DÖNEM : 22        CİLT : 14       YASAMA YILI : 1

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

 

80 inci Birleşim

15 . 5 . 2003 Perşembe

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

                                                      Sayfa    

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMALAR

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Bursa Milletvekili Zafer Hıdıroğlu'nun, Türkiye'de ceza ve tutukevleri uygulamaları ve alınması gereken tedbirlere ilişkin  gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in cevabı

2.- Muğla Milletvekili Gürol Ergin'in, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü münasebetiyle gündemdışı konuşması ve  Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

3.- Bingöl Milletvekili Abdurrahman Anik'in, Bingöl ve çevresinde meydana gelen depremin etkilerine ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

B) Gensoru, Genel Görüşme, Meclİs SoruşturmasI ve Meclİs AraştIrmasI Önergelerİ

1.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek ve 26 milletvekilinin, eğitimli gençlerin yurtdışına göç etme isteğinin nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/78)

2.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan ve 32 milletvekilinin, konut edindirme yardımı hesapları konusunda Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/79)

C) Tezkereler ve Önergeler

1.- İzmir Milletvekili Enver Öktem'in (6/411) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/58)

2.- Ekonomik İşbirliği Teşkilâtı (EİT) ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) İşbirliğiyle Bişkek'te gerçekleştirilmesi öngörülen toplantıya, TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu üyesi bir parlamenterin katılmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/275)

V.- ÖNERİLER

A) SİyasÎ Partİ Grubu Önerİlerİ

1.- Genel Kurulun 15.5.2003 Perşembe günkü birleşiminde, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 3 üncü sırasına kadar olan işlerin bitimine kadar çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin AK Parti Grubu önerisi 

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1.- İş Kanunu Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/534) (S. Sayısı: 73 ve 73'e 1 inci Ek)

 

2.- 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerin Sağlık Bakanlığına Ait Bölümünde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/554) (S. Sayısı: 133)

VII.- AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, Tokat Milletvekili Resul Tosun'un, Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu'nun, Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, ifadelerini yanlış yorumlaması nedeniyle konuşması

VIII.- SORULAR VE CEVAPLAR

A) YazIlI Sorular ve CevaplarI

1.- Manisa Milletvekili Hasan Ören'in, Manisa Devlet Hastanesinden özel hastanelere yapılan sevklere ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/408)

2.- Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay'ın, kadrosu Ankara'nın ilçelerinde olup, geçici görevle başka yerlerde çalışan personele ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı (7/433)

I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak sekiz oturum yaptı.

Birinci, İkinci, Üçüncü, Dördüncü ve Beşinci Oturumlar

Edirne Milletvekili Necdet Budak'ın,

Adana Milletvekili Vahit Kirişçi'nin,

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü münasebetiyle yaptıkları gündemdışı konuşmalara, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, cevap verdi.

Diyarbakır Milletvekili İrfan Riza Yazıcıoğlu, Dünya Eczacılar Günü münasebetiyle gündemdışı bir konuşma yaptı.

Bingöl Milletvekili Mahfuz Güler ve 28 milletvekilinin, Bingöl'de meydana gelen deprem felaketinin bütün yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/77) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 1 inci sırasında bulunan İş Kanunu Tasarısının (1/534) (S. Sayısı: 73 ve 73'e 1 inci ek) görüşmelerine devam olunarak,  88 inci maddesine kadar kabul edildi.

İzmir Milletvekili Enver Öktem, Kütahya Milletvekili Hasan Fehmi Kinay'ın, şahsına;

Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa, İzmir Milletvekili Enver Öktem'in,

Mersin Milletvekili Mustafa Özyürek, Kütahya Milletvekili Hasan Fehmi Kinay'ın, Gruplarına,

Sataşmada bulunmaları nedeniyle birer açıklama yaptılar.

 Saat 23.25'te toplanmak üzere, birleşime 23.15'te ara verildi.

 

 

Nevzat Pakdil

 

 

 

Başkanvekili

 

 

Mehmet Daniş

 

Türkân Miçooğulları

 

Çanakkale

 

İzmir

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

 

 

Ahmet Küçük

 

 

 

Çanakkale

 

 

 

Kâtip Üye

 

 

 

 

 

Altıncı, Yedinci ve Sekizinci Oturumlar

 

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 1 inci sırasında bulunan İş Kanunu Tasarısının (1/534) (S. Sayısı: 73 ve 73'e 1 inci ek) görüşmelerine devam olunarak, 100 üncü maddesine kadar kabul edildi, 100 üncü maddesi üzerinde bir süre görüşüldü.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Eskişehir Milletvekili Cevdet Selvi'nin, şahsına sataşmada bulunması nedeniyle bir açıklama yaptı.

İstem üzerine yapılan yoklamalardan sonra, Genel Kurulda toplantı yetersayısı bulunmadığı anlaşıldığından, 15 Mayıs 2003 Perşembe günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 05.30'da son verildi.

 

 

Sadık Yakut

 

 

 

Başkanvekili

 

 

Mehmet Daniş

 

Türkân Miçooğulları

 

Çanakkale

 

İzmir

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

                                                                                                         No.:  111

 

II. - GELEN KÂĞITLAR

15 . 5 . 2003 PERŞEMBE

 

Rapor

 

1.- Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, Uzman Erbaş Kanunu, Uzman Jandarma Kanunu, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ve Askerlik Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/538) (S. Sayısı: 136) (Dağıtma tarihi: 15.5.2003) (GÜNDEME)

 

Meclis Araştırması Önergeleri

 

1.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek ve 26 Milletvekilinin, eğitimli gençlerin yurt dışına göç etme isteğinin nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/78) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.5.2003)

2.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan ve 32 Milletvekilinin, konut edindirme yardımı hesapları konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/79) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.5.2003)
BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati:15.00

15 Mayıs 2003 Perşembe

BAŞKAN: Başkanvekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 80 inci Birleşimini açıyorum.

III.- Y O K L A M A

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını, teknik personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı yoktur; saat 15.30'da toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.10

 

 


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati:15.30

BAŞKAN: Başkanvekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 80 inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Birinci Oturumda yapılan yoklama sonucunda toplantı yetersayısı bulunamamıştı.

