DÖNEM
: 22 CİLT : 1 YASAMA YILI : 1
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
3 üncü Birleşim
23 . 11 . 2002 Cumartesi
İ
Ç İ N D E K İ L E R
Sayfa I. - GEÇEN TUTANAK
ÖZETİ
II. - ÖNERİLER
A) DANIŞMA
KURULU ÖNERİLERİ
1. - Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri
ile 58 inci hükümetin programı üzerindeki görüşmelerde söz sürelerine ve TBMM
Başkanlık Divanı ile ihtisas komisyonlarındaki üye dağılım oranlarına ilişkin
Danışma Kurulu önerisi
III. -
HÜKÜMET PROGRAMI
1. - Başbakan Abdullah Gül tarafından
kurulan BakanlarKurulu Programının okunması
I. - GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açıldı.
Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Bursa
Milletvekili Faruk Anbarcıoğlu, Hatay Milletvekili İnal Batu ve İstanbul
Milletvekili Kemal Derviş andiçtiler.
Bülent Ecevit başkanlığındaki Bakanlar
Kurulunun istifasının kabulüne; yeni hükümet kuruluncaya kadar Bakanlar
Kurulunun görevine devamının rica edildiğine;
Bakanlar Kurulunun yeniden kurulması için,
Kayseri Milletvekili Abdullah Gül’ün görevlendirildiğine;
Başbakan Abdullah Gül tarafından
oluşturulan Bakanlar Kuruluna seçilen üyelerin atandıklarına,
İlişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri Genel
Kurulun bilgisine sunuldu.
Hükümet Programının 23 Kasım 2002
Cumartesi günü Genel Kurulda okunacağı açıklandı.
Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanı
seçiminin 19.11.2002 tarihli 2 nci Birleşiminde (bugün) yapılmasına ve çalışma
süresi dolduğu takdirde Başkan seçiminin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin
uzatılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.
TBMM Başkanı seçimi için yapılan birinci
tur oylama sonucunda, Manisa Milletvekili Bülent Arınç’ın 369 oyla TBMM Başkanı
seçildiği açıklandı.
TBMM Başkanı Bülent Arınç, Başkan
seçilmesi dolayısıyla bir teşekkür konuşması yaptı.
Genel Kurulun 20.11.2002 Çarşamba ve
21.11.2002 Perşembe günlerinde toplanmasına ve Hükümet Programının okunması
için Genel Kurulun 23.11.2002 Cumartesi günü saat 15.00’te özel gündemle
toplanmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.
Alınan karar gereğince, Hükümet
Programının okunması için, 23 Kasım 2002 Cumartesi günü saat 15.00’te toplanmak
üzere birleşime 16.54’te son verildi.
|
Şükrü
Mustafa Elekdağ |
|
|
|
Geçici Başkan |
|
|
|
|
Muzaffer Külcü |
Mehmet Eraslan |
|
|
Çorum |
Hatay |
|
|
Geçici Kâtip Üye |
Geçici Kâtip Üye |
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.00
23 Kasım 2002 Cumartesi
BAŞKAN : Bülent ARINÇ
GEÇİCİ KÂTİP ÜYELER: Sinan ÖZKAN (Kastamonu), Suat KILIÇ
(Samsun)
BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 3 üncü Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı
vardır; gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula
sunuşları vardır.
Danışma Kurulunun
önerileri vardır; önce tümünü okutup işleme alacağım, sonra ayrı ayrı okutup
oylarınıza sunacağım.
II. - ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. - Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile 58 inci
hükümetin programı üzerindeki görüşmelerde söz sürelerine ve TBMM Başkanlık
Divanı ile ihtisas komisyonlarındaki üye dağılım oranlarına ilişkin Danışma
Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
No: 3 Tarihi: 23.11.2002
Danışma Kurulunun
23.11.2002 Cumartesi günü (bugün) yaptığı toplantıda, aşağıdaki önerilerin
Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.
|
|
|
Bülent Arınç |
|
|
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi |
|
|
|
Başkanı |
|
|
Salih Kapusuz |
Mustafa Özyürek |
|
|
AK Parti Grubu Temsilcisi |
CHP Grubu Başkanvekili |
Öneriler:
1. Bakanlar Kurulu
Programı üzerinde 26 Kasım 2002 Salı günü yapılacak görüşmeler ile 28 Kasım
2002 Perşembe günü yapılacak güvenoylamasının, gündemin "Özel Gündemde Yer
Alacak İşler" kısmında yer alması ve bu günlerde işaret oyuyla yapılacak
seçimlerin de yapılması, 27 Kasım 2002 Çarşamba günü Genel Kurul çalışması
yapılmaması,
2. 26 Kasım 2002 Salı
günü yapılacak Bakanlar Kurulu Programı üzerindeki görüşmelere saat 13.00'te
başlanması; hükümet ve siyasî parti grupları adına yapılacak konuşmaların 60'ar
dakika (bu süre birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilir) kişisel
konuşmaların 10'ar dakika olması, görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışma
süresinin uzatılması,
3. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlık Divanının 15 üyeden kurulması ve görev yerleri dağılımının;
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna 3 başkanvekili, 4 kâtip üye, 2 idare amiri,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna 1 başkanvekili, 3 kâtip üye, 1 idare amiri
şeklinde olması,
4. Türkiye Büyük Millet
Meclisi komisyonlarından; Dilekçe Komisyonu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi
Hesaplarını İnceleme Komisyonunun 15'er üyeden, Plan ve Bütçe Komisyonunun
Anayasa gereği 40 üyeden, Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonunun, 3346 sayılı
Kanun gereği 35 üyeden, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ile diğer
komisyonların 24'er üyeden kurulması ve komisyon üyeliklerinin siyasî parti
gruplarına dağılımının ilişik listedeki şekilde olması önerilmiştir.
Komisyon üyeliklerinin
siyasî parti grupları ve bağımsızlara dağılım listesi:
Komisyonun Parti Gruplarına ve Bağımsızlara
Komisyonlar Üye Sayısı Düşen Üyelik Sayısı
|
|
|
AK PARTİ |
CHP |
BAĞ. |
|
Anayasa Komisyonu |
24 |
16 |
8 |
|
|
Adalet Komisyonu |
24 |
16 |
8 |
|
|
Millî Savunma Komisyonu |
24 |
16 |
8 |
|
|
İçişleri Komisyonu |
24 |
16 |
8 |
|
|
Dışişleri Komisyonu |
24 |
16 |
8 |
|
|
Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor |
|
|
|
|
|
Komisyonu |
24 |
16 |
8 |
|
|
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm |
|
|
|
|
|
Komisyonu |
24 |
16 |
8 |
|
|
Çevre Komisyonu |
24 |
16 |
8 |
|
|
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler |
|
|
|
|
|
Komisyonu |
24 |
16 |
8 |
|
|
Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu |
24 |
16 |
8 |
|
|
Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, |
|
|
|
|
|
Bilgi ve Teknoloji Komisyonu |
24 |
16 |
8 |
|
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını |
|
|
|
|
|
İnceleme Komisyonu |
15 |
10 |
5 |
|
|
Dilekçe Komisyonu |
15 |
10 |
5 |
|
|
Plan ve Bütçe Komisyonu |
40 |
26 |
13 |
1 |
|
Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonu |
35 |
23 |
11 |
1 |
|
İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu |
24 |
16 |
8 |
|
BAŞKAN - Şimdi de,
Danışma Kurulunca teklif edilen önerileri ayrı ayrı okutup oylarınıza
sunacağım.
1 inci öneriyi okutuyorum:
Öneriler:
1. Bakanlar Kurulu
Programı üzerinde 26 Kasım 2002 Salı günü yapılacak görüşmeler ile 28 Kasım
2002 Perşembe günü yapılacak güvenoylamasının, gündemin "Özel Gündemde Yer
Alacak İşler" kısmında yer alması ve bu günlerde işaret oyuyla yapılacak
seçimlerin de yapılması, 27 Kasım 2002 Çarşamba günü Genel Kurul çalışması
yapılmaması.
BAŞKAN - Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2. 26 Kasım 2002 Salı
günü yapılacak Bakanlar Kurulu Programı üzerindeki görüşmelere saat 13.00'te başlanması;
hükümet ve siyasî parti grupları adına yapılacak konuşmaların 60'ar dakika (bu
süre birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilir) kişisel konuşmaların
10'ar dakika olması, görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin
uzatılması.
BAŞKAN - Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlık Divanının 15 üyeden kurulması ve görev yerleri dağılımının;
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna 3 başkanvekili, 4 kâtip üye, 2 idare amiri,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna 1 başkanvekili, 3 kâtip üye, 1 idare amiri
şeklinde olması.
BAŞKAN - Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
4. Türkiye Büyük Millet
Meclisi komisyonlarından; Dilekçe Komisyonu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi
Hesaplarını İnceleme Komisyonunun 15'er üyeden, Plan ve Bütçe Komisyonunun,
Anayasa gereği 40 üyeden, Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonunun, 3346 sayılı
Kanun gereği 35 üyeden, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ile diğer
komisyonların 24'er üyeden kurulması ve komisyon üyeliklerinin siyasî parti
gruplarına dağılımının ilişik listedeki şekilde olması önerilmiştir.
BAŞKAN - Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Gündemin "Özel
Gündemde Yer Alacak İşler" kısmına geçiyoruz.
III. - HÜKÜMET PROGRAMI
1. - Başbakan Abdullah Gül tarafından kurulan Bakanlar
Kurulu Programının okunması. (1)
BAŞKAN - Başbakan Sayın
Abdullah Gül tarafından kurulmuş bulunan Bakanlar Kurulunun Programı
okunacaktır.
Bakanlar Kurulu
Programını okumak üzere, Başbakan Sayın Abdullah Gül'ü kürsüye davet
ediyorum.(AK Parti ve Bakanlar Kurulu sıralarından ayakta alkışlar)
Buyurun Sayın Başbakan.
BAŞBAKAN ABDULLAH GÜL
(Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aziz milletimizi ve onun
değerli vekillerini, 58 inci cumhuriyet hükümeti üyesi arkadaşlarım ve şahsım
adına en derin saygılarımla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
3 Kasım 2002 tarihinde
yapılan genel seçim sonucunda ülkemiz, 2 partiden oluşan bir Meclis ve tek
partinin oluşturduğu bir hükümetle istikrarı yakalamıştır.
Meclis ve hükümet olarak,
milletimizin bizlere verdiği bu fırsatı en üst seviyede değerlendirme ve
önümüzde bekleyen sorunlara doğru ve hızlı çözümler getirme sorumluluğumuzun
bilincindeyiz. Bu ağır, ağır olduğu kadar da onurlu sorumluluğu ciddiyetle
taşıma kararlılığındayız.
