T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
101 inci Birleşim
2 . 7 . 2003 Çarşamba
İ
Ç İ N D E K İ L E R
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. -
YOKLAMA
IV. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Düzce Milletvekili Fahri Çakır'ın,
Düzce'de meydana gelen deprem sonrasında bölgedeki ekonomik ve sosyal sorunlar
ile alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması
2.- İstanbul Milletvekili Ali Rıza
Gülçiçek'in, Sivas olaylarının 10 uncu yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması
ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı
3.- Samsun Milletvekili Mehmet Kurt'un, 1
Temmuz Kabotaj Bayramına ilişkin gündemdışı konuşması ve Ulaştırma Bakanı
Binali Yıldırım'ın cevabı
V. -
SORULAR VE CEVAPLAR
A) SÖZLÜ
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Tekirdağ Milletvekili Enis
Tütüncü'nün, olası Irak Savaşının turizm sektörüne etkilerine ilişkin Turizm
Bakanından sözlü soru önergesi (6/239) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle
konuşması
2.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret
Baloğlu'nun, hâkim ve savcıların birinci sınıfa ayrılmalarına ilişkin Adalet
Bakanından sözlü soru önergesi (6/241) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle
konuşması
3.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in,
elektrik enerjisi piyasasına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü
soru önergesi (6/242) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması
4.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in,
görevden alınan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu üyelerine ilişkin
Kültür Bakanından sözlü soru önergesi (6/243) ve yazılı soruya çevrilmesi
nedeniyle konuşması
5.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in,
ABD Başkanı ile yaptığı görüşme hakkında basında çıkan haberlere ilişkin
Dışişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/247)
6.- Edirne Milletvekili Necdet Budak'ın,
çiftçilerin elektrik borçlarına ve sulama kooperatiflerinin kullandığı
elektriğin fiyatına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru
önergesi (6/251) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in
cevabı
7.- İstanbul Milletvekili Ali Rıza Gülçiçek'in, Diyanet İşleri Başkan
Yardımcısının bir gazeteye verdiği demece ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/252)
8.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in,
olası Irak savaşında yaşanabilecek saldırılardan korunmak için ne gibi önlemler
alındığına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/253)
9.- Manisa Milletvekili Ufuk Özkan'ın,
Konut Edindirme Yardımı hesaplarına ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru
önergesi (6/255) ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı
10.- Şanlıurfa Milletvekili Mahmut
Yıldız'ın, Ceylanpınar'da yaşayan göçebe vatandaşların sorunlarına ilişkin
Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/257)
11.- Adana Milletvekili Atilla
Başoğlu'nun, muhtemel Irak harekatında Türkiye'nin uğrayacağı zararlara ilişkin
Başbakandan sözlü soru önergesi (6/259) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdüllatif Şener'in cevabı
12.- Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın,
4325 sayılı Kanunun tekrar uygulanıp uygulanmayacağına ve Niğde'nin kapsama
alınıp alınmayacağına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/262) ve Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı
13.- Manisa Milletvekili Hasan Ören'in,
tasarruf ve gelir artırıcı tedbirlere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi
(6/271) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı
14.- Edirne Milletvekili Necdet Budak'ın,
Edirne İlinin Lalapaşa ve Süloğlu ilçelerinin kalkınmada öncelikli yöreler
kapsamına alınıp alınmayacağına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/294)
ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı
B) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in,
BDDK'nın faaliyetlerine ve TMSF'na devredilen bankalarla ilgili tahsilata
ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif
Şener'in cevabı (7/567)
2.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in,
Emlakbank'ın usulsüz ihaleler ve müteahhitlere tanınan imtiyazlarla zarara
uğratıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Bayındırlık ve İskân
Bakanı Zeki Ergezen'in cevabı (7/568)
3.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in,
bazı bankaların kredi uygulamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı (7/580)
4.- İzmir Milletvekili Muharrem Toprak'ın,
geçici işçilerin göreve başlatılma zamanına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı
Kemal Unakıtan'ın cevabı (7/642)
5.- Adana Milletvekili Atillâ Başoğlu'nun,
Adana'nın Kürkçüler Köyündeki hemzemin geçite ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve
İskân Bakanı Zeki Ergezen'in cevabı (7/712)
6.- Mersin Milletvekili Ali Oksal'ın,
esnaf ve sanatkâra yönelik kredi teşvik sistemine ilişkin sorusu ve Sanayî ve
Ticaret Bakanı Ali Coşkun'un cevabı (7/717)
7.- Muğla Milletvekili A.Cumhur Yaka'nın,
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonundan yüksek öğrenim öğrencilerine verilen
burslara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın cevabı
(7/775)
VI. - KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile
Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı
ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)
2.- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu
(1/523) (S. Sayısı: 152)
3.- Çeşitli Kanunlarda ve Maliye
Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri; Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm; Tarım, Orman ve Köyişleri; Çevre; Plan ve Bütçe
Komisyonları Raporları (1/602) (S. Sayısı: 198)
I. - GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak
üç oturum yaptı.
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül, Ulusal Program konusunda gündemdışı açıklamada bulundu; CHP
İstanbul Milletvekili Şükrü Mustafa Elekdağ ve AK Parti Sivas Milletvekili
Selami Uzun Grupları adına, Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir de grubu
bulunmayan siyasî partiler adına aynı konuda görüşlerini belirttiler.
İstanbul Milletvekili Şükrü Mustafa
Elekdağ, Sivas Milletvekili Selami Uzun'un, ileri sürmüş olduğu görüşten farklı
bir görüşü kandisine atfetmesi nedeniyle bir açıklama yaptı.
4903 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına İlişkin Kanunun bazı maddelerinin bir daha görüşülmek üzere geri
gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi Genel Kurulun bilgisine
sunuldu.
Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun
(6/499),
Samsun Milletvekili Mehmet Kurt'un
(6/519),
Esas numaralı sözlü sorularını geri
aldıklarına ilişkin önergeleri okundu; soruların geri verildiği bildirildi.
Malatya Milletvekili Muharrem Kılıç ve 39
milletvekilinin, ülkemizdeki demir cevheri kaynaklarının değerlendirilmesi ve
demirin inşaat sektöründe kullanımı ile ilgili sorunların araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/116) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki
yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.
Genel Kurulun 1.7.2003 Salı günkü (bugün)
birleşiminde, sözlü sorular ile diğer denetim konularının görüşülmemesine,
gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler" kısmının 13 üncü sırasında yer alan 60 sıra sayılı kanun tasarısının
bu kısmın 3 üncü sırasına, daha önce Gelen Kâğıtlar listesinde yayımlanan ve
dağıtılmış bulunan 198 sıra sayılı kanun tasarısının 48 saat geçmeden 4 üncü
sırasına, 34 üncü sırasında yer alan 183 sıra sayılı kanun tasarısının ise 5
inci sırasına alınmasına ve çalışma sürelerinin bu birleşim ile 2.7.2003
Çarşamba günkü birleşimde 15.00-21.00 saatleri arasında, 3.7.2003 Perşembe
günkü birleşimde ise 14.00-21.00 saatleri arasında olmasına ilişkin Danışma
Kurulu önerisi,
Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, 24.2.1983
Tarih ve 2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun Bir Maddesinin
Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifinin (2/121), İçtüzüğün 37 nci maddesine
göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi,
Kabul edildi.
Gündemin "Oylaması Yapılacak
İşler" kısmında bulunan, 26.6.2003 tarihli 99 uncu Birleşimde görüşmeleri
tamamlanıp tümünün elektronik cihazla yapılan açıkoylamasında Genel Kurulda
toplantı yetersayısı bulunmadığı anlaşıldığından bu birleşimde tekrar oya
sunulan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Hükümeti
Arasında Sağlık Alanında İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun
Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısının (1/448) (S. Sayısı: 103), elektronik
cihazla yapılan açıkoylamasından sonra, kabul edilip kanunlaştığı açıklandı.
