DÖNEM : 22 CİLT : 3 YASAMA
YILI : 1
T. B. M. M.
TUTANAK
DERGİSİ
27 nci
Birleşim
28 . 1 . 2003 Salı
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Oturum
BaşkanlarInIn KonuşmalarI
1. - Oturum Başkanı TBMM Başkanvekili Yılmaz Ateş'in, Antalya ve
çevresinde meydana gelen sel felaketi ile Tunceli'nin Pülümür İlçesinde meydana
gelen deprem nedeniyle konuşması
B) GündemdIşI
Konuşmalar
1. - Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki Ergezen'in, Tunceli İlinin Pülümür
İlçesinde meydana gelen depreme ilişkin gündemdışı açıklaması ve CHP Kocaeli
Milletvekili Mehmet Sefa Sirmen ve AK Parti Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın
grupları adına konuşmaları
2. - Ankara Milletvekili Mehmet Tomanbay'ın, Türkiye ve Ankara şoför
esnafının sorunları ile alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması
3. - Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün'ün, Kâzım Karabekir Paşanın 55
inci ölüm yıldönümü nedeniyle Karaman İli Kâzım Karabekir İlçesinde düzenlenen
törenlere ilişkin gündemdışı konuşması
4. - Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin'in, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine
sosyal destek ödemesi uygulamasına ilişkin gündemdışı konuşması ve Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu'nun cevabı
C) Tezkereler ve
Önergeler
1. - Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesinde
Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil edecek grubu oluşturmak üzere, siyasî
parti grup başkanlıklarınca aday gösterilen yedek üyenin ismine ilişkin
Başkanlık tezkeresi (3/169)
2. - Parlamentolararası Birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil
edecek grubu oluşturmak üzere, siyasî parti grup başkanlıklarınca aday
gösterilen üyelerin isimlerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/170)
3. - Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinde Türkiye Büyük Millet
Meclisini temsil edecek grubu oluşturmak üzere, siyasî parti grup
başkanlıklarınca aday gösterilen yedek üyelerin isimlerine ilişkin Başkanlık
tezkeresi (3/171)
4. - NATO Parlamenter Asamblesinde Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil
edecek grubu oluşturmak üzere, siyasî parti grup başkanlıklarınca aday
gösterilen yedek üyelerin isimlerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/172)
5. - Norveç Parlamentosu
Dışişleri Daimî Komitesi Heyetinin TBMM'nin konuğu olarak ülkemize davet
edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/173)
6. - Osmaniye Milletvekili Şükrü Ünal'ın, İnsan Haklarını İnceleme
Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/11)
D) Gensoru,
Genel Görüşme, Meclİs SoruşturmasI ve Meclİs AraştIrmasI Önergelerİ
1. - İstanbul Milletvekili Ahmet Güryüz Ketenci ve 33 milletvekilinin,
denizcilik sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/26)
2. - Ankara Milletvekili İsmail Değerli ve 28 milletvekilinin,
Ankara-Mamak çöplüğünün yol açtığı sorunların araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/27)
3. - İstanbul Milletvekili Azmi Ateş ve 100 milletvekilinin, kamu
vakıfları ile kamu bünyesinde kurulu dernek ve yardımlaşma sandıkları konusunun
araştırılarak, bu oluşumlardan kaynaklanan sorunların araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/28)
4. - Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 24 milletvekilinin, Samsun'da
kurulma aşamasındaki mobil santralların ihale ve yer seçimi süreçleri ile çevre
ve insan sağlığına muhtemel etkilerinin araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/29)
IV. - SEÇİM
A) Komİsyonlara
Üye Seçİmİ
1. - (10/9) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonuna seçim
V. - SORULAR VE CEVAPLAR
A) Sözlü Sorular
ve CevaplarI
1. - Diyarbakır Milletvekili Mesut Değer'in, şehirlerarası yolcu otobüsü
şoför ve muavinlerinin sosyal güvenlik sorununa ilişkin İçişleri Bakanından
sözlü soru önergesi (6/43)
2. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun, Antalya'daki yerel
yönetimlerin turizm şirketlerinin ödediği vergilerden yeterince pay alamamasına
ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali
Coşkun'un cevabı (6/45)
3. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun, Burdur-Antalya
demiryolu projesine ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi ve yazılı
soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması (6/46)
4. - Diyarbakır Milletvekili Mesut Değer'in, Emekli Sandığı Diyarbakır
Bölge Müdürlüğünün kapatılması kararına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi
ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun'un cevabı (6/50)
5. - Mardin Milletvekili Muharrem Doğan'ın, bir araştırma önergesinde
imzası bulunan bir Bakana ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi ve Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır'ın cevabı (6/51)
6. - Diyarbakır Milletvekili Muhsin Koçyiğit'in, zorunlu tasarruf
birikimlerine ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan) sözlü soru önergesi (6/54)
7. - Kars Milletvekili Selami Yiğit'in, çiftçilere doğrudan gelir
desteği ödemelerinde uygulanan öncelik kriterlerine ilişkin Başbakandan
sözlü soru önergesi (6/55)
8. - Diyarbakır Milletvekili Muhsin Koçyiğit'in, Ziraat Bankası
Diyarbakır-Ergani Şubesinin kapatılması kararına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/56)
9. - Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Sinop Havaalanının Jandarma
Genel Komutanlığına devrine ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/57)
10. - Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Sinop Köy Hizmetleri İl
Müdürlüğünün ihtiyaçlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/58)
11. - Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Karadeniz'e bırakılan zehirli
atık dolu varillere ilişkin Çevre Bakanından sözlü soru önergesi ve Çevre Bakanı İmdat Sütlüoğlu'nun cevabı (6/59)
12. - Diyarbakır Milletvekili Muhsin Koçyiğit'in, memurlara yapılan kira
yardımının artırılıp artırılmayacağına ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru
önergesi ve Çevre Bakanı İmdat Sütlüoğlu'nun cevabı (6/60)
13. - Malatya Milletvekili Muharrem Kılıç'ın, doğrudan gelir desteği
ödemelerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/61)
14. - İzmir Milletvekili Canan Arıtman'ın, İzmir ören yerleri
gelirlerinden İl Özel İdaresine aktarılan payı düzenleyen protokolün iptaline
ilişkin Kültür Bakanından sözlü soru önergesi (6/62)
15. - Kars Milletvekili Yusuf Selahattin Beyribey'in, Çıraklık Eğitimi
Merkezlerindeki öğrencilerin sigorta primlerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından
sözlü soru önergesi (6/63)
16. - Edirne Milletvekili Necdet Budak'ın, doğrudan gelir desteği
ödemelerinin Edirne'de ne zaman yapılacağına ilişkin Tarım ve Köyişleri
Bakanından sözlü soru önergesi (6/64)
17. - İzmir Milletvekili Sedat Uzunbay'ın, seralarda kullanılan
elektriğin tarifesine ve tarımsal sulama kaynaklı elektrik borçlarına ilişkin
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/65)
18. - Manisa Milletvekili Hasan Ören'in, esnaf ve sanatkârlara kefalet
kooperatifleri aracılığı ile kullandırılan Halkbank kredilerine ilişkin Devlet
Bakanından (Ali Babacan) sözlü soru önergesi (6/67)
19. - Manisa Milletvekili Hasan Ören'in, esnaf ve sanatkârların kredi
ihtiyacını karşılayacak bir düzenleme yapılıp yapılmayacağına ilişkin Devlet
Bakanından (Ali Babacan) sözlü soru önergesi (6/68)
20. - Manisa Milletvekili Hasan Ören'in, esnaf ve sanatkârlara kefalet
kooperatifleri aracılığı ile kullandırılan Halkbank kredilerinin kullanım
şartlarına ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan) sözlü soru önergesi (6/69)
21. - Antalya Milletvekili Nail Kamacı'nın, memur emekli maaşlarının
aylık olarak ödenip ödenmeyeceğine ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru
önergesi ve Çevre Bakanı İmdat Sütlüoğlu'nun cevabı (6/70)
B) YazIlI
Sorular ve CevaplarI
1. - Gaziantep Milletvekili Nurettin Aktaş'ın, DSİ bünyesinde ikili ve
kredili anlaşmalarla yaptırılan büyük çaplı işlere ilişkin sorusu ve Enerji ve
Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/18)
2. - Kayseri Milletvekili Muharrem Eskiyapan'ın, İncesu tren
istasyo-nunda Kara Konteyner Terminali yapılıp yapılmadığına ilişkin sorusu ve
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın cevabı (7/65)
3. - Kayseri Milletvekili Muharrem Eskiyapan'ın, Kayseri'de doğalgazın
ne zaman kullanılabileceğine ilişkin Başbakandan sorusu ve Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/67)
4. - Kars Milletvekili Selami Yiğit'in, İstanbul-Erzurum arası sefere
konulan bir trenin Kars'a kadar gidip gitmeyeceğine ilişkin sorusu ve Ulaştırma
Bakanı Binali Yıldırım'ın cevabı (7/68)
5. - Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, Konya-Ankara hızlı tren projesi
çalışmalarına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın cevabı
(7/74)
6. - Hatay Milletvekili Fuat Çay'ın;
Yumurtalık-İskenderun arasında nitelikli endüstri bölgesi kurulup
ku-rulmayacağına,
- Konya Milletvekili Atilla Kart'ın,
Konya'da kurulacak üçüncü organize sanayi bölgesinin endüstri böl-gesi
olarak düzenlenip düzenlenmeyeceğine,
İlişkin soruları ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun'un cevabı (7/70,
75)
7. - Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, Sivas-Malatya,
Malatya-Gaziantep doğalgaz boru hattı projelerine ilişkin Başbakandan so-rusu
ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güner'in cevabı (7/79)
8. - İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun;
Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunca denetlenen kurum ve kuru-luşlarda
çalıştırılan işçilere,
Kamu vakıflarına,
İlişkin soruları ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali
Şahin'in cevabı (7/80,86)
9. - İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, memur maaşı
artışı-nın SSK ve BAĞ-KUR emeklilerine ne zaman yansıtılacağına ilişkin sorusu
ve Devlet Bakanı Ali Babacan'ın cevabı (7/81)
10. - İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, bazı AKP il
başkanlarının rapor ve anket istedikleri iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu
ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı (7/84)
11. - İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, İhlas Finans Tavsiye
Kurulu Başkanlığına yapılan atamaya ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı
Ali Coşkun'un cevabı (7/85)
12. - Kayseri Milletvekili Muharrem Eskiyapan'ın, Yamula Barajı ve
Hidroelektrik Santrali ile Develi İkinci Merhale Projelerine ilişkin sorusu ve
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/90)
13. - Şanlıurfa Milletvekili Turan Tüysüz'ün, Şanlıurfa'da yapımı de-vam
eden uluslararası havaalanı projesine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Ba-kanı
Binali Yıldırım'ın cevabı (7/92)
14. - İzmir Milletvekili Erdal Karademir'in, AKP İzmir İl ve Menemen
İlçe Başkanı ile ilgili çeşitli iddialara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı (7/95)
15. - Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın, Çukurova Kültür Merkezi
inşaatına ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı (7/101)
16. - Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım'ın, Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğü taşra teşkilatının akaryakıt ihtiyacına ilişkin Başbakandan sorusu ve
Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı (7/110)
17. - Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat Melik'in, Suruç Ovası Sula-ma
Projesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdüllatif Şener'in cevabı (7/117)
18. - Manisa Milletvekili Hasan Ören'in;
Doğrudan Gelir Desteği Projesinde öncelik kriteri, ödemesi yapılma-yan
illerin ödeme tarihi ile bu çerçevede Manisa'nın durumuna,
- Mersin Milletvekili Ali Oksal'ın;
Doğrudan gelir desteği ödemelerinin üreticilerin borçlarına mahsup
edilip edilmeyeceğine ve kalan ödemelerin zamanına,
İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı
(7/114, 118)
19. - Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Yılmazcan'ın, Kahramanmaraş'ta
Vakıflar İl Şube Müdürlüğü kurulup kurulmayacağına ilişkin sorusu ve Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı (7/112)
VI. - GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS
SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI
A) Öngörüşmeler
1. - Kocaeli Milletvekili Osman Pepe ve 23 milletvekilinin, İzmit
Büyükşehir Belediyesi İzmit Kentsel ve Endüstriyel Su Temin Projesiyle ilgili
iddiaların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/4)
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak iki oturum yaptı.
Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl, Trabzon İli ve çevresinin güncel
sağlık sorunlarına,
Sinop Milletvekili Cahit Can da Sinop İlinin sorunlarına,
İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar;
İstanbul Milletvekili Berhan Şimşek'in, öldürülüşünün 10 uncu yıldönümü
nedeniyle gazeteci Uğur Mumcu'nun yaptıklarına, faili meçhul cinayetlere, yargısız infazlara ve teröre kurban
giden 40 000'e yakın yurttaşımıza ilişkin gündemdışı konuşmasına, Adalet Bakanı
Cemil Çiçek cevap verdi.
Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük ve 53 milletvekilinin, esnaf ve
sanatkârlar ile KOBİ'lerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/24),
İzmir Milletvekili Canan Arıtman ve 34 milletvekilinin, İzmir'in
Karşıyaka İlçesinde otopark olarak düzenlenen bir alanla ilgili mahkeme
kararlarının uygulanmadığı iddialarının araştırılması amacıyla (10/25),
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri okundu; önergelerin,
gündemdeki yerlerini alacağı ve öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı
açıklandı.
Millî Savunma Komisyonu Başkanlığının, (1/278) esas numaralı Türk
Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 607 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun Tasarısının
(S. Sayısı: 17) tümünün komisyona geri verilmesine ilişkin tezkeresi okundu;
gündemde bulunan tasarının, İçtüzüğün 88 inci maddesi uyarınca, bir defaya
mahsus olmak üzere, komisyona geri
verildiği bildirildi.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler" kısmında bulunan:
Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
607 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının (1/278) (S. Sayısı: 17)
görüşmeleri, komisyon tarafından tasarının geri çekilmesi üzerine, ertelendi;
Önceki birleşimde 4 üncü maddesine kadar kabul edilen, Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/283) (S. Sayısı:
36), tamamlanan görüşmelerinden sonra,
Avrupa Çevre Ajansına ve Avrupa Bilgi ve Gözlem Ağına Türkiye
Cumhuriyetinin Katılımı ile İlgili Olarak Avrupa Topluluğu ve Türkiye
Cumhuriyeti Arasında Yapılan Anlaşmanın Kabul Edilmesi ile İlgili Müzakerelerin
Nihaî Senedinin ve Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Topluluğu Arasında Türkiye
Cumhuriyetinin Avrupa Çevre Ajansı ve Avrupa Bilgi ve Gözlem Ağına Katılımı
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının (1/301)
(S. Sayısı: 26),
Türkiye'nin MATRA Programına Katılımına İlişkin Mutabakat Zaptının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının (1/302) (S. Sayısı:
27),
Türkiye-EFTA Ortak Komitesinin 2000 Yılına Ait 4 Sayılı Kararının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının (1/303) (S. Sayısı:
28),
Türkiye Cumhuriyeti ile Libya Arap Halk Sosyalist Cemahiriyesi Arasında
Konsolosluk Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısının (1/335) (S. Sayısı: 23),
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti
Arasında Hava Arama Kurtarma Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının (1/336) (S. Sayısı: 24),
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti
Arasında Sahil Güvenlik Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının (1/338) (S. Sayısı: 25),
Görüşmelerini takiben yapılan açık oylamalarından sonra,
Kabul edildikleri ve kanunlaştıkları açıklandı.
28 Ocak 2003 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 19.01'de
son verildi.
|
Sadık Yakut |
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
|
Ahmet Küçük |
Suat Kılıç |
|
|
Çanakkale |
Samsun |
|
|
Kâtip Üye |
Kâtip Üye |
No. : 38
II. - GELEN
KÂĞITLAR
24 . 1 . 2003
CUMA
Tasarılar
1. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Karadeniz'in
Kirliliğe Karşı Korunması Komisyonu Arasında Merkez Anlaşmasının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/436) (Çevre ve Plan ve Bütçe ve
Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
2. - Emniyet
Teşkilâtı Uçuş Hizmetleri Tazminat Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı (1/437) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 13.1.2003)
3. - Vatandaşlık
Belgesi Verilmesine İlişkin Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında
Kanun Tasarısı (1/438) (İçişleri ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 13.1.2003)
4. - Kişi Halleri
Konusunda Milletlerarası Karşılıklı Bilgi Verilmesine İlişkin Sözleşmenin
Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı (1/439) (İçişleri ve
Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
5. - Ahvali
Şahsiye Belgelerinde Yer Alan Bilgilerin Kodlanmasına İlişkin Sözleşmenin
Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı (1/440) (İçişleri ve
Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
6. - Yaşam
Belgesi Verilmesine Dair Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında
Kanun Tasarısı (1/441) (İçişleri ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 13.1.2003)
7. - Ahvali
Şahsiye Cüzdanlarının Tanınmasına ve Güncelleştirilmesine İlişkin Sözleşmenin
Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı (1/442) (İçişleri ve
Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
8. - Türkiye
Cumhuriyeti ile Çek Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde
Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının ve
Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/443)
(Plan ve Bütçe ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.1.2003)
9. - Türk Polis
Teşkilâtını Güçlendirme Vakfı Kanunu Tasarısı (1/444) (İçişleri ve Plan ve
Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
10. - İçişleri
Bakanlığı Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin
Kanun Tasarısı (1/445) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.1.2003)
11. - Uzman
Jandarma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/446) (Millî
Savunma ve İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
12. - Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Moldova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayii
İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
(1/447) (Millî Savunma ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.1.2003)
13. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Hırvatistan
Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Sağlık Alanında İşbirliğine Dair Anlaşmanın
Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı (1/448) (Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.1.2003)
14. - Ozon
Tabakasını İncelten Maddelere Dair Montreal Protokolü Değişikliğinin
Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı (1/449) (Çevre ve
Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
15. - Türkiye
Cumhuriyeti ile Ukrayna Arasında Hukuki Konularda Adli Yardımlaşma ve İşbirliği
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/450)
(Adalet ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
16. - Türkiye
Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri Arasında Nükleer Enerjinin Barışçıl
Kullanımına İlişkin İşbirliği Anlaşması ve Eki Mutabakat Zaptının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/451) (Sanayi, Ticaret,
Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Dışişleri Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
17. - Biyolojik
Çeşitlilik Sözleşmesinin Biyogüvenlik Kartagena Protokolünün Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/452) (Çevre ve Tarım, Orman ve
Köyişleri ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
18. - Türkiye
Cumhuriyeti ile Filipinler Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki
ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/453) (Plan ve Bütçe ve
Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
19. -
Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) Kuruluş Yasası ve Sözleşmesinde
Değişiklik Yapan Kyoto ve Minneapolis Tam Yetkili Konferansları Sonuç
Belgelerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/454) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve
Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
20. - Nüfus
Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı (1/455) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa
geliş tarihi: 13.1.2003)
21. - Avrupa
Peyzaj Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
(1/456) (Çevre ve Dışişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
22. - Türkiye
Cumhuriyeti ile İtalya Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve
Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/457) (Plan ve Bütçe ve
Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
23. - Türkiye
Cumhuriyeti ile Gürcistan Arasında Ortak Sınırın Anti-Personel Mayınlardan
Arındırılması ve Bunların Gelecekte Sınır Koruma Amacıyla Kullanılmaması İçin
Bir İkili Rejim Tesis Edilmesi Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/458)
(Millî Savunma ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.1.2003)
24. - Türkiye
Cumhuriyeti ile Slovak Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve
Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/459) (Plan ve Bütçe ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 13.1.2003)
25. - 1990
tarihli Petrol Kirliliğine Karşı Hazırlıklı Olma, Müdahale ve İşbirliği ile
İlgili Uluslararası Sözleşme ve Eklerine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/460) (Çevre ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 13.1.2003)
26. - Türkiye
Cumhuriyeti ve Portekiz Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve
Korunmasına İlişkin Anlaşma ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Tasarısı (1/461) (Plan ve Bütçe ve Dışişleri Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
27. - Uydular
Aracılığı ile Haberleşme Uluslararası Teşkilâtı (INTELSAT) Anlaşmasının ve
İşletme Anlaşmasında Yapılan Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/462) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
28. - Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ve Yugoslavya Federal Cumhuriyeti Federal Hükümeti
Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/463) (Plan ve Bütçe ve
Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
29. - Tehlikeli
Atıkların Sınırötesi Taşınımının ve Bertaraf Edilmesinin Kontrolüne İlişkin
Basel Sözleşmesine Getirilen Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/464) (Çevre ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 13.1.2003)
30. - Çocuk
Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocukların Silâhlı Çatışmalara Dahil Olmaları
Konusundaki İhtiyari Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun
Tasarısı (1/465) (Millî Savunma ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 13.1.2003)
31. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Uganda
Cumhuriyeti Arasında Ticaret Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/466) (Sanayi, Ticaret,
Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Dışişleri Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
32. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gabon
Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Genel Ticari, Ekonomik, Kültürel ve Teknik
İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
(1/467) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî
Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 13.1.2003)
33. - Türkiye Cumhuriyeti ile Slovenya Cumhuriyeti
Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme
Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/468) (Plan ve Bütçe ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 13.1.2003)
34. - Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan
Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi: İnsan Hakları ve Biyotıp
Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/469)
(Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi: 13.1.2003)
35. - Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Statüsünün Bazı
Maddelerinde Yapılan Değişikliklerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/470) (Sanayi,
Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Dışişleri Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
36. - 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Dışişleri
Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı (1/471) ( Dışişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi: 13.1.2003)
37. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kongo
Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticaret, Ekonomik ve Teknik İşbirliği
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/472) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar,
Bilgi ve Teknoloji ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.1.2003)
38. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Hindistan
Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Suçluların İadesi Anlaşmasının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/473) (Adalet ve Dışişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
39. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Kosta Rika
Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Teknik İşbirliği Çerçeve Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/474) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar,
Bilgi ve Teknoloji ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.1.2003)
40. - Dünya Posta Birliği Kuruluş Yasasına Altıncı Ek
Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/475)
(Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
41. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik
Devletleri Hükümeti Arasında Karşılıklı Kalite Güvence Hizmetlerine İlişkin
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/476)
(Millî Savunma ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
42. - Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/477) (Adalet ve Sanayi, Ticaret, Enerji,
Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2003)
43. - Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı (1/478) (Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 22.1.2003)
Teklifler
1. - İzmir Milletvekili Türkan Miçooğulları'nın; Türk
Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/51) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş
tarihi: 21.1.2003)
2. - Adana
Milletvekili Atilla Başoğlu'nun; Türk Sivil Havacılık Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/52) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.1.2003)
3.
- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun; Orman Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi (2/53) (İçişleri ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 21.1.2003)
4. -İzmir
Milletvekili Canan Arıtman'ın; Türk Ceza Kanununun 492 nci Maddesinin Yedinci
Bendinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/54) (Adalet Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi: 21.1.2003)
5. - Samsun
Milletvekili Haluk Koç 'un; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa Bir Ek
Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/55) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa
geliş tarihi: 21.1.2003)
6. - Samsun Milletvekili Haluk Koç'un; 657 sayılı
Devlet Memurları Kanununa Ekli (IV) Sayılı Cetvelde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi (2/56) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 22.1.2003)
Tezkereler
1. - Aydın
Milletvekili Mehmet Semerci'nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/167) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.1.2003)
2. - Artvin
Milletvekili Orhan Yıldız'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/168) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.1.2003)
Sözlü Soru
Önergeleri
1. - İzmir
Milletvekili Sedat Uzunbay'ın, TARİŞ'in iş planlarının onaylanmamasının
nedenine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/116)
(Başkanlığa geliş tarihi: 22.1.2003)
2. - İzmir Milletvekili Sedat Uzunbay'ın, pamuk ve
benzeri ürünlerin destekleme primine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi
(6/117) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.1.2003)
3. - İzmir Milletvekili Sedat Uzunbay'ın, TARİŞ'in,
Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu kredilerine ilişkin Sanayi ve Ticaret
Bakanından sözlü soru önergesi (6/118) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.1.2003)
4. - Malatya Milletvekili Muharrem Kılıç'ın,
Malatya'daki SSK'lı ve BAĞ-KUR'lu hastaların il dışına sevk edilmelerine
ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/119)
(Başkanlığa geliş tarihi: 22.1.2003)
5.- Manisa Milletvekili Hasan Ören'in, sözleşmeli tütün
üretimine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Abdüllatif Şener)
sözlü soru önergesi (6/120) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.1.2003)
6. - Manisa Milletvekili Hasan
Ören'in, sözleşmesiz üretilen tütünün akıbetine ilişkin Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısından (Abdüllatif Şener) sözlü soru önergesi (6/121)
(Başkanlığa geliş tarihi: 22.1.2003)
Yazılı Soru
Önergeleri
1. - Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük'ün, ön lisans
mezunu sağlık personelinin ek göstergelerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı
soru önergesi (7/153) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.1.2003)
2. - Şanlıurfa Milletvekili Turan Tüysüz'ün,
Şanlıurfa'da restorasyonu yarım kalan mevlevihaneye ilişkin Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali Şahin) yazılı soru önergesi (7/154)
(Başkanlığa geliş tarihi: 23.1.2003)
No. : 39
27 . 1 .
