DÖNEM : 22        CİLT : 24       YASAMA YILI : 1

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

 

111 inci Birleşim

24 . 7 . 2003 Perşembe

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMA

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - İstanbul Milletvekili Şükrü Mustafa Elekdağ’ın, Lozan Barış Antlaşmasının imzalanışının 80 inci yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması

2. - Afyon Milletvekili Reyhan Balandı'nın, basında sansürün kaldırılışının 95 inci ve Lozan Barış Antlaşmasının imzalanışının 80 inci yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması

3. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, basında sansürün kaldırılışının 95 inci yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması

B) Gensoru, Genel Görüşme, Meclİs SoruşturmasI ve Meclİs AraştIrmasI Önergelerİ

1. - İzmir Milletvekili Oğuz Oyan ve 76 milletvekilinin, oğlu ve kızının sahibi olduğu denizcilik şirketiyle ticarî ilişkileri bulunan ve daha önce görev yaptığı bir denizcilik şirketine ayrıcalıklar ve kolaylıklar sağlayarak görevini kötüye kullandığı iddiasıyla Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/2)

V. - ÖNERİLER

A) DanIşma Kurulu Önerİlerİ

1.- Genel Kurulun çalışma saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu Önerisi

VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı : 146)

2. - Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı : 152)

3. - Topluma Kazandırma Yasası Tasarısı ile İçişleri ve Adalet Komisyonları raporları (1/640) (S. Sayısı : 235)

4. - Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında 4.4.2003 Tarihli ve 4841 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu  (1/584) (S. Sayısı : 200 ve 200'e 1 inci Ek)

5. - Manisa Milletvekili Bülent Arınç ve 30 Milletvekilinin; Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/165) (S. Sayısı : 214)

6. - Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun ve Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi, Yürürlükten Kaldırılması ve Bu Kanunlara Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/296) (S. Sayısı : 237)

7. - Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/649) (S. Sayısı : 246)

8. - Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/295) (S. Sayısı : 247)

VII. - SORULAR VE CEVAPLAR

A) Yazili Sorular ve Cevaplari

1. - Tekirdağ Milletvekili Mehmet Nuri Saygun'un, Ziraat ve Halk bankalarının yöneticilerinin maaşlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Ali Babacan'ın cevabı (7/853)

2. - İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü'nün, petrol ve doğalgaz kuyularına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/905)

3. - İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in, muhtarlık binalarına ve muhtarların ödeneklerine ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/916)

I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak beş oturum yaptı.

İstanbul Milletvekili Berhan Şimşek, Erzurum Kongresinin 84 üncü,

Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan, Hatay İlinin Anavatana katılışının 64 üncü,

Yıldönümüne ilişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel'in, yerel yönetimlerin malî sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşmasına, İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu cevap verdi.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

1 inci sırasında bulunan, Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında (1/521) (S. Sayısı : 146),

2 nci sırasında bulunan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin (1/523) (S. Sayısı : 152),

Kanun Tasarılarının görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz gelmediğinden, ertelendi.

3 üncü sırasında bulunan, görüşmelerine daha önce başlanılan ve 2 nci maddesine kadar kabul edilen Topluma Kazandırma Yasası Tasarısının (1/640) (S.Sayısı : 235) 4 üncü maddesine kadar kabul edildiği, 4 üncü maddesinin, Anayasa ve İçtüzükte aranılan nitelikli oy sayısına ulaşılamadığı için kabul edilmediği; İçtüzüğün 88 inci maddesine göre, istemi üzerine 5 inci ve daha sonraki maddelerinin ise bir defaya mahsus olmak üzere Komisyona geri verildiği;

4 üncü sırasında bulunan, Ticarî İşletme Rehni Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/639) (S. Sayısı :234), yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilip kanunlaştığı;

5 inci sırasında bulunan, Güneydoğu Avrupa Çokuluslu Barış Gücü Anlaşmasına 4 üncü Ek Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının (1/539) (S. Sayısı : 215),.

6 ncı sırasında bulunan, Türkiye Adalet Akademisi Kanunu Tasarısının (1/298) (S.Sayısı : 213),

Görüşmelerini müteakiben elektronik cihazla yapılan açıkoylamalardan sonra, kabul edildikleri;

Açıklandı.

7 nci sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunun (1/584) (S. Sayısı : 200 ve 200'e 1 inci ek) tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

Kanunun maddelerine geçilebilmesi ve maddelerin görüşülmesinden sonra kabulü için yapılan gizli oylamalarda gerekli beşte 3 oy çoğunluğunun sağlandığı, ikinci görüşmeye ise en az kırksekiz saat geçtikten sonra başlanabileceği bildirildi.

Mersin Milletvekili Mustafa Özyürek, Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'nin,

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un,

Grubuna;

Samsun Milletvekili Suat Kılıç, Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın, şahsına;

Sataşmada bulunmaları nedeniyle birer açıklama yaptılar.