Gündemin, "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında bulunan, Adlî Yargı İlk
Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri
Hakkında Kanun Tasarısının (1/521) (S. Sayısı: 146) görüşmeleri, daha önce geri
alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz hazırlanmadığından;
2 nci sırasında bulunan, Hukuk Usulü
Muhakameleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının (1/523)
(S. Sayısı: 152),
4 üncü sırasına alınan, Çeşitli Kanunlarda
ve Maliye Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/602)
(S.Sayısı:198),
5 inci sırasına alınan, Türk Silahlı
Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının
(1/608) (S. Sayısı: 183),
Görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel
Kurulda hazır bulunmadıklarından,
Ertelendi.
3 üncü sırasına alınan, Kara Avcılığı
Kanunu Tasarısının (1/286) (S. Sayısı: 60 ), yapılan görüşmelerden sonra, kabul
edildiği ve kanunlaştığı açıklandı.
2 Temmuz 2003 Çarşamba günü saat 15.00'te
toplanmak üzere, birleşime 20.06'da son verildi.
İsmail
Alptekin
Başkanvekili
Mevlüt Akgün Türkân Miçooğulları
Karaman İzmir
Kâtip Üye Kâtip
Üye
Ahmet Küçük
Çanakkale
Kâtip Üye
No. : 143
II. - GELEN KÂĞITLAR
2 . 7 . 2003 ÇARŞAMBA
1.- Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına İlişkin 19.6.2003 tarihli ve 4903 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89
uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme
Tezkeresi (1/633) (Anayasa ve Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi:
30.6.2003)
Raporlar
1.- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı
Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında 4.4.2003 Tarihli ve 4841 Sayılı Kanun ve
Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek
Üzere Geri Gönderme
Tezkeresi ve Anayasa
Komisyonu Raporu (1/584) (S. Sayısı: 200) (Dağıtma tarihi: 2.7.2003)
(GÜNDEME)
2.- 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerin Diyanet İşleri
Başkanlığına Ait Bölümünde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan
ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/622) (S. Sayısı: 201) (Dağıtma tarihi: 2.7.2003)
(GÜNDEME)
3.- Bayındırlık ve İskân Bakanlığının
Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm
Komisyonu Raporu (1/623) (S. Sayısı:
202) (Dağıtma tarihi: 2.7.2003) (GÜNDEME)
4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile
Kamerun Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültürel ve Bilimsel Alanlarda İşbirliği
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile
Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve
Spor ve Dışişleri
Komisyonları Raporları (1/365)
(S. Sayısı: 204) (Dağıtma tarihi: 2.7.2003) (GÜNDEME)
5.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile
Yugoslavya Federal Cumhuriyeti Federal Hükümeti Arasında Eğitim, Bilim, Kültür
ve Spor Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Dışişleri
Komisyonları Raporları (1/367) (S. Sayısı: 205) (Dağıtma tarihi: 2.7.2003)
(GÜNDEME)
6.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile
Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Süleyman Şah Türbesi Tahkimat
Projesinin Uygulanmasına İlişkin Ana Tutanağın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Dışişleri
Komisyonları Raporları (1/551) (S. Sayısı: 207) (Dağıtma tarihi: 2.7.2003) (GÜNDEME)
Sözlü Soru
Önergeleri
1.- Adıyaman Milletvekili Mahmut
Göksu'nun, Adıyaman İlindeki belediyelere gönderilen ödenek miktarına ilişkin
Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/623) (Başkanlığa geliş tarihi:
1.7.2003)
2.- Adıyaman Milletvekili Mahmut
Göksu'nun, Adıyaman'da yürütülen projelere ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanından sözlü soru önergesi (6/624) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.7.2003)
3.- Adıyaman Milletvekili Mahmut
Göksu'nun, Adıyaman'da yürütülen projelere ilişkin Tarım ve Köyişleri
Bakanından sözlü soru önergesi (6/625) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.7.2003)
4.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in,
özelleştirilen KİT'lere ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/626)
(Başkanlığa geliş tarihi: 1.7.2003)
Yazılı Soru
Önergesi
1.- Kırklareli Milletvekili Mehmet S.
Kesimoğlu'nun, Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığındaki atamalara ilişkin
Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/900) (Başkanlığa geliş tarihi:
2.7.2003)
BİRİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati : 15.00
2 Temmuz
2003 Çarşamba
BAŞKAN :
Başkanvekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP
ÜYELER : Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale), Mevlüt AKGÜN (Karaman)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 101 inci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı vardır;
çalışmalarımıza başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç sayın
milletvekili arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz, Düzce'de meydana gelen
depremler ve sonrasında yaşananlar ve yapılan çalışmalarla ilgili söz isteyen,
Düzce Milletvekili Sayın Fahri Çakır'a aittir.
Buyurun Sayın Çakır (AK Parti sıralarından
alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
IV. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Düzce
Milletvekili Fahri Çakır'ın, Düzce'de meydana gelen deprem sonrasında bölgedeki
ekonomik ve sosyal sorunlar ile alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı
konuşması
FAHRİ ÇAKIR (Düzce) - Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; 81 inci il Düzce'nin deprem afetleri sonrası içine düştüğü
durumla ilgili olarak gündemdışı söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi
saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, Düzce, 17 Ağustos
1999'da 7,4 şiddetinde Marmara depremi ve bundan 87 gün sonra 12 Kasım 1999'da
7,2 şiddetinde Düzce depremiyle asrın felaketini iki kez üst üste yaşamış tek
yerleşim yeridir.
İki metropol kent arasında, Ankara ve
İstanbul'un orta noktasında bulunan Düzce, ne garip bir rastlantıdır ki, 12
Kasım günü deprem felaketine maruz kalırken, aynı gün vilayet olma heyecanını
beraber yaşamıştır.
Değerli arkadaşlar, Düzce, bağlı olduğu
ilden ayrılırken de, oldukça ilginç bir paylaşım yaşamıştır. 7 ilçe, 3 belde,
304 köy ve 322 500 nüfusa sahip iken, aynı büyüklükte ve hatta, toplam nüfusu
ayrıldığı ilden 15 000 fazla iken, 1999'da, söz konusu il özel idaresine, 18
trilyon liranın 15 trilyon lirası kalırken, Düzce'ye 2,5 trilyon lira
verilebilmiştir.
Emniyet personeli açısından -polisiye
olaylar Düzce'de 4-5 kat fazla olmasına rağmen- ayrıldığı ilde 670 personel
kalırken, Düzce'ye 152 personel verilebilmiştir. Alet edevat ve araçların
taksimatı da şöyle yapılabilmiştir: İyi durumda bulunan 104 araç ayrıldığı ilde
kalırken, 47 eski araç Düzce'ye bırakılmıştır.
Değerli arkadaşlar, işin ilginç yanı,
Düzce'nin Akçakoca İlçesinde, vaktiyle, önceki il özel idaresine ait olan Çınar
Otel -ne hikmetse- o ilde kalmış, önceki ile ait özel idare tarafından Akçakoca
Belediyesine kiralanmış ve kirası ödenemediği için, halen Akçakoca Belediyesi
icralık duruma düşürülmüştür. Bu durumun düzeltilmesi için yaptığımız tüm
girişimler, maalesef, sonuç vermemiştir.
Değerli milletvekilleri, Düzceli deprem
şokunu yaşarken, kardeş paylaşımı mı yapılmış, üvey evlat muamelesi mi, yoksa,
evlatlıktan ret mi edilmiş; Yüce Heyetinizin takdirlerine sunmak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, Düzce, deprem sonrası
yatay olarak dağılmış, şehir merkezi nüfusu 76 000'den 56 000'e düşerken,
ilçelere ciddî anlamda göç olmuş, fizikî yapısı tamamen bozulmuş, yüzde 92'si
yıkılmış ya da oturulamayacak hale gelmiştir. Depremde, 6 444 bina, 16 666
konut, 3 837 işyeri yıkılmış veya ağır hasar görmüştür. Yaklaşık 22 000 esnafın
5 000'i deprem felaketi ve ardından gelen ekonomik kriz nedeniyle esnaflıktan
tamamen kopmuş ve ödeyemediği kredi borçlarıyla boğuşur hale gelmiştir. Halen
Düzce'de 1 000'in üzerinde aile prefabrikelerde yaşam mücadelesi vermektedir.
