DÖNEM : 22        CİLT : 30       YASAMA YILI : 2

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

 

16 ncı Birleşim

11 Kasım 2003 Salı

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

                                                      Sayfa    

 

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMA

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir'in, Iğdır'ın düşman işgalinden kurtarılışının 83 üncü yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması

2. - Konya Milletvekili Ahmet Işık’ın, Atatürk'ün 65 inci ölüm yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması

3. - Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un, Cumhuriyetimizin 80 inci yıldönümünde ve Atatürk'ü andığımız bir haftada, Türkiye'de kadının statüsüne ilişkin gündemdışı konuşması ve Millî Savunma Bakanı Mehmet Vecdi Gönül'ün cevabı

B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. - Niğde Milletvekili Orhan Eraslan ve 65 milletvekilinin, elma yetiştiriciliğindeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/137)

2. - İzmir Milletvekili Ahmet Ersin ve 23 milletvekilinin, futboldaki şike, Futbol Federasyonu ve Merkez Hakem Komitesi ile ilgili iddiaların ve maçlardaki şiddet olaylarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/138)

C) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. - İstanbul Milletvekili Ahmet Güryüz Ketenci'nin, Adalet Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/117)

2. - Artvin Milletvekili Yüksel Çorbacıoğlu'nun, İnsan Hakları Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/118)

3. - TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın, Almanya Federal Meclisi Başkanı Wolfgang Thierse'nin resmî davetine, beraberinde bir Parlamento heyetiyle icabetine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/388)

4. - Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın; Küçük Esnaf ve Sanatkârlar ile Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletme Kredilerinde 1.1.2003 Tarihine Kadar Olan Senet Protestolarının ve Karşılıksız Çeklerin Nazara Alınmaması Hakkında Kanun Teklifinin (2/110) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/119)

5. - Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün; Atatürk Millî Parkı Kanunu Teklifinin (2/159) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/120)

V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. - Kocaeli Milletvekili Osman Pepe ve 23 milletvekilinin, İzmit Büyükşehir Belediyesi Kentsel ve Endüstriyel Su Temin Projesi ile ilgili iddiaların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi ve Meclis Araştırması Komisyonu Raporu (10/4) (S. Sayısı: 265)

VI. - SEÇİMLER

A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM

1. - Adalet Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

2. - İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

VII.- SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, şiddetli yağıştan zarar gören Ardahan İlinin afet kapsamına alınıp alınmayacağına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki Ergezen'in cevabı (7/1105)

2. - Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, yoksulluk ve işsizliğe yönelik çalışmalara ve bankazedelere yardım yapılıp yapılmayacağına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı (7/1126)

3. - İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, Anıtkabir'deki törenlere bazı basın mensuplarının ve bazı kurucu üyelerinin alınmamasının nedenlerine ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı M.Vecdi Gönül'ün cevabı (7/1130)

4. - İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, bir fuel-oil taşıma ihalesiyle ilgili iddiaya ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı M.Vecdi Gönül'ün cevabı (7/1131)

5. - İstanbul Milletvekili Onur Öymen'in, Türkiye-KKTC Gümrük Birliği Anlaşmasıyla ilgili açıklamasına ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün cevabı (7/1178)

6. - Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin'in, Düzce depremzedelerinin konut sorunlarını çözmek için ne gibi çalışmalar yapıldığına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki Ergezen'in cevabı (7/1188)

7. - Çanakkale Milletvekili İsmail Özay'ın, Çanakkale'nin Biga İlçesindeki bir tersanedeki ve yakınındaki okul inşaatına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki Ergezen'in cevabı (7/1206)

8. - İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in, kültürel değişim ve mübadele anlaşmaları gereği yurt dışına çıkan öğrencilerden alınan çıkış harcına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu'nun cevabı (7/1234)

9. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Adana Ulu Camiden çalınan İznik çinileriyle ilgili soruşturma yapılıp yapılmadığına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı (7/1246)

10. - İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, İmar Bankasının TMSF'ye devrine ve alacaklar için yürütülen çalışmalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı (7/1254)

11. - İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, Bağdat'a giden Türk konvoyundaki şoförlere yapılan silahlı saldırıya ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün cevabı (7/1256)

12. - Hatay Milletvekili İnal Batu'nun, güreş sporunun geliştirilmesi için yapılacak düzenlemelere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı (7/1258)

13. - İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Tekelin özelleştirme ihale şartnamesinin 14/C maddesine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı (7/1267)

14.- Antalya Milletvekili Atila Emek'in, Oymapınar Barajı Hidroelektrik Üretim Tesislerinin Seydişehir Alüminyum A.Ş.'ye devrine ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı (7/1269)

15. - İzmir Milletvekili Muharrem Toprak'ın, müzelerimizdeki tarihî eserlere ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu'nun cevabı (7/1293)

16. - İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, TSK'dan adî malûl olarak ilişiği kesilen uzman erbaşların emeklilik işlemlerine ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı M.Vecdi Gönül'ün cevabı (7/1307)

17. - Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un, yardımcı doçent kadrolarındaki sorunlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı (7/1317)

18. - Mersin Milletvekili Mustafa Özyürek'in, kamu alacaklarına uygulanan gecikme faizi oranının düşürülüp düşürülmeyeceğine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı (7/1327)

19. - İstanbul Milletvekili Berhan Şimşek'in DSİ'nin bir töreninin TRT'den yayımlanmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın cevabı (7/1342)

20. - Adana Milletvekili Kemal Sağ'ın, POAŞ'ın özelleştirme bedelinde yapılan borç ötelemesi kararına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı (7/1343)

21. - Adana Milletvekili Atillâ Başoğlu'nun, milletvekillerinin çalışma odalarına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Vekili İsmail Alptekin'in cevabı (7/1367)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak üç oturum yaptı.

Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı, Cumhuriyetimizin 80 inci yıldönümünün kutlandığı günümüzde, Erzurum İlinin içinde bulunduğu sorunlara,

İstanbul Milletvekili Hasan Aydın, İstanbul İlinde yaşanan yoksulluk ve işsizlik sorunlarına,

Ve alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı birer kanuşma yaptılar.

Malatya Milletvekili Muharrem Kılıç'ın, Malatya Sigara Fabrikasının sorunlarına ve Tekelin özelleştirilmesine ilişkin gündemdışı konuşmasına, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen cevap verdi.

Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük ve 24 milletvekilinin, organize sanayi bölgelerinin sorunlarının araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/135),

Niğde Milletvekili Orhan Eraslan ve 66 milletvekilinin, işsizlik sorunu konusunda (10/136),

Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Orman köylülerinin sorunlarının araştırılarak orman köylerinin kalkındırılması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan (10/69,118) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi, Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Genel Kurulun 6 Kasım 2003 Perşembe günkü (bugün) birleşiminde; daha önce gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan ve bastırılarak dağıtılan 275 sıra sayılı kanun tasarısının 48 saat geçmeden gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 4 üncü sırasına alınmasına ve bu birleşimde çalışma süresinin bu işin bitimine kadar uzatılmasına; 265 sıra sayılı İzmit Büyükşehir Belediyesi İzmit Kentsel ve Endüstriyel Su Temin Projesi ile ilgili iddiaların araştırılması amacıyla kurulan (10/4) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Raporunun görüşmelerinin 11 Kasım 2003 Salı günkü birleşimde gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmında yapılmasına ilişkin AK Parti Grubu önerisinin, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildiği açıklandı.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

2 nci sırasında bulunan, Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında (1/521) (S. Sayısı: 146),

3 üncü sırasında bulunan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin (1/523) (S. Sayısı: 152),

Kanun Tasarılarının görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporları henüz gelmediğinden,

4 üncü sırasına alınan, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısının (1/686)(S. Sayısı: 275) görüşmeleri, Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından,

Ertelendi.

1 inci sırasında bulunan, Türk Patent Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının (1/224, 1/361) (S.Sayısı: 272), görüşmelerini müteakiben elektronik cihazla yapılan açıkoylamadan sonra, kabul edilip kanunlaştığı açıklandı.

11 Kasım 2003 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 20.28'de son verildi.

 

Sadık Yakut

 

 

 

Başkanvekili

 

 

 

Suat Kılıç

Ahmet Küçük

 

 

Samsun

Çanakkale

 

 

Kâtip Üye

Kâtip Üye

 

 

No. : 24

II. - GELEN KÂĞITLAR

7 Kasım 2003 Cuma

Teklif

1. - Kars Milletvekili Selami Yiğit ile Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün; 4876 Sayılı "T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatifleri Tarafından Üreticilere Kullandırılan ve Sorunlu Hale Gelen Tarımsal Kredilerin Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun"da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/191) (Tarım, Orman ve Köyişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.10.2003)

 

No. : 25

10 Kasım 2003 Pazartesi

Tasarı

1. - 2003 Malî Yılı Bütçe Kanunu ile Bağlı Cetvellerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/698) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.11.2003)

Sözlü Soru Önergeleri

1. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, yabancı vakıflara ve gayrimenkullerine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/834) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

2. - Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım'ın, Kastamonu Polis Okulu İnşaatına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/835) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

3. - Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım'ın, Kastamonu'nun yeni Adliye Sarayı ihtiyacına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/836) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

4. - Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım'ın, Kastamonu Doğu Çevreyolu inşaatına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/837) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

5. - Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım'ın, Kastamonu-Daday Hükümet Konağı inşaatı ödeneğine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/838) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

6. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Fener Rum Patrikhanesi çevresindeki gayrimenkullerin el değiştirmesine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/839) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

7. - Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım'ın kişi başına millî gelirin hesaplanmasında doğal zenginlik kriterine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/840) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

8. - Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel'in, TEKEL'in özelleştirilme ihalesiyle ilgili iddialara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/841) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

Yazılı Soru Önergeleri

1. - İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nın, özelleştirilen kuruluşlarda çalışan işçilerin kamuda istihdamının sağlanmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1419) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

2. - Muğla Milletvekili Ali Cumhur Yaka'nın, elma ithalatına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1420) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

3. - İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, Yargıtay 4. Ceza Dairesinde bir sanığın başörtülü olduğu için dışarı çıkarılmasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1421) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

4. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Irak'taki Türkmenlere ait tapu kayıtlarının imha edilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1422) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

5. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, GSM operatörlerinden tahsil edilmesi gereken KDV gelirlerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1423) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

6. - Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, okullardaki din dersinin içeriği ile farklı inanç gruplarına ödenek ayrılıp ayrılmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1424) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

7. - Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın, Dalaman Belediyesinin borçlarına ve uğradığı hacze ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1425) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

8. - Kırşehir Milletvekili Hüseyin Bayındır'ın, belediyelerin kurdukları iftar çadırlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1426) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

9. - Samsun Milletvekili İlyas Sezai Önder'in, Ballıca Sigara Fabrikasının özelleştirilmesi halinde işçilerin durumuna ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1427) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

10. - Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, Seydişehir ETİ Alüminyum Tesislerinin özelleştirilmesi sürecindeki bazı ilişkilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1428) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

11. - Hatay Milletvekili Züheyir Amber'in, bazı AB üyesi ülkelerin büyükelçilikleri önünde vize için bekleyen vatandaşlarımızın sorunlarına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/1429) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

12. - Hatay Milletvekili Züheyir Amber'in, AİHM kararlarının uygulamasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1430) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

13. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, GSM operatörlerinden tahsil edilen hazine paylarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1431) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

14. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, 4207 sayılı Kanunun uygulanmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1432) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

15. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, bir atamaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1433) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

16. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, petrol yataklarının belirlenmesi çalışmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1434) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

17. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Suriye ve Irak'ta yaşayan Türkmenlerin nüfusuna ve gayrimenkul edinebilme haklarına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/1435) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.11.2003)

No. : 26

11 Kasım 2003 Salı

Rapor

1. - Karayolları Genel Müdürlüğünce Yapılacak Bölünmüş Yol İnşasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/687) (S. Sayısı: 276) (Dağıtma tarihi: 11.11.2003) (GÜNDEME)

Yazılı Soru Önergeleri

1. - Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın, Başak Sigorta eski Genel Müdürünün emekli ikramiyesine ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/1436) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.11.2003)

2. - Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı'nın, Erzurum'daki yoğun kar yağışının afet kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/1437) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.11.2003)

3. - Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı'nın, Erzurum'da ağaçların yoğun kar yağışından zarar görmesi üzerine yapılacak çalışmalara ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/1438) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.11.2003)

4. - Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı'nın, Erzurum'da yoğun kar yağışından zarar gören elektrik dağıtım şebekesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1439) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.11.2003)

5. - İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, havaalanlarında VIP salonlarını kullananlarla ilgili bir düzenleme yapılıp yapılmayacağına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1440) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.11.2003)

6. - İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, muhtar maaşlarının asgari ücret seviyesine getirilip getirilmeyeceğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1441) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.11.2003)

7. - İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, Başbakanlık burslarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1442) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.11.2003)

Meclis Araştırması Önergeleri

1. - Niğde Milletvekili Orhan Eraslan ve 65 Milletvekilinin, elma yetiştiriciliğindeki sorunların araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/137) (Başkanlığa geliş tarihi: 5.11.2003)

2. - İzmir Milletvekili Ahmet Ersin ve 23 Milletvekilinin, futboldaki şike, Futbol Federasyonu ve Merkez Hakem Komitesi ile ilgili iddiaların ve maçlardaki şiddet olaylarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/138) (Başkanlığa geliş tarihi: 5.11.2003)
BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

11 Kasım 2003 Salı

BAŞKAN: Başkanvekili Yılmaz ATEŞ

KÂTİP ÜYELER: Mevlüt AKGÜN(Karaman), Mehmet DANİŞ (Çanakkale)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 16 ncı Birleşimini açıyorum.

III.-Y O K L A M A

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakika süre vereceğim.

Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını, teknik personel aracılığıyla, yine, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.

Gündemdışı ilk söz, Iğdır İlimizin 14 Kasım 1920 tarihinde düşman işgalinden kurtarılışının 83 üncü yıldönümü münasebetiyle söz isteyen, Iğdır Milletvekili Sayın Dursun Akdemir'e aittir.

Buyurun Sayın Akdemir.

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir'in, Iğdır'ın düşman işgalinden kurtarılışının 83 üncü yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması

DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önce, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Iğdır'ın 14 Kasım 1920 tarihinde kurtarılışının yıldönümü dolayısıyla, huzurlarınızda bulunuyorum. Buradan Iğdırlı hemşerilerimin kurtarılış bayramını kutlarken, Yüce Türk Milletine, ayrıca, saygılar sunuyorum.

"Iğdır" kelimesi, halk arasında, yöremizde "İğdir" olarak biliniyor; ben, şu anda Yüce Mecliste Iğdır'dan bahsetmek istiyorum; Ağrı Dağı, pancar tarlaları, Iğdır Ovası ve pamuğuyla doğunun Adanası olan Iğdır'dan söz etmek istiyorum. Iğdır "İğdir" kelimesinden gelmektedir. 24 Oğuz boyundan birisidir ve Oğuz Han'ın torunudur, Cengiz Han'ın oğludur İğdir. Dolayısıyla "iyilik, ululuk, büyüklük" anlamına gelen bu kelime, tarihte de önemli yer tutmaktadır. 

Tevrat'ta, Nuh Tufanından sonra Nuh'un gemisinin Ağrı Dağına oturmuş olduğu ve Nuh'un üç oğluyla, insanlığın buradan dünyaya yayıldığı söylenmektedir ve Iğdır Ovası, "Sürmeli Çukuru" olarak bilinir; Iğdır, Tuzluca, Aralık buradadır.

Burada, dünyada kurulmuş olan 25 devlet gelmiş geçmiştir. Bizanslılar, Selçuklular, Moğollar, İlhanlılar, Akkoyunlular, Karakoyunlular ve nihayet, İranlılar, Ermeniler, Osmanlılar ve Türkiye Cumhuriyeti bu devletlerden bazılarıdır.

Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; doksan yıl Çarlığın  esaretinde kalan Iğdır; yani, Sürmeli Sancağı, 1917 ihtilali sırasında  Türk-Ermeni Sancağı İcra Komitesince idare edilirken, Ermenilerin burada yaşayan Türk Halkına yapmış olduğu mezalimlere karşı, yörede yaşayan Türkler, Iğdır'da, Aralık'ta, Tuzluca'da, Karakoyunlu'da toplanarak teşkilatlanmış ve korumasız ahaliyi korumaya çalışmışlardır. Osmanlı Ordusu 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesi hükümleri gereği bölgeden çekilirken, savunmasız kalan halka karşı Ermeniler mezalime girişmişler ve bu arada yöre halkı; yani, Nahcivan, Iğdır, Tuzluca, Aralık ve Revan'da yaşayan halk bir araya gelmiş ve 1918 yılında Aras Türk Hükümetini resmen kurmuşlardır.

Değerli Başkanım, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; Aras Türk Cumhuriyeti Hükümetinin kuruluşu, 9 uncu Ordu Komutanı Yakup Şevki Paşa tarafından desteklenmiş ve Ermenilere karşı mücadele verilmiştir.

Bölgede otorite boşluğu olması nedeniyle, İstanbul hükümeti, Kâzım Karabekir Paşayı, 15 inci Kolordu Komutanı olarak 1919 yılında Erzurum'a göndermiştir. Kâzım Karabekir Paşa burada yaptığı çalışmalarda, Iğdır'ın, Sarıkamış'ın, Kağızman'ın ve Oltu'nun mutlaka millî sınırlar içinde kalması gerektiğini vurgulayarak çalışmalarını sürdürmüştür; çünkü, Türk yurdunun, Anadolu'nun korunması, bu bölgelerin elde olmasından geçiyordu.

Nihayet, Kâzım Karabekir Paşanın çalışmaları, bölge halkından aldığı destek ve insanlarımızın kahramanca mücadelesi sonucu, 14 Kasım 1920 tarihinde Iğdır düşmandan kurtarılarak Türk yurduna katılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada kadirşinaslığın bir örneği olarak, yörede mücadeleye katılmış olan ve emeği geçen insanların isminden bahsetmek istiyorum. Katliama maruz kalan insanlarımız, Iğdır'da, Melekli'de, Aralık'ta, Gaziler'de ve Tuzluca'da bir araya gelmişler; Gazilerden Şamil Bey, Tuzluca'dan Hacı Abdullah Ağa, Kadim Sevilmiş, Narvuzali Akkılıç...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, sözlerinizi tamamlar mısınız.

DURSUN AKDEMİR (Devamla) - Tamamlıyorum efendim.

