|
DÖNEM
: 21 YASAMA
YILI : 4 T. B. M. M. TUTANAK DERGİSİ CİLT : 94 95 inci Birleşim 2 . 5 . 2002 Perşembe İ
Ç İ N D E K İ L E R I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ II. – GELEN KÂĞITLAR III. –
YOKLAMALAR IV. –
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 1.– Iğdır Milletvekili Abbas Bozyel ve 19
arkadaşının, Ermenilerin Iğdır İlinde yerli halka yaptıkları mezalimin
araştırılması ve Iğdır üzerindeki emellerine karşı alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/279) 2.– Çankırı Milletvekili Hüseyin Karagöz
ve 19 arkadaşının, Ilgaz İlçesi ve Ilgaz Dağının turizm potansiyelinin
değerlendirilmesi ve yatırım olanaklarının araştırılması amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/280) B) Tezkereler ve Önergeler 1.– Dünya Bankası Parlamenter Ağı Başkanı
Bert Koenders'in, Bern'de yapılacak olan "Açlıkla Mücadelede
Parlamenterlerin Rolü" konulu Dünya Bankası Parlamenter Ağı Üçüncü Yıllık
Konferansına vaki resmî davetine Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri
Komisyonunu temsilen bir parlamenterin icabet etmesine ilişkin Başkanlık
tezkeresi (3/1061) 2.– Türkiye Büyük Millet Meclisinde,
Türkiye-Nijerya Parlamentolararası Dostluk Grubunun kurulmasına ilişkin
Başkanlık tezkeresi (3/1062) V.–
ÖNERİLER A) DANIŞMA
KURULU ÖNERİLERİ 1.– Başbakan Bülent Ecevit ve Bakanlar
Kurulu üyeleri hakkındaki (11/27) esas numaralı gensoru önergesinin, gündemin
"Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmında yer almasına ve gündeme
alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerin 7.5.2002 Salı günkü Birleşimde
yapılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi 2.– Gündemin Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler kısmının 202 nci sırasında yer alan 612
sıra sayılı İçel Adının Mersin Olarak Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin
bu kısmın 15 inci sırasına alınmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi B) SİYASÎ
PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ 1.– Genel Kurulun çalışma gün ve saatleriyle
gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin DSP, MHP ve ANAP
Gruplarının müşterek önerisi VI.– KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER 1.– İzmir Milletvekili Rifat
Serdaroğlu'nun; İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın; Amasya Milletvekili
Ahmet İyimaya'nın; Ankara Milletvekili Yıldırım Akbulut'un; Şırnak Milletvekili
Mehmet Salih Yıldırım'ın; Gaziantep Milletvekili Ali Ilıksoy, Konya
Milletvekili Ömer İzgi ve Ankara Milletvekili Nejat Arseven'in; İstanbul Milletvekili
Ziya Aktaş ve 42 Arkadaşının; Zonguldak
Milletvekili Hasan Gemici'nin ve İzmir Milletvekili Işılay Saygın'ın; Türkiye
Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri
ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325,
2/442, 2/449) (S. Sayısı : 527) 2.– Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri
Personeli Eğitim Merkezleri Kanunu Tasarısı ve Adalet ve Plan ve Bütçe
Komisyonları Raporları (1/744) (S. Sayısı : 786) 3.– Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/777) (S. Sayısı : 557) 4.– Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı
Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/53) (S. Sayısı : 433) 5.– Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının
Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında 618 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Sosyal Güvenlik Kurumu
Teşkilâtının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı; Kayseri Milletvekili
Hasan Basri Üstünbaş ve Üç Arkadaşının Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının
Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve
Bütçe Komisyonları Raporları (1/755, 1/689, 2/699) (S. Sayısı : 666) 6.– Türkiye İş Kurumunun Kurulması ile
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 617
Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Türkiye İş Kurumu Kanunu Tasarısı ve Sağlık,
Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/754,
1/692) (S. Sayısı : 675) 7.– Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız
Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi Adına ve Hesabına
Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 619 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ile Aynı Mahiyetteki Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve
Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/756, 1/691) (S. Sayısı
: 676) 8.– Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının
Kurulması ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında 616 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Sosyal Sigortalar Kurumu
Kanunu Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe
Komisyonları Raporları (1/753, 1/690) (S. Sayısı : 685) 9.– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve
Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar
Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun
ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek
Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı :
850) VII.– USUL
HAKKINDA GÖRÜŞMELER 1.– Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek
üzere geri gönderilen RTÜK Kanununun Anayasa Komisyonunda görüşülmeyen
maddeleri üzerinde Genel Kurulda müzakere açılıp açılmayacağı hakkında usul
görüşmeleri VIII.–
SORULAR VE CEVAPLAR A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI 1.– Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın, M-60
tanklarının modernizasyon ihalesinin İsrail'e verilmesine ilişkin Başbakandan
sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun cevabı (7/6561) 2.– Gaziantep Milletvekili Nurettin
Aktaş'ın, M-60 tanklarının modernizasyon ihalesinin İsrail'e verilmesine
ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun
cevabı (7/6568) 3.– Kırıkkale Milletvekili Kemal
Albayrak'ın, fen lisesi öğrencilerinin üniversite sınavlarında esas alınan orta
öğretim başarı puanlarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin
Bostancıoğlu'nun cevabı (7/6569) 4.– Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın,
Sümer Holding’in özelleştirilmesine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Yılmaz
Karakoyunlu'nun cevabı (7/6589) 5.– Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in,
ABD'nin U-2 casus uçaklarına Türk hava sahasının kullandırıldığı iddiasına
ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun
cevabı (7/6602) 6.– Hatay Milletvekili Mustafa Geçer'in,
okul idareciliği sınavını kazananların atamalarına ilişkin sorusu ve Millî
Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/6605) 7.– Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın,
M-60 tanklarının modernizasyon ihalesine ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı
Sabahattin Çakmakoğlu'nun cevabı (7/6636) 8.– Adıyaman Milletvekili Mahmut
Göksu'nun, imam hatip liselerinde uygulanan başörtüsü yasağına ilişkin sorusu
ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/6648) 9.– Adıyaman Milletvekili Mahmut
Göksu'nun, Konya'da özürlü çocuklar için yaptırılan bir özel okulun açılmamasının
nedenine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı
(7/6651) 10.– Aksaray Milletvekili Ramazan
Toprak'ın, su ücret tarifesi uygulamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve
Maliye Bakanı Sümer Oral'ın cevabı (7/6770) 11.– İstanbul Milletvekili Mehmet Ali
Şahin'in, din görevlilerinin rotasyona tâbi tutulacağı iddialarına ilişkin
sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan'ın cevabı
(7/6806) 12.– Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın,
Türkiye-ABD ilişkilerine ve ABD Başkan Yardımcısının ziyaretine ilişkin sorusu
ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in cevabı (7/6809) 13.– Adıyaman Milletvekili Mehmet Özyol'un
Et ve Balık Ürünleri A.Ş.'ye ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Yılmaz
Karakoyunlu'nun cevabı (7/6839) 14.– Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in,
THY'nin son on yıllık kâr ve zararına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet
Bakanı Yılmaz Karakoyunlu'nun cevabı (7/6853) 15.– Erzurum Milletvekili Fahrettin
Kukaracı'nın, M-60 tanklarının modernizasyonu ihalesine ilişkin sorusu ve Millî
Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun cevabı (7/6861) 16.– İçel Milletvekili Turhan Güven'in,
tank modernizasyonu ihalesine ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin
Çakmakoğlu'nun cevabı (7/6863) 17.– Diyarbakır Milletvekili Seyyit Haşim
Haşimi'nin, bir İsrail firmasına askerî ihale verilmesine ilişkin sorusu ve
Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun cevabı (7/6874) 18.– Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in,
Çankaya Belediyesi sınırları içinde Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce kaçak
yapıldığı iddia edilen yapılara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı
Fikret Ünlü'nün cevabı (7/6916) 19.– İstanbul Milletvekili Azmi Ateş'in,
kurul ve üst kurulların denetimlerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet
Bakanı Recep Önal'ın cevabı (7/6892) 20.– Adıyaman Milletvekili Mehmet
Özyol'un, Adıyaman İlindeki fidan dağıtımı, ilçe tarım müdürleri ve uçakla
tarımsal ilaçlamaya ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf
Gökalp'in cevabı (7/6925) I. – GEÇEN TUTANAK
ÖZETİ TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açıldı. Oturum Başkanı TBMM Başkanvekili Mustafa
Murat Sökmenoğlu, 1 Mayıs Uluslararası İşçi Bayramı nedeniyle bir konuşma
yaptı. İstanbul Milletvekili Rıdvan Budak'ın; Hatay Milletvekili Mehmet Dönen'in; Aydın Milletvekili Sema Pişkinsüt'ün; 1 Mayıs’ın tarihî anlam ve önemine, Türk
işçi ve emekçilerinin sorunlarına ve çözüm önerilerine ilişkin gündemdışı
konuşmalarına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan cevap verdi. Sağlık Bakanı Osman Durmuş, sigarayı
bırakma haftası ve sigarayı bırakma kampanyası münasebetiyle gündemdışı
açıklamada bulundu; DYP Gaziantep Milletvekili İbrahim Konukoğlu, SP Antalya
Milletvekili Mehmet Zeki Okudan, MHP Kayseri Milletvekili Hasan Basri Üstünbaş,
ANAP Afyon Milletvekili Halil İbrahim Özsoy, DSP İzmir Milletvekili B. Suat
Çağlayan, AK Parti Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya da aynı konuda grupları
adına görüşlerini belirttiler. Saadet Partisi Grubu adına Grup
Başkanvekilleri Çorum Milletvekili Yasin Hatiboğlu ve Konya Milletvekili Veysel
Candan'ın, esnaf ve sanatkârların sorunlarıyla ilgilenmedikleri ve ticarî
yaşamlarını devam ettirebilmeleri için gerekli önlemleri almadıklarından
işyerlerini kapatmalarına neden oldukları iddiasıyla Başbakan Bülent Ecevit ve
Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/27)
Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündeme alınıp alınmayacağı
konusundaki görüşme gününün Danışma Kurulu tarafından tespit edilip Genel
Kurulun onayına sunulacağı açıklandı. (9/5) esas numaralı Meclis Soruşturması
Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip
üye seçimine ilişkin tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu. Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya'nın
(6/1733) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi okundu;
sözlü sorunun geri verildiği bildirildi. Gündemin "Sözlü Sorular"
kısmının: 1 inci sırasında bulunan, Adıyaman
Milletvekili Mahmut Göksu'nun (6/1046), 194, 195 ve 196 ncı sıralarında bulunan,
Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım'ın (6/1314), (6/1315), (6/1316), 260 ıncı sırasında bulunan, Nevşehir
Milletvekili Mükremin Taşkın'ın (6/1394), 491 ve 561 inci sıralarında bulunan,
Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya'nın (6/1654), (6/1732), Esas numaralı sözlü sorularına Devlet
Bakanı Recep Önal cevap verdi. 2 nci sırasında bulunan (6/1047) esas
numaralı sözlü sorunun, üç birleşim içinde cevaplandırılmadığı için yazılı
soruya çevrilerek gündemden çıkarıldığı bildirildi. 3 üncü sırasında bulunan (6/1048), 4 üncü " " (6/1049), 5 inci " " (6/1056), 6 ncı " " (6/1057), 7 nci " " (6/1058), Esas numaralı sözlü soruların üç birleşim
içinde cevaplandırılmadığı için yazılı soruya çevrilerek gündemden çıkarıldığı
bildirildi; soru sahibi de görüşlerini açıkladı. Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında bulunan: TBMM İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına
Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu raporunun (2/94, 2/232, 2/286,
2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S. Sayısı : 527) görüşmeleri, daha
önce geri alınan maddelere ilişkin Komisyon raporu henüz hazırlanmadığından; Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri
Personeli Eğitim Merkezleri (1/744) (S. Sayısı : 786), Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına
Dair (1/777) (S. Sayısı : 557), Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı
Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye İlişkin (1/53) (S.
Sayısı : 433), Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının
Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında 618 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Sosyal Güvenlik Kurumu
Teşkilâtının Kuruluş ve Görevleri Hakkında (1/755, 1/689, 2/699) (S. Sayısı :
666), Türkiye İş Kurumunun Kurulması ile Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 617 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararname; Türkiye İş Kurumu (1/754, 1/692) (S. Sayısı : 675), Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız
Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi Adına ve Hesabına
Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 619 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ile Aynı Mahiyetteki (1/756, 1/691) (S. Sayısı : 676), Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının
Kurulması ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında 616 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Sosyal Sigortalar Kurumu
(1/753, 1/690) (S. Sayısı : 685), Kanun Tasarılarının görüşmeleri, ilgili
komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından, Ertelendi. Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve
Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar
Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı
Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha
Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporunun (1/878)
(S. Sayısı : 850) görüşmelerine geçilmesi sırasında, Anayasa Komisyonunda
görüşülmeyen maddeler üzerinde Genel Kurulda görüşme açılıp açılmayacağı
hususunda tereddütlerin bulunması nedeniyle usul müzakeresi açılacağı sırada
çalışma süresinin dolduğu anlaşıldığından; 2 Mayıs 2002 Perşembe günü saat 15.00'te
toplanmak üzere, birleşime 19.01'de son verildi.
No. : 132 II. – GELEN KÂĞITLAR 2.5.2002 PERŞEMBE Tasarı 1.– Adlî Tıp Kurumu
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/967) (Adalet ve
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 25.4.2002) Teklifler 1.– Erzurum Milletvekili
Mücahit Himoğlu ve 17 Arkadaşının; Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu
Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanunun Yürürlükten Kaldırılması ile
Zorunlu Tasarrruf Alacaklarının
Tasfiyesi Hakkında Kanun Teklifi (2/952) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler
ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.4.2002) 2.– Erzurum Milletvekili
Mücahit Himoğlu ve 17 Arkadaşının; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/953) (Plan ve Bütçe Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi : 24.4.2002) 3.– Kahramanmaraş
Milletvekili Ali Doğan'ın; Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi (2/954) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş
tarihi : 25.4.2002) 4.– Aydın Milletvekili
Yüksel Yalova'nın; Vergi Usul Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi (2/955) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi :
25.4.2002) 5.– Aydın Milletvekili
Yüksel Yalova'nın; Pasaport Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi (2/956) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.2002) 6.– Konya Milletvekili
Lütfi Yalman'ın; Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi (2/957) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.2002) Meclis Araştırması
Önergeleri 1.– Iğdır Milletvekili
Abbas Bozyel ve 20 Arkadaşının, Ermenilerin Iğdır İlinde yerli halka yaptıkları
mezalimin araştırılması ve Iğdır üzerindeki emellerine karşı alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci
maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi.(10/279)
(Başkanlığa geliş tarihi : 24.4.2002) 2.– Çankırı Milletvekili
Hüseyin Karagöz ve 19 Arkadaşının, Ilgaz İlçesi ve Ilgaz Dağının turizm
potansiyelinin değerlendirilmesi ve yatırım olanaklarının araştırılması
amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (101280) (Başkanlığa geliş
tarihi : 24.4.2002) BİRİNCİ OTURUM Açılma Saati : 15.00 2 Mayıs 2002 PERŞEMBE BAŞKAN : Başkanvekili Yüksel YALOVA KÂTİP ÜYELER : Burhan ORHAN (Bursa), Mehmet BATUK (Kocaeli) BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 95 inci Birleşimini açıyorum. III. – YOKLAMA BAŞKAN - Elektronik
cihazla yoklama yapacağız. Yoklama için 5 dakika
süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını
bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen
milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım
istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını,
teknik personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum. Yoklama işlemini
başlatıyorum. (Elektronik cihazla
yoklama yapıldı) BAŞKAN - Değerli
milletvekilleri, süre bitiminden sonra salona giren arkadaşlarımızı tespit
ettik. Aslında, onlar, süresi içinde sisteme girebilselerdi, toplantı
yetersayını bulabiliyorduk. Kısa bir ara vereceğim.
Yalnız, bir hususu da Genel Kurulun dikkatine sunayım. Yoklama talebinde
bulunan kişileri, Anayasa Mahkememiz, daha önce -elektronik sistemin olmadığı
bir dönemde- var sayan kararlar almıştı. Parlamento geleneği açısından da, kim
yoklama talebinde bulunmuşsa, sonuna kadar burada olmak durumunda ya da
varsayılmak zorunda. ŞEVKET BÜLEND YAHNİCİ
(Ankara) - Sayın Başkan, şu anda çoğunluk var; hemen yapalım. BAŞKAN - Hayır,
bulunmadığını tespit ettiğimiz zaman, kısa bir ara vermek zorundayız. İSMAİL KÖSE (Erzurum) -
Sayın Başkan... BAŞKAN - Buyurun Sayın
Köse. İSMAİL KÖSE (Erzurum) -
Değerli Başkanım, İçtüzüğe göre yetkiniz dahilinde; eğer, sayıya ulaşıldıysa,
açma yetkiniz var. BAŞKAN - Kısa bir ara
vereceğiz. MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Pusulalar mükerrer Sayın Başkan. BAŞKAN - Olmadığını
söyledik. 15.15'te toplanmak üzere,
birleşime ara veriyorum. Kapanma Saati : 15.09 İKİNCİ OTURUM Açılma Saati : 15.15 BAŞKAN : Başkanvekili Yüksel YALOVA KÂTİP ÜYELER : Burhan ORHAN (Bursa), Mehmet BATUK (Kocaeli) BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 95 inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum. III. – YOKLAMA BAŞKAN - Elektronik
cihazla yoklama yapacağız. Yoklama için 5 dakika
süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda
bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen
milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini;
buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını, teknik
personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını
rica ediyorum. Yoklama işlemini
başlatıyorum. (Elektronik cihazla
yoklama yapıldı) BAŞKAN - Toplantı
yetersayısı vardır; gündeme geçiyoruz. Değerli arkadaşlarım,
İçtüzüğün 59 uncu maddesinin Başkana takdir yetkisi vermesi nedeniyle,
gündemdışı söz isteyen Sayın Şadan Şimşek, Sayın Ahmet Kabil ve Sayın Mesut
Türker arkadaşlarıma söz veremiyorum. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Sayın Başkan, nasıl oluyor? BAŞKAN - Başkanlığın
Genel Kurula sunuşları vardır. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Sayın Başkanım, anlamadım bu konuyu. BAŞKAN - İki adet Meclis
araştırması önergesi vardır. Önergeleri okutmadan
önce, Sayın Divan Üyesi arkadaşımın oturduğu yerden okuması hususunu oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Sayın Başkan, biraz önce söylediğinizi anlayamadık. MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Efendim niye vermiyorsunuz?.. BAŞKAN - Başkanın takdir
yetkisi, 59 uncu madde... MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Önce dağıtıyorsunuz, sonra kaldırıyorsunuz?!. BAŞKAN - Yanlış
yapmışlar. Başkanın takdir yetkisi... Önergeyi okutuyorum: IV. –
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 1.– Iğdır
Milletvekili Abbas Bozyel ve 19 arkadaşının, Ermenilerin Iğdır İlinde yerli
halka yaptıkları mezalimin araştırılması ve Iğdır üzerindeki emellerine karşı
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/279) Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 1914-1918 yılları
arasında Ermenilerin Iğdır İlinde Iğdır halkına yapmış oldukları mezalimin gün
ışığına çıkarılması hususunun araştırılması ve Iğdır üzerindeki emellerine
karşı alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasamızın 98 inci
Türkiye Büyük Millet Meclisinin İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince
Meclis araştırması açılmasını arz ederiz. 20.04.2002 1- Abbas Bozyel (Iğdır) 2- Nidai Seven (Ağrı) 3- Adnan Fatin Özdemir (Adana) 4- Osman Müderrisoğlu (Antalya) 5- Hayrettin Özdemir (Ankara) 6- Hasari Güler (Adıyaman) 7- Arslan Aydar (Kars) 8- Süleyman Turan Çirkin (Hatay) 9- Cumali Durmuş (Kocaeli) 10- Seydi Karakuş (Kütahya) 11- Bekir Ongun (Aydın) 12- Ahmet Erol Ersoy (Yozgat) 13- Mustafa Verkaya (İstanbul) 14- Armağan Yılmaz (Uşak) 15- Ali Işıklar (Ankara) 16- Mustafa Gül (Elazığ) 17- Yusuf Kırkpınar (İzmir) 18- Nail Çelebi (Trabzon) 19- Birol Büyüköztürk (Osmaniye) 20- İrfan Keleş (Çankırı) Gerekçe: Son zamanlarda Ermeni
soykırım iftiraları planlı bir şekilde sürdürülmekte, büyük katliamlara maruz
kalan Türk Milleti dünya kamuoyunda mahkûm edilmeye çalışılmaktadır. Halbuki Birinci Dünya
Savaşı başlamadan, Rus Çarının vaatlerine kapılan Ermeni çeteleri intikam
alayları kurarak doğu bölgemize dolmuş, 1914-1915 kışında Rus Ordusundaki
Ermeni gönüllü taburları Iğdır'ı işgal etmiştir. Ekim 1917'de Rus askerlerinin
Iğdır'dan çekilmesiyle Iğdır ve çevresinde bulunan Ermeniler, Ruslardan kalan
cephane ve silahlarla toplu katliamlar yaparak Iğdır halkını bir vahşetle karşı
karşıya bırakmıştır. Ermeniler 1914- 1918 yıllarında Iğdır ve çevresinde kadın
erkek, çocuk ihtiyar demeden diri diri yakmışlar ve toplu katliamlar
yapmışlardır. Iğdır ve ilçelerinde
yaşanan onbinlerce insanımızın hunharca katledilişini gören ve o günü yaşayan
birçok insan, Iğdır'da halen şans eseri hayatta bulunmaktadır. Ermeniler yapmış
oldukları katliamlarla yetinmemiş, son zamanlarda hukukî yollardan, toprak ve
tazminatlarını devamlı dile getirmeye devam etmektedirler. En önemlisi de
Avrupa ülkelerinde yaşayan Ermeni cemaatlerinin dağılmış Ermeni diasporasının
dinî ve manevî efsane etrafından birleştirme ideallerine, Iğdır ve yöresi vatan
gösterilmek suretiyle yeni bir boyut kazandırmaya çalışmaktadırlar. Bu durumda
Ermenilerin Iğdır halkına yapmış oldukları mezalim ve tarihî gerçeklerin dünya
kamuoyuna anlatılabilmesi için Ermeni soykırım müzesinin kurulması büyük bir
fayda sağlayacağı gibi, Iğdır ve çevresi üzerindeki siyasî emellerine karşı
alınacak tedbirler zaman kaybetmeden yerine gelmiş olacaktır. Yine, Ermeniler
her platformda Türkiye'ye baskı yaptırmak için bütün okları Türkiye'ye
çevirerek, tarihî gerçekleri saptırmaya çalışmışlardır. İşte, bu tarihî
gerçeklerin ortaya çıkması hem Ermeni soykırımı kararlarını kabul edenleri
mahcup edecek hem de Ermenilerin gerçek yüzleri ortaya çıkmış olacaktır. BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur. Önerge gündemde yerini
alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası
geldiğinde yapılacaktır. İkinci önergeyi
okutuyorum: 2.– Çankırı
Milletvekili Hüseyin Karagöz ve 19 arkadaşının, Ilgaz İlçesi ve Ilgaz Dağının
turizm potansiyelinin değerlendirilmesi ve yatırım olanaklarının araştırılması
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/280) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Turizm, ülkemizin olmazsa
olmaz sektörlerinin başında gelmektedir. En çok gelir elde ettiğimiz turizm
sektöründen yeteri kadar faydalanmamız ülkemiz menfaatına olacaktır. Yaz ve
özellikle kış turizmi açısından Çankırı İlimize bağlı Ilgaz İlçemiz ve Ilgaz
Dağımız bugün kayak ve kış sporları açısından aranılan bir yer olma özelliğine
sahiptir. İşsizliğin arttığı ülkemizde yatırım olanaklarının artması işsizliği
de büyük ölçüde azaltacaktır. Ilgaz İlçemiz ve Ilgaz Dağımızın kış ve yaz
turizmi açısından yatırım imkânlarının araştırılması maksadıyla Anayasanın 98 inci
maddesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 üncü ve 105 inci
maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz. 1- Hüseyin Karagöz (Çankırı) 2- Veysel Candan (Konya) 3- Yasin Hatiboğlu (Çorum) 4- Mustafa Geçer (Hatay) 5- Sacit Günbey (Diyarbakır) 6- Nezir Aydın (Sakarya) 7- Yaşar Canbay (Malatya) 8- Mehmet Batuk (Kocaeli) 9- Temel Karamollaoğlu (Sıvas) 10- Lütfü Esengün (Erzurum) 11- M. Zeki Çelik (Ankara) 12- Mustafa Kamalak (Kahramanmaraş) 13- Turhan Alçelik (Giresun) 14- Alaattin Sever Aydın (Batman) 15- Ömer Vehbi Hatipoğlu (Diyarbakır) 16- Fahrettin Kukaracı (Erzurum) 17- Yakup Budak (Adana) 18- Rıza Ulucak (Ankara) 19- Mehmet Bekâroğlu (Rize) 20- Ali Oğuz (İstanbul) Genel Gerekçe: Dünyada, turizmde aşama
yapmış ülkeler, kıyı, ören ve kültürel kaynaklara dayalı turizm hareketlerinin
yanı sıra, turizm çeşitlerini artırarak, turizm mevsimini uzatma ve vasıflı
personel istihdamını yıl boyu sürekli kılmak amacıyla, ülkenin sahip olduğu dağ
ve kış turizmi olanaklarından da etkili bir şekilde yararlanma yoluna
gitmişlerdir. Kış turizmi ve kış
sporları merkezleri, bünyesinde turizm ve spor hareketleri ile bunlara bağlı
diğer yan uğraşlara ve ilişkilere olanak veren, kendine özgü yapısal ve dokusal
özellikleri bulunan yerleşim merkezleridir. Yoğun olarak, kış mevsimi
süresince kullanılan merkezler, genellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında
sınırlı bir kullanım, yaz mevsiminde ise birer dinlenme ve iklim kör merkezi
olarak çekicilik kazanır ve yoğun kullanım sunarlar. Ayrıca, bugün, turizm,
ülkemizin en önemli gelir sağlayan sektörlerinden birisidir. Ilgaz İlçemiz, 1871
yılında nahiye, 1888 yılında belediye teşkilâtı kurulmuş, 1922 yılında kaza
merkezi olmuş ve Kastamonu İline bağlanmıştır; 1929 yılında, Çankırı İlimize
bağlanmıştır. Osmanlı döneminde Koçhisar (Koçhisarbala) olan ismi, 1922 yılında
Ilgaz olarak değiştirilmiştir. İsmini Ilgaz Dağından almıştır. Nüfusu, 2000 yılı nüfus
sayım sonuçlarına göre, merkez ve köyler dahil 28 217 kişidir. 73 köyü, 1
nahiyesi ve 1 kasabası vardır. İlçenin geçim kaynağı, orman, hayvancılık,
tarım, meyvecilik ve turizmdir. Ilgaz Dağımız, bugün,
planlama çalışmaları devam eden kayak merkezleri arasında yer almaktadır.
İlçemizde bulunan Kadın Çayırı mesire yeri ve Ilgaz Dağı doruk mevkii
bölgelerinde, kayak, tekerlekli paten, buz pateni, buz hokeyi, kros, dağ
bisikleti, kampçılık, izcilik, yamaç paraşütü, yürüyüş gibi birçok spor
türlerinin yapılabilir olması, bu bölgeye ayrı bir önemin verilmesine neden olmaktadır. Ilgaz İlçemizin ve Ilgaz
Dağımızın ülke turizmine büyük katkı sağlayacağı unutulmamalıdır. Bu bölgeden
yaz ve kış turizmi açısından nasıl yararlanılacağının ve yatırım olanaklarının
araştırılması için bu araştırma önergemizi vermiş bulunuyoruz. BAŞKAN - Bilgilerinize
sunulmuştur. Önerge, gündemde yerini
alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası
geldiğinde yapılacaktır. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığının 2 adet tezkeresi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım. B) Tezkereler ve Önergeler 1.– Dünya
Bankası Parlamenter Ağı Başkanı Bert Koenders'in, Bern'de yapılacak olan
"Açlıkla Mücadelede Parlamenterlerin Rolü" konulu Dünya Bankası
Parlamenter Ağı Üçüncü Yıllık Konferansına vaki resmî davetine Türkiye Büyük
Millet Meclisi Dışişleri Komisyonunu temsilen bir parlamenterin icabet etmesine
ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1061) Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna Dünya Bankası Parlamenter
Ağı Başkanı Bert Koenders'in daveti üzerine, 9-11 Mayıs 2002 tarihlerinde
Bern'de yapılacak olan "Açlıkla Mücadelede Parlamenterlerin Rolü"
konulu Dünya Bankası Parlamenter Ağı Üçüncü Yıllık Konferansına Türkiye Büyük
Millet Meclisi Dışişleri Komisyonunu temsilen bir üyesinin katılması hususu
Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620
sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca, Genel Kurulun tasviplerine sunulur. Ömer İzgi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı BAŞKAN - Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. Diğer tezkereyi
okutuyorum: 2.– Türkiye
Büyük Millet Meclisinde, Türkiye-Nijerya Parlamentolararası Dostluk Grubunun
kurulmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1062) Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kuruluna Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlık Divanının 9.4.2002 tarih ve 99 sayılı kararıyla,
Türkiye-Nijerya Parlamentolararası Dostluk Grubunun kurulması uygun mütalaa
edilmiştir. Türkiye Büyük Millet
Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 4 üncü
maddesi uyarınca, anılan dostluk grubunun kurulması Genel Kurulun tasviplerine
sunulur. Ömer İzgi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı BAŞKAN - Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. Danışma Kurulunun 2 ayrı
önerisi vardır; ayrı ayrı okutup, ayrı ayrı oylarınıza sunacağım. V. –
ÖNERİLER A) DANIŞMA
KURULU ÖNERİLERİ 1.–
Başbakan Bülent Ecevit ve Bakanlar Kurulu üyeleri hakkındaki (11/27) esas
numaralı gensoru önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak
İşler" kısmında yer almasına ve gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki
görüşmelerin 7.5.2002 Salı günkü Birleşimde yapılmasına ilişkin Danışma Kurulu
önerisi No. : 111 2.5.2002 Danışma Kurulu Önerisi 1.5.2002 tarihli Gelen
Kâğıtlarda yayımlanan ve aynı tarihli 94 üncü Birleşimde okunmuş bulunan
Başbakan Bülent Ecevit ve Bakanlar Kurulu Üyeleri hakkındaki (11/27) esas
numaralı gensoru önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak
İşler" kısmında yer almasının ve Anayasanın 99 uncu maddesi gereğince,
gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerin 7.5.2002 Salı günkü
Birleşimde yapılmasının Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun
görülmüştür.
BAŞKAN - Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Söz talebimiz vardı Sayın Başkan. Yerimden bir cümle ifade
etmek istiyorum. BAŞKAN - Buyurun Sayın
Candan VEYSEL CANDAN (Konya) -
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; dünkü oturumu Sayın Murat Sökmenoğlu
yönetiyordu ve normalde, teamüllere göre de... BAŞKAN - Sayın Candan... VEYSEL CANDAN (Konya) -
Müsaade eder misiniz... MUSA UZUNKAYA (Samsun) -
Ne var bu kadar acele edecek Sayın Başkan! BAŞKAN - ...isterseniz,
sıralamada yol alalım, sonra, yine, söz hakkınız kalsın. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Hemen bitiriyorum. Bir cümle... Normalde, Meclis
Başkanvekilimiz, haftanın üç günü birleşim yönetiyordu. Dün, hükümet
sıralarından Sayın Sökmenoğlu'na müdahaleler yapıldı ve bu müdahalelere
protesto olarak oturuma gelmediğini; ancak, Genel Kurulda olduğunu görüyoruz;
bu, birinci tespit; tutanaklara geçmesi açısından. Sizin oraya gelmiş
olmanız, yani, oturumu yönetmiş olmanız, bizim için, netice itibariyle... En
azından, usul ve esasları ihlal etmeyeceğinize inanmak istiyoruz; ancak,
gündemdışı konuşmaları hemen devredışı bırakmakla, bundan sonra oturumlarda
taraflı olacağınız kanaati bizde hâsıl oldu; çünkü, gündemdışı konuşmalarla
ilgili liste basıldı, ilan edildi ve bizlere de dağıtıldı; konuşmacılar da
hazırlık yaptılar; ama, doğrudan doğruya, hemen, oturumun ilk dakikasında,
kendinize İçtüzüğün tanıdığı yetkiyi gerekçe göstererek gündemdışı konuşmaları
kaldırmak suretiyle; yani, mevcudu görüşerek tasarıya hız vermek eğiliminde
olduğunuz anlaşılıyor. Ümit ediyorum ki, bu oturum devam ettiği sürece
tarafsızlık ilkenizde bir sıkıntı yaşamayız. Teşekkür ediyorum. BAŞKAN - Kanaatiniz
elbette sizi bağlayacaktır. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkan... BAŞKAN - Buyurun Sayın
Güven. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkanım, Yüce Meclis iki gündür bir görüntü içinde. Dün, çok değerli bir
bakanımız sigarayla ilgili bir gündemdışı konuşma talep etti; fakat, daha
sonra, burada, ileriki bir tarihte bunu görüşeceğini beyanla bu konuşmadan
vazgeçti. Bunun üzerine, bize gelen yazı çerçevesinde biz de arkadaşlarımıza
görev verdik gruplara söz hakkı doğduğu için. Tabiî, ben, Sayın
Sökmenoğlu'nun değişmesine falan girmiyorum. İçtüzüğün 15 inci maddesi açıktır;
Sayın Başkan, istediği başkanvekilini çıkarır; ama, tabiî, calibi dikkattir.
Ben, sizin, hukuk ve Anayasayı iyi bildiğinizi bildiğim için bu konuda
müsterihim; ama, neden, milletvekillerine söz hakkı verildiği, konuşacağı
söylenildiği halde -dünkü işlem gibi- bundan sarfınazar edilmesi olayı gündeme
geliyor iki gündür? Buradaki amaç nedir? Bir kanunu, enine boyuna
tartışma zemini hazırlanmadan, çok süratle, hemencecik, çarçabuk geçirecek ve
milletin gerçekleri öğrenmesine imkân vermeyecek bir düzenleme midir bu; yoksa,
yıllardan beri süre gelen tekelleşmeye, kartelleşmeye, özellikle Anadolu basını
için söylüyorum, onların haklarını ortadan kaldıracak bir düzenlemeye karşı
çıkmayı bertaraf etmek midir? Bunu takdirlerinize sunuyorum. Teşekkür ederim. BAŞKAN - Ben de teşekkür
ediyorum Sayın Güven. Ben, bu sabah, İçtüzüğün
59 uncu maddesinin Başkana verdiği takdir yetkisi çerçevesinde gündemdışı
konuşma vermeyeceğimi söylemiştim; çünkü, o saatte, henüz, Danışma Kurulu
toplanmış değildi. Çalışma saatleri de, bildiğim kadarıyla, geçen haftadan
tespit edilmişti; onun için yaptım. Şimdi, Danışma Kurulunun
ikinci önerisini okutuyorum: 2.–
Gündemin Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler
kısmının 202 nci sırasında yer alan 612 sıra sayılı İçel Adının Mersin Olarak
Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin bu kısmın 15 inci sırasına alınmasına
ilişkin Danışma Kurulu önerisi Danışma Kurulu Önerisi No. : 112 Tarihi: 2.5.2002 Gündemin Kanun Tasarı ve
Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler Kısmının 202 nci sırasında yer
alan 612 sıra sayılı İçel Adının Mersin Olarak Değiştirilmesi Hakkında Kanun
Teklifinin bu kısmın 15 inci sırasına alınmasının Genel Kurulun onayına
sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.
BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir. Demokratik Sol Parti,
Milliyetçi Hareket Partisi ve Anavatan Partisi Gruplarının, İçtüzüğün 19 uncu
maddesine göre verilmiş bir önerileri vardır; okutup, oylarınıza sunacağım: B) SİYASİ PARTİ
GRUBU ÖNERİLERİ 1.– Genel
Kurulun çalışma gün ve saatleriyle gündemdeki sıralamanın yeniden
düzenlenmesine ilişkin DSP, MHP ve ANAP Gruplarının müşterek önerisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Danışma Kurulunun 2 Mayıs 2002 Perşembe
günü yaptığı toplantıda, siyasî parti grupları arasında oybirliği
sağlanamadığından, gruplarımızın ekteki müşterek önerilerini, Genel Kurulun
onayına sunulmasını arz ve teklif ederiz. Saygılarımızla.
Öneri: Genel Kurulun 2 Mayıs
2002 Perşembe günkü birleşiminde gündemin 10 uncu sırasına kadar olan kanun
tasarı ve tekliflerinin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin
uzatılması; 8 Mayıs 2002 Çarşamba ve 9 Mayıs 2002 Perşembe günleri Genel
Kurulun 15.00-23.00 saatleri arasında çalışması ve 8 Mayıs 2002 Çarşamba günü
sözlü soruların görüşülmemesi önerilmiştir. BAŞKAN - Değerli
milletvekilleri, İçtüzük gereği, lehte ve aleyhte 2'şer üyeye, 10'ar dakika söz
vereceğim. Saat 14.50'de Başkanlığa
verilen bir dilekçe var; okuyorum: "Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına İktidar partisi
gruplarının önerilerinin lehinde söz almak istiyorum. Suat Pamukçu Bayburt" Yine, bugün, saat
14.50'de "iktidar partileri grup önerileri lehinde söz almak istiyorum. Lütfü Esengün Erzurum" İlk olarak, önerinin
lehinde, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu'ya söz vereceğim. Arkadaşlarım, bana
"iktidar gruplarının önerisi" şeklinde listeyi verdiklerinde
"dilekçe var mı" dedim, geliş saatine baktırdım; dolayısıyla,
"lehinde" denildiğine göre, lehinde olmak üzere, bu arkadaşlarıma söz
vermek zorundayım formel hukuk açısından.. MEHMET EMREHAN HALICI
(Konya) - Umarız lehinde konuşur Sayın Başkan! BAŞKAN - Buyurunuz Sayın
Pamukçu. (SP sıralarından alkışlar) SUAT PAMUKÇU (Bayburt) -
Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; biraz önce de Sayın Başkanın ifade ettiği gibi, iktidar
gruplarının getirmiş olduğu Meclisin çalışma düzenine ilişkin öneri üzerinde ve
lehinde olmak üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. Şimdi, bir kere, bu
önerinin üç cephesi üzerinde durmamız lazım. Birincisi, Meclisin çalışmasıyla
ilgili husustur. Türkiye, Meclisin, etkili, faydalı çalışmasına gerçekten
muhtaç durumdadır. Türkiye, yaklaşık beş yıldır süregelen derin ekonomik krizden çıkış için seçmiş olduğu temsilcilerinin heyetinden; yani, Yüce Meclisten, bu sorunlarına, beş yıldır çektikleri sıkıntılara çözüm getirecek çalışmaları, hem de gece-gündüz yapılacak çalışmaları beklemektedir. Dolayısıyla, Meclisin uzun süreli çalışması, iktidar veya muhalefet olsun hepimizin ortak arzusudur. Bu arzunun hilafına bu Mecliste herhangi bir görüş olduğuna inanmıyorum. Dolayısıyla, Meclisin çalışma saatlerinin düzenlenmiş olması, sadece bu açıdan bakıldığı zaman, yerindedir, olumludur. Tabiî bu Meclisin, çalışmalarını, geceden sabaha kadar sürdürmesi doğrudur da, biraz önce de ifade ettiğim gibi, Türkiye'nin problemlerini çözecek şekilde çalışması da ayrı bir konudur. Şimdi, getirilen öneride öyle anlaşılıyor ki, Türkiye'nin ihtiyaçları da dikkate alınmıştır ve bu ihtiyaçlar doğrultusunda, gece, sabahlara kadar, belki, bu Meclis çalışıp Türkiye'nin bu sıkıntılarını halledecektir. Getirilen öneriler nedir,
nasıl halledecektir diye olayın ikinci cephesine baktığımız zaman ne görüyoruz:
Bir kere, Türkiye'de mademki ekonomik kriz var; ama, buna rağmen, son birkaç
aydır, başta, Sayın Başbakan ve Devlet Bakanımız Sayın Derviş olmak üzere
birçok bakanımız Türkiye'de krizin bittiğini söyleyip duruyor. Her gittikleri
toplantılarda krizin aşıldığını, Türkiye'nin, artık, düzlüğe çıktığını, 2002
yılının refahlama ve refaha kavuşma yılı olduğunu Sayın Başbakan da Sayın
Bakanlar da her yerde söylüyorlar, bizler de dinliyoruz. Ancak, ne var ki,
bütün bu söylenilenlere rağmen Türkiye'de dolaşan herkes biliyor ki, özellikle
milletvekillerimiz gittiği seçim çevrelerinden biliyor ki, Türkiye bu
sıkıntıları aşmış değildir. Türkiye'de kriz daha da derinleşmiştir ve bu
şekilde gittiği takdirde, bu krizin aşılması da mümkün değildir. Efendim, hükümet krizi
aşmak için çabalıyor; ama, ne yazık ki, bazı insanlar, bazı kişiler
Türkiye'deki krizin devam ettiğini söyleyip duruyor, bazı yayın organları, bazı
televizyonlar, gazeteler sanki krizin üzerine ateşle gidiyormuş gibi
yayınlarına devam ediyorlar. Bu halde ekonominin içine düştüğü bu krizden çıkış
mümkün değildir. Hükümetimiz de bu gerçeği görmüş olacak ki, hükümetin
"krizden çıktık" beyanlarının dışında herhangi bir beyan olmaması
için, herhangi bir yazı, televizyon yayını olmaması için bu kanunu getirmiştir;
bunda yadırganacak bir husus görmüyoruz. Bir taraftan, hükümet
"kriz bitti" diye toplantı toplantı koşup, konuşurken, bazı basın ve
yayın organlarının "hayır, kriz devam ediyor" yayınları krizin
gittikçe derinleşmesine sebep olmaktadır. Dolayısıyla, getirilen teklifin bu
gece sabaha kadar görüşülüp bu olumsuzlukların giderilmesi yönünde bir adım
atılmış olmasını olumlu karşılamak durumundayız. Bir diğer husus da,
getirilen tasarıda "halkı karamsarlığa sevk eden yayın" ifadesinin
altında şöyle bir durum da var: Şimdi, Türkiye, birkaç yıldan beri IMF
reçeteleriyle yönetilir hale gelmiştir; IMF'nin dayattığı kanunlarla yönetilir
hale gelmiştir. Yine, basın yayın
organları, yeni bir stand-by anlaşması imzalanıyor diye bir yayın yaptığı
zaman, gerçekten, biz biliyoruz ki, halkımız büyük karamsarlığa düşmektedir.
Dolayısıyla, bu tür yayınların da önüne geçmek için böyle bir tasarının
getirilmiş olması, yerinde bir uygulamadır; bu bakımdan, bu tasarının lehinde
söz almıştım Sayın Başkan ve sayın milletvekilleri. ASLAN POLAT (Erzurum)-
Avrupa Birliği normlarına uyuyor mu sayın sözcü?!. SUAT PAMUKÇU (Devamla)-
Diğer bir husus, hükümetimiz, bildiğiniz gibi, geçen yıl mart ayında Ulusal
Programı kabul etmişti. Ulusal Programda, Avrupa Birliği kriterlerine uyma sözü
verilmiş; bunlardan biri de, mevcut RTÜK Kanununda yapılacak değişikliklerdir.
Her ne kadar, Avrupa Birliği, Türkiye'deki yayınlarla ilgili kendi
standartlarını belirtmiş olmasına ve getirilen bu tasarıda da bu hususlar yer
almamış olmasına rağmen, verilmiş olan sözün yerine getirilmesi için de, bu
tasarının bir an önce görüşülmesi gerekir; bu bakımdan da, yerinde bir
tekliftir diye düşünüyoruz. Bir diğer husus da,
Türkiye'de devam edegelen fiilî bir durum var; nedir bu: Şu andaki mevcut
kanuna göre, biliyorsunuz, radyo, televizyon sahipleri devlet ihalelerine
girememektedir yasaya göre; ancak, fiilî durum böyle değildir. Şu anda fiilî duruma
baktığınız zaman, bir çok basın yayın kuruluşunun sahibi, patronu gayet
rahatlıkla devlet ihalelerine girip, ihale almaktadır. Diyeceksiniz ki, bu,
kanuna aykırı bir husus değil mi; Türkiye'de yargı organları yok mu;
Türkiye'nin savcıları yok mu? Ne yapalım; bizim savcılarımıza da buradan bir
sitemde bulunmak lazım herhalde; bir konuşma yaptı diye siyasilerin peşinde
koşanlar, maalesef, bu ihalelere girip çıkanları görmezden geliyorlar. Şimdi, bu fiilî durumun
düzeltilmesi için, hükümetimiz, bir kanun getirmiş. Madem ki, bu basın yayın
sahipleri ihalelere giriyor, savcılarımız ve yargı organlarımız da bunların
peşine düşmüyor, o zaman, bu fiilî durumu düzeltelim, yargı mensuplarının işini
rahatlatalım düşüncesiyle böyle bir
kanunu getirmişler. Dolayısıyla, Türkiye'deki fiilî durumu resmileştirmek
istemişlerdir. Bunda da yadırganacak bir durum görülmemesi gerekir. Bir diğer husus da,
biliyorsunuz, geçtiğimiz günlerde bir af kanunu çıkardık. Birçok insanın
hapishanelerden çıkmasını temin edecek -buna af yasası demeyelim de, erteleme
yasası diyelim- yasayı çıkardık; ancak, özellikle, radyo ve televizyon
sahiplerinin bugüne kadar yapmış oldukları hataları affedecek bir kanun
çıkarmadık. Bugün, bu kanunu çıkardığımız takdirde, eşitliği de sağlamış olacağız.
