DÖNEM : 22        YASAMA YILI : 1

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

CİLT : 15

 

83 üncü Birleşim

22 . 5 . 2003 Perşembe

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMA

 IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Erzurum Milletvekili Mustafa Nuri Akbulut’un, SSK ve Bağ-Kur’a birikmiş prim borcu bulunan vatandaşlarımıza ödeme kolaylığı sağlanması konusundaki gündemdışı konuşması ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu’nun cevabı

2. - Kars Milletvekili Selami Yiğit’in, Kars Kafkas Üniversitesi Tıp Fakültesinin akademik ve idarî personel sorunu ile inşaatı devam eden Kars Devlet Hastanesine ilişkin gündemdışı konuşması ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın cevabı

3. - Adana Milletvekili Recep Garip’in, Necip Fazıl Kısakürek’in ölümünün 20 nci, doğumunun 100 üncü yıldönümü münasebetiyle gündemdışı konuşması

B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. - Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz ve 31 milletvekilinin, Erzurum İlinin ekonomik, sosyal, kültürel ve kentsel sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/87)

2. - Diyarbakır Milletvekili Aziz Akgül ve 19 milletvekilinin, kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması konusunda Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/88)

3. - Diyarbakır Milletvekili Aziz Akgül ve 19 milletvekilinin, kamu yönetiminde bilgi teknolojilerinin kullanılması ve e-devlet konusunda Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/89)

C) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. - Portekiz’in Lizbon Şehrinde yapılacak olan Nüfus ve Gelişme Üzerine Avrupa Parlamentolararası Forumuna ismen davet edilen TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Bingöl Milletvekili Mahfuz Güler ile Komisyon Üyesi Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un katılmalarına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/291)

V. - ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. - Genel Kurul gündemindeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. - İş Kanunu Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/534) (S. Sayısı :73 ve 73’e 1 inci Ek)

 

2. - 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerin Sağlık Bakanlığına Ait Bölümünde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/554) (S. Sayısı :133)

3. - Türkiye Cumhuriyeti ile Bosna-Hersek Bakanlar Kurulu Arasında Kültür Merkezlerinin Kuruluşu ve İşleyişi Hakkında Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/140)(S. Sayısı : 119)

4. - Atlantik Ton Balıklarının Korunmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme ile Nihaî Senet, Atlantik Ton Balıkçılık İşletmeleri İstatistiklerinin Toplanmasına Dair Kanun, Usul Kuralları ve Malî Düzenlemelere Katılmamızın Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/516) (S. Sayısı :120)

VII. - AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. - İzmir Milletvekili Enver Öktem’in, Manisa Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi’nin, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2. - Çorum Milletvekili Agah Kafkas’ın, Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin’in, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak dört oturum yaptı.

Aydın Milletvekili Ahmet Ertürk'ün, 21 Mayıs Dünya Süt Gününe ilişkin gündemdışı konuşmasına, Devlet Bakanı Beşir Atalay cevap verdi.

Hatay Milletvekili Züheyir Amber, Engelliler Haftasına,

Kırıkkale Milletvekili Vahit Erdem, kamu sektörü reformuna,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

Bitlis Milletvekili Vahit Kiler ve 24 milletvekilinin, Bitlis İlinin ekonomik ve sosyal sorunlarının araştırılarak kalkınması için (10/84),

Diyarbakır Milletvekili Aziz Akgül ve 26 milletvekilinin, KOBİ'lerin sorunlarının araştırılarak (10/85),

Ağrı Milletvekili Halil Özyolcu ve 21 milletvekilinin, Ağrı İlinin ekonomik ve sosyal açılardan yeterince gelişememesinin nedenlerinin araştırılarak kalkınması için (10/86),

Alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Genel Kurulun 21.5.2003 Çarşamba günkü (bugün) birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesine, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 34 üncü sırasında yer alan 120 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 4 üncü sırasına alınmasına ve çalışma süresinin 15.00-23.00 saatleri arasında olmasına; 22.5.2003 Perşembe günkü birleşiminde ise gündemin 5 inci sırasına kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasına; 23.5.2003 Cuma günü de Genel Kurulun saat 14.00'te toplanmasına ve gündemin  "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmının 63 üncü sırasında yer alan, Hükümet adına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki ilişkiler konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 102 ve 103 üncü maddeleri uyarınca bir genel görüşme açılmasına ilişkin (8/2) esas numaralı önergesinin öngörüşmesinin yapılmasına ve çalışma süresinin bu işin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar olmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.

(10/29, 31) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunda açık bulunan üyeliğe, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunca aday gösterilen Trabzon Milletvekili Şevket Arz seçildi.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 1 inci sırasında bulunan İş Kanunu Tasarısının (1/534) (S. Sayısı : 73 ve 73'e 1 inci Ek) görüşmelerine devam olunarak, geçici madde 6'ya kadar kabul edildi, geçici madde 6 üzerinde bir süre görüşüldü.

22 Mayıs 2003 Perşembe günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 22.58'de son verildi.

Sadık Yakut

Başkanvekili

 

Enver Yılmaz

Yaşar Tüzün

 

Ordu

Bilecik

 

Kâtip Üye

Kâtip Üye

 

                                                    II. - GELEN KÂĞITLAR                                          No. :115

22.5.2003 PERŞEMBE

Rapor

1. - Bayburt Milletvekili Ülkü Güney'in; Bayburt İlinde Konursu, Gökçedere ve Masat Adıyla Üç Yeni İlçe Kurulmasına Dair Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/17) (S. Sayısı : 140) (Dağıtma tarihi : 22.5.2003) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, bir yakınının atanmasına ilişkin Devlet Bakanından (Beşir Atalay) sözlü soru önergesi (6/487) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.2003)

2. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, bir yakınının atanmasına ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/488) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.2003)

3. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, bazı atamalara ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/489) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.2003)

4. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, kardeşinin atamasına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Abdüllatif Şener) sözlü soru önergesi (6/490) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.2003)

5. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, bir milletvekili eşinin bulunduğu göreve ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/491) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.2003)

6. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, bazı atamalara ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan) sözlü soru önergesi (6/492) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.2003)

7. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde teftiş yapan mülkiye başmüfettişlerinin halen bulundukları göreve ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/493) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.2003)

8. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, bazı atamalara ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/494) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.2003)

9. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, bazı atamalara ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/495) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.2003)

10. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, bazı atamalara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/496) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.2003)

11. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, bazı atamalara ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/497) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.2003)

12. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, bazı şahısların atamalarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/498) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.2003)

13. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, bazı atamalara ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/499) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.2003)

14. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, bazı atamalara ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/500) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.2003)

15. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesinin bazı bölümlerinden mezun olanların istihdam sorunlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/501) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.2003)

16. - Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın, Niğde Gebere Barajından yapılan sulamadaki ücret tarifesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/502) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.2003)

Yazılı Soru Önergeleri

1. - Diyarbakır Milletvekili Mesut Değer'in, pişmanlık kanunlarından yararlananlara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/628) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.2003)

2. - Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı'nın, Anayasa Mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararına rağmen 61 yaş üzerindeki kamu görevlilerinin emekliye sevk edildiği iddialarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/629) (Başkanlığa geliş tarihi : 20.5.2003)

3. - Diyarbakır Milletvekili Mesut Değer'in, köy korucularına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/630) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.2003)

4. - Ankara Milletvekili A. İsmet Çanakcı'nın, bir gazetede çıkan Sivas olayı sanıklarıyla ilgili habere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/631) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.2003)

5. - Kırklareli Milletvekili Mehmet S. Kesimoğlu'nun, Kırklareli-Vize-Çakıllı Beldesinin elekt-rik şebekesinin yenileme çalışmalarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/632) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.2003)

6. - Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü'nün, Tekirdağ İlinde Özelleştirme Sosyal Destek Projesinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/633) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.2003)

7. - Afyon Milletvekili Halil Ünlütepe'nin, 3.2.2002 tarihinde Afyon'da meydana gelen deprem sonrası yeniden yapılandırma çalışmalarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/634) (Başkanlığa geliş tarihi : 20.5.2003)

8. - Afyon Milletvekili Halil Ünlütepe'nin, Afyon-Bolvadin'deki Çarşı Camiinin ne zaman ibadete açılacağına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/635) (Başkanlığa geliş tarihi : 20.5.2003)

Meclis Araştırması Önergeleri

1. - Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz ve 31 Milletvekilinin, Erzurum İlinin ekonomik, sosyal, kültürel ve kentsel sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/87) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.5.2003)

2. - Diyarbakır Milletvekili Aziz Akgül ve 19 Milletvekilinin, kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/88) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.5.2003)

3. - Diyarbakır Milletvekili Aziz Akgül ve 19 Milletvekilinin, kamu yönetiminde bilgi teknolojilerinin kullanılması ve e-devlet konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/89) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.5.2003)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati :15.00

22 Mayıs 2003 Perşembe

BAŞKAN : Başkanvekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER : Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Enver YILMAZ (Ordu)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 83 üncü Birleşimini açıyorum.

III. - YOKLAMA

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakika süre vereceğim.

Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını, teknik personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Saygıdeğer milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim. Konuşma süreleri 5'er dakikadır. Hükümet, bu konuşmalara cevap verebilir; hükümetin süresi 20 dakikadır.

Gündemdışı ilk söz, Bağ-Kur ve SSK borçlularına ödeme kolaylığı sağlanmasıyla ilgili söz isteyen, Erzurum Milletvekili Mustafa Nuri Akbulut'a aittir.

Buyurun Sayın Akbulut. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Erzurum Milletvekili Mustafa Nuri Akbulut’un, SSK ve Bağ-Kura birikmiş prim borcu bulunan vatandaşlarımıza ödeme kolaylığı sağlanması konusundaki gündemdışı konuşması ve Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu’nun cevabı

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kura birikmiş prim borcu bulunan vatandaşlarımıza ödeme kolaylığı sağlanması hakkındaki düşüncelerimi aktarmak üzere gündemdışı söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Anayasanın 2 nci maddesinde belirtildiği üzere, Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Anayasanın 60 ıncı ve 173 üncü maddeleriyle, herkese sosyal güvenlik hakkı tanınmış, devlete, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alma ve teşkilatı kurma görevi ile esnaf ve sanatkârı koruyucu ve destekleyici tedbirleri alma görevi verilmiştir.

Devlete yüklenen bu anayasal görevin gereği olarak kurulan Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur, kuruluş yasalarıyla kendilerine yüklenilen görevleri toplanılan primlerle yerine getirmeye çalışmaktadır; ancak, her iki sosyal güvenlik kurumu da, içerisinde bulundukları olumsuz koşullar nedeniyle işlevini sürdüremez hale gelmiştir. Hazine yardımlarıyla ayakta kalan ve ancak bu şekilde hukukî varlıklarını sürdürebilen bu kurumların Hazineye olan yükleri, ülkenin kalkınması yolunda yatırım ve istihdama harcanması gereken kaynaklarının heba olması anlamına gelmektedir. Bu nedenle, her iki kurum için de acilen gerçekçi ve somut tedbirlerin alınması gerekir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde 2000 ve 2001 yıllarında yaşanan krizler, ekonomik ve sosyal hayatı derinden etkilemiştir. Bu krizlerin ekonomiye olan olumsuz etkileri, üretimin daralması, işletmelerin kapanması veya malî bünyelerinin zayıflaması şeklinde olmuştur. Yaşanan bu ağır ekonomik koşullar nedeniyle, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kura tabi birçok vatandaşımız primlerini ödeyememiştir. Uygulanan yüksek faiz oranlarıyla biriken ve katlanarak artan borcun önemli bir kısmının ödenmesi, neredeyse imkânsız haldedir. Tüm icra yaptırımlarına rağmen, halkın içinde bulunduğu zor şartlarda bu borcun tahsil edilemediği bilinmektedir. Uygulanan icra cezaları, mal beyanı, taahhüdü ihlal gibi cezalar nedeniyle, vatandaşımız devletle karşı karşıya gelmiştir.

Esnaf ve sanatkârımız büyük bir sıkıntı içindedir. Siftahsız günler geçiren, kepenk kapatan, evine ekmek dahi götüremeyecek duruma düşürülen esnafımızın, tarlasını ekecek tohumu dahi bulmakta güçlük çeken geçim derdindeki çiftçimizin, Bağ-Kur primini ödeyememiş olmasını, keza, çalıştırdığı işçinin ücretini dahi ödemekte acze düşmüş olan işverenimizin, Sosyal Sigortalar Kurumu primini yatıramamış olmasını anlayışla karşılamak gerekir.

3 Kasım 2002 seçimleriyle tecelli eden millî irade ve kurulan AK Parti Hükümetleriyle, ülkede güven ortamı oluşmuş ve vatandaşlarımız yarınlarına çok daha güvenle bakmaya başlamışlardır. 58 ve 59 uncu hükümetlerin göreve başlamasından sonra, ülkenin ağır dış sorunlarının yanında, içinden çıkılamaz hale getirilmiş olan iç sorunlarının da büyük bir titizlikle çözülmeye çalışıldığını ve bir daha ortaya çıkmayacak şekilde düzenlemeler yapıldığını biliyoruz.

