DÖNEM : 22 CİLT : 18 YASAMA YILI : 1
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
96 ncı Birleşim
19 . 6 . 2003 Perşembe
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. -
YOKLAMALAR
IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Mardin Milletvekili Muharrem Doğan'ın,
bir gazetenin Mardin İlinde yaşandığını iddia ettiği asılsız recm olayıyla
ilgili haberlerin halk üzerinde yarattığı olumsuzluğa ilişkin gündemdışı
konuşması ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in cevabı
2.- Amasya Milletvekili Hamza Albayrak'ın,
Atatürk'ün Amasya'ya gelişinin ve "Kutsal İttifak" olarak da bilinen
Amasya Tamiminin 84 üncü yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması
3.- Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel'in,
hükümetin, kamu çalışanlarının maaşlarına yapmak istediği zam oranlarının az
oluşunun getireceği sorunlara ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı
konuşması
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Antalya Milletvekili Nail Kamacı'nın
(6/248) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/71)
2.- Avrupa-Akdeniz Forumu çerçevesinde
oluşturulan çalışma grubu toplantılarına, Türkiye Büyük Millet Meclisini
temsilen iki milletvekilinden oluşan bir Parlamento heyetinin katılmasına
ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/317)
V.-
ÖNERİLER
A) SİYASÎ
PARTİ GRUBU ÖNERİSİ
1.- Genel Kurulun çalışma saatleri ile
gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin AK Parti Grubu önerisi
VI.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına
İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu
Raporu (1/610) (S. Sayısı: 180)
2.- Türkiye İş Kurumu Kanunu Tasarısı ile
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları
(1/297) (S. Sayısı: 137)
VII.-
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Mersin Milletvekili Ali Oksal'ın,
buğday alım fiyatlarının belirlenmesi ve açıklanmasına ilişkin sorusu ve Tarım
ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı (7/521)
2.- İzmir Milletvekili Muharrem Toprak'ın,
yumurta ve somon balığı üretiminde bir maddenin kullanılıp kullanılmadığına
ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı
(7/527)
3.- Kahramanmaraş Milletvekili Fatih
Arıkan'ın, Kahramanmaraş Gümrük Müdürlüğünün bitkisel ürün ithal kapıları
listesine alınıp alınmayacağına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı
Sami Güçlü'nün cevabı (7/551)
4.- Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün'ün,
elma üreticilerinin desteklenmesine ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı
Sami Güçlü'nün cevabı (7/552)
5.- Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün'ün,
Karaman'da bir üniversite kurulup kurulmayacağına ilişkin Başbakandan sorusu ve
Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı (7/566)
6.- Kırşehir Milletvekili Mikail
Arslan'ın, bazı yükseköğretim mezunlarının atama sorunlarına ilişkin sorusu ve
Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı (7/612)
7.- Kırşehir Milletvekili Mikail
Arslan'ın, SARS hastalığına karşı alınan tedbirlere ilişkin sorusu ve Sağlık
Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/617)
8.- İzmir Milletvekili Muharrem Toprak'ın,
Ege Bölgesindeki orman yangınlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı
Osman Pepe'nin cevabı (7/645)
9.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan'ın,
balıkçıların bazı sorunlarına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami
Güçlü'nün cevabı (7/657)
10.- Denizli Milletvekili Mehmet
Neşşar'ın, Denizli'de 19 Mayıs gösterilerinde yer alan bir okula ilişkin sorusu
ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı (7/668)
11.- Konya Milletvekili Atilla Kart'ın,
Konya Tarım İl Müdürlüğündeki tayinlere ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri
Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı (7/672)
12.- Edirne Milletvekili Necdet Budak'ın,
Edirne'nin Enez İlçesindeki sınır kapısının tekrar açılıp açılmayacağına
ilişkin Başbakandan sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun'un cevabı
(7/674)
13.- Balıkesir Milletvekili Orhan Sür'ün,
AKP Genel Başkanı hakkında verilen beraat kararının Hazine avukatlarınca temyiz
edilip edilmediğine ilişkin Başbakandan sorusu ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in
cevabı (7/685)
14.- Aydın Milletvekili Özlem
Çerçioğlu'nun, kura çektirilmeyen doktorların atamalarına ilişkin sorusu ve
Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/692)
I. - GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak
dört oturum yaptı.
Kocaeli Milletvekili Nevzat Doğan, ECO ve
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonunca Bişkek'te düzenlenen "AIDS ve
Gençlik" konulu panel ile AIDS hastalığındaki son gelişmelere,
Afyon Milletvekili Halil Ünlütepe, Afyon
İlinin ekonomik ve sosyal sorunlarına,
Çankırı Milletvekili Hikmet Özdemir,
Çankırı İlinin ve Çankırı Silah Sanayii ve Ticaret A.Ş.'nin sorunlarına,
Ve alınması gereken önlemlere ilişkin
gündemdışı birer konuşma yaptılar.
Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın
sorunlarının araştırılması amacıyla kurulan (10/8, 48) esas numaralı Meclis
Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun, başkan, başkanvekili,
sözcü ve kâtip üye seçimlerini yaptığına ilişkin tezkeresi Genel Kurulun
bilgisine sunuldu.
Gündemin "Sözlü Sorular"
kısmının:
1 inci
sırasında bulunan (6/197) esas numaralı soruya Ulaştırma
Bakanı Binali Yıldırım,
11 inci "
" (6/213),
15 inci "
" (6/224),
16 ncı "
" (6/225),
Esas numaralı sorulara Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler,
Cevap verdi;
(6/197), (6/213), (6/224) esas numaralı sorularda, soru sahipleri
karşı görüşlerini açıkladılar.
2 nci sırasında bulunan (6/198),
3 üncü
" " (6/202),
4 üncü "
"
(6/203),
5 inci
" " (6/206),
6 ncı
" " (6/207),
7 nci "
" (6/208),
8
inci " " (6/210),
9
uncu " " (6/211),
10 uncu " " (6/212),
12 nci
" " (6/214),
13 üncü " " (6/215),
14 üncü " " (6/222),
Esas numaralı sorular üç birleşim içinde
cevaplandırılmadığından yazılı soruya çevrildi; (6/198), (6/208), (6/210),
(6/212), (6/214), (6/215) esas numaralı soru sahipleri de görüşlerini
açıkladılar.
Gündemin, "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında bulunan, Sahil Güvenlik
Komutanlığı Kanunu, Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ile Türk Silâhlı
Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının
(1/324) (S. Sayısı: 54), görüşmelerini müteakiben yapılan oylamadan sonra,
kabul edilip kanunlaştığı açıklandı.
2 nci sırasında bulunan, Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının (1/523)
(S. Sayısı: 152) görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır
bulunmadıklarından, ertelendi.
Grup başkanvekillerinin bundan sonraki
işler için hazır olmadıklarını beyan etmeleri üzerine, 19 Haziran 2003 Perşembe
günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 18.06'da son verildi.