24 Temmuz 2003 Perşembe günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 02.58'de son verildi.

Yılmaz Ateş

 

 

Başkanvekili

 

 

 

Suat Kılıç

Mehmet Daniş

 

Samsun

Çanakkale

 

Kâtip Üye

Kâtip Üye

 

 

 

                                                    II. - GELEN KÂĞITLAR                                       No. :159

24.7.2003 PERŞEMBE

Tasarı

1. - Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı (1/651) (Avrupa Birliği Uyum ve İçişleri ve Anayasa ve Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.2003)

Raporlar

1. - Konya Milletvekili Atilla Kart'ın;  2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununa "Geçici Ek Madde" Eklenmesine Dair Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/139) (S. Sayısı : 245) (Dağıtma tarihi : 24.7.2003) (GÜNDEME)

2. - Bazı Kanunlarda ve Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/628) (S. Sayısı : 244) (Dağıtma tarihi : 24.7.2003) (GÜNDEME)

3. - Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/649) (S. Sayısı : 246) (Dağıtma tarihi : 24.7.2003) (GÜNDEME)

4. - Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/295) (S. Sayısı : 247) (Dağıtma tarihi : 24.7.2003) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1. - İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in, İzmir'in Güzelbahçe İlçesine alınan ambulansla  ilgili bazı iddialara ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/690) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.7.2003)

2. - İzmir Milletvekili Vezir Akdemir'in, SSK hastane ve dispanserlerindeki kantin, kafeterya ve çay ocaklarının özelleştirilip özelleştirilmeyeceğine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/691) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.7.2003)

3. - İzmir Milletvekili Vezir Akdemir'in, eczacıların kamu kurum ve kuruluşlarından ilaç bedellerini zamanında tahsil edebilmeleri için bir çalışma olup olmadığına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/692) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.7.2003)

4. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, İstanbul-Edirne karayolundaki yol hizmetlerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/693) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.2003)

Yazılı Soru Önergeleri

1. - Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, işsizliğe, yoksulluğa ve emeklilere yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1040) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.7.2003)

2. - İzmir Milletvekili Oğuz Oyan'ın, yabancı ülke limanlarında alıkonan Türk Bayraklı gemilere ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1041) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.7.2003)

3. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun, Ulusa Sesleniş Programının çekimlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1042) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.7.2003)

4. - Antalya Milletvekili Osman Özcan'ın, turizm bölgelerindeki tefecilik faaliyetlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1043) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.7.2003)

5. - Antalya Milletvekili Atilla Emek'in, Kepez Elektrik'e el konulmasından sonra ortaya çıkan bazı sorunlara ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1044) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.7.2003)

6. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, bavul ticaretinin geliştirilmesi için alınacak önlemlere ilişkin Devlet Bakanından (Kürşad Tüzmen) yazılı soru önergesi (7/1045) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.7.2003)

7. - Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, Başbakanlıkta görevlendirilen bir şahsa yönelik bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1046) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.7.2003)

8. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, son zamanlardaki orman yangınlarının nedenlerine ve alınacak tedbirlere ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/1047) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.7.2003)

9. - Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir'in, Fiskobirlik'in Hazine adına yaptığı fındık satışı ihalesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1048) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.2003)

10. - Manisa Milletvekili Nuri Çilingir'in, zorunlu tasarruf anaparası ödemelerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1049) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.2003)

Meclis Soruşturması Önergesi

1. - İzmir Milletvekili Oğuz Oyan ve 76 Milletvekilinin, oğlu ve kızının sahibi olduğu denizcilik şirketi ile ticari ilişkileri bulunan ve daha önce görev yaptığı bir denizcilik şirketine ayrıcalıklar ve kolaylıklar sağlayarak görevini kötüye kullandığı ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım Hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi (9/2) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.2003)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

24 Temmuz 2003 Perşembe

BAŞKAN : Başkanvekili Yılmaz ATEŞ

KÂTİP ÜYELER : Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Suat KILIÇ (Samsun)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 111 inci Birleşimini açıyorum.

III. - YOKLAMA

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını, teknik personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; görüşmelere başlıyoruz. 

Sayın milletvekilleri, gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim; ama, ondan önce, kısa bir hatırlatma yapmak istiyorum.

Bugün, bildiğiniz gibi, 24 Temmuz günü. 24 Temmuz, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda ve bağımsız Türk Devletinin kuruluşunda çok büyük önemi olan bir gündür, Lozan Antlaşmasının imzalandığı gündür; aynı zamanda, basında sansürün kaldırılışının da yıldönümüdür ve ayrıca, her ne kadar, bugün geri de götürülmüş olsa, Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Yasasının kabul edilişinin de yıldönümüdür.

Gündemdışı verdiğimiz sözler de, bu üç konuyla ilgili. Daha önceki uygulamalarımıza da dikkat çekerek, bugün gündemdışı söz verdiğimiz arkadaşlarımızın sürelerinde biraz daha hoşgörülü olacağız.

Gündemdışı ilk söz, Lozan Barış Antlaşması hakkında söz isteyen, İstanbul Milletvekili Sayın Şükrü Elekdağ'a aittir.