Geçen kısa süre içerisinde çıkarılan Vergi Barışı Yasasıyla büyük bir başarı sağlanmış, Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine borçlu vatandaşlarımız için getirilen kolaylık çiftçilerimiz tarafından sevinçle karşılanmış, Elektrik Kurumu borçları için gerek indirim ve gerekse ödeme kolaylığı sağlanması büyük ilgi görmüş, tahsil edilme imkânı bulunmayan büyük miktardaki alacaklar bu surette tahsil edilmiş ve önemli kaynaklar sağlanmıştır. Yapılan bu düzenlemeler, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kura borçlu olan vatandaşlarımız tarafından heyecanla ve ilgiyle takip edilmekte, kendileri için de bir kolaylığın sağlanması sabırsızlıkla beklenmektedir.

Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur prim borçlularına da benzer bir kolaylığın sağlanması gerekmektedir. Yapılacak yeni düzenlemenin, ülkede sosyal güvenlik alanında da barışın sağlanması yanında, hem devletimize hem de vatandaşlarımıza büyük yararı olacaktır. Nitekim, 2003 yılı ocak ayı dahil olmak üzere, Sosyal Sigortalar Kurumunun, özel sektör, KİT'ler, belediyeler, kamu kurumları olmak üzere toplam alacağı 3,8 katrilyon lira; Bağ-Kurun prim ve gecikme zammı alacağı ise, esnaf ve tarımda çalışanlar olarak toplam 9,8 katrilyon lira olmak üzere her iki kurumun yaklaşık toplam alacağı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Akbulut, 1 dakikalık eksürenizi başlatıyorum; buyurun.

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

13,6 katrilyon liradır. Çıkarılacak olan sosyal güvenlik barışıyla, tahsil edilme imkânı bulunmayan bu kaynağa hareketlilik getirilecek, büyük ölçüde ödenmesi temin edilecektir. Bir yandan, devlet tahsil edemediği alacaklarına kavuşurken, diğer yandan, bu kurumlara borçlu olan vatandaşlarımız, devlete olan borçlarından kurtulmanın huzurunu yaşayacaklardır.

Bu düşünceler ışığında, iş ve sigorta barışının sağlanabilmesine esas olarak vergi barışına paralel bir düzenleme yapılmasının, Bağ-Kur ve SSK primleriyle idarî para cezalarının aslı yanında, tahakkuk eden faizlerin yüzde 20'sinin ödenmesi suretiyle taksitlere bağlanmasının veya prim asıllarını TEFE oranında uygulanacak bir faizle uzun vadede taksitler halinde ödeme imkânının sağlanması suretiyle kolaylık getirilmesinin uygun olacağını düşünüyorum.

Bu tablonun oluşmasına katkıda bulunacak herkese ve Parlamentonun siz değerli üyelerine teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Akbulut, teşekkür ediyorum.

Gündemdışı konuşmaya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Sayın Murat Başesgioğlu cevap verecektir.

Sayın Bakan, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Erzurum Milletvekilimiz Sayın Akbulut'un gündemdışı yaptığı konuşma üzerine huzurunuza gelmiş bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, sosyal güvenlik kuruluşlarımız olan Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur, bugün nüfusumuzun yaklaşık 50 000 000'una sağlık hizmeti veren ve diğer sigorta kollarında hizmet veren önemli kuruluşlarımızdır.

Değerli milletvekilimizin de ifade ettiği gibi, bu sosyal güvenlik kuruluşlarımızın malî dengeleri bugün tam bir düzen içerisinde değildir maalesef. Her yıl Hazineden yapılan transferle bu kurumların açıklarının kapatılması yoluna gidilmektedir; bu da, tabiî, ekonomimiz üzerinde büyük bir yük oluşturmaktadır.

Sosyal Sigortalar Kurumunun şu anda sigortalılardan 3,9 katrilyon lira alacağı bulunmaktadır; Bağ-Kurun daha fazladır. Bağ-Kurun sigortalılardan 9,6 katrilyon lira alacağı bulunmaktadır. Yaklaşık 13 katrilyonu aşan bir meblağ bu kurumlar tarafından sigortalılarından tahsil edilmeyi beklemektedir.

Değerli milletvekilimiz de ifade etti, kamuoyunda da çeşitli şekillerde söylendiği üzere, Bağ-Kura ve SSK'ya borçları olan bu sigortalılarımızın borçlarının yapılandırılması konusunda hükümet olarak bir karar aldık; bunu, Sayın Başbakanımız açıkladı, biz de açıkladık. Bu konuda, ilgili bakanlıkların uzmanları şu anda çalışıyorlar; inşallah, en kısa zamanda buna ilişkin tasarıyı sizlerin huzuruna getireceğiz.

Burada, çeşitli nedenlerle, ekonomik nedenlerle, ekonomik krizlerle borçlarını bu kurumlara ödeyememiş sigortalılarımıza bir ödeme kolaylığı getirmeyi düşünüyoruz; borçlarını yeniden yapılandırmayı düşünüyoruz. Tabiî, bu borçlarının yeniden yapılandırılmasında prim asılları ve gecikme faizleri de buna dahil olacaktır.

Ayrıca, Bağ-Kurla ilgili bir iki değişikliğimiz daha olacak; örneğin, vatandaşlarımızdan gelen talepler üzerine basamak yükseltilmesi gibi. Bu konuda bir düzenlemeyi, ifade ettiğim gibi, en kısa zamanda Yüce Meclisin huzuruna getireceğiz.

Tabiî, geçmişte bu tür uygulamalar çok yapıldığı için, aslında, primlerini zamanında ödeyen sigortalılar açısından konuya baktığımızda, adalet duyguları açısından, bu işin hakkaniyet ölçüleri içerisinde bağdaşıp bağdaşmayacağı çok tartışılmıştır. Gerçekten, primlerini hiç aksatmadan her ay düzenli ödeyen sigortalıların da bu konuda hak ve hukukunu korumak, hükümet olarak ve devlet olarak bizim görevimizdir; ama, değerli arkadaşlarım, bu kadar birikmiş gecikme zammı ve faizlerle artık katlanarak büyümüş bu borç miktarlarını tahsil etmenin de bir yolunu bulmamız gerekiyor. Bu düşünceden hareketle, bu borçları yeniden yapılandırma ve ödeme kolaylığı getirmeyi öngördük. Bu da, tabiî, layüsel bir hareket tarzı olmayacak, bazı kriterlere bağlı olarak bu borçları yapılandıracağız. Geçmişteki taksitleri ödeme alışkanlıklarına bakarak veyahut da işletmelerin halen var olup olmadıkları gibi çeşitli kriterlere bakarak, bu borçları yapılandırma yoluna gideceğiz.

