DÖNEM : 22        CİLT : 20      YASAMA YILI : 1

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

 

101 inci Birleşim

2 . 7 . 2003 Çarşamba

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMA

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Düzce Milletvekili Fahri Çakır'ın, Düzce'de meydana gelen deprem sonrasında bölgedeki ekonomik ve sosyal sorunlar ile alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Ali Rıza Gülçiçek'in, Sivas olaylarının 10 uncu yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı

3.- Samsun Milletvekili Mehmet Kurt'un, 1 Temmuz Kabotaj Bayramına ilişkin gündemdışı konuşması ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın cevabı

V. - SORULAR VE CEVAPLAR

A) SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü'nün, olası Irak Savaşının turizm sektörüne etkilerine ilişkin Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/239) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

2.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun, hâkim ve savcıların birinci sınıfa ayrılmalarına ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/241) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

3.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, elektrik enerjisi piyasasına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/242) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

4.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, görevden alınan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu üyelerine ilişkin Kültür Bakanından sözlü soru önergesi (6/243) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

5.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, ABD Başkanı ile yaptığı görüşme hakkında basında çıkan haberlere ilişkin Dışişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/247)

6.- Edirne Milletvekili Necdet Budak'ın, çiftçilerin elektrik borçlarına ve sulama kooperatiflerinin kullandığı elektriğin fiyatına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/251) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı

7.- İstanbul Milletvekili Ali Rıza  Gülçiçek'in, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısının bir gazeteye verdiği demece ilişkin Devlet Bakanından  sözlü soru önergesi (6/252)

8.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, olası Irak savaşında yaşanabilecek saldırılardan korunmak için ne gibi önlemler alındığına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/253)

9.- Manisa Milletvekili Ufuk Özkan'ın, Konut Edindirme Yardımı hesaplarına ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/255) ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı

10.- Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Yıldız'ın, Ceylanpınar'da yaşayan göçebe vatandaşların sorunlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/257)

11.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, muhtemel Irak harekatında Türkiye'nin uğrayacağı zararlara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/259) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı

12.- Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın, 4325 sayılı Kanunun tekrar uygulanıp uygulanmayacağına ve Niğde'nin kapsama alınıp alınmayacağına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/262) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı

13.- Manisa Milletvekili Hasan Ören'in, tasarruf ve gelir artırıcı tedbirlere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/271) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı

14.- Edirne Milletvekili Necdet Budak'ın, Edirne İlinin Lalapaşa ve Süloğlu ilçelerinin kalkınmada öncelikli yöreler kapsamına alınıp alınmayacağına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/294) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı

B) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, BDDK'nın faaliyetlerine ve TMSF'na devredilen bankalarla ilgili tahsilata ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı (7/567)

2.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, Emlakbank'ın usulsüz ihaleler ve müteahhitlere tanınan imtiyazlarla zarara uğratıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki Ergezen'in cevabı (7/568)

3.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, bazı bankaların kredi uygulamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı (7/580)

4.- İzmir Milletvekili Muharrem Toprak'ın, geçici işçilerin göreve başlatılma zamanına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı (7/642)

5.- Adana Milletvekili Atillâ Başoğlu'nun, Adana'nın Kürkçüler Köyündeki hemzemin geçite ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki Ergezen'in cevabı (7/712)

6.- Mersin Milletvekili Ali Oksal'ın, esnaf ve sanatkâra yönelik kredi teşvik sistemine ilişkin sorusu ve Sanayî ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun'un cevabı (7/717)

7.- Muğla Milletvekili A.Cumhur Yaka'nın, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonundan yüksek öğrenim öğrencilerine verilen burslara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın cevabı (7/775)

VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1.- Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı: 146)

2.- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı: 152)

3.- Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri; Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Tarım, Orman ve Köyişleri; Çevre; Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/602) (S. Sayısı: 198)

I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak üç oturum yaptı.

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Ulusal Program konusunda gündemdışı açıklamada bulundu; CHP İstanbul Milletvekili Şükrü Mustafa Elekdağ ve AK Parti Sivas Milletvekili Selami Uzun Grupları adına, Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir de grubu bulunmayan siyasî partiler adına aynı konuda görüşlerini belirttiler.

İstanbul Milletvekili Şükrü Mustafa Elekdağ, Sivas Milletvekili Selami Uzun'un, ileri sürmüş olduğu görüşten farklı bir görüşü kandisine atfetmesi nedeniyle bir açıklama yaptı.

4903 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun bazı maddelerinin bir daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun (6/499),

Samsun Milletvekili Mehmet Kurt'un (6/519),

Esas numaralı sözlü sorularını geri aldıklarına ilişkin önergeleri okundu; soruların geri verildiği bildirildi.

Malatya Milletvekili Muharrem Kılıç ve 39 milletvekilinin, ülkemizdeki demir cevheri kaynaklarının değerlendirilmesi ve demirin inşaat sektöründe kullanımı ile ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/116) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Genel Kurulun 1.7.2003 Salı günkü (bugün) birleşiminde, sözlü sorular ile diğer denetim konularının görüşülmemesine, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 13 üncü sırasında yer alan 60 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 3 üncü sırasına, daha önce Gelen Kâğıtlar listesinde yayımlanan ve dağıtılmış bulunan 198 sıra sayılı kanun tasarısının 48 saat geçmeden 4 üncü sırasına, 34 üncü sırasında yer alan 183 sıra sayılı kanun tasarısının ise 5 inci sırasına alınmasına ve çalışma sürelerinin bu birleşim ile 2.7.2003 Çarşamba günkü birleşimde 15.00-21.00 saatleri arasında, 3.7.2003 Perşembe günkü birleşimde ise 14.00-21.00 saatleri arasında olmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi,

Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, 24.2.1983 Tarih ve 2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifinin (2/121), İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi,

Kabul edildi.

Gündemin "Oylaması Yapılacak İşler" kısmında bulunan, 26.6.2003 tarihli 99 uncu Birleşimde görüşmeleri tamamlanıp tümünün elektronik cihazla yapılan açıkoylamasında Genel Kurulda toplantı yetersayısı bulunmadığı anlaşıldığından bu birleşimde tekrar oya sunulan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Sağlık Alanında İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısının (1/448) (S. Sayısı: 103), elektronik cihazla yapılan açıkoylamasından sonra, kabul edilip kanunlaştığı açıklandı.

Gündemin, "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

1 inci sırasında bulunan, Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısının (1/521) (S. Sayısı: 146) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz hazırlanmadığından;

2 nci sırasında bulunan, Hukuk Usulü Muhakameleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının (1/523) (S. Sayısı: 152),

4 üncü sırasına alınan, Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/602) (S.Sayısı:198),

5 inci sırasına alınan, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/608) (S. Sayısı: 183),

Görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından,

Ertelendi.

3 üncü sırasına alınan, Kara Avcılığı Kanunu Tasarısının (1/286) (S. Sayısı: 60 ), yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildiği ve kanunlaştığı açıklandı.

