DÖNEM : 22 CİLT : 13 YASAMA
YILI : 1
T. B. M. M.
TUTANAK
DERGİSİ
73 üncü
Birleşim
30 . 4 . 2003 Çarşamba
İ Ç İ N D E K İ L E R
Sayfa
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un, kadınların çalışma
yaşamında karşılaştıkları sorunlara ve alınması gereken tedbirlere ilişkin
gündemdışı konuşması
2.- İstanbul Milletvekili Muharrem Karslı'nın, bürokratik formalitelerin
asgariye indirilmesine, ilişkin gündemdışı konuşması
3.- Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı'nın, mobilya sektörü ve Siteler
esnafının sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere, ilişkin gündemdışı
konuşması
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- 4848 sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Yasa gereğince görevleri sona eren; Güldal Akşit'in Devlet
Bakanlığına, Erkan Mumcu'nun da Kültür ve Turizm Bakanlığına atandıklarına
ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/254)
C) Gensoru,
Genel Görüşme, Meclİs SoruşturmasI ve Meclİs AraştIrmasI Önergelerİ
1.- Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük ve 64 milletvekilinin, orman
köylülerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla, Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/69)
2.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek ve 44 milletvekilinin, yasama
dokunulmazlığı konusunda Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/70)
IV.- ÖNERİLER
A) SİyasÎ
Partİ Grubu Önerİlerİ
1.- Genel Kurulun çalışma saatleriyle gündemdeki sıralamanın yeniden
düzenlenmesine ilişkin AK Parti Grubu önerisi
V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1.- İş Kanunu Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler
Komisyonu Raporu (1/534) (S. Sayısı: 73)
2.- Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik
ve Spor Komisyonu Raporu (1/583) (S. Sayısı : 128)
3.- Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
Tasarısı ile 8.6.1984 Tarihli ve 222 Sayılı Çevre Genel Müdürlüğünün Kuruluş ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 29.10.1989 Tarihli ve 389 Sayılı
Çevre Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname,
18.1.1990 Tarihli ve 400 Sayılı Çevre Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde
Kararname, 9.8.1991 Tarihli ve 443 Sayılı Çevre Bakanlığının Kuruluş ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve Çevre; Tarım, Orman ve Köyişleri
ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/546, 1/63, 1/142, 1/151, 1/180) (S.
Sayısı: 127)
VI.- SORULAR VE CEVAPLAR
A) YazIlI
Sorular ve CevaplarI
1.- Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu'nun, Kırklareli
Demirköy Fatih Dökümhanesinin turizme kazandırılmasına ilişkin sorusu ve Kültür
Bakanı Erkan Mumcu'nun cevabı (7/362)
I.– GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açıldı.
Kayseri Milletvekili Muharrem Eskiyapan'ın, Kayseri İlinin ekonomik,
sosyal ve güncel sorunları ile alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı
konuşmasına, Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki Ergezen,
İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in, Tekel’in özelleştirilmesinin
getireceği sorunlara ilişkin gündemdışı konuşmasına, Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdüllatif Şener,
Cevap verdiler.
Mardin Milletvekili Süleyman Bölünmez, Mardin İlinin kültür ve inanç
zenginliğine ilişkin gündemdışı bir konuşma yaptı.
Bosna-Hersek Temsilciler Meclisi Başkanı Şefik Dzaferovic'in vaki
davetine icabetle bu ülkeye gidecek olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
Bülenç Arınç'a refakat edecek milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi
Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Avrupa Kıtası Habitat Global Parlamenterleri Bölgesel Konsey Başkanı
Peter Götz'ün, TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Münir Erkal'ı Habitat Dördüncü
Dünya Parlamenterler Forumuna davetine ilişkin Başkanlık tezkeresi kabul
edildi.
Muğla Milletvekili Ali Cumhur Yaka'nın (6/331) esas numaralı sözlü
sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi okundu; sözlü sorunun geri verildiği
bildirildi.
Mardin Milletvekili Muharrem Doğan'ın, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/23), İçtüzüğün 37
nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesinin, yapılan
görüşmelerden sonra, kabul edildiği açıklandı.
Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının:
1 inci sırasında bulunan (6/139),
2 nci " " (6/140),
Esas numaralı sorular üç birleşim içinde cevaplandırılmadığından yazılı
soruya çevrildi; 1 inci sıradaki soru sahibi de görüşlerini açıkladı;
3 üncü sırasında bulunan (6/146),
4 üncü " " (6/154),
5 inci " " (6/158),
6 ncı " " (6/160),
7 nci " " (6/161),
9 uncu " " (6/166),
10 uncu " " (6/172),
11 inci " " (6/173),
12 nci " " (6/174),
13 üncü " " (6/175),
15 inci " " (6/178),
17 nci " " (6/180),
19 uncu " " (6/183),
20 nci " " (6/184),
21 inci " " (6/185),
22 nci " " (6/186),
23 üncü " " (6/188),
24 üncü " " (6/189),
25 inci " " (6/190),
26 ncı " " (6/191),
Esas numaralı sorular, ilgili bakanlar Genel Kurulda hazır
bulunmadıklarından, ertelendi.
8 inci sırada bulunan (6/165),
14 üncü " " (6/176),
18 inci " " (6/182),
27 nci " " (6/192),
Esas numaralı sorulara, Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü,
16 ncı sırada bulunan (6/179) esas numaralı soruya, Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanvekili İsmail Alptekin,
Cevap verdiler, soru sahipleri de karşı görüşlerini açıkladılar.
Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük ve 54 milletvekilinin, esnaf ve
sanatkârlar ile KOBİ'lerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesinin
(10/24) öngörüşmeleri tamamlandı, yapılan oylamadan sonra, önergenin kabul
edilmediği açıklandı.
Tokat Milletvekili Mehmet Ergün Dağcıoğlu ve 24 milletvekilinin,
Pamukbankın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesi ile ilgili iddiaların
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesinin (10/10) öngürüşmeleri, Hükümetin
Genel Kurulda hazır bulunmaması nedeniyle, bir defaya mahsus olmak üzere,
ertelendi.
