DÖNEM
: 22 CİLT : 2 YASAMA YILI : 1
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
16 ncı Birleşim
26 . 12 . 2002 Perşembe
İ
Ç İ N D E K İ L E R
Sayfa
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II.- GELEN KÂĞITLAR
III.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya'nın,
3 Kasım milletvekili genel seçimlerinden çıkarılması gereken sonuçlara ve
tarımla uğraşanların sorunlarının hükümetçe bir an önce çözülmesi gerektiğine
ilişkin gündemdışı konuşması
2.- Burdur Milletvekili Bayram Özçelik'in,
ölümünün 66 ncı yıldönümü münasebetiyle, İstiklâl Marşı şairi Mehmet Âkif
Ersoy'un kişiliğine ve eserlerine ilişkin gündemdışı konuşması
3.- Manisa Milletvekili Hasan Ören'in,
çekirdeksiz kuru üzüm üreticilerinin sorunlarına ve tarımda doğrudan gelir
desteği uygulamasından Manisa İlinin de yararlandırılması gerektiğine ilişkin
gündemdışı konuşması
B) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.- Denizli Milletvekili Mehmet Uğur Neşşar
ve 26 milletvekilinin, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu yararına çalışan
vakıf, dernek gibi kuruluşlarda bağış adı altında toplanan malî kaynağın
araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/12)
2.- Hatay Milletvekili Gökhan Durgun ve 30
milletvekilinin, Amik Gölü kurutularak kazanılan arazinin dağıtımı, kullanımı
ve bu konulardaki bazı iddiaların araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/13)
3.- Konya Milletvekili Atilla Kart ve 57
milletvekilinin, belli marka yolcu otobüslerinin teknik kusurları olduğu ve
Konya Karapınar'daki trafik kazası sonrasındaki süreçteki nüfuz suiistimali
iddialarının araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/14)
C)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Ergene Nehrindeki kirliliğin ve
çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla kurulan (10/2,6) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici
Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimine
ilişkin tezkeresi (3/136)
IV.-
ÖNERİLER
A) DANIŞMA
KURULU ÖNERİLERİ
1.- Genel Kurulun çalışma gün ve
saatleriyle gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma
Kurulu önerisi
2.- 27 Aralık 2002 Cuma ve 31 Aralık 2002
Salı günleri Genel Kurul çalışması yapılmamasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi
V.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve İçişleri, Adalet ve Anayasa Komisyonları
Raporları (1/282) (S. Sayısı : 3 ve 3'e 1 inci Ek)
2.- 2003 Malî Yılı Genel ve Katma
Bütçeleri Kanunlaşıncaya Kadar Devlet Harcamalarının Yapılmasına ve Devlet
Gelirlerinin Tahsiline Yetki Verilmesine Dair Kanun Tasarısı ile Üretimini
Likit Petrol Gazı ile Yapan Üreticilerin Zararlarının Karşılanması Hakkında
Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Sanayi, Ticaret, Enerji,
Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/320,
1/319) (S. Sayısı : 6)
3.- 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında 13.12.2002 Tarih ve 4774
Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha
Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/318)
(S.Sayısı : 5)
I. – GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açıldı.
Oturum Başkanı TBMM Başkanvekili Sadık
Yakut, İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün 29 uncu ölüm yıldönümü nedeniyle
bir konuşma yaptı.
Ankara Milletvekili Ayşe Gülsün Bilgehan,
İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün 29 uncu ölüm yıldönümüne,
Bingöl Milletvekili Feyzi Berdibek, Bingöl
İlinin sorunlarına,
İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.
Mardin Milletvekili Muharrem Doğan'ın,
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da köye dönüş sonrası yaşanan sorunlara ve alınması
gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşmasına, İçişleri Bakanı Abdülkadir
Aksu cevap verdi.
Tokat Milletvekili Mehmet Ergün Dağcıoğlu
ve 24 milletvekilinin, Pamukbankın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna
devredilmesiyle ilgili iddiaların,
Tokat Milletvekili Mehmet Ergün Dağcıoğlu
ve 22 milletvekilinin, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen bankalar ile
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun faaliyetlerinin,
Araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri (10/10,
10/11) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini
alacağı ve öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.
Ordu Milletvekili İdris Sami Tandoğdu'nun
Dilekçe Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi Genel Kurulun
bilgisine sunuldu.
25 Aralık 2002 Çarşamba günü (bugün) gelen
kâğıtlar listesinde yayımlanan ve bastırılarak dağıtılan 6 sıra sayılı 2003
Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeleri Kanunlaşıncaya Kadar Devlet Harcamalarının
Yapılmasına ve Devlet Gelirlerinin Tahsiline Yetki Verilmesine Dair Kanun
Tasarısı ile Üretimini Likit Petrol Gazıyla Yapan Üreticilerin Zararlarının
Karşılanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 48
saat geçmeden gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan
Gelen Diğer İşler" kısmının üçüncü sırasına alınmasına ilişkin Danışma
Kurulu önerisi;
Kuzeyden Keşif Harekâtının görev süresinin
31.12.2002 tarihinden itibaren altı ay süreyle uzatılmasına ilişkin Başbakanlık
tezkeresi, yapılan görüşmelerden sonra,
Kabul edildi.
Ergene Nehrindeki kirliliğin ve çevreye
etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan
(10/2, 6) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu üyeliklerine, siyasî parti
gruplarınca aday gösterilen milletvekilleri seçildiler.
Başkanlıkça, (10/2, 6) esas numaralı
Meclis Araştırması Komisyonunun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini
yapmak üzere toplanacağı gün, saat ve yere ilişkin duyuruda bulunuldu.
Gündemin "Sözlü Sorular"
kısmının:
1 inci sırasında bulunan Adana
Milletvekili Tacidar Seyhan'ın (6/3) esas numaralı sözlü sorusunun, üç birleşim
içinde cevaplandırılmadığından yazılı soruya çevrilerek gündemden çıkarıldığı
bildirildi; soru sahibi de görüşlerini açıkladı.
2 nci
sırasında bulunan (6/4),
4 üncü " " (6/7),
5 inci " " (6/8),
7 nci " " (6/10),
8 inci " " (6/11),
9 uncu " " (6/12),
10 uncu " " (6/13),
11 inci " " (6/14),
12 nci " " (6/15),
13 üncü " " (6/16),
14 üncü " " (6/17),
15 inci " " (6/18),
16 ncı " " (6/19),
17 nci " " (6/20),
18 inci " " (6/21),
19 uncu " " (6/22),
21 inci " " (6/24),
22 nci " " (6/25),
24 üncü " " (6/27),
25 inci " " (6/28),
26 ncı " " (6/29),
27 nci " " (6/30),
28 inci " " (6/31),
29 uncu " " (6/32),
Esas numaralı sözlü sorular, ilgili
bakanlar Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından, ertelendi;
3 üncü sırasında bulunan Malatya
Milletvekili Muharrem Kılıç'ın (6/6),
20 ve 23 üncü sıralarında bulunan
Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Yılmazcan'ın (6/23), (6/26),
Esas numaralı sözlü sorularına Millî
Eğitim Bakanı Erkan Mumcu cevap verdi;
6 ncı sırasında bulunan Denizli
Milletvekili Mustafa Gazalcı'nın (6/9) esas numaralı sözlü sorusuna Millî
Eğitim Bakanı Erkan Mumcu cevap verdi; soru sahibi de cevaba karşı görüşlerini
açıkladı.
Gündemin "Kanun Tasarı ve
Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:
1 inci sırasında bulunan, Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının (1/282) (S. Sayısı
: 3 ve 3'e 1 inci Ek),
3 üncü sırasına alınan, 2003 Malî Yılı
Genel ve Katma Bütçeleri Kanunlaşıncaya Kadar Devlet Harcamalarının Yapılmasına
ve Devlet Gelirlerinin Tahsiline Yetki Verilmesine Dair Kanun Tasarısı ile
Üretimini Likit Petrol Gazıyla Yapan Üreticilerin Zararlarının Karşılanması
Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (S. Sayısı : 6),
Görüşmeleri, Komisyon yetkilileri Genel
Kurulda hazır bulunmadığından;
2 nci sırasında bulunan, 2709 Sayılı
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında
13.12.2002 Tarihli ve 4774 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince
Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa
Komisyonu Raporunun (1/318) (S. Sayısı: 5) görüşmeleri, birinci görüşmenin
bitiminden 48 saat geçmeden başlanamayacağından,
Ertelendi.
26 Aralık 2002 Perşembe günü saat 15.00'te
toplanmak üzere, birleşime 17.43'te son verildi.
|
Sadık Yakut |
|
|
|
|
|
|
Başkanvekili |
|
|
|
Enver
Yılmaz |
|
Türkân Miçooğulları |
|
|
Ordu |
|
İzmir |
|
|
Kâtip
Üye |
|
Kâtip
Üye |
No. : 19
II. – GELEN KÂĞITLAR
26.12.2002 PERŞEMBE
Tasarılar
1.- Çevre Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/322) (Adalet ve Plan ve Bütçe ve
Çevre Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.12.2002)
2.- Hayvanları Koruma Kanunu Tasarısı (1/323) (Adalet ve İçişleri ve
Çevre Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.12.2002)
3.- Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu, Türk Silâhlı Kuvvetleri İç
Hizmet Kanunu ile Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/324) (İçişleri ve Millî Savunma
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.12.2002)
4.- Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/325) (Millî Savunma Komisyonuna) (Başkanlığa
geliş tarihi : 23.12.2002)
5.- Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/326) (Plan ve Bütçe ve
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi
: 25.12.2002)
Teklifler
1.- Diyarbakır
Milletvekili Muhsin Koçyiğit'in; Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada
Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında 21.1.1998
Tarih ve 4325 Sayılı Kanun ile 15 Nisan 2000 Tarih ve 4562 Sayılı Organize
Sanayi Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/15) (Sağlık,
Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar,
Bilgi ve Teknoloji ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
19.12.2002)
2.- Bayburt Milletvekili Ülkü Güney'in; Yükseköğretim Kurumları Teşkilâtı Hakkında 41 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair 2809 Sayılı Kanuna Ek ve
Geçici Maddeler Eklenmesi ve 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/16) (Millî Eğitim, Kültür,
Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
20.12.2002)
3.- Bayburt Milletvekili
Ülkü Güney'in; Bayburt İlinde Konursu, Gökçedere ve Masat Adıyla Üç Yeni İlçe
Kurulmasına Dair Kanun Teklifi (2/17) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 20.12.2002)
4.-
Hakkâri Milletvekili Mustafa Zeydan'ın; Milletvekili Seçimi Kanununun Bir
Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/18) (Anayasa Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi : 23.12.2002)
5.- Kırklareli
Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu'nun; 2809 Sayılı Yükseköğretim Kurumları
Teşkilâtı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek
Kabulüne Dair Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
(2/19) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna) (Başkanlığa geliş
tarihi : 24.12.2002)
6.- Kastamonu
Milletvekili Mehmet Yıldırım ve 65 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları
Teşkilâtı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek
Kabulüne Dair Kanun ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/20) (Millî Eğitim, Kültür,
Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
24.12.2002)
Tezkere
1.- Türkiye Büyük Millet Meclisinin Denetimine Tâbi Kuruluşların
2001 Yılı Faaliyetleri, Bilanço, Kâr ve Zarar Hesaplarına Ait Raporların
Sunulduğuna İlişkin Başbakanlık Tezkeresi (3/135) (Kamu İktisadî Teşebbüsleri
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.12.2002)
Raporlar
1.- Türk Vatandaşları Hakkında Yabancı Ülke Mahkemelerinden ve
Yabancılar Hakkında Türk Mahkemelerinden Verilen Ceza Mahkûmiyetlerinin
İnfazına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet
Komisyonu Raporu (1/289) (S. Sayısı : 8) (Dağıtma tarihi: 26.12.2002) (GÜNDEME)
2.- Hâkim ve Savcı Adayları Eğitim Merkezi Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanunun İki Maddesinin Yeniden Düzenlenmesine Dair Kanun Tasarısı ve
Adalet Komisyonu Raporu (1/293) (S. Sayısı : 9) (Dağıtma tarihi : 26.12.2002)
(GÜNDEME)
3.- Uluslararası Ticarî İşlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine Rüşvet
Verilmesinin Önlenmesi İçin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/299) (S. Sayısı : 10) (Dağıtma tarihi :
26.12.2002) (GÜNDEME)
Yazılı Soru Önergeleri
1.- İzmir Milletvekili
Hakkı Ülkü'nün, İzmir çevresindeki, sanayi tesislerinden kaynaklanan çevre
kirliliğine ilişkin Çevre Bakanından yazılı soru önergesi (7/62) (Başkanlığa
geliş tarihi : 25.12.2002)
2.- Ankara Milletvekili
Yakup Kepenek'in, işkence suçlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/63) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.12.2002)
3.- İzmir Milletvekili
Hakkı Akalın'ın, İzmir'in çöp depolama alanı sorununa ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/64) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.12.2002)
4.- Kayseri Milletvekili
Muharrem Eskiyapan'ın, Kayseri İncesu tren istasyonunda kara konteyner
terminali yapılıp yapılmayacağına
ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/65) (Başkanlığa
geliş tarihi : 25.12.2002)
5.- Kayseri Milletvekili
Muharrem Eskiyapan'ın, Kayseri Kuzey Çevre Yolu Projesinin ne zaman
tamamlanacağına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi
(7/66) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2002)
6.- Kayseri Milletvekili
Muharrem Eskiyapan'ın, Kayseri'de doğalgazın ne zaman kullanılabileceğine
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/67) (Başkanlığa geliş tarihi :
25.12.2002)
7.- Kars Milletvekili
Selami Yiğit'in, İstanbul-Erzurum arası sefere konulan bir trenin Kars'a kadar
gidip gitmeyeceğine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/68)
(Başkanlığa geliş tarihi : 25.12.2002)
Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Denizli Milletvekili
Mehmet Uğur Neşşar ve 26 Milletvekilinin, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu
yararına çalışan vakıf, dernek gibi kuruluşlarda bağış adı altında toplanan
malî kaynağın araştırılması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105
inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/12) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.12.2002)
2.- Hatay Milletvekili
Gökhan Durgun ve 30 Milletvekilinin, Amik Gölü kurutularak kazanılan arazinin
dağıtımı, kullanımı ve bu konulardaki bazı iddiaların araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve
105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/13) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.12.2002)
3.- Konya Milletvekili
Atilla Kart ve 57 Milletvekilinin, belli marka yolcu otobüslerinin teknik
kusurları olduğu ve Konya Karapınar'daki trafik kazası sonrası süreçteki nüfuz
suiistimali iddialarının araştırılması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün
104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/14) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.12.2002)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 15.00
26 Aralık 2002 Perşembe
BAŞKAN : Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER : Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir), Enver YILMAZ
(Ordu)
BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 16 ncı Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı
vardır; görüşmelere başlıyoruz.
HALUK KOÇ (Samsun) -
Sayın Başkan, yoklama yapın.
MEHMET SEFA SİRMEN
(Kocaeli) - Yoklama yapın Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gündeme geçmeden
önce, üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz,
tarımla uğraşanların sorunları hakkında söz isteyen, Samsun Milletvekili Musa
Uzunkaya'nın.
Buyurun Sayın Uzunkaya.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
III.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Samsun
Milletvekili Musa Uzunkaya'nın, 3 Kasım milletvekili genel seçimlerinden
çıkarılması gereken sonuçlara ve tarımla uğraşanların sorunlarının hükümetçe
bir an önce çözülmesi gerektiğine ilişkin gündemdışı konuşması
MUSA UZUNKAYA (Samsun) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Başkanımın şahsında Mümtaz Heyetinizi,
sizlerin şahsında da yüce milletimizi saygıyla selamlıyor, 22 nci dönemde
halkımızın teveccühüne mazhar olarak, Parlamentoya girerek iktidar ve muhalefet
saflarında yer alan değerli arkadaşlarıma, AK Partiye, Cumhuriyet Halk Partisi
ile seçim sonucunda Türkiye ve toplum gerçekleriyle yüzleşen tüm partilerimize,
Türk demokrasi ve parlamenter sisteminde başarılar diliyorum.
Değerli milletvekilleri,
aziz milletimizin,seçim sonrasına dönük vermiş olduğu kararı, 3 Kasım 2002
Pazar günü sergilemiş olduğu yüce iradeyi, başta yüzde 35 oy alarak tek başına
hem de kahir ekseriyetle iktidara getirilen AK Parti olmak üzere, Meclisin tek
ve güçlü muhalefet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisinin, seçime giren ancak,
Parlamento içinde olduğu halde milletimiz tarafından kırmızı kartla Parlamento
dışına çıkarılan partilerle, Parlamentoya girmeye çalışan partilerin, toplum,
kurum, kuruluş, etkin ve yetkin çevrelerin bu tabloyu çok iyi okuyup anlaması
gerekir. Siyaset, yönetme, idare etme sanatı olduğu kadar, duvarın arkasını
değil, okyanusların da ötesini görebilme sanatıdır. Bu basireti ve feraseti
gösteremeyenlerin, okyanusların ötesini değil, sokağı, caddeyi, orada yaşayan
insanlarımızı, lise ve üniversite kapılarındaki mağdur ve mazlum
öğrencilerimizi, köylünün, işçinin, üretenin, alınteri akıtıp, helalinden
kazanmak isteyen, âdeta, günde yirmidört saat çalışıp karnını doyuramayan ile
işsiz milyonların, çalışıyor gözüktüğü halde çoluk çocuğunu geçindiremeyen ve
takriben 500 000'i dükkân kapatan esnafımızın, tüccar, sanayici, işadamı,
emekli, dul ve yetimler ile hastane kapılarında bugüne kadar inim inim inleyen
SSK'lı, Bağ-Kurlu, yeşilkartlı ve Emekli Sandığı mensubu milyonların feryadına
kulak asmayanların akıbeti ortadadır.
Beydeba -ki, La Fontaine,
o meşhur hikâyelerini ondan devşirmiştir- Kelile ve Dimne adlı eserinde meşhur
bir fıkrayı anlatır, daha açığı, bir seremoniyi tablolaştırır; aslan, kurt ve
tilkinin bir avlanma seremonisidir. Tabiî, orada, aslan, ibretli bir ders verir
kurda ve tilki, bu dersi iyi algılamıştır ki "nereden bu adaletli
taksimatı yaptın" deyince, başına gelen musibeti gördüğü için, "yerde
yatan kurt kardeşten" demiştir.
Şimdi, aziz millet,
kurdu, kuzuyu, arıyı, atı, güvercini, hulasa, bütün canlı ve cansız sembolleri
gerektiği şekilde yatırdı ve kaldırdı. Bu tablodan ders alması gerekenler,
siyaseti millet için ve millet adına yapmak zorunda olduklarını da elbette
bilmelidirler. Ne muhalefet partisinin, halk bana muhalefeti verdi,
dolayısıyla, aka da, karaya da muhalefet benim felsefemdir demeye, ne de,
iktidarın, ben gücüm ve her şeyim mantığıyla, elbette, demokrasilerde hareket
etmeye hakkı yoktur.
Şekil A'da görüldüğü,
yani, 3 Kasım gecesi izlendiği üzere, millet, sadece iktidarı cezalandırmadı,
sorumluluğunun idraki içinde olmayan Parlamento içerisindeki muhalefet ile
âdeta, gökteki yıldızları vaat eden; ancak, güven vermeyen Parlamento dışındaki
muhalefeti de cezalandırdı. Bir önceki seçimin en büyük partisini yüzde
22'lerden yüzde 1'lere çeken aziz iradeye saygı duymak ve bu sonuçtan ders
almak, bütün siyasetçilerin, siyasetle iştigal edenlerin görevidir. Bundan en
büyük dersi alacak olan, yaptığı tüm vaat ve doğru siyaset etme gerçeğiyle
karşı karşıya olan, mensubu olmakla iftihar ettiğim iktidar partisi, yani, AK
Parti ile tek başına Parlamento içerisinde olumlu muhalefetin sorumluluğu
omuzlarına yüklenen Cumhuriyet Halk Partisidir.
Hiçbir zırh ve güvencenin
arkasına sığınmadan ferdî ve kurumsal alanda yolsuzluk, arsızlık, vurgun, talan
ve soygunun yapılamayacağını, geçmişe ait, bir anlamda devrisabık değil; ama,
sabıkalı şahıs ve çevreleri belli zaman dilimi içinde millet adına adil
yargının önünde hesaba çekmek, elbette, iktidar ve muhalefetiyle bu aziz
Parlamentonun görevi olmalıdır.
Türkiye ve dünya
gerçeklerinden hareketle, yapılan vaatleri yerine getirmek, milletin
beklentilerini bir bir çözmek, elbette, bu hükümetin, mensubu olduğum
partimizin görevidir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MUSA UZUNKAYA (Devamla) -
Sayın Başkan, konuşmamı bitiriyorum.
Tarımın girdilerini
azaltmak, başta ucuzlatılması mev'ud tarım sektöründe kullanılan mazot olmak
üzere, maliyeti etkileyen, dolayısıyla, üretimi düşüren tüm eksileri ortadan
kaldırmak, ürününü hak ettiği değerden satamayan, başta tütün, fındık ve diğer
ürünler de olmak üzere, tüm müstahsilimizin ve özellikle elindeki fındığına 2
000 000 lira verileceği ifade edilip ciddî bir beklentiye sevk edilen fındık
üreticimize hak ettiği ücreti bir an önce vermek, yapılacak maaş artışlarıyla bordro
mahkûmu tüm çalışanlarımızı da rahatlatmak, 58 inci hükümetimizin Acil Eylem
Planının, belki, en acil maddeleri konumundadır.
Hükümetimizin, bu ve
benzeri büyük önemi haiz konularda gerekli hassasiyeti göstereceğine inanıyor
ve Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Uzunkaya.
Gündemdışı ikinci söz,
Mehmet Âkif Ersoy'un ölümünün 66 ncı Yıldönümü nedeniyle söz isteyen Burdur
Milletvekili Bayram Özçelik'e aittir.
Buyurun Sayın Özçelik.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
2.- Burdur
Milletvekili Bayram Özçelik'in, ölümünün 66 ncı yıldönümü münasebetiyle,
İstiklâl Marşı şairi Mehmet Âkif Ersoy'un kişiliğine ve eserlerine ilişkin
gündemdışı konuşması
BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Yeni yılınızı içtenlikle
kutluyor, 2003 yılının ülkemize, milletimize ve tüm insanlık âlemine hayırlar
ve uğurlar getirmesini diliyorum.
1 inci Dönem Burdur
Mebusu İstiklal Şairi Mehmet Âkif Ersoy'un vefatının 66 ncı yıldönümü
nedeniyle, sizlere, saygılarımı arz ediyor, Âkif merhumu ve onunla birlikte bu
cennet vatanın kurtuluşuna hizmeti geçen büyüklerimizi, gazilerimizi minnetle,
şehitlerimizi rahmetle anıyorum.
1878 yılında doğup, 27
Aralık 1936 tarihinde vefat eden İstiklal Şairimizin ömrü, 93 Harbi, Balkan
Savaşları, Çanakkale ve Birinci Dünya Savaşı sonunda galip devletler tarafından
Sevr Antlaşması imzalattırılarak milletimiz iradesinin yok edilmeye çalışıldığı
dönem ile Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının,
İstiklal Savaşını milletle birlikte kazanarak, Türkiye Cumhuriyetini kurduğu
döneme rastlar.
Türkiye Cumhuriyetinin
kuruluşunun dünyadaki sömürge ve esir milletlere örnek teşkil etmesi, Şairimizi
yakından etkilemiştir.
Kurtuluş Savaşında, millî
ruhun uyanmasında ve bağımsızlık mücadelesine dönüşmesinde, Mehmet Âkif
Ersoy'un vatan ve bayrak aşkını ifade eden ateşli mısralarının çok büyük
katkısı olmuştur.
Onun şahsında ve
eserlerinde, bir taraftan, Mehmet Âkif'in şahsî planda müşfik ve uysal
yapısını, diğer yandan, bir kahraman kükreyişiyle, Türk Milletini nasıl birlik
ve beraberliğe, millî mücadeleye katılmaya çağırdığını görüyoruz.
Her mısraın Âkif'te ayrı
bir çilesi, ayrı bir hikâyesi vardır; fakat, o, her çileyi, şu cennet vatanın
kurtuluşu için bir uyanışa çevirmiştir.
Bursa'da Osman Gazi'nin
Türbesine tekme vuran Yunan generalinin bu tavrından fevkalade üzülen Âkif,
"Bülbül" şiirini, bir ağacın altında, bülbül sesi eşliğinde; ama, ona
gıpta ederek, onu kıskanarak, bir özeleştiri niteliğinde yazmıştır.
"Eşin var, aşiyanın
var, baharın var ki beklerdin,
Kıyametler koparmak neydi
ey bülbül, nedir derdin?
O zümrüt tahta kondun,
bir semavi saltanat kurdun,
Cihanın yurdu hep
çiğnense, çiğnenmez senin yurdun."
Yurdu çiğneyenlerden çok,
çiğnetenlere kızmış; ancak, milleti karamsarlığa da sürüklememiştir.
"Atiyi karanlık
görerek azmi bırakmak/Alçak bir ölüm varsa, eminim budur ancak" diyerek,
milletini boşvermişlikten kurtarmış ve onları şahlandırmıştır.
Bu inançladır ki,
İstiklal Marşı güftelerini kaleme almıştır. Üzerine giyecek yeni bir palto
alamayacak kadar maddî durumu zayıf olan şairimiz, yazdığı İstiklal Marşı
güftesi için öngörülen yarışma ödülünü almayarak, vatanseverliğini en vakur bir
şekilde göstermiştir.
Arkadaşları "böyle
güzel bir marş, bir daha yazar mısın" diye sorduklarında, "Allah bir
daha Türk Milletine İstiklâl Marşı yazdırtmasın" diyerek, mütevazı bir
cevap vermiştir.
"Ben, ezelden
beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir
vuracakmış şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim,
bendimi çiğner aşarım;
Yırtarım dağları,
enginlere sığmam taşarım."
İstiklal Marşımız,
anlamıyla ve ruhuyla, Mehmet Âkif Ersoy'un ve Türk istiklalinin ölümsüzlük
marşı olarak sonsuza dek yaşayacaktır; çünkü, İstiklal Marşımız, en zor
şartlarda bile, Türk Milletinin bağımsızlığını koruyacağını haykıran ve hür
yaşamayı hak eden halkın bir hürriyet destanıdır.
BAŞKAN - Sayın Özçelik,
sözlerinizi toparlar mısınız.
BAYRAM ÖZÇELİK (Devamla)
- Onun şiirlerinde, milletin sosyal yapısını, kültürünü, dilini ve inancını
pınar suları berraklığında görmek mümkündür. Zatıâlilerine takdim buyuracağım
şu dizelerinde bizlere mesaj verir gibidir:
"Ver bütün kudreti kanuna ki vahdet
yürüsün,
Yoksa millet değil ancak
dağınık bir sürüsün,
Memleket zaten ayol,
baksana allak bullak,
Sen de hissinle yürürsen
batırırsın mutlak,
Ya kuzum, zaptiye ruhuyla
hükümet sürenin,
Yeri altındadır, üstünde
değildir kürenin!"
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri "kadir bilir olunuz ki, sizin de kadriniz bilinsin"
diyen 1 inci Dönem Burdur Mebusu Mehmet Âkif'e, Burdur'da kurulacak olan
üniversiteye onun adını vermek suretiyle, kadirşinaslığımızı gösterelim
diyorum.
Burdur'a üniversite
kurulması, Millî Eğitim Alt Komisyonunda aranılan tüm kriterlere tamamen
uymaktadır, kamu maliyesine de ek yük getirmeyecektir. Burdur halkı, iki ayrı
şehre, iki ayrı üniversiteye 10 000'e yakın öğrencisiyle bağlı olan fakülte ve
yüksekokullarının, tek çatı altında, Burdur'da, Mehmet Âkif Ersoy Üniversitesi
adı altında kurulmasını istemekte ve beklemektedir. Burdurlulardan bu
üniversiteyi esirgemeyeceğinizi umuyorum.
27 Aralık 1936 tarihinde
vefat eden Mehmet Âkif'in manevî hatırası önünde hürmetle eğilirken, Türkiye
Büyük Millet Meclisinde onunla aynı işi yapmış olmaktan dolayı gurur duyduğumu
huzurunuzda ifade etmek istiyorum.
"Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı
hilal!
Olsun artık dökülen
kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma
yok izmihlal.
Hakkıdır hür yaşamış
bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, hakka tapan
milletimin istiklal."
Yüce Heyetinizi en derin
duygularla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Özçelik.
Gerçekten, Allah, Türk
Milletine bir daha İstiklal Marşı yazdırmaz.
Gündemdışı üçüncü söz,
çekirdeksiz kuruüzüm üreticilerinin sorunları hakkında söz isteyen Manisa
Milletvekili Hasan Ören'e aittir.
Buyurun Sayın Ören.
(Alkışlar)
3.- Manisa
Milletvekili Hasan Ören'in, çekirdeksiz kuru üzüm üreticilerinin sorunlarına ve
tarımda doğrudan gelir desteği uygulamasından Manisa İlinin de
yararlandırılması gerektiğine ilişkin gündemdışı konuşması
HASAN ÖREN (Manisa) -
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Türkiye'nin gündemi bir hayli
dolu. Avrupa Birliği, Irak, Kıbrıs sorunları nedeniyle, gerçekten Türkiye'nin
en büyük sorunu olan yolsuzluk, işsizlik, tarımda çalışanların bugünkü
durumları Parlamentonun önüne pek sık getirilmedi.
Musa Uzunkaya
arkadaşımıza teşekkür ediyorum; iktidar partisinin mensubu olarak, gerçekten,
tarımdaki sıkıntıları, muhalefet partisinin milletvekili gibi gündeme getirdi.
Hakikaten, büyük sıkıntı içerisinde tarımda çalışan insanlarımız.
Manisa ise, bunların
içerisinde en büyük sıkıntıyı yaşayan illerden birisi. Biliyorsunuz, Manisa'da,
üzüm olayı çok önemlidir. Manisa'da, 100 000 aile, üzümle geçimini
sağlamaktadır. Bu aileleri 4 kişiyle çarparsanız, 400 000 insanın gelir kaynağı
üzümdür. Ama, Manisa'da, bu dönem, üzümler kesilip sergiye yatırıldığında doğal
afet yaşandı. Sergiye yatırılan 240 000 ton üzümün yüzde 40'ı, bu doğal afet
sonucu, üreticinin elinden gitti. Hatta, doğal afetin yaşandığı gün -bizler o
zaman adaydık, milletvekili adayıydık, orada bu kötü olayı gördük; inşallah,
bir daha görmeyiz- insanlar, çocuklarıyla, ellerinde kelterler, suyun
içerisinden, kestikleri üzümleri toplamakla meşguldüler. Sarıgöl'de,
Saruhanlı'da, Alaşehir'de, Yeşilyurt'ta o insanları görmek... Ben, bir daha
görmek istemiyorum; biliyorum, sizler de görmek istemiyorsunuz; ama, bundan
önceki hükümet, bu konuda, üzüm üreticisine biraz olsun nefes aldırmak için,
Tekelin kişi başına 5 ton üzüm almasını
öngörmüştü. Bu, sular içerisinde gezen üzüm, toplandıktan sonra alkol olmanın
dışında hiçbir işe yaramıyor ve 21 inci Dönem Parlamentosunu teşkil eden
hükümet tarafından üreticiden 5 ton üzüm alınabiliyordu. 13 Aralıkta Tekel
tarafından üzüm alımları durduruldu. Şimdi, sadece, Alaşehir'de olmak kaydıyla,
2 ton üzüm alınıyor.
Değerli arkadaşlarım, şu
an, üreticinin elinde işe yaramayan 20 000 ton üzüm var. 20 000 ton üzümün
parasal değeri 18 ilâ 20 trilyon tutuyor. Tekel bunu 1 060 000 liradan alıyor;
fakat, Tekelin bu alımı yapmaması, üreticinin elinden bu üzümleri almaması,
tüccarın 500 000 liradan almasına neden oluyor. Peki, tüccar 500 000 liradan
alıyor da, Türkiye'de tarım alanında yapılan ihracata hayrı mı oluyor; hayır,
kaliteyi bozuyoruz. Tüccar, bu üzümleri, iyi üzümlerle karıştırarak ihraç etme
yoluna gidiyor. İhraç ettiğimiz üzümler de kalite bozukluğundan dolayı geriye
döndürülüyor.
Değerli arkadaşlarım,
Manisa çiftçisinin elinde kalan 20 000 ton üzümün Tekel tarafından acilen
alınması şarttır. Eğer, Manisa bölgesinde üreticiye bu destek sağlanmaz ise;
bilin ki, gelecek yılki üretimde düşüklük olacaktır; bilin ki, Manisa'da 100
000 ailenin 3 Kasım öncesi, sizlerin vaatleri ile yüzleri gülmeye başlamıştı;
ama, gün geçtikçe o yüzlerdeki gülümseme, maalesef, kalmıyor. Bu gülümsemenin
devam etmesi için, kesinlikle, Manisa çiftçisinin elindeki üzümlerin bir an
önce Tekel tarafından alınması gerekmektedir.
Cumhuriyet Halk
Partisinin milletvekili olarak köyleri dolaştığımızda, Cumhuriyet Halk
Partisinin programında 2003 yılı istikrar yılı olarak geçiyordu; ama, değerli
AKP'li arkadaşlarımız, tahmin ediyorum, biraz vaatlerin ucunu kaçırdılar.
BAŞKAN- Sayın Ören,
sözlerinizi toparlar mısınız; 1 dakika süre veriyorum.
HASAN ÖREN (Devamla)-
Mazotundan, tarım kredi kooperatiflerindeki faizlere, anaparanın bölünmesine
kadar her türlü vaat söylendi. Şimdi insanlar beklenti içerisinde.
Değerli arkadaşlarım, bir
ikinci konu, tarımda gelir desteğiyle ilgili. Bakınız, tarımda gelir desteği
bundan 10 gün önce 11 ile dağıtıldı. 11 ilin içerisinde, afete maruz kalan,
gerçekten afetten belki de Türkiye'de en fazla etkilenen ve doğrudan gelir
desteğiyle ilgili parayı alamayan il sadece Manisa. Peki nereye verildi;
Kayseri'ye verildi, Sıvas'a verildi, Yozgat'a verildi. Bunları söylerken,
Başbakan ve Maliye Bakanıyla ilgili olayı vurgulamaya çalışmıyorum; ama,
seçmenim öyle düşünüyor. Belki oradaki bürokratlar Sayın Başbakana, belki
oradaki bürokratlar Maliye Bakanına şirin gözükmek için bu 11 ili almış
olabilirler; ama, o 11 ilin içerisinde, eğer hak var ise, eğer adalet var ise,
birinci sırada Manisa'nın olması gerekli.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
HASAN ÖREN (Devamla)-
Çünkü, Manisa, gerçekten, doğal afete uğramış illerin başında gelen bir yer.
Ben, lütfen, rica ediyorum... Manisa'dan AKP'nin 6 milletvekili, CHP'nin 4
milletvekili olarak geldik. Biz, hepimiz aynı geminin içerisindeyiz; tıpkı 21
inci Dönem Parlamentosunda aynı geminin içerisinde olan siyasî partilerin hepsi
nasıl batarak boğuldu ise, biz batmayalım, Cumhuriyet Halk Partisi elini
uzatıyor. Cumhuriyet Halk Partisi, gerçekten, gösterdiği muhalefet anlayışıyla
belki Türkiye'de yeni bir sayfa açıyor. Sizler de, inanıyorum ki, buna elinizi
uzatacaksınız.
Ülkenin sorunları
gerçekten fazla. Doğrudan gelir desteğiyle ilgili, Manisa'nın 11 il içerisinde
olmaması hakkaniyete uygun değildir. Yapılacak düzenlemeyle, tahmin ediyorum,
yılbaşından önce eğer Manisa'ya sevgili AKP'li milletvekili arkadaşlarım bu
müjdeyi verirlerse...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Ören,
teşekkür ediyoruz.
HASAN ÖREN (Devamla) -
Sayın Başkan, son cümlemi toparlayıp kapatıyorum.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Ören.
HASAN ÖREN (Devamla) -
Değerli arkadaşlarım, gerçekten, Türkiye'deki çiftçi zor durumda. Bunu,
sizlerin de bizlerin de çok iyi bildiğini biliyorum. İnanıyorum ki, en kısa
dönemde, Manisa'daki çiftçilerin yüzünü güldürecek haberleri hep beraber
vereceğiz.
Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum.
Teşekkür ederim.
(Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Ören.
Başkanlığın Genel Kurula
diğer sunuşları vardır.