2 Temmuz 2003 Çarşamba günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 20.06'da son verildi.

 

İsmail Alptekin

Başkanvekili

 

Mevlüt Akgün                     Türkân Miçooğulları

          Karaman                        İzmir

Kâtip Üye                Kâtip Üye

 

Ahmet Küçük

Çanakkale

Kâtip Üye

 

No. : 143

II. - GELEN KÂĞITLAR

2 . 7 . 2003  ÇARŞAMBA

Cumhurbaşkanınca Geri Gönderilen Kanun

1.- Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 19.6.2003 tarihli ve 4903 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi (1/633) (Anayasa ve Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.6.2003)

Raporlar

1.- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında 4.4.2003 Tarihli ve 4841 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha  Görüşülmek  Üzere  Geri  Gönderme  Tezkeresi  ve  Anayasa  Komisyonu Raporu (1/584) (S. Sayısı: 200) (Dağıtma tarihi: 2.7.2003) (GÜNDEME)

2.- 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerin Diyanet İşleri Başkanlığına Ait Bölümünde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/622) (S. Sayısı: 201) (Dağıtma tarihi: 2.7.2003) (GÜNDEME)

3.- Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu  (1/623) (S. Sayısı: 202) (Dağıtma tarihi: 2.7.2003) (GÜNDEME)

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kamerun Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültürel ve Bilimsel Alanlarda İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Millî  Eğitim,  Kültür,  Gençlik  ve  Spor  ve  Dışişleri  Komisyonları  Raporları (1/365) (S. Sayısı: 204) (Dağıtma tarihi: 2.7.2003) (GÜNDEME)

5.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yugoslavya Federal Cumhuriyeti Federal Hükümeti Arasında Eğitim, Bilim, Kültür ve Spor Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/367) (S. Sayısı: 205) (Dağıtma tarihi: 2.7.2003) (GÜNDEME)

6.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Süleyman Şah Türbesi Tahkimat Projesinin Uygulanmasına İlişkin Ana Tutanağın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/551) (S. Sayısı: 207) (Dağıtma tarihi: 2.7.2003) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Adıyaman İlindeki belediyelere gönderilen ödenek miktarına ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/623) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.7.2003)

2.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Adıyaman'da yürütülen projelere ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/624) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.7.2003)

3.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Adıyaman'da yürütülen projelere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/625) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.7.2003)

4.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, özelleştirilen KİT'lere ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/626) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.7.2003)

Yazılı Soru Önergesi

1.- Kırklareli Milletvekili Mehmet S. Kesimoğlu'nun, Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığındaki atamalara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/900) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.7.2003)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

2 Temmuz 2003 Çarşamba

BAŞKAN : Başkanvekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER : Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale), Mevlüt AKGÜN (Karaman)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 101 inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; çalışmalarımıza başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekili arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.

Gündemdışı ilk söz, Düzce'de meydana gelen depremler ve sonrasında yaşananlar ve yapılan çalışmalarla ilgili söz isteyen, Düzce Milletvekili Sayın Fahri Çakır'a aittir.

Buyurun Sayın Çakır (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Düzce Milletvekili Fahri Çakır'ın, Düzce'de meydana gelen deprem sonrasında bölgedeki ekonomik ve sosyal sorunlar ile alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

FAHRİ ÇAKIR (Düzce) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 81 inci il Düzce'nin deprem afetleri sonrası içine düştüğü durumla ilgili olarak gündemdışı söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, Düzce, 17 Ağustos 1999'da 7,4 şiddetinde Marmara depremi ve bundan 87 gün sonra 12 Kasım 1999'da 7,2 şiddetinde Düzce depremiyle asrın felaketini iki kez üst üste yaşamış tek yerleşim yeridir.

İki metropol kent arasında, Ankara ve İstanbul'un orta noktasında bulunan Düzce, ne garip bir rastlantıdır ki, 12 Kasım günü deprem felaketine maruz kalırken, aynı gün vilayet olma heyecanını beraber yaşamıştır.

Değerli arkadaşlar, Düzce, bağlı olduğu ilden ayrılırken de, oldukça ilginç bir paylaşım yaşamıştır. 7 ilçe, 3 belde, 304 köy ve 322 500 nüfusa sahip iken, aynı büyüklükte ve hatta, toplam nüfusu ayrıldığı ilden 15 000 fazla iken, 1999'da, söz konusu il özel idaresine, 18 trilyon liranın 15 trilyon lirası kalırken, Düzce'ye 2,5 trilyon lira verilebilmiştir.

Emniyet personeli açısından -polisiye olaylar Düzce'de 4-5 kat fazla olmasına rağmen- ayrıldığı ilde 670 personel kalırken, Düzce'ye 152 personel verilebilmiştir. Alet edevat ve araçların taksimatı da şöyle yapılabilmiştir: İyi durumda bulunan 104 araç ayrıldığı ilde kalırken, 47 eski araç Düzce'ye bırakılmıştır.

Değerli arkadaşlar, işin ilginç yanı, Düzce'nin Akçakoca İlçesinde, vaktiyle, önceki il özel idaresine ait olan Çınar Otel -ne hikmetse- o ilde kalmış, önceki ile ait özel idare tarafından Akçakoca Belediyesine kiralanmış ve kirası ödenemediği için, halen Akçakoca Belediyesi icralık duruma düşürülmüştür. Bu durumun düzeltilmesi için yaptığımız tüm girişimler, maalesef, sonuç vermemiştir.

Değerli milletvekilleri, Düzceli deprem şokunu yaşarken, kardeş paylaşımı mı yapılmış, üvey evlat muamelesi mi, yoksa, evlatlıktan ret mi edilmiş; Yüce Heyetinizin takdirlerine sunmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Düzce, deprem sonrası yatay olarak dağılmış, şehir merkezi nüfusu 76 000'den 56 000'e düşerken, ilçelere ciddî anlamda göç olmuş, fizikî yapısı tamamen bozulmuş, yüzde 92'si yıkılmış ya da oturulamayacak hale gelmiştir. Depremde, 6 444 bina, 16 666 konut, 3 837 işyeri yıkılmış veya ağır hasar görmüştür. Yaklaşık 22 000 esnafın 5 000'i deprem felaketi ve ardından gelen ekonomik kriz nedeniyle esnaflıktan tamamen kopmuş ve ödeyemediği kredi borçlarıyla boğuşur hale gelmiştir. Halen Düzce'de 1 000'in üzerinde aile prefabrikelerde yaşam mücadelesi vermektedir. İl Emniyet Müdürlüğü hariç, kamu kurum ve kuruluşlarının tamamına yakını -Valilik dahil- okullarımızda, prefabrike binalarda ve konteynırlarda hizmet vermeye çalışmaktadır. Düzce üniversitesi, Abant İzzet Baysal Üniversitesinden ayrılarak, hazır olan fakülte ve yüksekokullarıyla birlikte kurulacağı günü beklemektedir. Düzceli, kalıcı konut bağlantı yollarının bir an evvel yapılmasını özlemektedir. Düzce, yeni organize sanayi bölgesi ve uygun coğrafyasıyla, bilim adamlarının ifade ettiği gibi, deprem riskini atlatmış bir durumda olup, yatırımcısına kucak açmıştır. İstanbul içmesuyu koruma havzasında bulunan Düzce'nin bu durumunun da bir kere daha gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, Sayın Başbakanımızın ifade ettiği şekilde, yıllık ortalama millî geliri 1 500 doların altında olan illere getirilecek olan muafiyetler ve ekstra teşvikler dolayısıyladır ki, geliri 1 142 dolar olan Düzce, ilk defa fakirliğine şükreder hale gelmiştir.

