Yazılı ve Sözlü Sorular Araştırma Komisyonları Soruşturma Komisyonları
                                                                      Son Tutanak Tutanak Sorgu Tutanak Metinleri Gizli Oturum Tutanakları
                                                                                                                                            Uluslararası Komisyonlar Dostluk Grupları
                                                                                      Genel Sekreterlik Mevzuat Telefon Rehberi Etik Komisyon Duyurular

DÖNEM : 21        YASAMA YILI : 4

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

CİLT : 95

 

99 uncu Birleşim

14 . 5 . 2002 Salı

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

 

 

 

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Sivas Milletvekili Abdüllatif Şener'in, Türk musikisine ilişkin gündemdışı konuşması

2.- Denizli Milletvekili Beyhan Aslan'ın, Dil Bayramı ve Türkçenin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması

3.- Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım'ın, Eskişehir'in sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.- Finlandiya Parlamentosu Dışişleri Komitesi Başkanının, beraberinde bir parlamento heyetiyle Türkiye'ye davet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1072)

2.- XIII. EUREKA Parlamentolararası Konferansına katılacak milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1073)

3.- Madrid'te düzenlenecek Avrupa Birliği Parlamento Başkanları Konferansına, TBMM Başkanı Ömer İzgi'yi temsilen TBMM Başkanvekili Yüksel Yalova'nın katılmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1074)

4.- Erzurum Milletvekili Mücahit Himoğlu'nun, Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin (2/458) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/484)

5.- Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız'ın, Türk Esnaf ve Sanatkârları ile Küçük ve Orta Boy İşletmeler (KOBİ)'nin Desteklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/774) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/485)

6.- Antalya Milletvekili Mehmet Zeki Okudan'ın, Yükseköğretim Kurumları Teşkilâtı Kanununda Değişiklik yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/767) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/486)

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.- Saadet Partisi Grubu adına, Grup Başkanvekilleri Çorum Milletvekili Yasin Hatiboğlu, Konya Milletvekili Veysel Candan ve Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu'nun, tabiî afetler nedeniyle gelir kaybı ve altyapı hasarına uğrayan belediyelerin belirlenmesinde ve bunlara yapılan yardımlarda yanlı davranarak partizanlık yaptığı ve afetler sonrasında gerekli tedbirleri zamanında almayıp yanlış uygulamalarla tahribatın artmasına neden olduğu iddiasıyla Başbakan Bülent Ecevit ve Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/28)

2.- Kayseri Milletvekili Salih Kapusuz ve 20 arkadaşının, turizm sektörünün sorunlarının araştırılarak turizm potansiyelinin etkin değerlendirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/283)

D) ÇEŞİTLİ İŞLER

1.- Genel Kurulu ziyaret eden Finlandiya Dışişleri Komitesi Başkanı Lizzsa Jaakonsaari başkanlığındaki Dışişleri Komitesi üyelerine Başkanlıça "hoş geldiniz" denilmesi

V.- SEÇİMLER

A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM

1.- (9/5) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

 

1.- İzmir Milletvekili Rifat Serdaroğlu'nun; İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın; Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya'nın; Ankara Milletvekili Yıldırım Akbulut'un; Şırnak Milletvekili Mehmet Salih Yıldırım'ın; Gaziantep Milletvekili Ali Ilıksoy, Konya Milletvekili Ömer İzgi ve Ankara Milletvekili Nejat Arseven'in; İstanbul Milletvekili Ziya Aktaş ve 42 Arkadaşının;  Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici'nin ve İzmir Milletvekili Işılay Saygın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S.Sayısı : 527)

2.- Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Kanunu Tasarısı ve Adalet ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/744) (S. Sayısı : 786)

3.- Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/777) (S. Sayısı: 557)

4.- Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850)

 

 

 

VII.- SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, TBMM'de çeşitli statülerde           çalışan personelin özlük haklarına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Ömer İzgi'nin cevabı (7/5888)

2.- Mardin Milletvekili Metin Musaoğlu’nun milletvekili danışmanlarının giyim yardımı almamasının nedenine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Ömer İzgi'nin cevabı (7/6136)

3.- Diyarbakır Milletvekili Osman Aslan'ın, milletvekili danışmanlarının özlük haklarına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Ömer İzgi'nin cevabı (7/6498)

4.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, kaymakam adaylarının eğitim programıyla ilgili basında çıkan haberlere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen'in cevabı (7/6545)

5.- Sivas Milletvekili Abdüllatif Şener'in;

Sivas-Divriği Höbek ve Sivas-Merkez Kurtlapa Jandarma Karakol binası ve tesisleri projelerine,

İlişkin soruları ve İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen'in cevabı (7/6547, 6550)

6.- Sivas Milletvekili Abdüllatif Şener'in;

Sivas İli, Altınyayla, Ulaş, Doğanşar, Akıncılar ve Gölova ilçeleri hükümet konağı projelerine,

İlişkin soruları ve İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen'in cevabı (7/6537, 6549, 6554, 6555, 6560)

7.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, kamu çalışanları arasındaki ücret dengesizliğinin düzeltilmesi çalışmalarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral'ın cevabı (7/6577)

8.- Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın, kaymakam kadrolarına ve kaymakamların kılık-kıyafet yönetmeliğine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen'in cevabı (7/6755)

9.- Kayseri Milletvekili Sadık Yakut'un, İşsizlik Sigortası Fonundan dolarla maaş aldıkları iddia edilen uzmanlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan'ın cevabı (7/6784)

10.- İzmir Milletvekili Rıfat Serdaroğlu'nun, Bolu Tüneli deprem sigorta tazminatına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral'ın cevabı (7/6801)

11.- Sinop Milletvekili Kadir Bozkurt'un, ABD'deki bir üniversitede açılan Kenan Evren kürsüsüne ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'nin cevabı (7/6851)

12.- Giresun Milletvekili Turhan Alçelik'in, SSK Ankara Dışkapı Hastanesinde bir hasta ziyaretiyle ilgili basında çıkan haberlere ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan'ın cevabı (7/6859)

13.- Bitlis Milletvekili Yahya Çevik'in, işsizlik sigortasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan'ın cevabı (7/6871)

14.- İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, Çin Halk Cumhuriyeti'nin Doğu Türkistan'da Uygur Türklerine baskı yaptığı iddiasına ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in cevabı (7/6891)

15.- Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak'ın, M-60 tanklarının modernizasyonu ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun cevabı (7/6893)

16.- Erzurum Milletvekili Aslan Polat'ın, M-60 tanklarının modernizasyonu ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun cevabı (7/6905)

17.- Hatay Milletvekili Mustafa Geçer'in, Dolmabahçe Sarayı ile ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Ömer İzgi'nin cevabı (7/6906)

18.- Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu'nun, Bursa'daki dış kredi kullanılan kamu yatırımlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'nin cevabı (7/6911)

19.- Ankara Milletvekili M.Zeki Çelik'in, İsrail'le yapılan tank modernizasyonu sözleşmesiyle ilgili iddialara ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun cevabı (7/6915)

20.- Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak'ın, ABD'de yayınlanan bir programda ülkemiz aleyhinde sarfedilen sözlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in cevabı (7/6922)

21.- Sivas Milletvekili Musa Demirci'nin, M-60 tanklarının modernizasyonuna ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun cevabı (7/6924)

22.- Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım'ın, akaryakıtın maliyetine ve fiyatlandırılmasına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral'ın cevabı (7/6934)

23.- Erzurum Milletvekili Aslan Polat'ın, medya gruplarının kendi içlerinde uyguladıkları reklam indirimlerine ve sınırlama getirip getirmeyeceğine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral'ın cevabı (7/6943)

24.- Erzurum Milletvekili Aslan Polat'ın, yatırım programlarından çıkarılan projelere ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Osman Durmuş'un cevabı (7/6947)

25.- Ankara Milletvekili M.Zeki Çelik'in, Ermeni Üst Kuruluna ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'nin cevabı (7/6955)

26.- Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda'nın, Nusaybin Gümrük kapısına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler'in cevabı (7/6976)

27.- Ankara Milletvekili M.Zeki Çelik'in;

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı hakkında soruşturma açıldığı iddiasına,

- İstanbul Milletvekili Mustafa Düz'ün;

Muz ithalatındaki kısıtlamaya,

Sivas'ta verilen tarım ve hayvancılık kredilerine ve bazı faaliyetlere,

İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp'in cevabı (7/6953, 6988, 6989)

28.- Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün'ün, MTA Balıkesir Bölge Müdürlüğünün kapatılacağı iddiasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Edip Safder Gaydalı'nın cevabı (7/7004)

29.- Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin Aydın'ın, dövizdeki değer kaybının sebeplerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kemal Derviş'in cevabı (7/7007)

30.- Diyarbakır Milletvekili Sacit Günbey'in, memur emekli aylıklarının ödeme dönemlerine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral'ın cevabı (7/7033)

31.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, turizm seyahat şirketinin hacı adaylarını mağdur ettiği iddiasına ve şirket hakkında herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığına ilişkin Turizm Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı ve Turizm Bakanı vekili Mehmet Keçeciler'in cevabı (7/7061)

32.- Konya Milletvekili Teoman Rıza Güneri'nin, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı bölge müdürlüklerinin kapatılmasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz'ın cevabı (7/7105)

33.- Adana Milletvekili Yakup Budak'ın, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı menşeli vakıflara ve yurtdışında faaliyet gösteren Türk vakıflarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Nejat Arseven'in cevabı (7/7113)

34.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Adıyaman'da yürütülen projelere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Edip Safder Gaydalı'nın cevabı (7/7124)


I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak dört oturum yaptı.

Diyarbakır Milletvekili Sebgetullah Seydaoğlu, RTÜK Yasasına,

Karaman Milletvekili Hasan Çalış, Türk Dili ve Dil Bayramı ile Yunus Emre'yi anma etkinliklerine,

Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Yalçınkaya, Şanlıurfa ve Mardin İllerini kapsayan Köy Hizmetleri 19 uncu Bölge Müdürlüğünün kaldırılmasına,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

Dünya Bankası Parlamenter Ağı Başkanı Bert Koenders'in daveti üzerine, Bern'de yapılacak olan "Açlıkla Mücadelede Parlamenterlerin Rolü" konulu Dünya Bankası Parlamenter Ağı Üçüncü Yıllık Konferansına Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonunu temsilen Eskişehir Milletvekili Süleyman Servet Sazak'ın katılmasının uygun bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Ağrı Milletvekili Musa Konyar'a ait (3/594) esas nolu dosyanın 4614 sayılı Kanun yönünde değerlendirilmek üzere geri verilmesine ilişkin Başbakanlık tezkeresi okundu, Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonda bulunan dosyanın Hükümete geri verildiği bildirildi.

Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya ve 27 arkadaşının, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarının araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/282) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırası geldiğinde yapılacağı,

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri İle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 16 ncı sırasında yer alan 690 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 10 uncu sırasına, 17 nci sırasında yer alan 796 sıra sayılı kanun tasarısının 11 inci sırasına, 18 inci sırasında yer alan 715 sıra sayılı kanun tasarısının 12 nci sırasına, 19 uncu sırasında yer alan 716 sıra sayılı kanun tasarısının 13 üncü sırasına alınmasına; 9 Mayıs 2002 tarihli Gelen Kâğıtlarda yayımlanan 862 sıra sayılı kanun tasarısının 48 saat geçmeden, 14 üncü sırasına, 328 inci sırasında yer alan 858 sıra sayılı kanun tasarısının 15 inci sırasına alınmasına; diğer tasarı ve tekliflerin sıralarının buna göre teselsül ettirilmesine; 319 uncu sırasında yer alan 844 sıra sayılı kanun tasarısının 27 nci sırasına, 238 inci sırasında yer alan 686 sıra sayılı kanun tasarısının 28 inci sırasına, 267 nci sırasında yer alan 750 sıra sayılı kanun tasarısının 29 uncu sırasına, 196 ncı sırasında yer alan 595 sıra sayılı kanun tasarısının 30 uncu sırasına alınmasına; Genel Kurulun 14 Mayıs 2002 Salı, 15 Mayıs 2002 Çarşamba ve 16 Mayıs 2002 Perşembe günleri 15.00 - 19.00, 20.00 - 23.00 saatleri arasında çalışmasına; 14 Mayıs 2002 Salı günü sözlü sorular ile diğer denetim konularının görüşülmemesine ve bu günde de kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine; 14 Mayıs 2002 Salı günü, gündemin 10 uncu sırasına kadar olan kanun tasarı ve tekliflerinin görüşmelerinin saat 23.00'e kadar tamamlanamaması halinde, görüşmelerin bitimine kadar çalışma süresinin uzatılmasına; 15 Mayıs 2002 Çarşamba günü sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin DSP, MHP ve ANAP Gruplarının müşterek önerisinin, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildiği,

Açıklandı.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında bulunan:

TBMM İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu raporunun (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S.Sayısı : 527) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin Komisyon raporu henüz hazırlanmadığından,

Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri (1/744) (S.Sayısı : 786),

Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair (1/777) (S. Sayısı : 557),

Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye İlişkin (1/53) (S.Sayısı: 433),

Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 618 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kuruluş ve Görevleri Hakkında (1/755, 1/689, 2/699) (S. Sayısı : 666),

Türkiye İş Kurumunun Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 617 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Türkiye İş Kurumu (1/754, 1/692) (S.Sayısı : 675),

Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 619 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Aynı Mahiyetteki (1/756, 1/691) (S. Sayısı : 676),

Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının Kurulması ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 616 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Sosyal Sigortalar Kurumu (1/753, 1/690) (S. Sayısı : 685),

Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocukların Silahlı Çatışmalara Dahil Olmaları Konusundaki İhtiyari Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında (1/894) (S. Sayısı: 796),

Avrupa Çevre Ajansına ve Avrupa Bilgi ve Gözlem Ağına Türkiye Cumhuriyetinin Katılımı ile İlgili Olarak Avrupa Topluluğu ve Türkiye Cumhuriyeti Arasında Yapılan Anlaşmanın Kabul Edilmesi ile İlgili Müzakerelerin Nihaî Senedinin ve Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Topluluğu Arasında Türkiye Cumhuriyetinin Avrupa Çevre Ajansı ve Avrupa Bilgi ve Gözlem Ağına Katılımı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair (1/805) (S. Sayısı : 715),

Avrupa Peyzaj Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair (1/853) (S. Sayısı : 716),

Vakıflar Genel Müdürlüğünün Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Vakıflar Genel Müdürlüğünün Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair (1/973, 1/821) (S. Sayısı : 862),

Zorunlu Deprem Sigortası Kanunu Tasarısı ile Zorunlu Deprem Sigortasına Dair 587 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ilişkin (1/782, 1/609) (S. Sayısı : 824),

Özürlüler Hakkında (1/907) (S. Sayısı : 778),

Kanun Tasarılarının,

Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderilen:

Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda (1/878) (S. Sayısı : 850),

23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanunda (1/975) (S. Sayısı : 858),

Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunların,

Görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından, ertelendi.

Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocuk Satışı, Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi ile İlgili İhtiyari Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısının (1/842) (S. Sayısı : 690), görüşmelerini takiben, elektronik cihazla yapılan açık oylamadan  sonra, kabul edildiği ve kanunlaştığı açıklandı.

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/886) (S. Sayısı : 827) maddelerine geçilmesi sırasında istem üzerine elektronik cihazla yapılan yoklamalar sonucunda Genel Kurulda toplantı yetersayısı bulunmadığı anlaşıldığından;

14 Mayıs 2002 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 19.04'te son verildi.

 

 

 

Kamer Genç

 

 

 

Başkanvekili

 

 

Cahit Savaş Yazıcı

 

Şadan Şimşek

 

İstanbul

 

Edirne

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye


                                                                               No. : 138

II. – GELEN KÂĞITLAR

10.5.2002 CUMA

Rapor

1.- Kütahya Milletvekili Emin Karaa'nın, Avukatlık Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi, İzmir Milletvekili Mehmet Özcan'ın, 4667 Sayılı Avukatlık Kanununa Ek Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi, Denizli Milletvekili Salih Erbeyin'in, 1136 Sayılı Avukatlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 2.5.2001 Tarih ve 4667 Sayılı Kanunun 97 nci Maddesine Bir Cümle İlave Edilmesine Dair Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın, Avukatlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Manisa Milletvekili Bülent Arınç'ın, 4667 Sayılı Avukatlık Kanununa Ek Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/950, 2/877, 2/921, 2/928, 2/944) (S. Sayısı : 864) (Dağıtma tarihi : 10.5.2002) (GÜNDEME)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya'nın,  yeşilkart uygulamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7266) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002)

2.- Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya'nın, yurtdışı teşkilâtlarda görevlendirilen personele  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7267) (Başkanlığa geliş tarihi: 8.5.2002)

3.- İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, bir gazetede çıkan, Bosna-Hersek'teki BM görevlileri hakkındaki iddialara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7268) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002)

4.- Kayseri Milletvekili Hamdi Baktır'ın, Sivas-Çetinkaya Beldesinin ilçe yapılması müracaatına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7269) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002)

5.- Mardin Milletvekili Fehim Adak'ın, Mardin-Nusaybin Gümrük Kapısından motorin ithalatının yasaklandığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7270) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002)

6.- Trabzon Milletvekili Şeref Malkoç'un, İstanbul Üniversitesi Rektörünün Trabzon'daki konferanslarında meydana gelen olaylara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7271) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002)

7.-  Trabzon Milletvekili Şeref Malkoç'un, İstanbul Üniversitesi Rektörünün Trabzon'daki konferanslarında meydana gelen olaylara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/7272) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002)

8.- Trabzon Milletvekili Şeref Malkoç'un, İstanbul Üniversitesi Rektörünün Trabzon'daki konferanslarında meydana gelen olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7273) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002)

9.- Hatay Milletvekili Mustafa Geçer'in, Marmara depreminden sonra toplanan vergi ve yardımlarla ilgili iddialara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/7274) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002)

10.- Hatay Milletvekili Mustafa Geçer'in, üniversite sınavı sonucu açıkta kalacak öğrencilerin durumlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7275) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002)

11.- Hatay Milletvekili Mustafa Geçer'in, Hatay İline ayrılan yatırım ödenekleri ile projelere  ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7276) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002)

12.- Hatay Milletvekili Mustafa Geçer'in, Hatay İline ayrılan yatırım ödenekleri ile projelere ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/7277) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002)

13.- Hatay Milletvekili Mustafa Geçer'in, Hatay İline ayrılan yatırım ödenekleri ile projelere ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/7278) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002)

14.- Hatay Milletvekili Mustafa Geçer'in, Hatay İline ayrılan yatırım ödenekleri ile projelere ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7279) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002)

15.- Hatay Milletvekili Mustafa Geçer'in, Hatay İline ayrılan yatırım ödenekleri ile projelere ilişkin Sağlık  Bakanından yazılı soru önergesi (7/7280) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002)

16.- Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz'ın, Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğünde çalışan sözleşmeli personele ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/7281) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002)

17.- Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz'ın, Fen-Edebiyat Fakültesi mezunlarına öğretmenlik hakkı verilip verilmeyeceğine ilişkin Millî Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/7282) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002)

18.- Sakarya Milletvekili Cevat Ayhan'ın, Sakarya İlinde deprem sonrası gelir kaybı ve altyapı hasarına maruz kalan belediyelere yapılan ve yapılacak olan yardımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7283) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002)

                       No. :                           139

13 . 5 . 2002  PAZARTESİ

     Tezkere

1.- Ağrı Milletvekili Musa Konyar'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1071) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002)

Gensoru Önergesi

1.- Saadet Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri Çorum Milletvekili Yasin Hatiboğlu, Konya Milletvekili Veysel Candan ve Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu'nun, tabiî afetler nedeniyle gelir kaybı ve alt yapı hasarına uğrayan belediyelerin belirlenmesinde ve bunlara yapılan yardımlarda yanlı davranarak partizanlık yaptığı ve afetler sonrasında gerekli tedbirleri zamanında almayıp yanlış uygulamalarla tahribatın artmasına neden olduğu iddiasıyla Başbakan Bülent Ecevit ve Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında Anayasanın 99 uncu, İçtüzüğün 106 ncı maddeleri uyarınca bir gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/28) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) (Dağıtma tarihi : 12.5.2002)

Süresi İçinde Cevaplandırılmayan  Yazılı Soru Önergeleri

1.- Bursa  Milletvekili  Oğuz Tezmen'in,  SSK'nın röntgen cihazı ihalesiyle ilgili iddialara ilişkin  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/6534)

2.- Aksaray  Milletvekili  Ramazan Toprak'ın,  Aksaray'da yapımı devam eden Büyükbölcek Sanayi kavşağı üst geçidi inşaatının ihalesine ilişkin  Bayındırlık ve İskân Bakanından  yazılı soru önergesi (7/6540)

3.- Aksaray  Milletvekili  Ramazan Toprak'ın,  azınlıkların çocuklarının dinî eğitimlerine  ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6542)

4.- Aksaray  Milletvekili  Ramazan Toprak'ın,  kapalı okullara  ilişkin  Millî Eğitim  Bakanından  yazılı soru önergesi (7/6544)

5.- Osmaniye Milletvekili  Şükrü Ünal'ın,  bazı okul kütüphanelerindeki dinî kitapların imha edildiği iddiasına ilişkin  Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6562)

6.- Aksaray  Milletvekili  Ramazan Toprak'ın,  bir futbol müsabakasında İstiklal Marşı okunurken polisin bazı seyircilere müdahale ettiği iddiasına  ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6564)

7.- Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas'ın,  Türk Telekom Van İl Müdürlüğündeki norm kadro uygulamasına  ilişkin  Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/6565)

8.- Bolu  Milletvekili  İsmail Alptekin'in,  Sakarya'nın Pamukova İlçesindeki Hakan Uzan İlköğretim Okulunun Sakarya Üniversitesi Rektörlüğüne devrine  ilişkin Millî Eğitim Bakanından  yazılı soru önergesi (7/6571)

9.- Gaziantep  Milletvekili  Nurettin Aktaş'ın,  bazı okul kütüphanelerindeki dinî kitapların imha edildiği iddiasına  ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6582)

10.- Karaman Milletvekili  Zeki Ünal'ın, olası depremlere karşı  alınan  önlemlere ilişkin  Bayındırlık ve İskân  Bakanından  yazılı soru önergesi (7/6584)

11.- Karaman Milletvekili  Zeki Ünal'ın,  Türkiye Jeofizik Kurumu Başkanının deprem konusundaki bir açıklamasına   ilişkin   Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/6585)

12.-  Karaman Milletvekili  Zeki Ünal'ın,  olası depremlere karşı alınan önlemlere   ilişkin  Bayındırlık ve İskân Bakanından  yazılı soru önergesi (7/6586)

13.- Karaman  Milletvekili  Zeki Ünal'ın,  anadolu liseleri ile ilgili bazı iddialara ilişkin  Millî Eğitim  Bakanından  yazılı soru önergesi (7/6593)

14.- Rize  Milletvekili  Ahmet Kabil'in,  belediyelere ödenen vergi gelirlerinden İller Bankasınca yapılan kesintiye  ilişkin  Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/6597)

15.- Hatay  Milletvekili  Mustafa  Geçer'in,   yabancı dil eğitiminin ilköğretim birinci sınıftan itibaren başlayacağı haberlerine ilişkin  Millî Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/6600)

16.- Rize  Milletvekili  Mehmet Bekaroğlu'nun,   KESK Van Şubesi yönetici ve üyelerinin sürgün edildiği iddiasına ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/6601)

17.- Karabük  Milletvekili  Mustafa Eren'in,  Karabük -Eskipazar İlçesinde yüksekokul açılıp açılmayacağına  ilişkin  Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6610)

18.- Antalya   Milletvekili  Mehmet Baysarı'nın,  Finike -Elmalı yolu yapımına  ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/6612)

19.- Diyarbakır  Milletvekili  Abdülbaki Erdoğmuş'un,   bazı üniversite öğrencilerinin eğitim haklarının ellerinden alındığı iddiasına  ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6622)

20.- Sivas  Milletvekili  Musa Demirci'nin,   Sivas havaalanının kapatılmasına ilişkin Ulaştırma  Bakanından  yazılı soru önergesi (7/6623)

21.- Sakarya Milletvekili Nezir Aydın'ın, Şubat 2001-2002  yılları arası İller Bankasınca belediyelere ayrılan ödeneklere ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/6629)

22.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, imam-hatip liselerindeki başörtüsü yasağına ve polisin yaptığı müdahaleye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6640)

23.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, imam-hatip liselerindeki başörtüsü yasağına ve polisin yaptığı müdahaleye ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6641)

24.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, çocukların ve gençlerin zararlı alışkanlıklardan korunması için yapılan çalışmalara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6642)

25.- Adıyaman  Milletvekili Mahmut Göksu'nun,  bazı okul kütüphanelerindeki kitap imhası iddialarına ve  tavsiye edilen kitaplara  ilişkin Millî Eğitim   Bakanından yazılı soru önergesi (7/6649)

26.- Adıyaman  Milletvekili  Mahmut Göksu'nun,   İstanbul'da imam hatip lisesi öğrenci ve velilerine yapılan polis müdahalesine   ilişkin  İçişleri Bakanından  yazılı soru önergesi (7/6653)

27.- Karaman  Milletvekili  Zeki Ünal'ın,  imam-hatip liselerindeki başörtüsü yasağı uygulamalarına ve yapılan polis müdahalesine  ilişkin  İçişleri  Bakanından  yazılı soru önergesi (7/6654)

28.- Şanlıurfa Milletvekili  Mustafa Niyazi Yanmaz'ın,   emniyet görevlilerinin davranışlarına ilişkin  İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6660)

29.- Konya  Milletvekili  Lütfi  Yalman'ın,   radyoterapi merkezlerine  ilişkin  Sağlık  Bakanından yazılı soru önergesi (7/6669)

30.- Konya  Milletvekili  Lütfi Yalman'ın,   bazı okul kütüphanelerindeki dinî kitapların imha edildiği iddiasına    ilişkin   Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6670)

31.- Sakarya  Milletvekili  Osman Fevzi Zihnioğlu'nun,  57 nci Hükümet döneminde yapılan yolsuzluk operasyonlarına   ilişkin    İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6674)

32.- Konya  Milletvekili  Hüseyin Arı'nın,  kırmızı bültenle aranan bir şahsın Türkiye'ye getirilememesinin nedenine  ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6676)

33.- Adıyaman  Milletvekili   Mahmut Göksu'nun,  imam hatip lisesi öğrencilerine polisin  yaptığı müdahaleye  ilişkin  Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Devlet Bahçeli ) yazılı soru önergesi (7/6678)

34.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Yenimahalle İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6679)

35.-  Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Şereflikoçhisar İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6680)

36.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Sincan İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6681)

37.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara- Polatlı İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6682)

38.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Nallıhan İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6683)

39.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Mamak İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6684)

40.-Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Kızılcahamam İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6685)

41.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Keçiören İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6686)

42.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Kazan İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6687)

43.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Kalecik İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6688)

44.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Haymana İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6689)

45.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Güdül İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6690)

46.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Gölbaşı  İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6691)

47.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Evren İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6692)

48.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Etimesgut  İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6693)

49.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Elmadağ İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6694)

50.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Çubuk İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6695)

51.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Çankaya İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6696)

52.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Çamlıdere İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6697)

53.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Beypazarı İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6698)

54.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Bala İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6699)

55.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Ayaş İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6700)

56.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Altındağ İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6701)

57.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Akyurt İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6702)

58.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara ve ilçelerindeki sivil savunma birimleri ve hizmetlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6729)

59.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara ve ilçelerinde İller Bankası kanalıyla yapılan yatırımlara ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/6732)

60.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, bir üniversite öğretim üyesinin üniversiteden ilişiğinin kesilmesinin nedenine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6741)

61.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, bir üniversite öğretim üyesinin disiplin cezası alıp almadığına ilişkin  Millî Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/6742)

62.- Ankara  Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Moon tarikatının Türkiye'deki faaliyetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6743)

63.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, bazı imam hatip okullarında öğrencilerin eğitim haklarının ellerinden alındığı iddialarına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Devlet Bahçeli) yazılı soru önergesi (7/6744)

64.- Bitlis Milletvekili Yahya Çevik'in, Bitlis'in afete maruz kalan bazı köylerine yapılacak yardımlara ilişkin Bayındırlık ve İskân  Bakanından yazılı soru önergesi (7/6746)

65.- Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz'ın, bazı üniversite kütüphanelerinin ücretli hizmet verdiği iddiasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6748)

66.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, hacı adaylarının bazı turizm şirketlerince mağdur edilmelerine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (H.Hüsamettin Özkan) yazılı soru önergesi (7/6751)

67.- Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın, Şanlıurfa - Halfeti İlçesi Bozyazı Köyünün derslik ihtiyacına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6756)

68.- Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın, Şanlıurfa-Halfeti İlçesi Bozyazı Köyünün telefon şebekesi ihtiyacına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/6757)

69.- Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın, Şanlıurfa-Halfeti İlçesinin okul ihtiyacına ilişkin Millî Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/6760)

70.- Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın, Şanlıurfa-Halfeti İlçesi Argıl Beldesi'nin lise binası ihtiyacına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6761)

71.- Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın, Şanlıurfa-Halfeti İlçesi'nin cami ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (H.Hüsamettin Özkan) yazılı soru önergesi (7/6762)

72.- Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın, camilerdeki kadro durumuna ilişkin Devlet bakanı ve Başbakan Yardımcısından (H.Hüsamettin Özkan) yazılı soru önergesi (7/6763)

73.- Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak'ın, terörle mücadelede görev alan emniyet personelinin rehabilitasyonuna ilişkin  İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6773)

74.- Konya Milletvekili Remzi Çetin'in, Üsküdar Emniyet Amirliği polislerinin öğrencilere yaptığı müdahaleye ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/6774)

75.- Afyon Milletvekili Sait Açba'nın, son Afyon depreminin verdiği zararlara ve deprem sonrasında yapılan çalışma ve yardımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6775)

76.-Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, KİT'ler ve bağlı kuruluşların özelleştirilmesine ve personeline ilişkin Devlet Bakanından (Yılmaz Karakoyunlu) yazılı soru önergesi (7/6776)

77.- Aksaray Milletvekili Ramazan  Toprak'ın, imam hatip lisesi öğrencilerine yapılan polis müdahalesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6780)

78.- Kayseri Milletvekili Sadık Yakut'un, bir belediye başkanı hakkındaki yolsuzluk iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6786)

79.- Hatay  Milletvekili Mustafa Geçer'in, tüketiciyi koruma amaçlı kurulan bir dernekle ilgili iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6792)

80.- Afyon Milletvekili İsmet Attila'nın, Afyon depremi sonrası belediyelere yapılacak yardımın geciktiği iddiasına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6797)

81.- Trabzon Milletvekili Şeref Molkoç'un, KTÜ Farabi Hastanesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6800)

82.- Niğde Milletvekili Doğan Baran'ın, Yalova Termal Kaplıcalarının TÜRKSEV'e devredildiği iddialarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/6804)

83.- Niğde Milletvekili Doğan Baran'ın, TÜRKSEV ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6805)

84.- Karaman  Milletvekili Zeki Ünal'ın, çocukların ve gençlerin kötü alışkanlıklardan korunmalarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6813)

85.- Erzurum Milletvekili Aslan  Polat'ın, Hazinenin özel sektör kuruluşlarına devrettiği yurtdışı kredilerine ilişkin Devlet Bakanından (Kemal  Derviş) yazılı soru önergesi (7/6818)

86.- Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz'ın, öğrenci harçlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6819)

87.- Niğde Milletvekili Doğan Baran'ın, TÜRKSEV ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6821)

88.- Niğde Milletvekili Doğan Baran'ın,  sağlık  meslek liselerinde okutulan kitaplara ve giriş sınavlarına ilişkin  Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6822)

89.- Sakarya  Milletvekili Osman Fevzi Zihnioğlu'nun, Kırşehir Belediyesine 1994-1999 yılları arasında ödeme yapılmadığı iddiasına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/6823)

90.- Samsun Milletvekili Vedat Çınaroğlu'nun, Eğitim-Sen Samsun Şubesinin genel kurul toplantısına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6825)

91.- Diyarbakır Milletvekili Abdülbaki Erdoğmuş'un, üniversitelerdeki kadro tahsislerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6828)

92.- Sivas Milletvekili Abdüllatif Şener'in, Cumhuriyet Üniversitesi Kampus Altyapı Projesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6837) 

93.- Sivas Milletvekili  Abdüllatif Şener'in, Cumhuriyet Üniversitesi lojman ve sosyal tesis projesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6844)

94.- Ankara Milletvekili Eyyüp Sanay'ın, Eryaman toplu konutlarındaki okulların yakıt aidatlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6849)

                                         No. : 140

14 . 5 . 2002  SALI

Tasarılar

1.- Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun Tasarısı (1/980) (Plan ve Bütçe ve Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.2002)

2.- Sosyal Sigortalar Kanunu, Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu, Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/981) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.2002)

Teklif

1.- Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya'nın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesine İlişkin İçtüzük Teklifi (2/971) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.2002)

Raporlar

1.- Gümrük Müsteşarlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında 485 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Gümrük Müsteşarlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesine Dair 541 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/209, 1/228) (S. Sayısı: 861) (Dağıtma tarihi : 14.5.2002) (GÜNDEME)

2.- İçel Milletvekili Akif Serin'in, Türkiye Gümrük Müşavirleri Odaları Birliği Kanunu Teklifi, Gümrük Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül'ün, Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/938, 2/441, 2/801, 2/821) (S. Sayısı: 863) (Dağıtma tarihi : 14.5.2002) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergesi

1.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, sperm bankası kurulması girişimine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1843) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Karabük Milletvekili Mustafa Eren'in, yaş meyve ve sebze üretiminde hormon kullanıldığı iddiasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7284) (Başkanlığa geliş ta-rihi : 9.5.2002)

2.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, 23 Nisan Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramında çocuklara  dağıtılan bir kitaba ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/7285) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

3.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, TBMM'nin çeşitli yasama çalışmalarına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/7286) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

4.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop İlindeki ürün araştırma ve yayın projelerine  ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7287) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

5.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop İlindeki hayvancılığın geliştirilmesi çalışmalarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7288) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

6.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere  ilişkin Ulaştırma  Bakanından yazılı soru önergesi (7/7289) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.5.2002)

7.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere  ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/7290) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.5.2002)

8.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop İlinde uygulanan projelere  ilişkin Orman  Bakanından yazılı soru önergesi (7/7291) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.5.2002)

9.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop İlinde orta öğretim kurumlarındaki öğretmen sayısına ve ihtiyacına  ilişkin Millî Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/7292) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

10.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop İlindeki taşımalı eğitime, okulların bilgisayar ve yabancı dil öğretmeni ihtiyacına ilişkin Millî Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/7293) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

11.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere ve kesintisiz eğitime yapılan katkılara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7294) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

12.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere ve belediyelere gönderilen ödeneklere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/7295) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

13.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere  ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/7296) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.5.2002)

14.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere  ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/7297) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

15.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere ilişkin Devlet  Bakanından (Nejat Arseven) yazılı soru önergesi (7/7298) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

16.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere  ilişkin Devlet  Bakanından (Ramazan Mirzaoğlu) yazılı soru önergesi (7/7299) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

17.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere  ilişkin Devlet  Bakanından (Hasan Gemici) yazılı soru önergesi (7/7300) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

18.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere  ilişkin Devlet  Bakanından (Fikret Ünlü) yazılı soru önergesi (7/7301) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

19.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere  ilişkin Devlet  Bakanından (Edip Safder Gaydalı) yazılı soru önergesi (7/7302) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

20.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop İlinde yürütülen bazı projelere  ilişkin Devlet  Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/7303) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

21.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop ve çevresindeki tarihî vakıf eserlerine ilişkin Devlet  Bakanından (Nejat Arseven) yazılı soru önergesi (7/7304) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

22.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop İlindeki tapu ve kadastro projelerine ilişkin Devlet  Bakanından (Şuayip Üşenmez) yazılı soru önergesi (7/7305) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

23.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere  ilişkin Devlet  Bakanından (Mehmet Keçeciler) yazılı soru önergesi (7/7306) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

24.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere  ilişkin Adalet  Bakanından yazılı soru önergesi (7/7307) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

25.- Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın, Erzincan-Kemah-Oğuz Köyünün yoluna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7308) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

26.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, İller Bankası Bölge Müdürlüğünün  Sinop İlinde programa aldığı işlere ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/7309) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

27.- Şanlıurfa  Milletvekili Yahya Akman'ın, Devlet memurluğu sınavına katılıma ve sonuçlarına ilişkin Devlet Bakanından (Recep Önal) yazılı soru önergesi (7/7310) (Başkanlığa geliş ta-rihi : 9.5.2002)

28.- Şanlıurfa  Milletvekili Yahya Akman'ın, lisansüstü eğitim sınavına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru  önergesi (7/7311) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

29.- Konya Milletvekili Özkan Öksüz'ün, bölge müdürlüklerinin kapatılması kararına ilişkin Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/7312) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

30.- Konya Milletvekili Özkan Öksüz'ün, misyonerlik faaliyetlerine ve Mevlâna aleyhindeki iddialara karşı ne gibi çalışmalar yürütüldüğüne  ilişkin Kültür  Bakanından yazılı soru önergesi (7/7313) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

31.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop İlinde afet bölgesi ilan edilen yer olup olmadığına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/7314) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

32.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop İlinde Ziraat Bankasından alınan tarımsal kredilere  ilişkin Devlet  Bakanından (Kemal Derviş) yazılı soru önergesi (7/7315) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

33.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Ağrı İlinde Ziraat Bankasından alınan tarımsal kredilere ilişkin Devlet Bakanından (Kemal Derviş) yazılı soru önergesi (7/7316) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

34.- İstanbul Milletvekili Mustafa Baş'ın, TRT'deki yeniden yapılanma çalışmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7317) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

35.- İstanbul Milletvekili Hüseyin Kansu'nun, üniversite döner sermayelerinden SHÇEK'e ayrılması gereken paylara ilişkin Devlet Bakanından (Hasan Gemici) yazılı soru önergesi (7/7318) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

36.- Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya'nın, Samsun-Kavak Orman İşletmesi bünyesinde açılan soruşturmaya ilişkin Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/7319) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

37.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, TPAO'ya geçici işçi çalıştırma yetkisi verilmediği iddiasına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı  soru önergesi (7/7320) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

38 .- Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, Ziraat Bankasının Karaman-Sarıveliler-Göktepe Şubesinin tekrar açılıp açılmayacağına ilişkin Devlet Bakanından (Kemal Derviş) yazılı  soru önergesi (7/7321) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

39.- İstanbul Milletvekili Mustafa Baş'ın, İstanbul-Beyoğlu-Hacı Ahmet Mahallesindeki bir inşaata  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7322) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

40.- İstanbul Milletvekili Mustafa Baş'ın, İstanbul-Beyoğlu-Hacı Ahmet Mahallesindeki bir alana ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/7323) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

41.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop İlindeki tarımsal projelere ve doğrudan gelir desteği ödemelerine  ilişkin Tarım ve Köyişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/7324) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

42.-  Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop İlinde yürütülen projelere ilişkin Turizm  Bakanından yazılı soru önergesi (7/7325) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

43.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop İlinin sağlık elemanı ihtiyacı olup olmadığına ve yatırımlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/7326) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

44.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop İlindeki bazı köy hizmetlerine  ilişkin Devlet  Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/7327) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

45.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, bir gazetede çıkan yeşil kart alamayan bir şahsın yetersiz beslenmeden ölen bebeği hakkındaki habere  ilişkin Devlet Bakanından (Hasan Gemici) yazılı  soru önergesi (7/7328) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

46.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, bankacılık sektöründeki yolsuzluk iddialarına   ilişkin Devlet Bakanından (Kemal Derviş) yazılı  soru önergesi (7/7329) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

47.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, Radyo Televizyon Kuruluşu ve  Yayınları Hakkındaki Kanunda yapılmak istenen değişikliklere  ilişkin Devlet Bakanından (Yılmaz Karakoyunlu) yazılı  soru önergesi (7/7330) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

48.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, Kültür Merkezi projelerine ve yapılan atamalara  ilişkin Kültür  Bakanından yazılı  soru önergesi (7/7331) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

49.- Gaziantep Milletvekili Nurettin Aktaş'ın, Habur ve Karkamış  gümrük kapılarından yapılan sınır ticaretine ilişkin Devlet Bakanından (Tunca Toskay) yazılı soru önergesi (7/7332) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)

50.-  Gaziantep Milletvekili Nurettin Aktaş'ın, Gaziantep-Nizip Organize Sanayi Sitesi Projesine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/7333) (Başkanlığa geliş ta-rihi : 9.5.2002)

Meclis Araştırması Önergesi

1.- Kayseri Milletvekili Salih Kapusuz ve 20 arkadaşının, turizm sektörünün sorunlarının araştırılarak turizm potansiyelinin etkin değerlendirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/283) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002)


BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

14 Mayıs 2002 Salı

BAŞKAN : Başkanvekili Yüksel YALOVA

KÂTİP ÜYELER : Levent MISTIKOĞLU(Hatay), Kemal ALBAYRAK(Kırıkkale)

 

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 99 uncu Birleşimini açıyorum.

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, yoklama yapmanızı talep ediyoruz.

III. – Y O K L A M A

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerinse yoklama pusulalarını teknik personel aracılığıyla 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.

Gündemdışı ilk söz, Türk musikisiyle ilgili söz isteyen Sıvas Milletvekilli Abdüllatif Şener'e aittir.

Buyurun Sayın Şener. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Sivas Milletvekili Abdüllatif Şener'in, Türk musikisine ilişkin gündemdışı konuşması

ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi sımsıcak duygularla selamlıyorum.

Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk musikisini Batı formlarıyla dünyaya tanıtma hedefine ulaşmaya çalışıyoruz. Üç çeyrek asırdır millet olarak büyük çabalar harcadık; orkestralar, konservatuar, korolar ve daha niceleri...

Çok değerli sanatçılar yetiştirdik, çok nadide eserler verdik. Tüm musiki ustalarımıza sonsuz şükranlarımı sunuyorum; ama, Batı dünyası eserlerimizin basım ve yayımına yönelmemiştir; çünkü, musikimizde kendi kalıplarını bulamamıştır. Türk musikisi tek seslidir. Klasik Batı ise, aslında, ne orkestradır ne de çok sesliliktir. Klasik Batı müziğinin temeli majör ve minör dizilerdir. Bu ince farkı Türk musikisinin ruhu ile kaynaştıran nice eserlerin kaynağı Muhammed Lütfi Efendi, yani Alvarlı Mehmet olmuştur; ama, eserleri henüz albüm haline bile getirilememiştir. Bu eserlerin derleyicisi Raci Alkır ise, 120 000 000 lira Bağ-Kur maaşı ile yaşam mücadelesi vermektedir.

Bakınız, elimde bir CD var,yepyeni, Nisan 2002 tarihli, üzerinde İtalyanca yazılar ve Alvarlı Mehmet ismi yer alıyor; ölümünden kırkaltı yıl sonra...

Bu CD'deki musiki ziyafeti, Alvarlı Mehmet'in majör,minör, polifoni ve oda müziği; yani, trio veya kuartet sistemiyle icra edilen "Bayram ol, Bayram ola" bölümüyle başlıyor. Sonra üç sesli (polifonik) majör minör bölümle zirve yapıyor Hüseyni-Uşşak ve Rast eserlerle son buluyor.

Defalarca dinledim, dinlettim, tek kelimeyle muhteşem...

Üzerinde "ÇESAV" mührü bulunan ve henüz piyasaya sürülmemiş olan bu CD'deki parçalar, Vatikan'da geçen ay yapılan bir toplantıda çalınmış, zevkle dinlenilmiştir. Bu güzelliklere emeği geçen tüm gönül dostlarına teşekkürlerimi sunuyorum.