III.- Y O K L A M A

BAŞKAN - Şimdi, elektronik cihazla yeniden yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır.

Görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim

Konuşma süreleri 5'er dakikadır. Hükümet bu konuşmalara cevap verebilir; hükümetin cevap verme süresi 20 dakikadır.

Gündemdışı ilk söz, Türkiye'de ceza ve tutukevleri uygulamalarıyla ilgili söz isteyen Bursa Milletvekili Zafer Hıdıroğlu'na aittir.

Sayın Hıdıroğlu, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Bursa Milletvekili Zafer Hıdıroğlu'nun, Türkiye'de ceza ve tutukevleri uygulamaları ve alınması gereken tedbirlere ilişkin  gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in cevabı

ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye'de ceza ve tutukevleri uygulamaları konusundaki fikirlerimi açıklamak üzere söz aldım; hepinize saygılar sunuyorum.

İş Yasası Tasarısının görüşüldüğü ve birçok arkadaşımızın uykusuz olduğu bu günde, bu konuyu işlemek zor; ama, konuşmamı mümkün olduğu kadar kısa tutarak, sizlerin vaktini fazla almamaya çalışacağım.

Dünya hukuk sistemlerinde, insanlar, suçları kesin delillerle ispat edilmedikçe, hükümlü; yani, suçlu sayılmazlar.

BAŞKAN - Sayın Hıdıroğlu, bir dakika efendim...

Sayın milletvekilleri, hatibin konuşması, uğultu sebebiyle duyulmamaktadır; lütfen, sükûneti sağlayalım.

Buyurun Sayın Hıdıroğlu.

ZAFER HIDIROĞLU (Devamla) - Teşekkür ederim.

Bugünkü uygulamalara baktığımız zaman, şüpheli görülen insanlar, hâkimin kararıyla tutuklanmaları halinde, cezaevlerine gönderilebilmektedirler. Burada dikkat edilirse, tutuklanmaktan bahsetmekteyiz ve biliyoruz ki, tutuklu insan, hükümlü, suçlu insan anlamına gelmez. O halde, tutuklu insanlar, neden cezaevlerine gönderilmektedir? Tutukluluk hali, adliyelerimizdeki sıkışıklıklar nedeniyle yıllarca sürmekte ve bunun sonucu olarak bazen beraat, çoğu zaman da tahliyeyle sonuçlanmaktadır.

BAŞKAN - Sayın Hıdıroğlu, konuşmanıza eksüre vereceğim.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, burada konuşan hatibi dinlemek diye bir görevimiz vardır. Lütfen, hatibi sükûnetle dinleyelim.

Buyurun Sayın Hıdıroğlu.

ZAFER HIDIROĞLU (Devamla) - Özellikle, insan haklarını ilgilendirdiği için, Türkiye'de demokrasi ve insan haklarının temellerinin atılması gerektiğine inandığım için, konunun önemine binaen birkaç dakikanızı alacağım.

Ben, konuşmamı dinleyen arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. 

Mahkemelerin geç işleyişi, hiçbir şekilde mağdurun da suçu değildir. Oysa, devlet, vatandaşının maddî ve manevî değerlerini korumak ve adaleti en kısa zamanda tecelli ettirmekle de sorumludur. Tutuklanarak cezaevlerine gönderilen insanlar, cezaevlerinin ağır şartlarına maruz bırakılmakta ve bir şekilde haksız yere cezalandırılabilmektedir. Bu durum, tahliye olan veya beraat eden şüpheli tutuklular için ise, telafisi mümkün olmayan bir problem oluşturabilmektedir.

Sayın milletvekilleri, sosyal hukuk devletlerinde "suçu ispat edilmedikçe insanlar masumdur" ilkesi gereğince, ceza ve tutukevlerinin birbirinden mutlaka ayrılması gerekir. Yukarıda belirttiğimiz gibi, devlet, geciktirdiği adaleti, vatandaşına işkenceye dönüştürme hakkına da sahip değildir. İnsanlar, tutukluluk hali devam ettikçe, tutukevlerinde kalmalıdırlar -ki, bu tutukevlerinin sosyal şartları cezaevlerinin sosyal şartlarından da ayrı tutulmalıdır- ve bu insanlar, ancak, haklarındaki suçlamalar kesinleşince, cezaevlerine konulmalıdırlar. Şöyle de düşünülebilir: Tutukluluk halinin iki günü, cezaevinin bir gününe eşitlenebilir veya bu konuda farklı alternatifler de geliştirilebilir. Sayın Adalet Bakanımızın, son günlerde gündeme gelen ve çalışmalarını aylardır takip ettiğimiz, Türkiye'de insan haklarının yerleşebilmesi için, adalet mekanizmasının iyi çalışması gerektiği konusundaki fikirlerini biliyor ve bu konuda, özellikle ilçe cezaevlerinin kaldırılmasının da gündeme geldiği günümüzde, bu hususu beraber düşüneceğine inanıyoruz.

Sayın milletvekilleri, bu konuda, tabiî ki, bazı gerekçelerim de var:

1- Tutukluluk süresi uzadıkça insanların toplum nezdindeki suçluluk hali devam etmektedir.

2- Tutuklu kalan insanların hayatlarında telafisi imkânsız ruhsal bozukluklar meydana gelebilmektedir.

3- İnsanların bir gün ayrılamadıkları işyerlerinden, aylarca, bazen yıllarca uzak kalmaları, işlerini kaybetmelerine, hatta, o işyerinde çalışan işçilerin de işlerini kaybetmelerine vesile olmaktadır.

4- Tutukluluk hali cezaevlerinde uygulandığı için, insanlar, belki de hak etmedikleri şartların ağırlığını uzun süre yaşamaktadırlar.

5- Tutuklu insanların aileleri, özellikle çocukları, birtakım ruhsal problemler yaşabilmekte ve yaşları ilerledikçe de bunların izleri üzerlerinde devam etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Hıdıroğlu, istemeyerek de olsa konuşmanızın arasına girdiğim için 1 dakika, 1 dakika da normal şartlar altında olmak üzere 2 dakika eksüre veriyorum.

Buyurun efendim.

ZAFER HIDIROĞLU (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Tabiî, çocukları etkilemekte, hatta ebeveynlerin daha sonra bu çocukların ruhsal problemleriyle uğraşmasını da beraberinde getirmektedir.