İl Emniyet Müdürlüğü hariç, kamu kurum ve kuruluşlarının tamamına yakını
-Valilik dahil- okullarımızda, prefabrike binalarda ve konteynırlarda hizmet
vermeye çalışmaktadır. Düzce üniversitesi, Abant İzzet Baysal Üniversitesinden
ayrılarak, hazır olan fakülte ve yüksekokullarıyla birlikte kurulacağı günü
beklemektedir. Düzceli, kalıcı konut bağlantı yollarının bir an evvel
yapılmasını özlemektedir. Düzce, yeni organize sanayi bölgesi ve uygun
coğrafyasıyla, bilim adamlarının ifade ettiği gibi, deprem riskini atlatmış bir
durumda olup, yatırımcısına kucak açmıştır. İstanbul içmesuyu koruma havzasında
bulunan Düzce'nin bu durumunun da bir kere daha gözden geçirilmesi
gerekmektedir.
Değerli milletvekilleri, Sayın
Başbakanımızın ifade ettiği şekilde, yıllık ortalama millî geliri 1 500 doların
altında olan illere getirilecek olan muafiyetler ve ekstra teşvikler
dolayısıyladır ki, geliri 1 142 dolar olan Düzce, ilk defa fakirliğine şükreder
hale gelmiştir.
Değerli arkadaşlar, Düzce halkı bu makûs
talihini gerilerde bırakarak istikbale yeni umutlarla bakmaya başlamaktadır.
Hiç statik olmamış, devamlı dinamik insan unsuru ve rengarenk etnik kökenleri
bir arada barındıran, sosyal yapısıyla bir kültür mozaiği fotoğrafı veren
Düzce, tüm yerel dillerin konuşulduğu bir yöredir. Konuralp Beldesi tarihî bir
değerdir, ovası tarıma elverişli olup, yüksek rakımlı yerleri verimli fındık
alanlarıdır. "Karadeniz'in Bodrum'u" diye adlandırılan Akçakocasıyla
deniz turizmine; yaylaları, gölleri ve şelaleleriyle dağ turizmine; Türkiye
rafting şampiyonasının yapıldığı akarsularıyla doğa sporları ve turizmine uygun
coğrafî yapısıyla Düzce, bir başka değer arz etmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
FAHRİ ÇAKIR (Devamla) - Teşekkür ediyorum
Sayın Başkanım, hemen bitiriyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
sizlerle paylaşmak istediğim bu sorunlar yumağı ve değerler manzumesi, hiç
şüphesiz, bir Türkiye gerçeğidir. İnşallah, 22 nci Dönem Parlamentosu ve 59
uncu AK Parti Hükümetiyle Düzcemizi kalkınmış iller arasına ve ülkemizi muasır
medeniyetlerin ötesine birlikte taşırız diyor ve Yüce Heyetinize saygılarımı
arz ediyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN- Teşekkür ediyorum Sayın Çakır.
Bakanlar Kurulunun bulunduğu bölümdeki
arkadaşlarımdan görüşmelerin başka bir zamana aktarılmasını rica ediyorum.
Teşekkür ederim.
İkinci gündemdışı söz, Sivas olaylarını
anma günü nedeniyle söz isteyen, İstanbul Milletvekili Sayın Ali Rıza
Gülçiçek'e aittir.
Buyurun Sayın Gülçiçek. (CHP sıralarından
alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
2.-
İstanbul Milletvekili Ali Rıza Gülçiçek'in, Sivas olaylarının 10 uncu
yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun
cevabı
ALİ RIZA GÜLÇİÇEK (İstanbul)- Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri, Sivas olaylarının 10 uncu yıldönümüyle ilgili
olarak gündemdışı söz almış bulunuyorum; şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi
adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ayrıca, bana konuşma olanağı sağlayan
Sayın Başkanımıza şükranlarımı sunuyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2
Temmuz, zihinlerimizde kalıcı, gönüllerimizde ise yas tutacağımız bir gündür. 2
Temmuz 1993 tarihinde; yani, daha bundan 10 yıl kadar yakın bir geçmiş zamanda,
demokrasinin hüküm sürdüğü ve halkının devletine güvenmesi gerektiği kendi
topraklarında, göz göre göre bir vahşete tanık olduk. Ne yazık ki, bu geri
düşünceyi 37 canla, bu ülkenin 37 ayrı evladıyla ödemek zorunda kaldık; oysa,
onlar, Sivas'a barış ve kardeşlik içinde bağlamalarını çalmaya ve semahlarını
dönmeye gitmişlerdi.
En küçüğü 12, en yaşlısı 66 yaşındaydı,
büyük çoğunluğu 12-30 yaş arası gençlerimizdi.
Bir düşünün lütfen; 12 yaşındaki çocuğun
ne gibi bir günahı olabilirdi ki?! Neşe içinde, 15 yaşındaki bir arkadaşıyla
semah dönmüştü. Türkiye Cumhuriyetinin gurur duyacağı genç düşünen
beyinlerinden biriydi. Sonra, kendini birden alevlerin içerisinde buldu; oysa
ki, geleneklerine uymuş, güzel bir gün geçirmeye gelmişti. Pir Sultan Abdal'ı,
insanlığa düşünceleriyle, cesaretiyle yol açmaya çalışmış bir halk ozanını
anmak, onu yaşatmak adına gelinmiş; güzel düşünceye, ileri adımlara, bilgi
paylaşımlarına, haince ve dünyanın çağdaş hiçbir ülkesinde olmayacak bir
şekilde, devletin gözleri önünde bir katliamla son verilmiştir. Sivas'ta
yaşanan bu olay, düşünceye karşı cevap vermek yerine, düşünceyi katlederek
susturacağını sanan çağdışı bir anlayışın, bir zihniyetin ürünüdür.
Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi,
2 Temmuz Sivas olayları, üzerinden geçen yıllara rağmen, Alevîlerin nazarında
küllenmemekte, tam tersine, Sivas yangını, Alevîlerin ve demokrat düşünceye
sahip tüm insanlarımızın kanayan yarası olmaya devam etmektedir. Tarih, bu
olayı defterine öyle derin bir acıyla, ıstırapla yazdı ki, bir Kerbelâ olayı
gibi uzun yıllar hatırlanacaktır. Şehitlerin uğradıkları zulmü hatırlatacak;
onları katledenlerin vicdansızlığını, insafsızlığını, yanlışlığını, dindarlık
kisvesi altında İslam Dinine sürdükleri lekeyi hatırlatacaktır. Tarih, bu ve
benzeri acı olayları, ileriki nesillere, ders alsınlar ve ibret olsun diye yazacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
tarih, Sivas Kentini, bize, umut, kurtuluş, ihanet ve karanlık duruşlarıyla
hatırlatıyor; Mustafa Kemal Atatürk'ün şahsında laik, demokratik cumhuriyetin
temelinin burada atılması, Pir Sultan Abdal'ın direnişçi yolu ve Hınzır
Paşa'nın ihanetçi çizgisine, ne yazık ki, bir de 2 Temmuz 1993'te yaşanan
vahşet eklenmiştir. Pir Sultan Abdal'ın toplumsal ve inançsal duruşuna uygun,
sosyal bir organizasyon olarak yapılan şenliklere katılanlar, hazırlanan
tuzaktan habersiz, karanlık güçlerin
tuzağına düşmüşlerdir ve provokasyonlar neticesinde, tüm dünyanın gözü
önünde, 37 canımız şehit edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, Sivas katliamının
failleri, bu katliamı din adına yaptıklarını söylemişlerdir. Size soruyorum:
Hangi din insanları öldürmeyi emreder? Sivas'ta din adına katliam yapanlar,
insanların farklı düşünüş ve inanışlara sahip olduğu gerçeğini
kabullenememişlerdir.
Gerçekten, kendini dindar hisseden
insanların, farklılıklara saygı göstermek, uyum içinde, insanın insanca
özelliklerini kazanabileceği şekilde yaşamamız gerektiği düşüncesinde olduğunu
düşünüyorum.