11 Eylüldeki menfur saldırılardan sonra, medeniyetler çatışmasının dünyayı felakete sürükleyeceğini, dinlerarası diyalogun yalnızca din adamlarına bırakılamayacağını, siyasetin konuya ağırlığını koyması gerektiğini 28.12.2001 günkü basın toplantımda ilk kez ben dile getirmiştim. Daha sonra, Dışişleri Bakanlığımızın Avrupa Birliği ile İslam Konferansı Teşkilatını İstanbul'da bir araya getirmesini de sevinçle karşılamıştım.

Şimdi görüyorum ki, Alvarlı Mehmet, gönül zenginliğiyle Müslüman-Hıristiyan diyalogunun en güzel zeminini bize hediye etmiştir.

Alvarlı Mehmet'teki bu zenginliği anlayamadığımızı kimse söyleyemez. Bunu millet olarak yüreğimizde hissediyoruz. Çeşitliliklerimizin zenginlik olduğuna inanıyoruz. Çeşitliliğimiz, üretkenliğimizdir, uluslararası camiada var olma çabalarımızın temel dayanağıdır. Bu bakımdan, Turizm Bakanlığımızın bu kulvarda yepyeni ufuklara büyük açılımlar sağlamasını beklemekte olduğumuzu ifade etmek istiyorum. 

Gelin, bugün, Alvarlı Mehmet'in manevî dünyasının esintileriyle bir milat başlatalım; farklılıklarımızı sevelim, Alvarlı Mehmet'in farklı dünyalarda kurduğu diyaloğu ülkemizde inşa edelim.

Bu vesileyle, Alvarlı Mehmet'i bana tanıtan usta kanuncu Dr. Mustafa Erdoğan Sürat Beye ve İbrahim Özdoğan Beye buradan teşekkürlerimi sunuyorum.

Bu arada, Sayın Kültür Bakanımızdan iki talebim vardır:

Birincisi, derlemeleri yapılmış; ama, dağınık halde bulunan çok sayıda musiki eserimiz vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN- Buyurunuz.

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla)- Bu eserlerimizin albüm haline getirilmesini Sayın Kültür Bakanımızdan talep ediyorum.

İkincisi; pek çok eserin derleyici Sayın Raci Alkır, bugün maddî ve manevî olarak ödüllendirilmeye hak kazanmıştır; kendisine sahip çıkılmasını talep ediyorum.

Sanata ve çeşitliliğimize duyacağımız ilgi, vereceğimiz değer, uluslararası rekabetin korkunç dişlileri arasında millet olarak saygın bir yer edinmemizi sağlayacak en büyük güç olacaktır.

14 Mayıs günü ilk demokratik seçimlerle çokpartili hayatın Meclise yansıdığı bir günün yıldönümünde, bu duygularla, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti, MHP, ANAP, DYP ve SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Çok teşekkür ediyorum Sayın Şener.

Gündemdışı ikinci söz, Dil Bayramı ve Türkçenin sorunları hakkında söz isteyen, Denizli Milletvekili Beyhan Aslan'a aittir.

Buyurun Sayın Aslan. (ANAP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

2.- Denizli Milletvekili Beyhan Aslan'ın, Dil Bayramı ve Türkçenin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması

BEYHAN ASLAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu hafta, aynı zamanda Gençlik Haftası. Bugünün büyükleri olarak gençlere, zihinlerini ideolojik sloganlara hapsetmek yerine, daha çok gayret, daha kuvvetli kişilik, daha sağlam irade ve karakter, daha çok vatan sevgisi, daha çok bilgi ve düşünce yaratılması konusunda arzımı belirtiyor ve Gençlik Bayramının, gençlerimize ve Türk Milletine hayırlı olmasını diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşma dili olarak en az 3 000 yıllık, yazı dili olarak da 1 400 yıllık tarihî geçmişi olan Türk Dili, Karamanoğlu Mehmet Beyin fermanıyla 1277 senesinde, Anadolu topraklarına diktiği fidan, köklü bir çınar ağacı olarak günümüze erişmiştir.

Alman asıllı Rus Türkolog Wilhelm Radloff, dünya dilleri arasında Türk Dili kadar geniş alana yayılmış bir başka dilin olmadığını belirtir. 11 000 kilometrekarelik bir alanda, yaklaşık 250 000 000 kişi Türkçe konuşur ve konuşulan diller arasında Türkçe, en çok konuşulan beşinci dildir.

Bilim dilinin Arapça, edebiyat dilinin Farsça olduğu bir dönemde Türkçe ihmale uğramış, Arapça ve Farsçanın egemenliğinin sürdüğü bir dönemde Karamanoğlu Mehmet Bey "bugünden sonra Divanda, dergâhta, bargâhta, Mecliste Türkçeden başka bir dil kullanılmayacaktır" buyruğunu vermiştir. Bu buyruk, Türk Dili için bir dönüm noktası olmuştur. Ne yazık ki, 15 inci Yüzyıldan sonra Arapça ve Farsça bilim ve edebiyat dili olarak yeniden ağırlık kazanmaya başlamıştır.

Değerli milletvekilleri, yabancı dil öğrenmek, küreselleşen dünyamızda, Avrupa Birliği kapısındaki Türkiye'de kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Keşke, her insanımız bir ya da birkaç yabancı dil öğrense; ancak, Türkçeyi öğrenmek, doğru yazıp,  doğru konuşmak hayatî bir zarurettir; bunun bilincinde olmak, hepimizin görevidir. Hep birlikte Türkçemize sahip çıkalım, bilişim çağında, gelecek kuşaklara, Türke yaraşır Türkçeyi bırakalım.

Türkiyemize hizmet eden Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından dikilen fidanın çınar olmasında, çınarın başının bulutlara değmesinde, köklerinin derinliklere inmesinde, gövdesinin genişlemesinde katkı bulunan Kaşgarlı Mahmut'u, Karamanoğlu Mehmet Beyi, Yusuf Hashacib'i, Yunus Emre'yi, Hacı Bektaş'ı, Fuzulî'yi, Karacaoğlan'ı, Ziya Gökalp'i, Ömer Seyfettin'i, Orhan Veli'yi rahmetle anıyorum.

Yine, Asaf Halet Çelebi'nin Türkçeyle ilgili olarak yazdığı "İstanbulumun Dili" isimli şiirinden bir dörtlükle konuşmama son veriyorum: "...İstanbulumun efendisi/ Hanımefendisi/Sokaklarımın bekçisi/ Yoğurtçusu, balıkçısı/ Can dilimi konuşanım/Canım benim..."

Güzel Türkçem, seni saygıyla selamlıyorum.

Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Aslan.

Gündemdışı üçüncü söz, Eskişehir'in sorunları hakkında söz isteyen Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım'a aittir.

Buyurun Sayın Yıldırım.

Süreniz 5 dakikadır.

3.- Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım'ın, Eskişehir'in sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması

MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Eskişehir'in konumu ve sorunları hakkında gündemdışı söz almış bulunuyorum. Yüce Heyetinizi ve televizyonları başında bizi izleyen aziz halkımızı, demokrat ve saygıdeğer Eskişehirli hemşerilerimi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan evvel, bugün, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günüdür. Öncelikle, tüm çiftçilerimizin Dünya Çiftçiler Gününü kutluyorum; tabiî, ülkemizde çiftçi kaldıysa diyorum.

Ayrıca, bugün, ülkemiz için çok önemli, müstesna bir gündür. 14 Mayıs 1950 tarihi, Demokrat Partinin iktidar olduğu gündür; yani, çokpartili devreye geçişin ilk günüdür, demokrasinin zaferidir, millî iradenin hâkim olduğu gündür. Ben, bu vesileyle, Yüce Türk Milletinin demokrasi bayramını kutluyorum; ülkemizde tam demokrasinin zafere ulaşmasını ve hâkimiyetin kayıtsız şartsız milletin olmasını diliyorum.

Değerli milletvekilleri, Eskişehir, İç Anadolu'nun incisi; tarımı, kültürü, eğitimi, turizmi, iki üniversitesi, sanayii ve KOBİ'leriyle büyük bir sanayi ve istihdam şehrimizdi; ama, maalesef, bugün gelinen durumda ise, Eskişehir, son üç yıldır küçülüyor, sahip olduğu değerleri alınıyor, yok ediliyor ve gün geçtikçe geriye gidiyor. Söyleyiniz, siz, Eskişehir'e hangi hizmeti yaptınız? Bir tane eserinizi gösteriniz? Atatürk'ün ve evvelki iktidarların yaptığı eserleri yok ediyorsunuz. Peki, öyleyse, siz ne yapmak istiyorsunuz benim memleketime? Eskişehir düşmanlığının sebebi nedir? Ülkeyi küçülttüğünüz ve yoksullaştırdığınız gibi, şimdi de illere ve ilçelere mi başladınız?!. Yaptığınız yanlıştır.

Öyleyse, gelin, isterseniz, Eskişehir'in son üç yılda yitirdiklerine birlikte bakalım:

Eskişehir'in bağrından çıkan Esbankı, içi boşaltılmadığı halde sebepsiz yere kapattınız; binlerce Eskişehirliye ekmek veren şirketleri yok ettiniz; insanları işsiz ve aşsız bıraktınız; "özelleştirme" adı altında, Eskişehir'in hakkıyla sahip olduğu Et ve Balık Kurumunu elinden aldınız; hayvancılığı ve besiciliği öldürdünüz; insanları işsiz ve aşsız bıraktınız.

Eskişehir'de tarımı yok ettiniz; çiftçiyi perişan ettiniz, borç batağına gömdünüz, hapishanelere koydunuz, kahvehaneye çıkamaz hale getirdiniz. Pancar çiftçisi ise can çekişiyor; zor şartlarda ürettiği pancarı, elinden, maliyetinin altındaki fiyatla aldınız, kota çıkararak pancar ekimini önlediniz. Hatta, yıllardır verilen, kanunî hakkı olan pancar şeker oranları primlerini de kaldırdınız. Şimdi de, hububat alım merkezleri olan ofisleri kapatma hazırlığı içindesiniz. Bu çiftçi düşmanlığının sebebi nedir? Şunu iyi bilin ki, çiftçi sizden hesap soracaktır.

Sayın hükümet, siz, esnafın, KOBİ'lerin ve sanayicinin durumunu çok mu iyi zannediyorsunuz? Yüzde 50'si işyerini kapattı, borç içinde ya iflas etti ya intihar etti veya kafayı bozdu, aileler yıkıldı. Günlerce iş bekleyen kamyoncu ve şoför esnafını bitirdiniz. Ya 70-80 000 işçi emeklisinin hali ise içler acısı. Pazar yerlerinde, artık sebze ile çürümüş meyve topluyorlar. İşte, sizin idare ettiğiniz ülkenin durumu bu; bununla gurur duyun diyorum!

Peki, esnaf, KOBİ, sanayi ve üniversite şehri olan Eşkişehir'de, Eskişehir-İstanbul arası, haftada üç gün karşılıklı sefer yapan Eskişehir Ekspresine ne yaptınız? Yine, Eskişehir'e darbe vurdunuz. Ben, diyorum ki, gelin, üç gün değil, bu tren seferini beş güne çıkarın ve bir de öyle deneyin.

Peki, basından öğrendiğimize göre, Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü ile Devlet Su İşleri 3 üncü Bölge Müdürlüğünü ne yapıyorsunuz? Kapatmada kararlı iseniz, vazgeçin; çünkü, bunlar, elli sene evvel açılmış, halkın değerleridir; bu eserlere, halk, mutlaka sahip çıkacaktır.

Ya Köy Hizmetleri Bölge Müdürlüğüne ne diyorsunuz; neden kapatıyorsunuz? Eskişehir'in köylerine, beldelerine devlet hizmeti nasıl gidecektir?

Peki, sayın hükümet, Eskişehir merkezinde, Mihallıçcık İlçesinde, Mahmudiye'de, Kaymaz'da ve ülkenin hazinesi olan bor madeninin merkezi olan Seyitgazi-Kırka'da kaldırdığınız banka şubelerine ne diyeceksiniz? Siz, kasabalarda, ilçelerde ve ilde banka şubelerini kaldırırsanız o bölgede ekonomi kalır mı?!. Söyleyin, kalır mı?!.

Sayın Hükümet; buradan, Eskişehir halkı adına diyorum ki, gelin, Eskişehir halkının sesini ve ıstırabını duyun. Yeter artık! Kaybeden hep Eskişehir oluyor; kaybeden, ülke oluyor; kaybeden, ülke insanı oluyor; ama, göreceksiniz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET SADRİ YILDIRIM (Devamla) - Sayın Başkan, 1 dakika içinde tamamlıyorum.

BAŞKAN - Lütfen, sonuçlandırınız.

MEHMET SADRİ YILDIRIM (Devamla) - ...bundan sonra Eskişehir ve Eskişehir halkı kazanacak; kaybeden, hükümet ve iktidar partileri olacaktır.

Size bir defa daha, halk adına sesleniyorum: Eskişehir-İstanbul Ekspresini kaldırmayın; hatta, beş güne çıkarın. Eskişehir'de bölge müdürlüklerini kapamayın.

Eskişehir halkı adına çare bulmanızı ve bu haksızlığı gidermenizi diliyor, Yüce Heyetinize, canımdan çok sevdiğim Eskişehir halkına sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (DYP sıralarından kalkışlar)

BAŞKAN - Çok teşekkürler Sayın Yıldırım.

Bugün, aynı zamanda, Dünya Eczacılar günü; Çiftçiler Günüyle birlikte biz de eczacılarımızın bugününü kutluyoruz.

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) - Sayın Başkan...

İBRAHİM YAŞAR DEDELEK (Eskişehir)- Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN -Sayın Enginyurt, bir şey mi istiyorsunuz?

CEMAL ENGİNYURT (Ordu)- Bir açıklamam olacak Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun.

CEMAL ENGİNYURT (Ordu)- Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Böylesi anlamlı bir günde, özellikle dün İsveç'te meydana gelen, bir haritada "Kürdistan bölgesi"diye gösterilen ve İsveç'teki büyükelçinin de buna kayıtsız kalması karşısında bu durumu şiddetle protesto ediyorum. Bunun İsveç hükümeti nezdinde değerlendirilmesini, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin gerekli tepkiyi koymasını ve bu İsveç'teki büyükelçi hakkında da gerekli soruşturmanın yapılmasını talep ediyor, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Enginyurt; duyarlılığınıza da teşekkür ederim ayrıca.

Buyurun Sayın Dedelek.

İBRAHİM YAŞAR DEDELEK (Eskişehir)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul-Ankara-İzmir üçgeni içinde yer alan Eskişehir İli, bir bütün olarak, sınaî, ticarî, sosyal, kültürel gelişmişliğiyle Türkiye'nin belli başlı odaklarından biridir. Bu üçgen içerisinde yer alan diğer il ve ilçelerden bazıları, ekonomik ve sosyal gelişmişlik açısından Türkiye ortalamasının altında kalsa da, genel olarak Eskişehir, homojen bir nitelik sergilemekte ve bölgeiçi homojenleşme eğilimleri artmaktadır.

Devlet Planlama Teşkilatı verilerine göre, Eskişehir İli sosyal, ekonomik gelişmişlik sırasına göre, 1996'da 76 il arasında 6 ncı sırada yer almıştır. Merkez İlçesi ise, 858 ilçe içerisinde 5'inci sırada yer almıştır, şu anda da, ilk 10'un içerisinde görülmektedir.

Eskişehir, iki üniversitesi olan dördüncü kenttir; Anadolu ve Osman Gazi Üniversitelerinde, toplam 30 000 civarında öğrenci okumaktadır, bunun dörtte 3'ü de yabancı öğrencidir. Bu sayı, Eskişehir'de hizmet sektörünün hızla gelişmesini sağlamıştır.

Okuma oranında Türkiye üçüncüsü olan ilimiz, kadın okuma yazma oranında Türkiye ikincisi durumundadır.

Doğalgaz kullanımında, gerek şehir merkezi ve gerekse organize sanayi bölgesi olarak dördüncü kent durumundadır.

Şimdi, bunları niçin söylüyorum? Eskişehirimizin, Devlet Planlama Teşkilatı sıralamasında ilk 10'u almasına rağmen, Sayın Sadri Yıldırım'ın, sadece kendi siyasetini icra etmek amacıyla, Eskişehir'i, çok geri kalmış bir kent hüviyetinde göstermesini de, burada, açıkça, abesle iştigal olarak kabul ediyorum. İnanıyorum ki, onlarla birlikte diğer milletvekili arkadaşlarımızla da, büyük Eskişehir'e, daha büyük yatırımlar yapma noktasında birlikte çalışmalarımıza devam edeceğiz.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Peki, teşekkür ederim.

Sayın Yıldırım, kendi görüşünü söyledi.

TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkan...

MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) - Sayın Başkan, sataşma var.

İBRAHİM YAŞAR DEDELEK (Eskişehir) - Hiçbir sataşma yok.

TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Bir saniye Sayın Güven... Bir saniye...

Sizin burada işaretinizi görüyorum, size de söz hakkı vereceğim. Ben de gereken yanıtı verdim; Sayın Yıldırım, kendi görüşlerini dile getirmiştir dedim; nasıl Sayın Dedelek dile getiriyorsa...

Son olarak, Sayın Şandır ve Sayın Güven'e kısa açıklama imkânı tanıyacağım.

Buyurunuz Sayın Şandır.

MEHMET ŞANDIR (Hatay) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

İsveç'te yayımlanan bir gazetenin turizm ilavesinde, Türkiye'nin bir bölgesinin Kürdistan olarak gösterilmiş olmasını nefretle ve lanetle kınıyoruz.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, bu türlü davranışların karşısında, tüm Türkiye olarak ve Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak ve başta hükümetimiz olarak ve bu konuyla ilgili sorumlu arkadaşlarımız, bakanlarımız olarak gereken tepkinin ortaya konulmasını zatıâlinizin öncülüğünde talep ediyorum.

Söz verdiğiniz için de teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Ben de, duyarlılığınıza teşekkür ediyorum Sayın Şandır.

Son olarak, Sayın Güven, buyurunuz.

TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkanım, bir süreden beri, basında, hükümet içinde değişiklik yapılacağı ve bazı bakanların değişeceğine dair haberler çıkıyordu; bugün, bunun bir örneğini gördük. Ben, Sayın Dedelek'i kutluyorum; çünkü, İçtüzük gereği, bir milletvekili gündemdışı konuşuyorsa, buna cevabı ilgili bakan verir; fakat, çok enteresandır, bugün, bir Grup Başkanvekili arkadaşımız, demek ki hazırlık içindeler, cevap veriyor.

Bunu yadırgadığımı ifade etmek istiyor, saygılar sunuyorum efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Güven.

MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) - Sayın Başkan, sataşma var.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, isim vererek sataşma var.

BAŞKAN - Sayın Yıldırım, konuşmanızı yaptınız. Lütfen...

Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

Divan Üyesi arkadaşımın sunuşları oturduğu yerden okuması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının tezkereleri vardır; okutuyorum:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.- Finlandiya Parlamentosu Dışişleri Komitesi Başkanının, beraberinde bir parlamento heyetiyle Türkiye'ye davet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1072)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 9 Nisan 2002 tarih ve 99 sayılı Kararıyla, Finlandiya Parlamentosu Dışişleri Komitesi Başkanı ve beraberindeki Parlamento heyetinin resmî temaslarda bulunmak üzere ülkemizi ziyareti uygun bulunmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 7 nci maddesi gereğince, Genel Kurulun bilgisine sunulur.

                                                       

9 Mayıs 2002

 

 

 

 

Ömer İzgi

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi

 

 

Başkanı

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

2. - XIII. EUREKA Parlamentolararası Konferansına katılacak milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1073)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Yunanistan Parlamento Başkanı Apostolos Kaklamanis'in vaki davetine istinaden, Türkiye Büyük Millet Meclisini temsilen iki kişilik Parlamento Heyetinin 23-24 Mayıs 2002 tarihleri arasında XIII. EUREKA Parlamentolararası Konferansına katılması, TBMM'nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca, Genel Kurulun 28.3.2002 tarih ve 80 inci Birleşiminde kabul edilmiştir.

Anılan Kanunun 2 nci maddesi uyarınca, heyetimizi oluşturmak üzere siyasî parti gruplarınca bildirilen üyelerimizin isimleri Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

                                 9 Mayıs 2002

                                        Ömer İzgi

                        Türkiye Büyük Millet Meclisi        

                                           Başkanı

Adı Soyadı                 Seçim Bölgesi

Ali Özdemir         Gaziantep

Akif Serin            İçel

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi daha vardır; okutup, oylarınıza sunacağım:

3. - Madrid'te düzenlenecek Avrupa Birliği Parlamento Başkanları Konferansına, TBMM Başkanı Ömer İzgi'yi temsilen TBMM Başkanvekili Yüksel Yalova'nın katılmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1074)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

İspanya Meclis Başkanı Luisa Fernanda Rudi Ubeda'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Ömer İzgi'ye hitaben gönderdiği mektupta, 7-9 Haziran 2002 tarihleri arasında Madrid'te düzenlenecek olan Avrupa Birliği Parlamento Başkanları Konferansına TBMM Başkanını davet ettiği bildirilmektedir.

Söz konusu konferansa Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını temsilen TBMM Başkanvekili Yüksel Yalova'nın katılması hususu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.                            9 Mayıs 2002

                                        Ömer İzgi

                        Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                           Başkanı

BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bir gensoru önergesi vardır; önerge, daha önce bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.

Şimdi, önergeyi okutuyorum:

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.- Saadet Partisi Grubu adına, Grup Başkanvekilleri Çorum Milletvekili Yasin Hatiboğlu, Konya Milletvekili Veysel Candan ve Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu'nun, tabiî afetler nedeniyle gelir kaybı ve altyapı hasarına uğrayan belediyelerin belirlenmesinde ve bunlara yapılan yardımlarda yanlı davranarak partizanlık yaptığı ve afetler sonrasında gerekli tedbirleri zamanında almayıp yanlış uygulamalarla tahribatın artmasına neden olduğu iddiasıyla Başbakan Bülent Ecevit ve Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/28)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Tabiî afet nedeniyle gelir kaybı ve altyapı hasarına uğrayan ve bu sebeple yardım yapılacak belediyelerin tespitiyle ilgili olarak yayınlanan afet kararnameleri, 57 nci hükümet döneminde, sürekli, huzursuzluğa ve tartışmalara sebep olmuştur.

13 Nisan 2002 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan ilgili son kararnamede, afet yardımı yapılacak belediye isimlerinin tespitinde tamamen yanlı davranıp partizanlık yapan, afet sonrasında gerekli tedbirleri zamanında almayıp, yanlış uygulamalarla tahribatın artmasına neden olan 57 nci hükümet hakkında Anayasanın 99 uncu, İçtüzüğün 106 ncı maddeleri uyarınca gensoru açılmasını arz ve teklif ederiz            

                                                       

9.5.2002

 

 

 

 

Yasin Hatiboğlu

Veysel Candan

Ömer Vehbi Hatipoğlu

 

Çorum

Konya

Diyarbakır

 

Saadet Partisi

Saadet Partisi

Saadet Partisi

 

Grup Başkanvekili

Grup Başkanvekili

Grup Başkanvekili

Gerekçe:

Ülkemizde, deprem, su baskını, heyelan, çığ, kaya düşmesi, fırtına gibi çeşitli tabiî afetler meydana gelmektedir. Meydana gelen bu afetler, normal hayatın devamını sağlayacak hizmetlerin yürütülmesini aksatmakta, önemli ölçüde hasar ve tahribata sebep olabilmektedir. Özellikle, afet bölgesindeki belediyelerin altyapıları hasar görmekte ve yerel kaynaklardan elde ettikleri gelirleri büyük oranda azalmaktadır.

Herhangi bir tabiî afet sonrasında durumun normalleşmesi, yaraların sarılması amacıyla, afet bölgesi halkına ve bölge belediyelerine gereken yardımın yapılabilmesi için, Tabiî Afet Nedeniyle Meydana Gelen Hasar ve Tahribata İlişkin Hizmetlerin Yürütülmesine Dair Kanun 23.7.1995 tarihinde kabul edilmiştir. Anılan tarihten sonra; kamuoyunda "Afet Kararnamesi" olarak isimlendirilen ve afet mağduru belediyelere yardım yapılması amacıyla çok sayıda kararname çıkarılmıştır.

13 Nisan 2002 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan son kararname de dahil edildiğinde, 57 nci hükümet döneminde, bu amaçla altı kararname çıkarılmıştır; fakat, işin ilginç yanı, afetler bölgesel de olsa, çıkan kararnamelere dahil edilen il sayısı sürekli ve düzenli olarak artmıştır. İlk kararname kapsamındaki il sayısı 7 iken, bu rakam daha sonra 13, 15, 19 ve son kararnamede ise 39'a çıkmıştır. Temenni etmiyoruz; ancak, bir süre sonra yeni bir kararname yayımlanacak olursa, 81 vilayetimizden özenle seçilmiş belediye isimlerinin bu kararnamede yer bulacağını ve başka belediyelerin hakkı olan kaynakları, yetkililerin tasarrufuyla, hak etmedikleri halde kullanacaklarını son kararnameye bakarak söyleyebiliriz. Çünkü, 13 Nisan 2002 tarih ve 24725 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan, Tabiî Afet Nedeniyle Gelir Kaybı ve Altyapı Hasarına Uğrayan Belediyelere Yapılacak Yardımlara Dair Kararda, tespit edilen belediyelerin hangi kriterlere göre belirlendiği anlaşılır değildir. Afet kararnamesinin zamanında çıkarılamaması, geri çekilmesi, sonra da, kendisi tam bir "afet" sayılacak şekilde çıkması, kamuoyunda, son kararnameyle ilgili "çirkin bir pazarlığın ve pişkin bir partizanlığın" yapıldığı konusunda konsensüs oluşmasına yol açmıştır.

Diğer yandan, ilgili kanunda tarif edilen tabiî afeti, bütün ağırlığıyla, bütün sonuçlarıyla yaşayan, gelir kaybı ve altyapı hasarının büyüklüğü nedeniyle vermesi gereken hizmetlerin yürütülmesi konusundaki imkânlarını ve hareket kabiliyetini önemli ölçüde kaybeden bazı belediyeler ise, ya tamamen kapsam dışında bırakılmış ya da hak ettiği oranda yardım görmemiş, bölge halkıyla birlikte mağdur edilmişlerdir.

Ayrıca, asrın felaketi olarak nitelendirilen 17 Ağustos 1999 depreminde "haritadan silinecek ölçüde" ağır tahribata uğrayan ve bütün gelirleri sıfırlanan Adapazarı Büyükşehir Belediyesi ve Gölcük Belediyesi, yeniden gerekli hizmetleri verebilmek ve büyük afetin izlerini silebilmek için, hak ettikleri oranda yardım, hiçbir zaman alamamışlar. Son kararnamede ise, kendilerine "komik" bir oran reva görülmüştür. Hatay, İçel ve Rize'de ise afetten aylar sonra kararname çıkarılmıştır.

Özetle;

-                  Bu kararnameyle afet bölgelerinin tespitinde partizanlık yapıldığı,

- Afet olmayan yerler kapsama alındığı,

-  Kararnameye alınması gereken yerlerin alınmadığı,

-        Kapsama alınan yerlerde katsayıların tespitinin adaletli yapılmadığı,

-Kaynak aktarımındaki adaletsizliklerle, afet bölgelerinde sosyal ve psikolojik tahribatın arttığı,

-Asrın depremi sayılan 17 Ağustos 1999 sonrası alınması gerekli olan sosyal ve psikolojik tedbirleri almadığı; bu nedenle, bölgede, boşanma davalarında yüzde 35, icra davalarında yüzde 64, adlî vakalarda yüzde 20 gibi artışlara sebep olduğu,

-Hukuka aykırı ve yanlış uygulamalarla İller Bankasının iflas noktasına getirildiği,

Tüm bunları yaparken, partizanlık ve ayırımcılık yaparak görevlerini kötüye kullandıkları gerekçesiyle, Bakanlar Kurulu hakkında gensoru açılmasını arz ve teklif ediyoruz.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergenin görüşme günü, Danışma Kurulunca daha sonra belirlenerek oylarınıza sunulacaktır.

D) ÇEŞİTLİ İŞLER

1.- Genel Kurulu ziyaret eden Finlandiya Dışişleri Komitesi Başkanı Lizzsa Jaakonsaari başkanlığındaki Dışişleri Komitesi üyelerine Başkanlıkça "hoş geldiniz" denilmesi

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Finlandiya Dışişleri Komitesi Başkanı Sayın Lizzzsa Jaakonsaari Başkanlığında Dışişleri Komitesi üyeleri Yüce Parlamentomuzu şereflendirmiş bulunmaktadır; kendilerine hoş geldiniz diyoruz. (Alkışlar)

Bir Meclis araştırması önergesi vardır; okutuyorum:

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ (Devam)

2.- Kayseri Milletvekili Salih Kapusuz ve 20 arkadaşının, turizm sektörünün sorunlarının araştırılarak turizm potansiyelinin etkin değerlendirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/283)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemiz, tarihî, coğrafî, doğal ve kültürel birçok güzellikleriyle bütün insanlar için bir cazibe merkezi olmasına rağmen; bu turizm potansiyelimizin bugüne kadar beklenildiği düzeyde değerlendirilemediği görülmüştür. Bu sektörümüzün arzulanan seviyeye ulaştırılması için alınması gereken önlem ve tedbirlerin tespiti amacıyla Anayasanın 98 ve İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1.- Salih Kapusuz

 

(Kayseri)

2.- Abdullatif Şener

 

(Sivas)

3.- Ali Coşkun

 

(İstanbul)

4.- Ali Er

 

(İçel)

5.- Mehmet Özyol

 

(Adıyaman)

6.- Akif Gülle

 

(Amasya)

7.- Abdülkadir Aksu

 

(İstanbul)

8.- Özkan Öksüz

 

(Konya)

9.- Mehmet Altan Karapaşaoğlu

 

(Bursa)

10.- Zeki Ergezen

 

(Bitlis)

11.- Ahmet Nurettin Aydın

 

(Siirt)

12.- Osman Pepe

 

(Kocaeli)

13.- Dengir Mir Mehmet Fırat

 

(Adıyaman)

14.- İrfan Gündüz

 

(İstanbul)

15.- Mahfuz Güler

 

(Bingöl)

16.- Osman Aslan

 

(Diyarbakır)

17.- İlyas Arslan

 

(Yozgat)

18.- Mehmet Elkatmış

 

(Nevşehir)

19.- Musa Uzunkaya

 

(Samsun)

20.- Maliki Ejder Arvas

 

(Van)

21.- Eyyüp Sanay

 

(Ankara)

Gerekçe:

Türkiye, tarihi ve kültürel birikimiyle, farklı doğal güzellikleri ve misafirperver insanlarıyla büyük bir turizm potansiyeline sahiptir.

Bu zenginliğe rağmen, bu sektöre yeterince değer verilmemesi, onu yavaş yavaş kaybetmemize neden olmaktadır.

Halbuki, yeni yüzyılın yükselen değerleri ve sektörleri arasında kültür turizmi gelmektedir; çünkü, maddî açıdan tatmin olan insanlar, atalarının izlerini görmek ve bıraktıkları eserleri daha iyi özümsemek ve geçmişin manevî atmosferini bugün de hissetmek için kültür turizmine yönelmişlerdir.

Yeni yüzyıl, manevî değerlerin yükselişine tanık olacaktır. Bunun kanıtı olarak da, son yıllarda, din turizminin gelişimi gösterilebilir. Kültür turizmi ise, bu oluşuma paralel bir seyir izlemektedir.

Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik bunalımdan çıkış sürecinde, turizm potansiyelinin değerlendirilmesi büyük önem arz etmektedir.

Türkiye'nin bu potansiyelinin tamamını turizmin hizmetine sunmak için bilinçli çalışma yapılması gerekirken, bürokratik engeller, ilgili ve yetkili kurumlar arasında koordinasyon eksikliği nedeniyle, bu sektör kendi haline bırakılmış ve sorunlarıyla baş başa bırakılmıştır.

Millî bir mesele olan turizm konusunda, turizm, kültür, dışişleri ve dış ilişkilerden sorumlu bakanlıklar arasındaki yetki ve sorumluluk karmaşasına son vermek için, ilgili sektör kuruluşları arasında en iyi eşgüdümü sağlamak için, konunun Parlamentoda araştırılması zorunluluk arz etmektedir.

Ülkemizde yaşanan faili meçhul cinayetler, insan hakları ihlalleri, İsrail'in Filistin'de sürdürdüğü katliamlar, ABD'nin Irak'a saldırı planları ve özellikle büyük şehirlerde yaşanan kapkaç olayları, turizmin önündeki engel olarak görülmektedir.

Türkiye'de turizm gelirlerinin artırılması ve turistik bölgelerin çeşitlendirilmesi, dünyadaki ekonomik, sosyal, kültürel gelişmelerin yakından izlenmesine ve turizm potansiyelimizin etkin bir biçimde tanıtımına bağlıdır.

Turizm sektörünün kurumsal ve yasal altyapısı, ülkemizin turizm potansiyelinin değerlendirilmesi için yeterli değildir.

Turizmin, mevsimlik ve coğrafî dağılımını iyileştirmek ve dış pazarlarda değişen tüketici tercihleri dikkate alınarak potansiyel alanlar oluşturmak amacıyla, kış, dağ, yayla, nehir, termal, sağlık, inanç, yat, kongre, fuar ve üçüncü yaş turizmini geliştirecek politikalar üretilmelidir.

Kongre ve fuar turizminin yaygınlaşması için, fuarcılık şirketleri ve seyahat acentelerine gereken destekler verilmemektedir.

Kültürel ve tarihî miras yönünden zengin bir potansiyele sahip olan değişik bölgelerimizde, özelliklerine göre iç ve dış turizmin geliştirilmesi, bu çerçevede, Karadeniz ve Erciyes, Ağrı, Toros Dağları gibi turizm bölgelerine gelecek turistler için cazibelerinin artırılması gerekmektedir.

Sonuç olarak, bacasız fabrika olarak değerlendirilen turizm sektörünün sorunlarının çözümü ve ekonomiye katkılarının artırılması istikametinde bir tespitin yapılması zorunludur.

Bu nedenle, Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Sayın milletvekilleri, İçtüzüğün 37 nci maddesine göre verilmiş 3 adet, doğrudan gündeme alınma önergesi vardır; ayrı ayrı okutup, işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)

4.- Erzurum Milletvekili Mücahit Himoğlu'nun, Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin (2/458) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/484)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/458) esas numaralı teklifimin İçtüğüzün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasını saygılarımla arz ederim.

                            Mücahit Himoğlu

                                          Erzurum

BAŞKAN - Önerge sahibi olarak, Sayın Himoğlu, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

MÜCAHİT HİMOĞLU (Erzurum) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkında Kanunda değişiklik yapılarak, hayatî tehlike oluşturacak silah ve benzeri oyuncakların üretiminin yasaklanması ve denetlenebilmesine imkân sağlayacak bir geçici madde eklenmesi için vermiş olduğum kanun teklifimin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 37 nci maddesi gereğince doğrudan gündeme alınması için verdiğim önerge üzerinde söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Ancak, kanun teklifime geçmeden önce, pazar günü idrak ettiğimiz Anneler Gününün tek gün olmadığını, Anneler Gününün her gün olduğunu ve bu vesileyle, dokuz ay karnında taşıdığı ve büyüttüğü çocuğunun yetişmesine vesile olarak, en güzel sevgisini veren ve onlara hayatlarının önder rehberliğini yapan annelerimizin Anneler Gününü en içten dileklerimle kutlayarak, buradan saygılarımı sunmak istiyorum.

Konuşmamın ve kanun teklifimin arasında bir diğer konu da, Erzurumlu Alvarlı Muhammet Lütfi Efendinin buradaki hatip arkadaşımız tarafından anılması, bir Erzurum milletvekili olarak, bizim de, Alvarlı Muhammet Lütfi Efendinin dizelerini türkü olarak sunan Raci Alkır'ın, devlet sanatçısı hüviyetinde değerlendirilmesi için vermiş olduğumuz kanun teklifi de, bu konudaki kanunun Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi sonucu kadük olmuştur; bunu da burada belirtmek istiyorum. Her zaman da bu konuda yanlarında olduğumuzu ve destek sağlayacağımızı belirtmek istiyorum.

Kanun teklifim, her anne ve babanın canı ciğeri çocuklarının, hem bedensel hem de ruhsal yönden olumsuz etkilenmelerini önleyecek, topluma faydalı fert olarak yetişmelerine katkı sağlayacaktır.

Gün geçmiyor ki, gazetelerde, ülkenin geleceğinin teminatı olan çocuklarımızdan birisinin, sert cisim atan oyuncak silahla arkadaşının gözünü kör ettiğini ya da arkadaşının vücudunda yaralanmaya sebebiyet verdiğini okumayalım.

En dramatik olanı da, küçük yaşlarda silah ve benzeri oyuncaklarla iç içe büyüyen çocuklarımız, televizyon ekranlarından taşan şiddet ve silah görüntülerinden etkilenmekte, küçük yaşlarda oyuncak silahla fazla haşır neşir olmaları silaha olan ilgi ve sevgiyi artırmakta ve de onu bir güç ve güven kaynağı olarak görmektedirler. Çocuklar, televizyonlarda şiddet içeren görüntüler ve sert cisim atan oyuncak silahlarla iç içe olmaları sonucu, bu oyuncakların ruhsal yönden olumsuz etkilemeleri sebebiyle, daha ileri yaşlarda sahici silahlara ilgileri artmakta, ebeveynlerinin bulundurdukları silahlara ilgi duymakta ve gün geçtikçe artan bu ilgileri sebebiyle de sahicisinin nasıl çalıştığını merak etmeleri neticesinde, ailelerinin bilgisi olmadan bu silahlarla oynama, nasıl çalıştığını deneyerek öğrenme eğilimleri sebebiyle de, deneme esnasında, ya arkadaşının veya en yakınında olan kardeşinin ölümüne ya da yaralanmasına sebep olmaktadırlar.

"Babasının Silahını Okula Götürdü, Arkadaşına Gösterirken Arkadaşının Ölümüne Sebep Oldu." ,  "11 Yaşındaki Çocuk, Anne ve Babası Evde Olmadığı Sırada Babasının Silahıyla Oynarken Kardeşinin Ölümüne Sebep Oldu." , "Öğretmenine Kurusıkı Tabanca Çekti, Okul Hayatı Bitti." , "Ayşe Ucuz Kurtuldu; Boncuk Atan Oyuncak Tabanca 7 Yaşındaki Ayşe'yi Az Daha Kör Ediyordu."

Bunlar, bu tek tek ifade ettiklerim, basında görüntülenenler ve kocasını dahi kurusıkıyla korkutup kalp krizinden götürenler, kurusıkı silah çekip okuldan atılanlar, Ayşe'nin gözünü, boncuk atan tabancayla  vurup kör edenler ve bu arada, İstanbul'da banka soyma arzusunda olanlar... Bunların hepsini göz önünde bulundurduğumuz zaman, meydana gelen bu elim olaylarla...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen sonuçlandırınız Sayın Himoğlu.

MÜCAHİT HİMOĞLU (Devamla) - ... ölüme veya yaralanmaya sebebiyet veren ve maruz kalan çocukların her ikisinin de hayatları ve gelecekleri yok olmaktadır. Bu merak ve ilgiyle, küçük yaşlarda silahlarla haşır neşir olan çocuklarımız, gelişme çağında psikolojik yönden olumsuz etkilenmeleri sebebiyle -doğduklarında bir melek kadar saf ve temiz olan, bizim canımız ciğerimiz çocuklarımız- daha sonraları, tamamen zıt bir kişiliğe bürünüp, çevresine zarar verir ve bundan da büyük bir haz duyar hale gelmektedir.

Şüphesiz, anne ve babaların ve milletlerin en değerli varlıkları çocuklardır. Bu değerli varlığın geleceğinin yok olmasını hiçbir aile istemez.

Bu konuda vermiş olduğum kanun teklifimin Yüce Meclisimizin değerli üyelerinin oylarıyla direkt gündeme alınmasını arzularken, bugün, gazetede belirtilen ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin üniter yapısının, bölünmez bütünlüğünün, geçmişteki ecdadımızın akıtmış olduğu kanla namerde naaşlarını çiğnetmeyen ve bu anavatanın adına "Türkiye Cumhuriyeti" diyen, Anayasanın 42 nci maddesiyle belirtilen, herkesin "Türkiye Cumhuriyeti" vatandaşı olarak birlik, beraberlik içerisinde bulunduğu bir sırada, böyle, Kürdistan, Helenizm, Pontus gibi ifadelerle asla Türkiye'yi bölemeyeceklerini, birlik ve beraberliğimizi bozamayacaklarını burada ifade eder, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım. (MHP, DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Himoğlu.

Önerge üzerinde, Erzurum Milletvekili Sayın Aslan Polat; buyurunuz. (SP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

ASLAN POLAT (Erzurum) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım.

Erzurum Milletvekili Sayın Mücahit Himoğlu'nun, ateşli silahların yasaklanmasıyla ilgili verdiği kanun teklifinin son derece yerinde olduğunu ve benim de bunu desteklediğimi belirtiyorum. Son zamanlarda, Erzurum Vilayetimizde bile, birtakım gençlerde, bilhassa çocuk yaştaki gençlerde silah olmasının ve birbirlerini yaralamalarının bu merkezde önüne geçilmesinin doğru olduğu kanaatindeyim.

Yalnız, ben, sayın milletvekilime şunu da söylemek istiyorum, bir Erzurum Milletvekili olarak: Bugün, Enerji-İş Sendikası, bütün Erzurum milletvekillerine gönderdiği bir yazıyla, Erzurum'un can damarı olan Oltu ve Aşkale kömür ocaklarının kapatılacağını, bu yıl içerisinde kapatılacak bu ocaklardaki işçilerin ya başka şehirlere nakledilmesini veya emekli edilmesini, aksi takdirde, bu işyerlerinin kapatılacağını belirtmiştir ve bugün, iki üç günden beri, bütün Erzurum ilçeleri, Oltu ve Aşkale başta olmak üzere, kan ağlamaktadır. Bizim Erzurum'un en büyük ekmek kaynağının bitirildiği ve yok edilmeye çalışıldığı bugünlerde, ben, bütün Erzurum milletvekillerinin, iktidar milletvekillerinin, arzu ederdim ki, bugün, burada   -ki, Oltu Belediye Başkanı da MHP'lidir; en güçlü oldukları yerlerdir; o yöredeki 900'e yakın işçi ve 100 memuru tamamen işsiz kalacaktır- bu konuda bir kanun teklifi verselerdi.

Ayrıca, Erzurum gibi, Türkiye'nin en soğuk vilayetinin, kömüre en çok ihtiyacı olan bir yerin yakıtının da ucuz olması... İşsizliğin çok yoğun olduğu... Şu anda bile Oltu ve Aşkale'de fert başına düşen millî gelirin 1 100-1 200 dolar civarında olan bu ilçelerimizde, bu ocaklar da kapandıktan sonra, o yörede fert başına düşen millî gelirin dahi 600-800 dolara düşeceği bir bölgede, ben, milletvekili arkadaşlarımızın, doğru olan bu yasa teklifini de desteklemekle beraber, esas olarak, Erzurum'un ve doğunun can damarı olan bu ocakların kapatılması konusunda bir konuşma yapmalarını ve bu ocakların kapatılmaması yönünde çalışmalarını diler, hepinize saygılar sunarım. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Polat.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

İkinci önergeyi okutuyorum:

5.- Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız'ın, Türk Esnaf ve Sanatkârları ile Küçük ve Orta Boy İşletmeler (KOBİ)'nin Desteklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/774) doğrudan Gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/485)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/774) esas nolu Türk Esnaf ve Sanatkârları ile Küçük ve Orta Boy İşletmeler (KOBİ)'nin desteklenmesine dair kanun teklifim, komisyona havale edildiği tarihten itibaren 45 gün geçtiği halde görüşülememiştir.