Buyurun Sayın Elekdağ. (Alkışlar)

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - İstanbul Milletvekili Şükrü Mustafa Elekdağ’ın, Lozan Barış Antlaşmasının imzalanışının 80 inci yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması

ŞÜKRÜ MUSTAFA ELEKDAĞ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Türkiye Cumhuriyetinin uluslararası alanda kazandığı ilk büyük diplomatik zaferin, Lozan Barış Antlaşmasının 80 inci yıldönümü. Bu önemli güne ilişkin görüşlerimi Yüce Heyetinizle paylaşmak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyetinin uluslararası kimlik belgesi olan Lozan Barış Antlaşması, Türk Ulusunun yaşamsal haklarını ve amaçlarını gerçekleştiren bir siyaset abidesi ve muazzam bir diplomatik zaferdir. Varlığına kastedilen, yok edilmek istenen Türk Ulusu, Gazi Mustafa Kemal'in önderliğinde şahlanmış ve verdiği Kurtuluş Savaşı sonucunda kazandığı askerî zaferi, Lozan'da, diplomatik bir başarıya dönüştürerek, yeni Türk Devletinin kuruluşunu dünyaya ilan etmiştir. Lozan Antlaşmasıyla, genç Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası düzeyde, eşit, egemen ve bağımsız bir devlet olarak tanınmış, hak ve hukuku bütün dünya tarafından teslim edilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, Atatürk, Nutkunda, Lozan Antlaşması için "Türk Milletine karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşmasıyla tamamlandığı sanılmış büyük suikastın sonuçsuz kaldığını bildiren bir belgedir" demiştir. Gerçekten de, Vahdettin Hükümeti tarafından 10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr Antlaşmasıyla, Türk Ulusu, canlı bir varlık olmaktan çıkarılıyor, toprakları şuna buna peşkeş çekiliyordu.

Türk Ulusunun, Kurtuluş Savaşıyla kazandığı zafer ve bu zaferi uluslararası alanda taçlandıran Lozan Antlaşması yoluyla iğrenç Sevr Antlaşması tarihin çöp sepetine atılmıştır. Bu nedenle, Lozan Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti için olağanüstü bir önem ve değer taşımaktadır.

Değerli arkadaşlarım, Sevr Antlaşmasının temel hedefi, anayurdumuzu nüfuz bölgelerine ve küçük devletlere bölmek suretiyle, Anadolu'nun coğrafî, kültürel ve siyasî birliğini sona erdirmek ve bu şekilde ulusal şuurumuzu zayıflatmak ve yok etmekti.

Türk Halkı, bu kötü talihe, bu bahtsız kadere layık olmadığını, Gazi Mustafa Kemal'in liderliğinde başlattığı Kurtuluş Savaşında kazandığı askerî başarılarla kanıtladı. Gerçekten, 30 Ağustos Başkumandan Meydan Savaşında kazanılan büyük zafer ve Anadolu'nun saldırganlardan tamamen temizlenmesi, Türk tarihinin seyrini değiştiren sonuçlar doğurdu. Lozan barış müzakerelerinin yolu bu şekilde açıldı.

Değerli arkadaşlarım, Lozan'da İsmet Paşa ve maiyetindeki delegasyon çok çetin bir diplomatik mücadele verdi. Konferans müzakereleri zaman zaman çıkmaza giriyor, konferansın kesilmesi ortamında savaşın yeniden patlak vermesi tehlikesi beliriyordu. Ünlü tarihçi Lord Kinross, bu durumun psikolojik çatışma ortamından kaynaklandığını yazıyor. Kinross'a göre, Lozan'da, bir psikolojik savaş mevcuttu. Birinci Dünya Savaşı galipleri, Ankara hükümetini, Osmanlının mirasçısı olarak yenilmiş bir milletin temsilcisi sanıyor, öyle muamele ediyor; Türk tarafı ise, kendisini Anadolu savaşının galibi olarak görüyordu. İsmet Paşa, Lozan'a, büyük devletlerin, genç ve muzaffer Türk devletine karşı eşitlik ve saygıya dayalı bir yaklaşım sergileyecekleri umuduyla gitmişti. Bunun yerine, onların kendisine talepkâr bir yalvarıcı gözüyle baktıklarını gördü. Bunlar, Lord Kinross'un görüşleri.

Lozan'da Amerikan delegasyonunda görevli bir diplomat olan Joseph Grew, "Atatürk ve İnönü, Bir Amerikan Elçisinin Hatıraları" adlı eserinde, İsmet Paşanın, karşısına ortak bir cephe oluşturarak çıkan Batı dünyasının devleriyle amansız mücadelesini şöyle anlatıyor: "Türk delegasyonu, burada gerçekten güç durumda; bir yandan, Ankara, Millet Meclisi, diplomatik zaferler kazanılmasını ve millî gururun tatmin edilmesini ısrarla istiyor; fakat, beri yandan, buradaki muhasım taraflar, Türkleri, mahvedici usullerle ezmeye çalışıyorlar."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Elekdağ.

ŞÜKRÜ MUSTAFA ELEKDAĞ (Devamla) - Gerçekten de, Batılı devlet temsilcileri, sürekli ültimatom verir şekilde hareket ediyor, konferansı kesme tehdidinde bulunuyor ve dikte ettikleri bir anlaşmayı, İsmet Paşaya, baskı yoluyla imzalatmak istiyorlardı.

Daha sonraları, Amerika'nın Türkiye'de büyükelçiliğini yapan Joseph Grew, biraz önce atıfta bulunduğum eserinde, dokuz ay süren Lozan Konferansının sonlarına doğru İsmet Paşayı şöyle tarif ediyor: "Konferansın son toplantılarında İsmet Paşaya ecel terleri döktürüyorlardı. Paşanın gözlerinin altında derin halkalar belirmiş, saçları dimdik olmuş, tüm gücü tükenmişti; fakat, bütün saldırılara karşı ayakta duruyor ve karşı koymaya devam ediyordu. Sonradan anlaşıldı ki, müttefikler, son bir hücumdan sonra silahlarını bırakmışlardı. Ertesi sabah Paşayı gördüm, on yıl yaşlanmış görünüyordu."