30 Nisan 2003 Çarşamba günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime
18.14'te son verildi.
|
|
|
Yılmaz Ateş |
|
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
Suat Kılıç |
|
Enver Yılmaz |
|
|
Samsun |
|
Ordu |
|
|
Kâtip
Üye |
|
Kâtip
Üye |
No.: 101
II.– GELEN KAĞITLAR
30.4.2003 ÇARŞAMBA
Raporlar
1.- Türkiye Cumhuriyeti ile Türk Kültür ve Sanatları Ortak Yönetimi
Genel Müdürlüğü Arasında Arsa Tahsisi Hakkında Protokolun Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/388) (S.
Sayısı: 55'e 1 inci Ek) (Dağıtma tarihi: 30.4.2003) (GÜNDEME)
2.- İş Kanunu Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler
Komisyonu Raporu (1/534) (S. Sayısı: 73'e 1 inci Ek) (Dağıtma tarihi:
30.4.2003) (GÜNDEME)
3.- Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik
ve Spor Komisyonu Raporu (1/583)
(S. Sayısı: 128) (Dağıtma tarihi: 30.4.2003) (GÜNDEME)
Sözlü Soru Önergeleri
1.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Fransa'da soykırımı temsil
ettiği iddia edilen bir anıtın açılışı karşısında Türkiye'nin tavrına ilişkin
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/429)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28.4.2003)
2.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, 4325 sayılı
teşvikle ilgili Kanunun süresinin sona ermesi nedeniyle yeni bir uygulama
yapılıp yapılmayacağına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/430)
(Başkanlığa geliş tarihi: 29.4.2003)
Yazılı Soru Önergesi
1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Fona devredilen bankaların
sahiplerine ve devlete olan borçlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(6/472) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.4.2003)
Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük ve 64 milletvekilinin, orman
köylülerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri
uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/69) (Başkanlığa
geliş tarihi: 29.4.2003)
2.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek ve 44 milletvekilinin, yasama
dokunulmazlığı konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci
maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/70)
(Başkanlığa geliş tarihi: 29.4.2003)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati:15.00
30 Nisan 2003 Çarşamba
BAŞKAN: Başkanvekili Yılmaz ATEŞ
KÂTİP ÜYELER: Enver YILMAZ (Ordu), Suat
KILIÇ (Samsun)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 73 üncü
Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz, kadınların çalışma yaşamında karşılaştıkları
sorunlar konusunda söz isteyen Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'a aittir.
Buyurun Sayın Erbatur. (CHP sıralarından alkışlar)
III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Adana Milletvekili Nevin Gaye
Erbatur'un, kadınların çalışma yaşamında karşılaştıkları sorunlara ve alınması
gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması
NEVİN GAYE ERBATUR (Adana) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yarın
1 Mayıs; bundan tam 117 yıl önce, işçilerin günlük çalışma saatlerinin sekiz
saatle sınırlandırılması istemiyle haklarını aradıkları Uluslararası İşçi Günü.
1 Mayıs, uzun ve zahmetli bir tarihî mücadelenin sembolü; dünyanın dört bir
yanında, sadece tarihî önemi için değil, çalışanların, sorunları etrafında
kenetlendikleri bir gün olarak kutlanıyor. Ben de, çalışanlar, emekçiler için
böylesine önemli bir günün öncesinde, kadınların çalışma yaşamında
karşılaştıkları sorunları dile getirmek üzere gündemdışı söz almış bulunuyorum;
bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; eşitsizlik, adaletsizlik, yoksulluk
ve işsizlik her geçen gün derinleşirken, bu durum en fazla kadınları etkiliyor.
Kalkınmanın gerçekleştiricisi ve yararlanıcısı olarak kadın potansiyelinin değerlendirilmesi
gerektiği geniş kabul görmüş bir tespit olmasına rağmen, bu potansiyeli
değerlendirme konusunda özel çaba sarf edildiğini söylemek mümkün değildir.
Kadınların çalışma yaşamına girişleri, çalışma biçimleri, çalışma
yaşamında kalma ve kariyerde yükselmeleri önemli sorun alanlarıdır.
Kadınlar, toplumun genellikle daha az eğitim almış bir kesimini
oluştururlar. Bu nedenle, ev kadınlarının "ücretsiz aile çalışanı"
olarak emekleri görmezden gelinir. Çalışma yaşamına girmeyi başaracak kadar
şanslıların ise, aile ve iyi iş yaşamını uyumlaştırma gibi bir sorumlulukları
vardır; yani, hem evde hem işte çalışırlar. İş yaşamında kendilerine biçilmiş
görevlerin devamı sayılan mesleklere yönlendirilirler. Mesleklerinde
ilerlemeleri, geleneksel değer sistemi içerisinde çok zordur. Aile
sorumlulukları nedeniyle, onlara, çalışma yaşamında gelip geçici gözüyle
bakılır; hatta, bu durum, yasal düzenlemelerle teşvik edilir.
Yukarıdaki tespitleri teyit etmek üzere sayısal verilere baktığımızda,
Türkiye'de istihdamın yüzde 45'inin hâlâ tarım kesiminde olduğunu, dörtte 3'ünü
esas olarak tarım kesiminde çalışan kadınların oluşturduğu "ücretsiz aile
işçiliği" kategorisinin toplam istihdam içerisindeki payının yüzde 20,6
olduğunu görürüz.
Çalışma yaşamında kadınları büyük sorunlar beklemektedir. Aile ve
çalışma yaşamını uyumlaştırmak onların görevidir. Bir taraftan aile
sorumluluklarını yerine getirecek, bir taraftan işinde başarılı olacaktır.
Hamile kalmasını bir yana bırakın, hamile kalma ihtimalinin olması, özellikle
özel sektör tarafından tercih edilmemesini getirir. Hamilelik, çocuk ve yaşlı
bakımı nedeniyle işinden uzak kaldığında, zaten çok zor açılan kariyer kapıları
yüzüne kapanmış olur. Çalışma yaşamına geri dönüşünde hizmetiçi eğitim alma
olanağı bulamaz. Küreselleşen ve bilgi toplumları oluşturmaya yönelen dünyada,
teknolojik gelişimi izleme olanağı erkeklere göre çok daha az olan kadın, bu
nedenle rekabete eksiden başlar. Yeni üretim biçimleri de onun lehine çalışmaz,
onu, evinde çalışmaya teşvik eder. Parça başına düşük ücretle ve uzun çalışma
saatlerine dayalı çalışma biçimi kadının kendisi ve toplum tarafından onay
görür. Kadın evde kalarak, evinde çocuklarına göz kulak olacaktır; çünkü,
dışarıda çalıştığında, çocuğunu bırakacak gündüz bakımevleri, kreşler, çocuk
kulüpleri gibi olanaklar yoktur, varsa da pahalıdır.
