|
DÖNEM
: 21 YASAMA
YILI : 4 T. B. M. M. TUTANAK DERGİSİ CİLT : 95 99 uncu Birleşim 14 . 5 . 2002 Salı İ
Ç İ N D E K İ L E R I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ II.- GELEN
KÂĞITLAR III.-
YOKLAMALAR IV.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR 1.- Sivas Milletvekili Abdüllatif
Şener'in, Türk musikisine ilişkin gündemdışı konuşması 2.- Denizli Milletvekili Beyhan Aslan'ın,
Dil Bayramı ve Türkçenin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması 3.- Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri
Yıldırım'ın, Eskişehir'in sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER 1.- Finlandiya Parlamentosu Dışişleri
Komitesi Başkanının, beraberinde bir parlamento heyetiyle Türkiye'ye davet
edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1072) 2.- XIII. EUREKA Parlamentolararası
Konferansına katılacak milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1073) 3.- Madrid'te düzenlenecek Avrupa Birliği
Parlamento Başkanları Konferansına, TBMM Başkanı Ömer İzgi'yi temsilen TBMM
Başkanvekili Yüksel Yalova'nın katılmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1074)
4.- Erzurum Milletvekili Mücahit
Himoğlu'nun, Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin (2/458) doğrudan gündeme alınmasına
ilişkin önergesi (4/484) 5.- Balıkesir Milletvekili İlyas
Yılmazyıldız'ın, Türk Esnaf ve Sanatkârları ile Küçük ve Orta Boy İşletmeler
(KOBİ)'nin Desteklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/774) doğrudan gündeme
alınmasına ilişkin önergesi (4/485) 6.- Antalya Milletvekili Mehmet Zeki
Okudan'ın, Yükseköğretim Kurumları Teşkilâtı Kanununda Değişiklik yapılması
Hakkında Kanun Teklifinin (2/767) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi
(4/486) C) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 1.- Saadet Partisi Grubu adına, Grup
Başkanvekilleri Çorum Milletvekili Yasin Hatiboğlu, Konya Milletvekili Veysel
Candan ve Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu'nun, tabiî afetler
nedeniyle gelir kaybı ve altyapı hasarına uğrayan belediyelerin belirlenmesinde
ve bunlara yapılan yardımlarda yanlı davranarak partizanlık yaptığı ve afetler
sonrasında gerekli tedbirleri zamanında almayıp yanlış uygulamalarla tahribatın
artmasına neden olduğu iddiasıyla Başbakan Bülent Ecevit ve Bakanlar Kurulu
üyeleri hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/28) 2.- Kayseri Milletvekili Salih Kapusuz ve
20 arkadaşının, turizm sektörünün sorunlarının araştırılarak turizm
potansiyelinin etkin değerlendirilmesi için alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/283) D) ÇEŞİTLİ
İŞLER 1.- Genel Kurulu ziyaret eden Finlandiya
Dışişleri Komitesi Başkanı Lizzsa Jaakonsaari başkanlığındaki Dışişleri
Komitesi üyelerine Başkanlıça "hoş geldiniz" denilmesi V.-
SEÇİMLER A)
KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM 1.- (9/5) esas numaralı Meclis
Soruşturması Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim VI.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER 1.- İzmir Milletvekili Rifat
Serdaroğlu'nun; İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın; Amasya Milletvekili
Ahmet İyimaya'nın; Ankara Milletvekili Yıldırım Akbulut'un; Şırnak Milletvekili
Mehmet Salih Yıldırım'ın; Gaziantep Milletvekili Ali Ilıksoy, Konya
Milletvekili Ömer İzgi ve Ankara Milletvekili Nejat Arseven'in; İstanbul
Milletvekili Ziya Aktaş ve 42 Arkadaşının;
Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici'nin ve İzmir Milletvekili Işılay
Saygın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair
İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/94, 2/232, 2/286, 2/307,
2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S.Sayısı : 527) 2.- Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri
Personeli Eğitim Merkezleri Kanunu Tasarısı ve Adalet ve Plan ve Bütçe
Komisyonları raporları (1/744) (S. Sayısı : 786) 3.- Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/777) (S. Sayısı: 557) 4.- Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve
Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve
Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere
Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) VII.- SORULAR
VE CEVAPLAR A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI 1.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın,
TBMM'de çeşitli statülerde
çalışan personelin özlük haklarına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanı Ömer İzgi'nin cevabı (7/5888) 2.- Mardin Milletvekili Metin Musaoğlu’nun
milletvekili danışmanlarının giyim yardımı almamasının nedenine ilişkin sorusu
ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Ömer İzgi'nin cevabı (7/6136) 3.- Diyarbakır Milletvekili Osman
Aslan'ın, milletvekili danışmanlarının özlük haklarına ilişkin sorusu ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Ömer İzgi'nin cevabı (7/6498) 4.- Adıyaman Milletvekili Mahmut
Göksu'nun, kaymakam adaylarının eğitim programıyla ilgili basında çıkan
haberlere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen'in cevabı
(7/6545) 5.- Sivas Milletvekili Abdüllatif
Şener'in; Sivas-Divriği Höbek ve Sivas-Merkez
Kurtlapa Jandarma Karakol binası ve tesisleri projelerine, İlişkin soruları ve İçişleri Bakanı Rüştü
Kazım Yücelen'in cevabı (7/6547, 6550) 6.- Sivas Milletvekili Abdüllatif
Şener'in; Sivas İli, Altınyayla, Ulaş, Doğanşar,
Akıncılar ve Gölova ilçeleri hükümet konağı projelerine, İlişkin soruları ve İçişleri Bakanı Rüştü
Kazım Yücelen'in cevabı (7/6537, 6549, 6554, 6555, 6560) 7.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın,
kamu çalışanları arasındaki ücret dengesizliğinin düzeltilmesi çalışmalarına
ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral'ın cevabı (7/6577) 8.- Erzincan Milletvekili Tevhit
Karakaya'nın, kaymakam kadrolarına ve kaymakamların kılık-kıyafet yönetmeliğine
ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen'in cevabı (7/6755) 9.- Kayseri Milletvekili Sadık Yakut'un,
İşsizlik Sigortası Fonundan dolarla maaş aldıkları iddia edilen uzmanlara
ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan'ın
cevabı (7/6784) 10.- İzmir Milletvekili Rıfat
Serdaroğlu'nun, Bolu Tüneli deprem sigorta tazminatına ilişkin sorusu ve Maliye
Bakanı Sümer Oral'ın cevabı (7/6801) 11.- Sinop Milletvekili Kadir Bozkurt'un,
ABD'deki bir üniversitede açılan Kenan Evren kürsüsüne ilişkin Başbakandan
sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'nin cevabı
(7/6851) 12.- Giresun Milletvekili Turhan
Alçelik'in, SSK Ankara Dışkapı Hastanesinde bir hasta ziyaretiyle ilgili basında
çıkan haberlere ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar
Okuyan'ın cevabı (7/6859) 13.- Bitlis Milletvekili Yahya Çevik'in,
işsizlik sigortasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar
Okuyan'ın cevabı (7/6871) 14.- İstanbul Milletvekili Bülent
Akarcalı'nın, Çin Halk Cumhuriyeti'nin Doğu Türkistan'da Uygur Türklerine baskı
yaptığı iddiasına ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in cevabı
(7/6891) 15.- Aksaray Milletvekili Ramazan
Toprak'ın, M-60 tanklarının modernizasyonu ile ilgili iddialara ilişkin
Başbakandan sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun cevabı
(7/6893) 16.- Erzurum Milletvekili Aslan Polat'ın,
M-60 tanklarının modernizasyonu ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan sorusu
ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun cevabı (7/6905) 17.- Hatay Milletvekili Mustafa Geçer'in,
Dolmabahçe Sarayı ile ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanı Ömer İzgi'nin cevabı (7/6906) 18.- Bursa Milletvekili Mehmet Altan
Karapaşaoğlu'nun, Bursa'daki dış kredi kullanılan kamu yatırımlarına ilişkin
Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'nin
cevabı (7/6911) 19.- Ankara Milletvekili M.Zeki Çelik'in,
İsrail'le yapılan tank modernizasyonu sözleşmesiyle ilgili iddialara ilişkin
Başbakandan sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun cevabı
(7/6915) 20.- Aksaray Milletvekili Ramazan
Toprak'ın, ABD'de yayınlanan bir programda ülkemiz aleyhinde sarfedilen sözlere
ilişkin Başbakandan sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in cevabı (7/6922) 21.- Sivas Milletvekili Musa Demirci'nin,
M-60 tanklarının modernizasyonuna ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı
Sabahattin Çakmakoğlu'nun cevabı (7/6924) 22.- Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri
Yıldırım'ın, akaryakıtın maliyetine ve fiyatlandırılmasına ilişkin sorusu ve
Maliye Bakanı Sümer Oral'ın cevabı (7/6934) 23.- Erzurum Milletvekili Aslan Polat'ın,
medya gruplarının kendi içlerinde uyguladıkları reklam indirimlerine ve sınırlama
getirip getirmeyeceğine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral'ın cevabı
(7/6943) 24.- Erzurum Milletvekili Aslan Polat'ın,
yatırım programlarından çıkarılan projelere ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı
Osman Durmuş'un cevabı (7/6947) 25.- Ankara Milletvekili M.Zeki Çelik'in,
Ermeni Üst Kuruluna ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Devlet Bahçeli'nin cevabı (7/6955) 26.- Şırnak Milletvekili Abdullah Veli
Seyda'nın, Nusaybin Gümrük kapısına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet
Keçeciler'in cevabı (7/6976) 27.- Ankara Milletvekili M.Zeki Çelik'in; Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı
hakkında soruşturma açıldığı iddiasına, - İstanbul Milletvekili Mustafa Düz'ün; Muz ithalatındaki kısıtlamaya, Sivas'ta verilen tarım ve hayvancılık
kredilerine ve bazı faaliyetlere, İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri
Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp'in cevabı (7/6953, 6988, 6989) 28.- Balıkesir Milletvekili İsmail
Özgün'ün, MTA Balıkesir Bölge Müdürlüğünün kapatılacağı iddiasına ilişkin
sorusu ve Devlet Bakanı Edip Safder Gaydalı'nın cevabı (7/7004) 29.- Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin
Aydın'ın, dövizdeki değer kaybının sebeplerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı
Kemal Derviş'in cevabı (7/7007) 30.- Diyarbakır Milletvekili Sacit
Günbey'in, memur emekli aylıklarının ödeme dönemlerine ilişkin sorusu ve Maliye
Bakanı Sümer Oral'ın cevabı (7/7033) 31.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın,
turizm seyahat şirketinin hacı adaylarını mağdur ettiği iddiasına ve şirket
hakkında herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığına ilişkin Turizm Bakanından
sorusu ve Devlet Bakanı ve Turizm Bakanı vekili Mehmet Keçeciler'in cevabı
(7/7061) 32.- Konya Milletvekili Teoman Rıza
Güneri'nin, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı bölge müdürlüklerinin
kapatılmasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz'ın cevabı (7/7105) 33.- Adana Milletvekili Yakup Budak'ın,
Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı menşeli vakıflara ve yurtdışında faaliyet
gösteren Türk vakıflarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Nejat Arseven'in cevabı
(7/7113) 34.- Adıyaman Milletvekili Mahmut
Göksu'nun, Adıyaman'da yürütülen projelere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Edip
Safder Gaydalı'nın cevabı (7/7124) I. – GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak
dört oturum yaptı. Diyarbakır Milletvekili Sebgetullah
Seydaoğlu, RTÜK Yasasına, Karaman Milletvekili Hasan Çalış, Türk
Dili ve Dil Bayramı ile Yunus Emre'yi anma etkinliklerine, Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Yalçınkaya,
Şanlıurfa ve Mardin İllerini kapsayan Köy Hizmetleri 19 uncu Bölge Müdürlüğünün
kaldırılmasına, İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar. Dünya Bankası Parlamenter Ağı Başkanı Bert
Koenders'in daveti üzerine, Bern'de yapılacak olan "Açlıkla Mücadelede
Parlamenterlerin Rolü" konulu Dünya Bankası Parlamenter Ağı Üçüncü Yıllık
Konferansına Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonunu temsilen
Eskişehir Milletvekili Süleyman Servet Sazak'ın katılmasının uygun bulunduğuna
ilişkin Başkanlık tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu. Ağrı Milletvekili Musa Konyar'a ait
(3/594) esas nolu dosyanın 4614 sayılı Kanun yönünde değerlendirilmek üzere
geri verilmesine ilişkin Başbakanlık tezkeresi okundu, Anayasa ve Adalet
Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonda bulunan dosyanın Hükümete geri
verildiği bildirildi. Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya ve 27
arkadaşının, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarının araştırılarak,
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/282) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki
yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırası geldiğinde yapılacağı, Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
İle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 16 ncı sırasında yer alan
690 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 10 uncu sırasına, 17 nci sırasında
yer alan 796 sıra sayılı kanun tasarısının 11 inci sırasına, 18 inci sırasında
yer alan 715 sıra sayılı kanun tasarısının 12 nci sırasına, 19 uncu sırasında
yer alan 716 sıra sayılı kanun tasarısının 13 üncü sırasına alınmasına; 9 Mayıs
2002 tarihli Gelen Kâğıtlarda yayımlanan 862 sıra sayılı kanun tasarısının 48
saat geçmeden, 14 üncü sırasına, 328 inci sırasında yer alan 858 sıra sayılı
kanun tasarısının 15 inci sırasına alınmasına; diğer tasarı ve tekliflerin
sıralarının buna göre teselsül ettirilmesine; 319 uncu sırasında yer alan 844
sıra sayılı kanun tasarısının 27 nci sırasına, 238 inci sırasında yer alan 686
sıra sayılı kanun tasarısının 28 inci sırasına, 267 nci sırasında yer alan 750
sıra sayılı kanun tasarısının 29 uncu sırasına, 196 ncı sırasında yer alan 595
sıra sayılı kanun tasarısının 30 uncu sırasına alınmasına; Genel Kurulun 14
Mayıs 2002 Salı, 15 Mayıs 2002 Çarşamba ve 16 Mayıs 2002 Perşembe günleri 15.00
- 19.00, 20.00 - 23.00 saatleri arasında çalışmasına; 14 Mayıs 2002 Salı günü
sözlü sorular ile diğer denetim konularının görüşülmemesine ve bu günde de
kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine; 14 Mayıs 2002 Salı günü, gündemin
10 uncu sırasına kadar olan kanun tasarı ve tekliflerinin görüşmelerinin saat
23.00'e kadar tamamlanamaması halinde, görüşmelerin bitimine kadar çalışma
süresinin uzatılmasına; 15 Mayıs 2002 Çarşamba günü sözlü soruların
görüşülmemesine ilişkin DSP, MHP ve ANAP Gruplarının müşterek önerisinin,
yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildiği, Açıklandı. Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında bulunan: TBMM İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına
Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu raporunun (2/94, 2/232, 2/286,
2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S.Sayısı : 527) görüşmeleri, daha
önce geri alınan maddelere ilişkin Komisyon raporu henüz hazırlanmadığından, Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri
Personeli Eğitim Merkezleri (1/744) (S.Sayısı : 786), Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına
Dair (1/777) (S. Sayısı : 557), Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı
Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye İlişkin (1/53)
(S.Sayısı: 433), Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının
Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında 618 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Sosyal Güvenlik Kurumu
Teşkilâtının Kuruluş ve Görevleri Hakkında (1/755, 1/689, 2/699) (S. Sayısı :
666), Türkiye İş Kurumunun Kurulması ile Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 617 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararname; Türkiye İş Kurumu (1/754, 1/692) (S.Sayısı : 675), Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız
Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi Adına ve Hesabına
Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 619 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ile Aynı Mahiyetteki (1/756, 1/691) (S. Sayısı : 676), Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının
Kurulması ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında 616 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Sosyal Sigortalar Kurumu
(1/753, 1/690) (S. Sayısı : 685), Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek
Çocukların Silahlı Çatışmalara Dahil Olmaları Konusundaki İhtiyari Protokolün
Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında (1/894) (S. Sayısı: 796), Avrupa Çevre Ajansına ve Avrupa Bilgi ve
Gözlem Ağına Türkiye Cumhuriyetinin Katılımı ile İlgili Olarak Avrupa Topluluğu
ve Türkiye Cumhuriyeti Arasında Yapılan Anlaşmanın Kabul Edilmesi ile İlgili
Müzakerelerin Nihaî Senedinin ve Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Topluluğu
Arasında Türkiye Cumhuriyetinin Avrupa Çevre Ajansı ve Avrupa Bilgi ve Gözlem
Ağına Katılımı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair (1/805) (S.
Sayısı : 715), Avrupa Peyzaj Sözleşmesinin Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair (1/853) (S. Sayısı : 716), Vakıflar Genel Müdürlüğünün Teşkilât ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Bir Geçici Madde Eklenmesi
Hakkında Kanun Tasarısı ile Vakıflar Genel Müdürlüğünün Teşkilât ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair (1/973, 1/821)
(S. Sayısı : 862), Zorunlu Deprem Sigortası Kanunu Tasarısı
ile Zorunlu Deprem Sigortasına Dair 587 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ilişkin
(1/782, 1/609) (S. Sayısı : 824), Özürlüler Hakkında (1/907) (S. Sayısı :
778), Kanun Tasarılarının, Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere
geri gönderilen: Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve
Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar
Vergisi Kanununda (1/878) (S. Sayısı : 850), 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen
Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair
Kanunda (1/975) (S. Sayısı : 858), Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunların, Görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri
Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından, ertelendi. Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocuk
Satışı, Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi ile İlgili İhtiyari Protokolün
Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısının (1/842) (S. Sayısı :
690), görüşmelerini takiben, elektronik cihazla yapılan açık oylamadan sonra, kabul edildiği ve kanunlaştığı
açıklandı. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü
Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısının (1/886) (S. Sayısı : 827) maddelerine geçilmesi sırasında istem
üzerine elektronik cihazla yapılan yoklamalar sonucunda Genel Kurulda toplantı
yetersayısı bulunmadığı anlaşıldığından; 14 Mayıs 2002 Salı günü saat 15.00'te
toplanmak üzere, birleşime 19.04'te son verildi.
No. : 138 II. – GELEN KÂĞITLAR 10.5.2002 CUMA Rapor 1.- Kütahya Milletvekili
Emin Karaa'nın, Avukatlık Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun
Teklifi, İzmir Milletvekili Mehmet Özcan'ın, 4667 Sayılı Avukatlık Kanununa Ek
Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi, Denizli Milletvekili Salih
Erbeyin'in, 1136 Sayılı Avukatlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
2.5.2001 Tarih ve 4667 Sayılı Kanunun 97 nci Maddesine Bir Cümle İlave
Edilmesine Dair Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın, Avukatlık
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi ile Manisa Milletvekili Bülent Arınç'ın, 4667 Sayılı Avukatlık
Kanununa Ek Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu
Raporu (2/950, 2/877, 2/921, 2/928, 2/944) (S. Sayısı : 864) (Dağıtma tarihi :
10.5.2002) (GÜNDEME) Yazılı Soru Önergeleri 1.- Denizli Milletvekili
Mehmet Gözlükaya'nın, yeşilkart
uygulamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7266) (Başkanlığa
geliş tarihi : 8.5.2002) 2.- Denizli Milletvekili
Mehmet Gözlükaya'nın, yurtdışı teşkilâtlarda görevlendirilen personele ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/7267) (Başkanlığa geliş tarihi: 8.5.2002) 3.- İstanbul Milletvekili
Bülent Akarcalı'nın, bir gazetede çıkan, Bosna-Hersek'teki BM görevlileri
hakkındaki iddialara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7268)
(Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002) 4.- Kayseri Milletvekili
Hamdi Baktır'ın, Sivas-Çetinkaya Beldesinin ilçe yapılması müracaatına ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7269) (Başkanlığa geliş tarihi :
8.5.2002) 5.- Mardin Milletvekili
Fehim Adak'ın, Mardin-Nusaybin Gümrük Kapısından motorin ithalatının
yasaklandığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7270)
(Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002) 6.- Trabzon Milletvekili
Şeref Malkoç'un, İstanbul Üniversitesi Rektörünün Trabzon'daki konferanslarında
meydana gelen olaylara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/7271) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002) 7.- Trabzon Milletvekili Şeref Malkoç'un,
İstanbul Üniversitesi Rektörünün Trabzon'daki konferanslarında meydana gelen
olaylara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/7272) (Başkanlığa
geliş tarihi : 8.5.2002) 8.- Trabzon Milletvekili
Şeref Malkoç'un, İstanbul Üniversitesi Rektörünün Trabzon'daki konferanslarında
meydana gelen olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/7273) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002) 9.- Hatay Milletvekili
Mustafa Geçer'in, Marmara depreminden sonra toplanan vergi ve yardımlarla
ilgili iddialara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/7274)
(Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002) 10.- Hatay Milletvekili
Mustafa Geçer'in, üniversite sınavı sonucu açıkta kalacak öğrencilerin
durumlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7275)
(Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002) 11.- Hatay Milletvekili
Mustafa Geçer'in, Hatay İline ayrılan yatırım ödenekleri ile projelere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/7276) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002) 12.- Hatay Milletvekili
Mustafa Geçer'in, Hatay İline ayrılan yatırım ödenekleri ile projelere ilişkin
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/7277) (Başkanlığa
geliş tarihi : 8.5.2002) 13.- Hatay Milletvekili
Mustafa Geçer'in, Hatay İline ayrılan yatırım ödenekleri ile projelere ilişkin
Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/7278) (Başkanlığa geliş
tarihi : 8.5.2002) 14.- Hatay Milletvekili
Mustafa Geçer'in, Hatay İline ayrılan yatırım ödenekleri ile projelere ilişkin
Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7279) (Başkanlığa geliş tarihi
: 8.5.2002) 15.- Hatay Milletvekili
Mustafa Geçer'in, Hatay İline ayrılan yatırım ödenekleri ile projelere ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/7280) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002) 16.- Şanlıurfa
Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz'ın, Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğünde
çalışan sözleşmeli personele ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi
(7/7281) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002) 17.- Şanlıurfa
Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz'ın, Fen-Edebiyat Fakültesi mezunlarına
öğretmenlik hakkı verilip verilmeyeceğine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7282)
(Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002) 18.- Sakarya Milletvekili
Cevat Ayhan'ın, Sakarya İlinde deprem sonrası gelir kaybı ve altyapı hasarına
maruz kalan belediyelere yapılan ve yapılacak olan yardımlara ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7283) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002) No.
: 139 13 . 5 . 2002
PAZARTESİ Tezkere 1.- Ağrı Milletvekili
Musa Konyar'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/1071) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.5.2002) Gensoru Önergesi 1.- Saadet Partisi Grubu
adına Grup Başkanvekilleri Çorum Milletvekili Yasin Hatiboğlu, Konya
Milletvekili Veysel Candan ve Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu'nun,
tabiî afetler nedeniyle gelir kaybı ve alt yapı hasarına uğrayan belediyelerin
belirlenmesinde ve bunlara yapılan yardımlarda yanlı davranarak partizanlık
yaptığı ve afetler sonrasında gerekli tedbirleri zamanında almayıp yanlış
uygulamalarla tahribatın artmasına neden olduğu iddiasıyla Başbakan Bülent
Ecevit ve Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında Anayasanın 99 uncu, İçtüzüğün 106
ncı maddeleri uyarınca bir gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/28)
(Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) (Dağıtma tarihi : 12.5.2002) Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri 1.- Bursa Milletvekili Oğuz Tezmen'in, SSK'nın
röntgen cihazı ihalesiyle ilgili iddialara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi
(7/6534) 2.- Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak'ın,
Aksaray'da yapımı devam eden Büyükbölcek Sanayi kavşağı üst geçidi
inşaatının ihalesine ilişkin
Bayındırlık ve İskân Bakanından
yazılı soru önergesi (7/6540) 3.- Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak'ın,
azınlıkların çocuklarının dinî eğitimlerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6542) 4.- Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak'ın, kapalı
okullara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/6544) 5.- Osmaniye
Milletvekili Şükrü Ünal'ın, bazı okul kütüphanelerindeki dinî kitapların
imha edildiği iddiasına ilişkin Millî
Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6562) 6.- Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak'ın, bir
futbol müsabakasında İstiklal Marşı okunurken polisin bazı seyircilere müdahale
ettiği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6564) 7.- Van Milletvekili
Maliki Ejder Arvas'ın, Türk Telekom Van
İl Müdürlüğündeki norm kadro uygulamasına
ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı
soru önergesi (7/6565) 8.- Bolu Milletvekili İsmail Alptekin'in,
Sakarya'nın Pamukova İlçesindeki Hakan Uzan İlköğretim Okulunun Sakarya
Üniversitesi Rektörlüğüne devrine
ilişkin Millî Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/6571) 9.- Gaziantep Milletvekili Nurettin Aktaş'ın, bazı
okul kütüphanelerindeki dinî kitapların imha edildiği iddiasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/6582) 10.- Karaman
Milletvekili Zeki Ünal'ın, olası
depremlere karşı alınan önlemlere ilişkin Bayındırlık ve İskân
Bakanından yazılı soru önergesi
(7/6584) 11.- Karaman
Milletvekili Zeki Ünal'ın, Türkiye Jeofizik Kurumu Başkanının deprem
konusundaki bir açıklamasına
ilişkin Bayındırlık ve İskân
Bakanından yazılı soru önergesi (7/6585) 12.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, olası depremlere karşı alınan önlemlere ilişkin Bayındırlık ve
İskân Bakanından yazılı soru önergesi
(7/6586) 13.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, anadolu
liseleri ile ilgili bazı iddialara ilişkin
Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6593) 14.- Rize Milletvekili Ahmet Kabil'in,
belediyelere ödenen vergi gelirlerinden İller Bankasınca yapılan
kesintiye ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru
önergesi (7/6597) 15.- Hatay Milletvekili Mustafa Geçer'in, yabancı dil eğitiminin ilköğretim birinci
sınıftan itibaren başlayacağı haberlerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/6600) 16.- Rize Milletvekili Mehmet Bekaroğlu'nun,
KESK Van Şubesi yönetici ve üyelerinin sürgün edildiği iddiasına ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/6601) 17.- Karabük Milletvekili
Mustafa Eren'in, Karabük
-Eskipazar İlçesinde yüksekokul açılıp açılmayacağına ilişkin Millî Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/6610) 18.- Antalya Milletvekili Mehmet Baysarı'nın,
Finike -Elmalı yolu yapımına
ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/6612) 19.- Diyarbakır Milletvekili Abdülbaki Erdoğmuş'un,
bazı üniversite öğrencilerinin eğitim haklarının ellerinden alındığı
iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6622) 20.- Sivas Milletvekili Musa Demirci'nin, Sivas
havaalanının kapatılmasına ilişkin Ulaştırma
Bakanından yazılı soru önergesi
(7/6623) 21.- Sakarya Milletvekili
Nezir Aydın'ın, Şubat 2001-2002 yılları
arası İller Bankasınca belediyelere ayrılan ödeneklere ilişkin Bayındırlık ve
İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/6629) 22.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, imam-hatip liselerindeki başörtüsü yasağına ve
polisin yaptığı müdahaleye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/6640) 23.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, imam-hatip liselerindeki başörtüsü yasağına ve
polisin yaptığı müdahaleye ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/6641) 24.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, çocukların ve gençlerin zararlı alışkanlıklardan
korunması için yapılan çalışmalara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/6642) 25.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, bazı okul kütüphanelerindeki kitap imhası
iddialarına ve tavsiye edilen kitaplara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6649) 26.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun,
İstanbul'da imam hatip lisesi öğrenci ve velilerine yapılan polis
müdahalesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6653) 27.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, imam-hatip
liselerindeki başörtüsü yasağı uygulamalarına ve yapılan polis
müdahalesine ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi
(7/6654) 28.- Şanlıurfa
Milletvekili Mustafa Niyazi
Yanmaz'ın, emniyet görevlilerinin davranışlarına
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/6660) 29.- Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın, radyoterapi merkezlerine ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru
önergesi (7/6669) 30.- Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın, bazı
okul kütüphanelerindeki dinî kitapların imha edildiği iddiasına ilişkin
Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6670) 31.- Sakarya Milletvekili Osman Fevzi Zihnioğlu'nun,
57 nci Hükümet döneminde yapılan yolsuzluk operasyonlarına ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6674) 32.- Konya Milletvekili Hüseyin Arı'nın, kırmızı
bültenle aranan bir şahsın Türkiye'ye getirilememesinin nedenine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6676) 33.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, imam
hatip lisesi öğrencilerine polisin
yaptığı müdahaleye ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından
(Devlet Bahçeli ) yazılı soru önergesi (7/6678) 34.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara-Yenimahalle İlçesindeki polis gücüne ve polisiye
olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6679) 35.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in,
Ankara-Şereflikoçhisar İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6680) 36.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara-Sincan İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6681) 37.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara- Polatlı İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6682) 38.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara-Nallıhan İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6683) 39.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara-Mamak İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6684) 40.-Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara-Kızılcahamam İlçesindeki polis gücüne ve polisiye
olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6685) 41.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara-Keçiören İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6686) 42.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara-Kazan İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6687) 43.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara-Kalecik İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6688) 44.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara-Haymana İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6689) 45.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara-Güdül İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6690) 46.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara-Gölbaşı
İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/6691) 47.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara-Evren İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6692) 48.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara-Etimesgut
İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/6693) 49.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara-Elmadağ İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6694) 50.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara-Çubuk İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6695) 51.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara-Çankaya İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6696) 52.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara-Çamlıdere İlçesindeki polis gücüne ve polisiye
olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6697) 53.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara-Beypazarı İlçesindeki polis gücüne ve polisiye
olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6698) 54.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara-Bala İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6699) 55.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara-Ayaş İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6700) 56.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara-Altındağ İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6701) 57.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara-Akyurt İlçesindeki polis gücüne ve polisiye olaylara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6702) 58.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara ve ilçelerindeki sivil savunma birimleri ve
hizmetlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6729) 59.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, Ankara ve ilçelerinde İller Bankası kanalıyla yapılan
yatırımlara ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi
(7/6732) 60.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, bir üniversite öğretim üyesinin üniversiteden ilişiğinin
kesilmesinin nedenine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/6741) 61.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, bir üniversite öğretim üyesinin disiplin cezası alıp
almadığına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6742) 62.- Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Moon
tarikatının Türkiye'deki faaliyetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/6743) 63.- Ankara Milletvekili
M. Zeki Çelik'in, bazı imam hatip okullarında öğrencilerin eğitim haklarının
ellerinden alındığı iddialarına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısından (Devlet Bahçeli) yazılı soru önergesi (7/6744) 64.- Bitlis Milletvekili
Yahya Çevik'in, Bitlis'in afete maruz kalan bazı köylerine yapılacak yardımlara
ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından
yazılı soru önergesi (7/6746) 65.- Şanlıurfa
Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz'ın, bazı üniversite kütüphanelerinin ücretli
hizmet verdiği iddiasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/6748) 66.- Karaman Milletvekili
Zeki Ünal'ın, hacı adaylarının bazı turizm şirketlerince mağdur edilmelerine
ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (H.Hüsamettin Özkan) yazılı
soru önergesi (7/6751) 67.- Şanlıurfa
Milletvekili Yahya Akman'ın, Şanlıurfa - Halfeti İlçesi Bozyazı Köyünün derslik
ihtiyacına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6756) 68.- Şanlıurfa
Milletvekili Yahya Akman'ın, Şanlıurfa-Halfeti İlçesi Bozyazı Köyünün telefon
şebekesi ihtiyacına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/6757) 69.- Şanlıurfa
Milletvekili Yahya Akman'ın, Şanlıurfa-Halfeti İlçesinin okul ihtiyacına
ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı
soru önergesi (7/6760) 70.- Şanlıurfa
Milletvekili Yahya Akman'ın, Şanlıurfa-Halfeti İlçesi Argıl Beldesi'nin lise
binası ihtiyacına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6761) 71.- Şanlıurfa
Milletvekili Yahya Akman'ın, Şanlıurfa-Halfeti İlçesi'nin cami ihtiyacına
ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (H.Hüsamettin Özkan) yazılı
soru önergesi (7/6762) 72.- Şanlıurfa
Milletvekili Yahya Akman'ın, camilerdeki kadro durumuna ilişkin Devlet bakanı
ve Başbakan Yardımcısından (H.Hüsamettin Özkan) yazılı soru önergesi (7/6763) 73.- Aksaray Milletvekili
Ramazan Toprak'ın, terörle mücadelede görev alan emniyet personelinin
rehabilitasyonuna ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/6773) 74.- Konya Milletvekili
Remzi Çetin'in, Üsküdar Emniyet Amirliği polislerinin öğrencilere yaptığı
müdahaleye ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/6774) 75.- Afyon Milletvekili
Sait Açba'nın, son Afyon depreminin verdiği zararlara ve deprem sonrasında
yapılan çalışma ve yardımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6775)
76.-Karaman Milletvekili
Zeki Ünal'ın, KİT'ler ve bağlı kuruluşların özelleştirilmesine ve personeline
ilişkin Devlet Bakanından (Yılmaz Karakoyunlu) yazılı soru önergesi (7/6776) 77.- Aksaray Milletvekili
Ramazan Toprak'ın, imam hatip lisesi
öğrencilerine yapılan polis müdahalesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/6780) 78.- Kayseri Milletvekili
Sadık Yakut'un, bir belediye başkanı hakkındaki yolsuzluk iddialarına ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6786) 79.- Hatay Milletvekili Mustafa Geçer'in, tüketiciyi
koruma amaçlı kurulan bir dernekle ilgili iddialara ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/6792) 80.- Afyon Milletvekili
İsmet Attila'nın, Afyon depremi sonrası belediyelere yapılacak yardımın
geciktiği iddiasına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/6797) 81.- Trabzon Milletvekili
Şeref Molkoç'un, KTÜ Farabi Hastanesine ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/6800) 82.- Niğde Milletvekili
Doğan Baran'ın, Yalova Termal Kaplıcalarının TÜRKSEV'e devredildiği iddialarına
ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/6804) 83.- Niğde Milletvekili
Doğan Baran'ın, TÜRKSEV ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/6805) 84.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, çocukların ve
gençlerin kötü alışkanlıklardan korunmalarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/6813) 85.- Erzurum Milletvekili
Aslan Polat'ın, Hazinenin özel sektör
kuruluşlarına devrettiği yurtdışı kredilerine ilişkin Devlet Bakanından
(Kemal Derviş) yazılı soru önergesi (7/6818) 86.- Şanlıurfa
Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz'ın, öğrenci harçlarına ilişkin Millî Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/6819) 87.- Niğde Milletvekili
Doğan Baran'ın, TÜRKSEV ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/6821) 88.- Niğde Milletvekili
Doğan Baran'ın, sağlık meslek liselerinde okutulan kitaplara ve
giriş sınavlarına ilişkin Millî Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/6822) 89.- Sakarya Milletvekili Osman Fevzi Zihnioğlu'nun,
Kırşehir Belediyesine 1994-1999 yılları arasında ödeme yapılmadığı iddiasına
ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/6823) 90.- Samsun Milletvekili
Vedat Çınaroğlu'nun, Eğitim-Sen Samsun Şubesinin genel kurul toplantısına
ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6825) 91.- Diyarbakır
Milletvekili Abdülbaki Erdoğmuş'un, üniversitelerdeki kadro tahsislerine
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6828) 92.- Sivas Milletvekili
Abdüllatif Şener'in, Cumhuriyet Üniversitesi Kampus Altyapı Projesine ilişkin
Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6837) 93.- Sivas
Milletvekili Abdüllatif Şener'in,
Cumhuriyet Üniversitesi lojman ve sosyal tesis projesine ilişkin Millî Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/6844) 94.- Ankara Milletvekili
Eyyüp Sanay'ın, Eryaman toplu konutlarındaki okulların yakıt aidatlarına
ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6849) No. : 140 14 . 5 . 2002 SALI Tasarılar 1.- Aile Mahkemelerinin
Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun Tasarısı (1/980) (Plan ve
Bütçe ve Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.2002) 2.- Sosyal Sigortalar Kanunu, Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar
Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu, Esnaf ve Sanatkârlar ve
Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile Tarımda Kendi Adına
ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/981) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal
İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.2002) Teklif 1.- Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya'nın; Türkiye Büyük Millet
Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesine İlişkin İçtüzük Teklifi
(2/971) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.2002) Raporlar 1.- Gümrük
Müsteşarlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında 485 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ile Gümrük Müsteşarlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesine Dair 541 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararname ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/209, 1/228) (S. Sayısı:
861) (Dağıtma tarihi : 14.5.2002) (GÜNDEME) 2.- İçel Milletvekili Akif Serin'in, Türkiye Gümrük Müşavirleri
Odaları Birliği Kanunu Teklifi, Gümrük Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi
Hakkında Kanun Teklifi ve Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi ile Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül'ün, Gümrük Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/938,
2/441, 2/801, 2/821) (S. Sayısı: 863) (Dağıtma tarihi : 14.5.2002) (GÜNDEME) Sözlü Soru Önergesi 1.- Adıyaman Milletvekili
Mahmut Göksu'nun, sperm bankası kurulması girişimine ilişkin Sağlık Bakanından
sözlü soru önergesi (6/1843) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) Yazılı Soru Önergeleri 1.- Karabük Milletvekili
Mustafa Eren'in, yaş meyve ve sebze üretiminde hormon kullanıldığı iddiasına
ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7284) (Başkanlığa
geliş ta-rihi : 9.5.2002) 2.- Adıyaman Milletvekili
Mahmut Göksu'nun, 23 Nisan Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramında çocuklara dağıtılan bir kitaba ilişkin Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/7285) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.5.2002) 3.- Adıyaman Milletvekili
Mahmut Göksu'nun, TBMM'nin çeşitli yasama çalışmalarına ilişkin Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/7286) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.5.2002) 4.- Adıyaman Milletvekili
Mahmut Göksu'nun, Sinop İlindeki ürün araştırma ve yayın projelerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/7287) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 5.- Adıyaman Milletvekili
Mahmut Göksu'nun, Sinop İlindeki hayvancılığın geliştirilmesi çalışmalarına
ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7288) (Başkanlığa
geliş tarihi : 9.5.2002) 6.- Adıyaman Milletvekili
Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere
ilişkin Ulaştırma Bakanından
yazılı soru önergesi (7/7289) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.5.2002) 7.- Adıyaman Milletvekili
Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere
ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/7290)
(Başkanlığa geliş tarihi: 9.5.2002) 8.- Adıyaman Milletvekili
Mahmut Göksu'nun, Sinop İlinde uygulanan projelere ilişkin Orman Bakanından
yazılı soru önergesi (7/7291) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.5.2002) 9.- Adıyaman Milletvekili
Mahmut Göksu'nun, Sinop İlinde orta öğretim kurumlarındaki öğretmen sayısına ve
ihtiyacına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7292)
(Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 10.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop İlindeki taşımalı eğitime, okulların
bilgisayar ve yabancı dil öğretmeni ihtiyacına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7293)
(Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 11.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere ve kesintisiz
eğitime yapılan katkılara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/7294) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 12.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere ve belediyelere
gönderilen ödeneklere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/7295)
(Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 13.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7296) (Başkanlığa geliş
tarihi: 9.5.2002) 14.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından
yazılı soru önergesi (7/7297) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 15.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere ilişkin Devlet Bakanından (Nejat Arseven) yazılı soru
önergesi (7/7298) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 16.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere ilişkin Devlet Bakanından (Ramazan Mirzaoğlu) yazılı soru önergesi (7/7299)
(Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 17.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere ilişkin Devlet Bakanından (Hasan Gemici) yazılı soru önergesi (7/7300)
(Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 18.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere ilişkin Devlet Bakanından (Fikret Ünlü) yazılı soru önergesi (7/7301)
(Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 19.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere ilişkin Devlet Bakanından (Edip Safder Gaydalı) yazılı soru önergesi (7/7302)
(Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 20.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop İlinde yürütülen bazı projelere ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/7303)
(Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 21.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop ve çevresindeki tarihî vakıf eserlerine
ilişkin Devlet Bakanından (Nejat
Arseven) yazılı soru önergesi (7/7304) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 22.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop İlindeki tapu ve kadastro projelerine
ilişkin Devlet Bakanından (Şuayip
Üşenmez) yazılı soru önergesi (7/7305) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 23.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Keçeciler) yazılı soru önergesi (7/7306)
(Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 24.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop'ta yürütülen projelere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/7307) (Başkanlığa geliş tarihi
: 9.5.2002) 25.- Erzincan
Milletvekili Tevhit Karakaya'nın, Erzincan-Kemah-Oğuz Köyünün yoluna ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7308) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 26.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, İller Bankası Bölge Müdürlüğünün Sinop İlinde programa aldığı işlere ilişkin
Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/7309) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.5.2002) 27.- Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın, Devlet memurluğu
sınavına katılıma ve sonuçlarına ilişkin Devlet Bakanından (Recep Önal) yazılı
soru önergesi (7/7310) (Başkanlığa geliş ta-rihi : 9.5.2002) 28.- Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın, lisansüstü
eğitim sınavına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7311) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.5.2002) 29.- Konya Milletvekili
Özkan Öksüz'ün, bölge müdürlüklerinin kapatılması kararına ilişkin Orman
Bakanından yazılı soru önergesi (7/7312) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 30.- Konya Milletvekili
Özkan Öksüz'ün, misyonerlik faaliyetlerine ve Mevlâna aleyhindeki iddialara
karşı ne gibi çalışmalar yürütüldüğüne
ilişkin Kültür Bakanından yazılı
soru önergesi (7/7313) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 31.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop İlinde afet bölgesi ilan edilen yer olup
olmadığına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi
(7/7314) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 32.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop İlinde Ziraat Bankasından alınan tarımsal
kredilere ilişkin Devlet Bakanından (Kemal Derviş) yazılı soru
önergesi (7/7315) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 33.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Ağrı İlinde Ziraat Bankasından alınan tarımsal
kredilere ilişkin Devlet Bakanından (Kemal Derviş) yazılı soru önergesi
(7/7316) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 34.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Baş'ın, TRT'deki yeniden yapılanma çalışmalarına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7317) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 35.- İstanbul
Milletvekili Hüseyin Kansu'nun, üniversite döner sermayelerinden SHÇEK'e
ayrılması gereken paylara ilişkin Devlet Bakanından (Hasan Gemici) yazılı soru
önergesi (7/7318) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 36.- Samsun Milletvekili
Musa Uzunkaya'nın, Samsun-Kavak Orman İşletmesi bünyesinde açılan soruşturmaya
ilişkin Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/7319) (Başkanlığa geliş tarihi
: 9.5.2002) 37.- Karaman Milletvekili
Zeki Ünal'ın, TPAO'ya geçici işçi çalıştırma yetkisi verilmediği iddiasına
ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/7320) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 38 .- Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, Ziraat Bankasının
Karaman-Sarıveliler-Göktepe Şubesinin tekrar açılıp açılmayacağına ilişkin Devlet
Bakanından (Kemal Derviş) yazılı soru
önergesi (7/7321) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 39.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Baş'ın, İstanbul-Beyoğlu-Hacı Ahmet Mahallesindeki bir
inşaata ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/7322) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 40.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Baş'ın, İstanbul-Beyoğlu-Hacı Ahmet Mahallesindeki bir
alana ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/7323) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.5.2002) 41.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop İlindeki tarımsal projelere ve doğrudan
gelir desteği ödemelerine ilişkin Tarım
ve Köyişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/7324) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 42.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun,
Sinop İlinde yürütülen projelere ilişkin Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/7325) (Başkanlığa geliş tarihi
: 9.5.2002) 43.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop İlinin sağlık elemanı ihtiyacı olup
olmadığına ve yatırımlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/7326) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 44.- Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Sinop İlindeki bazı köy hizmetlerine ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/7327)
(Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 45.- Karaman Milletvekili
Zeki Ünal'ın, bir gazetede çıkan yeşil kart alamayan bir şahsın yetersiz
beslenmeden ölen bebeği hakkındaki habere
ilişkin Devlet Bakanından (Hasan Gemici) yazılı soru önergesi (7/7328) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.5.2002) 46.- Karaman Milletvekili
Zeki Ünal'ın, bankacılık sektöründeki yolsuzluk iddialarına ilişkin Devlet Bakanından (Kemal Derviş)
yazılı soru önergesi (7/7329)
(Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 47.- Karaman Milletvekili
Zeki Ünal'ın, Radyo Televizyon Kuruluşu ve
Yayınları Hakkındaki Kanunda yapılmak istenen değişikliklere ilişkin Devlet Bakanından (Yılmaz
Karakoyunlu) yazılı soru önergesi
(7/7330) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 48.- Karaman Milletvekili
Zeki Ünal'ın, Kültür Merkezi projelerine ve yapılan atamalara ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru
önergesi (7/7331) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.5.2002) 49.- Gaziantep
Milletvekili Nurettin Aktaş'ın, Habur ve Karkamış gümrük kapılarından yapılan sınır ticaretine ilişkin Devlet
Bakanından (Tunca Toskay) yazılı soru önergesi (7/7332) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.5.2002) 50.- Gaziantep Milletvekili Nurettin Aktaş'ın,
Gaziantep-Nizip Organize Sanayi Sitesi Projesine ilişkin Sanayi ve Ticaret
Bakanından yazılı soru önergesi (7/7333) (Başkanlığa geliş ta-rihi : 9.5.2002) Meclis Araştırması Önergesi 1.- Kayseri Milletvekili Salih Kapusuz ve 20 arkadaşının, turizm
sektörünün sorunlarının araştırılarak turizm potansiyelinin etkin
değerlendirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/283) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.5.2002) BİRİNCİ OTURUM Açılma Saati : 15.00 14 Mayıs 2002 Salı BAŞKAN : Başkanvekili Yüksel YALOVA KÂTİP ÜYELER : Levent MISTIKOĞLU(Hatay), Kemal
ALBAYRAK(Kırıkkale) BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 99 uncu Birleşimini açıyorum. HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Sayın Başkan, yoklama yapmanızı talep ediyoruz. III. – Y O K L A M A BAŞKAN - Elektronik
cihazla yoklama yapacağız. Yoklama için 5 dakika
süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda
bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen
milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım
istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerinse yoklama pusulalarını
teknik personel aracılığıyla 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum. Yoklama işlemini
başlatıyorum. (Elektronik cihazla yoklama
yapıldı) BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz. Gündeme geçmeden önce, üç
arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim. Gündemdışı ilk söz, Türk
musikisiyle ilgili söz isteyen Sıvas Milletvekilli Abdüllatif Şener'e aittir. Buyurun Sayın Şener. (AK
Parti sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakikadır. IV.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR 1.- Sivas
Milletvekili Abdüllatif Şener'in, Türk musikisine ilişkin gündemdışı konuşması ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas)
- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi sımsıcak duygularla
selamlıyorum. Mustafa Kemal Atatürk'ün
Türk musikisini Batı formlarıyla dünyaya tanıtma hedefine ulaşmaya çalışıyoruz.