Sayın milletvekilleri,
bir yandan halkımızın birikmiş sorunlarına acil çözüm ararken, diğer yandan,
bir daha, böylesi sorunlarla karşılaşmamak üzere, gerekli yapısal
değişiklikleri ve reformları gerçekleştirmek azmindeyiz.
(1) Başbakan Abdullah Gül tarafından bir kısmı okunmayan
Hükümet Programının tam metni bu
birleşim Tutanak
Dergisinin sonuna eklidir. (Ek : 2)
İçinde bulunduğumuz
koşulların göstermelik tedbirlerle geçiştirilemeyeceğini biliyoruz. İktidara
yürüyen bir parti olduğumuzun bilinciyle, ülkenin içinde bulunduğu şartları
dikkate alarak, sorumlu ve tutarlı bir anlayışla hazırladığımız seçim
beyannamemiz, 3 Kasım seçimleriyle halkımızın güvenine mazhar olmuştur.
Yine, Partimizin Genel
Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuna açıklanan acil eylem
planımız da aynı sorumlu, tutarlı ve değişimci anlayışın ürünü olarak
kamuoyundan geniş bir takdir toplamış ve güven kazanmıştır. Diğer bir söyleyişle,
Hükümet Programımız, siyaset ahlakımız ve demokratik tutarlılığımızın bir
gereği olarak, seçim öncesinde halkımıza taahhüt ettiğimiz hususları hayata
geçirecek bir anlayış içerisinde hazırlanmıştır.
Seçim öncesi halkımıza
verdiğimiz taahhütler kapsamında çalışmalarını yürütecek olan hükümetimiz,
gereksiz tartışmalardan ve polemiklerden uzak, halkın gerçek gündeminden
kopmadan, toplumun tüm kesimlerini kucaklayan bir anlayış içinde Yüce Meclisten
ve aziz milletimizden güven ve destek beklemektedir.
Çalışmalarımızı, başta
muhalefet partimiz olmak üzere (Cumhuriyet Halk Partisi ve Sayın Genel Başkanı
Deniz Baykal) toplumun tüm kesimleriyle diyalog ve işbirliği içinde, demokratik
ve şeffaf bir ortamda sürdüreceğiz. Çoğulcu bir demokrasi anlayışıyla, hukuka
ve insan haklarına saygı temelinde, sayısal üstünlüğün her şey demek olmadığını
bilerek, atılacak önemli adımlarda toplumsal mutabakat oluşturmak yönünde azamî
gayret göstereceğiz. (AK Parti sıralarından alkışlar)
İcraatımızla, genel
olarak devlet ve toplum arasındaki bağları daha güçlü hale getireceğimize,
siyaset alanını genişleteceğimize, siyaset kurumu ile toplum arasında güveni
yeniden tesis edeceğimize ve halkın talep ve beklentilerine azamî düzeyde cevap
vereceğimize inanıyorum.
3 Kasım 2002 seçim
sonuçlarının ilanıyla beraber iç ve dış piyasalarda ortaya çıkan olumlu
beklentiler ve güven ortamı, faiz oranlarında düşüşlere neden olurken, borsa
yükselmiş, döviz kuru gerilemiştir. Tek başına iktidarın sağladığı geleceğe
dönük öngörülebilirlik, yerli ve yabancı yatırımcıların cezbedilebilmesi için
uygun bir güven ortamının temellerini atmıştır. Öncelikli sosyal ve ekonomik
sorunlarımızın çözülmesinde, bu güven ortamının sürdürülebilmesi hayatî bir
öneme sahiptir.
Halkınızın taleplerini ve
bizlerden beklentilerini hiçbir zaman aklımızdan çıkarmadan, imkânlarımızı en
iyi şekilde değerlendirmek suretiyle milletimizin güvenine layık olmaya
çalışacağız. Başarılarımız sadece bize ait olmayacak, bütün siyaset ve devlet
kurumlarının ve her şeyden önemlisi milletimizin olacaktır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; dünyada köklü dönüşümler yaşanırken, ne yazık ki Türkiye,
zamanını ve enerjisini iç sorunlarıyla uğraşarak tüketmiştir. Maalesef,
ülkemiz, elli yılı aşan çok partili siyaset tecrübesine rağmen yeterince
demokratikleşemeyen, temel hak ve özgürlüklerin tam olarak kullanılamadığı
ülkeler arasında yer almaktadır. Genç ve dinamik nüfusuna, zengin doğal
kaynaklarına rağmen ülkemizde refah düzeyi yeterince yükseltilememiş,
uluslararası alanda -piyasalarda- rekabet edebilecek bir üretim yapısı
oluşturulamamış ve kişisel hak ve özgürlükler alanında istenilen düzeyde
gelişme sağlanamamıştır.
Uygulanan yanlış
politikalar yüzünden devletin ekonomideki rolü değişen koşullara ayak
uyduramamış, servetin toplum kesimleri ve bölgeler arasındaki dağılımında
adalet sağlanamamış ve sağlıklı bir özelleştirme gerçekleştirilememiştir.
Ülkemiz, kamu yönetiminde hantal ve aşırı merkeziyetçi yapıdan, yolsuzluk ve
siyasal çürümeden kurtulamamıştır.
Son yıllarda koalisyon
hükümetleri tarafından uygulanan ekonomi politikaları başarısızlıkla
sonuçlanmış, cumhuriyet tarihimizin en büyük ekonomik krizleri yaşanmış ve
halkımız görülmemiş bir şekilde yoksulluğa maruz bırakılmıştır. Krizin ekonomik
ve sosyal maliyeti çok yüksek olmuş, iç ve dış borç yükü inanılmaz bir şekilde
büyümüş, yüzbinlerce işyeri kapanmış, milyonlarca insan işini kaybetmiştir.
Daha da önemlisi, insanımızın devlete ve siyaset kurumuna olan güveni
sarsılmış, geleceğe ilişkin umutları kırılmıştır.
Hükümetimiz, ülkemizin
genç ve dinamik nüfusu, eşsiz coğrafî konumu, zengin doğal kaynakları ve engin
kültür birikimiyle yeni dünyanın en etkin bir
üyesi olma potansiyeline sahip olduğuna kesinlikle inanmakta ve bütün bu
olup bitenleri hak etmediğini düşünmektedir.
Hükümetimiz, dürüst,
cesur, bilgili ve ehliyetli kadroların öncülüğünde, siyaseti ve devleti yeniden
milletle buluşturmak için kapsamlı bir programla, umut ve güven dolu bir
geleceği yeniden tesis etmek üzere yola çıkmıştır.
Yüce Meclisimize
sunduğumuz bu program, uzun hazırlıkların ürünü olarak geliştirdiğimiz,
ülkemizin ve dünyanın gerçeklerinden yola çıkarak şekillendirdiğimiz, bütüncül
bir anlayış içinde ele aldığımız ve ülkemizi gelecekte layık olduğu yere
taşıyacağına inandığımız temel alanlardaki politikalarımızı içermektedir.
Esasen, ortaya
koyacağımız konuların birçoğu, uzun zamandır tartışılan, üzerinde geniş bir
mutabakat olan, ancak, yeterli siyasî basiret ve kararlılık gösterilemediği
için bugüne kadar hayata geçirilememiş konulardan oluşmaktadır. Değişimci ve
dinamik bir anlayışla, tek başına iktidar olmanın avantajını değerlendirerek,
yapıcı bir iktidar-muhalefet ilişkisi ve toplumsal diyalog ortamı içinde, vakti
çoktan gelmiş bu konulara ciddiyetle eğilme kararlılığındayız. Tüm bu çabalarımızda,
cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün bizlere
gösterdiği muasır medeniyet seviyesini aşma hedefi, atacağımız adımların
dayanacağı temel olacaktır.
Hükümetimiz;
- Ekonomik istikrarı
sağlamış,
- Rekabetçi bir piyasa
yapısı oluşturmuş,
- Sürdürülebilir kalkınma
ortamını yakalamış ve ekonomik refahın nimetlerini adaletle dağıtan,
- Yoksulluk ve
yolsuzluğun ortadan kaldırıldığı,
- İnsanlarımızın barış ve
refah içinde özgürce yaşadığı,
- Çağdaş dünyayla
bütünleşmiş, farklılıkların çatışma unsuru olarak değil zenginlik kaynağı
olarak görüldüğü,
- İtibarlı, demokratik, dinamik bir Türkiye
vizyonunu hayata geçirecektir.
Bu vizyonu gerçekleştirme
yolunda hükümetimizin misyonu ise, siyasî iktidarı halkın talep ve beklentileri
doğrultusunda kullanmak, hukukun üstünlüğü anlayışı içinde halkın iradesinin
yönetime yansımasını sağlamak, toplumun gelişme taleplerine uygun olarak
ülkemizin bütün dinamiklerini, potansiyelini ve imkânlarını harekete
geçirmektir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; insanlar, doğuştan, devredilemez ve vazgeçilemez temel hak ve
hürriyetlere sahiptir. İnsanlığın ortak değerleri olan bu hak ve özgürlükler,
devlet idaresi altında onurlu bir hayat sürdürebilmenin olmazsa olmazlarıdır.
"İnsanı yaşat ki
devlet yaşasın" düşüncesinden hareket eden hükümetimiz, bütün
politikalarının merkezine insanı koyacaktır.
Demokratik yönetim
anlayışımızın hedefi, başta düşünce, inanç, eğitim, örgütlenme ve teşebbüs
özgürlüğü olmak üzere, bütün sivil ve siyasî özgürlükleri güvenceye almak ve
insanların korku ve endişeden uzak olarak bireysel gelişimini sürdürebildiği
özgür bir ortamı sağlamaktır.
Bu bağlamda, temel hak ve
özgürlükler alanında insanlığın birikimi olarak da gördüğümüz uluslararası
demokratik standartlar, tüm politikalarımızda esas alınacaktır.
İnsan Hakları Evrensel
Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini kabul ederek iç hukukunun bir
parçası haline getiren ülkemiz, hükümetimiz öncülüğünde bu değerleri hayata
geçirerek temel hak ve özgürlükler alanında evrensel standartlara ulaşma
kararlılığındadır.
Bu çerçevede,
hükümetimiz;
-Temel hak ve
özgürlükleri, ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde, özellikle
Kopenhag kriterlerinde belirtilen seviyeye yükseltmek için, Anayasa ve
yasalarda gerekli tüm değişiklikleri yapacaktır.
-Temel hak ve
özgürlüklerin, sadece anayasal ve yasal
güvenceye alınmasıyla yetinmeyip, fiilen uygulanması ve siyasal kültürümüzün
yerleşik bir boyutu olarak güçlenmesi yönünde çaba sarf edecektir.
- Temel hak ve özgürlükler konusunda,
toplumun değişik kesimlerinin sorunlarına ve taleplerine karşı duyarlı olacak,
bu alanda çifte standartlara, kısır çekişmelere ve siyasî istismarlara izin
vermeyecektir.