İçtüzüğün 37 nci maddesi uyarınca doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                          İlyas Yılmazyıldız

                                          Balıkesir

BAŞKAN - Evet, teklif sahibi olarak, Balıkesir Milletvekili Sayın İlyas Yılmazyıldız; buyurun efendim.

Süreniz 5 dakikadır.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Esnaf ve Sanatkârları ile Küçük ve Orta Boy İşletmelerin Desteklenmesine Dair Kanun Teklifimi 16 Mayıs 2001 tarihinde verdim. Bugün 14 Mayıs; tam bir yıl önce... Bu sürede görüşülmediği için, İçtüzüğün 37 nci maddesine göre, doğrudan gündeme alınması amacıyla söz almış bulunmaktayım; Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün 14 Mayıs, demokrasinin zaferinin yaşandığı bir gün, yapılan seçimlerde çokpartili rejime geçildiği bir gün. En başta, ülkemizde, cumhuriyeti kuran, Parlamentoyu kuran, Yüce Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere, çokpartili demokratik hayata geçen, geçilmesine vesile olan, Demokrat Partiyi kuran, rahmetli Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Kıbrıs'ın elimizden çıkmasını engelleyen rahmetli Suat Hayri Ürgüplü'nün aziz ruhları önünde eğiliyoruz, hayatta olanlara da...

NEVZAT ERCAN (Sakarya) - Fatin Rüştü Zorlu...

İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - Pardon... Fatin Rüştü Zorlu... Yanlış söyledim; çok özür dilerim...

Dolayısıyla, ülkemizde, bundan sonra da, demokrasinin gelişerek devam etmesini arzu ediyoruz.

Bugün 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü. Bizi doyuran, giydiğimiz bütün her şeydeki malzemeyi üreten çiftçilerimizin bu gününü kutluyorum. Başka şeyler de var; ayrıca, bugün Dünya Eczacılar Günü; bütün eczacıların gününü kutluyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu yasa teklifini vermemizin sebepleri vardır. Bu sebepleri benim ağzımdan değil, TOBB'un mart-nisan sayısındaki dergisinden "KOBİ Gelişim Projesi" başlığıyla verilen haberde Sayın Sanayi ve Ticaret Bakanının ağzından dinleyelim.

"Halen Türkiye'de KOBİ'lere hizmet ve destek veren kuruluşların KOBİ tanımlamasında farklılıklar bulunduğuna dikkat çeken Tanrıkulu, bu farklılıkların uluslararası düzeyde tanım birliğine gidildiği günümüzde muhtelif problemlere neden olduğunu vurguladı. Tanım farklılıkları nedeniyle devlet desteklerinin planlanması ve dağıtımının sağlıklı olarak yapılamadığını, ulusal ve uluslararası düzeyde sağlıklı istatistikler oluşturulamadığını, karşılaştırma ve analiz çalışmalarında doğru sonuçlara ulaşılamadığını anlatan Tanrıkulu 'ülkemizde 10'a yakın farklı KOBİ tanımı bulunmaktadır. Bu tanım farklılığı nedeniyle, rekabet ettiğimiz ülkelerdeki KOBİ'ler ile Türkiye'deki KOBİ'ler arasında haksız rekabete yol açıcı hususlar ortaya çıkabilmektedir. Bu tanımların hemen her birinin AB KOBİ tanımından farklı olduğu görülüyor. AB ile uyumlu hale gelecek olan KOBİ tanımıyla birlikte Türkiye'deki işletmelerin hemen hemen tamamı KOBİ kapsamına girecektir. Bu, zarar değil, fayda getirecektir. Şöyle ki: AB standartlarında KOBİ tanımına giren işletmeler, topluluk fonları ve projelere katılmaya hak kazanacaktır' demiştir."

Şimdi, bu, mart-nisan sayısında çıkmış; hâlâ yasa çıkmamış. Biz de bundan altı ay önce bu yasa teklifini vermişiz, hâlâ görüşülmemiş. RTÜK kanunu gibi, kime hizmet ettiği belli olmayan kanunlar yerine, madem böyle bir ihtiyaç var, bu verdiğimiz kanunların, AB anlamında, AB standartlarında tanımlı bu yasaların acilen çıkması lazım.

Bakınız, Türkiye'de işletmelerin yüzde 99,5'i KOBİ'dir, istihdamın yüzde 63,5'ini, üretimin yüzde 32,3'ünü KOBİ'ler sağlar. Dolayısıyla, burada, KOBİ'lerin tanımları vardır, teşviklerin nasıl olacağı vardır.

Bir de, 4 000 000'a yakın esnafımızın son zamanlarda içine düştüğü sıkıntılardan dolayı, faizlerinin silinmesine yönelik ve bunların taksitlendirilmesine yönelik, nefes almalarına yönelik geçici maddeler vardır. Bu nedenle, verdiğim bu teklifi destekleyeceğinizi ummaktayım.

Dün, Bandırma'daki 20'den fazla esnaf odasını ziyaret ettim. Bu, Esnaf ve Sanatkârlar Kefalet Kooperatifi Başkanının bordrosu. 288 000 000 lira, çalıştığını beyan ettiği halde, para kesmeye kalkmışlar. 1999 yılının ekim ayında bu yasa çıktığında, çalışanlardan yüzde 10 kesinti... Hemen, çalışıyorum diye beyanda bulunmuş; ancak, hükümet, bu işlemleri yapmakta geciktiği için şu kadar kesinti birikmen var diyor. Beyanda bulunmada eksiklik yok, gecikme yok; ama, 297 000 000 lira cezayı cebren alıyor. 288 000 000 lira kesinti, 297 000 000 lira ceza... "Üç defa çalıştığımı beyan ettim; hata bende değil" diyor. Bu yanlışlıkların da düzeltilmesi lazım. Hükümetin, kişinin kendisinde kusur olmadığı halde bunları kesmesinin anlamı yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen sonuçlandırır mısınız...

İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - Yine, lokantacılar, kasaplar, bakkallar, kahveciler gibi, gıdayla uğraşan esnaf, altı ayda bir eliza testine tabi tutulmak zorunda. Bu da, 60 000 000 lira gibi bir para demektir. Maalesef, Bağ-Kur karnelerini kullanamıyorlar, devlet hastaneleri kabul etmiyor; ceplerinden ödemek durumunda kalıyorlar.

Ben, bu konudaki ilgili bakanları uyarıyorum; lütfen, kişilere, ellerinde olmayan, ama, kendi kusurunuzdan doğan olaylardan dolayı ceza ödettirmeyiniz. Bu, KOBİ tanımlarının, teşviklerin nasıl olacağı, Avrupa Birliği fonlarından nasıl yararlanılacağı açısından da, esnaflarımızın, sanatkârlarımızın kanun önünde gerçek anlamda tanımlı olması için gereklidir.

Bu nedenle, kanun teklifimin doğrudan gündeme alınması konusunda yüce desteklerinizi bekler; hepinize saygılar sunarım. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Yılmazyıldız.

Önerge üzerinde ikinci ve son söz, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün'e aittir.

Buyurun Sayın Özgün. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi hürmetle selamlıyorum.

Bugün, Dünya Çiftçiler Günü ve aynı zamanda Dünya Eczacılar Günü. Bütün çiftçilerimizin ve eczacılarımızın günlerini kutluyorum, kendilerine hayırlı işler, başarılar temenni ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün, Türkiye'nin büyüme sürecine girmesi, toplumun geleceği ve KOBİ'ler için her zamankinden daha büyük bir anlam taşımaktadır. Eğer, büyüme arzu ediliyorsa, girişimcinin gücü öne çıkarılmalıdır.

Yaşadığımız ekonomik krizler, en fazla KOBİ'lerimizi, esnaf ve sanatkârımızı vurmuştur. Birçok KOBİ'nin, bu krizlerden sonra, ne yazık ki, işini yavaşlattığını, işini kaybettiğini, işyerlerinin kapandığını üzülerek görüyoruz. 2001 yılı içerisinde Türkiye'de 420 000 işyeri kapanmış, esnaf ve sanatkârlarımız, KOBİ'lerimiz âdeta yerle bir olmuştur.

Balıkesir İlinde, sadece 2001 yılından bu yana 10 000 işyeri kapanmıştır. Her kapanan fabrika, her kapanan işyeri, işsizlik demektir. Bugün, KOBİ'ler her zamankinden daha karamsar bir tabloyla karşı karşıyadır.

TOSYÖV'ün yapmış olduğu bir araştırmada, bakın, hangi sonuçlara ulaşıyoruz:

KOBİ'lerin girdi maliyetleri gittikçe artmakta ve buna karşılık satışlarında belirgin bir düşüş göze çarpmaktadır. Pazarlama teknikleri önemli hale gelmiştir.

KOBİ'lerin kârlarında yıllara göre büyük azalma görülmekte ve buna bağlı olarak KOBİ'ler borç ödeme konusunda büyük bir sıkıntı yaşamaktadır. Finansman yönetiminin geliştirilmesi çok elzem hale gelmiştir.

Firmalar, yaşanan gelişmelere işçi sayısında azalmaya giderek ve işyerlerini kapatarak cevap vermektedirler.

KOBİ'ler, geleceğe ilişkin olarak işlerinin düzeleceğine inanmamaktadırlar. Bu inançlarındaki en büyük pay, KOBİ'lerin geleceğe dönük güven duymayışlarıdır. Yeterli güven duymadıkları için, firmalar, kısa vadede siyasî ve ekonomik istikrarın sağlanamayacağını düşünmektedirler.

Yine, aynı anket sonuçlarında görüyoruz. Yaşanan gelişmeler, bize, KOBİ'lerin kendi kaderlerine terk edildiklerini ve uluslararası rekabete yeterince hazırlanamadıklarını göstermektedir. KOBİ'lerimiz, yeni ekonomiyi yakalama şansını yitirmekte ve geleceğe hazırlanamamaktadırlar.

Bu, TOSYÖV'ün, 13 ilde, 1 258 firmayla yapmış olduğu anket sonuçlarıdır. Bu anket sonuçları da bize gösteriyor ki, reel sektörümüz, KOBİ'lerimiz, esnaf ve sanatkârımız çok büyük bir karamsarlık içerisindedir, öncelikle bu karamsarlığın giderilmesi gerekir. KOBİ'lere gerekli destek verilerek, girişimci gücü, istihdam gücü öne çıkarılmalıdır. KOBİ'lerin uluslararası alandaki rekabet gücünü yükseltecek yönetim teknikleri ve finansman yönetimi, pazarlaması, teknolojiyi geliştirmeye dönük eğitim ve danışmanlık çalışmaları büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, Türkiye'nin büyümeye geçişini sağlayacak çalışmalar çok önemlidir; bunun için de KOBİ'lerin önemli ölçüde desteklenmesi gerekir. Peki, hükümet bu desteği veriyor mu; ne yazık ki, hayır. Hükümet, her şeyi bir tarafa bırakmış, varsa yoksa RTÜK Kanunu, varsa yoksa Af Kanunu; bununla meşgul durumdadır. Reel sektör can çekişiyor, KOBİ'ler yerle bir olmuş, kapasite kullanım oranları sanayide yüzde 50'nin altına düşmüş, üretim yapılamıyor, esnaf siftahsız dükkân kapatıyor. Bunlar, hiç mi hiç, hükümeti ilgilendirmeyen hususlardır. Oysa, hükümetin, bunlara çözüm bulacak önerileri, kanunları buraya getirmesi gerekirken, ne yazık ki, biraz sonra yaşayacağımız gibi, RTÜK Kanunuyla, hükümet, Meclisin gündemini işgal etmektedir.

Değerli arkadaşlar, bu sorunlar aşılır, KOBİ'lerin sorunları aşılır, reel sektör canlandırılır, içtalep canlandırılır; ancak, bunları yapacak, güven duyulacak bir hükümete her şeyden önce ihtiyaç vardır.

Eğer, siz, büyüme için yatırımları teşvik etmiyorsanız, içtalebi canlandırmıyorsanız, ciddî oranda ihracat ve üretim artışı sağlamıyorsanız, vergi oranlarını düşürmüyorsanız, tabana yaymıyorsanız, yatırımlara dönük yabancı sermaye girişini teşvik ettirmiyor, bunu artırmıyorsanız, koyduğunuz büyüme hedefini nasıl yakalayacaksınız?! 2001 yılında, Türkiye'de, eksi yüzde 8, eksi yüzde 10'lara giden bir daralmayı bu memleket, bu ülke yaşadı.

       (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen, sonuçlandırınız.

İSMAİL ÖZGÜN (Devamla) - Şimdi, eksi yüzde 10'lardan artı yüzde 3'lere nasıl geçeceksiniz; işte bunun bir tek yolu var: KOBİ'lerin, reel sektörün canlandırılması, üretimin artırılması, ihracatın artırılması. Onun için, ben, değerli arkadaşımız Sayın Yılmazyıldız'ın verdiği bu kanun teklifini önemsiyorum, destekliyorum. Gelin, nüfusun üçte 1'ine sahip olan, üçte 1'ini teşkil eden esnafımızın, sanatkârımızın, KOBİ'mizin söylediklerine kulak verelim, onların sorunlarını burada çözmeye çalışalım diyor, hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum. (AK Parti ve SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Özgün.

III. - YOKLAMA

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, önergenin oylanmasından önce, İçtüzüğün 57 nci maddesine dayalı bir yoklama isteği vardır. Yoklama isteminde imzası olan sayın milletvekillerinin Genel Kurul salonunda bulunup bulunmadıklarını arayacağım:

Aslan Polat?.. Burada.

Mehmet Batuk?.. Burada.

Nezir Aydın?.. Burada.

Rıza Ulucak?.. Burada.

Latif Öztek?.. Burada.

Yakup Budak?.. Burada.

Mustafa Geçer?.. Burada.

Lütfi Doğan?.. Burada.

Ali Oğuz?..

SACİT GÜNBEY (Diyarbakır) - Takabbül ediyorum.

BAŞKAN - Süleyman Arif Emre?.. Burada.

Musa Demirci?.. Burada.

Zeki Okudan?.. Burada.

Fahrettin Kukaracı?.. Burada.

Mukadder Başeğmez?.. Burada.

Turhan Alçelik?.. Burada.

Ahmet Sünnetçioğlu?.. Burada.

Hüseyin Karagöz?.. Burada.

Yasin Hatiboğlu?.. Burada.

Mehmet Ali Şahin?.. Burada.

İsmail Özgün?.. Burada.

Yoklama yapılacaktır.

Yoklama için 3 dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, çoğunluğumuz vardır.

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)

5.- Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız'ın, Türk Esnaf ve Sanatkârları ile Küçük ve Orta Boy İşletmeler (KOBİ)'nin Desteklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/774) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/485) (Devam)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

TURHAN GÜVEN (İçel) - "Ret" demek, KOBİ'lerden vazgeçmek mi demek?! Zabıtlara geçmesi bakımından...

BAŞKAN - Üçüncü önergeyi okutuyorum:

6.- Antalya Milletvekili Mehmet Zeki Okudan'ın, Yükseköğretim Kurumları Teşkilâtı Kanununda Değişiklik yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/767) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/486)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

10.5.2001 tarihinde verilen (2/767) esas numaralı, Akdeniz Üniversitesi bünyesinde trafik mühendisliği fakültesi kurulması hususunda Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifimin, İçtüzüğün 37 nci maddesi gereğince süresini doldurduğundan gündeme alınması için gereğini arz ederim.

                                   Zeki Okudan

                                           Antalya

BAŞKAN - Önerge sahibi olarak, Antalya Milletvekili Zeki Okudan; buyurunuz. (SP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

MEHMET ZEKİ OKUDAN (Antalya) - Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; ülkemizde, halen, trafik kazası, ölüm sıralamasında önlerde yer almaktadır; yani, trafik kazasında, maalesef, yıllık 5 000'in üzerinde -5 000'in altına düşmeden- ölümle karşı karşıya kalmaktayız. Tabiî, bunun yanı sıra, 150 000 yaralı, 25 000 sakat gibi rakamlarla da karşılaşmak mümkün.

Şu anda dünyada en tehlikeli olarak görülen AIDS hastalığından ölüm, maalesef, Türkiyemizde bu kadar fazla değil. Niye maalesef; biz, trafik kazalarını önlemede çok ciddî tedbirler alma açısından geri kaldığımız için. Çok şükür ki, Türkiye'de AIDS'ten ölüm çok az; ancak, trafik kazası sonucu çok ölümle karşı karşıya bulunmaktayız.

Trafik kazasından mustarip bir arkadaşımız -Nevzat Sezer- Antalya'da 1997 yılında yapmış olduğu bir çalışmada -bunu herkese göndermiş- "davacıyım" diyor. "Trafik kazalarına seyirci kalan kuruluşların yetkilileri tümünüzden davacıyım (9 kuruluş hariç), sürücü kursları (1'i hariç), şoförler federasyonu, otobüs işletmeleri, kamyon nakliyecileri, Karayolları Genel Müdürlüğü, belediyeler, petrol şirketleri, alkollü içki fabrikaları, otomobil sanayii, otomobil tamirhaneleri, TOBB, TİSK, TÜSİAD, sigorta şirketleri, bankalar, turizm şirketleri, müzik ve film yapımcıları..." Ve uzayıp gidiyor.

Değerli arkadaşlar, görüyorsunuz ki, trafikle ilgili kuruluşlar ne kadar dağınık ve birbirlerinden kopuk vaziyetteler. Bu kuruluşların belli bir disiplin içerisinde ve mühendislik hizmeti adı altında toplanması, ülkemizdeki trafik kazalarını önleme açısından çok ciddî bir çalışma olacaktır. Ayrıca, Meclisimizin trafik kazalarını önlemeyle ilgili yapmış olduğu çalışma ve başında Prof. Ahmet Tan; yaptığı çalışmadan dolayı huzurlarınızda kendisine teşekkür ediyorum; bu komisyonda hizmet alan tüm milletvekili arkadaşlarıma da huzurlarınızda teşekkürü bir borç biliyorum. Bu çalışmanın akademik bünyeye kazandırılabilmesi için mutlaka bir disiplin altında değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum. Bunun için de, Antalya'da, trafik kazalarını önleme açısından bir trafik mühendisliği fakültesinin açılmasını, huzurlarınızda, sizden talep ediyorum. Ha, bu Antalya olur veya başka yer olur çok önemli değil, yeter ki, kurulsun; ama, Antalya'da olursa, biz, bundan memnuniyet duyarız. Hatta, olumlu oy vermekle, bu kanun teklifinin programa alınması da söz konusu olabilir; ancak, sıra gelir, gelmez, orasını bilemeyiz. Bileceğimiz şey şu: Bildiğimiz bir diğer husus da, Bakanlar Kurulu kararıyla üç fakültenin açılabileceğini biliyoruz. Eğer, hükümetimiz, Bakanlar Kurulu kararıyla, üç fakülteden biri olarak, trafik kazalarını önleme açısından trafik mühendisliği fakültesini kuracak olurlarsa, memleketimize çok ciddî hizmette bulunmuş olacaklar.

Hepinizi bu duygularla selamlıyorum ve olumlu oylarınızı bekliyorum.

Sağ olun. (Alkışlar)

BAŞKAN- Teşekkürler Sayın Okudan.

Sayın milletvekilleri, önerge sahibi dışında bir milletvekiline söz verme imkânımız var. Geliş sırasına göre, birinci sırada, Giresun Milletvekili Turhan Alçelik, ikinci sırada da, İstanbul Milletvekili Ahmet Tan müracaat etmiş bulunmaktadır. Bu nedenle, birinci sırada bulunan Giresun Milletvekili Turhan Alçelik'e söz veriyorum.

Buyurunuz Sayın Alçelik. (SP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

TURHAN ALÇELİK (Giresun)- Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir trafik mühendisliği fakültesi kurulmasıyla ilgili bir kanun teklifi üzerinde konuşuyoruz; ancak, artık, herhangi bir fakültenin kurulması kanun gerektirmiyor; ama, Meclisimizin gündeminde olduğu ve bu konunun hayatî önemi bakımından, hükümetin gündemi arasında acilen yer alması için, bu görüşlerimizi ifade ediyoruz.

Değerli arkadaşlar, trafik kazaları Türkiyemizin en önemli problemlerinden biri. Bu konuyla ilgili, maalesef, bürokrasimizin ve hükümetlerin duyarlılığı yeterli değil. 1999 senesinin başında, ölümlü kazalarla ilgili gönüllü bir çalışma başlattım dört ayrı bakanlık nezdinde; hiç olmazsa, sürücülerden kaynaklanan, sürücülerin sağlık problemlerinden kaynaklanan kazaları tespit edelim diye; ancak, üzülerek ifade ediyorum, herhangi bir sonuç alamadık; dört yıla yaklaştı beklediğimiz dokümanlar henüz elimize ulaşmış değil.

Değerli arkadaşlar, bundan iki gün önce ülkemizde, zannediyorum, toplumumuzun gündemine çok fazla yansımayan, uluslararası çok önemli bir toplantı (Uluslararası Yol Güvenliği Kongresi) yapıldı. Ben, bir milletvekili ve trafik kazalarıyla ilgilenen arkadaşınız olarak, bu kongreyi takip ettim. Bu kongrede ortak bir karar alındı. Bu konuda çalışma yapan, uluslararası bu toplantıya  bilimsel  olarak -uygulayıcı olan Karayolları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma yetkilileri dahil- bildiri sunan arkadaşlarımızda ve bütün herkeste oluşan ortak kanaat şudur: Ülkemizde acilen bir trafik mühendisliği fakültesi kurulmalıdır. Neden; çünkü, dünyanın gelişmiş ülkelerinde trafik kazalarındaki yol kusuru yüzde 30'lar civarında; ama, Türkiye'de, neredeyse yüzde sıfır!.. Zannederim, sadece, bu rakam bile, Türkiyemizde bu kararın çok acilen alınmasını gerektiriyor.

Değerli arkadaşlar, böyle bir fakültenin kuruluşu için kanun gerekmediğini konuşmamın başında ifade ettim. Benim de, Karadeniz Teknik Üniversitesi bünyesinde Giresun'a trafik mühendisliği fakültesi kurulmasıyla ilgili bir kanun teklifim var. Ancak, buradaki yöntem şudur: Önce, üniversite senatosu "burada trafik mühendisliği fakültesi kurmak istiyoruz" diye bir karar alacak. YÖK ve Millî Eğitim Bakanlığı görüş bildirdikten sonra, Bakanlar Kurulundan karar çıkacak, bu da bir haftalık meseledir, yeter ki hükümet bu meseleye sahip çıksın. Konunun aciliyeti bakımından, hükümeti bu konuda duyarlı olmaya ve bu kararı bir an önce çıkarmaya davet ediyorum.

Değerli arkadaşlar, biraz önce yoklama istedik. Bu Meclisin çalışmasını engellemek için değil, iktidar olarak sizlerin bir yanlışını önlemek için bu yoklama talebinde bulunduk. Evet, çoğunluk var burada; ama, değerli iktidar milletvekilleri, şöyle bir, lütfen, geriye dönüp şu localara bakın allahaşkına! Orada oturan değerli insanlar var. Anadolu'dan gelen insanların sadece bir grup temsilcisi onlar. Niye oturuyorlar orada? Meclisin oturumunu gidelim zevkle izleyelim diye mi; hayır. Ekmeğimizle oynanmasın diye oturuyor o insanlar orada; Anadolu'nun sesi kısılmasın diye oturuyor orada; RTÜK Kanununu engelleyin diye oturuyorlar orada.

Bu duyarlılığınızı bekliyorum ve o insanlar adına, Anadolu'nun sesinin susturulmasının engellenmesi adına, sizleri duyarlı olmaya davet ediyor, trafik mühendisliğiyle ilgili karara olumlu oylarınızı bekliyor, bu duyarlılığınız için şimdiden teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum efendim. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Alçelik.

Sayın Tan, yerinizden...

Bu konuyla ilgili değil mi?

AHMET TAN (İstanbul) - Evet...

BAŞKAN - Buyurunuz.

AHMET TAN (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu arada, arkadaşımın, beni profesörlüğe terfi ettirmesiyle ilgili küçük bir tavzihte bulunmak istiyorum. Bendeniz, sadece siyasal bilim doktoruyum; ancak, öyle anlaşılıyor ki, trafiğe insan takılınca, ya trafikle bozmuş oluyor yahut da trafik profesörü oluyor. Yine de çok şükür...

Ancak, bu cömertliğinizden yararlanarak, iki cümle de ben eklemek istiyorum bu yararlı öneriye. O da şudur: Biz, Büyük Millet Meclisi adına bir çalışma yaptık. Rapor hazırlandı, yakında Meclisimiz basacak. Bu çalışma, hiçbir şekilde, toplumun hiçbir kurumundan, başta üniversitelerden, bir ses ve yankı bulmadı. Burada, üniversitelerin, kesinlikle trafik dışında kalmasını anlamak mümkün değil. Sayın Okudan arkadaşımızın önerisine bu yüzden katılmak durumundayız; çünkü, üniversitelerimiz, bu büyük facia karşısında -herhalde, yeterince bir entelektüel boyut bulmadığı için- bulunmuyorlar. Her yıl bu ülkede 1 000 000'a yakın insanımız ehliyetname alıyor; ama, bu ehliyetnameleri sadece ve sadece esnaf derneklerine kayıtlı olan trafik sürücü kurslarından alıyor. Halbuki, üniversitelerimiz, en azından, kendi öğrencilerini yetiştirseler, herhalde, bu kadar ölüm olmayacak.

Sözlerime son verirken şunu da ifade etmek istiyorum: Büyük depremden bu yana; yani, 17 Ağustos 1999 tarihinden bu yana trafik kazalarında 20 000'e yakın insanımız -depremde ölen kadar insanımız- öldüğü halde, hâlâ sessiz kalınıyor. O yüzden, arkadaşlarımız, benim trafik konusunda fazla konuşmama bakıp, beni profesörlüğe kadar yükselttiler; ama, ben, hiçbir unvan istemiyorum; sadece, sırada bekleyen, trafikteki suçların -bilinçli taksirle- cezalandırılmasını öngören kanun teklifimizin gündeme alınmasını diliyorum. Bu vesileyle, Yüce Meclisi tekrar saygıyla selamlıyorum.

Sağ olun. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Dr. Ahmet Tan.

Son olarak, Sayın Ongun, buyurunuz.

BEKİR ONGUN (Aydın) - Teşekkür ederim Başkan.

Sayın Zeki Okudan'ın gündeme getirdiği üniversitelerimizde trafik mühendisliği bölümünün açılması konusu, Meclis Trafik Araştırma Komisyonunun çalışmalarında da gündeme getirildi; ama, ne yazık ki, bu, kanun çalışması olarak henüz Meclisin gündemine gelmedi.

Yine bir turizm sezonuna başlıyoruz ve önümüzdeki günlerde trafik kazalarının artmasından korkuyoruz. Bir trafik araştırma komisyonunun Mecliste kurulması bile, çok şükür, trafik kazalarının azalmasına sebep oldu. Kurulacak bu mühendislik fakültesinin, artık, hangi ilde olacağı önemli değil. Üniversite senatoları karar alırsa -Bakanlar Kurulumuz da yetkilidir, kanuna da gerek yoktur- herhangi bir üniversitemizde -merkezî bir üniversite olabilir- bu trafik mühendisliği bölümünün açılması, Türkiye'de kazaların azalmasına, daha çok canların gitmesine engel olacaktır diyor, hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Ongun.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...

Değerli arkadaşlarım, Divan Üyesi iki sayın arkadaşım aynı sayıda buluşamadı; ben de, doğrusu, hangisini desem, yanlış söylemiş olacağım. Onun için, oylamayı elektronik cihazla yapacağım ve kabul edenler ile etmeyenler arasındaki rakam böylece net bir şekilde görülür.

Oylama için 2 dakika süre vereceğim.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Kabul edilmiştir.

Gündemin "Seçim" kısmına geçiyoruz.

V. – SEÇİMLER

A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM

1. - (9/5) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

BAŞKAN - Türk millî eğitim politikasına aykırı, keyfî ve ideolojik uygulamalarıyla eğitim ve öğretimde kargaşaya sebep olduğu, toplumsal gerilime yol açtığı, eğitim sistemini Avrupa Birliği ve uluslararası standartlardan uzaklaştırdığı iddialarıyla Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu hakkında kurulan (9/5) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunda boş bulunan ve Doğru Yol Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için seçim yapacağız.

Doğru Yol Partisi Grubunun, 1 üyelik için 3 kat olarak gösterdiği adayların adlarını okuyorum:

Salih Çelen                 (Antalya)

Sevgi Esen                 (Kayseri)

Saffet Kaya                (Ardahan)

Adayların adları torbaya konulmuştur, torbadan bir isim çekeceğiz:

Sevgi Esen (Kayseri)

Böylece, (9/5) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu üyeliğine Kayseri Milletvekili Sevgi Esen seçilmiştir.

Alınan karar gereğince, sözlü sorular ile diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

Önce, yarım kalan işlerden başlayacağız.

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1. - İzmir Milletvekili Rifat Serdaroğlu'nun; İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın; Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya'nın; Ankara Milletvekili Yıldırım Akbulut'un; Şırnak Milletvekili Mehmet Salih Yıldırım'ın; Gaziantep Milletvekili Ali Ilıksoy, Konya Milletvekili Ömer İzgi ve Ankara Milletvekili Nejat Arseven'in; İstanbul Milletvekili Ziya Aktaş ve 42 Arkadaşının;  Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici'nin ve İzmir Milletvekili Işılay Saygın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S.Sayısı : 527)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Tekliflerinin görüşülmeyen maddeleriyle ilgili komisyon raporu Başkanlığa verilmediğinden, teklifin müzakeresini erteliyoruz.

Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Kanunu Tasarısının müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2. - Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Kanunu Tasarısı ve Adalet ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/744) (S. Sayısı : 786)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3. - Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/777) (S. Sayısı : 557)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın     89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu raporunun müzakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

4. - Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (1)

BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

17 nci maddeye bağlı ek 1 inci madde üzerindeki son önergenin oylamasında kalınmıştı.

Şimdi, Komisyonun ve Hükümetin katıldığı, Van Milletvekili Fethullah Erbaş ve arkadaşlarının önergesini, hatırlatmak için tekrar okutup, oylarınıza sunacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna aşağıdaki maddeler eklenmiştir.

Ek madde 1.- Birinci fıkrasının sonundaki "göz önünde tutar" ibaresinin "göz önünde tutmak zorundadır" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Fethullah Erbaş

Lütfi Yalman

Aslan Polat

 

Van

Konya

Erzurum

 

Niyazi Yanmaz

 

Mahmut Göksu

 

Şanlıurfa

 

Adıyaman

 

                                          

(1) 850 S. Sayılı Basmayazı 1.5.2002 tarihli 94 üncü Birleşim Tutanağına eklidir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler.... Kabul edilmemiştir.

Şimdi de, ek 1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Ek 2 nci maddeyi okutuyorum...

MEHMET BEKAROĞLU (Rize) - Sayın Başkan, İçtüzüğün 63 üncü maddesine göre usulle ilgili bir tartışma açılması için bir önerge vermiştim efendim.

BAŞKAN - Sayın milletvekillerinin bilgisine sunayım.

Rize Milletvekili Sayın Mehmet Bekaroğlu imzasıyla Başkanlığa bir müracaat geldi.

"Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma usullerinden, en temellerinden biri, oturumu yöneten Başkanvekilinin tarafsızlığıdır.

Daha önceki görüşmelerdeki tutumlarından dolayı, oturumu yöneten Başkanvekili Sayın Yüksel Yalova'nın, RTÜK Yasa Tasarısı görüşmelerini tarafsız olarak yönetemeyeceği endişesini taşıyorum.

Bu nedenle, İçtüzüğün 63 üncü maddesine göre usul tartışması açılmasını arz ve teklif ediyorum.

Saygılarımla.                    14.5.2002

                        Mehmet Bekaroğlu

                                               Rize"

Değerli arkadaşlarım, konu şahsımla ilgili olduğu için, ben, Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı yetkililerine de bir kez daha tahkik etmelerini söyledim. Burada, henüz ortaya konulmuş bir tutum bulunmadığı için, bundan böyle yürütülecek görüşmeler sırasında henüz nasıl tutum takınacağıma ilişkin ortada somut bir husus bulunmadığı için..

MEHMET BEKAROĞLU (Rize) - Önceki oturumdaki tutumunuz belli Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Sayın Bekâroğlu, İçtüzüğün 63 üncü maddesini okursanız...

MEHMET BEKAROĞLU (Rize) - Okuyoruz...

BAŞKAN - ...son derece açık ve üzerinde tartışma yapmamızı gerektirmeyecek kadar açık bir madde.

MEHMET BEKAROĞLU (Rize) - En temel çalışma usulü Başkanın tarafsızlığıdır. Siz taraflı olduğunuzu geçen yönetimde ortaya koydunuz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Ek 2 nci maddeyi okutuyorum:

EK MADDE 2. - Bu Kanunda belirtilen istisnalar dışında, Üst Kuruldan izin almadan radyo ve televizyon yayını yapan ya da Üst Kurul tarafından geçici ya da sürekli iptal edilmesine rağmen yayın yapan kişiye, kuruluşların ise sahip ve yöneticilerine, fiilleri bir başka suç oluştursa bile, fiilin ağırlığına göre altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ve bir milyar liradan yüz milyar liraya kadar para cezası verilir. Ancak, Türkiye Cumhuriyetinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne karşı yıkıcı ve bölücü faaliyetlere sevk edecek şekilde yayın yaptıkları tespit edilerek yayınları durdurulan veya yayın izinleri iptal edilen kişiler, bu kuruluşların sahipleri ve yöneticileri ile bu tür yayınlarda görev alanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesine göre cezalandırılır. Ayrıca tüm yayın cihazları Türk Ceza Kanununun 36 ncı maddesine göre müsadere edilir.

Yayın bantlarını bir yıl süre ile muhafaza etmeyen ve bu süre içinde Üst Kurul veya Cumhuriyet savcılığınca istenmesine rağmen sesli ve görüntülü olarak teslim etmeyen yayın kuruluşlarının sahip ve yöneticileri, altı aydan bir yıla kadar ağır hapis ve bir milyar liradan on milyar liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır. Ayrıca, bir aydan üç aya kadar ilgili kuruluşun yayınının durdurulmasına karar verilir. Gönderilen bandın içerik bakımından istenen yayın olmaması veya bantta tahrifat, çıkarma, silme gibi işlemler yapılması halinde, ayrıca iki yıldan on yıla kadar ağır hapis ve iki milyar liradan on milyar liraya kadar ağır para cezası verilir.

Bu maddedeki para cezaları, her yıl Maliye Bakanlığınca ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılır.

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, ek 2 nci madde üzerinde ilk olarak Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Konya Milletvekili Remzi Çetin söz istemiştir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Gruplar adına söz isteyen arkadaşlarımızın konuşma süreleri 5'er dakikadır.

Buyurunuz Sayın Çetin.

AK PARTİ GRUBU ADINA REMZİ ÇETİN (Konya)- Muhterem Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım.

Günlerden beri kamuoyunun gündemini ciddî şekilde meşgul eden RTÜK Yasasını görüşmeye devam ediyoruz. Maalesef, toplumumuzun her kesimi tarafından, bu meseleyle doğrudan ilgili veya ilgisiz her kesim tarafından çok ciddî tenkitlere maruz kalmasına rağmen, ısrarla ve inatla, bu kanun Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçirilmeye çalışılmaktadır ve 21 inci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak en büyük bir hatayı yapmakla karşı karşıya, maalesef, bırakılmış durumdayız. Çünkü, bugün, gerek OECD ülkelerinde gerek Amerika Birleşik Devletlerinde, bütün demokratik ülkelerde, ülkemiz, insan hakları ve demokratik prensiplerin bihakkın uygulanması bakımından, ciddî tenkitlere maruz kalmaktadır. Ülkemizin dünya platformunda, demokratik platformda böyle ağır eleştirilere, tenkitlere maruz kaldığı bir ortamda, bizim bu kanunu ısrarla Meclisten geçirmeye çalışmamızın yanlışlığı ortadadır.

Değerli arkadaşlarım, sık sık dile getirildi; Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Milletine hizmet eden, Türk Milletinin âli menfaatlarını gözeten kanunların yapıldığı bir yerdir, bir mercidir. Değerli arkadaşlarım, konuşmacılarımız sık sık dile getirdiler; ülkemiz binbir türlü meseleyle karşı karşıyadır. Hükümetin icraatları sürekli olarak tenkit edilmekte ve başarılı olup olmadığı her zaman tartışılır olmaktadır. Hal böyleyken, kamuoyunu sansasyon olarak ciddî şekilde çalkantıya verecek ve gerçekten ülkemizin demokratik prensipleri bakımından tenkitlere maruz kalacak böyle bir kanunu çıkarmada ısrarcı olmak, Türkiye Büyük Millet Meclisini, sanki belli insanları ve belli kesimleri gözeten kanun yapıyormuş gibi bir durumla karşı karşıya bırakmak, takdir edersiniz ki, hepimizi derinden üzmektedir. Hal böyleyken, bu konuda ısrarcı olmanın yanlışlığı ortadadır.

Değerli arkadaşlarım, ek 2 nci maddeye göre, Üst Kuruldan izin almadan TV ve radyo yayını yapılması halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ve 1 milyar liradan 100 milyar liraya kadar para cezası öngörülmektedir. Bu çok geniş bir aralıktır. Bu konuda hâkime bu derece takdir hakkı bırakılmasının uygulamada ne denli yanlışlıklara sebebiyet vereceği hepimizin malumudur.

Ayrıca, Türkiye Cumhuriyetinin varlık ve bağımsızlığına, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne karşı söz konusu fiillerin işlenmesi halinde "TCK'nın 314 üncü maddesine göre cezalandırılır" denilmek suretiyle, yine, çok ağır müeyyideler getirilmeye çalışılmakta ve tarafsız basın yayın organları tarafından kamuoyunun sağlıklı bir şekilde bilgilendirilip sağlıklı bir kamuoyu oluşturulması noktasındaki basın yayın kuruluşları, ciddî şekilde baskı altına alınmaya çalışılmaktadır.

Ayrıca, yayın bantlarının bir yıl süreyle muhafaza edilme mecburiyetinin getirilmesi ve bu noktada hataların yapılması halinde, altı aydan bir yıla kadar ağır hapis cezası, 1 milyar liradan 10 milyar liraya kadar, yine ağır para cezası ve bir aydan üç aya kadar yayını durdurma cezası gibi, gerçekten, pek çok yayın kuruluşunun kaldıramayacağı cezalarla karşı karşıya bırakılmaktadır bu kuruluşlar.

Ayrıca, gönderilen bandın içerik bakımından istenilen yayın olmaması, bantta tahrifat, çıkarma, silme gibi işlemlerin yapılması halinde de, iki yıldan on yıla kadar ağır hapis ve 2 milyar liradan 10 milyar liraya kadar da ağır para cezası öngörülmektedir.

Değerli arkadaşlarım, söz konusu olan bütün bu hususlar, fevkalade yüksek değerlerdir, yüksek rakamlardır. Dolayısıyla, basın özgürlüğüne, medya özgürlüğüne ve bağımsız, objektif kamuoyu oluşturulması noktasına ciddî bir darbe vurulmaktadır. Bu ağır para cezalarını, mevcut yerel ve ulusal televizyonlarımızın, medyamızın kaldırması oldukça zordur ve burada, biraz önce de ifade ettiğimiz gibi, çok geniş bir takdir hakkı bırakılmak suretiyle, her türlü adaletsizliğe sebebiyet verecek uygulamalara yol açılacaktır.

Değerli arkadaşlarım, ayrıca, bu meblağların ödenemeyecek miktarlarda olmasının yanında, diyelim ki, tahrifat yapılmasının ölçüsü olarak, medya kuruluşlarının birbirlerine karşı yanlışlıklar yapabilmesi gibi birtakım fiillere de yol açacak durumlar söz konusudur. O bakımdan, mutlaka, bu muğlak ifadeler yerine, daha net, somut ifadeler içeren bir kanunun çıkarılması gerekirdi. Dolayısıyla, bu konudaki ısrarın yersizliğiyle, bütün bu yanlışları bünyesinde mündemiç kılan bir kanunun çıkarılmaya çalışılmasıyla, gerçekten, ciddî bir hatayı yapmakla karşı karşıya kalıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, yayın bantlarını bir yıl süreyle muhafaza etmemek, Üst Kurul ve cumhuriyet savcılığına teslim etmemek durumunda, hem para cezası hem hapis cezası hem de yayını durdurma cezası gibi, gerçekten, çok yönlü cezalar öngörülmek suretiyle, ciddî bir tehdit oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bütün bunların yanlışlığı, hepimiz tarafından görülmektedir; çünkü, şu ana kadar yapılan değerlendirmelerde, maalesef, iktidar, çıkıp, bu kanunu niçin buraya getirdiğini, bu kanunun gerekçelerini haklı bir şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisinin önünde savunamamıştır ve  savunulamayan bir kanun çıkarılmaya çalışılmaktadır. Burada, siyaset-medya ilişkisi çok açık ve seçik olarak görülmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen, son cümlelerinizi söyleyiniz.

REMZİ ÇETİN (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

O bakımdan, siyasetin ve siyasetçinin bu kadar ağır tenkitlere, haksızlıklara maruz kaldığı bir ortamda, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kendi eliyle, siyasetin ve siyasetçinin bu ağır durumunu ağırlaştırıcı ve siyaseti ve siyasetçiyi zor durumda bırakmaya çalışan, onları etkisiz kılmaya çalışan çevrelere karşı, âdeta, yeni bahaneler verici bir tutum sergilenmeye çalışılmaktadır. Bu durumu doğru bulmuyoruz ve 21 inci Dönem Meclisi, gerçekten, bu hatayı işlemekle, gelecekte telafisi zor bir fiili yapmaktadır. Nitekim, Sayın Bakan ve diğer sözcüler "hele bu kanunu bir çıkaralım da, hatalarını sonra telafi ederiz" gibi, bugünden bu kanunun zaten savunulamayacağını, yanlışlığın yapılmakta olduğunu baştan ifade etmişlerdir. Bu hatadan dönmek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin en tabiî görevidir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Çetin.

İkinci olarak, Saadet Partisi Grubu adına, Kahramanmaraş Milletvekili Mustafa Kamalak...

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Sayın Cevat Ayhan konuşacak.

BAŞKAN - Başkanlığa verilen...

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Ben böyle ifade ediyorum efendim.

BAŞKAN - Hay hay, ben bir şey demiyorum; Başkanlığa verilen isim Mustafa Kamalak hocamızdı, onu söylüyorum.

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Değiştirelim efendim.

BAŞKAN - Sakarya Milletvekili Sayın Cevat Ayhan.

Buyurunuz Sayın Ayhan. (SP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

SP GRUBU ADINA CEVAT AYHAN (Sakarya) - Muhterem Başkan, muhterem üyeler; söze başlarken, Saadet Partisi Grubu adına hepinizi hürmetle selamlıyorum.

Bu maddeyle, çerçeve 17 nci maddeyle, 3984 sayılı Radyo ve Televizyon Yüksek Kuruluyla ilgili kanuna 5 tane ekmadde getirilmektedir. Ben, ek 2 nci madde üzerinde söz almış bulunuyorum. 

