Yazılı ve Sözlü Sorular Araştırma Komisyonları Soruşturma Komisyonları
                                                                      Son Tutanak Tutanak Sorgu Tutanak Metinleri Gizli Oturum Tutanakları
                                                                                                                                            Uluslararası Komisyonlar Dostluk Grupları
                                                                                      Genel Sekreterlik Mevzuat Telefon Rehberi Etik Komisyon Duyurular

DÖNEM : 21        YASAMA YILI : 4

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

CİLT : 94

 

95 inci Birleşim

2 . 5 . 2002 Perşembe

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – YOKLAMALAR

 

 

 

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.– Iğdır Milletvekili Abbas Bozyel ve 19 arkadaşının, Ermenilerin Iğdır İlinde yerli halka yaptıkları mezalimin araştırılması ve Iğdır üzerindeki emellerine karşı alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/279)

2.– Çankırı Milletvekili Hüseyin Karagöz ve 19 arkadaşının, Ilgaz İlçesi ve Ilgaz Dağının turizm potansiyelinin değerlendirilmesi ve yatırım olanaklarının araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/280)

B) Tezkereler ve Önergeler

1.– Dünya Bankası Parlamenter Ağı Başkanı Bert Koenders'in, Bern'de yapılacak olan "Açlıkla Mücadelede Parlamenterlerin Rolü" konulu Dünya Bankası Parlamenter Ağı Üçüncü Yıllık Konferansına vaki resmî davetine Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonunu temsilen bir parlamenterin icabet etmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1061)

2.– Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Türkiye-Nijerya Parlamentolararası Dostluk Grubunun kurulmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1062)

V.– ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1.– Başbakan Bülent Ecevit ve Bakanlar Kurulu üyeleri hakkındaki (11/27) esas numaralı gensoru önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmında yer almasına ve gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerin 7.5.2002 Salı günkü Birleşimde yapılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi

2.– Gündemin Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler kısmının 202 nci sırasında yer alan 612 sıra sayılı İçel Adının Mersin Olarak Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin bu kısmın 15 inci sırasına alınmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi

B) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1.– Genel Kurulun çalışma gün ve saatleriyle gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin DSP, MHP ve ANAP Gruplarının müşterek önerisi

VI.– KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

 

 

 

1.– İzmir Milletvekili Rifat Serdaroğlu'nun; İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın; Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya'nın; Ankara Milletvekili Yıldırım Akbulut'un; Şırnak Milletvekili Mehmet Salih Yıldırım'ın; Gaziantep Milletvekili Ali Ilıksoy, Konya Milletvekili Ömer İzgi ve Ankara Milletvekili Nejat Arseven'in; İstanbul Milletvekili Ziya Aktaş ve 42 Arkadaşının;  Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici'nin ve İzmir Milletvekili Işılay Saygın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S. Sayısı : 527)

2.– Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Kanunu Tasarısı ve Adalet ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/744) (S. Sayısı : 786)

3.– Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/777) (S. Sayısı : 557)

4.– Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/53) (S. Sayısı : 433)

5.– Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 618 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı; Kayseri Milletvekili Hasan Basri Üstünbaş ve Üç Arkadaşının Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/755, 1/689, 2/699) (S. Sayısı : 666)

6.– Türkiye İş Kurumunun Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 617 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Türkiye İş Kurumu Kanunu Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/754, 1/692) (S. Sayısı : 675)

7.– Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 619 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Aynı Mahiyetteki Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/756, 1/691) (S. Sayısı : 676)

8.– Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının Kurulması ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 616 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/753, 1/690) (S. Sayısı : 685)

9.– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850)

 

 

 

 

VII.– USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.– Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderilen RTÜK Kanununun Anayasa Komisyonunda görüşülmeyen maddeleri üzerinde Genel Kurulda müzakere açılıp açılmayacağı hakkında usul görüşmeleri

VIII.– SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.– Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın, M-60 tanklarının modernizasyon ihalesinin İsrail'e verilmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun cevabı (7/6561)

2.– Gaziantep Milletvekili Nurettin Aktaş'ın, M-60 tanklarının modernizasyon ihalesinin İsrail'e verilmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun cevabı (7/6568)

3.– Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak'ın, fen lisesi öğrencilerinin üniversite sınavlarında esas alınan orta öğretim başarı puanlarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/6569)

4.– Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, Sümer Holding’in özelleştirilmesine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu'nun cevabı (7/6589)

5.– Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, ABD'nin U-2 casus uçaklarına Türk hava sahasının kullandırıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun cevabı (7/6602)

6.– Hatay Milletvekili Mustafa Geçer'in, okul idareciliği sınavını kazananların atamalarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/6605)

7.– Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, M-60 tanklarının modernizasyon ihalesine ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun cevabı (7/6636)

8.– Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, imam hatip liselerinde uygulanan başörtüsü yasağına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/6648)

9.– Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Konya'da özürlü çocuklar için yaptırılan bir özel okulun açılmamasının nedenine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/6651)

10.– Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak'ın, su ücret tarifesi uygulamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral'ın cevabı (7/6770)

11.– İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin'in, din görevlilerinin rotasyona tâbi tutulacağı iddialarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan'ın cevabı (7/6806)

12.– Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, Türkiye-ABD ilişkilerine ve ABD Başkan Yardımcısının ziyaretine ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in cevabı (7/6809)

13.– Adıyaman Milletvekili Mehmet Özyol'un Et ve Balık Ürünleri A.Ş.'ye ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu'nun cevabı (7/6839)

14.– Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, THY'nin son on yıllık kâr ve zararına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu'nun cevabı (7/6853)

15.– Erzurum Milletvekili Fahrettin Kukaracı'nın, M-60 tanklarının modernizasyonu ihalesine ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun cevabı (7/6861)

16.– İçel Milletvekili Turhan Güven'in, tank modernizasyonu ihalesine ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun cevabı (7/6863)

17.– Diyarbakır Milletvekili Seyyit Haşim Haşimi'nin, bir İsrail firmasına askerî ihale verilmesine ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun cevabı (7/6874)

18.– Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Çankaya Belediyesi sınırları içinde Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce kaçak yapıldığı iddia edilen yapılara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Fikret Ünlü'nün cevabı (7/6916)

19.– İstanbul Milletvekili Azmi Ateş'in, kurul ve üst kurulların denetimlerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Recep Önal'ın cevabı (7/6892)

20.– Adıyaman Milletvekili Mehmet Özyol'un, Adıyaman İlindeki fidan dağıtımı, ilçe tarım müdürleri ve uçakla tarımsal ilaçlamaya ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp'in cevabı (7/6925)


I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açıldı.

Oturum Başkanı TBMM Başkanvekili Mustafa Murat Sökmenoğlu, 1 Mayıs Uluslararası İşçi Bayramı nedeniyle bir konuşma yaptı.

İstanbul Milletvekili Rıdvan Budak'ın;

Hatay Milletvekili Mehmet Dönen'in;

Aydın Milletvekili Sema Pişkinsüt'ün;

1 Mayıs’ın tarihî anlam ve önemine, Türk işçi ve emekçilerinin sorunlarına ve çözüm önerilerine ilişkin gündemdışı konuşmalarına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan cevap verdi.

Sağlık Bakanı Osman Durmuş, sigarayı bırakma haftası ve sigarayı bırakma kampanyası münasebetiyle gündemdışı açıklamada bulundu; DYP Gaziantep Milletvekili İbrahim Konukoğlu, SP Antalya Milletvekili Mehmet Zeki Okudan, MHP Kayseri Milletvekili Hasan Basri Üstünbaş, ANAP Afyon Milletvekili Halil İbrahim Özsoy, DSP İzmir Milletvekili B. Suat Çağlayan, AK Parti Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya da aynı konuda grupları adına görüşlerini belirttiler.

Saadet Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri Çorum Milletvekili Yasin Hatiboğlu ve Konya Milletvekili Veysel Candan'ın, esnaf ve sanatkârların sorunlarıyla ilgilenmedikleri ve ticarî yaşamlarını devam ettirebilmeleri için gerekli önlemleri almadıklarından işyerlerini kapatmalarına neden oldukları iddiasıyla Başbakan Bülent Ecevit ve Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/27) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündeme alınıp alınmayacağı konusundaki görüşme gününün Danışma Kurulu tarafından tespit edilip Genel Kurulun onayına sunulacağı açıklandı.

(9/5) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimine ilişkin tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya'nın (6/1733) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi okundu; sözlü sorunun geri verildiği bildirildi.

Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının:

1 inci sırasında bulunan, Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun (6/1046),

194, 195 ve 196 ncı sıralarında bulunan, Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım'ın (6/1314), (6/1315), (6/1316),

260 ıncı sırasında bulunan, Nevşehir Milletvekili Mükremin Taşkın'ın (6/1394),

491 ve 561 inci sıralarında bulunan, Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya'nın (6/1654), (6/1732),

Esas numaralı sözlü sorularına Devlet Bakanı Recep Önal cevap verdi.

2 nci sırasında bulunan (6/1047) esas numaralı sözlü sorunun, üç birleşim içinde cevaplandırılmadığı için yazılı soruya çevrilerek gündemden çıkarıldığı bildirildi.

3 üncü         sırasında bulunan (6/1048),

4 üncü " " (6/1049),

5 inci " " (6/1056),

6 ncı " " (6/1057),

7 nci " " (6/1058),

Esas numaralı sözlü soruların üç birleşim içinde cevaplandırılmadığı için yazılı soruya çevrilerek gündemden çıkarıldığı bildirildi; soru sahibi de görüşlerini açıkladı.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında bulunan:

TBMM İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu raporunun (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S. Sayısı : 527) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin Komisyon raporu henüz hazırlanmadığından;

Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri (1/744) (S. Sayısı : 786),

Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair (1/777) (S. Sayısı : 557),

Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye İlişkin (1/53) (S. Sayısı : 433),

Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 618 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kuruluş ve Görevleri Hakkında (1/755, 1/689, 2/699) (S. Sayısı : 666),

Türkiye İş Kurumunun Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 617 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Türkiye İş Kurumu (1/754, 1/692) (S. Sayısı : 675),

Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 619 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Aynı Mahiyetteki (1/756, 1/691) (S. Sayısı : 676),

Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının Kurulması ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 616 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Sosyal Sigortalar Kurumu (1/753, 1/690) (S. Sayısı : 685),

Kanun Tasarılarının görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından,

Ertelendi.

Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporunun (1/878) (S. Sayısı : 850) görüşmelerine geçilmesi sırasında, Anayasa Komisyonunda görüşülmeyen maddeler üzerinde Genel Kurulda görüşme açılıp açılmayacağı hususunda tereddütlerin bulunması nedeniyle usul müzakeresi açılacağı sırada çalışma süresinin dolduğu anlaşıldığından;

2 Mayıs 2002 Perşembe günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 19.01'de son verildi.

 

 

Mustafa Murat Sökmenoğlu

 

 

 

Başkanvekili

 

 

Burhan Orhan

 

Sebahattin Karakelle

 

Bursa

 

Erzincan

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye


                                                          No. : 132

II. – GELEN KÂĞITLAR

2.5.2002 PERŞEMBE

Tasarı

1.– Adlî Tıp Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/967) (Adalet ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.4.2002)

Teklifler

1.– Erzurum Milletvekili Mücahit Himoğlu ve 17 Arkadaşının; Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanunun Yürürlükten Kaldırılması ile Zorunlu Tasarrruf  Alacaklarının Tasfiyesi Hakkında Kanun Teklifi (2/952) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.4.2002)

2.– Erzurum Milletvekili Mücahit Himoğlu ve 17 Arkadaşının; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/953) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.4.2002)

3.– Kahramanmaraş Milletvekili Ali Doğan'ın; Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/954) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.4.2002)

4.– Aydın Milletvekili Yüksel Yalova'nın; Vergi Usul Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/955) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.4.2002)

5.– Aydın Milletvekili Yüksel Yalova'nın; Pasaport Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/956) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.2002)

6.– Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın; Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/957) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.2002)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.– Iğdır Milletvekili Abbas Bozyel ve 20 Arkadaşının, Ermenilerin Iğdır İlinde yerli halka yaptıkları mezalimin araştırılması ve Iğdır üzerindeki emellerine karşı alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi.(10/279) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.4.2002)

2.– Çankırı Milletvekili Hüseyin Karagöz ve 19 Arkadaşının, Ilgaz İlçesi ve Ilgaz Dağının turizm potansiyelinin değerlendirilmesi ve yatırım olanaklarının araştırılması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (101280) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.4.2002)


BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

2 Mayıs 2002 PERŞEMBE

BAŞKAN : Başkanvekili Yüksel YALOVA

KÂTİP ÜYELER : Burhan ORHAN (Bursa), Mehmet BATUK (Kocaeli)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 95 inci Birleşimini açıyorum. 

III. – YOKLAMA

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını, teknik personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı) 

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, süre bitiminden sonra salona giren arkadaşlarımızı tespit ettik. Aslında, onlar, süresi içinde sisteme girebilselerdi, toplantı yetersayını bulabiliyorduk.

Kısa bir ara vereceğim. Yalnız, bir hususu da Genel Kurulun dikkatine sunayım. Yoklama talebinde bulunan kişileri, Anayasa Mahkememiz, daha önce -elektronik sistemin olmadığı bir dönemde- var sayan kararlar almıştı. Parlamento geleneği açısından da, kim yoklama talebinde bulunmuşsa, sonuna kadar burada olmak durumunda ya da varsayılmak zorunda.

ŞEVKET BÜLEND YAHNİCİ (Ankara) - Sayın Başkan, şu anda çoğunluk var; hemen yapalım.

BAŞKAN - Hayır, bulunmadığını tespit ettiğimiz zaman, kısa bir ara vermek zorundayız.

İSMAİL KÖSE (Erzurum) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Köse.

İSMAİL KÖSE (Erzurum) - Değerli Başkanım, İçtüzüğe göre yetkiniz dahilinde; eğer, sayıya ulaşıldıysa, açma yetkiniz var.

BAŞKAN - Kısa bir ara vereceğiz.

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Pusulalar mükerrer Sayın Başkan.

BAŞKAN - Olmadığını söyledik.

15.15'te toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

Kapanma Saati : 15.09


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.15

BAŞKAN : Başkanvekili Yüksel YALOVA

KÂTİP ÜYELER : Burhan ORHAN (Bursa), Mehmet BATUK (Kocaeli)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 95 inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III. – YOKLAMA

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını, teknik personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Toplantı yetersayısı vardır; gündeme geçiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, İçtüzüğün 59 uncu maddesinin Başkana takdir yetkisi vermesi nedeniyle, gündemdışı söz isteyen Sayın Şadan Şimşek, Sayın Ahmet Kabil ve Sayın Mesut Türker arkadaşlarıma söz veremiyorum.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, nasıl oluyor?

BAŞKAN - Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkanım, anlamadım bu konuyu.

BAŞKAN - İki adet Meclis araştırması önergesi vardır.

Önergeleri okutmadan önce, Sayın Divan Üyesi arkadaşımın oturduğu yerden okuması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, biraz önce söylediğinizi anlayamadık.

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Efendim niye vermiyorsunuz?..

BAŞKAN - Başkanın takdir yetkisi, 59 uncu madde...

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Önce dağıtıyorsunuz, sonra kaldırıyorsunuz?!.

BAŞKAN - Yanlış yapmışlar. Başkanın takdir yetkisi...

Önergeyi okutuyorum:

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.– Iğdır Milletvekili Abbas Bozyel ve 19 arkadaşının, Ermenilerin Iğdır İlinde yerli halka yaptıkları mezalimin araştırılması ve Iğdır üzerindeki emellerine karşı alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/279)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

1914-1918 yılları arasında Ermenilerin Iğdır İlinde Iğdır halkına yapmış oldukları mezalimin gün ışığına çıkarılması hususunun araştırılması ve Iğdır üzerindeki emellerine karşı alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasamızın 98 inci Türkiye Büyük Millet Meclisinin İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.                                                                                                                                   20.04.2002

1- Abbas Bozyel          (Iğdır)

2- Nidai Seven                       (Ağrı)

3- Adnan Fatin Özdemir     (Adana)

4- Osman Müderrisoğlu                 (Antalya)

5- Hayrettin Özdemir    (Ankara)

6- Hasari Güler    (Adıyaman)

7- Arslan Aydar           (Kars)

8- Süleyman Turan Çirkin                    (Hatay)

9- Cumali Durmuş    (Kocaeli)

10- Seydi Karakuş (Kütahya)

11- Bekir Ongun        (Aydın)

12- Ahmet Erol Ersoy                   (Yozgat)

13- Mustafa Verkaya   (İstanbul)

14- Armağan Yılmaz          (Uşak)

15- Ali Işıklar                   (Ankara)

16- Mustafa Gül              (Elazığ)

17- Yusuf Kırkpınar     (İzmir)

18- Nail Çelebi                 (Trabzon)

19- Birol Büyüköztürk              (Osmaniye)

20- İrfan Keleş                   (Çankırı)

Gerekçe:

Son zamanlarda Ermeni soykırım iftiraları planlı bir şekilde sürdürülmekte, büyük katliamlara maruz kalan Türk Milleti dünya kamuoyunda mahkûm edilmeye çalışılmaktadır.

Halbuki Birinci Dünya Savaşı başlamadan, Rus Çarının vaatlerine kapılan Ermeni çeteleri intikam alayları kurarak doğu bölgemize dolmuş, 1914-1915 kışında Rus Ordusundaki Ermeni gönüllü taburları Iğdır'ı işgal etmiştir. Ekim 1917'de Rus askerlerinin Iğdır'dan çekilmesiyle Iğdır ve çevresinde bulunan Ermeniler, Ruslardan kalan cephane ve silahlarla toplu katliamlar yaparak Iğdır halkını bir vahşetle karşı karşıya bırakmıştır. Ermeniler 1914- 1918 yıllarında Iğdır ve çevresinde kadın erkek, çocuk ihtiyar demeden diri diri yakmışlar ve toplu katliamlar yapmışlardır.

Iğdır ve ilçelerinde yaşanan onbinlerce insanımızın hunharca katledilişini gören ve o günü yaşayan birçok insan, Iğdır'da halen şans eseri hayatta bulunmaktadır. Ermeniler yapmış oldukları katliamlarla yetinmemiş, son zamanlarda hukukî yollardan, toprak ve tazminatlarını devamlı dile getirmeye devam etmektedirler. En önemlisi de Avrupa ülkelerinde yaşayan Ermeni cemaatlerinin dağılmış Ermeni diasporasının dinî ve manevî efsane etrafından birleştirme ideallerine, Iğdır ve yöresi vatan gösterilmek suretiyle yeni bir boyut kazandırmaya çalışmaktadırlar. Bu durumda Ermenilerin Iğdır halkına yapmış oldukları mezalim ve tarihî gerçeklerin dünya kamuoyuna anlatılabilmesi için Ermeni soykırım müzesinin kurulması büyük bir fayda sağlayacağı gibi, Iğdır ve çevresi üzerindeki siyasî emellerine karşı alınacak tedbirler zaman kaybetmeden yerine gelmiş olacaktır. Yine, Ermeniler her platformda Türkiye'ye baskı yaptırmak için bütün okları Türkiye'ye çevirerek, tarihî gerçekleri saptırmaya çalışmışlardır. İşte, bu tarihî gerçeklerin ortaya çıkması hem Ermeni soykırımı kararlarını kabul edenleri mahcup edecek hem de Ermenilerin gerçek yüzleri ortaya çıkmış olacaktır.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

İkinci önergeyi okutuyorum:

2.– Çankırı Milletvekili Hüseyin Karagöz ve 19 arkadaşının, Ilgaz İlçesi ve Ilgaz Dağının turizm potansiyelinin değerlendirilmesi ve yatırım olanaklarının araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/280)

 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Turizm, ülkemizin olmazsa olmaz sektörlerinin başında gelmektedir. En çok gelir elde ettiğimiz turizm sektöründen yeteri kadar faydalanmamız ülkemiz menfaatına olacaktır. Yaz ve özellikle kış turizmi açısından Çankırı İlimize bağlı Ilgaz İlçemiz ve Ilgaz Dağımız bugün kayak ve kış sporları açısından aranılan bir yer olma özelliğine sahiptir. İşsizliğin arttığı ülkemizde yatırım olanaklarının artması işsizliği de büyük ölçüde azaltacaktır. Ilgaz İlçemiz ve Ilgaz Dağımızın kış ve yaz turizmi açısından yatırım imkânlarının araştırılması maksadıyla Anayasanın 98 inci maddesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 üncü ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

1- Hüseyin Karagöz    (Çankırı)

2- Veysel Candan      (Konya)

3- Yasin Hatiboğlu   (Çorum)

4- Mustafa Geçer          (Hatay)

5- Sacit Günbey            (Diyarbakır)

6- Nezir Aydın                                      (Sakarya)

7- Yaşar Canbay   (Malatya)

8- Mehmet Batuk        (Kocaeli)

9- Temel Karamollaoğlu                     (Sıvas)

10- Lütfü Esengün  (Erzurum)

11- M. Zeki Çelik         (Ankara)

12- Mustafa Kamalak    (Kahramanmaraş)

13- Turhan Alçelik     (Giresun)

14- Alaattin Sever Aydın                 (Batman)

15- Ömer Vehbi Hatipoğlu            (Diyarbakır)

16- Fahrettin Kukaracı (Erzurum)

17- Yakup Budak         (Adana)

18- Rıza Ulucak      (Ankara)

19- Mehmet Bekâroğlu      (Rize)

20- Ali Oğuz                   (İstanbul)

Genel Gerekçe:

Dünyada, turizmde aşama yapmış ülkeler, kıyı, ören ve kültürel kaynaklara dayalı turizm hareketlerinin yanı sıra, turizm çeşitlerini artırarak, turizm mevsimini uzatma ve vasıflı personel istihdamını yıl boyu sürekli kılmak amacıyla, ülkenin sahip olduğu dağ ve kış turizmi olanaklarından da etkili bir şekilde yararlanma yoluna gitmişlerdir.

Kış turizmi ve kış sporları merkezleri, bünyesinde turizm ve spor hareketleri ile bunlara bağlı diğer yan uğraşlara ve ilişkilere olanak veren, kendine özgü yapısal ve dokusal özellikleri bulunan yerleşim merkezleridir.

Yoğun olarak, kış mevsimi süresince kullanılan merkezler, genellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında sınırlı bir kullanım, yaz mevsiminde ise birer dinlenme ve iklim kör merkezi olarak çekicilik kazanır ve yoğun kullanım sunarlar.

Ayrıca, bugün, turizm, ülkemizin en önemli gelir sağlayan sektörlerinden birisidir.

Ilgaz İlçemiz, 1871 yılında nahiye, 1888 yılında belediye teşkilâtı kurulmuş, 1922 yılında kaza merkezi olmuş ve Kastamonu İline bağlanmıştır; 1929 yılında, Çankırı İlimize bağlanmıştır. Osmanlı döneminde Koçhisar (Koçhisarbala) olan ismi, 1922 yılında Ilgaz olarak değiştirilmiştir. İsmini Ilgaz Dağından almıştır.

Nüfusu, 2000 yılı nüfus sayım sonuçlarına göre, merkez ve köyler dahil 28 217 kişidir. 73 köyü, 1 nahiyesi ve 1 kasabası vardır. İlçenin geçim kaynağı, orman, hayvancılık, tarım, meyvecilik ve turizmdir.

Ilgaz Dağımız, bugün, planlama çalışmaları devam eden kayak merkezleri arasında yer almaktadır. İlçemizde bulunan Kadın Çayırı mesire yeri ve Ilgaz Dağı doruk mevkii bölgelerinde, kayak, tekerlekli paten, buz pateni, buz hokeyi, kros, dağ bisikleti, kampçılık, izcilik, yamaç paraşütü, yürüyüş gibi birçok spor türlerinin yapılabilir olması, bu bölgeye ayrı bir önemin verilmesine neden olmaktadır.

Ilgaz İlçemizin ve Ilgaz Dağımızın ülke turizmine büyük katkı sağlayacağı unutulmamalıdır. Bu bölgeden yaz ve kış turizmi açısından nasıl yararlanılacağının ve yatırım olanaklarının araştırılması için bu araştırma önergemizi vermiş bulunuyoruz.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge, gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 2 adet tezkeresi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım.

B) Tezkereler ve Önergeler

1.– Dünya Bankası Parlamenter Ağı Başkanı Bert Koenders'in, Bern'de yapılacak olan "Açlıkla Mücadelede Parlamenterlerin Rolü" konulu Dünya Bankası Parlamenter Ağı Üçüncü Yıllık Konferansına vaki resmî davetine Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonunu temsilen bir parlamenterin icabet etmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1061)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Dünya Bankası Parlamenter Ağı Başkanı Bert Koenders'in daveti üzerine, 9-11 Mayıs 2002 tarihlerinde Bern'de yapılacak olan "Açlıkla Mücadelede Parlamenterlerin Rolü" konulu Dünya Bankası Parlamenter Ağı Üçüncü Yıllık Konferansına Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonunu temsilen bir üyesinin katılması hususu Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca, Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                        Ömer İzgi

                                                        Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                           Başkanı

BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

2.– Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Türkiye-Nijerya Parlamentolararası Dostluk Grubunun kurulmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1062)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 9.4.2002 tarih ve 99 sayılı kararıyla, Türkiye-Nijerya Parlamentolararası Dostluk Grubunun kurulması uygun mütalaa edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi uyarınca, anılan dostluk grubunun kurulması Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                        Ömer İzgi

                                                        Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                           Başkanı

BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Danışma Kurulunun 2 ayrı önerisi vardır; ayrı ayrı okutup, ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

V. – ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1.– Başbakan Bülent Ecevit ve Bakanlar Kurulu üyeleri hakkındaki (11/27) esas numaralı gensoru önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmında yer almasına ve gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerin 7.5.2002 Salı günkü Birleşimde yapılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi

No. : 111                                                                                           2.5.2002

Danışma Kurulu Önerisi

1.5.2002 tarihli Gelen Kâğıtlarda yayımlanan ve aynı tarihli 94 üncü Birleşimde okunmuş bulunan Başbakan Bülent Ecevit ve Bakanlar Kurulu Üyeleri hakkındaki (11/27) esas numaralı gensoru önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmında yer almasının ve Anayasanın 99 uncu maddesi gereğince, gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerin 7.5.2002 Salı günkü Birleşimde yapılmasının Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.

 

 

 

Ömer İzgi

 

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi

 

 

 

 

Başkanı

 

 

M.Emrehan Halıcı

 

Koray Aydın

 

 

DSP Grubu Başkanvekili

 

MHP Grubu Başkanvekili

 

 

Ali Rıza Gönül

 

İbrahim Yaşar Dedelek

 

 

DYP Grubu Başkanvekili

 

ANAP Grubu Başkanvekili

 

 

Mehmet Ali Şahin

 

Ömer Vehbi Hatipoğlu

 

 

AK Parti Grubu Başkanvekili

 

SP Grubu Başkanvekili

 

 

BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Söz talebimiz vardı Sayın Başkan.

Yerimden bir cümle ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Candan

VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; dünkü oturumu Sayın Murat Sökmenoğlu yönetiyordu ve normalde, teamüllere göre de...

BAŞKAN - Sayın Candan...

VEYSEL CANDAN (Konya) - Müsaade eder misiniz...

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Ne var bu kadar acele edecek Sayın Başkan!

BAŞKAN - ...isterseniz, sıralamada yol alalım, sonra, yine, söz hakkınız kalsın.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Hemen bitiriyorum. Bir cümle...

Normalde, Meclis Başkanvekilimiz, haftanın üç günü birleşim yönetiyordu. Dün, hükümet sıralarından Sayın Sökmenoğlu'na müdahaleler yapıldı ve bu müdahalelere protesto olarak oturuma gelmediğini; ancak, Genel Kurulda olduğunu görüyoruz; bu, birinci tespit; tutanaklara geçmesi açısından.

Sizin oraya gelmiş olmanız, yani, oturumu yönetmiş olmanız, bizim için, netice itibariyle... En azından, usul ve esasları ihlal etmeyeceğinize inanmak istiyoruz; ancak, gündemdışı konuşmaları hemen devredışı bırakmakla, bundan sonra oturumlarda taraflı olacağınız kanaati bizde hâsıl oldu; çünkü, gündemdışı konuşmalarla ilgili liste basıldı, ilan edildi ve bizlere de dağıtıldı; konuşmacılar da hazırlık yaptılar; ama, doğrudan doğruya, hemen, oturumun ilk dakikasında, kendinize İçtüzüğün tanıdığı yetkiyi gerekçe göstererek gündemdışı konuşmaları kaldırmak suretiyle; yani, mevcudu görüşerek tasarıya hız vermek eğiliminde olduğunuz anlaşılıyor. Ümit ediyorum ki, bu oturum devam ettiği sürece tarafsızlık ilkenizde bir sıkıntı yaşamayız.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Kanaatiniz elbette sizi bağlayacaktır.

TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Güven.

TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkanım, Yüce Meclis iki gündür bir görüntü içinde. Dün, çok değerli bir bakanımız sigarayla ilgili bir gündemdışı konuşma talep etti; fakat, daha sonra, burada, ileriki bir tarihte bunu görüşeceğini beyanla bu konuşmadan vazgeçti. Bunun üzerine, bize gelen yazı çerçevesinde biz de arkadaşlarımıza görev verdik gruplara söz hakkı doğduğu için.

Tabiî, ben, Sayın Sökmenoğlu'nun değişmesine falan girmiyorum. İçtüzüğün 15 inci maddesi açıktır; Sayın Başkan, istediği başkanvekilini çıkarır; ama, tabiî, calibi dikkattir. Ben, sizin, hukuk ve Anayasayı iyi bildiğinizi bildiğim için bu konuda müsterihim; ama, neden, milletvekillerine söz hakkı verildiği, konuşacağı söylenildiği halde -dünkü işlem gibi- bundan sarfınazar edilmesi olayı gündeme geliyor iki gündür? Buradaki amaç nedir?

Bir kanunu, enine boyuna tartışma zemini hazırlanmadan, çok süratle, hemencecik, çarçabuk geçirecek ve milletin gerçekleri öğrenmesine imkân vermeyecek bir düzenleme midir bu; yoksa, yıllardan beri süre gelen tekelleşmeye, kartelleşmeye, özellikle Anadolu basını için söylüyorum, onların haklarını ortadan kaldıracak bir düzenlemeye karşı çıkmayı bertaraf etmek midir? Bunu takdirlerinize sunuyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Ben de teşekkür ediyorum Sayın Güven.

Ben, bu sabah, İçtüzüğün 59 uncu maddesinin Başkana verdiği takdir yetkisi çerçevesinde gündemdışı konuşma vermeyeceğimi söylemiştim; çünkü, o saatte, henüz, Danışma Kurulu toplanmış değildi. Çalışma saatleri de, bildiğim kadarıyla, geçen haftadan tespit edilmişti; onun için yaptım.

Şimdi, Danışma Kurulunun ikinci önerisini okutuyorum:

2.– Gündemin Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler kısmının 202 nci sırasında yer alan 612 sıra sayılı İçel Adının Mersin Olarak Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin bu kısmın 15 inci sırasına alınmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

No. : 112                                               Tarihi: 2.5.2002

Gündemin Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler Kısmının 202 nci sırasında yer alan 612 sıra sayılı İçel Adının Mersin Olarak Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin bu kısmın 15 inci sırasına alınmasının Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.

 

 

 

Ömer İzgi

 

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi

 

 

 

 

Başkanı

 

 

M. Emrehan Halıcı

 

Koray Aydın

 

 

DSP Grubu Başkanvekili

 

MHP Grubu Başkanvekili

 

 

Ali Rıza Gönül

 

İbrahim Yaşar Dedelek

 

 

DYP Grubu Başkanvekili

 

ANAP Grubu Başkanvekili

 

 

Mehmet Ali Şahin

 

Ömer Vehbi Hatipoğlu

 

 

AK Parti Grubu Başkanvekili

 

SP Grubu Başkanvekili

 

 

BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Demokratik Sol Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve Anavatan Partisi Gruplarının, İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş bir önerileri vardır; okutup, oylarınıza sunacağım:

B) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1.– Genel Kurulun çalışma gün ve saatleriyle gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin DSP, MHP ve ANAP Gruplarının müşterek önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 2 Mayıs 2002 Perşembe günü yaptığı toplantıda, siyasî parti grupları arasında oybirliği sağlanamadığından, gruplarımızın ekteki müşterek önerilerini, Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

 

Emrehan Halıcı

Koray Aydın

İbrahim Yaşar Dedelek

 

DSP Grup Başkanvekili

MHP Grup Başkanvekili

ANAP Grup Başkanvekili

 

Öneri:

Genel Kurulun 2 Mayıs 2002 Perşembe günkü birleşiminde gündemin 10 uncu sırasına kadar olan kanun tasarı ve tekliflerinin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması; 8 Mayıs 2002 Çarşamba ve 9 Mayıs 2002 Perşembe günleri Genel Kurulun 15.00-23.00 saatleri arasında çalışması ve 8 Mayıs 2002 Çarşamba günü sözlü soruların görüşülmemesi önerilmiştir.

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, İçtüzük gereği, lehte ve aleyhte 2'şer üyeye, 10'ar dakika söz vereceğim.

Saat 14.50'de Başkanlığa verilen bir dilekçe var; okuyorum:

"Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İktidar partisi gruplarının önerilerinin lehinde söz almak istiyorum.

                                                                         Suat Pamukçu

                                                                                 Bayburt"

Yine, bugün, saat 14.50'de "iktidar partileri grup önerileri lehinde söz almak istiyorum.

                                                                         Lütfü Esengün

                                                                                Erzurum"

İlk olarak, önerinin lehinde, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu'ya söz vereceğim.

Arkadaşlarım, bana "iktidar gruplarının önerisi" şeklinde listeyi verdiklerinde "dilekçe var mı" dedim, geliş saatine baktırdım; dolayısıyla, "lehinde" denildiğine göre, lehinde olmak üzere, bu arkadaşlarıma söz vermek zorundayım formel hukuk açısından..

MEHMET EMREHAN HALICI (Konya) - Umarız lehinde konuşur Sayın Başkan!

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Pamukçu. (SP sıralarından alkışlar)

SUAT PAMUKÇU (Bayburt) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce de Sayın Başkanın ifade ettiği gibi, iktidar gruplarının getirmiş olduğu Meclisin çalışma düzenine ilişkin öneri üzerinde ve lehinde olmak üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum.

Şimdi, bir kere, bu önerinin üç cephesi üzerinde durmamız lazım. Birincisi, Meclisin çalışmasıyla ilgili husustur. Türkiye, Meclisin, etkili, faydalı çalışmasına gerçekten muhtaç durumdadır.

Türkiye, yaklaşık beş yıldır süregelen derin ekonomik krizden çıkış için seçmiş olduğu temsilcilerinin heyetinden; yani, Yüce Meclisten, bu sorunlarına, beş yıldır çektikleri sıkıntılara çözüm getirecek çalışmaları, hem de gece-gündüz yapılacak çalışmaları beklemektedir. Dolayısıyla, Meclisin uzun süreli çalışması, iktidar veya muhalefet olsun hepimizin ortak arzusudur. Bu arzunun hilafına bu Mecliste herhangi bir görüş olduğuna inanmıyorum. Dolayısıyla, Meclisin çalışma saatlerinin düzenlenmiş olması, sadece bu açıdan bakıldığı zaman, yerindedir, olumludur. Tabiî bu Meclisin, çalışmalarını, geceden sabaha kadar sürdürmesi doğrudur da, biraz önce de ifade ettiğim gibi, Türkiye'nin problemlerini çözecek şekilde çalışması da ayrı bir konudur. Şimdi, getirilen öneride öyle anlaşılıyor ki, Türkiye'nin ihtiyaçları da dikkate alınmıştır ve bu ihtiyaçlar doğrultusunda, gece, sabahlara kadar, belki, bu Meclis çalışıp Türkiye'nin bu sıkıntılarını halledecektir.

Getirilen öneriler nedir, nasıl halledecektir diye olayın ikinci cephesine baktığımız zaman ne görüyoruz: Bir kere, Türkiye'de mademki ekonomik kriz var; ama, buna rağmen, son birkaç aydır, başta, Sayın Başbakan ve Devlet Bakanımız Sayın Derviş olmak üzere birçok bakanımız Türkiye'de krizin bittiğini söyleyip duruyor. Her gittikleri toplantılarda krizin aşıldığını, Türkiye'nin, artık, düzlüğe çıktığını, 2002 yılının refahlama ve refaha kavuşma yılı olduğunu Sayın Başbakan da Sayın Bakanlar da her yerde söylüyorlar, bizler de dinliyoruz. Ancak, ne var ki, bütün bu söylenilenlere rağmen Türkiye'de dolaşan herkes biliyor ki, özellikle milletvekillerimiz gittiği seçim çevrelerinden biliyor ki, Türkiye bu sıkıntıları aşmış değildir. Türkiye'de kriz daha da derinleşmiştir ve bu şekilde gittiği takdirde, bu krizin aşılması da mümkün değildir.

Efendim, hükümet krizi aşmak için çabalıyor; ama, ne yazık ki, bazı insanlar, bazı kişiler Türkiye'deki krizin devam ettiğini söyleyip duruyor, bazı yayın organları, bazı televizyonlar, gazeteler sanki krizin üzerine ateşle gidiyormuş gibi yayınlarına devam ediyorlar. Bu halde ekonominin içine düştüğü bu krizden çıkış mümkün değildir. Hükümetimiz de bu gerçeği görmüş olacak ki, hükümetin "krizden çıktık" beyanlarının dışında herhangi bir beyan olmaması için, herhangi bir yazı, televizyon yayını olmaması için bu kanunu getirmiştir; bunda yadırganacak bir husus görmüyoruz.

Bir taraftan, hükümet "kriz bitti" diye toplantı toplantı koşup, konuşurken, bazı basın ve yayın organlarının "hayır, kriz devam ediyor" yayınları krizin gittikçe derinleşmesine sebep olmaktadır. Dolayısıyla, getirilen teklifin bu gece sabaha kadar görüşülüp bu olumsuzlukların giderilmesi yönünde bir adım atılmış olmasını olumlu karşılamak durumundayız.

Bir diğer husus da, getirilen tasarıda "halkı karamsarlığa sevk eden yayın" ifadesinin altında şöyle bir durum da var: Şimdi, Türkiye, birkaç yıldan beri IMF reçeteleriyle yönetilir hale gelmiştir; IMF'nin dayattığı kanunlarla yönetilir hale gelmiştir.

Yine, basın yayın organları, yeni bir stand-by anlaşması imzalanıyor diye bir yayın yaptığı zaman, gerçekten, biz biliyoruz ki, halkımız büyük karamsarlığa düşmektedir. Dolayısıyla, bu tür yayınların da önüne geçmek için böyle bir tasarının getirilmiş olması, yerinde bir uygulamadır; bu bakımdan, bu tasarının lehinde söz almıştım Sayın Başkan ve sayın milletvekilleri.

ASLAN POLAT (Erzurum)- Avrupa Birliği normlarına uyuyor mu sayın sözcü?!.

SUAT PAMUKÇU (Devamla)- Diğer bir husus, hükümetimiz, bildiğiniz gibi, geçen yıl mart ayında Ulusal Programı kabul etmişti. Ulusal Programda, Avrupa Birliği kriterlerine uyma sözü verilmiş; bunlardan biri de, mevcut RTÜK Kanununda yapılacak değişikliklerdir. Her ne kadar, Avrupa Birliği, Türkiye'deki yayınlarla ilgili kendi standartlarını belirtmiş olmasına ve getirilen bu tasarıda da bu hususlar yer almamış olmasına rağmen, verilmiş olan sözün yerine getirilmesi için de, bu tasarının bir an önce görüşülmesi gerekir; bu bakımdan da, yerinde bir tekliftir diye düşünüyoruz.

Bir diğer husus da, Türkiye'de devam edegelen fiilî bir durum var; nedir bu: Şu andaki mevcut kanuna göre, biliyorsunuz, radyo, televizyon sahipleri devlet ihalelerine girememektedir yasaya göre; ancak, fiilî durum böyle değildir. Şu anda fiilî duruma baktığınız zaman, bir çok basın yayın kuruluşunun sahibi, patronu gayet rahatlıkla devlet ihalelerine girip, ihale almaktadır. Diyeceksiniz ki, bu, kanuna aykırı bir husus değil mi; Türkiye'de yargı organları yok mu; Türkiye'nin savcıları yok mu? Ne yapalım; bizim savcılarımıza da buradan bir sitemde bulunmak lazım herhalde; bir konuşma yaptı diye siyasilerin peşinde koşanlar, maalesef, bu ihalelere girip çıkanları görmezden geliyorlar.

Şimdi, bu fiilî durumun düzeltilmesi için, hükümetimiz, bir kanun getirmiş. Madem ki, bu basın yayın sahipleri ihalelere giriyor, savcılarımız ve yargı organlarımız da bunların peşine düşmüyor, o zaman, bu fiilî durumu düzeltelim, yargı mensuplarının işini rahatlatalım düşüncesiyle  böyle bir kanunu getirmişler. Dolayısıyla, Türkiye'deki fiilî durumu resmileştirmek istemişlerdir. Bunda da yadırganacak bir durum görülmemesi gerekir.

Bir diğer husus da, biliyorsunuz, geçtiğimiz günlerde bir af kanunu çıkardık. Birçok insanın hapishanelerden çıkmasını temin edecek -buna af yasası demeyelim de, erteleme yasası diyelim- yasayı çıkardık; ancak, özellikle, radyo ve televizyon sahiplerinin bugüne kadar yapmış oldukları hataları affedecek bir kanun çıkarmadık. Bugün, bu kanunu çıkardığımız takdirde, eşitliği de sağlamış olacağız. İnsanların bir kısmını affedip de bir kısmını affetmemek, bu Meclise yakışmaz. Dolayısıyla, Meclis, kendine yakışanı yapacak, radyo ve televizyon sahiplerini de affedecek ve böylece, eşitliği sağlamış olacaktır.

Bu düşüncelerle, bu önerinin lehinde söz aldım.

Sayın Başkan, teşekkür ediyor, Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Pamukçu.

Lehinde ikinci söz talebi, Erzurum Milletvekili Sayın Lütfü Esengün'ün.

Buyurunuz Sayın Esengün.

Sayın Esengün, süreniz 10 dakikadır.

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) - Sayın Başkan, sayın  milletvekilleri; muhalefet partisine mensup olmama rağmen, iktidar partileri gruplarının önerisi lehinde söz almış bulunuyorum; hepinizi hürmetle selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu dönemde İçtüzük değişti, muhalefetin sözü alabildiğine kısıtlandı. Bugün, muhalefet milletvekilleri, ne ülke problemlerini ne de yörelerine, seçim bölgelerine ait problemleri, sorunları Meclis huzurunda dile getirmek fırsatını bulamıyorlar.

İkincisi, şu anda, bu Meclis, Anayasaya aykırı bir İçtüzükle yönetilmekte. Maalesef, ben, bunu kürsüye her çıktığımda söylüyorum, bundan sonra da söylemeye devam edeceğim. Anayasaya aykırı bir İçtüzükle yönetilmekten, maalesef, ne Meclis Başkanı ne Meclisin özellikle iktidar mensubu olan çoğunluğu rahatsız olmuyor, kimse bu işe bir çare bulmaya çalışmıyor. Biz de, bugün, çaresizlik tahtında iktidar partilerinin önerilerinin lehinde söz almış bulunuyoruz.

Lehinde şu görüşümü ifade edebilirim: Tabiî ki, Meclis çalışsın. Haftaya gece 11'e kadar çalışılacakmış; çalışsın. Biz, çalışmaktan yanayız, Meclis çalışmasın diyemeyiz; ama, Meclis, milletin hayrına çalışsın. Getirilen öneriye göre, bugün, gündemin hangi sırasına kadar olan tasarılar görüşülecek; 10 uncu sıraya kadar olan tasarılar görüşülecek. 10 uncu sıraya kadar çok çeşitli tasarılar var; ama, herkesin bildiği bir gerçek var ki, bugün, gündemin 9 uncu sırasında olan RTÜK Yasası görüşülecek. RTÜK Yasası görüşülür de, kabul edilirse, bu milletin hangi derdi, hangi problemi halledilecek?

Değerli arkadaşlar, biz, burada, milletin sorunlarını çözmek için varız, medya patronlarının dertlerini halletmek için değil. (SP sıralarından alkışlar) Burada, eğer, mesai yapacaksak geceyarılarına kadar, gelin, işçinin, köylünün, emeklinin, dargelirlinin, fakir fukaranın, tüyü bitmemiş yetimin haklarını savunmak için, çözmek için yasalar yapalım. (SP sıralarından alkışlar)

ASLAN POLAT (Erzurum) - Medya emekçilerinin de haklarını arayalım; sadece patronların değil.

LÜTFÜ ESENGÜN (Devamla) - Ama, günlerden beri, özellikle bugün, Meclisin üzerinde bir baskı var, hissediliyor -artık, yıllardan beri tecrübe sahibi olduk- bugün RTÜK Yasası çıkacak! RTÜK Yasası çıkacak da ne olacak; ANAP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Yılmaz'a sorulursa, efendim, bu haliyle çıksın da, sonra düzeltiriz. Ha, düzeltinceye kadar ne olacak; bazıları malı götürecek!

Değerli arkadaşlarım, bakınız, bugün, Meclis önemli bir sınavdadır. Özellikle iktidar partisi milletvekillerine sesleniyorum: Bugün, burada, söz milletin mi olacak, medya patronlarının mı olacak; onun sınavını veriyoruz. (SP sıralarından alkışlar)

Ben, inanıyorum ki, DSP'de, MHP'de, Anavatan Partisinde -herkes de biliyor- bu RTÜK Yasasını içine sindiremeyen birçok arkadaşımız var, yanlış olduğuna kanaat getiren birçok arkadaşımız var.

Gelin, milletin dertleriyle uğraşalım. Nedir şu RTÜK?!. RTÜK'ten kimin şikâyeti var?!. Gidin, Anadolu'yu gezin; 60 000 000 içerisinde, eğer bir kişi, RTÜK Yasasını değiştirin diye size talepte bulunursa, ben de size katılacağım, gelin, beraber değiştirelim diyeceğim. Milletin gündeminde RTÜK yok, milletin gündeminde Af Yasası yok... Millet aç, millet perişan, millet sefil; işsizlik, çaresizlik almış yürümüş; Meclis neyle meşgul; Af Yasası!.. Hani Af Yasasının sahipleri?! Anası belliydi, babası belli değil; şimdi, Bakan da yok ortada, Af Yasası görüşülecek...

Değerli arkadaşlar, şu 21 inci Dönemde, özellikle Adalet Bakanlığı uygulamalarıyla ilgili bir başka talihsiz dönem görülmemiştir. Şimdi, kanun olmadan, yasa olmadan, hapishanelerden hükümlüler tahliye ediliyor; bu nasıl iş?!. Anayasa Mahkemesi bunun yeniden düzenlenmesi için altı ay süre vermişti; fakat, bu, altı ayın son gününde geldi Yüce Meclise. Bu Sayın Bakan, birinci ay, ikinci ay, üçüncü ay, dördüncü ay, beşinci ay, altıncı ay nerelerdeydi de, son güne getirdi sıkıştırdı Af Yasasını?! Şimdi, millet perişan durumda...