Dolayısıyla, kahramanca uğraşan Iğdırlılar, Iğdır'ı ülkeye kazandırma konusunda büyük gayretler göstermişlerdir. Büyük Türk Milletinin ve mukaddes Türk yurdunun müdafaası ve ebediyen yaşaması uğrunda can veren aziz şehitlerimizin ve ulu geçmişimizin kutsal hatıralarının önünde, bir daha, saygıyla eğiliyorum.

Sayın Başkanım ve değerli milletvekillerim; şu anda, Iğdır'ın ekonomik kurtuluşu sırada bekliyor. Türkiye ortalamasından 6 kat daha az kamu yatırımı yapılan ve millî gelirden fert başına 800 doların altında pay alan Iğdır, çok zor durumdadır. Dolayısıyla, fizikî kurtuluşu sağlanmış; ama, fakirlik illetinden kurtulamamıştır. Demin resmini gösterdiğimiz yurdumuzun Doğu Anadolu Bölgesinin Adanasına yardım gerekiyor. Hükümetimizden bir dileğim var; uzun yıllardan beri, kırküç yıldır, tam kırküç yıldır, proje çalışmaları yapılan, 1992 yılında ödenek ayrılması istenilen, 1990'lı yıllardan bu yana bir türlü programa alınmayan, 2002 yılında ödenek ayrılsın denilen, 2003 yılında hükümet tarafından programdan çıkarılan Iğdır'ın Ünlendi Barajının programa alınmasını, 83 üncü kurtarılış yıldönümünde, Iğdırlılar adına, Sayın Başbakanımızdan talep ediyorum.

Yüce Meclisimizi, tekrar, saygılarımla selamlıyor, Başkanın göstermiş olduğu âlicenaplığa teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Akdemir.

Gündemdışı ikinci söz, 10 Kasım münasebetiyle Yüce Atatürk'ün tarihî kişiliği ve dünya görüşüne yönelik söz isteyen, Konya Milletvekili Sayın Ahmet Işık'a aittir.

Buyurun Sayın Işık. (Alkışlar)

2. - Konya Milletvekili Ahmet Işık’ın, Atatürk'ün 65 inci ölüm yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması

AHMET IŞIK (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 10 Kasım 2003 Atatürk'ün Ölüm Yıldönümü nedeniyle, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün düşüncelerinin ve fikirlerinin, dünden bugüne olduğu gibi, bugünden de ebediyete kadar yaşayacağını teyit etmek amacıyla Yüce Önderin tarihî kişiliği ve dünya görüşüne yönelik, gündemdışı söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yaşadığı dönem ve konjonktürde, beyan, fikir ve eylemleriyle, yalnızca onlarca yıl sonraki bugünümüze değil, yüzyıllar sonraki zamana çığır açan Atatürk ismini ve düşüncelerini bu kürsüden zikretmenin onurunu yaşıyor, heyecanını hissediyorum.

Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk Milletine bırakmış olduğu en büyük eseri, çağdaş ve modern Türkiye Cumhuriyetini sağlam temeller üzerine kurması ve geliştirmesidir. Çok yönlü kişiliği, üstün zekâsı, olaylar karşısındaki soğukkanlılığını asla kaybetmeden, devlet-millet heyecanını en üst düzeyde tutarak, hızlı ve sağlıklı karar alma özelliği, O'nu Atatürk yapan en büyük vasıflardır. O, ne yalnızca bir başkomutan ne yalnızca bir lider ne yalnızca bir devlet adamı ne de yalnızca bir özgürlük ve bağımsızlık savaşçısıdır. O, bu sıfatlarının yanı sıra, aynı zamanda, bir başöğretmen, bir vatan ve millet sevdalısı ve kendini, yurduna, insanlığa adamış sevgi ve barış elçisidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Atatürk için, gerçek ve gerçekçilik ancak akıl ve mantığın sınırları ölçüsünde vardır. Bu nedenle de, gerçekleştirmek istediği tüm atılımlarında ve yeniliklerde, sürekli olarak, akıl ve mantığı kendisine şiar edinmiştir. Onun ileri görüşlü bir komutan olması ve dünya ölçeğinde lider olma vasfı, O'nda mevcut olan insan sevgisinden ve akla önem vermesinden kaynaklanmaktadır.

Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyetinin temelini kültür olarak görmektedir. Ulu Önder, beyanında, medeniyet yolunda başarıyı yenileşmeye bağlamakta ve devamla "sosyal hayatta, ekonomik hayatta, ilim ve fen sahasında başarılı olmak için, tek gelişme ve ilerleme yolu budur" demektedir. Atatürk, memleketlerin çeşitli, fakat, medeniyetlerin bir olduğunu ifade ederek, Batı'yla olan bağların hayatî önemine dikkat çekmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Atatürk'e göre en iyi kişi, kendinden çok, ait olduğu sosyal toplumu düşünen, onun varlığının ve mutluluğunun korunmasına kendisini adayan insandır. Yine, Atatürk  "gerçek şudur ki, her kişisel şeref, saygınlık ve kahramanlık, hiçbir kişinin değildir; bütün bu kişilerden oluşan milletindir" demektedir. Atatürk'e göre, temel hak ve hürriyetler, olmazsa olmazlardandı. Kişisel hürriyete bakış açısını o büyük insan şöyle ifade etmiştir: "Çağdaş demokraside kişisel hürriyetler özel bir değer ve önem kazanmıştır. Artık, kişisel hürriyetlere, devletin ve hiç kimsenin müdahalesi söz konusu değildir. Ancak, bu kadar yüksek ve kıymetli olan kişisel hürriyetin medenî ve demokrat bir millete neyi ifade ettiği 'hürriyet' kelimesinin 'mutlak şekilde düşünülebilen' manasıyla anlaşılamaz; söz konusu olan hürriyet, sosyal ve medenî hürriyettir. Bu sebeple, kişisel hürriyeti düşünürken, her kişinin ve nihayet bütün milletin ortak çıkarını ve devletin varlığını gözönünde bulundurmak lazımdır. Anlaşılıyor ki, kişisel hürriyet mutlak olmaz; bir başkasının hak ve hürriyeti ve milletin ortak çıkarı, kişisel hürriyeti sınırlar."