Üç çeyrek asırdır millet olarak büyük çabalar harcadık; orkestralar,
konservatuar, korolar ve daha niceleri... Çok değerli sanatçılar
yetiştirdik, çok nadide eserler verdik. Tüm musiki ustalarımıza sonsuz
şükranlarımı sunuyorum; ama, Batı dünyası eserlerimizin basım ve yayımına
yönelmemiştir; çünkü, musikimizde kendi kalıplarını bulamamıştır. Türk musikisi
tek seslidir. Klasik Batı ise, aslında, ne orkestradır ne de çok sesliliktir.
Klasik Batı müziğinin temeli majör ve minör dizilerdir. Bu ince farkı Türk
musikisinin ruhu ile kaynaştıran nice eserlerin kaynağı Muhammed Lütfi Efendi,
yani Alvarlı Mehmet olmuştur; ama, eserleri henüz albüm haline bile
getirilememiştir. Bu eserlerin derleyicisi Raci Alkır ise, 120 000 000 lira
Bağ-Kur maaşı ile yaşam mücadelesi vermektedir. Bakınız, elimde bir CD
var,yepyeni, Nisan 2002 tarihli, üzerinde İtalyanca yazılar ve Alvarlı Mehmet
ismi yer alıyor; ölümünden kırkaltı yıl sonra... Bu CD'deki musiki
ziyafeti, Alvarlı Mehmet'in majör,minör, polifoni ve oda müziği; yani, trio
veya kuartet sistemiyle icra edilen "Bayram ol, Bayram ola" bölümüyle
başlıyor. Sonra üç sesli (polifonik) majör minör bölümle zirve yapıyor
Hüseyni-Uşşak ve Rast eserlerle son buluyor. Defalarca dinledim,
dinlettim, tek kelimeyle muhteşem... Üzerinde
"ÇESAV" mührü bulunan ve henüz piyasaya sürülmemiş olan bu CD'deki
parçalar, Vatikan'da geçen ay yapılan bir toplantıda çalınmış, zevkle
dinlenilmiştir. Bu güzelliklere emeği geçen tüm gönül dostlarına teşekkürlerimi
sunuyorum. 11 Eylüldeki menfur
saldırılardan sonra, medeniyetler çatışmasının dünyayı felakete
sürükleyeceğini, dinlerarası diyalogun yalnızca din adamlarına
bırakılamayacağını, siyasetin konuya ağırlığını koyması gerektiğini 28.12.2001
günkü basın toplantımda ilk kez ben dile getirmiştim. Daha sonra, Dışişleri
Bakanlığımızın Avrupa Birliği ile İslam Konferansı Teşkilatını İstanbul'da bir
araya getirmesini de sevinçle karşılamıştım. Şimdi görüyorum ki,
Alvarlı Mehmet, gönül zenginliğiyle Müslüman-Hıristiyan diyalogunun en güzel
zeminini bize hediye etmiştir. Alvarlı Mehmet'teki bu
zenginliği anlayamadığımızı kimse söyleyemez. Bunu millet olarak yüreğimizde
hissediyoruz. Çeşitliliklerimizin zenginlik olduğuna inanıyoruz.
Çeşitliliğimiz, üretkenliğimizdir, uluslararası camiada var olma çabalarımızın
temel dayanağıdır. Bu bakımdan, Turizm Bakanlığımızın bu kulvarda yepyeni
ufuklara büyük açılımlar sağlamasını beklemekte olduğumuzu ifade etmek
istiyorum. Gelin, bugün, Alvarlı
Mehmet'in manevî dünyasının esintileriyle bir milat başlatalım;
farklılıklarımızı sevelim, Alvarlı Mehmet'in farklı dünyalarda kurduğu diyaloğu
ülkemizde inşa edelim. Bu vesileyle, Alvarlı
Mehmet'i bana tanıtan usta kanuncu Dr. Mustafa Erdoğan Sürat Beye ve İbrahim
Özdoğan Beye buradan teşekkürlerimi sunuyorum. Bu arada, Sayın Kültür
Bakanımızdan iki talebim vardır: Birincisi, derlemeleri
yapılmış; ama, dağınık halde bulunan çok sayıda musiki eserimiz vardır. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN- Buyurunuz. ABDÜLLATİF ŞENER
(Devamla)- Bu eserlerimizin albüm haline getirilmesini Sayın Kültür Bakanımızdan
talep ediyorum. İkincisi; pek çok eserin
derleyici Sayın Raci Alkır, bugün maddî ve manevî olarak ödüllendirilmeye hak
kazanmıştır; kendisine sahip çıkılmasını talep ediyorum. Sanata ve çeşitliliğimize
duyacağımız ilgi, vereceğimiz değer, uluslararası rekabetin korkunç dişlileri
arasında millet olarak saygın bir yer edinmemizi sağlayacak en büyük güç
olacaktır. 14 Mayıs günü ilk
demokratik seçimlerle çokpartili hayatın Meclise yansıdığı bir günün
yıldönümünde, bu duygularla, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti, MHP,
ANAP, DYP ve SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Çok teşekkür
ediyorum Sayın Şener. Gündemdışı ikinci söz,
Dil Bayramı ve Türkçenin sorunları hakkında söz isteyen, Denizli Milletvekili
Beyhan Aslan'a aittir. Buyurun Sayın Aslan.
(ANAP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. 2.- Denizli
Milletvekili Beyhan Aslan'ın, Dil Bayramı ve Türkçenin sorunlarına ilişkin
gündemdışı konuşması BEYHAN ASLAN (Denizli) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu hafta, aynı zamanda Gençlik Haftası.
Bugünün büyükleri olarak gençlere, zihinlerini ideolojik sloganlara hapsetmek
yerine, daha çok gayret, daha kuvvetli kişilik, daha sağlam irade ve karakter,
daha çok vatan sevgisi, daha çok bilgi ve düşünce yaratılması konusunda arzımı
belirtiyor ve Gençlik Bayramının, gençlerimize ve Türk Milletine hayırlı
olmasını diliyorum. Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; konuşma dili olarak en az 3 000 yıllık, yazı dili olarak da 1
400 yıllık tarihî geçmişi olan Türk Dili, Karamanoğlu Mehmet Beyin fermanıyla
1277 senesinde, Anadolu topraklarına diktiği fidan, köklü bir çınar ağacı
olarak günümüze erişmiştir. Alman asıllı Rus Türkolog
Wilhelm Radloff, dünya dilleri arasında Türk Dili kadar geniş alana yayılmış
bir başka dilin olmadığını belirtir. 11 000 kilometrekarelik bir alanda,
yaklaşık 250 000 000 kişi Türkçe konuşur ve konuşulan diller arasında Türkçe,
en çok konuşulan beşinci dildir. Bilim dilinin Arapça,
edebiyat dilinin Farsça olduğu bir dönemde Türkçe ihmale uğramış, Arapça ve
Farsçanın egemenliğinin sürdüğü bir dönemde Karamanoğlu Mehmet Bey
"bugünden sonra Divanda, dergâhta, bargâhta, Mecliste Türkçeden başka bir
dil kullanılmayacaktır" buyruğunu vermiştir. Bu buyruk, Türk Dili için bir
dönüm noktası olmuştur. Ne yazık ki, 15 inci Yüzyıldan sonra Arapça ve Farsça
bilim ve edebiyat dili olarak yeniden ağırlık kazanmaya başlamıştır. Değerli milletvekilleri,
yabancı dil öğrenmek, küreselleşen dünyamızda, Avrupa Birliği kapısındaki
Türkiye'de kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Keşke, her insanımız bir ya da birkaç
yabancı dil öğrense; ancak, Türkçeyi öğrenmek, doğru yazıp, doğru konuşmak hayatî bir zarurettir; bunun
bilincinde olmak, hepimizin görevidir. Hep birlikte Türkçemize sahip çıkalım,
bilişim çağında, gelecek kuşaklara, Türke yaraşır Türkçeyi bırakalım. Türkiyemize hizmet eden
Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından dikilen fidanın çınar olmasında, çınarın
başının bulutlara değmesinde, köklerinin derinliklere inmesinde, gövdesinin
genişlemesinde katkı bulunan Kaşgarlı Mahmut'u, Karamanoğlu Mehmet Beyi, Yusuf
Hashacib'i, Yunus Emre'yi, Hacı Bektaş'ı, Fuzulî'yi, Karacaoğlan'ı, Ziya
Gökalp'i, Ömer Seyfettin'i, Orhan Veli'yi rahmetle anıyorum. Yine, Asaf Halet
Çelebi'nin Türkçeyle ilgili olarak yazdığı "İstanbulumun Dili" isimli
şiirinden bir dörtlükle konuşmama son veriyorum: "...İstanbulumun
efendisi/ Hanımefendisi/Sokaklarımın bekçisi/ Yoğurtçusu, balıkçısı/ Can dilimi
konuşanım/Canım benim..." Güzel Türkçem, seni
saygıyla selamlıyorum. Yüce Meclise saygılar
sunuyorum. (Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Aslan. Gündemdışı üçüncü söz,
Eskişehir'in sorunları hakkında söz isteyen Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri
Yıldırım'a aittir. Buyurun Sayın Yıldırım. Süreniz 5 dakikadır. 3.-
Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım'ın, Eskişehir'in sorunlarına
ilişkin gündemdışı konuşması MEHMET SADRİ YILDIRIM
(Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Eskişehir'in konumu ve
sorunları hakkında gündemdışı söz almış bulunuyorum. Yüce Heyetinizi ve
televizyonları başında bizi izleyen aziz halkımızı, demokrat ve saygıdeğer
Eskişehirli hemşerilerimi saygıyla selamlıyorum. Konuşmama başlamadan
evvel, bugün, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günüdür. Öncelikle, tüm çiftçilerimizin
Dünya Çiftçiler Gününü kutluyorum; tabiî, ülkemizde çiftçi kaldıysa diyorum. Ayrıca, bugün, ülkemiz
için çok önemli, müstesna bir gündür. 14 Mayıs 1950 tarihi, Demokrat Partinin
iktidar olduğu gündür; yani, çokpartili devreye geçişin ilk günüdür,
demokrasinin zaferidir, millî iradenin hâkim olduğu gündür. Ben, bu vesileyle, Yüce
Türk Milletinin demokrasi bayramını kutluyorum; ülkemizde tam demokrasinin
zafere ulaşmasını ve hâkimiyetin kayıtsız şartsız milletin olmasını diliyorum. Değerli milletvekilleri,
Eskişehir, İç Anadolu'nun incisi; tarımı, kültürü, eğitimi, turizmi, iki
üniversitesi, sanayii ve KOBİ'leriyle büyük bir sanayi ve istihdam şehrimizdi;
ama, maalesef, bugün gelinen durumda ise, Eskişehir, son üç yıldır küçülüyor,
sahip olduğu değerleri alınıyor, yok ediliyor ve gün geçtikçe geriye gidiyor.
Söyleyiniz, siz, Eskişehir'e hangi hizmeti yaptınız? Bir tane eserinizi
gösteriniz? Atatürk'ün ve evvelki iktidarların yaptığı eserleri yok
ediyorsunuz. Peki, öyleyse, siz ne yapmak istiyorsunuz benim memleketime?
Eskişehir düşmanlığının sebebi nedir? Ülkeyi küçülttüğünüz ve
yoksullaştırdığınız gibi, şimdi de illere ve ilçelere mi başladınız?!.
Yaptığınız yanlıştır. Öyleyse, gelin,
isterseniz, Eskişehir'in son üç yılda yitirdiklerine birlikte bakalım: Eskişehir'in bağrından
çıkan Esbankı, içi boşaltılmadığı halde sebepsiz yere kapattınız; binlerce
Eskişehirliye ekmek veren şirketleri yok ettiniz; insanları işsiz ve aşsız
bıraktınız; "özelleştirme" adı altında, Eskişehir'in hakkıyla sahip
olduğu Et ve Balık Kurumunu elinden aldınız; hayvancılığı ve besiciliği öldürdünüz;
insanları işsiz ve aşsız bıraktınız. Eskişehir'de tarımı yok
ettiniz; çiftçiyi perişan ettiniz, borç batağına gömdünüz, hapishanelere
koydunuz, kahvehaneye çıkamaz hale getirdiniz. Pancar çiftçisi ise can
çekişiyor; zor şartlarda ürettiği pancarı, elinden, maliyetinin altındaki
fiyatla aldınız, kota çıkararak pancar ekimini önlediniz. Hatta, yıllardır
verilen, kanunî hakkı olan pancar şeker oranları primlerini de kaldırdınız.
Şimdi de, hububat alım merkezleri olan ofisleri kapatma hazırlığı içindesiniz.
Bu çiftçi düşmanlığının sebebi nedir? Şunu iyi bilin ki, çiftçi sizden hesap
soracaktır. Sayın hükümet, siz,
esnafın, KOBİ'lerin ve sanayicinin durumunu çok mu iyi zannediyorsunuz? Yüzde
50'si işyerini kapattı, borç içinde ya iflas etti ya intihar etti veya kafayı
bozdu, aileler yıkıldı. Günlerce iş bekleyen kamyoncu ve şoför esnafını
bitirdiniz. Ya 70-80 000 işçi emeklisinin hali ise içler acısı. Pazar
yerlerinde, artık sebze ile çürümüş meyve topluyorlar. İşte, sizin idare
ettiğiniz ülkenin durumu bu; bununla gurur duyun diyorum! Peki, esnaf, KOBİ, sanayi
ve üniversite şehri olan Eşkişehir'de, Eskişehir-İstanbul arası, haftada üç gün
karşılıklı sefer yapan Eskişehir Ekspresine ne yaptınız? Yine, Eskişehir'e
darbe vurdunuz. Ben, diyorum ki, gelin, üç gün değil, bu tren seferini beş güne
çıkarın ve bir de öyle deneyin. Peki, basından
öğrendiğimize göre, Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü ile Devlet Su İşleri 3 üncü
Bölge Müdürlüğünü ne yapıyorsunuz? Kapatmada kararlı iseniz, vazgeçin; çünkü,
bunlar, elli sene evvel açılmış, halkın değerleridir; bu eserlere, halk,
mutlaka sahip çıkacaktır. Ya Köy Hizmetleri Bölge
Müdürlüğüne ne diyorsunuz; neden kapatıyorsunuz? Eskişehir'in köylerine,
beldelerine devlet hizmeti nasıl gidecektir? Peki, sayın hükümet,
Eskişehir merkezinde, Mihallıçcık İlçesinde, Mahmudiye'de, Kaymaz'da ve ülkenin
hazinesi olan bor madeninin merkezi olan Seyitgazi-Kırka'da kaldırdığınız banka
şubelerine ne diyeceksiniz? Siz, kasabalarda, ilçelerde ve ilde banka
şubelerini kaldırırsanız o bölgede ekonomi kalır mı?!. Söyleyin, kalır mı?!. Sayın Hükümet; buradan,
Eskişehir halkı adına diyorum ki, gelin, Eskişehir halkının sesini ve
ıstırabını duyun. Yeter artık! Kaybeden hep Eskişehir oluyor; kaybeden, ülke
oluyor; kaybeden, ülke insanı oluyor; ama, göreceksiniz... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) MEHMET SADRİ YILDIRIM
(Devamla) - Sayın Başkan, 1 dakika içinde tamamlıyorum. BAŞKAN - Lütfen,
sonuçlandırınız. MEHMET SADRİ YILDIRIM
(Devamla) - ...bundan sonra Eskişehir ve Eskişehir halkı kazanacak; kaybeden,
hükümet ve iktidar partileri olacaktır. Size bir defa daha, halk
adına sesleniyorum: Eskişehir-İstanbul Ekspresini kaldırmayın; hatta, beş güne
çıkarın. Eskişehir'de bölge müdürlüklerini kapamayın. Eskişehir halkı adına
çare bulmanızı ve bu haksızlığı gidermenizi diliyor, Yüce Heyetinize, canımdan
çok sevdiğim Eskişehir halkına sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (DYP
sıralarından kalkışlar) BAŞKAN - Çok teşekkürler
Sayın Yıldırım. Bugün, aynı zamanda,
Dünya Eczacılar günü; Çiftçiler Günüyle birlikte biz de eczacılarımızın
bugününü kutluyoruz. CEMAL ENGİNYURT (Ordu) -
Sayın Başkan... İBRAHİM YAŞAR DEDELEK
(Eskişehir)- Sayın Başkan, söz istiyorum. BAŞKAN -Sayın Enginyurt,
bir şey mi istiyorsunuz? CEMAL ENGİNYURT (Ordu)-
Bir açıklamam olacak Sayın Başkan. BAŞKAN - Buyurun. CEMAL ENGİNYURT (Ordu)-
Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum. Böylesi anlamlı bir
günde, özellikle dün İsveç'te meydana gelen, bir haritada "Kürdistan
bölgesi"diye gösterilen ve İsveç'teki büyükelçinin de buna kayıtsız
kalması karşısında bu durumu şiddetle protesto ediyorum. Bunun İsveç hükümeti
nezdinde değerlendirilmesini, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin gerekli tepkiyi
koymasını ve bu İsveç'teki büyükelçi hakkında da gerekli soruşturmanın
yapılmasını talep ediyor, teşekkür ediyorum. BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Enginyurt; duyarlılığınıza da teşekkür ederim ayrıca. Buyurun Sayın Dedelek. İBRAHİM YAŞAR DEDELEK
(Eskişehir)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul-Ankara-İzmir
üçgeni içinde yer alan Eskişehir İli, bir bütün olarak, sınaî, ticarî, sosyal,
kültürel gelişmişliğiyle Türkiye'nin belli başlı odaklarından biridir. Bu üçgen
içerisinde yer alan diğer il ve ilçelerden bazıları, ekonomik ve sosyal
gelişmişlik açısından Türkiye ortalamasının altında kalsa da, genel olarak
Eskişehir, homojen bir nitelik sergilemekte ve bölgeiçi homojenleşme eğilimleri
artmaktadır. Devlet Planlama Teşkilatı
verilerine göre, Eskişehir İli sosyal, ekonomik gelişmişlik sırasına göre,
1996'da 76 il arasında 6 ncı sırada yer almıştır. Merkez İlçesi ise, 858 ilçe
içerisinde 5'inci sırada yer almıştır, şu anda da, ilk 10'un içerisinde
görülmektedir. Eskişehir, iki
üniversitesi olan dördüncü kenttir; Anadolu ve Osman Gazi Üniversitelerinde,
toplam 30 000 civarında öğrenci okumaktadır, bunun dörtte 3'ü de yabancı
öğrencidir. Bu sayı, Eskişehir'de hizmet sektörünün hızla gelişmesini
sağlamıştır. Okuma oranında Türkiye
üçüncüsü olan ilimiz, kadın okuma yazma oranında Türkiye ikincisi durumundadır.
Doğalgaz kullanımında,
gerek şehir merkezi ve gerekse organize sanayi bölgesi olarak dördüncü kent
durumundadır. Şimdi, bunları niçin
söylüyorum? Eskişehirimizin, Devlet Planlama Teşkilatı sıralamasında ilk 10'u
almasına rağmen, Sayın Sadri Yıldırım'ın, sadece kendi siyasetini icra etmek
amacıyla, Eskişehir'i, çok geri kalmış bir kent hüviyetinde göstermesini de,
burada, açıkça, abesle iştigal olarak kabul ediyorum. İnanıyorum ki, onlarla
birlikte diğer milletvekili arkadaşlarımızla da, büyük Eskişehir'e, daha büyük
yatırımlar yapma noktasında birlikte çalışmalarımıza devam edeceğiz. Saygılar sunuyorum. BAŞKAN - Peki, teşekkür
ederim. Sayın Yıldırım, kendi
görüşünü söyledi. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkan... MEHMET SADRİ YILDIRIM
(Eskişehir) - Sayın Başkan, sataşma var. İBRAHİM YAŞAR DEDELEK
(Eskişehir) - Hiçbir sataşma yok. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkan... BAŞKAN - Bir saniye Sayın
Güven... Bir saniye... Sizin burada işaretinizi
görüyorum, size de söz hakkı vereceğim. Ben de gereken yanıtı verdim; Sayın
Yıldırım, kendi görüşlerini dile getirmiştir dedim; nasıl Sayın Dedelek dile
getiriyorsa... Son olarak, Sayın Şandır
ve Sayın Güven'e kısa açıklama imkânı tanıyacağım. Buyurunuz Sayın Şandır. MEHMET ŞANDIR (Hatay) -
Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum. İsveç'te yayımlanan bir
gazetenin turizm ilavesinde, Türkiye'nin bir bölgesinin Kürdistan olarak
gösterilmiş olmasını nefretle ve lanetle kınıyoruz. Milliyetçi Hareket
Partisi Grubu olarak, bu türlü davranışların karşısında, tüm Türkiye olarak ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak ve başta hükümetimiz olarak ve bu konuyla
ilgili sorumlu arkadaşlarımız, bakanlarımız olarak gereken tepkinin ortaya
konulmasını zatıâlinizin öncülüğünde talep ediyorum. Söz verdiğiniz için de
teşekkür ediyorum. BAŞKAN - Ben de, duyarlılığınıza
teşekkür ediyorum Sayın Şandır. Son olarak, Sayın Güven,
buyurunuz. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkanım, bir süreden beri, basında, hükümet içinde değişiklik yapılacağı
ve bazı bakanların değişeceğine dair haberler çıkıyordu; bugün, bunun bir örneğini
gördük. Ben, Sayın Dedelek'i kutluyorum; çünkü, İçtüzük gereği, bir
milletvekili gündemdışı konuşuyorsa, buna cevabı ilgili bakan verir; fakat, çok
enteresandır, bugün, bir Grup Başkanvekili arkadaşımız, demek ki hazırlık
içindeler, cevap veriyor. Bunu yadırgadığımı ifade
etmek istiyor, saygılar sunuyorum efendim. BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Güven. MEHMET SADRİ YILDIRIM
(Eskişehir) - Sayın Başkan, sataşma var. İLYAS YILMAZYILDIZ
(Balıkesir) - Sayın Başkan, isim vererek sataşma var. BAŞKAN - Sayın Yıldırım,
konuşmanızı yaptınız. Lütfen... Başkanlığın Genel Kurula
diğer sunuşları vardır. Divan Üyesi arkadaşımın
sunuşları oturduğu yerden okuması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığının tezkereleri vardır; okutuyorum: B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER 1.-
Finlandiya Parlamentosu Dışişleri Komitesi Başkanının, beraberinde bir
parlamento heyetiyle Türkiye'ye davet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi
(3/1072) Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kuruluna Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlık Divanının 9 Nisan 2002 tarih ve 99 sayılı Kararıyla,
Finlandiya Parlamentosu Dışişleri Komitesi Başkanı ve beraberindeki Parlamento
heyetinin resmî temaslarda bulunmak üzere ülkemizi ziyareti uygun bulunmuştur. Türkiye Büyük Millet
Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 7 nci
maddesi gereğince, Genel Kurulun bilgisine sunulur.
BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur. Diğer tezkereyi
okutuyorum: 2. - XIII.
EUREKA Parlamentolararası Konferansına katılacak milletvekillerine ilişkin
Başkanlık tezkeresi (3/1073) Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kuruluna Yunanistan Parlamento
Başkanı Apostolos Kaklamanis'in vaki davetine istinaden, Türkiye Büyük Millet
Meclisini temsilen iki kişilik Parlamento Heyetinin 23-24 Mayıs 2002 tarihleri
arasında XIII. EUREKA Parlamentolararası Konferansına katılması, TBMM'nin Dış
İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi
uyarınca, Genel Kurulun 28.3.2002 tarih ve 80 inci Birleşiminde kabul
edilmiştir. Anılan Kanunun 2 nci
maddesi uyarınca, heyetimizi oluşturmak üzere siyasî parti gruplarınca
bildirilen üyelerimizin isimleri Genel Kurulun bilgilerine sunulur. 9
Mayıs 2002 Ömer
İzgi Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanı Adı Soyadı
Seçim Bölgesi Ali Özdemir Gaziantep Akif Serin
İçel BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi daha vardır; okutup, oylarınıza sunacağım: 3. -
Madrid'te düzenlenecek Avrupa Birliği Parlamento Başkanları Konferansına, TBMM
Başkanı Ömer İzgi'yi temsilen TBMM Başkanvekili Yüksel Yalova'nın katılmasına
ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1074) Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kuruluna İspanya Meclis Başkanı
Luisa Fernanda Rudi Ubeda'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Ömer İzgi'ye
hitaben gönderdiği mektupta, 7-9 Haziran 2002 tarihleri arasında Madrid'te
düzenlenecek olan Avrupa Birliği Parlamento Başkanları Konferansına TBMM
Başkanını davet ettiği bildirilmektedir. Söz konusu konferansa
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını temsilen TBMM Başkanvekili Yüksel
Yalova'nın katılması hususu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin
Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca Genel
Kurulun tasviplerine sunulur. 9 Mayıs 2002 Ömer
İzgi Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanı BAŞKAN - Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. Bir gensoru önergesi
vardır; önerge, daha önce bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır. Şimdi, önergeyi
okutuyorum: C) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 1.- Saadet
Partisi Grubu adına, Grup Başkanvekilleri Çorum Milletvekili Yasin Hatiboğlu,
Konya Milletvekili Veysel Candan ve Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi
Hatipoğlu'nun, tabiî afetler nedeniyle gelir kaybı ve altyapı hasarına uğrayan
belediyelerin belirlenmesinde ve bunlara yapılan yardımlarda yanlı davranarak
partizanlık yaptığı ve afetler sonrasında gerekli tedbirleri zamanında almayıp
yanlış uygulamalarla tahribatın artmasına neden olduğu iddiasıyla Başbakan
Bülent Ecevit ve Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında gensoru açılmasına ilişkin
önergesi (11/28) Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına Tabiî afet nedeniyle
gelir kaybı ve altyapı hasarına uğrayan ve bu sebeple yardım yapılacak
belediyelerin tespitiyle ilgili olarak yayınlanan afet kararnameleri, 57 nci
hükümet döneminde, sürekli, huzursuzluğa ve tartışmalara sebep olmuştur. 13 Nisan 2002 tarihli
Resmî Gazetede yayımlanan ilgili son kararnamede, afet yardımı yapılacak
belediye isimlerinin tespitinde tamamen yanlı davranıp partizanlık yapan, afet
sonrasında gerekli tedbirleri zamanında almayıp, yanlış uygulamalarla
tahribatın artmasına neden olan 57 nci hükümet hakkında Anayasanın 99 uncu,
İçtüzüğün 106 ncı maddeleri uyarınca gensoru açılmasını arz ve teklif ederiz
Gerekçe: Ülkemizde, deprem, su
baskını, heyelan, çığ, kaya düşmesi, fırtına gibi çeşitli tabiî afetler meydana
gelmektedir. Meydana gelen bu afetler, normal hayatın devamını sağlayacak
hizmetlerin yürütülmesini aksatmakta, önemli ölçüde hasar ve tahribata sebep
olabilmektedir. Özellikle, afet bölgesindeki belediyelerin altyapıları hasar
görmekte ve yerel kaynaklardan elde ettikleri gelirleri büyük oranda
azalmaktadır. Herhangi bir tabiî afet
sonrasında durumun normalleşmesi, yaraların sarılması amacıyla, afet bölgesi
halkına ve bölge belediyelerine gereken yardımın yapılabilmesi için, Tabiî Afet
Nedeniyle Meydana Gelen Hasar ve Tahribata İlişkin Hizmetlerin Yürütülmesine
Dair Kanun 23.7.1995 tarihinde kabul edilmiştir. Anılan tarihten sonra;
kamuoyunda "Afet Kararnamesi" olarak isimlendirilen ve afet mağduru
belediyelere yardım yapılması amacıyla çok sayıda kararname çıkarılmıştır. 13 Nisan 2002 tarihli
Resmî Gazetede yayımlanan son kararname de dahil edildiğinde, 57 nci hükümet
döneminde, bu amaçla altı kararname çıkarılmıştır; fakat, işin ilginç yanı,
afetler bölgesel de olsa, çıkan kararnamelere dahil edilen il sayısı sürekli ve
düzenli olarak artmıştır. İlk kararname kapsamındaki il sayısı 7 iken, bu rakam
daha sonra 13, 15, 19 ve son kararnamede ise 39'a çıkmıştır. Temenni etmiyoruz;
ancak, bir süre sonra yeni bir kararname yayımlanacak olursa, 81 vilayetimizden
özenle seçilmiş belediye isimlerinin bu kararnamede yer bulacağını ve başka
belediyelerin hakkı olan kaynakları, yetkililerin tasarrufuyla, hak etmedikleri
halde kullanacaklarını son kararnameye bakarak söyleyebiliriz. Çünkü, 13 Nisan
2002 tarih ve 24725 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan, Tabiî Afet Nedeniyle
Gelir Kaybı ve Altyapı Hasarına Uğrayan Belediyelere Yapılacak Yardımlara Dair
Kararda, tespit edilen belediyelerin hangi kriterlere göre belirlendiği
anlaşılır değildir. Afet kararnamesinin zamanında çıkarılamaması, geri
çekilmesi, sonra da, kendisi tam bir "afet" sayılacak şekilde
çıkması, kamuoyunda, son kararnameyle ilgili "çirkin bir pazarlığın ve
pişkin bir partizanlığın" yapıldığı konusunda konsensüs oluşmasına yol
açmıştır. Diğer yandan, ilgili
kanunda tarif edilen tabiî afeti, bütün ağırlığıyla, bütün sonuçlarıyla
yaşayan, gelir kaybı ve altyapı hasarının büyüklüğü nedeniyle vermesi gereken
hizmetlerin yürütülmesi konusundaki imkânlarını ve hareket kabiliyetini önemli
ölçüde kaybeden bazı belediyeler ise, ya tamamen kapsam dışında bırakılmış ya
da hak ettiği oranda yardım görmemiş, bölge halkıyla birlikte mağdur
edilmişlerdir. Ayrıca, asrın felaketi
olarak nitelendirilen 17 Ağustos 1999 depreminde "haritadan silinecek
ölçüde" ağır tahribata uğrayan ve bütün gelirleri sıfırlanan Adapazarı
Büyükşehir Belediyesi ve Gölcük Belediyesi, yeniden gerekli hizmetleri
verebilmek ve büyük afetin izlerini silebilmek için, hak ettikleri oranda
yardım, hiçbir zaman alamamışlar. Son kararnamede ise, kendilerine
"komik" bir oran reva görülmüştür. Hatay, İçel ve Rize'de ise afetten
aylar sonra kararname çıkarılmıştır. Özetle; - Bu kararnameyle afet bölgelerinin tespitinde
partizanlık yapıldığı, - Afet olmayan yerler kapsama alındığı, - Kararnameye alınması gereken yerlerin alınmadığı, - Kapsama alınan yerlerde katsayıların tespitinin adaletli
yapılmadığı, -Kaynak aktarımındaki
adaletsizliklerle, afet bölgelerinde sosyal ve psikolojik tahribatın arttığı, -Asrın depremi sayılan 17
Ağustos 1999 sonrası alınması gerekli olan sosyal ve psikolojik tedbirleri
almadığı; bu nedenle, bölgede, boşanma davalarında yüzde 35, icra davalarında
yüzde 64, adlî vakalarda yüzde 20 gibi artışlara sebep olduğu, -Hukuka aykırı ve yanlış
uygulamalarla İller Bankasının iflas noktasına getirildiği, Tüm bunları yaparken,
partizanlık ve ayırımcılık yaparak görevlerini kötüye kullandıkları
gerekçesiyle, Bakanlar Kurulu hakkında gensoru açılmasını arz ve teklif
ediyoruz. BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur. Önergenin görüşme günü,
Danışma Kurulunca daha sonra belirlenerek oylarınıza sunulacaktır. D) ÇEŞİTLİ
İŞLER 1.- Genel
Kurulu ziyaret eden Finlandiya Dışişleri Komitesi Başkanı Lizzsa Jaakonsaari
başkanlığındaki Dışişleri Komitesi üyelerine Başkanlıkça "hoş
geldiniz" denilmesi BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Finlandiya Dışişleri Komitesi Başkanı Sayın Lizzzsa
Jaakonsaari Başkanlığında Dışişleri Komitesi üyeleri Yüce Parlamentomuzu
şereflendirmiş bulunmaktadır; kendilerine hoş geldiniz diyoruz. (Alkışlar) Bir Meclis araştırması
önergesi vardır; okutuyorum: C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS
ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ (Devam) 2.- Kayseri
Milletvekili Salih Kapusuz ve 20 arkadaşının, turizm sektörünün sorunlarının
araştırılarak turizm potansiyelinin etkin değerlendirilmesi için alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/283) Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına Ülkemiz, tarihî, coğrafî,
doğal ve kültürel birçok güzellikleriyle bütün insanlar için bir cazibe merkezi
olmasına rağmen; bu turizm potansiyelimizin bugüne kadar beklenildiği düzeyde
değerlendirilemediği görülmüştür. Bu sektörümüzün arzulanan seviyeye
ulaştırılması için alınması gereken önlem ve tedbirlerin tespiti amacıyla
Anayasanın 98 ve İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis
araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.
Gerekçe: Türkiye, tarihi ve
kültürel birikimiyle, farklı doğal güzellikleri ve misafirperver insanlarıyla
büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Bu zenginliğe rağmen, bu
sektöre yeterince değer verilmemesi, onu yavaş yavaş kaybetmemize neden
olmaktadır. Halbuki, yeni yüzyılın
yükselen değerleri ve sektörleri arasında kültür turizmi gelmektedir; çünkü,
maddî açıdan tatmin olan insanlar, atalarının izlerini görmek ve bıraktıkları
eserleri daha iyi özümsemek ve geçmişin manevî atmosferini bugün de hissetmek
için kültür turizmine yönelmişlerdir. Yeni yüzyıl, manevî
değerlerin yükselişine tanık olacaktır. Bunun kanıtı olarak da, son yıllarda,
din turizminin gelişimi gösterilebilir. Kültür turizmi ise, bu oluşuma paralel
bir seyir izlemektedir. Ülkemizin içinde
bulunduğu ekonomik bunalımdan çıkış sürecinde, turizm potansiyelinin
değerlendirilmesi büyük önem arz etmektedir. Türkiye'nin bu
potansiyelinin tamamını turizmin hizmetine sunmak için bilinçli çalışma
yapılması gerekirken, bürokratik engeller, ilgili ve yetkili kurumlar arasında
koordinasyon eksikliği nedeniyle, bu sektör kendi haline bırakılmış ve
sorunlarıyla baş başa bırakılmıştır. Millî bir mesele olan
turizm konusunda, turizm, kültür, dışişleri ve dış ilişkilerden sorumlu
bakanlıklar arasındaki yetki ve sorumluluk karmaşasına son vermek için, ilgili
sektör kuruluşları arasında en iyi eşgüdümü sağlamak için, konunun Parlamentoda
araştırılması zorunluluk arz etmektedir. Ülkemizde yaşanan faili
meçhul cinayetler, insan hakları ihlalleri, İsrail'in Filistin'de sürdürdüğü
katliamlar, ABD'nin Irak'a saldırı planları ve özellikle büyük şehirlerde
yaşanan kapkaç olayları, turizmin önündeki engel olarak görülmektedir. Türkiye'de turizm
gelirlerinin artırılması ve turistik bölgelerin çeşitlendirilmesi, dünyadaki
ekonomik, sosyal, kültürel gelişmelerin yakından izlenmesine ve turizm
potansiyelimizin etkin bir biçimde tanıtımına bağlıdır. Turizm sektörünün
kurumsal ve yasal altyapısı, ülkemizin turizm potansiyelinin değerlendirilmesi
için yeterli değildir. Turizmin, mevsimlik ve
coğrafî dağılımını iyileştirmek ve dış pazarlarda değişen tüketici tercihleri
dikkate alınarak potansiyel alanlar oluşturmak amacıyla, kış, dağ, yayla,
nehir, termal, sağlık, inanç, yat, kongre, fuar ve üçüncü yaş turizmini
geliştirecek politikalar üretilmelidir. Kongre ve fuar turizminin
yaygınlaşması için, fuarcılık şirketleri ve seyahat acentelerine gereken
destekler verilmemektedir. Kültürel ve tarihî miras
yönünden zengin bir potansiyele sahip olan değişik bölgelerimizde,
özelliklerine göre iç ve dış turizmin geliştirilmesi, bu çerçevede, Karadeniz
ve Erciyes, Ağrı, Toros Dağları gibi turizm bölgelerine gelecek turistler için
cazibelerinin artırılması gerekmektedir. Sonuç olarak, bacasız
fabrika olarak değerlendirilen turizm sektörünün sorunlarının çözümü ve
ekonomiye katkılarının artırılması istikametinde bir tespitin yapılması
zorunludur. Bu nedenle, Anayasanın
98, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını
arz ve teklif ederiz. BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur. Önerge gündemde yerini
alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası
geldiğinde yapılacaktır. Sayın milletvekilleri,
İçtüzüğün 37 nci maddesine göre verilmiş 3 adet, doğrudan gündeme alınma
önergesi vardır; ayrı ayrı okutup, işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım. İlk önergeyi okutuyorum: B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam) 4.- Erzurum
Milletvekili Mücahit Himoğlu'nun, Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler
Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin (2/458) doğrudan
gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/484) Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına (2/458) esas numaralı
teklifimin İçtüğüzün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasını
saygılarımla arz ederim. Mücahit
Himoğlu Erzurum BAŞKAN - Önerge sahibi
olarak, Sayın Himoğlu, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakikadır. MÜCAHİT HİMOĞLU (Erzurum)
- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkında
Kanunda değişiklik yapılarak, hayatî tehlike oluşturacak silah ve benzeri
oyuncakların üretiminin yasaklanması ve denetlenebilmesine imkân sağlayacak bir
geçici madde eklenmesi için vermiş olduğum kanun teklifimin, Türkiye Büyük
Millet Meclisi İçtüzüğünün 37 nci maddesi gereğince doğrudan gündeme alınması
için verdiğim önerge üzerinde söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce
Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Ancak, kanun teklifime
geçmeden önce, pazar günü idrak ettiğimiz Anneler Gününün tek gün olmadığını,
Anneler Gününün her gün olduğunu ve bu vesileyle, dokuz ay karnında taşıdığı ve
büyüttüğü çocuğunun yetişmesine vesile olarak, en güzel sevgisini veren ve
onlara hayatlarının önder rehberliğini yapan annelerimizin Anneler Gününü en
içten dileklerimle kutlayarak, buradan saygılarımı sunmak istiyorum. Konuşmamın ve kanun
teklifimin arasında bir diğer konu da, Erzurumlu Alvarlı Muhammet Lütfi
Efendinin buradaki hatip arkadaşımız tarafından anılması, bir Erzurum
milletvekili olarak, bizim de, Alvarlı Muhammet Lütfi Efendinin dizelerini
türkü olarak sunan Raci Alkır'ın, devlet sanatçısı hüviyetinde
değerlendirilmesi için vermiş olduğumuz kanun teklifi de, bu konudaki kanunun
Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi sonucu kadük olmuştur; bunu da burada
belirtmek istiyorum. Her zaman da bu konuda yanlarında olduğumuzu ve destek
sağlayacağımızı belirtmek istiyorum. Kanun teklifim, her anne
ve babanın canı ciğeri çocuklarının, hem bedensel hem de ruhsal yönden olumsuz
etkilenmelerini önleyecek, topluma faydalı fert olarak yetişmelerine katkı
sağlayacaktır. Gün geçmiyor ki,
gazetelerde, ülkenin geleceğinin teminatı olan çocuklarımızdan birisinin, sert
cisim atan oyuncak silahla arkadaşının gözünü kör ettiğini ya da arkadaşının
vücudunda yaralanmaya sebebiyet verdiğini okumayalım. En dramatik olanı da,
küçük yaşlarda silah ve benzeri oyuncaklarla iç içe büyüyen çocuklarımız,
televizyon ekranlarından taşan şiddet ve silah görüntülerinden etkilenmekte,
küçük yaşlarda oyuncak silahla fazla haşır neşir olmaları silaha olan ilgi ve
sevgiyi artırmakta ve de onu bir güç ve güven kaynağı olarak görmektedirler.
Çocuklar, televizyonlarda şiddet içeren görüntüler ve sert cisim atan oyuncak
silahlarla iç içe olmaları sonucu, bu oyuncakların ruhsal yönden olumsuz
etkilemeleri sebebiyle, daha ileri yaşlarda sahici silahlara ilgileri artmakta,
ebeveynlerinin bulundurdukları silahlara ilgi duymakta ve gün geçtikçe artan bu
ilgileri sebebiyle de sahicisinin nasıl çalıştığını merak etmeleri neticesinde,
ailelerinin bilgisi olmadan bu silahlarla oynama, nasıl çalıştığını deneyerek
öğrenme eğilimleri sebebiyle de, deneme esnasında, ya arkadaşının veya en
yakınında olan kardeşinin ölümüne ya da yaralanmasına sebep olmaktadırlar. "Babasının Silahını
Okula Götürdü, Arkadaşına Gösterirken Arkadaşının Ölümüne Sebep Oldu."
, "11 Yaşındaki Çocuk, Anne ve
Babası Evde Olmadığı Sırada Babasının Silahıyla Oynarken Kardeşinin Ölümüne
Sebep Oldu." , "Öğretmenine Kurusıkı Tabanca Çekti, Okul Hayatı
Bitti." , "Ayşe Ucuz Kurtuldu; Boncuk Atan Oyuncak Tabanca 7 Yaşındaki
Ayşe'yi Az Daha Kör Ediyordu." Bunlar, bu tek tek ifade
ettiklerim, basında görüntülenenler ve kocasını dahi kurusıkıyla korkutup kalp
krizinden götürenler, kurusıkı silah çekip okuldan atılanlar, Ayşe'nin gözünü,
boncuk atan tabancayla vurup kör edenler
ve bu arada, İstanbul'da banka soyma arzusunda olanlar... Bunların hepsini göz
önünde bulundurduğumuz zaman, meydana gelen bu elim olaylarla... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen
sonuçlandırınız Sayın Himoğlu. MÜCAHİT HİMOĞLU (Devamla)
- ... ölüme veya yaralanmaya sebebiyet veren ve maruz kalan çocukların her
ikisinin de hayatları ve gelecekleri yok olmaktadır. Bu merak ve ilgiyle, küçük
yaşlarda silahlarla haşır neşir olan çocuklarımız, gelişme çağında psikolojik
yönden olumsuz etkilenmeleri sebebiyle -doğduklarında bir melek kadar saf ve
temiz olan, bizim canımız ciğerimiz çocuklarımız- daha sonraları, tamamen zıt
bir kişiliğe bürünüp, çevresine zarar verir ve bundan da büyük bir haz duyar
hale gelmektedir. Şüphesiz, anne ve
babaların ve milletlerin en değerli varlıkları çocuklardır. Bu değerli varlığın
geleceğinin yok olmasını hiçbir aile istemez. Bu konuda vermiş olduğum
kanun teklifimin Yüce Meclisimizin değerli üyelerinin oylarıyla direkt gündeme
alınmasını arzularken, bugün, gazetede belirtilen ve Türkiye Cumhuriyeti
Devletinin üniter yapısının, bölünmez bütünlüğünün, geçmişteki ecdadımızın
akıtmış olduğu kanla namerde naaşlarını çiğnetmeyen ve bu anavatanın adına
"Türkiye Cumhuriyeti" diyen, Anayasanın 42 nci maddesiyle belirtilen,
herkesin "Türkiye Cumhuriyeti" vatandaşı olarak birlik, beraberlik
içerisinde bulunduğu bir sırada, böyle, Kürdistan, Helenizm, Pontus gibi
ifadelerle asla Türkiye'yi bölemeyeceklerini, birlik ve beraberliğimizi
bozamayacaklarını burada ifade eder, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım. (MHP,
DSP ve ANAP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Himoğlu. Önerge üzerinde, Erzurum
Milletvekili Sayın Aslan Polat; buyurunuz. (SP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakikadır. ASLAN POLAT (Erzurum) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım. Erzurum Milletvekili
Sayın Mücahit Himoğlu'nun, ateşli silahların yasaklanmasıyla ilgili verdiği
kanun teklifinin son derece yerinde olduğunu ve benim de bunu desteklediğimi
belirtiyorum. Son zamanlarda, Erzurum Vilayetimizde bile, birtakım gençlerde,
bilhassa çocuk yaştaki gençlerde silah olmasının ve birbirlerini
yaralamalarının bu merkezde önüne geçilmesinin doğru olduğu kanaatindeyim. Yalnız, ben, sayın
milletvekilime şunu da söylemek istiyorum, bir Erzurum Milletvekili olarak:
Bugün, Enerji-İş Sendikası, bütün Erzurum milletvekillerine gönderdiği bir
yazıyla, Erzurum'un can damarı olan Oltu ve Aşkale kömür ocaklarının
kapatılacağını, bu yıl içerisinde kapatılacak bu ocaklardaki işçilerin ya başka
şehirlere nakledilmesini veya emekli edilmesini, aksi takdirde, bu işyerlerinin
kapatılacağını belirtmiştir ve bugün, iki üç günden beri, bütün Erzurum
ilçeleri, Oltu ve Aşkale başta olmak üzere, kan ağlamaktadır. Bizim Erzurum'un
en büyük ekmek kaynağının bitirildiği ve yok edilmeye çalışıldığı bugünlerde,
ben, bütün Erzurum milletvekillerinin, iktidar milletvekillerinin, arzu ederdim
ki, bugün, burada -ki, Oltu Belediye
Başkanı da MHP'lidir; en güçlü oldukları yerlerdir; o yöredeki 900'e yakın işçi
ve 100 memuru tamamen işsiz kalacaktır- bu konuda bir kanun teklifi verselerdi. Ayrıca, Erzurum gibi,
Türkiye'nin en soğuk vilayetinin, kömüre en çok ihtiyacı olan bir yerin
yakıtının da ucuz olması... İşsizliğin çok yoğun olduğu... Şu anda bile Oltu ve
Aşkale'de fert başına düşen millî gelirin 1 100-1 200 dolar civarında olan bu
ilçelerimizde, bu ocaklar da kapandıktan sonra, o yörede fert başına düşen
millî gelirin dahi 600-800 dolara düşeceği bir bölgede, ben, milletvekili arkadaşlarımızın,
doğru olan bu yasa teklifini de desteklemekle beraber, esas olarak, Erzurum'un
ve doğunun can damarı olan bu ocakların kapatılması konusunda bir konuşma
yapmalarını ve bu ocakların kapatılmaması yönünde çalışmalarını diler, hepinize
saygılar sunarım. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Polat. Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. İkinci önergeyi
okutuyorum: 5.- Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız'ın, Türk Esnaf
ve Sanatkârları ile Küçük ve Orta Boy İşletmeler (KOBİ)'nin Desteklenmesine
Dair Kanun Teklifinin (2/774) doğrudan Gündeme alınmasına ilişkin önergesi
(4/485) Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına (2/774) esas nolu Türk
Esnaf ve Sanatkârları ile Küçük ve Orta Boy İşletmeler (KOBİ)'nin
desteklenmesine dair kanun teklifim, komisyona havale edildiği tarihten
itibaren 45 gün geçtiği halde görüşülememiştir. İçtüzüğün 37 nci maddesi
uyarınca doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasını arz ederim. Saygılarımla. İlyas
Yılmazyıldız Balıkesir BAŞKAN - Evet, teklif
sahibi olarak, Balıkesir Milletvekili Sayın İlyas Yılmazyıldız; buyurun
efendim. Süreniz 5 dakikadır. İLYAS YILMAZYILDIZ
(Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Esnaf ve Sanatkârları
ile Küçük ve Orta Boy İşletmelerin Desteklenmesine Dair Kanun Teklifimi 16
Mayıs 2001 tarihinde verdim. Bugün 14 Mayıs; tam bir yıl önce... Bu sürede
görüşülmediği için, İçtüzüğün 37 nci maddesine göre, doğrudan gündeme alınması
amacıyla söz almış bulunmaktayım; Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Bugün 14 Mayıs,
demokrasinin zaferinin yaşandığı bir gün, yapılan seçimlerde çokpartili rejime
geçildiği bir gün. En başta, ülkemizde, cumhuriyeti kuran, Parlamentoyu kuran,
Yüce Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere, çokpartili demokratik
hayata geçen, geçilmesine vesile olan, Demokrat Partiyi kuran, rahmetli Celal
Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Kıbrıs'ın elimizden çıkmasını
engelleyen rahmetli Suat Hayri Ürgüplü'nün aziz ruhları önünde eğiliyoruz,
hayatta olanlara da... NEVZAT ERCAN (Sakarya) -
Fatin Rüştü Zorlu... İLYAS YILMAZYILDIZ
(Devamla) - Pardon... Fatin Rüştü Zorlu... Yanlış söyledim; çok özür dilerim...
