibi. Artık ne Namık Kemal Pak Beyin adını ne de biraz önce konuşan sayın
vekilimin ifade ettiği gibi, iki ay içerisinde değil, yüz gün önceden bu
şahısların belirlenmiş ve Başbakana gönderilmiş olduğunu söyleyeceğim; yani,
burada anlaşılan tek bir şey var; istediğiniz gibi, istediğiniz şekilde elbise
biçmek istiyorsunuz.
O kadar ilginç şeyler yaşanıyor ki, dikkat
ediyorum, Sayın Başbakan, İmar Bankasıyla ilgili konuda gazetecilere verdiği
demeçte "yargıya güvenmemiz gerekiyor" diyor, Anayasa Komisyonu
Başkanı da "yargı siyasallaşmıştır" diyor. Yani, anlayabilmek mümkün
değil bu çelişkileri; fakat, TÜBİTAK Başkanının göreve başlamasında esas olan,
Bilim Kurulunun yaptığı seçim. Bilim Kurulu seçiyor ve Başbakana gönderiyor.
Başbakanın, bunu imzalayıp Sayın Cumhurbaşkanına imzaya göndermesi gerekiyor;
ama, bunu bir türlü yapamıyoruz, yapmıyoruz, bekletiyoruz; zamanı gelince
"bakın, karar yetersayısı olmadığı için uygulama olarak Başbakan atama
yapacak" diyorsunuz. Bunun, Anayasanın 123 üncü maddesine aykırı olduğu,
elinizde olan, Sayın Cumhurbaşkanının göndermiş olduğu geri gönderme yazısında
da var.
Değerli arkadaşlarım, Başbakanın TÜBİTAK
üzerinde vesayet denetimi yapma yetkisinin olduğunu biliyoruz; fakat, bunun,
Başbakanlık bütçesi içerisinde değerlendirilmesi, Başbakanın bu Kuruma atama
yapabilme yetkisini beraberinde getirmiyor. Bu tasarıyla amaçlanan bir defaya
mahsus atama yetkisi ve vesayet denetimi, ne idarenin bütünlüğü ilkesiyle ne de
idare hukukunun genel ilkeleriyle bağdaşır. Hepimizin burada bulunma nedeni,
yasal; yasal olarak buradayız. Halkın iradesiyle, oylarıyla geldik; yani,
bizim, kendi burada bulunma nedenimizi yasal olarak kabul ediyoruz. Anayasanın
maddelerinin "hayır" dediği olaylara da, nasıl olsa, biz parmak
kaldırıp meseleyi hallediyoruz bakışıyla değerlendirebilmemiz gerçekten mümkün
değil.
Tasarının gerekçesinde, boşalan üyelikler
sonucunda toplantı ve karar yetersayısına ulaşılamadığı belirtilmiştir.
Başbakan, bizzat, kendisi de bu fiili yaratmıştır; yani, artık, bunu,
televizyonlarda konuşmaktan, komisyonlarda konuşmaktan yorulduk. Başbakan,
bilinçli olarak bu görevini yerine getirmemiştir. TÜBİTAK'ta, böylesine bir
sürecin yaşanmasını kendisi hazırlamıştır.
Bilim Kurulunca seçilen Pak'ın başkanlığa
atanma gerekçesinde diyorlar ki: "Usulsüzlük, yolsuzluk var." Burada,
bu Yüce Mecliste bulunan hiçbir milletvekilinin, yolsuzluğa "evet"
diyebileceğine, usulsüzlüğe "evet" diyebileceğine inanmıyorum. Eğer,
gerçekten böyle bir şey varsa, Başbakanlık, denetim işlevini yapar; eğer, yasal
bir haksızlık, yapılan bir yanlış varsa, bu sorgulanır ve yakasından da
tutulur; ama, mesele bu noktada değerlendirilemiyor.
Değerli arkadaşlarım, kesinleşmemiş bir
usulsüzlükten, yasadan bahsediyoruz. Yine, Anayasaya aykırı; kesinleşmemiş ve
sadece iddiadan ibaret olan suçlamalarla atama yapmamak, Anayasa ilkelerini
ihlal etmektir. Bilindiği gibi "suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar
kimse suçlu sayılamaz" ilkesi Anayasamızın 38 inci maddesinde var. Yani,
burada, diyorsunuz ki, Anayasa neyi yazarsa yazsın, biz, hukuk tanımıyoruz.
Şimdi, burada okuyacağım, Cumhuriyet Halk
Partili bir milletvekilinin size söyleyeceği, hukuka aykırı işlemler yaptığınız
değil; Sayın Erdal Sağlam, bir yazısında, bakın, ne söylüyor: "Bankacılık
Yasası bu şekliyle kalmaz. 30 maddelik Bankacılık Yasası, 28 önergeyle
değiştirilip Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonundan geçti. Bu
demektir ki, Bakanlar Kurulundan geçen yasa tasarısı neredeyse tümüyle
değiştirildi. Tasarı çıkıp komisyondan geçene kadar yaşananlar, ne kadar
hazırlıksız, bilgisiz, salt kamuoyuna büyük baskı oluşturarak popülist bir yasa
olarak çıkarılmaya çalışıldığını açıkça gösterdi. Her şeyden önce..."
Burasını geçeyim, sonuç olarak şunu söylüyor: "Tasarının neredeyse tümü,
hukuka aykırı diye değişti; biliyor musunuz." Yani, düşünün, herhalde, bu,
Aziz Nesin romanlarına konu olabilir. 30 maddelik bir yasa tasarısı geliyor ve
28 maddesi komisyon tarafından düzeltiliyor. Biraz önce Sayın Grup
Başkanvekilim diyor ki: "48 saat dolmadan getiriyorsunuz." 48 saat
dolmadan gelen tasarıyı okuyabilmek mümkün değil ki, gelenleri de
okumuyorsunuz. 30 maddenin 28'i -bizden daha önce parlamenterlik yapan
arkadaşlar var burada- komisyonda değişen, acaba, tek bir olay var mıdır bundan
önce?! Bu, hukuku reddetmektir; hukuku reddetmeniz, kendinizi reddetmenizdir,
buradaki varlığımızı reddetmemizdir arkadaşlar!
Başbakan diyor ki... Bir defaya mahsus
olarak, bunu, Bilim Kurulu üyelerini, TÜBİTAK Başkanını ataması, Kurumu bundan
sonra tamamen etki alanına alacaktır. Hükümet, TÜBİTAK'ı, geri dönülmeyecek bir
şekilde siyasî denetim altına alıyor. Şikâyetçi oluyorsunuz, söylediğiniz şu:
1987 ile 1993 yılları arasında değiştirildi. Sayın Özal, evet, değiştirmiş;
ama, bunu lütfen inceleyin, TÜBİTAK'ı inceleyin. 1987 ile 1993 yılları
arasındaki değişiklikte, Sayın Özal, TÜBİTAK'a yönetim kurulu atamış. Yani, o
altı yıllık çalışması içerisinde bitmiş bir TÜBİTAK ortaya çıkmış.
Sayın Erdal İnönü, 1993 yılında, evet, bir
atama yapıyor. Yapmış olduğu atamada bilim kuruluna çeviriyor burayı ve
1993'ten 2003 yılına kadar TÜBİTAK'ın çalışmaları, performansı ortada; ama, siz
kalkıp diyebilirsiniz ki, Fransa'dan uydunun yazılımlarını onlar yaptı; ama,
biz TÜBİTAK'ı AKP'nin uydusu yapacağız; bu da, sizin bileceğiniz bir şeydir.
AYHAN ZEYNEP TEKİN (Adana) - Ne alakası
var?!.
BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) - Alaka burada
efendim, alaka burada.
Değerli arkadaşlar, bu kadar büyük
çalışmalar, değerli çalışmalar yapmış bilim adamlarını da yok sayarak bir yere
varabilmek mümkün değildir.
Bakın, bir şey arz edeyim. Hükümet,
TÜBİTAK'ın yoğun çabaları neticesinde Avrupa Birliği Altıncı Çerçeve Programı
toplantılarına katılmak için görevlendirdiği bilim adamlarına izin vermedi. Bu
nedenle, Türkiye bilimsel projelerin oluşturulduğu ve kararların alındığı
toplantılarda Türkiye temsil edilemiyor.
Altıncı Çerçeve Programına Türkiye'nin
yatırdığı para 350 000 000 dolar, genel bütçesi de 16 milyar euro ve buraya
arkadaşlarımız, bilim adamları katılmadığı için 350 000 000 dolar da uçtu
gitti.
Sayın Başbakan güzel dile getiriyor, çok
keyifle dinliyorum; fakir fukara, garip gureba diye anlatıyor. Sayın
Başbakanıma, değerli milletvekilleri, sizlere soruyorum: Bu, 350 000 000 dolar,
fakir fukaranın, garip gurebanın parası değil mi? Sadece bunları söylem olarak
dile getirmemiz, inanın ki, slogandan öteye gitmez; gidebilmesi de mümkün
değildir.
Bilgiye dayalı bir toplumdan bahsediyoruz
ve bilgiye dayalı bir toplum olmak istiyoruz. Eğer, bilgiye dayalı bir toplum
olmak istiyorsak, biz, kişisel ve siyasal hesaplarımızı bir kenara bırakıp,
ülkemizin geleceğine yatırım yapmak mecburiyetindeyiz; geldiğimizden beri 14
aydır hep bunları söylüyoruz.
Sanırım ki, geçen dönemlerden çok az
milletvekili arkadaşımız kaldı. Bu Meclis, bu iskemleler, koltuklar baki; ama,
gelenler gidiyor. İçimizden, daha önce gelip milletvekilliği yapıp, rahmetli
olan birçokları var, rahmetli olan partiler var; kimseye kalmaz burası;
rahmetli olan birçok milletvekili de var, rahmetli olan partiler de var. Eğer,
TÜBİTAK'ta gerçekten iyi niyet ve samimiyet vardıysa, Sayın Başbakan, yönetim
kurulu, Bilim Kurulu başkanıyla 12 + 1; ben başkanı atıyorum, yeter kararlı
çoğunluk 7'ye çıkar ve bir an önce kendi aralarından 6 kişiyi seçer, devam
ettirirler diyebilirdi. Gaf üstüne gaflar yapılıyor değerli arkadaşlarım.
Biraz önce ne oldu biliyor musunuz;
bunlara televizyonlarda "son haber, sıcak haber" denilir. Sayın
Kepenek'in önergesiyle, yolsuzlukları araştırma komisyonu kurduk biz; iki ay
çalıştıktan sonra neticelendi. Neticede, yolsuzlukları araştırma, sınırlama
konusunda; hayır, yapılmasın, bu şekliyle kalsın... Komisyonda çalışan
arkadaşlarımız, bütün siyasî partilere, sivil toplum örgütlerine bunu sordular;
"hayır" diyenin birisi Saadet Partisi, diğeri AKP'li üyeler... Yani,
günün birinde, mutlaka, hepimiz, demokrasi, haklar, özgürlükler talebinde
bulunup da, kenarda durduğumuzda, bu özerk kurumların, bizim ve bizden sonra
çocuklarımıza ait olduğunu unutmamamız gerekir. Eğer, 2 200 kişilik bir kadroyu
dağıtmaksa, oradaki 320 trilyonluk bir yapılanmayı düşünmekse, gerçekten
olmuyor...
Bu kadrolaşma meselesiyle ilgili,
günlerce, bu sözleri, bu lafları ettik; bugün İstanbul'da yaşanan acının
arkasında kadrolaşma olayı vardır.
RECEP GARİP (Adana) - Ne ilgisi var?!.
BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) - 57 valiyi,
yüzlerce emniyet müdürünü değiştirdiniz ve bir anda Türkiye'nin belleğini,
kurumların belleğini boşalttınız. İstanbul'da, dolmuş yapar gibi bomba dolu
kamyonetler dolaştı ve büyük bir acı yaşandı. Eğer, burada da böyle bir şey
bekleniyorsa, bu ülkenin -sizler de biliyorsunuz ki- bugüne kadar çektiği
acılar şunlardan kaynaklanmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) - Bir cümleyle
bitiriyorum Sayın Başkanım.
Bu ülkede dini siyasallaştırdılar, hukuku
siyasallaştırdılar; gelin, siz, bilimin siyasallaşmasına izin vermeyin değerli
arkadaşlarım.
Hepinize saygı sunuyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Şimşek.
Hükümet adına, Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Sayın Mehmet Ali Şahin; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım;
hepinize saygılarımı sunuyorum.
TÜBİTAK Kanununa bir geçici madde
eklenmesini öngören 5001 sayılı Kanun, Sayın Cumhurbaşkanımızca, bir kez daha
görüşülsün diye Türkiye Büyük Millet Meclisine iade edilmişti. Türkiye Büyük
Millet Meclisi de, TÜBİTAK Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanunu
yeniden görüşüyor.
Kuşkusuz, rapor dağıtıldı; milletvekili
arkadaşlarımız, Sayın Cumhurbaşkanımızın geri gönderme tezkeresini gözden
geçirmişlerdir. Daha önce, 12 Kasımda, bu kanun burada görüşülürken, neden
böyle bir kanun tasarısını Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk etmek zorunda
kaldığımızı ifade etmiştim, açıklamıştım. Kıymetli vakitlerinizi fazla
almayacağım; ancak, bir iki soru var, itham var; bunlarla ilgili düşüncelerimi
arz etmek için huzurunuzdayım.
Grubu adına konuşan Cumhuriyet Halk
Partisi sözcüsü Sayın Araslı, bana bir soru yönettiler. Bendeniz, 12 Kasımda,
burada yapmış olduğum konuşmada, kör kuruşun hesabını sormamız gerektiğini
vurgulamış ve altını çizmiştim. Sayın Araslı, buradan hareketle "bu kanun
Sayın Cumhurbaşkanımızca geri gönderildi; burada, ikinci kez görüşüyoruz;
ikinci kez görüşmek, kaç kör kuruşa mal olmuştur" diye bir soru
yönettiler. Türkiye Büyük Millet Meclisi, kuşkusuz ki, önüne gelen kanun tasarılarını
ve eğer, yeniden görüşülsün diye geri gönderilmişse, kanunları görüşmek ve
yasalaştırmak için vardır; dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevi,
zaten, yasama görevini yapmaktır. Yasama görevinin maliyeti sorulmaz ve kaldı
ki, bu yasayı tekrar görüşmek üzere buraya gönderen de biz değiliz; Sayın
Cumhurbaşkanı öyle uygun görmüşler ve buraya, bir kez daha görüşülsün diye
göndermişler ve anayasal yetkilerini kullanmışlardır. Anayasal yetki kullanılarak,
bir kez daha görüşün diye önümüze gelen bir kanunu görüşmenin maliyetinden
bahsetmenin isabetli olmadığını ifade etmek istiyorum.
Ayrıca -biraz önce, Sayın Şimşek de aynı
konuya temas ettiler- TÜBİTAK Yasasında yapılmak istenilen veya yapılan bu
değişiklikle, hükümet, siyasî yarar gözetmektedir denildi ve ayrıca "bu
yasa, hükümetin kadrolaşma düşüncesinin ürünüdür" ifadesi kullanıldı. Biz,
bu yasayla, aslında, TÜBİTAK'ta -maalesef, üzgünüm, söylemek zorundayım- hâlâ
devam eden kadrolaşmayı ortadan kaldırmak için bu adımı atıyoruz. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
Şimdi, bakınız, Türkiye Bilimsel ve Teknik
Araştırma Kurumu Marmara Araştırma Merkezi...
Bir vatandaş, herhalde mağdur olmuş, dava
açmış; Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu, davalı sıfatıyla
yargılanıyor. Hukuk müşaviri -ismini tam vermiyorum- İ.T., soyadı Toğrul. Peki,
TÜBİTAK'ın ve bu zatın avukatı kim; o da, C. Toğrul; akraba, baba oğul. (AK
Parti sıralarından alkışlar) Şimdi, TÜBİTAK'ta, böylesine iç içe geçmiş, yakın
akraba, dost, akraba, komşu o kadar çok örnek var ki, bir tanesini getirdim.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Bakan kardeşi
genel müdür var...
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - İşte, biz, her türlü siyasî mülahazalardan uzak,
bu kadrolaşmayı ortadan kaldıracak bir yasal düzenleme yaptık; bu yasal
düzenleme yürürlüğe girdiğinde, TÜBİTAK'ta yeni göreve başlayacak olan heyet
işte bu siyasî amaçlı uygulamaları ve kadrolaşmayı ortadan kaldırsın diye bu
atamalar yapılacaktır.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Bakan kardeşi
genel müdürler ayrılacak mı ayrılmayacak mı bu anda?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Siz de gelir, onu söylersiniz, burada.
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) - İşinize geldiği
gibi örnek vermeyin Sayın Bakan.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Siz de gelir onu söylersiniz efendim. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Bu iş için
başka, bakan kardeşleri için başka mı?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Değerli milletvekili arkadaşlarım, biraz önce
konuşmama başlarken, Sayın Cumhurbaşkanımızın geri gönderme tezkeresini
herhalde okumuşsunuzdur dedim. Aslında, Sayın Cumhurbaşkanımızın geri gönderme
tezkeresi bizim bu yasayla ortaya koymuş olduğumuz gerekçeyi de bir noktada
teyit etmektedir.
İsterseniz birkaç cümleyi sizlerle
paylaşayım. Mesela, Sayın Cumhurbaşkanımız diyor ki "kurul, toplantı ve
karar yetersayısını kaybetmiştir" biz de aynı şeyi söylüyoruz.
"Kurulda halen 6 üye kalmıştır ve bu nedenle Bilim Kurulu toplanamaz ve
görev yapamaz duruma düşürülmüştür". Sayın Cumhurbaşkanımız da aynı şeyi
söylüyor, biz de aynı şeyi söylüyoruz. Zaten bu sebeple bu tasarı hazırlandı,
önünüze geldi ve buradan çıktı, işte yeniden görüşüyoruz.
OYA ARASLI (Ankara) - Çözümünüze
katılmıyoruz.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Peki, niçin geri gönderildi? Sayın
Cumhurbaşkanımız diyorlar ki -biraz önce söz alan Cumhuriyet Halk Partili
arkadaşlarımız da ifade ettiler- bu, hukuk devleti ilkesine aykırıdır,
Anayasanın 2 nci maddesinde düzenlenmiş olan hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
Ancak, geri gönderme tezkeresinde Sayın Cumhurbaşkanımız diyorlar ki:
"Bilim Kurulu Başkanlığına bir kezlik doğrudan Başbakanın önerisi üzerine
Cumhurbaşkanınca atama yapılmasıyla; bir başka deyişle, incelenen yasayla
getirilen geçici 3 üncü maddenin ikinci fıkra kuralının korunmasıyla
çözümlenmesi olanaklıdır." Yani, Sayın Başbakan veya hükümet, bu kanunla
Kurul Başkanlığına bir kezlik atama yaparsa bu mümkündür, bu olanaklıdır; bu,
hukuk devleti ilkesiyle bağdaşır demek istiyor.
Şimdi, bir atama, kurul başkanını atamak
hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmıyorsa, kurul üyelerini atamanın da aynı durumda
olması lazım; yani, başkanı atamak hukuk kurallarına uygunsa, üyelerini
atamanın da uygun olması lazım. Dolayısıyla, hukuk kuralında çelişki olmaması
gerekir.
Dolayısıyla, şu iki sayfalık geri gönderme
gerekçesinin mantığı, aslında, bizim iddialarımızı ve gerekçemizi büyük ölçüde
teyit etmektedir. O bakımdan, böyle bir yasanın, değiştirilmeden tekrar
görüşülmüş olmasının, geri gönderme tezkeresiyle de çelişmediği kanaatindeyim.
O bakımdan, siz değerli milletvekilleri,
Anayasaya ve hukuk devleti anlayışına son derece uygun gördüğüm bu kanunu
yeniden kabul ederken, gönül huzuruyla oylarınızı kullanabilirsiniz.
Yeniden, bu kanunun hayırlı olmasını
diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Şahsı adına söz isteyen Trabzon
Milletvekili Cevdet Erdöl; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
CEVDET ERDÖL (Trabzon) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Kanunun geneli
hakkında, şahsım adına görüşlerimi arz edeceğim.
Öncelikle, benden önce yapılan konuşmaları
dinlediğim zaman çok faydalandığımı ifade etmek isterim. Yalnız, ben, olaya,
bir senaryo ve sinema gözüyle değil de, bilim adamı gözüyle bakmayı daha uygun
buluyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Şunu söylemek istiyorum; öncelikle,
TÜBİTAK'ın yapısını bir inceleyelim: TÜBİTAK'ın 12 üyesi var. Bunlardan 4'ü
özel veya kamu kesiminde sivrilmiş kişilerden olabilir; ama, diğer 8'i,
muhakkak bilim adamı vasfıyla ön plana çıkmış kişiler arasından olmalıdır; bu 8
bilim adamının 4'ünün, TÜBA, yani, Türkiye Bilimler Akademisi üyesi olma
zorunluluğu vardır. Türkiye Bilimler Akademisi üyesi olmanın ne kadar zor
olduğunu, ben bir önceki konuşmada da sizlere arz etmiştim; ama, belki
aklınızda kalmamıştır, yeniden arz edeceğim. Türkiye Bilimler Akademisi üyesi
olabilmek için, çok yetenekli, dünya çapında ilim adamı olmanız yetmez; Türkiye
Bilimler Akademisinin, yani TÜBA'nın aslî üyelerinden birisinin size yazılı
kefil olması lazım "ben bu arkadaşı iyi tanıyorum, bu arkadaş çok iyi ilim
adamıdır, ben buna kefilim, bunu üye olarak alalım" demesi lazım. Bu da
yeterli değil; 2 üyenin daha "evet, bu, iyi arkadaştır, aramıza
gelsin" diyerek yazılı beyanda bulunması lazım, ondan sonra da Türkiye
Bilimler Akademisinin genel kurulunda oylanması lazım ve ondan sonra bilim
adamı vasfıyla bir bilim kuruluna üye olabileceksiniz. Bunun dünyada herhangi
bir örneği varsa, buyurun söyleyin, biz de öğrenelim!
HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - Sizinki de
bilimkurgu gibi oldu.
CEVDET ERDÖL (Devamla) - Şimdi, demek ki,
önemli olan, Türkiye Bilimler Akademisinin yapısı ve TÜBİTAK'ın yapısının
bundan muhakkak surette etkilenmiş olması; yani, 12 üyenin 4'ünü bu üyelerden
almak zorunda.
Haa, niye böyle oldu, niye buraya gelindi;
daha önce izah edildi zaten. Mevcut Başkanvekili, şu anda hukuken
başkanvekilliği yapmak yetkisinde değildir. Burada çok değerli hukukçularımız
konuştular, hukuktan bahsettiler de, mevcut Başkanvekilinin, hukuka göre, bizim
mevcut kanuna göre, başkanvekilliği yapamayacağını söylemediler. Mevcut
kanundan okuyorum, mesela madde 4'te "Başkanın olmadığı zaman,
görevlendireceği bir Bilim Kurulu üyesi Başkanlığa vekâlet eder" deniliyor.
Açık "edebilir" denilmiyor "eder" deniliyor. Peki, bu
mevcut Başkanvekili Bilim Kurulu üyesi mi; değil. Nasıl vekâlet ediyor?..
Kadrolaşma deniliyor; işte, oradan başlıyor... Öyleyse, bu bir kadrolaşma.
Artı, ben size bir şey daha söyleyeyim: Bu
yetkili olmayan Başkanvekili, izne giderken yerine bir başkanvekili daha
bırakıyor, o da Bilim Kurulu üyesi değil; 14.8.2003.
Size, 31.10.2003 tarihli yazıdan yine
kadrolaşmayla ilgili başka bir şey daha söyleyeyim: "115 sayılı
toplantıda, filanca kişinin Temel Bilimler Araştırma Grubu Yürütme Komitesi
Sekreteri, filanca kişinin Teknoloji İzleme ve Değerlendirme Başkanı olarak
atanması..."
Bakınız, kadrolaşılıyor. Niye itiraz
etmiyorsunuz?!
Başka kadrolaşma istiyor musunuz;
okuyayım: "Filanca kişinin, İkili ve Çoklu İlişkiler Müdürlüğü
kurularak..."
Bakınız, müdürlük kuruluyor, yetkisi
olmayan bir başkanvekili müdürlük kuruyor ve bu müdürlüğe müdür atıyor. Neredesiniz?! Hukuka saygılı olanların,
lütfen, bunları değerlendirmesini bekliyorum ve cevabını da sizlerden
bekliyorum. Bir bilim adamı vasfıyla konuşuyorum; tekrar ediyorum, siyasetçi
mantığıyla olaya bakmıyorum.
Bakınız, malî konularını daha önce
söylemiştim. 160 trilyonluk bir bütçenin yüzde 34'ü ancak yatırımlara ayrılıyor
-onun da ne olduğu belli değil, araştırılması gerekir- yüzde 38'i personel
gideri, yüzde 15'i özel gider, yüzde
15'i diğer cari giderler.
ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Yıllardır
Sayıştay incelemiyor mu hesapları?
CEVDET ERDÖL (Devamla) - Efendim,
bilmediğiniz bir konu var; Sayıştayın denetimine tabi değildir; onun davasını
veriyoruz; evet. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bu Kurum, TÜBİTAK, kanun
gereği, ne Meclisin ne de Sayıştayın denetimine tabidir.
ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Murakıplar
Kurulu incelemiyor mu?
CEVDET ERDÖL (Devamla) - Şu andaki mevcut
durumda, Sayın Başbakanımız 6 üyeyi atadı farz edelim; zannediliyor ki, gidip
AK Partinin il teşkilatından, ilçe teşkilatından üye atayacak; yok arkadaşlar.
(CHP sıralarından gürültüler)
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) - Sakın bunu
söylemeyin. Diğer kadrolaşmaları görüyoruz Hocam. Lütfen...
CEVDET ERDÖL (Devamla) - Efendim, bakınız,
kanunu okuyunuz. Mevcut kanunun 4 üncü maddesine göre, bilim adamlarından
atanması gerekiyor.
OYA ARASLI (Ankara) - Başkan için hiçbir
sınırlama yok.
CEVDET ERDÖL (Devamla) - 6 üyeden,
atanacak olan 2'sinin TÜBA üyesi olması zorunlu zaten.
HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) -
Söylediklerine sen de inanmıyorsun.
CEVDET ERDÖL (Devamla) - Kaldı ki, 1963'te
yürürlüğe giren bu kanuna, üç kere kanun hükmünde kararnameyle müdahale
edilmiştir; 294, 497 ve 498 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerle, aynı
mahiyette müdahale edilmiştir; bir benzerini yapıyoruz.
Sayın Abdulkadir Ateş burada yok; ama,
olsaydı, ona sorardım; daha önce Bakan sıfatıyla imzaladığı bu kanun hükmünde
kararnameleri, hangi gerekçeyle imzaladı? Biz de aynı gerekçeyle yeniden
imzalatacağız, yeniden kanun olarak huzurunuza arz ediyoruz.
ŞEVKET ARZ (Trabzon) - Onların atamalarını
beğenmedik, biz atama yapacağız; aynı şey.
CEVDET ERDÖL (Devamla) - Arkadaşlar, bir
diğer konu; bakınız, temiz toplum için gayret ediyoruz. Burada, Meclisimizce ve
Sayıştayca denetlenemeyen malî konuları... Sayın Bakanım personelindeki
kadrolaşmayı sizlere söyledi, ben arz ettim; böyle şaibeleri olan bir kurumu;
yani, TÜBİTAK'ı, temiz toplum hareketi içerisine almak istiyorsak, bundan niye
gocunuyorsunuz? Bu yapılanlar, tamamen hukuka uygundur, daha önce yapılmış
örnekleri vardır; fakat, şunu söylemek istiyorum ki, her şeyin iyiye
gitmesinden, her şeyin güzel olmasından
-yani, sizleri tenzih ediyorum- rahatsızlık duyan bazıları vardır; çok
rahatsız oluyorlar, işler iyiye gittikçe rahatsız oluyorlar.
Diyorlar ki, 3 Kasımdan önce de aynı
insanlar vardı, aynı bütçe vardı, daha kıt imkânlarla bu nasıl yapılıyor;
üzülüyorlar. Ben diyorum ki, taşlar yerine oturuyor, onun için işler iyiye
gidiyor.
Aynı kelimeleri kullanarak değişik şeyleri
ifade edebilirsiniz. Bakınız "kocakarı" derseniz, 1 kişi anlaşılır;
ama "karı koca" derseniz, 2 kişi anlaşılır. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
Bakınız "Başbakan gibi adam"
derseniz başka bir şey anlaşılır "adam gibi Başbakan" derseniz
Başbakanımız anlaşılır. (AK Parti sıralarından alkışlar) İşte, Türkiye, adam
gibi Başbakan tarafından yönetildiği için böyle iyiye gidiyor; buna, siz de
şahitsiniz, biz de şahidiz.
Hepinizi, bu duygularla selamlıyor,
saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Erdöl.
Başka söz talebi?.. Yok.
Kanunun tümü üzerindeki görüşmeler
tamamlanmıştır.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkanım,
İçtüzüğün 146 ncı maddesine göre, oylamada, karar yetersayısının aranılmasını
istiyorum.
BAŞKAN - Arayacağım Sayın Anadol.
Kanunun maddelerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler...
Kâtip Üyeler arasında tenakuz
bulunduğundan, oylamayı elektronik cihazla yapacağım ve karar yetersayısını
arayacağım.
Sisteme giremeyen sayın milletvekillerinin
pusula göndermelerini rica ediyorum.
3 dakika süre veriyorum ve oylama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, karar
yetersayısı vardır; maddelerine geçilmesi kabul edilmiştir.
Birleşime 15 dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati : 18.00
İKİNCİ
OTURUM
Açılma Saati : 18.15
BAŞKAN : Başkanvekili
Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER : Yaşar
TÜZÜN (Bilecik), Mehmet DANİŞ (Çanakkale)
BAŞKAN - 26 ncı Birleşimin İkinci
Oturumunu açıyorum.
Kanunun müzakeresine kaldığımız yerden
devam ediyoruz.
V. - KANUN TASARI VE
TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
3. -
Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanuna Bir
Geçici Madde Eklenmesi Hakkında 12.11.2003 tarihli ve 5001 sayılı Kanun ile
Anayasanın 89 uncu maddesi gereğince Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere
geri gönderme tezkeresi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu
Raporu (1/704) (S. Sayısı : 298) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.
Kanunun 1 inci maddesini okutuyorum:
TÜRKİYE
BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNA BİR GEÇİCİ MADDE
EKLENMESİ HAKKINDA KANUN
MADDE 1. - 17.7.1963 tarihli ve 278 sayılı
Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanuna aşağıdaki
geçici madde eklenmiştir.
GEÇİCİ MADDE 3. - Bu Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihte boş bulunan Bilim Kurulu üyeliklerine, 4 üncü maddede
belirtilen niteliklere uygun kişiler arasından, 4 üncü maddenin ikinci
fıkrasında belirtilen oranlar çerçevesinde bir defaya mahsus olmak üzere
Başbakan tarafından atama yapılır.
Başkan bir defaya mahsus olmak üzere
Başbakanın teklifi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından atanır.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, Sayın Mustafa Gazalcı; buyurun. (CHP sıralarından
alkışlar)
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına,
tümünüzü saygıyla selamlıyorum.
12 Kasım 2003 tarihinde görüştüğümüz
TÜBİTAK Yasasını, aradan bir ay bile geçmeden, Cumhurbaşkanının geri göndermesi
üzerine, yeniden görüşüyoruz; ancak, AKP sözcüsü arkadaşım, Sayın Bakan ve
kişisel görüşünü bildiren AKP'li arkadaşım, geçen, buradaki görüştüklerimizin
hemen hemen aynısını yineledi; benim oğlum bina okur, döner döner yine okur!..
Değerli arkadaşlar, burada yanıtlanmış,
çürütülmüş, kamuoyunda birçok kez yanıtı verilmiş konuları çarpıtarak buraya
getirip bir iz bırakmak yanlış. Örneğin, burada olmayan bir kişinin... Bir
yargı kararı olmadığı halde, sanki, fazla bir ödeme yapılmış, bir usulsüzlük
varmış izlenimi verilerek 38 inci madde buraya getirildi.
Değerli arkadaşlar, bakın, elimde bir
belge var. Bu belgeyi şimdi size sunuyorum: Tarihi 18.5.1990. TÜBİTAK'ın bir
toplantısı. Altında imzası olanları az sonra okuyacağım. Bu kararda, işte, 38
inci maddeye göre ödeme yapılamayacağı belirtilerek, "ilgili yazıda
belirtildiği şekilde" TÜBİTAK'ın, kuruluş yasasına göre, idarî ve malî
özerkliğe sahip olması nedeniyle, söz konusu kanun hükmündeki kararnamenin
Kurumu bağlamayacağı görüşü benimsendi ve ücretlerin aynen ödenmesine karar
verildi" deniyor.
Şimdi, bakın, 1990 yılında Kurumun
başkanının adı Prof. Dr. Mehmet Ergin, üyelerinden biri Dr. Hilmi Güler. Kim Sayın
Güler; şu anda AKP'de bakan; bu belgenin altında imzası var. Burada bir karar
var.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Yanlış karar vermişler.
MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Yine,
Danıştayın kararından sürekli söz ediliyor. Bakın, 1996 yılındaki bir başka
belgeden söz edeceğim size. Kurum, aradan bunca zaman geçtikten sonra ilgili
Devlet Bakanına "biz bu ödemeleri nasıl yapacağız" diye soruyor.
Devlet Bakanının Kuruma yazdığı yazı şöyle "Gerek Danıştayın istişarî
görüşünde gerek ibra kurulu raporunda değinilen görüşler saygıyla karşılanmakla
birlikte, bu doğrultuda bir uygulamanın, başarılı bilim adamlarının istihdamını
önleyeceği ve bu durumun, Kurumun çalışmalarını olumsuz yönde etkileyeceği
düşünüldüğünden, Kurum görüşü doğrultusunda işlem yapılmasının; yani, 278
sayılı Yasa hükümlerine uyulmasının uygun görüldüğü bildirilmiştir."
Devlet Bakanından bu yazı Kuruma gönderiliyor.
Değerli arkadaşlar, milyonları, milyarları
burada telaffuz ederek, sanki büyük bir usulsüzlük, bir ödeme varmış gibi bir
izlenim yaratmanın -daha önce söylenildiği halde, sizin kendi Bakanınızın da
altında imzası olduğu halde, görüş bildirdiği halde- burada yinelemenin hiçbir
anlamı yok.
Yine, değerli arkadaşlar, bir kezlik atama
konusunu, AKP'nin sözcüsü arkadaşım söyledi, daha önce de Sayın Bakan dile
getirmişti; efendim, CHP yaparsa uygun oluyor da, biz yaptığımız zaman mı uygun
olmuyor?!
Değerli arkadaşlar, Cumhurbaşkanının geri
gönderme yazısında da çok güzel belirtilmiş; 1993'teki atama ile bu kez yetki
vereceğimiz Başbakanın yapacağı atama arasında ayırım var. Orada, bir sıfır
bilim kuruluna, daha başlangıçta olan bir kurula atama söz konusu, şimdi ise,
başkan ve kurul üyeleri atanmıyor, düşürülüyor. Cumhurbaşkanı da söylüyor
arkadaşlar; o 5 kişinin atamasında bile, Başbakan bağımsız hareket edemiyor;
üniversitelerin ve bakanların göstereceği üyeler arasından atama yapabilecektir
diyor. Başlangıçtaki o 5 kişinin ataması bile, özerkliğe gölge düşürmemek için
sınırlı.
Şimdi, buraya yine, aynı konu getiriliyor.
Denetleme Kurulu raporları... Değerli arkadaşlar, 12 Kasımda da söyledik; önce
başkan ataması... Şubatta seçim yapılıyor, mayısta Başbakanlığa gönderiliyor,
süre 30 Mayısta dolacak. O arada atama yapılmıyor, deniliyor ki, işte, başkan
yok, 6 üye de yok. Süresi içinde atama yapılmamış. Başkan atamasının
yapılmaması kararlaştırıldığı zaman, yani, ben bu Kurumu çalışmaz duruma
düşüreceğim, karar yetersayısını ortadan kaldıracağım dedikten sonra oraya
Denetleme Kurulu üyeleri gönderiliyor. Olabilir, Kurum çalışmasında gerçekten
beğenmediğiniz bir konu varsa, bir araştırma önergesi verelim, birlikte
TÜBİTAK'ı inceleyelim, daha iyi çalışsın; ama, hayır; zamanında başkan
atanmıyor, 6 üye atanmıyor -burada birçok kere söylendi- daha bir ay bile
dolmadan, şimdi, Cumhurbaşkanı bize bunu geri gönderiyor.
Peki, Cumhurbaşkanı geri gönderme
yazısında ne diyor... Ben, Sayın Bakanımdan özür dilerim; bir cümleyi okuyor -o
papa fıkrasında olduğu gibi- işte, Başkanı yoktur, karar sayısı alamaz...
"Bakın, Cumhurbaşkanı da bizim gibi düşünüyor" diyor.
Değerli arkadaşlar, buradaki geri gönderme
yazısında, Cumhurbaşkanı, çok açık bir biçimde, Türkiye Devleti Anayasasının
cumhuriyetin niteliklerini belirten 2 nci maddesine göre, Anayasal bir hukuk
devleti olduğumuzu, hukuk devleti ilkesine göre de, hem Anayasaya hem de
evrensel hukuk kurallarına uyulması gerektiğini; ama, bu düzenlemenin, hem
Anayasaya hem evrensel hukuka hem de kamu hukukuna -yararı bakımından-
uymadığını çok açık bir biçimde belirtiyor. Yani, diyor ki, bu düzenleme,
Anayasaya ve evrensel hukuk kurallarına aykırıdır. Burada, zaman almamak için,
Cumhurbaşkanının yazısını aynen okumuyorum; ama, böyle söylüyor; yani,
Cumhurbaşkanı da bizim gibi düşünüyor... Hayır, o, diyor ki, Anayasanın 123
üncü maddesine göre, idarenin bütünlüğü açısından Başbakanın bir vesayet hakkı
vardır; ama, o vesayet hakkı, Başbakana o özerk kurumun başkanını ve 6 üyesini
atama yetkisi vermez. Bu da burada yazıyor; yani, o vesayet ilişkisinin, tek
başına bağımsız bir atama yapamayacağını, Cumhurbaşkanı çok açık biçimde ortaya
koymuştur.
Değerli arkadaşlar, görüştüğümüz, kırk
yıllık, yönetsel, parasal, bilimsel özerkliğe sahip bir kurum. Türkiye'de böyle
kurumlar çok az; katletmeye çalıştığımız şimdi bu. AKP'li arkadaş diyor ki
burada "elbette, yeni seçilecekler de birtakım niteliklerle
seçilecek." Arkadaşım, biz, şunu tartışıyoruz: Bir seçimi, kurul yaparsa
özerklik olur; bir kişi atarsa, özerklik darbe yer. Yani, elbette, Başbakanın
atayacağı kişiler de bilim adamlarından olabilir; ama, burada, seçimi kimin
yapacağı önemlidir. Cumhurbaşkanı, geri gönderme yazısında çok açık biçimde,
bunun kurul tarafından yapılmasını istemiştir. Efendim, işte, başkanını bu
sefer gönderin... Cumhurbaşkanı, öyle sanıyorum ki, yazısından anladığım kadarıyla,
Kurum, çıkmaz bir duruma sokulmuştur hükümet tarafından atama yapılmadığı için,
bir tuzak kurulmuştur Kuruma, o yüzden de, zorunlu olarak, hele bir başkanını
atayalım, Kurum çalışmaya başlasın demiştir; yani, hukuka uygunluk açısından
bir çıkış yolu aramıştır ve yönetime bunu önermiştir. Şimdi, siz,
Cumhurbaşkanının dediğini de yapmıyorsunuz, yani, önerisini de ortaya
koymuyorsunuz. Neden; bir virgülünü değiştirirsek eğer, birçok konuda olduğu
gibi...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Gazalcı, sözlerinizi
tamamlayabilir misiniz.
Buyurun.
MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Peki Sayın
Başkanım.
Değerli arkadaşlar, görüştüğümüz TÜBİTAK
Yasası, çok açık Anayasaya, hukuka aykırı bir düzenlemedir ve bilimsel bir
kurulu katletmektedir.
Bakın, TÜBİTAK, özgelirleriyle neredeyse
giderinin yarısını kendisi karşılamaktadır, üniversitelere, hükümete ve çeşitli
kuruluşlara bilim üretmektedir. Böyle bir kuruluşu siyasallaştırmak ve
siyasetin oraya karışması, gerçekten, kırk yıllık bu özerk kuruma gölge
düşürecektir ve Grup sözcümüzün de söylediği gibi, dönülmez bir yol olacaktır. Yarın, Anayasa
Mahkemesinden büyük bir olasılıkla dönecektir. Zamanımız gerçekten yoktur.
Sayın Bakan, yasama için ne gerekiyorsa, yapılmalı diyor; ama, halkın dertleri
için bir şeyler yapılmalı. Yoksa, bir yasayı, dön dön, bir kere daha yap,
Cumhurbaşkanından dönsün, bir daha yap, Anayasa Mahkemesinden dönsün, bir daha
yap!.. Onun yerine, işçinin, köylünün, memurun dertlerine gerçekten çözüm bulan
birtakım işler yapalım diyoruz. Elbette, yasama yücedir, önemlidir. Yani, ben,
AKP sözcüsü arkadaşlarımın, komisyonda da, burada da geçen sefer söylediklerini
aynen yinelediklerini görüyorum ve bir inat söz konusu. Cumhurbaşkanının
görüşleri dikkate alınmıyor, kamuoyunun görüşleri dikkate alınmıyor. Bir yargı
yerine geçilerek, gerekçede söylenmediği halde, mahkeme kararı olmadığı halde
birtakım insanlar zan altında bırakılıyor, suç işlemiş izlenimi yaratılıyor.
Bunun doğru olmadığı kanısındayım.
Ben, hepinize, tekrar, saygılar sunuyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Gazalcı.
Madde üzerinde başka söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2.- Bu Kanun yayımı tarihinde
yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, Ankara Milletvekili Mehmet Tomanbay; buyurun. (CHP Grubu
sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA MEHMET TOMANBAY (Ankara) -
Sayın Başkan, Yüce Ulusumuzun değerli vekilleri; Türkiye Bilimsel ve Teknik
Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında
Kanunun 2 nci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış
bulunuyorum; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli vekiller, biraz önce, AKP Grubu
adına konuşan Değerli Milletvekili Erdöl, bir bilim adamı sıfatıyla burada
gerçekleri söylemeye çalıştığını söyledi. Ama, ne yazık ki, ben de, bir bilim
adamı sıfatıyla, Sayın Erdöl'ün söylediklerini dinlerken yüzüm kızardı. Bir
bilim adamının Türkiye'deki gerçekleri ne kadar başarıyla tersyüz edebildiğini,
ne kadar başarıyla gerçekleri gizleyebildiğini Sayın Erdöl'ün konuşmasında çok
dikkatle fark ettik ve bir bilim adamı olarak, ben de, ne yazık ki, Türkiye'de
bilim adına utanç duydum. AKP Hükümeti iktidara geldiğinden beri, ne yazık ki,
Türkiye'de bilimi ayaklar altına alma konusunda elinden gelen her türlü çabayı
gösteriyor. Biliyorsunuz, uzun süre, Yüksek Öğretim Kanunuyla, YÖK'le,
üniversitelerle uğraşıldı; ama, ne mutlu ki, o çabalar, üniversiteleri ayaklar
altına alma çabaları şu ana kadar bir sonuç vermedi; çünkü, çabalar doğru
değildi, haklı değildi ve o nedenle hiçbir zaman da başarı kazanamadı.