Değerli arkadaşlarım; sonuçta, Türkiye, bu çetin mücadeleden zaferle çıkmıştı. Böylece, Lozan Antlaşması, Birinci Dünya Savaşının dikte edilmemiş, müzakere edilmiş ilk barışını oluşturdu. Bu zafer, Lozan'da, dünyanın devlerinin elinden söke söke alındı. Kurtuluş Savaşında, silahla, kanla, ateşle kazanılan zaferi, İsmet Paşa, Lozan'da uluslararası hukuk açısından tarihe geçirdi.

Bu zaferin anlam ve boyutunu anlamak için, o zamanki can düşmanlarımızın neler söylediklerine bir göz atalım:

Yunanistan'ı, Anadolu'yu işgale teşvik eden İngiliz Başbakanı Lloyd George "Lozan Antlaşması, İngiltere'nin bugüne kadar imzaladığı anlaşmaların en alçaltıcısıdır" diyor. Yunan Dışişleri Bakanı Streit ise "Lozan, bütün devletlerin Türkler karşısında boyun eğmelerini kanıtlayan bir belgedir" demiştir.

Değerli arkadaşlarım, yabancı tarihçiler, Lozan'la yeni Türk Ulusunun doğduğunu söylerler; fakat, bunun da ötesinde, Lozan'ın, uluslararası alanda, çok önemli üç işlevi olmuştur. Bunların birincisi, Türkiye'nin, ezilmiş milletler için sömürgeciliğe karşı mücadelede bir örnek oluşturması olmuştur. İkincisi, Türkiye, Lozan temelleri üzerinde yaptığı atılımlarla dünyanın güçlü ve saygın devletleri arasında yerini alarak yerkürenin en sıcak ve en nevraljik bölgesinde, istikrarın, uluslararası hukukun ve barışın teminatı olmuştur. Üçüncü işlev ise, Türkiye'nin tarihsel misyonudur. Bu misyon, İslam âlemi ile Batı arasında uyumun, uzlaşının ve karşılıklı anlayışın gerçekleştirilmesi misyonudur. Bu misyon, özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra, İslam âlemi ile Batı arasındaki ilişkilerin tehlikeli biçimde gerginleştiği dünya konjonktüründe önplana çıkmıştır. Batılı birçok devlet adamı ve bilim adamı, bu hususu dile getirmekte ve İslam ile Batı'nın siyasî değerlerini bağdaştıran, özgün bir sisteme sahip bulunan Türkiye'yi, böyle bir işlev ve misyonu gerçekleştirebilecek yegâne ülke olarak değerlendirmektedir.

Değerli arkadaşlarım, nitekim, ünlü tarihçi Bernard Lewis de, Müslüman toplumların yönetim modelleri hakkında yaptığı bir incelemede, bu görüşü, tarih perspektifinde çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Bernard Lewis, tarih boyunca, hiçbir Arap ülkesinin, model olabilecek nitelikte bir devlet sistemi yaratamadığını, İslam ülkelerinden sadece Türkiye ile İran'ın, birbirine rakip iki model oluşturduklarını, bunlardan din unsurunu devletin merkezine oturtan İran modelinin çağdaş olmadığını ve yaşama şansının bulunmadığını, buna karşılık, Atatürk'ün temellerini atmış olduğu, laik, demokratik cumhuriyet modelinin çağdaş bir sistem olması nedeniyle, Ortadoğu'dan Ortaasya'ya kadar pek çok ülke için bir örnek teşkil ettiğini vurguluyor.

Değerli arkadaşlarım, ancak, Türkiye'nin modellik rolünü tartışırken bir noktayı unutmayalım. Türk modeli, daha Osmanlı döneminde başlayan, en az yüzelli yıllık bir sentezin ürünüdür. Atatürk, cumhuriyet öncesi reformlar birikimini, dehasının imbiğinden geçirerek, laik, demokratik cumhuriyet modelinde kristalize etmiştir. Atatürk devrimi, 20 nci Asırda, tarihin kaydettiği ve halen yaşayan en köklü, en iddialı, en kapsamlı dönüşümdür. Bu sayededir ki, bugün, dünyada yaşayan 1 200 000 000 Müslüman içinde sadece Türkiye'de yaşayanlar, çağdaş dünyanın gerçeklerini özümsemiş ve onlara ayak uydurmuş bir ortamda yaşama imkânına sahiptirler. Türkiye dışında, dünyadaki Müslüman nüfuslu 55 ülkeden hangisi, önümüzdeki onbeş-yirmi yıl içinde çokpartili demokrasiyi uygulayabilir; hangisi, bu süre içinde laik bir devlet yapısını gerçekleştirebilir; hangisi. kamuyu da kapsayan bir kadın-erkek eşitliğini ve çağdaş bir hukuk sistemini uygulamaya koyabilir? Gerçek şu ki, hiçbiri, kısa vadede bu adımları atamaz; fakat, bu gerçek, Türk modelinin değerini azaltmıyor, bilakis, artırıyor; çünkü, Türk modeli, İslam dünyası için bir hedeftir, bir yol haritasıdır, bir pusuladır. Bu nedenledir ki, Amerika eski Başkanı Bill Clinton, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaptığı konuşmada "Türkiye, 21 inci Asra şekil verecek ülkedir" demiştir.