Sadık Yakut
Başkanvekili
Enver Yılmaz Türkân Miçooğulları
Ordu İzmir
Kâtip Üye Kâtip
Üye
No. : 134
II. - GELEN KÂĞITLAR
19 . 6 . 2003
PERŞEMBE
Tasarılar
1.- Türkiye Cumhuriyeti
Hükümeti ile Polonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Örgütlü Suçlar, Terörizm ve
Diğer Suçlarla Mücadelede İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/612) (İçişleri ve Dışişleri Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 5.6.2003)
2.- Elektronik İmza
Kanunu Tasarısı (1/613) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Sanayi
Ticaret, Enerji ve Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Adalet
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.6.2003)
3.- Kuzey Atlantik
Antlaşmasına Romanya'nın Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/614) (Millî Savunma ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi: 10.6.2003)
4.- Kuzey Atlantik
Antlaşmasına Bulgaristan Cumhuriyetinin
Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/615) (Millî Savunma
ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.2003)
5.- Kuzey Atlantik
Antlaşmasına Slovenya Cumhuriyetinin
Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/616) (Millî Savunma
ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.2003)
6.- Kuzey Atlantik
Antlaşmasına Letonya Cumhuriyetinin
Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/617) (Millî Savunma
ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.2003)
7.- Kuzey Atlantik
Antlaşmasına Litvanya Cumhuriyetinin
Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/618) (Millî Savunma
ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.2003)
8.- Kuzey Atlantik
Antlaşmasına Slovak Cumhuriyetinin
Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/619) (Millî Savunma
ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.2003)
9.- Kuzey Atlantik
Antlaşmasına Estonya Cumhuriyetinin
Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/620) (Millî Savunma
ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.2003)
10.- Terörle Mücadele
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/621) (Anayasa ve
İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2003)
11.- 190 Sayılı Genel
Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerin Diyanet
İşleri Başkanlığına Ait Bölümünde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
(1/622) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.2003)
12.- Bayındırlık ve İskân
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/623) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.2003)
Teklifler
1.- Erzurum Milletvekili
Mustafa Nuri Akbulut'un; İş ve Sigorta Barışı Kanunu Teklifi (2/147) (Sağlık,
Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi: 30.5.2003)
2.- Mersin Milletvekili
Ali Oksal'ın; 1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkındaki Kanunun
Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/148) (Adalet
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2003)
3.- Konya Milletvekili
Atilla Kart'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin
Değiştirilmesine Dair İçtüzük Teklifi (2/149) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa
geliş tarihi: 11.6.2003)
Rapor
1.- Çeşitli Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu
(1/610) (S. Sayısı: 180) (Dağıtma tarihi: 19.6.2003) (GÜNDEME)
Sözlü Soru Önergesi
1.- Kars Milletvekili
Selami Yiğit'in, Kars TELEKOM abonelerinin borçlarına ilişkin Ulaştırma
Bakanından sözlü soru önergesi (6/586) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.6.2003)
Yazılı Soru Önergeleri
1.- Konya Milletvekili
Atilla Kart'ın, bir emniyet personelinin terfii ile ilgili iddialara ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/799) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.6.2003)
2.- Samsun Milletvekili
Haluk Koç'un, özelleştirme nedeniyle işsiz kalan işçilere ilişkin Devlet Bakanı
ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali Şahin) yazılı soru önergesi (7/800)
(Başkanlığa geliş tarihi: 17.6.2003)
3.- Antalya Milletvekili
Osman Özcan'ın, medya sahiplerinin ilgili kuruluşlarca denetlenmesine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/801) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.6.2003)
4.- Antalya Milletvekili
Feridun Fikret Baloğlu'nun, hızlı tren projesi kapsamına Antalya hattının
alınmamasına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/802)
(Başkanlığa geliş tarihi: 17.6.2003)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 15.00
19 Haziran 2003 Perşembe
BAŞKAN : Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER : Enver
YILMAZ (Ordu), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)
BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 96 ncı Birleşimini açıyorum.
III. - Y O K L A M A
BAŞKAN - Elektronik
cihazla yoklama yapacağım.
Yoklama için 5 dakika
süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda
bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen
sayın milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım
istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını,
teknik personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
yoklama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç
arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.
Konuşma süreleri 5'er
dakikadır. Hükümet bu konuşmalara cevap verebilir; hükümetin cevap süresi 20
dakikadır.
Gündemdışı ilk söz,
basında çıkan, Mardin İlinde yaşanan recm olayları iddiasına ilişkin söz
isteyen, Mardin Milletvekili Muharrem Doğan'a aittir.
Buyurun Sayın Doğan. (CHP
sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 5
dakikadır.
IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Mardin
Milletvekili Muharrem Doğan'ın, bir gazetenin Mardin İlinde yaşandığını iddia
ettiği asılsız recm olayıyla ilgili haberlerin halk üzerinde yarattığı
olumsuzluğa ilişkin gündemdışı konuşması ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in cevabı
MUHARREM DOĞAN (Mardin) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 15 Haziran 2003 tarihinde, Cumhuriyet
Gazetesinin Dergi Pazar ekinde "Kadınların Şemse Günlüğü ve Recm Günü
Yaşananlar" başlığıyla yurt genelinde yayımlanan haber, seçim bölgem olan
Mardin yöresindeki halkımın sosyal yaşantısıyla ilgili olarak, her yörede
olduğu gibi, meydana gelen bir adlî vaka, Helal Açil ve Şemse Allak'ın
öldürülme olayı ve onun evveliyatı olan ırza geçme hadisesi, gazetede
çarpıtılarak, sanki Mardin yöresinde recm uygulaması yapılıyor gibi, doğru
olmayan ve gerçekle bağdaşmayan bir haber olarak verilmiştir. Mardin'in hoşgörü
anlayışı zedelenmiş olup, Mardinli hemşerilerimin hoşgörüsü hakkında yanlış
intibalar yaratılmıştır. Bu nedenle, gündemdışı söz almış bulunuyorum; Yüce
Heyetinizi ve televizyonlarının başında bulunan saygıdeğer vatandaşlarımızı
saygıyla selamlıyorum.
Şunu açıkyüreklilikle ve
onurla ifade ediyorum ki, seçim bölgem olan Mardin, ülkemizde, sosyal yaşantıda
ön saflarda yer almakta, kültürüyle, insan yapısıyla ülkemizde ve bölgemizde
lokomotif görevi yapacak niteliktedir. UNESCO, Mardin'in bu özelliğini tespit
ederek, dünyaya yayımlamıştır.
İnanç ve kültür şehri
olan Mardin İlimizde, töre yasaları değil, Türkiye Cumhuriyeti yasaları
uygulanmaktadır. Cumhuriyet Gazetesinde işlenen konu, ferdî bir olaydır; tüm
yöreye mal edilmesi yanlıştır ve Mardin'in töre yasalarıyla yönetildiği,
evlilikdışı ilişkilerin recmle cezalandırıldığı, namus adına katledilenlerin
genellikle bilinmeyen bir yere gömüldüğü, mezartaşının siyaha boyandığı, namusu
temizlenen evin damına beyaz bayrak asıldığı, daha sonra duvarlarının beyaz
kireçle boyandığı iddiaları gerçekdışıdır.
Ülkemizde köklü kültür ve
bilgi üreten, gönlümüzde ayrı bir yeri olan Cumhuriyet Gazetesinin
yetkililerinin, haber neşretme konusunda daha dikkatli, daha duyarlı olmalarını
temenni ediyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bu tür olayların bir daha yaşanmaması için, 59 uncu
hükümetimizin, bölgemizde eğitimin önemini gözönüne alarak, yeni öğretim
yılında, en azından, bölgemize ait öğretmen tayinlerinde hassasiyet göstermesi
çok önemlidir.
