DÖNEM
: 22 CİLT : 24 YASAMA YILI : 1
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
111 inci Birleşim
24 . 7 . 2003 Perşembe
İ
Ç İ N D E K İ L E R I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. -
YOKLAMA
IV. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. - İstanbul Milletvekili Şükrü Mustafa
Elekdağ’ın, Lozan Barış Antlaşmasının imzalanışının 80 inci yıldönümüne ilişkin
gündemdışı konuşması
2. - Afyon Milletvekili Reyhan
Balandı'nın, basında sansürün kaldırılışının 95 inci ve Lozan Barış
Antlaşmasının imzalanışının 80 inci yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması
3. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in,
basında sansürün kaldırılışının 95 inci yıldönümüne ilişkin gündemdışı
konuşması
B) Gensoru, Genel Görüşme, Meclİs SoruşturmasI ve Meclİs AraştIrmasI
Önergelerİ
1. - İzmir Milletvekili Oğuz Oyan ve 76
milletvekilinin, oğlu ve kızının sahibi olduğu denizcilik şirketiyle ticarî
ilişkileri bulunan ve daha önce görev yaptığı bir denizcilik şirketine
ayrıcalıklar ve kolaylıklar sağlayarak görevini kötüye kullandığı iddiasıyla
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım hakkında Meclis soruşturması açılmasına
ilişkin önergesi (9/2)
V. -
ÖNERİLER
A) DanIşma Kurulu Önerİlerİ
1.- Genel Kurulun çalışma saatleri ile
gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu Önerisi
VI. - KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile
Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı
ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı : 146)
2. - Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu
(1/523) (S. Sayısı : 152)
3. - Topluma Kazandırma Yasası Tasarısı
ile İçişleri ve Adalet Komisyonları raporları (1/640) (S. Sayısı : 235)
4. - Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı
Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında 4.4.2003 Tarihli ve 4841 Sayılı Kanun ve
Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere
Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/584) (S. Sayısı : 200 ve 200'e 1 inci Ek)
5. - Manisa Milletvekili Bülent Arınç ve
30 Milletvekilinin; Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel
Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin
Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna Bir Geçici Madde
Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/165) (S.
Sayısı : 214)
6. - Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer
Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun ve Tarımda Kendi Adına
ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun Bazı Maddelerinin
Değiştirilmesi, Yürürlükten Kaldırılması ve Bu Kanunlara Geçici Maddeler
Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve
Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/296) (S. Sayısı : 237)
7. - Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm
Komisyonu Raporu (1/649) (S. Sayısı : 246)
8. - Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu
Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe
Komisyonları raporları (1/295) (S. Sayısı : 247)
VII. -
SORULAR VE CEVAPLAR
A) Yazili Sorular ve Cevaplari
1. - Tekirdağ Milletvekili Mehmet Nuri
Saygun'un, Ziraat ve Halk bankalarının yöneticilerinin maaşlarına ilişkin
Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Ali Babacan'ın cevabı (7/853)
2. - İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü'nün,
petrol ve doğalgaz kuyularına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/905)
3. - İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in,
muhtarlık binalarına ve muhtarların ödeneklerine ilişkin Başbakandan sorusu ve
İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/916)
I. - GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak
beş oturum yaptı.
İstanbul Milletvekili Berhan Şimşek,
Erzurum Kongresinin 84 üncü,
Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan, Hatay
İlinin Anavatana katılışının 64 üncü,
Yıldönümüne ilişkin gündemdışı birer
konuşma yaptılar.
Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel'in,
yerel yönetimlerin malî sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin
gündemdışı konuşmasına, İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu cevap verdi.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında bulunan, Adlî Yargı İlk
Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri
Hakkında (1/521) (S. Sayısı : 146),
2 nci sırasında bulunan, Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin (1/523) (S. Sayısı :
152),
Kanun Tasarılarının görüşmeleri, daha önce
geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz gelmediğinden, ertelendi.
3 üncü sırasında bulunan, görüşmelerine
daha önce başlanılan ve 2 nci maddesine kadar kabul edilen Topluma Kazandırma
Yasası Tasarısının (1/640) (S.Sayısı : 235) 4 üncü maddesine kadar kabul
edildiği, 4 üncü maddesinin, Anayasa ve İçtüzükte aranılan nitelikli oy
sayısına ulaşılamadığı için kabul edilmediği; İçtüzüğün 88 inci maddesine göre,
istemi üzerine 5 inci ve daha sonraki maddelerinin ise bir defaya mahsus olmak
üzere Komisyona geri verildiği;
4 üncü sırasında bulunan, Ticarî İşletme
Rehni Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/639) (S.
Sayısı :234), yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilip kanunlaştığı;
5 inci sırasında bulunan, Güneydoğu Avrupa
Çokuluslu Barış Gücü Anlaşmasına 4 üncü Ek Protokolün Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının (1/539) (S. Sayısı : 215),.
6 ncı sırasında bulunan, Türkiye Adalet
Akademisi Kanunu Tasarısının (1/298) (S.Sayısı : 213),
Görüşmelerini müteakiben elektronik
cihazla yapılan açıkoylamalardan sonra, kabul edildikleri;
Açıklandı.
7 nci sırasında bulunan, Türkiye
Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunun
(1/584) (S. Sayısı : 200 ve 200'e 1 inci ek) tümü üzerindeki görüşmeler
tamamlandı.
Kanunun maddelerine geçilebilmesi ve
maddelerin görüşülmesinden sonra kabulü için yapılan gizli oylamalarda gerekli
beşte 3 oy çoğunluğunun sağlandığı, ikinci görüşmeye ise en az kırksekiz saat
geçtikten sonra başlanabileceği bildirildi.
Mersin Milletvekili Mustafa Özyürek, Çevre
ve Orman Bakanı Osman Pepe'nin,
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, İzmir
Milletvekili K. Kemal Anadol'un,
Grubuna;
Samsun Milletvekili Suat Kılıç, Niğde
Milletvekili Orhan Eraslan'ın, şahsına;
Sataşmada bulunmaları nedeniyle birer
açıklama yaptılar.
24 Temmuz 2003 Perşembe günü saat 15.00'te
toplanmak üzere, birleşime 02.58'de son verildi.
|
Yılmaz
Ateş |
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
|
Suat Kılıç |
Mehmet Daniş |
|
|
Samsun |
Çanakkale |
|
|
Kâtip Üye |
Kâtip Üye |
|
|
|
|
II. - GELEN KÂĞITLAR No. :159
24.7.2003 PERŞEMBE
Tasarı
1. - Çeşitli Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı (1/651) (Avrupa Birliği Uyum ve
İçişleri ve Anayasa ve Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
23.7.2003)
Raporlar
1. - Konya Milletvekili
Atilla Kart'ın; 2802 Sayılı Hakimler ve
Savcılar Kanununa "Geçici Ek Madde" Eklenmesine Dair Kanun Teklifi ve
İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/139) (S.
Sayısı : 245) (Dağıtma tarihi : 24.7.2003) (GÜNDEME)
2. - Bazı Kanunlarda ve
Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/628) (S. Sayısı
: 244) (Dağıtma tarihi : 24.7.2003) (GÜNDEME)
3. - Turizmi Teşvik
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/649) (S. Sayısı : 246) (Dağıtma tarihi
: 24.7.2003) (GÜNDEME)
4. - Sosyal Sigortalar
Kurumu Kanunu Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve
Bütçe Komisyonları raporları (1/295) (S. Sayısı : 247) (Dağıtma tarihi :
24.7.2003) (GÜNDEME)
Sözlü Soru Önergeleri
1. - İzmir Milletvekili
Ahmet Ersin'in, İzmir'in Güzelbahçe İlçesine alınan ambulansla ilgili bazı iddialara ilişkin Sağlık
Bakanından sözlü soru önergesi (6/690) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.7.2003)
2. - İzmir Milletvekili
Vezir Akdemir'in, SSK hastane ve dispanserlerindeki kantin, kafeterya ve çay
ocaklarının özelleştirilip özelleştirilmeyeceğine ilişkin Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/691) (Başkanlığa geliş tarihi :
22.7.2003)
3. - İzmir Milletvekili
Vezir Akdemir'in, eczacıların kamu kurum ve kuruluşlarından ilaç bedellerini
zamanında tahsil edebilmeleri için bir çalışma olup olmadığına ilişkin Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/692) (Başkanlığa geliş
tarihi : 22.7.2003)
4. - Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, İstanbul-Edirne karayolundaki yol hizmetlerine ilişkin
Başbakandan sözlü soru önergesi (6/693) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.2003)
Yazılı Soru Önergeleri
1. - Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt'ün, işsizliğe, yoksulluğa ve emeklilere yönelik çalışmalara ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1040) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.7.2003)
2. - İzmir Milletvekili
Oğuz Oyan'ın, yabancı ülke limanlarında alıkonan Türk Bayraklı gemilere ilişkin
Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1041) (Başkanlığa geliş tarihi :
22.7.2003)
3. - Antalya Milletvekili
Feridun Fikret Baloğlu'nun, Ulusa Sesleniş Programının çekimlerine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1042) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.7.2003)
4. - Antalya Milletvekili
Osman Özcan'ın, turizm bölgelerindeki tefecilik faaliyetlerine ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1043) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.7.2003)
5. - Antalya Milletvekili
Atilla Emek'in, Kepez Elektrik'e el konulmasından sonra ortaya çıkan bazı
sorunlara ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1044) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.7.2003)
6. - Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, bavul ticaretinin geliştirilmesi için alınacak önlemlere
ilişkin Devlet Bakanından (Kürşad Tüzmen) yazılı soru önergesi (7/1045)
(Başkanlığa geliş tarihi : 22.7.2003)
7. - Konya Milletvekili
Atilla Kart'ın, Başbakanlıkta görevlendirilen bir şahsa yönelik bazı iddialara
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1046) (Başkanlığa geliş tarihi :
22.7.2003)
8. - Adana Milletvekili
Atilla Başoğlu'nun, son zamanlardaki orman yangınlarının nedenlerine ve
alınacak tedbirlere ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1047) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.7.2003)
9. - Iğdır Milletvekili
Dursun Akdemir'in, Fiskobirlik'in Hazine adına yaptığı fındık satışı ihalesine
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1048) (Başkanlığa geliş tarihi :
23.7.2003)
10. - Manisa Milletvekili
Nuri Çilingir'in, zorunlu tasarruf anaparası ödemelerine ilişkin Maliye
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1049) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.2003)
Meclis Soruşturması Önergesi
1. - İzmir Milletvekili
Oğuz Oyan ve 76 Milletvekilinin, oğlu ve kızının sahibi olduğu denizcilik
şirketi ile ticari ilişkileri bulunan ve daha önce görev yaptığı bir denizcilik
şirketine ayrıcalıklar ve kolaylıklar sağlayarak görevini kötüye kullandığı ve
bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım Hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107
nci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi
(9/2) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.2003)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 15.00
24 Temmuz 2003 Perşembe
BAŞKAN : Başkanvekili Yılmaz ATEŞ
KÂTİP ÜYELER : Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Suat KILIÇ (Samsun)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 111 inci Birleşimini açıyorum.
III. - YOKLAMA
BAŞKAN - Elektronik
cihazla yoklama yapacağız.
Yoklama için 5 dakika
süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda
bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen
milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım
istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını,
teknik personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
yoklama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Sayın milletvekilleri,
gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim; ama,
ondan önce, kısa bir hatırlatma yapmak istiyorum.
Bugün, bildiğiniz gibi,
24 Temmuz günü. 24 Temmuz, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda ve bağımsız Türk
Devletinin kuruluşunda çok büyük önemi olan bir gündür, Lozan Antlaşmasının
imzalandığı gündür; aynı zamanda, basında sansürün kaldırılışının da
yıldönümüdür ve ayrıca, her ne kadar, bugün geri de götürülmüş olsa, Toplu İş
Sözleşmesi Grev ve Lokavt Yasasının kabul edilişinin de yıldönümüdür.
Gündemdışı verdiğimiz
sözler de, bu üç konuyla ilgili. Daha önceki uygulamalarımıza da dikkat
çekerek, bugün gündemdışı söz verdiğimiz arkadaşlarımızın sürelerinde biraz
daha hoşgörülü olacağız.
Gündemdışı ilk söz, Lozan
Barış Antlaşması hakkında söz isteyen, İstanbul Milletvekili Sayın Şükrü
Elekdağ'a aittir.
Buyurun Sayın Elekdağ.
(Alkışlar)
IV. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. -
İstanbul Milletvekili Şükrü Mustafa Elekdağ’ın, Lozan Barış Antlaşmasının
imzalanışının 80 inci yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması
ŞÜKRÜ MUSTAFA ELEKDAĞ
(İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Türkiye
Cumhuriyetinin uluslararası alanda kazandığı ilk büyük diplomatik zaferin,
Lozan Barış Antlaşmasının 80 inci yıldönümü. Bu önemli güne ilişkin görüşlerimi
Yüce Heyetinizle paylaşmak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla
selamlarım.
Değerli arkadaşlarım,
Türkiye Cumhuriyetinin uluslararası kimlik belgesi olan Lozan Barış Antlaşması,
Türk Ulusunun yaşamsal haklarını ve amaçlarını gerçekleştiren bir siyaset
abidesi ve muazzam bir diplomatik zaferdir. Varlığına kastedilen, yok edilmek
istenen Türk Ulusu, Gazi Mustafa Kemal'in önderliğinde şahlanmış ve verdiği
Kurtuluş Savaşı sonucunda kazandığı askerî zaferi, Lozan'da, diplomatik bir
başarıya dönüştürerek, yeni Türk Devletinin kuruluşunu dünyaya ilan etmiştir.
Lozan Antlaşmasıyla, genç Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası düzeyde, eşit,
egemen ve bağımsız bir devlet olarak tanınmış, hak ve hukuku bütün dünya
tarafından teslim edilmiştir.
Değerli arkadaşlarım,
Atatürk, Nutkunda, Lozan Antlaşması için "Türk Milletine karşı
yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşmasıyla tamamlandığı sanılmış büyük
suikastın sonuçsuz kaldığını bildiren bir belgedir" demiştir. Gerçekten
de, Vahdettin Hükümeti tarafından 10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr
Antlaşmasıyla, Türk Ulusu, canlı bir varlık olmaktan çıkarılıyor, toprakları
şuna buna peşkeş çekiliyordu.
Türk Ulusunun, Kurtuluş
Savaşıyla kazandığı zafer ve bu zaferi uluslararası alanda taçlandıran Lozan
Antlaşması yoluyla iğrenç Sevr Antlaşması tarihin çöp sepetine atılmıştır. Bu
nedenle, Lozan Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti için olağanüstü bir önem ve
değer taşımaktadır.
Değerli arkadaşlarım,
Sevr Antlaşmasının temel hedefi, anayurdumuzu nüfuz bölgelerine ve küçük
devletlere bölmek suretiyle, Anadolu'nun coğrafî, kültürel ve siyasî birliğini
sona erdirmek ve bu şekilde ulusal şuurumuzu zayıflatmak ve yok etmekti.
Türk Halkı, bu kötü
talihe, bu bahtsız kadere layık olmadığını, Gazi Mustafa Kemal'in liderliğinde
başlattığı Kurtuluş Savaşında kazandığı askerî başarılarla kanıtladı.
Gerçekten, 30 Ağustos Başkumandan Meydan Savaşında kazanılan büyük zafer ve
Anadolu'nun saldırganlardan tamamen temizlenmesi, Türk tarihinin seyrini
değiştiren sonuçlar doğurdu. Lozan barış müzakerelerinin yolu bu şekilde
açıldı.
Değerli arkadaşlarım,
Lozan'da İsmet Paşa ve maiyetindeki delegasyon çok çetin bir diplomatik mücadele
verdi. Konferans müzakereleri zaman zaman çıkmaza giriyor, konferansın
kesilmesi ortamında savaşın yeniden patlak vermesi tehlikesi beliriyordu. Ünlü
tarihçi Lord Kinross, bu durumun psikolojik çatışma ortamından kaynaklandığını
yazıyor. Kinross'a göre, Lozan'da, bir psikolojik savaş mevcuttu. Birinci Dünya
Savaşı galipleri, Ankara hükümetini, Osmanlının mirasçısı olarak yenilmiş bir
milletin temsilcisi sanıyor, öyle muamele ediyor; Türk tarafı ise, kendisini
Anadolu savaşının galibi olarak görüyordu. İsmet Paşa, Lozan'a, büyük
devletlerin, genç ve muzaffer Türk devletine karşı eşitlik ve saygıya dayalı
bir yaklaşım sergileyecekleri umuduyla gitmişti. Bunun yerine, onların
kendisine talepkâr bir yalvarıcı gözüyle baktıklarını gördü. Bunlar, Lord
Kinross'un görüşleri.
Lozan'da Amerikan
delegasyonunda görevli bir diplomat olan Joseph Grew, "Atatürk ve İnönü,
Bir Amerikan Elçisinin Hatıraları" adlı eserinde, İsmet Paşanın, karşısına
ortak bir cephe oluşturarak çıkan Batı dünyasının devleriyle amansız mücadelesini
şöyle anlatıyor: "Türk delegasyonu, burada gerçekten güç durumda; bir
yandan, Ankara, Millet Meclisi, diplomatik zaferler kazanılmasını ve millî
gururun tatmin edilmesini ısrarla istiyor; fakat, beri yandan, buradaki muhasım
taraflar, Türkleri, mahvedici usullerle ezmeye çalışıyorlar."
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Elekdağ.
ŞÜKRÜ MUSTAFA ELEKDAĞ
(Devamla) - Gerçekten de, Batılı devlet temsilcileri, sürekli ültimatom verir
şekilde hareket ediyor, konferansı kesme tehdidinde bulunuyor ve dikte
ettikleri bir anlaşmayı, İsmet Paşaya, baskı yoluyla imzalatmak istiyorlardı.
Daha sonraları,
Amerika'nın Türkiye'de büyükelçiliğini yapan Joseph Grew, biraz önce atıfta
bulunduğum eserinde, dokuz ay süren Lozan Konferansının sonlarına doğru İsmet
Paşayı şöyle tarif ediyor: "Konferansın son toplantılarında İsmet Paşaya
ecel terleri döktürüyorlardı. Paşanın gözlerinin altında derin halkalar
belirmiş, saçları dimdik olmuş, tüm gücü tükenmişti; fakat, bütün saldırılara
karşı ayakta duruyor ve karşı koymaya devam ediyordu. Sonradan anlaşıldı ki,
müttefikler, son bir hücumdan sonra silahlarını bırakmışlardı. Ertesi sabah
Paşayı gördüm, on yıl yaşlanmış görünüyordu."
Değerli arkadaşlarım;
sonuçta, Türkiye, bu çetin mücadeleden zaferle çıkmıştı. Böylece, Lozan
Antlaşması, Birinci Dünya Savaşının dikte edilmemiş, müzakere edilmiş ilk
barışını oluşturdu. Bu zafer, Lozan'da, dünyanın devlerinin elinden söke söke
alındı. Kurtuluş Savaşında, silahla, kanla, ateşle kazanılan zaferi, İsmet
Paşa, Lozan'da uluslararası hukuk açısından tarihe geçirdi.
Bu zaferin anlam ve
boyutunu anlamak için, o zamanki can düşmanlarımızın neler söylediklerine bir
göz atalım:
Yunanistan'ı, Anadolu'yu
işgale teşvik eden İngiliz Başbakanı Lloyd George "Lozan Antlaşması,
İngiltere'nin bugüne kadar imzaladığı anlaşmaların en alçaltıcısıdır"
diyor. Yunan Dışişleri Bakanı Streit ise "Lozan, bütün devletlerin Türkler
karşısında boyun eğmelerini kanıtlayan bir belgedir" demiştir.
Değerli arkadaşlarım,
yabancı tarihçiler, Lozan'la yeni Türk Ulusunun doğduğunu söylerler; fakat,
bunun da ötesinde, Lozan'ın, uluslararası alanda, çok önemli üç işlevi
olmuştur. Bunların birincisi, Türkiye'nin, ezilmiş milletler için sömürgeciliğe
karşı mücadelede bir örnek oluşturması olmuştur. İkincisi, Türkiye, Lozan
temelleri üzerinde yaptığı atılımlarla dünyanın güçlü ve saygın devletleri
arasında yerini alarak yerkürenin en sıcak ve en nevraljik bölgesinde,
istikrarın, uluslararası hukukun ve barışın teminatı olmuştur. Üçüncü işlev
ise, Türkiye'nin tarihsel misyonudur. Bu misyon, İslam âlemi ile Batı arasında
uyumun, uzlaşının ve karşılıklı anlayışın gerçekleştirilmesi misyonudur. Bu
misyon, özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra, İslam âlemi ile Batı
arasındaki ilişkilerin tehlikeli biçimde gerginleştiği dünya konjonktüründe
önplana çıkmıştır. Batılı birçok devlet adamı ve bilim adamı, bu hususu dile getirmekte
ve İslam ile Batı'nın siyasî değerlerini bağdaştıran, özgün bir sisteme sahip
bulunan Türkiye'yi, böyle bir işlev ve misyonu gerçekleştirebilecek yegâne ülke
olarak değerlendirmektedir.
Değerli arkadaşlarım,
nitekim, ünlü tarihçi Bernard Lewis de, Müslüman toplumların yönetim modelleri
hakkında yaptığı bir incelemede, bu görüşü, tarih perspektifinde çarpıcı
biçimde ortaya koyuyor. Bernard Lewis, tarih boyunca, hiçbir Arap ülkesinin,
model olabilecek nitelikte bir devlet sistemi yaratamadığını, İslam
ülkelerinden sadece Türkiye ile İran'ın, birbirine rakip iki model
oluşturduklarını, bunlardan din unsurunu devletin merkezine oturtan İran
modelinin çağdaş olmadığını ve yaşama şansının bulunmadığını, buna karşılık,
Atatürk'ün temellerini atmış olduğu, laik, demokratik cumhuriyet modelinin
çağdaş bir sistem olması nedeniyle, Ortadoğu'dan Ortaasya'ya kadar pek çok ülke
için bir örnek teşkil ettiğini vurguluyor.
Değerli arkadaşlarım,
ancak, Türkiye'nin modellik rolünü tartışırken bir noktayı unutmayalım. Türk
modeli, daha Osmanlı döneminde başlayan, en az yüzelli yıllık bir sentezin
ürünüdür. Atatürk, cumhuriyet öncesi reformlar birikimini, dehasının imbiğinden
geçirerek, laik, demokratik cumhuriyet modelinde kristalize etmiştir. Atatürk
devrimi, 20 nci Asırda, tarihin kaydettiği ve halen yaşayan en köklü, en
iddialı, en kapsamlı dönüşümdür. Bu sayededir ki, bugün, dünyada yaşayan 1 200
000 000 Müslüman içinde sadece Türkiye'de yaşayanlar, çağdaş dünyanın
gerçeklerini özümsemiş ve onlara ayak uydurmuş bir ortamda yaşama imkânına
sahiptirler. Türkiye dışında, dünyadaki Müslüman nüfuslu 55 ülkeden hangisi, önümüzdeki
onbeş-yirmi yıl içinde çokpartili demokrasiyi uygulayabilir; hangisi, bu süre
içinde laik bir devlet yapısını gerçekleştirebilir; hangisi. kamuyu da kapsayan
bir kadın-erkek eşitliğini ve çağdaş bir hukuk sistemini uygulamaya koyabilir?
Gerçek şu ki, hiçbiri, kısa vadede bu adımları atamaz; fakat, bu gerçek, Türk
modelinin değerini azaltmıyor, bilakis, artırıyor; çünkü, Türk modeli, İslam
dünyası için bir hedeftir, bir yol haritasıdır, bir pusuladır. Bu nedenledir
ki, Amerika eski Başkanı Bill Clinton, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaptığı
konuşmada "Türkiye, 21 inci Asra şekil verecek ülkedir" demiştir.
Türk modelinin dünya için
önemi, İslam ile Batı'nın ahenk ve barış içinde yaşamasının tohumlarını ve
mayasını içermekte olmasından ileri gelmektedir. Bu açıdan, Türk modelinin
başarılı olmasında tüm Batı dünyasının büyük çıkarı vardır; ancak, Türkiye'nin
de, sistemini, potansiyel bir model olmaktan çıkarıp, fiilî bir model haline
getirmesi için, demokrasi, insan hakları ve özgürlükler alanındaki
eksikliklerini tamamlaması, etkin bir siyasî yapılanmayı gerçekleştirmesi,
ekonomik sorunlarının üstesinden gelmesi zorunludur.
Değerli arkadaşlarım, bu
kürsüden, şunu hep tekrar ediyorum: Bu konumdaki bir Türkiye, dünyada bir
yıldız gibi parlar, sesi gayet gür çıkar; hem Doğu'da hem Batı'da saygıyla
dinlenir. Böyle bir Türkiye'nin elinde model olma keyfiyeti, dış politikada
müthiş bir siyasî ve stratejik levye, kaldıraç fonksiyonu görür. Türkiye'nin
böyle bir konuma giderek yaklaştığını görmek, bana büyük kıvanç veriyor. Unutmayalım,
bütün bunlar, Kurtuluş Savaşı ve Lozan'da başlayan çağdaşlaşma sürecinin bir
devamıdır.
Evet, değerli
arkadaşlarım, bu gerçeği hiçbir zaman unutmayalım. Bu bakımdan, bu önemli
yıldönümünde, politik dehası ve askerî zaferleriyle, hak ve hukukunu korumaya
azimli, saygın ve başı dik bir Türkiye'nin Lozan Konferansına katılmasını
sağlayan Gazi Mustafa Kemal Paşa başta olmak üzere, Lozan Barış Antlaşmasının
parlak mimarı İsmet İnönü ve Kurtuluş Savaşında Türkiye Cumhuriyetinin
kurulması uğruna can veren şehitlerimiz ile Türkiye'nin kaderini değiştiren
Birinci ve İkinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisinin kahraman üyelerinin
aziz anıları önünde huşu ve saygıyla eğiliyorum.
Teşekkür ederim.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Elekdağ.
Gündemdışı ikinci söz,
basın bayramı nedeniyle söz isteyen, Afyon Milletvekili Sayın Reyhan Balandı'ya
aittir.
Buyurun Sayın Balandı.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
2. - Afyon
Milletvekili Reyhan Balandı'nın, basında sansürün kaldırılışının 95 inci ve
Lozan Barış Antlaşmasının imzalanışının 80 inci yıldönümüne ilişkin gündemdışı
konuşması
REYHAN BALANDI (Afyon) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; basında sansürün kaldırılışının 95 inci
yıldönümü ve 24 Temmuzun, aynı zamanda basın bayramı olarak kutlanması
münasebetiyle söz almış bulunuyorum; bu vesileyle hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Bir basın mensubu ve
yerel gazete sahibi bir milletvekili olarak, yayından basıma ve dağıtıma kadar
emeği geçen tüm basın çalışanlarının basın bayramlarını kutluyorum.
24 Temmuz, aynı zamanda
Lozan Antlaşmasının yıldönümüdür. Ulu Önder Atatürk ve silah arkadaşı İsmet
İnönü liderliğinde, Lozan Antlaşmasıyla, ülkemize tam bağımsızlık, iktidar,
dirayet ve onur kazandıranları, buradan, şükran ve rahmetle anıyorum.
Demokratik toplumlarda,
rejimin esasını temel hak ve hürriyetler oluşturur. Düşünce ve ifade
özgürlüğünün en gelişmiş şekilde kullanılmasını sağlayan ve sağlayacak olan da
demokrasi rejimidir. Demokratik bir dünya devleti olmanın temel unsurlarından
biri de, özgür ve güçlü bir basına sahip bulunmaktır. Güçlü demokrasi anlayışı,
artık, temsili olmaktan çıkıp katılımcı bir yapıya sahip olmuştur.
İletişim teknolojisindeki
baş döndürücü gelişmeler, küreselleşme, insanların bilgilenme gereksinimlerinin
artmasını ve uzak-yakın tüm gelişmelerle yakından ilgilenmesini sağlamıştır.
Kamuoyunun, bilgi sahibi olarak, özgürce tepkisini dile getirebilmesi
demokrasiye işlerlik kazandırmıştır. Bu nedenle, kamuoyunun görüş ve
düşüncelerini dikkate alamayan ya da yansıtmayan hiçbir girişim olumlu
neticelere yol açmaz. Bu dünyadaki olayları ve gelişmeleri, doğru, tarafsız ve
en kısa zamanda haber vererek kamuoyunun her konuda bilgili duruma gelmesini
sağlayan basındır.
Basın, ülke gündemindeki
sorunlara sahip çıkmak, toplumun beklentilerine cevap vermek, en iyiye ulaşma
arayışında ona yol göstermek zorundadır. Basının kendisinden beklenen görev ve
işlevleri tam anlamıyla yerine getirebilmesinin olmazsa olmaz koşulu, basın
özgürlüğüdür. Basın özgürlüğü de, basın mensuplarının sosyal ve ekonomik
haklarının korunması ve onların geniş bir ifade özgürlüğüne sahip olmasıyla
mümkündür. Basın Yasasında yapılacak yeni düzenlemelerle, somut adımlar
atılarak, basın mensubu meslektaşlarımızın, rahat bir çalışma ortamına
kavuşmalarına katkıda bulunacağımız ümidini taşıyoruz.
"Özgürlük sadece
bana aittir" anlayışı, basın ve düşünce özgürlüğünün kökleşmesine engel
teşkil eder. Halkın haber alma hürriyetine cevap vermek "basın ahlak
ilkesi" diye bilinen ilkelere uyarak, yazılı olmayan; ancak, etik olan
kurallar çerçevesinde hareket etmekle, objektifliği ve basın ahlakını en üstün
ideal olarak gören düşünce yapısında haber sunmakla mümkündür. Sansür, bir
anlamda, düşünce özgürlüğünün basın yoluyla iletiminin önlenmesidir. Sansür uygulamaları,
günümüzde en modern demokrasilerde bile zaman zaman görülen uygulamalardır.
Teoride basın, her konuda her düşüncede her türlü haberi yapabilmelidir. Bu
yapılırken, ülkemizin içinde bulunduğu coğrafî, tarihî, siyasî ve ekonomik konjonktür
gereği, tüm ülkelerde olduğu üzere, ülkemizin de toplumsal kutsalı haline gelen
değerlerimizin varlığı gözardı edilmemelidir. Toplumsal çıkarlar söz konusu
olduğunda, Batı'nın, basın özgürlüğünü nasıl kısıtladığını işin uzmanları
bilirler. Bu sebeple, sorumsuzluk karşısında aşırı müsamaha, basın özgürlüğü
karşısında basın ahlakı terazinin hassas dengeleridir.
Ülkemizde birçok sayıda
ulusal, bölgesel ve yerel televizyon, bini aşkın radyo, yüzlerce gazete
faaliyet göstermektedir. Binlerce çalışanı içine alan böyle bir basın ordusunun
varlığını gösteren bu rakamlar, basın özgürlüğünün mesafe kat ettiğini
göstermekle birlikte, sorunların aşılmış olduğu anlamına da gelmemektedir.
Öldürülen, saldırıya uğrayan, hapislere atılan gazetecilerin acısını hiçbir
zaman unutmadık. Toplumun bilgisi ve bilincini artırmaya yönelik çalışmalarla
birlikte, basın çalışanlarının can güvenliğinin iş ve çalışma güvenliğinin
sağlanması ve çalışanlar arasındaki gelir dengesizliğinin giderilmesi hususunda
çalışmalar yapmak zorundayız.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Balandı.
REYHAN BALANDI (Devamla)
- Teşekkür ederim.
Değerli milletvekilleri,
buradan hareketle, basının akciğerleri olan yerel basın, içinde bulunduğu zor
durumdan kurtarılmak zorundadır. 81 vilayetimizde, Anadolu'da, çok zor şartlar
altında görev yapan, gündemi, yerinden, birebir yaşayarak yansıtan yerel basın
mahallindeki yöneticilerin, görevlerini tam olarak yerine getirmeleri için
yerel basın itici bir güç oluşturmuştur. Yerel basını ilgilendiren Kamu İhale
Yasasının 13 üncü maddesinin (b) bendindeki mevcut hüküm, yerel basını can
çekişir hale getirmiş olup, tek geliri ilanlar olan yerel basını kepenk
indirmeye zorlamaktadır. Bu sebeple, iktidar ve muhalefet partilerinin konuya
duyarlı yaklaşımları ile Kamu İhale Yasasının 13 üncü maddesinin yerel basını
ilgilendiren kısmının değişmesine ilişkin uğraşılarımız hükümet tarafından
destek bulmuştur. Şu an Bayındırlık Komisyonunda görüşülmekte olan bu yasa
tasarısı kabul edildiği takdirde, yerel basın, içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulacaktır.
Gerçekleşeceğine
inandığım bu değişikliğin yapılmasıyla, tabandan başlayarak, öncelikle, basının
var olma, nefes alma haklarını teslim etmiş, basın özgürlüğüne ve dolayısıyla
da gelişen demokrasiye büyük hizmet etmiş olacağız.
Değerli milletvekilleri,
konuşmamın sonunda, ağır sorumluluklar altında, fedakârca, gecesi gündüzü
olmadan, çok zor şartlar altında çalışan, meslekî disiplin ve temel ahlak
ilkeleri doğrultusunda anayasal bütünlüğü muhafaza ederek, topluma ve
demokrasiye yeni ivmeler kazandıran tüm basın dünyasının bayramını kutluyor, 24
Temmuz tarihini gerçek bayramlar olarak kutlamayı canı gönülden diliyor, Yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Balandı.
Gündemdışı üçüncü söz,
basında sansürün kaldırılışının yıldönümü nedeniyle söz talebinde bulunan,
Ankara Milletvekili Sayın Yakup Kepenek'e aittir.
Buyurun Sayın Kepenek.
3. - Ankara
Milletvekili Yakup Kepenek'in, basında sansürün kaldırılışının 95 inci
yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması
YAKUP KEPENEK (Ankara) -
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri,
değerli izleyenler; bugün ülkemizde sansürün kaldırılışının 95 inci yılında
basın bayramını kutluyoruz; hepimize, basın çalışanlarına, ülkemize kutlu
olsun.
Değerli milletvekilleri,
insan gelişiyor; gelişmek, özgürleşmektir; gelişmek, giderek daha çok bilgi
sahibi olmaktır, daha çok duyarlı olmaktır, daha çok toplumsallaşmaktır ve
insan beyni, yalnız ve ancak bilgiyle, kültürle özgürleşir, gelişir. Bu
nedenle, bilgi kaynağı olan kurumların, basın-yayın kuruluşlarının, medyanın
bağımsız ve tarafsız olması en temel ilkedir. Basın, doğru ve güvenilir bilgi
vermelidir. Kamuoyunun sağlığı bunu gerektirir, toplumun gelişmesi bunu
gerektirir; ancak, ülkemizde basınla ilgili gelişmeler bu söylediğimiz
doğrultuda gitmemektedir. Özellikle 1950'li yıllardan başlayarak hükümetler ile
basın arasındaki ilişkiler "besleme basın", "sarı basın"
gibi gelişmelere, bağımlılıklara konu olmuştur.
Günümüzde, basın üzerinde
doğrudan sansür uygulanmıyor; ancak, başka şeyler yapılıyor, toplu sansür
yapılıyor; gazeteler toplanıyor, toplatılıyor. Lütfen, iyi dinleyin!
İlgililerden aldığım sayıları veriyorum: 2001 yılında, Türkiye'de, 1 200 adet
yayın toplatılmıştır. 2002 yılında toplatılan yayın sayısı 1 107'dir ve 2003
yılında, yani, bu yılın 24 Temmuzuna kadar, bugüne kadar toplanan basılı yayın
sayısının 610 olduğunu söylersem, ne menem bir bayram kutlamakta olduğumuz
açığa çıkar. Bunlar çok önemli sayılardır. Sansüre gerek yok, topluca
hallediyoruz; sansüre gerek yok, başka bir şey oluyor...
Değerli arkadaşlar, yine,
elimdeki kayıtlara göre, Türkiye'de, 60 gazeteci düşüncesi nedeniyle şimdiye
kadar öldürülmüştür ve bu 60 gazetecinin -sıkı durun, bunu iyi dinleyin- 42'si
1990'da ve sonrasında öldürülmüştür. Ölüm, en büyük sansürdür; en acı, en
acımasız sansürdür; dolayısıyla, önce şunu vurgulayayım, bu sabah bir
toplantıda da söyledim: Bu öldürme olayı, öldürülen gazetecinin sadece yok
edilmesi sonucunu vermiyor, başka bir şey yapıyor; yerine yenileri gelmiyor.
Öldürülenlerin hepsini sayma olanağım yok; ama, şunu söyleyeyim: Türkiye
toplumu, Uğur Mumcu gibileri yetiştiremiyor; korkudan yetiştiremiyor, endişeden
yetiştiremiyor, başka nedenlerle yetiştiremiyor.
Burada, acı bir gerçek
var değerli arkadaşlar: Basın özgürlüğüne kastedenlerin, bu cinayetleri
işleyenlerin çok büyük çoğunluğu, kimi tetikçilerin dışında, bunların
gerisindekiler bulunmuş değildir. Bu cinayetler, öncelikle, açığa çıkmalıdır,
failleri bulunmalıdır, Meclisin, üyesi olmaktan onur duyduğum Meclisin ve
hükümetimizin birinci görevi, ilk görevi, Türkiye'de faili meçhul cinayet
bırakmamaktır. Bunların çok büyük çoğunluğu da basın mensuplarıdır.
Yine, aynı şekilde,
bugün, 100 dolayında insanımız, yalnızca düşünceleri nedeniyle hapistedir. Bu
ortamda, basın bayramını kutluyoruz ve kutlu olsun diyoruz.
Değerli arkadaşlar,
gelelim asıl önemli olan sansür öğesine. Türkiye'de basın-yayın; yani, medya,
üzülerek belirteyim ki, sermaye çevreleriyle, iş dünyasıyla, bankacılık,
enerji, petrol dünyasıyla iç içedir ve siyasetle de iç içedir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
YAKUP KEPENEK (Devamla) -
Bu üçlünün ve buna, kimileri için, mafyayı da katarsak, bu dörtlünün zincirleri
kırılmadıkça, Türkiye'de, ne basın bayramı kutlanabilir ne basın özgürlüğünden
söz edilebilir.
Türkiye'de, basının,
medyanın olması gereken düzeyde olmadığının bir başka sansürcü göstergesi,
medyanın kendi içinde yaptığı kavgalardır. Hiçbirimizi, toplumu ilgilendirmeyen,
sorunlarımızla ilgili olmayan konularda, değişik basın holdingleri, grupları
içsavaşa giriyorlar, birbirlerini suçluyorlar "tencere dibin kara"
türünden birbirlerini yerin dibine batırıyorlar ve sonra da, topluma,
demokrasi, doğruluk, onur, dürüstlük dersi vermeye kalkıyorlar; Türkiye, bu
çelişkiyi aşmalıdır.
Değerli arkadaşlar, son
on, onbeş yıl boyunca yaşadığımız bu ünlü medya savaşlarının, kimi köşe
yazarlarının, kimi yöneticilerin, özel haber almak üzere, hükümet çevresine,
bürokrasinin üst düzeyine yakınlaşma yarışı içinde olduğu bilinen bir
gerçektir. Gece yarısı telefonla aranmayla karşılıklı sohbetlerden çıkan
haberler Türkiye kamuoyunu işgal etmektedir. Oysa, hükümet edenlerin,
yönetenlerin görevi, basına olabildiğince açık ve eşit durmak ve bilgileri gece
yarısı, birileriyle değil, toplumla, Meclisle paylaşmaktır.
Basın-yayının her türlü
nesnelliğini yok eden haberde doğruluk, dürüstlük öğelerini, ahlak öğelerini
hiçe sayan bir durumdan, bir an evvel kurtulunması sağlanamaz ise, ülkemizde,
ne hortumlamanın sonu gelir ne toplumun gözünde siyaset ve basın aklanır;
dolayısıyla, Meclisin bu bilinçle davranması gerekir.
Değerli arkadaşlar, çok
kısa olarak, basının önemli sorunlarının altını çizmek istiyorum. "Yerel
basın gelişemiyor" dedi değerli arkadaşım; doğrudur. Yerel basın ikili
baskı altındadır, ayrıca baskı altındadır, yerel yöneticilerin keyfî baskısı
altındadır. Basın-yayın sektöründe işsizlik ileri boyutlardadır.
Yine, basın-yayın
kuruluşlarının pekçoğunda, tamamına yakınında -birkaçı hariç- çalışanların
sendikalaşma hakkı yoktur, olanağı yoktur. Çalışanları sendikalaşamayan bir
basın-yayın kuruluşunun, kurumunun, gazetenin, televizyonun topluma dönüp,
haktan, hukuktan, demokrasiden söz etmesinin ne derece inandırıcılığı olabilir,
ne derece anlamı olabilir?!
Bir şey daha söyleyeyim
ve bunu da çok önemsiyorum: Türkiye basını, haberleri, hiçbir süzgeçten
geçirmeden, büyük ölçüde Amerika Birleşik Devletleri kökenli kanallardan
alıyor. Yani, küreselleşmenin bu boyutu, Amerika Birleşik Devletlerinden gelen
bilgilerin hiç süzgeçten geçirilmeden bu topluma sunulması oluyor. Burada,
büyük yanlışlar yapılıyor. Türkiye basınının, medyasının özgün ve düzgün
gelişmesi için yapılması gereken, basın çalışanlarının haklarını sağlayacak
girişimlerde bulunmak, bu yönde yasal düzenlemeleri yapmaktır.
Gencecik insanlar, basın
kurumlarına stajyer diye alınıyor, geçici olarak alınıyor ve bunlar, belli bir
süre sonra, üstelik çalışma süreleri de dikkate alınmadan buradan çıkarılıyor.
Sonuçta, basın ne hale geliyor; basın, medya, toplumdan ve sorunlarından uzak
bir konuma geliyor, kendi deyimleriyle "light" programlara önem
veriyor, onları yayınlıyor. Tinerci çocuklar, evlerinden kovulanlar, kaçmak
zorunda kalanlar, işsizler ve tecavüze uğrayanlar, oralardan bir basın mensubu,
bir televizyon mensubu geçerse, kamuoyunun gündemine gelebiliyor. Bu anlayışın,
bu durumun en kısa zamanda düzeltilmesi, basının, toplumun sorunlarına daha
yakın olması, bunları görmezlikten gelmemesi, bunları görür duruma gelmesi
gerekiyor.
Bu doğrultuda, gerek
Basın Yasasının değiştirilmesi gerekse bilgi edinme hakkı yasasının bir an önce
çıkarılmasıyla, Yüce Meclisin, Türkiye'de basının sorunlarını da düzeltecek
adımları atmış olacağına inanıyorum.
Basın çalışanlarının
bayramını, bu çerçevede, bu anlayışla kutluyor; hepinize saygılar, sevgiler
sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Kepenek.
Sayın milletvekilleri,
Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.
Meclis soruşturması
önergesi vardır; önerge, bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.
Meclis soruşturması
önergesini okutuyorum :
B) Gensoru, Genel Görüşme, Meclİs SoruşturmasI ve Meclİs AraştIrmasI
Önergelerİ
1. - İzmir
Milletvekili Oğuz Oyan ve 76 milletvekilinin, oğlu ve kızının sahibi olduğu
denizcilik şirketiyle ticarî ilişkileri bulunan ve daha önce görev yaptığı bir
denizcilik şirketine ayrıcalıklar ve kolaylıklar sağlayarak görevini kötüye
kullandığı iddiasıyla Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım hakkında Meclis
soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/2)
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Oğlu ve kızının sahibi
olduğu Derin Denizcilik Gemi Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketiyle
ticarî ilişkileri bulunan ve kendisinin daha önce görev yaptığı bir denizcilik
şirketine ayrıcalıklar ve kolaylıklar sağladığı ve bu eylemleriyle Türk Ceza
Kanununun 240 ıncı maddesi uyarınca görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle,
Anayasanın 100 üncü, İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca Ulaştırma Bakanı
Binali Yıldırım hakkında Meclis soruşturması açılmasını saygılarımızla arz ve
teklif ederiz.
1- Oğuz Oyan (İzmir)
2- Mustafa Özyürek (Mersin)
3- Haluk Koç (Samsun)
4- M. Akif Hamzaçebi (Trabzon)
5- Hakkı Akalın (İzmir)
6- Feridun Fikret Baloğlu (Antalya)
7- Sıdıka Sarıbekir (İstanbul)
8- Harun Akın (Zonguldak)
9- Birgen Keleş (İstanbul)
10- Gürol Ergin (Muğla)
11- Mehmet Mesut Özakcan
(Aydın)
12- K. Kemal Anadol
(İzmir)
13- Ali Topuz (İstanbul)
14- Onur Öymen (İstanbul)
15- Erdal Karademir
(İzmir)
16- Oya Araslı (Ankara)
17- Osman Coşkunoğlu
(Uşak)
18- Abdulkadir Ateş
(Gaziantep)
19- Yakup Kepenek
(Ankara)
20- Mehmet Tomanbay
(Ankara)
21- İsmail Değerli
(Ankara)
22- Bayram Ali Meral
(Ankara)
23- Selami Yiğit (Kars)
24- Naci Aslan (Ağrı)
25- Mehmet Semerci
(Aydın)
26- Nadir Saraç
(Zonguldak)
27- Mehmet Boztaş (Aydın)
28- Ali Arslan (Muğla)
29- Zekeriya Akıncı
(Ankara)
30- Ramazan Kerim Özkan
(Burdur)
31- Atilla Kart (Konya)
32- Türkân Miçooğulları
(İzmir)
33- Ali Cumhur Yaka
(Muğla)
34- Hüseyin Bayındır
(Kırşehir)
35- Uğur Aksöz (Adana)
36- Ayşe Gülsün Bilgehan
(Ankara)
37- Şevket Gürsoy
(Adıyaman)
38- Ferit Mevlüt
Aslanoğlu (Malatya)
39- Mustafa Özyurt
(Bursa)
40- Muhsin Koçyiğit
(Diyarbakır)
41- Muharrem Toprak
(İzmir)
42- Mehmet Ali Özpolat
(İstanbul)
43- Bülent Baratalı
(İzmir)
44- Mehmet Sevigen
(İstanbul)
45- İzzet Çetin (Kocaeli)
46- Güldal Okuducu
(İstanbul)
47- Hasan Aydın
(İstanbul)
48- Hüseyin Özcan
(Mersin)
49- Ahmet Güryüz Ketenci
(İstanbul)
50- Fuat Çay (Hatay)
51- Mesut Değer
(Diyarbakır)
52- Mustafa Sayar
(Amasya)
53- Vahit Çekmez (Mersin)
54- Ali Rıza Gülçiçek
(İstanbul)
55- Halil Tiryaki
(Kırıkkale)
56- Mehmet Kartal (Van)
57- Muharrem Eskiyapan
(Kayseri)
58- Memduh Hacıoğlu
(İstanbul)
59- Muharrem İnce
(Yalova)
60- Orhan Eraslan (Niğde)
61- Cemal Kaya (Ağrı)
62- Ahmet Sırrı Özbek
(İstanbul)
63- Atila Emek (Antalya)
64- Osman Özcan (Antalya)
65- Tuncay Ercenk
(Antalya)
66- Mustafa Erdoğan
Yetenç (Manisa)
67- Mehmet Ali Arıkan
(Eskişehir)
68- M. Nezir Nasıroğlu
(Batman)
69- Mehmet Vedat Yücesan
(Eskişehir)
70- Bülent Tanla
(İstanbul)
71- Nezir Büyükcengiz
(Konya)
72- Hüseyin Güler
(Mersin)
73- Rasim Çakır (Edirne)
74- Nejat Gencan (Edirne)
75- Ufuk Özkan (Manisa)
76- Orhan Sür (Balıkesir)
77- İlyas Sezai Önder
(Samsun)
Gerekçe :
Ulaştırma Bakanı Binali
Yıldırım'ın oğlu Erkan Yıldırım ve kızı Bahar Büşra Yıldırım'ın sahibi olduğu
Derin Denizcilik Gemi Taşımacılık Sanayi ve Limited Şirketi, İtalya'dan 445 000
euroya bir gemi satın alarak, kendi ifadeleriyle belirtilen bu miktar kadar da
masraf yapmak suretiyle, uluslararası yolcu ve yük gemisi olarak bu gemiyi
İstanbul Liman Başkanlığına "Derin Deniz" ismiyle kaydettirmişlerdir.