Şimdi, aynı şey TÜBİTAK'ta da olacak.
TÜBİTAK olayında da, AKP Hükümetinin getirdiği tasarıda -daha önceki
konuşmalarda da söylediğimiz gibi- hiçbir haklı gerekçe yoktur, hukukî hiçbir
haklılık yoktur ve ne kadar, bilim adamı sıfatını kullanarak haklı olduğunuzu
belirtmeye çalışırsanız çalışın, bu tasarı da, getirmeye çalıştığınız bu tasarı
da, Cumhurbaşkanından döndüğü gibi, bu sefer de Anayasa Mahkemesinden
dönecektir ve bilim adamı sıfatıyla söylediğinizi iddia ettiğiniz o gerçeklerin
hiçbirinin gerçek olmadığı ortaya çıkacaktır.
Değerli vekiller, tasarı, bir ay önce,
bizlerin tüm uyarılarına rağmen, sizlerin oylarıyla, AKP'li milletvekillerinin
oylarıyla kabul edilmişti; ama, daha sonra, Sayın Cumhurbaşkanlığı makamı
tarafından, bizim eleştirilerimiz haklı görülerek, geri gönderildi.
AYHAN ZEYNEP TEKİN (Adana) - Cumhurbaşkanı
da sizden nasıl olsa!..
MEHMET TOMANBAY (Devamla) - Tabiî, bu
göndermede önemli olan gerekçedir, gerekçenin ne olduğudur. Sayın Hanımefendi
Milletvekilinin söylediği gibi "nasıl olsa sizden" lafları; bunlar
çok basit şeyler; gerekçelere bakıp, niye reddedildiğine bakmak lazım.
AYHAN ZEYNEP TEKİN (Adana) - Siz nereden
biliyorsunuz da "hanımefendinin söylediği gibi" diyorsunuz. Hiç de
basit değil sözlerim!
MEHMET TOMANBAY (Devamla) - Bakın, Sayın
Cumhurbaşkanı -size okuyayım Sayın
Hanımefendi- iade gerekçesinde "Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma
Kurumunda toplantı ve karar yetersayısı gözetilmeden, Bilim Kurulunun boş
bulunan tüm üyelikleri için Başbakana atama yetkisi veren düzenleme, kurumun
özerkliği, kamu yararı ve hukuk devleti ilkesiyle de bağdaşmamaktadır."
Önce, bu gerçeği bir defa kafamıza yerleştirmemiz gerek.
Ayrıca, Cumhurbaşkanı "boş bulunan
üyeliklerin tümüne siyasal organca atama yapılması, Bilim Kurulunun ulusal ve
uluslararası saygınlığına, çalışmalarının ve yayınlarının yansızlığına gölge
düşürecektir" diyor. Bunlar, Cumhurbaşkanlığı makamının, bu konu üzerinde,
AKP tasarısının üzerinde ortaya attığı ciddî gerekçelerdir. Anlaşılacağı üzere,
burada, Cumhurbaşkanlığı, hukuku öne çıkarmaktadır, bu tasarının hukuksal
hiçbir gerekçesi olmadığını söylemektedir ve kurumun uluslararası saygınlığına
da zarar vereceğini belirtmektedir.
Sayın milletvekilleri, bizlerin yasama
olarak en önemli sorumluluklarından birisi, Anayasanın 2 nci maddesinde
belirlenen "hukuk devleti" ilkesine uygun davranmaktır, hukukla
inatlaşmak değildir; aksine, hukukun egemenliğini üstün kılmaktır, Anayasayla
ve ettiğimiz yeminle bize verilen görev budur. Oysa, sizler, bu yasada ısrar
ederek, ülkemizde, Anayasaya bağımlılık yeminimizi ayaklar altına almaya
çalışmaktasınız ve Anayasada belirtilen "hukukun üstünlüğü" ilkesini,
ne yazık ki, tahrip etmeye çalışmaktasınız.
Bu yasada, yine ısrar etmek, sizlerin, bir
yıl önce, burada, Anayasaya bağlılık yemini ederken ne denli samimî
olmadığınızı da göstermektedir. Eğer, bir yıl önceki yeminlerinizi dikkate
alsaydınız, bugün, bu yasayı buraya inatla getirmez, hukuka bu denli karşı
gelmezdiniz.
AKP, hukuku işine geldiği zaman
kullanmakta, işine gelmediği zaman da ayaklar altına almaktadır. Bakın, daha
geçen, dün akşam, Hükümet Sözcüsü Sayın Cemil Çiçek, televizyonlarda yaptığı
konuşmasında Uzanlarla ilgili açıklama yaparken "biz, Uzanları yurt
dışından getireceğiz. Biz hukuk devletiyiz, hukukun gereğini yapacağız"
dedi. Peki, Uzanlarda hukukun gereğini yapmaya çalışıyorsunuz da, Türkiye'de,
Türkiye'nin yüzakı bir kuruluşu, ne diye hukuku ayaklar altına alarak, huzursuz
etmeye, hukuku ayaklar altına alarak yerle bir etmeye çalışıyorsunuz?!
Bakın, hukuka hiçbir şekilde saygı göstermediğinizin
bir başka çok canlı örneğini de hemen söyleyeyim. Daha geçen gün 24 Kasım
Öğretmenler Gününde, bir yerlerden bir şeyi kaçırır gibi, dört yıl önce
Danıştayın iptal ettiği bir Kur'an kursu yönetmeliğini, Anayasa Mahkemesinin
reddettiği bir Kur'an kursu yönetmeliğini yeniden gündeme getirmeye çalıştınız;
bu mu hukuka saygınlık, bu mu hukukun üstünlüğünü Türkiye'de egemen kılmaya
çalışmak?!
Biz çıktık, bunları söylemeye başladık,
yanlış yapıyorsunuz, hukukî değilsiniz dedik, üç gün sonra yönetmeliği geri
çektiniz; yani, bütün bunlar gözönündeyken, burada, hâlâ, çıkıp da, bilim adamı
sıfatıyla "biz hukuku egemen kılıyoruz, biz Türkiye'de hukuka, doğru,
uygun işler yapıyoruz" demek ne denli doğrudur; bu yaptıklarınız, hem
sizlerin vicdanınıza bırakıyorum hem televizyonları karşısında bizleri seyreden
milyonlarca vatandaşımızın vicdanına bırakıyorum.
Değerli AKP'liler, bakın, ben, geçen defa,
TÜBİTAK yasa tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına yaptığım
konuşmamın bitiminde sizleri uyarmaya çalışmıştım. Bu çoğunluğunuzun her şeyi
yapmaya yetmeyeceğini ya da yeter gibi görünmesine kanmamanızı istemiş ve
sözlerimi bitirirken de "padişahım, senden büyük Allah var" sözünü
anımsatmıştım; ama, bunu söylerken, ne türlü bir mesaj vermek istediğimi hiç
dikkate almamıştınız ya anlamamıştınız ya da anlamak istememiştiniz; benim bu
sözümü, dalga geçercesine alkışlayıp, hafife almıştınız; ama, bakın, o gün
yaptığımız uyarıdan üç dört gün sonra -bu yönetim anlayışınızla, buradaki
çoğunluğunuzun, Türkiye'nin istikrarını ve huzurunu korumaya hiç de katkısının
olmadığı ortaya çıktı- ne yazık ki, 60 vatandaşımızı canından eden, 1 000'e
yakın vatandaşımızı yaralayan terör bombaları AKP'nin başında patladı,
Türkiye'nin canını yaktı. (AK Parti sıralarından gürültüler)
SUAT KILIÇ (Samsun) - Yazıklar olsun sana.
BURHAN KILIÇ (Antalya) - Ayıp be...
Yazıklar olsun sana... Hep tahrik ediyorsun.
MEHMET TOMANBAY (Devamla) - Bakın, hiç
lafımı kesmeyin... Hiç lafımı kesmeyin...
Yazıktır... Sizler, bu çoğunluğunuzla,
Türkiye'nin huzurunu, Türkiye'nin istikrarını sağlayacak yasaları getirin
buraya; bu çoğunluğunuzla, Türkiye'nin gerçek sorunlarına çözüm getirecek yasa
tasarılarını getirin buraya.
BURHAN KILIÇ (Antalya) - Yine
tetikliyorsun; tetikçisin sen.
AHMET IŞIK (Konya) - Ne alakası var?
MEHMET TOMANBAY (Devamla) - Demin, Değerli
Arkadaşım Berhan Şimşek'in de dediği gibi, kalkıp da, emniyetteki bilinci yok
ederek, emniyetteki kadrolaşmalarınızla, Türkiye'nin güvenliğini sağlayan
kadroları saf dışı edip, Türkiye'nin başında bombaların patlamasına neden
olurken, şimdi de kalkıp, Türkiye'nin en huzurlu kurumu olan TÜBİTAK'ı
istikrarsızlaştırmaya başlıyorsunuz ve -ileride- yarın öbür gün de bunun
hesabını maalesef, veremezsiniz.
RECEP KORAL (İstanbul) - Anlaşıldı,
teröristlerle berabersin sen!..
MEHMET TOMANBAY (Devamla) - Değerli AKP'li
milletvekilleri, bakın, çok önemli bir noktayı vurgulamak istiyorum. (AKP
sıralarından gürültüler)
Tabiî, herhalde, yarası olan gocunuyor,
yaranıza dokununca sesler çıkıyor böyle; biliyorsunuz "yarası olan
gocunur" derler; lütfen dinleyin.
Bakın, TÜBİTAK, daha önce de söyledim,
Millî Savunma Bakanlığı ve Genelkurmayla Türkiye'nin ulusal güvenliğini
geliştirmeye, güçlendirmeye çalışan çok ciddî projeleri gerçekleştirmektedir.
Bu projeler, çok önemli, bir anlamda gizli; ama Türkiye'nin ulusal güvenliğini
güçlendirmek için gerçekleştirilen projelerdir. Bu konuyu hiç dikkate almadan,
5-6 kişinin sizin mutfağınızda düzenleyip karşınıza getirdiği bu tasarıyı
burada Grup ruhuyla desteklemeye çalışırken, acaba, buradaki yaratacağınız
kadrolaşmanın beş yıl sonra, on yıl sonra Türkiye'nin ulusal güvenliğini
tehlikeye düşürebileceğini hiç düşünüyor musunuz?!
FATMA ŞAHİN (Gaziantep) - Bilmiyoruz...
MEHMET TOMANBAY (Devamla) - Bilmiyorsunuz
işte, bilmeden, böyle konuşuyorsunuz Sayın Hanımefendi.
Bakın, beş yıl sonra ya da on yıl sonra
eğer Türkiye'nin ulusal güvenliğinde birtakım gedikler açılırsa, ulusal savunma
sanayiinde birtakım gedikler açılırsa, bilin ki, bugün, burada, AKP İktidarının,
sizlerin, oylarıyla kabul edilen bu yasa tasarısıyladır.
RESUL TOSUN (Tokat) - Milletin iktidarı,
milletin...
MEHMET TOMANBAY (Devamla) - Dolayısıyla,
değerli AKP'liler, lütfen, Türkiye'nin huzuruyla uğraşmayalım...
FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Öyle bir şey
yok.
MEHMET TOMANBAY (Devamla) - Türkiye'nin
ulusal güvenliğiyle uğraşmayalım...
NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Yok öyle bir
şey...
MEHMET TOMANBAY (Devamla) - Türkiye'nin
bilimsel, teknolojik güvenliğiyle, gelişimiyle uğraşmayalım.
NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Sen, nereden
biliyorsun!..
MEHMET TOMANBAY (Devamla) - Hepimiz,
Türkiye'nin huzuru için, istikrarı için, bütün diğer ciddî sorunları için...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Tomanbay, toparlar mısınız
konuşmanızı.
Buyurun.
FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Konuya gel!..
MEHMET TOMANBAY (Devamla) - Demin de
dediğim gibi yarası olan gocunuyor.
YAHYA BAŞ (İstanbul) - Ne alakası var?!
MEHMET TOMANBAY (Devamla) - Lütfen,
dikkatle dinleyiniz.
Bakınız...
AHMET IŞIK (Konya) - Sayın Başkan, hakaret
ediyor.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...
AHMET IŞIK (Konya) - "Yarası olan
gocunur" diyor; hakaret ediyor.
MEHMET TOMANBAY (Devamla) - Karşı
çıkmayın...
K.KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan,
böyle bir usul var mı? Kürsünün güvenliğini istiyoruz.
AHMET IŞIK (Konya) - Ne alakası var!
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri,
konuşmacıyı lütfen dinleyelim. Konuşmacıya cevap olarak, grup başkanları...
K.KEMAL ANADOL (İzmir) - Milletin yüzüne
baka baka tahrik ediyorsunuz.
AHMET IŞIK (Konya) - Türkiye'yi en az
sizin kadar biz de seviyoruz.
MEHMET TOMANBAY (Devamla) - O zaman, tepki
verme, dikkatli dinle, sakin dinle. Yaran yoksa, sakin dinle. Cevap vermeden
dinleyin efendim. Cevap vermeyin, dinleyin saygıyla. Saygıyla dinleyin, o
zaman, biz de deriz ki, yaranız yok demek ki. Biz de deriz ki, yaranız yok
demek ki. Yani, buna niye kızıyorsunuz.
Bakın, değerli AKP milletvekilleri,
TÜBİTAK Yasasında, inatla, rejimin temel direkleriyle uğraştığınızı görüyoruz.
(AK Parti sıralarından gürültüler)
RESUL TOSUN (Tokat) - Laf mı bu?!
FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Rejimle ne
alakası var?!
MEHMET TOMANBAY (Devamla) - Dolayısıyla,
burada, tekrar -sözlerimi
bitiriyorum artık- bu hukukla inatlaşma yasasındaki iddianızdan ve inadınızdan
lütfen vazgeçin. (AK Parti sıralarından gürültüler)
FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Milletin oyuyla
geldik...
RESUL TOSUN (Tokat) - Bilim adamısın
sen!..
FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Millete kulak
ver!
MEHMET TOMANBAY (Devamla) - Biz, bu gerekçelerle,
TÜBİTAK Yasasına ret oyu vereceğimizi bildiriyor ve hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tomanbay.
CEVDET ERDÖL (Trabzon) - Sayın Başkan,
şahsıma ve kariyerime bir sataşmada bulunuldu; söz istiyorum.
BAŞKAN - Tutanakları inceleyeceğim Sayın
Erdöl.
Şahsı adına, Oya Araslı söz istemişlerdir.
Buyurun Sayın Araslı. (CHP sıralarından
alkışlar)
OYA ARASLI (Ankara) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Görüşmekte olduğumuz maddeyle ilgili
değerlendirmeleri dile getirmeden önce, Sayın Bakanımızın biraz önce yapmış
olduğu bir açıklamaya değinmek istiyorum. Kendileri dediler ki: "Evet, kör
kuruşun da hesabını sorarız; ama, yasama çalışmalarına ne kadar harcama
yapılırsa yapılsın, bu çalışmalar buna değer, yasamaya harcanan paranın hesabı
tutulmaz." Bir anlamda, baktığınız zaman, büyük bir hakikat payı taşıyan
bir söz; ama, ne zaman; eğer, yasama erki yürütmenin arzularına alet edilmek
için kullanılmıyorsa; eğer, yasama çalışmaları, yapılan ikazlar doğrultusunda,
hataları düzeltmeye yönelik olarak yürütülüyorsa; ama, ısrarla, birtakım
hatalar ortaya konuluyorsa, hata olduğu kanıtlanıyorsa, ısrarla, bir işin,
yürütme işleminin istenilen biçimde sonuç vermesi için yasamadan yararlanmak
şeklinde yapılıyorsa, o zaman, müsaade etsinler, ben, bu yasama çalışması için
yapılan harcamayı "israf" olarak adlandırayım ve bunu da, hesabı
sorulacak harcamalar kaleminde mütalaa edeyim. Haksız mıyım? Kimse, bu
memlekette kolay para kazanmıyor ve bu kolay para kazanmayan insanların
çocuklarının rızkı olacak paralar devlete vergi olarak dönüyor ve biz, bu
çalışmaları, o gelirlerden alınan vergilerden yapıyoruz. Onun için,
lütfetsinler de, harcama olarak, boş yere harcama olarak gördüğümüz şeyleri
burada dile getirelim. Eğer, bu, yasama faaliyetiyse bile, bunun için, bu
bağlamda yapılan harcamaların, hesabı sorulması gereken harcamalar olduğunu
söyleyelim.
Değerli arkadaşlarım, çerçeve 1 inci
maddede bir düzenleme yapılmıştır ve bu düzenlemeyle, boşalan üyelikler için
atama yapma yetkisi Başbakana verilmiştir ve hangi nitelikteki üyeler arasından
bu atamanın yapılacağı, yasa metninde, 278 sayılı Kanuna eklenmesi önerilen
geçici madde 3'te gösterilmiştir. Geçici madde 3'ün ikinci fıkrasına baktığımız
zaman ise, burada, Kurum Başkanıyla ilgili atamanın nasıl yapılacağına ilişkin
düzenlemenin yer aldığı; fakat, bu düzenlemede Kurum Başkanının hangi
nitelikleri taşıyan kimseler arasından seçileceğine ilişkin hiçbir belirlemenin
yapılmadığı görülmektedir. Bir arkadaşımız, demin "herhangi bir kimse
seçilmeyecek ya" demişti. Ne malum? Herhangi bir sınırlama var mı yasada?
Kurul üyelikleri için var "yasada gösterilen nitelikleri taşıyanlar
arasından" diyor; ama, başkan için bu tür hiçbir belirleme yok. Normal
durumda, başkanın hangi nitelikleri taşıyanlar arasından seçileceği kanunun kendisinde
gösterilmiş; ama, bir defaya mahsus geçici maddede kurul üyelerinin hangi
nitelikleri taşıyanlar arasından seçileceği tekrar gösterilirken, başkan için
böyle bir belirleme yapılmamış. Hukuk tekniğinde, bunun anlamı, başkanı seçme
bakımından, Başbakanın, nitelikler açısından serbest olduğudur. Bir seçim
yapacaktır ve bunu onaylanmak üzere Cumhurbaşkanına iletecektir.
Şimdi, durumun vahametini düşününüz;
sizler Başbakana güveniyor olabilirsiniz; ama, başbakanlar kalıcı değildir.
Hiçbirimiz, bir saat sonrasının bile bize neler getireceğini bilemiyoruz.
Kişiye güvenerek hukuk kuralı yapılmaz.
FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - YÖK için de
aynı şey geçerli!
OYA ARASLI (Devamla) - Bir başbakana, bir
kurum başkanını seçme konusunda bu denli geniş yetki bırakmayı -hele, böyle bir
kurum için- benim aklım ve mantığım kabul etmiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - YÖK için de
aynı şeyi söyleyebiliyor musunuz?!
BAŞKAN - Sayın Araslı, konuşmanızı
toparlar mısınız.
Buyurun.
OYA ARASLI (Devamla) - Bunun, kişiyle,
kişiye güven olayıyla hiçbir ilgisi olmadığını düşünüyorum. Başka kurumlarla
karıştırmayınız. Burada...
FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - YÖK'le ne farkı
var?!
OYA ARASLI (Devamla) - YÖK'le
karıştırmayınız, ayrı bir bilim kuruludur burası; başkanının hangi nitelikleri
taşıyan kimseler arasından seçilmesinin uygun olacağı, olağan prosedür
düzenlenirken ortaya konulmuştur.
FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - İkisi de bu
memleketin kurumu!
OYA ARASLI (Devamla) - Eğer, geçici bir
düzenleme için bu düzenlemeden sapılıyorsa, bunun bir anlamı olması gerekir; bu
anlamı araştırmak mecburiyetindeyiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri
olarak, bu anlamı araştırmak mecburiyetindeyiz. Bu görevimizi, bu madde
görüşülürken sizlere bir kere daha hatırlatmak istedim. Getirdiği tüm
düzenlemelerle özerkliği ortadan kaldıran bu maddeyi kabul etmeyeceğimi,
huzurlarınızda bir kere daha ifade etmek istedim.
FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Aynı şeyi YÖK
için de söyle!
OYA ARASLI (Devamla) - Olağanüstü bir
durum olabilir; ama, bu duruma çözüm bulmak için mutlaka özerkliği zedeleyecek
bir çözüme sığınmak şart değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OYA ARASLI (Devamla) - Benzer durumlarda
birtakım çözümler bulunmaktadır. Özerkliği zedelemeden birtakım düzenlemeler
yapılmıştır.
Bu hususların dikkate alınacağını umuyor,
saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - YÖK'te de var
aynı şey!
BAŞKAN -Teşekkür ediyorum Sayın Araslı.
Madde üzerinde başka söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza...
K.KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan,
karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.
BAŞKAN - Arayacağım...
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Sayın
milletvekilleri, karar yetersayısı bulunamamıştır.
Birleşime 10 dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati : 18.50
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati : 19.02
BAŞKAN : Başkanvekili
Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER : Yaşar
TÜZÜN (Bilecik), Mehmet DANİŞ (Çanakkale)
BAŞKAN - 26 ncı Birleşimin Üçüncü
Oturumunu açıyorum.
Kanunun müzakeresine kaldığımız yerden
devam ediyoruz.
V. - KANUN TASARI VE
TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
3. -
Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanuna Bir
Geçici Madde Eklenmesi Hakkında 12.11.2003 tarihli ve 5001 sayılı Kanun ile
Anayasanın 89 uncu maddesi gereğince Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere
geri gönderme tezkeresi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu
Raporu (1/704) (S. Sayısı : 298) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.
Kanunun 2 nci maddesinin oylamasını
tekrarlayacağım ve karar yetersayısı arayacağım. Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Karar yetersayısı vardır; madde kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar
Kurulu yürütür.
Madde üzerinde Osmaniye
Milletvekili Sayın Necati Uzdil; buyurun.
Konuşma süreniz 5 dakikadır.
NECATİ UZDİL (Osmaniye) - Sayın Başkan,
değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle, tümünüzü, sevgi ve saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, 2 Kasım 2002
tarihinde yapılan seçimlerde... (AK Parti sıralarından "3 Kasım"
sesleri) 3 Kasım, evet, 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan seçimlerde AKP milletten
yüzde 35 civarında oy alarak tek başına iktidara geldi. (AK parti sıralarından
"Bravo" sesleri, alkışlar[!]) Bu nedenle, daha önce sizleri kutladık,
ben de kutladım; buradan tekrar sizleri kutlamak istiyorum, hatırlatmak
istiyorum size. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, lütfen, bir şeye
daha dikkat etmenizi istiyorum. Yüzde 35 oy AKP'nindi. (AK Parti sıralarından
"AK Parti" sesleri)
AK Parti demem için öncelikle
bakanlarımızın, arkadaşlarımızın taahhüdünü yerine getirmesini istiyorum,
Ziraat Odaları Yasasındaki değişiklikleri Meclise taşımanızı istiyorum, ondan
sonra size AK Parti diyeceğim; söz verdim çünkü.
Değerli arkadaşlarım, zamanım kısıtlı,
şunu hemen söylemek istiyorum: Geriye kalan yüzde 75 de bir oy var, AKP'ye
verilmemiş bir oy. AKP yüzde 35 oy ile bu memlekette bu devleti yönetmek üzere
Meclise gelmiştir. Bu devleti yönetmek için buradasınız ve buraya gelirken de
halihazırdaki hukuka dayanarak Mecliste yüzde 65'lere varan çoğunluğu
sağladınız.
Değerli arkadaşlarım, unutmayın, bu ülkeyi
yöneteceksiniz, bu ülkeyi yönetmek üzere buradasınız; ama, hiçbir zaman bu
devletin yapı taşlarını oynatma hakkınız yok. Seksen yıllık bu devletin yapı
taşlarıyla oynama hakkını vatandaşlarım size vermedi.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - 27 Nisanı
beklerseniz verecekler, biraz sabret.
NECATİ UZDİL (Devamla) - O nedenle,
lütfen, bundan sonra biraz daha dikkatli olun.
Burası Türkiye Cumhuriyetinin Büyük Millet
Meclisi. Bunu unutmayın lütfen. Onu size hatırlatmak istiyorum.
Bir diğer konu: Ben iyi niyetliyim, sizin
gibi değilim; orada oturup, birilerine bakarak el kaldırmıyorum; hazırlıklı da
değilim. Duygularımı sizlerle bölüşmek için buraya geldim.
Değerli arkadaşlarım, şöyle bir düşünün;
geldik, şuraya oturduk. Yapmayın... Biz muhalefetiz -insan kendi hatasını
görmez- siz hükümetsiniz, hükümet! Dikkat edin, devlet değilsiniz; devleti
yönetmek üzere hükümet oldunuz. Biz muhalefetiz. Lütfen -kendi hatanızı
görmezsiniz- dinleyin. Bizim söylediğimiz yüzde yüz doğru değil. Olabilir; ama,
içinde doğruları da olabilir.
TELAT KARAPINAR (Ankara) - Doğruları da
eleştiriyorsunuz.
NECATİ UZDİL (Devamla) - Sizleri
düşündürmeye çalışıyoruz. Yanlışlarınızı, varsa -varsa diyelim, bize göre var-
bir an önce bulmanızı sağlamaya çalışıyoruz. Muhalefet, her seferinde, çıkıp da
-muhalefet, adı- sana aferin mi diyecek?!
Oradan fizikî güç gösterisi yapan genç
arkadaşıma sesleniyorum: Ben, bilim adamı değilim. Ben, Anadolu'dan, köylerden
kasabalardan gelen vatandaşım, milletim; şu anda da milletin vekiliyim. Buraya
yürüyerek ne yapmak istiyorsun?! Buranın güzelliğini mi bozmak istiyorsun?!
Senin kaba gücünden başka, bir başka yerde kaba güç yok mu zannediyorsun?! (CHP
sıralarından alkışlar) Ama, burası kaba güç yeri değil, arkadaşlarım.
AHMET IŞIK (Konya) - Saptırmayın...
Saptırmayın...
NECATİ UZDİL (Devamla) - Lütfen, buranın
Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğunu unutmayın diyorum ve tekrar ediyorum;
muhalefeti dinleyin.
AHMET IŞIK (Konya) - Konuyu saptırmayın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Uzdil, konuşmanızı toparlar
mısınız.
Buyurun.
NECATİ UZDİL (Devamla) - Teşekkür
ediyorum. Bağlıyorum.
Lütfen, muhalefeti dinlemeyi öğrenin.
Dinlersek, bir an önce, hatalarımızı, yanlışlarımızı buluruz, bu ülkeyi daha
güzelliklere, daha mutlu günlere taşırız diyorum.
Bu duygularla, tümünüzü, yeniden, sevgi ve
saygıyla selamlıyorum; güzel günler diliyorum.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Uzdil.
Madde üzerinde görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Kanunun tümü üzerinde, aleyhte söz isteyen
Zekeriya Akıncı.
Oyunun rengini belli etmek üzere, buyurun
Sayın Akıncı.
ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Sayın Başkan,
değerli milletvekili arkadaşlarım; Cumhurbaşkanımızın bir kez daha görüşülmek
üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine göndermiş olduğu, görüştüğümüz yasayla
ilgili söz almış bulunuyorum; hepinizi, sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Tabiî, bütün bu görüşmeler sırasında, hem
komisyonda hem Genel Kurulda yaptığımız tartışmalar gösterdi ki, aslında, AKP
Hükümeti, bir büyük ısrar ve inat içerisinde. Bu ısrarın ve inadın altında
yatan da, yine, çok belirgin bir biçimde ortaya çıktı ki -gerekçelerini
söyleyeceğim- bilimsel özerkliği olan bir kurumu ele geçirebilmek, orada
kadrolaşabilmek, kaynaklarını istediği gibi kullanabilmek; kısacası, TÜBİTAK
diye tanımladığımız o özerk Kurumu kendi kontrolü altına alabilmek.
Şimdi, Sayın Başbakan Yardımcımızı, Sayın
Bakanı dinlerken, doğrusu, insanın içinden "pes vallahi" diyeceği
geldi. Sayın Bakan, bir isim benzerliğinden hareketle, bu kadrolaşma
tartışmalarına istinaden, TÜBİTAK'ta kadrolaşma değil, kadrolaşma anlayışının
önüne geçmek için bu yasal düzenlemeleri yapmak istediklerini söyledi. (AK
Parti sıralarından "doğru" sesleri) Sevgili arkadaşlarım da
"doğru" diye bağırıyor. Ben, bir an düşündüm; sanki, bir günde 1 041
Millî Eğitim Bakanlığı yöneticisini görevden alan bu hükümet değil; sanki,
Talim Terbiye Kurulunda görev yapan, yıllardır görev yapan 160'ı aşkın insanı
görevden alan bu hükümet değil; sanki, bir gecede 50'yi aşkın SSK hastanesinin
başhekimini görevden alan bu hükümet değil; sanki, belediye hoparlörlerinden,
işe girmek isteyen gençlerin AKP teşkilatlarına başvurması çağrısını yapan bu
hükümetin yandaşları değil; sanki, Türkiye'deki bütün kurum ve kuruluşları
hallaç pamuğu gibi atan bu hükümet değil, kadrolaşan bu hükümet değil! (AK
Parti sıralarından "değil" sesleri) Bunun adı, siyaseten, herhalde,
pişkinlik olsa gerek.
Sevgili arkadaşlarım, eğer, bir soyadı
benzerliğinden ötürü TÜBİTAK'ta kadrolaşma iddiası var ve bunun önüne geçmek
istiyorsanız, ben, Sayın Bakanımızdan, burada görev yapan değerli
milletvekillerinin ve Kabinede görev yapan değerli bakanlarımızın şu yakınları
da nerelerde görev yapıyor, onu da bir açıklamasını bekliyorum. Eğer, oradaki
bir soyadı benzerliğinden ötürü yapılmış işlemi, TÜBİTAK'taki kadrolaşma örneği
olarak sunup, tatmin olmaya çalışıyorsanız, o zaman, o soyadı benzerlikleri
başınıza çok belalar açar; o zaman kadrolaşmanın daniskasını AKP İktidarının
bütün kurumlarda yaptığı ortaya çıkar. Eğer cesaretiniz varsa, o akrabalık ve
isim benzerliği ilişkilerini, lütfen, hükümette görev yapan değerli bakanlar ya
da milletvekili arkadaşlarımız açısından, bu kürsüden, bir de siz okuyun. Bizim
çok değerli arkadaşlarımız, defalarca, ellerinde listelerle, bu kadrolaşma
gayretlerinin tipik örneklerini sergilediler. Biz bunu, cesareti olduğu
inancıyla, Sayın Bakandan da, bir kez daha dinlemek isteriz.
Ayrıca, anlıyorum ki, bazı arkadaşlarımız
TÜBİTAK'a, Şırnak'a il millî eğitim müdürü atanması, Gülveren Ortaokuluna müdür
atanması ya da öğretmen tayini falan gibi bakıyorlar.
Sevgili arkadaşlarım, üzülerek görüyorum
ki, AKP'li arkadaşlar, bir türlü, TÜBİTAK'ın özerk kimliğini anlamamakta ısrar
ediyorlar. TÜBİTAK'ın özerk olarak kalması, herhalde, kanlarına dokunuyor,
zorlarına gidiyor. Oradaki kadroları istedikleri gibi kullanamamak, kaynakları
istedikleri gibi değerlendirememek, herhalde, AKP Hükümetini rahatsız ediyor.
Türkiye Cumhuriyetinin özerk kurumlarından rahatsız olmamak lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Akıncı, konuşmanızı
toparlar mısınız.
Buyurun.
ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Bakınız, bir hataya düşmeyiniz lütfen. Biraz önce
değerlendirme yapan arkadaşlarım, nerede ise, kırk yılı aşkın bir süredir
Türkiye'deki bilimsel çalışmalara son derece önemli hizmetler vermiş bilim
adamlarını yok farz etmeye, ellerinin tersiyle itmeye, burun kıvırmaya
kalkıştılar ve sanıyorlar ki, TÜBİTAK'a Sayın Başbakan bir atama yaparsa
bambaşka olacak.
Geliniz, kendinizi milat olarak görmekten
vazgeçiniz. Türkiye Cumhuriyeti seksen yıldır var, TÜBİTAK da kırk yıldır var.
Siz, milat falan değilsiniz; bu alışkanlığınızdan, bu saplantılarınızdan lütfen
vazgeçiniz. Aksi halde, bakın, bu gibi konularda olduğu gibi, inat ve ısrarla
çalışmalarınızı sürdürüyorsunuz ve zaman zaman sonuç alamıyorsunuz; çünkü,
yasaya, Anayasaya aykırı davranıyorsunuz, sonunda da dönüp Cumhurbaşkanını
suçlama gereği duyuyorsunuz bazen. Cumhurbaşkanı, sizin Anayasaya aykırı görüş
ve yasa tekliflerinize herhalde onay vermeyecektir; bundan doğal ne olabilir;
ama, lütfen, bunun arkasına da sığınmayınız; çünkü, geçen iki üç gün içerisinde
Cumhurbaşkanlığından yapılan bir açıklamayı da hepimiz okuduk sanıyorum, bu
hükümetimizin gönderdiği 180 yasanın sadece 9 tanesini geri gönderdi, 171
tanesini onayladı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Toparlıyorum
Sayın Başkanım; oyumun rengini de söyleyeceğim.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Akıncı.
Buyurun.
ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - O yüzden,
hükümetlerin çeşitli konularda yanlışlarından dönmesi kötü bir şey değildir,
ayıp bir şey değildir. TÜBİTAK'ın bu özerk niteliğini zedeleyecek siyasal
girişimlerden ve hamlelerden vazgeçmek AKP'yi de küçültmez. Bu yasa önerisinin
geri çekilmesi hepimizin dileğidir; ama, mademki çekilmiyor, AKP İktidarının bu
inat ve ısrarı sürüyor, o zaman Anayasaya aykırılığı tartışılmaz.
Kadrolaşma arzusu ve isteğinin çok berrak
bir biçimde görüldüğü bu girişim karşısında, ben de oyumun rengini
"hayır" olarak vereceğimi belirtiyor, hepinizi sevgi ve saygıyla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Akıncı.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan,
karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz.
BAŞKAN - Arayacağım Sayın Anadol.
Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yetersayısı vardır, tasarının tümü
kabul edilmiştir ve kanunlaşmıştır.
Millî Güvenlik Kurulu ve Millî Güvenlik
Kurulu Genel Sekreterliği Kanununun Bazı Hükümlerinin Yürürlükten
Kaldırılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa
Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.
4. - Millî
Güvenlik Kurulu ve Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Kanununun Bazı
Hükümlerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Avrupa Birliği
Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/703) (S. Sayısı : 299) (X)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yerinde.
Hükümet?.. Yerinde.
Komisyon raporu, 299 sıra sayısıyla
bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına söz isteyen Antalya Milletvekili Sayın Tuncay Ercenk;
buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 20 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA TUNCAY ERCENK (Antalya) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tümünüzü, Yüce Meclisi, sevgiyle ve
saygıyla selamlıyorum.
Tasarıyla ilgili görüşlerimi arz etmeye
başlamadan önce, izninizle, iki gün önce dünya kenti Antalyamızda aşırı yağış
nedeniyle meydana gelen sel felaketinden dolayı mağdur olan tüm hemşerilerime
geçmiş olsun dileklerimi özellikle belirtmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, Millî Güvenlik
Kurulu ve Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Kanununun Bazı Hükümlerinin
Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum ve
Anayasa Komisyonları raporları hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
söz almış bulunuyorum.
Getirilen tasarıda, gerekçe olarak, 2945
sayılı Millî Güvenlik Kurulu ve Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği
Kanununun gizlilik öngören bazı hükümlerinin yürürlükten kaldırılması ve
böylece demokratikleşmenin sağlanması ile anılan Anayasa değişiklikleri ve
Ulusal Programın gereklerinin yerine getirilmesi öngörülmektedir.
Yine, tasarının 1 inci maddesinde, 2945
sayılı Millî Güvenlik Kurulu ve Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği
Kanununun "Atamalar Resmî Gazetede yayımlanmaz" hükmünü ihtiva eden
16 ncı maddesinin son fıkrası ile 17 nci maddesinin ikinci fıkrasında geçen
"gizli olup" ibaresi yürürlükten kaldırılmaktadır.
(X) 299 S. Sayılı
Basmayazı tutanağa eklidir.
Bu tasarı -bizim de katıldığımız gibi-
kamu yaşamanın bir kısmında var olan gizliliği ortadan kaldırmayı
amaçlamaktadır ve doğrudur. Çağdaş bir devlet yönetimi anlayışında, demokratik
bir devlet anlayışında, demokratik açılımları sağlamakla görevli yönetim
anlayışında gizliliğe yer yoktur. Bu tür çağdaş yönetimlerde esas olan
şeffaflıktır, açıklıktır, dürüstlüktür. Bu nedenle, tasarıyı olumlu buluyoruz
ve şuna inanıyorum ki, demokratik ve çağdaş ülkelerde, çağdaş devlet, gerek
vatandaşından gerekse anayasal kuruluşlardan hiçbir şey gizlemez, saklamaz.
Bunu yaptığınız anda, zaten, çağdaş olma, çağdaş devlet olma, çağdaş yönetim
olma anlayışına ters düşmüş olursunuz. Devlet yönetiminde gizliliğin ortadan
kaldırılması, vatandaşın devlet yönetimini denetlemesine yararı olur,
vatandaşın devleti denetlemesini öngörür; aynı zamanda, devletin, idarenin,
eylem ve işleminin, hukuk denetimi altında olmasını öngörür. Bu açılardan biz
de tasarıya olumlu bakıyoruz. Gerçekten, gizlilik kavramı çağdaş ve demokratik
bir devlet anlayışına uymaz.
Böylesine çağdaş ve demokratik devlet
anlayışına uymayan bir terimin, bir anlayışın, bir düşüncenin kaldırılması,
Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği içinde dahi olsa, doğru bir
yaklaşımdır; ancak, bu tür gizlilik kavramlarının kaldırılması gerekçesi
incelendiği zaman, şahsen ben isterdim ki, bu gizlilik kavramının ve yasakların
kaldırılması; ayrıca, şeffaflık ve açıklık, Avrupa Birliği Yasalarına uyum
nedeniyle, salt bu açıdan gerçekleştirilmesin. Elbette uygundur, elbette Avrupa
Birliğiyle uyum halinde yaşayacağız, çalışacağız; elbette çağdaş bir seviyede
siyaset yapacağız, devlet yöneteceğiz. Bu açıdan, tasarının gerekçesinin
birinci bölümüne katılmamak mümkün değil.
Kamu kurum ve kuruluşlarında açıklık ve
şeffaflık, olumsuz olarak görülen gizlilik kavramının giderilmesi suretiyle,
yönetilenlerin, yönetenlerin işlem ve faaliyetlerini denetlemesinin sağlanması
düşünceleri çerçevesinde ortaya çıkmıştır. Demokratik ülkelerde idarî iş ve
işlemler ile düzenleyici işlemlerin vatandaşlar tarafından öğrenilmesi
özgürlüğü, temel hak ve hürriyetlerin kullanılması bağlamında, temel haklardan
biri olarak kabul edilmektedir. Böylece, özellikle, düzenleyici işlemlerin
kamuya duyurulması, vatandaşların devlete karşı duyduğu güvenin üst düzeylere
çıkmasını sağlamaktır. Tasarının gerekçesinin birinci paragrafı aynen böyle ve
gerçekten doğrudur.
Şimdi, ikinci paragrafına baktığımız zaman
da, biraz önce söylediğim, Avrupa Birliği Katılım Ortaklığı Belgesinde
düzenlenen gerekçeye uyum sağlamaktan söz edilmektedir. Yani, bunun ötesinde,
bu değişikliklerin yapılmasının temelinde, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin,
toplumunun ve insanının bu denli şeffaf ve açık bir anlayışa, bir yönetim
anlayışına, bir denetleme anlayışına layık olmadığı gibi bir anlayış ortaya
çıkmaktadır. Oysa, biz, uzun yıllardır, Parlamentoda olalım olmayalım, siyaset
yaptığımız dönemlerde, sürekli, kamu yönetiminin, devlet yönetiminin açıklık ve
şeffaflık içinde sürdürülmesi gerektiğine inanmıştık. Türkiye halkı, Türk
vatandaşı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti buna layık bir devlettir, buna layık bir
toplumdur.
Bu gerekçeyi okuduğumuz zaman, bize şöyle
söyleniyor: Sayın milletvekilleri, Avrupa Birliği böyle istiyor, onun için
yapmak durumundayız. Buna katılmak mümkün değil. Bu, Türk toplumunun da
ihtiyacıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devletini yönetmenin de ihtiyacıdır. Böyle
bakmak gerekirdi diye düşünüyorum. Gerekçelerin birincil anlamı, birincil
anlayışı bu olsaydı, öyle sanıyorum ki, tasarı, bizim açımızdan da, Türkiye
Cumhuriyeti açısından da çok önemli bir mesafe kaydedecekti.
Şimdi, Avrupa Birliği uyum yasaları
gündeme gelmemiş olsaydı, toplumun şeffaf bir yönetimle yönetilmesi
düşünülmeyecek miydi?! Eğer Avrupa Birliği uyum yasaları, uyum tartışmaları
gündeme gelmemiş olsaydı, vatandaşın devleti denetleme hakkı olmayacak mıydı?!
Acaba, Avrupa Birliği uyum yasaları gündeme gelmemiş olsaydı, hukukun, devleti,
idareyi denetleme hakkı, denetleme görevi görüşülmeyecek miydi?! Bu çerçeveden
baktığımız zaman, gerekçeyi biraz eksik buluyoruz.
İkinci bir nokta, Millî Güvenlik Kurulu
Genel Sekreterliği Kanununda gizlilik kavramının ortadan kaldırılması. Doğru;
fakat, sadece Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Kanunundaki gizlilik
kavramını kaldırmakla, o ibareyi oradan çıkarmakla Türkiye Cumhuriyeti
Devletinin ve yönetiminin şeffaf ve açık hale geldiğini düşünmek de yanlıştır;
çünkü, öyle sanıyorum ki, yasalarımızda veya uygulamalarımızda bu konuda
üzerinde çalışılması gereken ve kaldırılması gereken daha çok gizlilik
kavramları vardır, gizlilik eylemleri ve işlemleri vardır. Eğer, gerçekten,
açık ve şeffaf bir devlet yönetimini talep ediyorsak; eğer, gerçekten,
vatandaşın devleti denetlemesini istiyorsak; eğer, gerçekten, hukukun
denetlemesini talep ediyorsak, bu konularda mevcut yasalarda ve kurumlardaki
değişiklikleri, gizlilik kavramlarını da ortadan kaldırmak gerekir diye
düşünüyorum.
Bakın, biz, aylar, önce bu konuda bir
noktaya temas ettik. Şimdi, devlet yapısının bir kesiminde gizliliği
kaldıralım, bir kesiminde kalsın; Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği
Kanununda gizlilik ibaresini kaldıralım, ama, Meclis İçtüzüğünde kalsın
anlayışının, samimî bir anlayış içinde değerlendirilmesi mümkün değildir.
