DÖNEM : 22        YASAMA YILI : 1

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

CİLT : 14

 

77 nci Birleşim

8 . 5 . 2003 Perşembe

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMALAR

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, 9 Mayıs Avrupa Gününe ilişkin gündemdışı konuşması ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in cevabı

2. - İstanbul Milletvekili Ali Rıza Gülçiçek'in, Yunus Emre'yi Anma Gününe ilişkin gündemdışı konuşması

3. - Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı'nın, Karayolları Trafik Güvenliği Haftasına ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı

B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. - İzmir Milletvekili Oğuz Oyan ve 33 milletvekilinin, Bingöl'de meydana gelen deprem felaketinin bütün yönleriyle, araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/75)

2. - Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat Melik ve 37 milletvekilinin, Şanlıurfa İlinde elektrik enerjisi dağıtımında yaşanan sorunların, araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/76)

C) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. - Samsun'da kurulma aşamasındaki mobil santralların ihale ve yer seçimi süreçleriyle, çevre ve insan sağlığına muhtemel etkilerinin araştırılması amacıyla kurulan (10/29, 10/31) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptıklarına ilişkin tezkeresi (3/258)

V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. - İş Kanunu Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/534) (S. Sayısı: 73 ve 73'e 1 inci Ek)

2. - 190 Sayılı Genel Kadro Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerin Sağlık Bakanlığına Ait Bölümünde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/554) (S.Sayısı:133)

VI. - AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. - İzmir Milletvekili Enver Öktem'in, Samsun Milletvekili Ahmet Yeni'nin, TBMM'ye ve milletvekillerine karşı amacını aşan ifadeler kullanması nedeniyle konuşması

2. - Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın, İzmir Milletvekili Enver Öktem'in, Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3. - Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan'ın, Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin'in, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

VII. - USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1. - AK Parti Grup önerisinde yer alan "8.5.2003 Perşembe günkü birleşiminde ise gündemin 3 üncü sırasına kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin" ifadesinin, 8.5.2003 Perşembe günü gece saat 24.00'te bittiği anlamına gelip gelmediği hakkında

VIII. - SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. - Kırıkkale Milletvekili Halil Tiryaki'nin, 4.4.2003 tarihli 62 nci Birleşimde yapılan Anayasa değişikliği oylaması hakkında ileri sürülen iddialara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç'ın cevabı (7/395)

2. - Manisa Milletvekili Hasan Ören'in, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yapılan oylamalara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç'ın cevabı (7/399)

3. - İzmir Milletvekili Muharrem Toprak'ın, granit taşı üretiminin ve küresel pazar payının artırılmasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/420)

4. - Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın, TİKA Lojmanlarına ve personeline ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın cevabı (7/452)

I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak dört  oturum yaptı.

Tekirdağ Milletvekili Ahmet Kambur'un, 1986 yılında Tekirdağ Merkez İlçede uygulanmaya başlanılan Önder Çiftçi Projesiyle ilgili gündemdışı konuşmasına, Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü,

Manisa Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi'nin, 17 nci İş Sağlığı ve İş Güvenliği Haftası nedeniyle gündemdışı konuşmasına da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu,

Cevap verdi.

İstanbul Milletvekili Ahmet Güryüz Ketenci, ölüm cezaları asılmak suretiyle yerine getirilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın ölüm cezalarıyla ilgili kanunun yürürlükten kaldırılmasına ilişkin gündemdışı bir konuşma yaptı.

Manisa Milletvekili Ufuk Özkan ve 24 milletvekilinin, Akhisar Sigara Fabrikasının faaliyete geçmesi için,

İzmir Milletvekili Ahmet Ersin ve 27 milletvekilinin, taksicilerin ve diğer şoför esnafın sorunlarının araştırılarak,

Alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla birer Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri (10/73), (10/74) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Antalya Milletvekili Nail Kamacı'nın (6/184), (6/185), (6/186) esas numaralı sözlü soru önergelerini geri aldığına ilişkin önergesi okundu; sözlü soruların geri verildiği bildirildi.

Yunanistan Meclis Başkanı Apostolos Chr. Kaklamanis'in, TBMM Başkanı Bülent Arınç'ı 23-24 Mayıs 2003 tarihleri arasında Atina'da düzenlenecek olan Avrupa Birliği Parlamento Başkanları Konferansına vaki davetine, TBMM Başkanını temsilen İzmir Milletvekili Zekeriya Akçam'ın  iştirak etmesinin uygun bulunduğuna,

Kazakistan, Kırgızistan, Moğolistan ve Tacikistan Parlamentoları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında parlamentolararası dostluk grubu kurulmasına,

İlişkin Başkanlık tezkereleri kabul edildi.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının, 1 inci sırasında bulunan İş Kanunu Tasarısının (1/534) (S. Sayısı: 73 ve 73'e 1 inci ek) görüşmelerine devam olunarak, 32 nci maddesine kadar kabul edildi.

Çorum Milletvekili Agah Kafkas, Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin'in, şahsına,

Ankara Milletvekili Bayram Ali Meral, Diyarbakır Milletvekili Cavit Torun'un, şahsına ve partisine,

Sataşmada bulunmaları nedeniyle birer açıklama yaptılar.

8 Mayıs 2003 Perşembe günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 00.01'de son verildi.

İsmail Alptekin

 

 

Başkanvekili

 

 

 

Ahmet Küçük

Mevlüt Akgün

 

Çanakkale

Karaman

 

Kâtip Üye

Kâtip Üye

 

 

 

 

 

No. :  106

II. - GELEN KÂĞITLAR

8.5.2003 PERŞEMBE

Teklifler

1. - Tokat Milletvekilleri Feramus Şahin  ile Orhan Ziya Diren'in; Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/129) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.4.2003)

2. - Konya Milletvekili Atilla Kart'ın; Yeniceoba Adıyla Yeni İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/130) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.4.2003)

Sözlü Soru Önergesi

1. - İstanbul Milletvekili Onur Öymen'in, Almanya'nın bir eyaletinde vatandaşlığa geçecek Türkler için yapılacak uygulamaya ilişkin Dışişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/453) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.4.2003)

Meclis Araştırması Önergeleri

1. - İzmir Milletvekili Oğuz Oyan ve 33 milletvekilinin, Bingöl'de meydana gelen deprem felaketinin bütün yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/75) (Başkanlığa geliş tarihi: 6.5.2003)

2. - Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat Melik ve 37 milletvekilinin, Şanlıurfa İlinde elektrik enerjisi dağıtımında yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/76) (Başkanlığa geliş tarihi: 6.5.2003)

 

 

 

 

 


BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati:15.00

8 Mayıs 2003 Perşembe

BAŞKAN: Başkanvekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER: Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale), Mevlüt AKGÜN (Karaman)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77 nci Birleşimini açıyorum.

III. - Y O K L A M A

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağım.

Yoklama için 5 dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin, 5 dakikalık süre içerisinde, oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını, teknik personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız yoktur.

Birleşime 15 dakika ara veriyorum.