2003 PAZARTESİ
Tasarılar
1. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap
Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yasadışı Göçmenlerin Geri Kabulüne Dair
Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna İlişkin Kanun Tasarısı (1/479) (İçişleri
ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
2. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Jamaika Hükümeti
Arasında Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/480) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî
Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi : 13.1.2003)
3. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan
Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Diplomatik Temsilcilik Binalarının İnşası İçin
Karşılıklı Arsa Tahsisine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu
Hakkında Kanun Tasarısı (1/481) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş
tarihi : 13.1.2003)
4. - Türk Vatandaşlığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına
İlişkin Kanun Tasarısı (1/482) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi
: 13.1.2003)
5. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Estonya
Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/483) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve
Turizm ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
6. - Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan Cumhuriyeti
Arasında Doğal Afetlere Karşı Türk-Yunan Ortak Görev Gücü Kurulmasına İlişkin
Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/484)
(Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
7. - Türkiye Cumhuriyeti ve Karayip Devletleri Birliği
Arasında İşbirliği Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/485) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi :
13.1.2003)
8. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Romanya Sosyalist
Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ankara'da 2 Mayıs 1966 Tarihinde İmzalanan Sivil
Hava Ulaştırma Anlaşmasına Ek Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/486) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
9. - Avrupa Sınırötesi Televizyon Sözleşmesini
Değiştiren Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
(1/487) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
10. - Anti-Personel Mayınların Kullanımının,
Depolanmasının, Üretiminin ve Devredilmesinin Yasaklanması ve Bunların İmhası
ile İlgili Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
(1/488) (Millî Savunma ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
13.1.2003)
11. - Çocukların Korunması ve Ülkelerarası Evlat Edinme
Konusunda İşbirliğine Dair Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında
Kanun Tasarısı (1/489) (Adalet ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi : 13.1.2003)
12. - Eşyanın Geçici İthalatına İlişkin İstanbul
Sözleşmesine Katılmamızın Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı (1/490)
(Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Dışişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
13. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Hükümeti
Arasında Uzayın Araştırma ve Kullanımı Konularında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı (1/491) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî
Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi : 13.1.2003)
14. - Türkiye Cumhuriyeti ve Yemen Cumhuriyeti Arasında
Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/492) (Plan ve Bütçe ve
Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
15. - Türkiye Cumhuriyeti ve Makedonya Cumhuriyeti Arasında
Konsolosluk Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
(1/493) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
16. - Marka Kanunu Antlaşmasına Katılmamızın Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/494) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî
Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi : 13.1.2003)
17. - Endüstriyel Tasarımların Uluslararası Tesciline
İlişkin Lahey Anlaşmasına Bağlı Cenevre Metnine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/495) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve
Teknoloji ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
18. - Ticaret Gemilerinde Çalışan Kaptanlar ve Gemi
Zabitlerinin Mesleki Yeterliliklerinin Asgari İcaplarına İlişkin 53 Sayılı
Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı (1/496)
(Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi : 13.1.2003)
19. - Gemi Adamlarının Hastalanması, Yaralanması ya da
Ölümü Halinde Armatörün Sorumluluğuna İlişkin 55 Sayılı Sözleşmenin
Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı (1/497) (Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
13.1.2003)
20. - Gemilerde Mürettebat İçin İaşe ve Yemek
Hizmetlerine İlişkin 68 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Tasarısı (1/498) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
21. - Mürettebatın Gemide Barınmasına İlişkin 92 Sayılı
Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/499)
(Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi : 13.1.2003)
22. - Gemi Adamlarının Sağlık Muayenesine İlişkin 73
Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/500)
(Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi : 13.1.2003)
23. - Gemi Aşçılarının Mesleki Ehliyet Diplomalarına
İlişkin 69 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun
Tasarısı (1/501) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
24. - İş Kazalarının Önlenmesine (Gemi Adamları)
İlişkin 134 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/502) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
25. - Gemi Adamlarının Ulusal Kimlik Kartlarına İlişkin
108 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
(1/503) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
26. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bulgaristan
Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Sahil Güvenlik İşbirliği Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/504) (İçişleri ve
Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
27. - Karadenizin Kirliliğe Karşı Korunması Komisyonunun
Ayrıcalık ve Bağışıklıklarına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu
Hakkında Kanun Tasarısı (1/505) (Plan ve Bütçe ve Dışişleri Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
28. - Gemi Adamlarının Sağlığının Korunması ve Tıbbi
Bakımına İlişkin 164 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/506) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
29. - Gemi Adamlarının Yıllık Ücretli İznine İlişkin
146 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı
(1/507) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
30. - Liman İşlerinde Sağlık ve Güvenliğe İlişkin 152
Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı
(1/508) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
31. - Gemi Adamlarının Ülkelerine Geri Gönderilmesine
İlişkin 166 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/509) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
32. - Otobüs ve Otokarlarla Uluslararası Arızi Yolcu
Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
(1/510) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
33. - Türkiye Cumhuriyeti ve Hollanda Krallığı Arasında
Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/511) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm
ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
34. - Mürettebatın Gemide Barınmasına İlişkin (İlave
Hükümler) 133 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun
Tasarısı (1/512) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
35. - Uzay Cisimlerinin Verdiği Zarardan Dolayı
Uluslararası Sorumluluk Hakkında Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/513) (Adalet ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi : 13.1.2003)
36. - Uzaya Fırlatılan Cisimlerin Tescili Sözleşmesine
Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/514) (Adalet ve Dışişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
37. - Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti
Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/515) (Adalet ve Dışişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
38. - Atlantik Ton Balıklarının Korunmasına İlişkin
Uluslararası Sözleşme ile Nihai Senet, Atlantik Ton Balıkçılık İşletmeleri
İstatistiklerinin Toplanmasına Dair Karar, Usul Kuralları ve Malî Düzenlemelere
Katılmamızın Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı (1/516) (Tarım, Orman ve
Köyişleri ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
39. - Türkiye Cumhuriyeti ile Bosna-Hersek Arasında
Konsolosluk Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
(1/517) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
40. - Türkiye Cumhuriyeti ile Sudan Cumhuriyeti
Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/518) (Plan
ve Bütçe ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.1.2003)
41. - Hukukî veya Ticarî Konularda Yabancı Ülkelerde
Delil Sağlanması Hakkında Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/519) (Adalet ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi : 13.1.2003)
Teklifler
1. - İstanbul Milletvekili Ahmet Güryüz Ketenci ve 32
Milletvekilinin; Çatalca- Silivri Yöresinde Toplam 9 Köyün Hazine Tapusunda
Kalan Arazilerinin Bedelsiz Devri Tahakkuk Etmiş Ecri Misil Borçlarının
Kaldırılmasına İlişkin Yasa Teklifi (2/57) (Adalet ve Plan ve Bütçe
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 21.1.2003)
2. - Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi ve 5
Milletvekilinin; 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına
İlişkin Kanun Teklifi (2/58) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.1.2003)
Rapor
1. - Basın ve Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin
Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin
2.1.2003 Tarihli ve 4779 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince
Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Adalet
Komisyonu Raporu (1/432) (S. Sayısı: 37) (Dağıtma tarihi : 27.1.2003) (GÜNDEME)
Sözlü Soru
Önergeleri
1. - Diyarbakır Milletvekili Muhsin Koçyiğit'in,
çiftçilerin kredi borçlarına ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan) sözlü soru
önergesi (6/122) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.1.2003)
2. - Manisa Milletvekili Nuri Çilingir'in, sürücü
belgesinde aranılan görme yeterliliğine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru
önergesi (6/123) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.1.2003)
3. - Van Milletvekili Mehmet Kartal'ın, Bitlis-Adilcevaz'da
açılan onkoloji hastanesine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi
(6/124) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.1.2003)
4. - Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın, patates
ithalatına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/125)
(Başkanlığa geliş tarihi : 23.1.2003)
5. - Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın, fasulye
ithalatına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/126)
(Başkanlığa geliş tarihi : 23.1.2003)
6. - Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı'nın, yönetim
kademelerine yapılan atamalara ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru
önergesi (6/127) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.1.2003)
7. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, 1958'de
kaldırılan Karaköy Camiine ilişkin Kültür Bakanından sözlü soru önergesi
(6/128) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.1.2003)
8. - Samsun Milletvekili Suat Kılıç'ın, Rus
doğalgazının fiyatına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru
önergesi (6/129) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.1.2003)
9. - Samsun Milletvekili Suat Kılıç'ın, doğalgaz
ithalatına ve fiyatlarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü
soru önergesi (6/130) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.1.2003)
10. - Samsun Milletvekili Suat Kılıç'ın, ithal doğalgaz
fiyatlarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi
(6/131) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.1.2003)
11. - Edirne Milletvekili Necdet Budak'ın, İpsala ve
Pazarkule gümrük kapılarına bağlanan yolların yapımına ilişkin Bayındırlık ve
İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/132) (Başkanlığa geliş tarihi :
24.1.2003)
12. - Manisa Milletvekili Ufuk Özkan'ın, Manisa'da
doğrudan gelir desteği ödemelerinin ne zaman yapılacağına ilişkin Tarım ve
Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/133) (Başkanlığa geliş tarihi :
24.1.2003)
13. - Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun,
Malatya-Adana demiryolu hattının ulaşıma ne zaman açılacağına ilişkin Ulaştırma
Bakanından sözlü soru önergesi (6/134) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.1.2003)
14. - Çorum Milletvekili Feridun Ayvazoğlu'nun,
Alacahöyük PTT Şubesinin kapatılmasına ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru
önergesi (6/135) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.1.2003)
15. - Çorum Milletvekili Feridun Ayvazoğlu'nun, Çorum
ve Alacahöyük müzelerinin kapatılmasına ilişkin Kültür Bakanından sözlü soru
önergesi (6/136) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.1.2003)
16. - Çorum Milletvekili Feridun Ayvazoğlu'nun, eczacı
kalfalarının eğitimine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/137)
(Başkanlığa geliş tarihi : 24.1.2003)
17. - Van Milletvekili Mehmet Kartal'ın, Van-Erciş
Şeker Fabrikasında çalışan bir grup geçici işçinin sağlık sigortası sorununa
ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/138) (Başkanlığa
geliş tarihi : 24.1.2003)
18. - Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük'ün, yerel
basının desteklenmesi için yasal düzenleme yapılıp yapılmayacağına ilişkin
Başbakandan sözlü soru önergesi (6/139) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.1.2003)
19. - İzmir Milletvekili K.Kemal Anadol'un, bir davada
sanık olup olmadığına ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/140)
(Başkanlığa geliş tarihi : 24.1.2003)
Yazılı Soru
Önergeleri
1. - Samsun Milletvekili Suat Kılıç'ın, altın ve gümüş
rezervlerine ve işletilmesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından
yazılı soru önergesi (7/155) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.1.2003)
2. - Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz'in, Mevlana
Kültür Merkezi inşaatına ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/156)
(Başkanlığa geliş tarihi : 23.1.2003)
3. - Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz'in, Konya'da
turizmi teşvik amacıyla alınması gereken önlemlere ilişkin Turizm Bakanından
yazılı soru önergesi (7/157) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.1.2003)
4. - Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz'in, iflas
eden bir holding ile benzer yapıdaki diğer holdinglere ilişkin Maliye
Bakanından yazılı soru önergesi (7/158) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.1.2003)
5. - Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz'in, pancar
üretimindeki kota uygulamasına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru
önergesi (7/159) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.1.2003)
6. - Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz'in,
TÜMOSAN'ın özelleştirilip özelleştirilmeyeceğine ilişkin Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısından (Abdüllatif Şener) yazılı soru önergesi (7/160)
(Başkanlığa geliş tarihi : 23.1.2003)
7. - Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, İller
Bankasının belediyelere nüfusa göre yaptığı ödemelere ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/161) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.1.2003)
8. - Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, Ziraat Bankası
Konya-Cihanbeyli-Yeniceoba Şubesinin kapatılmasına ilişkin Devlet Bakanından
(Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/162) (Başkanlığa geliş tarihi :
23.1.2003)
9. - Konya Milletvekili Atilla Kart'ın,
Cihanbeyli-Yeniceoba Karayolunun yenilenme ihtiyacına ilişkin Bayındırlık ve
İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/163) (Başkanlığa geliş tarihi :
23.1.2003)
10. - İzmir Milletvekili Hakkı Akalın'ın, ilaçların
büyük bir kısmının sadece uzman hekimlerce reçete edilebilmesine ilişkin
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/164) (Başkanlığa
geliş tarihi : 23.1.2003)
11. - İzmir Milletvekili Hakkı Akalın'ın, SSK Sakarya
Hastanesi ve Serdivan Dispanseri reçetelerindeki yolsuzluk iddialarına ilişkin
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/165) (Başkanlığa
geliş tarihi : 23.1.2003)
12. - Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın, mevsimlik
orman işçilerinin mağduriyetine ilişkin Orman Bakanından yazılı soru önergesi
(7/166) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.1.2003)
No. : 40
28 . 1 . 2003
SalI
Sözlü Soru
Önergeleri
1. - Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, Rusya'dan ithal edilen doğalgazın
fiyatına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi
(6/141) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.1.2003)
2. - Diyarbakır
Milletvekili Muhsin Koçyiğit'in, Ergani pamuk üreticilerinin destekleme prim
alacaklarının ne zaman ödeneceğine ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan)
sözlü soru önergesi (6/142) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.1.2003)
3. - Kırıkkale Milletvekili Halil Tiryaki'nin,
Kırıkkale-Sulakyurt-Danacı Köyündeki paratifo salgınına ilişkin Sağlık
Bakanından sözlü soru önergesi (6/143) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.1.2003)
Meclis
Araştırması Önergeleri
1. - İstanbul Milletvekili Ahmet Güryüz Ketenci ve 33
Milletvekilinin, denizcilik sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve
105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi.(10/26) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.1.2003)
2. - Ankara Milletvekili İsmail Değerli ve 26
Milletvekilinin, Ankara-Mamak Çöplüğünün yol açtığı sorunların araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün
104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi.(10/27) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.1.2003)
3. - İstanbul Milletvekili Azmi Ateş ve 100
Milletvekilinin, kamu vakıfları ile kamu bünyesinde kurulu dernek ve
yardımlaşma sandıkları konusunun araştırılarak, bu oluşumlardan kaynaklanan
sorunların çözümü için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi.(10/28) (Başkanlığa geliş tarihi:
24.1.2003)
4- Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 24 Milletvekilinin,
Samsun'da kurulma aşamasındaki mobil santrallerin ihale ve yer seçimi süreçleri
ile çevre ve insan sağlığına muhtemel etkilerinin araştırılması amacıyla
Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi.(10/29) (Başkanlığa geliş tarihi:
23.1.2003)
Süresi İçinde
Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri
1. - İstanbul Milletvekili Azmi Ateş'in, üst kurul ve
kurulların personel sayısı ile fayda-maliyet durumlarına ilişkin Maliye
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1)
2. - İstanbul Milletvekili Azmi Ateş'in, yurt dışına
gönderilen üst kurul ve kurul personeline ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru
önergesi (7/2)
3. - Sivas Milletvekili Nurettin Sözen'in, haklarında
Cumhuriyet Savcılıklarınca soruşturma açılmış, iddianame hazırlanmış veya dava
açılmış 22 nci Dönem milletvekili olup olmadığına ilişkin Adalet Bakanından
yazılı soru önergesi (7/4)
BİRİNCİ
OTURUM
Açılma Saati
: 15.00
28 Ocak 2003
Salı
BAŞKAN :
Başkanvekili Yılmaz ATEŞ
KÂTİP ÜYELER
: Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Mevlüt AKGÜN (Karaman)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin 27 nci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayımız vardır; görüşmelere başlıyoruz.
III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Oturum
BaşkanlarInIn KonuşmalarI
1. - TBMM Başkanvekili Yılmaz Ateş'in,
Antalya ve çevresinde meydana gelen sel felaketi ile Tunceli'nin Pülümür
İlçesinde meydana gelen deprem nedeniyle konuşması
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, geride bıraktığımız
haftada, Batı Akdeniz'de bir sel felaketi meydana geldi. Bu felakette önemli
ölçüde bir hasar tespiti oldu; köylülerimize geçmiş olsun dileklerimizi
iletiyoruz.
Tunceli'nin Pülümür İlçesinde de bir deprem yaşandı;
bir vatandaşımız hayatını kaybetti. Bu vatandaşımıza Tanrı'dan rahmet
diliyorum. Bütün Tunceli ve Türkiye halkına da başsağlığı dileklerimizi ve
geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum.
Sayın Bayındırlık Bakanımıza teşekkür ediyoruz; bu
deprem anında hemen bölgeye gittiler; ilgilenmişler. Az önce belediye
başkanımızın da Sayın Bakanımızdan bir talebi oldu. 150 konteyner sözü vermiş;
onun da şimdi yolda olduğunu sanıyorum.
Böylece, tekrar, bu vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi
sunuyorum.
Sayın milletvekilleri, İçtüzüğümüzün 59 uncu maddesine
göre, Bayındırlık Bakanımız Sayın Ergezen'in gündemdışı söz talebi vardır.
Sayın Bakanın konuşma süresi 20 dakika, gruplarımızın
konuşma süreleri 10 dakika, istemeleri halinde, bağımsız bir üyemizin de
konuşma süresi 5 dakikadır.
Şimdi, Sayın Bakanı kürsüye davet ediyorum.
Buyurun Sayın Bakanım. (AK Parti sıralarından alkışlar)
B) GündemdIşI
Konuşmalar
1. - Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki
Ergezen'in, Tunceli İlinin Pülümür İlçesinde meydana gelen depreme ilişkin
gündemdışı açıklaması ve CHP Kocaeli Milletvekili Mehmet Sefa Sirmen ve AK
Parti Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın grupları adına konuşmaları
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) -
Sayın milletvekilleri, Tunceli Pülümür'deki depremle ilgili bilgi vermek üzere
huzurlarınızdayım; önce, bu söz hakkını veren Sayın Başkanıma teşekkür ederim.
Sözlerime başlamadan önce, Tuncelilere, Pülümürlülere
geçmiş olsun diyorum; vefat eden kardeşimizin yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
Acılarımızın daha fazla olmaması temennisiyle,
sözlerime başlamak istiyorum.
27 Ocak 2003 Tunceli-Pülümür depremini sabahleyin duyar
duymaz -sağ olsun, bizi, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, çok erken, Ankara
dışında olmasına rağmen, haberdar ettiler- saat 9.45 uçağıyla apar topar
Elazığ'a indik; oradan -sağ olsun, Elazığ Valisi, Elazığ'daki Kolordu Komutanı-
helikopterle -zaten karayoluyla ulaşmak da çok zor, kış şartları da vardı-
Ankara'dan beraberimizdeki götürdüğüm teknik elemanlarla beraber Pülümür'e
geçtik.
Tabiî, 6,5 şiddetindeki depremi duyunca çok ölü, çok
yaralı ve çok yıkılan bina olabileceği aklımıza geldi, üzüldük; ama, bu
şiddette bir depremden sonra, sadece 1 kişinin ölmüş olması; 7 kişiden 5'inin
ayakta hemen tedavi görerek taburcu olmaları; 2 kişinin de, panikten, yatılı
bölge okulunun penceresinden atlamak suretiyle ayak kemiklerinde çatlamalar
olması karşısında sevindik ve kendimize geldik diyebilirim. Devletin yetkilileri
de orada...
Ben, buradan hemen valilerimize, askerî birliklere,
devletimizin tüm kurum ve kuruluşlarına teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten
çevre illerdeki valilerimizin, Bayındırlığın, Karayollarının, askerî
birliklerin hemen harekete geçmiş olmaları, Tunceli Valisinin imdadına koşarak
650 çadır ve battaniyeleri yola çıkarmış olmaları; Erzincan Valisinin -yakın
olduğu için- Pülümür'e hemen gelmiş olmaları; bunlar, bizim, birlik ve
beraberliğimiz noktasında, acı günlerde de, tatlı günlerde de, birlik ve
beraberlik içinde fedakârca çalışmamızı göstermektedir. Milletimizin bu
özelliklerinden dolayı kendimizi bahtiyar ve mutlu hissediyoruz.
Tabiî, bizim buradan vereceğimiz mesajlar var.
Özellikle, belediyelere, yerel yönetimlere, teknik elemanlara, müteahhitlere
buradan mesaj vermek istiyoruz. Biz, Tunceli-Pülümür'e gittiğimizde, çok katlı
binaların tahrip olduğunu, orta hasarlı olduğunu gördük; 1992 yılında yine,
Pülümür'de depremzedeler için yapılan beş altı katlı binaların, taşıyıcı
sistemlerinin değil ama, diğer sistemlerinin tahrip olduğunu, duvarlarının
yıkıldığını, bu psikoloji içerisinde, binaların kullanılmasının veya geceyi o
binalarda geçirmenin -haleti ruhiyeyi düşündüğünüz zaman- mümkün olmadığını,
biz kendimiz de müşahede ettik. Yani, ben, o şartlarda, çocuklarımın, hanımımın
o gece o binanın içinde kalmalarına müsaade eder miyim diye düşündüğümde, hayır
diyorum; çünkü, duvarların, her an insanların üzerine yıkılıp gelebileceğidir.
Maalesef, yatılı bölge okulunun yıkıldığını, belediye binasının, emniyet
binasının tahrip olduğunu gördük.
Bir sevindirici taraf da, taşıyıcı sistemlerin
hiçbirinde; yani, kolon ve kiriş bağlantılarında çatlama dahi olmamasıdır, 6,5
şiddetindeki bir depremde bunun olmamasını gerçekten bir mucize olarak
görüyoruz; ancak, Afet İşleri Genel Müdürlüğü yetkililerinin vermiş olduğu
bilgiye göre, depremin, yerin 16 kilometre derinliğinde olmuş olmasından
dolayı, şiddetinin yüze tesiri az olmuştur ve bu konu araştırılıyor.
Bölgede ulaşım sıkıntısı yok, telefon bağlantılarında
bir problem yok, elektrikte bir sıkıntı yok, gıda konusunda bir sıkıntı yok.
Çadırlar kuruldu; ancak, o kurulan çadırların soğuğa karşı dayanıklı olmadığı
görülünce, valimiz, hemen, gece, tekrar kış şartlarına uygun çadırlar
kurdurmaya başladılar. Biz uçakla gittik; dönerken de, gece, karayoluyla
geldik. Gece saat 11.00'de, vali bey "Pülümür'de, kahvede, vatandaşlarla
vaktini geçirmekte olduğunu, vatandaşların bir kısmının akrabalarının yanında
olduğunu, bir kısmının çadırda olduğunu" söylediler. Ancak, biz,
gerçekten, iklim şartları nedeniyle, vatandaşların çadırlarda kalmalarının, çok
kısa zamanda sağlıklarını bozabileceğini müşahede ettik. O nedenle, genel
müdürlüğümüzü aradık, ne imkânlarımız varsa kullanalım dedik,
konteynerlerimizin olduğunu öğrendik; onların, şu anda 14 tanesi herhalde
yerine ulaştı; çünkü, sabah saat 9.00'da aradığımda, Sıvas civarındaydı. TIR'larla
bunları ancak 2'şer tane gönderebiliyoruz; bu tür nakliyeleri, ancak trenle
yapmak mümkündür. Genel Müdürlüğümüzde, arkadaşlar çalışıyorlar. Her ne kadar
Meclis Başkanı "150" dediyse de -doğrudur, ilk önce, orada
"150" diye konuşmuştuk- sabah, Valimizle yaptığımız telefon
görüşmesinde 100'le sınırlamayı uygun gördük. Bunlar trenle Erzincan'a
götürülecek, oradan da karayoluyla Pülümür'e ulaştırılacak.
Şimdi, çok acıklı olayları çok acıtarak konuşmanın da
faydası olmadığı kanaatindeyim; olaya başka türlü bakmak istiyorum. Buradan,
belediye başkanlarımıza, yerel yönetimde etkili olanlara diyoruz ki; lütfen,
çok katlı bina yapmaktan vazgeçin; artık göze çarpıyor. Pülümür'de, çok katlı
binalar devletin binaları; binaların kolon ve kiriş bağlantılarında hiçbir
arıza yok; kirişler kırılmamış, kolonlarda deplasman yok, eğilme bükülme yok,
çatlama yok; ama, binalar kullanılmaz durumda; çünkü, bütün tuğla duvarlar
gitmiş, çatılar gitmiş, sıvalar dökülmüş, evlerdeki gardıroplar kırılmış,
kütüphaneler kırılmış, dökülmüş.
Burada, üç haftadan beri devamlı konuşuyoruz,
konuşurken birçok şeyleri de söyledik; o halde, belediye başkanları, buradan
birileri rant elde etsin diye çok katlı bina yapmaktan vazgeçsinler dedik.
Lütfen, hepimiz, bu konuda elbirliği yapalım; kaymakamlar, valiler, belediye
başkanları... Pülümür'de beş katlı binaya ne gerek var?! Burası, zaten, birinci
derece deprem bölgesi; üçüncü defadır deprem geçiriyor. Tek katlı binaların
kapılarını çaldık, içeri girdik, kendimizi tanıttık; vatandaşlar rahat
oturuyorlar, evlerinde en ufak bir çatlak bile yok 6,5 şiddetindeki depreme
rağmen; ama, çok katlı binaların hepsinin yeniden ele alınması gerektiğini
görüyoruz. Onun için, yapı denetimini yaygınlaştırmamız, sıklaştırmamız lazım,
binalarımızı kaliteli yapmamız lazım, ahlaken kendimizi yeniden gözden
geçirmemiz lazım. Bunun yanında, imar planlarını yaparken, bugünkü yaşadığımız
tehlikeli durumları dikkate alarak, birileri rant sahibi olacak, para kazanacak
diye apartmanları dikmeye gerek yok. Tek katlı, iki katlı binalar en uygun
binalardır, yıkıldığı zaman da zayiat az oluyor, müdahale etmek kolay oluyor.
Kendimize örnek aldığımız Avrupa'ya baktığımız zaman, Avrupa'da prestij
binalarının veya prestij olacak şehirlerin dışında, diğer yerleşim yerlerindeki
binaların çok katlı olmadığını görüyoruz; dolayısıyla, bizim de buna dönmemiz
gerektiğine inanıyorum.
Tekrar, Tuncelilere, Pülümürlülere geçmiş olsun
diyorum.
Allah, bu tür belalardan, musibetlerden korusun
düşüncesiyle, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Bakanım, teşekkür ederim.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Kocaeli
Milletvekili Sefa Sirmen; buyurun.
CHP GRUBU ADINA MEHMET SEFA SİRMEN (Kocaeli) - Sayın
Başkan, sayın milletvekilleri; ben de, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, dün
yaşadığımız Tunceli-Pülümür'deki deprem faciasında ölen vatandaşımıza rahmet
diliyorum, yakınlarına sabır diliyorum, yaralılara da Allah'tan şifalar temenni
ediyorum.
Tabiî, deprem, ülkemizde yaşayan herkesi çok yakından
ilgilendiren, çok yakından etkileyen bir olay. Hele hele 17 Ağustos Marmara
depremini yaşadıktan sonra, o acıları gördükten, yaşadıktan sonra, o kâbusu
geçirdikten sonra, depremden ürkmeyen hiçbir vatandaşımızın olduğunu
zannetmiyorum. Hatta, şu anda bu deprem diğer bölgelerimizi de etkilemiş
durumdadır; acaba, bu depremden sonra Marmara'da yarım kalan fay hattı
kırılacak mı, kırılmayacak mı, İstanbul bundan etkilenecek mi, etkilenmeyecek
mi gibi soruları da gündeme getirmiştir.
Ben, özellikle, tabiî, geçmiş depremlerden alınan
derslerin, bugün, yapıcı olarak etkilerini görmüş olmaktan; yani Kızılayın
anında müdahalesinden, Sayın Bayındırlık ve İskân Bakanının derhal olay yerine
gitmesinden dolayı sevincimi belirtmek istiyorum; ama, aslında bu konuda
eksiklerimizin çok olduğunu da ifade etmek istiyorum.
Afet Yasasına göre bütün yetki Bayındırlık ve İskân
Bakanlığına verilmiş. Biz, Kocaeli'nde 17 Ağustos depreminde bunun
sıkıntılarını yaşadık. Belediyeler ve muhtarlar tamamen yetkisiz, etkisiz
durumda. Halbuki, o birimlerin yetkilendirilmesiyle birçok hizmet hem daha
süratli yapılacak hem de boş yere savurganlıklar olmayacak. Nitekim, biz, 17
Ağustos depreminde yaşadık, prefabrikler olayını yaşadık, trilyonlarca lira devletin
kasasından aktı gitti. Devletimiz, her yıl -üç yıldır devam ediyor- 16 trilyon
lirayı sadece o prefabriklerin kurulduğu arazilere kira bedeli olarak ödüyor.
İşte, bütün bunların düzenlenmesi gerekiyor.
Şimdi, Sayın Bakan ifade ettiler, çok katlı binalar,
hele hele öylesi yerlerde olmasın diye. Aslında zemine uygun, tekniğine,
teknolojisine uygun inşaat yaptığınızda yüksek katların depremden
etkilenmediğini biz Kocaeli'nde yaşayarak gördük. İzmit Büyükşehir Belediyesi
olarak 7 000 konut yaptık, bir tek konutumuzda sıva dökülmedi. Bunların içinde
onaltı katlı binalarımız var, onüç katlı binalarımız var; ama hiçbiri zarar
görmedi; yani bunu kat adediyle sınırlandırmak mümkün değildir. Bizim,
özellikle kamu projelerini bir elden geçirmemiz gerekiyor. Kamunun projelerinde
bir standart proje belirlenmiş ve bu uygulanıyor. Biz, Kocaeli bölgesinde,
Sakarya'da, başka illerimizde gördük ki, kamu binaları yerle bir oldu. Yani,
özel yapılar daha az etkilendi; ama, kamu binaları, hastaneler, okullar daha
fazla etkilendi ve Kocaeli'nde, hâlâ, SSK Hastanesi, devlet hastanesi
kullanılamaz halde.
Tabiî ki, bu afetler, insanların psikolojisinde, fizikî
yapısında, ruhunda izler bırakıyor. Tabiî ki, ilk yapılan bu acil yardımlar
yeterli değildir. O bölgeye, o bölgeye yakın belediyelere, acilen, afet payı
göndermek gerekir, onları güçlendirmek gerekir. Oradaki insanların acılarını,
üzüntülerini dindirmek için, tedbirlerin artırılması gerekir. Sadece çadırları
kurmakla, diğer acil yardımları sunmakla görev bitmez. Umuyorum ki,
hükümetimiz, bu konudaki çalışmalarını sürdürecek, o bölgeyi daha güzel bir
hale getirecek, oradaki insanları rahatlatacaktır.
Hükümetimiz, bu deprem olayını yeni bir anlayışla ele
almalıdır. Geçtiğimiz 57 nci hükümet döneminde, yapı denetim birimleri
oluşturuldu; âdeta, insanlar soyuluyor. Bir insan, birbuçuk iki katlı bina
yapmak istiyor, sadece yapı denetimine 6-7 milyar lira ödüyor. Halbuki, bu
işleri belediyelerle çözmek mümkün. Belediyeler, gerekli kaynaklar oraya
aktarıldığında, kendi ekipleriyle bunu yapabilir. Böylece, hem vatandaşa yük
olmaz hem daha düzenli bir şekilde bu işler yürür.
Zorunlu deprem sigortası vatandaşlara bir yük oldu.
Adamın gecekondusu var veyahut da ruhsatsız, kaçak evi var, zorunlu deprem
sigortası yaptırmak zorunda, yılda 100 000 000 lira, 200 000 000 lira ödemek
zorunda; yani, sigorta şirketlerini kayırma gibi bir anlayış var. İnsanlar
zaten geçime muhtaç. Bunların, 58 inci hükümet tarafından, yeniden ele
alınmasında, yeniden düzenlemeler getirilmesinde, eksikliklerin aksaklıkların
tamamlanmasında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına yarar görüyoruz.
Ben, bir kez daha, hayatını kaybeden vatandaşımıza
Allah'tan rahmet diliyor, yaralıların bir an evvel iyileşmelerini temenni
ediyor ve Yüce Meclisi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygıyla
selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Sirmen.
Adalet ve Kalkınma Partisi adına Sayın Eyüp Fatsa;
buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA EYÜP FATSA (Ordu) - Sayın Başkan,
değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi, AK Parti Grubu adına saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, 27 Ocak 2003 tarihinde Tunceli
İlimizin Pülümür İlçesinde bir deprem olmuştur. Bu depremde, şiddeti büyük
olmasına rağmen, memnuniyetle görüyoruz ki, 1 vatandaşımız hayatını kaybetmiş,
7 vatandaşımız da yaralanmıştır; can kaybının ve yaralı sayısının az olması
tesellimizdir. Hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına
başsağlığı diliyoruz. Yaralı vatandaşlarımıza ve Tuncelili, Pülümürlü hemşerilerimize
de geçmiş olsun dileklerimizi arz ediyoruz.
Değerli arkadaşlar, ülkemiz, deprem afetine ve birtakım
doğal afetlere çok sık maruz kalıyor. Geçmişte, milletçe çok acı olayları hep
beraber yaşadık. Biraz önce Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşan Sayın
Sirmen de ifade etti, özellikle 17 Ağustos depremiyle beraber, hâlâ Türk
Milleti olarak, milletçe, bu depremde meydana gelen zararların ve bu zararlar
karşısında yapılması gereken hizmetlerin bir an önce tamamlanması noktasında
beklentilerimiz vardır. Depremler, ağır afetlerdir, tahribatı çok yüksek
oluyor, belki, hemen, kısa zamanda bu yaraları sarmak mümkün olmuyor.
Sayın Bakanımızı dinledik; devletin, bütün kurum ve
kuruluşlarıyla beraber -yöre valilerimiz, belediyelerimiz, güvenlik güçlerimiz,
Bayındırlık Bakanlığımız ve hükümetimiz, hepsi- seferber olmak suretiyle,
derhal, Pülümür'e intikal ettiğini ve acil olarak alınması gereken tedbirler
noktasında büyük bir gayret ortaya koyduğunu memnuniyetle gördük. Tabiî ki,
temennimiz, hiçbir şeyin ilk günkü gibi kalmamasıdır. Bu hizmetlerin sürekli
hale getirilmesi suretiyle, orada maddî, manevî zarara uğramış
vatandaşlarımızın zararlarının bir an önce karşılanması da AK Parti Grubu
olarak beklentimizdir. Bu konuda, Sayın Bakanımızın ve yetkilerinin üzerlerine
düşen görevi yapacaklarına olan inancımız da tamdır.