Türk modelinin dünya için önemi, İslam ile Batı'nın ahenk ve barış içinde yaşamasının tohumlarını ve mayasını içermekte olmasından ileri gelmektedir. Bu açıdan, Türk modelinin başarılı olmasında tüm Batı dünyasının büyük çıkarı vardır; ancak, Türkiye'nin de, sistemini, potansiyel bir model olmaktan çıkarıp, fiilî bir model haline getirmesi için, demokrasi, insan hakları ve özgürlükler alanındaki eksikliklerini tamamlaması, etkin bir siyasî yapılanmayı gerçekleştirmesi, ekonomik sorunlarının üstesinden gelmesi zorunludur.

Değerli arkadaşlarım, bu kürsüden, şunu hep tekrar ediyorum: Bu konumdaki bir Türkiye, dünyada bir yıldız gibi parlar, sesi gayet gür çıkar; hem Doğu'da hem Batı'da saygıyla dinlenir. Böyle bir Türkiye'nin elinde model olma keyfiyeti, dış politikada müthiş bir siyasî ve stratejik levye, kaldıraç fonksiyonu görür. Türkiye'nin böyle bir konuma giderek yaklaştığını görmek, bana büyük kıvanç veriyor. Unutmayalım, bütün bunlar, Kurtuluş Savaşı ve Lozan'da başlayan çağdaşlaşma sürecinin bir devamıdır.

Evet, değerli arkadaşlarım, bu gerçeği hiçbir zaman unutmayalım. Bu bakımdan, bu önemli yıldönümünde, politik dehası ve askerî zaferleriyle, hak ve hukukunu korumaya azimli, saygın ve başı dik bir Türkiye'nin Lozan Konferansına katılmasını sağlayan Gazi Mustafa Kemal Paşa başta olmak üzere, Lozan Barış Antlaşmasının parlak mimarı İsmet İnönü ve Kurtuluş Savaşında Türkiye Cumhuriyetinin kurulması uğruna can veren şehitlerimiz ile Türkiye'nin kaderini değiştiren Birinci ve İkinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisinin kahraman üyelerinin aziz anıları önünde huşu ve saygıyla eğiliyorum.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Elekdağ.

Gündemdışı ikinci söz, basın bayramı nedeniyle söz isteyen, Afyon Milletvekili Sayın Reyhan Balandı'ya aittir.

Buyurun Sayın Balandı. (AK Parti sıralarından alkışlar)

2. - Afyon Milletvekili Reyhan Balandı'nın, basında sansürün kaldırılışının 95 inci ve Lozan Barış Antlaşmasının imzalanışının 80 inci yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması

REYHAN BALANDI (Afyon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; basında sansürün kaldırılışının 95 inci yıldönümü ve 24 Temmuzun, aynı zamanda basın bayramı olarak kutlanması münasebetiyle söz almış bulunuyorum; bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir basın mensubu ve yerel gazete sahibi bir milletvekili olarak, yayından basıma ve dağıtıma kadar emeği geçen tüm basın çalışanlarının basın bayramlarını kutluyorum.

24 Temmuz, aynı zamanda Lozan Antlaşmasının yıldönümüdür. Ulu Önder Atatürk ve silah arkadaşı İsmet İnönü liderliğinde, Lozan Antlaşmasıyla, ülkemize tam bağımsızlık, iktidar, dirayet ve onur kazandıranları, buradan, şükran ve rahmetle anıyorum.

Demokratik toplumlarda, rejimin esasını temel hak ve hürriyetler oluşturur. Düşünce ve ifade özgürlüğünün en gelişmiş şekilde kullanılmasını sağlayan ve sağlayacak olan da demokrasi rejimidir. Demokratik bir dünya devleti olmanın temel unsurlarından biri de, özgür ve güçlü bir basına sahip bulunmaktır. Güçlü demokrasi anlayışı, artık, temsili olmaktan çıkıp katılımcı bir yapıya sahip olmuştur.

İletişim teknolojisindeki baş döndürücü gelişmeler, küreselleşme, insanların bilgilenme gereksinimlerinin artmasını ve uzak-yakın tüm gelişmelerle yakından ilgilenmesini sağlamıştır. Kamuoyunun, bilgi sahibi olarak, özgürce tepkisini dile getirebilmesi demokrasiye işlerlik kazandırmıştır. Bu nedenle, kamuoyunun görüş ve düşüncelerini dikkate alamayan ya da yansıtmayan hiçbir girişim olumlu neticelere yol açmaz. Bu dünyadaki olayları ve gelişmeleri, doğru, tarafsız ve en kısa zamanda haber vererek kamuoyunun her konuda bilgili duruma gelmesini sağlayan basındır.

Basın, ülke gündemindeki sorunlara sahip çıkmak, toplumun beklentilerine cevap vermek, en iyiye ulaşma arayışında ona yol göstermek zorundadır. Basının kendisinden beklenen görev ve işlevleri tam anlamıyla yerine getirebilmesinin olmazsa olmaz koşulu, basın özgürlüğüdür. Basın özgürlüğü de, basın mensuplarının sosyal ve ekonomik haklarının korunması ve onların geniş bir ifade özgürlüğüne sahip olmasıyla mümkündür. Basın Yasasında yapılacak yeni düzenlemelerle, somut adımlar atılarak, basın mensubu meslektaşlarımızın, rahat bir çalışma ortamına kavuşmalarına katkıda bulunacağımız ümidini taşıyoruz.

