T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
CİLT : 23
107 nci Birleşim
16 . 7 . 2003 Çarşamba
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. -
YOKLAMALAR
IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Manisa Milletvekili Ufuk Özkan'ın,
sözleşmedışı ve kota fazlası tütün ile doğrudan gelir desteği ödemelerine
ilişkin gündemdışı konuşması
2.- Antalya Milletvekili Osman Akman'ın,
orman yangınlarının ülkemize verdiği zararlar ile bu uğurda hayatlarını
kaybeden orman çalışanlarının özlük haklarının iyileştirilmesine ilişkin
gündemdışı konuşması ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'nin cevabı
3.- Uşak Milletvekili Osman
Coşkunoğlu'nun, Uşak'ın il oluşunun
50 nci yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması
V. - KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Liman İşlerinde Sağlık ve Güvenliğe
İlişkin 152 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun
Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonları
Raporları (1/508) (S. Sayısı: 173)
2.- Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile
Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı
ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)
3.- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu
(1/523) (S. Sayısı: 152)
4.- Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilatının
Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve
Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/294) (S. Sayısı: 222)
5.- Devlet Mezarlığı Dışında Defnedilen
Bazı Devlet Büyüklerinin Mezarları Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri
Komisyonu Raporu (1/394) (S. Sayısı: 59)
VI. -
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- İstanbul Milletvekili Ahmet Güryüz
Ketenci'nin, Nazım Hikmet'in şiirlerinin ilköğretim kitaplarından çıkarıldığı
iddiasına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı (7/706)
2.- Adana Milletvekili Atillâ Başoğlu'nun,
hazine kütüklerine kayıtlı dış borçlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Ali
Babacan'ın cevabı (7/709)
3.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce'nin,
Kilis-Elbeyli'de bir öğretmenin bir toplantıdaki sorusu nedeniyle gözaltına
alınması olayına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı
(7/727)
4.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce'nin,
Yalova-Çiftlikköy'deki holdinge ait sosyal tesislere ilişkin sorusu ve Maliye
Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı (7/805)
5.- Eskişehir Milletvekili Cevdet
Selvi'nin TÜGSAŞ ve İGDAŞ'ın özelleştirilme kararına ilişkin sorusu ve Maliye
Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı (7/809)
6.- Samsun Milletvekili Mehmet Kurt'un,
muharip gazilerin sorunlarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın
cevabı (7/839)
7.- Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın,
Muğla İlindeki çeşitli arazilere ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman
Pepe'nin cevabı (7/850)
8.- Konya Milletvekili Atilla Kart'ın,
Halkbank Konya Bölge Müdürlüğü'nün kapatılmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve
Devlet Bakanı Ali Babacan'ın cevabı (7/868)
I. - GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak
dört oturum yaptı.
Karabük Milletvekili Hasan Bilir, Karabük
İli ve Kardemir AŞ'nin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşma yaptı.
Bitlis Milletvekili Edip Safder
Gaydalı'nın, hükümet tarafından çeşitli bölgelerde uygulanmak istenilen farklı
elektrik ücret tarifelerine,
Yalova Milletvekili Muharrem İnce'nin, son
zamanlarda Millî Eğitim Bakanlığı tarafından gündeme getirilen ve uygulamaya
konulan ilköğretim ders kitaplarının bedava dağıtılması ve ders kitaplarıyla
ilgili diğer konulara,
İlişkin gündemdışı konuşmalarına, Millî
Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik cevap verdi.
Tarım ve Köyişleri Eski bakanlarından
Mustafa Taşar ve Hüsnü Yusuf Gökalp ile Devlet Eski Bakanı Mustafa Yılmaz
haklarında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığınca hazırlanan
inceleme raporlarının, Başbakanlığın 1.7.2003 tarihli yazısına ekli olarak
Anayasanın 100 üncü maddesine göre Başkanlığa intikal ettirildiğine; Meclis
soruşturması önergelerinin, sadece milletvekilleri tarafından en az 55 imzayla
verilebildiğine, böyle bir önerge olmadan Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığının söz konusu dosyayla ilgili olarak Meclis soruşturmasına ilişkin
bir işlemi resen yürütmesi mümkün bulunmadığından, daha önce yapılan uygulamalar
doğrultusunda, konunun, Genel Kurula sunulması ve anılan dosyaların
milletvekillerinin tetkik ve takdirlerine açılmasının Başkanlıkça uygun mütalaa
edildiğine; konuya ilişkin Başbakanlık tezkeresinin okutulup, Genel Kurulun
bilgisine sunulduktan sonra, Başkanlıkta bulunan dosyaların sayın
milletvekillerinin tetkik ve değerlendirilmesine açılacağına ilişkin Başkanlıça
duyuruda bulunuldu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın,
görüşmelerde bulunmak üzere bir heyetle birlikte Malezya ve Pakistan'a yaptığı
resmî ziyarete, ekli listede adları yazılı milletvekillerinin de iştirak
etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin Başbakanlık tezkeresi kabul edildi.
Genel Kurulun 15.7.2003 Salı günkü (bugün)
Birleşiminde sözlü soruların ve denetim konularının görüşülmemesine, gündemin
"Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler"
kısmının 42 nci sırasında yer alan 202 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın
3 üncü sırasına, 12 nci sırasında yer alan 59 sıra sayılı kanun tasarısının bu
kısmın 7 nci sırasına, 13 üncü sırasında yer alan 125 sıra sayılı kanun
tasarısının bu kısmın 8 inci sırasına, 3 üncü sırasında yer alan 157 sıra
sayılı kanun tasarısının bu kısmın 9 uncu sırasına, 4 üncü sırasında yer alan
159 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 10 uncu sırasına, 5 inci sırasında
yer alan 160 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 11 inci sırasına, 6 ncı
sırasında yer alan 162 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 12 nci sırasına,
7 nci sırasında yer alan 85 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 13 üncü
sırasına, 8 inci sırasında yer alan 169 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın
14 üncü sırasına, 9 uncu sırasında yer alan 185 sıra sayılı kanun tasarısının
bu kısmın 15 inci sırasına, 10 uncu sırasında yer alan 186 sıra sayılı kanun
tasarısının bu kısmın 16 ncı sırasına; daha önce gelen kâğıtlar listesinde
yayımlanan ve bastırılarak dağıtılan 220 sıra sayılı kanun tasarısının, 48 saat
geçmeden, bu bölümün 4 üncü sırasına, 221 sıra sayılı kanun tasarısının 48 saat
geçmeden, bu bölümün 5 inci sırasına, 222 sıra sayılı kanun tasarısının 48 saat
geçmeden, bu bölümün 6 ncı sırasına alınmasına, 16.7.2003 Çarşamba günkü
birleşimde sözlü soruların görüşülmemesine; çalışma sürelerinin 15.7.2003 Salı,
16.7.2003 Çarşamba ve 17.7.2003 Perşembe günkü birleşimlerinde 15.00-19.00,
20.00-24.00 saatleri arasında olmasına ilişkin AK Parti Grup önerisinin,
yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildiği,
Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, 657
Sayılı Devlet Memurları Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifinin (2/125) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin
önergesinin ise, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilmediği,
Açıklandı.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında bulunan, Adlî Yargı İlk
Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri
Hakkında Kanun Tasarısının (1/521) (S. Sayısı: 146) görüşmeleri, daha önce geri
alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz gelmediğinden;
6 ncı sırasına alınan, Sosyal Güvenlik
Kurumu Teşkilatının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının (1/294) (S.
Sayısı: 222),
7 nci sırasına alınan, Devlet Mezarlığı
Dışında Defnedilen Bazı Devlet Büyüklerinin Mezarları Hakkında Kanun
Tasarısının (1/394) (S. Sayısı: 59),
8 inci sırasına alınan, Su Ürünleri
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/407) (S. Sayısı:
125),
18 inci sırasına alınan, Mardin
Milletvekili Muharrem Doğan ve 22 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları
Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37
nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesinin (2/23) (S. Sayısı: 129),
19 uncu sırasına alınan, At Yarışları
Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/356) (S.