Efendim, RTÜK'ü bugün görüşeceğiz... RTÜK'ü görüşmeye dün başlamak üzereydik. Bugün, baktık, Meclis Başkanlık yönetiminde bir değişiklik var. Sayın Sökmenoğlu niye bugün kürsüde yok. Halbuki, bugün, sıra onun olmalıydı; Genel Kurulu dün o yönetti, evvelki gün o yönetti. Sayın Sökmenoğlu, ben böyle bir yasanın yasalaşmasında Meclisi yönetemem, bunu içime sindiremem diyorsa, bunu saygıyla karşılarız. (SP sıralarından alkışlar) Tabiî ki, yerine bir başka Meclis Başkanvekili görev alacak, Meclisimiz çalışacak, muhakkak orada bir Sayın Başkan oturacak, yönetecek; ama, bu, niye Kamer Genç değil de Sayın Yalova; bunun cevabını da ben merak ettim doğrusu. Niye muhalefete mensup bir Meclis Başkanvekili değil de, özellikle Sayın Yalova ve Sayın Yalova'ya -Başkanım mazur görsünler; Sayın Candan'ın sözünün başında ifade ettiği gibi- gündemdışı sözleri iptal etmekle de, bugünkü güvenimiz ciddî şekilde sarsılmıştır. Bu, özel bir görevlendirmedir gibi geliyor bize;  bu RTÜK Yasası, ne olursa olsun, bugün, Meclisten geçirilecektir diye. (SP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bakınız, Resmî Gazetenin 5 Nisan tarihli sayısında bölge müdürlüklerinin kapatılmasıyla ilgili hükümet kararnamesi yayımlandı ve 1 Mayıs gününe kadar kapatılacak bölge müdürlüklerinin hangileri olacağını, kurumlar, Başbakanlığa bildireceklerdi, tahmin ediyorum bildirdiler. Şimdi, ayın 31'ine kadar tam 112 tane bölge müdürlüğü kapatılacak; bu, hepimizi ilgilendiriyor, bütün illeri, bölge müdürlüklerinin olduğu bütün illeri. Şimdi, hükümetten rica ediyoruz, gelin, hangi bölge müdürlüğü kapatılacaksa, şu Mecliste bunu müzakere edelim, kapalı kapılar ardında, afet kararnamesinde yaptığınız gibi, politik, partizanca işlem yapmayın. Hangi bölge müdürlüğü kapatılacaksa, onu, Meclis bilsin, millet bilsin.

Değerli arkadaşlar, yine, geçen gün Erzurum'da bir toplantıya katıldık; bu, üniversite öğrencilerinin, özellikle, fen-edebiyat fakültesi talebelerinin önemli sorunlarının ele alındığı bir toplantıydı. Bu söylediklerim, toplumdaki herkesin, her kesimin dertleri, öğrencinin derdi var, öğretmenin derdi var, hâkimin, savcının, işsizin derdi zaten en büyük dert. Pedagojik formasyonla ilgili, Millî Eğitim Bakanlığının, YÖK'ün yıllardan beri yaptığı yanlış bir uygulamanın düzeltilmesi için siyasî parti temsilcilerinin katıldığı, iştirak ettiği bir toplantı yapıldı. 1998 yılında fen-edebiyat fakültelerine giren öğrencilerin, müktesep hakları olmasına rağmen, öğretmenlik hakları usulsüz yere, haksız yere, kanunsuz yere ellerinden alınmış durumda. Bugün, binlerce fen-edebiyat fakültesi öğrencisi haklarını aramakla meşgul; bunun için toplantılar yapılıyor, bunun için müracaatlar yapılıyor Millî Eğitim Bakanlığına, YÖK'e, ama, bu derdin, bu sorunun sahibi yok. Bu çocukların müktesep hakları ellerinden alınıyor. Fen-edebiyat fakültesi mezunlarından tabiî ki öğretmen olur. Bizi okutanlar da fen-edebiyat fakültesi mezunları idi, bundan sonra da fen-edebiyat fakültesi mezunları; muhakkak ki, Millî Eğitimimize en hayırlı hizmetleri yapacak durumdadırlar; ama, maalesef, bu hak ellerinden alınmıştır. Ben de, bu konuşmayı fırsat bilerek, kısa da olsa, bu sorunu dile getirdim.

Değerli arkadaşlar, son olarak, bir belediye başkanı, çektiği faksta -hepimize fakslar geliyor; Anadolu medyasından, gazetelerden, televizyonlardan, belediyelerden- bakınız ne diyor: "Güncelleşecek olan 4676 sayılı RTÜK Kanununun Meclis gündemine getirilmesini istemiyoruz. Demokrasi adına, bu yasanın bir kez daha gözden geçirilmesini temenni ediyoruz." Anadolu'da bir il belediye başkanı...

Bir başka vatandaşın, biraz evvel buraya gelirken çektiği faks: "Sizin, muhalefet partisi olarak, bu hükümetin haklarımızı yok etmesini engelleyeceğinizden ve kazanılmış haklarımızı savunacağınızdan halk olarak hiçbir kuşkumuz yoktur. Benim gibi yüzbinlerce vatandaşın hakları yok edilirken, bıçak kemiğe dayanmıştır. Biz halkın devlete olan saygısı her zaman vardır; ancak, bu hükümete inancı kalmamıştır. Bu halkın gücünü hafife alanlar her zaman hüsrana uğrayacaktır. Yasalar ve kanunlar, insanların haklarını korumak için çıkarılırlar. Halkın devlete olan sadakati nasıl ise, seçilmiş Meclisin halkına olan sadakatini de bu halk görmek isteyecektir. Bizler, sizlerden yardım bekliyoruz."

Değerli arkadaşlar, halkımızın feryadına kulak verelim, milletin dertlerine eğilelim; RTÜK Yasasını değiştirmekle, siz de bir şey kazanmayacaksınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sonuçlandırınız.

LÜTFÜ ESENGÜN (Devamla) - Bugün, hatırı için, baskısı için yasa değiştirdiğiniz patronlar, bilin ki, yarın size karşı da cephe alacaklardır, sizin için de en adi kampanyaları yürüteceklerdir. Bunlar, yeri geldiğinde, bütün Meclis aleyhinde kampanyalar yürüttüler.

Gelin, bir olalım, beraber olalım, doğrusu neyse onu yapalım; Anadolu medyasının sesine kulak verelim, bir avuç patron için milletimizin haklarını heder etmeyelim diyorum ve hepinize saygılarımı arz ediyorum. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Esengün.

Lehinde söz talepleri yerine gelmiş oldu.

Şimdi, aleyhte olmak üzere, birinci konuşmacı, Diyarbakır Milletvekili Sayın Ömer Vehbi Hatipoğlu; buyurunuz. (SP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakikadır.

ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Diyarbakır) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; iktidar partilerine mensup grup başkanvekillerinin getirdiği öneriyle ilgili görüşlerimi arz etmek üzere huzurunuza gelmiş bulunuyorum.

Öncelikle, hemen şunu ifade etmek istiyorum: Bugün yapılan Danışma Kurulu toplantısında, iktidar partilerine mensup grup başkanvekillerinin getirdiği öneriyi şöyle baştan sona okuduğunuzda, bu önerinin içinin boş olduğunu göreceksiniz. Bugünkü gündemin 10 uncu sırasına kadar olan tasarıların görüşülmesi şeklinde bir tarifi var. Basılı gündemin 10 uncu sırasına kadar olan yasa tasarılarının ne olduğuna bir baktığınızda, bu yasa tasarılarının aylardır gündemde yer işgal ettiğini, her seferinde, komisyonun ve hükümetin oturmadığını hep beraber görürüz. 9 uncu sıraya kadar böyle. 9 uncu sırada ne var; RTÜK Yasası var.

İşte, bugün, burada tartıştığımız, iktidar partilerine mensup grup başkanvekillerinin getirdiği önerinin temelinde, RTÜK Yasasını ille de bugün çıkarma arzusu vardır; bunun dışında hiçbir sebep, bu öneriyle ilgili bir açıklama anlamına gelmez.

Değerli milletvekilleri, nedir bu RTÜK Yasası; iktidar partilerinin acelesi ne, sıkıntısı ne; ne diye, bu yasayı, bu Meclise bu kadar büyük bir sıkıntıyla dayatmaya çalışıyorlar; öncelikle bunların üzerinde durmak istiyorum.

Bakınız, iki günden beri, bu Meclisin hiç de alışık olmadığı olaylar cereyan ediyor. Dün, sadece RTÜK Yasasına başlamak için, daha önceden konuşacağı ilan edilmiş olan Sağlık Bakanımız konuşturulmak istenmedi. Sağlık Bakanı arka odada otururken, Meclisi idare eden Sayın Başkanvekili, Sağlık Bakanının Cumhurbaşkanını ziyaret edeceği ve bu nedenle de, bu konuşmayı yapamayacağı şeklinde bir açıklama yaptı; ama, açıklama bitmeden -farkında değil- Sayın Sağlık Bakanı burayı teşrif etti ve zorunlu olarak kürsüye geldi, iki üç cümle konuştu.

Bununla da bitmedi; muhalefetin getirdiği usul tartışmasıyla ilgili konuşma yapılırken, bu Meclisin mehabetine asla sığdıramadığım ve geçmişte çok ciddî olaylara neden olan, hatta, belki, bir arkadaşımızın vefat etmesine neden olan, ona benzer müdahaleler yapıldı. Hükümet sıralarından, Meclisi idare eden Başkana müdahale ediliyor ve "usul tartışması açma" deniliyor.

Sayın milletvekilleri, bu Meclisi idare eden sayın başkanvekilleri, hükümetin memurları değildir. (SP ve AK Parti sıralarından alkışlar) Millet iradesini temsil ediyorlar, Meclisi yönetiyorlar. Hükümetin herhangi bir üyesinin, Meclis Başkanına emir verme, talimat verme veya yönlendirme hakkı da yoktur, yetkisi de yoktur. Ben, huzurunuzda, bunu protesto ediyorum; bu, yanlıştır.

Peki, nedir; yani, ne olacak; RTÜK Yasası çıkacak, ille de çıkacak... Benden önce konuşan Sayın Esengün dedi ki: "Hükümete sesleniyorum, hepinize söylüyorum; lütfen, Anadolu'yu gezin, dolaşın; Anadolu'da bir tek Allah'ın kulunu görür müsünüz ki 'yahu, bu RTÜK Yasasını niye çıkarmıyorsunuz' diye soran; bulamazsınız..."

Sayın Esengün yanlış söyledi. Var Sayın Esengün; bir kişi var, belki iki kişi var; ama, onlar Anadolu'da oturmuyor, onlar İstanbul dukalığında oturuyor, orada oturup bu ülkeyi idare etmeye çalışıyorlar! (SP ve AK Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, bu RTÜK Yasası nedir, niçin çıkarılıyor?.. Eğer, muhalefet partilerinin temsilcileri, RTÜK Yasasıyla ilgili ağır ithamlarda, iddialarda bulunurlarsa, belki, değerli milletvekilleri buna tepki gösterirler. Ben söylemiyorum... RTÜK Başkanı diyor ki: "Medya patronları hükümeti tehdit ediyor." Kim söylüyor; RTÜK Başkanı söylüyor. (SP ve AK Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, ben -tabiî, hükümet de burada- sesleniyorum: Eğer, gerçekten tehdit altındaysanız, lütfen, çıkın, burada anlatın.

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Tehdit var mı yok mu, cevap verin! Tehdit altında mısınız?.. Yani, tehdit varsa, söyleyin.

ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Devamla) - Bu Meclis, 550 milletvekiliyle, el ele verir, arkanızda durur, sizi destekler. (SP ve AK Parti sıralarından alkışlar)

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Tehdit varsa, biz de sahip çıkalım size.

ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Devamla) - Sizin, medya patronlarından ürkmenize filan gerek yok. İlle birilerinden korkacaksanız, bu aziz milletten korkun, bu işsizlerden korkun. Açlık içerisinde inleyen milyonlardan korkmanız lazım; medya patronlarından değil. (SP ve AK Parti sıralarından alkışlar)

Sayın Başkanım, gelelim bugüne ne olmuştur; bütün gruplara gündem dağıtılmıştır. Bu gündemde, 59 uncu maddeye istinaden, yetkinizi, hakkınızı kullanmışsınız, üç değerli milletvekili arkadaşımıza gündemdışı konuşma vermişsiniz. Bu üç milletvekili arkadaşım da hazırlanmış, gelmiş, burada konuşma yapacak. Hiç alışılmamış bir şekilde -hiçbir teamülü yok bunun- çıkıyorsunuz, zatıâliniz, daha Meclisi açar açmaz, taraf olduğunuzu ifade edercesine diyorsunuz ki, "ben, gündemdışı konuşmaları, yetkime dayanarak, 59 uncu maddenin verdiği yetkiye dayanarak yaptırmıyorum." Ne olurdu 15 dakika daha konuşsaydı milletvekilleri?.. Yani, siz bu RTÜK Yasasını ille de 15 dakika önce çıkarmak gibi bir mecburiyet içerisinde misiniz?.. İlle de bugün niçin çıkıyor bu RTÜK Yasası?.. Niçin bu kadar dayatıyorsunuz?.. Acaba bizim bilmediğimiz şeyler mi var?.. Bu bir.

ASLAN POLAT (Erzurum) - Zamana karşı yarışıyorlar.

ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Devamla) - İki; Meclis Başkanvekilimiz, burada, belki de iyiniyetle kendisine verilmiş bir görevi ifa ediyor; ama, onun, Sayın Meclis Başkanvekilinin birazcık da talihsiz olduğunu ifade etmek istiyorum. Eğer yanlış hatırlamıyorsam, şimdiki Meclis Başkanvekilimiz, geçmişte bu hükümetin içerisinde yer almıştı, hükümetin bir üyesi idi ve kamuoyuna deklare edildiği şekliyle, Tütün Yasasına karşı çıktığı için bakanlıktan olmuştu; ama, ne oldu, ne bitti, anlamadım, o Tütün Yasasını da zatıâlinizin Başkanlık yaptığı bir oturumda kabul ettirdiler. Şimdi de, RTÜK Yasasını, sizin Başkanlık ettiğiniz bir oturumda geçirmeyi planlıyorlar. Bunu da, talih mi talihsizlik mi olarak nitelendireceğiz; gerçekten, anlamakta, yorumlamakta zorlanıyorum.

Değerli milletvekilleri, bizim itirazımız neyedir?.. Elbette, diğer arkadaşlarımın ifade buyurduğu gibi Meclisin fazla çalışmasına bizim bir itirazımız yok, Meclis çalışmalıdır; ama, Meclis, bir kişinin, bilemediniz iki veya üç kişinin -RTÜK Başkanının ifade ettiği gibi- tehdidi sonucu getirilen bir yasayı görüşmek için fazla mesai yapmaz. Meclis, milletin Meclisidir. Eğer işsizlik sorununa çözüm bulacaksanız, eğer bu fakir fukara vatandaşın mutfağına, sofrasına bir fazla lokma getirecek bir yasa öneriniz, hazırlığınız, çalışmanız varsa, buyurun getirin, sabahlara kadar çalışalım, elbette çalışalım. Bekleyen uyum yasalarını getirin, çalışalım. Fakir fukaranın derdine derman olacak bir şey getirin, çalışalım. Hayır, medya patronlarının ihale almasını sağlayacak yasa tekliflerini getireceksiniz!.. Biz buna çalışma demeyiz. Bu, çalışma değildir. Belki -ben bilemiyorum tabiî, hiç bakanlık da yapmadım- hükümet, kendisini tehdit altında görüyor olabilir, onu bilemem, o, hükümetin bileceği iş; ama, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri, tehdit ve şantaja asla boyun eğmez! Biz, tehdit altında değiliz! (SP ve AK Parti sıralarından alkışlar)

Birileri birilerine, medya patronları veya onların temsilcileri veya onların hatırı kırılmaz adamları telefonlar da etmiş olabilir; ama, Allah'a hamt olsun, Saadet Partisi Grubunun herhangi bir üyesine kimse zaten telefon etme cesareti de gösteremez! (SP sıralarından alkışlar) Çünkü, bizim ödeyecek böyle bir bedelimiz de yoktur, böyle bir fatura da ödemeyiz. Eğer siz buna muhatapsanız, gelin, bu aziz millet sizinle birlikte hareket eder, bu tehditlere karşı da tavır koymayı becerir.

Değerli milletvekilleri, bu yasa bu haliyle burada görüşülemez. Biraz sonra, eminim ki, Sayın Başkan bir usul tartışması da açacaktır. Bu yasa bu şekliyle görüşülemez. Bu yasanın bu şekliyle görüşülmesi Anayasaya aykırıdır, İçtüzüğe aykırıdır. Bu yasa bu şekliyle görüşüldüğü takdirde, Cumhurbaşkanı tarafından yeniden geri gönderilir. Bunu hepimiz biliyoruz, ayan beyan bunlar da müzakere ediliyor. Peki, bütün bunlara rağmen, niye ille de görüşülsün?! Niye ille de görüşülecek?! Herhalde, hiç olmazsa, Anayasa Mahkemesine gidecek olursa, onun vereceği karar aşamasında, iki aylık, üç aylık o boşluk döneminde, bir medya patronunun, Türkiye'deki bütün yerel basını satın almasına zemin hazırlamak maksadıyla buraya getirilip, bu dayatılıyor. Buna da sizin fırsat vermeyeceğinize kesinlikle inanıyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, Saadet Partisi Grubunun, getirilen bu öneriye destek vermeyeceğini ifade ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Hatipoğlu.

Bir doğru bilgiyi aktarmam lazım: Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemi, siz sayın milletvekillerine takdim edildi. Meclis Başkanlığı gündemdışı konuşmalarla ilgili herhangi bir tebligatta bulunmadı. Biraz önce de söyledim, İçtüzüğün 59 uncu maddesine göre Başkanın takdirindedir. Sizin bahsettiğiniz belge...

MUSTAFA GEÇER (Hatay) - Başkan önce takdir eder de sonra kaldıramaz; kaldırma yetkiniz yok!

BAŞKAN - Bir saniye... Bir saniye...

Ben vermediğimi baştan söylüyorum. (SP sıralarından gürültüler)

ASLAN POLAT (Erzurum) - Hangi başkan olursa olsun, kaldırma yetkiniz yok!

BAŞKAN - Dinler misiniz bir saniye...

O bahsettiğiniz, grupların kendi çalışmalarıdır, grupların kendi bilgilendirmeleridir, Meclis Başkanlığının değildir. İstirham ederim...

AHMET SÜNNETÇİOĞLU (Bursa) - Sayın Sökmenoğlu vermiş, siz yoktunuz ki!

BAŞKAN - Aleyhinde olmak üzere, ikinci konuşmacı, Manisa Milletvekili Bülent Arınç...

Buyurunuz Sayın Arınç. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Sayın Gönül, Sayın Hatibi kürsüye davet ettim; bitirsin, size söz vereceğim.

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sayın Başkan, izin verir misiniz...

2 lehte, 2 aleyhte konuşmacı...

BAŞKAN - Arkadaşımızın süresini başlattım.

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Ben aleyhte yazılı olarak söz istedim, Danışma Kurulu toplantısının hemen akabinde...

BAŞKAN - Efendim, geliş sırasını demin burada arz ettim; eğer, geliş sırasına göre, farklı bir muamele yapabilsek... Hangi tarihte gelmişse, o şekilde geldi, onun için...

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) -. Hayır, ben Danışma Kurulu toplantısı sırasında verdim; orada, bu konuda benim söz talebim yok mu?!

BAŞKAN - Efendim, hepsinin saatleri yazılı, saatlerini de okudum.

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Ben, orada, Danışma Kurulu toplantısı anında verdim.

BAŞKAN - Sayın Arınç, süreyi tekrar başlatacağım; merak etmeyin.

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Ben aleyhte söz istedim; ama şu anda burada bir yanlışlık yapılıyor ve benim buradaki konuşma hakkım engellenmiş oluyor.

MEHMET ÖZYOL (Adıyaman) - Sayın Başkan, hatibe saygısızlık bu.

BAŞKAN - Süreyi yeniden başlatacağım.

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, hatip konuştuktan sonra sorunu çözelim. Usulle ilgili sorunları daha sonra halledelim, hatip kürsüdeyken değil.

BAŞKAN - Sayın Gönül, hatibi ayakta bekletiyoruz.

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Hatipoğlu burada Sayın Başkan.

Buyurun Sayın Arınç, süreniz 10 dakika.

BÜLENT ARINÇ (Manisa) - Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, bugün toprağa verdiğimiz değerli arkadaşımız İsmail Aydınlı'ya tekrar Allah'tan rahmet diliyorum. Başta, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Sayın Ecevit olmak üzere, Demokratik Sol Parti Grubuna, değerli üyelerine, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, hükümet ortağı partiler bir grup önerisi getirdiler. Özü bir cümledir. Bugün, ne pahasına olursa olsun, RTÜK'le ilgili tasarı bitinceye kadar çalışma süresi uzatılmaktadır. Bunun aleyhinde söz aldım. Aleyhinde söz almamın kişisel veya doğrudan partimle ilgili bir yanı yok. Siyaset kurumunu düşünüyorum, Parlamentonun itibarını düşünüyorum, siyasî partilerin ve değerli milletvekillerimizin kamuoyundaki itibarlarını düşünüyorum ve böyle bir öneriye karşı çıkma gereğini hissediyorum.

Değerli arkadaşlarım, Şartla Salıverilme Kanununun tekrar incelenmek üzere, görüşülmek üzere Meclise geri gönderilmesi üzerine, kanun, tali komisyon olarak Anayasa, asıl komisyon olarak Adalet Komisyonunda görüşüldü. Anayasa Komisyonundaki görüşmelere katıldım ve Sayın Komisyon Başkanı, gerçekten, güzel bir özeleştiri yaptı, hepimizin hislerine tercüman oldu ve Parlamento olarak üzerimize düşeni yapmamız gerektiğini, kanunlar konusunda, kaliteli ve verimli kanun çıkarmak gerektiğini ifade etti. Bunu hepimiz paylaşıyoruz; çünkü; bakınız, bu Parlamentoda, hükümet ortağı partilerin değerli yetkilileri, zaman zaman panellerde, zaman zaman televizyon ekranlarında konuştukları zaman bir şeyden çok iftihar ediyorlar: "Biz, bu Parlamentoda en çok kanun çıkaran bir dönemiz." Hatta sayı veriyorlar; 300, 350, 367 sayısı var.

Değerli arkadaşlarım, eğer, bu Meclis, zaman zaman ifade ettiğim gibi, cıvata üreten bir fabrika olsaydı, birkaç vardiyayla üretimini artırabilirdi ve bu üretimden o şirketin yöneticisi olarak iftihar edebilirdiniz; ama, burası Parlamentodur; hem yasama hem de denetleme görevi var. Biz, sayısı çok olan kanunlar çıkarmakla iftihar edelim bir taraftan; ama, allahaşkına söyleyiniz, bunlar ne kadar kalitelidir ve ne kadar toplumun sorunlarına çözüm bulan kanunlardır?.. Üç yıldan bu yana bu Parlamentoda olan -21 inci Dönem için söylüyorum- hepiniz de biliyorsunuz ki, uluslararası sözleşmelerle müteferrik bazı şeyleri dışarda tutarsanız, hükümet tarafından gönderilen kanun tasarıları bu Mecliste kanunlaşmıştır; ama, bunların çok büyük bir kısmı Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir (50 civarında) 10 civarında geri gönderme vardır, diğerlerinde de zaman zaman değişiklikler yapılması ihtiyacı doğmaktadır. Dolayısıyla, "çıkardım" demekle iftihar ettiğiniz bu kanunların akıbetlerini de ortaya koyalım. Dolayısıyla, oraya baktığımız zaman görüyoruz ki, fevkalade yanlış işler yapılıyor ve Parlamento, maalesef, bu yanlışlıklara alet ediliyor.

Değerli arkadaşlarım, birimizin itibarının çok yükselmesi, diğerinin çok düşmesi meselesi değil; hepimiz bu Parlamentonun bir üyesiyiz, halkın önündeyiz; bu tutanaklar yarın karşımıza çıkacaktır ve bu tutanaklar karşımıza çıktığında da, mazisinde karanlık olanlar tek tek ortaya çıkmış olacaktır. Eğer, biz, bu Parlamentoda kendi irademizle, yani temsil ettiğimiz milletin iradesiyle bir yasama yapamıyorsak -böyle bir iddia var; buna da ben katılıyorum- o zaman, sayısı da çok önemli değil; ne getirip ne götürdüğünün, halka ne kadar faydası olup olmadığının da tartışılması gerekir.

Şimdi, şartla salıverilme mi, yoksa, kendine özgü bir af niteliğinde mi?.. Saatlerce tartıştık; sonunda, 2 oy farkıyla, bunun şartla salıverilme olduğuna karar verdik; ama, üç yıldan beri -bu Meclisin tutanaklarını açın bakın- af konusu ortaya çıktığından bu yana, hükümetin yaptığı yanlışlıkları yan yana getirseniz, buradan, herhalde, dünyanın öbür ucuna varabilecektir.

Bazı şahısların isimlerini ortaya atmak suretiyle, konjonktüre uymak suretiyle, kişilere duyduğumuz sevgi veya nefretleri ortaya koymak suretiyle, adaletten ve eşitlikten ayrıldığımız için, çıkardığımız ne kanun varsa ve ismi ne olursa olsun, sonunda, ya Anayasa Mahkemesinden döndü ya Cumhurbaşkanının geri göndermesine maruz kaldı. Dolayısıyla, bugün, adını ne koyarsak koyalım, 330 mu lazım, yoksa 139 da yeterli mi gibi tartışmalar yapacağımıza, üç sene içerisinde neyi tartıştık ve sonunda hangi sonuca vardık, mümkünse, buna bakalım.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, böyle kanunlar çıktıktan sonra, mesela, şartla salıverilmede, bunu sahiplenen bir hükümetin içine düştüğü hazin tabloya bakalım: Sayın Başbakan, o, her zamanki haliyle ve çoğu kanunlarda da yaptığı gibi, hemen geliyor, mikrofonların önünde "benim de zaten içime sinmedi" diyor. Değerli arkadaşlarım, bir Başbakan Yardımcısı "Allah Allah, ne kadar trajikomik bir skandal" diyor; bir başkası -yine de en doğruyu söyleyen o- "madem içinize sinmedi de, niye önümüze getirdiniz, Meclisten geçirdiniz" diyor. Bir başkası "bu bakanın istifa etmesi gerekir" diyor, hükümet ortağı partilerden bir tanesi ve Anayasa Komisyonunun Başkanı da, çok haklı olarak, bazı konularda eleştiri getiriyor.

Değerli arkadaşlarım "bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür" diye her kanunun sonuna eklediğiniz bir maddeyi "benim içime sinmiyor" diyen bir Başbakan nasıl yürütecek allahaşkına?! (AK Parti sıralarından alkışlar) Ve sonunda, siz sinmedi-sindi, sinmedi-sindi kavgası yaparken, karar veriyorsunuz; ne yapalım, boynumuz bükük; biz, yine, bunu, 330'u bulamayız, işte, ne kadar bulursak onunla çıkaralım; nereden dönerse de dönsün; zaten cezaevleri boşaldı; de facto bir durum var, Parlamento bir kenarda, cezaevleri boşalıyor; eh, üç ay sonra da artık, bu konuyu konuşan kalmaz diyorsunuz. Parlamentonun itibarı, çıkardığımız kanunların kalitesi ve verimi, görüyorsunuz ki, bu haldedir.

Türkiye, de facto yönetiliyor. Anayasa Mahkemesi iptal etmiş, altı ay boşa geçmiş, ondan sonra Cumhurbaşkanı veto ediyor, zaman kalmadı; savcılar, hâkimler başladılar; önce bir, Bandırması, Balıkesiri, bir başka yeri, öbür taraftan da şimdi, 2 000'e yaklaşan hükümlü cezaevlerinden çıkıyor...

Değerli arkadaşlarım, bunu şunun için söylüyorum: Bu yanlışlardan, keşke bazı eleştirileri dikkate almak suretiyle yararlanabilsek de, bundan sonra önümüze gelenlerde "onda yanlış yaptık; hiç olmazsa bunda doğruyu yapalım" diyebilsek; ama, şimdi konuşan arkadaşlarımız -benden önce en az üç arkadaşım konuştu- çok ağır eleştiriler yapıyorlar; çok haklıdırlar; ama, keşke bu kadar ağır eleştiri olmasaydı. Onlarda kabahat değil; bunu hak eden hükümet için söylüyorum.

Ben de oturduğum yerden hükümet sıralarına bakıyorum; bazı bakanlar tebessüm ediyorlar, gülümsüyorlar, hiç oralı değiller maşallah!

Yahu, şu kadar taşı birisi yese ölür arkadaş!  Bu kadar ağır eleştirinin karşısında bir bakan nasıl tebessüm edebilir?! (AK Parti sıralarından alkışlar) Bazıları da, başları ve yüzleri önde "ne yapalım, elimiz ve dilimiz mahkûm" havası içindeler.

Değerli milletvekilleri, arkadaşlarım; hepimiz bu siyasete iz bırakmak zorundayız. Yarın, bu sözlerimiz bize tanıklık edecek, bu yaptıklarımız bize tanıklık edecek. Bu hükümet sıralarına bütün arkadaşlarım oturabilir, böyle bir ihtimal var ve bu hükümet sıralarındakilerin hepsi bu tarafa geçebilir, böyle bir ihtimal de var; ama, biz, oyun oynamıyoruz, tiyatroculuk yapmıyoruz; biz, Parlamentoda 65 000 000 insanın gözü önünde bir yasama faaliyeti yapıyoruz.

Aynen, şartla salıverilmede olduğu gibi, RTÜK'te de, kamuoyundan büyük tepkiler var. Bir tek Allah'ın kulu şunu savunamadı; şu getirilen tasarıyı, göğsünü gere gere savunan bir insan çıkmadı. Bir iki kişi var ki, bu işi takip ediyor; ama, onlar perde arkasında; onlar, başkaları vasıtasıyla bunu önümüze getirip ikide bir çıkarmaya çalışıyorlar. Kamuoyunda yerel televizyonlardan şikâyet var, "Avrupa Birliği standartlarına uymuyor" diye eleştiriler var, bir taraftan, medyanın çalışanlarından şikâyetler var, baskıcı olmaktan var, kapatılmaktan şikâyet eden var; bir tek kişi de çıkıp, bunun da şu faydaları var diyemiyoruz; ama, biz, Türkiye'nin gayri safî millî hâsılasını artırmaya çalışacağımız yerde, esnafın, çiftçinin sorunlarını halledeceğimiz yerde -ki, çiftçinin en zor günleri de başlamıştır- millî geliri artıracağımız yerde, toplumsal barışı kurmaya çalışacağımız yerde, bugün, RTÜK'ü çıkarmaya çalışıyoruz. Onun için, bazı arkadaşlarımız derse ki, bu hükümet, medya patronlarına ve sermayeye diyet borcunu ödüyor; size baktığım zaman, hayır diyemiyorsunuz. Eğer, RTÜK'ün içinde çalışanlardan tepkiler geliyor da, biraz evvel bir arkadaşımın ifade ettiği gibi bir ağır eleştiri ortaya çıkıyorsa, buna, göğsünüzü gere gere cevap veremiyorsunuz. Verilen iki cevap var. Sayın Yılmaz demiş ki "evet, biz bunu çıkaralım da, sonra da değiştirmek için ayrıca bir tasarı hazırlayacağız." Yine, Sayın Karakoyunlu'nun bir beyanı gazetelerde çıktı: "Bunu hele bir çıkaralım; ben, size, özgürlükçü bir RTÜK Yasası hazırlayacağım, arkasından onu getireceğim."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT ARINÇ (Devamla) - 2 dakika daha istirham edebilir miyim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Lütfen sonuçlandırınız Sayın Arınç.

BÜLENT ARINÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, değişecekse, bugün bunda niye ısrar ediyorsunuz? Bu, çok faydalı, çok yararlıysa, elbette, o zaman bunda ısrar etmeniz lazım. Peki, biz burada oyun mu oynuyoruz?! Şimdi bunu çıkaralım, arkadan değişiklik gelecek, hiç merak etmeyin... Ya gelmezse!.. Alan da kaçan mı?.. Anadolu böyle soruyor. Ya gelir de, bunu aratacak hale gelirse!.. Biz, burada Bankalar Kanununu çıkardık; beş defa da değiştirdik.

Değerli arkadaşlarım, bu hükümetin içerisinde RTÜK'le ilgili çalışmaları yapabilecek noktada kabiliyet ve meziyet sahibi insanlar yoksa, bir yerlerden gelen bu tasarı, bir sene, sadece kollanmak suretiyle bir uygun zamanda çıkarılmaya çalışılmışsa, geçtiğimiz haziranda, bugün mayıstayız, yine RTÜK'le karşı karşıyayız. Türkiye'nin meselelerini, elbirliğiyle, beraberce, uzlaşmayla ve paylaşmayla çözmeye mecburuz. Yoksa, elbette, bugün çıkarılmaya çalışılan ve bugün hepimizin karşı çıktığımız ve muhalefet görevi olarak da, iktidar olarak da üzerinde çalışma yapmamız gereken bir tasarının, herhalde, hiç kimsenin içine sinmediğini düşünüyorum.

Milletvekili arkadaşlarımızla, dışarıda, odalarında, kulislerde konuşuyoruz; "aynı fikirdeyiz" diyorlar. Bakanlar Kurulu üyeleriyle konuşuyoruz; "vallahi bir çıkaralım da keşke Anayasa Mahkemesinden dönse de biz de kurtulsak" diyorlar.

Arkadaşlar, kiminle ne konuştuğumuzu söyleyecek, isim verecek değilim; ama, bütün samimiyetimle söylüyorum ki, herkesin rahatsız olduğu bir tasarıyı, bugün, Türkiye'nin en öncelikli meselelerini terk ederek Parlamentonun önüne getirmek cüretinde bulunanlara, Parlamentonun ders vermesinin zamanıdır! (AK Parti ve SP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, bu öneriyi, talihsiz bir öneri olarak görüyorum ve reddedeceğiniz inancındayım.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Arınç.

Sayın Ali Rıza Gönül, gelen evrakları saatiyle söyledim. Kürsüden söz veremem; ama, yerinizden kısa bir açıklama yaparsanız... Çünkü, evrakı siz vermişsiniz, o arkadaşımı şimdi buldurttum...

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sayın Başkanım, ben verdim; ama, görevli arkadaşlar kaybetmiş olmalarını, şimdi, benim dilekçe vermememle kapatmaya çalışıyorlar.

BAŞKAN - Buradaki arkadaşlarımızdan hiçbirisi aldığını söylemedi.

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Danışma Kurulu Salonunda verdim ben.

BAŞKAN - Sizin verdiğinizi söylediğiniz kişi de bir başka Meclis bürokratı.

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - İzin verin de kürsüden konuşayım.

BAŞKAN - Yerinizden kısa bir açıklama yapmak isterseniz, söz vereceğim; çünkü, müracaat etmişsiniz.

Buyurunuz.

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Kürsüden...

BAŞKAN - Hayır efendim; mikrofonunuzu açtık, lütfen oradan, oturduğunuz yerden Sayın Gönül.

AHMET İYİMAYA (Amasya) - 2 dakika Sayın Başkan...

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - İzin verin de kürsüden konuşayım.

BAŞKAN - Sayın Gönül, usule uyuyorum, İçtüzüğe uyuyorum. Bakın, bir haksızlık olmuş düşüncesiyle, ben, kendim teklif ettim. Lütfen...

TURHAN GÜVEN (İçel) - Usulde yerinden söz de yok; yani, bir hakkın suiistimalini kanun himaye eder mi?! Yani, bir milletvekilinin saat 12.00'de verdiği şeyi, eğer görevliler kaybetmişse...

BAŞKAN - Sayın Güven, burada, hiçbir bürokrat arkadaşıma verildiğine dair bir belge yok.

AHMET İYİMAYA (Amasya) - Beyan yeterli.

TURHAN GÜVEN (İçel) - İmzayla mı vereceğiz bundan sonra?!

BAŞKAN - Ben, başka bir bürokrata verdiğine ilişkin beyanı olduğu için söylüyorum...

AHMET İYİMAYA (Amasya) - Beyan yeter Sayın Başkan.

TURHAN GÜVEN (İçel) - İçtüzüğe onu da koyun o zaman, imzayla verelim o zaman konuşma isteğimizi!.. Olur mu böyle şey!..

BAŞKAN - O, başka bir konu...

TURHAN GÜVEN (İçel) - O zaman, görev yapmayan görevlileri atın efendim!

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Gönül.

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten, şu anda, şu sözleri sarf etmekten fevkalade üzgünüm. Danışma Kurulunda, Danışma Kurulu toplantısı sonrası aleyhte söz istedim; ama, o dilekçemin şu anda bulunmadığı bana ifade ediliyor Sayın Başkanım. Özellikle sizden rica ediyorum, o verilen dilekçenin mutlaka bulunması lazım.

LATİF ÖZTEK (Elazığ) - Doğru söylüyor...

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Değerli milletvekilleri, üzülerek ifade edeyim ki, bugün, yine, aynı sözleri tekrar etmek zorunda kalıyoruz. İktidar partileri grupları bir acelecilik içerisinde, bir telaş içerisinde. Dünden bu yana, bir bakan arkadaşımız gündemdışı söz istiyor, sonra vazgeçiyor; bugün ise, gündemdışı söz isteyen üç milletvekili arkadaşımız ya taleplerinden vazgeçiyor veya vazgeçiriliyor. Öyle bir acelecilik içerisinde RTÜK Yasası gündeme getirilmek isteniyor ki, bir acelecilik, bir telaş içerisinde, bir an evvel görüşülüp yasalaşması isteniyor. Hatta bugün, çoktan beri bir arada görmediğimiz değerli bakanlar, sayın bakanlar da Bakanlar Kurulu sıralarında bulunuyorlar. Yani, iktidar partilerinin milletvekilleri, hükümet, tam bir acelecilik içerisinde RTÜK Yasasını yasalaştırmanın ve görüşmenin telaşı içindeler.

Buna siz önem verebilirsiniz; ama, asıl önem vermesi gereken, millet olmalıdır. Acaba, millet nezdinde RTÜK Yasası yer bulmuş mudur, değer bulmuş mudur, istenmekte midir, istenmemekte midir? Bu yasanın radyo ve televizyonlarımız için getireceği mahzurlardan, yerel radyo ve televizyonlar ve basın için getireceği tehlikelerden, sakıncalardan, acaba, iktidar partilerine mensup değerli milletvekili arkadaşlarımızın haberleri var mı? Yarın, bu RTÜK Yasasıyla üst kurulun nasıl oluşacağı, yetkilerinin nasıl tırpanlanacağı, denetiminin Sayıştaya bağlanmak suretiyle hükümetin güdümüne alınacağı ve devlet ihalelerinden borsa oyununa kadar radyo ve televizyon sahiplerine imkân tanınacağı, acaba, değerli milletvekili arkadaşlarımız tarafından bilinmekte midir?

Şu yasa, buraya, üçüncü defa geliyor, dördüncü defa geliyor. Milletin kürsüsü ve Genel Kurulu gereksiz yere meşgul edilmektedir.

BAŞKAN - Sayın Gönül size teşekkür edebilir miyim...

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Bugün bile, getirmiş olduğunuz yasa, Anayasaya aykırıdır. Görüşülecek olan bu yasanın Anayasa Komisyonu hukukî değildir. Yarın, Cumhurbaşkanının veto etmesi, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi mutlaka gerekir ve ihtimal dahilindedir.

BAŞKAN - Sayın Gönül, çok teşekkür ediyorum.

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Biz, Doğru Yol Partisi olarak, bu RTÜK Yasasının karşısındayız...

BAŞKAN - Çok teşekkürler Sayın Gönül.

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Bir dakika, Sayın Başkan...

BAŞKAN - Efendim, 4 dakika süre verdim. İstirham ediyorum...

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Bu RTÜK Yasasının karşısındayız ve ister ulusal televizyonlara ister yerel basına ve gazetelere ve radyolara, tam bir tahakküm...

BAŞKAN - Çok teşekkür ediyorum Sayın Gönül...

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - ...anlayışı içerisinde, hükümete, icra organına bağlı bir yasanın çıkarıldığının altını özellikle çiziyorum. Biz, Doğru Yol Partisi olarak, Avrupa Birliği standartlarında bir RTÜK Yasası istiyoruz...

BAŞKAN - Sayın Gönül, lütfen...

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Biz, halkın meselelerine eğilmeyi esas ve amaç edinmiş bir RTÜK Yasası istiyoruz.

BAŞKAN - Sayın Gönül, çok teşekkür ediyorum.

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Bu nedenle, bunun karşısında olduğumuzu saygıyla arz ediyorum.

III. – YOKLAMA

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri; iktidar partilerinin önerisinin oylanmasından önce, bir yoklama isteği gelmiştir.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, önce öneriyi okutun, oylamaya geçince yoklamayı başlatın...

BAŞKAN - Şimdi, yoklama isteğinde bulanan milletvekillerinin Genel Kurul Salonunda bulunup bulunmadıklarını tespit edeceğim.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, önce öneriyi okutun...

BAŞKAN -Hüseyin Çelik?.. Burada.

Abdullah Gül?.. Burada.

Bülent Arınç?.. Burada.

Mehmet Ali Şahin?.. Burada.

Necati Çetinkaya?.. Burada.

İsmail Alptekin?.. Burada.

Ahmet Nurettin Aydın?.. Burada.

Mehmet Özyol?.. Burada.

Tevhit Karakaya?.. Burada.

Sadık Yakut?..

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray)- Takabbül ediyorum.

BAŞKAN - Eyüp Fatsa?.. Burada.

Musa Uzunkaya?.. Burada.

Akif Gülle?.. Burada.

Faruk Çelik?.. Burada.

Eyyüp Sanay?.. Burada.

Mahfuz Güler?.. Burada.

Osman Aslan?.. Burada.

Zülfükar İzol?.. Burada.

Veli Seyda?.. Burada.

Dengir Fırat?.. Burada.

Kemal Albayrak?.. Burada.

Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakika süre vereceğim.

Sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını teknik personel aracılığıyla 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır.

V. – ÖNERİLER (Devam)

B) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)

1.– Genel Kurulun çalışma gün ve saatleriyle gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin DSP, MHP ve ANAP Gruplarının müşterek önerisi

BAŞKAN - Şimdi, öneriyi tekrar okutup oylarınıza sunacağım:

Öneri:

Genel Kurulun 2 Mayıs 2002 Perşembe günkü birleşiminde, gündemin 10 uncu sırasına kadar olan kanun tasarı ve tekliflerinin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması; 8 Mayıs 2002 Çarşamba ve 9 Mayıs 2002 Perşembe günleri Genel Kurulun 15.00-23.00 saatleri arasında çalışması ve 8 Mayıs 2002 Çarşamba günü sözlü soruların görüşülmemesi önerilmiştir.

BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

Önce, yarım kalan işlerden başlıyoruz.

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1.– İzmir Milletvekili Rifat Serdaroğlu'nun; İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın; Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya'nın; Ankara Milletvekili Yıldırım Akbulut'un; Şırnak Milletvekili Mehmet Salih Yıldırım'ın; Gaziantep Milletvekili Ali Ilıksoy, Konya Milletvekili Ömer İzgi ve Ankara Milletvekili Nejat Arseven'in; İstanbul Milletvekili Ziya Aktaş ve 42 Arkadaşının;  Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici'nin ve İzmir Milletvekili Işılay Saygın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S. Sayısı : 527)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Tekliflerinin görüşülmeyen maddeleriyle ilgili komisyon raporu Başkanlığa verilmediğinden, teklifin müzakeresini erteliyoruz.

Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Kanunu Tasarısının müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.– Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Kanunu Tasarısı ve Adalet ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/744) (S. Sayısı: 786)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.– Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı  ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/777) (S. Sayısı: 557)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız.

4.– Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/53) (S. Sayısı : 433)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 618 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız.

5.– Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 618 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı; Kayseri Milletvekili Hasan Basri Üstünbaş ve Üç Arkadaşının Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/755, 1/689, 2/699) (S. Sayısı : 666)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

Türkiye İş Kurumunun Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 617 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız.

6.– Türkiye İş Kurumunun Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 617 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Türkiye İş Kurumu Kanunu Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/754, 1/692) (S. Sayısı : 675)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 619 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız.

7.– Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 619 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Aynı Mahiyetteki Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal  İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/756, 1/691) (S. Sayısı : 676)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının Kurulması ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 616 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız.

8.– Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının Kurulması ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 616 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/753, 1/690) (S. Sayısı : 685)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporunun müzakeresine başlıyoruz.

9.– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (1)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Komisyon raporu 850 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkan sekizinci sırada görülen ve "by-pass" diye anılan kanunu hükümet by-pass mı ediyor? Kendi getirdikleri kanunu by pass mı ediyorlar?!

VII. – USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.– Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderilen RTÜK Kanununun Anayasa Komisyonunda görüşülmeyen maddeleri üzerinde Genel Kurulda müzakere açılıp açılmayacağı hakkında usul görüşmeleri

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, dünkü birleşimde, kanunun tümünün görüşülmesine başlamadan önce, kanunun Anayasa Komisyonunda görüşülmeyen maddeleri üzerinde Genel Kurulda görüşme açılıp açılmayacağı hususunda tereddütlerin ortaya çıkması nedeniyle, bu konuda usul tartışması açılacağı ve alınacak karara göre işlem yapılacağı belirtilmişti. Bu nedenle, belirtilen konuda, lehte ve aleyhte ikişer üyeye söz vereceğim. Esasen -bundan önce tartışmıştık- yasa koyucunun iradesi, önce, lehte söz isteyenlerin konuşması şeklindeydi; ama, dünkü Başkanlık tutumunda, ilk olarak, aleyhte söz talebinde Amasya Milletvekili Sayın Ahmet İyimaya belirtildiği için, Başkanlığın tutumuna riayet ediyorum.

Aleyhte olmak üzere, Amasya Milletvekili Sayın Ahmet İyimaya; buyurun.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, yalnız, raporu okutmadınız İçtüzük gereği; ama, Sayın Cumhurbaşkanının iade gerekçesi okunması lazım.

BAŞKAN - Bastırılıp dağıtıldı.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Bastırılıp dağıtılması yetmiyor Sayın Başkan. Bu, rapor değil, iade gerekçesi.

BAŞKAN - İade gerekçesi geldiğinde okundu; bürokrat arkadaşlarımız okunduğunu söylüyorlar.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, kanunun görüşülmesi daha yeni başlıyor; ne zaman okundu?!

BAŞKAN - Salı günü, iade edilip geldiğinde okunduğunu, bakın, okuyan Sayın Kâtip Üye arkadaşım da söylüyor Sayın Başkanvekili.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, tasarı yeni görüşülmeye başlanıyor. Başkanlığın sunuşu olarak okunmuş olsa bile tasarının görüşülmesiyle alakalı olarak burada okunması lazım.

BAŞKAN - Geldiği gün okunmasa niye okutmayalım?!

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Hayır efendim... Okunmadı demiyorum Sayın Başkan.

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Tutanaklara bakın.

BAŞKAN - Arkadaşlarımız okunduğunu söylediler. Okuyan arkadaşımız da kendisi söyledi. Tutanaklara da bir baktırayım.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, bakın, biraz önce söyledim, sunuş olarak okunmuş olabilir, Başkanlığın sunuşu olarak okunmuştur; fakat, bir tasarı görüşüyoruz. Bu tasarıda, bu sunuşlardan ayrı olarak bu iade gerekçesinin okunması lazım.

BAŞKAN - Sayın Kapusuz, 19.6.2001 tarihli 120 nci Birleşimde okunduğuna dair tutanaklar elimizde.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Başkanlığın sunuşları olarak, sunuş olarak...

BAŞKAN - Kusura bakmayın; buyurunuz Sayın İyimaya.

AHMET İYİMAYA (Amasya) - Değerli Başkan, Yüce Meclisin saygıdeğer üyeleri; sözlerimin başında hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Büyük Meclis, bugün, ilan edilmemiş bir sınavla karşı karşıyadır. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Büyük Meclis, bugün, ya Anayasanın ve milletin sesine veya uydurulmuş yöntemlerin ve hiçbir zaman uygulanmaması gereken usullerin oyununa gelecektir. Öne almak istediğimiz, müzakere etmek istediğimiz yasanın özüyle ilgili, millete ait kürsüden dört defa konuştum. Siyaset yapmayacağım, siyasî yönünü tartışmayacağım; ama, bugün, Parlamentonun hukuka saygı derecesini veya iktidar çoğunluğunun hukuk karşısındaki, mercek hassasiyetinde, konumunu teşhise, tespite ve Yüce Millet karşısında arz etmeye çalışacağım.

Değerli arkadaşlar, gerçekten, Meclisi, olur olmaz müzakerelerle meşgul etmemek için, 2001 yılı ekim ayında Anayasayı değiştirdik ve Cumhurbaşkanının bir kanunu kısmen geri göndermesi halinde, gönderilen bölümlerin müzakere edilmesi ve oylanması kuralını getirdik. Şimdi, iktidar çoğunluğu ve Parlamento Divanı, yeni değişikliğin, RTÜK'teki geri göndermede uygulanabileceğini varsaymakta ve bence -mantığını da anlayamadım, ne kadar zaman tasarruf edeceklerse- bu yeni yöntemi uygulayarak bir tereddütlü hukuk yolunda yürümekteler. Sanki, ucu görünmeyen bir tünele Meclis sokulmak istenmekte.