"Özgürlük sadece bana aittir" anlayışı, basın ve düşünce özgürlüğünün kökleşmesine engel teşkil eder. Halkın haber alma hürriyetine cevap vermek "basın ahlak ilkesi" diye bilinen ilkelere uyarak, yazılı olmayan; ancak, etik olan kurallar çerçevesinde hareket etmekle, objektifliği ve basın ahlakını en üstün ideal olarak gören düşünce yapısında haber sunmakla mümkündür. Sansür, bir anlamda, düşünce özgürlüğünün basın yoluyla iletiminin önlenmesidir. Sansür uygulamaları, günümüzde en modern demokrasilerde bile zaman zaman görülen uygulamalardır. Teoride basın, her konuda her düşüncede her türlü haberi yapabilmelidir. Bu yapılırken, ülkemizin içinde bulunduğu coğrafî, tarihî, siyasî ve ekonomik konjonktür gereği, tüm ülkelerde olduğu üzere, ülkemizin de toplumsal kutsalı haline gelen değerlerimizin varlığı gözardı edilmemelidir. Toplumsal çıkarlar söz konusu olduğunda, Batı'nın, basın özgürlüğünü nasıl kısıtladığını işin uzmanları bilirler. Bu sebeple, sorumsuzluk karşısında aşırı müsamaha, basın özgürlüğü karşısında basın ahlakı terazinin hassas dengeleridir.

Ülkemizde birçok sayıda ulusal, bölgesel ve yerel televizyon, bini aşkın radyo, yüzlerce gazete faaliyet göstermektedir. Binlerce çalışanı içine alan böyle bir basın ordusunun varlığını gösteren bu rakamlar, basın özgürlüğünün mesafe kat ettiğini göstermekle birlikte, sorunların aşılmış olduğu anlamına da gelmemektedir. Öldürülen, saldırıya uğrayan, hapislere atılan gazetecilerin acısını hiçbir zaman unutmadık. Toplumun bilgisi ve bilincini artırmaya yönelik çalışmalarla birlikte, basın çalışanlarının can güvenliğinin iş ve çalışma güvenliğinin sağlanması ve çalışanlar arasındaki gelir dengesizliğinin giderilmesi hususunda çalışmalar yapmak zorundayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Balandı.

REYHAN BALANDI (Devamla) - Teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri, buradan hareketle, basının akciğerleri olan yerel basın, içinde bulunduğu zor durumdan kurtarılmak zorundadır. 81 vilayetimizde, Anadolu'da, çok zor şartlar altında görev yapan, gündemi, yerinden, birebir yaşayarak yansıtan yerel basın mahallindeki yöneticilerin, görevlerini tam olarak yerine getirmeleri için yerel basın itici bir güç oluşturmuştur. Yerel basını ilgilendiren Kamu İhale Yasasının 13 üncü maddesinin (b) bendindeki mevcut hüküm, yerel basını can çekişir hale getirmiş olup, tek geliri ilanlar olan yerel basını kepenk indirmeye zorlamaktadır. Bu sebeple, iktidar ve muhalefet partilerinin konuya duyarlı yaklaşımları ile Kamu İhale Yasasının 13 üncü maddesinin yerel basını ilgilendiren kısmının değişmesine ilişkin uğraşılarımız hükümet tarafından destek bulmuştur. Şu an Bayındırlık Komisyonunda görüşülmekte olan bu yasa tasarısı kabul edildiği takdirde, yerel basın, içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulacaktır.

Gerçekleşeceğine inandığım bu değişikliğin yapılmasıyla, tabandan başlayarak, öncelikle, basının var olma, nefes alma haklarını teslim etmiş, basın özgürlüğüne ve dolayısıyla da gelişen demokrasiye büyük hizmet etmiş olacağız.

Değerli milletvekilleri, konuşmamın sonunda, ağır sorumluluklar altında, fedakârca, gecesi gündüzü olmadan, çok zor şartlar altında çalışan, meslekî disiplin ve temel ahlak ilkeleri doğrultusunda anayasal bütünlüğü muhafaza ederek, topluma ve demokrasiye yeni ivmeler kazandıran tüm basın dünyasının bayramını kutluyor, 24 Temmuz tarihini gerçek bayramlar olarak kutlamayı canı gönülden diliyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Balandı.

Gündemdışı üçüncü söz, basında sansürün kaldırılışının yıldönümü nedeniyle söz talebinde bulunan, Ankara Milletvekili Sayın Yakup Kepenek'e aittir.

Buyurun Sayın Kepenek.

3. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, basında sansürün kaldırılışının 95 inci yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması

YAKUP KEPENEK (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, değerli izleyenler; bugün ülkemizde sansürün kaldırılışının 95 inci yılında basın bayramını kutluyoruz; hepimize, basın çalışanlarına, ülkemize kutlu olsun.