Örneğin, İçtüzüğümüzün 105 inci maddesinin son fıkrasında bir değişiklik
yapılması konusunda talebimiz oldu; gizlilikse, orada da gizlilik. Bu son
fıkrada şöyle bir ibare var: "Devlet sırları ile ticarî sırlar, Meclis
araştırması kapsamının dışında kalır." e, Millî Güvenlik Kurulu Genel
Sekreterliği Kanunundaki gizlilik kavramını kaldırıyorsanız, İçtüzüğün 105 inci
maddesinin son fıkrasındaki bu ibareyi de, bu kavramı da, bu anlayışı da
değiştirmek gerekir. Neden değiştirmek gerekir? Ben, devletin, devlette ne
sakladığını, ne gizlediğini gerçekten merak ediyorum. "Açık devlet, dürüst
devlet, şeffaf devlet, temiz devlet temiz toplum" diyorsak, bunun önündeki
engellerin tümünü kaldırmak zorundayız; sadece Millî Güvenlik Kurulu Genel
Sekreterliği Kanunundaki "gizlilik" ibaresini kaldırmakla bu olmaz,
sadece bu ibareyi kaldırmakla şeffaf toplum olmaz, sadece bu ibareyi
kaldırmakla açık, temiz toplum olmaz, temiz devlet yönetimi olmaz. Sadece o
bölümde denetle, burada denetleme, kalsın demek, bu anlayış çifte standarttır.
Burada bir anlaşalım.
Uzun uğraşlardan sonra, bilgi edinme
hakkıyla ilgili kanunu çıkardık. Çok güzel bir kanun tabiî, gerçekten hepimizin
katıldığı ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun da yürekten desteklediği bir
kanun. Acaba işliyor mu?..
HALUK İPEK (Ankara) - Henüz yürürlük
tarihi gelmedi.
TUNCAY ERCENK (Devamla) - Onu da bekleriz,
bekleriz... Bekleyip, göreceğiz onu da.
TELAT KARAPINAR (Ankara) - Önyargılı
olursak, olmuyor...
TUNCAY ERCENK (Devamla) - Vallahi, hep
sabrediyoruz, hep sabrediyoruz...
Bunların hepsi tamam. Şimdi, AKP'li
arkadaşlarım bana biraz kızacaklar sanıyorum; hiç kızmasınlar. Gizlilik, sadece
Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinde değil, İçtüzükte değil;
milletvekili dosyalarında da gizlilik var. Dokunulmazlık ile gizlilik
kavramları iç içe geçmiş. Dokunulmazlığın olduğu yerde gizlilik vardır; eğer,
gizliliği ortadan kaldırmak istiyorsanız, dokunulmazlığı ortadan
kaldıracaksınız. Şimdi, ben, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği
Kanunundaki "gizlilik" ibaresini kaldırarak "Resmî Gazetede
yayımlanmaz" kavramını çıkarıyorum. Neden çıkarıyorum; Millî Güvenlik
Kurulu Genel Sekreterliğinde ne oluyor, ne bitiyor öğrensin vatandaş diye
çıkarıyorum. Peki, dokunulmazlığı neden kaldırmak istiyorum; bir milletvekili
suç işlemiş mi, işlememiş mi -bakın, çok önemli "suç işlemiş"
demiyorum, işlemiş mi, işlememiş mi- beraat mı edecek, mahkûm mu olacak? Ben,
bu gizlilik içerisinde, yargılanmadan, bunu nasıl öğreneceğim; bir milletvekili
çıkıp yargı önünde yargılanmadan, yargıya hesap vermeden?.. Belki aklanacak.
Bunu önlemenin yolu, bunu sağlamanın yolu, o gizliliği sağlayan dokunulmazlığın
kaldırılması. Bunu kaldırırsak, tüm kurumlarda gizlilik kalkar. Burada bir anlaşalım.
Yani, bunu bir klasik, işte, dokunulmazlık kalksın mesajı içinde söylemiyorum;
bu getirilen tasarıyla ilgili, iç içe geçen bir kavram olarak düşünüyorum. Eğer
gizlilik olmayacaksa, eğer şeffaflık olacaksa, açıklık olacaksa, çıksın herkes
yargının önünde aklansın veya mahkûm olsun, ben bileyim onu; niye bunlar
oluyor, ben de öğreneyim, neden bu suç iddia edilmiş. Şimdi, kafalarda bir sürü
soru; acaba, bu suçu işlemiş mi, işlememiş mi?..
Bunu nasıl yapacağız, nasıl sağlayacağız;
yargılanmayla ancak sağlayacağız. Yargılanma nerede olur, aklanma nerede olur;
Meclis komisyonunda aklanma olur mu?! Aklanacaksan, yargıda aklanacaksın. Yani,
bir komisyonda aklamayla, bu iş bitti, aman, ben bir şey yapmamışım demek
yanlış. Eğer yargıya güveniyorsak, yargının doğru karar vereceğine
inanıyorsak... Gerçi, buna aykırı birtakım görüşler var; yargı
siyasallaştırılmıştır deniyor. Onun için, dokunulmazlığı kaldırırsak,
milletvekillerimiz mahkûm olur şeklinde bir tereddüt de var. Peki, sen, seni
buraya gönderen vatandaşı, seçmeni yargıya gönderiyorsun da, güvenmediğin
yargıya vatandaşı teslim ediyorsun da, neden kendin teslim olmuyorsun; neden
kendin yargıya gitmiyorsun?! Bu, çıktığımız zaman soruluyor. Geçen gün, Anayasa
Komisyonunda, Sayın Bulut "vallahi, ben seçim bölgeme gidiyorum, orada
bana, hiç kimse, bu dokunulmazlık ne oluyor arkadaş falan diye sormuyor"
dedi. Şimdi, ben de seçim bölgeme gidiyorum, ben de gittim ve bana da hiç
kimse, şu Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğindeki "gizlilik"
ibaresini kaldıracak mısınız diye sormadı; ama, şimdi soruyorum; ama, şimdi
kaldırıyorum, bakın; kimse bana bunu sormadı. Yani, birilerinin sorması mı
lazım bir şeylerin kalkması için. Bu, Meclisin önündeki en önemli görevdir, en
birincil görevdir. Eğer gizliliği ortadan kaldırıyorsak, yasakları ortadan
kaldırıyorsak, demokratik, şeffaf, açık bir devlet düzeni düşünüyorsak, çağdaş
bir devlet düzeni düşünüyorsak, öncelikle dokunulmazlıkları kaldıracaksınız;
bunun temel şartı bu.
Değerli arkadaşlarım, devlet yönetmek,
gerçekten kolay iş değil; onu kabul etmek lazım. Biz, AKP Hükümetinin her
olumlu işinde, toplum adına, ülke adına, onun çıkarına ne yapıyorsa, yanında
oluyoruz; bunu hiç inkâr edemezsiniz, hiç inkâr edemezsiniz!.. Yeter ki,
devleti, gerçekten devleti yönetmek için yönetin; yoksa, belirli dünya
görüşlerinin belirli noktalara egemen olması için değil. Toplumla inatlaşma
olmaz, toplumla çekişme olmaz, toplumda gerginlik yaratılmaz. İktidarın görevi,
temsil ettiği toplumun huzurudur, refahıdır; onu ekonomik, siyasal ve toplumsal
açıdan, sosyal açıdan belli bir noktaya taşımaktır; onun uygarlık düzeyini,
ekonomik düzeyini yükseltmektir. Bunun da yolu nereden geçer biliyor musunuz;
toplumu gererek değil, toplumu kucaklayarak, toplumla uzlaşarak. Anayasal
kuruluşlarla kavga ederek bir yere varılmaz. Sizin göreviniz bu değil,
iktidarın görevi bu değil. İktidarın görevi, huzuru sağlamak; iktidarın görevi,
uzlaşmak, kucaklamak, herkese eşit bakmak. "Benim çoğunluğum var"
demekle olmaz, "ben bunu getiriyorum; bunu yiyeceksin" demekle olmaz;
"muhalefet ne diyor" demekle olur, "bir de onun görüşünü
alalım" demekle olur. Bir tasarı getiriyorsunuz; işte "10 000
öğrenci" diyorsunuz, "Kur'an kursları yönetmeliği" diyorsunuz,
"tezkere" diyorsunuz, "Kıbrıs" diyorsunuz, çeşitli
konularda görüşler geliyor. Ee, peki, toplumun bütün kesimleri bu konuda ne
düşünüyor acaba? Bu konuda, böyle, biraz duyarlı, dikkatli, devlet yönetimine
uygun, kucaklayıcı, hoşgörülü bir anlayışla yaklaşırsanız, sorunları
çözersiniz.
Biz burada bunları söylerken, size karşı
"aman efendim bunlarla olmaz" değil, "eğer bunlar olursa çok
daha iyi olur" diyoruz. Niye birtakım sorunlar hiç gereği yokken
tartışmaya açılıyor; hiç gereği yokken birtakım konular gündeme getiriliyor;
toplumun hassas olduğu konularda özellikle gerginliğe yol açacak değiştirmeler,
düzenlemeler bu Meclisin önüne getiriliyor; gerek yok. Çoğunluğunuz var. Bu
ülke de, size, tam yetkiyi vermiş. Muhalefeti de kucaklayın, toplumu da kucaklayın.
İnsanların hassas olduğu konularda dikkatli olun; biz de yardım edelim,
ediyoruz. Bakın, gizliliği kaldırın diyorsunuz, kaldırıyoruz. Biz de sizden
rica ediyoruz; şu dokunulmazlığı bir kaldırıverin, fazla bir şey yok. Gizliliği
kaldıracaksak, böyle olacak.
Değerli arkadaşlarım, iktidarların görevi,
uzlaşarak sorunları çözmektir, kucaklayarak sorunları çözmektir. Bakın,
iktidar, mevcut sorunu çözecek; bizimle birlikte çözecek, toplumla birlikte
çözecek.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Ercenk, konuşmanızı
toparlar mısınız.
Buyurun.
TUNCAY ERCENK (Devamla) - Biraz önce
belirtmiş olduğum sorunları çözecek olan iktidar, sorunun tarafı olmaz. Sorunun
tarafı oldunuz mu, sorunu çözemezsiniz. Sorunu çözmekle görevli ve yetkili
olanlar, sorunun tarafı olmaz; sorunu çözer. Yani, biraz önce, Sayın Erdöl,
konuşmasında "adam gibi Başbakan" dedi, doğru; "Başbakan gibi
adam" dedi, doğru; ama, bu devleti de adam gibi yönetmek lazım.
Hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ercenk.
Tasarının tümü üzerinde, AK Parti Grubu
adına Adana Milletvekili Ayhan Zeynep Tekin; buyurun. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA AYHAN ZEYNEP TEKİN
(Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Güvenlik Kurulu ve Millî
Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesi
hakkındaki yasa tasarısı konusunda AK Parti Grubunun görüşlerini Yüce
Kurulunuza sunmak üzere huzurunuzda bulunuyorum; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Asıl konuya geçmeden önce, CHP'li
milletvekili arkadaşlarımdan öğrendiğim kadarıyla, hiç alakasız bazı konulara
girmek istiyorum "Başbakana güvenmemek" gibi... Yani, bu, akıl kârı
değil; değil Türkiye'nin, dünyanın güvendiği bir lidere, bizim güvenmememiz
gibi şanssızlığımız olabilir mi?! Dünyanın güvendiği bir lider diyorum.
Bir de, her çıkan arkadaş, temcit pilavı
gibi, dokunulmazlıktan bahsediyor; maddelerin arkasına sığınarak, yürütme
maddesinde bile. Oy miktarını her defasında söylememe gerek yok ki, her hafta
sonu Adana'ya gidiyorum; ben kulaklarıma mı inanayım size mi inanayım;
"helal olsun size, oylarımız helal olsun" diyen vatandaşlara mı
güveneyim. Lütfen, bu gerçekleri görelim. Hemşerim, ağabeyim, hocam Sayın Özdil
de bizim yöremizde bu lafları çok duyanlardan biridir; bunu çok iyi biliyorum.
Hani önceleri derlerdi ya "ellerim kırılsaydı da oy vermeseydim."
Şimdi "28 Mart bir gelse de, biz de oylarımızı size versek" diyorlar;
biliyor musunuz. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) O
müjdeli günü bekliyorlar, CHP'li sayın milletvekili arkadaşlarım.
Hakikaten, hepsi tek tek birbirinden
değerli milletvekili arkadaşlarımı ben de çok seviyorum. Nedense, bu kürsünün
başına geldiklerinde, çok farklı şeyler
söylüyorlar. Lütfen, bunları söylemekten vazgeçelim de, bize
"bilgisiz" demekten vazgeçin de; bilgili ve cesur olduğumuz için bizi
buraya taşıyan vatandaşlara -bize değil, onlara- hür iradesiyle bizi buraya
taşıyanlara hakaret etmekten vazgeçin. Bu kürsüden, özellikle bu konu için,
ben, vatandaşlar adına, sizden söz istiyorum.
Ben Adana'ya gittiğimde, diğer bir
arkadaşım Samsun'a gittiğinde, diğer bir arkadaşım Gaziantep'e gittiğinde,
diğer bir arkadaşım Konya'ya gittiğinde, inanın, hepimizi aynı şekilde
kucaklıyorlar "ne zaman geleceksiniz, sizi özledik" diyorlar. Kaldı
ki, son zamanlarda, biz, birçok dükkânın vitrininde "buraya
milletvekilleri giremez" birçok taksinin üzerinde "milletvekili
binemez" yazılarıyla karşılaşmıştık; hamdolsun Rabbimize, bize bugünleri
gösterdi.
Gelin, siz de, ülke yönetimi için yola
çıkmış bu kardeşlerinizi destekleyin; çünkü, sizler de çok değerli
insanlarsınız. Birlik ve beraberlik içerisinde hareket edelim derken,
arkasından, hukuku bilmezliğimizi söylüyorsunuz, dokunulmazlığı söylüyorsunuz;
yeter artık, bunları birbirimize söylemeyelim. Ben, yeni bir milletvekiliyim,
böyle olmak istemiyorum; sizi de böyle görmek istemiyorum. Teşekkür ederim. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
Şimdi, asıl konuya, sizden daha çabuk
geliyorum. Görüştüğümüz tasarı, Türk mevzuatının Avrupa Birliği müktesebatına
uyumu çerçevesinde çıkarmakta olduğumuz çok sayıda yasadan biridir; fakat, biz,
bu tasarıyı, sadece -biraz önce sayın milletvekilimizin de söylediği gibi-
Avrupa Birliği müktesebatına uyumun bir gereği olarak değil, aynı zamanda,
partimizin devlet anlayışının gereği olarak görüyoruz. Partimizin devlet
anlayışı, insan ekseni etrafında şekillenmektedir. Devlet, o devleti oluşturan
vatandaşlarına hizmet için vardır.
Gizlilik konusunda ise, AK Partinin görüşü
şudur: Kamu güvenliği veya kişinin özel hayatının mahremiyetinin korunması gibi
nedenlerle, bazı bilgi ve işlemlerin gizli tutulması, pek tabiî ki gerekebilir.
Partimiz, bu gizliliğe uyulmasında azamî itinanın gösterilmesi gerektiğine
inanmaktadır ve aldığı önlemler de bu yöndedir. Örneğin, Millî Güvenlik Kurulu
Yasasının 19 uncu maddesinde yapılan değişiklik, bu amaçla
gerçekleştirilmiştir. Söz konusu 19 uncu madde, hatırladığımız kadarıyla
şöyleydi: "Bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk
tüzelkişileri, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğine gerekli olan, açık ve
her derecede gizli bilgi ve belgeleri, sürekli veya istenildiğinde vermek
zorundadırlar." Bu hüküm yürürlükten kaldırılmıştır. Bu sayede, özel hukuk
tüzelkişileri açısından Anayasanın 20 nci maddesinde öngörülen özel hayatın
gizliliği ve 22 nci maddesinde düzenlenen haberleşme hürriyetinin gereklerine
uyum sağlanmıştır; ancak, gizliliğin kapsamını çok geniş tutup olur olmaz her
işi kamu güvenliğini ve çıkarını zedeler nitelikte gören yaklaşıma da karşıyız.
Devletin vatandaşlarına hizmet yolunda yaptıklarını vatandaştan saklamanın bir
mantığı yoktur, bunu sizler de takdir edersiniz. Vatandaş, devletin kendisine
hizmet yolunda yaptıklarını bilmeli, onları izleyebilmeli, ödediği verginin
doğru yere harcanıp harcanmadığı hakkında kanaat edinmeli ve bu kanaatini
yasaların belirlediği çerçeve içinde açıklayabilmelidir. Vatandaşa "senin
için en doğru olanı ben bilirim ve ben uygularım" diyen devlet anlayışı,
partimizin felsefesine uygun düşmemektedir.
Bugün görüştüğümüz yasa tasarısı, Millî
Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin işlevlerinin yeniden tanımlanması
yönündeki çalışmalarımızın devamı niteliğindedir. Hatırlayacağınız üzere, bu
alandaki ilk adım, Anayasanın 118 inci maddesi değiştirilmek suretiyle
atılmıştı. 2001 yılında yapılan bu değişiklikle, Millî Güvenlik Kurulunun
danışma organı niteliği yeniden tanımlanmıştı. Daha sonra, 30 Temmuz 2003
tarihinde yapılan bir yasa değişikliğiyle de, Anayasamızdaki bu değişiklik
yasalarımıza yansıtılmıştır. Yani, Millî Güvenlik Kurulunun ve Millî Güvenlik
Kurulu Genel Sekreterliğinin görevleri ve işleyişi Anayasanın 118 inci
maddesiyle uyumlu hale getirilmiştir. Böylelikle, Millî Güvenlik Kurulu Genel
Sekreterliğine icraî görev ve yetkiler veren hükümler kaldırılmıştır. Şu anda,
Genel Sekreterliğin yapısı, görevleri ve işleyişi, Millî Güvenlik Kurulunun
Anayasada belirtilen danışma organı niteliğiyle uyumlu hale getirilmiştir. Söz
konusu kanunun 15 inci maddesinde yapılan değişiklikle de Millî Güvenlik Kurulu
genel sekreterlerinin atanması usulü yeniden düzenlenmiş ve Genel Sekreterlik
makamına atamanın Başbakanın teklifi ve Cumhurbaşkanının onayıyla yapılması
usulü getirilmiştir. Genelkurmay Başkanının olumlu görüşünün alınması
uygulaması ise, bu atamanın Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları arasında
yapılması durumuna inhisar ettirilmiştir. Bununla güdülen amaç, yürütme erkinin
işlevselliğidir.
Diğer taraftan, kamu kurum ve
kuruluşlarında açıklık ve şeffaflık ilkelerinin egemen kılınması, temel hak ve
hürriyetlerin kullanılması açısından önem arz etmektedir. Nitekim, demokratik
ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine
uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmaları amacıyla bundan kısa
bir süre önce "Bilgi Edinme Kanunu" adıyla bir kanun çıkarılmış
olduğunu hatırlayacaksınız.
Bu mülahazalarla hazırlanan ve şu anda
önümüzde bulunan tasarıyla, Millî Güvenlik Kurulu ve Millî Güvenlik Kurulu
Genel Sekreterliği Kanununun gizlilik öngören bazı hükümlerinin yürürlükten
kaldırılması amaçlanmaktadır. Yasa, yürürlük maddeleri dışında tek maddeden
oluşmaktadır. Bu maddeyle, Millî Güvenlik Kurulu ve Millî Güvenlik Kurulu Genel
Sekreterliği Kanununun 3 ayrı maddesinde değişiklik yapılmaktadır.
Birinci değişiklik, anılan yasanın 16 ncı
maddesinin son fıkrasını yürürlükten kaldırmaktadır. Söz konusu fıkra şöyleydi:
"Atamalar Resmî Gazetede yayımlanmaz." Partimiz, bu hükmün demokratik
bir toplumda geçerli olması gereken açıklık ilkesine aykırı olduğu görüşündedir
ve bu nedenle söz konusu hükmün kaldırılmasını desteklemektedir.
İkinci değişiklik, yasanın 17 nci
maddesinin ikinci fıkrasında geçen "gizli olup" ibaresinin
yürürlükten kaldırılmasını öngörmektedir. Bu ibarenin yer aldığı cümlenin
tamamı şöyledir: "Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin kadroları
gizli olup genel hükümlere göre tespit edilen ekgöstergeleriyle birlikte Genel
Sekreterin teklifi ve Başbakanın onayıyla ihdas edilir veya kaldırılır."
Yapılan değişiklikle, Millî Güvenlik Kurulu kadrolarının gizli kadrolar olma
niteliği ortadan kaldırılmış olmaktadır.
Üçüncü değişiklik, Yasanın 21 inci
maddesindeki "<<gizli>> gizlilik dereceli" ibaresinin
yürürlükten kaldırılmasını öngörmektedir. Bu ibarenin yer aldığı cümlenin
tamamı da şöyledir: "Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin esaslar <<gizli>>
gizlilik dereceli bir yönetmelikle düzenlenir." Yapılan değişiklikle,
yönetmeliğin <<gizli>> gizlilik derecesinde olması kuralı
kaldırılmış olmaktadır.
Bu maddelerde ele alınan işlemlerin
kamuoyundan gizli tutulmasının gerekliliği olmadığı kanısında olduğumuz için bu
değişiklikleri de destekliyoruz.
Yaptığımız Anayasa ve yasa
değişiklikleriyle, bir yandan, Türk toplumu daha açık ve az yasakçı bir toplum
olma yolunda bir merhale daha katetmiş olmakta; öte yandan da, Avrupa Birliği
müktesebatına uyum amacıyla hazırlamış olduğumuz Ulusal Programımızın
gereklerinin yerine getirilmesini öngörmektedir. Bu amaçla sevk edilmiş olan bu
yasa tasarısına AK Parti Grubu olumlu oy verecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
daha iyi günlerde, daha iyi yasalarda buluşmak dileğiyle, hepinizi saygı ve
sevgilerimle selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tekin.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler
tamamlanmıştır.
Tasarının maddelerine geçilmesini...
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Karar
yetersayısının aranılmasını istiyorum.
BAŞKAN - Arayacağım Sayın Anadol.
Tasarının maddelerine geçilmesini
oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım.
Tasarının maddelerine geçilmesini kabul
edenler...
Sayın milletvekilleri, karar yetersayısı yoktur.
Birleşime saat 20.20'ye kadar ara
veriyorum.
Kapanma
Saati : 19.52
DÖRDÜNCÜ
OTURUM
Açılma Saati : 20.20
BAŞKAN : Başkanvekili
Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER : Ahmet
KÜÇÜK (Çanakkale), Mehmet DANİŞ (Çanakkale)
BAŞKAN - 26 ncı Birleşimin Dördüncü
Oturumunu açıyorum.
299 sıra sayılı Kanun tasarısının
müzakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
V. - KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
4. - Millî
Güvenlik Kurulu ve Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Kanununun Bazı
Hükümlerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Avrupa Birliği
Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/703) (S. Sayısı : 299) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yerinde.
Hükümet?.. Yerinde.
Tasarının maddelerine geçilmesinin
oylamasını tekrarlayacağım ve karar yetersayısı arayacağım.
Tasarının maddelerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yetersayısı
vardır, tasarının maddelerine geçilmesi kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi okutuyorum:
MİLLÎ
GÜVENLİK KURULU VE MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ KANUNUNUN BAZI
HÜKÜMLERİNİN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASINA DAİR KANUN TASARISI
MADDE 1. - 9.11.1983 tarihli ve 2945
sayılı Millî Güvenlik Kurulu ve Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği
Kanununun 16 ncı maddesinin son fıkrası, 17 nci maddesinin ikinci fıkrasında
geçen "gizli olup", ibaresi ve 21 inci maddesinin birinci fıkrasında
geçen <<Gizli>> gizlilik dereceli" ibaresi yürürlükten
kaldırılmıştır.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyen?..
Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2.- Bu Kanun yayımı tarihinde
yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyen?..
Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar
Kurulu yürütür.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, bir teşekkür konuşması yapmak
istiyorum.
BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakanım. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Millî
Güvenlik Kurulu ve Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Kanununun Bazı
Hükümlerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Tasarısının müzakerisini
tamamladık ve bu değişikliği, oylarınızla kabul etmiş oldunuz.
Türkiye'de, yönetilenlerin, yönetenlerin
her türlü eylem ve işlemlerinden haberdar olması, şeffaflaşma açısından ve
hesap verebilirlik açısından önemli bir adımdır. Tek maddelik de olsa, yapılmış
olan bu düzenlemenin, demokratik standartlarımızın yükseltilmesi bakımından ne
kadar önemli olduğunun altını çizmek istiyorum. Bu tasarının yasalaşmasına
Anamuhalefet Partisi de -Cumhuriyet Halk Partisi- destek vermiştir. Hükümetim
adına, her iki Gruba da teşekkür ediyorum.
Ancak, Sayın Ercenk, Grubu adına yapmış
olduğu konuşmada "bu yetmez, İçtüzüğün 105 inci maddesinin son fıkrası da
kaldırılsın" diye bir temennide bulundular, hatta, bunun kaldırılması
konusunda bizim istekli olmadığımız anlamına gelen bir değerlendirme de
yaptılar. İçtüzüğün 105 inci maddesinin son fıkrası, ticarî sırlarla ilgili bir
fıkradır.
Bizim, AK Parti olarak, İçtüzükte yapmayı
düşündüğümüz değişikliklerle ilgili hazırladığımız taslakta, 105 inci maddenin
son fıkrasının kaldırılmasıyla ilgili, zaten, bir düzenleme var. Hatta, ben,
İçtüzük değişikliğiyle ilgili yapılmış olan çalışmalar içerisinde bizzat yer
almış ve Grup Başkanvekilimiz Sayın Kapusuz'a vermiştim, Sayın Kapusuz da
Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekillerine vermişti, biz, İçtüzükte, şöyle
şöyle değişiklikler istiyoruz diye. Bu konuda, bizim, Parti olarak, herhangi
bir duraksamamız söz konusu değildir. Kuşkusuz daha başka adımlar da
atılmalıdır. Şu anda, Adalet Bakanlığı "gizlilik" ve "sır"
kavramını açıklayan, buna açıklık getiren ve diğer yasalarda da buna benzer
gizlilik ihtiva eden birtakım yasakları kaldırıcı bir çalışma yapmaktadır;
önümüzdeki günlerde Bakanlar Kuruluna gelecektir, süratle de Türkiye Büyük
Millet Meclisine sevk edeceğiz. Böylece, açıklık, şeffaflık ve yöneticilerin
hesap verebilirliği açısından, inanıyorum ki, ciddî bir çalışma yapmış ve
önemli bir adımı da atmış olacağız.
Şu dönemde, AK Parti İktidarının işbaşında
bulunduğu dönemde, şeffaflaşma ve açıklık bakımından ciddî adımlar atılmıştır;
bunu yok sayamazsınız. İşte, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Tasarısı burada
görüşüldü, yürürlüğe girdi ve vatandaşlarımız, kamunun her türlü tasarrufuyla
ilgili belge ve bilgi isteme hakkını elde etti; bazı istisnalar dışında. O
bakımdan, biz, mutlaka, Türkiye'de açıklık, şeffaflık açısından üzerimize
düşenleri en iyi şekilde yerine getirmenin kararlılığı içerisindeyiz. Bundan
sonra, önünüze bu doğrultuda yasalar da gelecektir.
Ancak, çok sık olarak, dokunulmazlık
konusu, yani, Anayasanın 83 üncü maddesinde yeni bir düzenleme yapma arzusu
özellikle Anamuhalefet Partisi sözcüleri tarafından burada dile
getirilmektedir. Evet, 83 üncü madde yeniden gözden geçirilmeli ve
düzenlenmelidir, 100 üncü madde de yeniden gözden geçirilmelidir; ancak,
geçtiğimiz dönemde -ben, hem 20 nci hem 21 inci Dönemde bu Parlamentoda
bulundum- bu Parlamentonun yapmış olduğu en hayırlı çalışmalardan biri Uzlaşma
Komisyonunun yapmış olduğu çalışmalardır. Nitekim, 3 Ekim 2001 tarihinde
Anayasanın 34 maddesinde değişiklik yapılırken, o komisyonun hazırladığı metin
burada esas alınmıştır. Orada, Anayasanın 83 üncü maddesi de vardı ve madde
83'te değişiklik de yapılmıştı. O komisyonda ben de bulunmuştum. Ancak, bu
madde, burada, gizli oylamada yeterli oy alamamıştı ve paketten düşmüştü.
Uzlaşma Komisyonunun yeniden kurulması, bu
Parlamento döneminde de gündeme geldi. Meclis Başkanvekillerimizden Sayın
Alptekin, bu komisyonun başkanı olarak Sayın Meclis Başkanımız tarafından tayin
edildi. AK Parti Grubu, bu komisyona temsilcisini gönderdi. Şimdi, biz,
Anamuhalefet Partisi olan Cumhuriyet Halk Partisinden, Uzlaşma Komisyonuna bir
an önce temsilcisini vermesini bekliyoruz ki, Anayasanın 83 üncü ve 100 üncü
maddelerinin de içerisinde bulunduğu bir anayasa değişikliği paketini
hazırlayalım ve buraya getirelim. Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarıma
istirham ediyorum; bu Uzlaşma Komisyonuna şu ana kadar, benim bildiğim
kadarıyla, üye verilmedi; bu üyenizi verin. Burada, Anayasanın, hem 83 üncü hem
de 100 üncü maddelerini yeniden gözden geçirelim ve dokunulmazlıkla ilgili
konuşmayalım, iş yapalım, bunu da istismar etmeyelim. (AK Parti sıralarından
alkışlar) Kaldı ki, bu konu sürekli gündeme geldikçe, bizi dinleyenler, yahu,
bu Parlamento, herhalde, suçlularla dolu diye düşünüyor.
HALUK KOÇ (Samsun) - Herhalde biraz
öyle...
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Yahu, bakın, geçtiğimiz dönemde bu Parlamentoda
olup da şimdi olmayan 500 milletvekili var; bana söyler misiniz allahaşkına,
kaçı cezaevindedir, kaçı yargılanıyor? Bu Parlamentoya ve milletvekilliği
müessesine de, lütfen, bu kadar gölge düşürmeyelim. Siyasî nedenlerle, siyasî
gerekçelerle şu Parlamentonun saygınlığına lütfen gölge düşürmeyelim.
Ben sordum; şu anda da, sanıyorum, 106,
107 tane dokunulmazlık dosyası var. Bunların suçları nedir dedim; büyük bir
çoğunluğu, seçim suçları; 240 -hukukçu arkadaşlar bilirler, birçoğunuz kamu
kuruluşlarında görev yaparak geldiniz- 241, anahtar maddedir, her şeye uyar. O
bakımdan, tabiî ki, bunların süratle karma komisyonda görüşülmesi; ya dönem
sonuna ertelenir ya dokunulmazlığın kaldırılmasına karar verilir. Bu konuyla
ilgili de karma komisyon, üzerine düşeni kuşkusuz yapacaktır; ama, bu konu,
istismar edilecek bir konu değildir.
Gelin, 83 üncü maddeyle ilgili, 100 üncü
maddeyle ilgili ne varsa... Biz, bu konuda bir çalışma da yaptık. Ben iyi
biliyorum ki, grup başkanvekili arkadaşlarımız, 83 üncü maddede, 100 üncü
maddede ne değişiklik yapacağımızı kâğıda döktü ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna
verdi. Gelin, şu Uzlaşma Komisyonunu yeniden harekete geçirelim ve bu konuda
adımlar atalım.
Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Bakanım, teşekkür ediyorum.
HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkanım, Sayın
Bakan teşekkür konuşmasını oldukça farklı bir kapsamda yaptı; ben, burada,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna cevap hakkı doğduğunu düşünüyorum.
Takdirlerinize arz ediyorum efendim.
BAŞKAN - Buyurun Sayın Koç. (CHP
sıralarından alkışlar)
HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; önce, Sayın Başkanın takdirini saygıyla karşıladığımı ifade
etmek istiyorum; kendisine, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına çok teşekkür
ediyorum.
Sayın Bakanımız, şimdi kabul edilen kanun
tasarısıyla ilgili bir teşekkür konuşması yapmak için söz aldılar. Teşekkür
konuşmasının kapsamı çok farklı bir boyutta gelişti ve çok farklı noktalara
kadar ulaştı.
Ben, ifade etmek istiyorum; Sayın Bakanın
sözleri üzerine şunları söyleme ihtiyacı doğmuştur: Değerli arkadaşlarım,
bakın, bekleyen 100 küsur sayıdaki dokunulmazlık dosyası, Anayasa ve Adalet
Karma Komisyonunun daha önceki toplantısında, açık bir İçtüzük ve Anayasa
ihlali yorumu yaptırtabilecek bir şekilde, Sayın Komisyon Başkanı tarafından
engellenmiştir.
Bunların içerisindeki suçların -Sayın
Bakan haklıdır- bir kısmı seçim yasaklarına uymamak, memur kadrosunda işçi
çalıştırmaktır ya da Sayın Sefa Sirmen'le ilgili olarak, deprem sonrasında
doğan acil ihtiyaçlarda, İzmit Büyükşehir Belediyesinde birtakım peyzaj ya da
yeniden yapılandırma çalışmalarında, suç unsuru olabilecek birtakım
noktalardır. Diğer milletvekilleri için de benzer suçlamalar söz konusudur.
Bütün bunlar da dahil olmak üzere... Ama, Sayın Bakan, sadece seçim yasaklarına
-gün battıktan sonra seçim propagandası yapılması şeklindeki- değinerek, olayı,
bence hafifletmek istiyor. Bakın, burada ne gibi suçlar var: Burada zimmet var;
burada evrakta tahrifat var; burada, çok farklı boyutlarda kamu suçu olabilecek
birtakım suçlamalar var.
Şimdi, bütün bunları görmezden gelin;
bütün bunları unutalım, geçelim noktasındalar.
BAŞKAN - Sayın Koç, söz sataşma nedeniyle
verilmiştir; toparlarsanız...
HALUK KOÇ (Devamla) - Toparlıyorum Sayın
Başkan, takdirinizi suiistimal etmeyeceğim.
Yalnız, şunu da ifade etmek istiyorum: Bir
başka savunma noktanız daha "efendim, Uzlaşma Komisyonu var, Uzlaşma
Komisyonuna Cumhuriyet Halk Partisi üye verse de bütün bunları
görüşsek..." Bu, çok sığ bir yaklaşım. Neden diyeceksiniz...
CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Hakikaten,
neden üye vermiyorsunuz?!
HALUK KOÇ (Devamla) - Bakın, çok partinin
bulunduğu dönemde, bu parti grupları tarafından, anayasa değişikliklerinin bir
uzlaşma zemininde buluşturulması için Uzlaşma Komisyonuna başvurulmuştur; bir
İçtüzük hükmü değildir. Nitekim, 169 ve 170 inci maddeleri içeren Orman
Kanununda, sizler, allahaşkına, Uzlaşma Komisyonunu topladınız mı; yoksa,
direkt, dayatarak mı getirdiniz bu maddeleri?!
Değerli arkadaşlarım, gerçekçi olun. Eğer,
samimiyseniz... Biz, bıkmayacağız söylemekten.
Bakın, siz, acil eylem planında, bir yılda
kalkacak dediniz; artık, on yıl geçse de kaldıramazsınız bu dokunulmazlıkları.
Gerçekler ortada; acil eylem planı, artık, acil mazeret bildirme planına
dönüştü. Bunu, takdirlerinize sunuyorum.
Bir Sayın Bakanın, buradaki teşekkür
konuşmasını bu şekilde başka bir kapsama çekmesini de yadırgadığımı ifade
ediyorum.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Koç.
Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu
Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun müzakeresine başlıyoruz.
5. - Kamu
Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(1/692) (S.Sayısı: 302) (X)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yerinde.
Hükümet?.. Yerinde.
Komisyon raporu, 302 sıra sayısıyla
bastırılıp, dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde, AK Parti Grubu
adına, Ankara Milletvekili Sayın Bülent Gedikli söz istemiştir.
Buyurun Sayın Gedikli. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 20 dakikadır.
AK PARTİ GRUBU ADINA BÜLENT GEDİKLİ
(Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol
Kanunu Tasarısı hakkında, AK Parti Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere söz
almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle vurgulamak istediğim husus, bu
tasarının kamu malî yönetimi tarihi açısından ne ifade ettiğidir. Bu tasarı,
harcama reformunun ilk ve esaslı ayağını teşkil ediyor. Hepiniz biliyorsunuz,
biz, daha önce, Meclis gündemine vergi reformunu almıştık ve vergi reformunu da
kamuoyuna üç aşamalı olarak takdim etmiştik. Öncelikle malî milat
kaldırılmıştı, arkasından Vergi Barışı Kanunu yürürlüğe girmişti ve akabinde
de, vergi reformuyla ilgili olarak, geleceğe dönük birtakım adımlar atmaya
başlamıştık ve bunların da önemli bir kısmı tamamlanmıştı. Şimdi, önümüzde,
vergi reformuyla ilgili birkaç adım daha var; bunların da ilki, enflasyon
muhasebesidir. Bu da, komisyonda görüşüldükten sonra Genel Kurula gelecek.
(X) 302 S. Sayılı
Basmayazı tutanağa eklidir.
Vergi reformuyla birlikte harcama
reformundan bahsetmemin nedeni, mükelleflerin, vatandaşlarımızın, vermiş
oldukları vergilerin öncelikle nereye sarf edildiği hakkında bilgi sahibi olmak
istemesidir. Biliyorsunuz, devlet olarak, biz, vergi topluyoruz. Vergiyi
topladıktan sonra, kamu kurumları, bunları bir şekilde kullanıyor, bu
kaynakları birtakım yerlere sarf ediyor, bu harcamaları yapıyor. Bu
harcamalarla ilgili olarak vermiş oldukları bazı hesaplar var, yapılmış olan
bazı denetimler var. Bunların hepsini bir arada, birlikte ele aldığımız zaman,
daha önce, yürürlükte olan 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu -Genel Muhasebe
Kanunu- adı altında yürütülen, birtakım klasik malî işlemler ve uygulamalar
etrafında devam etmekte olan bir bütün söz konusuydu. Şimdi, bu tasarıyla
beraber, artık, çok önemli bazı değişiklikler gündeme geliyor. Zaten, onun
için, buna, harcama reformunun ilk adımıdır diyoruz.
Buradaki hedeflerden bir tanesi de, bir
zihniyet değişimini, kamu hizmetinin yapılmasındaki bir anlayış değişikliğini
de gündeme getirebilmektir. Burada yapılmak istenilen iş, sadece, harcamaların
sınıflandırılması, kamu kurumları itibariyle nereye sarf edildiğinin
belirlenmesi, bunların denetim usulleri değil; burada yapılmak istenilen şey,
kamu hizmeti verirken, kamu kurumlarında bir anlayış değişikliğini nasıl
oluşturabiliriz, daha kaliteli bir kamu hizmetini nasıl verebiliriz, bu
anlayışı oluşturabilecek düzenlemeleri yapmaktır. Bütün bu anlayışı
oluşturabilmek için, görüşmekte olduğumuz Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu
Tasarısını gündeme getirmiş bulunuyoruz.
Bu tasarı, komisyona, yani, Plan ve Bütçe
Komisyonuna geldi, geneli hakkında görüşmeler yapıldı; fakat, akabinde,
altkomisyona sevk edilmesine karar verildi. 7 milletvekili arkadaşımızın
oluşturduğu altkomisyon tarafından -ki, başkanlığını da ben yapmıştım- üç
günlük, geceli gündüzlü, son derece yoğun bir çalışma daha yürütüldü. Esasen,
bu tasarı, daha önce -birkaç yıl boyunca, sürekli olarak gündemdeydi- ele
alındı, zaten, belli bir noktaya gelmişti, olgunlaşmıştı; ancak, bu altkomisyon
çalışmaları sırasında biraz daha olgun hale getirildi. Orada yapılan çalışmalar
dolayısıyla -gerçekten de olağanüstü bir çaba olduğunu söyleyebilirim-
iktidarıyla muhalefetiyle, komisyonda görev alan bütün üye arkadaşlarımıza,
ben, buradan, teşekkür etmek istiyorum.
1050 sayılı Kanun, 1927 yılında çıkmış bir
kanun. Bu kanun, neredeyse, cumhuriyetle yaşıt bir kanun, gerçekte de, son
derece iyi dizayn edilmiş bir kanun ve yürürlükte olduğu dönem boyunca da,
aslında, ihtiyaçlara cevap verebilmiş bir kanun; ancak, hem dünyada hem
Türkiye'de meydana gelen bazı değişiklikler -malî yönetim anlayışındaki
değişiklikler, yönetim anlayışındaki değişiklikler- artık, bu kanunla devam
edemeyeceğimizi de ortaya koymuştu; dolayısıyla, 1050 sayılı Kanunda bazı
eksiklikler, yetersizlikler meydana gelmeye başlamıştı. Ben, bunlardan
birkaçına değinmek istiyorum.
Biliyorsunuz, özellikle, beş yıllık plan,
yıllık program ve bütçe arasındaki ilişkilerde kopukluklar söz konusuydu; yani,
plan hedefleri ile program hedefleri, bütçe hedefleri arasında tutarsızlıklar
söz konusu olabiliyordu. Bu, bir yetersizlik teşkil ediyordu, gerekli ve
yeterli bir bağ kurulamıyordu.
Bir başka husus; bütçe kapsamları son
derece dar bir hale gelmişti, hatta parçalanmış bir bütçe yapısı söz konusu
idi. İşte, genel bütçeli kuruluşlar dediğimiz kuruluşlar ayrı, fonlar ayrı,
dönersermaye işletmeleri ayrı, bağımsız bütçeli kuruluşlar ayrı, her biri ayrı
ayrı ve dağınık bir durumdaydı; dolayısıyla, bu da, bütçenin hazırlanması ve
uygulanması bakımından birçok yetersizlikler gösteriyordu.
Yine, orta ve uzun vadeli bir hedef
anlayışı söz konusu değildi. Muhasebe ve bütçe kodlamasında yetersizlikler söz
konusu idi. Kayıtdışı bütçe işlemleri fazlasıyla söz konusu olmaya başlamıştı.
Bunu Sayıştay'ın hazırlamış olduğu raporlarda görmek mümkündü; âdeta bütçe
içerisinde yürütülen işlemler yanında, bütçe dışında, kayıtdışı olarak
yürütülen birçok işlem de söz konusuydu, ki, bunun miktarları, bazen, bütçenin
boyutlarını da bulabiliyordu. Bunlar Sayıştay raporlarında yer alan hususlar.
Yine, bizim göremediğimiz bir şey daha
vardı; o da, yapılan işlerin derecesi, gerçekleşme durumu hakkındaki bilgi.
Bunu da görme imkânı, bu kanun çerçevesinde söz konusu değildi. Dolayısıyla, bu
yetersizliği giderecek tarzda, yeni bir kamu malî yönetimi anlayışının, yeni
bir malî yönetim zihniyetinin ortaya mutlaka konulması gerekiyordu. Bu
tasarıyla da, aslında, yapılmak istenilen husus budur.
Peki, bu tasarı ne getiriyor, nasıl bir
yeni anlayış sağlıyor, kamuda verimliliği artıracak ne gibi hususlar içeriyor;
bu konu üzerinde bir miktar durmak istiyorum. Bugüne kadar, kamu yönetiminde,
aslında, veri üretiliyordu; ama, bilgi üretilmiyordu; yani, sadece, birtakım
istatistiklerin ortaya konulması, bazı verilerin ortaya konulması, bilgi
anlamına gelmiyor. Bir kamu hizmetinin, kamu idaresinin mutlaka bilgi de
üretmesi gerekiyor, ki, bunu yapabilecek bir anlayış getiriyor bu kanun
tasarısı.