Terörden yıllarca
mustarip olan bölgemizin birçok köyündeki, eğitim yuvası olan okulların ve
sağlık ocaklarımızın onarılması ve kapalı bulunan sağlık ocaklarının acil
olarak hizmete açılması gerekmektedir.
Branş öğretmeni ve sınıf
öğretmeni ile doktor, ebe ve hemşire açığımız had safhadadır. Bu açığın
kapatılmasıyla, köylü vatandaşlarımızın eğitim ve sağlık konusundaki
sıkıntıları da giderilecektir.
Özellikle, köylü
vatandaşlarımızın ulaşım sorunlarını çözmek için, fizikî şartları çok bozulan
köy yollarımızın onarımı ve asfalt yapımı için, Köy Hizmetleri Mardin İl
Müdürlüğüne ödenek ve araç -özellikle kamyon- gönderilmesini rica ediyorum.
Günümüzde elektriğin
ulaştığı bölgede, sonuçta, medenî toplumların sahip olduğu hizmetlerden dolayı
sağlık ve eğitime de ulaşılmaktadır. Elektrik olmayan köylerimizde, vatandaş,
doğal hakkı olan çamaşır makinesi, buzdolabı ve televizyon kullanamamaktadır.
Bence duble yollardan önce, ülkemizin ücra köşelerine elektrik, yol ve su
götürerek insanca yaşam koşullarını sağladığımız takdirde, bölgede, yer yer de
olsa, görülen cehaleti ortadan kaldırmış oluruz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Doğan.
MUHARREM DOĞAN (Devamla)
- Teşekkür ediyorum.
Dolayısıyla, Yüce Önder
Atatürk'ün hedeflerinden birinin cehaletle mücadele olduğunu, Yüce Heyetiniz
huzurunda tekrarlamak istiyorum.
Yedi ay yaşam mücadelesi
veren Şemse Allak'ın yaşaması için Diyarbakır'da hizmet veren kadın merkezi
(KA-MER) yöneticilerine, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Diyarbakır Devlet
Hastanesi yetkililerine, gösterdikleri ilgi ve yardımlarından dolayı, Mardin
halkı adına teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; yalnız, ekonomik özgürlüğü olmayan veya aileiçi şiddete maruz
kalan kadınlarımızın kendilerini güven ve huzur içinde hissedecekleri sığınma
evleri, doğu ve güneydoğu bölgelerimizdeki tüm şehirlerde
yaygınlaştırılmalıdır. Böylelikle, kadınlarımız, meslek kurslarıyla, kalifiye eleman
olacak, ekonomik ve fikrî özgürlüğe kavuşmuş olacaktır.
KA-MER'in bölgemizde
yaptırdığı araştırma raporuna göre, kadınlarımızın yüzde 55'i okuma yazma
bilmemektedir. Ayrıca, kadınlarımızın yüzde 15'inin resmî nikâhı bulunmadığı
tespit edilmiştir. Bölge kadınlarımızın makûs talihinin bir kader olmadığını
göstermeliyiz.
Bu arada, belediyelerle
ilgili, izin verirseniz, bir şey söylemek istiyorum.
Değerli arkadaşlar,
Mardin'de, AKP dışındaki tüm belediye başkanlarımız mustariptir; yardım
alamıyorlar, parasızlıktan hizmet veremiyorlar. Diğer belediyelerle aynı
şekilde yardım yapılmasını diliyorum.
Beni dinlediğiniz için
teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Doğan.
Sayın milletvekilleri,
Genel Kurulda büyük bir uğultu var. Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 68
inci maddesini okuyorum: "Başkan, görüşmeler sırasında gürültü veya kavga
çıkar ve bu nedenle çalışma düzenini kuramazsa, kürsüde ayağa kalkarak,
toplantıya ara vereceğini ihtar etmek suretiyle gerekli gayreti gösterir; buna
rağmen, gürültü ve kavga devam ederse oturuma en çok bir saat ara verir."
Sayın milletvekillerinin,
sayın bakanlarımızla görüşmelerini kulislerde yapmalarını, dolayısıyla, Genel
Kurulun daha sessiz bir şekilde dinlenilmesini Başkanlık rica ediyor.
Şimdi, gündemdışı
konuşmaya, Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek tarafından cevap verilecektir.
Konuşma süresi 20
dakikadır.
Buyurun Sayın Bakan. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK
(Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz evvel bir gazetede
çıkan haber üzerine hissiyatını dile getirmeye çalışan çok değerli milletvekili
arkadaşımın burada ifade ettiği hususlara, hükümet olarak da, şahsen da
katıldığımı ifade etmek isterim.
Bu olay, yaklaşık, altı
ay kadar evvel meydana gelmiştir. Buraya gelmeden evvel, gündemdışı konuşmanın
söz konusu olduğu anlaşılınca, Mardin Başsavcımızdan bilgi aldım. Bu olay,
münferit bir olaydır ve Türkiye'nin diğer bölgelerinde de zaman zaman, maalesef
rastladığımız bir olaydır. Bu olayı bir bölgeye mal ederek ve genelleme yaparak
bir sonuca varmak, o bölgenin saygıdeğer insanlarına haksızlık olur,
insafsızlık olur. Keşke, bu neviden olaylar olmasa; ama, ne yapalım ki, çok
değişik sebeplerden dolayı, ister eğitim yetersizliğinden ister sosyokültürel
sebeplerden ister ekonomik yetersizlikten, yetmezlikten ya da insanlık hali,
maalesef, bu neviden, hepimizi üzen, hiç tasvip etmediğimiz olaylar meydana
geliyor; ama, bunun, sadece o bölgeye mahsus gibi gösterilip, o bölgenin insanlarını
töhmet altında bırakmak, onları zan altında bırakmak ve bu neviden suçların
sıkça işlendiği bir bölge gibi bir sonuca varmak, bence doğru değildir; evvela,
bunu belirtmek istiyorum.
İkincisi, tabiatıyla
olayın adlî boyutu var. Söyledim; altı aya yakın bir süre evvel bu olay meydana
gelmiş, bunun üzerine de, oradaki başsavcılık olaya vazıyet etmiştir. Şu an
burada dile getirilen olayla ilgili soruşturma, ağır cezada yargılama safhasına
kadar gelmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla, yargıya intikal eden bir olay olması
hasebiyle de, bunun üzerinde burada çok fazla konuşmak da, bence, doğru
değildir. Sadece, ben de, bir hissiyat olarak, bir düşünce olarak Sayın
Muharrem Doğan'ın burada dile getirdiği hususlara katıldığımı, bölgenin tümünün
münferit bir olaydan yola çıkarak zan altında bırakılmasının doğru
olmayacağını, oradaki insanlarımızın da, Türkiye'nin her köşesindeki insanlar
gibi, son derece saygıya layık, saygıdeğer insanlar olduğunu burada bilvesile
ifade etmek istedim.
Hepinize teşekkür
ediyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan.
Gündemdışı ikinci söz,
Atatürk'ün Amasya'ya gelişi ve Amasya Tamiminin 84 üncü yıldönümü nedeniyle söz
isteyen Amasya Milletvekili Hamza Albayrak'a aittir.
Buyurun Sayın Albayrak.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 5
dakikadır.