Devletin, güvenlik güçleri ve ilgili
kurumlarının, tüm sağduyulu vatandaşlarımızın, bu tür eylemler yapan, insanın
yaşama hakkına saygı göstermesini bilmeyen bu tür insanlara karşı, caydırıcı
şekilde tepki göstermesi gerekir. İşte, bugün, böyle bir tepkiyi göstermenin
yıldönümüdür.
2 Temmuz Sivas olaylarında can verip,
gelecek nesillere tarihî bir mesaj iletme görev ve onurunu üstlenmiş olan
sevgili şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyoruz. Biz, onları unutmadık,
unutmayacağız ve unutturmayacağız. (CHP sıralarından alkışlar)
Sivas şehitleri, aydın insanlardı, çoğunun
eli kalem tutardı, beyinlerindeki güzellikleri başkalarıyla paylaşmak isterlerdi.
İşte, bunlardan birisi, 1941 doğumlu Metin Altıok, kendi dizeleriyle şöyle
demişti:
"Gördüm, yaşarken vadesiz ölümümü,
Ördüm de ilmek ilmek,
Sırtıma giyemedim ömrümü..."
Bağnazlıkla savaş, yürek ister. Her doğan
insanın görevi, insaniyeti öğrenmektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın efendim.
ALİ RIZA GÜLÇİÇEK (Devamla) - Marifet,
başkasını zâhir ateşinde değil; yiğitsen, kendini bâtın ateşinde yakmaktır.
Sivas olaylarında, üniversiteye gitmek
için hazırlanan; ancak, ecelle Madımak Otelinde tanışan 1975 doğumlu Belkıs
Çakır'ın dediği gibi;
"Kırklar ile yedik içtik,
Kaynayıp sohbete coştuk,
Yetmiş yıl fırında piştik,
Daha çiğsin, yan dediler..."
2 Temmuz günü 37 can Hakk'a yürürken, çiğ
değildi; çiğ ve ham olanlar, onların bağrındaki mana ateşini göremeyen,
Allah'ın verdiği canı almaya cüret edenlerdi.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
sonuç olarak, hepimiz, buradan ders çıkarmak zorundayız. Sivas'ı eski Sivas
yapabilmek için herkese görev düşmektedir. Başka Maraş, Çorum ve Gazi olayları
yaşamamak, içbarışımızı korumak için, birbirimize tahammül etmek, saygı
göstermek zorundayız.
Alevîler, her zaman, ülkesinin bütünlüğünü
korumuş, içbarışımızın ve laik demokratik cumhuriyetimizin, demokrasimizin,
ulusal bütünlüğümüzün temel güvencesi olmuş ve olmaya devam edeceklerdir.
Bin yıldır bu coğrafyada,
Alevîsiyle-Sünnîsiyle, Kürdüyle Türküyle birlikte barış içerisinde yaşadık ve
yaşamaya devam edeceğiz. Dönem dönem, birtakım karanlık güçler tarafından
tahrikler, provokasyonlar oldu, hiçbirimizin istemediği tatsız olaylar yaşandı;
ancak, hiçbir güç, birlikteliğimizi bozamadı. Toplumumuz, tarihin hiçbir
döneminde bu tür olaylara ve provokasyonlara gelmedi ve asla da gelmeyecektir.
Değerli milletvekilleri, bakın, bir
ozanımız, birlik ve kardeşlik için ne söylüyor:
"Fabrikalar kurar idim her yerde
İkiliği kovar idim bu serde
Ayrı gözle bakmaz idim bir ferde
Cihana bir gözle bakar giderdim
İbreti der, varlığımız bitmezdi
İnsanoğlu yanlış yola gitmezdi
Ayrı gayrı devlet icap etmezdi
Dünyaya bir bayrak diker giderdim."
Ozanımız bu dizeleriyle tüm insanlığı ne
güzel kucaklıyor.
Değerli milletvekilleri, herkesin
inancına, kimliğine, etnik kökenine saygılı ve 72 millete aynı nazarda bakan
Alevî toplumu için en yüce değer, insandır; ancak, aynı duyarlılık ve hoşgörü
Alevîlerin de hakkıdır.
Son günlerde, Alevîlerin ibadetini icra
ettiği cemevleriyle ilgili, devletin görevlileri tarafından birtakım tatsız
sözler söyleniyor; bundan, büyük üzüntü duyduğumu ifade etmek istiyorum.
Avrupa Birliği uyum yasaları kapsamındaki
Altıncı Uyum Paketi görüşmelerinde kabul edilen, İmar Kanununda
"ibadethane yeri" olarak değiştirilen düzeltme büyük bir aşamadır.
Umut ederim ki, cemevleri de bu kapsamda görülür.
Artık, Alevîleri inkâr politikasından
vazgeçilmelidir. Halen yurt dışında yaşamakta olan Sivas olaylarının
sanıklarının en kısa zaman içerisinde, Türkiye'ye getirilmesi gerekmektedir.
Sayın Başbakanımızın grup konuşmalarında
söylediği "gelin canlar bir olalım, iri olalım, diri olalım" sözünü,
bu çerçevede algılamak istiyorum.
Sözlerimi Pir Sultan Abdal'ın şu
dizeleriyle bitirmek istiyorum:
"Kadılar, müftüler fetva yazarsa
İşte kement işte boynum asarsa
İşte hançer işte kellem keserse,
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan."
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Gülçiçek.
Hükümet adına, Sayın İçişleri Bakanımız
söz istemişlerdir.
Buyurun Sayın Aksu. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul Milletvekili Sayın Ali Rıza
Gülçiçek'in, Sivas olaylarının yıldönümü münasebetiyle yaptığı gündemdışı
konuşma üzerine söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygılarımla
selamlıyorum.
Bilindiği üzere, ülkemiz, 1970'li yıllarda
başlayan terör eylemleriyle karşı karşıya kalmış; bu süreç, ülkemizi milenyuma
kadar rahatsız etmeye devam etmiştir. Otuz yıllık zaman dilimi, ülkemizin insan
kaynağını ciddî manada etkilemiş, gencecik pek çok vatandaşımız terörün mağduru
olma durumunda kalmıştır; ama, kör terörün en fazla hüzün verdiği olaylardan
biri Sivas'ta yaşadığımız ve hepimizi kedere sevk eden hadise olmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
öncelikle şu tespiti yapmama izin veriniz: Terör, kimden gelirse gelsin ve kime
yönelirse yönelsin, bir arada yaşamaya kararlı bütün vatandaşlarımızca
kınanması gereken bir olgudur. Ayrıca, terör, sosyal barışa, toplumsal huzura
ve ekonomik gelişmeye karşı girişilen eylemlerin de ortak adıdır. Bu bakımdan,
birlikte ürettiğimiz kararlılıkla, terör batağını kurutabileceğimizi
düşünüyorum; çünkü, teröristle münferiden yapılan mücadele, hiçbir zaman
toplumsal birliktelikle elde edilecek sonuç kadar etkin olmayacaktır. Bugün Yüce
Meclisimizin çatısı altında bu kararlılığı görmenin mutluluğunu da yaşıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
malumunuz, Sivas'ta 2 Temmuzda meydana gelen olaylar, 37 vatandaşımızın
hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı. Amaç, birlikteliği baltalamak, ayrılığı
kamçılamaktı. Akla gelmeyecek provokasyonlar tertip edildi; yüzyıllar boyu bir
arada yaşamış kardeşleri birbirine düşürmek adına ne yapılması lazım geliyorsa
o yapıldı; insanlar, kardeşler karşı karşıya getirilmeye çalışıldı; komşular,
bir daha hiç bir araya gelmemek üzere ayrılmak istendi; ama, provokatörler
amaçlarının tamamına ulaşamadılar. Sivaslılar, Samsunlular, Urfalılar, velhasıl
bütün Türkiye ayağa kalktı, hep bir ağızdan "biz kardeşiz" diye
haykırdı. Bu bakımdan, 2 Temmuz, yalnızca üzücü olayların yaşandığı bir gün
olarak değil; aynı zamanda, birlik ve kardeşliğin yeniden tesis edildiği tarih
olarak hatırlanacak bir gündür.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
biliyorsunuz, hükümetimiz, ülkenin gündemine, insan hak ve özgürlüklerini
yeniden tanımlayan ve evrensel normları bizim insanımıza da sağlayan çeşitli
yasal düzenlemeleri ardı sıra Yüce Meclise getirmekte ve bu düzenlemeler,
sizlerin de yüksek tasvibiyle yasalaşmaktadır. Herkesin, özgürce, düşündüğünü
ifade edebileceği, başkalarına rahatsızlık vermediği ölçüde inancını
yaşayabileceği, bir araya gelerek sorunlarına çözümler üretebileceği örgütlü ve
demokrat bir toplum için altyapı oluşturma gayretimiz devam ediyor. Umarım ki,
bu çabalar kısa bir süre sonra meyvesini vermeye başlayacaktır, Türkiye, bir
özgürlükler ülkesi olarak anılacaktır.