Mustafa Kemal Atatürk, bağımsızlık anlayışını ise şu şekilde ifade etmektedir: "Bir millette şerefin, onurun, namusun ve insanlığın doğup yaşayabilmesi, mutlaka o milletin hürriyet ve bağımsızlığına sahip olmasına bağlıdır. Ben, yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı olmalıyım."

Değerli milletvekilleri, Atatürk, eğitimde, planlı ve akılcı bir çalışmadan yanadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, sözlerinizi tamamlar mısınız.

AHMET IŞIK (Devamla) - O'nun hedefi, memleketinde okuma yazma bilmeyen tek kişinin dahi kalmamasıdır.

Eğitim politikasına yönelik ise "çocuklarımızı aynı eğitim derecesinden geçirerek yetiştireceğiz. Kesinlikle bilmeliyiz ki, iki parça halinde yaşayan milletler zayıftır, hastadır. Çocuklarımıza esaslı olarak şu ilkeleri benimseteceğiz: Türk Milletine, Türk Devletine, Türkiye Büyük Millet Meclisine saygı ve bağlılık. Millî eğitimin gayesi, yalnızca hükümete memur yetiştirmek değil; daha çok, memlekete ahlaklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılapçı, atılgan, becerikli, dürüst, akıllı, iradeli, hayatta karşılaşacağı engelleri aşacak güçte genç yetiştirmektir. Eğitim programları ve sistemleri bu görüşe uygun olarak düzenlenmelidir" demektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri "benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; fakat, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır" diyen Atatürk, cumhuriyete ve devamına yönelik sürece de, tarihî ifadeyle, anlamlı ve kararlı bir şekilde vurgu yapmıştır.

Değerli milletvekilleri, Atatürk ve düşünceleri, her dönem ve durumda zengin bir yoruma, derin bir algılamaya yönelik ince hassasiyete, nesillere kalıcı aktarılmaya yönelik yüksek ideallere gereksinim göstermektedir. Büyük lider ve büyük insanı rahmet ve özlemle anarken, Yüce Meclisi, tekrar, saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Işık.

Gündemdışı üçüncü söz, cumhuriyetimizin 80 inci yıldönümünde Türkiye'de kadının durumuyla ilgili söz isteyen, Adana Milletvekili Sayın Nevin Gaye Erbatur'a aittir.

Buyurun Sayın Erbatur. (CHP sıralarından alkışlar)

3. - Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un, Cumhuriyetimizin 80 inci yıldönümünde ve Atatürk'ü andığımız bir haftada, Türkiye'de kadının statüsüne ilişkin gündemdışı konuşması ve Millî Savunma Bakanı Mehmet Vecdi Gönül'ün cevabı

N. GAYE ERBATUR (Adana) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Atatürk, kadınlara "Türkiye Cumhuriyeti anlamınca kadın, bütün Türk tarihinde olduğu gibi, bugün de en muhterem mevkide, her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir varlıktır" diyecek ölçüde değer vermiştir. Ulu Önder Atatürk'ü andığımız bu haftada, kadınlarımızın toplumdaki statülerini yükseltmek için atılması gerekli bazı adımları dikkatlerinize sunmak amacıyla, bir kadın milletvekili olarak söz almış bulunuyor ve Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; cumhuriyet, ilerici ve aydın bir toplumsal proje olarak, kadına çok büyük önem vermiştir. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, köhne bir imparatorluğun ardında bıraktığı, yıllarca gözardı edilmiş Anadolu'dan, güçlü ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir cumhuriyet yaratmanın, ancak, nüfusun yarısını oluşturan kadınların emeğini ve fikrini bu inanca adamasıyla mümkün olduğunu biliyorlardı.

Osmanlıda uygulanan hukuk sistemi, köklerini şeriat hukukundan alıyordu. Doğal olarak, bu sistemde kadın-erkek eşitliği yoktu. Ekonomik ve sosyal yaşamda her zaman var olan; ancak, emekleri görülmeyen kadınların emeği, ülkemizin Millî Mücadele Savaşına girmesiyle görülür hale geldi. Kadınlar, erkeklerin savaşa gitmesi nedeniyle ortaya çıkan işgücü açığını kapadılar. Bununla yetinmediler; millî mücadelede bizzat görev aldılar, İzmir'in Yunanlar tarafından işgalini kınadılar, halkı direnmeye çağırdılar, Erzurum ve Sıvas Kongrelerinde işgalci devletlere telgraf çektiler.

Bu kadınlar, elbette, cumhuriyetin kuruluşu ve yerleştirilmesinde de aynı sorumluluğu yükleneceklerdi ve böyle de oldu; ancak, bilinçli bir yapılanma ve cumhuriyet değerlerinin benimsenmesi için, altıyüz yıl boyunca eve hapsedilen kadının erkeklerle eşit konuma yükseltilmesi, ona, en az erkek kadar değerli olduğunun hatırlatılması gerekiyordu. Ulu Önder Atatürk, bir kez daha, ulusuna doğru yolu işaret edecekti. O'nun liderliğinde gerçekleştirilen reformlarla, kadın, eşit yurttaş statüsüne kavuşturuldu. Tevhidi Tedrisat Kanunu, Medenî Kanun, kılık kıyafet kanunu, Türk Ceza Kanunu, bu reform sürecinde atılan önemli adımlar oldu.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; az önce belirttiğim gibi, 1926 yılında kabul edilen Türk Medenî Kanunuyla kadınların eşit vatandaş olarak tanımlanması, kadınların özgürleşmesi yolunda çok önemli bir adımdı. Özel hukuk alanındaki bu reformu, kamu hukukunda köklü reformlar izledi. 1930'da yerel yönetimlerde, 1934 yılında da genel seçimlerde kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi. O dönem parlamentosuna 18 kadın parlamenter girmişti. Bu oran, yüzde 4,8'dir. Bugün aradan yetmiş yıl geçmesine rağmen hâlâ o günkü orana ulaşamadık.