- İşkence başta olmak
üzere, demokratik hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayan tüm insan hakları
ihlallerinin üzerine kararlılıkla gidecektir.
- Mülkiyet hakkını,
düşünce, ifade, inanç, ibadet, teşebbüs ve örgütlenme özgürlüğünü sınırlayan
hükümleri, evrensel hukuk ve özgürlük anlayışı içinde dikkate alınarak yeniden
düzenleyecektir.
Değerli milletvekilleri,
Türkiye'de demokrasi ve piyasa
ekonomisinin yerleşmesine bağlı olarak sivil toplum güçlenmektedir. Toplum, çoğu alanlarda devletin önüne
geçmekte, kamu kesiminden daha kaliteli mal ve hizmet üretebilmektedir.
Hükümetimiz, insan
haklarına dayanan ve eksiksiz işleyen demokratik bir yönetimin hayata
geçirilmesi için sivil toplumun güçlenmesini ve "yönetişim" anlayışı
içinde etkili bir kamuoyu denetimini kaçınılmaz görmektedir.
Hükümetimiz, sivil toplum
kuruluşlarının yönetime daha aktif katılımıyla temsili demokrasinin katılımcı
demokrasiye doğru gelişmesine katkı sağlayacaktır. Böylece, vatandaş, sadece
seçimden seçime değil, güncel gelişmeler içinde iradesini yönetim sürecine
yansıtma fırsatı kazanacaktır.
Hükümetimiz, tüm sivil
toplum örgütlerine eşit mesafede duracak, sivil toplum örgütleri arasında
diyaloğu ve işbirliğini destekleyecektir.
Hükümetimiz, yönetime
katılımı engelleyen yasal ve idarî etkenleri kaldıracak, kamu yönetimine sivil
toplumun daha aktif katılımını sağlayacaktır. İş dünyası, sendikalar, meslek
odaları, çiftçi örgütleri ve gönüllü kuruluşların sorunlarını, hizmet
alanlarındaki kamu görevlileriyle birlikte çözmelerini kolaylaştırıcı
mekanizmaları geliştirecektir.
Hükümetimiz, çoğulcu demokrasi
ve rekabetçi piyasa anlayışının bir gereği olarak, modern toplumlarda doğru
bilgi edinme ve denetim görevi yürüten medyanın çoğulcu ve rekabetçi bir yapıda
gelişmesini savunur. Kamusal bir hizmetin farklı taraflarını oluşturan siyaset
ile medya ilişkisi, demokratik değerlere ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir
diyalog içinde yürütülecektir.
Değerli milletvekilleri,
sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık ve demokratik yönetim gibi
unsurları da içermektedir. Sadece kişi başına düşen geliri artırmak veya fizikî
şartları iyileştirmek, kaliteli yaşam için yeterli değildir. İnsanların, ekmek
kadar, kendilerini gerçekleştirecek özgürlüğe de ihtiyaçları vardır.
Hükümetimiz, kalkınmayı,
devletin tek yanlı iradesini yansıtan bir toplum mühendisliği olarak değil,
toplumun çoğulcu yapısına saygılı demokratik bir arayış olarak görmektedir.
Demokratikleşme ve kalkınma, birbirinin alternatifi değil, bir arada yürümesi
gereken ve birbirlerini destekleyen süreçlerdir.
Sayın milletvekilleri,
kamu yönetiminde tepeden inmeci ve tek yönlü anlayışlar terk edilecektir. Bu
bağlamda, devlet-toplum diyaloguna ve eğitim, sağlık, çevre gibi sosyal boyutu
olan hizmetlerde işbirliğine dayanan modeller geliştirilecektir.
Devlet-piyasa-toplum, birbirlerinin alternatifi değil, tamamlayıcılarıdır.
Sürdürülebilir hızlı bir kalkınma, ancak bunların oluşturacağı sinerjiyle
sağlanabilecektir.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, demokratik ülkelerde; hukukun evrensel ilkelerine saygı, hak
arama yollarının açık tutulması, kanun önünde eşitlik, bireysel veya örgütlü
olarak hak ve özgürlüklerin kullanılması ve idarenin hukuka bağlılığının
sağlanması temel değerlerdir. Bu değerlerin hayata geçirilmesiyle toplumda
barış ve birlik sağlanacak, toplumun kamu yönetimine güveni kalıcı olarak tesis
edilecektir.
Hukuk ve adalet
anlayışımız gereği, hukukun üstünlüğü içinde, devletin, topluma ve bireylere
dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep aidiyeti
gibi sebeplerle ayırım gözetmesi söz konusu olmayacaktır.
Mevzuatımızdaki pek çok
yasakçı hükümler nedeniyle, ülkemiz, hukuk devletinden çok kanun devleti
görünümü vermektedir. İktidarımız süresince tüm çalışmalarımız, ülkemiz
hukukunu evrensel hukuk ilkelerine uygun hale getirmek, temel hak ve
özgürlükler rejimini evrensel standartlara çıkarmak, ülkemizi gerçek anlamda
bir hukuk devleti yapmak, hukukun üstünlüğünü hâkim kılmak ve uluslararası
camiada saygın bir yer kazandırmak olacaktır.
İnsan haklarının evrensel
düzeye çıkarıldığı ve kullanıldığı, hukukun üstünlüğünün gerçekleştirildiği ve
demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işlediği hukuk sistemini oluşturmak
için, iktidarımız süresince gerçekleştireceğimiz temel düzenlemelerden bazıları
şunlar olacaktır:
- Artık ülkemize dar
gelen yürürlükteki Anayasa yerine, katılımcı ve özgürlükçü yeni bir anayasa
hazırlayacağız. Yeni anayasamız, güçlü bir toplumsal meşruiyete sahip, başta
Avrupa Birliği olmak üzere uluslararası normlara uygun, bireyin hak ve
özgürlüklerini üstün tutan, çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi esas alan
demokratik hukuk devleti anlayışını taşıyacaktır. Şekil açısından ise, açık ve
anlaşılır olmasına özen gösterilecektir.
- Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi kararlarında da vurgulandığı gibi, adil yargılanma ilkesine aykırı
olan yargı kademeleri kaldırılacaktır.
- Siyasî partileri halka
açmak, halkın partiler üzerindeki denetim ve etkinliğini artırmak, partiiçi
demokrasiyi ve şeffaflığı sağlamak ve istikrarı bozmayacak şekilde temsilde
adaleti sağlamak üzere, Siyasî Partiler Kanunu ve Seçim Kanunları, tüm
kesimlerin üzerinde mutabakatı aranarak değiştirilecektir.
- Amacımız, şiddet, baskı
ve suçtan arınmış, özgürlüklerin nimetlerinden yararlanan ve korkunun olmadığı
bir barış toplumu haline gelmektir. (AK Parti sıralarından alkışlar)
İhtilafları çıkmadan önlemek amacıyla "koruyucu hukuk" uygulamaları
başlatılacak, ayrıca, ihtilafların dostane çözüm yollarıyla çözümlenmesi
anlayışı yerleştirilecektir.
- Türk Ceza Kanunumuz
çağın ihtiyaçlarına cevap verememekte, korunan değerler bakımından büyük
haksızlıkların yaşanmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, yeni bir ceza kanunu
hazırlanacaktır.
- Türk Ticaret Kanunu,
İcra İflas Kanunu ve İş Kanunu gibi temel kanunlarımız çağdaş gelişmeler ve AB
normları dikkate alınarak güncelleştirilecektir.
Sayın milletvekilleri,
yargı gücünü kullananların görevlerini yasaların emrettiği doğrultuda tarafsız
olarak kullanmaları, kişi hak ve özgürlüklerinin en önemli teminatıdır.
Hükümetimiz, yargı yetkisini kullanan kişi ve kurumların bağımsız ve tarafsız
karar vermelerini sağlayacak bir yargı reformunu gerçekleştirmek için;
- Anayasa ve yasalardaki
yargı bağımsızlığı ve hâkimlik teminatıyla bağdaşmayan hükümler değiştirilecek,
hâkimlerin tarafsızlığını ve hukukun siyasallaşmasını engelleyen önlemler
alınacaktır.
- Yargı hatalarından
dolayı mağdur olanların zararlarının tazmini için bütçeden kaynak ayrılacaktır.
- Basında ve kamuoyunda
etkili kişi ve organların yargıyı etkilemek suretiyle adaleti yanıltmaya
yönelik faaliyetlerine engel olucu nitelikteki düzenlemelerin uygulanması
sağlanacaktır.
Adalet sistemi çok yavaş
işlemekte, bu durum adalete güven duygusunu zayıflatmaktadır. Vatandaşlarımız,
kimi zaman, haklarını mahkemelerde aramak yerine "ihkak-ı hakka"
kalkışmakta ya da yargıdışı organizasyonları devreye sokmakta veya umutsuz bir şekilde hak aramaktan vazgeçerek
haksızlığa boyun eğmektedir. Tam ve zamanında adaletin tesisi için:
- Davaların kısa sürede
sonuçlandırılmasını sağlayacak şekilde yargılama usullerinde basitliğe, makul
maliyet ve ispatta kolaylığa imkân verecek düzenlemeler yapılacaktır. Bu
kapsamda özellikle hak mahrumiyetine neden olan süreler yönünden açıklık ve
basitlik sağlanacaktır.
- Adliye teşkilatı,
çeşitli derecelerdeki mahkemelerin görev ve yetki alanları, adaletin hızı ve
kalitesini artıracak şekilde yeniden düzenlenecek, teşkilatlanmada
"mülkî" yapılanmadan çok, "nüfus" ve "iş yükü"
kriterleri esas alınacaktır.
- Örgütlü suçlar, terör
suçları, ekonomik suçlar gibi alanlarda ihtisaslaşmış yeni mahkemeler
kurulacak, çocuk mahkemeleri, tüketici mahkemeleri ve aile mahkemeleri gibi
ihtisas mahkemelerine ilişkin düzenlemeler gözden geçirilerek
yaygınlaştırılacaktır.
- Yargıtayın iş yükünü
hafifletmek ve yargı sürecini hızlandırmak için "istinaf mahkemeleri"
kurulacaktır.
- Adliye teşkilatımızın hâkim, savcı ve
yardımcı adalet personeli açığı kısa sürede kapatılacak, bilgi teknolojisinden
yararlanacak şekilde gerekli donanıma sahip kılınacaktır.
- Vatandaşların devlet
kuruluşlarıyla olan ihtilaflarının yargı yoluna başvurulmadan çözümlenmesi için
gerekli idari ve yapısal düzenlemeler yapılacak, kamu görevlilerinin
sorumluluktan kaçarak yapmaları gereken işleri yargıya havale etmeleri
önlenecektir.