Değerli milletvekilleri, insan gelişiyor; gelişmek, özgürleşmektir; gelişmek, giderek daha çok bilgi sahibi olmaktır, daha çok duyarlı olmaktır, daha çok toplumsallaşmaktır ve insan beyni, yalnız ve ancak bilgiyle, kültürle özgürleşir, gelişir. Bu nedenle, bilgi kaynağı olan kurumların, basın-yayın kuruluşlarının, medyanın bağımsız ve tarafsız olması en temel ilkedir. Basın, doğru ve güvenilir bilgi vermelidir. Kamuoyunun sağlığı bunu gerektirir, toplumun gelişmesi bunu gerektirir; ancak, ülkemizde basınla ilgili gelişmeler bu söylediğimiz doğrultuda gitmemektedir. Özellikle 1950'li yıllardan başlayarak hükümetler ile basın arasındaki ilişkiler "besleme basın", "sarı basın" gibi gelişmelere, bağımlılıklara konu olmuştur.

Günümüzde, basın üzerinde doğrudan sansür uygulanmıyor; ancak, başka şeyler yapılıyor, toplu sansür yapılıyor; gazeteler toplanıyor, toplatılıyor. Lütfen, iyi dinleyin! İlgililerden aldığım sayıları veriyorum: 2001 yılında, Türkiye'de, 1 200 adet yayın toplatılmıştır. 2002 yılında toplatılan yayın sayısı 1 107'dir ve 2003 yılında, yani, bu yılın 24 Temmuzuna kadar, bugüne kadar toplanan basılı yayın sayısının 610 olduğunu söylersem, ne menem bir bayram kutlamakta olduğumuz açığa çıkar. Bunlar çok önemli sayılardır. Sansüre gerek yok, topluca hallediyoruz; sansüre gerek yok, başka bir şey oluyor...

Değerli arkadaşlar, yine, elimdeki kayıtlara göre, Türkiye'de, 60 gazeteci düşüncesi nedeniyle şimdiye kadar öldürülmüştür ve bu 60 gazetecinin -sıkı durun, bunu iyi dinleyin- 42'si 1990'da ve sonrasında öldürülmüştür. Ölüm, en büyük sansürdür; en acı, en acımasız sansürdür; dolayısıyla, önce şunu vurgulayayım, bu sabah bir toplantıda da söyledim: Bu öldürme olayı, öldürülen gazetecinin sadece yok edilmesi sonucunu vermiyor, başka bir şey yapıyor; yerine yenileri gelmiyor. Öldürülenlerin hepsini sayma olanağım yok; ama, şunu söyleyeyim: Türkiye toplumu, Uğur Mumcu gibileri yetiştiremiyor; korkudan yetiştiremiyor, endişeden yetiştiremiyor, başka nedenlerle yetiştiremiyor.

Burada, acı bir gerçek var değerli arkadaşlar: Basın özgürlüğüne kastedenlerin, bu cinayetleri işleyenlerin çok büyük çoğunluğu, kimi tetikçilerin dışında, bunların gerisindekiler bulunmuş değildir. Bu cinayetler, öncelikle, açığa çıkmalıdır, failleri bulunmalıdır, Meclisin, üyesi olmaktan onur duyduğum Meclisin ve hükümetimizin birinci görevi, ilk görevi, Türkiye'de faili meçhul cinayet bırakmamaktır. Bunların çok büyük çoğunluğu da basın mensuplarıdır.

Yine, aynı şekilde, bugün, 100 dolayında insanımız, yalnızca düşünceleri nedeniyle hapistedir. Bu ortamda, basın bayramını kutluyoruz ve kutlu olsun diyoruz.

Değerli arkadaşlar, gelelim asıl önemli olan sansür öğesine. Türkiye'de basın-yayın; yani, medya, üzülerek belirteyim ki, sermaye çevreleriyle, iş dünyasıyla, bankacılık, enerji, petrol dünyasıyla iç içedir ve siyasetle de iç içedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

YAKUP KEPENEK (Devamla) - Bu üçlünün ve buna, kimileri için, mafyayı da katarsak, bu dörtlünün zincirleri kırılmadıkça, Türkiye'de, ne basın bayramı kutlanabilir ne basın özgürlüğünden söz edilebilir.

Türkiye'de, basının, medyanın olması gereken düzeyde olmadığının bir başka sansürcü göstergesi, medyanın kendi içinde yaptığı kavgalardır. Hiçbirimizi, toplumu ilgilendirmeyen, sorunlarımızla ilgili olmayan konularda, değişik basın holdingleri, grupları içsavaşa giriyorlar, birbirlerini suçluyorlar "tencere dibin kara" türünden birbirlerini yerin dibine batırıyorlar ve sonra da, topluma, demokrasi, doğruluk, onur, dürüstlük dersi vermeye kalkıyorlar; Türkiye, bu çelişkiyi aşmalıdır.

Değerli arkadaşlar, son on, onbeş yıl boyunca yaşadığımız bu ünlü medya savaşlarının, kimi köşe yazarlarının, kimi yöneticilerin, özel haber almak üzere, hükümet çevresine, bürokrasinin üst düzeyine yakınlaşma yarışı içinde olduğu bilinen bir gerçektir. Gece yarısı telefonla aranmayla karşılıklı sohbetlerden çıkan haberler Türkiye kamuoyunu işgal etmektedir. Oysa, hükümet edenlerin, yönetenlerin görevi, basına olabildiğince açık ve eşit durmak ve bilgileri gece yarısı, birileriyle değil, toplumla, Meclisle paylaşmaktır.