İnsanların bir kısmını affedip de bir kısmını affetmemek, bu Meclise yakışmaz.
Dolayısıyla, Meclis, kendine yakışanı yapacak, radyo ve televizyon sahiplerini
de affedecek ve böylece, eşitliği sağlamış olacaktır. Bu düşüncelerle, bu
önerinin lehinde söz aldım. Sayın Başkan, teşekkür
ediyor, Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Pamukçu. Lehinde ikinci söz
talebi, Erzurum Milletvekili Sayın Lütfü Esengün'ün. Buyurunuz Sayın Esengün. Sayın Esengün, süreniz 10
dakikadır. LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
muhalefet partisine mensup olmama rağmen, iktidar partileri gruplarının önerisi
lehinde söz almış bulunuyorum; hepinizi hürmetle selamlıyorum. Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bu dönemde İçtüzük değişti, muhalefetin sözü alabildiğine
kısıtlandı. Bugün, muhalefet milletvekilleri, ne ülke problemlerini ne de
yörelerine, seçim bölgelerine ait problemleri, sorunları Meclis huzurunda dile
getirmek fırsatını bulamıyorlar. İkincisi, şu anda, bu Meclis,
Anayasaya aykırı bir İçtüzükle yönetilmekte. Maalesef, ben, bunu kürsüye her
çıktığımda söylüyorum, bundan sonra da söylemeye devam edeceğim. Anayasaya
aykırı bir İçtüzükle yönetilmekten, maalesef, ne Meclis Başkanı ne Meclisin
özellikle iktidar mensubu olan çoğunluğu rahatsız olmuyor, kimse bu işe bir
çare bulmaya çalışmıyor. Biz de, bugün, çaresizlik tahtında iktidar
partilerinin önerilerinin lehinde söz almış bulunuyoruz. Lehinde şu görüşümü ifade
edebilirim: Tabiî ki, Meclis çalışsın. Haftaya gece 11'e kadar çalışılacakmış;
çalışsın. Biz, çalışmaktan yanayız, Meclis çalışmasın diyemeyiz; ama, Meclis,
milletin hayrına çalışsın. Getirilen öneriye göre, bugün, gündemin hangi
sırasına kadar olan tasarılar görüşülecek; 10 uncu sıraya kadar olan tasarılar
görüşülecek. 10 uncu sıraya kadar çok çeşitli tasarılar var; ama, herkesin
bildiği bir gerçek var ki, bugün, gündemin 9 uncu sırasında olan RTÜK Yasası
görüşülecek. RTÜK Yasası görüşülür de, kabul edilirse, bu milletin hangi derdi,
hangi problemi halledilecek? Değerli arkadaşlar, biz,
burada, milletin sorunlarını çözmek için varız, medya patronlarının dertlerini
halletmek için değil. (SP sıralarından alkışlar) Burada, eğer, mesai yapacaksak
geceyarılarına kadar, gelin, işçinin, köylünün, emeklinin, dargelirlinin, fakir
fukaranın, tüyü bitmemiş yetimin haklarını savunmak için, çözmek için yasalar
yapalım. (SP sıralarından alkışlar) ASLAN POLAT (Erzurum) -
Medya emekçilerinin de haklarını arayalım; sadece patronların değil. LÜTFÜ ESENGÜN (Devamla) -
Ama, günlerden beri, özellikle bugün, Meclisin üzerinde bir baskı var,
hissediliyor -artık, yıllardan beri tecrübe sahibi olduk- bugün RTÜK Yasası
çıkacak! RTÜK Yasası çıkacak da ne olacak; ANAP Genel Başkanı ve Başbakan
Yardımcısı Sayın Yılmaz'a sorulursa, efendim, bu haliyle çıksın da, sonra
düzeltiriz. Ha, düzeltinceye kadar ne olacak; bazıları malı götürecek! Değerli arkadaşlarım,
bakınız, bugün, Meclis önemli bir sınavdadır. Özellikle iktidar partisi
milletvekillerine sesleniyorum: Bugün, burada, söz milletin mi olacak, medya
patronlarının mı olacak; onun sınavını veriyoruz. (SP sıralarından alkışlar) Ben, inanıyorum ki,
DSP'de, MHP'de, Anavatan Partisinde -herkes de biliyor- bu RTÜK Yasasını içine
sindiremeyen birçok arkadaşımız var, yanlış olduğuna kanaat getiren birçok
arkadaşımız var. Gelin, milletin
dertleriyle uğraşalım. Nedir şu RTÜK?!. RTÜK'ten kimin şikâyeti var?!. Gidin,
Anadolu'yu gezin; 60 000 000 içerisinde, eğer bir kişi, RTÜK Yasasını
değiştirin diye size talepte bulunursa, ben de size katılacağım, gelin, beraber
değiştirelim diyeceğim. Milletin gündeminde RTÜK yok, milletin gündeminde Af
Yasası yok... Millet aç, millet perişan, millet sefil; işsizlik, çaresizlik
almış yürümüş; Meclis neyle meşgul; Af Yasası!.. Hani Af Yasasının sahipleri?!
Anası belliydi, babası belli değil; şimdi, Bakan da yok ortada, Af Yasası
görüşülecek... Değerli arkadaşlar, şu 21
inci Dönemde, özellikle Adalet Bakanlığı uygulamalarıyla ilgili bir başka
talihsiz dönem görülmemiştir. Şimdi, kanun olmadan, yasa olmadan,
hapishanelerden hükümlüler tahliye ediliyor; bu nasıl iş?!. Anayasa Mahkemesi
bunun yeniden düzenlenmesi için altı ay süre vermişti; fakat, bu, altı ayın son
gününde geldi Yüce Meclise. Bu Sayın Bakan, birinci ay, ikinci ay, üçüncü ay,
dördüncü ay, beşinci ay, altıncı ay nerelerdeydi de, son güne getirdi
sıkıştırdı Af Yasasını?! Şimdi, millet perişan durumda... Efendim, RTÜK'ü bugün
görüşeceğiz... RTÜK'ü görüşmeye dün başlamak üzereydik. Bugün, baktık, Meclis
Başkanlık yönetiminde bir değişiklik var. Sayın Sökmenoğlu niye bugün kürsüde
yok. Halbuki, bugün, sıra onun olmalıydı; Genel Kurulu dün o yönetti, evvelki
gün o yönetti. Sayın Sökmenoğlu, ben böyle bir yasanın yasalaşmasında Meclisi
yönetemem, bunu içime sindiremem diyorsa, bunu saygıyla karşılarız. (SP
sıralarından alkışlar) Tabiî ki, yerine bir başka Meclis Başkanvekili görev
alacak, Meclisimiz çalışacak, muhakkak orada bir Sayın Başkan oturacak,
yönetecek; ama, bu, niye Kamer Genç değil de Sayın Yalova; bunun cevabını da
ben merak ettim doğrusu. Niye muhalefete mensup bir Meclis Başkanvekili değil
de, özellikle Sayın Yalova ve Sayın Yalova'ya -Başkanım mazur görsünler; Sayın
Candan'ın sözünün başında ifade ettiği gibi- gündemdışı sözleri iptal etmekle
de, bugünkü güvenimiz ciddî şekilde sarsılmıştır. Bu, özel bir görevlendirmedir
gibi geliyor bize; bu RTÜK Yasası, ne
olursa olsun, bugün, Meclisten geçirilecektir diye. (SP sıralarından alkışlar) Değerli arkadaşlar,
bakınız, Resmî Gazetenin 5 Nisan tarihli sayısında bölge müdürlüklerinin kapatılmasıyla
ilgili hükümet kararnamesi yayımlandı ve 1 Mayıs gününe kadar kapatılacak bölge
müdürlüklerinin hangileri olacağını, kurumlar, Başbakanlığa bildireceklerdi,
tahmin ediyorum bildirdiler. Şimdi, ayın 31'ine kadar tam 112 tane bölge
müdürlüğü kapatılacak; bu, hepimizi ilgilendiriyor, bütün illeri, bölge
müdürlüklerinin olduğu bütün illeri. Şimdi, hükümetten rica ediyoruz, gelin,
hangi bölge müdürlüğü kapatılacaksa, şu Mecliste bunu müzakere edelim, kapalı
kapılar ardında, afet kararnamesinde yaptığınız gibi, politik, partizanca işlem
yapmayın. Hangi bölge müdürlüğü kapatılacaksa, onu, Meclis bilsin, millet
bilsin. Değerli arkadaşlar, yine,
geçen gün Erzurum'da bir toplantıya katıldık; bu, üniversite öğrencilerinin,
özellikle, fen-edebiyat fakültesi talebelerinin önemli sorunlarının ele
alındığı bir toplantıydı. Bu söylediklerim, toplumdaki herkesin, her kesimin
dertleri, öğrencinin derdi var, öğretmenin derdi var, hâkimin, savcının,
işsizin derdi zaten en büyük dert. Pedagojik formasyonla ilgili, Millî Eğitim
Bakanlığının, YÖK'ün yıllardan beri yaptığı yanlış bir uygulamanın düzeltilmesi
için siyasî parti temsilcilerinin katıldığı, iştirak ettiği bir toplantı
yapıldı. 1998 yılında fen-edebiyat fakültelerine giren öğrencilerin, müktesep
hakları olmasına rağmen, öğretmenlik hakları usulsüz yere, haksız yere,
kanunsuz yere ellerinden alınmış durumda. Bugün, binlerce fen-edebiyat
fakültesi öğrencisi haklarını aramakla meşgul; bunun için toplantılar
yapılıyor, bunun için müracaatlar yapılıyor Millî Eğitim Bakanlığına, YÖK'e,
ama, bu derdin, bu sorunun sahibi yok. Bu çocukların müktesep hakları
ellerinden alınıyor. Fen-edebiyat fakültesi mezunlarından tabiî ki öğretmen
olur. Bizi okutanlar da fen-edebiyat fakültesi mezunları idi, bundan sonra da
fen-edebiyat fakültesi mezunları; muhakkak ki, Millî Eğitimimize en hayırlı
hizmetleri yapacak durumdadırlar; ama, maalesef, bu hak ellerinden alınmıştır.
Ben de, bu konuşmayı fırsat bilerek, kısa da olsa, bu sorunu dile getirdim. Değerli arkadaşlar, son
olarak, bir belediye başkanı, çektiği faksta -hepimize fakslar geliyor; Anadolu
medyasından, gazetelerden, televizyonlardan, belediyelerden- bakınız ne diyor:
"Güncelleşecek olan 4676 sayılı RTÜK Kanununun Meclis gündemine
getirilmesini istemiyoruz. Demokrasi adına, bu yasanın bir kez daha gözden
geçirilmesini temenni ediyoruz." Anadolu'da bir il belediye başkanı... Bir başka vatandaşın,
biraz evvel buraya gelirken çektiği faks: "Sizin, muhalefet partisi
olarak, bu hükümetin haklarımızı yok etmesini engelleyeceğinizden ve kazanılmış
haklarımızı savunacağınızdan halk olarak hiçbir kuşkumuz yoktur. Benim gibi
yüzbinlerce vatandaşın hakları yok edilirken, bıçak kemiğe dayanmıştır. Biz
halkın devlete olan saygısı her zaman vardır; ancak, bu hükümete inancı
kalmamıştır. Bu halkın gücünü hafife alanlar her zaman hüsrana uğrayacaktır.
Yasalar ve kanunlar, insanların haklarını korumak için çıkarılırlar. Halkın
devlete olan sadakati nasıl ise, seçilmiş Meclisin halkına olan sadakatini de
bu halk görmek isteyecektir. Bizler, sizlerden yardım bekliyoruz." Değerli arkadaşlar,
halkımızın feryadına kulak verelim, milletin dertlerine eğilelim; RTÜK Yasasını
değiştirmekle, siz de bir şey kazanmayacaksınız. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sonuçlandırınız. LÜTFÜ ESENGÜN (Devamla) -
Bugün, hatırı için, baskısı için yasa değiştirdiğiniz patronlar, bilin ki,
yarın size karşı da cephe alacaklardır, sizin için de en adi kampanyaları
yürüteceklerdir. Bunlar, yeri geldiğinde, bütün Meclis aleyhinde kampanyalar
yürüttüler. Gelin, bir olalım,
beraber olalım, doğrusu neyse onu yapalım; Anadolu medyasının sesine kulak
verelim, bir avuç patron için milletimizin haklarını heder etmeyelim diyorum ve
hepinize saygılarımı arz ediyorum. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Esengün. Lehinde söz talepleri
yerine gelmiş oldu. Şimdi, aleyhte olmak
üzere, birinci konuşmacı, Diyarbakır Milletvekili Sayın Ömer Vehbi Hatipoğlu;
buyurunuz. (SP sıralarından alkışlar) Süreniz 10 dakikadır. ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU
(Diyarbakır) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; iktidar partilerine mensup
grup başkanvekillerinin getirdiği öneriyle ilgili görüşlerimi arz etmek üzere
huzurunuza gelmiş bulunuyorum. Öncelikle, hemen şunu
ifade etmek istiyorum: Bugün yapılan Danışma Kurulu toplantısında, iktidar
partilerine mensup grup başkanvekillerinin getirdiği öneriyi şöyle baştan sona
okuduğunuzda, bu önerinin içinin boş olduğunu göreceksiniz. Bugünkü gündemin 10
uncu sırasına kadar olan tasarıların görüşülmesi şeklinde bir tarifi var.
Basılı gündemin 10 uncu sırasına kadar olan yasa tasarılarının ne olduğuna bir
baktığınızda, bu yasa tasarılarının aylardır gündemde yer işgal ettiğini, her
seferinde, komisyonun ve hükümetin oturmadığını hep beraber görürüz. 9 uncu
sıraya kadar böyle. 9 uncu sırada ne var; RTÜK Yasası var. İşte, bugün, burada
tartıştığımız, iktidar partilerine mensup grup başkanvekillerinin getirdiği
önerinin temelinde, RTÜK Yasasını ille de bugün çıkarma arzusu vardır; bunun
dışında hiçbir sebep, bu öneriyle ilgili bir açıklama anlamına gelmez. Değerli milletvekilleri,
nedir bu RTÜK Yasası; iktidar partilerinin acelesi ne, sıkıntısı ne; ne diye,
bu yasayı, bu Meclise bu kadar büyük bir sıkıntıyla dayatmaya çalışıyorlar;
öncelikle bunların üzerinde durmak istiyorum. Bakınız, iki günden beri,
bu Meclisin hiç de alışık olmadığı olaylar cereyan ediyor. Dün, sadece RTÜK
Yasasına başlamak için, daha önceden konuşacağı ilan edilmiş olan Sağlık
Bakanımız konuşturulmak istenmedi. Sağlık Bakanı arka odada otururken, Meclisi
idare eden Sayın Başkanvekili, Sağlık Bakanının Cumhurbaşkanını ziyaret edeceği
ve bu nedenle de, bu konuşmayı yapamayacağı şeklinde bir açıklama yaptı; ama,
açıklama bitmeden -farkında değil- Sayın Sağlık Bakanı burayı teşrif etti ve
zorunlu olarak kürsüye geldi, iki üç cümle konuştu. Bununla da bitmedi;
muhalefetin getirdiği usul tartışmasıyla ilgili konuşma yapılırken, bu Meclisin
mehabetine asla sığdıramadığım ve geçmişte çok ciddî olaylara neden olan,
hatta, belki, bir arkadaşımızın vefat etmesine neden olan, ona benzer
müdahaleler yapıldı. Hükümet sıralarından, Meclisi idare eden Başkana müdahale
ediliyor ve "usul tartışması açma" deniliyor. Sayın milletvekilleri, bu
Meclisi idare eden sayın başkanvekilleri, hükümetin memurları değildir. (SP ve
AK Parti sıralarından alkışlar) Millet iradesini temsil ediyorlar, Meclisi
yönetiyorlar. Hükümetin herhangi bir üyesinin, Meclis Başkanına emir verme,
talimat verme veya yönlendirme hakkı da yoktur, yetkisi de yoktur. Ben,
huzurunuzda, bunu protesto ediyorum; bu, yanlıştır. Peki, nedir; yani, ne
olacak; RTÜK Yasası çıkacak, ille de çıkacak... Benden önce konuşan Sayın
Esengün dedi ki: "Hükümete sesleniyorum, hepinize söylüyorum; lütfen,
Anadolu'yu gezin, dolaşın; Anadolu'da bir tek Allah'ın kulunu görür müsünüz ki
'yahu, bu RTÜK Yasasını niye çıkarmıyorsunuz' diye soran; bulamazsınız..." Sayın Esengün yanlış
söyledi. Var Sayın Esengün; bir kişi var, belki iki kişi var; ama, onlar
Anadolu'da oturmuyor, onlar İstanbul dukalığında oturuyor, orada oturup bu
ülkeyi idare etmeye çalışıyorlar! (SP ve AK Parti sıralarından alkışlar) Şimdi, bu RTÜK Yasası
nedir, niçin çıkarılıyor?.. Eğer, muhalefet partilerinin temsilcileri, RTÜK
Yasasıyla ilgili ağır ithamlarda, iddialarda bulunurlarsa, belki, değerli
milletvekilleri buna tepki gösterirler. Ben söylemiyorum... RTÜK Başkanı diyor
ki: "Medya patronları hükümeti tehdit ediyor." Kim söylüyor; RTÜK
Başkanı söylüyor. (SP ve AK Parti sıralarından alkışlar) Şimdi, ben -tabiî,
hükümet de burada- sesleniyorum: Eğer, gerçekten tehdit altındaysanız, lütfen,
çıkın, burada anlatın. MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Tehdit var mı yok mu, cevap verin! Tehdit altında mısınız?.. Yani, tehdit
varsa, söyleyin. ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU
(Devamla) - Bu Meclis, 550 milletvekiliyle, el ele verir, arkanızda durur, sizi
destekler. (SP ve AK Parti sıralarından alkışlar) MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Tehdit varsa, biz de sahip çıkalım size. ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU
(Devamla) - Sizin, medya patronlarından ürkmenize filan gerek yok. İlle
birilerinden korkacaksanız, bu aziz milletten korkun, bu işsizlerden korkun.
Açlık içerisinde inleyen milyonlardan korkmanız lazım; medya patronlarından
değil. (SP ve AK Parti sıralarından alkışlar) Sayın Başkanım, gelelim
bugüne ne olmuştur; bütün gruplara gündem dağıtılmıştır. Bu gündemde, 59 uncu
maddeye istinaden, yetkinizi, hakkınızı kullanmışsınız, üç değerli milletvekili
arkadaşımıza gündemdışı konuşma vermişsiniz. Bu üç milletvekili arkadaşım da
hazırlanmış, gelmiş, burada konuşma yapacak. Hiç alışılmamış bir şekilde -hiçbir
teamülü yok bunun- çıkıyorsunuz, zatıâliniz, daha Meclisi açar açmaz, taraf
olduğunuzu ifade edercesine diyorsunuz ki, "ben, gündemdışı konuşmaları,
yetkime dayanarak, 59 uncu maddenin verdiği yetkiye dayanarak
yaptırmıyorum." Ne olurdu 15 dakika daha konuşsaydı milletvekilleri?..
Yani, siz bu RTÜK Yasasını ille de 15 dakika önce çıkarmak gibi bir mecburiyet
içerisinde misiniz?.. İlle de bugün niçin çıkıyor bu RTÜK Yasası?.. Niçin bu
kadar dayatıyorsunuz?.. Acaba bizim bilmediğimiz şeyler mi var?.. Bu bir. ASLAN POLAT (Erzurum) -
Zamana karşı yarışıyorlar. ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU
(Devamla) - İki; Meclis Başkanvekilimiz, burada, belki de iyiniyetle kendisine
verilmiş bir görevi ifa ediyor; ama, onun, Sayın Meclis Başkanvekilinin
birazcık da talihsiz olduğunu ifade etmek istiyorum. Eğer yanlış
hatırlamıyorsam, şimdiki Meclis Başkanvekilimiz, geçmişte bu hükümetin
içerisinde yer almıştı, hükümetin bir üyesi idi ve kamuoyuna deklare edildiği
şekliyle, Tütün Yasasına karşı çıktığı için bakanlıktan olmuştu; ama, ne oldu,
ne bitti, anlamadım, o Tütün Yasasını da zatıâlinizin Başkanlık yaptığı bir
oturumda kabul ettirdiler. Şimdi de, RTÜK Yasasını, sizin Başkanlık ettiğiniz
bir oturumda geçirmeyi planlıyorlar. Bunu da, talih mi talihsizlik mi olarak
nitelendireceğiz; gerçekten, anlamakta, yorumlamakta zorlanıyorum. Değerli milletvekilleri,
bizim itirazımız neyedir?.. Elbette, diğer arkadaşlarımın ifade buyurduğu gibi
Meclisin fazla çalışmasına bizim bir itirazımız yok, Meclis çalışmalıdır; ama,
Meclis, bir kişinin, bilemediniz iki veya üç kişinin -RTÜK Başkanının ifade
ettiği gibi- tehdidi sonucu getirilen bir yasayı görüşmek için fazla mesai
yapmaz. Meclis, milletin Meclisidir. Eğer işsizlik sorununa çözüm bulacaksanız,
eğer bu fakir fukara vatandaşın mutfağına, sofrasına bir fazla lokma getirecek
bir yasa öneriniz, hazırlığınız, çalışmanız varsa, buyurun getirin, sabahlara
kadar çalışalım, elbette çalışalım. Bekleyen uyum yasalarını getirin,
çalışalım. Fakir fukaranın derdine derman olacak bir şey getirin, çalışalım.
Hayır, medya patronlarının ihale almasını sağlayacak yasa tekliflerini
getireceksiniz!.. Biz buna çalışma demeyiz. Bu, çalışma değildir. Belki -ben
bilemiyorum tabiî, hiç bakanlık da yapmadım- hükümet, kendisini tehdit altında
görüyor olabilir, onu bilemem, o, hükümetin bileceği iş; ama, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin değerli üyeleri, tehdit ve şantaja asla boyun eğmez! Biz,
tehdit altında değiliz! (SP ve AK Parti sıralarından alkışlar) Birileri birilerine,
medya patronları veya onların temsilcileri veya onların hatırı kırılmaz
adamları telefonlar da etmiş olabilir; ama, Allah'a hamt olsun, Saadet Partisi
Grubunun herhangi bir üyesine kimse zaten telefon etme cesareti de gösteremez!
(SP sıralarından alkışlar) Çünkü, bizim ödeyecek böyle bir bedelimiz de yoktur,
böyle bir fatura da ödemeyiz. Eğer siz buna muhatapsanız, gelin, bu aziz millet
sizinle birlikte hareket eder, bu tehditlere karşı da tavır koymayı becerir. Değerli milletvekilleri,
bu yasa bu haliyle burada görüşülemez. Biraz sonra, eminim ki, Sayın Başkan bir
usul tartışması da açacaktır. Bu yasa bu şekliyle görüşülemez. Bu yasanın bu
şekliyle görüşülmesi Anayasaya aykırıdır, İçtüzüğe aykırıdır. Bu yasa bu
şekliyle görüşüldüğü takdirde, Cumhurbaşkanı tarafından yeniden geri
gönderilir. Bunu hepimiz biliyoruz, ayan beyan bunlar da müzakere ediliyor.
Peki, bütün bunlara rağmen, niye ille de görüşülsün?! Niye ille de
görüşülecek?! Herhalde, hiç olmazsa, Anayasa Mahkemesine gidecek olursa, onun
vereceği karar aşamasında, iki aylık, üç aylık o boşluk döneminde, bir medya
patronunun, Türkiye'deki bütün yerel basını satın almasına zemin hazırlamak
maksadıyla buraya getirilip, bu dayatılıyor. Buna da sizin fırsat
vermeyeceğinize kesinlikle inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle,
Saadet Partisi Grubunun, getirilen bu öneriye destek vermeyeceğini ifade
ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Hatipoğlu. Bir doğru bilgiyi
aktarmam lazım: Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemi, siz sayın
milletvekillerine takdim edildi. Meclis Başkanlığı gündemdışı konuşmalarla
ilgili herhangi bir tebligatta bulunmadı. Biraz önce de söyledim, İçtüzüğün 59
uncu maddesine göre Başkanın takdirindedir. Sizin bahsettiğiniz belge... MUSTAFA GEÇER (Hatay) -
Başkan önce takdir eder de sonra kaldıramaz; kaldırma yetkiniz yok! BAŞKAN - Bir saniye...
Bir saniye... Ben vermediğimi baştan
söylüyorum. (SP sıralarından gürültüler) ASLAN POLAT (Erzurum) -
Hangi başkan olursa olsun, kaldırma yetkiniz yok! BAŞKAN - Dinler misiniz
bir saniye... O bahsettiğiniz,
grupların kendi çalışmalarıdır, grupların kendi bilgilendirmeleridir, Meclis
Başkanlığının değildir. İstirham ederim... AHMET SÜNNETÇİOĞLU
(Bursa) - Sayın Sökmenoğlu vermiş, siz yoktunuz ki! BAŞKAN - Aleyhinde olmak
üzere, ikinci konuşmacı, Manisa Milletvekili Bülent Arınç... Buyurunuz Sayın Arınç.
(AK Parti sıralarından alkışlar) ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) -
Sayın Başkan... BAŞKAN - Sayın Gönül,
Sayın Hatibi kürsüye davet ettim; bitirsin, size söz vereceğim. ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) -
Sayın Başkan, izin verir misiniz... 2 lehte, 2 aleyhte
konuşmacı... BAŞKAN - Arkadaşımızın
süresini başlattım. ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) -
Ben aleyhte yazılı olarak söz istedim, Danışma Kurulu toplantısının hemen
akabinde... BAŞKAN - Efendim, geliş
sırasını demin burada arz ettim; eğer, geliş sırasına göre, farklı bir muamele
yapabilsek... Hangi tarihte gelmişse, o şekilde geldi, onun için... ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) -.
Hayır, ben Danışma Kurulu toplantısı sırasında verdim; orada, bu konuda benim söz
talebim yok mu?! BAŞKAN - Efendim,
hepsinin saatleri yazılı, saatlerini de okudum. ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) -
Ben, orada, Danışma Kurulu toplantısı anında verdim. BAŞKAN - Sayın Arınç,
süreyi tekrar başlatacağım; merak etmeyin. ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) -
Ben aleyhte söz istedim; ama şu anda burada bir yanlışlık yapılıyor ve benim
buradaki konuşma hakkım engellenmiş oluyor. MEHMET ÖZYOL (Adıyaman) -
Sayın Başkan, hatibe saygısızlık bu. BAŞKAN - Süreyi yeniden
başlatacağım. MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Sayın Başkan, hatip konuştuktan sonra sorunu çözelim. Usulle
ilgili sorunları daha sonra halledelim, hatip kürsüdeyken değil. BAŞKAN - Sayın Gönül,
hatibi ayakta bekletiyoruz. ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) -
Hatipoğlu burada Sayın Başkan. Buyurun Sayın Arınç,
süreniz 10 dakika. BÜLENT ARINÇ (Manisa) -
Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sözlerimin başında, bugün
toprağa verdiğimiz değerli arkadaşımız İsmail Aydınlı'ya tekrar Allah'tan
rahmet diliyorum. Başta, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Sayın Ecevit olmak
üzere, Demokratik Sol Parti Grubuna, değerli üyelerine, ailesine, yakınlarına
ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Değerli arkadaşlarım,
hükümet ortağı partiler bir grup önerisi getirdiler. Özü bir cümledir. Bugün,
ne pahasına olursa olsun, RTÜK'le ilgili tasarı bitinceye kadar çalışma süresi
uzatılmaktadır. Bunun aleyhinde söz aldım. Aleyhinde söz almamın kişisel veya
doğrudan partimle ilgili bir yanı yok. Siyaset kurumunu düşünüyorum,
Parlamentonun itibarını düşünüyorum, siyasî partilerin ve değerli
milletvekillerimizin kamuoyundaki itibarlarını düşünüyorum ve böyle bir öneriye
karşı çıkma gereğini hissediyorum. Değerli arkadaşlarım,
Şartla Salıverilme Kanununun tekrar incelenmek üzere, görüşülmek üzere Meclise geri
gönderilmesi üzerine, kanun, tali komisyon olarak Anayasa, asıl komisyon olarak
Adalet Komisyonunda görüşüldü. Anayasa Komisyonundaki görüşmelere katıldım ve
Sayın Komisyon Başkanı, gerçekten, güzel bir özeleştiri yaptı, hepimizin
hislerine tercüman oldu ve Parlamento olarak üzerimize düşeni yapmamız
gerektiğini, kanunlar konusunda, kaliteli ve verimli kanun çıkarmak gerektiğini
ifade etti. Bunu hepimiz paylaşıyoruz; çünkü; bakınız, bu Parlamentoda, hükümet
ortağı partilerin değerli yetkilileri, zaman zaman panellerde, zaman zaman
televizyon ekranlarında konuştukları zaman bir şeyden çok iftihar ediyorlar:
"Biz, bu Parlamentoda en çok kanun çıkaran bir dönemiz." Hatta sayı
veriyorlar; 300, 350, 367 sayısı var. Değerli arkadaşlarım,
eğer, bu Meclis, zaman zaman ifade ettiğim gibi, cıvata üreten bir fabrika
olsaydı, birkaç vardiyayla üretimini artırabilirdi ve bu üretimden o şirketin
yöneticisi olarak iftihar edebilirdiniz; ama, burası Parlamentodur; hem yasama
hem de denetleme görevi var. Biz, sayısı çok olan kanunlar çıkarmakla iftihar
edelim bir taraftan; ama, allahaşkına söyleyiniz, bunlar ne kadar kalitelidir
ve ne kadar toplumun sorunlarına çözüm bulan kanunlardır?.. Üç yıldan bu yana
bu Parlamentoda olan -21 inci Dönem için söylüyorum- hepiniz de biliyorsunuz
ki, uluslararası sözleşmelerle müteferrik bazı şeyleri dışarda tutarsanız,
hükümet tarafından gönderilen kanun tasarıları bu Mecliste kanunlaşmıştır; ama,
bunların çok büyük bir kısmı Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir (50
civarında) 10 civarında geri gönderme vardır, diğerlerinde de zaman zaman
değişiklikler yapılması ihtiyacı doğmaktadır. Dolayısıyla, "çıkardım"
demekle iftihar ettiğiniz bu kanunların akıbetlerini de ortaya koyalım.
Dolayısıyla, oraya baktığımız zaman görüyoruz ki, fevkalade yanlış işler
yapılıyor ve Parlamento, maalesef, bu yanlışlıklara alet ediliyor. Değerli arkadaşlarım,
birimizin itibarının çok yükselmesi, diğerinin çok düşmesi meselesi değil;
hepimiz bu Parlamentonun bir üyesiyiz, halkın önündeyiz; bu tutanaklar yarın
karşımıza çıkacaktır ve bu tutanaklar karşımıza çıktığında da, mazisinde
karanlık olanlar tek tek ortaya çıkmış olacaktır. Eğer, biz, bu Parlamentoda
kendi irademizle, yani temsil ettiğimiz milletin iradesiyle bir yasama
yapamıyorsak -böyle bir iddia var; buna da ben katılıyorum- o zaman, sayısı da
çok önemli değil; ne getirip ne götürdüğünün, halka ne kadar faydası olup
olmadığının da tartışılması gerekir. Şimdi, şartla salıverilme
mi, yoksa, kendine özgü bir af niteliğinde mi?.. Saatlerce tartıştık; sonunda,
2 oy farkıyla, bunun şartla salıverilme olduğuna karar verdik; ama, üç yıldan
beri -bu Meclisin tutanaklarını açın bakın- af konusu ortaya çıktığından bu
yana, hükümetin yaptığı yanlışlıkları yan yana getirseniz, buradan, herhalde,
dünyanın öbür ucuna varabilecektir. Bazı şahısların
isimlerini ortaya atmak suretiyle, konjonktüre uymak suretiyle, kişilere
duyduğumuz sevgi veya nefretleri ortaya koymak suretiyle, adaletten ve
eşitlikten ayrıldığımız için, çıkardığımız ne kanun varsa ve ismi ne olursa
olsun, sonunda, ya Anayasa Mahkemesinden döndü ya Cumhurbaşkanının geri
göndermesine maruz kaldı. Dolayısıyla, bugün, adını ne koyarsak koyalım, 330 mu
lazım, yoksa 139 da yeterli mi gibi tartışmalar yapacağımıza, üç sene
içerisinde neyi tartıştık ve sonunda hangi sonuca vardık, mümkünse, buna
bakalım. Değerli arkadaşlarım,
şimdi, böyle kanunlar çıktıktan sonra, mesela, şartla salıverilmede, bunu
sahiplenen bir hükümetin içine düştüğü hazin tabloya bakalım: Sayın Başbakan,
o, her zamanki haliyle ve çoğu kanunlarda da yaptığı gibi, hemen geliyor,
mikrofonların önünde "benim de zaten içime sinmedi" diyor. Değerli
arkadaşlarım, bir Başbakan Yardımcısı "Allah Allah, ne kadar trajikomik
bir skandal" diyor; bir başkası -yine de en doğruyu söyleyen o- "madem
içinize sinmedi de, niye önümüze getirdiniz, Meclisten geçirdiniz" diyor.
Bir başkası "bu bakanın istifa etmesi gerekir" diyor, hükümet ortağı
partilerden bir tanesi ve Anayasa Komisyonunun Başkanı da, çok haklı olarak,
bazı konularda eleştiri getiriyor. Değerli arkadaşlarım
"bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür" diye her kanunun
sonuna eklediğiniz bir maddeyi "benim içime sinmiyor" diyen bir
Başbakan nasıl yürütecek allahaşkına?! (AK Parti sıralarından alkışlar) Ve
sonunda, siz sinmedi-sindi, sinmedi-sindi kavgası yaparken, karar veriyorsunuz;
ne yapalım, boynumuz bükük; biz, yine, bunu, 330'u bulamayız, işte, ne kadar
bulursak onunla çıkaralım; nereden dönerse de dönsün; zaten cezaevleri boşaldı;
de facto bir durum var, Parlamento bir kenarda, cezaevleri boşalıyor; eh, üç ay
sonra da artık, bu konuyu konuşan kalmaz diyorsunuz. Parlamentonun itibarı,
çıkardığımız kanunların kalitesi ve verimi, görüyorsunuz ki, bu haldedir. Türkiye, de facto
yönetiliyor. Anayasa Mahkemesi iptal etmiş, altı ay boşa geçmiş, ondan sonra
Cumhurbaşkanı veto ediyor, zaman kalmadı; savcılar, hâkimler başladılar; önce
bir, Bandırması, Balıkesiri, bir başka yeri, öbür taraftan da şimdi, 2 000'e
yaklaşan hükümlü cezaevlerinden çıkıyor... Değerli arkadaşlarım,
bunu şunun için söylüyorum: Bu yanlışlardan, keşke bazı eleştirileri dikkate
almak suretiyle yararlanabilsek de, bundan sonra önümüze gelenlerde "onda
yanlış yaptık; hiç olmazsa bunda doğruyu yapalım" diyebilsek; ama, şimdi
konuşan arkadaşlarımız -benden önce en az üç arkadaşım konuştu- çok ağır
eleştiriler yapıyorlar; çok haklıdırlar; ama, keşke bu kadar ağır eleştiri
olmasaydı. Onlarda kabahat değil; bunu hak eden hükümet için söylüyorum. Ben de oturduğum yerden
hükümet sıralarına bakıyorum; bazı bakanlar tebessüm ediyorlar, gülümsüyorlar,
hiç oralı değiller maşallah! Yahu, şu kadar taşı
birisi yese ölür arkadaş! Bu kadar ağır
eleştirinin karşısında bir bakan nasıl tebessüm edebilir?! (AK Parti
sıralarından alkışlar) Bazıları da, başları ve yüzleri önde "ne yapalım,
elimiz ve dilimiz mahkûm" havası içindeler. Değerli milletvekilleri,
arkadaşlarım; hepimiz bu siyasete iz bırakmak zorundayız. Yarın, bu sözlerimiz
bize tanıklık edecek, bu yaptıklarımız bize tanıklık edecek. Bu hükümet
sıralarına bütün arkadaşlarım oturabilir, böyle bir ihtimal var ve bu hükümet
sıralarındakilerin hepsi bu tarafa geçebilir, böyle bir ihtimal de var; ama,
biz, oyun oynamıyoruz, tiyatroculuk yapmıyoruz; biz, Parlamentoda 65 000 000
insanın gözü önünde bir yasama faaliyeti yapıyoruz. Aynen, şartla
salıverilmede olduğu gibi, RTÜK'te de, kamuoyundan büyük tepkiler var. Bir tek
Allah'ın kulu şunu savunamadı; şu getirilen tasarıyı, göğsünü gere gere savunan
bir insan çıkmadı. Bir iki kişi var ki, bu işi takip ediyor; ama, onlar perde
arkasında; onlar, başkaları vasıtasıyla bunu önümüze getirip ikide bir
çıkarmaya çalışıyorlar. Kamuoyunda yerel televizyonlardan şikâyet var,
"Avrupa Birliği standartlarına uymuyor" diye eleştiriler var, bir
taraftan, medyanın çalışanlarından şikâyetler var, baskıcı olmaktan var,
kapatılmaktan şikâyet eden var; bir tek kişi de çıkıp, bunun da şu faydaları
var diyemiyoruz; ama, biz, Türkiye'nin gayri safî millî hâsılasını artırmaya
çalışacağımız yerde, esnafın, çiftçinin sorunlarını halledeceğimiz yerde -ki, çiftçinin
en zor günleri de başlamıştır- millî geliri artıracağımız yerde, toplumsal
barışı kurmaya çalışacağımız yerde, bugün, RTÜK'ü çıkarmaya çalışıyoruz. Onun
için, bazı arkadaşlarımız derse ki, bu hükümet, medya patronlarına ve sermayeye
diyet borcunu ödüyor; size baktığım zaman, hayır diyemiyorsunuz. Eğer, RTÜK'ün
içinde çalışanlardan tepkiler geliyor da, biraz evvel bir arkadaşımın ifade
ettiği gibi bir ağır eleştiri ortaya çıkıyorsa, buna, göğsünüzü gere gere cevap
veremiyorsunuz. Verilen iki cevap var. Sayın Yılmaz demiş ki "evet, biz
bunu çıkaralım da, sonra da değiştirmek için ayrıca bir tasarı
hazırlayacağız." Yine, Sayın Karakoyunlu'nun bir beyanı gazetelerde çıktı:
"Bunu hele bir çıkaralım; ben, size, özgürlükçü bir RTÜK Yasası hazırlayacağım,
arkasından onu getireceğim." (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BÜLENT ARINÇ (Devamla) -
2 dakika daha istirham edebilir miyim Sayın Başkan. BAŞKAN - Lütfen
sonuçlandırınız Sayın Arınç. BÜLENT ARINÇ (Devamla) -
Değerli arkadaşlarım, değişecekse, bugün bunda niye ısrar ediyorsunuz? Bu, çok
faydalı, çok yararlıysa, elbette, o zaman bunda ısrar etmeniz lazım. Peki, biz
burada oyun mu oynuyoruz?! Şimdi bunu çıkaralım, arkadan değişiklik gelecek,
hiç merak etmeyin... Ya gelmezse!.. Alan da kaçan mı?.. Anadolu böyle soruyor.
Ya gelir de, bunu aratacak hale gelirse!.. Biz, burada Bankalar Kanununu
çıkardık; beş defa da değiştirdik. Değerli arkadaşlarım, bu
hükümetin içerisinde RTÜK'le ilgili çalışmaları yapabilecek noktada kabiliyet
ve meziyet sahibi insanlar yoksa, bir yerlerden gelen bu tasarı, bir sene,
sadece kollanmak suretiyle bir uygun zamanda çıkarılmaya çalışılmışsa,
geçtiğimiz haziranda, bugün mayıstayız, yine RTÜK'le karşı karşıyayız.
Türkiye'nin meselelerini, elbirliğiyle, beraberce, uzlaşmayla ve paylaşmayla
çözmeye mecburuz. Yoksa, elbette, bugün çıkarılmaya çalışılan ve bugün
hepimizin karşı çıktığımız ve muhalefet görevi olarak da, iktidar olarak da
üzerinde çalışma yapmamız gereken bir tasarının, herhalde, hiç kimsenin içine
sinmediğini düşünüyorum. Milletvekili
arkadaşlarımızla, dışarıda, odalarında, kulislerde konuşuyoruz; "aynı
fikirdeyiz" diyorlar. Bakanlar Kurulu üyeleriyle konuşuyoruz;
"vallahi bir çıkaralım da keşke Anayasa Mahkemesinden dönse de biz de
kurtulsak" diyorlar. Arkadaşlar, kiminle ne
konuştuğumuzu söyleyecek, isim verecek değilim; ama, bütün samimiyetimle
söylüyorum ki, herkesin rahatsız olduğu bir tasarıyı, bugün, Türkiye'nin en
öncelikli meselelerini terk ederek Parlamentonun önüne getirmek cüretinde
bulunanlara, Parlamentonun ders vermesinin zamanıdır! (AK Parti ve SP
sıralarından alkışlar) Değerli arkadaşlarım, bu
öneriyi, talihsiz bir öneri olarak görüyorum ve reddedeceğiniz inancındayım. Hepinize saygılar
sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Arınç. Sayın Ali Rıza Gönül,
gelen evrakları saatiyle söyledim. Kürsüden söz veremem; ama, yerinizden kısa
bir açıklama yaparsanız... Çünkü, evrakı siz vermişsiniz, o arkadaşımı şimdi
buldurttum... ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) -
Sayın Başkanım, ben verdim; ama, görevli arkadaşlar kaybetmiş olmalarını,
şimdi, benim dilekçe vermememle kapatmaya çalışıyorlar. BAŞKAN - Buradaki
arkadaşlarımızdan hiçbirisi aldığını söylemedi. ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) -
Danışma Kurulu Salonunda verdim ben. BAŞKAN - Sizin
verdiğinizi söylediğiniz kişi de bir başka Meclis bürokratı. ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) -
İzin verin de kürsüden konuşayım. BAŞKAN - Yerinizden kısa
bir açıklama yapmak isterseniz, söz vereceğim; çünkü, müracaat etmişsiniz. Buyurunuz. ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) -
Kürsüden... BAŞKAN - Hayır efendim;
mikrofonunuzu açtık, lütfen oradan, oturduğunuz yerden Sayın Gönül. AHMET İYİMAYA (Amasya) -
2 dakika Sayın Başkan... ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) -
İzin verin de kürsüden konuşayım. BAŞKAN - Sayın Gönül, usule
uyuyorum, İçtüzüğe uyuyorum. Bakın, bir haksızlık olmuş düşüncesiyle, ben,
kendim teklif ettim. Lütfen... TURHAN GÜVEN (İçel) -
Usulde yerinden söz de yok; yani, bir hakkın suiistimalini kanun himaye eder
mi?! Yani, bir milletvekilinin saat 12.00'de verdiği şeyi, eğer görevliler
kaybetmişse... BAŞKAN - Sayın Güven,
burada, hiçbir bürokrat arkadaşıma verildiğine dair bir belge yok. AHMET İYİMAYA (Amasya) -
Beyan yeterli. TURHAN GÜVEN (İçel) -
İmzayla mı vereceğiz bundan sonra?! BAŞKAN - Ben, başka bir
bürokrata verdiğine ilişkin beyanı olduğu için söylüyorum... AHMET İYİMAYA (Amasya) -
Beyan yeter Sayın Başkan. TURHAN GÜVEN (İçel) -
İçtüzüğe onu da koyun o zaman, imzayla verelim o zaman konuşma isteğimizi!..
Olur mu böyle şey!.. BAŞKAN - O, başka bir
konu... TURHAN GÜVEN (İçel) - O
zaman, görev yapmayan görevlileri atın efendim! BAŞKAN - Buyurunuz Sayın
Gönül. ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten, şu anda, şu sözleri sarf
etmekten fevkalade üzgünüm. Danışma Kurulunda, Danışma Kurulu toplantısı
sonrası aleyhte söz istedim; ama, o dilekçemin şu anda bulunmadığı bana ifade
ediliyor Sayın Başkanım. Özellikle sizden rica ediyorum, o verilen dilekçenin
mutlaka bulunması lazım. LATİF ÖZTEK (Elazığ) -
Doğru söylüyor... ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) -
Değerli milletvekilleri, üzülerek ifade edeyim ki, bugün, yine, aynı sözleri
tekrar etmek zorunda kalıyoruz. İktidar partileri grupları bir acelecilik
içerisinde, bir telaş içerisinde. Dünden bu yana, bir bakan arkadaşımız gündemdışı
söz istiyor, sonra vazgeçiyor; bugün ise, gündemdışı söz isteyen üç
milletvekili arkadaşımız ya taleplerinden vazgeçiyor veya vazgeçiriliyor. Öyle
bir acelecilik içerisinde RTÜK Yasası gündeme getirilmek isteniyor ki, bir
acelecilik, bir telaş içerisinde, bir an evvel görüşülüp yasalaşması isteniyor.