Değerli arkadaşlar, Düzce halkı bu makûs talihini gerilerde bırakarak istikbale yeni umutlarla bakmaya başlamaktadır. Hiç statik olmamış, devamlı dinamik insan unsuru ve rengarenk etnik kökenleri bir arada barındıran, sosyal yapısıyla bir kültür mozaiği fotoğrafı veren Düzce, tüm yerel dillerin konuşulduğu bir yöredir. Konuralp Beldesi tarihî bir değerdir, ovası tarıma elverişli olup, yüksek rakımlı yerleri verimli fındık alanlarıdır. "Karadeniz'in Bodrum'u" diye adlandırılan Akçakocasıyla deniz turizmine; yaylaları, gölleri ve şelaleleriyle dağ turizmine; Türkiye rafting şampiyonasının yapıldığı akarsularıyla doğa sporları ve turizmine uygun coğrafî yapısıyla Düzce, bir başka değer arz etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

FAHRİ ÇAKIR (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım, hemen bitiriyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sizlerle paylaşmak istediğim bu sorunlar yumağı ve değerler manzumesi, hiç şüphesiz, bir Türkiye gerçeğidir. İnşallah, 22 nci Dönem Parlamentosu ve 59 uncu AK Parti Hükümetiyle Düzcemizi kalkınmış iller arasına ve ülkemizi muasır medeniyetlerin ötesine birlikte taşırız diyor ve Yüce Heyetinize saygılarımı arz ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN- Teşekkür ediyorum Sayın Çakır.

Bakanlar Kurulunun bulunduğu bölümdeki arkadaşlarımdan görüşmelerin başka bir zamana aktarılmasını rica ediyorum.

Teşekkür ederim.

İkinci gündemdışı söz, Sivas olaylarını anma günü nedeniyle söz isteyen, İstanbul Milletvekili Sayın Ali Rıza Gülçiçek'e aittir.

Buyurun Sayın Gülçiçek. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

2.- İstanbul Milletvekili Ali Rıza Gülçiçek'in, Sivas olaylarının 10 uncu yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı

ALİ RIZA GÜLÇİÇEK (İstanbul)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sivas olaylarının 10 uncu yıldönümüyle ilgili olarak gündemdışı söz almış bulunuyorum; şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ayrıca, bana konuşma olanağı sağlayan Sayın Başkanımıza şükranlarımı sunuyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2 Temmuz, zihinlerimizde kalıcı, gönüllerimizde ise yas tutacağımız bir gündür. 2 Temmuz 1993 tarihinde; yani, daha bundan 10 yıl kadar yakın bir geçmiş zamanda, demokrasinin hüküm sürdüğü ve halkının devletine güvenmesi gerektiği kendi topraklarında, göz göre göre bir vahşete tanık olduk. Ne yazık ki, bu geri düşünceyi 37 canla, bu ülkenin 37 ayrı evladıyla ödemek zorunda kaldık; oysa, onlar, Sivas'a barış ve kardeşlik içinde bağlamalarını çalmaya ve semahlarını dönmeye gitmişlerdi.

En küçüğü 12, en yaşlısı 66 yaşındaydı, büyük çoğunluğu 12-30 yaş arası gençlerimizdi.

Bir düşünün lütfen; 12 yaşındaki çocuğun ne gibi bir günahı olabilirdi ki?! Neşe içinde, 15 yaşındaki bir arkadaşıyla semah dönmüştü. Türkiye Cumhuriyetinin gurur duyacağı genç düşünen beyinlerinden biriydi. Sonra, kendini birden alevlerin içerisinde buldu; oysa ki, geleneklerine uymuş, güzel bir gün geçirmeye gelmişti. Pir Sultan Abdal'ı, insanlığa düşünceleriyle, cesaretiyle yol açmaya çalışmış bir halk ozanını anmak, onu yaşatmak adına gelinmiş; güzel düşünceye, ileri adımlara, bilgi paylaşımlarına, haince ve dünyanın çağdaş hiçbir ülkesinde olmayacak bir şekilde, devletin gözleri önünde bir katliamla son verilmiştir. Sivas'ta yaşanan bu olay, düşünceye karşı cevap vermek yerine, düşünceyi katlederek susturacağını sanan çağdışı bir anlayışın, bir zihniyetin ürünüdür.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, 2 Temmuz Sivas olayları, üzerinden geçen yıllara rağmen, Alevîlerin nazarında küllenmemekte, tam tersine, Sivas yangını, Alevîlerin ve demokrat düşünceye sahip tüm insanlarımızın kanayan yarası olmaya devam etmektedir. Tarih, bu olayı defterine öyle derin bir acıyla, ıstırapla yazdı ki, bir Kerbelâ olayı gibi uzun yıllar hatırlanacaktır. Şehitlerin uğradıkları zulmü hatırlatacak; onları katledenlerin vicdansızlığını, insafsızlığını, yanlışlığını, dindarlık kisvesi altında İslam Dinine sürdükleri lekeyi hatırlatacaktır. Tarih, bu ve benzeri acı olayları, ileriki nesillere, ders alsınlar ve ibret olsun diye yazacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarih, Sivas Kentini, bize, umut, kurtuluş, ihanet ve karanlık duruşlarıyla hatırlatıyor; Mustafa Kemal Atatürk'ün şahsında laik, demokratik cumhuriyetin temelinin burada atılması, Pir Sultan Abdal'ın direnişçi yolu ve Hınzır Paşa'nın ihanetçi çizgisine, ne yazık ki, bir de 2 Temmuz 1993'te yaşanan vahşet eklenmiştir. Pir Sultan Abdal'ın toplumsal ve inançsal duruşuna uygun, sosyal bir organizasyon olarak yapılan şenliklere katılanlar, hazırlanan tuzaktan habersiz, karanlık güçlerin  tuzağına düşmüşlerdir ve provokasyonlar neticesinde, tüm dünyanın gözü önünde, 37 canımız şehit edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, Sivas katliamının failleri, bu katliamı din adına yaptıklarını söylemişlerdir. Size soruyorum: Hangi din insanları öldürmeyi emreder? Sivas'ta din adına katliam yapanlar, insanların farklı düşünüş ve inanışlara sahip olduğu gerçeğini kabullenememişlerdir.

Gerçekten, kendini dindar hisseden insanların, farklılıklara saygı göstermek, uyum içinde, insanın insanca özelliklerini kazanabileceği şekilde yaşamamız gerektiği düşüncesinde olduğunu düşünüyorum.

Devletin, güvenlik güçleri ve ilgili kurumlarının, tüm sağduyulu vatandaşlarımızın, bu tür eylemler yapan, insanın yaşama hakkına saygı göstermesini bilmeyen bu tür insanlara karşı, caydırıcı şekilde tepki göstermesi gerekir. İşte, bugün, böyle bir tepkiyi göstermenin yıldönümüdür.

2 Temmuz Sivas olaylarında can verip, gelecek nesillere tarihî bir mesaj iletme görev ve onurunu üstlenmiş olan sevgili şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyoruz. Biz, onları unutmadık, unutmayacağız ve unutturmayacağız. (CHP sıralarından alkışlar)

Sivas şehitleri, aydın insanlardı, çoğunun eli kalem tutardı, beyinlerindeki güzellikleri başkalarıyla paylaşmak isterlerdi. İşte, bunlardan birisi, 1941 doğumlu Metin Altıok, kendi dizeleriyle şöyle demişti:

"Gördüm, yaşarken vadesiz ölümümü,

Ördüm de ilmek ilmek,

Sırtıma giyemedim ömrümü..."

Bağnazlıkla savaş, yürek ister. Her doğan insanın görevi, insaniyeti öğrenmektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın efendim.