Sayısı: 138)
20 nci sırasına alınan, Denizli
Milletvekili Mustafa Gazalcı ve 53 Milletvekilinin; 3 Mart'ın Her Yıl
"Laiklik ve Öğretim Birliği Bayramı" Olarak Kutlanması Hakkında Kanun
Teklifinin ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesinin
(2/93) (S.Sayısı: 139),
21 inci sırasına alınan, Bayburt
Milletvekili Ülkü Güney'in; Bayburt İlinde Konursu, Gökçedere ve Masat Adıyla
Üç Yeni İlçe Kurulmasına Dair Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre
Doğrudan Gündeme Alınma Önergesinin (2/17) (S. Sayısı: 140),
22 nci sırasına alınan, Adalet ve Kalkınma
Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekilleri Salih Kapusuz ve Haluk
İpek, Bursa Milletvekili Faruk Çelik, Hatay Milletvekili Sadullah Ergin ile
Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde
Değişiklik Yapılması Hakkında İçtüzük Teklifinin (2/140) (S. Sayısı: 161),
Görüşmeleri, komisyon ve hükümet
yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından;
Ertelendi.
2 nci sırasında bulunan, Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının (1/523)
(S. Sayısı: 152) 24 üncü maddesine kadar kabul edildi; İçtüzüğün 88 inci
maddesine göre, istemi üzerine, kanun tasarısının tümünün bir defaya mahsus
olmak üzere Komisyona geri verildiği açıklandı.
3 üncü sırasına alınan, Bayındırlık ve
İskân Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/623) (S. Sayısı: 202),
4 üncü sırasına alınan ve Cumhurbaşkanınca
bir daha görüşülmek üzere geri gönderilen Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına İlişkin Kanunun (1/633) (S. Sayısı: 220),
5 inci sırasına alınan, Yargıtay Kanununda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının (1/627) (S. Sayısı: 221),
Yapılan görüşmelerden sonra,
9 uncu sırasına alınan, Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Bangladeş Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gelir
Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına
Engel Olma Anlaşmasının (1/414) (S. Sayısı: 157),
10 uncu sırasına alınan, Türkiye
Cumhuriyeti ile Slovenya Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde
Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması ve Eki Protokolün (1/468) (S. Sayısı:
159),
11 inci sırasına alınan, Türkiye
Cumhuriyeti ile Sudan Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde
Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının (1/518) (S. Sayısı: 160),
12 nci sırasına alınan, Karayolu
Taşımacılığında Çalışma Saatleri ve Dinlenme Sürelerine İlişin 153 Sayılı
Sözleşmenin (1/427) (S. Sayısı: 162),
13 üncü sırasına alınan, Ev Hayvanlarının
Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesinin (1/409) (S.Sayısı: 85),
14 üncü sırasına alınan, İş Kazalarının
Önlenmesine (Gemiadamları) İlişkin 134 Sayılı Sözleşmenin (1/502) (S. Sayısı:
169),
15 inci sırasına alınan, Avrupa Sınırötesi
Televizyon Sözleşmesini Değiştiren Protokolün (1/487) (S. Sayısı: 185),
16 ncı sırasına alınan, M483-I.C.M.
Mermisinin Avrupa'da Ortak İmali İçin Endüstriyel Organizasyonun Lider Firması
ile Sözleşme Yapılması İsteği ile İlgili Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini
Temsilen Millî Savunma Bakanı ve Hollanda Krallığı Hükümetini Temsilen Millî
Savunma Bakanı Arasında 2 Eylül 1991 Tarihinde İmzalanmış Olan Mutabakat
Muhtırasının Bir Numaralı Değişiklik Ekinin (1/588) (S. Sayısı: 186),
17 nci sırasına alınan, Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Letonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden
Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel
Olma Anlaşması ve Eki Protokolün (1/391) (S. Sayısı: 156),
23 üncü sırasına alınan, Gemiadamlarının
Ulusal Kimlik Kartlarına İlişkin 108 Sayılı Sözleşmenin (1/503) (S. Sayısı:
170),
24 üncü sırasına alınan, Gemiadamlarının
Yıllık Ücretli İznine İlişkin 146 Sayılı Sözleşmenin (1/507) (S. Sayısı: 172),
25 inci sırasına alınan, Gemiadamlarının
Ülkelerine Geri Gönderilmesine İlişkin 166 Sayılı Sözleşmenin (1/509) (S.
Sayısı: 174),
26 ncı sırasına alınan, Gemiadamlarının
Hastalanması, Yaralanması ya da Ölümü Halinde Armatörün Sorumluluğuna İlişkin
55 Sayılı Sözleşmenin (1/497) (S. Sayısı: 164),
27 nci sırasına alınan, Gemilerde
Mürettebat İçin İaşe ve Yemek Hizmetlerine İlişkin 68 Sayılı Sözleşmenin
(1/498) (S. Sayısı: 165),
28 inci sırasına alınan, Gemi Aşçılarının
Meslekî Ehliyet Diplomalarına İlişkin 69 Sayılı Sözleşmenin (1/501) (S.Sayısı:
168),
29 uncu sırasına alınan, Gemiadamlarının
Sağlığının Korunması ve Tıbbî Bakımına İlişkin 164 Sayılı Sözleşmenin (1/506)
(S.Sayısı: 171),
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarılarının görüşmelerini müteakiben elektronik cihazla yapılan açık
oylamalardan sonra,
Kabul edildikleri ve kanunlaştıkları
açıklandı.
30 uncu sırasına alınan, Liman İşlerinde
Sağlık ve Güvenliğe İlişkin 152 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun
Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısının(1/508) (S. Sayısı: 173) görüşmelerini
müteakiben tümünün elektronik cihazla oylanması sırasında sistemde meydana
gelen arıza sonucu, grupların da muvafakatıyla,
16 Temmuz 2003 Çarşamba günü saat 15.00'te
toplanmak üzere, birleşime 22.43'te son verildi.
|
|
|
Sadık Yakut |
|
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
Enver Yılmaz |
|
Yaşar Tüzün |
|
|
Ordu |
|
Bilecik |
|
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
No. :
153
II. - GELEN KÂĞITLAR
16.7.2003 ÇARŞAMBA
Raporlar
1.- İcra ve İflas
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu
(1/550) (S. Sayısı: 225) (Dağıtma tarihi: 16.7.2003) (GÜNDEME)
2.- 15.5.2002 Tarihli ve
4756 Sayılı Kanunun Geçici 1 inci Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun
Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/643) (S. Sayısı: 226) (Dağıtma tarihi:
16.7.2003) (GÜNDEME)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.00
16 Temmuz 2003 Çarşamba
BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Enver YILMAZ (Ordu), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 107 nci Birleşimini açıyorum.
III.- Y O K L A M A
BAŞKAN - Elektronik
cihazla yoklama yapacağım.
Yoklama için 5 dakika
süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda
bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen
milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım
istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama
pusulalarını, teknik personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde
Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.
Yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
yoklama yapıldı)
BAŞKAN - Toplantı
yetersayımız vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç
arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.
İlk söz, sözleşmedışı ve
kota fazlası tütünler ile doğrudan gelir desteği ödemelerine ilişkin söz
isteyen, Manisa Milletvekili Ufuk Özkan'a aittir.
Buyurun Sayın Özkan. (CHP
sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 5
dakikadır.
IV. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Manisa
Milletvekili Ufuk Özkan'ın, sözleşmedışı ve kota fazlası tütün ile doğrudan
gelir desteği ödemelerine ilişkin gündemdışı konuşması
UFUK ÖZKAN (Manisa) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetimizi saygıyla selamlıyorum.