Bu kanun tasarısının getirdiği bir başka
husus; artık, girdi odaklı değil de, sonuç odaklı bir hizmet anlayışı söz
konusu. Burada kastetmek istediğim şey şu: Bugüne kadarki bütçe anlayışında
geçerli olan husus şuydu: Biz, kamu idaresine, kamu kurumuna belli bir miktar
parayı veriyoruz ödenek adı altında; diyoruz ki, bu 1 trilyon lirayla işte şu
şu şu işleri yap. Bu 1 trilyon lirayla da işte şunları şunları alabilirsin, şu
kadar personel kullanabilirsin, şu kadar malzeme kullanabilirsin, şu kadar
demirbaş kullanabilirsin, şu kadar taşıt alabilirsin... Bütün bunları biz bütçe
içerisinde tasnif ediyorduk ve ondan sonra da bu ödenekler dahilinde işlem
yapılmış mı yapılmamış mı, sadece bunları inceliyorduk ki, buna uygunluk
denetimi deniliyordu. Yani, bir anlamda, sadece, kamu kurumlarının kullanmış
oldukları girdileri sorgulayan bir bütçe anlayışı vardı. Şimdi, bu tasarıyla,
işte, artık, sadece bununla da yetinilmiyor; bunun üzerine, bu girdilerle
birlikte, sen ne ürettin, ortaya nasıl bir kamu hizmeti koydun, ortaya konulan
bu kamu hizmetinden vatandaş memnun kaldı mı?.. Bütün bunların sorgulaması da
artık yapılıyor. Yani, kamu idaresi olarak size teslim ettiğimiz girdilerle,
malzemeyle, taşıtla, personelle nasıl bir hizmet ürettiniz?.. Bütün bunların
sorgulamasını yapacak temel bir kanun tasarısı bu.
Bunu somut anlamda şöyle ifade edebilirim:
Karayollarını ele alalım örneğin. Karayolları, bu tasarıyla beraber, bundan
sonra, artık, hedeflerini ortaya koyacak; diyecek ki, Ben, Türkiye'nin şu
bölgelerinde şu türde yollar yapacağım ve şu kadar kilometre yol yapacağım.
Bütün bunları, başlangıçta, biraz sonra değineceğim stratejik planlar
çerçevesinde ortaya koyacak. Ondan sonra, yıl sonunda bütçe sorgulaması
yapılırken, bu kurumların bu hedeflerine ne ölçüde yaklaştıkları, bu
hedeflerini ne ölçüde gerçekleştirdikleri de artık Mecliste sorgulama konusu
yapılacak. Bu hedefler eğer yeterli ölçüde gerçekleşmemişse, bu hedeflere
ulaşılamamışsa, bunun sebepleri araştırılacak.
Tabiî, bir başka husus da şudur: Her zaman
hedeflere ulaşmış olmak, aslında, işin neticelendirildiği anlamına gelmiyor.
Diyelim ki, o hedeflere ulaşacak ölçüde bir karayolu yapıldı; ancak, o üretilen
yollardan vatandaş memnun kalmamışsa, yağan ilk yağmurda bu yollar harap
olmuşsa ve birçok tamir ve bakım giderine ihtiyaç duyuyorsa, o zaman o yapılan
işten de hiç kimse memnun kalmayacak demektir. Dolayısıyla, bütün bunların
sorgulamasının yapılabileceği bir anlayış, sistem gündeme geliyor.
Bu, bir anlamda şudur: Aslında, kamu
yönetiminde bilginin, teknolojinin, yönetim anlayışıyla uygulanması demek;
çünkü, bundan sonra, artık, kalkınmanın, belki refahın kaynağı olarak bilginin
ve verimliliğin artırılması esas hedef olmalı. Yani, bilgi ve verimliliğin
artırılmasını, kamu yönetimine bunun uygulanmasını sağlayacak temel bir anlayış
söz konusu oluyor.
Bir başka husus da şu: Kamuda, artık,
harcanan her kuruşun izi takip edilebilecek. Vatandaş, isterse sonuna kadar
-toplanan vergilerden ne kadar para nereye harcanmış, bu nereye gitmiş, yeterli
bir şekilde harcanmış mı- bütün bunların izini takip edebilecek ve bu
sorgulanabilecek. Bu da, kanun tasarısının getirmiş olduğu temel hususlardan
bir tanesidir.
Kanun tasarısındaki bir başka yaklaşımı da
bu noktada özetlemek istiyorum; o da esnek yönetim ve sıkı bir kontrol
anlayışını getiriyor olması. Yani, artık, bir kamu idaresinde yöneticiler daha
esnek yönetim usullerine sahip olacak, parayı teslim aldıktan sonra, ödeneği
teslim aldıktan sonra, orada, bunu eski yöntemlere göre daha kolay
kullanabilecek; ancak, bunların hesabını da, ilgili kurumlara, ilgili birimlere
verecek. Bu amaçla da birtakım müesseseler, yine bu kanun tasarısında
oluşturuluyor.
Bu anlamda, kanun tasarısının getirmiş
olduğu yepyeni bazı kavramlar var, yepyeni bazı terimler var, bunlardan da
biraz bahsetmek istiyorum. Mesela, stratejik yönetim; bugüne kadar pek
kullanılmayan, özellikle kamu yönetiminde kullanılmayan terimlerdir. Vizyon,
misyon gibi kavramlar, orta vadeli malî program gibi kavramlar... Bunlar, kanun
tasarısının getirmiş olduğu yepyeni kavramlardır. Bunların üzerine inşa edilen
bir anlayış, bir kamu yönetimi zihniyeti söz konusudur.
Bu kanun tasarısı, temel hedeflerinden
birisi olarak malî disiplini amaçlıyor. Bu malî disiplini sağlamak için de, ilk
olarak, bütçenin kapsamını genişletiyor. Demin bahsetmiş olduğum bütçelerdeki o
dağınıklığı bir anlamda gideriyor ve bunu yaparkende, esas itibariyle -kanuna
ekli cetvellerden de görülmesi mümkün- 4 ayrı cetvel düzenlenmesi söz konusu.
Bu cetveller de tamamıyla yeni bütçe anlayışına, bütçe sınıflandırmasına uygun
bir anlayış. (I) sayılı cetvelde genel yönetim kapsamındaki bütçeler yer
alıyor, (II) sayılı cetvelde özel bütçeli kuruluşlar yer alıyor, (III) sayılı
cetvelde bağımsız, yani, düzenleyici ve denetleyici kuruluşlar yer alıyor, (IV)
sayılı cetvelde de sosyal güvenlik kurumları dediğimiz kurumlar yer alıyor.
Böylece, 4 cetvel altında değişik kurumların bütçeleri tasnif edilmiş oluyor.
Ancak, bunlardan sosyal güvenlik kurumlarının ve mahallî idarelerin bütçeleri,
Meclis tarafından tabiî ki, hazırlanıp yürütülecek bütçeler değil; bunlarla
ilgili sadece Yüce Meclisimize bilgi sunulması söz konusu olacak, sadece
tahminler sunulacak. İlk 3 cetvelle ilgili bazı düzenlemeler, Mecliste
yürütülecek müzakereler söz konusu olacak.
Yine, bu kapsamda birçok dönersermaye
işletmesi, birçok fon, da artık genel bütçe kapsamına alınıyor, bunların da
tasfiyesi söz konusu. Biliyorsunuz, yıllarca şikâyet edilmiş konulardan
birisidir bu da. Bunlar da, artık, belli bir süre içerisinde, belli bir takvim
dahilinde tasfiyeye tabi tutuluyor.
Malî disiplini sağlama anlamında, yine,
bütçe hazırlık süreci daha etkin hale getiriliyor.Takvim, önceki duruma göre
daha öne çekiliyor, hazırlıklar çok daha erken başlayacak artık ve
kurumlararası işbirliği ve koordinasyonu sağlama anlamında yeni düzenlemeler
yapılıyor. Plan, program ve bütçe arasındaki ilişkiler de burada daha sağlam
bir şekilde kuruluyor.
Yine, malî disiplini sağlama anlamında
ödeneküstü harcamalar ve kamu zararı durumunda müeyyideler söz konusu olacak.
Yani, yıllarca, biliyorsunuz, ödeneküstü harcamalar söz konusu oldu, Mecliste
sürekli olarak ekbütçeler gündeme geldi, hatta, tamamlayıcı bütçeler gündeme
geldi, hedefler ile gerçekleşmeler arasında çok büyük sapmalar oldu. Bazen,
yılbaşında 100 birimlik bir bütçe hazırladık -geçmiş yılları kastediyorum- ama,
140 - 150 birimlik bütçelerle yılı tamamladık. Böyle bir ortamda da, malî
disiplin olmadığı bir ortamda da ekonomik istikrar diye bir kavram, herhalde,
mümkün değil. Eğer ekonomik istikrarı hedefliyorsak, bu malî disiplini mutlaka
sağlamamız gerekiyor.
Yine, malî disiplini sağlayacak şekilde
denetim anlayışı, iç ve dışdenetim olmak üzere ikiye ayrılıyor; yani,
içdenetim, ilgili kamu idarelerinin kendi denetçileri eliyle malî kontrol
sistemlerini oluşturması ve bu sistemi sürekli sorgulamaları anlamına geliyor.
Dışdenetimi ise Sayıştay yürütecek. Bunu biz biraz da bağımsız denetim olarak
düşünüyoruz; çünkü, o kamu idareleri, yapmış oldukları harcamaların hesabını,
bir şekilde, kendilerine bağlı olmayan denetim birimlerine de vermek
durumundadır. Bu dışdenetimi de esas
itibariyle Sayıştay yürütecektir.
Bu tasarının temel hedeflerinden ikincisi
de, kurumların kendi hedeflerini artık bundan sonra belirlemeleri ve harcama
önceliklerini tespit etmeleri. Bunu da, aslında, demin bahsettiğim bu yeni
kavramlar etrafında izah etmemiz gerekirse, bundan sonra, artık, "orta
vadeli malî program", "orta vadeli malî plan" dediğimiz yepyeni
düzenlemeler gündeme geliyor. Program, Devlet Planlama Teşkilatı tarafından,
orta vadeli malî plan da -ki, üç yıllık bir süreci içerecek bunlar- Maliye
Bakanlığı tarafından hazırlanacak ve her kurum, her kamu idaresi, bu orta
vadeli program çerçevesinde yıllık stratejik planını hazırlayacak, yıllık
bütçesini hazırlayacak.
Burada, stratejik plandan kastedilen şey,
o kurumların hedeflerini artık somut olarak, performans göstergeleri dediğimiz
yöntemlerle belirlemeleri ve bu çerçevede de stratejilerini, o hizmet
anlayışını ortaya koymaları, vizyonlarını ve misyonlarını tanımlamaları
anlamına geliyor.
Yine, bu kurumların her biri bir ödenek
tavanı belirleyecek ve bu ödenek tavanlarının aşılması da mümkün olmayacak; bu
çerçevede hizmet üretecek.
Bu tasarının üçüncü bir temel hedefi,
harcamaların daha etkin ve verimli yapılmasıdır. Bu amaçla da kamu idarelerine
önemli malî yetkiler devrediliyor. Bunlardan birkaç tane örnek vermem
gerekirse; mesela, kurumlar, bundan sonra, kendi kurum ödenekleri arasındaki
aktarmaları, yüzde 5'le sınırlı olmak üzere kendileri yapabilecekler. Bu,
eskiden Maliye Bakanlığının iznine tabiydi; yani, mevcut ödenekleri, yüzde 5'i
aşmamak kaydıyla diğer ödeneklerle değiştirme imkânına, aktarma imkânına
kavuşuyorlar ki, bu, onlara malî yönetimde bir esneklik sağlayacaktır, hizmeti
daha etkin ve verimli üretmelerini sağlayacaktır.
Yine, içkontrol sisteminin kurulması söz
konusu olacak ve bir de bu kamu kurumları faaliyet raporları üretecekler; yani,
başlangıçta ortaya koymuş oldukları hedefleri ne ölçüde gerçekleştirdiklerini
gösteren, eğer gerçekleştirememişlerse bunun niçin böyle olduğunu ortaya koyan
bir faaliyet raporu hazırlayacaklar ve bu faaliyet raporları da kamuoyuna ilan
edilecek, duyurulacak. Dolayısıyla, burada aslında bir bakıma bütün kamu
kurumlarına âdeta bir projektör tutulması söz konusu oluyor. Yani, bunu şöyle
de tabir edebiliriz zannediyorum: Bundan sonra artık sadece ormanı
görmeyeceğiz, ağaçları da tek tek tanıyacağız, göreceğiz. O kamu idarelerinde
ne olduğu çok net bir şekilde görülecek ve orası bir bakıma malî anlamda
aydınlatılmış olacak; yani, paralar nereye harcanıyor ve nasıl bir hizmet
üretiliyor, görülecek.
Bu tasarının getirmiş olduğu dördüncü bir
hedef de şeffaflık ve hesap verme anlayışını sağlıyor olması. Şeffaflık; burada
daha önce değişik kanunlar vesilesiyle yapılmış olan tartışmalarda da ortaya
çıktı, sürekli olarak açıklıktan ve şeffaflıktan bahsedildi. Esas itibariyle bu
tasarı da bu anlayışı ortaya koyan bir yaklaşım sergiliyor. Bu da esas
itibariyle yine faaliyet raporlarının kamuoyuna duyurulması, Sayıştay
tarafından incelenmesi ve değerlendirilmesi, daha sonra da bir rapora
bağlanması şeklinde yürütülecek.
Yine, bu kapsamda olmak üzere malî
istatistikler belli aralıklarla düzenli olarak yayımlanacak, sürekli olarak
kamuoyunun bu verileri izleme imkânı olacak ve burada, tabiî, birtakım bilgiler
özellikle üretilecek.
Yine, devlet borçları ve Hazinenin vermiş
olduğu garantiler kapsamlı olarak cetvellerde yer alacak ve Meclis tarafından
bunların görülmesi sağlanacak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sözlerinizi toparlar mısınız
Sayın Gedikli.
Buyurun.
BÜLENT GEDİKLİ (Devamla) - Yine,
biliyorsunuz, kamu vakıfları ve dernekler tarafından, sürekli olarak -zorunlu
olarak aslında- toplanan bağış ve yardımlar söz konusuydu. Artık, bu tasarı,
bunları bitiriyor ve hatta, müeyyideler de getiriyor. Bu da çok önemli bir
yönüdür bu tasarının. Bundan sonra, zorunlu bir şekilde, kamu hizmetiyle ilişki
kurularak bir bağış ve yardım toplanması, artık, söz konusu olmayacak.
Yine "vergi harcamaları"
dediğimiz, yani, vergi muafiyet ve istisnalarından kaynaklanan birtakım
durumlar var. Biliyorsunuz, vergilerden vazgeçtiğimiz zaman, bunun da bir
maliyeti var; yani, bir vergi muafiyetinin, bir vergi istisnasının bize
getirmiş olduğu bir yük var; bunu da ortaya koyacak cetveller söz konusu
olacak; hatta, bazı teşvik uygulamalarıyla ilgili tafsilatlı, ayrıntılı
bilgilerin, yine, bütçeye ekli cetvellerde yer alması sağlanacak. Dolayısıyla,
kamu kurumlarında yapılacak bütün harcamalar, vazgeçilen vergi gelirleri,
bütünüyle kamuoyu tarafından görülebilecek.
Bu kanun tasarısı, tabiî, Genel Kurulda
görüşülüp kabul edildiği takdirde, ikincil mevzuatın hazırlanması söz konusu
olacaktır. Bu kanun tasarısından sonra birçok rehberin, bazı kılavuzların, bazı
yönetmeliklerin çıkarılması gerekiyor. Bunların da, aslında, çok önemli bir
bölümünün altyapısı hazır vaziyette daha önce ilgili kurumların yapmış olduğu
çalışmalar sonucunda ve bundan sonra, artık, kamuda, bir anlamda, kaliteye
yolculuk başlamış olacak. Yani, bu tasarı, esas itibariyle, kamuda kaliteye
yapılan yolculuğun bir arka planı, bir tabanı gibi; bunu böyle değerlendirebiliriz.
Ben, kanun tasarısının geneli hakkında
sizlere birtakım bilgiler aktardım. Bu kanun tasarısının büyük bir mutabakatla
buradan geçeceğini düşünüyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Gedikli.
Tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına söz isteyen, Trabzon Milletvekili Sayın Mehmet Akif
Hamzaçebi; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 20 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ
(Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Malî Yönetimi ve
Kontrol Kanunu Tasarısı hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini
açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; sözlerime başlamadan önce, hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu
Tasarısı, 1927 yılında çıkarılmış olan
ve o yıldan bu yana, yetmişaltı yıldır kamu malî sistemimizi yönetmekte olan,
yönetiminin çerçevesini çizmekte olan 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanununu
yürürlükten kaldırmaktadır. Söz konusu kanun, 1927 yılında çıkmış olmakla
birlikte, çok az sayıda değişiklikle bugüne kadar gelmiştir. Dönemi için
oldukça ileri bir anlayışı yansıtmakla birlikte, bugün gelmiş olduğumuz
noktada, bizim kamu malî yönetim sistemimizin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak
kalmıştır. Kamu malî yönetim sistemimizin bugünkü durumuna baktığımızda şu
sorunları görüyoruz:
Türkiye Büyük Millet Meclisi, bütçe
hakkını çok dar olarak kullanmaktadır. Halen, sadece genel ve katma bütçe
kanunu tasarıları ile bu idarelerin, yani, genel ve katma bütçeli idarelerin
kesinhesap kanunu tasarıları Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmektedir. Oysa,
gerek bütçeden yardım alan gerekse yardım almasa bile, görmüş olduğu kamu
hizmeti itibariyle veya topladığı gelirler veya kullandığı fonlar itibariyle
kamu yanı ağırlıklı olan çok fazla sayıda kurum vardır. Bunlar, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin denetimi dışında kalmaktadır.
Yine, kamu malî yönetimimiz uyumlu bir
bütün halinde değildir. Malî yönetime ilişkin sorumluluklar, çeşitli bakanlıklar
ve kurumlar arasında parçalanmıştır, dağılmıştır ve bu nedenle de, bütçenin
gerçek sahibi şudur diyebileceğimiz bir birim bulunmamaktadır. Yatırım
bütçesini bir başka kurum yönlendirmektedir, cari bütçeyi bir başka kurum
yönlendirmektedir. Hatta, bütçenin transfer harcamalarını bile bir başka kurum
yönlendirebilmektedir.
Aynı şekilde, saymanlık hizmetleri tek bir
bakanlığın yönetimi altında değildir. Bütün saymanlıklar Maliye Bakanlığının
yönetimi altındayken, bazı saymanlıklarımız, özellikle Hazine Müsteşarlığındaki
saymanlıklarımız Maliye Bakanlığının yönetimi altında değildir.
Harcama öncesi çok katı bir kontrol
sistemi vardır. Hakikaten, bıktırıcı denebilecek ölçüde ve kurumların fon
arayışına gitmesine neden olabilecek bir harcama öncesi kontrol anlayışı
vardır. Fonlar, bu nedenle doğmuştur ve malî disiplinsizliğin nedeni olan bu
fonları da, Türkiye, 2000 yılından itibaren yavaş yavaş kaldırmaya başlamıştır.
Maliye Bakanlığı ile Sayıştayın harcama öncesi kontrol görevleri çok zaman
çakışmaktadır.
Yine, iç malî kontrol sistemi, hukuka
uygunluk denetimi yapmaktadır; yani "harcamalar, yasalara uygun mudur, değil midir" bunun denetimini
yapmaktadır. Bunun ötesinde yapılması gereken, bu harcamalar karşılığında
üretilmesi gereken hizmetler üretilmiş mi, vatandaşın hizmetine sunulmuş mu ve
bu hizmetler, gerçekten o kurumun kendisine tahsis edilen ödenekler
karşılığında üretilmesi gereken miktarda mı üretilmiştir ve vatandaşlar bu
hizmetlerden memnun mudur, mutlu mudur, bunu ölçebilecek, yani, performansı
ölçebilecek, değerlendirebilecek bir bütçe sistemi yoktur. Yine, idarî
sorumluluklar, açık bir şekilde tanımlanmış değildir.
Kamu malî yönetim sistemimizin daha birçok
sorununu saymak mümkün; ancak, temel sorunları ben sizlere bu şekilde
özetleyebilirim.
Bu sorunları gidermek amacıyla ve kamu
maliyesinde performansa dayalı, performansı ölçebilen bir bütçe sistemini
oluşturabilmek amacıyla 57 nci hükümet
döneminde bir tasarı hazırlanmış, "harcama reformu" adı altında
hazırlanan bu tasarı 2002 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk
edilmiştir; ancak, genel seçimler nedeniyle, anılan tasarının yasalaşma olanağı
olmamıştır. 59 uncu hükümet, söz konusu tasarıyı yeni baştan ele alarak,
birtakım düzenlemeler ilave etmek ve anılan eski tasarıdaki bazı hükümleri
değiştirmek suretiyle, bugün görüşmekte olduğumuz tasarıyı Türkiye Büyük Millet
Meclisine getirmiştir.
57 nci hükümetin "harcama
reformu" adı altında giriştiği bu proje, bugünkü şekliyle temel bazı
konularda çok olumlu düzenlemeler getiriyor olmakla birlikte, gerçekte, reform
olma özelliğine maalesef sahip değildir. Biraz önce sözünü ettiğim sorunların
bir kısmını çözebiliyor, bir kısmına yeni bir anlayış getirebiliyor; ancak,
biraz sonra değineceğim bazı konularda çözüm getirme özelliğinden maalesef
yoksun kalmıştır.
Yapılan değişiklikler, daha çok, kamu malî
yönetim sistemimizin ihtiyaç duyduğu birtakım düzenlemelerin yapılmasından öte,
birtakım kişisel kaygılar veya kurumsal çıkarları gözetme uğruna yapıldığı
için, tasarının bazı önemli noktaları maalesef zayıf kalmış, bunlar, kamu malî
yönetiminde ileride sorun yaratabilecek nitelikte olmuştur.
Sonuçta, bu tasarı, çok temel bazı
konularda olumlu düzenlemeler taşımakla birlikte, bazı konularda da,
yaşadığımız sorunları devam ettirecek bir özelliğe sahip olmuştur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe
Komisyonunun üç gün süren altkomisyon çalışmasında, tasarıya, gerçekten,
Cumhuriyet Halk Partisi olarak son derece olumlu katkılar yapmaya çalıştık.
Yine, Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri olarak, bu tasarının reform
özelliğine yaklaşabilmesi için, aynen altkomisyon çalışmaları sırasında yapmış
olduğumuz katkıyı komisyon çalışmaları sırasında da yapmaktan kaçınmadık;
bunları maddelerde hepiniz göreceksiniz.
Bu tasarının olumlu düzenlemeleri
nelerdir; birkaç noktasına değinmek istiyorum.
Bir kere, bütçenin kapsamı
genişletilmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçe hakkına uygun olarak,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetim alanına girecek harcamaların büyüklüğü
artırılmaktadır, bu büyüklük genişletilmektedir; bu, son derece doğru bir
yaklaşımdır.
Stratejik planlama ve performansa dayalı
bütçeleme sistemine geçilmektedir; bu da son derece olumludur.
Kamuda muhasebe birliği sağlanmaktadır.
Sayıştay denetiminin kapsamı
genişletilmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçe hakkına uygun olarak
bütçenin kapsamı genişletilince, doğal olarak, Sayıştayın denetim kapsamı da
genişletilmektedir.
Yine, kamu malî yönetiminde saydamlığı
sağlayacak temel bazı düzenlemeler yapılmaktadır.
Tasarı, bu olumlu yanları yanında,
maalesef, biraz önce genel olarak sözünü ettiğim konularda birtakım
eksikliklere, olumsuzluklara sahiptir. Bunları, çok kısaca, sizlerin
dikkatlerine sunmak istiyorum.
Tasarı, uluslararası ve Avrupa Birliği
uygulamalarına aykırı olarak, fiilen yaratılan yatırım cari bütçe ayırımını
resmîleştirmekte, bütçenin sahipliği konusunda önemli riskleri beraberinde
getirmekte ve şu ana kadar yatırım cari bütçesinin kopuk olmasının yarattığı
malî disiplinsizliği sürdürücü düzenlemeler içermektedir.
Bütçe nakit ve borçlanma yönetiminde
bütünselliğin sağlanması için herhangi bir düzenleme öngörülmemektedir.
Kamu malî yönetimi konusundaki yetki
dağınıklığı giderilmediğinden, tasarının getirdiği olumlu müesseselerin başarı
şansı da düşmektedir.
Taslakla, muhasebe sistemi konusunda ikili
yapının devamına izin verilmektedir. Genel bütçeye dahil bütün saymanlıklar
Maliye Bakanlığı tarafından yönetilirken, Hazine Müsteşarlığına bağlı 3
saymanlık, yine anılan Müsteşarlığa bağlı kalmaya devam etmektedir. Bu tür bir
uygulama hiçbir ülkede bulunmadığı gibi, devlet muhasebe sisteminin yönetiminde
bugüne kadar yaşanan uyumsuzluğun sürmesine meydan verilmektedir.
Oluşturulan bütçe ve denetim sistemi,
herhangi bir güvence mekanizmasına sahip değildir. Tasarıda, Maliye Bakanına,
oluşturulan malî yönetim ve iç kontrol sistemlerini gözetleme sorumluluğu
verilirken, bu sorumluluğun yerine getirilmesini sağlayacak gerçekçi araçlara
sahip olması önlenmektedir.
Tasarıyı Anayasa yönünden
değerlendirdiğimizde, şöyle bir durum ortaya çıkmaktadır: Hepinizin bildiği
gibi, bütçe gibi çok temel bir yasanın temel kuralları Anayasada
düzenlenmiştir. Yine, Anayasamıza göre, genel ve katma bütçeli idarelerin bütçe
kanun tasarıları, Türkiye Büyük Millet Meclisine, malî yılın başlamasından
belli bir süre önce gönderilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde bunlar
görüşülmeye başlanır. Anayasa, genel ve katma bütçeli idarelerin bütçelerinden
söz etmektedir; oysa, bu tasarıyla, katma bütçe uygulamasına son verilmektedir,
genel bütçenin yanında "özel bütçe" adı altında yeni bir bütçe türü
oluşturulmaktadır. Yine, Anayasada sözü edilen "merkezî idare"
kavramıyla bağlantılı olmaksızın, uluslararası sınıflamalardan hareketle, genel
ve özel bütçe kapsamındaki idarelerle, düzenleyici ve denetleyici kurumların
bütçelerinden oluşan bir merkezî yönetim bütçesi oluşturulmaktadır. Anılan
bütçe tanımları, bütçe tasnifleri uygundur. Bunlarda, malî yönetim açısından
herhangi bir sorun yoktur; ancak, doğru olan, bütçe gibi temel bir yasaya
ilişkin düzenlemelerin, bu düzenlemelerdeki değişikliklerin Anayasada
yapılmasıdır. Bu temel hükümlerin Anayasada da ifadesini bulması, son derece
uygun olacaktır.
Yine, tasarının 5 inci maddesinin (e)
bendiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, bütçe hakkına uygun olarak, kamu
yatırım programının proje bazında dağılımını gösteren bir taslağın bütçeyle
birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilmesi söz konusuydu; ancak,
altkomisyon çalışmaları sırasında benimsenen bu hüküm, daha sonra, komisyon
çalışmaları sırasında tasarı metninden çıkarıldı. Biz, bu düzenlemeyi de,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçe hakkının sapması olarak, bütçe hakkından
vazgeçmesi olarak değerlendiriyoruz. Böylesi önemli bir belgenin, kamu yatırım
projelerinden oluşan programın, ödenek bazındaki dağılımını gösteren bu
programın Türkiye Büyük Millet Meclisine bütçeyle beraber sunulması son derece
uygun olacaktır.
Yine, kamu malî yönetim ve kontrol
sisteminde, tasarı, üst yöneticilere odaklı bir sorumluluk sistemi
geliştirmiştir. Halen, 1050 sayılı Kanuna göre, muhasebe sistemine dayalı
bugünkü çerçevede sorumluluk tamamen bakanlara ait bulunmaktadır ve
Anayasamızın 112 nci maddesine göre de bakanlar, kendi bakanlıklarındaki bütün
işlemlerden dolayı Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı siyasî olarak
sorumludurlar. Anayasamız böylesi bir sorumluluk anlayışını çizmiştir; ancak, bu
tasarı bu anlayıştan bir miktar uzaklaşmıştır. Plan ve Bütçe Komisyonu
çalışmaları sırasında üst yöneticilerin sorumluluğu ile siyasîlerin, bakanların
sorumluluğunu paralel kılmaya yönelik, daha doğrusu üst yönetici sorumlu olduğu
halde bakanın sorumlu olmadığı bazı konuları da tasarıya yansıtmak suretiyle
Anayasayla önemli ölçüde paralellik sağlanmaya çalışılmışsa da tam bir
paralelliğin olduğunu söylemek mümkün değildir.
Yine tasarıda, biraz önce geneli üzerinde
konuşurken sözünü ettiğim bir konu vardı, Maliye Bakanlığına tüm harcama
sisteminin genel gözetim sorumluluğu verilirken, Maliye Bakanının veya Maliye
Bakanlığının bu sorumluluğu yerine getirecek gerekli araçlara sahip olmadığını
söylemiştim.
Tasarının ilgili maddelerinde bu tip
düzenlemeler var, bu amaca yönelik bazı düzenlemeler var; ancak, bunların da
yeterli olmadığı görülecektir.
Avrupa Birliği, özellikle bu konuda her
aday ülkede veya her üye ülkede birtakım şartlar aramaktadır ve artık,
yolsuzlukla mücadele veya yolsuzluğun önlenmesi de, kamu malî yönetiminin bir
unsuru olarak tanımlanmaktadır. Sadece harcama öncesi kontrol, gerek harcama
öncesinde gerek harcama sonrasında performans denetimi, bütün bunlar tamam;
ama, bunun yanında, yolsuzluğun önlenmesi de bu malî yönetimin sağlayacağı bir
sonuç olmalıdır. Bu malî yönetim sistemi, yolsuzluğu önleyecek bir yapıya sahip
olmalıdır. Eğer bu yapıya sahip değilse, bu sistem eksik demektir.
Avrupa Birliği, her aday ve üye ülkede,
kendi komisyonu bünyesinde yer alan, Avrupa Yolsuzlukla Mücadele Birimi olan
OLAF'a benzer bir birimin muhatabı olacak bir organın belirlenmesini
istemektedir. Bu gereklilik, Avrupa Komisyonunca bu yıl kabul edilen Katılım
Ortaklığı Belgesi ile ülkemizin kabul ettiği Ulusal Programın malî kontrol
kısmında açıkça yer almıştır.
Kurulan malî kontrol sistemi, tümüyle yeni
bir sistemdir, uygulamaya girmiş değildir, 1.1.2005 tarihinde bu sistem
uygulamaya intikal edecektir. Bu nedenle de, henüz test edilmiş değildir, nasıl
bir sonuç göstereceğini bilemiyoruz. Tabiî ki, bekleniyor ki, bekliyoruz ki, bu
sistem olumlu sonuçlar verecektir; ancak, olumlu sonucu nasıl göreceğiz, ne
zaman göreceğiz, bu henüz ortada yok. Sonucu gördüğümüz zaman, bunun yaratacağı
eksiklikleri de görmüş olacağız.
Bu nedenle de, henüz daha uygulamaya
girmemiş, intikal etmemiş, başarı şansı test edilmemiş bir sistemin uygulanması
sırasında, Maliye Bakanına, bir genel kontrol yetkisinin bu tasarıyla verilmesi
gerekirdi; ancak, bu tasarıda o yaklaşımı, maalesef göremiyoruz. Maliye
Bakanına, sistemin gözetleyicisi olarak, malî kontrol sisteminde oluşacak
zaafların giderilmesi ve yolsuzlukla mücadele amacıyla yetki ve görev verilmesi
gereklidir. Bunun kullanımının da herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmaması
gerekir. Nitekim, Avrupa Birliği de, Maliye Bakanlığına bu tür bir yetkinin
verilmesinden yanadır.
Maddenin hükümet tasarısından önceki
şekillerinde, 57 nci hükümet tasarısında ve diğer versiyonlarında Maliye
Bakanlığına yönelik herhangi bir sınırlama yer almamışken, bu durum, Avrupa
Birliği tarafından da kabul edilmişken, bugün görüşmekte olduğumuz bu tasarıda
bu anlayıştan uzaklaşılmış ve Maliye Bakanlığının bu konudaki yetkisi çeşitli
sınırlamalara tabi tutulmuştur.
Değerli arkadaşlar, Kamu Malî Yönetimi ve
Kontrol Kanunu Tasarısının bir harcama reformu olmasını arzu ederdik. Harcama
reformunun ilk adımı, 57 nci hükümet döneminde çıkarılmış olan Kamu İhale
Kanunudur. Bu yasa, kamu ihalelerini yeni bir esasa, objektif bir esasa, saydam
bir yapıya kavuşturan bir yasadır. Bu tasarı, onun ikinci adımıdır; ancak,
belirttiğim noktadaki eksiklikler, belirttiğim noktadaki hükümet yaklaşımının
zaafları ve zayıflıkları, bu tasarıyı bir harcama reformu niteliğinden
uzaklaştırmıştır. Yine de, yapmış olduğu temel bazı konulardaki olumlu
düzenlemelerin olumlu sonuç vermesini umar, bu vesileyle, hepinizi, saygıyla
selamlarım. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın
Hamzaçebi.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler
tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi okutuyorum:
KAMU MALÎ
YÖNETİMİ VE KONTROL KANUNU TASARISI
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam ve Tanımlar
Amaç
MADDE 1.- Bu Kanunun amacı, kalkınma
planları ve programlarda yer alan politika ve hedefler doğrultusunda kamu
kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve
kullanılmasını, hesap verebilirliği ve malî saydamlığı sağlamak üzere, kamu
malî yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını,
uygulanmasını, tüm malî işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve
malî kontrolü düzenlemektir.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Oğuz Oyan; buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarının 1927 yılından
bu yana yürürlükte olan çok temel bir malî kanunu değiştiren, dolayısıyla,
bugün burada olduğundan daha fazla ilgiyi hak etmesi gereken bir tasarı
olduğunu belirtmekle söze başlamak istiyorum.
Böylesine bir tasarının 48 saat geçmeden
Genel Kurula indirilmesi, Parlamentomuzun bu konudaki ciddiyetine halel
getirecek bir durumdur; çünkü, böylesine önemli ve Türkiye'nin bundan sonraki
on yıllarını belirleyecek bir tasarının bu kadar aceleye getirilmesinin ne gibi
gerekçelere dayandığını anlamak gerçekten zor. Bunun arkasında bir IMF
baskısının olduğunu, bir yeni gözden geçirmenin yapısal ölçütlerinden biri
olarak bunun ileriye sürüldüğünü tahmin edebiliriz; ama, burada, önümüze gelen
tasarının, yine de, Parlamentomuzun hiç olmazsa ilgili komisyonunda, bir
altkomisyona daha fazla zaman verilerek pişirilmesi, olgunlaştırılması ve bunun
milletvekilleri tarafından hazmedilmesinden sonra bu teknik düzenlemenin burada
tartışılıyor olması gerekirdi.
Değerli arkadaşlarım, bakınız, bugün, bir
YÖK Yasasını, birkaç ayda bitirelim diye iktidarınız önümüze getiriyor; oysa,
Avrupa Birliği, 1998'deki Bolonya Deklarasyonundan sonra -1998'de Bakanlar
Kurulunda aynı deklarasyon yapılmış- 2010'a kadar, Avrupa Birliği, kendi
üniversiter sistemini yeniden düzenleme süresini tayin etmiştir; yani, on
yıldan fazla bir süre, Avrupa Birliğinin üniversite reformuna ayırdığı süredir.
Bunu çok bulabiliriz; ama, hiç olmazsa bir yıl böyle bir konu tartışmaya
açılmalı ve eksiği gediği kapatılmalıdır.
Şimdi, burada, bir de ilginç olan bir şey
var. IMF'ye söz verildiği için belki aceleye getiriliyor; ama, tasarı, mevcut
haliyle, aslında bir yasak savma tasarısı da. Yani, IMF'ye söz verildiği için
alelacele hazırlanmış; ama, mevcut yapı içerisinde, bize bugün önerilen bu
tasarı içerisinde, bütün sistem içi kurumların, özellikle Maliye Bakanlığı, DPT
Müsteşarlığı gibi kurumların mevcut pozisyonlarını kaybetmeden, değiştirmeden,
sanki bir şeyler yapılıyormuş izlenimini vermeye yönelik bir tasarıdır bu.
Madde 9'a bakarsanız, kurumların yetki
kullanımı yerine -ki, esasta, kurumların yetkisi kaynak kullanımının performans
ölçümü üzerine oluşmalıdır- orada, hâlâ Maliye Bakanlığı, DPT'nin, sürekli
olarak sistem içerisine müdahil olduğunu görürsünüz. Birazdan değineceğim 10
uncu maddede ve diğer maddelerde de benzer şeyler var.
Değerli arkadaşlarım, görüşmekte olduğumuz
tasarı, hesap verme sorumluluğu, stratejik plan, performans ölçümü, saydamlık,
iç ve dış denetim gibi, kamu yönetimi ilkeleri üzerine inşa edilmeye
çalışılıyor; güzel, bu tılsımlı sözcükleri kullanıyor; ama, tasarı, bu haliyle
yasalaştığı takdirde, çok büyük sorunlara neden olacaktır.
Bir kere, her şeyden önce bu kavramların
doğru bir şekilde kavranılmadığını, bu tasarı içerisinde görüyoruz. Kavramlar
hatalı bir şekilde kullanılınca da, buradan ortaya çıkacak sistemin hatasız
olması mümkün değildir. Hesap verme sorumluluğu eğer doğru bir şekilde dizayn
edilmiş olsaydı, burada, birçok başka unsurun tasarı içerisinde olması
gerekirdi. Tasarının performans denetimi ve performansın raporlanması
konularına yaklaşımı hatalıdır, eksik bilgilere dayalıdır, aynı şekilde,
denetimle ilgili düzenlemeler, genel kabul görmüş denetim standartlarına uygun
değildir.
Değerli arkadaşlarım, bu tasarıyı
hazırlayanlar, nasıl bir sistem değişikliğine gidildiğinden ve ne kadar büyük
sorunlarla karşı karşıya kalınacağından habersiz görünüyorlar. Hesap verme
sorumluluğu, stratejik plan, performans ölçümü, saydamlık gibi kavramlar,
telaffuzu kolay; ama, hayata geçirilmesi güç kavramlardır. Performans bütçesi
hazırlamak, başlıbaşına büyük bir iştir; bir şey yapmak yerine bir şey
yapıyormuş gibi yapmıyorsak, gerçekten çok büyük bir iştir.
Bakın, ben size, hesap verme sorumluluğu
üzerine bir tanım vereyim: Hesap verme sorumluluğu, kendisine yetki verilen
yetkililerin ve kaynak tahsis edilen yetkililerin, bu yetkileri ve kaynakları
ne kadar iyi kullandıklarını raporlama, sergileme sorumluluğu olarak
tanımlanabilir. Kamu kaynaklarının iyi kullanılıp kullanılmadığının, yani
verimli, etkin ve tutumlu bir şekilde kullanılıp kullanılmadığının üzerinde bir
kanaate ulaşmak istiyorsak, performans ölçümü yapılması gerekiyor. Bir başka
ifadeyle, hesap verme sorumluluğu, en iyi şekilde, performansın ölçülmesiyle ve
performans ölçümü sonucu ortaya çıkacak performans bilgilerinin raporlanmasıyla
yerine getirilebilir. Performans ölçümleri ile stratejik planlar ve performans
bütçe arasında çok sıkı bir bağlantı vardır.
Başka ülkelerin deneyimleri, oluşturulan
sistem içerisinde bu mekanizmaların nasıl işlediğini bize gösteriyor. Bakın,
örnek vereyim: Kurumlar, uzun dönemli stratejik planlar çerçevesinde,
vizyonlarını, misyonlarını -bu kelimeler var bu tasarıda; ama, anlamları
kayarak- amaçlarını, hedeflerini ve performans hedeflerini belirlerler. Ayrıca,
kurumlar, belirledikleri amaç ve hedeflerine ulaşmak için, yıllık performans
planları geliştirmekte, amaç ve hedefleri ne ölçüde gerçekleştirdiklerini
değerlendirmek için, performans ölçüm rejimi oluşturmaktadırlar. Oluşturulan
performans ölçüm rejimi içerisinde program, faaliyet veya projelerle ilgili
girdileri, çıktıları, sonuçları, hizmet kalitesini ve maliyetleri içeren
performans göstergeleri seti oluşmaktadır. Bu set aracılığıyla, amaç ve
hedeflere ne ölçüde ulaşıldığını değerlendirmeye elverişli performans bilgileri
elde edilmekte ve ulaşılan performans raporları aracılığıyla yayımlanmaktadır.
Demek ki, hesap verme sorumluluğu, elde
edilen, ulaşılan sonuçların raporlanması yoluyla yerine getirilmekte, böylece
başarı ya da başarısızlık açık ve saydam bir şekilde sergilenmektedir.
Oluşturulan bu yapı içerisinde, bakanların ve kurum yöneticilerinin hesap verme
sorumluluğu, yürütülen faaliyet, program ya da projelerle ilgili amaç ve
hedeflerin gerçekleşme derecesine göre değerlendirilmektedir. Uygulamada
kimlerin, nelerden dolayı hesap verme sorumluluğu içinde olduğu, bazı
tartışmalar yaratabiliyor; ama, genel kabul gören uygulama şudur: Yöneticilerin
-örneğin müsteşar, genel müdür ve benzerlerinin- hesap verme sorumluluğunun
çıktılarla sınırlı olduğu, yani, outputs denilen çıktılarla sınırlı olduğu;
müsteşarların, bakanlara karşı, belli çıktılar elde etmekten dolayı hesap
vermekle sorumlu olabilecekleri; ancak, sonuçlarla, yani, outcomes denilen
sonuçlarla ilgili hesap verme sorumluluğunun ise bakanlara ait olduğu ve
bakanların, parlamentoya karşı, belli sonuçların elde edilmesinden dolayı hesap
verme sorumluluğunun olduğu yolundadır.
Örnek vereyim: Diyelim ki, çocuk
ölümlerini yüzde 1 oranında azaltmak istiyorsunuz. Bakan, bu konuda, bütçesi
görüşülürken parlamentoya bu taahhüdü verir, bunun yetkisini ve kaynaklarını
alır. Aldığı yetki ve kaynak karşılığında bu taahhüdü verir; ben, çocuk
ölümlerini yüzde 1 azaltacağım... Peki, araçları nedir; diyelim, araçlardan bir
tanesi aşılama sistemi olsun. Müsteşar, o aşılama sisteminin, diyelim 1 000 000
çocuğa aşı yapılacağı konusundaki taahhüdünü kendi bakanına verir, bununla
ilgili sorumluluğunu bakanına karşı yerine getirir. Peki, bütün bunlar, bu
tasarıda herhangi bir şekilde düzenleniyor mu; hayır. Yani, ölçülebilir
taahhütlere dayalı performans denetimleri, bu tasarıda ne yazık ki düzenlenmemiştir.