ALİ RIZA GÜLÇİÇEK (Devamla) - Marifet, başkasını zâhir ateşinde değil; yiğitsen, kendini bâtın ateşinde yakmaktır.

Sivas olaylarında, üniversiteye gitmek için hazırlanan; ancak, ecelle Madımak Otelinde tanışan 1975 doğumlu Belkıs Çakır'ın dediği gibi;

 "Kırklar ile yedik içtik,

Kaynayıp sohbete coştuk,

Yetmiş yıl fırında piştik,

Daha çiğsin, yan dediler..."

2 Temmuz günü 37 can Hakk'a yürürken, çiğ değildi; çiğ ve ham olanlar, onların bağrındaki mana ateşini göremeyen, Allah'ın verdiği canı almaya cüret edenlerdi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç olarak, hepimiz, buradan ders çıkarmak zorundayız. Sivas'ı eski Sivas yapabilmek için herkese görev düşmektedir. Başka Maraş, Çorum ve Gazi olayları yaşamamak, içbarışımızı korumak için, birbirimize tahammül etmek, saygı göstermek zorundayız.

Alevîler, her zaman, ülkesinin bütünlüğünü korumuş, içbarışımızın ve laik demokratik cumhuriyetimizin, demokrasimizin, ulusal bütünlüğümüzün temel güvencesi olmuş ve olmaya devam edeceklerdir.

Bin yıldır bu coğrafyada, Alevîsiyle-Sünnîsiyle, Kürdüyle Türküyle birlikte barış içerisinde yaşadık ve yaşamaya devam edeceğiz. Dönem dönem, birtakım karanlık güçler tarafından tahrikler, provokasyonlar oldu, hiçbirimizin istemediği tatsız olaylar yaşandı; ancak, hiçbir güç, birlikteliğimizi bozamadı. Toplumumuz, tarihin hiçbir döneminde bu tür olaylara ve provokasyonlara gelmedi ve asla da gelmeyecektir.

Değerli milletvekilleri, bakın, bir ozanımız, birlik ve kardeşlik için ne söylüyor:

"Fabrikalar kurar idim her yerde

İkiliği kovar idim bu serde

Ayrı gözle bakmaz idim bir ferde

Cihana bir gözle bakar giderdim

İbreti der, varlığımız bitmezdi

İnsanoğlu yanlış yola gitmezdi

Ayrı gayrı devlet icap etmezdi

Dünyaya bir bayrak diker giderdim."

Ozanımız bu dizeleriyle tüm insanlığı ne güzel kucaklıyor.

Değerli milletvekilleri, herkesin inancına, kimliğine, etnik kökenine saygılı ve 72 millete aynı nazarda bakan Alevî toplumu için en yüce değer, insandır; ancak, aynı duyarlılık ve hoşgörü Alevîlerin de hakkıdır.

Son günlerde, Alevîlerin ibadetini icra ettiği cemevleriyle ilgili, devletin görevlileri tarafından birtakım tatsız sözler söyleniyor; bundan, büyük üzüntü duyduğumu ifade etmek istiyorum.

Avrupa Birliği uyum yasaları kapsamındaki Altıncı Uyum Paketi görüşmelerinde kabul edilen, İmar Kanununda "ibadethane yeri" olarak değiştirilen düzeltme büyük bir aşamadır. Umut ederim ki, cemevleri de bu kapsamda görülür.

Artık, Alevîleri inkâr politikasından vazgeçilmelidir. Halen yurt dışında yaşamakta olan Sivas olaylarının sanıklarının en kısa zaman içerisinde, Türkiye'ye getirilmesi gerekmektedir.

Sayın Başbakanımızın grup konuşmalarında söylediği "gelin canlar bir olalım, iri olalım, diri olalım" sözünü, bu çerçevede algılamak istiyorum.

Sözlerimi Pir Sultan Abdal'ın şu dizeleriyle bitirmek istiyorum:

"Kadılar, müftüler fetva yazarsa

İşte kement işte boynum asarsa

İşte hançer işte kellem keserse,

Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan."

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Gülçiçek.

Hükümet adına, Sayın İçişleri Bakanımız söz istemişlerdir.

Buyurun Sayın Aksu. (AK Parti sıralarından alkışlar)

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul Milletvekili Sayın Ali Rıza Gülçiçek'in, Sivas olaylarının yıldönümü münasebetiyle yaptığı gündemdışı konuşma üzerine söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Bilindiği üzere, ülkemiz, 1970'li yıllarda başlayan terör eylemleriyle karşı karşıya kalmış; bu süreç, ülkemizi milenyuma kadar rahatsız etmeye devam etmiştir. Otuz yıllık zaman dilimi, ülkemizin insan kaynağını ciddî manada etkilemiş, gencecik pek çok vatandaşımız terörün mağduru olma durumunda kalmıştır; ama, kör terörün en fazla hüzün verdiği olaylardan biri Sivas'ta yaşadığımız ve hepimizi kedere sevk eden hadise olmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle şu tespiti yapmama izin veriniz: Terör, kimden gelirse gelsin ve kime yönelirse yönelsin, bir arada yaşamaya kararlı bütün vatandaşlarımızca kınanması gereken bir olgudur. Ayrıca, terör, sosyal barışa, toplumsal huzura ve ekonomik gelişmeye karşı girişilen eylemlerin de ortak adıdır. Bu bakımdan, birlikte ürettiğimiz kararlılıkla, terör batağını kurutabileceğimizi düşünüyorum; çünkü, teröristle münferiden yapılan mücadele, hiçbir zaman toplumsal birliktelikle elde edilecek sonuç kadar etkin olmayacaktır. Bugün Yüce Meclisimizin çatısı altında bu kararlılığı görmenin mutluluğunu da yaşıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; malumunuz, Sivas'ta 2 Temmuzda meydana gelen olaylar, 37 vatandaşımızın hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı. Amaç, birlikteliği baltalamak, ayrılığı kamçılamaktı. Akla gelmeyecek provokasyonlar tertip edildi; yüzyıllar boyu bir arada yaşamış kardeşleri birbirine düşürmek adına ne yapılması lazım geliyorsa o yapıldı; insanlar, kardeşler karşı karşıya getirilmeye çalışıldı; komşular, bir daha hiç bir araya gelmemek üzere ayrılmak istendi; ama, provokatörler amaçlarının tamamına ulaşamadılar. Sivaslılar, Samsunlular, Urfalılar, velhasıl bütün Türkiye ayağa kalktı, hep bir ağızdan "biz kardeşiz" diye haykırdı. Bu bakımdan, 2 Temmuz, yalnızca üzücü olayların yaşandığı bir gün olarak değil; aynı zamanda, birlik ve kardeşliğin yeniden tesis edildiği tarih olarak hatırlanacak bir gündür.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorsunuz, hükümetimiz, ülkenin gündemine, insan hak ve özgürlüklerini yeniden tanımlayan ve evrensel normları bizim insanımıza da sağlayan çeşitli yasal düzenlemeleri ardı sıra Yüce Meclise getirmekte ve bu düzenlemeler, sizlerin de yüksek tasvibiyle yasalaşmaktadır. Herkesin, özgürce, düşündüğünü ifade edebileceği, başkalarına rahatsızlık vermediği ölçüde inancını yaşayabileceği, bir araya gelerek sorunlarına çözümler üretebileceği örgütlü ve demokrat bir toplum için altyapı oluşturma gayretimiz devam ediyor. Umarım ki, bu çabalar kısa bir süre sonra meyvesini vermeye başlayacaktır, Türkiye, bir özgürlükler ülkesi olarak anılacaktır.