Hatta bugün, çoktan beri bir arada görmediğimiz değerli bakanlar, sayın
bakanlar da Bakanlar Kurulu sıralarında bulunuyorlar. Yani, iktidar
partilerinin milletvekilleri, hükümet, tam bir acelecilik içerisinde RTÜK
Yasasını yasalaştırmanın ve görüşmenin telaşı içindeler. Buna siz önem
verebilirsiniz; ama, asıl önem vermesi gereken, millet olmalıdır. Acaba, millet
nezdinde RTÜK Yasası yer bulmuş mudur, değer bulmuş mudur, istenmekte midir,
istenmemekte midir? Bu yasanın radyo ve televizyonlarımız için getireceği
mahzurlardan, yerel radyo ve televizyonlar ve basın için getireceği
tehlikelerden, sakıncalardan, acaba, iktidar partilerine mensup değerli
milletvekili arkadaşlarımızın haberleri var mı? Yarın, bu RTÜK Yasasıyla üst
kurulun nasıl oluşacağı, yetkilerinin nasıl tırpanlanacağı, denetiminin
Sayıştaya bağlanmak suretiyle hükümetin güdümüne alınacağı ve devlet
ihalelerinden borsa oyununa kadar radyo ve televizyon sahiplerine imkân
tanınacağı, acaba, değerli milletvekili arkadaşlarımız tarafından bilinmekte
midir? Şu yasa, buraya, üçüncü
defa geliyor, dördüncü defa geliyor. Milletin kürsüsü ve Genel Kurulu gereksiz
yere meşgul edilmektedir. BAŞKAN - Sayın Gönül size
teşekkür edebilir miyim... ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) -
Bugün bile, getirmiş olduğunuz yasa, Anayasaya aykırıdır. Görüşülecek olan bu
yasanın Anayasa Komisyonu hukukî değildir. Yarın, Cumhurbaşkanının veto etmesi,
Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi mutlaka gerekir ve ihtimal dahilindedir. BAŞKAN - Sayın Gönül, çok
teşekkür ediyorum. ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) -
Biz, Doğru Yol Partisi olarak, bu RTÜK Yasasının karşısındayız... BAŞKAN - Çok teşekkürler
Sayın Gönül. ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) -
Bir dakika, Sayın Başkan... BAŞKAN - Efendim, 4
dakika süre verdim. İstirham ediyorum... ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) -
Bu RTÜK Yasasının karşısındayız ve ister ulusal televizyonlara ister yerel
basına ve gazetelere ve radyolara, tam bir tahakküm... BAŞKAN - Çok teşekkür
ediyorum Sayın Gönül... ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) -
...anlayışı içerisinde, hükümete, icra organına bağlı bir yasanın
çıkarıldığının altını özellikle çiziyorum. Biz, Doğru Yol Partisi olarak,
Avrupa Birliği standartlarında bir RTÜK Yasası istiyoruz... BAŞKAN - Sayın Gönül,
lütfen... ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) -
Biz, halkın meselelerine eğilmeyi esas ve amaç edinmiş bir RTÜK Yasası
istiyoruz. BAŞKAN - Sayın Gönül, çok
teşekkür ediyorum. ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) -
Bu nedenle, bunun karşısında olduğumuzu saygıyla arz ediyorum. III. – YOKLAMA BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri; iktidar partilerinin önerisinin oylanmasından önce, bir
yoklama isteği gelmiştir. KAMER GENÇ (Tunceli) -
Sayın Başkan, önce öneriyi okutun, oylamaya geçince yoklamayı başlatın... BAŞKAN - Şimdi, yoklama
isteğinde bulanan milletvekillerinin Genel Kurul Salonunda bulunup
bulunmadıklarını tespit edeceğim. KAMER GENÇ (Tunceli) -
Efendim, önce öneriyi okutun... BAŞKAN -Hüseyin Çelik?..
Burada. Abdullah Gül?.. Burada. Bülent Arınç?.. Burada. Mehmet Ali Şahin?..
Burada. Necati Çetinkaya?..
Burada. İsmail Alptekin?..
Burada. Ahmet Nurettin Aydın?..
Burada. Mehmet Özyol?.. Burada. Tevhit Karakaya?..
Burada. Sadık Yakut?.. RAMAZAN TOPRAK (Aksaray)-
Takabbül ediyorum. BAŞKAN - Eyüp Fatsa?..
Burada. Musa Uzunkaya?.. Burada. Akif Gülle?.. Burada. Faruk Çelik?.. Burada. Eyyüp Sanay?.. Burada. Mahfuz Güler?.. Burada. Osman Aslan?.. Burada. Zülfükar İzol?.. Burada. Veli Seyda?.. Burada. Dengir Fırat?.. Burada. Kemal Albayrak?.. Burada. Elektronik cihazla
yoklama yapacağız. Yoklama için 5 dakika
süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin,
oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre
içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır
bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen
üyelerin ise yoklama pusulalarını teknik personel aracılığıyla 5 dakikalık süre
içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum. Yoklama işlemini
başlatıyorum. (Elektronik cihazla
yoklama yapıldı) BAŞKAN - Sayın milletvekilleri,
toplantı yetersayısı vardır. V. –
ÖNERİLER (Devam) B) SİYASİ
PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam) 1.– Genel
Kurulun çalışma gün ve saatleriyle gündemdeki sıralamanın yeniden
düzenlenmesine ilişkin DSP, MHP ve ANAP Gruplarının müşterek önerisi BAŞKAN - Şimdi, öneriyi tekrar okutup
oylarınıza sunacağım: Öneri: Genel Kurulun 2 Mayıs
2002 Perşembe günkü birleşiminde, gündemin 10 uncu sırasına kadar olan kanun
tasarı ve tekliflerinin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin
uzatılması; 8 Mayıs 2002 Çarşamba ve 9 Mayıs 2002 Perşembe günleri Genel
Kurulun 15.00-23.00 saatleri arasında çalışması ve 8 Mayıs 2002 Çarşamba günü
sözlü soruların görüşülmemesi önerilmiştir. BAŞKAN - Öneriyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. Gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına
geçiyoruz. Önce, yarım kalan
işlerden başlıyoruz. VI. – KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER 1.– İzmir Milletvekili Rifat Serdaroğlu'nun; İstanbul
Milletvekili Bülent Akarcalı'nın; Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya'nın; Ankara
Milletvekili Yıldırım Akbulut'un; Şırnak Milletvekili Mehmet Salih Yıldırım'ın;
Gaziantep Milletvekili Ali Ilıksoy, Konya Milletvekili Ömer İzgi ve Ankara
Milletvekili Nejat Arseven'in; İstanbul Milletvekili Ziya Aktaş ve 42
Arkadaşının; Zonguldak Milletvekili
Hasan Gemici'nin ve İzmir Milletvekili Işılay Saygın'ın; Türkiye Büyük Millet
Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa
Komisyonu Raporu (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449)
(S. Sayısı : 527) BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Tekliflerinin
görüşülmeyen maddeleriyle ilgili komisyon raporu Başkanlığa verilmediğinden,
teklifin müzakeresini erteliyoruz. Ceza İnfaz Kurumları ve
Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Kanunu Tasarısının müzakeresine
kaldığımız yerden devam edeceğiz. 2.– Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim
Merkezleri Kanunu Tasarısı ve Adalet ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/744) (S. Sayısı: 786) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.
Ertelenmiştir. Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının müzakeresine kaldığımız yerden
devam edeceğiz. 3.– Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu
(1/777) (S. Sayısı: 557) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Ertelenmiştir. Kamu Kurum ve
Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız. 4.– Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilâtı Hakkında
189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/53) (S.
Sayısı : 433) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Ertelenmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu
Teşkilâtının Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında 618 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili
tasarının müzakeresine başlayacağız. 5.– Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kurulması ile Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 618 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararname; Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kuruluş ve
Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı; Kayseri Milletvekili Hasan Basri Üstünbaş ve
Üç Arkadaşının Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kurulması ile Bazı Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/755, 1/689, 2/699) (S. Sayısı : 666) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Ertelenmiştir. Türkiye İş Kurumunun
Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında 617 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine
başlayacağız. 6.– Türkiye İş Kurumunun Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 617 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname; Türkiye İş Kurumu Kanunu Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal
İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/754, 1/692) (S. Sayısı : 675) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Ertelenmiştir. Esnaf ve Sanatkârlar ve
Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi Adına
ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 619 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız. 7.– Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal
Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal
Sigortalar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılması Hakkında 619 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Aynı Mahiyetteki
Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/756, 1/691) (S.
Sayısı : 676) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Ertelenmiştir. Sosyal Sigortalar Kurumu
Başkanlığının Kurulması ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında 616 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının
müzakeresine başlayacağız. 8.– Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının Kurulması ve Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 616 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ile Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu Tasarısı ve Sağlık,
Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/753,
1/690) (S. Sayısı : 685) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Ertelenmiştir. Radyo ve Televizyonların
Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile
Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676
Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha
Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporunun
müzakeresine başlıyoruz. 9.– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında
Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın
89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri
Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (1) BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde. Komisyon raporu 850 sıra
sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkan sekizinci sırada görülen ve "by-pass" diye anılan kanunu
hükümet by-pass mı ediyor? Kendi getirdikleri kanunu by pass mı ediyorlar?! VII. – USUL
HAKKINDA GÖRÜŞMELER 1.–
Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderilen RTÜK Kanununun
Anayasa Komisyonunda görüşülmeyen maddeleri üzerinde Genel Kurulda müzakere
açılıp açılmayacağı hakkında usul görüşmeleri BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, dünkü
birleşimde, kanunun tümünün görüşülmesine başlamadan önce, kanunun Anayasa
Komisyonunda görüşülmeyen maddeleri üzerinde Genel Kurulda görüşme açılıp
açılmayacağı hususunda tereddütlerin ortaya çıkması nedeniyle, bu konuda usul
tartışması açılacağı ve alınacak karara göre işlem yapılacağı belirtilmişti. Bu
nedenle, belirtilen konuda, lehte ve aleyhte ikişer üyeye söz vereceğim. Esasen
-bundan önce tartışmıştık- yasa koyucunun iradesi, önce, lehte söz isteyenlerin
konuşması şeklindeydi; ama, dünkü Başkanlık tutumunda, ilk olarak, aleyhte söz
talebinde Amasya Milletvekili Sayın Ahmet İyimaya belirtildiği için,
Başkanlığın tutumuna riayet ediyorum. Aleyhte olmak üzere,
Amasya Milletvekili Sayın Ahmet İyimaya; buyurun. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Sayın Başkan, yalnız, raporu okutmadınız İçtüzük gereği; ama, Sayın
Cumhurbaşkanının iade gerekçesi okunması lazım. BAŞKAN - Bastırılıp dağıtıldı. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Bastırılıp dağıtılması yetmiyor Sayın Başkan. Bu, rapor değil, iade gerekçesi. BAŞKAN - İade gerekçesi
geldiğinde okundu; bürokrat arkadaşlarımız okunduğunu söylüyorlar. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Sayın Başkan, kanunun görüşülmesi daha yeni başlıyor; ne zaman okundu?! BAŞKAN - Salı günü, iade
edilip geldiğinde okunduğunu, bakın, okuyan Sayın Kâtip Üye arkadaşım da
söylüyor Sayın Başkanvekili. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Sayın Başkan, tasarı yeni görüşülmeye başlanıyor. Başkanlığın sunuşu olarak
okunmuş olsa bile tasarının görüşülmesiyle alakalı olarak burada okunması
lazım. BAŞKAN - Geldiği gün
okunmasa niye okutmayalım?! SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Hayır efendim... Okunmadı demiyorum Sayın Başkan. MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Tutanaklara bakın. BAŞKAN - Arkadaşlarımız
okunduğunu söylediler. Okuyan arkadaşımız da kendisi söyledi. Tutanaklara da
bir baktırayım. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Sayın Başkan, bakın, biraz önce söyledim, sunuş olarak okunmuş olabilir,
Başkanlığın sunuşu olarak okunmuştur; fakat, bir tasarı görüşüyoruz. Bu
tasarıda, bu sunuşlardan ayrı olarak bu iade gerekçesinin okunması lazım. BAŞKAN - Sayın Kapusuz,
19.6.2001 tarihli 120 nci Birleşimde okunduğuna dair tutanaklar elimizde. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Başkanlığın sunuşları olarak, sunuş olarak... BAŞKAN - Kusura bakmayın;
buyurunuz Sayın İyimaya. AHMET İYİMAYA (Amasya) -
Değerli Başkan, Yüce Meclisin saygıdeğer üyeleri; sözlerimin başında hepinizi
saygıyla selamlıyorum. Büyük Meclis, bugün, ilan
edilmemiş bir sınavla karşı karşıyadır. (AK Parti sıralarından
"Bravo" sesleri, alkışlar) Büyük Meclis, bugün, ya Anayasanın ve
milletin sesine veya uydurulmuş yöntemlerin ve hiçbir zaman uygulanmaması
gereken usullerin oyununa gelecektir. Öne almak istediğimiz, müzakere etmek
istediğimiz yasanın özüyle ilgili, millete ait kürsüden dört defa konuştum.
Siyaset yapmayacağım, siyasî yönünü tartışmayacağım; ama, bugün, Parlamentonun
hukuka saygı derecesini veya iktidar çoğunluğunun hukuk karşısındaki, mercek hassasiyetinde,
konumunu teşhise, tespite ve Yüce Millet karşısında arz etmeye çalışacağım. Değerli arkadaşlar,
gerçekten, Meclisi, olur olmaz müzakerelerle meşgul etmemek için, 2001 yılı
ekim ayında Anayasayı değiştirdik ve Cumhurbaşkanının bir kanunu kısmen geri
göndermesi halinde, gönderilen bölümlerin müzakere edilmesi ve oylanması
kuralını getirdik. Şimdi, iktidar çoğunluğu ve Parlamento Divanı, yeni
değişikliğin, RTÜK'teki geri göndermede uygulanabileceğini varsaymakta ve bence
-mantığını da anlayamadım, ne kadar zaman tasarruf edeceklerse- bu yeni yöntemi
uygulayarak bir tereddütlü hukuk yolunda yürümekteler. Sanki, ucu görünmeyen
bir tünele Meclis sokulmak istenmekte. Sorunu arz edeceğim.
İktidar çoğunluğunun görüşlerinin değişmeyeceği yönünde, neredeyse önyargı
içindeyim; ancak, bunun, başka inceleme mercileri var; Cumhurbaşkanlığı var,
Anayasa Mahkemesi var. Resmî Gazetede yayımından önce, bunun geri
gönderilmesini sağlayacak hukuk yolunu ortaya koyarak, bu yasanın, gelecekteki
sürecine hizmet etmeye çalışacağım. Bu anlamda arkadaşlar, bu
sorunu dört açıdan incelememiz lazım: Birincisi, Anayasa değişikliğinin
yürürlük dönemi bakımından; ikincisi, normları, muhtevası bakımından; üçüncüsü,
Cumhurbaşkanımızın, Parlamento zabıtlarında şimdiye kadar çok az gördüğüm ileri
bir tahlili, ısdar yetkisi bakımından ve en sonunda, bir empati yaparak
"kendinizi Cumhurbaşkanının yerine koysanız ne olurdu" sorusuna cevap
vererek. Değerli arkadaşlar,
anayasa değişikliği, Ekim 2001'de yürürlüğe girdi. Cumhurbaşkanımız, bu kanunu
18 Haziran 2001 tarihinde geri gönderdi. Hukukun iptidaî bilgisidir; bir olaya,
olay tarihindeki hukuk uygulanır. Bir olaya, olay tarihindeki hukuk uygulanır.
Veto edildiği tarihte durum ne idiyse o uygulanacaktır. Başka bir nokta: Anayasamızın
o dönemdeki 89 uncu maddesi, bir daha görüşülmek kaydıyla geri gönderme hükmünü
düzenlemektedir. O dönemdeki yürürlükte olan Anayasaya göre, bu maddeler kanun
niteliğini yitirmiştir. Millî iradeye tekrar dönüşülebilmesi için yeniden
görüşülmesi gerekti; yani, 89 uncu madde, Cumhurbaşkanı tarafından
uygulanmıştır. Artık, yeni 89'u uygulamanız mümkün değildir. Bu, 1918 yılında
ölen bir murisin, ölenin mirasını medenî hukuk hükümlerine göre taksim
gayretine benzer; mümkün değil, geriye doğru yürümesi mümkün değil. Normların muhtevasına
bakmak lazım. Anayasamızın yeni değişikliği buna uygulanamaz. Niçin; çünkü,
Cumhurbaşkanımızın iradesi sarihtir. Gerekçede bazı maddelere atıf yapılmıştır
"şu, şu, Anayasaya aykırıdır" diye; ama, nihaî irade, tümünün geri
gönderilmesidir. Son bendi, son fıkrayı, son cümleyi okuyunuz. Ayrıca,
Anayasamızın 89 uncu maddesinin uygulanabilmesi için, kısmen de uygun bulmaması
lazım. Kısmen uygun bulmama iradesi, bu geri göndermede yok. Değerli arkadaşlar,
sonra, meseleyi, Cumhurbaşkanının yayım yetkisi bakımından da ele almak lazım.
Zannedilmesin ki, kanunların yayımlanması yetkisi, sadece yayım işlemiyle sona
eriyor. Bu, ön işlemi zorunlu kılan bir karma tasarrufu gerektirir; o da
ısdardır. Cumhurbaşkanı şuna
bakacaktır: Bir: Bu irade, Türkiye Büyük Millet Meclisinin mi iradesidir, böyle
bir irade var mıdır? Bakacak; yok. Gösterin allahaşkına arkadaşlar, 1 inci
maddeyle ilgili bir irade gösterin. Şu anda müzakere edilmeyen maddelerle
ilgili, Anayasa Komisyonunda bir irade teşekkül etmiş mi, Mecliste bir irade
teşekkül etmiş mi? Tümünü oylayacağız, kendisi yok... 89 uncu maddenin daha
önceki yürürlük hükmüne göre felç edilmiş geri gönderilerek... O zaman, ya
aynen kabul edecektin, değiştirerek kabul edecektin, reddederek ortadan
kaldıracaktın. Bu tasarruflarda bulunmadın. Şu anda yoku oyluyor Parlamento. Kısa geçiyorum, zamanım
kalmadı çünkü; daha derin tahlillerde bulunabilirdim. İki: Kendimizi bir empati
yaparak, tefekkürümüzü de derinleştirelim arkadaşlar. Şimdi, iktidar çoğunluğu,
o parmaklarınızla seçtiğiniz ve seçtiğimiz Cumhurbaşkanının tavrı ne olur
sualine de cevap aramak durumundadır. Orada ne olur? Biz dedik ki, şu af
müzakerelerinde beşte 3 nisap vardır, 330 dedik -bir cümleyle, iki cümleyle-
dinlemediniz. Geri gönderdi; empatidir işte. Biz dedik ki, Anayasayı
maddeleri taksim ederek, bölerek geri gönderebilir; dinlenmedi. Bugün ne
yapar?.. Vakıa, Büyük Atatürk hiç veto yetkisinde bulunmadı; İnönü, Celal Bayar
bulunmadı. Vetonun ilk aktörü, darbeci Cumhurbaşkanımız Cemal Gürsel'dir; 14
vetoda bulunmuştur. Cumhurbaşkanının ne
yapacağını tahmin etmemiz, kesinlik anlamında değil ama, zor olmasa gerektir.
Hukuk ne diyorsa, onu yapar ve hukuk da, böyle eski Anayasa rejimine tabi olan
bir sorunu yeni Anayasa rejimiyle çözemezsiniz diye geri gönderir. Sonuç olarak Değerli
Başkanım, değerli arkadaşlar; bu usul müzakeresinden sağlıklı bir netice
çıkarmamız lazım. İki sonuca varabilirsiniz; bunlardan birisi, Anayasa
Komisyonu raporunun komisyona iadesi yoludur. Bana diyorlar ki, dün ifade
edildi ki, İçtüzükte komisyon raporlarının çekilme veya geri çekilme usulleri
tadat edilmiştir. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) AHMET İYİMAYA (Devamla) -
Sayın Başkan, 2 dakika lütfederseniz... Çok faydalı... BAŞKAN - Lütfen
sonuçlandırınız; herkesin konuşması faydalı Sayın İyimaya... AHMET İYİMAYA (Devamla) -
Arkadaşlar, birincisi, Anayasamızın 89 uncu maddesiyle ilgili İçtüzükte en ufak
bir hüküm yok, ne yenisinin ne eskisinin. Bunu, doğrudan o hükmü uygulayarak,
Anayasanın 89 uncu maddesinin İçtüzük karakterini uygulayarak ve Anayasanın 11
inci maddesine dayanarak, doğrudan yatay etki sebebiyle yapabilirsiniz.
İkincisi, zamanı dolsaydı, hükümetin tasarısını müzakereye temel alabilirdiniz;
ama, 37 nci maddeye göre o süre de dolmadı. Ben merak ediyorum,
rasyonel yapılar, akılcı yapılar tereddütlü yolda yürümezler, tereddütü sıfır
olan kesin yolda yürürler. 7,8,10 madde için bu kanunu yine muallel hale
getiriyorsunuz ve ben buradan bir taktik seziyorum. Hükümet çoğunluğu bu kanunu
çıkarmak istemiyor; ama, sözünden de dönemiyor. Böyle sakat bir yol yaratarak,
Cumhurbaşkanının vetosundan medet umuyor; ama, ifade edeyim ki arkadaşlar
kanunun özü bakımından da haklı değiliz. Bu kanuna öncelik verecek herhangi bir
gerekçeyi, herhangi bir siyaset kurumu veya unsuru veya öznesi ortaya koyamaz;
millî gündemle bir ilişkisi yoktur. Özgürlük alanını daraltıyorsunuz, siyaset
mühendislerine siyaset alanını daraltmak için altın tepside fırsatlar
sunuyorsunuz, yerel televizyonları katlediyorsunuz, gelişmekte olan internet
hukukunu ve bu alandaki teknolojik gelişimin önünü tıkıyorsunuz. BAŞKAN - Sayın İyimaya,
size teşekkür edebilir miyim. AHMET İYİMAYA (Devamla) -
Bitti Sayın Başkan. BAŞKAN - 2 dakika oldu... AHMET İYİMAYA (Devamla) -2
dakika Başkanım... Sabırlı davranın, bitiriyorum. BAŞKAN - Lütfen
sonuçlandırınız. AHMET İYİMAYA (Devamla) -
Tamam bitiriyorum, teşekkürler. Geliniz arkadaşlar, bu
kanunu, daha genişçe, usulüne uygun olarak müzakere edelim ve millî irade
karşısındaki bu sınavda milletin istediğini yapalım. Parlamentoyu da, gücü de
kapalı bir tünele değil, ucu açık bir yola sevk edelim. Saygılar sunuyorum. (DYP,
AK Parti ve SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın İyimaya. Aleyhinde ikinci söz
talebi, İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin'e ait. Buyurun. (AK Parti
sıralarından alkışlar) Konuşma süreniz 10
dakika. MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinize sevgilerimi,
saygılarımı sunuyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisini
en çok meşgul eden yasal düzenlemelerden bir tanesi, sanıyorum, RTÜK Yasasında
yapılmak istenen değişiklikler olmuştur. 20 nci Dönemde de -geçtiğimiz dönemde-
Türkiye Büyük Millet Meclisinin komisyonları ve Genel Kurul RTÜK Yasasında
birtakım değişiklikler için çalışmış; ama, Genel Kurul bu yasa tasarısını,
maddelerine geçilmesiyle ilgili oylamada reddetmişti. Şimdi, 21 inci Dönemde 57
nci cumhuriyet hükümeti de bundan aşağı yukarı on ay kadar önce, yine aynı
mahiyette, biraz daha genişleterek, RTÜK Yasasında, Basın Yasasında, Gelir
Vergisi Yasasında Kurumlar Vergisi Yasasında değişiklik öngören bir tasarıyı
getirdi ve 4676 sayılı Kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçti. Değerli arkadaşlarım,
hatırlayacaksınız, Sayın Cumhurbaşkanımız, 7 Haziran 2001 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisinden çıkan bu kanunu Anayasaya aykırı bularak, 11 gün sonra
Türkiye Büyük Millet Meclisine iade etmişti. Şimdi, aradan uzun bir zaman
geçtikten sonra, yeniden Türkiye Büyük Millet Meclisinin önüne geldi. Anayasa Komisyonu,
geçici maddeleri ve yürürlük maddeleriyle birlikte 35 maddeden ibaret olan bu
kanunun 18 maddesini görüştü; yürürlük maddelerini bir tarafa bırakacak
olursak, 15 maddesini görüşmedi. Niçin görüşmedi; raporu okuduğumuzda görüyoruz
ki, bu kanunun belirli maddelerini Cumhurbaşkanı veto etmiştir; Anayasa da 3
Ekim 2001 tarihinde değişmiş, Cumhurbaşkanına kısmî veto imkânı vermiştir;
dolayısıyla, hepsini görüşmeye gerek yok demiştir. Değerli arkadaşlar, Sayın
Cumhurbaşkanının geri gönderme tezkeresinin son fıkrasını çok dikkatli şekilde
okumak mecburiyetindeyiz. Sayın Cumhurbaşkanı burada diyorlar ki:
"Yukarıda önemli görülen kimi maddelerine ilişkin açıklanan gerekçelerle,
kamu yararıyla bağdaşmayan, demokratik geleneklere, temel hak ve özgürlüklere,
hukuka ve anayasal ilkelere uygun düşmeyen kurallar içeren 4676 sayılı Kanunun
Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri uyarınca yayımlanması uygun
görülmeyerek Türkiye Büyük Millet Meclisince bir daha görüşülmek üzere ekte
geri gönderilmiştir." Sayın Cumhurbaşkanının buradaki ifadeleri önemlidir;
önemli görülen kimi maddelerine ilişkin açıklamalar yaptım, bütününü geri
gönderiyorum, bütününü Türkiye Büyük Millet Meclisi yeniden görüşmelidir demek
istiyor. Sayın Cumhurbaşkanı geri gönderme tezkeresinde böyle bir irade ortaya
koyduktan sonra, ne Anayasa Komisyonunun Sayın Başkanı ne Anayasa Komisyonu ne
de Genel Kurul "ben, buradan seçtiğim maddeleri görüşürüm, diğerlerini
görüşmem" diyemez. Sayın İyimaya, biraz
önce, bunun gerekçeleriyle ilgili, gerçekten doyurucu bilgiler verdiler. Bir
defa, Anayasa değişikliği, bu kanunun vetosundan önce gerçekleşti. Sayın
Cumhurbaşkanının, daha önce, böyle bir veto, kısmî veto imkânı yoktu. Kısmî
veto, bu kanunun geri gönderilmesinden sonra gerçekleştiğine göre, Sayın İyimaya'nın
da biraz önce isabetle belirttiği gibi, o tarihteki Anayasa kuralı neyse, o
Anayasa kuralını uygulamak zorundasınız. O Anayasa kuralı, 89 uncu maddenin
ikinci fıkrası, tamamının komisyonlarda ve Genel Kurulda görüşülmesini
öngörmektedir. Ayrıca, Anayasa Komisyonu, bu işi görüşürken İçtüzüğe bakmak
zorundadır; çünkü, Anayasanın 95 inci maddesine göre, komisyonlar İçtüzük
hükümlerine göre çalışırlar. Öyle diyor işte 95 inci madde: "Türkiye Büyük
Millet Meclisi, çalışmalarını, kendi yaptığı İçtüzük hükümlerine göre
yürütür." Sizin İçtüzüğünüzün 81 inci maddesinde, bunun bir kısmını
ayıracaksınız, bir kısmını görüşmeyeceksiniz diye bir hüküm var mı; yok. Ee, o
zaman, yaptığınız iş, hem Anayasaya aykırı hem İçtüzüğe aykırıdır. O bakımdan,
Anayasa Komisyonunda, bu geri gönderilen yasanın tamamının görüşülerek Genel
Kurula gönderilmesi gerekirdi; bu yapılmamıştır. Yapılması gereken nedir şimdi;
komisyonun bu kanuna bağladığı raporunu geri çekmesidir, geri çekmesi
gerekmektedir. Değerli arkadaşlarım, biraz
önce değişik vesilelerle kürsüye çıkan saygıdeğer arkadaşlarımız da
belirttiler. Bu hükümet, maalesef, birçok konuda, her şeyi yüzüne gözüne
bulaştırmaktadır. Bu tabiri kullandığım için üzgünüm; ama, başka bir benzetme
de aklıma gelmiyor. Şimdi size soruyorum: Bu
hükümet döneminde, Çankaya'dan dönen, Anayasa Mahkemesinden dönen kanunların ve
kanun hükmünde kararnamelerin sayısının ne olduğunu bir çırpıda söyleyecek kaç
kişi var? 50'yi geçti... Bu hükümet, maalesef, Anayasayla ve anayasal
kurumlarla cedelleşmeyi kendisine meslek edinmiştir; buna hakkı yoktur, bunu
yapamaz, yapamamalıdır. İşte, afla ilgili durum
ortada. Şimdi, bu hükümet, yönetimde ve idarede bir boşluğa sebep olduğu gibi,
yasalarda da boşluğa sebep olmuştur. Bir yasal boşluk meydana geldi. Şimdi,
cumhuriyet savcıları, bir bir cezaevlerinden tahliyeler gerçekleştiriyor. Bu
hükümetin ne yaptığını bilmemesinin en çarpıcı örneklerinden bir tanesi budur
diye düşünüyorum değerli arkadaşlarım. Şimdi, neden bu böyle
oluyor; neden Anayasa Mahkemesinden dönüyor, Cumhurbaşkanından dönüyor? Sayın
Cumhurbaşkanımız, hatırlayacaksınız, biraz önce de ifade edildi, 23 Nisan
resepsiyonunda -ki, televizyonlarda hepimiz izledik- şu beyanlarda bulundu:
"Yasalar düzenlenirken, RTÜK Yasası konusunda da, veto ettiğimde, Sayın
Başbakanla görüşmemde, bu yasayı o da kendi içine sindiremediğini, benim doğru
yaptığımı söylemişti." Bu cümleler, Sayın Cumhurbaşkanına aittir, 23 Nisan
resepsiyonunda söylemiştir. "Ama, maalesef, duyuyorum ki, tekrar Meclis gündeminde
söz konusu yasa. Sayın Başbakana da hatırlattım bunu, böyle demiştiniz, şimdi
niye getiriyorsunuz diye. Kendisi bir şey söylemedi. Veto gerekçelerini,
elbette, hâlâ, geçerli olarak koruyorum" diyor Sayın Cumhurbaşkanı. Şimdi, Sayın Karakoyunlu
buyuruyorlar ki "iyisini sonra yapalım." Bu cümlenin mefhumu
muhalifinden çıkan sonuç şudur: Bu, kötü bir yasadır, iyisini sonra yapacağız.
Sayın Karakoyunlu, Değerli Bakanım, yani, iyisini yapmak varken, niye kötüsünü
yapmak için bu Meclisi meşgul ediyorsunuz? (AK Parti sıralarından alkışlar)
Gelin, bu iyisini, hep birlikte yapalım şimdi. Böylesine bir anlayış, böylesine
bir mantık olabilir mi.?!. Sizi, bu, doğru bulmadığınız, kötü bulduğunuz yasayı
aynı şekilde geçirtmeye zorlayan nedir; kim tazyik ediyor? Sayın Başbakanı ve
Başbakan Yardımcılarını, uzun süredir, hep birlikte burada görememiştik. Bunu
sağlayan güç nedir? Bunu bilmek istiyoruz,; bunu milletimiz de bilmek istiyor.
(AK Parti sıralarından alkışlar) Şimdi, dün, bir bakan
gündemdışı konuşma yapacaktı -biraz önce ifade edildi- konuşmadı,
milletvekilleri konuşmasın, gruplar konuşmasın diye. Bugün de gündemdışı
konuşmalar iptal edildi. Bununla şu mu söylenmek isteniliyor veya bundan şunu
mu çıkaracağız: Bu yasa o kadar önemli ki, arkamızdaki tazyik o kadar önemli
ki, biz, bunun için milletvekillerinin sesini kısarız, Parlamentoyu
konuşturmayız, Parlamentonun sesini de kısarız. Bunu mu demek istiyorsunuz?
Eğer bunu demek istiyorsanız, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve millet
iradesini burada temsil eden sayın milletvekillerine çok büyük haksızlık yapmış
oluyorsunuz. Sayın hükümetin içine
sinmeye sinmeye getirmiş olduğu bu kanunun buradan geçmemesi gerekir. Bu
hükümet, maalesef, bir hazım, bir sindirim problemi yaşıyor. Bu sindirim
problemini çözmenin yolu birtakım ilaçlar değildir. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen
tamamlayınız Sayın Şahin. MEHMET ALİ ŞAHİN
(Devamla) - Sayın Başkan, tamamlıyorum. Bu sindirim problemini
çözmenin yolu -Anayasa üzerine yemin ettiniz- Anayasaya sadık kalmaktır.
Anayasanın 167 nci ve 172 nci maddelerine tamamen aykırıdır bu yasa. Üzerine
yemin ettiniz; buna sadık kalın. Eğer Anayasaya sadık kalırsanız, sindirim
probleminiz de olmaz. O bakımdan, biz AK Parti
Grubu olarak, bu usul tartışmasında, bu kanunun maddelerinin tamamen
görüşülmesinin hem Anayasaya hem İçtüzüğe göre zorunlu olduğuna inanıyoruz. Bir
kısmını burada görüşerek bu işi geçiştiremezsiniz. Sonra, hep yaşadığımız gibi,
yine, bu tür tasarruflarınız gerekli yerlerden dönecek, yine, bu Parlamentoya
fazla mesai yaptırmış olacaksınız. Bu bakımdan -biraz sonra,
Genel Kurulda, Sayın Başkanım herhalde oylamaya sunacaktır- milletvekili
arkadaşlarımızın, tamamının görüşülmesiyle ilgili oy kullanmalarını temenni
ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Şahin. Lehte ilk söz, Denizli
Milletvekilimiz Sayın Beyhan Aslan'a ait. Buyurun Sayın Aslan.
(ANAP sıralarından alkışlar) Süreniz 10 dakikadır. BEYHAN ASLAN (Denizli) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım ve Anavatan Partisi Grubu adına,
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. Yine, şahsım ve Anavatan Partisi Grubu
adına, evvelki gün kaybettiğimiz, bugün defnettiğimiz İsmail Aydınlı'ya da
Allah'tan rahmet diliyorum. Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisi, 7.6.2001 günü kabul edilen 4676
sayılı Kanunla, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun
bazı maddelerini değiştirmiş; ama, Cumhurbaşkanımız, Meclisle mutabık olmamış
-17 asıl, bir de geçici 4 üncü madde olmak üzere- yayımlamamış ve Meclise geri
göndermiştir. Ne zaman geri göndermiştir; 18.6.2001... Acelesi falan yok bu
işin, onbir ay beklemişiz; yani "acele ediyorlar; baskı, tehdit var"
şeklindeki ithamlar fevkalade yanlış ithamlar. Onbir ay sonra, biz, bunu
Komisyonda görüşmüşüz ve Anayasa Komisyonumuz, burada olduğu gibi usul
tartışması açmış. Orada da yine, bu kanunun tüm maddeleri mi görüşülsün, yoksa,
Cumhurbaşkanımızca geri gönderilen maddeler mi görüşülsün şeklinde görüşler ortaya
atılmış ve Anayasa Komisyonu, oyçokluğuyla, Cumhurbaşkanının onaylamayarak geri
gönderdiği maddelerin görüşülmesini karar altına almış. Orada, sadece, Sayın
Kamalak'ın muhalefet şerhini görüyoruz. Sayın Kamalak'ın hem usule hem esasa
ilişkin muhalefet şerhini okuduk. Tabiî, usule ve esasa ilişkin muhalefet
şerhini de saygıyla karşılıyoruz; ancak, ben, şunu ifade etmek istiyorum: Biz
-bu Meclis- 3.10.2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanunla Anayasayı değiştirmişiz ve
yine, değişik 89 uncu maddenin ikinci fıkrası ortada. Anayasa açıkça
ortadayken, bizim şu anda yapacağımız tüm tasarrufların Anayasa çerçevesinde
olması gerekir. Anayasanın 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası ne diyorsa, onu
nasıl yorumluyorsak, bugünkü Anayasanın 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasına
göre yorumlamak ve buna göre işlem yapmak durumundayız; yoksa, Anayasaya aykırı
hareket etmiş oluruz. AHMET İYİMAYA (Amasya) -
Eski onay uygulanır diyor mu Sayın Başkan? SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Hayır efendim, orada "görüşülür" demiyor "görüşülebilir"
diyor. BEYHAN ASLAN (Devamla) -
Onun için, biz, burada, Anayasa Komisyonumuz tarafından değerlendirilen ve
oyçokluğuyla kabul edilen, yani, Cumhurbaşkanımızca geri gönderilen maddelerin
görüşülmesi konusunda Meclisçe aynı işlemi yapmış olursak, doğru bir işlem
yapmış oluruz. Bu nedenle, burada, Cumhurbaşkanımızın geri gönderdiği maddeler,
yani, Anayasa Komisyonu raporu doğrultusunda görüşmeler yapmamız lazım. Aksi
hal, Anayasa aykırı olur ve bugün, Anayasa açıkça yürürlükteyken, Anayasanın
maddesi açıkça ortadayken, bizim, buna aykırı bir davranış içerisinde
bulunmamız yasal olmaz. Bir diğer konu şudur:
Şimdi, muhalefetin -tabiî, henüz görüşmüyoruz; ama- şartla salıvermeye ilişkin
görüşlerini de alıyoruz. Orada diyorlar ki: "Anayasa var ortada, 330 oy
isteriz." Peki, Anayasa var ortada, 330 oy isteriz... AHMET İYİMAYA (Amasya) -
Kamu düzeni var... BEYHAN ASLAN (Devamla) -
O da eski olay... O da eski olay... O zaman çifte standart olmuyor mu? Yani,
onda Anayasa uygulansın, bunda uygulanmasın!.. Şimdi, bu çifte standardı
kabul edemeyiz. Onun için, oradaki şartlar değişik aslında. Anayasa
Mahkemesinden gelen bir karar; ama, orada ne istiyorsanız, burada da onu
istemeniz gerekir; çifte standart olmaz. MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - 330 oy gerekir. BEYHAN ASLAN (Devamla) -
Orada "330 oy gerekir, Anayasa var" diyorsunuz; ama, burada Anayasa
varken, Anayasayı yok sayıyorsunuz. MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - 330 oyu bulacaksınız; yok öyle şey!.. BEYHAN ASLAN (Devamla) -
Bir kere, bu çelişkiyi gideremediniz. Tekrar ediyorum: Bu
nedenle, biz, burada, Cumhurbaşkanımızın geri gönderdiği maddeleri, yani, 17
asıl, 1 geçici maddeyi görüşmek durumundayız ve ancak o zaman yasal bir işlem
yapmış oluruz. Anayasa Komisyonunun
raporu doğrudur. Yüce Meclisin, o rapor doğrultusunda bir karar vereceğini
tahmin ediyorum. Saygıdeğer arkadaşlarım,
bir diğer konu da şu: Tabiî ki, biz, muhalefetin, esas açısından bu yasaya
gösterdiği tepkiyi saygıyla karşılıyoruz. Milletvekillerimiz, elbette, her
yasanın lehinde de olacaktır, aleyhinde de olacaktır. Bu, tamamen saygıyla
karşılanacak bir husus. Usule ilişkin de değişik görüşleriniz olabilir; ama,
hiç kimsenin, bu Meclisin hiçbir üyesinin, bu Meclisi töhmet altına sokmaya,
çıkar gruplarıyla ilişkilendirmeye veya "birtakım tehditler altında
bulundu" şeklinde itham etmeye hakkı yoktur. (AK Parti sıralarından
gürültüler) MUSA UZUNKAYA (Samsun) -
Hükümet baskı altında. BEYHAN ASLAN (Devamla) -
Bunu da, Yüce Meclisin saygınlığına düşürülmüş bir gölge olarak kabul ediyorum.
Lütfen, bu tür beyanlardan kaçınalım. Yüce Meclisin
saygınlığına önce saygıdeğer milletvekillerimizin sahip çıkması gerekir diyorum
ve Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (ANAP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Aslan. Lehinde ikinci söz talebi,
Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mustafa Kamalak'a aittir. (SP sıralarından
alkışlar) Buyurunuz Sayın Kamalak. Süreniz 10 dakikadır. M. ZEKİ SEZER (Ankara) -
Lehinde konuşacaksınız değil mi efendim? MUSTAFA KAMALAK
(Kahramanmaraş) - Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; hepinizi hürmetle
selamlıyorum. Bazı arkadaşlarım, latife
türünden de olsa "lehinde söz aldın, onun için alkışlıyoruz, o yönde
konuşmanı istiyoruz" diyorlar. Değerli arkadaşlarım,
bana göre, bir kanun için en lehte konuşma, onun Anayasaya en uygun şekilde
çıkmasını sağlayıcı konuşmadır diye düşünürüm. Değerli arkadaşlarım,
bildiğiniz gibi, kısaca RTÜK Kanunu diye bilinen kanun, maalesef, dört beş
seneden beri Yüce Meclisimizin gündemini işgal etmiştir. Geçen sene
kanunlaşmış; ancak, bu sefer de, 16 sayfalık gerekçeyle, Sayın Cumhurbaşkanımız
veto etmiştir. Ne diyor Sayın
Cumhurbaşkanımız gerekçesinde; zaman sınırı olduğu için sonuç cümlesini kısaca
arz ediyorum: Yukarıda görülen kimi maddelerine ilişkin -bütününe değil, örnek
babından- açıklanan gerekçelerle, 1- Kamu yararıyla
bağdaşmayan, 2- Demokratik geleneklere
aykırı düşen, 3- Temel hak ve
özgürlüklerle bağdaşmayan, 4- Hukuka aykırı olan, 5- Anayasal ilkelere
uygun düşmeyen kurallar içeren -kısaca- RTÜK Kanununu bir daha görüşülmek üzere
iade ediyorum. Değerli arkadaşlarım,
emin olun, yakından da tanıyorsunuz, hiçbir zaman engelleyici tutum içerisine
girmedim, girmedik de; ama, ortada, gerçekten, Anayasaya aykırı olan,
demokratik hukuk kurallarıyla bağdaşmayan bir kanun vardır. Yüce Meclis,
mehabetine uygun kanunlar çıkarmak mecburiyetindedir. Değerli arkadaşlarım,
Cumhurbaşkanının iadesi üzerine, Meclis Başkanlığımız, kanunu Anayasa
Komisyonuna havale etmiştir. Anayasa Komisyonu, Sayın Cumhurbaşkanının sadece
örnek babından zikredip gerekçelendirdiği maddelerle ilgili sınırlandırma
görüşmesine karar vermiştir. Değerli arkadaşlarım, her
şeyden önce, komisyonun böyle bir sınırlandırma kararına yetkisi yoktur. Sayın
Meclis Başkanımıza soruyorum, Sayın Hükümetimize soruyorum, sayın siz
milletvekillerine soruyorum: İçtüzüğün hangi maddesine dayanmış Anayasa
Komisyonu bu sınırlandırma kararını alırken? Sınırlandırma kararı, bakın,
İçtüzükte yoktur; çünkü, Anayasa değiştikten sonra, yani, cumhurbaşkanının
kısmen bir kanunu geri göndereceğine dair hüküm 89 uncu maddeye girdikten
sonra, İçtüzükte değişiklik yaptınız mı? BEYHAN ASLAN (Denizli)-
Yapmasak dahi... MUSTAFA KAMALAK
(Devamla)- Hayır... Hayır... Anayasa Mahkemesi
İçtüzüğün bazı maddelerini iptal etti. İçtüzükte değişiklik yaptık mı; hayır. BEYHAN ASLAN (Denizli)-
Gerek yok; Anayasa hükmü... MUSTAFA KAMALAK
(Devamla)- Ha, gerek yok... Haklısınız, haklısınız; ama, Anayasaya uygun
değildir bu davranış. Niye değildir? Değerli arkadaşlarım,
bakın, bu Meclisin hızlı çalışmasını hepimiz istiyoruz. Bu İçtüzüğü kim
hazırlayacak? Bu Meclisin İçtüzüğünü başkaları mı hazırlayacak?! Bakın,
Anayasanın -yani, üzerine bu kürsüden yemin ettiğimiz Anayasanın- 95 inci
maddesinin ilk fıkrası ne diyor: "Türkiye Büyük Millet Meclisi, çalışmalarını,
kendi yaptığı İçtüzük hükümlerine göre yürütür." Değerli arkadaşlarım,
Anayasa Komisyonunun sınırlandırma kararı, bir içtüzük ihdası niteliğindedir,
yeni bir tüzük hükmü koyma mahiyetindedir ve bu yeni içtüzük ihdası
niteliğindeki uygulama da, Anayasanın 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasının
ikinci cümlesine aykırıdır. Niye?.. Değerli arkadaşlarım, şöyle deniliyor
ikinci cümlede: "Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulunmama durumunda,
Türkiye Büyük Millet Meclisi, sadece uygun bulunmayan maddeleri
görüşebilir." Dikkatlerinizi çekiyorum; "komisyonlar, sadece o
maddeleri görüşür" denilmiyor, "Türkiye Büyük Millet Meclisi"
deniliyor. Değerli arkadaşlarım,
Türkiye Büyük Millet Meclisi ile her bir komisyon eş anlamda mı; hayır. Şu
halde, Anayasa Komisyonunun sınırlandırma kararı, bu hükme açıkça aykırıdır. Müteakip fıkrada, üçüncü
fıkrada "Türkiye Büyük Millet Meclisi, geri gönderilen kanunu aynen kabul
ederse" deniliyor. Değerli arkadaşlarım,
Türkiye Büyük Millet Meclisi sınırlandırma kararı almadan, metnin esasını
bilmeden nasıl görüşecek? Kabul etme, inceleme, tartışma, müzakere etme
kavramını da içermez mi; elbette içerir. Peki, Türkiye Büyük Millet Meclisi,
esası hakkında görüşme açmadan, sınırlandırma kararı vermeden nasıl kabul etmiş
olacak? Anayasaya aykırı düşmez mi bu;
elbette düşer. Değerli arkadaşlarım
"biz, kanun dinlemeyiz, Anayasa dinlemeyiz, bu metin buradan
geçecektir" diyorsanız; elhak, bu Meclis, elbette bunu başarır; ama,
yapılan iş Anayasaya uygun düşmez. Uygun düşmez de ne olur? Birinci olarak,: Sayın
Cumhurbaşkanı der ki: Anayasada "Türkiye Büyük Millet Meclisi kısmen
görüşür" deniliyor; halbuki, komisyon görüşmüştür. Bu münasebetle,
çıkardığınız kanun, Anayasanın 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasına aykırıdır;
geri iade ediyorum. İkinci olarak der ki:
Çıkardığınız kanun, Anayasanın 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına aykırıdır;
geri iade ediyorum. Çünkü, burada "Türkiye Büyük Millet Meclisi, geri
gönderilen kanunu aynen kabul ederse, kanun Cumhurbaşkanınca yayımlanır" dediğimiz
gibi "aynen kabul etme" müzakereyi, tartışmayı ve sonunda, hür
iradesiyle benimsemeyi ifade eder. Halbuki, Anayasa Komisyonunun sınırlandırma
kararında Genel Kurulun iradesi yoktur. Değerli arkadaşlarım,
burada, bir hususu da arz etmek istiyorum. Dün, yine, bir kanun münasebetiyle,
Anayasaya aykırı bulunduğu için birkısım hükümleri Anayasa Mahkemesi tarafından
iptal edilen bir kanun münasebetiyle Yüksek Komisyonumuz, Anayasa Komisyonumuz
toplanmıştı. Orada, Komisyon Başkanımız çok enteresan, tarihî bir konuşma
yaptı; kendilerine teşekkürlerimi arz ediyorum. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Kamalak,
lehinde söz istediniz... Bir anayasa profesörü olarak anlayışınıza sığınıyorum
ve lütfen tamamlayınız. Konuyu değiştirmeyelim. MUSTAFA KAMALAK (Devamla)
- Teşekkür ederim Sayın Başkanım; ama, ben, başta dediğim gibi, bu kanunun
Anayasaya uygun olarak çıkmasını istiyorum. Bun, herhalde, aleyhte bir şeyi
olmasa gerek diye düşünüyorum. BAŞKAN - İki anayasacı
birbirine böyle söylemez. MUSTAFA KAMALAK (Devamla)
- Sayın Başkan "21 inci Dönem Meclisi, çıkardığı kanunlar Cumhurbaşkanı
tarafından en fazla veto edilen, Anayasa Mahkemesi tarafından en çok geri
gönderilen Meclis olmuştur" mealinde konuşarak üzüntülerini belirtiyordu.