                                                                                                    Kapanma Saati: 15.08


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.28

BAŞKAN: Başkanvekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER: Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale), Mevlüt AKGÜN (Karaman)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77 nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III. - Y O K L A M A

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağım.

Yoklama için 5 dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını, teknik personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekilimize gündemdışı söz vereceğim.

Konuşma süreleri 5'er dakikadır. Hükümet, bu konuşmalara cevap verebilir; hükümetin  cevap süresi 20 dakikadır.

Gündemdışı ilk söz, Avrupa Günü nedeniyle söz isteyen Ankara Milletvekili Sayın Yakup Kepenek'e aittir.

Buyurun Sayın Kepenek. (CHP sıralarından alkışlar)

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, 9 Mayıs Avrupa Gününe ilişkin gündemdışı konuşması ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in cevabı

YAKUP KEPENEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli izleyiciler; yarın 9 Mayıs; ben, Türkiye - AB Karma Parlamento Komisyonu üyesi olarak, Avrupa Günü nedeniyle söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum ve bana bu olanağı sağlayan Sayın Başkanvekilimize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum.

Avrupa Günü, 9 Mayıs 1950'de, iki Fransızın "Avrupa birleşsin" yönündeki adımlarıyla, Jean Monet ve Robert Schuman'ın, Avrupa Kömür ve Çelik Birliği kuruluşu yönündeki girişimleriyle gündeme gelmiştir ve 1985'ten bu yana kutlanmaktadır.

Değerli üyeler, ülkemiz, Avrupa Birliği adayıdır ve Türkiye'nin, Avrupa Birliği adaylığı yönünde, çok uzun bir yoldan geldiğini ve çok uzun bir yolda gitmekte olduğunu vurgulamak isterim.

Avrupa'nın, yasal ve kurumsal düzenini, laikliğini, eğitim birliğini ve bununla eşanlamlı olarak Anadolu aydınlanmasını benimseyen Türkiye, Kurtuluş Savaşıyla, bir taraftan Avrupa ile savaşmış, bir taraftan da Avrupa'yı özümsemiştir; bu çelişkiye dikkatinizi çekmek isterim. Türkiye, bugün de cumhuriyetin o kazanımlarının getirilerini kullanmaktadır Avrupa yolunda. İkinci Dünya Savaşından sonra Avrupa'nın yeniden inşasında Türkiye'nin büyük katkıları vardır. Türkiye, Avrupa Konseyinin üyesidir, Avrupa Kalkınma Örgütünün (EEC) kurucu üyesidir ve o bağlamda, Avrupa'nın spordan sosyal güvenliğe kadar tüm örgütlerinin kurucu üyesi ya da üyesi özelliğini taşımaktadır. Son zamanlarda -geçtiğimiz günlerde- Avrupa Parlamentosunda vurgulanan, Türkiye'nin geçmiş değerleri ve bu arada Refah Partisine ilişkin 13 Şubat 2003 tarihli kararı da bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

Türkiye'yi Avrupa'ya taşıyan değerlerimiz Efesli Heraklitus'tur, Sinoplu Diojen'dir; ama, bunların ötesinde, Mevlana'dır, Hacı Bektaş'tır, Yunus'tur, Şeyh Bedrettin'dir, Nikoos Ağa'dır, Ahmet Saygun'dur, matematikçi Cahit Arf'tır, Şair Nazım Hikmet'tir, Mehmet Âkif'tir, Yahya Kemal'dir, Yaşar Kemal'dir, Suna Kan'dır, İdil Biret'tir. Kısaca, alınakımız olan yaratıcı insanlardır; bilim insanlarımızdır, sanat insanlarımızdır.

Yapmamız gereken çok sayıda güncel iş var: Siyasetin temizlenmesi ve milletvekili dokunulmazlığının sınırlandırılması, insanımızın özgürleşmesinin önündeki engellerin kaldırılması, eğitim sisteminin yaratıcı yetenekleri güçlendirecek biçimde yeniden yapılandırılması, ekonomiyi kayıt altına almak, kadınların işgücüne katılması oranını artırmak ve gençlerimizin -yüzde 80'i bu ülkeyi terk etmek isteyen gençlerimizin- bu ülkenin onurlu, üretken, girişken ve başarılı insanları olarak yaşamalarını sağlamak...

Bunun ötesinde, iki güncel konuya daha değinmek istiyorum. Bütçe çıkalı bir ayı geçti; ama, Avrupa Birliği Araştırma Alanının gerektirdiği ilk taksit henüz ödenmemiştir.

Bir de, insan hakları ihlalleri, pankart asmak, yürüyüş yapmak gibi nedenlerle, gençleri ve çocukları, örgütleri baskı altında tutmak dönemi artık kapanmalıdır.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyeliğinin dostları da var, düşmanları da var. Dostları, genellikle, sosyalist ya da sosyal demokratlardır; düşmanları ya da istemeyenleri ise, genellikle, sağcı kesimlerdir; ama, bu noktaları aşmak gerekiyor bilinçle ve düzgün bir biçimde. Biz, neyiz? Biz, tümümüz, birlikte, kendi dostumuz olabiliyor muyuz ve kendi ulusumuzun çıkarını, ulusal çıkarımızı en yüksek noktaya taşıyacak girişimlerde bulunabiliyor muyuz? Kısaca, kendimiz için kimi değerleri yaşama geçirebiliyor muyuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim.

YAKUP KEPENEK (Devamla) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

O nedenle, yapmamız gereken, kendi işimizi tam yapmak, kendi çıkarımızı  en çoklaştırmaktır.

Sayın milletvekilleri, son aylarda büyük değişimler yaşıyoruz. Büyük Meclisin 1 Martta ünlü tezkereyi reddetmesi büyük bir olaydır. Kıbrıs'ta, 23 Nisandan bu yana yaşananlar, Türk Halkının barışseverliğinin ayrı bir kanıtıdır. Avrupa Birliği yolunda her iki olaydan da ders alınmalı, yeterince yararlanılmalıdır.

Son iki gündür Washington'dan gelen "Türkiye 'yanlış yaptık' desin" ya da "hiçbir şey olmamış gibi davranamayız" şeklindeki saldırı ve tehditler, Irak'a demokrasi götürdüğünü öne sürenlerin demokrasiden ne anladıklarının en güzel kanıtıdır. Millet Meclisinin onurlu kararını yok saymaya hiç kimsenin, gücü ne olursa olsun, hakkı yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Efendim, toparlarsanız...

YAKUP KEPENEK (Devamla) - Onların kısa tarihlerinin birikimi, Ulusal Kurtuluş Savaşı vermiş olan bir Meclisin kararını algılamaya yetmez. 1 Mart kararımız doğru değerlendirilirse, AB yolunda bir büyük açılımın öncülü olabilir. Aynı şekilde, bu durum, Kıbrıs için de geçerlidir.

Meclisin AB uyum yasalarını bir an evvel ele alacağı umuduyla, hepinize saygılar sunarım.

Sayın Başkan, teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kepenek.

Hükümet adına, Adalet Bakanımız Sayın Cemil Çiçek söz istemiştir.