Bu yasal değişimlerin yanı sıra, Sayın Ali Rıza Gülçiçek'in de konuşmasında belirttiği gibi, toplum olarak, Sivas'ta 10 yıl önce meydana gelen bu olaylardan ders çıkarmamız gerekiyor, bir arada yaşamanın ortak paydasını, 7'den 70'e, insanlarımızla paylaşmamız lazım geliyor. Aslında, ortak payda, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin şerefli bir üyesi, bir vatandaşı olmaktır. Bu Al Bayrağın altında, birbirini anlayan, hoşgören ve sayan vatandaşlarımız bizim geleceğimizdir. Aradığımız iksir, esasen, yetiştirdiğimiz değerlerin sözlerinde gizlidir. Atalarımız, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre ve Mevlana, bizlere, yaşamlarıyla ve sözleriyle ne güzel örnekler bırakmışlardır. Gelin, bu güzel insanların barış ve sevgi seslenişine kulak verelim, ayrılığı gayrılığı bırakalım; bir olalım, iri olalım, diri olalım.

Bu düşüncelerle, Yüce Heyeti yeniden saygıyla selamlıyor, hayatını kaybetmiş vatandaşlarıma rahmet diliyorum.

Saygılarımla efendim. (Alkışlar)

BAŞKAN - İçişleri Bakanımız Sayın Abdülkadir Aksu'ya teşekkür ediyoruz.

Gündemdışı üçüncü söz, Kabotaj Bayramı nedeniyle söz isteyen, Samsun Milletvekili Sayın Mehmet Kurt'a aittir.

Buyurun Sayın Kurt. (AK Parti sıralarından alkışlar)

3.- Samsun Milletvekili Mehmet Kurt'un, 1 Temmuz Kabotaj Bayramına ilişkin gündemdışı konuşması ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın cevabı

MEHMET KURT (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1 Temmuz Kabotaj Bayramı nedeniyle gündemdışı söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Ülkemizin bir yandan devlet kurum ve kuruluşlarıyla çağdaş yapıya kavuşturulması yolunda adımlar hızla ve kararlılıkla atılırken, diğer yandan, başka ülkelerce kullanılan imkân ve zenginliklerimizin vatandaşlarımızın mutluluğu için kullanılması cihetinde önemli adımlar atılmıştır.

Cumhuriyetimizin ilk yıllarında, 1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe giren Kabotaj Yasası, bu kapsamda çıkarılan önemli yasalardan biridir. Ekonomik alandaki bağımsızlığımızı sağlamlaştıran Kabotaj Yasası, ülkemizin çağdaş medeniyetler düzeyine ulaşması amacıyla başlatılan kalkınma seferberliğine ivme kazandırmış olup, Türkiye limanlarında her türlü yük ve yolcu taşıma hakkını Türk Bayraklı gemilere ve Türk vatandaşlarına tanıyarak, denizlerimizdeki egemenlik hakkımızı geri almış, ülkemizin gelişme sürecinde önemli bir kazanım olmuştur. Denizcilik sektörüne canlılık ve dinamizm getiren, ulusal filonun kapasitesinin artırılmasını sağlayan ve zengin deniz kaynaklarımızın değerlendirilmesinin yolunu açan Kabotaj Yasası, ekonomimizin ve ticaretimizin gelişmesine azamî katkıda bulunmuştur. Türk denizcilik sektörünün ekonominin dışa açılımında ve uluslararası ticaret sistemiyle entegre olmasında inkâr edilemez rolü vardır.

Bugün, ülkemiz, denizcilik potansiyeli açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biri olmasına rağmen, denizlerimizin sunduğu olanaklardan yeteri kadar yararlandığımız iddia edilemez. Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin, dünya deniz taşımacılığındaki payının çok düşük oranlarda kalması son derece üzüntü vericidir. Halbuki, ülkemiz, Asya ve Avrupa Kıtalarını birleştiren ve uluslararası deniz ulaşım yolları üzerinde bulunması itibariyle, ekonomik ve jeostratejik yönden tüm dünyanın ilgisini çeken zengin ve köklü bir coğrafyada yer almaktadır.

Ülkemizin bu konumundan, sahip olduğu avantajlardan ve zengin potansiyelinden en iyi bir biçimde yararlanılarak, sektörün gereksinimlerinin karşılanması ve dünya deniz taşımacılığındaki payının artırılması, ekonomimizin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla, denizcilik sektörünün korunup geliştirilmesi, sektöre destek olunması, deniz ticaret filomuzun rekabet gücünün artırılması ve gerekli tedbirlerin alınması öncelikli amacımız olmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği üzere, Karadeniz Bölgesinde, kıyılarının coğrafî özelliği itibariyle, tersane ve liman yapımına uygun alanlar oldukça kısıtlıdır. Bu açıdan bakıldığında, Samsun İli sahil yapısı, tersane yapımına, coğrafik özellikleri ve geri alandaki potansiyeli itibariyle en uygun konumda olup, sanayileşme ve organize sanayi bölgeleri bakımından da önemli bir potansiyele sahiptir.

Ulaşım açısından ise, demiryolu, karayolu ve uluslararası çapta hava imkânları bakımından yeterlidir. Diğer taraftan, büyük bir limana ve birçok gemi yanaşma tesisine sahip olması yanında, sahil illerimize ve sahildar ülkelere olan gemi trafiğinin etki alanı içerisinde kalmaktadır.

Buna ilaveten, Karadeniz'e sahildar olan ülkelerin belirtilen amaca yönelik ihtiyaçlarının Boğazlardan geçiş yapmadan karşılanmasına imkân sağladığından, bu ülkeler ile dünya denizcilik filosuna hizmet verebilecek durumu haizdir.

Yerli ve yabancı bayraklı her türlü ticaret gemilerinin, karada, denizde, can ve mal emniyetine yönelik ulusal ve uluslararası mevzuat çerçevesinde periyodik olarak yapılması zorunlu muayene, bakım ve onarımlarının yapılabileceği bir yerin Karadeniz kıyılarımızda bulunmaması ülkemiz açısından büyük bir eksikliktir.

Ülkenin en fazla göç veren Karadeniz Bölgesinde, diğer sanayi sektörlerinin gelişmesine imkân sağlayacak gemi inşa sanayi bölgesi kurulmasıyla önemli bir istihdam ve katmadeğer meydana gelecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Mikrofonu açıyorum; tamamlayın efendim.

MEHMET KURT (Devamla) - Belirtilen ve sayılabilecek daha birçok avantajlar dikkate alınarak, Samsun gemi inşa sanayi bölgesi kurulması çalışmalarının aksatılmadan neticelendirilmesi, büyük bir önem arz etmektedir.

Özellikle, Karadeniz Bölgesindeki, plansız, dağınık, çevre ve teknik standartlardan yoksun durumdaki küçük işletmelerin, Tarım Bakanlığı faaliyetleri arasında yer alan ve bölgede yoğun olarak bulunan balıkçı teknelerinin, uluslararası normlara uygun imalat, bakım ve onarımlarının yapılabileceği imkân ve kabiliyetlere kavuşturulması, geliştirilmesi ve modernizasyonu da bu kapsamda mümkün olabilecektir.