Dolayısıyla, ülkemizde,
bundan sonra da, demokrasinin gelişerek devam etmesini arzu ediyoruz. Bugün 14 Mayıs Dünya
Çiftçiler Günü. Bizi doyuran, giydiğimiz bütün her şeydeki malzemeyi üreten
çiftçilerimizin bu gününü kutluyorum. Başka şeyler de var; ayrıca, bugün Dünya
Eczacılar Günü; bütün eczacıların gününü kutluyorum. Değerli arkadaşlarım, bu
yasa teklifini vermemizin sebepleri vardır. Bu sebepleri benim ağzımdan değil,
TOBB'un mart-nisan sayısındaki dergisinden "KOBİ Gelişim Projesi"
başlığıyla verilen haberde Sayın Sanayi ve Ticaret Bakanının ağzından dinleyelim. "Halen Türkiye'de
KOBİ'lere hizmet ve destek veren kuruluşların KOBİ tanımlamasında farklılıklar
bulunduğuna dikkat çeken Tanrıkulu, bu farklılıkların uluslararası düzeyde
tanım birliğine gidildiği günümüzde muhtelif problemlere neden olduğunu
vurguladı. Tanım farklılıkları nedeniyle devlet desteklerinin planlanması ve
dağıtımının sağlıklı olarak yapılamadığını, ulusal ve uluslararası düzeyde
sağlıklı istatistikler oluşturulamadığını, karşılaştırma ve analiz
çalışmalarında doğru sonuçlara ulaşılamadığını anlatan Tanrıkulu 'ülkemizde
10'a yakın farklı KOBİ tanımı bulunmaktadır. Bu tanım farklılığı nedeniyle,
rekabet ettiğimiz ülkelerdeki KOBİ'ler ile Türkiye'deki KOBİ'ler arasında
haksız rekabete yol açıcı hususlar ortaya çıkabilmektedir. Bu tanımların hemen her
birinin AB KOBİ tanımından farklı olduğu görülüyor. AB ile uyumlu hale gelecek
olan KOBİ tanımıyla birlikte Türkiye'deki işletmelerin hemen hemen tamamı KOBİ
kapsamına girecektir. Bu, zarar değil, fayda getirecektir. Şöyle ki: AB
standartlarında KOBİ tanımına giren işletmeler, topluluk fonları ve projelere
katılmaya hak kazanacaktır' demiştir." Şimdi, bu, mart-nisan
sayısında çıkmış; hâlâ yasa çıkmamış. Biz de bundan altı ay önce bu yasa
teklifini vermişiz, hâlâ görüşülmemiş. RTÜK kanunu gibi, kime hizmet ettiği
belli olmayan kanunlar yerine, madem böyle bir ihtiyaç var, bu verdiğimiz
kanunların, AB anlamında, AB standartlarında tanımlı bu yasaların acilen
çıkması lazım. Bakınız, Türkiye'de
işletmelerin yüzde 99,5'i KOBİ'dir, istihdamın yüzde 63,5'ini, üretimin yüzde
32,3'ünü KOBİ'ler sağlar. Dolayısıyla, burada, KOBİ'lerin tanımları vardır,
teşviklerin nasıl olacağı vardır. Bir de, 4 000 000'a yakın
esnafımızın son zamanlarda içine düştüğü sıkıntılardan dolayı, faizlerinin
silinmesine yönelik ve bunların taksitlendirilmesine yönelik, nefes almalarına
yönelik geçici maddeler vardır. Bu nedenle, verdiğim bu teklifi
destekleyeceğinizi ummaktayım. Dün, Bandırma'daki 20'den
fazla esnaf odasını ziyaret ettim. Bu, Esnaf ve Sanatkârlar Kefalet Kooperatifi
Başkanının bordrosu. 288 000 000 lira, çalıştığını beyan ettiği halde, para
kesmeye kalkmışlar. 1999 yılının ekim ayında bu yasa çıktığında, çalışanlardan
yüzde 10 kesinti... Hemen, çalışıyorum diye beyanda bulunmuş; ancak, hükümet,
bu işlemleri yapmakta geciktiği için şu kadar kesinti birikmen var diyor.
Beyanda bulunmada eksiklik yok, gecikme yok; ama, 297 000 000 lira cezayı
cebren alıyor. 288 000 000 lira kesinti, 297 000 000 lira ceza... "Üç defa
çalıştığımı beyan ettim; hata bende değil" diyor. Bu yanlışlıkların da
düzeltilmesi lazım. Hükümetin, kişinin kendisinde kusur olmadığı halde bunları
kesmesinin anlamı yok. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen
sonuçlandırır mısınız... İLYAS YILMAZYILDIZ
(Devamla) - Yine, lokantacılar, kasaplar, bakkallar, kahveciler gibi, gıdayla
uğraşan esnaf, altı ayda bir eliza testine tabi tutulmak zorunda. Bu da, 60 000
000 lira gibi bir para demektir. Maalesef, Bağ-Kur karnelerini kullanamıyorlar,
devlet hastaneleri kabul etmiyor; ceplerinden ödemek durumunda kalıyorlar. Ben, bu konudaki ilgili
bakanları uyarıyorum; lütfen, kişilere, ellerinde olmayan, ama, kendi
kusurunuzdan doğan olaylardan dolayı ceza ödettirmeyiniz. Bu, KOBİ
tanımlarının, teşviklerin nasıl olacağı, Avrupa Birliği fonlarından nasıl
yararlanılacağı açısından da, esnaflarımızın, sanatkârlarımızın kanun önünde
gerçek anlamda tanımlı olması için gereklidir. Bu nedenle, kanun
teklifimin doğrudan gündeme alınması konusunda yüce desteklerinizi bekler;
hepinize saygılar sunarım. (DYP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Yılmazyıldız. Önerge üzerinde ikinci ve
son söz, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün'e aittir. Buyurun Sayın Özgün. (AK
Parti sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakikadır. İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi hürmetle selamlıyorum. Bugün, Dünya Çiftçiler
Günü ve aynı zamanda Dünya Eczacılar Günü. Bütün çiftçilerimizin ve
eczacılarımızın günlerini kutluyorum, kendilerine hayırlı işler, başarılar
temenni ediyorum. Değerli arkadaşlar,
bugün, Türkiye'nin büyüme sürecine girmesi, toplumun geleceği ve KOBİ'ler için
her zamankinden daha büyük bir anlam taşımaktadır. Eğer, büyüme arzu
ediliyorsa, girişimcinin gücü öne çıkarılmalıdır. Yaşadığımız ekonomik
krizler, en fazla KOBİ'lerimizi, esnaf ve sanatkârımızı vurmuştur. Birçok
KOBİ'nin, bu krizlerden sonra, ne yazık ki, işini yavaşlattığını, işini
kaybettiğini, işyerlerinin kapandığını üzülerek görüyoruz. 2001 yılı içerisinde
Türkiye'de 420 000 işyeri kapanmış, esnaf ve sanatkârlarımız, KOBİ'lerimiz
âdeta yerle bir olmuştur. Balıkesir İlinde, sadece
2001 yılından bu yana 10 000 işyeri kapanmıştır. Her kapanan fabrika, her
kapanan işyeri, işsizlik demektir. Bugün, KOBİ'ler her zamankinden daha
karamsar bir tabloyla karşı karşıyadır. TOSYÖV'ün yapmış olduğu
bir araştırmada, bakın, hangi sonuçlara ulaşıyoruz: KOBİ'lerin girdi
maliyetleri gittikçe artmakta ve buna karşılık satışlarında belirgin bir düşüş
göze çarpmaktadır. Pazarlama teknikleri önemli hale gelmiştir. KOBİ'lerin kârlarında
yıllara göre büyük azalma görülmekte ve buna bağlı olarak KOBİ'ler borç ödeme
konusunda büyük bir sıkıntı yaşamaktadır. Finansman yönetiminin geliştirilmesi
çok elzem hale gelmiştir. Firmalar, yaşanan
gelişmelere işçi sayısında azalmaya giderek ve işyerlerini kapatarak cevap
vermektedirler. KOBİ'ler, geleceğe
ilişkin olarak işlerinin düzeleceğine inanmamaktadırlar. Bu inançlarındaki en
büyük pay, KOBİ'lerin geleceğe dönük güven duymayışlarıdır. Yeterli güven
duymadıkları için, firmalar, kısa vadede siyasî ve ekonomik istikrarın
sağlanamayacağını düşünmektedirler. Yine, aynı anket
sonuçlarında görüyoruz. Yaşanan gelişmeler, bize, KOBİ'lerin kendi kaderlerine
terk edildiklerini ve uluslararası rekabete yeterince hazırlanamadıklarını
göstermektedir. KOBİ'lerimiz, yeni ekonomiyi yakalama şansını yitirmekte ve
geleceğe hazırlanamamaktadırlar. Bu, TOSYÖV'ün, 13 ilde, 1
258 firmayla yapmış olduğu anket sonuçlarıdır. Bu anket sonuçları da bize
gösteriyor ki, reel sektörümüz, KOBİ'lerimiz, esnaf ve sanatkârımız çok büyük
bir karamsarlık içerisindedir, öncelikle bu karamsarlığın giderilmesi gerekir.
KOBİ'lere gerekli destek verilerek, girişimci gücü, istihdam gücü öne
çıkarılmalıdır. KOBİ'lerin uluslararası alandaki rekabet gücünü yükseltecek yönetim
teknikleri ve finansman yönetimi, pazarlaması, teknolojiyi geliştirmeye dönük
eğitim ve danışmanlık çalışmaları büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle,
Türkiye'nin büyümeye geçişini sağlayacak çalışmalar çok önemlidir; bunun için
de KOBİ'lerin önemli ölçüde desteklenmesi gerekir. Peki, hükümet bu desteği
veriyor mu; ne yazık ki, hayır. Hükümet, her şeyi bir tarafa bırakmış, varsa
yoksa RTÜK Kanunu, varsa yoksa Af Kanunu; bununla meşgul durumdadır. Reel
sektör can çekişiyor, KOBİ'ler yerle bir olmuş, kapasite kullanım oranları
sanayide yüzde 50'nin altına düşmüş, üretim yapılamıyor, esnaf siftahsız dükkân
kapatıyor. Bunlar, hiç mi hiç, hükümeti ilgilendirmeyen hususlardır. Oysa,
hükümetin, bunlara çözüm bulacak önerileri, kanunları buraya getirmesi gerekirken,
ne yazık ki, biraz sonra yaşayacağımız gibi, RTÜK Kanunuyla, hükümet, Meclisin
gündemini işgal etmektedir. Değerli arkadaşlar, bu
sorunlar aşılır, KOBİ'lerin sorunları aşılır, reel sektör canlandırılır,
içtalep canlandırılır; ancak, bunları yapacak, güven duyulacak bir hükümete her
şeyden önce ihtiyaç vardır. Eğer, siz, büyüme için
yatırımları teşvik etmiyorsanız, içtalebi canlandırmıyorsanız, ciddî oranda
ihracat ve üretim artışı sağlamıyorsanız, vergi oranlarını düşürmüyorsanız,
tabana yaymıyorsanız, yatırımlara dönük yabancı sermaye girişini teşvik
ettirmiyor, bunu artırmıyorsanız, koyduğunuz büyüme hedefini nasıl
yakalayacaksınız?! 2001 yılında, Türkiye'de, eksi yüzde 8, eksi yüzde 10'lara
giden bir daralmayı bu memleket, bu ülke yaşadı. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen,
sonuçlandırınız. İSMAİL ÖZGÜN (Devamla) -
Şimdi, eksi yüzde 10'lardan artı yüzde 3'lere nasıl geçeceksiniz; işte bunun
bir tek yolu var: KOBİ'lerin, reel sektörün canlandırılması, üretimin artırılması,
ihracatın artırılması. Onun için, ben, değerli arkadaşımız Sayın
Yılmazyıldız'ın verdiği bu kanun teklifini önemsiyorum, destekliyorum. Gelin,
nüfusun üçte 1'ine sahip olan, üçte 1'ini teşkil eden esnafımızın,
sanatkârımızın, KOBİ'mizin söylediklerine kulak verelim, onların sorunlarını
burada çözmeye çalışalım diyor, hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum. (AK
Parti ve SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Özgün. III. - YOKLAMA BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, önergenin oylanmasından önce, İçtüzüğün 57 nci maddesine
dayalı bir yoklama isteği vardır. Yoklama isteminde imzası olan sayın
milletvekillerinin Genel Kurul salonunda bulunup bulunmadıklarını arayacağım: Aslan Polat?.. Burada. Mehmet Batuk?.. Burada. Nezir Aydın?.. Burada. Rıza Ulucak?.. Burada. Latif Öztek?.. Burada. Yakup Budak?.. Burada. Mustafa Geçer?.. Burada. Lütfi Doğan?.. Burada. Ali Oğuz?.. SACİT GÜNBEY (Diyarbakır)
- Takabbül ediyorum. BAŞKAN - Süleyman Arif
Emre?.. Burada. Musa Demirci?.. Burada. Zeki Okudan?.. Burada. Fahrettin Kukaracı?..
Burada. Mukadder Başeğmez?..
Burada. Turhan Alçelik?.. Burada. Ahmet Sünnetçioğlu?..
Burada. Hüseyin Karagöz?..
Burada. Yasin Hatiboğlu?..
Burada. Mehmet Ali Şahin?..
Burada. İsmail Özgün?.. Burada. Yoklama yapılacaktır. Yoklama için 3 dakika
süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum. (Elektronik cihazla
yoklama yapıldı) BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, çoğunluğumuz vardır. IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam) B)
TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam) 5.-
Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız'ın, Türk Esnaf ve Sanatkârları ile
Küçük ve Orta Boy İşletmeler (KOBİ)'nin Desteklenmesine Dair Kanun Teklifinin
(2/774) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/485) (Devam) BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir. TURHAN GÜVEN (İçel) -
"Ret" demek, KOBİ'lerden vazgeçmek mi demek?! Zabıtlara geçmesi
bakımından... BAŞKAN - Üçüncü önergeyi
okutuyorum: 6.- Antalya
Milletvekili Mehmet Zeki Okudan'ın, Yükseköğretim Kurumları Teşkilâtı Kanununda
Değişiklik yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/767) doğrudan gündeme
alınmasına ilişkin önergesi (4/486) Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 10.5.2001 tarihinde
verilen (2/767) esas numaralı, Akdeniz Üniversitesi bünyesinde trafik
mühendisliği fakültesi kurulması hususunda Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifimin, İçtüzüğün 37 nci
maddesi gereğince süresini doldurduğundan gündeme alınması için gereğini arz
ederim. Zeki
Okudan Antalya BAŞKAN - Önerge sahibi
olarak, Antalya Milletvekili Zeki Okudan; buyurunuz. (SP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakikadır. MEHMET ZEKİ OKUDAN
(Antalya) - Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; ülkemizde, halen, trafik
kazası, ölüm sıralamasında önlerde yer almaktadır; yani, trafik kazasında,
maalesef, yıllık 5 000'in üzerinde -5 000'in altına düşmeden- ölümle karşı
karşıya kalmaktayız. Tabiî, bunun yanı sıra, 150 000 yaralı, 25 000 sakat gibi
rakamlarla da karşılaşmak mümkün. Şu anda dünyada en
tehlikeli olarak görülen AIDS hastalığından ölüm, maalesef, Türkiyemizde bu
kadar fazla değil. Niye maalesef; biz, trafik kazalarını önlemede çok ciddî
tedbirler alma açısından geri kaldığımız için. Çok şükür ki, Türkiye'de AIDS'ten
ölüm çok az; ancak, trafik kazası sonucu çok ölümle karşı karşıya
bulunmaktayız. Trafik kazasından
mustarip bir arkadaşımız -Nevzat Sezer- Antalya'da 1997 yılında yapmış olduğu
bir çalışmada -bunu herkese göndermiş- "davacıyım" diyor.
"Trafik kazalarına seyirci kalan kuruluşların yetkilileri tümünüzden
davacıyım (9 kuruluş hariç), sürücü kursları (1'i hariç), şoförler federasyonu,
otobüs işletmeleri, kamyon nakliyecileri, Karayolları Genel Müdürlüğü,
belediyeler, petrol şirketleri, alkollü içki fabrikaları, otomobil sanayii,
otomobil tamirhaneleri, TOBB, TİSK, TÜSİAD, sigorta şirketleri, bankalar,
turizm şirketleri, müzik ve film yapımcıları..." Ve uzayıp gidiyor. Değerli arkadaşlar,
görüyorsunuz ki, trafikle ilgili kuruluşlar ne kadar dağınık ve birbirlerinden
kopuk vaziyetteler. Bu kuruluşların belli bir disiplin içerisinde ve
mühendislik hizmeti adı altında toplanması, ülkemizdeki trafik kazalarını
önleme açısından çok ciddî bir çalışma olacaktır. Ayrıca, Meclisimizin trafik
kazalarını önlemeyle ilgili yapmış olduğu çalışma ve başında Prof. Ahmet Tan;
yaptığı çalışmadan dolayı huzurlarınızda kendisine teşekkür ediyorum; bu
komisyonda hizmet alan tüm milletvekili arkadaşlarıma da huzurlarınızda
teşekkürü bir borç biliyorum. Bu çalışmanın akademik bünyeye kazandırılabilmesi
için mutlaka bir disiplin altında değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum.
Bunun için de, Antalya'da, trafik kazalarını önleme açısından bir trafik
mühendisliği fakültesinin açılmasını, huzurlarınızda, sizden talep ediyorum. Ha,
bu Antalya olur veya başka yer olur çok önemli değil, yeter ki, kurulsun; ama,
Antalya'da olursa, biz, bundan memnuniyet duyarız. Hatta, olumlu oy vermekle,
bu kanun teklifinin programa alınması da söz konusu olabilir; ancak, sıra
gelir, gelmez, orasını bilemeyiz. Bileceğimiz şey şu: Bildiğimiz bir diğer
husus da, Bakanlar Kurulu kararıyla üç fakültenin açılabileceğini biliyoruz.
Eğer, hükümetimiz, Bakanlar Kurulu kararıyla, üç fakülteden biri olarak, trafik
kazalarını önleme açısından trafik mühendisliği fakültesini kuracak olurlarsa,
memleketimize çok ciddî hizmette bulunmuş olacaklar. Hepinizi bu duygularla
selamlıyorum ve olumlu oylarınızı bekliyorum. Sağ olun. (Alkışlar) BAŞKAN- Teşekkürler Sayın
Okudan. Sayın milletvekilleri,
önerge sahibi dışında bir milletvekiline söz verme imkânımız var. Geliş
sırasına göre, birinci sırada, Giresun Milletvekili Turhan Alçelik, ikinci
sırada da, İstanbul Milletvekili Ahmet Tan müracaat etmiş bulunmaktadır. Bu
nedenle, birinci sırada bulunan Giresun Milletvekili Turhan Alçelik'e söz
veriyorum. Buyurunuz Sayın Alçelik.
(SP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakikadır. TURHAN ALÇELİK (Giresun)-
Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum. Değerli arkadaşlar,
öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bir trafik mühendisliği
fakültesi kurulmasıyla ilgili bir kanun teklifi üzerinde konuşuyoruz; ancak,
artık, herhangi bir fakültenin kurulması kanun gerektirmiyor; ama, Meclisimizin
gündeminde olduğu ve bu konunun hayatî önemi bakımından, hükümetin gündemi
arasında acilen yer alması için, bu görüşlerimizi ifade ediyoruz. Değerli arkadaşlar,
trafik kazaları Türkiyemizin en önemli problemlerinden biri. Bu konuyla ilgili,
maalesef, bürokrasimizin ve hükümetlerin duyarlılığı yeterli değil. 1999
senesinin başında, ölümlü kazalarla ilgili gönüllü bir çalışma başlattım dört
ayrı bakanlık nezdinde; hiç olmazsa, sürücülerden kaynaklanan, sürücülerin
sağlık problemlerinden kaynaklanan kazaları tespit edelim diye; ancak, üzülerek
ifade ediyorum, herhangi bir sonuç alamadık; dört yıla yaklaştı beklediğimiz
dokümanlar henüz elimize ulaşmış değil. Değerli arkadaşlar,
bundan iki gün önce ülkemizde, zannediyorum, toplumumuzun gündemine çok fazla
yansımayan, uluslararası çok önemli bir toplantı (Uluslararası Yol Güvenliği
Kongresi) yapıldı. Ben, bir milletvekili ve trafik kazalarıyla ilgilenen
arkadaşınız olarak, bu kongreyi takip ettim. Bu kongrede ortak bir karar
alındı. Bu konuda çalışma yapan, uluslararası bu toplantıya bilimsel
olarak -uygulayıcı olan Karayolları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma
yetkilileri dahil- bildiri sunan arkadaşlarımızda ve bütün herkeste oluşan
ortak kanaat şudur: Ülkemizde acilen bir trafik mühendisliği fakültesi
kurulmalıdır. Neden; çünkü, dünyanın gelişmiş ülkelerinde trafik kazalarındaki
yol kusuru yüzde 30'lar civarında; ama, Türkiye'de, neredeyse yüzde sıfır!..
Zannederim, sadece, bu rakam bile, Türkiyemizde bu kararın çok acilen
alınmasını gerektiriyor. Değerli arkadaşlar, böyle
bir fakültenin kuruluşu için kanun gerekmediğini konuşmamın başında ifade ettim.
Benim de, Karadeniz Teknik Üniversitesi bünyesinde Giresun'a trafik
mühendisliği fakültesi kurulmasıyla ilgili bir kanun teklifim var. Ancak,
buradaki yöntem şudur: Önce, üniversite senatosu "burada trafik
mühendisliği fakültesi kurmak istiyoruz" diye bir karar alacak. YÖK ve
Millî Eğitim Bakanlığı görüş bildirdikten sonra, Bakanlar Kurulundan karar
çıkacak, bu da bir haftalık meseledir, yeter ki hükümet bu meseleye sahip
çıksın. Konunun aciliyeti bakımından, hükümeti bu konuda duyarlı olmaya ve bu kararı
bir an önce çıkarmaya davet ediyorum. Değerli arkadaşlar, biraz
önce yoklama istedik. Bu Meclisin çalışmasını engellemek için değil, iktidar
olarak sizlerin bir yanlışını önlemek için bu yoklama talebinde bulunduk. Evet,
çoğunluk var burada; ama, değerli iktidar milletvekilleri, şöyle bir, lütfen,
geriye dönüp şu localara bakın allahaşkına! Orada oturan değerli insanlar var.
Anadolu'dan gelen insanların sadece bir grup temsilcisi onlar. Niye oturuyorlar
orada? Meclisin oturumunu gidelim zevkle izleyelim diye mi; hayır. Ekmeğimizle
oynanmasın diye oturuyor o insanlar orada; Anadolu'nun sesi kısılmasın diye
oturuyor orada; RTÜK Kanununu engelleyin diye oturuyorlar orada. Bu duyarlılığınızı
bekliyorum ve o insanlar adına, Anadolu'nun sesinin susturulmasının
engellenmesi adına, sizleri duyarlı olmaya davet ediyor, trafik mühendisliğiyle
ilgili karara olumlu oylarınızı bekliyor, bu duyarlılığınız için şimdiden
teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum efendim. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler Sayın
Alçelik. Sayın Tan, yerinizden... Bu konuyla ilgili değil
mi? AHMET TAN (İstanbul) -
Evet... BAŞKAN - Buyurunuz. AHMET TAN (İstanbul) -
Teşekkür ederim Sayın Başkan. Bu arada, arkadaşımın,
beni profesörlüğe terfi ettirmesiyle ilgili küçük bir tavzihte bulunmak
istiyorum. Bendeniz, sadece siyasal bilim doktoruyum; ancak, öyle anlaşılıyor
ki, trafiğe insan takılınca, ya trafikle bozmuş oluyor yahut da trafik
profesörü oluyor. Yine de çok şükür... Ancak, bu
cömertliğinizden yararlanarak, iki cümle de ben eklemek istiyorum bu yararlı
öneriye. O da şudur: Biz, Büyük Millet Meclisi adına bir çalışma yaptık. Rapor
hazırlandı, yakında Meclisimiz basacak. Bu çalışma, hiçbir şekilde, toplumun
hiçbir kurumundan, başta üniversitelerden, bir ses ve yankı bulmadı. Burada,
üniversitelerin, kesinlikle trafik dışında kalmasını anlamak mümkün değil.
Sayın Okudan arkadaşımızın önerisine bu yüzden katılmak durumundayız; çünkü,
üniversitelerimiz, bu büyük facia karşısında -herhalde, yeterince bir
entelektüel boyut bulmadığı için- bulunmuyorlar. Her yıl bu ülkede 1 000 000'a
yakın insanımız ehliyetname alıyor; ama, bu ehliyetnameleri sadece ve sadece
esnaf derneklerine kayıtlı olan trafik sürücü kurslarından alıyor. Halbuki,
üniversitelerimiz, en azından, kendi öğrencilerini yetiştirseler, herhalde, bu
kadar ölüm olmayacak. Sözlerime son verirken
şunu da ifade etmek istiyorum: Büyük depremden bu yana; yani, 17 Ağustos 1999
tarihinden bu yana trafik kazalarında 20 000'e yakın insanımız -depremde ölen
kadar insanımız- öldüğü halde, hâlâ sessiz kalınıyor. O yüzden, arkadaşlarımız,
benim trafik konusunda fazla konuşmama bakıp, beni profesörlüğe kadar
yükselttiler; ama, ben, hiçbir unvan istemiyorum; sadece, sırada bekleyen,
trafikteki suçların -bilinçli taksirle- cezalandırılmasını öngören kanun
teklifimizin gündeme alınmasını diliyorum. Bu vesileyle, Yüce Meclisi tekrar
saygıyla selamlıyorum. Sağ olun. (DSP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Dr. Ahmet Tan. Son olarak, Sayın Ongun,
buyurunuz. BEKİR ONGUN (Aydın) -
Teşekkür ederim Başkan. Sayın Zeki Okudan'ın
gündeme getirdiği üniversitelerimizde trafik mühendisliği bölümünün açılması
konusu, Meclis Trafik Araştırma Komisyonunun çalışmalarında da gündeme
getirildi; ama, ne yazık ki, bu, kanun çalışması olarak henüz Meclisin
gündemine gelmedi. Yine bir turizm sezonuna
başlıyoruz ve önümüzdeki günlerde trafik kazalarının artmasından korkuyoruz.
Bir trafik araştırma komisyonunun Mecliste kurulması bile, çok şükür, trafik
kazalarının azalmasına sebep oldu. Kurulacak bu mühendislik fakültesinin,
artık, hangi ilde olacağı önemli değil. Üniversite senatoları karar alırsa
-Bakanlar Kurulumuz da yetkilidir, kanuna da gerek yoktur- herhangi bir
üniversitemizde -merkezî bir üniversite olabilir- bu trafik mühendisliği
bölümünün açılması, Türkiye'de kazaların azalmasına, daha çok canların
gitmesine engel olacaktır diyor, hepinize saygılar sunuyorum. BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Ongun. Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Değerli arkadaşlarım,
Divan Üyesi iki sayın arkadaşım aynı sayıda buluşamadı; ben de, doğrusu,
hangisini desem, yanlış söylemiş olacağım. Onun için, oylamayı elektronik
cihazla yapacağım ve kabul edenler ile etmeyenler arasındaki rakam böylece net
bir şekilde görülür. Oylama için 2 dakika süre
vereceğim. Oylama işlemini
başlatıyorum. (Elektronik cihazla
oylama yapıldı) BAŞKAN - Kabul
edilmiştir. Gündemin
"Seçim" kısmına geçiyoruz. V. – SEÇİMLER A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM 1. - (9/5) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunda
açık bulunan üyeliğe seçim BAŞKAN - Türk millî
eğitim politikasına aykırı, keyfî ve ideolojik uygulamalarıyla eğitim ve
öğretimde kargaşaya sebep olduğu, toplumsal gerilime yol açtığı, eğitim
sistemini Avrupa Birliği ve uluslararası standartlardan uzaklaştırdığı
iddialarıyla Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu hakkında kurulan (9/5) esas
numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunda boş bulunan ve Doğru Yol Partisi
Grubuna düşen 1 üyelik için seçim yapacağız. Doğru Yol Partisi
Grubunun, 1 üyelik için 3 kat olarak gösterdiği adayların adlarını okuyorum: Salih Çelen (Antalya) Sevgi Esen (Kayseri) Saffet Kaya (Ardahan) Adayların adları torbaya
konulmuştur, torbadan bir isim çekeceğiz: Sevgi Esen (Kayseri) Böylece, (9/5) esas
numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu üyeliğine Kayseri Milletvekili Sevgi
Esen seçilmiştir. Alınan karar gereğince,
sözlü sorular ile diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına
geçiyoruz. Önce, yarım kalan
işlerden başlayacağız. VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER 1. - İzmir Milletvekili Rifat Serdaroğlu'nun; İstanbul
Milletvekili Bülent Akarcalı'nın; Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya'nın; Ankara
Milletvekili Yıldırım Akbulut'un; Şırnak Milletvekili Mehmet Salih Yıldırım'ın;
Gaziantep Milletvekili Ali Ilıksoy, Konya Milletvekili Ömer İzgi ve Ankara
Milletvekili Nejat Arseven'in; İstanbul Milletvekili Ziya Aktaş ve 42
Arkadaşının; Zonguldak Milletvekili
Hasan Gemici'nin ve İzmir Milletvekili Işılay Saygın'ın; Türkiye Büyük Millet
Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa
Komisyonu Raporu (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449)
(S.Sayısı : 527) BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Tekliflerinin
görüşülmeyen maddeleriyle ilgili komisyon raporu Başkanlığa verilmediğinden,
teklifin müzakeresini erteliyoruz. Ceza İnfaz Kurumları ve
Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Kanunu Tasarısının müzakeresine
kaldığımız yerden devam edeceğiz. 2. - Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim
Merkezleri Kanunu Tasarısı ve Adalet ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/744) (S. Sayısı : 786) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Ertelenmiştir. Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının müzakeresine kaldığımız yerden
devam edeceğiz. 3. - Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/777) (S. Sayısı : 557) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Ertelenmiştir. Radyo ve Televizyonların
Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile
Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676
Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu
Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme
Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu raporunun müzakeresine kaldığımız yerden devam
ediyoruz. 4. - Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında
Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın
89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri
Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (1) BAŞKAN - Komisyon?..
Burada. Hükümet?.. Burada. 17 nci maddeye bağlı ek 1
inci madde üzerindeki son önergenin oylamasında kalınmıştı. Şimdi, Komisyonun ve
Hükümetin katıldığı, Van Milletvekili Fethullah Erbaş ve arkadaşlarının
önergesini, hatırlatmak için tekrar okutup, oylarınıza sunacağım: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna aşağıdaki maddeler
eklenmiştir. Ek madde 1.- Birinci
fıkrasının sonundaki "göz önünde tutar" ibaresinin "göz önünde
tutmak zorundadır" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
(1) 850 S. Sayılı Basmayazı 1.5.2002 tarihli 94 üncü
Birleşim Tutanağına eklidir. BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler.... Kabul edilmemiştir. Şimdi de, ek 1 inci
maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir. Ek 2 nci maddeyi okutuyorum... MEHMET BEKAROĞLU (Rize) -
Sayın Başkan, İçtüzüğün 63 üncü maddesine göre usulle ilgili bir tartışma
açılması için bir önerge vermiştim efendim. BAŞKAN - Sayın
milletvekillerinin bilgisine sunayım. Rize Milletvekili Sayın
Mehmet Bekaroğlu imzasıyla Başkanlığa bir müracaat geldi. "Türkiye Büyük
Millet Meclisinin çalışma usullerinden, en temellerinden biri, oturumu yöneten
Başkanvekilinin tarafsızlığıdır. Daha önceki
görüşmelerdeki tutumlarından dolayı, oturumu yöneten Başkanvekili Sayın Yüksel
Yalova'nın, RTÜK Yasa Tasarısı görüşmelerini tarafsız olarak yönetemeyeceği
endişesini taşıyorum. Bu nedenle, İçtüzüğün 63
üncü maddesine göre usul tartışması açılmasını arz ve teklif ediyorum. Saygılarımla. 14.5.2002 Mehmet
Bekaroğlu Rize" Değerli arkadaşlarım,
konu şahsımla ilgili olduğu için, ben, Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı
yetkililerine de bir kez daha tahkik etmelerini söyledim. Burada, henüz ortaya
konulmuş bir tutum bulunmadığı için, bundan böyle yürütülecek görüşmeler sırasında
henüz nasıl tutum takınacağıma ilişkin ortada somut bir husus bulunmadığı
için.. MEHMET BEKAROĞLU (Rize) -
Önceki oturumdaki tutumunuz belli Sayın Başkanım. BAŞKAN - Sayın Bekâroğlu,
İçtüzüğün 63 üncü maddesini okursanız... MEHMET BEKAROĞLU (Rize) -
Okuyoruz... BAŞKAN - ...son derece
açık ve üzerinde tartışma yapmamızı gerektirmeyecek kadar açık bir madde. MEHMET BEKAROĞLU (Rize) -
En temel çalışma usulü Başkanın tarafsızlığıdır. Siz taraflı olduğunuzu geçen
yönetimde ortaya koydunuz Sayın Başkan. BAŞKAN - Ek 2 nci maddeyi
okutuyorum: EK MADDE 2. - Bu Kanunda
belirtilen istisnalar dışında, Üst Kuruldan izin almadan radyo ve televizyon
yayını yapan ya da Üst Kurul tarafından geçici ya da sürekli iptal edilmesine
rağmen yayın yapan kişiye, kuruluşların ise sahip ve yöneticilerine, fiilleri
bir başka suç oluştursa bile, fiilin ağırlığına göre altı aydan iki yıla kadar
hapis cezası ve bir milyar liradan yüz milyar liraya kadar para cezası verilir.
Ancak, Türkiye Cumhuriyetinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve
milletiyle bölünmez bütünlüğüne karşı yıkıcı ve bölücü faaliyetlere sevk edecek
şekilde yayın yaptıkları tespit edilerek yayınları durdurulan veya yayın
izinleri iptal edilen kişiler, bu kuruluşların sahipleri ve yöneticileri ile bu
tür yayınlarda görev alanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesine göre
cezalandırılır. Ayrıca tüm yayın cihazları Türk Ceza Kanununun 36 ncı maddesine
göre müsadere edilir. Yayın bantlarını bir yıl
süre ile muhafaza etmeyen ve bu süre içinde Üst Kurul veya Cumhuriyet
savcılığınca istenmesine rağmen sesli ve görüntülü olarak teslim etmeyen yayın
kuruluşlarının sahip ve yöneticileri, altı aydan bir yıla kadar ağır hapis ve
bir milyar liradan on milyar liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.
Ayrıca, bir aydan üç aya kadar ilgili kuruluşun yayınının durdurulmasına karar
verilir. Gönderilen bandın içerik bakımından istenen yayın olmaması veya bantta
tahrifat, çıkarma, silme gibi işlemler yapılması halinde, ayrıca iki yıldan on
yıla kadar ağır hapis ve iki milyar liradan on milyar liraya kadar ağır para
cezası verilir. Bu maddedeki para
cezaları, her yıl Maliye Bakanlığınca ilân edilen yeniden değerleme oranında
artırılır. BAŞKAN- Sayın
milletvekilleri, ek 2 nci madde üzerinde ilk olarak Adalet ve Kalkınma Partisi
Grubu adına Konya Milletvekili Remzi Çetin söz istemiştir. (AK Parti
sıralarından alkışlar) Gruplar adına söz isteyen
arkadaşlarımızın konuşma süreleri 5'er dakikadır. Buyurunuz Sayın Çetin. AK PARTİ GRUBU ADINA
REMZİ ÇETİN (Konya)- Muhterem Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi
saygıyla selamlarım. Günlerden beri kamuoyunun
gündemini ciddî şekilde meşgul eden RTÜK Yasasını görüşmeye devam ediyoruz.
Maalesef, toplumumuzun her kesimi tarafından, bu meseleyle doğrudan ilgili veya
ilgisiz her kesim tarafından çok ciddî tenkitlere maruz kalmasına rağmen,
ısrarla ve inatla, bu kanun Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçirilmeye
çalışılmaktadır ve 21 inci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak en büyük
bir hatayı yapmakla karşı karşıya, maalesef, bırakılmış durumdayız. Çünkü,
bugün, gerek OECD ülkelerinde gerek Amerika Birleşik Devletlerinde, bütün
demokratik ülkelerde, ülkemiz, insan hakları ve demokratik prensiplerin
bihakkın uygulanması bakımından, ciddî tenkitlere maruz kalmaktadır. Ülkemizin
dünya platformunda, demokratik platformda böyle ağır eleştirilere, tenkitlere
maruz kaldığı bir ortamda, bizim bu kanunu ısrarla Meclisten geçirmeye
çalışmamızın yanlışlığı ortadadır. Değerli arkadaşlarım, sık
sık dile getirildi; Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Milletine hizmet eden,
Türk Milletinin âli menfaatlarını gözeten kanunların yapıldığı bir yerdir, bir
mercidir. Değerli arkadaşlarım, konuşmacılarımız sık sık dile getirdiler;
ülkemiz binbir türlü meseleyle karşı karşıyadır. Hükümetin icraatları sürekli
olarak tenkit edilmekte ve başarılı olup olmadığı her zaman tartışılır
olmaktadır. Hal böyleyken, kamuoyunu sansasyon olarak ciddî şekilde çalkantıya
verecek ve gerçekten ülkemizin demokratik prensipleri bakımından tenkitlere
maruz kalacak böyle bir kanunu çıkarmada ısrarcı olmak, Türkiye Büyük Millet
Meclisini, sanki belli insanları ve belli kesimleri gözeten kanun yapıyormuş
gibi bir durumla karşı karşıya bırakmak, takdir edersiniz ki, hepimizi derinden
üzmektedir. Hal böyleyken, bu konuda ısrarcı olmanın yanlışlığı ortadadır. Değerli arkadaşlarım, ek
2 nci maddeye göre, Üst Kuruldan izin almadan TV ve radyo yayını yapılması
halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ve 1 milyar liradan 100 milyar
liraya kadar para cezası öngörülmektedir. Bu çok geniş bir aralıktır. Bu konuda
hâkime bu derece takdir hakkı bırakılmasının uygulamada ne denli yanlışlıklara
sebebiyet vereceği hepimizin malumudur. Ayrıca, Türkiye
Cumhuriyetinin varlık ve bağımsızlığına, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez
bütünlüğüne karşı söz konusu fiillerin işlenmesi halinde "TCK'nın 314 üncü
maddesine göre cezalandırılır" denilmek suretiyle, yine, çok ağır
müeyyideler getirilmeye çalışılmakta ve tarafsız basın yayın organları
tarafından kamuoyunun sağlıklı bir şekilde bilgilendirilip sağlıklı bir kamuoyu
oluşturulması noktasındaki basın yayın kuruluşları, ciddî şekilde baskı altına
alınmaya çalışılmaktadır. Ayrıca, yayın bantlarının
bir yıl süreyle muhafaza edilme mecburiyetinin getirilmesi ve bu noktada
hataların yapılması halinde, altı aydan bir yıla kadar ağır hapis cezası, 1
milyar liradan 10 milyar liraya kadar, yine ağır para cezası ve bir aydan üç
aya kadar yayını durdurma cezası gibi, gerçekten, pek çok yayın kuruluşunun
kaldıramayacağı cezalarla karşı karşıya bırakılmaktadır bu kuruluşlar. Ayrıca, gönderilen bandın
içerik bakımından istenilen yayın olmaması, bantta tahrifat, çıkarma, silme
gibi işlemlerin yapılması halinde de, iki yıldan on yıla kadar ağır hapis ve 2
milyar liradan 10 milyar liraya kadar da ağır para cezası öngörülmektedir. Değerli arkadaşlarım, söz
konusu olan bütün bu hususlar, fevkalade yüksek değerlerdir, yüksek
rakamlardır. Dolayısıyla, basın özgürlüğüne, medya özgürlüğüne ve bağımsız,
objektif kamuoyu oluşturulması noktasına ciddî bir darbe vurulmaktadır. Bu ağır
para cezalarını, mevcut yerel ve ulusal televizyonlarımızın, medyamızın
kaldırması oldukça zordur ve burada, biraz önce de ifade ettiğimiz gibi, çok
geniş bir takdir hakkı bırakılmak suretiyle, her türlü adaletsizliğe sebebiyet
verecek uygulamalara yol açılacaktır. Değerli arkadaşlarım,
ayrıca, bu meblağların ödenemeyecek miktarlarda olmasının yanında, diyelim ki,
tahrifat yapılmasının ölçüsü olarak, medya kuruluşlarının birbirlerine karşı
yanlışlıklar yapabilmesi gibi birtakım fiillere de yol açacak durumlar söz
konusudur. O bakımdan, mutlaka, bu muğlak ifadeler yerine, daha net, somut
ifadeler içeren bir kanunun çıkarılması gerekirdi. Dolayısıyla, bu konudaki
ısrarın yersizliğiyle, bütün bu yanlışları bünyesinde mündemiç kılan bir
kanunun çıkarılmaya çalışılmasıyla, gerçekten, ciddî bir hatayı yapmakla karşı
karşıya kalıyoruz. Değerli arkadaşlarım,
yayın bantlarını bir yıl süreyle muhafaza etmemek, Üst Kurul ve cumhuriyet
savcılığına teslim etmemek durumunda, hem para cezası hem hapis cezası hem de
yayını durdurma cezası gibi, gerçekten, çok yönlü cezalar öngörülmek suretiyle,
ciddî bir tehdit oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bütün bunların yanlışlığı,
hepimiz tarafından görülmektedir; çünkü, şu ana kadar yapılan değerlendirmelerde,
maalesef, iktidar, çıkıp, bu kanunu niçin buraya getirdiğini, bu kanunun
gerekçelerini haklı bir şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisinin önünde
savunamamıştır ve savunulamayan bir
kanun çıkarılmaya çalışılmaktadır. Burada, siyaset-medya ilişkisi çok açık ve
seçik olarak görülmektedir. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen, son
cümlelerinizi söyleyiniz. REMZİ ÇETİN (Devamla) -
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. O bakımdan, siyasetin ve
siyasetçinin bu kadar ağır tenkitlere, haksızlıklara maruz kaldığı bir ortamda,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin kendi eliyle, siyasetin ve siyasetçinin bu ağır
durumunu ağırlaştırıcı ve siyaseti ve siyasetçiyi zor durumda bırakmaya
çalışan, onları etkisiz kılmaya çalışan çevrelere karşı, âdeta, yeni bahaneler
verici bir tutum sergilenmeye çalışılmaktadır. Bu durumu doğru bulmuyoruz ve 21
inci Dönem Meclisi, gerçekten, bu hatayı işlemekle, gelecekte telafisi zor bir
fiili yapmaktadır. Nitekim, Sayın Bakan ve diğer sözcüler "hele bu kanunu
bir çıkaralım da, hatalarını sonra telafi ederiz" gibi, bugünden bu
kanunun zaten savunulamayacağını, yanlışlığın yapılmakta olduğunu baştan ifade
etmişlerdir. Bu hatadan dönmek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin en tabiî
görevidir. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Çetin. İkinci olarak, Saadet
Partisi Grubu adına, Kahramanmaraş Milletvekili Mustafa Kamalak... YASİN HATİBOĞLU (Çorum) -
Sayın Cevat Ayhan konuşacak. BAŞKAN - Başkanlığa
verilen... YASİN HATİBOĞLU (Çorum) -
Ben böyle ifade ediyorum efendim. BAŞKAN - Hay hay, ben bir
şey demiyorum; Başkanlığa verilen isim Mustafa Kamalak hocamızdı, onu
söylüyorum. YASİN HATİBOĞLU (Çorum) -
Değiştirelim efendim. BAŞKAN - Sakarya
Milletvekili Sayın Cevat Ayhan. Buyurunuz Sayın Ayhan.