Tabiî, konu deprem olunca, Türkiye'nin gündeminden hiç
düşmüyor. Özellikle, birtakım deprem uzmanları -bilemiyorum, birbirlerine
nazire olsun diye mi veya birbirlerine üstünlük sağlamak için mi yapıyorlar;
doğrusunu isterseniz, bunu anlamak mümkün değil- Türkiye'yi, bir türlü, deprem
korkusundan uzaklaştıramıyorlar; âdeta, deprem söylemleriyle milletin
hafızasında, beyninde terör estiriyorlar. Deprem konusundaki bu çoksesliliğin
de milletimiz üzerinde, halkımız üzerinde çok olumsuz etkiler meydana
getirdiğini, psikolojik birtakım bozukluklara da sebep olduğunu uzmanlar sık
sık ifade ediyorlar. Bu çoksesliliğin, bu Tunceli-Pülümür depremi münasebetiyle
ortadan kalkmasının da önemli bir beklentimiz olduğunu Sayın Bakanıma ifade
etmek istiyorum.
Bu vesileyle, Tunceli'de deprem afetine maruz kalmış
bütün hemşerilerime, Tuncelili vatandaşlarımıza, AK Parti Grubu olarak geçmiş
olsun dileklerimizi sunuyoruz. Hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah'tan rahmet
diliyor; yaralıların bir an önce şifa bulmasını temenni ediyor; Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Fatsa.
Sayın milletvekilleri, gündeme geçmeden önce, üç
arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz, Ankara şoför esnafının sorunları
konusunda söz isteyen, Ankara Milletvekili Mehmet Tomanbay'a aittir.
Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
2. - Ankara Milletvekili Mehmet
Tomanbay'ın, Türkiye ve Ankara şoför esnafının sorunları ile alınması gereken
önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması
MEHMET TOMANBAY (Ankara) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, Tunceli'de hayatını kaybeden
vatandaşımıza Allah'tan rahmet ve yakınlarına başsağlığı diliyorum, tüm Tuncelili,
Pülümürlü vatandaşlarımıza da geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Türkiye şoför esnafının ve özel olarak da Ankara şoför
esnafının sorunlarını dile getirmek için söz aldım. Şoför esnafı, hepinizin
bildiği gibi, yaşamını ehliyetiyle kazanan en çilekeş emekçi kesimlerinden
birisidir. Yaşanan ekonomik kriz, bu kesimin sorunlarını artırdığı gibi,
sorunlarına pek çok ilave sorun daha eklemiştir. Bugün, Türkiye'de, şoför
esnafının sayısı 1 500 000 dolayındadır, aileleriyle birlikte 6 000 000-7 000
000 nüfusu oluşturan bir büyük kesimdir. Bu denli büyük bir nüfusun
sorunlarına, özellikle sosyal adaletten yana olduğunu söyleyen hiçbir iktidarın
kayıtsız kalması beklenemez.
Ayrıca, şoför esnafının ekonomiye katkısı da çok
büyüktür. Bugün, ekonomik yaşamın temeli taşımacılık tarafından
oluşturulmaktadır. İnsan taşımacılığından gıda maddelerine kadar her şey, şoför
esnafı tarafından, bir yerden diğer yere taşınmaktadır. Şoför esnafının
olmadığını düşündüğümüz anda, bütün taşımacılığın duracağı çok açık ortadadır,
ekonomik yaşantı büyük miktarda zarar görecektir.
Ayrıca, şoför esnafı, kendisini istihdam eden,
dolayısıyla, Türkiye'de 1 500 000 dolayında istihdam yaratan ve ekonomiye bu
yolla da katkıda bulunan bir kesimdir; ama, ne yazıktır ki, bu kadar büyük bir
istihdama yol açan şoför esnafı, bugün, özellikle yollarımızda, sosyal
güvenlikten mahrum bir şekilde sigortasız olarak çalışmaktadır. Sosyal ve
ekonomik açıdan bu denli önemli olan şoför esnafı, Türkiye'de, 676 odada
örgütlenmiş bir büyük kesimdir.
Ankara Umum Otomobilciler ve Şoförler Odası ise,
kayıtlı 20 000 üyesi ve kayıtlı olmayan 40 000 dolayındaki üyesiyle çok büyük
bir sivil toplum kuruluşudur. Bu oda, 25 Ocak 2003 Cumartesi günü Vedat Dalokay
Düğün Salonunda, şoför esnafının, sorunlarını dile getirmek ve sorunlarına
çözümler bulabilmek için bir toplantı düzenlemiştir. Bu toplantıya, Ankara'daki
2 000 dolayında şoför esnafı katılmıştır; ama, ne yazık ki, bu denli büyük ve
önemli bir toplantıya sadece Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri katıldılar.
Bu nedenle, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili olarak ben, bütün
esnaflarımızın ve bütün vatandaşlarımızın sorunlarına çözüm getirme durumunda
olan AKP Hükümetine, şoför esnafının sorunlarını buradan aktarmayı önemli bir
muhalefet görevi biliyorum.
Şoför esnafının sıkıntıları çok. Oda yöneticileri,
şoför esnafının sorunlarını 22 kalem altında biriktirmişler, toplamışlar. Bu
sorunların büyük kısmı da, enkaz edebiyatına başlamış olan hükümetinizin
"kaynak yok" gerekçesine sığınmadan çözebileceği, ek bir kaynağa
gerek kalmadan çözülebilecek idarî sorunlardır. Sorunların başında, Ankara'da
taksidolmuş uygulamasına geçilmesi gelmektedir. 7 800 dolayında ticarî taksinin
bulunduğu Ankara'da, ekonomik kriz sonrasında taksi kullanımında büyük bir düşme olmuş ve şoför esnafının, taksici
şoför esnafının gelirlerinde büyük kayıplar ortaya çıkmıştır. Bu nedenle,
Ankaramızın çeşitli bölgeleri arasında taksidolmuş sisteminin oluşturulması
büyük yarar getirecektir. Bir yandan taşınan yolcular taksimetrede yazılan
ücreti paylaşacaklar ve bir kazanç sağlayacaklar, öte yandan yolcu kazanırken
taksici de gelir elde etmiş olacak ve ulaşım sıkıntısı da, o bölgede
hafifletilmiş olacaktır.
Hızla çözüm getirilmesi gereken bir diğer önemli sorun
ise, 1995 yılında çıkarılan bir yönetmelikle araçlarda kullanımı serbest
bırakılan likit petrol gazının, bugün 1 100 000 Türk Lirası dolayına çıkan
fiyatının, tekrar makul düzeylere düşürülmesidir. Bugün dünyada birçok ülkede,
hem çevre dostu olduğu için, hem ucuz olduğu için kullanımı teşvik edilen,
yaygınlaştırılan likit petrol gazının, bizde de kullanımı, hepinizin bildiği
gibi, önce teşvik edilmiş ve yaygınlaştıktan sonra, ne yazık ki, fiyatı hızla 1
100 000 liraya çıkarılarak, şoför esnafı büyük miktarda mağdur edilmiştir. Bu
büyük bir haksızlıktır ve mutlaka, en kısa sürede bu haksızlık ortadan
kaldırılmalıdır.
Bu konuyla
bağlantılı bir diğer önemli konu ise 1995 yılında çıkarılan aynı yönetmelikle
kullanımına izin verilen sıkıştırılmış doğalgaz kullanımı için gerekli altyapının
oluşturulmasıdır. Bugün, yine, dünyanın pek çok yerinde ve Avrupa Birliğinde,
aynen likit petrol gazı gibi çevreci olduğu için, ucuz olduğu için, sıkıştırılmış doğalgaz kullanımı
yaygınlaştırılmıştır.
BAŞKAN - Sayın Tomanbay, tamamlamanız için süre
veriyorum; buyurun.
MEHMET TOMANBAY (Devamla) - Bitiriyorum efendim.
Bugün, Avrupa Birliği, 2020 yılında 23 000 000 araçta
sıkıştırılmış doğalgaz kullanımını amaçlamıştır. Dolayısıyla, ülkemizde de,
bildiğiniz gibi, yanlış politikalar sonucu bir doğalgaz fazlalığı
bulunmaktadır. Bu doğalgaz istasyonlarının oluşturulmasıyla yakıta dönüşmesi
bir yandan şoför esnafını rahatlatacak, şoför esnafına ucuz ve çevreci bir
yakıt kullanma olanağı sağlayacak, bir yandan da ülkemizde fazlalığı bulunan
doğalgazın ekonomiye yararlı bir halde kullanılmasına katkıda bulunacaktır.
Halk Bankasından alınan esnaf kredileri ve fahiş
sigorta primleri, acil çözüm bekleyen diğer önemli sorunlardır. Yüzde 59
dolayında olan kredi faizi, düşen enflasyona uygun bir şekilde aşağıya çekilmeli
ve 10 milyar lira dolayında olan kredi miktarı da, şoför esnafının sorunlarına
yardımcı olacak şekilde 20 milyar liraya çıkarılmalıdır.
Öte yandan, sigorta primleri, özellikle ticarî
araçlarda, normal araçlara göre -çok fahiş miktarlarda- yüksektir. Bu sigorta
primlerinin de normal düzeylere indirilmesi gerekmektedir.
Yine, aynı şekilde, şoför esnafına uygulanan vergilerin
makul düzeylerde tutulması, çilekeş şoför esnafının acil olarak çözülmesini
beklediği diğer sorunlardır.
Ekonomimizin candamarını oluşturan şoför esnafımızın
pek çok sorunu arasında zaman darlığı nedeniyle dile getirebildiğim bu
sorunlarına hükümetinizin kısa sürede çözüm getireceği ümidiyle, hepinize
saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tomanbay.
Gündemdışı ikinci söz, Kâzım Karabekir Paşanın ölümünün
55 inci yıldönümü nedeniyle Karaman İli Kâzım Karabekir İlçesinde düzenlenen
törenler hakkında söz isteyen Karaman Milletvekili Sayın Mevlüt Akgün'e aittir.
Buyurun Sayın Akgün. (AK Parti sıralarından alkışlar)
3. - Karaman Milletvekili Mevlüt
Akgün'ün, Kâzım Karabekir Paşanın 55 inci ölüm yıldönümü nedeniyle Karaman İli
Kâzım Karabekir İlçesinde düzenlenen törenlere ilişkin gündemdışı konuşması
MEVLÜT AKGÜN (Karaman) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün silah arkadaşlarından, Türkiye
Büyük Millet Meclisimizin eski başkanlarından, büyük asker ve devlet adamı
Kâzım Karabekir Paşanın vefatının 55 inci yıldönümü ve Karaman İli Kâzım
Karabekir İlçesinde bu amaçla düzenlenen etkinlikler münasebetiyle gündemdışı
söz almış bulunuyorum; bu vesileyle Muhterem Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, sözlerimin başında, dün
Tunceli'de meydana gelen deprem dolayısıyla milletimize geçmiş olsun
dileklerimle, depremde hayatını kaybeden vatandaşımıza Cenabı Allah'tan rahmet,
yaralılara şifalar diliyorum.
Ayrıca, Şırnak'ta bir askerimizin şehit olmasıyla
sonuçlanan menfur terör saldırısını kınıyor, şehidimize Allah'tan rahmet,
kederli ailesine de başsağlığı ve sabırlar niyaz ediyorum.
Değerli milletvekilleri, bir ülke, tarihi ve millî
değerleriyle var olur. Yakın tarihimizin önemli değerlerinden birisi de,
şüphesiz, Kâzım Karabekir Paşadır. O, sadece askerî kimliğiyle değil, bir
İstanbul Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisimizin unutulmaz
başkanlarından birisi olarak Türk tarihinin mümtaz simalarından birisidir.
Hatta, hatırlanmalıdır ki, o, ruhunu, bu Yüce Parlamentonun Başkanı olduğu
sırada bir kalp sektesi neticesinde teslim etmiştir. Bugün, burada, ölümünün 55
inci yılında, bu çatı altında da onun ruhunu hep birlikte şad ediyor,
hatırasını yâd ediyoruz. Bu fırsatı verdiği için Sayın Başkanıma ayrıca
teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, Kâzım Karabekir Paşa, millî
mücadelenin ateşini yakmak üzere, İstanbul Hükümeti tarafından bütün yetkileri
alınmasına rağmen Anadoluya gelen Mustafa Kemal'e, Şark Cephesi Komutanı
olarak, Erzurum'da "paşam, eskisi gibi, harfiyen, bütün kolordumla
emrinizdeyim" diyerek, âdeta Kurtuluş Savaşımızın anahtarını teslim
etmiştir. Ermeni komitacılarını bozguna uğratarak, Kars, Ardahan ve Artvin'i
yeniden vatan topraklarına katmış, Gümrü ve Kars Antlaşmaları onun
başkanlığında imzalanmıştır ve bu başarılarından sonra "Şark Fatihi"
olarak adlandırılmıştır. Ancak, benim, burada, onun askerî başarıları ve
şahsiyeti kadar vurgulamak istediğim bir diğer nokta, onun siyasî kimliği ve
demokrasi anlayışıdır.
Kâzım Karabekir Paşa, cumhuriyetimizin demokrasiyle
taçlanmasında önemli bir dönüm noktasıdır. Daha Mustafa Kemal döneminde,
Terakki Perver Cumhuriyet Fırkasını kurarak, demokrasi mücadelesine
başlamıştır; ancak, sonraları bu fırka kapatılınca, ta 1946 yılında çokpartili
döneme kadar siyasetten uzak kalmayı yeğlemiştir. Çokpartili sistemin ilk
yıllarında da, Parlamentomuz, onun bu yüksek demokrasi anlayışını
ödüllendirerek Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına seçmiştir; ancak, bu
çatı altındaki mukaddes görevi esnasında iki yıl süren başkanlığının ardından
ruhunu bu çatı altında teslim etmiştir.
Bir Karaman Milletvekili olarak, Kâzım Karabekir gibi
bir şahsiyetin Karaman İlimizin bağrından çıkmış olmasının gururunu yaşıyorum.
Vefatının hemen ardından Karaman İlimize bağlı Kâzım Karabekir İlçemize adının
verilmesi de, bütün Karamanlılar olarak hepimiz için ayrı bir gurur
vesilesidir.
Kâzım Karabekir İlçemiz, Karaman İl merkezimize 22
kilometre uzaklıkta, yaklaşık 5 000 nüfuslu şirin bir ilçemizdir. 1956 yılından
beri Kâzım Karabekir Paşanın adını yaşatmaya devam etmektedir. Bugün, doğuda
binlerce şehit yavrusunu ve kimsesizleri bağrına basan yetimler babasını,
Mustafa Kemal'i tutuklama imkânı varken onun emrine girebilecek kadar büyük bir
askeri, bir vatanperveri, bir demokrasi aşığını, bir şair ve kalem üstadını
anıyoruz.
Sözlerime onun mısralarıyla son veriyorum:
"Ya İstiklâl, ya ölüm.
Vatanım, milletim, sancağım, evim.
İstiklâlsiz yoktur yerim,
Zincir vurdurur mu Türkler boynuna
Varlığı fedadır vatan yoluna
Biz tarihin Türk dediği yılmaz milletiz.
Hür yaşar, hür ölür, nurlu ümmetiz."
Kâzım Karabekir'i rahmetle anıyor, Yüce Heyetinize
saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Akgün'e teşekkür ederim.
Gündemdışı üçüncü söz, Sosyal Sigortalar Kurumu ve
Bağ-Kur emeklilerine verilen sosyal destek ödemesi uygulaması hakkında söz
isteyen, Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin'e aittir.
Buyurun Sayın Çetin. (CHP sıralarından alkışlar)
4. - Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin'in,
SSK ve Bağ-Kur emeklilerine sosyal destek ödemesi uygulamasına ilişkin
gündemdışı konuşması ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu'nun
cevabı
İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, Tunceli Pülümür'de meydana gelen
depremde yaşamını yitiren yurttaşımıza Tanrı'dan rahmet, yaralılara acil
şifalar ve tüm halkımıza başsağlığı diliyorum.
Değerli milletvekilleri, 8 Ocak 2003 tarihinde
Meclisimizde görüşülerek yasalaşan, 15 Ocak 2003 tarihli Resmî Gazetede
yayımlanarak yürürlüğe giren ve 15 Ocak 2003 tarih ve 2003/5145 ve 5146 sayılı
kararnamelerin eki olarak Bakanlar Kurulunca uygulamaya sokulan 506 sayılı
Sosyal Sigortalar Kanunu, 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu,
1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar
Kurumu Kanunu ile 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal
Sigortalar Kanununa Göre Gelir veya Aylık Almakta Olanlara Sosyal Destek
Ödemesi Yapılması Hakkında Kanunun uygulanması hakkında gündemdışı söz almış
bulunmaktayım; öncelikle, Meclisimizin değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, 8 Ocak 2003 tarihinde, bu
Mecliste anılan kanun tasarısı görüşülmekteyken söz almış ve bu kanunun
uygulanmasında doğabilecek aksaklıkları daha o gün dile getirmeye çalışmıştım.
Bildiğiniz gibi, kamuoyunda, kısaca, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine sosyal destek
ödemesi olarak bilinen bu kanunun temel dayanağı, 57 nci hükümet döneminde, 30
Ekim 2002 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla, 2002 yılı içerisinde memur ve
memur emekli aylıklarına yapılan zam ile SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin TÜFE'ye
göre yıllık artış oranları arasında bir fark oluşur ise, bu farkın 2002 Aralık
ayı içinde SSK ve Bağ-Kur emekli aylıklarına yansıtılması kararına
dayanmaktaydı. O günlerde, SSK ve Bağ-Kurdan emekli aylığı almakta olanların
bile beklentisinin üzerindeki rakamların telaffuz edilmesi, yıllardır
emekliliğinin tadına varamamış, çalışırken ve emekli olduktan sonra çileli
yaşamdan kurtulamamış, ayakta durabilmek için çocuklarının ve torunlarının
eline bakar konuma düşürülmüş, akşam karanlığında pazar artıklarını toplayarak
yaşamını sürdürme çabası içindeki emeklilerimiz, aylıklarına ilaveten 75 000
000 ve 100 000 000 liralık sosyal destek ödemesini duyunca, çocuklar gibi
sevinerek, hükümetinizle paylaşmışlardı.
Yine, hatırlayacaksınız, emeklilerimizin temsilcileri,
Sayın Çalışma Bakanımızı makamında ziyaret edip teşekkür ve çiçeklerini
sunmuşlar, Grubunuza gelerek Sayın AKP Genel Başkanına teşekkürlerini ve
şükranlarını sunmuşlar, bir diğer emekli derneği de, genel kurulunda Çalışma
Bakanımıza ve ekonomiden sorumlu Devlet Bakanımıza plaket vermişler ve genel
kurul huzurunda teşekkür etmişlerdi.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak biz de,
emeklilerimize verilen sosyal destek ödemesinin bir an önce gerçekleşmesi ve
ellerine geçmesi için yasaya olabildiğince destek vermiştik; ama, ne yazık ki,
emeklilerimizin sevinçleri on gün sürdü. On gün sonra ocak ayı aylıklarını alıp
aldatıldıklarını görünce mahcup oldular, emekli derneklerinin yöneticileri,
üyelerinin yüzüne bakamaz konuma düşürüldüler.
Değerli milletvekilleri, uygulamada esas alınan
Bakanlar Kurulu kararına göre, SSK emeklisi için 75 000 000, Bağ-Kur emeklisi
için 100 000 000 liralık sosyal destek ödemesinin, her ay açıklanan TÜFE'ye
göre verilecek enflasyon farkı bu 75 000 000 ve 100 000 000 liradan her ay
kesileceğinden, yapılan destek ödemesi 75 000 000 ve 100 000 000 Türk Lirası
olmayıp, her ay küçülerek yıl sonuna doğru sıfıra yaklaşacaktır. Burada
emeklilerimizin tek yararı, TÜFE farkını peşin almış olmalarıdır. Bir başka deyişle, ocak ödeme döneminden itibaren yapılan
seyyanen 75 000 000 ve 100 000 000 liralık artışın, enflasyon için
uygulanacak artışlarla sıfırlanıncaya kadar emekli aylıklarına hiç zam
yapılmamış olacaktır. Bu bir aldatmacadır. Hükümet, uygulamaya koyduğu
kararnameyle, asla aldatılmaması gereken bir toplum kesimini aldatmıştır. Bu
uygulama, emekliye yapılan büyük bir haksızlıktır ve özür dileyerek söylüyorum,
kelimenin tam anlamıyla emeklilerimize yapılan bir saygısızlıktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Çetin, konuşmanızı tamamlamanız için
süre veriyorum.
Buyurun.
İZZET ÇETİN (Devamla) - Teşekkür ediyorum.
Ülkesinin kalkınması için ömrünü vermiş -ne banka
hortumlamış ne devlet olanaklarını kendi kişisel çıkarları için kullanmış ne
sahte belge düzenleyip vergi iadesi almış- namusuyla çalışıp emekli olmuş,
toplumun her kesiminden daha fazla gözetilip kollanması gereken emeklilerimize
yapılan bu haksızlığın, bu aldatmacanın düzeltilmesi gerekmektedir.
Yapılması gereken, yeni bir kararla, sosyal destek ödemesini,
her ay, yasada belirtildiği gibi, hiçbir kesintiye tabi tutulmadan ve TÜFE
aylık artış oranlarıyla bağ kurulmadan, TÜFE artışıyla birlikte emeklilerimize
vermektir. Bunu yapamıyorsanız, yapılması gereken, yapmanız gereken,
emeklilerden aldığınız plaket -çiçekler belki solmuştur ama- ve teşekkürleri,
özür dileyerek geri vermektir.
Yüce Meclisimizde kabul edilen bir yasayı özüne uygun
olarak uygulamayıp değişik biçimde uygulayarak, yasalara ve Meclisimizde
çıkarılan kanunlara yurttaşlarımızın kuşkuyla bakmalarını sağlayacak
davranışları gerçekleştirmeye hiç kimsenin hakkı yoktur diyor; hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar).
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çetin.
Hükümet adına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın
Murat Başesgioğlu yanıt vereceklerdir; buyurun. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU
(İstanbul) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; bu konuyu
Yüce Parlamentonun huzuruna getirerek, en azından, bugüne kadar yapılmış olan
spekülasyonlar ve yanlış değerlendirmeler konusunda bize de görüş açıklama
fırsatı yarattığı için, öncelikle, Sayın İzzet Çetin'e çok teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz bir konu ve defalarca
da bunu anlatmaya, izah etmeye çalıştık; bir kez daha bu konudaki görüşlerimi
sizlerle paylaşmak istiyorum: Hepinizin bildiği gibi, 57 nci cumhuriyet
hükümeti, memurlara yapmış olduğu 100 000 000 liralık seyyanen zamla ilgili bir
kararname çıkardı. Burada memurlara yapılmış olan seyyanen zammın Bağ-Kur ve
SSK emeklilerine de yansıtılması söz konusu idi; ama, araya seçim girdiği için,
57 nci hükümet, bu kararnamenin gereklerini yerine getiremedi. Biz, hükümeti
devralır almaz, bu kararnamenin uygulanıp uygulanmayacağı sorunuyla karşılaştık
ve devletin ilgili birimleriyle yapmış olduğumuz hesaplamalar neticesinde,
acaba bu 100 000 000 liralık seyyanen zamdan Bağ-Kur ve SSK emeklimize ne
yansıyor diye hesap ettirdik; ortaya çıkan rakam 2,7'dir. Bu 2,7'lik rakamın parasal
karşılığı da SSK'da 5 000 000 lira, Bağ-Kurda 10 000 000 liradır. Hükümet
olarak, bu küçük rakamları, yıllarını çalışma hayatına vermiş, devlete vermiş
bu insanlara layık görmek, herhalde hiçbirimizin gönlünden, vicdanından geçen
bir şey değildi.
Yapacağımız iki şey vardı; bunlardan birincisi, daha
önceki yıllarda olduğu gibi, TÜFE uygulamasından gelen enflasyon farklarını,
2003 yılında da Bağ-Kur ve SSK emeklilerine yansıtmak, seyyanen hiç bir zam
yapmamak veyahut da bütün imkânları zorlayarak, bütün bütçe imkânlarını
zorlayarak, bu insanları -almış oldukları ücretleri biraz daha artırarak-
rahatlatabilecek bir imkân sağlamaktı.
Şimdi, burada -yanlış anlaşılmasın, altını çizerek,
açıklıkla ifade ediyorum- bizim, hükümet olarak, Bağ-Kur ve SSK emeklilerine
açık taahhüdümüz, sözümüz şudur ki, 75 000 000 lira SSK emeklilerine net,
Bağ-Kur emeklilerimize de, basamaklarına göre değişen 75 000 000-100 000 000
lira arasında seyyanen zam yapmaktır.
Bunun içinde TÜFE'den gelen artış farkları da vardır, 2,7 fark da
vardır.
Biz, vermiş olduğumuz bu taahhüt gereği, 1 Ocak
2003'ten başlamak kaydıyla, 31.12.2003 tarihine kadar geçerli olmak ve bu
yapmış olduğumuz maaş düzeninde hiçbir indirim olmamak kaydıyla, bu zamları
yaptık.
Bu zamları yaptıktan sonra, önce, bunun kaynağı nerede
diye hükümete sormaya başladılar. Kaynak konusunda hükümetimizin yaptığı
açıklamalardan sonra, efendim, TÜFE var mıydı TÜFE yok muydu, bunun tartışması
gündeme geldi. Biz, hükümet olarak verdiğimiz sözü tuttuk. 75 000 000 liralık
ve 100 000 000 liralık bu seyyanen zamları yaptık.
Bu zamları yapmasaydık ne olacaktı; bu artışları,
sadece, iddia edildiği gibi TÜFE uygulamasına bıraksaydık, 257 000 000 lira
maaş alan SSK emeklimiz, TÜFE uygulamasıyla bir önceki ayın farkını
yansıttığımız zaman, 5 000 000 liralık bir fark almış olacaktı; yani, bu ay,
bizim SSK emeklimizin eline -sosyal yardım zammını hesaba katmazsak- 261 000
000-262 000 000 lira para geçecekti; ama, geçmiş ayda 257 000 000 lira maaş
alan emeklimizin eline şu anda 332 000 000 lira maaş geçmiştir. Bu 332 000 000
lira, 31.12.2003 tarihine kadar devam edecektir ve bizim de, hükümet olarak,
emeklilerimize -gerek Bağ-Kur emeklimize gerekse SSK emeklimize- taahhüdümüz
budur ve hükümet olarak, Bakanlık olarak, biz, bu taahhüdümüzü yerine getirmiş
durumdayız. Şimdi, bunun içerisinde TÜFE uygulaması vardı, yoktu deyip, bu işi
sulandırmanın bizce bir manası yok. Geçmiş yıllarda yapılan artışlara
baktığınız zaman, Bağ-Kur ve SSK emeklisine hiç bu kadar yüksek oranda zam
yapılmamıştır. Yani, bir şeyi tenkit edebilirsiniz; ama, yapılan bu işin de,
icraatın da, şu bütçe imkânları içerisinde ne kadar önemli olduğunun takdir
edilmesini beklemek, hükümet olarak da bizim hakkımız diye düşünüyorum.
Gönül arzu eder ki, daha fazla zam yapılsın, bu
maaşlarla hayat pahalılığı karşısında durumları zor olan Bağ-Kur ve SSK
emeklilerimize daha fazla imkân sağlayalım; ama, hepinizin de bildiği gibi,
bütçe imkânları, içerisinden geçmekte olduğumuz kritik konjonktür, ancak bu
kadar bir iyileştirme yapabilmemize imkân verdi. Yapmış olduğumuz bu ilave maaş
farkının getirdiği finansman ihtiyacı 3,2 katrilyon liradır ve bu ilave
finansman ihtiyacını karşılamak için de, bütün kurumlarımız, 2003 yılında, hem
savurganlığı önlemek adına hem de tasarruf yapmak adına büyük bir özveriye
girmişlerdir. Örneğin, Sosyal Sigortalar Kurumu olarak sadece biz, 1 katrilyon
liralık bir tasarruf hedefledik, Bağ-Kur hariç ki, yapmış olduğumuz bu zamları
bir nebze olsun kendi bütçemiz içerisinden karşılayabilme imkânını sağlayabilmek
için.
SSK ve Bağ-Kur emeklilerimiz bizimle de görüşüyorlar,
bugüne kadar olan memnuniyetlerini dile getiriyorlar; ama, onlara, bunu
açıklıkla anlatabilmek lazım. Biz, hükümet olarak, verdiğimiz taahhüdün dışında
herhangi bir taahhütte, icraatta bulunmadık. Verdiğimiz söz 75 000 000 liralık
zamdır, verdiğimiz söz 100 000 000 liralık zamdır ve bu zammı da kuruşuna kadar
verdik.
Diliyorum, bunu sağlıklı bir şekilde, hayırlı günlerde
güle güle harcasınlar.
Hepinize teşekkür eder; saygılar sunarım. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Sayın milletvekilleri, Başkanlığın Genel Kurula diğer
sunuşları vardır.
Sunuşların uzunluğunu dikkate alarak, Divan Üyemizin bu
sunuşları yerinden, oturarak okuması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının tezkereleri
vardır; ayrı ayrı okutup bilgilerinize sunacağım.
C) Tezkereler ve
Önergeler
1. - Avrupa Güvenlik ve İşbirliği
Teşkilatı Parlamenter Asamblesinde Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil edecek
grubu oluşturmak üzere, siyasî parti grup başkanlıklarınca aday gösterilen
yedek üyenin ismine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/169)
27.01.2003
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin
Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 2 nci maddesine göre, Türkiye Büyük
Millet Meclisini Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter
Asamblesinde temsil edecek grubumuzu oluşturmak üzere, siyasî parti grup başkanlıklarınca
yedek üye adayı olarak gösterilen ve Başkanlık Divanının 24 Ocak 2003 tarih ve
6 sayılı oturumunda kabul edilen yedek üyenin ismi Genel Kurulun bilgilerine
sunulur.