Bu üzüntü -ben, orada da belirttim- sadece Komisyon Başkanımıza ait değildir.
Anayasa Mahkemesinin 40 ncı Kuruluş Yıldönümünde, Sayın Anayasa Mahkemesi
Başkanı da "kanunlar özensiz çıkarılıyor, Anayasaya aykırı olarak
çıkarılıyor; bu da, bizim yükümüzü ağırlaştırıyor" diye aynı şeyden
yakınıyordu. Değerli arkadaşlarım,
takdir sizin; ama, ortada bir gerçek var: Bu kanun, Anayasaya açıkça aykırıdır. Arz ediyor, hepinize
saygılarımı sunuyorum. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Kamalak. Sayın milletvekilleri,
Başkanlık olarak görüşümüzde bir değişiklik olmamıştır. Bu nedenle,
İçtüzüğümüze göre, kanunun, esas komisyon olarak... AHMET İYİMAYA (Amasya) -
Sayın Başkan, izin verir misiniz?.. BAŞKAN - Sayın İyimaya,
yerinden söz talebiniz mi var? AHMET İYİMAYA (Amasya) -
Evet, usulle ilgili bir iki cümle söyleyeceğim. BAŞKAN - Sayın İyimaya,
diğer arkadaşlarımız soru-cevap işlemi için sıraya girdiler... SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Sayın Başkan, soru sormak için değil, bir hususu belirtmek için söz istiyorum. KAMER GENÇ (Tunceli) -
Sayın Başkan, ben, soru sormak için değil, usulle ilgili söz istiyorum. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Sayın Başkanım, elektronik cihaz vasıtasıyla bizim de bir söz talebimiz var;
ışık yanıp sönüyor... KAMER GENÇ (Tunceli) -
Sayın Başkan, söz istiyorum... BAŞKAN - Sayın Genç,
sizin isminiz, burada, beşinci sırada gözüküyor. KAMER GENÇ (Tunceli) -
Ben usulle ilgili söz istiyorum. BAŞKAN - Usulle ilgili
kim söz istediyse, onu da yerine getirdik. Buyurun Sayın İyimaya. AHMET İYİMAYA (Amasya) -
Sayın Başkanım, Sayın Beyhan Aslan, bilhassa, bizim konuşmalara atıf yaparak,
"87 nci madde için başka, 89 uncu madde için başka", "çifte
standart" deniyor... Anayasanın af nisabını düzenleyen 87 inci maddesi,
sosyal kamu düzeniyle ilgidir. Sosyal kamu düzenine ilişkin her türlü hukuk
değişikliği geriye yürür. Anayasanın müzakere usulünü düzenleyen 89 uncu
maddesi, iç düzen kuralıyla ilgilidir. İç düzen kuralında, sonraki
değişiklikler geriye yürümez. İptidaî bu hukuk bilgisini arz ediyorum. Teşekkür ediyorum. BAŞKAN - Çok teşekkür
ediyorum Sayın İyimaya. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Sayın Başkan... BAŞKAN - Sayın Kapusuz,
bir şey mi söylediniz? SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Sayın Başkan, Başkanlıktan bir şey öğrenmek istiyorum. BAŞKAN - Buyurunuz. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum. Şimdi, siz bir oylama
yapacaksınız; fakat, hem Genel Kurulun hem şahsımın öğrenmesi ve hemde
zabıtlara geçmesi açısından bir hususu zatıâlinize sormak istiyorum. Şimdi,
Sayın Cumhurbaşkanının iade gerekçesi okunmadı. Siz, geçmişte yapılan, sunuşlar
kısmında okunmuş olanı okunmuş kabul ettiniz. Benim burada sormak istediğim ve
sizin tarafınızdan açıklığa kavuşturulmasını istediğim husus şudur: Sayın
Cumhurbaşkanının göndermiş olduğu veto gerekçesinin son paragrafı
arkadaşlarımız tarafından okundu. Şimdi, bu gönderilen kanun, Sayın
Cumhurbaşkanı tarafından "kısmî görüşülsün" için herhangi bir hüküm
ihtiva ediyor mu? BAŞKAN - Ben, kendi
hukukî görüşümü, burada hiçbir zaman sizin değerlendirmenize sunmam, o hakkı
kendimde görmem, benim yetki alanımın dışında; ancak, siz "okunmadı"
diyorsunuz, demin de burada Genel Kurulun bilgisine sunmuştum, 19 Haziran 2001
tarihli 120 nci Birleşimde okunduğuna dair de ben size tutanakları göstermiştim;
usulü takip ediyorum Sayın Kapusuz. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Şimdi, Sayın Başkanım, biz, şahsî görüşünüzü istemiyoruz, Başkanlığın görüşünü
istiyoruz. BAŞKAN - İşte, ben
okuyordum Başkanlık görüşünü... SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Dolayısıyla, bu kanunun tamamı Türkiye Büyük Millet Meclisine iade edilmiştir,
sadece birkaç maddeden, arkadaşlarımızın ifade ettikleri gibi 17 madde gerekçe
gösterilmiştir; ama, kanunun tümü iade edilmiştir; dolayısıyla, Komisyon yanlış
yapmıştır, Başkanlık yanlış bir eylem ve işlem içerisindedir. Şu anda, sizlerin
usul tartışmasıyla geçiştirmek istediğiniz bu husus, hem Anayasaya hem İçtüzüğe
hem de bugüne kadar hiç uygulaması olmadığından dolayı, teamüller açısından da
-ilk defa teamül haline getiriyorsunuz- aykırıdır diye ifade ediyorum,
zabıtlara geçmesini de belirtiyorum. Sağ olun. BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Siz zabıtlara geçmesini
istediniz, biz de, Başkanlık olarak, yaptığımız işin Anayasaya, İçtüzüğe,
teamüllere uygun olduğu düşüncesindeyiz. Kaldı ki, ben, bu noktada tek başıma
karar verme mercii değilim, onun için, zaten, siz sayın milletvekillerinin,
Genel Kurulun onayını alacağız. Evet Sayın Genç. KAMER GENÇ (Tunceli) -
Sayın Başkan, ben de, usulle ilgili... BAŞKAN - Buyurun Sayın
Genç. KAMER GENÇ (Tunceli) -
Sayın Başkan, elbette ki, burada, Meclis Başkanlığının bir kanunun müzakeresi
sırasındaki yetkisi sınırlıdır; ancak, gelen komisyon raporu usulsüzdür ve
eksiktir. Nasıl eksiktir; biliyorsunuz, komisyonların yetkisini belirleyen 35
inci maddeye göre, komisyonlar, tasarı ve teklifleri parça parça sunamazlar. Şimdi, bir kanun, Türkiye
Büyük Millet Meclisinde kabul edildikten sonra Cumhurbaşkanına gider.
Cumhurbaşkanı, eğer bunu kısmen uygun görürse, ben, şu şu şu maddelerini kabul
ettim, şu şu şu maddelerini de reddettim der. Sayın Cumhurbaşkanı, ben, şu şu
şu maddeleri kabul ettim demedikten sonra, o maddeler yok hükmündedir. Bunu,
herhalde, aklı eren herkes bilir. Şimdi, burada da,
Cumhurbaşkanın -arkadaşlarımızın sunduğu son cümlede- ben, şu şu şu maddelerini
uygun gördüm, şu şu şu maddelerini uygun bulmadım şeklinde bir ibaresi yoktur;
tümünü veto ediyor. Dolayısıyla, biz, bu kadar kavga gürültüden sonra, bu
kanunu tekrar müzakere edip de, yine Cumhurbaşkanımıza gönderdiğimiz takdirde,
Anayasaya göre aynen kabul etmediğimiz için, yani, Komisyonun burada müzakere
etmediği maddelere- Cumhurbaşkanı diyecek ki, Meclis bu konuda bir karar
vermemiştir. Zaten, bunlar, keenlemyekün; yani, birinci vetodan sonra, Meclisin
bunları yeniden kabul etme zorunluluğu var; aksi takdirde, böyle bir madde yok.
Dolayısıyla, Sayın Cumhurbaşkanımızın bunu tekrar veto etme hakkı doğar; bu
kesindir. Yani, herkesin bunu anlaması lazım. Burada boşuna zaman
kaybetmeyelim. Bana göre, komisyon, bu
raporunu eksik yapmıştır; eksik komisyon raporunun gündeme getirilerek müzakere
edilmesi olanağı yoktur. Burada, kimsenin, açıkça, Meclisin bu kadar zamanını
yok etmeye hakkı da yoktur. Şimdi, veto edilen bir
kanun Meclis tarafından tekrar ele alınmadığı zaman kadük oluyor, hiçbir hükmü
de kalmıyor. Bu itibarla, çok büyük bir hata yapılmaması konusunda bu ikazı
yaptım. Saygılar sunuyorum
efendim. BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Genç. Sayın milletvekilleri,
Başkanlık olarak görüşümüzde bir değişiklik olmamıştır. Bu nedenle, İçtüzüğümüze
göre, Kanunun, esas komisyon olarak görüşen Anayasa Komisyonunun raporu ve
kabul ettiği metin üzerinden görüşülmesini ve söz konusu Kanunun, İçtüzüğün 81
inci maddesine göre, ancak, sadece Cumhurbaşkanının geri gönderme tezkeresinde
yer alan ve Anayasa Komisyonunca görüşülen 2, 3, 5, 7, 12, 13, 14, 16, 17, 19,
20, 21, 22, 23, 25, 26, 29 ve geçici 4 üncü maddelerinin görüşülmesini Genel
Kurulun onayına sunacağım. III. – YOKLAMA BAŞKAN - Oylama yapmadan
önce, sayın milletvekillerinin bir yoklama yapılması talebi vardır. Talepte bulunan sayın
milletvekillerimizin Genel Kurul salonunda bulunup bulunmadıklarını tespit
edeceğim. Ahmet Karavar?.. Burada. Fahrettin Kukaracı?..
Burada. Musa Demirci?.. Burada. Mustafa Niyazi Yanmaz?..
Burada. Ahmet Demircan?.. Burada. Alaattin Sever Aydın?..
Burada. Nezir Aydın?.. Burada. Rıza Ulucak?.. Burada. Ahmet Sünnetçioğlu?..
Burada. Süleyman Arif Emre?..
Burada. Fehim Adak?.. Burada. Lütfi Doğan?.. Burada. Mustafa Kamalak?..
Burada. Latif Öztek?.. Burada. Mukadder Başeğmez?..
Burada. Mustafa Geçer?.. Burada. Hüseyin Karagöz?..
Burada. Cevat Ayhan?.. Burada. Sacit Günbey?.. Burada. Bahri Zengin?.. Burada. Sayın milletvekilleri,
elektronik cihazla yoklama yapacağız. Yoklama için 5 dakika
süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin,
oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini; bu süre
içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır
bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen
üyelerin ise yoklama pusulalarını teknik personel aracılığıyla, 5 dakikalık
süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum. Yoklama işlemini
başlatıyorum. (Elektronik cihazla
yoklama yapıldı) BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır. VII. – USUL
HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam) 1.–
Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderilen RTÜK Kanununun
Anayasa Komisyonunda görüşülmeyen maddeleri üzerinde Genel Kurulda müzakere
açılıp açılmayacağı hakkında usul görüşmeleri (Devam) BAŞKAN - Şimdi, biraz
önce arz ettiğim maddelerle ilgili Genel Kurul onayını arayacağım: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. VI. – KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam) 9.– Radyo
ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince
Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa
Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam) BAŞKAN - Kanunun tümü
üzerinde söz isteyen sayın milletvekillerinin isimlerini tespit ediyorum. Sayın milletvekilleri,
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Kayseri Milletvekili Abdullah Gül söz
istemiştir. Buyurun Sayın Gül. (AK
Parti sıralarından alkışlar) AK PARTİ GRUBU ADINA
ABDULLAH GÜL (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım;
Anayasanın 89 uncu maddesi gereğince Cumhurbaşkanınca bir kez daha görüşülmek
üzere geri gönderilen Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında
Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun üzerinde, AK
Parti Grubunun görüşlerini ifade etmek için söz almış bulunuyorum; hepinizi
saygıyla selamlıyorum. Sayın Başkan, bu şartlar
altında, siz de dinlemiyorsunuz, Genel Kurul da dinlemiyor. Konuşmama... HÜSEYİN ÇELİK (Van)-
Sayın Başkan, curcuna var içeride; süreyi yeniden başlatın. BAŞKAN- Değerli
arkadaşlarım, sayın hatibi rahat dinleyebilmemiz için biraz sükûnete
ihtiyacımız var. İstirham ediyorum. ALİ COŞKUN (İstanbul)-
İktidarın muhalefeti dinlemeye tahammülü yok. BAŞKAN- Genel Kurul
salonu dışına çıkmak isteyen arkadaşlarımız varsa, lütfen bir an önce
çıksınlar; çünkü, hatibi duymakta güçlük çekiyoruz. Sayın Gül, sürenizi
sıfırlayacağım. İsterseniz, arkadaşlarımızı bir bekleyelim de, rahatça sizi
dinleyebilelim. Evet, sayın
milletvekilleri... SABAHATTİN YILDIZ (Muş)-
Sayın Başkanım, niye kaçıyorlar, dinlesinler. ALİ COŞKUN (İstanbul)-
Tahammülleri yok. MAHFUZ GÜLER (Bingöl)-
Dinlemek için yürek ister. Yürek yok ki. BAŞKAN- Buyurunuz Sayın
Gül. ABDULLAH GÜL (Devamla)-
Teşekkür ederim Sayın Başkan. Değerli arkadaşlar,
kamuoyunda çok tartışmalara sebep olan, bütün basın yayın kuruluşlarının karşı
olduğu, Gazeteciler Cemiyetinin, Basın Konseyinin, yerel medya derneklerinin,
Yerel Televizyonlar Birliğinin, Anadolu Radyo ve Televizyon Yayıncıları
Birliğinin, İnternet Kurumunun karşı olduğu; çok daha önemlisi, radyo ve
televizyon yayıncılığından sorumlu ve bu konuda ihtisas kurumu olan RTÜK'ün
tamamen karşı olduğu bir kanunu bugün burada görüşüyoruz. Bu tartışmaların
geçmişine bir göz attığımızda, RTÜK Yasasının 1993 yılında çıktığını hepimiz
biliyoruz. O zamana kadar Türkiye'de radyo ve televizyon yayınları devletin
tekelindeydi. Çağın gerisinde kaldığı için, çağa ayak uydurmak, teknolojiye
ayak uydurmak için o zaman bu kanunu çıkarmıştık. Geçen süre içinde ortaya
çıkan aksaklık ve eksikliklerin olumlu bir istikamette düzeltilmesi gerekirken,
tam tersine bir anlayış hâkim oldu. Siyasî tarihimizin en karanlık, şaibeli ve
siyasî çıkar ilişkilerinin yoğun olduğu bir dönemde bu kanun defalarca
değiştirilmek istendi. Çıkar çevrelerinin arzuları ve baskıları istikametinde
olumlu bir ortam yakalamak için, bu Mecliste çok gayretler oldu; ama,
hiçbirinden de netice alınmadı. Değerli arkadaşlar,
bugün, hepimizin bildiği bir gerçekle karşı karşıyayız. Siyasal sistemde, siyasî
partilerimizle ve hatta daha da açıkçası, siyasî parti başkanlarımız ile medya
arasındaki ilişkilerin, karşılıklı bağımlılığa dayalı bir ilişki olduğunu
hepimiz biliyoruz. İşte, bu karşılıklı bağımlılık ve birbirinden istifade
etmeye dönük mutabakat neticesinde, bugün, bu kanun karşımıza getirilmiş
vaziyette. Gönül isterdi ki, bu kanun değişiklikleri, çağın, teknolojinin ve
halkımızın arzu ettiği doğrultuda olsun; ama, ne yazık ki, bu şekilde olmadı ve
7 Haziran 2001 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi 3984 sayılı Yasayı
çıkardı. Değerli arkadaşlar,
Cumhurbaşkanı bu yasayı inceledi ve Anayasaya aykırı bulduğu için,
gerekçelerini de açık ve net yazarak, Türkiye Büyük Millet Meclisine geri
gönderdi. Şimdi, aklı başında bir
hükümetin yapması gereken şey şudur: Aradan on aylık bir süre geçti; bu on ay
içerisinde bu gerekçeleri dikkatli bir şekilde okuyup, Sayın Cumhurbaşkanının
Anayasaya aykırı olduğunu iddia ettiği noktaları tekrar inceleyip, düzgün bir
şekilde bir kanun çıkarmaktı; ama, ne yazık ki, bunların hiçbirinin olmadığını
ve olmayacağını biraz önce yaşadığımız tartışmalar da göstermiş oldu. Şimdi, göz göre göre
hükümet ve Meclis bir yanlışın içinde; büyük bir yanlış; iz bırakacak ve
Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarını sarsacak ve zedeleyecek bir yanlış
yapıyoruz. Bu yasanın Anayasaya aykırı olduğunu biliyoruz, basın özgürlüğünü
sınırladığını biliyoruz, tekelleşmeyi ve kartelleşmeyi pekiştireceğini
biliyoruz, Türk demokrasisini ve Türk siyasetini kirleteceğini ve dejenere
edeceğini de biliyoruz, daha da ötesi, bu kanuna halkın karşı olduğunu
biliyoruz; siyasî partilerimizin tabanlarının karşı olduğunu biliyoruz ve
milletvekillerinin, sizlerin de bu yasaya karşı olduğunuzu biliyoruz. Çünkü,
bir araya gelip konuştuğumuzda, iktidar partisi milletvekili siz değerli
arkadaşlarımın da bu yasadan nasıl yakındığını çok iyi biliyoruz. O zaman,
değerli arkadaşlarım, vicdanlarımızın sesini niçin dinlemeyeceğiz, niçin
inandığımız istikamette burada oy kullanmayacağız da, baskıların altında,
inanmadığımız şeylere el kaldırırken başlarımızı öne eğeceğiz. Size bir şeyi hatırlatmak
istiyorum: 24 Nisanda, eski Türkiye Büyük Millet Meclisinden bir yayın yapıldı.
32 nci Gün programıyla ANAR şirketinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi üzerinde
ortaklaşa yaptığı bir araştırma yayınlandı. Aramızdan 200'e yakın
milletvekiliyle yüz yüze görüşüldü ve bütün partilerimizin grup başkanvekilleri
de o tartışmaya samimî bir şekilde katıldılar. Ortaya çıkan nokta şuydu;
sorulan bir soruya şu cevap verildi: Türkiye'nin idaresinde en etkin olanlar
kimlerdir; Silahlı Kuvvetler midir, Türkiye Büyük Millet Meclisi midir, basın
mıdır, hükümet midir, hepimizin samimî kanaatleri oraya yansıdı ve hükümetin
gücünün yüzde 37,7, basının gücünün ise yüzde 36,5 olduğu ortaya çıktı. Şimdi, biz bile bile bir
hata içerisindeyiz, kendi itibarımızı kendimiz giderek zedeliyoruz ve milletin
bize verdiği egemenliği biz başkalarına devrediyoruz. Değerli arkadaşlar,
bakın, çıkarmaya çalıştığımız, biraz sonra belki aramızdan birçok arkadaşımızın
evet diyeceği bu kanun neler getiriyor: Kanunla, televizyon ve radyo
sahiplerinin devlet ihalelerine girmelerinin önündeki tüm engeller ortadan
kaldırılıyor. Böylece, yayın kuruluşları bu güçlerini kullanarak devlet
ihalelerinde, iktidar, bürokrasi ve diğer firmalar nezdinde baskı
oluşturabilecek Haksız bir rekabete yol açabilecek bir ortamın önünü açıyoruz
bu kanuna evet demekle. Yine, bu kanunda
yapacağımız değişiklikle şunu getiriyoruz: Kanun, televizyon sahiplerinin
menkul kıymetler borsasında işlem yapmalarını da serbest bırakmaktadır.
Borsanın spekülasyona çok açık bir yapısının olduğunu dikkate aldığımızda, bu
kanunla borsada manipülasyonun, borsada spekülasyonun önünü açıyoruz. Unutmayın
ki, Türkiye'deki borsa gelişmiş ülkeler seviyesindeki borsalar gibi derin
değildir; manipülasyonlara ve spekülasyonlara nasıl açık olduğunu geçen dönem
içerisinde hep beraber gördük. Yine hatırlatmak isterim size: Geçen yıl borsada
Sayın Başbakanın sıhhatiyle ilgili yayılan bir haber üzerine, Sayın Başbakan
hasta halinde bir televizyon kanalına gidip "ben buradayım" demek
ihtiyacını duydu; çünkü, manipülasyona ve spekülasyona açık bir borsayla karşı
karşıyayız. Değerli arkadaşlar,
devlet ihalelerinin önünü açıyoruz. Geçtiğimiz senelerde yaşanan olayları
lütfen gözünüzün önüne getirin. Türkiye neleri yaşadı... Siyasetin, devlet
adamlarının, parti başkanlarının, medya patronlarının, banka sahiplerinin kol
kola olduğu dönemleri hep beraber yaşadık. Birçok bakanın hakkında
soruşturmalar açıldığını ve bazı bakanların istifa etmek zorunda kaldığını hep
beraber yaşadık. Elektrik enerjisi dağıtımıyla ilgili ihaleler yapıldığında,
Türkiye'de gazete ve televizyon sahibi olan bütün grupların bunları nasıl paylaştığını hep beraber gördük. Değerli arkadaşlar, bir
şeyi de, yine, samimî olarak söylemek istiyorum. Bu yasa, bu şekilde çıktığı
süre içerisinde, gazete sahiplerine de hayır getirmeyecektir; onların da işine
yaramayacaktır. Uzun vadede, kendileri de bundan zararlı çıkacaktır; çünkü,
kendileri farkına varmadan da çevrelerindeki kişilerin çıkarları doğrultusunda
neticesini bilmedikleri işlere sürükleneceklerdir. Bunun bir örneğini, aslında,
Türkiye yaşadı. Aileden, meslekten gazeteci olan bir gazete sahibinin içine
düştüğü durumları gözünüzün önüne getirin. O kişinin, bir devlet bankasını
devralmak için giderken, yanındaki arkadaşına söylediği şeyleri çok iyi
biliyoruz "ben gazeteciyim. Biz, şimdi, ne yapıyoruz? Biz, bir devlet
bankasını satın almaya gidiyoruz, devralmaya gidiyoruz. Yaptığımız iş doğru mu,
değil mi?" diye yanındaki kişiye yakındığını bütün basın camiası çok iyi
bilmektedir. Bunların tekrarlanacağından, açıkça, korkuyorum. Değerli arkadaşlar, medya
sahipleri borsaya girdiğinde, çıkar çatışması gereğince, borsayı ister istemez
etkileyeceklerdir. Ellerindeki gücü, isteseler de istemeseler de, kendi
şirketlerinin çıkarları çerçevesinde kullanacaklardır. İşte, bu gücü, kendi
yatırımlarının değerini artırma ya da yeni yatırım yapmayı düşündükleri
kuruluşların değerini düşürüp ucuza kapatma maksadıyla kullanabilirler. Türkiye'deki menkul
kıymetler borsası, nispeten yenidir; şaibeler vardır. Bununla ilgili birçok suç
duyuruları şimdiden yapılmıştır ve hatta, yurtdışı yatırım fonları bile kötü
şekilde kullanılmaktadır. Bütün bunları dikkate alarak, bunlara, bu Meclisin,
bu hükümetin nasıl "evet" diyeceğine hayret ediyorum. Bu yasayla yaptığımız
başka bir değişiklik de şudur: Bugün, bir kişinin, bir televizyon kuruluşunda,
yüzde 20'den fazla hisse sahibi olması mümkün değildir. Kanunda ise, bu
sınırlama kaldırılmaktadır, hisse sahipliği ile yıllık izlenme payı arasında
bağ kurulmaktadır. Değerli arkadaşlarım,
bunun çok iyi anlaşılabilmesi için, bu konuyu en iyi takip eden, kanunen bu
konuları takip etme sorumluluğu üzerinde olan RTÜK'ün verdiği bilgilere göre,
bu kanun çıktıktan sonra, bir kişi, Türkiye'deki yerel ve bölgesel yayın yapan
244 televizyona, artı, Kanal-6 seviyesinde yayın yapan 30 tane televizyona
sahip olacaktır veya başka bir misalle -yine aynı kurumun bize verdiği bilgiler
çerçevesinde bunu söylüyorum -bir kişi, Türkiye'de yayın yapan bütün
televizyonlar, bütün yerel televizyonlar ve bütün bölgesel televizyonlarla
birlikte, bugün yayın yapan CNN gücündeki 6 televizyona birden sahip
olabilecektir. Şimdi, ben inanamıyorum;
bu gücü siz nasıl vereceksiniz?! Bu gücü
vermeyi nasıl kabulleniyorsunuz? Türkiye'deki basındaki çoğulculuğa,
gerçek anlamda çoğulculuğa sebep olan yerel televizyonların teker teker bir iki kişinin eline geçmesine nasıl fırsat
vereceksiniz?!. Bu, açık bir kartelleşme ve tekelleşmenin önünü açmak demektir.
Bu yasa, kartelleşme ve tekelleşmeyi daha da pekiştirecektir. Türkiye'deki
basının yapısı. hem ülke için hem de kendileri için tehlikeli hale gelecektir Bugün, Türkiye'de, ne
yazık ki, siyasal sistem ile medya arasında karşılıklı bir bağımlılığa dayalı
bir ilişki söz konusudur dedim. Gerçekten de böyledir, bunu en iyi sizler
bilmektesiniz. Bu sebeple, bazı yanlışlar biline biline yapılmaktadır. Şöyle bir gözden geçirin;
medyadaki mülkiyet değişikliklerini bir hatırlayın. Televizyonların,
gazetelerin, şu geçen on sene içerisinde nasıl el değiştirdiğini lütfen
hatırlayın. Anadan, babadan, aileden gazeteci olan, yayıncı olan kişilerin
nasıl devreden çıktığını; holding sahibi, şirket sahibi, hükümetle ve devletle
ilişki içerisinde olan herkesin birer birer nasıl önce televizyon satın
aldıklarını, nasıl önce gazete satın aldıklarını lütfen düşünün. Buradaki
birçok arkadaşımız hükümette bulundu; yapılan baskıları, gelecek baskıları
lütfen hatırlayın. Bunları söyleyince, bazı arkadaşlar çıkıp şunu söylüyorlar,
bazı ülkelerden misal veriyorlar, özellikle Amerika'dan misal veriyorlar ve
Amerika'daki General Electric şirketinin, nasıl bazı televizyon kanallarını
satın aldığını ve orada hiçbir kavganın çıkmadığını söylüyorlar. Ben, şunu
söylemek istiyorum onlara: Getirin Amerika Birleşik Devletlerindeki şeffaflığı,
açıklığı, vergi sisteminin sağlamlığını; Türkiye'de biz de yapalım onları.
Hepiniz biliyorsunuz ki, Amerika Birleşik Devletlerinde, 1 dolarlık vergiyi
takip etmek, 1 metrekare Amerikan toprağını savunmak kadar kutsaldır.
Türkiye'de ise olup bitenleri hatırlayın, vergi kaçakçılıklarını, baskıları
hatırlayın. Değerli arkadaşlar, bu
konuyla ilgili, Sayın Cumhurbaşkanı, vetosunda, gayet açık ve seçik yazmıştır.
Aynen şöyle söylüyor: "Tekelleşerek sorumluluk bilincinden uzaklaşacak bir
medya, her sorumsuz güç gibi er geç amacından sapabilir ve toplum yaşamını,
ulusal güvenliği tehlikeye sokan bir güç durumuna gelebilir. Bunu önlemek
devletin görevidir." Burada, şu hakkı da
teslim etmek isterim; bir insan, hele büyük parası varsa, bunu yatırıma sevk
ederken, şüphesiz ki, buradaki hissesini dikkate alır. Bugünkü şekliyle bir
problem olduğunu biz de kabul ediyoruz. 20, 30, 50 milyon dolarlık yatırım
yapacaksınız; ama, bir şirketin, bir televizyon kanalının sadece ufak bir
kısmına sahip olacaksınız, bu da mantıklı değil, bunu düzeltelim; ama, bunu
düzeltirken, doğru bir şekilde düzeltelim. Zannediyorum ki, sayın bakanların
söylediği şeyler bunlar; gelin bunları yapalım burada, elimizde fırsat var;
önerge hazırlayalım, yanlışları beraber düzeltelim; ama, biz, devlet
ihalelerinin önünü açmayalım, borsaya bu gücün girmesine fırsat vermeyelim. Değerli milletvekili
arkadaşlarım, ben, bu kanunu okuyup da buna "evet" diyecek
milletvekili arkadaşıma, müsaade ederseniz, hayret ediyorum; hayret ediyorum ve
inanamıyorum; çünkü, şimdiye kadar, RTÜK dediğimiz Radyo ve Televizyon Üst
Kurulunun üyelerini, burada, bizler seçiyoruz, bizler oy veriyoruz ve şimdiye
kadar da, bunlar, büyük bir uzlaşma içerisinde seçildi ve gayet de iyi
çalışıyorlar. Şimdi, nasıl olur da, siz, kendi seçtiğiniz üyelerden
vazgeçersiniz?! Bu kanunla, Üst Kurulun üye sayısı 9 olarak tespit ediliyor.
Bunun 5'ini, burada, biz seçeceğiz; geri kalan 4'ünü kimlere havale ediyoruz
biliyor musunuz?! Milliyetçi Hareket Partili değerli arkadaşlarım, Anavatan
Partili değerli arkadaşlarım, özellikle size hitap ediyorum; çünkü, siz, bundan
yakınıyorsunuz, seçmenlerinize yakınıyorsunuz. Şimdi, biz, 4 kişiden
vazgeçiyoruz ve Meclis seçmesin, biz oy vermeyelim; bunların 2'sini YÖK seçsin
diyoruz, bunların 1'ini Basın Konseyi göndersin diyoruz, bunların 1'ini Millî
Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği göndersin diyoruz; bunu anlamak mümkün
değil! Bu yasayı okuduysanız, en azından bu maddeye oy veremezsiniz. (AK Parti
sıralarından alkışlar) Değerli arkadaşlar, bir
Meclis, itibarını ve gücünü, işte bu şekilde kaybediyor ve bu şekilde
zedeliyor. Bugün, biz, Anayasa Mahkemesi ve YÖK üyelerinin Türkiye Büyük Millet
Meclisi tarafından seçilmesi gerektiğini konuşurken, siz, nasıl geri adım
atarsınız, RTÜK gibi önemli bir kurulun üyelerini seçmekten vazgeçersiniz,
bunların seçimini bunlara verirsiniz?! Ayrıca, bu yasa, Avrupa
Birliği yolunda devam etmeyi de engelliyor; çünkü, uyum yasalarıyla çelişiyor.
Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin her kuruma üye vermesi geleneği
yaygınlaştırılıyor. Avrupa Birliği sürecini kendi kendimize baltalıyoruz.
Kurulun sivilliği, özerkliği kalmıyor; hükümetin ve yürütmenin emrine giriyor. Başka bir değişiklik de
şudur: Şimdi, biz, RTÜK'ün denetimini niçin Sayıştaya vermiyoruz? Anayasa
gereği, Anayasanın 160 ıncı maddesi gereği RTÜK'ün Sayıştay tarafından
denetlenmesi daha doğru değil midir? Sayıştay, Türkiye Büyük Millet Meclisi
adına denetlemelerde bulunuyor. Biz, şimdi, bağımsız dediğimiz, özerk dediğimiz
bir kurulun denetim işini Başbakanlık Yüksek Denetleme Kuruluna veriyoruz ki,
bu kurulun üyeleri atamayla geliyor. Çok önemli başka bir
değişiklik, frekans ihaleleriyle ilgili yapılıyor. Frekans ihaleleriyle ilgili
her türlü hazırlığın yapıldığını biliyoruz; ama, öyle kurumlar çıkarıyoruz ki,
bunu imkânsız hale getiriyoruz. Yerel televizyonları,
çıkaracağımız bu kanunla öldürüyoruz. Kendi sesimizi kısıyoruz. Yerel
televizyonların, bugün, 25 000 000 olan RTÜK payını ödemekten aciz olduklarını
biliyoruz. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen
sonuçlandırır mısınız. ABDULLAH GÜL (Devamla) -
Birçoğu 25 000 000'u ödeyemediği için kapanırken, bunlara, o kadar çok ağır
cezalar getiriyoruz ki, bunların kapanmasına yol açacak cezalardır. Şimdiden,
zaten, bunların çoğuyla temasa geçilmiştir ve İstanbul'daki birkaç grup
bunların çoğunu tespit etmiştir. Değerli arkadaşlar, yayın
ihlalleri karşısında yasaklar açık ve seçik bir şekilde yazılmamıştır. Anayasaya
açıkça aykırıdır. Ortaya muğlak ifadeler konulmuştur. Bunların hepsinin
değiştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu muğlak ifadeler karşısında yasaklar
getirilecek, bu yasaklar ise çok büyük olacaktır. Bu kanunla yaptığımız
-farkına vararak mı, varmayarak mı yapıyoruz- çok önemli bir şey de şudur: Biz,
interneti yasaklıyoruz. Benim, bunu da aklım almıyor. Nasıl olur, internet
gibi, Türkiye boyutlarını aşmış, uluslararası hukuku bile ilgilendiren bir
konuyu, siz, getirip, böyle bir maddenin içerisine koyarsınız! Bu, çağı
bilmemek demektir. Bu, bilgi toplumunu bilmemek demektir. Bu, Türk toplumunun,
bilgisayar söz konusu olduğunda, çağı ne kadar yakaladığını bilmemek demektir. İnternet Yüksek Kurulunun
hepimize yazdığı yazılar vardır. İnternet dediğimiz bu imkânı, sadece
haberleşme aracı olarak düşünemeyiz. İnternet, mağazadır bugün, bankadır bugün,
eğlence yeridir bugün, tartışma yeridir bugün. Bütün bunları gözardı ederek,
internetle ilgili bir madde getirip, bunu, yazılı basının içerisine koymak kadar
yanlışı, bu hükümet, nasıl yapıyor, anlamak mümkün değil! Yazılı basını tamamen
mahvediyoruz, Anadolu basınını öldürüyoruz. Düşünebiliyor musunuz ki,
Anadolu'da çıkan bir gazete, o günkü nüshasını, bir gün sonra cumhuriyet
savcısına verirse, 100 milyar liralık cezayla başlayacaktır. Buna kim
dayanabilir?! Değerli arkadaşlar, bütün
bunlardan sonra şunu söylemek istiyorum size: Daha doğrusu, Başbakan Sayın
Ecevit, niçin, bir gün RTÜK Başkanını çağırıp da "kardeşim, sizi biz
seçtik, üstelik benim Partimin kontenjanından seçildin, ne diyorsun bu yasaya,
bu yasanın yazılımında sana hiç sorulmadı, ne diyorsun" diye fikrini
almaz, buna hayret ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) Ortada inanılmaz bir
pişkinlik var, göz göre göre oynanan bir oyun var. Sorumlu bakan Sayın
Karakoyunlu -şu anda burada değil, yerinde başka arkadaşım var- "benim de
itirazım var" diyor. Kardeşim, itirazın varsa, getir de, düzeltelim
burada, biz de oy verelim, düzeltelim burada. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Sayın Gül, 3
dakikayı geçtik... ABDULLAH GÜL (Devamla) -
Bitiriyorum Sayın Başkanım. Sayın Mesut Yılmaz
"şimdi çıkaralım da, sonra düzeltiriz" diyor. Kanun yapmanın bu kadar
düşürüldüğü bir dönem olmamıştır. Kanun yapmanın bu kadar hafife alındığı bir
dönem olmamıştır. (AK Parti sıralarından alkışlar) Yangından mal mı
kaçırıyorsunuz, ne yapılıyor allahaşkına?! Getirin, doğru dürüst çıkaralım, biz
de oy verelim, destek verelim; ama, insanın gözüne baka baka, bile bile yanlış
yapmayı hazmetmek mümkün değildir. En son, Sayın Başbakan
Ecevit'e seslenmek istiyorum: Sayın Cumhurbaşkanına "iyi yaptınız veto
ederek, benim de içime sinmiyor" demişti; şimdi, nasıl bütün bunlara evet
diyor ve iki gündür gelip burada nasıl bekliyor; anlamak istemiyorum!.. (AK
Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) NURETTİN AKTAŞ
(Gaziantep) - Gelin misali, hem ağlarım hem giderim... ABDULLAH GÜL (Devamla) -
Ama bir şey var, Sayın Başbakanın, olup bitenlerin farkında olmadığına
inanıyorum, farkında olsa, bunlara evet diyemez. Çıkan kanunun farkında olmayan
bir kişinin Türkiye'yi yönetmeye de hakkı olmadığına inanıyorum. Hepinize saygılar
sunuyorum. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri alkışlar, SP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Gül. Saadet Partisi Grubu
adına, Rize Milletvekili Mehmet Bekâroğlu; buyurunu. (SP sıralarından alkışlar) SP GRUBU ADINA MEHMET
BEKÂROĞLU (Rize) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlayarak konuşmama başlıyorum; ancak, iktidar partisi milletvekilleri ve
sayın hükümet niye burada değil?!.
Aklıma şöyle bir soru geliyor: Bu yaptığınız gerçekten içinize sinmiyor,
rahatsızsınız değil mi?.. O sebepten dolayı Genel Kurul salonunu terk ettiniz;
öyle düşünüyorum. MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ
(Şanlıurfa) - Yüzleri yok. MEHMET BEKÂROĞLU
(Devamla) - Değerli arkadaşlarım, Anayasanın 11 inci maddesi, Anayasa
hükümlerinin herkes için bağlayıcı olduğunu söyler. Yine, Anayasanın 8 inci
maddesi, yürütmenin, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak bu hakkını
kullanılabileceğini söyler; ama, siz, Anayasayı, Anayasanın yazmış olduğu,
göstermiş olduğu kurumları yok sayıyorsunuz. Bir keyfiliktir gidiyor. Değerli arkadaşlarım,
peki, bu keyfilik, bu, ben bildiğimi yaparım havası, bu inatlaşma, hatta
çocuklaşma niçin?! Devletin tepesindeki bu anlamsız kavga niçin yapılıyor?!
Sayın Başbakan, niçin kendisinin seçtirmiş olduğu Cumhurbaşkanını içine
sindiremiyor?! Sayın milletvekilleri, siz, niçin, Sayın Ecevit'in sindirim
sorunlarına alet oluyorsunuz?! Bu yasa, Cumhurbaşkanı
tarafından haklı gerekçelerle veto edildi. O halde, şimdi, bir yıl sonra,
niçin, noktasına, virgülüne dokunulmadan Meclis Genel Kuruluna geliyor?! Hadi,
Cumhurbaşkanı yanlış yaptı; peki, Anayasanın 28 inci maddesini ve Türk Ceza
Kanununun 312 nci maddesini bu Meclis değiştirmedi mi? Peki, niçin, bu kanunda
bu değişikliklere yer vermiyoruz? Değerli arkadaşlarım, siz
"kanunda yasaklanan dillerde yayın yapılmaz yasağını kaldıralım"
demediniz mi ve kaldırmadınız mı; peki, niçin, bu yasaya bunu koymuyoruz? Peki,
siz, 312 nci maddeyi değiştirmediniz mi; niçin, bu yasada 312 nci madde eskisi
gibi duruyor? Değerli milletvekilleri,
önce, ısrarla çıkarılmaya çalışılan bu yasa ne getiriyor, ona bakalım:
Öncelikle, bu yasa, basında rekabeti yok ediyor, tekelleşmeyi yasallaştırıyor,
medya patronlarına kamu ihaleleri yolunu açıyor, internete sansür getiriyor,
yerel medyayı yok ediyor. Bu yasayı buraya
getirenler iyi niyetli değildir. Bırakınız iyi niyeti, bu yapılanın mantıkla da
izahı mümkün değildir. Bu hükümet, mantığı, sağduyuyu, insafı ve izanı çoktan
kaybetmiştir. Bu hükümet, raydan çıkmış, yokuş aşağı gidiyor ve önüne ne
çıkarsa mahvediyor; hukuk, Anayasa, Meclis, gelenekler, siyasî etik; hiçbir şey
bırakmıyor. Anayasa Mahkemesinin bir
üyesi, Af Yasası için "hukukî boşluk var" dediler. Sadece hukukî
boşluk mu; bu ülkede hükümet boşluğu var değerli arkadaşlarım! Siz, ülkede, sadece
ekonomik kriz değil, aynı zamanda yönetim krizi çıkardınız. Dahası, siz, ülkeyi
etik kaosun içerisine soktunuz. Siz, Anayasa ve yasa tanımıyorsunuz. Cumhurbaşkanı,
onlarca yasa ve kararnamenizi geri çevirdi. Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği
yasa sayısı 50'yi geçti. Değerli milletvekilleri,
Türkiye'deki sistemin adı parlamenter demokrasidir. Demokrasilerde, halkın
seçtiği meclis egemenlik hakkını kullanılır. Meclis çoğunluğunun onayladığı
tasarı ve teklifler yasa olur ve Anayasanın belirttiği gibi, herkes bu yasalara
uymak zorundadır; ama, demokrasi, çoğunluk diktatöryası, yani, tiranlık
değildir. Demokrasi, hak ve adalet üzerine kurulur. Demokrasiler, tek bir
bireyin bile hakkını çiğneyecek düzenlemeler yapılamamasıyla tiranlıklardan
ayrılır. Sayın Başbakan burada
yok, kendisine iletirsiniz. Soruyorum: Sayın Başbakan, siz ne yapıyorsunuz? Siz
kendinizi ne sanıyorsunuz? Siz, demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti olan
Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı mısınız, yoksa kendinizi tiran mı
sanıyorsunuz? Değerli arkadaşlarım,
görüşmekte olduğumuz RTÜK Yasası, demokrasinin olmazsa olmazı olan bir temel
hakkı ortadan kaldırıyor, ifade ve basın özgürlüğünü yok ediyor. Bu yasa baştan sona
sorunludur. Yayın ilkelerini düzenleyen çerçeve 2 nci madde, muğlak ifadelerle
A'dan Z'ye yasaklar getirmektedir. Bu durum, yasaya tam bir Takriri Sükûn
havası vermektedir. Bu maddede, hangi konularda yayın yapılamayacağı uzun uzun anlatıldıktan
sonra deniliyor ki: "Karamsarlığı ve umutsuzluk eğilimlerini körükleyici
yayın da yapılamaz." Değerli arkadaşlarım, bu
ne demek? Şimdi, ben, burada desem ki: "Bakınız, rakamlar yeni ve ciddî
bir ekonomik krizi davet ediyor, yakında ülkede ekonomik kriz olacak." Bu,
suç sayılacak! Değerli arkadaşlarım,
değerli milletvekilleri; Sayın Başbakan, ikide bir sindirim sorununu gündeme
getiriyor; getiriyor ama, bence, bu bir yanıltmacadır. Öyle ya, Sayın Başbakan
bugüne kadar o kadar çok şeyi içine sindirdi ki, bir sindirim sorunundan söz
edilemez. 15 günde 15 yasayı, tütünü, pancarı, Merkez Bankasını, üst kurulları,
af yasasını, İçtüzüğü, fırlatılan Anayasa kitapçığını, batan bankaları,
milletin uçan milyarlarca dolarını, İsrail'in yaptığı katliamları, askerimizin
Afganistan macerasını, kapanan işyerlerini, fabrikaları, işsiz kalan
milyonları; neleri neleri içine sindirdi Sayın Başbakan ve onun ortakları.