(SP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakikadır. SP GRUBU ADINA CEVAT
AYHAN (Sakarya) - Muhterem Başkan, muhterem üyeler; söze başlarken, Saadet
Partisi Grubu adına hepinizi hürmetle selamlıyorum. Bu maddeyle, çerçeve 17
nci maddeyle, 3984 sayılı Radyo ve Televizyon Yüksek Kuruluyla ilgili kanuna 5
tane ekmadde getirilmektedir. Ben, ek 2 nci madde üzerinde söz almış
bulunuyorum. Okunan madde metninden de
hatırlanacağı gibi, izinsiz yayın yapanlara, iptale rağmen yayın yapanlara,
devlet ve cumhuriyet aleyhine yayın yapanlara, bantların muhafazasıyla ilgili
sorumluluğu taşımayanlara ve bantların istenip de verilmemesi halinde veya
yanlış verilmesi halinde, birtakım cezalar getirilmektedir. Daha önce burada
okunduğu için, bunların tafsilatına tekrar girmeyeceğim; ancak, tabiî, bu
cezaların ağır olduğunu ifade etmek istiyorum. İki yıla kadar hapis, on yıla
kadar hapis var. Bantlar muhafaza edilmemiş veya bantlar istenmiş... Bu verilen
bantlar istenen bantlar değilse, tahrifat yapılmışsa, çıkarma yapılmışsa, silme
yapılmışsa, on yıla kadar ağır hapis cezası var. Tahrifatı anladım, çıkarmayı
anladım, silmeyi anladım. Cezaların miktarı makul mu değil mi, ayrıca
tartışılır; ama, istenen yayın değilse...Yani, bir televizyon, bir radyo, bandı
arşivden çıkarmış, vermiş; bu da istenen yayın değilse, onu iki yılla on yıl
arasında hapis cezasıyla muhakeme edeceksiniz. Yani, "bu, istenen bant
değildir, bunu değiştirin" diye iade edip tekrar istemek mümkün değil mi?
Onun için, buraya, bu maddeye bir tarif getirmek lazım. Cürüm işlemek maksadıyla
teşekkül oluşturmaktan yargılamalar var burada ve müsadere var. Madde 36, bütün
yayın cihazlarının müsaderesidir. Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesi, cürüm
işlemek için teşekkül oluşturmayla ilgili cezalardır. Bunların bir daha
dikkatle değerlendirilmesi lazım; ama, hükümet, tabiî, bu tasarıyı buradan
alelacele geçirmek istiyor; Cumhurbaşkanının ikazına rağmen, vetosuna rağmen,
iadesine rağmen, bütün kamuoyunun, mahallî radyo, televizyon ve gazetelerin,
mahallî basının, genel olarak bütün çevrelerin, ulusal basının da mühim bir
kısmının itiraz etmesine rağmen, bu tasarı, bu haliyle, Türkiye'de radyo ve
televizyon yayıncılığına büyük bir darbe vuracağı ifade edilmesine rağmen
ısrarla çıkarılmak isteniyor. Tabiî, mahallî
televizyon, radyo ve gazetelerin fevkalade mühim hizmetleri var. Bunlar, hükümetlerin mahallindeki uygulamalarını
denetlerler, halkın şikâyetlerini dile getirirler, idarecileri ikaz etmiş
olurlar. Bir denetim mekanizmasıdır bunların yaptığı. Bunların birtakım
dertleri var, sıkıntıları var -geçenlerde bu Mecliste mahallî basınla ilgili
meseleler konuşuldu, araştırma komisyonu teşkil edildi- bunların bir an önce
çözülmesi lazım; ama, biz, bütün sesleri susturup hükümete sessiz bir Türkiye hazırlamak
için ne gerekiyorsa onu yapıyoruz. Sayın Başbakan "efendim, geçmişte,
esnaf yürüyordu, birtakım meslek odaları yürüyüş yapıyordu; şimdi
yürümediklerine göre herkes memnundur" diye ifade ediyor. Biraz daha
sessiz bir Türkiye haline getireceksiniz; ama, kontrol edilemeyen patlamalar
meydana gelir neticede. Tabiî, bu kanunun en
mühim maddesi, bundan sonra gelecek olan ek 3 üncü maddesidir. Burada yapılan
da, 29 uncu maddedeki ihalelere katılma yasağını kaldıracaksınız. Değerli arkadaşlar, bu
çok mühim bir şeydir. Bu kanunun esasında, çekirdeğinde bulunan madde. Tabiî,
sırası geldiği zaman konuşulacak. Siz, gazete ve televizyonların, radyoların,
yani, basın yayın kuruluşlarının sermayeyle ilgisini kesmezseniz, bunların, iş
piyasasında aktif olan aktörlerin tetikçisi olarak kullanılmalarına zemin
hazırlarsınız. Bu, demokrasi bakımından, hukukun hâkimiyeti bakımından,
vatandaşın hukukunun korunması bakımından da fevkalade mahzurlu bir husustur.
Türkiye bunu tartışıyor, bunu tartışmak lazım; ama, bu olgunlaştırılmadan,
alelacele, bu kanun buraya tekrar getirildi. Bundan sorumlu olan Sayın Bakanın
"onbeş yirmi gün içinde yeni bir tasarı getireceğiz, ben de buna
katılmıyorum, sindiremiyorum" demesine rağmen hangi irade bunu buradan
ısrarla çıkartıyor; bunu anlamak mümkün değil. Hükümeti bir daha düşünmeye
davet ediyorum. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) CEVAT AYHAN (Devamla) -
Bitiriyorum Muhterem Başkan. BAŞKAN - Lütfen,
sonuçlandırınız Sayın Ayhan. CEVAT AYHAN (Devamla) -
Değerli arkadaşlar, mademki bu yasa ihtiyaca uygun değil, bu yasayı geri çekip,
tekrar, bütün tarafların değerlendirmesiyle, mutabakatıyla çalışacak olan bir
RTÜK Yasasında düzenleme getirmek herkesin faydasınadır. Hükümetin ısrarla
yaptığı bu işlerden dolayı, sonra "yanlış yaptım, pişman oldum" diye
günah çıkaracak şekilde ortaya çıkmasının hiçbir manası olmadığını ifade
ediyor, hepinizi hürmetle selamlıyorum. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Ayhan. Son olarak, Doğru Yol
Partisi Grubu adına, İçel Milletvekili Turhan Güven. Buyurunuz Sayın Güven.
(DYP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. DYP GRUBU ADINA TURHAN
GÜVEN (İçel) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Doğru Yol Partisi Grubu
adına, hepinizi, sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Bu kanun, aslında, çok
masumane bir görüntü sergiliyor bazı maddelerinde; ama, aslında, hür basını
ortadan kaldırmanın yolları çok detaylı olarak düzenlenmiş bir kanun. Hür
basın, yalnız, İstanbul'da, Ankara'da çıkan basın değil, 81 ilin her il
merkezinde ve ilçelerinde çıkan basın demektir; yani, kısaca, Anadolu basını
demektir, Trakya basını demektir. Siz, bu kanunla, bazı cezalar, bazı
müeyyideler getirmiş görünüyorsunuz, çekidüzen vermiş görünüyorsunuz; ama,
aslında, siz, Anadolu basınını yok ediyorsunuz. Bunun yollarını da, çok ince,
detaylı biçimde bu maddelerde getirmiş oluyorsunuz. Değerli milletvekilleri,
bakınız, ölüm cezalarını kaldıran bu Meclis mi; bu Meclis. Peki, yanlışlıkla
bir bandı gönderen o televizyon istasyonu sahibine veya sorumlusuna siz ne
getiriyorsunuz; iki yıldan on yıla kadar ağır hapis. Siz, eli kanlı adamları
burada affettiniz. Peki, bunun karşılığında, bütün cürümü, suçu, sadece, bir
bandı yanlışlıkla istenilen bant yerine göndermek olan insana, iki yıldan on
yıla kadar hapis cezası getiriyorsunuz. Neresinde var bunun hak ve nasfet
uygulaması?! Siz, müebbet ağır hapse mahkûm olan insanı altı sene sekiz ay
içinde, sekiz sene altı ay içinde çıkarmayı düşünüyorsunuz; ama, bakın, öbürüne
de, on sene getiriyorsunuz bir yanlışlığın içinde olan şeyde... Ceza hukukunda
önemli olan kast unsurudur. Her zaman söylüyorum; yapmayın!.. Bu miktarlarla,
Anadolu basını, şu cezalarla ayakta kalabilir mi?! Sizin, aslında, buradaki
hedefiniz ne, siz ne yapmak istiyorsunuz; bunu bize anlatın da, eğer, doğruysa
anlattıklarınız -ki hiçbirinin doğruluğuna inanmıyorum şahsen- o zaman, ben,
kalkayım, burada sizi savunayım; ama, sizin savunulur tarafınız yok; çünkü
"ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz..." Siz, öyle işler
getiriyorsunuz ki, Türk Milletinin sesini kesmenin yollarını arıyorsunuz ve
buluyorsunuz. Bu kanun çıkarsa... Daha
evvel de söyledim, yine söylüyorum: Cumhurbaşkanı Anayasaya aykırılıktan
gönderdi size; siz, eski Anayasaya göre gönderilme olayını ortadan kaldırdınız;
bazı maddelerini yeni Anayasa değişikliklerine göre, hiç görüşmeden önümüze
getirdiniz. Bu kanun, Sayın Cumhurbaşkanının önüne gittiği zaman, bu maddeler
görüşülmediği için kanunlaşmış sayılmayacağından iade görecektir, görmelidir;
ama, gelin, şu yanlıştan dönün. Komisyona tekrar iade edin; deyin ki, biz, bir
yanlışın içindeyiz... Canım, yanlışı görmek de bir fazilettir! Niye bu
faziletli davranıştan vazgeçiyorsunuz veya vazgeçme gayreti içindesiniz? Artık,
doğru yapmanın zamanı geldi geçti değerli milletvekilleri. Sizin her yaptığınız
yanlışın faturası millete çıkıyor. Milleti ıstıraba sokmaya hiçbir hakkınız
yok. Hür Anadolu basınını ıstıraba sokmaya, hele onları yok etmeye hiç hakkınız
yok. Bakınız, Tanrı affeder;
ama, millet sizi affetmeyecektir. Hepinize saygılar
sunuyorum. (DYP ve SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Güven. Madde üzerinde 3 adet
önerge vardır; önce geliş sıralarına göre okutacağım, sonra aykırılık
derecelerine göre işleme alacağım. İlk önergeyi okutuyorum: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarısının çerçeve 17 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde
2'nin ikinci fıkrasının birinci cümlesindeki "Cumhuriyet
Savcılığınca" ibaresinden sonra gelmek üzere "dava açılmış ise
taraflarca" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN - 2 nci önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 17 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanuna eklenen Ek Madde 2'nin
birinci fıkrasının son cümlesindeki "ayrıca tüm yayın cihazları Türk Ceza
Kanununun 36 ncı maddesine göre
müsadere edilir" ibaresinin fıkra metninden çıkarılmasını arz ve teklif
ederiz.
BAŞKAN - Şimdi, son ve
maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 17 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanuna eklenen Ek Madde 2
Anayasaya aykırı olduğundan tasarı metninden çıkartılmasını arz ve teklif
ederiz
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu? ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa)- Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz
Başkanım. BAŞKAN - Önergeniz
hakkında konuşacak mısınız? YASİN HATİBOĞLU (Çorum) -
Evet. BAŞKAN - Buyurunuz Sayın
Yasin Hatiboğlu. (SP sıralarından alkışlar) YASİN HATİBOĞLU (Çorum)-
Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; 850 sıra sayılı iade edilen
yasanın müzakeresi vesilesiyle, Saadet Partisi Grubumuz adına görüşlerimizi
huzurunuza getirmek üzere buradayım. Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli milletvekilleri,
acaba -düşünüyorum;- düşünen yalnız ben değilim, herkes düşünüyor- bu tasarı,
çok önemli, çok öncelikli, çok ölümcül aciliyeti olan bir tasarı mı?! Yani,
ülkenin bütün meseleleri çözüldü, açlar doydu, işsizler iş buldu, aşsızlar aş
buldu, çarık çorap bulamayan insanların sırtı giydi, karnı doydu, sıra RTÜK'e
mi geldi diye hep düşünüyorum; ancak, buraya gelmediğini, biraz sonra, huzurunuzda,
görüşlerimi sizlerle paylaşacağım. Ancak, bu tasarı, bu haliyle müzakere
edilebilir mi? Gönlüm isterdi ki, hukukçu da olan, Meclisi yöneten Sayın
Başkanvekilimiz Yalova işleme almamalıydı bu tasarıyı. Şu sebeple işleme
almamalıydı: Biz, kanunların anayasaya aykırı olmamasının dikkatini göstermeye
mecbur olan ilk kurumuz, Türkiye Büyük Millet Meclisiyiz. Kanunlar anayasaya
aykırı olamaz; ama, biz, Anayasaya aykırı bir düzenleme yapıyoruz. EROL AL (İstanbul) -
Neresi aykırı? YASİN HATİBOĞLU (Devamla)
- Arz edeyim efendim neresinin aykırı olduğunu, birlikte, sükûnetle dinleyelim.
Bu, bir iade kanunudur.
Sayın Cumhurbaşkanı, bizim yaptığımız ya da sizin, oylarınızla, dayatarak kabul
ettiğiniz, kanun haline getirmeye gayret ettiğiniz kanunu iade etti. Son
yaptığımız anayasa değişikliği, 89 uncu maddenin ikinci fıkrasında; Sayın
Cumhurbaşkanı, kanunların tamamını veya bir bölümünü iade edebilir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi sadece iade edilen maddeleri görüşebilir diyor. Bu ifade
ve ibare bile tartışmalıdır bana göre. "Sadece" kavramı başkadır,
"ancak" kavramı başkadır. "Ancak" hukukta, hasriyet, yani
hasrolma, yani özellikle oraya tahsis edilme anlamına gelir. Anayasa yapıcı,
hasretmemiş, "ancak" ifadesini kullanmamış, seçme imkânı vermiş;
yani, iade edilen maddeleri de görüşebilir, tamamını da görüşebilir demiş. Ne
zaman olur bu; iadeden sonra, Sayın Başkanlık, iade edilen yasayı Meclise
gönderir; Meclis, tamamı mı görüşülsün, iade edilen maddeler mi görüşülsün diye
bir karar verir; ondan sonra, ilgili komisyona gider ve komisyon ona göre işlem
yapar. Değerli milletvekilleri,
Sayın Cumhurbaşkanı, bu kanunu hangi gerekçeyle iade etmiş; bakınız -vaktim
yetmeyecek; ama, bundan sonraki önerge hakkımı da kullanacağım; beni anlayışla
karşılayınız- diyor ki: Açıklanan gerekçelerle kamu yararı ile bağdaşmayan,
demokratik geleneklere aykırı olan bu düzenleme, netice itibariyle Anayasanın
89 uncu ve 104 üncü maddeleri uyarınca yayımlanması uygun görülmeyerek, Türkiye
Büyük Millet Meclisine iade edilmiştir. Yani, bu kanun yayımlanmayarak iade
edilmiştir, bu kanunun falan feşmekân maddesi değil. O halde, bu kanunun tümü
iade edilmiştir. Anayasa Komisyonuna düşen, bu kanunun tümünü müzakereye
açmaktı; ama, Anayasa Komisyonumuzun tutanağına bakarsanız, gerekçesine
bakarsanız, o, kendine göre, kendi arzu ettiği kimi maddeleri seçerek onları
müzakereye açmıştır. Bu, doğru değildir. Bu, Anayasanın 89 uncu maddesine,
Cumhurbaşkanının görevlerini ifade eden 105 inci maddesine çok açık aykırılık
teşkil eder. Buradan, Sayın
Cumhurbaşkanına seslenmek istiyorum. Bu, yine, Anayasaya aykırı biçimde
kotarılmak isteniyor. Sayın Cumhurbaşkanının, bunu, bir kere daha iade hakkı ve
yetkisi vardır. Bu ikinci iade olmaz; çünkü, ilk iadeyi usule göre
tartışmamıştır... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen
sonuçlandırınız Sayın Hatiboğlu. YASİN HATİBOĞLU (Devamla)
- Meclis, ilk iadeyi usulüne göre tartışmamıştır. Onun için, Sayın
Cumhurbaşkanı, Anayasaya aykırı olarak neticelendirilen bu düzenlemeyi yeniden
iade edebilir. Ben, şimdi, bundan sonraki önergemde, inşallah, örnekler
vereceğim; yani, hangi hallerde kısmî iade vardır, o kısmî iade nasıl olur, onu
tartışacağız. Ben, teşekkür ediyorum
efendim. BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Hatiboğlu. Komisyonun ve Hükümetin
katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmemiştir. İkinci önergeyi okutup,
işleme alacağım: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 17 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 2'nin
birinci fıkrasının son cümlesindeki "ayrıca tüm yayın cihazları Türk Ceza
Kanununun 36 ncı maddesine göre müsadere edilir" ibaresinin fıkra
metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz. Fethullah
Erbaş (Van)
ve
arkadaşları BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu? ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım. BAŞKAN - Önerge sahipleri
adına hangi arkadaşımız konuşacak? Ya da gerekçeyi okutayım... YASİN HATİBOĞLU (Çorum) -
İzin verirseniz ben konuşayım efendim. BAŞKAN - Sayın Hatiboğlu,
sizin isminiz yok efendim. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Ben konuşayım. BAŞKAN - Sizin isminiz
yok efendim. Önergede ismi olan
arkadaşlarımı ben hatırlatayım: Niyazi Yanmaz, Mahmut Göksu, Musa Demirci,
Metin Kalkan, Cevat Ayhan, Alaattin Sever Aydın, Ahmet Demircan ve Ahmet
Sünnetçioğlu. Eğer, uygun görürseniz,
bu arkadaşlarımızdan birini çağıracağım; değilse, gerekçeyi okutacağım. YASİN HATİBOĞLU (Çorum) -
Efendim, gerekçeyi okutun. BAŞKAN - Hayhay... Gerekçeyi okutuyorum. Gerekçe: Yayın cihazlarının
müsaderesi çağdaş olmayan bir cezadır. Tıpkı İbrahim Müteferrika'nın matbaayı
Türkiye'ye getirdikten sonra, o matbaa cihazının müsaderesine benzemektedir. Bu
cihazların suç işleme yeteneği yoktur. Bu nedenle yayın cihazlarının müsadere
edilmesi çağdaş hukuk normlarına aykırıdır. BAŞKAN - Komisyonun ve
Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmemiştir. Üçüncü önergeyi okutup,
işleme alacağım: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 2'nin
ikinci fıkrasının birinci cümlesindeki "Cumhuriyet Savcılığınca"
ibaresinden sonra gelmek üzere "dava açılmış ise taraflarca"
ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz. Fethullah
Erbaş (Van) ve
arkadaşları BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu? ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım. BAŞKAN - Önerge sahipleri
adına bir arkadaşım konuşacak mı, yoksa gerekçeyi mi okutayım? YASİN HATİBOĞLU (Çorum) -
Gerekçeyi okutunuz efendim. BAŞKAN - Peki, gerekçeyi
okutalım. Gerekçe: Yayın bantlarını bir yıl
süre ile muhafaza etmeyen ve bu süre içinde Üst Kurul veya cumhuriyet
savcılığınca istenebilmektedir. Ancak, dava açılmış ise bu bantların davacı
veya davalı tarafından da mahkemede delil olması için istenmesi halinde de bu
bantların gönderilmesi gerekmektedir. Bu nedenle dava açılmış ise tarafların
birinin talebi üzerine mahkemeye ibraz edilmesinde yarar gördüğümüzden bu
önergeyi vermiş bulunuyoruz. BAŞKAN - Komisyonun ve
Hükümetin katılmadığı, gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir. Sayın milletvekilleri, ek
madde 2'yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir. (SP sıralarından gürültüler) MEHMET BEKAROĞLU (Rize) -
Sayın... Efendim, sayın... Niye saymıyorsunuz?! RAMAZAN GÜL (Isparta) -
Saymıyorsunuz Sayın Başkan. BAŞKAN - Efendim, çok
fark var; demin bir arkadaşımız da oradan işaret etti. MEHMET BEKAROĞLU (Rize) -
Elektronik beyin misiniz! Saymıyorsunuz efendim, nereden biliyorsunuz çoğunluk
olduğunu?! BAŞKAN - İkisi çok bariz
bir şekilde görülebilecek kadar farklı. MEHMET BEKAROĞLU (Rize) -
Hayır efendim, hiçbir şey görünmüyor; muhalefet çoğunlukta. BAŞKAN - Sayın Bekaroğlu,
o konularda hassasız, hiç merak etmeyin. MEHMET BEKAROĞLU (Rize) -
Saymıyorsunuz Sayın Başkanım; saymak zorundasınız ya da elektronik sistemle
yapmak zorundasınız. RAMAZAN GÜL (Isparta) - Sayın Başkan, el
kaldırmıyorlar. BAŞKAN - Bakın, son
derece farklı. MEHMET BEKAROĞLU (Rize) -
Sayın Başkan, kim el kaldırdı, kim kaldırmadı, belli değil. BAŞKAN - Hiç benim öyle
acele etmek gibi bir derdim yok... MEHMET BEKAROĞLU (Rize) -
Siz kabul edilmesini istiyorsunuz, kabul edildi diyorsunuz. BAŞKAN - Gayet
görebileceğim şekilde... MEHMET BEKAROĞLU (Rize) -
Böyle olmaz ki, böyle Meclis yönetilmez ki Sayın Başkan. BAŞKAN - Bakıyorum; rahat
olunuz. MEHMET BEKAROĞLU (Rize) -
Sayın Başkan, bu maddeyi daha oylamadınız. BAŞKAN - Efendim, şimdi
oyladım. MEHMET BEKAROĞLU (Rize) -
Oylamadınız efendim. BAŞKAN - Şimdi oyladım. MEHMET BEKAROĞLU (Rize) -
Saymadınız; kim kabul etti, kim kabul etmedi. BAŞKAN - Şimdi oyladım,
her iki taraftan da, kabul edenler ve etmeyenler dediğimde, arkadaşlarımız el
kaldırdı, arada bariz fark görmesem... Bakın, demin, basit bir... MEHMET BEKAROĞLU (Rize) -
Efendim, el kaldırmadılar, saymadınız bile. BAŞKAN - Sayın Bekaroğlu,
demin, basit bir konuda doğru karar veremeyeceğimi düşünüp elektronik cihazla
oylama yaptık. MEHMET BEKAROĞLU (Rize) -
Evet, tarafsız olacağınız konusunda endişem var demiştim, haklı çıkıyorum. BAŞKAN - O sizin
kanaatiniz... MEHMET BEKAROĞLU (Rize) -
Tarafsız değilsiniz!.. BAŞKAN - Siz, endişenizi
Başkanlığa getirdiğinizde, ben, usule uygun olmamasına rağmen, zabıtlara
geçirttim Sayın Bekâroğlu; istirham ederim... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Efendim, de facto durum yaratıp, Meclisi yönetemezsiniz! Usuller var; kendi
istediğiniz gibi Meclisi yönetemezsiniz! NİHAT GÖKBULUT
(Kırıkkale) - Yönetir!.. Yönetir!.. MEHMET BEKAROĞLU (Rize) -
Yönetemez!... BAŞKAN - Ek 3 üncü
maddeyi okutuyorum: EK MADDE 3. - Radyo ve
televizyon yayınları, yayın ilkeleri ve bu Kanunda belirtilen diğer esaslara
uygunluğu yönünden, a) Ulusal, bölgesel ve
yerel düzeydeki yayınlar Üst Kurul tarafından izlenir ve değerlendirilir. b) Üst Kurulun uygun
göreceği yerlerdeki yerel ve bölgesel yayınların izlenmesi ve kayda alınması
İçişleri Bakanlığının görevlendireceği birimlere devredilebilir. Bu halde
gerekli teknik donanım ve ilgili personelin eğitimi Üst Kurulca sağlanır ve
masrafları Üst Kurulca karşılanır. Yayın ilkeleri ve bu Kanunda belirtilen
diğer esaslara aykırılığından kuşkulanılan yayınların bandı, değerlendirilmek
üzere Üst Kurula gönderilir. İçişleri Bakanlığı ile Üst Kurul arasındaki
işbirliği bir protokol ile düzenlenir. Telekomünikasyon
Kurumunun millî monitoring faaliyetleri kapsamında yayınları izleme imkânının
olması halinde, Üst Kurul ile Telekomünikasyon Kurumu arasında imzalanan bir
protokol kapsamında bu yayınlar Telekomünikasyon Kurumunca izlenir ve
değerlendirilmek üzere Üst Kurula iletilir. BAŞKAN - Ek madde 3
üzerinde, birinci olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Osmaniye
Milletvekili Şükrü Ünal... HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Sayın Başkan, arkadaşımız yok, ben konuşacağım. BAŞKAN - Peki. Van Milletvekili Hüseyin
Çelik; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. AK PARTİ GRUBU ADINA
HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanunun 17 nci maddesinin ek
3 üncü maddesi üzerinde, AK Parti Grubu adına görüşlerimizi arz etmek üzere
huzurlarınızdayım; hepinizi saygılarımla selamlıyorum. Değerli arkadaşlar, 14
Mayıs, bizim tarihimizde çok önemli bir gün, belki; bu Mecliste, özel olarak
anılması gereken bir gündür; çünkü, 14 Mayıs 1950'de, yani 52 yıl önce, millet
iradesi, halk iradesi, güç odaklarına karşı bir şahlanış gösterdi ve millet, 1950'de
Demokrat Partisiyle birlikte iktidara geldi. Şimdi, millet iradesinin şaha
kalktığı, milletin iktidara geldiği bir günde, biz, millete rağmen, milletin
temsilcilerine rağmen, burada bir yasa tasarısı görüşüyoruz ve bunu çıkarmaya
çalışıyor değerli hükümet. Değerli arkadaşlarım, bu
RTÜK yasa tasarısını kim benimsiyor, bunun çıkmasını kim istiyor, kim
istemiyor; şuna bir bakalım: Türkiye'deki sivil toplum
örgütlerinin hemen hemen hepsi, bu yasa tasarısının çıkmaması gerektiği
konusunda hemfikirdir. Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinden tutun da,
Barolar Birliğine kadar, bütün esnaf kuruluşlarına kadar, özel radyo ve
televizyon sahiplerinin büyük bir kısmı, özellikle yerel medya sahipleri ve
bunların temsilcileri olan dernekler, bu yasa tasarısının çıkmamasını istiyor.
Değerli milletvekilleriyle bire bir görüştüğümüz zaman, çok değerli
milletvekili arkadaşlarımız da "evet, bu yasa tekelleşme getiriyor, bu
yasa aslında Anayasa hükümlerine aykırıdır" diyorlar. Şimdi, iktidar kanadına
mensup milletvekilleriyle bire bir görüştüğümüz zaman, vicdanî kanaatlerine
göre konuştukları zaman, onlar, bu yasa tasarısının, gerçekten millet, memleket
aleyhine birçok hüküm içerdiğini ve yanlış bir yasa tasarısı olduğu konusunda
hemfikirler; ancak, ne oluyorsa, değerli genel başkanlar gelip buraya oturunca,
iş tamamen değişiyor; Anayasaya yaptığımız sadakat yeminini bir tarafa
bırakıyoruz, millet menfaatlarına bağlı kalacağımıza dair yaptığımız sadakat
yeminine bağlı kalmıyoruz, onu bir tarafa bırakıyoruz ve sayın genel
başkanların baskısıyla burada bir yasa tasarısı çıkarmaya çalışıyoruz. Değerli milletvekilleri,
daha önce söyledim, tekrar söylüyorum: Bu Parlamentonun yüzde 60'ı, 70'i, her
dönem değişir; ama, nedense, bütün milletvekili arkadaşlarımız, bir dahaki
dönem o yüzde 30'un, yüzde 40'ın içerisinde olacağı varsayımıyla hareket
ederek, sayın genel başkanların diretmelerine, dayatmalarına karşı, âdeta, dik
duramıyorlar, vicdanlarının sesine kulak vererek oylarını kullanmıyorlar. Bu
Parlamento, Türkiye Büyük Millet Meclisi; burası, milletin Meclisidir; milletin
görüşü, milletin ruhu, milletin arzuları bu Meclise hâkim olmalıdır. Hiçbir
dönem, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 21 inci Dönemde olduğu kadar, dışarıdan
gelen seslere, güç odaklarının seslerine göre yasama görevi yapmamıştı. Şimdi,
bir taraftan -hepiniz kabul ediyorsunuz- Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası
ve bazı uluslararası finans çevrelerinin isteği doğrultusunda yasa tasarıları
getiriliyor; öte yandan, içerideki güç odaklarının, mütegallibe dediğimiz
çevrelerin isteği doğrultusunda yasa tasarıları getiriliyor ve "gece saat
24.00'e kadar değil, gerekirse sabaha kadar çalışalım; ama, mutlaka bunu
çıkaralım" diye diretiyorsunuz. Bu, yanlıştır; millet, sizi
yargılayacaktır. 1950'de, bu milletin şahlanan
ruhu... Biliyorsunuz, 1950'de Cumhuriyet Halk Partisi "devlet benim, güç
benim" diyordu ve Demokrat Partililer ortaya çıktığı zaman, Demokrat Parti
kurulduğu zaman "canım, bu kasketli Hasolar, Memolar mı memleketi idare
edecek" diyorlardı; ama, o asil millet, o Hasolar, Memolar diye küçümsenen
millet, kendilerine rağmen, halka rağmen ülkeyi idare etmeye çalışanlara çok
büyük bir ders verdi. Üzülerek ifade ediyorum
ki, 57 nci hükümet, halka rağmen, millete rağmen, Türkiye Büyük Millet
Meclisine çok büyük bir baskı uyguluyor. Değerli arkadaşlar,
özellikle, iktidar kanadına mensup milletvekillerine seslenmek istiyorum. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen,
sonuçlandırınız. HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) -
Bitiriyorum Sayın Başkan. Türkiye Büyük Millet
Meclisi, hükümet üzerinde bir denetim organıdır; ama, ne yazık ki, şu anda,
Türkiye Büyük Millet Meclisi, hükümet üzerinde bir denetim organı değil.
Hükümet, Türkiye Büyük Millet Meclisi üzerinde bir denetim organı değil; ama, bir
baskı unsurudur. Bu baskıdan kendimizi kurtaramadığımız sürece, "ben, bir
daha seçilir miyim; acaba, bir daha sayın genel başkanım beni listeye koyar
mı" endişesinden kurtulmadığımız sürece, bu Parlamentonun o hür yapısını
temin etmemiz mümkün değil ve tekrar huzurunuzda bir kez daha ifade ediyorum;
bire bir görüşmelerimiz esnasında vicdanî kanaatlerini ifade eden iktidar
kanadına mensup milletvekili arkadaşlarımızın, bu kanaatlerini, bu Genel
Kuruldaki oylara da dönüştürmeleri gerekiyor, bu doğrultuda oy kullanmaları
gerekiyor. Millet, bizi de, sizi de, herkesi seyrediyor; bu yasa tasarısının
geçmesine elbirliğiyle müsaade etmeyelim. Hepinizi saygılarımla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Çelik. İkinci olarak, Saadet
Partisi Grubu adına, Sakarya Milletvekili Sayın Nezir Aydın; buyurun efendim.
(SP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakikadır. SP GRUBU ADINA NEZİR
AYDIN (Sakarya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 850 sıra sayılı
tasarının çerçeve 17 nci maddesinin 3 üncü ek maddesi üzerinde Saadet Partisi
Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. Muhterem arkadaşlar,
haftanın ilk çalışma günü, salı günündeyiz. Aslında denetim günüydü; ama,
herkesin bildiği acelecilikten dolayı kanun görüşüyoruz, özellikle RTÜK'ü
görüşüyoruz. Ben, burada, şimdi, bütün
milletvekili arkadaşlarıma bir şeyi sormak istiyorum, özellikle iktidar mensubu
arkadaşlarıma; zannediyorum, haftasonu, birçoğunuz memleketlerinize
gitmişsinizdir, seçim bölgelerinizi gezmişsinizdir... YALÇIN KAYA (İçel) -
İstanbul'daydık hafta sonunda. NEZİR AYDIN (Devamla) -
Gittiğiniz yerlerde, seçimden önce, seçim esnasında ve seçildiğiniz günden
beri, her gittiğinizde, zaman zaman çıkıp konuştuğunuz televizyonlarda, yine
çıkıp konuşabildiniz mi? MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Gidemiyorlar!.. Gidemiyorlar!.. NEZİR AYDIN (Devamla) -
Acaba, o televizyon sahipleri, o televizyon muhabirleri, o televizyon
çalışanları, Anadolu'daki 250 civarındaki bu televizyon sahipleri, size ne
söylediler, ne anlattılar, neleri ikaz ettiler ve bu ikazları, siz, ne derece
anladınız, ne derece anlayabildiniz, ne derece yerine getireceksiniz? Öyle görünüyor ki, RTÜK
Yasasını buradan çıkaracaksınız. Çıkarmamak kolay değil!.. Sayın Meclis
Başkanvekili, evvelki hafta oturumu idare eden Değerli Başkanvekili adil
davranacağını ispat edince, hemen Başkanlık Divanından alındı, bir başka
Başkanvekili görevlendirildi. Geçtiğimiz hafta, bu kadar acele ettiğiniz bu
kanun neden görüşülemedi; neden görüşmedik madem bu kadar acildi; çünkü, geçen
hafta, Meclis Başkanvekili isteklerinizi yapmazdı, iktidarın baskılarına boyun
eğmezdi diye düşünüldüğü için bu kanun görüşülemedi. Şimdi, bu hafta, ne
tesadüftür ki, dört başkanvekilimiz var, sırayla... İkinci dönemdir bu Yüce
Meclisteyim, bizim dört başkanvekilimiz var, bildiğim kadarıyla, teamül gereği,
bu başkanvekillerimiz sırayla Meclisi idare ederler; ama, şu anda Meclisi idare
eden Sayın Başkanvekilimize, ne hikmetse, bu ara çok çabuk sıra geliyor; bir
hafta arayla, yine aynı Başkanvekilimize sıra geldi, bugün Meclisi yine o
yönetiyor. ALİ GEBEŞ (Konya) - Size
ne, kim yönetirse... NEZİR AYDIN (Devamla) -
Muhterem arkadaşlarım, Anadolu'yu gezdiyseniz, seçim bölgelerinize gittiyseniz,
gittiğiniz yörelerde, esnafı, işçiyi, memuru, çiftçiyi, hatta ve hatta sizler
gibi, bizler gibi seçilmiş olan muhtarları, acaba, dinlemeye hiç zamanınız oldu
mu; muhtarlarla görüşmeye hiç zamanınız oldu mu? (MHP sıralarından gürültüler) HİDAYET KILINÇ (İçel) -
Hep birlikteyiz onlarla... NEZİR AYDIN (Devamla) -
Siz oradan laf atıyorsunuz değerli MHP'li kardeşlerim; ama, sizin o Türkiye
sevdalıları gezilerinizde neler olduğunu bize anlatıyorlar oraya gidince. HİDAYET KILINÇ (İçel) -
Ne anlatıyorlar?.. NEZİR AYDIN (Devamla) -
"Gittik toplantıya; ama, konuşturulmadık. Toplantıya gittik; ama, bizi
konuşturmadılar; soru sorunca, bize 'provokatör' dediler" diyor muhtar.
(MHP sıralarından "Ne alakası var" sesleri, gürültüler) BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri... Sayın milletvekilleri... NEZİR AYDIN (Devamla) -
Hayır, hayır... Gidin, Anadolu'da konuşun... (MHP sıralarından gürültüler) MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Gidemezler!.. NEZİR AYDIN (Devamla) -
Gidin muhtarlara konuşun; burada bağırmayın, burada konuşmayın. YALÇIN KAYA (İçel) -
Sultanbeyli'de, sizin partililerinizle de konuştuk. BAŞKAN - Sayın Aydın, siz
Genel Kurula hitap ediniz. NEZİR AYDIN (Devamla) -
Sayın Başkan, işte, adaletinizi burada gösterin. BAŞKAN - Ben o
arkadaşlarıma söyledim... NEZİR AYDIN (Devamla) - Ne
biçim hareketler, ne biçim kürsüye saldırılar bunlar!.. (MHP sıralarından
gürültüler) ALİ IŞIKLAR (Ankara) -
Niye çatıyorsun o zaman?!. Kanunla ilgili konuş... BAŞKAN - Sayın Aydın...
Sayın milletvekilleri... NEZİR AYDIN (Devamla) -
Gelin, şu kürsüde cevap verin. Bu kürsü, milletin kürsüsüdür; gelin, buradan
cevap verin. Anadolu'daki, açlık
çeken, açlık sınırına gelmiş insanları dinlediniz mi; gördünüz mü?! Dükkân
kapatan insanları gördünüz mü; kaç esnaf dükkân kapatıyor gördünüz mü?! İşsiz
milyonlara, sayenizde milyonların nasıl katıldığını gördünüz mü?! Şimdi, ben
Başkanvekili değişti dedim diye bana oradan laf atıyorsunuz. İddia ediyorum,
Başbakanınız, Başbakan Yardımcılarınız bu kanuna karşı çıksın, bir hafta
oturamazlar yerlerinde. (SP sıralarından alkışlar) Evet; buyurun, cevap
verin!.. Buyurun, cevap verin; doğru mu, değil mi?! (MHP sıralarından
gürültüler) Yoksa, bu ülkede bu kadar zulmedeceksiniz, hâlâ iktidar koltuğunda oturacaksınız... MİHRALİ AKSU (Erzincan) -
Senin yüreğin yetmez buna "he" demeye! NEZİR AYDIN (Devamla) -
Tabiî ki, bu bedelleri öderseniz, bu kanunları çıkarırsanız, gayet tabiî, rahat
rahat yaparsınız. Değerli arkadaşlarım,
bakınız, sağlıkta, eğitimde, sosyal güvenlikte, maalesef, bu ülke tel tel
dökülüyor. Halkın devlete güveni, bize güveni, şu Yüce Meclise güveni,
milletvekillerine güveni gün geçtikçe azalıyor. Bunu azaltan en büyük neden,
biliyorum ki, siz de katılacaksınız ki,
bugün memnun etmeye çalıştığınız... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Aydın,
sözlerinizi sonuçlandırınız lütfen. NEZİR AYDIN (Devamla) -
Tekrar ediyorum: Bugün memnun etmeye çalıştığınız kesimdir sizi, bizi, hepimizi
yıpratmaya çalışan. MİHRALİ AKSU (Erzincan) -
Biz kimseyi memnun etmeye çalışmıyoruz. BOZKURT YAŞAR ÖZTÜRK
(İstanbul) - Biz milleti memnun ediyoruz. NEZİR AYDIN (Devamla) - O
şekilde tazyik ve tahrik ederek, işte, bedel olarak bu kanunları alıyor sizden. Değerli arkadaşlarım,
Sayın Cumhurbaşkanı 17 sayfa gerekçe gönderdi; maalesef, Başbakan dahil hiç
kimse burada ne denildiğini anlamadı, anlayamadı, anlamak istemedi. Türkiye
Gazeteciler Sendikası karşı çıkıyor, RTÜK Başkanı gerekçeleriyle karşı çıkıyor,
Uluslararası Gazeteciler Federasyonu karşı çıkıyor, tüm Anadolu medyası karşı
çıkıyor; ama, ne hikmetse, siz, önce minareyi çaldırdınız, şimdi, çalınan
minarenin kılıfını hazırlamaya çalışıyorsunuz. BAŞKAN - Sayın Aydın,
teşekkür ediyorum... NEZİR AYDIN (Devamla) -
Ama, tarihe geçiyor bu not; bugün 14 Mayıs... Tarihe her şey geçti; bugün de
geçecek, bu çıkardığınız yasa da geçecek, bizim söylediklerimiz de geçecek. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Aydın. Sayın Sökmenoğlu,
lütfen... MUSTAFA MURAT SÖKMENOĞLU
(İstanbul) - Sayın Başkanım, zapta geçirmek istediğim bir iki cümle var
efendim. Sayın hatip, geçen onbeş
gün evvelki oturumda ben idare ederken... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Sayın Başkan, ne adına konuşuyor?.. Nasıl bir usule göre söz veriyorsunuz?..
Sataşma mı var?.. MUSTAFA MURAT SÖKMENOĞLU
(İstanbul) - Sataşma bana var efendim. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Hangi usul bu, merak ediyoruz! MUSTAFA MURAT SÖKMENOĞLU
(İstanbul) - Bir dakika efendim... İstirham ederim. Asarken bile
dinleyeceksiniz efendim; olmaz öyle şey! BAŞKAN - Sayın Sökmenoğlu,
siz lütfen buyurunuz efendim. MUSTAFA MURAT SÖKMENOĞLU
(İstanbul) - Müzakerelerde taraf olduğum için görevden alındığımı ifade
ettiler. Zatıâlileriniz de biliyorsunuz ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanvekillerinin haftalık programı var. Bu programın dışında, eğer -beni de
iyi tanıyorsunuz- böyle nezaketsiz bir durumla karşılaşsaydım, bir daha, o
koltukta oturmaz, o kırmızı plakalı arabaya binmezdim; bir. İkincisi, zatıâlilerinizi
ben aradım, dedim ki; o günkü, o geceki nahoş olaylarda hem muhalefetin hem
iktidarın ademiitimat gösterdiklerini gördüm. Böyle bir yasada da, Meclisi daha
fazla gerip de -her iki taraf için söylüyorum- idare edemeyeceğim diyerek
sizden rica etmiştim; siz de çıktınız. Ayrıca, bir şey daha
ilave etmek istiyorum; sizin adınıza ben söyleyeyim: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanı, hiçbir zaman,
keyfî idareyle değil, Anayasa ve İçtüzüğün kendilerine vermiş olduğu kaidelere
göre idare ederler. Onun için, biz, komisyon raporunu müzakere ediyoruz, bizim
işimiz bunu yapmaktır. Teşekkür ediyorum
efendim. BAŞKAN - Ben teşekkür
ediyorum. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Basına böyle söylememiştiniz Sayın Başkan. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Basına bunları böyle demedin ama! NEZİR AYDIN (Sakarya) -
Sayın Başkan, bir şey açıklamam lazım. BAŞKAN - Sayın Aydın, siz
konuşurken herhangi bir tahkir unsuru yoktu cümlenizde. Sayın Sökmenoğlu da bir
bilgi sunuşu olarak söz aldı. NEZİR AYDIN (Sakarya) -
Belki, Sayın Sökmenoğlu yanlış anlamış olabilir; onu açıklamak istiyorum. Ben,
Sayın Sökmenoğlu'nun burada taraflı davranacağından endişe ettiğimi söylemedim,
öyle ifade etmedim. BAŞKAN - Evet, o
anlaşıldı. Tabiî, söylemediniz, Sayın Sökmenoğlu da öyle bir iddiada bulunmadı. NEZİR AYDIN (Sakarya) - Ben,
adaletli davranacağından dolayı endişe edildi iktidar tarafından dedim. BAŞKAN - Peki efendim. Son olarak, Doğru Yol
Partisi Grubu adına, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya; buyurun. (DYP
sıralarından alkışlar) DYP GRUBU ADINA MEHMET
GÖZLÜKAYA (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ek 3 üncü madde
hakkında Doğru Yol Partisi Grubu adına söz aldım; başta zatıâliniz olmak üzere,
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. Bu ek maddede itiraz
ettiğimiz (b) fıkrasıdır; o cümleyi aynen okuyorum: "Üst Kurulun uygun
göreceği yerlerdeki yerel ve bölgesel yayınların izlenmesi ve kayda alınması
İçişleri Bakanlığının görevlendireceği birimlere devredilebilir." Şimdi, bu, ne kadar
tehlikeli bir maddedir. Bunu, bugünkü hükümetin icraatlarından veya bundan
sonra gelecek hükümetlerin tarafgir icraatlarının... Hele İçişleri Bakanı da
eğer geçmişteki gibi veya bugün bazı yerlerde de görüldüğü gibi hareket edecek
olursa, bu televizyonların yaşama şansı ortadan kaldırılmaktadır denilmektedir.
Eğer, İçişleri Bakanının veya mensubu olduğu partinin aleyhinde yayın yapan bir
yerel televizyon, daha doğrusu, gerçekleri söyleyen, halkın sesi olan bir
televizyon yayın yaparsa, İçişleri Bakanlığınca görevlendirilen birim bunu
izleyecek, yayını banda alacak ve ondan sonra Üst Kurulda değerlendirilecek.