2.- Amasya
Milletvekili Hamza Albayrak'ın, Atatürk'ün Amasya'ya gelişinin ve "Kutsal
İttifak" olarak da bilinen Amasya Tamiminin 84 üncü yıldönümüne ilişkin
gündemdışı konuşması
HAMZA ALBAYRAK (Amasya) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, televizyonlarının başında bizleri
izleyen aziz milletimiz; "Kutsal İttifak" olarak da bilinen Amasya
Tamiminin 84 üncü yıldönümü dolayısıyla gündemdışı söz almış bulunuyorum;
hepinizi, şahsım ve tüm Amasyalılar adına en kalbî duygularla selamlıyorum.
12 Haziran 2003 günü,
Amasyamızı şereflendiren başta Sayın Cumhurbaşkanımız ve Meclis Başkanımız
olmak üzere, tüm katılımcılara ve emeği geçenlere içtenlikle teşekkür ediyor;
hepsini, ayrı ayrı, katkılarından dolayı kutluyorum.
Türkiye Cumhuriyeti
Devletinin kuruluşunun ilk adımı Amasya'da bu tamimle atılmıştır. Amasya
Tamimi, siyasî ve hukukî yönden büyük önem taşıyan tarihî bir belgedir. Bu
tamimle, millî mücadele fikri artık bir fikir olmaktan çıkmış, bir eyleme
dönüşmüştür. Mustafa Kemal Paşa, Anadolu'da başlayan millî mücadelenin hedefini
ve yöntemini belirlemiştir. Tamim, bir bağımsızlık bildirisidir. Bu tamimle,
istiklal meşalesi yakılmıştır. Tamim, 23 Nisanın müjdecisi, cumhuriyetin doğum
belgesidir. Çatısı altında bulunduğumuz Yüce Mecliste yer alan "Hakimiyet
bilâ kaydü şart milletindir" ifadesinin ilk tescilidir.
Değerli milletvekilleri,
şahsî egemenliğin reddedildiği, millet iradesinin ve sivil inisiyatifin temel
alındığı yerdir Amasya. Kurtuluşun, yeniden dirilmenin, bağımsızlığın
girizgâhıdır Amasya. Mustafa Kemal Paşa, 12 Haziran 1919'da, Amasya Müftüsü
Hacı Hafız Tevfik Efendi'nin davetiyle, Amasya'da coşkulu bir kalabalıkla
birlikte Cülüs Tepe'den Amasya'ya girer. Amasya Müftüsü Tevfik Efendi'nin,
Amasya girişinde karşıladığı Mustafa Kemal Paşa'ya "bütün Amasya
emrinizdedir; gazanız mübarek olsun. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Himmetiniz payidar olsun" sözleriyle verdiği destek ve moralle, millî
mücadele hareketinin, ilk yazılı tamimle dünyaya ilanıdır.
Mustafa Kemal Paşa,
Amasyalılara yaptığı konuşmada "padişah ve hükümet, itilaf devletlerinin
elinde esir bir vaziyettedir. Memleket elden gitmek üzeredir. Bu kötü vaziyete
çare bulmak için, sizlerle işbirliği yapmaya geldim. Hep beraber, aziz
vatanımızı ve istikbalimizi kurtarmak için çalışmalıyız" demiştir.
Amasyalılar "buna
hep beraber yemin edelim" diyerek, Anadolu insanının millî hâkimiyet ve
millî istiklale dayanan millî mücadelesini başlatmıştır. Emekli Müftü
Abdurrahman Kâmil Efendi, ramazan ayının mübarek günü olan cumada, Atatürk'ün
talimatıyla yapmış olduğu vaazında, Beyazıt Camiinde "Yegâne çare-i halâs,
halkımızın doğrudan doğruya hâkimiyetini eline alması ve iradesini
kullanmasıdır" deyip, millî mücadelenin kenetlendiği yerin Amasya olduğunun
altını çizmiştir.
Atatürk, bizzat
kendisinin kaleme aldığı Amasya Tamimiyle "milletin istiklalini, yine
milletin azim ve kararı kurtaracaktır" diyerek, Anadolu'da kalma, sine-i
millete dönme kararını almıştır. 22 Haziran 1919'da tüm dünyaya bunu ilan
etmiştir, millet egemenliğini dile getirmiştir, vatanımızın uğradığı haksız
işgallere ve haksızlıklara karşı Türk Milletinin duygularına tercüman olmuştur.
Tamimde "vatanın
bütünlüğü, milletin istiklali tehlikededir" şeklinde, ilk ifade, yer
almaktadır. Millet ve memleket meselelerine sahip çıkacak bir millî heyetin
kurulması söz konusu edilmekte, millî birlik ve beraberlik içerisinde, millete
dayanan bir mücadeleyle başarıya ulaşılacağının mesajı verilmektedir. Millet
gerçeğine dayanarak, altüst olan düzenin yerine, yeni bir düzeni öngörmektedir.
İstiklal, bu yeni düzenin parolası, millî iradeye dayanan millî hâkimiyet
ilkesi de gücüdür.
Kısaca, Amasya Tamimi,
Türk tarihinde hukukî ve siyasî önemiyle yeni bir Türk Devletinin kuruluşunu
hazırlayan bir temel vesika olması bakımından özel bir değer ifade etmektedir.
Amasya Tamimi, ayağa kalkmanın, kendine dönmenin onurunu taşımaktadır. Amasya
ve Amasyalılar da, buna ev sahipliği yapmanın ve gönlünü, inancını ortaya
koymanın gururunu taşımaktadır.
Tarihin tapusu, bilim ve
sanatın kapısı, istiklal ve kurtuluşun eşiği, kültür ve uygarlıkların beşiği
Amasya, Osmanlıya arka bahçe, cumhuriyete öncülük yapmış; Amasyalı, devamlı,
devlet kuranların, devleti ayakta tutmak isteyenlerin yanında yer almıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Albayrak.
HAMZA ALBAYRAK (Devamla)
- 7 500 yıllık tarihiyle eğitim, kültür, doğa ve termal turizme öncülük eden ve
Anadolu'ya Oxford olmuş Amasyamız, 1998 yılında cumhuriyetimizin 75 inci
yıldönümü münasebetiyle kendisine vaat edilen üniversitesini bu Yüce Meclisten
beklemektedir. Hiç şüphesiz ki, bu Yüce Meclis, Amasya'ya hak etmiş olduğu,
gecikmeli de olsa, üniversitesini en kısa sürede verecektir.
Amasya Tamiminin 84 üncü
Yıldönümünü kutlar; ilginize ve Amasya'ya olan katkınıza şimdiden teşekkür
eder; hepinize saygılar sunarım efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Albayrak.
Gündemdışı üçüncü söz,
memur maaşlarıyla ilgili söz isteyen, Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel'e
aittir.
Buyurun Sayın Pekel. (CHP
sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 5
dakikadır.
3.-
Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel'in, hükümetin, kamu çalışanlarının
maaşlarına yapmak istediği zam oranlarının az oluşunun getireceği sorunlara ve
alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması
SEDAT PEKEL (Balıkesir) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamu çalışanlarının maaş zamlarıyla
ilgili sorunlarına dikkati çekmek üzere gündemdışı söz almış bulunuyorum;
konuşmama başlamadan önce, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sosyal ve ekonomik
eşitsizliğin sürekli arttığını, memurun, işçinin, emeklinin, dul ve yetimlerin,
ne yazık ki, enflasyon karşısında acımasızca ezildiğini üzülerek görüyoruz.