Bülent Arınç
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı
AGİTPA Türk Grubu Yedek Üyesi
Halil Ürün AK Parti Konya Milletvekili
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
2. - Parlamentolararası Birlikte Türkiye
Büyük Millet Meclisini temsil edecek grubu oluşturmak üzere, siyasî parti grup
başkanlıklarınca aday gösterilen üyelerin isimlerine ilişkin Başkanlık
tezkeresi (3/170)
27.01.2003
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin
Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 2 nci maddesine göre, Türkiye Büyük
Millet Meclisini Parlamentolararası Birlikte temsil edecek grubumuzu oluşturmak
üzere, siyasî parti grup başkanlıklarınca aday gösterilen ve Başkanlık
Divanının 24 Ocak 2003 tarih ve 6 sayılı oturumunda kabul edilen üyelerin
isimleri Genel Kurulun bilgilerine sunulur.
Bülent Arınç
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı
Parlamentolararası Birlik Türk Grubu İsim Listesi:
Eşref Erdem Ankara Milletvekili
Eyyüp Sanay Ankara Milletvekili
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
3. - Avrupa Konseyi Parlamenter
Meclisinde Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil edecek grubu oluşturmak üzere,
siyasî parti grup başkanlıklarınca aday gösterilen yedek üyelerin isimlerine
ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/171)
27.1.2003
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin
Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 2 nci maddesine göre, Türkiye Büyük
Millet Meclisini Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinde temsil edecek grubumuzu
oluşturmak üzere, siyasî parti grup başkanlıklarınca yedek üye adayı olarak
gösterilen ve Başkanlık Divanının 24 Ocak 2003 tarih ve 6 sayılı oturumunda
kabul edilen yedek üyelerin isimleri Genel Kurulun bilgilerine sunulur.
Bülent Arınç
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı
AKPM Türk Grubu yedek üyelerin isim listesi:
Abdullah Torun Adana Milletvekili
M. Emin Bilgiç Isparta Milletvekili
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
4. - NATO Parlamenter Asamblesinde
Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil edecek grubu oluşturmak üzere, siyasî
parti grup başkanlıklarınca aday gösterilen yedek üyelerin isimlerine ilişkin
Başkanlık tezkeresi (3/172)
27.1.2003
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi
Hakkında 3620 sayılı Kanunun 2 nci maddesine göre, Türkiye Büyük Millet
Meclisini NATO Parlamenter Asamblesinde temsil edecek grubumuzu oluşturmak
üzere, siyasî parti grup başkanlıklarınca aday gösterilen ve Başkanlık
Divanının 24 Ocak 2003 tarih ve 6 sayılı oturumunda kabul edilen yedek üyelerin
isimleri Genel Kurulun bilgilerine sunulur.
Bülent Arınç
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı
NATO PA Türk Grubu yedek üyelerin isim listesi:
Mehmet Ceylan
Karabük Milletvekili
Soner Aksoy Kütahya Milletvekili
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur:
5. - Norveç Parlamentosu Dışişleri Daimî
Komitesi Heyetinin TBMM'nin konuğu olarak ülkemize davet edilmesine ilişkin
Başkanlık tezkeresi (3/173)
Karar No. : 5 28.1.2003
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
TBMM Başkanlık Divanının 10 Ocak 2003 tarih ve 5 sayılı
kararıyla, Norveç Parlamentosu Dışişleri Daimî Komitesi Heyetinin Türkiye Büyük
Millet Meclisinin konuğu olarak resmî temaslarda bulunmak üzere ülkemizi
ziyareti uygun bulunmuştur.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin
Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 7 nci maddesi gereğince Genel
Kurulun bilgisine sunulur.
Bülent Arınç
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Sayın milletvekilleri, Meclis araştırması önergeleri
vardır; ayrı ayrı okutacağım:
D) Gensoru,
Genel Görüşme, Meclİs SoruşturmasI ve Meclİs AraştIrmasI Önergelerİ
1. - İstanbul Milletvekili Ahmet Güryüz
Ketenci ve 33 milletvekilinin, denizcilik sektörünün sorunlarının araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/26)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türkiye, dünyada her ülkenin sahip olamayacağı üç
tarafı denizle çevrili, 8 333 kilometrelik kıyısı olan, Çanakkale ve İstanbul
Boğazları gibi su geçiş yoluna sahip kıtalararası bir köprü konumunda olan
ender ülkelerden birisidir. Bu konum, ülkemize, dünya deniz ticaretinde söz
sahibi olmamızı sağlayacak önemli bir stratejik avantaj sağlamaktadır.
Dünyada en ucuz taşımacılık deniz taşımacılığıdır.
Denizde 1 liraya taşıdığınız mal, demiryoluyla 3,5, karayoluyla 7 liraya
taşınmaktadır.
Dünya deniz taşımacılığında yıllık 300 milyar dolarlık
pastadan Türkiye'nin aldığı pay sadece 3 milyar dolar iken Yunanistan 60 milyar
dolarlık pay almaktadır. Gerekli önlemleri alarak bu payı 30 milyar dolara
çıkarmayı hedeflemeliyiz.
Gemi inşa sanayiimize gereken özen verilmediğinden ve
bugüne kadar kaynak sorunları çözülmediğinden yüzde 20 kapasiteyle çalışmakta,
zor ayakta durmaktadır.
Türkiye, yeni yüzyılda, başka ülkelere göre coğrafî
konum olarak üstün olduğu bu avantajı değerlendirerek, denizcilik sektörüne
önem vererek, bir devlet politikasının oluşturulması ve ülkenin kalkınması için
denizcilik sektörünün sorunları ve çözümü önerilerinin tespit edilmesi ve
kalıcı politikaların üretilmesi amacıyla Anayasanın 98 inci maddesi ile
İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını
arz ederiz.
1. - Ahmet
Güryüz Ketenci (İstanbul)
2. - Ömer
Zülfü Livaneli (İstanbul)
3. - Mehmet
Sevigen (İstanbul)
4. - Yakup
Kepenek (Ankara)
5. - İsmet
Atalay (İstanbul)
6. - Onur
Öymen (İstanbul)
7.- Güldal
Okuducu (İstanbul)
8. - Eşref
Erdem (Ankara)
9. - İzzet
Çetin (Kocaeli)
10. - Birgen Keleş (İstanbul)
11. - Hasan Aydın (İstanbul)
12. - Sıdıka Aydoğan (İstanbul)
13. - Ensar Öğüt (Ardahan)
14. - Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)
15. - Enis Tütüncü (Tekirdağ)
16. - Sedat Uzunbay (İzmir)
17. - Mehmet Nuri Saygun (Tekirdağ)
18. - Mehmet Küçükaşık (Bursa)
19. - Mustafa Yılmaz (Gaziantep)
20. - Mustafa Özyurt (Bursa)
21. - Mehmet Uğur Neşşar (Denizli)
22. - Canan Arıtman (İzmir)
23. - Ali Topuz (İstanbul)
24. - Abdürrezzak Erten (İzmir)
25. - Erdal Karademir (İzmir)
26. - Ahmet Yılmazkaya (Gaziantep)
27. - Muharrem İnce (Yalova)
28. - Fikret Ünlü (Karaman)
29. - İsmail Özay (Çanakkale)
30. - Muzaffer R. Kurtulmuşoğlu (Ankara)
31. - Özlem Çerçioğlu (Aydın)
32. - Algan Hacaloğlu (İstanbul)
33. - Abdulaziz Yazar (Hatay)
34. - Ali Rıza Bodur (İzmir)
Gerekçe:
Deniz ticareti her ülkenin sahip olabileceği bir imkân
değildir. Ülke-miz, bulunduğu konum itibariyle Avrasya'nın doğu-batı,
kuzey-güney bütün ulaşım hatlarını kontrol etmektedir. Bu durum dünya deniz
ticaretinde söz sahibi olmamızı sağlayabilecek büyük bir fırsattır.
Ülkemizde yaşanan ekonomik krizden çıkılması, büyüme ve
istihdamın sağlanması, ülkeye döviz kazandırılması için denizcilik sektörünün
sorunlarına eğilerek, sektörle ilgili sürekli ve kalıcı devlet politikası
oluşturulması bir zorunluluk arz etmektedir.
Sektörün ihtiyaç duyduğu düzenlemeler ve destekler
sağlanarak yıllık 300 milyar doları bulan dünya deniz ticaretindeki pastadan
bugün almış olduğumuz yüzde 1'lik (3
milyar dolarlık) payı, 10 yıl içerisinde 30 milyar dolar ile yüzde 10 oranına
çıkarmak hedeflenmeli ve gerekli tedbirler şimdiden alınmalıdır.
780 milyon dwt'lik dünya ticaret filosunun, 150 milyon
dwt’i Yunanistan'a ait olup, 60 milyar dolar üzerinde gelir elde etmektedir.
Millî filomuz bugün 8 milyon dwt olup, 3 milyar dolarlık bir gelirin sahibi
bulunmaktadır.
Ülkemizin ithal ve ihraç yüklerinin yüzde 32'lik bölümü
millî filomuzla taşınırken geri kalan yüzde 58'lik bölümü yabancı bayraklı
filoyla taşınmakta olup, 2,5 milyar dolar ülke dışına gitmektedir.
Millî filomuzun yaş ortalaması 22 olup, uluslararası
kurallar nedeniyle rekabet etme şansı hızla yok olmakta, filomuz erimektedir.
Uygun finansman sağlanarak derhal yenilenmesi ve gençleştirilmesi
gerekmektedir. Devlet kuruluşlarıyla uzun vadeli taşıma sözleşmesinin
yapılması, filomuzun yenilen-mesinin yanı sıra ekonomik, politik, askerî ve
stratejik açıdan önem taşımak-tadır.
Cumhuriyetle birlikte demir ve denizyollarına öncelik
tanınmışken, 1950'li yıllarda ulaştırma politikaları değiştirilerek karayolu
taşımacılığı teşvik edilmiştir. Karayolu taşımacılığının toplam taşımacılıktaki
payı yüzde 93,2'ye ulaşmış, AB ülkelerinde bu oran yüzde 43'tür. Denizyolu taşımacılığı
ise yüzde 1,9'a gerilemişken, AB ülkelerindeki oran yüzde 50 civarındadır.
Türkiye'nin liman elleşleme kapasitesi 310 000 000
ton/yıldır. Bunun yüzde 50'si kullanılabilmektedir. Çağdaş işletmecilik
anlayışıyla transit taşımacılığımızı geliştirmemiz gerekmektedir.
Ülkemizde gemi inşa sanayiine gerekli önem verilmediği,
kaynak ve teminat sorunu çözülmediği için 550 dwt kapasitesinin yüzde 20'si
ancak kullanılmaktadır. Dünya deniz ticaret filosunun süratle yenilenme
ihtiyacı yeni gemi inşa talebini artırmaktadır. Gemi inşa sektöründe en büyük
payı yüzde 70'le Japonya ve Güney Kore, yüzde 20'sini AB ülkeleri alırken
Türkiye'nin aldığı pay binde 3'tür. Tersanelerimizin potansiyelinin tamamı
kullanıldığında yurtiçi ve yurtdışı gemi inşa, bakım ve onarım karşılığı 1
milyar dolarlık gelir elde edilebilir, 65 000 kişiye istihdam sağlanabilir.
Ülkemiz, deniz turizmi ve deniz kaynaklarından
yeterince faydalanamamaktadır. Bu alanda yapılacak altyapı, destek ve
düzenlemelerle ülkemiz ciddî anlamda döviz girdisi ve gelir sağlayacaktır.
Deniz ticaret filomuzun dünya deniz ticaret pastasından
daha fazla pay alabilmesi, dışarıya kaynak transferinin minimuma
indirilebilmesi, millî filomuzun gençleştirilip, büyütülebilmesi, yeni istihdam
alanları yaratılabilmesi ve denizcilik sektörünün bir devlet politikası haline
getirilmesi için, gerekli tedbirlerin alınması amacıyla, Anayasamızın 98 inci,
İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılması için
gereğini arz ederiz.
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması
açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.
Diğer önergeyi okutuyorum:
2. - Ankara Milletvekili İsmail Değerli
ve 28 milletvekilinin, Ankara-Mamak çöplüğünün yol açtığı sorunların
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/27)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Mamak çöplüğü, Cumhurbaşkanlığı Köşkü ve Başbakanlık
Konutuna takriben 3-4 kilometre uzaklıkta, yabancı elçilikler ve
konsolosluklara takriben 5-6 kilometre uzaklıkta bulunmaktadır. Başkentin
ortasında, yerleşim merkezinin içinde kurulmuş, Ankara'nın başkent oluşundan
bugüne kadar, merkez ilçelerin tüm atık ve artıklarının döküldüğü bu çöplüğün,
yıllardır iktidara gelen hükümetlerin ve seçimle işbaşına gelen tüm belediye
başkanlarının "kaldıracağız, taşıyacağız" demelerine rağmen, bir
türlü kaldırılamamasının nedenlerinin ortaya çıkarılması için Anayasamızın 98
inci maddesi, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis
araştırması açılması için gereğini arz ederim.
Saygılarımızla.
1-İsmail
Değerli (Ankara)
2- Önder Sav (Ankara)
3- Eşref Erdem (Ankara)
4- Güldal
Okuducu (İstanbul)
5- Yücel
Artantaş (Iğdır)
6- Ömer Zülfü
Livanelioğlu (İstanbul)
7- İzzet Çetin (Kocaeli)
8- Mehmet
Sevigen (İstanbul)
9- Onur Öymen (İstanbul)
10- Ensar Öğüt (Ardahan)
11- Oya Araslı (Ankara)
12- Ayşe Gülsün Bilgehan (Ankara)
13- Algan Hacaloğlu (İstanbul)
14- Naci Aslan (Ağrı)
15- Hakkı Ülkü (İzmir)
16- Hasan Ören (Manisa)
17- Halil Tiryaki (Kırıkkale)
18- Bayram Ali Meral (Ankara)
19- Mevlüt Coşkuner (Isparta)
20- Zekeriya Akıncı (Ankara)
21- Mustafa Erdoğan Yetenç (Manisa)
22- A. İsmet Çanakçı (Ankara)
23- Erol Tınastepe (Erzincan)
24- Feramus Şahin (Tokat)
25- Mehmet Kartal (Van)
26- Mehmet Ali Arıkan (Eskişehir)
27- Mehmet Şerif Ertuğrul (Muş)
28- Mehmet Tomanbay (Ankara)
29- Yakup Kepenek (Ankara)
Gerekçe:
Ankara başkent olduğu tarihten günümüze kadar Mamak
bölgesi, çöplük olarak kullanılmaktadır. Bu çöplük, Ankara'nın yüzkarası,
Türkiye'nin ayıbıdır.
Başkent Ankara'nın göbeğinde, etrafı konutlarla dolu,
Çankaya'ya 3-4 km mesafede, sayfiye ve kış sporlarının yapıldığı Elmadağ
eteklerinde, protokol yolu üzerinde, çevre yolu ile Mamak-Çankaya viyadüğü
üzerinde 27-30 hektarlık bir alan, çöplük olarak kullanılmaktadır.
Bu çöplük nedeniyle Mamak, 1984 yılında müstakil
belediye olmasına rağmen gelişimini tamamlayamamış olup, yüzde 80-90'ı halen
gecekonduyla kaplıdır.
Bu çöplük, görsel kirlilik yaptığı gibi, yeraltı
sularını kirleterek, bir yanda Eymür-Mogan Göllerini, Mamak'ta kullanılan su
kuyularını ve İncesu Çayını kirleterek, Sakarya Nehrine kadar büyük zararlar
vermektedir.
Çöplük nedeniyle yaz aylarında Çankaya, Dikmen ve Oran
semtlerine kadar koku yayılmakta ve çoğu zaman yabancı elçilikler tarafından
şikâyet konusu olmaktadır.
Vahşi depolama büyük bir ekonomik kayıp yaratmaktadır.
Çevre Bakanlığı verilerine göre günde ülkemizde kişi başına 1 kilogram çöp
üretiliyor. Bunun yüzde 80'i hiçbir işleme tabi tutulmadan dökülmekte ve yıllık
yüzlerce trilyon liralık millî gelir kaybı olmaktadır.
2872 sayılı Çevre Kanununun 8 inci maddesi gereğince
her türlü atıkla ilgili yönetmeliklerde belirtilen standartlara ve yöntemlere
aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak,
taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır. Bu yasağa
aykırı hareket eden kurum, kuruluş ve işletmelerin faaliyetleri Çevre Kanununun
12, 15 ve 16 ncı maddeleri gereğince Çevre Bakanlığı ile ilgili diğer merciler
yetkili kılınmıştır.
Ayrıca, 443 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci
maddesinin (k) bendi ile 9 uncu maddenin (h) ve (ı) bentleri gereğince de Çevre
Bakanlığı, söz konusu tehlikeli faaliyetleri durdurmaya resen yetkilidir.
Aynı şekilde, 14 Mart 1991 tarihli Katı Atıkların
Kontrolü Yönetmeliğinin geçici 1 inci maddesinde "kurum ve kuruluşlar
yönetmeliği yayımlandığı tarihten itibaren 6 ay içerisinde faaliyetlerini yönetmelikte
belirtilen şartlara uydurmak zorundadır. Aksi halde depolama işlemlerine son
vermeye ilgili merciler yetkili kılınmıştır" denilmektedir.
Bütün bu yasa ve yönetmeliklere rağmen Ankara
Büyükşehir Belediye Başkanı görevini yapmamıştır.
1991 yılında Sincan Çadırtepe'de, ihalesi yapılıp,
temeli atılan modern depolama alanı tamamlanmamış, Ankara'da düşünülen 4 tane
transfer istasyonu yapılmamış, Sincan Çadırtepe çöp depolama alanı, sonu belli
olmayan karanlık deliğe dönüşmüş ve milyonlarca dolar kaybımız olmuştur.
3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 6
ncı maddesinin (A) fıkrasının (J) bendine göre; çöplerin ve sanayi atıklarının
toplama yerlerini belirlemek, değerlendirilmesi ve imhası için gerekli
tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek büyükşehir belediyelerinin
görevidir.
Büyükşehir Belediye Başkanı 1994 ve 1999, Mamak
Belediye Başkanı 1999 seçim kampanyasında Ankara ve Mamak halkına söz vermesine
rağmen, bu konuya ilgisiz kalmış, hiçbir şey yapmamışlardır. Artık sadece
Mamak'ın, Ankara'nın değil ülkemizin yüzkarası haline gelmiş olup, Mamak
çöplüğü konusunda kapsamlı inceleme yapılması için TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105
inci maddeleri gereğince Meclis araştırması yapılmasını öneriyoruz.
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge, gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması
açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.
Diğer önergeyi okutuyorum:
3. - İstanbul Milletvekili Azmi Ateş ve
100 milletvekilinin, kamu vakıfları ile kamu bünyesinde kurulu dernek ve
yardımlaşma sandıkları konusunun araştırılarak, bu oluşumlardan kaynaklanan
sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/28)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Kamu vakıfları ile kamu bünyesinde kurulu dernek ve
yardımlaşma sandıkları konusunun araştırılarak, bu oluşumlardan kaynaklanan
sorunların çözümü için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Anayasa ve TBMM İçtüzüğünün ilgili hükümleri uyarınca bir Meclis araştırmasını
saygılarımızla arz ederiz.
1- Azmi Ateş (İstanbul)
2- Emin Şirin (İstanbul)
3- Salih
Kapusuz (Ankara)
4- Bülent
Gedikli (Ankara)
5- Muharrem
Karslı (İstanbul)
6- Telat
Karapınar (Ankara)
7- İrfan
Gündüz (İstanbul)
8- Abdullah
Veli Seyda (Şırnak)
9- Mehmet
Mustafa Açıkalın (İstanbul)
10- Cahit Can (Sinop)
11- Mustafa Baş (İstanbul)
12- Ali İbiş (İstanbul)
13- Osman Kılıç (Sivas)
14- Hayati Yazıcı (İstanbul)
15- Hasan Fehmi Kınay (Kütahya)
16- Mehmet Sayım Tekelioğlu (İzmir)
17- İmdat Sütlüoğlu (Rize)
18- Hüseyin Besli (İstanbul)
19- İlhan Albayrak (İstanbul)
20- İbrahim Köşdere (Çanakkale)
21- Nusret Bayraktar (İstanbul)
22- Halide İncekara (İstanbul)
23- Kenan Altun (Ardahan)
24- Mustafa Ataş (İstanbul)
25- Mevlüt Akgün (Karaman)
26- Suat Kılıç (Samsun)
27- Cengiz Kaptanoğlu (İstanbul)
28- Vahit Kiler (Bitlis)
29- Burhan Kuzu (İstanbul)
30- Recep Koral (İstanbul)
31- Recep Özel (Isparta)
32- Mustafa Ünaldı (Konya)
33- Özkan Öksüz (Konya)
34- Zafer Hıdıroğlu (Bursa)
35- Ünal Kacır (İstanbul)
36- Asım Aykan (Trabzon)
37- Nevzat Yalçıntaş (İstanbul)
38- Hikmet Özdemir (Çankırı)
39- M. İhsan Arslan (Diyarbakır)
40- Alaattin Büyükkaya (İstanbul)
41- Cevdet Erdöl (Trabzon)
42- Yahya Baş (İstanbul)
43- Mehmet Emin Murat Bilgiç (Isparta)
44- Mustafa Said Yazıcıoğlu (Ankara)
45- Tevfik Akbak (Çankırı)
46- Mustafa Cumur (Trabzon)
47- Burhan Kılıç (Antalya)
48- Murat Yıldırım (Çorum)
49- Faruk Özak (Trabzon)
50- İbrahim Reyhan Özal (İstanbul)
51- Süleyman Gündüz (Sakarya)
52- Mehmet Beyazıt Denizolgun (İstanbul)
53- Mehmet Güner (Bolu)
54- Tevhit Karakaya (Erzincan)
55- Mustafa Eyiceoğlu (Mersin)
56- Nimet Çubukçu (İstanbul)
57- Hacı Biner (Van)
58- Ömer İnan (Mersin)
59- Abdullah Torun (Adana)
60- Mehmet Çiçek (Yozgat)
61- Hamit Taşçı (Ordu)
62- Eyyüp Sanay (Ankara)
63- Mehmet Özyol (Adıyaman)
64- Ekrem Erdem (İstanbul)
65- Mücahit Daloğlu (Erzurum)
66- Musa Uzunkaya (Samsun)
67- Metin Yılmaz (Bolu)
68- Fatma Şahin (Gaziantep)
69- Turhan Çömez (Balıkesir)
70- Zeki Karabayır (Kars)
71- Ersönmez Yarbay (Ankara)
72- Ahmet İnal (Batman)
73- Hamza Albayrak (Amasya)
74- Cemal Uysal (Ordu)
75- Vahit Kirişçi (Adana)
76- Remziye Öztoprak (Ankara)
77- Afif Demirkıran (Batman)
78- İnci Gülser Özdemir (İstanbul)
79- Erol Aslan Cebeci (Sakarya)
80- Avni Doğan (Kahramanmaraş)
81- Fahri Çakır (Düzce)
82- Remzi Çetin (Konya)
83- Metin Kaşıkoğlu (Düzce)
84- Polat Türkmen (Zonguldak)
85- Gürsoy Erol (İstanbul)
86- Saffet Benli (Mersin)
87-.Seracettin Karayağız (Muş)
88- Mehmet Altan Karapaşaoğlu (Bursa)
89- Cüneyt Karabıyık (Van)
90-.Mehmet Necati Çetinkaya (Elazığ)
91- Yüksel Çavuşoğlu (Karaman)
92- Ahmet Büyükakkaşlar (Konya)
93- Ali Osman Başkurt (Malatya)
94- Hüseyin
Kansu (İstanbul)
95- Mehmet
Ergun Dağcıoğlu (Tokat)
96- Ahmet
Münir Erkal (Malatya)
97- Ali Küçükaydın
(Adana)
98- Mahmut
Göksu (Adıyaman)
99- Şemsettin
Murat (Elazığ)
100- Mikail Arslan (Kırşehir)
101- Nihat Eri (Mardin)
Gerekçenin Özeti:
Hemen her kamu kurum ve kuruluşunun bünyesinde bir veya
birden fazla vakıf kurulmuş bulunmaktadır. Yine benzer şekilde kamu kurum ve
kuruluşları bünyesinde bazı derneklerin faaliyet gösterdiği bilinmektedir.
Bu vakıf ve dernekler hesabına, kamu kurum ve
kuruluşlarının yürüttükleri kamu hizmetlerinden bağış adı altında paralar
tahsil edilmektedir.
70 milyon insanımızı çok yakından ilgilendiren -tapu,
silah ruhsatı, av tezkeresi, amatör balıkçı belgesi, adlî sicil belgesi,
pasaport, araç tescili, plaka, sürücü belgesi gibi benzeri- kamu hizmetlerinin
alınmasında hemen her alanda zorakî bağış talep edilmesi vatandaşlarımızı zor
durumda bırakmakta olup, tepkisine neden olmaktadır.
Bu zorunlu bağışlara ilişkin makbuz kestirilmediği
takdirde ise, vatandaşlarımızın talep ettiği kamu hizmetleri
sonuçlandırılmamakta, istedikleri belgeler verilmemektedir.
Bu durum, kamu hizmeti vermekle yükümlü olan hukuk
devleti ilkesiyle de bağdaşmamaktadır.
Bu tip bir ücretlendirmenin, alınan kamu hizmeti
karşılığı vatandaşın maliyete katılımı şeklinde izahı mümkün değildir. Zaten
toplanan malî kaynak, ilgili kamu kuruluşuna değil vakfa veya derneğe
gitmektedir.
Kamu kurum ve kuruluşlarının normal bütçe prosedürü
içerisinde karşılayamadıkları, verdikleri kamu hizmetinin yürütülmesinde
ihtiyaç duydukları kimi araç, gereç ve malzemenin bu yolla sağlandığı
savunmalarının, uygulamaları haklı çıkarmayacağı düşünülmektedir. Durum,
çalışanların sosyal tesislerine katkı, tefrişat, makam veya servis aracı
alımının ötesinde ekemekli ikramiyesi ve aylığı verme noktasına gelmiştir.
Ayrıca, bu tip oluşumların faaliyet alanlarını çok
çeşitlendirdikleri, tümüyle ticarî ve ekonomik uğraşılar içine girdikleri, bu
işleri yaparken kamu kurum ve kuruluşlarının bina ve bahçesine yerleştikleri,
kamusal alanda kamunun elektrik ve suyunu, kimi zaman personelini ve araçlarını
kullandıkları görülmektedir.
Genelde kurucuları, yönetim ve denetim kurulu üyeleri,
ilgili kurumun üst düzey bürokratlarından oluşan vakıf ve derneklerin etkin
denetlendiği söylenemez. Vakıflar Genel Müdürlüğünün de bu konuda yetersiz
kaldığı bilinmektedir.
Bu arada çok açık bir hukukî temele oturmayan personel
yardımlaşma sandıkları da dikkat çekmektedir. Bu malî oluşum türü de aidat
toplama, kredi verme, market çalıştırma, arazi alma gibi faaliyetlerde
bulunmakta, genellikle de belli bir malî gücün üzerine çıkınca da vakfa
dönüştürülmektedir.
Yüksek ciroları, giderek şişen personel sayısı, her
alana yayılan faaliyetleri, yönetim ve denetimlerindeki şaibeleri ile
oluşturdukları sorunlar ve farklı hukukî durumları nedeniyle kamu bünyesindeki
bu tip malî yapılanmaların ele alınması zorunlu hale gelmiştir.
Bakanlıklar ve diğer merkezî idare kurum ve kuruluşları
ile taşra uzantıları, İstanbul Üniversitesi başta olmak üzere üniversiteler,
KİT'ler, yüksek yargı organları bünyesinde kurulu, çok sayıdaki kamu
vakıflarının -özellikle de 50 kamu vakfının- malî açıdan devasa büyüklüğe
ulaştığı ifade edilmektedir. Yine kamu bünyesinde kurulmuş dernekler ile
yardımlaşma sandıklarının sayı, yer, teşkilat, personel, faaliyet alanı, gelir
ve gider, yönetim ve denetim gibi yönlerden durum belirlemesinin yapılması
gerekmektedir .
Bu vakıfların, bugüne kadar elde etmiş oldukları mevcut
imkânların ihtiyaç sahibi insanlarımızın hizmetine sunulmasının yanında
tasfiyesinin ya da kamusal alandan çıkarılmasının sağlanması veya gelirlerinin
kamusal harcamalarda kullanılmak üzere genel bütçe kapsamına alınmasına yönelik
çalışmalara kaynak teşkil edeceği ve katkı sağlayacağı düşüncesiyle
hazırladığımız Meclis araştırması önergemizi Genel Kurulun takdirlerine arz
ederiz.
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması
açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.
Diğer önergeyi okutuyorum:
4. - Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 24
milletvekilinin, Samsun'da kurulma aşamasındaki mobil santralların ihale ve yer
seçimi süreçleri ile çevre ve insan sağlığına muhtemel etkilerinin
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/29)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Samsun'da kurulma çalışmaları sürdürülen iki mobil
santralın yer seçiminde bilimsel kriterlerin gözönünde bulundurulup
bulundurulmadığı ve bu santralların insan sağlığı ile çevre kirliliği açısından
yaratacağı sakıncaların ortaya konulması amacıyla, Anayasanın 98, İçtüzüğün 104
ve 105 inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz
ederim.