Cumhuriyetle başlayan laik eğitim sistemiyle bugün kız çocuklarının okullaşma oranı oldukça artmıştır. Kadınların eğitimi, uluslararası değerlendirmelerde, insanî gelişmeyi gösteren temel ölçütlerden biridir. Dördüncü Dünya Kadın Konferansında imzaladığımız Pekin Eylem Platformuna göre, kadın okuryazarlığının 2000 yılında yüzde 100'e çıkarılacağını taahhüt etmiştik; ancak, bugün yüzde 23 oranında okumaz yazmaz kadınımız var. Devlet Planlama Teşkilatının 2000 yılı verilerine göre okuryazar olmayan kadın oranı kırsal kesimde yüzde 30,4; kentte yüzde 18,7'dir. Seksen yıl önce yüzde 5'ler civarında olan okuryazarlığın, bugün yüzde 77'ye çıkarılmış olması cumhuriyetin temel başarılarından biridir; ancak, durmak ve elimizdekiyle yetinmek, Atamızın temellerini attığı cumhuriyetimize ve bize yakışmaz; daha yapılacak çok iş var.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cumhuriyet dönemindeki en önemli kazanımlardan biri de kadınların, çalışma yaşamına ve ekonomik hayata katılımlarıdır; ancak, yaşanan ekonomik krizler nedeniyle son yıllarda kadınların işten çıkarılması artmıştır. Devlet İstatistik Enstitüsünün 2000 yılı verilerine göre kadınların yüzde 26'sı, erkeklerin yüzde 73'ü çalışmaktadır. Çalışan kadınlar içinde işveren durumunda olanların oranı sadece yüzde 0,7'dir, ücretsiz aile işçisi kadınların oranı ise yüzde 51'dir. İş güvencesi olmaması, sosyal haklardan yoksun ve düşük ücretli olması nedeniyle erkeklere cazip gelmeyen enformal sektörde çoğunlukla kadınlar çalışmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, konuşmanıza devam edebilirsiniz.

N. GAYE ERBATUR (Devamla) - Kadına yönelik şiddet, kadının fiziksel, cinsel, psikolojik zarar görmesi ya da acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel olan hareketlerle tehdidini, baskıyı ya da özgürlüğü kastî engellemesini içeren, ister toplum önünde ister özel hayatta meydana gelen cinsiyete dayalı her tür şiddet anlamına gelmektedir.

Türkiye'deki her 4 kadından 1'i şiddete uğramaktadır. Tecavüze uğrayanların yüzde 50'si 18 yaş altındaki çocuklardır. Bunların yüzde 10'u erkek çocukları, yüzde 90'ı kız çocuklarıdır. Cinsel saldırganların yüzde 75'i tanıdık biridir. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için yasal ve kurumsal düzenlemeler yapılmalıdır. Ailenin korunması için aile mahkemelerinin kurulması, bu açıdan atılan önemli bir adımdır. İşte bu nedenle, Türk Ceza Kanununda bu konuda yapılacak düzenlemeler de bir o kadar önemlidir.

Türk Ceza Kanununun yeniden yapılandırılmasında gözetilmesi gereken en önemli ilkelerden biri, kadınların insan haklarının korunması ve kadınlara karşı ayırımcılığın tam anlamıyla ortadan kaldırılması için gerekli yasal zeminin hazırlanmasıdır. Cinsiyetçiliğin hukuk alanından tamamen tasfiye edilmesi için, yasaların, toplumun ilerisinde, toplumu daha demokratik ve eşitlikçi düzeye taşıyacak nitelikte olması gerekir.

Türk Ceza Kanunuyla ilgili çalışmalarını sürdüren komisyondan dileğimiz, yasaya, kadın-erkek eşitliğini tam anlamıyla gözeten bir bakış açısı kazandırmaları ve gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamalarıdır.

Gündemdeki tasarıda, gerçek anlamda kadın-erkek eşitliğinin yerini bulabilmesi için, yasada kullanılan dilin, cinsel suçlar tanımlarının ve bu suçların düzenlemelerinin altında yatan yanlış ve ayırımcı değerlerin değiştirilmesi gerekmektedir.

Türkiye'de kadın ve çocukların yaşadığı insan hakları ihlallerinin çoğunluğunu oluşturan cinsel tecavüz, cinsel bütünlüğe tasaddi, namus ve töre cinayetleri, zorla evlendirme, çocukların cinsel istismarı gibi suçlar Türk Ceza Kanunu kapsamı içerisindedir ve bu suçların ihlal ettiği hakları korumak Türk Ceza Kanununun temel görevidir. Türk Ceza Kanununda yeni düzenlemelere gidilirken, değişikliklerin ana çerçevesi insan hakları normları olmalıdır.

Kimi yasalar, görünüşte eşitlikten yana olmasına rağmen, uygulamada eşitsizlikler ortaya çıkmaktadır. Türkiye'de hukuk sistemindeki cinsiyetlerarası eşitliğe aykırı hükümleri tümüyle ortadan kaldıracak, cinsiyetlerarası eşitliği sağlamak için başvurulacak uygulamaları, olumlu ayırımcılık önlemlerini düzenleyecek bir çerçeve eşitlik kanunu yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi Programında belirtildiği gibi, bir çerçeve eşitlik kanunu çıkarılarak, bu eksiklik giderilmelidir.

Diğer taraftan, yasama organında daimî eşitlik komisyonlarının kurulması da, Partimiz tarafından talep edilen düzenlemelerden biridir.

BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlar mısınız.

N. GAYE ERBATUR (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.

Geçtiğimiz yasama döneminde, 1994 yılından bu yana teşkilat yasası olmaksızın faaliyet gösteren kadına yönelik ulusal mekanizma, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün teşkilat yasası tasarısının çıkarılması yolundaki çabalara destek verdik. Şu anda, yasa tasarısı Plan ve Bütçe Komisyonunda, bir an evvel görüşülerek Genel Kurula gelmesini istiyoruz.

Diğer taraftan, Medenî Kanunun yürürlüğüne ilişkin 10 uncu maddesinin yeniden düzenlenmesi ve konunun yürürlüğü girdiği tarihten önceki evlilikleri de kapsaması gerek, 17 000 000 kadını mağdur etmemek için bunu yapmalıyız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de kadınların konumlarındaki iyileşmeler, çağdaş bir cumhuriyetin öngördüğü çıtanın altındadır. Bu çıtayı elbirliğiyle yükseltmemiz gerek. Bunu başarabileceğimize inanıyorum; çünkü, biz, koca bir cumhuriyeti, imkânsızlıklara rağmen yoktan var eden Ulu Önder Atatürk'ü ve O'nun dinlenmek bilmeyen ilerici felsefesini kendimize dayanak noktası olarak alıyoruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Erbatur.