Çalışanları, emeklileri ezen bu düzenle mücadele etmek, hepimiz için kaçınılmaz
bir görevdir.
Sayın milletvekilleri,
memurlarımızın ücretlerine temmuz ayında yapılacak zam ile kamu işçilerinin
toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin hâlâ sürdüğü, hükümet yetkililerince
kamuoyuna açıklanmıştır. Memur maaşlarına bu yılın ocak ayında yansıtılan yüzde
5 zam sonrası, hükümet, nisan ayı içinde de zam sözü vermiş; ancak, geçen süre
içinde çalışanlarımızın bu beklentileri maalesef boşa çıkmıştır. Temmuz ayında
yapılacağı söylenilen ve henüz görüşmelerinin sürdüğü açıklanan zam oranının
ise yüzde 5 ile yüzde 7 arasında olduğu belirtilmektedir. Yapılacak zam
oranının belirsizliği bir yana, konuşulan zam oranının düşüklüğü kamu
emekçileri tarafından tepkiyle karşılanmaktadır. Ülkemizin önemli bir
çoğunluğunu ilgilendiren bu konunun
geciktirilmeden ve en gerçekçi rakamlarla kamuoyuna açıklanması gerekmektedir.
Bununla birlikte, kamu işçileri ile hükümet arasında devam eden ücret artışıyla
ilgili görüşmelerden reel bir rakamın çıkacağını ümit etmekteyiz.
Değerli milletvekilleri,
memurlarımızın aldığı ücret, enflasyon karşısında sürekli erimektedir. Bununla
ilgili olarak bazı rakamlara dikkat çekmek istiyorum. Maliye Bakanlığı kamu
görevlilerinin aylıklarının hesaplanmasında kullanılan verilere göre 1998
yılında memur maaşları yüzde 20 oranında erimiştir. Bu oran, 1999'da 14,2;
2000'de 18,2; 2001'de 13,8 ve 2002'de de 17,9 olarak tespit edilmiştir. Yılın
ilk altı ayı bitmek üzereyken, enflasyonun, yüzde 15 olacağı da kesinleşmiştir.
Bu durumda, memur maaşlarında, bu ay sonu itibariyle yüzde 10 oranında erime
gerçekleşmiş olacaktır. Yılın ilk yarısı için verilmesi gereken zam oranı yüzde
15'ken, memurlara net yüzde 5 verilmiş, hükümet, kamu emekçilerimize, refah
payı hariç, yüzde 10 borçlu kalmıştır. Bu rakamlar ışığında, sosyal ve ekonomik
eşitsizliğin sürekli arttığını görmemek imkânsızdır.
Sayın milletvekilleri,
yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş, yaşamlarının son günlerini rahat ve huzur
içerisinde geçirmek isteyen emeklilerimizin, bununla birlikte dul ve
yetimlerimizin de, gelir dağılımı bakımından haksızlığa uğrayan bir kesim
olduğu açıktır. Aldıkları aylıklarla, yoksulluk sınırının altında yaşam
mücadelesi veren işçi ve memur emeklilerimiz, dul ve yetimlerimiz yoksulluk
sınırından kurtulmayı, gelir dağılımındaki adaletsizliğin düzeltilmesini ve
gelirlerinin bir an önce insanca yaşanabilir seviyeye çıkarılmasını
beklemektedirler.
Değerli milletvekilleri,
emeklilerimizi yakından ilgilendiren önemli bir başka noktaya dikkat çekmek
istiyorum. Sosyal devlet ve eşitlik ilkesine esas olarak, Emekli Sandığı ve SSK
emeklileri arasında, bağlanan aylıklar bakımından bir farkın olmaması
gerekirken, yıllardır eşitlik ilkesi çiğnenerek, çıkarılan kanunlarla
eşitsizlikler ve haksızlıklar artmış, aylıklarda, olmaması gereken farklılıklar
oluşmuştur.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Pekel.
SEDAT PEKEL (Devamla) -
Çalışma süreleri, prim ödeme gün sayıları, ödenen prim ve vergiler bakımından
ortak özellik taşıyan işçi ve memurlara farklı sistemlerin uygulanması,
farklılıkların oluşmasına neden olmuştur. Bunun en somut örneği, aylık bağlama
oranlarında görülmektedir.
4447 sayılı Kanunla,
aylık bağlama oranlarında hak kaybı getiren değişiklikler yapılmış, Emekli
Sandığı kapsamında yirmi yıl prim ödemiş bir hak sahibine yüzde 70 oranında
aylık bağlanırken, aynı süre prim ödemiş SSK emeklisine yüzde 55 oranında aylık
bağlanmıştır. 2000 yılı öncesi dönemde, en az aylık bağlama oranı, 4447 sayılı
Kanunla yüzde 35'e çekilmiş; Emekli Sandığı Kanununda ise, yüzde 70'lik bağlama
oranında değişiklik yapılmamıştır. Bu bakımdan, SSK emeklileri için de aylık
bağlama oranı yüzde 70'e çekilmeli ve bu şekilde eşitlik sağlanmalıdır.
Değerli milletvekilleri,
emeklilerimiz arasında, ekonomik ve sosyal bakımdan dikkat çeken
eşitsizliklerin diğerlerini ise şu başlıklar altında toplayabiliriz:
Aylık hesaplanmasında,
Emekli Sandığı kapsamında olanların en son kazançları dikkate alınırken,
SSK'lılar bakımından, çalışılan sürelerdeki ortalama yıllık kazanç esas
alınarak aylıklar hesaplanmaktadır.
506 sayılı Kanunda
yapılan değişikliklerde, sosyal güvenlik haklarında temel normlar, genel
ölçüler ve yaşam koşulları dikkate alınmamıştır.
Sosyal güvenlik
kuruluşları arasında norm ve standart birliği sağlayacak değişiklikler yapılmamış;
farklılıklar nedeniyle emekliler, kendi içlerinde küstürülmüşlerdir.
SSK'da, aylıkların
artışı, aylık tüketici fiyatlarına endekslenmiş; Emekli Sandığında ise,
gösterge ve katsayı sistemine göre artışlar yapılmaktadır.
Emekli Sandığında, çalışanların
haklarına paralel olarak emekli aylıklarında artışlar yapılırken, SSK'da ise
aylık TÜFE ile artışlar öngörülmüştür.
Ayrıca, SSK ve Bağ-Kur
emeklilerine seyyanen yapılan 75 000 000 ve 100 000 000 liralık zamdan sonra 58
inci hükümetin Başbakanı Sayın Abdullah Gül tarafından TÜFE artışının da devam
edeceği sözü verilmesine rağmen, bu artışların yapılmaması, SSK ve Bağ-Kur
emeklilerini gerçekten zor durumda bırakmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
SEDAT PEKEL (Devamla) -
Bitiriyorum Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri,
sosyal ve ekonomik eşitsizliğin önüne geçmek, memurumuzu, işçimizi, emeklimizi,
dul ve yetimlerimizi enflasyon karşısında mağdur etmemek, hepimiz için
kaçınılmaz görevdir.
Sizleri saygıyla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Teşekkür ederim Başkanım.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Pekel.
Başkanlığın Genel Kurula
diğer sunuşları vardır.