Basın-yayının her türlü nesnelliğini yok eden haberde doğruluk, dürüstlük öğelerini, ahlak öğelerini hiçe sayan bir durumdan, bir an evvel kurtulunması sağlanamaz ise, ülkemizde, ne hortumlamanın sonu gelir ne toplumun gözünde siyaset ve basın aklanır; dolayısıyla, Meclisin bu bilinçle davranması gerekir.

Değerli arkadaşlar, çok kısa olarak, basının önemli sorunlarının altını çizmek istiyorum. "Yerel basın gelişemiyor" dedi değerli arkadaşım; doğrudur. Yerel basın ikili baskı altındadır, ayrıca baskı altındadır, yerel yöneticilerin keyfî baskısı altındadır. Basın-yayın sektöründe işsizlik ileri boyutlardadır.

Yine, basın-yayın kuruluşlarının pekçoğunda, tamamına yakınında -birkaçı hariç- çalışanların sendikalaşma hakkı yoktur, olanağı yoktur. Çalışanları sendikalaşamayan bir basın-yayın kuruluşunun, kurumunun, gazetenin, televizyonun topluma dönüp, haktan, hukuktan, demokrasiden söz etmesinin ne derece inandırıcılığı olabilir, ne derece anlamı olabilir?!

Bir şey daha söyleyeyim ve bunu da çok önemsiyorum: Türkiye basını, haberleri, hiçbir süzgeçten geçirmeden, büyük ölçüde Amerika Birleşik Devletleri kökenli kanallardan alıyor. Yani, küreselleşmenin bu boyutu, Amerika Birleşik Devletlerinden gelen bilgilerin hiç süzgeçten geçirilmeden bu topluma sunulması oluyor. Burada, büyük yanlışlar yapılıyor. Türkiye basınının, medyasının özgün ve düzgün gelişmesi için yapılması gereken, basın çalışanlarının haklarını sağlayacak girişimlerde bulunmak, bu yönde yasal düzenlemeleri yapmaktır.

Gencecik insanlar, basın kurumlarına stajyer diye alınıyor, geçici olarak alınıyor ve bunlar, belli bir süre sonra, üstelik çalışma süreleri de dikkate alınmadan buradan çıkarılıyor. Sonuçta, basın ne hale geliyor; basın, medya, toplumdan ve sorunlarından uzak bir konuma geliyor, kendi deyimleriyle "light" programlara önem veriyor, onları yayınlıyor. Tinerci çocuklar, evlerinden kovulanlar, kaçmak zorunda kalanlar, işsizler ve tecavüze uğrayanlar, oralardan bir basın mensubu, bir televizyon mensubu geçerse, kamuoyunun gündemine gelebiliyor. Bu anlayışın, bu durumun en kısa zamanda düzeltilmesi, basının, toplumun sorunlarına daha yakın olması, bunları görmezlikten gelmemesi, bunları görür duruma gelmesi gerekiyor.

Bu doğrultuda, gerek Basın Yasasının değiştirilmesi gerekse bilgi edinme hakkı yasasının bir an önce çıkarılmasıyla, Yüce Meclisin, Türkiye'de basının sorunlarını da düzeltecek adımları atmış olacağına inanıyorum.

Basın çalışanlarının bayramını, bu çerçevede, bu anlayışla kutluyor; hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kepenek.

Sayın milletvekilleri, Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

Meclis soruşturması önergesi vardır; önerge, bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.

Meclis soruşturması önergesini okutuyorum :

B) Gensoru, Genel Görüşme, Meclİs SoruşturmasI ve Meclİs AraştIrmasI Önergelerİ

1. - İzmir Milletvekili Oğuz Oyan ve 76 milletvekilinin, oğlu ve kızının sahibi olduğu denizcilik şirketiyle ticarî ilişkileri bulunan ve daha önce görev yaptığı bir denizcilik şirketine ayrıcalıklar ve kolaylıklar sağlayarak görevini kötüye kullandığı iddiasıyla Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/2)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Oğlu ve kızının sahibi olduğu Derin Denizcilik Gemi Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketiyle ticarî ilişkileri bulunan ve kendisinin daha önce görev yaptığı bir denizcilik şirketine ayrıcalıklar ve kolaylıklar sağladığı ve bu eylemleriyle Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesi uyarınca görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle, Anayasanın 100 üncü, İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım hakkında Meclis soruşturması açılmasını saygılarımızla arz ve teklif ederiz.

  1- Oğuz Oyan (İzmir)

  2- Mustafa Özyürek (Mersin)

  3- Haluk Koç (Samsun)

  4- M. Akif Hamzaçebi (Trabzon)

  5- Hakkı Akalın (İzmir)

  6- Feridun Fikret Baloğlu (Antalya)

  7- Sıdıka Sarıbekir (İstanbul)

  8- Harun Akın (Zonguldak)

  9- Birgen Keleş (İstanbul)

10- Gürol Ergin (Muğla)

11- Mehmet Mesut Özakcan (Aydın)

12- K. Kemal Anadol (İzmir)

13- Ali Topuz (İstanbul)

14- Onur Öymen (İstanbul)

15- Erdal Karademir (İzmir)

16- Oya Araslı (Ankara)

17- Osman Coşkunoğlu (Uşak)

18- Abdulkadir Ateş (Gaziantep)

19- Yakup Kepenek (Ankara)

20- Mehmet Tomanbay (Ankara)

21- İsmail Değerli (Ankara)