Bundan sonraki niyetimiz de, artık, bu kurumları, kendi ayakları üzerinde tutmaktır; kendi sigortalılarıyla barışık, nimet-külfet dengesi içerisinde, bu kurumları ayakta tutmak zorundayız; çünkü, demin de ifade ettiğim gibi, bu kurumlar, nüfusumuzun büyük bölümüne hizmet etmektedir. Önümüzdeki dönemde, bu kurumların, sigortalılarına daha rahat hizmet verebilmeleri için, mutlaka, aktuaryel dengelerinin kurulması lazım, malî yapılarının kurulması gerektiği inancındayız.

Tabiî, sosyal güvenlik meselesi sadece bizim sorunumuz değil; bugün, birçok Avrupa ülkesinde de sosyal güvenlik alanında yeni düzenlemelerin yapıldığını görmekteyiz. Örneğin, Fransa'da emeklilik yaşının yükseltilmesi konusunda planlamaların yapıldığını, Almanya'da keza emeklilik yaşının yükseltilmesi konusunda bir program hazırlandığını, yine aynı şekilde Avusturya'da da emeklilik yaşı ve diğer sosyal güvenlik konularında reform hazırlıkları içerisinde olduklarını görüyoruz.

Sadece bu kurumların aktuaryel dengesi açısından değil, bu kurumlara ilişkin israfla ilgili de, toplum olarak ve bu kurumların yöneticileri olarak hassas olmak zorundayız; çünkü, bunlar, giderleri bir hayli fazla olan kuruluşlarımızdır. Hem israf hem de bu kurumlara karşı yapılmış olan hukuksuzluğa, yolsuzluğa karşı da büyük bir hassasiyet içerisindeyiz. Göreve gelir gelmez, hemen, bu konuda başlatılmış olan yolsuzluk soruşturmalarını hızlandırdık; onun akabinde, yine, birtakım yolsuzluk soruşturmaları konusunda da talimat verdik. Bugün, kamuoyunda "Neşter Operasyonu" olarak bilinen, Sosyal Sigortalar Kurumundaki yolsuzluğa ilişkin soruşturma da bunlardan biridir. Bu konuda Bakanlıkta devam eden soruşturmalar vardır, neticelendiğinde, bunu, en kısa zamanda yüksek yargıya intikal ettireceğiz.

Ben, bu vesileyle, görüşlerimi sizlerle paylaşma imkânı verdiği için, değerli milletvekilimize çok teşekkür ediyorum; ama, sosyal güvenlikle ilgili meselelerimizi, hem yüce huzurunuza getireceğimiz kanunlar vasıtasıyla hem de diğer platformlarda enine boyuna tartışıp, bu kurumlarımızı en iyi şekilde geleceğe hazırlamak, vatandaşlarımızın sağlıkta ve yaşlılıkta kendilerine garanti olacak bu kurumları ayakları üzerinde duracak bir malî yapıya kavuşturmak için bir gayret içerisindeyiz; bu konuda da, tabiî, Yüce Parlamentonun bize vereceği destek, bizim için çok önemli olacaktır.

Bu vesileyle, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, gündemdışı ikinci söz, Kars Kafkas Üniversitesi tıp fakültesi ve yapımı süren Kars Devlet Hastanesiyle ilgili söz isteyen, Kars Milletvekili Selami Yiğit'e aittir.

Buyurun Sayın Yiğit.

2. - Kars Milletvekili Selami Yiğit’in, Kars Kafkas Üniversitesi Tıp Fakültesinin akademik ve idarî personel sorunu ile inşaatı devam eden Kars Devlet Hastanesine ilişkin gündemdışı konuşması ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın cevabı

SELAMİ YİĞİT (Kars) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kars'ın temel sorunlarına dönük olarak söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 14 Kasım 2000 tarihinde, Bakanlar Kurulu tarafından, Kafkas Üniversitesi bünyesinde Kars tıp fakültesinin açılması kararlaştırılmıştır. Ancak, yaklaşık dört yıl geçmesine rağmen, Kafkas Üniversitesi tıp fakültesi, ne yazık ki, öğretime başlayamamıştır.

Değerli milletvekilleri, en son olarak 9 Ocak 2003 tarihinde, Kafkas Üniversitesince ihtiyaç duyulan toplam 273 akademik ve idarî personel için gerek Maliye Bakanlığına gerekse Devlet Personel Başkanlığına yapılan talep geri çevrilmiş ve bugüne kadar bir sonuç alınamamıştır.

Değerli milletvekilleri, Kars tıp fakültesinden bahsederken, tabiî ki, yıllardır sürüncemede bırakılmış olan ve bir türlü bitirilemeyen Kars Devlet Hastanesinden bahsetmemek mümkün değil. 1991 yılında temeli atılan ve önümüzdeki yıl bitirilmesi planlanan Kars Devlet Hastanesinin hazin tablosunu, hazin hikâyesini size anlatmak istiyorum. Bugün, Kars Devlet Hastanesinin 7,5 trilyonluk bir ödenek ihtiyacı vardır; ancak, 2003 bütçesinden 2,5 trilyonluk bir ödenek ayrılmıştır, ihtiyaç duyulan 5 trilyonluk ödenek ayrılmamıştır.

Değerli milletvekilleri, Kars'ta, ağır yaralılarımızı, hamile kadınlarımızı ve ağır hastalarımızı tedavi edecek sağlık kuruluşları yoktur. Dolayısıyla, biz, ağır hastalarımızı, ağır yaralılarımızı, Kars'tan Erzurum'a götürmeye çalışıyoruz; çoğu zaman, bu hastalarımızı, Kars-Erzurum yolunda kaybediyoruz. Biliyorsunuz, Sayın Sağlık Bakanımız Erzurumlu ve bu olayı da çok yakından bildiğini biliyorum. Sayın Bakanımızın, 2003 yılı bütçesinden transfer yapılarak Kars Devlet Hastanesinin bir an önce bitirilmesi konusunda özel çabasını bekliyorum.

Değerli milletvekilleri, Kars Devlet Hastanesinin bitirilmesiyle birlikte, söz konusu hastanenin tıp fakültesine devri sağlanacaktır ve böylece, Kars tıp fakültesi öğretime başlayabilecektir.