Meclis araştırması
önergeleri vardır; okutuyorum:
B) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.- Denizli
Milletvekili Mehmet Uğur Neşşar ve 26 milletvekilinin, kamu kurum ve
kuruluşları ile kamu yararına çalışan vakıf, dernek gibi kuruluşlarda bağış adı
altında toplanan malî kaynağın araştırılması amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/12)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Kamu kurum ve
kuruluşlarında ya da kamu yararına çalışan vakıf, dernek ve benzeri
kuruluşlarda, hizmetler sırasında yurttaşlardan "bağış" adı altında
zorunlu olarak para toplanmaktadır. Bu kurum ve kuruluşlarda, çok yaygın olan
ve bu uygulamayla büyük miktarlarda bütçedışı para toplanmakta ve bu paraların
kimler tarafından ve hangi amaçlarla kullanıldığı da açıklıkla bilinmemektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 98 inci maddesi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri çerçevesinde, kamu hizmetleri sırasında
toplanan bağışların kamu ve kamu yararına çalışan dernek, vakıf gibi
kuruluşlardaki yaygınlığı, toplanan paranın ulaştığı rakamlar ile sağlanan bu
kaynakların kimler ve hangi amaçlar için harcandığının belirlenebilmesi için
Meclis araştırması açılmasını istiyoruz. Gereği için yüce makamlarınıza arz
ederiz.
Saygılarımızla.
|
1- Mehmet Uğur Neşşar |
(Denizli) |
|
2- Uğur Aksöz |
(Adana) |
|
3- Tuncay Ercenk |
(Antalya) |
|
4- V.Haşim Oral |
(Denizli) |
|
5- Kemal Sağ |
(Adana) |
|
6- Feridun Fikret Baloğlu |
(Antalya) |
|
7- Ufuk Özkan |
(Manisa) |
|
8- Nail Kamacı |
(Antalya) |
|
9- Muharrem Eskiyapan |
(Kayseri) |
|
10-
Mustafa Gazalcı |
(Denizli) |
|
11-
Mehmet Yıldırım |
(Kastamonu) |
|
12-
Hüseyin Ekmekçioğlu |
(Antalya) |
|
13-
Selami Yiğit |
(Kars) |
|
14-
Osman Coşkunoğlu |
(Uşak) |
|
15-
Mehmet Kartal |
(Van) |
|
16-
Muharrem Kılıç |
(Malatya) |
|
17-
Mustafa Sayar |
(Amasya) |
|
18-
Sedat Pekel |
(Balıkesir) |
|
19-
Salih Gün |
(Kocaeli) |
|
20-
Tacidar Seyhan |
(Adana) |
|
21-
Muzaffer R. Kurtulmuşoğlu |
(Ankara) |
|
22-
Mehmet Ziya Yergök |
(Adana) |
|
23-
Hüseyin Bayındır |
(Kırşehir) |
|
24-
Muharrem Doğan |
(Mardin) |
|
25-
Hüseyin Güler |
(Mersin) |
|
26-
Abdulaziz Yazar |
(Hatay) |
|
27-
Şefik Zengin |
(Mersin)
|
Gerekçe:
Kamu kurum ve kuruluşları
ya da kamu yararına çalışan dernek, vakıf ve benzeri kuruluşlarda son yıllarda
çok yaygınlaşan bir uygulamayla, hizmetler sırasında yurttaşlardan bağış adı
altında para toplanmakta ve bu uygulamanın, âdeta, rutin uygulama durumuna
geldiği görülmektedir. Yurttaşlarımız işlerini gördürmek için zorunlu olarak
gittikleri bu kurum ve kuruluşlarda kendilerinden talep edilen paraları
istemeseler de, işlerini yaptırmak için yatırmak zorunda kalmaktadırlar.
Halbuki, bu gibi hizmetler karşılığı alınması zorunlu olan harç ve ücretlerin
neler olduğu bellidir. Yurttaşlarımız bu durum karşısında yakınmalarını
çevrelerinde sürekli olarak dile getirmelerine karşın, işlerinin görülmeyeceği
kuşkusuyla itiraz edememektedirler. Ayrıca, ekonomik koşulların son derecede ağışlaştığı
günümüzde kimi zaman bağış adı altında alınan paraların diğer harç ve hizmet
bedellerini de aşacak düzeyde tahsil edilmesi, geçimlerini zor sağlayan
yurttaşlarımız için büyük yük oluşturmaktadır. Kaldı ki, tanımı olarak gönüllü
olması gereken bir uygulamanın, âdeta, zorunlu biçimde dayatılması, hukuka
aykırı olduğu kadar bu uygulama, devletine büyük saygı ve güven duyan
yurttaşlarımızın bu duygularının istismarı anlamına da gelmektedir.
Bu uygulamaların kamu
kuruluşları ve kamu yararına çalışan dernek, vakıf ve benzeri kuruluşlardaki
yaygınlığı ile toplanan paraların miktarının ne olduğu bilinmemekle birlikte
çok yaygın olduğu ve çok büyük boyutlara ulaştığı sanılmaktadır. Oluşturulan ve
bütçe denetimi dışı olarak kullanılan bu büyük kaynağın kimlerin elinde ve ne
amaçlar için harcandığı ve topluma ne yarar sağladığı da belli değildir. Büyük
miktarlara ulaşan bu kaynağın temsil giderleri gibi isimler altında çoğu kez
keyfî ya da lüks harcamalar için kullanıldığına dair duyumlar bulunmaktadır. Bu
uygulamaların sakıncaları açık olduğu gibi, kamu yararı adı altında toplanan
büyük kaynakların bütçe denetiminden uzak olması da düşünülemez.
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
Önerge, gündemde yerini
alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası
geldiğinde yapılacaktır.
İkinci önergeyi
okutuyorum:
2.- Hatay
Milletvekili Gökhan Durgun ve 30 milletvekilinin, Amik Gölü kurutularak
kazanılan arazinin dağıtımı, kullanımı ve bu konulardaki bazı iddiaların
araştırılarak alınması gereken önemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/13)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Hatay İlindeki Amik göl
yatağının kurutulması sonucu elde edilen araziye yapılan iskân işlemlerinin
incelenip araştırılarak, iddiaların doğru olup olmadığının ortaya çıkarılması,
arazileri yıllardır kullanan köylülerinin mağduriyetinin giderilmesi ve
arazinin gerçek ihtiyaç sahibi köylülere dağıtılmasını sağlayacak önlemlerin
alınması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri
gereğince Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.
|
1- Gökhan Durgun |
(Hatay) |
|
2- Ali Kemal Deveciler |
(Balıkesir) |
|
3- Fuat Çay |
(Hatay) |
|
4- Orhan Erarslan |
(Niğde) |
|
5- Zübeyir Amber |
(Hatay) |
|
6- Mehmet Şerif Ertuğrul |
(Muş) |
|
7- Tacidar Seyhan |
(Adana) |
|
8- Kemal Demirel |
(Bursa) |
|
9- Abdulaziz Yazar |
(Hatay) |
|
10-
Mehmet Yıldırım |
(Kastamonu) |
|
11-
Muharrem İnce |
(Yalova) |
|
12-
Vahit Çekmez |
(Mersin) |
|
13-
Harun Akın |
(Zonguldak) |
|
14-
Mustafa Özyurt |
(Bursa) |
|
15-
Mevlüt Coşkuner |
(Isparta) |
|
16-
Feramus Şahin |
(Tokat) |
|
17- İnal
Batu |
(Hatay) |
|
18-
Osman Kaptan |
(Antalya) |
|
19-
Orhan Sür |
(Balıkesir) |
|
20-
Mehmet Parlakyiğit |
(Kahramanmaraş) |
|
21-
Hüseyin Ekmekçioğlu |
(Antalya) |
|
22-
Mehmet Mesut Özakcan |
(Aydın) |
|
23-
Halil Tiryaki |
(Kırıkkale) |
|
24-
Hüseyin Güler |
(Mersin) |
|
25-
Hüseyin Özcan |
(Mersin) |
|
26-
Muzaffer R. Kurtulmuşoğlu |
(Ankara) |
|
27-
Zekeriya Akıncı |
(Ankara) |
|
28-
Muharrem Doğan |
(Mardin) |
|
29-
Türkan Miçooğulları |
(İzmir) |
|
30-
Hakkı Akalın |
(İzmir) |
|
31- Ali
Rıza Bodur |
(İzmir) |
Gerekçe:
Hatay İlindeki Amik göl
yatağı, 1966 yılında başlanan kurutma işlemlerinin sonucunda, 1974 yılında
tarım arazisi haline getirilmiştir. Bu çalışmalara civar köylüler etkin bir
şekilde katılmıştır.
Yaklaşık 90 000 hektar
olan araziden 70 000'i dağıtıma tabi edilmiş ve 1974, 1986 ve 1989 yıllarında
10'ar dönüm olarak, bölgedeki, sosyal güvenliği olmayan, başka bir işte
çalışmayan köylülere beş yıllığına kiraya verilmiştir. Yaklaşık otuz yıl
boyunca bu araziler ilgililerce işlenip kullanılırken tahliye işlemleri
başlatılarak araziler köylülerin elinden alınmaya başlanmıştır.
Bu arazi üzerinde, İskân
Kanunu gerekçe gösterilerek yerleştirme işlemleri yapılmıştır. Bu şekilde iskân
edilenler içerisinde kanunun aradığı şartları haiz olmayan, iş güç sahibi
kimseler olduğu yaygın iddia halindedir.
İhtiyaç sahibi olan bölge
köylülerinin mağdur edilerek, kanunî şartlar taşımayan ve ihtiyaç sahibi
olmayan kimselere arazi dağıtılması köylüleri geçim sıkıntısına sürüklemekte ve
toplumsal huzuru bozmaktadır.
Tahliye işlemleri yapılan
arazinin yaklaşık yüzde 70'inin ekili olması da üzerindeki ürünün geleceğini ve
bunları ekenlerin haklarını belirsiz hale sokmaktadır.
Öte yandan, 70 000 hektar
dağıtıma tabi olan arazinin dağıtılmayan 20 000 hektar kısmı ve aynı bölgedeki
TİGEM'e ait 15 000 dönüm arazinin de köylülerin ihtiyaçlarının ve
mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla kullanılması mümkün görünmektedir.
Bu nedenlerle, yaklaşık
25 köyü ve 3 000 aileyi mağdur eden ve gelecek kaygısına sürükleyen bu
uygulamaların sonuçlarının araştırılıp değerlendirilmesi ve uygulamalarla
ilgili iddiaların doğru olup olmadığının ortaya çıkarılması, arazileri
yıllardır kullanan köylülerin mağduriyetinin giderilmesini ve arazinin gerçek
ihtiyaç sahibi köylülere dağıtılmasını sağlayacak önlemlerin alınması amacıyla
Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis
araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
Önerge gündemdeki yerini
alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası
geldiğinde yapılacaktır.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
3.- Konya
Milletvekili Atilla Kart ve 57 milletvekilinin, belli marka yolcu otobüslerinin
teknik kusurları olduğu ve Konya Karapınar'daki trafik kazası sonrasındaki
süreçteki nüfuz suiistimali iddialarının araştırılması amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/14)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Son beş-altı yıl içinde
80-100 civarında O 403 SHD Mercedes marka otobüsler ile benzer tasarıma sahip
olan Neoplan ve Setra marka yolcu otobüslerinin;
"Yakıt tankları ile
yolcu bölümü arasındaki koruma mekanizmaları ve elektronik sistemleri"
konusunda, tasarım ve üretime yönelik hata bulunduğu,
Bu hatanın "yolcu ve
tüketici güvenliği" bakımından risk yarattığı ve 4077 sayılı Yasa
hükümlerini ihlal eden bir durum olduğu,
AB sürecinde, ülkemize,
Ortadoğu-Afrika ülkelerine yönelik "çifte standarda" dayalı bir
uygulama olduğu,
Bu aşama içinde, yine,
son dört yıl içinde bütün bu konuların idarî ve yasal anlamda denetimini yapmak
durumunda olan idarî birimlerimizin ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığının, yapılan
başvurulara rağmen, idarî ve yasal denetim görevini yapmadığı,
"Nüfuz
suiistimali" yoluyla yargılamaya birtakım, dernekler, bir bölüm basın ve
dönemin Adalet Bakanlığı tarafından müdahalede bulunulduğu; bu kapsamda
"yargı bağımsızlığını ve yargıç teminatını" ihlale yönelik uygulama
yapıldığı, yine, Yargıtay tarafından "reddi hâkim talebinin reddine"
karar verilmiş olmasına rağmen, Adalet Bakanlığı tarafından aynı konuyla ilgili
olarak mahkeme yargıcı hakkında "görevi kötüye kullanmak"
suçlamasıyla dava açıldığı,
Basın özgürlüğü
kavramının "medya-ticaret-siyaset" ilişkileri içinde kötüye
kullanıldığı; bu kapsamda, mahkeme yargıcının şahsında "Türk adlî
yapısına" yönelik hakaretamiz girişimlerde bulunulduğu;
Yolundaki iddiaların
doğru olup olmadığının ve inceleme aşamasında, resen, görülecek hususların
tespiti amacıyla; Anayasanın 98 inci ve Meclis İçtüzüğünün 104-105 inci
maddeleri gereğince inceleme yapılmasını ve Meclis araştırması açılması için
gereğini arz ederiz.
|
1- Atilla Kart |
|
(Konya) |
|
2- Mustafa Özyürek |
|
(Mersin)
|
|
3- Hasan Aydın |
|
(İstanbul)
|
|
4- Nadir Saraç |
|
(Zonguldak) |
|
5- Mehmet Ziya Yergök |
|
(Adana) |
|
6- Muhsin Koçyiğit |
|
(Diyarbakır)
|
|
7- Naci Aslan |
|
(Ağrı) |
|
8- Mustafa Özyurt |
|
(Bursa) |
|
9- Muharrem Toprak |
|
(İzmir) |
|
10-
Nezir Büyükcengiz |
|
(Konya) |
|
11-
Hüseyin Özcan |
|
(Mersin)
|
|
12-
Muharrem Eskiyapan |
|
(Kayseri)
|
|
13-
Ersoy Bulut |
|
(Mersin)
|
|
14- Ali
Oksal |
|
(Mersin)
|
|
15-
Muharrem İnce |
|
(Yalova)
|
|
16-
Bayram Ali Meral |
|
(Ankara)
|
|
17-
Memduh Hacıoğlu |
|
(İstanbul) |
|
18-
Birgen Keleş |
|
(İstanbul)
|
|
19-
Muharrem Kılıç |
|
(Malatya)
|
|
20- Ayşe
Gülsün Bilgehan |
|
(Ankara)
|
|
21-
İsmail Değerli |
|
(Ankara)
|
|
22- Ali
Topuz |
|
(İstanbul)
|
|
23-
İlyas Sezai Önder |
|
(Samsun)
|
|
24-
Razaman Kerim Özkan |
(Burdur)
|
|
|
25-
Sedat Pekel |
|
(Balıkesir)
|
|
26-
Şevket Arz |
|
(Trabzon)
|
|
27-
Hüseyin Ekmekçioğlu |
|
(Antalya)
|
|
28-
Erdal Karademir |
|
(İzmir) |
|
29-
Yılmaz Kaya |
|
(İzmir) |
|
30-
Muharrem Doğan |
|
(Mardin) |
|
31-
Hüseyin Bayındır |
|
(Kırşehir) |
|
32- Uğur
Aksöz |
|
(Adana) |
|
33-
Salih Gün |
|
(Kocaeli) |
|
34-
İdris Sami Tandoğdu |
|
(Ordu) |
|
35-
Mehmet Tomanbay |
|
(Ankara) |
|
36- Enis
Tütüncü |
|
(Tekirdağ) |
|
37- Ali
Kemal Deveciler |
|
(Balıkesir) |
|
38-
Mehmet Boztaş |
|
(Aydın) |
|
39-
Gökhan Durgun |
|
(Hatay) |
|
40-
Mevlüt Coşkuner |
|
(Isparta) |
|
41-
Muzaffer R. Kurtulmuşoğlu |
(Ankara) |
|
|
42-
Yaşar Tüzün |
|
(Bilecik) |
|
43-
Berhan Şimşek |
|
(İstanbul) |
|
44-
İsmail Özay |
|
(Çanakkale) |
|
45-
Kemal Sağ |
|
(Adana) |
|
46-
Nevin Gaye Erbatur |
|
(Adana) |
|
47-
Halil Ünlütepe |
|
(Afyon) |
|
48-
Bihlun Tamaylıgil |
|
(İstanbul) |
|
49-
Kemal Kılıçdaroğlu |
|
(İstanbul) |
|
50-
Mustafa Yılmaz |
|
(Gaziantep) |
|
51-
Ahmet Yılmazkaya |
|
(Gaziantep) |
|
52-
Orhan Erarslan |
|
(Niğde) |
|
53-
Feridun Fikret Baloğlu |
(Antalya) |
|
|
54-
Tuncay Ercenk |
|
(Antalya) |
|
55- Nail
Kamacı |
|
(Antalya) |
|
56-
Zekeriya Akıncı |
|
(Ankara) |
|
57-
Özlem Çerçioğlu |
|
(Aydın) |
|
58- Ali
Arslan |
|
(Muğla) |
Gerekçe:
24 Ekim 1997 tarihinde
Karapınar-Ereğli Devlet Karayolunun 21 inci kilometresinde saat 22.00 sularında
0 403 SHD Mercedes marka yolcu otobüsüyle boş olan yakıt tankerinin kafa kafaya
çarpışması sonucunda; tanker şoförü ve yardımcısıyla otobüste bulunan 47 yolcu
-ki toplam 49 kişi- 1 dakika içinde meydana gelen yangın sebebiyle
"yanarak" ölmüşlerdir. Otobüs şoförü ve yardımcısıyla, 2 ve 3
numaradaki yolcular ise çarpışmanın şiddetiyle dışarıya savrulduklarından
ölümden kurtulmuşlardır.
Kazada ölen yolcuların
çok büyük bir bölümü, Cumhuriyet Bayramı öncesinde, Ege yöresinde bulunan
ailelerini ziyarete gitmekte olan ve Niğde-Kayseri Üniversitelerinde okumakta
olan üniversite öğrencileriydi.
Karapınar Asliye Ceza
Mahkemesinde yargılama esnasında ODTÜ'den Prof. Dr. Hüseyin Vural ve 3
arkadaşının beş aylık mesai sonucunda hazırlamış oldukları ve ekleriyle beraber
2 185 sayfaya ulaşan bilirkişi raporuna göre:
İşletmeci firmaların ve
sürücülerin olayın meydan gelmesindeki kusurlarının olduğu, bunun yanında,
İçişleri, Sanayi ve Ticaret, Ulaştırma, Bayındırlık ve İskân Bakanlıkları ile
Karayolları ve Emniyet Genel Müdürlüğünün "görev ve hizmet
kusurlarının" bulunduğu, en nihayet, üretici firmanın ülkemiz şartlarını
nazara almayan ve evrensel normların altında kalan, bunun yanında "yolcu
ve tüketici güvenliğini" ihlal eden "tasarım ve üretim"
hatasının varlığı iddia edilmiştir.
İşte, bu aşamadan sonra
üretici firmanın; ülkemizin varlıklı işadamlarının oluşturduğu ve yine bir
bölüm basının da destek verdiği bir kampanya başlatarak, ülkemizin içinde
bulunduğu ekonomik kriz ortamını da kullanarak, ortada sanki "yabancı yatırımcıya
karşı ideolojik sebeplerle karşı çıkma" hareketinin bulunduğu ve
idarî-adlî mercilerimizin yabancı yatırımcıyı ürküten, tedirgin eden
davranışlar içinde bulundukları gerekçesiyle; idarî ve adlî mercilere yönelik
bir kampanyanın sistemli olarak başlatıldığı, olayın mağdurları tarafından
ısrarla dile getirilmeye başlanmıştır.
Bu iddiaların tahkiki
esnasında, Anayasanın 138/3 üncü maddesindeki düzenlemenin ihlal edilmemesine
özen gösterilmelidir.
Demokrasinin ve hukuk
devleti kavramının, bütün kurum ve kurallarıyla işleyip işlemediğinin tahkiki,
soruşturmanın sonucuna göre iddiaların doğruluğu sübut bulduğu takdirde
ilgililer hakkında idarî ve adlî incelemenin yapılabilmesi bakımından ve resen
görülecek sebepler nazara alınarak ;
Türkiye Büyük Millet
Meclisinin doğru bilgilendirilmesi amacıyla, Anayasanın 98 ve Meclis
İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını
arz ve talep etmek zorunluluğu doğmuştur.
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
Önerge gündemde yerini alacak
ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası
geldiğinde yapılacaktır.
Ergene Nehrindeki
kirliliğin ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla kurulan (10/2,6) esas numaralı Meclis Araştırması
Komisyonu Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutuyorum :
C)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Ergene
Nehrindeki kirliliğin ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan (10/2,6) esas numaralı Meclis
Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkanvekili,
sözcü ve kâtip üye seçimine ilişkin tezkeresi (3/136)
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Komisyonumuz başkan,
başkanvekili, sözcü ve kâtip üyelerini seçmek üzere, 25.12.2002 Çarşamba günü
saat 17.00'de ana bina, PTT karşısı, Araştırma Komisyonu Toplantı Salonunda 11
üyeyle toplanmış ve aşağıda isimleri yazılı sayın üyeler, belirtilen görevlere
seçilmişlerdir.
Komisyon
Geçici Başkanı
Cüneyt
Karabıyık
Adı ve Soyadı
Seçim Bölgesi Aldığı oy
|
Başkan : |
Yahya Baş |
İstanbul |
11 |
|
Başkanvekili
: |
Ahmet
Kambur |
Tekirdağ |
11 |
|
Sözcü : |
Ahmet Gökhan Sarıçam |
Kırklareli |
11 |
|
Kâtip : |
Rasim
Çakır |
Edirne |
11 |
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur.
Danışma Kurulunun önerisi
vardır; okutuyorum:
IV.-
ÖNERİLER
A) DANIŞMA
KURULU ÖNERİLERİ
1.- Genel
Kurulun çalışma gün ve saatleriyle gündemdeki sıralamanın yeniden
düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
No: 8
Tarihi: 26.12.2002
Gündemin Kanun Tasarı ve
Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler kısmının 3 üncü sırasında yer
alan 6 sıra sayılı, 2003 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeleri Kanunlaşıncaya
Kadar Devlet Harcamalarının Yapılmasına ve Devlet Gelirlerinin Tahsiline Yetki
Verilmesine Dair Kanun Tasarısı ile Üretimini Likit Petrol Gazı ile Yapan
Üreticilerin Zararlarının Karşılanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısının bu kısmın 2 nci sırasına alınması ve bugünkü birleşimde
5 sıra sayılı, 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin
Değiştirilmesi Hakkında 13.12.2002 Tarihli ve 4774 Sayılı Kanunun ikinci
görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması, 27 Aralık
2002 Cuma günü de Genel Kurulun 14.00-20.00 saatleri arasında çalışmasının
Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.
Bülent Arınç
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı
Salih Kapusuz Oğuz Oyan
AK Parti Grubu Başkanvekili CHP Grubu Başkanvekili
BAŞKAN - Danışma Kurulu
önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına
geçiyoruz.
Önce, yarım kalan
işlerden başlıyoruz.
Çeşitli Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının müzakerelerine kaldığımız
yerden devam edeceğiz.
V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun
Tasarısı ve İçişleri, Adalet ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/282) (S.
Sayısı: 3 ve 3'e 1 inci Ek)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.
Ertelenmiştir.
Alınan karar gereğince,
2003 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeleri Kanunlaşıncaya Kadar Devlet
Harcamalarının Yapılmasına ve Devlet Gelirlerinin Tahsiline Yetki Verilmesine
Dair Kanun Tasarısı ile Üretimini Likit Petrol Gazı ile Yapan Üreticilerin
Zararlarının Karşılanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve
Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.
2.- 2003 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeleri Kanunlaşıncaya
Kadar Devlet Harcamalarının Yapılmasına ve Devlet Gelirlerinin Tahsiline Yetki
Verilmesine Dair Kanun Tasarısı ile Üretimini Likit Petrol Gazı ile Yapan
Üreticilerin Zararlarının Karşılanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve
Teknoloji ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/320, 1/319) (S. Sayısı :
6) (1)
BAŞKAN - Komisyon?..
Yerinde.
Hükümet?.. Yerinde.
Komisyon raporları, 6
sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Oğuz Oyan; buyurun.
(CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN
(İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün, burada, üç aylık
geçici bütçe üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini bildirmek
üzere, belirtmek üzere söz almış bulunuyorum.
Yeni yılın ilk üç ayını
bir geçici bütçeyle geçireceğiz. Bilindiği gibi, geçici bütçeler, Türkiye uygulamasında,
genellikle bütçe sürecinin seçim dönemleriyle çakışması nedeniyle uygulamaya
gelmektedir. Esas bütçeyi nisan ayından itibaren tartışacağız. Bütçeler, kamu
hizmetlerinin miktarını, türünü, bunların nispî ağırlıklarını belirlediği gibi,
bunların finansmanı için gerekli kamu gelirlerinin, başta vergiler olmak üzere,
alınmasına izin veren, yetki veren belgelerdir. Bu anlamda bütçe...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Teknik bir arıza
nedeniyle ara vermek zorunda kaldık.
(1) 6 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
Sayın Oyan, sözlerine
kaldığı yerden, süre vermek suretiyle devam edecektir.
Buyurun Sayın Oyan.
Sürenizi yeniden
başlatıyorum.
OĞUZ OYAN (Devamla) -
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bir geçici bütçeyle, bu yılın malî başlangıcını yapıyoruz.
Bütçeler, hangi kamu hizmetlerinin hangi maliyetlerle yapılacağının genel bir
envanterini, genel bir listesini verirler. Peki, bu harcama-hizmet sıralaması
ve ağırlıkları neye göre yapılmaktadır, hangi ölçütlere göre yapılır?
Demokratik ülkelerde seçimlerin, demokratik seçimlerin ruhuna uygun davranılmak
isteniyorsa -ki, kamu maliyesi açısından da durum budur- bütçe gelir ve gider
bileşimine karar veren siyasal sürecin kendisidir; yani, siyasal partiler,
seçmenin önüne giderler, vaatlerde bulunurlar, taahhütlerde bulunurlar ve bunu
programlarına, bütçelerine yansıtırlar; beş yıllık bir hükümet programı
yaparlar ve bunun parçası olarak da, yıllık bütçeler, istiyorlarsa çok yıllı
bütçeler; ama, Türkiye mevzuatında yıllık bütçeler yaparlar, dolayısıyla,
siyasal süreç çalışır. Bu, aslında, piyasa talebinden farklı bir şeydir.
Piyasada insanlar kendi ekonomik güçlerine göre mal ve hizmet miktarını satın
alırlar, bileşim belirlerler; oysa, siyasal süreç farklı bir olaydır. Siyasal
süreç, her yurttaşın, her seçmenin tek bir oy hakkının olduğu bir mekanizmadır
ve bu oyla kendilerinden onay, izin, yetki talep eden partilere, onların
vekillerini seçerek bir yetki devrederler. Dolayısıyla, burada olması gereken
seçmenin ve toplumun taleplerinin bütçeler aracılığıyla tekrar topluma hizmet
olarak döndürülmesidir.
Türkiye'de bütçeler bu
vasıflarını kaybetmişlerdir. Türkiye'de bu mekanizma çalışmamaktadır, bütçeden
aslan payını alanlar sonuçta en etkili lobicilik yapanlar; yani, en güçlü
ekonomik kesimler olmaktadır.
Türkiye'deki manzara ne
yazık ki son yıllarda giderek olumsuza dönmüştür, bunun harçları 1983'ten
itibaren atılmıştır; ama, son yıllarda gerçekten bir doruk noktası
yaşanmaktadır.
Peki, ben şimdi burada
soruyorum: Halktan yana olduğunu söyleyerek, halkın taleplerine öncelik
vereceğini söyleyerek iktidar olan Adalet ve Kalkınma Partisinin geçici bütçesi
acaba bizim burada sıraladığımız bu siyasal sürece uygun mu çalışmaktadır?
Yani, acaba toplumun, halkın taleplerine bir ayna olmakta mıdır, onları
yansıtmakta mıdır? Ne yazık ki hayır. "Burada sadece bir geçici bütçe söz
konusu, siz asıl bütçeyi görün" diyebilirsiniz; ama şunu söyleyeyim,
geçici bütçeler, asıl bütçelerin tamamlayıcı parçalarıdırlar, bu bütçelerin
aynasıdırlar. Dolayısıyla, biz bu bütçeye bakarak izleyen dokuz aydaki bütçeler
üzerinde çok sağlıklı tahminlerde bulunabiliriz.
Bakınız, bu üç aylık
bütçe bize bir başka karşılaştırma imkânı da vermektedir. Henüz 16 Kasımda,
partinizin Genel Başkanı tarafından Acil Eylem Planı, ilk bir aylık, üç aylık,
altı aylık ve bir yıllık hedefler açıklanmıştır. Bugün getirilen üç aylık
bütçe, mart sonuna kadarlık bir dönemi kapsamaktadır, 16 Kasım ile mart sonu
arasında dörtbuçuk aylık bir dönem vardır; yani, altı aylık vaatlerin, burada,
büyük ölçüde yer almış olması gerekirdi. Oysa, ne 15 000 kilometrelik duble
yolun yatırımına ilişkin bir kaynağı bütçede buluyorsunuz... Bütçede
yatırımlara ayrılan kaynak, sadece yüzde 2,2'dir. Geçmiş dönem, son yıllarda,
bütçelerde yatırıma kaynak ayıramadığımızdan şikâyet ediyoruz; ama, yüzde 5 -
5,5 civarında bir ortalamayı tutturuyoruz. Bu bütçenin ilk üç aylık
uygulamasında yüzde 2 düzeylerinde kalınmaktadır. Peki, nerede iddialı yatırım
hedefleri?!
Bu bütçenin kalemleri
arasında, gene Acil Eylem Planında yer alan, altı ay içinde harekete
geçirilecek olan turizm kentleri projesini aradık, bulamadık. Bunlar
nerededir?! Nerede, dargelirli çiftçileri hedefleyen yeni bir yapının
oluşturulması?! -Bu sözleri, aynen, Acil Eylem Planından alıyorum.- Nerede, arz
açığı olan ürünlere, yani, pamuğa, zeytinyağına, soyaya, ayçiçeğine prim
sistemi uygulaması?! Bunların, herhangi bir şekilde, bu bütçede bir yansıması
var mıdır?! Peki, nerede, diğer öncelikli hedefleriniz; örneğin -aynen
okuyorum- mazot gibi girdilerde ağır vergilerin azaltılmasına ve çiftçinin
üzerindeki tahammül edilemez yükün hafifletilmesine dönük önlemleriniz?!
Bunları unuttunuz mu?! Yoksa, birkaç gün önce yaptığınız gibi, tam tersini
yaparak, 5,7 zam yaparak mı tutuyorsunuz, yoksa, acaba, yeşil mazot
uygulamasında renk tutturamadığınız için mi gecikiyorsunuz?! (CHP sıralarından
alkışlar)
Değerli milletvekilleri,
Türkiye'de, son yıllarda örneğini gördüğümüz, halktan ve toplumdan, hizmet
anlayışından kopuk bütçe anlayışı, burada, sadece şu getirilen bütçede değil, o
bir devamdır, son yılların bütçelerinde gözükmektedir.
Türkiye'de, kamu maliyesi
âdeta özelleştirilmiştir, Türkiye'de, bütçeler bir emmebasma tulumbaya
döndürülmüştür. Kimden emiyoruz; vergilerle halktan emiyoruz; kime aktarıyoruz;
yani, kime pompalıyoruz, emmebasma nasıl oluyor; faizcilere pompalıyoruz.
Bütçenin yarısı ve geçen
yıl vergi gelirinin yüzde 103'ü faiz harcamalarına aktarılmıştır; yani,
bütçeler bir emmebasma tulumba haline getirilmiş ve âdeta, Türkiye'de bütçeler,
kamu maliyesi özelleştirilmiştir. Bütçeler, halka hizmet yapan ana kalem
olmaktan, ana enstrüman olmaktan uzaklaşmışlardır. Peki, acaba, sizin geçici
bütçeniz buna ne gibi bir yenilik getiriyor? Türkiye'de yeni bir bütçe
anlayışına gideceğinizi söylerken, acaba şu hususları bütçeye niye koydunuz
sorusunu birazcık düşünecek misiniz?
Bakınız, geçen yılın
bütçesinde, 2001 yılında yüzde 51 oranında bir faiz harcaması vardı. Bu, geçen
yıl yüzde 43 hedeflendi, yüzde 46'ya çıkarıldı. Şimdi, sizin bütçenizde
getirilen oran yüzde 49 ile 52,5 arasında değişiyor. Bunu, şundan dolayı
söylüyorum: Bütçeniz 34,2 katrilyon; ama, Sayın Bakan açıkladı "31,8
katrilyonunu harcayacağız, gerisini harcamayı düşünmüyoruz" dedi. O
ikisini oranladığımız zaman, sizin bütçenizin faizci niteliği, geçen yılı,
içinde bulunduğumuz 2002 yılını aşmaktadır. Peki, nerede yeni bütçe
anlayışınız?! Bunu nerede arayıp bulacağız?!
İkincisi, vergi
gelirleri; 2001'de vergi gelirlerinin yüzde 103'ü faize gitti, içinde
bulunduğumuz yıl ise yüzde 87'si faize gitti. Şimdi, Sayın Bakan, "bizim
geçici bütçemizde gelir tahminleri yok, vergi tahmini de yok, dolayısıyla bu
bütçede ne açık tanımı olabilir ne vergiye oranla faiz tanımı olabilir"
diyecek. Efendim, böyle bir şey olamaz; çünkü, gelir tahmini olmayan bir
bütçenin arkasına sığınmak, bu açığı gizlemek anlamına gelir. Bu bütçe, Türkiye
Cumhuriyeti tarihinde en yüksek açıklar veren bir bütçe niteliğini taşımaktadır;
çünkü, eğer, bu bütçenin rakamlarını alırsak, birincisi, vergilerin ilk üç ayda
yüzde 110'u, yani tüm vergiler yetmeyecek kadar bir meblağı faize aktarma
yapacağız, bu bir rekordur. İkincisi, bu bütçede geçen yıl -yani, içinde
bulunduğumuz yıl- yüzde 20 hedeflenip yüzde 33 olarak gerçekleşen açığı, sizin
getirdiğiniz geçici bütçe yüzde 44 ile 47 arasındaki büyüklüğe taşımaktadır. Bu
da, tarihî bir rekordur, bu açıdan sizi kutlamak gerekir!
Bir başka ilginç şey de,
34,2 katrilyonla 31,8 katrilyon arasındaki fark nedir? Yani, biz 31,8'ini
harcayacağız ama, 34,2 katrilyonluk bir ödenek istiyoruz. Aradaki fark nedir;
aradaki fark, acaba, Irak savaşının finansmanı için kenarda tutulmak istenen
bir sahipsiz ödenek midir? Bu soruların cevap bulması gerekir.
Değerli milletvekilleri,
şimdiye kadar söylediklerim açıkça bir şeyi gösteriyor; bu bütçe, IMF
politikalarının tam uzantısındadır, onunla tamamen çakışmaktadır. Bu, bir borç
ödeme bütçesidir; toplumun taleplerini, toplumun ihtiyaçlarını, seçmene verilen
sözleri yok sayan bir bütçedir. Bütçenin ve makro ekonomik hedeflerin oturduğu
çerçeve, IMF'yle 2002 yılının dördüncü gözden geçirme anlaşmasına tamamen
uymaktadır. Bu anlaşmanın 2002-2004 dönemini kapsayan stand-by anlaşmasının
ek-c bölümünde 2003 için tanımlanan hedefleriyle tamamıyla çakışmaktadır.
Dolayısıyla, burada, meydanlarda söylenen "biz IMF'yle onurlu bir pazarlık
yapacağız, IMF'yle yapılmış bütün anlaşmaları gözden geçireceğiz"
sözlerini diyecek tavır nerededir; biz, bunu görmek istiyoruz. IMF'ye karşıymış
gibi görünen bir partinin yüzde 34 oy alarak Meclise gelip, IMF'yle tamamen
çakışan bir geçici bütçeyle karşımıza gelmesini ne biz ne Türkiye Halkı içine
sindirebilmektedir. (CHP sıralarından alkışlar)
Tabiî, buradan "biz
IMF'ci mi olduk acaba" diye bir soruyu kendi kendinize sormanız gerekir.
Eğer öyleyse, bu sıfat size hayırlı olsun.
Sayın milletvekilleri,
dikkat ediniz, Türkiye'de seçmenin siyasal iktidarlara verdikleri avans ve
tanıdıkları hoşgörü süresi giderek daralmaktadır. Samimiyet testinden alınan
kırık notlar birikmektedir. Bu, ciddî bir sorundur. Bu sorun, sadece sizi
ilgilendirmemektedir. Bu, aslında, Türkiye'de demokrasinin temellerini tahrip
edecek, toplumu demokrasidışı çözümler aramaya yönelmeye itecek nitelikte,
ağırlıkta bir durumdur, bir sorundur. Dolayısıyla, bu vesileyle, sizleri daha
dikkatli olmaya bir kere daha çağırmak istiyorum.