Ancak, Sayın Başbakanın içine sindiremediği bir şey var arkadaşlarım: Sayın
Başbakan, demokrasiyi içine sindiremiyor, Başbakan, gerçekten demokrasiyi içine
sindiremiyor, Sayın Başbakan, hak ve özgürlükleri hazmedemiyor, Sayın Ecevit'in
ciddî bir millî irade sorunu var. Kimse alınganlık
yapmasın, hafızalarınızı yoklayın, haklı olduğumu anlayacaksınız. Sayın Ecevit
değil mi, burada oturup, Meclis Başkanvekiline "Ali, oku, oylat"
pusulası göndererek Türkiye Büyük Millet Meclisini susturan, İçtüzükte
değişiklik yapan yasayı çıkaran!.. MEHMET EMREHAN HALICI
(Konya) - Ne alakası var?! MEHMET BEKÂROĞLU (Devamla)
- Değerli arkadaşlarım, iktidar partilerinin Grup Başkanvekilleri, Anayasa
Mahkemesinin geri gönderdiği bu İçtüzükte değişiklik yapan yasa ne oldu, niçin
üzerinde konuşmuyoruz, niye buraya getirmiyorsunuz? Daha birkaç hafta önce,
Parlamentonun almış olduğu bir karar nedeniyle, Sayın Başbakan, Parlamentoyu,
laik cumhuriyet düşmanlığıyla suçlamamış mıdır değerli arkadaşlarım?
Parlamentoya inanmayan, Parlamentoya güvenmeyen, Parlamentoya saldıran bir
kişi, demokrat olabilir mi değerli arkadaşlarım? (SP sıralarından alkışlar) Sayın Başbakan, Sayın
Bahçeli, Sayın Yılmaz; gerçekten, siz, demokrat değilsiniz; bu yaptıklarınız
demokrasiyle bağdaşmaz. Seçimle gelmek, demokrat olmak anlamına gelmez. Tarihe
bakın, seçimle gelen diktatörler tanımıştır tarih; Hitlerleri, Mussolinileri
tanımıştır tarih. (SP sıralarından alkışlar) Bunları yapanların, bu
şeyleri söyleyenlerin bilinçaltı, totaliter kalıntılarla doludur. Siz, sözde
demokratsınız; siz, konjonktür demokratısınız. Aslında siz, tek parti, tek şef
anlayışından kurtulmuş değilsiniz. Siz, milleti, milletin egemenliğini ve
demokrasiyi, hak ve özgürlükleri, hiçbir zaman içinize sindiremediniz. Sizin zamanınızda, sadece
ekonomi küçülmedi; siz, demokrasiyi de budadınız. Sizin zamanınızda, millet,
sadece aç kalmadı, aynı zamanda, hak ve özgürlüklerden mahrum kaldı. Yalan mı
söylüyorum?.. (SP sıralarından "doğru, doğru" sesleri) Evet, devri
hükümetinizde, bu ülkede, açlıktan insanlar ölüyor. Bu durum, doktor
raporlarıyla tescil ediliyor. Manisa'da açlıktan ölen Kürt kızı Berivan'dan
sonra, Zonguldaklı Türk kızı Damla'nın ölüm sebebi de kayıtlara
"açlık" diye düşüldü. MUSTAFA GÜVEN KARAHAN
(Balıkesir) - Ayırımcılık yapma!.. Ayıp!.. MEHMET BEKÂROĞLU
(Devamla) - Batman'da, Kürt kızları bunalım geçiriyor, intihar ediyor; İzmir'de
de, Türk kızları bunalım geçiriyor, intihar ediyor. (DSP ve MHP sıralarından
gürültüler) MUSTAFA GÜVEN KARAHAN
(Balıkesir) - İçinizdekileri tam olarak açıklayın. MEHMET EMREHAN HALICI
(Konya) - Yakışmıyor, yakışmıyor!.. MEHMET BEKÂROĞLU
(Devamla) - Siz, milletin zenginliklerini azgın azınlığa akıtırken, ülkede
bebeler açlıktan ölüyor. Yalan mı bütün bunlar?.. (SP sıralarından alkışlar) Siz, bu insanlar için
hiçbir şey yapmazken, medya patronlarına servis yapıyorsunuz. İktidarın sayın liderleri
geldiler, burada oturdular. Niçin burada oturdular; milletvekillerine baskı
yaparak, medya patronlarının istediği yasayı çıkarmak için burada oturdular;
ama, aç kalan bebeler için hiçbir şey yapmadınız, yapmıyorsunuz. İşsiz kalanlar
için, depremzedeler için, özürlüler için hiçbir şey yapmadınız, yapmıyorsunuz.
(MHP sıralarından gürültüler) Değerli milletvekilleri,
bir sözünüz varsa, gelir savunursunuz; yaptığınızı, gelir burada savunursunuz. BAŞKAN - Sayın Bekâroğlu,
siz Genel Kurula hitap ediniz. MEHMET BEKÂROĞLU
(Devamla) - Değerli milletvekilleri, bu yasa, sadece hak ve özgürlükleri
budamıyor; aynı zamanda, basında tekelleşmeyi, medya patronlarına devlet
ihalelerine girme ve borsada oynama hakkını getiriyor. Esasında, bu yasa, medya
patronları için çıkıyor. Bu tasarı, televizyon ve radyo sahiplerinin devlet
ihalelerine girmelerinin önündeki engelleri kaldırıyor. Bu tasarı
yasalaştığında, medya patronları, tekel güçlerini kullanarak, devlet
ihalelerinde, iktidar, bürokrasi ve rakip firmalar nezdinde baskı oluşturacak,
haksız rekabet yoluyla haksız kazançlar elde edecekler. Baskıyla, devletin bir
şirketini, örneğin Petrol Ofisini ucuza kapatacaklar; sonra, PKK, sınır
ticareti yoluyla gelen petrol ürünlerinden pay alıyor haberi yayarak sınır ticaretini
yasaklatacaklar. Bunlar olmadı mı değerli arkadaşlarım?! Sınır ticaretini
yasaklayarak, güneydoğuda milyonlarca yurttaşımızı açlığa ve sefalete mahkûm
etmediniz mi?! Değerli milletvekilleri,
bu tasarıyla, yerel televizyonlar yok edilecektir. Getirilen yayın yasakları ve
ağır para cezaları, yerel televizyonların yaşamasını imkânsız hale
getirmektedir. Öte yandan, bu tasarı, yasadışı olarak mevcut olan basında
tekelleşmeyi yasallaştırmaktadır. Bundan böyle, medya patronları, istedikleri
kadar televizyon sahibi olabileceklerdir. Sermaye ve diğer güç odakları ulusal
televizyonlarda istedikleri yayınları yapar veya yaptırırken, halkın sesi olan
yerel televizyonlar susacak, bu şekilde, demokrasinin nefes boruları kesilmiş
olacaktır. Bu durum, elbette demokrasinin katledilmesidir; bu yapılanlar,
tekelleşme ve kartelleşmeyi yasaklayan Anayasanın 167 nci maddesine, tüketiciyi
koruma ilkesini getiren Anayasanın 172 nci maddesine, daha da önemlisi, ifade
özgürlüğünü düzenleyen 26 ncı maddesine, haberleşme ve basın özgürlüğünü
düzenleyen 22 ve 28 inci maddelerine aykırıdır; ama, siz, Anayasaya
bakmıyorsunuz, hiçbir zaman da bakmadınız. Değerli arkadaşlarım, bu
yasa, aslında, bir diyet yasasıdır. Bu hükümet, cumhuriyet tarihinin en büyük
ekonomik küçülmesini gerçekleştiren bir hükümettir. Bu hükümet döneminde,
ülkenin borçları ikiye katlanarak 230 milyar doları bulmuştur. Bugün, vergi
dahil, devletin tüm gelirleri borç faizlerini ödemeye yetmiyor. 2002 yılı için
öngörülen bütçe açığının yarısına ilk üç ayda ulaşılmıştır. Bu hükümet
döneminde, yabancılar "IMF, Türkiye'yi bizim için satın aldı"
diyebilmişlerdir. Bu hükümet döneminde, millet aç kalmış, ülke nüfusunun beşte
4'ü açlıkla boğuşmaktadır. Şimdi, soruyorum değerli arkadaşlarım; gerçekten,
ülke satıldı mı; gerçekten, Türkiye'yi birileri satın aldı mı? Kim sattı bu
ülkeyi, kim satıyor? Bunu soruyorum millet adına. (SP sıralarından alkışlar) MEHMET EMREHAN HALICI
(Konya) - Böyle bir soru mu olur?! Soru mu bu?! MEHMET BEKÂROĞLU
(Devamla) - Böyle bir hükümetin ayakta durması mümkün değildir. Bu hükümetin
görevinin başında kalması mümkün değildir. Milletten çalınanlarla yapılan
kulelere yuvalanmış kalemşörler olmasa bu hükümet bir dakika ayakta kalamaz.
İşte, bu yasayla, hükümet, medya patronlarına diyet ödüyor. Kim bilir, belki,
bu kalemşörler ve onların patronları tehdit ediyorlardır. Bu yasayı
çıkarmazsanız desteği çekeriz, ayakta kalamazsınız diye, belki de, hükümeti
tehdit ediyorlardır. Değerli arkadaşlarım,
burada, en trajik olan, basın mensuplarının, gazetecilerin, aydınların
durumudur. Tekel medyasının dışında yazma ve konuşma imkânı bulan birkaç
gazetecinin haricinde tek bir basın mensubu bu tasarının üzerine yazı yazmadı,
konuşmadı. Gazeteciler, patron böyle istiyor diye basın özgürlüğünü yok eden bu
yasa karşısında susma haklarını kullanıyorlar; aynen, iktidar partisi
milletvekilleri gibi. Siz de liderleriniz böyle istiyor diye susma hakkınızı
kullanıyorsunuz ve bugün Türkiye için trajik bir durumdur bu. Kimse kusura bakmasın;
burada bir suç ortaklığı kurulmuştur değerli arkadaşlarım. Demokrasiyi
hazmedemeyenler, istedikleri baskı sistemini kurmak adına, 29 uncu maddeye;
yani, medya patronlarının devlet ihalelerine girip haksız rekabet yapmaları ve
haksız kazanç sağlamalarına göz yumuyorlar. Peki, son beş yılda yapılan
operasyonlar, yolsuzluk soruşturmalarına bakılmıyor mu?! Devleti soymaya
soyunan herkesin gazete ve televizyon sahibi olmaya kalktığını unuttuk mu
değerli arkadaşlarım?! Değerli milletvekilleri,
herkes, tasarının bir tarafından tutarak bir şeyler elde edeceğini umuyor;
ancak, böyle değil. Bu yasayla, herkes, bindiği dalı kesiyor. Bu yasa, bir
siyasî ötanazidir değerli arkadaşlarım. Kazanan, sadece tekelci sermayedir,
medya patronlarıdır. Diyorlar ki: "Mevcut yasal düzenlemeye zaten uyulmuyor,
medya kuruluşlarının sahipleri gizleniyor, devlet ihalelerine zaten
giriyorlar." Yani, demek istiyorlar ki, sahtekârlık yapılıyor,
üçkâğıtçılık yapılıyor, suç işleniyor. Bu sahtekârlığı suç olmaktan çıkaralım.
Siz, bunu yapıyorsunuz bugün burada. Peki, hükümetin görevi
suç işlemeyi önlemek, suç işleyenleri yargıya teslim etmek değil mi?! Peki,
şimdi, Başbakana soruyorum. Sayın Başbakan, siz ne yapıyorsunuz; suça göz
yumuyorsunuz. Şimdi de, bu yasayla suç ortağı oluyorsunuz. Yetmezmiş gibi,
milletvekillerini de suça ortak etmeye çalışıyorsunuz. Değerli arkadaşlarım,
siz, milyar dolarların, memleketin beş senede kaybolan 200 milyar dolarının
hesabını verin. Değerli milletvekilleri,
suç ortağı olmayı reddedin. Çokuluslu sermaye ve onların ülkemizdeki gözü
doymayan ortaklarına ülkeyi teslim etmeyin. Demokrasinin nefes boruları olan
yerel televizyonların susmasına göz yummayın. Yarın, bölgelerinize
gideceksiniz, yerel televizyonlara çıkmaya çalışacaksınız. Nasıl bakacaksınız o
arkadaşların yüzüne?! Kimse, gerçek sermayeye,
sermaye sahiplerine, ticarete, yatırıma ve üretime karşı değildir; ancak,
bunlar, gerçek işadamları değildir. Bunlar, haksız rekabetle, devlet
kuruluşlarını ucuza kapatarak, kredileri geri ödemeyerek, bankaları
hortumlayarak milleti soyuyorlar. Bugün, ülkemizde yaşanan krizlerin, açlığın,
yoksulluğun asıl müsebbipleri bunlardır; bunlar ve bunlarla işbirliği yapan,
bunlara devletin imkânlarını sunanlardır, bu siyasetçilerdir ve bu
siyasetçileri millet tanıyor. Değerli iktidar partisi milletvekilleri;
liderleriniz ülkeyi ve sizleri felakete sürüklüyor. Bunların her dediğini
onaylamak zorunda değilsiniz. Tekrar seçilmek için bunların dediklerine
"evet" diyorsanız,
yanılıyorsunuz. Bunları, bu millet bir daha seçmeyecek ki, sizi de seçtirsinler
ve buraya getirsinler. Bunu unutun. Bu Mecliste, medya
patronlarıyla sarmaş dolaş olmayan, medya patronlarının konutlarında
eşofmanlarla, pijamalarla karşılanmayan, gece yarılarında banka pazarlıklarına
katılmayan çok sayıda milletvekili var, hatta liderler var. (SP sıralarından
alkışlar) MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ
(Şanlıurfa) - Bravo! MEHMET BEKÂROĞLU
(Devamla) - Bu arkadaşlarımızı, bu şaibeye bulaşmamış olan değerli
arkadaşlarımı uyarıyorum; uyanmaya, sağduyuya davet ediyorum. Bu yasa, sadece sermayede,
ekonomide tekelleşmeyi değil, siyasette de tekelleşme getiriyor. Çoğulculuğu,
çok sesliliği, demokrasiyi yok ediyor. Tekelci sermaye, medya patronları,
ülkeyi bütünüyle teslim alıyorlar. Buna izin vermeyelim. Değerli arkadaşlarım, bu
bir siyasî ötanazidir. Bugün, belki sizi destekler gibi görünüyor; ama, yarın,
çıkarları başkalarıyla olacaktır, onları destekleyeceklerdir. Bunu, bu Meclis
defalarca görmüştür. Türk demokrasi tarihinde medyayla girilen ilişkilerin acı
sonuçları defalarca yaşanmıştır. Elbette, biz, burada doğru bildiklerimizi,
inandıklarımızı söylüyoruz. Günlerce konuştuk, tarafları uyardık. Sivil toplum
örgütlerinden, siyasî partilerden, yerel televizyon sahiplerinden, basın
emekçilerinden, bu yüzkarası yasaya tepki göstermelerini isterdik; ama,
görüyorum ki, toplumu sindirdiniz, televoleci medya insanları uyuşturdu. Bugün
bu dinleyici locaları tıklım tıklım olmalıydı, Meclis kulislerinde bugün adım
atılamamalıydı, bugün toplum burada olmalıydı, bugün demokrasi yanlıları burada
olmalıydı, yerel televizyonlar burada olmalıydı; ama, hiç kimse yok. HASAN AKGÜN (Giresun) -
Niye?.. MEHMET BEKÂROĞLU
(Devamla) - Sizi desteklediği için (!) Bu suskunluk ve sessizlik
karşısında ilginç bir Nasrettin Hoca fıkrasını hatırladım. Biliyorsunuz, şu meşhur
Hoca-Timur hikâyesi. Biliyorsunuz, Timur'un filleri var. Timur'un filleri
-Konya mıdır, Eskişehir midir; Nasrettin Hoca Anadolu'nun her tarafında
yaşamıştır- tarlaları çiğner ve köylülere çok büyük zarar verir. Köylü
toplanır, Timur'a gidelim, rica edelim bu filleri geri çeksin diye ve Hocayı
yanlarına alırlar ve sözcü seçerler. Hoca, Timur'un çadırına girer; bir bakar
ki, arkasında hiç kimse yok; ne der -biliyorsunuz değerli arkadaşlarım- Timur'a
"beni halk gönderdi, bir fil daha istiyor." Evet, bir fil daha Sayın
Timur... Pardon... Sayın Başbakan, Sayın Ecevit, bir fil daha!.. Yetmez bu!..
(SP sıralarından alkışlar) Millete bir RTÜK!.. Sayın Hükümet, siz, bir, hatta
birkaç tane RTÜK getirin; bu millete gerekli, iktidar partisi milletvekillerine
gerekli. Bir fil yetmez size değerli arkadaşlarım. Ne kadar da uydu değil mi;
fil ve tekelci medya hikâyesi?!. Evet, fil ve tekelci
medya hikâyesi ve siz Timurlar, ne kadar da benziyorsunuz. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Süre istiyor
musunuz?.. MEHMET BEKÂROĞLU
(Devamla) - Yarım kaldı... BAŞKAN - Sonuçlandırın
ama... Buyurunuz, bitiriniz. HASAN GÜLAY (Manisa) -
Hikâyesi yarım kaldı; devam etsin. MEHMET BEKÂROĞLU
(Devamla) - Devam edeceğim fil fıkrasına... Ne kadar da uyuyor
diyorum fil hikâyesiyle sizin hikâyeniz. Fil ve tekelci medya hikâyesi ne kadar
da benziyor ve siz, Timurlara ne kadar benziyorsunuz. Getirin filleri, girsin
ülkenin tarlalarına, bankalarına, hazinelerine; size de helal olsun fillere
de!.. Değerli arkadaşlarım, siz
de geçeceksiniz bu Meclisten. Gerçekten, buradan nice hükümetler geçti. 57 nci
Hükümetsiniz, siz de muhalefet sıralarına oturacaksınız, halkın içine
karışacaksınız, hatta bir süre halkın arasına giremeyeceksiniz; ama, bu
yapılanları kimse unutmayacak. Bakınız, son sözümü
söylüyorum ve oturuyorum. Bir Amerikalı danışman, gazeteci, ilk defa -Türkiye
tarihinde yoktur böyle bir şey- çıktı "IMF, Türkiye'yi bizim için satın
aldı" dedi değerli arkadaşlarım; bunu dedi ve hiçbir tepki verilemedi. Değerli arkadaşlarım, ilk
defa gazetelere haber çıkıyor; çocuklar, iki yaşında, üç yaşında çocuklar
açlıktan ölüyor sizin döneminizde. Doktor raporları bunu böyle yazıyor; ama, bu
konular için bir tek yasa getirmediniz. Sayın Başbakan bunun için buraya gelip
oturmadı, Sayın Yılmaz oturmadı, Sayın Bahçeli oturmadı; ama, medya patronları
için burada oturuyorsunuz! (SP sıralarından "Bravo" sesleri,
alkışlar) Bunun hesabını millete vereceksiniz! Saygılarımı arz ediyorum
efendim. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Bekâroğlu. Sayın milletvekilleri,
gruplar adına son konuşma talebi, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Trabzon
Milletvekili Sayın Ali Naci Tuncer'e ait. Buyurunuz Sayın Tuncer.
(DYP sıralarından alkışlar) DYP GRUBU ADINA ALİ NACİ
TUNCER (Trabzon) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşülmekte olan
kanunun tümü üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan
önce, Meclisimizin kıymetli bir üyesini, meslektaşımı, bugün ebedî
istirahatgâhına tevdi etmiş bulunuyoruz; üzüntülerimi belirtiyor, tüm Meclise
ve DSP Grubuna baş sağlığı, merhuma da Tanrı'dan rahmet diliyorum. Saygıdeğer
milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz yasa, bu çatı altında çok çalkantılara
sebep oldu; komisyonlarda görüşüldü, iade edildi, tekrar geldi, yasalaştı,
Sayın Cumhurbaşkanı tarafından veto edilerek geri döndü. Bu kadar gerilimli
havaya girmenin sebebi neydi acaba? Bu müessese 13.4.1994
tarihinde çıkarılan bir yasayla Türk devlet yapısına kazandırılmış ve RTÜK
Yasası da Türk hukuk sistemine kazandırılmıştı; yayıncılık hayatı düzen altına
alınmıştı. Sekiz seneyi tecavüz eden bir zaman içerisinde, bu Yüce Meclisten
seçilip orada görev yapan arkadaşlarımızın dirayetli çalışmalarıyla RTÜK vazife
yapmıştır. Bugüne kadar, RTÜK müessesesinden, ne medyada ne kamuoyunda, şu
partiyi ilzam ediyor veya şu görüşü ilzam eden kararlar almıştır diye bir
tenkit çıkmamıştır; tek tenkit, televizyonları kapatmak suretiyle televizyon
sahiplerine değil, daha çok izleyicilere ceza vermesiydi. Bu dönemde, bu devirde,
artık, ekran karartmanın çağdaş bir topluma yakışmayacağı görüşleri hâkimdi. O
kurul da bunu, bu Yüce Meclisten çıkan yasadan almıştı. Demek ki, bugüne kadar
onlara yapılabilecek tenkidin başlıcası, ekran karartma cezası yerine başka bir
ceza verilmesiydi. Bugün getirilen bu yasayla kısmen bu önleniyor. Çok zorunlu
şartlarda yine ekran karartma cezası veriliyor; ancak, genelde bu cezanın
yerine para cezaları ve başka tedbirler öneriliyor; bu, çağdaş bir toplumda
görülmesi gereken bir ilerlemeydi. Bu kanunun fırtına
koparan maddesi olan 13 üncü maddede -eski kanunda 29 uncu madde- medya
patronlarının baskısıyla getirildiği iddia edilen bu maddede neler var ve bu
medya patronları kimlerdir? Saygıdeğer
milletvekilleri, medyadan haksız olarak en büyük darbeyi yemiş, hak etmediği
tenkitleri almış bir partinin grup sözcüsü olarak konuşuyorum ve bunları
bilerek söylüyorum. Medya patronları dediğimiz insanlar, bizim partinin
felsefesine göre, ekonominin kalkınmasına hizmet eden özel sektörün bir
grubudur. Bu sektörde kanunsuz çalışan veya bunların kanunsuz eylemlerine
müsamaha eden hükümetler varsa, onun hesabını onlardan sormalıyız. Koca kanunda,
değişiklikte medyayla ilgili getirilen bir tek 29 uncu madde var. O zamanın
şartlarına göre medyaya, medya mensuplarının hisselerinin oranına göre ihale
yasağı getirildi. Arkadaşlar, bugün, bir hukukçu olarak diyorum ki, bu kanunun
çıkmasının tek sebebi ve zarureti bu maddededir. Neden bunda zaruret görülüyor;
zamanında, bu hükümet veya bundan önceki hükümet enerji ihaleleri yaptı, o
enerji ihalelerine -bu kanun yürürlükte olduğu müddetçe- girmemesi gereken
kuruluşlara her nasılsa yeterlilik belgesi verildi, ihalelere girdiler ve
birçok yerin elektrik dağıtım ihalelerini kazandılar; anlaşmalar yapıldı,
anlaşmalar Sayıştay vizelerinden geçti ve kazanan firmalar için bir hak doğdu;
arkasından, bunların bir kısmı yargı denetimine takıldı. Şimdi, bu sanayici,
özel sektör sahibi "eğer benim hakkım yoktuysa beni niye ihaleye
aldın" deme hakkına sahip değil mi? Arkasından ne yaptık;
Tahkim Yasası çıkardık; Tahkim Yasasında, önceden ihale kazananlara bu Tahkim
Yasasından istifade etme hakkını verdik. Nasıl hak verdik; ulusal ve
uluslararası tahkime gitme hakkını verdik. Şimdi, biz, burada,
kanunları çıkarırken, ilkönce, devletin ve milletin menfaatını düşüneceğiz.
Yasalara uymayan bir ihale yapılmış; ama, bugün, o şahıslar için hak doğmuş.
Ulusal veya uluslararası tahkime gitse, biz, bu tazminatları çatır çatır ödemek
durumundayız; bir hukukçu, bir hâkim olarak söylüyorum bunu. Onun için,
arkadaşlar, bu maddede, bu ihaleleri, benim vicdanıma ve görüşüme uymamasına
rağmen, kaldırmak zorundayız; devlet daha büyük bir zarara uğrayacak. Zamanında
hata yapıldı; yeterlilik belgesi verirken, (A) karnesi istenilen bir müteahhidin
yerine (C) karnesiyle müracaat edeni alır da onunla mukaveleyi yaparsan, o adam
da kalkar masraf yaparsa veya uluslararası bir konsorsiyuma girip, uluslararası
şirket de işin içine girmişse, devlet bunu ödemek zorundadır. Bu nedenle, ben,
medya sahiplerini fazla suçlamıyorum. Adam, ya kaldır bu yasağımı ya da benim
hakkımı teslim et diyor. Bu, buradaki bir anlaşmayla gayet rahat
halledilebilirdi; bu gerilimli havaya da girmeye ihtiyaç yoktu. Bunun için,
benim tespit edebildiğim 22-23 maddede, Anayasaya ve kamu menfaatına aykırı
müeyyidelerin hüküm altına alınmasına da ihtiyaç yoktu. İhtiyaç neredeyse, onu
halledersin. Zaman içerisinde, genel
yayın ilkeleri daraltılır mı arkadaşlar, genişletilir mi? Avrupa Topluluğuna
giriyoruz; tabiî ki, genel yayın ilkelerinde daha toleranslı, memleketin birlik
ve beraberliğini zedelemeyecek her türlü yayının yapılmasını serbest
bırakacaktık. Bakıyorum hükme, tam tersini getirmişler. O kadar kısıtlayıcı
hükümler getirdiler ki, bir tereddüte meydan verecek bir yayını yapan
televizyon kuruluşuna, milyarlarla ifade edilen cezalar verilebiliyor. Nedir
bu; her akşam medyada görüyoruz. Hükümet diyor ki: "Tünelin ucu gözüktü,
enflasyon düşecek." Üç profesör çağırıyorum, onlar da diyorlar ki:
"Hayır, bu programla bu enflasyon düşmez." Bunu dinleyen halkta bir
karamsarlık meydana gelmez mi?! İşte, bu karamsarlık neticesinde, yarın, RTÜK,
bu cezayı vermek zorunda kalacak. Avrupa Birliğine
giriyoruz. Avrupa Konseyinin 23 üncü Kararında "yayın kuruluşlarını özerk
hale getirin" diyordu. Biz de Avrupa Konseyinin üyesiyiz ve bunu, bütün
üyelerine tavsiye kararı olarak verdi. Ee, biz şimdi ne yapıyoruz? Biz, bu
kuruluşu özerk hale mi getiriyoruz?! Yüce Meclisin üyelerini seçtiği RTÜK'ü,
Danıştay Genel Kurulu, geçen gün, bu, Anayasaya aykırıdır, bu, özerkliği
zedeliyor, Meclis seçemez diye, Anayasa Mahkemesine dava yoluyla gitti. Biz,
şimdi, tam tersini yapıyoruz; onu da alıyoruz, yarısına yakınını Bakanlar
Kuruluna bırakıyoruz. Bu kadar açık Anayasaya aykırı olan bir hükmü getirmenin
ne anlamı var! "Düzeltici hükümler
getireceğiz..." Eskiden, RTÜK üyelerinin özellikleri kanunda sayılmıştı;
yeterli değilse, daha iyisini getirebiliriz. Ne diyorduk orada, RTÜK üyelerinin
seçiminde; iletişim alanında, hukuk alanında, kültür alanında, yani, televizyonculuk
ve yayıncılıkla ilgili kültür sahasında ihtisas sahibi olmuş olacaklar. Bunda
bir sıkıntı çektik mi? O evsaftaki insanları seçtik oraya. Şimdi ne
getiriyoruz; kendi sahalarında temayüz etmiş olacak... Soruyorum arkadaşım,
kendi sahasında ilerlemiş bir kalp mütehassısının, bir iyi cerrahın Televizyon
Kuruluyla ne ilgisi var? Yani, bu maddeyi değiştirmenin amacı neydi? Saygıdeğer
milletvekilleri, dünyada üzerinde durulan mefhumların en başında tekelleşme
geliyor. Avrupa Birliği, Amerika; her tarafta tekelleşmeyi önleyen hükümler
getiriliyor. Şimdi, biz, 1994'te çıkan yasada tekelleşmeyi önleyecek hisseyle
ilgili bir hüküm getirdik, dedik ki, yüzde 20'den fazlasını alamaz. Bu, az
olabilir; çünkü, medya kuruluşları pahalı kuruluşlardır. Buna sermaye yatıracak
insana ihtiyaç vardır. Çoğu anonim şirket olarak kuruluyor, yüzde 20 hisseyle
tamamına hükmedemeyeceği için, girmeyebilir buna. Bu oranı biraz
yükseltebilirsiniz; ama, tekelleşmeye sebebiyet verecek bir hüküm
getiremezsiniz. Maalesef, bu yapılan
düzenlemeyle bir izlenme oranı getirilmiş. İzlenme oranını da ne matematiksel
ne de ilmî olarak çok daha belirgin bir şekilde dünya tespit edememiş. Bu
getirilen verilere göre, TRT, 15 üniversitede "bugün, tasarıda olan hükmü
koyduğumuz zaman tekelleşme oluyor mu olmuyor mu" diye bir araştırma
yaptırmış. Saygıdeğer milletvekilleri, bugünkü oranları aldığımızda, bir izleme
oranında iki kanalı baz almışlar; bir Kanal-6'yı almışlar, bir de CNN-Türk'ü
almışlar veya Haber-Türk'ü almışlar. Bu oranlar hesaba katıldığında, bir
kuruluş, 244 tane mahallî televizyonu ve 30 tane ulusal televizyonu
alabiliyor... Bundan daha iyi tekelleşme olur mu? Şimdi, medya patronlarını
korumak için getirildi diyoruz, onu da diyemiyorum ki; öte tarafa bir
bakıyorum, medyanın gazetesi yok mu, televizyonu yok mu... Öyle cezalar
getirilmiş ki, hem onları perişan ediyor hem mahallî televizyonların yaşama
şansı kalmıyor. O kadar basit olaylara cezalar getiriliyor ki, cezaların asgarî
hadleri de milyarlardan başlıyor. Saygıdeğer milletvekilleri,
devlet düzenleyicidir, devlet batırıcı değildir. Biz, yayın kuruluşlarını tabiî
düzenleyeceğiz, Türkiye'nin menfaatına yayınlar yapılmasını sağlayacak genel
anlamda prensipleri koyacağız; ama, Demokles'in kılıcı gibi her gün kafasında
durmayacağız. Bugün -bilmeyeniniz
yoktur- yayın kuruluşları, her gün, çıkardıkları mevkutenin iki nüshasını
savcılığa verirler. Savcılıktan geldiğim için bilirim, sabahları, daha dağıtıma
çıkmadan iki nüsha getirirlerdi önüme mahallîler, diğerleri geç gelirdi. En
yüksek idarî mercilere de bunu verecek. Bugünkü dağıtım sisteminde hata olur, o
gün gelmemiş olabilir; şimdi, bu, milyarlarla cezalandırılıyor... Miktarı
koyarken adalet duygularıyla hareket edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanına bu
gitti. Sayın Cumhurbaşkanı 16 sayfalık bir mastır tezi olacak vukufiyette
tenkitlerle iade etti. İçinde, bu Yüce Kurulun tasvip etmediği tenkit de
olabilir; ama, hiç mi bir şey yoktu bunda; niye ısrarcı oluyoruz?! Üç gün daha
oturalım, tetkik edelim. Sayın Cumhurbaşkanının uygun dediklerini koyalım;
muhalefetiyle, iktidarıyla anlaşalım, bizim de uygun bulduklarımızı, bu
memleketin menfaatına olanları süzelim, bunun içine getirelim, çıkaralım. Nedir
bu stres?! ASLAN POLAT (Erzurum) -
Medyanın acelesi var! Medya patronlarının acelesi var; sizin yok da!.. ALİ NACİ TUNCER (Devamla)
- Bu kadar aceleydi de, -Sayın Cumhurbaşkanı bunu 18.6.2001'de iade etti; bir
ay beklenir, iki ay beklenir- on ay bekleyen bir kanunu, üç gün daha şurada
görüşüp de memleketin hayrına olan, hepimizin evet diyebileceği bir hale
getiremez miydik? Arkadaşlar, bu hükümet,
maalesef, memleketin hayrına olanları getirmiyor nedense; ama, stres yaratacak,
çoğunu anlamadığı halde, ki, yukarıda izah ettim, bu kanunun çıkması gerekir,
memleketin menfaatı bunu gerektiriyor; yoksa, tazminatlar ödeyeceğiz, bunu da
izah etmeden getiriyorsunuz ve muhalefetiyle iktidarıyla strese giriyoruz. Saygıdeğer
milletvekilleri, demin kabul edildi, bir hukukçu olarak, yıllarımı bu işe
vermiş bir insan olarak söylüyorum, Anayasadan -mahkeme kararlarına şimdiden
garanti verilemez- döneceğine inanıyorum; yazık değil mi bu mesaimize? Anayasa değişikliği
yapılmadan önce Cumhurbaşkanınca veto ediliyor, sonra Anayasayı değiştiriyoruz,
o arada bunu görüşseydik -Anayasayı değiştirmeden önce- tamamını getirmeyecek
miydik arkadaşlar?.. Burada, oylarınızla, bunu da kabul etmedik; ama, Yüce
Yargıdan -eğer giderse- döneceğine inanıyorum; günah bu mesaimize. Burada emek veriyoruz,
doğrusunu yapalım, sıkıntılarınızı anlatın bize, onlara da çare bulalım; ama,
bunu birlikte yapalım; itişmekle kakışmakla bir noktaya varamayız arkadaşlar.
İhtiyaçsa bu memleketin ihtiyacıdır, bunu beraberce karşılayalım. Belediyelerimiz inim inim
inliyor; Maliye Bakanının daha dün gönderdiği 3 milyarı, 5 milyarı, kurtarıcı
hayatsuyu olarak görüyor. Nerede bizim kanunumuz?.. Mahallî İdareler Kanunu
gelecekti arkadaşlar; getirin buraya, beraber araştıralım, onları özerk hale
getirelim, onları maddî ve manevî yönden destekleyelim; gelmiyor buraya. Daha dün bir kararname çıkardınız
-bu çatı altında üzülerek kullanmak durumundayım- utanç vesikası olarak
görüyorum. (DYP sıralarından alkışlar) Trabzon'u bu Afet
Kararnamesine almadınız. Sayın Bakanım burada, onun zamanında oldu, 5 köyde
benim sele giden şehitlerimin daha cenazesi bulunamadı. Hangi partiden olursa
olsun, Trabzon'dan -benim seçim bölgemden- o Afet Kararnamesine girecek bir
kişi yok muydu? Üstelik, jeolojik durumu itibariyle Karadeniz Bölgesi her gün
tabiî afete maruz kalan bir bölge. Benim ilçem olan Çaykara İlçesi, cumhuriyet
döneminde üç defa Karadenize inmiştir ve yeniden kurulmuştur. Bir yağmur
yağdığında ilçelerimize ulaşamıyoruz. Yapmayın arkadaşlar!..
Madem bunlarda adil davranamıyorsunuz, bari mahallî idareler kanunu tasarısını
getirin de çareyi orada bulalım. Siz bunları getirmezseniz, arkadaşlarımız,
haklı olarak endişe içerisinde "demek ki, bir baskı grubu var"
diyorlar. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) ALİ NACİ TUNCER (Devamla)
- Bitiriyorum Sayın Başkan. BAŞKAN - Buyurunuz Sayın
Tuncer. ALİ NACİ TUNCER (Devamla)
- Bu baskıyı da bu Meclise yakıştıramadıkları için, feveran ediyoruz. Gelin, doğruyu anlatın;
siz de yürekli çıkın buraya "bizim arkamızda bir baskı grubu yoktur; biz
buna inanıyoruz, memleketin menfaatınadır, onun için bu kanunu
çıkarıyoruz" deyin, biz de inanalım, sizinle beraber oy verelim. Hepinize saygılar
sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Tuncer. Sayın milletvekilleri, 15
Nisan 2002 tarihinde saat 16.30'da, 3 sayın milletvekili, şahsı adına, aynı
anda söz talebinde bulunmuşlardır; Uluç Gürkan, Aslan Polat ve Ertuğrul
Yalçınbayır. Şimdi bu 3 sayın
milletvekilimiz arasından 2 arkadaşımızı belirlemek üzere kura çekeceğim: Uluç Gürkan. Aslan Polat. (SP
sıralarından alkışlar) Değerli arkadaşlarım,
şahsı adına konuşma süresi 10 dakika. Önce Sayın Uluç Gürkan'a
söz vereceğim, sonra ara vereceğiz. Buyurun Sayın Gürkan. H. ULUÇ GÜRKAN (Ankara) -
Sayın Başkan, saygıdeğer arkadaşlarım; sözlerime başlamadan önce, sevgili
arkadaşımız İstanbul Milletvekili İsmail Aydınlı'nın aziz anısı önünde saygıyla
eğilmek istiyorum. Değerli arkadaşlar,
bugün, burada son derece tehlikeli bir iş yapıyoruz, deyim yerinde ise ateşle
oynuyoruz, siyaseti köleleştiriyoruz, demokrasiyi dinamitliyoruz. Burada
görüştüğümüz kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi bakımından -bu Meclise
gelmeden önce 26 yılını medyada her görevde çalışmış biri olarak söylüyorum-
Türkiye Büyük Millet Meclisi açısından ötenazi hakkını kullanımla eşdeğerdedir.
(DYP, AK Parti ve SP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Değerli arkadaşlarım, bu
tasarı, büyük medya sermayesini ülke yönetimi üzerinde egemen kılmayı
amaçlıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinin de hükümetin de üzerinde, tepeden
bakan, bir büyük birader yaratmayı kendi ellerimizle gerçekleştirmeye soyunmuş
gibi görünüyoruz. (DYP, AK Parti ve SP sıralarından alkışlar) Ötesinde, önemli
bir demokrasi açılımı olan yerel radyo ve televizyonlar ile internetin de elini
kolunu bağlıyoruz. Saygıdeğer arkadaşlar,
bunun anlamı şudur: Toplumsal çeşitlilik, talepler ve fikirler bastırılacaktır,
sermaye yapısı tekelleşecektir, büyük sermaye ile hükümetler ve bürokrasi
arasında antidemokratik işbirliği olanakları doğacaktır. Bu, bugün ortaya
çıkmış bir tehlike değildir. Medyanın gücü uzun yıllardan beri bilinmektedir ve
bu tehlikeye zamanında çok çok dikkatler çekilmiştir. Bakın, size 1930 yılının,
Atatürk'ün kendi el yazısıyla yazdığı ve okullarda yurttaşlık bilgisi olarak
okunmasını gerçekleştirdiği kitaptan, bu tehlikeyle ilgili güncel, hâlâ
güncelliğini koruyan bazı satırları okumak istiyorum. Atatürk şöyle diyor kendi
el yazısıyla: "İyice bilinmelidir ki, gazeteler okul kitapları değildir.
Kimi aşağı düzeyde insanların parayla yaptıkları basın savaşımları vardır. En
adi yalanları duyurmada ve yaymada basının kullanıldığı bir gerçektir. Basın ve
düşünce özgürlüğünün karşı karşıya bulunduğu başka tehlikeler de vardır.
Basının hükümetlerin etkisinden kurtularak siyasal ve ekonomik kimi gizli
amaçlara alet olmasından korkulur. Basının parayla satın alınabilmesi,
uluslararası yüksek para çevrelerinin basın üzerinde gizli etkisi ya da
yalnızca yabancı devletlerin örtülü ödeneğinin etkisi; işte, bunların,
kamuoyunu aldatmalarından ve yanıltmalarından çok korkulur." Sanıyorum, kimse, düşünce
üretimi ve kamuoyunun aldatılıp yanıltılması konusunda Atatürk'ün yaptığı bu
uyarılara dudak bükecek, burun kıvıracak değildir; ancak, kimimiz "bunlar
70 yıl öncesinin gerçekleri, çağ değişti, çağı biz de atlamalıyız" diye
düşünebilirler. Onlara da çağın gerçeklerini, en taze, en yeni gerçeklerini
anımsatmak istiyorum. Değerli arkadaşlar, bu
kanunla getirilmek istenen yapı, çağdaş demokrasilerde İtalya dışında pek
örneği olmayan bir yapıdır. İtalya'daki düzen de, geçen hafta Strasbourg'ta
gerçekleştirdiğimiz Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Genel Kurulunda
-dikkatle dinlemenizi diliyorum- "özgür ve çoğulcu bir toplum için büyük
tehlike oluşturduğu" gerekçesiyle izlemeye alınmış bulunuyor. Karar
önerisi burada; geçtiğimiz hafta oldu. "Medya Tekelleşmesi" başlıklı
bu önerge; bir, Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesinin 10 uncu maddesine ve Avrupa Birliği Temel Hakları Şartının 11
inci maddesindeki çoğulcu bir toplumda basın ve yayın özgürlüğü hükümlerine
aykırı bulunuyor. Bu nedenle de, hakkında üç komisyonda rapor hazırlanarak
denetime alınması öneriliyor. İtalya, Avrupa Konseyinin kurucu üyesi, buna
rağmen denetime alınması öngörülüyor. Çağdaş norm, basın özgürlüğü konusunda bu
noktada tekelleşmeye karşı. Değerli arkadaşlar,
Avrupa Birliğine Türkiye'yi taşımak için yürek koymuş olanlar, eğer, bir nebze
samimiyet varsa, bu tasarının arkasından desteğini çekmeliler. (DYP, AK Parti
ve SP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Niçin bunu söylüyorum;
çünkü, radyo, televizyon ve gazete gibi kitle iletişim organı sahiplerinin
elindeki güç son derece büyüktür. Kamusal yarar mutlaka korunmalıdır. Kamusal
yararı koruyabilmenin tek yolu, bu önergede de, geçtiğimiz hafta kabul edilen
ve İtalya'yı denetime almayı öngören bu önergede de belirtildiği gibi,
tekelleşmenin önlenmesini, bir ülkede eğer antitekel hükümleri varsa bunların
korunmasını, yoksa, antitekel hükümlerinin o ülke mevzuatına getirilmesini
öngörmektedir. Çağdaş demokrasi standartları da Avrupa Birliği normları da
Türkiye için mevcut yasanın hükümlerini korumayı gerektirmektedir; gerçekten
gerektirmektedir değerli arkadaşlarım. Medya, bankacılık yapmamalıdır, kamu
ihalelerine girmemelidir, borsada oynamamalıdır. Kamu ihalelerine giren bir
medya kuruluşu, rakiplerini yayın yoluyla defterden silebilir, devlet görevlileri
üzerinde baskı kurabilir, borsada spekülasyon yapabilir. Gazeteciler de haber
veren olmaktan çıkıp, büyük sermaye gruplarının, holdinglerin, banka
sermayelerinin sözcüsü durumuna gelebilir. Medya bir kamu hizmetidir; bireysel
çıkarların odağında ticarîleştirilmemelidir. Ticarîleştirilmiş bir medya,
demokratik bir ülkenin medyası olamaz, olmamalıdır, medyayı buna zorlamayalım
değerli arkadaşlar. (DYP, AKP ve SP sıralarından alkışlar) Çağdaş dünyanın
standartları da çoğulculuğu tehlikeye düşürecek böylesi bir yoğunlaşmaya izin
vermemektedir. Türkiye'de de, bu izni, gönüllü irademizle, kendi oylarımızla,
lütfen, vermeyelim, Türkiye'yi çağdaş demokrasi normlarından geri noktalara
itmeyelim. Cezalar, bu yasada
öngörülen... Tek bir sözcükle, bir hâkimin ceza takdirinde, alt sınıra, hangi
hukuk devletinde yasa koyucu karar verebilir? Bu hakkı kendimizde nereden
görüyoruz? Dünyada bir tek böyle örnek var mı alt sınır?.. Sınır, üstle
ilgilidir ve bu alt sınır, büyük sermayeli kuruluşların, yerel medya kuruluşlarını
bünyelerine katmalarına neden olabilecek bir tuzağı da içermektedir. Değerli arkadaşlar,
internetin son dakikada bu yasaya eklenmesine ne demeli?! Bir kere, son derece
bilgisizlik. Kullanıcılar açısından, Türkiye'de yasaklanan herhangi bir internet
sitesinin Türkiye dışında faaliyete geçmesinin önünde bir engel yoktur.