Değerli milletvekilleri, öte yandan, Kağızman devlet hastanesi de bir yılan hikâyesine dönmüştür; 600 milyarlık ödenek ihtiyacı için, yine, 2003 yılında, 50 milyarlık bir ödenek ayrılmıştır.

Ben, sizlere, Kars'ın 2003 yılı yatırım programındaki genel proje stokundan söz etmek istiyorum. Toplam proje, yaklaşık 30 adettir. Bu 30 adet proje için toplam 222 trilyonluk ödenek gerekmiştir ve 117 trilyonu harcanmıştır; geriye kalan miktar 105 trilyondur; ancak, 2003 bütçesinde, bu 105 trilyona karşılık, sadece ve sadece 20 trilyonluk bir ödenek ayrılmıştır. Değerli milletvekilleri, 2003 yılına baktığımız zaman, Kars için ihtiyaç duyulan miktarın aslında 30 trilyon olması gerekir; ancak, 2003 bütçesinde Kars için ayrılan ödeneklerde, çok ciddî anlamda, reel düşüşler söz konusudur.

Değerli milletvekilleri -hepiniz biliyorsunuz- Kars'ta, temel girdiler, temel ekonomik faaliyetler, tarım ve hayvancılıktır; dolayısıyla, bunun için, sulama projeleri çok önem arz etmektedir. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen 10 civarında proje vardır; bu projelerin 4 tanesi inşaat halindedir; yine, bu  inşaat halindeki 4 projenin bitirilmesi de yılan hikâyesine dönmüştür.

Size, Kars-Selim Bayburt Barajından çarpıcı örnekler vermek istiyorum. 1994 yılında temeli atılan ve 1999 yılında bitirilmesi gereken Kars-Selim Bayburt Barajının, 2006 yılında bitirilmesi öngörülmektedir; yani, 32 trilyona ihtiyaç duyulan Kars-Selim Bayburt Barajı için, 2003 yılında, sadece ve sadece 2 trilyon gibi komik bir rakam ayrılmıştır; ben sizin takdirinize bırakıyorum, bu baraj nasıl bitecek?!

Değerli milletvekilleri, bunun gibi birçok sulama projesi vardır; ama, bunların bitirilmesi konusunda, doğrusu, ben çok karamsarım.

Değerli milletvekilleri, bugüne kadar Kars için çeşitli kamu kuruluşları tarafından ön incelemesi ve planlaması yapılan yatırımların sadece ve sadece yüzde 20'sinin temeli atılmıştır, yüzde 80'inin temeli henüz atılmamıştır. Sayın Başbakan, 2003 yılının yatırım yılı olacağını iddia ediyor, ben Sayın Başbakanı Kars'a davet ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Yiğit, 1 dakika eksüre veriyorum; buyurun.

SELAMİ YİĞİT (Devamla) - Sayın Başbakandan, Siirt ve İstanbul'a verdiği değeri biraz da Kars'a vermesini rica ediyorum.

Değerli milletvekilleri, Kars'ın sorunları anlatmakla bitmez; ancak, turizm çok önemli bizim için. Selçukluların 1064 yılında Anadolu'ya ilk ayak bastıkları yer, yani Malazgirt Savaşından önce Anadolu'ya ilk ayak bastıkları yer, bugün Ani Harabelerinin bulunduğu noktadır. Ani Harabelerinin 1994 yılında başlayan restorasyon programı, ne yazık ki yine diğer projeler gibi yılan hikâyesine dönmüştür ve Sayın Kültür ve Turizm Bakanımızdan, Ani kentimize özel bir ilgisini rica ediyorum.

Değerli milletvekilleri, 1990'lı yılların başında, Kars için önemli olan hayatî projelerin temelini, SHP'li koalisyon dönemindeki hükümetler atmıştır ve 1990'lı yılların sonunda bitmesi gereken bu projeler, bugüne kadar bitirilememiştir. Ben bunu, AKP İktidarını...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Konuşmanızı tamamlamanız lazım Sayın Yiğit, çünkü Kars'ın sorunları, siz de söylüyorsunuz, bitmez; malum, 5 dakikada hiç bitiremeyiz.

Buyurun konuşmanızı tamamlar mısınız.

SELAMİ YİĞİT (Devamla) - Ben uyarmak zorundayım, benim görevim; sorumlu bir muhalefet partisi milletvekili olarak, sizleri de uyarıyorum; Kars'tan yeni geldim değerli arkadaşlarım, durumunuz pek iç açıcı değil.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere, Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ; buyurun.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kars Milletvekilimiz Sayın Selami Yiğit'in gündemdışı konuşmasıyla, Kars'ın, özellikle sağlık yatırımlarıyla ilgili olarak ifade ettiği hususlar için kendisine teşekkür ediyorum. Bu vesileyle, konu üzerinde, hem Kars için hem de genel anlamda konunun çözülmesi hususunda düşündüklerimiz için bana da bir şeyler söyleme fırsatını vermiş oldular.

Öncelikle, şunu vurgulamak istiyorum: Ülkemizde bugüne kadar yapılmış olan, başlanmış olan yatırımların, üzülerek söylemeliyim ki, iyi planlanmamış yatırımlar olması, bugün, önümüze, büyük bir yarım kalmış yatırım listesi çıkarmış durumdadır. 58 inci hükümet olarak göreve başladığımız zaman, yalnızca Sağlık Bakanlığında, bu yarım kalmış yatırımların sayısı 1 115 idi. Bu sayı, yapılan çalışmalarla, başlanmamış bazı yatırımların programdan çıkarılmasıyla, Devlet Planlama Teşkilatıyla birlikte yapılan çalışmalarla, 832'ye düşürülmüş durumdadır.

2003 yılı içerisinde, bu yatırımlardan hangilerine kaynak aktaracağımızı planlarken de, gerçekten, çok titiz bir çalışma yaptık Devlet Planlama Teşkilatıyla birlikte ve bu yatırımların, ihtiyacın en fazla olduğu bölgelerde, bitirilebilecek olanlardan seçilerek, bunlara kaynak aktarımının daha fazla yapılarak götürülmesi şeklinde de bir karar aldık.

Sayın milletvekilimizin ifade ettikleri gibi, Kars'ta, başlanmış bir devlet hastanesi inşaatı var; ancak, enteresandır, ben, Bakanlığımızdaki kayıtları dikkatle gözden geçirdiğimde, Kars'ta mevcut devlet hastanemizin yatak doluluk oranı da yüzde 50'lerin altındadır; bu, çok enteresandır. Bütün ülkede buna benzer bir planlamayla...