Erkan Yıldırım, gemiyi satın alabilmek için gerekli miktarın 200 000 eurosunun
uluslararası seyahat acentelerince yolcu biletlerinin peşin satın alınmasıyla
karşılandığını beyan etmiştir. Bu beyan, iki firma arasında borç-alacak
ilişkisinin ortaya çıktığını göstermektedir. Biletleri peşin alan firmalardan
Santour adlı şirketin Erkan Yıldırım'ın gemi sahibi olmasından kısa bir süre
sonra Türkiye Denizcilik İşletmelerine ait Ankara Feribotunu kiralaması
kamuoyunda şüpheyle karşılanmıştır. Kiralama işleminin ihalesiz yapılması,
kiracıya avantaj sağlayan bazı sözleşme hükümleri ve kiralanan geminin Türkiye
Denizcilik İşletmelerinin gemi işletmeciliği yaptığı hatta rakip konuma gelmesi
gibi noktaların karanlıkta kalması, kiralayan firmanın kayırıldığına ilişkin bu şüpheleri
artırmıştır. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım bu ilişkinin ortaya çıkması
üzerine yaptığı açıklamada, Santour Şirketi ile geçmişe dayalı hiçbir ortaklık
ilişkisi bulunmadığı ve bu şirkette herhangi bir görev almadığını belirtmiştir.
Ancak, daha sonra ortaya çıkan belgeler Bakanın belirtilen şirketle aynı çatı
altında faaliyet gösteren Sancak Line firmasında genel müdür olarak görev
yaptığını ortaya koymaktadır. Sancak Line ve Santour 27.1.2002 tarihinde
Raunheim Astron -Rhein Main Oteli- konferans salonunda bütün acentelerinin
katılımıyla yeni sezon açılış toplantısı gerçekleştirmiştir. Bu toplantı için
hazırlanan, Santour Genel Müdürü Mehmet Koç imzalı duyuru metninin konuşmacılar
kısmında "Santour-Sancak Line Genel Koordinatörü Recai Berber'in
konuşması" ve "Sancak Line Genel Müdürü Binali Yıldırım'ın
konuşması" ifadeleri yer almaktadır. Duyuru metninde her iki şirketi
koordinatör sıfatıyla Recai Berber'in temsil etmesi, aynı zamanda, iki şirketin
idarî bağını da ortaya koymaktadır. Bu duyuru metni, aynı zamanda Binali
Yıldırım'ın Genel Müdürlük unvanıyla bu toplantıda konuşma yapmış olmasından
dolayı, Bakanın, yaptığı açıklamalarla kamuoyunu yanılttığını da
göstermektedir. Binali Yıldırım'ın, aynı çatı altındaki Sancak Line-Santour
Şirketleriyle ilişkisini ortaya koyan bir diğer belge de, Türkiye Gazetesinin
Almanya baskısının ekonomi sayfasında yayımlanmıştır. Bu ilişki, adı geçen
gazetenin sayfalarına "Sancak Lines Genel Müdürü Binali Yıldırım ve
Santour Genel Müdürü Mehmet Koç gazetemize nezaket ziyaretinde bulunarak,
gazetemizin Avrupa temsilcisi Kenan Kubilay ve reklamdan sorumlu arkadaşımız
Ahmet Dörtkaşlı'yla görüştü" şeklinde yansımıştır. Herhalde, şirket
faaliyetlerini tanıtmak üzere gazeteye giden bir kişinin, firmasını temsil
ettiği unvanı yanlış aktarması düşünülemeyeceğinden, Binali Yıldırım'ın adı
geçen şirketler grubunda görev yapmış olduğu bir kez daha belgelenmektedir.
Sancak Line-Santour
Şirketlerinin Türkiye Denizcilik İşletmelerinden kiraladığı Ankara Feribotu,
Brindizi-Çeşme hattında çalışırken, limandan çıkışı 25 Haziran 2003 tarihinde
İtalyan makamlarınca eksik donanımlarından dolayı engellenmiştir. Brindizi
Limanında 7,5 saat bekletilen geminin sefere çıkmasına, İtalyan makamlarına
Ulaştırma Bakanlığından "karakutu olmadan hareket edebilir" yazısının
ulaşmasıyla izin verilmiştir. Ulaştırma Bakanlığından yazılan bu yazı, Bakanın,
oğlu ve kızına ait Derin Denizcilik adlı şirketle ticarî ilişkileri olan ve
aynı zamanda, kendisinin geçmişte görev yaptığı bir şirketin uluslararası
standartlara uymayan gemisinin, Bakanlık görevinin yetki ve nüfuzunu kullanarak
ticarî faaliyetlerini sürdürmesine olanak sağlayarak görevini kötüye
kullandığını göstermektedir.
Yukarıda belirtilen
gerekçelerle, Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesi uyarınca, görevini kötüye
kullandığı için, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım hakkında Anayasanın 100 üncü,
İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca Meclis soruşturması açılmasını Yüce
Meclisin takdirlerine saygıyla sunarız.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Bilgilerinize
sunulmuştur.
Anayasanın 100 üncü
maddesinde ifade olunan "Meclis, bu istemi en geç bir ay içinde görüşür ve
gizli oyla karara bağlar" hükmü uyarınca, soruşturma önergesinin
görüşülmesi gününe dair Danışma Kurulu önerisi daha sonra Genel Kurulun onayına
sunulacaktır.
Danışma Kurulunun bir
önerisi vardır; okutup oylarınıza sunacağım :
V. -
ÖNERİLER
A) DanIşma Kurulu Önerİlerİ
1. - Genel
Kurulun çalışma saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine
ilişkin Danışma Kurulu Önerisi
No:42 24.7.2003
Danışma
Kurulu Önerisi
Genel Kurulun 24.7.2003
Perşembe günkü (bugün) birleşiminde, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 28 inci sırasında yer alan
214 sıra sayılı kanun teklifinin bu kısmın 5 inci sırasına, 48 inci sırasında
yer alan 237 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 6 ncı sırasına, daha önce
Gelen Kâğıtlar listesinde yayımlanan ve bastırılarak dağıtılan 246 ve 247 sıra
sayılı kanun tasarılarının ise, 48 saat geçmeden bu kısmın 7 nci ve 8 inci
sıralarına alınması ve çalışma süresinin, gündemin 9 uncu sırasına kadar olan
işlerin görüşmelerinin bitimine kadar olmasının Genel Kurulun onayına sunulması
Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.
|
|
|
Sadık Yakut |
|
|
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi |
|
|
|
Başkanı Vekili |
|
|
Faruk Çelik |
Mustafa Özyürek |
|
|
AK Parti Grubu Başkanvekili |
CHP Grubu Başkanvekili |
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Öneri üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Öneriyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
bundan sonraki sunuşları, Sayın Divan Üyemizin yerinde oturarak yapmasını
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler" kısmına geçiyoruz.
VI. - KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER
1.- Adlî
Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve
Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı
: 146)
2. - Hukuk
Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve
Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı : 152)
3. -
Topluma Kazandırma Yasası Tasarısı ile İçişleri ve Adalet Komisyonları
Raporları (1/640) (S. Sayısı :235)
BAŞKAN - 1 inci sırada
yer alan Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin
Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısının, 2 nci sırada yer
alan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının ve 3 üncü sırada yer alan
Topluma Kazandırma Yasası Tasarısının geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon
raporları Başkanlığa verilmediğinden, tasarıların görüşmelerini erteliyoruz.
4. -
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında
4.4.2003 Tarihli ve 4841 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince
Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa
Komisyonu Raporu (1/584) (S. Sayısı :
200 ve 200'e 1 inci Ek)
BAŞKAN - Türkiye
Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında 4.4.2003
Tarihli ve 4841 sayılı Kanunun ikinci görüşmesine, birinci görüşmenin
bitiminden itibaren 48 saat geçmediğinden, başlayamıyoruz.
5 inci sıraya alınan,
Manisa Milletvekili Bülent Arınç ve 30 Milletvekilinin; Tütün, Tütün Mamulleri,
Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün
ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 sayılı
Kanunda ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna
Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifinin müzakerelerine başlıyoruz.
5. - Manisa
Milletvekili Bülent Arınç ve 30 Milletvekilinin; Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve
Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve
Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda
ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna Bir
Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(2/165) (S. Sayısı : 214) (1)
BAŞKAN - Hükümet ve
Komisyon yerlerini aldı.
Komisyon raporu, 214 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Teklifin tümü üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Osman Coşkunoğlu; buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA OSMAN
COŞKUNOĞLU (Uşak) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlar; görüşmekte olduğumuz Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri
Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin
(1) 214 S. Sayılı
Basmayazı tutanağa eklidir.
Üretimine, İç ve Dış Alım
ve Satımına, 4046 sayılı Kanunda ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun
Teklifi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimizi
bildireceğim.
Bu yasa teklifi, özetle,
yürürlük ve yürütme maddeleri hariç, tütün üreticilerimizin elinde kalan
tütünleri Tekel'in almasıyla ilgili 1 maddelik bir yasa teklifi. Plan ve Bütçe
Komisyonuna gelen ilk teklifte, 10 000 ilâ 11 000 ton satılamayan tütünün ilan
edilen açık artırma fiyatının -bu da 2 200 000 liradır- yüzde 50'si fiyatından
alınması şeklindeydi. 2 200 000 liralık açık artırma başlangıç fiyatının yarısı
olan 1 100 000 lira; fakat, Plan ve Bütçe Komisyonunda bu rakam, ilan edilen
açık artırma başlangıç fiyatının yüzde 75'i olan 1 600 000 liraya
yükseltilmiştir.
Neden böyle bir
değişiklik, neden böyle bir yasa gerekli oldu; neden tütün üreticimizin elinde kalan
tütünü alma ihtiyacı ortaya çıktı; bunun iki önemli nedeni vardır: Birincisi,
bildiğiniz gibi, 3 Ocak 2002 tarihli ve 4733 sayılı Kanunla, Tütün, Tütün
Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğü; yani Tekel yeniden
yapılandırılmış ve bu kanunun 6 ncı maddesine göre de üretici tütünleri, yazılı
sözleşme esası veya açık artırma yöntemiyle alınıp satılmaya başlanmıştır.
Bunun ilk uygulama yılıdır. Bu, ilk uygulama yılında üreticimizin elinde, bir
miktar -10 000-11 000 ton tüm Türkiye çapında- tütün kalmıştır. Bu, ilk
uygulama yılının özelliği ve ilk uygulama yılının ortaya çıkardığı arzu
edilmeyen bir durumu telafi etmek içindir.
Her ne kadar gerekçede
izah edilmemiş ise de bunun bir diğer nedeni daha vardır. Tarımda, üretici
doğaya, doğa koşullarına bağımlıdır, ne kadar üretim olacağını hassas bir
şekilde kestirmek mümkün değildir; bu birincisi.
İkincisi, tütün öyle,
pazarda, manavda, bakkalda satılacak bir şey değil, bunun belli bir talebi var
ve tek bir kullanıldığı yer var, o da sigara. Dolayısıyla, pazarı belirlenmiş,
yani alternatif bir kullanım alanı yok tütünün. "Tütün talebini
yükseltelim" demek sigara içmeye teşvik etmek demektir; bu da doğru bir
şey değil. Dolayısıyla, arzu edilmeyen veya öngörülemeyen nedenlerle
çiftçimizin elinde fazla tütün kalmasının telafisi yoktur başka bir alternatif
kullanım yeri olmadığı için.
Bu arzu edilmeyen duruma
bir kaza olarak bakmak mümkündür. Bilinçli bir durum değildir ve fazla tütün
olduğu zaman da yapılabilecek bir şey yoktur. Böyle bir durumda, hava
koşullarına, doğa koşullarına bağlı olarak üretimde beklenmedik veya
öngörülemez bir farklılık olduğu zaman, burada, bir sigorta olması gereklidir.
Dolayısıyla, Grup olarak desteklediğimiz -Adalet ve Kalkınma Partisi
milletvekilleriyle beraber hareket ederek çıkarılmasını desteklediğimiz- bu,
tek maddelik yasa teklifinin aslında, bir sigorta şeklinde kalıcı olmasını
dilerdik. Bu bir popülizm değildir, popülizmi zamanında gördük. Bir zamanlar
"kim ne fiyat veriyorsa ben 5 000 lira fazlasını veririm" diyen
yanlış politikalar Türkiye'de tütünü, tütün ekimini zor bir noktaya
getirmiştir.
Şunu da kabul etmemiz
gerekir ki, Türk tütünü, gerçekten çok makbul ve önemli bir metadır.
Yabancıların bu kadar egemen olduğu bir piyasada, dünya tekelleri ile bizim
üreticimizi karşı karşıya, bire bir sözleşme yapar durumunda bırakmak da pek
haklı olmuyor. Tekel Yasasındaki, bu durumu, burada, bu vesileyle belirtmek
isterim; bu birincisi.
İkincisi; dediğim gibi,
alternatif ürünü olmadığı için, ben, bunu, şuraya satayım, sigara yapımında kullanılmak
üzere satamıyorum, başka yere satayım deme olanağı da olmadığı için, tütünün
özel bir yeri var. Beklenmedik, öngörülmedik koşullarda, fazlalık olmasının bir
sigortası, kalıcı bir sigortası olması gerektiğini düşünüyorum; tabiî, bunun,
bilinçli olarak yapılmayacağını garanti edecek koşullar altında.
Dolayısıyla, önümüzdeki
bu yasa teklifi, bu sene, tütün üreticilerimize bir nebze olsun bir rahatlama
getirecektir; fakat, tütün ve Tekel konusunun çok ciddiye alınmasını dilerim.
Bu vesileyle, şunu da,
bir küçük anekdotla, bu gibi konularda, aslında, ülkelerin nasıl sahip çıkması gerektiğiyle, gerekebileceğiyle
ilgili, size, benim ilginç bulduğum bir olayı anlatmak isterim: Birkaç yıl önce
-şimdi durumu nedir bilmiyorum- bir bürokrat, bana, şöyle bir haber vermişti:
"Türkiye'de Küba'nın ünlü Havana purosunu imal edeceğiz. 2 000 000
dolarlık yatırım gerektiriyor, 1 000 000 dolarlık yatırımı Küba yapacak, 1 000
000 dolarlık yatırımı Türkiye yapacak; bu şekilde, Türkiye'de, Havana purosu
imal edeceğiz." Bu bana söylendiğinde pek inandırıcı gelmedi. Küba'nın
Türkiye'de yatıracak 1 000 000 doları olup olmadığını sorguladım. Onun üzerine,
yanıt çok ilginçti: Hayır, Küba, 1 000 000 dolar para yatırmayacak; Küba, bize,
1 000 000 dolar değerinde "Havana purosu nasıl yapılır" bilgisini sunacak; Türkiye Cumhuriyeti de,
hazinesinden 1 000 000 dolar yatıracak.
Şimdi, bu, çok ilginç bir
şey. Türkiye Cumhuriyeti, âdeta, hacı ağa gibi, cepten paraya davranıyor, Küba
bize bir bilgiyi satıyor. Bu, beni gerçekten irkiltti. Türkiye'de sahip
çıkabileceğimiz nice know how'lar var,
nice bilgiler var, nice sanat eserleri var -konunun biraz dışına çıkıyorum;
ama, tütün de bunlardan biriydi- kilim gibi, halı gibi, bunları, Türkiye
kaybediyor; fakat, elinde bu şekilde özel bir bilgi ve özel bir ürün tutanlar,
bunu, bu bilgiyi bile satar bir duruma getirebiliyorlar. Bu, çok irkiltici bir
şey.
Türk tütünü, çok
meşhurdur. Hatta, şunu da söyleyeyim; bir zamanlar, ben, yurtdışında,
Amerika'da öğrenciyken Camel sigarası, "Türk gibi" diye, orada,
sigarasını satmak için bir Türkün resmini gösteren, ilginç reklamlar yapıyordu.
Türk tütünü, bu şekilde dünyaca ünlü bir meta idi. Türkiye'de bunu üretenlerin
bu kadar zor durumda kalması ve Türk
tütününe bu şekilde sahip çıkılmaması, Türkiye'deki tarım ve sanayi
anlayışındaki bir yanlışlığı da dikkate getiriyor. Yani, bir değer olarak
bakamamak, kendimize özel bir değeri, Küba'nın purosu gibi kendimize özel,
Türkiye'ye özgün bir değeri pazarlayamama sorununu bir daha çarpıcı olarak
önümüze getiriyor. Bu vesileyle, bunları da dikkate getirmek isterim.
Cumhuriyet Halk Partisi
olarak, biz, bu yasa önerisini destekliyoruz. Aslında, ilan edilen 2 200 000
liralık açık artırma başlangıç fiyatının tamamının ödenmesi gerekirdi.
Komisyonda, bunu, ancak yüzde 75'i olarak, 1 600 000'i ödenecek şekilde kabul
ettirebildik. Bunun tamamının ödenmesi gerekirdi; çünkü, bunlar, zaten, çürüğü,
çarığı olmayan, önceden bilinen tütünler. Bu şekilde olmuş olsaydı, gerçekten,
tütün üreticimize, daha hakça bir şekilde, yasayla, kendi durumlarının
sıkıntılarını gidermek için yardımcı olmuş olabilirdik.
Biz, bu yasa teklifine
olumlu oy vereceğiz. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Bu vesileyle,
Tekelin özelleştirilmesinin ne kadar sakıncalı olduğu, bize özgü ürünleri,
tütün gibi ürünleri ihmal etmemizin, uluslararası piyasalarda, âdeta, bunları
-hoş olmayan bir tabir ama- peşkeş çekercesine yaklaşmamızın sakıncalarını da
belirtmiş oldum; umarım, bunları, hükümetimiz ileride dikkate alır.
Teşekkür eder, saygılar sunarım.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Coşkunoğlu.
Şahsı adına, Manisa
Milletvekili Sayın Erdoğan Yetenç; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
MUSTAFA ERDOĞAN YETENÇ
(Manisa) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tütün, Tütün Mamulleri,
Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması İle Tütün
ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı
Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi üzerinde söz almış
bulunuyorum.
Değerli milletvekilleri,
yöresinde tütün yetişmeyen milletvekili arkadaşlarımın tütünün ne kadar
meşakkatli bir ürün olduğunu bilme şansları yoktur. Tütün, ondört ayda yetişip,
ondört ay sonra pazarlanabilen bir üründür. Biz, Manisa milletvekilleri olarak,
tütün üreticisinin sorunlarını uzun yıllardan beri biliyoruz. Geçen dönem
çıkarılan bir yasayla, tütün üreticilerinin ürettikleri tütünleri satabilme
olanakları oldukça kısıtlandı.
Değerli arkadaşlarım,
tütün, tamamen elemeği gerektiren çok meşakkatli bir üründür. Fideleri, elle
tek tek ekilir, tek tek sökülür; on ay beklenir; on ay sonra, yaprakları tek
tek koparılır, tek tek dizilir ve kurutmaya bırakılır; kurutulduktan sonra
depolanır, haftada bir de havalandırması gerekir.
Eskiden pazarlama usulü
şöyleydi: Üreticinin ürününe ne kadar bedel verileceğinin tespiti, Tekelin
eksperleri tarafından yapılırdı; üretici, ürününün bedelini, Tekelin alacağı
fiyatı öğrenirdi. Bu güvenceyle, gidip tüccarla pazarlık yapar; eğer, Tekelin
verdiği fiyatın üstünde bir fiyatla tüccara satabilirse ürününü satar ve
böylelikle, Tekelin güvencesi arkasında olduğu için, bir sıkıntıya düşmezdi;
ama, geçen dönem çıkarılan bir yasayla, bu güvence ortadan kaldırıldı ve tütün
üreticisi, Tekelin garantisi olmadan, doğrudan doğruya tüccarla pazarlık
yaparak mahsulünü satma durumunda bırakıldı. Tabiî, bu güvence ortadan
kalkınca, üreticimiz, tüccar karşısında güçsüz vaziyete geldi, güçsüz hale düştü
ve çoğu kez ürününün gerçek değerini alamamaya başladı.
Sayın Çetinkaya da Manisa
Milletvekilliği yaptı; bu sorunu, en az bizim kadar kendisi de bilir. Bugün, bu
teklifi yapan, içinde benim de olduğum, 30 arkadaşıma teşekkür ediyorum.
Özellikle Manisa tütüncüsü çok mağdur edildi. Bu mağduriyetin giderilmesi
konusunda, bu teklifin yapılmış olması, her ne kadar yapılan teklif yeterli
değilse de, bu haliyle bile, üreticimizi en az şekilde mağduriyetten
kurtaracaktır.
Biz, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu olarak, bu yasa teklifini destekliyoruz. Teklifi veren
arkadaşlarımın hepsine teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Yetenç.
Şahsı adına, Manisa
Milletvekili Sayın İsmail Bilen; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
İSMAİL BİLEN (Manisa) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol
İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün
Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 sayılı Kanunda ve 233
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna Bir Geçici
Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifiyle ilgili şahsım adına söz almış
bulunuyor; hepinizi, saygıyla selamlıyorum.
CHP Grubu adına söz alan
sayın milletvekili Osman Coşkunoğlu'nun da belirtmiş olduğu gibi, tütün
üreticisine, geçmişte, yıllar önce "kim ne verirse, ben beş fazlasını
veririm" diyen malum siyasîler, bu sorunu, maalesef, bugün, gündemimize taşımış
durumdalar. Belki, bu fiyatı geçmişte de verdiler; ama, o günkü verilen fiyatın
ceremesini, şimdi, bugünkü üretici çekmekte.
Sayın Osman
Coşkunoğlu'nun verdiği bir fiyatta yanlışlığı düzeltmek istiyorum. 2 milyon 200
küsur bin olarak verdiği fiyat, zannederim, ortalama bir fiyattır. A grad
tütünde 2 754 660 lira ihale bedeli olarak açıklanan fiyat, B gradta 2 458 000
lira, kapa tütünde 1 359 000 lira, duble kapa tütünde ise 913 000 lira olarak
açıklanmıştır; ancak, bu açıklanan ihaleye hiçbir tüccar katılmamış, üreticinin
elindeki kota fazlası tütün, maalesef, yine elinde kalmıştır.
Ülkemizde, tütüncülükle
uğraşan, aşağı yukarı 2 000 000-2 500 000 civarında insan mevcuttur. 20 000 000
civarında insanımız, 130 000 000 kilogram sigara tüketmektedir. Dünyanın 7 nci
büyük sigara pazarı olan ülkemizde, bu pazarın büyüklüğü 6 milyar dolar
civarındadır.
Yine, tüketilenden ve
ihraç edilenden daha fazla üretilen tütüne alternatif ürün, geçmiş iktidarlarca
gösterilmemiş ve tütüncü, maalesef kaderiyle baş başa bırakılmıştır. Bugün itibariyle
Tekelin depolarında stoklanan tütün, Türkiye'nin tüketeceği miktarın 8 katı
kadardır. Türkiye'deki bu yanlış uygulama, maalesef, bugün üreticiyi sıkıntıya
düşürmüştür. Umuyor ve diliyorum ki, artık, Türkiye'de bu tür popülist
politikalardan kimse medet ummayacaktır; zira, bu tür uygulamalar, netice
itibariyle, ne tütün üreticisinin ve ne de milletimizin menfaatına olmamış,
bilakis zarar vermiştir.
Tütün üreticisi
bölgelerin milletvekilleriyle, zaman zaman Tekel Genel Müdürlüğü nezdinde zaman
zaman Tütün Üst Kurulu ve zaman zaman da Maliye Bakanlığımızla yaptığımız uzun
görüşmelerden sonra, tütün üreticisinin bugünkü sorununa, mevcut bütçe
imkânları dahilinde getirilen bu çözüme katkı sağlayan herkese, şahsım ve tütün
üreticileri adına teşekkür ediyorum.
Geçmiş yıllardan birikmiş
tütün sorununu ve hatta 2002 yılında çıkarılan kanunla tütün üreticisinin
içerisine düşürülmüş olduğu bu sorunu, geçici bir maddeyle çözmeye çalıştık.
Muhalefetin de olumlu katkı sağlayacağı bu kanunun, tütün üreticisi ve ülkemiz
için hayırlara vesile olmasını diliyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Bilen.
Teklifin tümü üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi okutuyorum
:
TÜTÜN, TÜTÜN MAMULLERİ, TUZ VE ALKOL İŞLETMELERİ GENEL
MÜDÜRLÜĞÜNÜN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE TÜTÜN VE TÜTÜN MAMULLERİNİN
ÜRETİMİNE, İÇ VE DIŞ ALIM VE SATIMINA, 4046 SAYILI KANUNDA VE 233 SAYILI KANUN
HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUNA
BİR GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ
MADDE 1. - 3.1.2002
tarihli ve 4733 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"GEÇİCİ MADDE 2. -
2002 yılı ürünü ekici tütünlerinden, bu Kanunun 6 ncı maddesi çerçevesinde
yazılı sözleşme yapılmaksızın üretilip, açık artırma merkezlerinde alıcısı
çıkmadığı için açık artırma yöntemiyle satılma imkânı da bulunamayan tütünler,
bir defaya mahsus olmak üzere ve Kurul tarafından belirlenip tebliğ edilmiş
açık artırma başlangıç fiyatlarının % 75'inden aşağı olmamak kaydıyla Genel
Müdürlükçe satın alınabilir."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Oğuz Oyan;
buyurun efendim.
CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN
(İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, burada, Türkiye'de
yüzbinleri ilgilendiren bir konuyu görüşüyoruz. Aslında, görüştüğümüz konu, ne
yazık ki, bir aspirin tedavisinden öteye geçecek bir düzenleme değil. Buna biz
destek veriyoruz kuşkusuz; ancak, bu vesileyle, Türkiye'de, tütün ve tütüncünün
meselesinin, böylesine geçici birtakım düzenlemelerle çözülemeyeceğinin altını
çizmek istiyoruz.
Değerli arkadaşlarım,
Türkiye'de, tütünde dışa bağımlılık, 1980'lerde başlamıştır. 1984 yılında,
sigarada ithalat yasağı kaldırılmış; sonuç, 1990 yılına gelindiğinde, 16 000
tona yükselen bir sigara ithalatı olmuştur. Daha sonra, yabancı sigaralara
Türkiye'de üretim imkânı verildiği için, bu ithalat azalacaktır. 1989 yılında
daha kötü bir iş yapılmış, tütün ithalatı serbest bırakılmıştır ve sonuç
olarak, 1999 yılına gelindiğinde, 50 000 ton civarında bir tütün ithalatı
yapılmıştır. 1989-1992 sürecinde, yabancı sigaraların, yabancı ortaklı özel
sektörce dahilde üretilmesine izin verilmiş ve böylece, 1989 yılında ithal
tütünün Türkiye'de üretilen sigara miktarı içindeki payı yüzde 6,7'den, 1999
yılında yüzde 40'a ulaşmıştır. Rakamlara tekrar dikkatinizi çekiyorum: Yabancı
tütünün yerli sigara üretimindeki payı yüzde 6,7'den yüzde 40'a çıkarılmıştır;
yani, bir anlamda, Türk tütünü, yabancı menşeli Virginia ve Burley tipi
tütünler tarafından tamamen teslim alınma sürecine girmiştir.
Bu Amerikan tipi
sigaralara dayalı bağımlılığın daha hızlı ortaya çıkması, 1989'da 59 000 ton
olan toplam sigara talebini, 1999'a gelindiğinde, 115 000 tona çıkarmıştır;
yani, Türkiye, yirmi yıllık bir süreç içinde sigara tüketimini ikiye katlamıştır.
Dolayısıyla, yabancı şirketler için, Türkiye, cazip bir pazar olarak görülme
sürecini hızlandırmıştır. Demek ki, 1980'ler ve 1990'ların başıyla birlikte,
Türkiye, tütününün, sigara sanayiinin, Türkiye'deki sigara üretiminin ve
tüketiminin yabancılaşma sürecinde büyük mesafeler katetmiş ve yabancı tütün
tekellerinin iştahını kabartmaya devam etmiştir.
Nihayet, biliyorsunuz,
2001 yılı başında, önce Cumhurbaşkanından dönen, daha sonra ikinci görüşmeyle
onaylanan bir Tütün Yasası çıkardık, Dünya Bankası, IMF yasaları içinde. Buna
göre, bir kere, önemli birkaç düzenleme yapıldı. Bunlardan bir tanesi, tıpkı
diğer tarımsal desteklemelerde atılan geri adımlar gibi, burada da tütün
desteklemesinde geri adımlar atılmıştır. Özellikle Tekelin özelleşmesinin önü
açılmış; Tekelin, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ekinde, kamu iktisadî
kuruluşu statüsünden iktisadî devlet teşekkülü statüsüne geçişi sağlanmış ve
böylece özelleşmesinin önü açılmıştır.
İkinci önemli düzenleme
olarak, Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurulu
kurulmuş ve Türkiye'de, tütünde kotalar sisteminden bir başka sisteme geçilmiş,
sözleşmeli tütün üretimine geçilmiş; bu sözleşme içinde olmayan üreticiye de,
bir ihale çerçevesinde tütününü satma imkânı getirilmiştir. Peki, satamayan ne
olacak; tamamen piyasanın acımasız kurallarına bırakılmıştır, satamayanın
başına kalacaktır. O zaman, ekme; yani, elindeki tütün eğer elinde şiştiyse,
bir daha ekme mesajı piyasadan verilecek denmiştir. Bu acımasız piyasa
koşullarının, işte, 2002 yılı tütününün bugün elde kalmasına neden olduğu
açıktır.
Peki, biz burada ne yapıyoruz;
2002 mahsulüne bir çözüm buluyoruz. 2003 ne olacak?.. 2003 için bir daha mı bir
düzenleme yapacağız?.. 2003 düzenlemesini yaptınız, 2004 ne olacak?.. Yani,
burada, bu geçici düzenlemelerle neyi düzeltebiliyoruz?.. Biz, bu düzenlemeyi,
bu yıl için üretici nefes alsın diye destekledik, önerdik, ama, değerli
arkadaşlarım, bunun, bu hastalığa ilaç olmayacağını iyi bilmemiz lazım. Bu, bu
hastalığın ilacı değildir. Kaldı ki, bakınız, komisyondaki görüşmeler
sırasında, üreticinin elindeki tütünün "başlangıç fiyatının yüzde
50'sinden aşağı olmamak kaydıyla" ifadesini "yüzde 75" olarak
arkadaşlarımız önermiş, hem CHP'den hem AKP'den arkadaşların katılımıyla bu
"yüzde 75'ten az olmamak" biçiminde dönüştürülmüştü. Şimdi, burada,
Grup Başkanvekili Sayın Faruk Çelik'in imzasıyla bir önerge görüyoruz; bunu,
tekrar "yüzde 50'den aşağı olmamak kaydıyla" biçiminde geriye
çekiyor; yani, tütün üreticisinin aleyhine, yeni, geriye bir adım atılıyor. Bu
önergeyi onaylamamız, kuşkusuz, mümkün değildir. Bunun, komisyondan geldiği
biçimiyle geçmesi gerekir.
Değerli arkadaşlarım,
tabiî, burada, bir başka önemli konu şudur: Bütün bu tütün üreticisi ve
Türkiye'deki tarımsal destekleme konusunda samimî olmanın koşulu, öncelikli
koşulu; birincisi, bu Tütün Yasasının değiştirilmesidir, üreticinin elinde
kalan tütünün tamamen piyasa koşullarına bırakılmasının önlenmesidir; ikincisi,
Türkiye'nin en önemli varlıklarından biri olan Tekelin özelleştirilmesinin
önlenmesidir. Yani, şu an, Tekel, özelleştirme sürecine sokulmuş, ilanlar verilmiş,
süreç çalışmaya başlamıştır. Burada samimî olmak istiyorsanız, yani, bir göz
boyamadan öteye, üreticiye, işte "bu yıl elinde kalan ürününe bir çözüm
buluyoruz"dan öteye bir şey söylemek istiyorsanız, geliniz, onu yapalım;
samimiyet budur; tarımdan yana, üreticiden yana olmak budur.
Dolayısıyla, tarımsal
desteklemenin, Dünya Bankası ve IMF'nin koşullarına göre değil, Türkiye'nin
koşullarına göre yeniden biçimlendirilmesini, geliniz, bu Meclis olarak, biz,
yeniden yapalım; çünkü, bu düzenlemeyi, geçen, 21 inci Dönemde yapan
iktidarların başına ne geldiğini biliyorsunuz, görüyorsunuz. Bu Meclisin bu
düzenlemeyi yeniden yapması gerekmektedir. Bu yeniden yapış da, ancak, üretici
gözünden, üretici çıkarını ve tabiî, sonuç olarak, Türkiye'nin çıkarı üzerinden
politika geliştirme anlayışını benimseyerek olabilir.
Ben, umuyorum ki, en
azından, bugün, bu yüzde 50'yi kabul etmeyelim; tekrar, bu başlangıç fiyatının
yüzde 75'inden aşağı olmaması biçiminde kabul edelim. Dolayısıyla, birazdan
burada okunacak önergenin reddine de sizi davet ediyorum. Tütün üretici adına
bir ilk adımı atmaya sizleri davet ediyorum.
Teşekkür ederim. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Oyan.
Madde üzerinde başka söz
talebi?.. Yok.
1 önerge vardır;
okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 4046
Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanuna Bir Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifinin 1 inci maddesiyle
3.1.2002 tarihli ve 4733 sayılı Kanuna eklenen geçici 2 nci maddesinin 9 uncu
satırındaki "başlangıç fiyatlarının yüzde 75'inden aşağı olmamak
kaydıyla" ifadesinin, "başlangıç fiyatlarının yüzde 50'sinden aşağı
olmamak kaydıyla" olarak değiştirilmesini arz ederim.
Faruk
Çelik
Bursa
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI
ERKAN MUMCU (Isparta) - Katılıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Gerekçeyi mi okutalım?
FARUK ÇELİK (Bursa) -
Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum :
Gerekçe :
2003 yılı malî bütçe
ödeneklerine daha fazla yük getirmemek, genel finansman dengesini zorlamamak ve
tütün arz ve talebini olumsuz gelişmelerden korumak amacıyla nispet
indirilmiştir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyonun takdire
bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Teşekkür ederim. Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim.
Kabul etmeyenler... Teşekkür ederim. 1 inci madde kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum
:
MADDE 2. - Bu Kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Muğla Milletvekili Sayın Gürol Ergin;
buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA GÜROL
ERGİN (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; biraz önce verilen önerge doğrultusunda, sizin oylarınızla,
Türk çiftçisinin emeği gasp edilmiştir.
Değerli arkadaşlarım, bu
konu, Plan ve Bütçe Komisyonuna da, yine, "yüzde 50'den az olmamak"
şeklinde getirilmişti; ancak, orada, gerek Cumhuriyet Halk Partili gerekse
Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarımızın büyük çoğunluğuyla, desteğiyle
"yüzde 75'inden az olmaz" şeklinde değiştirilmişti. Bu niçin
yapılmıştı; bugün sizin yaptığınız bu düzenleme ne anlama gelmektedir; sizin ve
Türk çiftçisinin, herhalde bunu bilmeye hakkı vardır diye söz aldım.
Değerli arkadaşlarım,
zaten, bugün, tüccar, sizin ifade ettiğiniz fiyatlar doğrultusunda çiftçinin
elinde kalan tütünü almaktadır ve çiftçiye kilo başına 500 000 lira ile 1 500
000 lira arasında fiyat vermektedir. Sizin bugün burada aldığınız kararla da,
çiftçiye vereceğiniz fiyat, tabiî ki tütünün kalitesine bağlı olarak 1 000 000
lira ile 1 500 000 lira arasında değişecektir. Bu, çiftçi için, elinde kalan
ürünün değerlendirilmesi değil, çiftçinin emeğinin gerçek anlamda gasp edilmesi
anlamına gelmektedir.
Değerli arkadaşlarım,
verilen kota zaten 200 kilodur. Kendinizi çiftçinin yerine koyun, 200 kilo
tütün üreten bir çiftçi ailesinin bir yıl boyunca geçinme şansı var mıydı ki,
siz, bunun dışında kalan tütünü, bir de bunun yarı fiyatına alacaksınız?! Bu,
son derece haksız bir uygulama olmuştur. Keşke, böyle talihsiz bir oylama
sonucunda çiftçinin ürünü bu kadar değersiz duruma düşürülmemiş olsaydı.
Biz, gerçekten, Plan ve
Bütçe Komisyonunda, Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımızın önergesinin altına
"biz de katılıyoruz" diye imza atan Adalet ve Kalkınma Partili
arkadaşlarımızın, Mecliste de bu düşünceyi savunacaklarını beklerdik; ama,
-kendilerini göremiyorum, sanıyorum ben yanılıyorum- o arkadaşlarım bugün
burada yok, böyle önemli bir oylamada ve siz, hiç gerisini düşünmeden böyle bir
kararı oyladınız.
Değerli arkadaşlarım,
Türk tütün çiftçisi, küçük çiftçidir, Türk tütün çiftçisi, fukara çiftçidir.
Siz, batakçı tüccar edasına soyunan bir devlet anlayışı içerisinde, çiftçinin
elindeki ürününü de bu fiyattan aldınız ve çiftçiyi perişan olma durumundan,
daha perişan olur duruma soktunuz.
Biraz önce burada konuşan
Sayın Oyan'ın da belirttiği gibi, zaten, bu yasayı değiştirmediğimiz sürece,
seçim meydanlarında verdiğimiz sözler doğrultusunda davranmadığımız sürece,
fiyatı iki katı da verseydik fazla bir şey ifade etmeyecekti; çünkü, siz, bunu,
bir kerelik bir çözüm olarak getiriyorsunuz ve o gerekçede şöyle deniyordu: Bu
durumdan, yani, Tütün Yasasından haberi olmayan çiftçiler kota fazlası
ekmişlerdir, bunları alalım; ama, yüzde 50 fiyatına alalım. Bu, şu anlama
gelir: Bundan sonra da çiftçilerin kota dışı üretecekleri tütünü artık
almayacaksınız.
Değerli arkadaşlarım,
hepinize şunu özellikle söylemek isterim: İçine girmek için, birlikte olmak
için üstün çabaları birlikte gösterdiğimiz Avrupa Birliğinin tütün konusunda
2002 yılındaki değerlendirmelerini, acaba, içinizde hiç okuyan, bilen arkadaşım
var mı? Yoksa, ben buradan açıklıyorum: Birbuçuk yıllık çalışma süresince, 2000
ile 2002 yılları arasında, Avrupa Birliği, Doğu Avrupa'da tütün yetiştirilen
alanlarda, tütün maliyetinin yüksekliğinden ötürü, bu alanlarda tütünden
vazgeçilebilir mi diye çalışmalar sürdürdü. Sürdürdü; fakat, sonuçta öyle bir
karar çıktı ki, bu alanlarda tütün, var olan destekten daha büyük desteklerle
desteklenmelidir; çünkü, şöyle denildi: Eğer, bu tütün üreticilerine, tütün
üretme hakkını yasaklarsak, 150 000 Avrupalı çiftçi yerinden yurdundan olur;
biz, bunları nereye göç ettiririz. İki, tütün alanlarında, başka hiçbir ürün
verimli olarak üretilemediğinden, bu alanları erozyon alanı haline gelmekten
nasıl kurtarırız. İşte, bu düşünceler, Avrupa Birliğini, Doğu Avrupa
ülkelerinde, var olandan daha fazla destekle, tütün ürettirmeye yöneltti. Biz,
her olayda Avrupa Birliğini örnek aldığımızı ifade ederken, şimdi, biz, tütün
alanlarından çiftçiyi nasıl çıkarırızın hesapları içerisindeyiz.
Yapmayın, reji
yöntemlerini Türkiye'ye yeniden getirmeyin. Tarihten ibret aldığımızı, Türk
Ulusuna da dünyaya da göstererek, bu Tütün Yasasını değiştirelim. Türk
çiftçisini, var olan olanaklarından etmeyelim. Türkiye'yi, dünyada yarışabildiği
ender tarım konularından birinde, yarış dışı bıraktırmayalım.
Değerli arkadaşlarım,
bakınız, şekerpancarı üreticisi mahvedilmiştir. Türkiye'nin dört bir yanında,
şekerpancarı üreticisi mahvedildi, tütün üreticisi perişan edildi. Eğer,
hükümetten geldiği biçimiyle çıkarsa Maden Yasası, zeytincilik ve zeytin
üreticiliği de mahvedilecektir. Buna, hiçbirimizin hakkının olmadığını bilelim.
Değerli arkadaşlarım, ne
olduğumuzu bilelim, nasıl bir ulus olduğumuzu bilelim, nasıl ayakta kaldığımızı
bilelim; ona göre davranalım.
M. NECATİ ÇETİNKAYA
(Elazığ) - Bravo!
GÜROL ERGİN (Devamla) -
Bana "bravo" diyen arkadaşıma teşekkür ediyorum. Demek ki, beni biraz
anlamış. Gerçi, o, başka anlamda söylediğini zannederek "bravo"
diyor; ama, beni biraz olsun anladığını, en azından, dinlediğini görüyorum; teşekkür
ediyorum.
Bu halk için siz de bir
şeyler yapın; biz de size bravo diyelim; ama, lütfen, Türk Ulusuna eziyet
etmeyin, Türk Halkına eziyet etmeyin. Bugün şu indirdiğiniz fiyat, birazcık
umutlanan Ege çiftçisini, Karadeniz çiftçisini, Doğu çiftçisini perişan
etmiştir. Yazık ettiniz, doğru davranmadınız değerli arkadaşlarım.
Çok üzülüyorum; tütün
illerinden gelen hiçbir Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşım yok muydu burada?!
O çiftçinin halini hiç mi görmediniz?! Hiç mi içiniz yanmıyor arkadaşlarım?!
Değerli arkadaşlarım,
Türkiye, tütünde, uluslararası bir oyunun kucağına itilmiştir; ama, siz, bu
kucakta kımıldamadan nasıl otururumun hesapları içindesiniz.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Ergin.
Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubu adına, Manisa Milletvekili Sayın Hüseyin Tanrıverdi; buyurun. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
HÜSEYİN TANRIVERDİ (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım;
Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden
Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve
Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun
Teklifi üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; sizleri saygıyla
selamlıyorum.
Tütün üretimi, gerçekten,
ülkemiz açısından önemlidir, insanlık tarihinin beşyüz yıllık bir süresini
işgal eden bir üretimdir. Tütünle ilgili burada yapılan konuşmalardan da
anlaşılacağı gibi, daha önceki dönemlerde, siyasîler çok yanlışlar yapmış, bu
yanlışlar üzerine bina edilen yanlış politikalar devam edegelmiştir. Bu
çerçevede, tütün, özellikle Ege Bölgemizde büyük bir sorun haline gelmiş,
ülkemizin diğer üretim alanlarında da sorun haline gelmiştir. Bu çerçevede,
hepimizin bildiği gibi, 4733 sayılı Kanun çıkarılmış ve bu Kanun 3.1.2002
tarihinde yürürlüğe girmiştir. 3.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4733 sayılı
Kanun gereği, halk arasında "kota" diye tabir edilen bir sınırlama
getirilmiştir. Buna göre, üreticinin 200 kilograma kadar tütünü alınacak, onun
üzerindekiler alınmayacak. Üretici, bunu sözleşmeyle satabildiği gibi Tekele,
sözleşme yapmaksızın da tüccara satabilmektedir; yani, iki yol kendisine
gösterilmiştir. Bu çerçevede, bu kanun değişikliği talebimiz, şu gün üreticinin
elinde kalan üretimdeki kota fazlalığı tabir edebileceğimiz tütünün alınmasına
ilişkindir; yani, 200 kilogramlık anlaşmasının üzerindeki 100 kilogram veyahut
bir 200 kilogram daha veyahut 1 ton gibi, neyse, bu rakamları, miktarları
ihtiva etmektedir. Bu konuda, elbette, üreticimizin suçu yoktur. Üreticimiz,
çıkan yasayı henüz tanımadan, bilmeden kendisini tütün üretimine yeniden
odakladığı bir dönemde bu yasa ortaya çıkmış ve tütün üretim fazlalığı, kota
fazlalığı elinde kalmıştır. Elinde kalan bu kota fazlalığı nedeniyle
tütüncümüz, üreticimiz doğrusu hayli mağdur olmuştur, gittiğimiz her köyde
"ne olacak tütünümüz demişlerdir" ve bize hak vermişlerdir. "Bu,
sizin döneminize rastlamıyor, AK Parti olarak sizin suçunuz, kabahatiniz yok;
ancak, biz, inanıyoruz ki, AK Parti sorunlara karşı duyarsız değildir, ilgi
gösterir, çiftçinin, köylünün halinden anlar, elimizde kalan bu tütünü alır"
demişlerdir. Biz, hangi köye gittiysek, hangi beldemize gittiysek, bu tür iyi
niyetli beklentilerle karşı karşıya kaldık ve elbette, biz, bu soruna karşı
duyarsız kalamazdık. Bu soruna karşı duyarsız kalamayan AK Partililer, elbette,
bu sorunun çözüm merkezi Türkiye Büyük Millet Meclisinde, bu sorunun çözümü
için ellerini kollarını sıvamış ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde siyasî
fanatiklik içinde olmadan, Cumhuriyet Halk Partili değerli milletvekillerimizin
önergeye imzasını da almıştır. Yani, burada, biz, kesinlikle bir siyasî çıkar,
bir menfaat sağlamak adına değil, tamamen, üreticimizin mağduriyetten
kurtarılması adına bir adım atmış oluyoruz.
Burada, biraz önce, Sayın
Oğuz Oyan Beyler "efendim, oran yüzde 50 değil de, 75 oldu" diye
ifade ettiler, Bakınız, biz, Meclis Başkanımız Manisa Milletvekilimiz Sayın
Bülent Arınç ve 30 arkadaşı olarak, imza attığımız önergeyi çok iyi biliyoruz.
Bu önergede -geçici madde 2, aynen okuyorum- biz "2002 yılı ürünü ekici
tütünlerinden, bu Kanunun 6 ncı maddesi çerçevesinde yazılı sözleşme
yapılmaksızın üretilip, açık artırma merkezlerinde alıcısı çıkmadığı için açık
artırma yöntemiyle satılma imkânı da bulunamayan tütünler, bir defaya
mahsus olmak üzere ve Kurul tarafından
belirlenip tebliğ edilmiş açık artırma başlangıç fiyatlarının % 50'sinden aşağı
olmamak kaydıyla Genel Müdürlükçe satın alınabilir" talebinde bulunmuşuz
ve bu talepte bulunan 30 arkadaşımızın burada imzaları vardır. Burada, çok
değerli Manisa milletvekillerimizden Sayın Yetenç'in, Sayın Çilingir'in, Sayın
Özkan'ın da imzaları mevcuttur; yani, burada, bizim talebimiz çok açıktır. Plan
ve Bütçe Komisyonunda, yüzde 75 oranına çıkarılmıştır. Elbette, yüzde 100
oranında alınması uygundur; yani, hiç düşürülmeden daha yüksek fiyatlarla
alınması uygundur; ama, ülkenin ekonomik şartları, reel gerçekler ortada;
bunları hep beraber biliyoruz. Bu şartlar içerisinde, tütün üreticisinin
deposunda çürüyecek, çöplüğe atacağı tütününü, biz, değerlendirmek ve onun
üretimine, alınterine saygı göstermek adına, bu tütünleri alıyoruz.