Buyurun Sayın Bakan. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Kepenek'in Avrupa Günü dolayısıyla burada ifade etmeye çalıştığı görüşlerin çok önemli bir kısmına katıldığımı, burada ifade etmek istiyorum. Türkiye, temel tercihini yapmıştır; Avrupa Birliği içerisinde yer almayı bir devlet politikası haline de getirmiştir. Esasen, bu, Türkiye'nin uzunca bir zamandan beri arzuladığı ve bu uğurda da pek çok çaba sarf ettiği bir konudur. Türkiye, Avrupa'yla beraber olma noktasında, son onsekiz aya girmiş bulunmaktadır. Kopenhag'da yapılan zirveden sonra, 2004 Aralığına kadar, Türkiye, yapması gerekenleri yapmış olması halinde, müzakere sürecini de başlatmış olacaktır.

Hiç şüphesiz, bir yönüyle, Ankara Antlaşmasının üzerinden kırk yıl; ama, 1950'li yılların sonundaki müracaatın üzerinden de aşağı yukarı kırkdört yıl geçmiş oluyor. Bu kırkdört yıl ya da kırk yılda -neresinden hesap edersek edelim- bu noktada, zaman zaman duraksamalar olmuştur, zaman zaman Avrupa Birliği hedefine varma noktasında gayret eksiklikleri olmuştur; ama, bunların hepsinin bedelini de, Türkiye, çoğu zaman büyük kayıplarla ödemiştir.

AK Parti İktidarı olarak, seçim beyannamemizde ve hükümet programımızda da ifade ettiğimiz gibi, biz, Avrupa Birliğiyle beraber olmak istiyoruz. Bu noktada, bu Meclisin büyük gayretleriyle de, birçok yasayı birlikte geçirdik. Yaptığımız çok şey var; ama, yapacağımız da daha çok şey vardır. Önümüzdeki birkaç hafta içerisinde, altıncı paket olarak kamuoyunun algıladığı yeni bir yasal düzenlemeyi huzurlarınıza getirmiş olacağız. Bunların da yetmediğini biliyoruz.

Bu sene, 2003 yılının ekim ayına geldiğimizde yeni bir ilerleme raporu yayımlanacak. 2004 yılının birinci çeyreğinde, ikinci çeyreğinde, muhtemeldir ki, çıkarılmış olan bu yasaların uygulamaya ne ölçüde yansıdığını gözlemlemiş olacaklar. Ondan sonra da, ümit ediyoruz ki, müzakere süreci başlamış olacaktır. Dolayısıyla, Türkiye olarak hassas bir döneme girdiğimizi, daha çok çaba sarf etmemiz gerektiğini biliyoruz. Meclisin bu neviden yasalara öncelik vermesi gerektiğini burada ifade etmek istiyorum. Ümit ediyorum ki, önceki tasarılarda olduğu gibi, bu konuda da, iktidarıyla muhalefetiyle milletimize yaraşır bir çabanın, bir gayretin içerisinde olacağız. 2004 yılının aralık ayına gelindiğinde de, Türkiye, müzakere sürecini başlatmış olacaktır.

Esasen, bu yıl içerisinde -daha evvel, Adalet Bakanlığı bütçesi görüşülürken de ifade etmeye çalıştım- 2003 yılı içerisinde, Avrupa Birliğiyle uyumu sağlamak bakımından, hukukî altyapımızı sağlamlaştırmak, temel hak ve özgürlüklerimizi teminat altına almak ve özgürlük alanlarının genişletilebilmesi bakımından yapmamız gereken çok iş var. Bunların hepsinin hazırlıkları, hükümetimizde, bakanlığımızda ve bakanlıklarda devam etmektedir.

Ayrıca, bu noktada, yapmayı düşündüğümüz bir husus daha var. Bunu, burada, değerli milletvekillerimizle paylaşmak istiyorum.

Bizler, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planını idrak etmişiz; yani, şu an, Türkiye'de, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı uygulanıyor. Planlamada çalışmış olan, sonra Meclisimizde görev yapan çok değerli üyeler var, arkadaşlarımız var bugün burada. Kalkınma planlarını bile, bu Meclis, gerek Plan ve Bütçe Komisyonunda gerekse Genel Kurulda en az bir ay, birbuçuk ay tartışır. Neticede, bunlar, beş yıllık kalkınma planlarıdır. Halbuki "Avrupa Birliği" dediğimiz şey, neticede, bu ülkenin en az elli yıllık, yüz yıllık geleceğini planlayan ve ona yönelen çok kapsamlı bir proje olmasına rağmen, maalesef, 57 nci hükümetin bir hatası olarak, Avrupa Birliğiyle ilgili Ulusal Program, burada ancak oniki dakika görüşülebilmiştir; onun için de, bizim, Avrupa Birliği konusunu yeteri kadar tartıştığımız kanaatinde değilim.

Bir istatistiğe göre, vatandaşlarımızın yüzde 65'i, yüzde 70'i "Avrupa Birliğine taraftarız" diyor; ama, herkes, kendi bulunduğu noktadan bakarak bu işe "evet" ya da "hayır" diyor. Halbuki, Avrupa Birliğinin getirisi olduğu kadar, bir kısım fedakârlıklarda da bulunmamız gerekiyor; bazı kavramları yeni baştan gözden geçirmemiz gerekiyor, bazı ölçütlerimizde, kabullerimizde esnemelerde bulunmamız gerekiyor; yani, bu işin getirisi olduğu kadar, adım atmamız gereken noktalar da var. "Biz her şeyi isteriz, hiçbir şey yapmayız" dediğimiz takdirde, Avrupa Birliği meselesinde mesafe almamız mümkün değil; zaman zaman toplumdaki tereddütler, zaman zaman devlet organları arasındaki belirsizlikler ve tereddütler, Avrupa Birliği yolunda daha süratli mesafe almamızı zorlaştırmaktadır.

Onun için, yeni dönemde -ki, bu Meclis yüzde 90'ı itibariyle yenilendiğine göre- Avrupa Birliği meselesini daha ileri bir noktaya götürebilmek ve çalışmaları süratlendirebilmek bakımından, bu konunun, bütün boyutlarıyla burada bir genel görüşme formatında ele alınmasında sayısız faydaların olduğunu düşünüyoruz. Onun için de hükümet olarak, bu konuyu, Genel Kurulun gündemine getireceğiz. Bu Avrupa Birliği meselesini, kamuoyu önünde bütün boyutlarıyla tartışalım ki, zaman zaman her yasa tasarısı ya da taslağı gündeme geldiğinde bir ikileme girmeyelim; acaba, memleket bölünüyor mu; acaba, memleket bir şey mi veriyor; acaba, memleketin bir tarafında bir başka sıkıntı mı meydana gelecek tarzında, kafamızdaki "acaba"ların önemli bir kısmını ortadan kaldırabilirsek, 2004 Aralığına geldiğimizde, Türkiye için fevkalade hayatî önemi olan  Avrupa Birliği meselesini sağlam bir zemine oturtmuş oluruz diye düşünüyoruz.

Ümit ediyorum, önümüzdeki günlerde, bu konuyu Mecliste enine boyuna tartıştığımız takdirde, bu yasal çalışmaları daha süratle yapma imkânına da kavuşmuş oluruz.