1- Haluk Koç (Samsun)
2- İlyas Sezai
Önder (Samsun)
3- Mustafa
Gazalcı (Denizli)
4- Feridun
Fikret Baloğlu (Antalya)
5- Orhan
Eraslan (Niğde)
6- Feridun
Ayvazoğlu (Çorum)
7- Birgen
Keleş (İstanbul)
8- Mehmet Ziya
Yergök (Adana)
9- Ali Topuz (İstanbul)
10-. Mehmet Mesut Özakcan (Aydın)
11- Fahrettin Üstün (Muğla)
12- Gürol Ergin (Muğla)
13- Osman Kaptan (Antalya)
14- Enis Tütüncü (Tekirdağ)
15- Mehmet Akif Hamzaçebi (Trabzon)
16- Kazım Türkmen (Ordu)
17- K. Kemal Anadol (İzmir)
18- Ali Kemal Kumkumoğlu (İstanbul)
19- Ali Kemal Deveciler (Balıkesir)
20- Mehmet Tomanbay (Ankara)
21- Ali Oksal (Mersin)
22- Mustafa Özyurt (Bursa)
23- Engin Altay (Sinop)
24- Mehmet Sefa Sirmen (Kocaeli)
25- Hasan Ören (Manisa)
Gerekçe:
Ülkede yaşanan enerji açığı gerekçe gösterilerek,
16.3.1998 tarih ve 98/10826 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla, yurt içinden veya
yurt dışından mobil (yüzer-gezer) elektrik santrallarının ihaleyle kiralanması
ve hizmet alımı yoluyla işletilmesi konusunda TEAŞ'a görev verilmiştir.
Mobil santrallar, devamlı elektrik üretimini
sağlamaktan çok, doğal afet ve bunun benzeri olağanüstü durumlarda elektrik
üretimini sağlamak amacına yönelik olarak kullanılan santrallardır; yani,
geçici nitelikte bölgesel sorunları çözmek üzere geliştirilmiştir. Yıllık
programlarda ülkemizin enerji politikası, enerji arzında sürekliliğin ve
güvenilirliğin sağlanması olarak belirlenmiştir. Bu bağlamda, mobil
santrallarla sürekli enerji üretimi yapılması, mobil santralların kurulma
amacıyla bağdaşmadığı gibi, ülkemizin temel enerji politikalarıyla da
bağdaşmamaktadır.
Adı geçen Bakanlar Kurulu Kararından sonra, mobil
santralların kurulmasının önünde engel olarak görülen Gayri Sıhhî Müesseseler
Yönetmeliği, Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği, Su Kirliliği Kontrol
Yönetmeliği ve Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliğinde değişikliklere
gidilmiş; ancak, yapılmak istenilen değişiklikler Danıştay tarafından iptal
edilmiştir.
Hukuksal alanda yaşanan bu gelişmelerin yanında, mobil
santralların 6 numaralı fuel-oille çalışması, kurulması planlanan yerlerde
yaşayan halkın tepkisini çekmiştir.
TEAŞ, mobil santralların kuruluş yeri olarak
Muğla-Dalaman ve Bartın'ı belirlemiş; ancak, kamuoyundan gelen yoğun tepkiler
santralların buralarda kurulmasını engellemiştir. Bu girişimlerden sonra mobil
santralların Samsun'da kurulmasına karar verilmiştir. Yani, bilimsel
yöntemlerle tespit edilmesi gereken yer seçiminde hangi kriterlere dayalı
olarak karar verildiği belirsizdir.
Gerek Ondokuz Mayıs Üniversitesi gerekse Çevre,
Elektrik, Kimya Mühendisleri Odalarınca hazırlanan raporlar, santralların,
insan sağlığı ve çevre kirlenmesi açılarından bölge için son derece sakıncalı
sonuçlar ortaya çıkaracağı yönündedir.
Sulama projeleri için devletin büyük yatırımlar yaptığı
Bafra ve Çarşamba Ovalarındaki tarıma elverişli alanlar, mobil santralların
yapılması durumunda ortaya çıkacak olan çevre kirliliğinden olumsuz yönde
etkilenecektir. Santralların yapılacağı yerin 3 kilometre yakınında Samsun
içmesuyu arıtma havuzları bulunmaktadır. Kükürtdioksit ve nemin
oluşturabileceği sülfürik asit yağmurları insan sağlığı açısından son derece
önemli sorunlar ortaya çıkaracaktır. Ayrıca, santralların, bölge için önemli
gürültü kirliliği de ortaya çıkaracağı açıktır.
Mobil santral projelerinin kapsamı dışına çıkarıldığı
Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde, çevresel etki değerlendirmesi
raporlarında, yöre halkının görüşlerinin de değerlendirilmesine yönelik
hükümler bulunmaktadır. Samsun'da, 80 sivil toplum örgütü "Çevre
Birlikteliği" adı altında onbinlerce kişinin katıldığı mitinglerde, mobil
santrallara karşı olduğunu ortaya koymuştur. Sorun, yerel bir sorun olmaktan
çıkarak, gerek santralların ihale süreci gerekse Samsun halkının gösterdiği
demokratik tepkilerle ülke gündemine taşınmıştır.
Ayrıca, santralların kurulum kararlarının alınmasından
sonra ülkenin enerji açığı ve alternatif enerji arzı açılarından yeni
gelişmeler ortaya çıkmıştır. Mavi Akım Projesinin tamamlanması, mobil
santralların 6 numaralı fuel-oil'le çalışmaları konusundaki kararın yeniden
gözden geçirilmesini gerektirmektedir.
Açıkladığım gerekçelerle, mobil santralların ihale
süreci, yer seçiminde kullanılan kriterler ve çevre ve insan sağlığı
açılarından ortaya çıkabilecek sakıncaların Yüce Meclisimizde kurulacak
araştırma komisyonunca incelenmesini takdirlerinize arz ederim.
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması
açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.
Sayın milletvekilleri, komisyondan istifa önergesi
vardır; okutuyorum:
C) TEZKERELER
VE ÖNERGELER (Devam)
6. - Osmaniye
Milletvekili Şükrü Ünal’ın, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyeliğinden
çekildiğine ilişkin önergesi (4/11)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyeliği görevimden
istifa ediyorum.
Gereğini arz ederim. 23.1.2003
Şükrü Ünal
Osmaniye
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Sayın milletvekilleri, gündemin "Seçim"
kısmına geçiyoruz.
IV. - SEÇİM
A) Komİsyonlara
Üye Seçİmİ
1. - (10/9) esas numaralı Meclis
Araştırması Komisyonuna seçim
BAŞKAN - Yolsuzlukların sebeplerinin, sosyal ve
ekonomik boyutlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Genel Kurulun 7.1.2003 tarihli 18 inci Birleşiminde kurulan (10/9)
esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu üyeliklerine siyasî parti
gruplarınca gösterilen adayların listesi bastırılıp, sayın üyelere
dağıtılmıştır.
Şimdi, listeyi okutup, oylarınıza sunacağım :
Yolsuzlukların Sebeplerinin, Sosyal ve Ekonomik Boyutlarının
Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi
Amacıyla Kurulan
Meclis Araştırması Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi (10/9)
(12)
Adı Soyadı Seçim Çevresi
AKP (8)
Ali Küçükaydın Adana
Hamza Albayrak Amasya
Atilla Koç Aydın
Fahrettin Poyraz Bilecik
Azmi Ateş İstanbul
Halide İncekara İstanbul
Nimet Çubukçu İstanbul
Fazıl Karaman İzmir
CHP (4)
Yüksel Çorbacıoğlu Artvin
Ahmet Güryüz Ketenci İstanbul
Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul
Mahmut Yıldız Şanlıurfa
BAŞKAN - Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Meclis Araştırması Komisyonuna seçilmiş bulunan sayın
üyelerin, 28 Ocak; yani, bugün saat 17.30'da, Ana Bina, Zemin Kat PTT karşısı
Meclis Araştırması Komisyonları Toplantı Salonunda toplanarak, başkan,
başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yapmalarını rica ediyorum.
Komisyonun toplantı yer ve saati, ayrıca ilan
tahtalarına asılmıştır.
Sayın milletvekilleri, şimdi, gündemimizin "Sözlü
Sorular" kısmına geçiyoruz.
V. - SORULAR VE CEVAPLAR
A) Sözlü Sorular
ve CevaplarI
1. -
Diyarbakır Milletvekili Mesut Değer'in, şehirlerarası yolcu otobüsü şoför ve
muavinlerinin sosyal güvenlik sorununa ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru
önergesi (6/43)
BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul) - Sayın
Başkan, yazılı olarak cevaplandıracağız.
BAŞKAN - Efendim, bu soru önergesi üç birleşim içinde
cevaplandırılmadığından gündemden çıkarıyoruz, yazılı soruya çevrilecektir.
2. - Antalya
Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun, Antalya'daki yerel yönetimlerin turizm
şirketlerinin ödediği vergilerden yeterince pay alamamasına ilişkin Maliye
Bakanından sözlü soru önergesi ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun’un cevabı
(6/45)
BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?...
SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul) - Sayın
Başkan, izin verirseniz, vekâleten ben cevaplandıracağım.
BAŞKAN - Sayın Bakan, burada.
Soru önergesini okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Sayın Başkanlığına
Ekte sunulan sorularımın Maliye Bakanı Kemal Unakıtan
tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Saygılarımla. 26.12.2002
Feridun F. Baloğlu
Antalya
1- Antalya'daki otel ve tatil köylerinin yüzde 70'i,
yatak kapasitesinin yüzde 80'i, merkezi Antalya dışındaki şirketlere aittir. Bu
şirketlerin KDV ve diğer vergileri Antalya dışında ödenmekte; bu nedenle, vergi
gelirinden Antalya belediyelerinin yüzde 6 ve İl Özel İdaresinin yüzde 1 payı
alınamamaktadır. Bu haksız sonucu önleyici yasal düzenlemeler ve idarî önlemler
konusunda Bakanlığınızın görüşü nedir?
2- Yukarıdaki uygulama
nedeniyle Antalya
belediyelerinin vergi kaybı 2001 yılı
için ne kadardır?
3- Türkiye'nin, yüzde 4,4 ile en yüksek göç alan kenti
Antalya'nın, yaz aylarında iki kat nüfusa hizmet veren belediyelerinin gelir
kaybı nasıl önlenecektir?
BAŞKAN- Soruyu yanıtlayacak Sayın Bakanımız, buyurun.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
Sayın Bakanım, kürsüye gitmeden bir şeyi daha öğrenmek
istiyorum: Yanıtlayacağınız başka sorular var mı?
SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul)- Hayır.
BAŞKAN- Sadece bu. Peki, teşekkür ederim.
SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul)- Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Antalya Milletvekili Sayın Feridun Fikret Baloğlu
tarafından sorulan sualleri, Sayın Maliye Bakanımıza vekâleten cevaplamak üzere
huzurunuza çıkmış bulunuyorum.
Birinci sorunun cevabı: Belediyelere vergi
gelirlerinden pay verilmesi sorununun çözümü için ilk akla gelen yollardan
birisi olarak, kurumun kanunî veya iş merkezine bakılmaksızın işletme veya
tesisin bulunduğu yerdeki vergi dairesine mükellefiyet kaydının yapılması
önerilmektedir. 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 21 inci maddesinde,
kurumun kanunî veya iş merkezinin bulunduğu yerdeki vergi dairesine
mükellefiyet tesis edileceği belirtilmekle birlikte, Maliye Bakanlığına,
mükellefin, kanunî veya iş merkezine bağlı kalmaksızın ilgili vergi dairesini
belirleyebilme yetkisi verilmiş bulunmaktadır. Ancak, Vergi Usul Kanununun 8
inci maddesi ve 4358 sayılı Kanun hükümleri gereğince, her gerçek ve tüzelkişi
için, merkezî mükellef sicil kütüğünden vergi kimlik numarası verilmekte olup,
mükelleflerin faaliyetlerinin bulunduğu yerlerde vergilendirilmesi amacıyla her
bir işletme için ayrı sicil numarası verilmesine kanunen imkân bulunmamaktadır.
Diğer yandan, Maliye Bakanlığının, firmaların ticarî
tercihlerini yönlendirmeleri hukukî olmadığı gibi doğru da değildir; çünkü,
kanunî şirket merkezi, pazarlama, finans, muhasebe ve yönetim faaliyetlerinin
icra edildiği yer olduğundan, şirket merkezinin nerede olacağına şirket
sahipleri karar vermelidir. Çağdaş bazı kurumların uluslararası çapta
örgütlendikleri gerçeği de dikkate alınırsa, farklı yerlerde bulunan işletmeler
için ayrı muhasebe tutulması ve kâr-zarar hesaplanması hususlarında güçlükler
ve sorunlar ortaya çıkabilecektir.
İkinci sorunun cevabını arz ediyorum: Bilindiği üzere,
büyükşehir belediyelerine 3030 sayılı Kanun hükümlerine göre, belediyeler ve il
özel idarelerine ise 2380 sayılı Kanun hükümlerine göre vergi gelirlerinden pay
verilmektedir. 2380 sayılı Belediyelere ve İl Özel İdarelerine Genel Bütçe
Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin birinci
fıkrasında, genel bütçeli vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden
belediyelere yüzde 6, il özel idarelerine yüzde 1,12 nispetinde pay verileceği
belirtilmiş ve aynı maddenin üçüncü fıkrasında da, İller Bankasında her ay
sonuna kadar toplanan belediyeler payının, banka tarafından İçişleri
Bakanlığınca bildirilecek son genel nüfus sayımı sonuçlarına göre büyükşehir
belediyeleri dışındaki belediyelere dağıtılacağı hükme bağlanmıştır.
Söz konusu hükmün incelenmesinden de görüleceği üzere,
genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden yüzde 6 oranında
belediyelere ayrılan pay İller Bankasına yatırılmakta ve banka tarafından
nüfuslarına göre belediyelere dağıtılmaktadır. Dolayısıyla, belediyelere
dağıtılan paylarda ilgili belediyelerin bulunduğu her bir il, ilçe veya beldede
yapılan faaliyetlerden elde edilen ve Maliye Bakanlığına bağlı vergi
dairelerine beyan edilen gelirlerin doğrudan bir etkisi bulunmamaktadır. Zira,
her bir ilde toplanan vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden, o ilde
bulunan belediyeye doğrudan pay verilmesi söz konusu değildir.
Diğer taraftan 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin
Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında
Kanunun 18 inci maddesine göre, büyükşehir belediyelerinin bulunduğu il
merkezlerinde yapılan genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden,
gelir saymanlıklarınca hesaplanıp büyükşehir belediyelerine yüzde 4,1 oranında
pay ayrılmaktadır. Ayrıca, aynı maddenin son fıkrasında, 4736 sayılı Kanunla
yapılan değişiklik çerçevesinde ayrılan payın yüzde 40'ı, ilgili büyükşehir
belediyesi hesabına doğrudan yatırılmakta, kalan yüzde 60'ı ise İller Bankası
nezdinde büyükşehir belediyeleri hesabına aktarılarak, bu payların büyükşehir
belediyelerine nüfuslarına göre yeniden dağıtımı yapılmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı.)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan.
SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (Devamla) - Yapılan
bu dağıtım sonucu, Antalya İlinde yapılan faaliyetlerden elde edilen gelirler
üzerinden, Antalya dışındaki büyükşehir belediyelerine ödenmekte olan vergiler
üzerinden de Antalya Büyükşehir Belediyesi nüfusa göre ayrıca bir pay
alabilmektedir.
Örneğin, Antalya Büyükşehir Belediyesine 2000-2002
yıllarında verilen paylar ve değişim oranları aşağıdadır:
Büyükşehir belediye payı ve önceki yıla göre artış
oranı 2000 yılında 7 953 000 000 lira, 2001 yılında 12 614 000 000 lira -ki,
yüzde 58,60 artış var- 2002 yılında 26 374 000 000 lira -yüzde l09,08 artış
olmuştur- düzeyindedir.
Mevcut uygulama nedeniyle bazı belediyelerin vergi
kaybına ve bazı belediyelerin de haksız yere vergi kazancına sahip oldukları
düşünülmemektedir ve bu konuda bir inceleme yapılmamıştır. Ancak, Antalya İli
merkez ilçe ve diğer ilçelerde faaliyet gösteren turistik belgeli konaklama
hizmet işletmelerinin bir bölümünün Kurumlar Vergisi Kanununun 21 inci maddesi
gereğince, bazı firmaların faaliyetlerinin münhasıran Antalya İlinde kurulu
işletmelerden ibaret olduğu ya da faaliyetlerini ağırlıklı olarak bu
işletmelerin oluşturduğu gözlenerek, Antalya Defterdarlığınca 1996 yılında yapılan
bir araştırma sonucunda düzenlenen ve 17.5.1996 tarih, 8256 sayılı yazı ekinde
Bakanlığımıza sunulan öneri raporunda, Antalya merkez ve ilçelerinde faaliyet
gösteren 454 adet turistik belgeli konaklama hizmeti veren firmaların 320
adedinin Antalya, 134 adedinin ise Antalya dışındaki il vergi daireleri
mükellefi olduğu anlaşılmıştır. Doğal olarak bazı şirketlerin kanunî merkezleri
Antalya olmakla birlikte diğer illerde işletmeleri bulunmaktadır.
Bu kurumların 2001 yılına ait beyan ettikleri Kurumlar
Vergisi toplamının, vergi dairelerince 13.1.2003 tarihinde yapılan sorgulama
soncunda 5 218 469 407 000 Türk Lirası olduğu belirlenmiştir. Ancak, beyan
edilen bu gelirin ne kadarlık bölümünün işletme faaliyetine ait olduğu
konusunda herhangi bir tespit bulunmamaktadır. Örneğin, şirket merkezi dışında
olmakla birlikte elde edilen gelirin kaynağı, menkul sermaye iratları veya
başka kaynaklar da olabilecektir. Bu konuda yapılacak şirket incelemeleri için
çok fazla süreye ihtiyaç duyulacağı aşikârdır.
Üçüncü sorunun cevabı: Antalya İlinin yüksek göç alması
nedeniyle nüfusunun artması halinde, yukarıdaki cevaplarda belirtildiği üzere,
vergi gelirlerinden daha fazla pay alacaktır. Yasal uygulamalarda,
belediyelerin, önceden belli olmayan geçici ve her yıl değişen turistik nüfus
artışları dikkate alınamaz. Bu nedenle, turistik belediyelerin ikamet esasına
dayanmayan nüfuslarına göre vergi gelirlerinden pay almaları için yasal
düzenleme yapılması mümkün değildir; ancak, turistik yörelerin ekonomik gelişme
ve faaliyetlerinin artması ve bunun sonucunda vergi gelirlerinden ayrılan
paylarının artırılması için Maliye Bakanlığınca gerekli her türlü çaba
gösterilmeye devam edecektir.
Bilgilerinize arz olunur.
Saygılarımla. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Soru cevaplandırılmıştır.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Sayın Başkan, kısa
bir açıklama yapmak istiyorum.
BAŞKAN - Açıklamanızın yerinizden, kısa olmasını rica
ediyorum.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Sayın Başkan, 5 dakika
rica ediyorum.
BAŞKAN - Hayır, 5 dakika değil, çok kısa; 2 dakika.
Buyurun.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Sayın Bakanın
açıklamalarına kısmen teşekkür ediyorum; ancak, bu cevap tümüyle gerçeği
yansıtmıyor. Antalya'da yaşayan herkes bu cevabın alanla çakışmadığını görüyor.
Sayın Bakandan çok kısa bir açıklama talep edeceğim.
İşyerinin bulunduğu yerde verginin ödenmesini zorunlu kılan bir düzenleme bu
sorunu çözer ve adaletsizliği ortadan kaldırır. Şu andaki tercih sistemi, yani,
işlemin yapıldığı yer ile şirketin bulunduğu yer arasında işverene tercihte
bulunma hakkını veren sistem haksız bir sistemdir. Maliye Bakanlığının, bugüne
kadar, bu düzenlemeyi Antalya lehine kullandığını hiç görmedik; işverenler de
kullanmıyorlar, otel sahipleri de kullanmıyorlar; neden kullanmadıklarını çok
iyi biliyoruz; çünkü, Antalya'da vergi denetimleri, alanın darlığı nedeniyle
çok kolaydır. Onun için, İstanbul'da şirket merkezlerine gidiyorlar, Sayın
Bakanın da söylediği gibi, o yoğunluk içinde -kendisi de konuşmasının bir
bölümünde söyledi- kontrol edemiyorlar.
Sayın Başkan, bunun dışında, şunu söylemek istiyorum:
Bugünkü uygulamayla, Antalya, sadece turizmin yükünü taşımaktadır ve turizmin
çöpünü toplamaktadır. Antalya hakkını istiyor; Antalya'nın hakkını vermek
hükümetin elindedir.
Ben, muhalefet partisi milletvekiliyim; çözümü
gösteriyorum. Çok kısa bir düzenlemeyle, Antalya'nın bu perişan hali giderilir.
Her olayda, Antalya, selle, benzeri olaylarla sürekli tahrip oluyor, bir türlü
yerine gelmiyor gidenler. Antalya'yı çok rahat bir yer gibi görüyor insanlar
uzaktan; çünkü, bir haftalık tatile geliyorlar; ama, Antalya'da bir de perdenin
arkası var.
Sayın Bakandan, tekrar, şunu sormak istiyorum: Bu yasal
düzenleme bu kadar zor mudur?!
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Sayın Bakan, ek bir açıklama yapmak ister misiniz?
SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul) - Evet
Sayın Başkan.
BAŞKAN - Kürsüden rica edeyim Sayın Bakan; buyurun.
SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul) -
Değerli arkadaşımızın önerilerini saygıyla karşılıyoruz; ama, bugünkü mevzuat
çerçevesinde başka bir şey yapmak mümkün değil; ama, önerilerini
değerlendireceğiz.
Teşekkür ederiz. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Soru cevaplandırılmıştır.
3. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret
Baloğlu'nun, Burdur-Antalya demiryolu projesine ilişkin Ulaştırma Bakanından
sözlü soru önergesi ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması (6/46)
BAŞKAN - Yanıtlayacak Sayın Bakan?.. Yok.
Bu önerge de üç birleşim içinde
cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca,
yazılı soruya çevrilecektir.
Önerge gündemden çıkarılmıştır.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU(Antalya)- Sayın Başkan...
BAŞKAN - Buyurun, süreniz 5 dakikadır.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya)- Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; Onuncu Yıl Marşını coşkuyla söyleyen insanların çoğunlukta
olduğu bir ülkede, demiryollarını, önce görmezden gelip, yok olmaya terk etmek,
çağdaş gelişimini kapatmak, sonra da tüm yükü karayollarına yıkıp, ülkeyi
trafik kargaşasına mahkûm etmek... Bugüne kadar yapılan budur.
Doğal ki, bunu söylediğimiz zaman hep şu yanıt geliyor;
"Biz, iki aylık hükümetiz." Biz, bir anlayıştan bahsediyoruz; o
anlayışa sahip çıkıp çıkmamaktan, bir tercihte bulunup bulunmamaktan
bahsediyoruz. "Demir ağlarla ördük
anayurdu dört baştan" diye övündüğümüz günleri de çok çabuk
unuttuğumuz görülüyor.
Öyle ise, anayurdumuzu demiryoluyla birleştirmek
yerine, hangi doğru seçenek var, onu kısaca görüşmek gerekiyor.
Bir süre karayollarını kral ilan ettik, ülkenin çok
büyük yatırım kaynaklarını, çok büyük imkânlarını karayollarına verdik; ama,
tıkanan trafiği, kan gölüne dönüşen karayollarını herkes görüyor!
Havayolunda ise, ben, kendi ilimden, Antalya'dan bir
örnek vermek istiyorum. Bir, Gazipaşa Havaalanı olayı var; sürekli gündeme
getiriyoruz, nedense hiçbir yanıt alamıyoruz, hep geçiştiriliyoruz. Antalya'nın
bir havaalanı var, Türkiye turizminin
en büyük girdi kapılarından birisidir ve Türkiye bütçesinin en büyük
desteklerinden birisidir Antalya turizmi; ama, yetmeyen bir havaalanıdır. Hep
böyle yamalarla idare ediliyor, o konuda hiçbir gelişme yok.
Geriye kullanılabilecek olan bir tek denizyolları
kalıyor. Türkiye'de ulaşım şartları ve iklimin getirdiği imkânlarla, Antalya
Körfezi, bu ulaşıma son derece müsaittir. Bırakın doğru dürüst gemilerle
ulaşımı, insan taşımasını, hiçbir şey yapılmıyor; bir hazırlık planının bile
olmadığını biliyoruz.
Şimdi, bu çerçeve içerisinde ne söyleyebiliriz; yani,
ne söyleyebilir. Ben, sayın bakana bu soruyu sorduktan sonra demiryolları
konusunda hükümetin bir hazırlığının olup olmadığını öğrenmek isterdim.
Ha şu söylenebilir; "biz, demiryollarını tasfiye
edeceğiz." O da bir tercihtir; ama, o da söylenmiyor.
Sayın Bakan, umut ediyorum, yazılı yanıtlarında, bu
konuda hepimizi tatmin edecek bir açıklama yaparlar, bundan hem Türkiye mutlu
olur hem Meclisimiz mutlu olur hem de biz Antalyalılar mutlu oluruz; ama,
süremin bitmesine az bir süre kaldığı için, demiryolu konusunun dışında şunu da
söyleyerek sözlerimi bitirmek istiyorum
İhale Kanununun 13 üncü maddesi, yerel basını yok
ediyor arkadaşlar. Bu konuyla ilgisi yok gibi gözükebilir; ama, bütün
Türkiye'nin sorunudur, İhale Kanununun 13 üncü maddesi yürürlükte olduğu
sürece, o sevimli, o güzel Anadolu basınından bir iz bile kalmayacaktır. 5
milyarın üstündeki bütün ilanları başka kaynaklara aktaran bir uygulamadır bu.
Ben, özellikle iktidar partisi milletvekillerinden istirham ediyorum -önceki
akşam bir açıkoturumda tartıştık- aranızda gazeteciler var, biliyorum;
Anadolu'ya yakın insanların çoğunlukta olduğunu biliyorum; lütfen, İhale
Kanununun 13 üncü maddesinin son bölümündeki uygulamayı okuyunuz ve İhale
Kanununun 13 üncü maddesini, Anadolu basını yararına değiştiriniz. Sayın Bakana
da, buraya gelmediği için teşekkür ediyorum; o fırsattan yararlanarak Anadolu
basınının dertlerini dile getirdim.
Teşekkürler. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Baloğlu.
4. -
Diyarbakır Milletvekili Mesut Değer'in, Emekli Sandığı Diyarbakır Bölge
Müdürlüğünün kapatılması kararına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi ve
Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun’un cevabı (6/50)
BAŞKAN - Soruyu yanıtlayacak Sayın Bakan?.. Burada.
Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Başbakan tarafından sözlü olarak
cevaplandırılmasını arz ederim.
Mesut Değer
Diyarbakır
1- Yıllardır yaşanan olaylardan dolayı bölgede yaşayan
insanlar, açlık, yoksulluk, sefalet had safhaya çıkmış ve ekonomi çöküntüye
uğramış; bu durumda, Diyarbakır'dan, bir emeklinin, işlemleri için, Ankara'ya
gelişi-dönüşü için 200 000 000 TL harcamak zorundadır.
Zira, Diyarbakır'da hiçbir işlem yapılmamakta, tüm
emeklilerin şahıs işlemleri, sağlık ödemeleri, aylık ödemeleri Ankara'dan
yapılmaktadır. Diyarbakır Emekli Sandığı Bölge Müdürlüğünün kapatılmasının
arkasındaki gerçek nedir? Yoksa, bir siyasî tercih midir?
2- Bu bir siyasî tercih değilse, kararınızı düzeltmeyi
düşünüyor musunuz? Diyarbakır Emekli Sandığı Bölge Müdürlüğü faaliyetine devam
edecek mi?
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Sayın Bakana söz vermeden önce, iki noktayı açıklığa
kavuşturmak istiyorum.
Birincisi, Sayın Bakan, birden fazla soru da olsa,
cevap süremiz 5 dakika; buna dikkat etmenizi diliyorum.
İkincisi de, siz, birden fazla soru önergesini
yanıtlıyorsunuz -şimdi görüyorum- bunu, İçtüzüğümüzün 98 inci maddesine göre,
Genel Kurula sunmamız gerekiyor; bunu da sunmuş bulunuyorum.
Buyurun Sayın Bakan.
SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul) -
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli arkadaşlar, Diyarbakır Milletvekili Mesut Değer
arkadaşımızın suallerini cevaplandırıyorum.
1- Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ve 2002 yılı
programında, devlet teşkilatının küçültülerek fonksiyonel hale getirilmesi
ilkesi ve uygulanan ekonomik programın hedefine ulaşması, tasarruf
tedbirlerinden beklenilen faydanın sağlanması amacıyla, Bakanlar Kurulunun
12.1.2002 tarih ve 2002/3849 sayılı Kararıyla kamu kurum ve kuruluşlarına ait
olup 31.5.2002 tarihine kadar kaldırılmasına karar verilen bölge müdürlükleri
arasında Bakanlığımız bağlı kuruluşu Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Genel
Müdürlüğünün 9 bölge müdürlüğü de bulunmaktadır. Ancak, kaldırılan bu 9 bölge
müdürlüğünden faaliyette bulunan 8'inin, bir alt birim olan irtibat müdürlüğü
şeklinde faaliyetlerine devam ettirilmesi yönünde yetkili merciler nezdinde
teklifte bulunulmuştur. Söz konusu Bakanlar Kurulu kararı gereğince, Türkiye
Cumhuriyeti Emekli Sandığı tarafından, taşra teşkilatının yeniden yapılandırılmasıyla
ilgili olarak bölge müdürlüklerinde yürütülen birkısım hizmetlerin merkez
teşkilatına alınması, kurulacak olan irtibat müdürlüklerinde ise mahallinde
yürütülmesi zorunlu olan hizmetlerin bırakılması uygun görülmüştür.