Yapacağımız tek şey, zaten OECD standartlarında en geride olduğumuz internet
kullanımını ileriye teşvik etmek yerine, yurtdışına taşımak olacaktır ve
öngörülen hiçbir denetim de gerçekleşemeyecektir. Sadece ve sadece, Türkiye'de
yeni ekonomi olarak bilinen, global ekonomiye açılım olarak tanımlanan
internetin getireceği olanaklar kısıtlanacaktır; iş olanakları da, yeni
ekonominin yarattığı gelişme, kalkınma olanakları da. Türkiye, bunu da, kendi
kendine, eliyle kesmiş olacaktır ve dünyada, bakın, bunu ne zaman yapmış
olacaktır? Çin, Hindistan, Sırbistan, Gürcistan, Lübnan, Ürdün ve bazı Körfez
ülkeleri, geçtiğimiz üç ay içerisinde, internet üzerindeki yasaklarını
gevşettiler; biz, kısıtlayacağız! Bu kısıtlamaları, iki gün sonra, yarın 3
Mayısta Dünya Basın Özgürlüğü Gününü kutlarken yapmış olacağız. Bu çelişkiden
kurtulalım. Sayın milletvekilleri,
demokrasinin edebiyatını yapmak kolaydır, Avrupa Birliğinin propagandasını
yapmak kolaydır; ama, eğer, siz, hem bankası hem şirketleri ve hem de
gazeteleri olanları devlet ihalelerine sokma, borsada işlem yapma hakkına
kavuşturursanız ve interneti yasaklarsanız, bırakın edebiyatı, propagandayı,
sizin, demokrasinin, Avrupa Birliğinin adını dahi ağzınıza almaya hakkınız
olmaz. Sağ olun, hepinize
saygılar sunuyorum. (DSP, DYP, AK Parti ve SP sıralarından "Bravo"
sesleri, alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Gürkan. Sayın milletvekilleri,
saat 20.05'te toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum. Kapanma Saati : 19.04 ÜÇÜNCÜ OTURUM Açılma Saati : 20.05 BAŞKAN : Başkanvekili Yüksel YALOVA KÂTİP ÜYELER : Burhan ORHAN (Bursa), Mehmet BATUK (Kocaeli) BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 95 inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum. 850 sıra sayılı kanun
tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz. VI. – KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam) 9.– Radyo
ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince
Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Anayasa
Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam) BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerlerini aldılar. Tasarının tümü üzerindeki
görüşmelere devam ediyoruz. Şahsı adına ikinci söz,
Erzurum Milletvekili Aslan Polat'a aittir. Buyurun Sayın Aslan
Polat. (SP sıralarından alkışlar) ASLAN POLAT (Erzurum) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere
Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderilen 850 sıra sayılı RTÜK Yasa
Tasarısı üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla
selamlarım. Konuşmamın başında şunu
söylemek istiyorum: Bu tasarıyı, hükümet kanadından, ne bir grup adına ne şahıs
adına tek bir milletvekili savunamadığı gibi, ne yazık ki, hükümet de, bu
tasarı hakkında lehte bir şey söylememek için bizden önce söz alamamıştır. Hükümetin
ve iktidar partisi gruplarının sustuğu bu yasada, biz, görevimizi yaparak,
tenkitlerimizi sıralayacağız. Sayın Cumhurbaşkanı geri
gönderme gerekçesinde, ceza hukukunun temel ilkelerinden olan "kanunsuz
suç ve ceza olamayacağı kuralının bir gereği olarak, ceza alanında yapılan
düzenlemelerde, yasaların ve ceza gerektiren eylemlerin, öğelerin açık ve
kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirtilmesi zorunludur. Oysa, maddedeki kimi
yasaklar açıkça tanımlanmamış, içeriği tartışmalı genel kavramlarla yetinilmiştir"
diye belirtilip, misal olarak da, yasanın 2 nci maddesinin ikinci fıkrasının
(k) bendinde "korku salarak yayın yapılmaması" (v) bendinde de
"yayınların karamsarlık, umutsuzluk eğilimlerini körükleyici nitelikte
olmaması, yayın ilkesi olarak sayılmıştır" şeklinde misal vermektedir. Şimdi, hükümete açıkça
şunu sormak isteriz: Tüm deprem uzmanlarının, mesela üniversite hocalarının,
İstanbul'da, Marmara Denizinde beklenen 6,8-7,4 arasındaki olası bir depremde
bugünkü gibi hükümetçe ve yerel yönetimlerce yapılması gereken etkin tedbirler
alınmadan beklenmesi halinde 100 000 civarında insanın hayatını
kaybedebileceği, onbinlerce konut ve işyerinin yıkılabileceği, Boğaziçi
Köprülerinin ve yaklaşım viyadüklerinin önemli ölçüde zarar görebileceği
şeklindeki beyanatlarını TV'lerinde yayınlayan kanallara bu yasaya dayanarak
ceza mı verecekseniz? Sizin düşüncenizle o TV'leri cezalandırınca, beklenen
depremin etkilerinden ülkemizi ve İstanbulumuzu korumuş mu olacaksınız? Yoksa,
beklenen depremin yapabileceği tehlikeleri açık ve ilmî bir şekildi izah eden
uzmanları görsel ve yazılı basında konuşturup, gerekli tedbirleri önceden
almakla mı depremin olası tehlikeleri karşısında İstanbul ve Marmara Bölgesi
halkını korumuş olursunuz? Veya üç aylık bütçe
uygulamalarına bakıp, toplanan tüm vergi gelirlerinin 11 katrilyon 695
trilyonda kalıp, 16 katrilyon 540 trilyon liralık ödenen faize yetmediği, hatta
üç aylık devletin tüm gelirlerinin toplamı olan 15 katrilyon 27 trilyon TL'nin
dahi ödenen faizlere yetmediği, toplanılan vergilerin geçen yıla göre yüzde
42,3 olan artış oranının, yüzde 75,5 olan TEFE enflasyon artış oranının dahi
altında kaldığı; fakat, borç faizi artış oranının yüzde 243,9 ile bu oranı 4
kat aştığı, Türk Lirasının yüzde 23 oranında değerlendiği, TL'nin bu aşırı
değer karşısında yeni IMF programının temel öğelerinden olan ihracat artış
oranının, şubat ayında, geçen yılın aynı ayına göre eksi yüzde 7 oranında
düştüğü, programın devamı ve yürümesi için devalüasyonun, artık, beklenmeye
başlandığı, bunun ise, dışborcun yanında, içborcun dahi yüzde 85'e yakın
kısmının döviz veya dövize endeksli hale getirildiği için ülkemizi yeniden bir
krize sokabileceğinden yayınlarında bahseden bir TV'yi hemen cezalandıracak
mısınız? TV'lere vereceğiniz bu
cezalar, ülkemizi beklenen devalüasyondan, halkımızı açlık ve sefaletten
kurtaracak mıdır? Ayrıca, bizce bu maddenin
belki de en tehlikelisi (b) paragrafıdır. Bu madde, eski 312 nci
maddenin buraya aynen alınarak, 312 nci maddenin eski haline göre ceza
alanları, televizyonları, yine bu kanunun
16 ncı maddesine göre, ihtar bile yapmadan, önce bir ay, sonra süresiz
olarak kapatma durumudur. Şimdi, 312'nin eski
haline göre ceza alan ve ülkemizde yıllarca tartışılan Prof. Dr. Necmettin
Erbakan'ın, Mehmet Kutlular'ın konuşmalarını herhangi bir televizyon kanalı
yayınladığı zaman, bu televizyonları, birinci defasında bir ay, ikinci
defasında ebediyen kapatacak mısınız? Fakat, düşünün ki, Mehmet Kutlular, o
cami önünde yapmış olduğu konuşmadan dolayı, bugün, mahkemelerden, 312'nin yeni
haline göre beraat etmiştir. İşte, size, Avrupa Birliği normlarını ülkemize
getirmekten bahseden hükümetin ve bu kanunun amansız takipçisi ve destekçisi
olup, şu anda da hükümet sıralarında oturup bu kanunun çıkması için gayret eden
Sayın Mesut Yılmaz'ın habercilik anlayışı!.. Halbuki, ülkemizde, yani,
özgürlüklerin Avrupa Birliğinin çok altında olan 28 Şubat sonrası ülkemizde
dahi, 312'nin yeni şekliyle, Mehmet Kutlular, eski maddeye göre ceza aldığı
konuşmasından beraat etmiştir. Şimdi, bugün getirdiğiniz
kanunda 312'yi, hâlâ, eski haliyle getirmenizdeki gaye nedir? O değişikliği süs
olsun diye mi bu Meclisten geçirdiniz? Sizin, geçirdiğiniz tasarıdan dahi
haberiniz yok mu? Ayrıca, bu 16 ncı
maddeyle getirilen, yayın ilkelerine aykırı yayın yapan TV'lere verilen cezalar
da, Cumhurbaşkanımızın belirttiği gibi, çok fazladır. Örneğin, ulusal düzeyde
yayın yapan kuruluşlara 125 milyardan az olmamak şartıyla 250 milyar TL'ye
kadar; yerel, bölgesel ve kablo ortamında yayın yapan kuruluşlara ise, kapsadığı
yayın alanı 1 000 000'dan fazla nüfusa ulaşan il ve ilçelere yayın yapanlara 60
milyar ile 100 milyar, kapsadığı alan 250 000 ile 500 000 arasında nüfusa
ulaşan il ve ilçelere yayın yapanlara ise 20 milyar ile 40 milyar arasında ceza
verilecektir. Şimdi, kanunu Meclise
sunan ve sıkı takipçisi olan hükümete soruyoruz: Sizin ülke gerçeklerinden hiç
mi haberiniz yoktur? Anadolu'da, sizin getirdiğiniz bu cezaları ödeyebilecek
kaç yerel televizyon istasyonu vardır? Bu TV'leri bu cezalarla ebediyen kapatmak
istemenizdeki asıl sebep nedir? Neden, Anadolu insanının sesini duymaktan bu
kadar korkuyorsunuz; neden, Anadolu insanının duygu ve düşüncelerine kendinizi
bu kadar yabancı hissediyorsunuz? Zaten, kanunun mevcut
halinde dahi, cezalandırmalarda, yerel TV'ler, ulusal TV'lere göre, oldukça
fazla ceza almaktadır. Örneğin, 1994 Nisan ayı ile 2001 Aralık ayı arasında,
ulusal TV yayınları toplam 272 gün, bölgesel TV'ler 256 gün, yerel TV'ler ise
toplam 2 766 gün süreyle geçici yayın durdurma cezaları almışlardır. Bu kanunun, Meclise,
bugün, alelacele getirilmesinin ve hükümet üyesi bakanların, hiçbir kanunda
olmadığı halde, bugün, burada tam kadro olmalarının esas sebebi, medya
patronlarının kamu ihalelerine girmelerini yasaklayan maddelerin bu kanunla
kaldırılmasıdır. Kanunun eski hali, bir
hissedarın bir kuruluştaki pay tutarının ödenmiş sermayesinin yüzde 20'sinden,
birden fazla kuruluşta pay sahibi olanların kuruluşlardaki tüm paylarının
toplamının yüzde 20'den fazla olmayacağı ve belirli bir özel radyo ve
televizyon kuruluşunda yüzde 10'dan fazla payı olanların, devletten, diğer kamu
tüzelkişilerinden ihale alamayacakları şeklindeydi. İşte, bu kanunun asıl
maksadı, medya patronlarının tekelleşmelerinin önündeki engellerin
kaldırılması, kanunun bugüne kadarki şekline göre, giremeyecekleri; fakat,
kanunlara karşı hile uygulayarak aldıkları kamu ihaleleri ile bundan sonra
alacakları özelleştirme ihaleleri önündeki engellerin kaldırılmasıdır. Artık, bu kanun, bu
haliyle geçerse, medya patronlarının önündeki tüm engeller kalkacaktır.
Örneğin, Cumhurbaşkanımızın da belirttiği gibi, yüzde 20 izlenme oranı afakî
bir rakam olup, halen, ülkemizdeki en yüksek izlenme oranı yüzde 14-16
arasındadır. Yine, RTÜK Başkanının da belirttiği üzere, 2001 yılında, TRT'nin, 15
ilde üniversitelere yaptırdığı bir araştırmaya göre, kanun bu haliyle çıkarsa,
bir kişi, 244 yerel ve bölgesel kanal ile orta büyüklükteki 30 TV kanalına aynı
anda sahip olabilecektir. Bu kanunun çıkması için
kartel medya patronlarının hükümete yaptığı baskıyı, bırakın yurt içini, yurt
dışında bile duymayan kalmamıştır. Bu konu, ülke dışında dahi o kadar ses
getirmeye başlamıştır ki, ünlü The Economist Dergisi, ünlü medya patronumuzun
portresiyle bir yayın yapıp, şunları yazmıştır: "Ona kim karşı çıktıysa
ayağı kaydı, Necmettin Erbakan medya kartellerine savaş açmıştı, bir yıl sonra
laik devleti yıkıp, yerine İslamcı bir devlet kurmak istediği gerekçesiyle
suçlandı, Başbakanlığı kaybetti." Medya patronunun bu düşüşü hızlandıracak
şekilde yayın yaptığını, yolsuzluklarla mücadele eden Sadettin Tantan'ın
Dışbank'ta bazı usulsüzlükler bulunduğunu ifade ettikten sonra bakanlığı
kaybettiğini, Nazlı Ilıcak'ın da laiklik karşıtı eylemlerde bulunduğu
iddiasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinin düşürüldüğünü
belirtmektedir. Yine The Economist
Dergisi, bu medya patronunun Sayın Yılmaz ile münasebetlerinin ayrı bir
tartışma konusu olduğuna değiniyor. Financial Times Gazetesi ise, 25 Nisan 2002
tarihli nüshasında, yine aynı medya patronunun ismini vererek, bu patronun tüm
ülkedeki gazetelerin toplam reklam gelirlerinin üçte 2'sini topladığını, tasarı
onaylanırsa, medya patronlarının kamu ihalelerine katılması yönündeki
engellerin kalkacağı ve bu medya patronunun farklı işletmelerince kazanılmış;
fakat, bir mahkeme kararıyla durdurulan elektrik dağıtım ihalelerine kavuşacağı
belirtilmektedir. Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; bir hukuk devletinin en önemli vasfı, ülkedeki tüm
vatandaşların hukuk önünde eşit olmasıdır. Ülkemizde halen yürürlükte olan RTÜK
Yasasına göre, medya patronlarının, haksız rekabete sebep olacakları ve hükümet
üzerine baskı uygulayacakları sebebiyle kamu ihalelerine girmeleri
yasaklanmıştır. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) ASLAN POLAT (Devamla) -
Sayın Başkan, bir dakika verin, bitireyim. BAŞKAN - Peki, Sayın
Polat. Buyurunuz. ASLAN POLAT (Devamla) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada son olarak hükümete ve Sayın
Başbakana soracağımız sorumuz şudur: Sayın Cumhurbaşkanımızın Anayasaya ve
yasalara aykırı olduğu gerekçesiyle veto ettiği tüm yasaları, Şeker, Tütün,
RTÜK ve Af Yasalarının vetolarını dikkate almadan aynen geçirmeye çalışacak
idiyseniz; neden, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı yapmış bir hukukçumuzu
Cumhurbaşkanı seçtirmek için Mecliste büyük gayret sarf ettiniz? Hukuka saygınızdan
seçtiyseniz, hukukçu bir Cumhurbaşkanının Anayasaya aykırı olduğu
gerekçeleriyle yaptığı ikaz ve vetolara niçin itibar etmiyorsunuz? Niçin,
Cumhurbaşkanımıza itiraf ettiğiniz gibi, sizin de içinize sindiremediğiniz bir
tasarıyı, hukuka aykırı olduğunu bile bile, tekrar, Meclis huzuruna
getiriyorsunuz? Sizin parti kontenjanınızdan getirdiğiniz RTÜK Başkanının
itirazlarını neden dikkate almıyorsunuz? Anayasa ve hukuk komisyonlarında kanun
tasarı görüşülürken, tüm usulleri terk edip, bir defa olsun komisyonda
itirazını ve fikrini dinlemiyorsunuz; dinlemekten, tartışmaktan neden
korkuyorsunuz? Her şeye rağmen, Avrupa
Birliğine girme gayretleri içinde olan ülkemizin önüne en büyük bir engel
olarak çıkacak bu yasanın, Hükümetçe ve Komisyon Başkanınca geri çekileceği
inancıyla Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN- Teşekkürler Sayın
Polat. Sayın milletvekilleri,
İçtüzüğün 81 inci ve 60 ıncı maddelerine göre, 10 dakika süreyle soru-cevap
işlemi yapacağız. İlk sırada Sayın İsmail
Özgün; buyurunuz. İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir)-
Sayın Başkan, dalaletinizle aşağıdaki sorularımı Hükümete sormak istiyorum: 1- RTÜK Yasasının,
virgülüne bile dokunmadan Meclisten çıkarılması için hükümetin üzerinde
herhangi bir baskı söz konusu mudur? 2- Bu kanunla, televizyon
ve radyo sahiplerinin devlet ihalelerine girmelerinin önündeki tüm engeller
kaldırılırken, devlet ihalelerinde, iktidar, bürokrasi ve diğer firmalar
nezdinde oluşabilecek baskıları ve haksız rekabeti nasıl önleyeceksiniz? 3- Bu yasa, siyasî
iktidarın, kendisine muhalefet etmeyi göze alan yayın kuruluşlarını susturmak
için mi hazırlandı? 4- Yüksek ceza tutarları,
özellikle hükümet aleyhine yayın yapan yerel pek çok radyo ve televizyonları
kapatmak için mi getirildi? 5- Bu kanun, RTÜK'ün
özerkliğini ortadan kaldırmıyor mu? 6- İnternet sizi neden
korkutuyor? Neden interneti çelmelemeye çalışıyorsunuz? 7- Bazı düşünür ve
yazarlar, RTÜK Yasası için "21 inci Yüzyılın Takriri Sükûn Kanunu olmaya
aday bir yasadır" tanımlaması yapmaktadırlar. Siz buna katılıyor musunuz? Teşekkür ediyorum. BAŞKAN- Teşekkürler Sayın
Özgün. Sayın Bakan, yazılı mı
yanıtlayacaksınız? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul)- Hayır efendim, kısa kısa cevap arz edeyim müsaadenizle.
BAŞKAN- Buyurunuz. DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul)- Hükümetin bu kanunu çıkarmasıyla ilgili olarak birinci
sorunuza cevabım, herhangi bir baskı söz konusu değildir. Bu yasayla haksız
rekabet yaratılmak değil, bu kanun ve tadil ettiği kanunların derpiş ettiği
maddeler çerçevesinde, aksine, rekabeti hızlandırmaktır. Hiçbir şekilde, cezaî
olarak tertip edilmiş rakamların, basını, hükümet lehine susturmak gibi bir
amacı yoktur. Dördüncüsü: Hükümet
aleyhine ceza vermek suretiyle düzenleme yoktur. Beşincisi: RTÜK'ün
özerkliğinin kaldırıldığına ilişkin herhangi bir düzenleme söz konusu değildir.
İnternetle ilgili olarak,
arkadaşımızın ifade ettiği gibi, olumsuz hiçbir düzenleme yoktur. Yedincisi: "21 inci
Yüzyılın Takrir-i Sükûnu" ifadesini de sağlıklı bir tarif olarak
bulmuyorum. Teşekkür ederim. BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Bakan. Sayın Sadri Yıldırım. MEHMET SADRİ YILDIRIM
(Eskişehir) - Sayın Başkan, delaletinizle, Sayın Bakandan aşağıdaki 2 soruyu
sormak istiyorum. Birinci sorum: Hükümet,
bu yasayla mahallî basını, yerel televizyonları yok etmeyi ve kapatmayı mı
düşünüyor? Yani, bu yasa ne maksatla getirilmiştir? Açıklar mısınız. İkinci sorum: Bu yasa
çıkarsa, mahallî basın ve yerel televizyonlar cezayı ödeyemeyeceğinden dolayı
kapanacağına, basın tekelleşeceğine ve halkın haber alma hakkı elinden
alınacağına göre, o zaman, hükümetin hak ve adaletten, eşitlikten, hukuk
devletinden ve demokrasiden hakkı olur mu? Bunu nasıl izah edeceksiniz halka?
Açıklar mısınız. Teşekkür ediyorum. BAŞKAN - Teşekkürler. Sayın Bakan... DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Mahallî basını ve televizyonları susturmak ya da
onların güçlerini kırmak gibi bir amaçla kanun tertip edilmiş durumda değildir;
dolayısıyla, herhangi bir şekilde basında tekelleşmeyi öngören düzenlemeler
amacını da taşımamaktadır. Hükümetimiz herhangi bir şekilde bu kanunlarla
ilgili olarak işaret ettiğiniz hususları öngörmüyor. Teşekkür ederim. BAŞKAN - Sayın Hüseyin
Arı. HÜSEYİN ARI (Konya) -
Sayın Başkan, delaletinizle, Sayın Bakana sorularım: Sayın Bakan, demokratik
sistemlerde, demokrasiyi o ülkede ve toplumda koruyan, kollayan ve onun
güçlenmesini sağlayan üç grup kurum vardır ve bu kurumlar aynı zamanda
varlıklarını da demokrasiye borçludurlar. Bu kurumlar hür basın, siyasî
partiler ve sivil toplum örgütleridir. Bu kanun bu haliyle hür basını,
bilhassa, Anadolu basınını yok ederek, tekelleştirmektedir. Böylece, halk
iradesinin tecelli ettiği Yüce Meclis, bu kanunu müzakere etmekle bile
demokrasiye kendi eliyle gölge düşürmüş ve bindiği dalı kesmiş olmuyor mu? Sayın Bakan, söz konusu
yasa, bu haliyle, hükümetinizin Avrupa Birliğine uyum programı taahhüdünüze
tamamen aykırılık arz etmektedir. Siz ve hükümetiniz, bu tutumunuzla, hem
Avrupa Birliğini ve hem de Türk toplumunu aldatmış olmuyor musunuz? Teşekkür ederim. BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Arı. Sayın Bakan... DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Sayın milletvekilimizin suali fevkalade tafsilatlıdır.
Kendilerine, bu tafsilata uygun ayrıntıda malumat arz etmeyi, yazılı olarak
sunmayı tercih ediyoruz. Kendilerini, en kısa zamanda, yazılı olarak
aydınlatacağım. Arz ederim. Teşekkür ederim. BAŞKAN - Teşekkürler. Sayın Azmi Ateş... AZMİ ATEŞ (İstanbul) -
Sayın Başkan, delaletinizle, Sayın Bakana, sayısız sorularımdan, zaman
yetersizliğinden dolayı birkaçını sormak istiyorum. Birinci sorum: Tasarı
hazırlanırken ve bugün, Genel Kurula tekrar getirilmeden önce, işin birinci
derecede ehli ve muhatabı olan RTÜK'ün görüşü alınmamıştır. Hatta, kanun, Anayasa
Komisyonunda tekrar görüşülürken, RTÜK Başkanı Sayın Nuri Kayış
konuşturulmamıştır. Bunu nasıl izah ediyorsunuz? Bu durumu, kurumlar ve
kurallar rejimi olan demokrasiyle nasıl bağdaştırıyorsunuz? Bu olay bile, bu
kanunun ısmarlama olarak getirildiğinin bir delili değil midir? İkinci sorum: Sayın
Cumhurbaşkanının veto ettiği, Başbakan Sayın Bülent Ecevit'in içine
sindiremediği, Doğan Grubunun başı çektiği birkısım medyanın dışında, yerel
televizyonlarla birlikte diğer medya kuruluşlarının ve de RTÜK'ün şiddetle
karşı çıktığı, demokrasilerde gücün kaynağı olan milletimizin tasvip etmediği
-iktidar partileri milletvekilleri dahil- meclisimizin büyük çoğunluğunun
vicdanını sızlatan bu kanunun çıkarılması için neden bu kadar ısrarcı
davranmaktasınız? Kime veya kimlere verilmiş sözünüz vardır? Bu durum, millî
iradenin gasp edilmesi değil midir? Üçüncü ve son sorum: Bu
kanun, televizyon sahiplerinin menkul kıymetler borsasında işlem yapmalarını da
serbest bırakmaktadır. Borsanın spekülasyona çok açık bir yapısının olmasından
dolayı, medya, borsa spekülasyonlarında kolaylıkla kullanılabilecektir. Bu
durum ekonomimizi altüst edecektir. Böyle bir düzenlemeyi sakıncalı bulmuyor
musunuz? Ayrıca, bu kanunun, yayın
ihlali durumunda yerel televizyonlara getirdiği para cezaları çok ağırdır. Bu
cezalar 5 milyar ile 100 milyar lira arasında değişmektedir. Güç şartlar
altında yayın faaliyetlerini sürdüren, zaman zaman 25 000 000 liralık üst kurul
payını bile ödeyemeyen ve halen 200'den fazlası ekonomik kriz yüzünden kapalı
olan yerel kuruluşlar bir para cezası almaları halinde ekonomik olarak
çökecekler, yayın faaliyetlerini durdurmak zorunda kalacaklardır. Sayın Bakan, şimdi size
soruyorum: Böyle bir tablo, bu alandaki tekelleşmeyi daha da güçlü hale
getirmeyecek midir? Sayın Bakan, bunu içinize sindirebiliyor musunuz? Teşekkür ederim. BAŞKAN - Buyurunuz Sayın
Bakan. DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilimizin çok
tafsilatlı sorusuna aynı tafsilat çerçevesinde malumat arz edersem, bilgi
sunarsam 10 dakikalık zamanımızı tasarruf etmek ihtiyacıyla, müsaade ederseniz,
yazılı olarak vereceğim. BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Bakanım. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Varsın süre dolsun; bunlar temel sorular tafsilatlı cevap alalım. DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Yalnız, bir nokta son derece önemlidir: Anayasa
Komisyonunda bu kanunla ilgili görüşmeler yapılırken RTÜK Başkanının herhangi
bir talebi olmadığı için kendisine söz verilmemiştir. O itibarla, Sayın Ateş'i
aydınlatmak üzere arz ederim. Teşekkür ederim. BAŞKAN - Teşekkürler. Buyurun Sayın Ergün
Dağcıoğlu. MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU
(Tokat) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum. Delaletinizle Sayın
Bakana sorularımı arz ediyorum. 1- Şimdi Türkiye'de
birçok holdingin, hem bankası hem televizyonu hem de radyosu var. Bu
holdinglerin bankaları Hazinenin tahvil ihalelerine giriyorlardı; bu durum
kanuna aykırıydı. Şimdi yapacağımız çalışmalarla kanuna uygun hale getirecek
miyiz? 2- Keza, yine aynı
holdingler, menkul kıymetler borsalarında muamelede bulunuyorlar. Bu durum da
kanuna aykırılık arz ediyordu. Şimdi, bu kanun çalışmamızda, bunu da kanuna
uygun hale getirecek miyiz? 3- Yine, holdinglerin
sigorta şirketleri, devlete bağlı kuruluşlarda sigorta taahhütlerine giriyorlardı.
Bu husus da kanuna aykırıydı. Şimdi, bugün yapacağımız RTÜK'le ilgili
değişiklikler sonucunda, bütün bu kanunsuzlukların hepsini kanuna uygun hale
getireceğiz diyenlere vereceğiniz bir cevap var mıdır diyor, teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Bakan, süre
bitti; herhalde, yazılı... DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Süre bittiği için, müsaade ederseniz, onu da yazılı
olarak arz edeyim Sayın Başkanım. Teşekkür ederim. BAŞKAN - Değerli
arkadaşlarım, süre bitti. Sayın Bakan, cevapları yazılı olarak bildireceğini
ifade etti. LÜTFİ YALMAN (Konya) -
Sayın Başkan, soru soramayanlar Sayın Bakana yazılı olarak sorabilir mi? MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (
Şanlıurfa) - Sayın Başkan, zabıtlara geçmesi bakımından, soru sormak için
müracaat edenlerin isimlerini açıklar mısınız. BAŞKAN - Sayın Göksu,
Sayın Yalman, Sayın Sünnetçioğlu, Sayın Kukaracı, Sayın Öztek, Sayın Demirci,
Sayın Yanmaz, Sayın Polat, Sayın Öksüz. Kanunun tümü üzerindeki
görüşmeleri tamamlamış bulunuyoruz. Maddelere geçilmesi
hususundaki oylamanın açık oylama şeklinde yapılmasına dair bir önerge var.
Önergeyi okuyup, imza sahiplerini arayacağım: "Görüşülmekte olan
850 sıra sayılı yasa tasarısının tümüyle ilgili maddelere geçilmesinin
oylamasının açık oylama halinde yapılmasını" demiş arkadaşlarımız... Turhan Alçelik?.. Burada.
Musa Demirci?.. Burada. Suat Pamukçu?.. Burada. Ahmet Karavar?.. Burada. Ahmet Cemil Tunç?..
Burada. Niyazi Yanmaz?.. Burada. Rıza Ulucak?.. Burada. Ali Oğuz?.. Burada. Süleyman Arif Emre?.. Burada.
Nezir Aydın?.. Burada. Lütfi Doğan?.. Burada. Ahmet Demircan?.. Burada.
Mustafa Kamalak?..
Burada. Latif Öztek?.. Burada. Ahmet Sünnetçioğlu?..
Burada. Mustafa Geçer?.. Burada. Fehim Adak?.. Burada. Fahrettin Kukaracı?..
Burada. Alaattin Sever Aydın?..
Burada. Lütfü Esengün?.. Burada. Açık oylamanın şekli
hakkında Genel Kurulun kararını alacağım. Açık oylamanın elektronik
oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir. Alınan karar gereğince,
açık oylama elektronik cihazla yapılacaktır. Oylama için 5 dakika süre
vereceğim. Bu süre içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım
istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını,
oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica
ediyorum. Ayrıca, vekâleten oy
kullanacak sayın bakanlar varsa, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun
rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile
imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 5
dakikalık süre içinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum. Oylamayı başlatıyorum. (Elektronik cihazla
oylama yapıldı) BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, 850 sıra sayılı kanun tasarısının maddelerine geçilmesinin
açık oylama neticelerini takdim ediyorum: Oy sayısı : 280 Kabul : 169 Ret : 110 Çekimser : 1 Böylece, maddelere
geçilmesi kabul edilmiş bulunmaktadır. 2 nci maddeyi okutuyorum: MADDE 2. - 3984 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Madde 4. - Radyo,
televizyon ve veri yayınları, hukukun üstünlüğüne, Anayasanın genel ilkelerine,
temel hak ve özgürlüklere, millî güvenliğe ve genel ahlaka uygun olarak kamu
hizmeti anlayışı çerçevesinde yapılır. Yayınların Türkçe yapılması esastır.
Ancak, evrensel kültür ve bilim eserlerinin oluşmasına katkısı olan yabancı
dillerin öğretilmesi veya bu dillerde müzik veya haber iletilmesi amacıyla da
yayın yapılabilir. Radyo, televizyon ve veri
yayınlarında uyulması gereken yayın ilkeleri şunlardır: a) Türkiye Cumhuriyeti
Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez
bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı yayın yapılmaması. b) Toplumu şiddete,
teröre, etnik ayrımcılığa sevk eden veya halkı sınıf, ırk, dil, din, mezhep ve
bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik eden veya toplumda nefret
duyguları oluşturan yayınlara imkân verilmemesi. c) Yayıncılığın, gerek
yayın organı, gerekse hisse sahipleri ve üçüncü derece dahil olmak üzere üçüncü
dereceye kadar kan ve sıhrî hısımları veya bir başka gerçek veya tüzelkişinin
haksız çıkarları doğrultusunda kullanılmaması. d) İnsanların dil, ırk,
renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri
nedenlerle hiçbir şekilde kınanmaması ve aşağılanmaması. e) Yayınların toplumun
millî ve manevî değerlerine ve Türk aile yapısına aykırı olmaması. f) Özel hayatın
gizliliğine saygılı olunması, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında
kişilerin özel hayatının yayın konusu yapılmaması. g) Türk millî eğitiminin
genel amaçlarının, temel ilkelerinin ve millî kültürün geliştirilmesi. h) Türkçenin; özellikleri
ve kuralları bozulmadan konuşma dili olarak kullanılması; millî birlik ve
bütünlüğün temel unsurlarından biri olarak çağdaş kültür, eğitim ve bilim dili
halinde gelişmesinin sağlanması. ı) Kişilerin manevî
şahsiyetlerine eleştiri sınırları ötesinde saldırıda bulunulmaması, cevap ve
düzeltme haklarına saygılı olunması, soruşturulması basın meslek ilkeleri
çerçevesinde mümkün olan haberlerin soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin
olunmaksızın yayınlanmaması, saklı kalması kaydıyla verilen bilgilerin kamu
yararı ciddî bir biçimde gerektirmedikçe yayınlanmaması. j) Yayıncılığın haksız
bir amaç ve çıkara alet edilmemesi ve haksız rekabete yol açılmaması, ilan ve
reklam niteliğindeki yayınların bu niteliklerinin şüpheye yer bırakmayacak
şekilde açıklanması, bir basın organının özel çabalarla yarattığı ürünün kendi
ürünüymüş gibi sunulmaması, ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan
haberlerin kaynağının belirtilmesine özen gösterilmesi. k) Suçlu olduğu yargı
kararı ile kesinleşmedikçe hiç kimsenin suçlu ilan edilmemesi veya suçluymuş
gibi gösterilmemesi; kişileri suç işlemeye yönlendirecek veya korku salacak
yayın yapılmaması. l) Haberlerin
yayınlanmasında tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerine bağlı olunması;
özgürce kanaat oluşumunun engellenmemesi; haber kaynaklarının kamuoyunun
yanıltılmasının amaçlandığı haller dışında gizliliğinin korunması. m) Halkı aldatacak,
yanıltacak veya haksız rekabete yol açacak reklam yayınlarına yer verilmemesi. n) Siyasî partiler ve
demokratik gruplar arasında fırsat eşitliği sağlanması; tek yönlü, taraf tutan
yayın yapılmaması; seçim dönemlerinde belirlenen seçim yasaklarıyla ilgili
ilkelere aykırı davranılmaması. o) Yayınlarda, mevzuatın
eser sahiplerine tanıdığı hakların ihlal edilmemesi. p) Bilgi iletişim
telefonları yoluyla yarışma ve benzeri yöntemlere başvurulmaması ve bunların
sonucunda dinleyici ve seyircilere ikramiye verilmemesi veya ikramiye
verilmesine aracılık edilmemesi, lotarya yapılmaması, bilgi iletişim
telefonları yoluyla yapılacak anket ve kamuoyu yoklamalarının, hazırlık
aşamasından sonuçlarının ilanına kadar noter nezaretinde gerçekleştirilmesi. r) Televizyonda bölünür
ekran yoluyla ana program ile ilgili veya ilgisiz bilgiler veren konuları
işleyen yayınların yapılmaması, çerçeveler veya altyazı tekniği kullanılarak
sürekli yayın yapılmaması, haberde konu ile ilgili olmayan görüntülerin
verilmemesi, haberle benzerlik arz eden görüntülerin arşiv niteliğinin
belirtilmesi. s) Program hizmetlerinin
bütün unsurlarının insan onuruna ve temel insan haklarına saygılı olması. t) Yayınların müstehcen
olmaması. u) Kadına, güçsüzlere ve
küçüklere karşı şiddetin ve ayırımcılığın teşvik edilmemesi. v) Yayınların
karamsarlık, umutsuzluk, kargaşa ve şiddet eğilimlerini körükleyici veya ırkçı
nefret duygularını kışkırtıcı nitelikte olmaması. y) Suç örgütlerinin
korkutucu ve yıldırıcı özelliklerinin yansıtılmaması. z) Gençlerin ve çocukların
fiziksel, zihinsel ve ahlakî gelişimini zedeleyecek türden programların,
bunların seyredebileceği zaman ve saatlerde yayınlanmaması. BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, İçtüzüğün 81 inci maddesine göre, gruplar adına 1'er üyeye,
Komisyona ve Hükümete, istekleri halinde, 5'er dakika söz vereceğim. Süreleri
otomatiğe bağlayacağım. Onun için, şimdiden arkadaşlarımızın dikkatine sunmuş
olayım. Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Ali Şahin; buyurunuz.
(AK Parti sıralarından alkışlar) AK PARTİ GRUBU ADINA
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, Meclisimizin saygıdeğer üyeleri;
hepinizi yeniden sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Üzerinde görüşmekte
olduğum çerçeve 2 nci madde, 3984 sayılı RTÜK Yasasının 4 üncü maddesinde
değişiklik yapıyor. 4 üncü madde, RTÜK Yasasının belki de en önemli
maddelerinden biridir; çünkü, radyo ve televizyonların uymaları gereken
ilkeleri düzenlemektedir. Hiç kuşkusuz ki, radyo ve
televizyon yayıncılığı gibi önemli bir kamu hizmeti yapacak olan yayın
kuruluşlarının uymaları gereken ilkeler olmalıdır. Eğer, bu ilkeler olmazsa ve
bu ilkeler çağın gerektirdiği şekilde akılcı ve uygulanabilir şekilde
düzenlenmezse, o ülkede kaos olur, kamu düzeni bozulur ve kişiler, hatta toplum
bundan zarar görür. 1994 yılında çıkarılan
3984 sayılı Yasa hazırlanırken, sanıyorum, üzerinde en fazla durulan
maddelerden bir tanesi de, haklı olarak, 4 üncü madde, yani, yayın ilkeleriyle
ilgili madde olmuştur. Mevcut kanunun 4 üncü
maddesi incelendiğinde, 20 bent halinde, bu yayın ilkelerinin arka arkaya,
alfabetik sıraya göre sıralanmış olduğunu görüyorsunuz ve (u) harfinde bitmiş.
Hiç şüphesiz ki, yeni bir düzenleme yapılırken, bu düzenlemelerin daha
özgürlükçü bir mantıkla yapılması lazım. Yeni düzenlemeye bakıyorsunuz, daha
önce (u) harfinde bitmiş olan bu ilkelerin (z) harfinde bittiğini görüyorsunuz.
Yani, alfabemizde daha fazla harf olsaydı, demek ki, yeni yayın ilkeleri, yeni yasaklar gelecekti. Yani, demek ki, bizim alfabemizde 39 tane harf
olsaydı, 39 tane yeni ilke, 39 tane, bir noktada, yasak anlamına gelen
düzenleme gelecekti. Nedir bu yeni ilkeler;
bana göre ve bize göre yasak sayabileceğimiz düzenlemeler: Değerli arkadaşlar, 312
nci maddenin ikinci fıkrası, bu yayın ilkelerinin içerisine alınmıştır. Hiç
kuşkusuz ki, hiç kimse, radyo ve televizyon yayını yapanlar, din farkı
gözeterek, mezhep farkı gözeterek bölge farkı gözeterek halkı kin ve düşmanlığa
sevk etmemelidirler. Bu kurala şahıslar uyduğu gibi, tabiî ki, radyo ve
televizyonlar da uymalıdır. Ancak, değerli
arkadaşlarım, lütfen hatırlayınız, biz, çok kısa bir süre önce, Türk Ceza
Kanununun 312 nci maddesinde bir değişiklik yapmadık mı; burada, kamu düzenini
bozma tehlikesini ortaya çıkaracak şekilde bunların işlenmesi halinde suç
oluşabileceği anlamına gelen bir düzenleme yapmadık mı; yaptık. Peki, yeni
düzenlemeyi buraya niye taşımıyoruz, "kamu düzenini bozma tehlikesini
ortaya çıkaracak" ibaresini neden buraya koymadık?! Yok burada. Şimdi, bu,
uygulamada, keyfî ve sübjektif değerlendirmelere yol açabilir. Bunun, mutlaka
bu şekilde düzenlenmesi gerekirdi. Şimdi değişiklik
teklifleri vereceğiz; ama, hükümet son derece kararlı; noktasına, virgülüne
dokunmadan bunu çıkarmak istiyor. İşte, burada, gerçekten, milletvekillerinin
ve grupların anlaşabileceği şekilde hazırlansaydı... Sayın Bakan -ısrarla
üzerinde durduğu- "efendim, bizim hazırlayacağımız, bundan sonra
getireceğimiz daha özgürlükçü bir RTÜK Yasası var" diyordu. Keşke, bundan
vazgeçip, onun getireceği, hazırlayacağı bir metin üzerinde bu çalışmaları
yapmış olsaydık, bu sıkıntıları da, bugün, burada konuşmak durumunda kalmazdık.
Ayrıca, nefret
duygularını oluşturan yayınlara imkân verilmemesi, muğlak, sübjektif
değerlendirmelere imkân tanır. Yayınların karamsarlık, umutsuzluk, kargaşa ve
şiddet eğilimlerini körükleyici veya ırkçı, nefret duygularını kışkırtıcı
nitelikte olmaması gerekir diye, muğlak ve tatbikatçının istediği gibi
değerlendirebileceği birtakım ilkeler getiriliyor. Sayın Cumhurbaşkanı, çok
haklı olarak, bunların yanlış olduğunu ve ceza hukukunun genel kuralları gereği
tatbikatta çok büyük sorunlar çıkacağını ifade ediyor. Bakın, tatbikatın başında
bulunan RTÜK Başkanı Sayın Kayış "kanunun yayın ilkeleri bölümünde muğlak
ifadeler vardır" diyor. Sayın Başkanım, sürem
bitiyor; eksüre lütfederseniz, konuşmamı bir iki cümleyle tamamlayacağım. 1
dakika... BAŞKAN - Bakın, baştan
söyledim... 22 maddemiz var Sayın
Şahin. Her grup konuştuğu zaman, en az 3 saat fark edecek. Lütfen,
saygılarınızı sunarak bitiriniz... HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Sayın Başkan, toplam yarım saat fark eder. MEHMET ALİ ŞAHİN
(Devamla) - Sayın Başkanım, bir iki dakika... BAŞKAN - Bir iki dakika
değil, lütfen sonuçlandırınız. MEHMET ALİ ŞAHİN
(Devamla) - Bir iki dakika değil, birkaç saniye efendim... Niye yarım kalsın!.. BAŞKAN -
Sonuçlandırınız... MEHMET ALİ ŞAHİN
(Devamla) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım. Sayın Kayış
"örneğin, karamsarlığı ve umutsuzluk eğilimlerini körükleyici yayın
yapılamaz denilmektedir. Bu durumda, enflasyonun yüksekliğinden, dövizin
artmasından, İstanbul'da büyük bir deprem ihtimalinden bahsetmek bile yayın
ihlali kabul edilecek ve bu yayınları yapan kuruluşlar
cezalandırılabilecektir" diyor. Bunu kim söylüyor; herhangi biri
söylemiyor, bu tatbikatın başında bulunan kişi söylüyor. O bakımdan, bu
maddede, bu değişiklikleri ortadan kaldıracak bir yaklaşım içerisinde
olabilmeliydik Parlamento olarak; ama, maalesef, hükümetin bu katı tutumu
sebebiyle, olamıyoruz; son derece yanlış, ileride büyük sıkıntılara yol açacak olan
bir düzenlemenin içerisindeyiz. Tabiî, bu hatadan
dönülmesini arzu ediyorum; ama, hükümetin buna yanaşmadığı gerçeği karşısında
üzüntümüzü sizlerle paylaşmak istiyorum. Şu haliyle bu maddeye destek vermemiz
mümkün değil. Hepinize saygılar
sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederim
Sayın Şahin. Doğru Yol partisi Grubu
adına, Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Dönen; buyurunuz. (DYP sıralarından
alkışlar) Süreniz 5 dakika. DYP GRUBU ADINA MEHMET
DÖNEN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2 nci madde üzerinde
Doğru Yol Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına
hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlarım, hiç
kuşkusuz ki, 2 nci madde, bu yasanın en önemli maddelerinden birisidir; çünkü,
bu madde, yayın ilkelerini belirlemektedir; yani, yayın kriterleri nasıl
olacak, onu belirlemektedir. Şimdi, düşünün ki, bu yasayla, özellikle özerk
olan Üst Kurul, hükümetin emrinde bir kurum haline getiriliyor ve aynı zamanda,
ulusal basın tekelleştiriliyor; yani, bizim, Avrupa normlarına göre
demokratikleşmeye yönelik ve piyasa ekonomisinin rekabete dayalı şartlarını
gözardı ederek, buraya, gerçekten, bir taraftan tekelleşme, bir taraftan da
demokrasinin normlarını daha geriye götürecek ilkeleri monte etmişiz. Değerli milletvekilleri,
diğer taraftan da, hükümetin, bu yasayla, çok yüksek cezalarla, özellikle
Anadolu'da bulunan yerel basını baskı altına almaya yönelik bir çaba içerisinde
olduğunu görüyorum; çünkü, burada çok muğlak ilkeler var. Az önce konuşan
arkadaşımız da belirtti; kötümserlik ve umutsuzluk ne anlama gelir?! Bugün,
muhalefet partisi olarak, biz, çıkıp, Anadolu'nun herhangi bir bölgesinde, bir
yerel basında, enflasyonun yüksek olduğunu, yarın, bizi, çok kötü günlerin
beklediğini söylersek, bu, kötümserlik ve halkta umutsuzluk yaratacak bir
düşünce olarak kabul edilir ve bu, taraflı Üst Kurul tarafından, hükümetin
kontrol ettiği Üst Kurul tarafından, bu yüksek cezalarla bu yerel basın
cezalandırılırsa, muhalefetin sesini kesmek değil de, bu, ne anlama gelir
allahaşkına?! Değerli arkadaşlarım,
gerçekten, bu yasayla, hükümet, Türkiye'de basının tümünü kontrol altına almaya
yönelik bir çaba içinde; ama, hükümetin bu çabası, bir müddet sonra ulusal
basında yaratılacak tekellerle, bunun kendisine de döneceğini hesap etmek
durumundadır. Türkiye'nin gerçekten bir radyo ve televizyon yasasına ihtiyacı
var; ama, daha çağdaş, kriterleri daha iyi belirlenmiş, doğru belirlenmiş bir
yasaya ihtiyaç var. Şimdi, burada çok muğlak
bir ilke daha var: "Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın
yapılamaz..." Değerli arkadaşlarım,
bugün, özelleştirmeyi bu hükümet savunmuyor mu?.. Atatürk ilkelerinden birisi
de devletçilik değil mi?.. Yarın bu Üst Kurul, kalkar "devletçiliğe karşı
yayın yaptınız" diye, yine, bir yerel televizyona, yerel radyoya, siz,
yüksek cezalarla onları baskı altına almaya yönelirseniz bunu kim
önleyebilir?.. Bu muğlak ilkelerle, kriterlerle bunlar olmaz, böyle bir yasal
düzenleme olamaz. Değerli arkadaşlarım,
eğer, yerel basını susturmaksa amacınız, yerel basını bu yüksek cezalarla bile
susturamazsınız; çünkü, Ulusal Kurtuluş Savaşında bu yerel basın çok önemli bir
unsur olarak görev yaptı. Ulusal Kurtuluş Savaşında bu ülkeyi işgal edenler bu
yerel basını susturamadı ki, bu yasalarla, bu yüksek cezalarla sizler de bunu
susturamayacaksınız. İleride göreceksiniz, muhalefete düştüğünüzde bu yerel
basın size de gerekli olacak; ama, iş işten geçmiş olacak. Değerli arkadaşlarım,
böyle bir yasayı bu Meclisten çıkarmak, burada bulunan, Anadolu'nun her
yerinden, her bir köşesinden gelen milletvekillerinin böyle bir yasaya oy
vermesi, gerçekten, kendi bölgelerinde o milletvekillerini çok zora sokacaktır
diye düşünüyor; hepinize saygılar sunuyorum. (DYP, SP ve AK Parti sıralarından
alkışlar) BAŞKAN- Teşekkürler Sayın
Dönen. 2 nci madde üzerinde 6
adet önerge vardır; ancak, madde üzerinde milletvekilleri... LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum)-
Sayın Başkan, Saadet Partisi Grubu adına benim söz talebim olması lazımdı... BAŞKAN- Sayın Esengün,
Saadet Partisi Grubunun böyle bir talebi Başkanlığa intikal etseydi biz
değerlendirirdik. VEYSEL CANDAN (Konya)-
Sayın Başkan, Saadet Partisi Grubu adına Sayın Esengün konuşacaklar. BAŞKAN- Gelmedi
efendim... VEYSEL CANDAN (Konya) -
Şimdi söylüyorum!.. BAŞKAN- Şimdi söylüyorsunuz... Ben rica ediyorum tüm
grup başkanvekillerinden, bundan sonraki maddelerde, yazılı olarak, lütfen,
Başkanlığa önceden bildirsinler. Saadet Partisi Grubu
adına, Erzurum Milletvekili Sayın Lütfü Esengün; buyurunuz. (SP sıralarından
alkışlar) Süreniz 5 dakika. SP GRUBU ADINA LÜTFÜ
ESENGÜN (Erzurum)- Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Görüşülmekte olan madde
üzerinde Saadet Partimizin görüşlerini arz etmeye çalışacağım. Bakınız, bugün, bu
tasarıyı görüşmeye 2 nci maddesinden başladık. Bugüne kadar, zannederim, Meclis
tarihinde ilk defa böyle bir şey oluyor. Komisyondan 1 inci maddenin varlığıyla
gelen bir tasarıda, 1 inci madde atlanarak 2 nci madde görüşülmekte bugün ve
bazı maddeler yine atlanacak; bu haliyle de Anayasa ihlal edilecek. Anayasada
yapılan, bilahara yapılan bir değişiklik Anayasa Komisyonunda bu tasarıya
uygulanmış; Sayın Cumhurbaşkanının iade gerekçesinde sayılan, bazı maddeler
diye sayılan maddeler görüşülmüş, diğer maddeler görüşülmeden; ama, tasarıda,
komisyon raporunda yer alarak Genel Kurula gönderilmiş. Bugün, bunun usul
tartışması oldu; reddedildi ve şu anda da Anayasaya aykırı şekilde bu
uygulamayı yapıyoruz. Geçen hafta, bunun
aynısıyla karşı karşıyaydık, bir benzeriyle. Af Kanunu görüşüldü. Şartla
salıverme denilse de adına, neticede, muhteva itibariyle af teşkil eden bir
yasa, burada "Meclis Genel Kurulu tamsayısının beşte 3 çoğunluğuyla kabul
edilmelidir" şeklinde yapılan bütün itirazlara rağmen, gerek iktidar
çoğunluğu gerekse Meclis yönetimi, bu itirazlara kulak tıkadılar, bildiklerini
okudular, sonuçta da, Meclisin o andaki çoğunluğuyla yasalaştı; ama, iki gün
içerisinde Cumhurbaşkanlığından geri döndü. Yani, yanlış hesap şimdi
Çankaya'dan geri dönüyor. Bugün, bu yasa bu haliyle
çıkarsa, bilin ki, pazartesiye kalmaz, yine, Meclis Başkanlığına iade edilir.