Bu düşüncelerle, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Adalet Bakanımıza teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, gündemdışı ikinci söz, Yunus Emre'yi anma günü nedeniyle, İstanbul Milletvekili Sayın Ali Rıza Gülçiçek'e aittir.

Ancak, Sayın Gülçiçek'in konuşmasından önce, bir iki dakikanızı rica edeceğim. Bugün için, çok değerli milletvekillerimiz de ısrarla söz talebinde bulunmuşlardır. Ne var ki, biz, bir milletvekilimize söz verme durumundayız. Adana Milletvekilimiz Sayın Recep Garip, İstanbul Milletvekilimiz Sayın Berhan Şimşek ve Kastamonu Milletvekilimiz Sayın Mehmet Yıldırım, Yunus Emre ve 12 nci Şeyh Şaban-ı Veli Hazretleri ve Kastamonu Evliyaları Haftasını da değerlendirmek üzere söz talebinde bulunmuşlardır.

Ben, şimdi, sözü Sayın Gülçiçek'e bırakıyorum.

Buyurun Sayın Gülçiçek.

Süreniz 5 dakika.

2. - İstanbul Milletvekili Ali Rıza Gülçiçek'in, Yunus Emre'yi Anma Gününe ilişkin gündemdışı konuşması

ALİ RIZA GÜLÇİÇEK (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Anadolu'nun gönüller sultanı, sevgi ve hoşgörü abidesi Yunus Emre'yi anmak ve Yunus'un günümüzden sekizyüz yıl önce büyük bir sanatsallıkla vurguladığı, evrensel manevî değerleri bir kez daha sizlerle paylaşmak üzere söz almış bulunmaktayım; bu güzel bahar gününde Cumhuriyet Halk Partisi ve şahsım adına, hepinizi sevgilerimle selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Horasan'da Ahmet Yesevî ile başlayan Türk tasavvuf hareketi, 13 üncü Yüzyılda Anadolu'da, aynı dönemde ve aynı bölgede yaşayan Hacı Bektaş Veli, Mevlana ve Yunus Emre ile doruk noktasına ulaşmıştır.

Yunus Emre, 13 üncü Yüzyıl Anadolusunun en önemli manevî mimarlarından birisi ve sade bir Türkmen dervişidir. Anadolu'da birliğin bozulduğu, Moğol ordularının yakıp yıktığı, insanların umutsuzluğa kapıldığı bir dönemde, Yunus Emre, şiirleriyle bir sevgi seli oluşturmuş, insanlara manevî huzuru, sevgi ve hoşgörü gibi evrensel değerleri aşılamaya çalışmıştır.

Gönül kırmamak, hiçbir canlıyı incitmemek, gönül almak, büyüklük taslamamak, geçimli olmak, bilgili olmak Yunus'un ana kavramlarıdır. "Herkes ayıbını ve kötülüğünü görebilmeli ve bunları düzeltmek için çaba göstermelidir" diye düşünür Derviş Yunus.

Değerli milletvekilleri, dervişlik bir hizmet makamıdır, bir insanlık disiplinidir. Derviş olabilmek için, kötü düşüncelerden arınmak, mal, mülk hırsından sıyrılmak, sen-ben kavgasından uzak kalmak, insana ve insanlığa hizmete soyunmak, Tanrı ve insanlık yolunda çaba göstermek gerekir. Elde tespih, dilde dua, her şeyden elini ayağını çekmiş insanlara yakıştırılan dervişlik, sonraları ortaya çıkan bir sapmadır. Nitekim, Yunus, bu softalara şiddetle karşı çıkmış ve şiirlerinde şunları söylemiştir:

"Dervişlik dedikleri,

Hırka ile taç değil.

Gönlünü derviş eden,

Hırkaya muhtaç değil."

Gerçeğe, Tanrı'ya, evrensele ve her şeyin özüne varmak çabasında olan Yunus'un tasavvuf felsefesi ve görüşleri, Bektaşi öğretilerini yansıtır; şeyhi Taptuk Emre, Hacı Bektaş Veli'ye bağlıdır. Yunus Emre de, Mevlana gibi insana önem verir. Din, tarikat, görünüşte farklı olan yollardır; hepsinin amacı, iyi insan olmak ve insanlık hedefine ulaşmaktır.

Bugün, Yunus Emre'nin yaşadığı Anadolu topraklarında kurulan Türkiye Cumhuriyetinin Sayın Başbakanının, Hacı Bektaş Veli'nin "gelin canlar bir olalım, iri olalım, diri olalım" sözleriyle, insanları birliğe çağırdığına tanık oluyor ve bundan mutluluk duyuyorum; ancak, biliyoruz ki, insanların düşüncelerini, eylemlerini ve inançlarını gözardı ederek, ibadetin şekli üzerinde durup içeriğini unutarak, onları dinli-dinsiz, bizden veya bizden değil diye ayırarak "bir olmak, iri olmak, diri olmak" asla mümkün değildir. Nitekim, Yunus'un kendisi de, işin şeklinde değil, manasındadır; gerçek ibadeti, gerçek dindarlığı da, şeklen bazı şeylerin yerine getirilmesinde değil, o şeklin var ediliş amacında arar; Tanrı'yı, sevgiler ve yücelikler dolu bir güç olarak tanıtıcıdır; dinin dogmalarını, şeriatın katı kurallarını kırıcıdır.

"Bir kez gönül yıktın ise,

Bu kıldığın namaz değil.

Yetmiş iki millet dahi,

Elin yüzün yumaz değil" der Derviş Yunus.

Yunus Emre, çeşitli görüşlerini yapıtlarında ortaya koymuştur. Bilim, bilgi, gerçek, Tanrı, ölüm, aşk gibi konulardaki düşüncelerini bir potada eritmiştir. Ermişler aşamasına ulaşmak ve yetkin insan olmak için çalışmış, sonunda da en yüksek makama ulaşmıştır.

Yunus'a göre, bilim bir amaç değil, araçtır; çünkü, bilimi kendilerine amaç edinenler, kendilerini dünyanın merkezi sanırlar ve bu bilgileriyle de üstünlük taslarlar.

Oysa, Yunus'a göre, mutlak varlıktan başka varlık yoktur ve bütün var olanlar Tanrı'nın; yani, mutlak varlığın çeşitli görüntülerinden başka bir şey değildir. Bu düşünceyle Derviş Yunus:

"Yol odur ki doğru vara,

Göz odur ki Hak'kı göre,

Er odur ki alçakta dura,

Yüceden bakan göz değil" demiştir.

Yunus Emre, aynı zamanda ulusumuzun değerlerini, görüşlerini yansıtan büyük bir sanatçıdır. O, sözün gücünü ve kudretini çok iyi kavramıştır. İyilik ve kötülüğün sözden geldiğini, ifadesini doğru bulmayan sözün nelere yol açabileceğini görmüştür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlarsanız memnun olurum; buyurun.

ALİ RIZA GÜLÇİÇEK (Devamla) - Ona göre söz, insanları dost da, düşman da eden bir araçtır.