Bu itibarla, Diyarbakır Bölge Müdürlüğünde yürütülmekte
olan hizmetlerden sadece, dul, yetim aylıkları tadil işlemleri ile şahıs ödeme
işlemleri merkez teşkilatına alınmış olup, bu hizmetlerin merkezden
gerçekleştirilmesi sonucu ilgililerin hakedişleri, bilgisayar ortamında,
eskisine oranla daha süratli bir şekilde banka hesaplarına intikal
ettirilmektedir. Emekli, dul ve yetim aylıklarının ödenmesi işlemleri, bugün
olduğu gibi, bölge müdürlüklerinin tam kapasiteyle faaliyette bulunduğu dönemde
de, bilgisayar ağıyla, Genel Müdürlük tarafından yürütülmekteydi. Sağlık
karnesi, banka nakli, adres değişikliği, form ve belge verilmesi gibi işlemler
ise, eskiden olduğu şekilde -bazı hizmetlerin ifası merkeze alınmış olmakla
birlikte- halen faaliyette bulunan Diyarbakır Bölge Müdürlüğünce yürütülmektedir.
Merkezden yapılmakta olan hizmetler için emekli, dul ve yetimlerimizin
Ankara'ya gelmelerine gerek bulunmamaktadır; çünkü, yapılan iş ve işlemlerin
hemen hemen tamamı bilgisayar ortamında, eskisinden daha hızlı bir şekilde
gerçekleştirilmektir.
2- Söz konusu Bakanlar Kurulu kararı gereğince,
31.5.2002 tarihinde kaldırılması kararlaştırılan bölge müdürlüklerinin yerine,
hizmetin devamı için gerekli alt birimlerin irtibat müdürlüklerinin genel
hükümler çerçevesinde kurulma çalışmaları sürdürülmektedir.
Arz olunur.
Teşekkür ederim. (Alkışlar)
BAŞKAN - Ben teşekkür ederim.
Soru yanıtlanmıştır.
5. - Mardin
Milletvekili Muharrem Doğan'ın, bir araştırma önergesinde imzası bulunan bir
Ba-kana ilişkin Başbakandan sözlü soru
önergesi ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır’ın cevabı
(6/51)
BAŞKAN - Soruyu yanıtlayacak Sayın Bakan?.. Burada.
Önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Başbakan tarafından sözlü olarak
yanıtlanmasını arz ederim.
30.12.2002
Muharrem Doğan
Mardin
Sorularım:
1- 14 Ocak 1994 tarihinde RP Milletvekili Hasan
Mezarcı'nın, Yüce Önderimiz Atatürk'e yönelik suikast girişiminde bulunanlara
iade-i itibar istediği Meclis araştırma önergesine imza verenler arasında 58
inci hükümette Bayındırlık ve İskân Bakanı olarak görev alan Zeki Ergezen'in
bulunduğunu hükümeti kurma aşamasında biliyor muydunuz, bilmiyorsanız ne zaman
öğrendiniz?
2- Atatürk'e suikast düzenleyenlerin suç işlemedikleri
fikrini işleyen ve TBMM Başkanlığınca işleme konulmayıp iade edilen böyle bir
önergeye imzasıyla destek veren bir kişinin cumhuriyet hükümetinde bakan olarak
görev yapması doğru mudur? Önergede yer alan iddia ve düşünceleri
değerlendirdikten sonra adı geçen bakanla aynı hükümette uyumlu bir şekilde
çalışma imkânınız olacak mıdır? Bu konudaki tavrınızı kamuoyuna açıklar
mısınız?
3 - Söz konusu bakan hakkında Anayasanın 109 uncu
maddesinin son fıkrası hükmünü işletip görevden azledilmesi yönünde bir işlem
yapmayı gerekli buluyor musunuz?
BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ERTUĞRUL
YALÇINBAYIR (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mardin
Milletvekili Sayın Muharrem Doğan'ın, Sayın Başbakana tevcih ettiği ve Sayın
Başbakan tarafından da koordinatörlüğümde cevaplandırılması tensip olunan sözlü
soru önergesi incelendi. Anayasanın 98 inci maddesine göre, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin bilgi edinme yollarından, denetim yollarından birisi de
Meclis araştırmasıdır ve belli bir konuda bilgi edinme maksadıyla verilmektedir
Meclis araştırmaları.
14 Ocak 1994 tarihli Meclis araştırması önergesi Sayın
Zeki Ergezen tarafından mutat bir önerge olarak telakki edilmiş ve tarihi bir
olaya açıklık getirme inancıyla, bu şekilde değerlendirilerek imzalanmıştır.
Ancak, Sayın Hasan Mezarcı'nın basına yansıyan beyanatları üzerine, Sayın
Ergezen, Meclis araştırması önergesini ayrıntılı olarak incelemiş ve yaptığı
inceleme neticesinde, Meclis araştırması önergesinin tarihi bir olaya açıklık
kazandırma amacının çok ötesinde hususları içerdiğini görmüştür. Sayın Ergezen,
bu defa imzasını geri çekmiştir. Önergelere imza atmak, mutat önergelere imza
atmak olağan olaylardandır; ama, imzayı geri çekmek istisnai bir olaydır. Sayın
Ergezen, burada gerçek iradesini ortaya koymuş ve imzasını geri çekmiştir.
Sayın Ergezen'in, söz konusu araştırma önergesinin
gerçek mahiyetini öğrenir öğrenmez önergeden imzasını çekmiş olması, bu
konudaki hassasiyeti, Sayın Muharrem Doğan'ın ve Sayın Başbakanla birlikte tüm
Meclisin de paylaştığı hassasiyetin bir göstergesidir.
Sayın Ergezen'in bakan olarak atanmasının sebebi,
Mecliste, Plan ve Bütçe Komisyonunda, üç dört dönemdir gösterdiği üstün
performanstır, kalitesidir; kendilerinin, Atatürk ilke ve inkılaplarına ve
cumhuriyetin niteliklerine bağlılığı bellidir, tüm çalışmaları bunu
göstermektedir.
Bilgilerinize arz ederim. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) - Sayın Başkan, kısa bir
açıklama yapmak istiyorum.
BAŞKAN -Sayın Doğan, yerinizden, buyurun.
MUHARREM DOĞAN (Mardin) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; ben, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisinin bir
milletvekiliyim. 3 Kasım seçimlerinde, bu partinin listesinden, halk iradesinin
tecelligâhı olan Yüce Meclise bir üye olarak girdim. Bir milletvekili olarak,
görevimin bilincinde hareket ederek, yasaların bana tanıdığı yetki
çerçevesinde, yasama görevimi eksiksiz yerine getirmeye çalışıyorum.
Politika ilkem ise, devlet ve toplumdan bir şey almak
değil, tam tersine, devlete ve topluma bir şey vermektir.
Hakkında soru önergesi verdiğim Bayındırlık ve İskân
Bakanı Sayın Zeki Ergezen hemşerimdir. Bölgemizden bir milletvekilinin bakan
olması, o bölgenin bir insanı olarak beni de sevindirmiş ve mutlu etmiştir.
Amacım, Bayındırlık ve İskân Komisyonunun bir üyesi olarak, bu girişimi
yapanların arasında Sayın Bakanın bulunduğu yolundaki bilgilerin doğruluk
derecesini bizzat Sayın Bakandan öğrenmektir.
Sayın Bakanımızın yaptığı açıklama benim için
tatminkârdır. Bu konuda Sayın Bakan vicdanen müsterih ise, bu konu benim için
de açıklık kazanmıştır; teşekkür ediyorum.
Bu soru vesileyle Mardin'le ilgili bir konuyu arz etmek
istiyorum Sayın Başkanım.
Şu anda bizim anestezi uzmanımız yok, hayatî tehlike
arz eden hiçbir ameliyat yapılamamaktadır. Yine, psikiyatri uzmanımız yok,
heyet raporları verilememektedir. Ulu Önder Atatürk'ün "sağlam kafa sağlam
vücutta bulunur" sözüne ulaşmak için, bu branşlarda eksik iki uzmanımızın
bir an evvel Mardin'e gönderilmesini talep ediyorum.
Saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Doğan.
Sayın Bakan, ekleyecek bir şeyiniz var mı?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ERTUĞRUL
YALÇINBAYIR (Bursa) - Yok Sayın Başkan.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Soru cevaplandırılmıştır.
6. -
Diyarbakır Milletvekili Muhsin Koçyiğit'in, zorunlu tasarruf birikimlerine
ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan) sözlü
soru önergesi (6/54)
BAŞKAN - Soruyu yanıtlayacak Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
7. - Kars Milletvekili
Selami Yiğit'in, çiftçilere doğrudan gelir desteği ödemelerinde uygulanan
öncelik kriterlerine ilişkin Başbakandan sözlü
soru önergesi (6/55)
BAŞKAN - Soruyu yanıtlayacak Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
8. -
Diyarbakır Milletvekili Muhsin Koçyiğit'in, Ziraat Bankası Diyarbakır-Ergani
Şubesinin kapatılması kararına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/56)
BAŞKAN - Soruyu yanıtlayacak Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
9. - Sinop
Milletvekili Engin Altay'ın, Sinop Havaalanının Jandarma Genel Komutanlığına
devrine ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü
soru önergesi (6/57)
BAŞKAN - Soruyu yanıtlayacak Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
10. - Sinop
Milletvekili Engin Altay'ın, Sinop Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünün ihtiyaçlarına
ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü
soru önergesi (6/58)
BAŞKAN - Soruyu yanıtlayacak Sayın Bakan? Yok.
Ertelenmiştir.
11. - Sinop
Milletvekili Engin Altay'ın, Karadeniz'e bırakılan zehirli atık dolu varillere
ilişkin Çevre Bakanından sözlü soru önergesi
ve Çevre Bakanı İmdat Sütlüoğlu’nun cevabı (6/59)
BAŞKAN - Soruyu yanıtlayacak Sayın Bakan? Burada.
Soru önergesini okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın, Çevre Bakanı Sayın İmdat
Sütlüoğlu tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Engin Altay
Sinop
İstanbul'dan Rize'ye kadarki alanda karaya vuran 367
zehirli varilin yüzde 80'i Sinop ve Samsun'daki depolara kaldırıldı. Greenpeace
kaynaklarına göre, bu şirketin Karadeniz'e boşalttığı toplam varil sayısı 3 000
'dir.
1- 9-13 Aralık 2002 tarihinde Cenevre'de yapılan Basel
Konvansiyonunda, İtalyan heyeti, varillerin kendilerine ait olduğunu ve Çevre
Bakanlığımızla konuyu görüşmeye hazır olduklarını belirttiler. Bu çerçevede,
İtalyan Çevre Bakanıyla görüşecek misiniz?
2- Sinop-Soğuksu köylülerinin yaşadıkları psikolojik
zararı tazmin yoluna gidecek misiniz?
3- Varillerin bulunduğu depo civarında kuruyan ve
devrilen yüzlerce ağacın bulunduğu saha için bir planınız var mı?
4- 12.2.2001 tarihinde, İZAYDAŞ Genel Müdürlüğü,
atıkları tesislerinde imha etmek üzere kabul edebileceğini bildirdiği halde,
yaklaşık iki yıldır niçin atıklar tesise sevk edilmedi?
5- Karadeniz'in dibinde var olan yaklaşık 2 700 zehirli
varil hakkında ne yapmayı düşünüyorsunuz?
BAŞKAN- Teşekkür ederim.
Sayın Bakan, İçtüzüğümüzün 98 inci maddesine göre, bir
sonraki soru önergesini de yanıtlayacaklardır; Genel Kurulumuza bunu da
duyuruyorum.
Buyurun Sayın Bakan. (AK Parti sıralarından alkışlar)
ÇEVRE BAKANI İMDAT SÜTLÜOĞLU (Rize) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Sinop Milletvekili Engin Altay'ın soru önergesiyle
ilgili gerekli açıklamaları yapmak üzere huzurlarınıza gelmiş bulunuyorum;
hepinizi saygıyla selamlayarak konuşmama başlamak istiyorum.
4 Ağustos 1988 tarihinde, ilk kez Samsun Alaçam'da
bulunan ve tehlikeli atık içeren variller, aynı yılın sonuna kadar,
İstanbul'dan Rize'ye, Karadenizin muhtelif yerlerinde karaya vurmuştur. Bu
varillerin yüzde 80'i Samsun ve Sinop'ta bulunmaktadır. Varillerin 152'si boş,
215'i dolu olmak üzere, toplam 367 adettir.
Üzerlerinde "R" amblemi bulunan varillerin,
önce radyoaktif madde içerdiği endişesi taşınmış; ancak, yapılan incelemede
radyoaktif atık olmadığı ve toksik kimyasallar olduğu belirlenmiştir.
Varillerin üzerinde bulunan ve içinden çıkan birtakım
yazı ve işaretlerden, bunların İtalyan menşeli olabileceği şüphesi uyanmış ve
bu konuda gerekli araştırmalara geçilmiştir.
Çevre Kanununda yapılan değişikliklerle, bu tür
maddelerin yurda ithali yasaklanmış ve durum, Dışişleri Bakanlığı tarafından
Batılı ülkelere resmen bildirilmiştir.
1988 Ekim ayı içerisinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi
Çevre Araştırma Komisyonu üyeleri, Devlet Bakanlığı temsilcileri, Çevre
Müsteşarlığı elemanları ve Federal Almanya'dan gelen bir teknik heyet bölgeye
giderek, varillerle ilgili incelemelerde bulunmuşlardır.
Yerinde yapılan incelemelerde, bazı varillerin
üzerlerinde İtalyanca yazılar ve bazılarının içinde İtalyanca dokümanlar
bulunmuş, bu bulgular doğrultusunda, varillerin İtalyan kökenli olduğu
düşünülerek, delillerin kopyaları, Dışişleri Bakanlığı kanalıyla İtalya'ya
gönderilmiştir.
Bu çerçevede, Bakanlığımızca, Hazine ve Dış Ticaret
Müsteşarlığıyla ortak çalışmalar yapılmış, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı
kontrolörlerinin araştırmaları neticesinde, tehlikeli atık yüklü varillerin,
1987 yılı başında, Akbay-1 adlı Türk bandıralı bir gemi ve Corina adlı Malta
bayraklı bir gemi ile İtalya'nın Marina di Carrara ve Chioggia Limanlarından
yola çıkarak, Romanya'nın geçici malların ara deposu olduğu öğrenilen Sulina
serbest bölgesine götürüldüğü ve buradan da Temmuz - Ağustos 1988 aylarında,
İtalyan kimyagerler kontrolü altında, Panama bayraklı Türk gemilerine
yüklenerek Karadeniz'e bırakıldığı kanıtlarla tespit edilmiştir. Bu kanıtların
ele geçirilmesinden sonra, İtalyan hükümetinin bu konudaki işbirliği
isteklerine olumlu cevap verilerek, dört kişilik bir İtalyan heyetiyle
Karadeniz'de bir inceleme gezisi yapılmıştır. Gezi neticesinde, İtalyan heyeti,
eldeki belgelerin yeterli olmadığı, dolayısıyla da İtalyanların bu varilleri
imha etmek gibi bir mecburiyetlerinin olmayacağını ifade etmişlerdir.
Bu dönemde, uluslararası illegal atık trafiğini
düzenleyen bir uluslararası yasal düzenleme bulunmaması nedeniyle, varillerin
menşei ülkeye, İtalya'ya iade edilmesi mümkün olamamıştır.
Ülkemizdeki söz konusu boşluğun giderilmesi ve gelişmiş
ülkelerden ülkemize olan yasadışı atık taşınımının engellenmesi için, Tehlikeli
Atıkların Sınırötesi Taşınımının ve Bertarafının Kontrolüne İlişkin Basel
Sözleşmesi 1989 yılında ülkemiz tarafından imzalanmış, 1994 yılında onaylanmış,
1995 yılında da ilgili yönetmelik yürürlüğe konulmuş ve bu tarih itibariyle de,
serbest bölgelere ve diğer sahalara atık ithalatı yasaklanmıştır.
Diğer taraftan, varillerin nihai bertaraf işlemine
kadar geçici depolanacağı yerleri tespit etmek üzere, DSİ, MTA yetkililerinin
de katıldığı bir çalışma yapılmış, coğrafik ve jeolojik özellikleri uygun olan
Sıvas, Yozgat ve Çankırı İlleri sınırları içerisinde uygun yerler tespit
edilmiş; ancak, çok büyük tepkilerin gelmesi nedeniyle bu işlem
gerçekleştirilememiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Bakan, buyurun.
ÇEVRE BAKANI İMDAT SÜTLÜOĞLU (Devamla) - Daha sonra da,
varillerin yoğun olarak bulunduğu Sinop ve Samsun İllerinde varillerin
depolanmasına karar kılınmış, Çevre Bakanlığı tarafından Samsun ve Sinop
Valiliklerine gerekli ödenek tahsis edilmek suretiyle, buralarda, geçici
depolama alanlarında variller depolanmıştır.
Sinop Valiliğinin 24 Nisan 1997 tarihli yazısı üzerine,
Sinop'taki depolama alanı yeniden ele alınmış, düzenlenmiş, variller yeniden
ambalajlanmış ve etiketlenmiştir. Bu varillerin usulüne uygun bertarafı için,
Almanya, Hollanda ve Finlandiya'da bulunan atık bertaraf tesislerinden
teklifler alınmış; ancak, çok pahalı olacağı için bu işlem
gerçekleştirilememiştir.
Aralık ayında, ben göreve geldikten sonra, Sayın
İtalyan Büyükelçisini Bakanlığa davet etmek suretiyle, konuyu, karşılıklı iyi
niyet çerçevesi içinde çözme teklifinde bulundum. Sayın İtalyan Büyükelçisi,
hükümetinin yılbaşı dolayısıyla tatilde olduğunu, hemen tatili müteakiben
konuyu İtalyan hükümetine ileteceğini ve en kısa zamanda konuya bir çözüm
arayacaklarını belirtmişlerdir. Geçen hafta, tekrar, Sayın Büyükelçi
Bakanlığımızı ziyaret ederek, konunun gerek İtalyan gerekse Türk teknik
heyetleri tarafından incelenerek bir çözüm yolu bulunmasının birlikte
gerçekleştirilmesi teklifinde bulunmuş ve bu teknik çalışmanın, şubat ayının
başında yapılmasına karşılıklı olarak karar verilmiştir. Önümüzdeki ay, şubat
ayının başında bu çalışmalar yapılacaktır. Bu varillerin usulüne uygun olarak
bertarafı için, iyi niyet çerçevesi içinde bir çözüme kavuşturulacağı umudunu
taşıyorum.
Teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Buyurun Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan, Sayın Bakana
hassasiyeti için teşekkür ediyorum. Zaten, benim sorum da Sayın Bakanın şahsına
değildir, Devlette devamlılık ilkesinden hareketle, Başkanlığınız aracılığıyla
Çevre Bakanından cevap istenen bir sorudur; ancak, Sayın Bakanın yaptığı
konuşma, sorduğum soruların tam olarak cevabını almama yeterli olmamıştır.
Şöyle; İZAYDAŞ, bu varillerin imha edilebileceğini 12.2.2001'de Bakanlığa
bildirmiştir. Aradan bir yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen böyle bir yola
niçin gidilmemiştir; bunu sormuştum.
Artı, Greenpeace kaynaklarına göre ve Sayın Bakanın
konuşmasında da değindiği gibi, Karadeniz'in dibinde 2 700 adet zehirli varil
olduğu kuvvetle muhtemeldir, ciddî bir tespittir. Bu, Karadeniz'in dibindeki 2
700 adet zehirli varil de, takdir edersiniz ki, Karadeniz Bölgesinde, Karadeniz
sahilinde yaşayan insanlarımız için, Karadeniz'deki balıklar için büyük bir
tehlikedir.
Sinop'un Soğuksu Köyü ve civar köylüleri on yıldır çok
ciddî bir psikolojik baskı, stres altındadırlar.
Sayın Bakan, varillerin depolandığı bölgede devrilen
yüzlerce ağaçla ilgili geçmiş şimdiye kadar ihmal edilmiş olabilir; ama,
lütfedip, bölgeye bir inceleme heyeti gönderirlerse, varillerin ciddî anlamda
bir tehdit oluşturduğunu göreceklerdir.
Artı, İtalyan Çevre Bakanı ile Sayın Bakanın, bir an
önce, konuyu görüşmesini, tüm Karadeniz Bölgesi insanları olarak istiyor ve
bekliyoruz. Sorun, bana göre, sadece Sinop'un, artı, Samsun'un sorunu değildir;
bu, ulusal bir sorundur. Türkiye, dünyanın çöplüğü değildir.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Altay.
Buyurun Sayın Bakanım.
ÇEVRE BAKANI İMDAT SÜTLÜOĞLU (Rize) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; İZAYDAŞ, Kocaeli'nde bulunan bu tür atıkların
bertarafı için yeterli olan bir tesistir, doğrudur. Bu varillerin İZAYDAŞ'a
nakli için Çevre Bakanlığı gerekli tahsisatı Sinop Valiliğinin emrine
göndermiştir; ancak, çevreci örgütlerin yoğun tepkileri nedeniyle, özellikle
Kocaeli bölgesindeki yoğun tepkiler nedeniyle, bu bertaraf işlemi
gerçekleştirilememiştir.
Karadeniz'in dibinde o miktarda bir varilin olup
olmadığını bilmiyoruz. Şu anda, elimizdeki bilgiler, bahsettiğim sayıda varilin
olduğu şeklindedir; ama, bu konuda bir araştırma yapılabilir.
Depolama alanındaki ağaçların yıkılmasının varillerden
kaynaklanıp kaynaklanmadığını da bilemiyoruz. Köylülerin böyle bir kanaati var;
doğru olabilir, doğru olmayabilir. Bu konuda da gerekli araştırmayı en kısa
zamanda yaptıracağımı buradan ifade etmek istiyorum.
Teşekkür ediyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Soru önergesi cevaplandırılmıştır.
12. -
Diyarbakır Milletvekili Muhsin Koçyiğit'in, memurlara yapılan kira yardımının
artırılıp artırılmayacağına ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi ve
Çevre Bakanı İmdat Sütlüoğlu’nun cevabı (6/60)
BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Burada.
Önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Maliye Bakanı Sayın Kemal Unakıtan
tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Muhsin Koçyiğit
Diyarbakır
Genel ve katma bütçeli kuruluşlara ait 224 401 adet
lojman bulunmaktadır. Memurlarımızın bir kısmı bu lojmanlarda otururken,
lojmanda oturmayan memurlara kira yardımı yapılmaktadır.
Soru: Memurlar arasındaki adaletsizliği ortadan
kaldırmak üzere, lojmanda oturmayan devlet memurlarına derecelerine göre
ödenmekte olan 200 000 lira, 400 000 lira ve 600 000 liralık aylık kira
yardımını hayat şartlarını dikkate alarak, günün koşullarına uygun artırmayı
düşünüyor musunuz?
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Buyurun Sayın Bakanım.
ÇEVRE BAKANI İMDAT SÜTLÜOĞLU (Rize) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; lojman tazminatı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede
yapılan düzenlemeyle, kendilerine lojman tahsis edilemeyen memurlara, 15.8.1991
tarihinden itibaren kademeli olarak ödenmeye başlanmış ve miktarı, personelin
ek göstergesine bağlı olarak 200 000, 400 000 ve 600 000 TL olarak
belirlenmiştir. Maktu olarak belirlenen lojman tazminatı miktarları, uygulamaya
girdiği tarihten itibaren günümüze kadar, devletin malî imkânsızlıkları
nedeniyle, günün koşullarına uygun olarak yeniden belirlenememiştir. Bu ve
benzeri ödemelerin günün koşullarına uygun şekilde yeniden düzenlenmesi, ancak
ekonominin kalıcı ve istikrarlı bir yapıya kavuşturulmasıyla sağlanacak sağlam
kaynakların temin edilmesine bağlıdır. Bununla beraber, hükümetimiz, bugüne
kadar yeterli seviyede artırılamayan ve çok düşük miktarlarda kalan sosyal
ödemeleri, bütçe olanakları çerçevesinde, aşamalı olarak artırma kararı almış
ve bunun ilk adımı olarak da 1989 yılından beri artırılamayan çocuk yardımı ile
1997 yılından beri artırılamayan aile yardımı ödeneklerini yükseltmiştir. Diğer
taraftan, lojmanda oturan memur ile lojmanda oturamayan memur arasında meydana
gelen adaletsizliği önlemeye yönelik olarak da lojman kiralarında önemli
oranlarda artışlar yapılmıştır.
Sonuç olarak belirtmem gerekir ki, hükümetimiz, bütçe
imkânlarını dikkate almak suretiyle, lojman tazminatlarının ülkemiz koşullarına
uygun şekilde artırılması konusunda gerekli tedbirleri almaya devam edecektir.
Saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Kısa bir açıklama için, buyurun Sayın Koçyiğit.
MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Sayın Bakanımız soruya mümkün olduğunca cevap vermeye çalıştı;
fakat, sorunun yanıtını tam alamadım. Ekonomik koşulların düzeltildiği ölçüde
memurların kira yardımının artırılacağını söylemesi, genel bir söylenti; bunlar
devamlı söylenen laflar. Bu, aciliyeti ifade etmiyor.
Bugün, memurlara, gülünç düzeyde, 200 000 lira
civarında bir kira yardımı yapılıyor. Genelde, lojmanda oturan memurlarımız,
maddî durumları iyi olan, yüksek derecedeki memurlardır. Bir de, bunlar
lojmanda oturduğu için memurlar arasında da adaletsizlik oluyor, ezilen memur
daha fazla eziliyor. Devletimiz, hükümetimiz, her tarafa kaynak bulurken,
umarım ki, memurlarımız için de kaynak arayışına girerek kaynağı bulduktan
sonra dar gelirli memurlarımıza, demokrasimizin temelini oluşturan
memurlarımıza, onların bütçelerini rahatlatacak ölçüde bir zam yapıp,
kiralarına zam yapmayarak, sadece ücretlerini artırarak, bir yerde ücretler
içerisinde kira yardımı yapmış olarak onları rahatlatmasını isterdim.
Gerçekten, bugün, memurlar çok zor durumda. Memur
aylığı ortalama 400 000 000 lira. Bu 400 000 000 liranın 200 000 000 lirasını
kira olarak ödediği zaman, harcamak için elinde para filan kalmıyor. Bunun
için, hükümetimizin, ne yapıp yapıp, bir an önce, bu memurlarımızı zor durumdan
kurtarması lazım.
Bu Bakanımıza da teşekkür eder; saygılar sunarım.
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Koçyiğit.
Sayın Bakan, ekleyeceğiniz bir şey var mı?
ÇEVRE BAKANI İMDAT SÜTLÜOĞLU (Rize) - Yok efendim.
BAŞKAN - Soru önergesi cevaplandırılmıştır.
Soru önergemizi cevaplandıran Çevre Bakanı Sayın İmdat
Sütlüoğlu'na teşekkür ederim.
13. - Malatya
Milletvekili Muharrem Kılıç'ın, doğrudan gelir desteği ödemelerine ilişkin
Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/61)
BAŞKAN - Cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
14. - İzmir
Milletvekili Canan Arıtman'ın, İzmir ören yerleri gelirlerinden İl Özel
İdaresine aktarılan payı düzenleyen protokolün iptaline ilişkin Kültür
Bakanından sözlü soru önergesi (6/62)
BAŞKAN - Cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
15. - Kars
Milletvekili Yusuf Selahattin Beyribey'in, Çıraklık Eğitimi Merkezlerindeki
öğrencilerin sigorta primlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru
önergesi (6/63)
BAŞKAN - Cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
16. - Edirne
Milletvekili Necdet Budak'ın, doğrudan gelir desteği ödemelerinin Edirne'de ne
zaman yapılacağına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi
(6/64)
BAŞKAN - Cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
17. - İzmir
Milletvekili Sedat Uzunbay'ın, seralarda kullanılan elektriğin tarifesine ve
tarımsal sulama kaynaklı elektrik borçlarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanından sözlü soru önergesi (6/65)
BAŞKAN - Cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
18. - Manisa
Milletvekili Hasan Ören'in, esnaf ve sanatkârlara kefalet kooperatifleri
aracılığı ile kullandırılan Halkbank kredilerine ilişkin Devlet Bakanından (Ali
Babacan) sözlü soru önergesi (6/67)
BAŞKAN - Cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
19. - Manisa
Milletvekili Hasan Ören'in, esnaf ve sanatkârların kredi ihtiyacını
karşılayacak bir düzenleme yapılıp yapılmayacağına ilişkin Devlet Bakanından
(Ali Babacan) sözlü soru önergesi (6/68)
BAŞKAN -
Cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
20. - Manisa
Milletvekili Hasan Ören'in, esnaf ve sanatkârlara kefalet kooperatifleri
aracılığı ile kullandırılan Halkbank kredilerinin kullanım şartlarına ilişkin
Devlet Bakanından (Ali Babacan) sözlü soru önergesi (6/69)
BAŞKAN - Cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
21. - Antalya
Milletvekili Nail Kamacı'nın, memur emekli maaşlarının aylık olarak ödenip
ödenmeyeceğine ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi ve Çevre Bakanı
İmdat Sütlüoğlu’nun cevabı (6/70)
BAŞKAN - Cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Burada.
Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki soruların Maliye Bakanı tarafından Türkiye
Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 96 ncı maddesine göre sözlü olarak
cevaplandırılmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Nail Kamacı
Antalya
SSK işçi emeklilerinin emekli maaşları her ay, Emekli
Sandığından emekli olan emeklilerin ise emekli maaşları üç ayda bir
ödenmektedir. Sizin de bildiğiniz gibi, emeklilerin aldığı aylık birinci ayı
dolmadan bitmektedir. Bunun önlenmesi için, Emekli Sandığından emekli olan
memur emeklilerinin de maaş ödemelerinin her ay ödenmesi yönünde Bakanlığınız
çalışma yapmayı düşünüyor mu?
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Buyurun Sayın Bakan.