Bu yasal değişimlerin yanı sıra, Sayın Ali
Rıza Gülçiçek'in de konuşmasında belirttiği gibi, toplum olarak, Sivas'ta 10
yıl önce meydana gelen bu olaylardan ders çıkarmamız gerekiyor, bir arada
yaşamanın ortak paydasını, 7'den 70'e, insanlarımızla paylaşmamız lazım
geliyor. Aslında, ortak payda, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin şerefli bir
üyesi, bir vatandaşı olmaktır. Bu Al Bayrağın altında, birbirini anlayan,
hoşgören ve sayan vatandaşlarımız bizim geleceğimizdir. Aradığımız iksir,
esasen, yetiştirdiğimiz değerlerin sözlerinde gizlidir. Atalarımız, Hacı Bektaş
Veli, Yunus Emre ve Mevlana, bizlere, yaşamlarıyla ve sözleriyle ne güzel
örnekler bırakmışlardır. Gelin, bu güzel insanların barış ve sevgi seslenişine
kulak verelim, ayrılığı gayrılığı bırakalım; bir olalım, iri olalım, diri
olalım.
Bu düşüncelerle, Yüce Heyeti yeniden
saygıyla selamlıyor, hayatını kaybetmiş vatandaşlarıma rahmet diliyorum.
Saygılarımla efendim. (Alkışlar)
BAŞKAN - İçişleri Bakanımız Sayın
Abdülkadir Aksu'ya teşekkür ediyoruz.
Gündemdışı üçüncü söz, Kabotaj Bayramı
nedeniyle söz isteyen, Samsun Milletvekili Sayın Mehmet Kurt'a aittir.
Buyurun Sayın Kurt. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
3.- Samsun
Milletvekili Mehmet Kurt'un, 1 Temmuz Kabotaj Bayramına ilişkin gündemdışı
konuşması ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın cevabı
MEHMET KURT (Samsun) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 1 Temmuz Kabotaj Bayramı nedeniyle gündemdışı söz
almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Ülkemizin bir yandan devlet kurum ve
kuruluşlarıyla çağdaş yapıya kavuşturulması yolunda adımlar hızla ve
kararlılıkla atılırken, diğer yandan, başka ülkelerce kullanılan imkân ve
zenginliklerimizin vatandaşlarımızın mutluluğu için kullanılması cihetinde
önemli adımlar atılmıştır.
Cumhuriyetimizin ilk yıllarında, 1 Temmuz
1926 tarihinde yürürlüğe giren Kabotaj Yasası, bu kapsamda çıkarılan önemli
yasalardan biridir. Ekonomik alandaki bağımsızlığımızı sağlamlaştıran Kabotaj
Yasası, ülkemizin çağdaş medeniyetler düzeyine ulaşması amacıyla başlatılan
kalkınma seferberliğine ivme kazandırmış olup, Türkiye limanlarında her türlü
yük ve yolcu taşıma hakkını Türk Bayraklı gemilere ve Türk vatandaşlarına
tanıyarak, denizlerimizdeki egemenlik hakkımızı geri almış, ülkemizin gelişme
sürecinde önemli bir kazanım olmuştur. Denizcilik sektörüne canlılık ve
dinamizm getiren, ulusal filonun kapasitesinin artırılmasını sağlayan ve zengin
deniz kaynaklarımızın değerlendirilmesinin yolunu açan Kabotaj Yasası,
ekonomimizin ve ticaretimizin gelişmesine azamî katkıda bulunmuştur. Türk
denizcilik sektörünün ekonominin dışa açılımında ve uluslararası ticaret
sistemiyle entegre olmasında inkâr edilemez rolü vardır.
Bugün, ülkemiz, denizcilik potansiyeli
açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biri olmasına rağmen, denizlerimizin
sunduğu olanaklardan yeteri kadar yararlandığımız iddia edilemez. Üç tarafı
denizlerle çevrili ülkemizin, dünya deniz taşımacılığındaki payının çok düşük
oranlarda kalması son derece üzüntü vericidir. Halbuki, ülkemiz, Asya ve Avrupa
Kıtalarını birleştiren ve uluslararası deniz ulaşım yolları üzerinde bulunması
itibariyle, ekonomik ve jeostratejik yönden tüm dünyanın ilgisini çeken zengin
ve köklü bir coğrafyada yer almaktadır.
Ülkemizin bu konumundan, sahip olduğu
avantajlardan ve zengin potansiyelinden en iyi bir biçimde yararlanılarak,
sektörün gereksinimlerinin karşılanması ve dünya deniz taşımacılığındaki
payının artırılması, ekonomimizin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.
Dolayısıyla, denizcilik sektörünün korunup geliştirilmesi, sektöre destek
olunması, deniz ticaret filomuzun rekabet gücünün artırılması ve gerekli
tedbirlerin alınması öncelikli amacımız olmalıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
bilindiği üzere, Karadeniz Bölgesinde, kıyılarının coğrafî özelliği itibariyle,
tersane ve liman yapımına uygun alanlar oldukça kısıtlıdır. Bu açıdan
bakıldığında, Samsun İli sahil yapısı, tersane yapımına, coğrafik özellikleri
ve geri alandaki potansiyeli itibariyle en uygun konumda olup, sanayileşme ve
organize sanayi bölgeleri bakımından da önemli bir potansiyele sahiptir.
Ulaşım açısından ise, demiryolu, karayolu
ve uluslararası çapta hava imkânları bakımından yeterlidir. Diğer taraftan,
büyük bir limana ve birçok gemi yanaşma tesisine sahip olması yanında, sahil
illerimize ve sahildar ülkelere olan gemi trafiğinin etki alanı içerisinde
kalmaktadır.
Buna ilaveten, Karadeniz'e sahildar olan
ülkelerin belirtilen amaca yönelik ihtiyaçlarının Boğazlardan geçiş yapmadan
karşılanmasına imkân sağladığından, bu ülkeler ile dünya denizcilik filosuna
hizmet verebilecek durumu haizdir.
Yerli ve yabancı bayraklı her türlü
ticaret gemilerinin, karada, denizde, can ve mal emniyetine yönelik ulusal ve
uluslararası mevzuat çerçevesinde periyodik olarak yapılması zorunlu muayene,
bakım ve onarımlarının yapılabileceği bir yerin Karadeniz kıyılarımızda
bulunmaması ülkemiz açısından büyük bir eksikliktir.
Ülkenin en fazla göç veren Karadeniz
Bölgesinde, diğer sanayi sektörlerinin gelişmesine imkân sağlayacak gemi inşa
sanayi bölgesi kurulmasıyla önemli bir istihdam ve katmadeğer meydana
gelecektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Mikrofonu açıyorum; tamamlayın
efendim.
MEHMET KURT (Devamla) - Belirtilen ve
sayılabilecek daha birçok avantajlar dikkate alınarak, Samsun gemi inşa sanayi
bölgesi kurulması çalışmalarının aksatılmadan neticelendirilmesi, büyük bir
önem arz etmektedir.
Özellikle, Karadeniz Bölgesindeki,
plansız, dağınık, çevre ve teknik standartlardan yoksun durumdaki küçük
işletmelerin, Tarım Bakanlığı faaliyetleri arasında yer alan ve bölgede yoğun
olarak bulunan balıkçı teknelerinin, uluslararası normlara uygun imalat, bakım
ve onarımlarının yapılabileceği imkân ve kabiliyetlere kavuşturulması,
geliştirilmesi ve modernizasyonu da bu kapsamda mümkün olabilecektir.