"Söz ola kese savaşı,

Söz ola bitire işi,

Söz ola ağılı aşı,

Bal ile yağ ede bir söz."

Yunus, bize şiirlerinde hafif güldürünün, acı kınamanın ve kara yerginin de ilk örneklerini verir. Yunus'tan evvel edebiyatımızda böyle bir gelenek yoktur. Usta sanat eri Yunus'un yergisi özele, somuta iner. İşte, zamane beyleri için:

"Gitti beyler mürveti binmişler birer atı,

Yediği yoksul eti, içtiği kan oluptur"

"Beyler azdı yolundan bilmez yoksul halından" der.

Yine, Yunus'un şiirlerinde insanların bir bölüğü bize tasavvuf imgeleri olarak sunulur. Bunlar canlardır, erenlerdir, padişahtır, erdir, gerçek erdir, âşıktır ve gerçek âşıktır.

Bunların aralarında boy pos, huy hus, duygu düşünce farkları yoktur. Hepsi, iyilik, güzellik, bilgelikle bezenerek Tanrı suretleri olmuşlardır.

"Ey âşıklar, ey âşıklar,

Aşk mezhebi dindir bana,

Gördü gözüm dost yüzünü,

Kamu yas düğündür bana" der.

Her ne kadar, bir şiirinde

"Bilmeyen ne bilsin bizi,

Bilenlere selam olsun" derse de, Anadolu insanı Yunus'u öylesine sahiplenmiştir ki, onun mezarının kendi topraklarında bulunmasını arzulamıştır; bugün, Anadolu'nun onbeş ayrı yerinde mezarının oluşu, şiirlerinin de, ilahilerinin de dillerden düşmeyişi bu sevginin en açık ifadesidir; Bursa, Sandıklı, Kula, Erzurum, Sarıköy ve Karaman bu yerlerden bazılarıdır.

Anadolu toprağında yetişen ve adına "Hoşgörü Yılı" ilan edilen büyük ustanın yine orada yatıyor olması bizim için yeterlidir.

Sözlerimi, Yunus'un, tüm insanları kucaklayan

"Adımız miskindir bizim

Düşmanımız kindir bizim

Biz kimseye kin tutmayız

Kamu âlem birdir bize" dizeleriyle "selam sana sekiz yüzyıldır diri kalan canlı Yunus" diyerek bitiriyorum.

Bu vesileyle, geçen yıl 17 Mayısta kaybettiğimiz değerli halk ozanımız Âşık Mahzuni Şerif'i ve kaybettiğimiz tüm ozonlarımızı rahmetle anıyor ve sizlere, sevgi ve saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Gülçiçek.

Gündemdışı üçüncü söz isteği, Karayolları Trafik Güvenliği Haftası münasebetiyle söz isteyen, Erzurum Milletvekili Sayın Mustafa Ilıcalı'ya aittir.

Buyurun Sayın Ilıcalı. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

3. - Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı'nın, Karayolları Trafik Güvenliği Haftasına ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Bilindiği gibi, mayıs ayının ilk cumartesi günü "Karayolları ve Trafik Güvenlik Günü" bunu takip eden hafta ise "Karayolu ve Trafik Güvenliği Haftası" diye adlandırılıyor. Bu hafta münasebetiyle, sizlere, trafik ve karayolları hakkında bir iki şey söylemek için huzurunuzdayım. Bana söz verdiği için Sayın Başkanımıza ve bu haftaya destek verdiği için, aramızda bulunan, Sayın İçişleri Bakanımıza teşekkür ediyorum.

Her 55 dakikada bir yollarda can veren aziz vatandaşlarımız ile trafiğe kurban verdiğimiz değerli milletvekillerimize; ayrıca, 1 Mayıs Perşembe günü saat 03.27'de meydana gelen ve bizzat giderek yerinde gördüğüm ve incelemelere katıldığım Bingöl depreminde ölenlere Allah'tan rahmet, yaralı olanlara acil şifalar, yakınlarına ve tüm Bingöl halkına geçmiş olsun dileklerimle, Allah'tan sabırlar diliyorum; milletçe güvenli, çağdaş bir trafik ortamına kavuşmamızı temenni ediyorum.

Son onbeş yıl içerisinde toplam 30 000 yurttaşımızı, bölücü terör olaylarında kaybettik. Son elli yıl içerisinde yaşadığımız deprem felaketinde ölen yurttaşlarımız 50 000 kişi civarında; oysa, her on yılda trafik kazalarında ölen vatandaşlarımız 100 000'e ulaşmaktadır. Yalnız, Trafik Denetleme Müdürlüğümüzün, son günlerde yapmış olduğu sıkı denetimlerle bu sayının azaldığını da ifade etmek isterim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, kayıtsız şartsız egemenlik hakkını milletimiz adına kullanırken, yasa çıkarmak ve devleti denetlemekle kalmaz; toplumun önceliklerini oluşturan konularda da inceleme yapar. Bu çerçevede, 21 inci Dönemde, Bağdat Caddesinde meydana gelen bir trafik kazasından sonra, bilindiği gibi, bir araştırma komisyonu kurulmuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi Türkiye Trafik Güvenliği Araştırma Komisyonu Raporu hazırlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, 22 nci Dönem milletvekilleri olarak, iktidarıyla muhalefetiyle buradaki amacımız, elim bir trafik kazasını beklemeden şimdiden neler yapabiliriz, bu raporu nasıl geliştirebiliriz; bunları oluşturmak durumundayız. Bendeniz, ulaştırma ve trafik konularında çalışan bir öğretim üyesi olarak, milletvekili olmadan önce katıldığım sayısız sempozyumlarda, panellerde, sonuç, dönüp dolaşıp, Meclisteki birtakım yasal düzenlemelere geliyor; o halde, iktidarıyla muhalefetiyle bu konuya önem vermemiz gerekiyor. Bu konuda ne tür düzenlemeler yapabiliriz? Bunlardan bir tanesi, bugün, komisyonda görüşülen karayolu taşımacılık kanunu tasarısı. Yerel yönetimler yasa tasarısının çıkarılması ve trafik güvenliğinin sağlanabilmesi için, mutlak surette, birtakım yasal düzenlemelerin yapılması gerekir. Birçok şehirde trafik çok parçalıdır, 17-18 idare bu işle görevlidir. Bunların mutlak surette yeni bir şekilde düzenlenmesi ve bu konuda yönetimin tek çatı altında toplanması gerekir.

Peki, bunları nasıl yapacağız? Siz değerli milletvekilleri, beni, 5 dakika bile dinleme sabrını göstermezseniz, bunları yapacağımdan ümidimi keserim; ama, kesmek istemiyorum; çünkü, tüm meslektaşlarımızın katılımıyla, bugün, Ankara'da, Trafik Yol Güvenliği Ulusal Kongresi adı altında bir toplantı yapılıyor. Bu kongreye, çok sayıda bilim adamı arkadaşımız katılıyor. Ben, dün katıldım; onlara dedim ki: "Meclisin verdiği önemi göstermek için, ben de bu konuyu gündeme getireceğim, bu konudaki bilgilerimizi, Millet Meclisimizdeki değerli milletvekilleriyle paylaşacağız."