Adalet ve Kalkınma
Partisi iktidarı, bu bütçeyle çifte standartlar politikasını sürdürmektedir.
Memura yüzde 5'lik bir zammı uygun görmektedir. Bu yüzde 5'lik zammın, aslında,
birtakım yan katkılarla -tabiî, özel durumlara bağlı olarak- yüzde 6,5 ile
yüzde 13,7 arasına geleceği söylenmektedir. Bu, bir aldatmacadır; ama,
aldatmaca olmadığını kabul edelim. Hepsi yüzde 13,7'yi alsa ne olur; yani,
Türkiye'de yıllardır enflasyon karşısında reel gelir kaybına uğrayan kitleler,
memurlar, bundan zerre kadar memnun olamazlar. Yüzde 13,7 hiçbir şey ifade
etmemektedir; kaldı ki, birçok memur için bu, yüzde 5 sınırları içerisinde
kalmaktadır. Dolayısıyla, şöyle bir soruyu da kendi vicdanınızda cevaplamak
zorundasınız. Yüzde 13,7; yüzde 6,5 zam yaptığınız bu kesimlerin vergilerine
yaptığınız zam yüzde 59'dur. Siz, birçok vergide, Motorlu Taşıtlar Vergisinde,
Damga Vergisinde, harçlarda yeniden değerleme oranını kullanıyorsunuz ve yüzde
59 zam yapıyorsunuz; yani, nerede memura yaptığınız zam, nerede vergiye
yaptığınız zam?!.
Kaldı ki, yüzde 59,
yeniden değerleme oranı katsayısını, Gelir Vergisi dilimlerine
uygulamıyorsunuz, sadece yüzde 31,5'lik bir artışa gidiyorsunuz; yüzde 59'u
uygulasanız, muhtemelen biraz daha rahatlatan, vergi dilimlerinde bir üst
dilime çıkmayı biraz daha geciktiren bir uygulamaya imza atmış olurdunuz. Diğer
vergilere girmiyorum, Çevre Vergisi, Emlak Vergisi gibi vergilerde yüzde
29,5'lik bir artış, bütçe dışındaki kararlarla zaten alınmıştır, bunların
matrahları da çok yükseldiği için, aslında, gerçekten çok daha yüksek yüklere
denk gelmektedir.
Şimdi, bu geçici bütçeyle
ilginç birtakım uygulamalara gitmektesiniz. Bu geçici bütçeyle, deprem bölgesine
ödenek olarak sadece iz bedel koyuyorsunuz; yani, herhangi bir ödenek
koymuyorsunuz; fakat, aynı bütçeyi hazırlayan anlayış, deprem vergilerini
sürdürmeye imza atabilmektedir. Bu, halkın büyük bir samimiyetsizlik olarak
karşılayacağı bir uygulamadır.
Öte taraftan, pamuk
priminde ödenek olarak 1 milyar lira koyuyorsunuz. Pamukta prim olarak 20 sent
vereceğinizi söyleyenler sizler değil miydiniz? 1 milyar lira, tütünde 1 milyar
lira, şekerde 1 milyar lira; acaba bunları üretici nasıl paylaşacak, hiç
düşündünüz mü? Acaba, 1 milyar lirayı milyonlarca üretici aralarında nasıl
paylaşacaklar ya da siz, çiftçiyle alay mı ediyorsunuz? Bu soruların cevabını
vermek zorundasınız; çünkü, siz, çiftçinin; çünkü, siz, yoksulun; çünkü, siz,
işsizin; çünkü, siz, dargelirlinin oylarını alarak iktidar oldunuz, o kesimlere
karşı sorumluluğunuz var; bu siyasal vaatlerle iktidar oldunuz, bunun gereğini
yerine getirmek zorundasınız. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri,
burada, herhangi bir şekilde çiftçi borçlarının ertelenmesi için de bir ödenek
izine rastlanmamaktadır.
Öte taraftan, doğrudan
gelir desteği uygulamasının, geçen yıl başlayan uygulamanın tamamlanması için
dahi yeterli bir ödenek bulunmamaktadır. Ayda yüzde 20, geçen yıl ödeneğinin
yüzde 20'si kadar bir ödenek koyarak bunu yapamazsınız. Siz, mart sonuna kadar,
bu uygulamayı, 2002 ödemesini dahi bitiremezsiniz. Ekim ayında doğrudan gelir
desteği primini almış olan bir üretici ile mart sonunda dahi bunun tamamını
alamamış üretici arasındaki enflasyon farkını kim karşılayacaktır? Bu
çiftçiler, erkenden alabilen çiftçiler, belki borçlarını erteleme imkânına
kavuşurken, bu imkâna kavuşamayıp yeni faiz yükü altına giren çiftçilerin
yükünü nasıl karşılayacaksınız; bu hesabı nasıl vereceksiniz? (CHP sıralarından
alkışlar)
Bu, büyük bir hüsrandır,
büyük bir hayal kırıklığıdır. Bakınız, biz, burada, sizleri bir yanlıştan
korumak için muhalefet yapıyoruz; bu yanlıştan korumak istiyoruz. Bu
yanlışlardan korunmanın yolu... Sakın şunu sanmayın ki: "Milletvekillerinin
maaşlarına zam yapmayarak biz durumu kurtarırız..." Kurtaramazsınız
arkadaşlar! Milletvekili maaşına zam yapmama biçimindeki ucuz popülizmle -ki,
biz buna katkıda bulunuyoruz, milletvekili maaşına zam yapılmasın, peki; ama-
buradan, siz, halka karşı sorumluluklarınızı unutturamazsınız, halka karşı
sorumluluklarınızı unutturmak için herhangi bir destek alamazsınız. Bu anlamda,
bu sorumluluğunuzu asla unutmayın; halka karşı verilmiş sözleriniz vardır.
Dolayısıyla, burada, şu
soruya mutlaka cevap vermelisiniz değerli arkadaşlarım: Biz kimin
temsilcisiyiz, kimin çıkarına iktidar oluyoruz, kimin iktidarıyız,
yoksulun iktidarı mıyız; yoksa,
varlıklı kesimlerin iktidarı mıyız?
Bakın, size, bununla
ilgili bir örnek vereceğim: Burada, bugün, birazdan bir kanun tasarısı
görüşeceğiz, seramikçilerin arasındaki rekabet ilişkilerine dönük bir kanun
tasarısı görüşeceğiz; yani, likit petrol gazı kullanan - kullanmayan arasındaki
rekabet sorunları... Sizin önceliğiniz bu mudur mesela; yani, çiftçinin sorunları
mıdır, bu mudur? Ya da başka bir şey söyleyeyim; geçen gün burada bir vergi
yasası tartıştık; devletten, hazine bonosu ya da devlet tahvili üzerinden
devlet iç borçlanma senedi geliri elde eden kesimlere, 607 milyar liralık
geliri için sıfır vergi uyguluyorsunuz. Peki, bununla, buradaki bütün bu geniş
kesimlere herhangi bir hizmet aktarmama arasındaki çelişkiyi nasıl
açıklayacaksınız?.. Siz, rantiyenin, varlıklı sınıfların temsilcisi misiniz?!
(CHP sıralarından alkışlar)
Bütçeyle ilgili iki
önemli eleştiri daha yapacağım. Bunlardan birincisi, bütçenin 4 üncü maddesinin
(b) fıkrasıyla, 2002 yılı bütçesine, bir ek bütçeyle yapılması uygun olacak
harcamalar, amacı dışında kullanılan bir bütçeden mahsup edilecek ödemeler
hesabıyla monte edilmektedir ve diğer bentlerde bazı yetki devirleri
gerçekleştirilmektedir.
Sevgili milletvekilleri,
değerli arkadaşlarım; 1999 yılı bütçesinden itibaren böyle bir hesap
çalıştırılmaktadır, âdet haline getirilmiştir. Bu hesap, aslında, Meclisin
bütçeyi denetlemesine, bütçe hakkına, bütçe hukukuna aykırılık taşımaktadır.
Sosyal güvenlik için, faiz için 11,6 katrilyonluk bir ekbütçe, bu yıl, çıkarmak
gerekirken, siz, yeni bütçeyi böyle bir hesap altına koyuyorsunuz. Dolayısıyla,
bunu, Meclisin denetiminden kaçırıyorsunuz; bu doğru değildir. Dolayısıyla,
burada, hem saydamlık hem bütçe hukuku açısından, sizi, bu tür uygulamalardan
kaçınmaya davet ediyorum.
İkinci bir aykırılıktan
bahsedeyim: Bu 7 maddelik geçici bütçenin 3 maddesinde Anayasaya aykırılık
vardır. Madde 3'te ve madde 7'de, Anayasa Mahkemesinin 2001 ve 2002 yıllarında
iptal ettiği düzenlemelere yer verilmektedir. Bu hataları tekrarlamakta ne gibi
bir yarar umuyorsunuz?! 3 üncü maddenin (d) fıkrası hükmü, Anayasa Mahkemesinin
esas 2001/385 sayılı kararıyla, 27.3.2002 tarihinde iptal edilmiştir; 3 Ağustos
2002'de -çok uzak değil- Resmî Gazetede yayımlanmıştır. Öbür taraftan, madde
7/6g'yi Anayasa Mahkemesi iptal etmiştir. Bu, Harcırah Kanununda yapılması
gereken bir düzenlemedir, bütçeyle yapılamaz ve buna, burada -henüz
yayımlanmamıştır bu Anayasa Mahkemesi kararı, ama- hukuk etiği açısından yer
verilmemesi gerekirdi; siz, yer veriyorsunuz.
Öte yandan, 5 inci
maddede, bizim de desteklediğimiz; ama, bütçeyle değil, bütçedışı kanunlarla,
yani, asıl kanunlarda yapılması gereken düzenleme var. Bu, öğretim üyelerinin
ders vermeleri halinde emekli aylıklarından kesinti yapılmamasıdır. Bunu biz
destekliyoruz; ama, lütfen, bunu, önümüzdeki üç ay içinde, ilgili kanunda
değişiklik yaparak getirin; bunu, tekrar, asıl bütçe kanununda düzenleme
yanlışına düşmeyin.
Bu bir geçici bütçedir,
genel uygulamayı doğrudan etkilemeyecek düzenlemelere yer vermek ve geçmiş
bütçeye referansla kurulmak zorundadır. O nedenle, genel uygulamayı
etkileyebilecek yeni düzenlemelere, asıl kanunlarında ve ilgili bütçelerinde
yer verilmesi gerekir.
Değerli milletvekilleri,
biz, tekrar, şunu sormak istiyoruz: Sizin öncelikleriniz nedir? Bakınız, Devlet
İstatistik Enstitüsünün yoksulluk araştırmasının rakamlarını vereyim.
Türkiye'de hanelerin yüzde 43'ü yoksulluk sınırının altındadır. Bunların yüzde
12'si yeterli beslenme sınırının altındadır. Böyle bir ülkede, siz, bu tür bir
bütçeyle halkın karşısına nasıl çıkabiliyorsunuz?.. Bu ülkede eğitim ve sağlık
harcamaları henüz 1990'ların başında, 1990-1993 arasındaki dönemde bütçenin
yüzde 23'ü gibi bir paya ulaşırken, 2000, 2001, 2002 yılları ortalaması yüzde
12,5'tir.
BAŞKAN - Sayın Oyan,
sözlerinizi toparlayabilmeniz için 2 dakikalık süre veriyorum.
OĞUZ OYAN (Devamla) -
1990 başlarında yüzde 23 olan eğitim ve sağlık harcamalarının toplam payı
2000-2002 ortalaması olarak yüzde 12,5'e inmiştir. Sizin bütçenizde bu tür
işlevsel ayırım yok; ama, verdiğiniz rakamlardan bunun daha da aşağı gittiği
anlaşılmaktadır. Bunun tamir edilmesi halinde, ancak, Türkiye gelişmiş bir ülke
olma iddiasını sürdürebilir. Sağlıksız ve eğitimsiz bir toplumdan, geleceğini,
gelişmiş ülkelere yetişerek inşa etmesini bekleyemezsiniz. Türkiye'nin bu
bütçelerle herhangi bir çıkışı olamaz.
Biz, burada yaptığımız
eleştirileri göz önüne alarak hem bu bütçenin düzeltilmesini hem de bundan
sonra gündeme gelecek asıl bütçenin bu eleştirilere göre hazırlanmasını
diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Oyan.
AK Parti Grubu adına,
tasarının tümü üzerinde, Diyarbakır Milletvekili Sayın Aziz Akgül; buyurun. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA AZİZ
AKGÜL (Diyarbakır) - Yüce Meclisimizin Saygıdeğer Başkanı ve sayın
milletvekilleri; 2003 Yılı Geçici Bütçe Kanun Tasarısının tümü üzerinde, Adalet
ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygılarımla
selamlıyorum.
Bu vesileyle,
vefatlarının yıldönümünde, cumhuriyetin İkinci Cumhurbaşkanı Sayın İsmet İnönü
ile İstiklal Marşımızın yazarı Millî Şair Mehmet Âkif Ersoy'a Allah'tan rahmet
diliyorum.
Değerli milletvekilleri,
3 Kasım seçimleriyle ülkemizde yeni dönem başlamıştır. Bu yeni dönem, bundan
böyle her alanda kendini göstereceği için, alışılagelmiş siyaset anlayışı ve
uygulanışı da geride kalmıştır. Artık, sadece, Meclis zabıtlarında hatırat
olarak yer alacak anlayış da, tamamen terk edilmiştir. Bütün bunlar artık
geride kaldı. Ne söylerse onu, hatta fazlasını yapacak güçlü bir iktidarımız
var. Sadece söylemeyi değil, halkın bütün isteklerini ve sıkıntılarını da
çözebilecek, istikrarlı ve güçlü bir Parlamento ve hükümet yapısı mevcuttur.
Daha, ilk icraat olarak yönetimde bilimsel yaklaşım olan değişim
mühendisliğinin bir örneği olarak, bakanlık sayılarının azaltılması gibi,
radikal bir kararla başlayan 58 inci hükümeti kutluyorum.
Değerli milletvekilleri,
3 Kasım, bu ülkede yaşayan herkesin umudu olmuş ve millet, umudunu gerçeğe
dönüştürmüştür. Millet, çözümü kendi iradesinde bulmuştur. Bizler
milletvekilleri olarak bu büyük sorumluluğu çok iyi biliyor ve bu konuda
kendimize güveniyoruz. Artık siyasî istikrar sağlanmıştır. Bozulan tüm
dengeleri onarmak ve yeniden sağlamak durumundayız.
Muhterem milletvekilleri,
3 Kasım 2002 seçimleri sonrasında kurulan 58 inci hükümetin kendi programıyla
uyumlu bir bütçeyi hazırlaması ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayından
geçirmesi için yeterli süre yoktu. Bunu dikkate alan AK Parti hükümeti, devlet
hizmetlerinde sürekliliğin gereği olarak kamu harcamalarının yapılması ve
devlet gelirlerinin tahsil edilmesi amacıyla, 2003 yılının ilk üç ayını
kapsayan geçici bütçe uygulamasına karar vermiştir.
Türkiye'de son yirmi
yıllık dönemde, 1988, 1992, 1996 ve 1999 yıllarında geçici bütçeler
çıkarılmıştır.
Kamu yönetiminin
sürekliliğini sağlamak maksadıyla geçici bütçe tasarına konulan en önemli
maddelerden birisinin 1 inci madde olduğu görülmektedir. Söz konusu maddeyle,
genel ve katma bütçeli dairelere, 2002 Malî Yılı Bütçe Kanununda yer alan
başlangıç ödenekleri dikkate alınmak suretiyle, 31 Mart 2003 tarihine kadar belirli
oranlarda harcama yapma yetkisi verilmektedir.
2003 yılının ilk üç aylık
dönemine ilişkin geçici konsolide bütçe ödeneği toplamı, 34 katrilyon 229
trilyon liradır. Bu meblağın yaklaşık 31,8 katrilyonunun harcamaya dönüşmesi
beklenmektedir.
Buna göre, personel
giderleri için 7,2 katrilyon lira, diğer cari giderler için 2,2 katrilyon lira,
yatırım giderleri için 744 trilyon lira, transfer giderleri için 24 katrilyon
lira ayrılırken, bunun 16,7 katrilyonu faiz giderlerine tahsis edilmiştir.
Bütçede yer alan
gelirlerin, çok büyük oranda borç faiz ödemelerine ayrılmak zorunda olduğu
görülmektedir. Yatırımlara ayrılabilecek kaynaklar, maalesef, kısıtlı kalmış
ise de, bu durum, 2003 yılı bütçesinde mutlaka iyileştirilecektir.
Değerli milletvekilleri,
geçici bütçe aciliyettir. Bu sebeple, geçici bütçenin, hükümetimizin asıl
hedeflerine tam uyumlu olması beklenmemelidir; ancak, önümüzdeki yıldan
itibaren hedef, bu durumu tersine çevirmek olacaktır. Bu aciliyet durumuna
rağmen, geçici bütçede, halen sıkıntıda olan hayvancılık ve tarım sektörümüze,
ihtiyaç duydukları kaynak sağlanmaya çalışılacaktır. Bu sebeple, geçici
bütçede, çiftçiye, doğrudan gelir desteği olarak, tarım için 853 trilyon,
hayvancılık için 19,2 trilyon ödenek ayrılacaktır.
Biraz evvel Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına konuşan değerli konuşmacının ifadesine dikkat
ettiğimizde, bu ödeneklerin sınırlı tutulduğu; dolayısıyla, Adalet ve Kalkınma
Partisinin, gerek memur ve işçilere gerekse esnaf, sanatkâr ve çiftçilere
ayırdığı kaynaklar itibariyle çok sınırlı bir meblağ ayrıldığını söylüyordu;
ama, ben, buradan bir belgeyi huzurlarınızda açıklamak istiyorum.
Bakın, Cumhuriyet Halk
Partisinin haber bülteninde, "ekonomide son bir hafta" diye sunulan
belgede aynen şöyle deniliyor: "Kemal Derviş ve hükümet, kendi çiftçimizi
yabancıların insafına terk ediyor." "Destekleme için en çok 200
trilyon vereceğiz" deniliyordu. Biz, geçici bütçeyle, sadece üç ay için
853 trilyon ayırırken, 2001 yılı için, geçmiş hükümette, Sayın Kemal Derviş'in
bulunduğu hükümette, sadece 200 trilyon doğrudan destek sağlanması mümkün
olabiliyordu.
Bununla ilgili bir diğer
hususu daha bilgilerinize sunmak istiyorum. Açıkçası, geçici bütçe
düzenlenirken, esas itibariyle, 2002 bütçesi esas alınarak belli oranlarla bu
noktaya gelinmektedir. Adalet ve Kalkınma Partisi, hedeflerini, seçim
beyannamesindeki sözlerini ve programında belirttiği hiçbir hususu hazırlayacak
şekilde bir ortamı zaten henüz eline geçirememiş durumdadır; çünkü, zaten,
takdir edersiniz ki, 24 Kasımda güvenoyu almış olan bir hükümet, yaklaşık bir
ay evvel kurulmuş olan bir hükümet, şu anda bütçe hazırlanmasıyla ilgili
yeterli bir süre olmadığı için, zaten, bu geçici bütçeyi hazırlıyor.
CHP'nin haber bülteninden
bir bilgiyi daha arz etmek istiyorum. Yine "ekonomide son bir hafta"
ile ilgili dosyada aynen şöyle deniliyor...
AHMET ERSİN (İzmir) - Geç
onları geç!.. Sen neredesin; onu söyle!..
AZİZ AKGÜL (Devamla) -
Efendim, onları da arz edeceğim.. Bizim nerede olduğumuz önemli de, sizlerin şu
anda neye hizmet ettiğinizi açıklamak için söylüyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
Bakın "IMF'ye ve
Derviş'e teslim eden hükümet şaşkın; istikrar programı yaz boz şeklinde"
diye ekonomi yönetimiyle ilgili söylenen hususlar burada. Onun için, ben, bu
hususları fazla ileri götürmeye ve açıklamaya gerek duymuyorum. Geçici bütçede
ifade edilen bu hususlarla, Adalet ve Kalkınma Partisi, tekrar ediyorum, hem
seçim beyannamesinde hem hükümet programında ifade edilen hiçbir hususu,
Meclisin önüne getirebilecek bir bütçeyi hazırlama fırsatını henüz elde
edememiştir; ancak, ocak ayından itibaren hazırlıklarına süratle başlayacağımız
ve huzurlarınıza getireceğimiz 2003 yılı bütçesinde, gerçekten, bizim
hedeflediğimiz, fakir fukaraya hizmet edecek, çiftçimize, esnafımıza, köylümüze
destek sağlayacak bütün tedbirlerimizi, tek tek kalemler halinde
göreceksiniz.(AK Parti sıralarından alkışlar)
AHMET ERSİN (İzmir) -
Göreceğiz sizin halinizi...
OĞUZ OYAN (İzmir) - Niye
göremiyoruz peki?!
AZİZ AKGÜL (Devamla) -
Muhterem milletvekilleri, bütün ülkenin ümidi olan 58 inci hükümetimizi düşünce
hızında bir çalışma temposu beklemektedir. Seçim çalışmalarında gördüğümüz
manzaralar, aslında milletimizin içinde bulunduğu durum, izahın da çok
ötesindedir. Yoksulluk, fakirliğin de ötesinde, açık haline dönüşmüş sosyal bir
yara durumundadır.
3 Kasım seçimleri
öncesine bakınız: Hiç kimse hayatından memnun değildi; işsizlik vardı,
piyasalarda durgunluk vardı, kredi maliyeti taşınmayacak kadar artmış, faizi
kabul edilse bile kredi imkânı ortadan kalkmıştı; kapasite kullanım oranları
tehlike seviyelerine düşmüştü; tekstil sektörü, demir-çelik sektörü, imalat
sanayii krizi yaşanmaktaydı; esnaf, hayatından bezmiş ve geleceğinden
kuşkuluydu; işçi, memur ve emekli, umutsuzluk içindeydi; özel sektör ve devlet
yatırımları âdeta durmuştu; dış piyasalardan kredi bulmak zorlaşmış ve kredi
faizleri de dünya piyasalarının 3 ya da 4 misline yaklaşmıştı; Hazine, ancak,
çok yüksek faizlerle borçlanabilmekteydi; özelleştirme durmuştu; yabancı
sermaye yatırım yapmak için çekinmekteydi; sermaye ürkmüş, kaçmış ve gelecekle
ilgili karar aşamasındaydı; devlet, bankalara ve piyasalara borçlu, devlet
bankalarının verdiği görevlerin maliyetlerini karşılayamayacak durumdaydı.
Değerli milletvekilleri,
ne olmuştur, neden olmuştur, kim yapmıştır; biz, bunları, artık,
sorgulamıyoruz; geleceğe bakıyoruz. Dolayısıyla, AK Parti olarak, yepyeni bir
ak sayfa açtık.
İnsanımız, onurlu ve
gururludur; derdini başkasıyla dahi paylaşamayacak kadar da duygusaldır.
Bizler, aç kalmış, muhtaç olmuş; ama, gururundan kimseye bir şey söylememiş bu
insanların oylarıyla, onların umudu olarak bu sıralara geldik; bunu, hiçbir
zaman unutmayacağız. Onun için, her sorunla uğraşırken öncelikli konumuz
yoksulluğun giderilmesi olacaktır. Bu konuda, sivil toplum örgütlerinin,
devletin ve bütün herkesin topyekûn bir seferberlik halinde olması
gerekmektedir. Bu maksatla, üzerinde çalıştığımız ve fakirlerin işadamı
yapılması esasına dayanan mikro krediyle ilgili çalışmalarımız da son aşamaya
gelmiştir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; güçlü bir ekonominin güçlü ayaklarından birisi, güçlü bir kamu
maliyesine sahip olmaktır. Ekonomik programların, siyasal tercihleri yansıtan
çok önemli belgeler olduğunu biliyoruz. 58 inci hükümetin önünde duran sorunlar,
ülkemizin yeni bir yol açılımına olan ihtiyacını zaruret haline getirmişti.
Program stratejimizi ve acil eylem planımızı bu zaruret üzerine kurduk.
Stratejik düşünce ve planlarımızı bu zaruretin icaplarıyla dokuduk, sorumluluk
aldık, halkımızdan fedakârlık istedik. Ülkemizin gücü ve fırsatları hepimize
sorumluluk yüklemektedir. Gencimiz, yaşlımız var, işsizimiz var, memurumuz,
esnafımız var; hepsinin sorunları var; ancak, halk, sorumluluk alana güvenirse,
sorumluluk, halkla paylaşılır hale gelir. Bu bütçe uygulamasının en önemli
lokomotifi, halkımızın hükümete duyduğu güvendir; zorlukları yenmede en değerli
anahtar budur. Bu anahtar, artık, büyük amaçlara açılmamızı sağlayacaktır.
Değerli milletvekilleri,
milletin bize verdiği güçten başka bir güce hiçbir şekilde ihtiyacımız yok.
Yeni bin yıl Türkiye'ye çok şey vaat ediyor; çünkü, Türkiye, kayda değer çok
önemli bir dönemden geçiyor. Doğru tercihler yaparak ve disiplinli
yaklaşımlarımızı sürdürerek hedeflerimize varacağız. Dün bir yol haritamız
vardı, bugün ise elimizde sahip olduğumuz ilk somut sonuçlar var. İyiyi ve
doğruyu bulmak için, gerçekten çok şansımız var. Büyük hedeflere adım adım
ulaşacağımız inancımızın tanığı, insanlık tarihidir. Bizler, bugünleri bu yolun
sadece ilk adımları olarak görelim ve inançla yürüyelim. Hükmeden değil, hizmet
veren, vatandaşın gönülsüz itaatini değil, memnuniyetini ve gönülden katılımını
gözeten bir kamu kültürü anlayışını getiriyoruz. Artık, geçmiş, bizim için,
ders çıkaracağımız bir aynadır. Siyasî çalışmalarda insan unsuru sürekli ihmal
edilmiştir. Önce milleti kurtarmadan devleti kurtarmanın mümkün olmadığı
anlaşılamamıştır. Mevcut kamu yönetimi sistemimizin vatandaşı bunaltma, onun
önünü kesme, vatandaşın girişimlerini dumura uğratma bakımından fevkalade etkin
olduğu da bir gerçektir. Bu durumu görmek için, vatandaşımızın emniyet, adliye,
eğitim, sağlık, maliye ve diğer kuruluşlarla münasebetlerinde yaşadıklarına
bakmak yeterlidir. Asırlardır "Allah devlete zeval vermesin" diyen
milletimiz, sonunda "Allah devlet kapısına düşürmesin" deme noktasına
gelmiştir. Adalet ve Kalkınma Partisi, bu vahim mantık hatasını süratle
düzeltecek ve kamu yönetimi sisteminin DNA'sını, özünü, işleyişini ve mantığını
değiştirerek halka dönük bir yönetim anlayışını mutlaka gerçekleştirecektir.
Değerli milletvekilleri,
Atatürk'ün kurduğu cumhuriyet, insanımızı temel hak ve hürriyetlerle donatma
projesiydi; biz, bunu böyle algılıyoruz. Kamu yönetimi sisteminin asıl görevi
vatandaşı korumaktır, onun huzur, refah ve mutluluğunu sağlamaktır. Halbuki,
kamu yönetimi bizde, kendi vatandaşını neredeyse tehlike olarak görme
eğilimindedir.
Devlet-vatandaş
ilişkileri çerçevesinde dikkatinize getirmek istediğim bir diğer konu da kötü
muameledir. Devletin görevi, hak ve özgürlükleri yasalarla güvence altına almak
ve korumaktır. İnsanımızın inanış, düşünüş ve yaşayışındaki farklılıkları
sonuçlarıyla birlikte kabul etmenin, insanımızı birbirine ve devletine
yaklaştıracağını bilmeliyiz. İnsanların hassasiyetlerini dikkate almalı,
başkalarının uğradığı haksızlığa tepki göstermeyi engellemek yerine teşvik
etmeliyiz. İçeride bir bütün olarak, tüm insanlarımızla barışmalı ve
kucaklaşmalıyız. Tarihimizle barışmalı, onu ne inkâr etmeli ne de ondan
korkmalıyız. Tüm komşularımızla ilişkilerimizi geliştirmeli, sorunlarımızı
barışçı yollarla çözmeliyiz. 58 inci hükümet olarak, gücümüzü milletimizden
alarak geliyoruz. Bizim milletimizin desteğinden başka bir dayanağa ihtiyacımız
yoktur. Bu çerçevede, son günlerde tartışılmakta olan muhtemel Irak
gelişmelerinde bakış açımızın da, yine, milletimizin menfaatları istikametinde
olacağından hiçbir vatandaşımızın şüphesi olmasın. Komşumuz olan Irak'ta
barışçı bir çözümün gerçekleştirilmesi temel önceliğimizdir.
Değerli milletvekilleri,
Kopenhag Zirvesinde, başta Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Sayın Recep
Tayyip Erdoğan ile Başbakan Sayın Abdullah Gül'ün mükemmel performanslarıyla,
yine, başta Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal ve
Cumhuriyet Halk Partisi ile sivil toplum kuruluşlarının işbirliği sonucu, ilk
defa somut bir hedef ve tarih belirlenmiştir. Bu somut hedefe ulaşmak için
önümüzde kısa bir zaman vardır. Bu maksatla, düşünce hızında çalışmalıyız.
Diğer taraftan, Avrupa Birliği kriterlerinin, cumhuriyetimizin, Anayasada
tespit edilen temel niteliklerine ters düşmeyip, onları güçlendiren esaslar
olduğunu görmeliyiz.
Sayın Başkanım, değerli
milletvekilleri; dünyadaki ekonomik durum: Avrupa Birliği, Kuzey Amerika
Serbest Ticaret Alanı ve Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği, bölgesel entegrasyonların
en büyükleri ve dünya ticaretinde en çok söz sahibi olanlarıdır.
İnsanlarımızın bu refah
artışından hak ettikleri payı alabilmeleri bakımından, gelir dağılımında da
adil olunması gerekmektedir. Millî gelirdeki büyüme istikrarsız ve dalgalı bir
yapıda seyretmektedir. Büyümenin istikrarlı, paylaşımın daha adil olduğu
durumlarda sosyal sorunlar azalmakta, bu da gelişme için daha uygun bir ortam
hazırlamaktadır. Sürdürülebilir hızlı bir büyümenin sağlanması, toplumun refah
seviyesinin yükseltilmesi, gelir dağılımının iyileştirilmesi ve istihdamın
artırılması, ekonomideki kaynakların etkin bir şekilde kullanılmasıyla
mümkündür. Rant ekonomisinden üretim ekonomisine geçişi sağlayacak politikalara
mutlaka öncelik verilecektir.
Üretimin ve istihdamın
artırılması, ihracatın canlandırılması, bölgelerarası kalkınmışlık farkının
azaltılması ve gelir dağılımının bozulmasına sebep olan faktörlerin elimine
edilmesiyle ilgili çalışmalar devam ettirilmelidir.
Bugüne kadar yapmış
olduğumuz çalışmalardan da anlaşılacağı üzere, ülke kaynaklarının ekonomiye
kazandırılması, hükümetin en önemli ve öncelikli hedefi olmuştur. Kaynakların
geliştirilmesi ve üretim seferberliğinin oluşturacağı gelir artışları yanında,
kamu maliyesinde israfın önlenmesi, malî disiplinin sağlanması yoluyla
oluşturulacak ilave kaynaklarla, kamu yatırımlarını arzulanan düzeye çıkarmak
istiyoruz. Yatırımlar için gerekli kaynakların ayrılması kadar önemli olan bir
diğer husus da, bu kaynakların etkin ve verimli bir şekilde kullanılmasıdır.
Hükümetimiz, yatırım hamlesini, özel ve kamu kesimiyle birlikte, el ele ve
birlikte gerçekleştirecektir. Bu çerçevede, üretim ve istihdam açısından büyük
bir potansiyele sahip olan KOBİ'leri, ekonomideki ağırlıklarıyla orantılı
olarak teşvik etmek için çalışmalarımız devam etmektedir.
Değerli milletvekilleri,
esnaf ve sanatkârlar ile KOBİ'ler, ülkemizde üretimin yüzde 37'sini, istihdamın
yüzde 45'ini, ihracatın yüzde 8'ini sağlarken, toplam kredilerden sadece yüzde
3 oranında pay almaktadır. Bu sebeple, öncelikle, mevcut teşvik sistemi
değiştirilerek, esnaf ve KOBİ'lerimize yönelik, gelişmiş Batı ülkelerindeki
çağdaş destekleme modelleri hükümetimizce uygulamaya konulacaktır.
BAŞKAN - Sayın Akgül,
sözlerinizi toparlamanız için 2 dakikalık eksüre veriyorum.
AZİZ AKGÜL (Devamla) -
Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Diğer yandan, özel
kesimin eğitim ve sağlık sektöründeki yatırımları özendirilirken, enerji,
ulaştırma ve haberleşme gibi büyük altyapı yatırım projelerinin
gerçekleştirilmesinde, yap-işlet-devret ve benzeri modeller çerçevesinde, özel
kesimin ve yabancı sermayenin katılımını hedeflemekteyiz.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; biz bir üretim hükümetiyiz, yatırımı, üretimi ve ihracatı
artıracağız ve en büyük ağırlığı kaynak teminine vereceğiz. Allah'ın verdiği bu
güzel ülke nimetlerini servete dönüştürmek için bir üretim seferberliği
başlatacağız; çünkü, üretimin artırılması, enflasyonun önlenmesi için de çok
önemli, çok gerekli bir çalışmadır.
Gelişmenin önündeki her
türlü engelleri kaldıracağız. Bu maksatla, iş kurma tek adım birimi, yatırım
tek adım birimi, ihracat tek adım birimi oluşturularak, ahlaka ve hukuka uygun
olmak kaydıyla, sanayi ve ticaretin önündeki bütün engelleri kaldıracağız.
İsrafın, mümkün olduğu
kadar en alt seviyeye indirilmesi için elimizden gelen bütün gayreti
göstereceğiz.
Kaynakları geliştireceğiz
ve bunların verimini artıracağız.
Kamu yönetimi sisteminde,
yönetim literatüründe yer alan değişim mühendisliği metodolojisini dikkate
alarak, kamu yönetimi sisteminin DNA'sını değiştirecek şekilde yeniden
yapılanma projesini mutlaka tamamlayacağız.
Yerel yönetimleri
güçlendirecek ve Sayın Genel Başkanımızın da başlattığı şahsiyetli dışpolitika
uygulamalarını devam ettireceğiz.
Diğer taraftan, 21 inci
Yüzyıl teknolojisini esas alan e-devlet projesinin de geliştirilmesine mutlaka
katkıda bulunulacaktır. Bu bakımdan, bir örneği bilgilerinize arz etmek
istiyorum. Teknolojinin hayatımızdaki önemini vurgulamak için çalışmaları
mutlaka yürütmemiz lazım. Bununla ilgili olarak da; 1 gram otomobil 30 000
lira, 1 gram cep telefonu 6 000 000 lira...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Akgül,
teşekkür ediyoruz.
AZİZ AKGÜL (Devamla) -
Saygılar sunarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Başka söz
talebi?.. Yok.
Tasarının tümü üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır.