Özellikle Karadeniz Bölgesinde, mevcut gemi ve yat trafiği ile denizde can ve mal güvenliğinin sağlanması ve ihtiyaçlarının karşılanması şiddetle önem arz etmektedir.

Ayrıca, sulh zamanında özel sektörün, olağanüstü dönemlerde de Deniz Kuvvetleri Komutanlığının Karadeniz Bölgesindeki ihtiyaçlarını karşılayacak bir inşa, bakım ve onarım tersanesi mevcut değildir. 17 Ağustos depreminden sonra ortaya çıkan tersane ihtiyacının karşılanması da, ayrıca, önem arz etmekte olup, kurulacak tersane bölgesiyle bu açık kapatılmaya çalışılacaktır. Bununla beraber, bölgede seyreden yabancı bayraklı gemilerin bakım-onarım ihtiyaçlarının da karşılanabileceği, dolayısıyla, bölgede mevcut yoğun talebin diğer ülkelere kayması da engellenmiş olacaktır.

Söz konusu alanda kurulacak olan tersaneyle, bölgeye kaydadeğer bir iş imkânı sağlanabilecektir. Bilindiği üzere, tersanede çalışan 1 işçi, dışarıda dolaylı olarak 6 kişiye istihdam yaratma özelliğine sahiptir. Ayrıca, tersane bölgesinin ülke ekonomisine sağlayacağı döviz, ikame kabiliyeti, net döviz girdisi, vergi, sigorta ve bunun gibi gelirleri -milyon ABD Doları olarak- azımsanamayacak boyutlardadır.

Karadeniz Bölgesinde Zonguldak, Sinop, Trabzon, Rize, Hopa gibi kamu ve özel sektörün işletimindeki ulusal limanlarımızın yanı sıra, Karadeniz'e kıyısı olan ülkeler itibariyle, Soçi, Novorosisk, Poti, Yalta, Odesa, Köstence ve Varna gibi limanlar ile bu limanlara yoğun bir gemi trafiği mevcuttur. Söz konusu gemi trafiğinin oluşturduğu bakım-onarım talebi ülkemiz tarafından büyük ölçüde karşılanabilecektir; denizde can ve mal güvenliğinin sağlanması, taleplerin diğer ülkelere kaymasını engelleyerek ekonomik kayıplara sebep verilmesi önlenecektir. Bahse konu tersane alanı, bölgede yaşanan iklim özelliklerine uygun bir yapı arz etmekte olup, yılın tamamında tersane faaliyetleri sürdürülebilecektir.

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; Samsun İline bağlı bir tersane gemi inşa sanayii kurulması cihetinde yapacağımız çalışmalar noktasında vereceğiniz katkılardan dolayı, şimdiden, teşekkür ediyor, vatandaşlarımızın Kabotaj ve Denizcilik Bayramını kutluyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Kurt.

Sayın Hükümetin bir söz talebi var mı efendim?

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul) - Evet.

BAŞKAN - Hükümet adına, Ulaştırma Bakanımız söz istemişlerdir.

Buyurun Sayın Bakan. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bildiğiniz gibi, dün itibariyle, 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramını, İstanbul'da yaptığımız bir açılışla ve muhtelif etkinliklerle kutladık.

1 Temmuz 1926'da kabotaj hakkının Türk Bayraklı gemilere verilmesiyle başlayan ve geçen yetmişyedi yıl içerisinde, ne yazık ki, tamamen bitme noktasına gelen sahillerimiz arasındaki yolcu ve yük taşımacılığı, ilk kez bu yıl, Kabotaj Bayramına rastlayan günde çok önemli kararların alınmasının da vesilesi olmuştur.

Her şeyden önce, Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının seyir güvenliğini sağlayacak gemi trafik sistemi, birçok yabancı kuruluşun, uluslararası denizcilik teşkilâtının eski ve yeni başkanlarının, komşu ülkelerin üst düzey denizcilik idaresi başkanlıklarının da iştirakiyle ve Sayın Başbakanımızın katılımıyla hizmete girmiş; böylelikle, son yıllarda artma temayülü içerisinde bulunan Boğazlarımızdan geçen hampetrol trafiğinin İstanbul için oluşturması muhtemel potansiyel tehlikeye karşı seyir ve çevre güvenliği bakımından her türlü tedbiri alacak ve seyir halinde bulunan gemileri adım adım, saniye saniye takip edecek, yakın seyir, çarpma riski, karaya oturma riski gibi önemli kritik durumlarda gerekli ikazları verecek ve onların seyir emniyetini sağlayacak çok önemli bir projeyle birlikte, artık, bu yönde, uluslararası alanda Türkiye'nin deniz ticareti ve seyir güvenliği konusunda muhatap olduğu tenkitler sona ermiş olacaktır.

Bütün bunların da ötesinde, yine, bu yıl Kabotaj Bayramında, denizciliğimize, halkımıza çok önemli kararların müjdesini dün yapılan toplantıda verdik. Bunlardan en önemlisi, 77 nci yılına ulaşmış kabotaj hakkının olduğu bu yılda, sahillerimiz arasında yük taşımacılığımız yüzde 2'ye, yolcu taşımacılığımız binde 3'e gerilemiştir. Çok önemli olan deniz taşımacılığımızdaki bu olumsuzluk, dün aldığımız kararla, çok büyük bir gelişme kaydetmiş olacaktır. Buna göre, 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren, kabotaj seferinde çalışan bütün balıkçı, yük gemisi, yolcu gemisi, ticarî yatlar olmak üzere bütün gemilere ucuz akaryakıt verme imkânı getirilmiştir. Bu, akaryakıttan alınan Özel Tüketim Vergisinin, yani ÖTV'nin kaldırılması demektir. Böylelikle, bu tür gemilerde kullanılan akaryakıt bedelleri, ortalama yüzde 60 oranında daha aşağıya inmiş olacak ve bugün, çok yoğun bir şekilde kullanılan karayollarımız ve karayollarımızdaki trafik denize kaymış olacak ve bunun sonucu olarak da binlerce insanımızı kaybetmeyeceğiz.

Bütün bunlardan başka, üçüncü ve çok önemli bir hizmeti de, yine, dün, kamuoyuna açıkladık. Liman ücretlerimiz, ne yazık ki, Akdeniz çanağında yer alan 23 ülke arasında en yüksek seviyededir. Bu da denizciliğimizi, deniz ticaretimizi olumsuz yönde etkilemekte, ülkemizin limanlarını ziyaret eden gemilerin sayısında önemli düşüşlere neden olmaktadır. Bu, ticaretimizi olumsuz etkilemekte, gerek ithalat gerekse ihracat amaçlı taşımalarda mütemadiyen azalma görülmektedir. Bu olumsuzlukları da ortadan kaldırmak için, yine, Bakanlığımız, aldığı bir kararla, bütün limanlarımızda liman ücretlerini yüzde 50'ye varan seviyede azaltmaya karar vermiştir. Bilhassa, turizm mevsiminde olduğumuz bugünlerde, ülke limanlarımızı ziyaret etmesi muhtemel büyük turistik gemiler, kruvaziyer tipi gemiler, bundan böyle daha sık gelmeye başlayacak ve bu şekilde, çok önemli turizm geliri sağlanmış olacaktır. Örneğin, 50 000 grostonluk bir kruvaziyer yolcu gemisi, bu tarifeden önce, İstanbul limanına geldiğinde, 700 yolcusuyla birlikte, liman ücreti olarak 42 500 dolar para öderken, aldığımız bu yeni kararla birlikte 22 400 dolar ödeyecektir. Burada amaçlanan, yüksek liman ücretlerini düşürerek gemi trafiğini caydırıcı olmaktan çıkarıp, daha çok gemi gelmesini sağlamaktır. böylece, gemiyle gelen ve oldukça zengin sayılabilecek kategorideki insanların kaldıkları süre içerisinde bulundukları yörelerde alışveriş yapmaları ve diğer birtakım artı değerler de bırakmaları mümkün olacaktır.