Bakanların, sonuçlardan dolayı
parlamentoya karşı hesap verme sorumluluğunu yerine getirebilmesi,
parlamentonun tahsis ettiği kaynaklara karşılık ne tür sonuçlar elde etmeyi
taahhüt ettiğini beyan etmesine, yani, ölçülebilir hedefler belirlenmesine
bağlıdır. Benzer şekilde, üst yöneticilerin hesap verme sorumluluğunu yerine
getirebilmeleri de, kendilerine tahsis edilen kaynakların ve verilen yetkilerin
karşılığında nasıl bir performans sergileyeceklerini beyan etmelerine, yani,
ölçülebilir performans hedeflerini belirlemelerine bağlıdır. Hesap verme
sorumluluğu, bu karşılıklı taahhüt ve beklentiler çerçevesinde yerine
getirilmekte, performans ölçümlerine dayalı performans raporları aracılığıyla,
bu sorumluluğu ne şekilde yerine getirdiği sergilenmektedir.
Peki, tasarı buna yer veriyor mu? Tasarı,
bu mekanizmaları görmezden gelmektedir. Tasarının 8 inci maddesinde, tanımı
yapılan hesap verme sorumluluğu anlayışı ile bizim burada anlattığımız hesap
verme sorumluluğu arasında bir benzerlik kurulamamaktadır ne yazık ki.
Dolayısıyla, bu tasarı, bu haliyle, ölü doğmuş bir tasarı olmaktadır. Bakınız,
ölçülemeyen durumlarda dahi dolaylı kanıtlara başvurulmaktadır. Diyelim ki,
performans kriterlerini geliştiremiyorsunuz, o zaman, performans göstergelerine
başvuruluyor. Dolaylı ya da doğrudan göstergeler, genellikle dolaylı
göstergeler... Bir örnek verelim: Uyuşturucu kullanımını azaltmak hedefi
güdüyorsunuz. Burada somut, ölçülebilir ölçütler, eğer, geliştiremiyorsanız...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Oyan, şahsınız adına da söz
talebinde bulunduğunuz için, buyurun.
Konuşma süreniz 5 dakikadır.
OĞUZ OYAN (Devamla) - Eğer, doğrudan,
ölçülebilir bir göstergeniz yoksa, dolaylı gösterge; yani, sokakta satılan
uyuşturucunun fiyatının yükselmesi, uyuşturucuya karşı mücadelenin etkin bir
şekilde yapıldığının bir dolaylı göstergesi olarak alınmakta ve başarı
performansı olarak sistem içinde olmaktadır; yani, buna benzer birçok dolaylı
gösterge de performans göstergesi olarak sistem içinde yer alabilmektedir.
Bu tasarının denetimle ilişkili
maddelerinde de ciddî sıkıntılar vardır. Örneğin, madde 68'e baktığımız zaman,
dışdenetimi düzenleyen maddede ilginç ifadelere yer verildiği görülüyor. Bunun
dördüncü fıkrasında, denetimler sonucunda düzenlenen raporların idareler
itibariyle konsolide edilebileceği gibi, birtakım, dünya uygulamasında yer
almayan anlamsız ifadelere ya da uygulamalara yer verildiği görülmektedir.
Denetim burada ikiye ayrılmaktadır; malî
ve performans denetimi diye, dışdenetim kuruluşları için. Oysa, malî denetim,
her yıl bütün işlemler itibariyle yapılan bir denetim olmakla birlikte,
performans denetimi, seçilerek yapılan ve her yıl her işlem için yapılmayan bir
denetim türüdür; yani, burada iki farklı denetimi konsolide etmek, farklı
metodolojileri olan denetimleri konsolide etmek nasıl bir şeydir acaba; biz,
bunu bu tasarıdan anlayabilmiş, bunun nasıl yürüyeceğini çıkarabilmiş değiliz.
Keza, madde 71'de kamu zararı kavramı
içinde yapılan tanımlamalar, maddenin özellikle (f) bendine bakarsak, bu da,
dünyada görülmemiş bir düzenleme ortaya çıkarıyor; burada şu söyleniyor:
"Kamu kaynakları ile yükümlülüklerinin iyi yönetilmemesi,
değerlendirilmemesi, korunmaması veya kullanılmaması suretiyle özkaynağın
azalması" gibi bir konu tazmin konusu kapsamına giriyor. Dünyada böyle bir
uygulama yok. Performans denetimi dediğimiz zaman burada olay şudur: Siz, performans
denetimi konusunda... Burada dışdenetim kurumu, diyelim Sayıştay, topladığı
kanıtlarla ne yapacaktır; oradaki kurumun yöneticisini, yaptığı işlemin hatalı
olduğu konusunda ikna edecektir, bununla ilgili raporlamasını yapacaktır;
gerekçelerini, önlemlerini belirtecektir ve bunu, Meclise, Parlamentoya sunacaktır.
Meclis, bu kanıtlar üzerinden, uygun görüyorsa, ilgili yöneticiyi ve ilgili
bakanı eleştirecektir, bu önerilere kulak vermesini isteyecektir. Eğer,
yapmazsa, bunlar yerine getirilmezse, ya ödeneklerini kısacak ya o ödeneği, o
işlem için, o faaliyet için bütününü ortadan kaldıracak ya da başarısız
yönetici işini kaybedecektir; bu, bakan için de geçerlidir. Bakan, başarısız
olduğu için ya da başarısızlıkta devam ettiği için görevden alınabilecektir.
Bunun müeyyidesi, bunun yaptırımı budur. Yaptırım, tazminat müessesesi
değildir; performans denetimindeki yaptırım, bu şekilde dünyada çalışmaktadır;
ama, tasarı, bundan da habersiz
görünmekte ve olmadık birtakım uygulamaları, uygulayamayacağı birtakım
uygulamaları da burada gündeme getirmektedir.
Bir başka konuya da, gene bu denetimle
ilişkili olduğu için, değinmekte yarar vardır. Madde 41'de, faaliyet raporları
olarak düzenlenen maddede, normal işleyişte çok uygun olmayan, açıklanamayan
birtakım işleyişler var. Normal işleyiş şudur: Kurumlar hedeflerine ne ölçüde
ulaştıklarını performans raporlarıyla her yıl açıklayabilirler, her kurum kendi
performans raporunu açıklayabilir; ama, bir dışdenetim kurumu, Sayıştay, her
kurumun her faaliyetini, her işlemini her yıl denetleyemez; bu, zaten maddeten
mümkün değildir. O, seçtiği konularda performans denetimi yapacaktır ve bunu,
Parlamentoya sunacaktır; ama, performans denetimi, Sayıştay açısından, her kurum için her yıl yapılan bir işlem
değildir. Peki ne oluyor burada? Maddeye bakıyorsunuz, faaliyet raporlarına, 41
inci maddenin devamına, Maliye Bakanlığı, her yıl malî yıldaki faaliyet
sonuçlarını bir genel faaliyet raporunda topluyor; bu faaliyet raporu da çok
ilginç şeyler içeriyor. Örneğin, buradaki (f) bendine bakarsak "İdarelerin
stratejik planlama ve performans programları uyarınca yürüttükleri faaliyetler
ile belirlenmiş performans kriterlerine göre hedef ve gerçekleşme durumları
hakkında genel değerlendirmeler... Yani, bu, bir kere, Maliye Bakanlığı
tarafından yapılacak, Sayıştaya gönderilecek, Sayıştay da bunu Meclise
yollayacak. Maliye Bakanlığının böyle bir yetkisi, her yıl yapılmayan
performans denetimlerini toplama yetkisi nasıl olacak; yani, kurumların kendi
denetim, kendi performans raporları üzerinden mi yapacak? Bunlar, burada açık
değil ve hatalı bir düzenleme olarak karşımıza çıkıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Oyan.
OĞUZ OYAN (Devamla) - Bu, dünyanın en iyi
sayıştaylarına örnek verilen İngiltere Sayıştayı için de geçerli değil.
İngiltere'de Sayıştay, her yıl 50-55 kadar rapor hazırlar; belirli faaliyet
alanlarıyla sınırlıdır. Her kurumun her faaliyeti gibi bir devasa şeyin
altından hiçbir kurum kalkamaz. Bunu, bu şekilde buraya koymakla şunu yapmış
oluyorsunuz: Ben, her şeyi, her faaliyeti performans denetimiyle yaparım demek,
ben hiçbir şeyi yapmayacağım demektir. Bu, denetimi çok yapıyor gözüküp,
aslında, performans denetiminin içini boşaltmaktır, ondan kaçmaktır.
Dolayısıyla, bu tasarının, ne yazık ki, Türkiye'de, çözdüğünden daha fazla
sorun yaratacak bir tasarı olarak malî literatürümüze geçeceği kanısındayım. O yüzden,
burada -Grup adına konuşmamın peşinden kişisel olarak da söz hakkım olduğu
için- kişisel olarak bu tasarı hakkındaki kaygılarımı dile getirmek istiyorum
ve bunun, burada alelacele tartışılması yerine, derhal çekilip, daha uzun soluklu
bir tartışmaya, incelemeye konu yapılmasını hükümete ve Meclis üyelerimize
önermek istiyorum.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Oyan.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum...
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan,
karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.
BAŞKAN - Arayacağım Sayın Anadol.
Kabul edenler...
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Zaman kaybetmeyin
Sayın Başkan; şu anda olanları sayın, yeni girenleri değil.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, karar
yetersayısı yoktur; birleşime 10 dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati : 21.38
BEŞİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati : 21.48
BAŞKAN :
Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP
ÜYELER : Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)
BAŞKAN - 26 ncı Birleşimin Beşinci
Oturumunu açıyorum.
302 sıra sayılı kanun tasarısının
müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
V. - KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
5. - Kamu
Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(1/692) (S. Sayısı : 302) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.
Tasarının 1 inci maddesinin oylamasını
tekrarlayacağım ve karar yetersayısı arayacağım.
Tasarının 1 inci maddesini oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yetersayısı vardır, kabul
edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum :
Kapsam
MADDE 2.- Bu Kanun, merkezî yönetim
kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahallî idarelerden
oluşan genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin malî yönetim ve kontrolünü
kapsar.
Avrupa Birliği fonları ile yurt içi ve
yurt dışından kamu idarelerine sağlanan kaynakların kullanımı ve kontrolü de
uluslararası anlaşmaların hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bu Kanun Hükümlerine
tâbidir.
Düzenleyici ve denetleyici kurumlar, bu
Kanunun sadece 3, 7, 8, 12, 15, 17, 18, 19, 25, 43, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53,
54, 68 ve 76 ncı maddelerine tâbidir.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler.. Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum:
Tanımlar
MADDE 3.- Münhasıran bu Kanunun
uygulanmasında;
a) Genel yönetim kapsamındaki kamu
idareleri: Uluslararası sınıflandırmalara göre belirlenmiş olan, merkezî yönetim
kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahallî idareleri,
b) Merkezî yönetim kapsamındaki kamu
idareleri: Bu Kanuna ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu
idarelerini,
c) Düzenleyici ve denetleyici kurumlar: Bu
Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde yer alan kurumları,
d) Sosyal güvenlik kurumları: Bu Kanuna
ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan kamu kurumlarını,
e) Mahallî idare: Yetkileri belirli bir
coğrafî alan ve hizmetlerle sınırlı olarak kamusal faaliyet gösteren belediye,
il özel idaresi ve bunların kurdukları birlik ve idareyi,
f) Bütçe: Belirli bir dönemdeki gelir ve
gider tahminleri ile bunların uygulanmasına ilişkin hususları gösteren ve
usulüne uygun olarak yürürlüğe konulan belgeyi,
g) Kamu kaynakları: Borçlanma suretiyle
elde edilen imkânlar dahil kamuya ait gelirler, taşınır ve taşınmazlar,
hesaplarda bulunan para, alacak ve haklar ile her türlü değerleri,
h) Kamu gideri: Kanunlarına dayanılarak
yaptırılan iş, alınan mal ve hizmet bedelleri, sosyal güvenlik katkı payları,
iç ve dış borç faizleri, borçlanma genel giderleri, borçlanma araçlarının
ıskontolu satışından doğan farklar, ekonomik, malî ve sosyal transferler,
verilen bağış ve yardımlar ile diğer giderleri,
i) Kamu geliri: Kanunlarına dayanılarak
toplanan vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay veya benzeri gelirler, faiz,
zam ve ceza gelirleri, taşınır ve taşınmazlardan elde edilen her türlü gelirler
ile hizmet karşılığı elde edilen gelirler, borçlanma araçlarının primli satışı
suretiyle elde edilen gelirler, sosyal güvenlik primi kesintileri, alınan bağış
ve yardımlar ile diğer gelirleri,
j) Özel gelir: Genel bütçe kapsamındaki
idarelerin kamu görevi ve hizmeti dışında ilgili kanunlarında belirtilen
faaliyetlerinden ve fiyatlandırılabilir nitelikteki mal ve hizmet
teslimlerinden sağlanan ve genel bütçede gösterilen gelirleri,
k) Harcama birimi: Kamu idaresi bütçesinde
ödenek tahsis edilen ve harcama yetkisi
bulunan birimi,
l) Kamu malî yönetimi: Kamu kaynaklarının
tanımlanmış standartlara uygun olarak etkili, ekonomik ve verimli
kullanılmasını sağlayacak yasal ve yönetsel sistem ve süreçleri,
m) Malî kontrol: Kamu kaynaklarının
belirlenmiş amaçlar doğrultusunda, ilgili mevzuatla belirlenen kurallara uygun,
etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılmasını sağlamak için
oluşturulan kontrol sistemi ile kurumsal yapı, yöntem ve süreçleri,
n) Stratejik plan: Kamu idarelerinin orta
ve uzun vadeli amaçlarını, temel ilke ve politikalarını, hedef ve
önceliklerini, performans ölçütlerini, bunlara ulaşmak için izlenecek yöntemler
ile kaynak dağılımlarını içeren planı,
o) Malî yıl: Takvim yılını,
İfade eder.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi, ekli cetvellerle birlikte
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
4 üncü maddeyi okutuyorum:
İKİNCİ BÖLÜM
Kamu Maliyesi
Kamu maliyesi
MADDE 4.- Kamu maliyesi; gelirlerin
toplanması, harcamaların yapılması, açıkların finansmanı, kamunun varlık ve
borçları ile diğer yükümlülüklerinin yönetimini kapsar.
Kamu maliyesi, merkezden ve yerinden
yönetim esaslarına göre yürütülür. Kamu idarelerinin görevleri, ilgili
kanunlarında açık olarak belirlenir ve kaynakların dağıtımında esas alınır.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
5 inci maddeyi okutuyorum:
Kamu maliyesinin temel ilkeleri
MADDE 5.- Kamu maliyesinin temel ilkeleri
şunlardır:
a) Kamu malî yönetimi uyumlu bir bütün
olarak oluşturulur ve yürütülür.
b) Kamu maliyesi, kamu görevlilerinin
hesap verebilmelerini sağlayacak şekilde uygulanır.
c) Maliye politikası, makroekonomik ve
sosyal hedefler ile uyumlu bir şekilde oluşturulur ve yürütülür.
d) Kamu malî yönetimi Türkiye Büyük Millet
Meclisinin bütçe hakkına uygun şekilde yürütülür.
e) Kamu malî yönetimi malî disiplini
sağlar.
f) Kamu malî yönetimi ekonomik, malî ve
sosyal etkinliği birlikte sağlayacak şekilde kamusal tercihlerin oluşması için
gerekli ortamı yaratır.
g) Kamu idarelerinin mal ve hizmet üretimi
ile ihtiyaçlarının karşılanmasında, ekonomik veya sosyal verimlilik ilkelerine
uygun olarak maliyet-fayda veya maliyet-etkinlik ile gerekli görülen diğer
ekonomik ve sosyal analizlerin yapılması esastır.
İlgili kanunlardaki hükümler saklı kalmak
kaydıyla, kamu maliyesi ilkelerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar
Maliye Bakanlığınca belirlenir ve izlenir.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
6 ncı maddeyi okutuyorum:
Hazine birliği
MADDE 6.- Merkezî yönetim kapsamındaki
kamu idarelerinin gelir, gider, tahsilat, ödeme, nakit planlaması ve borç
yönetimi Hazine birliğini sağlayacak şekilde yürütülür.
Bu Kanuna ekli I sayılı cetvelde yer alan
kamu idarelerinin tüm gelirleri Hazine veznelerine girer, giderleri bu
veznelerden ödenir. Bu idareler özel vezne açamaz.
Her türlü iç ve dış borçlanma, yurt
dışından hibe alınması, borç ve hibe verilmesi ve bunlara ilişkin geri
ödemeler, Hazine garantileri, Hazine alacakları, nakit yönetimi ve bunlarla
ilgili diğer hususlarda 9.12.1994 tarihli ve 4059 sayılı, 28.3.2002 tarihli ve
4749 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, söz isteyen Adana Milletvekili Sayın Kemal Sağ?.. Yok.
Madde üzerinde 1 adet önerge vardır;
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun tasarısının 6 ncı
maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "...9/12/1994 tarihli ve 4059
sayılı," ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
|
Mehmet Akif Hamzaçebi |
Yakup Kepenek |
Osman Kaptan |
|
|
Trabzon |
Ankara |
Antalya |
|
|
Ali Kemal Kumkumoğlu |
Mehmet Mesut Özakcan |
|
|
|
İstanbul |
Aydın |
|
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ
MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) -
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Sayın önerge sahibi, konuşacak
mısınız?
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Gerekçe
okunsun efendim.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Kanun tasarısının 6 ncı maddesinin üçüncü
fıkrasında her türlü iç ve dış borçlanma, yurt dışından hibe alınması, borç ve
hibe verilmesi ve bunlara ilişkin geri ödemeler, Hazine garantileri, Hazine
alacakları, nakit yönetimi ve bunlarla ilgili diğer hususlarda 4749 sayılı Kamu
Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun hükümlerinin
uygulanacağını, bunun yanı sıra, 4059 sayılı Hazine Müsteşarlığı ile Dış
Ticaret Müsteşarlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun hükümlerinin
uygulanacağı belirtilmektedir. Bu konularda, sadece 4749 sayılı Kanun
hükümlerinin uygulanmasının yeterli olduğu düşünülmektedir. Bu kanun hükümleri,
bu konularda Hazine Müsteşarlığına yetki vermektedir. 4059 sayılı Kanun gerekli
olmadığı halde, ayrıca madde metninde belirtilmiştir. Aynı anlayışla, bu
tasarının birçok maddesine bazı kurum ve kuruluşların teşkilat ve görevlerine
ilişkin kanunları da belirtmek gerekecektir. Bu nedenlerle, yukarıda belirtilen
ibarenin madde metninden çıkarılması gerekmektedir.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
7 nci maddeyi okutuyorum:
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Kamu Kaynağının Kullanılmasının Genel Esasları
Malî saydamlık
MADDE 7. - Her türlü kamu kaynağının elde
edilmesi ve kullanılmasında denetimin sağlanması amacıyla kamuoyu zamanında
bilgilendirilir. Bu amaçla;
a) Görev, yetki ve sorumlulukların açık
olarak tanımlanması,
b) Hükümet politikaları, kalkınma
planları, yıllık programlar, stratejik planlar ile bütçelerin hazırlanması,
yetkili organlarda gö-rüşülmesi, uygulanması ve uygulama sonuçları ile
raporların kamuoyuna açık ve ulaşılabilir olması,
c) Genel yönetim kapsamındaki kamu
idareleri tarafından sağlanan teşvik ve desteklemelerin bir yılı geçmemek üzere
belirli dönemler itibarıyla kamuoyuna açıklanması,
d) Kamu hesaplarının standart bir muhasebe
sistemi ve genel kabul görmüş muhasebe prensiplerine uygun bir muhasebe
düze-nine göre oluşturulması
Zorunludur.
Malî saydamlığın sağlanması için gerekli
düzenlemelerin yapılması ve önlemlerin alınmasından kamu idareleri sorumlu
olup, bu hususlar Maliye Bakanlığınca izlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
8 inci maddeyi okutuyorum:
Hesap verme sorumluluğu
MADDE 8. - Her türlü kamu kaynağının elde
edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili,
ekono-mik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından,
muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için
gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap
vermek zorundadır.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
9 uncu maddeyi okutuyorum:
Stratejik planlama ve performans esaslı
bütçeleme
MADDE 9.- Kamu idareleri, kalkınma planları,
programlar, ilgili mevzuat ve benimsedikleri temel ilkeler çerçevesinde
geleceğe ilişkin misyon ve vizyonlarını oluşturmak, stratejik amaçlar ve ölçülebilir hedefler saptamak, performanslarını
önceden belirlenmiş olan göstergeler doğrultusunda ölçmek ve bu sürecin izleme
ve değerlendirmesini yapmak amacıyla katılımcı yöntemlerle strate-jik plan
hazırlarlar.
Kamu idareleri, kamu hizmetlerinin
istenilen düzeyde ve kalitede sunulabilmesi için bütçeleri ile program ve proje
bazında kay-nak tahsislerini; stratejik planlarına, yıllık amaç ve hedefleri
ile performans göstergelerine dayandırmak zorundadırlar.
Stratejik plan hazırlamakla yükümlü olacak
kamu idarelerinin ve stratejik planlama sürecine ilişkin takvimin tespitine,
stratejik planların kalkınma planı ve programlarla ilişkilendirilmesine yönelik
usul ve esasların belirlenmesine Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı
yetkilidir.
Kamu idareleri bütçelerini, stratejik
planlarında yer alan misyon, vizyon, stratejik amaç ve hedeflerle uyumlu ve
performans e-sasına dayalı olarak hazırlarlar. Kamu idarelerinin bütçelerinin
stratejik planlarda belirlenen performans göstergelerine uygunluğu ve
idarelerin bu çerçevede yürütecekleri faaliyetler ile performans esaslı
bütçelemeye ilişkin diğer hususları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.
Maliye Bakanlığı, Devlet Planlama
Teşkilatı Müsteşarlığı ve ilgili kamu idaresi tarafından birlikte tespit
edilecek olan performans göstergeleri, kuruluşların bütçelerinde yer alır.
Performans denetimleri bu göstergeler çerçevesinde gerçekleştirilir.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
10 uncu maddeyi okutuyorum:
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Bakanların ve Üst Yöneticilerin Hesap Verme
Sorumluluğu
Bakanlar
MADDE 10.- Bakanlar, hükümet politikasının
uygulanması ile bakanlıklarının ve bakanlıklarına bağlı, ilgili ve ilişkili
kuruluşların stratejik planları ile bütçelerinin kalkınma planlarına, yıllık
programlara uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, bu çerçevede diğer
bakanlıklarla koordinasyon ve işbirliğini sağlamaktan sorumludur. Bu
sorumluluk, Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitüleri
için Millî Eğitim Bakanına, mahallî idareler için İçişleri Bakanına aittir.
Bakanlar, kamu kaynaklarının etkili,
ekonomik ve verimli kullanılması konusunda Başbakana ve Türkiye Büyük Millet
Meclisine karşı sorumludurlar.
Bakanlar; idarelerinin amaçları,
hedefleri, stratejileri, varlıkları, yükümlülükleri ve yıllık performans
planları konusunda her malî yılın ilk ayı içinde kamuoyunu bilgilendirirler.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
11 inci maddeyi okutuyorum:
Üst yöneticiler
MADDE 11. - Bakanlıklarda müsteşar, diğer
kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde
belediye başkanı üst yöneticidir. Ancak, Millî Savunma Ba-kanlığında üst
yönetici Bakandır.
Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik
planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıl-lık programlara, kurumun
stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak
hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili,
ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve
kötüye kullanımının ön-lenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin
işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Ka-nunda belirtilen görev ve
sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise
meclislerine karşı sorumludur.
Üst yöneticiler, bu sorumluluğun
gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi, malî kontrol yetkilisi
ve iç denetçiler ile muhasebe yetkilisi aracılığıyla yerine getirirler.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Ka-bul edilmiştir.
12 nci maddeyi okutuyorum:
İKİNCİ KISIM
Kamu İdare Bütçeleri
BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
Bütçe türleri ve kapsamı
MADDE 12. - Genel yönetim kapsamındaki
idarelerin bütçeleri; merkezî yönetim bütçesi, sosyal güvenlik kurumları
bütçeleri ve mahallî idareler bütçeleri olarak hazırlanır ve uygulanır. Kamu
idarelerince bunlar dışında herhangi bir ad altında bütçe oluşturulamaz.
Merkezî yönetim bütçesi, bu Kanuna ekli
(I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan ka-mu idarelerinin bütçelerinden
oluşur.
Genel bütçe, Devlet tüzel kişiliğine dahil
olan ve bu Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerinin
bütçesidir.
Özel bütçe, bir bakanlığa bağlı veya
ilgili olarak belirli bir kamu hizmetini yürütmek ü-zere kurulan, gelir tahsis
edilen, bu gelirlerden harcama yapma yetkisi verilen, kuruluş ve ça-lışma
esasları özel kanunla düzenlenen ve bu Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer
alan her bir kamu idaresinin bütçesidir.
Düzenleyici ve denetleyici kurum bütçesi,
özel kanunlarla kurul, kurum veya üst kurul şeklinde teşkilatlanan ve bu Kanuna
ekli (III) sayılı cetvelde yer alan her bir düzenleyici ve denetleyici kurumun
bütçesidir.
Sosyal güvenlik kurumu bütçesi, sosyal
güvenlik hizmeti sunmak üzere, kanunla kurulan ve bu Kanuna ekli (IV) sayılı
cetvelde yer alan her bir kamu idaresinin bütçesidir.
Mahallî idare bütçesi, mahallî idare
kapsamındaki kamu idarelerinin bütçesidir.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
13 üncü maddeyi okutuyorum:
Bütçe ilkeleri
MADDE 13. - Bütçelerin hazırlanması,
uygulanması ve kontrolünde aşağıdaki ilkelere uyulur:
a) Bütçelerin hazırlanması ve
uygulanmasında, makroekonomik istikrarla birlikte sürdürülebilir kalkınmayı
sağlamak esastır.
b) Kamu idarelerine bütçeyle verilen
harcama yetkisi, kanunlarla düzenlenen görev ve hizmetlerin yerine getirilmesi
amacıyla kullanılır.
c) Bütçeler kalkınma planı ve programlarda
yer alan politika, hedef ve önceliklere uygun şekilde, idarelerin stratejik
planları ile performans ölçütlerine ve fayda-maliyet analizine göre hazırlanır,
uygulanır ve kontrol edilir.
d) Bütçeler, stratejik planlar dikkate
alınarak izleyen iki yılın bütçe tahminleriyle birlikte görüşülür ve
değerlendirilir.
e) Bütçe, hükümetin malî işlemlerinin
kapsamlı ve saydam bir şekilde görünmesini sağlar.
f) Tüm gelir ve giderler gayri safi olarak
bütçelerde gösterilir.
g) Belirli gelirlerin belirli giderlere
tahsis edilmemesi esastır.
h) Bütçelerde gelir ve gider denkliğinin
sağlanması esastır.
i) Bütçeler, ait olduğu yıl başlamadan
önce Türkiye Büyük Millet Meclisi veya yetkili organlarca kabul edilmedikçe
veya onaylanmadıkça uygulanamaz.
j) Bütçelerde, bütçeyi ilgilendirmeyen
hususlara yer verilmez.
k) Bütçeler kurumsal, işlevsel ve ekonomik
sonuçların görülmesini sağlayacak şekilde Maliye Bakanlığınca uluslararası
standartlara uygun olarak belirlenen bir sınıflandırmaya tâbi tutularak
hazırlanır ve uygulanır.
l) Bütçe gelir ve gider tahminleri ile
uygulama sonuçlarının raporlanmasında açıklık, doğruluk ve malî saydamlık esas
alınır.
m) Kamu idarelerinin tüm gelir ve
giderleri bütçelerinde gösterilir.
n) Kamu hizmetleri, bütçelere konulacak
ödeneklerle, mevzuatla belirlenmiş yöntem, ilke ve amaçlara uygun olarak
gerçekleştirilir.
o) Bütçelerde, ödenekler belirli amaçları
gerçekleştirmek üzere tahsis edilir.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
14 üncü maddeyi okutuyorum:
Gelir ve giderleri etkileyecek kanun
tasarıları
MADDE 14. - Merkezî yönetim kapsamındaki
kamu idareleri; kamu gelirlerinin azalmasına veya kamu giderlerinin artmasına
neden olacak ve kamu idarelerini yükümlülük altına sokacak kanun tasarılarının
getireceği malî yükü, ödenek türleri itibarıyla orta vadeli program ve malî
plan çerçevesinde, en az üç yıllık dönem için hesaplar ve tasarılara eklerler.
Sosyal güvenliğe yönelik kanun tasarılarında ise en az yirmi yıllık aktueryal
hesaplara yer verilir. Ayrıca, bu kanun tasarılarına Maliye Bakanlığı ile
ilgisine göre Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı veya Hazine
Müsteşarlığının görüşleri eklenir.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
15 inci maddeyi okutuyorum:
İKİNCİ BÖLÜM
Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu
Merkezî yönetim bütçe kanununun kapsamı
MADDE 15. - Merkezî yönetim bütçe kanunu,
merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelir ve gider tahminlerini
gösteren, bunların uygulanmasına ve yürütülmesine yetki ve izin veren kanundur.
Merkezî yönetim bütçe kanununda; yılı ve
izleyen iki yılın gelir ve gider tahminleri, varsa bütçe açığının veya
fazlasının tutarı, açığın nasıl kapatılacağı veya fazlanın nasıl kullanılacağı,
vergi muafiyeti, istisnası ve indirimleri ile benzeri uygulamalar nedeniyle
vazgeçilen vergi gelirleri, borçlanma ve garanti sınırları, bütçelerin
uygulanmasında tanınacak yetkiler, bağlı cetveller, malî yıl içinde gelir ve
giderlere yönelik olarak uygulanacak ve kısmen veya tamamen uygulanmayacak
hükümler yer alır. Merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin her birinin
gelir-gider tahminleri, merkezî yönetim bütçe kanununda ayrı bölüm veya
cetvellerde gösterilebilir.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
16 ncı maddeyi okutuyorum:
Orta vadeli program, malî plan ve bütçe
hazırlama rehberi
MADDE 16. - Maliye Bakanlığı, merkezî
yönetim bütçe kanunu tasarısının hazırlanmasından ve bu amaçla ilgili kamu
idareleri arasında koordinasyonun sağlanmasından sorumludur.
Merkezî yönetim bütçesinin hazırlanma
süreci, Bakanlar Kurulunun Mayıs ayının sonuna kadar toplanarak kalkınma
planları, stratejik planlar ve genel ekonomik koşulların gerekleri
doğrultusunda makro politikaları, ilkeleri, hedef ve gösterge niteliğindeki
temel ekonomik büyüklükleri de kapsayacak şekilde Devlet Planlama Teşkilatı
Müsteşarlığınca hazırlanan orta vadeli programı kabul etmesiyle başlar. Orta
vadeli program, aynı süre içinde Resmî Gazetede yayımlanır.
Orta vadeli program ile uyumlu olmak
üzere, gelecek üç yıla ilişkin toplam gelir ve gider tahminleri ile birlikte
hedef açık ve borçlanma durumu ile kamu idarelerinin ödenek teklif tavanlarını
içeren ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan orta vadeli malî plan, Haziran
ayının onbeşine kadar Yüksek Planlama Kurulu tarafından karara bağlanır ve
Resmî Gazetede yayımlanır.
Bu doğrultuda, kamu idarelerinin bütçe
tekliflerini ve yatırım programını hazırlama sürecini yönlendirmek üzere; Bütçe
Çağrısı ve eki Bütçe Hazırlama Rehberi Maliye Bakanlığınca, Yatırım Genelgesi
ve eki Yatırım Programı Hazırlama Rehberi ise Devlet Planlama Teşkilatı
Müsteşarlığınca hazırlanarak Haziran ayının sonuna kadar Resmî Gazetede
yayımlanır.
Bütçe Hazırlama Rehberi ile Yatırım
Programı Hazırlama Rehberi, bütçe tekliflerinin hazırlanmasına esas olmak
üzere, kamu idarelerince uyulması gereken genel ilkeleri, nesnel ve ölçülebilir
standartları, hesaplama yöntemlerini, bunlara ilişkin olarak kullanılacak
cetvel ve tablo örneklerini ve diğer bilgileri içerir.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına söz isteyen, Adana Milletvekili Kemal Sağ; buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA KEMAL SAĞ (Adana) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu
Tasarısının 16 ncı maddesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz
almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu madde, Merkezî İdare Bütçe Kanunu
Tasarısının hazırlanma sürecinin başlatılması amacıyla, ilgili kurumların
yapması gereken işlemleri belirtmektedir. Bu çerçevede, bütçe hazırlık
sürecine, DPT Müsteşarlığınca hazırlanacak orta vadeli programın Bakanlar
Kurulunca kabul edilmesi ve Maliye Bakanlığınca hazırlanıp, Yüksek Planlama
Kurulunca kabul edilecek orta vadeli malî planın Resmî Gazetede yayımlanmasıyla
başlanacağı öngörülmüştür.
Bilindiği üzere, bugüne kadar, yıllardan
beri, bütçe kanununun hazırlanmasında Maliye Bakanı inisiyatifi bariz bir
şekilde belliydi. Tasarının 16 ncı maddesinin bu hali, bütçe politikasının
oluşturulmasında Maliye Bakanlığının söz konusu inisiyatifinin önemli ve
ağırlıklı bir bölümünü Devlet Planlama Teşkilatına bırakmaktadır.
Her ne kadar maddenin ilk fıkrasında
"Maliye Bakanı, bütçe görüşmelerinde ve ilgili idareler arasında
koordinasyonu sağlar" hükmü var ise de, maddenin diğer fıkraları,
özellikle, yatırımlar konusunda koordinasyon yetkisini Devlet Planlama
Teşkilatına bırakmaktadır.
Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinde Maliye
Bakanlığının, maliye politikasının hazırlanmasında yardımcı olmak ve maliye
politikasını uygulamak, harcama politikalarının geliştirilmesi ve
uygulanmasıyla, devlet bütçesinin hazırlanması, uygulanması, uygulamanın takibi
ve yönlendirilmesine ilişkin hizmetleri yürütmekle görevli olduğu, yine, aynı
kararnamenin 10 uncu maddesinde de genel bütçeye dahil daireler ile katma
bütçeli kuruluşların bütçe hazırlık çalışmaları sırasında gözönünde
bulunduracakları teknik ilkeleri tespit etmek ve bütçe çalışmalarını koordine
etmek, kuruluşlarca hazırlanan bütçe tekliflerini inceleyerek, bunların
kalkınma planları ve yıllık programlara uygunluğunu sağlamak, teklifleri
konsolide ederek, bütçe kanunu tasarılarını gerekçesiyle birlikte hazırlamak
görev ve yetkilerinin Bütçe ve Malî Kontrol Genel Müdürlüğüne ait olduğu hükme
bağlanmıştır.
DPT Teşkilat ve Görevleri Hakkında 540
sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye bakıldığında, DPT'nin özünde bir danışma
organı olarak öngörüldüğü, bütçe politikasının hazırlanması ve bütçenin
hazırlanmasıyla ilgili ilke ve esasların belirlenmesinde ne DPT Müsteşarlığına
da Yüksek Planlama Kuruluna da herhangi bir yetki ve görev verilmediği
görülmektedir.
Maddenin ikinci fıkrasına göre, merkezî
yönetim bütçesinin hazırlanma süreci, Bakanlar Kurulunun mayıs ayının sonuna
kadar toplanarak kalkınma planları, stratejik planlar ve genel ekonomik
koşulların gerekleri doğrultusunda makro politikaları, ilkeleri, hedef ve
gösterge niteliğindeki temel ekonomik büyüklükleri de dikkate alacak şekilde
Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığınca hazırlanan orta vadeli programları
kabul etmesiyle başlar.
Bu hükümlere baktığımız zaman, madde, bu
haliyle, mevcut mevzuata uygun bir görev ve yetki dağılımını yansıtmadığı gibi,
bütçe politikasındaki uyum sorununu ve karmaşayı daha da artıracak bir nitelik
taşımaktadır.
Yanlış hatırlamıyorsam, uluslararası malî
kuruluşların da, makroekonomik göstergelerin belirlenmesi ve bütçenin
hazırlanmasıyla ilgili çerçevenin birbirinden ayrı tutulmasını içeren bir
ısrarı vardır. Modern bütçe sistemine sahip ülkelerde, bütçe politikasının
hazırlanması ve bütçe hazırlıklarıyla ilgili sürecin yönlendirilmesinde Maliye
Bakanlığının güçlü bir rol oynadığı görülmektedir. Bu durum, zaten, eşyanın
tabiatına da uygundur.
Bu maddeyle, Maliye Bakanlığına muğlak bir
şekilde verilen orta vadeli malî plan yapma yetkisi, gerektiğinde diğer ilgili
kurumlarla istişare etmek ve makroekonomik çerçeve kararıyla kurumların
stratejik planlarını dikkate almak suretiyle, merkezî idareye ilişkin bütçe
hedeflerini, bütçe açığını, sürdürülebilir finansman programını, fonksiyonel
harcama tavanlarını, gelir tahminlerini ve kaynak tahsis planını içerecek
şekilde daha detaylı bir şekilde verilseydi, kanaatimce, çok daha iyi olurdu.
Bu maddeyle, bütçe hazırlama süreci iki
başlı bir hale getirilmiştir; bir taraftan Bütçe Çağrısı ve eki Bütçe Hazırlama
Rehberi Maliye Bakanlığınca hazırlanmakta, diğer taraftan, Yatırım Genelgesi ve
eki Yatırım Programı Hazırlama Rehberi ise DPT Müsteşarlığınca
hazırlanmaktadır. Bu iki kurumun arasındaki koordinasyonun nasıl sağlanacağı
ise açıkça belirtilmemiştir.
Sözlerimi bağlarken, görüşlerimi şöyle
toparlamak istiyorum: Bu tasarı, uzun bir süreden beri değişmeden gelen temel
malî mevzuatı, bir bakıma, çağdaş bir hale getirmektedir. Ancak, az önce
belirttiğim gibi, bazı noktalarda yetersizlikler mevcuttur. Bunlar da
giderildiği takdirde, Türk malî sistemine yararlı olacağı açıkça görülmektedir.
Örneğin, bu maddeyle, Maliye Bakanlığına ait bütçeyi hazırlama yetkisinin bir
bölümü DPT Müsteşarlığına aktarılmakta, her ne kadar Maliye Bakanlığına
koordinasyon yetkisi veriliyor gözükse de, yatırımları planlama ve yönlendirme
yetkisi DPT'ye bırakılmaktadır.
Maliye Bakanlığı, cumhuriyet döneminde
ekonomimizin temel direği durumundadır. Birçok defa, Maliye Bakanlığının
yetkileri azaltılmış, bazı birimleri Bakanlık bünyesi dışına çıkarılmıştır. Ne
var ki, Maliye Bakanlığından alınan yetkiler ve başka kurumlara bağlanan
birimleri, hiçbir zaman Maliye Bakanlığındaki verimliliği sağlayamamıştır.
Bütçe süreci için öngörülen bu hükümler,
Avrupa Birliği ilerleme raporlarındaki eleştiriler ve öneriler ile mevcut
uygulamadaki belirsizliklerin yarattığı koordinasyon sorunu ve malî disiplinin
sürdürülmesi gibi güçlükler dikkate alındığında, AB ilişkileri için bir sorun
yaratabilir.
Bu maddedeki hükümlerin, Maliye Bakanlığı
ile Devlet Planlama Teşkilatı arasında ileride bir sıkıntı yaratmamasını ve
olası yanlışların yaşanmamasını diliyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sağ.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler...
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Karar
yetersayısının aranılmasını istiyoruz.
BAŞKAN - Arayacağım Sayın Anadol.
MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Geç kaldı efendim,
geç kaldı.
BAŞKAN - Kabul etmeyenler...
HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, belli,
yetersiz...
BAŞKAN - Karar yetersayısı yoktur.
Birleşime 10 dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati : 22.21
ALTINCI
OTURUM
Açılma
Saati : 22.32
BAŞKAN :
Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP
ÜYELER : Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale), Mehmet DANİŞ (Çanakkale)
BAŞKAN - 26 ncı Birleşimin Altıncı
Oturumunu açıyorum.
302 sıra sayılı kanun tasarısının
müzakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
V. - KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
5. - Kamu
Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(1/692) (S. Sayısı: 302) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.
Tasarının 17 nci maddesinin oylamasını
tekrarlayacağım ve karar yetersayısını arayacağım.
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar
yetersayısı vardır; madde kabul edilmiştir.
18 inci maddeyi okutuyorum:
Merkezî yönetim bütçe kanun tasarısının
sunulması
MADDE 18.- Makroekonomik göstergeler ve
bütçe büyüklüklerinin en geç Ekim ayının ilk haftası içinde Yüksek Planlama
Kurulunda görüşülmesinden sonra, Maliye Bakanlığınca hazırlanan merkezî yönetim
bütçe kanun tasarısı ile millî bütçe tahmin raporu, malî yıl başından en az
yetmiş beş gün önce Bakanlar Kurulu tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine
sunulur.
Merkezî yönetim bütçe kanun tasarısına,
Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesi sırasında dikkate alınmak üzere;
a) Orta vadeli malî planı da içeren bütçe
gerekçesi,
b) Yıllık ekonomik rapor,
c) Vergi muafiyeti, istisnası ve
indirimleri ile benzeri uygulamalar nedeniyle vazgeçilen kamu gelirleri
cetveli,
d) Kamu borç yönetimi raporu,
e) Genel yönetim kapsamındaki kamu
idarelerinin son iki yıla ait bütçe gerçekleşmeleri ile izleyen iki yıla ait
gelir ve gider tahminleri,
f) Mahallî idareler ve sosyal güvenlik
kurumlarının bütçe tahminleri,
g) Kamu iktisadi teşebbüsleri ile kamu
şirketi niteliğindeki kuruluşlar hariç olmak üzere, merkezî yönetim
kapsamındaki idarelerin, hizmet amaçlarıyla ilgili olan diğer kurum ve
kuruluşlarından Maliye Bakanlığınca belirlenecek olanların bütçe tahminleri,
h) Merkezî yönetim kapsamında olmayıp,
merkezî yönetim bütçesinden yardım alan kamu idareleri ile diğer kurum ve
kuruluşların listesi,
Eklenir.
Düzenleyici ve denetleyici kurumlar,
bütçelerini Eylül ayı sonuna kadar doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisine, bir
örneğini de Maliye Bakanlığına gönderirler.
BAŞKAN- Madde üzerinde Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına söz isteyen, Adana Milletvekili Kemal Sağ.
Buyurun Sayın Sağ.
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA KEMAL SAĞ (Adana)- Sayın
Başkan, sayın milletvekilleri; Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu Tasarısının
18 inci maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış
bulunuyorum. Sözlerime başlarken, hepinizi, saygıyla selamlıyorum.
Bu maddeyle, merkezî idare bütçe kanunu
tasarısının hangi eklerle ve ne zaman Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulacağı
belirlenmiştir. Madde, merkezî idare bütçe kanunu tasarısına, vergi harcamaları
ile merkezî idare bütçesinden yardım alan kurum ve kuruluşların listesinin
eklenmesini öngörmek suretiyle malî saydamlığın sağlanmasında önemli
değişiklikler getirmektedir.