- Maddî imkânsızlıkları
nedeniyle hak arama özgürlüğünden yararlanamayanlar için öngörülen "adlî
yardım" müessesesine işlerlik kazandırılacaktır.
- Bir idarî usul kanunu
çıkarılacak, idari işlemlerin yapılmasındaki yetki ve sorumluluk
belirsizlikleri giderilecek, işlemlere açıklık kazandırılacak, denetim
kolaylığı sağlanacaktır.
- Adliyeler, çağın gelişmelerine
ve hizmetin gereklerine uygun bir şekilde modern araç ve gereçlerle
donatılacaktır. Mahkemelerin elektronik arşiv imkânlarından yararlanması
sağlanacak, gerekli bilgi ve belgeleriyle emsal kararlara zamanında erişim
mümkün hale getirilecek, yargı organları arasında kurulacak bir bilgi ağıyla,
adlî sistemi bilgi toplumuna taşıyacak bir düzen oluşturulacaktır.
İnfaz mevzuatı çağdaş
normlara uygun hale getirilecek, modern bir örgütlenme, yeterli sayıda personel
ve fizikî imkânların sağlanmasıyla ceza ve tutukevlerinin sorunları
çözülecektir. Bu çerçevede;
- İnfaz hizmetlerinde,
tutuklu ve hükümlülerin kaldığı mekânlar ayrılacak, ceza infaz kurumlarının
personel ve fizikî altyapı yetersizlikleri giderilecektir. Hazırlanacak yeni
infaz kanununda, tutuklu ve hükümlülerin asgarî hakları belirlenecek ve
alternatif ceza infaz yöntemleri geliştirilecektir.
- Adlî sicil kayıtlarının
tutulmasında daha düzenli bir sisteme geçilecek, sabıka kayıtlarının
silinmesindeki ihmallerin hak mahrumiyeti doğurması engellenecektir.
- Kişilerin idarî
kararlarla kamu haklarından mahrum bırakılmalarının önüne geçilecek, kamu
haklarından mahrumiyette yargı kararı zorunlu hale getirilecektir.
Değerli milletvekilleri,
küreselleşme ve bilgi toplumuna dönük gelişmeler, geleneksel devlet ve yönetim
yaklaşımlarını büyük ölçüde geçersiz hale getirmiştir.
Hükümetimiz, bu yeni
süreçte, devletin, ekonomiye doğrudan müdahale ve üretim yapması yerine,
politika oluşturma, altyapı ve kaynaklar yaratma, standart koyma ve denetim
yapmasından yanadır.
Hükümetimiz,
- Hükümetin ve kamu
yöneticilerinin hesap verme sorumluluğunu geliştirecek ve gözetecek
mekanizmaları kuracak,
- Katılımcılığı, kamu
kesimi ile toplum arasında diyaloğu ve işbirliğini besleyecek etkin bir
mekanizma olarak destekleyecek,
- Yönetim ve karar alma
sürecinin her aşamasında toplam kalite anlayışını benimseyecek, belirsizlikleri
azaltacak, "öngörülebilir" bir yönetim sağlayacak,
- Kamu kaynaklarının
kullanım ve aktarımlarını toplumun bilgisine açacak, yolsuzluklara imkân
vermeyen şeffaf bir devlet anlayışını yerleştirecektir.
Bu gelişmeler
çerçevesinde devletin rolü;
- Adaleti tesis etmek,
- İç ve dış güvenliği sağlamak,
- Makro düzeyde, esnek ve katılımcı özelliklere sahip
stratejiler geliştirmek,
- Makro ekonomik dengeleri ve istikrarı sağlamak,
- Gelir dağılımı başta olmak üzere, sosyal ve bölgesel dengesizlikleri
gidermeye yönelik tedbirleri almak,
- Eğitim ve sağlıkla ilgili temel hizmetleri yürütmek,
- Temel altyapı hizmetlerini yapmak ve yaptırmak,
- Koyduğu standartlara göre denetim yapmakla sınırlı
kalacaktır.
Değerli milletvekilleri,
kamu yönetimi sistemimizin çağdaş bir yönetim anlayışına uygun bir yapıya
kavuşturulması gerekmektedir. Hükümetimiz bu dönüşümü sağlama
kararlılığındadır. Bu kapsamda;
Merkeziyetçi ve katı
hiyerarşik yapıların aşılması bakımından;
- Ulusal öncelikler ile yerel farklılıklar barıştırılarak
kamu hizmetlerinin yerinden karşılanması temel ilke olacak, merkezî yönetim
tarafından yürütülmesi zorunlu olmayan hizmetler, kaynaklarıyla birlikte yerel
yönetimlere devredilecektir. (AK Parti sıralarından alkışlar)
- Yerel düzeyde demokratikleşmeye önem verilecek, seçimlerle oluşan
yerel organlar üzerindeki merkezî idarenin denetimi, hukuka uygunluk
denetimiyle sınırlandırılacaktır.
- "Devlette genel kurumsal gözden geçirme" çalışması
yapılarak, bakanlıkların sayısı ve ölçekleri, ilgili ve bağlı kuruluşlar ile
diğer kamu kuruluşlarının bir bütün olarak görevleri yeniden tanımlanacaktır.
- Merkezî yönetimdeki
gereksiz kuruluşlar elenecek, benzer işlevler gören yapılar birleştirilecek ve
kuruluş içi yönetim kademeleri azaltılarak işlemler basitleştirilecektir.
Toplumsal denetim ve
katılımın artırılması bakımından;
- Bilgi edinme hakkı, toplumun bütün kesimlerine yaygınlaştırılacak ve
bunu sağlamak için "vatandaşın bilgi edinme hakkı kanunu"
çıkarılacaktır.
- Yeni bilgi ve iletişim teknolojilerinden yararlanılarak, kamu
kuruluşlarının hizmet ve işlemleri halka duyurulacak, yönetimde şeffaflık
sağlanacaktır.
- Kamuda verimliliğin
artırılması ve şeffaflığın sağlanması için hizmet birimlerinin, Parlamentoya ve
kamuoyuna performans raporu sunmaları yönünde çalışmalar başlatılacaktır.
Kırtasiyecilik,
şekilcilik ve verimsizliğin azaltılması bakımından;
- Vatandaşa doğrudan hizmet sağlayan alanlarda mevzuat ve idarî
usuller sadeleştirilecektir.
- Kamu kuruluşlarında bilgi ve iletişim teknolojileri
azamî ölçüde kullanılarak, e-devlet uygulaması yaygınlaştırılacaktır.
- Kamu yönetiminde "beyana güven ilkesi"
geliştirilerek, aksi kanıtlanana kadar vatandaşın beyanı doğru kabul edilecek,
bu ilkeyi suiistimal edenlere verilecek cezalar caydırıcı hale getirilecektir.
- Yatırımcının önündeki bürokratik engeller kaldırılacak, mükerrer
belge ve bilgi talepleri önlenecektir.
Örgütsel büyüme ve
hantallığın giderilmesi bakımından;
- Kamu personeli eğitilecek, geçici ve nitelik
gerektirmeyen işler için ilave personel alımı önlenecektir.
- Kuruluş içi, kuruluşlararası ve bölgelerarası personel dağılımı
yeniden düzenlenerek, vatandaşa doğrudan hizmet verilen noktalardaki personel
açığı giderilecektir.
- Kamuda yöneticiler ile çalışanlar arasında yapılacak
sözleşmelerle performans yönetimi geliştirilecek, uzun vadede performansa
dayalı ücret sistemine geçilecektir.
Kayırmacılığın ve yozlaşmanın
önlenmesi bakımından;
- Personel alımında objektif kriterler geliştirilecek,
terfilerde liyakat ve fırsat eşitliği esas alınacaktır.
- Ulusal düzeyde "Ekonomik ve Sosyal Konsey"
etkin olarak çalıştırılacak, bölgesel ve yerel düzeyde özel kesimin ve sivil
toplum örgütlerinin, kamu yöneticileri ve siyasî yetkililerle bir araya
geleceği benzeri yapılar geliştirilerek yaygınlaştırılacaktır.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, merkezî idare reformuna Başbakanlıktan başlanmış olup,
Başbakanlığa bağlı kuruluşlar ilgili icracı bakanlıklara devredilmiş ve
Başbakanlık, önemli oranda icracı bir bakanlık olmaktan çıkarılmıştır.
Başbakana yardımcı olacak devlet bakanlarının sayısı azaltılmış ve böylece,
Bakanlar Kurulu, Başbakan dahil, 25 bakandan teşekkül ettirilmiştir. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
Hükümetimizin reformist
yapısını ortaya koyan bu ilk icraatlar, toplumun geniş kesimlerinde takdir
görmüş ve piyasalarda güvenin oluşumuna katkıda bulunmuştur. Bu çerçevede,
- Ekonomi yönetimi iyi bir şekilde koordine edilecek,
- Mevcut hizmet bakanlıklarının sayısı, ölçüleri, ilgili ve
bağlı kuruluşlar bir bütün olarak ele alınacak, merkezî idare reformunun en
önemli uygulaması olarak bakanlıkların görev ve yetkileri yeniden
tanımlanacaktır.
Değerli arkadaşlar,
bildiğiniz gibi, bazı düzenlemeler için yasa çıkarmak zorundayız. O bakımdan,
şu ana kadar yaptığımız işler bizim kararlarımız ve bizim irademizle yapılan
işlerdir. Bundan sonraki birleştirmeler, azaltmalar, kurumların farklı farklı
yerlere bağlanmaları veya bazı bakanlıkların bile yine azaltılarak
birleştirilmeleri için kanun gerekmektedir; dolayısıyla, burada hep beraber
yapacağımız hususlardır.
- Gizlilik dereceli az sayıdaki kararlar hariç, bütün
hükümet kararları Resmî Gazetede yayımlanarak aleniyet sağlanacaktır.
- Makro politikaları oluşturma yetkisi hükümetlerde kalmak
şartıyla, bağımsız ve özerk kurumlar ve kurullar düzenleme ve denetleme
işlevini sürdürecek; özerk kurumların, kamuoyuna, hükümete ve Türkiye Büyük
Millet Meclisine düzenli bilgi vermeleri sağlanacaktır.
Değerli milletvekilleri,
katılımcı ve çoğulcu demokrasi ve yönetimde etkinlik ilkeleri doğrultusunda,
hükümetimiz döneminde kapsamlı bir yerel yönetim reformu gerçekleştirilecektir.
- Yerel yönetim reformu çerçevesinde, merkezî idare ile yerel idareler
arasında görev, yetki ve kaynak paylaşımı, üniter devlet anlayışımıza dayalı
olarak, etkinlik, verimlilik ve çağdaş yönetim ilkelerine uygun olarak yeniden
belirlenecektir.
- Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nda belirtildiği gibi,
merkezî idarenin görev ve yetkileri tek tek belirlenecek ve bunun dışında kalan
tüm görevler, yerel yönetimlere bırakılacaktır. Bu çerçevede, merkezî idare,
politika belirleme, standart oluşturma, denetleme ve eğitim faaliyetlerinden
sorumlu olacak, uygulamaya yönelik
görev, yetki ve kaynaklar yerel yönetimlere devredilecektir.
- Yerel yönetimler, merkezî idarenin belirleyeceği ilke
ve standartlara, ulusal ve bölgesel planlara uygun olarak, mahallî müşterek
ihtiyaçların karşılanması konularında kendi kararlarını alan, kaynaklarını
oluşturan, uygulayan ve vatandaşların denetimine açık çağdaş idarî birimler
olarak yeniden yapılandırılacaktır.
- Mahallî idareler, insan kaynakları ve malî açıdan
güçlendirilecek, il genel meclisleri, katılımı artıracak şekilde yeniden
yapılandırılacak ve gerçek anlamda birer yerel meclise dönüştürülecektir.
- Büyükşehir belediyesi kurulması objektif kriterlere
bağlanacaktır. Büyükşehir ve ilçe belediyeleri arasındaki görev - yetki
paylaşımı, hizmetlerde aksamaya yol açmayacak şekilde yeniden düzenlenecektir.
İl idareleri yeniden
yapılandırılarak;
- Bakanlıkların taşradaki görev ve yetkileri, valiliklere ve il özel
idarelerine devredilecektir. Yerel tercihler dikkate alınarak, sağlık, eğitim,
kültür, sosyal yardımlaşma, turizm, çevre, köy hizmetleri, tarım, hayvancılık,
imar ve ulaşım hizmetlerinin il düzeyinde karşılanması sağlanacaktır.
- Hizmeti etkin bir şekilde götürecek ölçeğe sahip alt bölgeler
bazında bölgesel kalkınma kurumları oluşturulacak, ulusal stratejilerle uyumlu,
bölge potansiyeline odaklı bir yaklaşımla bölgesel kalkınma plan ve programları
uygulanacaktır.
- İl idareleri, ulusal strateji, bölgesel plan ve bakanlıkların
oluşturduğu politikalar ve ilin ihtiyaçları çerçevesinde plan, program ve uygulamalar yapacaktır.
- Ulusal ölçekte
stratejik bir değer taşıyanlar dışındaki tüm hazine arazileri, belediye
sınırları içinde belediyelere, diğer bölgelerde ise il idarelerine
devredilecektir.
Değerli milletvekilleri,
hükümetimiz, ekonomik faaliyetlerin nihaî amacının insanların yaşam kalitesinin
yükseltilmesi olduğuna inanır.
Milletimizin teşebbüs
gücü, ekonomik gelişmenin en önemli kaynağıdır. Devletin ekonomideki temel
rolü, piyasalarda serbest rekabet koşullarını sağlamak ve teşebbüs gücünün önündeki
engelleri kaldırmaktır.
Hükümetimizin en önemli
hedefi, devlete olan güveni yeniden inşa etmektir. Devlet, yapacağı düzenleme
ve denetimlerle, serbest piyasa sisteminin işleyişindeki aksaklıkları
giderecek, verimliliği artıracak, sistemin kötüye kullanılmasını önleyecektir.
Avrupa Birliğine tam
üyelik, ekonomik ve demokratik gelişimin sağlanması bakımından öncelikli
hedefimizdir. Öte yandan, Avrupa Birliğinin sunduğu ekonomik ve demokratik
standartlar, yasal ve kurumsal düzenlemeler, tam üyelik şartına bağlı
olmaksızın desteklenecektir.
Biz, bu kriterleri
halkımız hak ettiği için yapacağız öncelikli olarak. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
Tarihî, coğrafî ve
ekonomik bağlarımızdan kaynaklanan diğer bölgesel entegrasyonlar ve komşu
ülkelerimizle ekonomik işbirliği çabaları da Avrupa Birliğinin tamamlayıcısı
olacak bir anlayış içinde sürdürülecektir.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, uygulanan yanlış programlar ve yönetim hataları yüzünden gerekli
reformlar yapılamadığı için ülkemiz, yüksek enflasyon, büyük bir kamu borç
stoku, düşük büyüme ve dengesiz gelir dağılımı, yüksek işsizlik gibi ciddî
sorunların içine düşmüştür.
Hükümetimiz, enflasyonu
tek haneli rakamlara indirmek, kamu borç stokunu düşürmek, yüksek ve istikrarlı
bir büyüme performansına ulaşmak için, yürürlükteki ekonomik programın aksayan
ve yetersiz bölümlerini de dikkate alarak, toplumumuzun desteğini alacak yeni
bir ekonomik program uygulayacaktır.
Türkiye'de, özellikle son
dönemlerde uygulanan, kamu açıklarına dayalı ve sadece sıcak para girişiyle
desteklenen büyüme modelinin daha fazla sürdürülemeyeceği açıktır. Büyümeye
sağlayacağımız temel kaynaklar; verimlilik, atıl üretim faktörlerinin harekete
geçirilmesi, uluslararası ölçekte rekabet edebilir mal ve hizmet üretimi ile
doğrudan yabancı sermaye girişi olacaktır.
Hükümetimizin
uygulayacağı maliye politikasının temel önceliği, malî disiplini sağlayarak,
borç stokunu, sürdürülebilir seviyeye indirmek ve makro ekonomik istikrarı
koruyacak faizdışı fazlalığı vermektir. Faizdışı fazlanın büyüklüğü, borç
stokunun sürdürülebilir bir yapıda gelişmesine imkân verecek düzeyde
belirlenirken, bileşimi, ekonomik verimlilik, büyüme ve sosyal politikalar
dikkate alınarak şekillendirilecektir. Bu kapsamda, faizdışı fazla hedefi
içinde kalmak şartıyla, verimsiz harcamalar kısılarak üretken harcamaların
artırılması veya ekonomik aktiviteyi canlandıracak vergi indirimlerine
gidilmesi gibi önlemler dikkatle değerlendirilecektir.
Kamu borç stoku, kabul
edilebilir ve sürdürülebilir seviyeye indirilecektir. Bunu sağlamak için,
faizdışı dengede fazla verilmeye devam edilecek, özelleştirme hızlandırılacak,
ilave gelir kaynakları bulunacak, ekonomide istikrarlı bir büyüme sağlanacak ve
reel faiz oranlarının hızla makul düzeylere gerilemesi için gerekli güven ve
istikrar ortamı oluşturulacaktır.
Kamu borç stokunun
azalmasıyla, kamunun finans sektöründeki fonları emmesi sona erecek, finans
sektöründeki kaynaklar özel sektör kuruluşlarına yönlendirilecektir. Böylece,
yatırım, üretim ve istihdam artışı sağlanacaktır.
Para politikasında kısa
dönemde enflasyonu düşüren, orta vadede ise fiyat istikrarına öncelik veren
strateji sürdürülecektir. Merkez Bankasının bağımsızlığı korunacaktır.
Enflasyonda kalıcı bir düşüşe ulaşılması ve para politikasına güvenin tesis
edilmesini müteakip, para politikası uygulamasında Merkez Bankası, fiyat
istikrarıyla çelişmemek kaydıyla, büyüme ve istihdamın sağlanmasını da dikkate
alacaktır.
Döviz kurlarında
öngörülebilirliği sağlamak amacıyla, dövizde vadeli işlemler piyasası geliştirilecektir.
Siyasî ve ekonomik istikrarın sağlanmasıyla paralel olarak kurlarda da istikrar
sağlanacaktır.
Dalgalı kur politikasına
devam edilecektir; ancak, Merkez Bankası, döviz piyasalarındaki makroekonomik
temellerle bağlantısı olmayan ve spekülatif nitelikli dalgalanmalara daha
duyarlı bir biçimde müdahale edecektir. Döviz kurunda sağlanacak istikrarın,
açık pozisyon oluşturarak kâr elde etme şeklinde istismarını önlemek için,
bankaların açık pozisyonlarının Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile
Merkez Bankası tarafından sıkı bir şekilde kontrol edilmesi sağlanacaktır.
Değerli milletvekilleri,
yapacağımız yapısal reformlar makroekonomik istikrarı kalıcı kılacak,
ekonominin şoklara karşı dayanıklılığını, verimliliğini ve rekabetini artıracak ve üretim
potansiyelimizin tam olarak kullanımını sağlayacaktır. Bu reformlar, tüm toplum
kesimlerinin katılımı sağlanarak ve ülke koşulları dikkate alınarak süratle
hayata geçirilecektir.
Hükümetimizin ekonomide
gerçekleştireceği yapısal reform programı;
- Kamunun yeniden
yapılanması,
- Kamu harcamalarında
disiplin, tasarruf ve şeffaflığın sağlanması,
- Özelleştirmenin
hızlandırılması,
- Yerli ve yabancı
yatırımlar için ortamın iyileştirilmesi,
- Malî sektör ve sosyal
güvenlik sisteminin ıslahı,
- Tarımda yeniden
yapılanma ve verimliliğin artırılması,
gibi alanları
kapsayacaktır.
Parasal ve malî
disiplinin sağlanmasının yanında, yapısal reformların uygulanması, ülkemizde
güven ortamını oluşturacak ve belirsizlikleri azaltacaktır. Buna bağlı olarak,
enflasyonda ve reel faizlerde kalıcı bir düşüş sağlanacaktır. Makroekonomik
istikrarı sağlamaya yönelik para ve maliye politikalarına ilaveten, reel
sektörün canlanması için gerekli destek verilecek; üretim, yatırım, ihracat ve
istihdamın artırılmasıyla birlikte arzulanan büyüme seviyesine ulaşılacaktır.
Hükümetimiz, üstlendiği
sosyal sorumlulukların gereği olarak, krizden olumsuz etkilenmiş kesimlerle
yakından ilgilenecek, sosyal yardım projelerini uygulamaya koyacaktır.
Değerli milletvekili arkadaşlarım,
resmî verilere göre, ne yazık ki, nüfusumuzun yüzde 15'i açlık sınırının
altındadır. Hükümetimiz, insan haklarına ve Anayasaya aykırı olan bu acı
tabloya kayıtsız kalmayacaktır. (AK Parti sıralarından alkışlar) Hükümetimiz,
uygulayacağı sosyal politikalar çerçevesinde bu acil sorunun çözümüne öncelik
verecektir.