Sevgili milletvekili
arkadaşlarım, yine, başımızı ağrıtan, canımızı sıkan bir konuyla ilgili
gündemdışı söz almış bulunuyorum. Gönül arzu ederdi ki, bununla ilgili söz
almayalım, bunları hiç konuşmayalım, bu konuları aşmış olalım; ama, yine,
bunları konuşacağız.
Değerli arkadaşlarım,
Türk tütüncüsünün hali perişan. Bu perişan yapı, her geçen gün, alabildiğine ve
acımasız bir şekilde devam ediyor. Ülkemizdeki tütün üreticimiz, maalesef,
sahipsiz kalmış, kota fazlası tütünler ve sözleşmedışı tütünler ellerinde
kalmış; bununla ilgili, iktidarın söylemlerin ve gazete demeçlerine rağmen,
buna, hâlâ, bir çözüm bulunabilmiş, çare bulunabilmiş değildir. Bu sahipsizlik,
mutlaka kalkmalıdır. Bugünkü iktidar, geçmiş hükümetleri suçlayarak, kendisini,
tütün konusunda aklayamaz. Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarının sekiz aylık
döneminde, çiftçilerimiz, maalesef, yüzde 15 oranında daha da fakirleşmiş, daha
da eziyet çeker bir duruma gelmiştir.
Tarım, toplumumuzun
tamamını ilgilendirir. Öyle ki, bugün gelen faksla, İzmir Ticaret Odasının, Ege
Bölgesi Sanayi Odasının, Ticaret Borsasının, Deniz Ticaret Odası Şubesinin, Ege
İhracatçıları Birliğinin, doğrudan gelir desteğiyle ilgili ödeme talebi
bizlerin eline ulaşıyor ise, doğrudan gelir desteğinin içerisinde bulunduğu
durumu, odalarımızın, sanayicilerimizin bile anladığı görülür; bu, tarım ayağa
kalkar ise ülkenin de ayağa kalkacağının bir gerçeğidir.
Sayın Bakan burada değil
gördüğüm kadarıyla; ama, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı personeli, Tarım ve
Köyişleri Bakanı, taraf olmak mecburiyetindedir; üretimden yana, emekten yana,
alınterinden yana taraf olma mecburiyeti vardır. Tek başınıza iktidarsınız; tek
başına iktidar olanın, tarımla ilgili problemleri, sıkıntıları çözme
mecburiyeti vardır. Ülkemizin bütün problemlerini çözmek için yeterli sayınız
vardır ve tek başınıza iktidarsınız; tutan yok, çözmek mecburiyetindesiniz.
Doğrudan gelir desteğiyle
ilgili borçlusunuz değerli arkadaşlarım. Doğrudan gelir desteğinde,
insanlarımız alacaklı; lütfen, borcunuzu ödeyiniz. Söylediğiniz sözlerin
arkasında yer alın. "En kısa zaman" diye bir tabir var. Bakanımızın,
geçenlerde, yine doğrudan gelir desteğiyle ve tarımdaki problemlerle ilgili
konuşmama vermiş olduğu bir yazılı cevap var. Bu yazılı cevapta, sevgili
arkadaşlarım, bahane sunmaya, bahane ileri sürmeye hakkınız yok. "Doğrudan
gelir desteği ödemelerinin tamamının mayıs ayında yapılamamasının başlıca
nedeni, mazot desteğinin öne alınmış olmasıdır." Böyle bir cevabı kabul
etmek ve böyle bir cevabın arkasına sığınmak mümkün değildir.
Yine, Bakanımızın vermiş
olduğu cevapta şöyle bir tabir var: "En kısa zaman..." En kısa zaman
nedir arkadaşlar? En kısa zaman, seneye göre mi kısa zaman, haftaya göre mi?
Bir gün müdür kısa zaman, bir sene midir? Devlet bürokrasisi içinde, devlet
söylemi içinde "en kısa zaman" diye bir söylem, son derece hatalı bir
söylemdir. Sürenin konulması ve bu sürenin arkasında yer alınması lazım.
Doğrudan gelir desteğiyle
ilgili olarak, hâlâ 2002 yılının doğrudan gelir desteği ödemelerini
konuşuyoruz. Halbuki, şu anda, 2003 yılının yedinci ayındayız. 2003 yılının
doğrudan gelir desteği ne zaman ödenecek; bu insanlar bunu bekliyor.
İnsanlarımız, ürünlerini ekti; bugün ürünlerini toplamak üzereler, ürünlerini
satmak üzereler. Bunlarla ilgili son derece ciddî ve gerçekçi çalışmaları
önümüze koymak mecburiyetindesiniz.
Hükümet olarak, kaynak
bulmakta probleminiz yok; son derece becerikli bir şekilde, orman alanları
satılıyor, vergi barışı ilan ediliyor, ekvergiler çıkıyor, İslamî bonolar
çıkıyor, okulların satılması kamuoyunun gündemine taşınıyor. Akşam yatılıyor,
sabah satacak bir şey bulunuyor. Bu kadar bol kaynak varken, kaynak yokluğundan
bahsederek tarımla ilgili insanlarımıza kaynak bulamamanın mazereti arkasına
saklanamazsınız.
Sizlerin bu aralar
unuttuğu; ama, benim elimin altında an bir şeyi takip ediyorum. Değerli
arkadaşlarım, seçim bildirgeniz önümde duruyor; bakıyorum, takip ediyorum. Acil
Eylem Planınız elimde duruyor, Hükümet Programınız elimde duruyor; bunlara
bakıyorum, bunları takip ediyorum; ama, gördüğüm kadarıyla, siz, bunları unutmuşsunuz.
Bunları unutmayın, elinizin altına koyun ve takip edin; söylediğiniz sözün
arkasında yer alın; temiz, dürüst, ahlaklı siyasetçinin örneğini gösterin. (CHP
sıralarından alkışlar) Zorla, adınızı "AK Parti" diye dikte ettirmeye
çalışmayın.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özkan,
konuşmanızı toparlar mısınız.
Buyurun.
UFUK ÖZKAN (Devamla)
-Sayın Başkanım, toparlıyorum.
Çalışmalarınızla, üretime
vereceğiniz destekle, ülkemize sunacağınız alternatiflerle ve icraatlarınızla
adaletli olun, o zaman "ak" olmayı hak edin.
Saygılar sunuyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Özkan.
Gündemdışı ikinci söz,
orman yangınları konusunda söz isteyen Antalya Milletvekili Osman Akman'a
aittir.
Buyurun Sayın Akman. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
2.- Antalya
Milletvekili Osman Akman'ın, orman yangınlarının ülkemize verdiği zararlar ile
bu uğurda hayatlarını kaybeden orman çalışanlarının özlük haklarının
iyileştirilmesine ilişkin gündemdışı konuşması ve Çevre ve Orman Bakanı Osman
Pepe'nin cevabı
OSMAN AKMAN (Antalya) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; orman yangınları konusunda gündemdışı söz
almış bulunuyorum; hepinizi en içten saygılarımla selamlıyorum.
Orman varlığımız, çevre
ve insanlarımız için vazgeçilmez unsurlardandır; ülkemizin akciğeridir, su
kaynaklarımızın filtresidir, barındırdığı tüm canlılarla, halkımızın dinlenme
ihtiyacı dahil olmak üzere, turizme katkılar ve her türlü maddî manevî
fonksiyonlar sağlamaktadır.
Ülkemizin orman varlığı
20 200 000 hektarken, son yıllardaki ağaçlandırma çalışmaları sonucu 20 700 000
hektara çıkmıştır; bunun ülke yüzölçümüne oranı yüzde 29,9'dur. Ne var ki,
ülkemiz, Akdeniz iklim kuşağında yer alması nedeniyle, özellikle içinde
bulunduğumuz yaz mevsimi başta olmak üzere sürekli olarak orman yangınlarına
maruz kalmaktadır. Bu kuşakta yer alan ormanlarımızın yüzde 58'ine tekabül eden
12 000 000 hektarlık kısmı -birinci ve ikinci derecede olmak üzere- yangına çok
hassas durumdadır. Bu nedenle, orman yangınları ülkemiz için son derece
önemlidir.