Burada "yüzde 50
oranında alınacak" diye bir hüküm yok, alınabilir; "yüzde 50'den
aşağı olmamak üzere" ibaresi vardır. Bu, belki de, tam olarak alınacaktır.
O noktada, hiç kimsenin -tütün üreticilerimizin ve diğer tarımsal alanlardaki
üreticilerimizin- endişesi olmasın; bu noktadaki mağduriyetleri, elbette, AK
Parti İktidarıyla giderilecektir, onlar korunacaktır; çiftçimiz, köylümüz
bundan emin olsun.
ALİ RIZA BODUR (İzmir) -
Sevinçlerinden davul zurna çalmaya başladılar!..
HÜSEYİN TANRIVERDİ
(Devamla) - Gayet tabiî; çünkü, AK Parti, onlar için bir umut; AK Parti, onlar
için bir heyecan; AK Parti, onlar için bir müjde; AK Parti, onlar için bir
gelecek...
OĞUZ OYAN (İzmir) -
İdi...
HÜSEYİN TANRIVERDİ
(Devamla) - Davul zurna da çalacak, halay da çekecek, harmandalı da oynayacak,
sevinecek, halkımız bayram edecek, hiç merak etmeyin. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
ALİ RIZA BODUR (İzmir) -
Göreceğiz...
HÜSEYİN TANRIVERDİ
(Devamla) - Tabiî ki, davul zurna çalacaklar; ama, hiçbir zaman bizim arkamıza
teneke bağlamayacaklar; ondan emin olun.
HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) -
Gördünüz halkın Başbakanı nasıl karşıladığını!..
HÜSEYİN TANRIVERDİ
(Devamla) - Şimdi, burada, çok iyiniyetle, çok güzel bir düşünceyle bir kanun
değişikliği teklifi gündeme getirilmiştir ve bu noktada, muhalefetin de sıcak
davranışı, doğrusu, hoşumuza gitmiştir; bundan sonra bu tür değişikliklerde,
yine birlikte adım atacağına inanıyorum.
Tabiî ki, fiyatlar
noktasında, rakamlar noktasında bir şeyler söylemek istemiyorum; sadece, bir
konunun tashihi açısından şunu söylemek istiyorum: Yani, bu önerge sahiplerinin
talebi, yüzde 50 oranından aşağı olmamak üzeredir.
Bunu ifade etmek adına
burada söz aldım. Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. Köylümüze,
üreticimize hayırlı olsun diyor, teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Tanrıverdi.
Sayın milletvekilleri, 2
nci madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler...Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler...Kabul
edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum
:
MADDE 3. - Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Osman Coşkunoğlu; buyurun.
CHP GRUBU ADINA OSMAN
COŞKUNOĞLU (Uşak) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli arkadaşlar,
gerçekten, üzücü bir tavır gördük burada. Plan ve Bütçe Komisyonunda, Adalet ve
Kalkınma Partisi milletvekilleriyle birlikte, ortak imzayla verilmiş bir
önergemiz vardı ve ortak bir şekilde kabul edilmişti. O günden bu güne, nereden
emir geldi de ondan vazgeçildi, bunu merak ediyorum; bu, çok rahatsız edici...
BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) -
Gerekçede var.
OSMAN COŞKUNOĞLU
(Devamla) - Sizi, 214 sıra sayılı tasarının 4 üncü sayfasındaki gerekçeyi
okumaya davet ediyorum.
Ben de okuyorum size:
"TEKEL'in 2002 yılı için 56 bin ton tütün alım sözleşmesi imzaladığı,
bunun 51 bin ton olarak gerçekleştiği, halen 10 bin ton kadar alım imkânı
bulunduğu." 4 üncü sayfa, biraz daha altına inin, aynen okuyorum:
"İlave tütün alımı için finansman ihtiyacının bulunmadığı, zira TEKEL'in
2002 yılı için öngördüğü tütün alım miktarının 61 bin ton olduğu, bunun 51 ton
olarak gerçekleştiği."
Bunun finansman ihtiyacı
yok, nereden çıktı yeni finansman ihtiyacı. Finansman ihtiyacı, bu naylon
faturacıları affederken düşünmeniz gereken bir konuydu ayrıca; ama, böyle bir
sorun yok, nereden çıktı, nereden emir geldi?!
Değerli arkadaşlar, IMF
hükümeti olabilirsiniz; bunu açıkça söyleyin o zaman. IMF'den gelen talimatlar
şeklinde hareket ettiğinizi -bu da bir tercihtir, bu da bir siyaset şeklidir;
ama, bunu- açıktan söyleyin ki, halkımız bilsin. Tütün üreticimize gelindiği
zaman, burada yazılı olduğu halde, Tekelden gelen rakamlarla bu belirlendiği
halde, birden "paramız yok" diyebilmek... Tütün üreticimize, bu
konuyu dikkatine getirip şikâyet edeceğimizi söyler... Bu konuda fazla söylenecek
şey bulamıyorum; fakat, bu çok üzücüdür, sözde durulmamasıdır, yanlış bilgi
vermektir "para yok" diyerek veya başka bir şeydir. Bu şekilde, ortak
bir çabayla, birbirimize teşekkür ederek çıkarıp da, tütün üreticisine, bir
nebze olsun, bir yıllık olsun... Ondan sonra da, umuyorum ki, tütünle ilgili ve
Tekelle ilgili konuları ciddî olarak ele alarak, dünyaca ünlü olan Türk
tütününü üreten çiftçiyi zavallı duruma düşürme becerisinden artık çıkmak
gerekir. Farklı bir parti adıyla çıkmış olabilirsiniz; ama, aynı politikaları
uygularsanız bu fark ortada görülmez.
ALİ RIZA BODUR (İzmir) -
Akıbetleri de aynı olur.
OSMAN COŞKUNOĞLU
(Devamla) - Akıbetleri de aynı olur, doğru da, ben, yurttaşımın akıbetinden
daha çok endişe eder oldum.
Teşekkür eder, saygılar
sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Çoşkunoğlu.
3 üncü madde üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler...Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Tasarının tümünü oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Tasarı kabul
edilmiş ve yasalaşmıştır, hayırlı olmasını diliyorum.
Sayın milletvekilleri,
Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu
Kanununun ve Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar
Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi, Yürürlükten Kaldırılması ve Bu
Kanunlara Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının müzakeresine
başlıyoruz.
6. - Esnaf
ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun
ve Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun Bazı
Maddelerinin Değiştirilmesi, Yürürlükten Kaldırılması ve Bu Kanunlara Geçici
Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal
İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/296) (S. Sayısı : 237) (1)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Komisyon raporu, 237 sıra
sayısıyla bastırılıp, dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Mersin Milletvekili Sayın Vahit Çekmez;
buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA VAHİT
ÇEKMEZ (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Esnaf ve Sanatkârlar
ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun ve Tarımda
Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun Bazı
Maddelerinin Değiştirilmesi, Yürürlükten Kaldırılması ve Bu Kanunlara Geçici
Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclise saygılar sunuyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bilindiği üzere, esnaf ve sanatkârlar ve diğer bağımsız
çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur 2.9.1971 tarihinde kabul edilen
1479 sayılı Kanunla kurulmuştur.
Kısaca, Bağ-Kur
sigortalısına değinecek olursak; 1479 sayılı Kanunla ve kanunların verdiği
yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve
herhangi bir işverene hizmet aktiyle bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına
bağımsız çalışanlardan esnaf ve sanatkârlar ile diğer bağımsız çalışanlardan
ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde
Gelir Vergisi mükellefi olanlar ve Gelir Vergisinden muaf olanlardan esnaf ve
sanatkârlar siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun
olarak kayıtlı olanlar Bağ-Kur sigortalısı sayılır.
1.10.1972 tarihinde
kuruluşunu tamamlayarak, sigortalılarına malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası
kollarında hizmet vermek üzere çalışmalarına başlayan Bağ-Kur, 1.1.1986
tarihinde uygulamaya konulan 3235 sayılı Kanunla, üç yıllık süreç içerisinde,
kademeli olarak sağlık sigortası uygulamasına da başlamıştır.
1479 sayılı Kanuna tabi
yaklaşık 3 100 000 sigortalısı ile 1 200 000 emekli ve hak sahibi bulunan ve
ülke nüfusunun yaklaşık 14 000 000'luk kısmını kapsayan Bağ-Kur, diğer sosyal
güvenlik kuruluşlarında olduğu gibi, primlerin düzenli tahsil edilememesi nedeniyle
finansman açığı sorunuyla karşı karşıya kalmıştır.
Bir sosyal güvenlik
kurumu için çok kısa bir süre olan yirmibeş yıl gibi bir sürede yeni yeni
emekli vermeye başlaması gereken Bağ-Kurun, bugün, 1 000 000'un üzerinde sigortalı ve hak sahibine aylık
ödemesi, kurumun daha kuruluşunda sosyal güvenlik normlarına uymayan bir
yapıyla kurulmuş olduğunu açıkça göstermektedir. Kurum, başlangıcından itibaren
birçok olumsuzluğu bünyesinde taşıyan hatalı bir zemin üzerine oturtulmuştur.
Acil önlemler alınmadığı takdirde, Bağ-Kurun finansman açıkları devam
edecektir. Bu nedenle, kurumun gelir ve giderlerini düzenleyici ve prim
tahsilatını artırıcı bir dizi tedbirin hem 1479 sayılı Kanunda hem de 2926
sayılı Kanunda yapılacak değişiklikle yürürlüğe konulması bir zorunluluk halini
almıştır.
(1) 237 S. Sayılı
Basmayazı tutanağa eklidir.
Diğer taraftan, tarımda
kendi adına ve hesabına çalışanların sigorta işleri de Bağ-Kur tarafından
yürütülmektedir; ancak, Bağ-Kurun uygulamasını yürüttüğü 1479 sayılı Kanun ile
tarım kesiminde çalışanların sigortasına ilişkin 2926 sayılı Kanun tarafından
düzenlenen sigorta yardımları arasında büyük norm ve standart farklılıkları
bulunmaktadır. Bu nedenle, sosyal güvenliğin yaygınlaştırılması, prim
tahsilatının artırılması, sigortacılığın kendi finansman kaynaklarıyla
sürdürülebilmesi için sigorta kolları ve sigorta kuruluşları arasında norm ve
standart birliğinin sağlanması gerekmektedir.
Değerli arkadaşlarım,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yeni teşkilat şemasına bakıldığında,
Bağ-Kurun, bu yasayla, Bakanlığın idarî ve
malî açıdan özerk bir kuruluşuyken, bu bağımsızlığın siyasîleştirilerek,
ilgili kuruluşu haline getirildiği, bu şekilde, siyasî iradenin kuruma daha
rahat müdahale edebilmesi yolunun açıldığı görülmektedir.
Değerli arkadaşlarım,
Bağ-Kur, öncelikle, kendi nam ve hesabına çalışan ve esnaf sicil memurluğu ile
odalarına kayıtlı esnaf ve sanatkârlarımıza hizmet vermektedir. Ticaret
hayatında bulunan kişilerin vergi mükellefiyeti çeşitli sebeplerden dolayı
süreklilik arz etmeyebilir. Zaman zaman vergi mükellefiyetine kısa da olsa
esnaflarımız ara vermektedirler.
Değerli arkadaşlarım,
bilindiği üzere, esnaf ve sanatkârlar sicili kayıtları, kamu güvenini haiz
resmî kayıtlardır.
507 sayılı Esnaf ve
Sanatkârlar Kanununun 114 üncü maddesinde belirtildiği üzere, esnaf ve sanatkâr
sicillerinin sağlıklı ve güvenli bir şekilde tutulması ve yayınlanması
amacıyla, her il merkezinde ticaret davalarına bakan asliye hukuk mahkemeleri
nezdinde o ili kapsamak ve o il sınırlarında çalışmak üzere esnaf ve sanatkâr
sicili kurulmaktadır.
Sicil işlemleri, ticaret
davalarına bakan asliye hukuk mahkemesinin gözetimi altında Sanayi ve Ticaret
Bakanlığınca atanan sicil memuru tarafından yönetilmekte ve Türk Ticaret
Kanununun 26 ve 46 ncı maddeleri esnaf ve sanatkâr sicili hakkında da
uygulanmaktadır.
1479 sayılı Kanunun 14
üncü maddesinde yapılan bu değişiklik, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654
sayılı Kanunla geçmişte getirilen ve ciddî mağduriyetlere sebebiyet veren
sorunları yeniden ortaya çıkaracak ve esnaf ve sanatkârlar sicil kayıtlarımız
güvenilirliğine rağmen dikkate alınmayacak, meslek kuruluşlarımız sistemin
dışına itilecektir.
Ayrıca, 4369 sayılı
Yasayla getirilen uygulama sonucunda, belge düzeni yavaş yavaş sistemli hale
gelmektedir. Birkaç yıl sonra tüm mükelleflerin gerçek usule geçiş
yapabilecekleri ihtimali gerçekleştiğinde, artık, vergiden muaf esnaf
kalmayacaktır. Bu koşullar gerçekleştiğinde, Bağ-Kur ile meslek
kuruluşlarımızın ilişkileri kopma noktasına gelecektir.
Değerli arkadaşlarım,
meslek odalarımızın esnaf ve sanatkâr sicil kayıtlarının tescili,
sigortalılığın terkini ve adres güncelleştirmelerindeki rolünü gözardı eden ve
kurumun otuzbir yıllık mazisine damgasını vurmuş ve sürekli işbirliği içinde
çalışmış meslek kuruluşlarımızı sistemdışı bırakan bu madde de, önceden olduğu
gibi, esnaf ve sanatkâr siciliyle birlikte meslek odaları kayıtlarının da
dikkate alınmasına ilişkin düzenleme yapılmalıdır. Dolayısıyla, kanun
tasarısının 15 inci maddesiyle, vergi kaydı olmayan ya da vergi kaydını
sildirdikten sonra faaliyeti devam eden, meslek odası ve esnaf ve sanatkâr
sicil kaydına göre Bağ-Kurlu sayılan sigortalıların sigortalılıkları geçersiz
kılınmaktadır.
Sigortalılığın sona
ermesinde, daha önce, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı
bulunmayanların, esnaf ve sanatkâr sicilinden veya kanunla kurulu meslek
kuruluşundaki üye kayıtlarının silindiği tarih dikkate alınmaktayken, bu
tasarıyla, yalnız gelir vergisinden muaf olanların esnaf ve sanatkâr siciliyle
birlikte, kanunla kurulu meslek kuruluşundaki üye kayıtlarının silindiği tarih
dikkate alınmaktadır.
Değerli arkadaşlarım,
esnaf ve sanatkârlarımız, Körfez krizinin yaşandığı 1991 yılından bu yana
ekonomik sorunlarla mücadele etmektedir. Son üç yılda, bu sorunlar, cumhuriyet
tarihimizde yaşanmamış oranlara yükselmiştir. Türkiye genelinde, sadece kayıt
altındaki yaklaşık 450 000 esnaf ve sanatkâr işyerini kapatmak zorunda
kalmıştır. İşyerini kapatmayan esnaf ve sanatkârımız borç içerisinde iş
hayatını devam ettirmeye çalışmaktadır.
Değerli arkadaşlarım,
kepenk kapatmak zorunda kalan esnafımızın birçoğu, kent merkezlerinde kurulan
ve faaliyet gösteren hiper/ grosmarketlerin haksız ve insafsız rekabeti
sonucunda faaliyetlerini sonlandırmıştır. Esnaf ve sanatkârlarımızın
sorunlarının araştırılması amacıyla arkadaşlarımızca verilen Meclis araştırması
önergesi, hükümetin "esnaf ve sanatkârın sorunlarını yakından
biliyoruz" gerekçesiyle, maalesef, reddedilmiştir. Esnaf ve sanatkârımızın
sorunları biliniyorsa, sekiz aydır, bu sorunların çözümü yolunda neden somut
adımlar atılmamıştır? Hükümet neyi bekliyor?
Değerli arkadaşlarım, bu
kanunda, yaşlılık aylığı bağlananlardan ticarî veya meslekî kazancı dolayısıyla
gerçek veya basit usulde Gelir Vergisi mükellefiyeti devam edenlerin
aylıklarından yüzde 10 sosyal güvenlik destek primi kesilmesine ilişkin
uygulama yer almaktadır.
Sosyal güvenlik destek
primi kesintileri, emekli olduktan sonra, aldıkları maaşların yetersizliğinden
dolayı tekrar çalışmak zorunda kalan esnaf ve sanatkârımızı mağdur etmiştir.
Zaten, birçoğu yoksulluk sınırında bir aylık alan kesimimiz, bu uygulamayla zor
durumda kalmışlardır. Uygulanmaya başlandığı günden bu yana kesimimizin yoğun
tepkisine yol açan ve mağdur eden bu uygulamaya, kesinlikle, son verilmelidir.
Değerli arkadaşlarım,
kanun tasarısının ek 19 uncu maddesindeki "Bu kanunun yürürlük tarihinden
önce kuruma kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş yıl ve daha fazla süreye
ilişkin prim borcu bulunanlar ile beş yıl ve daha fazla süre hiç prim
ödemeyenlerin bu sürelere ilişkin prim borçları sigortalının ödeme tarihinde
bulunduğu gelir basamağının prim tutarları üzerinden hesap ve tahsil
edilir" hükmü değiştirmelidir; çünkü, geriye dönük prim borcunu ödeyemeyen
sigortalı, doğal olarak Bağ-Kur Sağlık Sigortasından ve diğer haklardan
yararlanmamaktadır. Çeşitli nedenlerle prim borcunu ödeyemeyen sigortalının
ödeme yapamadığı dönemlere ait prim asıllarının, yasal faizleriyle birlikte,
önceki dönemlerde olduğu gibi, kurum tarafından tahsil edilmesi gerekmektedir.
Aksi takdirde, kanun taslağı metninde olduğu gibi, bu uygulama, hukuk
kurallarına aykırı bir işlem olacaktır.
Değerli arkadaşlarım,
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, esnaf ve sanatkâr, devletin her zaman en büyük
destekçisi olmuştur; her türlü sıkıntı ve zorlukta, devletine ve milletine
sahip çıkmıştır; sıkıntılara büyük özverilerle katlanmış, en zor şartlarda bile
direnmiş ve tepkisini hep içine akıtmıştır. Bunu, sadece ve sadece, ülkesinin
menfaatı için yapmıştır; ama, bugün, geldiğimiz durum belli. Esnaf ve
sanatkârın karşısında tam bir çözümsüzlük var. Özellikle son yirmi yıldır,
esnaf ve sanatkâr, mevcut iktidarlar tarafından hep fedakârlık yapması
istenilen kesim olmuştur. Sıkıştığında aldığı ekvergilerle, devlet, esnaf ve
sanatkârı kendisine finans kaynağı olarak görmüştür.
Elindeki sınırlı
sermayesine rağmen bileğinin, emeğinin gücüyle ülke ekonomisine üretim
sağlayarak katkıda bulunmaya çalışan, bir bardak çayı bile veresiye vermek
zorunda kalan kahveci, her geçen gün yakıta gelen zamdan kontağını çalıştıramaz
duruma gelen taksici, ekmeği bile deftere yazan bakkal, eti gramla satmak
zorunda kalan kasap... Yaşanan bunca sıkıntılara rağmen, esnaf ve sanatkâr,
ülkemizin ve ekonomimizin belkemiği olmaya devam ediyor.
Ayrıca, esnaf ve sanatkâr
kesimi, tüm bu ülke sorunlarının yanı sıra, kendisiyle ilgili bazı
düzenlemelerin yetersiz olmasıyla da mağdur duruma düşüyor ve bu
mağduriyetlerinin en kısa sürede giderilmesini istiyor ve bekliyor.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Çekmez.
Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubu adına, Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Hanefi Mahçiçek.
Buyurun Sayın Mahçiçek.
AK PARTİ GRUBU ADINA
HANEFİ MAHÇİÇEK (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekili
arkadaşlarım; kısa adı Bağ-Kur olan Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız
Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun ve Tarımda Kendi Adına ve
Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun Bazı Maddelerinin
Değiştirilmesi, Yürürlükten Kaldırılması ve Bu Kanunlara Geçici Maddeler
Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde Grubumuz adına söz almış
bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
sosyal güvenlik, insanlara, yaşadıkları toplum içerisinde insan onuruna yaraşır
bir asgarî hayat standardını garanti ederek, onları başkalarına muhtaç olmaktan
kurtarmakta ve şahsiyetlerinin gelişmesine yardımcı olarak kişisel
hürriyetlerinin teminatı olmaktadır. Bu bakımdan, sosyal güvenlik ihtiyacı
evrensel bir ihtiyaçtır. İlk insandan günümüze, her insan ve her toplum için bu
ihtiyaç kendisini göstermiştir.
Bugün, siyasî rejimi ve
ekonomik sistemi ne olursa olsun, en gelişmişinden en geri kalmışına kadar
bütün ülkeler, yeterli veya yetersiz, ancak, mutlaka var olan kurumsal bir
sosyal güvenlik sistemine sahiptir. Bu açıdan bakıldığında, sosyal güvenlik,
bağımsız bir ülke olmanın ve modern devlet anlayışının vazgeçilmez
unsurlarından birini oluşturmaktadır.
Sahip olduğu öneme
binaen, sosyal güvenlik hakkı, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde,
başta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi olmak üzere, uluslararası belgelerde
ve ülke anayasalarında düzenlenerek garanti altına alınmış; bu hakkın
sağlanması da, devletin aslî görevlerinden birisi olarak tarif edilmiştir.
Sosyal güvenliğin Türk
tarihi içindeki yeri ve gelişimi ise, oldukça ilginç ve etkileyicidir. Türk
tarihinde sosyal güvenlik modeli anlamında ilk örgütlenme, "Ahilik"
adı altında 13 üncü Yüzyılda ortaya çıkmış ve 18 inci Yüzyıla kadar etkinliğini
sürdürmüştür. Ahilik, bir sosyal güvenlik modeli olmasının yanında toplumsal
örgütlenmeler yoluyla, çevre ve toplum düzenine hâkimiyetin ve Türkmen
kavimlerinin Anadolu'yu yeni bir anayurt haline getirmelerinin de vesilesi
olmuştur. Esnaf, sanatkâr ve tüccar Türkler arasında başlayan ve giderek
politik, askerî, sosyal ve ekonomik alanlarda etkinlik ve gücünü artıran bu
toplumsal örgütlenme, bir yandan kardeşlik duygularıyla sosyal dayanışma ve bir
arada yaşamanın kurumsal anlamda örneğini sergilerken, öte yandan da düzeninden
savunmasına kadar, Türkmen kavminin etkin ve yönlendirici gücü olarak, Osmanlı
Devletinin kuruluşundan gelişimine, çok alanda rol almıştır.
Değerli arkadaşlarım,
Türkiye, gerek 1961 gerekse 1982 Anayasasında, uluslararası normlara uygun
olarak, sosyal güvenliği "temel insan haklarından biri ve devlet
görevi" olarak tarif etmiş ve garanti altına almıştır.
Ülkemiz, kurumsal sosyal
güvenlik sistemini, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde "primli
rejimler" olarak da adlandırılan sosyal sigorta kurumlarını esas alarak
oluşturmuştur. Nitekim, 1945 yılında SSK, 1949 yılında Türkiye Cumhuriyeti
Emekli Sandığı ve 1971 yılında da Bağ-Kurun oluşturulmasıyla, Türk sosyal
güvenlik sisteminin bugünkü çatısı oluşturulmuş ve sistemin kurumsal gelişmesi
büyük ölçüde tamamlanmıştır.
Takip eden yıllarda
çıkarılan 2925 ve 2926 sayılı kanunlarla sosyal güvenlik kapsamına alınan nüfus
kesimi önemli ölçüde genişletilmiş ve nihayet, 1999 yılında, 4447 sayılı Kanunla
yürürlüğe giren işsizlik sigortasıyla yeni ve önemli bir adım daha atılmıştır.
Kurumsal yapı, kapsam ve
mevzuat bakımdan önemli gelişmeler sağlayan Türk sosyal güvenlik sistemi,
1990'lı yılların başından itibaren problemlerle karşılaşmaya başlamış ve
sistemin temel fonksiyonlarını yerine getirmesini güçleştiren ciddî bir
finansman krizi içine düşmüştür.
Yaşlılık, malullük, ölüm
ve sağlık sigortası hizmetleri sağlayan Bağ-Kura esnaf, sanatkâr, tüccar,
sanayici ve serbest meslek sahipleri ile
köy ve mahalle muhtarlarının kayıt ve tescil yaptırmaları zorunlu
tutulmuş; ev kadınlarının herhangi bir işte çalışmayan kişilerin ve Türkiye'de
ikamet eden Türk asıllı ancak yabancı uyrukluların tabi olması ise, gönüllülük
esasına bağlanmıştır.
Kurumun uyguladığı diğer
bir kanun olan 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal
Sigortalar Kanunuyla herhangi bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında olmayan ve
bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın tarımsal faaliyette bulunan
kimselerden 22 yaşını doldurmuş erkekler ve 22 yaşını doldurmuş aile reisi
kadınların Bağ-Kura kayıt ve tescil yaptırmaları zorunlu tutulmuştur.
1.10.1972 tarihinde
kuruluşunu tamamlayarak sigortalılarına malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası
kollarında hizmet vermek üzere çalışmalara başlayan Bağ-Kur, 1.1.1986 tarihinde
uygulamaya konulan 3235 sayılı Kanunla üç yıllık süreç içerisinde kademeli
olarak sağlık sigortası uygulamasına da başlamıştır.
1479 sayılı Kanuna tabi
yaklaşık 2 400 000 sigortalı bulunmaktadır. Bu kanun kapsamında 1 200 000 kişi
aylık almakta; bunların 15 000'ini maluliyet, 723 000'ini yaşlılık aylığı, 500
000'ini dul ve yetim aylığı alanlar oluşturmaktadır.
2926 sayılı Kanuna tabi
yaklaşık 915 000 sigortalı bulunmaktadır. Bu kanun kapsamında 173 000 kişi
aylık almakta; bunların 1 700 kişisini maluliyet, 108 000'ini yaşlılık aylığı,
63 000'ini ise dul ve yetim aylığı alanlar oluşturmaktadır. Böylece, 1479 ve
2926 sayılı kanunlara tabi yaklaşık 3 300 000 sigortalı, 1 400 000 kişi aylık
alan olmak üzere toplam 4 700 000 kişi
kuruluşla direkt ilgili olup, bağımlılarla beraber Bağ-Kur, 20 000 000 kişiye hizmet etmektedir.
Değerli arkadaşlarım,
sigortalılara tanınan çeşitli borçlanma imkânları, emeklilik yaşı ve prim ödeme
sürelerinde indirim yapılması ve işi terk zorunluluğunun kaldırılması gibi
nedenlerle kurumun emekli sayısı giderek artmış ve Bağ-Kur, 1989 yılından
itibaren açık vermeye başlamıştır. 1989 yılında 77 milyar lira olarak
gerçekleşen finansman açığı, yıllar itibariyle giderek büyümüş, 1999 yılında
895 trilyon lira, 2000 yılında 1 katrilyon 200 trilyon lira, 2001 yılında ise
1,8 katrilyon lira, 2002 yılında 2,8 katrilyon lira olmuş; 2003 yılında ise 4,1
katrilyon lira olması beklenmektedir.
Bu bağlamda, hükümetimiz,
günün değişen koşullarına ayak uydurabilmek, sosyal güvenlik kuruluşlarındaki
norm ve standart birliğini sağlamada mesafe almak, kurumun idarî ve malî
yapısını kuvvetlendirmek, gelir-gider dengesini düzeltici önlemler alabilmesini
ve idarî düzenlemeler yapabilmesini teminen, Kurumun yasal dayanağını
kuvvetlendirmek amacıyla, Bağ-Kurun esasını oluşturan 1479 sayılı Kanunun bazı
maddelerinde, bu tasarıyla, çeşitli düzenlemelere gitmiştir.
Değerli arkadaşlarım, bu
bağlamda, kurum, gelirlerinin verimli bir şekilde değerlendirilmesine yönelik
olarak, yeni bir daire başkanlığı ihdas etmiştir. Yönetimde etkinlik ile
verimliliğin artırılabilmesi amacıyla, yeni ihdas edilen başkanlık ve teknik
uzman personel nitelikleri belirlenmiş, kurumun sağlık ve sigorta hizmetlerinde
gerekli tespit ve kontrollerin yapılabilmesi için, teftiş mekanizmasına
ilaveten, Bağ-Kur denetmenleri çalıştırılmasına imkân veren düzenlemeler
yapılmıştır.
Kurum gelirleri yeniden
tanımlanmış ve gayrimenkullerin kira bedellerinin rayiç ve emsal bedellere göre
belirlenmesi esası getirilmiştir. 1479 sayılı Kanunun 24 ve 25 inci maddeleri,
kanunun amacına uygun olarak yeniden düzenlenmiş ve bu çerçevede, vergi
kayıtları, yükümlü veya muaf olarak, sigortalı sayılmanın vazgeçilmez unsuru
olarak öne çıkarılmıştır.
Diğer sosyal güvenlik
kuruluşlarıyla norm ve standart birliğini sağlamak ve sigorta kolları
arasındaki uygulama farklılığını gidermek amacıyla, borçlu malûllük aylığı
bağlanması uygulamasına son verilmiş; aylığa esas hizmetin maliyetinde eşitlik
ve rasyonelliğin sağlanması için toptan ödeme ihya bedellerinin rayiç prim
tutarları üzerinden tahsili öngörülmüş; ölüm aylığında aranan hizmet süresinde
de, norm ve standart birliğini sağlamak amacıyla, üç yıllık süre beş yıla çıkartılmıştır.
Suiistimallerin önlenerek
uygulamanın disiplin altına alınması amacıyla, isteğe bağlı sigortalılığın
başlangıç ve sona erişi yeni esaslara bağlanmış ve ayrıca, uluslararası
sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerimiz çerçevesinde yabancı uyruklulara
da isteğe bağlı sigortalılık hakkı verilmiştir.
Sigortalı sayısının
artırılarak prim ödeme tabanının genişletilmesi ve bozulan aktif-pasif
sigortalı dengesinin yeniden kurulmasına yönelik düzenlemeler çerçevesinde,
idarî cezaları öngören 80 inci madde yeniden yürürlüğe konularak, sigortalı
olması gerekenlerin sisteme dahil edilmesi amaçlanmıştır.
Askerlik borçlanmasında
ödeme süresi kısaltılarak, gecikmeden kaynaklanan kurumun kaybının önlenmesi
amaçlanmıştır. Sağlık sigortasının kapsamı, gelirleri, gelirlerinin işletilmesi
hususları yeniden düzenlenmiştir. Sağlık sigortası primlerinin uzun vadeli
sigorta kolu primlerinden ayrılması ve bu sigorta kollarında toplanan primlerin
birbirine aktarılmasını önleyecek düzenlemeler yapılması suretiyle, sağlık
yardımlarında gerçeğe uygun gelir-gider hesaplarının yapılması ve sağlık sigortasında uzun vadeli bir
politika oluşturulması amaçlanmıştır.
Kurumun uyguladığı diğer
bir kanun olan 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal
Sigortalar Kanunu, 17.10.1983 tarihinde kabul edilmiş ve 1.1.1984 tarihinde
yürürlüğe girmiştir. 10 yıllık süre içinde kademeli olarak tüm illerde
uygulanması öngörülen kanun, ilk kez,
29.5.1980 tarihinde Konya ve Kırşehir İllerinde uygulamaya başlanılmış
ve son 20 ilin de 1.7.1993 tarihinde kapsama alınmasıyla, yurt genelinde
uygulanması tamamlanmıştır. Halen, bu kanuna tabi olarak, yaklaşık 880 000
aktif sigortalı ile 93 000 aylık alan sigortalı ve hak sahibi bulunmaktadır.
Sosyal güvenliğin
yaygınlaştırılması, prim tahsilatının artırılması, sigorta hizmetlerinin ilke
olarak nimet-külfet dengesi içinde ve kendi finansman kaynaklarıyla
karşılanması ve sosyal sigorta kuruluşları arasında norm ve standart birliğinin
sağlanması gibi başlıca hedefler ve ilkeler önplana alınarak, 2926 sayılı
Kanunda geniş kapsamlı değişiklik yapılması zorunlu hale gelmiştir.
Değerli arkadaşlarım,
yapılan değişiklikler çerçevesinde, sigortalıların ödeyecekleri primler ile
aylıkların hesaplanmasında, Bakanlar Kurulunca tespit edilecek katsayı esasına
dayalı 24 basamaklı bir gösterge sistemi getirilerek, ilk defa, sigortalılığa
girişte ve basamak yükseltmesinde, giriş keseneği ve basamak yükseltme farkı
alınması uygulamasına geçilmesi benimsenmiştir.
Basamak sayısı, 1479
sayılı Kanuna paralel olarak 12'den 24'e çıkarılmış ve sigortalıların birinci
basamaktaki yığılmalarını önlemek amacıyla, 12 nci basamağa kadar otomatik
basamak yükseltme imkânı getirilmiş ve böylece, sosyal güvenlik haklarının daha
cazip hale gelmesi temin edilmiştir.
Basamak sayısının 12'den
24'e çıkarılması nedeniyle, emekliliklerini 12 basamaklı sisteme göre ayarlayan
sigortalıların zarar görmelerini önlemek amacıyla, isteyen sigortalılara,
bulundukları basamakları 12 basamak yükseltme imkânı getirilmiştir.
Ayrıca, maluliyet aylığı
taleplerinde de, 1479 sayılı Kanuna paralellik sağlanarak, borçlu aylık
bağlanması önlenmiş, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu bağlanan maluliyet
ve ölüm aylıklarında bir tam yıl prim ödeme şartı kaldırılmıştır.
Yaşlılık aylığının
kesilmesinde öngörülen şartlar değiştirilerek diğer sosyal güvenlik kanunlarına
paralellik sağlanmış ve aylığın kesilmesi isteğe bağlı bırakılarak, toptan
ödeme ihyasına ilişkin hükümler değiştirilmiş ve hizmetlerin, talep tarihindeki
prim tutarları üzerinden tahsili benimsenmiştir. 1479 ve 2926 sayılı Kanunlarda
yapılan bu değişikliklerin kanunlaşması halinde, Türkiye'deki sosyal sigorta
programları arasında norm ve standart birliğinin sağlanmasında önemli bir adım
atılmış olacak ve dolayısıyla, bu kanuna tabi sigortalılara verilecek sosyal
sigorta yardımlarında büyük ölçüde iyileştirme sağlanacaktır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekili arkadaşlarım; 21 inci Yüzyılın ilk çeyreği, gelişmiş ülkelerde,
sosyal güvenlik sistemlerinde yeniden yapılanma çabalarının sürdüğü yıllar
olacak ve 21 inci Yüzyıl, bu yönüyle "sosyal güvenlik" çağı olarak da
adlandırılacaktır. Hükümetimizin sosyal güvenlikle ilgili olarak uzun vadeli ve
kararlı politikaları çerçevesinde, Acil Eylem Planımızda yer aldığı gibi, 2003
yılı sonuna kadar sosyal güvenlik sistemiyle ilgili olarak, sağlık
hizmetlerinin sosyal güvenlik sisteminden ayrılarak ve herkese sağlık hizmeti
sunacak olan genel sağlık sigortası sistemine geçilmesi; SSK, Bağ-Kur ve Emekli
Sandığında norm ve standart birliğinin sağlanması; uzun vadeli ve kısa vadeli sigorta
kollarının birbirinden ayrılması, bütün sosyal güvenlik kuruluşlarının tek çatı
altında toplanması ve prim karşılığı olmayan ödemelerin kaldırılmasıyla ilgili
çalışmalar devam edecektir.
Hükümetimiz, ülke çapında
istihdama büyük katkı sağlayan sosyoekonomik dengelerin kurulmasına yardımcı
olan, haysiyeti ve onuruyla çalışarak 20 000 000 kişiye ekmek götüren,
dürüstlük ve özveri timsali olan esnaf ve sanatkâr kardeşlerimize hizmet
götürmeye devam edecektir diye ekliyor; Yüce Heyetinizi, tekrar saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Mahçiçek.
Şahısları adına, İstanbul
Milletvekili Sayın Lokma Ayva; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
LOKMAN AYVA (İstanbul)
- Sayın Başkan, AK Partimizin,
CHP'mizin, DYP'miz ve ANAP'ımızın değerli milletvekilleri, bağımsız değerli
milletvekillerimiz; hepinize, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Önce, birkaç ay önce
duyduğum bir fıkrayı anlatmak istiyorum: Bir gün, ormanda, aslan ile boğa
karşılaşmışlar, sohbet ediyorlar. Tabiî, sohbet ederken akşam olmuş. Aslan
demiş ki: "Benim eve gitmem lazım, evdeki kızar." Boğa da "yahu,
sen koskoca ormanlar kralısın; ihtişam, muhteşem, azamet... Bir de evdekinden
korkuyorsun" demiş. Aslan da demiş ki: "Beni, evde, seninki gibi bir
inek beklemiyor, dişi bir aslan bekliyor." Onun hesabı, hakikaten gelecek,
insanlar için, bazen, dişi bir aslan durumunda ya da bazen inek durumunda
olabiliyor; ama, şu anda, gelecekle ilgili bir belirsizlik, insanların
kafasında mutlaka var ve bunu, insanımız, garanti altına almak için, bir sosyal
güvenlikle kendisini bütünleştirmek istiyor ve yarınından emin olmak istiyor.
Abraham Maslow'un, bir
"hierarchy of needs" dediği ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisi var ve
burada, birinci sırada fizyolojik ihtiyaçlar, ikinci sırada güvenlik ihtiyacı
var; "yarınından emin olma ihtiyacı da" diyor. O açıdan, son derece
önemli bir tasarıyı görüştüğümüzü düşünüyorum ve arkasından da SSK geleceği
için, bugün, belki, Sayın Mahçiçek'in dediği gibi, 21 inci Yüzyıl sosyal güvenlik
çağı olacak; ama, bugün, Türkiye için, inşallah, güzel bir sosyal güvenlik
geleceğinin başlangıcı olacak diye inanıyor ve ümit ediyorum.
Sayın milletvekilleri, bu
tasarı dolayısıyla, birkaç tane önerge hazırladım; değerli milletvekillerimizle
beraber verdik. Bundaki neden şu: Genellikle, ayrıntı bir konu olduğu için
-inşallah insanın başına gelmez- çok insanın da başına gelmediği için, bu
konulara vukufiyet olmayabiliyor. Onun için de, adaleti, hakkı, hakkaniyeti
gözeten ve bunun gerçekleşmesini sağlayacak üç önerge verdik. İnanıyorum ki, bu
önergeleri destekleyeceksiniz, desteğinizi esirgemeyeceksiniz; çünkü, bu çatı
altında, hep adalete yönelik şeyler gerçekleşiyor, inşallah bundan sonra da
gerçekleşecek. Türkiye'nin kaderi burada yazılıyor.
Değerli
milletvekillerimiz, ben, birer cümleyle bilgi vermek istiyorum. Kulis yapmış
olmuyorum; çünkü, Genel Kuruldayım. Belki, genel kurul yapmış oluyoruz.
Bu önergelerin esprisi
şu: Özürlülerle ilgili olarak, SSK ve Emekli Sandığında olanın Bağ-Kur'a da sirayet
etmesi ve Anayasanın ve Medenî Kanunun ilgili maddelerinin bu kanunda da
kendini göstermesi.
Bunlardan birisi şu:
Emeklilikle ilgili olarak özürlülere de bir kolaylık sağlanması; çünkü,
emeklilikle ilgili, SSK ve Emekli Sandığındaki düzenlemeden, Bağ-Kur mensubu
sigortalı özürlüler yararlanmıyor. Niye; çünkü, onlar kendi işlerini kurdular.
Yani, kendi işini kuran, risk alan, müteşebbis olan insanları desteklemek
yerine, negatif bir durum söz konusu oluyor ve SSK ve Emekli Sandığındakilerden
farklı bir muameleye maruz kalıyor arkadaşlarımız, vatandaşlarımız.
Bir başka husus şu: Kız
çocukları ile erkek çocukları arasında bir ayırım vardı. Onun da giderileceğini
düşünüyoruz.
Bir başka husus da, yine,
SSK ve Emekli Sandığında verilmiş olan, kendisi Bağ-Kur mensubu, fakat, çocuğu
özürlü olan sigortalılarla ilgili.
Ben biliyorum ki, hak ve
adalet üzere olan önergeler desteklenecek; fakat, saçma sapan şeyler de
desteklenmeyecek. O yüzden de, biz, bu özelliğe dikkat eden önergelerimizi,
inşallah, sizlere arz edip, desteklerinizi bekleyeceğiz.
Şu ana kadar, bu kanunun
eksikliğinden dolayı çok sıkıntı çeken vatandaşlarımız oldu. Bu kanunla,
inşallah, o sıkıntıların biteceğini ümit ediyoruz. Aynı zamanda, hükümetimizin
de bu konudaki hassasiyetini düşünerek, kanunun bütün memleketimize hayırlı
olmasını diliyorum.
Çok teşekkür ediyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Ayva.
Şahısları adına, Antalya
Milletvekili Sayın Hüseyin Ekmekçioğlu; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
HÜSEYİN EKMEKÇİOĞLU (Antalya)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısıyla
ilgili olarak kişisel görüşlerimi sunmak üzere söz almış bulunmaktayım; Yüce
Heyetinizi saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlarım,
esnaf ve sanatkârımız, işletme sayılarının çokluğu, ülke çapında istihdama
sağladıkları büyük katkı, sosyoekonomik dengelerin kurulması, tarımsal ve sınaî
ürünlerinin tüketiciye ulaştırılması ve üretimde azımsanmayacak bir paya sahip
olmaları nedeniyle, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de önemli bir toplumsal
kesimdir.
Dünyada büyük gelişmeler
ve değişmeler yaşanırken, ülkemizde de her bakımdan çok önemli yeri olan esnaf
ve sanatkârlarımız, maalesef, pek çok sorunla karşı karşıyadır. Esnafımızın bu
sorunlarını çözmek, hepimizin önceliği olmalıdır. Esnaf ve sanatkârları yok
saymanın, esnaf ve sanatkârları gözden çıkarmanın, topluma ve ülkeye vereceği
zararın ve çıkaracağı faturanın çok ağır olacağı unutulmamalıdır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; tasarının 15 inci maddesinde, Bağ-Kurlularımızı sıkıntıya
sokacak bir hüküm söz konusudur. Bu konudaki görüşlerimi, 15 inci madde
görüşülürken dile getireceğim.
Tasarının 44 üncü
maddesiyle, yaşlılık aylığı alanlardan, ticarî ve meslekî kazancı dolayısıyla
gerçek veya basit usulde Gelir Vergisi mükellefiyeti devam edenlerin
aylıklarından yüzde 10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilmesine
ilişkin uygulama söz konusu olacaktır.
Değerli arkadaşlarım,
zaten birçoğu yoksulluk sınırında aylık alan Bağ - Kur emeklilerimiz, zor
durumda kalmaktadırlar. SSK ve Emekli Sandığı emeklileri yönünden öngörülmeyen
bu kesintinin, Bağ - Kur emeklilerine reva görülmesi, adaletsiz ve haksız bir
uygulamadır. Bütün esnaf teşkilatları, bu uygulamadan ıstırap duymaktadır.
Yetersiz Bağ - Kur emekli aylığı alanların, bir de, aylıklarından yüzde 10
oranında sosyal güvenlik destek primi kesilmesi, bu kesimi, açlığa ve
yoksulluğa sevk etmektedir.
Değerli milletvekilleri,
mevzuatımızda bulunan ve tasarıda yer alan sosyal güvenlik destek primi
uygulaması, sigortacılık temel ilkeleriyle bağdaşmadığı gibi, Anayasamıza da
aykırıdır. Emekliye ayrıldıktan sonra, kendi nam ve hesabına çalışan Emekli
Sandığı ve SSK iştirakçileri için söz konusu olmayan bu uygulamanın, Bağ - Kur
emeklileri için sürdürülmesi, hakkaniyet ilkesine de aykırıdır.
Anayasamızın eşitlik
ilkesine de aykırı bu haksız uygulamanın yürürlükten kaldırılmasıyla, işyeri
açan Bağ - Kur emeklilerinin maaşlarından yapılan yüzde 10 sosyal güvenlik
destek primi kesintisine son verilmesi gerekmektedir. Uygulamaya başlanıldığı
günden bu yana, Bağ - Kur emeklilerimizin yoğun tepkisine yol açan ve onları
mağdur eden bu uygulamaya, kesinlikle son verilmelidir.
Değerli arkadaşlarım,
esnaf ve sanatkârımız, tarımda çalışan insanımız, devlete, zamanında vergi ve
prim ödeyen kesimlerimizdir. Devletimize katrilyonlarca lira vergi ödemelerine
karşın, devlete yükleri de azdır. Batan bankaların devletimize verdiği zarar 45
milyar dolarken, esnafımıza verilen destek devede kulaktır.
AB ülkeleri, sosyal
güvenlik primlerinde, esnaf ve sanatkârları teşvik için, yarattığı istihdama
göre ve yatırıma yöneldiğinde, önemli miktarlarda indirimler yaparken, ülkemiz
esnaf ve sanatkârları, böyle bir olanaktan yararlanamamaktadır. Hiç olmazsa,
Bağ - Kur ve SSK prim artış oranlarının makul düzeylerde tutulmasına yönelik
mevzuat değişikliğine, mutlaka gidilmesi gerekmektedir.
Değerli arkadaşlarım,
günümüz ekonomik koşulları içerisinde, Bağ - Kur prim borçlarının,
aksatılmadan, düzenli olarak ödenmesinin mümkün olmayacağı muhakkaktır. Bu nedenle
"sosyal güvenlik barışı" adı altında, Bağ-Kur sigortalılarının
birikmiş prim borçları ve buna ilişkin olarak tahakkuk eden gecikme zammı ve
faizlerine ödeme kolaylığı getirilmelidir. İstenen, tüm borçların affedilmesi
değildir. Bu kişileri beklenti içine sokmak da, düzenli prim ödeyene haksızlık
olduğu gibi, ödeme alışkanlığını da bozmaktadır. Burada istediğimiz, prim
borçlarının aslını ödemek koşuluyla, prim borçlarına tahakkuk eden gecikme
zammı ve faizlerinin TÜFE'ye endekslenmesine ve en az 12 ay olmak üzere
taksitlendirilmesine imkân tanınmasıdır.
Değerli arkadaşlarım,
yasa tasarısının 16 ncı maddesinde, kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler,
kamu iktisadî teşebbüsleri, esnaf kefalet kooperatifleri ve bankalarda
yapılacak işlemlerde, sigortalılardan, Bağ-Kurlu olduğuna dair belge istemek ve
Bağ-Kurlunun da bunu ibraz etmek zorunda kalması zorunluluğu getirilmektedir.
Zaten, banka ve kefalet kooperatiflerinin kredileriyle ayakta durmaya çalışan
esnafın, bu uygulama karşısında çok zor duruma düşeceği muhakkaktır. Bu
nedenle, esnafın kredi işlemlerinde, Bağ-Kura borcu olmadığını gösterir belgeyi
ibraz etme zorunluluğu ortadan kaldırılmalıdır.