İş Yasasında belirli sayıda kadın işçi çalıştıran işyerlerine kreş ve
emzirme odası açma zorunluluğu gibi getirilen yasal düzenlemeler, ya daha az
sayıda kadın işçi çalıştırılarak ya da evli olmayan kadınlar istihdam edilerek,
uygulanmamaktadır. Bu toplumsal nedenler, kadını hem evde tuttuğu hem de aile
bütçesine katkıda bulunmasını sağladığı için rasyonel bir çözüm gibi gözükür ve
geleneksel değer sistemi tarafından desteklenir. Oysa, kadın emeğinin
sömürülmesinden başka bir şey değildir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; formal piyasada çalışan kadınlar,
tehlikeli işlerde çalışma yasağı ve benzeri düzenlemelerle kısmen korunuyor
olsa da, örneğin, annelik durumunda çoklu bir ayırımcılıkla karşılaşır. En
basit örnek, doğum izinleri farklı yasalarda farklı şekilde tanımlanmaktadır.
Avrupa normlarına göre en az 14 hafta olması gereken ücretli doğum izni, 657
sayılı Devlet Memurları Kanununda 9 hafta, 1475 sayılı İş Kanununda 12
haftadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Erbatur; sözlerinizi tamamlar mısınız.
NEVİN GAYE ERBATUR (Devamla) - Bu karmaşayı ortadan kaldırarak, izin
süresini en az 14 haftaya çıkarmak gerekmektedir. 183 sayılı Uluslararası
Çalışma Örgütü Annelik Korunması Sözleşmesinde yer alan zaman sınırı da budur.
Öte yandan, süt iznine ilişkin düzenlemelerin de bir örnek hale
getirilerek, kadın işçiye süt izni saatlerini belirleme hakkının verilmesi
gerekir.
Ücretsiz izin için, yine, benzeri bir düzenlemeye ihtiyaç vardır.
Anayasanın 41 inci maddesi "Aile toplumun temelidir ve eşler arasında
eşitliğe dayanır" der. O nedenle, çocuk büyütmenin de, kadının ve erkeğin
ortak sorumluluğu olduğu noktasından hareketle, ücretsiz izinlerin ebeveyn
iznine dönüştürülmesi gerekir. Daha da önemlisi, doğumun, iş akdinin feshedilme
nedeni olarak algılanmasının önüne geçilmesi de, yapılması gereken
değişikliklerdendir.
Anayasamızın laik, sosyal bir hukuk devleti tanımının gereği yerine
getirilerek, kreş, gündüz bakımevi, yaşlı bakımevleri gibi destekleyici
mekanizmaların kurularak ve mevcutların güçlendirilerek, kadının işgücü
piyasasına girişi ve orada kalışının şartları oluşturulmalıdır. Ayrıca, eşit
değerdeki işe eşit ücret ilkesi hayata geçirilmeli ve iş değerlendirme
sistemleri, cinsiyetten arındırılmış yeni bir anlayışla ele alınmalıdır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; nüfusun yarısını oluşturan, ancak,
hak ettiği statüyü bir türlü elde edemeyen kadınlar, çalışma yaşamında,
yukarıda özetle anlatmaya çalıştığım hakları talep etmektedirler. Kadınlar,
doğanın onlara verdiği tek ayrıcalığın, anneliğin korunmasını istemektedirler
ve 183 sayılı Uluslararası Çalışma Örgütü Annelik Korunması Sözleşmesinin
ülkemiz tarafından imzalanmasını talep etmektedirler.
Kadınlar, kadın oldukları için çalışma yaşamında ayrımcılığa uğramak
istememektedirler. Kadınlar, kendilerinin tam ve eşit katılımı olmaksızın
demokrasinin gerçekleştirilemeyeceğini bilerek, gerekli yasal düzenlemelerin
yapılması, mevcut düzenlemelerin hayata geçirilmesini sağlayacak önlemlerin
alınmasını istemektedirler.
Kadınların giderek yüksek sesle dillendirdikleri, çığlıktan haykırışa
dönüşen isteklerine, Yüce Meclisin kulak vereceğine, gerekeni yapacağına olan
inancımı belirtiyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ederim. (Alkışlar)
BAŞKAN- Teşekkür ederim Sayın Erbatur.
Gündemdışı ikinci söz, bürokrasiyle mücadele konusunda söz isteyen
İstanbul Milletvekili Sayın Muharrem Karslı'ya aittir.
Buyurun Sayın Karslı. (AK Parti sıralarından alkışlar)
2.- İstanbul Milletvekili Muharrem
Karslı'nın, bürokratik formalitelerin asgariye indirilmesine, ilişkin
gündemdışı konuşması
MUHARREM KARSLI (İstanbul)- Sayın Başkan, değerli arkadaşlar;
bürokrasiyle mücadele konusunda gündemdışı söz almış bulunuyorum; hepinizi
sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Bildiğimiz gibi, memleketimiz iktisadî olarak büyük sıkıntılar içinde.
Bu sıkıntılarla baş etmek üzere, gerek siyasî partilerin gerekse devletin
iktisatçı uzman kadroları gece gündüz çalışıyorlar ve bunlar birtakım ince
hesaplar yapıyorlar, iktisadî dengeleri kurmaya çalışıyorlar; fakat,
memleketimizde öyle durumlar, öyle meseleler var ki, bunları görmek, bunlara
çözüm bulmak, bunları çözmek için iktisatçı olmaya da pek gerek yok. Bunlardan
birisi, bizim seçim kampanyasında seçmenlerimize hep söylediğimiz gibi,
yolsuzluklardır. Türkiye'de sadece batan bankaların iki üç sene içinde
götürdüğü 20 milyar dolar olarak söyleniyor.