Orman yangınları iklime
bağlı olarak değişmekle birlikte, 2000 yılında 14 412 hektar, 2003 yılında, 15
Temmuz itibariyle 1 689 hektar alan zarar görmüştür, yanmıştır.
Yangınlar nedeniyle,
başta orman ağaçları, orman altında yetişen her türlü faydalı bitkiler ile
ormanda barınan, ormana ve çevreye sayısız yararları olan hayvanlar yok
olmaktadır. Görüldüğü gibi, kayıp sadece maddî değil, aynı zamanda, bütün
dünyayı etkileyen ekolojik dengenin bozulmasıdır. Çevre ve Orman Bakanlığının,
bu yangınlara karşı tedbirler aldığını, makine, ekipman ve personel gücü
olarak, karadan ve havadan, kesintisiz en kısa zaman içerisinde müdahale
etmekte olduğunu memnuniyetle görmekteyiz. Ayrıca, bir Millî Savunma Komisyonu
üyesi olarak, Türk Silahlı Kuvvetlerimizi, bu konudaki duyarlılıkları ve orman
yangınlarında önleyici ve söndürücü çalışmalarından dolayı kutluyorum; ancak,
her türlü tedbire rağmen, kasıt unsuru, ihmal ve dikkatsizlik sonucu, bazen de
kazaen enerji ve nakil hatlarında meydana gelen kopmalar vesaire gibi
sebeplerle yangınlar çıkmaktadır.
Havadaki neme, rüzgârın
şiddetine ve yerine bağlı olarak yangının şekli ve büyüklüğü değişmektedir.
Ben, yüzde 55'i orman olan bir ilin, Antalya'nın milletvekiliyim. Bu oran,
Türkiye genelinin yaklaşık 2 katıdır; ayrıca, bu bölge, yangına en hassas
bölgelerden birisidir.
Zamanla, görmekteyim ki,
orman köylülerinin, ormana sevgisi ve yangına karşı hassasiyetleri artmıştır.
Bunda, orman teşkilatı mensuplarının orman köylüsüyle yakın irtibatı ve onların
dertlerini beraber çözme gayreti içerisinde, köylülerin de orman varlığının
kıymetini iyi anlamış olmalarının ve bu konuda yapılan yasal düzenlemelerin
payı olduğu görülmektedir; ancak, yapılanlar yeterli değildir. Yangın mevsimi,
bazen, havanın kurak geçmesi de dikkate alınarak uzatılmalıdır. Av mevsimi de,
yangınların en çok çıktığı ağustos ayında açılmaktadır; bu tarih de, daha
ileriye alınmalıdır. Orman köylüleri, bu konuda, gerek Çevre ve Orman
Bakanlığının düzenleyeceği etkinliklerle gerekse medyanın vereceği destekle
daha da bilinçlendirilmelidir; halk buna hazırdır.
Seçim bölgemizde,
insanlar, bize, orman yangınlarıyla ilgili alınabilecek tedbirler konusunda
önerilerde bulunmaktadır. Örneğin, Çevre ve Orman Bakanlığının uygulamakta
olduğu, ağaçların alt dallarının budanması uygulamasını halkımız da bize
önermektedir. Bu kadar hassasiyeti olan orman köylülerinin orman gelirlerinden
aldığı payın artırılması gerekir. Bu gibi iyileştirmeler, orman köylüsünün,
ormanı sahiplenme ve onu koruma duygusunu daha da artıracaktır.
Orman personelinin,
yangınları önlemede çok duyarlı olduğunu, cansiparane çalıştığını, hatta, bazen
yangını önleme çalışmalarında canlarını feda ettiklerini görmekteyiz. Bu arada,
1997 yılında, ilimde, Düzlerçamı Orman yangınında şehit verdiğimiz Orman Yüksek
Mühendisi Osman Çolpak'ı ve yangın işçisi Ahmet Özcan'ı rahmetle anıyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Akman,
konuşmanızı toparlar mısınız.
Buyurun.
OSMAN AKMAN (Devamla) -
Teşekkür ederim.
Canlarını feda edercesine
içtenlikle çalışan personelin özlük haklarının iyileştirilmesinin, onların
çalışma isteğini daha da artıracağına inanıyorum.
Değerli milletvekilleri,
son günlerde, özellikle, yine, Akdeniz kuşağında yer alan Bodrum'da orman
yangını çıkmıştır; hamd olsun, kısa sürede söndürülmüştür. Kamuoyu, yangınların
çıktığı yerin tanınmışlığından daha fazla etkilenmektedir. Meşhur olan yerlerde
orman yangınlarının sıkça çıkması, her zaman olduğu gibi, kasıt unsurunu daha
fazla akla getirmektedir.
Yangınların önlenmesinde,
halkımıza, Çevre ve Orman Bakanlığına görev düştüğü kadar; halkı bilinçlendirme
açısından, iktidarıyla muhalefetiyle, bütün milletvekillerine de görev
düşmektedir.
Başkana şükranlarımı,
sizlere saygılarımı sunuyorum.
Teşekkür ediyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Akman.
Konuşmaya, hükümet adına,
Çevre ve Orman Bakanı Sayın Osman Pepe cevap vereceklerdir.
Buyurun Sayın Bakan.
Konuşma süreniz 20
dakikadır. (AK Parti sıralarından alkışlar)
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI
OSMAN PEPE (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime
başlamadan önce, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ülkemiz ormanlarının çok
önemli bir kısmının, yüzde 58'inin yangına hassas bölgelerde olması, Adana'dan
başlayıp, Antalya, Muğla, Aydın, İzmir, Çanakkale ve İstanbul'a kadar uzanan bu
Akdeniz havzası içerisinde, yazın sıcaklığın 40 derecenin üzerine çıkması, hava
rutubetinin, neminin de yüzde 10'lara kadar düşmüş olması, maalesef, orman
yangınlarını fevkalade tehlikeli bir noktaya taşımaktadır.
Orman varlığımızın
yeterli olmadığını; Türkiye'yi -tek başına- destekleyebilecek, besleyebilecek
oranda olmadığını; Türkiye'nin dünyada orman zengini ülkeler arasında yer
almadığını biliyoruz. Biz, bugüne kadar, Orman Genel Müdürlüğü ve Orman
Bakanlığı marifetiyle, Türkiye'nin orman alanlarının genişletilmesi, Avrupa ve
dünyada, orman varlığı açısından kendi kendine yeten bir ülke haline gelmesi
için ciddî çalışmalar yaptık ve önemli adımlar attık.
Değerli milletvekilleri,
geçen hafta, değerli milletvekili arkadaşımızın da ifade ettiği gibi, Muğla'da,
Bodrum'da 2 yangın, daha sonra da Marmaris'te 1 yangın meydana geldi. Fevkalade
enteresan bulduğumuz bu yangınların çıkış şekli, zamanı, takvimi, bizi, konuyla
alakalı olarak daha titiz, daha şüpheci davranmaya sevk etmektedir; çünkü,
Bodrum'da bundan bir hafta önce çıkan yangın devam ederken, birkaç saat sonra,
bir başka noktada bir başka yangın çıkıyor. Dün, Bodrum'da Konakönü mevkiinde
başlayan yangın devam ederken, 1,5 saat sonra, bir başka noktada bir başka
yangın daha çıktı. Bu tür yangınların, Türkiye'nin turizm potansiyeli açısından
fevkalade kritik olan, marka olan bölgelerinde çıkmış olmasının altını,
bilhassa, çizmekte fayda görüyoruz; çünkü, bunların, sıradan insanların
kusurlarından kaynaklanabileceğini kabul etmek mümkün değildir. Zaten, konuyla
alakalı gerek Bakanlığımızın ilgili birimleri ve gerekse valilik tarafından,
faillerin tespiti ve yangınların sebepleri hakkında bölgede çok ciddî bir
çalışma sürdürülmektedir.