Değerli milletvekilleri,
tasarının 37 nci maddesiyle, isteğe bağlı sigortalılar, sağlık yardımları
kapsamından çıkarılmıştır. Anayasanın eşitlik ilkesine uygun olarak, isteğe
bağlı sigortalılar da, sağlık primi ödemek koşuluyla sağlık hizmetlerinden
yararlandırılmalıdır.
Ülkemizde yaşanan
ekonomik kriz döneminde işyerini kapatmak zorunda kalan, ancak çok zor şartlar
altında bile olsa, geleceğini garanti altına almaya çalışan esnaf ve
sanatkârlarımız ile işsizliğin yoğun olarak yaşandığı bu ortamda başka bir
imkânı olmadığı için isteğe bağlı sigortalılığı tercih eden birçok
vatandaşımız, yalnızca emekliliğe hak kazanmakta, ancak, sağlık hizmetlerinden
yararlanamamaktadır. Sağlık primini ödemeye razı olan bu kesime, önceden olduğu
gibi, sağlık hizmetlerinden yararlanma olanağı mutlaka tanınmalı, mevcut çifte
standart uygulaması düzeltilmelidir.
Değerli arkadaşlarım,
tasarının 38 inci maddesiyle, sigortalıların sağlık yardımından yararlanmaları,
ilk defa sigortalı olanlar için dört ay, yeniden sigortalı olanlar için ise en
az sekiz ay eksiksiz sağlık primi ödemiş olmaları ve sağlık sigorta prim borcu
bulunmaması şartına bağlanmıştır.
Görüldüğü gibi, Bağ-Kur
sigortalılarının, sağlık sigortasından yararlanma şartları oldukça ağırdır. Bir
esnaf, sekiz ay prim ödediği ve prim ve gecikme zammı borcu olmadığı takdirde,
sağlık hizmetlerinden yararlanma imkânına sahip oluyor; ancak, ekonomik
koşullar karşında faaliyetlerine birkaç ay ara verdiğinde, bu hakkı elinden
alınıyor; tekrar faaliyetine başladıysa, tekrar dört ay prim ödeme koşulu
aranıyor. Kısaca, Bağ-Kura tabi sigortalının sağlık hizmetlerinden
yararlanması, imkânsıza yakın olmaktadır.
Sosyal güvenlik kavramını
incelediğimizde, toplumdaki bireylerin, hiçbir ayırım gözetilmeksizin,
bugünlerinin ve geleceklerinin çeşitli sosyal ve ekonomik risklere karşı
güvence altına alınması ve toplumun bütünüyle gelecek endişesinden kurtulmasını
amaçlayan bir sistemler bütünü olduğunu görmekteyiz.
Cumhuriyetimizin ilanını
takiben Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk "cumhuriyet, bilhassa
kimsesizlerin koruyucusudur" diyerek, korunmaya muhtaç vatandaşlarımızı
cumhuriyet rejiminin himaye edeceğini, en veciz bir şekilde vurgulamıştır.
Türkiye, sosyal bir hukuk
devletidir. Bu bakımdan da, devletin yükümlülüğü, Anayasamızın 60 ncı
maddesinde belirtilmiştir. Buna göre "herkes, sosyal güvenlik hakkına
sahiptir. Devlet,bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilâtı
kurar" şeklinde tanımlanan bu çağdaş kavram, ekonomik ve sosyal
gelişmelere paralel olarak yeni boyutlar kazanmalıdır.
Sosyal hukuk devleti
ilkelerine aykırı bir uygulama olan tasarıdaki bu maddenin, uygulama imkânı
düşünülemez. Kaldı ki, ülkemizdeki mevcut diğer sosyal güvenlik kuruluşları ile
Bağ-Kur arasında norm ve standart birliği sağlama açısından da maddenin
yürürlüğe girmesi son derece yanlış olacaktır. SSK'da olduğu gibi, sağlık
yardımından yararlanmak için, Bağ-Kurda da, yalnızca, ilk defa ve yeniden
sigortalı olanlarda dört ay eksiksiz sağlık sigorta primi ödemiş olmak koşulu
yeterli olmaktadır.
Değerli milletvekilleri,
tasarının 57 nci maddesinde, sigortalılara en az 12 basamak yükseltme hakkı
tanınmakla birlikte, basamak yükseltme hakkından yararlanan sigortalılara,
basamak intibaklarının yapıldığı tarihten itibaren üç yıl sonra diğer şartların
yerine getirilmesi halinde aylık bağlanabileceği hükmü vardır. Oysa, sigortalı,
yükseltmek istediği basamak primlerini ve yükseltme farklarını ödeyerek malî
yükümlülüklerini yerine getirdiğinden bekleme süresi şartı kaldırılmalıdır.
Değerli milletvekilleri,
esnaf ve sanatkârlarımız pek çok sorunla karşı karşıyadır. Bu sorunlar, kamu
yöneticilerinin, iştirakçilerin ve siyasetçilerin ilgisiz ve duyarsız
yaklaşımlarından kaynaklanmaktadır. Zor ekonomik ve sosyal koşullar altında
faaliyetlerini sürdüren esnafımızın sorunlarını çözmek için gerekli adımları
atmak, hem muhalefet olarak bizim hem de iktidardaki partinin görevidir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın
Ekmekcioğlu, konuşmanızı tamamlar mısınız.
Buyurun.
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
(Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Anayasamızın 173 üncü
maddesi, devleti, esnaf ve sanatkârları destekleyici önlemler almakla zorunlu
kılmaktadır.
Ülkemizde yaşanan
ekonomik kriz nedeniyle güçlükle ayakta durmaya çalışan esnaf ve
sanatkârlarımızın mevcut sıkıntılarını bir ölçüde de olsa azaltmak için, karşı
olduğumuz maddelerin yeniden gözden geçirilerek yasalaşacağını ümit ediyoruz.
Esnafımızın yüzünü
güldürecek yasaların çıkması dileğiyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Ekmekcioğlu.
Sayın milletvekilleri,
tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler...
Teşekkür ederim. Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi okutuyorum
:
ESNAF VE SANATKÂRLAR VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANLAR SOSYAL
SİGORTALAR KURUMU KANUNUNUN VE TARIMDA KENDİ ADINA VE HESABINA ÇALI-ŞANLAR
SOSYAL SİGORTALAR KANUNUNUN BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ, YÜRÜRLÜKTEN
KALDIRILMASI VE BU KANUNLARA GEÇİCİ MADDELER
EKLENMESİ HAKKINDA KANUN TASARISI
BİRİNCİ BÖLÜM
Esnaf ve Sanatkârlar ve
Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu
ile İlgili Değişiklikler
MADDE 1. - 2.9.1971
tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal
Sigortalar Kurumu Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan
"ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı olmak" ibaresi madde
metninden çıkarılmış ve üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Kurum, bu Kanun ve
özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliği haiz bir kamu kurumudur. Kurum,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bağlı kuruluşu olan Sosyal Güvenlik
Kurumunun ilgili kuruluşu olup, idari ve mali bakımdan özerktir."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Adalet ve Kalkınma
Partisinin bu madde üzerinde Grup adına söz talebi var mı Sayın Başkan?
HALUK İPEK (Ankara) -
Hayır yok.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Sayın Cevdet Selvi,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına söz istediği için bu soruyu
yönelttim.
Buyurun Sayın Selvi. (CHP
sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA M. CEVDET
SELVİ (Eskişehir) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; ilkönce, hepinizi
şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygı ve sevgiyle selamlarım.
Bu görüşülmekte olan,
Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu
Kanununun ve Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar
Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi, Yürürlükten Kaldırılması ve Bu
Kanunlara Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde Grubum ve
şahsım adına söz aldım; bu nedenle vaktinizi almaktayım.
Bu tasarının 1 inci
maddesiyle, kanunun "ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı
olmak" ibaresi metinden çıkarılarak, yerine "Kurum, Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığının bağlı kuruluşu olan Sosyal Güvenlik Kurumunun ilgili kuruluşu
olup, idarî ve malî bakımdan özerktir" ibaresi getirilmiştir. Elbette,
daha önceki 57 nci hükümet zamanında hazırlanmış bu ve diğer yasa tasarıları,
Türkiye'deki sosyal güvenlik sisteminin yetersiz olmasından kaynaklanan ve daha
önce çıkardığımız Sosyal Güvenlik Kurumunun kuruluşuyla ilgili kanunun da
işlerlik kazanabilmesi için bu değişikliği yapmak zorunluluğu vardı, bu nedenle
gelmiştir.
Tabiî, 1971 yılında
çıkarılan 1479 sayılı Yasa, esnafımızı, sanatkârımızı, birkısım tarımda
çalışanları sosyal güvenlik şemsiyesi altına alabilmek, Anayasanın da verdiği
görevi gerçekleştirmek için yürürlükte kaldı; ama, arzu edilen sonuca
ulaşılamadı.
İşte bugün yeniden, aşağı
yukarı 20 000 000 yurttaşımızı, 4 000 000 kayıtlı esnafımızı, çoluk çocuğunun
geleceğini ve sağlığını ilgilendiren bir yasal düzenlemenin temelini atmak
üzereyiz. Bugün, sigortalı esnaf, Bağ-Kurda 2 424 248 kişi; ama, sadece kayıtlı
4 000 000 esnafımız vardır. Diğer tarafta da aynı eksiklik var. Demek ki,
Türkiye, uzun süreden beri, çağdaş bir ülke, ciddî bir ülke, sosyal bir devlet
anlayışını gerçekleştirememiştir ve sorunlar arka arkaya gelmiştir.
Şimdi, bu tasarının
geneline baktığımızda, bu tasarı, sosyal güvenliğin yaygınlaştırılmasını,
yurttaşların büyük bir bölümünü kapsamasını sağlamak üzere düzenleme
yapmaktadır. Prim tahsilatının artırılmasını sağlamak üzere yeni bir düzenlemedir.
Sigorta hizmetlerinin, nimet ve külfet dengesinde, kendi finansman
kaynaklarıyla karşılanmasını öngörmektedir veya bunu gerçekleştirme amacıyla
hazırlanmıştır ve sosyal güvenlikte norm birliğinin sağlanmasını amaçlamaktadır.
İşte, söylediğimiz gibi,
yasalar çıkabilir, 1 inci, 3 üncü, 56 ncı maddeleri ortaya konulabilir. Çıkan
yasalar, 1971'den bugüne 20, 30, 40 yıl yürürlükte olabilir; ama, bu yasaların,
amacına uygun hizmet edip etmediğine bakmak zorunluluğu vardır. Bu, onu
gidermeyi amaçlamaktadır, onun için, önemli bir girişimdir. Peki, şimdiye
kadar, bu yasa, neden amacına uygun sonuçlar vermedi; bu yasayı hazırlayanlar,
bunu da, yasayla beraber düşünmek zorundadır. Otuz yıldan beri, 1479 sayılı
Yasayla ve 2926 sayılı Yasayla amaçlanana ulaşılamamıştır; çünkü,
yurttaşlarımızın büyük bir bölümü bu kapsam içerisinde olması gerekirken, çok
küçük bir bölümü gelmiştir.
İkincisi, bu yasada
amaçlanan sonuca ulaşılamamıştır. Prim kesilmiştir; fakat, prim
toplanamamıştır. Toplanan primlerle de, sigortalıların, ne sağlığı ne sosyal
güvenliği ne emekliliği, teminat altına, garanti altına alınmıştır. Demek ki,
yasaları çıkarmak mümkündür; yasalar çıktıktan sonra, yıllarca, onu uygulamaya
çalışmak da mümkündür; amaca uygun sonuç vermiyorsa, bunun nedenlerini aramak
da, hükümetlerin görevidir, Meclisin görevidir.
Bu yasayı çıkarırken ve
geleceğe dönük altyapı olan bu çalışmayı yaparken, kimlere, nasıl hizmet
edileceğini, hükümetlerin, yasayı yapanların, mutlak düşünmesi lazım. Bu yasa
değişikliğinin yapılması zorunluluğu nereden kaynaklandı, ne gibi aksaklıklarla
bu noktaya geldi ki, biz, yeniden bir yasa düzenlemesi yapacağız, yeniden bir
sosyal güvenlik sistemini oluşturmaya gideceğiz; buna bakmak lazım. İşte, buna
baktığımız zaman, elimize şunlar geliyor; bugün, sosyal güvenlik sisteminde,
gerek Bağ-Kurun gerekse Sosyal Sigortalar Kurumunun, hatta, en az onun kadar da
Emekli Sandığının başarıya ulaşmayış nedenlerinden birkaç tanesi, şunlar olarak
-bu yasayı çıkarırken, o aksaklıkları da giderme mecburiyetimiz açıkça ortaya
çıkıyor- görülüyor:
Nedir; kötü yönetim.
Türkiye, kötü yönetilmiştir bugüne kadar; genel durumu budur. Sosyal güvenlik
kurumları da, kuruluşları da, hiç iyi yönetilmediği için, işte biz bugün bu
noktaya gelmişiz. Buna umut bağlayan sigortalılar, dulları ve yetimleri, bugün,
mağdur ve güç durumda kalmıştır.
Kayıtdışı ekonomiye
gereken çözüm bulunamadığı için, gerekli önlem alınamadığı için, bu sosyal
güvenlik kurumları bu hale gelmiştir.
En önemlilerinden bir
tanesi, maalesef, çözümü doğrultusunda önemli bir göstergenin de olmadığı bu
kurumlardaki var olan, göz göre göre devam eden yolsuzluklar nedeniyle, işte,
umutla bu sigorta kapsamında bulunanları mutlu ve memnun etmemiş, amacına uygun
sonuç vermemiştir.
Bir diğeri de, esnaftan,
sanatkârdan, çiftçiden, işçiden, memurdan alınan paraların, fonlarda, doğru
düzgün, ekonomik koşullara uygun yönetilememiş olmasının sonucu bu olumsuz
noktaya gelinmiştir. Âdeta, iktidarlar, bu sosyal güvenlik kuruluşlarının
primlerini nakit para kasası olarak kullanmışlardır ve bu noktaya geliş
nedenlerimizden bir tanesi prim tahsil edilemez hale gelmiştir. Primin gerçekçi
bir biçimde ve üst düzeyde tahsil edilememesi, işte, bu çöküntüyü karşımıza
getirmiş, karanlık tabloyu ortaya koymuştur.
Prim alacaklarına
getirilen aflar. Devletin katkısı olmamıştır. Bu konuyu özellikle altını
çizerek belirtmek istiyorum. Sosyal güvenlik kuruluşlarının hazırlıkları,
yasaları ve düzenlemeleri yapılırken, belirli kesimlerden ve özellikle bizim
tarafımızdan "devletin, sosyal güvenlik kurumlarına, kuruluşlarına katkı
sağlaması mutlak gereklidir" denildiğinde, bazı vatandaşlarımız veya bazı
kişiler "devlet nereye yetişsin, böyle de şey olur mu" gibi düşünceye
sahip olmaktadırlar. Vatandaş vergi vermektedir ve vergiyi, ülkenin bütünlüğü,
ülkenin dış düşmanlara karşı, kamuoyunun düzenlemesine karşı, eğitimine,
sağlığına halka hizmet etsin diye verir; ama, sosyal güvenlik kuruluşlarına üye
olanlar -verginin üstünde- prim vererek, devleti bu külfetten kurtarır. Onun
için, bütün dünyada, diğer ülkelerde, devlet, sosyal güvenlik kuruluşlarına
belirli oranda katkıda bulunur; bunun ölçüsü de, vergide, almadığı hizmetin
karşılığıdır; "o kurumlar, nasıl olsa, devletin hizmetini, anayasa
görevini yapıyor; o halde, bu kurumlara biz bu desteği verelim ki, hizmet
yerine getirilsin" diye katkıda bulunur. Böyle bir şey yok ülkemizde,
bugüne kadar tersi olmuştur; katkı yerine, bu güvenlik kuruluşlarının nakit
paraları, meri faizin çok altında faizle devlet kâğıtlarına yatırılmış, gülünç
bir şekilde israf edilmiş, istismar edilmiştir.
En önemli olaylardan bir
tanesi de, sigortacılıkta, hesaptır; vermediğiniz herhangi bir karşılığı almak
mümkün değildir. Türkiye'de "biz yürüyelim, çıkalım; göç sonradan
düzülür" hesabı hareket edilmiştir. Sağlam temele oturtmadan oluşturduğumuz
kurum ve kuruluşları, kendi ayağının üstünde durabilecek, dengeleri sağlanmış
bir şekilde gerçekleştiremeyiz. Âdet yerini bulsun diye, sağlam temeli olmayan,
belirli ilkeler çerçevesinde yürütülmeyen her kuruluşta olduğu gibi, sosyal
güvenlik kuruluşlarımız da bu noktaya gelmiştir, aktuaryel dengeleri hiç
düşünülmemiştir. O günün koşullarında, zaman zaman siyasî yarar düşünülerek,
zaman zaman popülizmin en acı ve bugünkü korkunç sonuçlarını verecek olayları
dikkate almadan düzenlemeler yapılmıştır; âdeta, bu kurumların batırılması
için, hiç prim ödenmeden, karşılığı olmayan pek çok uygulama ve düzenleme
yapılmıştır. Hatta, öylesine çarpıcı olaylar vardır ki, sosyal destek zammı verilmiştir,
bunun karşılığı yok.
Sigortacılıkta önemli
birkaç ilke vardır, verdiğinizi, yıllara bölerek, sonunda hizmet olarak
döndürebilecek hesap. Türkiye'de bu yapılmadığı için, perişan olunmuştur ve bu
konuda sorumlu olanlar, bugüne kadar ülkeyi yönetenler, tüm kamuoyuna, doğru
olmayan iki türlü imaj, izlenim vermişlerdir. Bir tanesi, Türkiye'deki ekonomik
olumsuzluğu gördükleri zaman, halkın önüne çıkıp "birkaç tane karadelik
var, bunlardan bir tanesi sosyal güvenlik" demişlerdir. Bazıları gelmiştir
"sosyal güvenlik kurumlarında, kuruluşlarında yolsuzluk korkunç; eğer, ben
bir şey söylersem, ben bir açıklama yaparsam yer yerinden oynar" demiştir;
ama, önlem alınmamış, hatta, bunun yerine, o sigortayı batıracak daha farklı olumsuzluklar
ortaya konulmuştur.
Demek ki, bu yasa
tasarısını hazırlarken, bunun anlam ifade edebilmesi için, neden bugüne kadar
olumlu sonuçlar vermediğini her açıdan ele alıp bakmak zorunluluğu vardır. Aksi
halde, bunu söyleyiş nedenim, yasalar çıkarılabilir, kâğıt üzerinde kalır. Onun
hayata geçmesi, amaca uygun sonuç vermesi için diğer faktörler gözardı
edilirse, bu da, bizi güç durumda bırakacaktır; bu da, bizi, halka karşı, bu
yasaların anlam ifade etmez haline bırakacaktır.
Ne olmuştur? Dünyada en
fazla sosyal güvenlik primi alan ülkelerden birisiyiz; ama, buna mukabil
hizmeti en yetersiz veren, güveni en az veren bir ülkeyiz, kalitesiz hizmet
vermekteyiz. Bu nedenle, Bağ-Kura üye olmada pek çok kişi tereddüt etmiştir.
Emekli olduğunda verilen para, onu veya dul bıraktıklarını veya yetimlerini
korumayacak, kollamayacaktır. Günün sıkıntısında, umutla, güvenle gidip o
kuruma üye olmayı tereddüt içinde görmektedir.
Bir diğeri, bu
kuruluşlar, kurumlar, zaman zaman iktidarların arzusuna göre, halkla, yurttaşla
yaptığı anlaşmaları istediği gibi değiştirebilmekte, o söz verdiği
sigortalılarını ortada bırakmaktadır. Bunun örneklerini çok gördük, 3395 sayılı
Yasa bunlardan bir tanesidir. Şartları değiştirmektedir hükümetler; o zaman,
yurttaşlar da yarınlarının ne olduğunu bilmedikleri için, tereddüt etmektedir.
Üçüncüsü nedir; aktuaryel
hesaplar gerçekçi bir biçimde yapılmadığı, o üyelerin, yani sosyal güvenlik
kuruluşuna girenlerin, onun vecibelerini yerine getirip getirmediğini hesap
etmediğimiz için, risk içerisinde bulunan sigortalılar paralarını
ödeyememektedir ve bu nedenle de çöküntü fazlalaşmaktadır. Buna çözüm olarak ne
yapılmaktadır; alışılagelmiştir; bu, ciddî bir devletin yapmaması gereken,
hukuk devletlerinde uygulanmasında sakınca olan, ülkenin geleceğini karartabilecek
bir af, bir kolaylaştırma anlayışı içerisinde yaklaşımdır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Selvi,
konuşmanızı tamamlar mısınız.
Buyurun.
M. CEVDET SELVİ (Devamla)
- Vergide olsun, primde olsun, bu, bir ülke için çok tehlikelidir. Hukuk
devletlerinde böyle bir şey olmaz. Bu aflar, bu kolaylıklar, prim kaçağını,
âdeta, teşvik etmektedir. Bu aflar, primini, vergisini ödeyenleri mağdur
etmektedir. Hukuk devletlerinde, adaletin korunması ısrarla istenen ülkelerde,
kuralına uygun, yasalara uygun, kendisi borca girip veya başka risklere girip o
vergisini, özellikle bu konuda primini ödeyenlerin alacaksınız primini;
ödemeyenlere, ödemedikleri için kolaylık getireceksiniz; bu, haksızlıktır. Bu,
tarım sektöründe de böyle olmuştur, vergide de böyle olmuştur, sigortada da
böyle olmuştur.
Olayı kökünden çözmeye
niyet etmeyenler, sıkıştıkları zaman, halka, bunu, bir de şöyle
anlatmaktadırlar: "Kardeşim, hiç vermeyecek, tavadaki balık mı denizdeki
balık mı?" Yahu, böyle örneklerle bir çağdaş ülke yönetilebilir mi?! Siz,
balığı, denizdeyken hesabını yapıp tavaya getireceksiniz. Bunun sebepleri var.
Bunu gerçekleştirmek için Türkiye'de gerçekçi olmak lazım. Biraz önce söyledim,
bugün, emekliler, Bağ-Kurlular ne yazık ki, bu ülkede açlık sınırının altında
bulunmaktadırlar, yoksulluk sınırının altında kıvranmaktadırlar ve bizim
şimdiye kadar düzenlemesini yaptığımız esnaf, çiftçi, emekli, bunların
emeklileri, muhtarlar; yerleşim biriminin en büyük mülkî amiri olan muhtarlar
perişan haldedir. Bu tasarının geçerli olması için sadece bu tasarıyı çıkarmak
yeterli değildir, onların bu haktan yararlanabilmesi için sıkıntılarını ve
sorunlarını gidermek zorunluluğu vardır. Ben, sekiz aydan beri, bu 58 inci ve
59 uncu hükümetlerin getirdiği yasalara baktığımda, hep, ya satmaya yöneliktir
ya da almaya yöneliktir.
Bakınız arkadaşlarım, bu
tasarıyı nasıl yaparsanız yapın, binlerce, yüzbinlerce esnaf, risk içinde
çalışan, ayakta durmaya çalışan esnaf, hatta şu istihdam sıkıntısında yanında
birkaç kişiye ekmek veren esnaf ayakta duramaz oldu; yüzbinlercesi kapandı,
yeni açılan yok. Siz, bu tasarıyı nasıl getirirseniz getirin, primini ödemek
şöyle dursun, adamın karnını bile doyuramayacağı açıkça ortadadır.
BAŞKAN - Sayın Selvi, toparlayabilir
misiniz.
M. CEVDET SELVİ (Devamla)
- İkisi de mi bitti?
BAŞKAN - İkisi de bitti,
evet.
M. CEVDET SELVİ (Devamla)
- Özür dilerim, peki.
Değerli arkadaşlarım,
gerçekten, risk içinde olan, ekonomik destek alamayan, fedakârlığın somut
örneğini veren esnafımıza, Bağ-Kurlumuza, bunların ötesinde onları ayakta
tutabilecek tasarıların buraya getirilmesi lazım, sorunlarına çözüm
tasarılarının getirilmesi lazım. Tek başına bu tasarı, en mükemmel de olsa,
geçerli olmayacaktır. Size bir örnek vereyim: Türkiye'de esnaf, ülkesini seven,
sosyal yönden Türkiye'nin temel direği, ortadireği olan, ekonomik ve sosyal
yönden olağanüstü katkısı olan esnaf, ne yazık ki, geçmiş tarihte sokağa çıkmak
zorunda kaldı. Özveriyle, sabırla, yokluk, yoksulluk içinde riskle ayakta duran
esnafı artık ihmal etmeyin.
Bu yasa gelecektir,
doğrudur; geçmiş hükümetler de bunu hazırlamıştı. Sosyal güvenlik Türkiye'de
mutlaka gerçekleşecektir, doğrudur; katkıda bulunuruz; ama, bunun hayata
geçmesi, anlam ifade etmesi için, muhtarından çiftçisine, esnafına kadar,
mutlaka, onların bu vecibeyi yerine getirecek olanakları önüne koymamız
lazımdır. Krediler, faizler iflas ettirmektedir; kaçak çalışmak zorundadırlar.
Büyük dükkân sahipleri, diğer hesapsız, Türkiye'nin gerçeklerine uygun olmayan
o marketler, süpermarketler esnafı perişan etmiştir, şehirleri perişan
etmiştir. Başka ülkede var, başka ülkede var diyorsunuz da, onun hesabı kitabı
da var; Türkiye'de bu yapılmamıştır. Onun için, kredisinden primine, vergisinden
bürokratik engellerine kadar, en az bu hazırlanmış yasalar kadar, onlara umut
veren, sorunlarını çözebilecek olan -507 sayılı Yasa da dahil- o üretime dönük
sorunlara çözüm getiren yasaları da artık getirirseniz yararlı olur; aksi halde,
yıllar da geçse, bu yasayı en mükemmel de yapsak hayata geçiremeyiz, bu
eksikliği var.
Şu imajı da lütfen
siliniz: AKP satmaya geldi!.. Orman, SİT alanı, KİT, ne varsa satacağız diye
ortada dolaşıyor; peşkeş çekildiği de görülüyor. AKP, dar ve sabit gelirlilere,
seçim öncesinde söylediğinin tam tersine, programının tam tersine, işçiye,
emekliye, çiftçiye, esnafa vermeye değil, almaya gelmiş.
BAŞKAN - Sayın Selvi, son cümlenizi rica edeyim.
M. CEVDET SELVİ (Devamla)
- Hemen bitiriyorum. Son cümlem.
Çünkü, bunu söylettiren,
yaşayarak gördükleri olay var. Ne yaptınız ek-zamdan başka? Ne yaptınız ara
zamdan başka? Ne yaptınız ek-vergiden başka? Allah rızası için, şu bunalmış,
söz verdiğiniz hangi büyük kitlelere dönüp bir çözüm buldunuz? Ama, aflar
kimlere?.. Ama, hortumcuların rahatlığı, onlara bulunan çareler... Bu ülkeye
güvenen, temel direğimiz olan esnafa, çiftçiye dönük, hiç olmazsa, birkaç tane
yasa getirin ki, şu insanlar da umutlansın; zaten güç durumda; psikolojik
olarak da, moral olarak da çökmesini önleyelim. Hükümetin, bu çalışmaları
gerçekleştireceğine inanıyorum. Meclisin, buna olumlu katkıda bulunacağına
güveniyorum.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Selvi.
Hükümet adına, Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Murat Başesgioğlu; buyurun. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, çok değerli
milletvekili arkadaşlarım; hepinizi, şahsım ve hükümetimiz adına saygıyla
selamlıyorum.
Bugün huzurda
görüştüğümüz yasa tasarısı, sosyal güvenlik sistemimiz içerisinde çok önemli
bir yeri olan Bağ-Kur ile ilgili bir tasarıdır.
Hepinizin bildiği gibi,
1972 yılında kurulan bu kurum, şu anda 3 320 000 aktif sigortalıya, 1 393 000
emekli sigortalıya ve bunların bakmakla yükümlü oldukları nüfusla birlikte,
ülke nüfusumuzun yaklaşık 15 000 000'luk kesimine sosyal güvenlik ve sağlık
hizmeti sunmaktadır.
Yoğun bir yasa maratonuna
girmiş bulunmaktayız; bu sebeple, sözlerimi fazla uzatmayacağım, sizleri de
daha fazla yormak istemiyorum, konuşmamı olabildiğince kısa keseceğim. Zaten,
benden önceki konuşmacılarımız da, Bağ-Kurun şu anda bulunduğu malî durumunu,
diğer parametrelerini burada çok güzel şekilde ifade ettiler. Keşke, her
konuşmacı, burada, Bağ-Kurun bugünkü durumunu daha güzel ifadelerle
anlatabilseydi.
Değerli arkadaşlarım,
maalesef, Bağ-Kur, bugün, geldiği nokta itibariyle, bir sosyal güvenlik kurumu
olmaktan ziyade, bir sosyal yardım ve hizmet kurumuna dönmüş bulunmaktadır.
Bağ-Kurun gelirlerinin yüzde 60'a yakın bir bölümü hazine tarafından
karşılanmaktadır, ki, bu aktuaryel dengesindeki bozukluk devam ettiği sürece,
bu hazine transferindeki bölüm daha da artacaktır.
Bizim, Meclis olarak ve
hükümet olarak vermemiz gereken karar şudur: Geçmişe dönük hiçbir şey söylemek
istemiyorum; evet, geçmişteki yanlış uygulamalar neticesi bu kurum bu hale
gelmiştir. Biz, Bağ-Kurun bir sosyal güvenlik kurumu olarak devam etmesini
sağlamak için köklü radikal tedbirler alacak mıyız; yoksa, halka, kısa vadede
şirin gözükmek adına, popülizm yapmak adına, günlük elmaşekerleri mi
dağıtacağız; Yüce Meclisin veyahut da hükümetin vermesi gereken en önemli karar
budur. İnanıyorum ki, hiçbirimiz, hiçbir milletvekilimiz, hiçbir kurumumuz,
Bağ-Kuru, ileride, daha büyük sıkıntılara sokacak, Bağ-Kurlularımızı, ileride,
gerek sağlık hizmeti konusunda gerekse sigorta hizmetleri konusunda daha büyük
zorluklara sokacak böyle bir popülizmi, böyle bir yaklaşımı benimsemeyecektir.
Evet, bu şekilde
dengeleri bozulmuş sosyal güvenlik kurumunu rehabilite etme konusunda alınacak
kararlar sevimli kararlar değildir, bugün için sevimli kararlar değildir; ama,
biz, bu sosyal güvenlik sistemini, geleceğe, ileriye sürdürülebilir şekilde
taşıma iradesini göstereceksek, bu kararları, bugün için, sevimli olmasa bile,
almak zorundayız. Kimin için almak zorundayız; bu sistemden yararlanacak
Bağ-Kurlumuz için, tarım sigortalımız için, bunların bakmakla mükellef olduğu
yakınları için.
Değerli arkadaşlarım,
huzurunuza gelen tasarı iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümünde, teşkilat ve
kadroya ilişkin hükümler var; genel kurul, yönetim kurulu, bunların
kompozisyonu, buraya kimlerin katılacağı, dairelerin görevleri, çağdaş
gelişmelere uygun olarak finans ve aktuaryel daire başkanlığının kurulması,
bilgi işlem daire başkanlığının kurulması gibi yeni güncel ihtiyaçlara cevap
verecek yeni birimler ihdas edilmektedir.
Tasarımızın ikinci
bölümündeyse, sigortacılık hizmetlerine ilişkin hükümler yer almaktadır;
bunları, burada konuşan değerli arkadaşlarımız ifade etiler. Bunlardan önemli
gördüklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bunlardan bir tanesi,
1479 sayılı Kanun, çiftçilerimize yönelik sigorta hükümlerini içerirken, 2926
sayılı Kanun hükümleriyle norm ve standart birliği sağlanmıştır; yani, 1479 ile
2926 sayılı tarım sigortası dediğimiz iki sigorta kesimi arasında birlik
sağlanmıştır.
Sigortalılık kapsamı,
sigortalılığın başlangıç ve terk tarihleri, kontrol ve denetimi yeni esaslara
bağlanmıştır. Yapılan değişikle, kurumun kuruluş amacına uygun olarak
sigortalılık niteliği ve kapsamı yeniden belirlenerek, prim alacaklarının
tahsilinde kamu kurum ve kuruluşlarının katkısının sağlanması öngörülmektedir.
Toptan ödeme yapılmak
suretiyle, tasfiye edilen hizmet süreleri yeniden düzenlenmiştir.
Yasa tasarısıyla,
4.10.2000 tarihinden önce isteğe bağlı sigortalı olup da sağlık sigortası
kapsamı dışına çıkarak mağdur hale gelmiş olan sigortalı ve emeklilerimize,
kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde talepte
bulunmaları ve altı ay içerisinde borçlarını ödemeleri halinde tekrar sağlık
sigortasından yararlanma hakkı verilmiş olacaktır.
Yapılan düzenlemeyle,
isteğe bağlı sigortalılığın amacına uygun olarak düzenli prim ödemesinin
sağlanabilmesi için, belirli süre prim ödenmemesi halinde sigortalılıklarının
kendiliğinden sona ermesi öngörülmüştür.
Yine, başka bir
değişiklikle, 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılara, kanunun yayımı tarihini
takip eden aybaşından itibaren üç ay içerisinde başvurmaları halinde 12 basamak
yükseltme hakkı tanınmıştır. Bu düzenlemeyle, düşük basamaklarda prim ödeyerek
düşük aylık almalarının önlenmesi amaçlanmıştır.
Askerlik borçlanmasında
üç ay olan ödeme süresinin altı aya çıkarılması ve askerlik borçlanmasıyla
aylık bağlanması halinde bir yıl bekleme şartı kaldırılmıştır.
Kurumun tüm işlemlerinin
bilgiişlem ortamında yapılması ve arşivlenmesi yasal hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, kız çocuklarına
aylık bağlama usulünde "geçimini sağlayacak başka geliri bulunmamak"
kriteri kaldırılarak, objektif kriterlere, "sosyal güvenlik kurumlarına
bağlı olarak çalışmamak ve aylık almamak" yöntemine geçilmiştir.
Tasarı görüşülürken, bu
konuda, ileride de daha ayrıntılı bilgileri öğrenme imkânını bulacağız.
Değerli arkadaşlarım,
bugün, bu tasarıyla birlikte yeni bir düzenlemeyi de huzurlarınıza getirmiş
bulunmaktayız. Şayet, Yüce Meclisimizin onayı olursa, Sosyal Sigortalar
Kurumuna ve Bağ-Kura bugüne kadar birikmiş olan borçları yeni bir yapılandırma
ve taksitlendirme amacına yönelik bir değişiklik yapılacaktır.
Değerli arkadaşlarım,
Bağ-Kur, 2002 yılı sonu itibariyle, 1 katrilyon 71 trilyon liralık prim
tahsilatına karşılık, 2 katrilyon 766 trilyon lira emekli aylığı ödemesi
yapmıştır. Bağ-Kurun prim gelirleri, emekli aylıklarının ancak yüzde 39'unu
karşılayabilmektedir. 2002 yılı sonu itibariyle, 964 trilyon liralık sağlık
primi gelirine karşılık, 2 katrilyon 195 trilyon liralık sağlık gideri
gerçekleştirilmiştir. Burada da, sağlık primi gelirlerinin sağlık giderlerini
karşılama oranı yüzde 44'tür. Bağ-Kurun 2003 Haziran ayı itibariyle prim
alacağı 14 katrilyon 346 trilyon liradır.
Değerli arkadaşlarım, bu
alacakların dağılımına baktığımızda, sigortalılarımızın sadece yüzde 16'sının
hiç borcu bulunmamaktadır; yüzde 55'i primlerini düzensiz ödemektedir; yüzde
28'i, yaklaşık 1 000 000 sigortalımız hiç prim ödememiştir. Bu malî tablodan da
anlaşılacağı üzere, Bağ-Kurun borç yapılandırılmasını Yüce Meclisin huzuruna
getirmek zaruretiyle karşı karşıya kaldık. Nasıl bir yöntem düşündüğümüzü de,
izninizle, kısaca arz etmek istiyorum:
Değerli arkadaşlarım,
Bağ-Kur, bugüne kadar, gecikmiş borçlara veyahut da gecikmiş alacaklarına, 6183
sayılı Yasa uyarınca, gecikme zammı tahakkuk ettiriyordu. Bunun da oranı şu
anda yüzde 7'dir; yani, bu aylık 7'lik oran, yıllık yüzde 84 oranına tekabül
etmektedir; yıllık yüzde 84'lük bir faiz oranını, bugünün piyasa şartları
içerisinde, kabul etmek, uygun görmek mümkün değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Bakan, konuşmanızı tamamlayınız.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlarım,
dolayısıyla, yapacağımız şey şudur: Biz, Bağ-Kur olarak, bundan sonra, gecikmiş
borçlara bu yöntemi uygulamaktan vazgeçeceğiz; yani, aylık yüzde 7, yıllık
yüzde 84 oranındaki bu çok yüksek gecikme faizi uygulaması yönteminden
vazgeçeceğiz.
Peki, bunun kapsamı ne
olacak; bunun kapsamı da, siz, şayet onaylarsanız, 30 Haziran tarihî itibariyle
tahakkuk etmiş prim, gecikme zammı ve diğer alacaklar, bu borçları yapılandırma
kapsamı içerisine dahil edilecek.
Bu birikmiş borçlara
uygulanacak oran da, Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak TL cinsinden ıskontolu
ihraç edilen devlet içborçlanma senetlerinin aylık ortalama faizinin birleşik
bazda uygulanmasını öngörüyor. Şu anda bilebildiğim kadarıyla, bu faiz oranının
aylık ortalaması 3.6'dır.
Değerli arkadaşlarım,
peki, taksit miktarı ne olacak; daha önceki taksitlendirme yönteminde 18 ve 24
aylık taksitlendirmeler oluyordu. Bizim bu yöntemimizde, bu şekilde, 18 ve 24
aylık bir kısıtlayıcı süre olmayacak. Ne olacak; mükelleflerimizin,
Bağ-Kurlularımızın ödeme gücüne bağlı olarak, onların da arzularına bağlı
olarak bir taksitlendirme, bir yeniden borç yapılandırılması programı olacak.
Yani, diyelim ki, ayda 120 milyon liralık bir Bağ-Kur cari primi olan
sigortalımızın, bunun yüzde 15'i, diyelim yüzde 20'si gibi belli bir baz
alınarak, ödeme gücü, mutlaka bu borçları yapılandırma konusunda dikkate
alınacak. Bu yasaya temel parametreleri koyup, daha esnek olabilmesi için, borç
yapılandırılmasının taksitini ve mükellefin ödeme gücünü takdir ve tayin
keyfiyetini de kurumlarımızın yönetim kuruluna bırakmak istiyoruz.
Değerli arkadaşlarım, bu
kanundan yararlanmak için, kanunun yayımı tarihini izleyen otuz gün içinde
mükelleflerimizin yazılı müracaat etmesi gerekiyor. Eğer, sigortalımız, ben bu
yeni uygulamadan istifade etmek istiyorum derse yazılı müracaat etmesi lazım;
yoksa, eski uygulamaya ve eski borç yapılandırmasına tabi olma hali devam
edecektir.
Taksit nasıl bozulacak;
bunun için de, bir yıl içerisinde yine makul sayılabilecek; yani, öyle, bir ay
ödememede, hemen, taksitini yahut da taahhüdünü ihlal etmiş saymayacağız. Yani,
bir yıl içerisinde, diyelim üç ay gibi, art arda bu öngörmüş olduğu veyahut da
taahhüt etmiş olduğu taksiti ödemediği takdirde taahhüdünü ihlal etmiş olacak.
Değerli arkadaşlarım,
burada önemli bir konu da, beş yıl hiç kuruma prim ödememiş sigortalılarımız
açısından önem arz etmektedir. Yani, bir şekilde, resen tescil yoluyla kuruma
ilişkileri kurulmuş; ama, bu tarihten itibaren kuruma hiç prim ödememiş bir
hayli sigortalımız var. Şimdi, biz, bu sigortalılarımızı bu borç yapılandırma
imkânından öncelikle yararlandırmak istiyoruz. Beş yıl ve daha fazla prim
ödememiş sigortalılarımız, öncelikle bu borç yapılandırma ve ödeme kolaylığı
prosedüründen yararlanma hakkına sahipler. Diyelim ki, öngörülen otuz günlük
süre içerisinde bu imkândan yararlanmak istemediler. Öyle ki -hepimiz
biliyoruz- çoğu mükellef de "beni, Bağ-Kurdan çıkarın" diyor. Çünkü,
yerine göre, yeşilkart uygulamasından istifade edemiyor veyahut da diğer sosyal
güvenlik kuruluşlarıyla ilgili irtibatlarında, Bağ-Kurlu olması, onun için
engel teşkil ediyor. Dolayısıyla "beni bu sistemden çıkarın" diyor.
Bize gelmiş, yazılı dilekçe vermiş; ama, yasada herhangi bir açık hüküm
olmadığı için, bu arkadaşların Bağ-Kurluluğu devam etmiş ve devam ettiği sürece
de kendileri hakkında borç tahakkuk ettirilmiş.
Şimdi, biz, kuruma, beş
yıl ve daha fazla borcu olan, hiç prim ödememiş bu sigortalıların durumunu
netleştirmek istiyoruz. Kendilerine, o borç yapılandırmasından istifade etme
imkânı tanıyacağız. Müracaat etmedikleri takdirde de, kendilerine bir tebligat
yapılacak, bu tebligata da olumlu cevap vermedikleri takdirde,
sigortalılıklarının, ikinci müracaatlarına kadar askıya alınmasını öngörüyoruz.
"Askıya alınma" ne demek; bunları, Bağ-Kur Genel Müdürlüğü, ayrı bir
portföy içinde tutup, bunun dışında kalan sigortalarını, alacaklarını,
borçlarını net bir şekilde, şeffaf bir şekilde görebilmelerine imkân sağlayacak
bir yöntemi sağlayacaktır. Bu arkadaşımız, bu sigortalımız, ileride, Bağ-Kura
müracaat etti; sistemle tekrar entegre olması mümkün. Vergi kaydıyla ilgili bir
işi varsa, mutlaka, vergi kaydına dayalı olarak da Bağ-Kurla irtibat kurması
mümkün olacaktır. Çünkü, bu sayı çok yüksek ve bu sayıyı, biz, net bir şekilde
tespit edip, kurumun sağlıklı malî yapısını görmemiz gerekmektedir.
Değerli arkadaşlarım, bu
borç yapılandırma yasasında Bağ-Kurlular için önemli bir avantaj daha var: Bu
beş yıl ve üzeri prim borcu bulunan sigortalıların, daha önce, Bağ-Kur
mevzuatına göre hesaplanmış olan cari gecikme zamları, bu hesaplama usulünden
vazgeçilerek, Sosyal Sigortalar Kurumundaki hesaplama yöntemine göre yeniden
hesaplanacak. Bu hesaplama yapıldığı zaman da, arkadaşlarımızın yapmış olduğu
hesaplamaya göre, Bağ-Kurluların toplam borçlarında yaklaşık 2 katrilyon lira
civarında bir azalma olacaktır. Bu, tabiî, her bir sigortalıya ne kadar isabet
eder, kendi cari hesabına göre, ortaya çıkacak bir husustur.
Bu sistem, geçmiş
borçlara ilişkin bir sistemdir. Bundan sonra yeni oluşacak borçlara da yine
6183 sayılı Yasada öngörülen yüzde 7'lik gecikme zammı uygulamasından vazgeçip,
demin ifade ettiğim gibi, borçlanma faizinin bileşik bazda uygulaması yöntemine
geçilecektir. Bu konuya ilişkin yönetim kurullarımızın daha detaylı karar
alması ve bu kararları alırken de, mutlaka, sigortalılarımızın ödeme güçlerine
göre bir borç yapılandırılması uygulamasına gidilecektir. Her halükârda,
değerli arkadaşlarım, bu uygulama, bugün mevcut uygulamakta olduğumuz gecikme
zammı, artı, temerrüt faizi uygulamasından kat kat sigortalı lehinedir, faydalıdır. Burada tek risk, hazine bileşik
faizinin değişken olmasıdır. Umuyorum ve diliyorum ki, hükümetimiz de malî
disiplini en iyi şekilde sağlamak için elden gelen gayreti göstermektedir.
Önümüzdeki yıllarda trendde çok olağanüstü bir durum gerçekleşmezse, borçlanma
faizlerinin de daha aşağı noktalara çekileceğini göstermektedir. Tabiî,
olağanüstü bir durum olursa, hükümet olarak da bunu her zaman dikkatten
kaçırmayacağız; sigortalılarımızı ve mükelleflerimizi mağdur etmeyeceğiz.
Ben, katkı sağlayan
değerli grup yöneticilerimize, milletvekillerimize, Sayın Başkanlık Divanına
çok teşekkür ediyor, bu önemli kurumumuzun teşkilat yasasının, bütün sosyal
güvenlik sistemimize ve Bağ-Kurlularımıza
hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan.
Şahsı adına, Malatya
Milletvekili Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu; buyurun.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU
(Malatya) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Sayın Bakanım, her
şeye barış dedik, vergi barışı dedik, diğer barışlar dedik; ama, bu insanlara
haksızlık yapıyoruz. Bundan sonra borçlarını ödemeyen insanlara da aynı faiz
oranını uygulayacaksınız, bugüne kadar borçlarını ödememiş insanlara da aynı
faiz oranını uygulayacaksınız. Tabiî, barış dedik, barışla, borçlarını bugüne
kadar ödemeyenlere birtakım imkânlar sağlandı; ama, bugüne kadar sigorta prim
borçlarını ödeyemeyen -bu insanlar bugün toplumun en az gelirli kısmı çünkü-
Bağ-Kur primini yatıramayan bu insanlar, hastanesinden, ilacından, hiçbir
şeyden faydalanamayacak; bunları göze alarak Bağ-Kur primini yatıramıyorsa
imkânsızlıktan yatıramamış demektir. Eğer, bu kesime -verdiğiniz rakamla aylık
3,6'nın faizi yaklaşık yüzde 60'a geliyor- yine, yüzde 60 gibi bir faiz
uygularsanız, yine, bu insanları perişan ederiz, bu insanlara barış eli
uzatamayız. "Her şeye barış dedik" ama, hâlâ prim borçlarını
ödeyemeyen insanlara -bunlar toplumun en dar gelirli insanları - bu faiz
oranlarını, eğer, bu şekilde uygularsanız, bu insanlardan bu faizi alamayız ve
bu insanlar da sosyal güvenlik imkânlarına kavuşamazlar. Sayın Bakanım faiz
oranlarını bir kez daha gözden geçirmenizi özellikle istirham ediyorum.
Değerli üyeler, maddede
"özerklik" diyoruz. Özerk, hiçbir yere bağlı olmamak demektir. Bana
göre, özerk olmuyor, üçüncü halka oluyor. Yani, dün Bakanlığa bağlıydı, bugün
ise, bu yasayla, Bakanlık, sosyal güvenlik kurumu ve kurum; üçüncü halka ilave
ediliyor buraya; aslında, özerk bir kurum olmuyor.
Tabiî, başından beri,
yıllar önce bu kurum özerk olsaydı, finansal özerkliği olsaydı, yine
söylüyorum, tüm sosyal güvenlik kurumlarında kesinlikle aktuaryel açık olmazdı.
Eğer, bir kurum, malî açıdan özerk değilse, bir yerlere halkalarla bağlıysa,
ben, özerkliğin kâğıt üzerinde kalacağına inanıyorum değerli arkadaşlar.