Özellikle Karadeniz Bölgesinde, mevcut
gemi ve yat trafiği ile denizde can ve mal güvenliğinin sağlanması ve
ihtiyaçlarının karşılanması şiddetle önem arz etmektedir.
Ayrıca, sulh zamanında özel sektörün,
olağanüstü dönemlerde de Deniz Kuvvetleri Komutanlığının Karadeniz Bölgesindeki
ihtiyaçlarını karşılayacak bir inşa, bakım ve onarım tersanesi mevcut değildir.
17 Ağustos depreminden sonra ortaya çıkan tersane ihtiyacının karşılanması da,
ayrıca, önem arz etmekte olup, kurulacak tersane bölgesiyle bu açık kapatılmaya
çalışılacaktır. Bununla beraber, bölgede seyreden yabancı bayraklı gemilerin
bakım-onarım ihtiyaçlarının da karşılanabileceği, dolayısıyla, bölgede mevcut yoğun
talebin diğer ülkelere kayması da engellenmiş olacaktır.
Söz konusu alanda kurulacak olan
tersaneyle, bölgeye kaydadeğer bir iş imkânı sağlanabilecektir. Bilindiği
üzere, tersanede çalışan 1 işçi, dışarıda dolaylı olarak 6 kişiye istihdam
yaratma özelliğine sahiptir. Ayrıca, tersane bölgesinin ülke ekonomisine
sağlayacağı döviz, ikame kabiliyeti, net döviz girdisi, vergi, sigorta ve bunun
gibi gelirleri -milyon ABD Doları olarak- azımsanamayacak boyutlardadır.
Karadeniz Bölgesinde Zonguldak, Sinop,
Trabzon, Rize, Hopa gibi kamu ve özel sektörün işletimindeki ulusal
limanlarımızın yanı sıra, Karadeniz'e kıyısı olan ülkeler itibariyle, Soçi,
Novorosisk, Poti, Yalta, Odesa, Köstence ve Varna gibi limanlar ile bu
limanlara yoğun bir gemi trafiği mevcuttur. Söz konusu gemi trafiğinin
oluşturduğu bakım-onarım talebi ülkemiz tarafından büyük ölçüde
karşılanabilecektir; denizde can ve mal güvenliğinin sağlanması, taleplerin
diğer ülkelere kaymasını engelleyerek ekonomik kayıplara sebep verilmesi
önlenecektir. Bahse konu tersane alanı, bölgede yaşanan iklim özelliklerine
uygun bir yapı arz etmekte olup, yılın tamamında tersane faaliyetleri
sürdürülebilecektir.
Değerli Başkan, değerli milletvekilleri;
Samsun İline bağlı bir tersane gemi inşa sanayii kurulması cihetinde
yapacağımız çalışmalar noktasında vereceğiniz katkılardan dolayı, şimdiden,
teşekkür ediyor, vatandaşlarımızın Kabotaj ve Denizcilik Bayramını kutluyor,
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Kurt.
Sayın Hükümetin bir söz talebi var mı
efendim?
ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM
(İstanbul) - Evet.
BAŞKAN - Hükümet adına, Ulaştırma
Bakanımız söz istemişlerdir.
Buyurun Sayın Bakan. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM
(İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Bildiğiniz gibi, dün itibariyle, 1 Temmuz
Denizcilik ve Kabotaj Bayramını, İstanbul'da yaptığımız bir açılışla ve
muhtelif etkinliklerle kutladık.
1 Temmuz 1926'da kabotaj hakkının Türk
Bayraklı gemilere verilmesiyle başlayan ve geçen yetmişyedi yıl içerisinde, ne
yazık ki, tamamen bitme noktasına gelen sahillerimiz arasındaki yolcu ve yük
taşımacılığı, ilk kez bu yıl, Kabotaj Bayramına rastlayan günde çok önemli
kararların alınmasının da vesilesi olmuştur.
Her şeyden önce, Çanakkale ve İstanbul
Boğazlarının seyir güvenliğini sağlayacak gemi trafik sistemi, birçok yabancı
kuruluşun, uluslararası denizcilik teşkilâtının eski ve yeni başkanlarının,
komşu ülkelerin üst düzey denizcilik idaresi başkanlıklarının da iştirakiyle ve
Sayın Başbakanımızın katılımıyla hizmete girmiş; böylelikle, son yıllarda artma
temayülü içerisinde bulunan Boğazlarımızdan geçen hampetrol trafiğinin İstanbul
için oluşturması muhtemel potansiyel tehlikeye karşı seyir ve çevre güvenliği
bakımından her türlü tedbiri alacak ve seyir halinde bulunan gemileri adım
adım, saniye saniye takip edecek, yakın seyir, çarpma riski, karaya oturma
riski gibi önemli kritik durumlarda gerekli ikazları verecek ve onların seyir
emniyetini sağlayacak çok önemli bir projeyle birlikte, artık, bu yönde,
uluslararası alanda Türkiye'nin deniz ticareti ve seyir güvenliği konusunda
muhatap olduğu tenkitler sona ermiş olacaktır.
Bütün bunların da ötesinde, yine, bu yıl
Kabotaj Bayramında, denizciliğimize, halkımıza çok önemli kararların müjdesini
dün yapılan toplantıda verdik. Bunlardan en önemlisi, 77 nci yılına ulaşmış
kabotaj hakkının olduğu bu yılda, sahillerimiz arasında yük taşımacılığımız
yüzde 2'ye, yolcu taşımacılığımız binde 3'e gerilemiştir. Çok önemli olan deniz
taşımacılığımızdaki bu olumsuzluk, dün aldığımız kararla, çok büyük bir gelişme
kaydetmiş olacaktır. Buna göre, 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren, kabotaj
seferinde çalışan bütün balıkçı, yük gemisi, yolcu gemisi, ticarî yatlar olmak
üzere bütün gemilere ucuz akaryakıt verme imkânı getirilmiştir. Bu,
akaryakıttan alınan Özel Tüketim Vergisinin, yani ÖTV'nin kaldırılması
demektir. Böylelikle, bu tür gemilerde kullanılan akaryakıt bedelleri, ortalama
yüzde 60 oranında daha aşağıya inmiş olacak ve bugün, çok yoğun bir şekilde
kullanılan karayollarımız ve karayollarımızdaki trafik denize kaymış olacak ve
bunun sonucu olarak da binlerce insanımızı kaybetmeyeceğiz.
Bütün bunlardan başka, üçüncü ve çok önemli
bir hizmeti de, yine, dün, kamuoyuna açıkladık. Liman ücretlerimiz, ne yazık
ki, Akdeniz çanağında yer alan 23 ülke arasında en yüksek seviyededir. Bu da
denizciliğimizi, deniz ticaretimizi olumsuz yönde etkilemekte, ülkemizin
limanlarını ziyaret eden gemilerin sayısında önemli düşüşlere neden olmaktadır.
Bu, ticaretimizi olumsuz etkilemekte, gerek ithalat gerekse ihracat amaçlı
taşımalarda mütemadiyen azalma görülmektedir. Bu olumsuzlukları da ortadan
kaldırmak için, yine, Bakanlığımız, aldığı bir kararla, bütün limanlarımızda
liman ücretlerini yüzde 50'ye varan seviyede azaltmaya karar vermiştir.
Bilhassa, turizm mevsiminde olduğumuz bugünlerde, ülke limanlarımızı ziyaret
etmesi muhtemel büyük turistik gemiler, kruvaziyer tipi gemiler, bundan böyle daha
sık gelmeye başlayacak ve bu şekilde, çok önemli turizm geliri sağlanmış
olacaktır. Örneğin, 50 000 grostonluk bir kruvaziyer yolcu gemisi, bu tarifeden
önce, İstanbul limanına geldiğinde, 700 yolcusuyla birlikte, liman ücreti
olarak 42 500 dolar para öderken, aldığımız bu yeni kararla birlikte 22 400
dolar ödeyecektir. Burada amaçlanan, yüksek liman ücretlerini düşürerek gemi
trafiğini caydırıcı olmaktan çıkarıp, daha çok gemi gelmesini sağlamaktır.
böylece, gemiyle gelen ve oldukça zengin sayılabilecek kategorideki insanların
kaldıkları süre içerisinde bulundukları yörelerde alışveriş yapmaları ve diğer
birtakım artı değerler de bırakmaları mümkün olacaktır.