Tutukluluk halinin uzaması, devlete acziyet, vatandaşlarına ise zulüm getirmektedir. Ayrıca, tutukluların tahliyesinin, devletin idarî ve ekonomik yönden de faydasına olacağı kanaatindeyim.

Değerli milletvekilleri, özet olarak -sözlerimi bitirmek istiyorum- bu konuda bazı çözüm önerilerim var. Adalet Bakanımız son günlerde birçok çözümleri kamuoyuna duyurdu; ama, bunlardan farklı olarak da birkaç şey üzerinde durmak istiyorum.

Tutukluluk hali nakdî kefaletle... Bu nakdî kefalet uygulanıyor; ama, şu anda vatandaşın lehine işlemesinde daha bir yarar olduğu kanaatindeyim. Ailelerin kefaleti uygulanabilir. Sabah ve akşam imza alınabilir. Yurtdışı yasağı getirilebilir. Elektronik kontrol aletleri kullanılabilir. Tutukluluk hali, gözaltı süresi gibi düşünülebilir; bir veya iki ayla sınırlı olabilir. Savcılık süre bitiminde ek gözaltı ister; en fazla üç uzatma hakkı olmalıdır. Ayrıca, uzatma talepleri mahkemece geçerli nedenlere de dayandırılmalıdır. Tutukevlerinin sosyal şartları yeniden düzenlenmeli, telefon, yiyecek, içecek ve benzeri ihtiyaçların insan haklarının gerektirdiği formatta değerlendirilmesi gerekir.

Adalet Bakanlığımızın, bunları da dikkate alarak, bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Hıdıroğlu.

Saygıdeğer milletvekilleri, gündemdışı ikinci söz, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeniyle söz isteyen Muğla Milletvekili Sayın Gürol Ergin'e aittir.

Sayın Ergin, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

2. - Muğla Milletvekili Gürol Ergin’in, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü münasebetiyle gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü’nün cevabı

GÜROL ERGİN (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeniyle gündemdışı konuşma yapmak üzere söz almış bulunuyorum; sizleri ve ülkemizin temel dayanağı olan aziz çiftçilerimizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, süre çok kısa olduğu için konuşmamı öz olarak yapacağım ve Türk çiftçisi için en önemli olduğunu düşündüğüm konuları Yüce Meclisin gündemine taşıyacağım.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de günden güne çöken tarımı ve perişan durumdaki çiftçimizi kurtarmak için, tarımın önemine gerçekten inanmak ve Türk çiftçisinin yaşam düzeyini geliştirmeyi gerçekten istemek gerekir; bunun için yapılması gerekenler ve bugün yapılan yanlışlar, konularına değineceğim.

Önce, Tarım ve Köyişleri Bakanlığından işe başlamak gerekir; çünkü, bugün bu Bakanlık, çiftçiye hizmet verme gayretinin dışına düşmüştür. Bakanlık, bugünkü yapısıyla ve üst yönetimiyle Türk çiftçisine hizmet vermekten uzaktır. Tarıma ilişkin birçok karar Tarım Bakanlığı dışında alınmakta, Bakanlık, alınan kararların yalnızca izleyicisi durumuna düşmektedir. Bakanlığın kendi yetkisinde olduğu konularda aldığı kimi kararlar ise, bırakınız çiftçiyi ihya etmeyi, tam tersine, çiftçiyi canevinden vurmaktadır. Önümüzdeki on gün içinde, Çukurova'da buğday hasadı başlayacakken, 400 000 ton Alman ve Kazak buğdayı dış alımında bulunmak tam bir bilgisizlik örneğidir ve bir tek etkisi olacaktır; çiftçinin buğdayının fiyatını düşürecektir. Nitekim, piyasada 400 000 liraya kadar çıkmış olan buğdayın fiyatı, Çukurova'da 340 000'e, Şanlıurfa'da 280 000'e kadar düşmüştür ve daha da düşecektir; oysa, Ziraat Mühendisleri Odasının Adana Şubesinin bilimsel hesaplamalarına göre, 2003 yılı buğday maliyeti, çiftçi kârı hariç 320 000 liradır ve 400 000 liranın altındaki bir fiyat çiftçiyi hiçbir şekilde mutlu etmeyecektir. Ama, bakalım, Toprak Mahsulleri Ofisi, geçen yıl yaptığı yanlışı bu yıl da tekrarlayıp, çiftçinin el emeğinin, göz nurunun karşılığını vermekten yine kaçınacak mıdır; bunu göreceğiz.

Buğday konusundan sonra, çok önemli olduğuna inandığımız konular şekerpancarı, pamuk ve tütün konularıdır.

Değerli arkadaşlarım, Türk çiftçisine şekerpancarı ektirmeyip, Amerika Birleşik Devletlerinden mısır getirip tatlandırıcı yapmak bu ülkeye hizmet değildir, Türk çiftçisine hizmet değildir, haklı değildir, ahlaklı da değildir. 4 Nisan 2003'te Sanayi ve Ticaret Bakanımız ile Tarım ve Köyişleri Bakanımız ortaklaşa bir açıklamayla müjde verdiler, dediler ki: "Şekerpancarı çiftçisine 440 000 dekar alanda pancar üretme iznini fazladan veriyoruz." Ama, müjdeye şunu eklediler: "Elde ettiğiniz pancarın fiyatı, normal fiyatın yüzde 40'ını geçmeyecek, bunu bilin." Bu Türk çiftçisi bu kadar saf, bu kadar durumu bilmez midir ki, siz, fiyatın yüzde 40'ıyla ona pancar ektireceğinizi düşünüyorsunuz veya böyle söyleyerek onu sevindireceğinizi zannediyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, bir başka müjdeyi, pamuk, yağlı tohumlar, zeytinyağı gibi alanlarda verilecek primler konusunda hükümet verdi. Pamuğa verilen prim 5 senttir, 5 sent ve ne Türkiye'de ne başka bir ülkede bu kadar komik, gülünç, akıldışı bir prim miktarı görülmemiş, duyulmamıştır. Ayrıca, bugüne kadar da, belirlenen bu primlerden Türk çiftçisine bir tek kuruş henüz verilmiş değildir. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Bravo!..