Tabiî, kurumu
özerkleştiriyoruz, özerk olsun diyoruz, kağıt üzerinde de olsa; ama, bir
başkalarını da ayaklarından bağlıyoruz; muhtarlar. Hepiniz seçim bölgelerine
gidiyorsunuz "muhtarım, hoş geldin, sefa geldin" diyorsunuz, en baş
köşeye geçiriyorsunuz; 99 000 000 lira maaş veriyoruz bu insanlara; aldıkları
maaş 99 000 000 lira; birinci basamak Bağ-Kur primi 125 000 000 lira! "Sen
muhtar oldun, gel buraya, öde 125 000 000 lira primi" diyorsunuz!
Arkadaşlar, bu insanların ne yaptığını hepiniz çok iyi biliyorsunuz,
muhtarların ne kadar zorluklarla mücadele ettiğini hepiniz çok iyi
biliyorsunuz; ama, bir taraftan, Bağ-Kurla ayaklarını bağlıyorsunuz; prim
ödeyeceksin... Arkadaşlar, bu insanlar, meccanen, elli kere, bir sürü vilayete,
oraya buraya, sırf köyüne hizmet etmek için gidiyor. Hakikaten, bu insanların
yaptığı görev kutsal görevdir; ama, biz de bu insanları ayaklarından bağlayıp
aşağıya çekiyoruz. Gelin, hep beraber bir kanun teklifi verelim. Hiç değilse,
bu muhtarlarımızın, birinci basamak Bağ-Kur primlerini... Onları sosyal
güvenliğe kavuşturalım, onların sosyal güvenlikleri olsun. Bu insanların ya
maaşlarının üzerine, ayrıca ödeyeceği Bağ-Kur primi kadar bir ilave yapalım
veya Bağ-Kur primlerinden muaf tutarak, bu insanları da sosyal güvenliğe
kavuşturalım, onları da dahil edelim arkadaşlar.
Muhtarların ne yaptığını
hepiniz çok iyi biliyorsunuz. Hepiniz gidiyorsunuz, en baş köşeye
geçiriyorsunuz, çok değer veriyorsunuz; ama, gelin, o insanlara bu Yüce
Mecliste değer verelim; gelin, o insanların ayaklarını aşağıya çekmeyelim. Bu
insanların, bugün, dünya kadar Bağ-Kur prim borçları var.
Ben, bir kez daha bunu
dikkatinize sunuyorum. Gelin, muhtarları çok zor durumdan kurtaralım. Onlar,
hepimizin emanetçisi; kamu adına görev yapıyor bu insanlar, meccanen görev
yapıyor. Bir kez daha bunu dikkatlerinize sunuyorum. Eğer, bu yasada olmuyorsa
-Sayın Bakanıma arz ediyorum- gelin, Yüce Meclis olarak, hep beraber bir kanun
teklifi verelim, bu insanları bu zor durumdan kurtaralım.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Aslanoğlu.
1 inci madde üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum
:
MADDE 2. - 1479 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Madde 3. - Genel
Müdürlük, Genel Müdür, üç genel müdür yardımcısı, merkez ve taşra teşkilatından
oluşur.
Merkez Teşkilatı;
a) Ana hizmet birimleri;
Sigortalılar Daire Başkanlığı, Tahsisler Daire Başkanlığı, Sağlık İşleri Daire
Başkanlığı, Finansman ve Aktüerya Daire Başkanlığı, Bilgi İşlem Daire
Başkanlığı,
b) Danışma ve denetim
birimleri; Teftiş Kurulu Başkanlığı, Hukuk Müşavirliği, Araştırma Planlama ve
Koordinasyon Daire Başkanlığı,
c) Yardımcı hizmet
birimleri; Muhasebe ve Mali İşler Daire Başkanlığı, İnşaat ve Emlak Daire
Başkanlığı, Personel ve Eğitim Daire Başkanlığı, İdari İşler Daire Başkanlığı
ile Savunma Uzmanlığından, Taşra
teşkilatı, il müdürlüklerinden, Bakanlar Kurulu kararı ile kurulacak şube
müdürlüklerinden,
Oluşur.
Merkez ve taşra
teşkilatının görev, yetki ve
sorumlulukları ile çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenir."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Ankara Milletvekili Sayın Muzaffer
Kurtulmuşoğlu; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA MUZAFFER
R.KURTULMUŞOĞLU(Ankara) - Sayın Başkan, sayın milletvekili arkadaşlarım;
Bağ-Kur kanunu tasarısı üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış
bulunuyorum; hepinize saygılar sunarım.
Bilindiği gibi, 1479
sayılı Kanunla, esnaf ve sanatkârlar ile diğer bağımsız çalışanların; 2926
sayılı Kanunla da, tarımda kendi adına ve hesabına çalışanların, yani,
çiftçilerin, sosyal sigorta hizmetleri düzenlenmektedir. Bağ-Kur, 1 Eylül 1999
tarihinden itibaren, 1479 sayılı Kanun kapsamında olanlarla birlikte, 2926
sayılı Kanunun kapsamında bulunan tarım sigortalılarımıza da hizmet vermeye
başlamıştır.
Bugün, Bağ-Kur
kapsamında, toplam 2 533 559 sigortalı bulunmakta, 1 262 068 kişi ise,
Bağ-Kur'dan emekli aylığı almaktadır. Hak sahipleri ve aile fertleriyle
birlikte düşünüldüğünde, Bağ-Kur, yaklaşık olarak, 14 000 000'luk bir nüfus kesimine
hizmet vermektedir.
Sosyal güvenlik
kuruluşlarımız, sahip oldukları bütçe büyüklükleri, yanlış politikalar ve
yıllardır katlanan sorunların da etkisiyle ortaya çıkan bütçe açıklarıyla,
köklü çözümler bekleyen kuruluşlarımızın başında gelmektedir. Kurumun, sadece
2000 yılının ilk 10 ayında Hazine yardımıyla karşılanan bütçe açığı 695
trilyondur. Kurumun, 31 Ekim 2000 tarihi itibariyle, 385 trilyon 308 milyar
lira da borcu bulunmaktadır.
Bu rakamlar ve örnekleri
çoğaltmak mümkündür. Artık, delik yama tutmaz hale gelmiştir ve giderek de
büyümektedir. Gelinen noktada, sigortalılar, sigorta primini ödeyemez; kurum,
alacaklarını tahsil edemez duruma getirilmiştir. Zaman zaman, maaşların
ödenmesi ve sigorta hizmetleriyle ilgili ciddî sorunlarla karşılaşıldığı
bilinmektedir. Kuruma bağlı sigortalılar, pek çok kez, eczane kapılarından geri
döner duruma getirilmiştir.
619 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnameyle getirilen hükümler doğrultusunda, sigortaları şüpheli olması
sebebiyle askıya alınan 766 248 kişinin kuruma olan borçları da dikkate
alındığında, kurumun toplam alacağı daha da yüksek miktarlara ulaşmaktadır.
Tüm olumsuzluklara
rağmen, doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 14 000 000 yurttaşımıza hizmet
veren Bağ-Kur, az sayıda personelle büyük bir özveriyle hizmet vermeye
çalışmaktadır.
Sayın milletvekilleri,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımıza bağlı olarak hizmet veren kurumlarımız
arasında çok ciddî ücret farklılıkları da bulunmaktadır. SSK'da görev yapan bir
memur, 900 000 000 ile 1 milyar lira arasında ücret almaktayken, aynı Bakanlığa
bağlı Türkiye İş Kurumunda aynı işi yapan bir memur, 700 000 000 ile 900 000
000 lira arasında ücret almaktadır. Bağ-Kur'a gelindiğinde, bu ücretin, 395 000
000 ile 460 000 000 lira arasında değiştiği görülmektedir. Elbette, ne SSK ne
de İŞKUR personelinin aldığı maaşa karşı değiliz; hatta, bu kurumlarımız için
bu ücretlerin oldukça yetersiz olduğunu da düşünüyoruz; ama, ortadaki
dengesizliğin giderilmesi de bir zorunluluktur. Gerek çalışma barışı gerekse
ücret adaletsizliği açısından sorunlar yaratabilecek bu durum bir an önce
giderilmeli, ücretlerde eşitlik sağlanmalıdır.
Sayın Bakan, size
sesleniyorum; ne zaman çözeceksiniz bu haksızlığı?! Maaş bordroları burada.
Kendileri de biliyorlar; zaten, söylemiştim Sayın Bakana. Eğer, bu
hakkaniyetsiz anlayışa izin veriyorsanız, bu haksız uygulamaya da devam edebilirsiniz
diyorum. Sayın Bakan, Bağ-Kur çalışanları, sizden söz beklemektedir;
çalışanlar, bizi izliyorlar ve sizden gelecek cevabı bekliyorlar. Bugün,
Bağ-Kur çalışanları, üvey evlat muamelesine tabi tutuluyorlar. Bu uygulama,
eşit işe eşit ücret politikasına da ters düşmektedir. Bağ-Kur il müdürü
"bizim, her şeyden önce, psikolojik tedaviye ihtiyacımız var; kurum
çalışanları olarak her türlü tehditle karşı karşıyayız. Bilgisayarlarımız işlem
göremez halde; bir de ücret azlığı eklenince, insanın çalışacak hali bile
kalmıyor" diyor. Soruyorum size; bu şartlar altında çalışanlardan verim
alınabilir mi?!
AK Parti, 3 Kasım seçimlerinde,
çalışanın yanında olacağını söyleyerek oy aldı. İktidar olduğunda nasıl
çalışanın yanında olduğunu da görmek istiyoruz. İş Kanunu çıkarılırken kendini
gösterdi; çalışanlarımızın bir eşya gibi ödünç verilmediği kalmıştı, onu da birlikte
gördük. Unutmayın ki, bizim insanımız, kendisine yapılan iyiliği de unutmaz,
kötülüğü de unutmaz. Hatırlanacağı gibi, AK Parti Hükümetinin ilk
icraatlarından birisi, Bağ-Kur emeklilerinden yapılan sağlık primi kesintisine
yüzde 10'luk bir zam yapmak oldu. Dünyada hiçbir ülkede olmayan bir
uygulamayla, bir ilki de gerçekleştirerek, Emekli Sandığı üyesi emeklilerin
emekli maaşlarından yüzde 1'lik bir sağlık kesintisi yapılmaktadır.
Sayın milletvekilleri,
Bağ-Kurla ilgili olarak, işlerin gecikmesi ve dosyaların birikmesi nedeniyle,
her zaman, sizlere de şikâyetler ulaşmaktadır. Bunun nedeni de, Bağ-Kurdaki
personel yetersizliğidir. Bugün, Bağ-Kurda, 1 memura 3 500 sigortalı düşerken,
SSK'da 600 sigortalı düşmektedir. Bence, daha az personel ve daha çok iş yükü;
daha az verim, daha fazla hata demektir. Hizmet verimi açısından, kurumun
personel sorunu da, bir an önce çözülmelidir diye düşünüyorum.
Emekli Sandığı ve SSK'da
verilen, Bağ-Kurlulara verilmeyen eködemeler, maaşlar arasında, 250 000 000
lira gibi büyük bir uçurum oluşturmaktadır. Her iki kurum arasında, aynı işi
yapan SSK ve İŞKUR'daki memurlar ile Bağ-Kurdaki memur arkadaşlarımız arasında
250 000 000'a yakın bir ücret farkı vardır; Sayın Bakanımın, bunu da düzelteceğini düşünüyoruz.
Sayın milletvekilleri, 1
Temmuz itibariyle, Bağ-Kur sigortalıları devlet hastanelerinden yararlanmaya
başladılar. Önceden direkt olarak hastanelere gidiyorlardı; şimdi, önce
polikliniğe veya sağlık ocaklarına gitmek zorundalar. Buralarda da, 4 500 000
lira ödüyor ve ondan sonra hastanelere sevk ediliyorlar. Bu uygulamalar, zaten
çok zor geçinen vatandaşlarımıza, ikinci bir yük getirmektedir. Bağ-Kurlu
hastalar üniversite hastanelerinden yararlanamamaktadır; bu, nasıl adalettir?!
Sevgili arkadaşlarım,
hepiniz, bunu günlük yaşıyorsunuz. Bağ-Kur ve SSK, üniversite hastanelerinden
paket hizmet alıyor; zaman geliyor, Bağ-Kur veya SSK, İki-üç ay veya dört ay
borcunu ödeyemiyor. Hasta veya yaralı, gece, üniversite hastanesine gidiyor,
kendisine "ben seni almam" deniliyor. Niye almazsın "ben,
Bağ-Kurla hizmet akdimi feshettim" deniliyor. Hasta veya yaralı, ambulans
içerisinde, üniversite hastanesinden devlet hastanesine, devlet hastanesinden
SSK hastanesine gönderilerek hastayla top gibi oynanmaktadır. Hastanın,
üniversite hastanesinde yattığını, hizmet verildiğini düşünün; hasta,
hastaneden çıkarken 40 milyar liralık fatura çıkarılıyor. Bağ-Kur diyor ki:
"Ben, bunun ancak 10 milyar lirasını öderim, 30 milyar lirasına
karışmam" Bunu kim ödeyecek?! Zaten vatandaşın ödeme gücü olsaydı,
Bağ-Kurlu olmazdı.
Sevgili arkadaşlarım, ben
bunları otuziki senedir yaşıyorum. Bu insanların zor durumda olduğunu ancak ne
zaman anlarız biliyor musunuz; başımıza geldiğinde anlarız.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Kurtulmuşoğlu; konuşmanızı tamamlar mısınız.
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU
(Devamla) - Sevgili arkadaşlarım, onun için diyorum ki: Bu, Bağ-Kurun sağlık
hizmetlerinden faydalanmak isteyen insanlara insanca muamele edebilmemiz için,
daha doğru dürüst yaşam hakkı tanıyabilmemiz için... Sayın Bakan iyi niyetli;
bugüne kadar, Bağ-Kurda, SSK'da eksiklikler olmuşsa, hepsini de bu Sayın Bakana
yüklemek ayıp olur, yanlış olur diye düşünüyorum; ama, buradaki eksikliklerin
de giderilmesini istiyorum. Bunun, Bağ-Kurda çalışan 4 500 kişinin ücret
mağduriyetini de gidereceğini umuyorum.
Bağ-Kurla ilgili bu yasa
tasarısına olumlu oy vereceğimizi belirtiyor, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Kurtulmuşoğlu.
Şahsı adına, Şanlıurfa
Milletvekili Sayın Mehmet Özlek; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
MEHMET ÖZLEK (Şanlıurfa)
- Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; esnaf ve sanatkâr camiasının ne kadar büyük
yanlışlıklar altında ezildiğini, ne kadar büyük yanlışlıklarla idare
edildiğini, bugün, bu Meclisteki konuşmacılar ifade ettiler. İfade ettiler;
ama, benim bir başka sevincim var bugün, büyük bir haz aldım; muhalefet ve
iktidar partilerine mensup konuşmacılar, aynı kelimeleri telaffuz ettiler.
Keşke hep böyle olsa, keşke doğrularda hep beraber olsak. En güzeli bu değil
mi.
Şimdi, bu neyi
gösteriyor; hakikaten, esnaf ve sanatkâr camiasının ne kadar yanlışlıklar
içerisinde olduğunu gösteriyor. Ben, burada, muhalefet partisi konuşmacıları ve
iktidar partisi konuşmacılarını kutluyorum ve onlara aynen katılıyorum.
Değerli arkadaşlar, o
kadar büyük yanlışlıklar var ki, Sayın Bakanımız da bunun farkında. Benden
evvelki konuşmacı da ifade etti; dedi ki: "Bütün yanlışlıkları, bugünkü
idareye veya bugünkü Bakana yüklemek insafsızlık olur." Doğrudur. Çok iyi
niyetli bir Bakanımız var; ama, bu yanlışlıkları seyretmek, ne bu Meclisin ne
de Bakanın... İnsafına bırakıyoruz; ama, bunları, en yakın zamanda düzeltmek
görevi de, bu Meclisin, Bu Bakanın ve bu hükümetindir. Buna inanmak istiyoruz
ve ben, şahsen inanıyorum da.
Değerli arkadaşlar, bakın
yanlışlığın birisine: Çalışanlar, hepimiz, sabahleyin işyerimize gidiyoruz.
Esnaf ve sanatkâr camiasında olan insanlar, gidiyor, bakıyor, üç işçi yok. Her
ilde olduğu gibi, orada da işçi kahveleri var. Gidiyor, oradan bir- iki, eksiği
neyse, işçi getiriyor; fakat, mevzuat ne diyor; sen, işçiyi, işe başlatmadan
bir gün evvel sigortalı yapacaksın. Ben, bu işçiyi bugün işe getirmişim! Bakın,
yanlışın en büyüğüne!.. Sayın Bakanıma, ben, bunu geçen gün sözlü olarak da
ifade ettim; hak verdiler. İnşallah, yakın zamanda bu büyük yanlışlığı
düzeltir.
İkincisi, SSK'dan emekli
olanın özürlü çocukları varsa -Allah kimseye vermesin- onun eğitim payını kurum
karşılıyor; fakat, Bağ-Kurlununkini karşılamıyor. İki kurum da aynı Bakanlığa
bağlı. Burada da çok büyük bir çelişki var. Sayın Bakanım, inşallah, bunu
düzeltmek size nasip olur, bu Meclise nasip olur.
Değerli arkadaşlar, 4 000
000 esnaf camiasını inim inim inletiyoruz. Bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün
hükümetler ne kadar yanlışlık biliyorlarsa, hepsini esnaf ve sanatkâr camiasına
uygulamışlardır. Bir yerde, bunu düzeltmemiz lazım. Bugün 4 000 000 esnafın
yanında en az 10'ar kişi çalışıyorsa -ki, bende şimdi 175 kişi çalışıyor- bu
büyük bir potansiyeldir. Biz, bu insanları ezmemeliyiz, bunlara yardımcı
olmalıyız. İşçi sigortası şöyle olacak, Bağ-Kur primi böyle olacak... Sonra,
devlet, bize, esnaf camiasına tahsildarlık da yaptırıyor. Primi, biz kuruma
götürüp veriyoruz. Sigorta primini de işverenler karşılıyor. Hiçbir işçi,
kendisine düşen az veya çok sigorta primine karışmaz; hepsini işveren ödüyor.
Biz kazanalım, ödeyelim; işçiye canımız feda. İşçi olmazsa işveren olmaz,
işveren olmazsa işçi olmaz; ama, bu yanlışlıkları mutlak ve mutlak düzeltmeliyiz,
bu 4 000 000 insanı rahata kavuşturmalıyız.
Değerli arkadaşlar, Sayın
Bakanım; inşallah, bunu, özellikle bu ifade ettiğim iki yanlışı, bu yasa
tasarısıyla beraber, bir önergeyle mi olur, başka bir şeyle mi olur,
düzeltelim. Yani, siz, birisinin eğitim payını veriyorsunuz, Bağ-Kurlununkini
vermiyorsunuz. Bu, çok da adilane bir şey değil Sayın Bakanım. Ben, inşallah,
bu Meclis ve bu hükümetin esnaf sorunlarını düzelteceğine inanıyor; bu
vesileyle, Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Özlek.
Madde üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum
:
MADDE 3. - 1479 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Genel Müdür ve
Genel Müdür Yardımcıları
Madde 4. - Kuruma Genel
Müdür ve Genel Müdür Yardımcısı olarak atanacaklarda, 14.7.1965 tarih ve 657
sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 ve 68 inci maddelerinde sayılan şartlara
ek olarak, en az 4 yıllık eğitim veren fakülte veya yüksekokullar ile bunlara
denkliği Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı tarafından onaylanmış yabancı fakülte
veya yüksek okullardan mezun olmak şartları aranır."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
1 önerge var; okutuyorum
:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının çerçeve 3 üncü maddesi ile 1479 sayılı Yasanın 4 üncü maddesinde
yapılan değişikliğe aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve talep ederiz.
|
|
Muharrem Toprak |
İzzet Çetin |
Kemal Kılıçdaroğlu |
|
|
İzmir |
Kocaeli |
İstanbul |
|
|
A. Sırrı Özbek |
Yakup Kepenek |
Ali Topuz |
|
|
İstanbul |
Ankara |
İstanbul |
|
|
Feramus Şahin |
Osman Özcan |
Hüseyin Ekmekcioğlu |
|
|
Tokat |
Antalya |
Antalya |
"Genel müdür üç yıl
süreyle atanır."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon önergeye
katılıyor mu efendim?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet?..
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Söz mü istiyorsunuz,
gerekçeyi mi okutayım?
KEMAL KILIÇDAROĞLU
(İstanbul) - Gerekçesi okunsun efendim.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum :
Gerekçe :
İdarî ve malî açıdan
özerk olan bir kurumun, idarî özerkliğinin gerçekten sağlanması için, genel
müdürün, diğer özerk kuruluşlarda olduğu gibi belli bir süreyle atanması uygun
olacaktır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon ve Hükümetin
katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim.
Kabul etmeyenler... Teşekkür ederim. Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
4 üncü maddeyi okutuyorum
:
MADDE 4. - 1479 sayılı
Kanunun 5 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Genel Müdürün
görevleri, yetki devri ve temsil
yetkisi
Madde 5.- Genel Müdür,
Kurumun bütün işlerini Yönetim Kurulunun gözetimi altında ilgili mevzuat
hükümlerine göre yürütür. Adli ve idari mercilerle gerçek ve tüzel kişilere
karşı Kurumu temsil eder. Genel Müdür Yardımcıları merkezde, il müdürleri de
taşrada kendilerine verilecek yetki dahilinde Kurumu, adli ve idari mercilerle,
gerçek ve tüzel kişilere karşı temsil ederler.
Genel Müdür sınırlarını
yazılı olarak açıkça belirlemek şartıyla yetkilerinden bir kısmını astlarına
devredebilir. Yetki devri, yetki devreden amirin sorumluluğunu kaldırmaz."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Teşekkür
ederim. Madde kabul edilmiştir.
5 inci maddeyi okutuyorum
:
MADDE 5. -1479 sayılı
Kanunun 6 ncı maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Atama usul ve
şartları
Madde 6 - a) Genel Müdür,
Genel Müdür Yardımcısı, 1.Hukuk Müşaviri müşterek kararname ile, 1-4 üncü
derece kadrolara atanacak personel, Genel Müdürün teklifi ve Yönetim Kurulu
kararı ile, diğer personel ise Genel Müdürün
onayı ile atanır. Kurum personelinin atama, yer değiştirme, görevde yükselme
usul ve esasları yönetmeliklerle belirlenir.
b) Kuruma daire başkanı
olarak atanacaklarda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 ve 68 inci maddelerinde sayılan şartlar aranır.
Sağlık İşleri Daire Başkanı olarak atanacaklarda hekim, diş hekimi veya eczacı ünvanına sahip olmak, Bilgi
İşlem Daire Başkanı
olarak atanacaklarda konusu ile ilgili eğitim veren mühendislik
fakülteleri ile fen, matematik, istatistik, ekonomi veya ekonometri bölümü ile
bunlara denkliği Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı tarafından onaylanmış yabancı
fakülte veya yüksek okullardan mezun olmak, İnşaat ve Emlak Daire Başkanı
olarak atanacaklarda ise mimar veya inşaat mühendisi ünvanına sahip olmak şartı
aranır.
c) Kurum adına meslek
kuruluşlarında, vergi dairelerinde, belediye, özel idare ve ilgili diğer kurum
ve kuruluşlarda, muhtarlıklarda, işyerlerinde; tescili gerekenleri,
sigortalılığı sona erenleri ve adres değişikliklerini tespit etmek, Kurumun
protokol yaptığı sağlık kurum ve kuruluşları ile eczanelerde sağlık sigortası
uygulamasını kontrol etmek, il müdürünce verilecek benzeri diğer görevleri
yapmak ve idari para cezası uygulamakla yetkili olmak üzere, Bağ-Kur
denetmenleri ve denetmen yardımcıları çalıştırılır. Bunlar en az dört yıllık
yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar arasından, yapılacak sınav sonucunda
mesleğe denetmen yardımcısı olarak alınırlar ve en az 3 yıl çalıştıktan sonra,
bu süredeki çalışmaları olumlu bulunanlar Kurumca açılacak yeterlik sınavında
başarılı olmak şartıyla ilgili bulundukları denetmen kadrolarına atanırlar.
Yeterlik sınavında başarılı olamayanlar durumlarına uygun kadrolara atanırlar.
Denetmenler yer değiştirme suretiyle atamaya tabidir ve denetmenlerin mesleğe
giriş ve yeterlik sınavları ile çalışma
usul ve esasları yönetmelikle düzenlenir."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
6 ncı maddeyi okutuyorum
:
MADDE 6. - 1479 sayılı
Kanunun 7 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Personel statüsü
Madde 7. - Kurum
personeli hakkında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun bu kanuna aykırı
olmayan hükümleri ile 10.2.1954 tarih ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu ve
8.6.1949 tarih ve 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır.
Yönetim Kurulu Başkan ve üyeleri ile Kurum çalışanları sorumlulukları
bakımından 1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun uygulanmasında
devlet memuru sayılır, ancak Genel Müdür ve yardımcıları ile yönetim kurulu
üyeleri dışındakilere 2.12.1999 tarih ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu
Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz. Personelin
çalışma usul ve esasları yönetmelikle düzenlenir.
Yönetim giderlerinden
karşılanmak üzere her yıl Kurum merkez ve taşra teşkilatında kadrolu olarak
fiilen çalışan personele asgari ücretten az olmamak kaydıyla kendi aylıkları
tutarında ( gösterge ve ek gösterge dahil ) iki ikramiye verilir.
Kurum, taşra
teşkilatındaki icra, takip ve dava işleri için genel hükümlere göre vekalet
akdi ile lüzum görülecek sayıda avukat çalıştırabilir.
Kurum leh ve
aleyhine açılan davalar ile icra
takiplerinden tahsil edilen
vekalet ücretlerinden, hukuk müşavirlerine, kadrolu avukatlara ve hukuk servislerinde fiilen görev yapan personele 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146 ncı
maddesi gereğince ödeme yapılır.
Vekalet ücretinin ödeme esas ve usulleri yönetmelikle düzenlenir."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Madde üzerinde 2 adet
önerge vardır. Önergeleri önce geliş sırasına göre okutup, sonra aykırılık
derecesine göre işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının 6 ncı maddesiyle değiştirilen, 1479 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin
ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve
teklif ederiz.
|
|
Haluk İpek |
Mahfuz Güler |
Cevdet Erdöl |
|
|
Ankara |
Bingöl |
Trabzon |
|
|
Alaettin Güven |
Maliki Ejder Arvas |
Hüseyin Tanrıverdi |
|
|
Kütahya |
Van |
Manisa |
|
|
|
Ahmet Koca |
|
|
|
|
Afyon |
|
"Kurumun yönetim
giderleri için ayrılan tutarın %15'ine kadar olan kısmından ve kurumca
hazırlanan kitap, standart form, sağlık karnesi ile benzerlerinin satışından
elde edilecek gelirlerden kurumun merkez ve taşra teşkilatında fiilen görev
yapan (Bakanlık merkez teşkilatında sadece Bakan onayı ile görevlendirilenler
dahil) personele görev unvanı, çalışma verimi, hizmetlerin rasyonelliğini
sağlayacak ilkeler göz önünde bulundurularak yönetim kurulunca uygun görülen ve
Bakanlıkça onaylanan oran ve miktarda eködeme verilir. Eködemelerin aylık
tutarı 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda tanımlanan en yüksek devlet memuru
aylığının (ekgösterge dahil) brüt tutarının %150'sini geçemez. Eködemelerde 657
sayılı Devlet Memurları Kanununun aylıklara ilişkin hükümleri uygulanır ve
damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz. Eködemenin
dağıtım usul ve esasları kurum yönetim kurulunca belirlenir."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
İkinci ve aykırı önergeyi
okutup, işleme alacağım:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Esnaf
ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun ve
Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun Bazı
Maddelerinin Değiştirilmesi, Yürürlükten Kaldırılması ve Bu Kanunlara Geçici
Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısının 6 ncı maddesiyle değiştirilen
1479 sayılı Kanunun "Personel Statüsü" madde 7'ye aşağıdaki fıkranın
eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Hasan Ören |
Kemal Kılıçdaroğlu |
İzzet Çetin |
|
|
Manisa |
İstanbul |
Kocaeli |
|
|
A. Sırrı Özbek |
Muharrem İnce |
Ali Topuz |
|
|
İstanbul |
Yalova |
İstanbul |
|
|
Mehmet Ali Özpolat |
Mehmet Siyam Kesimoğlu |
Tuncay Ercenk |
|
|
İstanbul |
Kırklareli |
Antalya |
|
|
|
Mehmet Kartal |
|
|
|
|
Van |
|
"Kuruma aktarılan
idarî para cezaları hariç olmak üzere, kurum gelirlerinden, kurumda fiilen
çalışan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında görevlendirilenler dahil
kadrolu personele görev unvanı, çalışma verimi ve hizmetlerin rasyonelliği
sağlayacak ilkeler göz önünde bulundurularak genel müdürlükçe uygun görülen ve
Bakanlıkça onaylanan oran ve miktarlarda eködeme verilir. Eködemelerin aylık
tutarı 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda tanımlanan en yüksek devlet memuru
aylığının (ekgösterge dahil) brüt tutarının yüzde 150'sini geçemez.
Eködemelerde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun aylıklara ilişkin hükümleri
uygulanır ve damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulamaz.
Eködemeye ilişkin usul ve esaslar çıkarılacak bir yönetmelikle tespit
edilir."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon önergeye
katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkanım, bu önerge,
kurumda çalışan personelimizin özlük haklarının iyileştirilmesine yönelik bir
önergedir. Bakanlığımın farklı birimlerindeki adaletsizliği giderecek, eşit
uygulamayı getirecek bir düzenleme olduğu için, katılıyoruz.
BAŞKAN - Sayın Bakan, bu
önerge kabul edilirse, ikinci önergeye gerek kalmayacak.
KEMAL KILIÇDAROĞLU
(İstanbul) - İki önerge birleştirilsin Sayın Başkan.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Birleştirmeden mi işlem
yaptınız?
BAŞKAN - Ayrı ayrı...
Yazılış şekli ve yerleştirme yerleri farklı olduğu için, mecburen, ikisini ayrı
ayrı işleme alıyoruz.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - O zaman, diğer önerge daha
kapsamlı olduğu için, bu önergeye katılmıyoruz.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Gerekçeyi mi okutalım?
KEMAL KILIÇDAROĞLU
(İstanbul) - Gerekçe okunsun efendim.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe :
Maddeyle, Çalışma
Bakanlığına bağlı SSK, İş Kurumu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı merkez
teşkilatında görev yapan personele verilen eködemeden Bağ-Kur Genel Müdürlüğü
personelinin de yararlanması sağlanacaktır. Aynı bakanlığa bağlı sosyal
güvenlik hizmetlerinde görevli personel kendilerine özgü mevzuat düzenlemeleriyle
yararlandıkları haklardan, ülkemiz sosyal güvenlik teşkilatının önemli bir
kısmına hizmet veren Bağ-Kur Genel Müdürlüğü merkez ve taşra teşkilatı
personelinin de yapılacak düzenlemey le malî haklardan yararlanması gerekli
görülmektedir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyonun takdire
bıraktığı, Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Teşekkür ederim. Önerge kabul
edilmemiştir.
İkinci önergeyi
okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının 6 ncı maddesiyle değiştirilen, 1479 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin
ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve
teklif ederiz.
Haluk İpek
(Ankara) ve arkadaşları
"Kurumun yönetim
giderleri için ayrılan tutarın % 15'ine kadar olan kısmından ve kurumca
hazırlanan kitap, standart form, sağlık karnesi ile benzerlerinin satışından
elde edilecek gelirlerden kurumun merkez ve taşra teşkilatında fiilen görev
yapan (Bakanlık merkez teşkilatında sadece Bakan onayı ile görevlendirilenler
dahil) personele görev unvanı, çalışma verimi, hizmetlerin rasyonelliğini
sağlayacak ilkeler göz önünde bulundurularak yönetim kurulunca uygun görülen ve
Bakanlıkça onaylanan oran ve miktarda eködeme verilir. Eködemelerin aylık
tutarı 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda tanımlanan en yüksek devlet memuru
aylığının (ekgösterge dahil) brüt tutarının % 150'sini geçemez. Eködemelerde 657
sayılı Devlet Memurları Kanununun aylıklara ilişkin hükümleri uygulanır ve
damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz. Eködemenin
dağıtım usul ve esasları kurum yönetim kurulunca belirlenir."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Olumlu görüşle takdire
bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkanım, hükümet olarak,
biz, bu önergeye katılıyoruz biraz evvel okuduğunuz önergeyle özü itibariyle
aynı mahiyette olduğu için. Yanlış anlaşılmaması için bunu tavzih etmek
istiyorum, önerge sahibi arkadaşlarımıza da teşekkür ediyorum. Önergeye
katılıyoruz.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Gerekçeyi okutuyorum :
Gerekçe :
Diğer sosyal güvenlik
kurumları personeline yapılan ek ödemelerin Bağ-Kur personeline de yapılarak
çalışanlarının bu yöndeki mağduriyetlerinin giderilmesi ve diğer kurumlarla
paralellik sağlanması, personelin performans ve verimliliğin artırılması,
nitelikli personel istihdamının sağlanması ve muhafazası amaçlanmaktadır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyonun takdire
bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusundaki şekliyle maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
7 nci maddeyi okutuyorum
:
MADDE 7. - 1479 sayılı
Kanunun 8 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Madde 8. - Yönetim
Kurulu bir karar organı olup, Kurumun en yüksek karar, yetki ve sorumluluğunu
taşır. Yönetim Kurulu, Genel Müdür başkanlığında biri Kurum Genel Müdür
Yardımcılarından olmak üzere, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından
belirlenen iki üye, Maliye Bakanı tarafından belirlenen bir üye ile bu Kanuna
tabi sigortalıların bağlı bulundukları
kanunla kurulmuş en yüksek meslek kuruluşlarından bir üye, 2926 sayılı Kanuna
tabi sigortalıları temsil eden meslek kuruluşlarından bir üye olmak üzere
toplam altı üyeden oluşur. Bakanlıkların temsilcileri müşterek kararname ile
atanır.
Yönetim Kurulu
üyelerinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A)
bendinin (1), (4), (5), (6) ve (7) numaralı alt bentlerinde belirtilen şartları
taşımaları zorunludur. Müşterek kararname ile atanacaklarda, 657 sayılı Devlet
Memurları Kanununun 68 inci maddesinde hükme bağlanan şartların yanısıra yurt
içi veya yurt dışında denkliği Yüksek Öğretim Kurulu tarafından kabul edilen en
az dört yıl öğrenim görmüş olmaları şartı aranır.
Genel Müdür ve Genel Müdür
Yardımcısı dışındaki Yönetim Kurulu üyelerinin görev süresi üç yıldır. Atama ve
seçim dönemi içinde herhangi bir nedenle yönetim kurulu üyeliği sona erenler
ile üyelik sıfatını kaybedenlerin yerleri aynı usulle yenileri atanmak veya
seçilmiş bulunan ilgili yedek üyelerden en fazla oy alan yedek üye getirilmek
suretiyle doldurulur. Bu şekilde göreve gelenler, yerlerini aldıkları üyenin
görev süresini tamamlarlar. Atama ile gelen yönetim kurulu üyelerinden görev
süresi sona erenler, geldikleri Kurumda durumlarına uygun bir göreve atanırlar.
Genel Müdürün bulunmadığı
hallerde Genel Müdür Vekili Kurula başkanlık eder."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Kocaeli Milletvekili Sayın İzzet Çetin;
buyurun.
CHP GRUBU ADINA İZZET
ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 237
sıra sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve
Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanun Tasarısının 7 nci maddesi
üzerinde söz almış bulunuyorum; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
gerçekten, Türkiye'nin ihtiyacı olan, özellikle son iki üç yıldan bu yana büyük
sıkıntı içinde çalışan sosyal güvenlik kurumlarımızdan ikisinin tasarılarını
bugün görüşüyoruz. Bu tasarıların, gerçekten, bir ihtiyacı gidermek, kurumları
daha dinamik hale getirmek ve de sosyal devlet anlayışının, ülkemizde,
toplumumuzda yerleşmesine katkı yapmak amacıyla son derece iyi hazırlanmış
olması, planlı, programlı bir şekilde eksikliklerinin giderilmesi, bu kuruma
üye olanların, aidat, prim ödeyenlerin "evet, benim kurumum da bana hizmet
sunabiliyor" diyebilecekleri bir yapıda olması arzu edilir.
Tabiî, kurumun, her ne
kadar, bir hafta evvel çıkardığımız Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına ilişkin
temel kanuna bağlanarak idarî ve malî açıdan özerkliği zedelenmişse de, yine
de, bu kurumun, eksik de olsa, aksak da olsa, temel yasasının bir an önce
çıkarılması gerekiyordu. Hepiniz çok iyi biliyorsunuz ki, sosyal güvenlik
kurumları özerk kurumlardır ve yönetim kurulları, genel kurullarının almış
olduğu kararları icra eden, ilgili bakanlığa karşı sorumluyken, şimdi bağlı
bulunduğu başkanlığa hesap vermesi gereken bir kurum.
İcra organına
bakıldığında, kurumda, özellikle diğer sosyal güvenlik kurumlarından ve diğer
özerk kuruluşlardan farklı bir yapı görüyoruz. Burada, her ne kadar, 6 kişilik
bir yönetim kurulu, bu kurumu taşıyacak gibi görünüyorsa da, icraatta, biz
biliyoruz ki, bu sosyal güvenlik kuruluşları, bakanlıkların, hükümetlerin arka
bahçesi olmaya devam edecekler. Nitekim, sosyal güvenlik kuruluşları içerisinde
en genç kuruluş olan Bağ-Kur'un yirmi yılda geldiği nokta, hem Sayın
Bakanımızın hem de konuşmacı arkadaşlarımızın ifade ettikleri gibi, üzüntü
verici bir durumda. Bir taraftan primlerini toplayamıyor, diğer taraftan
sistemin dışına kaçmak isteyenler var, sisteme dahil olmak yasal bir zorunluluk
olmasına rağmen, sistem içerisindekiler primlerini ödemekte güçlük çekiyor;
çünkü, bu yasanın içerisinde kendini gören, başta esnaflarımız, çiftçilerimiz,
muhtarlarımız, yurt dışında çalışanların borçlanmadan doğan hakları, yine,
kendi istekleriyle Bağ-Kur sigortalısı olup hiçbir ticarî faaliyet icra etmeyen
ev hanımları ve serbest olarak çalışan sigortalılar; yani, bunların hiçbirisi
memnun değil.
Yönetim kurullarına
bakıldığı zaman, görüyoruz ki, biz, ülkemizde, yanlış yönetimler sonucu
ülkemizi borç batağına, borç tuzağına düşürmüşüz, hortumları engelleyememişiz,
banka soygunlarını engelleyememişiz, devlet olanaklarıyla kişisel zenginleşmeye
engel olamamışız. "Biz iyi yönetiriz, siz yönetilin. Siz çiftçisiniz,
bilmezsiniz; siz muhtarsınız, anlamazsınız; siz esnafsınız, dükkânınızla
uğraşın; ama, biz sizi yönetiriz, sizin kurumunuzu da yönetiriz" demişiz
bugüne kadar; fakat, yönetememişiz bu kurumları.
Yönetim kurullarına
bakıldığı zaman, hükümetlerin ağırlığı kendini ezici bir şekilde hissettiriyor.
Bakınız, burada da, yönetim kurulu, bir genel müdür, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığının atayacağı, 1'i genel müdür yardımcılarından olmak üzere 2 kişi,
Maliye Bakanlığı temsilcisi ve bu yasa kapsamındaki kuruluşlardan 2 temsilci
olmak üzere 6 kişi.
Değerli arkadaşlarım,
biraz evvel Sayın Bakanımız rakamlarını verdi, 3 320 000'i aktif, 1 390 000'i
pasif emeklisi olan Bağ-Kur çalışanları ve buradaki hak sahipleri olan 3 320
000 kişi adına 2 temsilci var, hükümet adına 4 temsilci var, 1 390 000 emekliye
"kardeşim, ben, senin adına idare ederim" demişiz.
Biraz sonra önünüze
gelecek bir önergemiz var bu maddeye ilişkin. Gerek Sosyal Sigortalar Kurumu
Kanunu Tasarısında gerek İş Kurumu Kanunu Tasarısında ve diğer özerk
kuruluşlarda, oradaki aktif çalışanların olduğu gibi, pasif olan, yani emeklilerinin
de temsilcileri var. Burada, emekliler de, benim kurumum niye batmış, beni
yönetenler ülkemi nasıl yönetiyor, bana bakış açıları ne, karar mekanizmalarına
katılımıma içten davranıyorlar mı; yoksa, sözümona genel seçimlerde bize bir
parmak bal çalıp sonra sırtlarını mı dönüyorlar, bir göreyim diyebilsin. Burada
emeklilerin olmaması, 1 390 000 emeklinin yönetim kurulunda temsil edilmemesi,
katılımcı demokrasi açısından son derece büyük bir eksiklik, özerk kurumlar açısından
büyük bir dışlanmışlık. O nedenle, yönetim kurulunda Bağ-Kur emeklilerinin de
temsilinde büyük yarar var.
Bu nedenle, tasarının bu
maddesine ilişkin olarak vermiş olduğumuz değişiklik önergemizi kabul
edeceğinizi umuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Çetin.
Madde üzerinde başka söz
talebi?.. Yok.
Madde üzerinde 2 önerge
vardır; okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun
tasarısının 7 nci maddesiyle değiştirilen 1479 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin
birinci fıkrasının dördüncü satırında yer alan "Maliye Bakanı"
ibaresinin "Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Devlet Bakanı" şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Haluk İpek |
Mahfuz Güler |
Agâh Kafkas |
|
|
Ankara |
Bingöl |
Çorum |
|
|
Cevdet Erdöl |
Maliki Ejder Arvas |
Alim Tunç |
|
|
Trabzon |
Van |
Uşak |
BAŞKAN - Okutacağım
ikinci önerge aykırı önerge olup, okutup işleme alacağım:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının çerçeve 7 nci maddesiyle değiştirilen 8 inci maddenin birinci
fıkrasının "2926 sayılı Kanuna tabi sigortalıları temsil eden meslek
kuruluşlarından bir üye" ifadesinden sonra gelmek üzere "kurumdan
aylık alanlardan Bakanlıkça en fazla üyeyi temsil ettiği belirlenen dernek
tarafından seçilen bir üye" ifadesinin eklenmesini "altı"
sayısının da "yedi" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Muharrem Toprak |
Muzaffer Kurtulmuşoğlu |
Cevdet Selvi |
|
|
|
İzmir |
Ankara |
Eskişehir |
|
|
İzzet Çetin |
Ramazan Kerim Özkan |
Muharrem İnce |
|
|
Kocaeli |
Burdur |
Yalova |
|
|
Mustafa Özyürek |
|
Kemal Kılıçdaroğlu |
|
|
Mersin |
|
İstanbul |
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Katılmıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçe mi
okunsun, söz talebiniz mi var?
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum :
Gerekçe :
SSK da olduğu gibi,
Bağ-Kur emeklilerinin de yönetimde temsiline olanak sağlanmaktadır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Hükümet ve Komisyonun
katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim.
Kabul etmeyenler... Teşekkür ederim. Önerge kabul edilmemiştir.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara)
- Kabul edenler daha fazlaydı Sayın Başkan...
BAŞKAN - Siz öyle
görmüşsünüzdür Sayın Başkan; buradan bakınca farklı oluyor.
BAYRAM ALİ MERAL (Ankara)
- Yani, ille oraya çıkmamız mı gerekiyor?!
BAŞKAN - İkinci önergeyi
okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun
tasarısının 7 nci maddesiyle değiştirilen 1479 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin
birinci fıkrasının dördüncü satırında yer alan "Maliye Bakanı"
ibaresinin "Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Devlet Bakanı" şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Haluk İpek
(Ankara) ve arkadaşları
BAŞKAN - Komisyon?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Uygun görüşle takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçe mi
okunsun?
HALUK İPEK (Ankara) -
Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum :
Gerekçe :
Bu madde düzenlemesiyle,
Kurumun gerek aktuaryel dengelerinin gerekse malî dengelerinin Hazine
Müsteşarlığı tarafından yakından izlenerek, ülkemiz makro ekonomik
politikalarının daha etkin yürütülmesi amaçlanmaktadır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyonun takdire
bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Teşekkür ederim. Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum...
HALUK KOÇ (Samsun) -
Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını talep ediyorum.
BAŞKAN - Peki; karar
yetersayısını arayacağım.
Maddeyi kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Teşekkür ederim. Karar yetersayısı yok.
Saat 20.20'de toplanmak
üzere, birleşime ara veriyorum.
Kapanma Saati : 19.15
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 20.25
BAŞKAN : Başkanvekili Yılmaz ATEŞ
KÂTİP ÜYELER : Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Mevlüt AKGÜN
(Karaman)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 111 inci Birleşiminin İkinci
Oturumunu açıyorum.
237 sıra sayılı tasarının
görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
6. - Esnaf
ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun
ve Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun Bazı
Maddelerinin Değiştirilmesi, Yürürlükten Kaldırılması ve Bu Kanunlara Geçici
Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal
İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/296) (S. Sayısı : 237) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Tasarının 7 nci
maddesinin oylamasında karar yetersayısı aranılmış ve bulunamamıştı.
Şimdi, maddeyi tekrar
oylayacağım ve karar yetersayısını arayacağım.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Teşekkür
ederim. Madde kabul edilmiştir, karar yetersayısı vardır.
8 inci maddeyi okutuyorum
:
MADDE 8. - 1479 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Madde 9.- Yönetim
Kurulu, haftada en az bir defa ve en az dört üye ile toplanır. Toplantıya
katılan üyelerin çoğunluğu ile karar verilir. Oylarda eşitlik halinde, Başkanın
bulunduğu taraf çoğunlukta sayılır.
Mazeretsiz olarak Yönetim
Kurulu toplantılarına katılmayan üyelere yapılan ödemelerden yönetmelik
hükümlerine göre kesinti yapılır. Bir takvim yılı içinde birbirini izleyen dört
hafta veya yapılan toplantı sayısının % 20'sinden fazla sayıda toplantıya
mazeretsiz katılmayanların Yönetim Kurulu üyeliği kendiliğinden sona erer.
Toplantıya iştirak eden
Yönetim Kurulu Başkanına ve Genel Müdür Yardımcısı üyeye 22/01/1990 tarihli ve
399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 34 üncü maddesine göre Kamu İktisadi
Teşebbüsleri yönetim kurulu başkanı ve üyelerine ödenen miktarlarda aylık ücret
ödenir. Diğer üyelere ise yönetim kurulu üyesi kadrosunun karşılığı olan aylık
ve diğer ödemeler, yolluklarda ise 10/02/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah
Kanunu hükümleri uygulanır."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
9 uncu maddeyi okutuyorum
:
MADDE 9. - 1479 sayılı Kanunun
10 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 10. - Yönetim
Kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:
a) Kurumun, Genel
Müdürlükçe hazırlanacak yıllık konsolide bütçesi ile yatırım programı
tekliflerini inceleyip gerekli değişiklikleri yaptıktan sonra Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığının onayına sunmak.
b) Genel Müdürlüğün
teklifi ile Kurum bütçesinin bölümleri içinde veya bölümleri arasında uygun
görülen aktarmaları yapmak.
c) Genel Müdürlükçe
hazırlanan Kurum bilançosunu ve faaliyet raporunu, tahmini bütçeyi inceleyip
görüşü ile birlikte Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının onayına sunmak.