Bakın, biz, Orman Genel
Müdürlüğü ve Çevre ve Orman Bakanlığı olarak orman yangınlarının önlenmesiyle
alakalı temel stratejiyi iki ayak üzerine oturttuk: Bu iki ayaktan biri, orman
yangınının çıkmasına engel olmak, onu önlemek. Bunun için eğitim, bunun için
propaganda, bunun için denetim, bunun için bölgede jandarmanın ve bizim ilgili
birimlerimizin devriye gezmeleri noktasında üst düzeyde bir duyarlılık ve
tedbir, sonuna kadar alınmıştır. Elbette ki, her hal ve şart altında, hangi
tedbiri alırsanız alın orman yangınlarının çıkmasına mani olamıyorsunuz.
Stratejimizin ikinci ayağı da çıkan yangına çok kısa süre içerisinde müdahale
etmek ve bunu en az kayıpla telafi etmek, yangını söndürmektir.
Bu son çıkan yangınlara
teşkilatımızın 15-20 dakikalık bir süre içerisinde müdahale ettiklerinin,
bölgedeki hava unsurlarımızla, kara unsurlarımızla, asker, sivil, köylü ve
yangın söndürme işçilerimizle gerekli çalışmaların yapıldığının altını çizmekte
fayda görüyorum.
Biliyoruz ki, orman
yangınlarının yüzde 95'i insan unsurundan kaynaklanmaktadır; dolayısıyla,
insanların bu konuda bilinçlenmesinin esas olduğunu, temel olduğunu, ancak
bilinçlenmiş insanların; yani, ormana, çevreye ve yeşile karşı sevgiyle dolu
insanların ormanı koruyabileceğini biliyoruz.
Bölgedeki orman
yangınlarına müdahale etmeyle alakalı bizim donanımımız noktasında da sizleri
kısaca aydınlatmak istiyorum: Bizim, şu anda, 150 tane ağır iş makinemiz, 750
civarında arazözümüz, Bakanlığımızın malı olan 6 tane helikopter, 2,5 ton kadar
su atan 10 tane helikopterimiz, Türk Hava Kurumundan kiralamış olduğumuz 15
adet yangın söndürme uçağı -bunlar, 1,5 ton civarında su atmaktadır- Türk Hava
Kuvvetlerinden 3 tane C-130 uçağı -ki, bunlar 10 ton kadar su atmaktadır- ve
geçtiğimiz hafta içerisinde Jandarma Genel Komutanıyla yapmış olduğumuz
mutabakat neticesinde -helikopterle alakalı bir protokol de yaptık- jandarmanın
elindeki helikopterlerden, yangın söndürme aparatı takarak kullanabilecek
olduğumuz 5 tane helikopter olmak üzere, elimizde, yangınlarla mücadelede
kullanabilecek olduğumuz toplam 39 tane uçak ve helikopterimiz var. Bunların,
elbette ki, gerekli operasyonları yapma noktasında, gerekli müdahaleleri yapma
noktasında üzerlerine düşeni bihakkın yerine getirdiklerini, fevkalade faydalı
çalışmalar yaptıklarını, operasyonlar yaptıklarını da, onlara bir teşekkür
sadedinde söylenmesi gereken söz olarak burada dikkatlerinize arz ediyorum.
Tabiî, Türkiye, orman
yangınları açısından, Akdeniz çanağındaki Portekiz, İspanya, Fransa, İtalya ve
Yunanistan'la mukayese edildiği zaman, acaba ne durumdadır; bunu da,
kamuoyunun, değerli milletvekili arkadaşlarımızın bilmesinde fayda vardır;
çünkü, eyvah, ormanlarımız yanıyor, yandı, kül oldu, bitti!.. Elbette ki, orman
yangınlarından, Türkiye'deki, zerre kadar vicdanı ve insafı olan her Türk
insanının yüreği fevkalade rahatsız olur, ıstırap duyar. Ancak, hesabı da doğru
ortaya koymak lazım. Türkiye, saymış olduğum Akdeniz havzasındaki bu ülkelerle
mukayese edildiği zaman nerededir? Son on yılın ortalamaları alındığı zaman,
Türkiye'nin son on yıl ortalamalarında orman yangınlarında kaybetmiş olduğu
alan 14 000 hektardır. Türkiye, son on yılda ortalama 14 000 hektar orman alanı
kaybetmişken, bu rakam, Fransa'da 19 000 hektardır, Yunanistan'da 55 000
hektardır, İtalya'da 98 000 hektardır, İspanya'da 148 000 hektardır. Yine,
orman varlığına oranladığımız zaman; yani, birim ormanda onlar ne kaybediyorlar
biz ne kaybediyoruz -çünkü, yüzölçümümüzün genelde daha fazla olması
münasebetiyle, biz, daha fazla ormana sahibiz- diye baktığımız zaman -hava
imkânı, hava operasyonları ve termal kameralar açısından Fransa ve İtalya ile
Türkiye'yi mukayese etmek mümkün değildir ama- biz, birim ormanda 0,068
kaybetmişken, bu, Fransa'da 0,111'dir, Yunanistan'da 0,845'tir, İtalya'da 0,908'dir.
Bu ifadelerden şunu anlıyoruz ki, Türkiye, Yunanistan'dan 10 kat daha iyidir,
İtalya'dan 15 kat daha iyidir. Rakamlar, bugün, herkesin, internetten
bakabilecek olduğu, görebilecek olduğu bilgilerdir.
Yine, orman yangınlarıyla
mücadele için nisan ayında başlatmış olduğumuz en üst düzeydeki alarmı, bizim
bütün birimlerimizin bu konudaki hassasiyetlerini, titizliklerini, işte, bu
neticeyi ortaya koyma noktasında, fevkalade önemli addediyoruz; yani, biz,
Fransa ve İtalya'ya göre sınırlı imkânlara sahip olmamıza rağmen, orman
yangınlarıyla mücadelede onlardan çok daha iyi neticeler almaktayız.
Yine, Türkiye'de ormanlar
azalıyor mu artıyor mu?.. Eyvah, ormanlar elden çıktı!.. Bakın, FAO'nun resmî
rakamlarını veriyorum: Son otuz yıl içerisinde, Türkiye'deki orman varlığı 550
000 hektar artmıştır. Bu, hem bizim kayıtlarımız hem de FAO'nun kayıtları
tarafından ortaya konulan bir gerçektir. Yani, Türkiye, orman yangınlarında
kaybettiğinin, zaten Anayasamızın 169 uncu maddesinin ve 6831 sayılı Orman
Kanununun bize vermiş olduğu görev doğrultusunda, yılı içerisinde çalışması
yapılıyor, ağaçlandırılması yapılıyor.
Bir de şunu ifade etmekte
fayda görüyorum: Son günlerin en moda sözlerinden birisi, işte, hükümet, 2/B
ile alakalı Anayasa paketini gündeme getirdiği için, doğal SİT'lerle alakalı
konuyu kamuoyunda tartışmaya açtığı için, ormanlar elden çıkıyor, ormanlar
yağmalanıyor, işte buralar yakılacak, ondan sonra da buralar birisine bağ
olacak, birisine şehir olacak, birisine villa olacak, birisine tarla olacak...
Böyle bir şey yok.
Bakın, sayın milletvekili
arkadaşlarımıza, Anayasamızın 169 ve 170 inci maddelerini bir kez daha
okumalarını naçizane tavsiye ediyorum; çünkü, Anayasamızın 169 uncu maddesinin
birinci paragrafında, yanan ormanların acilen, öncelikli olarak ağaçlandırılır,
6831 sayılı Orman Kanununun, yine söz konusu olan maddeleri de, yakılan orman
alanları yılı içerisinde ağaçlandırılır, hiçbir şekilde -bakın, altını çizerek
ifade ediyorum- özel mülkiyete, özel tasarrufa konu edilemez diyor. Anayasanın
170 inci maddesinde yapmak istediğimiz değişiklik de, 31.12.1981 tarihinden
önce fen ve bilim bakımından orman vasfını yitirmiş arazilerin 2/B
olabileceğini ifade ediyor. Halbuki, buradaki gerçek, bugün, Türkiye'nin
neresinde, kim tarafından, nasıl yapılırsa, nasıl edilirse, nasıl yakılırsa
yakılsın, o araziler üzerinde, hiç kimsenin bir tasarruf yetkisi ve hakkı
yoktur.