Bilindiği gibi, bugüne kadar genel
bütçenin Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulması sırasında, bütçe gerekçesi,
yıllık ekonomik rapor, vazgeçilen kamu gelirleri cetveli gibi bilgi ve
cetveller sunulurdu. Bu maddeyle, eskilere ilaveten, kamu borç yönetimi raporu,
sosyal güvenlik kurumlarının bütçe tahminleri, genel idareye dahil kamu
kurumlarının son iki yıla ait bütçe gerçekleşmeleri ile gelecek iki yıla ait
gelir ve gider tahminleri, merkezî idareden yardım alan kamu kurum ve
kuruluşlarının listesi gibi, kamu harcamalarını yakından ilgilendiren birçok
bilgi ve cetvellerin merkezî idare bütçe kanunu tasarısına eklenmesi hükme
bağlanmıştır.
Yine bu maddede, Maliye Bakanlığının bazı
yetkileri, Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin 2 nci maddesindeki hükme aykırı olarak kısıtlanmıştır. Madde
hükmüyle, Maliye Bakanlığının, kamu kurum ve kuruluşlarınca hazırlanan bütçe
tekliflerinin kalkınma planları ve yıllık programa uygunluğunun sağlanması,
teklifleri konsolide ederek bütçe kanunu tasarısını hazırlamakla ilgili
yetkileri sınırlandırılmakta ve bazı yetkiler dolaylı bir şekilde Devlet
Planlama Teşkilatına verilmektedir.
Şimdi, burada, dikkatinizi çekmek
istediğim bir husus var. Madde, son fıkrasında, RTÜK, BDDK, SPK, Rekabet Kurulu
gibi düzenleyici ve denetleyici kurumların bütçelerinin eylül ayı sonuna kadar
doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmasını, bir örneğinin de Maliye
Bakanlığına gönderilmesini emrediyor.
Kanaatimce, düzenleyici ve denetleyici
kurumların bütçelerinin doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmesi yerine,
bunlar doğrudan doğruya Maliye Bakanlığına gönderilseydi, daha iyi olurdu.
Böylece, bütçenin birliği ilkesine de uygun davranılmış olurdu.
Maddeyle ilgili söz almışken, kanun
tasarısının tümü üzerindeki birkaç görüşümü de, izninizle, burada belirtmek
istiyorum. Avrupa Birliği uygulamalarında, devlet bütçesinin tek bir birim
tarafından yönetilmesi, malî disiplinin ilk şartı olarak görülür. Nitekim, IMF
ve Dünya Bankası, konsolide bütçenin yatırım, cari ve transfer bütçelerinin
ayrı kuruluşlarca hazırlanmasının bütçe birliğini ve disiplinini bozduğu, bu
nedenle bütçenin hazırlanması ve uygulanmasından Maliye Bakanlığının sorumlu
tutulması gerektiği, DPT'nin, yatırım projelerinin değerlendirilmesi ve makro
ekonomik göstergelerin belirlenmesi dışında bütçe sürecinde rolü bulunmaması
gerektiği hususlarında ısrar etmektedirler.
Bu gerçeklere rağmen, Kamu Malî Yönetimi
ve Kontrol Kanunu Tasarısı bu haliyle, uluslararası ve Avrupa Birliği
uygulamalarına aykırı olarak, fiilen yaratılan yatırım, cari ve transfer bütçe
ayırımını, maalesef, sürdürmekte ve resmîleştirmekte, bütçenin sahipliği
konusunda da önemli riskleri devam ettirmektedir.
Gerçekten, bütçenin sahipliği önemli bir
konudur. Sahibi tam olarak belli olmayan bir bütçede disiplinsiz harcamalar
kaçınılmaz hale gelir.
AB'ye aday ülkelerin ulusal programlarına
bakıldığında, ulusal ve uluslararası kaynaklardan elde edilen bütün fonların
aynı denetim sistemin tabi olduğu görülmektedir. Avrupa Birliği, IMF ve Dünya
Bankası, uluslararası fonların ulusal fonlarla aynı yönetim ve denetim
sistemine tabi olmasında ısrar etmektedirler.
Bu tasarı komisyona geldiğinde, söz konusu
yanlışlar mevcuttu. Ancak, altkomisyonda yapılan çalışmalar sonucunda,
uluslararası fonların denetiminin de ulusal fonların tabi olduğu denetime tabi
olacağı hükme bağlanmıştır. Bu nedenle, altkomisyonda görev yapan
milletvekillerimize tasarıda yer alan bu ve benzeri yanlışları düzelttikleri
için huzurunuzda ben şahsen teşekkür ediyorum.
Genel bütçeye dahil bütün saymanlıklar
Maliye Bakanlığınca yönetilirken, Hazine Müsteşarlığına bağlı 3 saymanlık yine
anılan müsteşarlığa bağlı kalmaya devam etmektedir. Bu tür bir uygulama hiçbir
ülkede bulunmadığı gibi, devlet muhasebe sisteminin yönetiminde bugüne kadar
yaşanan uyumsuzluğun sürmesine meydan verilmektedir. Bu konu, hesapların
zamanında konsolide edilmesini de engellemektedir.
Tasarı, komisyona geldiği ilk haliyle,
devlet muhasebe standartlarının ve malî tablolar standartlarının düzenlenmesi
görevini, Maliye Bakanlığıyla ilgisi sadece Başbakanlık tezkeresine bağlı olan
Türkiye Muhasebe Standartları Kuruluna bırakmaktaydı. Neyse ki, yine
altkomisyondaki arkadaşlarımız bu yanlışı düzelttiler ve devlet muhasebe
standartlarının ve malî tablolar standartlarının belirlenmesi görevi yeniden
Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğüne verildi. Böylece, AB ile
doğabilecek bir sorun da giderilmiş oldu.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
sözlerimi tamamlarken görüşlerimi özetlemek istiyorum.
1- Tasarı bu haliyle, az önce belirttiğim
noktalarda uluslararası ve Avrupa Birliğinin bazı standartlarını karşılamaktan
uzak kalmıştır.
2- Maliye Bakanlığının malî yönetim
sürecindeki rolü zayıflatılmış, malî denetim sürecindeki rolü ise neredeyse
ortadan kaldırılmıştır.
3- Hazine ve Devlet Planlama Teşkilatı
Müsteşarlıklarına, AB standartlarına uymayan yetkiler verilmiş, Maliye
Bakanlığına karşı oldukça güçlü bir konuma getirilmiştir. İlginçtir, AB
standartları sadece Maliye Bakanlığı için uygulanmıştır.
Son olarak, Maliye Bakanlığına,
oluşturulan sistemin zaaflarını giderebilecek yetkiler verilmemiş, doğabilecek
malî tahribatı önleyecek denetim ve garanti mekanizması öngörülmemiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
bütün bunların gözönünde bulundurularak uygulamaya, doğru yön verilmesini
diliyor, hepinizi, saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum, Sayın Sağ.
Başka söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
19 uncu maddeyi okutuyorum:
Merkezî yönetim bütçe kanun tasarısının
görüşülmesi
MADDE 19.- Türkiye Büyük Millet Meclisi,
merkezî yönetim bütçe kanun tasarısının metnini maddeler, gider ve gelir
cetvellerini kamu idareleri itibarıyla görüşür ve bölümler halinde oylar.
Merkezî yönetim bütçe kanunu malî yıl başından önce Resmî Gazetede yayımlanır.
Kamu yatırım programı, merkezî yönetim
bütçe kanununa uygun olarak Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından
hazırlanır ve anılan Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on beş gün
içinde Bakanlar Kurulu kararıyla Resmî Gazetede yayımlanır.
Zorunlu nedenlerle merkezî yönetim bütçe
kanununun süresinde yürürlüğe konulamaması halinde, geçici bütçe kanunu
çıkarılır. Ge-çici bütçe ödenekleri, bir önceki yıl bütçe başlangıç
ödeneklerinin belirli bir oranı esas alınarak belirlenir. Geçici bütçe
uygulaması altı ayı geçemez. Cari yıl bütçesinin yürürlüğe girmesiyle geçici
bütçe uygulaması sona erer ve o tarihe kadar yapılan harcamalar ve girişilen
yüklenmeler ile tahsil olunan gelirler cari yıl bütçesine dahil edilir.
Merkezî yönetim kapsamındaki kamu
idarelerinin bütçelerindeki ödeneklerin yetersiz kalması halinde veya
öngörülmeyen hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, karşılığı gelir
gösterilmek kaydıyla, kanunla ek bütçe yapılabilir.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Kemal Kılıçdaroğlu; buyurun.
(Alkışlar)
Sayın Kılıçdaroğlu, konuşma süreniz 10
dakikadır.
CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU
(İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çok önemli bir tasarıyı
görüşüyoruz. Bu tasarıyla, bu maddeyle ilgili olarak bizim bir şikâyetimiz var,
bu şikâyeti Yüce Meclise arz etmeye geldim.
Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz kamu
yatırımları çok önemli. Biz bu tasarıyı Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşürken,
temel kural, temel hedef, kamunun saydamlığı, verimliliği, kamunun hesap
verebilir olması, bütçenin saydam olması ilkelerine dayanıyordu ve bu çerçevede
dedik ki, Plan ve Bütçe Komisyonuna bütçe geldiği zaman, ödenek bazında, kamu
yatırımlarının taslakları da gelmiş olsun. Böylece, Türkiye Büyük Millet
Meclisi olarak, hem hangi kamu yatırımına ne kadar kaynak ayrıldığını görmüş
olacağız hem de denetlemiş olacağız. Belki Meclisin iradesi bazı kamu
yatırımlarına daha fazla kaynak ayrılmasını öngörebilir diye böyle bir
düşünceyle hareket ettik ve altkomisyon bunu kabul etti; fakat, daha sonra Plan
ve Bütçe Komisyonunda olay görüşülürken verilen bir önergeyle maalesef bu kabul
edilmedi. Dolayısıyla, bize, bunun kabul edilmemesine neden olarak, gerekçe
olarak Sayın Bakan şunu söyledi: "Efendim, bürokratik anlamda, hangi
projeye ne kadar kaynak ayrılacağını yetiştiremeyiz, bütçe geldiği zaman, bu,
yetişmeyebilir." Oysa, taslak olarak, Devlet Planlama Teşkilatı böyle bir
çalışmayı yapıp Plan ve Bütçe Komisyonuna sunabilirdi ve böylece, değerli milletvekilleri
de, kendi bölgelerindeki veya başka bölgelerdeki veya ilgi duydukları
yatırımlara ne kadarlık kaynak ayrılmış olduğunu göreceklerdi; maalesef, bunu
göremeyeceksiniz.
Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın
Kılıçdaroğlu.
Madde üzerinde başka söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
20 nci maddeyi okutuyorum:
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Bütçelerin Uygulama Esasları
Ödeneklerin kullanılması
MADDE 20.- Bütçe ödeneklerinin
kullanılmasında aşağıda belirtilen esaslara uyulur:
a) Bütçe ödeneklerinin kullanımının
önceden planlanabilmesi amacıyla, bu Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan
kamu idareleri ile genel bütçeden yardım alan ekli (II) sayılı cetvele dahil idareler,
ayrıntılı harcama programlarını hazırlar ve vize edilmek üzere Maliye
Bakanlığına gönderir. Bütçe ödenekleri, Maliye Bakanlığınca belirlenecek
esaslar çerçevesinde, nakit planlaması da dikkate alınarak vize edilen
ayrıntılı harcama programları ve serbest bırakma oranlarına göre kullanılır.
b) Genel bütçeden yardım almayan ekli (II)
sayılı cetvele dahil idareler, sürdürülebilir finansman durumlarını dikkate
alarak, ayrıntılı harcama programlarını hazırlar ve bir örneğini de merkezî
yönetim bütçe kanununun yürürlüğe girdiği ilk ay içinde Maliye Bakanlığına
gönderir. Bu idareler, aylık uygulama sonuçlarını da izleyen ay içinde Maliye
Bakanlığına göndermek zorundadır.
c) Sosyal güvenlik kurumları ile genel
bütçeden yardım alan ekli (II) sayılı cetvele dahil idareler, hizmetleriyle
ilgili aylık finansman programlarını vize edilmek üzere merkezî yönetim bütçe
kanununun yürürlüğe girdiği ilk ay içinde Maliye Bakanlığına gönderir. Bu
programlar Maliye Bakanlığınca vize edilmeden, bu idarelerin bütçelerine yardım
yapılamaz. Bu idareler, aylık uygulama sonuçlarını izleyen ay içinde Maliye
Bakanlığına göndermek zorundadır.
d) Kamu idareleri, bütçelerinde yer alan
ödeneklerin üzerinde harcama yapamaz. Bütçeyle verilen ödenekler, tahsis
edildikleri amaçlar doğrultusunda yılı içinde yaptırılan iş, satın alınan mal
ve hizmetler ile diğer giderlerin karşılanmasında kullanılır. Ancak, ait olduğu
malî yılda ödenemeyen ve emanet hesabına alınamayan zamanaşımına uğramamış
geçen yıllar borçları ile ilama bağlı borçlar, ilgili kamu idaresinin cari yıl
bütçesinden ödenir.
e) Cari yılda kullanılmayan ödenekler yıl
sonunda iptal edilir. Ancak, kamu idarelerinin bütçelerinde cari yıl içinde
kullanılmayan ödeneklerinden merkezî yönetim bütçe kanununda belirtilenler
ertesi yıla devredilebilir. Ödenek devir işlemlerini yapmaya, genel bütçe
kapsamındaki kamu idareleri için Maliye Bakanı, diğer kamu idareleri için üst
yönetici yetkilidir.
f) Genel veya kısmi seferberlik, savaş
ilanı veya Bakanlar Kurulu kararıyla zorunlu askeri hazırlıkların yapıldığı
olağanüstü hallerde Millî Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve
Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerindeki mevcut ödenekler, bu idarelerin
ödenek toplamları aşılmamak şartıyla, birleştirilerek kullanılabilir. Bu
durumda da mevcut ödeneklerin yeterli olmaması halinde toplam ödenek tutarının
yüzde on beşine kadar ek harcama yapılabilir. Yukarıda sayılan hallerde sevk ve
intikalle ilgili giderler için, harcama yetkililerinin onayıyla
görevlendirilecek mutemetlere gereken miktarda avans verilebilir ve
gönderilecek ödeneğe istinaden bir ay içinde mahsup edilir.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
21 inci maddeyi okutuyorum:
Ödenek aktarmaları
MADDE 21.- Merkezî yönetim kapsamındaki
kamu idarelerinin bütçeleri arasındaki ödenek aktarmaları kanunla yapılır.
Ancak, merkezî yönetim kapsamındaki kamu
idareleri, aktarma yapılacak tertipteki ödeneğin, yılı bütçe kanununda farklı
bir oran belirlenmedikçe yüzde beşine kadar kendi bütçeleri içinde ödenek
aktarması yapabilirler. Bu şekilde yapılan aktarmalar, yedi gün içinde Maliye
Bakanlığına bildirilir.
Personel giderleri tertiplerinden, aktarma
yapılmış tertiplerden ve yedek ödenekten aktarma yapılmış tertiplerden, diğer
tertiplere aktarma yapılamaz.
Ödenek aktarmalarına ilişkin diğer
hususlar merkezî yönetim bütçe kanununda düzenlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
22 nci maddeyi okutuyorum:
Merkez dışı birimlere ödenek gönderme
MADDE 22.- Kamu idarelerinin merkez
teşkilatı harcama yetkilileri, merkez dışı birimlere, ihtiyaçlarında
kullanılmak üzere Ödenek Gönderme Belgesi düzenlemek suretiyle ödenek
gönderirler.
Merkezî yönetim kapsamındaki kamu
idarelerinde ödenek gönderilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye
Bakanı yetkilidir.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
23 üncü maddeyi okutuyorum:
Yedek ödenek
MADDE 23.- Merkezî yönetim bütçe kanununda
belirtilen hizmet ve amaçları gerçekleştirmek, ödenek yetersizliğini gidermek
veya bütçelerde öngörülmeyen hizmetler için, bu Kanuna ekli I sayılı cetvelde
yer alan idarelerin bütçelerine aktarılmak üzere, genel bütçe ödeneklerinin
yüzde ikisine kadar Maliye Bakanlığı bütçesine yedek ödenek konulabilir. Bu
ödenekten aktarma yapmaya Maliye Bakanı yetkilidir.
Malî yıl içinde yedek ödenekten yapılan aktarmaların
tür, tutar ve idareler itibarıyla dağılımı, yılın bitimini takip eden on beş
gün içinde Maliye Bakanlığınca ilan edilir.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
24 üncü maddeyi okutuyorum:
Örtülü ödenek
MADDE 24.- Örtülü ödenek; kapalı
istihbarat ve kapalı savunma hizmetleri, Devletin millî güvenliği ve yüksek
menfaatleri ile Devlet itibarının gerekleri, siyasî, sosyal ve kültürel amaçlar
ve olağanüstü hizmetlerle ilgili Hükümet icapları için kullanılmak üzere
Başbakanlık bütçesine konulan ödenektir. Kanunlarla verilen görevlerin
gerektirdiği istihbarat hizmetlerini yürüten diğer kamu idarelerinin
bütçelerine de örtülü ödenek konulabilir. Örtülü ödenek, bu amaçlar dışında ve
Başbakanın ve ailesinin kişisel harcamaları ile siyasî partilerin idare,
propaganda ve seçim ihtiyaçlarında kullanılamaz. İlgili yılda bu amaçla tahsis
edilen ödenekler toplamı, genel bütçe başlangıç ödenekleri toplamının binde
beşini geçemez.
Başbakanlık ve diğer ilgili idare
bütçelerinde yer alan örtülü ödeneklerin kullanılma yeri, giderin kimin
tarafından yapılacağı, hesapların tutulma ve kapatılma yöntemi, gideri yapanın
değişmesi halinde yeni yetkiliye hangi belgelerin aktarılacağı Başbakan
tarafından belirlenir.
Örtülü ödeneklere ilişkin giderler
Başbakan, Maliye Bakanı ve ilgili Bakan tarafından imzalanan kararname
esaslarına göre gerçekleştirilir ve ödenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına söz isteyen Ankara Milletvekili Sayın Yakup Kepenek;
buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
CHP GRUBU ADINA YAKUP KEPENEK (Ankara) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının örtülü
ödenekle ilgili 24 üncü maddesi üzerinde CHP Grubu adına söz almış bulunuyorum;
hepinizi saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlar, sözlerime başlamadan,
biraz önce Bakan Sayın Mehmet Ali Şahin'in gündeme getirdiği bir konuda size
bilgi vermek istiyorum. Hatırlarsanız, ekim ayının başında, burada, dokunulmazlıklarla
ilgili bir araştırma komisyonu kuruldu. Bu komisyon, üzülerek belirteyim ki,
bugünkü 7 nci toplantısında, İktidar Partisi milletvekillerinin ve Komisyon
Başkanımız Sayın Hüsrev Kutlu'nun görüşleri doğrultusunda görevini tamamlamış
oldu ve Partinizin dokunulmazlıklara dokunmayacağı, Anayasanın var olan
dokunulmazlık düzenlemelerinin şimdilik geçerli olduğu biçiminde sonuca
bağlandı. Biz, bu konuyu, bundan sonra, çok daha ciddî şekilde, kamuoyunun
gündeminde tutacağız; önce, bunu bilgilerinize sunarım.
İkincisi, Sayın Bakanın sözünü ettiği
dokunulmazlıkların kaldırılması isteğiyle, yani, Partinizin, sanki bu konuyu
ele alarak, Anayasanın 83 üncü ve 100 üncü maddelerini değiştirme talebi ve
Sayın Bakanın bu isteği ile komisyonun tutumu arasında çok büyük bir çelişki
var. CHP'nin, dokunulmazlıklar konusundaki ısrarı devam edecektir; bunu da
bilginize sunmak istiyorum.
Şimdi, değerli arkadaşlar, söz konusu olan
madde örtülü ödenekle ilgili. Örtülü ödenek, bütçenin, en çok tartışılan,
geçmişte siyasî malzeme olarak da kullanılan ve boş bırakılan, yani, denetim
konusu olmayan, açık olmayan bir maddesi, bir kalemi. Örtülü ödenek, adı
üstünde örtülü; ama, gerçekte, örtülemeyecek kadar büyük; önce bir buna
bakalım. Maddeye göre, genel bütçe ödeneklerinin binde 5'ini geçmemesi
öngörülen örtülü ödenek, gelecek yıl, yani, 2004 bütçesine göre, 748 trilyon
dolayında olabilecek. Bu ne demektir; değerli arkadaşlar, bu, şu demektir: Şu
anda, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı,
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı,
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı gibi 8 bakanlığa
ayırdığımız kaynaktan, ödenekten çok daha fazla bir ödeneği, bu maddeyle,
örtülü biçimde kullanma olanağı tanıyoruz.
Şimdi, bu nedenle bizim bu konuda iki
temel önerimiz var. Bunlardan birincisi şudur: Başbakan ve ilgili kamu
daireleri örtülü ödeneği en son kuruşuna kadar, yani, burada belirtilen sınıra
kadar kullanmak zorunda değillerdir ve kullanmamalıdırlar. Bu noktada çok
duyarlı olmak durumundadırlar; çünkü, gerçekten burada söz konusu olan, büyük
miktarlardır, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının bütçesinin 3 katından daha
fazladır. Bu ödenek, o nedenle çok ihtiyatlı, çok sınırlı bir biçimde
kullanılmalıdır.
İkinci önerimiz şudur: Bunu, Plan ve Bütçe
Komisyonunda da Sayın Kılıçdaroğlu önerdi; ama olmadı bir türlü. Bununla
ilgili, örtülü ödeneklerle ilgili kullanımlar, belli bir süre sonra -25 yıl, 30
yıl, 50 yıl, her ne ise- mutlaka kamuoyuna açıklanmalıdır; yani, gizlilik
sürekli olmamalıdır. Saydamlıktan, açıklıktan söz ediyoruz, bilgi hakkından söz
ediyoruz ve bu yasayla çok değişik bir yaklaşım sergilediğimizi öne sürüyoruz;
doğrudur. Bu yasada başka bir şey daha söylüyoruz : Bu yasa uluslararası
ölçülere göre hazırlanmıştır diyoruz gururla; haa öyle ise, yine uluslararası
ölçülere göre, örtülü ödenek, belli bir süre sonra mutlaka kamuoyuna
açıklanmalıdır; bu yapılmadığı takdirde, örtülü ödenekle ilgili tartışmalar,
bunun kullanımıyla ilgili spekülasyonlar, bunun kullanımıyla ilgili
kişiselleştirmeler, yorumlar ve kötülemeler, kötüye kullanımlar birbirini
izleyecektir diye kaygı duyuyoruz.
Ben, bu görüşlerle, bu maddenin iki
noktada ele alınmasını; birincisi, örtülü ödeneğin son noktasına kadar
kullanılmamasını; ikincisi de, belli bir süre sonra kullanımının içeriğinin
açıklanmasını öneriyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kepenek.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
25 inci maddeyi okutuyorum:
Kamu yatırım projeleri
MADDE 25.- Kamu yatırım projeleri
19.6.1994 tarihli ve 540 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, Yatırım Programı
Hazırlama Rehberi ve ilgili diğer mevzuat hükümleri çerçevesinde hazırlanır,
uygulanır ve izlenir.
Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarlığı,
merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin yatırım programında yer alan
proje ödeneklerinin belirlenmesi sürecinde, bütçe bütünlüğünün sağlanması
açısından Maliye Bakanlığı ile işbirliği yapar.
Bu Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde yer
alan idarelerin yatırım nitelikli projelerine, bilgi için yılı yatırım
programında yer verilir. Ayrıca, sosyal güvenlik kurumları ve mahallî
idarelerin yatırımlarının uygulanması ve izlenmesine ilişkin usul ve esaslar
Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığınca belirlenir.
Kamu yatırım projelerinin gerçekleşme ve
uygulama sonuçları, ilgili kamu idaresi tarafından izleyen yılın Mart ayı
sonuna kadar bir rapor halinde Sayıştay Başkanlığına, Maliye Bakanlığına ve
Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığına gönderilir.
Proje maliyeti, Yılı Programının
Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararında
belirlenecek sınırın üzerinde bulunan afetlerle ilgili olanlar hariç yeni kamu
yatırım projesi tekliflerinden; fayda-maliyet veya maliyet-etkinlik analizleri
ile çevresel analizleri içerecek şekilde yapılabilirlik etüdü bulunmayan ve
Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından incelenerek yapılabilirliği
onaylanmamış projeler yatırım programına alınamaz.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
26 ncı maddeyi okutuyorum:
Yüklenmeye girişilmesi
MADDE 26.- Yüklenme, usulüne uygun olarak
düzenlenmiş sözleşme esaslarına veya kanun hükmüne dayanılarak iş yaptırılması,
mal veya hizmet alınması karşılığında geleceğe yönelik bir ödeme yükümlülüğüne
girilmesidir. Bütçede yeterli ödeneği bulunmayan işler için yüklenmeye
girişilemez. Yüklenme süresi malî yılla sınırlıdır. Harcama yetkilileri, tahsis
edilen ödenekler dahilinde yüklenmeye girebilirler. Yüklenmeye girişilen tutara
ait ödenekler saklı tutulur; başka iş yaptırılması, mal veya hizmet alınması
için kullanılamaz.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
27 nci maddeyi okutuyorum:
Ertesi yıla geçen yüklenme
MADDE 27.- Niteliğinden dolayı malî yılla
sınırlı tutulamayan ve sürekliliği bulunan aşağıdaki iş ve hizmetler için; her
iş itibarıyla, bütçelerinde öngörülen ödeneklerin yüzde ellisini, izleyen yılın
Haziran ayını geçmemek ve yüklenme süresi on iki ayı aşmamak üzere, ilgili üst
yöneticinin onayıyla ertesi yıla geçen yüklenmelere girişilebilir:
a) Türk Silahlı Kuvvetlerinin yapım,
onarım, etüt ve proje işleri, araştırma-geliştirme projeleri, giyecek ve
yiyecek alımları, makine-teçhizat, silah-mühimmat-teçhizat alımlarıyla bunların
bakım, onarım ve imalat işleri.
b) Yiyecek, yakacak, akaryakıt ve madeni
yağ ihtiyaçları.
c) Temini ve korunması güç olan ilaç, aşı,
serum ve tıbbi sarf malzemeleri.
d) Süreli yayın alımı, taşıma, temizlik ve
yemek hizmetleri.
e) Taşıtların zorunlu malî sorumluluk
sigortası.
f) Makine-teçhizat bakım ve onarım işleri,
bilgisayar sistem ve santralleri ile elektronik bilgi erişim hizmetleri.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
28 inci maddeyi okutuyorum:
Gelecek yıllara yaygın yüklenmeler
MADDE 28.- Merkezî yönetim kapsamındaki
kamu idareleri, bir malî yıl içinde tamamlanması mümkün olmayan yatırım
projeleri için Maliye Bakanlığı ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının
görüşü üzerine, gelecek yıllara yaygın yüklenmeye girişebilir.
Dışişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığının
uygun görüşünü almak kaydıyla, yabancı ülkelerde dış temsilcilik binası veya
arsa satın alınması, bina yaptırılması veya kiralanması için gelecek yıllara
yaygın yüklenmelere girişebilir.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?..Yok.
1 adet önerge vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Kamu Malî Yönetimi ve
Kontrol Kanunu Tasarısının 28 inci maddesine aşağıdaki ifadenin ikinci fıkra
olarak eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Haluk İpek Kenan Altun Maliki Ejder Arvas
Ankara Ardahan Van
Ali Yüksel Kavuştu Hüsnü
Ordu Mehmet Çerçi
Çorum Kütahya Manisa
"Türk Silahlı Kuvvetleri Stratejik
Hedef Planında yer alan projeler için 2.7.1992 tarihli ve 3833 sayılı Kanun
çerçevesinde gelecek yıllara yaygın yüklenmelere girişmeye, ilgisine göre Millî
Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı yetkilidir."
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA
(Afyon) - Genel Kurulun takdirine bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) -
Katılıyoruz efendim.
BAŞKAN - Gerekçe mi okunsun, konuşacak
mısınız?
HALUK İPEK (Ankara) - Gerekçe okunsun
efendim.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Türk Silahlı Kuvvetlerinin büyük malî
boyutlu ve uzun vadeli modernizasyon projeleri, 3833 sayılı Kanun çerçevesinde
gelecek yıllara yaygın yüklenmeye girişilmek suretiyle gerçekleştirilmektedir.
Bu fıkrayla, niteliği itibariyle bir malî yılda tamamlanması mümkün bulunmayan
söz konusu projeler için, anılan Kanunda belirtilen esas ve usuller
çerçevesinde, gelecek yıllara yaygın yüklenmelere girişilebilmesine imkân
tanınmaktadır.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
29 uncu maddeyi okutuyorum:
Bütçelerden yardım yapılması
MADDE 29.- Gerçek veya tüzel kişilere
kanuni dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya
menfaat sağlanamaz. Ancak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin
bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf,
birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir.
Bu yardımların yapılması, kullanılması,
izlenmesi, denetlenmesi ve kamuoyuna açıklanmasına ilişkin esas ve usuller
Maliye Bakanlığınca hazırlanarak Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle
belirlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına söz isteyen, Ankara Milletvekili Sayın Yakup Kepenek;
buyurun efendim.
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA YAKUP KEPENEK (Ankara) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının bu maddesiyle öngörülen nokta,
bütçeden yardım yapılması sorunudur.
Kanımca, bütçelerin en olumsuz, en keyfî,
kişiye bağlı, uygulayıcıya bağlı taraflarından biri de budur; bu, örtülü ödenek
gibi keyfîliğe, kişiselliğe, adamına göre kullanıma çok açık bir noktadır. Bu
nedenle de, bütçeyle istenilen, amaçlanan hedeflerle, bütçe hedefleri ile
bütçeden yardım yapılmasındaki keyfîlik, çoğu zaman birbiriyle uyuşmaz. Burada,
sübjektif, olayına, adamına, kişisine, kurumuna bağlı tercihler öne çıkabilir.
Bundan kaçınmak gerekir.
Şunu belirtmek istiyorum: Komisyonun
çalışmaları sırasında ve altkomisyon çalışmaları sırasında, bu maddenin,
olabildiğince açık, düzgün ve bütçe kurallarına uygun bir yapıya kavuşması
için, iktidar-muhalefet ayırımı olmaksızın, birlikte çalıştık ve bu madde,
kanımca, çok iyileştirilerek -sanıyorum Sayın Uzunkaya buna katılır- bu
biçimini aldı, bu iyi duruma geldi.
Yalnız, burada önemli bir sorun var; sorun
şudur: Bütçeden yardım yapılması konusu, yine bu madde hükmüne göre, görüldüğü
gibi, Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılacak bir yönetmeliğe bağlandı. Ben,
kayıtlara geçmesi için özellikle şu noktaların altını çizmek istiyorum:
Birincisi şudur: Buradaki yönetmelikte,
kamu yararı kavramı, hiçbir keyfîliğe, kişisel yoruma, dar anlama gelmeyecek
biçimde objektif, nesnel, herkesin kabul edebileceği bir tanımlama, bir
yorumlama, bir görüş çerçevesine oturtulmalıdır. Bunu böyle yapmak
durumundayız. Bu, işin bir tarafı.
İşin, konunun, yönetmeliğin daha önemli
bir tarafı da var. Burada, yardım yapılacak derneklerin, vakıfların,
birliklerin, kurumların, kuruluşların, sandıkların seçiminde de, aynı objektif
kuralların, ölçülerin, kişiye bağlı olmayan, keyfî olmayan kriterlerin,
ölçütlerin -adına ne dersek diyelim- geçerli olması ve yönetmeliğin, o
çerçevede, o açıklıkla, netlikle, o eşitlik anlayışıyla uygulanması, kesin
zorunluluktur.
Geçmişte, ülkemizde, derneklerin,
vakıfların ve benzerlerinin, kaynaklarını, bütçe ödeneklerini çok kötüye
kullandıkları, hepimizin bildiği şeylerdir. Hiçbir ayırım yapmaksızın, halkın
parasını birilerine verirken çok dikkatli olunması gerektiğini düşünüyorum;
bütçe kaynaklarının, keyfî, şu veya bu çıkar için -siyasî çıkar olabilir, başka
bir şey olabilir- kullanılmasına izin vermememiz gerektiğini düşünüyorum.
Değerli milletvekilleri, bu noktada, söz
almışken, önemli bir konunun daha altını çizmek istiyorum; o da şudur: Sivil
toplumun tanımında, devletin kapısını çalmamak vardır. Sivil toplum kuruluşu,
devlet bütçesinden para almaya kalkmaz. Sivil toplum, sivil toplum olur; ama,
bütçe müzakereleri sırasında, öncesinde ve sonrasında, hepimizin tanık olduğu
bir gerçek var; kendisini sivil toplum kuruluşu diye tanımlayan onca sandık,
dernek, vakıf -adına ne derseniz deyin- devletten para almak için kuyruğa
girmektedir. Bu yanlıştır; bu, tekrar edeyim, her iki taraf için de büyük
yanlıştır.
Eğer biz, bu ülkede güçlü sivil toplum
kuruluşu istiyorsak -ki, istiyoruz- o zaman, devlet kapısında kul köle olmayan,
bütçeden dilenci gibi para istemeyen bir yapıda sivil toplum kuruluşlarının
güçlenmesine katkı yapmalıyız, yardımcı olmalıyız; ama, bu, bütçe kaynaklarını
önce onlara tahsis edip, onları kul köle yapma anlamına hiçbir zaman
gelmemelidir. Bu noktaya çok dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum; çünkü
-tekrar edeyim- ülkemizde demokrasinin güçlenmesi için, ülkemizde kamu
kaynaklarının etkin, verimli, objektif, nesnel kullanımı için, bu kuralların,
bu ilkelerin dikkatle gözetilmesinde, önemle gözetilmesinde yarar var diye
düşünüyorum.
Umarım, Bakanlığımızın hazırlayacağı
yönetmelik bu ihtiyaçlara yanıt verir. Yine, dilerim, umarım, bu yolla
kullanılacak kaynaklar amacına ulaşır, halkımız için yararlı olur, hepimiz için
yararlı olur.
Bu dilek ve temennilerle, hepinize
saygılar sunarım; teşekkür ederim. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kepenek.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
30 uncu maddeyi okutuyorum:
Bütçe politikası, gelir ve giderlerin
izlenmesi
MADDE 30.- Maliye Bakanı, merkezî yönetim
bütçe kanununun uygulamasına ilişkin olarak; harcamalarda tasarrufu sağlamak,
tutarlı, dengeli ve etkili bir bütçe politikası yürütmek için gelir ve
giderlere ilişkin kanun, tüzük, yönetmelik ve kararnamelerle belirlenmiş
konularda uygulamaları düzenlemek üzere gerekli önlemleri almaya, standartları
belirlemeye, sınırlamalar koymaya, kamu istihdam politikasının belirlenmesine
ve uygulanmasına yön vermeye, bütçe harcama ve gerçekleşmelerini izlemeye,
ödeneklerin dağıtım ve kullanımını belirli esaslara bağlamaya ve bu hususlarda
kamu idareleri için uyulması zorunlu düzenlemeleri yapmaya yetkilidir.
Genel yönetimin tüm gelir ve giderleri ile
borç ve malî imkânlarının tespitinin ve takibinin yapılabilmesi amacıyla, genel
yönetim kapsamındaki kamu idareleri ve merkezî yönetim bütçesinden yardım alan
kurum, kuruluş, vakıf ve dernekler ile benzeri teşekküller; gelir ve gider
tahminlerini, malî tablolarını, birbirleriyle olan borç ve alacak durumlarını,
personel giderlerine ilişkin her türlü bilgi ve belgeleri, istenilmesi halinde
Maliye Bakanlığına vermek zorundadırlar. Bilgi, belge ve hesap durumlarını
ibraz etmeyen veya uygun harcama yapmayan kamu idareleri ve diğer kuruluşlarla
ilgili olarak gerekli önlemleri almaya Maliye Bakanı yetkilidir.
Merkezî yönetim kapsamındaki idareler,
bütçelerine ilişkin ilk altı aylık uygulama sonuçlarını, ekonomik ve malî
duruma ilişkin gelişmeleri, ikinci altı aya ilişkin beklentilerini, hedefleri
ile faaliyetlerini kapsayan bilgileri, kamuoyuna açıklar.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
31 inci maddeyi okutuyorum:
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Harcama Yapılması
Harcama yetkisi ve yetkilisi
MADDE 31.- Bütçeyle ödenek tahsis edilen
her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir.
Genel yönetim kapsamındaki kamu
idarelerinin merkez ve merkez dışı birimlerinde harcama yetkililerinin görev
unvanları itibarıyla tespitine ve harcama yetkisinin devredilmesine ilişkin
usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir. Harcama yetkisinin
devredilmesi, yetkiyi devredenin idari sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Harcama yetkilileri bütçede öngörülen
ödenekleri kadar, ödenek gönderme belgesiyle, ödenek verilen harcama
yetkilileri ise tahsis edilen ödenek tutarında harcama yapabilir.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına söz isteyen, Diyarbakır Milletvekili Sayın Muhsin Koçyiğit;
buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA MUHSİN KOÇYİĞİT
(Diyarbakır) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 302 sıra
sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu Tasarısının 31 inci maddesi
hakkındaki görüşlerimizi belirtmek üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün
görüşülmekte olan Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu Tasarısına ilişkin
çalışmalar, yaklaşık on yıldan bu yana çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında
yapılmaktadır. Mevcut durumuyla Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu Tasarısı,
uluslararası standartlar, Avrupa Birliği uygulamaları ve Maliye Bakanlığı
açısından önemli sakıncalar içermektedir. Ümit ederim ki, Genel Kuruldaki bu
çalışmalar sırasında, bu eksiklikler giderilerek, ortaya, uygulanabilir önemli
bir metin çıkar.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kamu
kaynaklarının belirlenen amaçlar doğrultusunda ve yasal düzenlemelere uygun
olarak etkili ve verimli şekilde kullanılmasında, kamu malî yönetimi, malî
kontrolü ve malî denetimi etkin kılacak ve genel yönetim kapsamına dahil tüm
kamu idarelerini kapsayacak, saydamlık ve hesap verebilirlik işlevini ve
harcama öncesi süreci azaltıcı, görev, yetki ve sorumlulukları açıkça
belirlemesi ve harcamacı kuruluşlara daha fazla yetki vermesi gerekmektedir.
Bu kanun tasarısının "Harcama yetkisi
ve yetkilisi" başlıklı 31 inci maddesinde; bütçeyle ödenek tahsis edilen
her bir harcama biriminin en üst yöneticisinin harcama yetkilisi olduğu
belirtilmiştir.
Genel yönetim kapsamındaki kamu
idarelerinin merkez ve merkez dışı birimlerinde harcama yetkililerinin görev
unvanları itibarıyla tespitine ve harcama yetkisinin devredilmesine ilişkin
usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir. Harcama yetkisinin
devredilmesinin, yetkiyi devredenin idarî sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı
görülmektedir.
Harcama yetkililerinin bütçede öngörülen
ödenekleri kadar, ödenek gönderme belgesiyle ödenek verilen harcama
yetkililerinin ise, tahsis edilen ödenek tutarında harcama yapabilecekleri
hükme bağlanmıştır.
Değerli arkadaşlarım, harcama sürecine
ilave yapılar eklemeye ve işlevler yüklemeye gerek yoktur. Amaç, şeffaflığı
sağlamak, yolsuzluğu ve israfı önlemek, hesap verebilmek-alabilmek ve görev,
yetki ve sorumluluk irtibatını kurmak değil midir; öyleyse, oturmuş yapılarla
bu derece oynamaya neden gerek duyulmaktadır, bunun açıklanması gerekmektedir.
Hesap alamama, sorumluyu belirleyememe, hatta yolsuzluk ve israf, kontrol
yetersizliğinden değildir, ödenek dağıtımından başlayarak ödemeye kadar olan
süreçte kuralların tam işletilememesi yanında, kuralsız ve standardı olmayan ve
sorumsuz yetkilerin olmasındandır.
Bu nedenle, kurumlara bütçeleri verilmeli,
harcama süreci netleştirilip, olabildiğince basitleştirilmeli, teknolojiden
yararlanarak ödenek ve nakit dağıtım ve kullanımı merkezî düzeyde kamuoyu
denetimine açık bir şekilde kontrol altında tutulması sağlanmalıdır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
harcama sürecinde, hizmetin yürütülmesi ile mevzuatın uygulanması arasında bir
konumda duran ita amirlerinin, malî yönden, özellikle Sayıştay yargısı
karşısında sorumsuzlukları -deruhtei mesuliyet üstlenme durumları hariç-
hizmet-mevzuat ekseninde denge kurabilmesi bakımından devam etmeli malî
sorumluluğu, doğrudan sorumluluk üstlendiği durumlarda söz konusu olmalıdır.
Süreç, ita amirinin, yeni ifadesiyle harcama yetkilisinin, istihdam, rutin olan
elektrik, su, telefon gibi harcamalar dışında kalan taahhüde yönelik
harcamalarda, harcama talimatı onay belgesiyle başlamalı, bu talimat esas olmak
üzere yapılan işler, gerçekleştirme memuru, yani, tahakkuk memuru tarafından
tahakkuk ettirilmelidir.
Mevcut yapıda dahi işlevsiz ve tamamen
bürokratik bir işlem olan verile emirlerinin ita amirlerince imzalanması, eğer
harcama sürecine bir kolaylık ve hız katılmak isteniyorsa kaldırılarak,
saymanlar tarafından, mevcut yasada yer alan çerçevede belirlenecek kontrol
esasları doğrultusunda incelendikten sonra ödeme gerçekleştirilmelidir. Ancak,
ita amirleri, yalnızca, gerek tahakkuk memurları ve gerekse saymanlar
tarafından tahakkuk ettirilmediği veya ödenmediği deruhtei mesuliyet verdikleri
harcamalarda verile emirlerini imzalamalıdır.
Yine, mevcut sistemdeki, Sayıştay
yargılaması yönüyle, sayman ve tahakkuk memurlarının kusursuz sorumluluk esası
kaldırılarak, bunların sorumlulukları, kusursuz sorumluluğa indirgenmelidir.
Mevcut işleyişte pek işletilmeyen 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanununun 22
nci maddesi kapsamındaki sorumluluk daha da netleştirilerek, harcamaya esas
belgeleri düzenleyen görevliler kademe kademe kusur veya kasıtlarına göre fazla
ve yersiz ödemelerden müştereken veya şartlarına göre tek başlarına sorumlu
tutulmalıdır. Özellikle bu husus, mevcut süreçte aksayan bir sorunun çözümüne
önemli ölçüde katkıda bulunmuş olacaktır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
tasarıda, harcama sürecinde yer alan görevliler bakımından sık sık yer verilen
"sorumludurlar" ibaresinin neyi ifade ettiği açıkça belirtilmelidir.
Diğer bir ifadeyle, idarî ve cezaî sorumluluklar konusunda ilgili mevzuatına
hüküm bazında atıf yapılması yanında, özellikle tasarının konusu itibariyle, malî
yönden Sayıştayın tazmin kararları ile idarî işleyiş ve denetimler sonucu
tespit edilen fazla ve yersiz ödemelerden sorumlu olanlara, unvan-görev
bazında, tasarıda açıkça yer verilmelidir. Ancak, burada önemli olan, vergi
dışında kalan kamu alacaklarının takip ve tahsiline özgü özel bir kanun
çıkarılmasıdır. Böyle bir düzenleme gündemde olmadığına göre, tasarıda, söz
konusu kamu alacaklarının tespit, takip ve tahsiline yönelik daha ayrıntılı
düzenlemelere yer verilmesi gerekmektedir.