ÇEVRE BAKANI İMDAT SÜTLÜOĞLU (Rize) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 5434 sayılı Türkiye
Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 122 nci maddesinde, bağlanan aylıkların,
üçer aylık ve peşin olarak ödeneceği hükme bağlandığından, Türkiye Cumhuriyeti
Emekli Sandığının kurulduğu tarihten itibaren, emekli aylıkları üçer aylık ve
peşin olarak ödenmiştir.
Söz konusu madde, 30.12.1989 tarihinde 351 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnameyle "bağlanan aylıklar, her ayın başında peşin olarak
ödenir. Aylıkların ödeme tarihlerini ve iki veya üç aylık olarak ödenmesini
belirlemeye Maliye Bakanı yetkilidir" şeklinde değiştirilmiştir.
Değişiklikten sonra, Sandıktan aylık alan emekli, dul
ve yetimlere, aylıklarının, aylık veya üçer aylık ödenmesi konusundaki
tercihleri sorulmuş ve yüzde 98'inin, üçer aylık ödemelerin devam etmesi
yönünde isteği bulunduğundan, emekli, dul ve yetim aylıklarının üçer aylık
olarak ödenmesi işlemine devam edilmektedir.
Ayrıca, emekli aylıklarının ayda bir ödenmesinin,
önlemeye çalıştığımız bankalar önünde oluşan kuyrukları daha da artıracağı
düşünülmektedir. Buna rağmen, emeklilerimizin çoğunluğunun talebi yönünde
uygulamanın değiştirilebileceği tabiîdir. Konu üzerinde çalışılmaktadır.
Teşekkür ederim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Buyurun Sayın Kamacı.
NAİL KAMACI (Antalya) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Sayın Bakanımızın bahsettiği konu üzerinde yeni bir kamuoyu
yoklaması yapılabilir. Belki, bahsettiği o konular, daha önceki dönemlerde
yapılan, bahsettiği tarihlerde yapılan ve çoğunluğun istediği sonuçtur; ancak,
son dönemlerde -özellikle enflasyonun artması sebebiyle- alınan üç aylıklar,
daha 15 inci, 20 nci günde bitmekte, emekliler, kasabın manavın önünden
geçerken başlarını eğmektedir. Zaten, aldıkları aylığın bir kıymeti harbiyesi
yok; o yüzden, hiç olmazsa aylık verelim ki, öbür aybaşı geldiği zaman, tekrar
bir harçlık alabilsinler diye düşünüyorum. Takdir kendilerinindir; böyle bir
çalışma yaparlarsa sevinirim.
Sağ olun.
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kamacı.
Sayın Bakan, ekleyeceğiniz bir şey var mı?
ÇEVRE BAKANI İMDAT SÜTLÜOĞLU (Rize) - Yok efendim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Soru önergesi yanıtlanmıştır.
Sayın milletvekilleri, sözlü soru önergelerine
ayırdığımız süre burada tamamlandı.
Şimdi, gündemimizin "Genel Görüşme ve Meclis
Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmına geçiyoruz.
Bu kısmın 1 inci sırasında yer alan, Kocaeli
Milletvekili Sayın Osman Pepe ve 23 milletvekilinin, İzmit Büyükşehir
Belediyesi İzmit Kentsel ve Endüstriyel Su Temin Projesiyle ilgili iddiaların
araştırılması amacıyla, Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 üncü ve 105 inci
maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesinin
öngörüşmelerine başlıyoruz.
VI. - GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS
SORUŞTURMASI VE
MECLİS ARAŞTIRMASI
A) Öngörüşmeler
1. - Kocaeli Milletvekili Osman Pepe ve
23 milletvekilinin, İzmit Büyükşehir Belediyesi İzmit Kentsel ve Endüstriyel Su
Temin Projesiyle ilgili iddiaların araştırılması amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/4)
BAŞKAN - Hükümet?.. Burada.
İçtüzüğümüze göre, Meclis araştırması açılıp açılmaması
hususunda, sırasıyla, hükümete, siyasî parti gruplarına ve önergedeki birinci
imza sahibine veya onun göstereceği bir diğer imza sahibine söz verilecektir.
Konuşma süreleri, hükümet ve gruplar için 20'şer
dakika, önerge sahibi için 10 dakikadır.
Şimdi, söz alan sayın üyelerin isimlerini
bildirmelerini rica ediyorum.
EYÜP FATSA (Ordu) - Grubumuz adına, İstanbul
Milletvekili Sayın Nusret Bayraktar, önerge sahipleri adına, Kocaeli
Milletvekili Sayın Muzaffer Baştopçu konuşacaklardır.
BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına?..
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Grubumuz adına Kocaeli
Milletvekili Sayın Safa Sirmen konuşacaklardır.
BAŞKAN - İlk söz Hükümetin.
Sayın Bakan, konuşmak ister misiniz?
ÇEVRE BAKANI İMDAT SÜTLÜOĞLU (Rize) - Hayır.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Sayın
Nusret Bayraktar konuşacaklardır.
Buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, dün,
Tunceli-Pülümür'de meydana gelen 6,5 şiddetindeki depremde hayatını kaybeden
vatandaşımıza Allah'tan rahmet, geriye kalanlarına sağlık ve sabırlar dilerken,
yaralı olanlara acil şifalar diliyor, bölge halkına ve milletimize geçmiş olsun
dileklerimi iletiyor; ayrıca, yine, dün, Şırnak'ta terör karşısında şehit olan
askerimize de Allah'tan rahmet diliyor, yine, milletimize başsağlığı diliyorum.
Kocaeli Milletvekili Osman Pepe ve 23 arkadaşı olarak,
İzmit Büyükşehir Belediyesi İzmit Kentsel ve Endüstriyel Su Temin Projesi ile
ilgili iddiaların araştırılması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve
105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin vermiş
olduğumuz önerge hakkında AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu
vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; projenin
başlangıcı ve tarihçesine bir göz atacak olursak, İzmit Projesi kapsamında
bulunan Kirazdere, yani Yuvacık Barajı, ilk kez, 1968 yılında hazırlanan
Marmara Havzası İstikşaf Raporunda yer almıştır. Projenin etütlerine 1966
yılında başlanmış ve 1978 yılında tamamlanmıştır. Bakanlar Kurulu, 1972 yılında
aldığı 7-5290 sayılı kararıyla, İzmit'e su temin işini, Devlet Su İşleri Genel
Müdürlüğüne vermiştir. Söz konusu kuruluş tarafından, 1982-1983 yıllarında,
planlama aşaması olarak, İzmit-Kirazdere Projesi Planlama Raporu yazılmış; daha
sonra, baraj arıtma ve isale üniteleri ilave olarak projelendirilmiştir.
İzmit Körfezinin kuzeyinde ve güneyinde yer alan,
İzmit, Derince, Yarımca, Değirmendere, Gölcük gibi ana yerleşimlerin 2020
yılına kadar içme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının yılda 273 000 000
metreküp olacağı hesaplanmış, bu miktarın 131 000 000 metreküpünün mevcut
kaynaklardan, geriye kalan 142 000 000 metreküpünün ise Kirazdere, yani Yuvacık
Barajından karşılanması öngörülmüştür.
Devlet Su İşleri, 1982 birim fiyatlarına göre projeyi
fiyatlandırmış, tesis bedelini 15 510 000 000, proje bedelini 18 255 000 000,
yatırım bedelini ise 22 996 000 000 Türk Lirası olarak tespit etmiştir. 142 000
000 metreküp/yıl kapasiteli tesisin ilk ihalesi, Devlet Su İşleri tarafından
1986 yılında yapılmış ve 2886 sayılı Kanunun 3-b maddesine göre, yapılan
ihaleyi GAMA Endüstri Anonim Şirketi kazanmış; bu ihale dahilinde baraj
yapımını gerçekleştirmiş ve kesin hakediş raporunun tanzim edildiği 1995
yılında barajın yüzde 80'inin ikmal edildiği belirtilmiştir.
Yukarıda belirtmiş olduğum gibi, Devlet Su İşleri
tarafından 1982 yılı birim fiyatlarıyla tespit edilen maliyetleri
yap-işlet-devret modeline göre imalat fiyatlarını yeniden tespit ederek
güncelleştirme şeklinde baktığımız zaman -baraj tesisatını, dolar cinsinden
1993 yılı birim fiyatına göre, dönüştürme yapıyoruz; çünkü, o dönemlerde
yap-işlet-devret modelinin en yoğun bir şekilde gündeme geldiği günlerdi- baraj
tesisatı 39 487 000 dolar, içmesuyu tesisleri için 79 209 000 dolar, toplam
olarak 118 691 973 dolar olarak tespit edilmiş. Buna göre, Devlet Su İşleri
tarafından hesaplanan maliyet, kamulaştırma, proje bedelleri, faiz ve bu gibi
giderler ilave edildiği takdirde projenin toplam maliyeti 175 979 775 dolara
yükselmektedir.
Baraj için hesaplanan maliyetin yüzde 80'lik kısmı
ilgili müteahhit tarafından yapıldığı varsayılırsa, 39 000 000 dolarlık kısmın
yüzde 80'i olan 31 589 972 dolarlık kısmı bitmiş, 2886 sayılı Kanuna göre Devlet
Su İşleri tarafından yapılan ihale kapsamındaki bu ikmal edilen işin dışında
kalan yüzde 20'lik kısım, yani, 7 897 493 dolar harcanarak bitirilmesi gereken
projeyle ilgili ilave maliyetlere baktığımız zaman ciddî rakam farklarının
gözükmekte olduğunu üzüntüyle görüyoruz.
Yap-işlet-devret modeli çerçevesinde proje için 1993
yılında tespit edilen ilk fiyata ilave olarak 714 893 000 dolarlık fiyatı,
proje sözleşmesinin tarihi olan 1995 yılına tekabül edecek şekilde
güncelleştirecek olursak, 864 863 000 dolara yükselmiş bulunmaktadır. İnşaat
maliyetleri de ayrı ayrı değerlendirmeye alındığı zaman, proje gereği, baraj
yapımı için 60 000 000 dolar, boru hatları için 293 000 000 dolar, su tasfiye
tesisleri için 146 000 000 dolar, ölçüm kontrolü için 41 000 000 küsur dolar;
pompa istasyonu için 25 000 000, proje yönetimi için 4 000 000, işletme
mobilizasyonu için 5 milyon 700 küsur, toplam 577 461 000 dolar şeklinde
gözükmektedir. Bu inşaatların imalatlarının Gama ve Güriş firmaları tarafından
yapıldığı söylenmekte... Bu maliyetlere, kredi faizleri, komisyon giderleri,
müşavirlik ve şirket giderleri ve buna benzer imalat farkları eklenerek, toplam
proje maliyeti, biraz önce bahsettiğimiz gibi, 864 863 000 dolardır.
Yap-işlet-devret modeline göre anlaşma ile yıllık 142
000 000 metreküp su elde edilmesi ve tesisleri 15 yıl süreyle şirketin
kullanması ve elde edilen suyun 1-24 ile 1-50 dolar metreküp fiyatları arasında
satılması karara bağlanmıştır. Tesisler
faaliyete geçtiğinde yıllık 142 000 000 metreküp temiz su elde edileceği
planlanmış, belediye, elde edilen suyun tamamını, şirketten, 1-24 ile 1-50
dolar metreküp/fiyat aralığında alınmasını garanti etmektedir. Bu garanti, tüketim
olmasa bile ödeme yapılacağı şeklindedir.
İzmit ve çevresinin, Devlet Su İşleri tarafından
hesaplanan su tüketimleri, 1995 yılı için 86 000 000 metreküp, 2000 yılı için
88 000 000 metreküp, 2005 yılı için 91 000 000 metreküp olarak tahmin
edilmektedir. Geri kalan suyun İSKİ'ye satılması planlanmış; fakat, İSKİ, su
fiyatlarının çok yüksek olması ve su ihtiyacını kendi tesisleriyle
karşıladığından bahisle, su almayı reddetmiştir. İSKİ su almayı neden
reddetmiş; bu konu çok önemli; çünkü, Yuvacık Barajında üretilecek olan su
miktarının İzmit ve çevresi için çok fazla olduğu, aslında, su ihtiyacı çok
yüksek olan İstanbul'a suyun satılabileceği düşüncesi bir tüccar mantığıyla
güzel bir düşünce. Özellikle, 1986-1994 yılları arasında İstanbul'un su sorunu
artarak devam ederken, gerek İstanbul ve İzmit Büyükşehir Belediyeleri gerekse
Devlet Su İşleri tarafından çeşitli formüller üzerinde durularak, İstanbul'un
su meselesini çözmek üzere çalışmalar yapıldığını bilmekteyiz. O dönemlerde
İstanbul, kalitesiz suyu 2+2 dolar -yani, temiz su, artı, atıksuyu- toplam 4
dolar/metreküp fiyata alıyordu. Oysa, bakıyoruz ve biliyoruz ki, dünyanın en
pahalı su üreten bölgelerinde bile, Körfez ülkelerinde bile, denizden
arıtılarak suyun temin edilebilmesi 1,5 dolar düzeyinde olması gerekirken, 4
dolarlık suyun çok pahalı olduğu düşüncesinden hareketle Melen Projesi, Sapanca
Gölünden, Manavgat'tan, denizlerden tankerle, balonla su taşınması, hatta
yağmur bombaları gibi çeşitli tedbirlerin alınmakta olduğu o günlerde,
İzmit'teki, Yuvacık barajından elde edilecek 100 000 000 metreküp suyun
İstanbul'a satılabileceği mantığı doğru olabilir; ama, bu fiyatın ne olacağına
baktığımız zaman, İstanbul'a, takriben 4 dolar yerine 1,5 dolar düzeyinde su
satışının uygun olacağını ve İzmit'in de para kazanacağını düşünenler, neden,
İstanbul İSKİ'nin bu su alım satımından vazgeçtiğini sordukları zaman şunu
görüyoruz: Bu pahalı maliyetler karşısında 1994 yılında göreve başlayan Genel
Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve yönetimindeki İSKİ, akıllı, bilimsel,
çağdaş ve mantıklı anlayışla İstanbul'un su sıkıntısını 2020, hatta 2040
yıllarına kadar halletme imkânını bulmuş, hem de çok çok daha ucuz fiyatlardan.
Şu anda, İstanbul'da içilebilir kaliteli suyun, atıksu bedeli dahil, 69 sent
olduğunu görürsek, 1,5 dolara mal olan İzmit'teki Yuvacık suyunu almanın
mantıksız olduğunu görmemek mümkün değil.
Mukayese ederek örnek vermek istiyorum: Yuvacık'tan
İstanbul'a uzaklık yaklaşık 120 kilometre, Melen'den İstanbul'a ise 170
kilometredir. Melen Projesi de gündemdeydi; ama, uzak oluşu ve maliyetinin
fazla olacağı düşüncesinden hareketle o projeler gündeme geçirilememiştir.
İstanbul'da, yine, üçüncü bir proje arayışı vardı ve o da, Yıldız Dereleri
Projesi idi. Yani, Istranca dağlarındaki 12 dereden 7 barajla İstanbul'un su
sorununu çözme hususunda da projeler geliştirilmiştir. Istranca dağlarından
İstanbul'a mesafenin de, 20 ilâ 200 kilometre civarında olduğunu görüyoruz.
12 dereden 7 adet baraj tesisi nasıl bitirildi; iki
yılda bu tesisler nasıl bitirildi? Bunun birkaç sırrını ve rakamlarla
mukayesesini yaptıktan sonra, halka, gerçekten -bütçede zorlandığı
maliyetlerle- yüksek maliyetlerle paralarının nerelerde, nasıl harcandığı
hususunda bir ipucu vermesi açısından önemli olduğunu bildiğimiz şu önerge
konusunda gereken araştırmayı yapmamızın faydalı olacağını düşünüyorum.
Başarının asıl sırrının, üç önemli sermayenin mantıklı
ve bilinçli kullanılmasından geçmekte olduğunu biliyoruz. Bunların biri,
insangücü potansiyelidir. Türkiye'de bu var; ama, zaman zaman
değerlendirilememiştir. İkincisi, zaman sermayesidir; geriye dönüşü olmayan
zaman, yani, kısa vadede projelerin bitirilmesi hususu çok önemlidir. Üçüncüsü
de, para sermayesinin akıllı ve mantıklı kullanılması gerektiği hususudur.
İSKİ, zamanı, insangücünü ve parayı iyi kullandığı
için, bakın, 7 barajı iki yıl içerisinde hangi şartlarda, hangi fiyatlarda
bitirdiğini göstermek en güzel tablo olacağı kanaatini veriyor bize.
Devlet Su İşleri tarafından, İstanbul'un su sorununun
çözümü için Sazlıdere Barajının ihalesi 1991 yılında yapılıyor. Bu, Devlet Su
İşleri ile İSKİ arasında bir mukayese, Sazlıdere Barajının kapasitesi 88 750
000 metreküp. İhalenin süresi, 1991'de başladı, 1999 yılında bitirilebildi; 8
yıl. Harcanan para ise, 96 400 000 dolar.
Aynı baraja emsal olabilecek, hatta, biraz daha büyük
olan bir barajı, İSKİ, nasıl, kaç liraya, ne kadar sürede bitirdi; bakalım: Bu
7 barajdan biri olan Kazandere Barajı. İhalesi 1995 yılında yapıldı; yani,
30.1.1996'da temeli atıldı. Kapasite 88 000 000 değil, 100 000 000 metreküp,
süre 8 yıl değil, 1 yıl, keşif bedeli ise, 96 000 000 dolar değil, sadece 12
000 000 dolar. Aradaki zaman ve fiyat farkını mukayese ettiğiniz zaman rakamlar
neleri çağrıştırıyor dikkatlerinize sunuyorum.
Yap-işlet-devret modeliyle İzmit Büyükşehir Belediyesi
Yuvacık'ta bir arıtma tesisi yapar. Bu arıtma tesisinin de güncel ve
fonksiyonel bir arıtma tesisi olduğunu biliyoruz. Kapasitesi 390 000 metreküp,
süre 3 yıl, tesisin bedeli 146 192 000 dolar; ama, 2015 yılına kadar satış
garantisi verilerek satılamayan su bedelleri de ödendiği takdirde bu rakamın
250 000 000-300 000 000 doları bulacağını görüyoruz.
Oysa, İSKİ tarafından 1997 yılında İkitelli'de temeli
atılan Fatih Sultan Arıtma Tesisinin kapasitesi 390 000 metreküp değil, 410 000
metreküp, süre 3 yıl değil, 1 yıl; harcanan para 146 000 000 dolar artı faiz
değil, özsermayeden sadece 32 000 000 dolar. Bunun, aradaki farkı görmek
açısından çarpıcı örnek olduğunu düşünüyorum. Keşif bedellerine karşı 5 kat,
toplam faiz ve geri ödeme bedeline karşı 20 kat daha fazla ucuz veya diğeri
pahalı. İSKİ, bu şartlarda pahalıya mal olmuş suyu Yuvacık'tan alır İstanbul
halkına pahalı olarak satar mı?! Bu kadar yüksek maliyetteki suyu İstanbul
halkına satmayı uygun bulmayan İSKİ, Yuvacık'tan alınması veyahut satılması
düşünülen suyu almaktan vazgeçer. Almaktan vazgeçince Yuvacık'daki su boşa akar
ve boş akan suyun karşılığı -devlet hazinesinin vermiş olduğu garanti
çerçevesinde- her ay 20 000 000 dolar düzeyinde para ödenir. Bu ödeme 2015
yılına kadar devam edecek, ödenecek toplam bedelin 3,5 ilâ 4 milyar dolar
düzeyinde olacağı hesaplanmaktadır.
Ülke ve millet olarak, yolsuzluk ve yoksullukla
mücadele konusunda iki siyasî partinin de hassasiyet içerisinde olduğunu
biliyoruz. Bugün, dışborcu 120 milyar dolar, içborcu 98 milyar dolar olan ve
toplam 218 milyar dolarlık borç batağındaki Türkiye'nin, özellikle dışborç
stoklarını eritememesinin arkasında yatan gerçeğin, 2/3'ü kadarı yanlış
yatırımlar, yanlış yönetimler, şişirilmiş fiyatlar ve buna benzer
yolsuzluklardan dolayı olduğunu görmekteyiz.
Söz konusu Yuvacık Barajı ve tesislerin
olumsuzluklarını dile getiren gazete başlıkları ve köşe yazarlarının yıllarca
işaret ettiklerine bakılırsa, Türkiye'nin nasıl battığını görmek mümkündür.
Zamanımızın azlığı nedeniyle bu gazete kupürlerine bakmıyoruz.
Sayıştay raporlarından da aldığımız bilgilere göre, 32
sayfalık raporun belki bir birkaç cümlesine vaktim elverirse dokunabilirim;
ama, vaktimin dolmakta olduğunu gördüğüm için, ben, bu konunun şu anda detayına
girmeyeceğim, toparlıyorum.
Yuvacık Barajındaki yanlışlıklar sonucu, Hazinece,
bugüne kadar, 738 000 000 dolar eködeme yapılmış. Eğer, anlaşma gereği 2015
yılına kadar, 13 yıl daha söz konusu projenin yanlışlığına katlanılırsa, ayda
yaklaşık 20 000 000 dolar ödeyerek bu miktarın toplam olarak çok daha
yükseleceğini biraz önce söylemiştim.
İçişleri Bakanlığının ve Sayıştayın vermiş olduğu
raporlara göre 1990-2000 yıllarında yapılan proje dışında garanti kapsamlı
eködeme, Hazinenin ödediği
para 387 000 000 dolar; 2001'de 200 000
000 dolar; 2002'de 142 000 000 dolar; toplam 738 000 000 dolar eködeme. Proje maliyeti de 864 000 000
dolar, genel toplam 1 602 000 000 doları bulmuş oluyor.
Burada, başlıklarla Sayıştay raporları var, geçiyorum,
dokunamıyorum, vaktim yok. Başlangıçta 15 510 000 000 Türk Lirasıyla başlayan
ve üç yılda bitirilmesinin faydalı olacağı düşünülen bu proje onüç yılda
bitirilebilmiş ve 860 000 000 dolar anapara, faizleriyle birlikte 1 500 000 000
doları bulan bir bedel... Aslında, toplam proje bedelini güncelleştirecek
olursak, 118 milyar dolara mal olabileceği yerde 1 600 000 000 doları
geçmiştir.
Oysa, benzer özelliklere sahip İzmir Tahtalı İçmesuyu
Projesinin yatırım maliyeti 115 000 000 dolardır. İSKİ Fatih Sultan Arıtma
Tesisi, maliyeti 32 000 000 dolardır. Gerek Sayıştay raporu ve gerekse İçişleri
Bakanlığının bu konudaki detay raporları Meclisimize zaman zaman
gönderilmektedir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yolsuzluklarla
mücadelede hassas olan iki siyasî partiden biri, Adalet ve Kalkınma Partisi,
iktidar olmuştur; diğeri, Cumhuriyet Halk Partisi, anamuhalefet partisi
olmuştur. Şu anda, ikisi de, aktif olarak, Mecliste, görevde bulunmaktalar.
Halkımıza vermiş olduğumuz söz ve halkın beklentilerine cevap olması açısından
son derece önemli olduğunu bildiğimiz yolsuzluklarla mücadele konusunda, 7 Ocak
2003 tarihli Genel Kurulda üzerinde durulan ve her iki parti üyeleri
tarafından, karşılıklı dayanışma içerisinde mutabakata varılan bu konunun da,
araştırma önergesi kapsamında değerlendirileceği umudu içerisindeyim. Hatta,
Cumhuriyet Halk Partili sözcünün beyan ettiği gibi, İsmet İnönü'den
bahsederken, merhum İnönü'nün "beytülmale dokunanın sonu felaket
olur" sözü, aslında...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ RIZA BODUR (İzmir) - O söz, herkes için geçerlidir.
BAŞKAN - Son cümlenizi tamamlamanız için eksüre
veriyorum Sayın Bayraktar.
Buyurun.
NUSRET BAYRAKTAR (Devamla) - Teşekkür ediyorum.
Son cümlemi söylüyorum.
...beytülmal açısından ve ülkemizin ekonomisiyle ilgili
son derece önemli bir örnek olması açısından, Türkiye Büyük Millet Meclisinde
bu konunun da mutlaka araştırılacağını, yıllardır tartışılan ve tartışılmaya
aday olan Yuvacık Barajıyla ilgili Meclis araştırması önergemize destek
vereceğinizi umuyor, Meclisimizi ve tüm izleyenleri saygıyla selamlıyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bayraktar.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Sefa
Sirmen; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA MEHMET SEFA SİRMEN (Kocaeli) - Sayın
Başkan, sayın milletvekilleri; Kocaeli Milletvekili Sayın Osman Pepe'nin ve
arkadaşlarının -benim de imza attığım- Yuvacık Barajı hakkındaki Meclis
araştırması önergesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış
bulunmaktayım; sözlerime başlarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tabiî, Sayın Bayraktar, kendisini neden İstanbul
Büyükşehir Belediyesini ve İSKİ'yi koruma ve savunma ihtiyacında hissetti,
anlayamadım! Galiba, suçluluk kompleksi içinde olduklarını düşünebiliyorum;
çünkü, biraz sonra, bu konuyla ilgili, bu barajın başladığı gibi bitmemesinin
sorumlusunun kim olduğunu -zaten, Meclis araştırmasında da çıkacak- devletin ve
kurumların resmî belgeleriyle ifade edeceğim.
Ben, ondört yıl, İzmit'te belediye başkanlığı görevini
yaptım. İkinci dönem adaylığımda, 1994 seçimlerinde, bu önergeyi veren Orman
Bakanı Sayın Osman Pepe de, Refah Partisinden büyükşehir belediye başkan
adayıydı; beraber rakip olmuştuk. Seçimde, tabiî ki, ben kazandım. Kendisi,
daha sonraki, 1995 genel seçimlerinde, yine, aynı partiden milletvekili
seçilerek bu Parlamentoya geldi. O günden beri, İzmit Büyükşehir Belediyesi
olarak ürettiğimiz ne kadar proje varsa, her biri hakkında olumsuz eleştiriler,
iftiralar, şikâyetler, ihbarlar... Yani, 1994'teki öfkesi bitmedi, hâlâ devam
ediyor ki, Bakan oldu, yine, ilk oturumda böylesi bir önerge verildi. Ben
üzülüyorum... Öfkesine sizleri de ortak etmek istiyor.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Siz de imza attınız.
MEHMET SEFA SİRMEN (Devamla) - Bakın, belediye sarayı
yaptım; ona bir sürü laflar üretti. Saray bitti, belediye hizmet binası açıldı,
laf bitti.
İzmit kokuyordu -biraz evvel, burada, önergede, İZAYDAŞ
konusu yapıldı- Türkiye'de, ilk kez, bir çöp fabrikasını, İzmit Büyükşehir
Belediyesi olarak yaptık. Çevre Komisyonuna girdi, lisans alınması için bizi
yıllarca uğraştırdı.
Doğalgaz projesine başladık -İzmit, sanayiin bütün
olumsuzluklarını yaşıyor, İzmit zehir soluyor- sabah gazetelerde Sayın Pepe'nin
manşeti, haberi "İzmit'e mayın döşeniyor."
Değerli arkadaşlarım, inanın, sokaklara girdik,
vatandaş tedirgin oldu "biz, doğalgaz istemiyoruz" demeye başladılar.
Yani, ne geliştirdiysek, ne yaptıysak, bütün bu projelerimize hep karşı çıktı.
Aslında, bu baraj dahil, diğer projelerimizin
hiçbirini, kendisi, ne incelemiştir, ne görmüştür. Bilmiyorum, Sayın Bayraktar,
Yuvacık Barajına gitti mi, arıtma tesislerini gezdi, gördü mü?
NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Gittim... Gezdim...
MEHMET SEFA SİRMEN (Devamla) - Şimdi, aslında, Yuvacık
Barajı, bir sanat abidesi, bir teknoloji harikası; Kocaeli'ne hayat veren en
büyük projedir.
Biraz evvel Sayın Bayraktar da söyledi, 1960'lı
yıllarda planlaması yapılmış. Aslında, İzmit Büyükşehir Belediyesi olarak, bu
projede, hiçbir konuda sorumluluğumuz yok; çünkü, teknik olarak, proje olarak
tek sorumlu ve görevli Devlet Su İşleri. Ben göreve başlamadan, 1986 yılında
ihalesi yapılmış ve 1987'de temeli atılmış. Biraz evvel Sayın Bayraktar da
söyledi, GAMA Endüstri A.Ş. işi almış ve başladığı gibi durmuş.
O tarihleri hatırlayın, ben göreve başladığım zaman,
bizim bölgemizin en öncelikli sorunu suydu. Esas pahalılık susuzluktur. Kocaeli
sanayii durma noktasına gelmişti. Aynı sıkıntı İstanbul'da yaşanıyordu.
Özellikle 1989-1994 yılları arasında yapay yağış modelleri, projeleri
oluşturularak yağmur bombaları atılıyor, Yalova'dan gemilerle, tankerlerle su
çekiliyor; hatta, Karadeniz'den Terkos'a motopomplarla su basılıyordu. Artık,
yeraltı su kaynakları... Kocaeli'nde sanayi kuruluşlarının üretimini devam
ettirebilmesi için tuzlu su gelmeye başlamıştı. O dönemde, o günkü iktidar, o
günkü hükümet tarafından -ki, benim de, yeni bir belediye başkanı olarak, bölge
milletvekillerimizle birlikte, bu projenin hızlandırılması, duran projenin
ayağa kaldırılması konusunda gayretlerim olmuştu- maalesef, Devlet Su İşleri
kaynaklarıyla bu projenin yapılamayacağı, yapılmasının mümkün olmadığı ifade
edilerek, o gün, Başbakanlığın talimatıyla, bu projenin yap-işlet-devret
modeline dönüştürülmesi konusunda çalışmalar başlatıldı. O aşamaya kadar, biz,
bu projenin hiçbir yerinde yokuz. Bu projenin yap-işlet-devret modeline
dönüştürülmesi aşamasında, Devlet Su İşlerinin fizibilitesine göre, 142 000 000
metreküp suyu bu baraj üretecek, 100 000 000 metreküp suyu İstanbul kullanacak,
30 000 000 metreküp suyu TÜPRAŞ, İGSAŞ, SEKA gibi sanayi kuruluşları kullanacak,
geriye kalan 12 000 000 metreküp su da Kocaeli'nin ihtiyacına kullanılacak. Bu,
ne zamana kadar İstanbul'un su ihtiyacını karşılayacak; 2020 yılına kadar. 2020
yılından sonra, azar azar kesilecek ve 142 000 000 metreküp suyun tamamı
Kocaeli'nde kullanılacak. Bu, Devlet Su İşlerinin yaptığı planlama, fizibilite.