Sözlü soru önergesinin
geri alınmasına dair bir önerge vardır; okutuyorum:
B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Antalya
Milletvekili Nail Kamacı'nın (6/248) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına
ilişkin önergesi (4/71)
18.3.2003
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
(6/248) esas numaralı
sözlü soru önergemi geri alıyorum.
Gereğini saygılarımla arz
ederim.
Nail Kamacı
Antalya
BAŞKAN - Sözlü soru
önergesi geri verilmiştir.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutuyorum:
2.-
Avrupa-Akdeniz Forumu çerçevesinde oluşturulan çalışma grubu toplantılarına,
Türkiye Büyük Millet Meclisini temsilen iki milletvekilinden oluşan bir
Parlamento heyetinin katılmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/317)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kuruluna
Avrupa-Akdeniz Forumu
çerçevesinde oluşturulan çalışma grubu toplantılarına Türkiye Büyük Millet
Meclisinden, iki milletvekilinden oluşan bir Parlamento heyeti davet
edilmektedir.
Buna göre, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 9
uncu maddesi uyarınca bir parlamenter heyetin anılan toplantıya katılması
hususu Genel Kurulun tasviplerine sunulur.
İsmail Alptekin
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı Vekili
BAŞKAN - Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubunun, İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır;
okutup oylarınıza sunacağım ve istem halinde ikişer üyeye, lehte ve aleyhte,
10'ar dakika söz vereceğim.
Öneriyi okutuyorum:
V. -
ÖNERİLER
A) SİYASÎ
PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1.- Genel
Kurulun çalışma saatleri ile gündemindeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine
ilişkin AK Parti Grubu önerisi
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulunun
19.6.2003 Perşembe günü (bugün) yaptığı toplantıda, siyasî parti grupları
arasında oybirliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel
Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.
Haluk İpek
AK Parti Grubu Başkanvekili
Öneri:
Genel Kurulun 19.6.2003
Perşembe günkü (bugün) Birleşiminde, daha önce gelen kâğıtlar listesinde
yayımlanan ve dağıtılan 180 sıra sayılı kanun tasarısının 48 saat geçmeden,
gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler" kısmının 1 inci sırasına, bu kısmın 16 ncı sırasında yer alan 146
sıra sayılı kanun tasarısının 3 üncü sırasına, 1 inci sırasında yer alan 152
sıra sayılı kanun tasarısının ise 4 üncü sırasına alınması ve gündemin 3 üncü
sırasına kadar olan işlerin görüşmelerinin bitimine kadar çalışma süresinin
uzatılması, görüşmelerin saat 24.00'e kadar tamamlanamaması halinde saat
24.00'ten sonra da çalışmalara devam edilmesinin Genel Kurulun onayına
sunulması önerilmiştir.
BAŞKAN - Söz talebi?..
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Sayın Başkan...
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Özyürek.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisinin
Meclis gündemiyle ilgili önerisi hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi
saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlarım,
salı günü, yine, burada, bir Danışma Kurulu önerisini oybirliğiyle kabul ettik;
çünkü, Danışma Kurulunda, Adalet ve Kalkınma Partisinin grup
başkanvekilleriyle, Cumhuriyet Halk Partisinin grup başkanvekilleri gündem
konusunda bir mutabakat sağlamışlardı. O mutabakat çerçevesinde de
çalışmalarımızı yürütürken, bugün, farklı bir durumla karşı karşıya kaldık. O
farklılık nereden kaynaklandı diye baktığımızda, "Avrupa Birliğiyle uyum
yasası" dediğimiz bazı kanunlarda değişiklik yapan bir yasa tasarısının
öncelikle görüşülmesi talebi olduğunu gördük.
Şimdi, öyle zannediyorum
ki, böylesine günübirlik bir çalışma yönteminin uygulanmasından, Adalet ve
Kalkınma Partisinin grup başkanvekilleri ve siz değerli milletvekilleri de
şikâyetçisiniz.
Şimdi, öne alınması
istenen bu Avrupa Birliğiyle uyum yasa tasarısının çok önceleri hazırlandığını
-hatta Sayın Adalet Bakanı, lütfedip, bizim grubumuza göndermişlerdi-
biliyoruz. Bu taslak, nedense, hükümette uzunca bir süre bekledikten sonra, çok
küçük bir iki değişiklikten sonra Türkiye Büyük Millet Meclisine geldi,
aceleyle Adalet Komisyonundan geçirildi ve yine, 48 saat beklemeden gündeme
alınması istendi.
Baştan beri, biz,
Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bütün sözcülerimizin ağzından ve Genel
Başkanımız Sayın Deniz Baykal'ın ağzından ifade ettik ki, esas itibariyle, biz,
Avrupa Birliğine uyum paketi olarak nitelendirilen tasarıyı destekliyoruz.
Burada bir sorunumuz yok; ama, hükümetin, görevini zamanında yapmayıp, Meclise,
konuyu yeteri kadar düşünme, inceleme, araştırma fırsatı vermemiş olmasından,
doğrusu, son derece üzüntü duyuyorum. Bu konuda, o kadar çok çeşitli demeçler
dinledik ki, alt alta yazıp okusam, bir roman olur. Sayın Başbakan, birkaç kez
"biz, bu uyum yasasının Mecliste enine boyuna tartışılmasına fırsat
verecek şekilde davranacağız, Meclisi sıkboğaz etmeyeceğiz" dediler ve
biz, gündemi -daha önce- salı günü belirledikten sonra da, Dışişleri Bakanı
Sayın Abdullah Gül'ün bir demeci yayımlandı; dedi ki: "Bu hafta uyum
paketi Türkiye Büyük Millet Meclisinden çıkacak."
Değerli arkadaşlarım,
geçmişteki tartışmaları hatırlarsınız. Onbeş günde 15 yasa diye, IMF'nin
istekleri doğrultusunda bir dayatma gündeme geldiğinde, o zamanki Mecliste çok
fazla tepki gösterilmişti. Bu tepkiyi gösteren gruplardan biri de, o zamanki
Adalet ve Kalkınma Partisiydi. Bizim itirazımız, uyum yasalarına değil; bizim
itirazımız, Meclisi biraz yok sayma, Meclisi bir noter gibi kullanma
alışkanlığınadır. Hükümeti, bu noktada, gerçekten, dikkatli olmaya çağırıyorum.
Böylesine önemli bir konuyu, uzunca bir süre hükümetin gündeminde tuttuktan
sonra, ilgili komisyonda iki saat görüştüreceksiniz ve daha önemlisi, bu
tasarının mutlaka ve mutlaka Anayasa Komisyonunda da görüşülmesi gerekirken,
Anayasa Komisyonunda görüşülmesine fırsat vermeyeceksiniz ve daha yeni kurmuş
olduğumuz Avrupa Birliğiyle uyumla ilgili komisyondan geçirmeyeceksiniz ve
Genel Kurulun önüne getireceksiniz. Nasıl olsa, muhalefetin de buna itirazı
yok, öyleyse ne gerek var bütün bunlara diyebilirsiniz; ama, biz, bir görev
yapıyoruz. Burada her milletvekilinin görüşünün bir önemi, bir ağırlığı var.