Değerli milletvekilleri, bu konunun, ulaşım ve trafik problemlerinin problem olmaktan çıkarılması, çözüm önerilerinin geliştirilmesinde yapılması gereken çok işler vardır. İstanbul Büyükşehir Belediyesinde, Başbakanımız Sayın Tayyip Beyin Başkan olduğu dönemde, ilk defa, tarafımızdan, kapsamlı ulaşım ana planı hazırlanmış, güvenli karayolu ve trafik konusuna bütçeden önemli pay ayrılmıştır.

BAŞKAN - Sayın Ilıcalı, bir dakikanızı rica edeyim.

Değerli milletvekilleri, Sayın Ilıcalı, gerçekten, çok önemli konuları dile getirmektedir. Milletvekillerimizin, kendi aralarındaki sohbeti keserek, bu önemli konuya katkıda bulunmalarını, rica ediyorum. (Alkışlar)

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, salonda milletvekili yok ki, dinlesin.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Ilıcalı.

MUSTAFA ILICALI (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz da zaman yönünden herhalde...

BAŞKAN - Zaman vereceğim efendim.

MUSTAFA ILICALI (Devamla) - Değerli milletvekilleri, tüm meslektaşlarımın -şurada isimleri bulunanları verebilirim- hepsi bizi izliyorlar; onu da hatırlatmak isterim. Tabiî, sadece izlemek değil, çok şeyler bekliyorlar; bu konuda çok büyük hazırlıklarımız var. Sizlerle, bir araya gelip bunları teker teker bir sıraya koymamız gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim.

MUSTAFA ILICALI (Devamla) - Yukarıda, Büyükşehir Belediyesinde yapılan hizmetlerden bahsediyordum.

Değerli milletvekilleri, o dönemde, ilk defa, kapsamlı ulaşım ve trafik konusuna bütçeden önemli pay ayrılmış; metro, sinyalizasyon, trafik yönetimi konusundaki teknolojiler, işaretleme konusunda önemli mesafeler alınmış; Türkiye'de, ilk defa, bir trafik kontrol merkezî kurulmuş ve buradan trafik görüntüleri vatandaşlarımıza televizyonlar tarafından verilmiştir; bu, çok yoğun bir şekilde devam etmektedir. Bunun anlamı nedir; bu teknolojiyi, Emniyet Genel Müdürlüğümüz veya bugün için denetimleri yapan Emniyet Genel Müdürlüğümüz kullandığı zaman, hareket halindeki araçların denetlenmesi söz konusu olacaktır.

Ülkemizde nüfus artışına paralel olarak meydana gelen hızlı şehirleşme ve bunun sonucunda ortaya çıkan ulaşım sorunları, taşıt ve sürücü sayısındaki artışlar, trafik sorununu beraberinde getirmekte, her yıl binlerce insanımız trafik kazasında ölmekte ve çoğu sakat kalmaktadır. Geçtiğimiz yıl karayollarımızda 407 247 trafik kazası olmuş, 2 885 kişi ölmüş, 93 713 kişi yaralanmış ve yaklaşık 357 trilyon liralık maddî bir zarar meydana gelmiştir. Tabiî ki, burada, ülkemizdeki yolcu ve yük taşımacılığındaki büyük bir oranın karayolu üzerinden gerçekleştirilmesinin önemli bir payı vardır. Bu sistemlerin, ulaşım sistemlerinin dengelenmesi konusunda hükümet programımızda yer alan ve şu anda başlayan Ulaşım Ana Planının uygulamaya geçmesiyle önemli mesafeler alınacaktır.

Ülkemizdeki sanayi, tarım, turizm ve ticarî hayatın yoğun olduğu Kocaeli-Körfez, İzmir ve civarı ile Çukurova yörelerinde, ağır tonajlı taşıtların genel taşıt sayısı içerisindeki oranı yüzde 60'lar düzeyindedir. Yapılan bilimsel araştırmalar, karayolunun, demiryoluna göre 18 kat, havayoluna göre 27 kat daha riskli ve tehlikeli olduğunu göstermektedir.

Yine, bilinmelidir ki, trafiğe yapılan her yatırım, 10 katı olarak geri dönmektedir.

Yine, ülkemizde kent içi ulaşımda toplu taşıma sistemleri istenilen düzeyde geliştirilemediğinden, insanların özel araç sahibi olma talepleri artmakta; dolayısıyla, taşımada bireyselleşme hâkim olmaktadır. Halen metropol kentlerimizde yaşadığımız trafik tıkanıklığının temel nedenlerinden birisi de bireysel taşımacılıktır. Oysaki, güvenli, konforlu, kaliteli bir taşıma modelinin kent yaşayanlarının istifadesine sunulması, trafik tıkanıklığını önleyeceği gibi, gürültü ve egzoz kirliliğinin neden olduğu çevresel etkilerin de en aza indirilmesini sağlayacaktır.

Trafik yönetimi ve finans kaynakları konusunda böyle bir tablonun varlığı, trafik polisinin de görev yükünü artırmakta, il birimlerimiz tarafından daha çok personel takviyesi talep edilmekteyse de, teknolojiden yeterli düzeyde yararlanılamaması, tüm uğraşlara rağmen istenilen düzeyde sonuç alınmasını önlemektedir.

Almanya'nın Münih Kentinde 120 civarında trafik personeli bulunurken, Ankara'da yalnız şehir içinde bu sayının 672 olduğunu vurgulamak isterim. Bu fiilî durum "korunmasız yol kullanıcıları" olarak adlandırılan yayaların karıştığı ölümlü kazaların, trafik kazası ölümleri içerisinde yükseliş trendine neden olmaktadır. Yaz aylarındaki her ölümlü 10 kazadan 5-7 arası yayaya çarpma sonucu meydana gelmektedir.

Trafik kazaları çoktaraflı bir sorun olup, önlenebilmesi için birçok alanda etkili faaliyet yapılmalı ve çalışmaların koordinesi gereklidir. Ülkemizde trafik sorunu denince akla trafik polisi gelmekte, sorunun çözümüne yönelik gerekli bütün faaliyetleri tek başına yapması ve sorunu çözmesi beklenilmektedir. Oysa, trafik güvenliği alanında uluslararası yapılan inceleme ve araştırmalar, trafik sorununun çözümlenebilmesi için dört ayrı ana başlığın gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Uluslararası trafik literatüründe 4E olarak bilinen ana konular eğitim (education), altyapı ve mühendislik hizmetleri (engineering), ilk yardım ve acil müdahale (emergency), mevzuat ve denetim (enforcement) olarak tanımlanmıştır. Yani, 4E dediğimiz, bu ana konuların İngilizce olarak baş harfleridir.

Bu dört güvenlik elemanı, mevcut idarî yapılanmamızda, 9 bakanlık ve 3 genel müdürlük tarafından yürütülmektedir.

Burada söylediğim şu son cümle bile, Meclisimizin bu konuda neler yapması gerektiğiyle ilgili fikir vermektedir.