Sorunu arz edeceğim. İktidar çoğunluğunun görüşlerinin değişmeyeceği yönünde, neredeyse önyargı içindeyim; ancak, bunun, başka inceleme mercileri var; Cumhurbaşkanlığı var, Anayasa Mahkemesi var. Resmî Gazetede yayımından önce, bunun geri gönderilmesini sağlayacak hukuk yolunu ortaya koyarak, bu yasanın, gelecekteki sürecine hizmet etmeye çalışacağım.

Bu anlamda arkadaşlar, bu sorunu dört açıdan incelememiz lazım: Birincisi, Anayasa değişikliğinin yürürlük dönemi bakımından; ikincisi, normları, muhtevası bakımından; üçüncüsü, Cumhurbaşkanımızın, Parlamento zabıtlarında şimdiye kadar çok az gördüğüm ileri bir tahlili, ısdar yetkisi bakımından ve en sonunda, bir empati yaparak "kendinizi Cumhurbaşkanının yerine koysanız ne olurdu" sorusuna cevap vererek.

Değerli arkadaşlar, anayasa değişikliği, Ekim 2001'de yürürlüğe girdi. Cumhurbaşkanımız, bu kanunu 18 Haziran 2001 tarihinde geri gönderdi. Hukukun iptidaî bilgisidir; bir olaya, olay tarihindeki hukuk uygulanır. Bir olaya, olay tarihindeki hukuk uygulanır. Veto edildiği tarihte durum ne idiyse o uygulanacaktır. Başka bir nokta: Anayasamızın o dönemdeki 89 uncu maddesi, bir daha görüşülmek kaydıyla geri gönderme hükmünü düzenlemektedir. O dönemdeki yürürlükte olan Anayasaya göre, bu maddeler kanun niteliğini yitirmiştir. Millî iradeye tekrar dönüşülebilmesi için yeniden görüşülmesi gerekti; yani, 89 uncu madde, Cumhurbaşkanı tarafından uygulanmıştır. Artık, yeni 89'u uygulamanız mümkün değildir. Bu, 1918 yılında ölen bir murisin, ölenin mirasını medenî hukuk hükümlerine göre taksim gayretine benzer; mümkün değil, geriye doğru yürümesi mümkün değil.

Normların muhtevasına bakmak lazım. Anayasamızın yeni değişikliği buna uygulanamaz. Niçin; çünkü, Cumhurbaşkanımızın iradesi sarihtir. Gerekçede bazı maddelere atıf yapılmıştır "şu, şu, Anayasaya aykırıdır" diye; ama, nihaî irade, tümünün geri gönderilmesidir. Son bendi, son fıkrayı, son cümleyi okuyunuz. Ayrıca, Anayasamızın 89 uncu maddesinin uygulanabilmesi için, kısmen de uygun bulmaması lazım. Kısmen uygun bulmama iradesi, bu geri göndermede yok.

Değerli arkadaşlar, sonra, meseleyi, Cumhurbaşkanının yayım yetkisi bakımından da ele almak lazım. Zannedilmesin ki, kanunların yayımlanması yetkisi, sadece yayım işlemiyle sona eriyor. Bu, ön işlemi zorunlu kılan bir karma tasarrufu gerektirir; o da ısdardır.

Cumhurbaşkanı şuna bakacaktır: Bir: Bu irade, Türkiye Büyük Millet Meclisinin mi iradesidir, böyle bir irade var mıdır? Bakacak; yok. Gösterin allahaşkına arkadaşlar, 1 inci maddeyle ilgili bir irade gösterin. Şu anda müzakere edilmeyen maddelerle ilgili, Anayasa Komisyonunda bir irade teşekkül etmiş mi, Mecliste bir irade teşekkül etmiş mi? Tümünü oylayacağız, kendisi yok... 89 uncu maddenin daha önceki yürürlük hükmüne göre felç edilmiş geri gönderilerek... O zaman, ya aynen kabul edecektin, değiştirerek kabul edecektin, reddederek ortadan kaldıracaktın. Bu tasarruflarda bulunmadın. Şu anda yoku oyluyor Parlamento.

Kısa geçiyorum, zamanım kalmadı çünkü; daha derin tahlillerde bulunabilirdim. İki: Kendimizi bir empati yaparak, tefekkürümüzü de derinleştirelim arkadaşlar. Şimdi, iktidar çoğunluğu, o parmaklarınızla seçtiğiniz ve seçtiğimiz Cumhurbaşkanının tavrı ne olur sualine de cevap aramak durumundadır. Orada ne olur? Biz dedik ki, şu af müzakerelerinde beşte 3 nisap vardır, 330 dedik -bir cümleyle, iki cümleyle- dinlemediniz. Geri gönderdi; empatidir işte.

Biz dedik ki, Anayasayı maddeleri taksim ederek, bölerek geri gönderebilir; dinlenmedi. Bugün ne yapar?.. Vakıa, Büyük Atatürk hiç veto yetkisinde bulunmadı; İnönü, Celal Bayar bulunmadı. Vetonun ilk aktörü, darbeci Cumhurbaşkanımız Cemal Gürsel'dir; 14 vetoda bulunmuştur.

Cumhurbaşkanının ne yapacağını tahmin etmemiz, kesinlik anlamında değil ama, zor olmasa gerektir. Hukuk ne diyorsa, onu yapar ve hukuk da, böyle eski Anayasa rejimine tabi olan bir sorunu yeni Anayasa rejimiyle çözemezsiniz diye geri gönderir.

Sonuç olarak Değerli Başkanım, değerli arkadaşlar; bu usul müzakeresinden sağlıklı bir netice çıkarmamız lazım. İki sonuca varabilirsiniz; bunlardan birisi, Anayasa Komisyonu raporunun komisyona iadesi yoludur. Bana diyorlar ki, dün ifade edildi ki, İçtüzükte komisyon raporlarının çekilme veya geri çekilme usulleri tadat edilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET İYİMAYA (Devamla) - Sayın Başkan, 2 dakika lütfederseniz... Çok faydalı...

BAŞKAN - Lütfen sonuçlandırınız; herkesin konuşması faydalı Sayın İyimaya...

AHMET İYİMAYA (Devamla) - Arkadaşlar, birincisi, Anayasamızın 89 uncu maddesiyle ilgili İçtüzükte en ufak bir hüküm yok, ne yenisinin ne eskisinin. Bunu, doğrudan o hükmü uygulayarak, Anayasanın 89 uncu maddesinin İçtüzük karakterini uygulayarak ve Anayasanın 11 inci maddesine dayanarak, doğrudan yatay etki sebebiyle yapabilirsiniz. İkincisi, zamanı dolsaydı, hükümetin tasarısını müzakereye temel alabilirdiniz; ama, 37 nci maddeye göre o süre de dolmadı.

Ben merak ediyorum, rasyonel yapılar, akılcı yapılar tereddütlü yolda yürümezler, tereddütü sıfır olan kesin yolda yürürler. 7,8,10 madde için bu kanunu yine muallel hale getiriyorsunuz ve ben buradan bir taktik seziyorum. Hükümet çoğunluğu bu kanunu çıkarmak istemiyor; ama, sözünden de dönemiyor. Böyle sakat bir yol yaratarak, Cumhurbaşkanının vetosundan medet umuyor; ama, ifade edeyim ki arkadaşlar kanunun özü bakımından da haklı değiliz. Bu kanuna öncelik verecek herhangi bir gerekçeyi, herhangi bir siyaset kurumu veya unsuru veya öznesi ortaya koyamaz; millî gündemle bir ilişkisi yoktur. Özgürlük alanını daraltıyorsunuz, siyaset mühendislerine siyaset alanını daraltmak için altın tepside fırsatlar sunuyorsunuz, yerel televizyonları katlediyorsunuz, gelişmekte olan internet hukukunu ve bu alandaki teknolojik gelişimin önünü tıkıyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın İyimaya, size teşekkür edebilir miyim.

AHMET İYİMAYA (Devamla) - Bitti Sayın Başkan.

BAŞKAN - 2 dakika oldu...

AHMET İYİMAYA (Devamla) -2 dakika Başkanım... Sabırlı davranın, bitiriyorum.

BAŞKAN - Lütfen sonuçlandırınız.

AHMET İYİMAYA (Devamla) - Tamam bitiriyorum, teşekkürler.

Geliniz arkadaşlar, bu kanunu, daha genişçe, usulüne uygun olarak müzakere edelim ve millî irade karşısındaki bu sınavda milletin istediğini yapalım. Parlamentoyu da, gücü de kapalı bir tünele değil, ucu açık bir yola sevk edelim.

Saygılar sunuyorum. (DYP, AK Parti ve SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın İyimaya.

Aleyhinde ikinci söz talebi, İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin'e ait.

Buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 10 dakika.

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisini en çok meşgul eden yasal düzenlemelerden bir tanesi, sanıyorum, RTÜK Yasasında yapılmak istenen değişiklikler olmuştur. 20 nci Dönemde de -geçtiğimiz dönemde- Türkiye Büyük Millet Meclisinin komisyonları ve Genel Kurul RTÜK Yasasında birtakım değişiklikler için çalışmış; ama, Genel Kurul bu yasa tasarısını, maddelerine geçilmesiyle ilgili oylamada reddetmişti. Şimdi, 21 inci Dönemde 57 nci cumhuriyet hükümeti de bundan aşağı yukarı on ay kadar önce, yine aynı mahiyette, biraz daha genişleterek, RTÜK Yasasında, Basın Yasasında, Gelir Vergisi Yasasında Kurumlar Vergisi Yasasında değişiklik öngören bir tasarıyı getirdi ve 4676 sayılı Kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçti.

Değerli arkadaşlarım, hatırlayacaksınız, Sayın Cumhurbaşkanımız, 7 Haziran 2001 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinden çıkan bu kanunu Anayasaya aykırı bularak, 11 gün sonra Türkiye Büyük Millet Meclisine iade etmişti. Şimdi, aradan uzun bir zaman geçtikten sonra, yeniden Türkiye Büyük Millet Meclisinin önüne geldi. Anayasa Komisyonu, geçici maddeleri ve yürürlük maddeleriyle birlikte 35 maddeden ibaret olan bu kanunun 18 maddesini görüştü; yürürlük maddelerini bir tarafa bırakacak olursak, 15 maddesini görüşmedi. Niçin görüşmedi; raporu okuduğumuzda görüyoruz ki, bu kanunun belirli maddelerini Cumhurbaşkanı veto etmiştir; Anayasa da 3 Ekim 2001 tarihinde değişmiş, Cumhurbaşkanına kısmî veto imkânı vermiştir; dolayısıyla, hepsini görüşmeye gerek yok demiştir.

Değerli arkadaşlar, Sayın Cumhurbaşkanının geri gönderme tezkeresinin son fıkrasını çok dikkatli şekilde okumak mecburiyetindeyiz. Sayın Cumhurbaşkanı burada diyorlar ki: "Yukarıda önemli görülen kimi maddelerine ilişkin açıklanan gerekçelerle, kamu yararıyla bağdaşmayan, demokratik geleneklere, temel hak ve özgürlüklere, hukuka ve anayasal ilkelere uygun düşmeyen kurallar içeren 4676 sayılı Kanunun Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri uyarınca yayımlanması uygun görülmeyerek Türkiye Büyük Millet Meclisince bir daha görüşülmek üzere ekte geri gönderilmiştir." Sayın Cumhurbaşkanının buradaki ifadeleri önemlidir; önemli görülen kimi maddelerine ilişkin açıklamalar yaptım, bütününü geri gönderiyorum, bütününü Türkiye Büyük Millet Meclisi yeniden görüşmelidir demek istiyor. Sayın Cumhurbaşkanı geri gönderme tezkeresinde böyle bir irade ortaya koyduktan sonra, ne Anayasa Komisyonunun Sayın Başkanı ne Anayasa Komisyonu ne de Genel Kurul "ben, buradan seçtiğim maddeleri görüşürüm, diğerlerini görüşmem" diyemez.

Sayın İyimaya, biraz önce, bunun gerekçeleriyle ilgili, gerçekten doyurucu bilgiler verdiler. Bir defa, Anayasa değişikliği, bu kanunun vetosundan önce gerçekleşti. Sayın Cumhurbaşkanının, daha önce, böyle bir veto, kısmî veto imkânı yoktu. Kısmî veto, bu kanunun geri gönderilmesinden sonra gerçekleştiğine göre, Sayın İyimaya'nın da biraz önce isabetle belirttiği gibi, o tarihteki Anayasa kuralı neyse, o Anayasa kuralını uygulamak zorundasınız. O Anayasa kuralı, 89 uncu maddenin ikinci fıkrası, tamamının komisyonlarda ve Genel Kurulda görüşülmesini öngörmektedir. Ayrıca, Anayasa Komisyonu, bu işi görüşürken İçtüzüğe bakmak zorundadır; çünkü, Anayasanın 95 inci maddesine göre, komisyonlar İçtüzük hükümlerine göre çalışırlar. Öyle diyor işte 95 inci madde: "Türkiye Büyük Millet Meclisi, çalışmalarını, kendi yaptığı İçtüzük hükümlerine göre yürütür." Sizin İçtüzüğünüzün 81 inci maddesinde, bunun bir kısmını ayıracaksınız, bir kısmını görüşmeyeceksiniz diye bir hüküm var mı; yok. Ee, o zaman, yaptığınız iş, hem Anayasaya aykırı hem İçtüzüğe aykırıdır. O bakımdan, Anayasa Komisyonunda, bu geri gönderilen yasanın tamamının görüşülerek Genel Kurula gönderilmesi gerekirdi; bu yapılmamıştır. Yapılması gereken nedir şimdi; komisyonun bu kanuna bağladığı raporunu geri çekmesidir, geri çekmesi gerekmektedir.

Değerli arkadaşlarım, biraz önce değişik vesilelerle kürsüye çıkan saygıdeğer arkadaşlarımız da belirttiler. Bu hükümet, maalesef, birçok konuda, her şeyi yüzüne gözüne bulaştırmaktadır. Bu tabiri kullandığım için üzgünüm; ama, başka bir benzetme de aklıma gelmiyor.

Şimdi size soruyorum: Bu hükümet döneminde, Çankaya'dan dönen, Anayasa Mahkemesinden dönen kanunların ve kanun hükmünde kararnamelerin sayısının ne olduğunu bir çırpıda söyleyecek kaç kişi var? 50'yi geçti... Bu hükümet, maalesef, Anayasayla ve anayasal kurumlarla cedelleşmeyi kendisine meslek edinmiştir; buna hakkı yoktur, bunu yapamaz, yapamamalıdır.

İşte, afla ilgili durum ortada. Şimdi, bu hükümet, yönetimde ve idarede bir boşluğa sebep olduğu gibi, yasalarda da boşluğa sebep olmuştur. Bir yasal boşluk meydana geldi. Şimdi, cumhuriyet savcıları, bir bir cezaevlerinden tahliyeler gerçekleştiriyor. Bu hükümetin ne yaptığını bilmemesinin en çarpıcı örneklerinden bir tanesi budur diye düşünüyorum değerli arkadaşlarım.

Şimdi, neden bu böyle oluyor; neden Anayasa Mahkemesinden dönüyor, Cumhurbaşkanından dönüyor? Sayın Cumhurbaşkanımız, hatırlayacaksınız, biraz önce de ifade edildi, 23 Nisan resepsiyonunda -ki, televizyonlarda hepimiz izledik- şu beyanlarda bulundu: "Yasalar düzenlenirken, RTÜK Yasası konusunda da, veto ettiğimde, Sayın Başbakanla görüşmemde, bu yasayı o da kendi içine sindiremediğini, benim doğru yaptığımı söylemişti." Bu cümleler, Sayın Cumhurbaşkanına aittir, 23 Nisan resepsiyonunda söylemiştir. "Ama, maalesef, duyuyorum ki, tekrar Meclis gündeminde söz konusu yasa. Sayın Başbakana da hatırlattım bunu, böyle demiştiniz, şimdi niye getiriyorsunuz diye. Kendisi bir şey söylemedi. Veto gerekçelerini, elbette, hâlâ, geçerli olarak koruyorum" diyor Sayın Cumhurbaşkanı.

Şimdi, Sayın Karakoyunlu buyuruyorlar ki "iyisini sonra yapalım." Bu cümlenin mefhumu muhalifinden çıkan sonuç şudur: Bu, kötü bir yasadır, iyisini sonra yapacağız. Sayın Karakoyunlu, Değerli Bakanım, yani, iyisini yapmak varken, niye kötüsünü yapmak için bu Meclisi meşgul ediyorsunuz? (AK Parti sıralarından alkışlar) Gelin, bu iyisini, hep birlikte yapalım şimdi. Böylesine bir anlayış, böylesine bir mantık olabilir mi.?!. Sizi, bu, doğru bulmadığınız, kötü bulduğunuz yasayı aynı şekilde geçirtmeye zorlayan nedir; kim tazyik ediyor? Sayın Başbakanı ve Başbakan Yardımcılarını, uzun süredir, hep birlikte burada görememiştik. Bunu sağlayan güç nedir? Bunu bilmek istiyoruz,; bunu milletimiz de bilmek istiyor. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, dün, bir bakan gündemdışı konuşma yapacaktı -biraz önce ifade edildi- konuşmadı, milletvekilleri konuşmasın, gruplar konuşmasın diye. Bugün de gündemdışı konuşmalar iptal edildi. Bununla şu mu söylenmek isteniliyor veya bundan şunu mu çıkaracağız: Bu yasa o kadar önemli ki, arkamızdaki tazyik o kadar önemli ki, biz, bunun için milletvekillerinin sesini kısarız, Parlamentoyu konuşturmayız, Parlamentonun sesini de kısarız. Bunu mu demek istiyorsunuz? Eğer bunu demek istiyorsanız, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve millet iradesini burada temsil eden sayın milletvekillerine çok büyük haksızlık yapmış oluyorsunuz.

Sayın hükümetin içine sinmeye sinmeye getirmiş olduğu bu kanunun buradan geçmemesi gerekir. Bu hükümet, maalesef, bir hazım, bir sindirim problemi yaşıyor. Bu sindirim problemini çözmenin yolu birtakım ilaçlar değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen tamamlayınız Sayın Şahin.

MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Sayın Başkan, tamamlıyorum.

Bu sindirim problemini çözmenin yolu -Anayasa üzerine yemin ettiniz- Anayasaya sadık kalmaktır. Anayasanın 167 nci ve 172 nci maddelerine tamamen aykırıdır bu yasa. Üzerine yemin ettiniz; buna sadık kalın. Eğer Anayasaya sadık kalırsanız, sindirim probleminiz de olmaz.

O bakımdan, biz AK Parti Grubu olarak, bu usul tartışmasında, bu kanunun maddelerinin tamamen görüşülmesinin hem Anayasaya hem İçtüzüğe göre zorunlu olduğuna inanıyoruz. Bir kısmını burada görüşerek bu işi geçiştiremezsiniz. Sonra, hep yaşadığımız gibi, yine, bu tür tasarruflarınız gerekli yerlerden dönecek, yine, bu Parlamentoya fazla mesai yaptırmış olacaksınız.

Bu bakımdan -biraz sonra, Genel Kurulda, Sayın Başkanım herhalde oylamaya sunacaktır- milletvekili arkadaşlarımızın, tamamının görüşülmesiyle ilgili oy kullanmalarını temenni ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Şahin.

Lehte ilk söz, Denizli Milletvekilimiz Sayın Beyhan Aslan'a ait.

Buyurun Sayın Aslan. (ANAP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakikadır.

BEYHAN ASLAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım ve Anavatan Partisi Grubu adına, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. Yine, şahsım ve Anavatan Partisi Grubu adına, evvelki gün kaybettiğimiz, bugün defnettiğimiz İsmail Aydınlı'ya da Allah'tan rahmet diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisi, 7.6.2001 günü kabul edilen 4676 sayılı Kanunla, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun bazı maddelerini değiştirmiş; ama, Cumhurbaşkanımız, Meclisle mutabık olmamış -17 asıl, bir de geçici 4 üncü madde olmak üzere- yayımlamamış ve Meclise geri göndermiştir. Ne zaman geri göndermiştir; 18.6.2001... Acelesi falan yok bu işin, onbir ay beklemişiz; yani "acele ediyorlar; baskı, tehdit var" şeklindeki ithamlar fevkalade yanlış ithamlar. Onbir ay sonra, biz, bunu Komisyonda görüşmüşüz ve Anayasa Komisyonumuz, burada olduğu gibi usul tartışması açmış. Orada da yine, bu kanunun tüm maddeleri mi görüşülsün, yoksa, Cumhurbaşkanımızca geri gönderilen maddeler mi görüşülsün şeklinde görüşler ortaya atılmış ve Anayasa Komisyonu, oyçokluğuyla, Cumhurbaşkanının onaylamayarak geri gönderdiği maddelerin görüşülmesini karar altına almış. Orada, sadece, Sayın Kamalak'ın muhalefet şerhini görüyoruz. Sayın Kamalak'ın hem usule hem esasa ilişkin muhalefet şerhini okuduk. Tabiî, usule ve esasa ilişkin muhalefet şerhini de saygıyla karşılıyoruz; ancak, ben, şunu ifade etmek istiyorum: Biz -bu Meclis- 3.10.2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanunla Anayasayı değiştirmişiz ve yine, değişik 89 uncu maddenin ikinci fıkrası ortada. Anayasa açıkça ortadayken, bizim şu anda yapacağımız tüm tasarrufların Anayasa çerçevesinde olması gerekir. Anayasanın 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası ne diyorsa, onu nasıl yorumluyorsak, bugünkü Anayasanın 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre yorumlamak ve buna göre işlem yapmak durumundayız; yoksa, Anayasaya aykırı hareket etmiş oluruz.

AHMET İYİMAYA (Amasya) - Eski onay uygulanır diyor mu Sayın Başkan?

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Hayır efendim, orada "görüşülür" demiyor "görüşülebilir" diyor.

BEYHAN ASLAN (Devamla) - Onun için, biz, burada, Anayasa Komisyonumuz tarafından değerlendirilen ve oyçokluğuyla kabul edilen, yani, Cumhurbaşkanımızca geri gönderilen maddelerin görüşülmesi konusunda Meclisçe aynı işlemi yapmış olursak, doğru bir işlem yapmış oluruz. Bu nedenle, burada, Cumhurbaşkanımızın geri gönderdiği maddeler, yani, Anayasa Komisyonu raporu doğrultusunda görüşmeler yapmamız lazım. Aksi hal, Anayasa aykırı olur ve bugün, Anayasa açıkça yürürlükteyken, Anayasanın maddesi açıkça ortadayken, bizim, buna aykırı bir davranış içerisinde bulunmamız yasal olmaz.

Bir diğer konu şudur: Şimdi, muhalefetin -tabiî, henüz görüşmüyoruz; ama- şartla salıvermeye ilişkin görüşlerini de alıyoruz. Orada diyorlar ki: "Anayasa var ortada, 330 oy isteriz." Peki, Anayasa var ortada, 330 oy isteriz...

AHMET İYİMAYA (Amasya) - Kamu düzeni var...

BEYHAN ASLAN (Devamla) - O da eski olay... O da eski olay... O zaman çifte standart olmuyor mu? Yani, onda Anayasa uygulansın, bunda uygulanmasın!..

Şimdi, bu çifte standardı kabul edemeyiz. Onun için, oradaki şartlar değişik aslında. Anayasa Mahkemesinden gelen bir karar; ama, orada ne istiyorsanız, burada da onu istemeniz gerekir; çifte standart olmaz.

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - 330 oy gerekir.

BEYHAN ASLAN (Devamla) - Orada "330 oy gerekir, Anayasa var" diyorsunuz; ama, burada Anayasa varken, Anayasayı yok sayıyorsunuz.

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - 330 oyu bulacaksınız; yok öyle şey!..

BEYHAN ASLAN (Devamla) - Bir kere, bu çelişkiyi gideremediniz.

Tekrar ediyorum: Bu nedenle, biz, burada, Cumhurbaşkanımızın geri gönderdiği maddeleri, yani, 17 asıl, 1 geçici maddeyi görüşmek durumundayız ve ancak o zaman yasal bir işlem yapmış oluruz.

Anayasa Komisyonunun raporu doğrudur. Yüce Meclisin, o rapor doğrultusunda bir karar vereceğini tahmin ediyorum.

Saygıdeğer arkadaşlarım, bir diğer konu da şu: Tabiî ki, biz, muhalefetin, esas açısından bu yasaya gösterdiği tepkiyi saygıyla karşılıyoruz. Milletvekillerimiz, elbette, her yasanın lehinde de olacaktır, aleyhinde de olacaktır. Bu, tamamen saygıyla karşılanacak bir husus. Usule ilişkin de değişik görüşleriniz olabilir; ama, hiç kimsenin, bu Meclisin hiçbir üyesinin, bu Meclisi töhmet altına sokmaya, çıkar gruplarıyla ilişkilendirmeye veya "birtakım tehditler altında bulundu" şeklinde itham etmeye hakkı yoktur. (AK Parti sıralarından gürültüler)

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Hükümet baskı altında.

BEYHAN ASLAN (Devamla) - Bunu da, Yüce Meclisin saygınlığına düşürülmüş bir gölge olarak kabul ediyorum. Lütfen, bu tür beyanlardan kaçınalım.

Yüce Meclisin saygınlığına önce saygıdeğer milletvekillerimizin sahip çıkması gerekir diyorum ve Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Aslan.

Lehinde ikinci söz talebi, Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mustafa Kamalak'a aittir. (SP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Kamalak.

Süreniz 10 dakikadır.

M. ZEKİ SEZER (Ankara) - Lehinde konuşacaksınız değil mi efendim?

MUSTAFA KAMALAK (Kahramanmaraş) - Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; hepinizi hürmetle selamlıyorum.

Bazı arkadaşlarım, latife türünden de olsa "lehinde söz aldın, onun için alkışlıyoruz, o yönde konuşmanı istiyoruz" diyorlar.

Değerli arkadaşlarım, bana göre, bir kanun için en lehte konuşma, onun Anayasaya en uygun şekilde çıkmasını sağlayıcı konuşmadır diye düşünürüm.

Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, kısaca RTÜK Kanunu diye bilinen kanun, maalesef, dört beş seneden beri Yüce Meclisimizin gündemini işgal etmiştir. Geçen sene kanunlaşmış; ancak, bu sefer de, 16 sayfalık gerekçeyle, Sayın Cumhurbaşkanımız veto etmiştir.

Ne diyor Sayın Cumhurbaşkanımız gerekçesinde; zaman sınırı olduğu için sonuç cümlesini kısaca arz ediyorum: Yukarıda görülen kimi maddelerine ilişkin -bütününe değil, örnek babından- açıklanan gerekçelerle,

1- Kamu yararıyla bağdaşmayan,

2- Demokratik geleneklere aykırı düşen,

3- Temel hak ve özgürlüklerle bağdaşmayan,

4- Hukuka aykırı olan,

5- Anayasal ilkelere uygun düşmeyen kurallar içeren -kısaca- RTÜK Kanununu bir daha görüşülmek üzere iade ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, emin olun, yakından da tanıyorsunuz, hiçbir zaman engelleyici tutum içerisine girmedim, girmedik de; ama, ortada, gerçekten, Anayasaya aykırı olan, demokratik hukuk kurallarıyla bağdaşmayan bir kanun vardır. Yüce Meclis, mehabetine uygun kanunlar çıkarmak mecburiyetindedir.

Değerli arkadaşlarım, Cumhurbaşkanının iadesi üzerine, Meclis Başkanlığımız, kanunu Anayasa Komisyonuna havale etmiştir. Anayasa Komisyonu, Sayın Cumhurbaşkanının sadece örnek babından zikredip gerekçelendirdiği maddelerle ilgili sınırlandırma görüşmesine karar vermiştir.

Değerli arkadaşlarım, her şeyden önce, komisyonun böyle bir sınırlandırma kararına yetkisi yoktur. Sayın Meclis Başkanımıza soruyorum, Sayın Hükümetimize soruyorum, sayın siz milletvekillerine soruyorum: İçtüzüğün hangi maddesine dayanmış Anayasa Komisyonu bu sınırlandırma kararını alırken? Sınırlandırma kararı, bakın, İçtüzükte yoktur; çünkü, Anayasa değiştikten sonra, yani, cumhurbaşkanının kısmen bir kanunu geri göndereceğine dair hüküm 89 uncu maddeye girdikten sonra, İçtüzükte değişiklik yaptınız mı?

BEYHAN ASLAN (Denizli)- Yapmasak dahi...

MUSTAFA KAMALAK (Devamla)- Hayır... Hayır...

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğün bazı maddelerini iptal etti. İçtüzükte değişiklik yaptık mı; hayır.

BEYHAN ASLAN (Denizli)- Gerek yok; Anayasa hükmü...

MUSTAFA KAMALAK (Devamla)- Ha, gerek yok... Haklısınız, haklısınız; ama, Anayasaya uygun değildir bu davranış. Niye değildir?

Değerli arkadaşlarım, bakın, bu Meclisin hızlı çalışmasını hepimiz istiyoruz. Bu İçtüzüğü kim hazırlayacak? Bu Meclisin İçtüzüğünü başkaları mı hazırlayacak?! Bakın, Anayasanın -yani, üzerine bu kürsüden yemin ettiğimiz Anayasanın- 95 inci maddesinin ilk fıkrası ne diyor: "Türkiye Büyük Millet Meclisi, çalışmalarını, kendi yaptığı İçtüzük hükümlerine göre yürütür."

Değerli arkadaşlarım, Anayasa Komisyonunun sınırlandırma kararı, bir içtüzük ihdası niteliğindedir, yeni bir tüzük hükmü koyma mahiyetindedir ve bu yeni içtüzük ihdası niteliğindeki uygulama da, Anayasanın 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesine aykırıdır. Niye?.. Değerli arkadaşlarım, şöyle deniliyor ikinci cümlede: "Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulunmama durumunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, sadece uygun bulunmayan maddeleri görüşebilir." Dikkatlerinizi çekiyorum; "komisyonlar, sadece o maddeleri görüşür" denilmiyor, "Türkiye Büyük Millet Meclisi" deniliyor.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisi ile her bir komisyon eş anlamda mı; hayır. Şu halde, Anayasa Komisyonunun sınırlandırma kararı, bu hükme açıkça aykırıdır.

Müteakip fıkrada, üçüncü fıkrada "Türkiye Büyük Millet Meclisi, geri gönderilen kanunu aynen kabul ederse" deniliyor.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisi sınırlandırma kararı almadan, metnin esasını bilmeden nasıl görüşecek? Kabul etme, inceleme, tartışma, müzakere etme kavramını da içermez mi; elbette içerir. Peki, Türkiye Büyük Millet Meclisi, esası hakkında görüşme açmadan, sınırlandırma kararı vermeden nasıl kabul etmiş olacak? Anayasaya aykırı  düşmez mi bu; elbette düşer.

Değerli arkadaşlarım "biz, kanun dinlemeyiz, Anayasa dinlemeyiz, bu metin buradan geçecektir" diyorsanız; elhak, bu Meclis, elbette bunu başarır; ama, yapılan iş Anayasaya uygun düşmez. Uygun düşmez de ne olur?

Birinci olarak,: Sayın Cumhurbaşkanı der ki: Anayasada "Türkiye Büyük Millet Meclisi kısmen görüşür" deniliyor; halbuki, komisyon görüşmüştür. Bu münasebetle, çıkardığınız kanun, Anayasanın 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasına aykırıdır; geri iade ediyorum.

İkinci olarak der ki: Çıkardığınız kanun, Anayasanın 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına aykırıdır; geri iade ediyorum. Çünkü, burada "Türkiye Büyük Millet Meclisi, geri gönderilen kanunu aynen kabul ederse, kanun Cumhurbaşkanınca yayımlanır" dediğimiz gibi "aynen kabul etme" müzakereyi, tartışmayı ve sonunda, hür iradesiyle benimsemeyi ifade eder. Halbuki, Anayasa Komisyonunun sınırlandırma kararında Genel Kurulun iradesi yoktur.

Değerli arkadaşlarım, burada, bir hususu da arz etmek istiyorum. Dün, yine, bir kanun münasebetiyle, Anayasaya aykırı bulunduğu için birkısım hükümleri Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen bir kanun münasebetiyle Yüksek Komisyonumuz, Anayasa Komisyonumuz toplanmıştı. Orada, Komisyon Başkanımız çok enteresan, tarihî bir konuşma yaptı; kendilerine teşekkürlerimi arz ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kamalak, lehinde söz istediniz... Bir anayasa profesörü olarak anlayışınıza sığınıyorum ve lütfen tamamlayınız. Konuyu değiştirmeyelim.

MUSTAFA KAMALAK (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım; ama, ben, başta dediğim gibi, bu kanunun Anayasaya uygun olarak çıkmasını istiyorum. Bun, herhalde, aleyhte bir şeyi olmasa gerek diye düşünüyorum.

BAŞKAN - İki anayasacı birbirine böyle söylemez.

MUSTAFA KAMALAK (Devamla) - Sayın Başkan "21 inci Dönem Meclisi, çıkardığı kanunlar Cumhurbaşkanı tarafından en fazla veto edilen, Anayasa Mahkemesi tarafından en çok geri gönderilen Meclis olmuştur" mealinde konuşarak üzüntülerini belirtiyordu. Bu üzüntü -ben, orada da belirttim- sadece Komisyon Başkanımıza ait değildir. Anayasa Mahkemesinin 40 ncı Kuruluş Yıldönümünde, Sayın Anayasa Mahkemesi Başkanı da "kanunlar özensiz çıkarılıyor, Anayasaya aykırı olarak çıkarılıyor; bu da, bizim yükümüzü ağırlaştırıyor" diye aynı şeyden yakınıyordu.

Değerli arkadaşlarım, takdir sizin; ama, ortada bir gerçek var: Bu kanun, Anayasaya açıkça aykırıdır.

Arz ediyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kamalak.

Sayın milletvekilleri, Başkanlık olarak görüşümüzde bir değişiklik olmamıştır. Bu nedenle, İçtüzüğümüze göre, kanunun, esas komisyon olarak...

AHMET İYİMAYA (Amasya) - Sayın Başkan, izin verir misiniz?..

BAŞKAN - Sayın İyimaya, yerinden söz talebiniz mi var?

AHMET İYİMAYA (Amasya) - Evet, usulle ilgili bir iki cümle söyleyeceğim.

BAŞKAN - Sayın İyimaya, diğer arkadaşlarımız soru-cevap işlemi için sıraya girdiler...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, soru sormak için değil, bir hususu belirtmek için söz istiyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, ben, soru sormak için değil, usulle ilgili söz istiyorum.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkanım, elektronik cihaz vasıtasıyla bizim de bir söz talebimiz var; ışık yanıp sönüyor...

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, söz istiyorum...

BAŞKAN - Sayın Genç, sizin isminiz, burada, beşinci sırada gözüküyor.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Ben usulle ilgili söz istiyorum.

BAŞKAN - Usulle ilgili kim söz istediyse, onu da yerine getirdik.

Buyurun Sayın İyimaya.

AHMET İYİMAYA (Amasya) - Sayın Başkanım, Sayın Beyhan Aslan, bilhassa, bizim konuşmalara atıf yaparak, "87 nci madde için başka, 89 uncu madde için başka", "çifte standart" deniyor... Anayasanın af nisabını düzenleyen 87 inci maddesi, sosyal kamu düzeniyle ilgidir. Sosyal kamu düzenine ilişkin her türlü hukuk değişikliği geriye yürür. Anayasanın müzakere usulünü düzenleyen 89 uncu maddesi, iç düzen kuralıyla ilgilidir. İç düzen kuralında, sonraki değişiklikler geriye yürümez. İptidaî bu hukuk bilgisini arz ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Çok teşekkür ediyorum Sayın İyimaya.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Sayın Kapusuz, bir şey mi söylediniz?

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, Başkanlıktan bir şey öğrenmek istiyorum.

BAŞKAN - Buyurunuz.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Şimdi, siz bir oylama yapacaksınız; fakat, hem Genel Kurulun hem şahsımın öğrenmesi ve hemde zabıtlara geçmesi açısından bir hususu zatıâlinize sormak istiyorum. Şimdi, Sayın Cumhurbaşkanının iade gerekçesi okunmadı. Siz, geçmişte yapılan, sunuşlar kısmında okunmuş olanı okunmuş kabul ettiniz. Benim burada sormak istediğim ve sizin tarafınızdan açıklığa kavuşturulmasını istediğim husus şudur: Sayın Cumhurbaşkanının göndermiş olduğu veto gerekçesinin son paragrafı arkadaşlarımız tarafından okundu. Şimdi, bu gönderilen kanun, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından "kısmî görüşülsün" için herhangi bir hüküm ihtiva ediyor mu?

BAŞKAN - Ben, kendi hukukî görüşümü, burada hiçbir zaman sizin değerlendirmenize sunmam, o hakkı kendimde görmem, benim yetki alanımın dışında; ancak, siz "okunmadı" diyorsunuz, demin de burada Genel Kurulun bilgisine sunmuştum, 19 Haziran 2001 tarihli 120 nci Birleşimde okunduğuna dair de ben size tutanakları göstermiştim; usulü takip ediyorum Sayın Kapusuz.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Şimdi, Sayın Başkanım, biz, şahsî görüşünüzü istemiyoruz, Başkanlığın görüşünü istiyoruz.

BAŞKAN - İşte, ben okuyordum Başkanlık görüşünü...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Dolayısıyla, bu kanunun tamamı Türkiye Büyük Millet Meclisine iade edilmiştir, sadece birkaç maddeden, arkadaşlarımızın ifade ettikleri gibi 17 madde gerekçe gösterilmiştir; ama, kanunun tümü iade edilmiştir; dolayısıyla, Komisyon yanlış yapmıştır, Başkanlık yanlış bir eylem ve işlem içerisindedir. Şu anda, sizlerin usul tartışmasıyla geçiştirmek istediğiniz bu husus, hem Anayasaya hem İçtüzüğe hem de bugüne kadar hiç uygulaması olmadığından dolayı, teamüller açısından da -ilk defa teamül haline getiriyorsunuz- aykırıdır diye ifade ediyorum, zabıtlara geçmesini de belirtiyorum.

Sağ olun.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Siz zabıtlara geçmesini istediniz, biz de, Başkanlık olarak, yaptığımız işin Anayasaya, İçtüzüğe, teamüllere uygun olduğu düşüncesindeyiz. Kaldı ki, ben, bu noktada tek başıma karar verme mercii değilim, onun için, zaten, siz sayın milletvekillerinin, Genel Kurulun onayını alacağız.

Evet Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, ben de, usulle ilgili...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, elbette ki, burada, Meclis Başkanlığının bir kanunun müzakeresi sırasındaki yetkisi sınırlıdır; ancak, gelen komisyon raporu usulsüzdür ve eksiktir. Nasıl eksiktir; biliyorsunuz, komisyonların yetkisini belirleyen 35 inci maddeye göre, komisyonlar, tasarı ve teklifleri parça parça sunamazlar.

Şimdi, bir kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edildikten sonra Cumhurbaşkanına gider. Cumhurbaşkanı, eğer bunu kısmen uygun görürse, ben, şu şu şu maddelerini kabul ettim, şu şu şu maddelerini de reddettim der. Sayın Cumhurbaşkanı, ben, şu şu şu maddeleri kabul ettim demedikten sonra, o maddeler yok hükmündedir. Bunu, herhalde, aklı eren herkes bilir.

Şimdi, burada da, Cumhurbaşkanın -arkadaşlarımızın sunduğu son cümlede- ben, şu şu şu maddelerini uygun gördüm, şu şu şu maddelerini uygun bulmadım şeklinde bir ibaresi yoktur; tümünü veto ediyor. Dolayısıyla, biz, bu kadar kavga gürültüden sonra, bu kanunu tekrar müzakere edip de, yine Cumhurbaşkanımıza gönderdiğimiz takdirde, Anayasaya göre aynen kabul etmediğimiz için, yani, Komisyonun burada müzakere etmediği maddelere- Cumhurbaşkanı diyecek ki, Meclis bu konuda bir karar vermemiştir. Zaten, bunlar, keenlemyekün; yani, birinci vetodan sonra, Meclisin bunları yeniden kabul etme zorunluluğu var; aksi takdirde, böyle bir madde yok. Dolayısıyla, Sayın Cumhurbaşkanımızın bunu tekrar veto etme hakkı doğar; bu kesindir. Yani, herkesin bunu anlaması lazım. Burada boşuna zaman kaybetmeyelim.

Bana göre, komisyon, bu raporunu eksik yapmıştır; eksik komisyon raporunun gündeme getirilerek müzakere edilmesi olanağı yoktur. Burada, kimsenin, açıkça, Meclisin bu kadar zamanını yok etmeye hakkı da yoktur.

Şimdi, veto edilen bir kanun Meclis tarafından tekrar ele alınmadığı zaman kadük oluyor, hiçbir hükmü de kalmıyor. Bu itibarla, çok büyük bir hata yapılmaması konusunda bu ikazı yaptım.

Saygılar sunuyorum efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genç.

Sayın milletvekilleri, Başkanlık olarak görüşümüzde bir değişiklik olmamıştır. Bu nedenle, İçtüzüğümüze göre, Kanunun, esas komisyon olarak görüşen Anayasa Komisyonunun raporu ve kabul ettiği metin üzerinden görüşülmesini ve söz konusu Kanunun, İçtüzüğün 81 inci maddesine göre, ancak, sadece Cumhurbaşkanının geri gönderme tezkeresinde yer alan ve Anayasa Komisyonunca görüşülen 2, 3, 5, 7, 12, 13, 14, 16, 17, 19, 20, 21, 22, 23, 25, 26, 29 ve geçici 4 üncü maddelerinin görüşülmesini Genel Kurulun onayına sunacağım.

III. – YOKLAMA

BAŞKAN - Oylama yapmadan önce, sayın milletvekillerinin bir yoklama yapılması talebi vardır.

Talepte bulunan sayın milletvekillerimizin Genel Kurul salonunda bulunup bulunmadıklarını tespit edeceğim.

Ahmet Karavar?.. Burada.

Fahrettin Kukaracı?.. Burada.

Musa Demirci?.. Burada.

Mustafa Niyazi Yanmaz?.. Burada.

Ahmet Demircan?.. Burada.

Alaattin Sever Aydın?.. Burada.

Nezir Aydın?.. Burada.

Rıza Ulucak?.. Burada.

Ahmet Sünnetçioğlu?.. Burada.

Süleyman Arif Emre?.. Burada.

Fehim Adak?.. Burada.

Lütfi Doğan?.. Burada.

Mustafa Kamalak?.. Burada.

Latif Öztek?.. Burada.

Mukadder Başeğmez?.. Burada.

Mustafa Geçer?.. Burada.

Hüseyin Karagöz?.. Burada.

Cevat Ayhan?.. Burada.

Sacit Günbey?.. Burada.

Bahri Zengin?.. Burada.

Sayın milletvekilleri, elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakika süre vereceğim.

Sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını teknik personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır.

VII. – USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)

1.– Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderilen RTÜK Kanununun Anayasa Komisyonunda görüşülmeyen maddeleri üzerinde Genel Kurulda müzakere açılıp açılmayacağı hakkında usul görüşmeleri (Devam)

BAŞKAN - Şimdi, biraz önce arz ettiğim maddelerle ilgili Genel Kurul onayını arayacağım: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

9.– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam)

BAŞKAN - Kanunun tümü üzerinde söz isteyen sayın milletvekillerinin isimlerini tespit ediyorum.

Sayın milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Kayseri Milletvekili Abdullah Gül söz istemiştir.

Buyurun Sayın Gül. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ABDULLAH GÜL (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Anayasanın 89 uncu maddesi gereğince Cumhurbaşkanınca bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderilen Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun üzerinde, AK Parti Grubunun görüşlerini ifade etmek için söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, bu şartlar altında, siz de dinlemiyorsunuz, Genel Kurul da dinlemiyor. Konuşmama...

HÜSEYİN ÇELİK (Van)- Sayın Başkan, curcuna var içeride; süreyi yeniden başlatın.

BAŞKAN- Değerli arkadaşlarım, sayın hatibi rahat dinleyebilmemiz için biraz sükûnete ihtiyacımız var. İstirham ediyorum.

ALİ COŞKUN (İstanbul)- İktidarın muhalefeti dinlemeye tahammülü yok.

BAŞKAN- Genel Kurul salonu dışına çıkmak isteyen arkadaşlarımız varsa, lütfen bir an önce çıksınlar; çünkü, hatibi duymakta güçlük çekiyoruz.

Sayın Gül, sürenizi sıfırlayacağım. İsterseniz, arkadaşlarımızı bir bekleyelim de, rahatça sizi dinleyebilelim.

Evet, sayın milletvekilleri...

SABAHATTİN YILDIZ (Muş)- Sayın Başkanım, niye kaçıyorlar, dinlesinler.

ALİ COŞKUN (İstanbul)- Tahammülleri yok.

MAHFUZ GÜLER (Bingöl)- Dinlemek için yürek ister. Yürek yok ki.

BAŞKAN- Buyurunuz Sayın Gül.

ABDULLAH GÜL (Devamla)- Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, kamuoyunda çok tartışmalara sebep olan, bütün basın yayın kuruluşlarının karşı olduğu, Gazeteciler Cemiyetinin, Basın Konseyinin, yerel medya derneklerinin, Yerel Televizyonlar Birliğinin, Anadolu Radyo ve Televizyon Yayıncıları Birliğinin, İnternet Kurumunun karşı olduğu; çok daha önemlisi, radyo ve televizyon yayıncılığından sorumlu ve bu konuda ihtisas kurumu olan RTÜK'ün tamamen karşı olduğu bir kanunu bugün burada görüşüyoruz.

Bu tartışmaların geçmişine bir göz attığımızda, RTÜK Yasasının 1993 yılında çıktığını hepimiz biliyoruz. O zamana kadar Türkiye'de radyo ve televizyon yayınları devletin tekelindeydi. Çağın gerisinde kaldığı için, çağa ayak uydurmak, teknolojiye ayak uydurmak için o zaman bu kanunu çıkarmıştık.

Geçen süre içinde ortaya çıkan aksaklık ve eksikliklerin olumlu bir istikamette düzeltilmesi gerekirken, tam tersine bir anlayış hâkim oldu. Siyasî tarihimizin en karanlık, şaibeli ve siyasî çıkar ilişkilerinin yoğun olduğu bir dönemde bu kanun defalarca değiştirilmek istendi. Çıkar çevrelerinin arzuları ve baskıları istikametinde olumlu bir ortam yakalamak için, bu Mecliste çok gayretler oldu; ama, hiçbirinden de netice alınmadı.

Değerli arkadaşlar, bugün, hepimizin bildiği bir gerçekle karşı karşıyayız. Siyasal sistemde, siyasî partilerimizle ve hatta daha da açıkçası, siyasî parti başkanlarımız ile medya arasındaki ilişkilerin, karşılıklı bağımlılığa dayalı bir ilişki olduğunu hepimiz biliyoruz. İşte, bu karşılıklı bağımlılık ve birbirinden istifade etmeye dönük mutabakat neticesinde, bugün, bu kanun karşımıza getirilmiş vaziyette. Gönül isterdi ki, bu kanun değişiklikleri, çağın, teknolojinin ve halkımızın arzu ettiği doğrultuda olsun; ama, ne yazık ki, bu şekilde olmadı ve 7 Haziran 2001 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi 3984 sayılı Yasayı çıkardı.

Değerli arkadaşlar, Cumhurbaşkanı bu yasayı inceledi ve Anayasaya aykırı bulduğu için, gerekçelerini de açık ve net yazarak, Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderdi.

Şimdi, aklı başında bir hükümetin yapması gereken şey şudur: Aradan on aylık bir süre geçti; bu on ay içerisinde bu gerekçeleri dikkatli bir şekilde okuyup, Sayın Cumhurbaşkanının Anayasaya aykırı olduğunu iddia ettiği noktaları tekrar inceleyip, düzgün bir şekilde bir kanun çıkarmaktı; ama, ne yazık ki, bunların hiçbirinin olmadığını ve olmayacağını biraz önce yaşadığımız tartışmalar da göstermiş oldu.