ç) Genel Müdürlükçe
aktüeryal hesaplamalar ile birlikte hazırlanacak her türlü kanun, kanun
hükmünde kararname ile tüzük ve yönetmelik taslaklarını inceleyerek gereği için
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına gönderilmesine karar vermek.
d) Kurum adına taşınmaz
mal alınması, satılması, kiralanması veya kiraya verilmesi, takası, trampa veya
inşası, kullanımı ile idaresi veya tahsis şekli ve taşınmazlar üzerinde özel
veya tüzel kişiler eliyle yap-işlet-devret, işlet-devret, yap-işlet-sat,
yap-kirala-işlet gibi modeller ile işlerin yaptırılması hakkında karar vermek,
Kurum kaynaklarının ve varlıklarının değerlendirilmesinde kullanılacak
finansman teknik ve usullerine karar vermek.
e) Her yıl Maliye
Bakanlığınca belirlenen yeniden değerleme oranında miktarı arttırılmak üzere
bedeli iki yüz milyar Türk Lirasından fazla olan sözleşmeler ve yapılacak işler
hakkında karar vermek.
f) Kurum için yarar
görülen hallerde dava ve icra kovuşturması açılmaması, uyuşmazlıkların uzlaşma
yolu ile çözümlenmesi, açılan dava ve icra kovuşturmalarının takibinden
vazgeçilmesi veya feragat edilmesi, kanun yollarına başvurulmaması, bunlara ait
para ve malların terkin edilmesi, Kurum leh ve aleyhine açılmış dava ve icra
kovuşturmalarının uzlaşma veya tahkim yolu ile çözümlenmesi, konularında karar
vermek.
g) Finansman ve Aktüerya
Dairesi Başkanlığının Kurum gelirlerinin değerlendirilmesine ilişkin
hareketlerini izlemek, gerekli tedbirleri almak, Kurumun mali yapısını ve
aktüeryal dengelerini ayrı ayrı veya birlikte inceletmek.
h) Genel Müdürlükçe
hazırlanacak, Kurumun gelecek üç yıllık gelir-gider dengesini gösterir
aktüeryal hesap sonuçlarını inceleyerek Genel Kurula sunmak.
ı) Kurumda çalıştırılacak
yerli ve yabancı uzmanların nitelikleri ile sözleşme şartları ve ücretlerini
belirlemek, gerektiğinde danışmanlık, kontrollük, müşavirlik ve benzeri
hizmetlerin satın alınmasına karar vermek, şirketlerin sözleşmeye konu olacak
projelerini inceleyip karara bağlamak, şartları ve ücretlerini belirlemek,
yerli ve yabancı kuruluşlarla veya sosyal güvenlik kuruluşları ile ortak proje
yapmak veya yapılan projeye katılmak, bu kuruluşlarca yapılmış ya da yapılacak
projeleri inceleyip Kurum menfaati görülen projelere katılmasına karar vererek
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının onayına sunmak.
i) Kurum personelinin
eğitimi amacıyla düzenlenen yıllık eğitim programlarını onaylamak.
j)Yönetim giderlerinden
karşılanmak üzere Kurumda kadrolu olarak fiilen çalışan personele ödenecek
ikramiyelerin ödenme tarihlerini belirlemek.
k) Genel Müdür ve Yönetim
Kurulu üyelerinin diğer önerilerini inceleyip karara bağlamak ve bu Kanunla
verilen diğer görevleri yapmak.
Yönetim Kurulunun çalışma
usul ve esasları ile alt kademelere
devredebileceği yetkileri ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar
Yönetmelikle belirlenir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Madde üzerinde verilmiş 2
adet önerge vardır.
Önergeleri, önce, geliş
sıralarına göre okutacağım; sonra, aykırılıklarına göre işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının çerçeve 9 uncu maddesiyle 1479 sayılı Yasanın 10 uncu maddesinde
yapılan değişikliğe aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.
"Bu maddenin b, c,
d, h, ı, j fıkralarıyla ilgili Yönetim Kurulu Kararları Bakan onayına
tabidir."
|
|
Kemal Kılıçdaroğlu |
Muharrem Toprak |
Ali Topuz |
|
|
İstanbul |
İzmir |
İstanbul |
|
|
Muharrem İnce |
Mustafa Özyürek |
Muzaffer R. Kurtulmuşoğlu |
|
|
Yalova |
Mersin |
Ankara |
|
|
|
Osman Özcan |
|
|
|
|
Antalya |
|
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Diğer önergeyi okutuyorum
:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının çerçeve 9 uncu maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddenin "h"
fıkrasında yer alan "üç yıllık" ifadesinin "en az 20
yıllık" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Kemal Kılıçdaroğlu |
Muharrem Toprak |
Ahmet Sırrı Özbek |
|
|
İstanbul |
İzmir |
İstanbul |
|
|
Yakup Kepenek |
Hüseyin Ekmekcioğlu |
İzzet Çetin |
|
|
Ankara |
Antalya |
Kocaeli |
|
|
Osman Özcan |
Feramus Şahin |
|
|
|
Antalya |
Tokat |
|
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Son okunan önergeyi, uygun görüşle
takdire sunuyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkanım, bildiğim
kadarıyla, bu önergede bir düzeltme yapılmış olması gerekiyordu; 20 yıl...
BAŞKAN - "Üç
yıllık" ifadesinin "en az 20 yıllık" olarak değiştirilmesi
teklif ediliyor.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Sayın Başkan, "10 yıl" olarak tashih edecektik.
BAŞKAN - "10
yıl" olarak tashih ediyoruz.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Evet, biz, tashih edilmiş
şekliyle kabul ediyoruz.
BAŞKAN - Kabul
ediyorsunuz.
Komisyonun takdire
bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Gerekçeyi okutuyorum :
Gerekçe :
Üç yıllık aktuarya hesabı
olmaz. Aktuarya hesaplarının özelliği, bu hesapların insanların yaşam umuduyla
ilgili olmasıdır. Dolayısıyla, kurumun gerçekten de sağlıklı bir çalışma
yapması isteniyorsa, bu sürenin en az 20 yıl olması gerekir.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, özür dileyerek, aynı önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım. (AK
Parti sıralarından "10 yıl" sesleri)
Tabiî, 10 yıl olarak...
Düzeltilmiş şekliyle
"10 yıl" olarak oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür
ederim. Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
İkinci önergeyi
okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının çerçeve 9 uncu maddesiyle 1479 sayılı Yasanın 10 uncu maddesinde
yapılan değişikliğe aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.
"Bu maddenin b, c,
d, h, ı, j fıkraları ile ilgili Yönetim Kurulu Kararları Bakan onayına
tabidir."
Kemal Kılıçdaroğlu
(İstanbul) ve arkadaşları
BAŞKAN - Komisyon?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Uygun görmüyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet?..
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MUSTAFA BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçe mi
okunsun, söz talebiniz mi var?
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe :
SSK Yasasıyla uyumlu
olması açısından söz konusu teklif yapılmıştır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon ve hükümetin
katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim.
Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim.
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
10 uncu maddeyi
okutuyorum :
MADDE 10. - 1479 sayılı
Kanunun 11 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 11. - Genel Kurul,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının veya görevlendireceği bir kamu
görevlisinin başkanlığında;
a) Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı ile Devlet
Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Başbakanlık Yüksek
Denetleme Kurulundan iştirak edecek
birer temsilciden,
b) Yükseköğretim
Kurulunca görevlendirilecek sosyal politika, iş hukuku, sağlık bilimleri
alanlarında uzman bir öğretim üyesinden,
c) Bu Kanuna tabi
sigortalıların bağlı bulundukları kanunla kurulu en yüksek meslek
kuruluşlarından üye sayısı en çok olan meslek kuruluşundan en fazla otuz,
ikinci en yüksek üye sayısına sahip meslek kuruluşundan en fazla on, takip eden
en fazla üyeye sahip üç meslek kuruluşundan üçer ve kanunla kurulu diğer meslek
kuruluşlarından birer temsilciden,
ç) 2926 sayılı Tarımda
Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi
sigortalıların bağlı oldukları kanunla kurulu meslek kuruluşlarınca üye
sayılarının oranları korunarak seçilecek en fazla beş temsilciden,
d) Kurum çalışanlarının
en fazla temsil edildiği kamu görevlileri sendikasına kayıtlı Kurum personeli
arasından seçilecek bir temsilciden,
e) Kurumdan aylık
alanlardan, Bakanlıkça en fazla üyeyi temsil ettiği belirlenen dernek
tarafından seçilecek iki temsilciden,
Oluşur.
Birinci fıkraya göre
görevlendirilecek veya seçilecek üyelerin görev süresi iki yıldır. Görev süresi
bitenler yeniden görevlendirilebilir veya seçilebilirler. Temsilcilik
niteliğini yitirenlerin genel kurul temsilciliği kendiliğinden kalkar ve
bunların yerine gelen yedek temsilciler, asıl temsilcinin görev süresini
tamamlar.
Genel Kurulun oluşumu ile
çalışma usul ve esasları ve diğer hususlar
yönetmelikle düzenlenir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
11 inci maddeyi
okutuyorum :
MADDE 11. - 1479 sayılı
Kanunun 15 inci maddesinin (a), (c ) ve (f) bentleri aşağıdaki şekilde
değiştirilmiş ve maddeye bir fıkra eklenmiştir.
a) Prim gelirleri,
c) Bağış ve vasiyetler
ile Kurumca hazırlanan her türlü standart form, manyetik elektronik, akıllı
kart ve benzerlerinin satışından elde edilecek gelirler ile her türlü data
hattı, internet kullanımı ve benzeri kira gelirleri,
f) Kurum gelirlerinin
değerlendirilmesinden ve Kurum iştirak ve kuruluşlarından elde edilen gelirler,
Kuruma ait
gayrimenkullerin kira bedelleri, her yıl Devlet İstatistik Enstitüsünce
açıklanan tüketici fiyat indeksindeki artış oranından az olmamak üzere rayiç
veya emsal değerle belirlenir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
12 nci maddeyi okutuyorum
:
MADDE 12. - 1479 sayılı
Kanunun 16 ncı maddesi başlığı ile
birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Kurum gelirlerinin
değerlendirilmesi
Madde 16. - Kurumun
uyguladığı kanunlardan elde ettiği her türlü gelirlerin, riskin dağıtılması
ilkesine göre Kurum lehine en yüksek getiriyi sağlayacak şekilde yönetilmesi
esastır. Kurum gelirleri ve zorunlu ödemeler için bulundurulması gereken nakit
ve benzeri varlıkların değerlendirilmesine ilişkin usul ve esaslar Kurum,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı,
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ve Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığının
müştereken hazırlayacakları ve Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle
belirlenir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
13 üncü maddeyi
okutuyorum :
MADDE 13. - 1479 sayılı
Kanunun 17 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 17. - Kurumun
ticaret ve işlem bağlantılarından dolayı iflas hükümleri yürümez. Kurumun
alacakları Devlet alacağı derecesinde imtiyazlıdır. Kurum malları 2004 sayılı
İcra ve İflas Kanunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanun ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu bakımından Devlet malı sayılır. Taşınır ve
taşınmaz malları, bankalardaki mevduatları ile her türlü hak ve alacakları
haczedilemez. Kurum her türlü dava ve icra işlemlerinde teminat yatırmak mükellefiyetinden
muaftır. Kurumun malları, paraları ve para hükmündeki evrak ve senetleri ile
diğer mevcutlarına karşı işlenen suçlar Devlet mallarına karşı veya Devlete ait
kağıt ve belgeler üzerinden işlenen suçlardan sayılır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
14 üncü maddeyi
okutuyorum :
MADDE 14. - 1479 sayılı
Kanunun 24 üncü maddesinin (I) numaralı bendinin (a) alt bendi aşağıdaki
şekilde değiştirilmiş ve (II) numaralı bendinin (b) alt bendi yürürlükten
kaldırılmıştır.
a) Esnaf ve sanatkârlar
ile diğer bağımsız çalışanlardan ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı
dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ile gelir
vergisinden muaf olanlardan esnaf ve sanatkâr sicili ile birlikte kanunla
kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar,
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Madde üzerinde 1 adet
önerge vardır; önergeyi okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 237
sıra sayılı Kanun Tasarısının 14 üncü maddesinin (a) alt bendinin "Esnaf
ve sanatkârlar ile diğer bağımsız çalışanlardan ticarî kazanç veya serbest
meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi
olanlar veya esnaf veya sanatkâr sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek
kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar" olarak değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
|
|
Vahit Çekmez |
Züheyir Amber |
Abdulaziz Yazar |
|
|
Mersin |
Hatay |
Hatay |
|
|
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
Mehmet Kartal |
Bayram Ali Meral |
|
|
Malatya |
Van |
Ankara |
|
|
Hüseyin Bayındır |
Ali Rıza Gülçiçek |
Ramazan Kerim Özkan |
|
|
Kırşehir |
İstanbul |
Burdur |
|
|
Selami Yiğit |
İzzet Çetin |
Hüseyin Özcan |
|
|
Kars |
Kocaeli |
Mersin |
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Katılmıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu?
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi mi
okutalım?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Sayın Başkan, gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum :
Gerekçe :
Bağ-Kur öncelikle kendi
nam ve hesabına çalışan ve esnaf sicil memurluğu ile odalarına kayıtlı esnaf ve
sanatkârımıza hizmet vermektedir. Ticaret hayatında bulunan kişilerin vergi
mükellefiyeti çeşitli sebeplerden dolayı süreklilik arz etmeyebilir. Zaman
zaman vergi mükellefiyetine kısa da olsa esnaflarımız ara vermektedir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon ve Hükümetin
katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim.
Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
15 inci maddeyi
okutuyorum :
MADDE 15. - 1479 sayılı
Kanunun 25 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
Sigortalılığın başlangıç
ve bitiş tarihi
Madde 25. - Bu Kanunun 24
üncü maddesine göre sigortalı sayılanlardan gelir vergisi mükellefi olanların sigortalılıkları, mükellefiyetin başlangıç
tarihinden, gelir vergisinden muaf
olanların sigortalılıkları ise esnaf ve sanatkar sicili ile birlikte
kanunla kurulu meslek
kuruluşlarına kayıtlı olmak
şartıyla talep tarihinden itibaren
başlatılır.
Bu suretle sigortalı
olanların hak ve yükümlülükleri sigortalı sayıldıkları tarihte başlar.
Bu Kanuna tabi
sigortalılık;
a) Gelir vergisi
mükellefi olanların, mükellefiyetlerini gerektiren faaliyetlerine son
verdikleri,
b) Gelir vergisinden muaf
olanların, Esnaf ve Sanatkar Sicili
ile birlikte kanunla kurulu
meslek kuruluşlarındaki üye
kayıtlarının silindiği,
c) Şirketlerle ilgisi
kalmayanların, çalışmalarına son verdikleri veya ilgilerinin kesildiği,
tarihten itibaren,
d) Türkiye Cumhuriyeti
Emekli Sandığına tabi olarak çalışmaya başlayanların, emekli keseneği
kesilmeye başladığı,
e) İflasına karar
verilmiş olan tasfiye halindeki özel
işletmeler ile şirket ortaklarının, özel işletmenin veya şirketin
mahkemece tasfiyesine karar verildiği,
iflasına karar verilmiş olan veya tasfiye halindeki özel işletmeler ile şirket
ortaklarından hizmet akdi ile çalışanların çalışmaya başladığı,
f) 2108 sayılı Kanuna göre 1479 sayılı Kanun
kapsamına giren köy
ve mahalle muhtarlarından; kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasından
dolayı gelir vergisi mükellefiyeti bulunanlar
hariç, aynı zamanda hizmet akdi
ile çalışanların çalışmaya başladığı,
g) Gelir vergisinden muaf
olan, ancak Esnaf ve Sanatkârlar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek
kuruluşlarındaki kayıtlara istinaden Bağ-Kur sigortalısı olanlardan bu
sigortalılıklarının devamı sırasında, hizmet akdi ile çalışanların çalışmaya
başladığı,
Tarihten bir gün önce,
Sona erer.
Sigortalılığı sona erenler sigortalılıklarının sona erdiği
tarihten itibaren üç ay içinde
Kuruma başvurarak kayıtlarını sildirmek zorundadırlar. Kuruma tescili yapıldığı
halde beş yıl ve daha fazla süreyle prim ödememiş olan sigortalıların,
sigortalılıkları; bu Kanunun ek 19 uncu maddesi hükmü saklı kalmak şartıyla,
prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın
sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının sigortalılığı ise tescil
tarihi itibariyle Kurumca re'sen sona erdirilir. Kurumca re'sen kayıt silmenin usul ve esasları
yönetmelikle düzenlenir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Sayın Hüseyin
Ekmekcioğlu; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA HÜSEYİN
EKMEKCİOĞLU (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte
olan Kanun Tasarısının 15 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyeti saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlarım,
sayıları yaklaşık 4 000 000'u bulan, aileleriyle birlikte düşünüldüğünde, ülke
nüfusunun üçte 1'ini oluşturan esnaf ve sanatkârlarımızın, ülkemizin ekonomik,
sosyal, siyasal ve kültürel yaşamlarında taşıdıkları önem bugün artık
tartışılmaz bir gerçektir.
Esnaf ve sanatkârlarımız,
esnek yapıları sayesinde olağanüstü dönemlerde her zaman ulusal ekonomilerin
cansimidi olmuşlardır. Son olarak yaşanan ekonomik krizlerde, büyük işletmeler
bu koşullara ayak uyduramayıp, birer birer yok olurken, işçi çıkarmaya devam
ederken, esnaf ve sanatkârlarımız ayakta kalma mücadelesi vermiştir ve vermeye
de devam edecektir.
Örgütlü, örgütsüz,
sayıları 4 000 000'a yaklaşan ve tam 227 değişik işkolunda faaliyet gösteren
esnaf ve sanatkârlarımızın sorunlarının temel nedenlerinin, onların önemini
kavrayamayan ve bu nedenle bu kesimi âdeta yok farz eden yönetimlerin varlığı
olduğunu öncelikle belirtmek istiyorum.
Yaşanan derin ekonomik
krizin piyasalarda neden olduğu daralma, üretimlerin düşmesi sonucunu da
beraberinde getirmiş, bu olumsuz durum, doğrudan esnaf ve sanatkârlarımızı da
son derece etkilemiştir.
Son birbuçuk yılda
kapanan ve devredilen esnaf ve sanatkârlar işyeri sayısı 300 000'i aşmıştır. Bu
sayıdan çok fazlasınınsa, giderek artan borçları nedeniyle işyerlerini
kapatmaları an meselesi haline gelmiştir. Son iki yılda yeni işyeri açanların
sayısının da yüzde 7 oranında azalmış olması, bu konuya eğilmemiz gerektiğinin
kanıtıdır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; kişilerin, doğanın, toplumsal ve ekonomik yaşamın önüne
çıkardığı sosyal risklere karşı kendini güvenlik altına alma istek ve çabası
insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanlar, topluluk halinde yaşamaya başladıkları
tarihten itibaren, gerek kendileri gerekse aile fertleri için, gelecek günlerde
karşılaşabilecekleri sosyal tehlikelerin kaygısını taşımışlar ve bu
tehlikelerin iktisadî sonuçlarına karşı belirli güvenceler aramışlardır.
Esnaf ve
sanatkârlarımızın en önemli sorunu, düşük standartlı sosyal güvenlik, yani
Bağ-Kur sorunudur. Bugün Emekli Sandığı ve Sosyal Sigortalar Kurumu ile
Bağ-Kurun sosyal güvenlik standartları arasındaki fark son derece açıktır. Esnaf
ve sanatkârlarımız, âdeta ikinci sınıf vatandaş olarak kabul edilerek, düşük
standartlarda emeklilik ve sağlık sigortası uygulamalarına muhatap
kılınmaktadır. Bağ-Kur, organize edilerek hizmet etkinliği artırılmalı, en
azından, bu kuruluşumuzun, ülkemizin diğer sosyal güvenlik kuruluşları
standartlarında sosyal güvenlik hizmeti vermesi sağlanmalıdır. Bu nedenle,
tartıştığımız Bağ-Kur tasarısında bu kesimin lehine düzenlemeler getirilmeli,
primlerini rahatlıkla ödeyebilecekleri, emekli olduklarında aldıkları maaşla
mutlu olabilecekleri birtakım düzenlemeler yapılmalıdır.
Tasarının 15 inci
maddesi, vergiden muaf esnaf hariç, diğer esnaf ve sanatkârların Bağ-Kura tabi
sigortalılıklarının başlangıcında ve bitişinde vergi daireleri kayıtlarının
esas alınmasını öngörmektedir. Bilindiği üzere, esnaf ve sanatkârlar sicili
kayıtları, kamu güvenini haiz resmî kayıtlardır. 507 sayılı Esnaf ve Küçük
Sanatkârlar Kanununun 114 üncü maddesinde belirtildiği üzere, esnaf ve sanatkâr
sicillerinin sağlıklı ve güvenli bir şekilde tutulması ve yayımlanması
amacıyla, her il merkezinde, ticaret davalarına bakan asliye hukuk hâkimleri
nezdinde o ili kapsamak ve il sınırlarında çalışmak üzere, esnaf ve sanatkâr
sicili kurulmaktadır. Sicil işlemleri, ticaret davalarına bakan asliye hukuk
mahkemesinin gözetimi altındaki Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca atanan sicil
memuru tarafından yönetilmekte ve Türk Ticaret Kanununun 26 ile 40 ıncı
maddeleri arası esnaf ve sanatkâr sicili hakkında uygulanmaktadır. 1479 sayılı
Kanunun anılan maddesinde yapılan bu değişiklikle, 20.4.1982 tarihinde
yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunla geçmişte getirilen ve ciddî mağduriyetlere
sebebiyet veren sorunları yeniden ortaya çıkaracak; esnaf ve sanatkâr
kayıtları, güvenilir olmasına rağmen, dikkate alınmayacak; meslek kuruluşları,
sistemin dışına itilecektir. Meslek odalarının esnaf ve sanatkâr sicil
kayıtlarının tescili, sigortalılığın terkini ve adres güncelleştirmelerindeki
rolünü gözardı eden, esnafımızla sürekli işbirliği içinde çalışmış meslek
kuruluşlarını sistem dışında bırakan bu maddede, önceden olduğu gibi, esnaf ve
sanatkâr siciliyle birlikte meslek odaları kayıtlarının da dikkate alınmasına
ilişkin düzenleme yapılmalıdır.
Değerli arkadaşlarım,
tasarının 15 inci maddesinin son fıkrasında, kuruma kayıtlı ve tescili
yapıldığı halde beş yıl veya daha fazla süre prim ödememiş olan sigortalılar
ile prim ödemesi bulunan sigortalıların ödediği primlerin tam olarak karşılığı
ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi
itibariyle sigortalılıklarının kurumca resen sona erdirileceğine dair hüküm yer
almaktadır. Prim ödememe süresi ne olursa olsun, sigortalıların bu hakkının
sona erdirilmesi düşünülemez. Kurumun alacağını tahsil etmesi, kendi görevidir
ve buna ilişkin usul ve esaslar, tasarının ilgili maddelerinde düzenlenmiştir.
Bu nedenle, gerek ekonomik koşullar gerekse bilgisizlik ve ihmalkârlık
nedeniyle prim ödememesi halinde bu hakkın sigortalının elinden alınması, onun
geleceğini tehdit edecektir.
Değerli milletvekilleri,
yıllardır ekonomik krizler yaşayan ülkemizde, esnaf ve sanatkârlar ve tarım
kesimleri, tüm kesimler gibi, bu krizlerden üzerlerine düşen payı almışlardır.
Geçmiş hükümetlerde olduğu gibi, bu hükümet de, esnaf ve sanatkârlar ve tarım
kesimimizin ekonomik ve sosyal durumlarını iyileştirici hiçbir önlem
almamıştır. Bugün gündeme gelen tasarı da aynı nitelikleri taşımaktadır.
Görüşülmekte olan kanun tasarısında yapılmak istenen değişiklikler, esnaf ve
sanatkârlarımızı, tarım kesimindeki çalışanlarımızı rahatlatmaktan yana değil,
daha da sıkıntıya sokmaktadır.
Değerli arkadaşlarım,
yasa tasarımızla değişiklik yaparken, özellikle ve öncelikle, düzenleme
yaptığımız konularla ilgili toplum kesimlerini rahatlatıcı düzenlemeler
yapmalıyız. Yapılan düzenlemeler, demokratik kitle örgütleriyle tartışılıp,
onların görüş ve önerileriyle olgunlaştırılıp, ülkemizin uzun yıllardır
birikmiş sorunları elbirliğiyle çözülmelidir.
Değerli milletvekilleri,
önümüze gelen kanun tasarısından anlaşılıyor ki, esnafımız ve tarım kesiminde
çalışan vatandaşlarımızın sıkıntılarını çözücü önlemler alınmamıştır.
Arkadaşlar, küçük esnaf
ve sanatkârlarımızı yaşatalım. Esnafımız, bu ülkeye nefes aldıran kesimdir; vücudun
akciğeri gibidir, topluma nefes aldırır. Bu kesimleri boğmamalıyız; fakat,
yapılan uygulamalar tersini göstermektedir. Büyük bir istihdam alanı olan bu
kesimler ortadan kaldırılırsa, hem ülkemizdeki işsizlik sorununun artmasına
sebep oluruz hem de toplanan vergilerin azalmasıyla bindiğimiz dalı keseriz.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; ülkemizin sayıca en büyük kesimini oluşturan esnaf ve
sanatkârlar gözardı edilerek ve dışlanarak bir ekonomi politikası uygulanamaz.
Bu nedenle, esnaf ve sanatkârlarımız desteklenmeli ve teşvik edilmelidir.
Esnafımız, ekonomimizin, ülkemizin belkemiğidir; artık, değerli esnaf ve
sanatkârlarımızı hak ettiği yere getirmeliyiz.
Bu yasa tasarısıyla
ilgili olarak yapmış olduğumuz eleştirilerin dikkate alınacağını ümit ederek,
Yüce Heyeti saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Ekmekcioğlu.
Şahsı adına İzzet Çetin;
buyurun.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Bağ-Kur, gerçekten, esnafımızın, çiftçimizin, ev kadınlarının, SSK ve Emekli
Sandığı dışında kalan çalışanlarımızın bağlı bulunduğu bir sosyal güvenlik
kurumumuz. Tabiî, bugün, ülkemiz zor bir dönemeçten geçiyor. Özellikle son
yirmi yıldır uygulanan yanlış ekonomi politikaları ve sosyal politikalar
sonucunda, ülke olarak yoksullaştık, dışa bağımlı hale geldik. Sosyal güvenlik
kurumlarımız, yanlış yönetimler ve yanlış siyasal kararlar sonucunda, zarar
eder konuma geldi. Bütçe açıkları alabildiğine genişledi ve finansmanı
karşılayamadığı için, zor günler yaşanıyor. Özellikle son günlerde, son
yıllarda, esnafımızın, siftah yapmadan kepenk kapattığı dönemler oldu. Sadece
kasım ve şubat krizlerinde, hepimiz biliyoruz ki, 2 000 000'dan fazla insan
işini kaybederken, yüzbinlerce esnafımız işyerini kapatmak zorunda kaldı. Küçük
ve orta ölçekli işletmelerin sahipleri zor günler geçirdi. Çeşitli dönemlerde,
çeşitli yaklaşımlarla, esnafımız güçlendirilmek istendi; bunların, primlerini
ödeyemedikleri dönemler, günler oldu. Daha iki gün önce, Sayın Başbakan,
işsizliğe çözümü esnafla bulmaya çalıştı ve "ülkemizde 5 000 000 esnaf var,
o 5 000 000 esnaf 1'er kişi istihdam ederse, Türkiye'de işsizlik diye bir şey
kalmaz" diyerek, âdeta hem esnafla hem işsizle alay etti.
Şimdi, bu düzenlemeye
bakıyorum, o zor koşullarda varlığını sürdürmeye çalışan, ayakta durmaya
çalışan esnafımızın; topraktan aldığını toprağa yatıran, her dönemde güç
koşullarda üretimini sürdürmeye çalışan, bir yandan banka borçlarını,
faizlerini ödeyemeyen çiftçimizin, Bağ-Kura prim borcu olduğu aklının
köşesinden bile geçmez. Yani, çiftçimiz de esnafımızdan farklı değil. Kendi
rızasıyla bu kuruma prim ödeyenlerin -onların da ya eşleri esnaftır ya
çiftçidir ya sanatkârdır- bile, primlerini ödeyemedikleri bir gerçektir.
Şimdi, sosyal
sigortacılıkta ana kural, gerçekten, üyelerin aidatına primlerine dayalı ise,
bunu almak devletin görevi, kurumun görevidir. Eğer, bu üyeler, ekonomik kriz
nedeniyle yoksullaşmışlar, millî gelirleri, kişisel gelirleri düşmüş ve
sigortaya olan yükümlülüklerini yerine getirememişlerse -ki, öyledir; zaman
zaman vergi barışı ya da prim affı diye, birtakım yaklaşımlar önermeye
çalışıyoruz- yani, bu kişiler primlerini ödeyememişlerse, prim borçlarının bir
kısmını affetmeyi düşünüyoruz. Şimdi, buradaki düzenlemeye bakıyoruz:
"Sigortalılığı sona erenler sigortalılıklarının sona erdiği tarihten
itibaren üç ay içinde kuruma başvurarak kayıtlarını sildirmek zorundadırlar.
Kuruma tescili yapıldığı halde 5 yıl ve daha fazla süreyle prim ödememiş olan
sigortalıların, sigortalılıkları; bu Kanunun ek 19 uncu maddesi hükmü saklı
kalmak şartıyla, prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak
karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının
sigortalılığı ise,ş tescil tarihi itibariyle Kurumca resen sona
erdirilir."
51 inci maddeye
baktığımız zaman, durum aynı şekilde tekrar edilmiş: "1479 sayılı Kanunun
ek 19 uncu maddesi hükmü saklı kalmak şartıyla, prim ödemesi bulunan
sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim
ödemesi bulunmayan sigortalının sigortalılığı ise tescil tarihi itibariyle, kurumca resen sona erdirilir."
Değerli arkadaşlarım, bir
kere, Bağ-Kurda verilen sağlık hizmetleri yetersiz, emekli aylıkları yetersiz.
Bağ-Kurlular, diğer sosyal güvenlik kurumlarından hangisine gidip hizmet
alacaklarını şaşırmış vaziyetteler. Devlet, alacağına geldiği zaman, gidiyor,
bir biçimde alıyor; ama, burada, tahsil etme yoluna gitmeyerek, doğrudan
doğruya, onlara, hizmetin dışına çıkmalarını, Bağ-Kur'un dışına çıkmalarını
öneriyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Çetin,
konuşmanızı tamamlar mısınız.
İZZET ÇETİN (Devamla) -
Tabiî.
Oysa, 1479 sayılı Kanun,
yaptırımı olan bir kanun; görevi de, Bağ-Kura vermiş ve ilgili kurum olarak,
şimdiye kadar Çalışma Bakanlığına, bundan böyle de Sosyal Sigortalar Kurumuna
veriyor.
Değerli arkadaşlarım,
biz, primi alamamışız, belli bir süre prim ödemiş Bağ-Kurluya sistemden çık
diyoruz. Zaten hizmet alamadığı için, böyle bir resen ayırma, Bağ-Kur'dan
kaçışı beraberinde getirecektir. Bu yanlıştır.
İkincisi: Bu düzenleme,
eklenen bir hükümle, 2003 yılı Bütçe Kanununda vardı; daha iki gün önce,
Anayasa Mahkemesi, bu hüküm hakkında yürütmenin durdurulması yönünde karar
verdi.
Üçüncüsü: Bizim
görevimiz, yani, hükümetin görevi, hükümetlerin görevi, kapsamındakileri dışarı
atmak değil, sistemi işletmek, kapsamı genişletmek, bu sosyal güvenlik
şemsiyesi altına daha çok esnafımızı alarak kayıtdışı ekonomiyi de ortadan
kaldırmaya yönelik önlem almaktır.
Bu düzenleme yanlıştır.
Daha yolun başındayız. İki gün önce, Anayasa Mahkemesinin, eşitlik ilkesine
aykırılık nedeniyle yürütmenin durdurulması kararını verdiği bir konunun bu
maddede ısraren gelmesi de çok mantıklı değildir. Hükümetin de, Grubunuzun da,
devletin çeşitli kurumlarıyla inatlaşmasının, kavgaya girişmesinin hiçbir
mantığı yoktur.
Bunun, buradan
çıkarılmasını diliyor; hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Çetin.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, yerimden bir
açıklama yapmak istiyorum.
BAŞKAN - Buyurun.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkanım, değerli
arkadaşlar; Sayın Çetin'in yapmış olduğu konuşma üzerine bir açıklık getirme
ihtiyacını duydum, o sebeple söz aldım.
Burada, beş yıl ve daha
fazla süreyle kuruma hiç prim ödememiş sigortalıların durumu düzenleniyor.
Gerçi, birazdan muttali olacağınız bir önergeyle bu maddede bir değişiklik
yapılıyor; ancak, burada yapılmak istenilen şu: Beş yıl ve daha fazla süreyle
kuruma hiç prim ödememişse, bunlara, konuşmamda ifade ettiğim borçları
yapılandırma, ödeme kolaylığı çerçevesi içerisinde, bir hak tanınacak. Yani,
sistemin dışına atma yahut da çıkarma diye bir husus yok. Bu süre içerisinde borçlarını
ödedilerse, sistemle ilgileri devam edecek. Hayır, borçlarını ödemedilerse,
yine, bu sigortalılarımıza, makul bir süre içerisinde ikinci bir tebligat yapılacak.
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Düzenleme o biçimde değil Sayın Bakan.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - İleride, 19 uncu maddede bu hale
geliyor.
Bu tebligata rağmen de
yine borçlarını ödemediği takdirde, kurumla tekrar ilişki kuruncaya kadar,
entegre oluncaya kadar, bu sigortalılarımızın sigortalılıkları askıya alınacak.
Yani, burada, belki, resen silme sizi rahatsız edebilir; ama, ileride, 19 uncu
maddede görüleceği üzere, sigortalılıkları askıya alınacak ve diledikleri
zaman, tekrar sisteme girme konusunda müracaatları olduğu takdirde, yine,
isterse terk ettikleri basamak seviyesinden veyahut da yeni, sıfırdan girme
hakkına sahip olacaklar. Yani, hiçbir şekilde sigortalılıklarının zayi olması
gibi bir husus yok.
Burada bizim aradığımız
şudur: Sayıları yaklaşık 1 000 000 civarında olan bu sigortalılarımızı net bir
şekilde görmek istiyoruz. Yani, bize müracaat ediyorlar... "Beni
Bağ-Kurdan silin" diye dilekçe veren var. Mesela, bir tarihte -arkadaşlarımız
hatırlar- bu memurların rotasyona tabi tutulduğu bir dönemde, bu rotasyondan
muaf olmak için eşlerinin Bağ-Kurlu olması kâfi geliyordu; bir sürü memur
eşimiz Bağ-Kurlu oldu, üç ay prim ödedi, sonra bu işin devamı gelmedi... Yani,
bu sayı içerisinde, bunun gibi, sistemle ilişkisini devam ettirmeyen bir sürü
sigortalı var. Maksadımız budur.
Teşekkür ederim Sayın
Başkan.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Bakan.
Şahsı adına, Karaman
Milletvekili Sayın Mevlüt Akgün; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
MEVLÜT AKGÜN (Karaman) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bağ - Kurla ilgili yasa tasarısı
üzerinde söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ben, diğer iki
konuşmacının aksine, 15 inci maddeyle düzenlenen, beş yıl süreyle prim ödemeyen
ve kurumla bağını bir anlamda kesmiş olan sigortalıların -az önce Bakanımız da
ifade etti- sigortalılık süresinin askıya alınmasının, hukukumuzun ihtiyaç
duyduğu bir müessese olduğunu düşünüyorum; çünkü, Bağ-Kur sigortalılığı,
zorunluluk içeren bir sigortalılık sistemi. Gerçekten, hasbelkader Bağ-Kur
sigortalısı olmuş, özellikle tarım kesiminde, haberi bile olmadan, muhtarın
beyanıyla Bağ-Kurlu olan ve daha sonra Bağ-Kurdan silinmek için -az önce
Bakanımız da ifade etti- âdeta Bağ-Kurdan kurtulmak için günlerce mücadele
veren birçok insan var Anadolu'da. Bu insanlar, hasbelkader oluşan Bağ-Kurluluk
kaydı nedeniyle, diğer sosyal güvenlik sistemleri olarak düşünülen Fak-Fuk Fon gibi, yeşil kart
sistemi gibi sosyal güvenlik sistemlerinden, maalesef, yararlanamamaktadır ve
Bağ-Kur kaydı nedeniyle mustarip olan, mağdur olan birçok insana rastladım,
sizler de rastlamışsınızdır.
Bu nedenle, gönül bağını
bu sosyal güvenlik sisteminden silmiş, prim ödemeyen ve âdeta bu sosyal
güvenlik sistemini kendine bir sıkıntı olarak gören insanımızın,
sigortalılığının belli bir süre askıya alınması, ona bu süre içerisinde yeniden
düşünme imkânının sağlanması ve istediği takdirde de, yapılan tebligata rağmen
borcunu ödemediği takdirde de, kendi gönlüyle sigortalılık sisteminden
çıkmasının gerekliliğine inanıyorum.
Sosyal güvenlik
sisteminde bu kuruma ihtiyaç vardı. Bu ihtiyaç, bu yasal düzenlemeyle yerine
getirilmiş bulunmaktadır. Ben inanıyorum ki, AK Parti İktidarı, bu
düzenlemelerin dışında, tüm halkımızı kapsayan yeni sosyal güvenlik çatısı ve
düzenlemesiyle, bütün halkımızın devletten sağlık sigortası ve diğer sosyal
ihtiyaçlarını karşılayacağı geniş bir sosyal güvenlik sistemini kuracaktır.
Hükümet Programımızda bu vardır ve hükümetimizin bunu gerçekleştireceğine de yürekten
inanıyoruz.
Bu vesileyle, hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Akgün.
Sayın milletvekilleri,
madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Madde üzerinde 2 adet
önerge vardır. Önergeleri, önce geliş sıralarına göre okutacağım, sonra
aykırılıklarına göre işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının 15 inci maddesiyle değiştirilen 1479 sayılı Kanunun 25 inci
maddesinin son fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
|
|
Haluk İpek |
Mahfuz Güler |
Cevdet Erdöl |
|
|
Ankara |
Bingöl |
Trabzon |
|
|
Maliki Ejder Arvas |
|
Alaettin Güven |
|
|
Van |
|
Kütahya |
"Sigortalılığı sona
erenler, sigortalılıklarının sona erdiği tarihten itibaren üç ay içinde kuruma
başvurarak kayıtlarını sildirmek zorundadırlar."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
İkinci önergeyi
okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 237
sıra sayılı kanun tasarısının 15 inci maddesiyle düzenlenen 1479 sayılı Kanunun
25 inci maddesinin ilk fıkrası ile üçüncü fıkrasının (b) bendinin aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini ve (a) bendinin çıkarılmasını, bentlerin teselsül
ettirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Hüseyin Ekmekçioğlu |
Nail Kamacı |
Haluk Koç |
|
|
Antalya |
Antalya |
Samsun |
|
|
Muharrem İnce |
Tuncay Ercenk |
Muharrem Toprak |
|
|
Yalova |
Antalya |
İzmir |
|
|
Atila Emek |
Osman Kaptan |
Osman Özcan |
|
|
Antalya |
Antalya |
Antalya |
|
|
|
Kemal Kılıçdaroğlu |
|
|
|
|
İstanbul |
|
"Bu kanunun 24 üncü
maddesine göre sigortalı sayılanların sigortalılıkları, esnaf ve sanatkâr
sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmak şartıyla
talep tarihinden itibaren başlatılır."
"b) Esnaf ve
sanatkâr siciliyle birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı
olanların üye kayıtlarının silindiği."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Katılmıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi mi
okutayım, söz mü istiyorsunuz?..
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
(Antalya) - Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum :
Gerekçe :
Bilindiği üzere, esnaf ve
sanatkârlar sicili kayıtları, kamu güvenine haiz resmî kayıtlardır. 507 sayılı
Esnaf ve Sanatkârlar Kanununun 144 üncü maddesinde belirtildiği üzere, esnaf ve
sanatkâr sicillerinin sağlıklı ve güvenli bir şekilde tutulması ve yayınlanması
amacıyla her il merkezinde ticaret davalarına bakan asliye hukuk mahkemeleri
nezdinde o ili kapsamak ve il sınırlarında çalışmak üzere esnaf ve sanatkâr
sicili kurulmaktadır.
Sicil işlemleri ticaret
davalarına bakan asliye hukuk mahkemesinin gözetimi altında Sanayi ve Ticaret
Bakanlığınca atanan sicil memuru tarafından yönetilmekte ve Türk Ticaret
Kanununun 26 ilâ 40 ıncı maddeleri arası esnaf ve sanatkâr sicili hakkında da
uygulanmaktadır.
1479 sayılı Kanunun
anılan maddesinde yapılan bu değişiklikle, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren
2654 sayılı Kanunla, geçmişte getirilen ve ciddî mağduriyetlere sebebiyet veren
sorunları yeniden ortaya çıkaracak, esnaf ve sanatkâr kayıtları güvenilir
olmasına rağmen dikkate alınmayacak, meslek kuruluşları sistemin dışına
itilecektir.
Meslek odalarının, esnaf
ve sanatkâr sicil kayıtlarının, tescil, sigortalılığın terkini ve adres
güncelleştirilmelerindeki rolünün gözardı edilmesi, esnafımızla sürekli
işbirliği içinde çalışmış meslek kuruluşlarını sistem dışına bırakan bu madde,
önceden olduğu gibi esnaf ve sanatkâr sicili ile birlikte meslek odaları
kayıtlarının da dikkate alınmasına ilişkin düzenleme yapılmalıdır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon ve Hükümetin
katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim.
Kabul etmeyenler... Teşekkür ederim. Önerge kabul edilmemiştir.
İkinci önergeyi
okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının 15 inci maddesiyle değiştirilen 1479 sayılı Kanunun 25 inci
maddesinin son fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Haluk İpek
(Ankara) ve arkadaşları
"Sigortalığı sona
erenler sigortalılıklarının sona erdiği tarihten itibaren üç ay içinde kuruma
başvurarak kayıtlarını sildirmek zorundadırlar."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Uygun görüşle takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum :
Gerekçe :
Madde metninden çıkarılan
hükümlerin ek 19 uncu maddede düzenlenmesinin daha uygun olacağı
düşünüldüğünden önerge verilmiştir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyonun takdire
bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Teşekkür ederim. Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim.
Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
16 ncı maddeyi okutuyorum
:
MADDE 16. - 1479 sayılı
Kanunun 26 ncı maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiş ve maddeye
birinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
Üç ay içinde kayıt ve
tescilini yaptırmayan sigortalılar Kurumca re'sen kayıt ve tescil edilir.
Gelir vergisi
mükelleflerinin mükellefiyet tescili ve terkinine ilişkin bilgiler, Kurum ile
Maliye Bakanlığınca müştereken belirlenecek usul ve esaslara göre Kuruma
bildirilir.
Kamu kurum ve
kuruluşları, belediyeler, kamu iktisadi teşebbüsleri, esnaf kefalet
kooperatifleri, tarım kredi kooperatifleri ve bankalar, bu Kanuna göre zorunlu
sigortalı olanlarla ilgili ruhsat, ihale ve kredi işlemlerinde sigortalı olduklarını
gösterir belgeyi istemek ve belge istenenler de bu belgeyi ibraz etmek
zorundadırlar.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
17 nci maddeyi okutuyorum
:
MADDE 17. - 1479 sayılı
Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasının başına "Şu kadar ki, bu
Kanuna tabi sigortalılığın başladığı tarihte" ibaresi eklenmiş ve üçüncü
fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Sigortalıların hangi
hallerde çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirmiş sayılacakları, sağlık
işlemlerine ilişkin yönetmelikteki esaslara göre tespit olunur.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
18 inci maddeyi
okutuyorum :
MADDE 18. - 1479 sayılı
Kanunun 29 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 29. - Malullük
aylığından yararlanabilmek için;
a) Bu Kanunun 28 inci
maddesine göre malul sayılmak,
b) En az beş tam yıl
sigorta primi ödemiş olmak,
c) Yazılı istekte
bulunmak ve istek tarihi itibariyle prim ve her türlü borçlarını ödemiş
olmak,
Şarttır.
Bu Kanuna tabi
sigortalılığı devam ederken bir iş kazası veya meslek hastalığı sonucu çalışma
gücünün en az üçte ikisini kaybedenler hakkında beş tam yıl sigorta primi
ödemiş olmak şartı aranmaz.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde şahsı
adına, İstanbul Milletvekili Sayın Lokman Ayva; buyurun. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
LOKMAN AYVA (İstanbul) -
Sayın Başkan, değerli milletvekillerimiz; hepinize saygı ve sevgilerimi
sunuyorum.
Bu maddeye ilaveten bir
önergemiz olacak. Belki, Sayın Bakan katılırsa, konuşma fırsatım olmaz diye
önceden konuşayım dedim. Malum, belki bir enişte kıyağı yapar, katılır filan
diye korkuyorum!
Değerli
milletvekillerimiz, hem 17 nci hem 18 inci madde, gerçekten, uygulanmasında da
karşılaştığımız problemlerin aşılmasıyla, önemli bir rahatlama getirecek. Bizim
burada esas vurgulamak istediğimiz hadise şu: SSK, Emekli Sandığı gibi sosyal
güvenlik kuruluşlarımızda uygulanan bir yöntem var. Kısaca, birkaç cümleyle onu
söyleyeyim. Özürlü çalışan insanlar, daha doğrusu, çalışan özürlüler 15 yılda
emekli olabiliyorlar; fakat, Bağ-Kurda çalışanlar 15 yılda emekli olamıyor. Biz
diyoruz ki, Emekli Sandığı ve SSK'da olduğu gibi Bağ-Kurda da aynı mevzuat
uygulansın. Peki, bunun mantığı ne? Mantığı şu: Bağ-Kurda çalışan kişi, kendisi
iş kurmuş. Mesela, ne yapmış bu kişi... Herhalde fabrikatör filan olmuyor; ya
ayakkabı tamir dükkânı açmış, tamircilik yapıyor ya belediyeden büfe almış, o
işi yapıyor; gelip gidiyor işyerine. Biz diyoruz ki buna: Sen eğer devlet
dairesine girseydin, onbeş yılda emekli olacaktın veya birisinin yanında
çalışsaydın, onbeş yılda emekli olacaktın; üstelik, senin sigorta priminin
yüzde 50'sini de Hazine verecekti; ama, biz, senden tamamını alıyoruz ve
tamamını almamıza rağmen, seni de diğerlerinden daha fazla mağdur ediyoruz.
Tabiî, bu, çok aykırı bir durum.
Ben, inanıyorum,
komisyonumuzun ve hükümetimizin de desteğiyle, bundan sonra önergemiz kabul
edilecek ve sizlerin, tabiî, esas Genel Kurulumuzun desteğiyle, bu kabul
edilecektir; çünkü, zaten, uygulamadaki, açıkçası, haksız bir durumdu. Bunun
giderileceğini düşünüyorum. Bundan, en fazla, zannediyorum, 500 kişi falan
-onun net bir sayısı yok elimizde- yararlanabilir. O da, herhalde, bundan onbeş
sene sonra filan yararlanılacağı bir hadise.