Tasarının maddelerine
geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
1 inci maddeyi
okutuyorum:
Kâtip üyenin, 1 inci
maddeyi oturarak okuması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2003 MALÎ YILI GENEL VE KATMA BÜTÇELERİ KANUNLAŞINCAYA KADAR
DEVLET HARCAMALARININ YAPILMASINA VE DEVLET GELİRLERİNİN TAHSİLİNE
YETKİ VERİLMESİNE DAİR KANUN TASARISI İLE ÜRETİMİNİ LİKİT
PETROL GAZI İLE YAPAN ÜRETİCİLERİN ZARARLARININ KARŞILANMASI HAKKINDA
KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
MADDE 1. - Genel bütçeye
dahil dairelerle katma bütçeli idareler, 1.1.2003 tarihinden 31.3.2003 tarihine
kadar geçecek dönemde, 2002 Malî Yılı Bütçe Kanunları "A" işaretli
cetvellerine dahil başlangıç ödenekleri dikkate alınmak suretiyle her ay için;
a) - (1) ödenek türü
altında yer alan personel ödenekleri içerisinde; işçilik giderleri için
tertiplenen ödeneklerin % 7.1'i, tedavi ve ilaç giderleri için tertiplenen
ödeneklerin % 4.2'si ve diğer personel giderleri için tertiplenen ödeneklerin %
12.6'sı,
- (3) ödenek türü altında
yer alan personel ödeneklerinin % 12'si,
b) Diğer cari
ödeneklerinin;
- Millî Savunma Bakanlığı,
Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı için % 10'u,
- Diğer kuruluşlar için %
8'i,
c) Yatırım ödenekleri
içerisinde dış proje kredileri için % 20'si ve diğerleri için % 3.1'i,
d) Vizeli kamulaştırma
ödeneklerinin % 5.5'i,
e) Maliye Bakanlığı ve
Hazine Müsteşarlığı dışındaki tüm kuruluşların transfer ödeneklerinin % 3.8'i,
f) Maliye Bakanlığı
bütçesinin,
- 930 programının 01 ve
28 alt programlarında yer alan ödeneklerin % 13.3'ü,
- 930.08.3.351.900
tertibinde yer alan ödeneğin % 4'ü,
- 930.08.3.353.900
tertibinde yer alan ödeneğin % 3.3'ü,
- 930.08.3.356.900
tertibinde yer alan ödeneğin (Parantez içerisinde yer alan ödenek dağılımı
dikkate alınmayacaktır.) % 28'i,
- 940.01.3.401.900,
940.01.3.402.900 ve 940.01.3.405.900 tertiplerinde yer alan ödeneklerin %
14.2'si,
- 940.03.3.425.900
tertibinde yer alan ödeneğin % 50'si,
- 950.05.3.528.900
tertibinde yer alan ödeneğin % 1.3'ü,
- 950.06.3.534.900
tertibinde yer alan ödeneğin % 13.3'ü,
- Diğer red ve iade
tertiplerindeki ödeneklerin % 5.7'si,
- 920.01.3.103.900,
940.02.3.417.900 ve 940.03.3.423.900 tertiplerinde yer alan ödeneklerin %
15.2'si,
- 930.03.3.306.900,
930.08.3.355.900 ve 940.03.3.424.900 tertipleri için birer milyar lira,
- Diğer transfer
tertiplerinde yer alan ödeneklerin % 2.8'i,
g) Hazine Müsteşarlığı
bütçesinin;
- 910.01.3.001.900
tertibinde yer alan ödeneğin % 6.5'i,
- 920.03.3.122.900
tertibinde yer alan ödeneğin % 25'i,
- 920.05.3.143.900
tertibinde yer alan ödeneğin % 20.3'ü,
- 930.06.3.331.900
tertibinde yer alan ödeneğin % 2.8'i,
- 930.08.3.355.900,
930.08.3.358.900, 940.05.3.442.900 ve 940.07.3.481.900 tertiplerinde yer alan
ödeneklerin % 9.5'i,
- 940.01.3.406.900
tertibinde yer alan ödeneğin % 18.7'si, 940.01.3.407.900 tertibinde yer alan
ödeneğin % 16.7'si ve 940.01.3.410.900 tertibinde yer alan ödeneğin % 4.6'sı,
- 950.01.3.501.900,
950.01.3.502.900 ve 950.01.3.503.900 tertiplerinde yer alan ödeneğin
% 13.5'i,
950.01.3.505.900 ve 950.01.3.507.900 tertiplerinde yer alan ödeneğin % 13.6'sı,
950 programının 02 alt programında yer alan ödeneklerin (950.02.3.516.900
tertibindeki ödenek hariç) % 9.8'i,
- 930.77.3.006.900
tertibinde yer alan ödeneğin % 7.8'i,
- Red ve iade
tertiplerindeki ödeneklerin % 5.7'si,
- 910.03.3.021.900,
920.03.3.121.900, 920.03.3.124.900, 920.03.3.125.900, 920.03.3.126.900 ve
920.05.3.142.900 tertipleri için birer milyar lira,
- Diğer transfer
tertiplerinde yer alan ödeneklerin % 2.8'i,
Hesabı ile bulunacak
miktara kadar harcama yapmaya yetkili kılınmıştır.
2820 sayılı Siyasî
Partiler Kanununun ek 1 inci ve geçici 16 ncı maddelerine göre siyasî partilere
2003 yılının tamamı için olmak üzere, yapılacak yardımın hesaplanmasında, 2002
Malî Yılı Bütçe Kanunundaki genel bütçe gelir tahmininin % 24.4 fazlası esas
alınır.
2002 yılı sonu itibarıyla
tamamlanmış proje ve faaliyetler için 2003 yılında harcama yapılmaz.
İlgili kanun hükümleri
uyarınca genel ve katma bütçe gelirlerinin yıllık olarak tarh, tahakkuk ve
tahsiline devam olunur.
Bu Kanuna göre yapılacak
harcamalar ile tahsil olunacak gelirler 2003 Malî Yılı Bütçelerine mal edilir.
BAŞKAN - 1 inci madde
üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Trabzon Milletvekili Akif
Hamzaçebi; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Hamzaçebi, süreniz
10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA MEHMET
AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte
olan Geçici Bütçe Kanun Tasarısının 1 inci maddesine ilişkin olarak, Cumhuriyet
Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere, söz almış bulunuyorum;
sözlerime başlamadan önce hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; bütçeler, hükümetlerin hükümet etme yaklaşımlarını ortaya
koyan ve programlarının uygulanmasını sağlayan araçlardır. Doğal olarak, bu
geçici bütçenin de, hükümetin daha önce kamuoyuna açıklamış olduğu acil eylem
planıyla ve hükümet programıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir. Bu
değerlendirmede, özellikle acil eylem planıyla, bir, üç, altı aylık, bir yıllık
gibi taahhütlerle karşılaştırıldığında ortaya çıkan eksikliklerin savunmasının
eski hükümetin icraatlarını ortaya koyarak yapılmasını son derece yadırgadığımı
ifade etmek istiyorum. Hükümet yeni kurulmuştur, bir ayın üzerinde bir zaman
geçmiştir, hükümetin yapması gereken, acil eylem planında neler var ise, o
takvime ve o taahhüde bağlı olarak bu bütçeye yansıtmaktır.
Bu bütçe, üç aylık geçici
bir bütçe olmakla birlikte, yeni hükümetin uygulayacağı politikaların ilk
adımını oluşturması bakımından son derece önemlidir. Geçici Bütçe Kanun
Tasarısının 1 inci maddesi, hükümete harcamaların yapılması konusunda yetki ve
gelirlerin tahsil edilmesi konusunda ise izin vermektedir. Maddede, transfer
harcamalarına ilişkin yetkiler oldukça ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir.
Transfer harcamaları içerisinde, sosyal amaçlı harcamalar ve bu kapsamda sosyal
güvenlik kuruluşlarına, işsizlik sigortasına ve tarım sektörüne yapılacak
destekler önem arz etmektedir. Maddedeki düzenlemeleri, yani, ayrılması
öngörülen ödenekleri, sosyal bazı harcamalar yanında özellikle tarımsal
ürünlerin desteklenmesine yönelik politikalar yönünden yeterli bulmu-yoruz.
Tarım sektörünün Türkiye ekonomisi içindeki önemini hepimiz biliyoruz; ancak,
yine de, bazı bilgileri dikkatinize sunmak istiyorum:
Türkiye'nin 21 700 000
çalışanı vardır ve bu çalışanın yüzde 36,5'i, yani, yaklaşık 8 000 000'u tarım
sektöründe çalışmaktadır; ancak, yine, resmî rakamlara göre, tarımda çalışıyor
görünen bu nüfusun 4 400 000'i kendi işinde, yani, kendi tarlasında, kendi
arazisinde ücretsiz olarak çalışan aile fertleridir. Gerçekte, Türkiye'deki
işsiz sayısını değerlendirirken bu rakamı da dikkate almak gerekir.
Türkiye'deki işsiz sayısı 2 400 000'dir. Buna, eksik istihdam dediğimiz, yani,
düzenli olmayan bir şekilde, düzensiz aralıklarla çalışan kişileri de ilave
ettiğimizde 3 500 000'dir; buna
4 400 000'i da ilave edersek, çok yüksek bir rakamdır. Tarım sektörü,
mevcut yapısıyla, mevcut ka-pasitesiyle, Türkiye'de, biraz, işsizliği
destekleyen, besleyen bir sektör halindedir. Tarım sektörü, bu istihdam gücüyle
gayri safî millî hâsılanın yüzde 14'ünü üretmektedir ve Türkiye'de tarımdan
geçimini sağlayan 22 000 000 kişi bulunmaktadır. Bu rakamlar, tarımın gerek
ekonomik gerekse sosyal boyutunu koymak için tahmin ediyorum yeterlidir.
Avrupa Birliği ülkelerine
baktığımızda, bunlar son derece farklı. İstihdamın sadece yüzde 5'i tarımdadır
ve bu yüzde 5'lik istihdamla, Avrupa Birliği ülkelerinde, bu ülkelerde,
üretimin, gayri safî millî hâsılanın sadece yüzde 2'sini üretmektedirler. Bu
rakamlardan çıkan, Türkiye'de, tarım sektöründe gerçekte bir işgücü fazlalığı
olduğudur. Bu çerçevede, yapılması gereken, bu fazlalığın diğer sektörlere
kaydırılması ve buna paralel olarak, tarımsal destekler konusunda yeni
yaklaşımların benimsenerek tarımsal üretimde verimliliğin sağlanmasıdır.
Tarım politikaları,
tarımsal destek politikaları, özellikle gelişmiş ekonomilerde sadece ekonomik
bir olay olarak ele alınmıyor, sosyal boyutuyla daha çok ele alınıyor, yani,
ekonomik boyutundan daha çok sosyal boyutu öne çıkmaktadır. Konunun, ülkemizde
de benzer şekilde ele alınması gerekir. Tarımdaki nüfusun ve tarımın
ekonomideki payının büyüklüğü dikkate alındığında, bu, gelişmiş ülkelerden çok
daha zorunlu olmaktadır.
Peki, Türkiye'de, tarım
sektöründeki desteklerin durumu nedir? Çok değil, dört beş yıl öncesine
gittiğimizde, tarımda, yaklaşık 6 milyar dolar düzeyinde bir destek görüyoruz.
2002 yılına geldiğimizde, bu destek 1,5 milyar dolar civarında, belki 1,5
milyar dolar bile değil, onun altında. Bu, çok önemli bir politika
değişikliğini gösteriyor. Bu politikanın devamını doğru bulmuyoruz.
Şüphesiz, geçmiş
yıllardaki tarımsal destek politikalarının birçok yanlışı vardı. Ürün ve üretim
planlamasının olmayışı, bir tarım kanununun olmayışı, bu doğru tarım politikası
oluşturulamayışının nedenleri ve göstergeleri olarak ortaya çıkıyor. Bir
tarafta, üretim yetersizliği nedeniyle bazı tarım ürünlerini ithal ederken;
diğer tarafta, iç tüketim ve ihracata rağmen, üretimdeki fazlalık nedeniyle
stoklarda kalan tarım ürünleri var. Şüphesiz, bunları devam ettirmemek, bu
yanlışları devam ettirmemek gerekir. Ancak, yanlış politikaları düzeltmek adına
yapılacak olan, tarıma verilecek parasal desteğin azaltılması olmamalıdır.
Türkiye'de, tarım
ürünlerine dünya fiyatları verilmeye çalışılırken ve tarım ürünlerimizin dünya
fiyatlarıyla rekabet etmesi istenirken, dünya fiyatlarının gerisinde, o
ülkelerin tarıma verdikleri önemli bir desteğin olduğu gözden kaçmamalıdır.
Tasarının 1 inci maddesini bu yönden değerlendirdiğimizde, tarımsal ürünlere
yapılan destek yönünden ayrılan ödenekleri yeterli bulmadığımızı ifade etmek
istiyorum. Örneğin, fındıkta 2 000 000 liralık bir fiyat taahhüt edilmiştir. Bu
söz henüz yerine getirilmiş değildir. Fiyat farkı olarak ödenecekse, bunun
bütçede ödeneği yoktur. Eğer doğrudan gelir desteği olarak ödenecekse, yine,
doğrudan gelir desteği olarak bir önceki yıl bütçesinin başlangıç ödenekleri
dikkate alınarak belirlenmiş olan oran, hem fındık hem diğer tarım ürünleri
için, o ürünlerin üreticilerine yapılacak doğrudan desteği karşılayacak
miktarda değildir.
Pamukta prim ödemesi
öngörülmemiştir. Belki, bu geçici bütçedir, bu nedenle öngörmedik denilebilir;
ama, önümüze esas bütçe gelecektir, geçici bütçede öngörmemek, bir politika
anlayışını buraya yansıtmış olmak demektir; öyle algılıyoruz.
Bazı tarımsal girdilerde
yapılacak dolaylı destekler de tarım sektörü için son derece önemlidir. Gübre
tarımın çok önemli bir girdisidir. Yine, mazot, tarım sektörünün çok önemli bir
girdisidir. Bunlarda yapılacak Katma Değer Vergisi veya Özel Tüketim Vergisi
indirimleri doğrudan fiyata yansıyarak, tarım sektöründe çok önemli üretim
artışlarına neden olacak sonuçlar yaratacaktır. Mazotta hükümetin sözü de
vardır, mazotta, vergi indirimi yoluyla fiyatın indirilmesini sağlamaya yönelik
hükümet sözü vardır; ancak, bırakınız mazotta indirimi, hükümet kurulduğu
tarihten, güvenoyu aldığı tarihten bu yana mazot üçüncü kez zam görmüştür.
Bunları, sizlerin takdirine, değerlendirmesine sunuyorum.
Tarımsal destek
politikaları belirlenirken, Türkiye'de, tarımda 22 000 000 insanın yaşadığı ve
geçimini bundan sağladığı gözden uzak tutulmamalıdır.
Maddede, sosyal güvenlik
kurumlarına da transfer ödenekleri yer almıştır. Bu vesileyle şunu ifade etmek
istiyorum: Geçmiş hükümetin, memur aylıklarına yapmış olduğu 100 000 000
liralık ilave zammın ve memur emeklilerine yansıtılmış olan bu zammın, Bağ-Kur
ve SSK emeklilerine de yansıtılması yönündeki kararnamesi 1 Kasım tarihli Resmî
Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir ve bu yansıtma işlemi, memurlara
yapılan bu ilave ödemenin Bağ-Kur ve SSK emeklilerine yansıtılmasının aralık
ayı içerisinde yapılması gerekmektedir. Aralık ayı bitmek üzeredir. Umuyorum,
hükümet, Aralık ayı sonuna kadar Bağ-Kur ve SSK emeklilerine de bu farkı
vererek, onların yeni yıla mutlu bir şekilde girmesini sağlayacaktır.
BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi,
sözlerinizi tamamlayabilmeniz için 1 dakikalık eksüre veriyorum.
Buyurun.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ
(Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan, sözlerimi bitirmiştim zaten.
Hepinize teşekkür ediyor
ve saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Hamzaçebi.
1 inci madde üzerinde, AK
Parti Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Alaattin Büyükkaya söz
istemişlerdir.
Buyurun Sayın Büyükkaya.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
ALAATTİN BÜYÜKKAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önce
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
AK Parti Grubu adına,
Geçici Bütçe Kanunu Tasarısının 1 inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum;
ancak, sözlerime başlamadan önce, devletimizin kurucusu Mustafa Kemal
Atatürk'ün silah arkadaşı ve İkinci Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü ile millî
şairimiz Mehmet Âkif Ersoy'un ölüm yıldönümleri olması münasebetiyle, her
ikisini de rahmet ve minnetle anıyorum. (Alkışlar)
Değerli milletvekilleri,
bilindiği üzere, bütçeler, harcamaların yapılması ve gelirlerin toplanması için
parlamento tarafından hükümete yetki veren kanunlardır; ancak, bu kanunlar,
birer teknik metinler olmayıp, aynı zamanda, hükümetlerin politik
yaklaşımlarını da gösteren belgelerdir. Diğer bir ifadeyle, bütçeler,
hükümetlerin, hükümet etme yaklaşımlarını ortaya koyan ve programlarının
yürütülmesini sağlayan birer araçtır. Bu itibarla, Parlamentomuzun görüşmekte
olduğu Geçici Bütçe Tasarısını çok önemli buluyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Anayasamızın 162 nci
maddesi gereği, 57 nci hükümet tarafından hazırlanan 2003 yılı bütçesi
17.10.2002 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştur. Ancak,
bildiğiniz gibi, 3 Kasım seçimleri yapıldı ve yeni bir Parlamento oluştu. Yeni
hükümet, AK Parti İktidarı, daha bir ay önce, bu Parlamentodan güvenoyu alarak
hükümet etmeye başladı. Dolayısıyla, yeni bir bütçenin hazırlanmasıyla ilgili
gerekli bir zaman söz konusu olamadı. Bunu dikkate alan hükümetimiz, devlette
sürekliliğin bir gereği olarak da geçici bütçeyi hazırladı.
Bu geçici bütçe ilk defa
mı hazırlanıyor; hayır. Son yirmi yılda 4 defa geçici bütçe hazırlanmış, hepsi
de siyasî zaruretlerden doğuyor. Bugünkü geçici bütçe de, yine, aynı siyasî
zaruretlerden doğarak hazırlanmış bir bütçedir. Tabiî ki, bu, bizim
hükümetimizin gerçek bir bütçesi de değildir. İnşallah, çok kısa bir zaman
sonra Parlamentoya getireceğimiz bütçemizle, hükümetimizin uygulamaları ve
yaklaşımları konusunda gerçek bütçemizi hep beraber tartışacağız. Bu,
zaruretlerin getirdiği bir bütçedir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bu geçici bütçeyi genel olarak değerlendirdiğimizde, her şeye
rağmen, şu hususların olduğunu da göreceksiniz: Bir kere, bu bütçe,
hükümetimizin programıyla uyumludur. Hükümetin ekonomik politikalarını
gerçekleştirmeye yönelik bir bütçedir. Giderek denk bütçeyi hedefleyen bir
bütçedir. Bütçe disiplinini sağlayacak tedbirleri içermektedir. Bütçeyi bütçe
olmaktan çıkaran uygulamalara son veren bir bütçedir. Ayrıca, bütçe açıklarını
azaltmaya, ağır faiz yükünü kontrol altına almaya yönelik bir bütçedir;
dolayısıyla, enflasyonu düşürmeye yönelik bir bütçedir.
Diğer taraftan, bu
bütçeyle, giderler dikkatli bir şekilde sınırlanırken, gelir artırıcı kalemlere
de özen gösterilmiştir. Ayrıca, bu geçici bütçede, 2002 yılı başlangıç
ödemelerine göre reel bazda bir artış da yoktur, sadece, başlangıç ödenekleri,
deflatör oranında; yani, yüzde 24,4 oranında artırılmıştır.
2002 yılı 3 aylık bütçesi
27 katrilyon 664 trilyon lira iken, 2003 yılı 3 aylık bütçesi 34 katrilyon 229
trilyon lira olarak bağlanmaktadır.
Daha önceki bütçelerde
içborçlanma faiz ödemeleri için bütçeye herhangi bir kalem konulmazken, şimdi,
içborçlanma faiz ödemeleri için kurumların ilgili tertiplerine ödenek ekleme
yetkisi verilmektedir; yani, açıkları kapatmaya yönelik, modern ve uluslararası
standartlara uygun bir bütçe mantığıyla yaklaşılmaktadır.
Yine, eskiden, SSK,
Bağ-Kur, Emekli Sandığı gibi kuruluşların açıklarını kapatmak için, bütçede
ödenek kalemi olmadığı halde, mecburen ödeme yapılıyordu. Bu ise, bütçe
disiplinini bozan bir durum olduğu kadar, Sayıştay tarafından da sık sık
eleştiriliyordu. Şimdi, bu bütçede, bunlarla ilgili gerekli kalemlerin,
ödemelerin konulduğunu görüyoruz. Böylece, bütçe disiplini daha başlangıçtan
sağlanmaktadır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; devletin sürekliliğini sağlamak için sunulan bu bütçede, genel
ve katma bütçeli idarelere, 2002 Malî Yılı Bütçe Kanununda yer alan başlangıç
ödemeleri dikkate alınmak suretiyle, 31 Mart 2003 tarihine kadar belirli
oranlarda harcama yetkisi verilmektedir ki, bu oran, başlangıç bütçesine göre
24,4'tür.
Maddelerdeki oranlardan
hareket edildiğinde, personel giderleri için 7,2 katrilyon lira , diğer cari
giderler için 2,2 katrilyon lira, yatırım giderleri için 744 trilyon lira ,
transfer giderleri için ise, 24 katrilyon lira ki, bunun 16,7 katrilyonu faiz
giderleri içindir; dolayısıyla, 34,2 katrilyon liralık ödenek tahsis
edilmektedir.
Ödenecek tutar ve
dağılımına baktığımızda; hem bütçe disiplinini bozmayacak hem de kamu
hizmetlerinin sürekliliğini sağlayacak şekilde hareket edildiği görülmektedir.
Ödeneklerin dağılımında dikkate alınan oranların, kurum ve tertip bazında
oldukça ayrıntılı olarak düzenlenmesi hem malî saydamlık hem de kamu
giderlerinde öncelik prensiplerine uyum gösterildiğini ortaya koymaktadır.
Bu çerçevede, geçici
bütçe, kamu çalışanlarını enflasyona ezdirmeyecek, kamu kurum ve kuruluşlarının
cari ihtiyaçlarını giderecek, kamunun borç servisini karşılayacak, devletin
yükümlülük altına girdiği sosyal ve ekonomik transferlerin gerçekleşmesini
sağlayacak ödenekler içermektedir.
Bu bütçede,
çalışanlarımızın sağlık giderlerini, kurumlarımızın diğer cari amaçlı
ihtiyaçlarını, sosyal güvenlik kurumlarının finansman ihtiyaçlarını, 2002
yılında ödenmeyip 2003 yılına borç devreden gelir destekli ödemelerin önemli
bir kısmını -ki, bunlardan en önemlilerinden biri de, tarıma aittir, 853
trilyon lira ödemeyi- karşılayacak gerekli ödenekler tahsis edilmiştir.
Kuşkusuz, bu bütçede
yerine getirmek istediğimiz hizmetlerin hepsini görme imkânımız yoktur.
Herhangi bir hizmet için geçici bütçede ödenek bulunmaması, aynı hizmet için
2003 bütçesine ödenek tahsis edilmeyeceği anlamına da gelmemelidir. İnşallah,
2003 yılı bütçesini gördüğümüzde, AK Partinin, hükümetimizin gerçek bütçesini
de hep beraber göreceğiz.
Buradan halkımıza da
seslenmek istiyorum. Türk Milleti bize güvendi. Bu güveni hiçbir zaman boşa
çıkarmayacağız. Prensibimiz, insanı yaşat ki, devlet yaşasın; insanına güven
ki, devlete güven artsın. Biz bu anlayışla Türkiye'yi yönetiyor ve bu anlayışla
bütçeler yapıyoruz.
Hepinize saygılar
sunarım. (Alkışlar)
BAŞKAN- Sayın Büyükkaya,
teşekkür ediyoruz.
1 inci madde üzerinde
şahsı adına söz isteyen Kars Milletvekili Sayın Selahattin Beyribey; buyurun.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakikadır.
YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY
(Kars)- Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun
tasarısının 1 inci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım; bu
vesileyle, Yüce Meclisimizi saygılarımla selamlarım.
Değerli milletvekilleri,
bu maddedeki "doğrudan gelir desteği" fıkrasıyla ilgili görüşlerimi
sizlerle paylaşmak istiyorum. Bilindiği gibi, çiftçilerimizi ekonomik olarak
desteklemek için iki yıldan beridir "doğrudan gelir desteği" adı
altında yardım yapılmaktadır. 2001 yılında, maalesef, bazı illere bu konuda
destekler yapılmış olmasına rağmen, bazı iller bu ödemelerden yeterli miktarda
destek alamamıştır. 57 nci hükümet döneminde 2002 yılında ise, tamamı ödeneceği
taahhüt edilmesine rağmen, 3 Kasıma kadar 539 trilyon lira 32 ilde özellikle
taraflı olarak dağıtılmış, diğer illere ise dağıtılmamıştır. 58 inci hükümet
ise, bütçeden 246 trilyon lira ayırarak hemen bir ödemeye geçmiş ve bu
ödemeleri, AK Parti adaletinin adalet anlayışı içerisinde, illerin gelişmişlik
seviyelerine göre ödemeler yapılmıştır.
Ekbütçeyle de çiftçinin
yanında olduğunu ifade eden AK Partimiz, 58 inci hükümet olarak 853 trilyon
lirayı ekbütçeye koymuş ve böylelikle, doğrudan gelir desteğinin bütün
çiftçilerimize dağıtılmasıyla, çiftçilerimizin yanında olduğunu bir daha ifade
etmek istemiştir.
Çiftçilerimize ayrılan
853 trilyonluk bu önemli paydan dolayı 58 inci hükümete ve onun Sayın Maliye
Bakanına şükranlarımı sunuyor, Yüce Meclisimizi saygılarımla selamlıyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Beyribey.
Şahsı adına söz isteyen,
Kocaeli Milletvekili Sefa Sirmen.
Buyurun Sayın Sirmen.
(CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakikadır.
MEHMET SEFA SİRMEN
(Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce, değerli, sevgili
halkımıza da saygılar sunuyorum.
Bu bütçede, deprem
giderlerini karşılama ödeneği olarak ay başına 1 milyar lira; demek ki, üç aya
3 milyar lira gibi bir ödenek konulmuş.
Şimdi, tabiî, 57 nci
hükümet, deprem bölgesindeki yaraların sarıldığını düşünerek, o bölgedeki
sorunları unuttu. Hatta, Bayındırlık Bakanı Koray Aydın'dan sonra gelen Sayın
Abdülkadir Akcan, Bayındırlık Bakanı olduğu tarihten görev bitişine kadar,
Kocaeli'ne hiç ziyarete gelmedi, deprem bölgesini görmek istemedi.
Şimdi görüyorum ki, 58
inci hükümetin gündeminde de deprem yok; çünkü, bütçede, geçen haftalarda,
Deprem Vergisi bir yıl daha uzatıldı. Aslında, bu, ilk çıkarılırken bir
yıllığına çıkarılmıştı. Şimdi, üç yıl geride kaldı, dördüncü yılda da
halkımızdan deprem vergisi isteniyor; ama, deprem bölgelerine harcanmıyor.
Şimdi, benim gücüme gidiyor, deprem bölgesinde yaşayan insanların da gücüne
gidiyor. Bizim adımıza, depremzedeler adına, deprem bölgesi adına paralar
toplanıyor, vergiler alınıyor; ama, deprem bölgelerine, maalesef, en ufak bir
harcama yapılmıyor.
Bakın değerli
arkadaşlarım, şu anda, kalıcı konut hak sahibi olan vatandaşlarımızdan evini
teslim alamayan depremzedelerimiz var. Biz, depremin olduğu o sıcak günlerde,
Kocaeli'ndeki belediye başkanları ve Kocaeli Valisi olarak önerilerde bulunduk;
gelin, bize yetki verin, sadece Kocaeli'nde 40 000 konut yıkılmış, bunların
yeniden yapılanmasıyla ilgili biz sorumluluk alalım; ama, maalesef, Afet
Yasasında bu yetki Bayındırlık Bakanlığına verildiği için hiçbir sözümüz
geçerli olmadı. Biz, bugün geldiğimiz, yaşadığımız sıkıntıları o gün gördük ve
hükümeti uyardık.
Prefabrikler yapıldı;
sadece yandaşlarına imkân sağlamak, olanak yaratmak için prefabrikler yapıldı.
Üç yıldır, yazın aşırı sıcağında, kışın aşırı soğuğunda 7 nüfus, 8 nüfus, 29
metrekarelik tek gözlü o geçici prefabrik barakalarda halen yaşamaya devam
ediyorlar.
O barakaların, o
prefabriklerin oturduğu araziler için devletimiz yılda 16 trilyon lira kira
bedeli ödüyor. Üç yıldır, her yıl 16 trilyon lira -ki, o 16 trilyon lirayla,
hak sahibi olamayan kiracı konumundaki depremzedelere kalıcı konut yapma imkânı
vardı- para boşuna ödeniyor.
Şimdi, kalıcı konut
verilen ailelerden bu konutların maliyet bedelleri geri isteniyor. Madem deprem
vergisi topluyorsunuz, neden bu insanlardan bu konutların bedellerini yeniden
istiyorsunuz?
Konut Eylem Planında,
Türkiye'de bir konut seferberliği başlatacağınızı söylüyorsunuz. İşte, deprem
bölgesinden başlatalım; özel uygulama getirelim, hak sahibi olamamış, üç yıldır
o barakalarda zorluklar içerisinde kiracı konumunda yaşayan vatandaşlarımızı,
bir formülle, konut sahibi yapalım.
Değerli arkadaşlarım, bu
insanlar size en büyük desteği deprem bölgesinden verdiler ve sizi iktidara
getirdiler. Sizin büyük sorumluluğunuz var. Belki, bu geçici bütçede buna yer
vermediniz, düşündünüz, ihmal ettiniz, unuttunuz; ama, 2003 yılı bütçesinde
mutlaka deprem bölgesinin sorunlarına eğilmek zorundasınız.
Bakın, deprem
bölgesindeki yerel yönetimler, her geçen gün borç batağına sürüklenmiş. Daha
evvel bazı bölgelerimizde depremler oldu; Erzincan, Adana, Afyon depremleri...
Oralarda, hiç istisnasız, bütün belediyelere 3 katsayı afet yardımı yapılarak
beş yıl devam ettirildi.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Sirmen,
size 1 dakika eksüre veriyorum; sözlerinizi toparlar mısınız.
MEHMET SEFA SİRMEN
(Devamla) - Deprem bölgesiyle ilgili olarak birkaç dakika... Lütfen...
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Sirmen.
MEHMET SEFA SİRMEN
(Devamla) - Bizim belediyelerimizde bu katsayı siyasî malzeme olarak
kullanıldı. Belediye Başkanlarına baskı yapıldı, partilerine davetiye
çıkarıldı. Partilerine geçen belediyelere 5 katsayı verdiler. Altı ayda bir bu
baskıyı gösterdiler ve birbuçuk yıl devam ettirdiler. Şu anda hiçbir belediye
afet yardımı almıyor.
Aslında, afet yardımı da,
Türkiye'deki 3 200 belediyeden kesilerek yapılıyor; yani, devletin bütçesinden
bir para çıkmıyor. Ona da bir tedbir almamız gerekiyor.
Değerli arkadaşlarım,
Saddam Hüseyin tarafından, ilk, o sıcak günlerde, depremzedelere bağış yapılmak
üzere, Irak Kızılay'ı vasıtasıyla Türk Kızılay'ı emrine ve dolayısıyla Kocaeli
Valiliğine 10 milyon dolar gönderildi. Bununla valilik evler yaptı ve şu anda,
içinde 237 depremzede vatandaşımız ikamet ediyor. Geçen gün bir kâğıt gitmiş;
her depremzededen kira isteniyor. Bu para depremzedelere bağış olarak gelmiş.
Aslında bu hükümetimizin yapması gereken, o evlerin içinde oturan
depremzedelere belli bir kolaylık göstererek onları o konutların mülk sahibi
haline getirmektir. Bütün bunlar sizin yetkinizde ve sorumluluğunuzdadır. Ben,
Yüce Parlamentodan bu konuda destek bekliyorum.
Esnafımız işini
kaybetmiştir, perişandır. İnanın, işyerleri daha henüz teslim edilmeyen,
yapılmayan esnafımız perişan biçimdedir. İstihdam yaratacaksınız. Her bakkalın,
her işyerinin yanında çalışan elemanlar vardı. İşletme açılamadığı için onlar
da işsiz kaldı. Şimdi, bu deprem kredileriyle, deprem vergileriyle esnafa uzun vadeli,
ucuz krediler temin edilebilir; esnaf, iş düzenini yeniden kurar ve yeniden
istihdam olanağı yaratır ve insanlara iş bulmuş olurlar.
Değerli arkadaşlarım,
Sayın Başkanımın nezaketine teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Biz teşekkür
ediyoruz Sayın Sirmen.
MEHMET SEFA SİRMEN
(Devamla) - Deprem bölgesinin sorunları inanın bitmiş değildir. Hatta, bu
konuyla ilgili buradan görevlendirilecek bir heyet deprem bölgesinde araştırma
da yapmalı. Bu konuda hep birlikte hareket etmeliyiz, o sıkıntıları
gidermeliyiz. Gerçekten büyük sıkıntılar var.
Sayın Başkanımıza ve Yüce
Heyetinize çok teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Sirmen.
Madde üzerinde 4 adet
önerge vardır.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının 1 inci maddesinin (g) bendinin "910.03.3.021.900,
920.03.3.121.900, 920.03.3.124.900, 920.03.3.125.900, 920.03.3.126.900 ve
920.05.3.142.900 tertipleri için birer milyar lira" alt bendinin
"910.03.3.021.900, 920.03.3.121.900, 920.03.3.124.900, 920.03.3.125.900,
920.03.3.126.900, 920.05.3.142.900 tertiplerinde yer alan ödeneklerin yüzde
10'u" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. 25.12.2002
|
Ali Topuz |
Ali Kemal Deveciler |
Osman Kaptan |
|
|
|
|
İstanbul |
Balıkesir |
Antalya |
|
|
|
M. Akif Hamzaçebi |
Kazım Türkmen |
Hakkı Akalın |
|
|
|
Trabzon |
Ordu |
İzmir |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Vezir Akdemir |
Ali Rıza Bodur |
Birgen Keleş |
|
|
|
İzmir |
İzmir |
İstanbul |
|
|
|
Ali Kemal Kumkumoğlu
|
Gürol Ergin |
Mehmet Mesut Özakcan |
|
|
|
İstanbul |
Muğla |
Aydın |
|
BAŞKAN - Sayın Komisyon
Başkanı, az önce okunan önergenin, Anayasanın 162 nci maddesinin son fıkrasında
belirtilen "gider artırıcı" niteliğinin olup olmadığı hakkındaki görüşünüzü öğrenmek istiyorum.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyon) - Sayın Başkanım, geçici bütçeyle ilgili olarak, ne
Anayasamızda ne de yasalarımızda herhangi bir hüküm mevcut değildir; ancak,
anayasal yargı açısından geçici bütçeler de asıl bütçe niteliğindedir.
Dolayısıyla, asıl bütçenin tabi olduğu hükümlere tabidir. Dolayısıyla, bu tarz
gider artırıcı önergelere biz katılmıyoruz.
BAŞKAN - Yani, gider
artırıcı niteliktedir.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyon) - Evet.
BAŞKAN - Hükümetin
görüşü?..
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, katılmıyoruz.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Anayasa Mahkemesinin esas 1974/9, karar 1974/2-22 sayılı
22.5.1974 günlü kararında, geçici bütçeyle ilgili kanunların nitelikleri
hakkında şu görüşlere yer verilmiştir: "Görülüyor ki, 1789 sayılı Kanun,
düzenlediği ana konular bakımından gerçek anlamıyla bir bütçe kanunudur ve
esasen, Anayasanın, bütçelerin görüşülmesine ilişkin olarak koyduğu yöntemlere
uyularak çıkarılmıştır. Kanunun, Anayasanın 126 ncı maddesinde öngörüldüğü gibi
yıllık olmaması ve en çok üç aylık bir dönemi kapsaması, onun bu niteliğini
değiştirmez. Devlet yaşantısının gereklerinin ve gereksinimlerinin zorunlu
kıldığı istisnaî durumlarda ana kural, yine yıllık bütçe olmakla birlikte,
geçici bütçelerle işlerin yürütülmesine gidildiği bir vakıadır ve olağan
bütçelerin yıllık yapılması koşulu altında, böyle, zorunlu, geçici bir tedbirin
Anayasayla çelişir sayılmayacağı ortadadır.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi üyeleri, Meclislerin Genel Kurullarında bakanlık ve daire bütçeleri ile
katma bütçeler üzerindeki düşüncelerini ancak her bütçenin tümü üzerindeki
görüşmeler sırasında açıklarlar; bölümler ve değişiklik önergeleri üzerinde
ayrıca görüşme yapılmaksızın okunur ve oya konur. Türkiye Büyük Millet Meclisi
üyeleri bütçe kanunu tasarılarının genel kurullarda görüşülmesi sırasında gider
artırıcı veya belli gelirleri azaltıcı önerilerde bulunamazlar."
Anayasa Mahkemesinin az
önce okuduğum görüşleri doğrultusunda, bu önergeyle ilgili olarak işlem yapmam
mümkün görülmemektedir.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Sayın Başkan, usul hakkında söz istiyorum.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Başkanım.
Yerinizden
söyleyebilirsiniz Sayın Başkanım, buyurun.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- İzin verirseniz, oradan konuşayım.
BAŞKAN - Ne için
istiyorsunuz Sayın Başkanım?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Bu konuda usul tartışması açmış bulunuyorsunuz. Biz de bu konudaki
görüşlerimizi arz etmek istiyoruz.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Başkanım.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Değerli milletvekilleri, Sayın Başkanın okuduğu Anayasa Mahkemesi kararını,
elbette, biz de biliyoruz.