Bir şey daha ifade
edeyim. Türkiye'deki yanan bütün orman alanlarını nokta nokta gezdim. Merak
eden milletvekilleri veyahut da merak eden kim olursa olsun, onlarla birlikte o
alanlar üzerinde helikopterle tekrar uçmaya, bölge üzerinde keşif yapmaya ben
hazırım. Buradan kamuoyuna da ilan ediyorum, sizlere de ifade ediyorum. Bakın,
bugüne kadar, yanmış ve açıkta bırakılmış, Türkiye'de bir tane orman alanı bana
kimse gösteremez. Bir tane!.. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bunu, orman
yangınları konusunda son derece hassas olan Türk kamuoyuna, değerli
milletvekili arkadaşlarıma da buradan önemli bir taahhüt olarak ifade ediyorum.
Kesinlikle, bu arazilerin alınması satılması, buraların 2/B'ye konu edilmesi,
buraların SİT'e vesaire, benzer şekilde herhangi bir şekilde imara açılması,
Anayasanın şu andaki mevcut haliyle bile mümkün bile değildir. Zaten, bizim
değiştirmeyi ve bizim burada sizin huzurunuza getirmeyi istediğimiz paketteki
ifadelerde bu tür bir kaygı ve endişe duymaya mahal olmadığını, zannediyorum,
değerli milletvekili arkadaşlarımızın bilmesinde fayda vardır.
Yine, değerli
milletvekili arkadaşlarım, ülkenin neresinde, günün hangi saatinde yangın
çıkmış, müdahalesi nedir, bunların tamamının saatlik olarak, dakika olarak
raporları bizde muntazaman çıkarılır. Çıkan bu raporlar, her gün saat 11.00'de
Türkiye'deki ajanslara ve bütün gazetelere faksla geçer. Bu, sadece bugün olan
bir olay değildir. Bu, bizim Çevre ve Orman Bakanlığının teamüllerinden,
geleneklerinden birisidir. Yani, kamuoyunu bu konuda bilgilendirmek, bu
konudaki duyarlılığı onlarla birlikte paylaştığımızı ifade etmek açısından, bu
tür çalışmalarımız sürmektedir.
Değerli arkadaşlar, yine
bir hususu daha sizlere arz etmek istiyorum. Yanan orman alanlarıyla alakalı,
Bakanlık olarak biz, yılı içerisinde çalışmayı yapacağız. Bakın, bu sene,
Ağaçlandırma Genel Müdürlüğümüz marifetiyle, 105 000 hektarlık alana, takribi
olarak 150 000 000 tane ağaç dikiyoruz, fidan dikiyoruz, sadece Bakanlık
olarak; ama, sivil toplumla birlikte, bu rakamın, bu sene yaklaşık olarak 220
000 000'u bulacağını ifade ediyorum sizlere.
Bakın, bu, çok önemli bir
adımdır. Biz, atmış olduğumuz bu adımla, FAO'nun rakamlarıyla da, bizim resmî
rakamlarımızla da ifade edilen 550 000 hektar olarak artmış olan ormanlık
alanlarımızın daha da büyümesi için, Türkiye'nin yeşillenmesi için,
Türkiye'deki büyük kentlerin etrafında yeşil kuşakların oluşması için, insanımızın
daha çağdaş, daha medenî kentlerde yaşaması için, mutlaka ve mutlaka, çevre
kültürünün, çevre sevgisinin, orman sevgisinin herkes tarafından
içselleştirilmesi gerektiğine inanıyoruz.
İşte, bizim en temel ve
en aslî görevimiz budur ve bunun gereğini yerine getiriyoruz; ama, bir kez daha
ifade ediyorum -çünkü, esefle izliyoruz ki, maalesef, kamuoyu yanlış ve kasıtlı
enforme ediliyor- bu yanan orman alanları üzerinde hiçbir suretle özel mülkiyet
söz konusu olmayacaktır; buraların üzerinde kesinlikle 2/B, 2/A gibi herhangi
bir maddenin uygulaması söz konusu değildir. Bunun altını çizerek, Türk
kamuoyunun...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Beş sene sonra tamamdır Sayın Bakan... Şimdi kaçak yapıyı yaparlar, beş sene
sonra da Anayasa değişir; tamam!
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI
OSMAN PEPE (Devamla) - Tabiî, Sayın Grup Başkanvekili, eğer, lütfederseniz,
Bakanlığımızın bu konuda yapmış olduğu çalışmaları, size yakından takdim
ederiz. Bir tek karış... Bakın, ben, burada söylediğim sözün ne manaya
geldiğini bilerek ifade ediyorum, iddialı bir şekilde ifade ediyorum. Sayın
Grup Başkanvekilim, bana, bugüne kadar yakılmış ve birilerinin tasarrufunda
olan iki tane orman alanı göstersin, ben bu kürsüye geleceğim yetmiş milyondan
özür dileyeceğim, kendilerinden de özür dileyeceğim. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
NURETTİN SÖZEN (Sıvas) -
2/B nasıl oluştu o zaman?!
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI
OSMAN PEPE (Devamla) - Bakın, çok önemli bir şey söylüyorum: Sayın Özyürek,
yarın öbür gün araştırmasını yapsın, buradan, çıksın, yakılmış, yıkılmış...
ATİLA EMEK (Antalya) -
2/B'ler böyle oluştu...
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI
OSMAN PEPE (Devamla) - Bakın, çok önemli bir şey söylüyorum. Bana, yanmış orman
alanları üzerinde özel mülkiyetin olduğu iki tane yer göstersin.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- 2/B'ler böyle oluştu Sayın Bakan.
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI
OSMAN PEPE (Devamla) - Arkadaşlar, 31.12.1981 tarihinin milat olduğunun altını
çiziyorum. 23 sene önce...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Yeni milatlar olacak Sayın Bakan.
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI
OSMAN PEPE (Devamla) - Elmalarla armutları birbirine karıştırmamak lazım
arkadaşlar.
Hepinize teşekkür
ediyorum; saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Pepe.
Gündemdışı üçüncü söz,
Uşak'ın il oluşunun 50 nci yıldönümü nedeniyle söz isteyen, Uşak Milletvekili
Osman Coşkunoğlu'na aittir. (CHP sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Coşkunoğlu.
Konuşma süreniz 5
dakikadır.
3.- Uşak
Milletvekili Osman Coşkunoğlu'nun, Uşak'ın il oluşunun 50 nci yıldönümüne
ilişkin gündemdışı konuşması
OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) -
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım; Uşak'ın il oluşunun 50 nci yıldönümü nedeniyle gündemdışı söz
aldım. Biliyorsunuz, 1980'den önce sık sık il olunmuyordu. Ender bir olaydır,
1953'ün 9 Temmuzunda Uşak il olmuştur.
Bu konuşmama başlamadan
önce, gündemdışı ilk konuşmayı yapmış olan Manisa Milletvekili Değerli Ufuk
Özkan'ın değindiği tütünün, Uşak için de çok önemli olduğunu belirtirim ve
kendi konuşmamla bir köprü kurmak amacıyla, o konuşmayı gördükten sonra,
sizlerle bir şiir paylaşmak isterim:
"Sevdalı
bülbüllerden, narin kelebeklerden,
Şu yemyeşil kırlara
saçılmış çiçeklerden;
Güzel papatyalardan,
sümbüllerden bihaber
Sararmış yaprakların
üstüne eğilmişler,
Gayretle işliyorlar
yanarak için için
Kıymetli bir zehirden
ekmek çıkarmak için..."