Yollar tümüyle trafiğe kapatılmayacağına göre, karayollarında kazaların olma ihtimalî her zaman var olacaktır; ancak, bilinç, idrak ve irade sahibi bir varlık olan insanın, tüm olumsuzluklara rağmen alacağı önlemlerde kaza ve ölü sayılarını azaltması mümkündür. Konu üzerinde biraz araştıran, bilgi toplayan, analiz, sentez ve yorum yapmasını bilen her insanın bu konuda çözüm yolları önermesi söz konusudur.

BAŞKAN - Sayın Ilıcalı, toparlarsanız...

MUSTAFA ILICALI (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.

Unutulmamalıdır ki, sorun varsa çözüm de mutlaka vardır; yeter ki sorunu çözmeye niyetli ve istekli olalım.

İşte bu kapsamda, Yüce Meclisimizden bir başka beklentimiz ise, trafik kazaları sonucu hayatını kaybetmiş yakınları olan yüzbinlerce vatandaşımızın beklentilerine yanıt verecek ve ülkemiz koşullarına uygun çözümler üretmesidir.

Tabiî, bu konu üzerinde daha çok şeyler söylenebilir, bu işin mühendislik boyutu, eğitim boyutu, Türkiye'deki kara noktaları, bunların affedici hale gelmesi için neler yapıldığı, neler yapılması gerektiği anlatılabilir; ama, daha fazla, Başkanımın sabrını zorlamadan şu şekilde konuşmamı tamamlamak istiyorum: İçinde bulunduğumuz Trafik Haftasında, ülkemizin çözüm bekleyen sorunları arasında yer alan trafik kazalarının en aza indirilmesinde Yüce Meclisimizin bu konuya göstereceği ilgi ve duyarlılığa teşekkür eder, hepinizi saygıyla selamlarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ilıcalı.

Hükümet adına, Sayın İçişleri Bakanımız Abdülkadir Aksu söz istemiştir.

Buyurun Sayın Bakanım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Erzurum Milletvekili Sayın Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı'nın, Karayolu Trafik Haftasının önemine binaen yapmış olduğu gündemdışı konuşma üzerine söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, ben de, geçtiğimiz hafta Bingöl'de meydana gelen depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza, çocuklarımıza Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar ve Bingöllü hemşerilerimize ve ulusumuza başsağlığı diliyorum.

Yine, bugüne kadar meydana gelen trafik kazalarında hayatını kaybeden bütün yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralı ve sakat kalanlara acil şifalar temenni ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; günümüzde, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde trafik kazaları çok ciddî bir sorundur. Kalkınmasını tamamlamış ülkeler, trafik güvenliğinin sağlanmasını devlet politikası olarak kabul etmiş ve bu alanda yatırım yaparak önemli aşamalar kaydetmişlerdir; ancak, tüm çabalara rağmen, dünyada her yıl yüzbinlerce insan trafik kazalarından dolayı ölmekte ve milyonlarcası da yaralanmakta ve sakat kalmaktadır.

Ülkemizde de, trafik sorunu, öncelikli çözümü gereken konuların başında gelmektedir. Ulaşım sistemlerinde dengeli bir taşımacılığa, yani, kombine taşımacılığa yeterince geçilememiştir; bunun sonucunda da, deniz, demir ve havayollarının yük ve yolcu taşımacılığındaki payı, doğal olarak, karayolları lehine artış göstermiştir.

Yük ve yolcu taşımacılığının yüzde 95'lere yakınının karayoluyla yapılması, aynı zamanda, bu hizmet sektöründe kullanılan kamyon, otobüs gibi ağır taşıtların da karayolunda yoğun olarak bulunmaları sonucunu ortaya çıkarmıştır.

Nüfus, araç -ki, şu anda toplam araç sayımız 10 000 000'a yaklaşmıştır- ve bunlara paralel olarak artan sürücüye rağmen, altyapıda yeterince iyileştirme yapılamaması, trafik güvenliğini sorun olarak karşımıza çıkarmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; trafik güvenliği, altyapı, eğitim, denetim, yasal mevzuat ve ilkyardım acil müdahale kurtarma hizmetlerinin koordineli bir şekilde ve eksiksiz yerine getirilmesiyle sağlanır.

Ülkemizde 2002 yılında meydana gelen kazaları ve can kayıplarını, biraz önce konuşan değerli arkadaşım söylediler. Bakanlığımız, trafik kazalarını, özellikle, kazalardan dolayı meydana gelen ölümlerin ve yaralanmaların istikrarlı bir şekilde azaltılması amacıyla, kaza sebeplerini, istatistikî bilgilerin bilimsel olarak değerlendirilmesi sonucunda, tespit etmektedir. Bu veriler doğrultusunda, ilgili birimlerce, uygulama ve denetim planlamaları yapılmakta, projeler üretilerek hayata geçirilmektedir. Mevcut olan araç ve gereçlerle, mahallinde etkili denetim yapılarak, görevin etkinliğinin artırılması yönünde azamî gayret sarf edilmektedir.

Hükümetimiz, özellikle, ölüm ve yaralanmalarda azalış ivmesini daha da yükseltebilmek, ölüm ve yaralanmaları en az seviyeye indirebilmek amacıyla, trafik sorununu, öncelikli çözüm gerektiren konular kapsamına almıştır. Hükümetimizin, programında ve acil eylem planında da yer verdiği bölünmüş yol yapımına ağırlık verilmesi, bunun göstergesidir. Amacımız,   15 000 kilometre bölünmüş yol yapımıdır. Bu doğrultuda, 2003 yılında, ilk etapta 1 250 kilometre bölünmüş yol yapımının temelini attık. Bugün, Sayın Başbakanımızın talimatlarıyla düzenlemiş olduğumuz toplantıda, bu konuyu il valilerimizle bir kez daha görüştük. Bu toplantıda, tek bir havuza alınan kamu kurum ve kuruluşlarının her türlü araç, gereç ve makine parkının bir seferberlik halinde kullanılmasıyla, 15 000 kilometrelik bölünmüş yol hedefimize ulaşmak için, valilerimizin gereken her türlü katkıyı yapmakta olduklarını bir kez daha memnuniyetle görmüş olduk.

Diğer taraftan, trafik güvenliğine ilişkin ihtiyaç duyulan yasal düzenlemelerin de, görev aldığımız ilk aylarda Meclis gündemine getirerek, çıkarılmasını sağladık. Bu düzenlemeyle, cezalarda ciddî oranda artırımlar getirilmiş ve ölümlü kazaya karışan suçlu sürücülerin almış oldukları hapis cezalarının paraya çevrilmesi ve ertelenmesi imkânı da ortadan kaldırılmıştır.

Hedefimiz, trafikte sürücü, yolcu ve yaya olarak bulunan tüm vatandaşlarımızın trafik bilincini artırıp, trafik kültürünü geliştirip yaygınlaştırarak, denetimlerde de çağdaş, ileri ülkelerin teknolojisini kullanarak güvenli bir trafik ortamının oluşturulmasıdır. Böylece, kazalar ve kazalardan dolayı meydana gelen yaralanmalarda ve özellikle de ölümlerde azalmalar sağlanacaktır. Bu azalmalar, toplam ölümlerde ve korunmasız yol kullanıcısı olan yaya ölümlerinde, 2006 yılında en az yüzde 20; 2011 yılında en az yüzde 40; 0-14 yaş grubu arası çocuk ölümlerinde, 2006 yılında en az yüzde 25; 2011 yılında da en az yüzde 50 olarak hedeflenmektedir.