Zaten, bu uyum yasalarını çıkarmakla, Mecliste kabul edilmekle bir şey olmuyor
ki. Türkiye, hâlâ, kitapların yakıldığı bir ülke. Geçen gün, yine basından
izlemişsinizdir; Marquis de Sade'ın,
klasikleşmiş, artık üniversitelerde bile okutulan bir kitabı, mahkeme kararıyla
yakıldı. Biz, böyle, yüz yıl önce yazılmış, klasikleşmiş bir kitabı bile yakan
ülke konumunu, manzarasını sergilediğimiz sürece, burada istediğiniz kadar
kanun çıkarınız, ne kendinizi özgürlükçü bir ülke, demokrasiyi bütün kurum ve
kurallarıyla uygulayan bir ülke şeklinde gösterebilirsiniz ne de Avrupa Birliğine
kabul, üyelik yönünde önemli bir adım atmış olursunuz.
Yine, işkencecilerle
ilgili sorunlar aynen devam ediyor. İşkence yapan polisler, bir türlü, gelip
mahkemede ifade vermiyorlar. Böylesi bir manzarayla -biz, burada, oybirliğiyle
her gün kanun çıkaralım- inanmanızı isterim ki, bir adım atamayız değerli
arkadaşlarım.
Tabiî, hükümet yeni
kuruldu denilebilir; ama, bu hükümetimiz yedi aydır işbaşındadır. Artık,
buradan çıkan kanunların, özellikle demokrasiyi daha yaygınlaştıran,
özgürlükleri daha etkinleştiren kanunların mutlaka hayata geçirilmesi lazım.
Bunun sağlanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değil, hükümetin
sorumluluğundadır. Artık, Türkiye'de, işkence kesinlikle gündemden çıkmalıdır
değerli arkadaşlarım; yani, Türkiye, işkenceyle anılan bir ülke konumundan
kesinlikle çıkarılmalıdır. Artık, Türkiye, yazdığı için, çizdiği için,
düşündüğü için, insanların hapse atıldığı bir ülke konumundan çıkarılmalıdır.
Artık, Türkiye'de kitaplar yakılmamalıdır, düşünce ve düşünceyi ifade
özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü suç olmaktan çıkarılmalıdır.
Biz, Cumhuriyet Halk
Partisi olarak, bu dileklerimize bir adım olur diye, bu uyum yasalarını sonuna
kadar destekliyoruz; ama, bu yasaların eksiksiz bir şekilde uygulanması
görevini hükümete verirken, bunun da takipçisi olacağımızı ifade ediyoruz.
Ayrıca, bu, sadece
Cumhuriyet Halk Partisinin, sadece muhalefetin, sadece bazı sivil toplum
örgütlerinin, sadece insan hakları ihlalleriyle mücadele, insan haklarını
korumaya çalışan örgütlerin sorunu değil, birinci derecede de iktidar
partisinin sorunudur. Bu konularda dikkatli olmak, hassas olmak, her türlü
duyarlılığı göstermek boynumuzun borcudur, üzerimize düşen bir görevdir ve
yine, hükümetimizin, çoğunluk partimizin, bu Meclisi saygın bir hale
getirebilmek için, hiç olmazsa, 48 saat geçmeden kanun tasarılarının
görüşülmediği, 48 saat geçmeden komisyonlarda kanun tasarı ve tekliflerinin ele
alınmadığı; yani, milletvekillerinin de, halkın temsilcileri olarak, böylesine
önemli konularda fikirlerinin olabileceği, onların da görüş ifade edebileceği,
onların da düşüncelerini hayata geçirmek isteyeceği nedeniyle hassasiyet
göstermesini bekliyorum. Eğer, içimizden çıkmış olan hükümet ve içimizde olan
çoğunluk partisi, milletvekillerinin bu doğal hakkına saygı göstermezse,
kamuoyundan saygıyı bekleyemeyiz. O nedenle, biz, Danışma Kurulunda, bugün
gündeme gelen konularla ilgili muhalefet ettik; ama, biraz sonra görüşeceğimiz
konuda bazı ufak tefek değişiklik önergelerimiz dışında, Avrupa Birliğine uyum
paketini özü itibariyle destekliyoruz ve diliyoruz ki, şu paketleri 6, 7, 8, 9
gibi, sıralamaktan, numaralandırmaktan vazgeçelim, ne yapacaksak birden
yapalım, ikmale kalmış çocuklar gibi durmadan sınava giren insanlar olmaktan
kurtulalım.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)
- Tamamlıyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Özyürek.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)
- Hükümet, ne getirecekse, dilerdik ki, bununla birlikte, Altıncı Uyum
Paketinin içinde hepsini getirsin, burada gece gündüz konuşalım, noktalayalım
ve bundan sonra da, hep birlikte, uygulamayı takip edelim; ama, ne yazık ki,
altıncısı bitmeden yedincisini, yedincisi bitmeden sekizincisini konuşan bir
ülke haline geldik. Biz, bundan büyük üzüntü duyuyoruz. İçeriğindeki ilgili konularda
fazla farklılığımız yok; ama, bunun, zamanında gündeme gelmeyişinden, olayların
yaygınlaşmasından... Doğrusu, bu hafta bu kanun tasarısını Türkiye Büyük Millet
Meclisinde görüşeceğimizi, Dışişleri Bakanımızın televizyon açıklamalarından da
öğrenmek istemiyoruz. Biz, bunu, Danışma Kurulunda belirlemek istiyoruz; biz,
bunu, önceden bilmek istiyoruz. Sayın Bakanlarımız, Türkiye Büyük Millet
Meclisine emir verme alışkanlığından, kesinlikle, vazgeçmelidirler. Bunu
dilemek, bu temennide buluşmak sadece Cumhuriyet Halk Partisinin değil,
seçilmiş ve buraya gelmiş olan Adalet ve Kalkınma Partisi üyelerinin de
sorumluluğundadır.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Özyürek.
Önerinin aleyhinde olmak
üzere, Sayın Oğuz Oyan; buyurun.
OĞUZ OYAN (İzmir) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Danışma Kurulu yeniden toplandı; bu
haftanın gündemini belirlemişken, yeni bir gündem maddesi eklendi. Şimdi, bu
gündem maddesi, uyum yasası tasarısı.
Değerli arkadaşlarım,
şimdi, bu mesele, haftalardır, belki de iki aydır kamuoyunda tartışılan bir
mesele. Haftalardır, iki aydır kamuoyunda tartışılan bir meselenin, Türkiye
Büyük Millet Meclisinde tartışılması için iki günü yeterli göreceksiniz; bir
gün komisyon, bir gün Genel Kurul; oldubitti... Bu acelecilik niye değerli
arkadaşlarım? Bunun arkasındaki gerekçeler nelerdir? Bize sunulan gerekçe ne;
süreci hızlandıralım, yarınki Selanik Zirvesine yetiştirelim.