Üst Kurulun değerlendirmesi, tamamen o gelen bantlara göre olacaktır. Geçmişte,
bunu, Üst Kurul, gönderdiği elemanlarla, teknik ekiplerle değerlendiriyordu. Bu
fıkra çok tehlikeli bir fıkradır; bunun, buraya, nasıl, hangi maksatla
konulduğunu bilmiyoruz. Temennimiz o ki, bu (b) fıkrasının bu yasadan
çıkarılması gerekir. Değerli arkadaşlarım,
önce, hükümetin ve burada hükümet temsilcisi olan, hükümete mensup olan
arkadaşlarımızın şuna karar vermesi lazım. Yerel televizyonlara, yerel basına
karşı mısınız, değil misiniz? Bu yasada, bu yasanın birçok maddesinde, gerek
cezalarda gerek yayın ilkelerinde, yerel basın ve yerel televizyonlar ortadan
kaldırılmak istenmektedir; ama, görüyoruz -ki, hepiniz de biliyorsunuz, hepiniz
de gidiyorsunuz- gittiğiniz ilde, yerel televizyonlarla sesinizi halka
duyuruyorsunuz; halk, yerel televizyonlar kanalıyla düşüncelerini size
aktarıyor, bizlere aktarıyor. Bu televizyonların nasıl
yaşadıklarını hepimiz biliyoruz. Hiçbir zaman, bu hükümet, yerel
televizyonların sıkıntılarını bertaraf etmek için, herhangi bir şekilde bir
desteği, bir kredi imkânını dahi mümkün görmemiştir, görmeyi de
düşünmemektedir. Ama, bu yasayla, bu televizyonların ortadan kaldırılmasına ve
büyük televizyonların himayesi altına girmesine sebep oluyorsunuz.
Düşünebiliyor musunuz, Türkiye'de 244 yerel televizyon var; Ege'de güçlü olan
televizyon yok sayılabilir. İzmir'de 4-5 tane televizyon var, diyelim ki bu
televizyonların bir tanesi güçlendi; bütün yerel televizyonları satın alabilir.
Konya'daki televizyonları, ulusal basın ve ulusal medya mensupları, yani
İstanbul patronları alabilir. O zaman, halkın sesi kısılmış olur ve tekelleşme
ortaya çıkmış olur. Değerli arkadaşlarım,
şunu açıkyüreklilikle söylüyoruz: Doğru Yol Partisi iktidarında, yerel
televizyonlar ve basın -yerel basın ve Anadolu basını- ekonomik olarak, KOBİ
olarak, esnaf olarak desteklenecektir; ayrıca, bu yasa yeniden gözden
geçirilecektir ve yerel basın ve televizyonları ortadan kaldıran ve kaldıracak
hükümler bu yasadan çıkarılacaktır; bunu, herkesin bilmesinde fayda vardır.
Doğru Yol Partisinin iktidarı da, yapacağınız erken seçimde veya normal seçimde
gerçekleşecektir; bundan da hiç kimsenin endişesi olmasın, milletimiz de aynı
duygular içerisindedir. Bu maddeye ret oyu
veriyoruz, bu yasanın tümüne ret oyu veriyoruz. Bu yasayla, bugüne kadar
yapılamayan ihalelerin yasaksız hale geldiğini görüyoruz. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen
sonuçlandırınız Sayın Gözlükaya. MEHMET GÖZLÜKAYA
(Devamla) - Bağlıyorum Sayın Başkanım. Şunu da söylüyoruz: RTÜK,
bugüne kadar tarafsız gözlemde bulunmuştur, ilkeleri tarafsız olarak
uygulamıştır, bugüne kadar yerel televizyonlar objektif olarak yayın yapmaya
çalışmışlardır; ama, bundan sonra, bu, mümkün değildir; çünkü, bu televizyonlar
ortadan kalkmaktadır diyor, bu kanunun hayırlı olmasını dileyemediğimi ifade
ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.
(DYP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Gözlükaya. Madde üzerinde 3 adet önerge
vardır; önce geliş sıralarına göre okutacağım, sonra aykırılık derecelerine
göre işleme alacağım. İlk önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 3'ün
(b) fıkrasındaki "İçişleri Bakanlığının görevlendireceği birimlere
devredilir" ibaresinin "Ulaştırma Bakanlığının görevlendireceği
birimlere devredilir" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN - İkinci önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 3'ün
(b) fıkrasındaki "yayın ilkeleri ve bu Kanunda belirtilen diğer esaslara
aykırılığından kuşkulanılan yayınların bandı, değerlendirilmek üzere Üst Kurula
gönderilir" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN - Şimdi, son ve
maddeye en aykırı önergeyi okutup, işleme alacağım. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 3'ün,
Anayasaya aykırı olduğundan tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif
ederiz.
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu? ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılamıyoruz efendim. BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz. BAŞKAN - Önergeniz
hakkında konuşacak mısınız? YASİN HATİBOĞLU (Çorum) -
Lütfen efendim... BAŞKAN - Önerge sahipleri
adına, Çorum Milletvekili Sayın Yasin Hatiboğlu; buyurun efendim. YASİN HATİBOĞLU (Çorum) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten, bu tasarının, bu haliyle,
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna nasıl getirildiğine akıl
erdiremediğimi ifade ediyorum. Anayasa Komisyonunun Sayın Başkanı hukukçudur ve
hükümeti temsil eden Sayın Bakan hukukla çok yakından ilgili, alakalıdır. Nasıl
oldu da, çok açık ifadeye rağmen, bu tasarının iadesini kısmî iade telakki
ettiler, anlamak mümkün değil. Bunun hiç izahı yok; hiç kimse bunu anlayamaz,
böyledir diyemez. Bakın, çok açık ifade;
netice itibariyle, Sayın Cumhurbaşkanı 4 tane kanunu sayıyor ve bu kanunlarla
ilgili olarak "Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri uyarınca
yayımlanması uygun görülmeyerek -bu dört kanun birden yayımlanmayarak- Türkiye
Büyük Millet Meclisince bir daha görüşülmek üzere iade edilmiştir" diyor
beyler. Kısmî iade bunun neresinde; bana söyler misiniz?! Sayın Komisyon Başkanı,
Sayın Hükümet Temsilcisi, sayın milletvekilleri; Anayasayı ayaklar altına
almaya mecbur muyuz?! 81 inci maddedeki yeminimiz, ahdimiz nerede kaldı?!
Yeminimizin tahtında meseleleri bir kere daha görüşmeye mecbur değil miyiz?! Kısmî iade olmaz mı;
olur. Bakın, örnek vereyim. Sayın Başkan, mesela, devlet güvenlik
mahkemeleri... Buyurunuz... Devlet güvenlik mahkemeleriyle ilgili düzenlemeyi
iade etmiş. Nasıl iade etmiş; kısmen iade etmiş. İfadesi ne; Sayın
Cumhurbaşkanının ifadesi aynen şu: "Açıklanan gerekçelerle yayımlanması
kısmen uygun bulunmayan..." Çok açık beyler!.. Herkes Türkçe konuşuyor.
Eğer konuşulan Türkçeyi anlamıyorsak benim söyleyecek sözüm yok. Bu kadar nefes
tüketmenin de bir anlamı yok. İşte kısmen iade budur. Sadece bundan ibaret
değil, bir başka örnek daha vereyim: Vergi Usul Kanununu biz yaptık burada,
Sayın Cumhurbaşkanı iade etti. Aynen ifade şu, kısmî ifade: "Belirtilen bu
durum nedeniyle yayımlanması kısmen uygun bulunmayan..." Bunu kısmen
görüşürsünüz, iade edilen maddeleri görüşürsünüz. Örnek veriyorum beyler!.. Bu,
bizim eserimiz, bu Parlamentonun eseridir. Biz kendi işimizle ters düşemeyiz,
dün yaptığımız işleri bugün yok sayamayız; bu, Anayasaya aykırılık olur. Bu
nereden kaynaklanıyor; Anayasanın 89 uncu maddesinden... Anayasanın 89 uncu
maddesinde deniliyor ki: Eğer kısmen iade edildiyse, o kısmî iadeye dair
maddeleri görüşebilirsiniz. Tamamını da görüşebilirsiniz; ama, tamamını iade
ettiyse bir kısmını seçip görüşemezsiniz. Bu, kimsenin keyfine göre değildir;
yani, kimse, keyfe mayeşa hareket edemez. Lütfen, hukukçu
arkadaşlarım düşünsünler. Bir kere tezekkür edin, ne olursunuz, düzeltin bunu.
Anayasa Komisyonumuz çeksin bunu, geri alsın, tamamını müzakereye açsın; sonra,
yine getirsin. O zaman, inşallah, sıhhati avdet eder Sayın Başbakanımızın, o da
gelir otururlar; daha rahat bir çoğunlukla bu işi götürürsünüz. Zaten söz
vermişsiniz, taahhüt etmişsiniz... Bir örnek daha veriyorum:
Malî Sektöre Olan Borçların İyileştirilmesi isimli bir kanun; aynen, Sayın
Cumhurbaşkanı "Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri uyarınca kısmen
uygun bulunmayan malî sektöre ait kanun" diyor. Kısmen uygun bulunmayan...
Beyler, nereye gideceğiz biz; yani, Anayasa ihlali yaparak nereye
götüreceğiz?!. Ben inanıyorum ki... HASAN GÜLAY (Manisa) -
Bayanlar da var. YASİN HATİBOĞLU (Devamla)
- Efendim "efendiler" tabirini kullanıyorum. Bak, Mustafa Kemal
Atatürk bu kürsüde konuşurken hep "efendiler" diye konuşmuş; çünkü
"efendiler" derseniz, hem hanımefendi ifadesi vardır hem beyefendi ifadesi
vardır. Bendeniz "efendiler"
tabirini sık sık kullanırım, ikisini birden istihdaf etsin diye. NİHAT GÖKBULUT
(Kırıkkale) - Atatürk de kullanırdı. YASİN HATİBOĞLU (Devamla)
- Beyler, şu Anayasayı ihlalden ne geçecek elimize bilemiyorum; yani, yarın
bizden sonra gelecekler, bu Parlamento için madalya vermez. Sayın Cumhurbaşkanı, bu
tasarı Anayasaya aykırı biçimde Genel Kurula getirilmiştir gerekçesiyle, bunu,
bir kere daha iade etmeye mecburdur; onun hakkı değil, onun sorumluluğu, görevi
gereğidir. Gelin, biz yapmayalım, bu fırsatı Sayın Cumhurbaşkanına vermeyelim,
biz düzeltelim bunu. Yani, bizim vazifemiz ne; doğruyu bulmak. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Süre verdim;
bitiriniz lütfen. YASİN HATİBOĞLU (Devamla)
- Sayın milletvekilleri, iktidardaki milletvekili arkadaşlarıma rica ediyorum,
ne olursunuz, biriniz çıkın
-yararlanalım diye rica ediyorum- deyin ki, hayır, verdiğin bu örnekler
bu meseleye uymaz, bu, başka bir şey; sen, gezegenden bir tomar getirmişsin,
onları anlatıyorsun; bu işin aslı, doğrusu bu yapılandır deyin. Ben biraz rahat
edeyim hiç olmazsa, bizi dinleyen insanlar rahat etsin. Yapmayın; yani şu
olmaz. Siz, biz, hepimiz, Allah
rahmet eylesin, Sayın Özal'ı yerden yere vurmadık mı bir sözü uğruna.
"Efendim, Anayasayı bir defa delmekten bir şey olmaz" diye bir söz
etti diye yerden yere vurmadık mı?! Biz kırk defa deldik, kırk defa... Sağlam
yeri kalmadı. Saygılar sunuyorum. (SP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Hatiboğlu. Sayın milletvekilleri,
Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir. İkinci önergeyi tekrar
okutup, işleme alacağım: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların
Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile
Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 17 nci
maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 3'ün (b) fıkrasındaki
"yayın ilkeleri ve bu Kanunda belirtilen diğer esaslara aykırılığından
kuşkulanılan yayınların bandı değerlendirilmek üzere Üst Kurula
gönderilir" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz. Fethullah
Erbaş (Van) ve
arkadaşları BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu? ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılmıyoruz. BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz. BAŞKAN - Önerge sahipleri
adına bir arkadaşımız konuşma yapacak mı? VEYSEL CANDAN (Konya) -
Ben konuşacağım Sayın Başkan. BAŞKAN - Konya
Milletvekili Sayın Veysel Candan; buyurunuz. Süreniz 5 dakika... Sayın Candan, bu önergede
sizin isminiz yokmuş; bir başka arkadaşımı rica edeyim. VEYSEL CANDAN (Konya) -
İmza attım az önce; vardı... BAŞKAN - Bunda yok
efendim; olsa, hayhay, memnuniyetle konuştururuz da... FETHULLAH ERBAŞ (Van) -
Önerge sahipleri adına ben konuşacağım Sayın Başkan. BAŞKAN - Buyurun Sayın
Erbaş. FETHULLAH ERBAŞ (Van) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; maddeyle getirilen önemli birkaç husus
var; bunlara değinmek istiyorum. Birincisi "radyo ve televizyon yayınları,
yayın ilkeleri ve bu Kanunda belirtilen diğer esaslara uygunluğu yönünden,
ulusal, bölgesel ve yerel düzeydeki yayınlar, Üst Kurul tarafından izlenir ve
değerlendirilir" denilmektedir. Şimdi, Üst Kurul yerel televizyonları
nasıl denetleyecek; hemen buraya bir madde koymuşuz, İçişleri Bakanlığına bu
yetkisini devredebiliyor. Tamam, İçişleri Bakanlığına devretti bu yetkisini.
İçişleri Bakanlığının yetkilisi, illerde dinliyor televizyonları. Vali bey
emretti, dedi ki, bu, bizden taraf değil, bunu hemen bir jurnallayalım!..
Gitti... İSMAİL KÖSE (Erzurum) -
Hangi vali?! FETHULLAH ERBAŞ (Devamla)
- Peşinden, Bakan Beyin hoşuna gitmedi, bir telefon açtı; çünkü, hükümetin
yetkilisi. İçişleri Bakanlığı neresi?!. Hani, bu, Üst Kuruldu, tarafsızdı?!. ŞEVKET BÜLEND YAHNİCİ
(Ankara) - Yarın sen de İçişleri Bakanı olursan... FETHULLAH ERBAŞ (Devamla)
- Ben de olsam, yanlış, bu kanun yanlış; benim olmam önemli değil ki... ŞEVKET BÜLEND YAHNİCİ
(Ankara) - Neyi yanlış?!. Devletin kanunu... FETHULLAH ERBAŞ (Devamla)
- Yani, bu kanun yanlış. Şimdi, İçişleri Bakanlığının yetkilisi, bir polis
memuru bunu dinleyecek, ondan sonra yallah; jurnalla gitsin, kapatın
televizyonu; kapattılar. Yayın ilkelerine aykırı hareket ettin; tamam. Ne
olacak sonra; sonra, şu olacak: RTÜK, buna kuvvetli bir ceza verecek, cezayı
ödeyemeyecek, cezayı ödeyemeyince ne olacak televizyon; hemen kapatılacak.
Bitti... ALİ GEBEŞ (Konya) - Hata
yapmasın... FETHULLAH ERBAŞ (Devamla)
- Değerli arkadaşlar, bakın... MUSTAFA GÜVEN KARAHAN
(Balıkesir) - Kanunu oku; uyulacak!.. FETHULLAH ERBAŞ (Devamla)
- Efendim, Kanunu madde madde, tek tek okuyorum. Dikkat edersen... Yani, uyun... Değerli arkadaşlar, RTÜK
Başkanı Nuri Kayış şöyle bir ifade kullanmış: "İktidarın eline atom
bombası veriyorsunuz." Nasıl veriyorsunuz; işte, bu şekilde veriyorsunuz.
Ne olacak sonunda; Türkiye'de, medya tekelleşmesi başlayacak. Satışa çıkarılan
bu televizyonları kim alacak; parası olan alacak. Kimin parası var; büyük medya
kuruluşlarının. Bakıyoruz medya kuruluşlarına, her bir medya kuruluşunun bir
tane bankası var. Müteahhitlik işlemlerine bakıyorsun... Şimdiki RTÜK Kanununda
bile "ihalelere giremez" denildiği halde, medya patronları şakır
şakır ihalelere giriyor. Bu ne iştir, bu ne icattır, bu ne Türkiye'dir, nasıl
böyle devam ediyor, hiç anladığımız yok. Kanunların hiçbirisi, hakikaten tatbik
edilmiyor; eğer edilmiş olsaydı, RTÜK, bugün, görevini yapmış olsaydı, geçmiş,
iade edilmeyen bu kanunla bile, medya patronlarının çoğunun ihaleye girmesini,
borsada oynamasını engellerdi; ama, engellemediler. Şimdi, kalkıyorlar, aynı
şeyleri bir daha tekrarlıyorlar. Değerli arkadaşlar,
burada, yine, bir husus daha var "Yayın ilkeleri ve bu kanunda belirtilen
diğer esaslara aykırılığından kuşkulanılan yayınların bandı, değerlendirilmek
üzere Üst Kurula gönderilir" deniliyor. Şimdi, kuşkulanmak ne demek? Yani,
bir kanunun içerisine şüphe koymuşsunuz. Şüphe üzerine, ben kuşkulandım, bunu
göndereceğim!.. Net bir tespit yapmıyor, tespite göre de göndermiyor. Ben,
senin bandından kuşkulandım. Ee, ne olacak kuşkulanırsan? Hazır; doğru RTÜK'e
gidecek televizyonun kapatılması için. Bu, sübjektif bir kriterdir, bir değerlendirmedir;
kimisi bir sözden kuşkulanır kimisi kuşkulanmaz. Kişilere göre kanun
çıkarıyorsunuz. Biz, bu kanuna kırmızı oy
vereceğiz de, vakit erkenken sizlerin de vermesini diliyor; hepinizi saygıyla
selamlıyorum ve önergeme destek vermenizi istirham ediyorum. (SP sıralarından
alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Erbaş. III. - Y O K L A M A (SP sıralarından bir grup
milletvekili ayağa kalktı) YASİN HATİBOĞLU (Çorum) -
Sayın Başkan, önergenin oylanmasından önce yoklama yapılmasını istiyoruz. BAŞKAN - Komisyonun ve
hükümetin katılmadığı önergenin oylanmasından önce, İçtüzüğün ilgili maddesi
hükmü uyarınca, arkadaşlarımızın yoklama talebi var; oylama sırasında bunu
dikkate alacağız. İsterseniz,
arkadaşlarımızın adlarını okuyalım, ayakta rahatsız olmasınlar, ismi okunan
arkadaşımız otursun. AYDIN TÜMEN (Ankara) -
Ayakta 20 kişi yok Sayın Başkan. NİDAİ SEVEN (Ağrı) -
Sayın Başkan, 19 kişi var. BAŞKAN - Var arkadaşlar,
var... Zapta geçmesi için arkadaşlarımızın isimlerini alıyorlar, 20 kişi var. AYDIN TÜMEN (Ankara) -
Hepsinin aynı anda ayağa kalkması lazımdı Sayın Başkan. BAŞKAN - Var; arka
sıralardaki arkadaşlarımız da aynı gruptan, bir kısmı oturmuş olabilir. Sayın Günbey, Sayın
Alçelik, Sayın Budak, Sayın Hatiboğlu, Sayın Bekâroğlu, Sayın Candan, Sayın
Oğuz, Sayın Ulucak, Sayın Polat, Sayın Erbaş, Sayın Kamalak, Sayın Geçer, Sayın
Canbay, Sayın Sever Aydın, Sayın Adak, Sayın Demirci, Sayın Emre, Sayın Gören,
Sayın Kalkan, Sayın Günbey, Sayın Kukaracı. Yoklama yapılacaktır. Yoklama için 3 dakika
süre veriyorum. (Elektronik cihazla yoklama yapıldı) BAŞKAN - Değerli
milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır. VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) 4.- Radyo
ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince
Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa
Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam) BAŞKAN - Şimdi önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmemiştir. Son önergeyi okutup,
işleme alacağım: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 17 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 3'ün (b)
fıkrasındaki "İçişleri Bakanlığının görevlendireceği birimlere
devredilir" ibaresinin "Ulaştırma Bakanlığının görevlendireceği
birimlere devredilir" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. Veysel Candan (Konya) ve arkadaşları BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu? ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılmıyoruz. BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz. BAŞKAN - Önerge sahipleri
adına, Rize Milletvekili Sayın Mehmet Bekâroğlu; buyurunuz. Süreniz 5 dakikadır. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Tasarının görüşülmesine
başlarken Sayın Başkanın taraflı olduğunu, bu sebepten dolayı usul tartışması
açılmasını istedim. Aslında, bu istemim, bir güvensizlik önergesiydi; ama,
İçtüzükte böyle bir düzenleme olmadığından dolayı, usul tartışması açılmasını
istedim. Gerçekten, Sayın Başkanın taraflı olduğu, tarafsızlığını kaybettiği
kanaatindeyim. Bir defa, Sayın Başkan, daha 15 gün evvel bu tasarının
görüşülmesine başlanırken, gündemdışı konuşmaları iptal ederek, acelesi
olduğunu, taraf olduğunu göstermiştir. Yine, geçen oturumda,
gerçekten, kimin ne yaptığı, ne söylediği belli değilken, maddeleri
oylatmıştır; bu maddelerin kabul edilip edilmediği belli değildir. Bugün de,
aynı şekilde, Sayın Başkan, kimin el kaldırıp kimin el kaldırmadığını görmeden,
saymadan "kabul edilmiştir" dedi. Değerli milletvekilleri,
bütün bunlar, Sayın Başkanın taraflı olduğunu gösteriyor. Ben, Sayın Başkanın
tarafsız olmasını istiyorum; yoksa, sizin tarafsız olmanızı istemiyorum.
Değerli arkadaşlarım, siz tarafsınız; ama, milletten yana taraf değilsiniz;
siz, medya patronlarından tarafsınız. Değerli arkadaşlarım,
Anavatan Partisini anlıyorum; DSP'yi anlamakta zorlanıyorum, bırakıyorum bir
tarafı... Milliyetçi Hareket Partili arkadaşlarımız, arkadaşlarımızın buradaki
konuşmalarına niçin tahammül edemiyorlar. Milliyetçi Hareket Partili
arkadaşlarımız niçin bu tasarıyı savunuyorlar; bunu anlamış değilim. Eğer, siz,
biliyorsanız, lütfen, kürsüye çıkın, bu milletin kürsüsüne çıkın, yerel
televizyonlara, sivil toplum örgütlerine, insanlarımıza, bu yasanın iyi bir
yasa olduğunu anlatın; anlatın ki, millet anlasın sizi!.. O zaman, arkadaşlarımızın
söylediklerine kızmayacaksınız. Değerli milletvekilleri,
bu madde, gerçekten, bu tasarıyı hazırlayanların millete güvenmediklerinin açık
ve net bir şekilde ifadesidir. Siz, millete güvenmiyorsunuz. Bu yönetici
seçkinler, sizi yönlendiren yönetici seçkinler de millete güvenmiyor. Hep
izliyorsunuz, milleti izliyorsunuz, sivil toplum örgütlerini izliyorsunuz,
bütün konferanslar, açık oturumlar, sempozyumlar, hatta bilimsel toplantılar
izleniyor. Siz, herkesi ve her şeyi izliyorsunuz; siyasî partileri izliyorsunuz,
siyasî partilerin toplantılarına kamera gönderiyorsunuz, izletiyorsunuz. Siz,
hiç kimseye güvenmiyorsunuz değerli arkadaşlarım ya da burada vaziyet eden her
kimse, o, hiç kimseye güvenmiyor. Hatta ve hatta, birileri, milletvekillerine
güvenmiyor, milletvekillerini izletiyor. Değerli arkadaşlarım
burada mı, bilemiyorum. Bir görev için, bir denetim çalışması için, İnsan
Haklarını İnceleme Komisyonu adına, Türkiye Büyük Millet Meclisi görevlendirdi,
Van'a gittik. Devlet bize güvenmedi, toplantı yaptığımız yere ajan gönderdi
değerli arkadaşlarım. Van Valisi bunu niye yaptı diye Sayın İçişleri Bakanına
sordum; süresi geçmiş olmasına rağmen, cevap bile veremedi. Evet, böyle bir
ortamda, siz, Meclisin itibarını ortadan kaldırıyorsunuz. Bu güvensizlik, bu
paranoya, bu milleti hiçbir yere götürmez; ancak ve ancak, sizi, birkaç medya
patronuna mahkûm eder, onların dediğini yapmak zorunda kalırsınız. (SP
sıralarından alkışlar) Değerli arkadaşlarım, bu
yasakçılığı bırakmak durumundayız. Elbette yanlış şeyler yapılabilir, elbette
birileri yanlışları tespit etmek durumundadır; ama, bu devlet, Türkiye
Cumhuriyeti Devleti, artık, millete güvenmek durumunda. Bırakın, millet ne
yapıyorsa kendisi yapsın; bırakın, peşine polis takmayın; bırakın,
milletvekilinin peşine ajan takmayın. Eğer, bir şikâyet varsa, eğer vatandaştan
bir şikâyet varsa, zaten, o zaman gerekli tespitler yapılır; o vatandaş, kimi
suçluyorsa, delilleriyle beraber gelir. Değerli arkadaşlarım,
demokrasi böyledir; ama, biz, tek partici kafadan, totaliter kafadan,
despotluktan maalesef ve maalesef kurtaramadık ve bu Mecliste bu tip
yasaları... 2002 yılında Avrupa Birliği kapısındayız diye övünüyoruz,
çağdaşlaştık diyoruz; ama, biz, halen, burada despotça yasaları, millete
güvenmeyen yasaları çıkarmaya çalışıyoruz. Değerli arkadaşlarım,
kimse kusura bakmasın, kızmanıza gerek yok. Ben, bir milletvekili olarak empati
yapıyorum. Bu arkadaşlarım, iktidar parti milletvekilleri, nasıl oluyor da
bütün milletin karşı çıkmış olduğu böyle bir yasaya "evet" diyebiliyorlar.
Bu milletvekilleri yarın milletin huzuruna gitmeyecekler mi?.. KORAY AYDIN (Ankara) -
Biz her hafta gidiyoruz. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) MEHMET BEKÂROĞLU
(Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan. BAŞKAN - Buyurun. MEHMET BEKÂROĞLU
(Devamla) - Bu soruyu soruyorum ve bir cevap bulamıyorum. Her hafta
gidiyorsunuz, teşkilat binalarınıza uğruyorsunuz, çayınızı içip ilçeden ve
ilden kaçıyorsunuz. (MHP sıralarından gürültüler) ALİ GEBEŞ (Konya) - Siz
kaçıyorsunuz, siz! MEHMET BEKÂROĞLU
(Devamla) - Bunu ben biliyorum, millet de biliyor. Saygılar arz ederim. (SP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Bekâroğlu. Komisyonun ve hükümetin
katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... (SP sıralarından bir grup
milletvekili ayağa kalktı) VEYSEL CANDAN (Konya) -
Yoklama talebimiz var... ASLAN POLAT (Erzurum) -
Yoklama istiyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN - Bakın, ben,
oylamaya geçtikten sonra "yoklama talebimiz var" dediniz Sayın
Candan. VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın
Başkan... Sayın Başkan... BAŞKAN - Komisyonun ve
hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmemiştir. Şimdi, ek 3 üncü maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... ASLAN POLAT (Erzurum) - Yoklama
istiyoruz, yoklama... VEYSEL CANDAN (Konya) -
Sayın Başkan, kaç defa söyleyelim! BAŞKAN - Bakın, ben,
sizin usulüne uygun her talebinize "evet" dedim. Kabul etmeyenler... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Sayın Başkan, tarafsız değilsiniz. Sayın Başkan, Mecliste hep terör estirmeye
başladın. Böyle iş olmaz Sayın Başkan! VEYSEL CANDAN (Konya) -
Burada mı beklememiz lazım?! BAŞKAN - Orada beklemeniz
lazım. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Yoklama istedik efendim. BAŞKAN - Olduğunuz yerde
beklemeniz lazım; ama, talebinizi usule, İçtüzüğe uygun yöneltmeniz lazım;
yönelttiğinizde de karşıladım. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Sayın Başkan, İçtüzüğe uymuyorsunuz, keyfî yönetiyorsunuz, tarafsızlığınızı
kaybettiniz, kürsüden inin... BAŞKAN - O sizin
görüşünüz Sayın Bekâroğlu. İçtüzüğe uygun talepte
bulunmuyorsanız, buna yapabilecek bir şey yok. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Ayağa kalkıyoruz... ASLAN POLAT (Erzurum) -
Sayın Başkan, önergede dedik kabul etmediniz, maddede dedik kabul etmediniz,
böyle şey olur mu yani?! MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
İçtüzükte ayağa kalkarak yoklama istemek yok mu Sayın Başkan?! VEYSEL CANDAN (Konya) -
Sayın Başkan, başınızı bu tarafa çevirmeyecek misiniz?!.. BAŞKAN - Bakın, Sayın
Candan, oylama öncesinde, birazcık zahmet etseniz, 20 arkadaşımızın imzasını
kürsüye gönderseniz, ben... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
Ayağa kalkmak yok mu?!. ASLAN POLAT (Erzurum)-
Ayağa kalkarak yoklama isteminde bulunmak yok mu?!. BAŞKAN- Ben, oylama için
başlamışsam sormaya, sizin o saatte ya ayakta olmanız gerekecek ya... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
Başlamadınız efendim... ASLAN POLAT (Erzurum)-
Ayaktaydık!.. BAŞKAN- Peki, 10 dakika,
5 dakika önce gönderseniz olmaz mıydı?!. Kürsüye gönderseniz olmaz mıydı?!.. ASLAN POLAT (Erzurum)-
Sayın Başkan, ayaktaydık!.. BAŞKAN- Gönderdiğinizin
hepsini kabul etmedik mi?!.. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
Ayağa kalkıp yoklama istedik... ASLAN POLAT (Erzurum)-
Ayaktayız Sayın Başkan!.. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
Sayın Başkanım, bakın, 1 dakika evvel, yarım dakika evvel yoklama istedik kabul
etmediniz. Ayaktayız zaten... BAŞKAN- Ben oylamaya
başlamışım... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
Efendim, yoklama istiyoruz. BAŞKAN- Oylamaya
başladıktan sonra isteyemezsiniz... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
Ayağa kalkmakla yoklama istenir Sayın Başkan... BAŞKAN- Sayın Bekâroğlu,
ne olur, İçtüzüğü alıp okuyunuz... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
20 kişi ayağa kalkmaz mı?!. Bir de siz okuyun!.. BAŞKAN- Deminki gibi, 20
arkadaşımızın imzasını 2 dakika önce hazırlasınız, siz konuşurken, diğer
arkadaşınız hazırlasa, ben, bu talebinizi yerine getirirdim. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
Sayın Başkanım, ayağa kalkıyoruz!.. ASLAN POLAT (Erzurum)-
Sayın Başkanım, biz, istediğimiz gibi yapamaz mıyız yani?!.. BAŞKAN- İstediğinizi
yapamazsınız... ASLAN POLAT (Erzurum)-
Efendim, İçtüzükte... BAŞKAN- Efendim, hepimiz
İçtüzüğe uygun yaparız. ASLAN POLAT (Erzurum)-
Hayır; İçtüzükte belirtiliyor... BAŞKAN- İstediğinizi
yapamazsınız. ASLAN POLAT (Erzurum)-
Hayır, İçtüzükte deniliyor ki, ister yazı gönderin, ister ayağa kalkın. Biz,
önergenin oylanması sırasında ayaktaydık Sayın Başkanım. Lütfen... Biz, ayakta bekliyorduk zaten... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
Sayın Başkanım, İçtüzüğü okuyun!.. İçtüzükte, 20 kişi yoklama ister denilmekte
Sayın Başkanım. Gelenekler böyle Sayın Başkanım... Yeni bir şey mi icat
ediyorsunuz?!. Yani, yeni İçtüzük mü koyuyorsunuz Sayın Başkanım?!.. BAŞKAN- Bakın, son kez,
usule uygun... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
Uyarıyorsunuz... Ondan sonra atacaksınız değil mi Sayın Başkanım?!.. BAŞKAN- Hayır... Hayır... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
Ne yapacaksınız?.. BAŞKAN- Benim
söylemediğim bir şeyi siz kendi kendinize düşünürseniz, kendinize yazık etmiş
olursunuz. YASİN HATİBOĞLU (Çorum)-
Sayın Başkan... BAŞKAN- Şunu söyleyeceğim
Sayın Hatiboğlu ve sonra size söz vereceğim Son kez diyorum, usulüne
uygun olmak kaydıyla, bundan sonra elbette yapacağım; o, benim tercih hakkıma
girmez, benim yetkim de olmaz; ama "kabul edenler" demişken, kalkıp,
kabul etmeyenlere sıra geldiğinde, 20 kişiyiz denilmez. ASLAN POLAT (Erzurum)-
Hayır efendim... BAŞKAN- Demin, 20 kişiyi
ben tamamlattım. YASİN HATİBOĞLU (Çorum)-
Sayın Başkan... BAŞKAN- Buyurunuz Sayın
Hatiboğlu. YASİN HATİBOĞLU (Çorum)-
Sayın Başkan, İçtüzüğün 57 nci maddesini gayet iyi biliyorsunuz. BAŞKAN- Gayet tabiî... YASİN HATİBOĞLU (Çorum)-
Yani, gruplar, milletvekilleri, arzu ederlerse yazılı talepte bulunurlar, arzu
ederlerse işaretle yaparlar... BAŞKAN- "Oylamaya
geçmeden önce" deniliyor Sayın Hatiboğlu. YASİN HATİBOĞLU (Çorum) -
Sayın Başkan, eğer yoklama yapsaydınız şimdiye bitmişti. Bu şekilde zaman israf
oluyor. BAŞKAN - Ama, usulüne
uygun davranmak zorundayım. Sizin de bildiğiniz gibi, İçtüzüğün 57 nci maddesi
çok açık. 57 nci maddede "... işaretle oylamaya geçilirken, yirmi
milletvekili ayağa kalkmak veya önerge vermek suretiyle yoklama yapılmasını
isteyebilir" deniliyor. Ben, bu tarafa sormuşum... VEYSEL CANDAN (Konya) -
Sayın Başkan, müsaade eder misiniz... Zatı âliniz, oylamaya geçmeden önce, sağa
ve sola dönüp bakmanız gerekirdi. Oysa, siz, bu tarafa bakmadan, öbür tarafa
bakarak, oylamaya geçtiniz. III. - YOKLAMA BAŞKAN - Peki, şimdi,
ayağa kalkıp, yoklama talebinde bulunan 20 arkadaşımın ismini alacağım. RİFAT SERDAROĞLU (İzmir)
- Sayın Başkan, oylamaya başladınız, bitirin lütfen. BAŞKAN - Sayın Bekâroğlu,
Sayın Candan, Sayın Hatiboğlu, Sayın Oğuz, Sayın Kamalak, Sayın Karagöz, Sayın
Ulucak, Sayın Geçer, Sayın Batuk, Sayın Günbey, Sayın Kukaracı, Sayın Erbaş,
Sayın Budak, Sayın Tunç, Sayın Sever Aydın, Sayın Toprak, Sayın Canbay, Sayın
Polat, Sayın Gören, Sayın Esengün. Komisyonun ve Hükümetin
katılmadığı bu önergenin oylanması sırasında, arkadaşlarımızın usulüne
uydurulmuş yoklama talebini de gözönüne alarak, elektronik cihazla yoklama
yapacağım ve 3 dakika süre veriyorum. (Elektronik cihazla yoklama
yapıldı) BAŞKAN - Çoğunluğumuz
vardır. VI. - KANUN TASARI
VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) 4. - Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında
Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın
89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri
Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850)
(Devam) BAŞKAN - Ek 3 üncü
maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir. Ek madde 4'ü okutuyorum: EK MADDE 4. - Radyo ve
Televizyon Üst Kurulunun yayın lisansı verdiği bir kuruluş bu lisansı, yayın
istasyonlarını ve şebekelerini, Üst Kurulun izniyle bir üçüncü kuruluşa
devredebilir. Yayın izni talebinde
bulunan kuruluşların yerine getirmeleri gereken teknik ve malî yeterlilik
şartları, devir şartları ile diğer ön şartlar, Üst Kurul tarafından
yönetmeliklerle tespit edilir. BAŞKAN - Ek madde 4
üzerinde, ilk olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, İstanbul
Milletvekili Nevzat Yalçıntaş. Buyurunuz Sayın
Yalçıntaş. HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Sayın Ertuğrul Yalçınbayır konuşacaklar efendim. BAŞKAN - Sayın Çelik,
Divana ne verdiyseniz, ben onu okuyorum. Bana verilen pusulada Sayın Nevzat
Yalçıntaş Hocamızın adı olduğu için, onu okudum. MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Değiştirdik efendim. BAŞKAN -
Değiştirecekseniz, lütfen, önceden... Buyurunuz Sayın
Yalçınbayır. AK PARTİ GRUBU ADINA ERTUĞRUL
YALÇINBAYIR (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgi ve
saygıyla selamlıyorum. Bilindiği gibi, anayasa,
yasama, yürütme, yargı ve idare dahil herkesi bağlayan temel hukuk kurallarıdır
ve bu kuralların üstünlüğü ve bağlayıcılığı esastır. Biz, milletvekilleri
olarak... Öncelikle, kürsüde
konuşan milletvekilini dinlemek durumunda olduğumuzu hepimiz biliyoruz. Milletvekilleri olarak... BAŞKAN - Sayın
Yalçınbayır... Değerli arkadaşlarım,
Sayın Yalçınbayır haklıdır; konuşmayı rahatlıkla takip edebilmemiz icap eder.
Ayaktaki sayın milletvekillerinden rica ediyorum... Sayın milletvekilleri...
Değerli arkadaşlarım... NİDAİ SEVEN (Ağrı) -
Muhalefet milletvekilleri ayakta... BAŞKAN - Sayın Seven,
lütfen... Buyurun Sayın Yalçınbayır. ERTUĞRUL YALÇINBAYIR
(Devamla) - Sayın Başkanım, kanunların yapılmasında, demokratik katılımın
sağlanmasında, iktidar partilerine de, milletvekillerine de büyük görevler
düşüyor; ama, burada, öteden beri, kanunların yapılmasında, iktidar gruplarının
konuşmadığını, millete kanunları anlatmadığını, milletin bilgilenme hakkına
saygı göstermediklerini hep birlikte görüyoruz. Bazı zamanlardan yararlanmak,
sürelerden istifade etmek uğruna, milletin bu bilgi edinme hakkına saygı
gösterilmemesini, demokratik bir ayıp olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum.
Muhalefetin, sadece konuşma hakkı var; bu konuşmayı da ne ölçüde yapabildiğini,
zaman zaman buradaki uğultu şeklindeki gürültülerden anlıyoruz. Biz, Anayasa üzerine
yemin ettik, Anayasaya sadakatten ayrılmayacağımıza yemin ettik, lidere
sadakate değil; biz, hukukun üstünlüğüne yemin ettik, buna bağlı olacağımıza
yemin ettik; ama, lidere sadakat ve partiye sadakat, her türlü sadakatin
üstünde gelir hale geldi. Cumhurbaşkanı, Anayasanın
uygulanmasını gözetiyor, o da yemin etti. Sayın Cumhurbaşkanının yemininin onda
birini bizler yapsak, Türkiye daha büyük bir barışa gider, Türkiye daha büyük
bir özgürlük ortamına gider. Biz, bunları yapmakta, nedense, lider ve parti
hegemonyası itibariyle zorluklar çektiğimizi hep birlikte görüyoruz. Bu kanunun apaçık
Anayasaya aykırı olmasına rağmen çıkarılmak istenmesindeki tek amaç, Anayasanın
152 nci maddesinde "iptal kararı Resmî Gazetede yayımlandıktan sonra
yürürlüğe girer" hükmüdür. O zamana kadar, yapılanlar yapılmıştır,
alınanlar alınmıştır. Değerli milletvekilleri,
biz, ihtisasımız üzerine de yemin ettik. Ne Anayasa Komisyonu ne de diğerleri,
Anayasaya sadakatle bağdaşmayan, Cumhurbaşkanınca apaçık ortaya konan, bazı
Danıştay kararlarında yer yer geçen Anayasa hükümlerine rağmen, kamuoyundaki
tartışmaya rağmen, hâlâ bunda direnebiliyor. Bu direnmeyi anlayabilmiş değiliz.
Sayın Gürkan, Avrupa Birliği yolunda mayın olduğunu ifade etti. Yine, Avrupa
Birliğinde görevli parlamenterimiz Sayın Cevdet Akçalı bunları ifade ettiler.
Yine, insan haklarından sorumlu Devlet Bakanı olduğu zaman Sayın İrtemçelik,
ifade ettiler. Toplumun tüm katmanları bunları ifade ederken, bu telaş, bu
acelecilik niye? Bunun nedenini izah etmek durumundayız. 20 nci Dönemde
geçmedi, Parlamento özgürce iradesini koydu. 21 inci Dönemde her türlü baskıya
rağmen, önce geçmiyordu, sonra geçti. Bu, geçse de, Anayasa Mahkemesinden
dönecek; Anayasa Mahkemesinden önce, Sayın Cumhurbaşkanı, ikinci defa geri
göndermeyecek, tekrar geri gönderecek; çünkü, hukuk bunu böyle emrediyor. Değerli milletvekilleri,
niye, biz, Parlamento ile Cumhurbaşkanı arasında bir tartışma var diye
kamuoyuna bir mesaj veriyoruz. Bu tartışmanın kaynağı, hukuka apaçık aykırı
işlemler yapan Bakanlar Kuruludur. Bu tartışmanın kaynağı, Anayasaya aykırı
işlemler yapmak için hükümetin, yasamayı kuşatmasıdır. Türkiye'nin daha da
özgürleşebilmesi için... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen
bitiriniz. ERTUĞRUL YALÇINBAYIR
(Devamla) - Yüksek para cezaları, belirgin ve nesnel olmayan ilkelere uyma
zorunluluğu, artık, yerel radyo ve televizyonları bitirecek ve bunlar,
kanallarını üçüncü şahıslara devretmek zorunda kalacaklar; durdurma, kapatma,
iptal, para cezaları, uyarma cezaları nedeniyle, özgürce yayın yapma haklarını
kullanamayacaklar. Artık, Avrupa Birliğinde giderek kabul gören bir anlayışa
göre, medyanın yabancı sermayeye açılması da söz konusu; bu, Türkiye için de
kaçınılmaz. Medya dışında iş yapan yabancı sermayenin, Türkiye'de kamuoyunu
oluşturmak için medya sahibi olmasına ne diyorsunuz?! Sizi, yemininizle ve
vicdanlarınızla baş başa bırakıyorum; umarım ki rahat uyursunuz!.. (AK Parti ve
SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Saadet Partisi
Grubu adına, Rize Milletvekili Sayın Mehmet Bekâroğlu; buyurun. SP GRUBU ADINA MEHMET
BEKÂROĞLU (Rize) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz
RTÜK Yasasının çerçeve 17 nci maddesi içindeki ek madde 4 üzerinde Grubum adına
söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli milletvekilleri,
biraz evvel konuşan arkadaşımız ifade etti, bu yasayı şimdiye kadar savunan bir
tek kişi çıkmadı. Evet, medyada birkaç kişi savunur gibi oldu; ama, onlar da,
yasanın bir tarafını ihmal ettiler, işte, memlekette üçkâğıtçılık var, büyük
bir yolsuzluk var; bunu düzeltmek için bu yasa çıkıyor, onun için destekleyelim
dediler; yani, yanlışlık var, üçkâğıtçılık var, sahtekârlık var, bunu düzeltmek
için yasa çıkaralım, bunu meşrulaştırmak için yasa çıkaralım; sadece bunu
söylediler. Bu yasayı savunan başka kimseye rastlamadım. İktidar partilerine
mensup milletvekilleri çıkıp bu yasayı savunmuyorlar, Sayın Bakan çıkıp bu
yasayı savunmuyor, Sayın Cumhurbaşkanı, bu yasanın Anayasaya aykırı olduğunu
söylüyor, herkes sivil toplum örgütleri, üniversite hocaları, uluslararası kuruluşlar,
herkes aynı şeyi söylüyor; ama, siz, ısrarla ve ısrarla bu yasayı çıkarmaya
çalışıyorsunuz. Bakınız, Sayın Bakan
dediler ki: "Bu yasanın birçok problemi var, ben de bunları biliyorum,
görüyorum. Bunları ileride düzelteceğiz, şimdi, hele bir çıkaralım..."
Olacak şey mi değerli arkadaşlarım?! Hükümet de öyle diyor, Sayın Başbakan da
bu yasayı içine sindiremediğini söylemişti; ama, "hele bir çıkaralım,
sonra düzeltiriz..." Böyle bir şey olabilir mi değerli arkadaşlarım?!
Eğer, yanlış olduğuna inanıyorsanız, niye bunu çıkarıyorsunuz? Peki, doğru
olduğuna inanıyorsanız, çıkıp bunu niye savunmuyorsunuz değerli arkadaşlarım?
Niçin millete gelip anlatmıyorsunuz; şu, şu, şu faydaları olacak bu yasanın, şu
yaranıza merhem olacak bu yasa diye, niye gelip millete anlatmıyorsunuz değerli
arkadaşlarım? Zaten, Anayasa Mahkemesi
bunu bozacakmış... Evet, Anayasa Mahkemesi bunu bozacak; ama, o arada, ne
yapılması gerekiyorsa, o yapılacak. Sonra?.. Sonra, eğer Anayasa Mahkemesi de
bozmazsa, biz, yanlışlıklarını düzeltiriz. Böyle bir mantık olabilir mi değerli
arkadaşlarım?! Eğer Cumhurbaşkanıyla inatlaşmaysa, böyle bir inatlaşmanın
mantığı olabilir mi? Kimin, nasıl bir baskısı altında bu yapılıyor? Evet, kimse kusura
bakmasın, biz, Parlamentonun, bakanların, Başbakanların, Başbakan
Yardımcılarının baskı altında olmalarını kabul etmiyoruz; ama, ister istemez,
bütün bu soruları sorduktan ve cevabını bulamadıktan sonra, kimin ve neyin
baskısı altındasınız; ne diyorlar size; Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümet
bir şeylerle mi tehdit ediliyor da bu yasa çıkarılıyor diye soruyoruz. Millet
soruyor bunu değerli arkadaşlarım. Biz, bu kürsüden, millet adına bunları size
söylüyoruz. Bakınız, bu Meclis, sizin
döneminizde, tarihinin en büyük itibar erozyonuna uğramıştır. Yapılan bütün
kamuoyu araştırmalarında, itibarı en aşağı seviyelerde gösterilen kurum
Meclistir. Bunun müsebbibi sizsiniz değerli arkadaşlarım. Böyle bir şeye
hakkınız yoktur değerli arkadaşlarım. Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin
egemenliğinin kullanılacağı tek çatıdır. Bu çatının itibar erozyonuna
uğramasına izin vermemelisiniz değerli arkadaşlarım. Evet, bu dönem olduğu
gibi, hiçbir dönem, Türkiye Büyük Millet Meclisi, kendisini, hükümetin ve
birtakım güç çevrelerinin baskısında bu kadar hissetmemiştir. IMF dedi,
çıkardınız değerli arkadaşlarım; Dünya Bankası dedi, çıkardınız. Ufak tefek
değişiklikler oldu "olmadı, kabul etmiyoruz bunu, noktasına virgülüne
kadar bizim istediğimiz gibi yapacaksınız" dediler, getirdiniz, yine
çıkardınız. Avrupa Birliğinden baskı geldi, çıkardınız; bürokratlardan baskı
geliyor, çıkarıyorsunuz; noktasına virgülüne dokunmadan... Peki, sizi, millet buraya
niçin gönderdi; niçin, siz ve biz buraya seçilerek geldik? O zaman, birileri,
50 kişi IMF'nin, 50 kişi Dünya Bankasının, şu kadar şu kurumun temsilcisinden
oluşan bir danışma meclisi gelir, burada oturur, istediğini yapar. Biz niçin
buraya geldik değerli arkadaşlarım; biz, milletin temsilcileri değil miyiz?!