Hükümetimiz, açıkladığı
ekonomik programların arkasında güçlü bir siyasî iradeyle duracaktır. Böylece,
ekonomide şiddetle ihtiyaç duyulan güven ve öngörülebilirlik çok kısa bir
zamanda sağlanacaktır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; hükümetimizin vergi politikaları, ekonomik programı ve kamu
kesimi dengelerini göz önünde bulunduran, reel sektörü ve sosyal politikaları
dikkate alan bir anlayış içinde uygulanacaktır. Bu çerçevede, vergi
sistemimizin sağlıklı bir yapıya kavuşturulabilmesi için kapsamlı bir vergi
reformu yürürlüğe konulacaktır.
Yapılacak bu reformun
çıkış noktası, vergide adalet ve ödeme gücü ilkeleri olacak; bu ilkelerin ve
sağlıklı bir vergi yapısının sadece vergi kanunlarında yapılacak düzenlemelerle
gerçekleşmeyeceği, uygulamanın da aynı ölçüde önemli olduğu ve bu alanda
yapılması gereken çok şey bulunduğu gözden uzak tutulmayacaktır.
Uygulayacağımız ekonomik
programın önemli bir ayağı da, kamu harcamaları reformu olacaktır. Etkin,
verimsiz ve şeffaf olmayan kamu harcama sistemimizin iyileştirilmesi için
yapılacak kamu harcama reformu şu dört hedefe yönelecektir:
- Makro ekonomik
istikrarın sağlanması,
- Kaynakların stratejik
hizmet önceliklerine göre tahsisi,
- Kamu hizmetlerinin
tutumluluk, verimlilik ve etkinlik ilkelerine göre yürütülmesi,
- Kullanılan malî
yetkilerin hesabının verilerek saydamlığın sağlanması.
Yeni malî yönetim
anlayışımızla, kamuoyu ve halkımıza daha fazla bilgi verilerek, yolsuzluk ve
savurganlık önlenmiş olacaktır. Bu yeni yaklaşım, daha az kaynakla daha çok iş
yapma imkânını sağlayacaktır.
Son yıllarda, tasarruf
sahipleri ile yatırımcılar arasındaki aracılık işlevi zayıflamış, krizlere
karşı kırılgan ve verimsiz çalışan ve ekonomik krizlerden önemli ölçüde
etkilenmiş olan bir finans sektörü ortaya çıkmıştır. Finans sektörünün sağlıklı
bir yapıya kavuşturulması için uygulayacağımız politikaların temel hedefleri:
- Üretken yatırımları,
büyümeyi ve makro ekonomik istikrarı destekleyen,
- Şoklara dayanaklı ve sağlıklı işleyen,
- Ekonomimizin ihtiyaç duyduğu uzun vadeli fonları temin eden,
- Malî sektörün büyümesini sağlayarak malî derinliği artıran,
- Malî sistemde rekabet
koşullarını oluşturan ve sistemin daha etkin ve verimli çalışmasını sağlayan
bir finansal sistem oluşturmaktır.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, kamu iktisadî teşebbüslerinin birçoğu, faaliyette bulundukları
sektörlerde tekel veya belirleyici konumdadır. Kamu mülkiyetinin avantajlarını
kullanarak riski olmayan bir ortamda çalışmaları, piyasa mekanizmasının
işleyişini bozmaktadır. Siyasî müdahaleler sonucu ekonomik rasyonelliğini
yitirerek, kamuya yük haline gelen KİT'lerin özelleştirilmesi kaçınılmaz hale
gelmiştir.
Özelleştirmenin temel
amacı, ekonomide serbest piyasanın daha iyi işlemesi için gerekli koşulların
oluşumunu sağlamak, etkinlik ve verimliliği artırmaktır. Piyasa ekonomisinde
kamunun iktisadî rolü, piyasa mekanizmasının iyi çalışması için gerekli
düzenleyici ve denetleyici mekanizmaları oluşturmaktadır.
KİT'lerin
özelleştirilmesinde kararlı olan hükümetimiz, özelleştirme süreç ve
uygulamalarını hızlandırmaya yönelik politikalarını oluşturacak ve gerekli
tedbirleri alacaktır.
Saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım, yatırımlarda, devlet yardımları ile doğrudan yabancı yatırımlar
hakkında birer çerçeve kanun çıkarılacak ve yatırımcıların önündeki bürokratik
ve idarî engeller kaldırılarak yerli ve doğrudan yabancı yatırımlara yönelik
politikaların belirlenmesi yetkisi tek elde toplanacaktır.
Uygulamaların,
gerektiğinde mahallî kurumlar ile meslek kuruluşu gibi sivil toplum örgütleri
tarafından yürütülmesi sağlanacaktır.
Kurulacak yeni sistem,
yerel ve sivil toplum örgütlerinin görüş ve önerilerine açık olacak, esnek,
pratik, zamanında ve yerinde müdahalelere imkân verecektir.
Devlet Planlama Teşkilatı
Müsteşarlığı bünyesinde, yatırımlarda devlet yardımları politikasını
belirleyecek, bütün kurum ve kuruluşlarca uygulanacak devlet yardımlarının
koordinasyonunu sağlayacak, uygulama sonuçlarını değerlendirerek Avrupa
Birliğine bildirimde bulunacak yeni bir birim oluşturulacaktır. Böylece, tüm
politikalar, kalkınma planları ve yıllık programlar da dikkate alınarak tek
elden tespit edilecek, şekillendirilecek ve uygulama sonuçlarına göre bölgesel
ve sektörel bazda yeni tedbirler belirlenecektir.
Halen teşvik belgesi
kapsamında uygulanan ve gereksiz bürokratik işlemleri içeren vergisel destek
unsurları, Avrupa Birliği mevzuatı ve diğer uluslararası yükümlülüklerimiz de
dikkate alınarak ilgili kanunlarda yapılacak değişiklikler ile teşvik belgesiz
ve otomatik olarak KOBİ'ler de dahil tüm yatırımlara uygulanır hale
getirilecektir.
Değerli milletvekilleri,
küreselleşmenin olumsuz etkilerinden korunmak, sektörel ve bölgesel
bağımlılıktan kurtulmak ve rekabet edilebilecek alanları belirlemek amacıyla,
özel sektör katılımıyla ihracata dönük stratejik planlama yapılacaktır. İhracat
teşvik mevzuatı, uzun dönemli stratejiye göre ilgili tüm kuruluşların
koordinasyonu sağlanarak revize edilecektir.
Üretilen ürünlerde daha
fazla katma değer oluşturabilmek için, kendi markasıyla ihracat yapan firmalar
desteklenecektir.
İhracatçı firmaların
rekabet gücünün artırılabilmesi için, istihdam ve haberleşme üzerindeki yüksek
vergiler düşürülerek ihracatçı firmaların başta enerji olmak üzere girdi
maliyetleri aşağı çekilecektir.
Sınır ticaretinin yeniden
düzenlenmesi için gerekli çalışmalar yapılacaktır.
Vadeli döviz
piyasalarının oluşturulması ve ihracatçılara döviz kurlarını sigorta
ettirebilme imkânı getirilerek ihracatta belirsizliğin azaltılması için gerekli
düzenlemeler yapılacaktır.
Eximbank yeniden
yapılandırılarak, ihracat hamlemizin motoru haline gelebilmesi için kaynak
yapısı güçlendirilecek; bürokratik işlemler azaltılarak basitleştirilecek ve
özellikle teminat sorununu kolaylaştırıcı önlemler alınacaktır.
Arz ve kaynak güvenliği
ve çeşitliliğini sağlamak, ülkenin bu alandaki yatırım ihtiyacını belirlemek ve
ihtiyaç duyulan enerjinin ekonomik ve güvenilir olarak temin edilebilmesi için
uzun dönemli stratejiler ve politikalar geliştirilecektir.
Elektrik enerjisi satış
fiyatının ucuzlatılması ve özellikle sanayi sektörüne ucuz enerji temin etmek
üzere, elektrik üretim maliyetlerinin, kayıp-kaçak oranlarının, verimsiz
kullanımların ve satış fiyatlarının içindeki fon ve payların düşürülmesine
yönelik çalışmalar sürdürülecektir.
Enerji piyasasının
rekabete açılması hızlandırılacaktır. Bu kapsamda, Enerji Piyasası Düzenleme
Kurulu ile Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı arasındaki yetki ve sorumluluk
alanları netleştirilerek, Bakanlığın politika belirleme yönü güçlendirilecek;
uygulamaya ilişkin hususlar, Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna bırakılacaktır.
Bu kapsamda, elektrik enerjisi üretim ve dağıtım tesislerinin özelleştirilmesi
hızlandırılacaktır.
Yap-işlet-devret,
yap-işlet, işletme hakkı devri uygulamaları gözden geçirilecek; özel sektör
tarafından bir izne veya anlaşmaya dayalı olarak yürütülen girişimlerle ilgili
olarak yaşanan sorunlar, en kısa sürede çözüme kavuşturulacaktır.
Komşularımızdaki petrol
ve doğalgazın dünya pazarlarına açılmasında ülkemizin dağıtım terminali olma
imkânları iyi değerlendirilerek, ülkemiz, enerjide bölgesel güç haline
getirilecektir. Bu kapsamda, elektrik enerjisi alanında Avrupa ve bölge
ülkeleriyle elektrik alışverişine imkân sağlayacak iletim altyapısının ve
piyasa düzeninin geliştirilmesine önem verilecektir. Özellikle, Hazar Bölgesi
doğalgaz ve petrolünün ülkemiz üzerinden dünya pazarlarına nakline yönelik
politikalar sürdürülecektir.
Enerji üretiminde yerli
kaynakları önceleyen bir enerji politikası geliştirilecektir.
Petrol ve doğalgaz
politikalarımızın dışpolitikamızla uyum hale getirilerek, kardeş Ortaasya ve
Kafkasya ülkeleriyle ilişkilerimizde birleştirici bir unsur olması
sağlanacaktır.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, programımızın metnini size dağıttığım için, bazı bölümlerini
atlayarak okumak istiyorum. Tahmin ediyorum ki, siz de bunu tercih ediyorsunuz.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, ne yazık ki, ülkemizde, köylülerimiz ve çiftçilerimiz yıllarca
ihmal edilmiş, özellikle son yıllarda yaşanan derin ekonomik krizden tarımda
çalışan vatandaşlarımız çok olumsuz etkilenmiştir. Uygulanmakta olan ekonomik
program, maalesef, bu kesimin problemlerine gerekli duyarlılığı göstermemiş;
çiftçilerimiz daha da zor duruma düşürülmüştür.
Türkiye'de tarım
sektörünün gayri safî millî hâsıla içindeki payı yüzde 14'e gerilemiştir. Öte
yandan, toplam sivil istihdamın yaklaşık yüzde 40'ı tarım sektöründe
çalışmaktadır. Bu nedenle, tarım sektörü, sadece ekonomik politikalar kapsamında
değil, öncelikli olarak sosyal politikalar kapsamında da ele alınacaktır.