Şimdi, hepimize
dağıtılmış bulunan geçici bütçede, özellikle Plan ve Bütçe Komisyonunun kabul
ettiği metnin maddelerine bakılırsa, burada, belli bir rakam ifade
edilmemektedir, yıllık rakamın muayyen yüzdelerinden bahsedilmektedir.
Burada, bir gider
artırımından bahsedebilmemiz için, yıllık bütçede öngörülen rakamı aşan bir
önergenin söz konusu olması gerekir. Oysa, biz, önergelerimizde, sadece belli
aylarda kullanılacak miktarlarla, oranlarla ilgili artırım önergeleri
veriyoruz. Bu önergeler, hiçbir şekilde, yıllık bütçede, yani, 2002 bütçesinde
öngörülen miktarları, tutarları aşmamaktadır. O nedenle, Başkanlığımızın, Sayın
Başkanımızın yorumu doğru değildir; çünkü, Anayasa Mahkemesinin öngördüğü olay
başkadır.
Şimdi, biz, burada,
hükümet veya komisyondan gelen metinde "50 trilyon lira" deseydi ve
biz, o 50 trilyon lirayı aşan bir önergeyle gelmiş olsaydık, bir aşımdan
bahsedebilirdik, bir gider artırımından bahsedebilirdik. Oysa, bu söz konusu
değildir. Belli bir oran verilmiştir. Biz, bu oranların artırılmasını
istiyoruz.
Kaldı ki, Anayasa
Mahkemesinin bunun aksine kararları da söz konusudur. Eğer, bu müzakereleri bir
yıllık bütçe gibi yapıyor olsaydık, herhalde bir yarım güne sığdırılacak bir
müzakere yapıyor olmayacaktık, gayet ciddî, kapsamlı, bütün yılı ilgilendiren
önemli bir tartışmayı hep birlikte yapacaktık burada. Bir kanun niteliğindedir
bu geçici bütçeler ve ayrıca, başta da belirttiğim gibi, bizim önergelerimizde
kesinlikle yıllık bütçelerde öngörülen giderleri artıran bir nokta yoktur.
O bakımdan, Başkanlığın
bu konudaki yorumunu, kararını değiştirmesini ve önerge sahibi arkadaşlarımızın
söz hakkını kısmamasını özellikle rica ediyorum.
Olabildiği kadar yardımcı
olmaya çalıştığımız bir dönemde eğer daha önceki Anayasa Mahkemesi kararlarını
görmezden gelip, sadece işimize gelen kararları alarak sözümüz kesilecekse,
inanmanızı isterim ki, buradan bu kadar kolay karar geçiremeyiz. Birbirimize
yardımcı olmaya çalışıyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) Rica ediyorum,
sözlerimizi kesmeyiniz. Değerlendirmelerimizi, uygar bir şekilde, sizlerle,
kamuoyuyla tartışma, paylaşma fırsatını bize veriniz.
Bu duygu ve düşüncelerle
hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Özyürek.
Usul hakkında başka söz
talebi var mı?
OĞUZ OYAN (İzmir) - Var
Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Başkan.
Görüşümüzün aleyhinde mi
Sayın Başkan?
OĞUZ OYAN (İzmir) - Evet.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; eğer burada Anayasa Mahkemesi kararları gündeme getirilecekse,
biraz önce benim getirdiğim karar mucibince, bu kanun tasarısının 3 üncü ve 7
nci maddelerinin geri çekilmesi gerekir; çünkü, Anayasa Mahkemesinin bu konuda
kararları vardır. O zaman, tutarlı olmak adına, eğer bunu uygulayacaksanız, onu
da uygulamanızı rica ediyoruz. 3 ün-cü ve 7 nci maddeleri lütfen geri çekiniz.
Anayasa Mahkemesi
kararlarını, tarih ve sayıyla isterseniz tekrar okuyayım. Okumamızı ister
misiniz Sayın Başkan?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)
- Okuyalım.
OĞUZ OYAN (Devamla) -
Bakınız, 3 üncü maddenin (d) fıkrası; Anayasa Mahkemesinin esas 2001/385-K,
2002/40 ve 27.3.2001 günlü kararıyla iptal edilmiştir. İptal, 3 Ağustos 2002
tarihli Resmî Gazetede yayımlanmıştır. Aynı madde, bu 3 üncü maddenin (d)
fıkrası aynen bu kanuna girmiştir. Lütfen Anayasa Mahkemesi kararını
uygulayınız ve bunu geri çekiniz.
İkincisi, 7 nci madde;
burada kapsamda sayılan 6/g'yi saymayarak, Anayasa Mahkemesinin bir iptaline
izin vermemektedir. Oysa, Anayasa Mahkemesi, 22.10.2002 tarihiyle, henüz
yayımlanmamış olmakla birlikte, bunu iptal etmiştir. Harcırah Kanunuyla
düzenlenecek bir hükmün bütçede yer almaması gerekmektedir.
Dolayısıyla, tutarlılık
adına, eğer tarafsızsak, bunları lütfen geri çekiniz, o zaman öbürünü tekrar
tartışalım; ama, bizim buradaki talebimiz şudur: Anayasa Mahkemesinin bütçeyle
ilgili verdiği bütün kararları bu Meclis uygulamamaktadır. Dolayısıyla, burada,
şimdi, eğer böyle bir uygulama getirilirse, bu, Grubumuzca, sizin Başkanlığınız
adına, bir tarafsızlık meselesinden sapma olarak değerlendirilecektir.
Teşekkür ederim. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Ben teşekkür
ederim Sayın Başkan.
Bu görüşler karşısında,
Başkanlığımız, Komisyon ve Hükümetin görüşlerini sorarak, önergeye katılıp
katılmadıklarını sorarak işlem yapacaktır.
Komisyon önergeye
katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyon) - Sayın Başkan, katılmıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu?
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Önerge sahibi
konuşacak mı, gerekçeyi mi okutalım?
ALİ KEMAL DEVECİLER
(Balıkesir) - Konuşacağım Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Deveciler.
ALİ KEMAL DEVECİLER
(Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan
tasarının 1 inci maddesinin (g) bendindeki ödeneklerin artırılmasına dair
verilen önerge hakkında söz almış bulunmaktayım. Hepinizi sevgi ve saygılarımla
selamlıyorum.
Adalet ve Kalkınma
Partisine ait gerek seçim beyannamesinde gerekse hükümet programında görüleceği
gibi, tarım ve hayvancılığın acilen desteklenmesi gerektiği belirtilmektedir.
Arz açığı olan yağlık bitkiler, pamuk, zeytin, buğday, mısır, fındık gibi
ürünler desteklenerek prim sistemi uygulanacağı ve ilk üç ay içerisinde de
hayvancılık sektörünün geliştirilmesi ve desteklenmesi için acil tedbirler
alınacağı söylenmesine rağmen, başta hayvancılığa ve tarıma yapılacak olan
desteklemelere ait tertiplere 1'er milyar lira geçici bütçede ödenek ayrıldığı,
tarımın ve hayvancılığın âdeta destekleme kapsamından çıkarılmış olduğu açıkça
görülmektedir.
Ne yazıktır ki, seçim
meydanlarında acilen destekleneceğini söylediğiniz çiftçimiz ve
hayvancılığımız, bu geçici bütçede hüsrana uğratılmıştır. Hayvancılığın acilen
desteklenmesi gereken zaman, şu anda içinde bulunduğumuz zor kış şartlarının
hüküm sürdüğü aylar olması gerekmektedir. Onun içindir ki, Adalet ve Kalkınma
Partisi hükümeti olarak, gerçekten hayvancılığa destek olmak istiyorsanız,
seçim bildirgesindeki sözlerinizde duruyorsanız, hayvancılığa yapacağınız bu
desteklemenin, ağır kış şartlarının yaşanmakta olduğu ve üç aylık geçici bütçe
dönemine isabet ettiği bu dönemde, ivedi olarak yapılması gerekmektedir. Onun içindir
ki, geçici bütçedeki hayvancılığa destekle ilgili tertibe sembolik olarak
konulan 1 milyarlık ödeneğin yerine, hakikaten hayvancılık yapmakta olan
insanlarımıza destek olabilecek bir rakamın tespit edilerek geçici bütçeye
konulması gerekmektedir.
Yine, ürün desteklenmesi
yapılacak olan ödemeler tertibinde, ilk üç aylık geçici bütçe döneminde zeytin,
pamuk, fındık, mısır, çay gibi ürünlere de 1 milyarlık ödenek ayrılmış
bulunmaktadır. 1 milyar, sembolik ve komik bir rakamdır. AKP seçim bildirgesinde
ve acil eylem planında, özellikle hayvancılığın ve tarımın destekleneceği
söylenmesine rağmen, yapılan geçici bütçede, ne yazıktır ki, hayvancılık ve
ürün desteklemesi bulunmadığı açıkça görülmektedir. Ülkemizde halkının büyük
bir kısmı zeytin ve zeytinyağı üretimiyle geçinen Ege ve Güney Marmara
halkımızın, bu yıl var yılını yaşadığı zeytin sezonundan, fakirleşmeden,
enflasyona ezilmeden çıkabilmesi için devletimizin desteğine ihtiyacı
bulunmaktadır. 1999-2000 sezonunda 40 sent, 2000-2001 sezonunda 28 sent,
2001-2002 sezonunda 10 sent olarak gerçekleşen zeytinyağı kilo başına verilen
prim için bu sezon hükümetimizce 60 sent prim verilerek zeytin üreticimizin
desteklenmesi gerekmektedir; çünkü, zeytin ağacı iki yılda bir mahsul
verebilmektedir. Zeytin üreticimiz, bir yıl aldığı mahsulüyle iki yıl geçinmek
durumundadır. Kaldı ki, 2001-2002 sezonunda 5 asit zeytinyağının taban fiyatı
Tariş ortakları için 2 800 000 lira olarak açıklanmış; oysa, içinde
bulunduğumuz sezonda ise, ülkemizde kabul edilebilir enflasyon katsayısı yüzde
35 olmasına rağmen, ne yazık ki, zeytinyağında TARİŞ tarafından kilo başına
yağlara 2 600 000 lira taban fiyatı verilmiştir. Verilen bu taban fiyat geçen
yılın altında kalmaktadır. Bu yıl var yılı olmasına rağmen, zeytin üreticisi
yine umduğunu bulamamıştır. Enflasyonun uygulanmadığı TARİŞ zeytinyağı
fiyatlarından üreticinin mağduriyetini azaltmak ve geçim düzeyini aşağıya
çekmemek için, zeytinyağına verilecek olan desteklemenin kilo başına 60 sentin
altında olmaması gerektiğini belirtmek isterim.
Ayrıca, ülkemizin artık
bir zeytinyağı politikası olması gerekmektedir. Stokta bekletilen zeytinyağına
Avrupa ülkelerinde olduğu gibi prim verilmeli; kutulu ve ambalajlı "Türk
Malı", "Türk" adıyla yapılan ihracat, hükümetimizce, krediyle
desteklenmelidir. Yine, dökme zeytinyağı ihracatı, hükümetimizce, derhal
serbest bırakılmalıdır.
Yine, desteklenmesi
gereken Ege ve Akdeniz çiftçimizin en büyük gelir kaynağı pamuktur. Türkiye
ekonomisinde önemli bir yere sahip olan tekstil ve konfeksiyon sanayiimizin
temel girdisi pamuktur. Çekirdeği yağ sanayiimizin, küspesi ise yem
sanayiimizin hammaddesi konumundaki pamuğun da acilen desteklenmesi
gerekmektedir. Pamuk üreticimiz perişandır. Maliyetleri karşıla-yacak ve
uluslararası rekabeti sağlayacak miktarda hükümetimizce verilecek destekleme
primiyle, dünya fiyatlarının üretim maliyetlerinin altında kalması durumunda
üreticinin zarar etmesi önlenecek; primin sezon başında açıklanması, üreticiye
zamanında ödenmesi, pamuk üretimimizin teşvikini ve devamını sağlayacaktır.
Prim sistemi ile belge
düzeni getirilecek; kayıtdışı ekonominin önlenmesi, çiğitli safhasında kayıtiçi
ekonomiye çekilerek, ardından gelen mahlıç, iplik, örgü, dokuma ve konfeksiyon
safhalarında da kayıtiçine alınması ve devletin zirai ürün stopajı, Katma
Değer, Kurumlar ve Gelir Vergilerinin artması neticesinde, ödenen primden daha
çok, yüksek oranda vergi alınması sağlanacaktır. Pamuk üreticisinin
sıkıntısının sona erdirilebilmesi için, pamuğa kilo başına 28 sent prim
verilmesi gerekmektedir.
IMF politikalarıyla
birlikte, şekerpancarı ve tütündeki ekim alanlarının daraltılması, destekten
özenle kaçınılması, sanayie dönük tarım ürünü olan şekerpancarı, tütün, pamuk
üreticilerine, âdeta, bu ürünleri ekme denilecek bir politika oluşturulmaya
çalışılması, gerçekten, üzüntü vericidir.
Tüm bu tarım ürünlerinde
ulusal bir politika izlenmeli, Avrupa ve Amerikanın kendi üreticilerine
tanıdıkları imkânlar ve ürün desteklemeleri, hükümetimizce, çiftçimize de
tanınmalıdır. Ürün zararlılarıyla mücadele, zamanında ve etkin olarak
yapılmalı, gübre desteği verilmeli, çiftçinin kullandığı mazot derhal
ucuzlatılmalıdır. Çiftçiye verdiğiniz sözü tutarak, ucuz mazotu vermeniz
gerekmektedir. Yine, çiftçiye ucuz kredi desteği derhal sağlanmalıdır.
Sayın milletvekilleri,
gerek Adalet ve Kalkınma Partisi programında gerek seçim bildirgesinde gerek
hükümet programında gerekse acil eylem planında en önemli olarak vurgulama
yapılan, hayvancılığa ve çiftçiye desteğinizin sözde kalmaması gerekmektedir.
Verdiğiniz sözlerin ve yazılı taahhütlerin gereğini derhal yapmanız gerekir.
İktidar temsilcileri
olarak, kürsüye çıktığınızda, her sözünüzün başlangıcında, hep "daha otuz
günlük iktidarız" diyorsunuz; ama, otuz günlük iktidarınızda, süratli bir
şekilde, nasıl nereden buldun yasasını iptal ettiyseniz, nasıl malî miladı
kaldırsaydınız, nasıl 607 milyarlık repo faiz gelirini vergi dışı
bıraktıysanız, nasıl sadece 18 seramik üreticisi için 40 trilyon lira
karşılıksız desteklemeyi çıkarmaya gayret ediyorsanız, elbette ki, ülkemizdeki
milyonlarca insanımızın geçim kaynağı olan, perişan vaziyette bulunan
hayvancımızı ve çiftçimizi gözardı edemezsiniz. Seçim meydanlarındaki
vaatlerinizi tutunuz. Lütfen, o vaatlerinizi yerine getirerek, bu insanlarımıza
sahip çıkalım. Hep birlikte vereceğimiz kararlarla, görüşmekte olduğumuz 2003
yılı geçici bütçesinde, unutulan bu insanlarımıza elimizi uzatalım. Onlar,
bizleri, şu anda ekranları başında büyük bir heyecanla izliyorlar, onlara
vereceğimiz bir yılbaşı müjdesini bekliyorlar. Gelin, hep birlikte,
hayvancılığın ve yağlı tohumların, zeytinin, fındığın, mısırın, pamuğun,
tütünün, şekerpancarının desteklenmesi ve teşvik edilmesi amacıyla verdiğimiz
önergeyi kabul ederek, bütçenin bu tertiplerinde yer alan ödenekleri aylık
yüzde 10 olarak artırarak değiştirelim. Gelin, geçimini hayvancılıkla,
çiftçilikle sağlamakta olan bu insanlarımıza, hep birlikte, Büyük Millet
Meclisi olarak bir yılbaşı müjdesi verelim.
Hepinize sevgi ve
saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Deveciler.
Usul gereğince,
önergeleri önce geliş sırasına göre okutmamız, sonra da aykırılık derecelerine
göre işlem yapmamız gerekirdi. Usul müzakereleri nedeniyle bir hata yapılmış ve
önerge sahibine söz verilmiştir.
Şimdi, önergeyi oylamadan
önce, diğer önergeleri okutacağım; sonra da, üzerinde az önce söz verdiğim
önergeyi tekrar okutup oylayacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan
"tedavi ve ilaç giderleri için tertiplenen ödeneklerin yüzde 4,2'si"
ibaresinin "tedavi ve ilaç giderleri için tertiplenen ödeneklerin yüzde
8,3'e" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. 25.12.2002
|
Ali Topuz |
Ali Kemal Deveciler |
Kâzım Türkmen |
|
|
|
İstanbul |
Balıkesir |
Ordu |
|
|
Osman Kaptan |
Hakkı Akalın |
Vezir Akdemir |
|
|
Antalya |
İzmir |
İzmir |
|
|
Ali Rıza Bodur |
A. Kemal Kumkumoğlu |
Birgen Keleş |
|
|
İzmir |
İstanbul |
İstanbul |
|
|
M. Mesut Özakcan |
M. Akif Hamzaçebi |
Gürol Ergin |
|
|
Aydın |
Trabzon |
Muğla |
BAŞKAN - Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının 1 inci maddesinin (g) bendinin "-920.05.143.900 tertibinde yer
alan ödeneğin yüzde 20,3'ü" şeklindeki alt bendinin "-920.05.143.900
tertibinde yer alan ödeneğin yüzde 33,3'ü" şeklinde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
|
25.12.2002 |
|
|
|
|
|
Ali Topuz |
İlyas Sezai Önder |
M. Akif Hamzaçebi |
|
|
İstanbul |
Samsun |
Trabzon |
|
|
Birgen Keleş |
|
Gürol Ergin |
|
|
İstanbul |
|
Muğla |
BAŞKAN - Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendindeki
"-940.03.3.425.900 tertibinde yer alan ödeneğin yüzde 50'si" alt
bendinin "-940.03.3.425.900 tertibinde yer alan ödeneğin yüzde 50'si -940.03.421.900 tertibinde yer alan ödeneğin
yüzde 12,6'sı" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. 25.12.2002
|
Ali Topuz |
Oğuz Oyan |
Ali Kemal Deveciler |
|
|
|
İstanbul |
İzmir |
Balıkesir |
|
|
Osman Kaptan |
M. Akif Hamzaçebi |
Kâzım Türkmen |
|
|
Antalya |
Trabzon |
Ordu |
|
|
Hakkı Akalın |
Vezir Akdemir |
Ali Rıza Bodur |
|
|
İzmir |
İzmir |
İzmir |
|
|
Birgen Keleş |
Gürol Ergin |
M. Mesut Özakcan |
|
|
İstanbul |
Muğla |
Aydın |
|
|
|
Ali Kemal Kumkumoğlu |
|
|
|
|
İstanbul |
|
BAŞKAN - Görüştüğümüz
önergeyi, hatırlamanız açısından tekrar okutup, oylarınıza sunacağım.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının 1 inci maddesinin (g) bendinin "-910.03.3.021.900,
920.03.3.121.900, 920.03.3.124.900, 920.03.3.125.900, 920.03.3.126.900 ve
920.05.3.142.900 tertipleri için birer milyar lira" alt bendinin
"-910.03.3.021.900, 920.03.3.121.900, 920.03.3.124.900, 920.03.3.125.900,
920.03.3.126.900, 920.05.3.142.900 tertiplerinde yer alan ödeneklerin yüzde
10'u" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. 25.12.2002
Ali Topuz
(İstanbul) ve arkadaşları
BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
En aykırı önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan
"tedavi ve ilaç giderleri için tertiplenen ödeneklerin yüzde 4,2'si"
ibaresinin "tedavi ve ilaç giderleri için tertiplenen ödeneklerin yüzde
8,3'e" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. 25.12.2002
Ali Topuz
(İstanbul) ve arkadaşları
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyon) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu?
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Sayın Topuz,
gerekçeyi mi okutalım, yoksa önerge hakkında konuşacak mısınız?
ALİ TOPUZ (İstanbul) -
Önerge sahibi olarak Sayın Hakkı Akalın konuşacak efendim.
BAŞKAN - Buyurun Sayın
Akalın.
Süreniz 5 dakikadır.
HAKKI AKALIN (İzmir) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin, görüşülmekte
olan tasarının 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan,
tedavi ve ilaç giderleriyle ilgili yüzde 4,2 olan ödeneğin 8,3'e yükseltilmesi
için verdiği önergenin gerekçesini açıklamak üzere huzurunuzdayım; hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bir ülkenin kalkınmışlığını değerlendirirken, sağlıktaki
durumu belirlemek için sağlık göstergelerine başvuruyoruz. Bu sağlık
göstergelerinin içerisinde, bebek ölüm hızı, anne ölüm hızı ve hekim başına,
hemşire başına düşen nüfus gibi bazı kriterler göz önüne alınıyor.
Türkiye'deki sağlık
göstergelerini değerlendirdiğimiz zaman, Türkiye'deki sağlık göstergelerinin, Avrupa
ülkeleri arasında en kötü sonuçlara sahip olduğunu görüyoruz. Üstelik,
Türkiye'deki sağlık göstergeleri, Türkiye'ye komşu olan Gürcistan, Ermenistan,
Azerbaycan, yeni kurulmuş olan Moldavya, Makedonya, Arnavutluk, daha uzaklarda
bulunan Solomon Adaları, Honduras, Nikaragua gibi ülkelerden de kötü. Bu
ülkelerin ortak bir özelliği vardır; o özellik de: Bu ülkelerin ulusal
gelirlerinin Türkiye'deki ulusal gelirden daha düşük olmasıdır -1 000 doların
altındadır- ama, bu ülkelerin -Türkiye'den daha yoksul olmalarına rağmen-
sağlık göstergeleri, Türkiye'den daha iyidir. Bunun nedeni, bu ülkeleri yöneten
siyasal iktidarların, siyasal tercihlerini, halkından yana, insanından yana
kullanmasıdır; çünkü, sağlık bir yaşam hakkıdır, sağlık bir insanlık hakkıdır.
Bu ülkeler, yoksul olmalarına karşın -siyasal tercihlerini, ekonomik
darboğazlarını aşmak için- hiçbir zaman, sağlığa ayırdıkları payı azaltarak
ülkelerini yönetmemektedirler.
Türkiye'de ise, sağlık
göstergelerini göz önüne aldığımızda, özellikle son dönemlerde, son yirmi
yılda, uygulanan siyasal politikaların bir sonucu olarak, üretmeden tüketip,
borcu borçla ödeyerek uygulanan siyasetin sonucunda, sağlık göstergeleri -biraz
evvel bahsettiğim gibi- Avrupa'nın en kötüsü, kendisinden daha yoksul olan ülkelerin
en kötüsü olarak tecelli etmiştir.
Değerli Başkan, değerli
milletvekilleri; Türkiye'deki sağlık sorunlarının başında, kaynak sorunu, israf
sorunu, dengesiz dağılım, koordinasyon bozukluğu gibi birçok düzeltilebilir
sorun vardır; ancak, Türkiye'yi son dönemlerde yöneten siyasal iktidarlar,
küreselleşme söylemleriyle, özelleştirme söylemleriyle, sosyal adaleti
sağlayacak olan ve insanın onurunu koruyacak olan sosyal devleti tasfiye etme
yoluna gitmişler ve sağlığa ayrılan payı, her bütçede daha da azaltmışlardır.
Türkiye'deki sağlık sorunlarının bu denli yüz kızartıcı olmasından ve hepimizin
utanması gereken sonuçların ortaya çıkmasından Türk halkı sorumlu değildir;
Türkiye'nin yaşamış olduğu ve yaşamakta olduğu bu ekonomik darboğazdan da Türk
halkı sorumlu değildir.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlar; Türkiye, borç aldığı uluslararası bankaların bilgisayar
ekranlarında, Maliyenin ve Hazinenin bilanço defterlerinde, sadece rakamlarla
ve bilanço hesaplarıyla gösterilen bir ülke değildir; Türkiye, kadınıyla
erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla, kastan, kemikten ve kandan yapılmış insanların
ülkesidir. Türkiye'deki insanlar, tükendik diye haykırıyorlar. Bu haykırış, 3
Kasım seçimlerinde sandıklarda yankılandı. Bu insanlar acı çekiyorlar.
İnsanların çektiği acılar, o uluslararası bankaların, Hazinenin ve Maliye
Bakanlığının bilgisayarlarında dile getirilmiyor. O bilanço defterlerinde, bu
acıların ve sıkıntıların çetelesi tutulmuyor. Dolayısıyla, bütçede sağlığa
ayrılan payı, ekonomik güçlükleri aşmak için azaltmak insanî değildir, ahlakî
değildir, doğru değildir. (CHP sıralarından alkışlar) Seçim öncesinde,
hastanelerde kesilen bacaklardan, verilen kanlardan KDV almayacağını söyleyen
iktidarın değerli milletvekillerinin bizlerle aynı duygu ve düşünceleri
paylaşacaklarına inanıyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Akalın, 1
dakika süre veriyorum; sözlerinizi toparlar mısınız.
HAKKI AKALIN (Devamla) -
Bu nedenle, sağlığa ayrılan payın artırılmasını, yapılan kısıtlamanın
düzeltilmesini rica ediyorum.
Beni dinlediğiniz için
hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Akalın.
HALUK KOÇ (Samsun) -
Hepsi seçim meydanlarında kalmış!..
BAŞKAN - Komisyonun ve
Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının 1 inci maddesinin (g) bendinin "-920.05.143.900 tertibinde yer
alan ödeneğin yüzde 20,3'ü" şeklindeki alt bendinin "-920.05.143.900
tertibinde yer alan ödeneğin yüzde 33,3'ü" şeklinde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
Ali Topuz
(İstanbul) ve arkadaşları
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyon) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu?
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, katılmıyoruz.
BAŞKAN - Sayın Topuz,
önerge hakkında konuşacak mısınız, yoksa gerekçeyi mi okutayım?
ALİ TOPUZ (İstanbul) -
Sayın Ergin konuşacak.
BAŞKAN - Sayın Ergin,
süreniz 5 dakikadır; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
GÜROL ERGİN (Muğla) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçici bütçe tasarının 1 inci maddesinin
(g) bendinde doğrudan gelir desteği için ayrılan ödeneğin yetersizliği
konusunda önerge sahibi arkadaşlarım adına söz almış bulunuyorum; konuşmama
başlarken hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; hepimizin bildiği gibi, Türk çiftçisi, son yıllarda uygulanan
akıl almaz, yanlış tarım politikalarıyla, sözcüğün tam anlamıyla, canından
bezer duruma getirilmiş, perişan edilmiş; Türk tarımı, büyük ölçüde
üretimsizliğe; Türk çiftçisi, katlanılması zor geçim sıkıntısına düşürülmüştür.
İşte bu nedenledir ki, 3 Kasım seçimleri öncesinde, sizler ve bizler, hepimiz,
Türk çiftçisinin önüne gittiğimizde ona birçok vaatte bulunduk; ama, bu vaatler
sırasında, bu dönem sırasında gördük ki, Adalet ve Kalkınma Partisinin kimi
sözcüleri, vaatlerde, gerçekte olabilenin çok ötesinde söylemler kullandılar.
İşte o söylemler, bugün, karşımıza bu kürsüden çıkıyor.
Değerli arkadaşlarım,
burada benden önce konuşan iktidar partisi milletvekillerinin tümünün doğrudan
gelir desteğinin ne olduğunu henüz anlamadığını görmekten üzüntü duyuyorum.
Doğrudan gelir desteği, bir iane değildir. Doğrudan gelir desteği, bir fakir
fukara fonu değildir. Doğrudan gelir desteği, Türkiye'de uygulandığı biçimiyle
ne Avrupa Birliği ülkelerinde ne de Amerika Birleşik Devletlerinde
uygulanmaktadır. Bu biçimiyle uygulansa bile, bugün, doğrudan gelir desteği,
Türkiye'de, Türk çiftçisinin sarılması gereken tek çare olarak ortaya
çıkmaktadır; çünkü, doğrudan gelir desteği zihniyetini Türkiye'ye getirenler, bu desteği bahane ederek Türk çiftçisinin
gübre desteğini kaldırmışlardır, tohumluk desteğini kaldırmışlardır, ziraî
mücadele ilacı desteğini kaldırmışlardır ve hepsinden hazin olarak, bu ülkede
ziraî afet yasası kaldırılmış, çiftçi kaderiyle baş başa bırakılmıştır.
Şimdi, seçim meydanlarında,
özellikle "çiftçinin temerrüt faizini kaldırıyorum" diyenlere
soruyorum: Temerrüt faizleri kalktı mı, kalkıyor mu? "Üç ay içinde Türkiye
hayvancılığının sorunlarını çözeceğim" diye seçim beyannamesinde
yazanlara, genel başkanlarının ağzından acil eylem planı olarak sunanlara
soruyorum. Üç ayın birbuçuk ayı gitti, kaldı birbuçuk ay. Bu birbuçuk ayı da
kapsayan üç aylık geçici bütçede, siz, hayvancılığa 1 milyar dolar ayırdınız;
ancak, iktidar partisi sözcüsü arkadaşım, burada "17 trilyon lira ayırdık"
dediler. Eğer, siz, 17 trilyon lirayla Türkiye hayvancılığını
kalkındıracağınızı sanıyorsanız, siz, ne Türkiye'yi ne Türkiye hayvancılığını
anlamışsınız demektir. (CHP sıralarından alkışlar)
Yine, doğrudan gelir
desteğinde ayrılan pay, sevgili arkadaşlarım -sizin ifadenizle- 853 trilyon liradır. Arkadaşlar, bu para,
aslında 1,4 katrilyon lira olması gereken çiftçinin o ak alnının hak ettiği
paradır; ama, siz, bunun yarısını bile buradan verirken "biz Türk çiftçisi
için olumlu işler yapıyoruz" diye söyleme cesaretini bulmaktasınız;
şaşıyorum!
Türk çiftçisinin ne kadar
perişan olduğunu hepimiz görmedik mi! Biz, o çiftçi önünde her zaman oy
isterken saygıyla eğilmedik mi! Şimdi, ne oldu ve ne değişti de, o meydanlardan
bu salonlara geldiğimiz zaman, biz, hak ettiğinin yarısını, hem de önümüzdeki
yıla sarkıtarak vermekle onun sorunlarına çare bulduğumuzu ifade edeceğiz.
Gidilen yol yanlıştır. Bu yol, Türkiye tarımını, tarlaları boş tarım ülkesi
haline getirecek bir yoldur.
Burada, Sayın Akgül'e de
değinmek istiyorum. Sayın Akgül, burada geçmişten söz etti; bizi hiçbir şekilde
ilgilendirmeyen bir dönemden söz etti; ama, orada verdiği rakamlarda da,
aslında, o günle bugünü karıştırdığını anlıyorum.
Sevgili arkadaşlarım,
2000 yılında, Türkiye'de, doğrudan gelir desteği, yalnızca bir proje olarak,
geçici, 4 ilde başlatılmış; 2001 yılında il sayısı artırılmış, 2002 yılında da
yalnızca 35 ilde tam olarak verilebilmiştir...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
GÜROL ERGİN (Devamla) -
Sayın Başkan, herhalde 1 dakika verecek-siniz.
BAŞKAN - Sayın Ergin, 1
dakika süre veriyorum; sözlerinizi toparlar mısınız.
GÜROL ERGİN (Devamla) -
Yani, o rakamlar, yanlış veya doğru, bugünü ve bizi hiçbir şekilde ilzam
etmemektedir.
Şunu çok kesin bilelim:
Türkiye'de en reel sektör, tüm yapısıyla tarım sektörüdür. (CHP sıralarından
alkışlar) Ve şunu asla unutmayalım: "Dün dündür, bugün bugündür"
felsefesi sizin de felsefeniz olmasın. Unutmayın, dünün bugününü yaşıyoruz,
bugünün de yarınını bütün Türk Milletiyle yaşayacağız.
Hepinize saygılar
sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Ergin,
teşekkür ediyoruz.
Komisyon ve Hükümetin
katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
tasarının 1 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (f) bendindeki
"-940.03.3.425.900 tertibinde yer alan ödeneğin yüzde 50'si" alt
bendinin "-940.03.3.425.900 tertibinde yer alan ödeneğin yüzde 50'si,
-940.03.421.900 tertibinde yer alan ödeneğin yüzde 12,6'sı" olarak
değiştiril-mesini arz ve teklif ederiz.
Ali Topuz
(İstanbul) ve arkadaşları
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyon) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu?
MALİYE BAKANI KEMAL
UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Sayın Topuz,
önergeniz hakkında konuşacak mısınız; yoksa gerekçeyi mi okutayım?
ALİ TOPUZ (İstanbul) - Gerekçe
okunsun efendim.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Tasarıda memurlara öğle
yemeğine yardıma ilişkin transfer ödenekleri için 2002 yılı bütçesi başlangıç
ödeneklerinin yüzde 2,8'inin ayrılması öngörülmüştür. Bu oran memurların öğle
yemeği için yeterli bir katkıyı ifade etmediğinden, personel ödenekleri için
tasarıda yer alan oran olan yüzde 12,6 oranı önerilmektedir.
BAŞKAN - Komisyonun ve
Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Şimdi, 1 inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 1 inci madde kabul
edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2. - 2002 ve daha
önceki yıllarda taahhüde bağlanmış işlere ait ödemelere 1 inci madde ile
belirlenen sınırlar dahilinde devam olunur. Derhal ihalesinde fayda ve zaruret
görülen yatırımlar ve tabiî afetler sonucu hâsıl olabilecek hasarların telafisi
amacıyla yeniden girişilecek işler için Bakanlar Kurulu daire ve idarelere
taahhüde girme yetkisi verebilir. Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli
idarelerin 2002 Yılı Yatırım Programında ödenekleri toplu olarak verilmiş
yıllık projelerinden makine-teçhizat, büyük onarım, idame-yenileme ve tamamlama
projelerinin detay programları ile alt harcama kalemleri itibarıyla tadat
edilen ve edilmeyen toplulaştırılmış projelerin alt harcama kalemleriyle ilgili
işlemlerde 2003 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair
Kararın ilgili hükümleri uygulanır.
BAŞKAN - Madde üzerinde,
AK Parti Grubu adına, İstanbul Milletvekili Alaattin Büyükkaya konuşacaklardır.
Sayın Büyükkaya, buyurun.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
ALAATTİN BÜYÜKKAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önce,
tekrar, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Biraz önce 1 inci madde
için yaptığım konuşmada hükümetimizin hazırlamış olduğu geçici bütçe için
görüşlerimi ifade etmiştim. Şimdi de, Grubum adına, geçici bütçenin 2 nci
maddesine ilişkin görüşlerimi Yüce Meclisinize arz etmek istiyorum; ancak,
sözlerime geçmeden önce, tarımla ilgili muhalefetin belirttiği görüşlere
ilişkin bazı açıklamalar da yapmak istiyorum.
Gerçekten geçmiş hükümet
döneminde Türk çiftçisi perişan edilmiştir. İçimizde bunu bilmeyen kimse
yoktur. Hele hele tarımdan gelmiş, toprağı bilen insanın bunu bilmemesi mümkün
değildir. Türk çiftçisi, AK Parti iktidarına güvenmiştir; bizim tek başına
iktidara gelmemizi de istemiştir. AK Parti iktidarı ise, onu seveni, ona
güveneni, onu kendisinden bileni asla unutmamıştır. Nitekim, geçici bütçemizde,
bu üç aylık bütçemizde tarıma verilen desteği, müsaade ederseniz, bir kere daha
bilgilerinize sunmak istiyorum: Çay-Kur, 178 trilyon; Toprak Mahsulleri Ofisi,
300 trilyon; pamuk ve diğer ürünler, 29 trilyon; hayvancılık, 19 trilyon;
tarıma doğrudan destek, 852 trilyon; tarım ürünlerinden fındık başta olmak
üzere diğer ürünlere, 70 trilyon; yani, üç aylık süre için tarıma sağlanan
destek 1 katrilyon 448 trilyon liradır. Bu destek değil midir arkadaşlar?! (AK
Parti sıralarından alkışlar) Tabiî ki hemen belirteyim, sadece tarıma destek
vermeyeceğiz; sanayie de, ticarete de; yani, bu ülke için taş üstüne taş
koyana, üreten herkese destek vereceğiz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Biraz
sabırlı olun, bütçemiz geldiğinde bunların hepsini göreceksiniz.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; şimdi müsaade ederseniz 2 nci maddeyle ilgili görüşlerimi
ifade etmek istiyorum: Bilindiği üzere, geçici bütçede yeni yatırım
bulunmamaktadır. Geçici bütçenin 2 nci maddesinde, 2002 ve daha önceki yıllarda
taahhüde bağlanmış yatırım ihalelerine ait ödemelere devam edileceği; ancak,
Bakanlar Kurulunun geçici bütçe döneminde zarurî durumlarda kuruluşlara
taahhüde girme yetkisi verebileceği belirtilmektedir.