Ayrıca, ikinci kalem olarak, birtakım devlet israfları var; yersiz
yatırımlar, isabetsiz yatırımlar... Geçen gün televizyonda gördüm; muazzam bir
hapishane binası yapılmış, yarım kalmış; hastane binaları yapılmış, yarım
kalmış. Bunların da memleket ekonomisine verdiği zarar en az bir o kadar daha;
belki bir 20 milyar dolar da onlar tutar.
Nihayet, üçüncü kalem olarak, bürokrasinin ekonomiye verdiği zararı
söyleyebiliriz ki, bunun da rakamsal değeri -belki hesaplanması çok zor ama-
onlardan aşağı değildir.
Bürokrasi deyince, biliyorsunuz, Türkçede iki manası var. Ben, devlet
bürokrasisini kastetmiyorum; bürokrasi demek, bir anlamda, devlet teşkilatı
demektir; ama, diğer anlamda da, kırtasiyecilik anlamını taşıyor. Benim
üzerinde duracak olduğum, kırtasiyecilik anlamındaki bürokrasidir. Benim
gördüğüm kadarıyla, bu bürokrasinin, yani, kırtasiyecilik anlamındaki, işleri
yavaşlatan, ağır bürokrasi diye anlattığımız bürokrasinin üç kaynağı var.
Bunlardan biri, bürokraside yetkilerin hep tepelerde toplanmış olması, her
şeyin üst makamlara gitmesidir.
Ben size kendimden örnek vereyim: Yazlık evimin önünde 10 metre boyunda
küçük bir iskele yapmak için, mahallî liman başkanlığına başvurdum; mahallî
liman başkanlığı, Çanakkale'deki bölge müdürlüğüne dosyamı gönderdi; benim
dosyam, oradan, Ankara'daki Denizcilik Müsteşarlığına havale edildi; Denizcilik
Müsteşarlığından da bir sayfalık bir ruhsat geldi ve bu da 6 ay sürdü. Yani,
bir evin önünde denize atlamak için yapılan 10 metre boyundaki küçük bir
iskelenin ruhsatı Ankaralardan isteniliyorsa, işte orada böyle bir problem var
demektir.
Bürokrasinin ikinci kaynağı, devlet teşkilatında gereksiz ara
kademelerin kurulmasıdır. Biliyorsunuz, sevk ve idare tekniğinde
"Parkinson Kanunu" diye bir şey var. Bu Parkinson Kanunu gereğince,
siz bir yerde bir bürokrasi kurduğunuzda, o bürokrasi mantar gibi ürer,
birtakım kademeler çıkar, araya başka kademeler girer ve en alt kademe ile en
üst kademe arasında gereksiz bir sürü kademe ve dolayısıyla bir sürü formalite
ortaya çıkar.
Nihayet, bürokrasinin üçüncü kaynağı da, gereksiz belge ve doküman
talepleridir. Genellikle bürokratlar, kendi sorumluluklarını düşünerek,
kendilerini sorumluluktan korumak amacıyla, iş sahiplerinden gereksiz belgeler
isteler -git Tarım Bakanlığından bir belge getir, git filan yerden bir belge
getir- o belgelerin hepsi dosyaya konulduğunda bürokratın sorumluluğu azalmış,
belki de asgariye inmiş olur diye.
Şimdi bu anlattığım üç kaynaktan ilk ikisi, idarî reformla çözülecektir
ve gerek partimizin gerekse hükümetimizin idarî reform konusunda, yerel
yönetimler konusunda geniş çaplı çalışmaları vardır.
Fakat, benim üzerinde durmak istediğim nokta, daha ziyade, gereksiz
belgelerin ve gereksiz iş akımlarının yaratılmasıdır ve bu da, devlet
teşkilatında iş ve iş akımı analizleriyle çözülecek bir konudur.
Rahmetli Turgut Özal, biliyorsunuz, iktidara geldikten bir süre sonra
bürokrasiyle uğraşmaya başladı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Karslı.
MUHARREM KARSLI (Devamla) - Teşekkür ederim.
Ehliyet ve pasaport işlemlerini basitleştiren birkaç işlemden sonra -ki,
onlar faydalı olmuştur, ama- unutuldu gitti. Demek ki, bürokrasiyle mücadelede
kurumsal çalışmak lazım, bir de süreklilik lazım.
Kurumsallık için benim önerim, Türkiye'de bir bürokrasiyle mücadele
enstitüsünün kurulmasıdır. Şimdi, bana diyeceksiniz ki, hem bürokrasiyle
mücadele ediyorsun hem de yeni bürokrasi kuruyorsun. Aslında böyle değil, kurulacak
bürokrasiyle mücadele enstitüsünün 10-15 kişilik bir çekirdek kadrosu vardır.
Bu, başka memleketlerde uygulanmıştır. Bu çekirdek kadroyla, artı, hangi
kurumun, hangi kuruluşun, hangi bakanlığın bürokrasisiyle ilgileniliyorsa, onun
analizleri yapılıyorsa, o teşkilattan genç müfettişler davet edilir, kadro
bunlarla takviye edilir. Onlar kendi bakanlıklarındaki ya da kurumlarındaki
işlemleri gayet iyi bilirler; ayrıca, genç oldukları için bürokrasiye
şartlanmış değillerdir ve ayrıca da bu işin heyecanını duyarlar. Ben, vaktiyle
bankacılık yaptığım sıralarda böyle bir çalışmanın içinde bulundum. Bir de o
teşkilatlara otokritik bültenleri dağıtılır, herkesin kendi kendini tenkit
etmesi, kendi teşkilatında yapılacak iş basitleştirme işlemlerine ait öneriler
vermesi istenir. Bunlardan da çok geniş çapta yararlanılmıştır.
Fakat, önemli olan sürekliliktir; çünkü, bürokrasi ayrıkotuna benzer;
siz bahçenizi ayrıkotundan temizlersiniz, bir ay başka yere gidersiniz,
döndüğünüz zaman bir de bakarsınız ki, bahçeyi ayrıkotları tekrar sarmış.