SELAMİ YİĞİT (Kars) - Ağır hastalar Ankara'ya geliyorlar Sayın Bakanım.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) - Doğrudur Sayın Milletvekilim.

Demek ki, buradaki mesele şudur: Evet, bizim Kars'ta belki yatak problemimiz de olabilir; ama, biz, öncelikle, Kars'taki devlet hastanemizi doğru bir biçimde çalıştırmak zorundayız, oradaki hizmetin kalitesini artırmak zorundayız.

Bugüne kadar, ülkemizde, bir bölgeye hizmet götürmek söz konusu edildiğinde, hep, yeni binalar yapılması şeklinde bir mantıkla hareket edilmiş; maalesef böyledir. Yalnızca Sağlık Bakanlığımızdaki yarım kalmış yatırımların 2003 yılı projeksiyonuyla bitirilmesi için gerekli olan miktar 1 katrilyon Türk Lirasının üzerindedir. Takdir edersiniz ki, büyük bir borç yükü altında olan ülkemizin, bu yatırımları kısa süre içerisinde bitirmesi mümkün değildir.

Bu konuyu izah etmek açısından şöyle bir örnek veriyorum: Bir eve ihtiyacı olan yahut bir işyerine ihtiyacı olan bir kişi, bir işyeri veya ev sahibi olmak için, belli bir para ödeyerek, herhangi bir kooperatife üye olabilir; ama, hesabını bilen hiç kimse, 10 kooperatife birden üye olmaz, 20 kooperatife birden hiç üye olmaz; maalesef, ülkemizde, bugüne kadar yapılmış olan budur.

Bu arada, değerli milletvekilime özellikle şunu söylemek isterim: Kars'taki bu yatırım, bu yıl, oldukça önemli bir meblağı yatırım programına konulmak suretiyle inşaatına devam edilecek yatırımlar arasındadır; çünkü, gerçekten, Kars'taki hastanemizin yatak doluluk oranı yetersiz olmasına rağmen, Kars'ta yeni yatak ihtiyacının olduğunu ben de kabul ediyorum. Yani, mevcut hastanemizin yatak doluluk oranı düşük olmasına rağmen, ihtiyaç vardır; ancak, burada öncelikli olan, bu binaları yapmak veya yeni binalara başlamak değil, bu binalarda hizmet etmektir. İçerisinde bulunduğumuz yılda bu hususta ciddî bir hazırlık içerisindeyiz.

Hepinizin bildiği üzere, Yüce Meclisimizin önüne, hekimlerimizle ilgili ciddî bir kadro talebini, öyle ümit ediyorum ki, bu hafta içerisinde getirmiş olacağız.

Ayrıca, kamuoyunda "mecburî hizmet" diye bilinen, hekimlerin, bir anlamda, dayatma yoluyla hizmet etmelerini sağlamak konusunda getirilmiş olan uygulamayı da kaldırarak, bunun  yerine, istihdamda güçlük çekilen bölgelerde, son derecede uygun bir davranış modeliyle, yeni bir modelle, gönüllü hizmet esasını başlatacak bir çalışmayı da yakında Yüce Meclisimizin önüne getireceğiz.

Sayın Milletvekilimizin gündemdışı konuşmasında da ifade ettiği gibi, dikkat buyurulursa, bu hastanenin inşaatına 1991 yılında başlanmış; yani, oniki sene önce başlanmış. Kendileri son derecede haklıdırlar. Kendileri gibi, çeşitli zamanlarda, gerek Bakanlığıma gelerek müracaat eden gerekse Meclis kürsüsünde yaptıkları konuşmalarla veya sözlü soru önergeleriyle bize müracaat eden bütün milletvekillerimiz haklıdırlar. Onlar, herkesin almak ihtiyacı içerisinde bulunduğu ve ertelenmesinin imkânsız olduğu sağlık hizmetinin, kendi bölgelerinde, daha kaliteli, daha kolay ulaşılabilir ve daha adaletli bir biçimde sağlanması için bu talepte bulunuyorlar; ama, takdir edilmelidir ki, bu, yığılmış olan sorun yumağı, bütün ülke genelinde, birkaç ay içerisinde, belki de bir iki sene içerisinde tamamen halledilemez; çünkü, bahsettiğim gibi, son derecede büyük miktarda yarım kalmış sağlık yatırımı var. Doğrusunu söylemek gerekirse, bu ölçüsüz yatırımlar, bu planlamasız yatırımlar, bizim yeni başlayacağımız yahut başlama ihtiyacını hissettiğimiz yatırımlara başlamamızı da güçleştirmektedir. Bu yarım kalan binalar ortada dururken, yeni binaların temelini atmak ve yeni yatırımlara başlamak da, çok zarurî olmadığı müddetçe, takdir edersiniz ki, kolay olmamaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de, sağlık hizmetinin herkese ulaşabilirliğini sağlamak için, bütün imkânlarımızı, ülkenin bütün kaynaklarını birlikte kullanmak gerektiğine inanıyoruz.

Bu hususta bir örnek vermek isterim. Bugün, İstanbul İlimizde, 5 500'ün üzerinde diyaliz cihazı mevcuttur. Bunlardan kamuya ait olanların sayısı 1 000'in altındadır. Dikkatinizi çekerim; bu 5 500 cihazdan, kamuya ait olanların sayısı 1 000'in altındadır.

Şimdi, biz, İstanbul'da, diyaliz ihtiyacı olan böbrek hastalarımıza bu hizmeti vermeyi düşündüğümüzde, özel sektörün elindeki bu 4 500 civarındaki cihazı, şüphesiz ki, yok sayamayız ve saymamalıyız. Bu cihazlar da, yine bu ülkenin kaynaklarıyla alınmış ve bu ülkenin insanına hizmet verebilecek kaynaklardır. O zaman ne yapmalıyız -ki, bunu yapıyoruz bunu, sadece diyaliz hizmetleri için söylemiyorum, bütün hizmetler için söylüyorum- kamunun imkânlarını birlikte kullanabilecek optimal düzenlemeleri yapmalıyız -bunları yapıyoruz- ayrıca, özel sektörün elindeki imkânları da kamu çalışanlarının ve işçilerin hizmetine sunabilecek düzenlemeleri yapmak durumundayız.