Gündemdışı konuşmaya, Hükümet adına, Millî Savunma Bakanı Sayın Vecdi Gönül cevap vereceklerdir.

Buyurun Sayın Gönül.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Adana Milletvekilimiz Sayın Gaye Erbatur'a, bu önemli konuyu gündeme getirdikleri için teşekkürle sözlerime başlamak istiyorum.

Kadınlar ile erkekler arasındaki eşitliğin, bir insan hakları sorunu, sosyal adaletin en önemli bir şartı ve aynı zamanda kalkınma ve barışın vazgeçilmez bir keyfiyeti olduğunda, bugün artık bütün insanlık birleşmiş durumdadır.

Çağdaş demokrasi anlayışının temel ilkelerinden biri olan kadın-erkek eşitliğine, özellikle kadınların etkin ve uzun süren mücadeleleri sonucunda ulaşılmış ve bu anlayış, günümüzde, hemen tüm demokratik ülkelerde yasalarla güvence altına alınmıştır.

Sayın milletvekilleri, bildiğiniz gibi, Türkiye Cumhuriyetinin bu konuda parlak bir sicili vardır. Pek çok Avrupa ülkesinin kadına seçme ve seçilme hakkını esirgediği bir zamanda, Sayın Erbatur'un da işaret ettiği gibi, 1933 yılında, Türkiye Cumhuriyeti, kadınlara, önce belediyelerde, 1934 yılında da genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkını vermiştir.

1970'li yıllarda, bütün dünyaya yayılan kadın hareketi, yeni bir eşitlikçi anlayışı gündeme getirmiş, bu durum ülkemizde de yansımasını bulmuştur. Giderek ivme kazanan kadın hareketi öncülüğünde, söz konusu anlayış, hem dünyada hem de ülkemizde toplumsal bir talebe dönüşmüştür.

Kadın-erkek eşitsizliği sorunu, dünyanın hemen tüm ülkelerinde, farklı bir biçim ve düzeyde yaşanmaktadır. Bu konunun bir sorun olarak ele alınışı, Birleşmiş Milletlerin teşebbüsüyle uluslararası platforma taşınmak suretiyle olmuştur.

Son yirmibeş yılda, ilki 1975 yılında Mexico City'de, ikincisi 1980'de Kopenhag'ta, 1985'te Nairobi'de ve 1995 yılında Pekin'de yapılan Birleşmiş Milletler Kadın Konferansları, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunu küresel gündeme yerleştirmekte önemli bir hizmet vermiştir. Bu konferanslar, dünya ülkelerini, toplumsal cinsiyet eşitliği, kalkınma ve barış ortak hedefleri etrafında birleştirmiştir. Bu hedeflere ulaşabilmek amacıyla, siyasî iradenin oluşturulması ve uygulamaya geçilmesi için, pek çok ülkede, devlet bünyesinde ulusal mekanizmalar kurulmuştur. Birleşmiş Milletlerin, kadın-erkek eşitliğini sağlamak üzere, kadınlara karşı her türlü ayırımcılığın önlenmesi konusunda yaptığı bir dizi uluslararası toplantı sonucunda ortaya çıkan sözleşme metni, üye ülkelerin onayına sunulmuştur.

Türkiye de, Kadına Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesini 1985 yılında imzalayarak taraf olmuş ve 1986 yılında onaylayarak yürürlüğe girmesini sağlamıştır. Kadın Hakları Bildirgesi olarak da tanımlanan bu sözleşmenin yürürlüğe girmesi, ülkemiz açısından önemli bir aşamayı temsil etmektedir. Gerek imzaladığımız bu sözleşmenin verdiği yükümlülükler ve yüklendiği görevler ile gerekse uluslararası platformda alınan kararlar, ulusal düzeyde, özellikle kadın konusunda yeni bir bakış açısı, yeni örgütlenme biçimlerinin genişletilmesi ve teşkilatlanması zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır.

Bu çerçevede, Türkiye'de yıllardır uygulanan sosyal devlet politikalarının sonucu olarak, kadının sorunlarını çözümlemek üzere Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü, ülkemizde kadın haklarının korunması ve geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapmak, kadınların sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasal yaşamdaki konumlarını güçlendirmek, hak ve fırsat imkânlarından eşit biçimde yararlanmalarını sağlamak üzere kurulmuştur. Genel Müdürlük, bir politika oluşturma ve koordinasyon kuruluşu olup, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra, yerel yönetimler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde çalışmalarını sürdürmektedir.

25 Ekim 1990 tarih ve 3670 sayılı Kanunla, kadın konusunda ulusal bir mekanizma olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı olarak kurulan Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü, 24 Haziran 1991 tarihinde Başbakanlığa bağlanarak, sorumluluğu, kadın konularıyla ilgili bir devlet bakanlığına verilmiştir.

58 inci hükümet döneminde, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 77 nci maddesi gereğince, o tarihte kurumun bağlı olduğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilen genel müdürlüğün teşkilatlanmasına ilişkin kanun tasarısı, Temmuz 2003'te Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda görüşülerek kabul edilmiştir. Tasarı, Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından altkomisyona sevk edilmiştir.

Saygıdeğer milletvekilleri, Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü, ülkemizdeki kadınların temel sorun alanlarıyla ilgili olarak çalışmalarını yürütürken, diğer taraftan, uluslararası platformda alınan karar ve sonuçları izlemekte, değerlendirmekte ve ülke çapında yaygınlaştırmaktadır.

Bu çerçevede, 1995 yılında, Pekin'de "Taahhütler Konferansı" olarak da adlandırılan Dördüncü Dünya Kadın Konferansının sonucunda "Pekin Deklarasyonu" ve "Eylem Platformu" isimli iki belge kabul edilmiş ve Türkiye, her iki belgeyi de, hiçbir çekince koymadan kabul ederek, millî kodifikasyonlar arasına dahil etmiştir.

Eylem platformunun uygulanması ve izlenmesinde temel görev hükümete verilmiştir.

Pekin Konferansında, kadın sorunları 12 kritik alanda toplanmıştır. Bunların başlıcaları, sağlık, eğitim, çalışma yaşamı, kadına yönelik şiddet, karar mekanizmalarına katılım gibi alanlardır. Bu alanlarla ilgili çalışmaların koordinasyonunu, Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü yürütmektedir. Bu görevlerini, tüm toplumsal tarafların katılımıyla yerine getirmektedir.