Yanlışın neresinden dönersek kârdır. Hatadan dönmek fazilettir. Bunun üzerinde
inat etmeye gerek yoktur. Bu yasayı ille de çıkarmak istiyorsanız, eğer böyle
talimatlar gelmişse, bunu yasalaştırmak mecburiyeti varsa -ki, öyle
anlaşılıyor, istemeseniz de el kaldırıyorsunuz- o zaman, iki gün daha mesai
verelim, çalışalım ve bütün maddeler, usulüne uygun, Anayasaya ve İçtüzüğe
uygun şekilde görüşülsün. 1 inci maddeyi atladık, 2 nci maddeyi görüşüyoruz. İşin bir diğer enteresan
tarafı da şudur: Her tasarı üzerinde iktidar partileri konuşmuyor, buna
alıştık. İktidar partileri birçok tasarıyı savunmaktan aciz durumdalar. Bugün
de, bu tasarıyı, çıkıp bu kürsüden yüreklilikle savunacak bir iktidar
milletvekili yok. Aksine, gerçekten, büyük bir yüreklilikle bu tasarıyı tenkit eden iktidar milletvekilini
takdirle anıyoruz. Şimdi, iktidar partileri
adına kimsenin savunmaya cesareti yok. Sayın Bakan dahi; ki, Mecliste
usuldendir, her bakan, kendi tasarısını, burada, gerek izah sadedinde olsun
gerekse savunma için olsun, muhalefetin tenkitlerine cevap vermek için olsun,
söz alır ve hükümet adına bu tasarının gerekçesini, faydalarını, niçin
getirildiğini izah eder ve belki de milleti tatmin eder; ama, bugün, bu
kürsüde, ne iktidar milletvekillerinden birini ne grup sözcülerini ne de Sayın Bakanı görme şansına sahibiz. Çünkü,
Sayın Bakanın da bu tasarıyı savunacak hali yok. Peki, biz niye bu
durumdayız?.. Değerli arkadaşlar, bu
RTÜK Yasası, 1994'te bu Mecliste kabul edildi. 1994-2002... Sekiz seneden beri
Radyo Televizyon Üst Kurulu gerçekten hayırlı hizmetler yaptı. Bazı
noksanlarına, yanlışlarına rağmen, Türkiye'de, radyo ve televizyonlarla ilgili
olarak, artık, oturmuş olan bir rejim var, bir sistem var; ama, şimdi, bütün bu
sekiz senelik uygulamaya rağmen, sekiz senelik tecrübeye rağmen, medya
patronlarının baskısıyla, 54 üncü hükümeti iş başından uzaklaştırmanın diyeti
ödeniyor bugün. Bizim hükümeti iş başından uzaklaştırdı, aradan beş yıl geçti,
şimdi, o gün bizim aleyhimizde yayın yapanlar, o günkü emeklerinin karşılığını
alıyorlar; altında yatan budur. 54 üncü hükümeti iş başından uzaklaştıran
medya, bugün, onun karşılığını alıyor. Karşılığı da nedir; bütün Anadolu
medyası susturulacaktır, yerel televizyonlar, radyolar susturulacaktır veya bu
medya patronları tarafından satın alınacaktır. Neticede de, Türkiye'de, bütün
güç, tek güç medya patronlarının elinde olacaktır. BAŞKAN - Lütfen,
sözlerinizi sonuçlandırınız. LÜTFÜ ESENGÜN (Devamla) -
Daha başka söylenecek çok söz var, ileriki maddelerde tekrar huzurunuzda
olacağım. Bu madde, ilkelerle
ilgili madde, hiçbir değişikliğe tabi olmadan sekiz sene uygulanmıştır, yararlı
olmuştur; bundan sonra da aynen uygulanması faydalıdır görüşündeyiz. Böyle bir
değişikliğe hiç gerek yoktur. Bu getirilen değişikliğin içerisine Ceza
Kanununun 312 nci maddesi monte edilmektedir. Biz, daha bir ay evvel, sözde,
312 nci maddede değişiklik yaptık, demokrasi adına bir adım ileriye attık;
şimdi, RTÜK'te, televizyon yayıncılığında, radyo yayıncılığında bir adım geriye
gidiyoruz. Değerli arkadaşlar, son
sözümü söylüyorum: Siz, ne yaptığınızı bilmiyorsunuz. Milletvekili
arkadaşlarım, kusura bakmayın, siz, neye oy verdiğinizin farkında değilsiniz... BAŞKAN - Sayın Esengün... LÜTFÜ ESENGÜN (Devamla) -
Körü körüne, gelen emirlere itaat ediyorsunuz; bu da, ne sizin ne de bu
Meclisin hakkında hayırlı olmayacak!.. HASAN GÜLAY (Manisa) -
Size ait!.. LÜTFÜ ESENGÜN (Devamla) -
Hepinize saygılar sunuyorum. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Sayın Esengün,
lütfen... Her milletvekili ne yaptığının bilincindedir, karşı olursunuz, o ayrı
şey. 2 nci madde üzerinde 6
adet önerge vardır; ancak, madde üzerinde, milletvekillerince sadece 3 önerge
verilebildiğinden, yalnızca bu önergelerden üçünü, önce geliş sıralarına göre
okutacağım, sonra aykırılık derecelerine göre işleme alacağım. İlk önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan kanunun
2 nci maddesinin (c) bendinden "hisse sahipleri... onların üçüncü dereceye
kadar kan ve sıhrî hısımları" bölümünün çıkarılmasını arz ve teklif
ederiz.
BAŞKAN - İkinci önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan kanunun
2 nci maddesinin (k) bendinde "...korku salacak yayın yapılmaması"
bölümü ile (v) bendinde "...yayınların karamsarlık, mutsuzluk...
eğilimlerini körükleyici ...nitelikte olmaması..." bölümünün madde
metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN - Son ve maddeye
en aykırı önergeyi okutup, işleme alacağım: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 2 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (b)
bendinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu? ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılıyoruz efendim. BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılıyoruz efendim. MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
O zaman samimî olsunlar Sayın Başkan; böyle şey olur mu?! BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... (AK Parti ve SP sıralarından gürültüler) MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Böyle saçmalık olur mu?! MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Burada muhalefeti konuşturmamak için ikiyüzlülük yapıyorlar. BAŞKAN - Kürsüye karşı...
Sayın Göksu, bakın, lütfen... Bir derdiniz varsa, derdinizi anlatmanın yolu
başka. (AK Parti ve SP sıralarından gürültüler) VEYSEL CANDAN (Konya) -
Sayın Başkan, müsaade eder misiniz... MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Böyle şey olur mu?! Bir hakkı kötüye kullanıyorlar. BAŞKAN - Sayın Göksu,
Komisyon, önergeye katılıp katılmamakta serbesttir; hükümet, katılıp
katılmamakta serbesttir, o kendi takdir yetkisidir. İstirham ederim... (AK
Parti ve SP sıralarından gürültüler) SUAT PAMUKÇU (Bayburt) - Komisyonun çoğunluğu yok Sayın Başkan. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Sayın Başkan... ERTUĞRUL YALÇINBAYIR
(Bursa) - Bu, ahlakî midir, etik açıdan uygun mudur?! BAŞKAN - Sayın
Yalçınbayır, hiç kimseyi oyundan ötürü ahlakîlikle suçlama hakkınız yok.
Lütfen... (AK Parti ve SP sıralarından gürültüler) MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Sayın Başkan, bir hakkı kötüye kullanıyorlar, niye müsaade ediyorsunuz?! BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri... (AK Parti ve SP sıralarından gürültüler) MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Sayın Başkan, Meclis yanıltılıyor, siz de buna alet oluyorsunuz. ASLAN POLAT (Erzurum) -
Komisyonun çoğunluğuna baktınız mı Sayın Başkan; çoğunluğu yok. MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Müsaade etmeyin... Olur mu?! MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Millet izliyor bunu Sayın Başkan. BAŞKAN - Bağırmakla,
kürsüye karşı bu tür tavrı sürdürmekle haklılığınızı kanıtlayamazsınız; bir
kere bunu bilelim, bir. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Zaten haklıyız, haksız olan sizsiniz Sayın Başkan. BAŞKAN - Lütfen,
İçtüzüğün 45 inci maddesini açar okur musunuz. ERTUĞRUL YALÇINBAYIR
(Bursa) - Hakları iyi niyetle kullanın diyor. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Sayın Başkan, istismar ediyorlar, kötü niyetle kullanıyorlar. MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Kötüye kullanıyorlar; yakışmıyor!.. BAŞKAN - İçtüzüğün 45
inci maddesine bir bakıp, ondan sonra durum değerlendirmesi yapar mısınız Sayın
Bekâroğlu. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
İçtüzüğün hangi maddesi geçerli, hangisi değil; o bile belli değil. İstismar
ediyorlar İçtüzüğü. BAŞKAN - Sayın Bekâroğlu,
sonuçta, ben, oraya sormak görevindeyim, onlar da, kendi özgür iradeleriyle
karar verecekler. SUAT PAMUKÇU (Bayburt) -
Komisyonun çoğunluğu var mı Sayın Başkan? ASLAN POLAT (Erzurum) -
Sayın Başkan, Komisyonun çoğunluğu yok. BAŞKAN - Ben sormuşum,
her ikisi cevabını vermiş. Lütfen, İçtüzüğün 45 inci maddesine bir bakınız. MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Sayın Başkan... BAŞKAN - Evet, önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... (AK Parti ve SP sıralarından sıra
kapaklarına vurmalar, gürültüler) Kabul etmeyenler... (AK Parti ve SP
sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) Önerge kabul edilmemiştir.
(AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Ne yapıyorsunuz?! Ne yapıyorsunuz siz?! BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri... (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar,
gürültüler) MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Sayın Başkan... VEYSEL CANDAN (Konya) -
Bir dakika müsaade eder misiniz... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Terör estiriyorsunuz Mecliste! BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, o vurduğunuz elektronik sistem arıza görüyor; istirham
ediyorum... (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Yaparsınız, tamir edersiniz!.. Aydın Doğan tamir eder, gönderir paraları. MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Muhalefeti susturmak için "katılıyoruz" diyorlar; onlar da ret oyu
veriyorlar. BAŞKAN - İçtüzük 45,
Genel Kurulda komisyonların temsili... (AK Parti ve SP sıralarından sıra
kapaklarına vurmalar, gürültüler) MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Sayın Başkan, İçtüzük falan yok; biz, önergelerimizi tartışmak istiyoruz.
Milletin kürsüsünü kapatamazsınız!.. BAŞKAN - Bakın, madde
45... (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ
(Şanlıurfa) - Sayın Başkanım, siyasî kariyerinize yazık oluyor; yapmayın böyle... ERTUĞRUL YALÇINBAYIR
(Bursa) - İstenilen sadece konuşmaydı; nasıl olsa, parmaklarla her şeyi
hallediyorsunuz. BAŞKAN - Konuşmanıza
dikkat edin Sayın Yalçınbayır; bu kelimeler size yakışmaz!.. (AK Parti ve SP
sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Ne yapacaksınız Sayın Başkan?! BAŞKAN - Sayın Candan,
siz, daha medenî bir şekilde itirazınızı anlatabilir misiniz? (AK Parti ve SP
sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) Sayın Çelik, siz buyurun,
söyleyin. (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) Sayın milletvekilleri,
demin de arz ettim, yumrukladığınız vakit, elektronik sistem zarar görüyor; kaç
tanesini tamir için göndermek zorunda kaldık. Günah!.. (AK Parti ve SP sıralarından
sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) Duyamıyorum,
arkadaşlarınız... (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar,
gürültüler) HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Sizin tavrınızı protesto ediyoruz Sayın Başkan. Böyle şey olmaz!.. BAŞKAN - Peki, Komisyon
ya da Hükümet sizin isteğinize göre hareket etmekle yükümlü mü? (AK Parti ve SP
sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Demek ki Sayın Sökmenoğlu bunun için azarlandı, indirildi. BAŞKAN - 2 nci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
(AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) VEYSEL CANDAN (Konya) -
Hayır, hayır... BAŞKAN - İki önergemiz
kalmıştı. Daha az aykırı olan önergeyi okutuyorum. MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Sayın Başkan, Anayasayı, İçtüzüğü çiğniyorsunuz. (AK Parti ve SP
sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) BAŞKAN - Lütfen... Önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan kanunun
2 nci maddesinin (k) bendinde "...korku salacak yayın... BAŞKAN - Yazık
ediyorsunuz!.. Yazık ediyorsunuz!.. O elektronik sistem bozulacak. Günah!.. (AK
Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Önergeler üzerinde konuşulmuyor... ...yapılmaması"
bölümü ile (v) bendinde "...yayınların karamsarlık, mutsuzluk...
eğilimlerini körükleyici ...nitelikte olmaması..." bölümünün madde
metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz. İsmail Alptekin (Bolu) ve arkadaşları MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Önerge vermek en tabiî hakkıdır milletvekillerinin. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Söz talebi var Sayın Başkan, geçemezsiniz öyle. (Bir grup AK Partili ve
SP'li milletvekili Başkanlık kürsüsü önünde toplandı) BAŞKAN - Kimse sizin
keyfinize göre hareket edecek değil, İçtüzüğe göre hareket edeceğiz burada. HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Çoğunluk yok Komisyonda. BAŞKAN - Şu 45 inci
maddeyi bir okur musunuz. (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına
vurmalar, gürültüler) HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Milletvekillerinin önergelerini niye engelliyorsunuz?! Resmen bir hile bu!.. BAŞKAN - Kaba kuvvetle
hiçbir yere gidilmez. HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Sizin yaptığınız kaba kuvvet... BAŞKAN - Ben, İçtüzüğe
uygun hareket ediyorum. HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Bakın, dün Sayın Sökmenoğlu azarlanarak indirildi. BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu? (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar,
gürültüler; DSP, MHP ve ANAP sıralarından alkışlar) ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılıyoruz efendim. BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılıyoruz. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Söz talebi var Sayın Başkan, söz talebi var. BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... VEYSEL CANDAN (Konya) -
Hayır efendim, oylayamazsınız... Aynı yolu takip ediyorsunuz. BAŞKAN - ... Kabul
etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. (DSP, MHP ve ANAP sıralarından
alkışlar; AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) Son önergeyi okutuyorum. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan kanunun
2 nci ... (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) VEYSEL CANDAN (Konya) -
Neyi okuyorsunuz? Bir dakika yahu! KÂTİP ÜYE BURHAN ORHAN
(Bursa) - "Oku" diyor, okuyoruz. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Yapamazsınız!.. BAŞKAN - Ben
oylatırım...Ben oylatırım. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Yapamazsınız. Nasıl yaparsınız?! BAŞKAN - Ben, İçtüzüğü
uygun davranıyorum; oylatırım. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Nasıl yaparsınız?! BAŞKAN - İçtüzük neyi
emrediyorsa, ben onu yaparım. MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ
(Şanlıurfa) - Sayın Başkanım, ne demek yaparım!.. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Yapamazsın!.. BAŞKAN - Ben, İçtüzük
neyi emrediyorsa, ona uygun davranırım. İçtüzüğe uygun ... MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ
(Şanlıurfa) - Daha onurlu bir bakanlık yaptınız... BAŞKAN - Ben bakanlığı da
onurlu yaptım, bunu da onurlu yaptım. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Yapamazsınız!.. Olmaz bu!.. BAŞKAN - O zaman,
Parlamento geleneğine uygun davranacaksınız, İçtüzüğe uygun davranacaksınız. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Yapamazsınız!.. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Yapamazsınız!.. BAŞKAN - İçtüzüğe uygun
davranacaksınız... İçtüzüğe uygun davranacaksınız. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Yapamazsınız!.. BAŞKAN - Nasıl
yapamazsınız?! İçtüzüğe göre, komisyon... VEYSEL CANDAN
(Konya) - Söz hakkımız var, 2 dakika
söz vermiyorsunuz!.. BAŞKAN - Nasıl
vermiyorum?! SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Söz haklarını niye vermiyorsunuz? BAŞKAN - Sayın Candan...
Sayın Candan, sizin Başkanlık Divanına... VEYSEL CANDAN (Konya) -
Böyle Divan olmaz!.. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Böyle Divan olmaz, böyle yönetim de olmaz!.. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Dinlemiyorsunuz!.. Yani, nedir sizin... BAŞKAN - Ee, siz, sadece
bağırıp da beni burada susturabileceğinizi mi zannediyorsunuz?! Karşılıklı
konuşuyoruz. İstirham ederim... Başkanlık Divanına... (DSP, MHP ve ANAP
sıralarından alkışlar; AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar,
gürültüler) SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Söz hakkı varken, kimseye... BAŞKAN - Dinlemiyorsunuz
beni... Ben sizi dinliyorum... Ben sizi dinliyorum; siz de beni dinleseniz
problemi çözeceğiz. HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Ali
Beyin... SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Böyle olmaz efendim!.. HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Ali
Ilıksoy da böyle yaptı, bakın, bir arkadaşımızın canına mal oldu. Siz, böyle
ısrar ederek, geriyorsunuz... BAŞKAN - İstirham ederim
Sayın Çelik!.. HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Sayın Sökmenoğlu'nun burada oturması gerekirdi, niye sizi buraya oturttular,
söyler misiniz? BAŞKAN - Sayın Çelik,
önergeler, usul tartışmasında... Değerli arkadaşlarım,
usul tartışmasında, iktidar gruplarının önerileri üzerinde lehinde söz
isteyeceğiz dedi arkadaşlarınız, formel hukuka uygun olduğu için veriyorum dedim.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Ne var bunda?! BAŞKAN - "Ne var
bunda" yok... VEYSEL CANDAN (Konya) -
Ne var tabiî... Mecbur vereceksiniz... BAŞKAN - Hayır... Formel
hukuka, biçimsel hukuka uygun olduğunu söyledim, verdim. (AK Parti ve SP
sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ
(Şanlıurfa) - Lehinde konuşacağım Sayın Başkan. BAŞKAN - Bir saniye... VEYSEL CANDAN (Konya) -
Yani, şimdi... BAŞKAN - Bakın, Sayın
Candan, az önce, gruplar adına iki tane talep vardı Başkanlığa, sizin
Grubunuzun talebi yazılı olarak gelmemişti. MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ
(Şanlıurfa) - Sayın Başkanım, teamüllerde hep yapılıyor. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Yazılı şartı yok ki... BAŞKAN - Efendim, siz
İçtüzüğü okumamışsanız, ben ne yapayım?! Sayın Candan, 60 ıncı maddeye göre...
(DSP, MHP ve ANAP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) VEYSEL CANDAN (Konya) -
El kaldırıp söz istemiyor muyuz?! BAŞKAN - Sayın Candan,
İçtüzüğün 60 ıncı maddesine göre "yazılı talebin Başkanlığa verilmesi
gerekir" hükmü varken... (AK Parti ve SP
sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) VEYSEL CANDAN (Konya) -
Peki, ben, size sorayım... BAŞKAN - ...işaretinizi
gördüm... VEYSEL CANDAN (Konya) -
Tamam... BAŞKAN - ...peki, bundan
sonra da, grup başkanvekillerimiz böyle davransın dedim, söz hakkı verdim. MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ
(Şanlıurfa) - O doğruyu yapmanız, bundan sonra yanlış yapacağımız manasına
gelmez ki Sayın Başkan. BAŞKAN - Bakın, gerek
sizin Grubunuzun gerekse AK Parti Grubunun grup sözcülerine 4,5 dakika fazla
süre verdim. 5 dakika diye, biraz önce kendimi bağladım; son cümle dediğiniz
için, 1'er dakikaya yakın süre verdim. (AK Parti ve SP sıralarından sıra
kapaklarına vurmalar, gürültüler) LÜTFİ YALMAN (Konya) - 68
inci maddeyi uygulayın Sayın Başkan; ara verin. HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Sayın Başkan, bu bir lütuf değildir. BAŞKAN - Bakın, biz, bu
Mecliste "süre bu kadar" dedikten sonra, otomatiğe bağlayan Meclis
başkanvekillerini de çok gördük; oniki senede yüzlercesini gördük. ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Diyarbakır)
- Efendim, bu anlattıklarınıza gerek yok. BAŞKAN - Ben, sizlerin
konuşma hakkını daha bir... HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Sayın Başkan, bakın, çoğunluğunuz var, bunu çıkarırsınız. BAŞKAN - Bakın, benim
çoğunluğum yok... (AK Parti ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar,
gürültüler) HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Çoğunluğunuz var diye... BAŞKAN - Sayın Çelik,
benim çoğunluğum yok. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Var, var... HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Siz, burada, hükümete mensup bir bakan gibi oturuyorsunuz. BAŞKAN - Meclis Başkanlık
Divanının çoğunluğu yok. HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Siz, bir bakan gibi oturuyorsunuz burada!.. Sayın Sökmenoğlu'nu niye indirdiler
buradan?! BAŞKAN - Sayın Çelik... HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Sayın Sökmenoğlu buradan niye indirildi, söyler misiniz?! BAŞKAN - Başkanlık
Divanının azınlığı, çoğunluğu olmaz; Başkanlık Divanı, burada... (AK Parti ve
SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Tavırlarınızdan, pek de öyle olmadığı belli oluyor. BAŞKAN - Siz öyle
yorumlayabilirsiniz, siz önyargılı olabilirsiniz. MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ
(Şanlıurfa) - Bakanlıktan oldu, Başkanlığı bırakmak istemiyor herhalde. BAŞKAN - Bakanlığı
bırakan insan, Başkanlıkta filan, hiç, öyle, makamlara tutkuyla bağlı kalmaz.
Ben, sadece, hukukun emrettiği hükümlere uygun davranıyorum. MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ
(Şanlıurfa) - Öyle oldu herhalde Sayın Başkan, değiştiniz herhalde... HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Sayın Sökmenoğlu buradan niye gitti, onu söyleyin siz! BAŞKAN - Şimdi, bakın,
teker teker, neyi sorarsanız yanıtlarım; ancak... HÜSEYİN ÇELİK (Van) -Ben,
şunu soruyorum... BAŞKAN - Sayın Çelik,
İçtüzük, 45 inci maddesiyle, bana, komisyona ve hükümete önerge konusundaki
görüşünü sorma mecburiyetini yükledikten sonra, komisyona "katılıyor musunuz,
katılmıyor musunuz" sorusunu yönelttiğimde, "katılıyoruz" ya da
"katılmıyoruz" şeklinde cevap verme hakkını tanımışsa, bu Başkanlığın
lütfu falan değildir, bu benim sübjektif tavrım değildir... HÜSEYİN ÇELİK (Van) -
Hayır, bunun bir hile olduğu belli değil mi? BAŞKAN - Bakın, sakın
ola, o sözü kullanmayın, Grup Başkanvekiliniz... HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Bu
bir hiledir! Hile bu! BAŞKAN - Yüce Meclisin
bir komisyonunun bir kararı hakkında "bu bir hiledir" diye bir yorum
yapamazsınız! HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Bu
bir hiledir! BAŞKAN - Yapamazsınız! MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Milletvekillerinin 5 dakika konuşmasına mani olmak için
yapıyorlar. BAŞKAN - Sayın Şahin... MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Milletvekillerinin konuşmasına mani olmak için. BAŞKAN - Sayın Şahin,
bakın, siz de hukukçusunuz. Ben, burada Başkanlık olarak, komisyonun bu kararı
sonrasında, "hayır öyle demeyeceksiniz, böyle diyeceksiniz" deme
yetkisine sahip miyim? HESEYİN ÇELİK (Van) -
Başkanvekili olarak... BAŞKAN - Başkanlığın, hükümet
ile muhalefet arasında şunu şöyle yapın, bunu böyle yapmayın deme yetkisi yok
Sayın Şahin, siz hukukçusunuz. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Sayın Başkan, bir ara verir misiniz... MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Sayın Başkan, engel olun, iki yüzlülük yapılıyor burada. Suiistimal ediyorlar. ERTUĞRUL YALÇINBAYIR
(Bursa) - Hakkın suiistimal edilip edilmediğini tahkik etmek göreviniz. Herkes haklarını iyi
niyetle kullanmak zorundadır. Komisyon kötü niyetli, hükümet kötü niyetli. MEHMET CAVİT KAVAK
(İstanbul) - Oradan laf atma. ERTUĞRUL YALÇINBAYIR
(Bursa) - Ben yönetime söylüyorum, size değil. (Gürültüler) Kime "dangalak"
diyorsun!... Sayın Başkan, kime "dangalak" diyor?! (Komisyon sıraları önünde
yumruklaşmalar) BAŞKAN - Birleşime 10
dakika ara veriyorum. Kapanma Saati : 21.20 DÖRDÜNCÜ OTURUM Açılma Saati : 21.30 BAŞKAN : Başkanvekili Yüksel YALOVA KÂTİP ÜYELER : Burhan ORHAN (Bursa), Mehmet BATUK (Kocaeli) BAŞKAN- Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 95 inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum. 850 sıra sayılı kanunun
görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz. VI. – KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam) 9. – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında
Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın
89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri
Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850)
(Devam) BAŞKAN- Komisyon ve
Hükümet yerini aldı. Tasarının 2 nci maddesi
üzerinde verilen önerge işlemine devam ediyoruz. Son önerge, Bolu
Milletvekili İsmail Alptekin ve arkadaşlarının önergesiydi. MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul)- Sayın Başkan, yerimden bir açıklama yapmak istiyorum. BAŞKAN- Komisyonun ve
Hükümetin katıldığı bu önergeyi oylarınıza sunacağım; ama, Sayın Şahin, Grup
Başkanvekili sıfatıyla söz istedi. Siz buyurun konuşun, sonra, ben, İçtüzüğün
45 inci maddesi demiştim, onu size, Genel Kurulun bilgisine sunayım. Buyurun Sayın Şahin. MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul)- Mikrofon açılmadı Sayın Başkan. BAŞKAN- Açıldı efendim.
(DSP ve MHP sıralarından "vura vura bozdunuz" sesleri) Arkadaşlar, lütfen...
İstirham ediyorum... MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul)- Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum. Ara vermeden önce... (DSP ve
MHP sıralarından gürültüler) BAŞKAN- Sayın
milletvekilleri, değerli arkadaşlarım; lütfen... İstirham ediyorum. Sayın
Mehmet Ali Şahin bir söz istemiştir, açıklamasını yapsın; daha sonra ben bilgi
sunacağım Genel Kurula. Buyurun Sayın Şahin. MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul)- Sayın Başkanım, ara vermeden önce hepimizi üzen bir kargaşa
yaşandı. Ancak, bu kargaşanın sebebi, hepimizin yakinen tanıdığı, gerçekten,
taviz vermez, hukukun üstünlüğü mücadelesiyle temayüz etmiş Bursa
Milletvekilimiz Sayın Yalçınbayır'a, Komisyon sıralarında oturan Sayın Cavit
Kavak'ın -affedersiniz- "dangalak" kelimesini kullanmasından
kaynaklanmıştır. Kendisi, çıksın ve özür dilesin. Hiçbir milletvekili
arkadaşımıza, hiç kimsenin o kelimeyle hitap etmeye hakkı ve yetkisi yoktur.
Özellikle, Sayın Yalçınbayır'a, bu Parlamentoda Anayasa Komisyonu Başkanlığı
yapmış, gerçekten hukukçu kimliğiyle temayüz etmiş bir arkadaşımıza bu sıfatı
hiç kimse layık göremez. Sayın Kavak, mutlaka, özür dilemelidir. Teşekkür ediyorum.(AK
Parti ve SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Sayın Şahin... ERKAN KEMALOĞLU (Muş) -
Sayın Başkanım, söz istiyorum efendim. Lütfen... BAŞKAN - Bir saniye...
Yanıtlayayım... Bir saniye... Sayın Şahin, siz, bir
grup başkanvekili olarak, Genel Kurulun huzurunda Başkanlığa böylesi bir
iddiada bulunduğunuz zaman, ben, burası resmî bir kurum olduğuna göre,
tutanaklara müracaat etmek durumundayım. Hay hay, getirteceğim, bakacağım.
Eğer, tutanaklarda... (AK Parti ve SP sıralarından gürültüler) MUSA UZUNKAYA (Samsun) -
Hayır, kendisi itiraf etmiştir. MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
O kelimeyi kullandığını itiraf etmiştir. Sorun kendisine,
"söylemedim" diyor mu? BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Başkanlığa göre... ("AK Parti sıralarından "özür
dilesin" sesleri) MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Alay ediyor Sayın Başkan... Alay etmeye devam ediyor... MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Özür dilesin!.. Söylemedim demiyor ki... ALİ COŞKUN (İstanbul) -
Sayın Başkan, ya "söylemedim" desin ya da özür dilesin. Ben duydum,
"dangalak" dediğini duydum. Arkadaşımdır; ama... Yalan söylemez. Ya
"söylemedim" desin ya da özür dilesin. MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
O kadar!.. Tutanakmış.. Olur mu Sayın Başkan?! MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Özür dileyecek... Yok öyle! BAŞKAN - Sayın Coşkun,
ben, az önce sözüme başladığımda, Sayın Şahin'in iddiasıyla ilgili, Başkanlığın
hukuken yapmakla yükümlü olduğu işlemi tarif ettim. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Hiç hukuka mukuka uyduğunuz yok! Ne hukuku! BAŞKAN - Onun ötesinde,
biz, Başkanlık olarak, Genel Kurulda bulunan her üyemizin her üyemize karşı hak
ve hukukunu gözetmekle; ama, sübjektif ölçütlere göre değil, elimizdeki
İçtüzüğe göre gözetmekle yükümlüyüz. Onun ötesinde, bireysel iddialar konusunda
ben inisiyatif sahibi ya da yetki sahibi değilim. MUSA UZUNKAYA (Samsun) -
Sayın Başkan, muhataba sorun bakalım, söyledi mi, söylemedi mi?! MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Söylemediyse "söylemedim" desin... MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Sayın Başkan, zabıtlara geçmediyse ne olacak? BAŞKAN - Sayın Uzunkaya,
sonuçta, bakın, bir arkadaşınızın... MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Hukukunu koruyacaksınız... BAŞKAN - ...son derece
beğendiğim bir tabiriyle, burası millî iradenin tecelligahı. Öyle dediniz. (SP
sıralarından gürültüler) MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Millî irade mi bıraktınız?! Millî irade mi bıraktınız memlekette?! Ne millî
iradesi?! MUSA UZUNKAYA (Samsun) -
Sayın Başkan, arkadaşımızın o sözü söyleyip söylemediğini sorun kendisine.
Lütfen, sorun kendisine. Kendisi, komisyon sırasında; söylemediğini söylesin,
kabul ediyorum. BAŞKAN - Benim, Meclisin
oturumunu yöneten Başkan sıfatıyla, herhangi bir sayın üyenin, herhangi bir
başka sayın üyeye ilişkin yönelttiği bir iddia konusunda, iddiaların
yöneltildiği kişiye, milletvekiline herhangi bir yaptırım uygulama yetkim yok.
Onun için, zabıtlara baktırayım dedim; ama... MUSA UZUNKAYA (Samsun) -
Sayın Başkan, burayı germek istemiyorsanız, lütfen, arkadaşımızın bu
dediğine... BAŞKAN - Ben, burayı
germek gibi, hiçbir Başkanlık makamıyla bağdaştıramayacağım düşünceyi, hiçbir
zaman taşımadım. Aksine Sayın Gül... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Bugün buraya gelişiniz germek içindir. Germek için geldiniz bugün buraya. MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Sayın Başkan, siz muhalefetin de Başkanısınız; Meclisin Başkanısınız. BAŞKAN - Bakın,
gerçekten, üzülmüyorum da; çünkü, görüyorum ki, o kullandığınız kelimeyi,
oturumu yönetmeye başladığımdan bu yana bazı arkadaşlarınız, ne yazık ki, üzerlerinde taşıyorlar Sayın Bekâroğlu.
Benim görevim, herkesin hukukuna riayet edilmesini temin ederek... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
O zaman hukuka riayet edin. Hakarete uğradık, üyeler hakarete uğruyor. Koruyun
hakkımızı o zaman. BAŞKAN - Şimdi, bakın,
ben size... Sayın Şahin nasıl konuşma hakkını Başkanlığın tanıdığı imkânla
kullandıysa, Başkanlık da, İçtüzüğün 45 inci maddesini siz saygıdeğer
milletvekillerine bir takdim etsin. "Genel Kurulda
komisyonların temsili Madde 45.- Komisyonlar,
Genel Kurulda başkan veya başkanvekili veya o konu için seçilmiş özel sözcü
veya sözcüler tarafından temsil olunurlar. Komisyon sıralarında,
toplantı yetersayısını temin edecek sayıda komisyon üyesi yer almamışsa,
komisyon temsilcisi; komisyon metninin değiştirilmesini isteyen önergelerin
reddini veya komisyona iadesini isteyebilir." Değerli arkadaşlarım,
Komisyonlar, sonuçta, Genel Kurula niyabeten çalışan yasal organlarımız. Benim
burada, hangi komisyon olursa olsun, üye sayısını tespite, tayine yetkim yok.
Komisyon kaç sayın üyeyle orada teşkil oluyorsa o komisyonun kendi özgür
iradesiyle saptanan bir iş. Dolayısıyla, İçtüzüğün 45 inci maddesinin ikinci
fıkrası komisyonlara, üstelik nisapla ilgili böylesi bir takdir yetkisi
vermişse, komisyonun bu takdir yetkisi üzerinde Başkanlığın işlem yapma yetkisi
yok. Bunu arz etmeye çalıştım. MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Hakkını kötüye kullanıyor, o hakkını engelleyin. BAŞKAN - Sayın Mahmut
Göksu, hakkın kötüye kullanılması elbette hiçbirimizin dilediği bir şey değil. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Ama, daha evvel örnekleri var. BAŞKAN - "Daha evvel
örnekleri var" diyorsunuz. Ben, size, oniki yılda en az 112 tane benzer
şekilde bir hak kullanımı örneği sunabilirim değişik iktidarlar döneminde. Ha,
bu emsal olmaz mı? Tabiî ki, olmasa iyi olmaz mı? Sonuçta, Başkanlığın, burada,
siz öyle karar vermeyin böyle karar verin deme yetkisinin olmadığı bir yerde,
Başkanlığı, bu şekilde, İçtüzüğü uygulamakla töhmet altında bırakmanız da
hakkaniyete uygun değil. Onu arz ediyorum. Komisyonun ve
Hükümetin... ERKAN KEMALOĞLU (Muş) -
Sayın Başkan... BAŞKAN - Sayın Kemaloğlu,
özür dilerim; yerinizden, kısa olmak üzere buyurun. (SP sıralarından
"yoklama istiyoruz" sesleri) ERKAN KEMALOĞLU (Muş) -
Teşekkür ederim Başkanım. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Sayın Başkan, yoklama istiyoruz. BAŞKAN - Hay hay; ama,
bakın, Sayın Şahin söz istediğinde nasıl söz verdiysem şimdi Sayın Kemaloğlu
söz istedi, ona söz vermek zorundayım Sayın Candan. Zaten, yoklama talebiniz
de gelmiş. Buyurun Sayın Kemaloğlu. ERKAN KEMALOĞLU (Muş) -
Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri... ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU
(Diyarbakır) - Bize niye söz vermiyorsunuz Sayın Başkan? BAŞKAN - Bitirsin
vereceğim. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Sayın Başkan, yoklama talebimiz var. BAŞKAN - Sayın Candan,
anladım. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Yoklama talebimiz önergeyle ilgili. BAŞKAN - Buyurun Sayın
Kemaloğlu. ERKAN KEMALOĞLU (Muş) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgiyle, saygıyla
selamlıyorum. Gerçekten, biraz önce çok
üzücü bir olayla karşı karşıya kaldı Türkiye Büyük Millet Meclisi. Bir
arkadaşıma hücum edildi. Hemen hemen buralardaydım. 10 kişi hücum etti. Ben,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin... (SP sıralarından gürültüler) Evet, evet...
Ben, Türkiye Büyük Millet Meclisinin İdare Amiriyim; görevimi yapmak üzere
oraya gittim. Hiçbir değerli arkadaşıma ağzımdan en küçük bir kötü laf çıkmadı.
Bunu, burada, açıkça söylüyorum. Duyan varsa, lütfen söylesin... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Seninle ilgili bir şey yok zaten. ERKAN KEMALOĞLU (Muş) -
Yalnız, şunu ifade etmek istiyorum: Biz, milletvekiliyiz, Türkiye
Cumhuriyetinin halkını temsil ediyoruz. Bir arkadaşın üzerine 20 kişinin birden
hücum etmesi... (AK Parti ve SP sıralarından "Aaa" sesleri,
gürültüler) Müsaade edin... Müsaade edin... Mertliğe sığmaz, Mertliğe sığmaz.
Bu bir namertliktir. Ben, kendilerine... (AK Parti ve SP sıralarından sıra
kapaklarına vurmalar, gürültüler) NURETTİN AKTAŞ
(Gaziantep) - Ne diyorsun... Otur yerine! Terbiyesiz herif!.. ERKAN KEMALOĞLU (Muş) -
Kendilerine... Kendilerine... TEVHİT KARAKAYA (Erzincan)
- Sayın Başkan, alkol muayenesi istiyoruz!.. NURETTİN AKTAŞ
(Gaziantep) - Susturun onu!.. ERKAN KEMALOĞLU (Muş) -
Kendilerine... Kendilerine... ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) -
Sayın Başkan, hakaret ediyor!.. BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri... MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Alkol muayenesi yapın arkadaşa!.. MAHFUZ GÜLER (Bingöl) -
Niçin kapatmıyorsunuz Sayın Başkan, neyi bekliyorsunuz?! ERKAN KEMALOĞLU (Muş) -
Kendilerine buradan ifade ediyorum... RAMAZAN TOPRAK (Aksaray)
- Bu adam savcıyı tehdit eden adam... BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri... ERKAN KEMALOĞLU (Muş) -
Kendilerine ifade ediyorum... NURETTİN AKTAŞ
(Gaziantep) - Susturun onu!.. Susturun onu!.. BAŞKAN - Sayın
Milletvekilleri... NURETTİN AKTAŞ
(Gaziantep) - Susturun onu!.. Susturun onu!.. Kime namert diyor?! Söylediği
lafa bak! Şimdiye kadar uslu uslu
oturduk... Ağzından çıkanı kulağın duymuyor mu?! TEVHİT KARAKAYA
(Erzincan) - Hangi takımda oynuyorsun, onu söyle! BAŞKAN - Bir saniye izin
verir misiniz... MAHFUZ GÜLER (Bingöl) -
Niye konuşturuyorsunuz Sayın Başkan? Hakaret ediyor... MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Alkol muayenesi yapılsın arkadaşa!.. BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri... Bir saniye izin verir misiniz... Bir saniye izin verir
misiniz... Siz, Grup Başkanvekilleri... (AK Parti ve SP sıralarından
gürültüler) MAHFUZ GÜLER (Bingöl) -
Niçin kapatmıyorsunuz?! Bu ikinci oldu. Geriyorsunuz, siz geriyorsunuz bu
Meclisi! BAŞKAN - Sayın Güler,
sizin Grubunuzdan buradan bir arkadaşınız, bir talepte bulunmuş... MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Alkol muayenesi istiyoruz!.. BAŞKAN - Ben de o talebi
yerine getirmek üzere... ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) -
Bize hakaret geliyor Başkan... İki kere üst üste hakaret geliyor Başkan,
yapmayın. BAŞKAN - Dinlemedim...
Sizin talebinizi yerine getirebilmek amacıyla, şu belgeyi almaktaydım. RAMAZAN TOPRAK (Aksaray)
- Şimdi duydunuz ama... MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Hakareti duymuyorsunuz yani Sayın Başkan. BAŞKAN - Lütfen...
İstirham ediyorum... Duymadım"diyorum. Efendim, şimdi siz söylüyorsunuz..