GÜROL ERGİN (Devamla) - Tabiî, bravo...

Tütüne gelince: Tütün ekicisinin elinde tütün kaldı; Bafra'da kaldı, Ege'de kaldı. "200 kilonun üzerindeki tütününü almam..." Ne yapacak şimdi çiftçi bu tütünü? Tütün, lahana değil arkadaşlar, pazarda satılmaz. Türk çiftçisini kaderiyle başbaşa bırakma hakkını size kim veriyor?! Yurttaş, size bu hakkı mı verdi, yoksa, onun haklarını savunma görevini mi verdi; bunu iyi düşünmek zorundasınız.

Geldik, mazot fiyatı konusuna. Aldatmacaya dikkat edin...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET YENİ (Samsun) -Sayın Hocam, heyecanlanmayın.

BAŞKAN - Sayın Hocam, 1 dakika eksüre veriyorum; buyurun.

GÜROL ERGİN (Devamla) - İstiyorum ki, siz de bu heyecanı duyun, Türk çiftçisi için siz de bu heyecanı duyun. (CHP sıralarından alkışlar)

Mazottaki kandırmacaya bakın arkadaşlar. Hiçbir üründe dekar başına 15 litreden aşağı mazot harcanmıyor, 15 ile 75 litre arasında değişiyor, siz, bunu 8 litre kabul ediyorsunuz, doğrudan desteğe bağlıyorsunuz. Üçte 1'ini verdik, yüzde 35 indirim yaptık... Hayır, en fazla yüzde 10 indirimdir, bu da, yüzde 20 zamdan sonra yapılan yüzde 10 indirimdir; yani, hiçbir biçimde indirim falan yok. Çiftçi, bunu, hiçbir şekilde, kanarak, yutmayacak. Lütfen, arkadaşlarım, haklıysanız, doğru konuşacaksınız.

Ziraat Bankasını özelleştiriyorsunuz. Destek yok, kredi yok, bilgi ulaştırmayın; ama, bol bol söylemlerle geçiştirin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Hocam, son cümlenizi alayım.

GÜROL ERGİN (Devamla) - Tabiî.

Değerli arkadaşlarım, sözlerimi tamamlarken, geçen yılın 30 Eylülünde yitirdiğimiz eski parlamenterlerden çiftçi dostu Sayın Sadullah Usumi'yi, Dünya Çiftçiler Gününde, kendi adıma ve tüm çiftçilerimiz adına saygı ve rahmetle anıyor, bereketli hasatlar dilediğim yüce Türk çiftçisine en güzel Dünya Çiftçiler Günü dilekleriyle, karşılarında saygıyla eğiliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Hocam.

Sayın Gürol Ergin'in gündemdışı konuşmasına, Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü Bey cevap verecekler.

Sayın Güçlü, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Dünya Çitçiler Günü dolayısıyla dün burada görüşlerini açıklayan arkadaşıma cevap verme imkânını bulamamıştım, Sayın Sanayi ve Ticaret Bakanımız cevap vermişti. Ben, Tarsus'ta, bu günü, çiftçilerle birlikte kutlama imkânı buldum. Kendi örgütlerinin temel atma törenine katıldık. Bizzat, düşüncelerini alma, eleştirilerini dinleme ve onlara, yapmaya çalıştığımız faaliyetlerle ilgili bilgiler aktarma imkânı buldum.

Bugün, Sayın Hocamın Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yapmış olduğu konuşmaya mukabil, ben de düşüncelerimi anlatmaya çalışacağım. İlk önce, hadiseyi, tansiyonu düşürmeye yönelik, biraz teknik açıklamalarda bulunacağım, sonra da, esas, eleştirilerine cevap vermeye çalışacağım.

Efendim, ülkemizde üretim faaliyetinin, bugün de hâlâ önemli bir kısmını gerçekleştiren insanlarımız, yani, Türk çiftçisi, evvela, ülkemizin birlik ve beraberliğinin korunmasında hep ön safta olmuştur ve ana gövdeyi oluşturan, kendi değerlerimizi koruyan, yaşatan ve bizi bu topraklarda tutan anaunsurdur; Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla, kendilerini saygıyla selamlıyor, hürmetlerimi sunuyorum.

Tabiî, bundan dolayıdır ki, Yüce Atatürk "milletimizin efendisi" olarak nitelendirmiştir. Bu duyguyla, bu düşünceyle, ben de, milletimizin efendilerini, tekrar, saygıyla selamlıyorum.

Bugün, ülkemizde, hepimizin bildiği gibi, hâlâ, üretimdeki büyük payı, özellikle gelişmiş ülkelere nispetle millî gelirdeki çok yüksek payı, özellikle istihdamdaki ağırlığı ve dışticarete katkısı sebebiyle ekonomik yönden önemli; ama, onun dışında, ülkemizin temel gıda ihtiyacını karşılayan bir sektör olarak önemini koruyan ve gelecek yıllarda da, toplumumuz bakımından, hem ekonomik hem sosyal bakımdan ülkemizin gündeminde yer alacak olan bir sektördür ve bu sektörümüzün yüce mensuplarıdır.

Teknolojideki gelişmelere rağmen, dünyanın başka ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de, doğa koşulları, hâlâ, tarım sektöründe egemendir. Bu nedenle de, bu sektörde faaliyette bulunan çiftçilerimiz, diğer sektörlere göre daha yüksek risk ve belirsizlik altında çalışmaktadırlar. Bu nedenle, tarım sektörü de, ulusal ekonomideki önemi, kendine özgü yapısal özellikleri; yani, hem ürettiği ürünlerin arzıyla ve bu arza yönelik esneklikleriyle hem de tüketicilerin talepleri açısından baktığımızda, yine, benzer ve farklı özellikleriyle, sağlık ve sosyal bakımdan değeri de dikkate alınarak, başta gelişmiş ülkeler olmak üzere tüm ülkelerde, diğer sektörlerden daha fazla ilgiye ve devlet müdahalesine açıktır. Nitekim, zaman zaman, tarımla ilgili konuşmalarımızda, dünyanın sanayileşmiş ülkelerinin, başta Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkeleri olmak üzere, tarıma büyük oranda destekler verdiğini söyleriz, hatırlatırız.