Şimdi, göz göre göre hükümet ve Meclis bir yanlışın içinde; büyük bir yanlış; iz bırakacak ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarını sarsacak ve zedeleyecek bir yanlış yapıyoruz. Bu yasanın Anayasaya aykırı olduğunu biliyoruz, basın özgürlüğünü sınırladığını biliyoruz, tekelleşmeyi ve kartelleşmeyi pekiştireceğini biliyoruz, Türk demokrasisini ve Türk siyasetini kirleteceğini ve dejenere edeceğini de biliyoruz, daha da ötesi, bu kanuna halkın karşı olduğunu biliyoruz; siyasî partilerimizin tabanlarının karşı olduğunu biliyoruz ve milletvekillerinin, sizlerin de bu yasaya karşı olduğunuzu biliyoruz. Çünkü, bir araya gelip konuştuğumuzda, iktidar partisi milletvekili siz değerli arkadaşlarımın da bu yasadan nasıl yakındığını çok iyi biliyoruz. O zaman, değerli arkadaşlarım, vicdanlarımızın sesini niçin dinlemeyeceğiz, niçin inandığımız istikamette burada oy kullanmayacağız da, baskıların altında, inanmadığımız şeylere el kaldırırken başlarımızı öne eğeceğiz.

Size bir şeyi hatırlatmak istiyorum: 24 Nisanda, eski Türkiye Büyük Millet Meclisinden bir yayın yapıldı. 32 nci Gün programıyla ANAR şirketinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi üzerinde ortaklaşa yaptığı bir araştırma yayınlandı. Aramızdan 200'e yakın milletvekiliyle yüz yüze görüşüldü ve bütün partilerimizin grup başkanvekilleri de o tartışmaya samimî bir şekilde katıldılar. Ortaya çıkan nokta şuydu; sorulan bir soruya şu cevap verildi: Türkiye'nin idaresinde en etkin olanlar kimlerdir; Silahlı Kuvvetler midir, Türkiye Büyük Millet Meclisi midir, basın mıdır, hükümet midir, hepimizin samimî kanaatleri oraya yansıdı ve hükümetin gücünün yüzde 37,7, basının gücünün ise yüzde 36,5 olduğu ortaya çıktı.

Şimdi, biz bile bile bir hata içerisindeyiz, kendi itibarımızı kendimiz giderek zedeliyoruz ve milletin bize verdiği egemenliği biz başkalarına devrediyoruz.

Değerli arkadaşlar, bakın, çıkarmaya çalıştığımız, biraz sonra belki aramızdan birçok arkadaşımızın evet diyeceği bu kanun neler getiriyor: Kanunla, televizyon ve radyo sahiplerinin devlet ihalelerine girmelerinin önündeki tüm engeller ortadan kaldırılıyor. Böylece, yayın kuruluşları bu güçlerini kullanarak devlet ihalelerinde, iktidar, bürokrasi ve diğer firmalar nezdinde baskı oluşturabilecek Haksız bir rekabete yol açabilecek bir ortamın önünü açıyoruz bu kanuna evet demekle.

Yine, bu kanunda yapacağımız değişiklikle şunu getiriyoruz: Kanun, televizyon sahiplerinin menkul kıymetler borsasında işlem yapmalarını da serbest bırakmaktadır. Borsanın spekülasyona çok açık bir yapısının olduğunu dikkate aldığımızda, bu kanunla borsada manipülasyonun, borsada spekülasyonun önünü açıyoruz. Unutmayın ki, Türkiye'deki borsa gelişmiş ülkeler seviyesindeki borsalar gibi derin değildir; manipülasyonlara ve spekülasyonlara nasıl açık olduğunu geçen dönem içerisinde hep beraber gördük. Yine hatırlatmak isterim size: Geçen yıl borsada Sayın Başbakanın sıhhatiyle ilgili yayılan bir haber üzerine, Sayın Başbakan hasta halinde bir televizyon kanalına gidip "ben buradayım" demek ihtiyacını duydu; çünkü, manipülasyona ve spekülasyona açık bir borsayla karşı karşıyayız.

Değerli arkadaşlar, devlet ihalelerinin önünü açıyoruz. Geçtiğimiz senelerde yaşanan olayları lütfen gözünüzün önüne getirin. Türkiye neleri yaşadı... Siyasetin, devlet adamlarının, parti başkanlarının, medya patronlarının, banka sahiplerinin kol kola olduğu dönemleri hep beraber yaşadık. Birçok bakanın hakkında soruşturmalar açıldığını ve bazı bakanların istifa etmek zorunda kaldığını hep beraber yaşadık. Elektrik enerjisi dağıtımıyla ilgili ihaleler yapıldığında, Türkiye'de gazete ve televizyon sahibi olan bütün grupların bunları nasıl  paylaştığını hep beraber gördük.

Değerli arkadaşlar, bir şeyi de, yine, samimî olarak söylemek istiyorum. Bu yasa, bu şekilde çıktığı süre içerisinde, gazete sahiplerine de hayır getirmeyecektir; onların da işine yaramayacaktır. Uzun vadede, kendileri de bundan zararlı çıkacaktır; çünkü, kendileri farkına varmadan da çevrelerindeki kişilerin çıkarları doğrultusunda neticesini bilmedikleri işlere sürükleneceklerdir. Bunun bir örneğini, aslında, Türkiye yaşadı. Aileden, meslekten gazeteci olan bir gazete sahibinin içine düştüğü durumları gözünüzün önüne getirin. O kişinin, bir devlet bankasını devralmak için giderken, yanındaki arkadaşına söylediği şeyleri çok iyi biliyoruz "ben gazeteciyim. Biz, şimdi, ne yapıyoruz? Biz, bir devlet bankasını satın almaya gidiyoruz, devralmaya gidiyoruz. Yaptığımız iş doğru mu, değil mi?" diye yanındaki kişiye yakındığını bütün basın camiası çok iyi bilmektedir. Bunların tekrarlanacağından, açıkça, korkuyorum.

Değerli arkadaşlar, medya sahipleri borsaya girdiğinde, çıkar çatışması gereğince, borsayı ister istemez etkileyeceklerdir. Ellerindeki gücü, isteseler de istemeseler de, kendi şirketlerinin çıkarları çerçevesinde kullanacaklardır. İşte, bu gücü, kendi yatırımlarının değerini artırma ya da yeni yatırım yapmayı düşündükleri kuruluşların değerini düşürüp ucuza kapatma maksadıyla kullanabilirler.

Türkiye'deki menkul kıymetler borsası, nispeten yenidir; şaibeler vardır. Bununla ilgili birçok suç duyuruları şimdiden yapılmıştır ve hatta, yurtdışı yatırım fonları bile kötü şekilde kullanılmaktadır. Bütün bunları dikkate alarak, bunlara, bu Meclisin, bu hükümetin nasıl "evet" diyeceğine hayret ediyorum.

Bu yasayla yaptığımız başka bir değişiklik de şudur: Bugün, bir kişinin, bir televizyon kuruluşunda, yüzde 20'den fazla hisse sahibi olması mümkün değildir. Kanunda ise, bu sınırlama kaldırılmaktadır, hisse sahipliği ile yıllık izlenme payı arasında bağ kurulmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bunun çok iyi anlaşılabilmesi için, bu konuyu en iyi takip eden, kanunen bu konuları takip etme sorumluluğu üzerinde olan RTÜK'ün verdiği bilgilere göre, bu kanun çıktıktan sonra, bir kişi, Türkiye'deki yerel ve bölgesel yayın yapan 244 televizyona, artı, Kanal-6 seviyesinde yayın yapan 30 tane televizyona sahip olacaktır veya başka bir misalle -yine aynı kurumun bize verdiği bilgiler çerçevesinde bunu söylüyorum -bir kişi, Türkiye'de yayın yapan bütün televizyonlar, bütün yerel televizyonlar ve bütün bölgesel televizyonlarla birlikte, bugün yayın yapan CNN gücündeki 6 televizyona birden sahip olabilecektir.

Şimdi, ben inanamıyorum; bu gücü siz nasıl vereceksiniz?! Bu gücü  vermeyi nasıl kabulleniyorsunuz? Türkiye'deki basındaki çoğulculuğa, gerçek anlamda çoğulculuğa sebep olan yerel televizyonların teker teker  bir iki kişinin eline geçmesine nasıl fırsat vereceksiniz?!. Bu, açık bir kartelleşme ve tekelleşmenin önünü açmak demektir. Bu yasa, kartelleşme ve tekelleşmeyi daha da pekiştirecektir. Türkiye'deki basının yapısı. hem ülke için hem de kendileri için tehlikeli hale gelecektir

Bugün, Türkiye'de, ne yazık ki, siyasal sistem ile medya arasında karşılıklı bir bağımlılığa dayalı bir ilişki söz konusudur dedim. Gerçekten de böyledir, bunu en iyi sizler bilmektesiniz. Bu sebeple, bazı yanlışlar biline biline yapılmaktadır.

Şöyle bir gözden geçirin; medyadaki mülkiyet değişikliklerini bir hatırlayın. Televizyonların, gazetelerin, şu geçen on sene içerisinde nasıl el değiştirdiğini lütfen hatırlayın. Anadan, babadan, aileden gazeteci olan, yayıncı olan kişilerin nasıl devreden çıktığını; holding sahibi, şirket sahibi, hükümetle ve devletle ilişki içerisinde olan herkesin birer birer nasıl önce televizyon satın aldıklarını, nasıl önce gazete satın aldıklarını lütfen düşünün. Buradaki birçok arkadaşımız hükümette bulundu; yapılan baskıları, gelecek baskıları lütfen hatırlayın. Bunları söyleyince, bazı arkadaşlar çıkıp şunu söylüyorlar, bazı ülkelerden misal veriyorlar, özellikle Amerika'dan misal veriyorlar ve Amerika'daki General Electric şirketinin, nasıl bazı televizyon kanallarını satın aldığını ve orada hiçbir kavganın çıkmadığını söylüyorlar. Ben, şunu söylemek istiyorum onlara: Getirin Amerika Birleşik Devletlerindeki şeffaflığı, açıklığı, vergi sisteminin sağlamlığını; Türkiye'de biz de yapalım onları. Hepiniz biliyorsunuz ki, Amerika Birleşik Devletlerinde, 1 dolarlık vergiyi takip etmek, 1 metrekare Amerikan toprağını savunmak kadar kutsaldır. Türkiye'de ise olup bitenleri hatırlayın, vergi kaçakçılıklarını, baskıları hatırlayın.

Değerli arkadaşlar, bu konuyla ilgili, Sayın Cumhurbaşkanı, vetosunda, gayet açık ve seçik yazmıştır. Aynen şöyle söylüyor: "Tekelleşerek sorumluluk bilincinden uzaklaşacak bir medya, her sorumsuz güç gibi er geç amacından sapabilir ve toplum yaşamını, ulusal güvenliği tehlikeye sokan bir güç durumuna gelebilir. Bunu önlemek devletin görevidir."

Burada, şu hakkı da teslim etmek isterim; bir insan, hele büyük parası varsa, bunu yatırıma sevk ederken, şüphesiz ki, buradaki hissesini dikkate alır. Bugünkü şekliyle bir problem olduğunu biz de kabul ediyoruz. 20, 30, 50 milyon dolarlık yatırım yapacaksınız; ama, bir şirketin, bir televizyon kanalının sadece ufak bir kısmına sahip olacaksınız, bu da mantıklı değil, bunu düzeltelim; ama, bunu düzeltirken, doğru bir şekilde düzeltelim. Zannediyorum ki, sayın bakanların söylediği şeyler bunlar; gelin bunları yapalım burada, elimizde fırsat var; önerge hazırlayalım, yanlışları beraber düzeltelim; ama, biz, devlet ihalelerinin önünü açmayalım, borsaya bu gücün girmesine fırsat vermeyelim.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, ben, bu kanunu okuyup da buna "evet" diyecek milletvekili arkadaşıma, müsaade ederseniz, hayret ediyorum; hayret ediyorum ve inanamıyorum; çünkü, şimdiye kadar, RTÜK dediğimiz Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun üyelerini, burada, bizler seçiyoruz, bizler oy veriyoruz ve şimdiye kadar da, bunlar, büyük bir uzlaşma içerisinde seçildi ve gayet de iyi çalışıyorlar. Şimdi, nasıl olur da, siz, kendi seçtiğiniz üyelerden vazgeçersiniz?! Bu kanunla, Üst Kurulun üye sayısı 9 olarak tespit ediliyor. Bunun 5'ini, burada, biz seçeceğiz; geri kalan 4'ünü kimlere havale ediyoruz biliyor musunuz?! Milliyetçi Hareket Partili değerli arkadaşlarım, Anavatan Partili değerli arkadaşlarım, özellikle size hitap ediyorum; çünkü, siz, bundan yakınıyorsunuz, seçmenlerinize yakınıyorsunuz. Şimdi, biz, 4 kişiden vazgeçiyoruz ve Meclis seçmesin, biz oy vermeyelim; bunların 2'sini YÖK seçsin diyoruz, bunların 1'ini Basın Konseyi göndersin diyoruz, bunların 1'ini Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği göndersin diyoruz; bunu anlamak mümkün değil! Bu yasayı okuduysanız, en azından bu maddeye oy veremezsiniz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bir Meclis, itibarını ve gücünü, işte bu şekilde kaybediyor ve bu şekilde zedeliyor. Bugün, biz, Anayasa Mahkemesi ve YÖK üyelerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilmesi gerektiğini konuşurken, siz, nasıl geri adım atarsınız, RTÜK gibi önemli bir kurulun üyelerini seçmekten vazgeçersiniz, bunların seçimini bunlara verirsiniz?!

Ayrıca, bu yasa, Avrupa Birliği yolunda devam etmeyi de engelliyor; çünkü, uyum yasalarıyla çelişiyor. Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin her kuruma üye vermesi geleneği yaygınlaştırılıyor. Avrupa Birliği sürecini kendi kendimize baltalıyoruz. Kurulun sivilliği, özerkliği kalmıyor; hükümetin ve yürütmenin emrine giriyor.

Başka bir değişiklik de şudur: Şimdi, biz, RTÜK'ün denetimini niçin Sayıştaya vermiyoruz? Anayasa gereği, Anayasanın 160 ıncı maddesi gereği RTÜK'ün Sayıştay tarafından denetlenmesi daha doğru değil midir? Sayıştay, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemelerde bulunuyor. Biz, şimdi, bağımsız dediğimiz, özerk dediğimiz bir kurulun denetim işini Başbakanlık Yüksek Denetleme Kuruluna veriyoruz ki, bu kurulun üyeleri atamayla geliyor.

Çok önemli başka bir değişiklik, frekans ihaleleriyle ilgili yapılıyor. Frekans ihaleleriyle ilgili her türlü hazırlığın yapıldığını biliyoruz; ama, öyle kurumlar çıkarıyoruz ki, bunu imkânsız hale getiriyoruz.

Yerel televizyonları, çıkaracağımız bu kanunla öldürüyoruz. Kendi sesimizi kısıyoruz. Yerel televizyonların, bugün, 25 000 000 olan RTÜK payını ödemekten aciz olduklarını biliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen sonuçlandırır mısınız.

ABDULLAH GÜL (Devamla) - Birçoğu 25 000 000'u ödeyemediği için kapanırken, bunlara, o kadar çok ağır cezalar getiriyoruz ki, bunların kapanmasına yol açacak cezalardır. Şimdiden, zaten, bunların çoğuyla temasa geçilmiştir ve İstanbul'daki birkaç grup bunların çoğunu tespit etmiştir.

Değerli arkadaşlar, yayın ihlalleri karşısında yasaklar açık ve seçik bir şekilde yazılmamıştır. Anayasaya açıkça aykırıdır. Ortaya muğlak ifadeler konulmuştur. Bunların hepsinin değiştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu muğlak ifadeler karşısında yasaklar getirilecek, bu yasaklar ise çok büyük olacaktır.

Bu kanunla yaptığımız -farkına vararak mı, varmayarak mı yapıyoruz- çok önemli bir şey de şudur: Biz, interneti yasaklıyoruz. Benim, bunu da aklım almıyor. Nasıl olur, internet gibi, Türkiye boyutlarını aşmış, uluslararası hukuku bile ilgilendiren bir konuyu, siz, getirip, böyle bir maddenin içerisine koyarsınız! Bu, çağı bilmemek demektir. Bu, bilgi toplumunu bilmemek demektir. Bu, Türk toplumunun, bilgisayar söz konusu olduğunda, çağı ne kadar yakaladığını bilmemek demektir.

İnternet Yüksek Kurulunun hepimize yazdığı yazılar vardır. İnternet dediğimiz bu imkânı, sadece haberleşme aracı olarak düşünemeyiz. İnternet, mağazadır bugün, bankadır bugün, eğlence yeridir bugün, tartışma yeridir bugün. Bütün bunları gözardı ederek, internetle ilgili bir madde getirip, bunu, yazılı basının içerisine koymak kadar yanlışı, bu hükümet, nasıl yapıyor, anlamak mümkün değil!

Yazılı basını tamamen mahvediyoruz, Anadolu basınını öldürüyoruz. Düşünebiliyor musunuz ki, Anadolu'da çıkan bir gazete, o günkü nüshasını, bir gün sonra cumhuriyet savcısına verirse, 100 milyar liralık cezayla başlayacaktır. Buna kim dayanabilir?!

Değerli arkadaşlar, bütün bunlardan sonra şunu söylemek istiyorum size: Daha doğrusu, Başbakan Sayın Ecevit, niçin, bir gün RTÜK Başkanını çağırıp da "kardeşim, sizi biz seçtik, üstelik benim Partimin kontenjanından seçildin, ne diyorsun bu yasaya, bu yasanın yazılımında sana hiç sorulmadı, ne diyorsun" diye fikrini almaz, buna hayret ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Ortada inanılmaz bir pişkinlik var, göz göre göre oynanan bir oyun var. Sorumlu bakan Sayın Karakoyunlu -şu anda burada değil, yerinde başka arkadaşım var- "benim de itirazım var" diyor. Kardeşim, itirazın varsa, getir de, düzeltelim burada, biz de oy verelim, düzeltelim burada. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Gül, 3 dakikayı geçtik...

ABDULLAH GÜL (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.

Sayın Mesut Yılmaz "şimdi çıkaralım da, sonra düzeltiriz" diyor. Kanun yapmanın bu kadar düşürüldüğü bir dönem olmamıştır. Kanun yapmanın bu kadar hafife alındığı bir dönem olmamıştır. (AK Parti sıralarından alkışlar) Yangından mal mı kaçırıyorsunuz, ne yapılıyor allahaşkına?! Getirin, doğru dürüst çıkaralım, biz de oy verelim, destek verelim; ama, insanın gözüne baka baka, bile bile yanlış yapmayı hazmetmek mümkün değildir.

En son, Sayın Başbakan Ecevit'e seslenmek istiyorum: Sayın Cumhurbaşkanına "iyi yaptınız veto ederek, benim de içime sinmiyor" demişti; şimdi, nasıl bütün bunlara evet diyor ve iki gündür gelip burada nasıl bekliyor; anlamak istemiyorum!.. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

NURETTİN AKTAŞ (Gaziantep) - Gelin misali, hem ağlarım hem giderim...

ABDULLAH GÜL (Devamla) - Ama bir şey var, Sayın Başbakanın, olup bitenlerin farkında olmadığına inanıyorum, farkında olsa, bunlara evet diyemez. Çıkan kanunun farkında olmayan bir kişinin Türkiye'yi yönetmeye de hakkı olmadığına inanıyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri alkışlar, SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Gül.

Saadet Partisi Grubu adına, Rize Milletvekili Mehmet Bekâroğlu; buyurunu. (SP sıralarından alkışlar)

SP GRUBU ADINA MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlayarak konuşmama başlıyorum; ancak, iktidar partisi milletvekilleri ve sayın hükümet niye burada değil?!.  Aklıma şöyle bir soru geliyor: Bu yaptığınız gerçekten içinize sinmiyor, rahatsızsınız değil mi?.. O sebepten dolayı Genel Kurul salonunu terk ettiniz; öyle düşünüyorum.

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Şanlıurfa) - Yüzleri yok.

MEHMET BEKÂROĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, Anayasanın 11 inci maddesi, Anayasa hükümlerinin herkes için bağlayıcı olduğunu söyler. Yine, Anayasanın 8 inci maddesi, yürütmenin, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak bu hakkını kullanılabileceğini söyler; ama, siz, Anayasayı, Anayasanın yazmış olduğu, göstermiş olduğu kurumları yok sayıyorsunuz. Bir keyfiliktir gidiyor.

Değerli arkadaşlarım, peki, bu keyfilik, bu, ben bildiğimi yaparım havası, bu inatlaşma, hatta çocuklaşma niçin?! Devletin tepesindeki bu anlamsız kavga niçin yapılıyor?! Sayın Başbakan, niçin kendisinin seçtirmiş olduğu Cumhurbaşkanını içine sindiremiyor?! Sayın milletvekilleri, siz, niçin, Sayın Ecevit'in sindirim sorunlarına alet oluyorsunuz?!

Bu yasa, Cumhurbaşkanı tarafından haklı gerekçelerle veto edildi. O halde, şimdi, bir yıl sonra, niçin, noktasına, virgülüne dokunulmadan Meclis Genel Kuruluna geliyor?! Hadi, Cumhurbaşkanı yanlış yaptı; peki, Anayasanın 28 inci maddesini ve Türk Ceza Kanununun 312 nci maddesini bu Meclis değiştirmedi mi? Peki, niçin, bu kanunda bu değişikliklere yer vermiyoruz?

Değerli arkadaşlarım, siz "kanunda yasaklanan dillerde yayın yapılmaz yasağını kaldıralım" demediniz mi ve kaldırmadınız mı; peki, niçin, bu yasaya bunu koymuyoruz? Peki, siz, 312 nci maddeyi değiştirmediniz mi; niçin, bu yasada 312 nci madde eskisi gibi duruyor?

Değerli milletvekilleri, önce, ısrarla çıkarılmaya çalışılan bu yasa ne getiriyor, ona bakalım: Öncelikle, bu yasa, basında rekabeti yok ediyor, tekelleşmeyi yasallaştırıyor, medya patronlarına kamu ihaleleri yolunu açıyor, internete sansür getiriyor, yerel medyayı yok ediyor.

Bu yasayı buraya getirenler iyi niyetli değildir. Bırakınız iyi niyeti, bu yapılanın mantıkla da izahı mümkün değildir. Bu hükümet, mantığı, sağduyuyu, insafı ve izanı çoktan kaybetmiştir. Bu hükümet, raydan çıkmış, yokuş aşağı gidiyor ve önüne ne çıkarsa mahvediyor; hukuk, Anayasa, Meclis, gelenekler, siyasî etik; hiçbir şey bırakmıyor.

Anayasa Mahkemesinin bir üyesi, Af Yasası için "hukukî boşluk var" dediler. Sadece hukukî boşluk mu; bu ülkede hükümet boşluğu var değerli arkadaşlarım!

Siz, ülkede, sadece ekonomik kriz değil, aynı zamanda yönetim krizi çıkardınız. Dahası, siz, ülkeyi etik kaosun içerisine soktunuz. Siz, Anayasa ve yasa tanımıyorsunuz. Cumhurbaşkanı, onlarca yasa ve kararnamenizi geri çevirdi. Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği yasa sayısı 50'yi geçti.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'deki sistemin adı parlamenter demokrasidir. Demokrasilerde, halkın seçtiği meclis egemenlik hakkını kullanılır. Meclis çoğunluğunun onayladığı tasarı ve teklifler yasa olur ve Anayasanın belirttiği gibi, herkes bu yasalara uymak zorundadır; ama, demokrasi, çoğunluk diktatöryası, yani, tiranlık değildir. Demokrasi, hak ve adalet üzerine kurulur. Demokrasiler, tek bir bireyin bile hakkını çiğneyecek düzenlemeler yapılamamasıyla tiranlıklardan ayrılır.

Sayın Başbakan burada yok, kendisine iletirsiniz. Soruyorum: Sayın Başbakan, siz ne yapıyorsunuz? Siz kendinizi ne sanıyorsunuz? Siz, demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı mısınız, yoksa kendinizi tiran mı sanıyorsunuz?

Değerli arkadaşlarım, görüşmekte olduğumuz RTÜK Yasası, demokrasinin olmazsa olmazı olan bir temel hakkı ortadan kaldırıyor, ifade ve basın özgürlüğünü yok ediyor.

Bu yasa baştan sona sorunludur. Yayın ilkelerini düzenleyen çerçeve 2 nci madde, muğlak ifadelerle A'dan Z'ye yasaklar getirmektedir. Bu durum, yasaya tam bir Takriri Sükûn havası vermektedir. Bu maddede, hangi konularda yayın yapılamayacağı uzun uzun anlatıldıktan sonra deniliyor ki: "Karamsarlığı ve umutsuzluk eğilimlerini körükleyici yayın da yapılamaz."

Değerli arkadaşlarım, bu ne demek? Şimdi, ben, burada desem ki: "Bakınız, rakamlar yeni ve ciddî bir ekonomik krizi davet ediyor, yakında ülkede ekonomik kriz olacak." Bu, suç sayılacak!

Değerli arkadaşlarım, değerli milletvekilleri; Sayın Başbakan, ikide bir sindirim sorununu gündeme getiriyor; getiriyor ama, bence, bu bir yanıltmacadır. Öyle ya, Sayın Başbakan bugüne kadar o kadar çok şeyi içine sindirdi ki, bir sindirim sorunundan söz edilemez. 15 günde 15 yasayı, tütünü, pancarı, Merkez Bankasını, üst kurulları, af yasasını, İçtüzüğü, fırlatılan Anayasa kitapçığını, batan bankaları, milletin uçan milyarlarca dolarını, İsrail'in yaptığı katliamları, askerimizin Afganistan macerasını, kapanan işyerlerini, fabrikaları, işsiz kalan milyonları; neleri neleri içine sindirdi Sayın Başbakan ve onun ortakları. Ancak, Sayın Başbakanın içine sindiremediği bir şey var arkadaşlarım: Sayın Başbakan, demokrasiyi içine sindiremiyor, Başbakan, gerçekten demokrasiyi içine sindiremiyor, Sayın Başbakan, hak ve özgürlükleri hazmedemiyor, Sayın Ecevit'in ciddî bir millî irade sorunu var.

Kimse alınganlık yapmasın, hafızalarınızı yoklayın, haklı olduğumu anlayacaksınız. Sayın Ecevit değil mi, burada oturup, Meclis Başkanvekiline "Ali, oku, oylat" pusulası göndererek Türkiye Büyük Millet Meclisini susturan, İçtüzükte değişiklik yapan yasayı çıkaran!..

MEHMET EMREHAN HALICI (Konya) - Ne alakası var?!

MEHMET BEKÂROĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, iktidar partilerinin Grup Başkanvekilleri, Anayasa Mahkemesinin geri gönderdiği bu İçtüzükte değişiklik yapan yasa ne oldu, niçin üzerinde konuşmuyoruz, niye buraya getirmiyorsunuz?

Daha birkaç hafta önce, Parlamentonun almış olduğu bir karar nedeniyle, Sayın Başbakan, Parlamentoyu, laik cumhuriyet düşmanlığıyla suçlamamış mıdır değerli arkadaşlarım? Parlamentoya inanmayan, Parlamentoya güvenmeyen, Parlamentoya saldıran bir kişi, demokrat olabilir mi değerli arkadaşlarım? (SP sıralarından alkışlar)

Sayın Başbakan, Sayın Bahçeli, Sayın Yılmaz; gerçekten, siz, demokrat değilsiniz; bu yaptıklarınız demokrasiyle bağdaşmaz. Seçimle gelmek, demokrat olmak anlamına gelmez. Tarihe bakın, seçimle gelen diktatörler tanımıştır tarih; Hitlerleri, Mussolinileri tanımıştır tarih. (SP sıralarından alkışlar)

Bunları yapanların, bu şeyleri söyleyenlerin bilinçaltı, totaliter kalıntılarla doludur. Siz, sözde demokratsınız; siz, konjonktür demokratısınız. Aslında siz, tek parti, tek şef anlayışından kurtulmuş değilsiniz. Siz, milleti, milletin egemenliğini ve demokrasiyi, hak ve özgürlükleri, hiçbir zaman içinize sindiremediniz.

Sizin zamanınızda, sadece ekonomi küçülmedi; siz, demokrasiyi de budadınız. Sizin zamanınızda, millet, sadece aç kalmadı, aynı zamanda, hak ve özgürlüklerden mahrum kaldı. Yalan mı söylüyorum?.. (SP sıralarından "doğru, doğru" sesleri) Evet, devri hükümetinizde, bu ülkede, açlıktan insanlar ölüyor. Bu durum, doktor raporlarıyla tescil ediliyor. Manisa'da açlıktan ölen Kürt kızı Berivan'dan sonra, Zonguldaklı Türk kızı Damla'nın ölüm sebebi de kayıtlara "açlık" diye düşüldü.

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) - Ayırımcılık yapma!.. Ayıp!..

MEHMET BEKÂROĞLU (Devamla) - Batman'da, Kürt kızları bunalım geçiriyor, intihar ediyor; İzmir'de de, Türk kızları bunalım geçiriyor, intihar ediyor. (DSP ve MHP sıralarından gürültüler)

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) - İçinizdekileri tam olarak açıklayın.

MEHMET EMREHAN HALICI (Konya) - Yakışmıyor, yakışmıyor!..

MEHMET BEKÂROĞLU (Devamla) - Siz, milletin zenginliklerini azgın azınlığa akıtırken, ülkede bebeler açlıktan ölüyor. Yalan mı bütün bunlar?.. (SP sıralarından alkışlar)

Siz, bu insanlar için hiçbir şey yapmazken, medya patronlarına servis yapıyorsunuz.

İktidarın sayın liderleri geldiler, burada oturdular. Niçin burada oturdular; milletvekillerine baskı yaparak, medya patronlarının istediği yasayı çıkarmak için burada oturdular; ama, aç kalan bebeler için hiçbir şey yapmadınız, yapmıyorsunuz. İşsiz kalanlar için, depremzedeler için, özürlüler için hiçbir şey yapmadınız, yapmıyorsunuz. (MHP sıralarından gürültüler)

Değerli milletvekilleri, bir sözünüz varsa, gelir savunursunuz; yaptığınızı, gelir burada savunursunuz.

BAŞKAN - Sayın Bekâroğlu, siz Genel Kurula hitap ediniz.

MEHMET BEKÂROĞLU (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bu yasa, sadece hak ve özgürlükleri budamıyor; aynı zamanda, basında tekelleşmeyi, medya patronlarına devlet ihalelerine girme ve borsada oynama hakkını getiriyor. Esasında, bu yasa, medya patronları için çıkıyor. Bu tasarı, televizyon ve radyo sahiplerinin devlet ihalelerine girmelerinin önündeki engelleri kaldırıyor. Bu tasarı yasalaştığında, medya patronları, tekel güçlerini kullanarak, devlet ihalelerinde, iktidar, bürokrasi ve rakip firmalar nezdinde baskı oluşturacak, haksız rekabet yoluyla haksız kazançlar elde edecekler. Baskıyla, devletin bir şirketini, örneğin Petrol Ofisini ucuza kapatacaklar; sonra, PKK, sınır ticareti yoluyla gelen petrol ürünlerinden pay alıyor haberi yayarak sınır ticaretini yasaklatacaklar. Bunlar olmadı mı değerli arkadaşlarım?! Sınır ticaretini yasaklayarak, güneydoğuda milyonlarca yurttaşımızı açlığa ve sefalete mahkûm etmediniz mi?!

Değerli milletvekilleri, bu tasarıyla, yerel televizyonlar yok edilecektir. Getirilen yayın yasakları ve ağır para cezaları, yerel televizyonların yaşamasını imkânsız hale getirmektedir. Öte yandan, bu tasarı, yasadışı olarak mevcut olan basında tekelleşmeyi yasallaştırmaktadır. Bundan böyle, medya patronları, istedikleri kadar televizyon sahibi olabileceklerdir. Sermaye ve diğer güç odakları ulusal televizyonlarda istedikleri yayınları yapar veya yaptırırken, halkın sesi olan yerel televizyonlar susacak, bu şekilde, demokrasinin nefes boruları kesilmiş olacaktır. Bu durum, elbette demokrasinin katledilmesidir; bu yapılanlar, tekelleşme ve kartelleşmeyi yasaklayan Anayasanın 167 nci maddesine, tüketiciyi koruma ilkesini getiren Anayasanın 172 nci maddesine, daha da önemlisi, ifade özgürlüğünü düzenleyen 26 ncı maddesine, haberleşme ve basın özgürlüğünü düzenleyen 22 ve 28 inci maddelerine aykırıdır; ama, siz, Anayasaya bakmıyorsunuz, hiçbir zaman da bakmadınız.

Değerli arkadaşlarım, bu yasa, aslında, bir diyet yasasıdır. Bu hükümet, cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik küçülmesini gerçekleştiren bir hükümettir. Bu hükümet döneminde, ülkenin borçları ikiye katlanarak 230 milyar doları bulmuştur. Bugün, vergi dahil, devletin tüm gelirleri borç faizlerini ödemeye yetmiyor. 2002 yılı için öngörülen bütçe açığının yarısına ilk üç ayda ulaşılmıştır. Bu hükümet döneminde, yabancılar "IMF, Türkiye'yi bizim için satın aldı" diyebilmişlerdir. Bu hükümet döneminde, millet aç kalmış, ülke nüfusunun beşte 4'ü açlıkla boğuşmaktadır. Şimdi, soruyorum değerli arkadaşlarım; gerçekten, ülke satıldı mı; gerçekten, Türkiye'yi birileri satın aldı mı? Kim sattı bu ülkeyi, kim satıyor? Bunu soruyorum millet adına. (SP sıralarından alkışlar)

MEHMET EMREHAN HALICI (Konya) - Böyle bir soru mu olur?! Soru mu bu?!

MEHMET BEKÂROĞLU (Devamla) - Böyle bir hükümetin ayakta durması mümkün değildir. Bu hükümetin görevinin başında kalması mümkün değildir. Milletten çalınanlarla yapılan kulelere yuvalanmış kalemşörler olmasa bu hükümet bir dakika ayakta kalamaz. İşte, bu yasayla, hükümet, medya patronlarına diyet ödüyor. Kim bilir, belki, bu kalemşörler ve onların patronları tehdit ediyorlardır. Bu yasayı çıkarmazsanız desteği çekeriz, ayakta kalamazsınız diye, belki de, hükümeti tehdit ediyorlardır.

Değerli arkadaşlarım, burada, en trajik olan, basın mensuplarının, gazetecilerin, aydınların durumudur. Tekel medyasının dışında yazma ve konuşma imkânı bulan birkaç gazetecinin haricinde tek bir basın mensubu bu tasarının üzerine yazı yazmadı, konuşmadı. Gazeteciler, patron böyle istiyor diye basın özgürlüğünü yok eden bu yasa karşısında susma haklarını kullanıyorlar; aynen, iktidar partisi milletvekilleri gibi. Siz de liderleriniz böyle istiyor diye susma hakkınızı kullanıyorsunuz ve bugün Türkiye için trajik bir durumdur bu.

Kimse kusura bakmasın; burada bir suç ortaklığı kurulmuştur değerli arkadaşlarım. Demokrasiyi hazmedemeyenler, istedikleri baskı sistemini kurmak adına, 29 uncu maddeye; yani, medya patronlarının devlet ihalelerine girip haksız rekabet yapmaları ve haksız kazanç sağlamalarına göz yumuyorlar. Peki, son beş yılda yapılan operasyonlar, yolsuzluk soruşturmalarına bakılmıyor mu?! Devleti soymaya soyunan herkesin gazete ve televizyon sahibi olmaya kalktığını unuttuk mu değerli arkadaşlarım?!

Değerli milletvekilleri, herkes, tasarının bir tarafından tutarak bir şeyler elde edeceğini umuyor; ancak, böyle değil. Bu yasayla, herkes, bindiği dalı kesiyor. Bu yasa, bir siyasî ötanazidir değerli arkadaşlarım. Kazanan, sadece tekelci sermayedir, medya patronlarıdır. Diyorlar ki: "Mevcut yasal düzenlemeye zaten uyulmuyor, medya kuruluşlarının sahipleri gizleniyor, devlet ihalelerine zaten giriyorlar." Yani, demek istiyorlar ki, sahtekârlık yapılıyor, üçkâğıtçılık yapılıyor, suç işleniyor. Bu sahtekârlığı suç olmaktan çıkaralım. Siz, bunu yapıyorsunuz bugün burada.

Peki, hükümetin görevi suç işlemeyi önlemek, suç işleyenleri yargıya teslim etmek değil mi?! Peki, şimdi, Başbakana soruyorum. Sayın Başbakan, siz ne yapıyorsunuz; suça göz yumuyorsunuz. Şimdi de, bu yasayla suç ortağı oluyorsunuz. Yetmezmiş gibi, milletvekillerini de suça ortak etmeye çalışıyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, siz, milyar dolarların, memleketin beş senede kaybolan 200 milyar dolarının hesabını verin.

Değerli milletvekilleri, suç ortağı olmayı reddedin. Çokuluslu sermaye ve onların ülkemizdeki gözü doymayan ortaklarına ülkeyi teslim etmeyin. Demokrasinin nefes boruları olan yerel televizyonların susmasına göz yummayın. Yarın, bölgelerinize gideceksiniz, yerel televizyonlara çıkmaya çalışacaksınız. Nasıl bakacaksınız o arkadaşların yüzüne?!

Kimse, gerçek sermayeye, sermaye sahiplerine, ticarete, yatırıma ve üretime karşı değildir; ancak, bunlar, gerçek işadamları değildir. Bunlar, haksız rekabetle, devlet kuruluşlarını ucuza kapatarak, kredileri geri ödemeyerek, bankaları hortumlayarak milleti soyuyorlar. Bugün, ülkemizde yaşanan krizlerin, açlığın, yoksulluğun asıl müsebbipleri bunlardır; bunlar ve bunlarla işbirliği yapan, bunlara devletin imkânlarını sunanlardır, bu siyasetçilerdir ve bu siyasetçileri millet tanıyor.

Değerli iktidar partisi milletvekilleri; liderleriniz ülkeyi ve sizleri felakete sürüklüyor. Bunların her dediğini onaylamak zorunda değilsiniz. Tekrar seçilmek için bunların dediklerine "evet"  diyorsanız, yanılıyorsunuz. Bunları, bu millet bir daha seçmeyecek ki, sizi de seçtirsinler ve buraya getirsinler. Bunu unutun.

Bu Mecliste, medya patronlarıyla sarmaş dolaş olmayan, medya patronlarının konutlarında eşofmanlarla, pijamalarla karşılanmayan, gece yarılarında banka pazarlıklarına katılmayan çok sayıda milletvekili var, hatta liderler var. (SP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Şanlıurfa) - Bravo!

MEHMET BEKÂROĞLU (Devamla) - Bu arkadaşlarımızı, bu şaibeye bulaşmamış olan değerli arkadaşlarımı uyarıyorum; uyanmaya, sağduyuya davet ediyorum.

Bu yasa, sadece sermayede, ekonomide tekelleşmeyi değil, siyasette de tekelleşme getiriyor. Çoğulculuğu, çok sesliliği, demokrasiyi yok ediyor. Tekelci sermaye, medya patronları, ülkeyi bütünüyle teslim alıyorlar. Buna izin vermeyelim.

Değerli arkadaşlarım, bu bir siyasî ötanazidir. Bugün, belki sizi destekler gibi görünüyor; ama, yarın, çıkarları başkalarıyla olacaktır, onları destekleyeceklerdir. Bunu, bu Meclis defalarca görmüştür. Türk demokrasi tarihinde medyayla girilen ilişkilerin acı sonuçları defalarca yaşanmıştır. Elbette, biz, burada doğru bildiklerimizi, inandıklarımızı söylüyoruz. Günlerce konuştuk, tarafları uyardık. Sivil toplum örgütlerinden, siyasî partilerden, yerel televizyon sahiplerinden, basın emekçilerinden, bu yüzkarası yasaya tepki göstermelerini isterdik; ama, görüyorum ki, toplumu sindirdiniz, televoleci medya insanları uyuşturdu. Bugün bu dinleyici locaları tıklım tıklım olmalıydı, Meclis kulislerinde bugün adım atılamamalıydı, bugün toplum burada olmalıydı, bugün demokrasi yanlıları burada olmalıydı, yerel televizyonlar burada olmalıydı; ama, hiç kimse yok.

HASAN AKGÜN (Giresun) - Niye?..

MEHMET BEKÂROĞLU (Devamla) - Sizi desteklediği için (!)

Bu suskunluk ve sessizlik karşısında ilginç bir Nasrettin Hoca fıkrasını hatırladım. Biliyorsunuz, şu meşhur Hoca-Timur hikâyesi. Biliyorsunuz, Timur'un filleri var. Timur'un filleri -Konya mıdır, Eskişehir midir; Nasrettin Hoca Anadolu'nun her tarafında yaşamıştır- tarlaları çiğner ve köylülere çok büyük zarar verir. Köylü toplanır, Timur'a gidelim, rica edelim bu filleri geri çeksin diye ve Hocayı yanlarına alırlar ve sözcü seçerler. Hoca, Timur'un çadırına girer; bir bakar ki, arkasında hiç kimse yok; ne der -biliyorsunuz değerli arkadaşlarım- Timur'a "beni halk gönderdi, bir fil daha istiyor."

Evet, bir fil daha Sayın Timur... Pardon... Sayın Başbakan, Sayın Ecevit, bir fil daha!.. Yetmez bu!.. (SP sıralarından alkışlar) Millete bir RTÜK!.. Sayın Hükümet, siz, bir, hatta birkaç tane RTÜK getirin; bu millete gerekli, iktidar partisi milletvekillerine gerekli. Bir fil yetmez size değerli arkadaşlarım. Ne kadar da uydu değil mi; fil ve tekelci medya hikâyesi?!.

Evet, fil ve tekelci medya hikâyesi ve siz Timurlar, ne kadar da benziyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Süre istiyor musunuz?..

MEHMET BEKÂROĞLU (Devamla) - Yarım kaldı...

BAŞKAN - Sonuçlandırın ama...

Buyurunuz, bitiriniz.

HASAN GÜLAY (Manisa) - Hikâyesi yarım kaldı; devam etsin.

MEHMET BEKÂROĞLU (Devamla) - Devam edeceğim fil fıkrasına...

Ne kadar da uyuyor diyorum fil hikâyesiyle sizin hikâyeniz. Fil ve tekelci medya hikâyesi ne kadar da benziyor ve siz, Timurlara ne kadar benziyorsunuz. Getirin filleri, girsin ülkenin tarlalarına, bankalarına, hazinelerine; size de helal olsun fillere de!..

Değerli arkadaşlarım, siz de geçeceksiniz bu Meclisten. Gerçekten, buradan nice hükümetler geçti. 57 nci Hükümetsiniz, siz de muhalefet sıralarına oturacaksınız, halkın içine karışacaksınız, hatta bir süre halkın arasına giremeyeceksiniz; ama, bu yapılanları kimse unutmayacak.

Bakınız, son sözümü söylüyorum ve oturuyorum. Bir Amerikalı danışman, gazeteci, ilk defa -Türkiye tarihinde yoktur böyle bir şey- çıktı "IMF, Türkiye'yi bizim için satın aldı" dedi değerli arkadaşlarım; bunu dedi ve hiçbir tepki verilemedi.

Değerli arkadaşlarım, ilk defa gazetelere haber çıkıyor; çocuklar, iki yaşında, üç yaşında çocuklar açlıktan ölüyor sizin döneminizde. Doktor raporları bunu böyle yazıyor; ama, bu konular için bir tek yasa getirmediniz. Sayın Başbakan bunun için buraya gelip oturmadı, Sayın Yılmaz oturmadı, Sayın Bahçeli oturmadı; ama, medya patronları için burada oturuyorsunuz! (SP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Bunun hesabını millete vereceksiniz!

Saygılarımı arz ediyorum efendim. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Bekâroğlu.

Sayın milletvekilleri, gruplar adına son konuşma talebi, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Trabzon Milletvekili Sayın Ali Naci Tuncer'e ait.

Buyurunuz Sayın Tuncer. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA ALİ NACİ TUNCER (Trabzon) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşülmekte olan kanunun tümü üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce, Meclisimizin kıymetli bir üyesini, meslektaşımı, bugün ebedî istirahatgâhına tevdi etmiş bulunuyoruz; üzüntülerimi belirtiyor, tüm Meclise ve DSP Grubuna baş sağlığı, merhuma da Tanrı'dan rahmet diliyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz yasa, bu çatı altında çok çalkantılara sebep oldu; komisyonlarda görüşüldü, iade edildi, tekrar geldi, yasalaştı, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından veto edilerek geri döndü. Bu kadar gerilimli havaya girmenin sebebi neydi acaba?

Bu müessese 13.4.1994 tarihinde çıkarılan bir yasayla Türk devlet yapısına kazandırılmış ve RTÜK Yasası da Türk hukuk sistemine kazandırılmıştı; yayıncılık hayatı düzen altına alınmıştı. Sekiz seneyi tecavüz eden bir zaman içerisinde, bu Yüce Meclisten seçilip orada görev yapan arkadaşlarımızın dirayetli çalışmalarıyla RTÜK vazife yapmıştır. Bugüne kadar, RTÜK müessesesinden, ne medyada ne kamuoyunda, şu partiyi ilzam ediyor veya şu görüşü ilzam eden kararlar almıştır diye bir tenkit çıkmamıştır; tek tenkit, televizyonları kapatmak suretiyle televizyon sahiplerine değil, daha çok izleyicilere ceza vermesiydi. Bu dönemde, bu devirde, artık, ekran karartmanın çağdaş bir topluma yakışmayacağı görüşleri hâkimdi. O kurul da bunu, bu Yüce Meclisten çıkan yasadan almıştı. Demek ki, bugüne kadar onlara yapılabilecek tenkidin başlıcası, ekran karartma cezası yerine başka bir ceza verilmesiydi. Bugün getirilen bu yasayla kısmen bu önleniyor. Çok zorunlu şartlarda yine ekran karartma cezası veriliyor; ancak, genelde bu cezanın yerine para cezaları ve başka tedbirler öneriliyor; bu, çağdaş bir toplumda görülmesi gereken bir ilerlemeydi.

Bu kanunun fırtına koparan maddesi olan 13 üncü maddede -eski kanunda 29 uncu madde- medya patronlarının baskısıyla getirildiği iddia edilen bu maddede neler var ve bu medya patronları kimlerdir?

Saygıdeğer milletvekilleri, medyadan haksız olarak en büyük darbeyi yemiş, hak etmediği tenkitleri almış bir partinin grup sözcüsü olarak konuşuyorum ve bunları bilerek söylüyorum. Medya patronları dediğimiz insanlar, bizim partinin felsefesine göre, ekonominin kalkınmasına hizmet eden özel sektörün bir grubudur. Bu sektörde kanunsuz çalışan veya bunların kanunsuz eylemlerine müsamaha eden hükümetler varsa, onun hesabını onlardan sormalıyız.

Koca kanunda, değişiklikte medyayla ilgili getirilen bir tek 29 uncu madde var. O zamanın şartlarına göre medyaya, medya mensuplarının hisselerinin oranına göre ihale yasağı getirildi. Arkadaşlar, bugün, bir hukukçu olarak diyorum ki, bu kanunun çıkmasının tek sebebi ve zarureti bu maddededir. Neden bunda zaruret görülüyor; zamanında, bu hükümet veya bundan önceki hükümet enerji ihaleleri yaptı, o enerji ihalelerine -bu kanun yürürlükte olduğu müddetçe- girmemesi gereken kuruluşlara her nasılsa yeterlilik belgesi verildi, ihalelere girdiler ve birçok yerin elektrik dağıtım ihalelerini kazandılar; anlaşmalar yapıldı, anlaşmalar Sayıştay vizelerinden geçti ve kazanan firmalar için bir hak doğdu; arkasından, bunların bir kısmı yargı denetimine takıldı. Şimdi, bu sanayici, özel sektör sahibi "eğer benim hakkım yoktuysa beni niye ihaleye aldın" deme hakkına sahip değil mi?

Arkasından ne yaptık; Tahkim Yasası çıkardık; Tahkim Yasasında, önceden ihale kazananlara bu Tahkim Yasasından istifade etme hakkını verdik. Nasıl hak verdik; ulusal ve uluslararası tahkime gitme hakkını verdik.