Bu hedeflere ulaşabilmek amacıyla, bölünmüş yol yapımı çalışmalarımıza ilave olarak yaptığımız ve yapmaya devam edeceğimiz bazı faaliyetlerden de kısaca bahsetmek isterim.

Trafik polislerinin ve jandarma trafik tim görevlilerinin meslekî bilgi, beceri ve tutumlarının, yürütmekte oldukları görevin veriminin, trafik kazalarının önlenmesinde trafik polisinin rolünün artırılması amacıyla, sadece trafik görevlisi yetiştiren Eskişehir Trafik Polis Eğitim Merkezimizde, konusunda uzman üst düzey teşkilat mensupları ile üniversite öğretim üyeleri eğitici olarak katılmakta, bu merkezde, temel trafik ve kaza inceleme eğitimleri ile geliştirme eğitimleri verilmektedir.

Yine, trafik eğitimi konusunda Millî Eğitim Bakanlığına yardımcı olmak ve insan unsurunun kural ve riskler konusundaki bilincinin artırılması amacıyla "sürücü ve yaya eğitim seminerleri" adı altında bir proje yürütüyoruz. Bu proje kapsamında, sürücü, yaya ve çocuklara yönelik olarak hazırlanan eğitim materyalleri kullanılmaktadır.

Yine, trafik kazalarının azaltılması, özellikle can kayıplarının en aza indirilmesi konusunda son yıllarda gösterilen çabalarla elde edilen olumlu gelişmelere ivme kazandırmak amacıyla, Gazi Üniversitesi Rektörlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Karayolları Genel Müdürlüğü işbirliğiyle, Uluslararası Trafik ve Yol Güvenliği Kongresi ve Fuarı düzenlenmiştir. Dün başlayan kongre, cuma akşamı son bulacaktır. Bu kongrede sunulacak yaklaşık 120 bildiride, trafik ve yol güvenliğine bilimsel yaklaşımlar, trafik güvenliğinin hukuk ve ekonomi boyutları, tasarım, yönetim, denetim, kombine taşımacılık konularına yer verilmektedir. Kongreye, ulusal ve uluslararası düzeyde üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve ilgili kurumlardan katılım gerçekleşmektedir. Erzurum Milletvekilimiz Sayın Mustafa Ilıcalı da, dün açılışı yapılan Uluslararası Trafik Kongresinde "Yerel Yönetimler" konu başlıklı oturumda başkanlık yaparak, trafik güvenliğine vermiş olduğu önemi bir kez daha göstermiştir; kendisine ve konuya hassasiyet gösteren diğer bütün milletvekili arkadaşlarıma, huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, bir başka önlemimiz de, özellikle trafik kazalarından dolayı meydana gelen ölümlerin ve yaralanmaların istikrarlı bir şekilde azaltılması amacıyla, kaza sebepleri, sürücü ve araçlar ile meydana gelen trafik kazalarının sonuçları ve denetleme hizmetlerine ilişkin tüm bilgiler Bakanlığımıza ait web sayfalarında yayımlanarak, ilgili, sorumlu, yetkili kişi, kurum ve kuruluşlara gönderilmektedir. Bu veriler doğrultusunda, ilgili birimlerce, uygulama ve denetim planlamaları yapılmakta, projeler üretilerek, hayata geçirilmektedir.

Yapılan denetimler, daha çok, trafik kazalarının oluşumunu doğrudan etkileyen ve ölümle, yaralanmayla sonuçlanan, aşırı hız, yakın takip, hatalı sollama, alkollü araç kullanma ile kaza sonrası ölüm ve yaralanmaları azaltan emniyet kemeri kullanımı, terminal giriş ve çıkışlarında takograf kontrolü gibi konularda yoğunlaştırılmaktadır.

Yine, Bakanlığımızca kurulan trafik bilgi sistemiyle, ekip araçlarından on-line sorgulama yapılmaktadır. Böylece, gerek trafik denetiminde gerekse iş akışında kontrol mekanizması güçlendirilmiş, günümüz teknolojisinin tüm imkânlarından faydalanabilen bir yapı oluşturulmuştur. Ayrıca, polis ekiplerinin yerlerinin, merkezde yer alan sayısal harita üzerinden takip edilebilmesi, kaza bilgilerinin, CPS koordinatörleriyle birlikte tutularak, en çok kazanın meydana geldiği yerlerin harita üzerinde tespit edilmesi işlemleri de yapılabilmektedir. Söz konusu güzergâhta, trafik bilgi sistemiyle, araç, sürücü belgesi, sürücü ve bunlar hakkındaki bilgileri, yine on-line olarak sorgulanabilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; trafik kazalarının oluşumunda her ne kadar yol kullanıcıları denilen sürücü, yaya ve yolcuların payları yüksek olsa da, kanunun görev verdiği tüm kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum örgütlerinin ve üniversitelerimizin, üzerlerine düşen sorumlulukları tam olarak yerine getirmeleri gerekir. Öte yandan, trafik kültürü ve trafik bilincinin artırılmasında çok önemli görev ve sorumluluklar üstlenmesi gerektiğine inanıyoruz.

Ülkemizde, medyanın, bu sorunun çözümüne katkı sağlayacak büyük bir potansiyeli bulunmaktadır. Nitekim, son yıllardaki trafik kazası sonucu meydana gelen ölümlerin azalmasında, medyanın konuya duyarlılığının önemli payı bulunmaktadır. Bu hassasiyetin, bundan sonra da artarak devam edeceğinden kuşku duymuyoruz.

Bu düşüncelerle, hepinize en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - İçişleri Bakanımıza teşekkür ediyoruz.

Sayın milletvekilleri gündemdışı konuşmalar tamamlanmıştır.

Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

Bu sunuşlar ve bundan sonraki yasa görüşmelerinde metinler uzun; Kâtip Üyenin oturarak okumasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 adet Meclis araştırması önergesi vardır; bunları ayrı ayrı okutup, bilgilerinize sunacağım.

Birinci önergeyi okutuyorum:

B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. - İzmir Milletvekili Oğuz Oyan ve 33 milletvekilinin, Bingöl'de meydana gelen deprem felaketinin bütün yönleriyle, araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/75)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

1 Mayıs 2003 tarihinde Bingöl'de meydana gelen deprem felaketi öncesinde, bölgedeki deprem gerçekliğine karşın gerekli tedbirlerin alınmamasının nedenleri ile deprem sonrasında yaşanan olayların araştırılarak, bölge halkının yaralarının en kısa sürede sarılması amacıyla alınması gerekli tedbirleri belirlemek amacıyla, Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

1- Oğuz Oyan

(İzmir)

2- Mustafa Özyürek

(Mersin)

3- Ali Arslan

(Muğla)

4- Oya Araslı

(Ankara)