Uşak'ın Bozkurt
Mahallesinde 1904 yılında doğmuş olan Ömer Bedrettin Uşaklı'nın "Tütün
İşçileri" şiiri...
Değerli arkadaşlarım,
Uşak'ın il oluşunun 50 nci yıldönümü nedeniyle, size Uşak'ın sorunlarından söz
etsem, hatta bu sorunların çözümleriyle ilgili konuşsam, çok muhtemelen ve de
çok haklı olarak "sanki bizim ilimiz daha iyi durumda mı" diye
dinlersiniz. Bunda haklısınız da. Fakat, Uşak'ın il oluşunun 50 nci yıldönümü
nedeniyle, size, Uşak'ın üvey evlat muamelesi gördüğünü anlatırsam, Uşak'ın
geçmişte çok yoğun bir haksızlığa uğramış olduğunu anlatırsam, belki, içinizde
biraz isyan duyguları uyandırırım, belki, biraz adalet ve hak duygularına hitap
edebilirim.
Çok yoğun istatistikler vermeye
zamanım yok; birkaç tanesini vereceğim.
Herhangi bir iktidarı
hedef almamak için, 1990-2001 dönemini aldım. Oniki yıl içerisinde, toplam kamu
yatırımlarında Uşak, 81 il içerisinde 74 üncü sıradadır. Uşak'ın altında,
Uşak'tan daha az kamu yatırımı almış 7 il vardır. Bu 7 ilin 6'sı da yeni il
olmuştur. Dolayısıyla, yeterli yatırım almaya zamanı kalmamıştır.
Diğer bir istatistik, çok
acı bir istatistik: Uşak, yeterli içmesuyu olan kırsal nüfus oranına göre 72
nci sıradadır. Sadece yüzde 69,2'sinin yeterli içmesuyu vardır.
2001 yılı eylül ayında
Başbakanlık tarafından yapılmış bir kriz araştırmasında, bir hasar raporunda,
Uşak, çok ilginç bir şekilde, maalesef olumsuz bir şekilde göze batmaktadır. En
çok şirket hangi ilde kapandı: Bakın, kişi başına değil, mutlak rakam olarak; 1
inci sırada İstanbul, 2 nci sırada Antalya, 3 üncü sırada Ankara, 4 üncü
sırada, büyük sanayi kentlerimiz değil, Uşak.
Üretim kısmaya giden
şirket sayısında 1 inci sırada Bursa, 2 nci sırada Uşak.
En çok işçinin işini
kaybettiği iller sıralamasında -Eylül 2001 itibariyle bütün bu rakamlar- 1 inci
sırada İstanbul, 2 nci sırada Bursa, 3 üncü sırada Uşak.
Devam edebilirim... Hasar
raporu çok vahimdir Uşak için. Peki, Uşak bunu hak ediyor mu?
Değerli arkadaşlarım,
şimdi bir iki de farklı rakam vermek isterim: Elektrik tüketiminin dağılımında,
kişi başına elektrik tüketiminde Uşak Türkiye'de 17 nci sırada geliyor, önde
geliyor.
Diğer bir ilginç
araştırmaya göre de banka mevduatlarında çok önde geliyor. Kişi başına düşen
gelirde 40 ıncı sırada. Yani, devlet tarafından çok yoğun bir şekilde ihmal
edilmiş olmasına karşın, Uşak, kendi kaynaklarıyla başarılı atılımlar
yapabilmiştir, ekonomisinde başarılı ilerlemeler yapabilmiştir; fakat, bu
yeterli olmamıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın
Coşkunoğlu, konuşmanızı toparlar mısınız...
Buyurun.
OSMAN COŞKUNOĞLU
(Devamla) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bu ekonomik durumu hak etmediği gibi, Uşak'ın bazı bilinmeyen
yönlerini de çok kısa ve özet olarak söylemek istiyorum.
"Karun kadar
zengin" lafını duymuşsunuzdur. Karun hazineleri Uşak'tadır. Bu bir
rastlantı değildir. Banaz İlçesinin Ahat Köyü sınırları içerisinde Romalılardan
kalma çok önemli bir kentin olduğunu da belki bilmiyorsunuz. Karahallı
İlçesinde, şimdiki Banaz Çayı üzerinde Cılandıras Köprüsü; Lidyalılar
zamanından kalan Kral Yolu üzerinde.
Dumlupınar'ı
biliyorsunuzdur; ama, Eşme'nin Takmak Köyünde, Mustafa Kemal'in Büyük Taarruzla
ilgili çok önemli bir toplantı yaptığını bilmiyorsunuzdur; bir anıt ister
orası.
Bunlar rastlantı
değildir. Lidyalılardan, Romalılardan Kurtuluş Savaşına kadar gelen tarih
içerisinde Uşak'ın, konumu, coğrafyası ve doğasıyla çok önemli bir yeri vardır;
ama, bilinmeyeni çoktur.
Amerika Birleşik
Devletlerindeki Büyük Kanyonu duymuşsunuzdur; ama, Ulubey Kanyon Vadisinin,
dünyanın en büyük ve muhteşem kanyonlarından biri olduğunu belki bilmiyordunuz;
hatta, şimdi, o muhteşem kanyonun içinden akan Banaz Çayının simsiyah olduğunu
ve zehir yüklü olduğunu da belki bilmiyorsunuzdur.
Uşak halısını bilmemenize
imkân yok; ama, belki, bilmediğiniz bir gerçek var: Şimdi, Sultanahmet'e gider
de bir Uşak halısı almak isterseniz, onun Çin'den geldiğini görürsünüz. Ünlü
Eşme kilimini bilmemenize imkân yok; ama, o Eşme kiliminin, o zengin sanatın da
ölmekte olduğunu belki bilmiyorsunuzdur. Sorun, Uşak'ta veya Uşaklılarda değil.
Geçmişten çok kısa bir
iki istatistik daha vereyim: 1913 yılında yapılan sanayi sayımı sonuçlarına
göre, yün ipliği üreten ve dokumacılık yapan 13 kuruluştan 3'ü Uşak'tadır o
zaman. 1926 yılında Türkiye'nin ilk şeker fabrikası Uşak'ta açılmıştır. Uşak,
bugünkü durumunu...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
OSMAN COŞKUNOĞLU
(Devamla) - Değerli arkadaşlarım, ülkemizin her köşesinde sorunlar var; fakat,
burada ifade etmek istediğim, çok büyük bir haksızlık ve adaletsizlik
yapılmıştır. Ne coğrafyasıyla ne konumu ve doğasıyla ne de insanıyla, Uşak
İlimiz bunu hak etmektedir. Önümüzdeki yıl Uşak'la ilgili bazı girişimlerimiz olduğunda,
Yüce Meclisimizin ve hükümetin bunu unutmamasını diliyor; sizin, bu konulardaki
desteğinizi bekliyorum.
Beni dinlediğiniz için
teşekkür eder; hepinize sevgiler, saygılar sunarım. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Coşkunoğlu.
Gündemin "Oylaması
Yapılacak İşler" kısmında yer alan Liman İşlerinde Sağlık ve Güvenliğe
İlişkin 152 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun
Tasarısının açıkoylamasına başlıyoruz.
V. - KANUN TASARI VE
TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER
1.- Liman
İşlerinde Sağlık ve Güvenliğe İlişkin 152 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının
Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal
İşler ve Dışişleri Komisyonları raporları (1/508) (S. Sayısı: 173) (1)
BAŞKAN -Daha önce
yaptığımız oylamada, açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılması kabul
edilmişti.
Oylama için 5 dakika süre
veriyorum.