Şimdi, biz, burada, kanunları çıkarırken, ilkönce, devletin ve milletin menfaatını düşüneceğiz. Yasalara uymayan bir ihale yapılmış; ama, bugün, o şahıslar için hak doğmuş. Ulusal veya uluslararası tahkime gitse, biz, bu tazminatları çatır çatır ödemek durumundayız; bir hukukçu, bir hâkim olarak söylüyorum bunu. Onun için, arkadaşlar, bu maddede, bu ihaleleri, benim vicdanıma ve görüşüme uymamasına rağmen, kaldırmak zorundayız; devlet daha büyük bir zarara uğrayacak. Zamanında hata yapıldı; yeterlilik belgesi verirken, (A) karnesi istenilen bir müteahhidin yerine (C) karnesiyle müracaat edeni alır da onunla mukaveleyi yaparsan, o adam da kalkar masraf yaparsa veya uluslararası bir konsorsiyuma girip, uluslararası şirket de işin içine girmişse, devlet bunu ödemek zorundadır. Bu nedenle, ben, medya sahiplerini fazla suçlamıyorum. Adam, ya kaldır bu yasağımı ya da benim hakkımı teslim et diyor. Bu, buradaki bir anlaşmayla gayet rahat halledilebilirdi; bu gerilimli havaya da girmeye ihtiyaç yoktu. Bunun için, benim tespit edebildiğim 22-23 maddede, Anayasaya ve kamu menfaatına aykırı müeyyidelerin hüküm altına alınmasına da ihtiyaç yoktu. İhtiyaç neredeyse, onu halledersin.

Zaman içerisinde, genel yayın ilkeleri daraltılır mı arkadaşlar, genişletilir mi? Avrupa Topluluğuna giriyoruz; tabiî ki, genel yayın ilkelerinde daha toleranslı, memleketin birlik ve beraberliğini zedelemeyecek her türlü yayının yapılmasını serbest bırakacaktık. Bakıyorum hükme, tam tersini getirmişler. O kadar kısıtlayıcı hükümler getirdiler ki, bir tereddüte meydan verecek bir yayını yapan televizyon kuruluşuna, milyarlarla ifade edilen cezalar verilebiliyor. Nedir bu; her akşam medyada görüyoruz. Hükümet diyor ki: "Tünelin ucu gözüktü, enflasyon düşecek." Üç profesör çağırıyorum, onlar da diyorlar ki: "Hayır, bu programla bu enflasyon düşmez." Bunu dinleyen halkta bir karamsarlık meydana gelmez mi?! İşte, bu karamsarlık neticesinde, yarın, RTÜK, bu cezayı vermek zorunda kalacak.

Avrupa Birliğine giriyoruz. Avrupa Konseyinin 23 üncü Kararında "yayın kuruluşlarını özerk hale getirin" diyordu. Biz de Avrupa Konseyinin üyesiyiz ve bunu, bütün üyelerine tavsiye kararı olarak verdi. Ee, biz şimdi ne yapıyoruz? Biz, bu kuruluşu özerk hale mi getiriyoruz?! Yüce Meclisin üyelerini seçtiği RTÜK'ü, Danıştay Genel Kurulu, geçen gün, bu, Anayasaya aykırıdır, bu, özerkliği zedeliyor, Meclis seçemez diye, Anayasa Mahkemesine dava yoluyla gitti. Biz, şimdi, tam tersini yapıyoruz; onu da alıyoruz, yarısına yakınını Bakanlar Kuruluna bırakıyoruz. Bu kadar açık Anayasaya aykırı olan bir hükmü getirmenin ne anlamı var!

"Düzeltici hükümler getireceğiz..." Eskiden, RTÜK üyelerinin özellikleri kanunda sayılmıştı; yeterli değilse, daha iyisini getirebiliriz. Ne diyorduk orada, RTÜK üyelerinin seçiminde; iletişim alanında, hukuk alanında, kültür alanında, yani, televizyonculuk ve yayıncılıkla ilgili kültür sahasında ihtisas sahibi olmuş olacaklar. Bunda bir sıkıntı çektik mi? O evsaftaki insanları seçtik oraya. Şimdi ne getiriyoruz; kendi sahalarında temayüz etmiş olacak... Soruyorum arkadaşım, kendi sahasında ilerlemiş bir kalp mütehassısının, bir iyi cerrahın Televizyon Kuruluyla ne ilgisi var? Yani, bu maddeyi değiştirmenin amacı neydi?

Saygıdeğer milletvekilleri, dünyada üzerinde durulan mefhumların en başında tekelleşme geliyor. Avrupa Birliği, Amerika; her tarafta tekelleşmeyi önleyen hükümler getiriliyor. Şimdi, biz, 1994'te çıkan yasada tekelleşmeyi önleyecek hisseyle ilgili bir hüküm getirdik, dedik ki, yüzde 20'den fazlasını alamaz. Bu, az olabilir; çünkü, medya kuruluşları pahalı kuruluşlardır. Buna sermaye yatıracak insana ihtiyaç vardır. Çoğu anonim şirket olarak kuruluyor, yüzde 20 hisseyle tamamına hükmedemeyeceği için, girmeyebilir buna. Bu oranı biraz yükseltebilirsiniz; ama, tekelleşmeye sebebiyet verecek bir hüküm getiremezsiniz.

Maalesef, bu yapılan düzenlemeyle bir izlenme oranı getirilmiş. İzlenme oranını da ne matematiksel ne de ilmî olarak çok daha belirgin bir şekilde dünya tespit edememiş. Bu getirilen verilere göre, TRT, 15 üniversitede "bugün, tasarıda olan hükmü koyduğumuz zaman tekelleşme oluyor mu olmuyor mu" diye bir araştırma yaptırmış. Saygıdeğer milletvekilleri, bugünkü oranları aldığımızda, bir izleme oranında iki kanalı baz almışlar; bir Kanal-6'yı almışlar, bir de CNN-Türk'ü almışlar veya Haber-Türk'ü almışlar. Bu oranlar hesaba katıldığında, bir kuruluş, 244 tane mahallî televizyonu ve 30 tane ulusal televizyonu alabiliyor... Bundan daha iyi tekelleşme olur mu? Şimdi, medya patronlarını korumak için getirildi diyoruz, onu da diyemiyorum ki; öte tarafa bir bakıyorum, medyanın gazetesi yok mu, televizyonu yok mu... Öyle cezalar getirilmiş ki, hem onları perişan ediyor hem mahallî televizyonların yaşama şansı kalmıyor. O kadar basit olaylara cezalar getiriliyor ki, cezaların asgarî hadleri de milyarlardan başlıyor.

Saygıdeğer milletvekilleri, devlet düzenleyicidir, devlet batırıcı değildir. Biz, yayın kuruluşlarını tabiî düzenleyeceğiz, Türkiye'nin menfaatına yayınlar yapılmasını sağlayacak genel anlamda prensipleri koyacağız; ama, Demokles'in kılıcı gibi her gün kafasında durmayacağız.

Bugün -bilmeyeniniz yoktur- yayın kuruluşları, her gün, çıkardıkları mevkutenin iki nüshasını savcılığa verirler. Savcılıktan geldiğim için bilirim, sabahları, daha dağıtıma çıkmadan iki nüsha getirirlerdi önüme mahallîler, diğerleri geç gelirdi. En yüksek idarî mercilere de bunu verecek. Bugünkü dağıtım sisteminde hata olur, o gün gelmemiş olabilir; şimdi, bu, milyarlarla cezalandırılıyor... Miktarı koyarken adalet duygularıyla hareket edeceğiz.

Sayın Cumhurbaşkanına bu gitti. Sayın Cumhurbaşkanı 16 sayfalık bir mastır tezi olacak vukufiyette tenkitlerle iade etti. İçinde, bu Yüce Kurulun tasvip etmediği tenkit de olabilir; ama, hiç mi bir şey yoktu bunda; niye ısrarcı oluyoruz?! Üç gün daha oturalım, tetkik edelim. Sayın Cumhurbaşkanının uygun dediklerini koyalım; muhalefetiyle, iktidarıyla anlaşalım, bizim de uygun bulduklarımızı, bu memleketin menfaatına olanları süzelim, bunun içine getirelim, çıkaralım. Nedir bu stres?!

ASLAN POLAT (Erzurum) - Medyanın acelesi var! Medya patronlarının acelesi var; sizin yok da!..

ALİ NACİ TUNCER (Devamla) - Bu kadar aceleydi de, -Sayın Cumhurbaşkanı bunu 18.6.2001'de iade etti; bir ay beklenir, iki ay beklenir- on ay bekleyen bir kanunu, üç gün daha şurada görüşüp de memleketin hayrına olan, hepimizin evet diyebileceği bir hale getiremez miydik?

Arkadaşlar, bu hükümet, maalesef, memleketin hayrına olanları getirmiyor nedense; ama, stres yaratacak, çoğunu anlamadığı halde, ki, yukarıda izah ettim, bu kanunun çıkması gerekir, memleketin menfaatı bunu gerektiriyor; yoksa, tazminatlar ödeyeceğiz, bunu da izah etmeden getiriyorsunuz ve muhalefetiyle iktidarıyla strese giriyoruz.

Saygıdeğer milletvekilleri, demin kabul edildi, bir hukukçu olarak, yıllarımı bu işe vermiş bir insan olarak söylüyorum, Anayasadan -mahkeme kararlarına şimdiden garanti verilemez- döneceğine inanıyorum; yazık değil mi bu mesaimize?

Anayasa değişikliği yapılmadan önce Cumhurbaşkanınca veto ediliyor, sonra Anayasayı değiştiriyoruz, o arada bunu görüşseydik -Anayasayı değiştirmeden önce- tamamını getirmeyecek miydik arkadaşlar?.. Burada, oylarınızla, bunu da kabul etmedik; ama, Yüce Yargıdan -eğer giderse- döneceğine inanıyorum; günah bu mesaimize.

Burada emek veriyoruz, doğrusunu yapalım, sıkıntılarınızı anlatın bize, onlara da çare bulalım; ama, bunu birlikte yapalım; itişmekle kakışmakla bir noktaya varamayız arkadaşlar. İhtiyaçsa bu memleketin ihtiyacıdır, bunu beraberce karşılayalım.

Belediyelerimiz inim inim inliyor; Maliye Bakanının daha dün gönderdiği 3 milyarı, 5 milyarı, kurtarıcı hayatsuyu olarak görüyor. Nerede bizim kanunumuz?.. Mahallî İdareler Kanunu gelecekti arkadaşlar; getirin buraya, beraber araştıralım, onları özerk hale getirelim, onları maddî ve manevî yönden destekleyelim; gelmiyor buraya.

Daha dün bir kararname çıkardınız -bu çatı altında üzülerek kullanmak durumundayım- utanç vesikası olarak görüyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

Trabzon'u bu Afet Kararnamesine almadınız. Sayın Bakanım burada, onun zamanında oldu, 5 köyde benim sele giden şehitlerimin daha cenazesi bulunamadı. Hangi partiden olursa olsun, Trabzon'dan -benim seçim bölgemden- o Afet Kararnamesine girecek bir kişi yok muydu? Üstelik, jeolojik durumu itibariyle Karadeniz Bölgesi her gün tabiî afete maruz kalan bir bölge. Benim ilçem olan Çaykara İlçesi, cumhuriyet döneminde üç defa Karadenize inmiştir ve yeniden kurulmuştur. Bir yağmur yağdığında ilçelerimize ulaşamıyoruz.

Yapmayın arkadaşlar!.. Madem bunlarda adil davranamıyorsunuz, bari mahallî idareler kanunu tasarısını getirin de çareyi orada bulalım. Siz bunları getirmezseniz, arkadaşlarımız, haklı olarak endişe içerisinde "demek ki, bir baskı grubu var" diyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ NACİ TUNCER (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Tuncer.

ALİ NACİ TUNCER (Devamla) - Bu baskıyı da bu Meclise yakıştıramadıkları için, feveran ediyoruz.

Gelin, doğruyu anlatın; siz de yürekli çıkın buraya "bizim arkamızda bir baskı grubu yoktur; biz buna inanıyoruz, memleketin menfaatınadır, onun için bu kanunu çıkarıyoruz" deyin, biz de inanalım, sizinle beraber oy verelim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tuncer.

Sayın milletvekilleri, 15 Nisan 2002 tarihinde saat 16.30'da, 3 sayın milletvekili, şahsı adına, aynı anda söz talebinde bulunmuşlardır; Uluç Gürkan, Aslan Polat ve Ertuğrul Yalçınbayır.

Şimdi bu 3 sayın milletvekilimiz arasından 2 arkadaşımızı belirlemek üzere kura çekeceğim:

Uluç Gürkan.

Aslan Polat. (SP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, şahsı adına konuşma süresi 10 dakika.

Önce Sayın Uluç Gürkan'a söz vereceğim, sonra ara vereceğiz.

Buyurun Sayın Gürkan.

H. ULUÇ GÜRKAN (Ankara) - Sayın Başkan, saygıdeğer arkadaşlarım; sözlerime başlamadan önce, sevgili arkadaşımız İstanbul Milletvekili İsmail Aydınlı'nın aziz anısı önünde saygıyla eğilmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün, burada son derece tehlikeli bir iş yapıyoruz, deyim yerinde ise ateşle oynuyoruz, siyaseti köleleştiriyoruz, demokrasiyi dinamitliyoruz. Burada görüştüğümüz kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi bakımından -bu Meclise gelmeden önce 26 yılını medyada her görevde çalışmış biri olarak söylüyorum- Türkiye Büyük Millet Meclisi açısından ötenazi hakkını kullanımla eşdeğerdedir. (DYP, AK Parti ve SP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, bu tasarı, büyük medya sermayesini ülke yönetimi üzerinde egemen kılmayı amaçlıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinin de hükümetin de üzerinde, tepeden bakan, bir büyük birader yaratmayı kendi ellerimizle gerçekleştirmeye soyunmuş gibi görünüyoruz. (DYP, AK Parti ve SP sıralarından alkışlar) Ötesinde, önemli bir demokrasi açılımı olan yerel radyo ve televizyonlar ile internetin de elini kolunu bağlıyoruz.

Saygıdeğer arkadaşlar, bunun anlamı şudur: Toplumsal çeşitlilik, talepler ve fikirler bastırılacaktır, sermaye yapısı tekelleşecektir, büyük sermaye ile hükümetler ve bürokrasi arasında antidemokratik işbirliği olanakları doğacaktır. Bu, bugün ortaya çıkmış bir tehlike değildir. Medyanın gücü uzun yıllardan beri bilinmektedir ve bu tehlikeye zamanında çok çok dikkatler çekilmiştir.

Bakın, size 1930 yılının, Atatürk'ün kendi el yazısıyla yazdığı ve okullarda yurttaşlık bilgisi olarak okunmasını gerçekleştirdiği kitaptan, bu tehlikeyle ilgili güncel, hâlâ güncelliğini koruyan bazı satırları okumak istiyorum. Atatürk şöyle diyor kendi el yazısıyla: "İyice bilinmelidir ki, gazeteler okul kitapları değildir. Kimi aşağı düzeyde insanların parayla yaptıkları basın savaşımları vardır. En adi yalanları duyurmada ve yaymada basının kullanıldığı bir gerçektir. Basın ve düşünce özgürlüğünün karşı karşıya bulunduğu başka tehlikeler de vardır. Basının hükümetlerin etkisinden kurtularak siyasal ve ekonomik kimi gizli amaçlara alet olmasından korkulur. Basının parayla satın alınabilmesi, uluslararası yüksek para çevrelerinin basın üzerinde gizli etkisi ya da yalnızca yabancı devletlerin örtülü ödeneğinin etkisi; işte, bunların, kamuoyunu aldatmalarından ve yanıltmalarından çok korkulur."

Sanıyorum, kimse, düşünce üretimi ve kamuoyunun aldatılıp yanıltılması konusunda Atatürk'ün yaptığı bu uyarılara dudak bükecek, burun kıvıracak değildir; ancak, kimimiz "bunlar 70 yıl öncesinin gerçekleri, çağ değişti, çağı biz de atlamalıyız" diye düşünebilirler. Onlara da çağın gerçeklerini, en taze, en yeni gerçeklerini anımsatmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bu kanunla getirilmek istenen yapı, çağdaş demokrasilerde İtalya dışında pek örneği olmayan bir yapıdır. İtalya'daki düzen de, geçen hafta Strasbourg'ta gerçekleştirdiğimiz Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Genel Kurulunda -dikkatle dinlemenizi diliyorum- "özgür ve çoğulcu bir toplum için büyük tehlike oluşturduğu" gerekçesiyle izlemeye alınmış bulunuyor. Karar önerisi burada; geçtiğimiz hafta oldu. "Medya Tekelleşmesi" başlıklı bu önerge; bir,  Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10 uncu maddesine ve Avrupa Birliği Temel Hakları Şartının 11 inci maddesindeki çoğulcu bir toplumda basın ve yayın özgürlüğü hükümlerine aykırı bulunuyor. Bu nedenle de, hakkında üç komisyonda rapor hazırlanarak denetime alınması öneriliyor. İtalya, Avrupa Konseyinin kurucu üyesi, buna rağmen denetime alınması öngörülüyor. Çağdaş norm, basın özgürlüğü konusunda bu noktada tekelleşmeye karşı.

Değerli arkadaşlar, Avrupa Birliğine Türkiye'yi taşımak için yürek koymuş olanlar, eğer, bir nebze samimiyet varsa, bu tasarının arkasından desteğini çekmeliler. (DYP, AK Parti ve SP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Niçin bunu söylüyorum; çünkü, radyo, televizyon ve gazete gibi kitle iletişim organı sahiplerinin elindeki güç son derece büyüktür. Kamusal yarar mutlaka korunmalıdır. Kamusal yararı koruyabilmenin tek yolu, bu önergede de, geçtiğimiz hafta kabul edilen ve İtalya'yı denetime almayı öngören bu önergede de belirtildiği gibi, tekelleşmenin önlenmesini, bir ülkede eğer antitekel hükümleri varsa bunların korunmasını, yoksa, antitekel hükümlerinin o ülke mevzuatına getirilmesini öngörmektedir. Çağdaş demokrasi standartları da Avrupa Birliği normları da Türkiye için mevcut yasanın hükümlerini korumayı gerektirmektedir; gerçekten gerektirmektedir değerli arkadaşlarım. Medya, bankacılık yapmamalıdır, kamu ihalelerine girmemelidir, borsada oynamamalıdır. Kamu ihalelerine giren bir medya kuruluşu, rakiplerini yayın yoluyla defterden silebilir, devlet görevlileri üzerinde baskı kurabilir, borsada spekülasyon yapabilir. Gazeteciler de haber veren olmaktan çıkıp, büyük sermaye gruplarının, holdinglerin, banka sermayelerinin sözcüsü durumuna gelebilir. Medya bir kamu hizmetidir; bireysel çıkarların odağında ticarîleştirilmemelidir. Ticarîleştirilmiş bir medya, demokratik bir ülkenin medyası olamaz, olmamalıdır, medyayı buna zorlamayalım değerli arkadaşlar. (DYP, AKP ve SP sıralarından alkışlar) Çağdaş dünyanın standartları da çoğulculuğu tehlikeye düşürecek böylesi bir yoğunlaşmaya izin vermemektedir. Türkiye'de de, bu izni, gönüllü irademizle, kendi oylarımızla, lütfen, vermeyelim, Türkiye'yi çağdaş demokrasi normlarından geri noktalara itmeyelim.

Cezalar, bu yasada öngörülen... Tek bir sözcükle, bir hâkimin ceza takdirinde, alt sınıra, hangi hukuk devletinde yasa koyucu karar verebilir? Bu hakkı kendimizde nereden görüyoruz? Dünyada bir tek böyle örnek var mı alt sınır?.. Sınır, üstle ilgilidir ve bu alt sınır, büyük sermayeli kuruluşların, yerel medya kuruluşlarını bünyelerine katmalarına neden olabilecek bir tuzağı da içermektedir.

Değerli arkadaşlar, internetin son dakikada bu yasaya eklenmesine ne demeli?! Bir kere, son derece bilgisizlik. Kullanıcılar açısından, Türkiye'de yasaklanan herhangi bir internet sitesinin Türkiye dışında faaliyete geçmesinin önünde bir engel yoktur. Yapacağımız tek şey, zaten OECD standartlarında en geride olduğumuz internet kullanımını ileriye teşvik etmek yerine, yurtdışına taşımak olacaktır ve öngörülen hiçbir denetim de gerçekleşemeyecektir. Sadece ve sadece, Türkiye'de yeni ekonomi olarak bilinen, global ekonomiye açılım olarak tanımlanan internetin getireceği olanaklar kısıtlanacaktır; iş olanakları da, yeni ekonominin yarattığı gelişme, kalkınma olanakları da. Türkiye, bunu da, kendi kendine, eliyle kesmiş olacaktır ve dünyada, bakın, bunu ne zaman yapmış olacaktır? Çin, Hindistan, Sırbistan, Gürcistan, Lübnan, Ürdün ve bazı Körfez ülkeleri, geçtiğimiz üç ay içerisinde, internet üzerindeki yasaklarını gevşettiler; biz, kısıtlayacağız! Bu kısıtlamaları, iki gün sonra, yarın 3 Mayısta Dünya Basın Özgürlüğü Gününü kutlarken yapmış olacağız. Bu çelişkiden kurtulalım.

Sayın milletvekilleri, demokrasinin edebiyatını yapmak kolaydır, Avrupa Birliğinin propagandasını yapmak kolaydır; ama, eğer, siz, hem bankası hem şirketleri ve hem de gazeteleri olanları devlet ihalelerine sokma, borsada işlem yapma hakkına kavuşturursanız ve interneti yasaklarsanız, bırakın edebiyatı, propagandayı, sizin, demokrasinin, Avrupa Birliğinin adını dahi ağzınıza almaya hakkınız olmaz.

Sağ olun, hepinize saygılar sunuyorum. (DSP, DYP, AK Parti ve SP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Gürkan.

Sayın milletvekilleri, saat 20.05'te toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

 

Kapanma Saati : 19.04


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati : 20.05

BAŞKAN : Başkanvekili Yüksel YALOVA

KÂTİP ÜYELER : Burhan ORHAN (Bursa), Mehmet BATUK (Kocaeli)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 95 inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum. 

850 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

9.– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerlerini aldılar.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmelere devam ediyoruz.

Şahsı adına ikinci söz, Erzurum Milletvekili Aslan Polat'a aittir.

Buyurun Sayın Aslan Polat. (SP sıralarından alkışlar)

ASLAN POLAT (Erzurum) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderilen 850 sıra sayılı RTÜK Yasa Tasarısı üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Konuşmamın başında şunu söylemek istiyorum: Bu tasarıyı, hükümet kanadından, ne bir grup adına ne şahıs adına tek bir milletvekili savunamadığı gibi, ne yazık ki, hükümet de, bu tasarı hakkında lehte bir şey söylememek için bizden önce söz alamamıştır. Hükümetin ve iktidar partisi gruplarının sustuğu bu yasada, biz, görevimizi yaparak, tenkitlerimizi sıralayacağız.

Sayın Cumhurbaşkanı geri gönderme gerekçesinde, ceza hukukunun temel ilkelerinden olan "kanunsuz suç ve ceza olamayacağı kuralının bir gereği olarak, ceza alanında yapılan düzenlemelerde, yasaların ve ceza gerektiren eylemlerin, öğelerin açık ve kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirtilmesi zorunludur. Oysa, maddedeki kimi yasaklar açıkça tanımlanmamış, içeriği tartışmalı genel kavramlarla yetinilmiştir" diye belirtilip, misal olarak da, yasanın 2 nci maddesinin ikinci fıkrasının (k) bendinde "korku salarak yayın yapılmaması" (v) bendinde de "yayınların karamsarlık, umutsuzluk eğilimlerini körükleyici nitelikte olmaması, yayın ilkesi olarak sayılmıştır" şeklinde misal vermektedir.

Şimdi, hükümete açıkça şunu sormak isteriz: Tüm deprem uzmanlarının, mesela üniversite hocalarının, İstanbul'da, Marmara Denizinde beklenen 6,8-7,4 arasındaki olası bir depremde bugünkü gibi hükümetçe ve yerel yönetimlerce yapılması gereken etkin tedbirler alınmadan beklenmesi halinde 100 000 civarında insanın hayatını kaybedebileceği, onbinlerce konut ve işyerinin yıkılabileceği, Boğaziçi Köprülerinin ve yaklaşım viyadüklerinin önemli ölçüde zarar görebileceği şeklindeki beyanatlarını TV'lerinde yayınlayan kanallara bu yasaya dayanarak ceza mı verecekseniz? Sizin düşüncenizle o TV'leri cezalandırınca, beklenen depremin etkilerinden ülkemizi ve İstanbulumuzu korumuş mu olacaksınız? Yoksa, beklenen depremin yapabileceği tehlikeleri açık ve ilmî bir şekildi izah eden uzmanları görsel ve yazılı basında konuşturup, gerekli tedbirleri önceden almakla mı depremin olası tehlikeleri karşısında İstanbul ve Marmara Bölgesi halkını korumuş olursunuz?

Veya üç aylık bütçe uygulamalarına bakıp, toplanan tüm vergi gelirlerinin 11 katrilyon 695 trilyonda kalıp, 16 katrilyon 540 trilyon liralık ödenen faize yetmediği, hatta üç aylık devletin tüm gelirlerinin toplamı olan 15 katrilyon 27 trilyon TL'nin dahi ödenen faizlere yetmediği, toplanılan vergilerin geçen yıla göre yüzde 42,3 olan artış oranının, yüzde 75,5 olan TEFE enflasyon artış oranının dahi altında kaldığı; fakat, borç faizi artış oranının yüzde 243,9 ile bu oranı 4 kat aştığı, Türk Lirasının yüzde 23 oranında değerlendiği, TL'nin bu aşırı değer karşısında yeni IMF programının temel öğelerinden olan ihracat artış oranının, şubat ayında, geçen yılın aynı ayına göre eksi yüzde 7 oranında düştüğü, programın devamı ve yürümesi için devalüasyonun, artık, beklenmeye başlandığı, bunun ise, dışborcun yanında, içborcun dahi yüzde 85'e yakın kısmının döviz veya dövize endeksli hale getirildiği için ülkemizi yeniden bir krize sokabileceğinden yayınlarında bahseden bir TV'yi hemen cezalandıracak mısınız?

TV'lere vereceğiniz bu cezalar, ülkemizi beklenen devalüasyondan, halkımızı açlık ve sefaletten kurtaracak mıdır?

Ayrıca, bizce bu maddenin belki de en tehlikelisi (b) paragrafıdır.

Bu madde, eski 312 nci maddenin buraya aynen alınarak, 312 nci maddenin eski haline göre ceza alanları, televizyonları, yine bu kanunun   16 ncı maddesine göre, ihtar bile yapmadan, önce bir ay, sonra süresiz olarak kapatma durumudur.

Şimdi, 312'nin eski haline göre ceza alan ve ülkemizde yıllarca tartışılan Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın, Mehmet Kutlular'ın konuşmalarını herhangi bir televizyon kanalı yayınladığı zaman, bu televizyonları, birinci defasında bir ay, ikinci defasında ebediyen kapatacak mısınız? Fakat, düşünün ki, Mehmet Kutlular, o cami önünde yapmış olduğu konuşmadan dolayı, bugün, mahkemelerden, 312'nin yeni haline göre beraat etmiştir. İşte, size, Avrupa Birliği normlarını ülkemize getirmekten bahseden hükümetin ve bu kanunun amansız takipçisi ve destekçisi olup, şu anda da hükümet sıralarında oturup bu kanunun çıkması için gayret eden Sayın Mesut Yılmaz'ın habercilik anlayışı!.. Halbuki, ülkemizde, yani, özgürlüklerin Avrupa Birliğinin çok altında olan 28 Şubat sonrası ülkemizde dahi, 312'nin yeni şekliyle, Mehmet Kutlular, eski maddeye göre ceza aldığı konuşmasından beraat etmiştir.

Şimdi, bugün getirdiğiniz kanunda 312'yi, hâlâ, eski haliyle getirmenizdeki gaye nedir? O değişikliği süs olsun diye mi bu Meclisten geçirdiniz? Sizin, geçirdiğiniz tasarıdan dahi haberiniz yok mu?

Ayrıca, bu 16 ncı maddeyle getirilen, yayın ilkelerine aykırı yayın yapan TV'lere verilen cezalar da, Cumhurbaşkanımızın belirttiği gibi, çok fazladır. Örneğin, ulusal düzeyde yayın yapan kuruluşlara 125 milyardan az olmamak şartıyla 250 milyar TL'ye kadar; yerel, bölgesel ve kablo ortamında yayın yapan kuruluşlara ise, kapsadığı yayın alanı 1 000 000'dan fazla nüfusa ulaşan il ve ilçelere yayın yapanlara 60 milyar ile 100 milyar, kapsadığı alan 250 000 ile 500 000 arasında nüfusa ulaşan il ve ilçelere yayın yapanlara ise 20 milyar ile 40 milyar arasında ceza verilecektir.

Şimdi, kanunu Meclise sunan ve sıkı takipçisi olan hükümete soruyoruz: Sizin ülke gerçeklerinden hiç mi haberiniz yoktur? Anadolu'da, sizin getirdiğiniz bu cezaları ödeyebilecek kaç yerel televizyon istasyonu vardır? Bu TV'leri bu cezalarla ebediyen kapatmak istemenizdeki asıl sebep nedir? Neden, Anadolu insanının sesini duymaktan bu kadar korkuyorsunuz; neden, Anadolu insanının duygu ve düşüncelerine kendinizi bu kadar yabancı hissediyorsunuz?

Zaten, kanunun mevcut halinde dahi, cezalandırmalarda, yerel TV'ler, ulusal TV'lere göre, oldukça fazla ceza almaktadır. Örneğin, 1994 Nisan ayı ile 2001 Aralık ayı arasında, ulusal TV yayınları toplam 272 gün, bölgesel TV'ler 256 gün, yerel TV'ler ise toplam 2 766 gün süreyle geçici yayın durdurma cezaları almışlardır.

Bu kanunun, Meclise, bugün, alelacele getirilmesinin ve hükümet üyesi bakanların, hiçbir kanunda olmadığı halde, bugün, burada tam kadro olmalarının esas sebebi, medya patronlarının kamu ihalelerine girmelerini yasaklayan maddelerin bu kanunla kaldırılmasıdır.

Kanunun eski hali, bir hissedarın bir kuruluştaki pay tutarının ödenmiş sermayesinin yüzde 20'sinden, birden fazla kuruluşta pay sahibi olanların kuruluşlardaki tüm paylarının toplamının yüzde 20'den fazla olmayacağı ve belirli bir özel radyo ve televizyon kuruluşunda yüzde 10'dan fazla payı olanların, devletten, diğer kamu tüzelkişilerinden ihale alamayacakları şeklindeydi.

İşte, bu kanunun asıl maksadı, medya patronlarının tekelleşmelerinin önündeki engellerin kaldırılması, kanunun bugüne kadarki şekline göre, giremeyecekleri; fakat, kanunlara karşı hile uygulayarak aldıkları kamu ihaleleri ile bundan sonra alacakları özelleştirme ihaleleri önündeki engellerin kaldırılmasıdır.

Artık, bu kanun, bu haliyle geçerse, medya patronlarının önündeki tüm engeller kalkacaktır. Örneğin, Cumhurbaşkanımızın da belirttiği gibi, yüzde 20 izlenme oranı afakî bir rakam olup, halen, ülkemizdeki en yüksek izlenme oranı yüzde 14-16 arasındadır. Yine, RTÜK Başkanının da belirttiği üzere, 2001 yılında, TRT'nin, 15 ilde üniversitelere yaptırdığı bir araştırmaya göre, kanun bu haliyle çıkarsa, bir kişi, 244 yerel ve bölgesel kanal ile orta büyüklükteki 30 TV kanalına aynı anda sahip olabilecektir.

Bu kanunun çıkması için kartel medya patronlarının hükümete yaptığı baskıyı, bırakın yurt içini, yurt dışında bile duymayan kalmamıştır. Bu konu, ülke dışında dahi o kadar ses getirmeye başlamıştır ki, ünlü The Economist Dergisi, ünlü medya patronumuzun portresiyle bir yayın yapıp, şunları yazmıştır:

"Ona kim karşı çıktıysa ayağı kaydı, Necmettin Erbakan medya kartellerine savaş açmıştı, bir yıl sonra laik devleti yıkıp, yerine İslamcı bir devlet kurmak istediği gerekçesiyle suçlandı, Başbakanlığı kaybetti." Medya patronunun bu düşüşü hızlandıracak şekilde yayın yaptığını, yolsuzluklarla mücadele eden Sadettin Tantan'ın Dışbank'ta bazı usulsüzlükler bulunduğunu ifade ettikten sonra bakanlığı kaybettiğini, Nazlı Ilıcak'ın da laiklik karşıtı eylemlerde bulunduğu iddiasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinin düşürüldüğünü belirtmektedir.

Yine The Economist Dergisi, bu medya patronunun Sayın Yılmaz ile münasebetlerinin ayrı bir tartışma konusu olduğuna değiniyor. Financial Times Gazetesi ise, 25 Nisan 2002 tarihli nüshasında, yine aynı medya patronunun ismini vererek, bu patronun tüm ülkedeki gazetelerin toplam reklam gelirlerinin üçte 2'sini topladığını, tasarı onaylanırsa, medya patronlarının kamu ihalelerine katılması yönündeki engellerin kalkacağı ve bu medya patronunun farklı işletmelerince kazanılmış; fakat, bir mahkeme kararıyla durdurulan elektrik dağıtım ihalelerine kavuşacağı belirtilmektedir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bir hukuk devletinin en önemli vasfı, ülkedeki tüm vatandaşların hukuk önünde eşit olmasıdır. Ülkemizde halen yürürlükte olan RTÜK Yasasına göre, medya patronlarının, haksız rekabete sebep olacakları ve hükümet üzerine baskı uygulayacakları sebebiyle kamu ihalelerine girmeleri yasaklanmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ASLAN POLAT (Devamla) - Sayın Başkan, bir dakika verin, bitireyim.

BAŞKAN - Peki, Sayın Polat.

Buyurunuz.

ASLAN POLAT (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada son olarak hükümete ve Sayın Başbakana soracağımız sorumuz şudur: Sayın Cumhurbaşkanımızın Anayasaya ve yasalara aykırı olduğu gerekçesiyle veto ettiği tüm yasaları, Şeker, Tütün, RTÜK ve Af Yasalarının vetolarını dikkate almadan aynen geçirmeye çalışacak idiyseniz; neden, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı yapmış bir hukukçumuzu Cumhurbaşkanı seçtirmek için Mecliste büyük gayret sarf ettiniz?

Hukuka saygınızdan seçtiyseniz, hukukçu bir Cumhurbaşkanının Anayasaya aykırı olduğu gerekçeleriyle yaptığı ikaz ve vetolara niçin itibar etmiyorsunuz? Niçin, Cumhurbaşkanımıza itiraf ettiğiniz gibi, sizin de içinize sindiremediğiniz bir tasarıyı, hukuka aykırı olduğunu bile bile, tekrar, Meclis huzuruna getiriyorsunuz? Sizin parti kontenjanınızdan getirdiğiniz RTÜK Başkanının itirazlarını neden dikkate almıyorsunuz? Anayasa ve hukuk komisyonlarında kanun tasarı görüşülürken, tüm usulleri terk edip, bir defa olsun komisyonda itirazını ve fikrini dinlemiyorsunuz; dinlemekten, tartışmaktan neden korkuyorsunuz?

Her şeye rağmen, Avrupa Birliğine girme gayretleri içinde olan ülkemizin önüne en büyük bir engel olarak çıkacak bu yasanın, Hükümetçe ve Komisyon Başkanınca geri çekileceği inancıyla Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN- Teşekkürler Sayın Polat.

Sayın milletvekilleri, İçtüzüğün 81 inci ve 60 ıncı maddelerine göre, 10 dakika süreyle soru-cevap işlemi yapacağız.

İlk sırada Sayın İsmail Özgün; buyurunuz.

İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir)- Sayın Başkan, dalaletinizle aşağıdaki sorularımı Hükümete sormak istiyorum:

1- RTÜK Yasasının, virgülüne bile dokunmadan Meclisten çıkarılması için hükümetin üzerinde herhangi bir baskı söz konusu mudur?

2- Bu kanunla, televizyon ve radyo sahiplerinin devlet ihalelerine girmelerinin önündeki tüm engeller kaldırılırken, devlet ihalelerinde, iktidar, bürokrasi ve diğer firmalar nezdinde oluşabilecek baskıları ve haksız rekabeti nasıl önleyeceksiniz?

3- Bu yasa, siyasî iktidarın, kendisine muhalefet etmeyi göze alan yayın kuruluşlarını susturmak için mi hazırlandı?

4- Yüksek ceza tutarları, özellikle hükümet aleyhine yayın yapan yerel pek çok radyo ve televizyonları kapatmak için mi getirildi?

5- Bu kanun, RTÜK'ün özerkliğini ortadan kaldırmıyor mu?

6- İnternet sizi neden korkutuyor? Neden interneti çelmelemeye çalışıyorsunuz?

7- Bazı düşünür ve yazarlar, RTÜK Yasası için "21 inci Yüzyılın Takriri Sükûn Kanunu olmaya aday bir yasadır" tanımlaması yapmaktadırlar. Siz buna katılıyor musunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN- Teşekkürler Sayın Özgün.

Sayın Bakan, yazılı mı yanıtlayacaksınız?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul)- Hayır efendim, kısa kısa cevap arz edeyim müsaadenizle.

BAŞKAN- Buyurunuz.

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul)- Hükümetin bu kanunu çıkarmasıyla ilgili olarak birinci sorunuza cevabım, herhangi bir baskı söz konusu değildir. Bu yasayla haksız rekabet yaratılmak değil, bu kanun ve tadil ettiği kanunların derpiş ettiği maddeler çerçevesinde, aksine, rekabeti hızlandırmaktır.

Hiçbir şekilde, cezaî olarak tertip edilmiş rakamların, basını, hükümet lehine susturmak gibi bir amacı yoktur.

Dördüncüsü: Hükümet aleyhine ceza vermek suretiyle düzenleme yoktur.

Beşincisi: RTÜK'ün özerkliğinin kaldırıldığına ilişkin herhangi bir düzenleme söz konusu değildir.

İnternetle ilgili olarak, arkadaşımızın ifade ettiği gibi, olumsuz hiçbir düzenleme yoktur.

Yedincisi: "21 inci Yüzyılın Takrir-i Sükûnu" ifadesini de sağlıklı bir tarif olarak bulmuyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Bakan.

Sayın Sadri Yıldırım.

MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) - Sayın Başkan, delaletinizle, Sayın Bakandan aşağıdaki 2 soruyu sormak istiyorum.

Birinci sorum: Hükümet, bu yasayla mahallî basını, yerel televizyonları yok etmeyi ve kapatmayı mı düşünüyor? Yani, bu yasa ne maksatla getirilmiştir? Açıklar mısınız.

İkinci sorum: Bu yasa çıkarsa, mahallî basın ve yerel televizyonlar cezayı ödeyemeyeceğinden dolayı kapanacağına, basın tekelleşeceğine ve halkın haber alma hakkı elinden alınacağına göre, o zaman, hükümetin hak ve adaletten, eşitlikten, hukuk devletinden ve demokrasiden hakkı olur mu? Bunu nasıl izah edeceksiniz halka? Açıklar mısınız.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkürler.

Sayın Bakan...

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Mahallî basını ve televizyonları susturmak ya da onların güçlerini kırmak gibi bir amaçla kanun tertip edilmiş durumda değildir; dolayısıyla, herhangi bir şekilde basında tekelleşmeyi öngören düzenlemeler amacını da taşımamaktadır. Hükümetimiz herhangi bir şekilde bu kanunlarla ilgili olarak işaret ettiğiniz hususları öngörmüyor.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Sayın Hüseyin Arı.

HÜSEYİN ARI (Konya) - Sayın Başkan, delaletinizle, Sayın Bakana sorularım: Sayın Bakan, demokratik sistemlerde, demokrasiyi o ülkede ve toplumda koruyan, kollayan ve onun güçlenmesini sağlayan üç grup kurum vardır ve bu kurumlar aynı zamanda varlıklarını da demokrasiye borçludurlar. Bu kurumlar hür basın, siyasî partiler ve sivil toplum örgütleridir. Bu kanun bu haliyle hür basını, bilhassa, Anadolu basınını yok ederek, tekelleştirmektedir. Böylece, halk iradesinin tecelli ettiği Yüce Meclis, bu kanunu müzakere etmekle bile demokrasiye kendi eliyle gölge düşürmüş ve bindiği dalı kesmiş olmuyor mu?

Sayın Bakan, söz konusu yasa, bu haliyle, hükümetinizin Avrupa Birliğine uyum programı taahhüdünüze tamamen aykırılık arz etmektedir. Siz ve hükümetiniz, bu tutumunuzla, hem Avrupa Birliğini ve hem de Türk toplumunu aldatmış olmuyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Arı.

Sayın Bakan...

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Sayın milletvekilimizin suali fevkalade tafsilatlıdır. Kendilerine, bu tafsilata uygun ayrıntıda malumat arz etmeyi, yazılı olarak sunmayı tercih ediyoruz. Kendilerini, en kısa zamanda, yazılı olarak aydınlatacağım.

Arz ederim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkürler.

Sayın Azmi Ateş...

AZMİ ATEŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, delaletinizle, Sayın Bakana, sayısız sorularımdan, zaman yetersizliğinden dolayı birkaçını sormak istiyorum.

Birinci sorum: Tasarı hazırlanırken ve bugün, Genel Kurula tekrar getirilmeden önce, işin birinci derecede ehli ve muhatabı olan RTÜK'ün görüşü alınmamıştır. Hatta, kanun, Anayasa Komisyonunda tekrar görüşülürken, RTÜK Başkanı Sayın Nuri Kayış konuşturulmamıştır. Bunu nasıl izah ediyorsunuz? Bu durumu, kurumlar ve kurallar rejimi olan demokrasiyle nasıl bağdaştırıyorsunuz? Bu olay bile, bu kanunun ısmarlama olarak getirildiğinin bir delili değil midir?

İkinci sorum: Sayın Cumhurbaşkanının veto ettiği, Başbakan Sayın Bülent Ecevit'in içine sindiremediği, Doğan Grubunun başı çektiği birkısım medyanın dışında, yerel televizyonlarla birlikte diğer medya kuruluşlarının ve de RTÜK'ün şiddetle karşı çıktığı, demokrasilerde gücün kaynağı olan milletimizin tasvip etmediği -iktidar partileri milletvekilleri dahil- meclisimizin büyük çoğunluğunun vicdanını sızlatan bu kanunun çıkarılması için neden bu kadar ısrarcı davranmaktasınız? Kime veya kimlere verilmiş sözünüz vardır? Bu durum, millî iradenin gasp edilmesi değil midir?

Üçüncü ve son sorum: Bu kanun, televizyon sahiplerinin menkul kıymetler borsasında işlem yapmalarını da serbest bırakmaktadır. Borsanın spekülasyona çok açık bir yapısının olmasından dolayı, medya, borsa spekülasyonlarında kolaylıkla kullanılabilecektir. Bu durum ekonomimizi altüst edecektir. Böyle bir düzenlemeyi sakıncalı bulmuyor musunuz?

Ayrıca, bu kanunun, yayın ihlali durumunda yerel televizyonlara getirdiği para cezaları çok ağırdır. Bu cezalar 5 milyar ile 100 milyar lira arasında değişmektedir. Güç şartlar altında yayın faaliyetlerini sürdüren, zaman zaman 25 000 000 liralık üst kurul payını bile ödeyemeyen ve halen 200'den fazlası ekonomik kriz yüzünden kapalı olan yerel kuruluşlar bir para cezası almaları halinde ekonomik olarak çökecekler, yayın faaliyetlerini durdurmak zorunda kalacaklardır.

Sayın Bakan, şimdi size soruyorum: Böyle bir tablo, bu alandaki tekelleşmeyi daha da güçlü hale getirmeyecek midir? Sayın Bakan, bunu içinize sindirebiliyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilimizin çok tafsilatlı sorusuna aynı tafsilat çerçevesinde malumat arz edersem, bilgi sunarsam 10 dakikalık zamanımızı tasarruf etmek ihtiyacıyla, müsaade ederseniz, yazılı olarak vereceğim.

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Bakanım.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Varsın süre dolsun; bunlar temel sorular tafsilatlı cevap alalım.

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Yalnız, bir nokta son derece önemlidir: Anayasa Komisyonunda bu kanunla ilgili görüşmeler yapılırken RTÜK Başkanının herhangi bir talebi olmadığı için kendisine söz verilmemiştir. O itibarla, Sayın Ateş'i aydınlatmak üzere arz ederim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkürler.

Buyurun Sayın Ergün Dağcıoğlu.

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Delaletinizle Sayın Bakana sorularımı arz ediyorum.

1- Şimdi Türkiye'de birçok holdingin, hem bankası hem televizyonu hem de radyosu var. Bu holdinglerin bankaları Hazinenin tahvil ihalelerine giriyorlardı; bu durum kanuna aykırıydı. Şimdi yapacağımız çalışmalarla kanuna uygun hale getirecek miyiz?

2- Keza, yine aynı holdingler, menkul kıymetler borsalarında muamelede bulunuyorlar. Bu durum da kanuna aykırılık arz ediyordu. Şimdi, bu kanun çalışmamızda, bunu da kanuna uygun hale getirecek miyiz?

3- Yine, holdinglerin sigorta şirketleri, devlete bağlı kuruluşlarda sigorta taahhütlerine giriyorlardı. Bu husus da kanuna aykırıydı. Şimdi, bugün yapacağımız RTÜK'le ilgili değişiklikler sonucunda, bütün bu kanunsuzlukların hepsini kanuna uygun hale getireceğiz diyenlere vereceğiniz bir cevap var mıdır diyor, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Sayın Bakan, süre bitti; herhalde, yazılı...

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Süre bittiği için, müsaade ederseniz, onu da yazılı olarak arz edeyim Sayın Başkanım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım, süre bitti. Sayın Bakan, cevapları yazılı olarak bildireceğini ifade etti.

LÜTFİ YALMAN (Konya) - Sayın Başkan, soru soramayanlar Sayın Bakana yazılı olarak sorabilir mi?

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ ( Şanlıurfa) - Sayın Başkan, zabıtlara geçmesi bakımından, soru sormak için müracaat edenlerin isimlerini açıklar mısınız.

BAŞKAN - Sayın Göksu, Sayın Yalman, Sayın Sünnetçioğlu, Sayın Kukaracı, Sayın Öztek, Sayın Demirci, Sayın Yanmaz, Sayın Polat, Sayın Öksüz.

Kanunun tümü üzerindeki görüşmeleri tamamlamış bulunuyoruz.

Maddelere geçilmesi hususundaki oylamanın açık oylama şeklinde yapılmasına dair bir önerge var. Önergeyi okuyup, imza sahiplerini arayacağım:

"Görüşülmekte olan 850 sıra sayılı yasa tasarısının tümüyle ilgili maddelere geçilmesinin oylamasının açık oylama halinde yapılmasını" demiş arkadaşlarımız...

Turhan Alçelik?.. Burada.

Musa Demirci?.. Burada.

Suat Pamukçu?.. Burada.

Ahmet Karavar?.. Burada.

Ahmet Cemil Tunç?.. Burada.

Niyazi Yanmaz?.. Burada.

Rıza Ulucak?.. Burada.

Ali Oğuz?.. Burada.

Süleyman Arif Emre?.. Burada.

Nezir Aydın?.. Burada.

Lütfi Doğan?.. Burada.

Ahmet Demircan?.. Burada.

Mustafa Kamalak?.. Burada.

Latif Öztek?.. Burada.

Ahmet Sünnetçioğlu?.. Burada.

Mustafa Geçer?.. Burada.

Fehim Adak?.. Burada.

Fahrettin Kukaracı?.. Burada.

Alaattin Sever Aydın?.. Burada.

Lütfü Esengün?.. Burada.

Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Alınan karar gereğince, açık oylama elektronik cihazla yapılacaktır.

Oylama için 5 dakika süre vereceğim. Bu süre içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar varsa, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile  imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 850 sıra sayılı kanun tasarısının maddelerine geçilmesinin açık oylama neticelerini takdim ediyorum:

Oy sayısı       : 280

Kabul             : 169

Ret                 : 110

Çekimser        : 1

Böylece, maddelere geçilmesi kabul edilmiş bulunmaktadır.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. - 3984 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Madde 4. - Radyo, televizyon ve veri yayınları, hukukun üstünlüğüne, Anayasanın genel ilkelerine, temel hak ve özgürlüklere, millî güvenliğe ve genel ahlaka uygun olarak kamu hizmeti anlayışı çerçevesinde yapılır. Yayınların Türkçe yapılması esastır. Ancak, evrensel kültür ve bilim eserlerinin oluşmasına katkısı olan yabancı dillerin öğretilmesi veya bu dillerde müzik veya haber iletilmesi amacıyla da yayın yapılabilir.