(SP sıralarından alkışlar) Ben, milletin
temsilcisiyim; millet adına bunu konuşuyorum. NİDAİ SEVEN (Ağrı) -
Ancak Med-TV'de konuşursun sen... MEHMET BEKÂROĞLU
(Devamla) - Yüreğin yetiyorsa, gelirsin, sen de burada konuşursun, davanı
savunursun. NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Sen
ancak Med-TV'de konuşursun... MEHMET BEKÂROĞLU
(Devamla) - Ben, her yerde konuşurum. Sen de gel, burada konuş; gel, bu yasayı
savun Sayın Nidai Seven; eğer, yüreğin yetiyorsa!.. NİDAİ SEVEN (Ağrı) -
Yeter... Yeter... BAŞKAN- Sayın
milletvekilleri... Sayın Bekâroğlu, siz
Genel Kurula hitap ediniz. MEHMET BEKÂROĞLU
(Devamla) - Yetmez yüreğin!.. Yetmez yüreğin!.. Akşama kalmaz, hükümetten
indirirler sizi. Korkuyorsunuz!.. (SP sıralarından alkışlar) Değerli arkadaşlarım,
bütün bunlar, siz, daha evvel, başka yerlerden gelen baskılara evet dediğinizden
dolayı oluyor. Şimdi medya patronları baskı yapıyor, siz de bunları yerine
getiriyorsunuz. Ama, değerli arkadaşlarım, bakınız, millet bizi izliyor,
Türkiye bizi izliyor, size oy verenler bizi izliyor, yerel televizyon sahipleri
bizi izliyor, sivil toplum örgütleri izliyor. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) MEHMET BEKÂROĞLU
(Devamla) - Son cümlelerim efendim. BAŞKAN - Buyurunuz. MEHMET BEKÂROĞLU
(Devamla) - Bu yaptığımız yanlıştır. Gelin, bunu reddedelim; burada, bu yasayı
reddedelim. Zaten, bu yasanın birkaç maddesini reddedersek, geri çekerler. İki
şey yapmış oluruz; birincisi, gerçekten, Meclisin iradesini, Meclisin itibarını
ayağa kaldırırız değerli arkadaşlarım; ikincisi, gerçekten, iktidar partilerine
mensup milletvekilleri olarak, milletin yüzüne bakmaya, milletin önüne çıkmaya
yüzünüz olur; yoksa, milletin önüne çıkamazsınız. Tekrar ediyorum, gidersiniz
illerinize, ilçelerinize, teşkilatlarınızda çay içer, geri gelirsiniz; pazara
çıkamazsınız, kahveye giremezsiniz değerli arkadaşlarım. Saygılarımı sunuyorum.(SP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum. Son olarak, Doğru Yol
Partisi Grubu adına, İçel Milletvekili Sayın Turhan Güven; buyurunuz. (DYP
sıralarından alkışlar) DYP GRUBU ADINA TURHAN
GÜVEN (İçel) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu Mecliste artık Avrupa
Birliğine girmek istemeyen tek bir kişi olduğunu zannetmiyorum. (DYP, SP ve AK
Parti sıralarından "Var, var" sesleri) Eskiden vardı da, şimdi en
büyük savunmayı onlar yapıyor. Şimdi, girmeyi arzu ediyor
muyuz, etmiyor muyuz? Ediyorsak, bununla ilgili orta ve kısa vadede neler
isteniyorsa, onları yerine getirmeye mecbur muyuz; mecburuz. Biz talep
ediyoruz; çünkü, biz istiyoruz. Şimdi, bu çalışmalar
yapılırken, bir ulusal program çıkardık. Peki, ulusal programda ne dedik biz?
Gerçi buradan bir jet hızıyla geldi geçti; ama, okuma imkânı olanlar için
söylüyorum, basın özgürlüğünün geliştirilmesi ve Anayasa ve yasal güvencelerin
güçlendirilmesi planlandı; yani, basın özgürlüğünü geliştirmek için bunlar planlandı.
Biz, Avrupa'ya bunu dedik "biz, basın özgürlüğünü geliştireceğiz"
diye vaat ettik, söz verdik. Söz, demek ki, sadece orada kaldı. Peki, bu kanun ne
getiriyor? Bu, basın özgürlüğünü geliştiriyor mu, yoksa medyayı, görsel ve
işitsel medyayı görev yapamaz hale mi getiriyor? Görev yapamaz hale
getiriyor... EROL AL (İstanbul) - Yok
öyle bir şey. TURHAN GÜVEN (Devamla) -
Sen de ileride döneceksin, belki kendine ileride iş bulabilirsin o görsel
medyada; ama, bugün bulduğunu yarın bulamazsın. Şimdi, görünen odur. Bakın, değerli
milletvekilleri, emir balâdan gelmiştir, yani yüksek yerlerden bir şeyler
gönderilmiştir ve bu kadar çoğunluğu bir araya getiren bu emir, Anayasaya
aykırı olduğu çok açık ve net olan bu kanunu bu Meclisten geçirmeye
çalışmaktadır ve ne acıdır ki, iktidar mensubu olan değerli milletvekilleri
olarak sizler de, bu davranışa ayak uydurmaya, parmaklarınızla bu işi
hukukîleştirmeye çalışıyorsunuz. Hayır, bu hukukî
değildir. Açık söylüyorum; bir kere daha bu kanun, Sayın Cumhurbaşkanından,
eski Anayasa ve yeni Anayasa çerçevesinde geri çevrilecektir, bundan da
şüpheniz olmasın. Şimdi, bakınız, şu
maddede, yani, geçici 4 üncü maddede bir devretme işlemi var yayın lisansı
verilen bir kurum veya kuruluş -yahut neyse- yayın istasyonlarını ve
şebekelerini, Üst Kurulun izniyle bir üçüncü kuruluşa devredebiliyor. Yani, Üst
Kurul müsaade etmediği sürece devir gerçekleşmeyecektir. Siz, bu kurumda, bu
özel kuruluşta, hayat hakkı vermediğiniz bu kuruluşta, devir işleminde de
"hayır" derseniz, o medyayı, o televizyonu ölüme mahkûm etmiş
olursunuz. Gerçi hatırlarsınız -tabiî, MHP o zaman daha bu Parlamentoda
değildi; ama- bir frekans tahsisi işini Sayın Başbakan durdurmadı mı?! Bütün
hazırlıklar bitmişti, durduruldu. Ne oldu; Başbakanlıkta, o tarihten bugüne
kadar frekans tahsisi yapılmadı. Şimdi bu defa ne yapıyorsunuz; 9 üyenin 5'ini
Meclis seçecek, yani, Yüce Meclis, yani, siz, kendi yetkilerinizi başkasına
devretmenin hazırlığı içindesiniz, acelesi içindesiniz. Bunu anlamak mümkün
değil. Çıkardığınız bütün kanunlarda, kendi hakkınızı, millî iradenin tek
temsilcisi olan sizler başkalarına devretmeye niye gayret ediyorsunuz, anlamak
mümkün değil. 5 kişiyi burada bulunan
partiler içinden Meclis seçecek. Peki 4'ünü kim seçecek; falan, falan, falan...
Yani, 9 kişilik kurulda 7 kişi hükümetin emrinde olan kişiler olacak. Eğer
istemiyorsa, bir de emir almışsa, o kurum, o özgür dediğiniz teşkilat, kendi
malını başkasına devredemeyecek. Bu bu kadar basit. O zaman ne olacak;
"ver bana da" deme mecburiyetinde kalacak işte o kurum, o kişi, o
şirket... Ucuza kapatma devri başlayacak değerli arkadaşlar, bunu fark edin.
Yani, Türkiye'de bazı ellerde toplanmasını sağlamak durumundasınız siz.
Yapmayın!.. Yapmayın!.. Hür ve demokrat bir ülke olduğunuzu iddia ediyorsanız,
sosyal devlet olduğunuzu iddia ediyorsanız, hukuk devleti olduğunuzu iddia
ediyorsanız, bu hukuksuzluk niye?! O zaman, Anayasanın bazı maddelerine -yemin
bir tarafa, onu bırakınız- riayet etmek mecburiyetindesiniz; en azından
değişmez hükümlerine riayet etmek mecburiyetindesiniz. Anayasanın
değiştirilemez hükümlerine riayet etmeye mecbursunuz; ama, siz ne
yapıyorsunuz... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) TURHAN GÜVEN (Devamla) -
Sayın Başkan, müsaade eder misiniz? BAŞKAN - Buyurun. TURHAN GÜVEN (Devamla) -
Siz, bir inadın içerisinde, bu uygulamayı gerçekleştirmeye çalışıyorsunuz. Kanun çıkabilir; ama,
ileride -bakınız göreceksiniz, Allah hepinize uzun ömür versin- en fazla siz
bağıracaksınız, siz; çünkü, o zaman, siz, bu Parlamento içerisinde
olmayacaksınız! En fazla size zararı dokunacak olan bu kanunu çıkarırsanız en
fazla siz zarar göreceksiniz; ama, ben bunu da istemiyorum. Onun için, gelin,
şu işin doğrusunu bilin, yapalım; doğrusunu bulalım diyorum. Antidemokratik olan
1950'nin 14 Mayısında -bugün, 14 Mayıs- demokrasi daha iyiydi. Siz, daha
daraltan bir mecraa sokuyorsunuz demokrasiyi, insan haklarını, özgürlükleri...
Yapmayın bunu!.. Yapmayın bunu!.. Aradan geçen elliiki yıldan sonra, biz,
yeniden demokrasiyi tartışmaya başlamayalım. Burada daha çok gelişme sağlayacak
işlemler içerisinde olalım; ama, siz geriye doğru giderken, attığınız her
adımın yanlış olduğunun bilinci içerisinde olmanızı istiyorum. Bakınız, burada, kalkan
her parmak, bu kanuna "evet" diyen her parmak, ileride göreceksiniz,
hangi hale gelecektir; onu, sizlerin takdirine bırakıyor, saygılar sunuyorum.
(DYP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum. Madde üzerinde 3 adet
önerge vardır; önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık derecesine
göre işleme alacağım. İlk önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 17 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 4'ün
ikinci fıkrasının "yayın izni talebinde bulunan kuruluşların yerine
getirmeleri gereken teknik ve malî yeterlilik şartları, devir şartları ile
diğer ön şartlar bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içerisinde Üst
Kurul tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle tespit edilir" olarak
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN - İkinci
önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 17 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 4'ün
birinci fıkrasındaki "Üst kurulun izniyle bir üçüncü kuruluşa
devredilebilir" ibaresinin fıkra metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN - Şimdi, son ve
maddeye en aykırı önergeyi okutup, işleme
alacağım. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 17 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 4
Anayasaya aykırı olduğundan tasarı
metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN - Komisyon,
önergeye katılıyor mu? ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN - Hükümet,
önergeye katılıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım. BAŞKAN - Önergeniz
hakkında konuşacak mısınız? ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU
(Diyarbakır) - Evet, ben konuşacağım. BAŞKAN - Evet, Ömer Vehbi
Hatiboğlu, önerge sahipleri adına konuşacak. Buyurunuz Sayın
Hatipoğlu. (SP sıralarından alkışlar) ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU
(Diyarbakır) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; iki hafta önce görüşmeye
başladığımız RTÜK Yasasıyla ilgili görüşmeleri bugün de sürdürüyoruz. Hükümetin çok büyük önem
atfettiği bir yasa burada görüşülüyor; ama, hükümet cenahından bir tek sözcü
bile millet kürsüsüne çıkıp, bu yasanın gerekliliği veya gerekçesiyle ilgili
bir tek söz söylemiyor. Herhalde, hükümet partilerinin, iktidara mensup siyasî
partilerin değerli temsilcilerinin söyleyecek hiçbir sözleri yok. Bu
Parlamentoda 6 parti grubu var; ama, her madde tek tek görüşülüyor, önergeler
tek tek görüşülüyor, muhalefetteki 3 siyasî partinin temsilcileri çıkıp
konuşuyor, hükümetten ses yok... Kısacası, Parlamentoda arkadaşlarımız yoklar;
millet kürsüsünde yoklar, millet adına söz söylemede yoklar; ancak, parmak
kaldırıp indirmede var arkadaşlarımız. Bu tablo, benim söylediğim bir tablo
değil. Ben, geçen hafta Aydın ve İzmir çevresindeki birçok ilçeyi gezdim. Orada
vatandaşlar da aynı şeyi söylüyor. Bence, iktidar partilerinin uyguladığı bu
politika, onların yararına bir politika değildir. Burada onu da arz etmek
istiyorum. Arkadaşlarımız ya bu
yasayı beğenmiyorlar ya da kürsüye küsmüşler, bir başka ifadeyle, millete
küsmüşler; söyleyecek hiçbir şeyleri yok. Değerli arkadaşlarım, bu
tavırlar, elbette Meclisin itibarını yükseltmez; çünkü, burada, hükümetin önem
atfederek getirdiği yasa, eğer gerçekten, millet yararına bir yasaysa, sizin
övünmeniz lazım, sizin çıkıp burada, bu hükümetin yaptığı hayırlı hizmetleri,
bu güzel hizmeti, anlatmanız lazım. Gelmediğinize göre, siz de bu yasanın bir
hayır getirmeyeceğine en az bizim kadar inanıyorsunuz! Arkadaşlar, bir yasa
görüşülüyor, kıyametler kopuyor... Sivil toplum örgütleri ayakta, yerel medya
ayakta, temsilcileri ayakta ve kampanyalar yürütülüyor, bu kampanyalara da
kulak asan yok. Bu yasanın bu haliyle
görüşülmesi, elbette, hem Anayasaya aykırıdır hem İçtüzüğe aykırıdır. Kürsüye
çıkan bütün arkadaşlarımız bunu defalarca dile getirdiler. Şimdi, sormak gerekiyor:
Anayasa Komisyonunda bu yasanın tamamını niçin görüşmedik? Bu aceleciliğin
nedeni ne? Yangından mal mı kaçırıyoruz? Neden usulüne uygun görüşülmüyor?
Sizi, Anayasaya aykırı bu yasayı böylesine dayatmaya icbar eden, zorlayan bir
neden mi var? Varsa böyle bir neden, çıkıp bu millet kürsüsünden bunu anlatmak
durumundasınız. Eğer bazı bürokratların ifade buyurduğu gibi, gerçekten,
hükümet, bu konuda tehdit altındaysa, hükümet temsilcisi arkadaşımız çıkar bu
kürsüye, kimlerin tehdit ettiğini, nasıl bir dayatmayla karşı karşıya olduğunu
ifade eder ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin, iktidarıyla muhalefetiyle
hepsinin gücünü de arkasına alır ve bu tehdidi savuran gücün karşısında durur;
ama, bunu anlatmak için elbette yürekli olmak lazım. Arkadaşlar, bu yasa
gerçekten de bu ülkenin ihtiyacı değildir; çünkü, siz çıkıp bunu
savunamıyorsunuz, gerekliliğini ifade edemiyorsunuz. Burada yasa görüşülüyor,
57 nci cumhuriyet hükümetini temsil eden bir Değerli Bakan şurada oturmuş,
yasanın görüşülmesini sağlayan Değerli Bakan dahi bu yasayı benimsemediğini,
yeterli görmediğini, birçok eksikliği olduğunu defalarca kamuoyuna deklare
etmiş. Bu yasa görüşülüyor, cumhuriyet hükümetinin Sayın Bakanının yanında
oturan çok değerli bir bürokrat, televizyonlara, basına açıklamalar yapıyor, bu
yasayı yerden yere vuruyor; muhalefet partilerinin temsilcilerinin bile
yapamayacağı kadar ciddî tenkitler yapıyor ve bu sırada oturup, bu yasanın
görüşülmesine olanak sağlayan ekibin içinde yer alıyor. Bunun, ne adına ve
niçin yapıldığını gerçekten anlamakta zorluk çekiyorum. Niçin, savunamadığınız,
arkasında duramayacağınız, halka anlatamayacağınız bu yasayı bu şekliyle, bütün
teamülleri altüst ederek, Meclis teamüllerini de altüst ederek burada aziz
millete bunu bu şekilde dayatmak zorunda kalıyorsunuz ve siz, bu haliyle bu
yasa çıktıktan sonra, bugün sizlere sempati besleyen veya iktidarınıza çok
fazla ciddî eleştiriler yöneltmeyen medya patronlarının size minnet duyacağını
mı sanıyorsunuz? (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU
(Devamla) - 1 dakikada bitiriyorum. BAŞKAN - Lütfen,
sonuçlandırınız. ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU
(Devamla) - Bakın, ben, buradan, hükümeti temsil eden, hükümeti oluşturan üç
siyasî partinin değerli liderlerine ve temsilcilerine söylüyorum. Belki tarihe
not düşmektir bu. Bu yasa çıksın iki ay sonra, şah ve padişah yetkisini
verdiğiniz bu medya patronlarından en büyük düşmanlığı siz göreceksiniz; çünkü,
onlar, işlerini bitirdikten sonra, hiçbir zaman, kendilerine bu imkânları veren
insanların arkasında durmazlar. Geçmiş iktidarlara bakınız. Siz, en büyük
kötülüğü, yine bunlardan göreceksiniz diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
(SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum. III. - YOKLAMA (SP sıralarından bir grup
milletvekili ayağa kalktı) ASLAN POLAT (Erzurum) -
Sayın Başkan, bu tarafa bakın, yoklama istiyoruz. BAŞKAN - Komisyonunun ve
Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunmadan önce, yoklama isteyen 20
arkadaşımın Genel Kurulda olup olmadıklarını arayacağım: Sayın Polat, Sayın Candan, Sayın Erbaş, Sayın Çelik,
Sayın Esengün, Sayın Ulucak, Sayın Kamalak, Sayın Hatipoğlu, Sayın Bekâroğlu,
Sayın Yalman, Sayın Oğuz, Sayın Geçer, Sayın Aydın, Sayın Canbay, Sayın
Kukaracı, Sayın Ayhan, Sayın Adak, Sayın Budak, Sayın Karagöz, Sayın Alçelik. Yoklama için 3 dakika
süre veriyorum. (Elektronik cihazla
yoklama yapıldı) BAŞKAN - Çoğunluğumuz
vardır. VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) 4.- Radyo
ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince
Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa
Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam) BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmemiştir. NİDAİ SEVEN (Ağrı) -
Sayın Başkan, bir açıklama yapmak istiyorum. BAŞKAN - Diğer önergeyi
okutup işleme alacağım. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 17 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 4'ün
birinci fıkrasındaki "Üst Kurulun izniyle bir üçüncü kuruluşa
devredilebilir" ibaresinin fıkra metninden çıkartılmasını arz ve teklif
ederiz. Fethullah
Erbaş (Van) ve
arkadaşları BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu? ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılmıyoruz. BAŞKAN - Hükümet önergeye
katıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz. BAŞKAN - Önerge sahipleri
adına Sayın Veysel Candan; buyurun. Süreniz 5 dakika. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 850 sıra sayılı RTÜK Yasasını görüşüyoruz.
Tabiî, adı RTÜK Yasası, soyadı diyet yasası! Bu tasarı, perde
arkasında bazı pazarlıkların hazırlanarak ortaya getirildiği anlaşılmaktadır.
Siz bizim kanunu çıkarın, biz de size olası seçimlerde tam destek vereceğiz.
Kamuoyunun, bizi buradan izleyen bütün milletin bunu böylece anlaması gerekir;
kirli ve tehlikeli bir anlaşmadır. Şimdi, sözüm,
milliyetçiliği katleden MHP'lilere, muhafazakarlığı inkâr eden tatlısu
demokratları ANAP'a, solcu şövalye DSP'lilere sesleniyorum... Peki, peki de,
burada, metni, maddeleri okumadan, ne getirip ne götürüldüğünü bilmeden, kurşun
asker gibi, Parlamento noter mi; tasdik ediyorsunuz?!. Bakınız, biraz sonra
vereceğim bir misalde bütün milletvekillerinin vicdanını kanatacağım! (DSP
sıralarından "vay be!"sesleri) Vereceğim misale bakacaksınız; vay mı
değil mi o zaman göreceğiz. Şimdi, konuşmacılara
dikkat ediyorum. Bir kısmı, hükümet, hiç konuşmuyor, DSP, MHP, ANAP;
konuşsalar, batacak; ne deseler, aleyhlerine yazılacak; bir tarafta, millet
var, bir tarafta, medya patronları var; salonda, Genel Kurulda nöbet tutanlar
var! Şimdi, efendim "ulusal program" demiş, yazmış.
İşte, burada ulusal programın sahibi geçinen ANAP Genel Başkan ve Başbakan
Yardımcısı var; diyor ki: "Ulusal programda RTÜK'le yeniden yapılanmaya
ihtiyaç yok." Yazmış, altına da imza atmış; ama, gelmiş, burada nöbet
tutuyor ve o ulusal programa aykırı antidemokratik hukuk devleti ilkelerini yok
sayan, hiçe sayan bir metne sahip çıkıyorlar. Yani, Türkiye'de, demokrasi,
Türkiye'de hukuk devleti... Bunlar, hepsi hikâye; hiç kimse beni inandıramaz.
Burada millî irade yok; birilerinin iradesi var! Değerli arkadaşlar, şimdi
sizlere tarihe kayıt düşmek noktasında aldığım resmî banka arşivinden bir
önemli not okuyacağım ve bu, medya-devlet bankaları arasındaki kirli ilişkinin bir yüzünü Muhterem Heyetinize arz
edeceğim. Bakalım, ondan sonra oylarınızın rengi ne tür olacak?!. Tarih, 21 Şubat 2001.
Dolar kuru, 900 000 lira. Yer, İstanbul Mecidiyeköy Halk Bankası. Hesap
numarası, 176483. Mevduat miktarı 8 trilyon lira. Paranın hesap sahibi, Ulusal
TV kanalı olan ve yüzbinler basan gazetenin sahibi ve bu 8 trilyon lira 21
Şubatta dolara çevriliyor, aynı bankanın 185393 numaralı hesabına yatırılıyor;
döviz 800 000 liradan değiştiriliyor ve bir günde Halk Bankasının zararı 1
trilyon! İşte, medya patronunun bankayla olan ilişkisini gösteren bir örnek ! Şimdi, soru şu: Siz, bu
ilişkiler artsın mı diyorsunuz? Siz, bu soygun devam
etsin mi diyorsunuz; ben, sizin vicdanlarınıza soruyorum! NİHAT GÖKBULUT
(Kırıkkale) - Hangi banka o, söyle, hangi banka? Gazeteler yazıyor, söyle... VEYSEL CANDAN (Devamla) -
Var... Var... Var... Banka, metinde var; adını da söyleyeceğim. Söyleyeceğim,
heyecanlanmana lüzum yok. Sizin yukarıdakiler bilir bunu. Bilir... Bilir!..
Heyecanlanmayın!.. NİHAT GÖKBULUT
(Kırıkkale) - Hayır; biz de biliyoruz canım; söyle... VEYSEL CANDAN (Devamla) -
Değerli arkadaşlar, şimdi, acelenin... Burada, aslında, ne yapılması lazım;
Halk Bankasının Genel Müdürünü, bu bankadan sorumlu ilgili devlet bakanını...
Evet, devlet bakanını Yüce Divana göndermek lazım; ancak o zaman, bu Meclis,
itibarını koruyabilir. Şimdi, acelenin altında
yatan manzaraya bakalım. Özelleştirilecek kurumlar dikkatinizi çekiyor mu? Bir
örnek vereceğim: Vakıfbank... O, aynı medya patronu; biraz önce 8 trilyon
lirayı dolar bazında değişiklik yapıp, bankayı 1 trilyon zarara sokan o medya
patronu "Vakıfbank, Dışbanka yakışır" diyor. Şimdi ihaleye
giremiyorlar, elli çeşit hileyle ihale alıyorlar. Bu yöntem, evrakta
sahtecilik, ihaleye fesat oluşturma durumundadır şimdi. Halbuki, bundan sonra,
Vakıfbank aynı medya patronuna satılırsa, siz, adına da özelleştirme derseniz;
geleceğiz, bu kürsüden, sizin yakanıza millet adına yapışacağız. Burada, bu
kürsüde söylediklerimizin hepsi bilgi ve belgelidir. Biraz önce okuduğum
rakamları da, banka kayıtlarından, hesap numaralarından alıp getirdik.
Gerektiği zaman, onun ismi, hepsi ortadadır. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) VEYSEL CANDAN (Devamla) -
1 dakika verir misiniz Sayın Başkan. BAŞKAN - Lütfen, sonuçlandırınız. VEYSEL CANDAN (Devamla) -
Değerli arkadaşlar, şimdi, siz, bu tasarıya, bu maddelere, her önünüze geldikçe
"kabul edenler, etmeyenler, kabul edilmiştir", "kabul edenler,
etmeyenler, kabul edilmiştir..." Ama, bütün bu yolsuzlukların altına destek
vermiş olursunuz. Ben, Muhterem Heyetinize
bunu hatırlatıyor, saygılar sunuyorum. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Candan. Hükümetin ve Komisyonun
katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmemiştir. Son önergeyi okutup,
işleme alacağım. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanun ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 17 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 4'ün
ikinci fıkrasının "yayın izni talebinde bulunan kuruluşların yerine
getirmeleri gereken teknik ve malî yeterlilik şartları, devir şartları ile
diğer önşartlar, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içerisinde Üst
Kurul tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle tespit edilir" olarak
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. Fethullah
Erbaş (Van) ve
arkadaşları BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu? ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım. BAŞKAN - Önerge sahipleri
adına... FETHULLAH ERBAŞ (Van) -
Yakup Budak konuşacak efendim. BAŞKAN - Adana
Milletvekili Yakup Budak konuşacaklar. Buyurun Sayın Budak. (SP
sıralarından alkışlar) YAKUP BUDAK (Adana) -
Sayın Başkan, sayın üyeler; sözlerime başlarken hepinize saygılar sunuyorum. Radyo ve televizyonlarla
ilgili bir yasa çalışması üzerinde bulunuyoruz. Arkadaşlarımız geçen hafta da
ifade ettiler, bugün de sürekli olarak ifade ediliyor; gerçekten, bu Yasa,
a'dan z'ye bütün maddeleriyle, bütün yaklaşım tarzıyla Anayasaya ve mevcut
yasalarımıza aykırıdır. Özellikle önerge vermiş olduğumuz madde, serbest
rekabet esasına, liberal ekonomiye, dünyanın geldiği noktaya da tamamen
aykırıdır; çünkü "Üst Kurul izin vermedikçe üçüncü bir şahsa satılamaz ya
da izin verilenlere satılır" deniliyor; ki, böyle bir iktisadî anlayışı,
böyle bir rekabet anlayışını, özellikle dünyanın geldiği noktada, AB'ye girme
çalışmalarının sürdüğü bir ortamda kabullenmek mümkün değildir. Bunun yanında, acaba,
bizim ticaret hukukumuzda, başka, böyle bir madde var mıdır diye merak
ediyorum. Gerçekten, bizim hukukumuzda, üçüncü kişilere, bir kurulun izin
vermediği üçüncü kişilere satılamaz veya satılır diye bir madde var mıdır; bunu
hukuk mantığıyla bağdaştırmak mümkün müdür diye de üzerinde duruyorum. Elbette, bu, yine
dönecektir; çünkü, bu hükümet, hükümet olduğundan bu yana kanunları getiriyor,
çıkarıyor, çalışıyor, çırpınıyor, belirli yerlere diyetini ödüyor; ondan sonra
da, üç ay sonra, dört ay sonra Anayasa Mahkemesinden dönmezse kendisi getiriyor
ve "yanlış yaptık düzeltelim" diyor. Vergi Yasasında böyle oldu,
Sosyal Sigortalar Yasasında, Bankalar Yasasında böyle oldu. Bizim Grubumuzun,
47 tane yasaya itirazı oldu; 39 tanesi Anayasa Mahkemesinden geri döndü.
Allahaşkına, siz, bu boş işlerle uğraşmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz?! Millet
ekmek bulamıyor, aş bulamıyor, sıkıntılarını gideremiyor; siz, burada, birtakım
çevrelere yaranabilmek, diyet borcunu ödeyebilmek için yasaları dayatıyorsunuz.
Ben, iktidara mensup
arkadaşlara, biraz önceki arkadaşlarım gibi, seslenmek istiyorum: Çok değişik
bölgeleri ziyaret ediyoruz, değişik partilileri de ziyaret ediyoruz; milletin,
özellikle iktidar partisi milletvekillerine bir mesajı var: "Bizimkiler
hiç gelmiyor" diyorlar. "Bizimkiler" dedikleri de sizlersiniz!
Şu millete gidin, çiftçiye gidin, köylüye gidin, "biz kanun
çıkarıyoruz" deyin; onlar da size "bizim hayrımıza ne yaptınız"
diyecekler. Birtakım arkadaşlarımızın, iktidara mensup milletvekili
arkadaşlarımızın, çiftçi borçlarının silinmesi, çiftçilere destek verilmesiyle
ilgili yasa teklifleri var; niye onları getirmiyorsunuz? Sosyal Sigortalar
Kurumuna, Bağ-Kur'a bağlı arkadaşlarımızın, vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını
giderecek Anayasa Mahkemesinden geri dönmüş kanunlar var; niye onları
getirmiyorsunuz da, Türkiye'de kaç kişiyi ilgilendirdiği pek de belli olmayan
bir kanunu getirip Meclise dayatıyorsunuz, milletvekillerine dayatıyorsunuz?!. Bunun temelinde de ne
vardır; bu iktidar milletten ümidini kesmiştir, ümidini 3-5 medya patronuna
bağladığı için, işi gücü bırakmış, onların gönlünü nasıl ederim, onların daha
fazla kazanmalarına, daha fazla güçlenmelerine nasıl katkıda bulunurum diye bu
yasayı çıkarıyor; dolayısıyla da, siz, millete hizmet etmiyorsunuz, diyet
borcunu ödemeye çalışıyorsunuz ve diyet borcunu öderken de, size, sürekli olarak
bastırıyorlar. Bu yol, yanlış bir yoldur; bu gidiş, doğru bir gidiş
değildir. Millet bunun hesabını soracaktır. Siz de, vicdanınızla baş başa
kaldığınızda, öyle zannediyorum ki, bunun hesabını veremiyorsunuz,
veremediğiniz için de bunu savunamıyorsunuz. Onun için, milletvekilleri,
savunabilecekleri kanunlarda parmaklarını kaldırmalılar, vicdanen müsterih
olabilecekleri konularda kendilerini ortaya koymalıdırlar. Siz, millete
borcunuzu ödemezseniz, belki, birtakım çevrelerin desteğini alabilirsiniz; ama,
milletin desteği olmadan buralarda bulunmak, buralarda durmak mümkün değildir.
Bunun için, gelin, bu yasayı geri çekin; gelin, milletin sesine kulak verin
diyoruz. Milletin sesine kulak vermezseniz ne olur biliyor musunuz; gidersiniz,
tepetaklak gidersiniz. Sizin tepetaklak gitmeniz hiç önemli değil, ülke
kaybediyor, ekonomi kaybediyor, çiftçi kaybediyor, bütün millet kaybediyor ve
sayenizde de zaten 205 milyar dolar civarındaki millî gelirimiz 148 milyar
dolara düştü. Türkiye, korkunç bir borçlanmanın içerisine girmiş, milleti
borçlandırmışsınız ve milleti borçlandırdığınız için de, nasıl olsa kaçacağız
diyorsunuz, gideceğiz diyorsunuz, bu yasaları getiriyorsunuz. Bu yasalar sizi
kurtarmaz, medya patronları da kurtarmaz, bel bağladığınız çevreler de kurtarmaz.
Onun için, milletin gözünün içerisine bakın diyoruz; Birtakım ağaların,
birtakım holdinglerin gözünün içine bakmayın diyoruz. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen, son
cümlelerinizi alayım. YAKUP BUDAK (Adana) -
Washington'dan gelen talimatlar da sizi kurtarmaz, medya patronlarından gelen
talimatlar da kurtarmaz. Şöyle edebilirsiniz, böyle edebilirsiniz; ama ataların
güzel bir sözü var, milletin onayı olmadan, milletin desteği olmadan buralarda
oturamazsınız. Belki, bir hoplarsınız, iki zıplarsınız çekirge misali; ama,
milletin önünde sandığa düşersiniz diyorum. Saygılar sunuyorum. (SP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler. Hükümetin ve Komisyonun
katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmemiştir. III. - YOKLAMA BAŞKAN - Ek Madde 4'ün
oylaması öncesinde, yine, arkadaşlarımızın bir yoklama talebi var. O arkadaşlarımın Genel
Kurul salonunda bulunup bulunmadıklarını arayacağım. Hüseyin Çelik?.. Burada. İlyas Arslan?.. Yok. ZEKİ ÜNAL (Karaman) -
Takabbül ediyorum. BAŞKAN - Mahfuz Güler?..
Burada. Zülfükar İzol?.. Burada. Eyüp Fatsa?.. Burada. Avni Doğan?.. Yok. MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Takabbül ediyorum. BAŞKAN - Ali Sezal?..
Burada. Nurettin Aktaş?.. Burada. Dengir Fırat?.. Burada. Maliki Ejder Arvas?..
Burada. Ertuğrul Yalçınbayır?..
Burada. Mehmet Ali Şahin?.. Bir başka
arkadaşınız, sizin takabbül
ettiğiniz... MEHMET ELKATMIŞ
(Nevşehir) - Takabbül ediyorum. BAŞKAN - Mehmet Çiçek?..
Burada. İsmail Özgün?.. Burada. Hüseyin Kansu?.. Burada. Mustafa Baş?.. Burada. Abdülkadir Aksu?..
Burada. Ali Coşkun?.. Burada. Osman Aslan?.. Burada. Mehmet Özyol?.. Burada. Yoklama işlemini
başlatıyorum. Yoklama için 3 dakika
süre veriyorum. (Elektronik cihazla
yoklama yapıldı) BAŞKAN - Değerli
arkadaşlarım, çoğunluğumuz vardır. VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) 4.- Radyo
ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince
Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa
Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam) BAŞKAN - Ek madde 4'ü
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. Sayın Nidai Seven,
ısrarla, bir şey söylemek istiyorsunuz; buyurunuz. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Ne sözü Sayın Başkan?! Böyle bir usul yok... NİDAİ SEVEN (Ağrı) -
Sayın Başkanım, demin, Sayın Mehmet Bekâroğlu "yüreği yetmiyor" dedi.
Ben, ona cevap vermeyeceğim. Yalnız, şunu söylemek istiyorum: Yüreğimle Türk
Milletinin değer yargıları arasında bir sevgi yolu vardır. Öyle bir yürek ki,
bu yürekte Türk Milletine ihanet yoktur; öyle bir yürek ki, 30 000 kişinin
katili olan bölücü TV'ye Türkiye'yi jurnallemek yoktur. Teşekkür ederim. (MHP,
DSP ve ANAP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Değerli
arkadaşlarım, ek madde 5... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)
- Sayın Başkan, sataşma var. BAŞKAN - Size direkt bir
şey yok... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Olur mu efendim! İsmimi verdi efendim... BAŞKAN - Kendisiyle
ilgili bir savunma yaptı. Size yönelik olsaydı, ben müdahale ederdim. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Kim jurnalledi açıklayacaklar burada. İsmimi verdi efendim; söz istiyorum. (SP
sıralarından gürültüler) TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkan, kim bu jurnalleyen; adını söylesinler. AHMET İYİMAYA (Amasya) -
Sataşma var Sayın Başkan... (SP ve DYP sıralarından gürültüler) BAŞKAN - Sayın Bekâroğlu,
lütfen, buyurun; oturduğunuz yerden... Sayın Bekâroğlu, yalnız,
sataşmaya yer vermeyecek şekilde olsun. Ben, Nidai Seven'in konuşmasında öyle
bir niyet sezmedim... (AK Parti sıralarından "ara verelim Sayın
Başkan" sesleri) TURHAN GÜVEN (İçel) -
Haydi, yüreğiniz yetiyorsa, asalım! BAŞKAN - Buyurunuz. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Nidai Seven'i alkışlıyorum.
Gerçekten, millete, vatana ihanet etmemiş; ama, bu cümleyi burada söylemişse,
kimin vatana, millete ihanet ettiğini açıklaması gerekir. NİDAİ SEVEN (Ağrı) -
Yarası olan gocunur. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Bunu açıklaması gerekir. Bunu açıklamaya yüreği yetiyorsa, yine tekrar
ediyorum, çıksın, bunu açıklasın. Kim vatana, millete ihanet etmiş onu görelim. ALİ GEBEŞ (Konya) - Med
TV'de canlı yayına telefonla katıldın! MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Kaldı ki, şu anda bir yasa oylanıyor. Bu yasanın, vatan için, millet için ne
faydası var; onu da çıksın, açıklasın. (MHP ve DSP sıralarından gürültüler) BAŞKAN - Peki, teşekkür
ederim. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Zaten, benim, kürsüden söylediğim buydu. Bu, RTÜK, Radyo ve Televizyon Üst
Kurulu Yasasını niçin çıkarıyorsunuz; millete, vatana bunun ne faydası var;
bunu açıklayın demiştim. Teşekkür ediyorum Sayın
Başkan. BAŞKAN - Ben de size
teşekkür ediyorum. Değerli arkadaşlarım, ek
madde... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Herkesi vatan hainliğiyle suçlayarak iş yapıyorsunuz, yalnız siz misiniz bu
memleketin milliyetçileri?! VAHİT KAYRICI (Çorum) -
Ne diyorsun sen?!.. BAŞKAN - Lütfen... Sayın
milletvekilleri... (MHP ve SP sıralarından gürültüler) MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Vuracak mısınız!.. Zaten vurmaktan başka bir şey yapamazsınız. (Bir grup MHP ve SP
milletvekili kürsü önünde toplandı) BAŞKAN- Sayın
milletvekilleri... Sayın milletvekilleri,
lütfen... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Kaba kuvvet... Başka bir şey bilmezsiniz! BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri... (Gürültüler) Sayın milletvekilleri,
saat 20.00'de toplanmak üzere, Birleşime ara veriyorum. Kapanma Saati : 18.53 İKİNCİ OTURUM Açılma Saati : 20.00 BAŞKAN : Başkanvekili Yüksel YALOVA KÂTİP ÜYELER : Levent MISTIKOĞLU (Hatay), Kemal ALBAYRAK
(Kırıkkale) BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 99 uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum. 850 sıra sayılı kanun
tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz. VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) 4. - Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında
Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın
89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri
Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850)
(Devam) BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde. Tasarının ek 5 inci
maddesini okutuyorum: EK MADDE 5. - Bu Kanunda
geçen "Telsiz Genel Müdürlüğü" ibaresi "Telekomünikasyon
Kurumu" olarak değiştirilmiştir. BAŞKAN - Ek 5 inci madde
üzerinde, birinci söz, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Manisa
Milletvekili Sayın Bülent Arınç'ın. Buyurun Sayın Arınç. (AK
Parti sıralarından alkışlar) AK PARTİ GRUBU ADINA
BÜLENT ARINÇ (Manisa) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla
selamlıyorum, iyi akşamlar diliyorum. RTÜK Tasarısıyla ilgili,
maddeler üzerinde konuşmalar oluyor. Bu kanun üzerinde her şey konuşuldu; hem
de birkaç defa. O yüzden, sadece belirli olan madde üzerinde konuşmanın çok
fazla bir önemi yok. RTÜK Tasarısına, hemen
her kurum ve kişinin karşı olduğu ve bu düşüncelerini, şifahî olarak da, yazılı
olarak da bildirdiklerini hepimiz görüyoruz; hepimizin dosyalarında, masamızın
üstünde, bu kurumlardan gelen, RTÜK Tasarısının zararlı olacağını söyleyen pek
çok rapor ve görüş var; ancak, bütün bunlara rağmen, hükümet ortağı siyasî
partiler ve hükümet, bu kanunu çıkarmak için ısrar ediyor, dayatmada bulunuyor
ve güç gösterisine giriyor; zorla, baskıyla, dayatmalarla, bütün bu tenkitleri
ve eleştirileri dikkate almadan, bu kanunu çıkarmaya çalışıyor. Peki, bu ısrar neye mal
olacak? Birkaç kişiye veya birkaç aileye faydası olacağı muhakkak olan bu RTÜK
Kanunu, ne pahasına çıkarılmak isteniyor? Değerli arkadaşlarım,
elbette, bazı kurumların, bu konuda çok fazla yıprandığını söylemeliyim.
Siyaset kurumu ve siyasetçiler yıpranıyor, hükümet ve hükümet ortağı partiler
yıpranıyor, milletvekilleri yıpranıyor, Parlamento kurumu yıpranıyor; çünkü,
sadece burada konuşulanlarla kalmıyor, eleştirilerle kalmıyor, aynı zamanda,
kamuoyunda da pek çok dedikodu üretiliyor. Bir kısım dedikodularda medya
patronlarına bir diyet borcu olduğundan" bu RTÜK Kanununun ısrarla
çıkarılmak istenildiğinden bahsediliyor; bir kısmında, önümüzdeki seçimlerde bazı partilere destek vaadi olduğu
söyleniyor; birkısım basında, yine, bazı gazete ve televizyonların önemli bir
siyasetçinin yakınlarına satılacağı, bunun pazarlıklarının yapıldığı söyleniyor
ve sadece siyasetçiler, sadece patronlar da değil -maalesef, bu, o kadar
yaygınlaşıyor ki- üzerinde hiç tartışma götürmez bazı kurumlar da bu
dedikoduların ve yıpranmanın içerisine çekiliyor. Mesela, değerli
arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, geçtiğimiz yıl İçtüzük değişikliği bu Meclisten
geçmişti, pek çok şeye mal olarak geçmişti ve Anayasa Mahkemesi, bu İçtüzüğün
hemen hemen bütün maddelerini iptal etti; ancak, bildiğiniz gibi, gerekçeli
karar henüz Resmî Gazetede yayımlanmadı. Birkaç gün evvel, bir gazetede
-herkesin ağzı torba değil ki büzesiniz; halk tabiridir- Anayasa Mahkemesinin
gerekçeli kararının yazılmasının bile, bu RTÜK Tasarısının çıkmasının
beklendiğine bağlı olduğu söyleniyordu. Yani "bu RTÜK Tasarısı çıksın da,
ondan sonra gerekçeli karar yayımlanacak" şeklinde, hiç akla gelmeyen,
Anayasa Mahkemesini böylesine bir bühtan altında bırakacak bir yazının, bir
haberin de bulunduğunu biliyoruz. Peki, bütün bunlara
rağmen RTÜK Kanunu çıkarsa, bu, kimin zaferi olacak, kim bundan galibiyet
duyacak?.. Değerli arkadaşlarım, tarihte meşhurdur, bir Pirus Zaferi var. İki
taraf da öylesine mücadele etmiş ki, iki tarafta da zayiat, hepsi yerde,
kollarını kımıldatacak mecalleri yok; böylesine bir Pirus Zaferi... Hükümet,
Parlamento, siyaset, milletvekilleri yıpranacak ve sadece birkaç kişinin belki
menfaat sağlayabileceği bir kanunu biz buradan çıkarmış olacağız... Değerli arkadaşlarım,
bütün bu yanlışlıklar söylendi, tutanaklara geçti; sözler, davranışlar
hepimizin belleklerinde yazılı kaldı. Burada bir konuya temas
etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi, geçen birleşimde fevkalade üzücü olaylar
oldu. Sayın Başkanvekilinin taraflı tutumu dikkat çekti, buna itirazlar oldu; o
sırada, birkaç arkadaşımız birbirlerine ağır söz söylediler; hepimiz çileden
çıktık, bunu protesto ettik, ağır konuşmalar yaptık; ancak, bu birleşimde ve
oturumda, Sayın Başkanvekilinin de, önergelere katıldığını değil, katılmadığını
ifade ederek, konuşma imkânını sağlayan, yani, hakkını çok açık bir şekilde
suiistimal etmeyen Hükümet Üyesi ve Komisyon Başkanının tutumlarından da
görüyoruz ki, biraz daha kurallara bağlılık ve hoşgörü, bu birleşimde, ne
pahasına olursa olsun, bunun çıkarılması yönünde hükümete iyi bir ders olmuşa
benziyor. Değerli arkadaşlarım,
elbette, bir hakkın suiistimalini kanun da himaye etmez, toplum vicdanı da
hiçbir zaman hoş görmez. Biz, bir muhalefet partisi olarak, kendi üslubumuzu ve
kendi ölçülerimizi muhafaza etmek zorundayız. Bizim, tarihe tanıklık etmesini
istediğimiz şey, sözlerimiz ve oylarımızdır. Elbette, obstrüksiyon hakkımızı,
yani, engelleme hakkını da yerinde ve zamanında kullanmanın, yine, muhalefete
tanınan demokratik bir hak olduğunu hepimiz biliyoruz. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN -
Sonuçlandırırsanız sevinirim. BÜLENT ARINÇ (Devamla) -
Dolayısıyla, maksadımız, burada, üzüm yemektir, bağcıyı dövmek değildir.