Gördüğünüz gibi, yıllardan beri kutlanan
Kabotaj ve Denizcilik Haftası, bu yıl gerçek anlamda kutlanma şansını bulmuş ve
Türk denizciliğinde reform niteliğinde çok önemli kararlar alınmıştır. Bir süre
önceki Meclis araştırması önergesinin öngörüşmelerinde de ifade ettiğim gibi,
denizciliğimizin her türlü konusu, Bakanlığımız kontrolü altında ve Yüce
Parlamentonun katkılarıyla daha iyiye, daha ileri günlere gitmeye devam
edecektir.
Yıllardan beri denizci ülke olamadık, 8
000 küsur kilometre sahil şeridine rağmen deniz ticaretinden gerekli payı
alamadık. Artık, bu yıldan itibaren bunu tersine dönüştürüyoruz; denizcilikle
ilgili, ticaret odamız, sivil toplum kuruluşlarımız ve sektör temsilcileriyle
el ele, denizciliğimizin sorunlarını, günü gününe, gecikmeden çözecek
tedbirleri süratle yürürlüğe koyuyoruz. Bunu yapmakla, denizci millet, denizci ülke olma yolunda çok önemli bir adımı atmış
oluyoruz.
Tekrar, bu haftanın, dünden itibaren 77
nci yılını kutladığımız Kabotaj ve Denizcilik Bayramının, ülkemize, Türk
denizciliğimize hayırlar getirmesini diliyor, hepinize saygılarımı sunuyorum.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.
Sayın milletvekilleri, gündemin
"Sözlü Sorular" kısmına geçiyoruz.
V. - SORULAR VE CEVAPLAR
A) SÖZLÜ
SORULAR VE CEVAPLARI
1.-
Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü'nün, olası Irak Savaşının turizm sektörüne
etkilerine ilişkin Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/239) ve yazılı
soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması
BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın
Bakan?.. Yok.
Bu önerge, üç birleşim içerisinde
cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca
yazılı soruya çevrilecektir; önerge gündemden çıkarılmıştır.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Sayın Başkan,
söz istiyorum.
BAŞKAN - Buyurun, yerinizden kısaca
açıklayın.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Açıkça anlaşıldığı gibi, bu soruya
zamanında yanıt verilememiştir. Bu soru, olası Irak harekâtı ya da savaşında,
Türkiye'de turizm gelirlerinin ne şekilde etkileneceğine dönük bir soruydu. Çok
şükür ki, ülkemiz o harekâta katılmadı. Tabiî ki, bunun, o harekâtın, turizm
sektörüne olumsuz etkileri oldu, iptaller oldu. Şimdi, bunu, Türk turizm
sektörü telafi etmeye çalışıyor.
Sayın Başkan, burada, şunun için söz
aldım: Yani, zamanında verilen soru önergelerine belirli bir zaman kesitinde
yanıt verilmesinin son derece önemli olduğunun altını çizmek istiyorum. Öyle
sanıyorum ki, Kabine üyesi sayın bakanlar, bundan sonraki soru önergelerinin
yanıtlanmasında, buna özen göstereceklerdir ve böylece, sormuş olduğumuz soru
önergeleri havada kalmamış olacaktır, anlamını, zamanını yitirmemiş olacaktır.
Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tütüncü.
2.- Antalya
Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun, hâkim ve savcıların birinci sınıfa
ayrılmalarına ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/241) ve yazılı
soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması
BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın
Bakan?.. Yok.
Bu önerge, üç birleşim içerisinde
cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca
yazılı soruya çevrilecektir; önerge gündemden çıkarılmıştır.
Sayın Baloğlu, söz isteğiniz var mı?
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Evet
efendim.
BAŞKAN - Buyurun.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Sayın
Başkan, sayın üyeler; Meclisin önemli görevlerinden birisi denetlemedir; ama,
bir süreden beri, bunun aksadığını görüyoruz. Zaten, bunun için belirli
süreleri kullanabiliyoruz. Geçen gün, bir arkadaşım, Avrupa parlamentolarında
yaptığı bir incelemenin sonuçlarını bana anlattı; onu duyunca iyice üzüldüm.
Haftada bütün bir günü bu işleme ayırıyorlar; o gün, hükümet üyelerinin büyükçe
bir bölümü parlamentoda bulunuyor ve böylece, parlamentonun çok önemli
görevlerinden birisi olan denetleme görevi, daha sağlıklı yerine getiriliyor.
Bizde haftada bir saat... Sayın bakanlardan istirham ediyoruz, hiç olmazsa o
bir saati -önceden Meclisin çalışma takvimi belli olduğuna göre- bize
ayırsınlar efendim.
Benim konum, 1 inci derecedeki hâkimlerin,
yargıçların birinci sınıfa ayrılmalarıyla ilgili.
Şimdi, Türkiye'de bunca sorunun olduğu bir
dönemde, hâkimlerle ilgili bir konunun gündeme getirilmesinin
garipsenmeyeceğini umut ediyorum. Çünkü bir ülkede herkes haksızlıktan
yakınabilir; ama, yargıçlar bile haksızlığa uğradıklarını, adaletsiz bir
ortamda görev yaptıklarını düşünüyorlarsa, durum çok vahim demektir. Bunu
soruma ek olarak Sayın Bakanın dikkatlerine sunuyorum.
Saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Baloğlu.
3.- Ankara
Milletvekili Yakup Kepenek'in, elektrik enerjisi piyasasına ilişkin Enerji ve
Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/242) ve yazılı soruya
çevrilmesi nedeniyle konuşması
BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın
Bakan?.. Yok.
Bu önerge, üç birleşim içerisinde
cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca
yazılı soruya çevrilecektir; önerge gündemden çıkarılmıştır.
YAKUP KEPENEK (Ankara) - Sayın Başkan, söz
istiyorum.
BAŞKAN - Buyurun Sayın Kepenek.
YAKUP KEPENEK (Ankara) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri ve izleyenler; enerji, bildiğiniz gibi yaşamımızın
ayrılmaz bir parçasıdır. Topluma, kesintisiz, ucuz, temiz ve güvenilir enerji
sağlamak hükümetlerin, devletin vazgeçilmez bir görevidir.
Ben, bu soruyu Şubat ayında vermiştim;
ancak, güncel gelişmeler, her gün, enerji konusunun ne kadar dağınık, karmaşık
ve iç içe girmiş çıkar ilişkilerinin bütünü olduğunu kanıtlamaktadır.
Biraz önce ajans haberlerinde Rus Gasprom
Başkan Yardımcısı Yuri Komanov "doğalgaz anlaşmamız, tahkime gitmeden
aramızda halledilir" diyor ve şunu ekliyor: "Yaz sıcağında enerji pek
ciddiye alınmaz, kışın, soğuk olunca insanlar enerjiyi düşünmeye başlar."
Bu, Türkiye kamu yönetimine yönelik tam bir eleştiridir, kara mizahtır,
gülmecedir.
Türkiye, Rusya'dan, aynı kanaldan, iki
değişik fiyattan doğalgaz almaktadır. Bugünlerde bu tartışılıyor. İran'dan
alınan doğalgaz, koşulları ve niteliğiyle gündeme getirilmiyor.
Değerli arkadaşlar, Türkiye, enerji
yolları üzerindedir, olağanüstü enerji kaynaklarına sahiptir; ama, ne yazık ki,
kendi hidrolik enerji kaynaklarının yalnızca yüzde 35'ini, linyit kaynaklarının
da yine o oranda bir bölümünü kullanabilmektedir.