Radyo, televizyon ve veri yayınlarında uyulması gereken yayın ilkeleri şunlardır:

a) Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı yayın yapılmaması.

b) Toplumu şiddete, teröre, etnik ayrımcılığa sevk eden veya halkı sınıf, ırk, dil, din, mezhep ve bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik eden veya toplumda nefret duyguları oluşturan yayınlara imkân verilmemesi.

c) Yayıncılığın, gerek yayın organı, gerekse hisse sahipleri ve üçüncü derece dahil olmak üzere üçüncü dereceye kadar kan ve sıhrî hısımları veya bir başka gerçek veya tüzelkişinin haksız çıkarları doğrultusunda kullanılmaması.

d) İnsanların dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri nedenlerle hiçbir şekilde kınanmaması ve aşağılanmaması.

e) Yayınların toplumun millî ve manevî değerlerine ve Türk aile yapısına aykırı olmaması.

f) Özel hayatın gizliliğine saygılı olunması, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında kişilerin özel hayatının yayın konusu yapılmaması.

g) Türk millî eğitiminin genel amaçlarının, temel ilkelerinin ve millî kültürün geliştirilmesi.

h) Türkçenin; özellikleri ve kuralları bozulmadan konuşma dili olarak kullanılması; millî birlik ve bütünlüğün temel unsurlarından biri olarak çağdaş kültür, eğitim ve bilim dili halinde gelişmesinin sağlanması.

ı) Kişilerin manevî şahsiyetlerine eleştiri sınırları ötesinde saldırıda bulunulmaması, cevap ve düzeltme haklarına saygılı olunması, soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberlerin soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayınlanmaması, saklı kalması kaydıyla verilen bilgilerin kamu yararı ciddî bir biçimde gerektirmedikçe yayınlanmaması.

j) Yayıncılığın haksız bir amaç ve çıkara alet edilmemesi ve haksız rekabete yol açılmaması, ilan ve reklam niteliğindeki yayınların bu niteliklerinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıklanması, bir basın organının özel çabalarla yarattığı ürünün kendi ürünüymüş gibi sunulmaması, ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesine özen gösterilmesi.

k) Suçlu olduğu yargı kararı ile kesinleşmedikçe hiç kimsenin suçlu ilan edilmemesi veya suçluymuş gibi gösterilmemesi; kişileri suç işlemeye yönlendirecek veya korku salacak yayın yapılmaması.

l) Haberlerin yayınlanmasında tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerine bağlı olunması; özgürce kanaat oluşumunun engellenmemesi; haber kaynaklarının kamuoyunun yanıltılmasının amaçlandığı haller dışında gizliliğinin korunması.

m) Halkı aldatacak, yanıltacak veya haksız rekabete yol açacak reklam yayınlarına yer verilmemesi.

n) Siyasî partiler ve demokratik gruplar arasında fırsat eşitliği sağlanması; tek yönlü, taraf tutan yayın yapılmaması; seçim dönemlerinde belirlenen seçim yasaklarıyla ilgili ilkelere aykırı davranılmaması.

o) Yayınlarda, mevzuatın eser sahiplerine tanıdığı hakların ihlal edilmemesi.

p) Bilgi iletişim telefonları yoluyla yarışma ve benzeri yöntemlere başvurulmaması ve bunların sonucunda dinleyici ve seyircilere ikramiye verilmemesi veya ikramiye verilmesine aracılık edilmemesi, lotarya yapılmaması, bilgi iletişim telefonları yoluyla yapılacak anket ve kamuoyu yoklamalarının, hazırlık aşamasından sonuçlarının ilanına kadar noter nezaretinde gerçekleştirilmesi.

r) Televizyonda bölünür ekran yoluyla ana program ile ilgili veya ilgisiz bilgiler veren konuları işleyen yayınların yapılmaması, çerçeveler veya altyazı tekniği kullanılarak sürekli yayın yapılmaması, haberde konu ile ilgili olmayan görüntülerin verilmemesi, haberle benzerlik arz eden görüntülerin arşiv niteliğinin belirtilmesi.

s) Program hizmetlerinin bütün unsurlarının insan onuruna ve temel insan haklarına saygılı olması.

t) Yayınların müstehcen olmaması.

u) Kadına, güçsüzlere ve küçüklere karşı şiddetin ve ayırımcılığın teşvik edilmemesi.

v) Yayınların karamsarlık, umutsuzluk, kargaşa ve şiddet eğilimlerini körükleyici veya ırkçı nefret duygularını kışkırtıcı nitelikte olmaması.

y) Suç örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerinin yansıtılmaması.

z) Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlakî gelişimini zedeleyecek türden programların, bunların seyredebileceği zaman ve saatlerde yayınlanmaması.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, İçtüzüğün 81 inci maddesine göre, gruplar adına 1'er üyeye, Komisyona ve Hükümete, istekleri halinde, 5'er dakika söz vereceğim. Süreleri otomatiğe bağlayacağım. Onun için, şimdiden arkadaşlarımızın dikkatine sunmuş olayım.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Ali Şahin; buyurunuz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, Meclisimizin saygıdeğer üyeleri; hepinizi yeniden sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Üzerinde görüşmekte olduğum çerçeve 2 nci madde, 3984 sayılı RTÜK Yasasının 4 üncü maddesinde değişiklik yapıyor. 4 üncü madde, RTÜK Yasasının belki de en önemli maddelerinden biridir; çünkü, radyo ve televizyonların uymaları gereken ilkeleri düzenlemektedir.

Hiç kuşkusuz ki, radyo ve televizyon yayıncılığı gibi önemli bir kamu hizmeti yapacak olan yayın kuruluşlarının uymaları gereken ilkeler olmalıdır. Eğer, bu ilkeler olmazsa ve bu ilkeler çağın gerektirdiği şekilde akılcı ve uygulanabilir şekilde düzenlenmezse, o ülkede kaos olur, kamu düzeni bozulur ve kişiler, hatta toplum bundan zarar görür.

1994 yılında çıkarılan 3984 sayılı Yasa hazırlanırken, sanıyorum, üzerinde en fazla durulan maddelerden bir tanesi de, haklı olarak, 4 üncü madde, yani, yayın ilkeleriyle ilgili madde olmuştur.

Mevcut kanunun 4 üncü maddesi incelendiğinde, 20 bent halinde, bu yayın ilkelerinin arka arkaya, alfabetik sıraya göre sıralanmış olduğunu görüyorsunuz ve (u) harfinde bitmiş. Hiç şüphesiz ki, yeni bir düzenleme yapılırken, bu düzenlemelerin daha özgürlükçü bir mantıkla yapılması lazım. Yeni düzenlemeye bakıyorsunuz, daha önce (u) harfinde bitmiş olan bu ilkelerin (z) harfinde bittiğini görüyorsunuz. Yani, alfabemizde daha fazla harf olsaydı, demek ki,  yeni yayın ilkeleri, yeni yasaklar  gelecekti. Yani, demek ki, bizim alfabemizde 39 tane harf olsaydı, 39 tane yeni ilke, 39 tane, bir noktada, yasak anlamına gelen düzenleme gelecekti.

Nedir bu yeni ilkeler; bana göre ve bize göre yasak sayabileceğimiz düzenlemeler:

Değerli arkadaşlar, 312 nci maddenin ikinci fıkrası, bu yayın ilkelerinin içerisine alınmıştır. Hiç kuşkusuz ki, hiç kimse, radyo ve televizyon yayını yapanlar, din farkı gözeterek, mezhep farkı gözeterek bölge farkı gözeterek halkı kin ve düşmanlığa sevk etmemelidirler. Bu kurala şahıslar uyduğu gibi, tabiî ki, radyo ve televizyonlar da uymalıdır.

Ancak, değerli arkadaşlarım, lütfen hatırlayınız, biz, çok kısa bir süre önce, Türk Ceza Kanununun 312 nci maddesinde bir değişiklik yapmadık mı; burada, kamu düzenini bozma tehlikesini ortaya çıkaracak şekilde bunların işlenmesi halinde suç oluşabileceği anlamına gelen bir düzenleme yapmadık mı; yaptık. Peki, yeni düzenlemeyi buraya niye taşımıyoruz, "kamu düzenini bozma tehlikesini ortaya çıkaracak" ibaresini neden buraya koymadık?! Yok burada. Şimdi, bu, uygulamada, keyfî ve sübjektif değerlendirmelere yol açabilir. Bunun, mutlaka bu şekilde düzenlenmesi gerekirdi.

Şimdi değişiklik teklifleri vereceğiz; ama, hükümet son derece kararlı; noktasına, virgülüne dokunmadan bunu çıkarmak istiyor. İşte, burada, gerçekten, milletvekillerinin ve grupların anlaşabileceği şekilde hazırlansaydı...

Sayın Bakan -ısrarla üzerinde durduğu- "efendim, bizim hazırlayacağımız, bundan sonra getireceğimiz daha özgürlükçü bir RTÜK Yasası var" diyordu. Keşke, bundan vazgeçip, onun getireceği, hazırlayacağı bir metin üzerinde bu çalışmaları yapmış olsaydık, bu sıkıntıları da, bugün, burada konuşmak durumunda kalmazdık.

Ayrıca, nefret duygularını oluşturan yayınlara imkân verilmemesi, muğlak, sübjektif değerlendirmelere imkân tanır. Yayınların karamsarlık, umutsuzluk, kargaşa ve şiddet eğilimlerini körükleyici veya ırkçı, nefret duygularını kışkırtıcı nitelikte olmaması gerekir diye, muğlak ve tatbikatçının istediği gibi değerlendirebileceği birtakım ilkeler getiriliyor.

Sayın Cumhurbaşkanı, çok haklı olarak, bunların yanlış olduğunu ve ceza hukukunun genel kuralları gereği tatbikatta çok büyük sorunlar çıkacağını ifade ediyor.

Bakın, tatbikatın başında bulunan RTÜK Başkanı Sayın Kayış "kanunun yayın ilkeleri bölümünde muğlak ifadeler vardır" diyor.

Sayın Başkanım, sürem bitiyor; eksüre lütfederseniz, konuşmamı bir iki cümleyle tamamlayacağım. 1 dakika...

BAŞKAN - Bakın, baştan söyledim...

22 maddemiz var Sayın Şahin. Her grup konuştuğu zaman, en az 3 saat fark edecek. Lütfen, saygılarınızı sunarak bitiriniz...

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, toplam yarım saat fark eder.

MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Sayın Başkanım, bir iki dakika...

BAŞKAN - Bir iki dakika değil, lütfen sonuçlandırınız.

MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Bir iki dakika değil, birkaç saniye efendim... Niye yarım kalsın!..

BAŞKAN - Sonuçlandırınız...

MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Kayış "örneğin, karamsarlığı ve umutsuzluk eğilimlerini körükleyici yayın yapılamaz denilmektedir. Bu durumda, enflasyonun yüksekliğinden, dövizin artmasından, İstanbul'da büyük bir deprem ihtimalinden bahsetmek bile yayın ihlali kabul edilecek ve bu yayınları yapan kuruluşlar cezalandırılabilecektir" diyor. Bunu kim söylüyor; herhangi biri söylemiyor, bu tatbikatın başında bulunan kişi söylüyor. O bakımdan, bu maddede, bu değişiklikleri ortadan kaldıracak bir yaklaşım içerisinde olabilmeliydik Parlamento olarak; ama, maalesef, hükümetin bu katı tutumu sebebiyle, olamıyoruz; son derece yanlış, ileride büyük sıkıntılara yol açacak olan bir düzenlemenin içerisindeyiz.

Tabiî, bu hatadan dönülmesini arzu ediyorum; ama, hükümetin buna yanaşmadığı gerçeği karşısında üzüntümüzü sizlerle paylaşmak istiyorum. Şu haliyle bu maddeye destek vermemiz mümkün değil.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Şahin.

Doğru Yol partisi Grubu adına, Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Dönen; buyurunuz. (DYP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

DYP GRUBU ADINA MEHMET DÖNEN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2 nci madde üzerinde Doğru Yol Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, hiç kuşkusuz ki, 2 nci madde, bu yasanın en önemli maddelerinden birisidir; çünkü, bu madde, yayın ilkelerini belirlemektedir; yani, yayın kriterleri nasıl olacak, onu belirlemektedir. Şimdi, düşünün ki, bu yasayla, özellikle özerk olan Üst Kurul, hükümetin emrinde bir kurum haline getiriliyor ve aynı zamanda, ulusal basın tekelleştiriliyor; yani, bizim, Avrupa normlarına göre demokratikleşmeye yönelik ve piyasa ekonomisinin rekabete dayalı şartlarını gözardı ederek, buraya, gerçekten, bir taraftan tekelleşme, bir taraftan da demokrasinin normlarını daha geriye götürecek ilkeleri monte etmişiz.

Değerli milletvekilleri, diğer taraftan da, hükümetin, bu yasayla, çok yüksek cezalarla, özellikle Anadolu'da bulunan yerel basını baskı altına almaya yönelik bir çaba içerisinde olduğunu görüyorum; çünkü, burada çok muğlak ilkeler var. Az önce konuşan arkadaşımız da belirtti; kötümserlik ve umutsuzluk ne anlama gelir?! Bugün, muhalefet partisi olarak, biz, çıkıp, Anadolu'nun herhangi bir bölgesinde, bir yerel basında, enflasyonun yüksek olduğunu, yarın, bizi, çok kötü günlerin beklediğini söylersek, bu, kötümserlik ve halkta umutsuzluk yaratacak bir düşünce olarak kabul edilir ve bu, taraflı Üst Kurul tarafından, hükümetin kontrol ettiği Üst Kurul tarafından, bu yüksek cezalarla bu yerel basın cezalandırılırsa, muhalefetin sesini kesmek değil de, bu, ne anlama gelir allahaşkına?!

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, bu yasayla, hükümet, Türkiye'de basının tümünü kontrol altına almaya yönelik bir çaba içinde; ama, hükümetin bu çabası, bir müddet sonra ulusal basında yaratılacak tekellerle, bunun kendisine de döneceğini hesap etmek durumundadır. Türkiye'nin gerçekten bir radyo ve televizyon yasasına ihtiyacı var; ama, daha çağdaş, kriterleri daha iyi belirlenmiş, doğru belirlenmiş bir yasaya ihtiyaç var.

Şimdi, burada çok muğlak bir ilke daha var: "Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapılamaz..."

Değerli arkadaşlarım, bugün, özelleştirmeyi bu hükümet savunmuyor mu?.. Atatürk ilkelerinden birisi de devletçilik değil mi?.. Yarın bu Üst Kurul, kalkar "devletçiliğe karşı yayın yaptınız" diye, yine, bir yerel televizyona, yerel radyoya, siz, yüksek cezalarla onları baskı altına almaya yönelirseniz bunu kim önleyebilir?.. Bu muğlak ilkelerle, kriterlerle bunlar olmaz, böyle bir yasal düzenleme olamaz.

Değerli arkadaşlarım, eğer, yerel basını susturmaksa amacınız, yerel basını bu yüksek cezalarla bile susturamazsınız; çünkü, Ulusal Kurtuluş Savaşında bu yerel basın çok önemli bir unsur olarak görev yaptı. Ulusal Kurtuluş Savaşında bu ülkeyi işgal edenler bu yerel basını susturamadı ki, bu yasalarla, bu yüksek cezalarla sizler de bunu susturamayacaksınız. İleride göreceksiniz, muhalefete düştüğünüzde bu yerel basın size de gerekli olacak; ama, iş işten geçmiş olacak.

Değerli arkadaşlarım, böyle bir yasayı bu Meclisten çıkarmak, burada bulunan, Anadolu'nun her yerinden, her bir köşesinden gelen milletvekillerinin böyle bir yasaya oy vermesi, gerçekten, kendi bölgelerinde o milletvekillerini çok zora sokacaktır diye düşünüyor; hepinize saygılar sunuyorum. (DYP, SP ve AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN- Teşekkürler Sayın Dönen.

2 nci madde üzerinde 6 adet önerge vardır; ancak, madde üzerinde milletvekilleri...

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum)- Sayın Başkan, Saadet Partisi Grubu adına benim söz talebim olması lazımdı...

BAŞKAN- Sayın Esengün, Saadet Partisi Grubunun böyle bir talebi Başkanlığa intikal etseydi biz değerlendirirdik.

VEYSEL CANDAN (Konya)- Sayın Başkan, Saadet Partisi Grubu adına Sayın Esengün konuşacaklar.

BAŞKAN- Gelmedi efendim...

VEYSEL CANDAN (Konya) - Şimdi söylüyorum!..

BAŞKAN- Şimdi söylüyorsunuz...

Ben rica ediyorum tüm grup başkanvekillerinden, bundan sonraki maddelerde, yazılı olarak, lütfen, Başkanlığa önceden bildirsinler.

Saadet Partisi Grubu adına, Erzurum Milletvekili Sayın Lütfü Esengün; buyurunuz. (SP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

SP GRUBU ADINA LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum)- Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşülmekte olan madde üzerinde Saadet Partimizin görüşlerini arz etmeye çalışacağım.

Bakınız, bugün, bu tasarıyı görüşmeye 2 nci maddesinden başladık. Bugüne kadar, zannederim, Meclis tarihinde ilk defa böyle bir şey oluyor. Komisyondan 1 inci maddenin varlığıyla gelen bir tasarıda, 1 inci madde atlanarak 2 nci madde görüşülmekte bugün ve bazı maddeler yine atlanacak; bu haliyle de Anayasa ihlal edilecek. Anayasada yapılan, bilahara yapılan bir değişiklik Anayasa Komisyonunda bu tasarıya uygulanmış; Sayın Cumhurbaşkanının iade gerekçesinde sayılan, bazı maddeler diye sayılan maddeler görüşülmüş, diğer maddeler görüşülmeden; ama, tasarıda, komisyon raporunda yer alarak Genel Kurula gönderilmiş. Bugün, bunun usul tartışması oldu; reddedildi ve şu anda da Anayasaya aykırı şekilde bu uygulamayı yapıyoruz.

Geçen hafta, bunun aynısıyla karşı karşıyaydık, bir benzeriyle. Af Kanunu görüşüldü. Şartla salıverme denilse de adına, neticede, muhteva itibariyle af teşkil eden bir yasa, burada "Meclis Genel Kurulu tamsayısının beşte 3 çoğunluğuyla kabul edilmelidir" şeklinde yapılan bütün itirazlara rağmen, gerek iktidar çoğunluğu gerekse Meclis yönetimi, bu itirazlara kulak tıkadılar, bildiklerini okudular, sonuçta da, Meclisin o andaki çoğunluğuyla yasalaştı; ama, iki gün içerisinde Cumhurbaşkanlığından geri döndü. Yani, yanlış hesap şimdi Çankaya'dan geri dönüyor.

Bugün, bu yasa bu haliyle çıkarsa, bilin ki, pazartesiye kalmaz, yine, Meclis Başkanlığına iade edilir. Yanlışın neresinden dönersek kârdır. Hatadan dönmek fazilettir. Bunun üzerinde inat etmeye gerek yoktur. Bu yasayı ille de çıkarmak istiyorsanız, eğer böyle talimatlar gelmişse, bunu yasalaştırmak mecburiyeti varsa -ki, öyle anlaşılıyor, istemeseniz de el kaldırıyorsunuz- o zaman, iki gün daha mesai verelim, çalışalım ve bütün maddeler, usulüne uygun, Anayasaya ve İçtüzüğe uygun şekilde görüşülsün. 1 inci maddeyi atladık, 2 nci maddeyi görüşüyoruz.

İşin bir diğer enteresan tarafı da şudur: Her tasarı üzerinde iktidar partileri konuşmuyor, buna alıştık. İktidar partileri birçok tasarıyı savunmaktan aciz durumdalar. Bugün de, bu tasarıyı, çıkıp bu kürsüden yüreklilikle savunacak bir iktidar milletvekili yok. Aksine, gerçekten, büyük bir yüreklilikle bu  tasarıyı tenkit eden iktidar milletvekilini takdirle anıyoruz.

Şimdi, iktidar partileri adına kimsenin savunmaya cesareti yok. Sayın Bakan dahi; ki, Mecliste usuldendir, her bakan, kendi tasarısını, burada, gerek izah sadedinde olsun gerekse savunma için olsun, muhalefetin tenkitlerine cevap vermek için olsun, söz alır ve hükümet adına bu tasarının gerekçesini, faydalarını, niçin getirildiğini izah eder ve belki de milleti tatmin eder; ama, bugün, bu kürsüde, ne iktidar milletvekillerinden birini ne  grup sözcülerini ne de Sayın Bakanı görme şansına sahibiz. Çünkü, Sayın Bakanın da bu tasarıyı savunacak hali yok. Peki, biz niye bu durumdayız?..

Değerli arkadaşlar, bu RTÜK Yasası, 1994'te bu Mecliste kabul edildi. 1994-2002... Sekiz seneden beri Radyo Televizyon Üst Kurulu gerçekten hayırlı hizmetler yaptı. Bazı noksanlarına, yanlışlarına rağmen, Türkiye'de, radyo ve televizyonlarla ilgili olarak, artık, oturmuş olan bir rejim var, bir sistem var; ama, şimdi, bütün bu sekiz senelik uygulamaya rağmen, sekiz senelik tecrübeye rağmen, medya patronlarının baskısıyla, 54 üncü hükümeti iş başından uzaklaştırmanın diyeti ödeniyor bugün. Bizim hükümeti iş başından uzaklaştırdı, aradan beş yıl geçti, şimdi, o gün bizim aleyhimizde yayın yapanlar, o günkü emeklerinin karşılığını alıyorlar; altında yatan budur. 54 üncü hükümeti iş başından uzaklaştıran medya, bugün, onun karşılığını alıyor. Karşılığı da nedir; bütün Anadolu medyası susturulacaktır, yerel televizyonlar, radyolar susturulacaktır veya bu medya patronları tarafından satın alınacaktır. Neticede de, Türkiye'de, bütün güç, tek güç medya patronlarının elinde olacaktır.

BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi sonuçlandırınız.

LÜTFÜ ESENGÜN (Devamla) - Daha başka söylenecek çok söz var, ileriki maddelerde tekrar huzurunuzda olacağım.

Bu madde, ilkelerle ilgili madde, hiçbir değişikliğe tabi olmadan sekiz sene uygulanmıştır, yararlı olmuştur; bundan sonra da aynen uygulanması faydalıdır görüşündeyiz. Böyle bir değişikliğe hiç gerek yoktur. Bu getirilen değişikliğin içerisine Ceza Kanununun 312 nci maddesi monte edilmektedir. Biz, daha bir ay evvel, sözde, 312 nci maddede değişiklik yaptık, demokrasi adına bir adım ileriye attık; şimdi, RTÜK'te, televizyon yayıncılığında, radyo yayıncılığında bir adım geriye gidiyoruz.

Değerli arkadaşlar, son sözümü söylüyorum: Siz, ne yaptığınızı bilmiyorsunuz. Milletvekili arkadaşlarım, kusura bakmayın, siz, neye oy verdiğinizin farkında değilsiniz...

BAŞKAN - Sayın Esengün...

LÜTFÜ ESENGÜN (Devamla) - Körü körüne, gelen emirlere itaat ediyorsunuz; bu da, ne sizin ne de bu Meclisin hakkında hayırlı olmayacak!..

HASAN GÜLAY (Manisa) - Size ait!..

LÜTFÜ ESENGÜN (Devamla) - Hepinize saygılar sunuyorum. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Esengün, lütfen... Her milletvekili ne yaptığının bilincindedir, karşı olursunuz, o ayrı şey.

2 nci madde üzerinde 6 adet önerge vardır; ancak, madde üzerinde, milletvekillerince sadece 3 önerge verilebildiğinden, yalnızca bu önergelerden üçünü, önce geliş sıralarına göre okutacağım, sonra aykırılık derecelerine göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanunun 2 nci maddesinin (c) bendinden "hisse sahipleri... onların üçüncü dereceye kadar kan ve sıhrî hısımları" bölümünün çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

İsmail Alptekin

Mahmut Göksu

Ali Gören

 

Bolu

Adıyaman

Adana

 

Yakup Budak

 

Ertuğrul Yalçınbayır

 

Adana

 

Bursa

 

BAŞKAN - İkinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanunun 2 nci maddesinin (k) bendinde "...korku salacak yayın yapılmaması" bölümü ile (v) bendinde "...yayınların karamsarlık, mutsuzluk... eğilimlerini körükleyici ...nitelikte olmaması..." bölümünün madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

İsmail Alptekin

Mahmut Göksu

Ali Gören

 

Bolu

Adıyaman

Adana

 

BAŞKAN - Son ve maddeye en aykırı önergeyi okutup, işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 2 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (b) bendinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Fethullah Erbaş

Aslan Polat

Yakup Budak

 

Van

Erzurum

Adana

 

Mahmut Göksu

 

Metin Kalkan

 

Adıyaman

 

Hatay

 

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - O zaman samimî olsunlar Sayın Başkan; böyle şey olur mu?!

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... (AK Parti ve SP sıralarından gürültüler)

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Böyle saçmalık olur mu?!

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Burada muhalefeti konuşturmamak için ikiyüzlülük yapıyorlar.

BAŞKAN - Kürsüye karşı... Sayın Göksu, bakın, lütfen... Bir derdiniz varsa, derdinizi anlatmanın yolu başka. (AK Parti ve SP sıralarından gürültüler)

VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, müsaade eder misiniz...

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Böyle şey olur mu?! Bir hakkı kötüye kullanıyorlar.

BAŞKAN - Sayın Göksu, Komisyon, önergeye katılıp katılmamakta serbesttir; hükümet, katılıp katılmamakta serbesttir, o kendi takdir yetkisidir. İstirham ederim... (AK Parti ve SP sıralarından gürültüler)

SUAT PAMUKÇU (Bayburt) - Komisyonun çoğunluğu yok Sayın Başkan.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan...

ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Bursa) - Bu, ahlakî midir, etik açıdan uygun mudur?!

BAŞKAN - Sayın Yalçınbayır, hiç kimseyi oyundan ötürü ahlakîlikle suçlama hakkınız yok. Lütfen... (AK Parti ve SP sıralarından gürültüler)

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Sayın Başkan, bir hakkı kötüye kullanıyorlar, niye müsaade ediyorsunuz?!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri... (AK Parti ve SP sıralarından gürültüler)

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Sayın Başkan, Meclis yanıltılıyor, siz de buna alet oluyorsunuz.

ASLAN POLAT (Erzurum) - Komisyonun çoğunluğuna baktınız mı Sayın Başkan; çoğunluğu yok.

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Müsaade etmeyin... Olur mu?!

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Millet izliyor bunu Sayın Başkan.

BAŞKAN - Bağırmakla, kürsüye karşı bu tür tavrı sürdürmekle haklılığınızı kanıtlayamazsınız; bir kere bunu bilelim, bir.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Zaten haklıyız, haksız olan sizsiniz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Lütfen, İçtüzüğün 45 inci maddesini açar okur musunuz.

ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Bursa) - Hakları iyi niyetle kullanın diyor.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Sayın Başkan, istismar ediyorlar, kötü niyetle kullanıyorlar.

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Kötüye kullanıyorlar; yakışmıyor!..

BAŞKAN - İçtüzüğün 45 inci maddesine bir bakıp, ondan sonra durum değerlendirmesi yapar mısınız Sayın Bekâroğlu.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - İçtüzüğün hangi maddesi geçerli, hangisi değil; o bile belli değil. İstismar ediyorlar İçtüzüğü.

BAŞKAN - Sayın Bekâroğlu, sonuçta, ben, oraya sormak görevindeyim, onlar da, kendi özgür iradeleriyle karar verecekler.

SUAT PAMUKÇU (Bayburt) - Komisyonun çoğunluğu var mı Sayın Başkan?

ASLAN POLAT (Erzurum) - Sayın Başkan, Komisyonun çoğunluğu yok.

BAŞKAN - Ben sormuşum, her ikisi cevabını vermiş. Lütfen, İçtüzüğün 45 inci maddesine bir bakınız.

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Evet, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) Kabul etmeyenler... (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) Önerge kabul edilmemiştir. (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Ne yapıyorsunuz?! Ne yapıyorsunuz siz?!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri... (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Sayın Başkan...

VEYSEL CANDAN (Konya) - Bir dakika müsaade eder misiniz...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Terör estiriyorsunuz Mecliste!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, o vurduğunuz elektronik sistem arıza görüyor; istirham ediyorum... (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Yaparsınız, tamir edersiniz!.. Aydın Doğan tamir eder, gönderir paraları.

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Muhalefeti susturmak için "katılıyoruz" diyorlar; onlar da ret oyu veriyorlar.

BAŞKAN - İçtüzük 45, Genel Kurulda komisyonların temsili... (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Sayın Başkan, İçtüzük falan yok; biz, önergelerimizi tartışmak istiyoruz. Milletin kürsüsünü kapatamazsınız!..

BAŞKAN - Bakın, madde 45... (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Şanlıurfa) - Sayın Başkanım, siyasî kariyerinize yazık oluyor; yapmayın böyle...

ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Bursa) - İstenilen sadece konuşmaydı; nasıl olsa, parmaklarla her şeyi hallediyorsunuz.

BAŞKAN - Konuşmanıza dikkat edin Sayın Yalçınbayır; bu kelimeler size yakışmaz!.. (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Ne yapacaksınız Sayın Başkan?!

BAŞKAN - Sayın Candan, siz, daha medenî bir şekilde itirazınızı anlatabilir misiniz? (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

Sayın Çelik, siz buyurun, söyleyin. (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

Sayın milletvekilleri, demin de arz ettim, yumrukladığınız vakit, elektronik sistem zarar görüyor; kaç tanesini tamir için göndermek zorunda kaldık. Günah!.. (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

Duyamıyorum, arkadaşlarınız... (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sizin tavrınızı protesto ediyoruz Sayın Başkan. Böyle şey olmaz!..

BAŞKAN - Peki, Komisyon ya da Hükümet sizin isteğinize göre hareket etmekle yükümlü mü? (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Demek ki Sayın Sökmenoğlu bunun için azarlandı, indirildi.

BAŞKAN - 2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

VEYSEL CANDAN (Konya) - Hayır, hayır...

BAŞKAN - İki önergemiz kalmıştı. Daha az aykırı olan önergeyi okutuyorum.

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, Anayasayı, İçtüzüğü çiğniyorsunuz. (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN - Lütfen...

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanunun 2 nci maddesinin (k) bendinde "...korku salacak yayın...

BAŞKAN - Yazık ediyorsunuz!.. Yazık ediyorsunuz!.. O elektronik sistem bozulacak. Günah!.. (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Önergeler üzerinde konuşulmuyor...

...yapılmaması" bölümü ile (v) bendinde "...yayınların karamsarlık, mutsuzluk... eğilimlerini körükleyici ...nitelikte olmaması..." bölümünün madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                       İsmail Alptekin

                                                                                      (Bolu)

                                                                          ve arkadaşları

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Önerge vermek en tabiî hakkıdır milletvekillerinin.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Söz talebi var Sayın Başkan, geçemezsiniz öyle.

(Bir grup AK Partili ve SP'li milletvekili Başkanlık kürsüsü önünde toplandı)

BAŞKAN - Kimse sizin keyfinize göre hareket edecek değil, İçtüzüğe göre hareket edeceğiz burada.

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Çoğunluk yok Komisyonda.

BAŞKAN - Şu 45 inci maddeyi bir okur musunuz. (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Milletvekillerinin önergelerini niye engelliyorsunuz?! Resmen bir hile bu!..

BAŞKAN - Kaba kuvvetle hiçbir yere gidilmez.

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sizin yaptığınız kaba kuvvet...

BAŞKAN - Ben, İçtüzüğe uygun hareket ediyorum.

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Bakın, dün Sayın Sökmenoğlu azarlanarak indirildi.

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu? (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler; DSP, MHP ve ANAP sıralarından alkışlar)

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılıyoruz.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Söz talebi var Sayın Başkan, söz talebi var.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

VEYSEL CANDAN (Konya) - Hayır efendim, oylayamazsınız... Aynı yolu takip ediyorsunuz.

BAŞKAN - ... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. (DSP, MHP ve ANAP sıralarından alkışlar; AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

Son önergeyi okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanunun 2 nci ... (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

VEYSEL CANDAN (Konya) - Neyi okuyorsunuz? Bir dakika yahu!

KÂTİP ÜYE BURHAN ORHAN (Bursa) - "Oku" diyor, okuyoruz.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Yapamazsınız!..

BAŞKAN - Ben oylatırım...Ben oylatırım.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Yapamazsınız. Nasıl yaparsınız?!

BAŞKAN - Ben, İçtüzüğü uygun davranıyorum; oylatırım.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Nasıl yaparsınız?!

BAŞKAN - İçtüzük neyi emrediyorsa, ben onu yaparım.

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Şanlıurfa) - Sayın Başkanım, ne demek yaparım!..

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Yapamazsın!..

BAŞKAN - Ben, İçtüzük neyi emrediyorsa, ona uygun davranırım. İçtüzüğe uygun ...

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Şanlıurfa) - Daha onurlu bir bakanlık yaptınız...

BAŞKAN - Ben bakanlığı da onurlu yaptım, bunu da onurlu yaptım.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Yapamazsınız!.. Olmaz bu!..

BAŞKAN - O zaman, Parlamento geleneğine uygun davranacaksınız, İçtüzüğe uygun davranacaksınız.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Yapamazsınız!..

VEYSEL CANDAN (Konya) - Yapamazsınız!..

BAŞKAN - İçtüzüğe uygun davranacaksınız... İçtüzüğe uygun davranacaksınız.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Yapamazsınız!..

BAŞKAN - Nasıl yapamazsınız?! İçtüzüğe göre, komisyon...

VEYSEL CANDAN (Konya)  - Söz hakkımız var, 2 dakika söz vermiyorsunuz!..

BAŞKAN - Nasıl vermiyorum?!

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Söz haklarını niye vermiyorsunuz?

BAŞKAN - Sayın Candan... Sayın Candan, sizin Başkanlık Divanına...

VEYSEL CANDAN (Konya) - Böyle Divan olmaz!..

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Böyle Divan olmaz, böyle yönetim de olmaz!..

VEYSEL CANDAN (Konya) - Dinlemiyorsunuz!.. Yani, nedir sizin...

BAŞKAN - Ee, siz, sadece bağırıp da beni burada susturabileceğinizi mi zannediyorsunuz?! Karşılıklı konuşuyoruz. İstirham ederim... Başkanlık Divanına... (DSP, MHP ve ANAP sıralarından alkışlar; AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Söz hakkı varken, kimseye...

BAŞKAN - Dinlemiyorsunuz beni... Ben sizi dinliyorum... Ben sizi dinliyorum; siz de beni dinleseniz problemi çözeceğiz.

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Ali Beyin...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Böyle olmaz efendim!..

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Ali Ilıksoy da böyle yaptı, bakın, bir arkadaşımızın canına mal oldu. Siz, böyle ısrar ederek, geriyorsunuz...

BAŞKAN - İstirham ederim Sayın Çelik!..

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Sökmenoğlu'nun burada oturması gerekirdi, niye sizi buraya oturttular, söyler misiniz?

BAŞKAN - Sayın Çelik, önergeler, usul tartışmasında...

Değerli arkadaşlarım, usul tartışmasında, iktidar gruplarının önerileri üzerinde lehinde söz isteyeceğiz dedi arkadaşlarınız, formel hukuka uygun olduğu için veriyorum dedim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Ne var bunda?!

BAŞKAN - "Ne var bunda" yok...

VEYSEL CANDAN (Konya) - Ne var tabiî... Mecbur vereceksiniz...

BAŞKAN - Hayır... Formel hukuka, biçimsel hukuka uygun olduğunu söyledim, verdim. (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Şanlıurfa) - Lehinde konuşacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN - Bir saniye...

VEYSEL CANDAN (Konya) - Yani, şimdi...

BAŞKAN - Bakın, Sayın Candan, az önce, gruplar adına iki tane talep vardı Başkanlığa, sizin Grubunuzun talebi yazılı olarak gelmemişti.

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Şanlıurfa) - Sayın Başkanım, teamüllerde hep yapılıyor.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Yazılı şartı yok ki...

BAŞKAN - Efendim, siz İçtüzüğü okumamışsanız, ben ne yapayım?! Sayın Candan, 60 ıncı maddeye göre... (DSP, MHP ve ANAP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

VEYSEL CANDAN (Konya) - El kaldırıp söz istemiyor muyuz?!

BAŞKAN - Sayın Candan, İçtüzüğün 60 ıncı maddesine göre "yazılı talebin Başkanlığa verilmesi gerekir" hükmü varken... (AK Parti ve SP  sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

VEYSEL CANDAN (Konya) - Peki, ben, size sorayım...

BAŞKAN - ...işaretinizi gördüm...

VEYSEL CANDAN (Konya) - Tamam...

BAŞKAN - ...peki, bundan sonra da, grup başkanvekillerimiz böyle davransın dedim, söz hakkı verdim.

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Şanlıurfa) - O doğruyu yapmanız, bundan sonra yanlış yapacağımız manasına gelmez ki Sayın Başkan.

BAŞKAN - Bakın, gerek sizin Grubunuzun gerekse AK Parti Grubunun grup sözcülerine 4,5 dakika fazla süre verdim. 5 dakika diye, biraz önce kendimi bağladım; son cümle dediğiniz için, 1'er dakikaya yakın süre verdim. (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

LÜTFİ YALMAN (Konya) - 68 inci maddeyi uygulayın Sayın Başkan; ara verin.

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, bu bir lütuf değildir.

BAŞKAN - Bakın, biz, bu Mecliste "süre bu kadar" dedikten sonra, otomatiğe bağlayan Meclis başkanvekillerini de çok gördük; oniki senede yüzlercesini gördük.

ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Diyarbakır) - Efendim, bu anlattıklarınıza gerek yok.

BAŞKAN - Ben, sizlerin konuşma hakkını daha bir...

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, bakın, çoğunluğunuz var, bunu çıkarırsınız.

BAŞKAN - Bakın, benim çoğunluğum yok... (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Çoğunluğunuz var diye...

BAŞKAN - Sayın Çelik, benim çoğunluğum yok.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Var, var...

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Siz, burada, hükümete mensup bir bakan gibi oturuyorsunuz.

BAŞKAN - Meclis Başkanlık Divanının çoğunluğu yok.

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Siz, bir bakan gibi oturuyorsunuz burada!.. Sayın Sökmenoğlu'nu niye indirdiler buradan?!

BAŞKAN - Sayın Çelik...

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Sökmenoğlu buradan niye indirildi, söyler misiniz?!

BAŞKAN - Başkanlık Divanının azınlığı, çoğunluğu olmaz; Başkanlık Divanı, burada... (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Tavırlarınızdan, pek de öyle olmadığı belli oluyor.

BAŞKAN - Siz öyle yorumlayabilirsiniz, siz önyargılı olabilirsiniz.

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Şanlıurfa) - Bakanlıktan oldu, Başkanlığı bırakmak istemiyor herhalde.

BAŞKAN - Bakanlığı bırakan insan, Başkanlıkta filan, hiç, öyle, makamlara tutkuyla bağlı kalmaz. Ben, sadece, hukukun emrettiği hükümlere uygun davranıyorum.

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Şanlıurfa) - Öyle oldu herhalde Sayın Başkan, değiştiniz herhalde...

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Sökmenoğlu buradan niye gitti, onu söyleyin siz!

BAŞKAN - Şimdi, bakın, teker teker, neyi sorarsanız yanıtlarım; ancak...

HÜSEYİN ÇELİK (Van) -Ben, şunu soruyorum...

BAŞKAN - Sayın Çelik, İçtüzük, 45 inci maddesiyle, bana, komisyona ve hükümete önerge konusundaki görüşünü sorma mecburiyetini yükledikten sonra, komisyona "katılıyor musunuz, katılmıyor musunuz" sorusunu yönelttiğimde, "katılıyoruz" ya da "katılmıyoruz" şeklinde cevap verme hakkını tanımışsa, bu Başkanlığın lütfu falan değildir, bu benim sübjektif tavrım değildir...

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Hayır, bunun bir hile olduğu belli değil mi?

BAŞKAN - Bakın, sakın ola, o sözü kullanmayın, Grup Başkanvekiliniz...

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Bu bir hiledir! Hile bu!

BAŞKAN - Yüce Meclisin bir komisyonunun bir kararı hakkında "bu bir hiledir" diye bir yorum yapamazsınız!

HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Bu bir hiledir!

BAŞKAN - Yapamazsınız!

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Milletvekillerinin 5 dakika konuşmasına mani olmak için yapıyorlar.

BAŞKAN - Sayın Şahin...

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Milletvekillerinin konuşmasına mani olmak için.

BAŞKAN - Sayın Şahin, bakın, siz de hukukçusunuz. Ben, burada Başkanlık olarak, komisyonun bu kararı sonrasında, "hayır öyle demeyeceksiniz, böyle diyeceksiniz" deme yetkisine sahip miyim?

HESEYİN ÇELİK (Van) - Başkanvekili olarak...

BAŞKAN - Başkanlığın, hükümet ile muhalefet arasında şunu şöyle yapın, bunu böyle yapmayın deme yetkisi yok Sayın Şahin, siz hukukçusunuz.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, bir ara verir misiniz...

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Sayın Başkan, engel olun, iki yüzlülük yapılıyor burada. Suiistimal ediyorlar.

ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Bursa) - Hakkın suiistimal edilip edilmediğini tahkik etmek göreviniz.

Herkes haklarını iyi niyetle kullanmak zorundadır. Komisyon kötü niyetli, hükümet kötü niyetli.

MEHMET CAVİT KAVAK (İstanbul) - Oradan laf atma.

ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Bursa) - Ben yönetime söylüyorum, size değil. (Gürültüler)

Kime "dangalak" diyorsun!... Sayın Başkan, kime "dangalak" diyor?!

(Komisyon sıraları önünde yumruklaşmalar)

BAŞKAN - Birleşime 10 dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati : 21.20

 

 

 


DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati : 21.30

BAŞKAN : Başkanvekili Yüksel YALOVA

KÂTİP ÜYELER : Burhan ORHAN (Bursa), Mehmet BATUK (Kocaeli)

BAŞKAN- Türkiye Büyük Millet Meclisinin 95 inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

850 sıra sayılı kanunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

9. – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam)

BAŞKAN- Komisyon ve Hükümet yerini aldı.

Tasarının 2 nci maddesi üzerinde verilen önerge işlemine devam ediyoruz.

Son önerge, Bolu Milletvekili İsmail Alptekin ve arkadaşlarının önergesiydi.

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul)- Sayın Başkan, yerimden bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN- Komisyonun ve Hükümetin katıldığı bu önergeyi oylarınıza sunacağım; ama, Sayın Şahin, Grup Başkanvekili sıfatıyla söz istedi. Siz buyurun konuşun, sonra, ben, İçtüzüğün 45 inci maddesi demiştim, onu size, Genel Kurulun bilgisine sunayım.

Buyurun Sayın Şahin.

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul)- Mikrofon açılmadı Sayın Başkan.

BAŞKAN- Açıldı efendim. (DSP ve MHP sıralarından "vura vura bozdunuz" sesleri)

Arkadaşlar, lütfen... İstirham ediyorum...

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul)- Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum. Ara vermeden önce... (DSP ve MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, değerli arkadaşlarım; lütfen... İstirham ediyorum. Sayın Mehmet Ali Şahin bir söz istemiştir, açıklamasını yapsın; daha sonra ben bilgi sunacağım Genel Kurula.

Buyurun Sayın Şahin.

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul)- Sayın Başkanım, ara vermeden önce hepimizi üzen bir kargaşa yaşandı. Ancak, bu kargaşanın sebebi, hepimizin yakinen tanıdığı, gerçekten, taviz vermez, hukukun üstünlüğü mücadelesiyle temayüz etmiş Bursa Milletvekilimiz Sayın Yalçınbayır'a, Komisyon sıralarında oturan Sayın Cavit Kavak'ın -affedersiniz- "dangalak" kelimesini kullanmasından kaynaklanmıştır. Kendisi, çıksın ve özür dilesin. Hiçbir milletvekili arkadaşımıza, hiç kimsenin o kelimeyle hitap etmeye hakkı ve yetkisi yoktur. Özellikle, Sayın Yalçınbayır'a, bu Parlamentoda Anayasa Komisyonu Başkanlığı yapmış, gerçekten hukukçu kimliğiyle temayüz etmiş bir arkadaşımıza bu sıfatı hiç kimse layık göremez. Sayın Kavak, mutlaka, özür dilemelidir.

Teşekkür ediyorum.(AK Parti ve SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Şahin...

ERKAN KEMALOĞLU (Muş) - Sayın Başkanım, söz istiyorum efendim. Lütfen...

BAŞKAN - Bir saniye... Yanıtlayayım... Bir saniye...

Sayın Şahin, siz, bir grup başkanvekili olarak, Genel Kurulun huzurunda Başkanlığa böylesi bir iddiada bulunduğunuz zaman, ben, burası resmî bir kurum olduğuna göre, tutanaklara müracaat etmek durumundayım. Hay hay, getirteceğim, bakacağım. Eğer, tutanaklarda... (AK Parti ve SP sıralarından gürültüler)

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Hayır, kendisi itiraf etmiştir.

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - O kelimeyi kullandığını itiraf etmiştir. Sorun kendisine, "söylemedim" diyor mu?

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Başkanlığa göre... ("AK Parti sıralarından "özür dilesin" sesleri)

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Alay ediyor Sayın Başkan... Alay etmeye devam ediyor...

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Özür dilesin!.. Söylemedim demiyor ki...

ALİ COŞKUN (İstanbul) - Sayın Başkan, ya "söylemedim" desin ya da özür dilesin. Ben duydum, "dangalak" dediğini duydum. Arkadaşımdır; ama... Yalan söylemez. Ya "söylemedim" desin ya da özür dilesin.

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - O kadar!.. Tutanakmış.. Olur mu Sayın Başkan?!

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Özür dileyecek... Yok öyle!

BAŞKAN - Sayın Coşkun, ben, az önce sözüme başladığımda, Sayın Şahin'in iddiasıyla ilgili, Başkanlığın hukuken yapmakla yükümlü olduğu işlemi tarif ettim.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Hiç hukuka mukuka uyduğunuz yok! Ne hukuku!

BAŞKAN - Onun ötesinde, biz, Başkanlık olarak, Genel Kurulda bulunan her üyemizin her üyemize karşı hak ve hukukunu gözetmekle; ama, sübjektif ölçütlere göre değil, elimizdeki İçtüzüğe göre gözetmekle yükümlüyüz. Onun ötesinde, bireysel iddialar konusunda ben inisiyatif sahibi ya da yetki sahibi değilim.

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Sayın Başkan, muhataba sorun bakalım, söyledi mi, söylemedi mi?!

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Söylemediyse "söylemedim" desin...

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, zabıtlara geçmediyse ne olacak?

BAŞKAN - Sayın Uzunkaya, sonuçta, bakın, bir arkadaşınızın...

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Hukukunu koruyacaksınız...

BAŞKAN - ...son derece beğendiğim bir tabiriyle, burası millî iradenin tecelligahı. Öyle dediniz. (SP sıralarından gürültüler)

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Millî irade mi bıraktınız?! Millî irade mi bıraktınız memlekette?! Ne millî iradesi?!

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Sayın Başkan, arkadaşımızın o sözü söyleyip söylemediğini sorun kendisine. Lütfen, sorun kendisine. Kendisi, komisyon sırasında; söylemediğini söylesin, kabul ediyorum.

BAŞKAN - Benim, Meclisin oturumunu yöneten Başkan sıfatıyla, herhangi bir sayın üyenin, herhangi bir başka sayın üyeye ilişkin yönelttiği bir iddia konusunda, iddiaların yöneltildiği kişiye, milletvekiline herhangi bir yaptırım uygulama yetkim yok. Onun için, zabıtlara baktırayım dedim; ama...

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Sayın Başkan, burayı germek istemiyorsanız, lütfen, arkadaşımızın bu dediğine...

BAŞKAN - Ben, burayı germek gibi, hiçbir Başkanlık makamıyla bağdaştıramayacağım düşünceyi, hiçbir zaman taşımadım. Aksine Sayın Gül...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Bugün buraya gelişiniz germek içindir. Germek için geldiniz bugün buraya.