Sözlerimiz, eleştirilerimiz, bir kanun çıkacaksa en iyi şekilde çıkmasına çaba
göstermektir ve bununla, iktidarıyla muhalefetiyle Parlamentonun yasama
görevini yeterince yapmasıdır. Dolayısıyla, burada muhalefet görevimizi
yaparken yüksek seslerle bağırıp çağırmak suretiyle, belki de haddinden daha
fazla yoklamalar isteyerek hükümeti birbirine daha çok kenetlemek gibi bir
gayretin içerisinde de olmamalıyız. Değerli arkadaşlarım,
yapıcı muhalefet anlayışımızın, en azından Ak Parti olarak böyle bir üsluba
sahip olduğumuzun bilinmesinde yarar var; ancak, bu düşüncemi ifade ederken
-Sayın Başkan, bir cümle istirham ediyorum- biraz evvel, yine, oturum
kapanmadan önce çok olumsuz bir durumla karşı karşıya kaldık. Sayın Nidai
Seven, bulunduğu yerden, Mehmet Bekâroğlu arkadaşımıza cevap vermek
istemediğinden bahisle söze başladı; ancak, onu da, o partideki arkadaşlarımızı
da itham eden çok olumsuz sözler konuştu; bunun üzerine tartışma çıktı. Bu
tartışmanın arkasından, Çorum Milletvekili Sayın Vahit Kayrıcı arkadaşımız -şu
anda en arkada oturuyor- şuraya kadar gelmek suretiyle arkadaşımızla kavga
etmeye çabaladı. Bunlar olumsuz görüntüler; ancak, ben, bununla ilgili bir şey
söylemek istiyorum. Elimde, Çerkesköy Haber Gazetesinin 15 Nisan 2002 tarihli
nüshası var. Böyle bir olaya tanık olmasaydım bunu, burada ifade etmeyecektim;
çünkü, biz, bu haberlerin doğruluğunu araştırmadan, hiçbir zaman gereğini
yapmıyoruz. Türkiye sevdalıları Çerkesköy'e uğramışlar. Sayın Vahit Kayrıcı,
orada halka yaptığı konuşmada hükümetlerini müdafaa etmiş; ama, arkasından şunu
söylemiş: Abdullah Öcalan'ın affı konusuna sözü getirmiş, kendilerinin buna
olumlu oy kullanacağını; ancak, arkasından, DSP "idamı kaldıralım"
diyor, ANAP "Avrupa Birliğinin yolu Diyarbakır'dan geçer" diyor,
Saadet ve AK Parti için de "55-60, terör örgütüyle bağlantılı olan
milletvekili var" diyor. Bu rezaleti saklıyorum ben; çünkü, Çerkesköy
Haber Gazetesiyle yazışmamız devam ediyor. Bu sözleri gerçekten Vahit
Kayrıcı'nın söyleyip söylemediğini tahkik edeceğiz ve ondan sonra da, elbette,
bu sözü sarf eden kişi hakkında yasal haklarımızı kullanacağız. BAŞKAN - Sayın Arınç, 2,5
dakika oldu. BÜLENT ARINÇ (Devamla) -
Ancak, burada sergilediği davranış ile şu konuşmayı yan yana getirdiğiniz
zaman, Milliyetçi Hareket Partili arkadaşlarımızın büyük bir kısmında,
maalesef, bu düşüncelerin yattığını görüyoruz. (MHP sıralarından gürültüler) ALİ GEBEŞ (Konya) - Yeter
artık!.. BÜLENT ARINÇ (Devamla) -
Mertlik, erkeklik, namuslu olmak, 55-60, terör örgütüyle bağlantısı olan
kişileri biliyorsanız, açıklamaktan ibarettir. Hodri meydan; bildiğinizi
söyleyin, biz de bildiğimizi yapalım! Saygılar sunuyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar, MHP sıralarından gürültüler) BAŞKAN - Sayın Arınç,
teşekkür ederim. (MHP sıralarından gürültüler) CEMAL ENGİNYURT (Ordu) -
Hep dedikodu, hep dedikodu!.. MAHFUZ GÜLER (Bingöl) -
Oturduğun yerden bağırma; yüreğin varsa, gelir, konuşursun. (MHP sıralarından
gürültüler) BAŞKAN - Saadet Partisi
Grubu adına, Konya Milletvekili Sayın Veysel Candan; buyurunuz efendim. BÜLENT ARINÇ (Kocaeli) -
Bağırma! Söylemediysen, söylemedim de! Çerkesköy'de meydan okuyorsun, gel,
burada konuş! MAHFUZ GÜLER (Bingöl) -
Ne bağırıyorsun, dağ başı mı burası?! BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri... Sayın milletvekilleri... CEMAL ENGİNYURT (Ordu) -
Ne bağırıyorsun?! BAŞKAN - Değerli
arkadaşlarım... CEMAL ENGİNYURT (Ordu) -
Başka bir şey yok; dedikodu, dedikodu!.. BAŞKAN - Sayın
Enginyurt... Sayın Enginyurt... MAHFUZ GÜLER (Bingöl) -
Ne bağırıyorsun?! AHMET EROL ERSOY (Yozgat)
- Neyi söyleyeceksin ulan! BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, rica ediyorum... Buyurunuz Sayın Candan. ALİ IŞIKLAR (Ankara) -
Sayın Başkan, kanun üzerinde konuşsunlar lütfen! BAŞKAN - İzin verirseniz
başlayacak... Lütfen, siz de yerinize buyurun... VEYSEL CANDAN (Konya) -
Sıfırlar mısınız... BAŞKAN - Ben ilave
ediyorum zaten; 15 saniye geçti Sayın Candan. Buyurunuz. SP GRUBU ADINA VEYSEL
CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşülmekte olan 850 sıra
sayılı yasa tasarısı üzerinde tartışmalar devam ederken, dikkatle takip
edilmesi gereken, kim ne dedi; kim halkı aldattı; kim ne yapmak istiyor; kim
kimi kullanmaya çalışıyor; bu işin sonu nedir; bu yasa tasarısı kanunlaşınca
kimlerin menfaatı var; ulusal medyada ortak olan ve bu Genel Kurul salonunda
oturan televizyon sahibi milletvekili kim; hangi partili, hangi milletvekili,
hangi televizyon sahipleri şu anda Özelleştirme İdaresiyle ikili ilişkiler
içerisinde; kamu bankalarından medya sahiplerine verilen krediler nelerdir;
burada, kim kimi koruyor; bütün bu sorular cevap bekliyor. Susarak halkı
aldatamazsınız. Gruplar adına konuşmayarak da neticeye varamazsınız. Yaptığınız
yanlıştır. Hükümeti bir kere daha uyarıyorum; tasarı, gittiği gibi
Cumhurbaşkanından geri gelecektir, Genel Kurulun zamanını boşa harcıyorsunuz.
Şimdi, çıkıp, millete diyeceksiniz ki "bu tasarıyı biz çıkarmadık"
ben bunu biliyorum; ama, burada, bir kere daha 65 milyonun huzurunda ifade
ediyorum ki, bu tasarının sahibi, DSP, MHP ve ANAP milletvekilleridir. Peki, bu tasarı böyle
çıktığı zaman, hakikaten, bu medya sizi destekleyecek mi?.. Bu medyaya daha
önce neler verildi? Bakın, Yüksek Denetleme Kurulu raporundan, medyaya verilen
paraları ve miktarını söylüyorum. Bakın, o paraları aldıkları halde, o parayı
kendilerine verenlere hiçbir şey yapmadılar. Bakın, Halk Bankası için
hazırlanan Yüksek Denetleme Kurulu raporu: Bayındır-BTV, 49 milyon dolar -bu
rakamları vereceğiz de, kimin kalbini, kimin gözünü açacak bakalım- Sabah Dış
Ticaret-ATV, 40,1 trilyon; Çukurova-Show, 20 milyon dolar; Korkmaz Yiğit-Kanal
6, 15 milyon dolar; Nergis Holding-eski NTV, 43,5 milyon dolar. Şimdi, geri
dönmeyen bu paraların toplamı 1,1 katrilyon. Siz, işte, bunlara kanun
çıkarıyorsunuz. Bir de oturduğu yerden bağırıyor. Gel, derdin varsa, burada anlat,
burada... Bu verdiğim rapora cevap vereceksiniz. Bu parayı tahsil etmeyenler
yargılanmalıdır. Bu kamu bankalarını batırdıktan sonra, dönüp, bunu karşılamak
için vergi kanunları çıkardınız; hâlâ da gelecek hafta vergi kanunları
getiriyorsunuz. Şimdi, bu yasalarla
ilgili, hakikaten, kim ne söyledi; bir bakalım. Sayın Cumhurbaşkanı,
gerekçesinde diyor ki: "Tekelleşen medya, sorumsuz güç olur, amacından
sapar, ulusal güvenliği tehlikeye sokacak güç olabilir. Bunu önlemek devletin
görevi:" Sayın Cumhurbaşkanı bunu söylüyor. Peki, Başbakan Sayın
Ecevit, bu vetodan sonra, Cumhurbaşkanına dönüp ne diyor; "RTÜK Yasasını
veto ettiğiniz iyi oldu, benim içime de sinmiyordu" diyor. Peki, Sayın
Başbakan bir hafta önce böyle söylüyor; bir hafta sonra, milletvekilleri,
burada, geceleri sabahlara kadar bekleyip, yasa çıkarıyor. Bu çelişkinin
cevabını da, buraya çıkıp, DSP sözcüsü vermek mecburiyetindedir. Şimdi, hükümetten sonra
bakanlar da halkı aldatıyor. Sayın Karakoyunlu için söylüyorum; kendisi de
burada. TRT'den ve özelleştirmeden sorumlu Bakan Yılmaz Karakoyunlu aynen şunu
söylüyor -gelsin desin ki,
söylemedim- "yeni bir yasa hazırlığındayız." Gazeteci soruyor "o
zaman bu yasaya ne gerek var?" Cevap: "Benden önce çıktı."
Karakoyunlu "uygar Türkiye'nin rahat bir RTÜK Yasasına kavuşmasını
istiyorum"diyor. Yani, bunun anlamı nedir; bu yasa çıksın, Anayasa
Mahkemesinden dönünceye kadar herkes işini bitirsin anlamı taşır. İtirazı
varsa, Sayın Bakan gelip -bu cümleleri hiç oynamadan aldım- buna cevap vermelidir.
Değerli arkadaşlar,
geçenlerde, bir raporu burada huzurlarınızda takdim ettim. Bakın, Dünya Bankası
26 ülkede bir anket yapıyor. Türkiye'nin rüşvete nasıl battığını açıklıyor
Dünya Bankası, raporunda. Dünya Bankası raporunda "rüşvet çarkında Türkiye
Büyük Millet Meclisi var" diyor. Niye milletvekili arkadaşlarımızı zan
altında bırakıyorsunuz? (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen
sonuçlandırınız... VEYSEL CANDAN (Devamla) -
Bakın, ankette, "büyük rüşvetler" başlığı altında aynen diyor ki:
"1- Kanun koyucunun oylarını etkileme -Dünya Bankası raporunu okuyorum- 2-
Kararname çıkarılmasında Bakanlar Kurulunu etkileme. 3- Yargı kararlarının
etkilenmesi." Yani, hükümetin çok iltifat ettiği Dünya Bankası, üç konuda,
Meclisi zan altında bırakıyor. O zaman, bu Meclis, bu zannı silmek
mecburiyetindedir. Bana göre, bu tasarıda, bu zan daha da artmaktadır. Saygılar sunuyorum. (SP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Candan. Madde üzerinde üç adet
önerge vardır; önce geliş sıralarına göre okutacağım, sonra, aykırılıklarına
göre işleme alacağım. İlk önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 5'in
" bu Kanunda geçen Telekomünikasyon Kurumu" ibaresinin
"Telekomünikasyon Teşkilatı" olarak değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
BAŞKAN - İkinci önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 5'in
" bu Kanunda geçen Telekomünikasyon Kurumu" ibaresinin "Yüksek
Telekomünikasyon Kurumu" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN - Şimdi, son ve
maddeye en aykırı önergeyi okutup, işleme alacağım: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 5'in
Anayasaya aykırı olduğundan tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif
ederiz.
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu? ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN - Önerge sahipleri
adına, Sayın Aslan Polat; buyurunuz. (SP sıralarından alkışlar) ASLAN POLAT (Erzurum) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım. Bugün
görüşülen bu kanun tasarısının ek 5 inci maddesi üzerinde verdiğimiz önergeyle,
bu ek madde 5'in, Anayasaya aykırı olduğu için tasarı metninden çıkarılmasını
istemişiz ve sizin de bu önergemiz üzerinde desteğinizi bekliyoruz. Sayın Başkanım, burada
bir şey söylemek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız, burada, 16 sayfalık bir
metinle, yıllarca Yargıtay üyesi olarak, Anayasa Mahkemesi üyesi ve Anayasa
Mahkemesi Başkanı olarak, Türkiye Cumhuriyetinde çıkan kanunların Anayasaya
uygunluğunun denetlenmesinde yetkili en üst kurulun başkanı olarak önemli
tenkitlerde bulunuyor; fakat, bakıyorum ki, Tütün Yasasında da, Şeker Yasasında
da, işte bugünkü RTÜK Yasasında da Cumhurbaşkanımızın yapmış olduğu bu
tenkitlerin tek bir tanesini bile bu Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri,
hükümet, uygulamak istemiyor ve bu tasarıları aynen, olduğu gibi geçirerek, Cumhurbaşkanımızın
vetolarını görmezlikten geliyor. Benim bu noktada üzerinde çok durmak istediğim
konu şudur: Hükümete sordum, cevap alamadım; şimdi bir daha soruyorum: Eğer
siz, Cumhurbaşkanını, hukukçu kimliğine dayanarak cumhurbaşkanı seçtiyseniz,
hukuk yönünden yapmış olduğu ikazları neden dinlemek istemiyorsunuz?! Eğer onun
hukukçu yönünü dinliyor idiyseniz, bunlara neden itibar etmiyorsunuz?! Sayın milletvekilleri,
bakın, şimdi, siz bu yasa çıktığı zaman mahallî televizyonları
kapattıracaksınız; çünkü, mahallî televizyonlar, bu tasarıda olan 20 ile 100
milyar arasındaki cezaları ödeme imkânına sahip değillerdir; dolayısıyla da bu
mahallî televizyonlar tamamen televole programlarına dönecekler, hiçbir şeye
değinmeyecekler, hiçbir siyasî konuşmaya değinmeyecekler ve halkın dertlerini
anlatmayacaklar; çünkü, sizin getirdiğiniz tasarıda, halkı ümitsizliğe, halkı
karamsarlığa sevk eden konuşmalardan dolayı bile televizyonları kapatacak
durumdasınız. Peki, ben, şimdi,
buradan, bilhassa Erzurum milletvekilleri de karşımdayken, bilhassa MHP Grup
Başkanvekilini de belirterek bir şey söyleyeceğim. Bugün, Türkiye Enerji
Sendikaları, bütün Erzurum milletvekillerine bir yazı gönderdi; diyorlar ki:
"Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğünün, Doğu Linyit İşletmeleri
Müdürlüğü ile Oltu Linyitleri İşletme Müdürlüğüne 9.5.2002 tarihte gönderdiği
yazıda -daha yeni, bugün gelen yazı- işyerlerinin, kamunun yeniden yapılanma
çalışmaları doğrultusunda 1.9.2002 tarihine kadar kapatılacağı; işyerinde
çalışan işçi ve memurların emeklilik, hizmet akti feshi veya genel müdürlük
dışında başka bir işyerine nakledilmeleri için talepte bulunmaları
istenmektedir." Yani, bu kararla, Erzurum'un en önemli iki kazası olan
Aşkale ve Oltu'nun toplam 1 000 civarında çalışanı ya emekli edilecek ya başka
bir yere gönderilecek ve bu iki büyük müessesemiz kapatılacaktır. Şimdi, siz, mahallî
televizyonları kapattığınız zaman, mahallî televizyonlara gidip,
milletvekilleri olarak, bunu mahallinde izah etme imkânımız olmayacak, ulusal
televizyonlar da bizim bu görüşlerimizi açıklamayacağı için, şu Meclis kürsüsü
haricinde, bu halkın, bu işçilerin, bu memurların, bu Oltu'nun, bu Aşkale'nin
derdini bizim mahallinde anlatma imkânımız elimizden alınacak; ama, bu
imkânları bizim elimizden almakla bu dertler çözülecek mi?! Şimdi, size şunu söylemek
istiyorum: Burada rahat oturuluyor; ama, yazın, Oltu ve Aşkale'nin candamarı
olan, 1 000'e yakın çalışanının bulunduğu bu müesseseler kapatılır veya başka
bir yere sevk edilirse, sizler iktidar partisi milletvekilleri olarak, o yöre
halkıyla, gidip nasıl görüşeceksiniz?! Şimdi, siz de oraya gidemeyeceğinizi
bildiğiniz için diyorsunuz ki, bu tasarıyı çıkarırsak, Ankara'da otururuz,
ulusal televizyonlar, bu, sabahlara kadar onlar için çalıştığımızın karşılığı
olarak bizi televizyonlara çıkarırlar, bu televizyonlarla, Oltu'ya ve Aşkale'ye
gitmeden onları yanıltmaya çalışırız; ama, yanıltmanız da mümkün değil. Aç
insanı nasıl yanıltacaksınız; ben, sizden bunu öğrenmek istiyorum. Sayın milletvekilleri,
bakın, kömür ocakları, doğu için de çok önemlidir; çünkü, ısıya en büyük
ihtiyacımızın olduğu yerlerdir. Şimdi, siz bu ocakları kapattığınız zaman, hem
o yöre halkının ve hem de bizim bölge halkının ucuz kömür alma imkânını ortadan
kaldıracaksınız. Bakın, size çok ciddî olarak söylüyorum; bugün, bütün
sendikalar Erzurum milletvekillerini arıyorlar. Üç günden beri, bu karar tebliğ
edildiğinden beri, Erzurum'un rengi atmış durumda; çünkü, Erzurum'un
candamarları kesiliyor. Peki, ben, bunu, mahallî televizyonlar kapanırsa nasıl
duyuracağım?! Siz de işte bunun için geliyorsunuz, mahallî televizyonların
kapatılması için bu tasarıyı büyük bir zevkle çıkarmaya çalışıyorsunuz. Bakın, yine bugün... ALİ GEBEŞ (Konya) -
Maddeyle ne ilgisi var?! ASLAN POLAT (Devamla) -
Maddeyle bunların hepsinin ilgisi var. Gel, sen de cevap ver o zaman neyle
ilgisi olduğunu... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) ASLAN POLAT (Devamla) -
Sayın Başkanım, 1 dakika müsaade edin, tamamlayacağım. BEKİR ONGUN (Aydın) -
Erzurum Radyosuna gel... BAŞKAN - Sayın Polat,
lütfen, konuyla ilgili son cümlelerinizi alalım. ASLAN POLAT (Devamla) -
Hemen tamamlıyorum. Şimdi, Sayın Başkanım,
zaten, bu tasarının... Telsiz Genel Müdürlüğünün adı Telekomünikasyon Kurumu
olarak değişse ne olur, değişmese ne olur?! Esasında, bu tasarının önü, özü ve
ruhu şudur: Burada yapılan haksızlıkların halka duyurulmasını önlemek için bu
tasarıyı çıkarıyorsunuz; bu tasarıyla, muhalefete artık söz vermeyeceğiz, biz,
bunların sesini keseceğiz, bu yanlışlıkları halka duyurmayacağız diyorsunuz.
Mesela, ben, ne kadar duyurmasam duyurmayayım, bugün yine bütün internet
sayfalarında geçen, mart ayında, cumhuriyet tarihinde ilk defa, dolaylı
vergilerin yüzde 76 oranına çıkmasını, artık halktan Gelir ve Kurumlar Vergisi
toplayamadığınızı, sadece dolaylı vergilerle açıkları kapatmaya çalıştığınız
yönündeki haksızlığı nasıl duyuracağız?! Bunları biz duyuramayınca, siz orada
rahat mı edeceğinizi sanıyorsunuz?! Halk, bunları, sizi görüyor; işte,
seçimlerde de gereğini söylüyor. Hepinize saygılar
sunuyorum. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Polat. Komisyonun ve Hükümetin
katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Önerge kabul edilmemiştir. Sayın Şandır, bir şey mi
söyleyeceksiniz? MEHMET ŞANDIR (Hatay) -
Evet efendim. BAŞKAN - Buyurunuz. MEHMET ŞANDIR (Hatay) -
Sayın Başkanım, bir temennimi ifade etmek için söz istedim; teşekkür ediyorum. Değerli muhalefet
partilerimizin sözcüleri, maalesef, burada, hoş olmayan görüntülerin oluşmasına
sebep oluyorlar. (SP sıralarından "ne alakası var" sesleri) Üzüntülerimi ifade
ediyorum; lütfen, dinleyiniz. Yani, ben, tereddüt ediyorum; bu arkadaşlarımız,
gerçekten, üzüm mü yemek istiyorlar, bağcıyı dövmek için provokasyon mu yapmak
istiyorlar?! (SP ve AK Parti sıralarından gürültüler) Bizim görüşlerimize
katılmayabilirler, kanunu beğenmeyebilirler... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Ne ilgisi var?! MEHMET ŞANDIR (Hatay) -
Komisyonlarda, Genel Kurulda fikirlerini ifade edebilirler. Geliyorlar, burada,
saygılar sunarak, gayet güzel cümlelerle itirazlarını ifade ediyorlar; ama, her
halükârda, her konuşmacı, konuşmasının bir yerinde, iktidar partilerinin hükmî
şahsiyetlerini hedef alan hakaretlerde bulunuyorlar. Bunun doğru olmadığını,
bunun hak olmadığını, bunun siyasete bir şey kazandırmayacağını ifade etmek
istiyorum. Geçmişte, bu Parlamento
zemininde, Türkiye genelinde, siyaset kurumunun, siyasetin işlevinde,
fonksiyonunda, sürekli, bu türlü tartışmalarla ülkeyi nereye getirdiğimizi hep
beraber yaşadık, gördük. Bu millet, artık kavga istemiyor. Bu millet, çekişme
istemiyor. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Yapmayın kavga! MEHMET ŞANDIR (Hatay) -
Sayın sözcü, bir gazetenin -kendi ifadesiyle, henüz daha araştırmasını
tamamlamadığı- bir haberi üzerine, burada, bir milletvekilini, ismini de ifade
ederek tahrik ediyor. Bu, doğru değil, bu yanlış, bunun faydası yok; öncelikle
kendilerine faydası yok, bu Parlamentoya faydası yok, ülkemize faydası yok. Bir şey daha ifade etmek
istiyorum. 9x9 programıyla, Milliyetçi Hareket Partisi, millete olan saygısının
gereğini yapıyor. Yani, yaptıklarımızı-yapamadıklarımızı, milletin ayağına
giderek ifade ediyoruz; tepkileri ne ise, onu saygıyla karşılıyoruz,
kabulümüzdür, dinliyoruz, kendi kurullarımıza getiriyoruz, hükümetimize
getiriyoruz. Bunu, burada, alaycı birtakım ifadelerle suçlamak ve bundan dolayı
hükümeti suçlamak adı altında, bu kanunu tenkit etmek adı altında, bununla
Milliyetçi Hareket Partisini tahrik etmek, bence yanlış olmaktadır. Ben,
arkadaşlarımın hem şahıslarına hem partilerinin politikalarına bunu
yakıştıramadığımı ifade ediyorum ve bundan sonra, bu hususa dikkat etmelerini
istirham ediyorum, size de çok teşekkür ediyorum efendim. BAŞKAN - Teşekkür ederim. ASLAN POLAT (Erzurum) -
Sayın Başkan, ismimi verdi, cevap vermek istiyorum. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Sayın Başkan, müsaade eder misiniz... ASLAN POLAT (Erzurum) -
İsmimi verdi Sayın Başkanım... Sataştı, cevap vermek zorundayım. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Sayın Başkan, müsaade eder misiniz. BÜLENT ARINÇ (Manisa) -
Sayın Başkan... BAŞKAN - Buyurun Sayın
Candan. İSMAİL KÖSE (Erzurum) -
Neden söz veriyorsunuz, sataşma olmadı?! BAŞKAN - Lütfen, siz,
sakin olun. Lütfen... Buyurun Sayın Candan. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; şimdi, genelde, kanunun müzakerelerine
başlandığından bu tarafa, biz muhalefet partisi olarak görüşlerimizi her madde
ve önergeler üzerinde anlatmaya ve mümkün olduğu kadar da belgelere dayalı
olarak birtakım örnekler vermeye çalışıyoruz. Hükümet ortakları veya ilgili
bakan, bizim sorduğumuz bu soruları cevaplamak yerine, oturduğu yerden,
tutanaklara da geçen, yakışıksız, bu Parlamento mehabetine yakışmayacak şekilde
birtakım ifadeler kullanıyorlar. Eğer tutanaklar ciddî takip edilirse, biraz
önce konuşan grup başkanvekilinin partisine ait milletvekilleri, küfür dahil
-aynen söylüyorum, tutanaklarda olması gerekir- ağır kelimeler
kullanmaktadırlar, asıl provokatörlüğü ve tahriki kendileri yapmaktadırlar.
Biz, bu kürsüye çıktığımız zaman... (MHP sıralarından "mahkemeye
verirsin" sesi) Müsaade eder misiniz... ...birtakım belgeler,
birtakım Yüksek Denetleme Kurulu raporları veya ilgililerin, tutanaklardan,
söylediği cümleleri naklediyoruz. Biraz önce söz alan arkadaşım da, bir
gazetede çıkan habere "ümit ediyoruz ki, doğru değildir" mantığıyla
yaklaştı; ama, tutanaklar incelendiği zaman görülecektir ki, o grup
başkanvekilinin partisinin milletvekillerinin bu meydanda ağır küfürleri
tutanaklara geçmiştir. Biz, bu müzakerelerin, bu Parlamentonun mehabetine uygun,
güzel cümlelerle müzakere edilmesini istiyoruz. Sonra da buradan çıkacak karara
herkes saygı duyacaktır. Onun için, biz, burada mücadelenin, meşru zeminde ve
tatlılıkla, güzellikle, herkesin düşüncesini rahatlıkla söylemesinin doğru
olacağı kanaatindeyiz; ama, hem milletvekilleri küfürlerle tutanaklara geçecek
hem de böyle grup adına biz tahrik oluyoruz, provokatörlük yapıyorlar"
demelerini doğru bulmadığımızı da bir kere daha ifade ediyorum. MEHMET ŞANDIR (Hatay) -
Sayın Başkanım, Milliyetçi Hareket Partisinde küfür eden hiçbir milletvekili
yok. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Allah!.. Allah!.. Zabıtlara bakalım... BAŞKAN - Böyle olursa...
Karşılıklı... Sayın Şandır... VEYSEL CANDAN (Konya) -
Şimdi tutanakları çıkarırız... Tutanakları çıkaracağız. BAŞKAN - Sayın Candan,
izninizle... VEYSEL CANDAN (Konya) -
Tutanaklara bakacağız... BAŞKAN - Sayın Candan,
izninizle... Sayın Candan güzel bir
dilekte bulundu: "Karşılıklı, Parlamentonun mehabetine uygun..."
dedi. Bu dileği şimdi bir başlangıç noktası sayalım, arada ufak tefek şeyler
olduysa da onları unutalım. Ben, şimdi, izninizle
devam ediyorum. HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Sayın Başkan... Sayın Başkan... Efendim... BÜLENT ARINÇ (Manisa) -
Sayın Başkan... BAŞKAN - İkinci önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 5'in
"Bu Kanunda geçen Telekomünikasyon Kurumu" ibaresinin "Yüksek
Telekomünikasyon Kurumu" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. Fethullah
Erbaş (Van)
ve
arkadaşları BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu? ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılıyoruz efendim. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Çoğunluğunuz var mı?.. Çoğunluğunuz yok... ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa) - Çoğunluk var. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Sayar mısınız? TURHAN GÜVEN (İçel) - Çoğunluğunuz
var mı? AHMET İYİMAYA (Amasya) -
Nisabınız var mı? BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Evet efendim, katılıyoruz. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Komisyonun çoğunluğu var mı, yok mu? MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görüşme usullerine uyuyor mu bu?! ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa) - Çoğunluğumuz var. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Nerede var efendim?! Kaç kişi var 25 kişiden? BAŞKAN - Arkadaşlarım tespit
ettiler, var olduğunu söylediler. HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Sayın Başkan, Grup Başkanımız Sayın Arınç kastedilerek sataşmada bulunuldu.
Sayın Şandır konuştuktan sonra, diğer gruplara da söz doğdu. BAŞKAN - Bakın, Sayın
Şandır'a verdim, sonra Sayın Candan'a verdim; biraz sonra, şunu bitirince
vereceğimi de işaret ettim. Lütfen... HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Sıcağı sıcağına biz bir diyalogda bulunacaktık... BAŞKAN - Sayın Çelik,
vereceğimi söyledim, işaret ettim. Şunu bir bitireyim... III. - YOKLAMA (SP sıralarından bir grup milletvekili ayağa
kalktı) VEYSEL CANDAN (Konya) -
Sayın Başkan, yoklama talebimiz var. ASLAN POLAT (Erzurum) -
Sayın Başkanım... BAŞKAN - Sayın Polat, bir
saniye... Arkadaşlarımızın ismini tespit edelim. Sayın Candan, Sayın
Bekâroğlu, Sayın Erbaş, Sayın Hatipoğlu, Sayın Günbey, Sayın Ulucak, Sayın
Zengin, Sayın Polat, Sayın Yalman, Sayın Ay-dın, Sayın Esengün, Sayın Kukaracı,
Sayın Alçelik, Sayın Malkoç, Sayın Budak, Sayın Pamukçu, Sayın Demirci, Sayın
Korkutata, Sayın Ayhan... Bir kişi daha eksiğimiz
var. LATİF ÖZTEK (Elazığ) -
Sayın Başkan, buradayız; yazmıyorlar. BAŞKAN - Bir isim daha
istiyorum. HÜSEYİN KARAGÖZ (Çankırı)
- Sayın Başkan, burada oturuyoruz, ayağa kalktık da; yazmıyorlar. BAŞKAN - Sayın Karagöz. Yoklama için 3 dakika
süre veriyorum. Yoklama işlemini
başlatıyorum. (Elektronik cihazla
yoklama yapıldı) BAŞKAN - Yeterli
çoğunluğumuz vardır. VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) 4.- Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında
Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın
89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri
Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850)
(Devam) BAŞKAN - Hükümetin ve
Komisyonun katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. Son önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 5'in
"Bu Kanunda geçen Telekomünikasyon Kurumu" ibaresinin
"Telekomünikasyon Teşkilatı" olarak değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz. Fethullah
Erbaş (Van) ve
arkadaşları BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu? ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılıyoruz efendim. BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılıyoruz efendim. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Sayın Başkan, yoklama talebimiz var. BAŞKAN - Sayın Candan,
şimdi yaptık yoklamayı; istirham ederim. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Tekrar istiyoruz efendim. BAŞKAN - Şimdi yaptık
daha... Bir dakika arayla... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Sayın Bakan ve Komisyon Başkanı ne yapıyorsa biz de onu yapıyoruz. Katılıyor
Sayın Başkan... VEYSEL CANDAN (Konya) -
Hayır, yoklama istiyoruz tekrar. BAŞKAN - Hükümetin ve
Komisyonun katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... VEYSEL CANDAN (Konya) -
Yoklama istiyoruz... BAŞKAN - Hayır, sayın
milletvekilleri; bir dakika olmadı daha burada yaptığımız yoklamadan bu yana. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Sayın Başkan, geri çevirme hakkınız yok. BAŞKAN - Hükümetin ve
Komisyonun katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
Sayın Başkanım, böyle bir hakkınız yok!.. BAŞKAN- Kabul
etmeyenler.... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
Böyle bir hakkınız yok Sayın Başkanım. BAŞKAN- Kabul
edilmemiştir. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
Sayın Başkan, böyle bir hakkınız yok!.. Yasaları çiğniyorsunuz Sayın Başkan.
(SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) BAŞKAN- Ek 5 inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... (SP sıralarından sıra kapaklarına
vurmalar, gürültüler) MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
Sayın Başkan, böyle bir hakkınız yok!.. BAŞKAN- Sayın
milletvekilleri.... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
Yasaları çiğniyorsunuz!.. İçtüzüğü çiğniyorsunuz... Böyle bir hakkınız yok!..
(SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) BAŞKAN- Ben, İçtüzüğü
çiğnemiyorum. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
Ne yapalım?! Ne yapmamızı istiyorsunuz?! BAŞKAN- Bir dakika önce,
burada, elektronik cihazla yoklama yapmışız; sürenin bitimini bile
beklemeden... FETHULLAH ERBAŞ (Van)-
Yoklama istemek hakkımız bizim. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
Neye göre yönetiyorsunuz; Anayasaya göre, İçtüzüğe göre yönetmiyor musunuz?.. BAŞKAN- Ben, İçtüzüğe
göre yönetiyorum. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
Bu Meclisi keyfî yönetemezsiniz. Bu Meclis milletin Meclisidir... BAŞKAN- Ben, İçtüzüğe
göre yönetiyorum. Burada da, Divan olarak, İçtüzüğe riayetle yükümlüyüz. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
Keyfî yönetemezsiniz Sayın Başkan!.. BAŞKAN- Ek 5 inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
(SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) Madde 19'u okutuyorum: MADDE 19. - 15.7.1950
tarihli ve 5680 sayılı Basın Kanununun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (1)
numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. 1. Mevkutelerle işlenen
suçlarda sorumluluk, suçu meydana getiren yazıyı veya haberi yazan veya resmi
veya karikatürü yapan kimse ile beraber bu mevkutenin ilgili sorumlu müdürüne;
19 uncu maddeye aykırı hareket edilmesi halinde ise sözü edilen kişilerle
birlikte mevkutenin sahibi olan gerçek kişiye ve mevkute sahibi olan anonim
şirketlerde yönetim kurulu başkanı ile diğer şirket ve tüzel kişilere ait
mevkutelerde tüzel kişiliğin en üst yöneticisine aittir. Ancak, sorumlu
müdürler için verilen hürriyeti bağlayıcı cezalar, sürelerine bakılmaksızın
para cezasına çevrilerek hükmolunur ve bu cezalar ertelenemez. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
Keyfî yönetiyorsunuz!.. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) FETHULLAH ERBAŞ (Van)-
Sayın Başkan, bu yaptığınız hakikaten, İçtüzüğe... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
Yazıklar olsun!.. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına bakın, keyfî
yönetiyor; çadır başkanı gibi yönetiyor Meclisi!.. (SP sıralarından sıra
kapaklarına vurmalar, gürültüler) İçtüzük yok mu Sayın Başkan?! İBRAHİM YAŞAR DEDELEK
(Eskişehir)- Ayağınla vur, ayağınla!.. Ayıp!.. VEYSEL CANDAN (Konya)-
Yoklama yapacaksın! Yoklama yapacaksın! BAŞKAN- Madde 19 üzerinde
birinci konuşmacı Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Aksaray Milletvekili
Ramazan Toprak. Buyurun Sayın Toprak. (SP
sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) MEHMET BEKÂROĞLU (Rize)-
Yoklama yapacaksın, yoklama! SAFFET ARIKAN BEDÜK
(Ankara)- Sayın Başkan, duyulmuyor. BAŞKAN- Gürültüyü keserse
arkadaşlarımız duyacaksınız!.. MEHMET EMREHAN HALICI
(Konya)- Devam edin Sayın Başkan. BAŞKAN- Adalet ve
Kalkınma Partisi Grubu adına, Aksaray Milletvekili Sayın Ramazan Toprak. (SP
sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) AHMET İYİMAYA (Amasya)-
Anlayamıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN- Sayın Toprak,
konuşacak mısınız?.. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)
Konuşmayacaksanız... Sayın Ramazan Toprak,
lütfen buyurur musunuz. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Sayın Başkan, keyfî yönetiyorsunuz, yoklama yapmak zorundasınız. (SP
sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Sayın Başkan, bu gürültüde siz, hatibimizin oraya çıkıp konuşmasını mı
bekliyorsunuz?! BAŞKAN - Çıksın konuşsun,
sırası var Sayın Çelik, istiyorsanız diğerine geçeyim. HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Bu
gürültüde hatip oraya çıkıp nasıl konuşsun?! BAŞKAN - Ne yapayım
yani...Bağırmak mı şeyi... (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar,
gürültüler) Değerli arkadaşlarım,
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, üçüncü kez anons ediyorum, Aksaray
Milletvekili Sayın Ramazan Toprak... Konuşacak mısınız
efendim? RAMAZAN TOPRAK (Aksaray)
- Evet efendim. BAŞKAN - Lütfen
buyurunuz. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) Değerli arkadaşlarım,
sisteme zarar... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Sayın Başkan, keyfî yönetemezsiniz!.. BAŞKAN - Bakın, ben,
sizin bütün yoklama taleplerinizi, İçtüzüğe uygun olduğu takdirde, yerine
getirdim; ama, siz, bir dakika arayla yoklama talebinde bulunduğunuz vakit... VEYSEL CANDAN (Konya) -
Yoklama yapmak zorundasınız. BAŞKAN - Hayır efendim.
Ben tereddüde düştüğüm zaman kendim yapıyorum. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
İçtüzüğe göre yönetirsiniz, keyfî yönetemezsiniz. BAŞKAN - Lütfen
karşılıklı tartışmayı da bırakalım, sayın hatibi, grup sözcüsüdür, dinleyelim. Buyurunuz Sayın Toprak. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Yoklama yapacaksınız! BAŞKAN - Sayın Bekâroğlu,
rica ediyorum... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Yoklama yapacaksınız! BAŞKAN - Hayır... MUSTAFA GÜVEN KARAHAN
(Balıkesir) - At şunu dışarı Sayın Başkan. BAŞKAN - Bakın, hatibin
sözü... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
İçtüzüğe uyacaksınız Sayın Başkan, keyfî değil; İçtüzük ne yazıyorsa onu
yapacaksınız. AHMET İYİMAYA (Amasya) -
Sayın Başkan, İçtüzük 68'i uygulayın. BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, biraz önce Sayın Candan, Parlamento geleneğinden bahsetti,
istirham ediyorum. Ayrıca sisteme zarar verdiğimizi bilmemiz lazım. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Önce yoklama yapacaksınız. BAŞKAN - Yoklamayı sizin
istediğiniz anda değil, İçtüzüğün koşullarına uygun olduğu anda ben yaparım
Sayın Candan, burası sizin keyfinize göre yönetilemez. Burası İçtüzüğe göre
yönetilmekle yükümlü olunan bir yer. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
İçtüzüğe göre yoklama istedik. BAŞKAN - Hayır efendim... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
İçtüzüğe göre yoklama istedik, siz neye göre reddediyorsunuz? İçtüzüğe uymak
zorundasınız! BAŞKAN - Hayır efendim...
İçtüzüğü lütfen okuyun, bir dakika arayla, İçtüzük size konuşma hakkı da
vermez, talep hakkı da vermez. Rica ediyorum... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Efendim, İçtüzükte ne yazıyorsa onu yapacaksınız. Keyfî yönetemezsiniz!.. BAŞKAN - Sayın Bekâroğlu,
lütfen... (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Meclis, milletin Meclisidir. İçtüzüğe uyacaksınız... BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, sisteme zarar veriyorsunuz, elektronik sistem etkileniyor. (SP
sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Siz sebep oluyorsunuz... BAŞKAN - İçtüzüğü de
çiğniyorsunuz. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Siz çiğniyorsunuz İçtüzüğü. BAŞKAN - Hayır... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Evet... BAŞKAN - Sayın
Bekâroğlu... (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Yoklama istemeye hakkımız var Sayın Başkan. BAŞKAN - Sayın Bekâroğlu,
lütfen... İstirham ediyorum... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Yoklama istemeye hakkımız var Sayın Başkan. BAŞKAN - Sayın Toprak,
sürenizi yeniden başlatıyorum. Lütfen, buyurunuz
efendim. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Nasıl konuşacak Sayın Başkan?! Nasıl meramını anlatacak?! AK PARTİ GRUBU ADINA
RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) - Sayın Başkan, duyamıyorum... BAŞKAN - Benim, Başkanlık
olarak, yapabilecek daha neyim var bilemiyorum. Ben, arkadaşlarımdan defalarca
istirham ettim. (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) RAMAZAN TOPRAK (Devamla)
- Benim konuşmam ikinci bir gürültü olur Sayın Başkan; yani, zaten yeterince
gürültü var. BAŞKAN - Arkadaşımızın
konuşması böyle olmayacaksa Sayın Çelik, siz Grup Başkanvekilisiniz... MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Sayın Başkan, nasıl konuşacak bu gürültüde?! BAŞKAN - ...istirham
ediyorum, arkadaşlarınıza siz söyleyin. HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Hatibe saygı açısından orada bekletemezsiniz. MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Sükûneti temin etmek sizin göreviniz... BAŞKAN - 68'e göre de
İçtüzüğün... (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
İçtüzüğe uymuyorsunuz; hangi 68?! HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
68'i uygulamak zorundasınız... Hatibe saygı açısından ara vermek
zorundasınız... BAŞKAN - İçtüzüğe göre
ben, yoklama talebinizi, bakın, beş saattir, haddinden fazla yerine getirdim...
(SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) AHMET İYİMAYA (Amasya) -
Sayın Başkan, 68'i uygulayın, 68'i... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
İçtüzükte yoklama deniliyor; yapmak zorundasınız, keyfî olamazsınız!.. AHMET İYİMAYA (Amasya) -
Sayın Başkan, 68'i uygulayın efendim!.. MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Sayın Başkan... TURHAN GÜVEN (İçel) -
68'e göre 5 dakika ara ver canım!.. Allah Allah!.. AHMET İYİMAYA (Amasya) -
68 Sayın Başkan... MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Sükuneti temin etmek için lütfen ara verin. FETHULLAH ERBAŞ (Van) -
Başkan, ara verin. YAHYA AKMAN (Şanlıurfa) -
Ara ver Sayın Başkan. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Gürültü devam eder... BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, eğer, siz, Başkanlığın açıklama yapma hakkına saygı bile
duymuyorsanız... (SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
İçtüzüğü uygularsanız... BAŞKAN - İzin verir
misiniz... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
İçtüzüğü uygulayın... BAŞKAN - Sayın Bekâroğlu,
izin verir misiniz, bir açıklama yapacağım. (SP sıralarından sıra kapaklarına
vurmalar, gürültüler) MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
İçtüzüğü uygulayacağınızı söyleyin, susalım. BAŞKAN - Bir saniye...
(SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) İzin verir misiniz... Değerli arkadaşlarım, hem
konuştuklarımızı ya da konuşacak hatibi duyamayacağınızı söylüyorsunuz haklı
olarak hem de ben açıklama yapmak istiyorum; siz devam ediyorsunuz. Lütfen, bir
parça sakin olsak, meseleyi çözeceğiz. Ben, 1 dakika geçtiği
için, vermeyeceğimi söyledim. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Hangi 1 dakika geçti?! BAŞKAN - Şimdi, eğer, izin
vermeyeceksiniz arkadaşınızın konuşmasına, toplantıya 5 dakika ara vereyim,
istiyorlarsa, sayın grup başkanvekilleri gelsinler, İçtüzüğü birlikte, bir kez
daha tezekkür edelim. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Efendim, İçtüzüğe göre, önceki maddeyi yeniden oylamak zorundasınız. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Ara verin... Ara verin... BAŞKAN - Saat 21 00'de
toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum. Kapanma Saati : 20.48 ÜÇÜNCÜ OTURUM Açılma Saati : 21.03 BAŞKAN : Başkanvekili Yüksel YALOVA KÂTİP ÜYELER : Levent MISTIKOĞLU (Hatay), Kemal ALBAYRAK
(Kırıkkale) BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 99 uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum. 850 sıra sayılı kanunun
görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz. VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) 4. - Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında
Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın
89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri
Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850)
(Devam) BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerini aldı. Tasarının 19 uncu maddesi
üzerinde... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Hayır efendim, bir önceki maddeyi oylamadınız daha. MEHMET BATUK (Kocaeli) -
Yoklama talebimiz devam ediyor Sayın Başkan. BAŞKAN - ... söz isteyen
grup temsilcisi arkadaşlarım var. MEHMET BATUK (Kocaeli) -
Yoklama talebimiz devam ediyor. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Sayın Başkanım, yoklama talebimiz devam ediyor. Bir önceki maddeyi
oylatamadınız Sayın Başkanım. Yoklama yapılmasını istedik ve oylanmadı o madde,
oylanmadı... BAŞKAN - Sayın Bekâroğlu,
arkadaşlarım da oyladığımızı söylüyor... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Ama, usulsüz bir şekilde oylandı. BAŞKAN - Şimdi grup
temsilcilerini konuşturalım, daha sonra talebinize bakalım. Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubu adına, Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak; buyurunuz. (AK Parti
sıralarından alkışlar) AK PARTİ GRUBU ADINA
RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri;
hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bugün, 14 Mayıs 2002.
Bundan tam 52 yıl önce bugün, 14 Mayıs 1950'de, Demokrat Parti "yeter, söz
milletindir" dedi. Türk Milleti bu çağrıya kulak verdi ve tekparti zulmüne
son vererek Türk Milleti iktidara geldi. O dönem, 52 yıl önce
bugün, aziz milletimiz kükremişti. Aziz milletimiz, kendi sesini, yerel medya
organları marifetiyle, hem kendi kamuoyuna hem dünya kamuoyuna duyurmaktadır.
Ne talihsiz bir gün ki, tam 52 yıl önceki "yeter, söz milletindir"
anlayışının tam tersine "yeter artık, söz milletin değildir"
dercesine, önümüze bir tasarı getiriliyor. Üstelik, o güzel günün, ne acı bir
tesadüftür ki, âdeta, rövanşı mı alınmak isteniyor diye düşünmeden edemiyoruz.