Bürokrasi de aynen böyledir. Siz, bürokrasiyi temizlediğinizi zannederken,
aradan geçen zaman içinde bir de bakarsınız, bürokrasi yeni yeni bürokrasi
üretmiş!.. Dolayısıyla, bürokrasiyle mücadelenin kurumsal bir şekilde yapılması
halinde, bu, süreklilik de temin edecektir; aynı zamanda, bilimsel metotlarla
iş analizleri yapılacaktır, iş akımı analizleri yapılacaktır. Bu iş akımı
analizleri sayesinde, hangi işlemlerin gerekli, hangi formalitelerin gereksiz,
hangi dokümanların lüzumsuz olduğu kararına varılacaktır ve bunlar
azaltılacaktır. Nitekim, rahmetli Turgut Özal'ın yaptığı bu müdahale ki, hem
kurumsal değildi hem sürekli değildi; fakat, palyatif de olsa, ehliyet almayı,
iki fotoğraf ve bir form doldurmaya, pasaport almayı da yine iki fotoğraf ve
bir form doldurmaya kadar indirgemeye muvaffak olmuş bir çalışmaydı. İşte bu
çalışmaların, iş analizleriyle, sürekli ve kurumsal hale getirilmesi halinde,
Türkiye'de, bürokratik formalitelerin asgarîye indirilmesi ve bu yüzden
ekonominin gördüğü zararların azaltılması mümkün hale gelebilecektir.
Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Teşekkür ediyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Karslı.
Gündemdışı üçüncü söz, mobilya sektörü ve Sitelerin sorunları ile çözüm
önerileri konusunda söz isteyen Ankara Milletvekili Sayın Zekeriya Akıncı'ya
aittir.
Buyurun Sayın Akıncı. (CHP sıralarından alkışlar)
3.- Ankara Milletvekili Zekeriya
Akıncı'nın, mobilya sektörü ve Siteler esnafının sorunlarına ve alınması
gereken tedbirlere, ilişkin gündemdışı konuşması
ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
mobilya sektörümüzün, özelde de Türk mobilyacılığının kalbi olduğuna
inandığımız Ankara Mobilyacılar Sitesinin sorunlarını sizlerle paylaşmak üzere
gündemdışı söz almış bulunuyorum; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Amacım, kısa bir süre içinde olsa da, belki de ilk kez Meclis
kürsüsünde, onbinlerce işyeri ve yüzbinlerce çalışanıyla ülkemiz ekonomisinde
önemli bir yer tuttuğuna inandığım bu sektörümüzün sorunlarına, başta Yüce
Meclisimiz olmak üzere, kamuoyumuzun ve medyamızın dikkatini çekebilmektir;
çünkü, Sitelerimiz, taşıdığı önem ve ağırlığa karşın, hak ettiği ilgi ve
desteği, ne yazık ki, bir türlü, ne yerel yönetimlerden ne de hükümetlerden ve
kamuoyumuzdan, bugüne kadar görememiştir.
Siteler, birçok siyaset adamı için ise, arada bir Siteler Merkez
Camiinde cuma namazı kılarak ya da seçimlerden önce bol vaatler vererek oyları
alınabilecek seçmen yığınından öte bir anlam taşımamıştır. Umut ederim ki, bundan
sonra Siteler, hepimizin arzu ettiği ilgi ve desteği her kesimde bulabilsin.
Bunu, aynı zamanda yıllarca esnaflık yaptığım Sitelerin ve mobilya camiasının
çoktan hak ettiğine inanmaktayım.
Sevgili arkadaşlarım, Siteler, 1960'lı yıllarda Marangozlar Odasının
önderliğinde kurulmuş, bugün 5 000 dönüm arazi üzerinde faaliyet gösteren ve
Türkiye mobilya üretiminin yaklaşık yüzde 75'ini gerçekleştiren büyük bir
organize sanayi bölgesidir. Aynı zamanda Anadolu'nun her yerinde mobilya
sektörünün gelişip büyümesine öncülük etmiş ve bu alanda üstün başarılar
sağlamıştır; ancak, son yıllarda yaşanan olumsuz gelişmeler Siteler esnafını da
etkilemiş ve bugüne kadar sorunlarını kendi içinde çözmeye çalışan esnafımız,
geleneksel yapısını aşarak, belki de tarihinde ilk kez Ankara sokaklarına
çıkmış, elinden tutacak, yol gösterecek bir makam aramaya koyulmuştur.
Yaşadığımız kriz, Siteler ve civarında 1997 öncesi 45 000'in üzerinde
esnaf varken, yaprak dökümü sonucunda 10 000'in üzerinde esnafın -ki, bu sayı
giderek artmaktadır- kepenk kapatmasıyla sonuçlanmıştır.
BAŞKAN - Sayın Akıncı, bir saniye...
Sayın milletvekilleri, Genel Kurulda bir uğultu var; lütfen,
arkadaşlarımızın kendi aralarında sohbet etmemelerini rica ediyorum.
Buyurun Sayın Akıncı.
ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Sevgili arkadaşlarım, bu kan kaybının
durdurulması gerekmektedir; çünkü, Sitelerin önemi sadece Ankara'yla sınırlı
olmayan, ülkemizin dört bir yanına mobilya pazarlayan, hatta kendi
olanaklarıyla ihracata yönelmiş olan önemli bir merkezdir. Başta AKP iktidarı
olmak üzere, bugün için hepimizin, Siteler esnafına, sorunlarının çözümüne
dönük borcumuz ve sorumluluklarımız vardır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mobilya üreticilerimizin en büyük
sorunu, hammadde temininde yaşadıkları güçlüklerdir. Tomruk ağaç ve sunta
fiyatlarının yüksek olması, bu ürünlerin monopol piyasadan temin edilmesi
zorunluluğu, serbest piyasa şartlarında esnafımızın rekabet gücünü
sarsmaktadır. Mevcut ihale sisteminin, küçük esnaf ve sanatkârlara tercihli
tahsis uygulaması sağlayacak biçimde düzenlenmesi de bir temel ihtiyaçtır.