Bu kanun tasarısı gündeme
geldiğinde, konuyu gündeme getirmek istedik. Sizlerin bu konudaki desteği çok
çok önemli. Neden önemli; şundan: Bundan sonra, kendi işini kurmak isteyen
insanlara bir destek olmuş olacağız. Eğer, bir kişi, bir yerde bir iş kurmak
isterse, arkasında devletin olduğunu, arkasında sosyal güvenlik kuruluşlarının
olduğunu ima etmiş olacağız.
Peki, akla şöyle bir soru
gelebilir; denilebilir ki: Acaba, popülizm mi yapıyor Lokman Ayva? Herhalde
popülizm bu işe kadar düşmedi; yani, 500 kişi için popülizm yapılmaz. Artı,
belki, yine, popülizmle ilgili şu denebilir: Yani, sekiz on senedir bankalardan
50-60 milyar dolar götürüldü; o zaman popülizm olmuyor da, 500 özürlüye gelince
mi popülizm olacak bu iş?!
O açıdan,
destekleyeceğinize inanıyor; saygı ve sevgilerimi sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Ayva.
Sayın milletvekilleri,
madde üzerinde başka söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Teşekkür
ederim. Madde kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır. Malumları olduğu üzere,
görüşülmekte olan tasarı veya teklife konu kanunun, komisyon metninde
bulunmayan, ancak, tasarı veya teklif ile çok yakın ilgisi bulunan bir maddesinin
değiştirilmesini isteyen ve komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler
üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açılacağı, İçtüzüğümüzün 87 nci
maddesinin dördüncü fıkrası hükmüdür.
Bu nedenle, önergeyi
okutup, Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, yani, 21
üyesiyle katılırsa, önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım;
Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması halinde ise, önergeyi işlemden
kaldıracağım.
Şimdi, önergeyi
okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülecek olan 237 sıra
sayılı kanun tasarısının çerçeve 18 inci maddesinden sonra, çerçeve 19 uncu
madde olmak üzere aşağıdaki hükmün eklenmesini ve diğer maddelerin bu çerçevede
teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.
MADDE 19 - 02.09.1971
tarih ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal
Sigortalar Kurumu Kanununun 35 inci maddesine 3 üncü fıkra olmak üzere
aşağıdaki hükmün eklenmesini arz ve teklif ederiz.
"Sakatlığı nedeniyle
vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış durumda olan sigortalılardan;
ilgili mevzuatı uyarınca, birinci derecede sakatlığı olanlar yaşları ne olursa
olsun en az onbeş yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3 600 gün malullük,
yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak, ikinci derecede sakatlığı
olanlar yaşları ne olursa olsun en az 18 yıldan beri sigortalı olmak ve en az 4
000 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak, üçüncü
derecede sakatlığı olanlar yaşları ne olursa olsun en az yirmi yıldan beri
sigortalı olmak ve en az 4 400 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi
ödemiş olmaları şartıyla yaşlılık aylığından yararlanırlar. Sakatlığı nedeniyle
vergi indiriminden yararlanması dolayısıyla yaşlılık aylığına hak kazanarak
yaşlılık aylığı alanlar kurumca kontrol muayenesine tabi tutulabilir.
|
|
Lokman Ayva |
Muzaffer Baştopçu |
Öner Gülyeşil |
|
|
İstanbul |
Kocaeli |
Siirt |
|
|
Mustafa Dündar |
|
Mahmut Kaplan |
|
|
Bursa |
|
Şanlıurfa |
BAŞKAN - Sayın Komisyon,
önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Sayın Başkan, Komisyonumuzun
yeterli çoğunluğu bulunmamaktadır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon önergeye salt
çoğunlukla katılamamış olduğundan, önergeyi işlemden kaldırıyorum.
19 uncu maddeyi
okutuyorum :
MADDE 19. - 1479 sayılı
Kanunun 38 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 38. - Bu Kanuna
göre yaşlılık aylığı alanların istekleri halinde, aylıkları kesilerek son defa
prim ödedikleri basamaktan prim ödemeye devam edebilirler. Bunların tekrar
yaşlılık aylığı talep etmeleri halinde, en az üç tam yıl prim ödemiş olmaları
kaydıyla haklarında bu Kanunun yaşlılık sigortası hükümleri uygulanır. Bu
süreyi tamamlamadan talepte bulunanlara ödedikleri primleri bu Kanunun 55 inci
maddesi hükümlerine göre yersiz ödeme olarak iade edilir ve yeniden bağlanacak
aylığın hesabında, son defa aldığı aylık tutarı esas alınarak, aylığın iptal
tarihinde yürürlükte bulunan hükümler uygulanır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
20 nci maddeyi okutuyorum
:
MADDE 20. - 1479 sayılı
Kanunun 39 uncu maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Bu Kanuna göre tekrar
sigortalı olanlar, toptan ödeme yapılan sürelerini ihya etmek istedikleri
takdirde, bu sürelere ilişkin primler, toptan ödeme talebinde bulundukları
tarihte son defa prim ödedikleri basamağın, ihya talebinde bulundukları
tarihteki tutarları esas alınarak hesaplanır ve tebliğ tarihinden itibaren üç
ay içinde ödenir. Bu şekilde ihya edilen süreler yaşlılık aylığı bağlanmasında
ihya tarihinden itibaren altı ay sonra sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.
Bu Kanuna tabi hizmetlerin 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak
Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 5 inci maddesine göre
ihyasında da, bu fıkra hükmü uygulanır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
21 inci maddeyi
okutuyorum :
MADDE 21.- 1479 sayılı
Kanunun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri ile fıkranın
son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
a) Ölüm tarihinde en az
beş tam yıl sigorta primi ödemiş olan,
d) En az beş tam yıl
sigorta primi ödemiş olanlardan toptan ödeme talebinde bulunmakla beraber,
toptan ödeme yapılmadan ölen,
Sigortalının hak sahibi
kimselerine yazılı talepleri halinde aylık bağlanır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
22 nci maddeyi okutuyorum
:
MADDE 22. - 1479 sayılı
Kanunun 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan
"sigortalının" ibaresinden sonra gelmek üzere "beş tam yıl"
ibaresi eklenmiştir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
23 üncü maddeyi
okutuyorum :
MADDE 23. - 1479 sayılı
Kanunun 45 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) ve (d) bentleri aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir.
c) Onsekiz yaşını, orta
öğrenim yapması halinde yirmi yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde yirmibeş
yaşını doldurmayan ve (onsekiz yaşını doldurmayanlar hariç) bu Kanun ile diğer
sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki
çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan veya yaşları ne olursa olsun
çalışamayacak durumda malul olan erkek çocuklarla, yaşları ne olursa olsun evli
olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu kanun ile
diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki
çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine %
25'i,
d) Sigortalının ölümü
tarihinde veya sonradan eşine veya çocuklarına yapılması gereken tahsisin
toplamı, sigortalıya ait tahsisten aşağı olursa, artan kısım eşit paylar
halinde, sigortalının bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında
çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık
almayan ana ve babasına her birinin hissesi sigortalıya ait aylığın en çok %
25'i,
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde, şahsı
adına, İstanbul Milletvekili Sayın Lokman Ayva; buyurun.
LOKMAN AYVA (İstanbul) -
Sayın Başkan, sayın milletvekillerimiz; huzurunuzu işgal etmekten üzgünüm; ama,
bugünkü görüşmelerin başında da belirttiğim gibi, birtakım hususlar vardı;
ayrıntı gibi görünen, fakat, insanların bayağı acı çektiği hususlar.
Burada, bu madde de,
yine, önemli, güzel maddelerden biri; fakat, birazdan bir önergemiz olacak. Bu
önergemiz, komisyonun salt çoğunluğunu gerektirmeyen bir önerge ve Genel
Kurulumuzun tasvibini, en azından, burada alabilecek, öyle bir imkânı olacak
bir önerge.
Buradaki espri şu: Eğer,
annesi veya babası sigortalıysa özürlü kişinin ve bunlar vefat etmişse, çocuğa
bir para kalıyor. Erkek ise eğer, evli bile olsa, bu para devam ediyor. Hangi
şartlarda; herhangi bir işe girmemiş veya herhangi başka bir sosyal güvenliği
olmaması kaydıyla; ama, işin ters tarafı, belki size garip gelecek, bu özürlü
çocuk kızsa, evlenirse, kesiliyor.
Şimdi, tabiî, bu,
çelişkili, garip bir durum; ama, maalesef, bunlar, ayrıntılarda kaldığı için,
gözden kaçabiliyor. Bunun sonuçları şu: Mesela, özürlü bir kız, babasından,
annesinden maaş alıyor; herhangi bir geliri yok, herhangi başka bir sosyal
güvenliği yok; evlendi, parası pat diye kesiliyor. Neden; herhalde, kocası
zengin zannediliyor, kocasının ona bakacağı varsayılıyor. Gördüğüm örneklerde
yaygın olan şey şu: Kocası da fakir, kendisi de fakir, hatta, kocası da, zaman
zaman, işsiz oluyor. Yani, o bakımdan, biz, bu kadın-erkek ayırımcılığı
anlamına da gelen, artı, kadını kocasının geçindireceği gibi bir mantığa da
dayanan ve yine artı, kocasının zengin olacağını varsayan bu hükmün,
sadece "erkek" kelimesinin
çıkarılarak düzeltilmesini arzu ediyoruz. İnşallah, takdirlerinizle
düzelecektir diyor, saygılar, sevgiler sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Ayva.
Madde üzerinde başka söz
talebi?.. Yok.
Madde üzerinde 1 adet
önerge var; okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülecek olan 237 sıra
sayılı kanun tasarısının 23 üncü maddesinde yer alan 1479 sayılı Kanunun 45
inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendindeki "erkek çocuklarla"
ibaresinin "çocuklarla" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.
Lokman Ayva
İstanbul
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon önergeye
katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet?..
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkanım, izin verirseniz,
kısa bir açıklama yapmak istiyorum.
BAŞKAN - Buyurun.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Tabiî, Sayın Ayva'nın
hassasiyetlerini hepimiz, bütün Parlamento paylaşıyoruz; ancak, önergesiyle
ilgili şunu söylemek istiyorum.
Madde metninde
"erkek" kelimesinin bulunması, kanun tekniği ve genel düzenleme
açısından gerekli; çünkü, erkek çocuklar, ancak malul olmaları şartıyla 25
yaşından sonra ölüm aylığı almaya devam edebiliyorlar. Kız çocuklarının durumu
ise; bekâr oldukları sürece ölüm aylığı almaya devam ediyorlar. Bu hakkı,
özürlü veyahut da sakat gibi bir sınıflandırmaya tabi tutmak, yasanın bütünlüğü
açısından mahzurlar taşımaktadır. Hükümet olarak biz de, saydığım bu
gerekçelerle önergeye katılamıyoruz.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
HALUK KOÇ (Samsun) -
Sayın Bakan, kız çocukları da özürlü olabilir...
BAŞKAN - Komisyonun ve
Hükümetin katılmadığı önergenin gerekçesini mi okutalım?
LOKMAN AYVA (İstanbul) -
Söz istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun.
LOKMAN AYVA (İstanbul) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabiî, üzüntü verici bir açıklama. Bunun
kanunla, kanun tekniğiyle, hukuk tekniğiyle açıkçası bir ilgisi yok. Biz de, bu
hazırlığı yaparken, hukukçularla yaptık. Yani, şundan dolayı: Yukarıda,
oturduk, Kanunlar ve Kararlar Dairesinden arkadaşlarla, Sağlık Komisyonundan
uzman arkadaşlarla konuştuk. Yanlış yönlendirdiklerini düşünmüyorum; zaten,
bizim de, az çok bir hukuk mantığımız var.
Buradaki espri şu: Eğer,
şu dediğimiz sakıncayı bir şekilde telafi edebiliyorsa mevcut düzenleme, hiçbir
itirazımız yok. Yani, kız çocuk evlenince niye maaşı kesiliyor da, erkek çocuk
evlenince kesilmiyor? Bunu düzenleyebiliyor muyuz? Hukuk mantığına böyle
uyduralım o zaman, nasıl uydurulacaksa.
İkincisi şu: Peki, kız
çocuğu -özürlü kızı kastediyorum- evlenince kocasının geçindirme zorunluluğunu
hangi Medenî Yasa veya Anayasa hükmünden alıyoruz? Böyle bir şey de yok zaten.
Açıkçası, ben, bayan olsam -olmasam da karşı çıkıyorum da- daha da çok karşı
çıkardım.
Üçüncüsü de şu : Diyorum
ya, özürlü vatandaşın evlendiği kişilerin öyle beyaz atlı prens falan olduğunu
zannetmeyin. Burada, eğer, böyle bir destek olursa, kocasının herhangi bir
geliri yoksa, o aileye de destek oluyor bu kişi. Zaten, kızın sosyal güvenliği
falan olmaması şartı var; yani, herhangi bir yerden para almaması gerekiyor,
hatta, bu sakat ve malullük maaşı var ya, 65 yaş ve diğer malullük maaşı, onu
bile almaması gerekiyor bu parayı alabilmesi için. Ne kadar alacak, miktarını
da söyleyeyim; yüzde 25, yani; 100 000 000 veya 125 000 000 lira; yani, aslında
sakındığımız para 125 000 000 lira. Yani, ben, bu değişikliğin niye
yapılamayacağını anlamış değilim. İnşallah takdirlerinizi bekliyoruz.
Çok teşekkür ediyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Ayva.
Komisyon ve Hükümetin
katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim.
Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir. (Alkışlar)
Sayın milletvekilleri,
kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
24 üncü maddeyi
okutuyorum :
MADDE 24. - 1479 sayılı
Kanunun 46 ncı maddesinin başlığı ile ikinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir.
Ölüm aylığının kesilmesi
Sigortalının kız
çocuklarına bağlanan aylıklar, bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları
kapsamında çalışmaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takip eden aylık
ödeme tarihinden itibaren kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan nedenlerin ortadan
kalkması halinde, bu Kanunun 45
inci maddesinin ikinci
fıkrasının ( c ) bendi hükmü
saklı kalmak şartıyla, bu tarihi takip eden aylık ödeme tarihinden başlanarak
yeniden aylık bağlanır. Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık
almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.
"Sigortalının erkek
çocuklarına bağlanan aylıklar, çocuğun onsekiz yaşını veya bu Kanun ile diğer
sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmamaları koşuluyla, orta öğrenim
yapması halinde yirmi yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde yirmibeş yaşını
dolduracağı tarihe kadar devam eder. Bu yaşları doldurdukları tarihte
çalışamayacak durumda malül olan erkek çocukların aylıklarının ödenmesine devam
olunur.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
25 inci maddeyi
okutuyorum :
MADDE 25. - 1479 sayılı
Kanunun 49 uncu maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Bu Kanuna göre ödenecek
sigorta primi, sigortalının seçtiği, intibak ettirildiği veya yükseltildiği 50
nci maddede belirtilen gelir basamağının % 20'sidir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
26 ncı maddeyi okutuyorum
:
MADDE 26. -1479 sayılı
Kanunun 51 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
Ancak, diğer sosyal
güvenlik kanunlarına tabi bir işte çalıştıktan sonra bu Kanun kapsamına
girenlerin basamakları, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen
süre dikkate alınarak intibak ettirilmek suretiyle belirlenir.
Bu Kanun kapsamından
çıkarak, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında sigortalı olduktan sonra
tekrar bu Kanun kapsamına girenlerin basamakları, diğer sosyal güvenlik
kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak daha önce bulundukları son
basamak üzerine intibak ettirilmek suretiyle yeniden belirlenir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
27 nci maddeyi okutuyorum
:
MADDE 27. - 1479 sayılı
Kanunun 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, beşinci fıkrasına
aşağıdaki cümle eklenmiştir.
Sigortalılar, aylık prim
borcunu ilgili ayın sonuna kadar ödemek zorundadırlar. Kurumun, 17.10.1983
tarihli ve 2926 sayılı Kanuna göre tahakkuk eden prim alacakları aylık olarak
veya Kurumca tespit edilecek dönemlerde ödenir. Ayrıca, Bakanlar Kurulu kararı
ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebilir.
Kurumun, süresinde
ödenmeyen prim ve prime ilişkin alacakları ile her ne nam altında olursa olsun
diğer alacaklarının tahsilinde 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas
Kanunu hükümleri uygulanır.
Sigortalılar tarafından
ödenmesi gereken primler süresi içinde ve tam olarak ödenmezse, primlerin
ödenmeyen kısmına sürenin bittiği tarihten başlayarak, gecikilen her ay için
21.07.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanunla belirlenen gecikme zammı oranları uygulanarak sigortalılardan tahsil
edilir. Gecikme zammı, yalnız prim alacaklarına uygulanır ve borç ödeninceye
kadar devam eder.
Afet bölgesindeki
şartları ve gelişmeleri göz önünde tutarak, sigortalıların ödemesi gereken
primlerin ödeme sürelerini bu fıkrada belirlenen sürelere bağlı kalmaksızın
belirlemeye ve ertelemeye Kurum Yönetim Kurulu yetkilidir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
28 inci maddeyi
okutuyorum :
MADDE 28. - 1479 sayılı
Kanunun 58 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Belirlemeye"
ibaresinden sonra gelmek üzere "Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı"
ibaresi eklenmiştir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
29 uncu maddeyi
okutuyorum :
MADDE 29. - 1479 sayılı
Kanunun 63 üncü maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. Tak-sirli suç sayılır
hareketi ile bu Kanunda sayılan yardımların yapılmasına neden olan üçüncü
kişinin sigortalının eşi, çocukları, ana ve babası olması halinde, bu kişilere
rücu edilmez.
Kurumun rücu hakkını
doğuran suç sayılır hareket yurt dışında meydana gelmiş, suçun faili yabancı
uyruklu ve yurt dışında ikamet ediyorsa, bu kişilere rücu edilmez.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
30 uncu maddeyi
okutuyorum :
MADDE 30. - 1479 sayılı
Kanunun 68 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
Ayrıca Kurum denetim
elemanları bu Kanun hükümleri uyarınca Kurum ile sözleşme yapmış gerçek veya
tüzel kişiliği haiz kuruluşlarda araştırma ve inceleme yapmaya yetkilidirler.
Kendi-leriyle sözleşme yapılmış olan gerçek veya tüzel kişiliği haiz
kuruluşlar, Kurum denetim elemanla-rına her türlü bilgi ve belgeyi vermekle
yükümlüdürler.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Madde üzerinde verilmiş
bir önerge vardır; okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının çerçeve 30 uncu maddesi ile 1479 sayılı Yasanın 68 inci maddesinde
yapılan değişikliğe aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve talep ederiz.
"Bu yükümlülüklerini
yerine getirmeyenler hakkında, asgari ücretin iki katı tutarında idari para
cezası kesilir."
|
|
Kemal Kılıçdaroğlu |
Muharrem Toprak |
A. Sırrı Özbek |
|
|
İstanbul |
İzmir |
İstanbul |
|
|
İzzet Çetin |
Yakup Kepenek |
Ali Topuz |
|
|
Kocaeli |
Ankara |
İstanbul |
|
|
Osman Özcan |
Hüseyin Ekmekcioğlu |
Feramus Şahin |
|
|
Antalya |
Antalya |
Tokat |
BAŞKAN - Komisyon?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet?..
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın önerge
sahipleri, gerekçeyi mi okutalım?
İZZET ÇETİN (Kocaeli) -
Gerekçeyi okutun Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum :
Gerekçe :
Yaptırımsız bir
yükümlülüğün işlemeyeceği gerçeği dikkate alınarak değişiklik önerilmiştir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon ve Hükümetin
katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim.
Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
31 inci maddeyi
okutuyorum :
MADDE 31. - 1479 sayılı
Kanunun 70 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Bu Kanuna dayanılarak
Kurumca açılacak tazminat ve rücu davaları on yıllık, prim alacak-ları davaları
beş yıllık zamanaşımına tabidir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
32 nci maddeyi okutuyorum
:
MADDE 32. - 1479 sayılı
Kanunun 76 ncı maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
Dikkate alınmayacak
tutarlar
Madde 76. - Her yıl bütçe
kanunları ile belirlenen, Devlet hesaplarında yer verilmeyecek ve terkin
edilecek tutarlar, Kurum hesaplarında aynen uygulanır. Bu tutarların terkinine
Genel Müdürlük yetkilidir. Buna ilişkin usul ve esaslar Kurum yönetim kurulunca
belirlenir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
33 üncü maddeyi
okutuyorum :
MADDE 33. - 1479 sayılı
Kanunun 79 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 79. - Bu Kanunun 24
üncü maddesinin (I) numaralı bendi kapsamına girmeyenlerden, aynı maddenin (II)
numaralı bendinin (a) ve (c) alt bentlerinde sayılanlar dışında kalanlar, ev
kadınları ve Türkiye'de ikamet eden yabancı uyruklular talepleri halinde isteğe
bağlı sigortalı olabilirler.
İsteğe bağlı sigortalı
olanların basamak seçme ve yükseltmelerinde bu Kanun hükümleri uygulanır.
İsteğe bağlı
sigortalılık, sigortalılık tescil talebinin Kuruma intikal ettiği tarih
itibariyle başlar ve terk talebinin Kuruma intikal ettiği tarihte veya diğer
sosyal güvenlik kanunlarına tabi olarak çalışmaya başladığı tarihten bir gün
önce veya sigortalının toplam borcunun üç aylık prim ve ceza tutarından fazla
olması halinde sigortalının daha önce ödediği primlerin tam olarak karşıladığı
ayın sonu itibariyle sona erer.
2926 sayılı Kanun
kapsamına girmeden önce bu Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalı olanların,
isteğe bağlı sigortalılıkları devam eder.
İsteğe bağlı sigortanın
hangi esaslara göre yapılacağı bir yönetmelikle düzenlenir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
34 üncü maddeyi
okutuyorum :
MADDE 34. - 1479 sayılı
Kanunun 20.6.1987 tarihli ve 3396 sayılı Kanunun 17 nci maddesi ile yürürlükten
kaldırılan 80 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde yeniden
düzenlenmiştir.
İdari para cezaları
Madde 80. - Bu Kanunun 26
ncı maddesinde belirtilen tescil
ve sigortalılığın sona ermesi ile
ilgili yükümlülüğe uymayan sigortalılara Kurumca elli milyon lira idari para cezası verilir. Bu miktar, her yıl Maliye Bakanlığınca 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun mükerrer 298 inci
maddesi gereğince belirlenen yeniden
değerleme oranında artırılır.
Hakkında para cezası
uygulanan sigortalılar, gerekçesini belirtmek suretiyle para cezasına
karşı tebliğ tarihinden itibaren
onbeş gün içinde Kuruma itiraz edebilirler. İtiraz takibi
durdurur. Kurum en geç otuz gün içinde itirazı inceler ve karara bağlar.
Kurum tarafından itirazın reddedilmesi halinde, sigortalılar red kararının
kendilerine tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içinde
yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Mahkemeye başvurulması cezanın takip
ve tahsilini durdurmaz. İdari para
cezalarının tahakkuk ve tahsilatında beş yıllık zamanaşımı uygulanır.
Sağlık karneleri ve/veya
kartını bir başkasına kullandıranlardan veya
başkası adına kullananlardan ve
buna yardımcı olduğu belgelenenlerden, Kurumca yapılan sağlık gideri kanunî faiziyle iki katı
olarak müştereken ve müteselsilen
tahsil edilir ve ilgililer hakkında Türk Ceza Kanunu hükümleri
uygulanır.
Kendilerine yapılan
tebligat tarihinden itibaren onbeş gün içinde idari para cezasını veya
borçlarını itiraz etmeden ödeyenlerin bu borçları üçte bir oranında terkin
edilir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
35 inci maddeyi
okutuyorum :
MADDE 35. - 1479 sayılı
Kanunun ek 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
Kurum işlemlerinin bilgi
işlem ortamında yapılması ve arşivlenmesi
Ek Madde 8. - Kurumun,
prim tahsilatı, sigortalama, tahsis, sağlık sigortası uygulaması dahil bütün
işlemleri elektronik ortamda veya bilgi işlem ortamında yapılabilir ve
arşivlenebilir. Bu şekilde arşivlenen belgeler elektronik ortamda on yıl süre
ile saklanır. Diğer kurum ve kuruluşlardan elektronik ortamda bilgi ve belge
alınabilir veya bunlara bilgi ve belge verilebilir. Kurum her türlü işlemlerini
internet de dahil manyetik ortamda yapabilir. Elektronik veya bilgi işlem
ortamında yapılan işlemlerin ve imha veya ilgilisine iade edilen belgelerin
tespit ve tevsikinde bilgi işlem kayıtları esas alınır. Kurum tarafından bilgi
işlem ortamında tutulan bilgiler adli ve idari merciler nezdinde geçerlidir.
İtiraz edilmesi halinde, ispat mükellefiyeti itiraz edene aittir.
Sigortalıların Kuruma
yaptıkları ve hatalı olmayan ödemelere ilişkin belgelerden elektronik ortama
veya bilgi işlem kayıtlarına intikal ettirilmiş olanlar, ödemenin yapıldığı
tarihi takip eden takvim yılından başlayarak bir yıl, kontrol ve denetimi
yapılmak kaydıyla sağlık sigortası uygulamasına ilişkin fatura, reçete gibi
belgeler Kuruma ibraz tarihinden itibaren beş yıl süre ile saklanır ve bu sürenin sonunda imha edilir.
Bu maddenin uygulanması
ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
36 ncı maddeyi okutuyorum
:
MADDE 36. - 1479 sayılı
Kanunun ek 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile ikinci ve
üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Bu Kanun ile 2926 sayılı
Kanun ve bu kanunlarda değişiklik yapan kanunlara göre sigortalı olanlar,
askerlikte er olarak geçen hizmet süreleri ile yedek subay okulunda geçen
sürelerinin tamamını borçlanabilirler.
Borçlanma primleri
sigortalının talep tarihinde bulunduğu basamağın prim tutarları üzerinden
hesaplanır ve tebliğ tarihinden itibaren altı ay içinde ödenir. Borçlanma
primleri süresi içinde ve tam olarak ödenmezse borçlanma geçersiz sayılır.
Borçlandırılan süre,
sadece sigortalılık süresi olarak değerlendirilir, aylık bağlamaya esas
ortalama gelir tutarının hesabında dikkate alınmaz.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
37 nci maddeyi okutuyorum
:
MADDE 37. - 1479 sayılı
Kanunun ek 11 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Ek Madde 11. - Bu Kanunun
24 üncü maddesine göre sigortalı olanlardan;
a) Sigortalılığı devam
edenler ile eş ve bakmakla yükümlü oldukları çocukları, ana ve babaları,
b) Yaşlılık ve malullük
aylığı almakta olanlar ile eş ve bakmakla yükümlü oldukları çocukları, ana ve
babaları,
c) Ölüm aylığı alanlar,
sağlık sigortası yardımlarından yararlanırlar.
Sağlık hizmeti; Sağlık
Bakanlığı, Sosyal Sigortalar Kurumu, mahallî idareler, üniversiteler, kamu
iktisadî teşebbüslerine ait sağlık tesisleri ile gerçek ve tüzel kişilerden
satın alınmak suretiyle yürütülür. Buna ilişkin usul ve esaslar Kurumca
belirlenir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Madde üzerinde bir önerge
vardır; okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 237
sıra sayılı kanun tasarısının 37 nci maddesiyle değiştirilmesi öngörülen ek 11
inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bendin yeni (c) bendi olarak
eklenmesini ve takip eden bendin (d) bendi olarak teselsül ettirilmesini arz ve
teklif ederiz.
|
|
Haluk Koç |
Muharrem İnce |
Nail Kamacı |
|
|
Samsun |
Yalova |
Antalya |
|
|
Tuncay Ercenk |
Hüseyin Ekmekcioğlu |
Osman Özcan |
|
|
Antalya |
Antalya |
Antalya |
|
|
Atila Emek |
Osman Kaptan |
Kemal Kılıçdaroğlu |
|
|
Antalya |
Antalya |
İstanbul |
|
|
|
Muharrem Toprak |
|
|
|
|
İzmir |
|
"c) İsteğe bağlı
sigortalılar sağlık primi ödemek koşuluyla,"
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon önergeye
katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet?..
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Gerekçe mi okunsun;
yoksa, söz mü istiyorsunuz?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Gerekçe okunsun Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe :
Tasarının 37 nci
maddesiyle isteğe bağlı sigortalılar, sağlık yardımları kapsamından
çıkarılmışlardır. Anayasanın eşitlik ilkesine uygun olarak isteğe bağlı
sigortalılar da, sağlık primi ödemek koşuluyla, sağlık hizmetlerinden yararlandırılmalıdır.
Ülkemizde yaşanan ekonomik kriz döneminde işyerini kapatmak zorunda kalan,
ancak, çok zor şartlar altında bile olsa geleceğini garanti altına almaya
çalışan esnaf ve sanatkârlarımız ile işsizliğin yoğun olarak yaşandığı bu
ortamda başka bir imkânı olmadığı için isteğe bağlı sigortalılığı tercih eden
birçok vatandaşımız yalnızca emekliliğe hak kazanmakta, ancak, sağlık
hizmetlerinden yararlanamamaktadır. Sağlık primini ödemeye razı olan bu kesime,
önceden olduğu gibi, sağlık hizmetlerinden yararlanma olanağı mutlaka
tanınmalı, mevcut çifte standart uygulaması düzeltilmelidir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyonun ve Hükümetin
katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim.
Kabul etmeyenler... Teşekkür ederim. Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
38 inci maddeyi
okutuyorum :
MADDE 38. - 1479 sayılı
Kanunun ek 12 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Ek Madde 12. - Bu Kanuna
göre ilk defa sigortalı olanların sağlık yardımından yararlanmala-rı, en az
sekiz ay, yeniden sigortalı olanların ise en az dört ay eksiksiz sağlık
sigortası primi ödemiş olmaları, sağlık ve sigorta prim borcu bulunmaması
şartına bağlıdır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
39 uncu maddeyi
okutuyorum :
MADDE 39. - 1479 sayılı
Kanunun ek 15 inci maddesinin (a) bendi aşağıdaki şekilde değişti-rilmiştir.
a) Sigortalılardan ilk
sekiz basamakta bulunanların, bu Kanunun 50 nci maddesine göre belirlenen
sekizinci gelir basamağının, dokuz ve daha yukarı basamaklarda bulunan
sigortalıların ise bulundukları gelir basamağı tutarının % 20'si oranında
ödeyecekleri sağlık sigortası primleri,
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
40 ıncı maddeyi
okutuyorum :
MADDE 40. - 1479 sayılı
Kanunun ek 16 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Ek Madde 16. - Bu Kanun
ile 2926 sayılı Kanuna tabi sigortalılardan, sağlık sigortası pri-minin tahsil
ve takibi bu Kanun hükümlerine göre yürütülür ve tahsil edilen primler ayrı bir
hesapta toplanır. Bu hesapta toplanan paralar başka amaçlarla kullanılamaz.
Uzun vadeli sigorta kolları fonundan da sağlık hizmetleri için fon aktarması
yapılamaz. Sağlık sigortası hesabında toplanan paralar için 74 üncü madde
hükümleri uygulanmaz. Sağlık sigortası hesabında toplanan paralar, bu Kanunun
16 ncı maddesinde belirlenen esaslar dahilinde değerlendirilebileceği gibi, 21
inci maddedeki esaslar dahilinde de işletilebilir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
41 inci maddeyi
okutuyorum :
MADDE 41. - 1479 sayılı
Kanunun ek 17 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Ek Madde 17. - Yatarak ve
ayakta yapılan tedavilerin fiyatlandırılması, Kurumca karşılana-cak ilaçların,
ortez, protez ve iyileştirme vasıtalarının cins ve miktarı ile ödenecek
bedellerinin tespitine ilişkin usul ve esaslar Kurumca belirlenir. Sağlık
hizmetlerinin gerektirdiği giderler Sağlık Bakanlığının yataklı tedavi
kurumları için belirlediği fiyat tarifesini geçemez.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Kocaeli Milletvekili Sayın İzzet Çetin;
buyurun.
CHP GRUBU ADINA İZZET
ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
gecenin bu saatinde, sosyal güvenlik kuruluşlarımızdan biri olan ve kısa adı
"Bağ-Kur" olarak bilinen kurumun yasasında değişiklik yapan tasarı
üzerinde görüşmelerimizi sürdürüyoruz.
Gerçekten, sosyal
güvenlik kurumları, bir ülkenin devlet olmasında son derece özel önem arz eden
kurumların başında gelmektedir. Sosyal devlet dediğimiz zaman, toplumun yoksul
kesimlerinin, darda kalan, zorda kalan kesimlerinin koyucusu olan devleti
anlıyoruz; sosyal devlet, eğitimi, sağlığı, sosyal güvenliği parayla ölçüp,
parası olana hizmet sunup, parası olmayanı yok sayan bir anlayışta olamaz.
Sosyal devlet, gerçekten, ülkemizde ve bütün dünyada, yurttaşlarına eşit bir
biçimde eğitim ve sağlık hizmetleri sunan, onların ihtiyaçlarına cevap veren,
toplumun dargelirli, düşük gelir grubundakilerle birlikte emeklisine, duluna,
yetimine ve onların sakatlarına, çocuklarına bakmakla mükellef olan devlettir.
Tabiî, ülkemiz sosyal güvenlik kuruluşlarından hiçbiri, standart açısından,
Avrupa Birliği ülkeleriyle ya da gelişmiş ekonomik yapıya ulaşmış ülkelerin
sosyal güvenlik kurumlarıyla kıyaslanamaz, bu açıdan oldukça geri konumdayız. O
ülkelerde sadece sosyal güvenliğe ayrılan pay, kişi başına düşen yıllık millî
gelirimize denk; yani, Avrupa ülkelerine baktığımızda, fert başına sosyal
güvenliğe ayrılan pay 2 500-5 000 dolar seviyesindeyken, bizde kişi başına
düşen millî gelir 2 500 doların çok çok altında.
İyi ya da kötü, şöyle ya
da böyle, sosyal güvenlik kurumları arasında da bir standart birliği sağlamak
amacıyla, geçtiğimiz haftalarda Sosyal Güvenlik Kurumunu oluşturduk ve norm ve
standart birliği sağlansın istedik.
Şimdi, Emekli Sandığına
ya da Sosyal Sigortalar Kurumuna bağlı olarak sosyal güvenlik şemsiyesi altında
bulunan yurttaşlarımızın özürlü çocuklarının, protez, araç gereç ihtiyacı olan
çocuklarımızın ve zihinsel özürlü çocukların özel eğitim kurumlarında ya da
kurumlara ait okullarda eğitim almaları mümkün iken, prim ödemediği için resen
atmaya çalıştığımız Bağ-Kura bağlı yurttaşlarımızın özürlü çocuklarını
korumasız bırakıyoruz.
Bu yasama döneminde bu
konuda iki önemli adım atıldı. Bunlardan birisi, Cumhuriyet Halk Partisi
Antalya Milletvekili Nail Kamacı arkadaşımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanına sormuş olduğu bir yazılı soru önergesi; diğeri de, AKP Grubundan
Lokman Ayva arkadaşımızın, bu kanun tasarısı görüşülürken, ek bir çerçeve madde
olarak kanun kapsamına alınması isteğine ilişkin bir önerge. Her ikisi de,
birbiriyle, verilen cevap açısından, tıpatıp örtüşüyor. Kanun tekniği açısından,
Lokman arkadaşımızın verdiği önergeyi, komisyonda çoğunluk olmadığı için, belki
bugün şu saatte dikkate alamayacağız; ama, kanayan önemli bir yaraya parmak
basan bir önerge. Bu önergeyi, tutanaklara geçmesi açısından okuyorum: Arkadaşımız
diyor ki "Sigortalılar ve kurumdan malullük veya yaşlılık aylığı almakta
olanların geçindirmekle yükümlü oldukları fiziksel, görme, işitme, zihinsel,
ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmiş özürlü
çocukları ile kurumdan hak sahibi olarak gelir veya aylık alan aynı durumdaki
çocuklardan özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelikle
belirlenen resmî yetkili sağlık kurumlarından alınacak sağlık kurulu raporu ile
resmî veya özel eğitim merkezlerinde sağlanan eğitim, tedavi ve
rehabilitasyonlarına ilişkin yardımlar, bütçe uygulama talimatında belirlenen
esas ve miktarlarca kurumca sağlanır." Aynı şekilde, Nail Kamacı
arkadaşımızın vermiş olduğu yazılı soru önergesi de böyle.
Değerli arkadaşlarım,
şimdi, bu konuda, bu Yüce Meclisin bir çözüm bulması gerekir. Sırtlarında
çocuklarını kapı kapı dolaştıran, Bağ-Kur'a primini ödeyemediği için kapsamın
dışına itilen bir yurttaşın özürlü çocuğunu okutabilmesini düşünebiliyor
musunuz?! Bu nasıl mümkün olabilir?! Eğer, biz, sosyal devleti egemen
kılacaksak, bütün yurttaşlarımızı bu devletin koruması altında bulunduracaksak
-ki, öyle olması gerekir- o zaman Bağ-Kurlu yurttaşlarımızın da özürlü
çocuklarının eğitim ve rehabilitasyonunu kurumun üstlenmesi gerekir. Bunun için
ayrı bir yasal düzenlemeye de gerek yok. 41 inci maddede söz almamın gereği de
bu. Son cümlesini okuyayım: "Kurumca karşılanacak ilaçların, ortez, protez
ve iyileştirme vasıtalarının cins ve miktarı ile ödenecek bedellerinin
tespitine ilişkin usul ve esaslar Kurumca belirlenir." Yani, tasarı
içerisinde olmasa bile, eğer bir niyet varsa, ki, olması gerekir... AKP olarak,
siz, 3 Kasım seçimleri öncesinde de bunu deklare ettiniz, seçim propaganlarında
kullandınız. Parti programınız yanımda, olduğu gibi okuyabilirim size. Topluma
vaat ettiniz "Toplumu, bütün yurttaşları sosyal güvenlik şemsiyesi altında
toplayacağız" diye. SSK ve Emekli Sandığına bağlı yurttaşlarımız iyi kötü
bu sorunlarını aşabilirlerken, Bağ-Kurlulara, Bağ-Kurun sağlık giderlerinin çok
yüksek olması, her geçen yıl katlanarak artması ve kurumun malî sıkıntı içinde
bulunması sebebiyle özürlü çocuklara eğitim hizmeti verilememektedir. Bu
nedenle, konuyla ilgili olarak gerekli yasal düzenleme de mevcut koşullarda
yapılamamaktadır." 25 Mart 2003. Murat Başesgioğlu, Çalışma Bakanı.
Verilen cevap.
Değerli arkadaşlarım,
burada asla bir sömürü yapma niyetinde değilim; ama, ülkemizde sağlığı normal
olan insanlarımız bile açlıktan, yoksulluktan sağlıklarını kaybeder konuma
geldiler. Bunların büyük bir bölümü de esnaf, büyük bir bölümü de çiftçi; bir
de bunların özürlü çocuğu!.. Yani, biz, özürlü çocuklarımızı, onları toplumun
dışına iterek, onları devletin koruması altına almayarak, prim ödedikleri
kurumun sağlık hizmetlerinden yararlandırmayarak, nasıl sosyal devleti ağzımıza
alabileceğiz?!
AKP olarak siz, 3 Kasım
seçimleri öncesi verdiğiniz sözleri, yurttaş, size hatırlattığında, nasıl
"biz bunları demedik" diyebileceksiniz?!
Değerli arkadaşlarım,
yasama organı burası. Biraz sonra Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu görüşülecek;
orada da söyleyeceğim. IMF böyle istedi diye, yoksulumuzu, düşkünümüzü,
sakatımızı yok sayamayız. Geliniz, bu düzenlemeyi elbirliğiyle burada yapalım.
Hepinize saygılar
sunuyorum; teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Çetin.
Şahsı adına, İstanbul
Milletvekili Sayın Lokman Ayva; buyurun.
LOKMAN AYVA (İstanbul) -
Sayın Başkan, aziz milletimizin değerli vekilleri; tekrar saygı ve sevgilerimi
sunmaktan şeref duyuyorum; çünkü, sizler, sizlerin vicdanı ve sağduyusu olduğu
sürece, bu milletin, garibanın, gurebanın, fakirin fukaranın sırtı yere
gelmeyecektir diye inanıyorum. Bu anlamda izlediğiniz ve gösterdiğiniz tutumdan
dolayı da şükranlarımı arz ediyorum.
Sayın Çetin'in biraz önce
belirttiği hususta bir önergemiz var; fakat, ekmadde olacağı için,
zannediyorum, komisyonda çoğunluk olamayacak; ama, ben, sizin anlayışınıza da
sığınarak, bununla ilgili durumu arz etmek istiyorum.
Bu meselenin aslı şu:
Şimdi, birisinin, hasbelkader, şu veya bu nedenlerle, doğum sırasında veya
doğum sonrasında bazı nedenlerle özürlü bir çocuğu oluyor. Anne-baba şaşkın, ne
yapacaklarını bilmiyor. Şimdi, nereye götürsün; tedavisi mümkün değil artık; bu
iş bitmiş. Okula götürecek; okul yok ortada. Rehabilitasyona götürecek;
rehabilitasyon yok. Anayasada ne deniliyor peki; devlet, çocukların ücretsiz
bir şekilde okumaları için gerekli imkânları sağlar. Peki, nerede?! Herkese
gelince var da, özürlüye gelince niye yok?! Yok, işte; kim ne diyecek. O
açıdan, bu eksikliği gidermek için bir formül geliştirilmiş; hangi eksikliği;
esprisi şu: Mesela, biz diyoruz ki, özürlü çocuk, özürlü olduğu için okuyamıyor
değil, şartlar uygun olmadığı için okuyamıyor. İşte, bize düşen, şartları
hazırlamak. Nasıl şartlar uygun oldu, biz, Allah'a şükür okuduk; lisesini,
üniversitesini, mastırını bitirdik; böyle imkânlara sahip olursa, her özürlü
insan da, bu işleri yapar. İşte, bizim esprimiz bu. Biz diyoruz ki, bu
imkânları sunalım; insanları köşelerinde, bucaklarında oturtmayalım; okusunlar,
yetişsinler, çalışsınlar, hatta, vatana, millete hizmet etsinler. Bizim arzumuz
bu; işte, bunu sağlamak. Özürsüz vatandaşlarımız için devletimiz bunu nasıl
sağlıyorsa, diğer insanlar için de bunu sağlasın. Bunu sağlamak için
geliştirilen formül... SSK ve Emekli Sandığı mensupları şu ana kadar ne
yapıyorlar; devletten, yani, bu kuruluşlardan bir katkı alıyorlar. İşte, her
yıl belirlenen belli bir miktarda özel kuruluşlarla giderse, bu çocuklar, o
miktar kadar katkıda bulunuluyor. "Katkı" diyorum, tamamı değil
zaten; yani, o parayla kimse o işi yapmaz. Şimdi, biz diyoruz ki, Emekli
Sandığı ve SSK mensupları, bu memleketin, bu milletin has evlatları da,
Bağ-Kurunkiler üvey evlatları mı? Niye onların çocuklarına veya o insanlara
böyle bir katkı verilmiyor, destek verilmiyor? İşte, önergemiz memlekette
adaletin tesisi noktasında bunu sağlamaya yönelik. Teknik nedenlerden
zannediyorum olamayacak; ama, bunlar, inşallah, önümüzdeki dönemde de gündeme
gelerek -çözülmediği sürece devamlı kanayan bir yara- çözülecek ve bu kanayan
yara da duracak diye ümit ediyorum.
Bu konuda, hükümetimizin
de gerekli çalışmaları yapacağı inancındayım. İnşallah, el ele vererek bu
kanayan yarayı da bu Türkiye Büyük Millet Meclisi saracak ve dindirecek.
Hepinize saygılar,
sevgiler sunuyorum efendim. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Ayva.
Madde üzerinde başka söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır; okutup, Komisyona soracağım.
Komisyon, önergeye, salt çoğunlukla, yani 21 üyeyle katılırsa önerge üzerinde
yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması
halinde ise, önergeyi işlemden kaldıracağım.
Şimdi önergeyi okutuyorum
:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülecek olan 237 sıra
sayılı kanun tasarısının çerçeve 41 inci maddesinden sonra, çerçeve 42 nci
madde olmak üzere aşağıdaki hükmün eklenmesi ve diğer maddelerin bu çerçevede
teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.
MADDE 42. - 02.09.1971
tarih ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal
Sigortalar Kurumu Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
"Ek Madde 17/A -
Sigortalılar ve kurumdan malullük veya yaşlılık aylığı almakta olanların
geçindirmekle yükümlü oldukları fiziksel, görme, işitme, zihinsel, ruhsal,
duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmiş özürlü çocukları
ile kurumdan hak sahibi olarak gelir veya aylık alan aynı durumdaki
çocuklardan, özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik
ile belirlenen resmî yetkili sağlık kurumlarından alınacak sağlık kurulu raporu
ile resmî veya özel eğitim merkezlerinde sağlanan eğitim, tedavi ve
rehabilitasyonlarına ilişkin yardımlar, Bütçe Uygulama Talimatında belirlenen
esas ve miktarlarda kurumca sağlanır."
Lokman Ayva
İstanbul
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon önergeye salt
çoğunlukla katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Sayın Başkan, Komisyonumuzun salt
çoğunluğu bulunmadığından katılamıyoruz.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon önergeye salt
çoğunlukla katılmamış olduğundan önergeyi işlemden kaldırıyorum.
42 nci maddeyi okutuyorum
:
MADDE 42. - 1479 sayılı
Kanunun ek 18 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Ek Madde 18. - Sağlık
sigortası yardımlarının şekil ve şartları, bu yardımlardan yararlanma ve bu
amaçla kullanılacak sağlık karne ve/veya kartlarının verilmesi, geçerlilik
süresi ve kulla-nımına ilişkin esas ve usuller, ilaç bedelinden katkı payı
alınmayacak hastalıklar, tedavi süresince gerekli görülen ilaçlar, sürekli
kullanılan ilaçların ilaç katkı payından muafiyetine ilişkin sağlık kurulu
raporlarının taşra teşkilatınca onaylanması, diş hastalıkları tedavisi, gözlük,
işitme cihazı, ortez, protez ve iyileştirme vasıtaları ve benzeri yardımların
yapılması ile bunların cinsi, evsafı, miktarı, kullanma süresi ve Kurumca
ödenecek bedel tespitine ilişkin esaslar yönetmelikle düzenlenir. Bu
Yönetmeliğin yürürlüğe gireceği tarihe kadar mevcut Yönetmeliğin bu Kanuna
aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde, şahsı
adına, İstanbul Milletvekili Sayın Lokman Ayva; buyurun.
LOKMAN AYVA (İstanbul) -
Sayın Başkan, konuşmaktan vazgeçtim.
BAŞKAN - Peki, teşekkür
ederim.
Madde üzerinde başka söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
43 üncü maddeyi
okutuyorum :
MADDE 43. - 1479 sayılı
Kanunun ek 19 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Ek Madde 19. - Bu Kanunun
yürürlük tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş yıl
ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanlar ile beş yıl ve daha fazla süre hiç prim ödemeyenlerin bu sürelere ilişkin prim borçları
sigortalının ödeme tarihinde bulunduğu gelir basamağının prim tutarları
üzerinden hesap ve tahsil edilir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Madde üzerinde 2 adet
önerge vardır; ilk önergeyi okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Esnaf
ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun
ve Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun Bazı
Maddelerinin Değiştirilmesi, Yürürlükten Kaldırılması ve Bu Kanunlara Geçici
Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısında madde 43'e aşağıdaki metnin ilave
edilmesini arz ve teklif ederiz.