Okunan madde metninden de hatırlanacağı gibi, izinsiz yayın yapanlara, iptale rağmen yayın yapanlara, devlet ve cumhuriyet aleyhine yayın yapanlara, bantların muhafazasıyla ilgili sorumluluğu taşımayanlara ve bantların istenip de verilmemesi halinde veya yanlış verilmesi halinde, birtakım cezalar getirilmektedir. Daha önce burada okunduğu için, bunların tafsilatına tekrar girmeyeceğim; ancak, tabiî, bu cezaların ağır olduğunu ifade etmek istiyorum. İki yıla kadar hapis, on yıla kadar hapis var. Bantlar muhafaza edilmemiş veya bantlar istenmiş... Bu verilen bantlar istenen bantlar değilse, tahrifat yapılmışsa, çıkarma yapılmışsa, silme yapılmışsa, on yıla kadar ağır hapis cezası var. Tahrifatı anladım, çıkarmayı anladım, silmeyi anladım. Cezaların miktarı makul mu değil mi, ayrıca tartışılır; ama, istenen yayın değilse...Yani, bir televizyon, bir radyo, bandı arşivden çıkarmış, vermiş; bu da istenen yayın değilse, onu iki yılla on yıl arasında hapis cezasıyla muhakeme edeceksiniz. Yani, "bu, istenen bant değildir, bunu değiştirin" diye iade edip tekrar istemek mümkün değil mi? Onun için, buraya, bu maddeye bir tarif getirmek lazım.

Cürüm işlemek maksadıyla teşekkül oluşturmaktan yargılamalar var burada ve müsadere var. Madde 36, bütün yayın cihazlarının müsaderesidir. Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesi, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmayla ilgili cezalardır. Bunların bir daha dikkatle değerlendirilmesi lazım; ama, hükümet, tabiî, bu tasarıyı buradan alelacele geçirmek istiyor; Cumhurbaşkanının ikazına rağmen, vetosuna rağmen, iadesine rağmen, bütün kamuoyunun, mahallî radyo, televizyon ve gazetelerin, mahallî basının, genel olarak bütün çevrelerin, ulusal basının da mühim bir kısmının itiraz etmesine rağmen, bu tasarı, bu haliyle, Türkiye'de radyo ve televizyon yayıncılığına büyük bir darbe vuracağı ifade edilmesine rağmen ısrarla çıkarılmak isteniyor.

Tabiî, mahallî televizyon, radyo ve gazetelerin fevkalade mühim  hizmetleri var. Bunlar, hükümetlerin mahallindeki uygulamalarını denetlerler, halkın şikâyetlerini dile getirirler, idarecileri ikaz etmiş olurlar. Bir denetim mekanizmasıdır bunların yaptığı. Bunların birtakım dertleri var, sıkıntıları var -geçenlerde bu Mecliste mahallî basınla ilgili meseleler konuşuldu, araştırma komisyonu teşkil edildi- bunların bir an önce çözülmesi lazım; ama, biz, bütün sesleri susturup hükümete sessiz bir Türkiye hazırlamak için ne gerekiyorsa onu yapıyoruz. Sayın Başbakan "efendim, geçmişte, esnaf yürüyordu, birtakım meslek odaları yürüyüş yapıyordu; şimdi yürümediklerine göre herkes memnundur" diye ifade ediyor. Biraz daha sessiz bir Türkiye haline getireceksiniz; ama, kontrol edilemeyen patlamalar meydana gelir neticede.

Tabiî, bu kanunun en mühim maddesi, bundan sonra gelecek olan ek 3 üncü maddesidir. Burada yapılan da, 29 uncu maddedeki ihalelere katılma yasağını kaldıracaksınız.

Değerli arkadaşlar, bu çok mühim bir şeydir. Bu kanunun esasında, çekirdeğinde bulunan madde. Tabiî, sırası geldiği zaman konuşulacak. Siz, gazete ve televizyonların, radyoların, yani, basın yayın kuruluşlarının sermayeyle ilgisini kesmezseniz, bunların, iş piyasasında aktif olan aktörlerin tetikçisi olarak kullanılmalarına zemin hazırlarsınız. Bu, demokrasi bakımından, hukukun hâkimiyeti bakımından, vatandaşın hukukunun korunması bakımından da fevkalade mahzurlu bir husustur. Türkiye bunu tartışıyor, bunu tartışmak lazım; ama, bu olgunlaştırılmadan, alelacele, bu kanun buraya tekrar getirildi. Bundan sorumlu olan Sayın Bakanın "onbeş yirmi gün içinde yeni bir tasarı getireceğiz, ben de buna katılmıyorum, sindiremiyorum" demesine rağmen hangi irade bunu buradan ısrarla çıkartıyor; bunu anlamak mümkün değil. Hükümeti bir daha düşünmeye davet ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CEVAT AYHAN (Devamla) - Bitiriyorum Muhterem Başkan.

BAŞKAN - Lütfen, sonuçlandırınız Sayın Ayhan.

CEVAT AYHAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, mademki bu yasa ihtiyaca uygun değil, bu yasayı geri çekip, tekrar, bütün tarafların değerlendirmesiyle, mutabakatıyla çalışacak olan bir RTÜK Yasasında düzenleme getirmek herkesin faydasınadır. Hükümetin ısrarla yaptığı bu işlerden dolayı, sonra "yanlış yaptım, pişman oldum" diye günah çıkaracak şekilde ortaya çıkmasının hiçbir manası olmadığını ifade ediyor, hepinizi hürmetle selamlıyorum. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Ayhan.

Son olarak, Doğru Yol Partisi Grubu adına, İçel Milletvekili Turhan Güven.

Buyurunuz Sayın Güven. (DYP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

DYP GRUBU ADINA TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Doğru Yol Partisi Grubu adına, hepinizi, sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Bu kanun, aslında, çok masumane bir görüntü sergiliyor bazı maddelerinde; ama, aslında, hür basını ortadan kaldırmanın yolları çok detaylı olarak düzenlenmiş bir kanun. Hür basın, yalnız, İstanbul'da, Ankara'da çıkan basın değil, 81 ilin her il merkezinde ve ilçelerinde çıkan basın demektir; yani, kısaca, Anadolu basını demektir, Trakya basını demektir. Siz, bu kanunla, bazı cezalar, bazı müeyyideler getirmiş görünüyorsunuz, çekidüzen vermiş görünüyorsunuz; ama, aslında, siz, Anadolu basınını yok ediyorsunuz. Bunun yollarını da, çok ince, detaylı biçimde bu maddelerde getirmiş oluyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, bakınız, ölüm cezalarını kaldıran bu Meclis mi; bu Meclis. Peki, yanlışlıkla bir bandı gönderen o televizyon istasyonu sahibine veya sorumlusuna siz ne getiriyorsunuz; iki yıldan on yıla kadar ağır hapis. Siz, eli kanlı adamları burada affettiniz. Peki, bunun karşılığında, bütün cürümü, suçu, sadece, bir bandı yanlışlıkla istenilen bant yerine göndermek olan insana, iki yıldan on yıla kadar hapis cezası getiriyorsunuz. Neresinde var bunun hak ve nasfet uygulaması?! Siz, müebbet ağır hapse mahkûm olan insanı altı sene sekiz ay içinde, sekiz sene altı ay içinde çıkarmayı düşünüyorsunuz; ama, bakın, öbürüne de, on sene getiriyorsunuz bir yanlışlığın içinde olan şeyde... Ceza hukukunda önemli olan kast unsurudur. Her zaman söylüyorum; yapmayın!.. Bu miktarlarla, Anadolu basını, şu cezalarla ayakta kalabilir mi?! Sizin, aslında, buradaki hedefiniz ne, siz ne yapmak istiyorsunuz; bunu bize anlatın da, eğer, doğruysa anlattıklarınız -ki hiçbirinin doğruluğuna inanmıyorum şahsen- o zaman, ben, kalkayım, burada sizi savunayım; ama, sizin savunulur tarafınız yok; çünkü "ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz..." Siz, öyle işler getiriyorsunuz ki, Türk Milletinin sesini kesmenin yollarını arıyorsunuz ve buluyorsunuz.

Bu kanun çıkarsa... Daha evvel de söyledim, yine söylüyorum: Cumhurbaşkanı Anayasaya aykırılıktan gönderdi size; siz, eski Anayasaya göre gönderilme olayını ortadan kaldırdınız; bazı maddelerini yeni Anayasa değişikliklerine göre, hiç görüşmeden önümüze getirdiniz. Bu kanun, Sayın Cumhurbaşkanının önüne gittiği zaman, bu maddeler görüşülmediği için kanunlaşmış sayılmayacağından iade görecektir, görmelidir; ama, gelin, şu yanlıştan dönün. Komisyona tekrar iade edin; deyin ki, biz, bir yanlışın içindeyiz... Canım, yanlışı görmek de bir fazilettir! Niye bu faziletli davranıştan vazgeçiyorsunuz veya vazgeçme gayreti içindesiniz? Artık, doğru yapmanın zamanı geldi geçti değerli milletvekilleri. Sizin her yaptığınız yanlışın faturası millete çıkıyor. Milleti ıstıraba sokmaya hiçbir hakkınız yok. Hür Anadolu basınını ıstıraba sokmaya, hele onları yok etmeye hiç hakkınız yok.

Bakınız, Tanrı affeder; ama, millet sizi affetmeyecektir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (DYP ve SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Güven.

Madde üzerinde 3 adet önerge vardır; önce geliş sıralarına göre okutacağım, sonra aykırılık derecelerine göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarısının çerçeve 17 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 2'nin ikinci fıkrasının birinci cümlesindeki "Cumhuriyet Savcılığınca" ibaresinden sonra gelmek üzere "dava açılmış ise taraflarca" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                       

Fethullah Erbaş

Aslan Polat

Mustafa Niyazi Yanmaz

 

 

Van

Erzurum

Şanlıurfa

 

Mahmut Göksu

 

Süleyman Metin Kalkan

 

Adıyaman

 

Hatay

BAŞKAN - 2 nci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 17 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanuna eklenen Ek Madde 2'nin birinci fıkrasının son cümlesindeki "ayrıca tüm yayın cihazları Türk Ceza Kanununun 36 ncı  maddesine göre müsadere edilir" ibaresinin fıkra metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                       

Fethullah Erbaş

Aslan Polat

Mustafa Niyazi Yanmaz

 

  

Van

Erzurum

Şanlıurfa

 

Mahmut Göksu

 

Yakup Budak

 

Adıyaman

 

Adana

BAŞKAN - Şimdi, son ve maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 17 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanuna eklenen Ek Madde 2 Anayasaya aykırı olduğundan tasarı metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz

 

Fethullah Erbaş

Aslan Polat

Veysel Candan

 

Van

Erzurum

Konya

 

Yasin Hatiboğlu

 

Mehmet Bekaroğlu

 

Çorum

 

Rize

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa)- Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz  Başkanım.

BAŞKAN - Önergeniz hakkında konuşacak mısınız?

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Evet.

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Yasin Hatiboğlu. (SP sıralarından alkışlar)

YASİN HATİBOĞLU (Çorum)- Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; 850 sıra sayılı iade edilen yasanın müzakeresi vesilesiyle, Saadet Partisi Grubumuz adına görüşlerimizi huzurunuza getirmek üzere buradayım. Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, acaba -düşünüyorum;- düşünen yalnız ben değilim, herkes düşünüyor- bu tasarı, çok önemli, çok öncelikli, çok ölümcül aciliyeti olan bir tasarı mı?! Yani, ülkenin bütün meseleleri çözüldü, açlar doydu, işsizler iş buldu, aşsızlar aş buldu, çarık çorap bulamayan insanların sırtı giydi, karnı doydu, sıra RTÜK'e mi geldi diye hep düşünüyorum; ancak, buraya gelmediğini, biraz sonra, huzurunuzda, görüşlerimi sizlerle paylaşacağım. Ancak, bu tasarı, bu haliyle müzakere edilebilir mi? Gönlüm isterdi ki, hukukçu da olan, Meclisi yöneten Sayın Başkanvekilimiz Yalova işleme almamalıydı bu tasarıyı. Şu sebeple işleme almamalıydı: Biz, kanunların anayasaya aykırı olmamasının dikkatini göstermeye mecbur olan ilk kurumuz, Türkiye Büyük Millet Meclisiyiz. Kanunlar anayasaya aykırı olamaz; ama, biz, Anayasaya aykırı bir düzenleme yapıyoruz.

EROL AL (İstanbul) - Neresi aykırı?

YASİN HATİBOĞLU (Devamla) - Arz edeyim efendim neresinin aykırı olduğunu, birlikte, sükûnetle dinleyelim.

Bu, bir iade kanunudur. Sayın Cumhurbaşkanı, bizim yaptığımız ya da sizin, oylarınızla, dayatarak kabul ettiğiniz, kanun haline getirmeye gayret ettiğiniz kanunu iade etti. Son yaptığımız anayasa değişikliği, 89 uncu maddenin ikinci fıkrasında; Sayın Cumhurbaşkanı, kanunların tamamını veya bir bölümünü iade edebilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi sadece iade edilen maddeleri görüşebilir diyor. Bu ifade ve ibare bile tartışmalıdır bana göre. "Sadece" kavramı başkadır, "ancak" kavramı başkadır. "Ancak" hukukta, hasriyet, yani hasrolma, yani özellikle oraya tahsis edilme anlamına gelir. Anayasa yapıcı, hasretmemiş, "ancak" ifadesini kullanmamış, seçme imkânı vermiş; yani, iade edilen maddeleri de görüşebilir, tamamını da görüşebilir demiş. Ne zaman olur bu; iadeden sonra, Sayın Başkanlık, iade edilen yasayı Meclise gönderir; Meclis, tamamı mı görüşülsün, iade edilen maddeler mi görüşülsün diye bir karar verir; ondan sonra, ilgili komisyona gider ve komisyon ona göre işlem yapar.

Değerli milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanı, bu kanunu hangi gerekçeyle iade etmiş; bakınız -vaktim yetmeyecek; ama, bundan sonraki önerge hakkımı da kullanacağım; beni anlayışla karşılayınız- diyor ki: Açıklanan gerekçelerle kamu yararı ile bağdaşmayan, demokratik geleneklere aykırı olan bu düzenleme, netice itibariyle Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri uyarınca yayımlanması uygun görülmeyerek, Türkiye Büyük Millet Meclisine iade edilmiştir. Yani, bu kanun yayımlanmayarak iade edilmiştir, bu kanunun falan feşmekân maddesi değil. O halde, bu kanunun tümü iade edilmiştir. Anayasa Komisyonuna düşen, bu kanunun tümünü müzakereye açmaktı; ama, Anayasa Komisyonumuzun tutanağına bakarsanız, gerekçesine bakarsanız, o, kendine göre, kendi arzu ettiği kimi maddeleri seçerek onları müzakereye açmıştır. Bu, doğru değildir. Bu, Anayasanın 89 uncu maddesine, Cumhurbaşkanının görevlerini ifade eden 105 inci maddesine çok açık aykırılık teşkil eder.

Buradan, Sayın Cumhurbaşkanına seslenmek istiyorum. Bu, yine, Anayasaya aykırı biçimde kotarılmak isteniyor. Sayın Cumhurbaşkanının, bunu, bir kere daha iade hakkı ve yetkisi vardır. Bu ikinci iade olmaz; çünkü, ilk iadeyi usule göre tartışmamıştır...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen sonuçlandırınız Sayın Hatiboğlu.

YASİN HATİBOĞLU (Devamla) - Meclis, ilk iadeyi usulüne göre tartışmamıştır. Onun için, Sayın Cumhurbaşkanı, Anayasaya aykırı olarak neticelendirilen bu düzenlemeyi yeniden iade edebilir. Ben, şimdi, bundan sonraki önergemde, inşallah, örnekler vereceğim; yani, hangi hallerde kısmî iade vardır, o kısmî iade nasıl olur, onu tartışacağız.

Ben, teşekkür ediyorum efendim.

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Hatiboğlu.

Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

İkinci önergeyi okutup, işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 17 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 2'nin birinci fıkrasının son cümlesindeki "ayrıca tüm yayın cihazları Türk Ceza Kanununun 36 ncı maddesine göre müsadere edilir" ibaresinin fıkra metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                               Fethullah Erbaş

                                               (Van)

                                  ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Önerge sahipleri adına hangi arkadaşımız konuşacak? Ya da gerekçeyi okutayım...

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - İzin verirseniz ben konuşayım efendim.

BAŞKAN - Sayın Hatiboğlu, sizin isminiz yok efendim.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Ben konuşayım.

BAŞKAN - Sizin isminiz yok efendim.

Önergede ismi olan arkadaşlarımı ben hatırlatayım: Niyazi Yanmaz, Mahmut Göksu, Musa Demirci, Metin Kalkan, Cevat Ayhan, Alaattin Sever Aydın, Ahmet Demircan ve Ahmet Sünnetçioğlu.

Eğer, uygun görürseniz, bu arkadaşlarımızdan birini çağıracağım; değilse, gerekçeyi okutacağım.

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Efendim, gerekçeyi okutun.

BAŞKAN - Hayhay...

Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Yayın cihazlarının müsaderesi çağdaş olmayan bir cezadır. Tıpkı İbrahim Müteferrika'nın matbaayı Türkiye'ye getirdikten sonra, o matbaa cihazının müsaderesine benzemektedir. Bu cihazların suç işleme yeteneği yoktur. Bu nedenle yayın cihazlarının müsadere edilmesi çağdaş hukuk normlarına aykırıdır.

BAŞKAN - Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Üçüncü önergeyi okutup, işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 2'nin ikinci fıkrasının birinci cümlesindeki "Cumhuriyet Savcılığınca" ibaresinden sonra gelmek üzere "dava açılmış ise taraflarca" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                               Fethullah Erbaş

                                               (Van)

                                  ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Önerge sahipleri adına bir arkadaşım konuşacak mı, yoksa gerekçeyi mi okutayım?

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Gerekçeyi okutunuz efendim.

BAŞKAN - Peki, gerekçeyi okutalım.

Gerekçe:

Yayın bantlarını bir yıl süre ile muhafaza etmeyen ve bu süre içinde Üst Kurul veya cumhuriyet savcılığınca istenebilmektedir. Ancak, dava açılmış ise bu bantların davacı veya davalı tarafından da mahkemede delil olması için istenmesi halinde de bu bantların gönderilmesi gerekmektedir. Bu nedenle dava açılmış ise tarafların birinin talebi üzerine mahkemeye ibraz edilmesinde yarar gördüğümüzden bu önergeyi vermiş bulunuyoruz.

BAŞKAN - Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı, gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, ek madde 2'yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. (SP sıralarından gürültüler)

MEHMET BEKAROĞLU (Rize) - Sayın... Efendim, sayın... Niye saymıyorsunuz?!

RAMAZAN GÜL (Isparta) - Saymıyorsunuz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Efendim, çok fark var; demin bir arkadaşımız da oradan işaret etti.

MEHMET BEKAROĞLU (Rize) - Elektronik beyin misiniz! Saymıyorsunuz efendim, nereden biliyorsunuz çoğunluk olduğunu?!

BAŞKAN - İkisi çok bariz bir şekilde görülebilecek kadar farklı.

MEHMET BEKAROĞLU (Rize) - Hayır efendim, hiçbir şey görünmüyor; muhalefet çoğunlukta.

BAŞKAN - Sayın Bekaroğlu, o konularda hassasız, hiç merak etmeyin.

MEHMET BEKAROĞLU (Rize) - Saymıyorsunuz Sayın Başkanım; saymak zorundasınız ya da elektronik sistemle yapmak zorundasınız.

 RAMAZAN GÜL (Isparta) - Sayın Başkan, el kaldırmıyorlar.

BAŞKAN - Bakın, son derece farklı.

MEHMET BEKAROĞLU (Rize) - Sayın Başkan, kim el kaldırdı, kim kaldırmadı, belli değil.

BAŞKAN - Hiç benim öyle acele etmek gibi bir derdim yok...

MEHMET BEKAROĞLU (Rize) - Siz kabul edilmesini istiyorsunuz, kabul edildi diyorsunuz.

BAŞKAN - Gayet görebileceğim şekilde...

MEHMET BEKAROĞLU (Rize) - Böyle olmaz ki, böyle Meclis yönetilmez ki Sayın Başkan.

BAŞKAN - Bakıyorum; rahat olunuz.

MEHMET BEKAROĞLU (Rize) - Sayın Başkan, bu maddeyi daha oylamadınız.

BAŞKAN - Efendim, şimdi oyladım.

MEHMET BEKAROĞLU (Rize) - Oylamadınız efendim.

BAŞKAN - Şimdi oyladım.

MEHMET BEKAROĞLU (Rize) - Saymadınız; kim kabul etti, kim kabul etmedi.

BAŞKAN - Şimdi oyladım, her iki taraftan da, kabul edenler ve etmeyenler dediğimde, arkadaşlarımız el kaldırdı, arada bariz fark görmesem... Bakın, demin, basit bir...

MEHMET BEKAROĞLU (Rize) - Efendim, el kaldırmadılar, saymadınız bile.

BAŞKAN - Sayın Bekaroğlu, demin, basit bir konuda doğru karar veremeyeceğimi düşünüp elektronik cihazla oylama yaptık.

MEHMET BEKAROĞLU (Rize) - Evet, tarafsız olacağınız konusunda endişem var demiştim, haklı çıkıyorum.

BAŞKAN - O sizin kanaatiniz...

MEHMET BEKAROĞLU (Rize) - Tarafsız değilsiniz!..

BAŞKAN - Siz, endişenizi Başkanlığa getirdiğinizde, ben, usule uygun olmamasına rağmen, zabıtlara geçirttim Sayın Bekâroğlu; istirham ederim...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Efendim, de facto durum yaratıp, Meclisi yönetemezsiniz! Usuller var; kendi istediğiniz gibi Meclisi yönetemezsiniz!

NİHAT GÖKBULUT (Kırıkkale) - Yönetir!.. Yönetir!..

MEHMET BEKAROĞLU (Rize) - Yönetemez!...

BAŞKAN - Ek 3 üncü maddeyi okutuyorum:

EK MADDE 3. - Radyo ve televizyon yayınları, yayın ilkeleri ve bu Kanunda belirtilen diğer esaslara uygunluğu yönünden,

a) Ulusal, bölgesel ve yerel düzeydeki yayınlar Üst Kurul tarafından izlenir ve değerlendirilir.

b) Üst Kurulun uygun göreceği yerlerdeki yerel ve bölgesel yayınların izlenmesi ve kayda alınması İçişleri Bakanlığının görevlendireceği birimlere devredilebilir. Bu halde gerekli teknik donanım ve ilgili personelin eğitimi Üst Kurulca sağlanır ve masrafları Üst Kurulca karşılanır. Yayın ilkeleri ve bu Kanunda belirtilen diğer esaslara aykırılığından kuşkulanılan yayınların bandı, değerlendirilmek üzere Üst Kurula gönderilir. İçişleri Bakanlığı ile Üst Kurul arasındaki işbirliği bir protokol ile düzenlenir.

Telekomünikasyon Kurumunun millî monitoring faaliyetleri kapsamında yayınları izleme imkânının olması halinde, Üst Kurul ile Telekomünikasyon Kurumu arasında imzalanan bir protokol kapsamında bu yayınlar Telekomünikasyon Kurumunca izlenir ve değerlendirilmek üzere Üst Kurula iletilir.

BAŞKAN - Ek madde 3 üzerinde, birinci olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Osmaniye Milletvekili Şükrü Ünal...

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, arkadaşımız yok, ben konuşacağım.

BAŞKAN - Peki.

Van Milletvekili Hüseyin Çelik; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan,  değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanunun 17 nci maddesinin ek 3 üncü maddesi üzerinde, AK Parti Grubu adına görüşlerimizi arz etmek üzere huzurlarınızdayım; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, 14 Mayıs, bizim tarihimizde çok önemli bir gün, belki; bu Mecliste, özel olarak anılması gereken bir gündür; çünkü, 14 Mayıs 1950'de, yani 52 yıl önce, millet iradesi, halk iradesi, güç odaklarına karşı bir şahlanış gösterdi ve millet, 1950'de Demokrat Partisiyle birlikte iktidara geldi. Şimdi, millet iradesinin şaha kalktığı, milletin iktidara geldiği bir günde, biz, millete rağmen, milletin temsilcilerine rağmen, burada bir yasa tasarısı görüşüyoruz ve bunu çıkarmaya çalışıyor değerli hükümet.

Değerli arkadaşlarım, bu RTÜK yasa tasarısını kim benimsiyor, bunun çıkmasını kim istiyor, kim istemiyor; şuna bir bakalım:

Türkiye'deki sivil toplum örgütlerinin hemen hemen hepsi, bu yasa tasarısının çıkmaması gerektiği konusunda hemfikirdir. Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinden tutun da, Barolar Birliğine kadar, bütün esnaf kuruluşlarına kadar, özel radyo ve televizyon sahiplerinin büyük bir kısmı, özellikle yerel medya sahipleri ve bunların temsilcileri olan dernekler, bu yasa tasarısının çıkmamasını istiyor. Değerli milletvekilleriyle bire bir görüştüğümüz zaman, çok değerli milletvekili arkadaşlarımız da "evet, bu yasa tekelleşme getiriyor, bu yasa aslında Anayasa hükümlerine aykırıdır" diyorlar.

Şimdi, iktidar kanadına mensup milletvekilleriyle bire bir görüştüğümüz zaman, vicdanî kanaatlerine göre konuştukları zaman, onlar, bu yasa tasarısının, gerçekten millet, memleket aleyhine birçok hüküm içerdiğini ve yanlış bir yasa tasarısı olduğu konusunda hemfikirler; ancak, ne oluyorsa, değerli genel başkanlar gelip buraya oturunca, iş tamamen değişiyor; Anayasaya yaptığımız sadakat yeminini bir tarafa bırakıyoruz, millet menfaatlarına bağlı kalacağımıza dair yaptığımız sadakat yeminine bağlı kalmıyoruz, onu bir tarafa bırakıyoruz ve sayın genel başkanların baskısıyla burada bir yasa tasarısı çıkarmaya çalışıyoruz.

Değerli milletvekilleri, daha önce söyledim, tekrar söylüyorum: Bu Parlamentonun yüzde 60'ı, 70'i, her dönem değişir; ama, nedense, bütün milletvekili arkadaşlarımız, bir dahaki dönem o yüzde 30'un, yüzde 40'ın içerisinde olacağı varsayımıyla hareket ederek, sayın genel başkanların diretmelerine, dayatmalarına karşı, âdeta, dik duramıyorlar, vicdanlarının sesine kulak vererek oylarını kullanmıyorlar. Bu Parlamento, Türkiye Büyük Millet Meclisi; burası, milletin Meclisidir; milletin görüşü, milletin ruhu, milletin arzuları bu Meclise hâkim olmalıdır. Hiçbir dönem, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 21 inci Dönemde olduğu kadar, dışarıdan gelen seslere, güç odaklarının seslerine göre yasama görevi yapmamıştı. Şimdi, bir taraftan -hepiniz kabul ediyorsunuz- Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası ve bazı uluslararası finans çevrelerinin isteği doğrultusunda yasa tasarıları getiriliyor; öte yandan, içerideki güç odaklarının, mütegallibe dediğimiz çevrelerin isteği doğrultusunda yasa tasarıları getiriliyor ve "gece saat 24.00'e kadar değil, gerekirse sabaha kadar çalışalım; ama, mutlaka bunu çıkaralım" diye diretiyorsunuz. Bu, yanlıştır; millet, sizi yargılayacaktır.

1950'de, bu milletin şahlanan ruhu... Biliyorsunuz, 1950'de Cumhuriyet Halk Partisi "devlet benim, güç benim" diyordu ve Demokrat Partililer ortaya çıktığı zaman, Demokrat Parti kurulduğu zaman "canım, bu kasketli Hasolar, Memolar mı memleketi idare edecek" diyorlardı; ama, o asil millet, o Hasolar, Memolar diye küçümsenen millet, kendilerine rağmen, halka rağmen ülkeyi idare etmeye çalışanlara çok büyük bir ders verdi.

Üzülerek ifade ediyorum ki, 57 nci hükümet, halka rağmen, millete rağmen, Türkiye Büyük Millet Meclisine çok büyük bir baskı uyguluyor.

Değerli arkadaşlar, özellikle, iktidar kanadına mensup milletvekillerine seslenmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen, sonuçlandırınız.

HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, hükümet üzerinde bir denetim organıdır; ama, ne yazık ki, şu anda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, hükümet üzerinde bir denetim organı değil. Hükümet, Türkiye Büyük Millet Meclisi üzerinde bir denetim organı değil; ama, bir baskı unsurudur. Bu baskıdan kendimizi kurtaramadığımız sürece, "ben, bir daha seçilir miyim; acaba, bir daha sayın genel başkanım beni listeye koyar mı" endişesinden kurtulmadığımız sürece, bu Parlamentonun o hür yapısını temin etmemiz mümkün değil ve tekrar huzurunuzda bir kez daha ifade ediyorum; bire bir görüşmelerimiz esnasında vicdanî kanaatlerini ifade eden iktidar kanadına mensup milletvekili arkadaşlarımızın, bu kanaatlerini, bu Genel Kuruldaki oylara da dönüştürmeleri gerekiyor, bu doğrultuda oy kullanmaları gerekiyor. Millet, bizi de, sizi de, herkesi seyrediyor; bu yasa tasarısının geçmesine elbirliğiyle müsaade etmeyelim.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Çelik.

İkinci olarak, Saadet Partisi Grubu adına, Sakarya Milletvekili Sayın Nezir Aydın; buyurun efendim. (SP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

SP GRUBU ADINA NEZİR AYDIN (Sakarya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 850 sıra sayılı tasarının çerçeve 17 nci maddesinin 3 üncü ek maddesi üzerinde Saadet Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Muhterem arkadaşlar, haftanın ilk çalışma günü, salı günündeyiz. Aslında denetim günüydü; ama, herkesin bildiği acelecilikten dolayı kanun görüşüyoruz, özellikle RTÜK'ü görüşüyoruz.

Ben, burada, şimdi, bütün milletvekili arkadaşlarıma bir şeyi sormak istiyorum, özellikle iktidar mensubu arkadaşlarıma; zannediyorum, haftasonu, birçoğunuz memleketlerinize gitmişsinizdir, seçim bölgelerinizi gezmişsinizdir...

YALÇIN KAYA (İçel) - İstanbul'daydık hafta sonunda.

NEZİR AYDIN (Devamla) - Gittiğiniz yerlerde, seçimden önce, seçim esnasında ve seçildiğiniz günden beri, her gittiğinizde, zaman zaman çıkıp konuştuğunuz televizyonlarda, yine çıkıp konuşabildiniz mi?

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Gidemiyorlar!.. Gidemiyorlar!..

NEZİR AYDIN (Devamla) - Acaba, o televizyon sahipleri, o televizyon muhabirleri, o televizyon çalışanları, Anadolu'daki 250 civarındaki bu televizyon sahipleri, size ne söylediler, ne anlattılar, neleri ikaz ettiler ve bu ikazları, siz, ne derece anladınız, ne derece anlayabildiniz, ne derece yerine getireceksiniz?

Öyle görünüyor ki, RTÜK Yasasını buradan çıkaracaksınız. Çıkarmamak kolay değil!..

Sayın Meclis Başkanvekili, evvelki hafta oturumu idare eden Değerli Başkanvekili adil davranacağını ispat edince, hemen Başkanlık Divanından alındı, bir başka Başkanvekili görevlendirildi. Geçtiğimiz hafta, bu kadar acele ettiğiniz bu kanun neden görüşülemedi; neden görüşmedik madem bu kadar acildi; çünkü, geçen hafta, Meclis Başkanvekili isteklerinizi yapmazdı, iktidarın baskılarına boyun eğmezdi diye düşünüldüğü için bu kanun görüşülemedi. Şimdi, bu hafta, ne tesadüftür ki, dört başkanvekilimiz var, sırayla... İkinci dönemdir bu Yüce Meclisteyim, bizim dört başkanvekilimiz var, bildiğim kadarıyla, teamül gereği, bu başkanvekillerimiz sırayla Meclisi idare ederler; ama, şu anda Meclisi idare eden Sayın Başkanvekilimize, ne hikmetse, bu ara çok çabuk sıra geliyor; bir hafta arayla, yine aynı Başkanvekilimize sıra geldi, bugün Meclisi yine o yönetiyor.

ALİ GEBEŞ (Konya) - Size ne, kim yönetirse...

NEZİR AYDIN (Devamla) - Muhterem arkadaşlarım, Anadolu'yu gezdiyseniz, seçim bölgelerinize gittiyseniz, gittiğiniz yörelerde, esnafı, işçiyi, memuru, çiftçiyi, hatta ve hatta sizler gibi, bizler gibi seçilmiş olan muhtarları, acaba, dinlemeye hiç zamanınız oldu mu; muhtarlarla görüşmeye hiç zamanınız oldu mu? (MHP sıralarından gürültüler)

HİDAYET KILINÇ (İçel) - Hep birlikteyiz onlarla...

NEZİR AYDIN (Devamla) - Siz oradan laf atıyorsunuz değerli MHP'li kardeşlerim; ama, sizin o Türkiye sevdalıları gezilerinizde neler olduğunu bize anlatıyorlar oraya gidince.

HİDAYET KILINÇ (İçel) - Ne anlatıyorlar?..

NEZİR AYDIN (Devamla) - "Gittik toplantıya; ama, konuşturulmadık. Toplantıya gittik; ama, bizi konuşturmadılar; soru sorunca, bize 'provokatör' dediler" diyor muhtar. (MHP sıralarından "Ne alakası var" sesleri, gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri... Sayın milletvekilleri...

NEZİR AYDIN (Devamla) - Hayır, hayır... Gidin, Anadolu'da konuşun... (MHP sıralarından gürültüler)

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Gidemezler!..

NEZİR AYDIN (Devamla) - Gidin muhtarlara konuşun; burada bağırmayın, burada konuşmayın.

YALÇIN KAYA (İçel) - Sultanbeyli'de, sizin partililerinizle de konuştuk.

BAŞKAN - Sayın Aydın, siz Genel Kurula hitap ediniz.

NEZİR AYDIN (Devamla) - Sayın Başkan, işte, adaletinizi burada gösterin.

BAŞKAN - Ben o arkadaşlarıma söyledim...

NEZİR AYDIN (Devamla) - Ne biçim hareketler, ne biçim kürsüye saldırılar bunlar!.. (MHP sıralarından gürültüler)

ALİ IŞIKLAR (Ankara) - Niye çatıyorsun o zaman?!. Kanunla ilgili konuş...

BAŞKAN - Sayın Aydın... Sayın milletvekilleri...

NEZİR AYDIN (Devamla) - Gelin, şu kürsüde cevap verin. Bu kürsü, milletin kürsüsüdür; gelin, buradan cevap verin.

Anadolu'daki, açlık çeken, açlık sınırına gelmiş insanları dinlediniz mi; gördünüz mü?! Dükkân kapatan insanları gördünüz mü; kaç esnaf dükkân kapatıyor gördünüz mü?! İşsiz milyonlara, sayenizde milyonların nasıl katıldığını gördünüz mü?! Şimdi, ben Başkanvekili değişti dedim diye bana oradan laf atıyorsunuz. İddia ediyorum, Başbakanınız, Başbakan Yardımcılarınız bu kanuna karşı çıksın, bir hafta oturamazlar yerlerinde. (SP sıralarından alkışlar) Evet; buyurun, cevap verin!.. Buyurun, cevap verin; doğru mu, değil mi?! (MHP sıralarından gürültüler) Yoksa, bu ülkede bu kadar zulmedeceksiniz, hâlâ  iktidar koltuğunda oturacaksınız...

MİHRALİ AKSU (Erzincan) - Senin yüreğin yetmez buna "he" demeye!

NEZİR AYDIN (Devamla) - Tabiî ki, bu bedelleri öderseniz, bu kanunları çıkarırsanız, gayet tabiî, rahat rahat yaparsınız.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, sağlıkta, eğitimde, sosyal güvenlikte, maalesef, bu ülke tel tel dökülüyor. Halkın devlete güveni, bize güveni, şu Yüce Meclise güveni, milletvekillerine güveni gün geçtikçe azalıyor. Bunu azaltan en büyük neden, biliyorum ki, siz  de katılacaksınız ki, bugün memnun etmeye çalıştığınız...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Aydın, sözlerinizi sonuçlandırınız lütfen.

NEZİR AYDIN (Devamla) - Tekrar ediyorum: Bugün memnun etmeye çalıştığınız kesimdir sizi, bizi, hepimizi yıpratmaya çalışan.

MİHRALİ AKSU (Erzincan) - Biz kimseyi memnun etmeye çalışmıyoruz.

BOZKURT YAŞAR ÖZTÜRK (İstanbul) - Biz milleti memnun ediyoruz.

NEZİR AYDIN (Devamla) - O şekilde tazyik ve tahrik ederek, işte, bedel olarak bu kanunları alıyor sizden.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Cumhurbaşkanı 17 sayfa gerekçe gönderdi; maalesef, Başbakan dahil hiç kimse burada ne denildiğini anlamadı, anlayamadı, anlamak istemedi. Türkiye Gazeteciler Sendikası karşı çıkıyor, RTÜK Başkanı gerekçeleriyle karşı çıkıyor, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu karşı çıkıyor, tüm Anadolu medyası karşı çıkıyor; ama, ne hikmetse, siz, önce minareyi çaldırdınız, şimdi, çalınan minarenin kılıfını hazırlamaya çalışıyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın Aydın, teşekkür ediyorum...

NEZİR AYDIN (Devamla) - Ama, tarihe geçiyor bu not; bugün 14 Mayıs... Tarihe her şey geçti; bugün de geçecek, bu çıkardığınız yasa da geçecek, bizim söylediklerimiz de geçecek.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Aydın.

Sayın Sökmenoğlu, lütfen...

MUSTAFA MURAT SÖKMENOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkanım, zapta geçirmek istediğim bir iki cümle var efendim.

Sayın hatip, geçen onbeş gün evvelki oturumda ben idare ederken...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Sayın Başkan, ne adına konuşuyor?.. Nasıl bir usule göre söz veriyorsunuz?.. Sataşma mı var?..

MUSTAFA MURAT SÖKMENOĞLU (İstanbul) - Sataşma bana var efendim.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Hangi usul bu, merak ediyoruz!

MUSTAFA MURAT SÖKMENOĞLU (İstanbul) - Bir dakika efendim... İstirham ederim. Asarken bile dinleyeceksiniz efendim; olmaz öyle şey!

BAŞKAN - Sayın Sökmenoğlu, siz lütfen buyurunuz efendim.

MUSTAFA MURAT SÖKMENOĞLU (İstanbul) - Müzakerelerde taraf olduğum için görevden alındığımı ifade ettiler. Zatıâlileriniz de biliyorsunuz ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekillerinin haftalık programı var. Bu programın dışında, eğer -beni de iyi tanıyorsunuz- böyle nezaketsiz bir durumla karşılaşsaydım, bir daha, o koltukta oturmaz, o kırmızı plakalı arabaya binmezdim; bir.

İkincisi, zatıâlilerinizi ben aradım, dedim ki; o günkü, o geceki nahoş olaylarda hem muhalefetin hem iktidarın ademiitimat gösterdiklerini gördüm. Böyle bir yasada da, Meclisi daha fazla gerip de -her iki taraf için söylüyorum- idare edemeyeceğim diyerek sizden rica etmiştim; siz de çıktınız.

Ayrıca, bir şey daha ilave etmek istiyorum; sizin adınıza ben söyleyeyim: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanı, hiçbir zaman, keyfî idareyle değil, Anayasa ve İçtüzüğün kendilerine vermiş olduğu kaidelere göre idare ederler. Onun için, biz, komisyon raporunu müzakere ediyoruz, bizim işimiz bunu yapmaktır.

Teşekkür ediyorum efendim.

BAŞKAN - Ben teşekkür ediyorum.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Basına böyle söylememiştiniz Sayın Başkan.

TURHAN GÜVEN (İçel) - Basına bunları böyle demedin ama!

NEZİR AYDIN (Sakarya) - Sayın Başkan, bir şey açıklamam lazım.

BAŞKAN - Sayın Aydın, siz konuşurken herhangi bir tahkir unsuru yoktu cümlenizde. Sayın Sökmenoğlu da bir bilgi sunuşu olarak söz aldı.

NEZİR AYDIN (Sakarya) - Belki, Sayın Sökmenoğlu yanlış anlamış olabilir; onu açıklamak istiyorum. Ben, Sayın Sökmenoğlu'nun burada taraflı davranacağından endişe ettiğimi söylemedim, öyle ifade etmedim.

BAŞKAN - Evet, o anlaşıldı. Tabiî, söylemediniz, Sayın Sökmenoğlu da öyle bir iddiada bulunmadı.

NEZİR AYDIN (Sakarya) - Ben, adaletli davranacağından dolayı endişe edildi iktidar tarafından dedim.

BAŞKAN - Peki efendim.

Son olarak, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ek 3 üncü madde hakkında Doğru Yol Partisi Grubu adına söz aldım; başta zatıâliniz olmak üzere, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bu ek maddede itiraz ettiğimiz (b) fıkrasıdır; o cümleyi aynen okuyorum: "Üst Kurulun uygun göreceği yerlerdeki yerel ve bölgesel yayınların izlenmesi ve kayda alınması İçişleri Bakanlığının görevlendireceği birimlere devredilebilir."

Şimdi, bu, ne kadar tehlikeli bir maddedir. Bunu, bugünkü hükümetin icraatlarından veya bundan sonra gelecek hükümetlerin tarafgir icraatlarının... Hele İçişleri Bakanı da eğer geçmişteki gibi veya bugün bazı yerlerde de görüldüğü gibi hareket edecek olursa, bu televizyonların yaşama şansı ortadan kaldırılmaktadır denilmektedir. Eğer, İçişleri Bakanının veya mensubu olduğu partinin aleyhinde yayın yapan bir yerel televizyon, daha doğrusu, gerçekleri söyleyen, halkın sesi olan bir televizyon yayın yaparsa, İçişleri Bakanlığınca görevlendirilen birim bunu izleyecek, yayını banda alacak ve ondan sonra Üst Kurulda değerlendirilecek. Üst Kurulun değerlendirmesi, tamamen o gelen bantlara göre olacaktır. Geçmişte, bunu, Üst Kurul, gönderdiği elemanlarla, teknik ekiplerle değerlendiriyordu. Bu fıkra çok tehlikeli bir fıkradır; bunun, buraya, nasıl, hangi maksatla konulduğunu bilmiyoruz. Temennimiz o ki, bu (b) fıkrasının bu yasadan çıkarılması gerekir.

Değerli arkadaşlarım, önce, hükümetin ve burada hükümet temsilcisi olan, hükümete mensup olan arkadaşlarımızın şuna karar vermesi lazım. Yerel televizyonlara, yerel basına karşı mısınız, değil misiniz? Bu yasada, bu yasanın birçok maddesinde, gerek cezalarda gerek yayın ilkelerinde, yerel basın ve yerel televizyonlar ortadan kaldırılmak istenmektedir; ama, görüyoruz -ki, hepiniz de biliyorsunuz, hepiniz de gidiyorsunuz- gittiğiniz ilde, yerel televizyonlarla sesinizi halka duyuruyorsunuz; halk, yerel televizyonlar kanalıyla düşüncelerini size aktarıyor, bizlere aktarıyor.

Bu televizyonların nasıl yaşadıklarını hepimiz biliyoruz. Hiçbir zaman, bu hükümet, yerel televizyonların sıkıntılarını bertaraf etmek için, herhangi bir şekilde bir desteği, bir kredi imkânını dahi mümkün görmemiştir, görmeyi de düşünmemektedir. Ama, bu yasayla, bu televizyonların ortadan kaldırılmasına ve büyük televizyonların himayesi altına girmesine sebep oluyorsunuz. Düşünebiliyor musunuz, Türkiye'de 244 yerel televizyon var; Ege'de güçlü olan televizyon yok sayılabilir. İzmir'de 4-5 tane televizyon var, diyelim ki bu televizyonların bir tanesi güçlendi; bütün yerel televizyonları satın alabilir. Konya'daki televizyonları, ulusal basın ve ulusal medya mensupları, yani İstanbul patronları alabilir. O zaman, halkın sesi kısılmış olur ve tekelleşme ortaya çıkmış olur.