Bu sektörümüz, aynı zamanda, kredi ve finans olarak da en az desteklenen
kesimlerdendir. Yeterli işletme sermayesi olmayan esnafımız, Halk Bankası
yoluyla da ucuz kredi bulamadığından, kirasını, vergisini, işçi parasını ödemek
için dahi, ne yazık ki, tefecilerin eline düşmektedir. Bu yüzden, kolay ve ucuz
kredi temini, esnafımızın yıllardır çözümünü beklediği bir başka önemli
sorunudur.
Halk Bankasının, ihtisas bankacılığına yönelmesi, en köklü çözüm
görülmektedir. Bu, sadece Siteler esnafımızın değil, tüm esnaflarımızın kredi
ve işletme sermayesi anlamında rahatlayabilmesinin temel çıkış noktası olarak
görülmelidir.
Sigorta prim ve vergilerinin yüksekliği, tüm sektörlerde olduğu gibi,
mobilya sektöründe de sigortasız işçi çalıştırmayı körüklemektedir. Primlerinin
yüksekliği, aksine, emekli maaşının düşüklüğü nedeniyle, Bağ-Kurlu olmak da esnafımız
için artık zül olmuştur. Sosyal güvenlik sistemlerinin bir çatı altında
toplanması, tüm esnaflarımızın ve Siteler esnafımızın temel özlemidir. Bunun
yanında, Siteler esnafı, tüm esnaflarımız gibi, Bağ-Kur ve sigorta borçları
için de, faizleri indirilmiş bir affı, sabırsızlıkla beklemektedir.
Sevgili arkadaşlarım, KDV oranının yüksekliği bir başka büyük sorundur
mobilya sektöründe.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN- Buyurun Sayın Akıncı.
ZEKERİYA AKINCI (Devamla)- Bir dönem, beyaz eşya ve otomotiv sektöründe
KDV indirimine gidilerek pazarda yaratılan hareketlilik, mobilya sektörü için
de geçici bir rahatlık sağlama amacıyla denenmelidir diye düşünüyorum.
Mevcut sıkıntıları yetmezmiş gibi, vergi barışı sürecinde Siteler
esnafının matrah artırımına zorlanması ve 2003 yılı bütçesindeki ekvergiler,
insanlarımızın omzunda yeni kamburlar oluşturmuştur.
Ayrıca, ilkokulu güçlükle bitirebilen insanlarımızın, işletmeciliği
bilemiyor olması nedeniyle büyük zorluklar yaşadıklarını gözönünde tutarak, bu
alanda Millî Eğitim Bakanlığımızın önderliğinde bir eğitim programına ihtiyaç
duyulduğunu da dikkatinize sunmak isterim; çünkü, bu sektörümüzün yüzde 90'ını
küçük işletmeler oluşturuyor. Üstüne üstlük, ülke genelinde yaşanan kriz
nedeniyle, tüm Anadolu piyasasındaki çek ve senet protestolarının yükünü, ne
yazık ki, nihaî olarak, Siteler esnafı çekiyor; bu, onların ticaret alanındaki
bir başka talihsizliğidir.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; esnafımızın bu sıkıntılardan
kurtulabilmesi için, içpazarda kısmî rahatlamaların sağlanmasına dönük
uygulamaların yanında, artık esnafımızın ihracat olanaklarının da yükseltilmesi
gerekiyor; bunun için koşullar uygundur. Fabrikasyon mobilya üreten Avrupa'da
söz sahibi firmalarla rekabet olanaklarımız sınırlı olsa da, natürel malzeme
kullanılan elişçiliği ağırlıklı ürünlerde şansımız son derece yüksektir. Doğu
Avrupa ülkelerinin, Avrupa Birliğine girmeleri nedeniyle standartlarını
yükseltmeleri, bu nedenle de ucuz üretim noktasında cazibelerini kaybetmeleri
ve euronun Türk parası karşısında sürekli değer kazanması, mobilya sektörümüzün
Avrupa'da kendisine ciddî bir pazar yaratabilmesinin önünü açmaktadır. Tabiî
ki, Türkiye'de bütün bunları başarabilmek için, bizim de yapmamız gereken işler
var; örneğin, kullanmakta olduğumuz suntaları E1 normuna çıkararak, yüzey
cilalarımızda natürel bazlı boyalar kullanarak, havalı naylon ve mukavva
ambalaj sistemini geliştirerek, modelde renk ve kalite devamlılığını
sağlayarak, nakliye sorununa kalıcı çözümler getirerek standartlarımızı
yükseltebiliriz; ki, bilmenizi istiyorum, tüm bunların altyapısı ülkemizde vardır
ve maliyetleri de yüksek değildir.
Ayrıca, yerel yönetimlerin, yolları, otoparkları aydınlatması,
kaldırımların, parkların, lokal ve dinlence yerleri ile Sitelerimizin ve bütün
sanayi sitelerinin çevre düzenlemesini yapması, aynı zamanda, buraların modern
bir alışveriş merkezi olarak yaratılmasına katkı sunmaları gerekmektedir.
Burada, bu vesileyle, yerel yöneticilerimizi, bir kez daha, sanayi sitelerine
ve özellikle Ankara Mobilyacılar Sitesine özel bir önem vermeye çağırıyorum.
Bunların yanı sıra, pazar payımızı artırabilmek için, girişimcilerimize
yeni olanaklar yaratabiliriz. Sürekli açık, sabit fuar alanları ve bu fuarlar
için sağlanacak organizasyon kolaylıkları, atılım yapmamıza fırsat
yaratacaktır. Kısacası, mobilya ihracatını, esnafımızın tek tük ve kendi
kişisel becerilerine bırakmadan, odamızın ve hükümetimizin ciddî ve sorumlu bir
önderliğiyle artırabileceğimizi düşünüyoruz.
BAŞKAN - Sayın Akıncı, sözlerinizi toparlar mısınız.
ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Toparlıyorum efendim, son sözlerim.
Sevgili arkadaşlarım, bu sorunların çözümüne, hepinizin katkısını
bekliyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi arkadaşlarımı, yurttaşlarımızı,
özel sektör ve kamu kuruluşlarını, Türk mobilyasını, Ankara mobilyasını
tanımaya, tanıtmaya ve kullanmaya davet ediyorum. Medyamızı, Ankara Siteler'i
daha yakından izlemeye ve bu merkezimizde üretilen güzide ürünlerimizin
tanıtımına yardımcı olmaya çağırıyorum.