"Tarımda kendi adına
ve hesabına çalışanlar Bağ-Kur primlerini yılda bir kez ve hasattan sonra
öderler."
|
|
Mevlüt Coşkuner |
Fahrettin Üstün |
Mustafa Özyürek |
|
|
Isparta |
Muğla |
Mersin |
|
|
Feridun Fikret Baloğlu |
Osman Özcan |
Ahmet Ersin |
|
|
Antalya |
Antalya |
İzmir |
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
İkinci önergeyi
okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının 43 üncü maddesiyle değiştirilen 1479 sayılı Kanunun ek 19 uncu
maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Haluk İpek |
Mahfuz Güler |
Cevdet Erdöl |
|
|
Ankara |
Bingöl |
Trabzon |
|
|
Maliki Ejder Arvas |
|
Alaettin Güven |
|
|
Van |
|
Kütahya |
"Ek Madde 19 - Bu
Kanunun yürürlük tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş
yıl veya daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanlar ile beş yıl ve daha
fazla süre prim ödemeyenlerin sigortalılıkları; prim ödemesi bulunan
sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle,
prim ödemesi bulunmayan sigortalının sigortalılığı ise tescil tarihi itibariyle
sigortalının müracaatına kadar askıya alınır. Buna ilişkin usul ve esaslar
Kurumca belirlenir."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Uygun görüşle takdire sunuyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum
:
Gerekçe :
Bağ-Kur'un, sigortalama
faaliyetlerinin başladığı 1972 yılından bu yana Kuruma değişik nedenlerle
tescili yapılmış bulunanların bir kısmı gerekli şartları yerine getirmek
suretiyle emekli olmuşlar, bir kısmı diğer sosyal güvenlik kanunlarına tabi
sigortalı olmak suretiyle Bağ-Kur'da geçen prim ödenmiş sürelerini bu kurumlara
aktarmışlar, bir kısmı ise herhangi bir şekilde Kurumla irtibata geçmemiş, bir
çok defalar tebligat gönderilmesine rağmen bugüne kadar kendilerine ulaşmak
mümkün olmamıştır. Bağ-Kur'a kayıt ve tescili yapıldığı halde bugüne kadar hiç
prim ödemeyen veya kısa bir süre prim ödedikten sonra Kurumla bağlantılarını
kesen ve adres değişikliği bildirmek suretiyle Kurumla hiç bağlantı kurmayan,
Kurum tarafından yapılan idarî takip sonucu adreslerinde bulunamayan, cebri
icra takipleri sırasında zabıta marifetiyle yapılan adres araştırması sonucunda
da ulaşılamayan çok fazla sayıda sigortalı bulunmaktadır. Aktif sigortalı
olarak görülen bu durumdaki çok sayıda sigortalı, Kurumun malî durumunun sağlık
ve gerçekçi olarak tespitini engellemekte, aktuaryel dengenin kurulmasında
sorunlar yaratmaktadır. Bu nedenle, Kurumun gerçek sigortalı sayısını bilmesi
gereksiz yere idarî ve icra takibat yapmaması emek, zaman kaybının önlenmesi
bakımından bugüne kadar hiç prim ödemeyen veya kısa bir süre prim ödedikten
sonra beş yıl ve daha fazla süre prim ödemesi bulunmayan ve Kurumca
ulaşılamayan, Kurumla bağlantı kurmayanlarla ilgili sorunların giderilmesi
zorunlu hale gelmiştir. Maddeyle getirilmek istenilen düzenlemenin amacı hiçbir
şekilde sigortalıları mağdur etmek değildir. Öngörülen değişikliğin amacı,
yükümlülüğünü yerine getirmeyerek, durumlarındaki değişiklikleri Kuruma
bildirmeyen sigortalılarla ilgili defalarca sonuç alınamayan işlemlerin
tekrarlanmaması içindir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyonun takdire
bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler...Önerge kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, bu
önerge kabul edildiğinden, madde yeni baştan düzenlendiğinden ikinci önergeyi
işleme koyamıyoruz.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler... Teşekkür ederim.
Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
44 üncü maddeyi
okutuyorum :
MADDE 44. - 1479 sayılı
Kanunun ek 20 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
Bu Kanuna göre yaşlılık
aylığı bağlananlardan, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla
gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefiyeti devam edenlerden, sosyal
yardım zammı dahil tahakkuk eden aylıklarından, aylığın bağlandığı veya tekrar
çalışmaya başladığı tarihi takip eden aybaşından itibaren, çalışmalarının sona
erdiği ay dahil % 10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?..Yok.
Madde üzerinde bir önerge
var, okutup oyunuza başvuracağım.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının çerçeve 44 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve bu
maddeyle değiştirilen, 1479 sayılı Kanunun ek 20 nci maddesinin ikinci
fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın üçüncü fıkra olarak
eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Haluk İpek |
Mahfuz Güler |
Cevdet Erdöl |
|
|
Ankara |
Bingöl |
Trabzon |
|
|
Alaettin Güven |
|
Maliki Ejder Arvas |
|
|
Kütahya |
|
Van |
"Madde 44 - 1479
sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiş ve aşağıdaki fıkra, üçüncü fıkra olarak maddeye
eklenmiştir."
"Diğer sosyal
güvenlik kanunlarına göre yaşlılık ve malullük aylığı bağlananlardan, ticarî
kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir
vergisi mükellefi olanlar, çalışmaya başladıkları ayı takip eden aybaşından
itibaren, çalışmalarının sona erdiği ay dahil bu Kanunun 50 nci maddesine göre
belirlenen 12 nci gelir basamağının yüzde 10'u oranında sosyal güvenlik destek
primi öderler. Sosyal güvenlik destek primi ödemesi gerekenlerden bu Kanunun
yayım tarihinden önce aylık bağlananlar, Kanunun yayımını daha sonra tekrar
gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ise mükellefiyetin
başladığı tarihi takip eden aybaşından itibaren üç ay içinde kuruma yazılı bildirimde
bulunmak zorundadırlar. Bu süre içinde kuruma yazılı bildirimde bulunmayanlar
ile kurumca tespit edilemeyenlerden sosyal güvenlik destek primi, 53 üncü
maddeye göre hesaplanarak tahsil edilir."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon önergeye
katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Uygun görüşle takdire arz ediyoruz.
BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu?
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
SADULLAH ERGİN (Hatay) -
Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Komisyonun
takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergenin gerekçesini okutuyorum:
Gerekçe :
1479 sayılı Kanuna göre
emekli olmakla birlikte, çalışmaya devam edenlerin aylıklarından sosyal
güvenlik destek primi kesilirken, diğer sosyal güvenlik kanunlarına göre emekli
olup, kendi nam ve hesabına çalışmaya başlayanların sosyal güvenlik destek
primi ödememeleri, eşitlik ilkesine aykırı olduğundan ve Sosyal Sigortalar
Kurumunca yürütülmekte olan uygulama ile norm ve standart birliği sağlanması
amacıyla düzenleme yapılmıştır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim.
Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
45 inci maddeyi
okutuyorum :
MADDE 45. - Bu Kanuna
ekli (1) sayılı listede gösterilen kadrolar ihdas edilerek 190 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamenin Eki (III) sayılı cetvelin Bağ-Kur Genel Müdürlüğüne ait
bölümüne eklenmiştir. Ekli ( 2 ) sayılı
listede yer alan kadrolar iptal edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin
Eki ( III ) sayılı cetvelin Bağ - Kur Genel Müdürlüğüne ait bölümünden
çıkarılmıştır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi ekli listelerle
birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul
etmeyenler... Madde, ekli listelerle beraber kabul edilmiştir.
46 ncı maddeyi okutuyorum
:
MADDE 46. - 14.7.1965
tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun;
a) 36 ncı maddesinin
"Ortak Hükümler" bölümünün (A/11) numaralı bendinde yer alan
"Özürlüler Uzman Yardımcıları" ibaresinden sonra gelmek üzere
"Bağ-Kur Denetmen Yardımcıları" ibaresi ve "Özürlüler
Uzmanlığına" ibaresinden sonra gelmek üzere "Bağ-Kur
Denetmenliğine" ibaresi,
b) "Zam ve
Tazminatlar" başlıklı 152 nci maddesinin "II-Tazminatlar"
kısmının "A-Özel Hizmet Tazminatı " bölümünün ( i ) bendinde yer alan
"Özürlüler Uzmanları" ibaresinden sonra gelmek üzere "Bağ-Kur
Denetmenleri" ibaresi,
c) I Sayılı Ek Gösterge
Cetvelinin " I - Genel İdare Hizmetleri Sınıfı" bölümünün ( h )
bendinde yer alan "Özürlüler Uzmanları " ibaresinden sonra gelmek
üzere "Bağ-Kur Denetmenleri" ibaresi
Eklenmiştir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
47 nci madde ve ona ekli
geçici 13 üncü maddeyi okutuyorum :
MADDE 47. - 1479 sayılı
Kanunun Anayasa Mahkemesince iptal edilen geçici 13, 14, 15 ve 16 ncı maddeleri
aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiş ve Kanuna aşağıdaki geçici maddeler
eklenmiştir.
GEÇİCİ MADDE 13. - Bu
kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl süreyle uzman tabipler, diş
tabipleri ve eczacılar açıktan atama izni ve memurluğa girişte yeterlik sınavı
şartı aranmaksızın atanabilirler.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Geçici 13 üncü maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler...
Geçici 13 üncü madde kabul edilmiştir.
Geçici 14 üncü maddeyi
okutuyorum :
GEÇİCİ MADDE 14. -
Yönetim Kuruluna atama veya seçimle gelen üyelerin görevleri bu Kanunun yayımı
tarihinde sona erer. Ancak, bu üyeler yerlerine yeni atama yapılıncaya kadar
görevlerine devam ederler. Yapılacak ilk genel kurula kadar bu Kanuna tabi
sigortalıları temsil edecek bir üye bağlı bulundukları en fazla üyeye sahip
kanunla kurulu en yüksek meslek kuruluşunca, 2926 sayılı Kanuna tabi
sigortalıları temsil edecek bir üye, Türkiye Ziraat Odaları Birliği İdare
Heyetince belirlenir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Geçici 14 üncü maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
Geçici 15 inci maddeyi
okutuyorum :
GEÇİCİ MADDE 15. - Bu
Kanunun değişik 51 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri, talepte
bulunmaları kaydıyla tescil tarihindeki basamak sayısı dikkate alınarak
değişiklikten önce sigortalı olanlara da uygulanır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Geçici 15 inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
Geçici 16 ncı maddeyi
okutuyorum :
GEÇİCİ MADDE 16. -
30.8.1996 tarihli ve 4181 sayılı Kanunla verilen basamak yükseltme hakkından yararlananlar
hakkında, bu Kanunun değişik 52 nci maddesinin birinci fıkrası hükmü
uygulanmaz.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Geçici 18 inci maddeyi
okutuyorum :
GEÇİCİ MADDE 18. -
Bu kanuna göre sigortalılık niteliği
taşıdıkları halde 4.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan
sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 4.10.2000 tarihinden itibaren
başlar. Ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların
sigortalılıkları, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma
yazılı olarak başvurmaları ve 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi
kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49 uncu ve ek
15 inci maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ
tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir
basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler
sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
Geçici 19 uncu maddeyi
okutuyorum :
GEÇİCİ MADDE 19. - Bu
Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikler, Kanunun yayımlandığı tarihten
itibaren bir yıl içinde düzenlenir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Madde üzerinde 1 önerge
vardır; okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının 47 nci maddesi ile 1479 sayılı Kanuna eklenen geçici 19 uncu maddenin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Haluk İpek |
Mahfuz Güler |
Cevdet Erdöl |
|
|
Ankara |
Bingöl |
Trabzon |
|
|
Alaettin Güven |
|
Maliki Ejder Arvas |
|
|
Kütahya |
|
Van |
"Geçici Madde 19. -
Bu Kanuna ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal
Sigortalar Kanununa göre tescil edilmiş olup, 30.6.2003 tarihi itibariyle prim
ve gecikme zammı borcu bulunan sigortalıların borçları bu Kanunun yayımlandığı
tarihten itibaren 30 gün içinde Kuruma başvurmaları halinde Yönetim Kurulunca
yeniden yapılandırılır.
Yeniden yapılandırma
kapsamında sigortalıların aylık cari primlerine ilaveten cari primlerinin beli
bir oranından aşağı olmamak üzere borçlarına mahsuben taksitler halinde ödeme
yapmaları, teminat göstermeleri, taksitlendirme döneminde birikmiş borçların
bakiyesine Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak bir önceki aya ait TL cinsinden
iskontolu ihraç edilen Devlet İç Borçlanma Senetlerinin aylık ortalama faizinin
bileşik bazda uygulanması çerçevesinde sigortalıların borç ödeme kapasitelerine
ve borç sürelerine göre usul ve esasları belirlemeye ve başvuru süresini otuz
güne kadar uzatmaya Yönetim Kurulu yetkilidir.
Bu Kanunun uygulanmasına
ilişkin yönetmelikler Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren bir yıl içinde
düzenlenir. "
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Uygun görüşle takdire sunarız.
BAŞKAN - Hükümet?..
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Katılıyoruz Sayın Başkan.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Sayın Başkan, usul değil, biliyorum; ama, bu önerge hakkında...
BAŞKAN - Buyurun.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Söz hakkım açısından bir usul meselesi olduğunun farkındayım da, bir
yanlışlık var gibi geldi bana.
Bu önerge, zaten,
maddeden çok daha önemli bir düzenlemeyi yapıyor. Şimdi, yanlış anlamadıysam,
bir de, bu borçları yapılandırırken, teminat istiyorsunuz. Bu teminatı,
insanlar, çiftçiler nasıl verecek?! Vergi barışında da bu tip şeyler
yapılırken, teminat filan istenmiyordu, burada niçin teminat istiyoruz? Yani,
bunu yapılandıramazsınız, bunu uygulayamazsınız.
Bu uyarıyı yapmak
gereğini duydum. Takdir sizin.
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Özyürek.
Buyurun Sayın Bakan.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Şu anda SSK'nın ve Bağ-Kurun
birikmiş borçlarını taksitlendirme işlemlerinde de teminat aranıyor; yalnız,
bu, tam, anladığımız manada çok katı bir teminat değil; değişik argümanları
kullanarak daha esnek bir yapı içerisinde bu teminatı gösteriyorlar. Kurum
yönetim kurulları da -zaten, burada amaç, bu borcun ödenmesini sağlamak,
yapılanmasını sağlamak olduğuna göre- teminat konusunda o şekilde esnek davranacaklardır
Sayın Başkanım.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Gerekçeyi okutuyorum :
Gerekçe :
1479 ve 2926 sayılı
kanunlara tabi sigortalıların, 30.6.2003 tarihi itibariyle birikmiş prim ve gecikme
zammı borçlarının yeniden yapılandırılması ve bu kanunla yapılan düzenlemelere
ilişkin yönetmeliklerin hazırlanmasına ilişkin azamî süre belirlenmiştir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyonun takdire
bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim.
Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
Geçici 20 nci maddeyi
okutuyorum :
GEÇİCİ MADDE 20. - Bu
Kanunun değişik 25 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi hükümleri,
değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce iflas veya tasfiye işlemleri
başlayan şirket ortaklarına da talepleri halinde uygulanır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
Geçici 21 inci maddeyi
okutuyorum :
GEÇİCİ MADDE 21.- Bu
Kanunun yürürlük tarihinden önce 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanuna göre
sigortalı olanlar; 2.9.1971 tarihli ve 1479 sayılı Kanunun 50 nci maddesine
göre sigortalıların ödeyecekleri primler ve bağlanacak aylıklarının hesabında
uygulanan gelir basamaklarından en yakın gelir basamağına intibak ettirilirler.
Buna ilişkin usul ve esaslar Kurumca belirlenir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
Geçici 22 nci maddeyi
okutuyorum :
GEÇİCİ MADDE 22. -
17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan 60 ıncı
maddesine göre isteğe bağlı sigortalı olanların Geçici 21 inci maddeye göre
basamak intibakları yapılarak haklarında 79 uncu madde hükümleri uygulanır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
Geçici 23 üncü maddeyi
okutuyorum :
GEÇİCİ MADDE 23. -
4.10.2000 tarihinden önce; bu Kanuna ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve
Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa göre isteğe bağlı sigortalı
olarak kayıt ve tescili yapılıp sağlık
sigortası primi ödemiş olanlar, zorunlu sigortalılık kapsamından çıkarak isteğe
bağlı sigortalı olanlar, talepleri doğrultusunda sağlık sigortası primi
kesilmeyenler, isteğe bağlı sigortalı
olmak için talepte bulunmadan sigorta ve sağlık sigortası primlerini ödemiş
olup ödemeleri isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak değerlendirilenler,
4.10.2000 tarihinden sonra zorunlu sigortalılık kapsamından çıkarak isteğe
bağlı sigortalı olanlar ile bunlardan malûllük, yaşlılık ve ölüm aylığı alanlar,
bu sürelere ilişkin prim ve her türlü borçlarını bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl
içinde talepte bulunmaları ve talep tarihinden itibaren altı ay içinde
ödemeleri şartıyla bu Kanun hükümleri çerçevesinde sağlık sigortası
yardımlarından yararlanabilirler.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
akşamın ilerleyen saatinde yorulduğunuzu biliyorum; ama, sayın
milletvekillerinin yüzlerini Divana dönerek oturmalarını rica ediyorum.
Geçici 24 üncü maddeyi
okutuyorum :
GEÇİCİ MADDE 24. - 1479
sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar
Kurumu Kanununa göre yaşlılık aylığı bağlananlardan, anılan Kanunun 24 üncü
maddesinin (I) numaralı bendinde belirtilen çalışmalarına devam ettiklerini ek
20 nci maddede belirtilen sürelerde Bağ-Kur'a yazılı olarak bildirmeyenler veya
Bağ-Kur tarafından tespit edilemeyenler, bu Kanunun yayımını takip eden
aybaşından itibaren üç ay içerisinde Bağ-Kur'a başvurarak çalışmalarına devam
ettiklerini bildirdikleri takdirde tahakkuk edecek sosyal güvenlik destek primi
borcu, cari dönemlere ilişkin sosyal güvenlik destek primleri ile birlikte,
aylıklarının % 25'ini geçmemek şartıyla aylıklarından kesilmek suretiyle tahsil
edilir. Bu durumda olanlar için tahakkuk edecek gecikme zammı tahsil edilmez.
Bu Kanunun yürürlük
tarihinden önce Bağ-Kur'a bildirimde bulunan veya Bağ-Kur tarafından
çalışmalarına devam ettikleri tespit edilenlerin, bu Kanunun yürürlük tarihine
kadar tahsil edilmemiş olan gecikme zamları tahsil edilmez. Bu durumda
olanların sosyal güvenlik destek primi borçları hakkında birinci fıkra
hükümleri uygulanır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
kabul edilen geçici maddelerle beraber çerçeve 47 nci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... 47 nci madde
kabul edilmiştir.
48 inci maddeyi
okutuyorum :
İKİNCİ
BÖLÜM
Tarımda
Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile İlgili
Değişiklikler
MADDE 48. - 17.10.1983
tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal
Sigortalar Kanununun 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 2. - Kanunla veya
kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları
kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın
3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyetlerde bulunanlar, bu
Kanuna göre sigortalı sayılırlar.
Yukarıdaki fıkra hükmüne
göre sigortalılığın tespit, tescil ve takibine ilişkin usul ve esaslar Maliye
Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı,
Çevre ve Orman Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından bu Kanunun yayımı
tarihinden itibaren altı ay içinde müştereken çıkarılacak bir yönetmelikle
belirlenir.
İlk tescil tarihinde
ellisekiz yaşını dolduran kadınlarla, altmış yaşını dolduran erkekler istekleri
halinde kapsama alınırlar."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
49 uncu maddeyi okutuyorum
:
MADDE 49. - 2926 sayılı
Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasındaki "yirmiiki yaşını"
ibaresi "onsekiz yaşını" olarak değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki
fıkra eklenmiştir.
Sigortalıların tescili
ile ilgili işlemler, başvurma ve uymak zorunda oldukları usul ve esaslar
yönetmelikle tespit edilir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
50 nci maddeyi okutuyorum
:
MADDE 50. - 2926 sayılı
Kanunun 6 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 6. - Bu Kanuna göre
sigortalı sayılanlardan;
a) Tarımsal faaliyette
bulunanlar, tarımsal faaliyetlerine son verdikleri tarihte,
b) Diğer sosyal güvenlik
kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları
tarihten bir gün önce,
Sigortalılıkları sona
erer.
Sigortalılığı sona erenler sigortalılıklarının sona erdiği
tarihten itibaren üç ay içinde
Kuruma başvurarak kayıtlarını sildirmek zorundadırlar. Kuruma tescili yapıldığı
halde beş yıl ve daha fazla süreyle prim ödememiş olan sigortalıların,
sigortalılıkları; 1479 sayılı Kanunun ek 19 uncu maddesi hükmü saklı kalmak
şartıyla, prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak
karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının sigortalılığı
ise tescil tarihi itibariyle Kurumca re'sen sona erdirilir. Kurumca re'sen kayıt silmenin usul ve esasları
yönetmelikle düzenlenir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Madde üzerinde 1 önerge
vardır; okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının 50 nci maddesiyle değiştirilen, 2926 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin
son fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Haluk İpek |
Mahfuz Güler |
Cevdet Erdöl |
|
|
Ankara |
Bingöl |
Trabzon |
|
|
Agâh Kafkas |
Maliki Ejder Arvas |
Alaettin Güven |
|
|
Çorum |
Van |
Kütahya |
"Sigortalılığı sona
erenler sigortalılıklarının sona erdiği tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma
başvurarak kayıtlarını sildirmek zorundadırlar."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon önergeye
katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Uygun görüşle takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Katılıyoruz Sayın Başkan.
Gerekçeyi okutuyorum :
Gerekçe :
Madde metninden çıkarılan
hükümlerin 1479 sayılı Kanunun ek 19 uncu maddede düzenlenmesinin daha uygun
olacağı düşünüldüğünden önerge verilmiştir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyonun takdire
bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda, maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim.
Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
51 inci maddeyi
okutuyorum :
MADDE 51. - 2926 sayılı
Kanunun 8 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 8. - Köy ve mahalle
muhtarları, bu Kanuna göre sigortalı sayılanları sigortalılıklarının başladığı
tarihten, sigortalılığı sona erenleri ise sigortalılıklarının sona erdiği
tarihten itibaren, en geç üç ay içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdürler.
Kamu kurum ve
kuruluşları, belediyeler, kamu iktisadi teşebbüsleri, esnaf kefalet
kooperatifleri, tarım kredi kooperatifleri ve bankalar bu Kanuna göre zorunlu
sigortalı olanlarla ilgili ruhsat, ihale ve kredi işlemlerinde sigortalı olduklarını
gösterir belgeyi istemek ve belge istenenler de bu belgeyi ibraz etmek
zorundadırlar.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
52 nci maddeyi okutuyorum
:
MADDE 52. - 2926 sayılı
Kanunun 10 uncu maddesine aşağıdaki cümle eklenmiştir. Belirtilen bu merci,
kurum, kuruluş, kooperatifler ve birlikleri ile şirket ve bankalar, Kurumun
isteği üzerine her türlü bilgiyi ve belgeyi vermekle yükümlüdürler.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
53 üncü maddeyi
okutuyorum :
MADDE 53. - 2926 sayılı
Kanunun ek 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Ek Madde 1. - Bu Kanunun
2 nci maddesine göre sigortalı olanlardan;
a) Sigortalılığı devam
edenler ile eş ve bakmakla yükümlü oldukları çocukları, ana ve babaları,
b) Yaşlılık ve malûllük
aylığı almakta olanlar ile eş ve bakmakla yükümlü oldukları çocukları, ana ve
babaları,
c) Ölüm aylığı alanlar,
Sağlık sigortası
yardımlarından yararlanırlar.
Sağlık hizmeti; Sağlık
Bakanlığı, Sosyal Sigortalar Kurumu, mahalli idareler, üniversiteler, kamu
iktisadi teşebbüslerine ait sağlık tesisleri ile gerçek ve tüzel kişilerden
satın alınmak suretiyle yürütülür. Buna ilişkin usul ve esaslar Kurumca
belirlenir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
54 üncü maddeyi
okutuyorum :
MADDE 54. - 2926 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde
eklenmiştir.
EK MADDE 3. - 1479 sayılı
Kanunun birinci kısmında yer alan 20 nci madde, ikinci kısım ikinci, üçüncü,
dördüncü ve beşinci bölümde yer alan maddelerin tamamı, altıncı bölümde yer
alan 56 ncı madde dahil 74 üncü maddeye kadar olan maddelerin tamamı ile 76, 78
ve 79 uncu maddeleri, yedinci bölümde yer alan 80 inci maddesi, ek 9, ek 12,
ek 13, ek 14, ek 15,
ek 16, ek 17, ek 18,
ek 19 uncu maddeleri, geçici 10 ve 11 inci maddeleri, 2926 sayılı Kanuna
tabi sigortalılar hakkında da uygulanır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
55 inci maddeyi
okutuyorum :
MADDE 55. - 2926 sayılı
Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
Açılmayacak rücu davaları
GEÇİCİ MADDE 9. - 2926
sayılı Kanunun 47 nci maddesine göre açılan ek rücu davalarına devam edilir,
ancak maddenin yürürlükten kalktığı tarihten sonra ek rücu davası açılmaz.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
56 ncı maddeyi okutuyorum
:
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
Yürürlükten
Kaldırılan Hükümler ile Geçici Hükümler
Yürürlükten Kaldırılan
Hükümler
MADDE 56. - a) 1479
sayılı Kanunun ek 3 üncü ve ek 6 ncı maddesi,
b) 26.6.2001 tarihli ve
4692 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin son fıkrası,
c) 4833 sayılı 2003 Malî
Yılı Bütçe Kanununun 51 inci maddesinin ( n ) bendinin 3 üncü paragrafı,
d) 2926 sayılı Kanunun 4
üncü maddesinin (c) bendi, ikinci ve üçüncü kısmında yer alan maddelerin
tamamı, dördüncü kısmında yer alan 40 ıncı madde dahil 62 nci maddeye kadar
olan maddelerin tamamı ile ek 2 nci maddesi, Geçici 1 inci, 3 üncü, 4 üncü, 5
inci, 6 ncı ve 7 nci maddeleri,
Yürürlükten
kaldırılmıştır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Madde üzerinde 1 önerge
vardır; okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının 56 ncı maddesinin (d) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
|
|
Haluk İpek |
Mahfuz Güler |
Cevdet Erdöl |
|
|
Ankara |
Bingöl |
Trabzon |
|
|
Maliki Ejder Arvas |
|
Alaettin Güven |
|
|
Van |
|
Kütahya |
d) 2926 sayılı Kanunun 4
üncü maddesinin (c) bendi, ikinci kısmındaki 14, 18 ve 24 üncü maddeleri hariç
diğer maddelerin tamamı, üçüncü kısmındaki 31, 33, 34 ve 35 inci maddeleri
hariç diğer maddelerin tamamı, dördüncü kısmındaki 40 ıncı madde dahil 62 nci
maddeye kadar olan maddelerin tamamı ile ek 2 nci maddesi, geçici 1, 3, 4, 5, 6
ve 7 nci maddeleri bu kanunun yayımı tarihinden itibaren, ikinci kısmında yer
alan 14, 18, 24 üncü maddeleri ile üçüncü kısmında yer alan 31, 33, 34 ve 35
inci maddeleri 1.1.2005 tarihinden itibaren."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Uygun görüşle takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI
ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - Katılıyoruz.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Gerekçeyi okutuyorum :
Gerekçe :
Tasarının geçici 3 üncü
maddesinde yapılan değişiklikle paralellik sağlamak amacıyla 2926 sayılı
Kanunun yürürlükten kaldırılan maddelerinin yürürlükten kaldırılma tarihleri
yeniden düzenlenmiştir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyonun takdire
bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda,
maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul
etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
Geçici 1 inci maddeyi
okutuyorum :
"İdari para
cezasının uygulanmayacağı haller
GEÇİCİ MADDE 1. - Bu
Kanunun yayımından önce Kuruma sigortalı olarak kayıt ve tescilini yaptırması
gereken faaliyetlerde bulunanlar ile sigortalılığı sona ermiş olmasına rağmen
bu durumlarını Kuruma bildirmemiş olanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği
tarihten itibaren altı ay içinde bu yükümlülüklerini yerine getirdikleri
takdirde, haklarında bu Kanunla yeniden düzenlenen 80 inci maddede öngörülen
idari para cezaları uygulanmaz.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
Geçici 2 nci maddeyi
okutuyorum :
"Basamak yükseltme
hakkı
GEÇİCİ MADDE 2. - 1479
sayılı Kanuna tabi sigortalı olanlar, bulundukları basamak dahil, bu Kanunun
yürürlük tarihinden itibaren üç ay içinde yazılı talepte bulunmak şartıyla,
bulundukları basamakları en fazla oniki basamak yükseltebilirler. Basamak
yükseltme primi, sigortalının talep tarihinde bulunduğu basamaktan, yükselerek
intibak etmek istediği basamağa kadar her basamak için öngörülen bekleme
süresindeki prim tutarına basamak yükseltme farklarının ilave edilmesi
suretiyle hesaplanır. Bu tutarın, ilk taksitinin talep tarihini takip eden ay
içerisinde ödenmesi şartıyla ilk taksitin ödendiği ayı takip eden üçer aylık
dönemler halinde üç eşit taksitte ödenmesi zorunludur. Basamak yükseltme tutarının tamamen veya kısmen
ödenmesi halinde, sigortalı son ödemenin yapıldığı tarihi takip eden aybaşı
itibariyle bu ödemenin tam olarak karşıladığı basamağa intibak ettirilir.
Basamak yükseltme primleri, primi ödenmiş süreler olarak değerlendirilmez.
Basamak yükseltme
hakkından yararlanan sigortalılara, basamak intibaklarının yapıldığı tarihten
itibaren üç yıl sonra, bu Kanunda öngörülen diğer şartları taşımak ve talepte
bulunmak kaydıyla yaşlılık aylığı bağlanır.
Basamak yükseltme
talebinde bulunan sigortalının, basamak yükseltme priminin bir kısmını veya
tamamını süresi içinde ödemeden ölümü halinde, hak sahipleri basamak yükseltme
primlerini, bu Kanunda öngörülen ödeme süresinin dolduğu tarihten itibaren üç
ay içinde ödeyebilirler. Bu tutarın tamamen veya kısmen ödenmesi halinde,
birinci fıkra hükümleri uygulanır.
Malûllük veya ölüm aylığı
bağlanmasında basamak yükseltme primlerinin ödenmesi şartıyla ikinci fıkrada
öngörülen üç yıllık bekleme süresi aranmaz.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
Geçici 3 üncü maddeyi
okutuyorum :
Uygulanmasına devam
edilecek hükümler
GEÇİCİ MADDE 3. - 2926
sayılı Kanunun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri sonucunda oluşan
yeni statü nedeniyle; 1479 sayılı Kanunun 30, 36, 42 nci maddelerinin, 49 uncu
maddenin ikinci fıkrasının, 51, 52, 53 ve geçici 11 inci maddesinin 2926 sayılı
Kanuna tabi sigortalılar hakkında uygulanmasına 1.1.2004 tarihinden, 50 nci
maddesi ve geçici 21 inci maddesinin uygulanmasına 1.4.2004 tarihinden itibaren
başlanır, bu tarihe kadar eski hükümlerin uygulanmasına devam edilir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
1 adet önerge vardır;
okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının geçici 3 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
|
|
Haluk İpek |
Mahfuz Güler |
Cevdet Erdöl |
|
|
|
Ankara |
Bingöl |
Trabzon |
|
|
|
Alaettin Güven |
|
Maliki Ejder Arvas |
|
|
|
Kütahya |
|
Van |
|
"Geçici madde 3 -
2926 sayılı Kanunun bu kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri sonucunda
oluşan yeni statü nedeniyle, 2926 sayılı Kanuna tabi sigortalılar hakkında,
1479 sayılı Kanunun 30, 36, 42, 49, 50, 51, 52 nci maddelerinin, 53 üncü maddesinin
birinci fıkrasının son cümlesi ile üçüncü ve beşinci fıkraları hariç diğer
fıkralarının, ek 15 inci maddesinin (a) bendinin, geçici 11 ve 21 inci
maddelerinin uygulanmasına 1.1.2005 tarihinde başlanır ve bu tarihe kadar eski hükümlerin
uygulanmasına devam edilir."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Uygun görüşle takdire sunuyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - Katılıyoruz Başkanım.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe :
Bu kanunla 2926 sayılı
Kanuna tabi sigortalıların ödeyecekleri primlere ve bağlanacak aylıklara esas
gelir basamaklarının tespiti, basamak seçme ve yükselmelerine ilişkin
prensipler 1479 sayılı Kanuna paralel hale getirilmiş ve değiştirilmesi
öngörülen maddelerin yürürlük tarihleri bu geçici maddeyle 1.1.2004 ve 1.4.2004
tarihlerine ertelenmiştir.
Ancak, 2926 sayılı Kanuna
tabi sigortalıların bu değişiklik kapsamına daha uzun bir dönemde alınmalarını
sağlamak amacıyla, yürürlük tarihleri 8 ilâ 12 ay ileriye götürülmüştür.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyonun takdire
bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda, maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim.
Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
57 nci maddeyi okutuyorum
:
MADDE 57. - Bu Kanunun;
a) 1 inci maddesi ile
değiştirilen 1479 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin
üçüncü fıkrası, 6 ncı maddesi ile değiştirilen 1479 sayılı Kanunun 7 nci
maddesinin ikinci fıkrası, 15 inci
maddesi ile değiştirilen 1479 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin son fıkrası,
19, 25, 27, 28, 29, 30, 31, 32 nci maddeleri, 33 üncü maddesi ile değiştirilen
1479 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinin ikinci, dördüncü ve beşinci fıkraları,
34 üncü maddesi, 36 ncı maddesi ile değiştirilen 1479 sayılı Kanunun ek 9 uncu
maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43, 44, 45, 46 ncı maddeleri, 47
nci maddesi ile 1479 sayılı Kanuna eklenen geçici 13, 19, 21, 22, 23 ve 24 üncü maddeleri, 48, 49 uncu maddeleri,
50 nci maddesi ile değiştirilen 2926 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin son
fıkrası, 51 inci maddesi ile değiştirilen 2926 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin
ikinci fıkrası, 52, 53, 54, 56 ncı maddeleri, 55 inci maddesi ile 2926 sayılı
Kanuna eklenen geçici 9 uncu maddesi, geçici 1, 2 ve 3 üncü maddeleri yayımı tarihinde,
b) 39 uncu maddesi ile
değişik 1479 sayılı Kanunun ek 15 inci maddesinin (a) bendi 1.1.2004 tarihinde,
c) Diğer hükümleri
8.8.2001 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,
Yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
1 önerge vardır;
okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının 57 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ederiz.
|
|
Haluk İpek |
Mahfuz Güler |
Cevdet Erdöl |
|
|
Ankara |
Bingöl |
Trabzon |
|
|
Maliki Ejder Arvas |
|
Alaettin Güven |
|
|
Van |
|
Kütahya |
"Madde 57 - Bu
kanunun;
a) 1 inci maddesi ile
değiştirilen 1479 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 6 ncı
maddesi ile değiştirilen 1479 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası,
19, 25, 27, 28, 29, 30, 31, 32 nci maddeleri, 33 üncü maddesi ile değiştirilen
1479 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinin ikinci, dördüncü ve beşinci fıkraları,
34 üncü maddesi, 36 ncı maddesi ile değiştirilen 1479 sayılı Kanunun ek 9 uncu
maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 39 uncu maddesi ile değiştirilen
1479 sayılı Kanunun ek 15 inci maddesinin (a) bendi, 43, 44, 45, 46 ncı
maddeleri, 47 nci maddesi ile 1479 sayılı Kanuna eklenen geçici 13, 18, 19, 21,
22, 23 ve 24 üncü maddeleri, 48, 49 uncu maddeleri, 51 inci maddesi ile değiştirilen
2926 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52, 53, 54, 56 ncı
maddeleri, 55 inci maddesi ile 2926 sayılı Kanuna eklenen geçici 9 uncu
maddesi, geçici 1, 2 ve 3 üncü maddeleri yayımı tarihinde,
b) Diğer hükümleri
8.8.2001 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,
Yürürlüğe girer."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Uygun görüşle takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
BAYINDIRLIK VE İSKÂN
BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - Katılıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Gerekçeyi okutuyorum :
Gerekçe: Tasarının 15
inci maddesi ile değiştirilen 1479 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin son
fıkrası ile 50 nci maddesi ile değiştirilen 2926 sayılı Kanunun 6 ncı
maddesinin son fıkrasında ve geçici 3 üncü maddesinde değişiklik yapıldığından
yürürlük tarihleri buna göre yeniden düzenlenmiştir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyonun takdire
bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda, maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim.
Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
58 inci maddeyi
okutuyorum :
Yürütme
MADDE 58. - Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... 58 inci madde
kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
birleşime 10 dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati : 22.53
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati : 23.08
BAŞKAN : Başkanvekili Yılmaz ATEŞ
KÂTİP ÜYELER : Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Suat KILIÇ (Samsun)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 111 inci Birleşiminin Üçüncü
Oturumunu açıyorum.
237 sıra sayılı tasarının
görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
6. - Esnaf
ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun
ve Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun Bazı
Maddelerinin Değiştirilmesi, Yürürlükten Kaldırılması ve Bu Kanunlara Geçici
Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal
İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/296) (S. Sayısı : 237) (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde.
Sayın milletvekilleri,
tasarının tümünü oylamadan önce, hükümetin, görüşülmekte olan kanun tasarısının
5, 6 ve 27 nci maddelerinin yeniden görüşülmesine ilişkin, İçtüzüğün 89 uncu
maddesine göre bir talebi vardır; bu talebi yerine getireceğim.
Şimdi, Danışma Kurulunun,
hükümetin bu talebi hakkındaki görüşünü okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Genel Kurulun bugünkü
birleşiminde görüşülen 237 sıra sayılı kanun tasarısının kabul edilmiş bulunan
çerçeve 5, 6 ve 27 nci maddelerinin, diğer maddelerde yapılan değişikliklere
uyum sağlamak amacıyla yeniden görüşülmesine dair hükümetin talebi, İçtüzüğün
89 uncu maddesi uyarınca toplanan Danışma Kurulunca uygun bulunmuştur.
|
|
|
|
Sadık Yakut |
|
|
|
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi |
|
|
|
|
Başkanı Vekili |
|
|
Faruk Çelik |
|
Mustafa Özyürek |
|
|
AK Parti Grubu Başkanvekili |
|
CHP Grubu Başkanvekili |
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Danışma Kurulunun görüşü bilgilerinize sunulmuştur.
Şimdi de, hükümetin
istemini okutup, oylarınıza sunacağım:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 237
sıra sayılı kanun tasarısının diğer maddelerinde yapılan değişikliklerle uyum
sağlaması amacıyla, çerçeve 5 inci, 6 ncı ve 27 nci maddesinin Türkiye Büyük
Millet Meclisi İçtüzüğünün 89 uncu maddesi hükmü uyarınca yeniden görüşülmesini
arz ve teklif ederim.
Murat Başesgioğlu
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Sayın milletvekilleri,
hükümetin istemini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim.
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bu durumda, tasarının 5
inci maddesini yeniden müzakereye açıyorum.
Madde üzerinde söz isteyen?..
Yok.
Madde üzerinde 1 önerge
vardır; okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının 5 inci maddesiyle değiştirilen 1479 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin
(b) bendinin son cümlesinin İnşaat ve Emlak Dairesi Başkanlığına atanacaklarla
ilgili kısmın aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Faruk Çelik |
Hikmet Özdemir |
Tevfik Akbak |
|
|
Bursa |
Çankırı |
Çankırı |
|
|
Musa Sıvacıoğlu |
Sinan Özkan |
Hakkı Köylü |
|
|
Kastamonu |
Kastamonu |
Kastamonu |
b) “... İnşaat ve Emlak
Daire Başkanı olarak atanacaklarda ise mimar veya mühendis unvanına sahip olmak
şartı aranır."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon önergeye
katılıyor mu efendim?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Uygun görüşle, takdire
bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Katılıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum :
Gerekçe :
Tasarıda, sadece mimar ve
inşaat mühendislerinin daire başkanlığına atanmaları mümkün iken, İnşaat ve
Emlak Dairesi Başkanlığının görev alanının bu ikisiyle sınırlı olmaması
nedeniyle, inşaat mühendisi ve mimarla birlikte, elektrik, inşaat ve makine
gibi mühendis kariyerini kazanmış olanların daire başkanlığına atanmaları
sağlanmıştır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyonun takdire
bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusundaki değişik şekliyle 5 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... 5 inci madde kabul edilmiştir.
Şimdi, 6 ncı madde
üzerinde yeniden müzakere açıyorum.
Madde üzerinde söz
isteyen?.. Yok.
Madde üzerinde bir önerge
vardır; okutuyorum :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun
tasarısının Genel Kurulda görüşülerek kabul edilen 6 ncı maddesiyle
değiştirilen 1479 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının tekriri
müzakereyle görüşülerek aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
|
|
Faruk Çelik |
Mustafa Ilıcalı |
Hasan Anğı |
|
|
Bursa |
Erzurum |
Konya |
|
|
Abdullah Çetinkaya |
|
Mehmet Kılıç |
|
|
Konya |
|
Konya |
"Kurum personeli hakkında, 657 sayılı
Devlet Memurları Kanununun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri ile 10.02.1954
tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu ve 08.06.1949 tarih ve 5434 sayılı T.C.
Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır. Yönetim Kurulu Başkan ve üyeleri ile
Kurumun diğer çalışanları sorumlulukları bakımından 01.03.1926 tarihli ve 765
sayılı Türk Ceza Kanununun uygulanmasında Devlet Memuru sayılır ve haklarında
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun
hükümleri uygulanır."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon önergeye
katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Uygun görüşle takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Katılıyoruz.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum :
Gerekçe :
Kurum çalışanları
arasında 4483 sayılı Kanuna tabi olma bakımından farklılık yaratmamak amacıyla,
fıkra, tüm kurum personelini anılan Kanun kapsamına alacak şekilde yeniden
düzenlenmiştir.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyonun takdire
bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusundaki değişik şekliyle 6 ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... 6 ncı madde kabul edilmiştir.
Şimdi, tasarının 27 nci
maddesini yeniden müzakereye açıyorum.
Madde üzerinde söz
isteyen?.. Yok.
Madde üzerinde verilmiş 1
adet önerge vardır; okutup işleme alacağım:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının 27 nci maddesiyle değiştirilen 1479 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin
üçüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Faruk Çelik |
Recep Garip |
İnci Özdemir |
|
|
Bursa |
Adana |
İstanbul |
|
|
Ahmet Yeni |
Hasan Anğı |
Abdullah Çetinkaya |
|
|
Samsun |
Konya |
Konya |
"Sigortalılar
tarafından ödenmesi gereken primler süresi içinde ve tam olarak ödenmezse,
primlerin ödenmeyen kısmına sürenin bittiği tarihten başlamak üzere % 10
oranında artırılır. Bu miktara, borç ödeninceye kadar gecikilen her ay için
ayrıca Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak bir önceki aya ait TL cinsinden
iskontolu ihraç edilen Devlet İç Borçlanma Senetlerinin aylık ortalama faizi
bileşik bazda uygulanarak gecikme zammı hesaplanır."
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyon önergeye
katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) - Uygun görüşle takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet?..
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum :
Gerekçe :
Sigortalıların prim
borçlarını düzenli ödemelerini sağlamak ve süresinde ödenmeyen primlerin
gecikme zammı ve faiziyle birlikte tahsil edilerek kurumun geç ödeme nedeniyle
zarara uğramasının önlenmesi amaçlanmıştır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Komisyonun takdire
bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda 27 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür
ederim. Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
şimdi, tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim.
Kabul etmeyenler... Tasarının tümü kabul edilmiştir.
Böylece, tasarı kabul
edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olmasını diliyorum.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, yerimden çok kısa
bir söz istiyorum.
BAŞKAN - Tabiî, gecenin
bu yorgunluğunda, yerinizden, buyurun.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Sadece şu ana kadarki
görüşmelerde yasanın en olgun şekilde çıkmasına katkı sağlayan grup
başkanvekillerimize, Başkanlık Divanına ve değerli milletvekillerimize çok teşekkür
ediyorum. Bu yasanın sosyal güvenlik sistemimize hayırlı olmasını diliyor,
şahsım ve Bakanlığımız adına saygılar sunuyorum.
Teşekkür ediyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan.
Sayın milletvekilleri,
Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu raporunun görüşmelerine
başlıyoruz.
7. - Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/649) (S. Sayısı : 246) (1)
BAŞKAN - Komisyon?..
Yerinde.
Hükümet?.. Yerinde.
Komisyon raporu, 246 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde
söz isteyen?..Yok.
Tasarının maddelerine
geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul
etmeyenler... Tasarının maddelerine geçilmesi kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi okutuyorum
:
TURİZMİ TEŞVİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI
HAKKINDA KANUN TASARISI
MADDE 1. - 12.3.1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi
Teşvik Kanununun 3 üncü maddesinin (b) ve (d) bentleri aşağıdaki şekilde
değiştirilmiş, (c) bendi yürürlükten kaldırılmış ve aynı maddeye aşağıdaki (j)
bendi eklenmiştir.
"b) Kültür ve Turizm
Koruma ve Gelişim Bölgeleri: Tarihî ve Kültürel değerlerin yoğun olarak yer
aldığı ve/veya turizm potansiyelinin yüksek olduğu yöreleri korumak, kullanmak,
sektörel kalkınmayı ve planlı gelişimi sağlamak amacıyla değerlendirmek üzere
sınırları Bakanlığın önerisi ve Bakanlar Kurulu kararıyla tespit ve ilan edilen
bölgeleri,"
"d) Turizm
Merkezleri: Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri içinde veya dışında,
öncelikle geliştirilmesi öngörülen; yeri, mevkii ve sınırları Bakanlığın
önerisi ve Bakanlar Kurulu kararıyla tespit ve ilan edilen, turizm hareketleri
ve faaliyetleri yönünden önem taşıyan yerleri veya bölümlerini,"
"j) Kültür ve Turizm
Koruma ve Gelişim Alt Bölgesi: 1/25.000 veya daha alt ölçekli plan ile
belirlenen, içinde turizm türleri ile kültür, eğitim, eğlence, ticaret, konut
ve her türlü teknik ve sosyal alt yapı alanlarından bir veya daha fazlasını
kapsayan, kendi içinde alt alanlara ayrıştırılabilen arazileri,"
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Madde üzerinde söz
talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul etmeyenler... 1 inci madde
kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum
:
MADDE 2. - 2634 sayılı
Kanunun 7 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Madde 7. -
Bakanlık; kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri
içinde her ölçekteki planları yapmaya, yaptırmaya, resen onaylamaya ve tadil
etmeye yetkilidir.
Kültür ve turizm koruma
ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezlerinde Bakanlıkça yapılacak alt yapı ve
planlama işlemlerine esas olmak üzere diğer kamu kurum ve kuruluşlarından
istenilen bilgi, belge ve görüş 3 ay içinde verilir. Bu süre sonunda istenilen
bilgi, belge ve görüşün verilmemesi durumunda ilgili iş ve işlemler Bakanlıkça
resen tesis edilebilir.
(1) 246 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.