Oylama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Liman İşlerinde Sağlık ve Güvenliğe İlişkin 152 Sayılı
Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısının
açıkoylama sonucunu açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı :
289
Kabul : 289
Tasarı kabul edilmiş ve
kanunlaşmıştır. (2)
Alınan karar gereğince
sözlü soruları görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına devam ediyoruz.
2.- Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye
Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet
Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)
3.- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik
Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S.
Sayısı: 152)
BAŞKAN - Adlî Yargı İlk
Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri
Hakkında Kanun Tasarısı ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik
Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon
raporları henüz gelmediğinden, tasarıların müzakeresini erteliyoruz.
Sosyal Güvenlik Kurumu
Teşkilatının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının müzakeresine
başlıyoruz.
4.- Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilatının Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve
Bütçe Komisyonları Raporları (1/294) (S. Sayısı: 222) (1)
BAŞKAN - Komisyon?..
Yerinde.
Hükümet?.. Yerinde.
Komisyon raporu, 222 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen, İstanbul Milletvekili Sayın
Kemal Kılıçdaroğlu; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 20
dakikadır.
CHP GRUBU ADINA KEMAL
KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; politikacılar olarak, hep bürokrasiden yakınırız,
"bürokrasi fazla" diye söyleriz; zaman zaman, yeri gelir bürokratları
eleştiririz. Bugün, gündemimizde olan tasarı, Türkiye Cumhuriyetinde ilk kez
kabul edeceğimiz, oldukça garip bir tasarı. Garip olması şöyle değerli
arkadaşlar: Bir kuruluş kuruyorsunuz, bu kuruluş bakanlığın bağlı kuruluşu;
ama...
BAŞKAN - Sayın
Kılıçdaroğlu, bir saniye...
Sayın milletvekilleri,
Genel Kurulda büyük bir uğultu var; sayın hatibin konuşmasını dinleyemiyoruz.
Genel Kurulun sağ ve sol tarafında, sayın milletvekillerimizin hasbıhal etmesi
için, kulisler bulunmaktadır; sayın milletvekilleri, sohbetlerini buralarda
yaparlarsa seviniriz.
Teşekkür ediyorum.
KEMAL KILIÇDAROĞLU
(Devamla) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Gerçekten de bu kuruluş,
bizim idarî yapılanmamız içinde, çok enteresan olan bir kuruluş; gelen tasarı
böyle. Tasarıya göre, Sosyal Güvenlik Kurumu kuruluyor. Bu Sosyal Güvenlik
Kurumu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı; ama, yine, Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı olan SSK, Bağ-Kur ve Türkiye İş Kurumu, bu
kurumun ilgili kurumu oluyor.
Arkadaşlar, yönetimde, ya
Bakanlığa bağlısınız ya ilgili kuruluşsunuz veya -şimdi, yeni çıktı- ilişkili kuruluşsunuz;
ama, bağlı kuruma bağlı ilgili kuruluş da ilk sefer geliyor. Bu, ne yapar; uzun
yıllar o Bakanlıkta çalışan birisi olarak söylüyorum; bu, bürokrasiyi artırır;
bürokraside, gereksiz kavgalara yol açar. Bakın, Maliye Bakanlığında bu işi kim
yapıyor -Maliye Bakanlığının da bağlı ve ilgili kuruluşları var- Maliye
Bakanlığının içinde, Bağlı ve İlgili Kuruluşlar Daire Başkanlığı var. Diğer
bakanlıklarda da var. Şimdi, biz, bunu yapmıyoruz, yeni bir kadroyla, yeni bir
ekiple, bağlı bir kuruluş halinde, Sosyal Güvenlik Kurumunu kuruyoruz. Birinci
handikabı bu ve bunun, mutlaka düzeltilmesi gerektiği kanısındayım.
İkinci nokta,
gazetelerden okuduğumuz kadarıyla, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sosyal
Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğüne dönüşecek ve altkomisyonda da, SSK'nın,
başkanlık değil genel müdürlük olması yönünde bir çalışma var. Önümüze gelen
tasarıda, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı deniliyor. Peki, daha sonra genel
müdürlük olarak gelirse, bu ne olacak, başkanlık olarak mı kalacak?
Bir başka nokta, Sosyal
Güvenlik Kurumunun görevleriyle ilgili. Sosyal Güvenlik Kurumu, Sosyal Güvenlik
Yüksek Danışma Kurulundan ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından oluşuyor. Bu
da çok garip bir ifade. Kurum kuruyorsunuz, kurumun altında Sosyal Güvenlik
Yüksek Danışma Kurulu ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı var.
Şimdi, Sosyal Güvenlik
Yüksek Danışma Kurulu... Hep, kurullardan, kurumlardan yakınırız, bürokrasiden
yakınırız. Bakınız şimdi, Sosyal Güvenlik Yüksek Kurulu ne yapacak? Önce,
kimlerden oluşuyor; Sosyal Güvenlik Yüksek Kurulu, İçişleri Bakanlığı, Maliye
Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Devlet Planlama Teşkilatı
Müsteşarlığı ve devlet bakanlıkları... Tabiî, görevlendirecekler ilgili
bakanlar, en az genel müdür düzeyinde birisini görevlendirmeleri lazım. Sonra
ne olacak; Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur, Türkiye İş Kurumu, Emekli
Sandığı, Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu, ziraat odaları, işçi ve
işveren kuruluşları ve kamu sendikalarının başkanları da bu kurulda, üstkurulda
görev alacak. Bunlar neye karar verecekler; bunlar, sosyal güvenlik
politikalarını belirleyecekler.
Değerli arkadaşlarım,
yılda iki kez toplanması öngörülen böyle bir kurulun, Türkiye'de sosyal
güvenlik politikalarını belirleme şansı var mı?! Bütün müsteşarların nasıl
çalıştığını, geceyarılarına kadar çaba harcadıklarını, gelen yoğun bürokratik
çember içerisinde kendilerine dahi zaman ayıramadıklarını düşünün; böyle bir
ortamda, biz, müsteşarların, genel müdürlerin bir araya toplanıp, sosyal güvenlik
politikasını belirleyeceklerini düşünüyoruz. Bunun mümkün olmadığını belirtmek
isterim.
Bir başka şey, Sosyal
Güvenlik Kurumunu oluşturuyoruz; gayet güzel. Sosyal Güvenlik Kurumu ne olacak;
Sosyal Güvenlik Kurumu da, sosyal güvenlik kuruluşları arasında görüş birliği
sağlayacak, norm ve standart sağlayacak, ortak veri tabanı oluşturacak; güzel.
Tabiî, aklımıza hemen şu geliyor: O zaman, bütün sosyal güvenlik kuruluşları
buraya bağlı; ama, bakıyorsunuz, Emekli Sandığı burada yok. Peki, Emekli Sandığı
yoksa, siz neyin veri tabanını oluşturacaksınız?! Hani, sosyal güvenlik
kuruluşları tek çatı altında toplanacaktı?! Bu da yok. Bu tasarı, geçen yasama
döneminde hazırlanmış, sonra alelacele kanun hükmünde kararname olarak
çıkarılmış, bu kanun hükmünde kararname Anayasa Mahkemesi tarafından iptal
edilince, şimdi tekrar, üzerinde hiçbir ciddî değişiklik yapılmadan aynen
Parlamentonun gündemine getirilmiş durumda.
Ben size söyleyeyim, bu tasarı çıkarsa ne olacak: Bu tasarı çıkarsa, SSK başkanları, Bağ-Kur genel müdürleri, Türkiye İş Kurumu genel müdürleri, öncelikle Türkiye Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı ile kavga edecekler. Kim Sayın Bakana bilgileri sunacak; genel müdür mü bilgileri sunacak, yoksa bu kurumun başkanı mı sunacak? Geçmişte de buna benzer kavgalar oldu ve geçmişte de, boşu boşuna bürokratik sürtüşmeler oldu. Oysa, bunların kalkmasını ve bu kurumların, gerektiğinde, doğrudan sayın bakanlarla muhatap olmalarının daha uygun olacağını, kişisel olara