Biz ondan sonra İSKİ'yle ne yapmışız; İSKİ, bize, 1990 yılında resmî yazı
yazmış, 100 000 000 metreküp su alacağını yazıyla bildirmiş; 1992 yılında
İSKİ'yle su anlaşması imzalamışız.
MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Nerede?!
MEHMET SEFA SİRMEN (Devamla) - Burada belgeler.
Hepinize dağıtacağım belgeleri; 550 milletvekilimize, devletin bütün resmî
belgelerini, anlaşmalarını, her birini anlatacağım.
İşte, bakın -oradan göremezsiniz, onun için
dağıtacağım- şurada, bu belge, İSKİ ile imzaladığımız, 1992 yılındaki su
anlaşması ve burada da şöyle söyleniyor: Bu su, hiçbir aşamasında 1,4 doları
geçmeyecek. Anlaşma öyle. Aslında, ortalaması 1 dolara geliyor. Zaman zaman 80
sente filan su veriliyor, 15 yıl süresi içerisinde ve bu su, tabiî, dünya
standardında arıtılmış su.
Tabiî, bu anlaşma yapılırken, yine İSKİ'nin internet...
Biraz evvel, suyun 68 sente satıldığını ifade etti. O tarihte, anlaşmayı
yaptığımız tarihte 1 ABD Doları 1 428 TL iken, İstanbul İSKİ, konutlara,
içmesuyu olarak, metreküpünü 71 sente satıyor, 71 sent de atıksu bedeli alıyor;
1,42 dolar alıyor konutlardan. Sanayi kuruluşlarına kaça satıyor; 2,14 sent su
bedeli, 2,14 sent de atıksu bedeli alıyor, 4,28'e suyu satmış oluyor. Bütün bu
belgeleri sizlere dağıtacağız; hepsi burada mevcut.
Tabiî ki, 1994 yılında yönetim değişiyor, Sayın Tayyip
Erdoğan geliyor. Sayın Tayyip Erdoğan, ilk icraatında, İSKİ Genel Kurulunda ve
İSKİ faaliyet raporunda 100 000 000 metreküp su alacağını belgeliyor ve
meclisinden geçiriyor. 1994 yılı... Aynı yönetim, 1995 yılında da, hem de
haritasıyla... Bu İstanbul Büyüksu Projesi Kaynak ve İsale Hatları... Bunlar,
bütün belgeler İSKİ'nin belgeleri... Yuvacık'tan su alıp, getirip, Ömerli
Barajına, Pendik Şıhlı Deposuna götürdüğü... 1995 yılında da faaliyet raporuna
alıyor. Biz, projeyi 1995 yılında imzalıyoruz. Bizim, belediye olarak, o,
"yap-işlet-devret"te yüzde 39'a kadar hisse almamız konusunda
Bakanlar Kurulu karar veriyor, Yüksek Planlama Kurulu Kararı var. Zaten malî
işlerini, faiz oranlarını, bütün bu malî sorumluluklar; Devlet Planlama
Teşkilatı kararı, Yüksek Planlama Kurulu kararı, Bakanlar Kurulu kararı, Hazine
Müsteşarlığı... Hepsi -onlar da- belgeli. Yani, İzmit Büyükşehir Belediyesinin
projenin başından sonuna kadar, hiçbir alanında sorumluluğu yok.
İzmit Belediyesi şunu yapabilirdi, şunu diyebilirdi:
"Kardeşim, Devlet Su İşleri yapacaksa yapsın, ben, yap-işlet-devret
formülünü kabul etmiyorum." Şimdi, bize sunulan tablo, anlaşmalar
ortada: 130 000 000 metreküpün pazarı
hazır, İstanbul'a, sanayi kuruluşlarına veriliyor, ortalaması 1
dolardan, 130 milyon dolar geriye
alıyor. 12 000 000 metreküpü de biz
Kocaeli'nde satıyoruz, 12 000
000 dolar da oradan sağlıyoruz, proje kendi kendini ödüyor. Biz de, 15 yıl
sonra barajın tek sahibi olacağımız için, meclisimize götürdük ve meclis
kararıyla, yap-işlet-devret formülüyle -Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda-
girdik. Yani, susuzluktan kavrulan bir Belediye Başkanı, İzmit halkına, Kocaeli
halkına nasıl suyu reddedebilir?!. Mümkün değil...
MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Meclis kararı yok.
MEHMET SEFA SİRMEN (Devamla) - Meclis kararı da var
Sayın Başkan, biraz sonra çıkar konuşursunuz. Zaten, bütün burada
konuştuklarımı -hiç hayaîi olarak konuşmuyorum- ben, bir kitapçık halinde,
bütün milletvekillerimize belgelerle birlikte vereceğim.
Değerli arkadaşlarım, tabiî ki, bu projenin, ne yazık
ki, Devlet Su İşlerinin fizibilitesine uygun olarak, onun planlamasına uygun
olarak yürümemesinin -ki, Meclis araştırmasında da çıkacak bu ortaya, sizin
adınıza da çok üzgünüm, üzülerek söylüyorum- tek sorumlusu Sayın Tayyip
Erdoğan'dır. Neden Sayın Tayyip Erdoğan'dır... Ben, kendisiyle de bir meslektaş
olarak gittim görüştüm; hatta, Gebze'den Pendik Şıhlı'ya kadar isale hattının
devamı için, yani, İstanbul sınırına girmek için izin istedim. Hatta, Yuvacık
Belediye Başkanının da -şu anda AKP'nin il Başkanı- çok desteğini gördüm, çok
teşekkür ediyorum İbrahim Beye. Beraber gittik. Çok sıcak karşıladı Sayın
Başkan, çok olumlu yaklaştı. O gün Genel Müdürün yurtdışında olduğunu,
gelişinde bu işi çözeceğini ifade etti. Daha detaylarına da girmek istemiyorum.
Ondan sonra, nedense, ne olduysa, olumsuzluk başladı; belki bizim bugün bu
önergeyi veren arkadaşlarımızın baskısıyla veya başka gerekçelerle...
Biz de, özellikle, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak
bu Meclis araştırmasının yapılması doğrultusunda oy vereceğiz. Komisyonda görev
alan arkadaşlarımın, özellikle, Sayın Tayyip Erdoğan'a da, bu suyu neden
almadıklarını bizzat sormalarını istiyorum.
Bakın, burada başka belgeler var. Hazineden sorumlu
eski Devlet Bakanı Sayın Hikmet Uluğbay, İçişleri Bakanlığını, İstanbul
Belediyesine, İSKİ'ye müeyyide uygulaması için yazı yazarak uyarıyor -çünkü,
Yüksek Planlama Kurulu kararları, Devlet Planlama Teşkilatının kararı ve
Bakanlar Kurulunun kararı var- projenin bütünlüğünü bozacak, projenin
bütünlüğünü aksatacak herhangi bir değişimin yapılması halinde hukukî sorunlar
doğuracağını; o nedenle, projenin bütünlüğü için, bu projenin fizibilitesine
uygun devamlılığı için İstanbul Büyükşehir Belediyesine müeyyide uygulanmasını
istiyor. O yetmiyor, Sayın Cumhurbaşkanlığı makamı yazıyor. Bir paragrafını
okuyacağım size:
"Yüksek Planlama Kurulunun 1995 yılında aldığı
kararla, yap-işlet-devret sistemiyle gerçekleştirilmesini onayladığı projenin
fizibilitesi ve uygulama anlaşması, Kirazdere'den İstanbul Şıhlı Deposuna su
verilmesini öngördüğüne göre, uygulamanın belirli bir aşamasında, herhangi bir
kuruluşun proje bütünlüğünü bozacak, fizibilitesini olumsuz etkileyecek şekilde
değişiklik yapmak istemesi, Yüksek Planlama Kurulu kararına ters düştüğü gibi,
mevcut anlaşmaya aykırı olması itibariyle hukukî sonuçlar da
doğurabilecektir." Bunu, Cumhurbaşkanlığı yazıyor. Bütün bu belgeleri size
vereceğim.
Başka ne oluyor; İstanbul Valisi Sayın Kutlu Aktaş
görevlendiriliyor ve o günkü Sayın Başkanımız Tayyip Beyle görüşmeler oluyor.
Diyor ki: "İSKİ'ye suya ihtiyacım yok; Genel Müdür size bir brifing
versin." Sayın İstanbul Valisine brifing veriliyor. Hakikaten, İSKİ Genel
Müdürü -tabiî, 1994'ten sonra, hakikaten, istatistiklere de baktığınız zaman,
1994'ten önce, 1980'li yıllardaki kuraklık hiçbir dönemde yaşanmadı; yağışlı
mevsimler halen devam ediyor- su sıkıntılarının olmadığını, suya ihtiyaçlarının
olmadığını ifade eden bir brifing veriyor. Brifingin sonunda, Sayın Vali,
ilgili bakanı, Başbakanı veya Cumhurbaşkanını bilgilendiriyor, beni de
bilgilendiriyor. Yapılacak bir şey yok, su almıyorlar; almalarına da
ihtiyaçları olmadığını bana brifingle bildirdiler.
Aradan 15 gün geçiyor. Aynı Sayın Vali Kutlu Aktaş'la
bir toplantıda karşılaşıyoruz. "Sayın Başkan, sen diyordun ki, siyaseten
bunlar suyu almıyor, benim de brifingde kanaatim öyle değildi; ama, brifingden
sonra, geçen hafta, Tuzla, Pendik ve Maltepe'deki muhtarların tamamı geldiler,
20 gündür sularının akmadığını söylediler; galiba, bunlar biraz da siyaseten su
almıyorlar" dedi. Kutlu Aktaş'a, tabiî bu araştırmayı yapacak arkadaşlar
mutlaka soracaklardır, bilgi alacaklardır.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu baraj, gerçekten,
bölgemiz için çok hayatî önem taşıyan bir proje. Belki bugün için, fizibiliteye
uygun sonuç vermemiş olabilir, İstanbul, suyu almamış olabilir; almasın.
Hazine, bu projeyle ilgili bugün için para ödüyor. Kimin için ödüyor; İzmit
Büyükşehir Belediyesi için ödüyor. İzmit Büyükşehir Belediyesi borçlanıyor, bu
projeyle ilgili, gelirlerinin yüzde 25'i kesiliyor. O yetmiyor, gelecek
günlerde de baraj devralındığında, tamamen belediye işlettiğinde bu bedel
ödenecek. Yani, Hazineye hiç kimsenin borcu kalmayacak.
Şimdi, Hazine, bankalardan çekilen 40 milyar dolar
parayı ödemedi mi?! Hazine, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Hazine kefaletli
borçlarını ödemiyor mu?! Ankara Büyükşehir Belediyesinin Hazine kefaletli,
tramvayını, bilmem başka projelerini ödemiyor mu?! Yani, Kocaeli'ne ödenince mi
çok görülüyor?! Hele ki, Kocaeli her yıl bu ülkenin bütçesine 5 milyar dolar
para veriyor. Her yıl Kocaeli Kenti, Türkiye bütçesine 5 milyar dolar ödüyor.
Araştırın, yirmi yıl geriye gidin, otuz yıl geriye gidin, her yıl aldığı
yatırım desteği 100 000 000 doları geçmiş değil. Hazine, Kocaeli için,
Kocaeli'ndeki insanların içilebilir suyu musluklarından akıtabilmesi için
belediyeye 1 milyar dolarlık destek vermiş, çok mu?! Ben araştırılsın
istiyorum; yanlış yapanlar varsa, hesap versin diyorum; çünkü, bu proje benim
sorumluluğumda, benim ürettiğim bir proje değil, Devlet Su İşlerinin yıllar
evvel başlattığı, on yıl atıl duran bir projeyi biz ayağa kaldırmışız; şimdi,
142 000 000 metreküp su üretiyoruz, hem de dünya standardında.
Geçen yıl, Kocaeli, bu projeyle birlikte, İzmit
Büyükşehir Belediyesi doğalgaz projesiyle, çöp fabrikası projesiyle Avrupa
Kenti Ödülüne layık görüldü ve Avrupa bayrağı çekildi Kocaeli'nde. Torpille
alınmadı, hak etmeden alınmadı, bir emek karşılığında alındı.
Şimdi, ben böylesi bir projeyi gündeme taşıdığı için,
özellikle de Sayın Orman Bakanına teşekkür ediyorum; çünkü, daha evvel de, 57
nci hükümet döneminde de, bizim, Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekilleri
olmadığı dönemde de, bu ve diğer projelerimiz hakkında çok yanlış bilgiler
alarak, çok yanlış değerlendirmeler yaparak hem Parlamentoyu hem kamuoyunu
yanlış bilgilendiriyordu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Sirmen, tamamlamanız için eksüre
veriyorum.
MEHMET SEFA SİRMEN (Devamla) - Toparlıyorum Sayın
Başkanım.
Hiç değilse, bu vesileyle, bu araştırmayla bu projenin
ne olduğu ortaya çıkacak.
Bakın, geçtiğimiz günlerde -aslında, bu projeyle ilgili
hepiniz çok bilgi sahibisiniz -seçimlere, hatta aday belirlemesine çok kısa bir
zaman kala, 10 gün süreyle Sabah Gazetesi bunu manşetinde yayımladı; tamamen
şahsımı ve CHP'yi yıpratma adına yayımlar yaptı. O yetmedi, geçen hafta,
evvelki hafta, yine Sabah Gazetesini açtık baktık, manşetten "Yuvacık
Barajı yolsuzluğuyla ilgili dokunulmazlığın kaldırılması... Sefa Sirmen gündeme
geldi..."
Meclis Başkanlığına gittim... Çünkü, Yuvacık Barajıyla
ilgili, devletin bütün denetim birimleri, Sayıştay, Başbakanlık Teftiş Kurulu,
İçişleri Bakanlığı müfettişleri, hepsi denetledi. Bugüne kadar Sefa Sirmen
hakkında açılmış ne bir dava var ne bir soruşturma var.
Gelen evrak ne diye merak ettim, gittim; işte, biraz
evvelki konuşmamda söylediğim, 7 000 konut yaptığım, Yuvam İzmit projesinde,
İzmit'te Kocaeli'nde evi olmayan insanları ev sahibi yaptığım projede, o deprem
günlerinde konutları bir an evvel teslim edebilmek için, deprem sonrası milleti
çadırlardan kurtarmak için o gayretimizle geçiçi işçi çalıştırmışız ve Valiliğe
onaylatmamışız. Onunla ilgili, müfettiş rapor tutmuş. Ona ilaveten bir de, 160
milyar liralık o projenin peyzaj ihalesiyle ilgili, düzenlemeyle ilgili
müfettiş raporu, daha savcılığa gitmiş, Meclise gelmiş; yargıya intikal
etmemiş; ama, Sabah Gazetesine baktığın zaman, kıyametler kopuyor.
Değerli arkadaşlarım, hepimizin itibara ihtiyacı var.
Siyaseti yüceltmemiz lazım. Siyasetin yüceltilmesi için de herkesin hesap
vermesi lazım. (CHP sıralarından alkışlar) Ben 14 yılın hesabını verdim,
geldim. Mal varlığımın hesabını, başladığım günden bugüne kadar, hem devletin
birimlerine hem de mahkeme önünde, yargı önünde verdim geldim.
Şimdi, birçok arkadaşımızın hakkında bir sürü şaibe,
iddia var. Ben o arkadaşlar adına üzülüyorum. Belki o arkadaşlar onları hak
etmiyor; ama, yargı var -çalışmış, üretmiş, proje yapmış- gelin şundan
kurtulalım, hep beraber şu dokunulmazlıkları kaldıralım, rahatlayalım ve temiz
siyaset diyoruz, erdemli siyaset diyoruz; bunun yolu buradan geçer. (CHP
sıralarından alkışlar)
Bakın, milletimiz 3 Kasım seçimlerinde ampulünüze çok
büyük enerji verdi; ama, ampulünüz sizi aydınlatıyor, halkı değil. (CHP
sıralarından alkışlar) Bu enerjiniz bitebilir ve bu ampul sönmeye başlayabilir.
Onun için, Cumhuriyet Halk Partisi olarak sizleri uyarıyoruz.
Ben, yine de, bu fırsatı verdiğiniz için, önergede
imzası olan arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
olarak bu araştırma, inceleme komisyonuna evet oyu vereceğiz, konunun
incelenmesi doğrultusunda oy vereceğiz.
Hepinizi bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Sirmen.
Şimdi, söz sırası, önerge sahibi adına Sayın Muzaffer
Baştopçu'da.
Buyurun Sayın Baştopçu. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce, Şırnak'ta terör örgütünün şehit
ettiği evladımızı rahmetle anıyor, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Tunceli
Pülümür'deki depremde ölen kardeşimize de Allah'tan rahmet, yaralılara da acil
şifalar diliyorum.
Ayrıca, aşırı yağışlar nedeniyle zarar gören bütün
çiftçilerimize de geçmiş olsun diyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Kocaeli
Milletvekilimiz Sayın Osman Pepe ve 23 arkadaşının, İzmit Büyükşehir Belediyesi
İzmit Kentsel ve Endüstriyel Su Temin Projesiyle ilgili olarak, projede yapılan
hatalar yüzünden Hazinenin büyük kayıplara uğramasının nedenlerinin tespiti
için, Anayasamızın 98, İçtüzüğümüzün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis
araştırması istemimiz doğrultusunda, şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce
Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün size
anlatacağım, Kocaelimizin uzun, ince, ilginç, gerçek ve hepsi belgelere dayanan
yol hikâyelerinden birisidir. Kısa adıyla Yuvacık Barajı, uzun adıyla İzmit
Şehri Kentsel ve Endüstriyel Su Temin Projesi.
Yıllar önce, Devlet Su İşleri tarafından İzmit ve yakın
çevresinin su gereksinimini sağlamak amacıyla başlatılan bu proje, 9 Şubat 1987
tarihinde, 15 000 000 dolara GAMA Anonim Şirketine ihale edilmişti. Sekiz yıl
sonra, baraj inşaat bölümünün yaklaşık yarısı bitmiş iken, İzmit Büyükşehir
Belediyesi, bu projenin bir an önce tamamlanması ve yap-işlet-devret modeline
göre yaptırılması için girişimlere başlamış, bu girişimler sırasında, belediye
ile Dış Ekonomik İlişkiler Müdürlüğü, İSKİ, Sayıştay, Hazine Müsteşarlığı ve
diğer ilgili kuruluşlar arasında çeşitli yazışmalar yapılmıştır. Bu konudan
olarak, İSKİ, yap-işlet-devret modeliyle yapılacak bu projede maliyetin çok
yüksek olacağını belirterek, bu suyun, İSKİ tarafından, ancak ve ancak zorunlu
hallerde alınabileceğini; Dış Ekonomik İlişkiler Müdürlüğü ise, toplam yatırım
maliyeti 700 000 000 dolar olacak olan bu projede, belediyenin malî
yükümlülüklerini yerine getirmeyeceğini; Sayıştay ise, 700 000 000 dolarlık bu
projede belediyenin, bu projeyi karşılamasının ve borçlanma programına
alınmasının mümkün olmadığını ve Hazineye çok ağır bir yük geleceğini
belirtmelerine rağmen, Büyükşehir Belediyesi, yapımcı firma GAMA, GÜRİŞ,
yabancı şirket Times Water'dan oluşan konsorsiyum, İzmit Su A.Ş, yani, İSAŞ adı
altında bir şirket kurmuş ve bu şirkete yap-işlet-devret modeline göre projenin
yapımı, yani, yılda 142 000 000
metreküp su temini ve 865 000 000 dolar proje maliyetiyle, teklif
alınmadan, ihale yapılmadan, meclis ve encümen kararı olmadan verilmiştir.
Tarih, 24 Ekim 1995.
Burada hemen belirtmeliyim ki, projenin bütün
olumsuzluklarına rağmen dönemin Başbakanı, Hazineden sorumlu Devlet Bakanı ve
diğer üst düzey yöneticilerinin zorlamasıyla yap-işlet-devret kapsamına
alınması da ayrı bir inceleme konusudur. Daha işin başında bütün yasalar,
maalesef, çiğnenmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi size,
belediyenin bölgedeki su tüketimleriyle ilgili çok ilginç iki yazısından
örneklemeler sunuyorum. 5 Temmuz 1993'te İzmit Belediyesi, Yabancı Sermaye
Genel Müdürlüğüne yazdıkları yazıda, İSKİ'nin 20 000 000 metreküp/yıl su
alacağını, Gebze dahil, diğer belediyeler ve sanayi kuruluşlarının 100 000 000
metreküp/yıl su kullandıklarını, geriye kalan 22 000 000 metreküp/yıl suyun
finansman riskinin ise, belediye ile şirket arasında paylaşılacağını
bildirmiştir. Halbuki, eski bir PETKİM çalışanı olarak benim bildiğim, başta
TÜPRAŞ ve PETKİM olarak, bu sanayi kuruluşları, kendi su isale hatlarıyla,
Sapanca Gölünden sularını temin etmektedirler; ama, her ne hikmetse, aynı
belediye, tam 7 yıl sonra, 14 Temmuz 2000'de şöyle bir yazı yazmış; Yuvacık
Barajından 100 000 000 metreküp/yıl su İSKİ'ye, 22 000 000 metreküp/yıl su
SEKA, TÜPRAŞ, PETKİM ve İGSAŞ'a, geri kalan 20 000 000 metreküp/yıl su ise,
İzmit ve çevresine verilecek demişlerdir. Evet, görülen odur ki, bu projenin
fizibilite hesapları hiç yapılmamıştır. Yani, belediye, 1993'te İSKİ'ye 20 000
000 metreküp/yıl su, 2000'de İSKİ'ye 100 000 000 metreküp/yıl su vermeyi kendi
kendine planlamaktadır.
Evet, biz, yol hikâyemize devam edelim. Peki, Hazine bu
arada ne yapmıştır; Hazinenin bu projeyle ilgili genel müdürlerinin, İzmit
Belediyesince kullanılacak dış kredilere garanti verilmemesi uyarılarına
rağmen, Hazine Müsteşarlığı, belediyenin yıllık 142 000 000 metreküp/yıl
arıtılmış suyun tam ve zamanında satın alınma garantisinden doğan
yükümlülükleri yerine getirmemesi durumunda, söz konusu ödemelerin Hazine
tarafından üstlenileceğine ilişkin, 19 Aralık 1995 tarihli Hazine garanti
mektubunu vermiştir. Artık, Büyükşehirde işler yolunda gidecektir ve nitekim de
öyle olmuştur. İşlemler hemen başlamıştır. Belediye, acilen, Hazinenin
garantörlüğünde, şirketteki yüzde 15 ortaklık payına karşılık olan 19 500 000
dolar yurtdışı kredisi almış, faiziyle birlikte 22 100 000 dolar olan borcunun
ancak 1 600 000 dolarını ödemiş, geriye kalan 20 500 000 doları ise Hazinemize
ödetmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütün
Kocaelililerin özlemle beklediği Yuvacık Barajı, 18 Ocak 1999 tarihinde
işletmeye açılmıştır; Kocaelililer sevinçlidir; artık, bol, temiz ve ucuz su
alacaklardır. Evet, arıtılmış temiz suyu vatandaş beğenmektedir; ama, ah şu su
faturaları bu kadar yüksek olmasaydı!..
MEHMET SEFA SİRMEN (Kocaeli) - İstanbul'dan da ucuz,
Ankara'dan da ucuz!
MUZAFFER BAŞTOPÇU (Devamla) - Hem artık herkes
biliyordu ki, bu tesisler, 15 yıl sonra, yani 18 Ocak 2014'te bizim, yani
ISU'nun olacaktı. İyi de, o zamana kadar, şu taahhüt edilen; ama, boşa giden su
paralarını kim verecekti?! Bunu bilmeyecek ne var; tabiî ki, garantör Hazine!
Şimdi gelelim, hepimizin çok ilginç bulacağı sayısal
değerlere. Yıl 1999; barajdan yıl boyunca alınan miktar 56 000 000 metreküp,
kayıplar 34 000 000 metreküp, kayıp oranı yüzde 61. Yıl 2000; barajdan alınan
su 96 000 000 metreküp, kayıplar 55 000 000 metreküp, kayıp oranı yüzde 57.
MEHMET SEFA SİRMEN (Kocaeli) - Deprem oldu, deprem!
ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Dünyadan haberiniz yok!
MUZAFFER BAŞTOPÇU (Devamla) - Yıl 2001; barajdan alınan
miktar 101 000 000 metreküp, kayıplar 57 000 000 metreküp, kayıp oranı yüzde
56...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlamanız için süre tanıyorum;
buyurun.
MUZAFFER BAŞTOPÇU (Devamla) - Evet, yeni yapılan bir
proje ve kayıpları... Şimdi, burada, şöyle bir hesap yapıyoruz; diyoruz ki,
eğer 2001 yılını baz olarak alırsak, barajdan 101 000 000 metreküp su
alınmıştır. Eğer, denildiği gibi, İSKİ'ye ve diğer kuruluşlara 122 000 000
metreküp su verilseydi ve bu 122 000 000 metreküp su kullanılsaydı ve yine,
aynı şekilde kayıplar olsaydı -su kaybını yüzde 50 olarak düşünürsek- toplam
284 000 000 metreküp suya ihtiyaç olacaktı. Baraj kapasitesi 142 000 000
metreküp; ama, maalesef, değer çıkıyor 284 000 000 metreküpe...
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yukarıda
söylediğim, suyun miktarlarıyla ilgili değerlendirmelerdi. Şimdi, ben size,
Ocak 1999 ve Nisan 2002 tarihleri arasında İzmit Büyük Şehir Belediyesine
gönderilip de Belediye tarafından ödenemediği için Hazine tarafından İSAŞ'a
ödenen su paralarını söylüyorum: 590 000 000 Amerikan Doları, 21 000 000
İngiliz Sterlini, 81 trilyon Türk Lirası. Evet, Ocak 1999 ilâ Nisan 2002
döneminde İSU tarafından barajdan 286 000 000 metreküp su alınmıştır. Bu suyun
cari değeri 375 trilyondur. Buna karşılık İSU, Belediyeye 15 trilyon
yatırmıştır. Belediyenin İSU'dan alacağı su bedeli 360 trilyondur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu projeyle
ilgili olarak, Ocak 2002 tarihli Sayıştay raporunda çok açık ve net tespitler
vardır. DSİ'nin uzman kuruluşlara yaptırdığı hesaplamalara göre -baraj hariç-
toplam proje maliyetinin gerçek değerinden 10 kat fazla olduğu, arıtma
tesisinin ise gerçek değerinden 12 kat fazla olduğu sayısal olarak ifade
edilmektedir. Evet, artık, bu mızrak bu çuvala sığmamaktadır. Yuvacık
projesiyle ilgili olarak olanlar ortadadır. Bize göre fotoğraf nettir. Bu
projede, başından beri büyük yanlışlar yapılmıştır. Geri ödemesi 15 yıl olan bu
projenin toplam maliyetinin, iyimser tahminlere göre bile, 3,5-4 milyar dolar
olacağı hesaplanmaktadır. İSU iyi yönetilmemiştir. Yönetim hataları devam
etmektedir. Ülkede yanlış yapılanların bedelini Hazine, diğer deyişle hep
bizler ödedik; ama, artık ödemek istemiyoruz. Biliyoruz ki, bu yeni dönemde, bu
masum milletin sırtına oturup, şimdiye kadar keyif çatanlar, Yüce Heyetinizin
göstereceği duyarlılıkla birer birer düşeceklerdir.
ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Naylon faturalar!..
MUZAFFER BAŞTOPÇU (Devamla) - İnanıyorum ki, iktidar ve
muhalefet oybirliğiyle bu önergeyi kabul ettiklerinde, konuyla ilgili olarak
daha nice gerçekler ortaya çıkacaktır.
Etkili, yetkili ve sorumlu olanlar yanlışlarının
hesabını vermelidirler.
ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Herkes vermeli.
MUZAFFER BAŞTOPÇU (Devamla) - Önergeye canı gönülden
kabul derken, hepinize en içten saygılarımı sunuyorum; sağ olun, var olun. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Baştopçu.
Sayın milletvekilleri, Meclis araştırması önergesi
üzerindeki öngörüşmeler tamamlanmıştır.
Şimdi, Meclis araştırması açılıp açılmaması hususunu
oylarınıza sunuyorum: Meclis araştırması açılmasını kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir; teşekkür ederim. (Alkışlar)
Sayın milletvekilleri, Meclis araştırmasını yapacak
komisyonun 12 üyeden kurulmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Komisyonun çalışma süresinin, başkan, başkanvekili,
sözcü ve kâtip üyenin seçimi tarihinden başlamak üzere 3 ay olmasını oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler...Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir; teşekkür ederim.
Komisyonun, gerektiğinde Ankara dışında da
çalışabilmesi hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, çalışma süremizin dolmasına kısa
bir zaman kaldı. O nedenle, yeni bir konuya başlasak da tamamlayamayacağız.
Sözlü sorular ile kanun tasarı ve tekliflerini
sırasıyla görüşmek için, 29 Ocak 2003 Çarşamba günü saat 15.00'te toplanmak
üzere, birleşimi kapatıyorum.
Kapanma Saati
: 18.33