Tabiî, bu sektörün ana görevi, toplumların gıda güvencesini sağlamak olmak üzere, barınma, giyinme gibi, yine temel ihtiyaçlarını da karşılamaktır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, bu sektör, geniş bir faaliyet alanı oluşturmaktadır ve bir bakıma, ülkenin ekonomik kalkınmasının da motorudur, lokomotifidir, ilk sermaye birikiminin sağlandığı alandır.

Ülkemizde, tarım, ekonomik gelişmemize çok önemli katkılarda bulunduğu gibi, bu katkılarını ve önemini sürdürecek durumdadır. Sadece az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için değil, gelişmiş ülkeler için de önemini korumaktadır. Bu sebeple, sektörümüz, gelecek yıllarda da önemini koruyacaktır.

Hâlâ yoğun sorunlarla karşı karşıya olan bir sektör olduğunu da, yine, hepimiz biliriz, ifade ederiz. Kısaca değinmek gerekirse; tarım işletmelerinin teknik ve ekonomik açıdan belirlenen optimum büyüklüğün altında oluşu, düzenli bir kayıt sisteminin ve bir veri tabanının bulunmaması -uzun dönemden bahsederek söylüyorum- destekleme politikalarının yönlendiricilikten uzak oluşu ve bu politikaların tarım alt sektörleri itibariyle dengeyi kuramaması, modern teknoloji ve girdi kullanımının henüz istenilen seviyeye gelmemesi, örgütlenmenin yeteri kadar gerçekleştirilememesi, sektöre ayrılan kaynakların giderek azalması ve bu yönde reel olarak olumsuz gelişmeler göstermesi, tarım sektöründeki risk ve belirsizliklere karşı çiftçilerimizi koruyacak etkin bir koruma mekanizmasının geliştirilememesi ve tarım sigortasının oluşturulamaması ve pazarlama, tarım sektörünün kayda değer önemli sorunlarıdır. Bu sorunlar, sektörümüzün bünyesinden kaynaklanan, devamlılık arz eden ve bugün de ağırlığı hissedilen sorunlardır.

Elbette, bu durumda, tarım sektörüne yönelik olarak bu konuda sorumluluk alacak insanlar, birincisi kısa vadede, ikincisi de uzun vadede ne yapacaklarını düşünmek zorundadırlar. Kısa vadede yapılması gerekenler, evvela, ülkede bir program yürüyorsa, başlatılmış olan bir uluslararası anlaşma varsa, bu şartlar içerisinde, onun eksikliğini giderici -ve uzun vade için- bir hazırlık yapmak ve kendi sektörüne yönelik programını gerçekleştirmeye yönelik bir altyapı hazırlığıdır.

Kısaca, bugüne kadar yapmaya çalıştığımız ve yapmayı planladığımız husus, kısa vadede sektörümüzün aciliyet kazanan sorunlarına çözüm üretmek, uzun vadede de bu sektörün temel sorunlarını giderek çözmeye çalışmaktır. Bunun aksine bir iddia, bunun dışında aşırı bir beklenti ve bu yığılmış sorunlar kısa sürede niçin çözülemiyor diye sorulması, çok anlamlı değildir. Ne yaparsak yapalım, 25 000 000'un üzerindeki bir nüfusun yaşadığı bir sektörde, 4 000 000'un üzerinde işletmenin bulunduğu bir sektörde, işletme ölçeği, parçalı tarım alanları, girdi kullanımındaki eksiklik, yayım faaliyetindeki geri kalmışlık ve benzeri sorunları bir anda çözmek, fazla iyimserlikten öteye, hayalcilik olur. Dolayısıyla, bu konuda gerçekçi olmalıyız.

Yapılması gereken konusunda ana başlık şudur: Birincisi, bugün, çiftçimizin karşı karşıya bulunduğu sorunların içerisinde öncelikli olanlarını çözmektir. İkincisi, bu sektörün, uzun vadede temel sorunlarını giderecek şekilde bir hazırlık yaparak, bunları bir program dahilinde ele alıp, gidermektir. Biraz önce konuşan Sayın Hocam, tarım sektörüyle ilgili çok önemli bir soruna değindi; ben de, onu, biraz sonra ifade edeceğim. Bugün, tarım sektörünün temel bir sorunu, günlük olarak karşımıza çıkan bir sorunu, kredi mekanizmasının olmamasıdır. Doğrudur; ancak, bahsettiği başka hususları kısa vadede çözmek, düşünce olarak arzu edilir; ama, pratik olarak imkânsızdır.

AK Parti İktidarı olarak, elbette, iktidara geldiğimiz günden bugüne, tarım sektörüne yönelik olarak çalışmalarımıza herkes şahit. Hocamın da ifade ettiği gibi, bir heyecanla yapmaya çalışıyoruz. Bu, hem samimî hem de kuvvetli bir niyettir. Çok açık bir ifadeyle, o sektörün aleyhine bir şey yapmamak azmi ve kararlılığı içerisindeyiz. En başta ben, böyle düşünüyor ve böyle hareket ediyorum. Aklımın, bilgimin, gücümün yettiği ölçüde de, bu sektöre yönelik alacağım bütün kararların, o toplumun, o kitlenin çıkarına olmasına çalışacağım. Buna çalışıyorum. Şimdi, burada, böyle bir değerlendirme gününde çok iddialı ifadeler kullanmak pek de yerinde olmasa gerek.

Ben, şimdi, Sayın Hocamın dile getirdiği konularla da ilgili olarak birkaç kısa açıklama yaparak ilerleyeceğim.