Nereye elimizi atsak, ne yana dönüp baksak, mutlaka, bu insanlarımızın
üretmiş olduğu şık bir mobilyayı göreceğiz. Öyleyse, gelin, bu güzellikleri
yaratan ülkemizin bu büyük sanayiine, bu büyük sektörüne, onun emektarlarına,
çalışanlarına ve ailelerine karşı, hep birlikte, görevimizi yapalım. Bakınız
-çok iyi bilerek söylüyorum- yarım ekmekarası 50 gram helva ya da 2 yumurtayla
öğlen yemeğini geçiştiren çırak ve kalfasına, parmaklarını kaybetme ve
sakatlanma pahasına ömrünü makinelerinin başında, sunta ve kereste içinde
tüketen ustalarımıza, hamalımıza, nakliyecimize, hammadde ve mamul madde
pazarlayan ticaret erbabımıza, büyük yatırımlar yaparak mobilya üretimini
fabrikasyon düzeyine çıkarabilmiş işadamlarımıza, kısacası, bu sektörün
içindeki herkese, borcumuzu ödemenin zamanı artık gelmiştir.
Bu duygularla, Sitelerimizin ve mobilya dünyamızın emektar insanlarını
ve tümünüzü saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Akıncı.
Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.
Tezkere ve önergeleri, Divan Üyemizin, yerinde oturarak, Genel Kurula
arz etmelerini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Teşekkür ederim. Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir. Teşekkür ederim.
Cumhurbaşkanlığının bir tezkeresi vardır; okutuyorum.
Buyurun.
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- 4848 sayılı Kültür ve Turizm
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Yasa gereğince görevleri sona eren;
Güldal Akşit'in Devlet Bakanlığına, Erkan Mumcu'nun da Kültür ve Turizm
Bakanlığına atandıklarına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/254)
29 Nisan 2003
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
İlgi: 14 Mart 2003 günlü, B.01.0.KKB.01-08-3-2003-329 sayılı yazımız.
29 Nisan 2003 günlü, 25093 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe
giren 4848 sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Yasa gereğince görevleri sona eren;
1. Güldal Akşit Devlet Bakanlığına
2. Erkan Mumcu Kültür ve Turizm Bakanlığına,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 109 uncu maddesi gereğince
atanmışlardır.
Bilgilerinize sunarım.
Ahmet Necdet
Sezer
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Bilgilerinize sunulmuştur.
2 adet Meclis araştırması önergesi vardır; birincisini okutuyorum.
Buyurun.
C) Gensoru,
Genel Görüşme, Meclİs SoruşturmasI ve Meclİs AraştIrmasI Önergelerİ
1.- Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük ve
64 milletvekilinin, orman köylülerinin sorunlarının araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla, Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/69)
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Ülkemizde yaklaşık 20 000 orman köyümüzde yaşayan 7,5 milyon orman
köylümüzün sorunlarını ve çözüm yollarını tespit etmek amacıyla Anayasanın 98
inci Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri
gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.
1.- Ahmet
Küçük (Çanakkale)
2.- İsmail
Özay (Çanakkale)
3.- Mehmet
Küçükaşık (Bursa)
4.- Yavuz
Altınorak (Kırklareli)
5.- Nejat
Gencan (Edirne)
6.- Rasim
Çakır (Edirne)
7.- Erdoğan
Kaplan (Tekirdağ)
8.- Mehmet
Siyam Kesimoğlu (Kırklareli)
9.- Mustafa
Sayar (Amasya)
10.- Nail Kamacı (Antalya)
11.- Özlem Çerçioğlu (Aydın)
12.- Abdürrezzak Erten (İzmir)
13.- Mehmet Işık (Giresun)
14.- Kazım Türkmen (Ordu)
15.- Mehmet Semerci (Aydın)
16.- Şefik Zengin (Mersin)
17.- Mehmet Boztaş (Aydın)
18.- Yılmaz Kaya (İzmir)
19.- Kemal Demirel (Bursa)
20.- Orhan Ziya Diren (Tokat)
21.- Nadir Saraç (Zonguldak)
22.- Sıdıka Aydoğan (İstanbul)
23.- Mustafa Özyurt (Bursa)
24.- Yaşar Tüzün (Bilecik)
25.- Türkan Miçooğulları (İzmir)
26.- Mehmet Yıldırım (Kastamonu)
27.- Şevket Arz (Trabzon)
28.- Orhan Eraslan (Niğde)
29.- Feridun Fikret Baloğlu (Antalya)
30.- Atilla Kart (Konya)
31.- Atila Emek (Antalya)
32.- Hakkı Ülkü (İzmir)
33.- Tuncay Ercenk (Antalya)
34.- Şevket Gürsoy (Adıyaman)
35.- Vezir Akdemir (İzmir)
36.- Mevlüt Coşkuner (Isparta)
37.- Kemal Sağ (Adana)
38.- İsmail Değerli (Ankara)
39.-Ramazan Kerim Özkan (Burdur)
40.- Selami Yiğit (Kars)
41.- Fahrettin Üstün (Muğla)
42.- Hüseyin Ekmekçioğlu (Antalya)
43.- Nezir Büyükcengiz (Konya)
44.- Ali Arslan (Muğla)
45.- Ali Cumhur Yaka (Muğla)
46.- Ufuk Özkan (Manisa)
47.- İsmet Atalay (İstanbul)
48.- Ersoy Bulut (Mersin)
49.- Mesut Özakcan (Aydın)
50.- Yüksel Çorbacıoğlu (Artvin)
51.- Orhan Sür (Balıkesir)
52.- Halil Ünlütepe (Afyon)
53.- Necati Uzdil (Osmaniye)
54.- Emin Koç (Yozgat)
55.- İdris Sami Tandoğdu (Ordu)
56.- Muzaffer R. Kurtulmuşoğlu (Ankara)
57.- Mustafa Yılmaz (Gaziantep)
58.- Ahmet Yılmazkaya (Gaziantep)
59.- Erdal Karademir (İzmir)
60.- Hüseyin Özcan (Mersin)
61.- Engin Altay (Sinop)
62.- Mehmet Vedat Melik (Şanlıurfa)
63.- Vahit Çekmez (Mersin)
64.- Osman Özcan (Antalya)
65.- Güldal Okuducu (İstanbul)
Gerekçe:
Ormanlarımız, doğanın en zengin biyolojik çeşitlilik kaynağıdır.