"Yeter, söz milletindir" diyen yerel medya organlarına, âdeta, pranga
vuran bir yasadır. Değerli milletvekilleri,
RTÜK Yasası, 3984 sayılı Yasadır. Eğer, bu tasarı yasalaşırsa, RTÜK Yasası
RTÜK'leme yasası olacak; hem Türk Milletini hem yerel medya organlarını bir
RTÜK'leme yasası olacaktır. MUSTAFA KEMAL AYKURT
(Denizli) - RTÜK'leme ne demek? SAFFET KAYA (Ardahan) -
RTÜK'leme nedir? RAMAZAN TOPRAK (Devamla)
- Bu yasa çıkarıldığı takdirde, bu yasayı birinci derecede uygulama durumunda
olan ve Genel Kurulu şereflendiren onurlu bir bürokrat, üstelik, Demokratik Sol
Partinin kontenjanından RTÜK Başkanlığına seçilen Sayın Nuri Kayış, sesini 70
milyon Türk Milletine duyurdu; ama, galiba, birileri duymak istemiyor. Sayın Nuri
Kayış'ın onurlu çıkışından, onurlu isyanından, belki duymamış olanlar için,
birkaç cümle nakletmek istiyorum. Kendisinin hiçbir siyasî kişiliği yok; ne
iktidar ne muhalefet... Tamamen, birinci derecede bu yasayı uygulayacak insan
olarak, kişi olarak, onurlu bir bürokrat olarak, bu RTÜK'leme yasasının Türk
Milletinin başına neler getireceğini, Sayın Nuri Kayış'ın ağzından, birkaç
cümleyle ifade etmek istiyorum: "Bu kanunla,
televizyon ve radyo sahiplerinin devlet ihalelerine girmelerinin önündeki tüm
engeller ortadan kaldırılmaktadır. Böylece, yayın kuruluşları, bu güçlerini
kullanarak, devlet ihalelerinde iktidar, bürokrasi ve diğer firmalar nezdinde
baskı oluşturabilecek, haksız rekabete yol açabileceklerdir. Kanun, televizyon
sahiplerinin menkul kıymetler borsasında işlem yapmalarını da serbest
bırakmaktadır. Borsanın spekülasyona çok açık bir yapısının olması ve medyanın
borsa spekülasyonlarında kolaylıkla kullanılabileceği gerçeği, bu düzenlemeyi
de sakıncalı kılmaktadır. Gündemdeki kanun Meclisten
aynen geçerse, medyada zaten var olan tekelleşme ve kartelleşme olgusu hız
kazanacak, kamuoyu birkaç medya patronunun dilediği gibi şekillenecek, halkın
haber alma özgürlüğü ciddî şekilde kısıtlanacaktır. 4676 sayılı Kanun, RTÜK
üyelerinin seçimini de yeni bir esasa bağlamaktadır. Bugün RTÜK üyelerinin
tamamı Meclis tarafından seçilirken, kanunda, 5'inin Meclis, 4'ünün hükümet
tarafından seçilmesi öngörülmektedir. Mevcut siyasî tablo içinde, 7 RTÜK üyesi
iktidar partileri tarafından belirlenmiş olacaktır. Bugün, Avrupa ülkelerinden
8'inde, RTÜK muadili üst kurulların tüm üyeleri meclisler tarafından
seçilmektedir." Bir parantez: AB
üyeliğinin son zamanlarda ticaretini yapan bazı siyasiler var. Bu siyasilerin
geçmişte elinde çok malzeme vardı. Bu malzemeler tükendiği için, bugün AB
üyesi, âdeta sefalet içine itilmiş insanlarımıza bir nimet gibi sunularak,
Avrupa Birliğinin ticaretini yapan siyasî simsarlar ortalıkta cirit
atmaktadırlar. Bir taraftan AB simsarlığı yapan insanlar, diğer taraftan AB
normlarını ayaklar altına atan bir düzenlemeyi, birtakım patronların emretmesi
nedeniyle, Türk Milletine diretmektedirler. RTÜK Başkanımızın
eleştirilerine devam ediyorum: "Kanun, RTÜK'ün özelliğini ortadan
kaldırmaktadır. RTÜK'ün denetimi, üyeleri Bakanlar Kurulu tarafından seçilen,
Başbakanlık Yüksek Denetleme Kuruluna bırakılmaktadır. Oysa, RTÜK'ün
denetiminin yine özerk bir kuruluş olan Sayıştay tarafından yapılması uygun
olur." (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) RAMAZAN TOPRAK (Devamla)
- Bağlıyorum. BAŞKAN - Lütfen
sonuçlandırınız. RAMAZAN TOPRAK (Devamla)
- "Avrupa Birliği üyelerinde radyo ve televizyon alanında düzenleyici
görev yapan RTÜK benzeri kurum ve kuruluşların en önemli özelliği özerk ve
tarafsız olmalarıdır. RTÜK'ün Yüksek Denetleme Kurulunun denetimine tabi
kılınması, özerklik ve tarafsızlığının son bulması anlamına gelir." Değerli milletvekilleri,
bu, onurlu bir bürokratın feryadıdır, isyanıdır. Türk Milletinin, umarım,
kükreyen sesi bu Mecliste galip gelir. Birilerinin ifade edemeyeceğim sesleri,
umarım, Mecliste kesilir. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Toprak. Saadet Partisi Grubu
adına, Erzurum Milletvekili Fahrettin Kukaracı. Buyurunuz Sayın Kukaracı.
(SP sıralarından alkışlar) SP GRUBU ADINA FAHRETTİN
KUKARACI (Erzurum) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan
kanun tasarısının çerçeve 19 uncu maddesi üzerinde Grubum adına söz almış
bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Muhterem milletvekilleri,
bu kanun Çankaya'dan dönmüştür; ama, hükümet yanlıştan dönmemiştir. Hükümet,
muhalefetin sesine kulak asmadığı gibi, Cumhurbaşkanının itiraz ve
tereddütlerini de kale almamış, tasarıyı aynen komisyondan geçirmiştir. Hükümet
bir inat içindedir. Rahmetli Osman Bölükbaşı'nın dediği gibi, "zengini
hayırsız evlat, bürokrasiyi süslü avrat, siyasetçiyi kör inat batırır." Bu
hükümeti de inadı bitirecektir. Yanlış hesap Bağdat'tan dönermiş. Bu da yanlış
hesaptır. Her zaman olduğu gibi, ya Çankaya'dan ya da Anayasa Mahkemesinden
dönecektir. Ne yazık ki, basın
hürdür, sansür edilemez anlayışı bu hükümet tarafından boğulmak istenmektedir.
Yasanın ardında basın yok, millet yok, Meclis yok, Cumhurbaşkanı yok. Peki, bu
yasanın ardında kim var ve bu hükümetin bu yasanın ardındakilere ne tür bir
diyet borcu vardır? Soru budur, sorun da budur. Değerli milletvekilleri,
bu maddeyle 5680 sayılı Basın Kanununun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının
birinci bendi değiştirilerek, yasadaki cevap ve düzeltme hakkına aykırı
davranılması durumunda sorumluluğun, sorumlu müdürle birlikte süreli yayının
sahibi gerçek kişiye, anonim şirket ise yönetim kurulu başkanına, diğer
şirketlerde ise, süreli yayınlarda, tüzelkişiliğin en üst yöneticisine ait
olacağı belirtilmiştir. "Sorumlu
müdürler için verilen hürriyeti bağlayıcı cezalar, sürelerine bakılmaksızın
para cezasına çevrilerek hükmolunur ve bu cezalar ertelenemez" hükmü
getirilmektedir. Bu cezaların para cezasına çevrilmesi olumlu bir durumdur;
ancak, cezaların ertelenemez oluşu genel hükümlerden farklılık arz etmekte,
hâkimin takdir yetkisini ortadan kaldırmaktadır. Erteleme hükmünün hâkimin
takdirinde bırakılması, mevzuata daha uygun olacaktır diye düşünüyoruz. Muhterem milletvekilleri,
Komisyonda, bu maddelerin son anda RTÜK Kanununa monte edilmiş olması, Anayasa
ve İçtüzük açısından fevkalade tartışmalı bir durumdur. Alelacele getirilen bu
maddelerin önü ardı pek fazla düşünülmemiştir. Bu maddenin hemen
ardından gelen 20 nci maddede, tazminat cezalarının çok fahiş miktarlarda
artırılmış olması, zannederim, 19 uncu maddenin gerekçesini de açıklamaktadır. Hükümet, bu maddelerle,
özellikle yerel medyayı boğmak istemektedir. Zannederim düşünce şudur: Para
cezaları hem çok yüksek olsun hem de ertelenmesin ki, özellikle yerel medyanın
sesi kesilsin. Bu durumda, para gücü olan kartel medyası daha rahat hareket
edebilirken, zaten kıt imkânlarla hayatta kalma mücadelesi veren medyanın eli
kolu bağlanacaktır. Para cezalarının bu kadar yüksek tutulmasını başka türlü
yorumlamak mümkün değildir. Bunun medyaya vereceği
zararlar bir yana, öncelikle tartışılması lazım gelen hususlar şunlar
olmalıdır: Erteleme yetkisi neden kanun metninden çıkarılıyor, yargının karar
alanı bilinçli olarak niçin daraltılıyor, hâkim karar verirken niçin seçeneksiz
bırakılıyor? Bunun, hukuk mantığı açısından uygun olmadığını düşünüyorum. RTÜK Kanununda yapılan
değişiklikle, radyo ve televizyonlar ve RTÜK kontrol altına alınırken, bu
kanuna monte edilen Basın Kanununda değişiklik öngören bu maddelerle de yazılı
basın kontrol altına alınmak istenmektedir. Değerli arkadaşlarım,
basının, özellikle yerel basının sesinin kesilmek istenmesi, demokrasi
açısından çok vahim bir durumdur. Esasında, burada, demokrasinin sesi kesilmek
istenmektedir. Türkiye, 2000'li yıllara "konuşan Türkiye" özlemiyle
girmiştir. Hatta, hatırlarsınız, "radyomu istiyorum" kampanyaları
düzenlenmiş, siyasîler de bunlara açık destek vermiştir. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) FAHRETTİN KUKARACI
(Devamla) - Bitiriyorum... BAŞKAN - Lütfen, son
cümlelerinizi alayım. FAHRETTİN KUKARACI
(Devamla) - Ancak, ne var ki, maalesef, 2000'li yıllarda, susturulan
Türkiye'yle karşılaşılmıştır. Türkiye susturulmuştur, siyaset susturulmuştur,
toplum susturulmuştur, bilim adamları susturulmuştur. Şimdi de, ihaleyle,
çıkarla, tekelleşmeyle ilgisi olmayan medya susturulmak istenmektedir. Haklarını yememek lazım;
susturulmayan ve hatta, beslenen medya da vardır. Zaten, RTÜK Kanununun
ardında, bu beslenen medyanın âli menfaatları bulunmaktadır ve birkısım
medyanın bu âli menfaatları karşısında da hükümetin boynu kıldan ince
görünmektedir. Bu kanunun Türk medyasına
ve tabiî, Türk demokrasisine hayır getirmeyeceğini düşünüyor, bu duygularla
saygılar sunuyorum. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum. Doğru Yol Partisi Grubu
adına Denizli Milletvekili Kemal Aykurt. (DYP sıralarından alkışlar) Buyurunuz Sayın Aykurt. DYP GRUBU ADINA MUSTAFA
KEMAL AYKURT (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanunun 19 uncu
maddesi üzerinde konuşmama başlamadan evvel, Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. Değerli arkadaşlarım,
bilindiği gibi, bu yasa, takriben bir sene evvel, aynen bugünkü gibi, aynı
yöntemle, parmak egemenliğine dayanılarak ve güvenilerek alelacele
çıkarılmıştı. Bugün de aynı manzarayla karşı karşıyayız. Sayın
Cumhurbaşkanımız, gerçekten, çok anlamlı ve düşündürücü, geniş gerekçelere
dayanarak, bu kanunu geri gönderdi. Görülüyor ki, hükümet ortaklarımız, yine,
aynı inatla ve aynı yöntemle komisyondan bu yasayı çıkardılar ve Yüce Meclisin
önüne getirdiler. Değerli milletvekilleri,
bu yasaya RTÜK kurumunun kendisi karşı, bu yasaya sivil toplum örgütleri karşı,
yerel basın ve medya kuruluşları karşı, kamuoyu karşı, Cumhurbaşkanı karşı.
Şimdi, ben buradan şunu anlamaya çalışıyorum: Bu hükümet Cumhurbaşkanına kafa
tutuyor; sen bunu veto mu ettin -örnekleri bir tane değil ki, birkaç tane,
birçok var, ben sana gösteririm, noktasına virgülüne dokunmadan ben bu kanunu
çıkartırım, sen de imzalarsın... Demek oluyor ki, iktidar
grubu, övünerek, dün, Meclis dışından bir noter aramış kendisine; her
gönderdiği yasayı onaylayacak bir noter aramış. Bakmış ki, iş öyle değil; şimdi
hükümet, Cumhurbaşkanıyla kavga halinde. Öbür taraftan, bu inatlaşma, milletle
de kavga etmek anlamına geliyor. Bakınız, değerli
milletvekilleri, elimde birçok feryat sesi var; vatandaştan var, kuruluştan
var, basın kuruluşlarından var. Bir tanesi taze: "Sayın Cumhurbaşkanının
Anayasaya aykırı gördüğü on maddesini tekrar incelenmesi için Meclise geri
gönderdiği RTÜK Yasasının, evrensel metinlere, çağdaş ve demokratik olguya
aykırı olduğunu düşünmekteyim. Çıkar çevreleri ile millet arasındaki
tercihinizi, millet tarafına kullanmanızı talep etmekteyim. Sivil inisiyatifin
sesi kısılmak istenmektedir. İnternet ve basın aynı yasa çerçevesinde
değerlendirilmemelidir. Bu konu hakkında daha hassas davranmanızı rica ederim.
Osman Yüceliş, Denizli" Benim memleketimden bugün gelmiş. HASAN GÜLAY (Manisa) -
Kim o? MUSTAFA KEMAL AYKURT
(Devamla) - Osman Yüceliş... Tanımıyorum. Bir başka feryat:
"Anadolu'da toplumun sesi haline gelen yerel radyo ve televizyonların yok
olması, demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan basının ağır yara almasına yol
açacaktır." Ege'de bir kuruluş. HALİL ÇALIK (Kocaeli) -
Sen yazdırmışsındır onu. MUSTAFA KEMAL AYKURT
(Devamla) - İmzalar var burada. Size gelmedi mi bunlar? HASAN GÜLAY (Manisa) -
Bize gelmiyor, hep size geliyor. MUSTAFA KEMAL AYKURT
(Devamla) - "Protesto ediyoruz. Hür basın ilkelerine ters, Türkiye'nin
çağdaşlık yolunda engel ve halkın sesini kısmaya yönelik RTÜK Yasa Tasarısını
şiddetle ve nefretle kınıyoruz. Büyük Millet Meclisimizin, kendi sorumluluğunu
müdrik olarak bu yanlıştan bir an önce dönmesini temenni ediyoruz."Ege TV,
Yeni TV, Sky TV, İzmir TV, Kordon TV. HASAN GÜLAY (Manisa) -
Bize gelmedi o. MUSTAFA KEMAL AYKURT
(Devamla) - Demek ki sizin kararınız önceden belli, biliyorlar; bizim
kanaatimiz de öyle. Yine, birtakım basın
kuruluşlarının feryadı, burada, devam ediyor: "RTÜK Yasa Tasarısı özgürlükler
rejiminde ciddî bir geri gidişi ifade eden, sivil alanın devletleştirilmesine
zemin hazırlayan bir yasadır" vesaire. Şimdi, değerli
arkadaşlarım, bir şeyi bilmek ve öğrenmek istiyorum. Türkiyemiz bu kadar ciddî
sıkıntılar içerisinde bulunurken, bütün sektörler, kuruluşlar, kurumlar,
çiftçiler, esnaflar, ülke bütünüyle, ekonomisiyle, hatta bir anlamda -daha
tehlikeli- sosyal yapısıyla büyük bir çöküntünün içindeyken bunlara ait
tedbirler, çareler buraya gelmiyor da, bu kadar aceleyle bu kanun niye geliyor?
Bunu öğrenmek istiyorum. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Aykurt,
lütfen, tamamlayınız. MUSTAFA KEMAL AYKURT
(Devamla) - Nedir aceleniz, nedir telaşınız? Görüşülecek başka şeyler var.
Şimdi zaman olsaydı da tarihî bir vesikayı burada sizlere okuyabilseydim,
anlatabilseydim. BAŞKAN - Sayın Aykurt,
çok teşekkür ediyorum; sürenizi... MUSTAFA KEMAL AYKURT
(Devamla) - Şurada çok enteresan bir belge var. Otuzaltı sene evvel, bu Yüce
Meclis, bir büyük görev yapmış; hasta olan ve Allah'ın rahmetine kavuşan Cemal
Gürsel'i, görev yapamayacağı anlayışından bahisle görevden almış. BAŞKAN - Sayın Aykurt,
teşekkür ediyorum. MUSTAFA KEMAL AYKURT
(Devamla) - Bugün Türkiye'de başka sıkıntılar var. BAŞKAN - Sayın Aykurt,
çok teşekkür ediyorum. MUSTAFA KEMAL AYKURT
(Devamla) - Allah uzun ömür versin, sağlık versin; Türkiye'de yönetim krizi
var, Türkiye'de hükümet boşluğu var, Türkiye'de Başbakanlık boşluğu var. (DSP
sıralarından "sevinin" sesleri) HALİL ÇALIK (Kocaeli) -
Yakışmıyor ama... MUSTAFA KEMAL AYKURT
(Devamla) - Hayır, ben bunu sevinerek söylemiyorum. BAŞKAN - Sayın Aykurt,
çok teşekkür ediyorum. MUSTAFA KEMAL AYKURT
(Devamla) - Bunları bu kürsüde konuşmalı Türkiye. HALİL ÇALIK (Kocaeli) - O
şekilde bağlama konuşmanı şık bir şekilde bağla. MUSTAFA KEMAL AYKURT
(Devamla) - Bunları da konuşmalı Türkiye. HALİL ÇALIK (Kocaeli) -
Ne olacağın belli değil az sonra, hiç belli değil. MUSTAFA KEMAL AYKURT
(Devamla) - Temenni ederim, bu kanun, inşallah, ileride başımıza ve başınıza
dert açmaz. Hepinize saygılar
sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum efendim. Anavatan Partisi Grubu
adına, Hatay Milletvekili Levent Mıstıkoğlu. Buyurun Sayın Mıstıkoğlu. ANAP GRUBU ADINA LEVENT
MISTIKOĞLU (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aşağı yukarı RTÜK
Yasasına başladığımızdan beri, çok kıymetli muhalefet partisi
milletvekillerimiz, bütün konuşmalarında, yasanın Anayasaya aykırı olduğunu ve
RTÜK Başkanının bu yasanın aleyhinde olduğunu öne sürerek yasaya karşı
çıkıyorlar; ama, bunun dışında, başka kimin yasaya karşı çıktığını ben
bilmiyorum. Millet karşı çıkıyor diyorlar; milletin bu yasaya karşı çıktığını
görmedim de, duymadım da. Hangisi, kim çıkıyor bilmiyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar[!]) Ama, millet şuna karşı çıkmıyor değerli arkadaşlar:
Millet, basın yayın yoluyla, haysiyetleri, onurları ayaklar altına alındığı
zaman, bunun karşılığında hiçbir ceza görmeyen basın organlarına, yalan yayına,
yalan habere, gerçekdışı habere ceza verilmesine karşı çıkmıyor. Yine, inanıyorum ki, bu
Parlamentoda görev yapan milletvekilleri, Meclisin, Parlamentonun manevî
şahsiyetini tahkir ve tezyif eden basına, yine, komik cezalar verilmesinin de
gülünç olduğunda, herhalde, hemfikir. Bugün yasaya karşı çıktığını
söyleyen RTÜK Başkanımızın, acaba, niye karşı çıktığını hiç sordunuz mu, hiç
düşündünüz mü? Çünkü, bu yasa çıktığı gün... MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Mektubu gelmedi mi size Sayın Mıstıkoğlu?! LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla) - ... bu yasa çıktığı gün,
acaba, Sayın RTÜK Başkanı orada oturacak mı?! O aldığı kaç bin dolarlık maaşı
alacak mı?! (ANAP sıralarından alkışlar) MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Ayıp, ayıp!.. LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla) - O sahip olduğu imkânlar devam edecek mi?! RAMAZAN TOPRAK (Aksaray)
- Ayıp, ayıp!.. LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla) - Televizyon televizyon gezip, yasaya karşı çıkan... (DYP, AK Parti
ve SP sıralarından gürültüler) MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Ayıp, ayıp!.. LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla) - Bir dakika, dinleyin, dinleyin... Değerli arkadaşlar, dinleyin... MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Ayıp, ayıp!.. Onu da bu Meclis seçti. Ayıp, ayıp!... İLYAS YILMAZYILDIZ
(Balıkesir) - Yazıklar olsun sana... Yazıklar olsun sana!.. LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla) - Dinleyeceksiniz... Dinleyeceksiniz... Bakın, ben, sizi
dinliyorum... BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri... LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla) - Size hakaret eden, milletvekillerine hakaret eden... İLYAS YILMAZYILDIZ
(Balıkesir) - Yazıklar olsun sana! Cevap veremeyecek adam hakkında
konuşuyorsun! LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla) - Milletvekillerine hakaret eden... İLYAS YILMAZYILDIZ
(Balıkesir) - Yazıklar olsun sana, yazıklar olsun! Cevap veremeyecek adam
hakkında konuşuyorsun! BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri... LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla) - Efendim, siz savunuyorsunuz... RAMAZAN TOPRAK (Aksaray)
- Ayıp, ayıp! LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla) - Siz, onu emsal gösteriyorsunuz. İLYAS YILMAZYILDIZ
(Balıkesir) - Yuh olsun size, yazıklar olsun size! Ayıp, ayıp! LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla)
- Size yazıklar olsun, size ayıp! Bakın, arkadaşlar... İLYAS YILMAZYILDIZ
(Balıkesir) - Cevap veremeyecek adam hakkında konuşuyorsun! LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla) - Bakın ne diyor... Bakın ne diyor... İLYAS YILMAZYILDIZ
(Balıkesir) - Dışarıda konuşturmuyorsunuz. Yazıklar olsun sana! LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla) - Efendim, dinleyeceksiniz... İLYAS YILMAZYILDIZ
(Balıkesir) - Yazıklar olsun sana! Ayıp sana! Yakışıyor mu?! Cevap veremeyecek
adam hakkında... LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla) - Size ayıp... Size ayıp... Dinleyeceksiniz... İLYAS YILMAZYILDIZ
(Balıkesir) - Yazıklar olsun! LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla) - Bakın... Bakın... BAŞKAN -Sayın
milletvekilleri... LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla)- Bakın, bakın değerli arkadaşlar, Parlamentoya yapılan hakarete
bakın. Kim yapıyor bunu, bakın. Parlamentoya yapılan hakarete bakın... RAMAZAN TOPRAK (Aksaray)
- Hiç ahlakınız yok mu sizin? Ayıp, ayıp! LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla)- Yasanın Meclis Anayasa Komisyonunda değiştirilmeden kabul edildiğine
dikkat çeken Nuri Kayış "bazı milletvekilleri, birkaç medya patronunun
isteğiyle kolları yeniden sıvıyor" diyor.. MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul)- Doğru söylüyor. LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla)- Şimdi, Sayın Kayış'a soruyorum: Kimdir bu milletvekilleri?
Söylesin... MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Siz yapıyorsunuz. LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla)- Bu yasayı Meclis kabul
ediyor; birkaç milletvekili değil. Yine, Sayın Kayış diyor
ki... RAMAZAN TOPRAK (Aksaray)-
Başına taş düşsün o kadar. LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla)- "Milletvekillerinin, iradelerini milletin aleyhine
kullanmayacaklarını ümit ediyorum." Kendisi mi karar verecek buna?.. RAMAZAN TOPRAK (Aksaray)
- Kimin adına konuşuyorsun? LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla)- Yine Sayın Kayış, Yasanın RTÜK'ün özerkliğini ortadan kaldırdığını
söylüyor. Yasa, RTÜK'ün özerkliğini kaldırmıyor; Sayın Kayış'ın üyeliğini
bitiriyor. (AK Parti sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri... RAMAZAN TOPRAK (Aksaray)
- Kimin kadına konuşuyorsun, seni kim gönderdi buraya; onu söyle. İLYAS YILMAZYILDIZ
(Balıkesir) - Cevap verme imkânı olmayan birine sataşmak marifet mi? LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla)- Sayın milletvekilleri, bakın arkadaşlar, sizlerin adına konuşuyorum
ben. BAŞKAN - Sayın
Mıstıkoğlu, siz Genel Kurula hitap edin, bitirin. LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla)- Yine, Sayın Kayış,
televizyonlarda "milletvekilleri görevlerine başlarken Anayasaya sadakat
yemini ediyorlar. Şimdi biz bu yeminin gereğini yerine getireceklerine
inanıyoruz" diyorlar. TEVHİT KARAKAYA
(Erzincan) - Cevap verme hakkına sahip olmayan bir bürokratı nasıl itham
ediyorsun?! (Gürültüler) BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri... LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla)- Dinleyin arkadaşlar, ben
burada milletvekili olarak konuşuyorum; siz, burada, bürokratın ağzıyla yasanın
aleyhine konuşurken doğru muydu?! Bürokratı örnek gösteriyordunuz... BAŞKAN - Sayın
Mıstıkoğlu, siz Genel Kurula hitap ediniz. LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla)- ...onu savunuyordunuz, "o yanlış diyor" diyordunuz, siz
demiyordunuz. (ANAP sıralarından alkışlar) İLYAS YILMAZYILDIZ
(Balıkesir) - Doğruları söyle, doğruları... LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla)- Yine, bakın ne diyor: "Milletvekilleri görevine başlarken
Anayasaya sadakat yemini ediyorlar. Şimdi ben bu yeminin gereğini yerine getireceklerine
inanıyorum. Kendisine mi soracağız biz Anayasaya yeminimizi?! RAMAZAN TOPRAK (Aksaray)
- Savunmasız insana saldırmak insanlık mı? BAŞKAN - Sayın
Mıstıkoğlu... LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla)- Değerli arkadaşlar... Bitiriyorum... MUSTAFA KEMAL AYKURT
(Denizli)- Sayın Başkan...(Gürültüler) LEVENT MISTIKOĞLU
(Devamla)- Sayın Aykurt, bitiriyorum, müsaade edin. Değerli arkadaşlar,
bakın, "Anayasaya aykırı" deniyor, "Sayın Cumhurbaşkanı
Anayasaya aykırı diye geri çevirdi" deniyor. Olabilir, herkesin fikri
olur. Peki, anayasaya aykırılık iddiasında her bulunanın her dediği Anayasaya
aykırı mıdır? O zaman niye Anayasa Mahkememiz var? Anayasaya aykırı bir kanun
Anayasa Mahkemesince iptal edilir. Hepinize saygılar
sunuyorum. (ANAP, DSP ve MHP sıralarından alkışlar; DYP, SP ve AK Parti
sıralarından gürültüler) TEVHİT KARAKAYA
(Erzincan) - Anayasaya saygılı ol. Senin dediğin Anayasaya aykırı. İLYAS YILMAZYILDIZ
(Balıkesir) - Ayıp, ayıp! Cevap veremeyecek adama saldırıyorsun. Yakışıyor mu
sana?! RAMAZAN TOPRAK (Aksaray)
- Ayıp, ayıp! BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Mıstıkoğlu. BÜLENT ARINÇ (Manisa) -
Sayın Başkan... BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, madde üzerinde üç adet önerge vardır; önce, geliş sıralarına
göre okutacağım, sonra, aykırılıklarına göre işleme alacağım. (Gürültüler) BÜLENT ARINÇ (Manisa) -
Sayın Başkan... MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Sayın Başkan, söz talebimiz var... BAŞKAN - Sayın Arınç,
buyurun. BÜLENT ARINÇ (Manisa) -
Sayın Başkanım, Sayın Levent Mıstıkoğlu'nun yaptığı konuşma, şu açıdan
Anayasaya aykırıdır: Sayın Nuri Kayış, özerk bir kurumun başkanıdır, Radyo ve
Televizyon Üst Kurumunun Başkanıdır. (DSP sıralarından "Allah
Allah!.." sesleri, gürültüler) İBRAHİM YAVUZ BİLDİK
(Adana) - O zaman, taraflı davranmasın! BAŞKAN - Bir saniye
arkadaşlar... Sayın milletvekilleri, bir saniye... MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Siz aday göstermediniz mi?! İBRAHİM YAVUZ BİLDİK
(Adana) - Biz getirdik, götürmesini de biliriz. BAŞKAN - Sayın Şahin...
Sayın Şahin... BÜLENT ARINÇ (Manisa) -
Özerk bir kurumun başkanı hakkında, meseleyi, sadece kişiselleştirerek, buradan
onun itham edilmesi, hem ayıptır hem çirkindir hem Anayasaya aykırıdır. İBRAHİM YAVUZ BİLDİK
(Adana) - Hiç kimse Parlamentonun üzerinde değildir. BÜLENT ARINÇ (Manisa) -
Sayın Nuri Kayış'ın, bu kürsüden, bu ithamları yapan kişiye cevap verme hakkı
olsaydı, Sayın Mıstıkoğlu, zaten, bu zamana kadar beklemezdi. Değerli arkadaşıma şunu
hatırlatmak istiyorum; sizin de, Başkan olarak müdahalenizi arz ediyorum. Sayın
Başkan, bu tasarıya niçin karşı olduğunu, altında imzası olan mektuplarıyla,
gerekçeli olarak bütün milletvekillerine göndermiştir. Kendisinin seçimiyle
veya seçilmemesiyle de uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Sayın Kayış, bu
Mecliste, DSP'nin gösterdiği adaylar içerisinden seçilmiş değerli bir insandır.
Özerk bir kurumu, böylesine küçültmek, böylesine incitmek, bu Meclisin çatısı
altında kimseye yakışmaz. (AK Parti sıralarından alkışlar) TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkan... BAŞKAN - Sayın Güven,
izin verirseniz, şimdi önergelere geçeyim... (DYP sıralarından gürültüler) TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkan, iki cümle... BAŞKAN - İki cümle; peki.
Yeni bir sataşma doğurmasın istirham ediyorum. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkanım, ben, kimseye sataşma niyetinde değilim; ama, bir sataşmaya
cevap veremeyecek durumda olan ve bir kurumun başında bulunan kişinin haklarını
da burada bulunan her milletvekilinin savunmasından yanayım. Neden; bu Meclis
seçti... NİHAT GÖKBULUT
(Kırıkkale) - Milletin kürsüsü burası, her şey konuşulur. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Efendim, elbette fikrini söyleyecek; ama, kalkarsınız belli platformlarda
söylersiniz, belli noktalarda söylersiniz; burada konuşma hakkı olmayan bir
kişiye, bu şekilde, burada söyleyemeyeceğiniz... İBRAHİM YAVUZ BİLDİK
(Adana) - Herkes haddini bilsin! TURHAN GÜVEN (İçel) -
Bırakın efendim... Sayın Başkan, eğer,
milletvekilinin üslubunda bir değişiklik varsa, 67 nci maddeye göre, sizin de
oradan müdahale etmeniz gerekirdi. Neden; çünkü, şu anda, buradaki hiç kimse,
yoldan geçerken gelip de oturmuş değil; burada görevli olduğu için oturan
birine haddinden fazla sataşma hakkına da kimse sahip değil, milletvekili olsa
dahi. Ayrıca, zabıtlara göre,
onun, elbette hukukî yolları arama hakkı da doğar; ben onu düşünmüyorum; ama,
çok değişik bir yorum, efendim, yani, siz, yerini kaybedeceğinden korkuyor
falan filan... Böyle şeyler, ufak şeyler... Zaten, biliyor musunuz ki,
arkadaşım onu bilmiyor herhalde, başkanlık zaten devridir ve bitiyor; bir
hafta, on gün sonra bitecek bir başkanlık için yeniden girmeye gerek var mı?! O
yüzden, milletvekilleri konuşurken biraz daha dikkatli konuşurlarsa, kimseyi
yaralamak amacına matuf konuşma olmazsa, daha iyi olur. Saygılar sunuyorum. BAŞKAN - Peki, teşekkür
ediyorum. İBRAHİM YAŞAR DEDELEK
(Eskişehir) - Biz hiç konuşmayalım, bürokratlar konuşsun o zaman. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Bürokrat değil o; dikkat et, bürokrat değil. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Sayın Başkan... BAŞKAN - Sayın Candan,
aynı üslupla olsun olur mu? VEYSEL CANDAN (Konya) -
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; konuşmacı arkadaş, aslında, RTÜK Başkanının
kendisine gönderdiği metni tam olarak okumamış. ASLAN POLAT (Erzurum) -
Doğru. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Aslında, RTÜK Başkanı diyor ki: "Radyo ve Televizyon Üst Kurulunda yeni
bir düzenleme yapılmalıdır; ancak, bu düzenleme yanlıştır -bakın, arada çok
fark var- RTÜK'te mevcut düzenlemenin birtakım eksiklikleri vardır; Radyo ve
Televizyon Üst Kuruluna yeni bir yasa gereklidir; ancak, sakıncaları"
başlığı adı altında, 8-10 madde yazmış. Şimdi, bu tasarıdaki
değişiklikten anlıyoruz ki, hükümet, kendine bağlı bir genel müdürlük gibi bir
RTÜK istiyor. Şimdi, bu arkadaşı seçen sizsiniz, burada konuşma hakkı
olmadığını da bilen sizsiniz; burada, çıkacaksınız, metni yarısından okuyup,
milletin kafasını bulandıracaksınız. Eğer burada bu arkadaş menfaat karşılığı
duruyorsa, o zaman, bu düşünceden hareketle, sizin üst kurullara getirdiğiniz
herkes aynı durumda olur. Kaldı ki, insan, kendi oylarıyla seçtiği insanı böyle
linç eder mi?! Evvela, gönderilen bir yazıyı okur, talebi nedir bir bakar... BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Candan. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Bitiriyorum. Arkadaşımızın talebi
yanlışların düzeltilmesi yönünde. Saygılarımla. (SP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum. Madde üzerinde 3 adet
önerge vardır; önce geliş sıralarına göre okutacağım, sonra aykırılıklarına
göre işleme alacağım. İlk önergeyi okutuyorum: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 19 uncu maddesi ile 15.7.1950 tarihli ve 5680 sayılı Basın
Kanununun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinin "ancak sorumlu
müdürler mevkutenin sahibi olan gerçek kişiler ve tüzelkişilerin üst
yöneticileri için hürriyeti bağlayıcı cezalar süresine bakılmaksızın para
cezasına hükmolunur ve bu cezalar ertelenemez" olarak değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
BAŞKAN - İkinci önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 19 uncu maddesi ile 15.7.1950 tarihli ve 5680 sayılı Basın
Kanununun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının 1 numaralı bendinin ikinci
cümlesindeki "ancak" kelimesinden sonra gelmek üzere "sorumlu
müdürler ve yukarıda yazılı şahıslar için verilen" ibaresinin eklenmesini
arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN - Şimdi, son ve
maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına Görüşülmekte olan 850
sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 19 uncu maddesi Anayasaya aykırıdır.
Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu? ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz. BAŞKAN - Önerge sahipleri
adına, Çorum Milletvekili Sayın Yasin Hatiboğlu, buyurunuz. YASİN HATİBOĞLU (Çorum) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hep söyleye geldik, yarının neler
getireceğini, yarında hangi tehlikelerin gizlendiğini bugünden keşfetmek zor
olmuyor. RTÜK'ün bu milletin başına ne belalar açacağını haftalardır söyleye
geldik, hatta ilk görüşüldüğü 2001 yılından bu tarafa ne sıkıntılar
doğuracağını, ülke ekonomisini, ülke ekonomisindeki yeni hortumları ne boyuta getireceğini;
yerel radyolar ve yerel televizyonların bu ülke manevî yapısına yaptığı
katkıları nasıl ortadan kaldıracağını, dolayısıyla bu suretle ne zararlar
vereceğini hep söyleye geldik. Bazen tebessümle izleyen arkadaşlarımız oldu;
daha zararını şimdiden gördük, görüyor musunuz, uyum içerisinde, dostluk ve
kardeşlik anlayışı içerisinde çalışan Parlamentoyu nasıl geriverdi, nasıl
gergin hale getirdi?! Sayın Başkan, burada,
size çok büyük görevler düşüyor. Elbette, siz, görevinizin bilincindesiniz;
ama, izin verin, eksik gördüğümüzü ifade edelim. Anayasa aykırı davranış
diye tutturuyoruz; doğruyuz. Anayasanın 95 inci maddesinde deniliyor ki;
Türkiye Büyük Millet Meclisi, kendi yaptığı İçtüzüğe göre çalışır. Nerede
İçtüzüğümüz?! İktidar çoğunluğuna söylüyorum, İçtüzükle, konuşma hakkımızı
aldınız elimizden, önerge hakkını aldınız elimizden, o yetmiyor, istediğiniz
zaman istediğiniz kanunu getirme yetkisini elinizde tutmaya devam ediyorsunuz.
Söz verdiğiniz RTÜK Yasasını geçirebilmek için, Başkan değiştiriyorsunuz;
hayır, o hafta yetmedi, olmadı, başka bir Başkan geldi, bu defa da, hafta
değiştiriyorsunuz. Öyle olmadı mı... Bununla nereye gideceksiniz?! MEHMET EMREHAN HALICI
(Konya) - Başkanların hepsi saygındır. YASİN HATİBOĞLU (Devamla)
- Sayın Başkan, 57 nci madde gayet
açık; işaretle oylamaya geçilirken, yirmi arkadaşımız, ya ayağa kalkmak
suretiyle ya da yirmi imzayı önceden göndermek suretiyle, her an, her saniye,
her dakika yoklama isteyebilir. Ha, diyebilirsiniz ki, efendim, bir dakika önce
bir önerge oylanmış, hemen arkasından, ikinci önergede yoklama istemek şık
kaçmıyor, böyle diyebilirsiniz; ama, İçtüzükte böyle denilmiyor, bu imkân
veriliyor. Peki, böyle
düşünüyorsanız, şuna ne diyeceksiniz: Önerge için soruyorsunuz "Sayın
Komisyon katılıyor musunuz?" diye, Komisyon önergeye katılıyor. HASAN GÜLAY (Manisa) -
Olabilir... YASİN HATİBOĞLU (Devamla)
- Yapmayın; biz burada ciddî bir çalışma yapıyoruz, yapmayın!.. Kanun yapıyoruz
burada; yapmayın!.. Taş enek oynamıyoruz, burada kanun yapıyoruz, ne
zannediyorsunuz ya?! (SP sıralarından alkışlar) Siz, bir hakkın sırf
gayri ızrar eden suiistimalini kanunun himaye etmeyeceğini çok iyi bilirsiniz.
Hükümet, kalkıp, kendi tasarısının değişikliğini isteyen bir önergeye
"katılıyorum" diyor. Bu nasıl hükümettir?! Bu tavrın dürüstlükle
izahı var mı, söyler misiniz bana?! Hükümet "katılıyorum" diyor;
nasıl olur!.. (DSP sıralarından gürültüler) Komisyon diyor ki: "Ben bu
değişiklik önergesine katılıyorum." Oy vermiyor arkada oturanlar; bu nasıl
iştir?! Yapmayın!.. Değerli milletvekilleri,
bakın, bir bürokrat arkadaşımızı burada yerden yere vurdunuz. Bu bizim
seçtiğimiz insan; şu anda burada yok... AYDIN TÜMEN (Ankara) - Siz değil, biz seçtik. YASİN HATİBOĞLU (Devamla)
- Sayın Başkan, sizden müdahale beklerdim, demeliydiniz ki: Sayın milletvekili,
konuşma imkânı olmayan, savunma imkânı olmayan bir insanı böyle yerden yere
vurmaya hakkınız yoktur, konuya gelin. Sizden bunu, gerçekten, siz olduğunuz
için bekliyordum. Bunu yapmadınız ve ben umuyorum ve bekliyorum, şimdi
bekliyorum; sayın bürokratın burada konuşma hakkı yok, keşke imkân olsa,
oylamayla, teklifle mümkün olsa da, bürokrata konuşma imkânı versek, meseleyi
anlatsa... (DSP sıralarından gürültüler) Ama, o imkân yok. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen
tamamlayınız. YASİN HATİBOĞLU (Devamla)
- O zaman, Sayın Bakana görev düşüyor; bürokrasiyle bürokratın ilişkisi
kesilinceye kadar, kamu görevlisidir; onu savunmak Sayın Bakana düşer. Sayın
Bakan nasıl yanında oturtuyorsa, bürokratın hukukunu burada korumalıdır. (SP,
DYP ve AK Parti sıralarından alkışlar) MEHMET EMREHAN HALICI
(Konya) - Özerktir o, özerktir. YASİN HATİBOĞLU (Devamla)
- Bir ricam var Sayın Başkanım, Hükümet ve Komisyon, gerçekten katılıyorsa oy
vermelidir; sırf, önergeler üzerinde söz hakkını engellemek için
"katılıyoruz" diyorsa, işte bu, bir hakkın suiistimalidir; buna izin
vermeyin. Saygı sunuyorum. (SP
sıralarından alkışlar) ASLAN POLAT (Erzurum) -
Doğrudur; Hükümet de önergeye oy vermelidir. BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum. Sayın Hatiboğlu, size
olan saygım nedeniyle savunma hakkımı kullanmayacağım; ama, hoşgörünüzü
istirham ederek bir şey söyleyeceğim: Sizin Meclis Başkanvekilliği yaptığınız
dönemdeki uygulamanızı ben bugün takip etseydim, mensubu bulunduğunuz
Grubunuzun yoklama taleplerinin çoğunu reddetmem lazımdı. Bunu da anlayışla
karşılayacağınızı düşünüyorum. (ANAP sıralarından alkışlar) Komisyonun ve Hükümetin
katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutup
işleme alacağım: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 19 uncu maddesi ile 15.7.1950 tarihli ve 5680 sayılı Basın
Kanununun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının 1 numaralı bendinin ikinci
cümlesindeki "ancak" kelimesinden sonra gelmek üzere "sorumlu
müdürler ve yukarıda yazılı şahıslar için verilen" ibaresinin eklenmesini
arz ve teklif ederiz. Fethullah
Erbaş (Van) ve arkadaşları BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu? ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılıyoruz efendim. BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılıyoruz efendim. III. - YOKLAMA (SP sıralarından bir grup
milletvekili ayağa kalktı) ASLAN POLAT (Erzurum)-
Yoklama yapılmasını istiyoruz. Sayın Başkan, hükümet
katılıyorsa "evet" oyu vermesi lazım komisyonun da... BAŞKAN - Sayın Polat... ASLAN POLAT (Erzurum) -
Ama öyle diyorlar Sayın Başkan; hükümet "katılıyorum" diyor, komisyon
da katılıyor. BAŞKAN - Komisyonun ve
Hükümetin iradesi üzerinde şahsî yorumların bir netice getirmeyeceğinin
bilinciyle, 20 arkadaşımın tespitini
yapacağım. ASLAN POLAT (Erzurum) -
Hayır efendim, hükümet "katılıyorum" diyor... Hükümet katılıyorsa,
tamamen katılması lazım... BAŞKAN - Şimdi, yoklama
isteyen arkadaşlarımı tespit ediyorum: Sayın Hatiboğlu, Sayın Candan, Sayın
Polat, Sayın Erbaş, Sayın Ulucak, Sayın Günbey, Sayın Kamalak, Sayın Batuk,
Sayın Sever Aydın, Sayın Geçer, Sayın Gören, Sayın Kukaracı, Sayın
Sünnetçioğlu, Sayın Karagöz, Sayın Zeki Çelik, Sayın Aydın, Sayın Esengün,
Sayın Budak, Sayın Malkoç, Sayın Canbay ve Sayın Öztek. Yoklama için 3 dakika
süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum. (Elektronik cihazla
yoklama yapıldı) BAŞKAN - Çoğunluğumuz
vardır. VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) 4. - Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında
Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın
89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri
Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı: 850) (Devam) BAŞKAN - Şimdi önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutup,
işleme alacağım: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 19 uncu maddesi ile 15.7.1950 tarihli ve 5680 sayılı Basın
Kanununun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinin "ancak
sorumlu müdürler mevkutenin sahibi olan gerçek kişiler ve tüzelkişilerin üst
yöneticileri için hürriyeti bağlayıcı cezalar süresine bakılmaksızın para cezasına
hükmolunur ve bu cezalar ertelenemez" olarak değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz. Fethullah
Erbaş (Van) ve arkadaşları BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu? ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılıyoruz efendim. BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılıyoruz. III. - YOKLAMA (SP sıralarından bir grup
milletvekili ayağa kalktı) ASLAN POLAT (Erzurum) -
Yoklama istiyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN - Peki. ASLAN POLAT (Erzurum) -
Onlar ne kadar gerçekçiyse, biz de o kadar gerçekçiyiz! (DSP sıralarından
gürültüler) BAŞKAN - Arkadaşlarımızın
isimlerini tespit edelim... Yasa koyucunun iradesi
vardır "ratio legis" denir, bir de "yasanın konulmasıyla güdülen
amaç" denir. Eğer 1 dakika arayla yoklama talebinde bulunmak hakkın
suiistimali addedilmiyorsa, ne yapayım!.. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Komisyon Başkanının yaptığı istismar değil mi efendim? BAŞKAN - Size olan saygım
nedeniyle, peki... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Ama, hakaret ediyorsunuz... O da suiistimal... Aynı şeyi yapıyorlar. ASLAN POLAT (Erzurum) -
Aynı şeyi yapıyorlar... Katıldıkları önergeye oy vermiyorlar. BAŞKAN - Sayın Polat,
lütfen itiraz etmeyin. İsimleri tespit
edeceğim... ASLAN POLAT (Erzurum) -
Komisyon, hangi önergeye katılıyor?!. BAŞKAN - Sayın Polat,
iktidar gruplarının önerisi lehinde konuşma talebi ile öneri aleyhinde
konuşmayı da aynı kategoriye koymadığımız müddetçe, birbirimizin tavrını
eleştirmekte kendimizi özgür ve haklı saymaya devam ederiz. (DSP, MHP ve ANAP
sıralarından alkışlar) AHMET SÜNNETÇİOĞLU
(Bursa) - İsimler nasıl olsa zabıtlara geçiyor; kamuoyu değerlendirir... |