Bugüne kadar Bakanlığımızla ilgili konularda eleştiriler oldu. Arkadaşlar, bütçe konuşmasında da söyledim. O Bakanlıkta meslek dışından iki eleman atandı. Birisi, Devlet Personelden gelmiş, personel işleriyle ilgili bir arkadaş; birisi de, Planlamacı. Tarım Bakanlığı bu iki elemanın gelişiyle eğer politikalarını Bakanlık içerisinde üretemeyecekse ve dışarıda oluşan politikaları takip edecekse, zaten çok fazla bir söze hacet yok; yani, ölmüş ki, ağlayanı yok. O Bakanlıkta bu arkadaşların dışında değişiklikler oldu; yönetimde değişiklikler oldu, genel müdürlerde değişiklikler oldu. Tabiî, bunlar, Resmî Gazetede yayımlanan kararnamelere tabi olarak yapılan değişikler. Birçok arkadaşımız da bunları takip etme imkânı buldu. Ben, yine, bütçe görüşmelerinde onları saydım. Bu arkadaşlarımızın birçoğu, daha önce orada genel müdür yardımcılığı, genel müdürlük yapmış, o kurumda daire başkanlığı yapmış, 20-25 sene çalışmış, akademik çalışma yapmış. Bu arkadaşlar, şimdi, genel müdürlük, yani, karar mevkiindeler, en üst noktalara gelmişler. O bakanlığın içinden gelmişler ve aynı zamanda, bu atananların yarıdan fazlası da, akademik çalışmalarını yapmışlar, doktoralarını tamamlamışlar.

Şimdi, arkadaşlar, olan biteni bir bütün olarak eğer değerlendireceksek, değerlendirelim; ama, içlerinden bir iki örneği alıp, bunu bir bakanlığın bünyesindeki gelişmelere yönelik olumsuz gelişmeler olarak ifade etmek ve ayrıca, "bu Bakanlık kendi sorumluluklarını kontrol edemeyecek hale geldi, üretemeyecek hale geldi" diye de ifade etmek, çok aşırı iddialı ve ispatı da imkânsız derecede hükümlerdir. Dolayısıyla, ben, buna katılmadığımı ifade ediyorum.

Evet, buğday hasadı başlıyor. Mersin'de bir demet buğday başağı hediye ettiler; artık, mevsim geldi.

Şimdi, bu ülkede, buğdayla ilgili konuda Tarım Bakanlığı çok dikkatli bir çalışma yapmayacaksa, hangi üründe yapacak, hangi üründe yapmalı?! Ülke çiftçisinin, yani, bitkisel üretimin yüzde 75'ini teşkil eden tahılda, biz, ciddî bir çalışma yapmayacaksak, Tarım Bakanlığının başka ne görevi vardır?!

Şimdi, arkadaşlar, ilgili kurumumuzla bu konuda yaptığımız çalışmalarda, esas oturduğu zemin ve tabanda, üreticilerimizin aleyhine olmayacak bir politikayı uygulayacağız. Bunu, buradan, böyle söylüyorum. Elbette maliyeti, elbette geçen yılki fiyatı, elbette dünya fiyatlarını, elbette bu kurumun finansman yükünü düşüneceğiz; ama, ilkönce, üreticimizi düşüneceğiz, o üreticimizin bu faaliyetten bir kazanç elde etmesini amaçlayacağız. Bunun aksi nasıl söylenir, nasıl söylenebilir, nasıl iddia edilebilir?!

GÜROL ERGİN (Muğla) - Yaşanan gerçek var Sayın Bakan.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Sayın Hocam, yani, allahaşkına, yaşanan gerçek ne? Yani, bir şey söyleyin de... Bakın, diyorum ki: Bu yönde bunlar dikkate alınmazsa, ne dikkate alınır? Yaşanan gerçek dediğiniz, sizin çok da iyi bilmediğiniz hazırlıklarımız. Yani, bir hafta sonra, fiyat belli olduktan sonra, TMO'nun nasıl bir politika takip edeceği belli olduktan sonra söyleseydiniz, çiftçilerimiz de çok rahatsız olsalardı, bir anlam ifade edebilirdi.

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Bakan, 19 Şubat tarihli tutanaklarda var; Mayıs 2003'te yüzde 60'ının ödeneceğini söylemişsiniz. (AK Parti sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Koç... Lütfen...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Bu konuda, çiftçilerimiz ve Grubumuz rahat olsun. Hatta, ben, bu konuda, Halk Partili arkadaşlarıma da söylüyorum...

MEHMET SEMERCİ (Aydın) - Çiftçi tefecinin kucağında; pamuk üretemiyor. Primi ver, primi!.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Bu konuda üreticilerimizi rahatsız etmeyeceğiz. Bu, doğru bir ifade.

Buğdayla ilgili maliyet hesaplarını biz de yaptık. Sayın Hocamızın dediği fiyat, ilgili meslek kuruluşlarının bile verdiği fiyatın çok üzerinde; meslek kuruluşlarının, yani, çiftçi örgütlerinin verdiği fiyatın bile üzerinde. Yani, çok sağlıklı bir fiyat değil. Dolayısıyla, orada biraz gerçekçi olmamız lazım. Ben kısa kısa...

BAŞKAN - Sayın Bakanım, son 3 dakikanız...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Peki.

Şekerpancarı konusunda Sayın Hocamın ifade ettiği hususları da -bu ara üslubu da çok sertleşti; ama- hiç doğru bulmuyorum. Arkadaşlar, biz pancar çiftçisine, şeker stoku ve sair faktörlerden sonra uygulanacak... Şeker Üst Kurulu bir karar almış; buna karşılık bir çözüm... Benim, Tarım Bakanlığı olarak getirdiğim çözümün neresi yanlış?! Bir tek çiftçi bugüne kadar bu politikanın yanlış olduğunu söylemedi; ama, Sayın Hocam, çok aşırı bir şekilde bunu ifade etti. (CHP sıralarından gürültüler)

Hocam, bir saniye, ben bir daha anlatayım, müsaade ederseniz.

Şimdi, evet, yüzde 40 daha düşük bir fiyat verilecek. Arkadaşlar, yalnız, buradaki ifade şu: Eğer, şekerpancarı ekmezsen, mısır ekersen, yani, ithal ettiğimiz ürünü ekersen, aradaki gelir farkını ödeyeceğiz diyoruz. Daha başka ne diyelim biz bu insana?! Yani, bunda yanlışlık nerede?! Eğer, gerçekten bir yanlışlık varsa, lütfen, söyleyin de öğrenelim.

Arkadaşlar, pamukta, yağlı tohumda verdiğimiz primler bugünkü şartlar içerisinde, elbette, 5 sent. Yani, 85 000 lira fiyat ödüyoruz; ama, bu konuda bütçeye koyabildiğimiz toplam para konusundaki gayretimizi görmezlikten gelmeyin. Elbette... Türk ekonomisinin içinde bulunduğu şartlar elverişli olsa, bu kesimi teşvik için daha çok prim ödenmesi gerekmez mi; tabiî gerekir. İnanıyorum buna ve 2003 mahsulünü de primle destekleyeceğimizi ilan ettik; yani, biz bunun ekimini de ciddî olarak savunuyoruz.