Geçici bütçede yeni
yatırım öngörülmemesi pratik bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Zira, yatırım
programı konsolide bütçe rakamları belli olduktan sonra şekilleneceğinden, söz
konusu programın geçici bütçe döneminin başlangıcıyla birlikte yürürlüğe
konulması imkânı yoktur; dolayısıyla, 58 inci hükümetimiz, hükümet programı ve
acil eylem planında açıklanan önceliklerini esas alarak yatırım programını
belirleyecek ve 2003 yılı bütçesiyle birlikte uygulamaya koyacaktır.
Geçici bütçede yeni
yatırım öngörülmemekte birlikte, 2 nci maddeyle, 2002 ve daha önceki yıllarda
taahhüde bağlanmış işlere ait ödemelere devam edilmesi imkânının getirilmesi,
yatırımlar konusunda herhangi bir sıkıntıya düşülmesinin önlenmesi açısından da
isabetli olmuştur.
2003 yatırım programının
uygulamaya konulacağı döneme kadar, acil eylem planında da yer aldığı üzere,
kamu yatırım stokunun gözden geçirilmesi ve önceliklerinin belirlenmesi
konusunda somut adımlar atılması mümkün olabilecektir. Böylece, geçici bütçe
dönemi, hükümete yatırım projelerinin rasyonelleştirilmesi için zaman
kazandırmış da olmaktadır.
2 nci maddeyle, derhal
ihalesinde fayda ve zaruret görülen yatırımlar, tabiî afetler sonucunda meydana
gelebilecek hasarların telafisi amacıyla girişilecek işler için Bakanlar
Kuruluna, kamu idarelerine taahhüde girme yetkisi verme imkânının sağlanması,
bu konuda hükümete büyük bir esneklik de sağlamıştır. Bu imkân, ülkemizin
hassas bir dönemde bulunduğu ve tabiî afetlerle sık sık karşılaştığımız hususu
dikkate alındığında, hükümetimizin halkımıza önemli bir teminatını da
oluşturmaktadır. Diğer taraftan, Bakanlar Kuruluna bu yetkinin verilmesini,
bunun gelişigüzel kullanılacağı şeklinde de anlamamalıyız. Milletimizin
teveccühüne mazhar olmuş bir hükümete, olağanüstü durumlara karşı gereken
yatırımlara girişilmesi yetkisinin verilmesini de tabiî karşıla-mak gerekir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bu hükümetin kurulmasından itibaren, faizlerde 20 puan düşme
olmuştur. Bunun anlamı, bu hükümetle birlikte ülkemiz, devletimiz 20 milyar
dolar kazanmıştır ödeyeceği faiz yükünden. Dolayısıyla, inanıyorum ki, AK Parti
iktidarıyla, ülkem de, milletim de hep kazanacaktır.
Bu duygularla hepinize
saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Büyükkaya.
2 nci madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Oyan; buyurun efendim.
CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN
(İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; büyük yatırım iddialarıyla
gelen Adalet ve Kalkınma Partisinin yatırımsız bir geçici bütçe sunması
örneğiyle karşı karşıya bulunuyoruz. Bunun ibretlik bir durum olduğunu
düşünüyorum; çünkü, öylesine önemli vaatler yapıldı ki -özellikle 16 Kasım 2002
tarihinde ve tabiî, bütün seçim öncesi durumda- insan yadırgamadan edemiyor.
Üstelik de, burada, bu maddede, ilgili 2 nci maddede, önemli ölçüde muğlaklık
taşıyan ifadelerle, yatırımlara gerektiği zaman yer verileceği söyleniliyor.
"Derhal ihalesinde fayda ve zaruret görülen yatırımlar ve tabiî afetler
sonucu hâsıl olabilecek hasarların telafisi amacıyla yeniden girişilecek işler
için Bakanlar Kurulu daire ve idarelere taahhüde girme yetkisi verebilir."
Böylesine geniş yetkiler Meclisin denetim hakkını kullanması açısından ciddî
sakıncalar içerir. Bu nedenle, bu maddenin bu muğlak şekliyle Grubumuz
tarafından kabul edilmesi mümkün değildir.
Öte yandan, şunu söylemek
isterim: Her ne kadar, bu geçici bütçede düzenlenmesi gerekli değil, bunun için
ayrı bir düzenleme uygun olsa da, 4325 sayılı Kanunla, kalkınmada öncelikli
yörelerde, 10'dan fazla işçi çalıştıran işletmelerde istihdamı geliştirmek ve
yatırımı teşvik etmek amacıyla yapılan düzenlemenin 2002 yılı sonu itibariyle
son bulacağını ve bununla ilgili bir düzenlemenin 2002 yılı sonuna kadar
yapılması gerektiğini hatırlatmak isterim.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; burada, benden önceki konuşmacı bu maddeyle ilgili konuşurken
tarım konusuna da girdi; evet, tarım önemli, yatırımlar açısından da önemli.
Bakınız, iki önemli yasa, bütçeyle ilgili bir düzenleme yapılması gerekmeyen;
ama, o ilgili yasalarda düzenleme yapılması gereken iki yasadan söz edeyim.
4572 sayılı Yasa Tarım Satış Kooperatifleri Birliklerinin üzerinde Demokles'in
kılıcı gibi durmaktadır. Bu Yasanın 1 inci maddesiyle Tarım Satış
Kooperatifleri Birliklerine, Tarişe, Fiskobirlik'e, Çukobirlik'e, Trakya
Birlik'e, Marmara Birlik'e 17 tane birliğe herhangi bir malî destekte
bulunması, kredi anlamında dahi herhangi bir malî kaynak aktarılması yasa
hükmüyle yasaklanmıştır. Dünyada hiçbir egemen ülke, kendi kooperatifçisine,
kendi çiftçisine yasa hükmüyle kaynak aktarmayı yasaklayan bir hüküm
koymamıştır. Eğer Türkiye bağımsız, egemen bir ülkeyse ve siz iktidarsanız,
çoğunluğa sahipseniz, sizleri davet ediyorum, 4572 sayılı Yasanın 1 inci geçici
maddesini derhal değiştiriniz ve burada "Yeniden Yapılandırma Kurulu"
adı altında birliklerin tepesinde bir tasallut aracı olarak duran bu kurulu,
üretici ortakların, kooperatiflerin ağırlıkta olduğu bir yapıya kavuşturun; 7
üyeden sadece 1'i üretici temsilcisi, diğerleri ya bakanlık ya özel sektörden
gelme kişilerden oluşuyor.
İkinci bir mesele, 4603
sayılı Yasayla, Ziraat Bankası ve Halk Bankasını özelleşme kapsamına alan Kasım
2000 düzenlemesidir, bunun da derhal değiştirilmesi gerekmektedir; çiftçiye ve
esnafa dönük kredi veren kurumlar, ihtisas kurumları olarak sistem içinde tutulmalıdır.
Bakınız, Türkiye'de çiftçi, çiftini, çubuğunu terk etme aşamasına gelmiştir;
biraz önce arkadaşlarımızın ifade ettiği gibi, soyut rakamlar, vesairenin
ötesinde, buradan bir destek bekliyor, buradan bir hareket bekliyorlar. Pamuk
primi desteğine, tütüne, şekerpancarına 1'er milyar lira koymak, çiftçiyle alay
etmek demektir; bunu mutlaka değiştirmek gerekir.
Sevgili milletvekilleri,
değerli arkadaşlarım, burada son bir hatırlatma yapayım. 28 Aralık itibariyle
zorunlu tasarruf, yani çalışanların tasarruf teşvik hesabıyla ilgili bir
düzenleme yapılması gerekmektedir. Bu konuda bize aktarılmış herhangi bir
düzenleme yoktur önümüzdeki hafta itibariyle bunu getirip getirmeyeceğimiz
kuşkuludur. Zorunlu tasarrufla ilgili mutlaka düzenleme ya-pılmalı ve burada
hak sahipleri lehine Anayasa Mahkemesinin kaldırdığı ve 28 Aralıkta üç hüküm
itibariyle geçersiz kalacak maddenin yeri mutlaka doldurulmak zorundadır. Bu
açıdan da, Meclisi ve Ak Parti Grubunu çalışmaya davet ediyorum.
Teşekkür ederim. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Oyan.
Başka söz talebi?.. Yok.
2 nci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi
okutuyorum:
MADDE 3. - a) Dönem
içinde sağlanacak garantili imkân tutarı (500) milyon ABD Dolarını aşamaz.
b) 28.3.2002 tarihli ve
4749 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi gereğince, Hazine garantileri kapsamında
risk hesabına yapılacak ödemeler için Hazine Müsteşarlığı bütçesinde bu amaçla
açıla-cak tertibe 326 trilyon liraya kadar ödenek eklemeye Maliye Bakanı
yetkilidir.
c) Yabancı ülke, banka ve
kurumlarla veya uluslararası kuruluşlarla yapılmış ve yapılacak anlaşmalara
göre genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere dönem içerisinde
dış proje kredisi olarak kullandırılacak imkânları, gerektiğinde ilgili kuruluş
bütçelerinde yer alan tertiplere ödenek ekleyerek bütçeleştirmeye Maliye Bakanı
yetkilidir.
d) Dış proje kredisi ve
hibe kullanımlarından kaynaklanan Katma Değer Vergisi ile Özel Tü-ketim
Vergilerinin karşılanmasında; dış kredi ve hibe gerçekleştiği halde, Katma
Değer Vergisi ve Özel Tüketim Vergisi karşılığı iç kaynağın bulunamaması
durumunda, Yatırım Programı ile ilişkilendirilmek suretiyle ilgili kuruluşların
bütçelerinin mevcut ya da yeni açılacak tertiplerine söz konusu miktarlarda
ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkilidir.
e) (c) ve (d)
bentlerindeki hükümler gereğince yapılacak ödenek eklemeleri 28.3.2002 tarihli
ve 4749 sayılı Kanunun 5 inci maddesindeki borçlanma limitleri dahilinde Devlet
Planlama Teşki-lâtı Müsteşarlığınca yapılacak proje revizeleri dikkate alınarak
yapılır.
f) 18.4.2001 tarihli ve
2001/2312 sayılı, 8.7.2002 tarihli ve 2002/4429 sayılı Bakanlar Kurulu
kararları gereğince ödenmesi gereken tutarlar Hazine Müsteşarlığı bütçesinin
920.03.3.122.900 tertibinden karşılanır.
g) 30.5.2002 tarihli ve
2002/4199 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Toprak Mahsulleri Ofisi
tarafından 2001-2002 ve daha önceki kampanya dönemlerinde temin edilen
ürünlerle ilgili doğmuş ve doğacak olan görev zararları ile 2002-2003 kampanya
dönemine ilişkin görev zararları avans olarak Hazine Müsteşarlığı bütçesinin
920.03.3.121.900 tertibinden karşılanır.
h) 2002 Malî Yılı Bütçe
Kanununun 29 uncu maddesi hükümleri dikkate alınarak;
- Kıyı Emniyeti ve Gemi
Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğünün mal ve hizmet satışları gayri safi
hâsılatının % 10'u,
- Türkiye Petrolleri
Anonim Ortaklığının mal ve hizmet satışları gayri safi hâsılatının % 10'u,
kesilir.
BAŞKAN - 3 üncü madde
üzerinde, AK Parti Grubu adına, Kars Milletvekili Selahattin Beyribey.
Buyurun Sayın Beyribey.
(AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2003
Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeleri Kanunlaşıncaya Kadar Devlet Harcamalarının
Yapılmasına ve Devlet Gelirlerinin Tahsiline Yetki Verilmesine Dair Kanun
Tasarısının 3 üncü maddesi üze-rinde AK Parti Grubu adına söz almış
bulunmaktayım; sözlerime başlamadan evvel Yüce Meclisimizi saygılarımla
selamlarım.
Değerli milletvekilleri,
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşmekte olduğumuz geçici bütçe
tasarısı, bir bütün olarak, sağlıklı ve dinamik bir yapı oluşturabilme amacına
hizmet etmektedir. Bu tasarıyla, hem devletin yükümlülüklerini yerine getirebilmesi
sağlanmakta hem de Hazinenin ölçüsüz yükümlülükler altına girmesi engellenmiş
olmaktadır.
Tasarının 3 üncü
maddesinde yer alan fıkralarla, dış krediyle gerçekleşmekte olan projelerin
devamı amaçlanırken, özellikle Hazinenin bu projeler için sağlayacağı garanti
tutarının sınırı belirlenmektedir. Böylece, Hazine, bu süre içerisinde 500 000
000 Amerikan Doları üzerinde garanti vermeyerek, sınırsız garanti altına ve
taahhüde girmemiş ve böylelikle disiplinli bir malî politika oluşmuştur.
28.3.2002 tarihli ve 4749
sayılı Kanunun 13 üncü maddesi gereğince, Hazine garantileri kapsamında olan
projelerle ilgili olarak, gerek duyulduğunda Hazine Müsteşarlığı bütçesinde bu
amaçla açılacak tertibe 326 trilyon liraya kadar bir ödeneği eklemeye Maliye
Bakanı yetkili kılınmıştır. Bu fıkrayla, Hazine garantili işlerin sağlıklı bir
şekilde ve kesintiye uğramadan devam etmesine imkân verecek bir özellik Geçici
Bütçe Kanununa kazandırılmaktadır.
Bu tasarıyla, geçici
bütçenin uygulandığı dönem boyunca dış proje kredilerinin bütçelendirilmesine
de imkân tanınmıştır. Dış proje kredisi ve hibe kullanımlarından kaynaklanan
KDV ve ÖTV ödemeleri için, kaynak yetersizliği halinde, Malîye Bakanlığına,
yatırım bütçesiyle ilgilendirilmek suretiyle ilgili bütçelere ödenek ekleme
yetkisi verilmektedir. Ödenek eklemeleri sınırının 4749 sayılı Kanun gereği
borçlanma limitleri dahilinde olacağı hüküm altına alınmakta ve disiplinli bir
bütçe oluşturulma çabası bir kez daha görülmektedir.
Değerli milletvekilleri,
Borçlanma Kanunu 1 Ocak 2003 tarihinde yürürlüğe girecek olup, kamu malî
yönetimini disiplin altına almayı amaçlamaktadır. Geçici bütçe tasarısının 3
üncü maddesinin (f) ve (g) fıkralarında, Bakanlar Kurulu kararı uyarınca
ödenmesi gereken tutarlar ile doğmuş ve doğabilecek görev zararlarının -ki, bu
özellikle Toprak Mahsulleri Ofisi gibi- Hazine Müste-şarlığının ilgili
tertibinden karşılanacağı da ifade edilmektedir.
Değerli milletvekilleri,
geçici bütçe tasarısının 3 üncü maddesinin son fıkrasında, daha önceki 2002
malî yılında belirlenen kamu iktisadî teşekküllerine ilave olarak, Kıyı
Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü ile Türkiye Petrolleri
Anonim Ortaklığının mal ve hizmet satışları gayri safî hâsılatının yüzde
10'unun bütçe geliri olarak kaydedilmesi öngörülmekte ve böylece bu tasarının
bir özelliği de bütçe gelirlerini artırmaya yönelik olarak ortaya çıkmaktadır.
Birçok özelliği içinde
barındıran, bir yandan, bütçeyi disipline etmeyi, bir yandan da, kamu
gelirlerinin toplanmasına ve kamu harcamalarının yapılmasına imkân ve yetki
veren geçici bütçemizin yüce milletimize hayırlı ve uğurlu olmasını temenni
ediyor, Yüce Parlamentomuzu saygılarımla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN- Teşekkür ediyoruz
Sayın Beyribey.
Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Oğuz Oyan; buyurun. (CHP sıralarından
alkışlar)
Süreniz 10 dakikadır
Sayın Oyan.
CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN
(İzmir)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce de belirtmiş olduğum
gibi, ilgili maddenin (d) fıkrası, 14.6.2001 günlü 4682 sayılı 2001 Malî Yılı
Bütçe Kanunu ile Bağlı Cetvellerinde Değişiklik Yapmaya Dair Kanun ile 2001
Malî Yılı Bütçe Kanununa eklenen bir paragraf idi. Bu paragraf, burada, sadece
"hibe" sözcüğü eklenerek tekrar-lanmaktadır.
Söz konusu paragraf,
biraz önce burada okuduğum gibi, Anayasa Mahkemesinin 27 Mart 2002 tarihli
kararıyla iptal edilmiştir; dolayısıyla, bu fıkranın bu madde kapsamından
çıkarılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin kararlarını Yüce Meclisimizin
bu anlamda dikkate almasında yarar vardır. Bu kararları hiçe sayan, yok sayan,
onları bir anlamda isabetsiz gören bir yaklaşım içinde olamayız; çünkü,
sonuçta, bütçe kanunu üstündeki kanun anayasal düzenlemedir, Anayasanın
kendisidir. Dolayısıyla, burada, biz, mutlaka, ödenek kullanmayla ilgili
sınırları Anayasanın tarif ettiği sınırlar içinde tutmalıyız; yani, mesela
"ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkilidir" türü bir maddenin, dış
proje kredisi veya hibe kullanımıyla ilgili olsa dahi, bunlarla ilgili ödenek
eklemeye Maliye Bakanını yetkili kılmanın Anayasaya aykırılığını dikkate almak
zorundayız.
Tabiî, burada, bu
maddenin (h) fıkrasıyla da ilgili bazı tereddütler olabilir; yani, burada 2002
Malî Yılı Bütçe Kanununun 29 uncu maddesine gönderme yapıyor; fakat, bu Kıyı
Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü ya da Türkiye Petrolleri
Anonim Ortaklığı gibi kuruluşların gayri safi hâsılatlarından yüzde 10'unun
bütçeye aktarılmasının bütçe kanunu dışında bir yasal dayanağı olmadığının da
dikkate alınması gerekir.
Özet olarak burada
söylemek istediğimiz, bütçe kanunlarının Anayasaya aykırı olamayacağı ilkesinin
mutlaka dikkate alınması kaygısı olmalıdır.
Ben bu noktada
Meclisimizi uyarmak istedim. Teşekkür ederim. (CHP ve AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Oyan teşekkür
ediyorum.
Başka söz talebi yok.
3 üncü maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
4 üncü maddeyi
okutuyorum:
MADDE 4. - a) 21.2.2001
tarihli ve 4629 sayılı Kanun ile 20.6.2001 tarihli ve 4684 sayılı Kanun hükümleri
uyarınca özel gelir ve devren özel gelir kaydedilmesi gereken miktarları
ilgisine göre 2002 veya 2003 yılları bütçelerine bütçe geliri olarak
kaydetmeye, devren özel ödenek kayde-dilmesi gereken miktarları gerektiğinde
iptal etmeye Maliye Bakanı yetkilidir.
b) 2002 yılı bütçesine ilişkin olarak;
1. 2001 ve 2002 yıllarında, "Bütçeden
Mahsup Edilecek Ödemeler Hesabına" borç yazılmak suretiyle ödenmiş bulunan
sosyal güvenlik kuruluşlarına yapılan transferler karşılığı ile faiz ödemeleri
için kurumların ilgili tertiplerine,
2. Hazine Müsteşarlığı bütçesinin kamu
iktisadî teşebbüslerine sermaye ve görev zararı nedeniyle yapılacak ödemelerle
ilgili 910.01.3.001.900 tertibine 178 trilyon liraya, 920.03.3.121.900
tertibine 300 trilyon liraya, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığına aktarılmak
üzere 940.01.3.406.900 tertibine 403 trilyon liraya ve Bağ-Kur Genel
Müdürlüğüne aktarılmak üzere 940.01.3.407.900 tertibine 8 trilyon liraya kadar,
3. Ödenek yetersizliği nedeniyle gider
kaydedilemeyen 100-personel giderlerine ilişkin bütün tertiplere,
ödenek eklemeye Maliye
Bakanı yetkilidir.
c) 24.3.1988 tarihli ve 3418 sayılı Kanunun
mülga 39 uncu maddesi ve 6.6.2002 tarihli ve 4760 sayılı Kanunun 17 nci maddesi
gereğince 2002 yılında, Millî Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Gençlik ve
Spor Genel Müdürlüğü ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel
Müdürlüğü bütçelerine özel gelir ve özel ödenek kaydedilen miktarlardan 2002
yılında harcanmayan tutarlar devir suretiyle, 2002 yılına ait olup da özel
gelir ve özel ödenek kaydı yapılamayan tutarlar, ilgili kurumların bütçelerine
Maliye Bakanınca özel gelir ve özel ödenek kaydedilir. Bu hüküm gereğince
kaydedilecek özel ödeneklerden yapılacak harcamalar, 4.1.2002 tarihli ve 4734
sayılı Kanuna, 26.5.1927 tarihli ve 1050 sayılı Kanunun 64 üncü maddesi ile
21.2.1967 tarihli ve 832 sayılı Kanunun vize ve tescile ilişkin hükümlerine ve
13.12.1983 tarihli ve 180 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 32 nci maddesi
hükümlerine tâbi değildir.
d) 7.2.2002 tarihli ve 4745 sayılı Kanunun
7 nci maddesi ile 10.8.1993 tarihli ve 491 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye
eklenen ek 8 inci madde gereğince tahsil edilen ve saymanlık he-sabına
yatırılan payın yarısı Bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilir.
e) Genel bütçeye dahil dairelerle katma
bütçeli idareler, belediyeler, il özel idareleri, sosyal güvenlik kuruluşları,
bütçe içi ve dışı fonlar, döner sermayeler ile bütçenin yatırım ve transfer
tertibinden yardım alan kuruluşlar ile kamu tüzel kişiliğini haiz kurul, üst
kurul ve diğer kurum ve kuruluşların (kamu iktisadî teşebbüsleri hariç)
uygulayacakları yeni bütçe sınıflandırması ile muha-sebe sistemi ve
standartlarının belirlenmesine, bu sistem ve standartların geliştirilmesine,
birlikte veya ayrı ayrı uygulatılmasına ilişkin her türlü çalışmayı yaptırmaya
Maliye Bakanı yetkilidir.
BAŞKAN - 4 üncü madde
üzerinde, AK Parti Grubu adına, Sakarya Milletvekili Sayın Erol Cebeci;
buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA EROL
ASLAN CEBECİ (Sakarya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2003 Malî Yılı
Geçici Bütçe Kanunu Tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde söz almış
bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği üzere, 4629 ve
4684 sayılı Kanunlar uyarınca, fonların büyük bir kısmı kapatılmış olmasına
rağmen, gelirlerinin bir kısmı, özel gelir, özel ödenek kaydedilmek suretiyle,
genel bütçe geliri kapsamı dışında tutulmaktadır.
Bu maddenin (a) bendinde
yapılan düzenlemeyle, tasarruf yapılması amaçlanmaktadır ve 2002 yılı sonu
itibariyle, bu kapsamda 400 trilyon liraya yakın gelirin genel bütçe geliri
olarak kaydedileceği tahmin edilmektedir. Bu nedenle, yapılan düzenlemeyi doğru
buluyor ve hükümetimizin bu yöndeki gayretlerini takdirle karşılıyorum.
Yine, bildiğiniz üzere,
sosyal güvenlik kuruluşlarına yapılacak transferler ile faiz ödemeleri için
bütçeye konulan ödeneklerin yetmemesi durumunda, devlet hizmetlerinin devamı ve
yükümlülüklerinin yerine getirilebilmesi bakımından transfer yapılması gerekmektedir.
2001 ve 2002 yıllarında kullanılmış bulunan bu avansların kapatılabilmesi ve
bütçeye gider kaydı yapılamayan personel giderlerinin gider kaydının
yapılabilmesi amacıyla Yüce Meclisimizden ödenek ekleme yetkisi istenmektedir.
Böyle bir talebin Meclisimizce kabul edilmemesi durumunda, bu, 2003 yılı
bütçesine gider olarak gelecektir. Meclisimiz tarafından verilecek ödenek
ekleme yetkisinin gerekli olduğunu düşünüyorum.
Maddenin (c) bendinde
yapılan düzenlemeyle, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 17 nci maddesi
uyarınca elde edilen hâsılattan, Millî Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı,
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu
Genel Müdürlüğü faaliyetleri için ayrılan payların, özel gelir ve özel ödenek kaydıyla,
2002 yılında kullanılamayan özel ödeneklerin 2003 yılına devir imkânıyla,
bugüne kadar olduğu gibi, bu ödeneklerden yapılacak harcamaların devam eden
işlerin bitirilebilmesi amacıyla Kamu İhale Kanununa, 1050 sayılı Kanuna,
Sayıştay Kanununun vize ve tescil hükümlerine ve 180 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin 32 nci maddesi hükümlerine tabi olmaksızın yapılmasına imkân
tanınmaktadır.
Yine, 4745 sayılı Kanunun
ek 7 nci maddesiyle yapılan düzenlemeye göre, kılavuzluk ve römorkörcülük
hizmetleri hâsılatından alınan payın yarısının, Denizcilik Müsteşarlığı
harcamalarında kullanılmak üzere döner sermaye hesabına ayrılacağına ilişkin
hükme yer verilmesine rağmen, genel bütçeye aktarılacak kısmıyla ilgili husus
açıkta bırakılmıştır. Bu boşluğu gidermek üzere, maddenin (d) bendinde yapılan
düzenleme gerekli bir düzenlemedir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; maddenin (e) bendinde ise, yine, yeni bütçe
sınıflandırmasıyla, muhasebe sisteminin uygulanabileceği kamu kuruluşlarının
kapsamı genişletilmektedir. Daha önce kapsama dahil olmayan kamu
tüzelkişiliğini haiz kurul, üst kurul ve diğer kurum ve kuruluşlar da -kamu
iktisadî teşebbüsleri hariç- kapsama alınacaktır. Maliye Bakanımıza, ayrıca,
gerek yeni bütçe sınıflandırması ve gerek muhasebe sistemi ve standartlarının
geliştirilmesi, birlikte veya ayrı ayrı uygulatılmasına yönelik çalışmaları
yapması konusunda yetki verilmektedir. Maliye Bakanlığının bu konudaki
faaliyetlerinin desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Meclisimizin tasvibiyle
kanunlaşacak 4 üncü madde hükümlerinin ve geçici bütçenin tüm milletimize
hayırlı ve faydalı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Cebeci.
4 üncü madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Mersin Milletvekili Sayın Mustafa Özyürek;
buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA
ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz
tasarının 4 üncü maddesiyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
söz almış bulunuyorum; hepinizi, tekrar, saygıyla selamlıyorum.
Bu maddede AKP adına
konuşan arkadaşımızın da özellikle belirttiği gibi, 4 üncü maddenin (e)
bendinde önemli bir düzenleme yapılmaktadır. Bildiğiniz gibi, şu anda bizim
devlet muhasebe sistemimiz nakit esasına dayanmaktadır; yani, ödeme
yaptığınızda kaydediyorsunuz, nakden tahsilat yaptığınızda kaydediyorsunuz.
Oysa, artık, çağdaş devlet muhasebe sisteminde tahakkuk esasına geçilmektedir.
Maliye Bakanlığımızın değerli uzmanları, bürokratları, bu konuda uzun zamandır
pilot çalışmalar yapmaktadırlar. Bu düzenlemeyle, bu çalışmaların kapsamı
genişletilmekte ve önemli bir adım daha atılmaktadır.
Burada bütçeleri hep
görüşüyoruz; ama, bu görüşmelerimizin yararlı olabilmesi için, kamuda hep
bahsettiğimiz şeffaflığın, saydamlığın sağlanabilmesi için, bugünkü bütçedeki
muhasebe sisteminin mutlaka değiştirilmesi gerekiyor ve bunun önemli
adımlarından biri de tahakkuk esasına geçilmesidir. Ayrıca, buna bağlı olarak
performans bütçe sistemine geçilmesi de son derece önemlidir. Yine, burada
alınan yetki çerçevesinde, uluslararası muhasebe standartlarının devlet
bütçesine de uygulanması son derece yararlı olacaktır. Dünyada bütün muhasebe
örgütlerinin, bütçe dediğiniz zaman, muhasebe dediğiniz zaman konuştukları,
uluslararası muhasebe standartlarıdır. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme
Kurulunun da, önce bankalarda başlattığı, daha sonra SPK'nın çeşitli
çalışmalarıyla gündeme getirdiği ve TÜRMOB'un belirleyip, ilan ettiği muhasebe
standartlarının devlet muhasebe sisteminde de, bütçelerimizde de uygulanması,
bu çalışmalarımızın yararlılığı ve şeffaflığı açısından son derece önemlidir,
yararlıdır.
Ben, böyle bir genişletme
yönündeki adımın atılması nedeniyle, bu düzenlemeyi yapanlara, buraya bir öneriyle
gelenlere teşekkür ediyorum. Ayrıca, bugüne kadar yapılmış olan, hem performans
bütçe konusundaki hem tahakkuk esaslı bütçe konusundaki çalışmaların, artık,
bütünüyle uygulamaya geçeceğine ve bu noktada, yeterli çalışmaların yapıldığına
inanıyorum. Ayrıca, Bütçe Genel Müdürlüğümüzde ve Maliye Bakanlığımızda, bu
konuda son derece iyi yetişmiş elemanlar, bürokratlar, uzmanlar mevcuttur. Bu
konudaki siyasî iradenin ortaya konulmasını ve hep bahsettiğimiz, daha şeffaf,
daha saydam, hesap verebilir bir bütçe yapısına kavuşmamız açısından getirilmiş
olan bu öneriyi destekliyoruz.
Bu konudaki çalışmaların
kısa sürede tamamlanarak, artık, gelecek bütçelerimizin nakit esasından
tahakkuk esasına geçecek şekilde düzenlenmesini diliyorum; bu vesileyle, Yüce
Meclise saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Özyürek,
teşekkür ediyoruz.
Madde üzerinde, şahsı
adına söz isteyen İzmir Milletvekili Sayın Oğuz Oyan; buyurun.
Süreniz 5 dakikadır.
OĞUZ OYAN (İzmir) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; ilgili maddenin (b) fıkrasının 1 inci bendinde
"2001 ve 2002 yıllarında, "Bütçeden Mahsup Edilecek Ödemeler
Hesabına" borç yazılmak suretiyle ödenmiş bulunan sosyal güvenlik
kuruluşlarına yapılan transferler karşılığı ile faiz ödemeleri için kurumların
ilgili tertiplerine ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkilidir"
denilmektedir.
Bu uygulama 1999 yılından
itibaren bir âdet haline getirilmiştir. Burada yeni bir âdetle karşı
karşıyayız. Burada, sadece 2002 yılı için değil, 2001 yılı -bir önceki yıl-
için de ödenek kaydetmeye yetki verilmektedir. Bu bir ilktir; hayırlı olsun.
Şimdi, bu tür, bütçeden
mahsup edilecek ödemeler hesabı, eskiden, ödeneksiz gider için bir sonraki
yılın bütçesine ödenek koymaya tahsis edilen bir istisnaî durumdu. Oysa, biz,
şimdi, burada, eködenek bakımından yetersiz kalan 2002 bütçesindeki; yani, 98
katrilyon olarak oylanmış -ekbütçesiyle beraber de ulaşamayacağı büyüklük- 118
katrilyon dolayında bir büyüklüğe ulaşacak bir bütçedeki bu sapmaları, bir
şekilde, yeni, geçici bütçeye yedirmeye çalışıyoruz.
Sapma nedir; sapma şudur:
Geçen yıl bütçeyi yapanlar 42,8 katrilyonluk bir faiz ödeneği koymuşlardır. Bu
ödenek, 11 inci ay itibariyle aşılmıştır. 12 nci ayı da kattığımız zaman,
gerçekleşme tahmini faiz ödemesi 52 katrilyon 100 trilyon civarında olacaktır;
yani, burada, faiz ödemelerinde 9 katrilyon 300 trilyonluk bir ödenek aşımı söz
konusudur. Faiz harcamalarında bir aşım söz konusu ve önemli; 9 katrilyondan
bahsediyorum...
Sosyal güvenlik
kuruluşları açısından da, 2002 bütçesine 7 katrilyon 900 trilyonluk bir ödenek
konulmuşken, gerçekleşmenin 10 katrilyon 200 trilyon dolayında olacağı tahmin
edilmektedir. Dolayısıyla, burada da, yine 2,3 katrilyonluk bir ödenek aşımı
söz konusudur.
Şimdi, burada ne
yapılıyor; geçen yılın bütçesine ilişkin bir eködenek, ekbütçe çıkarmak
yerine... Ki, biz, Hükümet Programını eleştirirken şunu söylemiştik:
"Sizin şu an ihtiyacınız olan, bir geçici bütçeden önce, bir ekbütçe
çıkarmaktır."
Niye ekbütçe
çıkarmalısınız: Türkiye, bir kere, bu yıl, bu bütçe kalıpları içine sığmıyor.
Ayrıca, sizin sözleriniz var; çiftçiye sözünüz var, işçiye sözünüz var, memura
sözünüz var. Bunları gerçekleştirmek için ne yapmalısınız; ekbütçe
çıkarmalısınız.
Şimdi, yılın son
günlerine gelmişsiniz; siz, bunu, geçici bütçeyle kamufle etmeye
çalışıyorsunuz; yani, kamuoyunun bilgisinden, Meclisin bilgisinden
kaçırıyorsunuz. Bu doğru bir tutum değildir.
Bakınız, çok ilginç bir
şeyden de bahsedeyim. 2002 yılında birçok ödenek aşılmıştır, bir tek ödenek
yeteri kadar kullanılmamıştır. "Hangisi" diyeceksiniz; tarımla ilgili
ödenek; yani, 2002 yılı bütçesinde tarımla ilgili 2 katrilyon 125 trilyon
liralık bir ödenek vardır. Bu yıl sonu itibariyle, aralık ayı sonu itibariyle,
bu bütçeden ödenek kullanımı 2 katrilyon liranın altında kalmıştır; 1 katrilyon
859 trilyon lira dolayında kalması beklenmektedir; yani, ödenek varken, elde
imkân varken, tarıma yeterli destek; yani, örneğin, doğrudan gelir desteğiyle
ödemeleri hızlandırmak gibi bir uygulamaya gidilmemiş; ama, diğer faiz
ödeneklerinde, ödenek aşımına rahatlıkla girilebilmiştir. Bunun, sosyal bir
uygulama olmadığını, dolayısıyla, toplumun güçsüz kesiminden oy alan bir
iktidar partisine yakışmadığını özellikle söylemek istiyorum.
Burada 11.6 katrilyon
liralık ekbütçe çıkarmak yerine, bunu geçici bütçeyle kamufle etmenin doğru bir
tutum olmadığını bir kez daha belirtmek isterim.
Saygılar sunarım. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Oyan.
Başka söz talebi?.. Yok.
4 üncü maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
bugün aldığımız karar gereği, Anayasanın ikinci tur oylaması saat 20.00'den
sonra yapılacaktır; bilgilerinize sunulur.
5 inci maddeyi
okutuyorum:
MADDE 5. - a) 657 sayılı
Devlet Memurları Kanununun 154 üncü maddesi uyarınca, aylık gösterge tablosunda
yer alan rakamlar ile ek gösterge rakamlarının aylık tutarlara çevrilmesinde
uygulanacak aylık katsayısını, memuriyet taban aylığı göstergesine uygulanacak
taban aylığı katsayısını yeniden belirlemeye; 29.12.1997 tarihli ve 97/10498
sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki listelerdeki kurum ve kuruluşların hizmet
sözleşmesi esaslarında yer alan taban ve tavan ücretleri ile 6.6.1978 tarihli
ve 7/15754 sayılı Kararnameye bağlı "Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına
İlişkin Esaslar"ın değişik 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan
tavan ücretini ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı
cetvele dahil pozisyonlarda sözleşmeli olarak çalıştırılan personelin sözleşme
ücret tavanı ile sözleşme ücretlerini artırmaya; kanunlar, kanun hükmünde
kararnameler ve yürürlükteki mevzuat uyarınca bütçe kanunları ve eki
cetvellerde tespiti gereken diğer katsayı, miktar ve limitleri belirlemeye ve
2002 Malî Yılı Bütçe Kanunu ve eki cetvellerde yer alan kamu personelinin malî
haklarına ilişkin miktar ve limitleri artırmaya; 2022 sayılı 65 Yaşını
Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması
Hakkında Kanun uyarınca aylık ödemelerine esas alınan gösterge rakamı ile 1005
sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatanî Hizmet Tertibinden Şeref
Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca aylık ödemelerine esas alınan
gösterge rakamını ve vatanî hizmet tertibinden bağlanmış aylıkların gösterge
rakamlarını artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
9.10.1984 tarihli ve 3055
sayılı Kanun ile 26.10.1990 tarihli ve 3671 sayılı Kanuna göre ödenek ve yolluk
alanların aylık, ücret ve diğer ödemeleri ile emeklilik keseneklerinin
hesabında 31.12.2002 tarihinde geçerli olan katsayılar ile sözleşme ücreti esas
alınır. Ancak, bunların emeklileri hakkında bu hüküm uygulanmaz.