Tarım politikalarımızın
temel hedefleri, ülkemizin temel gıda ürünleri üretimi bakımından sadece kendi
kendine yeterli olmakla yetinmemesi, uluslararası piyasalarda rekabet edebilmesi,
verimli tarım arazilerinin sürekli işlenir halde tutulması ve tarımsal üretimde
verimliliğin artırılmasıdır.
Bu temel hedeflere
ulaşmak için aşağıdaki politikalar uygulanacaktır:
- Fiyatların serbest
piyasada oluşması esas alınarak, üretimin piyasa koşullarındaki talebe göre
yönlenmesi sağlanacaktır. Devlet, tarım ürünlerinin ticaretini yapmayı
bırakacaktır.
- Ürün borsalarının
gelişmesi desteklenecek, bu borsalarda vadeli işlemlerin başlatılması için
gerekli önlemler alınacaktır.
- Tarımda devlet desteği,
her bölge ve her ürün için ayrı ayrı projeler kapsamında ele alınacak,
programlar uygulanırken ülkemizin gerçekleri göz önünde bulundurulacaktır.
Hayvancılık alanında ise;
- Üretici örgütlenmeleri
teşvik edilecek, daha büyük ölçekteki işletmelerin oluşması sağlanacak, böylece
ölçekten doğan ekonomi elde edilecektir.
- Entegre hayvancılık
işletmelerinin kurulması desteklenecektir.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, ekonomi politikaları, toplumun refahını artırmada ve insanlara
kaliteli yaşam koşulları oluşturmada zorunlu olmakla birlikte, tek başına
yetersiz kalmaktadır. Etkili sosyal politika uygulamalarıyla birleşmeyen
ekonomi politikaları, toplumdan destek alamadığı için başarısız olmaktadır. Bu
nedenle, hükümetimiz, ekonomik kalkınma politikalarını sosyal politikalarla
dengeli bir şekilde yürütecektir.
IMF'yle birlikte
uygulamaya konulan Güçlü Ekonomiye Geçiş Programında ağırlık finans sektörüne
verilmiş ve sosyal boyut ihmal edilmiştir. Sonuç olarak, sosyal politikalar
alanında bir gelişme sağlanamadığı gibi, özellikle dar gelirli kesim ekonomik
krizden daha çok etkilenmiş ve bu zamana kadar yaşanmayan bazı sosyal
tepkilerle karşılaşılmıştır. Bu kesimleri krizin etkisinden kurtarmaya yönelik
bazı sosyal tedbirler alınmazsa, gelecekte ortaya çıkacak sosyal tepkilerin
boyutunu tahmin etmek güç hale gelecektir.
Son yıllarda, özellikle
ekonomik krizlerin etkisiyle, kesimler arasındaki gelir dağılımı büyük oranda
bozulmuş, ücretlerde meydana gelen reel kayıp ve artan işsizlik sonucu halkımızın
refah düzeyinde önemli düşüşler meydana gelmiştir. Krize karşı dayanma gücü
aşınan yoksul kesimlerde sosyal huzursuzluklar artmıştır.
Türkiye, OECD ülkeleri
içinde gelir dağılımı en bozuk ülkelerden biri haline gelmiştir.
Özellikle kentlerde artan
yoksulluk, geniş halk kitlelerinin ekonomik, siyasal ve sosyal hayattan
dışlanması ve giderek marjinalleşmesine neden olmaktadır. Bu durum, kentlerde
asayiş ve huzurun bozulmasına, zengin ile yoksullar arasındaki yaşam standardı
farkının açılmasına, toplumsal kutuplaşmaya ve umutsuzluk duygusunun
yaygınlaşmasına neden olmaktadır.
Hükümetimiz, gelir
dağılımının iyileştirilmesi ve yoksullukla mücadele politikasının başarılı
olabilmesi için insanı ekonomik kalkınmanın merkezine oturtmayı aynı zamanda
ahlakî bir zorunluluk olarak görmektedir.
Bu anlayış içinde, gelir
dağılımı ve yoksullukla mücadele alanında aşağıdaki politikalar hayata
geçirilecektir.
- Hükümetimizin
uygulayacağı ekonomik program ve politikalarda, sosyal adalet gözetilecek ve
insanı merkeze koyan yeni bir kalkınma yaklaşımı benimsenecektir. Uygulanacak
ekonomik program, sosyal politikalarla uyumlu, sosyal bütünleşmeyi ve
dayanışmayı sağlayıcı, işsizliği azaltıcı ve yoksulluğu ortadan kaldırıcı
nitelikte olacak; ekonomik büyümeden elde edilecek nimetlerin adaletli
bölüşümünü sağlayacak insanî bir yapı taşıyacaktır.
- Çalışan kesimlerin
vergi yükü kademeli olarak hafifletilecektir.
- Kapsamlı bir
yoksullukla mücadele programı uygulamaya konulacaktır.
- Açlık sınırı altındaki
nüfusa götürülecek hizmetlerin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesi için bir
veri tabanı kurulacak ve açlık sınırının altındaki aileler belirlenecek ve
desteklenecektir.
- Eğitimde fırsat
eşitliğini sağlamak ve sağlıklı bir nesil yetiştirme hedefleri doğrultusunda
yoksulluk sınırı altında olan ailelerin çocuklarına eğitim ve sağlık yardımları
yapılacaktır.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, demin söylediğim gibi, hükümet programımızı hepinize dağıttık;
biraz da uzun olduğu için, müsaadenizle, yine atlayarak devam etmek ve
dışpolitika kısmına geçmek istiyorum.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, hükümetimiz, Türkiye'nin tarihine ve coğrafî konumuna yaraşır,
önyargılardan ve saplantılardan arınmış, karşılıklı çıkar ilişkilerine dayalı,
gerçekçi bir dışpolitika izleyecektir. Diğer ülkelerin toprak bütünlüğüne ve
egemenliğine saygılı olan Türkiye, başka ülkelerin ve uluslararası kuruluşların
da kendi toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygılı olmalarını hak olarak
görmektedir.
Değişen bölgesel ve
küresel gerçekler karşısında, Türkiye'nin, dışpolitika önceliklerini yeniden
tanımlaması ve bu gerçekler ile ulusal çıkarları arasında yeni bir denge
oluşturması gerekmektedir.
Bu çerçevede hükümetimiz;
- Türkiye'nin
dışpolitikasını uzun vadeli bir perspektifle, yeni dinamiklere dayanan bölgesel
ve küresel konjonktürlerle uyumlu hale getirecektir.
- Kamu kurumları
bünyesinde dışpolitika alanında faaliyet gösteren araştırma merkezleri,
dışpolitika enstitüleri ve üniversitelerdeki uluslararası ilişkiler
bölümleriyle işbirliği yapılacaktır.
- Türkiye, bulunduğu
bölgede bir istikrar unsurudur. Bu niteliğiyle, çevresindeki kriz bölgelerinde
daha fazla inisiyatif alacak ve krizlerin çözümüne daha somut katkı sağlamaya
çalışacaktır. Ulusal çıkarlarıyla ilgili bölge ve kıta ölçekli gelişmeleri
sadece izleyen değil, aynı zamanda yönlendiren aktif bir diplomasi takip
edilecektir.
- Hükümetimiz, bölgesel
güvenlik ortamının, ekonomik kalkınmaya önemli katkıda bulunduğu görüşündedir.
Bu nedenle, Türkiye, yakın çevresinde güven ve istikrarın tesisi için daha
fazla çaba sarf edecek, komşularıyla diyaloga dayalı ilişkiler sürdürme
çabasını artıracak, böylelikle bölgesel işbirliğinin gelişmesine daha fazla
katkıda bulunacaktır.
- Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin gerek coğrafî
gerekse tarihî açıdan Avrupa ile yakın ilişkileri bulunmaktadır. Avrupa
ülkeleriyle ilişkiler Türkiye'nin dışpolitika gündeminde en üst sıralarda yer
almaya bundan sonra da devam edecektir.
- Türkiye'nin Avrupa
Birliğine tam üyeliği hükümetimizin hedeflerinin başında gelmektedir. Bu
amaçla, Türkiye'nin adaylığının genişleme sürecinde geri çevrilemez bir
niteliğe sahip olduğunun tescil edilmesini teminen, katılım müzakerelerinin
başlatılmasına çalışılacaktır. Hükümetimiz, Kopenhag kriterlerini tam olarak
yerine getirme konusunda kararlıdır. Türkiye'nin, Avrupa Birliği ailesi
içerisindeki hak ettiği yeri en kısa zamanda almasının iki tarafa getireceği
kazanımların yanı sıra, Avrupa kıtasının ötesinde barış, istikrar ve güvenlik
yönlerinden olumlu sonuçlar doğuracağı kuşkusuzdur.
- Bu çerçevede, Türkiye
Büyük Millet Meclisi tarafından gerçekleştirilmiş olan uyum yasalarının
güçlendirilmesi ve mevzuatımızın temel hak ve özgürlükler açısından bir bütün
olarak geliştirilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, reformların uygulamaya tam olarak
yansıması ve uygulayıcılar tarafından da özümsenmesi için eğitim çalışmalarına
ağırlık verilecektir.
- Hükümetimiz Avrupa
Birliğine uyum sürecinde ekonomik kriterler ile müktesabata uyum alanlarında
gerekli çalışmaları hızlandıracak, kamu kurum ve kuruluşlarının eşgüdüm içinde
çalışmalarını sağlayacak, uyum için gerekli olan idarî kapasiteyi güçlendirecek
ve kamu kurumları ile özel sektör ve sivil toplum örgütleri arasındaki
işbirliği ve dayanışmayı artıracaktır. Ayrıca, Avrupa Birliği ile malî işbirliğinin
geliştirilmesi ve etkin çalışabilmesi için gerekli tedbirlerin alınması
sağlanacaktır.
- Değerli
milletvekilleri, Türkiye'nin, NATO bünyesinde bugüne kadar ortaya koyduğu
katkıya paralel olarak, yeni Avrupa savunma stratejisi çerçevesinde oluşturulan
Avrupa Güvenlik ve Savunma Kavramı (AGSK) içinde hak ettiği yeri alması
yolundaki çabaları sürdürecektir. Bu bağlamda, hükümetimiz, millî güç unsurları
ve siyaset araçlarından yararlanmak suretiyle, gerek bölgesel gerek küresel
planda barış ve istikrarın korunması ve yaygınlaştırılmasına, refah düzeyinin
yükseltilmesine bundan böyle de katkıda bulunmaya kararlıdır. Muhtemel her
türlü tehdidi caydırmada ve bölgesel ve küresel barış, istikrar ve güvenliğin
sağlanmasında çok önemli bir rol oynayan Silahlı Kuvvetlerimizin NATO,
Birleşmiş Milletler ve AGİT bünyesindeki faaliyetleri devam edecektir.