Son söz...

ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - Daha 2 dakikanız var Sayın Bakan.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)- Ziraat Bankası özelleştiriliyor. Ziraat Bankası, şu anda tarım kesimini desteklemiyor. Türk tarımının bugün temel sorunu, kendisine, sektöre kredi verecek bir mekanizmanın olmamasıdır. Bunu mutlaka çözmemiz lazım; kısa vadede kredi verebilecek bir işleyiş, uzun vadede kurumsal olarak bir geliştirme göstermemiz lazım. Bu, Ziraat Bankası olur, başka bir banka olur, tarım kredi kooperatiflerinin bankacılık fonksiyonunu görecek bir yapı olur; ama, ne olursa olsun, biz, tarım kesimini finanse edecek ve onun şartlarına göre, uygun şartlarda kredi verecek bir mekanizmayı kurmak zorundayız.

Efendim, zor sorunların kısa sürede kolayca çözümlerinin olmadığını, hepimiz çok iyi biliyoruz; ama, büyük bir samimiyet ve gayretle, bu sektöre yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğiz, inşallah, herkesin bu konuda takdirini de alacağız.

Paylaşacağımız şey şudur: Bilgiyi, tecrübeyi, bu sektöre yönelik görüşü olan herkesle sahip olduğu şeyleri paylaşırız. Bu konu teknik bir alandır; düşünce farklılığının, mensubiyetin ve parti farklılığının bu konuda bizim açımızdan bir sorun teşkil etmeyeceği ortadadır, sektör hepimizindir, oradaki insanlar anagövdemizdir.

Dolayısıyla, ben, bu vesileyle sizleri ve Çiftçiler Günü münasebetiyle saygıdeğer çiftçilerimizi hürmetle, saygıyla selamlıyorum, hürmet ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, Türkiye'de ceza ve tutukevleri uygulamalarıyla ilgili gündemdışı konuşan Sayın Zafer Hıdıroğlu'na, Devlet Bakanı Sayın Kürşad Tüzmen cevap verecektir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Tüzmen.

1. - Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’in, Bursa Milletvekili Zafer Hıdıroğlu’nun, Türkiye’de ceza ve tutukevleri uygulamaları ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşmasına cevabı (Devam)

DEVLET BAKANI KÜRŞAD TÜZMEN (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bursa Milletvekilimiz Zafer Hıdıroğlu'nun gündemdışı konuşmasına cevap veriyorum. Bu arada, tabiî, cezaevleri, infaz kurumlarıyla ilgili bilgilerimizi de güncelleştirmek istiyorum.

Temel sorunlar; mevzuat sorunu. Burada, günümüzün ihtiyaçlarını karşılayacak yeni bir infaz kanunuyla Ceza ve Tevkif Evleri Müdürlüğünün teşkilat ve görevlerini yeniden düzenleyecek bir kanuna ihtiyaç var.

İdarî sorunlar. Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde yirmidört saat esasına göre yürütülen hizmetlerin malî boyutu, sürekli artış gösteren hükümlü ve tutuklu sayısı, iaşe giderlerindeki artış, koğuş sisteminden oda sistemine geçiş ve yüksek güvenlikli cezaevlerinin inşa çalışmaları dikkate alındığında Adalet Bakanlığının genel bütçeden aldığı payın son derece yetersiz olduğu görülmektedir. 31 145 kadrodan 6 190'ı boştur ve hizmete açılan F tipi cezaevleriyle oda sistemine dönüştürülen diğer cezaevleri için yeni kadrolara ihtiyaç duyulmaktadır.

Cezaevi personelinin özlük haklarının düşük düzeyde bulunması nedeniyle, kurumlarımızda, nitelikli kişiler başvurmadığından, personel kalitesi de yükseltilememektedir.

Fizikî altyapı sorunlarına bakacak olursak. İstanbul İlinde bulunan mevcut 7 cezaevi kapasitesi 5 291'dir. Suç yeri ve ikamet itibariyle İstanbul kökenli hükümlü ve tutuklu sayısı 11 000 dolayındadır. İstanbul İlinde muhafaza edilmesi gereken yaklaşık 6 000 hükümlü ve tutuklu, kapasite yetersizliği nedeniyle komşu illerdeki cezaevlerine nakledilmektedir. Bunların İstanbul'a götürülüp getirilmeleri devlete büyük bir maliyet yüklemektedir. Aynı zamanda, hükümlü, tutuklu aileleri de ziyaretlerde yaşanan sıkıntı nedeniyle maddî ve manevî kayıplara uğramaktadır. Adalet Bakanlığınca, İstanbul İlinin cezaevi ihtiyacının karşılanması amacıyla, Trakya Bölgesinde, cezaevi yapımına uygun, mülkiyeti hazine veya belediyeye ait yeterli miktarda arsa bulunamamakta, bu konuda ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler yardımcı olmamaktadır. Öte yandan, kamulaştırma yoluyla temin edilen Silivri İlçesindeki 955 dönüm arazi üzerine cezaevi yaptırılmasına esas olmak üzere imar planında değişiklik yapılması talebi, Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca sonuçlandırılmayı beklemektedir. Maltepe İlçesi Büyükbakkalköy'de bulunan 317 500 metrekaresi hazineye ait taşınmazın Bakanlığa tahsisi yapılmış, bitişiğindeki şahıslara ait 142 303 metrekarelik taşınmazın ise kamulaştırma işlemleri devam etmektedir.

İstanbul Bayrampaşa Kapalı Cezaevinin tamamen oda sistemine dönüştürülmesine yönelik tadilat projeleri yaptırılmış; ancak, Bayrampaşa Kapalı ve Özel Tip Cezaevinin şehir merkezi içerisinde kalması nedeniyle, ilgili belediyeler cezaevinin buradan kaldırılmasını istediklerinden, inşaat çalışmalarına başlanılamamıştır. Çözüm için yıllardır süren arsa arama çalışmalarına devam edilmekte olup, mevcut cezaevlerinin kapasitesi kadar cezaevi yapımına uygun arsa temin edildiğinde, üzerlerine yeterli sayıda cezaevi yaptırılacak ve mevcut cezaevleri kapatılacaktır.