Değerli arkadaşlarım, şunu açıkyüreklilikle söylüyoruz: Doğru Yol Partisi iktidarında, yerel televizyonlar ve basın -yerel basın ve Anadolu basını- ekonomik olarak, KOBİ olarak, esnaf olarak desteklenecektir; ayrıca, bu yasa yeniden gözden geçirilecektir ve yerel basın ve televizyonları ortadan kaldıran ve kaldıracak hükümler bu yasadan çıkarılacaktır; bunu, herkesin bilmesinde fayda vardır. Doğru Yol Partisinin iktidarı da, yapacağınız erken seçimde veya normal seçimde gerçekleşecektir; bundan da hiç kimsenin endişesi olmasın, milletimiz de aynı duygular içerisindedir.

Bu maddeye ret oyu veriyoruz, bu yasanın tümüne ret oyu veriyoruz. Bu yasayla, bugüne kadar yapılamayan ihalelerin yasaksız hale geldiğini görüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen sonuçlandırınız Sayın Gözlükaya.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Devamla) - Bağlıyorum Sayın Başkanım.

Şunu da söylüyoruz: RTÜK, bugüne kadar tarafsız gözlemde bulunmuştur, ilkeleri tarafsız olarak uygulamıştır, bugüne kadar yerel televizyonlar objektif olarak yayın yapmaya çalışmışlardır; ama, bundan sonra, bu, mümkün değildir; çünkü, bu televizyonlar ortadan kalkmaktadır diyor, bu kanunun hayırlı olmasını dileyemediğimi ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.  (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Gözlükaya.

Madde üzerinde 3 adet önerge vardır; önce geliş sıralarına göre okutacağım, sonra aykırılık derecelerine göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 3'ün (b) fıkrasındaki "İçişleri Bakanlığının görevlendireceği birimlere devredilir" ibaresinin "Ulaştırma Bakanlığının görevlendireceği birimlere devredilir" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Veysel Candan

Mehmet Batuk

Fethullah Erbaş

 

Konya

Kocaeli

Van

 

Lütfi Yalman

 

Aslan Polat

 

Konya

 

Erzurum

BAŞKAN - İkinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 3'ün (b) fıkrasındaki "yayın ilkeleri ve bu Kanunda belirtilen diğer esaslara aykırılığından kuşkulanılan yayınların bandı, değerlendirilmek üzere Üst Kurula gönderilir" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Fethullah Erbaş

Aslan Polat

Mustafa Niyazi Yanmaz

 

Van

Erzurum

Şanlıurfa

 

Mahmut Göksu

Süleyman Metin Kalkan

Musa Demirci

 

Adıyaman

Hatay

Sivas

BAŞKAN - Şimdi, son ve maddeye en aykırı önergeyi okutup, işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 3'ün, Anayasaya aykırı olduğundan tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Fethullah Erbaş

Aslan Polat

Veysel Candan

 

Van

Erzurum

Konya

 

Yasin Hatiboğlu

 

Mehmet Bekâroğlu

 

Çorum

 

Rize

 

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Önergeniz hakkında konuşacak mısınız?

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Lütfen efendim...

BAŞKAN - Önerge sahipleri adına, Çorum Milletvekili Sayın Yasin Hatiboğlu; buyurun efendim.

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten, bu tasarının, bu haliyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna nasıl getirildiğine akıl erdiremediğimi ifade ediyorum. Anayasa Komisyonunun Sayın Başkanı hukukçudur ve hükümeti temsil eden Sayın Bakan hukukla çok yakından ilgili, alakalıdır. Nasıl oldu da, çok açık ifadeye rağmen, bu tasarının iadesini kısmî iade telakki ettiler, anlamak mümkün değil. Bunun hiç izahı yok; hiç kimse bunu anlayamaz, böyledir diyemez.

Bakın, çok açık ifade; netice itibariyle, Sayın Cumhurbaşkanı 4 tane kanunu sayıyor ve bu kanunlarla ilgili olarak "Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri uyarınca yayımlanması uygun görülmeyerek -bu dört kanun birden yayımlanmayarak- Türkiye Büyük Millet Meclisince bir daha görüşülmek üzere iade edilmiştir" diyor beyler. Kısmî iade bunun neresinde; bana söyler misiniz?!

Sayın Komisyon Başkanı, Sayın Hükümet Temsilcisi, sayın milletvekilleri; Anayasayı ayaklar altına almaya mecbur muyuz?! 81 inci maddedeki yeminimiz, ahdimiz nerede kaldı?! Yeminimizin tahtında meseleleri bir kere daha görüşmeye mecbur değil miyiz?!

Kısmî iade olmaz mı; olur. Bakın, örnek vereyim. Sayın Başkan, mesela, devlet güvenlik mahkemeleri... Buyurunuz... Devlet güvenlik mahkemeleriyle ilgili düzenlemeyi iade etmiş. Nasıl iade etmiş; kısmen iade etmiş. İfadesi ne; Sayın Cumhurbaşkanının ifadesi aynen şu: "Açıklanan gerekçelerle yayımlanması kısmen uygun bulunmayan..." Çok açık beyler!.. Herkes Türkçe konuşuyor. Eğer konuşulan Türkçeyi anlamıyorsak benim söyleyecek sözüm yok. Bu kadar nefes tüketmenin de bir anlamı yok. İşte kısmen iade budur. Sadece bundan ibaret değil, bir başka örnek daha vereyim: Vergi Usul Kanununu biz yaptık burada, Sayın Cumhurbaşkanı iade etti. Aynen ifade şu, kısmî ifade: "Belirtilen bu durum nedeniyle yayımlanması kısmen uygun bulunmayan..." Bunu kısmen görüşürsünüz, iade edilen maddeleri görüşürsünüz. Örnek veriyorum beyler!.. Bu, bizim eserimiz, bu Parlamentonun eseridir. Biz kendi işimizle ters düşemeyiz, dün yaptığımız işleri bugün yok sayamayız; bu, Anayasaya aykırılık olur. Bu nereden kaynaklanıyor; Anayasanın 89 uncu maddesinden... Anayasanın 89 uncu maddesinde deniliyor ki: Eğer kısmen iade edildiyse, o kısmî iadeye dair maddeleri görüşebilirsiniz. Tamamını da görüşebilirsiniz; ama, tamamını iade ettiyse bir kısmını seçip görüşemezsiniz. Bu, kimsenin keyfine göre değildir; yani, kimse, keyfe mayeşa hareket edemez.

Lütfen, hukukçu arkadaşlarım düşünsünler. Bir kere tezekkür edin, ne olursunuz, düzeltin bunu. Anayasa Komisyonumuz çeksin bunu, geri alsın, tamamını müzakereye açsın; sonra, yine getirsin. O zaman, inşallah, sıhhati avdet eder Sayın Başbakanımızın, o da gelir otururlar; daha rahat bir çoğunlukla bu işi götürürsünüz. Zaten söz vermişsiniz, taahhüt etmişsiniz...

Bir örnek daha veriyorum: Malî Sektöre Olan Borçların İyileştirilmesi isimli bir kanun; aynen, Sayın Cumhurbaşkanı "Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri uyarınca kısmen uygun bulunmayan malî sektöre ait kanun" diyor. Kısmen uygun bulunmayan... Beyler, nereye gideceğiz biz; yani, Anayasa ihlali yaparak nereye götüreceğiz?!. Ben inanıyorum ki...

HASAN GÜLAY (Manisa) - Bayanlar da var.

YASİN HATİBOĞLU (Devamla) - Efendim "efendiler" tabirini kullanıyorum. Bak, Mustafa Kemal Atatürk bu kürsüde konuşurken hep "efendiler" diye konuşmuş; çünkü "efendiler" derseniz, hem hanımefendi ifadesi vardır hem beyefendi ifadesi vardır. Bendeniz  "efendiler" tabirini sık sık kullanırım, ikisini birden istihdaf etsin diye.

NİHAT GÖKBULUT (Kırıkkale) - Atatürk de kullanırdı.

YASİN HATİBOĞLU (Devamla) - Beyler, şu Anayasayı ihlalden ne geçecek elimize bilemiyorum; yani, yarın bizden sonra gelecekler, bu Parlamento için madalya vermez.

Sayın Cumhurbaşkanı, bu tasarı Anayasaya aykırı biçimde Genel Kurula getirilmiştir gerekçesiyle, bunu, bir kere daha iade etmeye mecburdur; onun hakkı değil, onun sorumluluğu, görevi gereğidir. Gelin, biz yapmayalım, bu fırsatı Sayın Cumhurbaşkanına vermeyelim, biz düzeltelim bunu. Yani, bizim vazifemiz ne; doğruyu bulmak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Süre verdim; bitiriniz lütfen.

YASİN HATİBOĞLU (Devamla) - Sayın milletvekilleri, iktidardaki milletvekili arkadaşlarıma rica ediyorum, ne olursunuz, biriniz çıkın                 -yararlanalım diye rica ediyorum- deyin ki, hayır, verdiğin bu örnekler bu meseleye uymaz, bu, başka bir şey; sen, gezegenden bir tomar getirmişsin, onları anlatıyorsun; bu işin aslı, doğrusu bu yapılandır deyin. Ben biraz rahat edeyim hiç olmazsa, bizi dinleyen insanlar rahat etsin. Yapmayın; yani şu olmaz.

Siz, biz, hepimiz, Allah rahmet eylesin, Sayın Özal'ı yerden yere vurmadık mı bir sözü uğruna. "Efendim, Anayasayı bir defa delmekten bir şey olmaz" diye bir söz etti diye yerden yere vurmadık mı?! Biz kırk defa deldik, kırk defa... Sağlam yeri kalmadı.

Saygılar sunuyorum. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Hatiboğlu.

Sayın milletvekilleri, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

İkinci önergeyi tekrar okutup, işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 3'ün (b) fıkrasındaki "yayın ilkeleri ve bu Kanunda belirtilen diğer esaslara aykırılığından kuşkulanılan yayınların bandı değerlendirilmek üzere Üst Kurula gönderilir" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                               Fethullah Erbaş

                                               (Van)

                                  ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Önerge sahipleri adına bir arkadaşımız konuşma yapacak mı?

VEYSEL CANDAN (Konya) - Ben konuşacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN - Konya Milletvekili Sayın Veysel Candan; buyurunuz.

Süreniz 5 dakika...

Sayın Candan, bu önergede sizin isminiz yokmuş; bir başka arkadaşımı rica edeyim.

VEYSEL CANDAN (Konya) - İmza attım az önce; vardı...

BAŞKAN - Bunda yok efendim; olsa, hayhay, memnuniyetle konuştururuz da...

FETHULLAH ERBAŞ (Van) - Önerge sahipleri adına ben konuşacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Erbaş.

FETHULLAH ERBAŞ (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; maddeyle getirilen önemli birkaç husus var; bunlara değinmek istiyorum. Birincisi "radyo ve televizyon yayınları, yayın ilkeleri ve bu Kanunda belirtilen diğer esaslara uygunluğu yönünden, ulusal, bölgesel ve yerel düzeydeki yayınlar, Üst Kurul tarafından izlenir ve değerlendirilir" denilmektedir. Şimdi, Üst Kurul yerel televizyonları nasıl denetleyecek; hemen buraya bir madde koymuşuz, İçişleri Bakanlığına bu yetkisini devredebiliyor. Tamam, İçişleri Bakanlığına devretti bu yetkisini. İçişleri Bakanlığının yetkilisi, illerde dinliyor televizyonları. Vali bey emretti, dedi ki, bu, bizden taraf değil, bunu hemen bir jurnallayalım!.. Gitti...

İSMAİL KÖSE (Erzurum) - Hangi vali?!

FETHULLAH ERBAŞ (Devamla) - Peşinden, Bakan Beyin hoşuna gitmedi, bir telefon açtı; çünkü, hükümetin yetkilisi. İçişleri Bakanlığı neresi?!. Hani, bu, Üst Kuruldu, tarafsızdı?!.

ŞEVKET BÜLEND YAHNİCİ (Ankara) - Yarın sen de İçişleri Bakanı olursan...

FETHULLAH ERBAŞ (Devamla) - Ben de olsam, yanlış, bu kanun yanlış; benim olmam önemli değil ki...

ŞEVKET BÜLEND YAHNİCİ (Ankara) - Neyi yanlış?!. Devletin kanunu...

FETHULLAH ERBAŞ (Devamla) - Yani, bu kanun yanlış. Şimdi, İçişleri Bakanlığının yetkilisi, bir polis memuru bunu dinleyecek, ondan sonra yallah; jurnalla gitsin, kapatın televizyonu; kapattılar. Yayın ilkelerine aykırı hareket ettin; tamam. Ne olacak sonra; sonra, şu olacak: RTÜK, buna kuvvetli bir ceza verecek, cezayı ödeyemeyecek, cezayı ödeyemeyince ne olacak televizyon; hemen kapatılacak. Bitti...

ALİ GEBEŞ (Konya) - Hata yapmasın...

FETHULLAH ERBAŞ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakın...

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) - Kanunu oku; uyulacak!..

FETHULLAH ERBAŞ (Devamla) - Efendim, Kanunu madde madde, tek tek okuyorum. Dikkat edersen... Yani, uyun...

Değerli arkadaşlar, RTÜK Başkanı Nuri Kayış şöyle bir ifade kullanmış: "İktidarın eline atom bombası veriyorsunuz." Nasıl veriyorsunuz; işte, bu şekilde veriyorsunuz. Ne olacak sonunda; Türkiye'de, medya tekelleşmesi başlayacak. Satışa çıkarılan bu televizyonları kim alacak; parası olan alacak. Kimin parası var; büyük medya kuruluşlarının. Bakıyoruz medya kuruluşlarına, her bir medya kuruluşunun bir tane bankası var. Müteahhitlik işlemlerine bakıyorsun... Şimdiki RTÜK Kanununda bile "ihalelere giremez" denildiği halde, medya patronları şakır şakır ihalelere giriyor. Bu ne iştir, bu ne icattır, bu ne Türkiye'dir, nasıl böyle devam ediyor, hiç anladığımız yok. Kanunların hiçbirisi, hakikaten tatbik edilmiyor; eğer edilmiş olsaydı, RTÜK, bugün, görevini yapmış olsaydı, geçmiş, iade edilmeyen bu kanunla bile, medya patronlarının çoğunun ihaleye girmesini, borsada oynamasını engellerdi; ama, engellemediler. Şimdi, kalkıyorlar, aynı şeyleri bir daha tekrarlıyorlar.

Değerli arkadaşlar, burada, yine, bir husus daha var "Yayın ilkeleri ve bu kanunda belirtilen diğer esaslara aykırılığından kuşkulanılan yayınların bandı, değerlendirilmek üzere Üst Kurula gönderilir" deniliyor. Şimdi, kuşkulanmak ne demek? Yani, bir kanunun içerisine şüphe koymuşsunuz. Şüphe üzerine, ben kuşkulandım, bunu göndereceğim!.. Net bir tespit yapmıyor, tespite göre de göndermiyor. Ben, senin bandından kuşkulandım. Ee, ne olacak kuşkulanırsan? Hazır; doğru RTÜK'e gidecek televizyonun kapatılması için. Bu, sübjektif bir kriterdir, bir değerlendirmedir; kimisi bir sözden kuşkulanır kimisi kuşkulanmaz. Kişilere göre kanun çıkarıyorsunuz.

Biz, bu kanuna kırmızı oy vereceğiz de, vakit erkenken sizlerin de vermesini diliyor; hepinizi saygıyla selamlıyorum ve önergeme destek vermenizi istirham ediyorum. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Erbaş.

III. - Y O K L A M A

(SP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, önergenin oylanmasından önce yoklama yapılmasını istiyoruz.

BAŞKAN - Komisyonun ve hükümetin katılmadığı önergenin oylanmasından önce, İçtüzüğün ilgili maddesi hükmü uyarınca, arkadaşlarımızın yoklama talebi var; oylama sırasında bunu dikkate alacağız.

İsterseniz, arkadaşlarımızın adlarını okuyalım, ayakta rahatsız olmasınlar, ismi okunan arkadaşımız otursun.

AYDIN TÜMEN (Ankara) - Ayakta 20 kişi yok Sayın Başkan.

NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Sayın Başkan, 19 kişi var.

BAŞKAN - Var arkadaşlar, var... Zapta geçmesi için arkadaşlarımızın isimlerini alıyorlar, 20 kişi var.

AYDIN TÜMEN (Ankara) - Hepsinin aynı anda ayağa kalkması lazımdı Sayın Başkan.

BAŞKAN - Var; arka sıralardaki arkadaşlarımız da aynı gruptan, bir kısmı oturmuş olabilir.

Sayın Günbey, Sayın Alçelik, Sayın Budak, Sayın Hatiboğlu, Sayın Bekâroğlu, Sayın Candan, Sayın Oğuz, Sayın Ulucak, Sayın Polat, Sayın Erbaş, Sayın Kamalak, Sayın Geçer, Sayın Canbay, Sayın Sever Aydın, Sayın Adak, Sayın Demirci, Sayın Emre, Sayın Gören, Sayın Kalkan, Sayın Günbey, Sayın Kukaracı.

Yoklama yapılacaktır.

Yoklama için 3 dakika süre veriyorum.

      (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır.

VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

4.- Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam)

BAŞKAN - Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Son önergeyi okutup, işleme alacağım:

           Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 17 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 3'ün (b) fıkrasındaki "İçişleri Bakanlığının görevlendireceği birimlere devredilir" ibaresinin "Ulaştırma Bakanlığının görevlendireceği birimlere devredilir" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Veysel Candan (Konya) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Önerge sahipleri adına, Rize Milletvekili Sayın Mehmet Bekâroğlu; buyurunuz.

Süreniz 5 dakikadır.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tasarının görüşülmesine başlarken Sayın Başkanın taraflı olduğunu, bu sebepten dolayı usul tartışması açılmasını istedim. Aslında, bu istemim, bir güvensizlik önergesiydi; ama, İçtüzükte böyle bir düzenleme olmadığından dolayı, usul tartışması açılmasını istedim. Gerçekten, Sayın Başkanın taraflı olduğu, tarafsızlığını kaybettiği kanaatindeyim. Bir defa, Sayın Başkan, daha 15 gün evvel bu tasarının görüşülmesine başlanırken, gündemdışı konuşmaları iptal ederek, acelesi olduğunu, taraf olduğunu göstermiştir.

Yine, geçen oturumda, gerçekten, kimin ne yaptığı, ne söylediği belli değilken, maddeleri oylatmıştır; bu maddelerin kabul edilip edilmediği belli değildir. Bugün de, aynı şekilde, Sayın Başkan, kimin el kaldırıp kimin el kaldırmadığını görmeden, saymadan "kabul edilmiştir" dedi.

Değerli milletvekilleri, bütün bunlar, Sayın Başkanın taraflı olduğunu gösteriyor. Ben, Sayın Başkanın tarafsız olmasını istiyorum; yoksa, sizin tarafsız olmanızı istemiyorum. Değerli arkadaşlarım, siz tarafsınız; ama, milletten yana taraf değilsiniz; siz, medya patronlarından tarafsınız.

Değerli arkadaşlarım, Anavatan Partisini anlıyorum; DSP'yi anlamakta zorlanıyorum, bırakıyorum bir tarafı... Milliyetçi Hareket Partili arkadaşlarımız, arkadaşlarımızın buradaki konuşmalarına niçin tahammül edemiyorlar. Milliyetçi Hareket Partili arkadaşlarımız niçin bu tasarıyı savunuyorlar; bunu anlamış değilim. Eğer, siz, biliyorsanız, lütfen, kürsüye çıkın, bu milletin kürsüsüne çıkın, yerel televizyonlara, sivil toplum örgütlerine, insanlarımıza, bu yasanın iyi bir yasa olduğunu anlatın; anlatın ki, millet anlasın sizi!.. O zaman, arkadaşlarımızın söylediklerine kızmayacaksınız.

Değerli milletvekilleri, bu madde, gerçekten, bu tasarıyı hazırlayanların millete güvenmediklerinin açık ve net bir şekilde ifadesidir. Siz, millete güvenmiyorsunuz. Bu yönetici seçkinler, sizi yönlendiren yönetici seçkinler de millete güvenmiyor. Hep izliyorsunuz, milleti izliyorsunuz, sivil toplum örgütlerini izliyorsunuz, bütün konferanslar, açık oturumlar, sempozyumlar, hatta bilimsel toplantılar izleniyor. Siz, herkesi ve her şeyi izliyorsunuz; siyasî partileri izliyorsunuz, siyasî partilerin toplantılarına kamera gönderiyorsunuz, izletiyorsunuz. Siz, hiç kimseye güvenmiyorsunuz değerli arkadaşlarım ya da burada vaziyet eden her kimse, o, hiç kimseye güvenmiyor. Hatta ve hatta, birileri, milletvekillerine güvenmiyor, milletvekillerini izletiyor.

Değerli arkadaşlarım burada mı, bilemiyorum. Bir görev için, bir denetim çalışması için, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu adına, Türkiye Büyük Millet Meclisi görevlendirdi, Van'a gittik. Devlet bize güvenmedi, toplantı yaptığımız yere ajan gönderdi değerli arkadaşlarım. Van Valisi bunu niye yaptı diye Sayın İçişleri Bakanına sordum; süresi geçmiş olmasına rağmen, cevap bile veremedi. Evet, böyle bir ortamda, siz, Meclisin itibarını ortadan kaldırıyorsunuz. Bu güvensizlik, bu paranoya, bu milleti hiçbir yere götürmez; ancak ve ancak, sizi, birkaç medya patronuna mahkûm eder, onların dediğini yapmak zorunda kalırsınız. (SP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, bu yasakçılığı bırakmak durumundayız. Elbette yanlış şeyler yapılabilir, elbette birileri yanlışları tespit etmek durumundadır; ama, bu devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, artık, millete güvenmek durumunda. Bırakın, millet ne yapıyorsa kendisi yapsın; bırakın, peşine polis takmayın; bırakın, milletvekilinin peşine ajan takmayın. Eğer, bir şikâyet varsa, eğer vatandaştan bir şikâyet varsa, zaten, o zaman gerekli tespitler yapılır; o vatandaş, kimi suçluyorsa, delilleriyle beraber gelir.

Değerli arkadaşlarım, demokrasi böyledir; ama, biz, tek partici kafadan, totaliter kafadan, despotluktan maalesef ve maalesef kurtaramadık ve bu Mecliste bu tip yasaları... 2002 yılında Avrupa Birliği kapısındayız diye övünüyoruz, çağdaşlaştık diyoruz; ama, biz, halen, burada despotça yasaları, millete güvenmeyen yasaları çıkarmaya çalışıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, kimse kusura bakmasın, kızmanıza gerek yok. Ben, bir milletvekili olarak empati yapıyorum. Bu arkadaşlarım, iktidar parti milletvekilleri, nasıl oluyor da bütün milletin karşı çıkmış olduğu böyle bir yasaya "evet" diyebiliyorlar. Bu milletvekilleri yarın milletin huzuruna gitmeyecekler mi?..

KORAY AYDIN (Ankara) - Biz her hafta gidiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET BEKÂROĞLU (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun.

MEHMET BEKÂROĞLU (Devamla) - Bu soruyu soruyorum ve bir cevap bulamıyorum. Her hafta gidiyorsunuz, teşkilat binalarınıza uğruyorsunuz, çayınızı içip ilçeden ve ilden kaçıyorsunuz. (MHP sıralarından gürültüler)

ALİ GEBEŞ (Konya) - Siz kaçıyorsunuz, siz!

MEHMET BEKÂROĞLU (Devamla) - Bunu ben biliyorum, millet de biliyor.

Saygılar arz ederim. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Bekâroğlu.

Komisyonun ve hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

(SP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

VEYSEL CANDAN (Konya) - Yoklama talebimiz var...

ASLAN POLAT (Erzurum) - Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Bakın, ben, oylamaya geçtikten sonra "yoklama talebimiz var" dediniz Sayın Candan.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan... Sayın Başkan...

BAŞKAN - Komisyonun ve hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Şimdi, ek 3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

ASLAN POLAT (Erzurum) - Yoklama istiyoruz, yoklama...

VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, kaç defa söyleyelim!

BAŞKAN - Bakın, ben, sizin usulüne uygun her talebinize "evet" dedim.

Kabul etmeyenler...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Sayın Başkan, tarafsız değilsiniz. Sayın Başkan, Mecliste hep terör estirmeye başladın. Böyle iş olmaz Sayın Başkan!

VEYSEL CANDAN (Konya) - Burada mı beklememiz lazım?!

BAŞKAN - Orada beklemeniz lazım.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Yoklama istedik efendim.

BAŞKAN - Olduğunuz yerde beklemeniz lazım; ama, talebinizi usule, İçtüzüğe uygun yöneltmeniz lazım; yönelttiğinizde de karşıladım.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Sayın Başkan, İçtüzüğe uymuyorsunuz, keyfî yönetiyorsunuz, tarafsızlığınızı kaybettiniz, kürsüden inin...

BAŞKAN - O sizin görüşünüz Sayın Bekâroğlu.

İçtüzüğe uygun talepte bulunmuyorsanız, buna yapabilecek bir şey yok.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Ayağa kalkıyoruz...

ASLAN POLAT (Erzurum) - Sayın Başkan, önergede dedik kabul etmediniz, maddede dedik kabul etmediniz, böyle şey olur mu yani?!

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - İçtüzükte ayağa kalkarak yoklama istemek yok mu Sayın Başkan?!

VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, başınızı bu tarafa çevirmeyecek misiniz?!..

BAŞKAN - Bakın, Sayın Candan, oylama öncesinde, birazcık zahmet etseniz, 20 arkadaşımızın imzasını kürsüye gönderseniz, ben...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- Ayağa kalkmak yok mu?!.

ASLAN POLAT (Erzurum)- Ayağa kalkarak yoklama isteminde bulunmak yok mu?!.

BAŞKAN- Ben, oylama için başlamışsam sormaya, sizin o saatte ya ayakta olmanız gerekecek ya...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- Başlamadınız efendim...

ASLAN POLAT (Erzurum)- Ayaktaydık!..

BAŞKAN- Peki, 10 dakika, 5 dakika önce gönderseniz olmaz mıydı?!. Kürsüye gönderseniz olmaz mıydı?!..

ASLAN POLAT (Erzurum)- Sayın Başkan, ayaktaydık!..

BAŞKAN- Gönderdiğinizin hepsini kabul etmedik mi?!..

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- Ayağa kalkıp yoklama istedik...

ASLAN POLAT (Erzurum)- Ayaktayız Sayın Başkan!..

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- Sayın Başkanım, bakın, 1 dakika evvel, yarım dakika evvel yoklama istedik kabul etmediniz. Ayaktayız zaten...

BAŞKAN- Ben oylamaya başlamışım...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- Efendim, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN- Oylamaya başladıktan sonra isteyemezsiniz...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- Ayağa kalkmakla yoklama istenir Sayın Başkan...

BAŞKAN- Sayın Bekâroğlu, ne olur, İçtüzüğü alıp okuyunuz...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- 20 kişi ayağa kalkmaz mı?!. Bir de siz okuyun!..

BAŞKAN- Deminki gibi, 20 arkadaşımızın imzasını 2 dakika önce hazırlasınız, siz konuşurken, diğer arkadaşınız hazırlasa, ben, bu talebinizi yerine getirirdim.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- Sayın Başkanım, ayağa kalkıyoruz!..

ASLAN POLAT (Erzurum)- Sayın Başkanım, biz, istediğimiz gibi yapamaz mıyız yani?!..

BAŞKAN- İstediğinizi yapamazsınız...

ASLAN POLAT (Erzurum)- Efendim, İçtüzükte...

BAŞKAN- Efendim, hepimiz İçtüzüğe uygun yaparız.

ASLAN POLAT (Erzurum)- Hayır; İçtüzükte belirtiliyor...

BAŞKAN- İstediğinizi yapamazsınız.

ASLAN POLAT (Erzurum)- Hayır, İçtüzükte deniliyor ki, ister yazı gönderin, ister ayağa kalkın. Biz, önergenin oylanması sırasında ayaktaydık Sayın Başkanım. Lütfen...  Biz, ayakta bekliyorduk zaten...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- Sayın Başkanım, İçtüzüğü okuyun!.. İçtüzükte, 20 kişi yoklama ister denilmekte Sayın Başkanım. Gelenekler böyle Sayın Başkanım... Yeni bir şey mi icat ediyorsunuz?!. Yani, yeni İçtüzük mü koyuyorsunuz Sayın Başkanım?!..

BAŞKAN- Bakın, son kez, usule uygun...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- Uyarıyorsunuz... Ondan sonra atacaksınız değil mi Sayın Başkanım?!..

BAŞKAN- Hayır... Hayır...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- Ne yapacaksınız?..

BAŞKAN- Benim söylemediğim bir şeyi siz kendi kendinize düşünürseniz, kendinize yazık etmiş olursunuz.

YASİN HATİBOĞLU (Çorum)- Sayın Başkan...

BAŞKAN- Şunu söyleyeceğim Sayın Hatiboğlu ve sonra size söz vereceğim

Son kez diyorum, usulüne uygun olmak kaydıyla, bundan sonra elbette yapacağım; o, benim tercih hakkıma girmez, benim yetkim de olmaz; ama "kabul edenler" demişken, kalkıp, kabul etmeyenlere sıra geldiğinde, 20 kişiyiz denilmez.

ASLAN POLAT (Erzurum)- Hayır efendim...

BAŞKAN- Demin, 20 kişiyi ben tamamlattım.

YASİN HATİBOĞLU (Çorum)- Sayın Başkan...

BAŞKAN- Buyurunuz Sayın Hatiboğlu.

YASİN HATİBOĞLU (Çorum)- Sayın Başkan, İçtüzüğün 57 nci maddesini gayet iyi biliyorsunuz.

BAŞKAN- Gayet tabiî...

YASİN HATİBOĞLU (Çorum)- Yani, gruplar, milletvekilleri, arzu ederlerse yazılı talepte bulunurlar, arzu ederlerse işaretle yaparlar...

BAŞKAN- "Oylamaya geçmeden önce" deniliyor Sayın Hatiboğlu.

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, eğer yoklama yapsaydınız şimdiye bitmişti. Bu şekilde zaman israf oluyor.

BAŞKAN - Ama, usulüne uygun davranmak zorundayım. Sizin de bildiğiniz gibi, İçtüzüğün 57 nci maddesi çok açık. 57 nci maddede "... işaretle oylamaya geçilirken, yirmi milletvekili ayağa kalkmak veya önerge vermek suretiyle yoklama yapılmasını isteyebilir" deniliyor. Ben, bu tarafa sormuşum...

VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, müsaade eder misiniz... Zatı âliniz, oylamaya geçmeden önce, sağa ve sola dönüp bakmanız gerekirdi. Oysa, siz, bu tarafa bakmadan, öbür tarafa bakarak, oylamaya geçtiniz.

III. - YOKLAMA

BAŞKAN - Peki, şimdi, ayağa kalkıp, yoklama talebinde bulunan 20 arkadaşımın ismini alacağım.

RİFAT SERDAROĞLU (İzmir) - Sayın Başkan, oylamaya başladınız, bitirin lütfen.

BAŞKAN - Sayın Bekâroğlu, Sayın Candan, Sayın Hatiboğlu, Sayın Oğuz, Sayın Kamalak, Sayın Karagöz, Sayın Ulucak, Sayın Geçer, Sayın Batuk, Sayın Günbey, Sayın Kukaracı, Sayın Erbaş, Sayın Budak, Sayın Tunç, Sayın Sever Aydın, Sayın Toprak, Sayın Canbay, Sayın Polat, Sayın Gören, Sayın Esengün.

Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı bu önergenin oylanması sırasında, arkadaşlarımızın usulüne uydurulmuş yoklama talebini de gözönüne alarak, elektronik cihazla yoklama yapacağım ve 3 dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Çoğunluğumuz vardır.

VI. - KANUN  TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

4. - Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam)

BAŞKAN - Ek 3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Ek madde 4'ü okutuyorum:

EK MADDE 4. - Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun yayın lisansı verdiği bir kuruluş bu lisansı, yayın istasyonlarını ve şebekelerini, Üst Kurulun izniyle bir üçüncü kuruluşa devredebilir.

Yayın izni talebinde bulunan kuruluşların yerine getirmeleri gereken teknik ve malî yeterlilik şartları, devir şartları ile diğer ön şartlar, Üst Kurul tarafından yönetmeliklerle tespit edilir.

BAŞKAN - Ek madde 4 üzerinde, ilk olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Nevzat Yalçıntaş.

Buyurunuz Sayın Yalçıntaş.

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Ertuğrul Yalçınbayır konuşacaklar efendim.

BAŞKAN - Sayın Çelik, Divana ne verdiyseniz, ben onu okuyorum. Bana verilen pusulada Sayın Nevzat Yalçıntaş Hocamızın adı olduğu için, onu okudum.

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Değiştirdik efendim.

BAŞKAN - Değiştirecekseniz, lütfen, önceden...

Buyurunuz Sayın Yalçınbayır.

AK PARTİ GRUBU ADINA ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği gibi, anayasa, yasama, yürütme, yargı ve idare dahil herkesi bağlayan temel hukuk kurallarıdır ve bu kuralların üstünlüğü ve bağlayıcılığı esastır.

Biz, milletvekilleri olarak...

Öncelikle, kürsüde konuşan milletvekilini dinlemek durumunda olduğumuzu hepimiz biliyoruz.

Milletvekilleri olarak...

BAŞKAN - Sayın Yalçınbayır...

Değerli arkadaşlarım, Sayın Yalçınbayır haklıdır; konuşmayı rahatlıkla takip edebilmemiz icap eder. Ayaktaki sayın milletvekillerinden rica ediyorum... Sayın milletvekilleri... Değerli arkadaşlarım...

NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Muhalefet milletvekilleri ayakta...

BAŞKAN - Sayın Seven, lütfen...

Buyurun Sayın Yalçınbayır.

ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Devamla) - Sayın Başkanım, kanunların yapılmasında, demokratik katılımın sağlanmasında, iktidar partilerine de, milletvekillerine de büyük görevler düşüyor; ama, burada, öteden beri, kanunların yapılmasında, iktidar gruplarının konuşmadığını, millete kanunları anlatmadığını, milletin bilgilenme hakkına saygı göstermediklerini hep birlikte görüyoruz. Bazı zamanlardan yararlanmak, sürelerden istifade etmek uğruna, milletin bu bilgi edinme hakkına saygı gösterilmemesini, demokratik bir ayıp olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum. Muhalefetin, sadece konuşma hakkı var; bu konuşmayı da ne ölçüde yapabildiğini, zaman zaman buradaki uğultu şeklindeki gürültülerden anlıyoruz.

Biz, Anayasa üzerine yemin ettik, Anayasaya sadakatten ayrılmayacağımıza yemin ettik, lidere sadakate değil; biz, hukukun üstünlüğüne yemin ettik, buna bağlı olacağımıza yemin ettik; ama, lidere sadakat ve partiye sadakat, her türlü sadakatin üstünde gelir hale geldi.

Cumhurbaşkanı, Anayasanın uygulanmasını gözetiyor, o da yemin etti. Sayın Cumhurbaşkanının yemininin onda birini bizler yapsak, Türkiye daha büyük bir barışa gider, Türkiye daha büyük bir özgürlük ortamına gider. Biz, bunları yapmakta, nedense, lider ve parti hegemonyası itibariyle zorluklar çektiğimizi hep birlikte görüyoruz.

Bu kanunun apaçık Anayasaya aykırı olmasına rağmen çıkarılmak istenmesindeki tek amaç, Anayasanın 152 nci maddesinde "iptal kararı Resmî Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girer" hükmüdür. O zamana kadar, yapılanlar yapılmıştır, alınanlar alınmıştır.

Değerli milletvekilleri, biz, ihtisasımız üzerine de yemin ettik. Ne Anayasa Komisyonu ne de diğerleri, Anayasaya sadakatle bağdaşmayan, Cumhurbaşkanınca apaçık ortaya konan, bazı Danıştay kararlarında yer yer geçen Anayasa hükümlerine rağmen, kamuoyundaki tartışmaya rağmen, hâlâ bunda direnebiliyor. Bu direnmeyi anlayabilmiş değiliz. Sayın Gürkan, Avrupa Birliği yolunda mayın olduğunu ifade etti. Yine, Avrupa Birliğinde görevli parlamenterimiz Sayın Cevdet Akçalı bunları ifade ettiler. Yine, insan haklarından sorumlu Devlet Bakanı olduğu zaman Sayın İrtemçelik, ifade ettiler. Toplumun tüm katmanları bunları ifade ederken, bu telaş, bu acelecilik niye? Bunun nedenini izah etmek durumundayız. 20 nci Dönemde geçmedi, Parlamento özgürce iradesini koydu. 21 inci Dönemde her türlü baskıya rağmen, önce geçmiyordu, sonra geçti. Bu, geçse de, Anayasa Mahkemesinden dönecek; Anayasa Mahkemesinden önce, Sayın Cumhurbaşkanı, ikinci defa geri göndermeyecek, tekrar geri gönderecek; çünkü, hukuk bunu böyle emrediyor.

Değerli milletvekilleri, niye, biz, Parlamento ile Cumhurbaşkanı arasında bir tartışma var diye kamuoyuna bir mesaj veriyoruz. Bu tartışmanın kaynağı, hukuka apaçık aykırı işlemler yapan Bakanlar Kuruludur. Bu tartışmanın kaynağı, Anayasaya aykırı işlemler yapmak için hükümetin, yasamayı kuşatmasıdır. Türkiye'nin daha da özgürleşebilmesi için...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen bitiriniz.

ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Devamla) - Yüksek para cezaları, belirgin ve nesnel olmayan ilkelere uyma zorunluluğu, artık, yerel radyo ve televizyonları bitirecek ve bunlar, kanallarını üçüncü şahıslara devretmek zorunda kalacaklar; durdurma, kapatma, iptal, para cezaları, uyarma cezaları nedeniyle, özgürce yayın yapma haklarını kullanamayacaklar. Artık, Avrupa Birliğinde giderek kabul gören bir anlayışa göre, medyanın yabancı sermayeye açılması da söz konusu; bu, Türkiye için de kaçınılmaz. Medya dışında iş yapan yabancı sermayenin, Türkiye'de kamuoyunu oluşturmak için medya sahibi olmasına ne diyorsunuz?!

Sizi, yemininizle ve vicdanlarınızla baş başa bırakıyorum; umarım ki rahat uyursunuz!.. (AK Parti ve SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Saadet Partisi Grubu adına, Rize Milletvekili Sayın Mehmet Bekâroğlu; buyurun.

SP GRUBU ADINA MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz RTÜK Yasasının çerçeve 17 nci maddesi içindeki ek madde 4 üzerinde Grubum adına söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, biraz evvel konuşan arkadaşımız ifade etti, bu yasayı şimdiye kadar savunan bir tek kişi çıkmadı. Evet, medyada birkaç kişi savunur gibi oldu; ama, onlar da, yasanın bir tarafını ihmal ettiler, işte, memlekette üçkâğıtçılık var, büyük bir yolsuzluk var; bunu düzeltmek için bu yasa çıkıyor, onun için destekleyelim dediler; yani, yanlışlık var, üçkâğıtçılık var, sahtekârlık var, bunu düzeltmek için yasa çıkaralım, bunu meşrulaştırmak için yasa çıkaralım; sadece bunu söylediler. Bu yasayı savunan başka kimseye rastlamadım.

İktidar partilerine mensup milletvekilleri çıkıp bu yasayı savunmuyorlar, Sayın Bakan çıkıp bu yasayı savunmuyor, Sayın Cumhurbaşkanı, bu yasanın Anayasaya aykırı olduğunu söylüyor, herkes sivil toplum örgütleri, üniversite hocaları, uluslararası kuruluşlar, herkes aynı şeyi söylüyor; ama, siz, ısrarla ve ısrarla bu yasayı çıkarmaya çalışıyorsunuz.

Bakınız, Sayın Bakan dediler ki: "Bu yasanın birçok problemi var, ben de bunları biliyorum, görüyorum. Bunları ileride düzelteceğiz, şimdi, hele bir çıkaralım..." Olacak şey mi değerli arkadaşlarım?! Hükümet de öyle diyor, Sayın Başbakan da bu yasayı içine sindiremediğini söylemişti; ama, "hele bir çıkaralım, sonra düzeltiriz..." Böyle bir şey olabilir mi değerli arkadaşlarım?! Eğer, yanlış olduğuna inanıyorsanız, niye bunu çıkarıyorsunuz? Peki, doğru olduğuna inanıyorsanız, çıkıp bunu niye savunmuyorsunuz değerli arkadaşlarım? Niçin millete gelip anlatmıyorsunuz; şu, şu, şu faydaları olacak bu yasanın, şu yaranıza merhem olacak bu yasa diye, niye gelip millete anlatmıyorsunuz değerli arkadaşlarım?

Zaten, Anayasa Mahkemesi bunu bozacakmış... Evet, Anayasa Mahkemesi bunu bozacak; ama, o arada, ne yapılması gerekiyorsa, o yapılacak. Sonra?.. Sonra, eğer Anayasa Mahkemesi de bozmazsa, biz, yanlışlıklarını düzeltiriz. Böyle bir mantık olabilir mi değerli arkadaşlarım?! Eğer Cumhurbaşkanıyla inatlaşmaysa, böyle bir inatlaşmanın mantığı olabilir mi? Kimin, nasıl bir baskısı altında bu yapılıyor?

Evet, kimse kusura bakmasın, biz, Parlamentonun, bakanların, Başbakanların, Başbakan Yardımcılarının baskı altında olmalarını kabul etmiyoruz; ama, ister istemez, bütün bu soruları sorduktan ve cevabını bulamadıktan sonra, kimin ve neyin baskısı altındasınız; ne diyorlar size; Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümet bir şeylerle mi tehdit ediliyor da bu yasa çıkarılıyor diye soruyoruz. Millet soruyor bunu değerli arkadaşlarım. Biz, bu kürsüden, millet adına bunları size söylüyoruz.

Bakınız, bu Meclis, sizin döneminizde, tarihinin en büyük itibar erozyonuna uğramıştır. Yapılan bütün kamuoyu araştırmalarında, itibarı en aşağı seviyelerde gösterilen kurum Meclistir. Bunun müsebbibi sizsiniz değerli arkadaşlarım. Böyle bir şeye hakkınız yoktur değerli arkadaşlarım. Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin egemenliğinin kullanılacağı tek çatıdır. Bu çatının itibar erozyonuna uğramasına izin vermemelisiniz değerli arkadaşlarım.

Evet, bu dönem olduğu gibi, hiçbir dönem, Türkiye Büyük Millet Meclisi, kendisini, hükümetin ve birtakım güç çevrelerinin baskısında bu kadar hissetmemiştir. IMF dedi, çıkardınız değerli arkadaşlarım; Dünya Bankası dedi, çıkardınız. Ufak tefek değişiklikler oldu "olmadı, kabul etmiyoruz bunu, noktasına virgülüne kadar bizim istediğimiz gibi yapacaksınız" dediler, getirdiniz, yine çıkardınız. Avrupa Birliğinden baskı geldi, çıkardınız; bürokratlardan baskı geliyor, çıkarıyorsunuz; noktasına virgülüne dokunmadan...

Peki, sizi, millet buraya niçin gönderdi; niçin, siz ve biz buraya seçilerek geldik? O zaman, birileri, 50 kişi IMF'nin, 50 kişi Dünya Bankasının, şu kadar şu kurumun temsilcisinden oluşan bir danışma meclisi gelir, burada oturur, istediğini yapar. Biz niçin buraya geldik değerli arkadaşlarım; biz, milletin temsilcileri değil miyiz?! (SP sıralarından alkışlar)

Ben, milletin temsilcisiyim; millet adına bunu konuşuyorum.

NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Ancak Med-TV'de konuşursun sen...

MEHMET BEKÂROĞLU (Devamla) - Yüreğin yetiyorsa, gelirsin, sen de burada konuşursun, davanı savunursun.

NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Sen ancak Med-TV'de konuşursun...

MEHMET BEKÂROĞLU (Devamla) - Ben, her yerde konuşurum. Sen de gel, burada konuş; gel, bu yasayı savun Sayın Nidai Seven; eğer, yüreğin yetiyorsa!..

NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Yeter... Yeter...

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri...

Sayın Bekâroğlu, siz Genel Kurula hitap ediniz.

MEHMET BEKÂROĞLU (Devamla) - Yetmez yüreğin!.. Yetmez yüreğin!.. Akşama kalmaz, hükümetten indirirler sizi. Korkuyorsunuz!.. (SP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, bütün bunlar, siz, daha evvel, başka yerlerden gelen baskılara evet dediğinizden dolayı oluyor. Şimdi medya patronları baskı yapıyor, siz de bunları yerine getiriyorsunuz. Ama, değerli arkadaşlarım, bakınız, millet bizi izliyor, Türkiye bizi izliyor, size oy verenler bizi izliyor, yerel televizyon sahipleri bizi izliyor, sivil toplum örgütleri izliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET BEKÂROĞLU (Devamla) - Son cümlelerim efendim.

BAŞKAN - Buyurunuz.

MEHMET BEKÂROĞLU (Devamla) - Bu yaptığımız yanlıştır. Gelin, bunu reddedelim; burada, bu yasayı reddedelim. Zaten, bu yasanın birkaç maddesini reddedersek, geri çekerler. İki şey yapmış oluruz; birincisi, gerçekten, Meclisin iradesini, Meclisin itibarını ayağa kaldırırız değerli arkadaşlarım; ikincisi, gerçekten, iktidar partilerine mensup milletvekilleri olarak, milletin yüzüne bakmaya, milletin önüne çıkmaya yüzünüz olur; yoksa, milletin önüne çıkamazsınız. Tekrar ediyorum, gidersiniz illerinize, ilçelerinize, teşkilatlarınızda çay içer, geri gelirsiniz; pazara çıkamazsınız, kahveye giremezsiniz değerli arkadaşlarım.

Saygılarımı sunuyorum.(SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Son olarak, Doğru Yol Partisi Grubu adına, İçel Milletvekili Sayın Turhan Güven; buyurunuz. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu Mecliste artık Avrupa Birliğine girmek istemeyen tek bir kişi olduğunu zannetmiyorum. (DYP, SP ve AK Parti sıralarından "Var, var" sesleri) Eskiden vardı da, şimdi en büyük savunmayı onlar yapıyor.

Şimdi, girmeyi arzu ediyor muyuz, etmiyor muyuz? Ediyorsak, bununla ilgili orta ve kısa vadede neler isteniyorsa, onları yerine getirmeye mecbur muyuz; mecburuz. Biz talep ediyoruz; çünkü, biz istiyoruz.

Şimdi, bu çalışmalar yapılırken, bir ulusal program çıkardık. Peki, ulusal programda ne dedik biz? Gerçi buradan bir jet hızıyla geldi geçti; ama, okuma imkânı olanlar için söylüyorum, basın özgürlüğünün geliştirilmesi ve Anayasa ve yasal güvencelerin güçlendirilmesi planlandı; yani, basın özgürlüğünü geliştirmek için bunlar planlandı. Biz, Avrupa'ya bunu dedik "biz, basın özgürlüğünü geliştireceğiz" diye vaat ettik, söz verdik. Söz, demek ki, sadece orada kaldı.

Peki, bu kanun ne getiriyor? Bu, basın özgürlüğünü geliştiriyor mu, yoksa medyayı, görsel ve işitsel medyayı görev yapamaz hale mi getiriyor? Görev yapamaz hale getiriyor...

EROL AL (İstanbul) - Yok öyle bir şey.

TURHAN GÜVEN (Devamla) - Sen de ileride döneceksin, belki kendine ileride iş bulabilirsin o görsel medyada; ama, bugün bulduğunu yarın bulamazsın. Şimdi, görünen odur.

Bakın, değerli milletvekilleri, emir balâdan gelmiştir, yani yüksek yerlerden bir şeyler gönderilmiştir ve bu kadar çoğunluğu bir araya getiren bu emir, Anayasaya aykırı olduğu çok açık ve net olan bu kanunu bu Meclisten geçirmeye çalışmaktadır ve ne acıdır ki, iktidar mensubu olan değerli milletvekilleri olarak sizler de, bu davranışa ayak uydurmaya, parmaklarınızla bu işi hukukîleştirmeye çalışıyorsunuz.

Hayır, bu hukukî değildir. Açık söylüyorum; bir kere daha bu kanun, Sayın Cumhurbaşkanından, eski Anayasa ve yeni Anayasa çerçevesinde geri çevrilecektir, bundan da şüpheniz olmasın.

Şimdi, bakınız, şu maddede, yani, geçici 4 üncü maddede bir devretme işlemi var yayın lisansı verilen bir kurum veya kuruluş -yahut neyse- yayın istasyonlarını ve şebekelerini, Üst Kurulun izniyle bir üçüncü kuruluşa devredebiliyor. Yani, Üst Kurul müsaade etmediği sürece devir gerçekleşmeyecektir. Siz, bu kurumda, bu özel kuruluşta, hayat hakkı vermediğiniz bu kuruluşta, devir işleminde de "hayır" derseniz, o medyayı, o televizyonu ölüme mahkûm etmiş olursunuz. Gerçi hatırlarsınız -tabiî, MHP o zaman daha bu Parlamentoda değildi; ama- bir frekans tahsisi işini Sayın Başbakan durdurmadı mı?! Bütün hazırlıklar bitmişti, durduruldu. Ne oldu; Başbakanlıkta, o tarihten bugüne kadar frekans tahsisi yapılmadı. Şimdi bu defa ne yapıyorsunuz; 9 üyenin 5'ini Meclis seçecek, yani, Yüce Meclis, yani, siz, kendi yetkilerinizi başkasına devretmenin hazırlığı içindesiniz, acelesi içindesiniz. Bunu anlamak mümkün değil. Çıkardığınız bütün kanunlarda, kendi hakkınızı, millî iradenin tek temsilcisi olan sizler başkalarına devretmeye niye gayret ediyorsunuz, anlamak mümkün değil.

5 kişiyi burada bulunan partiler içinden Meclis seçecek. Peki 4'ünü kim seçecek; falan, falan, falan... Yani, 9 kişilik kurulda 7 kişi hükümetin emrinde olan kişiler olacak. Eğer istemiyorsa, bir de emir almışsa, o kurum, o özgür dediğiniz teşkilat, kendi malını başkasına devredemeyecek. Bu bu kadar basit. O zaman ne olacak; "ver bana da" deme mecburiyetinde kalacak işte o kurum, o kişi, o şirket... Ucuza kapatma devri başlayacak değerli arkadaşlar, bunu fark edin. Yani, Türkiye'de bazı ellerde toplanmasını sağlamak durumundasınız siz. Yapmayın!.. Yapmayın!.. Hür ve demokrat bir ülke olduğunuzu iddia ediyorsanız, sosyal devlet olduğunuzu iddia ediyorsanız, hukuk devleti olduğunuzu iddia ediyorsanız, bu hukuksuzluk niye?! O zaman, Anayasanın bazı maddelerine -yemin bir tarafa, onu bırakınız- riayet etmek mecburiyetindesiniz; en azından değişmez hükümlerine riayet etmek mecburiyetindesiniz. Anayasanın değiştirilemez hükümlerine riayet etmeye mecbursunuz; ama, siz ne yapıyorsunuz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TURHAN GÜVEN (Devamla) - Sayın Başkan, müsaade eder misiniz?

BAŞKAN - Buyurun.

TURHAN GÜVEN (Devamla) - Siz, bir inadın içerisinde, bu uygulamayı gerçekleştirmeye çalışıyorsunuz.

Kanun çıkabilir; ama, ileride -bakınız göreceksiniz, Allah hepinize uzun ömür versin- en fazla siz bağıracaksınız, siz; çünkü, o zaman, siz, bu Parlamento içerisinde olmayacaksınız! En fazla size zararı dokunacak olan bu kanunu çıkarırsanız en fazla siz zarar göreceksiniz; ama, ben bunu da istemiyorum. Onun için, gelin, şu işin doğrusunu bilin, yapalım; doğrusunu bulalım diyorum.

Antidemokratik olan 1950'nin 14 Mayısında -bugün, 14 Mayıs- demokrasi daha iyiydi. Siz, daha daraltan bir mecraa sokuyorsunuz demokrasiyi, insan haklarını, özgürlükleri... Yapmayın bunu!.. Yapmayın bunu!.. Aradan geçen elliiki yıldan sonra, biz, yeniden demokrasiyi tartışmaya başlamayalım. Burada daha çok gelişme sağlayacak işlemler içerisinde olalım; ama, siz geriye doğru giderken, attığınız her adımın yanlış olduğunun bilinci içerisinde olmanızı istiyorum.

Bakınız, burada, kalkan her parmak, bu kanuna "evet" diyen her parmak, ileride göreceksiniz, hangi hale gelecektir; onu, sizlerin takdirine bırakıyor, saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Madde üzerinde 3 adet önerge vardır; önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık derecesine göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 17 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 4'ün ikinci fıkrasının "yayın izni talebinde bulunan kuruluşların yerine getirmeleri gereken teknik ve malî yeterlilik şartları, devir şartları ile diğer ön şartlar bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içerisinde Üst Kurul tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle tespit edilir" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Fethullah Erbaş

Veysel Candan

Aslan Polat

 

Van

Konya

Erzurum

 

Yakup Budak

Mahmut Göksu

Musa Demirci

 

Adana

Adıyaman

Sivas

 

Süleyman Metin Kalkan

Cevat Ayhan

Alaattin Sever Aydın

 

Hatay

Sakarya

Batman

 

Oya Akgönenç

Mustafa Niyazi Yanmaz

Ahmet Sünnetçioğlu

 

Ankara

Şanlıurfa

Bursa

 

Mehmet Bekâroğlu

Nezir Aydın

Teoman Rıza Güneri

 

Rize

Sakarya

Konya

 

 

Mustafa Geçer

 

 

 

Hatay

 

BAŞKAN - İkinci önergeyi  okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 17 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 4'ün birinci fıkrasındaki "Üst kurulun izniyle bir üçüncü kuruluşa devredilebilir" ibaresinin fıkra metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Fethullah Erbaş

Veysel Candan

Aslan Polat

 

Van

Konya

Erzurum

 

Yakup Budak

Mahmut Göksu

Musa Demirci

 

Adana

Adıyaman

Sivas

 

Süleyman Metin Kalkan

Cevat Ayhan

Alaattin Sever Aydın

 

Hatay

Sakarya

Batman

 

Oya Akgönenç

Mustafa Niyazi Yanmaz

Ahmet Sünnetçioğlu

 

Ankara

Şanlıurfa

Bursa

 

Mehmet Bekâroğlu

Nezir Aydın

Teoman Rıza Güneri

 

Rize

Sakarya

Konya

 

 

Mustafa Geçer

 

 

 

Hatay

 

BAŞKAN - Şimdi, son ve maddeye en aykırı önergeyi okutup, işleme  alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 17 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 4 Anayasaya aykırı olduğundan  tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Fethullah Erbaş

Aslan Polat

Veysel Candan

 

Van

Erzurum

Konya

 

Yasin Hatiboğlu

 

Mehmet Bekâroğlu

 

Çorum

 

Rize

BAŞKAN - Komisyon, önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet, önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Önergeniz hakkında konuşacak mısınız?

ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Diyarbakır) - Evet, ben konuşacağım.

BAŞKAN - Evet, Ömer Vehbi Hatiboğlu, önerge sahipleri adına konuşacak.

Buyurunuz Sayın Hatipoğlu. (SP sıralarından alkışlar)

ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Diyarbakır) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; iki hafta önce görüşmeye başladığımız RTÜK Yasasıyla ilgili görüşmeleri bugün de sürdürüyoruz.

Hükümetin çok büyük önem atfettiği bir yasa burada görüşülüyor; ama, hükümet cenahından bir tek sözcü bile millet kürsüsüne çıkıp, bu yasanın gerekliliği veya gerekçesiyle ilgili bir tek söz söylemiyor. Herhalde, hükümet partilerinin, iktidara mensup siyasî partilerin değerli temsilcilerinin söyleyecek hiçbir sözleri yok. Bu Parlamentoda 6 parti grubu var; ama, her madde tek tek görüşülüyor, önergeler tek tek görüşülüyor, muhalefetteki 3 siyasî partinin temsilcileri çıkıp konuşuyor, hükümetten ses yok... Kısacası, Parlamentoda arkadaşlarımız yoklar; millet kürsüsünde yoklar, millet adına söz söylemede yoklar; ancak, parmak kaldırıp indirmede var arkadaşlarımız. Bu tablo, benim söylediğim bir tablo değil. Ben, geçen hafta Aydın ve İzmir çevresindeki birçok ilçeyi gezdim. Orada vatandaşlar da aynı şeyi söylüyor. Bence, iktidar partilerinin uyguladığı bu politika, onların yararına bir politika değildir. Burada onu da arz etmek istiyorum.

Arkadaşlarımız ya bu yasayı beğenmiyorlar ya da kürsüye küsmüşler, bir başka ifadeyle, millete küsmüşler; söyleyecek hiçbir şeyleri yok.

Değerli arkadaşlarım, bu tavırlar, elbette Meclisin itibarını yükseltmez; çünkü, burada, hükümetin önem atfederek getirdiği yasa, eğer gerçekten, millet yararına bir yasaysa, sizin övünmeniz lazım, sizin çıkıp burada, bu hükümetin yaptığı hayırlı hizmetleri, bu güzel hizmeti, anlatmanız lazım. Gelmediğinize göre, siz de bu yasanın bir hayır getirmeyeceğine en az bizim kadar inanıyorsunuz!

Arkadaşlar, bir yasa görüşülüyor, kıyametler kopuyor... Sivil toplum örgütleri ayakta, yerel medya ayakta, temsilcileri ayakta ve kampanyalar yürütülüyor, bu kampanyalara da kulak asan yok.

Bu yasanın bu haliyle görüşülmesi, elbette, hem Anayasaya aykırıdır hem İçtüzüğe aykırıdır. Kürsüye çıkan bütün arkadaşlarımız bunu defalarca dile getirdiler.

Şimdi, sormak gerekiyor: Anayasa Komisyonunda bu yasanın tamamını niçin görüşmedik? Bu aceleciliğin nedeni ne? Yangından mal mı kaçırıyoruz? Neden usulüne uygun görüşülmüyor? Sizi, Anayasaya aykırı bu yasayı böylesine dayatmaya icbar eden, zorlayan bir neden mi var? Varsa böyle bir neden, çıkıp bu millet kürsüsünden bunu anlatmak durumundasınız. Eğer bazı bürokratların ifade buyurduğu gibi, gerçekten, hükümet, bu konuda tehdit altındaysa, hükümet temsilcisi arkadaşımız çıkar bu kürsüye, kimlerin tehdit ettiğini, nasıl bir dayatmayla karşı karşıya olduğunu ifade eder ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin, iktidarıyla muhalefetiyle hepsinin gücünü de arkasına alır ve bu tehdidi savuran gücün karşısında durur; ama, bunu anlatmak için elbette yürekli olmak lazım.

Arkadaşlar, bu yasa gerçekten de bu ülkenin ihtiyacı değildir; çünkü, siz çıkıp bunu savunamıyorsunuz, gerekliliğini ifade edemiyorsunuz.

Burada yasa görüşülüyor, 57 nci cumhuriyet hükümetini temsil eden bir Değerli Bakan şurada oturmuş, yasanın görüşülmesini sağlayan Değerli Bakan dahi bu yasayı benimsemediğini, yeterli görmediğini, birçok eksikliği olduğunu defalarca kamuoyuna deklare etmiş. Bu yasa görüşülüyor, cumhuriyet hükümetinin Sayın Bakanının yanında oturan çok değerli bir bürokrat, televizyonlara, basına açıklamalar yapıyor, bu yasayı yerden yere vuruyor; muhalefet partilerinin temsilcilerinin bile yapamayacağı kadar ciddî tenkitler yapıyor ve bu sırada oturup, bu yasanın görüşülmesine olanak sağlayan ekibin içinde yer alıyor. Bunun, ne adına ve niçin yapıldığını gerçekten anlamakta zorluk çekiyorum. Niçin, savunamadığınız, arkasında duramayacağınız, halka anlatamayacağınız bu yasayı bu şekliyle, bütün teamülleri altüst ederek, Meclis teamüllerini de altüst ederek burada aziz millete bunu bu şekilde dayatmak zorunda kalıyorsunuz ve siz, bu haliyle bu yasa çıktıktan sonra, bugün sizlere sempati besleyen veya iktidarınıza çok fazla ciddî eleştiriler yöneltmeyen medya patronlarının size minnet duyacağını mı sanıyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Devamla) - 1 dakikada bitiriyorum.

BAŞKAN - Lütfen, sonuçlandırınız.

ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Devamla) - Bakın, ben, buradan, hükümeti temsil eden, hükümeti oluşturan üç siyasî partinin değerli liderlerine ve temsilcilerine söylüyorum. Belki tarihe not düşmektir bu. Bu yasa çıksın iki ay sonra, şah ve padişah yetkisini verdiğiniz bu medya patronlarından en büyük düşmanlığı siz göreceksiniz; çünkü, onlar, işlerini bitirdikten sonra, hiçbir zaman, kendilerine bu imkânları veren insanların arkasında durmazlar. Geçmiş iktidarlara bakınız. Siz, en büyük kötülüğü, yine bunlardan göreceksiniz diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

III. - YOKLAMA

(SP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ASLAN POLAT (Erzurum) - Sayın Başkan, bu tarafa bakın, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN - Komisyonunun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunmadan önce, yoklama isteyen 20 arkadaşımın Genel Kurulda olup olmadıklarını arayacağım: Sayın Polat,  Sayın Candan, Sayın Erbaş, Sayın Çelik, Sayın Esengün, Sayın Ulucak, Sayın Kamalak, Sayın Hatipoğlu, Sayın Bekâroğlu, Sayın Yalman, Sayın Oğuz, Sayın Geçer, Sayın Aydın, Sayın Canbay, Sayın Kukaracı, Sayın Ayhan, Sayın Adak, Sayın Budak, Sayın Karagöz, Sayın Alçelik.

Yoklama için 3 dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Çoğunluğumuz vardır.

VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

4.- Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Sayın Başkan, bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 17 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 4'ün birinci fıkrasındaki "Üst Kurulun izniyle bir üçüncü kuruluşa devredilebilir" ibaresinin fıkra metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                               Fethullah Erbaş

                                               (Van)

                                  ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Önerge sahipleri adına Sayın Veysel Candan; buyurun.

Süreniz 5 dakika.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 850 sıra sayılı RTÜK Yasasını görüşüyoruz. Tabiî, adı RTÜK Yasası, soyadı diyet yasası!

Bu tasarı, perde arkasında bazı pazarlıkların hazırlanarak ortaya getirildiği anlaşılmaktadır. Siz bizim kanunu çıkarın, biz de size olası seçimlerde tam destek vereceğiz. Kamuoyunun, bizi buradan izleyen bütün milletin bunu böylece anlaması gerekir; kirli ve tehlikeli bir anlaşmadır.

Şimdi, sözüm, milliyetçiliği katleden MHP'lilere, muhafazakarlığı inkâr eden tatlısu demokratları ANAP'a, solcu şövalye DSP'lilere sesleniyorum... Peki, peki de, burada, metni, maddeleri okumadan, ne getirip ne götürüldüğünü bilmeden, kurşun asker gibi, Parlamento noter mi; tasdik ediyorsunuz?!. Bakınız, biraz sonra vereceğim bir misalde bütün milletvekillerinin vicdanını kanatacağım! (DSP sıralarından "vay be!"sesleri) Vereceğim misale bakacaksınız; vay mı değil mi o zaman göreceğiz.

Şimdi, konuşmacılara dikkat ediyorum. Bir kısmı, hükümet, hiç konuşmuyor, DSP, MHP, ANAP; konuşsalar, batacak; ne deseler, aleyhlerine yazılacak; bir tarafta, millet var, bir tarafta, medya patronları var; salonda, Genel Kurulda nöbet tutanlar var!

Şimdi, efendim  "ulusal program" demiş, yazmış. İşte, burada ulusal programın sahibi geçinen ANAP Genel Başkan ve Başbakan Yardımcısı var; diyor ki: "Ulusal programda RTÜK'le yeniden yapılanmaya ihtiyaç yok." Yazmış, altına da imza atmış; ama, gelmiş, burada nöbet tutuyor ve o ulusal programa aykırı antidemokratik hukuk devleti ilkelerini yok sayan, hiçe sayan bir metne sahip çıkıyorlar. Yani, Türkiye'de, demokrasi, Türkiye'de hukuk devleti... Bunlar, hepsi hikâye; hiç kimse beni inandıramaz. Burada millî irade yok; birilerinin iradesi var!

Değerli arkadaşlar, şimdi sizlere tarihe kayıt düşmek noktasında aldığım resmî banka arşivinden bir önemli not okuyacağım ve bu, medya-devlet bankaları  arasındaki kirli ilişkinin bir yüzünü Muhterem Heyetinize arz edeceğim. Bakalım, ondan sonra oylarınızın rengi ne tür olacak?!.

Tarih, 21 Şubat 2001. Dolar kuru, 900 000 lira. Yer, İstanbul Mecidiyeköy Halk Bankası. Hesap numarası, 176483. Mevduat miktarı 8 trilyon lira. Paranın hesap sahibi, Ulusal TV kanalı olan ve yüzbinler basan gazetenin sahibi ve bu 8 trilyon lira 21 Şubatta dolara çevriliyor, aynı bankanın 185393 numaralı hesabına yatırılıyor; döviz 800 000 liradan değiştiriliyor ve bir günde Halk Bankasının zararı 1 trilyon! İşte, medya patronunun bankayla olan ilişkisini gösteren bir örnek !

Şimdi, soru şu: Siz, bu ilişkiler artsın mı diyorsunuz?

Siz, bu soygun devam etsin mi diyorsunuz; ben, sizin vicdanlarınıza soruyorum!

NİHAT GÖKBULUT (Kırıkkale) - Hangi banka o, söyle, hangi banka? Gazeteler yazıyor, söyle...

VEYSEL CANDAN (Devamla) - Var... Var... Var... Banka, metinde var; adını da söyleyeceğim. Söyleyeceğim, heyecanlanmana lüzum yok. Sizin yukarıdakiler bilir bunu. Bilir... Bilir!.. Heyecanlanmayın!..

NİHAT GÖKBULUT (Kırıkkale) - Hayır; biz de biliyoruz canım; söyle...

VEYSEL CANDAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, şimdi, acelenin... Burada, aslında, ne yapılması lazım; Halk Bankasının Genel Müdürünü, bu bankadan sorumlu ilgili devlet bakanını... Evet, devlet bakanını Yüce Divana göndermek lazım; ancak o zaman, bu Meclis, itibarını koruyabilir.

Şimdi, acelenin altında yatan manzaraya bakalım. Özelleştirilecek kurumlar dikkatinizi çekiyor mu? Bir örnek vereceğim: Vakıfbank... O, aynı medya patronu; biraz önce 8 trilyon lirayı dolar bazında değişiklik yapıp, bankayı 1 trilyon zarara sokan o medya patronu "Vakıfbank, Dışbanka yakışır" diyor. Şimdi ihaleye giremiyorlar, elli çeşit hileyle ihale alıyorlar. Bu yöntem, evrakta sahtecilik, ihaleye fesat oluşturma durumundadır şimdi. Halbuki, bundan sonra, Vakıfbank aynı medya patronuna satılırsa, siz, adına da özelleştirme derseniz; geleceğiz, bu kürsüden, sizin yakanıza millet adına yapışacağız. Burada, bu kürsüde söylediklerimizin hepsi bilgi ve belgelidir. Biraz önce okuduğum rakamları da, banka kayıtlarından, hesap numaralarından alıp getirdik. Gerektiği zaman, onun ismi, hepsi ortadadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VEYSEL CANDAN (Devamla) - 1 dakika verir misiniz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Lütfen, sonuçlandırınız.

VEYSEL CANDAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, şimdi, siz, bu tasarıya, bu maddelere, her önünüze geldikçe "kabul edenler, etmeyenler, kabul edilmiştir", "kabul edenler, etmeyenler, kabul edilmiştir..." Ama, bütün bu yolsuzlukların altına destek vermiş olursunuz.

Ben, Muhterem Heyetinize bunu hatırlatıyor, saygılar sunuyorum. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Candan.

Hükümetin ve Komisyonun katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Son önergeyi okutup, işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanun ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 17 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 4'ün ikinci fıkrasının "yayın izni talebinde bulunan kuruluşların yerine getirmeleri gereken teknik ve malî yeterlilik şartları, devir şartları ile diğer önşartlar, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içerisinde Üst Kurul tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle tespit edilir" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                               Fethullah Erbaş

                                               (Van)

                        ve arkadaşları                               

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Önerge sahipleri adına...

FETHULLAH ERBAŞ (Van) - Yakup Budak konuşacak efendim.

BAŞKAN - Adana Milletvekili Yakup Budak konuşacaklar.

Buyurun Sayın Budak. (SP sıralarından alkışlar)

YAKUP BUDAK (Adana) - Sayın Başkan, sayın üyeler; sözlerime başlarken hepinize saygılar sunuyorum.

Radyo ve televizyonlarla ilgili bir yasa çalışması üzerinde bulunuyoruz. Arkadaşlarımız geçen hafta da ifade ettiler, bugün de sürekli olarak ifade ediliyor; gerçekten, bu Yasa, a'dan z'ye bütün maddeleriyle, bütün yaklaşım tarzıyla Anayasaya ve mevcut yasalarımıza aykırıdır. Özellikle önerge vermiş olduğumuz madde, serbest rekabet esasına, liberal ekonomiye, dünyanın geldiği noktaya da tamamen aykırıdır; çünkü "Üst Kurul izin vermedikçe üçüncü bir şahsa satılamaz ya da izin verilenlere satılır" deniliyor; ki, böyle bir iktisadî anlayışı, böyle bir rekabet anlayışını, özellikle dünyanın geldiği noktada, AB'ye girme çalışmalarının sürdüğü bir ortamda kabullenmek mümkün değildir.

Bunun yanında, acaba, bizim ticaret hukukumuzda, başka, böyle bir madde var mıdır diye merak ediyorum. Gerçekten, bizim hukukumuzda, üçüncü kişilere, bir kurulun izin vermediği üçüncü kişilere satılamaz veya satılır diye bir madde var mıdır; bunu hukuk mantığıyla bağdaştırmak mümkün müdür diye de üzerinde duruyorum.

Elbette, bu, yine dönecektir; çünkü, bu hükümet, hükümet olduğundan bu yana kanunları getiriyor, çıkarıyor, çalışıyor, çırpınıyor, belirli yerlere diyetini ödüyor; ondan sonra da, üç ay sonra, dört ay sonra Anayasa Mahkemesinden dönmezse kendisi getiriyor ve "yanlış yaptık düzeltelim" diyor. Vergi Yasasında böyle oldu, Sosyal Sigortalar Yasasında, Bankalar Yasasında böyle oldu. Bizim Grubumuzun, 47 tane yasaya itirazı oldu; 39 tanesi Anayasa Mahkemesinden geri döndü. Allahaşkına, siz, bu boş işlerle uğraşmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz?! Millet ekmek bulamıyor, aş bulamıyor, sıkıntılarını gideremiyor; siz, burada, birtakım çevrelere yaranabilmek, diyet borcunu ödeyebilmek için yasaları dayatıyorsunuz.

Ben, iktidara mensup arkadaşlara, biraz önceki arkadaşlarım gibi, seslenmek istiyorum: Çok değişik bölgeleri ziyaret ediyoruz, değişik partilileri de ziyaret ediyoruz; milletin, özellikle iktidar partisi milletvekillerine bir mesajı var: "Bizimkiler hiç gelmiyor" diyorlar. "Bizimkiler" dedikleri de sizlersiniz! Şu millete gidin, çiftçiye gidin, köylüye gidin, "biz kanun çıkarıyoruz" deyin; onlar da size "bizim hayrımıza ne yaptınız" diyecekler. Birtakım arkadaşlarımızın, iktidara mensup milletvekili arkadaşlarımızın, çiftçi borçlarının silinmesi, çiftçilere destek verilmesiyle ilgili yasa teklifleri var; niye onları getirmiyorsunuz? Sosyal Sigortalar Kurumuna, Bağ-Kur'a bağlı arkadaşlarımızın, vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını giderecek Anayasa Mahkemesinden geri dönmüş kanunlar var; niye onları getirmiyorsunuz da, Türkiye'de kaç kişiyi ilgilendirdiği pek de belli olmayan bir kanunu getirip Meclise dayatıyorsunuz, milletvekillerine dayatıyorsunuz?!.

Bunun temelinde de ne vardır; bu iktidar milletten ümidini kesmiştir, ümidini 3-5 medya patronuna bağladığı için, işi gücü bırakmış, onların gönlünü nasıl ederim, onların daha fazla kazanmalarına, daha fazla güçlenmelerine nasıl katkıda bulunurum diye bu yasayı çıkarıyor; dolayısıyla da, siz, millete hizmet etmiyorsunuz, diyet borcunu ödemeye çalışıyorsunuz ve diyet borcunu öderken de, size, sürekli olarak bastırıyorlar.

Bu yol,  yanlış bir yoldur; bu gidiş, doğru bir gidiş değildir. Millet bunun hesabını soracaktır. Siz de, vicdanınızla baş başa kaldığınızda, öyle zannediyorum ki, bunun hesabını veremiyorsunuz, veremediğiniz için de bunu savunamıyorsunuz. Onun için, milletvekilleri, savunabilecekleri kanunlarda parmaklarını kaldırmalılar, vicdanen müsterih olabilecekleri konularda kendilerini ortaya koymalıdırlar. Siz, millete borcunuzu ödemezseniz, belki, birtakım çevrelerin desteğini alabilirsiniz; ama, milletin desteği olmadan buralarda bulunmak, buralarda durmak mümkün değildir. Bunun için, gelin, bu yasayı geri çekin; gelin, milletin sesine kulak verin diyoruz. Milletin sesine kulak vermezseniz ne olur biliyor musunuz; gidersiniz, tepetaklak gidersiniz. Sizin tepetaklak gitmeniz hiç önemli değil, ülke kaybediyor, ekonomi kaybediyor, çiftçi kaybediyor, bütün millet kaybediyor ve sayenizde de zaten 205 milyar dolar civarındaki millî gelirimiz 148 milyar dolara düştü. Türkiye, korkunç bir borçlanmanın içerisine girmiş, milleti borçlandırmışsınız ve milleti borçlandırdığınız için de, nasıl olsa kaçacağız diyorsunuz, gideceğiz diyorsunuz, bu yasaları getiriyorsunuz. Bu yasalar sizi kurtarmaz, medya patronları da kurtarmaz, bel bağladığınız çevreler de kurtarmaz. Onun için, milletin gözünün içerisine bakın diyoruz; Birtakım ağaların, birtakım holdinglerin gözünün içine bakmayın diyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen, son cümlelerinizi alayım.

YAKUP BUDAK (Adana) - Washington'dan gelen talimatlar da sizi kurtarmaz, medya patronlarından gelen talimatlar da kurtarmaz. Şöyle edebilirsiniz, böyle edebilirsiniz; ama ataların güzel bir sözü var, milletin onayı olmadan, milletin desteği olmadan buralarda oturamazsınız. Belki, bir hoplarsınız, iki zıplarsınız çekirge misali; ama, milletin önünde sandığa düşersiniz diyorum.

Saygılar sunuyorum. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler.

Hükümetin ve Komisyonun katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

III. - YOKLAMA

BAŞKAN - Ek Madde 4'ün oylaması öncesinde, yine, arkadaşlarımızın bir yoklama talebi var.

O arkadaşlarımın Genel Kurul salonunda bulunup bulunmadıklarını arayacağım.

Hüseyin Çelik?.. Burada.

İlyas Arslan?.. Yok.

ZEKİ ÜNAL (Karaman) - Takabbül ediyorum.

BAŞKAN - Mahfuz Güler?.. Burada.

Zülfükar İzol?.. Burada.

Eyüp Fatsa?.. Burada.

Avni Doğan?.. Yok.

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Takabbül ediyorum.

BAŞKAN - Ali Sezal?.. Burada.

Nurettin Aktaş?.. Burada.

Dengir Fırat?.. Burada.

Maliki Ejder Arvas?.. Burada.

Ertuğrul Yalçınbayır?.. Burada.

Mehmet Ali Şahin?..

Bir başka arkadaşınız,  sizin takabbül ettiğiniz...

MEHMET ELKATMIŞ (Nevşehir) - Takabbül ediyorum.

BAŞKAN - Mehmet Çiçek?.. Burada.

İsmail Özgün?.. Burada.

Hüseyin Kansu?.. Burada.

Mustafa Baş?.. Burada.

Abdülkadir Aksu?.. Burada.

Ali Coşkun?.. Burada.

Osman Aslan?.. Burada.

Mehmet Özyol?.. Burada.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

Yoklama için 3 dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım, çoğunluğumuz vardır.

VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

4.- Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam)

BAŞKAN - Ek madde 4'ü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın Nidai Seven, ısrarla, bir şey söylemek istiyorsunuz; buyurunuz.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Ne sözü Sayın Başkan?! Böyle bir usul yok...

NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Sayın Başkanım, demin, Sayın Mehmet Bekâroğlu "yüreği yetmiyor" dedi. Ben, ona cevap vermeyeceğim. Yalnız, şunu söylemek istiyorum: Yüreğimle Türk Milletinin değer yargıları arasında bir sevgi yolu vardır. Öyle bir yürek ki, bu yürekte Türk Milletine ihanet yoktur; öyle bir yürek ki, 30 000 kişinin katili olan bölücü TV'ye Türkiye'yi jurnallemek yoktur.

Teşekkür ederim. (MHP, DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım, ek madde 5...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -  Sayın Başkan, sataşma var.

BAŞKAN - Size direkt bir şey yok...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Olur mu efendim! İsmimi verdi efendim...

BAŞKAN - Kendisiyle ilgili bir savunma yaptı. Size yönelik olsaydı, ben müdahale ederdim.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Kim jurnalledi açıklayacaklar burada. İsmimi verdi efendim; söz istiyorum. (SP sıralarından gürültüler)

TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkan, kim bu jurnalleyen; adını söylesinler.

AHMET İYİMAYA (Amasya) - Sataşma var Sayın Başkan... (SP ve DYP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Bekâroğlu, lütfen, buyurun; oturduğunuz yerden...

Sayın Bekâroğlu, yalnız, sataşmaya yer vermeyecek şekilde olsun. Ben, Nidai Seven'in konuşmasında öyle bir niyet sezmedim... (AK Parti sıralarından "ara verelim Sayın Başkan" sesleri)

TURHAN GÜVEN (İçel) - Haydi, yüreğiniz yetiyorsa, asalım!

BAŞKAN - Buyurunuz.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Nidai Seven'i alkışlıyorum. Gerçekten, millete, vatana ihanet etmemiş; ama, bu cümleyi burada söylemişse, kimin vatana, millete ihanet ettiğini açıklaması gerekir.

NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Yarası olan gocunur.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Bunu açıklaması gerekir. Bunu açıklamaya yüreği yetiyorsa, yine tekrar ediyorum, çıksın, bunu açıklasın. Kim vatana, millete ihanet etmiş onu görelim.

ALİ GEBEŞ (Konya) - Med TV'de canlı yayına telefonla katıldın!

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Kaldı ki, şu anda bir yasa oylanıyor. Bu yasanın, vatan için, millet için ne faydası var; onu da çıksın, açıklasın. (MHP ve DSP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Peki, teşekkür ederim.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Zaten, benim, kürsüden söylediğim buydu. Bu, RTÜK, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Yasasını niçin çıkarıyorsunuz; millete, vatana bunun ne faydası var; bunu açıklayın demiştim.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Ben de size teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, ek madde... 

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Herkesi vatan hainliğiyle suçlayarak iş yapıyorsunuz, yalnız siz misiniz bu memleketin milliyetçileri?!

VAHİT KAYRICI (Çorum) - Ne diyorsun sen?!..

BAŞKAN - Lütfen... Sayın milletvekilleri... (MHP ve SP sıralarından gürültüler)

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Vuracak mısınız!.. Zaten vurmaktan başka bir şey yapamazsınız.

(Bir grup MHP ve SP milletvekili kürsü önünde toplandı)

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri...

Sayın milletvekilleri, lütfen...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Kaba kuvvet... Başka bir şey bilmezsiniz!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri... (Gürültüler)

Sayın milletvekilleri, saat 20.00'de toplanmak üzere, Birleşime ara veriyorum.

                                                                                                                       

Kapanma Saati : 18.53


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 20.00

BAŞKAN : Başkanvekili Yüksel YALOVA

KÂTİP ÜYELER : Levent MISTIKOĞLU (Hatay), Kemal ALBAYRAK (Kırıkkale)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 99 uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

850 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

4. - Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Tasarının ek 5 inci maddesini okutuyorum:

EK MADDE 5. - Bu Kanunda geçen "Telsiz Genel Müdürlüğü" ibaresi "Telekomünikasyon Kurumu" olarak değiştirilmiştir.

BAŞKAN - Ek 5 inci madde üzerinde, birinci söz, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Manisa Milletvekili Sayın Bülent Arınç'ın.

Buyurun Sayın Arınç. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA BÜLENT ARINÇ (Manisa) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum, iyi akşamlar diliyorum.

RTÜK Tasarısıyla ilgili, maddeler üzerinde konuşmalar oluyor. Bu kanun üzerinde her şey konuşuldu; hem de birkaç defa. O yüzden, sadece belirli olan madde üzerinde konuşmanın çok fazla bir önemi yok.

RTÜK Tasarısına, hemen her kurum ve kişinin karşı olduğu ve bu düşüncelerini, şifahî olarak da, yazılı olarak da bildirdiklerini hepimiz görüyoruz; hepimizin dosyalarında, masamızın üstünde, bu kurumlardan gelen, RTÜK Tasarısının zararlı olacağını söyleyen pek çok rapor ve görüş var; ancak, bütün bunlara rağmen, hükümet ortağı siyasî partiler ve hükümet, bu kanunu çıkarmak için ısrar ediyor, dayatmada bulunuyor ve güç gösterisine giriyor; zorla, baskıyla, dayatmalarla, bütün bu tenkitleri ve eleştirileri dikkate almadan, bu kanunu çıkarmaya çalışıyor.

Peki, bu ısrar neye mal olacak? Birkaç kişiye veya birkaç aileye faydası olacağı muhakkak olan bu RTÜK Kanunu, ne pahasına çıkarılmak isteniyor?

Değerli arkadaşlarım, elbette, bazı kurumların, bu konuda çok fazla yıprandığını söylemeliyim. Siyaset kurumu ve siyasetçiler yıpranıyor, hükümet ve hükümet ortağı partiler yıpranıyor, milletvekilleri yıpranıyor, Parlamento kurumu yıpranıyor; çünkü, sadece burada konuşulanlarla kalmıyor, eleştirilerle kalmıyor, aynı zamanda, kamuoyunda da pek çok dedikodu üretiliyor. Bir kısım dedikodularda medya patronlarına bir diyet borcu olduğundan" bu RTÜK Kanununun ısrarla çıkarılmak istenildiğinden bahsediliyor; bir kısmında, önümüzdeki seçimlerde  bazı partilere destek vaadi olduğu söyleniyor; birkısım basında, yine, bazı gazete ve televizyonların önemli bir siyasetçinin yakınlarına satılacağı, bunun pazarlıklarının yapıldığı söyleniyor ve sadece siyasetçiler, sadece patronlar da değil -maalesef, bu, o kadar yaygınlaşıyor ki- üzerinde hiç tartışma götürmez bazı kurumlar da bu dedikoduların ve yıpranmanın içerisine çekiliyor.

Mesela, değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, geçtiğimiz yıl İçtüzük değişikliği bu Meclisten geçmişti, pek çok şeye mal olarak geçmişti ve Anayasa Mahkemesi, bu İçtüzüğün hemen hemen bütün maddelerini iptal etti; ancak, bildiğiniz gibi, gerekçeli karar henüz Resmî Gazetede yayımlanmadı. Birkaç gün evvel, bir gazetede -herkesin ağzı torba değil ki büzesiniz; halk tabiridir- Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararının yazılmasının bile, bu RTÜK Tasarısının çıkmasının beklendiğine bağlı olduğu söyleniyordu. Yani "bu RTÜK Tasarısı çıksın da, ondan sonra gerekçeli karar yayımlanacak" şeklinde, hiç akla gelmeyen, Anayasa Mahkemesini böylesine bir bühtan altında bırakacak bir yazının, bir haberin de bulunduğunu biliyoruz.

Peki, bütün bunlara rağmen RTÜK Kanunu çıkarsa, bu, kimin zaferi olacak, kim bundan galibiyet duyacak?.. Değerli arkadaşlarım, tarihte meşhurdur, bir Pirus Zaferi var. İki taraf da öylesine mücadele etmiş ki, iki tarafta da zayiat, hepsi yerde, kollarını kımıldatacak mecalleri yok; böylesine bir Pirus Zaferi... Hükümet, Parlamento, siyaset, milletvekilleri yıpranacak ve sadece birkaç kişinin belki menfaat sağlayabileceği bir kanunu biz buradan çıkarmış olacağız...

Değerli arkadaşlarım, bütün bu yanlışlıklar söylendi, tutanaklara geçti; sözler, davranışlar hepimizin belleklerinde yazılı kaldı.

Burada bir konuya temas etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi, geçen birleşimde fevkalade üzücü olaylar oldu. Sayın Başkanvekilinin taraflı tutumu dikkat çekti, buna itirazlar oldu; o sırada, birkaç arkadaşımız birbirlerine ağır söz söylediler; hepimiz çileden çıktık, bunu protesto ettik, ağır konuşmalar yaptık; ancak, bu birleşimde ve oturumda, Sayın Başkanvekilinin de, önergelere katıldığını değil, katılmadığını ifade ederek, konuşma imkânını sağlayan, yani, hakkını çok açık bir şekilde suiistimal etmeyen Hükümet Üyesi ve Komisyon Başkanının tutumlarından da görüyoruz ki, biraz daha kurallara bağlılık ve hoşgörü, bu birleşimde, ne pahasına olursa olsun, bunun çıkarılması yönünde hükümete iyi bir ders olmuşa benziyor.

Değerli arkadaşlarım, elbette, bir hakkın suiistimalini kanun da himaye etmez, toplum vicdanı da hiçbir zaman hoş görmez. Biz, bir muhalefet partisi olarak, kendi üslubumuzu ve kendi ölçülerimizi muhafaza etmek zorundayız. Bizim, tarihe tanıklık etmesini istediğimiz şey, sözlerimiz ve oylarımızdır. Elbette, obstrüksiyon hakkımızı, yani, engelleme hakkını da yerinde ve zamanında kullanmanın, yine, muhalefete tanınan demokratik bir hak olduğunu hepimiz biliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sonuçlandırırsanız sevinirim.