- Türkiye ile dost ve
müttefik ülkeler arasındaki siyasî ve ekonomik işbirliği, bilim, kültür,
teknoloji, yatırım ve ticaret alanlarında yoğunlaştırılarak sürdürülecektir.
- Hükümetimiz, teröre
karşı uluslararası zeminler oluşturulması ve Türkiye'nin bu zeminlerde teröre
karşı işbirliği yaparak mücadele edilmesine önem verecektir. Bu çerçevede, 11
Eylül sonrası tırmanma eğilimi gösteren dinler ve kültürlerarası gerilimlerin
azaltılması ve küresel bir barış ortamının sağlanabilmesi için aktif çaba sarf
edecektir. Kültürel çoğulculuğa ve diyaloğa dayalı zengin tarihî birikimimiz bu
doğrultuda harekete geçirilecektir.
- Amerika Birleşik
Devletleri ile uzun yıllardan beri savunma ağırlıklı olan işbirliğini devam
ettirecek ve bu işbirliği, ekonomi, yatırım, bilim ve teknoloji alanlarına
yaygınlaştırılacaktır.
- İyi komşuluk ilişkileri
içinde Rusya Federasyonu ile, kültürel yakınlığımız çerçevesinde Ortaasya ve
Kafkasya ülkelerinde tarafların çıkarlarını zedelemeyen, işbirliğine dayalı
ilişkiler sürdürülecektir.
- Komşumuz Yunanistan'la
karşılıklı ekonomik çıkarlara dayanan ilişkiler artırılarak sürdürülecek ve bu
ilişkilerin oluşturacağı güven ortamı sayesinde, daha karmaşık olan siyasî
sorunların çözümü için zemin hazırlanacaktır.
- Hükümetimiz, Kıbrıs
sorununa mutlaka bir çözüm bulunmasının gereğine inanmaktadır. Bu çözümde,
gelecekte adadaki Türk varlığını tehlikeye sokacak hiçbir girişime müsaade
edilmeyecektir. Bu çerçevede, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan
tarafından Kıbrıs konusunda yapılan barış girişimi olumlu karşılanmakla
birlikte, hükümetimizce sorunun kalıcı bir şekilde çözümü için ulusal
çıkarlarımız ve Kıbrıs Türk halkının adadaki varlığını ve egemenliğini garanti
altına alacak bir müzakere süreci öngörülmektedir.
- Ortaasya Türk
cumhuriyetleriyle tarihî, kültürel ve sosyal yakınlığımıza rağmen, Türkiye'nin
bu ülkelerle ilişkilerinde beklentileri karşılayamadığı bir gerçektir.
Hükümetimiz, Türk cumhuriyetleriyle ilişkilerin en ileri noktaya taşınarak
bölgenin geniş bir işbirliği alanına dönüştürülmesi için çaba sarf edecektir.
- Ortadoğu'da akan kan,
tüm dünya kamuoyunu olduğu gibi, bu bölgeyle yakın kültürel ve tarihî
ilişkileri olan Türk halkını da üzmekte ve endişeye sevk etmektedir.
Hükümetimiz, din ve ırk ayırımı yapmaksızın, kime ait olursa olsun dökülen
kanın ve gözyaşının acilen durdurulmasını sağlayacak tek yolun, kalıcı bir
barıştan geçtiğine inanmaktadır. Türkiye, Filistin'de Birleşmiş Milletler
kararları doğrultusunda ve Filistin halkının süregelen acılarını dindirecek
şekilde barışın tesisine yönelik çabaları desteklemeye devam edecektir.
Türkiye, Filistin ve İsrail taraflarıyla iyi ilişkilerini sürdürerek barışın
tesisine yönelik çabalara katkıda bulunma imkânına sahip olacaktır.
- Balkan politikamız,
bölgedeki ülkelerle tarihî, kültürel ve ekonomik ilişkilerimizin ışığında
geliştirilecek, gerekirse yeniden şekillendirilecektir. Bölge içindeki gerilimi
düşürmek ve barış ortamını kalıcı kılabilmek amacıyla ortak çıkar alanları
oluşturmak için ekonomi ağırlıklı projeler geliştirilecektir.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, hükümetimiz, Türkiye'nin Arap dünyasıyla ilişkilerine özel bir
önem vermektedir. Bir yandan bu ülkelerle ikili işbirliğimizin artırılması, öte
yandan İslam Konferansı Örgütünün (İKÖ) uluslararası alanda daha saygın yer
edinebilmesi ve inisiyatif alabilen dinamik bir yapıya kavuşturulabilmesi için
çaba sarf edilecektir. Yine bu bağlamda, başkanlığını Cumhurbaşkanımızın
yaptığı İKÖ, Ekonomik ve Ticarî İşbirliği Daimi Komitesinin (İSEDAK)
faaliyetlerine daha somut içerik kazandırmaya çalışılacaktır.
- Geniş bir katılımla
kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatının (KEİT), bölge ülkelerine yeni
işbirliği imkânları vaat eden potansiyelinin harekete geçirilmesi için çaba
sarf edilecektir.
- Türkiye, yakın komşusu
Irak'la ilgili belirsizlikten tedirginlik duymaktadır. Hükümetimiz, Irak'ın
toprak bütünlüğüne ve siyasî birliğinin korunmasına büyük önem atfetmektedir.
Irak'ın toprak bütünlüğünün bozulması Ortadoğu'daki tüm dengeleri
değiştirecektir. Hükümetimiz, Irak yönetiminin Birleşmiş Milletler kararlarını
tam olarak uygulaması, kitle imha silahlarından arınmış, komşularıyla barış
içinde yaşayan bir Irak'ın uluslararası toplum içindeki yerini alması ve
sorunun barışçı yönden çözümünden yanadır.
- Çin Halk Cumhuriyeti ve
Japonya ile karşılıklı saygı ve verimli işbirliği temelinde gelişmekte olan
ilişkilerimizin bu doğrultuda daha da ileri götürülmesine çalışılacaktır.
Nitekim, 2003 yılı Japonya'da "Türkiye Yılı" ilan edilmiştir.
- Dış politikamızın
geleneksel Atlantik ve Avrupa boyutlarının yanında, Avrasya eksenli politikanın
geliştirilmesi yolundaki çabalar sürdürülecektir. Bu bağlamda, Ekonomik
İşbirliği Teşkilatı (ECO) çerçevesindeki işbirliği güçlendirilecektir.
- Türkiye'nin üyesi olduğu uluslararası
örgütler ve ECO ve KEİB gibi bölgesel ekonomik işbirliği çabaları arasında
rasyonel ve sistematik bir koordinasyon sağlanacaktır.
- Kafkasya'da soğuk savaş
dönemi şartlanmaları bir yana bırakılarak işbirliği imkânları aranacak, zengin
yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahip olan bu bölgenin Ortadoğu ve Balkanlarla
ekonomik açıdan bütünleşmesine katkıda bulunmaya çalışılacaktır.
- Yurt dışında yaşayan
Türk vatandaşlarımızın, bulundukları ülkelerdeki haklarının daha fazla
korunması için çaba sarf edilecek, gerek o ülkelerde gerekse Türkiye'de
karşılaştıkları sorunların ortadan kaldırılması için mevcut mekanizmaları daha
etkin biçimde işletilecektir.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, 3 Kasım 2002 seçimleri, ülkemizde sadece yeni bir parlamento ve
hükümet yapısını ortaya çıkarmakla kalmamış; bundan daha önemli ve kalıcı
olarak, yaşadığımız çağla uyumlu olmayan bir siyaset kültürünü de geride
bırakarak, her bakımdan yeni bir siyaset dönemini başlatmıştır. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
Bu yeni dönemi, eskinin
kavram, kalıp ve alışkanlıklarıyla değerlendirme, anlama ve sorgulama
yaklaşımına bağlı kalanlar, toplumun dinamizminin ve değişim iradesinin uzağına
düşerek, verimsiz ve sonuçsuz bir siyasal çaba içinde kalmaya mahkûm
olacaklardır. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Bu yeni dönem, evrensel
standartlar ve hukukun üstünlüğü içinde milletimizin iradesine ve gelişme
arzusuna dayalı yeni anlayış, kavrayış, tutum ve yöntemlerle siyaseti inşa
edenlerin dönemi olacaktır.
Bu yeni siyaset anlayışı
içinde siz değerli milletvekillerine sunmuş olduğum bu Programın, hızla
değişen, rekabetin arttığı, etkin ve katılımcı bir yönetimin eskisinden de
önemli hale geldiği bir dünyada, ülkemizin hak ettiği yere gelmesinde önemli
katkı sağlayacağına inancımız tamdır.
Demokrasi, hukukun
üstünlüğü ve insan hakları çerçevesinde, sürdürülebilir kalkınma sağlayan ve
kalkınmanın nimetlerini adil bir şekilde paylaşan, tarihî ve kültürel
kimliğinden kopmadan insanlık ailesinin onurlu bir parçası olarak halkına
özgürlük, adalet ve refah sunan bir ülke yolunda hükümetimizin yapacağı bütün
olumlu icraatlara güven ve destek olacağınıza şüphemiz yoktur. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
Sizlerden,
eksikliklerimizi ve yanlışlıklarımızı tespit etmenizi, uyarmanızı,
eleştirilerle düzeltmenizi özellikle bekliyor; ortak akıl ve işbirliği içinde
geleceğe umutla bakıyoruz.
Aziz milletimizin ve Yüce
Meclisimizin güvenine layık olmaya çalışacağız.
Değerli arkadaşlar,
geleceğe umutla bakıyoruz; azimliyiz, iradeliyiz. Bu iyi diyalogu bütün
önümüzdeki yıllarda sürdürme kararlılığındayız.
Bu duygularla, hepinize
saygılar sunuyorum, Allah yardımcımız olsun diyorum. (AK Parti sıralarından
ayakta alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Başbakan.
Sayın milletvekilleri,
Bakanlar Kurulunun Programı Sayın Başbakan tarafından Genel Kurula sunulmuştur.
Anayasamızın 110 ve
İçtüzüğün 124 üncü maddeleri, Bakanlar Kurulu Programı üzerindeki görüşmelerin,
Programın okunmasından iki tam gün geçtikten sonra yapılmasını öngörmektedir.
Buna göre, Program üzerindeki görüşmeler 26 Kasım 2002 Salı günü yapılacaktır.
Gündemimizde görüşülecek
başka konu bulunmamaktadır.
Başbakan Abdullah Gül
tarafından kurulan Bakanlar Kurulunun Programını ve gündemdeki diğer konuları
sırasıyla görüşmek için, 26 Kasım 2002 Salı günü saat 13.00'te toplanmak üzere,
birleşimi kapatıyorum.
Kapanma Saati : 16.27