Bu itibarla, bu düşüncemizin çok önemli uygulamalarından birisi olarak, 1 Haziran 2003 tarihinden itibaren, bütün devlet memurlarımızın ve memur emeklilerimizin, özel sektöre ait sağlık kuruluşlarından ve kurumlarından faydalanması imkânını getiren bir yönetmelik değişikliğini de yürürlüğe koyuyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bundan sonra, ülkenin bütün kaynaklarını, Çalışma Bakanlığının elinde olan kaynakları, çeşitli kurumlarımızın elinde olan kaynakları, Sağlık Bakanlığımızın kaynaklarını, özel sektör kaynaklarını, vakıf üniversitelerine ve diğer vakıflara ait kaynakları ve üniversite kaynaklarını, bir bütünlük içerisinde, birlikte kullanmayı sağlayacak adımları atacağız. Bu hususta, bütün bu kuruluşlarla çalışmalarımız, altyapı çalışmalarımız süratle devam etmektedir.

Aynı konu, birinci basamak sağlık hizmetleri, yani temel sağlık hizmetleri konusunda da böyledir. Bakınız, bugün, aslında, sağlık hizmetlerinin iyi verildiğinin düşünüldüğü, en azından hekim sayısının fazla olduğunun ifade edildiği İstanbul İlimizde bile, temel sağlık hizmetlerini, birinci basamak sağlık hizmetlerini vermek üzere hizmet veren sağlık kuruluşlarımızın sayısı son derece yetersizdir. Ülkeye, aile hekimliğini ve böylece kişilere hekimlerini seçme özgürlüğünü getirecek bir model üzerinde çalışırken, hakikaten, bu, karşımıza, ciddî bir sorun olarak çıkmaktadır. Ülkemizin metropol kentlerinde, bu arada İstanbul'da, böyle bir ciddî sorunumuz var. Bunu nasıl aşmalıyız; yeni arsalar üzerinde, yeni sağlık ocakları yapmak üzere yola çıkarsanız, gerçekten bunu kısa sürede aşamayacağınız aşikârdır. O halde biz, mevcut imkânları, yine, en uygun biçimde kullanarak, uygun yerleri kiralayarak, gerekli yerlerde hizmet alımını sağlayarak, içerisinde bulunduğumuz yıl içerisinde, bu bölgelerde de, birinci basamak sağlık hizmeti veren kuruluşların sayısını süratle artıracağız.

Değerli milletvekilleri, söylemek istediğim özellikle şudur: Ülkenin her tarafından, sağlık söz konusu olduğunda, bir feryat gelmektedir. Bakanlığa başladığım ilk günden itibaren, çok yoğun olarak, bunu her gün yaşamaktayım ve bu eksiklikleri, kamunun elindeki imkânlarla, kısa süre içerisinde tamamlamak, bitirmek mümkün görünmemektedir; ama, bizim maksadımız, bizim hedefimiz, AK Parti Hükümeti olarak, her gün, her hafta, her ay, her yıl, yani önümüzdeki hizmet süremiz içerisindeki her geçen dönem içerisinde, bu hizmetlerin kalitesini, bir gün sonra, bir gün öncesinden daha iyi hale getirerek yolumuza devam etmektir. Bu hususta, Yüce Meclisinizin de değerli katkılarıyla, önümüzdeki günlerde, Yüce Milletimize çok daha iyi hizmetler vereceğimize dair ümidimiz sonsuzdur ve bu hususta kararlıyız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Gündemdışı üçüncü söz, Necip Fazıl Kısakürek'in vefat yıldönümü nedeniyle söz isteyen, Adana Milletvekili Recep Garip'e aittir.

Buyurun Sayın Garip. (AK Parti sıralarından alkışlar)

3. - Adana Milletvekili Recep Garip’in, Necip Fazıl Kısakürek’in ölümünün 20 nci, doğumunun 100 üncü yıldönümü münasebetiyle gündemdışı konuşması

RECEP GARİP (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 25 Mayıs Pazar günü, büyük düşünce adamı ve şair Necip Fazıl Kısakürek'in ölümünün 20 nci, doğumunun 100 üncü yıldönümü olması nedeniyle, şahsım adına söz almış bulunmaktayım.

Özellikle, 100 üncü yılı nedeniyle, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın, bu yılı, Necip Fazıl yılı ilan ederek kutlanmasını da ayrıca teklif ediyorum.

Kültür ve edebiyat dünyamızın önemli ve vazgeçilmez şahsiyetlerinden biri olan Necip Fazıl Kısakürek'i sınırlı dakikalarla ifadelendirmek elbette mümkün değildir; çünkü, o, hep, zamanı ve mekânı aşan mısralarla çıkmıştır karşımıza. İlk şiirleri 1922 yılında yayımlanmış ve o nedenle de, cumhuriyet devrinin ilk önemli şairi nitelemesi yapılmıştır. 1980'li yıllarda ise sultanı şuara, yani, şairlerin sultanı olarak ilan edilmiştir.

Daha 1920'lerde;

"Söndürün lambaları, uzaklara gideyim,

Nurdan bir şehir gibi, ruhumu seyredeyim" mısralarıyla, dışa yönelen şiirimizi, insana, onun içine, ruhuna doğru bir hamle haline getirmesiyle, kendisinden sonraki şairleri etkilemiştir.

Mehmet Doğan'ın ifadesiyle, ölümü, ilan edilen bir imanın ve medeniyetin çığlığı olmuştur Necip Fazıl. Bu yüzden, sultansız bir ülkede, zamanla alay edercesine "şairler sultanı" tacını giymiştir.

Necip Fazıl, uzun yıllar, aydın ve entelektüel çevreler tarafından âdeta görmezden gelinmiş, yüzyılımızın en büyük şairlerinden birisi iken, âdeta, inkâr edilen, fikir, düşünce, tiyatro, hikâye, şiir, ideolog, tarih alanlarında yazılmış eserleriyle elli yılı aşkın süredir, neredeyse, yok sayılmıştır. Oysa, Necip Fazıl Kısakürek, Türkiye'de aydın olmanın anlamını bize hayatıyla anlatan bir şahsiyettir. Kültür adamı, şair-yazar, aydın ve entelektüel olmak, bireysel ve toplumsal manada sorumlulukları, duyarlılıkları, en ince, en hassas, en narin noktalarına kadar hissetmek ve özümsemekle olur. Derin iç çekişlerin, yalnızlıkların, sabrın, çilenin, kaldırımların ve doğruyu, hakikati bulma adına verilen kavgaların şairi Necip Fazıl, Zindandan Mehmet'e Mektup'unda şöyle seslenir:

"Zindan iki hece, Mehmet'im lafta!

Baba katiliyle baban bir safta!

Bir de, geri adam, boynunda yafta...

Halimi düşünüp yanma Mehmet'im!

Kavuşmak mı?.. Belki... Daha ölmedim!"