Ülkemizde halen orman rejimi altındaki orman alanları 20,7 milyon hektar olup,
ülke alanının yaklaşık yüzde 27'sini oluşturmaktadır.
Orman alanlarının sadece yarısı normal verimli orman örtüsü taşımakta
olup diğer yarısı üzerindeki orman örtüsü bozuk ve verimsiz durumdadır. Orman alanları
üzerindeki toplam odun hacmi 1,2 milyar metreküp ve yıllık toplam hacim artımı
34 milyon metreküptür.
Türkiye'de yaklaşık 20 000 orman köyünde toplam 7-7,5 milyon civarında
bir nüfus yaşamakta olup toplam nüfusun yüzde 11'ini, kırsal nüfusun ise
yaklaşık yarısını teşkil etmektedir.
Ülke nüfusunun en düşük gelire sahip kısmını oluşturan orman
köylülerinden şehirlere mevsimlik ve devamlı genç nüfus göçünün büyük oranlarda
devam etmekte olması, ülkemizin en önemli sosyal sorunlarından birisini oluşturmaktadır.
Orman köylülerinin ekonomik, altyapı, sağlık, eğitim imkânları da
toplumun diğer kesimlerine nazaran düşük ve yetersiz durumdadır.
Ayrıca orman köylerimizde nüfusun her geçen gün azalması, ormanlarımız
için ciddî bir tehdit haline gelmektedir. Bu tehlikeli göç süreci bu hızla
devam ettiği takdirde, ormanlarımızı koruyacak kimse bulmakta güçlük çekmemiz
kaçınılmazdır. Bu nedenle, orman köylümüzü kendi köyünde kalkındırmak için yeni
projeler geliştirilmeli ve mevcut projelerle ilgili sorunlar ivedilikle
giderilerek yaşama geçirilmelidir.
Orman köylülerinin yaşadığı yörelerin ana doğal kaynağı durumundaki
ormanlar, alanları ve kaynaklarının yüzde 99'unun üzerindeki kısmı devlet
mülkiyetinde olup, koruma, yönetim ve faydalanmanın düzenlenmesi görev ve
yetkisi Devlet Orman Teşkilatına verilmiştir.
Unutulmamalıdır ki, orman köylüsü korunmadan ormanlarımız korunamaz,
orman köylüsü yok sayılarak ormancılığımız ve ormanlarımız geliştirilemez.
Bu nedenle; orman köylerimizin ve köylülerimizin yaşam standartlarının
yükseltilmesi konusunda ve doğal akciğerlerimiz olan ormanlarımızın mülkiyet,
koruma, yönetim ve faydalandırma hakları konusunda gerekli yasal düzenlemelere
rehberlik edebilecek bir Meclis araştırması açılmasına ihtiyaç bulunmaktadır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Bilgilerinize sunulmuştur.
İkinci Meclis araştırması önergesini okutuyorum:
2.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek ve
44 milletvekilinin, yasama dokunulmazlığı konusunda Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/70)
28.4.2003
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, 23 Mart 2003 tarihinde verilen soru
önergesine, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Abdüllatif Şener
imzasıyla 17 Nisan 2003 günü verdiği yanıtta, özetle "Hükümet Programı
kapsamında yapılacak anayasa çalışmaları, elbette yasama dokunulmazlığı
hususunu da yeniden düzenleyecektir" diyor.
Başbakan, bu yanıtıyla, AKP Programına, 3 Kasım seçimlerinden önce
değişik düzlemlerde verdiği sözlere ve Hükümet Programında dokunulmazlık
konusunda yazılanlara bağlı kalmamış olmaktadır.
Bu durumda, milletvekili dokunulmazlığına dokunulmamasının nedenlerinin
neler olduğu, kamuoyunun yanıtlanmasını istediği en temel sorulardan biridir.
Bu çerçevede:
1- Dokunulmazlığın sınırlandırılmasının ertelenmesinin iç ve dış
nedenlerinin açıklık kazanması,
2- Ertelemenin ekonomik ve siyasal boyutlarının belirlenmesi,
3- Yapılacak yeni düzenlemelerin ulusal ve uluslararası
karşılaştırmalarla çerçevesinin çizilmesi,
4- Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin yapılacak yeni düzenlemeler
karşısında durumlarının saptanması,
Amacıyla, Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 104 üncü ve 105 inci maddeleri
uyarınca Meclis araştırması açılmasını istiyoruz.
Saygılarımızla.
1.- Yakup
Kepenek (Ankara)
2.- Muharrem
Toprak (İzmir)
3.- Halil
Tiryaki (Kırıkkale)
4.- Muharrem
Eskiyapan (Kayseri)
5.- Mehmet
Sefa Sirmen (Kocaeli)
6.- Mehmet
Uğur Neşşar (Denizli)
7.- Ahmet
Güryüz Ketenci (İstanbul)
8.- Muharrem
İnce (Yalova)
9.- Salih Gün (Kocaeli)
10.- Muhsin Koçyiğit (Diyarbakır)
11.- Sedat Pekel (Balıkesir)
12.- Bülent Hasan Tanla (İstanbul)
13.- Bülent Baratalı (İzmir)
14.- Osman Kaptan (Antalya)
15.- Ali Kemal Deveciler (Balıkesir)
16.- Mehmet Işık (Giresun)
17.- Erdal Karademir (İzmir)
18.- Yılmaz Kaya (İzmir)
19.- İdris Sami Tandoğdu (Ordu)
20.- Muzaffer R. Kurtulmuşoğlu (Ankara)
21.- Atila Emek (Antalya)
22.- Atilla Kart (Konya)
23.- Mehmet Boztaş (Aydın)
24.- Mehmet Semerci (Aydın)
25.- Mehmet Küçükaşık (Bursa)