Gördüğünüz gibi, yıllardan beri kutlanan Kabotaj ve Denizcilik Haftası, bu yıl gerçek anlamda kutlanma şansını bulmuş ve Türk denizciliğinde reform niteliğinde çok önemli kararlar alınmıştır. Bir süre önceki Meclis araştırması önergesinin öngörüşmelerinde de ifade ettiğim gibi, denizciliğimizin her türlü konusu, Bakanlığımız kontrolü altında ve Yüce Parlamentonun katkılarıyla daha iyiye, daha ileri günlere gitmeye devam edecektir.

Yıllardan beri denizci ülke olamadık, 8 000 küsur kilometre sahil şeridine rağmen deniz ticaretinden gerekli payı alamadık. Artık, bu yıldan itibaren bunu tersine dönüştürüyoruz; denizcilikle ilgili, ticaret odamız, sivil toplum kuruluşlarımız ve sektör temsilcileriyle el ele, denizciliğimizin sorunlarını, günü gününe, gecikmeden çözecek tedbirleri süratle yürürlüğe koyuyoruz. Bunu yapmakla, denizci millet, denizci  ülke olma yolunda çok önemli bir adımı atmış oluyoruz.

Tekrar, bu haftanın, dünden itibaren 77 nci yılını kutladığımız Kabotaj ve Denizcilik Bayramının, ülkemize, Türk denizciliğimize hayırlar getirmesini diliyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, gündemin "Sözlü Sorular" kısmına geçiyoruz.

V. - SORULAR VE CEVAPLAR

A) SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü'nün, olası Irak Savaşının turizm sektörüne etkilerine ilişkin Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/239) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Bu önerge, üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir; önerge gündemden çıkarılmıştır.

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun, yerinizden kısaca açıklayın.

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Açıkça anlaşıldığı gibi, bu soruya zamanında yanıt verilememiştir. Bu soru, olası Irak harekâtı ya da savaşında, Türkiye'de turizm gelirlerinin ne şekilde etkileneceğine dönük bir soruydu. Çok şükür ki, ülkemiz o harekâta katılmadı. Tabiî ki, bunun, o harekâtın, turizm sektörüne olumsuz etkileri oldu, iptaller oldu. Şimdi, bunu, Türk turizm sektörü telafi etmeye çalışıyor.

Sayın Başkan, burada, şunun için söz aldım: Yani, zamanında verilen soru önergelerine belirli bir zaman kesitinde yanıt verilmesinin son derece önemli olduğunun altını çizmek istiyorum. Öyle sanıyorum ki, Kabine üyesi sayın bakanlar, bundan sonraki soru önergelerinin yanıtlanmasında, buna özen göstereceklerdir ve böylece, sormuş olduğumuz soru önergeleri havada kalmamış olacaktır, anlamını, zamanını yitirmemiş olacaktır.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tütüncü.

2.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun, hâkim ve savcıların birinci sınıfa ayrılmalarına ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/241) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Bu önerge, üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir; önerge gündemden çıkarılmıştır.

Sayın Baloğlu, söz isteğiniz var mı?

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Evet efendim.

BAŞKAN - Buyurun.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Sayın Başkan, sayın üyeler; Meclisin önemli görevlerinden birisi denetlemedir; ama, bir süreden beri, bunun aksadığını görüyoruz. Zaten, bunun için belirli süreleri kullanabiliyoruz. Geçen gün, bir arkadaşım, Avrupa parlamentolarında yaptığı bir incelemenin sonuçlarını bana anlattı; onu duyunca iyice üzüldüm. Haftada bütün bir günü bu işleme ayırıyorlar; o gün, hükümet üyelerinin büyükçe bir bölümü parlamentoda bulunuyor ve böylece, parlamentonun çok önemli görevlerinden birisi olan denetleme görevi, daha sağlıklı yerine getiriliyor. Bizde haftada bir saat... Sayın bakanlardan istirham ediyoruz, hiç olmazsa o bir saati -önceden Meclisin çalışma takvimi belli olduğuna göre- bize ayırsınlar efendim.

Benim konum, 1 inci derecedeki hâkimlerin, yargıçların birinci sınıfa ayrılmalarıyla ilgili.

Şimdi, Türkiye'de bunca sorunun olduğu bir dönemde, hâkimlerle ilgili bir konunun gündeme getirilmesinin garipsenmeyeceğini umut ediyorum. Çünkü bir ülkede herkes haksızlıktan yakınabilir; ama, yargıçlar bile haksızlığa uğradıklarını, adaletsiz bir ortamda görev yaptıklarını düşünüyorlarsa, durum çok vahim demektir. Bunu soruma ek olarak Sayın Bakanın dikkatlerine sunuyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Baloğlu.

3.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, elektrik enerjisi piyasasına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/242) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Bu önerge, üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir; önerge gündemden çıkarılmıştır.

YAKUP KEPENEK (Ankara) - Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kepenek.

YAKUP KEPENEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve izleyenler; enerji, bildiğiniz gibi yaşamımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Topluma, kesintisiz, ucuz, temiz ve güvenilir enerji sağlamak hükümetlerin, devletin vazgeçilmez bir görevidir.

Ben, bu soruyu Şubat ayında vermiştim; ancak, güncel gelişmeler, her gün, enerji konusunun ne kadar dağınık, karmaşık ve iç içe girmiş çıkar ilişkilerinin bütünü olduğunu kanıtlamaktadır.

Biraz önce ajans haberlerinde Rus Gasprom Başkan Yardımcısı Yuri Komanov "doğalgaz anlaşmamız, tahkime gitmeden aramızda halledilir" diyor ve şunu ekliyor: "Yaz sıcağında enerji pek ciddiye alınmaz, kışın, soğuk olunca insanlar enerjiyi düşünmeye başlar." Bu, Türkiye kamu yönetimine yönelik tam bir eleştiridir, kara mizahtır, gülmecedir.

Türkiye, Rusya'dan, aynı kanaldan, iki değişik fiyattan doğalgaz almaktadır. Bugünlerde bu tartışılıyor. İran'dan alınan doğalgaz, koşulları ve niteliğiyle gündeme getirilmiyor.

Değerli arkadaşlar, Türkiye, enerji yolları üzerindedir, olağanüstü enerji kaynaklarına sahiptir; ama, ne yazık ki, kendi hidrolik enerji kaynaklarının yalnızca yüzde 35'ini, linyit kaynaklarının da yine o oranda bir bölümünü kullanabilmektedir.

Devlet, ülke içinde, sözümona özel üreticilerden, dışarıdan da, doğalgaz sağlayanlardan, Hazine garantisiyle ve yüksek fiyatla elektrik satın alıyor ve Türkiye, bu nedenle doğalgaz alıyor ve Türkiye, bu nedenle, Avrupa'nın elektriği en pahalı üreten ülkelerinden biri durumundadır. Böyle olunca da, hem mal ve hizmet üreticilerinin maliyeti yükseliyor hem de esasen, geliri az olan, yoksul olan insanlarımız elektrik kullanamaz hale geliyor, enerji kullanamaz hale geliyor, çağdaş enerjiyi kullanamaz hale geliyor.