3.10.2002 tarihli ve
2002/4808 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen taban aylığı ile
sözleşme ücretlerinden, 1.10.2002 - 31.12.2002 tarihleri arasında uygulanmayan
tutarlar başka bir işleme gerek kalmaksızın 15.1.2003 tarihinde tahakkuk
ettirilip ödenir.
b) 1.1.2003 tarihinden
geçerli olmak üzere, eğitim veya bilimsel araştırma kurum ve birimlerinde
ilgili mevzuatı uyarınca emekli aylıkları kesilmeksizin çalıştırılanlar, her
derece ve türdeki eğitim kurumları veya eğitim birimlerinde ders ücreti
karşılığında ders görevi verilenler, 8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun ek
11 inci maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu Kararıyla emekli aylıkları
kesilmeksizin çalıştırılanlar ile profesör unvanına sahip olanlardan 29.3.1984
tarihli ve 2992 sayılı Kanunun 34 üncü maddesine göre görevlendirilenler
hakkında 8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun ek 68 inci maddesinin dördüncü
fıkrası hükümleri uygulanmaz.
Söz konusu uygulama nedeniyle
Maliye Bakanlığı, 2002 yılında vize edilmiş bulunan sözleşmeli personel
pozisyonlarına ilişkin ücretleri dikkate alarak, 1.1.2003 tarihinden itibaren
geçerli olmak üzere uygulanacak ücretleri yeniden belirlemeye yetkilidir.
c) 1- 19.11.1992 tarihli
ve 3843 sayılı Kanun gereğince ikinci öğretim yapılmasına karar verilen
yükseköğretim programlarında görev alan öğretim elemanlarına ödenecek ek ders
ve sınav ücretleri ile personele ödenecek fazla çalışma ücretlerinin toplamı
anılan Kanun kapsamında toplanan gelirlerin yüzde 70'ini aşamaz.
2- 4.11.1981 tarihli ve
2547 sayılı Kanunun 45 inci maddesine 29.6.2001 tarihli ve 4702 sayılı Kanunun
2 nci maddesiyle eklenen (e) bendi hükmü uyarınca sınavsız geçme hakkı verilen
meslek yüksekokullarında ikinci öğretim kapsamında yürütülecek eğitim-öğretim
programlarındaki ders ve uygulamalarda bulunmak üzere 4.11.1981 tarihli ve 2547
sayılı Kanunun 31 inci maddesine göre "öğretim görevlisi" olarak
görevlendirilen öğretmenlere, uzman kişilere, emekli öğretim elemanlarına ve
emekli öğretmenlere, 2914 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen hükümler
dikkate alınarak, 19.11.1992 tarihli ve 3843 sayılı Kanun ve buna ilişkin
mevzuat hükümleri çerçevesinde ilgili üniversiteler tarafından ek ders ücreti
ödenir.
Millî Eğitim Bakanlığı
öğretmenlerinin bu kapsamda fiilen verdikleri dersler, 2.12.1998 tarihli ve
98/12120 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan "Millî Eğitim
Bakanlığı Öğretmen ve Yöneticilerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin
Esaslar"ın 25 inci maddesinin (b) bendindeki sınırlamada dikkate alınmaz.
Bu çerçevede 4.11.1981
tarihli ve 2547 sayılı Kanunun 31 inci maddesine göre "öğretim
görevlisi" olarak görevlendirilenlere ödenecek ek ders ücreti haftada 10
saati geçemez.
3- 4.11.1981 tarihli ve
2547 sayılı Kanunun 45 inci maddesine 29.6.2001 tarihli ve 4702 sayılı Kanunun
2 nci maddesiyle eklenen (e) bendi hükmü uyarınca, meslekî ve teknik eğitim
bölgesinde yer alan meslek yüksekokulları ile ilişkilendirilen meslekî ve
teknik orta öğretim kurumlarında görev yapan Millî Eğitim Bakanlığı idari
personeline (yardımcı hizmetler sınıfı personeli dahil) yasal çalışma saatinin
bitiminden sonra fiilen yaptıkları fazla çalışma süreleri için ayda 100 saati
geçmemek üzere saat başına 1.100.000 lira fazla çalışma ücreti ödenir.
BAŞKAN - 5 inci madde
üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Diyarbakır Milletvekili Muhsin
Koçyiğit. (CHP sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Koçyiğit.
Konuşma süreniz 10
dakikadır.
CHP GRUBU ADINA MUHSİN
KOÇYİĞİT (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte
olan 6 sıra sayılı 2003 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeleri Kanunlaşıncaya Kadar
Devlet Harcamalarının Yapılmasına ve Devlet Gelirlerinin Tahsiline Yetki
Verilmesine Dair Kanun Tasarısının 5 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, şahsım ve Grubum adına
Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bu maddeye, yani 5 inci maddeye dayanılarak, Bakanlar
Kurulunca alınan kararlar kamuoyuna açıklanmış bulunmaktadır. Kamuoyuna
açıklanan Bakanlar Kurulu kararı, tüm çalışanlar arasında, maalesef, hayal
kırıklığına neden olmuştur. Bilindiği üzere, son yıllarda bütçe kanunlarına
konulan hükümlerle, memur maaş artışları enflasyona endekslenmiş bulunmaktadır.
Bu düzenlemelerle bu sistem terk edilmektedir. Enflasyona endeksli maaş
artışlarının memurların lehine olduğu tartışmasızdır. Bu durumda, memurların
aleyhine sonuç verecek bir yönteme geçilmiştir. Çeşitli nedenlerle, örneğin
savaş nedeniyle enflasyonda meydana gelecek bir artış olduğu zaman, bu durumda,
bunda bir artış yapılamayacaktır, ayarlanamayacaktır. Sadece sabit olarak bu
zamlar kalacaktır.
Muhalefetteyken, kamu
çalışanlarının yanında olacağını iddia edenler, bu şekilde düzenlemelerle,
iktidara geldiklerinde, memurların tam karşısında olduklarını göstermişlerdir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; kadro karşılığı sözleşmeli personel ücretleri, kadrolu
personel maaşlarının sürekli üstünde olmuştur. Bu yanlışlığı düzeltecek bir
düzenlemeye bu bütçe kanununda, maalesef, yer verilmemiştir, bu eksiklik
giderilememiştir.
Bakanlar Kurulunca
yapılan düzenlemede, son yıllarda, hiç artış yapılamayan aile ve çocuk
yardımlarının artırıldığı belirtilmektedir. Acaba, hükümet, hâlâ, 200 000 lira,
400 000 lira ve 600 000 Türk Lirası olarak ödenmekte olan lojman
tazminatlarında artış yönünde bir değişiklik yapmayı düşünmemekte midir? Bu
kadar komik düzeyde lojman tazminatı ödenirken, lojman kiralarının -fahiş
fiyatla- yüzde 200 oranında artırılması, kamu vicdanıyla, maalesef,
bağdaşmamaktadır.
2022 sayılı Kanuna tabi
65 yaşını doldurmuş muhtaç ve güçsüz, kimsesiz Türk vatandaşlarının aylıkları
konusunda da düzenleme yapma yetkisi alınmıştır. Umarız, hükümet, bu konuda
daha hassas davranır ve bu yetkisini, çağdaş düzeyde, çağdaş normlar düzeyinde,
hakkaniyet ölçüsünde kullanır. Bunun takipçisi olacağımızı bu kürsüden ifade
ediyorum.
Devlet üniversitelerinde
ders vermek suretiyle yeniden görev alan emekli üniversite öğretim elemanlarının
malî haklarında azalma meydana gelmesini önlemeye yönelik tedbirler alınmıştır.
Bunu olumlu buluyoruz, bu düzenlemeyi Cumhuriyet Halk Partisi olarak
destekliyoruz.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; hükümet, kamuoyuna yaptığı açıklamada memur maaşlarını yüzde
6,5 ve yüzde 13,7 oranı arasında artırdığını belirtmektedir. Buradan hükümete
soruyorum: Bu yüzde 13,7 ve yüzde 6,5 oranındaki artıştan kaç kişi
yararlanacaktır? Aslında, kamu çalışanlarına 2003 yılının ilk üç ayı için
yapılan zam ortalama yüzde 5 düzeyinde kalmaktadır, bu da çok düşüktür.
Maalesef, kamu çalışanları, hükümetin çeşitli bakanlarının açıklamalarıyla
yüksek beklentiye sokulmuş yüzde 5 zammı da karşısında bulunca, tam bir düş,
tam bir hayal kırıklığına uğramıştır. Umarız, hükümetimiz, yılın ikinci
yarısında, önümüzdeki yıl için yapacağı dokuz aylık bütçe sırasında, bu geçici
bütçedeki bütçe rakamlarını referans almaz, toplum dinamiklerini harekete
geçirecek, gerçekçi, kamu vicdanını tatmin edici rakamları esas alarak iyi bir
bütçe yapar.
Yıllardan beri uygulanan
politikalarla toplumun orta sınıfı yok olmuştur. Bu düzenlemeler hep çalışanlar
aleyhine yapılmıştır. Hükümete sormak istiyorum; önümüzdeki yıl kamu işçi
sendikalarıyla yapılacak olan toplu iş sözleşmelerinde de, yine, IMF'yi
dinleyip ona göre sefalet ücreti düzeyinde mi zam yapacaksınız, o talimatları
tam mı uygulayacaksınız?
Hükümet, memur
sendikalarının taleplerine kulak vermek yerine, seçim meydanlarında yerden yere
vurduğu IMF talimatlarına uymuş ve daha önceki hükümet gibi, karşımıza,
çalışanların aleyhinde bir düzenleme getirmiştir. Hükümet, bu düzenlemelerle,
muhalefetteyken söylediklerini ve taahhütlerini unutmuş, âdeta, IMF
politikalarına teslim olmuştur.
Değerli milletvekilleri,
her nedense, cumhuriyet hükümetlerinde, memura, işçiye, esnafa zam söz konusu
olduğu zaman, akla, hep, enflasyon gelmektedir. Bunun, bununla hiç bir alakası
yoktur; çünkü, işçi ve memur, esnaf, toplumun orta sınıfını ya da ortaya yakın
sınıfını oluşturmaktadır. Bunların marjinal tüketim eğilimleri çok yüksektir.
Bunlara yapılacak zamlar, çeşitli yöntemlerle ekonomik alana girecek, ticarî
işletmelerin gelirleri artacak, ciroları kabaracak, bir yandan istihdam için
imkânlar yaratılacak, bir yandan da gelirleri arttığı için devlete ödeyecekleri
Gelir ve Kurumlar Vergisi ve diğer vergiler artacaktır; devlet de, vergileri
fazla toplayınca, bir yandan borç sarmalından kurtulacak, diğer yandan da kamu
hizmetlerini rahatça görebilecektir. Bunun için, hükümetimiz, bu kötü
saptamadan bir an önce vazgeçip, enflasyon olur düşüncesiyle memurlara düşük
zam yapmayı bertaraf edip, en azından, bunlara, önümüzdeki dokuz aylık dönemde
yüksek düzeyde bir zamla karşımıza gelmelidir.
Hükümet, bu
düzenlemelerle çalışanların tepkisini çekmiş ve kamuoyunun desteğini tamamen
kaybetmiştir. Hükümet, çalışanların, halkın tepkisini dikkate almalı, bunları
ciddî bir uyarı olarak değerlendirmelidir.
Bu duygu ve düşüncelerle,
geçici bütçe kanun tasarısının milletimize ve devletimize hayırlı olmasını
diler, hepinize saygılar sunarım; sağ olun. (Alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Koçyiğit,
teşekkür ediyoruz.
5 inci madde üzerinde AK
Parti Grubu adına, Ağrı Milletvekili Melik Özmen; buyurun. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10
dakikadır.
AK PARTİ GRUBU ADINA
MEHMET MELİK ÖZMEN (Ağrı) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2003 Malî Yılı
Genel ve Katma Bütçeleri Kanunlaşıncaya Kadar Devlet Harcamalarının Yapılmasına
ve Devlet Gelirlerinin Tahsiline Yetki Verilmesine Dair Kanun Tasarısının 5
inci maddesi üzerinde, AK Parti Grubu adına görüşlerimi aktarmak için
huzurlarınızdayım; hepinizi saygı ve hürmetle selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 5 inci maddeyle ilgili süremi, bütçenin sosyal yönü üzerinde
konuşmak üzere kullanacağım.
Tespitlerimi, 1980
sonrası bir değerlendirmeyle sunmak istiyorum. 1980 sonrası parlamenter sistem,
1983 seçimleriyle başladı; o tarihten bu yana yirmi yıl geçmiş bulunuyor. Bu
süreçte hükümetlerin getirdikleri bütçelerle, ekonomimizin ve sosyal
hayatımızın hangi noktada olduğunu tespit etmek istiyorum.
Hatırlayacağınız üzere,
24 Ocak 1980 kararları sonrası, uluslararası finans kuruluşlarının da
etkisiyle, hızlı bir borçlanma sürecinin içine girildi. Maalesef, faizler aşırı
yükseldi, tefecilik hortladı, yatırımlar durdu, işsizlik aldı başını yürüdü,
reel ekonomiden rant ekonomisine geçildi. Bu olumsuzlukları daha da artırmak
mümkün.
1983'lerde 17 milyar
dolar olan dış borcumuz, son iki yıl içinde yaklaşık 200 milyar dolar
seviyelerine kadar yükseldi. Öyle bir durumdayız ki, 1983'lerde 200 lira olan
dolar, bugün 1 650 000 lira seviyesine çıkmıştır.
Maalesef, faiz,
enflasyonu; enflasyon, işsizliği; işsizlik, borçlanmayı; borçlanma, açlığı;
açlık, rüşveti; rüşvet de hukukî ve sosyal düzenin bozulması ve anarşiyi ortaya
çıkarmıştır. En basit ifadeyle, enflasyon, üretmeden tüketme arzusunu
kamçılamaktadır. Tasarrufa riayet etmek ve israfı önleyerek üretimi artırmak,
bu pırıl pırıl hükümetin öncelikli hedefidir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bilindiği üzere,bütçeler, harcamaların yapılması ve gelirlerin
toplanması için Parlamento tarafından hükümete yetki veren kanunlardır. Bu
kanunlar, birer teknik dokümandan ibaret değillerdir; hükümetlerin politik
yaklaşımlarını da yansıtan belgelerdir. Bu geçici bütçe kanunu tasarısı, henüz
bir aylık bir hükümetin, 2003 yılı içinde gerçekleştireceği programı yansıtan
bir belge olmaktan çok, asıl bütçenin hazırlanmasına kadar, devletin
işlemlerinde devamlılığı sağlamak için Genel Kurula sunulmuştur.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
tasarının 5 inci maddesinde sayılan sabit gelirli kamu görevlileri ile kamu
kaynaklarından yararlanan muhtaçların gelirlerini artırma yetkisi Bakanlar
Kuruluna verilmiştir. Hükümetimiz, bu yetkiyi, geçici bütçe olanaklarıyla satın
alma gücü en zayıfların lehinde kullanacağı yönünde bir ilke kararı aldı. Bu
noktada, şimdiye kadar alışılagelenden farklı olarak, bazı ilke kararları
alındığını da belirtmek zorundayım.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; ekonomik krizlerden en çok etkilenenler, her zaman alt gelir
grupları olmuştur. Oysa, sorunları çözmekle yükümlü hükümet üyeleri,
milletvekilleri ve üst düzey kamu görevlileri, maalesef, krizlerin yoksulluğunu
halkla birlikte yaşamamışlardır. Bu nedenle, hükümetimiz, sorunları çözmek
konusundaki kararlılığını kanıtlama ve halkın acılarını bir nebze olsun
paylaşma kararlılığını göstermek için, geçici bütçenin tüm olanaklarını, alt
gelir grubu kamu görevlileri ve kamudan yararlanan muhtaçlar için kullanmıştır.
Üst grup memurlarda yüzde 6,5 artış; orta ve alt gelirli memurlarda, yüzde 13,7
oranında artış yapılmıştır.
2003 yılı enflasyon
hedefine baktığımız zaman yüzde 20 rakamıyla karşılaşıyoruz. Eğer, bu yüzde
20'ye göre değerlendirmeyi yaparsak, oranın, artışın ne kadar anlamlı olduğu
açıktır. Özellikle, geçici bütçeden hiçbir zam almayacak olan milletvekili
arkadaşlarımı, gösterecekleri fedakârlıktan dolayı Yüce Meclisin huzurunda
kutlamak istiyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Sayın Başkan, değerli
milletvekili arkadaşlarım; önümüzdeki günlerde huzurlarınıza sunacağımız geçici
vasfından arınmış 2003 yılı bütçesi, tabiî ki, hükümetimizin eseri olacaktır ve
tabiî ki, 2003 yılı bütçesi, hükümetimizin oluşturacağı yeni kaynaklarla
milletimizin tüm kesimlerinin refahını artırıcı yönde olacaktır.
Yine belirtmeliyim ki,
ilk kez, alacağımız maaş artışı, halk arasında dedikodu konusu olmayacak ve
"yoksuldan habersiz bir Meclis" eleştirisi gündeme gelmeyecektir.
Aksi halde, hak etmediğimiz bir ederi harcama durumunda olacağız ki, 22 nci Dönem
olarak arzu etmediğimiz bir sonuçtur bu; bunu, yüce milletimize huzurlarınızda
duyurmak isterim.
Ayrıca, vakıf
üniversitelerinde derslere giren değerli bilim adamları ve görevlilerin, bu
üniversitelerde verdikleri derslerin ücretlerinde bir kesinti oluyordu. Bu
durum, ülkemizi ışıl ışıl aydınlatacak öğrencilerimize ders veren öğretmenlere
bir haksızlık teşkil ediyordu. Bu maddeyle, ücretlerdeki bu kesinti kalkmış
bulunuyor. Bu durum, hükümetimizin, bilime ve öğrenmeye verdiği önemi açıkça
göstermektedir.
Sözlerimi, Gazi Mustafa
Kemal Atatürk'ün, ikinci yasama yılı açış konuşmasında söyledikleriyle
tamamlamak istiyorum: "Türk Ulusu, yeni yaşamında bütün ilerleme yollarına
doğru büyük bir çabayla ilerlemektedir. Düşünceleri karışıklıktan arınmış ve
temizlenmiş olarak ülkeyi ve aileyi refaha kavuşturacak çalışma yönünde
yürümek... İşte milletin tek düşündüğü konu budur."
Türk Ulusu, yazgısını,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin olgun ve vatansever eline sunduğu günden
başlayarak karanlıkları sıyırıp kaldırmış ve ümitleri boğan acılardan,
ulusların gözlerini kamaştıran güneşler ve zaferler çıkarmıştır. 22 nci Dönem
Meclisimiz ve 58 inci hükümetimiz de, önümüzdeki dönemde, bu güneşleri ve
zaferleri çıkarmaya devam edeceklerdir.
Hepinize saygılarımı
sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Özmen.
5 nci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri,
saat 20.00'de toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.
Kapanma Saati : 18.58
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 20.00
BAŞKAN : Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER : Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir), Enver YILMAZ
(Ordu)
BAŞKAN - 16 ncı
Birleşimin İkinci Oturumunu açıyorum.
Danışma Kurulunun bir
önerisi vardır; okutuyorum:
IV. – ÖNERİLER (Devam)
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ (Devam)
2.- 27
Aralık 2002 Cuma ve 31 Aralık 2002 Salı günleri Genel Kurul çalışması
yapılmamasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
No : 9 Tarihi:26.12.2002
27 Aralık 2002 Cuma ve 31
Aralık 2002 Salı günleri Genel Kurul çalışması yapılmamasının Genel Kurulun
onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.
|
|
Bülent Arınç |
|
|
|
|
|
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi |
|
|
|
|
Başkanı |
|
|
Salih Kapusuz |
|
Oğuz Oyan |
|
|
AK Parti Grubu Başkanvekili |
|
CHP Grubu Başkanvekili |
BAŞKAN - Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
6 sıra sayılı kanun
tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
2.- 2003 Malî Yılı
Genel ve Katma Bütçeleri Kanunlaşıncaya Kadar Devlet Harcamalarının Yapılmasına
ve Devlet Gelirlerinin Tahsiline Yetki Verilmesine Dair Kanun Tasarısı ile
Üretimini Likit Petrol Gazı ile Yapan Üreticilerin Zararlarının Karşılanması
Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Sanayi, Ticaret,
Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Plan ve Bütçe Komisyonları
Raporları (1/320, 1/319) (S. Sayısı : 6) (Devam)
BAŞKAN -Komisyon ve
Hükümet hazır.
Tasarının 6 ncı maddesini
okutuyorum:
MADDE 6. - a) 2002 Malî
Yılı Bütçe Kanununun 8 inci maddesinin;
- Birinci fıkrası;
"Genel bütçeye dahil
daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il
özel idareleri, sosyal güvenlik kurumları, bütçenin yatırım ve transfer
tertibinden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum,
kurul ve kuruluşları (kamu iktisadi teşebbüsleri, bağlı ortaklıkları, müessese
ve işletmeleri dahil, kamu bankaları hariç) kendi bütçeleri veya tasarrufları
altında bulunan bütün kaynaklarını T.C. Merkez Bankası veya muhabiri olan T.C.
Ziraat Bankası nezdinde kendi adlarına açtıracakları Türk Lirası cinsinden
hesaplarda toplarlar.",
- Üçüncü fıkrası;
"İlgili kamu kurum
ve kuruluşlarının yetkilileri ile saymanlar yukarıda bahsi geçen hükümlerin
yerine getirilmesinden bizzat sorumludurlar. Bu hükümlere uymayanlar şahsen ve
müteselsilen sorumlu tutulurlar.",
- Dördüncü fıkrasında yer
alan "kaynaklar ve kurumlar" ibaresi "kaynaklar, kurumlar ve
bankalar",
şeklinde uygulanır.
b) 2002 Malî Yılı Bütçe
Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrası, "ücretler" ibaresinden
sonra gelen ibarelerin yerine "ile sağlık kurumlarınca verilen raporlar
üzerine kullanılması gerekli görülen ortez, protez ve diğer iyileştirme araç
bedellerinin, Sağlık Bakanlığının görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca tespit
edilecek miktarlara kadar olan kısmı kurumlarınca ödenir." ibaresi
eklenerek uygulanır.
c) 2002 Malî Yılı Bütçe
Kanununun 46 ncı maddesinin (a) bendinin birinci paragrafı "Hazine Müsteşarlığınca
ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetleri ve bu senetler yerine düzenlenen
belgeler," şeklinde, bu bendin (1) numaralı alt bendi "2886 sayılı
Kanuna göre yapılacak ihale ve sözleşmeler ile 6183 sayılı Kanunun 10 uncu
maddesinin uygulanmasında teminat olarak," şeklinde, ikinci paragrafında
yer alan "Tahvil ve bonolar" ibaresi "Devlet iç borçlanma
senetleri ve bu senetler yerine düzenlenen belgeler" şeklinde ve 55 inci
maddesi, birinci fıkrasında yer alan "2886 sayılı Devlet İhale Kanununun
13 üncü" ibaresi ise "4734 sayılı Kanunun 6 ncı" şeklinde
uygulanır.
d) 2002 Malî Yılı Bütçe
Kanununun 48 inci maddesindeki (375) bin liralık tutar (600) bin lira, 49 uncu
maddesinde yer alan (10) bin liralık tutar ise (50) bin lira olarak uygulanır.
e) 2002 Malî Yılı Katma
Bütçeli İdarelerBütçe Kanununun 4 üncü maddesinin (d) bendi "her çeşit
gelirlerin" ibaresinden sonra "ve bunların yapımı veya işletilmesi
sırasında elde edilecek sigorta tazminat bedellerinin" ibaresi eklenerek
uygulanır.
f) 4.11.1981 tarihli ve
2547 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin (a) bendine 20.6.2001 tarihli ve 4684
sayılı Kanunla eklenen beşinci fıkrada belirtilen % 10 oranı % 5 olarak
uygulanır.
g) 13.6.2001 tarihli ve
4680 sayılı Üretimini Likit Petrol Gazı ile Yapan Üreticilerin Zararlarının
Karşılanması Hakkında Kanunun değişik 1 inci maddesinde yer alan ve 2002 Malî
Yılı Bütçe Kanununun 61/g fıkrası ile "30.6.2002" olarak değiştirilen
"31.12.2001" tarihi, "31.3.2003" olarak uygulanır. Ancak,
bu çerçevede yapılacak ödemeler 31.12.2002 tarihine kadar olan kullanımları
kapsar ve tutarı 15 trilyon lirayı geçemez.
BAŞKAN - 6 ncı madde
üzerinde, AK Parti Grubu adına, Gaziantep Milletvekili Ömer Abuşoğlu; buyurun
efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
AK PARTİ GRUBU ADINA ÖMER
ABUŞOĞLU (Gaziantep) - Sayın Başkan, toplumumuzun seçkin temsilcisi değerli
milletvekilleri; bugün müzakere ettiğimiz ve mahiyetini çok iyi bilmelerine
rağmen, CHP sıralarından beklenmedik ölçüde tenkit de alan geçici bütçe
tasarısının 6 ncı maddesi hakkında söz almış bulunuyorum.
Geçtiğimiz yıllarda kamu
yönetiminde meydana gelen birtakım israfları ve malî açıdan birtakım
düzensizlikleri zapturapt altına almaya; yine, aynı şekilde, devletin
finansmanında büyük ölçüde mutazarrır olduğumuz yüksek faizleri kısmen
indirmeye ve borçlanmanın kolaylaştırılmasına küçük de olsa katkısı olacak ve
ekonomik krizi aşmamızda, büyük ölçüde, üretim yapan, ekonomiye gerçek anlamda
reel katkıları olan, reel sektöre üretim desteği verilmesine yönelik bir madde.
Ayrıca, üniversitelerimizin büyük ölçüde şikâyet konusu olan dönersermaye
gelirleriyle ilgili, kesilen payların düşürülmesine yönelik bir başka hüküm de
yer almaktadır.
Bu itibarla, 34 katrilyon
lira civarında ortaya konulan bu geçici bütçenin, yaklaşık 16 katrilyon
lirasının faizlere gittiği bir dönemde, hükümetin ve AK Partinin, bütçe
disiplininden uzaklaşıldığı ve seçim döneminde halkımıza vaat ettiği sözleri
yerine getiremediği gibi, çeşitli suçlamalarla karşı karşıya kalmasının,
herhalde hak ettiğimiz bir tenkit olmadığını düşünüyorum.
Bugün, 34 katrilyon lira
olarak ortaya konulan geçici bütçenin 16 katrilyon lirası, geçtiğimiz
dönemlerde hükümet edenlerin yaptığı 200 milyar dolara yakın iç ve dış borcun
faizidir, bu üç ay içerisinde ödenmesi gereken miktardır. Bu itibarla, böyle
bir faiz yükü altındaki hükümete, vaat ettiklerini yerine getirme ve bu
vaatlerini gerçekleştirecek bir bütçe sunma noktasındaki haksız eleştirileri,
haksızlıktan da öte, oldukça erken buluyorum; çünkü, geçici bütçeler, hükümetlerin
gerek ekonomik gerekse sosyal politikalarının tam olarak yansıtılamadığı,
kısmen ihtiyat kabilinden ortaya konulmuş belgelerdir. Bu itibarla, geçici
bütçelerdeki rakamlara bakarak, yılın oniki ayında uygulanacak politikalar
sanki bu çerçevedeymiş ve bu politikalardan ibaretmiş gibi tenkit etmek
kolaydır; fakat, hükümet olunca, geçici bütçe hazırlamak noktasında CHP'nin bir
şansı olsaydı, yine, CHP de aynı şekilde bir bütçeyle karşımıza gelecekti. O
bakımdan, CHP Grubundan ortaya çıkan tenkitleri, biz, kısmen, vatandaşa Meclis
kürsüsünden yöneltilen konuşmalar olarak anlıyoruz ve algılıyoruz. O bakımdan,
bu tenkitlere gerektiği gibi cevap vermek yerine, sadece geçici bütçeyle ilgili
bir iki konu üzerinde durmak istiyorum.
CEVDET SELVİ (Eskişehir)
- Cevap ver, cevap ver. Kalmasın....
ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla) -
Eğer, geçici bütçemize yöneltilen tenkitler arasında kullanılan birtakım
argümanlar gerçekten ciddiye alınacak olsa, CHP'nin reddi miras yaptığı gibi
bir sonuç ortaya çıkarır; çünkü, bugün tenkit ettiğimiz birçok konular,
yaklaşık birbuçuk yıldan beri ekonomik krizi atlatmaya ve bu krizin ortaya
çıkardığı arızaları tamire yönelik olduğu iddia edilen birtakım politikalardır.
Bu politikaların mimarı hepimizce de malumdur. Bu bakımdan, hükümetin
politikalarını eleştirmeye yönelik bapta söylenen, geçmiş dönem uygulanan
politikalara yöneltilen tenkitler CHP'nin reddi miras gibi bir sonuçla karşı
karşıya kalmasına yol açar.
CEVDET SELVİ (Eskişehir)
- Ne alakası var?! Konuya gel, konuya!
ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla) -
Bunun için, bu sebepten, biz, yöneltilen tenkitleri gerçek anlamıyla
cevaplandırmayacağız.
Benim, burada üzerinde
durduğum, geçici bütçede reel sektörün canlandırılması, kamu yönetiminin
israftan uzaklaştırılması noktasında ortaya konulan bir iki ipucudur.
Bu itibarla, bugüne kadar
ekonomik krizi atlatmaya yönelik olarak uygulanan politikaların eksikliği,
sadece, ekonominin en önemli ayağı, temel direği olan reel sektörün
canlandırılmasına yönelik uygulamalara yer verilmemesiydi. Biz, geçmiş
hükümetleri hep bu baptan, bu açıdan eleştirdik, tenkitlerimizi hep bu açıdan
yönlendirdik.
İşte, bu geçici bütçede,
6 ncı maddenin son fıkrasında, reel sektöre gerçek anlamıyla bir destek -buna
sübvansiyon diyenler çıkabilir, girdi desteği diyenler çıkabilir; fakat,
verilen destek ne sübvansiyondur ne de girdi desteğidir, doğrudan doğruya
üretim desteğidir; çünkü, burada ortaya konulan, LPG ile üretim yapan seramik
sanayiine verilen 15 trilyon liralık bir destek- söz konusu. Bu desteği biz
icat etmedik, yeni bir şekliyle de ortaya koymadık.
Hükümetin, geçmiş
dönemlerde, 2001 ve 2002 yılını kapsayacak şekilde, 2002 yılının ilk altı ayını
kapsayacak şekilde, seramik sanayiine verdiği desteğin bir uzantısı olarak, 15
trilyon liralık bir artış söz konusudur, kullanılmayan bir kaynak söz
konusudur, bir imkân söz konusudur. İşte, bu kaynağı ve bu imkânı, üretim
yapabildikleri sürece -bir tek şartı var; üretim yaptıkları sürece- bu desteği
hak etmeleri, bu desteği almaları söz konusudur.
2001 yılında 80 trilyon
lira olarak çıkan bu desteğin 40 trilyon lirası 2001 yılında kullanılmış,
geriye kalan 40 trilyon lirası 2002 yılına aktarılmıştır. Bu konu üzerinde
biraz daha fazla duracağım; çünkü, muhtemelen, CHP temsilcisi, bu madde
üzerinde yoğun tenkitlerde bulunacak, bundan dolayı biraz açarak konuşmak
istiyorum.
ALİ TOPUZ (İstanbul) -
Nereden biliyorsun?
CEVDET SELVİ (Eskişehir)
- Nereden biliyorsun, müneccim misin sen?
ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla) -
Sakin olalım...
BAŞKAN - Sayın Abuşoğlu,
madde üzerinde konuşalım.
CEVDET SELVİ (Eskişehir)
- Eğer, istiyorsan o şekilde davranmayı biliriz. Ayıp ediyorsun!.. Ne gereği
var!..
ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla) -
Bu, 2002 yılının ilk altı ayına aktarılan 40 trilyon liralık kaynağın,
talepteki darboğazın giderilmemesi sebebiyle tamamının kullanılamaması ve 15
trilyon liralık miktarının artması dolayısıyla, bu kesimin üretimini, bu
kesimin istihdamını, bu kesimin ihracatını canlandırmak ve geliştirmek üzere,
bu miktarın, bu sektörün kullanımına yeniden tahsis edilmesidir. Bunu hükümetimiz ihdas etmemiştir; bu, geçen
dönemden almış olduğu, kullanılmayan bir kaynağı, yeniden, üretimin ve
üreticinin desteğine sunmaktır. Bu bakımdan, gerek geçici bütçede ve gerekse
2003 malî yılı bütçesinde ortaya konulacak desteklerle, bu, üretimin önündeki
engelleri açacak, ekonominin canlanmasına yönelik, reel sektörün, üretimin,
gelirin canlanmasına yönelik tedbirlerin bir başlangıcı olması açısından da
önem taşımaktadır.
Unutmayalım ki, bir
millet, bir toplum, üretebildiği ölçüde tüketmeye hak kazanır. Biz, bu mantıkla
hareket ederek, ilk önce üretimin önündeki engelleri kaldırmak ve üretimi
desteklemek noktasındaki çaba ve gayretlerimizi, 2003 yılı başından itibaren
başlatmış bulunuyoruz. Bu itibarla, ekonomimiz, 2003 yılında, hükümetimizden
aldığı buna benzer desteklerle -sübvansiyon demiyorum, girdi desteği demiyorum-
doğrudan doğruya üretimi hedef alan, üretim artışına yönelik olarak
gerçekleştirilecek olan desteklerle... Çünkü, bu saate kadar yapılan
tenkitlerin çoğu, tarım kesimine yönelik desteklerin olmayışı veya azlığı
noktasındaydı. Bu noktadan da, bir kez daha üzerine basarak ifade ediyorum:
Üretimin önündeki engelleri kaldıracak, reel sektörü, Türk ekonomisinin temel
taşlarını canlandıracak şekilde ortaya konulacak üretim destekleri, 2003 yılı
bütçesinde de, yeniden, hak ettiği şekilde ele alınacak ve bu destekler
ekonomimizin emrine sunulacaktır...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Abuşoğlu,
1 dakika eksüre veriyorum; konuşmanızı toparlayın lütfen.
ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla) -
Bitiriyorum Sayın Başkan.
Bu bakımdan, bu, üretimin
önünü açmak açısından önemlidir.
AK Parti Grubu olarak, bu
maddenin lehinde olduğumuzu belirtir, hepinize saygılar sunarım. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Abuşoğlu.
6 ncı madde üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Mersin Milletvekili Mustafa Özyürek;
buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA
ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına, 6 ncı madde üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu
bütçenin geçici bir bütçe olduğunu, 2002 ödenekleri baz alınmak suretiyle,
önümüzdeki yılın üç aylık bölümünde bir harcama yetkisi verdiğini biz
biliyoruz. Bu geçici bütçeyle, hükümetin farklı bir yaklaşımı olmadığını,
burada açık seçik rakamlar da gösteriyor, maddeler de gösteriyor ve Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına söz alan değerli arkadaşlarımız da bunu ifade ettiler.
Şimdi, burada, Cumhuriyet
Halk Partisiyle ilgili, uygun olmayan ifadeler kullanıldı. Cumhuriyet Halk
Partisi, hiçbir zaman reddi miras eylememiştir; çünkü, Cumhuriyet Halk
Partisinin şanlı geçmişinde, reddedeceği hiçbir mirası yoktur. (CHP sıralarından
"Bravo" sesleri, alkışlar) Cumhuriyet Halk Partisi, cumhuriyeti kuran
partidir; bunu mu reddedeceğiz değerli arkadaşlarım?! (CHP sıralarından
alkışlar) Cumhuriyet Halk Partisi -yarın burada oylama yapılırken göreceğiz-
İkinci Dünya Savaşının kan ve barut kokan ortamında, Türkiye'yi bir barış adası
olarak tutmuş olan liderlerin partisidir; bunu mu reddedeceğiz?! (CHP
sıralarından alkışlar) Cumhuriyet Halk Partisi, çok partili rejimi, gerçek
anlamda demokrasiyi Türkiye'ye getirmiş olan partidir; biz bunu mu
reddedeceğiz?! (CHP sıralarından alkışlar) Cumhuriyet Halk Partisi
"ortanın solu" demek suretiyle halktan yana bir rejimi, insandan yana
bir rejimi "önce insan" diyen bir ekonomik düzeni getirmiş olan
partidir; bunu mu reddedeceğiz?! (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım,
Cumhuriyet Halk Partisi, bırakınız hükümeti, geçen dönemde Mecliste yoktu. Biz
baraj altında kalmıştık; baraj altında kaldığımız dönemde üzerimize düşen
görevleri yaptık; şimdi, tekrar geldik, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görev
yapıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisinin, öbür hükümetlerle, geçmiş hükümetlerle
hiçbir ilgisi yoktur; buna dönük eleştiriler büyük haksızlıktır. Kemal Derviş
ile ilgili bazı imalar, eleştiriler yapan arkadaşlarıma şunu sormak istiyorum:
IMF programını uygulayacak mısınız, uygulamayacak mısınız; gelin, burada cevap
verin. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Başbakan,
partinizin lideri ve sayın bakanlarınız, her konuşmalarında "biz bu
programa bağlıyız" demişlerdir. Türkiye'de 36 bakan içinde, istikrar
programını uygulayacak bir bakan bulunamamış, 550 milletvekili içinde, program
uygulayacak bir insan bulunamamış, dışarıdan bir insan göreve davet edilmiş;
gelmiş o insan, Türkiye'yi uçuruma yuvarlanmaktan kurtarmıştır. Şimdi, böyle
bir görev yapmış insanı ima ederek, çeşitli suçlamalar yapmak haksızlıktır.