Devlet, ülke içinde, sözümona özel
üreticilerden, dışarıdan da, doğalgaz sağlayanlardan, Hazine garantisiyle ve
yüksek fiyatla elektrik satın alıyor ve Türkiye, bu nedenle doğalgaz alıyor ve
Türkiye, bu nedenle, Avrupa'nın elektriği en pahalı üreten ülkelerinden biri
durumundadır. Böyle olunca da, hem mal ve hizmet üreticilerinin maliyeti
yükseliyor hem de esasen, geliri az olan, yoksul olan insanlarımız elektrik
kullanamaz hale geliyor, enerji kullanamaz hale geliyor, çağdaş enerjiyi
kullanamaz hale geliyor.
Çok önemli bir sorun da, kaçak elektrik
kullanımıdır, enerji kullanımıdır. Sanki, yalnızca güneydoğu illerinde
varmışcasına, kamuoyuna yanlış bir kanı sunularak, enerji kaçağı gözardı
edilmeye çalışılıyor ve dürüst tüketiciye, kaçak kullananın maliyeti de
yükleniyor. Bakanlığın ya da ilgililerin, bu yanlıştan hızla kurtulacağımız
yönündeki sözleri henüz uygulama alanı bulmuş değildir. Kaçak kaçaktır, kaçağın
faturasını dürüst tüketiciden almaya, kaçağın bedelini dürüst kullanıcıya
ödetmeye hiç kimsenin hakkı olmamak gerekir. Bu, batı illeri için de
geçerlidir, güneydoğu ve doğu illeri için de geçerlidir.
Bir başka önemli nokta var; Sayın Bakan
"enerji yolsuzluklarının boyutunu, büyüklüğünü açıklayamam; açıklarsam
halkın morali bozulur" diyor. Yıllarca enerjiyi çok pahalıya alanların
morali mi kaldı ki bozulacak?! Eğer, güvenlikle ilgili, askeriyeyle ilgili
sırlar varsa o bir yana; ama, Sayın Bakanın, her konuda olduğu gibi, bu konuda
da, seçimle işbaşına gelmiş bir bakan olarak, kamuoyuna ve Yüce Meclise
gerçekleri; yani, bu konudaki yolsuzlukların boyutlarını, kaçakların
boyutlarını -bu konuda ne varsa- açıklamasında kesin bir zorunluluk vardır,
gereklilik vardır. Bundan kaçınmamız doğru değildir, olamaz.
Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin enerji
pazarı hızla büyüyor. Bu, yabancıların iştahını kabartıyor; bu, kaçak yollarla,
çaktırmadan, ucuz yoldan kâr etmek isteyen kesimlerin iştahını artırıyor;
olabilir. Ha, o zaman, devlete çok büyük bir görev düşüyor; bu görev de şudur:
Enerji alanını, başından başlayarak, yani üretim aşamasından başlayarak,
üretim, iletim, dağıtım ve satış aşamalarını planlı bir çerçeveye oturtmak
zorundayız; hükümetin böyle bir zorunluluğu vardır. Bu dörtlü arasında kopma
olduğu zaman, plansızlık olduğu zaman, ülke -hep birlikte, ekonomisiyle,
toplumuyla- büyük zararlarla karşı karşıya kalıyor, temiz ve ucuz enerji elde
edilemiyor. Bu nedenle, diyoruz ki: Enerji alanında, kesinlikle bir ulusal
kalkınma planına ya da enerji planlamasına gereksinim vardır; bir. İkincisi,
enerji alanındaki yolsuzluğun, kirin, kötülüklerin ve yolsuzlukların
temizlenmesinde yarar var.
Bu soruları sormuştum; dilerim, yanıtını
düzgün şekilde ve yazılı olarak alırım.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kepenek.
4.- Ankara
Milletvekili Yakup Kepenek'in, görevden alınan Kültür ve Tabiat Varlıklarını
Koruma Kurulu üyelerine ilişkin Kültür Bakanından sözlü soru önergesi (6/243)
ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması
BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın
Bakan?.. Yok.
Bu önerge, üç birleşim içerisinde
cevaplandırılmadığından, İçtüzüğümüzün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca
yazılı soruya çevrilecektir; önerge gündemden çıkarılmıştır.
Sayın Kepenek, söz isteğiniz var mı?
YAKUP KEPENEK (Ankara) - Evet Sayın
Başkan... Üçüncü sorumda söz almayacağım.
BAŞKAN - Kısa olursa, memnun olurum.
YAKUP KEPENEK (Ankara) - Deminkinden kısa
olacak Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun.
YAKUP KEPENEK (Ankara) - Yeniden saygılar
sunuyorum.
Ben, Feridun Baloğlu arkadaşımın, denetim
görevimiz ve soru önergelerine yanıt konusundaki görüşlerine -daha evvel,
zaten, gündemdışı söz almış ve söylemiştim- aynen katılıyorum.
Üzülerek belirteyim ki, koruma
kurullarıyla ilgili şubat ayının ortalarında verdiğim bir önergenin yanıtı
bugün tartışılıyor. Gerçi, bu konu güncelliğini hiç kaybetmiyor. Biraz sonra
konuşacağımız SİT alanlarını gündeme getiren tasarı da bu konuyla doğrudan
doğruya ilgili.
Değerli arkadaşlar, koruma kurulları
sorunu çok önemlidir. Koruma kurulları sorunu, ülkemizin doğal, tarihsel,
kültürel, arkeolojik kaynaklarını gelecek nesillere taşımamızın en önemli
aracıdır. Koruma kurulları, bildiğiniz gibi, uzmanlardan oluşur, sanat tarihi,
arkeoloji, müzecilik, mimarlık, şehir plancılığı alanlarındaki yetkin
kişilerden oluşur, bunların tarafsızlığı önemlidir.
Şimdi, koruma kurullarıyla ilgili
uygulamada, üzülerek belirteyim, hükümetimiz, görevden alınanların yerine,
açıkça, koruma kavramına karşı çıkanları atamaktadır. Bu yanlıştır. Bundan
kaçınmak gerekir. Doğru değildir; çünkü, koruma kavramına karşı olanları,
kıyıyı, ormanı, çevreyi korumak istemeyenleri göreve getirdiğiniz zaman,
ülkenin geleceğini tehlikeye atarsınız, kimi değerleri kötüye kullanmış
olursunuz.
Yine, birçok yerde, son aylarda -yine
üzülerek belirteyim- arkeolojik kazılar durdurulmuştur. Ha, bu ne demektir;
toprağın altında olana bitene bakmayın, biz, buraları iskâna açarız, konut
yaparız, işyeri yaparız... Şimdi, bu da doğru değildir. Bu bir uyarıdır -elimde
bunun çok belgesi var, örneğin Foça ve benzeri yerlerde- arkeolojik kazıları
durdurmak doğru bir uygulama değildir. Bu, kalıntının, kültürel değerin,
geçmişin ortaya çıkmasını engellemek olur.
Yine, birçok yerde, şu yapılmaktadır:
Uygulamanın boyutları ve işleyişiyle ilgili, bakanlık, temsilcileri
aracılığıyla doğrudan müdahalelerde bulunmakta, karışmakta ve yön vermektedir.
Aslında koruma kurulları, tamamen hükümetin elindedir. Dolayısıyla, yeniden
yönlendirme yapmak, direktif vermek ve onların işlerini siyasî müdahalelerle,
karışmalarla yönlendirmek, doğru bir tutum değildir.
Sayın Başkan, son bir nokta daha var. Bu
koruma kurullarıyla ilgili sorunlar, konular, meseleler, bugün, yine, biraz
sonra yapacağımız gibi "çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair
kanun" başlığıyla, değişik kanunlara serpiştirilmektedir.
Değerli arkadaşlar, bu, çeşitli kanunlarda
değişiklik yapılmasına dair kanun mantığı, aslında, hukukî karmaşa yaratmanın,
yasal karışıklık yaratmanın bir başka adıdır. Ortalık karmakarışık olmaktadır.
Oysa, yapılması gereken, 2863 sayılı Yasayla, yalnız onunla oynamak ya da
onunla ilgili gerekli değişiklikleri yapmak ve yarınki nesillere çok daha
düzgün, çok daha sağlıklı, çok daha korunaklı ve korumalı anlayışla, ülkenin
doğal, kültürel ve tarihsel değerlerini miras bırakmaktır. Ben, bu nedenle, bu
soru önergesini vermiştim.