BÜLENT ARINÇ (Devamla) - Dolayısıyla, maksadımız, burada, üzüm yemektir, bağcıyı dövmek değildir. Sözlerimiz, eleştirilerimiz, bir kanun çıkacaksa en iyi şekilde çıkmasına çaba göstermektir ve bununla, iktidarıyla muhalefetiyle Parlamentonun yasama görevini yeterince yapmasıdır. Dolayısıyla, burada muhalefet görevimizi yaparken yüksek seslerle bağırıp çağırmak suretiyle, belki de haddinden daha fazla yoklamalar isteyerek hükümeti birbirine daha çok kenetlemek gibi bir gayretin içerisinde de olmamalıyız.

Değerli arkadaşlarım, yapıcı muhalefet anlayışımızın, en azından Ak Parti olarak böyle bir üsluba sahip olduğumuzun bilinmesinde yarar var; ancak, bu düşüncemi ifade ederken -Sayın Başkan, bir cümle istirham ediyorum- biraz evvel, yine, oturum kapanmadan önce çok olumsuz bir durumla karşı karşıya kaldık. Sayın Nidai Seven, bulunduğu yerden, Mehmet Bekâroğlu arkadaşımıza cevap vermek istemediğinden bahisle söze başladı; ancak, onu da, o partideki arkadaşlarımızı da itham eden çok olumsuz sözler konuştu; bunun üzerine tartışma çıktı. Bu tartışmanın arkasından, Çorum Milletvekili Sayın Vahit Kayrıcı arkadaşımız -şu anda en arkada oturuyor- şuraya kadar gelmek suretiyle arkadaşımızla kavga etmeye çabaladı. Bunlar olumsuz görüntüler; ancak, ben, bununla ilgili bir şey söylemek istiyorum. Elimde, Çerkesköy Haber Gazetesinin 15 Nisan 2002 tarihli nüshası var. Böyle bir olaya tanık olmasaydım bunu, burada ifade etmeyecektim; çünkü, biz, bu haberlerin doğruluğunu araştırmadan, hiçbir zaman gereğini yapmıyoruz. Türkiye sevdalıları Çerkesköy'e uğramışlar. Sayın Vahit Kayrıcı, orada halka yaptığı konuşmada hükümetlerini müdafaa etmiş; ama, arkasından şunu söylemiş: Abdullah Öcalan'ın affı konusuna sözü getirmiş, kendilerinin buna olumlu oy kullanacağını; ancak, arkasından, DSP "idamı kaldıralım" diyor, ANAP "Avrupa Birliğinin yolu Diyarbakır'dan geçer" diyor, Saadet ve AK Parti için de "55-60, terör örgütüyle bağlantılı olan milletvekili var" diyor. Bu rezaleti saklıyorum ben; çünkü, Çerkesköy Haber Gazetesiyle yazışmamız devam ediyor. Bu sözleri gerçekten Vahit Kayrıcı'nın söyleyip söylemediğini tahkik edeceğiz ve ondan sonra da, elbette, bu sözü sarf eden kişi hakkında yasal haklarımızı kullanacağız.

BAŞKAN - Sayın Arınç, 2,5 dakika oldu.

BÜLENT ARINÇ (Devamla) - Ancak, burada sergilediği davranış ile şu konuşmayı yan yana getirdiğiniz zaman, Milliyetçi Hareket Partili arkadaşlarımızın büyük bir kısmında, maalesef, bu düşüncelerin yattığını görüyoruz. (MHP sıralarından gürültüler)

ALİ GEBEŞ (Konya) - Yeter artık!..

BÜLENT ARINÇ (Devamla) - Mertlik, erkeklik, namuslu olmak, 55-60, terör örgütüyle bağlantısı olan kişileri biliyorsanız, açıklamaktan ibarettir. Hodri meydan; bildiğinizi söyleyin, biz de bildiğimizi yapalım!

Saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar, MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Arınç, teşekkür ederim. (MHP sıralarından gürültüler)

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) - Hep dedikodu, hep dedikodu!..

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Oturduğun yerden bağırma; yüreğin varsa, gelir, konuşursun. (MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Saadet Partisi Grubu adına, Konya Milletvekili Sayın Veysel Candan; buyurunuz efendim.

BÜLENT ARINÇ (Kocaeli) - Bağırma! Söylemediysen, söylemedim de! Çerkesköy'de meydan okuyorsun, gel, burada konuş!

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Ne bağırıyorsun, dağ başı mı burası?!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri... Sayın milletvekilleri...

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) - Ne bağırıyorsun?!

BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım...

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) - Başka bir şey yok; dedikodu, dedikodu!..

BAŞKAN - Sayın Enginyurt... Sayın Enginyurt...

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Ne bağırıyorsun?!

AHMET EROL ERSOY (Yozgat) - Neyi söyleyeceksin ulan!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, rica ediyorum...

Buyurunuz Sayın Candan.

ALİ IŞIKLAR (Ankara) - Sayın Başkan, kanun üzerinde konuşsunlar lütfen!

BAŞKAN - İzin verirseniz başlayacak... Lütfen, siz de yerinize buyurun...

VEYSEL CANDAN (Konya) - Sıfırlar mısınız...

BAŞKAN - Ben ilave ediyorum zaten; 15 saniye geçti Sayın Candan.

Buyurunuz.

SP GRUBU ADINA VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşülmekte olan 850 sıra sayılı yasa tasarısı üzerinde tartışmalar devam ederken, dikkatle takip edilmesi gereken, kim ne dedi; kim halkı aldattı; kim ne yapmak istiyor; kim kimi kullanmaya çalışıyor; bu işin sonu nedir; bu yasa tasarısı kanunlaşınca kimlerin menfaatı var; ulusal medyada ortak olan ve bu Genel Kurul salonunda oturan televizyon sahibi milletvekili kim; hangi partili, hangi milletvekili, hangi televizyon sahipleri şu anda Özelleştirme İdaresiyle ikili ilişkiler içerisinde; kamu bankalarından medya sahiplerine verilen krediler nelerdir; burada, kim kimi koruyor; bütün bu sorular cevap bekliyor.

Susarak halkı aldatamazsınız. Gruplar adına konuşmayarak da neticeye varamazsınız. Yaptığınız yanlıştır. Hükümeti bir kere daha uyarıyorum; tasarı, gittiği gibi Cumhurbaşkanından geri gelecektir, Genel Kurulun zamanını boşa harcıyorsunuz. Şimdi, çıkıp, millete diyeceksiniz ki "bu tasarıyı biz çıkarmadık" ben bunu biliyorum; ama, burada, bir kere daha 65 milyonun huzurunda ifade ediyorum ki, bu tasarının sahibi, DSP, MHP ve ANAP milletvekilleridir.

Peki, bu tasarı böyle çıktığı zaman, hakikaten, bu medya sizi destekleyecek mi?.. Bu medyaya daha önce neler verildi? Bakın, Yüksek Denetleme Kurulu raporundan, medyaya verilen paraları ve miktarını söylüyorum. Bakın, o paraları aldıkları halde, o parayı kendilerine verenlere hiçbir şey yapmadılar. Bakın, Halk Bankası için hazırlanan Yüksek Denetleme Kurulu raporu: Bayındır-BTV, 49 milyon dolar -bu rakamları vereceğiz de, kimin kalbini, kimin gözünü açacak bakalım- Sabah Dış Ticaret-ATV, 40,1 trilyon; Çukurova-Show, 20 milyon dolar; Korkmaz Yiğit-Kanal 6, 15 milyon dolar; Nergis Holding-eski NTV, 43,5 milyon dolar. Şimdi, geri dönmeyen bu paraların toplamı 1,1 katrilyon. Siz, işte, bunlara kanun çıkarıyorsunuz. Bir de oturduğu yerden bağırıyor. Gel, derdin varsa, burada anlat, burada... Bu verdiğim rapora cevap vereceksiniz. Bu parayı tahsil etmeyenler yargılanmalıdır. Bu kamu bankalarını batırdıktan sonra, dönüp, bunu karşılamak için vergi kanunları çıkardınız; hâlâ da gelecek hafta vergi kanunları getiriyorsunuz.

Şimdi, bu yasalarla ilgili, hakikaten, kim ne söyledi; bir bakalım. Sayın Cumhurbaşkanı, gerekçesinde diyor ki: "Tekelleşen medya, sorumsuz güç olur, amacından sapar, ulusal güvenliği tehlikeye sokacak güç olabilir. Bunu önlemek devletin görevi:" Sayın Cumhurbaşkanı bunu söylüyor.

Peki, Başbakan Sayın Ecevit, bu vetodan sonra, Cumhurbaşkanına dönüp ne diyor; "RTÜK Yasasını veto ettiğiniz iyi oldu, benim içime de sinmiyordu" diyor. Peki, Sayın Başbakan bir hafta önce böyle söylüyor; bir hafta sonra, milletvekilleri, burada, geceleri sabahlara kadar bekleyip, yasa çıkarıyor. Bu çelişkinin cevabını da, buraya çıkıp, DSP sözcüsü vermek mecburiyetindedir. 

Şimdi, hükümetten sonra bakanlar da halkı aldatıyor. Sayın Karakoyunlu için söylüyorum; kendisi de burada. TRT'den ve özelleştirmeden sorumlu Bakan Yılmaz Karakoyunlu aynen şunu söylüyor    -gelsin desin ki, söylemedim- "yeni bir yasa hazırlığındayız." Gazeteci soruyor "o zaman bu yasaya ne gerek var?" Cevap: "Benden önce çıktı." Karakoyunlu "uygar Türkiye'nin rahat bir RTÜK Yasasına kavuşmasını istiyorum"diyor. Yani, bunun anlamı nedir; bu yasa çıksın, Anayasa Mahkemesinden dönünceye kadar herkes işini bitirsin anlamı taşır. İtirazı varsa, Sayın Bakan gelip -bu cümleleri hiç oynamadan aldım- buna cevap vermelidir.

Değerli arkadaşlar, geçenlerde, bir raporu burada huzurlarınızda takdim ettim. Bakın, Dünya Bankası 26 ülkede bir anket yapıyor. Türkiye'nin rüşvete nasıl battığını açıklıyor Dünya Bankası, raporunda. Dünya Bankası raporunda "rüşvet çarkında Türkiye Büyük Millet Meclisi var" diyor. Niye milletvekili arkadaşlarımızı zan altında bırakıyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen sonuçlandırınız...

VEYSEL CANDAN (Devamla) - Bakın, ankette, "büyük rüşvetler" başlığı altında aynen diyor ki: "1- Kanun koyucunun oylarını etkileme -Dünya Bankası raporunu okuyorum- 2- Kararname çıkarılmasında Bakanlar Kurulunu etkileme. 3- Yargı kararlarının etkilenmesi." Yani, hükümetin çok iltifat ettiği Dünya Bankası, üç konuda, Meclisi zan altında bırakıyor. O zaman, bu Meclis, bu zannı silmek mecburiyetindedir. Bana göre, bu tasarıda, bu zan daha da artmaktadır.

Saygılar sunuyorum. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Candan.

Madde üzerinde üç adet önerge vardır; önce geliş sıralarına göre okutacağım, sonra, aykırılıklarına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 5'in " bu Kanunda geçen Telekomünikasyon Kurumu" ibaresinin "Telekomünikasyon Teşkilatı" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                       

Mehmet Batuk

Fethullah Erbaş

Lütfi Yalman

 

 

Kocaeli

Van

Konya

 

Aslan Polat

 

Mahmut Göksu

 

Erzurum

 

Adıyaman

BAŞKAN - İkinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 5'in " bu Kanunda geçen Telekomünikasyon Kurumu" ibaresinin "Yüksek Telekomünikasyon Kurumu" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                       

Fethullah Erbaş

Aslan Polat

Niyazi Yanmaz

 

 

Van

Erzurum

Şanlıurfa

 

Mahmut Göksu

 

Musa Demirci

 

Adıyaman

 

Sivas

BAŞKAN - Şimdi, son ve maddeye en aykırı önergeyi okutup, işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 5'in Anayasaya aykırı olduğundan tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                       

Turhan Alçelik

Fethullah Erbaş

Ömer Vehbi Hatipoğlu

 

 

Giresun

Van

Diyarbakır

 

Aslan Polat

 

Veysel Candan

 

Erzurum

 

Konya

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Önerge sahipleri adına, Sayın Aslan Polat; buyurunuz. (SP sıralarından alkışlar)

ASLAN POLAT (Erzurum) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım. Bugün görüşülen bu kanun tasarısının ek 5 inci maddesi üzerinde verdiğimiz önergeyle, bu ek madde 5'in, Anayasaya aykırı olduğu için tasarı metninden çıkarılmasını istemişiz ve sizin de bu önergemiz üzerinde desteğinizi bekliyoruz.

Sayın Başkanım, burada bir şey söylemek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız, burada, 16 sayfalık bir metinle, yıllarca Yargıtay üyesi olarak, Anayasa Mahkemesi üyesi ve Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak, Türkiye Cumhuriyetinde çıkan kanunların Anayasaya uygunluğunun denetlenmesinde yetkili en üst kurulun başkanı olarak önemli tenkitlerde bulunuyor; fakat, bakıyorum ki, Tütün Yasasında da, Şeker Yasasında da, işte bugünkü RTÜK Yasasında da Cumhurbaşkanımızın yapmış olduğu bu tenkitlerin tek bir tanesini bile bu Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, hükümet, uygulamak istemiyor ve bu tasarıları aynen, olduğu gibi geçirerek, Cumhurbaşkanımızın vetolarını görmezlikten geliyor. Benim bu noktada üzerinde çok durmak istediğim konu şudur: Hükümete sordum, cevap alamadım; şimdi bir daha soruyorum: Eğer siz, Cumhurbaşkanını, hukukçu kimliğine dayanarak cumhurbaşkanı seçtiyseniz, hukuk yönünden yapmış olduğu ikazları neden dinlemek istemiyorsunuz?! Eğer onun hukukçu yönünü dinliyor idiyseniz, bunlara neden itibar etmiyorsunuz?!

Sayın milletvekilleri, bakın, şimdi, siz bu yasa çıktığı zaman mahallî televizyonları kapattıracaksınız; çünkü, mahallî televizyonlar, bu tasarıda olan 20 ile 100 milyar arasındaki cezaları ödeme imkânına sahip değillerdir; dolayısıyla da bu mahallî televizyonlar tamamen televole programlarına dönecekler, hiçbir şeye değinmeyecekler, hiçbir siyasî konuşmaya değinmeyecekler ve halkın dertlerini anlatmayacaklar; çünkü, sizin getirdiğiniz tasarıda, halkı ümitsizliğe, halkı karamsarlığa sevk eden konuşmalardan dolayı bile televizyonları kapatacak durumdasınız.

Peki, ben, şimdi, buradan, bilhassa Erzurum milletvekilleri de karşımdayken, bilhassa MHP Grup Başkanvekilini de belirterek bir şey söyleyeceğim. Bugün, Türkiye Enerji Sendikaları, bütün Erzurum milletvekillerine bir yazı gönderdi; diyorlar ki: "Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğünün, Doğu Linyit İşletmeleri Müdürlüğü ile Oltu Linyitleri İşletme Müdürlüğüne 9.5.2002 tarihte gönderdiği yazıda -daha yeni, bugün gelen yazı- işyerlerinin, kamunun yeniden yapılanma çalışmaları doğrultusunda 1.9.2002 tarihine kadar kapatılacağı; işyerinde çalışan işçi ve memurların emeklilik, hizmet akti feshi veya genel müdürlük dışında başka bir işyerine nakledilmeleri için talepte bulunmaları istenmektedir." Yani, bu kararla, Erzurum'un en önemli iki kazası olan Aşkale ve Oltu'nun toplam 1 000 civarında çalışanı ya emekli edilecek ya başka bir yere gönderilecek ve bu iki büyük müessesemiz kapatılacaktır.

Şimdi, siz, mahallî televizyonları kapattığınız zaman, mahallî televizyonlara gidip, milletvekilleri olarak, bunu mahallinde izah etme imkânımız olmayacak, ulusal televizyonlar da bizim bu görüşlerimizi açıklamayacağı için, şu Meclis kürsüsü haricinde, bu halkın, bu işçilerin, bu memurların, bu Oltu'nun, bu Aşkale'nin derdini bizim mahallinde anlatma imkânımız elimizden alınacak; ama, bu imkânları bizim elimizden almakla bu dertler çözülecek mi?!

Şimdi, size şunu söylemek istiyorum: Burada rahat oturuluyor; ama, yazın, Oltu ve Aşkale'nin candamarı olan, 1 000'e yakın çalışanının bulunduğu bu müesseseler kapatılır veya başka bir yere sevk edilirse, sizler iktidar partisi milletvekilleri olarak, o yöre halkıyla, gidip nasıl görüşeceksiniz?! Şimdi, siz de oraya gidemeyeceğinizi bildiğiniz için diyorsunuz ki, bu tasarıyı çıkarırsak, Ankara'da otururuz, ulusal televizyonlar, bu, sabahlara kadar onlar için çalıştığımızın karşılığı olarak bizi televizyonlara çıkarırlar, bu televizyonlarla, Oltu'ya ve Aşkale'ye gitmeden onları yanıltmaya çalışırız; ama, yanıltmanız da mümkün değil. Aç insanı nasıl yanıltacaksınız; ben, sizden bunu öğrenmek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, bakın, kömür ocakları, doğu için de çok önemlidir; çünkü, ısıya en büyük ihtiyacımızın olduğu yerlerdir. Şimdi, siz bu ocakları kapattığınız zaman, hem o yöre halkının ve hem de bizim bölge halkının ucuz kömür alma imkânını ortadan kaldıracaksınız. Bakın, size çok ciddî olarak söylüyorum; bugün, bütün sendikalar Erzurum milletvekillerini arıyorlar. Üç günden beri, bu karar tebliğ edildiğinden beri, Erzurum'un rengi atmış durumda; çünkü, Erzurum'un candamarları kesiliyor. Peki, ben, bunu, mahallî televizyonlar kapanırsa nasıl duyuracağım?! Siz de işte bunun için geliyorsunuz, mahallî televizyonların kapatılması için bu tasarıyı büyük bir zevkle çıkarmaya çalışıyorsunuz.

Bakın, yine bugün...

ALİ GEBEŞ (Konya) - Maddeyle ne ilgisi var?!

ASLAN POLAT (Devamla) - Maddeyle bunların hepsinin ilgisi var. Gel, sen de cevap ver o zaman neyle ilgisi olduğunu...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ASLAN POLAT (Devamla) - Sayın Başkanım, 1 dakika müsaade edin, tamamlayacağım.

BEKİR ONGUN (Aydın) - Erzurum Radyosuna gel...

BAŞKAN - Sayın Polat, lütfen, konuyla ilgili son cümlelerinizi alalım.

ASLAN POLAT (Devamla) - Hemen tamamlıyorum.

Şimdi, Sayın Başkanım, zaten, bu tasarının... Telsiz Genel Müdürlüğünün adı Telekomünikasyon Kurumu olarak değişse ne olur, değişmese ne olur?! Esasında, bu tasarının önü, özü ve ruhu şudur: Burada yapılan haksızlıkların halka duyurulmasını önlemek için bu tasarıyı çıkarıyorsunuz; bu tasarıyla, muhalefete artık söz vermeyeceğiz, biz, bunların sesini keseceğiz, bu yanlışlıkları halka duyurmayacağız diyorsunuz. Mesela, ben, ne kadar duyurmasam duyurmayayım, bugün yine bütün internet sayfalarında geçen, mart ayında, cumhuriyet tarihinde ilk defa, dolaylı vergilerin yüzde 76 oranına çıkmasını, artık halktan Gelir ve Kurumlar Vergisi toplayamadığınızı, sadece dolaylı vergilerle açıkları kapatmaya çalıştığınız yönündeki haksızlığı nasıl duyuracağız?! Bunları biz duyuramayınca, siz orada rahat mı edeceğinizi sanıyorsunuz?! Halk, bunları, sizi görüyor; işte, seçimlerde de gereğini söylüyor.

Hepinize saygılar sunuyorum. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Polat.

Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın Şandır, bir şey mi söyleyeceksiniz?

MEHMET ŞANDIR (Hatay) - Evet efendim.

BAŞKAN - Buyurunuz.

MEHMET ŞANDIR (Hatay) - Sayın Başkanım, bir temennimi ifade etmek için söz istedim; teşekkür ediyorum.

Değerli muhalefet partilerimizin sözcüleri, maalesef, burada, hoş olmayan görüntülerin oluşmasına sebep oluyorlar. (SP sıralarından "ne alakası var" sesleri)

Üzüntülerimi ifade ediyorum; lütfen, dinleyiniz. Yani, ben, tereddüt ediyorum; bu arkadaşlarımız, gerçekten, üzüm mü yemek istiyorlar, bağcıyı dövmek için provokasyon mu yapmak istiyorlar?! (SP ve AK Parti sıralarından gürültüler)

Bizim görüşlerimize katılmayabilirler, kanunu beğenmeyebilirler...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Ne ilgisi var?!

MEHMET ŞANDIR (Hatay) - Komisyonlarda, Genel Kurulda fikirlerini ifade edebilirler. Geliyorlar, burada, saygılar sunarak, gayet güzel cümlelerle itirazlarını ifade ediyorlar; ama, her halükârda, her konuşmacı, konuşmasının bir yerinde, iktidar partilerinin hükmî şahsiyetlerini hedef alan hakaretlerde bulunuyorlar. Bunun doğru olmadığını, bunun hak olmadığını, bunun siyasete bir şey kazandırmayacağını ifade etmek istiyorum.

Geçmişte, bu Parlamento zemininde, Türkiye genelinde, siyaset kurumunun, siyasetin işlevinde, fonksiyonunda, sürekli, bu türlü tartışmalarla ülkeyi nereye getirdiğimizi hep beraber yaşadık, gördük. Bu millet, artık kavga istemiyor. Bu millet, çekişme istemiyor.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Yapmayın kavga!

MEHMET ŞANDIR (Hatay) - Sayın sözcü, bir gazetenin -kendi ifadesiyle, henüz daha araştırmasını tamamlamadığı- bir haberi üzerine, burada, bir milletvekilini, ismini de ifade ederek tahrik ediyor. Bu, doğru değil, bu yanlış, bunun faydası yok; öncelikle kendilerine faydası yok, bu Parlamentoya faydası yok, ülkemize faydası yok.

Bir şey daha ifade etmek istiyorum. 9x9 programıyla, Milliyetçi Hareket Partisi, millete olan saygısının gereğini yapıyor. Yani, yaptıklarımızı-yapamadıklarımızı, milletin ayağına giderek ifade ediyoruz; tepkileri ne ise, onu saygıyla karşılıyoruz, kabulümüzdür, dinliyoruz, kendi kurullarımıza getiriyoruz, hükümetimize getiriyoruz. Bunu, burada, alaycı birtakım ifadelerle suçlamak ve bundan dolayı hükümeti suçlamak adı altında, bu kanunu tenkit etmek adı altında, bununla Milliyetçi Hareket Partisini tahrik etmek, bence yanlış olmaktadır. Ben, arkadaşlarımın hem şahıslarına hem partilerinin politikalarına bunu yakıştıramadığımı ifade ediyorum ve bundan sonra, bu hususa dikkat etmelerini istirham ediyorum, size de çok teşekkür ediyorum efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

ASLAN POLAT (Erzurum) - Sayın Başkan, ismimi verdi, cevap vermek istiyorum.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, müsaade eder misiniz...

ASLAN POLAT (Erzurum) - İsmimi verdi Sayın Başkanım... Sataştı, cevap vermek zorundayım.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, müsaade eder misiniz.

BÜLENT ARINÇ (Manisa) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Candan.

İSMAİL KÖSE (Erzurum) - Neden söz veriyorsunuz, sataşma olmadı?!

BAŞKAN - Lütfen, siz, sakin olun. Lütfen...

Buyurun Sayın Candan.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; şimdi, genelde, kanunun müzakerelerine başlandığından bu tarafa, biz muhalefet partisi olarak görüşlerimizi her madde ve önergeler üzerinde anlatmaya ve mümkün olduğu kadar da belgelere dayalı olarak birtakım örnekler vermeye çalışıyoruz. Hükümet ortakları veya ilgili bakan, bizim sorduğumuz bu soruları cevaplamak yerine, oturduğu yerden, tutanaklara da geçen, yakışıksız, bu Parlamento mehabetine yakışmayacak şekilde birtakım ifadeler kullanıyorlar. Eğer tutanaklar ciddî takip edilirse, biraz önce konuşan grup başkanvekilinin partisine ait milletvekilleri, küfür dahil -aynen söylüyorum, tutanaklarda olması gerekir- ağır kelimeler kullanmaktadırlar, asıl provokatörlüğü ve tahriki kendileri yapmaktadırlar. Biz, bu kürsüye çıktığımız zaman... (MHP sıralarından "mahkemeye verirsin" sesi) Müsaade eder misiniz...

...birtakım belgeler, birtakım Yüksek Denetleme Kurulu raporları veya ilgililerin, tutanaklardan, söylediği cümleleri naklediyoruz. Biraz önce söz alan arkadaşım da, bir gazetede çıkan habere "ümit ediyoruz ki, doğru değildir" mantığıyla yaklaştı; ama, tutanaklar incelendiği zaman görülecektir ki, o grup başkanvekilinin partisinin milletvekillerinin bu meydanda ağır küfürleri tutanaklara geçmiştir. Biz, bu müzakerelerin, bu Parlamentonun mehabetine uygun, güzel cümlelerle müzakere edilmesini istiyoruz. Sonra da buradan çıkacak karara herkes saygı duyacaktır. Onun için, biz, burada mücadelenin, meşru zeminde ve tatlılıkla, güzellikle, herkesin düşüncesini rahatlıkla söylemesinin doğru olacağı kanaatindeyiz; ama, hem milletvekilleri küfürlerle tutanaklara geçecek hem de böyle grup adına biz tahrik oluyoruz, provokatörlük yapıyorlar" demelerini doğru bulmadığımızı da bir kere daha ifade ediyorum.

MEHMET ŞANDIR (Hatay) - Sayın Başkanım, Milliyetçi Hareket Partisinde küfür eden hiçbir milletvekili yok.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Allah!.. Allah!.. Zabıtlara bakalım...

BAŞKAN - Böyle olursa... Karşılıklı... Sayın Şandır...

VEYSEL CANDAN (Konya) - Şimdi tutanakları çıkarırız... Tutanakları çıkaracağız.

BAŞKAN - Sayın Candan, izninizle...

VEYSEL CANDAN (Konya) - Tutanaklara bakacağız...

BAŞKAN - Sayın Candan, izninizle...

Sayın Candan güzel bir dilekte bulundu: "Karşılıklı, Parlamentonun mehabetine uygun..." dedi. Bu dileği şimdi bir başlangıç noktası sayalım, arada ufak tefek şeyler olduysa da onları unutalım.

Ben, şimdi, izninizle devam ediyorum.

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan... Sayın Başkan... Efendim...

BÜLENT ARINÇ (Manisa) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - İkinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 5'in "Bu Kanunda geçen Telekomünikasyon Kurumu" ibaresinin "Yüksek Telekomünikasyon Kurumu" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                               Fethullah Erbaş

                                               (Van)

                                  ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılıyoruz efendim.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Çoğunluğunuz var mı?.. Çoğunluğunuz yok...

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Çoğunluk var.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayar mısınız?

TURHAN GÜVEN (İçel) - Çoğunluğunuz var mı?

AHMET İYİMAYA (Amasya) - Nisabınız var mı?

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Evet efendim, katılıyoruz.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Komisyonun çoğunluğu var mı, yok mu?

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görüşme usullerine uyuyor mu bu?!

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Çoğunluğumuz var.

TURHAN GÜVEN (İçel) - Nerede var efendim?! Kaç kişi var 25 kişiden?

BAŞKAN - Arkadaşlarım tespit ettiler, var olduğunu söylediler.

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, Grup Başkanımız Sayın Arınç kastedilerek sataşmada bulunuldu. Sayın Şandır konuştuktan sonra, diğer gruplara da söz doğdu.

BAŞKAN - Bakın, Sayın Şandır'a verdim, sonra Sayın Candan'a verdim; biraz sonra, şunu bitirince vereceğimi de işaret ettim. Lütfen...

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sıcağı sıcağına biz bir diyalogda bulunacaktık...

BAŞKAN - Sayın Çelik, vereceğimi söyledim, işaret ettim. Şunu bir bitireyim...

III. - YOKLAMA

                   (SP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, yoklama talebimiz var.

ASLAN POLAT (Erzurum) - Sayın Başkanım...

BAŞKAN - Sayın Polat, bir saniye... Arkadaşlarımızın ismini tespit edelim.

Sayın Candan, Sayın Bekâroğlu, Sayın Erbaş, Sayın Hatipoğlu, Sayın Günbey, Sayın Ulucak, Sayın Zengin, Sayın Polat, Sayın Yalman, Sayın Ay-dın, Sayın Esengün, Sayın Kukaracı, Sayın Alçelik, Sayın Malkoç, Sayın Budak, Sayın Pamukçu, Sayın Demirci, Sayın Korkutata, Sayın Ayhan...

Bir kişi daha eksiğimiz var.

LATİF ÖZTEK (Elazığ) - Sayın Başkan, buradayız; yazmıyorlar.

BAŞKAN - Bir isim daha istiyorum.

HÜSEYİN KARAGÖZ (Çankırı) - Sayın Başkan, burada oturuyoruz, ayağa kalktık da; yazmıyorlar.

BAŞKAN - Sayın Karagöz.

Yoklama için 3 dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Yeterli çoğunluğumuz vardır.

VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

4.- Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam)

BAŞKAN - Hükümetin ve Komisyonun katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 5'in "Bu Kanunda geçen Telekomünikasyon Kurumu" ibaresinin "Telekomünikasyon Teşkilatı" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                               Fethullah Erbaş

                                               (Van)

                                  ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, yoklama talebimiz var.

BAŞKAN - Sayın Candan, şimdi yaptık yoklamayı; istirham ederim.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Tekrar istiyoruz efendim.

BAŞKAN - Şimdi yaptık daha... Bir dakika arayla...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Sayın Bakan ve Komisyon Başkanı ne yapıyorsa biz de onu yapıyoruz. Katılıyor Sayın Başkan...

VEYSEL CANDAN (Konya) - Hayır, yoklama istiyoruz tekrar.

BAŞKAN - Hükümetin ve Komisyonun katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

VEYSEL CANDAN (Konya) - Yoklama istiyoruz...

BAŞKAN - Hayır, sayın milletvekilleri; bir dakika olmadı daha burada yaptığımız yoklamadan bu yana.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Sayın Başkan, geri çevirme hakkınız yok.

BAŞKAN - Hükümetin ve Komisyonun katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- Sayın Başkanım, böyle bir hakkınız yok!..

BAŞKAN- Kabul etmeyenler....

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- Böyle bir hakkınız yok Sayın Başkanım.

BAŞKAN- Kabul edilmemiştir.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- Sayın Başkan, böyle bir hakkınız yok!.. Yasaları çiğniyorsunuz Sayın Başkan. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN- Ek 5 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- Sayın Başkan, böyle bir hakkınız yok!..

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri....

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- Yasaları çiğniyorsunuz!.. İçtüzüğü çiğniyorsunuz... Böyle bir hakkınız yok!.. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN- Ben, İçtüzüğü çiğnemiyorum.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- Ne yapalım?! Ne yapmamızı istiyorsunuz?!

BAŞKAN- Bir dakika önce, burada, elektronik cihazla yoklama yapmışız; sürenin bitimini bile beklemeden...

FETHULLAH ERBAŞ (Van)- Yoklama istemek hakkımız bizim.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- Neye göre yönetiyorsunuz; Anayasaya göre, İçtüzüğe göre yönetmiyor musunuz?..

BAŞKAN- Ben, İçtüzüğe göre yönetiyorum. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- Bu Meclisi keyfî yönetemezsiniz. Bu Meclis milletin Meclisidir...

BAŞKAN- Ben, İçtüzüğe göre yönetiyorum. Burada da, Divan olarak, İçtüzüğe riayetle yükümlüyüz.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- Keyfî yönetemezsiniz Sayın Başkan!..

BAŞKAN- Ek 5 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

Madde 19'u okutuyorum:

MADDE 19. - 15.7.1950 tarihli ve 5680 sayılı Basın Kanununun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

1. Mevkutelerle işlenen suçlarda sorumluluk, suçu meydana getiren yazıyı veya haberi yazan veya resmi veya karikatürü yapan kimse ile beraber bu mevkutenin ilgili sorumlu müdürüne; 19 uncu maddeye aykırı hareket edilmesi halinde ise sözü edilen kişilerle birlikte mevkutenin sahibi olan gerçek kişiye ve mevkute sahibi olan anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı ile diğer şirket ve tüzel kişilere ait mevkutelerde tüzel kişiliğin en üst yöneticisine aittir. Ancak, sorumlu müdürler için verilen hürriyeti bağlayıcı cezalar, sürelerine bakılmaksızın para cezasına çevrilerek hükmolunur ve bu cezalar ertelenemez.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- Keyfî yönetiyorsunuz!.. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

FETHULLAH ERBAŞ (Van)- Sayın Başkan, bu yaptığınız hakikaten, İçtüzüğe...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- Yazıklar olsun!.. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına bakın, keyfî yönetiyor; çadır başkanı gibi yönetiyor Meclisi!.. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) İçtüzük yok mu Sayın Başkan?!

İBRAHİM YAŞAR DEDELEK (Eskişehir)- Ayağınla vur, ayağınla!.. Ayıp!..

VEYSEL CANDAN (Konya)- Yoklama yapacaksın! Yoklama yapacaksın!

BAŞKAN- Madde 19 üzerinde birinci konuşmacı Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak.

Buyurun Sayın Toprak. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)- Yoklama yapacaksın, yoklama!

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara)- Sayın Başkan, duyulmuyor.

BAŞKAN- Gürültüyü keserse arkadaşlarımız duyacaksınız!..

MEHMET EMREHAN HALICI (Konya)- Devam edin Sayın Başkan.

BAŞKAN- Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Aksaray Milletvekili Sayın Ramazan Toprak. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

AHMET İYİMAYA (Amasya)- Anlayamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN- Sayın Toprak, konuşacak mısınız?.. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) Konuşmayacaksanız...

Sayın Ramazan Toprak, lütfen buyurur musunuz.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Sayın Başkan, keyfî yönetiyorsunuz, yoklama yapmak zorundasınız. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, bu gürültüde siz, hatibimizin oraya çıkıp konuşmasını mı bekliyorsunuz?!

BAŞKAN - Çıksın konuşsun, sırası var Sayın Çelik, istiyorsanız diğerine geçeyim.

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Bu gürültüde hatip oraya çıkıp nasıl konuşsun?!

BAŞKAN - Ne yapayım yani...Bağırmak mı şeyi... (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

Değerli arkadaşlarım, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, üçüncü kez anons ediyorum, Aksaray Milletvekili Sayın Ramazan Toprak...

Konuşacak mısınız efendim?

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) - Evet efendim.

BAŞKAN - Lütfen buyurunuz. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

Değerli arkadaşlarım, sisteme zarar...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Sayın Başkan, keyfî yönetemezsiniz!..

BAŞKAN - Bakın, ben, sizin bütün yoklama taleplerinizi, İçtüzüğe uygun olduğu takdirde, yerine getirdim; ama, siz, bir dakika arayla yoklama talebinde bulunduğunuz vakit...

VEYSEL CANDAN (Konya) - Yoklama yapmak zorundasınız.

BAŞKAN - Hayır efendim. Ben tereddüde düştüğüm zaman kendim yapıyorum.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - İçtüzüğe göre yönetirsiniz, keyfî yönetemezsiniz.

BAŞKAN - Lütfen karşılıklı tartışmayı da bırakalım, sayın hatibi, grup sözcüsüdür, dinleyelim.

Buyurunuz Sayın Toprak.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Yoklama yapacaksınız!

BAŞKAN - Sayın Bekâroğlu, rica ediyorum...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Yoklama yapacaksınız!

BAŞKAN - Hayır...

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) - At şunu dışarı Sayın Başkan.

BAŞKAN - Bakın, hatibin sözü...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - İçtüzüğe uyacaksınız Sayın Başkan, keyfî değil; İçtüzük ne yazıyorsa onu yapacaksınız.

AHMET İYİMAYA (Amasya) - Sayın Başkan, İçtüzük 68'i uygulayın.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, biraz önce Sayın Candan, Parlamento geleneğinden bahsetti, istirham ediyorum. Ayrıca sisteme zarar verdiğimizi bilmemiz lazım.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Önce yoklama yapacaksınız.

BAŞKAN - Yoklamayı sizin istediğiniz anda değil, İçtüzüğün koşullarına uygun olduğu anda ben yaparım Sayın Candan, burası sizin keyfinize göre yönetilemez. Burası İçtüzüğe göre yönetilmekle yükümlü olunan bir yer.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - İçtüzüğe göre yoklama istedik.

BAŞKAN - Hayır efendim...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - İçtüzüğe göre yoklama istedik, siz neye göre reddediyorsunuz? İçtüzüğe uymak zorundasınız!

BAŞKAN - Hayır efendim... İçtüzüğü lütfen okuyun, bir dakika arayla, İçtüzük size konuşma hakkı da vermez, talep hakkı da vermez. Rica ediyorum...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Efendim, İçtüzükte ne yazıyorsa onu yapacaksınız. Keyfî yönetemezsiniz!..

BAŞKAN - Sayın Bekâroğlu, lütfen... (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Meclis, milletin Meclisidir. İçtüzüğe uyacaksınız...

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, sisteme zarar veriyorsunuz, elektronik sistem etkileniyor. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Siz sebep oluyorsunuz...

BAŞKAN - İçtüzüğü de çiğniyorsunuz. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Siz çiğniyorsunuz İçtüzüğü.

BAŞKAN - Hayır...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Evet...

BAŞKAN - Sayın Bekâroğlu... (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Yoklama istemeye hakkımız var Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Bekâroğlu, lütfen... İstirham ediyorum...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Yoklama istemeye hakkımız var Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Toprak, sürenizi yeniden başlatıyorum.

Lütfen, buyurunuz efendim. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Nasıl konuşacak Sayın Başkan?! Nasıl meramını anlatacak?!

AK PARTİ GRUBU ADINA RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) - Sayın Başkan, duyamıyorum...

BAŞKAN - Benim, Başkanlık olarak, yapabilecek daha neyim var bilemiyorum. Ben, arkadaşlarımdan defalarca istirham ettim. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

RAMAZAN TOPRAK (Devamla) - Benim konuşmam ikinci bir gürültü olur Sayın Başkan; yani, zaten yeterince gürültü var.

BAŞKAN - Arkadaşımızın konuşması böyle olmayacaksa Sayın Çelik, siz Grup Başkanvekilisiniz...

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, nasıl konuşacak bu gürültüde?!

BAŞKAN - ...istirham ediyorum, arkadaşlarınıza siz söyleyin.

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Hatibe saygı açısından orada bekletemezsiniz.

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sükûneti temin etmek sizin göreviniz...

BAŞKAN - 68'e göre de İçtüzüğün... (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - İçtüzüğe uymuyorsunuz; hangi 68?!

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - 68'i uygulamak zorundasınız... Hatibe saygı açısından ara vermek zorundasınız...

BAŞKAN - İçtüzüğe göre ben, yoklama talebinizi, bakın, beş saattir, haddinden fazla yerine getirdim... (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

AHMET İYİMAYA (Amasya) - Sayın Başkan, 68'i uygulayın, 68'i...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - İçtüzükte yoklama deniliyor; yapmak zorundasınız, keyfî olamazsınız!..

AHMET İYİMAYA (Amasya) - Sayın Başkan, 68'i uygulayın efendim!..

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan...

TURHAN GÜVEN (İçel) - 68'e göre 5 dakika ara ver canım!.. Allah Allah!..

AHMET İYİMAYA (Amasya) - 68 Sayın Başkan...

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sükuneti temin etmek için lütfen ara verin.

FETHULLAH ERBAŞ (Van) - Başkan, ara verin.

YAHYA AKMAN (Şanlıurfa) - Ara ver Sayın Başkan.

TURHAN GÜVEN (İçel) - Gürültü devam eder...

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, eğer, siz, Başkanlığın açıklama yapma hakkına saygı bile duymuyorsanız... (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - İçtüzüğü uygularsanız...

BAŞKAN - İzin verir misiniz...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - İçtüzüğü uygulayın...

BAŞKAN - Sayın Bekâroğlu, izin verir misiniz, bir açıklama yapacağım. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - İçtüzüğü uygulayacağınızı söyleyin, susalım.

BAŞKAN - Bir saniye... (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) İzin verir misiniz...

Değerli arkadaşlarım, hem konuştuklarımızı ya da konuşacak hatibi duyamayacağınızı söylüyorsunuz haklı olarak hem de ben açıklama yapmak istiyorum; siz devam ediyorsunuz. Lütfen, bir parça sakin olsak, meseleyi çözeceğiz.

Ben, 1 dakika geçtiği için, vermeyeceğimi söyledim.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Hangi 1 dakika geçti?!

BAŞKAN - Şimdi, eğer, izin vermeyeceksiniz arkadaşınızın konuşmasına, toplantıya 5 dakika ara vereyim, istiyorlarsa, sayın grup başkanvekilleri gelsinler, İçtüzüğü birlikte, bir kez daha tezekkür edelim.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Efendim, İçtüzüğe göre, önceki maddeyi yeniden oylamak zorundasınız.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Ara verin... Ara verin...

BAŞKAN - Saat 21 00'de toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

 

Kapanma Saati : 20.48


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati : 21.03

BAŞKAN : Başkanvekili Yüksel YALOVA

KÂTİP ÜYELER : Levent MISTIKOĞLU (Hatay), Kemal ALBAYRAK (Kırıkkale)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 99 uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

850 sıra sayılı kanunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

4. - Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerini aldı.

Tasarının 19 uncu maddesi üzerinde...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Hayır efendim, bir önceki maddeyi oylamadınız daha.

MEHMET BATUK (Kocaeli) - Yoklama talebimiz devam ediyor Sayın Başkan.

BAŞKAN - ... söz isteyen grup temsilcisi arkadaşlarım var.

MEHMET BATUK (Kocaeli) - Yoklama talebimiz devam ediyor.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Sayın Başkanım, yoklama talebimiz devam ediyor.

Bir önceki maddeyi oylatamadınız Sayın Başkanım. Yoklama yapılmasını istedik ve oylanmadı o madde, oylanmadı...

BAŞKAN - Sayın Bekâroğlu, arkadaşlarım da oyladığımızı söylüyor...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Ama, usulsüz bir şekilde oylandı.

BAŞKAN - Şimdi grup temsilcilerini konuşturalım, daha sonra talebinize bakalım.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak; buyurunuz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, 14 Mayıs 2002. Bundan tam 52 yıl önce bugün, 14 Mayıs 1950'de, Demokrat Parti "yeter, söz milletindir" dedi. Türk Milleti bu çağrıya kulak verdi ve tekparti zulmüne son vererek Türk Milleti iktidara geldi.

O dönem, 52 yıl önce bugün, aziz milletimiz kükremişti. Aziz milletimiz, kendi sesini, yerel medya organları marifetiyle, hem kendi kamuoyuna hem dünya kamuoyuna duyurmaktadır. Ne talihsiz bir gün ki, tam 52 yıl önceki "yeter, söz milletindir" anlayışının tam tersine "yeter artık, söz milletin değildir" dercesine, önümüze bir tasarı getiriliyor. Üstelik, o güzel günün, ne acı bir tesadüftür ki, âdeta, rövanşı mı alınmak isteniyor diye düşünmeden edemiyoruz. "Yeter, söz milletindir" diyen yerel medya organlarına, âdeta, pranga vuran bir yasadır.

Değerli milletvekilleri, RTÜK Yasası, 3984 sayılı Yasadır. Eğer, bu tasarı yasalaşırsa, RTÜK Yasası RTÜK'leme yasası olacak; hem Türk Milletini hem yerel medya organlarını bir RTÜK'leme yasası olacaktır.

MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli) - RTÜK'leme ne demek?

SAFFET KAYA (Ardahan) - RTÜK'leme nedir?

RAMAZAN TOPRAK (Devamla) - Bu yasa çıkarıldığı takdirde, bu yasayı birinci derecede uygulama durumunda olan ve Genel Kurulu şereflendiren onurlu bir bürokrat, üstelik, Demokratik Sol Partinin kontenjanından RTÜK Başkanlığına seçilen Sayın Nuri Kayış, sesini 70 milyon Türk Milletine duyurdu; ama, galiba, birileri duymak istemiyor. Sayın Nuri Kayış'ın onurlu çıkışından, onurlu isyanından, belki duymamış olanlar için, birkaç cümle nakletmek istiyorum. Kendisinin hiçbir siyasî kişiliği yok; ne iktidar ne muhalefet... Tamamen, birinci derecede bu yasayı uygulayacak insan olarak, kişi olarak, onurlu bir bürokrat olarak, bu RTÜK'leme yasasının Türk Milletinin başına neler getireceğini, Sayın Nuri Kayış'ın ağzından, birkaç cümleyle ifade etmek istiyorum:

"Bu kanunla, televizyon ve radyo sahiplerinin devlet ihalelerine girmelerinin önündeki tüm engeller ortadan kaldırılmaktadır. Böylece, yayın kuruluşları, bu güçlerini kullanarak, devlet ihalelerinde iktidar, bürokrasi ve diğer firmalar nezdinde baskı oluşturabilecek, haksız rekabete yol açabileceklerdir.

Kanun, televizyon sahiplerinin menkul kıymetler borsasında işlem yapmalarını da serbest bırakmaktadır. Borsanın spekülasyona çok açık bir yapısının olması ve medyanın borsa spekülasyonlarında kolaylıkla kullanılabileceği gerçeği, bu düzenlemeyi de sakıncalı kılmaktadır.

Gündemdeki kanun Meclisten aynen geçerse, medyada zaten var olan tekelleşme ve kartelleşme olgusu hız kazanacak, kamuoyu birkaç medya patronunun dilediği gibi şekillenecek, halkın haber alma özgürlüğü ciddî şekilde kısıtlanacaktır.

4676 sayılı Kanun, RTÜK üyelerinin seçimini de yeni bir esasa bağlamaktadır. Bugün RTÜK üyelerinin tamamı Meclis tarafından seçilirken, kanunda, 5'inin Meclis, 4'ünün hükümet tarafından seçilmesi öngörülmektedir. Mevcut siyasî tablo içinde, 7 RTÜK üyesi iktidar partileri tarafından belirlenmiş olacaktır. Bugün, Avrupa ülkelerinden 8'inde, RTÜK muadili üst kurulların tüm üyeleri meclisler tarafından seçilmektedir."

Bir parantez: AB üyeliğinin son zamanlarda ticaretini yapan bazı siyasiler var. Bu siyasilerin geçmişte elinde çok malzeme vardı. Bu malzemeler tükendiği için, bugün AB üyesi, âdeta sefalet içine itilmiş insanlarımıza bir nimet gibi sunularak, Avrupa Birliğinin ticaretini yapan siyasî simsarlar ortalıkta cirit atmaktadırlar. Bir taraftan AB simsarlığı yapan insanlar, diğer taraftan AB normlarını ayaklar altına atan bir düzenlemeyi, birtakım patronların emretmesi nedeniyle, Türk Milletine diretmektedirler.

RTÜK Başkanımızın eleştirilerine devam ediyorum: "Kanun, RTÜK'ün özelliğini ortadan kaldırmaktadır. RTÜK'ün denetimi, üyeleri Bakanlar Kurulu tarafından seçilen, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kuruluna bırakılmaktadır. Oysa, RTÜK'ün denetiminin yine özerk bir kuruluş olan Sayıştay tarafından yapılması uygun olur."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RAMAZAN TOPRAK (Devamla) - Bağlıyorum.

BAŞKAN - Lütfen sonuçlandırınız.

RAMAZAN TOPRAK (Devamla) - "Avrupa Birliği üyelerinde radyo ve televizyon alanında düzenleyici görev yapan RTÜK benzeri kurum ve kuruluşların en önemli özelliği özerk ve tarafsız olmalarıdır. RTÜK'ün Yüksek Denetleme Kurulunun denetimine tabi kılınması, özerklik ve tarafsızlığının son bulması anlamına gelir."

Değerli milletvekilleri, bu, onurlu bir bürokratın feryadıdır, isyanıdır. Türk Milletinin, umarım, kükreyen sesi bu Mecliste galip gelir. Birilerinin ifade edemeyeceğim sesleri, umarım, Mecliste kesilir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Toprak.

Saadet Partisi Grubu adına, Erzurum Milletvekili Fahrettin Kukaracı.

Buyurunuz Sayın Kukaracı. (SP sıralarından alkışlar)

SP GRUBU ADINA FAHRETTİN KUKARACI (Erzurum) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının çerçeve 19 uncu maddesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Muhterem milletvekilleri, bu kanun Çankaya'dan dönmüştür; ama, hükümet yanlıştan dönmemiştir. Hükümet, muhalefetin sesine kulak asmadığı gibi, Cumhurbaşkanının itiraz ve tereddütlerini de kale almamış, tasarıyı aynen komisyondan geçirmiştir. Hükümet bir inat içindedir. Rahmetli Osman Bölükbaşı'nın dediği gibi, "zengini hayırsız evlat, bürokrasiyi süslü avrat, siyasetçiyi kör inat batırır." Bu hükümeti de inadı bitirecektir. Yanlış hesap Bağdat'tan dönermiş. Bu da yanlış hesaptır. Her zaman olduğu gibi, ya Çankaya'dan ya da Anayasa Mahkemesinden dönecektir.

Ne yazık ki, basın hürdür, sansür edilemez anlayışı bu hükümet tarafından boğulmak istenmektedir. Yasanın ardında basın yok, millet yok, Meclis yok, Cumhurbaşkanı yok. Peki, bu yasanın ardında kim var ve bu hükümetin bu yasanın ardındakilere ne tür bir diyet borcu vardır? Soru budur, sorun da budur.

Değerli milletvekilleri, bu maddeyle 5680 sayılı Basın Kanununun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci bendi değiştirilerek, yasadaki cevap ve düzeltme hakkına aykırı davranılması durumunda sorumluluğun, sorumlu müdürle birlikte süreli yayının sahibi gerçek kişiye, anonim şirket ise yönetim kurulu başkanına, diğer şirketlerde ise, süreli yayınlarda, tüzelkişiliğin en üst yöneticisine ait olacağı belirtilmiştir.  "Sorumlu müdürler için verilen hürriyeti bağlayıcı cezalar, sürelerine bakılmaksızın para cezasına çevrilerek hükmolunur ve bu cezalar ertelenemez" hükmü getirilmektedir. Bu cezaların para cezasına çevrilmesi olumlu bir durumdur; ancak, cezaların ertelenemez oluşu genel hükümlerden farklılık arz etmekte, hâkimin takdir yetkisini ortadan kaldırmaktadır. Erteleme hükmünün hâkimin takdirinde bırakılması, mevzuata daha uygun olacaktır diye düşünüyoruz.

Muhterem milletvekilleri, Komisyonda, bu maddelerin son anda RTÜK Kanununa monte edilmiş olması, Anayasa ve İçtüzük açısından fevkalade tartışmalı bir durumdur. Alelacele getirilen bu maddelerin önü ardı pek fazla düşünülmemiştir.

Bu maddenin hemen ardından gelen 20 nci maddede, tazminat cezalarının çok fahiş miktarlarda artırılmış olması, zannederim, 19 uncu maddenin gerekçesini de açıklamaktadır.

Hükümet, bu maddelerle, özellikle yerel medyayı boğmak istemektedir. Zannederim düşünce şudur: Para cezaları hem çok yüksek olsun hem de ertelenmesin ki, özellikle yerel medyanın sesi kesilsin. Bu durumda, para gücü olan kartel medyası daha rahat hareket edebilirken, zaten kıt imkânlarla hayatta kalma mücadelesi veren medyanın eli kolu bağlanacaktır. Para cezalarının bu kadar yüksek tutulmasını başka türlü yorumlamak mümkün değildir.

Bunun medyaya vereceği zararlar bir yana, öncelikle tartışılması lazım gelen hususlar şunlar olmalıdır: Erteleme yetkisi neden kanun metninden çıkarılıyor, yargının karar alanı bilinçli olarak niçin daraltılıyor, hâkim karar verirken niçin seçeneksiz bırakılıyor? Bunun, hukuk mantığı açısından uygun olmadığını düşünüyorum.

RTÜK Kanununda yapılan değişiklikle, radyo ve televizyonlar ve RTÜK kontrol altına alınırken, bu kanuna monte edilen Basın Kanununda değişiklik öngören bu maddelerle de yazılı basın kontrol altına alınmak istenmektedir.

Değerli arkadaşlarım, basının, özellikle yerel basının sesinin kesilmek istenmesi, demokrasi açısından çok vahim bir durumdur. Esasında, burada, demokrasinin sesi kesilmek istenmektedir. Türkiye, 2000'li yıllara "konuşan Türkiye" özlemiyle girmiştir. Hatta, hatırlarsınız, "radyomu istiyorum" kampanyaları düzenlenmiş, siyasîler de bunlara açık destek vermiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FAHRETTİN KUKARACI (Devamla) - Bitiriyorum...

BAŞKAN - Lütfen, son cümlelerinizi alayım.

FAHRETTİN KUKARACI (Devamla) - Ancak, ne var ki, maalesef, 2000'li yıllarda, susturulan Türkiye'yle karşılaşılmıştır. Türkiye susturulmuştur, siyaset susturulmuştur, toplum susturulmuştur, bilim adamları susturulmuştur. Şimdi de, ihaleyle, çıkarla, tekelleşmeyle ilgisi olmayan medya susturulmak istenmektedir.

Haklarını yememek lazım; susturulmayan ve hatta, beslenen medya da vardır. Zaten, RTÜK Kanununun ardında, bu beslenen medyanın âli menfaatları bulunmaktadır ve birkısım medyanın bu âli menfaatları karşısında da hükümetin boynu kıldan ince görünmektedir.

Bu kanunun Türk medyasına ve tabiî, Türk demokrasisine hayır getirmeyeceğini düşünüyor, bu duygularla saygılar sunuyorum. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Doğru Yol Partisi Grubu adına Denizli Milletvekili Kemal Aykurt. (DYP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Aykurt.

DYP GRUBU ADINA MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanunun 19 uncu maddesi üzerinde konuşmama başlamadan evvel, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bilindiği gibi, bu yasa, takriben bir sene evvel, aynen bugünkü gibi, aynı yöntemle, parmak egemenliğine dayanılarak ve güvenilerek alelacele çıkarılmıştı. Bugün de aynı manzarayla karşı karşıyayız. Sayın Cumhurbaşkanımız, gerçekten, çok anlamlı ve düşündürücü, geniş gerekçelere dayanarak, bu kanunu geri gönderdi. Görülüyor ki, hükümet ortaklarımız, yine, aynı inatla ve aynı yöntemle komisyondan bu yasayı çıkardılar ve Yüce Meclisin önüne getirdiler.

Değerli milletvekilleri, bu yasaya RTÜK kurumunun kendisi karşı, bu yasaya sivil toplum örgütleri karşı, yerel basın ve medya kuruluşları karşı, kamuoyu karşı, Cumhurbaşkanı karşı. Şimdi, ben buradan şunu anlamaya çalışıyorum: Bu hükümet Cumhurbaşkanına kafa tutuyor; sen bunu veto mu ettin -örnekleri bir tane değil ki, birkaç tane, birçok var, ben sana gösteririm, noktasına virgülüne dokunmadan ben bu kanunu çıkartırım, sen de imzalarsın...

Demek oluyor ki, iktidar grubu, övünerek, dün, Meclis dışından bir noter aramış kendisine; her gönderdiği yasayı onaylayacak bir noter aramış. Bakmış ki, iş öyle değil; şimdi hükümet, Cumhurbaşkanıyla kavga halinde. Öbür taraftan, bu inatlaşma, milletle de kavga etmek anlamına geliyor.

Bakınız, değerli milletvekilleri, elimde birçok feryat sesi var; vatandaştan var, kuruluştan var, basın kuruluşlarından var. Bir tanesi taze: "Sayın Cumhurbaşkanının Anayasaya aykırı gördüğü on maddesini tekrar incelenmesi için Meclise geri gönderdiği RTÜK Yasasının, evrensel metinlere, çağdaş ve demokratik olguya aykırı olduğunu düşünmekteyim. Çıkar çevreleri ile millet arasındaki tercihinizi, millet tarafına kullanmanızı talep etmekteyim. Sivil inisiyatifin sesi kısılmak istenmektedir. İnternet ve basın aynı yasa çerçevesinde değerlendirilmemelidir. Bu konu hakkında daha hassas davranmanızı rica ederim. Osman Yüceliş, Denizli" Benim memleketimden bugün gelmiş.

HASAN GÜLAY (Manisa) - Kim o?

MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) - Osman Yüceliş... Tanımıyorum.

Bir başka feryat: "Anadolu'da toplumun sesi haline gelen yerel radyo ve televizyonların yok olması, demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan basının ağır yara almasına yol açacaktır." Ege'de bir kuruluş.

HALİL ÇALIK (Kocaeli) - Sen yazdırmışsındır onu.

MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) - İmzalar var burada.

Size gelmedi mi bunlar?

HASAN GÜLAY (Manisa) - Bize gelmiyor, hep size geliyor.

MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) - "Protesto ediyoruz. Hür basın ilkelerine ters, Türkiye'nin çağdaşlık yolunda engel ve halkın sesini kısmaya yönelik RTÜK Yasa Tasarısını şiddetle ve nefretle kınıyoruz. Büyük Millet Meclisimizin, kendi sorumluluğunu müdrik olarak bu yanlıştan bir an önce dönmesini temenni ediyoruz."Ege TV, Yeni TV, Sky TV, İzmir TV, Kordon TV.

HASAN GÜLAY (Manisa) - Bize gelmedi o.

MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) - Demek ki sizin kararınız önceden belli, biliyorlar; bizim kanaatimiz de öyle.

Yine, birtakım basın kuruluşlarının feryadı, burada, devam ediyor: "RTÜK Yasa Tasarısı özgürlükler rejiminde ciddî bir geri gidişi ifade eden, sivil alanın devletleştirilmesine zemin hazırlayan bir yasadır" vesaire.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bir şeyi bilmek ve öğrenmek istiyorum. Türkiyemiz bu kadar ciddî sıkıntılar içerisinde bulunurken, bütün sektörler, kuruluşlar, kurumlar, çiftçiler, esnaflar, ülke bütünüyle, ekonomisiyle, hatta bir anlamda -daha tehlikeli- sosyal yapısıyla büyük bir çöküntünün içindeyken bunlara ait tedbirler, çareler buraya gelmiyor da, bu kadar aceleyle bu kanun niye geliyor? Bunu öğrenmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Aykurt, lütfen, tamamlayınız.

MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) - Nedir aceleniz, nedir telaşınız? Görüşülecek başka şeyler var. Şimdi zaman olsaydı da tarihî bir vesikayı burada sizlere okuyabilseydim, anlatabilseydim.

BAŞKAN - Sayın Aykurt, çok teşekkür ediyorum; sürenizi...

MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) - Şurada çok enteresan bir belge var. Otuzaltı sene evvel, bu Yüce Meclis, bir büyük görev yapmış; hasta olan ve Allah'ın rahmetine kavuşan Cemal Gürsel'i, görev yapamayacağı anlayışından bahisle görevden almış.

BAŞKAN - Sayın Aykurt, teşekkür ediyorum.

MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) - Bugün Türkiye'de başka sıkıntılar var.

BAŞKAN - Sayın Aykurt, çok teşekkür ediyorum.

MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) - Allah uzun ömür versin, sağlık versin; Türkiye'de yönetim krizi var, Türkiye'de hükümet boşluğu var, Türkiye'de Başbakanlık boşluğu var. (DSP sıralarından "sevinin" sesleri)

HALİL ÇALIK (Kocaeli) - Yakışmıyor ama...

MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) - Hayır, ben bunu sevinerek söylemiyorum.

BAŞKAN - Sayın Aykurt, çok teşekkür ediyorum.

MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) - Bunları bu kürsüde konuşmalı Türkiye.

HALİL ÇALIK (Kocaeli) - O şekilde bağlama konuşmanı şık bir şekilde bağla.

MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) - Bunları da konuşmalı Türkiye.

HALİL ÇALIK (Kocaeli) - Ne olacağın belli değil az sonra, hiç belli değil.

MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) - Temenni ederim, bu kanun, inşallah, ileride başımıza ve başınıza dert açmaz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum efendim.

Anavatan Partisi Grubu adına, Hatay Milletvekili Levent Mıstıkoğlu.

Buyurun Sayın Mıstıkoğlu.

ANAP GRUBU ADINA LEVENT MISTIKOĞLU (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aşağı yukarı RTÜK Yasasına başladığımızdan beri, çok kıymetli muhalefet partisi milletvekillerimiz, bütün konuşmalarında, yasanın Anayasaya aykırı olduğunu ve RTÜK Başkanının bu yasanın aleyhinde olduğunu öne sürerek yasaya karşı çıkıyorlar; ama, bunun dışında, başka kimin yasaya karşı çıktığını ben bilmiyorum. Millet karşı çıkıyor diyorlar; milletin bu yasaya karşı çıktığını görmedim de, duymadım da. Hangisi, kim çıkıyor bilmiyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar[!]) Ama, millet şuna karşı çıkmıyor değerli arkadaşlar: Millet, basın yayın yoluyla, haysiyetleri, onurları ayaklar altına alındığı zaman, bunun karşılığında hiçbir ceza görmeyen basın organlarına, yalan yayına, yalan habere, gerçekdışı habere ceza verilmesine karşı çıkmıyor.

Yine, inanıyorum ki, bu Parlamentoda görev yapan milletvekilleri, Meclisin, Parlamentonun manevî şahsiyetini tahkir ve tezyif eden basına, yine, komik cezalar verilmesinin de gülünç olduğunda, herhalde, hemfikir.

Bugün yasaya karşı çıktığını söyleyen RTÜK Başkanımızın, acaba, niye karşı çıktığını hiç sordunuz mu, hiç düşündünüz mü? Çünkü, bu yasa çıktığı gün...

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Mektubu gelmedi mi size Sayın Mıstıkoğlu?!

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla) -  ... bu yasa çıktığı gün, acaba, Sayın RTÜK Başkanı orada oturacak mı?! O aldığı kaç bin dolarlık maaşı alacak mı?! (ANAP sıralarından alkışlar)

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Ayıp, ayıp!..

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla) - O sahip olduğu imkânlar devam edecek mi?!

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) - Ayıp, ayıp!..

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla) - Televizyon televizyon gezip, yasaya karşı çıkan... (DYP, AK Parti ve SP sıralarından gürültüler)

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Ayıp, ayıp!..

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla) - Bir dakika, dinleyin, dinleyin... Değerli arkadaşlar, dinleyin...

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Ayıp, ayıp!.. Onu da bu Meclis seçti. Ayıp, ayıp!...

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Yazıklar olsun sana... Yazıklar olsun sana!..

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla) - Dinleyeceksiniz... Dinleyeceksiniz... Bakın, ben, sizi dinliyorum...

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla) - Size hakaret eden, milletvekillerine hakaret eden...

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Yazıklar olsun sana! Cevap veremeyecek adam hakkında konuşuyorsun!

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla) - Milletvekillerine hakaret eden...

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Yazıklar olsun sana, yazıklar olsun! Cevap veremeyecek adam hakkında konuşuyorsun!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla) - Efendim, siz savunuyorsunuz...

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) - Ayıp, ayıp!

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla) - Siz, onu emsal gösteriyorsunuz.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Yuh olsun size, yazıklar olsun size! Ayıp, ayıp!

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla) - Size yazıklar olsun, size ayıp!

Bakın, arkadaşlar...

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Cevap veremeyecek adam hakkında konuşuyorsun!

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla) - Bakın ne diyor... Bakın ne diyor...

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Dışarıda konuşturmuyorsunuz. Yazıklar olsun sana!

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla) - Efendim, dinleyeceksiniz...

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Yazıklar olsun sana! Ayıp sana! Yakışıyor mu?! Cevap veremeyecek adam hakkında...

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla) - Size ayıp... Size ayıp... Dinleyeceksiniz...

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) -  Yazıklar olsun!

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla) - Bakın... Bakın...

BAŞKAN -Sayın milletvekilleri...

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla)- Bakın, bakın değerli arkadaşlar, Parlamentoya yapılan hakarete bakın. Kim yapıyor bunu, bakın. Parlamentoya yapılan hakarete bakın...

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) - Hiç ahlakınız yok mu sizin? Ayıp, ayıp!

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla)- Yasanın Meclis Anayasa Komisyonunda değiştirilmeden kabul edildiğine dikkat çeken Nuri Kayış "bazı milletvekilleri, birkaç medya patronunun isteğiyle kolları yeniden sıvıyor" diyor..

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul)- Doğru söylüyor.

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla)- Şimdi, Sayın Kayış'a soruyorum: Kimdir bu milletvekilleri? Söylesin...

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Siz yapıyorsunuz.

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla)-  Bu yasayı Meclis kabul ediyor; birkaç milletvekili değil.

Yine, Sayın Kayış diyor ki...

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray)- Başına taş düşsün o kadar.

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla)- "Milletvekillerinin, iradelerini milletin aleyhine kullanmayacaklarını ümit ediyorum." Kendisi mi karar verecek buna?..

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) - Kimin adına konuşuyorsun?

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla)- Yine Sayın Kayış, Yasanın RTÜK'ün özerkliğini ortadan kaldırdığını söylüyor. Yasa, RTÜK'ün özerkliğini kaldırmıyor; Sayın Kayış'ın üyeliğini bitiriyor. (AK Parti sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) - Kimin kadına konuşuyorsun, seni kim gönderdi buraya; onu söyle.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Cevap verme imkânı olmayan birine sataşmak marifet mi?

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla)- Sayın milletvekilleri, bakın arkadaşlar, sizlerin adına konuşuyorum ben.

BAŞKAN - Sayın Mıstıkoğlu, siz Genel Kurula hitap edin, bitirin.

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla)-  Yine, Sayın Kayış, televizyonlarda "milletvekilleri görevlerine başlarken Anayasaya sadakat yemini ediyorlar. Şimdi biz bu yeminin gereğini yerine getireceklerine inanıyoruz" diyorlar.

TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) - Cevap verme hakkına sahip olmayan bir bürokratı nasıl itham ediyorsun?! (Gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla)-  Dinleyin arkadaşlar, ben burada milletvekili olarak konuşuyorum; siz, burada, bürokratın ağzıyla yasanın aleyhine konuşurken doğru muydu?! Bürokratı örnek gösteriyordunuz...

BAŞKAN - Sayın Mıstıkoğlu, siz Genel Kurula hitap ediniz.

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla)- ...onu savunuyordunuz, "o yanlış diyor" diyordunuz, siz demiyordunuz. (ANAP sıralarından alkışlar)

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Doğruları söyle, doğruları...

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla)- Yine, bakın ne diyor: "Milletvekilleri görevine başlarken Anayasaya sadakat yemini ediyorlar. Şimdi ben bu yeminin gereğini yerine getireceklerine inanıyorum. Kendisine mi soracağız biz Anayasaya yeminimizi?!

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) - Savunmasız insana saldırmak insanlık mı?

BAŞKAN - Sayın Mıstıkoğlu...

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla)- Değerli arkadaşlar...

Bitiriyorum...

MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli)- Sayın Başkan...(Gürültüler)

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla)- Sayın Aykurt, bitiriyorum, müsaade edin.

Değerli arkadaşlar, bakın, "Anayasaya aykırı" deniyor, "Sayın Cumhurbaşkanı Anayasaya aykırı diye geri çevirdi" deniyor. Olabilir, herkesin fikri olur. Peki, anayasaya aykırılık iddiasında her bulunanın her dediği Anayasaya aykırı mıdır? O zaman niye Anayasa Mahkememiz var? Anayasaya aykırı bir kanun Anayasa Mahkemesince iptal edilir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (ANAP, DSP ve MHP sıralarından alkışlar; DYP, SP ve AK Parti sıralarından gürültüler)

TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) - Anayasaya saygılı ol. Senin dediğin Anayasaya aykırı.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Ayıp, ayıp! Cevap veremeyecek adama saldırıyorsun. Yakışıyor mu sana?!

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) - Ayıp, ayıp!

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Mıstıkoğlu.

BÜLENT ARINÇ (Manisa) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, madde üzerinde üç adet önerge vardır; önce, geliş sıralarına göre okutacağım, sonra, aykırılıklarına göre işleme alacağım. (Gürültüler)

BÜLENT ARINÇ (Manisa) - Sayın Başkan...

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, söz talebimiz var...

BAŞKAN - Sayın Arınç, buyurun.

BÜLENT ARINÇ (Manisa) - Sayın Başkanım, Sayın Levent Mıstıkoğlu'nun yaptığı konuşma, şu açıdan Anayasaya aykırıdır: Sayın Nuri Kayış, özerk bir kurumun başkanıdır, Radyo ve Televizyon Üst Kurumunun Başkanıdır. (DSP sıralarından "Allah Allah!.." sesleri, gürültüler)

İBRAHİM YAVUZ BİLDİK (Adana) - O zaman, taraflı davranmasın!

BAŞKAN - Bir saniye arkadaşlar... Sayın milletvekilleri, bir saniye...

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Siz aday göstermediniz mi?!

İBRAHİM YAVUZ BİLDİK (Adana) - Biz getirdik, götürmesini de biliriz.

BAŞKAN - Sayın Şahin... Sayın Şahin...

BÜLENT ARINÇ (Manisa) - Özerk bir kurumun başkanı hakkında, meseleyi, sadece kişiselleştirerek, buradan onun itham edilmesi, hem ayıptır hem çirkindir hem Anayasaya aykırıdır.

İBRAHİM YAVUZ BİLDİK (Adana) - Hiç kimse Parlamentonun üzerinde değildir.

BÜLENT ARINÇ (Manisa) - Sayın Nuri Kayış'ın, bu kürsüden, bu ithamları yapan kişiye cevap verme hakkı olsaydı, Sayın Mıstıkoğlu, zaten, bu zamana kadar beklemezdi.

Değerli arkadaşıma şunu hatırlatmak istiyorum; sizin de, Başkan olarak müdahalenizi arz ediyorum. Sayın Başkan, bu tasarıya niçin karşı olduğunu, altında imzası olan mektuplarıyla, gerekçeli olarak bütün milletvekillerine göndermiştir. Kendisinin seçimiyle veya seçilmemesiyle de uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Sayın Kayış, bu Mecliste, DSP'nin gösterdiği adaylar içerisinden seçilmiş değerli bir insandır. Özerk bir kurumu, böylesine küçültmek, böylesine incitmek, bu Meclisin çatısı altında kimseye yakışmaz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Sayın Güven, izin verirseniz, şimdi önergelere geçeyim... (DYP sıralarından gürültüler)

TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkan, iki cümle...

BAŞKAN - İki cümle; peki. Yeni bir sataşma doğurmasın istirham ediyorum.

TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkanım, ben, kimseye sataşma niyetinde değilim; ama, bir sataşmaya cevap veremeyecek durumda olan ve bir kurumun başında bulunan kişinin haklarını da burada bulunan her milletvekilinin savunmasından yanayım. Neden; bu Meclis seçti...

NİHAT GÖKBULUT (Kırıkkale) - Milletin kürsüsü burası, her şey konuşulur.

TURHAN GÜVEN (İçel) - Efendim, elbette fikrini söyleyecek; ama, kalkarsınız belli platformlarda söylersiniz, belli noktalarda söylersiniz; burada konuşma hakkı olmayan bir kişiye, bu şekilde, burada söyleyemeyeceğiniz...

İBRAHİM YAVUZ BİLDİK (Adana) - Herkes haddini bilsin!

TURHAN GÜVEN (İçel) - Bırakın efendim...

Sayın Başkan, eğer, milletvekilinin üslubunda bir değişiklik varsa, 67 nci maddeye göre, sizin de oradan müdahale etmeniz gerekirdi. Neden; çünkü, şu anda, buradaki hiç kimse, yoldan geçerken gelip de oturmuş değil; burada görevli olduğu için oturan birine haddinden fazla sataşma hakkına da kimse sahip değil, milletvekili olsa dahi.

Ayrıca, zabıtlara göre, onun, elbette hukukî yolları arama hakkı da doğar; ben onu düşünmüyorum; ama, çok değişik bir yorum, efendim, yani, siz, yerini kaybedeceğinden korkuyor falan filan... Böyle şeyler, ufak şeyler... Zaten, biliyor musunuz ki, arkadaşım onu bilmiyor herhalde, başkanlık zaten devridir ve bitiyor; bir hafta, on gün sonra bitecek bir başkanlık için yeniden girmeye gerek var mı?! O yüzden, milletvekilleri konuşurken biraz daha dikkatli konuşurlarsa, kimseyi yaralamak amacına matuf konuşma olmazsa, daha iyi olur.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Peki, teşekkür ediyorum.

İBRAHİM YAŞAR DEDELEK (Eskişehir) - Biz hiç konuşmayalım, bürokratlar konuşsun o zaman.

TURHAN GÜVEN (İçel) - Bürokrat değil o; dikkat et, bürokrat değil.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Sayın Candan, aynı üslupla olsun olur mu?

VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; konuşmacı arkadaş, aslında, RTÜK Başkanının kendisine gönderdiği metni tam olarak okumamış.

ASLAN POLAT (Erzurum) - Doğru.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Aslında, RTÜK Başkanı diyor ki: "Radyo ve Televizyon Üst Kurulunda yeni bir düzenleme yapılmalıdır; ancak, bu düzenleme yanlıştır -bakın, arada çok fark var- RTÜK'te mevcut düzenlemenin birtakım eksiklikleri vardır; Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna yeni bir yasa gereklidir; ancak, sakıncaları" başlığı adı altında, 8-10 madde yazmış.

Şimdi, bu tasarıdaki değişiklikten anlıyoruz ki, hükümet, kendine bağlı bir genel müdürlük gibi bir RTÜK istiyor. Şimdi, bu arkadaşı seçen sizsiniz, burada konuşma hakkı olmadığını da bilen sizsiniz; burada, çıkacaksınız, metni yarısından okuyup, milletin kafasını bulandıracaksınız. Eğer burada bu arkadaş menfaat karşılığı duruyorsa, o zaman, bu düşünceden hareketle, sizin üst kurullara getirdiğiniz herkes aynı durumda olur. Kaldı ki, insan, kendi oylarıyla seçtiği insanı böyle linç eder mi?! Evvela, gönderilen bir yazıyı okur, talebi nedir bir bakar...

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Candan.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Bitiriyorum.

Arkadaşımızın talebi yanlışların düzeltilmesi yönünde.

Saygılarımla. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Madde üzerinde 3 adet önerge vardır; önce geliş sıralarına göre okutacağım, sonra aykırılıklarına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 19 uncu maddesi ile 15.7.1950 tarihli ve 5680 sayılı Basın Kanununun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinin "ancak sorumlu müdürler mevkutenin sahibi olan gerçek kişiler ve tüzelkişilerin üst yöneticileri için hürriyeti bağlayıcı cezalar süresine bakılmaksızın para cezasına hükmolunur ve bu cezalar ertelenemez" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                       

Fethullah Erbaş

Aslan Polat

Yakup Budak

 

 

Van

Erzurum

Adana

 

Mahmut Göksu

Metin Kalkan

Musa Demirci

 

Adıyaman

Hatay

Sıvas

 

Latif Öztek

Rıza Ulucak

Cevat Ayhan

 

Elazığ

Ankara

Sakarya

 

M. Niyazi Yanmaz

Ahmet Sünnetçioğlu

Mehmet Bekâroğlu

 

Şanlıurfa

Bursa

Rize

 

T. Rıza Güneri

 

Nezir Aydın

 

Konya

 

Sakarya

BAŞKAN - İkinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 19 uncu maddesi ile 15.7.1950 tarihli ve 5680 sayılı Basın Kanununun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının 1 numaralı bendinin ikinci cümlesindeki "ancak" kelimesinden sonra gelmek üzere "sorumlu müdürler ve yukarıda yazılı şahıslar için verilen" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                       

Fethullah Erbaş

Aslan Polat

Yakup Budak

 

 

Van

Erzurum

Adana

 

Metin Kalkan

Musa Demirci

Mahmut Göksu

 

Hatay

Sıvas

Adıyaman

 

Latif Öztek

Rıza Ulucak

Cevat Ayhan

 

Elazığ

Ankara

Sakarya

 

M.Niyazi Yanmaz

Ahmet Sünnetçioğlu

Mehmet Bekâroğlu

 

Şanlıurfa

Bursa

Rize

 

T. Rıza Güneri

 

Nezir Aydın

 

Konya

 

Sakarya

BAŞKAN - Şimdi, son ve maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 850 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 19 uncu maddesi Anayasaya aykırıdır. Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Fethullah Erbaş

Temel Karamollaoğlu

Ahmet Demircan

 

 

Van

Sıvas

Samsun

 

 

Ömer Vehbi Hatipoğlu

Yasin Hatiboğlu

Aslan Polat

 

 

Diyarbakır

Çorum

Erzurum

 

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Önerge sahipleri adına, Çorum Milletvekili Sayın Yasin Hatiboğlu, buyurunuz.

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hep söyleye geldik, yarının neler getireceğini, yarında hangi tehlikelerin gizlendiğini bugünden keşfetmek zor olmuyor. RTÜK'ün bu milletin başına ne belalar açacağını haftalardır söyleye geldik, hatta ilk görüşüldüğü 2001 yılından bu tarafa ne sıkıntılar doğuracağını, ülke ekonomisini, ülke ekonomisindeki yeni hortumları ne boyuta getireceğini; yerel radyolar ve yerel televizyonların bu ülke manevî yapısına yaptığı katkıları nasıl ortadan kaldıracağını, dolayısıyla bu suretle ne zararlar vereceğini hep söyleye geldik. Bazen tebessümle izleyen arkadaşlarımız oldu; daha zararını şimdiden gördük, görüyor musunuz, uyum içerisinde, dostluk ve kardeşlik anlayışı içerisinde çalışan Parlamentoyu nasıl geriverdi, nasıl gergin hale getirdi?!

Sayın Başkan, burada, size çok büyük görevler düşüyor. Elbette, siz, görevinizin bilincindesiniz; ama, izin verin, eksik gördüğümüzü ifade edelim.

Anayasa aykırı davranış diye tutturuyoruz; doğruyuz. Anayasanın 95 inci maddesinde deniliyor ki; Türkiye Büyük Millet Meclisi, kendi yaptığı İçtüzüğe göre çalışır. Nerede İçtüzüğümüz?! İktidar çoğunluğuna söylüyorum, İçtüzükle, konuşma hakkımızı aldınız elimizden, önerge hakkını aldınız elimizden, o yetmiyor, istediğiniz zaman istediğiniz kanunu getirme yetkisini elinizde tutmaya devam ediyorsunuz. Söz verdiğiniz RTÜK Yasasını geçirebilmek için, Başkan değiştiriyorsunuz; hayır, o hafta yetmedi, olmadı, başka bir Başkan geldi, bu defa da, hafta değiştiriyorsunuz. Öyle olmadı mı... Bununla nereye gideceksiniz?!

MEHMET EMREHAN HALICI (Konya) - Başkanların hepsi saygındır.

YASİN HATİBOĞLU (Devamla) -  Sayın Başkan, 57 nci madde gayet açık; işaretle oylamaya geçilirken, yirmi arkadaşımız, ya ayağa kalkmak suretiyle ya da yirmi imzayı önceden göndermek suretiyle, her an, her saniye, her dakika yoklama isteyebilir. Ha, diyebilirsiniz ki, efendim, bir dakika önce bir önerge oylanmış, hemen arkasından, ikinci önergede yoklama istemek şık kaçmıyor, böyle diyebilirsiniz; ama, İçtüzükte böyle denilmiyor, bu imkân veriliyor.

Peki, böyle düşünüyorsanız, şuna ne diyeceksiniz: Önerge için soruyorsunuz "Sayın Komisyon katılıyor musunuz?" diye, Komisyon önergeye katılıyor.

HASAN GÜLAY (Manisa) - Olabilir...

YASİN HATİBOĞLU (Devamla) - Yapmayın; biz burada ciddî bir çalışma yapıyoruz, yapmayın!.. Kanun yapıyoruz burada; yapmayın!.. Taş enek oynamıyoruz, burada kanun yapıyoruz, ne zannediyorsunuz ya?! (SP sıralarından alkışlar)

Siz, bir hakkın sırf gayri ızrar eden suiistimalini kanunun himaye etmeyeceğini çok iyi bilirsiniz. Hükümet, kalkıp, kendi tasarısının değişikliğini isteyen bir önergeye "katılıyorum" diyor. Bu nasıl hükümettir?! Bu tavrın dürüstlükle izahı var mı, söyler misiniz bana?! Hükümet "katılıyorum" diyor; nasıl olur!.. (DSP sıralarından gürültüler) Komisyon diyor ki: "Ben bu değişiklik önergesine katılıyorum." Oy vermiyor arkada oturanlar; bu nasıl iştir?! Yapmayın!..

Değerli milletvekilleri, bakın, bir bürokrat arkadaşımızı burada yerden yere vurdunuz. Bu bizim seçtiğimiz insan; şu anda burada yok...

AYDIN TÜMEN (Ankara)  - Siz değil, biz seçtik.

YASİN HATİBOĞLU (Devamla) - Sayın Başkan, sizden müdahale beklerdim, demeliydiniz ki: Sayın milletvekili, konuşma imkânı olmayan, savunma imkânı olmayan bir insanı böyle yerden yere vurmaya hakkınız yoktur, konuya gelin. Sizden bunu, gerçekten, siz olduğunuz için bekliyordum. Bunu yapmadınız ve ben umuyorum ve bekliyorum, şimdi bekliyorum; sayın bürokratın burada konuşma hakkı yok, keşke imkân olsa, oylamayla, teklifle mümkün olsa da, bürokrata konuşma imkânı versek, meseleyi anlatsa... (DSP sıralarından gürültüler) Ama, o imkân yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen tamamlayınız.

YASİN HATİBOĞLU (Devamla) - O zaman, Sayın Bakana görev düşüyor; bürokrasiyle bürokratın ilişkisi kesilinceye kadar, kamu görevlisidir; onu savunmak Sayın Bakana düşer. Sayın Bakan nasıl yanında oturtuyorsa, bürokratın hukukunu burada korumalıdır. (SP, DYP ve AK Parti sıralarından alkışlar)

MEHMET EMREHAN HALICI (Konya) - Özerktir o, özerktir.

YASİN HATİBOĞLU (Devamla) - Bir ricam var Sayın Başkanım, Hükümet ve Komisyon, gerçekten katılıyorsa oy vermelidir; sırf, önergeler üzerinde söz hakkını engellemek için "katılıyoruz" diyorsa, işte bu, bir hakkın suiistimalidir; buna izin vermeyin.

Saygı sunuyorum. (SP sıralarından alkışlar)

ASLAN POLAT (Erzurum) - Doğrudur; Hükümet de önergeye oy vermelidir.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Hatiboğlu, size olan saygım nedeniyle savunma hakkımı kullanmayacağım; ama, hoşgörünüzü istirham ederek bir şey söyleyeceğim: Sizin Meclis Başkanvekilliği yaptığınız dönemdeki uygulamanızı ben bugün takip etseydim, mensubu bulunduğunuz Grubunuzun yoklama taleplerinin çoğunu reddetmem lazımdı. Bunu da anlayışla karşılayacağınızı düşünüyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutup işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 19 uncu maddesi ile 15.7.1950 tarihli ve 5680 sayılı Basın Kanununun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının 1 numaralı bendinin ikinci cümlesindeki "ancak" kelimesinden sonra gelmek üzere "sorumlu müdürler ve yukarıda yazılı şahıslar için verilen" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                               Fethullah Erbaş

                         (Van) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

III. - YOKLAMA

(SP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ASLAN POLAT (Erzurum)- Yoklama yapılmasını istiyoruz.

Sayın Başkan, hükümet katılıyorsa "evet" oyu vermesi lazım komisyonun da...

BAŞKAN - Sayın Polat...

ASLAN POLAT (Erzurum) - Ama öyle diyorlar Sayın Başkan; hükümet "katılıyorum" diyor, komisyon da katılıyor.

BAŞKAN - Komisyonun ve Hükümetin iradesi üzerinde şahsî yorumların bir netice getirmeyeceğinin bilinciyle,  20 arkadaşımın tespitini yapacağım.

ASLAN POLAT (Erzurum) - Hayır efendim, hükümet "katılıyorum" diyor... Hükümet katılıyorsa, tamamen katılması lazım...

BAŞKAN - Şimdi, yoklama isteyen arkadaşlarımı tespit ediyorum: Sayın Hatiboğlu, Sayın Candan, Sayın Polat, Sayın Erbaş, Sayın Ulucak, Sayın Günbey, Sayın Kamalak, Sayın Batuk, Sayın Sever Aydın, Sayın Geçer, Sayın Gören, Sayın Kukaracı, Sayın Sünnetçioğlu, Sayın Karagöz, Sayın Zeki Çelik, Sayın Aydın, Sayın Esengün, Sayın Budak, Sayın Malkoç, Sayın Canbay ve Sayın Öztek.

Yoklama için 3 dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Çoğunluğumuz vardır.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

4. - Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı: 850)           (Devam)

BAŞKAN - Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutup, işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 19 uncu maddesi ile 15.7.1950 tarihli ve 5680 sayılı Basın Kanununun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinin "ancak sorumlu müdürler mevkutenin sahibi olan gerçek kişiler ve tüzelkişilerin üst yöneticileri için hürriyeti bağlayıcı cezalar süresine bakılmaksızın para cezasına hükmolunur ve bu cezalar ertelenemez" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                               Fethullah Erbaş

                         (Van) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılıyoruz.

III. - YOKLAMA

(SP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ASLAN POLAT (Erzurum) - Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Peki.

ASLAN POLAT (Erzurum) - Onlar ne kadar gerçekçiyse, biz de o kadar gerçekçiyiz! (DSP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Arkadaşlarımızın isimlerini tespit edelim...

Yasa koyucunun iradesi vardır "ratio legis" denir, bir de "yasanın konulmasıyla güdülen amaç" denir. Eğer 1 dakika arayla yoklama talebinde bulunmak hakkın suiistimali addedilmiyorsa, ne yapayım!..

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Komisyon Başkanının yaptığı istismar değil mi efendim?

BAŞKAN - Size olan saygım nedeniyle, peki...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Ama, hakaret ediyorsunuz... O da suiistimal... Aynı şeyi yapıyorlar.

ASLAN POLAT (Erzurum) - Aynı şeyi yapıyorlar... Katıldıkları önergeye oy vermiyorlar.

BAŞKAN - Sayın Polat, lütfen itiraz etmeyin.

İsimleri tespit edeceğim...

ASLAN POLAT (Erzurum) - Komisyon, hangi önergeye katılıyor?!.

BAŞKAN - Sayın Polat, iktidar gruplarının önerisi lehinde konuşma talebi ile öneri aleyhinde konuşmayı da aynı kategoriye koymadığımız müddetçe, birbirimizin tavrını eleştirmekte kendimizi özgür ve haklı saymaya devam ederiz. (DSP, MHP ve ANAP sıralarından alkışlar)

AHMET SÜNNETÇİOĞLU (Bursa) - İsimler nasıl olsa zabıtlara geçiyor; kamuoyu değerlendirir...