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Sayın Başkan, siz muhalefetin de Başkanısınız; Meclisin Başkanısınız.

BAŞKAN - Bakın, gerçekten, üzülmüyorum da; çünkü, görüyorum ki, o kullandığınız kelimeyi, oturumu yönetmeye başladığımdan bu yana bazı arkadaşlarınız, ne yazık  ki, üzerlerinde taşıyorlar Sayın Bekâroğlu. Benim görevim, herkesin hukukuna riayet edilmesini temin ederek...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - O zaman hukuka riayet edin. Hakarete uğradık, üyeler hakarete uğruyor. Koruyun hakkımızı o zaman.

BAŞKAN - Şimdi, bakın, ben size... Sayın Şahin nasıl konuşma hakkını Başkanlığın tanıdığı imkânla kullandıysa, Başkanlık da, İçtüzüğün 45 inci maddesini siz saygıdeğer milletvekillerine bir takdim etsin.

"Genel Kurulda komisyonların temsili

Madde 45.- Komisyonlar, Genel Kurulda başkan veya başkanvekili veya o konu için seçilmiş özel sözcü veya sözcüler tarafından temsil olunurlar.

Komisyon sıralarında, toplantı yetersayısını temin edecek sayıda komisyon üyesi yer almamışsa, komisyon temsilcisi; komisyon metninin değiştirilmesini isteyen önergelerin reddini veya komisyona iadesini isteyebilir."

Değerli arkadaşlarım, Komisyonlar, sonuçta, Genel Kurula niyabeten çalışan yasal organlarımız. Benim burada, hangi komisyon olursa olsun, üye sayısını tespite, tayine yetkim yok. Komisyon kaç sayın üyeyle orada teşkil oluyorsa o komisyonun kendi özgür iradesiyle saptanan bir iş. Dolayısıyla, İçtüzüğün 45 inci maddesinin ikinci fıkrası komisyonlara, üstelik nisapla ilgili böylesi bir takdir yetkisi vermişse, komisyonun bu takdir yetkisi üzerinde Başkanlığın işlem yapma yetkisi yok. Bunu arz etmeye çalıştım.

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Hakkını kötüye kullanıyor, o hakkını engelleyin.

BAŞKAN - Sayın Mahmut Göksu, hakkın kötüye kullanılması elbette hiçbirimizin dilediği bir şey değil.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Ama, daha evvel örnekleri var.

BAŞKAN - "Daha evvel örnekleri var" diyorsunuz. Ben, size, oniki yılda en az 112 tane benzer şekilde bir hak kullanımı örneği sunabilirim değişik iktidarlar döneminde. Ha, bu emsal olmaz mı? Tabiî ki, olmasa iyi olmaz mı? Sonuçta, Başkanlığın, burada, siz öyle karar vermeyin böyle karar verin deme yetkisinin olmadığı bir yerde, Başkanlığı, bu şekilde, İçtüzüğü uygulamakla töhmet altında bırakmanız da hakkaniyete uygun değil. Onu arz ediyorum.

Komisyonun ve Hükümetin...

ERKAN KEMALOĞLU (Muş) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Sayın Kemaloğlu, özür dilerim; yerinizden, kısa olmak üzere buyurun. (SP sıralarından "yoklama istiyoruz" sesleri)

ERKAN KEMALOĞLU (Muş) - Teşekkür ederim Başkanım.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN - Hay hay; ama, bakın, Sayın Şahin söz istediğinde nasıl söz verdiysem şimdi Sayın Kemaloğlu söz istedi, ona söz vermek zorundayım Sayın Candan.

Zaten, yoklama talebiniz de gelmiş.

Buyurun Sayın Kemaloğlu.

ERKAN KEMALOĞLU (Muş) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri...

ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Diyarbakır) - Bize niye söz vermiyorsunuz Sayın Başkan?

BAŞKAN - Bitirsin vereceğim.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, yoklama talebimiz var.

BAŞKAN - Sayın Candan, anladım.

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Yoklama talebimiz önergeyle ilgili.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kemaloğlu.

ERKAN KEMALOĞLU (Muş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten, biraz önce çok üzücü bir olayla karşı karşıya kaldı Türkiye Büyük Millet Meclisi. Bir arkadaşıma hücum edildi. Hemen hemen buralardaydım. 10 kişi hücum etti. Ben, Türkiye Büyük Millet Meclisinin... (SP sıralarından gürültüler) Evet, evet... Ben, Türkiye Büyük Millet Meclisinin İdare Amiriyim; görevimi yapmak üzere oraya gittim. Hiçbir değerli arkadaşıma ağzımdan en küçük bir kötü laf çıkmadı. Bunu, burada, açıkça söylüyorum. Duyan varsa, lütfen söylesin...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Seninle ilgili bir şey yok zaten. 

ERKAN KEMALOĞLU (Muş) - Yalnız, şunu ifade etmek istiyorum: Biz, milletvekiliyiz, Türkiye Cumhuriyetinin halkını temsil ediyoruz. Bir arkadaşın üzerine 20 kişinin birden hücum etmesi... (AK Parti ve SP sıralarından "Aaa" sesleri, gürültüler) Müsaade edin... Müsaade edin... Mertliğe sığmaz, Mertliğe sığmaz. Bu bir namertliktir. Ben, kendilerine... (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

NURETTİN AKTAŞ (Gaziantep) - Ne diyorsun... Otur yerine! Terbiyesiz herif!..

ERKAN KEMALOĞLU (Muş) - Kendilerine... Kendilerine...

TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) - Sayın Başkan, alkol muayenesi istiyoruz!..

NURETTİN AKTAŞ (Gaziantep) - Susturun onu!..

ERKAN KEMALOĞLU (Muş) - Kendilerine... Kendilerine...

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Sayın Başkan, hakaret ediyor!..

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Alkol muayenesi yapın arkadaşa!..

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Niçin kapatmıyorsunuz Sayın Başkan, neyi bekliyorsunuz?!

ERKAN KEMALOĞLU (Muş) - Kendilerine buradan ifade ediyorum...

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) - Bu adam savcıyı tehdit eden adam...

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...

ERKAN KEMALOĞLU (Muş) - Kendilerine ifade ediyorum...

NURETTİN AKTAŞ (Gaziantep) - Susturun onu!.. Susturun onu!..

BAŞKAN - Sayın Milletvekilleri...

NURETTİN AKTAŞ (Gaziantep) - Susturun onu!.. Susturun onu!.. Kime namert diyor?! Söylediği lafa  bak! Şimdiye kadar uslu uslu oturduk... Ağzından çıkanı kulağın duymuyor mu?!

TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) - Hangi takımda oynuyorsun, onu söyle!

BAŞKAN - Bir saniye izin verir misiniz...

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Niye konuşturuyorsunuz Sayın Başkan? Hakaret ediyor...

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Alkol muayenesi yapılsın arkadaşa!..

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri... Bir saniye izin verir misiniz... Bir saniye izin verir misiniz... Siz, Grup Başkanvekilleri... (AK Parti ve SP sıralarından gürültüler)

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Niçin kapatmıyorsunuz?! Bu ikinci oldu. Geriyorsunuz, siz geriyorsunuz bu Meclisi!

BAŞKAN - Sayın Güler, sizin Grubunuzdan buradan bir arkadaşınız, bir talepte bulunmuş...

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Alkol muayenesi istiyoruz!..

BAŞKAN - Ben de o talebi yerine getirmek üzere...

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Bize hakaret geliyor Başkan... İki kere üst üste hakaret geliyor Başkan, yapmayın.

BAŞKAN - Dinlemedim... Sizin talebinizi yerine getirebilmek amacıyla, şu belgeyi almaktaydım.

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) - Şimdi duydunuz ama...

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Hakareti duymuyorsunuz yani Sayın Başkan.

BAŞKAN - Lütfen... İstirham ediyorum... Duymadım"diyorum. Efendim, şimdi siz söylüyorsunuz.. (AK Parti sıralarından gürültüler)

TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) - Nasıl duymazsınız Sayın Başkan!..

ERKAN KEMALOĞLU (Muş)  Sayın Başkan, değerli arkadaşlarımdan hiçbirisine hücum etmek düşüncesinde değilim. Ta oradan buraya hücum ediyorsunuz. Şimdi, kavga etmek isteyen varsa, tek tek, buyursun, dışarıya gelsin. (AK Parti ve SP sıralarından "yuh"sesleri, gürültüler)

NURETTİN AKTAŞ (Gaziantep) - Terbiyesiz! Otur yerine!

TEVHİT KARAKAYA(Erzincan)- Alkol muayenesi istiyoruz Sayın Başkan...

BAŞKAN - Sayın Karakaya, duymadığımı söylerken samimiyim; çünkü, Sayın Veysel Candan ve bazı...

NURETTİN AKTAŞ (Gaziantep) - Ağzından çıkanı kulağın duysun...

BAŞKAN - Sayın Kemaloğlu... Sayın Kemaloğlu... Sayın Kemaloğlu...(AK Parti ve SP sıralarından "Yuh"sesleri; gürültüler)

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, Sayın Kemaloğlu'nu, lütfen, alkol muayenesine gönderiniz. Meydan okuyor... Aklı başında değil.

BAŞKAN - Sayın Şahin, Sayın Veysel Candan'ın talebiyle ilgili işlem yapmak üzere şu belgeyi aldım diyorum. Şimdi de...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, başka bir şey konuşuyoruz dikkat ederseniz. Şu anda bu arkadaşımızın durumu normal gözükmüyor. O halde, alkollü olabilir...

BAŞKAN - Ben şimdi...

Sayın Kemaloğlu istirham ediyorum...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, bir şeyi sürekli geçiştirmek istiyorsunuz. 67'ye göre değerli arkadaşımızın biraz önceki söylediği konuyla ilgili olarak, sizin, resen soru sorma hakkınız var. Zabıtlara müracaat etmeye gerek yok. Burada, açık hüküm var İçtüzükte. Uygulamaya, lütfen, dikkat edin.

BAŞKAN - Sayın Kapusuz, İçtüzüğün gereğini yerine getireceğimi ifade ettim az önce.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Evet; ama, getirmediniz daha, başka konulara geçiyorsunuz.

BAŞKAN - Bakın, ben, her birinizin, ayrı ayrı, sözüne dikkat etmeye çalışıyorum;ama, benim sözüme de, lütfen, siz dikkat ediniz.

Sayın milletvekilleri, 2 nci maddenin oylamasından önce bir yoklama...

VEYSEL CANDAN (Konya) - Önerge...

ÖMER VEHBİ HATİBOĞLU (Diyarbakır) - Önergeyle ilgili...

MEHMET BEKÂROĞLU (Trabzon ) - Önergeyle ilgili...

İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir) - Özür dilesin...

NURETTİN AKTAŞ(Gaziantep) - Erkan Kemaloğlu'ndan mertliğimi öğreneceğim!

III. – YOKLAMA

(SP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

VEYSEL CANDAN (Konya) - Yoklama yapılmasını istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Yoklama talebinde bulunan 20 değerli arkadaşımızı tespit edeceğim.

Sayın Sayın Veysel Candan, Sayın Ali Gören, Sayın Ömer Vehbi Hatipoğlu, Sayın Ali Oğuz, Sayın Rıza Ulucak, Sayın Bekâroğlu, Sayın Çelik, Sayın Başeğmez, Sayın Sünnetçioğlu, Sayın Yakup Budak, Sayın Yanmaz, Sayın Öztek, Sayın Yalman, Sayın Esengün, Sayın Polat, Sayın Erbaş, Sayın Kukaracı, Sayın Demircan, Sayın Malkoç, Sayın Geçer.

Önergenin oylanmasından önce, adını andığım arkadaşlarımın bir yoklama istemi gelmiştir.

Yoklama isteğini yerine getireceğim.

Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakika süre vereceğim.

Sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen üyelerinse, yoklama pusulalarını, teknik personel aracılığıyla 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır.

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

9.– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam)

BAŞKAN - Komisyonun ve Hükümetin katıldığı bu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

VEYSEL CANDAN (Konya) - Yoklama yapılmasını istiyoruz.

BAŞKAN - Sayın Candan, yoklama talebiniz geldi. Az önceki yoklama talebinizi yerine getirdim.

Şimdi, önergeyi oylarınıza sunacağım; daha sonra, 2 nci maddeyi oylarken, yine, talep sahibi arkadaşlarımın Genel Kurulda bulunup bulunmadıklarını arayacağım ve ısrarlıysanız, tekrar yoklama yapacağım.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

III. – YOKLAMA

BAŞKAN - Şimdi, 2 nci maddenin oylanmasından önce, yeniden bir yoklama isteği Başkanlığa sunulmuştur. Arkadaşlarımın Genel Kurul salonunda bulunup bulunmadıklarını arayacağım.

AYDIN TÜMEN (Ankara) - Şimdi yaptık...

ASLAN POLAT (Erzurum) - Niye, siz, kabul edilmeyince...

BAŞKAN - Arkadaşlar, İçtüzüğün verdiği hakkı kullandığı için, lütfen, siz de anlayışlı davranın.

Niyazi Yanmaz?.. Burada.

Suat Pamukçu?.. Burada.

Ahmet Karavar?.. Burada.

Turhan Alçelik?.. Burada.

Cemil Tunç?..

FETHULLAH ERBAŞ (Van) - Takabbül ediyorum.

BAŞKAN - Peki.

Fehim Adak?.. Burada.

Süleyman Arif Emre?.. Burada.

Ahmet Demircan?.. Burada.

Musa Demirci?.. Burada.

Fahrettin Kukaracı?.. Burada.

Alaattin Sever Aydın?.. Burada.

Nezir Aydın?.. Burada.

Rıza Ulucak?.. Burada.

Mustafa Kamalak?.. Burada.

Latif Öztek?.. Burada.

Ali Oğuz?.. Burada.

Mustafa Geçer?.. Burada.

Veysel Candan?.. Burada.

Lütfi Doğan?.. Burada.

Ahmet Sünnetçioğlu?.. Burada.

Elektronik cihazla yoklama yapacağım, yoklama için 3 dakika süre vereceğim.

Sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını teknik personel aracılığıyla, 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır.

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

9.– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam)

BAŞKAN - 2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3. - 3984 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Üst Kurulun seçimi ve görev süresi

Madde 6. - Üst Kurul, en az dört yıllık yüksek öğrenim görmüş, meslekleriyle ilgili konularda kamu veya özel kuruluşlarda en az on yıl görev yapmış, meslekî açıdan yeterli bilgiye, deneyime ve Devlet memuru olma niteliğine sahip, otuz yaşını doldurmuş kişiler arasından;

a) Siyasî parti gruplarınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı oluşum formülüne göre belirlenecek kontenjan doğrultusunda gösterilecek ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca seçilecek beş,

b) Yükseköğretim Kurumu Genel Kurulunun, Kurul üyesi olmayan elektrik-elektronik, iletişim, kültür-sanat ve basın-yayın dallarından göstereceği dört aday arasından Bakanlar Kurulunca seçilecek iki,

c) En çok sarı basın kartı sahibi üyesi bulunan iki Gazeteciler Cemiyeti ile Basın Konseyinin ortaklaşa göstereceği iki aday arasından Bakanlar Kurulunca seçilecek bir,

d) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin kamu görevlileri arasından göstereceği iki aday arasından Bakanlar Kurulunca seçilecek bir,

Kişiden olmak üzere 9 üyeden oluşur.

Üst Kurulun üyelerinin seçimine ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu kararı ile Bakanlar Kurulu kararı Resmî Gazetede yayımlanır.

Üst Kurul üyelerinin görev süresi dört yıldır. Üyelerinin görev süresinin bitiminden iki ay önce kurum ve kuruluşlar veya partiler yeni seçimlerini yaparak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına veya Bakanlar Kuruluna bildirir. Herhangi bir sebeple boşalma olması halinde o kişinin seçildiği usule göre kurum ve kuruluş veya partiler tarafından adaylar bir ay içinde teklif edilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca veya Bakanlar Kurulunca seçim işlemi yapılır. Bu şekilde seçilen kişi, yerine seçildiği kişinin görev süresini tamamlar. Üyenin altmışbeş yaşını doldurması halinde üyeliği son bulur.

BAŞKAN - 3 üncü madde üzerinde, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Manisa Milletvekili Bülent Arınç söz istemiştir.

Buyurun Sayın Arınç. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA BÜLENT ARINÇ (Manisa)- Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten çok üzücü, çok vahim bir tabloyla karşı karşıyayız. RTÜK Yasası görüşülmeye başlandı, ortam gerildi.Bazen Sayın Başkanın tutum ve davranışları, bazen Komisyon Başkanı ve hükümeti temsil eden Sayın Bakanın davranışları sebebiyle, arkadaşlarımız arasında gerginlikler yaşanıyor.

Değerli arkadaşlarım, bu olayları, daha evvel, yine aynı düşünceyle, aynı davranışla, İçtüzüğü değiştirmeye çalıştığınızda da sergilemiştiniz. Onun sonucunda çok kötü olaylar oldu, bir değerli arkadaşımız rahmetli oldu. Hâlâ onun açısı içimizdeyken, aynı yanlışta aynı ısrarı göstererek, bile bile, yanlış olduğunu  belki de kabul etmenize rağmen, bazen gülerek, bazen hiç oralı değilmiş gibi, bazen de -çoğu zaman- konuşulanları duymayarak ve görmeyerek, buna devam ediyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, madde önemsiz kaldı; ama, şunları söylemem lazım: Bakınız, biraz evvel bir olay yaşandı. Anayasa Komisyonunun üyesi olan bir arkadaşımız, şu anda birinci sırada oturuyor; komisyonun başkanvekili değil, sözcüsü değil, kâtibi değil -onlar arkalarda, bir tanesi de yok- ama, önde oturarak, belki de orkestrayı idare etmek amacıyla görevini yapmaya çalışıyor ve bir değerli arkadaşımıza çok kötü bir kelimeyle hakaret etti. Ben de yanındaydım "sözünü geri al, özür dile" dedim. O sırada bir karmaşa oldu; ama, hiçbir arkadaşımız, Sayın Kemaloğlu'nun söylediği gibi, hele hele onbeş-yirmi kişi bu kişinin üzerine saldırmak, onu tartaklamak da istemedi. Kesinlikle, böyle bir şey yoktur. Hepimizin talebi, bu yakışıksız kelime sebebiyle, Sayın Kavak'ın özür dilemesidir; bunu yapmıyor. Arkasından, Sayın Kemaloğlu söz aldı ve çok yanlış, çok çirkin sözler konuştu.

Sayın Başkan "elimde hiçbir şey yok, yapamam" diyor. Bize 45 inci maddeyi okurken, aslında, size düşen de, 67 nci maddeyi okumaktır.

Birisi, bir arkadaşımıza -kelimeyi tekrarlamak istemiyorum, zabıtlara geçti- hakaret ediyor, bir diğeri de, bazı arkadaşlarımızı namertlikle suçluyor, hatta "çıkın dışarıya, kozumuzu paylaşalım" diyor, vesaire.

Eğer, Sayın Kemaloğlu, bu akşam, İdare Amiri olarak bu oturumda görev yapıyorsa, Sayın Sökmenoğlu'nun gösterdiği mertliği, Sayın Başkan da göstersin ve onu görevden alsın; çünkü, görevini yapamayacak kadar sağlık şartlarından yoksundur. (AK Parti sıralarından alkışlar) Ne olduğunu söylemek istemiyorum. Sayın Başkana düşen, arkadaşımızın -dışarıda, sakin bir yerde- ya muayenesini yaptırmaktır veya onu bu salondan ayırmaktır. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) 67 nci madde gereğince, bu yakışıksız sözleri konuşan kişilerin, güzel bir üslûba davet edilmesi, eğer devam ediyorsa, salonun terk ettirilmesi gerekir; Sayın Yalova'ya da düşen budur.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, Sayın Yalova, Meclisteki Uzlaşma Komisyonunun Başkanıdır. Uzlaşmadan ne anladığını, bugünkü idare tarzıyla çok iyi gördük. Bizim uzlaşmadan anladığımız, demokratikleşme, sivilleşme ve millet menfaatları noktasında demokrasideki ortak paydayı bulmaktır; ama, bu RTÜK Yasasını, bugün, her ne pahasına olursa olsun geçirmek isteyenlerin anladığı uzlaşma, Başbakanlığı aldığı günün ilk sabah saatlerinde bir medya patronunun kapısını çalmaktan ibarettir. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, bir rivayete göre patron, pantolonla, pijamayla, bir rivayete göre de bahçe kıyafetiyle Türkiye Cumhuriyetinin bir Başbakanını karşılamıştır. Bugün, sadece o kişiye, Budapeşte'de arkadaşlık yapmaktan başka meziyeti olmayan bir başkası da, bir arkadaşımıza "dangalak" diye küfretmektedir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, birisi birisine hakaret ettiği zaman yapılacak şey, oturulan yerde gülmek değil, bu hakaretlerin önünü almaktır; yoksa, bizim söyleyeceğimiz çok şey var ve her ne pahasına olursa olsun, bunları burada ifade etmekten çekinmeyiz.

İLHAN AKÜZÜM (Kars) - Ne alakası var bunları konuşmanın?!

BÜLENT ARINÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, o yüzden, bu uzlaşma anlayışını protesto ettiğimizi göstermek açısından -belki çok basit ve küçük gelecek size ama- Uzlaşma Komisyonundan Partimizi çekiyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bu partinin Grup Başkanı olarak ifade ediyorum; Uzlaşma Komisyonundaki 2 arkadaşımız, bu geceden itibaren Komisyondaki görevlerinden ayrılacaklardır. Bizim, böyle bir hükümetle, böyle bir uzlaşma anlayışıyla uzaktan ve yakından bir ilişkimiz yoktur. Kendileri çalıp kendileri oynasınlar bundan sonra. Bu Parlamentodan ne bir anayasa değişikliğini geçirebilirler ne de Avrupa Birliği kapısında "şunu yapacağız, bunu yapacağız" sözleriyle bu milleti avutabilirler; uzlaşma burada olur, söz hakkı burada olur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT ARINÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, hukukun temel prensibi şudur... (AK Parti sıralarından "Mikrofonu aç" sesleri)

BAŞKAN - Bir grup başkanvekili, eğer sözü bitmemişse, sözüne devam etme arzusunu Başkanlığa yöneltir; yoksa, Başkanlık, sizden gelecek bir taleple hareket etmez.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Kapat Sayın Başkan, çok fazla lütuf değil; kapatırsın.

BAŞKAN - Buyurun, bitirin sözlerinizi.

BÜLENT ARINÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, medenî hukukun da, hukukun evrensel prensiplerinin birisi de, bir hakkın kötüye kullanılmasını kanun himaye etmez. "Arkamda 350 milletvekili olacak" diyeceksiniz; ilk oylamada bu, 250'lere, 260'lara, 160'lara, 170'lere düşecek; ama, hükümet ve komisyon sıralarında oturanlar, hakkımızı elimizden almak için oyun oynayacaklar "katılıyoruz" diyecekler; söz hakkımız gidecek, indir kaldır...

DSP -daha çok onun için söylüyorum- "bu Parlamentonun en devamlı milletvekilleri bizde" diye her yerde böbürleniyor. Geçen bir panelde buna bir şey ilave ettim. Evet; ama, yine, Guinness Rekorlar Kitabına giren bir başka başarının da sahibi DSP, hiç ağızlarını açmamak şartıyla, hiç kürsüye çıkmamak şartıyla, hiç konuşmamak şartıyla hep oturuyorlar; sadece, kaldır parmağını kaldır... İndir parmağını indir... Bu görevlerini yerine getirmek için sürekli oturuyorlar.

Değerli arkadaşlarım, bu kürsü, milletin kürsüsü. Savunuyorsanız, gelin burada savunun; savunmuyorsanız da, böyle yapıp da, böyle indirip kaldırmalarla, milletin önünde bu Parlamentoyu rezil etmeyin, mahcup etmeyin.

BAŞKAN - Sayın Arınç, sürenizi aştınız, lütfen bitirir misiniz.

MEHMET EMREHAN HALICI (Konya) - O "rezil" lafı size ait... "Rezil" lafı yakışmıyor, geri alın; saygılı konuşun.

BÜLENT ARINÇ (Devamla) - Otur yerine...

Değerli arkadaşlarım, 27 Mayıs İhtilalini yapanlar Demokrat Partiyi Yassıada'da nelerle suçladılar. Bir tahkikat komisyonu kurulmasının neticesi, üç vatanseverin idam sehpasına gitmesi oldu.

BAŞKAN - Sayın Arınç, lütfen... Sözlerinizi tamamlamanız için size söz verdim.

BÜLENT ARINÇ (Devamla) - Bu hükümet Anayasayı ihlal ediyor, bu hükümet anayasa suçu işliyor, şu Parlamentoya getirdikleri bütün tasarılar hemen hemen bu akşam yaptıklarıyla eşdeğerdedir. Millet iradesini, milletin sesini kesme noktasında yaptıkları, tamamen bir anayasa ihlali ve suçudur. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Arınç.

Sayın Arınç...

BÜLENT ARINÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, daha çok maddeler var, çok tahammüllü olun; bu yaptıklarınızın hesabını bütün millete vereceksiniz, sonuna kadar bu hesabı sizden soracağız. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim. Genel Kurula saygılarınızı esirgediniz.

Bakın, bir haksızlık yaptınız Sayın Arınç, 67 nci maddeden bahsettiniz; 67 nci maddeyi, ben, Genel Kurulun...

ZÜLFÜKAR İZOL (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, Sayın Kemaloğlu "erkekseniz dışarı çıkın" diye dışarı davet ediyordu. Sayın Kemaloğlu, ben dışarı çıkıyorum, erkeksen sen de dışarı çık, gel!

İLHAN AKÜZÜM (Kars) - Terbiyesiz herif, otur yerine!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri... Sayın milletvekilleri...

ZÜLFÜKAR İZOL (Şanlıurfa) - Yazıklar olsun!.. Bir de idare amirisin, ayıp, ayıp!

BAŞKAN - Sayın Arınç, bu haksızlığı yaptığınız için, özellikle sizin ve diğer arkadaşlarınızın -67 nci maddeye dayanan arkadaşlarınızın- dinlemesini istirham ediyorum. 67 nci madde... (AK Parti ve ANAP sıralarından gürültüler)

Sayın Kemaloğlu...

"Konuşma üslûbu" başlıklı madde 67'yi okuyorum arkadaşlarım: "Genel Kurulda kaba ve yaralayıcı sözler söyleyen kimseyi Başkan derhal, temiz bir dille konuşmaya, buna rağmen temiz bir dil kullanmamakta ısrar ederse kürsüden ayrılmaya davet eder. Başkan, gerekli görürse, o kimseyi o birleşimde salondan çıkartabilir."

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Niye yapmadınız?!

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Buradan istediğimizi söyleyebilir miyiz Sayın Başkan?!

BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım, ben size 67 nci maddeyi okudum İçtüzüğün. Eğer, hatip kürsüde bu kaba ve yaralayıcı sözleri söylerse, Başkan müdahale etmezse, o zaman sizin bu sözleri söyleme hakkınız olur.

Saadet Partisi Grubu adına...

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Sayın Başkan, buradan söyleyebilir miyiz?!

MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Yani, buradan söyleyebilir miyiz?!..

BÜLENT ARINÇ (Manisa) - Sayın Başkan, kaba sözler buradan söylendiği zaman, oradan söylendiği zaman serbest mi?!

BAŞKAN - Sayın Arınç "duymadım" dedim. Duymadığım bir konuda...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Tutanaklar nerede Başkan?!

BÜLENT ARINÇ (Manisa) - Siz onu duymadınız, bunu da mı duymadınız?!

BAŞKAN- Duymadım dediğim bir konuda..

BÜLENT ARINÇ (Manisa)- Bunu da mı duymadınız Sayın Başkan?!.

NURETTİN AKTAŞ (Gaziantep)- Başkan, bu tavırla Meclisi idare edemezsiniz!..

BAŞKAN- Bakın, Sayın Arınç, siz, maalesef, bunca olgunluğunuza rağmen, o kargaşada herhalde duyamadınız benim gibi.

NURETTİN AKTAŞ (Gaziantep)- Bu tavrınızı bırakın. Meclisi idare etmeye çağırıyorum sizi.

BAŞKAN- Sayın Veysel Candan'ın ve arkadaşlarının ısrarla yoklama talebi gelince, yerine getireceğimi söyledim ve işlemi gerçekleştirmek için evrakları istemek üzere başımı çevirdim.

Sayın Arınç, hiç kimse tanımasa, siz beni tanırsınız; istirham ederim...

NURETTİN AKTAŞ (Gaziantep)- Meclis Başkanvekiline yakışmıyor hareketleriniz... Bu şekilde idare edemezsiniz...

BAŞKAN- Saadet Partisi Grubu adına, Erzurum Milletvekili Fahrettin Kukaracı.

NERETTİN AKTAŞ (Gaziantep) - Bugün bu Meclisi böyle idare etmek talihsizliktir.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kukaracı. (SP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

SP GRUBU ADINA FAHRETTİN KUKARACI (Erzurum)- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının 3 üncü maddesi üzerinde Grubumun görüşlerini arz etmek üzere huzurlarınızdayım; bu vesileyle Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli üyeler, maddeyle, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun seçimi ve görev süresi düzenlenmektedir. Kurulun, yükseköğrenim almış, mesleğiyle ilgili konularda 10 yıl görev yapmış, 30 yaşını doldurmuş kişilerden oluşacağı, bunların görev süresinin 4 yıl olacağı hükme bağlanmaktadır.

Ayrıca, 9 kişiden oluşacak olan bu kurulun seçiminin nasıl olacağı düzenleme içerisinde yer almaktadır. Tasarıdaki bu değişiklikle, millî iradenin yegâne temsilcisi bulunan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilmiş Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun tarzı teşekkülü değiştirilmek istenmektedir.

Genel gerekçede, 5 artı 4 olarak belirlenmiş olan iktidar muhalefet dengesinin bozulduğundan bahsedilmektedir. Her iktidar değişiminde bu denge ister istemez değişir; çünkü, iktidar da muhalefet de sabit değildir. "Bu hükümetin seçeceği ve kendisinden sonraya bırakacağı kuruldaki denge nasıl korunacaktır" sorusunun cevabı yoktur. Bunun makul bir gerekçe olmadığı açıktır. Her vesileyle Meclisi by-pass etmeye çalışan hükümet, burada da aynı tavrı sergilemektedir.

İktidar -muhalefet dengesinin nasıl bozulduğu, eğer bozulmuş ise, yürütmede ne gibi aksaklıklar doğuracağı açıklanmamıştır. Dengenin bozulduğunu varsaysak bile, yapılmak istenen değişikliği mazur göstermeyecektir. Önemli olan, seçimin Yüce Meclis tarafından yapılmış olmasıdır. Başbakanlığın emrinde ve hizmetinde bir kurul oluşturmayı amaçlayan iktidar 7 üyeyle, muhalefet ise 2 üyeyle temsil edilecektir. Asıl bu değişiklik, dengeleri bozmaktadır. Millet iradesini yansıtmakta olan üst kurulun bağımsız bir otorite olarak kalması, millet iradesini yansıtması, bürokratik oligarşinin işine gelmemektedir; bunu hazmedememişlerdir.

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Sayın Başkan, dışarıda bir sürü problem var. Erkan Kemaloğlu, erkekliğini göstermek için dışarı çıktı... Hiç hoş şey değil yani...

FAHRETTİN KUKARACI (Devamla) - Kanunun gerekçesinde "üst kurulun, her türlü etkiden uzak kalmasını, tarafsız ve bağımsız karar almasını sağlamak amacıyla, üyelerin seçiminde karma bir sistem belirlenmiştir" denilmektedir. Hükümet ya gerekçeyi yanlış yazmıştır ya düzenlemeyi yanlış yapmaktadır ya da hükümetin bağımsızlık ve tarafsızlık anlayışı farklıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçtikleri bağımlı ve taraflı, hükümetin seçtikleri bağımsız ve tarafsız olacak; bu, doğru değildir ve sadece, milleti aldatmak anlamına gelmektedir.

İktidar, özerk ve tarafsız bir kamu kurumu olan bu müesseseyi, bağımlı, taraflı ve emre amade bir hale getirmek istemektedir. Halbuki, mevcut sistemde üyeler, seçim yöntemi nedeniyle, halkı temsil etmektedirler. Yeni seçim yöntemiyle, kurum ve kuruluşlardan gelecek her üye, temsilcisi oldukları kurum ve kuruluşlardan bağımsız hareket edemeyecek, halkın temsilcisi olamayacaklardır.

Kurulun oluşturulmasındaki bir başka yanlış da, 2 kişinin YÖK'ten, kişinin gazetecilerden, 1 kişinin ise Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinden seçilmesidir.

Avrupa Birliğine girme çabası sürerken, daha fazla sivilleşme gayretleri devam ederken, anayasa değişiklikleri ve uyum kanunlarıyla bu süreç hızlandırılırken, RTÜK'ün militer bir yapıya büründürülmek istenmesinin izahı yoktur. Sivilleşmekten kastımız, sadece askeriye için de değildir, YÖK'ten gelecek olan 2 kişi için de geçerlidir. Zira, YÖK, uygulamalarıyla, ne derece baskıcı, antidemokratik bir yapıda olduğunu her vesileyle ispat etmiştir. YÖK, bizatihi kendisi tartışmalı bir kurum iken, RTÜK'e üye önerme göreviyle varlık nedeninin de ötesinde, yeni ve etkin bir işlev kazanmaktadır. Eğer, özerk ve katılımcı bir kurul oluşturulmak isteniyorsa, sivil toplum örgütlerinin temsil edildiği geniş bir kurul olarak düzenlenmelidir ya da yapılan bu düzenlemenin makul bir izahı yapılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen, sonuçlandırınız...

FAHRETTİN KUKARACI (Devamla) - TOBB, Barolar Birliği, işçi, memur ve işveren sendikalarından, Yazarlar Birliğinden, Aile Araştırma Kurumu Başkanlığından, Anadolu Radyo ve Televizyoncular Derneğinden üye alınmıyor da, niçin YÖK'ten, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinden, Gazeteciler Cemiyetinden üye alınıyor? Bu kurumların özelliği nedir? Burada, RTÜK'ü, YÖK'e benzetme çabası vardır diye düşünüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bütün bunların yanında, gizlenmek istense de, tasarının gerçek amacı, sermaye sahibi birkısım medya patronunun sektörde tekel oluşturmak, sonra da bu gücü kullanarak kamu ihalelerinden haksız pay almak için zemini uygun hale getirmektir. Bunu da Türk toplumu affetmeyecek, gerektiğinde cezasını oyuyla verecektir diyor, Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kukaracı.

Şimdi, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül.

Buyurunuz Sayın Gönül. (DYP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

DYP GRUBU ADINA ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Muhterem Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşülen 3 üncü maddeyle oluşturulan üst kurulun oluşum şekli, aranılan nitelikler ve Başbakanlığa bağlanarak özerkliğinin zedelenmesi, basın özgürlüğüne baskıdır ve basın özgürlüğünü yok etmektir, radyo ve televizyonların seslerinin kesilmesidir, ekranlarının kapanmasıdır. Getirilen cezalar, cezaların müşterek ve müteselsilliği, Anadolu'daki zorla ayakta duran yerel basının, radyo ve televizyonların yok olmasına, ekranlarının kararmasına, kapılarına kilit vurulmasına sebep olacaktır.

Bu yasayla, ihale yasağının kaldırılması, borsa işlemlerine izin verilmesi, hisse oranlarındaki sınırlamanın kaldırılması, basına getirilen cezalar ve düzenlemeler ile bir bütün olarak RTÜK Yasası, Anayasaya aykırıdır, çağdaş hukuk normlarına aykırıdır, kartelleşmenin ve tekelleşmenin önünü açmaktadır. Bu, tarihî bir sorumluluktur. Bu sorumluluğa Doğru Yol Partisi olarak ortak olamayız.

Peki, Doğru Yol Partisi olarak biz ne istiyoruz; biz, çağdaş ve Avrupa Birliği normlarında RTÜK yasası istiyoruz, kişilik haklarını koruyan, toplumun doğru haber alma hakkını teminat altına alan bir RTÜK yasası istiyoruz, internetin dünya standartlarında kullanımını sağlayan bir RTÜK yasası istiyoruz, Anadolu'nun sesi olan yerel basın, radyo ve televizyonların yaşamasını gözeten, fırsat veren RTÜK yasası istiyoruz, demokrasinin dördüncü kuvveti olan basın, radyo ve televizyonların basın özgürlüğünü sağlayan bir yasa istiyoruz ve onun arayışı içindeyiz. Doğru, haklı, hukuka uygun taleplerimizi, Anayasa Komisyonunda, usul tartışmasında, öneri üzerinde, yasanın tümü üzerinde dile getirdik, Doğru Yol Partisi olarak görevlerimizi yaptık ve bu nedenle de, bu yasanın önemini müdrikiz. Ulusal ve yerel basını haber alma ve yayıncılık açısından nasıl etkileyeceğinin, gelecekte nelerin olabileceğinin farkındadır, görmektedir ve bunun bilinci içindedir Doğru Yol Partisi.

Değerli arkadaşlarım, hükümete sormak istiyoruz, ülkenin, insanımızın, ekonominin sorunlarını çözdünüz de mi, mesele sadece RTÜK Yasasına kalmıştır; aç insanlara aş, işsize iş buldunuz da, ülkenin meseleleri bitti de, şimdi sıra RTÜK Yasasına mı gelmiştir? (DYP sıralarından alkışlar)

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; bütün bunlara rağmen, hukuk tanımazlıktaki tavrınız, katı tutumunuz, görüyoruz ki devam etmektedir, devam ettirmekte de ısrarlı görünmektesiniz. Bu vebal sizindir, sizin omuzlarınızdadır. Üç yıldan beri hukuk tanımaz ve Anayasaya aykırı tavrınızı ve tutumunuzu devam ettirmektesiniz. Bizim, sizin bu sorumluluğunuza ortak olma gibi bir mecburiyetimiz de yoktur. Bu nedenle, milletimizin huzurunda, sizi protesto ediyoruz, hükümetinizi protesto ediyoruz, hükümeti oluşturan siyasî partileri protesto ediyoruz. (DYP sıralarından alkışlar)

HALİL ÇALIK (Kocaeli) - Allah Allah...

ALİ RIZA GÖNÜL (Devamla) - O nedenle, bu görüşmelerin, artık, hukukun dışına taştığını, sağlıklı görüşme şartlarını kaybettiğini görüyoruz. Her doğru sözümüze rağmen, her türlü uyarımıza rağmen, kulaklarınızı tıkadığınızı görüyoruz. Bizim anlatmamız sizin için bir şey ifade etmiyor. Bu kürsüye gelip konuşmaktan kaçınan sizsiniz, derdinizi anlatmaktan kaçınan sizsiniz, milletin sesi olduğunuzu iddia edip, bu kürsüden kaçan da sizsiniz. (DYP sıralarından alkışlar)

O nedenle, şu andan itibaren, sizin bu sorumluluğunuza ve vebalinize ortak olmak istemiyoruz; protesto ederek Genel Kurulu terk ediyoruz. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Gönül.

(DYP Grubu milletvekilleri Genel Kurul salonunu terk ettiler)

BAŞKAN- Değerli milletvekilleri, gruplar adına başka söz talebi Başkanlığa intikal etmemiştir.

3 üncü madde üzerinde 6 adet önerge vardır; ancak, milletvekillerince madde üzerinde sadece 3 önerge verilebildiğinden, bu önergelerden yalnızca 3'ünü, önce geliş sıralarına göre okutacağım, sonra aykırılık derecelerine göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının, 3984 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde değişiklik yapan 3 üncü maddesi Anayasaya aykırıdır.

Gereğini dilerim.

Saygılarımla.

                                                                           Uluç Gürkan

                                                                                    Ankara

BAŞKAN - İkinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yasanın 3 üncü maddesinin yasa metninden çıkarılmasını arz ederiz.

 

Mahmut Göksu

İsmail Alptekin

Ali Gören

 

Adıyaman

Bolu

Adana

 

Yakup Budak

Ertuğrul Yalçınbayır

Necati Çetinkaya

 

Adana

Bursa

Manisa

 

BAŞKAN - Üçüncü önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarısının çerçeve 3 üncü maddesi ile 3984 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"Üst Kurulun Biçimi ve Görev Süresi:

Madde 6.- Üst Kurul en az 4 yıllık yükseköğrenim görmüş, meslekleriyle ilgili konularda veya özel kuruluşlarda en az 10 yıl görev yapmış, meslekî açıdan yeterli bilgiye, deneyime ve devlet memuru olma niteliğine sahip 30 yaşını doldurmuş kişiler arasından Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca seçilir.

Üst Kurulun 9 üyesinden 5'i siyasî parti gruplarınca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı oluşum formülüne göre belirlenecek, 10 aday arasından; 4'ü ise en çok sarı basın kartı sahibi üyesi bulunan üç gazeteciler cemiyetinin ortaklaşa göstereceği 8 aday arasından Genel Kurul tarafından belirlenecektir."

Fethullah Erbaş

Aslan Polat

Oya Akgönenç

Van

Erzurum

Ankara

Mahmut Göksu

Yakup Budak

Musa Demirci

Adıyaman

Adana

Sıvas

 

BAŞKAN - Şimdi, maddeye en aykırı önergeyi tekrar okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 3984 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde değişiklik yapan 3 üncü maddesi Anayasaya aykırıdır.

Gereğini dilerim.

Saygılarımla.

                                                                           Uluç Gürkan

                                                                                    Ankara

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, katılmaları lazım; hepsine katıldılar, buna da katılsınlar.

BAŞKAN - Sayın Gürkan, gerekçeyi mi okutalım?

H. ULUÇ GÜRKAN (Ankara) - Konuşacağım efendim.

BAŞKAN - Kendiniz konuşacaksınız.

İçtüzük 84 üncü madde gereği, Anayasaya aykırılık iddiası var.

Buyurunuz Sayın Gürkan.

Süreniz 5 dakika.

H. ULUÇ GÜRKAN (Ankara) - Sayın Başkan, saygıdeğer arkadaşlar; öngörülen değişiklikle, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun siyasî yapısı bugünkü konumuna göre daha da güçlendirilmektedir.

Mevcut Yasa, Kurulun 9 üyesinin de, Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsil edilen iktidar ve muhalefet partilerinin her üyelik için gösterdiği 2 adaydan 1'inin burada, Genel Kurulda seçilmesini hükme bağlamıştır.

Tasarı ise, siyasî partilerin seçeceği üye sayısını 9'dan 5'e düşürmektedir ve seçilecek üyeyi, kontenjan sahibi partinin de doğrudan belirlemesini öngörmektedir. Parti, seçeceği üyeyi doğrudan belirleyecektir, diğer partilerin, Meclis Genel Kurulunun iradesi kaybolacaktır.

Diğer 4 üye ise, YÖK'ün göstereceği 4 aday arasından 2, Gazeteciler Cemiyeti ve Basın Konseyi ile Millî Güvenlik Kurulunun göstereceği 2'şer aday arasından 1'er olmak üzere, Bakanlar Kurulu tarafından seçilecektir.

Bu düzenlemeyle, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, siyasal iktidarların ister istemez güdümüne girecektir; hangi iktidar olursa olsun... Kurul üyeliğinin süresinin altı yıldan dört yıla düşürülmesi de, bu siyasal iktidar güdümünü pekiştirecektir. Yasanın genel gerekçesinde "bu düzenlemeler sayesinde bozuldu" denilen iktidar-muhalefet dengesi, öyle anlaşılıyor ki, her koşulda, her zaman, iktidarlar lehine korunacaktır.

Değişiklik önerisi, RTÜK'ü, her türlü siyasal etki ve baskının dışında, özellikle kamu yararını koruyacak bir yapı yerine, bu kamu yararını gözetmeyecek, siyasal iktidarların baskısını oluşturacak bir değişikliği içermektedir. Buna bağlı olarak, geçici 1 inci maddede, Kurul üyelerinin yeniden seçimi de öngörülüyor ki, bu da, özerk, bağımsız kurulların yasa yoluyla görevden alınmaları yolunu açacağı, pekiştireceği, diğer iktidarlara örnek olacağı için de, hiç sağlıklı, hiç önerilecek, burada bir gelenek oluşturulacak bir yol değildir.

Saygıdeğer arkadaşlar, Anayasanın 28 inci maddesine bakın, basın hürriyetini düzenliyor. Basın hürriyeti, siyasî içeriği, siyasî yapısı böylesine pekişmiş bir kurulla korunamaz. Aynı şekilde, bu yapı, Anayasanın 90 ıncı maddesinde "kanun hükmündedir, Anayasaya aykırılıkları ileri sürülemez" denilen, Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10 uncu maddesine de, tasarının bütünü üzerinde konuşurken vurguladığım gibi, bütünüyle aykırıdır; ayrıca, taraf olmayı öngördüğümüz Avrupa Birliği Temel Haklar Şartının 11 inci maddesine de açıkça aykırıdır.

Anayasaya aykırı bir düzenlemeyle, özerk olması gereken bir kurulu, bugün işimize gelse de, gelecekte tümüyle siyasal iktidarların güdümüne sokacak bir değişikliğe, bir düzenlemeye, Anayasaya aykırı olduğunu bile bile geçit vermememizi diliyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sağ olun. (AK Parti ve SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Gürkan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum...

III. – YOKLAMA

(SP sıralarından 20 milletvekili ayağa kalktı)

VEYSEL CANDAN (Konya) - Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN - İkinci ve üçüncü önerge için yoklama istekleriniz var, talepleriniz var, onları da kale alacağım; ama, oylamaya geçtim.

Değerli arkadaşlarım, ikinci ve üçüncü önerge için yazılı olarak yoklama talebinde...

VEYSEL CANDAN (Konya) - Bu önerge için efendim.

BAŞKAN - Sizin, bakın, on saniye bile tahammülünüz yok. Bir sözümü bitirsem, belki de hiç tartışacağımız mesele kalmayacak Sayın Candan.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Hayır, bir de biz bitirsek!

BAŞKAN - İkinci ve üçüncü önergelerle ilgili yazılı yoklama talebiniz var. Ben onları işleme almak üzereyken, siz şimdi "önergeyi oylarınıza sunuyorum" dediğim anda ayağa kalkıp yoklama talebinde ısrarlı mısınız?

VEYSEL CANDAN (Konya) - Israrlıyız. (SP sıralarından "Israrlıyız" sesleri)

BAŞKAN - Daha sonra ikinci ve üçüncüde de isteyeceksiniz?

VEYSEL CANDAN (Konya) - Her önergede, her maddede istiyoruz.

AYDIN TÜMEN (Ankara) - Her önergede olur mu?!

BAŞKAN - Peki, o zaman, yoklama isteyen sayın milletvekillerinin isimlerini tespit ediyoruz:. Sayın Hatipoğlu, Sayın Candan, Sayın Bekâroğlu, Sayın Çelik, Sayın Kamalak, Sayın Oğuz, Sayın Ulucak, Sayın Malkoç, Sayın Sünnetçioğlu, Sayın Budak, Sayın Öztek, Sayın Aydın, Sayın Esengün, Sayın Geçer, Sayın Yalman, Sayın Erbaş, Sayın Kukaracı, Sayın Adak, Sayın Güneri, Sayın Okudan.

Yoklama için 2 dakika süre vereceğim.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN- Toplantı yetersayısı vardır.

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

9.– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam)

BAŞKAN- Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge, kabul edilmemiştir.

Şimdi ikinci önergeyi okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yasanın 3 üncü maddesinin yasa metninden çıkarılmasını arz ederim.

İsmail Alptekin (Bolu) ve arkadaşları

BAŞKAN- Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa)- Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN- Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul)- Katılıyoruz.

III. – YOKLAMA

BAŞKAN- Önergeyi oylarınıza sunmadan önce, yeni bir yoklama talebi var. Yoklama talebinde bulunan arkadaşlarımızı arayacağız.

Mahmut Göksu?.. Burada.

Özkan Öksüz?.. Burada.

Mehmet Özyol?.. Burada.

Ali Coşkun?.. Burada.

Musa Uzunkaya?.. Burada.

M. HADİ DİLEKÇİ (Kastamonu)- Ayağa kalksınlar, görelim.

BAŞKAN- Mahfuz Güler?.. Burada.

Abdullah Veli Seyda?.. Burada.

Dengir Fırat?.. Burada.

İrfan Gündüz?.. Burada.