Yaşadığı çağa karşı direnen, yaşadığı yüzyılın sözde entelektüel ve medeniyet yobazlarına karşı yerli olmanın, yerli duruşun, Türk kültür ve medeniyetinin, Osmanlı sonrasında cumhuriyetimizle birlikte yeniden ayağa kalkmasının mücadelesini vermiş, Anadolu insanının sesi ve yüreği olmuştur.

"Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya!

Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?" mısralarıyla sorumluluğun bedelinin ağır olduğunu,

"Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,

Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!" mısralarıyla da yaşadığı dönemde, yalnızlığın, garipliğin, iman ve hakikati yaşamada öksüz kalmanın ve parya olarak nitelendirilmenin acısını, toplum ve Anadolu insanı adına ruhunun derinliklerinde hissetmiş ve şu mısraları eklemiştir şiirine:

"Sakarya, saf çocuğu masum Anadolu'nun

Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!

Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız;

Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!.."

Bir yanda ruhunda fırtınalar koparken, bir yanda Türkiye'nin ve Türkçe'nin en büyük şairlerinden biriydi. Şiirlerinde sade, anlaşılır bir üslup ve imgelerle duygu ve düşüncelerin zirvesine taşımaktadır insanı. Kaldırımlar şiiri, bunun en güzel örneklerinden biridir.

"Kaldırımlar, çilekeş yalnızlıkların annesi;

Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.

Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;

Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır."

Necip Fazıl'ın sanatını, şiirini, zamanın ve mekânın ötesine taşıyan, ruh dünyasındaki eşsiz derinlik ve edebiyatındaki kendine özgü üslubudur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Garip, 1 dakikalık eksürenizi başlatıyorum.

Buyurun.

RECEP GARİP (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

Toplum içinde, toplum adına direnmenin, kimi şair ve yazarlar gibi susmayı ya da yüksek bir tepeden insanlara seslenmeyi değil,

"Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!

Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak." mısralarında ifadelendirdiği gibi, bizzat toplumun önüne geçmiş insanlara, kollarını makas gibi açarak yol göstermiştir.

Bu anlamda üstat Necip Fazıl, hiçbir kuru teselliye kanmamış, susan bir deniz gibi büyük olmayı istemiştir ve bütün çabası "gönlün kurşun yükünü", "tüy gibi hafifletmek" olmuştur.

"İçimde bir mahşer uğultusu var,

Ruhumdur çağıran, tenimi cenge."

İçindeki sönmeyen ateşin kaynağı bellidir. Bu "sonsuz renge" gözlerini vermek ister. Bu "sonsuz renktir" her şeyin kaynağı.

İşte, bu arayışı, hiç bitmeyecekmiş gibi gelen bir yolculuğun, acılar, serzenişler, sonsuz bir aşk, duru bir özlemin ardından, üstat, Çile şiirinde yürüyüşünü sürdürür ve şöyle söyler:

 (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Garip, üstadı anlatmakla bitmez; lütfen...

RECEP GARİP (Devamla) - Sayın Başkan, bitiriyorum.

BAŞKAN - Buyurun.

RECEP GARİP (Devamla) - "Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!

Heybem hayat dolu, deste ve yumak.

Sen, bütün dalların birleştiği kök;

Biricik meselem, sonsuza varmak..."

Şair, yazar ve mütefekkir Necip Fazıl'ı, kendi deyimiyle, aksiyoncu Necip Fazıl'ı rahmetle anıyor; tarihin kadim sayfalarına not olarak düşülen ve unutulmayan şu mısralarla konuşmamı noktalıyorum:

"Yol O'nun, varlık O'nun, gerisi hep angarya,

Yüzüstü çok süründün ayağa kalk Sakarya."

Saygılar sunuyorum; teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Garip.

Sayın milletvekilleri, gündemdışı konuşmalar tamamlanmıştır.

Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

Sayın milletvekilleri, Başkanlık Divanı üyesi arkadaşımızın sunumlarını oturduğu yerden yapmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 adet Meclis araştırması önergesi vardır; okutuyorum :

B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. - Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz ve 31 milletvekilinin, Erzurum İlinin ekonomik, sosyal, kültürel ve kentsel sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/87)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Doğu Anadolu Bölgesinin kalbi durumunda olan Erzurum İlimizin ekonomik, sosyal, kültürel, tarımsal, eğitimsel, sağlık, turizm ve ulaştırma alanlarındaki sorunlarının araştırılarak, bunların boyutlarının ve çözümleri için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasanın 98 inci  ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 üncü ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1 - Ömer Özyılmaz (Erzurum)

2 - Mustafa Nuri Akbulut (Erzurum)

3 - Muzaffer Gülyurt (Erzurum)

4 - Mustafa Ilıcalı (Erzurum)

5 - İbrahim Özdoğan (Erzurum)

  6 - İbrahim Hakkı Birlik (Şırnak)

  7 - Abdurrahman Anik (Bingöl)

  8 - Cavit Torun (Diyarbakır)

  9 - Hakkı Köylü (Kastamonu)

  10 - Harun Tüfekçi (Konya)

11 - Ahmet Uzer (Gaziantep)

12 - Mehmet Sarı (Gaziantep)

13 - Şemsettin Murat (Elazığ)

14 - Ahmet Koca (Afyon)

15 - Mahmut Koçak (Afyon)

16 - Mehmet Salih Erdoğan (Denizli)

17 - Burhan Kuzu (İstanbul)

18 - Musa Sıvacıoğlu (Kastamonu)

19 - Resul Tosun (Tokat)

20 - Reyhan Balandı (Afyon)

21 - Mehmet Ali Suçin (Batman)

22 - Recep Yıldırım (Sakarya)

23 - Osman Kılıç (Sıvas)

24 - Selami Uzun (Sıvas)

25 - Nur Doğan Topaloğlu (Ankara)

26 - Telat Karapınar (Ankara)

27 - Hikmet Özdemir (Çankırı)

28 - Ekrem Erdem (İstanbul)

29 - Hamit Taşçı (Ordu)

30 - Fetani Battal (Bayburt)

31 - Temel Yılmaz (Gümüşhane)

32 - Feyzi Berdibek (Bingöl)

Gerekçe :

Erzurum İlimiz, tarihî, kültürel, bilimsel, jeostratejik ve siyasal yönden parlak ve şanlı bir geçmişe sahiptir. Jeopolitik ve sosyolojik açıdan da Doğu Anadolu Bölgemizin merkezi konumunda olan bir şehrimizdir. Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü bağrına basıp, O'nunla İstiklal Harbimizi başlatan ve böylece cumhuriyetimizin kuruluşunun yolunu açan önder bir vilayetimizdir Erzurum.