Sözlerime son verirken, hepinizi saygıyla
selamlarım. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Koçyiğit.
Maddeyi oylarınıza sunacağım...
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan,
karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz.
BAŞKAN - Peki.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler...
Karar yetersayısı yoktur; birleşime, 5
dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati : 23.25
YEDİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 23.38
BAŞKAN:
Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP
ÜYELER: Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)
BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin
26 ncı Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.
302 sıra sayılı kanun tasarısının
müzakerelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
V. - KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
5. - Kamu
Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(1/692) (S. Sayısı: 302) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.
Tasarının 31 inci maddesinin oylamasını
tekrarlayacağım ve karar yetersayısını arayacağım.
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar
yetersayısı vardır; 31 inci madde kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, 16 ncı ve 17 nci
maddelerin oylanmasıyla ilgili olarak tutanaklarda bir tereddüt hâsıl
olduğundan, 16 ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
17 nci maddeyi okutuyorum:
Merkezî yönetim bütçesinin hazırlanması
MADDE 17.- Gelir ve gider tekliflerinin
hazırlanmasında;
a) Orta vadeli program ve malî planda
belirlenen temel büyüklükler ile ilke ve esaslar,
b) Kalkınma planı ve yıllık program öncelikleri ile kurumun stratejik
planları çerçevesinde belirlenmiş ödenek tavanları,
c) Kamu idarelerinin stratejik planları
ile uyumlu çok yıllı bütçeleme anlayışı,
d) İdarenin performans hedefleri,
Dikkate alınır.
Kamu idareleri, merkez ve merkez dışı
birimlerinin ödenek taleplerini dikkate alarak gider tekliflerini hazırlar.
Genel bütçe gelir teklifi Maliye Bakanlığınca, diğer bütçelerin gelir
teklifleri ilgili idarelerce hazırlanır.
Gider teklifleri, ekonomik ve malî analiz
yapılmasına imkân verecek, hesap verilebilirliği ve saydamlığı sağlayacak
şekilde Maliye Bakanlığınca belirlenmiş kurumsal, işlevsel ve ekonomik
sınıflandırma sistemine; gelir teklifleri ise ekonomik sınıflandırma sistemine
uygun olarak hazırlanır.
Kamu idareleri, stratejik planları ile
Bütçe Hazırlama Rehberinde yer alan esaslar çerçevesinde, bütçe gelir ve gider
tekliflerini gerekçeli olarak hazırlar ve yetkilileri tarafından imzalanmış
olarak Temmuz ayı sonuna kadar Maliye Bakanlığına gönderir. Kamu idarelerinin
yatırım teklifleri, değerlendirilmek üzere aynı süre içinde Devlet Planlama
Teşkilatı Müsteşarlığına verilir.
Bütçe teklifleri Maliye Bakanlığına
verildikten sonra, kamu idarelerinin yetkilileriyle gider ve gelir teklifleri
hakkında görüşmeler yapılabilir.
Düzenleyici ve denetleyici kurumlar,
bütçelerini üç yıllık bütçeleme anlayışı, stratejik planları ve performans
hedefleri ile kurumsal, işlevsel ve ekonomik sınıflandırma sistemine göre
hazırlarlar.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
17 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Şimdi, kaldığımız yerden devam ediyoruz.
32 nci maddeyi okutuyorum:
Harcama talimatı ve sorumluluk
MADDE 32.- Bütçelerden harcama
yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür.
Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı,
süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle
görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.
Harcama yetkilileri, harcama
talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile
diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli
kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden
sorumludur.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
33 üncü maddeyi okutuyorum:
Giderin gerçekleştirilmesi
MADDE 33.- Bütçelerden bir giderin
yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun
olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya
komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması
gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi harcama yetkilisinin ödeme emri
belgesini imzalaması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.
Gerçekleştirme görevlileri, harcama
talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya
ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli
belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.
Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun
çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
34 üncü maddeyi okutuyorum:
Ödenemeyen giderler ve emanet hesapları
MADDE 34.- Kamu idarelerinin nakit
mevcudunun tüm ödemeleri karşılayamaması halinde giderler, muhasebe kayıtlarına
alınma sırasına göre ödenir. Ancak sırasıyla, kanunları gereğince diğer kamu
idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, prim, fon kesintisi, pay ve
benzeri tutarlara, tarifeye bağlı ödemelere ve ödenmesi talep edilen emanet
hesaplarındaki tutarlara öncelik verilir.
Malî yıl içinde ödeme emri belgesine
bağlandığı halde, hak sahibinin talep etmemesi veya başka nedenlerle ödenemeyen
tutarlar, bütçeye gider yazılarak emanet hesaplarına alınır ve buradan ödenir.
Ancak, hesaba alındığı malî yılı izleyen beşinci yıl sonuna kadar talep
edilmeyen emanet hesaplarındaki tutarlar bütçeye gelir kaydedilir. Gelir
kaydedilen tutarlar, mahkeme kararı üzerine ödenir.
İlgili olduğu malî yılın sonundan
başlayarak beş yıl içinde alacaklıları tarafından geçerli bir mazerete
dayanmaksızın, yazılı talep edilmediğinden veya belgeleri verilmediğinden
dolayı ödenemeyen borçlar zamanaşımına uğrayarak kamu idareleri lehine düşer.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
35 inci maddeyi okutuyorum
Ön ödeme
MADDE 35.- Harcama yetkilisinin uygun
görmesi ve karşılığı ödeneğin saklı tutulması kaydıyla; ilgili kanunlarda
öngörülen haller ile gerçekleştirme işlemlerinin tamamlanması beklenilemeyecek
ivedi giderler ve her yıl merkezî yönetim bütçe kanununda belirlenecek
tutarların altında kalan giderler için avans vermek veya kredi açmak suretiyle
ön ödeme yapılabilir.
Sözleşmesinde belirtilmek ve yüklenme
tutarının yüzde otuzunu geçmemek üzere, yüklenicilere, teminat karşılığında
bütçe dışı avans ödenebilir. İlgili kanunların bütçe dışı avans ödenmesine
ilişkin hükümleri saklıdır.
Açılmış akreditiflere ilişkin kredi
artıkları ertesi yıla devredilmekle birlikte ödenekleri iptal olunur.
Devredilen kredi artıklarının karşılığı, genel bütçe kapsamındaki kamu
idarelerinde Maliye Bakanı, diğer kamu idarelerinde üst yönetici tarafından
ilgili idare bütçesinde açılacak özel bir tertibe ödenek kaydolunur.
Sözleşmelerin bitim tarihlerinde henüz bir
kısım hizmet yerine getirilememiş veya zorunlu nedenlerle sözleşmenin
uygulanmasına başlanılamamış ancak, ilgili idarece ek süre verilmiş ve bu süre
ertesi malî yıla taşmış ise; yıl sonunda yüklenme artığı devredilir
ve bu tutarlara ilişkin ödenekler hakkında akreditiflerle ilgili hükümler
uygulanır. Devredilen yüklenme artığı karşılığı hizmet ek süre içinde yerine
getirilerek kanıtlayıcı belgeleri verildiğinde, tutarı hizmetin yapıldığı yıl
bütçesine gider kaydıyla ödenir.
Her mutemet ön ödemelerden harcadığı
tutara ilişkin kanıtlayıcı belgeleri, ilgili kanunlarında belirtilmemiş olması
halinde avanslarda bir ay, kredilerde üç ay içinde muhasebe yetkilisine vermek
ve artan tutarı iade etmekle yükümlüdür. Süresi içerisinde mahsup edilmeyen
avanslar hakkında 21.7.1953 tarihli ve 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.
Merkezî yönetim kapsamındaki kamu
idarelerinde ön ödeme şekilleri, devir ve mahsup işlemleri, yapılacak ön
ödemelerin idareler ve gider türleri itibarıyla miktarı ve oranlarının
belirlenmesi, mutemetlerin görevlendirilmesi ve diğer işlemlere ilişkin usul ve
esaslar Maliye Bakanlığınca hazırlanacak ve Bakanlar Kurulunca çıkarılacak
yönetmelikle düzenlenir. Diğer kamu idarelerinde ön ödemeye ilişkin usul ve
esaslar bu madde hükümleri dikkate alınmak suretiyle ilgili mevzuatlarında
düzenlenir.
2.7.1992 tarihli ve 3833 sayılı Kanunun
avans ve kredi işlemlerine ilişkin hükümleri saklıdır.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
36 ncı maddeyi okutuyorum:
BEŞİNCİ BÖLÜM
Gelirlerin Toplanması
Gelir politikası ve ilkeleri
MADDE 36.- Gelirlerin toplanmasında
aşağıdaki ilkelere uyulur:
a) Maliye Bakanlığı, gelir politikaları ve
uygulamaları konusunda ilkelerini, amaçlarını, stratejilerini ve taahhütlerini
her malî yıl başında kamuoyuna duyurur.
b) Mükellef ve sorumlulara vergi, resim,
harç ve benzeri malî yükümlülüklerini kolayca yerine getirebilmeleri için
gerekli hizmetler sağlanır.
c) Mükellef ve sorumluların vergiye uyumu
teşvik edilir.
d) Hakların korunması ve yükümlülükler
konusunda mükelleflerin bilgilendirilmesi için ilgili idareler tarafından
gerekli önlemler alınır.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
37 nci maddeyi okutuyorum:
Gelirlerin dayanakları
MADDE 37. - Vergi, resim, harç ve benzeri
malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.
Genel yönetim kapsamındaki kamu
idarelerinin gelirlerinin kanuni dayanakları bütçelerinde gösterilir.
Bütçelerde yer alan gelirler, ilgili kanunlarında belirtilen usullere göre
tarh, tahakkuk ve tahsil edilir. Genel bütçe gelirlerinin tarh, tahakkuk ve
tahsili Maliye Bakanlığı tarafından yapılır.
Genel yönetim kapsamındaki kamu
idarelerinin topladığı vergi, resim, harç ve benzeri gelirlerden diğer idare,
kurum ve kuruluşlara verilecek paylar, geliri toplayan kamu idaresi bütçesine
bu amaçla konulacak ödeneklerden karşılanır. Malî yıl içinde kullanılabilecek
ödenek miktarı, ilgili kanun hükümleri uyarınca tahsil edilen miktar dikkate
alınarak hesaplanacak pay miktarını geçemez. Hesaplanan pay tutarının, bu
amaçla tahsis edilen ödenek tutarını aşması halinde, aradaki farkı geçmemek
kaydıyla ödenek eklemesi yapmaya genel bütçe kapsamındaki idarelerde Maliye
Bakanı, diğer idarelerde üst yöneticiler yetkilidir.
Tahsili zamanaşımına uğrayan gelirlerin
silinmesine ilişkin usul ve esaslar, ilgili kanunlardaki hükümler saklı kalmak
üzere, Maliye Bakanlığınca belirlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
38 inci maddeyi okutuyorum:
Gelirlerin toplanması sorumluluğu
MADDE 38. - Kamu gelirlerinin tarh,
tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen
tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak
yapılmasından sorumludur.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
39 uncu maddeyi okutuyorum:
Özel gelirler
MADDE 39. - Özel gelirler karşılığında
idarelere tahsis edilen özel ödenek miktarları, ilgili idarelerin bütçelerinde
gösterilir. Malî yıl içinde kullanılabilecek özel ödenek miktarı, tahsil edilen
özel gelir tutarını geçemez. Tahsil edilen özel gelirlerin ödenek tutarını
aşması halinde, ödenek eklenemez.
Özel gelirlere ilişkin olarak ilgili
kanunlarında belirtilen fiyatlandırılabilir mal ve hizmetlerin tarifeleri ile
uygulamaya yönelik usul ve esaslar, Maliye
Bakanlığının görüşü alınarak ilgili kamu idarelerince belirlenir.
Özel gelirlerin ödenek kaydına, gelecek
yıla devrine, iptaline ilişkin yetki ve işlemler merkezi yönetim bütçe
kanununda gösterilir.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
40 ıncı maddeyi okutuyorum.
Bağış ve yardımlar
MADDE 40. - Herhangi bir gerçek veya tüzel
kişi tarafından, kamu hizmetinin karşılığı olarak veya kamu hizmetleriyle
ilişkilendirilerek bağış veya yardım toplanamaz, benzeri adlar altında tahsilat
yapılamaz.
Kamu idarelerine yapılan her türlü bağış
ve yardımlar bütçelerine gelir kaydedilir. Nakdi olmayan bağış ve yardımlar,
ilgili mevzuatına göre değerlemeye tâbi tutularak kayıtlara alınır.
Kamu yararına kullanılmak üzere kamu
idarelerine yapılan şartlı bağış ve yardımlar, dış finansman kaynağından
sağlananlarda 28.3.2002 tarihli ve 4749 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak
kaydıyla, hizmeti yapacak idarenin üst yöneticisi tarafından uygun görülmesi
halinde, bütçede açılacak bir tertibe gelir ve şart kılındığı amaca harcanmak
üzere açılacak bir tertibe ödenek kaydedilir. Bu ödenekten amaç dışında başka
bir tertibe aktarma yapılamaz.
Bu ödeneklerden malî yıl sonuna kadar
harcanmamış olan tutarlar, bağış ve yardımın amacı gerçekleşinceye kadar ertesi
yıl bütçesine devir olunarak ödenek kaydedilir. Ancak, bu ödeneklerden tahsis
amacı gerçekleştirilmiş olanlardan kalan tutarlar, tahsis amacının
gerçekleştirilmesi bakımından yetersiz olanlar ile yılı bütçesinde belirlenen
tutarı aşmayan ve iki yıl devrettiği halde harcanmayan ödenekleri iptal etmeye
genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde Maliye Bakanı, diğer kamu
idarelerinde üst yönetici yetkilidir.
Bağış ve yardımlar, kullanılmadığı veya
amaç dışı kullanıldığı için geri istenildiği takdirde, bütçeye gider kaydıyla
ilgilisine geri verilir. Şartlı bağış ve yardımın zamanında kullanılmaması
nedeniyle doğacak zararlar ile amaç dışı kullanım nedeniyle yapılan harcamalar
sorumluluğu tespit edilenlere ödettirilir.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
41 inci maddeyi okutuyorum.
ALTINCI BÖLÜM
Faaliyet Raporları ve Kesinhesap
Faaliyet raporları
MADDE 41. - Üst yöneticiler ve bütçeyle
ödenek tahsis edilen harcama yetkilileri tarafından idari sorumlulukları
çerçevesinde her yıl faaliyet raporları düzenlenir. Bu raporlar, stratejik
planlama ve performans programları uyarınca yürütülen faaliyetleri, belirlenmiş
performans göstergelerine göre hedef ve gerçekleşme durumu ile meydana gelen
sapmaların nedenlerini açıklayacak şekilde hazırlanır.
Harcama yetkilisi, birim faaliyet raporunu
üst yöneticiye verir. Üst yönetici, birim faaliyet raporlarını esas alarak,
idaresinin faaliyet sonuçlarını gösteren idare faaliyet raporunu hazırlar.
İdare faaliyet raporu, Sayıştaya verilir ve üst yönetici tarafından kamuoyuna
açıklanır. Merkezî idare kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik
kurumları, idare faaliyet raporlarının bir örneğini Maliye Bakanlığına, mahallî
idareler ise İçişleri Bakanlığına gönderir.
İçişleri Bakanlığı, mahallî idare faaliyet
raporları üzerine değerlendirme raporu hazırlar, Sayıştaya gönderir ve
kamuoyuna açıklar. Bu Raporun bir örneği de Maliye Bakanlığına gönderilir.
Merkezi yönetim kapsamındaki idarelerin ve
sosyal güvenlik kurumlarının bir malî yıldaki faaliyet sonuçları, Maliye
Bakanlığınca hazırlanacak Genel Faaliyet Raporunda gösterilir. İdare faaliyet
raporları da dikkate alınarak hazırlanacak bu Raporda;
a) Bütçe gelir ve gider hedefleri ve
gerçekleşmeleri ile meydana gelen sapmaların nedenleri,
b) Kamu borç yönetimi raporu kapsamında
borç stokundaki gelişmeler ve borçlanmaya ilişkin diğer bilgiler,
c) Yıl sonundaki varlık ve yükümlülüklerin
durumunu gösterir cetvel ile bunlara ilişkin bilgiler,
d) Ödenek aktarmaları ve diğer ödenek
işlemlerini gösteren cetvel,
e) Bütçenin uygulamasına ilişkin olarak
Maliye Bakanlığı tarafından yapılan faaliyetler,
f) İdarelerin stratejik planlama ve
performans programları uyarınca yürüttükleri faaliyetler ile belirlenmiş
performans kriterlerine göre hedef ve gerçekleşme durumları hakkında genel
değerlendirmeler,
g) mahallî idarelerin malî yapılarına
ilişkin değerlendirmeler,
h) Bütçeden yardım alan dernek, vakıf,
birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllerin faaliyetlerine ilişkin
değerlendirmeler
Yer alır.
Maliye Bakanlığı, genel faaliyet raporunu
Sayıştaya gönderir ve aynı zamanda kamuoyuna açıklar. Sayıştay, mahallî
idarelerin raporları hariç idare faaliyet raporlarını, mahallî idareler
değerlendirme raporunu ve genel faaliyet raporunu, dış denetim sonuçlarını
dikkate alarak görüşlerini de belirtmek suretiyle Türkiye Büyük Millet
Meclisine sunar.
Türkiye Büyük Millet Meclisi bu raporlar
ve değerlendirmeler çerçevesinde, kamu kaynağının elde edilmesi ve
kullanılmasına ilişkin olarak kamu idarelerinin yönetim ve hesap verme
sorumluluklarını görüşür. Bu görüşmelere üst yönetici veya görevlendireceği
yardımcısının ilgili bakanla birlikte katılması zorunludur.
Faaliyet raporlarının düzenlenmesi, ilgili
idarelere verilmesi, bu işlemlere ilişkin süreler, diğer usul ve esaslar,
ilgili idareler ve Sayıştayın görüşü alınarak Maliye Bakanlığı tarafından
yönetmelikle belirlenir.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
42 nci maddeyi okutuyorum:
Kesin hesap kanunu
MADDE 42.- Türkiye Büyük Millet Meclisi,
merkezî yönetim bütçe kanununun uygulama sonuçlarını onama yetkisini kesin
hesap kanunuyla kullanır.
Kesin hesap kanunu tasarısı, muhasebe
kayıtları dikkate alınarak, merkezî yönetim bütçe kanununun şekline uygun
olarak Maliye Bakanlığınca hazırlanır. Bu tasarı, bir yıllık uygulama
sonuçlarını karşılaştırmalı olarak gösteren değerlendirmeleri içeren
gerekçesiyle birlikte izleyen malî yılın Haziran ayı sonuna kadar Bakanlar
Kurulunca Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur ve bir örneği Sayıştaya
gönderilir.
Kesin hesap kanun tasarısının ekinde;
a) Genel mizan,
b) Bütçe gelirleri kesin hesap cetveli ve
açıklaması,
c) Bütçe giderleri kesin hesap cetvelleri
ve açıklaması,
d) Bütçe gelir ve giderlerinin iller ve
idareler itibarıyla dağılımı,
e) Devlet borçları ve hazine garantilerine
ilişkin cetveller,
f) Yılı içerisinde silinen kamu alacakları
cetveli,
g) Maliye Bakanlığı tarafından gerekli
görülen diğer belgeler
Yer alır.
Kamu idareleri bütçelerinin kesin
hesabının düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca
belirlenir.
İdarelerin faaliyet raporları, genel faaliyet
raporu, dış denetim genel değerlendirme raporu ve kesin hesap kanunu tasarısı
ile merkezî yönetim bütçe kanunu tasarısı birlikte görüşülür. Ancak, bu
raporlar ile genel uygunluk bildirimi Türkiye Büyük Millet Meclisi
komisyonlarında öncelikle görüşülür.
Mahallî idare bütçeleri ile sosyal
güvenlik kurumları bütçelerinin uygulama sonuçlarının kesin hesaba bağlanması,
ilgili kanunlarındaki hükümlere göre yapılır.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
43 üncü maddeyi okutuyorum:
Genel uygunluk bildirimi
MADDE 43.- Sayıştay, merkezî yönetim
kapsamındaki kamu idareleri için düzenleyeceği genel uygunluk bildirimini,
kesin hesap kanun tasarısının verilmesinden başlayarak en geç yetmiş beş gün
içinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar.
Genel uygunluk bildirimi; dış denetim
raporları, idare faaliyet raporları ve genel faaliyet raporu dikkate alınarak
hazırlanır.
Kesin hesap kanunu tasarısı ve genel
uygunluk bildiriminin Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olması, ilgili
yıla ait Sayıştayca sonuçlandırılmamış denetimleri önlemez ve hesapların kesin
hükme bağlandığı anlamına gelmez.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
44 üncü maddeyi okutuyorum:
ÜÇÜNCÜ KISIM
Taşınır ve Taşınmazlar
Taşınır ve taşınmaz işlemleri
MADDE 44.- Genel yönetim kapsamındaki kamu
idarelerince, taşınır ve taşınmaz edinilmesi, yönetilmesi, trampası, elden
çıkarılması, ecrimisilin tahsil ve takibinde izlenecek yöntem, Devletin hüküm
ve tasarrufu altındaki yerlerin yönetimi ve korunması, işgalli malların
tahliyesi gibi hususlar ilgili kanunlarında düzenlenir. Bu malların kaydı ile
mal yönetim hesabının verilmesine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca
hazırlanacak ve Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
Türk Silâhlı Kuvvetlerinin elinde bulunan
taşınırların yönetim ve denetimi ilgili kanununda düzenlenir.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
45 inci maddeyi okutuyorum:
Taşınır ve taşınmaz edinme
MADDE 45.- Genel yönetim kapsamındaki kamu
idareleri, kamu hizmetlerinin zorunlu kıldığı durumlarda gereken nicelikte ve
nitelikte taşınır ve taşınmazları, yurt içinde veya yurt dışında, bedellerini
peşin veya taksitle ödeyerek veya finansal kiralama suretiyle edinebilirler.
Kamu idareleri, taşınmaz satın alma veya kamulaştırma işlemlerini yetki devri
yoluyla bir başka kamu idaresi eliyle yürütebilir. Genel bütçe kapsamındaki
kamu idarelerinin edindiği taşınmazlar Hazine adına, diğer kamu idarelerine ait
taşınmazlar ise tüzel kişilikleri adına tapu sicilinde tescil olunur. Hazine
adına tescil edilen taşınmazlar Maliye Bakanlığı tarafından yönetilir. Bu
tescil işlemleri, adına tescil yapılan idarenin taşınmazın bulunduğu yerdeki
ilgili birimine bildirilir.
Kamu idarelerince üretilen malların kendi
tüketimlerinde kullanılması halinde bunların bedelleri, rayiç bedel üzerinden
ilgili ödenek tertibine gider ve karşılığı gelir kaydedilir.
Kamu idareleri, ihtiyaç fazlası
taşınırları ile görmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinde kullanılacağına ve
amacına uygun kullanılmaması halinde geri alınacağına dair tapu kütüğüne şerh
konulması kaydıyla taşınmazlarını diğer kamu idarelerine bedelsiz olarak
devredebilir. Devredilmeyecek taşınır ve taşınmazlar ile devir ve kayıt
işlemlerine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.
Kamu idareleri arasındaki taşınmazların
mülkiyetine ilişkin uyuşmazlıklar, görevli mahkemelerce çözümlenir.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
46 ncı maddeyi okutuyorum:
Taşınır ve taşınmaz satışı
MADDE 46.- Genel bütçe kapsamındaki kamu
idarelerinin her türlü taşınır ve taşınmazlarının satışına Maliye Bakanlığı
yetkilidir. Satış bedelleri genel bütçeye gelir kaydedilir. Diğer kamu
idarelerine ait taşınır ve taşınmazların elden çıkarılması özel kanunlarında
belirtilen yetkili organlarının kararıyla mümkündür.
Merkezî yönetim kapsamındaki kamu
idarelerinin taşınmazlarından değeri her yıl merkezî yönetim bütçe kanununda
belirtilen sınırın üzerinde olanlar, Bakanlar Kurulu kararıyla satılır.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
47 nci maddeyi okutuyorum:
Taşınmaz tahsisi
MADDE 47.- Kamu idareleri, kanunlarında
belirtilen kamu hizmetlerini yerine getirebilmeleri için mülkiyetlerinde
bulunan taşınmazları kendi aralarında bedelsiz olarak tahsis edebilir.
Tahsis, kamu hizmeti yerine getirildiği
süre için devam eder. Tahsis edilen taşınmaz, tahsis amacı dışında
kullanılamaz.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
48 inci maddeyi okutuyorum:
Mal yönetiminde etkililik ve sorumluluk
MADDE 48.- Kamu idareleri, taşınırların
yönetimi, kaydı, muhafazası ve kullanımından sorumludurlar. Taşınırların
özelliğinden veya olağan kullanımından kaynaklanan yıpranma ile usulüne uygun
olarak belirlenen firelerden dolayı sorumluluk aranmaz.
Kullanılmak üzere taşınır teslim edilen
görevliler, taşınırın korunmasından ve taşınıra verilen zararlardan sorumludur.
Kamu idareleri, verilen zararların sorumlularına ödettirilmesini sağlamakla
yükümlüdür.
Kamu idarelerine ait malları edinme,
kiralama, tahsis, yönetim, kullanma ve elden çıkarma işlemleri, mevzuatında
öngörülen kurallar dahilinde hizmetin amacına uygun olarak verimlilik ve
tutumluluk ilkesine göre yapılır. Bu ilkeye aykırı eylem ve işlemlerden doğacak
zararlardan, malların yönetimi veya kullanılması hususunda yetki verilenler
sorumludur.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
49 uncu maddeyi okutuyorum:
DÖRDÜNCÜ KISIM
Kamu Hesapları ve Malî İstatistikler
BİRİNCİ BÖLÜM
Kamu Hesapları
Muhasebe sistemi
MADDE 49.- Muhasebe sistemi; malî
raporların düzenlenmesi ve kesin hesabın çıkarılmasına temel olacak ve karar,
kontrol ve hesap verme süreçlerinin etkili çalışmasını sağlayacak şekilde
kurulur ve yürütülür.
Genel yönetim kapsamındaki idarelerde
uygulanacak muhasebe ve raporlama standartları, çerçeve hesap planı ile
düzenlenecek raporların şekil, süre ve türleri; uluslararası standartlara uygun
olarak ilgili idarelerin görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığı bünyesinde
Sayıştay Başkanlığı, Maliye Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarlığı,
Hazine Müsteşarlığı ve diğer ilgili kuruluş temsilcilerinin katılımıyla
oluşturulacak bir kurul tarafından belirlenir ve Maliye Bakanlığının önerisi
üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulur. Bu kurulun yapısı, çalışma
usul ve esasları ile diğer hususlar Maliye Bakanlığınca çıkarılacak
yönetmelikle düzenlenir.
Bu kurulda görevlendirilenlerin asli
görevleri devam eder. Başkan ve üyelerine, ayda ikiden fazla olmamak üzere her
toplantı günü için (3000) gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı
sonucu bulunacak tutar üzerinden toplantı ücreti ödenir.
Merkezî yönetim kapsamındaki kamu
idarelerinin çerçeve hesap planına uygun detaylı hesap planları ilgili
idarelerin görüşü alınarak Maliye Bakanlığınca; merkezî yönetim kapsamı
dışındaki kamu idarelerinin uygulayacakları hesap planları ise Maliye Bakanlığı
ile ilgili idareler tarafından birlikte hazırlanır.
Kamu hesapları, kamu idarelerinin gelir,
gider ve varlıkları ile malî sonuç
doğuran ve öz kaynağın artmasına veya azalmasına neden olan her türlü işlemler
ile garantilerin ve yükümlülüklerin belirlenmiş bir düzen içinde hesaplara
kaydedilerek, yönetim ve denetim yetkilileriyle kamuoyuna gerekli bilgilerin
sağlanması amacıyla tutulur.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
50 nci maddeyi okutuyorum:
Kayıt zamanı ve kullanılacak belgeler
MADDE 50.- Bir ekonomik değer
yaratıldığında, başka bir şekle dönüştürüldüğünde, mübadeleye konu edildiğinde,
el değiştirdiğinde veya yok olduğunda muhasebeleştirilir. Bütün malî işlemlerin
muhasebeleştirilmesi ve her muhasebe kaydının belgeye dayanması şarttır.
Kamu borç yönetimine ilişkin olanlarda
Hazine Müsteşarlığının uygun görüşünün alınması kaydıyla, merkezî yönetim
kapsamındaki kamu idarelerinde malî işlemlerin gerçekleştirilmesi ve
muhasebeleştirilmesinde kullanılacak belgelerle şekil ve türleri Maliye Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle
belirlenir.
Kullanılacak belgelerle ilgili
yönetmelikler mahallî idareler için İçişleri Bakanlığı, sosyal güvenlik
kurumları için bağlı veya ilgili oldukları bakanlıklar tarafından, Maliye
Bakanlığının uygun görüşü alınmak suretiyle hazırlanır ve uygulanır.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
51 inci maddeyi okutuyorum:
Kamu gelir ve giderlerinin yılı ve mahsup
dönemi
MADDE 51.- Kamu gelir ve giderleri
tahakkuk ettirildikleri malî yılın hesaplarında gösterilir.
Bütçe gelirleri tahsil edildiği, bütçe
giderleri ise ödendiği yılda muhasebeleştirilir.
Kamu hesapları malî yıl esasına göre
tutulur. Malî yılın bitimine kadar fiilen yapılmış olan ödemelerden mahsup
edilememiş olanların, ödenekleri saklı tutulmak suretiyle, mahsup işlemleri
malî yılın bitimini izleyen bir ay içinde yapılabilir. Zorunlu hallerde bu
süre, Maliye Bakanlığı tarafından bütçe giderleri için bir ay, diğer işlemlerde
beş ayı geçmemek üzere uzatılabilir.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
52 nci maddeyi okutuyorum:
İKİNCİ BÖLÜM
Malî İstatistikler
Kapsam, temel ilkeler ve kurumsal çevre
MADDE 52.- Malî istatistikler, genel
yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin malî işlemlerini kapsar.
Malî istatistikler, uluslararası
standartlara uygun olarak bütünlük, güvenilirlik, kullanışlılık, yöntemsel
geçerlilik ve ulaşılabilirlik ilkeleri çerçevesinde; yeterli mesleki eğitimi
almış personel tarafından muhasebe kayıtlarındaki verilere dayanılarak ve
istatistiksel yöntemler kullanılarak hazırlanır.
Malî istatistiklerin hazırlanmasında kamu
idarelerinin yöneticileri uygun kurumsal çevrenin oluşturulması için gerekli
önlemleri alır.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
53 üncü maddeyi okutuyorum:
Malî istatistiklerin hazırlanması ve
açıklanması
MADDE 53.- Genel yönetim kapsamındaki kamu
idarelerine ait malî istatistikler, Maliye Bakanlığınca derlenir. Merkezî
yönetim kapsamı dışındaki kamu idareleri malî istatistiklerini belirlenmiş
ilkelere uygun olarak hazırlar ve belirlenen süreler içinde Maliye Bakanlığına
gönderir.
Merkezî yönetim kapsamındaki kamu
idarelerine ait malî istatistikler, Maliye Bakanlığınca aylık olarak
yayımlanır. Sosyal güvenlik kurumları ve mahallî idarelere ait malî
istatistikler ile merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerine ait malî
istatistikler Maliye Bakanlığınca birleştirilerek, genel yönetim kapsamındaki
kamu idarelerine ait malî istatistikler elde edilir ve üçer aylık dönemler
itibarıyla yayımlanır.
Malî istatistiklerin anlaşılabilir ve
kullanıcılar için kolayca ulaşılabilir olması esastır.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
54 üncü maddeyi okutuyorum:
Malî istatistiklerin değerlendirilmesi
MADDE 54.- Bir yıla ait malî istatistikler
izleyen yılın Mart ayı içinde; hazırlanma, yayımlanma, doğruluk, güvenilirlik
ve önceden belirlenmiş standartlara uygunluk bakımından Sayıştay tarafından
değerlendirilir ve bu amaçla düzenlenen değerlendirme raporu Türkiye Büyük
Millet Meclisine ve Maliye Bakanlığına gönderilir. Bu raporda yer alan
değerlendirmelere ilişkin olarak Maliye Bakanı gerekli önlemleri alır.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
55 inci maddeyi okutuyorum:
BEŞİNCİ KISIM
İç Kontrol Sistemi
İç kontrolün tanımı
MADDE 55.- Kamu malî yönetiminin bir
unsuru olarak iç kontrol, kamu idarelerinin malî işlem ve faaliyetlerine
ilişkin tüm gelir, gider, varlık ve yükümlülüklerinin amacına ve mevzuatına
uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi için uygulanan malî yönetim, harcama
öncesi kontrol ile harcama sonrası iç denetim faaliyetleridir.
Görev ve yetkileri çerçevesinde, malî
yönetim ve harcama öncesi kontrol süreçlerine ilişkin standartlar ve yöntemler
Maliye Bakanlığınca, iç denetime ilişkin standartlar ve yöntemler ise İç
Denetim Koordinasyon Kurulu tarafından belirlenir, geliştirilir ve
uyumlaştırılır. Bunlar ayrıca, sistemlerin koordinasyonunu sağlar ve kamu
idarelerine rehberlik hizmeti verir.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler.... Kabul edilmiştir.
56 ncı maddeyi okutuyorum:
İç kontrolün amacı
MADDE 56.- İç kontrolün amacı;
a) Kamu gelir, gider, varlık ve
yükümlülüklerinin etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde yönetilmesini,
b) Kamu idarelerinin kanunlara ve diğer
düzenlemelere uygun olarak faaliyet göstermesini,
c) Her türlü malî karar ve işlemlerde
usulsüzlük ve yolsuzluğun önlenmesini,
d) Karar oluşturmak ve izlemek için
düzenli, zamanında ve güvenilir rapor ve bilgi edinilmesini,
e) İç kontrol faaliyetlerinin nesnel risk
yönetim analizlerine göre belirlenmiş en riskli alanlar üzerinde
yoğunlaşmasını,
Sağlamaktır.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
57 nci maddeyi okutuyorum:
Kontrolün yapısı ve işleyişi
MADDE 57.- Kamu idarelerinin malî yönetim
ve kontrol sistemleri; malî hizmetler, harcama öncesi kontrol ve muhasebe
hizmetlerinden oluşur.
Yeterli ve etkili bir kontrol sisteminin
oluşturulabilmesi için; mesleki değerlere ve dürüst yönetim anlayışına sahip
olunması, malî yetki ve sorumlulukların bilgili ve yeterli yöneticilerle
personele verilmesi, belirlenmiş standartlara uyulmasının sağlanması, mevzuata
aykırı faaliyetlerin önlenmesi ve kapsamlı bir yönetim anlayışı ile uygun bir
çalışma ortamının ve saydamlığın sağlanması bakımından ilgili idarelerin üst
yöneticileri ile diğer yöneticileri tarafından görev, yetki ve sorumluluklar
göz önünde bulundurulmak suretiyle gerekli önlemler alınır.
Kamu idarelerinin malî hizmetler birimi
yöneticisi ile malî kontrol yetkilisi ve muhasebe yetkilisi olacak görevliler,
Maliye Bakanlığınca görevin niteliği dikkate alınarak mesleki konularda eğitime
tâbi tutulur ve bu eğitimi başarıyla tamamlayanlara sertifika verilir.
Sertifika alamayanlar kamu idarelerinde bu kadrolara atanamazlar.
BAŞKAN- Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
58 inci maddeyi okutuyorum.
Harcama öncesi kontrol
MADDE 58.- Harcama öncesi kontrol süreci;
ödenek tahsis edilmesi, yüklenmeye girişilmesi, ihale yapılması, sözleşme
yapılması, mal veya hizmetin teslim alınması, işin gerçekleştirilmesi, ödeme
emri belgesi düzenlenmesi ve harcama yetkilisi tarafından alınacak benzeri malî
kararları kapsar.
Harcama öncesi kontrol görevi, ilgili kamu idaresinin yönetim
sorumluluğu çerçevesinde malî kontrol yetkilisi tarafından yürütülür. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin
merkez dışı birimlerinde harcama öncesi kontrol görevi il defterdarlıkları
tarafından yerine getirilir.
Malî kontrol yetkilisi, alınacak malî
kararların kullanılabilir ödenek tutarı, bütçe tertibi, ayrıntılı harcama
programı ile harcamanın bütçe ve gider mevzuatına uygunluğunu kontrol eder.
Malî kontrol yetkilisi tarafından vize edilen veya uygun görüş verilen malî
işlemler gerçekleştirilir.
Harcama öncesi kontrol sürecinde uygun
görülmeyen veya vize edilmeyen işlemlerin gerekçesi harcama yetkilisine yazılı
olarak bildirilir. Harcama yetkilisinin ısrarı halinde, malî kontrol
yetkilisine ve muhasebe yetkilisine yazılı olarak bildirilmiş olması kaydıyla
malî işlemler gerçekleştirilir. Bu durumda harcama yetkilisi, kişisel
sorumluluk üstlenmiş sayılır ve bu işlemler en geç beş iş günü içinde malî
kontrol yetkilisince ilgili üst yönetici ile Maliye Bakanlığına ve Sayıştaya
bildirilir.
Malî kontrol yetkilileri tarafından
kontrole tâbi tutulacak kararların kamu idarelerinin merkez ve merkez dışı
birimleri itibarıyla tutar ve türleri, kontrol, uygun görüş ve vize süreleri
ile bunlara ilişkin işlemlerin usul ve esasları, risk alanları dikkate alınarak
Maliye Bakanlığı tarafından belirlenir.
Malî kontrol yetkilileri, harcama
talimatlarının kullanılabilir ödenek tutarına, tertibine ve ayrıntılı harcama
programına uygunluğuna ve harcamaların bütçe ve gider kanunları ile diğer
ilgili mevzuata uygunluğuna ilişkin yaptıkları vizelerden ve verdikleri uygun
görüşlerden dolayı sorumludur. Malî kontrol yetkililerinin bu Kanuna göre
yapacakları kontrollere ilişkin sorumlulukları, görevleri gereği incelemeleri
gereken belgelerle sınırlıdır.
Harcama yetkilisi, malî kontrol yetkilisi
veya muhasebe yetkilisi sıfat ve görevinden ikisi aynı kişide birleşemez. Bu
görevleri yürütenler, bu Kanunda belirtilen görev ve yetkileri dışında harcama
sürecinde başka görev alamazlar.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
59 uncu maddeyi okutuyorum:
Malî kontrol yetkilisinin nitelikleri ve
atanması
MADDE 59.- Malî kontrol yetkilisi olarak
atanacakların, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde
belirtilenler ile aşağıdaki şartları taşıması gerekir:
a) En az dört yıllık yüksek öğrenim görmüş
olmak.
b) Kamu idarelerinde müdür, eşiti veya
daha üst görevlerde en az dört yıl çalışmış olmak.
c) Görevin gerektirdiği bilgi ve temsil
yeteneğine sahip olmak.
Üst yönetici, malî kontrol yetkilisinin
atanmasına ve belediyeler dışında Maliye Bakanlığının; belediyelerde ise
belediye meclisinin uygun görüşü üzerine görevden alınmasına yetkilidir. Malî
kontrol yetkilisi olarak atananlar, bu görevlerinden ayrılmaları halinde daha
önce görev yaptığı kamu idaresinde veya mümkün bulunduğu takdirde Maliye
Bakanlığında durumlarına uygun bir kadroya atanırlar.
Malî kontrol yetkililerinin çalışma usul
ve esasları, Maliye Bakanlığınca hazırlanacak ve Bakanlar Kurulu tarafından
çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
60 ıncı maddeyi okutuyorum:
Malî hizmetler birimi
MADDE 60.- Kamu idarelerinde aşağıda
sayılan görevler, malî hizmetler birimi tarafından yürütülür:
a) Bütçeyi hazırlamak, izleyen iki yılın
bütçe tahminlerini yapmak, bütçe kayıtlarını tutmak.
b) Bütçe ilke ve esasları çerçevesinde,
ayrıntılı harcama programı ve hizmet gereksinimleri dikkate alınarak, ödenek
gönderme belgelerini düzenlemek.
c) Harcama yapılması ve gelir elde
edilmesine ilişkin malî işlemleri yürütmek.
d) Bütçe uygulama sonuçlarına ilişkin
verileri toplamak, değerlendirmek ve bunların raporlanmasını sağlamak.
e) İdarenin bütçe kesin hesabını
hazırlamak.
f) Stratejik plan ve performans
programlarının hazırlanmasını koordine etmek ve sonuçlarının konsolide edilmesi
çalışmalarını yürütmek.
g) İdarenin mülkiyetinde veya kullanımında
bulunan taşınır ve taşınmazlara ilişkin kayıtları tutmak.
h) Malî kanunlar ile ilgili diğer mevzuatın
uygulanması konusunda harcama yetkililerine gerekli bilgileri sağlamak.
Malî hizmetler birimlerinin çalışma usul
ve esasları, idarelerin teşkilat yapısı dikkate alınarak Maliye Bakanlığınca
hazırlanarak Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
61 inci maddeyi okutuyorum:
Muhasebe hizmetleri
MADDE 61.- Gelirlerin tahsili, giderlerin
hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile
emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer
tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması muhasebe hizmetidir.
Muhasebe yetkilisi, bu hizmetlerin
yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir
şekilde tutulmasından sorumludur. 9.12.1994 tarihli ve 4059 sayılı Kanun
hükümleri saklı kalmak kaydıyla, genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin
muhasebe hizmetleri Maliye Bakanlığınca yürütülür. Muhasebe yetkilileri gerekli
bilgi ve raporları düzenli olarak kamu idarelerine verirler.
Muhasebe yetkilileri ödeme aşamasında,
ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde;
a) Yetkililerin imzasını,
b) Ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında
sayılan belgelerin tamam olmasını,
c) Maddi hata bulunup bulunmadığını,
d) Hak sahibinin kimliğine ilişkin
bilgileri,
Kontrol etmekle yükümlüdür.
Muhasebe yetkilileri, ilgili mevzuatında
düzenlenmiş belgeler dışında belge arayamaz. Yukarıda sayılan konulara ilişkin
hata veya eksiklik bulunması halinde ödeme yapamaz. Malî kontrol yetkilisine de
bildirilmek şartıyla, belgesi eksik veya hatalı olan ödeme emri belgeleri,
düzeltilmek veya tamamlanmak üzere en geç bir iş günü içinde gerekçeleriyle
birlikte harcama yetkilisine yazılı olarak gönderilir. Hataların düzeltilmesi
veya eksikliklerin giderilmesi halinde ödeme işlemi gerçekleştirilir.
Muhasebe yetkilileri işlemlerine ilişkin
defter, kayıt ve belgeleri muhafaza eder ve denetime hazır bulundurur.
Muhasebe yetkilileri, 34 üncü maddenin
birinci fıkrasındaki ödemeye ilişkin hükümler ile bu maddenin üçüncü fıkrasında
belirtilen ödemeye ilişkin kontrol yükümlülüklerinden dolayı sorumludur.