Çok önemli bir sorun da, kaçak elektrik kullanımıdır, enerji kullanımıdır. Sanki, yalnızca güneydoğu illerinde varmışcasına, kamuoyuna yanlış bir kanı sunularak, enerji kaçağı gözardı edilmeye çalışılıyor ve dürüst tüketiciye, kaçak kullananın maliyeti de yükleniyor. Bakanlığın ya da ilgililerin, bu yanlıştan hızla kurtulacağımız yönündeki sözleri henüz uygulama alanı bulmuş değildir. Kaçak kaçaktır, kaçağın faturasını dürüst tüketiciden almaya, kaçağın bedelini dürüst kullanıcıya ödetmeye hiç kimsenin hakkı olmamak gerekir. Bu, batı illeri için de geçerlidir, güneydoğu ve doğu illeri için de geçerlidir.

Bir başka önemli nokta var; Sayın Bakan "enerji yolsuzluklarının boyutunu, büyüklüğünü açıklayamam; açıklarsam halkın morali bozulur" diyor. Yıllarca enerjiyi çok pahalıya alanların morali mi kaldı ki bozulacak?! Eğer, güvenlikle ilgili, askeriyeyle ilgili sırlar varsa o bir yana; ama, Sayın Bakanın, her konuda olduğu gibi, bu konuda da, seçimle işbaşına gelmiş bir bakan olarak, kamuoyuna ve Yüce Meclise gerçekleri; yani, bu konudaki yolsuzlukların boyutlarını, kaçakların boyutlarını -bu konuda ne varsa- açıklamasında kesin bir zorunluluk vardır, gereklilik vardır. Bundan kaçınmamız doğru değildir, olamaz.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin enerji pazarı hızla büyüyor. Bu, yabancıların iştahını kabartıyor; bu, kaçak yollarla, çaktırmadan, ucuz yoldan kâr etmek isteyen kesimlerin iştahını artırıyor; olabilir. Ha, o zaman, devlete çok büyük bir görev düşüyor; bu görev de şudur: Enerji alanını, başından başlayarak, yani üretim aşamasından başlayarak, üretim, iletim, dağıtım ve satış aşamalarını planlı bir çerçeveye oturtmak zorundayız; hükümetin böyle bir zorunluluğu vardır. Bu dörtlü arasında kopma olduğu zaman, plansızlık olduğu zaman, ülke -hep birlikte, ekonomisiyle, toplumuyla- büyük zararlarla karşı karşıya kalıyor, temiz ve ucuz enerji elde edilemiyor. Bu nedenle, diyoruz ki: Enerji alanında, kesinlikle bir ulusal kalkınma planına ya da enerji planlamasına gereksinim vardır; bir. İkincisi, enerji alanındaki yolsuzluğun, kirin, kötülüklerin ve yolsuzlukların temizlenmesinde yarar var.

Bu soruları sormuştum; dilerim, yanıtını düzgün şekilde ve yazılı olarak alırım.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kepenek.

4.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, görevden alınan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu üyelerine ilişkin Kültür Bakanından sözlü soru önergesi (6/243) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Bu önerge, üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğümüzün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir; önerge gündemden çıkarılmıştır.

Sayın Kepenek, söz isteğiniz var mı?

YAKUP KEPENEK (Ankara) - Evet Sayın Başkan... Üçüncü sorumda söz almayacağım.

BAŞKAN - Kısa olursa, memnun olurum.

YAKUP KEPENEK (Ankara) - Deminkinden kısa olacak Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun.

YAKUP KEPENEK (Ankara) - Yeniden saygılar sunuyorum.

Ben, Feridun Baloğlu arkadaşımın, denetim görevimiz ve soru önergelerine yanıt konusundaki görüşlerine -daha evvel, zaten, gündemdışı söz almış ve söylemiştim- aynen katılıyorum.

Üzülerek belirteyim ki, koruma kurullarıyla ilgili şubat ayının ortalarında verdiğim bir önergenin yanıtı bugün tartışılıyor. Gerçi, bu konu güncelliğini hiç kaybetmiyor. Biraz sonra konuşacağımız SİT alanlarını gündeme getiren tasarı da bu konuyla doğrudan doğruya ilgili.

Değerli arkadaşlar, koruma kurulları sorunu çok önemlidir. Koruma kurulları sorunu, ülkemizin doğal, tarihsel, kültürel, arkeolojik kaynaklarını gelecek nesillere taşımamızın en önemli aracıdır. Koruma kurulları, bildiğiniz gibi, uzmanlardan oluşur, sanat tarihi, arkeoloji, müzecilik, mimarlık, şehir plancılığı alanlarındaki yetkin kişilerden oluşur, bunların tarafsızlığı önemlidir.

Şimdi, koruma kurullarıyla ilgili uygulamada, üzülerek belirteyim, hükümetimiz, görevden alınanların yerine, açıkça, koruma kavramına karşı çıkanları atamaktadır. Bu yanlıştır. Bundan kaçınmak gerekir. Doğru değildir; çünkü, koruma kavramına karşı olanları, kıyıyı, ormanı, çevreyi korumak istemeyenleri göreve getirdiğiniz zaman, ülkenin geleceğini tehlikeye atarsınız, kimi değerleri kötüye kullanmış olursunuz.

Yine, birçok yerde, son aylarda -yine üzülerek belirteyim- arkeolojik kazılar durdurulmuştur. Ha, bu ne demektir; toprağın altında olana bitene bakmayın, biz, buraları iskâna açarız, konut yaparız, işyeri yaparız... Şimdi, bu da doğru değildir. Bu bir uyarıdır -elimde bunun çok belgesi var, örneğin Foça ve benzeri yerlerde- arkeolojik kazıları durdurmak doğru bir uygulama değildir. Bu, kalıntının, kültürel değerin, geçmişin ortaya çıkmasını engellemek olur.

Yine, birçok yerde, şu yapılmaktadır: Uygulamanın boyutları ve işleyişiyle ilgili, bakanlık, temsilcileri aracılığıyla doğrudan müdahalelerde bulunmakta, karışmakta ve yön vermektedir. Aslında koruma kurulları, tamamen hükümetin elindedir. Dolayısıyla, yeniden yönlendirme yapmak, direktif vermek ve onların işlerini siyasî müdahalelerle, karışmalarla yönlendirmek, doğru bir tutum değildir.

Sayın Başkan, son bir nokta daha var. Bu koruma kurullarıyla ilgili sorunlar, konular, meseleler, bugün, yine, biraz sonra yapacağımız gibi "çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun" başlığıyla, değişik kanunlara serpiştirilmektedir.

Değerli arkadaşlar, bu, çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun mantığı, aslında, hukukî karmaşa yaratmanın, yasal karışıklık yaratmanın bir başka adıdır. Ortalık karmakarışık olmaktadır. Oysa, yapılması gereken, 2863 sayılı Yasayla, yalnız onunla oynamak ya da onunla ilgili gerekli değişiklikleri yapmak ve yarınki nesillere çok daha düzgün, çok daha sağlıklı, çok daha korunaklı ve korumalı anlayışla, ülkenin doğal, kültürel ve tarihsel değerlerini miras bırakmaktır. Ben, bu nedenle, bu soru önergesini vermiştim.