Eğer, o politikalar yanlışsa, gelirsiniz, burada, göğsünüzü gere gere "o
politikalar yanlıştı; IMF programlarını biz iptal ettik, yolumuza devam
ediyoruz" dersiniz; diyebiliyor musunuz bunu? (CHP sıralarından alkışlar)
Biraz sonra Sayın Maliye Bakanı belki bu eleştirilerimize cevap verecek. Ben,
bu noktada net cevap istiyorum. Sözcülerinin ağzından, AKP, öyle anlıyorum ki,
IMF programını reddetmektedir, IMF programına uymayacağını söylemektedir; bunu,
resmî ağızların da söylemesine ihtiyaç var.
İkili oynamayalım değerli
arkadaşlarım; açıkça, net politikalar koyalım; çünkü, burası milletin
kürsüsüdür. Seçim meydanında onu söz verdiniz, bunu söz verdiniz; şu bütçeyle
hiçbir şey yapamayacağınızın delilini sunuyorsunuz. Bu, üç aylıktır; göreceğiz,
dokuz aylık bütçeniz de bundan farklı olmayacak. Keşke olsa; keşke verdiğiniz
sözleri tutup, çiftçiye verseniz, memura verseniz, işçiye verseniz, emekliye
verseniz. Biz, bundan sadece mutluluk duyarız. O insanların derdini,
ıstırabını, biz, çok derinden hissediyoruz ve halk, o insanların derdine çare
bulun diye size oy verdi. Şimdi "üç aylık bir geçici bütçe, ne
yapalım" diyorsunuz; göreceğiz, dokuz aylık bütçede neler yapacaksınız!
Değerli arkadaşlarım,
açık olmak lazım, net olmak lazım, böyle yanlış şeyler söylememek lazım. Dün,
burada, Erkan Mumcu çıktı "işte, benim zamanımda haberim yoktu, şu
yönetmelik çıkmış, şu tüzük çıkmış, şu kanun çıkmış" dedi; biz, saygımız
gereği nezaket gösterdik "Sayın Bakan, siz o eski hükümetin bakanı değil
miydiniz" demedik. Erkan Mumcu kimin bakanıydı değerli arkadaşlarım?! (CHP
sıralarından alkışlar) Siz, burada, eski hükümet döneminde görev yapmış olan
bakanları içinizde bulunduracaksınız; siz, eski hükümeti destekleyen milletvekillerini
tekrar milletvekili yapacaksınız; ama, Cumhuriyet Halk Partisine o başarısız
dönemin faturasını çıkaracaksınız; bu, inandırıcı değil arkadaşlarım. Gerçekçi
olalım, doğru söyleyelim, yanlış şeyler yapmayalım.
Bir diğer önemli nokta:
Gerçekten, Cumhuriyet Halk Partisinin hiçbir noktada eksiği yoktur, defosu
yoktur; pırıl pırıl insanlarla biz buradayız. Bizim geçmişimizde övüneceğimiz
bir büyük miras var, bir büyük tarih var; sizlerin arkasında ise, sadece,
terzilerin diktiği elbiseler var. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP
sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Özyürek.
6 ncı madde üzerinde,
şahsı adına söz isteyen Kütahya Milletvekili Sayın Hasan Fehmi Kınay; buyurun.
Süreniz 5 dakikadır.
HASAN FEHMİ KINAY (Kütahya)
- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; biraz önce okunan 6 ncı maddenin (g)
fıkrasıyla ilgili, 13 Haziran 2001 tarihli ve 4680 sayılı Üretimini LPG ile
Yapan Üreticilerin Zararlarının Karşılanması Hakkında Kanunun uygulama süresini
31 Aralık 2002 tarihine kadar uzatmayı öngören yasal düzenleme hakkında, şahsım
adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, saygıdeğer milletvekillerimizi
saygıyla selamlıyorum.
Muhterem milletvekilleri,
atıfta bulunulan 4680 sayılı Yasada belirtilen sektör, seramik sanayimiz,
dünyada beşinci büyük üretici ve ayrıca, üçüncü büyük ihracatçı olan ve
gelişmekte olan bir sektörümüzdür. Ne var ki, 2001 yılından bu yana, özellikle
likit ve doğalgaz arasındaki, ÖTV olarak adlandırılan Özel Tüketim Vergisi
nedeniyle oluşan fiyat farkları, aynı nitelikteki benzeri tesisler arasında
üretim maliyetleri üzerinde haksız rekabete yol açmış; doğalgaz bulunan illerde
düşük maliyetle üretim yapılırken, doğalgaz ulaşmamış illerde LPG kullanmak
zorunda olan üreticiler, 3 kata varan maliyet farkları nedeniyle zarar etmek
durumunda kalmışlardır.
Bir sektör düşünün ki,
üretim maliyetleri içerisinde yüzde 50 oranında yakıt kullanılsın, sektörün
yüzde 70'i doğalgaz kullanırken, yüzde 30'u LPG kullanmak zorunda kalsın. İşte,
hükümetimiz, bu haksız rekabeti gidermeye dönük geçici bir tedbir almıştır.
Asıl olan, böylesine büyük bir sektöre, ihtiyacı olan doğalgazı kısa sürede
ulaştırmaktır. Bu da, inşallah, en kısa sürede ulaştırılarak, bu sorun köklü
olarak çözümlenecektir; ancak, halen fiyat farkı nedeniyle uğradıkları zararın
telafi edilmesiyle, bu firmaların devlete ödeyecekleri vergiler ve yapacakları
ihracat açısından fazlasıyla ekonomiye kazandırılacaktır.
Değerli arkadaşlar, 80
trilyon ÖTV, 50 trilyon KDV ve yaklaşık 40 trilyon da vergi -Gelir Vergisi ve
Kurumlar Vergisi- ödeyen bir sektörden bahsediyoruz. Ayrıca, yöresel işsizlik
sorunlarının da ciddî ölçüde çözümlenmesi sağlanacaktır.
OĞUZ OYAN (İzmir) -
İlgili kanunda konuşalım...
HASAN FEHMİ KINAY
(Devamla) - Biraz evvel, Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsü tarafından, LPG
nedeniyle verilen bu desteğin tarım sektörüyle ilişkilendirilmesini hayretle
izledik. Seramik sektörü de, aynı tarım sektörü gibi, ülke ekonomisi içerisinde
önem taşıyan sektörlerimizden biridir. İkisi de toprağa dayalıdır; ancak,
birisi mevsimliktir, diğeri oniki ay boyunca üretime konu edilen bir sektördür.
Burada, şuna çok önem
vermeliyiz ve dikkat etmeliyiz; seramik sektöründeki üreticilerimizi, bir
anlamda, unutursak, bu alanda yapılan üretimi unutursak, evlerimizde mutfak
kabı olarak teneke kullanmak zorunda kalabiliriz. O yüzden, bu alanda, sanayi
sektöründeki işçi ile çiftçiyi birbirine düşürecek söylemlerden mümkün olduğu
kadar siyaseten uzak kalmayı tavsiye ediyorum.
Geçtiğimiz yıl yapılan
düzenlemeyle, bu bölgelere doğalgaz getirilinceye kadar desteklenmek üzere
bütçeye 40 trilyon ödenek konularak, haksızlık telafi edilmeye çalışılmışsa da,
bu tutarın 25,2 trilyonluk bölümü kullanılabilmiş, geri kalan 14,8 trilyonluk
bölümü ise, ne yazık ki, kullanılamamıştır. Şimdi, daha önce kanunla düzenlenen
bu uygulama için, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının Bakanlar Kuruluna
sunduğu teklif, Plan ve Bütçe ve Sanayi ve Ticaret Komisyonlarımızda kabul
edilerek, Genel Kurulumuza arz edilmiştir. Kanunun ele alınış düşüncesinde, AK
Parti iktidarının duyarlılığının yanı sıra, CHP'li komisyon üyelerinin
katkıları da büyük önem taşımaktadır.
Sayın milletvekilleri,
yapılmak istenen, haksız rekabete yol açan uygulamayı gidermek üzere bir tedbir
almaktır. Bu nedenle, reel sektöre verilen desteğin anlamı büyüktür. Reel
sektörde, bu ve buna benzer birçok sorun yığınla beklemektedir. Buradan, reel
sektörde yer almış tüm sanayi kuruluşlarımıza Yüce Meclisimizin sahip
çıkacağını, bunun da ötesinde, hükümetimizin hazırlamakta olduğu Teşvik
Kanunuyla, 2003 yılından itibaren tüm ekonomik sisteme hareket kabiliyeti
sağlayacağını müjdelemek istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
HASAN FEHMİ KINAY
(Devamla) - Bu kanunun çıkarılması için yoğun çaba harcayan, başta Enerji ve
Tabiî Kaynaklar Bakanımıza, Maliye Bakanımıza, Bakanlar Kurulumuza, Plan ve
Bütçe Komisyonunun Muhterem Başkan ve üyelerine, Sanayi ve Ticaret Komisyonu
Başkan ve üyelerine, teşekkür ediyor; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Kınay.
Başka söz talebi?.. Yok.
6 ncı maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
7 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 7. - Bu Kanunda yer
alan hükümler saklı kalmak üzere ve madde metinlerinin içeriklerine göre
tarihler güncelleştirilerek 2002 Malî Yılı Bütçe Kanunu hükümlerinin [6/f, 7
nci maddenin ikinci fıkrası, 11 inci maddenin (c) bendinin ikinci paragrafında
yer alan "veya emanet" ibaresi, 18/e, 18/o, 31 (d bendi hariç), 32,33
(b bendinin birinci paragrafı ve d bendi hariç), 34, 35, 36, 39/b-2, 39/g, 40,
41/a, 46/b, 56/b, 57, 61/c, 61/g, 61/j, 61/k maddeleri hariç] ve 2002 Malî
Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu hükümlerinin (6/b bendinde yer alan
"emaneten" ibaresi hariç) uygulanmasına devam olunur.
Bu Kanunun
uygulanmasından doğan aksaklıkları gidermeye, hizmetlerin gerekli kıldığı
tedbirleri almaya ve bütçe işlemlerini yapmaya Maliye Bakanı yetkilidir.
Mülteci ve göçmen
giderlerini karşılamak amacıyla ilgili kurum bütçelerinden yapılacak
harcamaların, 4.1.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kanun hükümlerinden, 26.5.1927
tarihli ve 1050 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinden, 21.2.1967 tarihli ve 832
sayılı Kanunun vize ve tescile ilişkin hükümlerinden ve 13.12.1983 tarihli ve
180 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 32 nci maddesi hükmünden istisna
edilmesine Bakanlar Kurulu yetkilidir.
BAŞKAN - 7 inci madde
üzerinde, AK Parti Grubu adına Aksaray Milletvekili Ruhi Açıkgöz; buyurun. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10 dakika.
AK PARTİ GRUBU ADIN RUHİ
AÇIKGÖZ (Aksaray) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2003 Malî Yılı Genel
ve Katma Bütçeleri Kanunlaşıncaya Kadar Devlet Harcamalarının Yapılmasına ve
Devlet Gelirlerinin Tahsiline Yetki Verilmesine Dair Kanun Tasarısının 7 nci
maddesi üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle,
Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği üzere, geçici
bütçelerde gerek bir önceki yıl bütçesinde uygulanmış olan ödenekler esas
alınmakta gerekse söz konusu bütçede yer alan hükümlerin de devamı
sağlanmaktadır ve tasarının 7 nci maddesinde buna yönelik bir düzenlemeye
gidilmektedir. Anılan maddede, tasarının diğer maddelerinde yer alan hükümler
saklı kalmak kaydıyla, maddelerin içeriklerine göre tarihler güncelleştirilerek
2002 Malî Yılı Bütçe Kanunu ve 2002 Malî Yılı Katma Bütçeli İdareler Bütçe
Kanunu hükümlerinin aynen uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlanmaktadır. 7
nci maddenin birinci fıkrası kapsamında yer alan parantez hükmüyle, bu
nitelikteki hükümlerin geçici bütçe döneminde uygulanmaması sağlanmaktadır. Söz
konusu parantez hükmünde yer alan ve uygulanamayacağı belirtilen hükümlerle
ilgili kısa bilgiler sunmak istiyorum.
Bilindiği üzere,
28.3.2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin
Düzenlenmesi Hakkında Kanun, 4.1.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu
gibi 1 Ocak 2003 tarihinde yürürlüğe girecek kanunlara, diğer mevzuat uyarınca,
2002 Malî Yılı Bütçe Kanununun bazı madde veya bent hükümlerinin uygulanmasına
gerek kalmamıştır. Özellikle, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin
Düzenlenmesi Hakkında Kanunda içborçlara ve dışborçlara ilişkin hususlar
düzenlenmiş; 2002 Malî Yılı Bütçe Kanununun 31 (d bendi hariç) 32, 33 (b
bendinin birinci paragrafı ve d bendi hariç) 34, 35, 36/c ve 40 ıncı
maddelerinin uygulanmaması gerekmektedir.
Diğer taraftan, yeni
İhale Kanununda emanet uygulaması bulunmadığından, yine bütçe kanunlarımızda bu
şekilde yer alan ibarelerin çıkarılarak, uygulamanın sürdürülmesi
gerekmektedir.
2002 Malî Yılı Bütçe
Kanununun 6/f, 18/o, 39/b-2, 61/j, 61/k bentlerindeki hükümler ise, süresi bir
yıl olarak tasarlandığından veya uygulanma imkânı bulunmadığından, geçici bütçe
döneminde uygulanmayacaktır. Tasarıya eklenen üçüncü fıkrayla, bir süredir
gündemde olan Irak'a yapılabilecek muhtemel bir müdahale durumunda hazırlıksız
bulunmamak gayesiyle bir düzenleme yapılmaktadır. Söz konusu düzenleme, böyle
bir müdahale olduğu takdirde, bir önceki harekâtta olduğu gibi, sınırımızda
meydana gelebilecek muhtemel bir toplu nüfus hareketine karşı devletin daha
hızlı hareket edebilmesine imkân sağlamaktadır. Böylece, yapılacak hizmetlerin
zamanında gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla mülteci ve göçmen giderlerini
karşılamak için yapılacak giderlerin Kamu İhale Kanunu hükümlerinden, Muhasebei
Umumiye Kanununun 64 üncü maddesi hükmünden, Sayıştay Kanununun vize ve
tescille ilgili hükümlerinden ve 180 sayılı Kararnamenin 32 nci maddesi
hükmünden istisna edilebilmesi konusunda Bakanlar Kurulu yetkili kılınmaktadır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bütçeler, devletin sadece gelir ve giderlerini gösteren bir
belge değildir, aynı zamanda siyasal tercihlerin ortaya konulmasının
belgesidir. Görüşmekte olduğumuz geçici bütçe, partimizin siyasal tercihlerini
ortaya koyma noktasında yeterli olmamakla birlikte önemli izler de
taşımaktadır. Bütçenin hazırlanış şartları hepimizce malumdur. Bu çerçevede, iç
ve dış dünyada yaşanan siyasî gelişmeler dikkate alınarak yapılması gerekenler
yapılmıştır. Geçici bütçede, malî disiplini sağlamak amacıyla kamuda tasarrufu
önplana çıkaran tedbirler de alınmıştır. İnanıyorum ki, hükümetimiz, 2003 malî
yılı bütçesinde hesap verebilirlik, öngörülebilirlik vatandaşa hizmet odaklı ve
verimliliği esas alan bütçe yapısına geçmek için ciddî adımlar atacaktır.
Bu düşüncelerle, geçici
bütçenin tüm milletimize hayırlı olmasını diliyor; Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Açıkgöz.
7 nci madde üzerinde
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Oğuz Oyan söz
istemiştir.
Buyurun Sayın Oyan. (CHP
sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN
(İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 7 nci madde üzerinde söz almış
bulunuyorum. Bu maddeyle ilgili biraz önce belirttiğim bazı görüşleri de
tekrarlayacağım tutanaklara maddeyle ilgili tartışmaların da girmesi açısından.
Söz konusu maddede
"Bu kanunda yer alan hükümler saklı kalmak üzere ve madde metinlerinin
içeriklerine göre tarihler güncelleştirilerek 2002 Malî Yılı Bütçe Kanunu
hükümlerinin" denilerek, parantez içinde sayılanlar hariç olmak üzere
"uygulanmasına devam olunur" deniliyor. Burada, sayılmayan bir
maddeyi belirtmek istiyorum, 6/g maddesi. Bu madde Anayasa Mahkemesi tarafından
iptal edilmiştir 22.10.2002 tarihinde; karar yayımlanmamıştır, ancak bir iptal
vardır. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği böyle bir düzenlemenin
bu madde içine alınmaması gerekirdi. Neydi bu madde; bu madde, Harcırah
Kanunuyla düzenlenen bir madde. İlk defa veya yeniden göreve alınanlar ile aile
fertlerine harcırah ödenmeyeceğine ilişkin veya başka yerlere naklen ataması
yapılanların yazılı beyanlarıyla harcırah talebinde bulunmamaları halinde
bunlara harcırah ödenemeyeceğini düzenleyen bir madde; bunun, Harcırah
Kanununda yapılması gereklidir, Anayasa Mahkemesi bu nedenle iptal etmiştir.
Bütçe kanunlarıyla diğer kanunlarda değişiklik yapılamaz, Anayasa hükmüdür.
Dolayısıyla, Anayasa
Mahkemesinden dönmüş bu tür kararların tekrar tekrar burada gündeme
getirilmemesi gerekir. İlgili düzenlemeyi yapmakta bir sakınca yok, Harcırah
Kanununda yapınız. Gerçi, burada, eşitliğe aykırı bir uygulama da gözüküyor;
ama, yapmak istiyorsanız, buyurun, yapın, buna engel olmayız; ama, bütçe
kanununun kendi ruhunu, kendi özünü zedelemeyin.
Ben, bu vesileyle burada
son kez söz aldığım için şunu söyleyeyim: Bütçeler gerçekten siyasal
metinlerdir, siyasî partilerin angajmanlarıdır. Siyasî partiler, kendi
bütçeleriyle programlarını uygulamaya sokarlar. Bu uygulamalar, bir yıl ya da
daha uzun süreli bütçe uygulamalarıyla programın hayata geçirilmesi
uygulamalarıdır. Hayata geçirilen şey nedir; hayata geçirilen şey -biraz önce
de belirttiğimiz gibi- sonuçta, bir siyasal talebin yansımasıdır. Bu siyasal
talep, seçmen tarafından size yansıtılmıştır.
Burada, bu geçici
bütçeyle bu Meclisin önüne geldiğiniz zaman, seçmenin taleplerini, toplumun
taleplerini kesinlikle gözardı ettiğinizi belgelemiş oldunuz.
Biz üzülüyoruz...
Üzülüyoruz, aslında, halkın size verdiği görevleri yapmaya sizi çekmeye
çalışıyoruz. Dolayısıyla, bizim şimdiki yapıcı muhalefet anlayışımız işte
budur. Biz, bu yapıcı muhalefet anlayışıyla, sizi yanlıştan alıkoymaya
çalışıyoruz. Yanlıştan alıkoyalım ki, millet, bu Parlamentoya sırtını iyice
çevirmesin; çünkü, milletimiz, Parlamentoya tepkilidir. Parlamentoda iktidar
olan bir parti, muhalefetteyken ya da seçim öncesi söylediklerini tamamen
unutarak icraata başlamaktadır ve bu, yıllardır böyledir. O nedenle, sizi,
burada, bu siyasî sorumluğun gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz.
Dolayısıyla biz, sadece muhalefet yapmıyoruz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına, millet adına muhalefet yapıyoruz ve bu muhalefetten sizlerin dersler
çıkarmanızı öneriyoruz.
Teşekkür ediyorum,
hayırlı olsun. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Oyan.
7 nci madde üzerinde 1
adet önerge vardır.
Önergeyi okutup, işleme
alacağım.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan (1/320)
sıra sayılı ve 2003 Malî Yılı Genel Katma Bütçeleri Kanunlaşıncaya Kadar Devlet
Harcamalarının Yapılmasına ve Devlet Gelirlerinin Tahsiline Yetki Verilmesine
Dair Kanun Tasarısının 7 nci maddesindeki ...34, 35, 36 ibaresinden sonra
gelmek üzere "savunma ve güvenlik amaçlı hibe ve yardımlar için (c) bendi
hariç" ifadesinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
Salih Kapusuz |
Mustafa Tuna |
Aydın Dumanoğlu |
|
|
|
Ankara |
Ankara |
Trabzon |
|
|
Mehmet Emin Tutan |
|
Harun Tüfekçi |
|
|
Bursa |
|
Konya |
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyon) - Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu?
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR
BAKANI M. HİLMİ GÜLER (Ordu) - Katılıyoruz.
BAŞKAN - Sayın Kapusuz,
önergeniz hakkında konuşacak mısınız, yoksa gerekçeyi mi okutayım?
SALİH KAPUSUZ (Ankara) -
Gerekçeyi okutun Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi
okutuyorum.
Gerekçe:
Görüşülmekte olan 2003
Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeleri Kanunlaşıncaya Kadar Devlet Harcamalarının
Yapılmasına ve Devlet Gelirlerinin Tahsiline Yetki Verilmesine Dair Kanun
Tasarısı Taslağının 7 nci maddesinde 2002 Malî Yılı Bütçe Kanununun borç verme,
hibe ve yardım anlaşmalarına ilişkin 36 ncı maddesinin üç aylık geçici bütçe
döneminde uygulanmaması öngörülmektedir.
ALGAN HACALOĞLU
(İstanbul) - Sayın Başkan, yanlış bir uygulama içerisindesiniz; Sayın Bakan
katıldı, Komisyon katıldı...
ÖNDER SAV (Ankara) -
Gerekçenin okunmasına gerek yok beyefendi.
BAŞKAN - Siz okumaya
devam edin efendim.
4749 sayılı Kamu
Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinin
ikinci fıkrasında Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı ülkeler, ülkelerin
kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve oluşturulacak uluslararası yardım
konsorsiyumlarına nakdî hibe vermeye ilişkin işlemler düzenlenmekte olup aynı
fıkranın son cümlesinde ise savunma ve güvenlik amaçlı hibeler hakkında fıkra
hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Yapılan değişikle üç
aylık geçici bütçe uygulaması döneminde savunma ve güvenlik amaçlı hibelerin
uygulama usullerinin 2002 yılında olduğu gibi yürütülmesi konusu açıklığa
kavuşturularak meydana gelebilecek tereddütlerin önlenmesi amaçlanmıştır.
BAŞKAN - Sayın
Hacaloğlu'nun söylediği doğrudur. Komisyon, ancak çoğunluğu olduğu takdirde
katılabileceğini söyleyebilecektir. Dolayısıyla, önergeyi takdire bırakmıştır.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Şimdi, maddeyi, kabul
edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
8 inci maddeyi
okutuyorum:
MADDE 8. - Bu Kanunun 3
üncü maddesinin (g) bendi 20.12.2002 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı
tarihinde, 4 üncü maddesinin (a), (b) ve (e) bentleri yayımı tarihinde, diğer
hükümleri 1.1.2003 tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Söz talebi?..
Yok.
8 inci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
9 uncu maddeyi
okutuyorum:
MADDE 9. - Bu Kanunun;
a) Türkiye Büyük Millet
Meclisi ile ilgili hükümlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı,
b) Cumhurbaşkanlığı ile
ilgili hükümlerini Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri,
c) Sayıştay Başkanlığı
ile ilgili hükümlerini Sayıştay Birinci Başkanı,
d) Diğer hükümlerini
Maliye Bakanı,
yürütür.
BAŞKAN - Madde üzerinde
söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
Tasarının tümü açık
oylamaya tabidir. Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını
alacağım.
Açık oylamanın elektronik
oylama cihazıyla yapılması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Oylama için 5 dakika süre
vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden
yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin oy
pusulalarını oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Ayrıca, vekâleten oy
kullanacak Sayın Bakanlar var ise, hangi Bakana vekâleten oy kullandığını,
oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını
yine oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Oylama işlemini
başlatıyorum:
(Elektronik cihazla
oylama yapıldı)
BAŞKAN - 2003 Malî Yılı
Genel ve Katma Bütçeleri Kanunlaşıncaya Kadar Devlet Harcamalarının Yapılmasına
ve Devlet Gelirlerinin Tahsiline Yetki Verilmesine Dair Kanun Tasarısının
yapılan oylama sonucu :
Kullanılan oy sayısı :
453
Kabul : 327
Ret : 126
Tasarı kabul edilmiş ve
kanunlaşmıştır. (AK Parti sıralarından alkışlar) (1)
Birleşime 10 dakika ara
veriyorum.
Kapanma Saati : 21.00
(1) Açık oy tablosu tutanağa eklidir.
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati : 21.10
BAŞKAN : Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER : Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir), Enver YILMAZ
(Ordu)
BAŞKAN - 16 ncı
Birleşimin Üçüncü Oturumunu açıyorum.
Alınan karar gereğince,
2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi
Hakkında 13.12.2002 Tarihli ve 4774 Sayılı Kanun ve Cumhurbaşkanınca Bir Daha
Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporunun ikinci
müzakeresine başlıyoruz.
V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
3.- 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı
Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında 13.12.2002 tarih ve 4774 Sayılı Kanun ve
Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere
Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/318) (S.Sayısı : 5) (1)
(2)
BAŞKAN - Komisyon?..
Hazır.
Hükümet?.. Hazır.
Sayın milletvekilleri,
Kanunun birinci görüşmesini 24.12.2002 Salı günü saat 20.10'da tamamlamıştık.
Böylece, aradan 48 saat geçtiği için, Kanunun ikinci görüşmesine başlıyoruz.
Bilindiği gibi, Anayasa
değişikliklerinin ikinci müzakerelerinde, gerek teklifin tümü üzerinde gerekse
maddeleri üzerinde görüşme açılmamakta, yalnızca maddeler üzerinde verilmiş
değişiklik önergeleri görüşülmekte, birinci görüşmede üzerinde değişiklik teklifi
bulunmayan bir madde hakkında ikinci görüşmede önerge verilememektedir.
Şimdi, Kanunun 1 inci
maddesini okutuyorum:
2709 SAYILI TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI
MADDELERİNİN
DEĞİŞTİRİLMESİ HAKKINDA KANUN
Kanun No. 4774 Kabul Tarihi : 13.12.2002
MADDE 1. - 7.11.1982
tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 76 ncı maddesinin
ikinci fıkrasındaki "ideolojik veya anarşik eylemlere" ibaresi
"terör eylemlerine" şeklinde değiştirilmiştir.
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, gizli oylamanın ne şekilde yapılacağını arz ediyorum:
Komisyon ve hükümet
sıralarında yer alan kâtip üyelerden, komisyon sırasındaki kâtip üye, Adana'dan
başlayarak İstanbul'a kadar, hükümet sırasındaki kâtip üye ise, İstanbul'dan
-Zonguldak dahil- Zonguldak'a kadar adı okunan milletvekiline, biri beyaz, biri
yeşil, biri de kırmızı olmak üzere 3 yuvarlak pul ile mühürlü zarf verecek ve
pul ve zarf verilen milletvekilini ad defterine işaretleyecektir.
(1) 2 S. Sayılı Basmayazı 10.11.2002 tarihli 7 nci Birleşim
tutanağına eklidir.
(2) 5 S. Sayılı Basmayazı 24.12.2002 tarihli 14 üncü
Birleşim tutanağına eklidir.
Milletvekilleri,
belirlenmiş bulunan yerlerden başka yerde oylarını kullanamayacaklardır.
Vekâleten oy kullanacak bakanlar da, yerine oy kullanacakları bakanın ilinin
bulunduğu bölümde oylarını kullanacaklardır.
Bilindiği üzere, bu
pullardan beyaz olanı "kabul", kırmızı olanı "ret", yeşil
olanı ise "çekimser" oyu ifade etmektedir.
Oyunu kullanacak sayın
üye, kâtip üyeden 3 yuvarlak pul ile mühürlü zarfı aldıktan ve adını ad
defterine işaretlettikten sonra kapalı oy verme yerine girecek; oy olarak
kullanacağı pulu burada zarfın içerisine koyacak, diğer 2 pulu ise ıskarta
kutusuna atacaktır.
Bilahara, oy verme
yerinden çıkacak olan üye, oy pulunun bulunduğu zarfı, Başkanlık Divanı
kürsüsünün önüne konulan oy kutusuna atacaktır.
Oylamada adı okunmayan
milletvekiline pul ve zarf verilmeyecektir.
Şimdi, 1 inci maddenin
gizli oylamasına Adana İlinden başlıyoruz.
(Oyların toplanılmasına
başlandı)
İsmail Alptekin...
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Murat Başesgioğlu'nun
yerine, Kültür Bakanı Sayın Hüseyin Çelik; Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Sayın Abdüllatif Şener'in yerine, Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek; Dışişleri
Bakanı Sayın Yaşar Yakış'ın yerine, Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın; Devlet
Bakanı Sayın Ali Babacan'ın yerine, Devlet Bakanı Sayın Beşir Atalay; Millî
Savunma Bakanı Sayın Vecdi Gönül'ün yerine, Turizm Bakanı Sayın Güldal Akşit;
Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Ali Coşkun'un yerine, İçişleri Bakanı Sayın
Abdülkadir Aksu; Devlet Bakanı Sayın Kürşat Tüzmen'in yerine, Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanı Sayın Hilmi Güler; Başbakan Sayın Abdullah Gül'ün yerine,
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Ali Şahin vekâleten oy
kullanacaklardır.
(Oyların toplanılmasına
devam edildi)
BAŞKAN - Oyunu
kullanmayan sayın milletvekili var mı? Yok.
Oy verme işlemi sona
ermiştir.
Oy kutuları kaldırılsın.
(Oyların ayırımı yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin
Değiştirilmesi Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin gizli oylama sonucunu
açıklıyorum:
|
Kullanılan oy sayısı
: 492 |
|
|
Kabul : 444 (AK Parti
sıralarından alkışlar) |
|
|
Ret |
: 46 |
|
Çekimser |
: 2 |
1 inci madde kabul
edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2. - Türkiye
Cumhuriyeti Anayasasının 78 inci maddesine dördüncü fıkrasından sonra gelmek
üzere aşağıdaki beşinci fıkra eklenmiştir.
Yukarıda yazılı hallerden
ayrı olarak, bir ilin veya seçim çevresinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde
üyesinin kalmaması halinde, boşalmayı takip eden doksan günden sonraki ilk
Pazar günü ara seçim yapılır. Bu fıkra gereği yapılacak seçimlerde Anayasanın
127 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uygulanmaz.
BAŞKAN - 2 nci maddenin
gizli oylamasına Adana İlinden başlıyoruz.
(Oyların toplanılmasına
başlandı)
Ertuğrul Yalçınbayır...
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri,
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın M. Hilmi Güler'in yerine, Devlet Bakanı
ve Başbakan Yardımcısı Sayın Ertuğrul Yalçınbayır; Orman Bakanı Sayın Osman
Pepe'nin yerine, Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın oy kullanacaklardır.
(Oyların toplanılmasına
devam edildi)
BAŞKAN - Oyunu
kullanmayan sayın milletvekili var mı? Yok.
Oy verme işlemi sona
ermiştir.
Oy kutuları kaldırılsın.
(Oyların ayırımı yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, 2 nci maddenin gizli oylamasının sonucunu açıklıyorum:
|
Kullanılan oy sayısı: 490 |
|
|
Kabul |
: 442 (AK Parti sıralarından alkışlar) |
|
Ret |
: 44 |
|
Çekimser |
: 3 |
|
Geçersiz |
: 1 |
Böylece, 2 nci madde
kabul edilmiştir.
Geçici 1 inci maddeyi
okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 1.- Türkiye
Cumhuriyeti Anayasasının 67 nci maddesinin son fıkrası, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin 22 nci dönemi içinde yapılacak ilk ara seçimde uygulanmaz.
BAŞKAN - Geçici 1 inci
maddenin gizli oylamasına başlıyoruz.
(Oylar toplanıldı)
BAŞKAN - Oyunu
kullanmayan sayın milletvekili var mı? Yok.
Oy verme işlemi sona
ermiştir.
Oy kutuları kaldırılsın.
(Oyların ayırımı yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, geçici 1 inci maddenin gizli oylama sonucunu açıklıyorum:
|
Kullanılan oy sayısı : 485 |
|
|
Kabul |
: 434 |
|
Ret |
: 46 |
|
Çekimser : 1 |
|
|
Boş |
: 3 |
|
Geçersiz |
: 1 |
Böylece, geçici 1 inci
madde kabul edilmiştir. (AK Parti sıralarından alkışlar)
3 üncü maddeyi okutuyorum
:
MADDE 3. - Bu Kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer ve halkoylamasına sunulması halinde tümüyle
oylanır.
BAŞKAN - 3 üncü maddenin
gizli oylamasına Adana İlinden başlıyoruz.
(Oylar toplanıldı)
BAŞKAN - Oyunu
kullanmamış sayın milletvekilimiz var mı? Yok.
Oylama işlemi sona
ermiştir.
Oy kutuları kaldırılsın.
(Oyların ayırımı yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin
Değiştirilmesi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin gizli oylama sonucunu
açıklıyorum:
|
Kullanılan oy sayısı : 478 |
|
|
Kabul |
: 431
|
|
Ret |
: 45 |
|
Çekimser |
: 1 |
|
Boş
: 1 |
|
Böylece 3 üncü madde
kabul edilmiştir.
Kanunun tümünün gizli
oylamasına Adana İlinden başlıyoruz.
(Oylar toplanıldı)
BAŞKAN- Oyunu kullanmayan
sayın üye var mı? Yok.
Oylama işlemi sona
ermiştir.
Oy kutuları kaldırılsın.
(Oyların ayırımı yapıldı)
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin
Değiştirilmesi Hakkında Kanunun tümünün gizli oylama sonucunu açıklıyorum:
|
Kullanılan oy sayısı:484 |
|
|
Kabul : |
437 (AK Parti sıralarından alkışlar) |
|
Ret
: 44 |
|
|
Çekimser : 1 |
|
|
Boş
: 2 |
|
Kanun kabul edilmiştir.
Anayasa Komisyonu Başkanı
Sayın Burhan Kuzu teşekkür konuşması yapacaktır.
Buyurun Sayın Kuzu.
(Alkışlar)
ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
BURHAN KUZU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu saatten
sonra uzun konuşacak durumda değiliz. Herkese teşekkür ediyorum.
Hakikaten, iki maddelik
de olsa,Türk demokrasisinin önünü açacak olan bu kısa pakete tam destek verdi
gerek iktidar ve gerek muhalefet partilerimiz. Özellikle muhalefet partimize
teşekkür ediyorum; sağ olsunlar, sonuna kadar, hakikaten verdikleri sözün
arkasında durdular, son gelişmelerden de etkilenmediler. Esasen, bunu samimî
olarak söylüyorum; bu işlemin kişisel hiçbir tarafı yok, 3 700 insan bundan
istifade edecek. Kaldı ki, kalıcı bir işlem. Bu, anayasa hukukçusu olarak
yaptığım bir tahlil, samimî bir tahlilim. Kişisel işlemler prensip olarak
yapılmaz hukukta; ama, bazı hallerde o bile mümkündür; ama, bu işlemde onun
olmadığını çok net olarak söyleyebilirim.
İnşallah, daha sonraki
büyük paketlerde, yine, elbirliği, işbirliği içerisinde, demokrasinin önünü
açmak durumunda kalacağımızı bildiriyorum ve muhalefet partimizin desteğini,
bundan sonra, inşallah, candan yine bekliyoruz. Zaten, uzlaşma komisyonu
kurulacak bundan sonra. Herhalde, daha geniş paketlerle buraya geleceğiz, size
arz edeceğiz. O gibi durumlarda da desteğinizi bekliyoruz.
Çok teşekkür ediyorum;
herkesi hürmetle selamlıyorum efendim.
İyi akşamlar.(AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Kuzu.
Alınan karar gereğince,
gündemdeki kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 2 Ocak 2003
Perşembe günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.
Kapanma Saati : 00.35