Muhasebe yetkililerinin bu Kanuna göre yapacakları kontrollere ilişkin
sorumlulukları, görevleri gereği incelemeleri gereken belgelerle sınırlıdır.
Muhasebe yetkilisi adına ve hesabına para
ve parayla ifade edilebilen değerleri geçici olarak almaya, vermeye ve
göndermeye yetkili olanlar muhasebe mutemedidir. Muhasebe mutemetleri doğrudan
muhasebe yetkilisine karşı sorumludur. Muhasebe mutemetlerinin
görevlendirilmeleri, yetkileri, denetimi, tutacakları defter ve belgeler ve
diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca çıkarılacak
yönetmelikle düzenlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, Trabzon Milletvekili Sayın Akif Hamzaçebi; buyurun.
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA MEHMET ÂKİF HAMZAÇEBİ
(Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz
tasarının 61 inci maddesine ilişkin olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun
görüşlerini açıklamak üzere, söz almış bulunuyorum.
Tasarının 5 inci maddesinin (a) bendi bir
temel ilke koymuştu: "Kamu maliyesinin temel ilkeleri" başlığı
altında, kamu malî yönetimi, uyumlu bir bütün olarak oluşturulur ve yürütülür.
Gerçekten, bu, bizim, şu anda malî sistemimizin, kamu malî yönetimimizin
yapısını dikkate aldığımızda, ihtiyaç duyduğumuz bir hüküm.
Nedir bugünkü durum, kamu malî yönetimimiz
parçalanmış bir haldedir. Çok çeşitli kurumlar, gerek bütçenin hazırlığında
gerek bütçenin uygulanmasında söz sahibidir. Bu parçalanmış yapıyı,
birleştirip, uyumlu bir yönetim halinde düzenlemek gerekiyor. Ama, 5 inci
maddedeki bu hükmün ardından, tasarı, hatırlayacaksınız, hemen 6 ncı maddede
bir istisna getirmiştir. "Hazine birliği" başlığı altındaki 6 ncı
maddede "4059 sayılı Kanun hükümleri hariç" demek suretiyle, ilk istisnayı
orada koymuştu. Şimdi görüşeceğimiz 61 inci madde de ikinci istisnayı
oluşturmaktadır. Yine burada "4059 sayılı Kanun hükümleri hariç"
ifadesi yer almıştır.
Biraz sonra görüşeceğimiz 62 nci maddede,
aynı şekilde "4059 sayılı Kanun hükümleri hariç" ifadesi yer
almıştır.
Bunun anlamı, genel bütçe kapsamındaki
bütün harcama yetkilileri Maliye Bakanlığının yönetiminde olduğu halde, Hazine
Müsteşarlığındaki üç muhasebe birimi ve bu üç muhasebe birimindeki üç harcama
yetkilisinin yönetimi Maliye Bakanlığının dışındadır. Eğer, biz, gerçekten
uyumlu bir yönetim oluşturmak istiyorsak, gerçekten malî disiplini sağlamak
istiyorsak malî disiplini sağlayacak bir organa, bir kuruma -ki, bu Maliye
Bakanlığıdır- bu birimlerin, bu muhasebe birimlerinin, buradaki harcama
yetkililerinin yönetimini de vermemiz gerekir. Burada, 61 inci madde bu
istisnayı tanımak suretiyle malî yönetimdeki uyumdan uzaklaşmaktadır ve malî
yönetimdeki uyumdan uzaklaşma malî disiplinden uzaklaşma sonucunu yaratacaktır.
61 inci maddenin "4059 sayılı Kanun hükümleri hariç" ifadesi bu
nedenle doğru bir ifade değildir, bunun tasarı metninden çıkarılması gerekir.
Teşekkür ederim.
Saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın
Hamzaçebi.
61 inci madde üzerinde 1 önerge vardır;
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun tasarısının 61
inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "...9.12.1994 tarihli ve 4059
sayılı Kanun Hükümleri saklı kalmak kaydıyla," ibaresinin madde metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Mehmet Akif Hamzaçebi Yakup
Kepenek Ali Kemal Kumkumoğlu
Trabzon Ankara İstanbul
Mehmet Mesut Özakcan Osman
Kaptan
Aydın Antalya
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA
(Afyon) - Genel Kurulun takdirine bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?
DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Ankara) -
Hayır, katılmıyoruz.
BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, konuşacak
mısınız?
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Gerekçe
okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Anılan maddede, genel bütçe kapsamındaki
kamu idarelerinin muhasebe hizmetlerinin Maliye Bakanlığınca yürütüleceği
belirtilmekte; ancak, Hazine Müsteşarlığındaki saymanlıklar için istisna
getirilmektedir. Kamu malî yönetimindeki bütünlük bu noktada bozulmaktadır.
Geçmiş yıllardaki sıkıntıların ve sorunların devam etmesine yol açacak bu
düzenlemenin kanun tasarısının bütünlüğüne ve getirilen yeni sisteme de uygun
olmadığı değerlendirildiğinden, yukarıda belirtilen ibarenin madde metninden
çıkarılması öngörülmektedir.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
61 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etme-yenler... Kabul edilmiştir.
62 nci maddeyi okutuyorum:
Muhasebe yetkilisinin nitelikleri ve
atanması
MADDE 62. - Muhasebe yetkilisi olarak
atanacakların, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde
belirtilenler ile aşağıdaki şartları taşıması gerekir:
a) En az dört yıllık yüksek öğrenim görmüş
olmak.
b) Kamu idarelerinin muhasebe
hizmetlerinde en az dört yıl çalışmış olmak.
c) Görevin gerektirdiği bilgi ve temsil yeteneğine
sahip olmak.
9.12.1994 tarihli ve 4059 sayılı Kanun
hükümleri saklı kalmak kaydıyla, genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde
muhasebe yetkilisi Maliye Bakanlığınca, diğer kamu idarelerinde üst yöneticiler
tarafından atanır.
Muhasebe yetkililerinin çalışma usul ve
esasları, Maliye Bakanlığınca hazırlanacak ve Bakanlar Kurulu tarafından
çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
1 adet önerge vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun tasarısının 62 nci
maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "...9/12/1994 tarihli ve 4059 sayılı
Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla," ibaresinin madde metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Mehmet Akif Hamzaçebi Yakup
Kepenek Ali Kemal Kumkumoğlu
Trabzon Ankara İstanbul
Mehmet Mesut Özakcan Osman
Kaptan
Aydın Antalya
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA
(Afyon) - Genel Kurulun takdirine bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?
DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Ankara) -
Hayır, katılmıyoruz.
BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, konuşacak
mısınız?
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Gerekçe
okunsun Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Anılan maddede, genel bütçe kapsamındaki
kamu idarelerinde muhasebe yetkililerinin Maliye Bakanlığınca atanacağı
belirtilmekte, ancak Hazine Müsteşarlığındaki muhasebe yetkilileri için istisna
getirilmektedir. Kamu malî yönetimindeki bütünlük bu noktada da bozulmaktadır.
Geçmiş yıllardaki sıkıntıların ve sorunların devam etmesine yol açacak bu
düzenlemenin kanun tasarısının bütünlüğüne ve getirilen yeni sisteme de uygun
olmadığı değerlendirildiğinden, yukarıda belirtilen ibarenin madde metninden
çıkarılması öngörülmektedir.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
62 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
63 üncü maddeyi okutuyorum:
İç denetim
MADDE 63.- İç denetim, kamu idaresinin
çalışmalarına değer katmak ve geliştirmek için kaynakların ekonomiklik,
etkililik ve verimlilik esaslarına göre yönetilip yönetilmediğini
değerlendirmek ve rehberlik yapmak amacıyla yapılan bağımsız ve nesnel güvence
sağlayan danışmanlık faaliyetidir. Bu faaliyetler, idarelerin yönetim ve
kontrol yapıları ile malî işlemlerinin risk yönetimi, yönetim ve kontrol
süreçlerinin etkinliğini değerlendirmek ve geliştirmek yönünde sistematik,
sürekli ve disiplinli bir yaklaşımla ve genel kabul görmüş standartlara uygun
olarak gerçekleştirilir. İç denetim, iç denetçiler tarafından yapılır.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
64 üncü maddeyi okutuyorum:
İç denetçinin görevleri
MADDE 64.- Kamu idarelerinin yıllık iç
denetim programı üst yöneticinin önerileri de dikkate alınarak iç denetçiler
tarafından hazırlanır ve üst yönetici tarafından onaylanır.
İç denetçi, aşağıda belirtilen görevleri yerine getirir:
a) Nesnel risk analizlerine dayanarak kamu
idarelerinin yönetim ve kontrol yapılarını değerlendirmek.
b) Kaynakların etkili, ekonomik ve verimli
kullanılması bakımından incelemeler yapmak ve önerilerde bulunmak.
c) Harcama sonrasında yasal uygunluk
denetimi yapmak.
d) İdarenin harcamalarının, malî işlemlere
ilişkin karar ve tasarruflarının, amaç ve politikalara, kalkınma planına,
programlara, stratejik planlara ve performans programlarına uygunluğunu izlemek
ve değerlendirmek.
e) Malî yönetim ve kontrol süreçlerinin
sistem denetimini yapmak ve bu konularda önerilerde bulunmak.
f) Denetim sonuçları çerçevesinde
iyileştirmelere yönelik önerilerde bulunmak.
g) Denetim sırasında veya denetim
sonuçlarına göre soruşturma açılmasını gerektirecek bir duruma rastlandığında,
ilgili idarenin en üst amirine bildirmek.
İç denetçi bu görevlerini, İç Denetim
Koordinasyon Kurulu tarafından belirlenen ve uluslararası kabul görmüş kontrol
ve denetim standartlarına uygun şekilde yerine getirir.
İç denetçi, görevinde bağımsızdır ve iç
denetçiye asli görevi dışında hiçbir görev verilemez ve yaptırılamaz.
İç denetçiler, raporlarını doğrudan üst
yöneticiye sunar. Bu raporlar üst yönetici tarafından değerlendirmek suretiyle
gereği için ilgili birimler ile malî hizmetler birimine verilir. İç denetim
raporları ile bunlar üzerine yapılan işlemler, üst yönetici tarafından en geç
iki ay içinde İç Denetim Koordinasyon Kuruluna gönderilir.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
65 inci maddeyi okutuyorum:
İç denetçinin nitelikleri ve atanması
MADDE 65.- İç denetçi olarak
atanacakların, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde
belirtilenler ile aşağıdaki şartları taşıması gerekir:
a) İlgili kamu idaresinin özelliği de
dikkate alınarak İç Denetim Koordinasyon Kurulu tarafından belirlenen alanlarda
en az dört yıllık yükseköğrenim görmüş olmak.
b) Kamu idarelerinde denetim elemanı
olarak en az beş yıl veya İç Denetim Koordinasyon Kurulunca belirlenen
alanlarda en az sekiz yıl çalışmış olmak.
c) Mesleğin gerektirdiği bilgi, ehliyet ve
temsil yeteneğine sahip olmak.
d) İç Denetim Koordinasyon Kurulunca
gerekli görülen diğer şartları taşımak.
Kamu idarelerine iç denetçi olarak
atanacaklar, İç Denetim Koordinasyon Kurulu koordinatörlüğünde, Maliye
Bakanlığınca iç denetim eğitimine tabi tutulur. Eğitim programı, iç denetçi
adaylarına denetim, bütçe, malî kontrol, kamu ihale mevzuatı, muhasebe,
personel mevzuatı, Avrupa Birliği mevzuatı ve meslekî diğer konularda yeterli
bilgi verilecek şekilde hazırlanır. Bu eğitimi başarıyla tamamlayanlara
sertifika verilir. İç denetçi adayları için uygulanacak eğitim programının
süresi, konuları ve eğitim sonucunda yapılacak işlemler ile diğer hususlar İç
Denetim Koordinasyon Kurulu tarafından hazırlanarak Maliye Bakanlığınca
çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
İçdenetçiler, üst yöneticiler tarafından,
sertifikalı adaylar arasından atanır. İç denetçilerin kamu idareleri itibarıyla
sayıları, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar İç Denetim Koordinasyon
Kurulunca hazırlanarak, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca
çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Kemal Kılıçdaroğlu; buyurun.
(CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU
(İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, bir önceki
maddede içdenetçinin görevleri tanımlanıyordu. Bu yasa tasarısında, içdenetçi,
yasanın temel unsurlarından birisi; çünkü, performans denetimini yapacak olan,
yönetimde saydamlaşmayı egemen kılacak olan, yöneticilerin ve çalışanların
gerçekten özverili çalışıp çalışmadıklarını bir anlamda raporlayacak olan
içdenetçi; fakat, bu çerçevede, içdenetçilerin seçimi de büyük önem arz ediyor
İçdenetçilerin seçimi iki türlü oluyor.
Bunlardan birisi, daha önce devlette doğrudan beş yıl süreyle denetim
elemanlığı yapmış olanlar içdenetçi olarak atanabiliyor veya İç Denetim Koordinasyon
Kurulunun belirlediği alanlarda sekiz yıl süreyle çalışmış olmak koşuluyla,
bunlar da, içdenetçi olarak atanabiliyorlar.
Şimdi, değerli milletvekilleri, denetim
elemanları, usta-çırak ilişkisi içinde ve devlet memurluğuna girerken ciddî
sınavlardan geçerek giren kişilerdir. Bu çerçevede, müfettişler, uzmanlar,
kontrolörler, denetmenler, devletin en saygın memurları arasında yer alıyor.
Bunların, içdenetçi olarak, talepleri halinde atanmalarını gayet doğal
karşılıyoruz; ancak, bu sınavlardan geçmemiş, bu niteliklere henüz sahip
olmamış, ama, İç Denetim Koordinasyon Kurulunun belirlediği alanlarda
çalışanlardan, hiçbir şekilde sınavla almayıp, doğrudan atama yapacaksınız ve
bir kurstan geçirip, belge aldıktan sonra da, bunları, içdenetçi olarak
atayacaksınız... Değerli arkadaşlar, bu kursun süresi de iki ay veya dört ay
veya altı aydır. Bir denetim elemanının yetişmesi üç yılı alıyor; üç yıllık
muavinlik var. Üç yıllık muavinlik sonunda, eğer, yeterlik imtihanını
kazanamazsa, bir daha imtihana dahi giremiyor. Bu niteliklerde yetişen birisi ile,
bu niteliklere hiç sahip olmayan kişilerin aynı potaya alınıp eritilmesi doğru
değil.
Biz, bunun değiştirilmesini ve İç Denetim
Koordinasyon Kurulunun belirlediği alanlarda çalışanlardan, açılacak sınavda
başarılı olanların kursa alınmasını önerdik; maalesef, bu, kabul edilmedi. Bu,
şunu gösteriyor: Hükümet, bu yasayla da yeni bir kadrolaşmanın kapısını açacak.
Bu kadrolaşma, İktidar Partisi milletvekillerine hayırlı olsun diyorum,
hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın
Kılıçdaroğlu.
65 inci madde üzerinde 1 adet önerge
vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 65
inci maddesinin (b) fıkrasının sonuna aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve
teklif ederiz.
|
M. Akif Hamzaçebi |
Yakup Kepenek |
Mehmet Mesut Özakcan |
|
|
|
Trabzon |
Ankara |
Aydın |
|
|
Ali Kemal Kumkumoğlu |
Osman Kaptan |
|
|
|
İstanbul |
Antalya |
|
"...ve denetim elemanları
dışındakilerin, Maliye Bakanlığınca açılacak sınavı kazanmış olmak."
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA
(Afyon) - Genel Kurulun takdirine bırakıyorum.
BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Ankara) -
Katılmıyoruz.
BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, gerekçeyi
okutuyorum.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Okutun,
Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun, okuyun.
Gerekçe:
Geçici 5 inci maddedeki düzenlemeye
paralel olarak daimi maddede düzenleme yapılmaktadır.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
66 ncı maddeyi okutuyorum:
İç Denetim Koordinasyon Kurulu
MADDE 66.- Maliye Bakanlığına bağlı İç
Denetim Koordinasyon Kurulu, yedi üyeden oluşur. Üyelerden biri Başbakanın,
biri Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın, biri
Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın, biri İçişleri Bakanının, başkanı
dahil üçü Maliye Bakanının önerisi üzerine beş yıl süre ile Bakanlar Kurulu
tarafından atanır. Bunların 67 nci maddede belirtilen görevleri yapabilecek
niteliklere sahip olması şarttır. Maliye Bakanı tarafından önerilecek
adaylardan birinin ekonomi, maliye, muhasebe, işletme alanlarından birinde
doktora derecesine sahip öğretim üyeleri arasından olması şartı aranır. Üyeler,
bu sürenin sonunda yeniden atanabilirler.
Gerekli görülen hallerde İç Denetim
Koordinasyon Kurulu, oy hakkı olmamak kaydıyla teknik yardım almak ve danışmak
amacıyla uzman kişileri de toplantılara davet edebilir. Kurulun çalışma usul ve
esasları ile diğer hususlar İç Denetim Koordinasyon Kurulunun önerisi üzerine
Maliye Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
İç Denetim Koordinasyon Kurulunda
görevlendirilenlerin asli görevleri devam eder. Başkan ve üyelerine, ayda
dörtten fazla olmamak üzere her toplantı günü için (3000) gösterge rakamının
memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak tutar üzerinden toplantı
ücreti ödenir.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
67 nci maddeyi okutuyorum:
İç Denetim Koordinasyon Kurulunun
Görevleri
MADDE 67.- İç Denetim Koordinasyon Kurulu,
kamu idarelerinin iç denetim
sistemlerini izlemek, bağımsız ve tarafsız bir organ olarak hizmet vermek üzere
aşağıdaki görevleri yürütür:
a) İç denetime ilişkin denetim ve
raporlama standartlarını belirlemek, denetim rehberlerini hazırlamak ve geliştirmek.
b) Uluslararası uygulamalar ve denetim
standartlarıyla uyumlu risk değerlendirme yöntemlerini geliştirmek.
c) Kamu idarelerinin denetim birimleri ile
işbirliğini sağlamak.
d) Yolsuzluk veya usulsüzlüklerin ortadan
kaldırılması için gerekli önlemlerin alınması konusunda önerilerde bulunmak.
e) Risk içeren alanlarda iç denetçilere
program dışı özel denetim yaptırılması için kamu idarelerine önerilerde
bulunmak.
f) İç denetçilerin eğitim programlarını
düzenlemek.
g) İç denetçiler ile üst yöneticiler
arasında görüş ayrılığı bulunması halinde anlaşmazlığın giderilmesine yardımcı
olmak.
h) İdarelerin iç denetim raporlarını
değerlendirerek sonuçlarını konsolide etmek suretiyle yıllık rapor halinde
Maliye Bakanına sunmak ve kamuoyuna açıklamak.
i) İşlem hacimleri dikkate alınmak
suretiyle ilçe ve belde belediyeleri için iç denetçi atanıp atanmayacağına
karar vermek.
j) İç denetçilerin atanmasına ilişkin
diğer usulleri belirlemek.
k) İç denetçilerin uyacakları etik
kuralları belirlemek.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
68 inci maddeyi okutuyorum
ALTINCI KISIM
Dış Denetim
Dış denetim
MADDE 68.- Sayıştay tarafından yapılacak
harcama sonrası dış denetimin amacı, genel yönetim kapsamındaki kamu
idarelerinin hesap verme sorumluluğu çerçevesinde, yönetimin malî faaliyet,
karar ve işlemlerinin; kanunlara,
kurumsal amaç, hedef ve planlara uygunluk yönünden incelenmesi ve
sonuçlarının Türkiye Büyük Millet Meclisine raporlanmasıdır.
Dış denetim, genel kabul görmüş
uluslararası denetim standartları dikkate alınarak;
a) Kamu idaresi hesapları ve bunlara
ilişkin belgeler esas alınarak, malî tabloların güvenilirliği ve doğruluğuna
ilişkin malî denetimi ile kamu
idarelerinin gelir, gider ve mallarına ilişkin malî işlemlerinin kanunlara ve
diğer hukuki düzenlemelere uygun olup olmadığının tespiti,
b) Kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve
verimli olarak kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi, faaliyet sonuçlarının
ölçülmesi ve performans bakımından değerlendirilmesi,
Suretiyle gerçekleştirilir.
Dış denetim sırasında, kamu idarelerinin
iç denetçileri tarafından düzenlenen raporlar, talep edilmesi halinde Sayıştay
denetçilerinin bilgisine sunulur.
Denetimler sonucunda; ikinci fıkranın (a)
ve (b) bentlerinde belirtilen hususlarda düzenlenen raporlar, idareler
itibarıyla konsolide edilir ve bir örneği ilgili kamu idaresine verilerek üst
yönetici tarafından cevaplandırılır. Sayıştay, denetim raporları ve bunlara
verilen cevapları dikkate alarak düzenleyeceği dış denetim genel değerlendirme
raporunu Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar.
Sayıştay tarafından hesapların hükme
bağlanması; genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelir, gider ve mal
hesapları ile bu hesaplarla ilgili işlemlerinin yasal düzenlemelere uygun olup
olmadığına karar verilmesidir.
Dış denetim ve hesapların hükme
bağlanmasına ilişkin diğer hususlar ilgili kanununda düzenlenir.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler.. Kabul edilmiştir.
69 uncu maddeyi okutuyorum:
Sayıştayın denetlenmesi
MADDE 69.- Sayıştayın denetlenmesi, her
yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık
Divanı tarafından görevlendirilen ve gerekli mesleki niteliklere sahip denetim
elemanlarından oluşan bir komisyon tarafından, hesaplar ve bunlara ilişkin
belgeler esas alınarak yapılır.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler.. Kabul edilmiştir.
70 inci maddeyi okutuyorum:
YEDİNCİ KISIM
Yaptırımlar ve Yetkili Merciler
Ödenek üstü harcama
MADDE 70.- Kamu zararı, oluşturmamakla
birlikte bütçelere, ayrıntılı harcama programlarına, serbest bırakma oranlarına
aykırı olarak veya ödenek gönderme belgelerindeki ödenek miktarını aşan harcama
talimatı veren harcama yetkililerine, her türlü aylık, ödenek, zam ve tazminat
dahil yapılan bir aylık net ödemeler toplamının iki katı tutarına kadar para
cezası verilir.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler.. Kabul edilmiştir.
71 inci maddeyi okutuyorum:
Kamu zararı
MADDE 71.- Kamu zararı; mevzuata aykırı
karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya
eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak
belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,
b) Mal alınmadan, iş veya hizmet
yaptırılmadan ödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde,
fazla veya yersiz ödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden
daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya
tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) Kamu kaynakları ile yükümlülüklerinin
iyi yönetilmemesi, değerlendirilmemesi, korunmaması veya kullanılmaması
suretiyle öz kaynağın azalması,
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme
yapılması,
Esas alınır.
Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme
bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten
itibaren hesaplanacak kanuni faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.
Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış;
sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım ve üretimi yapılmış
veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu
kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi
kanıtlayıcı belgeleri bilerek düzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar
hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkin hükümleri
uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam,
tazminat dahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para
cezası verilir.
Kamu zararlarının tahsiline ilişkin usul
ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından
çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına söz isteyen, İstanbul Milletvekili Sayın Ali Kemal
Kumkumoğlu; buyurun efendim.
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU
(İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli arkadaşlarım, görüşmekte olduğumuz
kanun tasarısının 71 inci maddesindeki bir noktaya dikkatinizi çekmek
istiyorum.
Maddenin (f) bendinde, kamu kaynakları ile
yükümlülüklerinin iyi yönetilmemesi, değerlendirilmemesi, korunmaması veya
kullanılmaması suretiyle özkaynağın azalmasına sebep olunması halinde, kontrol,
denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen
kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren hesaplanacak kanunî faiziyle
birlikte ilgililerden tahsil edilir.
Kanun maddesi, esas itibariyle, kamuyu
koruyan, kamu kaynaklarını korumaya dönük bir uygulama; ancak, bu (f) bendinde
karşılaştığımız, bugüne kadar örneklerini sıkça yaşadığımız, sanıyorum,
içimizde, bürokraside yıllarca görev almış, belki sorumluluğunu üstlenmiş
olduğu kamu kurumunda, elinde olmayan nedenlerle, o kurumun zararına veya
özkaynaklarında bir kayba neden olmuş, olmak zorunda kalmış arkadaşlarımız da
vardır.
Değerli arkadaşlarım, bu (f) bendi, her
türlü siyasî istismara açık. Üstelik sizin iktidarınız döneminde çıkıyor; yani,
sizin döneminizde başladığına göre, ilk yargılamalar da, ilk soruşturmalar da,
sizin göreve getireceğiniz arkadaşların başına gelecek, bir uygulamanın
başlangıcını oluşturacaktır. Bu (f) bendinin mutlaka değiştirilmesi lazım.
FARUK ÇELİK (Bursa) - Hangi bent?...
ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - 71 inci
maddenin (f) bendinin mutlaka değiştirilmesi lazım.
Ben, hükümetin, bu anlamda -komisyonda
olmasa da- burada, bir önergeyle bunu değiştireceğine inanıyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum.
HALUK İPEK (Ankara) - Önergemiz var.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın
Kumkumoğlu.
Madde üzerinde 1 adet önerge vardır;
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Kamu Malî Yönetimi ve
Kontrol Kanunu Tasarısının 71 inci maddesinin (f) bendinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Haluk İpek |
Afif Demirkıran |
Taner Yıldız |
|
|
|
Ankara |
Batman |
Kayseri |
|
|
Abdurrahim Aksoy |
Mehmet Çiçek |
|
|
|
Bitlis |
Yozgat |
|
"f) Kamu kaynakları ile
yükümlülüklerinin yönetilmesinde, değerlendirilmesinde, korunmasında veya
kullanılmasında gerekli önlemlerin alınmaması veya özenin gösterilmemesi
suretiyle öz kaynağın azalmasına sebebiyet verilmesi",
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA
(Afyon) - Takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Ankara) -
Katılıyoruz.
BAŞKAN - Sayın İpek?..
HALUK İPEK (Ankara) - Gerekçeyi okutun
Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe: Bu değişiklikle, uygulamada
karşılaşılması muhtemel sorunların önlenmesi ve maddenin amacının tereddüt
yaratmayacak şekilde ifade edilmesi sağlanmaktadır.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
72 nci maddeyi okutuyorum:
Yetkisiz tahsil ve ödeme
MADDE 72. - Kanunların öngördüğü şekilde
yetkili kılınmamış hiçbir gerçek veya tüzel kişi, kamu adına tahsilat veya
ödeme yapamaz. Yetkisiz tahsilat veya ödeme yapılması, kamu hizmeti
karşılığında veya kamu hizmetleriyle ilişkilendirilerek bağış veya yardım
toplanması veya başka adlarla tahsilat veya ödeme yapılması hallerinde; söz
konusu tutarlar, yetkisiz tahsilat veya ödeme yapılanlardan alınarak, ilgisine
göre bütçeye gelir kaydedilir veya ilgililerine iade edilmek üzere emanet
hesaplarına kaydedilir. Ayrıca, bunlar
hakkında ilgili kanunları uyarınca adli ve idari yönden gerekli işlemler
yapılır.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
73 üncü maddeyi okutuyorum:
Para cezaları ve yetkili merciler
MADDE 73.- Bu Kanunda belirtilen para
cezaları, ilgili kamu idaresinin üst yöneticisi tarafından verilir. Para
cezaları, karar verilmesini izleyen ay başından başlamak üzere ve herhangi bir
hüküm almaya gerek kalmaksızın; ilgililerine yapılan her türlü aylık, ödenek,
zam, tazminat dahil bir aylık net ödemelerin dörtte biri oranında kesilerek
tahsil olunur.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
74 üncü maddeyi okutuyorum:
Zamanaşımı
MADDE 74.- Kamu zararının meydana geldiği
ve bu Kanunda belirtilen para cezalarının verilmesini gerektiren fiilin
işlendiği yılı izleyen malî yılın başından başlamak üzere onuncu yılın sonuna
kadar tespit ve tahsil edilemeyen kamu zararları ile para cezaları zamanaşımına
uğrar.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
75 inci maddeyi okutuyorum:
SEKİZİNCİ KISIM
Diğer Hükümler
Maliye Bakanlığınca yürütülecek hizmetler
MADDE 75.- Merkezî yönetim kapsamındaki
kamu idarelerinde harcama öncesi kontrolün gereği gibi yerine getirilememesi,
bu göreve atanacak nitelikte personel bulunamaması, kamu idaresinin iç
denetçileri veya Sayıştay denetçileri tarafından risk ve usulsüzlüklerin
arttığının veya kontrol sistemlerinin yetersiz kaldığının tespit edilmesi
durumunda; ilgili üst yöneticinin görüşü alınarak harcama öncesi kontrol
görevi, izleyen malî yılın sonuna kadar, geçici olarak Maliye Bakanlığınca
belirlenecek harcama öncesi kontrol yetkilisi tarafından yürütülür. Maliye
Bakanlığı, ilgili üst yöneticinin uygun görüşü alınarak bu yetkinin kullanma
süresini bir yıl daha uzatabilir.
Malî yönetim ve kontrol sisteminin tümüyle
zaafa uğradığı, belirgin yolsuzluk veya kamu zararına yönelik emarelerin ortaya
çıktığı durumlarda; ilgili bakanın talep etmesi veya doğrudan Başbakanın onayı
üzerine Maliye Bakanı, yetkili denetim elemanlarına, kamu idarelerinin tüm malî
yönetim ve kontrol sistemlerini, malî karar ve işlemlerini mevzuata uygunluk
yönünden teftiş ettirir. Bu teftişler sonucunda düzenlenecek raporların bir
örneği İç Denetim Koordinasyon Kuruluna, bir örneği de gerekli işlemlerin
yapılması için ilgili bakana gönderilir.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına söz isteyen Trabzon Milletvekili Sayın Akif Hamzaçebi;
buyurun.
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ
(Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 75 inci maddesine
ilişkin olarak görüşlerimi açıklamak üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
söz almış bulunuyorum.
Konuşmama başlamadan önce bir konuda bir
düzeltme yapmak istiyorum. Görüşmekte olduğumuz tasarıya ilişkin olarak Kamu
Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun
24 üncü sayfasında, onbeşinci satırda bir kelimenin yanlış yer aldığını fark
ettim. "Almamıştır" kelimesinin "almıştır" olarak
düzeltilmesi gerekir. Bu durumda, bu kelimenin yer aldığı cümlenin de şu
şekilde olması gerekir: "Bu gereklilik, Avrupa Komisyonunca bu yıl kabul
edilen Katılım Ortaklığı Belgesi ile ülkemizin kabul ettiği Ulusal Programda
malî kontrol kısmında açıkça yer almıştır." Bu düzeltmeden sonra, maddeye
ilişkin görüşlerimi sizlere açıklamak istiyorum.
Tasarının "Maliye Bakanlığınca
yürütülecek hizmetler" başlıklı 75 inci maddesinde, kamu içkontrol
sisteminin etkili bir şekilde yürütülmesinin sağlanması ve ortaya çıkabilecek
aksaklıkların giderilmesi amacıyla Maliye Bakanlığınca yürütülecek hizmetler
belirlenmektedir.
Maddenin ikinci fıkrası, tümüyle yeni ilke
ve esaslara dayanan kamu içkontrol sisteminin işleyişini teminat altına almayı
amaçlamaktadır. Ancak, sınırlı hallerde ilgili bakan talebine veya Başbakan
onayı şartına bağlanan denetimin niteliği ve hangi kurum denetim elemanlarının
görevlendirileceğinin belirsizliği karşısında, maddenin mevcut haliyle
işlemesi, âdeta, imkânsız hale gelmiştir. Malî yönetim ve kontrol sisteminin
tümüyle zaafa uğraması, belirgin yolsuzluk iddialarının olması veya kamu
zararına yönelik emarelerin ortaya çıktığı durumlar gibi ifadelerle denetimin
önkoşulunu tanımlamak son derece sakıncalıdır.
Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu
Tasarısı, kamu kurum ve kuruluşlarının içdenetimini yapmak üzere, içdenetçi
müessesesini oluşturmakta; teftiş-soruşturma sistemi ile içdenetim
fonksiyonları arasında bir ayırıma gitmektedir. İçdenetçilerin ise,
bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel
idarelerinde vali ve belediyelerde ise belediye başkanına bağlı olması
öngörülmektedir.
İçdenetçi müessesesinin oluşturulması,
uluslararası standartlara ve Avrupa uygulamalarına uygun olmakla birlikte, söz
konusu kanun tasarısıyla oluşturulan denetim sistemi önemli zayıflıklar
içermektedir.
Birincisi Hukuka uygunluk denetimi,
performans denetimi ile malî konularda danışmanlık faaliyetlerinin kamu kurum
ve kuruluşlarındaki üst yöneticilere bağlı içdenetçiler tarafından yerine
getirilmesi ve bu suretle yolsuzlukların önlenmesi öngörülmüştür; ancak,
içdenetçilerin çalışma usulleri, atanmaları ve görevden alınma yöntemleri
dikkate alındığında, sistemin temel zaaflar içerdiği açıkça görülmektedir. İlk
olarak, içdenetçiler üst yöneticiler tarafından atanacaktır; ikinci olarak,
kamu idarelerinin yıllık içdenetim programı, üst yöneticilerin önerileri de
dikkate alınarak içdenetçi tarafından hazırlanacak ve üst yönetici tarafından
onaylanacaktır. İçdenetçilerin çalışma usul ve yöntemleri dikkate alındığında,
sistemin sağlıklı ve etkin bir şekilde işlemesi, tamamen üst yöneticilerin iyi
niyetine bağlı bulunmaktadır. İçdenetçilerin bağımsız hareket etme imkânları,
şu anki sistemle bakanlara bağlı olarak görev yapan müfettişlerin bağımsız
hareket etme imkânlarıyla karşılaştırıldığında, oldukça sınırlandırılmıştır.
İkincisi: Tasarı, Maliye Bakanına ve
Maliye Bakanlığına, kamu malî yönetimi ve kontrol sisteminin işleyişi konusunda
önemli sorumluluklar vermekle birlikte, bu sorumluluğun yerine getirilmesini
sağlayacak araçları vermemektedir. Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu
Tasarısı, bu konuda yetkileri önemli ölçüde harcamacı kuruluşlara vermektedir.
Bu, şüphesiz, yanlış bir yaklaşım değildir, doğru bir yaklaşımdır; ancak,
tasarı, sistemin gözetleyicisi kurum olarak Maliye Bakanına, gerektiği
takdirde, bu sistemin oturabilmesi için gerekli araçları da vermek zorundadır;
malî disiplin ancak bu şekilde sağlanabilecektir. Tasarı, böylesi bir yaklaşımı
yansıtmamaktadır.
Üçüncü olarak: Tasarının geneli üzerine
yaptığım konuşmada da ifade etmiştim. Tasarı, içdenetim konusunda düzenlemeler
içermekle birlikte, yolsuzlukla mücadele edecek özel bir birim kurulması
konusunda herhangi bir mekanizma öngörmemektedir. Oysa, Avrupa Birliği
standartlarına göre her üye ve aday ülkede, Avrupa Komisyonunun bünyesinde yer
alan ve münhasıran yolsuzlukla mücadele etmek amacıyla oluşturulmuş Avrupa
Yolsuzlukla Mücadele Biriminin -kısaltılmış adıyla OLAF'ın- oluşturulması
gerekmektedir. Bu tür bir birimin kurulması gereği, 2003 yılı katılım ortaklığı
belgesinde de yer almıştır. Diğer taraftan, Türkiye'de yolsuzlukla mücadele
edecek, OLAF'ın Türkiye'deki muhatabı olacak ve yolsuzlukla mücadele
yöntemlerini geliştirecek bir birimin kurulması, öngörülen yeni denetim
sisteminin zaaflarının giderilmesi açısından da önemlidir. Avrupa Birliği
üyeleri ile aday ülkelerin hemen hepsinde bu tür birimler Maliye Bakanlığı
bünyesinde kurulmaktadır.
Bugüne kadar, konsolide bütçeye dahil kamu
kurum ve kuruluşlarının malî
denetimleri, büyük oranda, Maliye müfettişleri tarafından yürütülmüş ve
önemli yolsuzluk faaliyetlerinin hemen hepsi Maliye müfettişleri tarafından
ortaya çıkarılmıştır.
Kurulacak yeni içdenetim sisteminin
zaaflarının ortadan kaldırılması, yeni kamu malî yönetim ve kontrol sisteminin
sağlıklı bir şekilde işlemesinden sorumlu tutulan Maliye Bakanına sistemi kontrol
etme imkânının verilmesi ve yolsuzlukla mücadele alanında Avrupa Birliğine uyum
sağlanmasının sağlanması amacıyla, Maliye Teftiş Kuruluna ve Maliye
Bakanlığının diğer denetim birimlerine özel bir görev verilmesi gerektiği
açıktır. Zira, Türkiye'de bu tür görevleri yapabilecek, Maliye Teftiş Kurulu
kadar donanımlı ve tecrübeli başka herhangi bir denetim organı bulunmamaktadır.
Nitekim, uluslararası malî kuruluşlar da, 75 inci maddenin, Maliye Bakanının
denetim yetkisine sınırlama öngörmeyen önceki haline olumlu yaklaşmaktadır.
Bu değerlendirmeler dikkate alındığında,
öngörülen denetim sisteminin zaaflarının ortadan kaldırılması, kurulacak yeni
kamu malî yönetimi ve kontrol sisteminin sağlıklı bir şekilde işlemesine ve
oluşacak zaafları giderebilmesine imkân sağlanması ve hepsinden önemlisi,
yolsuzlukla mücadele alanında Avrupa Birliği müktesebatına uyumun
gerçekleştirilmesi amacıyla, Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu Tasarısının
75 inci maddesinin yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
Durumu Genel Kurulun takdirine sunuyorum.
Saygılarımla.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın
Hamzaçebi.
Madde üzerinde 1 adet önerge vardır;
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun tasarısının 75
inci maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
|
|
Mehmet Akif Hamzaçebi |
Yakup Kepenek |
Ali Kemal Kumkumoğlu |
|
|
Trabzon |
Ankara |
İstanbul |
|
|
M. Mesut Özakcan |
Mehmet Tomanbay |
Osman Kaptan |
Aydın Ankara Antalya
"Maliye Bakanı, yetkili denetim
elemanlarına, kamu idarelerinin tüm malî yönetim ve kontrol sistemlerini, malî
karar ve işlemlerini mevzuata uygunluk yönünden teftiş ettirebilir."
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA
(Afyon) - Takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Ankara) -
Hayır, katılmıyoruz.
BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi?..
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Gerekçe
okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Maliye Bakanlığı, gelirlerin toplanmasına
ve giderlerin yapılmasına yetkili bakanlık olarak yapılacak idarî işlemlerin
güvenli bir şekilde gerçekleştirilebilmesi, getirilen yeni sistemle uygulamada
ortaya çıkabilecek ve şimdiden öngörülmeyen risklerin ve aksaklıkların
doğmasına fırsat vermemek, yerinde ve zamanında müdahale edebilmek için genel
gözetim yetkisine ve bunu gerçekleştirebileceği mekanizmaya sahip olmalıdır. Bu
genel gözetim yetkisinin, aktif ve sürekli olarak kullanılması değil, Maliye
Bakanının bu yetkiye sahip olduğunun açık olarak bilinmesinin yeterli olması
amaçlanmaktadır.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
75 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
76 ncı maddeyi okutuyorum:
Kamu idarelerinin sorumluluğu
MADDE 76.- Malî karar ve işlemlere ilişkin
her türlü kayıt, bilgi ve belgeler, kamu idareleri tarafından düzenli olarak
muhafaza edilir.
Kamu idareleri ve görevlileri; malî
yönetim ve kontrol sistemleri ile bütçenin hazırlanması, uygulanması,
sonuçlandırılması, muhasebeleştirilmesi, raporlanması işlemlerine ait bilgi ve
belgeleri denetimle görevlendirilmiş olanlara ibraz etmek, görevin sağlıklı
yapılmasını sağlayacak önlemleri almak ve her türlü yardım ve kolaylığı
göstermek zorundadır.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
77 nci maddeyi okutuyorum:
Sosyal güvenlik kurumları ve mahallî
idareler
MADDE 77.- Sosyal güvenlik kurumları ve mahallî
idare bütçelerinin hazırlanması ve uygulanması ile diğer malî işlemleri, bu
Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, ilgili kanunlarındaki hükümlere tâbidir.
Ancak, sosyal güvenlik kurumları ve mahallî idarelerin ayrıntılı harcama
programları ile finansman programları bütçeleriyle birlikte hazırlanır,
görüşülür ve onaylanır. Ödenekler de bu usul ve esaslara göre kullanılır.
Malî yönetim ve kontrol sisteminin tümüyle
zaafa uğradığı, belirgin yolsuzluk veya kamu zararına yönelik emarelerin ortaya
çıktığı durumlarda; il özel idareleri için ilgili vali, belediyeler için ilgili
belediye başkanının talep etmesi veya doğrudan Başbakanın onayı üzerine
İçişleri Bakanı, yetkili denetim elemanlarına, ilgili mahallî idarelerin tüm
malî yönetim ve kontrol sistemlerini, malî karar ve işlemlerini mevzuata
uygunluk yönünden teftiş ettirir. Bu teftişler sonucunda düzenlenecek
raporların bir örneği İç Denetim Koordinasyon Kuruluna, bir örneği de gerekli
işlemlerin yapılması için ilgili vali veya belediye başkanına gönderilir.
BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
78 inci maddeyi okutuyorum:
Kurumlardan alınacak hasılat payı
MADDE 78.- Kamu iktisadi teşebbüsleri ve
kamu şirketlerinin gayrisafi hasılatının yüzde on beşine kadar tutarda bir
bedel tahsil edilerek genel bütçeye gelir kaydedilir. Bu kapsamda bedel tahsil
edilecek kurum ve kuruluşlar ile hasılat payı oranları, ödeme yeri ve zamanı
merkezî yönetim bütçe kanununda gösterilir. Zamanında ödenmeyen hasılat
payları, merkezî yönetim bütçe kanununda belirtilen oranda zam uygulanmak
suretiyle 21.7.1953 tarihli ve 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edilir.
Hesaplanan zam, kurum ve kuruluşun bu payları ödeme yetkisi verilmiş
görevlilerinden alınır. Ancak, Maliye Bakanlığınca verilmiş ek süreler için zam
uygulanmaz.
Düzenleyici ve denetleyici kurumların malî
yıl sonunda oluşan gelir fazlaları, izleyen yılın Mart ayı içerisinde genel
bütçeye gelir kaydedilir.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
79 uncu maddeyi okutuyorum:
Kamu alacaklarının silinmesi
MADDE 79.- İdare hesaplarında kayıtlı
olup, zaruri veya mücbir sebeplerle takip ve tahsil imkânı kalmayan kamu
alacaklarından merkezî yönetim bütçe kanununda gösterilen tutara kadar
olanların kayıtlardan çıkarılmasına genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde
Maliye Bakanı, diğer kamu idarelerinde üst yöneticiler yetkilidir. Bu tutarı
aşan kamu alacaklarından silinmesi öngörülenler merkezî yönetim bütçe kanununa
ekli cetvelde gösterilir.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
80 inci maddeyi okutuyorum:
Yetki
MADDE 80.- Bu Kanun hükümlerinin
uygulanmasına ilişkin gerekli düzenlemeleri yapmaya Maliye Bakanlığı
yetkilidir.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.