Yapılan çalışmalar: Halen, ülkemizde 508 infaz kurumu ve tutukevi bulunmaktadır. Bunlardan 38'i açık cezaevi, 18'i aynı müdürlük altında kapalı ve açık cezaevi olarak faaliyetini sürdürmektedir ve 3'ü çocuk ıslahevi, 1'i çocuk cezaevi, 1'i kadın cezaevi, 1'i kadın ve çocuk cezaevi, diğer 483'ü ise kapalı cezaevleridir. 30 Nisan 2003 tarihi itibariyle ceza infaz kurumlarımızda 64 173 hükümlü ve tutuklu bulunmakta olup, bunlardan 32 624'ü hükümlü, 31 549'u tutukludur. Hükümlü ve tutukluların 55 451'i adlî suçlardan, 7 641'i terör suçlarından, 1 081'i çıkar amaçlı örgüt suçlarından cezaevlerinde bulunmaktadır.

Mevzuat alanında tamamlanan çalışmalar şunlardır:

1- 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 16 ncı maddesinde yapılan değişiklikle, hükümlü ve tutuklukların, kütüphane ve dershanelerde eğitim çalışmaları yapmalarına; açık futbol sahası ile kapalı spor salonlarında futbol, voleybol, basketbol, masa tenisi gibi sportif faaliyetlerde bulunmalarına; işçi yurdu atölyelerinde meslek kazandırma ve iş yurdu çalışmaları ile çok amaçlı salonda sosyal ve kültürel etkinliklere katılmalarına imkân tanınmıştır.

2- Ceza İnfaz Kurumları ile Tevkifevlerinin Yönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Tüzükte 27.4.2001 tarihinde yapılan değişiklikle, ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülerin aileleriyle haftada bir kez 10 dakika süreyle telefon görüşmeleri yapılması sağlanmıştır.

3- Ceza infaz kurumları ve tutukevinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler ve bunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak amacıyla, 16.5.2001 tarihinde İnfaz Hâkimliği Kanunu kabul edilmiş ve uygulamaya başlanılmıştır.

4- Yürürlükteki mevzuat ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle belirlenen ilkeler çerçevesinde, ceza infaz kurumları ve tutukevlerini sivil toplum denetimine açmayı amaçlayan 14.6.2001 tarihli Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu kabul edilmiş ve uygulamaya geçirilmiştir.

Mevzuat alanında, yine aynı şekilde, ceza infaz kurumları ve tutukevi ihtiyacı için nitelikli personelin yerleştirilmesi ve meslekî eğitimlerin sağlanması amacıyla, 4769 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Kanunu çıkarılmış ve bu konudaki kanunî boşluk doldurulmuştur.

Mevzuat alanında devam eden çalışmalarla ilgili olarak, Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun Tasarısı üzerinde hazırlıklar geniş ölçüde tamamlanmış olup, tasarıya son şeklinin verilmesi çalışmaları sürdürülmektedir.

Ceza ve Tedbirlerin İnfazı Kanun Tasarısı hakkında çalışmalar tamamlanmış olup, Kanunlar Genel Müdürlüğünce tasarıya son şekli verilmektedir.

Türk Ceza Kanunu ile Hapishane ve Tevkifhanelerin İdaresi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 5.2.2003 gün ve 4806 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra, Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanlıkları arasında düzenlenen protokolün kanuna uyarlanması çalışmaları devam etmektedir.

Fizikî altyapıya ilişkin tamamlanan ve devam eden çalışmalarla ilgili olarak, 38 adet E tipi, 22 adet 350 kişilik özel tip, 4 adet 500 kişilik ve 1 adet hususi tip olmak üzere 65 cezaevinin tamamı oda sistemine dönüştürülmüştür. 7 adet E tipi ve 1 adet 500 kişilik özel tip olmak üzere 8 cezaevinin tamamının oda sistemine dönüşüm inşaatları devam etmektedir.

Ayrıca, İstanbul 500 kişilik özel tip ve Bayrampaşa Kapalı Cezaevinin tamamının oda sistemine dönüştürülmesi çalışmalarına devam edilmekte olup, başka yerde arsa bulunamazsa, söz konusu cezaevlerinin oda sistemine dönüşüm ihaleleri 2003 yılı içerisinde yapılacaktır.

Tek ve 3 kişilik oda sistemine göre inşa edilen Diyarbakır Özel Tip Cezaevinin geçici kabulü yapılarak teslim alınmış olup, personelin atanma işlemlerine devam edilmektedir. Bu cezaevine önümüzdeki aylarda mahkûm kabulüne başlanacaktır.

Ankara Sincan, Bolu, Edirne, İzmir, Kocaeli, Tekirdağ İllerinde, her biri 368 kişi kapasiteli, en fazla 3 kişinin kalacağı oda sistemine dayalı birinci grup F tipi cezaevlerinin inşaatı tamamlanmış ve hizmete açılmıştır.

Adana, Ankara Sincan, İzmir ve Tekirdağ İllerindeki ikinci grup F tipi cezaevlerinin yapımları tamamlanmış olup, geçici kabulleri yapılmıştır. Bu cezaevlerine de önümüzdeki aylarda mahkûm kabulüne başlanacaktır.

Yapımı devam eden Kocaeli 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevinin bu yıl içerisinde hizmete açılması planlanmaktadır.

Ayrıca, Sakarya'da 1 adet, Ankara Sincan'da 2 adet olmak üzere, her biri 479 kişi kapasiteli, toplam 3 adet L tipi cezaevi yapımı için Başbakanlık makamından gerekli izin alınmış olup, İş Yurtları Kurumu bütçesinden masrafları karşılanmak suretiyle, yapım ihaleleri de bu yıl içerisinde tamamlanacaktır.

Saygılarımla arz ederim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tüzmen.

Gündemdışı üçüncü söz, Bingöl depremi nedeniyle söz isteyen, Bingöl Milletvekili Abdurrahman Anik'e aittir.

Buyurun Sayın Anik. (AK Parti sıralarından alkışlar)