Saygıdeğer milletvekilleri, bugün, ülkemizde, eğitim, sağlık, istihdam, karar mekanizmalarına katılım gibi, kalkınmanın temel göstergelerine ilişkin verilere bakıldığında, kadının durumunun, henüz, kadın-erkek eşitliği açısından arzu ettiğimiz seviyede olmadığını görmekteyiz. Eğitim, çalışanlar açısından göstergelerin en olumsuz olduğu alandır. 2000 yılı nüfus sayımına göre, halen, ülkemizin 100 kadınından 19,4'ü okuma yazma bilmemektedir. Bu, sayı olarak yaklaşık 5 000 000 kadına tekabül etmektedir.

Hızlı nüfus artışı, gelişmekte olan birçok ülkede olduğu gibi, bizim ülkemizde de bu sorunun besleyicilerindendir. Elbette, eğitim, doğurganlığı etkileyen en önemli faktördür. Yüksek doğurganlığa bağlı olarak, bebek ve anne ölümü hızı da yüksektir. Annelerin yüzbinde 54'ü doğum sırasında ya da doğuma bağlı komplikasyon nedeniyle hayatını kaybederken, doğan 1 000 bebekten 43'ü, 1 yaşına gelmeden hayatını kaybetmektedir.

Öte yandan, kadınlarımızın istihdama katılım oranları da yıllar itibariyle azalma göstermektedir. Kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 26'dır. İşgücüne katılan kadınların yüzde 61'i tarım sektöründe, bunların yüzde 76'sı ise ücretsiz aile işçisi olarak çalışmaktadır.

Kırdan kente göçün yoğun yaşandığı ülkemizde, kadın, kentte ya işgücünün dışına çıkmakta ya da enformal sektörde düşük ücretle ve her türlü sosyal güvenceden yoksun olarak çalışmaktadır. Sosyal güvenlik şemsiyesi altında bulunanlar, çalışan kadınlarımızın, sadece, yüzde 14'üdür.

Kadınlar, eğitim seviyeleri ve çalışma yaşamındaki durumlarına paralel biçimde, karar alma mekanizmalarında da yeterince temsil edilmemektedir. Nitekim, yüzde 4,4 olan kadın parlamenter oranı, halen, kadınların katıldığı ilk genel seçimlerdeki yüzde 4,6 temsil oranına -Gaye Hanımın da ifade ettiği gibi- ulaşmamıştır. Ancak, biliyoruz ki, bugün, ülkemizde, farklı sektörlerde çalışan kadın sayısı giderek artmakta, önemli başarılara imza atmaktadırlar. Örneğin, üniversitelerde öğretim elemanı kadın oranı yüzde 36 olup, toplam profesörler içerisinde kadın oranı yüzde 25'e ulaşmıştır. Mimarların yüzde 31'i, doktor ve operatörlerin yüzde 29'u, avukatların yüzde 26'sı kadındır.

Görüldüğü gibi, bazı alanlarda olumlu göstergeler olmakla birlikte, ülke genelinde kadınlarımızın statüsünün yükseltilmesi için tüm kesimlere önemli görevler düşmektedir. Devlet olarak, kurumsal düzeyde eğitim, sağlık istihdam alanlarında ve yasal düzeyde pek çok çalışma yapılmaktadır.

Anılan Genel Müdürlük, 1993 yılından bu yana, Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası destekli projeler de yürütmekte olup, bu kapsamda, bugün, sayıları 14'e ulaşan üniversite, kadın sorunlarını araştırma ve uygulama merkezlerinin, gönüllü kadın kuruluşlarının projelerini desteklemek suretiyle güçlenmelerine katkıda bulunmuştur.

Saygıdeğer milletvekilleri, yasalarımızın kadın-erkek eşitliği ilkesi doğrultusunda gözden geçirilmesi yolunda çok önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Bilindiği gibi, Anayasada yapılan değişiklikler çerçevesinde, kadın-erkek eşitliği açısından atılan önemli adımlar söz konusudur. Bunlardan ilki, Anayasanın 41 inci maddesinde yer alan "Aile, Türk toplumunun temelidir" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve eşler arasında eşitliğe dayanır" ibaresinin eklenmiş olmasıdır. Diğer değişiklik ise, Anayasanın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki "yabancı babadan ve Türk anadan olan çocuğun vatandaşlığı kanunla düzenlenir" cümlesinin madde metninden çıkarılmasıdır. Bu değişiklikler, 17 Ekim 2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Yüce Meclisimiz tarafından kabul edilerek 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medenî Kanunu, yıllarca süren bir çalışmanın sonucudur. Bu çalışma, başta Adalet Bakanlığımız olmak üzere, Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü, üniversiteler ve gönüllü kadın kuruluşlarının emekleri ve işbirliğinin sonucu ortaya çıkan toplumsal bir sözleşme niteliğindedir.

Medenî Yasa, yeni şekliyle, kadın-erkek eşitliğini gözeten, cinsiyet ayırımcılığına son veren, kadınları, aile içerisinde, yaşamın her alanında erkeklerle tamamen eşit kılan, kadın emeğini görünür kılan ve değerlendiren bir düzenlemedir.

Yeni Medenî Kanunla, özellikle aile hukuku alanında bugüne kadar yaşanan gelişmeler, değişim ve sorunlar dikkate alınarak çok önemli adımlar atılmıştır.

Yeni Türk Medenî Kanununun kabul edilmesi, aile mahkemelerinin kurulmasını da zorunlu kılmıştır. Bilindiği gibi, aile bireylerini, özellikle çocuk ve kadınları ilgilendiren aile hukuku alanına ait uyuşmazlıklar, günümüzde giderek daha karmaşık, uzmanlık isteyen bir kapsama ulaşmıştır. Hükümetimiz tarafından hazırlanan Aile Mahkemelerinin Kurulmasına İlişkin Kanun Tasarısı, 18 Ocak 2003 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilerek yürürlüğe girmiştir.

Yapılan bir önemli yasal düzenleme de, aileiçi şiddeti önlemek amacıyla, 1998 yılında, 4320 sayılı Ailenin Korunması Yasasının çıkarılmış olmasıdır.