Değerli arkadaşlarım,
Selanik Zirvesi dün ilan edilmedi, bunu dün öğrenmedik. Bu, öteden beri bilinen
bir tarih. Şimdi, hükümet, kendi gecikmesinin bedelini yasama organına müdahale
ederek mi çıkarıyor?! O zaman, güçler ayrılığı nerede kaldı?! Biz, yasama
organı olarak "ey yürütme, ey hükümet, bırak da, biz bunu bir tartışalım"
dememeli miyiz?! Bunun, sadece gazete haberleri üzerinden kamuoyunda
tartışılması yeter mi?! Biz milletvekilleriyiz, bunu tartışalım, eksiği gediği
varsa tamamlayalım. Bu yasama organı bunu yaptı. Buna siz de katıldınız bir
kere. Bunu bırakın tamamlayalım, yanlış bir şey varsa söyleyelim; ama, bir
tartışalım. Milletvekilleri okusunlar. Daha dün çıktı; bir tek komisyona
gidebildi, ikinci komisyon görüşmedi. Bir başka komisyonun, Avrupa Birliği Uyum
Komisyonunun görüşmesi gerekiyordu. Biz bu komisyonu niye kurduk?! Bu
komisyonun sekreteryası daha çalışmaya başlamamış; anlarım; yani, bütün
tasarıları oraya yollamayalım. Sekreteryası şimdilik bunu kaldıramaz; ama, bir
tane tasarıyı, çok önemli bir tasarıyı, bir uyum yasası tasarısını da
yollamayacaksak neyi yollayacağız Avrupa Birliği Uyum Komisyonuna?! Başkanı
yurt dışındaymış. Başkanın vekili yok mudur; vekili burada. Olmadı, öbür
haftabaşında konuşun. Nedir aceleniz?
Değerli arkadaşlarım,
bakınız, burada Meclisin itibarı söz konusudur. Hiçbir gerekçe Meclisin
itibarından daha önemli olamaz. Meclis, yürütmenin her dediğine
"evet" ve bütün İçtüzük kuralları için "evet" dedikçe,
kendi itibarını sürekli olarak aşındırmaktadır. Bu, bir erozyondur. Bu
erozyona, lütfen, katkıda bulunmayınız. Biz, bunu, değerli grup başkanvekiline
de söyledik. Bugün bunun gelmemesi gerekiyordu. Bunun, mutlaka, komisyon
sürecini tamamlayarak buraya gelmesi gerekirdi. Üstelik, bakın, üzerinde büyük
ölçüde de anlaştığımız bir mesele; ama, burada, bu, sadece biçimsel bir itiraz
değil. Burada, yasama organının haklarının gasbına itiraz etmemiz gerekiyor.
Değerli arkadaşlarım,
bakınız, Türkiye'nin, bu tür zirvelere, oldubittiyle, böyle, birtakım şeyleri
hızla yetiştirerek bir avantaj sağlaması söz konusu olamaz. Biz bunu yarına yetiştirdik
diye, karşılığında Avrupa Birliği bir adım mı atacak?! Nedir bunu yarına
yetiştirmenin gerekçesi? Eğer, bu, Millet Meclisine sunulmuşsa ve Millet
Meclisinde iki parti -Anamuhalefet Partisi ve İktidar Partisi- buna büyük
ölçüde "evet" demişse, zaten, bunun buraya sunulmuş olması, zirve
için yeterli koşuldur; yeterlidir. Bunun ötesine gitmek, Türkiye'nin
demokrasisini, tartışılan bir demokrasi, eksikli bir demokrasi... Yani, biz,
kendi demokratik rüştümüzü ispat edemedik; sanki, bunu götürürsek "tamam,
işte, Türkiye demokratikleşiyor" mu denilecek? Nedir mesele?
Bakın, bu ülkeyi Avrupa
Birliğine en çok yaklaştıran karar nedir biliyor musunuz; bu ülkeyi Avrupa
Birliğine en çok yaklaştıran karar, ne bizim daha önce -aralıkta, ocakta-
çıkardığımız uyum paketi ne bu; bizi Avrupa Birliğine yaklaştıran en önemli
karar, bu Meclisin, hükümetin getirdiği bir tezkereyi reddettiği gündür. Bu,
bizi Avrupa Birliğine en çok yaklaştıran karardır; yani, 1 Mart olayıdır bu
Meclisin rüştünü ispat eden. Hükümet, bugün, bunu görebilmelidir. Avrupa
Birliğinde Türkiye'nin itibarı, prestiji arttıysa, bu, 1 Mart olayı
dolayısıyladır; yani, Meclis, kendi haklarına sahip çıktığı gün bunu
kanıtlamıştır ve "ben, olgun bir demokratik ülkeyim, hükümetin her
dediğine evet demem" diyebilmiştir.
Burada, hükümet, bu
süreci hızlandırmak istiyor. Geliniz "hayır, her şey yerinde; biz bunu
tartışalım, bu AB Komisyonuna da gitsin, ondan sonra" diyebilmeliyiz.
Benzer şekilde -birazdan gelecek- sanki Doğu Avrupa'nın demokrasiye yeni geçmiş
ülkeleri gibi, sanki bir eksikli demokrasi gibi, Hollanda dışında hiçbir Avrupa
Birliği ülkesi seçimlerde hükümetdışı kuruluşlardan gözlemci bulundurmayı kabul
etmemişken ve bunu Seçim Yasasına geçirmemişken, iş hukuku yasasına
geçirmemişken, sadece AGİT zirvesi üzerinden geçirilirken, bugün bunu burada
hızlandırmak, bizim Avrupa Birliğine dönük itibarımızı artıran bir şey mi
sanıyorsunuz? Bu, birazdan önümüze gelecek.
Değerli arkadaşlarım,
biz, kendimizi, on yıllık bir süredir demokrasi oyununa girmiş ülkelerle bir
tutan bir düzenlemeyi acaba getirmeli miydik? Türkiye bu duruma düşürülmemeli.
Türkiye'nin onurunu korumak, her şeyden önce, hükümetin de, yasama organının da
ortak görevidir. Eğer, bir tanesi bunu yeterince korumuyorsa, yasama organının
bunu hatırlatmak görevi vardır ve ben sizi, bugün, bu göreve davet ediyorum.
Teşekkür ederim. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Oyan.
Önerinin lehinde, Ankara
Milletvekili Haluk İpek.
Buyurun Sayın İpek. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
HALUK İPEK (Ankara) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Danışma Kurulunda, üzerinde muhalefet
partisiyle uzlaşma, oybirliği sağlayamadığımız paketin Genel Kurula taşınması
sebebiyle lehinde söz almış bulunuyorum. Salı günü yapmış olduğumuz Danışma
Kurulunda, doğru, oybirliğiyle, uzlaşarak Genel Kurulun gündemini hazırladık;
ancak, tabiî, hızlı gelişen gündem nedeniyle, daha önceden Aralık 2002
tarihinde Avrupa Birliğine katılım sürecinde vermiş olduğumuz taahhütler
nedeniyle, Altıncı Uyum Paketini bugün buraya getirmemiz zarurî oldu.
Paketin içeriği konusunda
muhalefetin herhangi bir itirazı söz konusu değil. Bu da sevindirici. Esasen,
48 saat süre geçmeden Genel Kurula taşınması konusuna itiraz ediyorlar. Biz,
İktidar Grubu olarak, mümkün olduğunca ve geneli itibariyle 48 saat geçmeden
tasarıları Genel Kurula taşımamayı, esas itibariyle, ilke olarak takip ediyoruz
ve bu konuda da genelde uzlaşıyoruz; ancak, bilindiği gibi -bugün, toplantıda
da söyledik- 20 Haziranda Selanik Zirvesi var. Selanik Zirvesine giden
hükümetimizin, bu paketi, yani Altıncı Uyum Paketini çıkarmış olarak gitmesi,
orada kendisini çok daha güçlü kılacaktır.
İçeriğine itirazı olmayan muhalefetin, bu konuda da, hızlanma konusunda da bizi anlayışla karşılamasını be