Eyüp Fatsa?.. Burada.

Mehmet Çiçek?.. Burada.

Zeki Ünal?.. Burada.

Faruk Çelik?.. Burada.

Abdülkadir Aksu?.. Burada.

Sabahattin Yıldız?.. Burada.

Maliki Ejder Arvas?.. Burada.

NURETTİN AKTAŞ (Gaziantep) - Başkan,  çok yoruldun, telaffuz edemiyorsun!..

BAŞKAN - Hayır, ben yorulmadım. Ben üniversitede yüzlerce, binlerce kâğıt okudum; ama, kabul buyurunuz ki, şu yazıları okumak için de biraz tecrübeli olmak gerekir; değilse...

Osman Aslan?.. Burada.

Altan Karapaşaoğlu?.. Yok.

TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) - Takabbül ediyorum.

BAŞKAN - Eyyüp Sanay?.. Burada.

Yoklama için 2 dakika süre vereceğim.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır.

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

9.– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge, kabul edilmemiştir.

Son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluşu ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 3 üncü  maddesinin 3984 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"Üst Kurulun biçimi ve görev süresi

Madde 6.- Üst Kurul, en az dört yıllık yükseköğrenim görmüş, meslekleriyle ilgili konularda kamu veya özel kuruluşlarda en az on yıl görev yapmış, meslekî açıdan yeterli bilgiye, deneyime ve devlet memuru olma niteliğine sahip, otuz yaşını doldurmuş kişiler arasından Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca seçilir.

Üst Kurulun dokuz üyesinin beşini siyasî parti gruplarınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı oluşum formülüne göre belirlenecek on aday arasından dördünü,

En çok sarı basın kartı sahibi üyesi bulunan üç gazeteciler cemiyetinin ortaklaşa göstereceği sekiz aday arasından Genel Kurul tarafından seçilir.

Fethullah Erbaş (Van) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

III.– YOKLAMA

BAŞKAN - Komisyonun ve Hükümetin katıldığı üçüncü önergeyi oylamadan önce, yine bir yoklama talebi var.

Arkadaşlarımı arayacağım:

Mahmut Göksu?.. Burada.

Mehmet Özyol?.. Burada.

Ali Coşkun?.. Burada.

Musa Uzunkaya?.. Burada.

İlyas Arslan?.. Burada.

İsmail Özgün?.. Burada.

Mahfuz Güler?.. Burada.

Abdullah Veli Seyda?.. Burada.

Şükrü Ünal?.. Burada.

Eyüp Fatsa?.. Burada.

İrfan Gündüz?.. Burada.

Mehmet  Çiçek?.. Burada.

Zeki Ünal?.. Burada.

Abdülkadir Aksu?.. Burada.

Sabahattin Yıldız?.. Burada.

Faruk Çelik?.. Burada.

Maliki Ejder Arvas?.. Burada.

Osman Arslan?..Burada.

Mehmet Altan Karapaşaoğlu?..

Eyyüp Sanay?.. Burada.

Sayın Karapaşaoğlu'na bir başka arkadaşımız...

Yoklama için 2 dakika süre vereceğim.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım, toplantı yetersayı vardır.

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

9.– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam)

BAŞKAN - Şimdi, üçüncü önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.

III. – YOKLAMA

BAŞKAN - 3 üncü maddeyi oylamadan önce arkadaşlarımızın bir yoklama talebi daha vardır.

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Sayın Başkan bir hakkın suiistimali!.. Daha yeni yoklama yapıldı!..

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Sizin yaptığınız bir hakkın suiistimali

BAŞKAN - Sayın Tayan, ben "bir hakkın suiistimali" kavramını bilirim; ama, İçtüzüğe göre arkadaşlarımın yoklama talebi varsa onu da yerine getirmek durumundayım.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, onların yaptığı hakkın suiistimali değil mi?

ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Bursa) - Topluma elbirliğiyle çok iyi örnek oluyoruz iktidarıyla muhalefetiyle.

BAŞKAN - Lütfen, siz müsterih olun.

Yoklama talebinde bulunan arkadaşlarımı arayacağım.

Aslan Polat?.. Burada.

Ali Oğuz?.. Burada.

Rıza Ulucak?.. Burada.

Ahmet Sünnetçioğlu?.. Burada.

Lütfi Yalman?.. Burada.

Veysel Candan?.. Burada.

Mustafa Kamalak?.. Burada.

Latif Öztek?.. Burada.

Turhan Alçelik? Burada.

Bahri Zengin?.. Burada.

Ahmet Demircan?.. Burada.

Nezir Aydın?.. Burada.

Mustafa Geçer?.. Burada.

Suat Pamukçu?.. Burada.

Niyazi Yanmaz?.. Burada.

Ahmet Karavar?.. Burada.

Ahmet Cemil Tunç?.. Burada.

Hüseyin Karagöz?.. Burada.

Sacit Günbey?.. Burada.

Cevat Ayhan?.. Burada.

Musa Demirci?.. Burada.

Yoklama için 2 dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Toplantı yetersayısı vardır.

VI.– KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

9.– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878)(S. Sayısı : 850) (Devam)

BAŞKAN - 3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

5 inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 5. - 3984 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Yasaklar ve denetim

Madde 9. - Üst Kurul üyeleri ile üçüncü derece dahil üçüncü dereceye kadar kan ve sıhrî hısımları, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla, radyo ve televizyon hizmetleri alanında Üst Kurulun görev ve yetki alanına giren konularda herhangi bir yüklenme işine giremez, özel radyo ve televizyon şirketlerinde ve bu şirketlerin doğrudan veya dolaylı ortaklık bağı bulunan şirketlerde ortak veya yönetici olamazlar.

Üst Kurul üyeleri, üyelikleri süresince resmî veya özel başkaca hiçbir görev alamaz, özel veya kamu yayın kuruluşlarının görev ve yetki alanına giren konularda doğrudan veya dolaylı olarak taraf olamaz ve bu konularda hiçbir menfaat sağlayamaz, siyasî partiye üye olamazlar. Amacı sosyal yardım ve eğitim işlerine yönelmiş derneklerle vakıflardaki görevler ve kooperatif ortaklığı bu hükmün dışındadır.

Üst Kurul üyeleri, kendileri veya üçüncü derece dahil üçüncü dereceye kadar kan ve sıhrî hısımlarıyla ilgili konularda müzakere ve oylamaya katılamaz.

Yukarıdaki esaslara aykırı davrananlar görevlerinden çekilmiş sayılır. Bu husus Üst Kurul tarafından re'sen veya yapılacak müracaatın değerlendirilmesi sonunda karara bağlanır.

Üst Kurul, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun denetimine tâbidir.

BAŞKAN - 5 inci madde üzerinde, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır.

Buyurun Sayın Yalçınbayır.

Süreniz 5 dakikadır. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ERTUĞRUL YALÇINBAYIR(Bursa)- Sayın Başkan, milletin değerli, özgür vekilleri; genel başkanlarının talimatına değil, hukukun üstünlüğüne yemin eden özgür milletvekilleri; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Özgürlüğün nimetlerinden hepimizin aynı derecede yararlanması ve halkımızın özgürleşmesi dileğiyle sözlerime başlıyorum.

Yarın, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü; birkaç saat sonra buna gireceğiz.

3 Mayıs 1997; 54 üncü hükümet ve bu hükümet, bakanlığının da talimatıyla Flash-TV'yi bastı. O zaman muhalefette olanlar elbirliğiyle bunu kınadı. Şimdi, o dönem muhalefette olanlar, bu defa, basın özgürlüğüyle ilgili, Türkiye'yi, dünya kara listesinin başına taşıyorlar.

Sene 1996; 3 Mayıs 96 ve Milliyet Gazetesinin bir haberi: "Basın bayramında Türkiye kara listede" ABD'deki, gazetecileri koruma komitesinin, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü, basının düşmanı olarak ilan ettiği on lider arasında başbakan var ve yine Türkiye, böyle bir günde, gazeteci kökenli bir başbakanın başkanlığındaki bir hükümetin eliyle getirilen tasarı sebebiyle dünyanın yine gündeminde.

Gazetecilerin, hükümet ve medya sahiplerine karşı bağımsızlığıyla ilgili görüşmeleri yapmak yerine, medyada ticarî çıkarların etkisini artırmayı, tekelleşmenin yaygınlaşmasını, gazetecilerin sendikal haklardan yoksun bırakıldığı bir ortamın elbirliğiyle hazırlandığını görüyoruz.

Basında sendikasızlaştırma var, basında örgütlenme yok; sadece medya sahiplerinin çıkarlarına hizmet eden düzenlemeler ve uygulamalar var. Dünya Basın Özgürlüğü Günü, basın özgürlüğünü destekleyen girişimlerle geliştirmek ve teşvik etmek için bir eylem günüdür. Türkiye, 3 Mayıs 97'de bu eylemin negatifini yaptı ve yine bir 3 Mayısta bir başka uygulamasını getiriyor. Dünya çapında basın özgürlüğünün durumunu değerlendirme günü bugün ve basın özgürlüğü için yaptıkları taahhütlere saygılı olmalarını hükümetlere hatırlatma günü. Acaba, hükümet, bunları duyuyor mu?!

Değerli milletvekilleri, hukuka aykırılık diz boyu ve bu hükümet döneminde, 21.6.99 ile 1 Mayıs 2002 tarihleri arasında 65 iptal davası açıldı; 32'si kabul edildi, devam eden 19 dava var. 632 itiraz başvurusu oldu ve bunlardan 23'ü iptal, 225 adedi Af Kanunu nedeniyle birleştirildi ve onlar da kabul, 203 elde var ve 36 adet kanun hükmünde kararnamenin iptali istendi; 25 adedi iptal edildi. Hukuk devletiyle bunları bağdaştırabilmek mümkün mü acaba?!

Bu maddeyle ilgili olarak, yasaklar ve denetimle ilgili şunu söylemek istiyorum; 2.10.1981 tarihinde çıkarılan 2531 sayılı Yasa var: Kamu Görevlerinden Ayrılanların Yapamayacakları İşler Hakkında Kanun. Bu Kanunun uygulanmasını Başbakana sorduk; uygulanmayan kanunlar arasında olduğunu gördük. Temiz topluma hizmet eden bu Kanunu, hükümetler uygulayamadı; umarım ki, bu yasaklar ve denetim konusunda da aynı acizliği göstermez.

Burada, Üst Kurulun, Yüksek Denetleme Kurulunun Denetimine girdiğini görüyoruz; bunu, özerklik ve tarafsızlıkla bağdaştırmak mümkün değil. Yüksek Denetleme Kurulu, Başbakanlığın vesayeti altında ve Kurulun üyelerini Bakanlar Kurulu seçiyor ve Yüksek Denetleme Kurulunun denetim konuları...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Devamla) - Sayın Başkanım...

BAŞKAN - Lütfen bitiriniz Sayın Yalçınbayır. (DSP sıralarından anlaşılamayan müdahale)

ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Devamla) - Doyamam... Özgürlükle ilgili tek başımıza kalsak da mücadele edeceğiz. Susma, sustukça sıra sana gelecek! Hepimize gelebilecek bu!.. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Yüksek Denetleme Kurulunun denetim konuları, ekonomik alanda ticarî esaslara göre faaliyet gösteren ve kamu iktisadî teşebbüsü olan işletmelerin denetlenmesi esasıyla sınırlıyken, bu defa, RTÜK'ü denetim içine alıyor. Bu, evrensel kurallara da aykırı, bizim taahhütlerimize de aykırı. Biz neyi söylersek söyleyelim, o inen kalkan eller, otomatiğe bağlanmış olan eller, onlar özgürleşmedikçe Türkiye özgürleşmez; onlar özgürleşmedikçe, siyaset derinlik ve genişlik kazanmaz. (AKP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Umarım ki, vatandaş nezdinde, bu söylediklerimiz yer bulur. Haklarımızı iyi niyetle kullanalım. Ne iktidarı ne muhalefeti, hakkın kullanılmasında, lütfen, kötü niyeti esas almasın. Biz, burada, topluma mesaj veriyoruz.

BAŞKAN - Sayın Yalçınbayır, lütfen... Rica ediyorum...

ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Devamla) - Birbirimize hakaret etmemiz, bu milletin örneği değil. Ben, buradan, kişilik haklarıma saldırıda bulunan kişiye de, sözlerini aynen iade ediyorum.

Saygılar sunuyorum. (AKP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Yalçınbayır.

Saadet Partisi Grubu adına, Erzurum Milletvekili Lütfü Esengün; buyurunuz. (SP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

SP GRUBU ADINA LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, sizlere, Yerel Televizyonlar Birliğinin günlerce televizyon ekranlarına yansıttığı bildiriden pasajlar okuyacağım. Bizim sözümüzü dinlemiyorsanız, hiç olmazsa, her zaman muhtaç olduğunuz, seçimlerde memleketinize, seçim bölgelerinize gittiğinizde her zaman faydalandığınız yerel medyanın, yerel televizyonların sesini, sözünü, bir defa daha hatırlatmak istiyorum. Hepsini okuyamayacağım; ama, pasajlar arz edeceğim.

"Bu tasarının hedefi, Yüce Türk Milletinin özgür iradesidir. Egemenliğimiz ipotek altına alınmak istenmektedir. Amaç, yerel medyanın sesinin kısılması, büyük medya kuruluşlarının borazanı haline getirilmesidir. Bizler zor koşullar altında hayat mücadelesi verirken, evimize götüreceğimiz bir ekmeğin hesabını yaparken, Anadolu'daki işadamlarımız ayakta kalmaya çalışırken, çıkarılmak istenilen yeni yasayla büyük patronların zenginliğine zenginlik, gücüne güç katmak amaçlanmaktadır.

Sevgili vatandaşlarımız -vatandaşlara hitap ediliyor- bizi bilirsiniz; biz, yerel medya olarak, bugüne kadar, ne büyük devlet ihaleleri aldık ne ekranlarımızı kişisel çıkarlarımız için kullandık ne de milyonlarca dolarlık teşviklerden yararlandık. Hiçbir iktidar nimetlerinden yararlanmadan, vergilerimizi kuruşu kuruşuna ödedik. Sizinle aynı kaderi paylaştık. Dertlerinizle ortak, ülkemizin geleceğine umut olmaya çalıştık. Zor koşullar altında sizlerle birlikte, demokrasi ve erdem mücadelesi verdik.

Mecliste oylanacak yeni RTÜK Yasası, büyük sermaye sahiplerinin ulusal kanallarının yanı sıra, bütün yerel medyaya sahip olmasını sağlamaktadır. Bunu fırsat bilen büyük patronlar, yerel medya kuruluşlarını kapatmak için harekete geçtiler bile

Sonunda halka hitap var: "İşte bu nedenle, hepinizi, bize, yerel medyanıza sahip çıkmaya çağırıyoruz. Bunun için, ilinizden çıkan sayın milletvekillerini arayıp, bu konudaki endişelerinizi dile getirmenizi rica ediyoruz; çünkü, bu güç, bugün için, bizi temsil eden vekillerimizin elinde. Bizden aldıkları vekâleti, böyle bir yasaya 'evet' demek için kullanmalarına razı olamayız. Milletvekillerimize, gerçek yerlerinin bizim yanımız olduğunu, halkın sevgisi ve desteği olmadan, vicdan huzuru duymadan yaşamanın bir anlamı olmadığını, bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. Unutulmasın ki, namert köprüsünden geçmenin sonu yoktur ve uzun vadede de, hep, dürüstler kazanacaktır."

Değerli milletvekilleri, sayın iktidar milletvekilleri, ben, buradan, Yerel Televizyonlar Birliğinin halkımıza hitaben sizlere mesajını bir defa daha dile getirdim. Gelin, bu sese kulak verin. Bu medya hepimizin medyasıdır, bu medya bizim medyamızdır, Anadolu'nun sesidir, bizim sesimizdir.

Bakınız, milletvekillerinden kaç tanesi ulusal medyada tek kelime söyleyebiliyor; ama, memleketimize gittiğimizde, bütün yerel televizyonlar, gerçekten dürüst, gerçekten samimî, hangi partiden gelirse gelsin, ekranlarını bize açıyorlar. Biz, kendi bindiğimiz dalı kesiyoruz, kendi sesimizi kesiyoruz, Anadolu'nun sesini kesiyoruz; ama, şu üç saatten, beş saatten beri görüyoruz ki, sözün çaresi yok, sizi esir almışlar! Medya patronları sizi esir almış! Maalesef, gerçek bu. (SP sıralarından alkışlar) Gelin, hep beraber bu zinciri kıralım, bu yasa geçmesin. RTÜK Yasasında, gerçekten önemli hatalar yok, düzeltilmesi gerekmiyor. Milletin derdi bu değil, milletin derdi ekmek, milletin derdi iş, milletin derdi aş. Üç tane patron için gece yarılarına kadar bu Meclisi çalıştıracağınıza, gelin, işsiz kardeşlerimizin, yolu yapılmayan köyün, okulu olmayan köyün derdine bakalım. Ama, maalesef, siz, kavga pahasına, Mecliste İçtüzüğü ihlal etme pahasına, muhalefetin sesini kısma pahasına, patronların emrini yerine getireceksiniz; ama, bu dünya size de kalmayacak. Özellikle MHP'li arkadaşlarıma sesleniyorum: ANAP'ın, DSP'nin birtakım bağlantıları var, size ne oluyor MHP'li, Milliyetçi Hareket Partililer?!.

HASAN GÜLAY (Manisa) - Ne bağlantısı var?

MELDA BAYER (Ankara) - Ne bağlantısından bahsediyorsunuz?

NİHAT GÖKBULUT (Kırıkkale) - Millî bağları var.

LÜTFÜ ESENGÜN (Devamla) - Bakınız, bu medya, yarın öbürgün sizin başınıza olmadık çorapları örecek. Milliyetçi Hareket Partili milletvekillerinin bu yasaya destek vermesi fevkalade üzücüdür. O medya patronları -bakın, bu sözlerim zapta geçiyor, gün olur yüz yüze geliriz- sizin aleyhinizde...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Esengün, lütfen sonuçlandırınız; Genel Kurula hitap ediniz.

LÜTFÜ ESENGÜN (Devamla)  - ... iftira kampanyaları yürüttüğü zaman, siz haklıymışsınız diyeceksiniz; ama, iş işten geçecek.

YUSUF KIRKPINAR (İzmir) - Yerel televizyonlar kapanacak diye bir şey mi var?!

LÜTFÜ ESENGÜN (Devamla) - Yerel televizyonlar kapanmayacak, yerel televizyonların her birini o büyük medya patronları sırayla satın alacak, parayı bastırıp hepsini alacaklar ve yerel medya diye, Anadolu'nun sesi diye bir şey kalmayacak.

Değerli arkadaşlar, yanlışta ısrar etmeyin, hatadan dönmek fazilettir.

Sayın Komisyon Başkanı, Sayın Hükümet, bizim önergelerimize katılmak suretiyle, asıl, hakkın suiistimalini kendileri yapıyorlar. Biraz evvel bizim yoklama istememizi, hakkın suiistimalidir diye, Sayın Komisyon Başkanı, zannederim, yerinden Sayın Başkana ikazda bulundu. Hayır, biz, İçtüzükten doğan direnme hakkımızı kullanıyoruz, sonuna kadar da kullanacağız. Gayri ahlakî olan, orada, muhalefet milletvekillerinin verdiği önergeye katılıp, bizim sözümüzü engellemektir.

BAŞKAN - Sayın Esengün, lütfen bitirir misiniz.

LÜTFÜ ESENGÜN (Devamla) - Aslında, yapılması lazım gelen de, bu tasarının geri çekilmesidir. Gelin, doğruda birleşelim. Medya patronlarına hizmet etmekle hiçbir şey kazanmayacaksınız. Biz ikaz ediyoruz, inşallah ikazımız tesirini gösterir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Esengün.

Gruplar adına başka söz talebi yoktur.

5 inci madde üzerinde 7 adet önerge vardır; ancak, madde üzerinde milletvekillerince sadece 3 önerge verilebildiğinden, bu önergelerden yalnızca 3'ünü önce geliş sıralarına göre okutacağım, sonra aykırılık derecesine göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 5 inci maddesi Anayasaya aykırıdır. Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Fethullah Erbaş

Lütfi Yalman

Mustafa Kamalak

 

Van

Konya

Kahramanmaraş

 

Aslan Polat

 

Mehmet Bekâroğlu

 

Erzurum

 

Rize

 

BAŞKAN - İkinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluşu ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 5 inci maddesi ile 3984 Sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki "üyelikleri süresince" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve üyelikleri sona erdikten sonra üç yıl sonuna kadar" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Fethullah Erbaş

Aslan Polat

Yakup Budak

 

Van

Erzurum

Adana

 

Mahmut Göksu

Metin Kalkan

Musa Demirci

 

Adıyaman

Hatay

Sıvas

 

Cevat Ayhan

Alaattin Sever Aydın

Ahmet Demircan

 

Sakarya

Batman

Samsun

 

BAŞKAN - Üçüncü önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yasanın 5 inci maddesinin son fıkrasının "Üst Kurul Sayıştay denetimine tabidir" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Mahmut Göksu

İsmail Alptekin

İsmail Özgün

 

Adıyaman

Bolu

Balıkesir

 

 

Ertuğrul Yalçınbayır

 

 

 

Bursa

 

 

BAŞKAN - Şimdi, maddeye en aykırı önergeyi tekrar okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 5 inci maddesi Anayasaya aykırıdır. Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                       Fethullah Erbaş

                                                                                       (Van)

                                                                          ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Aslan Polat arkadaşımız konuşacak; buyurunuz.

Süreniz 5 dakikadır.

ASLAN POLAT (Erzurum) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım.

Şimdi, bu maddede "Üst Kurul üyeleri ile üçüncü derece dahil üçüncü dereceye kadar  kan ve sıhrî hısımları, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla, radyo ve televizyon hizmetleri alanında Üst Kurulun görev ve yetki alanına giren konularda herhangi bir yüklenme işine giremez" denilmektedir. Şimdi, burada, ihaleleri, dört Üst Kurul üyesine yasaklıyorsunuz; ama, aynı medya patronlarının, Türkiye'nin bütün ihalelerine girmesini ve bunların karşısında haksız rekabet yaparak, bunların karşısında kimsenin duramamasına "evet" diyorsunuz; bunun neresi Anayasaya aykırı değil, bunun neresi eşitliği sığıyor?! Sosyal demokratlar, size soruyorum; siz, bunu, içinize nasıl sindiriyorsunuz?!

Bakın, şimdi bir şey söyleyeceğim. Bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisinde gündemdışı 3 konuşma yapılacaktı. Bunlardan biri, Rize Milletvekili, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın da hemşerisi ve seçim bölgesindeki çay konularını görüşecekti. Çay konusunun hiçbir önemi yok muydu ki, gündemdışından düşürdünüz?

Rizelilere soruyorum: Ahmet Kabil'in, burada, çay meselesinde anlatacak bir şeyi yok muydu ki, onu 5 dakika dinleyemediniz; ama, RTÜK Kanunu çıkarmak için ve birtakım kartel medyası patronlarının isteğini yapmak için burada sabaha kadar çalışıyorsunuz? Bunun neresi sosyal adalet, bu nasıl adalet?!

Bugün, burada "3 Mayıs Türkçüler Günü" diye, konuşma yapacaktınız. MHP'liler, sizin için Türkçüler Gününde, burada 5 dakika konuşmanın manası yoksa, niye söz istediniz? Niye söz istediniz?.. Söz istediyseniz, niye konuşamıyorsunuz? Bu kadar mı düştünüz?!. Bu kadar mı düştünüz?! (MHP sıralarından alkışlar [!])

Bakın, MHP'liler, Türkçüler Gününü savunamıyorsanız, bırakın, biz onu da savunuruz burada... Onu da savunuruz burada... Savunamıyorsunuz... Savunursanız, savunaydınız... Burada, size 5 dakikalık gündemdışı konuşma hakkı verilmedi, ses bile çıkarmıyorsunuz.

Sayın milletvekilleri, bakın, size bir şey diyeceğim: Siz, burada, televizyonlarla iyi geçinmekle halkı yanıltamazsınız. Bakın, bugünkü gazetelerde "ekonomi yüzde 9,5 küçülürken, en büyük kamu imalat sanayiinde çalışanlardaki gelir kaybı yüzde 15,2'yi buldu, maden sektöründe çalışanlarda yüzde 17'yi buldu..."

 Merkez Bankası Başkanı, Plan Bütçe Komisyonunda ve Merkez Bankasının Genel Kurulundaki konuşmasında "enflasyonun son aylarda düşmesindeki en önemli sebep, özel imalat sanayiindeki işçi ücretlerindeki artışın enflasyonun altında olması, enflasyonu düşürmemize çok büyük katkı sağlamıştır" diyor. Yani sizler, çalışanların emeğinin hakkını vermemekle enflasyonu düşürdüğünüzü, Türkiye'de paranın başında bulunan Merkez Bankası Başkanı, resmen, her kurulda da ilan ediyor ve siz, bundan rahatsız olmuyorsunuz. Bu konu için gelip burada çalışmak istemiyorsunuz; ama, Türkiye'de bir şahsın isteği için, bütün milletvekilleri, bütün bakanlar sabaha kadar burada buluyorsunuz. Sizi, ben, Türk Milletine şikâyet ediyorum. Sizi herkese şikâyet ediyorum; yanlış yapıyorsunuz.

HASAN GÜLAY (Manisa) - RTÜK...

ASLAN POLAT (Devamla) - Evet efendim, RTÜK için diyorum; çünkü, RTÜK Kanununu getiriyorsunuz ki, bu tasarılar, bu hatalarınız basında görünmesin, sanal destek alasınız diye; halk desteğiniz bitti. Sanal destekle ayakta durmak için bu kanunu çıkarmaya çalışıyorsunuz. Siz bundan kaçınıyorsunuz. (SP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, bakınız, şimdi, çok açık konuşuyorum, bugün, Devlet İstatistik Enstitüsü diyor ki -şunu dinleyin sosyaldemokratlar- rahatsız olmayacaksınız hiçbir şey demeyeceğim.

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) - Demokratik solcular...

ASLAN POLAT (Devamla) - Dinleyin...

"İmalat sanayiinde petrol ürünleri kesiminde işçi ücretleri reel olarak yüzde 19,4 azalırken, gıda sanayiinde yüzde 17,7; kimya sanayiinde ise yüzde 16,4 geçen yıl bütün işçi ücretlerinde azalma oldu." Türkiye yüzde 9 küçülürken, sosyaldemokratlar sizin döneminizde emekçilerin ücretleri onun iki katı, yüzde 17 küçüldü,  bundan rahatsız değil misiniz? Bunun için kanun getirmiyorsunuz; ama, bir medya patronunun, iki medya patronunun isteği için, bugün, sabaha kadar burada oturup çalışıyorsunuz, bundan rahatsız değil misiniz? Siz rahatsız değilseniz, ben rahatsızım, samimî söylüyorum rahatsızım.

HASAN GÜLAY (Manisa) - Git yat... Git yat...

ASLAN POLAT (Devamla) - Ben niye çalışmayacağım... Ben, haksızlıkları anlatmak için buradayım.

HASAN GÜLAY (Manisa) - Git yat, biz çalışıyoruz burada.

BAŞKAN - Sayın Gülay, arkadaşımız rahatça konuşsun.

ASLAN POLAT (Devamla) - Sen git evine, git yat da, bu kanun buradan çıkmasın; çalışıyorsan gel, işçilerin, emekçilerin, çalışanların hakkını kazanmak için çalışalım. Siz burada ne için oturuyorsunuz sabaha kadar?

Sayın milletvekilleri, bakınız, bunlar sizi rahatsız eder. Şimdi, siz, burada böyle demekle bir şey elde edemezsiniz. Bakınız, burada var, 2001 yılında bütün çalışanların reel ücretlerini azaltıyorsunuz; ama, üzüldüğüm şu: En çok da çalışanların haklarını azaltıyorsunuz ve bundan dolayı itiraf ediyor Merkez Bankası Başkanı, diyor ki: "Enflasyonun düşmesindeki en büyük sebep ücretlerdendir; çalışanların ücretlerindeki artışın enflasyonun altında olması buna sebep olmuştur." Bundan rahatsız olmayan sosyaldemokrat iktidardan ben rahatsızım. Siz değilseniz, vallahi ben rahatsızım; olmaz böyle şey.

Gelin bunlar için kanun getirin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ASLAN POLAT (Devamla) Sayın Başkan, bitiriyorum.

BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.

ASLAN POLAT (Devamla) - Bakınız, şimdi ben size diyorum. Şimdi, siz var ya MHP'liler, bundan siz de çok rahatsız olacaksınız, sizi her yerde söyleyeceğim. Bir Türkçüler gününde 5 dakika burada konuşmaktan rahatsız oluyorsunuz, sabaha kadar RTÜK'ü konuşuyorsunuz; yazıklar olsun size!

Saygılar sunuyorum. (SP sıralarından alkışlar; MHP sıralarından alkışlar [!])

BAŞKAN - Çok teşekkürler Sayın Polat.

III. – YOKLAMA

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, önergeyi oylamadan önce bir yoklama talebi vardır. Arkadaşlarımızın Genel Kurulda bulunup bulunmadıklarını tespit edeceğim:

Mahfuz Güler?.. Burada.

Mahmut Göksu?.. Burada.

Mehmet Özyol?.. Burada.

Ali Coşkun?.. Burada.

Musa Uzunkaya?.. Burada.

Tevhit Karakaya?.. Burada.

Abdullah Veli Seyda?.. Burada.

Yahya Akman?.. Burada.

Eyyüp Sanay?.. Burada.

Ahmet Nurettin Aydın?.. Burada.

Mehmet Altan Karapaşaoğlu?.. Burada.

İrfan Gündüz?.. Burada.

Mehmet Çiçek?.. Burada.

Faruk Çelik?.. Burada.

Maliki Ejder Arvas?.. Burada.

Ramazan Toprak?.. Burada.

Osman Aslan?.. Burada.

Zeki Ünal?.. Burada.

İlyas Arslan?.. Burada.

Ali Sezal?.. Burada.

Yoklama için 2 dakika süre veriyor ve yoklama işlemini başlatıyorum:

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN- Evet, toplantı yetersayısı vardır.

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

9.– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam)

BAŞKAN- Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

İkinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluşu ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 5 inci maddesiyle 3984 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki "üyelikleri süresince" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve üyelikleri sona erdikten üç yıl sonuna kadar" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                       Fethullah Erbaş

                                                                                       (Van)

                                                                          ve arkadaşları

BAŞKAN- Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa)- Katılıyoruz.

BAŞKAN- Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul)- Katılıyoruz efendim. (SP sıralarından alkışlar [!])

BAŞKAN- Komisyonun ve Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir

MAHFUZ GÜLER (Bingöl)- Hakkın suiistimali bu işte!..

BAŞKAN- Son önergemizi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yasanın 5 inci maddesinin son fıkrasının "üst kurul Sayıştay denetimine tabidir" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

                                                                       İsmail Alptekin

                                                                                      (Bolu)

                                                                          ve arkadaşları

BAŞKAN- Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa)- Katılıyoruz.

BAŞKAN- Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul)- Katılıyoruz efendim.

III. – YOKLAMA

BAŞKAN- Önergenin oylanmasından önce bir yoklama talebi var; arkadaşlarımı arayacağım. Lütfen, sayın üyelerimiz takip etsinler.

Mahfuz Güler?.. Burada.

Mahmut Göksu?.. Burada.

Mehmet Özyol?.. Burada.

Ali Coşkun?.. Burada.

Musa Uzunkaya?..Burada.

Tevhit Karakaya?.. Burada.

Şükrü Ünal?.. Burada.

Veli Seyda?.. Burada.

Sait Açba? Burada.

Ramazan Toprak? Burada.

Necati Çetinkaya? Burada

Akif Gülle? Burada.

Ahmet Aydın? Burada.

Osman Aslan? Burada.

Eyyüp Sanay? Burada.

Altan Karapaşaoğlu? Burada.

Özkan Öksüz? Burada.

İrfan Gündüz?. Burada.

Faruk Çelik? Burada.

Maliki Ejder Arvas? Burada.

2 dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Toplantı yetersayısı vardır.

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

9.– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

5 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Şimdi, 7 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 7. - 3984 sayılı Kanunun 12 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Madde 12. - Üst Kurulun gelirleri şunlardır:

a) Özel radyo ve televizyon kuruluşlarından alınacak TV kanal ve radyo frekansı yıllık tahsis bedelleri.

b) Özel radyo ve televizyon kuruluşlarının yıllık brüt reklam gelirlerinden % 5 oranında ayrılacak paylar.

c) Gerektiğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı bütçesinin transfer tertibinde yer alacak ödenek.

d) Radyo ve televizyon kuruluşlarına 33 üncü madde uyarınca verilecek idarî para cezaları.

Özel radyo ve televizyon kuruluşlarından alınacak yayın izin ve lisans ücretleri Hazineye gelir kaydedilir.

Üst Kurul, gerektiği takdirde her yıl için yapacağı işlerin programını hazırlayarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı bütçesinden verilmesi gereken ödenek tutarını Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunar.

Üst Kurulun bütçesi ve kadro cetvelleri Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı bütçesi ile birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonunda incelenir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülerek karara bağlanır.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun yıllık bütçesinden harcanmayan miktar, yıl sonunda yurt içinde kültür ve tabiat varlıklarının, yurt dışında Türk kültür varlıklarının korunması ve ihyası amacıyla Kültür Bakanlığı adına bir kamu bankasında açılan hesaba aktarılır. Bu hesaptan yapılacak harcamalara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tâbi değildir. Üst Kurulun alım-satım, kiralama, taşıma ve sair tedarik işlerine ilişkin işlemleri bir yönetmelik ile düzenlenir.

Üst Kurul, radyo ve televizyonların reklam gelirlerinin, aracı kurumların hesaplarıyla birlikte denetlenmesini Maliye Bakanlığından talep eder.

BAŞKAN - 7 nci madde üzerinde söz isteyen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Bolu Milletvekili İsmail Alptekin.

Buyurunuz Sayın Alptekin. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL ALPTEKİN (Bolu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 850 sıra sayılı RTÜK Yasasıyla ve bu yasanın çerçeve 7 nci maddesiyle ilgili Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere huzurunuzdayım.

Değerli arkadaşlar, RTÜK Yasası, bir önceki günden itibaren bu Parlamentoda görüşülmeye başlandı. Görüşülmeye başlandığı andan itibaren, Yüce Mecliste ortaya çıkan tablo, bu milletin arzu ettiği, temenni ettiği ve beklediği, görmek istediği bir tablo değil.

İktidarın, her nedense, birden çok defa Meclise getirdiği, çeşitli sebeplerle geri gönderilmiş, reddedilmiş ve en son olarak da, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından, çok gerekçeli ve hukuka uygun bir şekilde sebepleri ortaya konularak iade edilmiş olan bu yasa -Anayasa Komisyonunda görüşülmesi sırasında da, yine, komisyon üyeleri olarak, biz, önce, yasayı Anayasaya uygun olarak yapma görev ve sorumluluğu içerisinde olduğumuzu ifade ettiğimiz halde- her nedense, hiç virgülüne, noktasına dokunulmadan, çoğunlukla kabul edilmiş ve huzurunuza getirilmiştir.

Değerli arkadaşlar, Parlamento olarak bizim görevimiz, bir yasayı müzakere ederken, teklif veya tasarıyı bu Mecliste görüşürken, öncelik şartlarına göre bazı konulara bakmak durumundayız.

Sayın Başkan...

BAŞKAN - Tam ben söyleyecektim; ama, arkadaşlar arasında herhalde bir muhabbet ilişkisi oldu...

Siz buyurun Sayın Alptekin.

İSMAİL ALPTEKİN (Devamla) - Keşke, iktidar ile muhalefet arasındaki bu muhabbet ilişkisi, demokrasinin gereği olarak, bir uzlaşma olarak tecelli etse ve iktidar, uzlaşma konusunda, bana tabi olacaksın anlayışı içerisinde olmasa, bu Parlamentoda iki günden beri devam eden bu tablolar olmazdı. Milletimizin içi sızlıyor, milletimiz üzülüyor, herkes için üzülüyor, hepimiz için üzülüyor. Milletimiz, bu Parlamentodan bunları beklemiyor. O bakımdan, en önemli konuların görüşülmesi sırasında dahi, bu kürsüdeki konuşmalar, maalesef, gereği gibi değerlendirilemiyor.

Değerli arkadaşlar, her şeyden evvel, bir yasa yapılırken, hükümet istiyor, birileri istiyor, hatta, iktidarın işine yarıyor anlayışı içerisinde değil, bizim yemin ettiğimiz ve milletimizin beklediği Anayasaya uygunluk ilkesi gözönüne alınarak yapılmalıdır. Şu ana kadar yapılan bütün konuşmalar ve Cumhurbaşkanından geri gönderilen gerekçe, bu yasanın, Anayasaya uygun olmadığını ortaya koymuştur. Bir yasa hazırlanırken, anayasanın dışında, uluslararası hukuka uygun mu -dünya küçüldü- buna da bakacağız. Yine, bir yasa hazırlanırken, taahhüt ettiğimiz ulusal programla çakışıyor mu, çatışıyor mu, arasında bir fark var mı, buna da bakacağız. Bütün bunlar değerlendirildikten sonra, bizden beklenen şey, bu Parlamentodan çıkacak yasa, ülke ve toplum ihtiyacı için mi yapılıyor, ihtiyacımız var mı, millete bir yararı var mı; bunların, bu konular, bu değerler ve bu ölçüler göz önüne alınarak yapılması gerekiyor. Oysa ki, bugün, huzurumuzdaki yasa, tamamen bunların dışında olarak hazırlanmıştır.

Şimdi, birkaç cümleyle, 7 nci madde üzerindeki görüşlerimi söyleyeceğim. 7 nci maddedeki, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun gelir fazlasının bir fonda toplanması suretiyle kültür ve tabiat varlıklarının korunmasında harcanacağı yönündeki hükmün bizce uygun olmadığı kanaatini ifade ediyoruz. Neden; çünkü, bu gelir fazlaları bütçeye iade edilmeli, eğer, Kültür Bakanlığına bir yardım yapılacaksa, destek yapılacaksa, yine, bu bütçe kaynaklarından aktarılmalıdır, bütçe disiplini ortadan kalkmaktadır. Bu bakımdan, bu maddedeki bu fıkranın, aslında, çıkarılması gerektiği kanaatindeyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMAİL ALPTEKİN (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Lütfen tamamlayınız.

İSMAİL ALPTEKİN (Devamla) - Yine, para cezalarının da doğrudan RTÜK bütçesi içerisine aktarılmış olması, daha sonra görüşülecek para cezalarının da çok yüksek tutulması ve tabanla tavan arasında büyük farklar olması nedeniyle, RTÜK'ün takdir hakkını kullanırken mutlaka adil davranamayacağı noktasındaki görüşümüzü de ifade ediyoruz.

Bu konuda daha önce yapılan konuşmalar çerçevesinde, bu yasa, ümit ediyoruz ki -son ana kadar bir ümidimiz var- hükümet tarafından geri çekilecektir ve bu Parlamento, milletin arzu ettiği, ihtiyaçlara uygun yeni bir yasayı bir uzlaşma içerisinde yapar diye düşünüyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Alptekin.

Saadet Partisi Grubu adına, Konya Milletvekili Sayın Veysel Candan; buyurun. (SP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

SP GRUBU ADINA VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 850 sıra sayılı RTÜK Yasasının 7 nci maddesi üzerinde Saadet Partisi Grubu adına söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Genel Kurulda, komisyon sıralarında üç kişi önem arz ediyor; bunlardan bir tanesi Sayın Bakan, bir tanesi RTÜK Başkanı, bir diğeri de ulusal televizyona ortak olan bir komisyon üyesi.

Yine, Genel Kurulda, önemli diğer üç konu dikkat çekiyor; yasanın çıkması için görev alıp nöbet tutanlar, dersini iyi çalışanlar; yani, özellikle MHP'liler; konuşmayarak geçiştiren, halkı aldatan üç hükümet ortağı; MHP ve DSP'liler ve salonu terk ederek, dolaylı yoldan bu yasaya destek veren DYP'liler. Tabiî, burada olmamalarına rağmen, hakkı teslim etmek için söylemek durumundayız.

Değerli arkadaşlar, hükümetin hevesi kursağında kalacak. Şimdi, yasa Cumhurbaşkanına gittiği zaman olacak manzara şudur: Benim iade ettiğim şekle göre görüşme tamamlanmamıştır... İade edilecektir, veto yapılmayacaktır; yani, veto edilmeyecektir, vetoyu beklemeyin.

Şimdi, elimde Dünya Bankasının bir raporu var. Bu rapor, Türkiye Büyük Millet Meclisini çok yakından ilgilendirir. Yapılan anketler "Büyük Rüşvetler ve Türkiye Büyük Millet Meclisi" başlığı altında geçen hafta yayımlandı. Raporda üç madde var ve deniliyor ki:

1 - Kanun koyucunun oyları etkilenmektedir.

Dünya Bankası raporu... Kanun koyucu; yani, milletvekilleri, baskı altında, tekrar aday olmak vesaire gibi şekillerde, inandıklarının dışında oy vermektedirler. Kim söylüyor; Dünya Bankası söylüyor. Biz söyleseydik itiraz ederdiniz.

2 - Kararname çıkarılmasında Bakanlar Kurulu etkilenmektedir.

3 - Yargı kararları etkilenerek Türkiye'de büyük rüşvet olayları olmaktadır.

Dünya Bankası raporuna göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi de rüşvet çarkının içindedir. Dünya Bankası raporunun aslı elimde var.

Şimdi, hiçbir milletvekilinin böyle bir olayın içerisinde olmasını gönlümüz arzu etmez.

Değerli arkadaşlar, Sayın RTÜK Başkanı -3 kişiden bahsetmiştim, şimdi burada oturuyorlar- bir panelde diyor ki: "Anayasa Komisyonunda, uzun yıllardır tanıdığım iktidar partisi milletvekilleri -yani, sizleri söylüyor- var. Cumhurbaşkanı haklı, biz de biliyoruz; ama, kanunu aynen kabul edip geçirmeye mecburuz; patronlar böyle istiyor." Kendisi burada.

Şimdi, aynı haberde, metnin bir bölümünde "bazı medya patronları bu kanunun çıkmasında ısrar ediyorlar. Aksi takdirde, medya patronları hükümete desteklerini çekeceklerini ilettiler" diyor. Bu, birçok yerde çıktı.

Demek ki, özetle söylemek gerekirse, bu tasarı, hükümet ile medya arasında kirli bir ilişkinin ürünüdür, evet... (SP sıralarından alkışlar)

Şimdi, üçüncü şahsa gelelim, Sayın Bakan Karakoyunlu'ya; millete bu kürsüde ne konuşuyor, aşağıya oturduğu zaman ne konuşuyor, dışarı çıktığı zaman ne konuşuyor bakın; Sayın Karakoyunlu diyor ki: "Yeni bir yasa hazırlayacağız." Gazeteciler soruyor: "Madem yasa hazırlayacaksınız, o zaman bu yasaya ne gerek var?" "Bu, benden önce çıktı" diyor. Bakın, devam ediyor Sayın Karakoyunlu, cümlenin altında "uygar Türkiye'nin rahat bir RTÜK yasasına kavuşmasını istiyorum." Peki, o, niye böyle söylüyor; böylece tepkileri azaltıyor. Bunun anlamı, birileri, bu yasayla işi bitirecek; yani, o zamana kadar herkes yasallaşacak, Anayasa da geriye işlemeyeceği için herkes malı götürmüş olacak.

Değerli arkadaşlar, önemli bir konu üzerinde daha durmak istiyorum. Sayın Sezer, 23 Nisan kabulünde aynen şu cümleleri söylüyor: "Başbakanla karşılaştık. Ben, yasayı veto ettim, Başbakan da bana şu cümleleri söyledi..." Bakın, aynen "ben RTÜK Yasasını veto ettiğimde, Sayın Başbakanla görüşmemde, bu yasayı kendi içine sindiremediğini, benim doğru yaptığımı söylemişti; şimdi bu gelişmeleri anlayamıyorum; yani, bu nasıl iş" diyor.

Tabiî, Cumhurbaşkanının da bilmediği konular var. Başbakanda sindirim bozukluğu var, Başbakan Yardımcılarına da sirayet etti; şimdi, hep milletvekillerimize de, bu bozukluk, sindirim bozukluğu sirayet ediyor. Yoksa, bir hafta önce ayrı konuş, bugün ayrı konuş; bu nedir yani; boyacı küpü mü, batırıp çıkar?!. (SP sıralarından alkışlar)

Şimdi, değerli arkadaşlar, odama birtakım fakslar geliyor. Şu soruyu sordular: "Hükümet RTÜK Yasasını çıkarınca, millete ve hükümete bir faydası var mı? Cevap: Millete faydası yok."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VEYSEL CANDAN (Devamla) - Efendim, 1 dakika süre verir misiniz.

BAŞKAN - Lütfen, sonuçlandırır mısınız.

VEYSEL CANDAN (Devamla) - Seçimlerde, medya, hükümete destek verecek. Ahlaksız anlaşma... Ben "teklif" dedim, o arkadaş "anlaşma" diyor.

"İki: Hükümette sık sık rastlanan sindirim bozukluğu RTÜK Yasası için geçerli mi? Cevap: Elbette geçerli; sadece Başbakanda değil, yanındakilere de sirayet etti."

Üçüncü soruyla bu konuşmamı kapatacağım. "Hükümet, hukuku arkadan dolaşarak, hile yapıyor mu" diyor ve cevap veriyor: "Âdet haline getirdi. Örneği var mı?.. Saymakla bitmez" diyor.

Teşekkür ediyorum. (SP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Candan.

Sayın milletvekilleri, gruplar adına başka söz talebi bulunmamaktadır.

Sayın milletvekilleri, sizlerden de bir istirhamım var. Demin, birkaç milletvekili arkadaşım oylama neticelerini istediler. Şimdi, burada görev yapan arkadaşlarım, bilfiil görev yapmaktalar ve Başkanlığa yardımcı olmakla yükümlüler. Bazen, buraya gelen talepleri, siz sayın milletvekillerini kırmamak için, karşılayalım düşüncesiyle, arkadaşlarımız, gerçekten zor görev yapıyorlar. Biraz daha anlayışınıza sığınmak istiyorum.

7 nci madde üzerinde 3 adet önerge vardır; geliş sıralarına göre okutacağım, sonra da aykırılıklarına göre işleme alacağım. En aykırı önergeden başlatıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 7 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin beşinci fıkrasının "Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun yıllık bütçesinin harcanamayan miktarının yüzde 90'ı yıl sonunda yurt içinde kültür ve tabiat varlıklarının, yurt dışında kültür varlıklarının korunması ve ihyası amacıyla, Kültür Bakanlığı adına, yüzde 10'u Doğu ve Güneydoğu Anadolu basınının güçlendirilmesi ve hizmetiçi eğitimi için Gazeteciler Federasyonu adına, bir kamu bankasına yatırılır. Bu hesaptan yapılacak harcamalara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Ömer Vehbi Hatipoğlu

Fethullar Erbaş

Aslan Polat

Diyarbakır

Van

Erzurum

Niyazi Yanmaz

Mahmut Göksu

Yakup Budak

Şanlıurfa

Adıyaman

Adana

Musa Demirci

Metin Kalkan

Cevat Ayhan

Sıvas

Hatay

Sakarya

Alaattin Sever Aydın

Ali Gören

Hüseyin Karagöz

Batman

Adana

Çankırı

Ahmet Sünnetçioğlu

Mehmet Bekâroğlu

T.Rıza Güneri

Bursa

Rize

Konya

Nezir Aydın

Mustafa Geçer

Sacit Günbey

Sakarya

Hatay

Diyarbakır

 

BAŞKAN - İkinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

850 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarının çerçeve 7 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin (b) bendinin "Ulusal yayın yapan özel radyo ve televizyon kuruluşlarının yıllık brüt reklam gelirlerinden yüzde 5 oranında yapılacak paylar"  olarak değiştirilmesini arz teklif ederiz.

Ömer Vehbi Hatipoğlu

Fethullar Erbaş

Aslan Polat

Diyarbakır

Van

Erzurum

Niyazi Yanmaz

Mahmut Göksu

Yakup Budak

Şanlıurfa

Adıyaman

Adana

Musa Demirci

Metin Kalkan

Cevat Ayhan

Sıvas

Hatay