(AK Parti sıralarından gürültüler) TEVHİT KARAKAYA
(Erzincan) - Nasıl duymazsınız Sayın Başkan!.. ERKAN KEMALOĞLU
(Muş) Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarımdan hiçbirisine hücum etmek düşüncesinde değilim. Ta oradan buraya
hücum ediyorsunuz. Şimdi, kavga etmek isteyen varsa, tek tek, buyursun,
dışarıya gelsin. (AK Parti ve SP sıralarından "yuh"sesleri,
gürültüler) NURETTİN AKTAŞ
(Gaziantep) - Terbiyesiz! Otur yerine! TEVHİT
KARAKAYA(Erzincan)- Alkol muayenesi istiyoruz Sayın Başkan... BAŞKAN - Sayın Karakaya,
duymadığımı söylerken samimiyim; çünkü, Sayın Veysel Candan ve bazı... NURETTİN AKTAŞ
(Gaziantep) - Ağzından çıkanı kulağın duysun... BAŞKAN - Sayın
Kemaloğlu... Sayın Kemaloğlu... Sayın Kemaloğlu...(AK Parti ve SP sıralarından
"Yuh"sesleri; gürültüler) MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Sayın Başkan, Sayın Kemaloğlu'nu, lütfen, alkol muayenesine
gönderiniz. Meydan okuyor... Aklı başında değil. BAŞKAN - Sayın Şahin,
Sayın Veysel Candan'ın talebiyle ilgili işlem yapmak üzere şu belgeyi aldım
diyorum. Şimdi de... SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Sayın Başkan, başka bir şey konuşuyoruz dikkat ederseniz. Şu anda bu
arkadaşımızın durumu normal gözükmüyor. O halde, alkollü olabilir... BAŞKAN - Ben şimdi... Sayın Kemaloğlu istirham
ediyorum... SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Sayın Başkan, bir şeyi sürekli geçiştirmek istiyorsunuz. 67'ye göre değerli
arkadaşımızın biraz önceki söylediği konuyla ilgili olarak, sizin, resen soru
sorma hakkınız var. Zabıtlara müracaat etmeye gerek yok. Burada, açık hüküm var
İçtüzükte. Uygulamaya, lütfen, dikkat edin. BAŞKAN - Sayın Kapusuz,
İçtüzüğün gereğini yerine getireceğimi ifade ettim az önce. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Evet; ama, getirmediniz daha, başka konulara geçiyorsunuz. BAŞKAN - Bakın, ben, her
birinizin, ayrı ayrı, sözüne dikkat etmeye çalışıyorum;ama, benim sözüme de,
lütfen, siz dikkat ediniz. Sayın milletvekilleri, 2
nci maddenin oylamasından önce bir yoklama... VEYSEL CANDAN (Konya) -
Önerge... ÖMER VEHBİ HATİBOĞLU
(Diyarbakır) - Önergeyle ilgili... MEHMET BEKÂROĞLU (Trabzon
) - Önergeyle ilgili... İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir)
- Özür dilesin... NURETTİN AKTAŞ(Gaziantep)
- Erkan Kemaloğlu'ndan mertliğimi öğreneceğim! III. – YOKLAMA (SP sıralarından bir grup
milletvekili ayağa kalktı) VEYSEL CANDAN (Konya) -
Yoklama yapılmasını istiyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN - Yoklama
talebinde bulunan 20 değerli arkadaşımızı tespit edeceğim. Sayın Sayın Veysel
Candan, Sayın Ali Gören, Sayın Ömer Vehbi Hatipoğlu, Sayın Ali Oğuz, Sayın Rıza
Ulucak, Sayın Bekâroğlu, Sayın Çelik, Sayın Başeğmez, Sayın Sünnetçioğlu, Sayın
Yakup Budak, Sayın Yanmaz, Sayın Öztek, Sayın Yalman, Sayın Esengün, Sayın
Polat, Sayın Erbaş, Sayın Kukaracı, Sayın Demircan, Sayın Malkoç, Sayın Geçer. Önergenin oylanmasından
önce, adını andığım arkadaşlarımın bir yoklama istemi gelmiştir. Yoklama isteğini yerine
getireceğim. Elektronik cihazla
yoklama yapacağız. Yoklama için 5 dakika
süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin,
oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini; bu süre
içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır
bulunan teknik personelden yardım istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen
üyelerinse, yoklama pusulalarını, teknik personel aracılığıyla 5 dakikalık süre
içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum. Yoklama işlemini
başlatıyorum. (Elektronik cihazla
yoklama yapıldı) BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır. VI. – KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam) 9.– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında
Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın
89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri
Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850)
(Devam) BAŞKAN - Komisyonun ve
Hükümetin katıldığı bu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... VEYSEL CANDAN (Konya) -
Yoklama yapılmasını istiyoruz. BAŞKAN - Sayın Candan,
yoklama talebiniz geldi. Az önceki yoklama talebinizi yerine getirdim. Şimdi, önergeyi
oylarınıza sunacağım; daha sonra, 2 nci maddeyi oylarken, yine, talep sahibi
arkadaşlarımın Genel Kurulda bulunup bulunmadıklarını arayacağım ve
ısrarlıysanız, tekrar yoklama yapacağım. Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. III. – YOKLAMA BAŞKAN - Şimdi, 2 nci
maddenin oylanmasından önce, yeniden bir yoklama isteği Başkanlığa sunulmuştur.
Arkadaşlarımın Genel Kurul salonunda bulunup bulunmadıklarını arayacağım. AYDIN TÜMEN (Ankara) -
Şimdi yaptık... ASLAN POLAT (Erzurum) -
Niye, siz, kabul edilmeyince... BAŞKAN - Arkadaşlar,
İçtüzüğün verdiği hakkı kullandığı için, lütfen, siz de anlayışlı davranın. Niyazi Yanmaz?.. Burada. Suat Pamukçu?.. Burada. Ahmet Karavar?.. Burada. Turhan Alçelik?.. Burada. Cemil Tunç?.. FETHULLAH ERBAŞ (Van) -
Takabbül ediyorum. BAŞKAN - Peki. Fehim Adak?.. Burada. Süleyman Arif Emre?..
Burada. Ahmet Demircan?.. Burada. Musa Demirci?.. Burada. Fahrettin Kukaracı?.. Burada. Alaattin Sever Aydın?..
Burada. Nezir Aydın?.. Burada. Rıza Ulucak?.. Burada. Mustafa Kamalak?..
Burada. Latif Öztek?.. Burada. Ali Oğuz?.. Burada. Mustafa Geçer?.. Burada. Veysel Candan?.. Burada. Lütfi Doğan?.. Burada. Ahmet Sünnetçioğlu?..
Burada. Elektronik cihazla
yoklama yapacağım, yoklama için 3 dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin,
oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini; bu süre
içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır
bulunan teknik personelden yardım istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen
üyelerin ise, yoklama pusulalarını teknik personel aracılığıyla, 3 dakikalık
süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum. Yoklama işlemini
başlatıyorum. (Elektronik cihazla
yoklama yapıldı) BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır. VI. – KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam) 9.– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında
Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın
89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri
Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850)
(Devam) BAŞKAN - 2 nci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. 3 üncü maddeyi
okutuyorum: MADDE 3. - 3984 sayılı
Kanunun 6 ncı maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Üst Kurulun seçimi ve
görev süresi Madde 6. - Üst Kurul, en
az dört yıllık yüksek öğrenim görmüş, meslekleriyle ilgili konularda kamu veya
özel kuruluşlarda en az on yıl görev yapmış, meslekî açıdan yeterli bilgiye,
deneyime ve Devlet memuru olma niteliğine sahip, otuz yaşını doldurmuş kişiler
arasından; a) Siyasî parti
gruplarınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı oluşum formülüne
göre belirlenecek kontenjan doğrultusunda gösterilecek ve Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kurulunca seçilecek beş, b) Yükseköğretim Kurumu
Genel Kurulunun, Kurul üyesi olmayan elektrik-elektronik, iletişim,
kültür-sanat ve basın-yayın dallarından göstereceği dört aday arasından
Bakanlar Kurulunca seçilecek iki, c) En çok sarı basın
kartı sahibi üyesi bulunan iki Gazeteciler Cemiyeti ile Basın Konseyinin
ortaklaşa göstereceği iki aday arasından Bakanlar Kurulunca seçilecek bir, d) Millî Güvenlik Kurulu
Genel Sekreterliğinin kamu görevlileri arasından göstereceği iki aday arasından
Bakanlar Kurulunca seçilecek bir, Kişiden olmak üzere 9
üyeden oluşur. Üst Kurulun üyelerinin
seçimine ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu kararı ile Bakanlar
Kurulu kararı Resmî Gazetede yayımlanır. Üst Kurul üyelerinin
görev süresi dört yıldır. Üyelerinin görev süresinin bitiminden iki ay önce
kurum ve kuruluşlar veya partiler yeni seçimlerini yaparak Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına veya Bakanlar Kuruluna bildirir. Herhangi bir sebeple
boşalma olması halinde o kişinin seçildiği usule göre kurum ve kuruluş veya
partiler tarafından adaylar bir ay içinde teklif edilerek Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kurulunca veya Bakanlar Kurulunca seçim işlemi yapılır. Bu
şekilde seçilen kişi, yerine seçildiği kişinin görev süresini tamamlar. Üyenin
altmışbeş yaşını doldurması halinde üyeliği son bulur. BAŞKAN - 3 üncü madde
üzerinde, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Manisa Milletvekili Bülent
Arınç söz istemiştir. Buyurun Sayın Arınç. (AK
Parti sıralarından alkışlar) AK PARTİ GRUBU ADINA
BÜLENT ARINÇ (Manisa)- Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Gerçekten çok üzücü, çok
vahim bir tabloyla karşı karşıyayız. RTÜK Yasası görüşülmeye başlandı, ortam
gerildi.Bazen Sayın Başkanın tutum ve davranışları, bazen Komisyon Başkanı ve
hükümeti temsil eden Sayın Bakanın davranışları sebebiyle, arkadaşlarımız
arasında gerginlikler yaşanıyor. Değerli arkadaşlarım, bu
olayları, daha evvel, yine aynı düşünceyle, aynı davranışla, İçtüzüğü
değiştirmeye çalıştığınızda da sergilemiştiniz. Onun sonucunda çok kötü olaylar
oldu, bir değerli arkadaşımız rahmetli oldu. Hâlâ onun açısı içimizdeyken, aynı
yanlışta aynı ısrarı göstererek, bile bile, yanlış olduğunu belki de kabul etmenize rağmen, bazen
gülerek, bazen hiç oralı değilmiş gibi, bazen de -çoğu zaman- konuşulanları
duymayarak ve görmeyerek, buna devam ediyorsunuz. Değerli arkadaşlarım,
madde önemsiz kaldı; ama, şunları söylemem lazım: Bakınız, biraz evvel bir olay
yaşandı. Anayasa Komisyonunun üyesi olan bir arkadaşımız, şu anda birinci sırada
oturuyor; komisyonun başkanvekili değil, sözcüsü değil, kâtibi değil -onlar
arkalarda, bir tanesi de yok- ama, önde oturarak, belki de orkestrayı idare
etmek amacıyla görevini yapmaya çalışıyor ve bir değerli arkadaşımıza çok kötü
bir kelimeyle hakaret etti. Ben de yanındaydım "sözünü geri al, özür
dile" dedim. O sırada bir karmaşa oldu; ama, hiçbir arkadaşımız, Sayın
Kemaloğlu'nun söylediği gibi, hele hele onbeş-yirmi kişi bu kişinin üzerine
saldırmak, onu tartaklamak da istemedi. Kesinlikle, böyle bir şey yoktur.
Hepimizin talebi, bu yakışıksız kelime sebebiyle, Sayın Kavak'ın özür
dilemesidir; bunu yapmıyor. Arkasından, Sayın Kemaloğlu söz aldı ve çok yanlış,
çok çirkin sözler konuştu. Sayın Başkan "elimde
hiçbir şey yok, yapamam" diyor. Bize 45 inci maddeyi okurken, aslında,
size düşen de, 67 nci maddeyi okumaktır. Birisi, bir arkadaşımıza
-kelimeyi tekrarlamak istemiyorum, zabıtlara geçti- hakaret ediyor, bir diğeri
de, bazı arkadaşlarımızı namertlikle suçluyor, hatta "çıkın dışarıya,
kozumuzu paylaşalım" diyor, vesaire. Eğer, Sayın Kemaloğlu, bu
akşam, İdare Amiri olarak bu oturumda görev yapıyorsa, Sayın Sökmenoğlu'nun
gösterdiği mertliği, Sayın Başkan da göstersin ve onu görevden alsın; çünkü,
görevini yapamayacak kadar sağlık şartlarından yoksundur. (AK Parti
sıralarından alkışlar) Ne olduğunu söylemek istemiyorum. Sayın Başkana düşen,
arkadaşımızın -dışarıda, sakin bir yerde- ya muayenesini yaptırmaktır veya onu
bu salondan ayırmaktır. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
67 nci madde gereğince, bu yakışıksız sözleri konuşan kişilerin, güzel bir
üslûba davet edilmesi, eğer devam ediyorsa, salonun terk ettirilmesi gerekir;
Sayın Yalova'ya da düşen budur. Değerli arkadaşlarım,
bakınız, Sayın Yalova, Meclisteki Uzlaşma Komisyonunun Başkanıdır. Uzlaşmadan
ne anladığını, bugünkü idare tarzıyla çok iyi gördük. Bizim uzlaşmadan
anladığımız, demokratikleşme, sivilleşme ve millet menfaatları noktasında
demokrasideki ortak paydayı bulmaktır; ama, bu RTÜK Yasasını, bugün, her ne
pahasına olursa olsun geçirmek isteyenlerin anladığı uzlaşma, Başbakanlığı
aldığı günün ilk sabah saatlerinde bir medya patronunun kapısını çalmaktan
ibarettir. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Değerli arkadaşlarım, bir
rivayete göre patron, pantolonla, pijamayla, bir rivayete göre de bahçe
kıyafetiyle Türkiye Cumhuriyetinin bir Başbakanını karşılamıştır. Bugün, sadece
o kişiye, Budapeşte'de arkadaşlık yapmaktan başka meziyeti olmayan bir başkası
da, bir arkadaşımıza "dangalak" diye küfretmektedir. (AK Parti
sıralarından alkışlar) Değerli arkadaşlarım,
birisi birisine hakaret ettiği zaman yapılacak şey, oturulan yerde gülmek
değil, bu hakaretlerin önünü almaktır; yoksa, bizim söyleyeceğimiz çok şey var
ve her ne pahasına olursa olsun, bunları burada ifade etmekten çekinmeyiz. İLHAN AKÜZÜM (Kars) - Ne
alakası var bunları konuşmanın?! BÜLENT ARINÇ (Devamla) -
Değerli arkadaşlarım, o yüzden, bu uzlaşma anlayışını protesto ettiğimizi
göstermek açısından -belki çok basit ve küçük gelecek size ama- Uzlaşma
Komisyonundan Partimizi çekiyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bu partinin Grup Başkanı
olarak ifade ediyorum; Uzlaşma Komisyonundaki 2 arkadaşımız, bu geceden
itibaren Komisyondaki görevlerinden ayrılacaklardır. Bizim, böyle bir
hükümetle, böyle bir uzlaşma anlayışıyla uzaktan ve yakından bir ilişkimiz
yoktur. Kendileri çalıp kendileri oynasınlar bundan sonra. Bu Parlamentodan ne
bir anayasa değişikliğini geçirebilirler ne de Avrupa Birliği kapısında
"şunu yapacağız, bunu yapacağız" sözleriyle bu milleti avutabilirler;
uzlaşma burada olur, söz hakkı burada olur. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BÜLENT ARINÇ (Devamla) -
Değerli arkadaşlarım, hukukun temel prensibi şudur... (AK Parti sıralarından
"Mikrofonu aç" sesleri) BAŞKAN - Bir grup
başkanvekili, eğer sözü bitmemişse, sözüne devam etme arzusunu Başkanlığa
yöneltir; yoksa, Başkanlık, sizden gelecek bir taleple hareket etmez. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Kapat Sayın Başkan, çok fazla lütuf değil; kapatırsın. BAŞKAN - Buyurun, bitirin
sözlerinizi. BÜLENT ARINÇ (Devamla) -
Değerli arkadaşlarım, medenî hukukun da, hukukun evrensel prensiplerinin birisi
de, bir hakkın kötüye kullanılmasını kanun himaye etmez. "Arkamda 350
milletvekili olacak" diyeceksiniz; ilk oylamada bu, 250'lere, 260'lara,
160'lara, 170'lere düşecek; ama, hükümet ve komisyon sıralarında oturanlar,
hakkımızı elimizden almak için oyun oynayacaklar "katılıyoruz"
diyecekler; söz hakkımız gidecek, indir kaldır... DSP -daha çok onun için
söylüyorum- "bu Parlamentonun en devamlı milletvekilleri bizde" diye
her yerde böbürleniyor. Geçen bir panelde buna bir şey ilave ettim. Evet; ama,
yine, Guinness Rekorlar Kitabına giren bir başka başarının da sahibi DSP, hiç
ağızlarını açmamak şartıyla, hiç kürsüye çıkmamak şartıyla, hiç konuşmamak
şartıyla hep oturuyorlar; sadece, kaldır parmağını kaldır... İndir parmağını
indir... Bu görevlerini yerine getirmek için sürekli oturuyorlar. Değerli arkadaşlarım, bu
kürsü, milletin kürsüsü. Savunuyorsanız, gelin burada savunun; savunmuyorsanız
da, böyle yapıp da, böyle indirip kaldırmalarla, milletin önünde bu
Parlamentoyu rezil etmeyin, mahcup etmeyin. BAŞKAN - Sayın Arınç,
sürenizi aştınız, lütfen bitirir misiniz. MEHMET EMREHAN HALICI
(Konya) - O "rezil" lafı size ait... "Rezil" lafı
yakışmıyor, geri alın; saygılı konuşun. BÜLENT ARINÇ (Devamla) -
Otur yerine... Değerli arkadaşlarım, 27
Mayıs İhtilalini yapanlar Demokrat Partiyi Yassıada'da nelerle suçladılar. Bir
tahkikat komisyonu kurulmasının neticesi, üç vatanseverin idam sehpasına
gitmesi oldu. BAŞKAN - Sayın Arınç,
lütfen... Sözlerinizi tamamlamanız için size söz verdim. BÜLENT ARINÇ (Devamla) -
Bu hükümet Anayasayı ihlal ediyor, bu hükümet anayasa suçu işliyor, şu
Parlamentoya getirdikleri bütün tasarılar hemen hemen bu akşam yaptıklarıyla
eşdeğerdedir. Millet iradesini, milletin sesini kesme noktasında yaptıkları,
tamamen bir anayasa ihlali ve suçudur. (AK Parti sıralarından "Bravo"
sesleri, alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Arınç. Sayın Arınç... BÜLENT ARINÇ (Devamla) -
Değerli arkadaşlarım, daha çok maddeler var, çok tahammüllü olun; bu
yaptıklarınızın hesabını bütün millete vereceksiniz, sonuna kadar bu hesabı
sizden soracağız. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Genel Kurula saygılarınızı esirgediniz. Bakın, bir haksızlık
yaptınız Sayın Arınç, 67 nci maddeden bahsettiniz; 67 nci maddeyi, ben, Genel
Kurulun... ZÜLFÜKAR İZOL (Şanlıurfa)
- Sayın Başkan, Sayın Kemaloğlu "erkekseniz dışarı çıkın" diye dışarı
davet ediyordu. Sayın Kemaloğlu, ben dışarı çıkıyorum, erkeksen sen de dışarı
çık, gel! İLHAN AKÜZÜM (Kars) -
Terbiyesiz herif, otur yerine! BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri... Sayın milletvekilleri... ZÜLFÜKAR İZOL (Şanlıurfa)
- Yazıklar olsun!.. Bir de idare amirisin, ayıp, ayıp! BAŞKAN - Sayın Arınç, bu
haksızlığı yaptığınız için, özellikle sizin ve diğer arkadaşlarınızın -67 nci
maddeye dayanan arkadaşlarınızın- dinlemesini istirham ediyorum. 67 nci
madde... (AK Parti ve ANAP sıralarından gürültüler) Sayın Kemaloğlu... "Konuşma
üslûbu" başlıklı madde 67'yi okuyorum arkadaşlarım: "Genel Kurulda
kaba ve yaralayıcı sözler söyleyen kimseyi Başkan derhal, temiz bir dille
konuşmaya, buna rağmen temiz bir dil kullanmamakta ısrar ederse kürsüden
ayrılmaya davet eder. Başkan, gerekli görürse, o kimseyi o birleşimde salondan
çıkartabilir." ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) -
Niye yapmadınız?! MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Buradan istediğimizi söyleyebilir miyiz Sayın Başkan?! BAŞKAN - Değerli
arkadaşlarım, ben size 67 nci maddeyi okudum İçtüzüğün. Eğer, hatip kürsüde bu
kaba ve yaralayıcı sözleri söylerse, Başkan müdahale etmezse, o zaman sizin bu
sözleri söyleme hakkınız olur. Saadet Partisi Grubu
adına... MUSA UZUNKAYA (Samsun) -
Sayın Başkan, buradan söyleyebilir miyiz?! MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Yani, buradan söyleyebilir miyiz?!.. BÜLENT ARINÇ (Manisa) -
Sayın Başkan, kaba sözler buradan söylendiği zaman, oradan söylendiği zaman
serbest mi?! BAŞKAN - Sayın Arınç
"duymadım" dedim. Duymadığım bir konuda... SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Tutanaklar nerede Başkan?! BÜLENT ARINÇ (Manisa) -
Siz onu duymadınız, bunu da mı duymadınız?! BAŞKAN- Duymadım dediğim
bir konuda.. BÜLENT ARINÇ (Manisa)-
Bunu da mı duymadınız Sayın Başkan?!. NURETTİN AKTAŞ
(Gaziantep)- Başkan, bu tavırla Meclisi idare edemezsiniz!.. BAŞKAN- Bakın, Sayın
Arınç, siz, maalesef, bunca olgunluğunuza rağmen, o kargaşada herhalde
duyamadınız benim gibi. NURETTİN AKTAŞ
(Gaziantep)- Bu tavrınızı bırakın. Meclisi idare etmeye çağırıyorum sizi. BAŞKAN- Sayın Veysel
Candan'ın ve arkadaşlarının ısrarla yoklama talebi gelince, yerine getireceğimi
söyledim ve işlemi gerçekleştirmek için evrakları istemek üzere başımı
çevirdim. Sayın Arınç, hiç kimse
tanımasa, siz beni tanırsınız; istirham ederim... NURETTİN AKTAŞ
(Gaziantep)- Meclis Başkanvekiline yakışmıyor hareketleriniz... Bu şekilde
idare edemezsiniz... BAŞKAN- Saadet Partisi
Grubu adına, Erzurum Milletvekili Fahrettin Kukaracı. NERETTİN AKTAŞ
(Gaziantep) - Bugün bu Meclisi böyle idare etmek talihsizliktir. BAŞKAN - Buyurun Sayın
Kukaracı. (SP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakikadır. SP GRUBU ADINA FAHRETTİN
KUKARACI (Erzurum)- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının 3 üncü
maddesi üzerinde Grubumun görüşlerini arz etmek üzere huzurlarınızdayım; bu
vesileyle Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli üyeler, maddeyle,
Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun seçimi ve görev süresi düzenlenmektedir.
Kurulun, yükseköğrenim almış, mesleğiyle ilgili konularda 10 yıl görev yapmış,
30 yaşını doldurmuş kişilerden oluşacağı, bunların görev süresinin 4 yıl
olacağı hükme bağlanmaktadır. Ayrıca, 9 kişiden
oluşacak olan bu kurulun seçiminin nasıl olacağı düzenleme içerisinde yer
almaktadır. Tasarıdaki bu değişiklikle, millî iradenin yegâne temsilcisi
bulunan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilmiş Radyo ve Televizyon
Üst Kurulunun tarzı teşekkülü değiştirilmek istenmektedir. Genel gerekçede, 5 artı 4
olarak belirlenmiş olan iktidar muhalefet dengesinin bozulduğundan
bahsedilmektedir. Her iktidar değişiminde bu denge ister istemez değişir;
çünkü, iktidar da muhalefet de sabit değildir. "Bu hükümetin seçeceği ve
kendisinden sonraya bırakacağı kuruldaki denge nasıl korunacaktır"
sorusunun cevabı yoktur. Bunun makul bir gerekçe olmadığı açıktır. Her vesileyle
Meclisi by-pass etmeye çalışan hükümet, burada da aynı tavrı sergilemektedir. İktidar -muhalefet
dengesinin nasıl bozulduğu, eğer bozulmuş ise, yürütmede ne gibi aksaklıklar
doğuracağı açıklanmamıştır. Dengenin bozulduğunu varsaysak bile, yapılmak
istenen değişikliği mazur göstermeyecektir. Önemli olan, seçimin Yüce Meclis
tarafından yapılmış olmasıdır. Başbakanlığın emrinde ve hizmetinde bir kurul
oluşturmayı amaçlayan iktidar 7 üyeyle, muhalefet ise 2 üyeyle temsil
edilecektir. Asıl bu değişiklik, dengeleri bozmaktadır. Millet iradesini
yansıtmakta olan üst kurulun bağımsız bir otorite olarak kalması, millet
iradesini yansıtması, bürokratik oligarşinin işine gelmemektedir; bunu
hazmedememişlerdir. ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) -
Sayın Başkan, dışarıda bir sürü problem var. Erkan Kemaloğlu, erkekliğini
göstermek için dışarı çıktı... Hiç hoş şey değil yani... FAHRETTİN KUKARACI
(Devamla) - Kanunun gerekçesinde "üst kurulun, her türlü etkiden uzak
kalmasını, tarafsız ve bağımsız karar almasını sağlamak amacıyla, üyelerin seçiminde
karma bir sistem belirlenmiştir" denilmektedir. Hükümet ya gerekçeyi
yanlış yazmıştır ya düzenlemeyi yanlış yapmaktadır ya da hükümetin bağımsızlık
ve tarafsızlık anlayışı farklıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçtikleri
bağımlı ve taraflı, hükümetin seçtikleri bağımsız ve tarafsız olacak; bu, doğru
değildir ve sadece, milleti aldatmak anlamına gelmektedir. İktidar, özerk ve
tarafsız bir kamu kurumu olan bu müesseseyi, bağımlı, taraflı ve emre amade bir
hale getirmek istemektedir. Halbuki, mevcut sistemde üyeler, seçim yöntemi
nedeniyle, halkı temsil etmektedirler. Yeni seçim yöntemiyle, kurum ve
kuruluşlardan gelecek her üye, temsilcisi oldukları kurum ve kuruluşlardan
bağımsız hareket edemeyecek, halkın temsilcisi olamayacaklardır. Kurulun
oluşturulmasındaki bir başka yanlış da, 2 kişinin YÖK'ten, kişinin
gazetecilerden, 1 kişinin ise Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinden
seçilmesidir. Avrupa Birliğine girme
çabası sürerken, daha fazla sivilleşme gayretleri devam ederken, anayasa değişiklikleri
ve uyum kanunlarıyla bu süreç hızlandırılırken, RTÜK'ün militer bir yapıya
büründürülmek istenmesinin izahı yoktur. Sivilleşmekten kastımız, sadece
askeriye için de değildir, YÖK'ten gelecek olan 2 kişi için de geçerlidir.
Zira, YÖK, uygulamalarıyla, ne derece baskıcı, antidemokratik bir yapıda
olduğunu her vesileyle ispat etmiştir. YÖK, bizatihi kendisi tartışmalı bir
kurum iken, RTÜK'e üye önerme göreviyle varlık nedeninin de ötesinde, yeni ve
etkin bir işlev kazanmaktadır. Eğer, özerk ve katılımcı bir kurul oluşturulmak
isteniyorsa, sivil toplum örgütlerinin temsil edildiği geniş bir kurul olarak
düzenlenmelidir ya da yapılan bu düzenlemenin makul bir izahı yapılmalıdır. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen, sonuçlandırınız... FAHRETTİN KUKARACI
(Devamla) - TOBB, Barolar Birliği, işçi, memur ve işveren sendikalarından,
Yazarlar Birliğinden, Aile Araştırma Kurumu Başkanlığından, Anadolu Radyo ve
Televizyoncular Derneğinden üye alınmıyor da, niçin YÖK'ten, Millî Güvenlik
Kurulu Genel Sekreterliğinden, Gazeteciler Cemiyetinden üye alınıyor? Bu
kurumların özelliği nedir? Burada, RTÜK'ü, YÖK'e benzetme çabası vardır diye
düşünüyoruz. Değerli arkadaşlarım,
bütün bunların yanında, gizlenmek istense de, tasarının gerçek amacı, sermaye
sahibi birkısım medya patronunun sektörde tekel oluşturmak, sonra da bu gücü
kullanarak kamu ihalelerinden haksız pay almak için zemini uygun hale
getirmektir. Bunu da Türk toplumu affetmeyecek, gerektiğinde cezasını oyuyla
verecektir diyor, Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. (SP sıralarından
alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Kukaracı. Şimdi, Doğru Yol Partisi
Grubu adına, Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül. Buyurunuz Sayın Gönül.
(DYP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. DYP GRUBU ADINA ALİ RIZA
GÖNÜL (Aydın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Muhterem Heyetinizi
saygıyla selamlıyorum. Görüşülen 3 üncü maddeyle
oluşturulan üst kurulun oluşum şekli, aranılan nitelikler ve Başbakanlığa
bağlanarak özerkliğinin zedelenmesi, basın özgürlüğüne baskıdır ve basın
özgürlüğünü yok etmektir, radyo ve televizyonların seslerinin kesilmesidir,
ekranlarının kapanmasıdır. Getirilen cezalar, cezaların müşterek ve
müteselsilliği, Anadolu'daki zorla ayakta duran yerel basının, radyo ve televizyonların
yok olmasına, ekranlarının kararmasına, kapılarına kilit vurulmasına sebep
olacaktır. Bu yasayla, ihale
yasağının kaldırılması, borsa işlemlerine izin verilmesi, hisse oranlarındaki
sınırlamanın kaldırılması, basına getirilen cezalar ve düzenlemeler ile bir
bütün olarak RTÜK Yasası, Anayasaya aykırıdır, çağdaş hukuk normlarına
aykırıdır, kartelleşmenin ve tekelleşmenin önünü açmaktadır. Bu, tarihî bir
sorumluluktur. Bu sorumluluğa Doğru Yol Partisi olarak ortak olamayız. Peki, Doğru Yol Partisi
olarak biz ne istiyoruz; biz, çağdaş ve Avrupa Birliği normlarında RTÜK yasası
istiyoruz, kişilik haklarını koruyan, toplumun doğru haber alma hakkını teminat
altına alan bir RTÜK yasası istiyoruz, internetin dünya standartlarında
kullanımını sağlayan bir RTÜK yasası istiyoruz, Anadolu'nun sesi olan yerel
basın, radyo ve televizyonların yaşamasını gözeten, fırsat veren RTÜK yasası
istiyoruz, demokrasinin dördüncü kuvveti olan basın, radyo ve televizyonların
basın özgürlüğünü sağlayan bir yasa istiyoruz ve onun arayışı içindeyiz. Doğru,
haklı, hukuka uygun taleplerimizi, Anayasa Komisyonunda, usul tartışmasında,
öneri üzerinde, yasanın tümü üzerinde dile getirdik, Doğru Yol Partisi olarak
görevlerimizi yaptık ve bu nedenle de, bu yasanın önemini müdrikiz. Ulusal ve
yerel basını haber alma ve yayıncılık açısından nasıl etkileyeceğinin,
gelecekte nelerin olabileceğinin farkındadır, görmektedir ve bunun bilinci
içindedir Doğru Yol Partisi. Değerli arkadaşlarım,
hükümete sormak istiyoruz, ülkenin, insanımızın, ekonominin sorunlarını
çözdünüz de mi, mesele sadece RTÜK Yasasına kalmıştır; aç insanlara aş, işsize
iş buldunuz da, ülkenin meseleleri bitti de, şimdi sıra RTÜK Yasasına mı
gelmiştir? (DYP sıralarından alkışlar) Değerli Başkan, değerli
milletvekilleri; bütün bunlara rağmen, hukuk tanımazlıktaki tavrınız, katı
tutumunuz, görüyoruz ki devam etmektedir, devam ettirmekte de ısrarlı
görünmektesiniz. Bu vebal sizindir, sizin omuzlarınızdadır. Üç yıldan beri
hukuk tanımaz ve Anayasaya aykırı tavrınızı ve tutumunuzu devam
ettirmektesiniz. Bizim, sizin bu sorumluluğunuza ortak olma gibi bir
mecburiyetimiz de yoktur. Bu nedenle, milletimizin huzurunda, sizi protesto
ediyoruz, hükümetinizi protesto ediyoruz, hükümeti oluşturan siyasî partileri
protesto ediyoruz. (DYP sıralarından alkışlar) HALİL ÇALIK (Kocaeli) -
Allah Allah... ALİ RIZA GÖNÜL (Devamla)
- O nedenle, bu görüşmelerin, artık, hukukun dışına taştığını, sağlıklı görüşme
şartlarını kaybettiğini görüyoruz. Her doğru sözümüze rağmen, her türlü uyarımıza
rağmen, kulaklarınızı tıkadığınızı görüyoruz. Bizim anlatmamız sizin için bir
şey ifade etmiyor. Bu kürsüye gelip konuşmaktan kaçınan sizsiniz, derdinizi
anlatmaktan kaçınan sizsiniz, milletin sesi olduğunuzu iddia edip, bu kürsüden
kaçan da sizsiniz. (DYP sıralarından alkışlar) O nedenle, şu andan
itibaren, sizin bu sorumluluğunuza ve vebalinize ortak olmak istemiyoruz;
protesto ederek Genel Kurulu terk ediyoruz. (DYP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Gönül. (DYP Grubu milletvekilleri
Genel Kurul salonunu terk ettiler) BAŞKAN- Değerli
milletvekilleri, gruplar adına başka söz talebi Başkanlığa intikal etmemiştir. 3 üncü madde üzerinde 6
adet önerge vardır; ancak, milletvekillerince madde üzerinde sadece 3 önerge
verilebildiğinden, bu önergelerden yalnızca 3'ünü, önce geliş sıralarına göre
okutacağım, sonra aykırılık derecelerine göre işleme alacağım. İlk önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Radyo
ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısının, 3984 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde değişiklik yapan 3 üncü
maddesi Anayasaya aykırıdır. Gereğini dilerim. Saygılarımla. Uluç Gürkan Ankara BAŞKAN - İkinci önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan yasanın
3 üncü maddesinin yasa metninden çıkarılmasını arz ederiz.
BAŞKAN - Üçüncü önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarısının çerçeve 3 üncü maddesi ile 3984 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. "Üst Kurulun Biçimi
ve Görev Süresi: Madde 6.- Üst Kurul en az
4 yıllık yükseköğrenim görmüş, meslekleriyle ilgili konularda veya özel
kuruluşlarda en az 10 yıl görev yapmış, meslekî açıdan yeterli bilgiye,
deneyime ve devlet memuru olma niteliğine sahip 30 yaşını doldurmuş kişiler
arasından Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca seçilir. Üst Kurulun 9 üyesinden
5'i siyasî parti gruplarınca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı
oluşum formülüne göre belirlenecek, 10 aday arasından; 4'ü ise en çok sarı
basın kartı sahibi üyesi bulunan üç gazeteciler cemiyetinin ortaklaşa
göstereceği 8 aday arasından Genel Kurul tarafından belirlenecektir."
BAŞKAN - Şimdi, maddeye
en aykırı önergeyi tekrar okutuyorum. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Radyo
ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısının 3984 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde değişiklik yapan 3 üncü
maddesi Anayasaya aykırıdır. Gereğini dilerim. Saygılarımla. Uluç Gürkan Ankara BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu? ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim. SALİH KAPUSUZ (Kayseri) -
Sayın Başkan, katılmaları lazım; hepsine katıldılar, buna da katılsınlar. BAŞKAN - Sayın Gürkan,
gerekçeyi mi okutalım? H. ULUÇ GÜRKAN (Ankara) -
Konuşacağım efendim. BAŞKAN - Kendiniz
konuşacaksınız. İçtüzük 84 üncü madde
gereği, Anayasaya aykırılık iddiası var. Buyurunuz Sayın Gürkan. Süreniz 5 dakika. H. ULUÇ GÜRKAN (Ankara) -
Sayın Başkan, saygıdeğer arkadaşlar; öngörülen değişiklikle, Radyo ve
Televizyon Üst Kurulunun siyasî yapısı bugünkü konumuna göre daha da
güçlendirilmektedir. Mevcut Yasa, Kurulun 9
üyesinin de, Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsil edilen iktidar ve muhalefet
partilerinin her üyelik için gösterdiği 2 adaydan 1'inin burada, Genel Kurulda
seçilmesini hükme bağlamıştır. Tasarı ise, siyasî
partilerin seçeceği üye sayısını 9'dan 5'e düşürmektedir ve seçilecek üyeyi,
kontenjan sahibi partinin de doğrudan belirlemesini öngörmektedir. Parti,
seçeceği üyeyi doğrudan belirleyecektir, diğer partilerin, Meclis Genel
Kurulunun iradesi kaybolacaktır. Diğer 4 üye ise, YÖK'ün
göstereceği 4 aday arasından 2, Gazeteciler Cemiyeti ve Basın Konseyi ile Millî
Güvenlik Kurulunun göstereceği 2'şer aday arasından 1'er olmak üzere, Bakanlar
Kurulu tarafından seçilecektir. Bu düzenlemeyle, Radyo ve
Televizyon Üst Kurulu, siyasal iktidarların ister istemez güdümüne girecektir;
hangi iktidar olursa olsun... Kurul üyeliğinin süresinin altı yıldan dört yıla
düşürülmesi de, bu siyasal iktidar güdümünü pekiştirecektir. Yasanın genel
gerekçesinde "bu düzenlemeler sayesinde bozuldu" denilen
iktidar-muhalefet dengesi, öyle anlaşılıyor ki, her koşulda, her zaman, iktidarlar
lehine korunacaktır. Değişiklik önerisi,
RTÜK'ü, her türlü siyasal etki ve baskının dışında, özellikle kamu yararını
koruyacak bir yapı yerine, bu kamu yararını gözetmeyecek, siyasal iktidarların
baskısını oluşturacak bir değişikliği içermektedir. Buna bağlı olarak, geçici 1
inci maddede, Kurul üyelerinin yeniden seçimi de öngörülüyor ki, bu da, özerk,
bağımsız kurulların yasa yoluyla görevden alınmaları yolunu açacağı,
pekiştireceği, diğer iktidarlara örnek olacağı için de, hiç sağlıklı, hiç
önerilecek, burada bir gelenek oluşturulacak bir yol değildir. Saygıdeğer arkadaşlar,
Anayasanın 28 inci maddesine bakın, basın hürriyetini düzenliyor. Basın
hürriyeti, siyasî içeriği, siyasî yapısı böylesine pekişmiş bir kurulla
korunamaz. Aynı şekilde, bu yapı, Anayasanın 90 ıncı maddesinde "kanun
hükmündedir, Anayasaya aykırılıkları ileri sürülemez" denilen, Türkiye'nin
taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10 uncu maddesine de, tasarının
bütünü üzerinde konuşurken vurguladığım gibi, bütünüyle aykırıdır; ayrıca,
taraf olmayı öngördüğümüz Avrupa Birliği Temel Haklar Şartının 11 inci
maddesine de açıkça aykırıdır. Anayasaya aykırı bir
düzenlemeyle, özerk olması gereken bir kurulu, bugün işimize gelse de,
gelecekte tümüyle siyasal iktidarların güdümüne sokacak bir değişikliğe, bir
düzenlemeye, Anayasaya aykırı olduğunu bile bile geçit vermememizi diliyorum. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Sağ olun. (AK Parti ve SP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Gürkan. Önergeyi oylarınıza
sunuyorum... III. – YOKLAMA (SP sıralarından 20
milletvekili ayağa kalktı) VEYSEL CANDAN (Konya) -
Yoklama istiyoruz. BAŞKAN - İkinci ve üçüncü
önerge için yoklama istekleriniz var, talepleriniz var, onları da kale
alacağım; ama, oylamaya geçtim. Değerli arkadaşlarım, ikinci
ve üçüncü önerge için yazılı olarak yoklama talebinde... VEYSEL CANDAN (Konya) -
Bu önerge için efendim. BAŞKAN - Sizin, bakın, on
saniye bile tahammülünüz yok. Bir sözümü bitirsem, belki de hiç tartışacağımız
mesele kalmayacak Sayın Candan. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Hayır, bir de biz bitirsek! BAŞKAN - İkinci ve üçüncü
önergelerle ilgili yazılı yoklama talebiniz var. Ben onları işleme almak
üzereyken, siz şimdi "önergeyi oylarınıza sunuyorum" dediğim anda
ayağa kalkıp yoklama talebinde ısrarlı mısınız? VEYSEL CANDAN (Konya) -
Israrlıyız. (SP sıralarından "Israrlıyız" sesleri) BAŞKAN - Daha sonra
ikinci ve üçüncüde de isteyeceksiniz? VEYSEL CANDAN (Konya) -
Her önergede, her maddede istiyoruz. AYDIN TÜMEN (Ankara) -
Her önergede olur mu?! BAŞKAN - Peki, o zaman,
yoklama isteyen sayın milletvekillerinin isimlerini tespit ediyoruz:. Sayın
Hatipoğlu, Sayın Candan, Sayın Bekâroğlu, Sayın Çelik, Sayın Kamalak, Sayın
Oğuz, Sayın Ulucak, Sayın Malkoç, Sayın Sünnetçioğlu, Sayın Budak, Sayın Öztek,
Sayın Aydın, Sayın Esengün, Sayın Geçer, Sayın Yalman, Sayın Erbaş, Sayın
Kukaracı, Sayın Adak, Sayın Güneri, Sayın Okudan. Yoklama için 2 dakika
süre vereceğim. Yoklama işlemini
başlatıyorum. (Elektronik cihazla
yoklama yapıldı) BAŞKAN- Toplantı
yetersayısı vardır. VI. – KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam) 9.– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında
Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın
89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri
Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850)
(Devam) BAŞKAN- Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge, kabul
edilmemiştir. Şimdi ikinci önergeyi
okutuyorum. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan yasanın
3 üncü maddesinin yasa metninden çıkarılmasını arz ederim. İsmail Alptekin (Bolu) ve
arkadaşları BAŞKAN- Komisyon önergeye
katılıyor mu? ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa)- Katılıyoruz efendim. BAŞKAN- Hükümet önergeye
katılıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul)- Katılıyoruz. III. – YOKLAMA BAŞKAN- Önergeyi
oylarınıza sunmadan önce, yeni bir yoklama talebi var. Yoklama talebinde
bulunan arkadaşlarımızı arayacağız. Mahmut Göksu?.. Burada. Özkan Öksüz?.. Burada. Mehmet Özyol?.. Burada. Ali Coşkun?.. Burada. Musa Uzunkaya?.. Burada. M. HADİ DİLEKÇİ
(Kastamonu)- Ayağa kalksınlar, görelim. BAŞKAN- Mahfuz Güler?..
Burada. Abdullah Veli Seyda?..
Burada. Dengir Fırat?.. Burada. İrfan Gündüz?.. Burada. Eyüp Fatsa?.. Burada. Mehmet Çiçek?.. Burada. Zeki Ünal?.. Burada. Faruk Çelik?.. Burada. Abdülkadir Aksu?.. Burada. Sabahattin Yıldız?..
Burada. Maliki Ejder Arvas?..
Burada. NURETTİN AKTAŞ
(Gaziantep) - Başkan, çok yoruldun,
telaffuz edemiyorsun!.. BAŞKAN - Hayır, ben
yorulmadım. Ben üniversitede yüzlerce, binlerce kâğıt okudum; ama, kabul
buyurunuz ki, şu yazıları okumak için de biraz tecrübeli olmak gerekir;
değilse... Osman Aslan?.. Burada. Altan Karapaşaoğlu?..
Yok. TEVHİT KARAKAYA
(Erzincan) - Takabbül ediyorum. BAŞKAN - Eyyüp Sanay?..
Burada. Yoklama için 2 dakika
süre vereceğim. Yoklama işlemini başlatıyorum. (Elektronik cihazla
yoklama yapıldı) BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır. VI. – KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam) 9.– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında
Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın
89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri
Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850)
(Devam) BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge, kabul
edilmemiştir. Son önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluşu ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 3 üncü maddesinin
3984 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz. "Üst Kurulun biçimi
ve görev süresi Madde 6.- Üst Kurul, en
az dört yıllık yükseköğrenim görmüş, meslekleriyle ilgili konularda kamu veya
özel kuruluşlarda en az on yıl görev yapmış, meslekî açıdan yeterli bilgiye, deneyime
ve devlet memuru olma niteliğine sahip, otuz yaşını doldurmuş kişiler arasından
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca seçilir. Üst Kurulun dokuz
üyesinin beşini siyasî parti gruplarınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlık Divanı oluşum formülüne göre belirlenecek on aday arasından dördünü, En çok sarı basın kartı
sahibi üyesi bulunan üç gazeteciler cemiyetinin ortaklaşa göstereceği sekiz
aday arasından Genel Kurul tarafından seçilir. Fethullah Erbaş (Van) ve
arkadaşları BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu? ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılıyoruz efendim. BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılıyoruz efendim. III.– YOKLAMA BAŞKAN - Komisyonun ve
Hükümetin katıldığı üçüncü önergeyi oylamadan önce, yine bir yoklama talebi
var. Arkadaşlarımı arayacağım: Mahmut Göksu?.. Burada. Mehmet Özyol?.. Burada. Ali Coşkun?.. Burada. Musa Uzunkaya?.. Burada. İlyas Arslan?.. Burada. İsmail Özgün?.. Burada. Mahfuz Güler?.. Burada. Abdullah Veli Seyda?..
Burada. Şükrü Ünal?.. Burada. Eyüp Fatsa?.. Burada. İrfan Gündüz?.. Burada. Mehmet Çiçek?.. Burada. Zeki Ünal?.. Burada. Abdülkadir Aksu?..
Burada. Sabahattin Yıldız?..
Burada. Faruk Çelik?.. Burada. Maliki Ejder Arvas?..
Burada. Osman Arslan?..Burada. Mehmet Altan
Karapaşaoğlu?.. Eyyüp Sanay?.. Burada. Sayın Karapaşaoğlu'na bir
başka arkadaşımız... Yoklama için 2 dakika
süre vereceğim. Yoklama işlemini
başlatıyorum. (Elektronik cihazla
yoklama yapıldı) BAŞKAN - Değerli
arkadaşlarım, toplantı yetersayı vardır. VI. – KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam) 9.– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında
Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın
89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri
Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850)
(Devam) BAŞKAN - Şimdi, üçüncü
önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge
reddedilmiştir. III. – YOKLAMA BAŞKAN - 3 üncü maddeyi
oylamadan önce arkadaşlarımızın bir yoklama talebi daha vardır. ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa) - Sayın Başkan bir hakkın suiistimali!.. Daha yeni yoklama
yapıldı!.. ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) -
Sizin yaptığınız bir hakkın suiistimali BAŞKAN - Sayın Tayan, ben
"bir hakkın suiistimali" kavramını bilirim; ama, İçtüzüğe göre
arkadaşlarımın yoklama talebi varsa onu da yerine getirmek durumundayım. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Sayın Başkan, onların yaptığı hakkın suiistimali değil mi? ERTUĞRUL YALÇINBAYIR
(Bursa) - Topluma elbirliğiyle çok iyi örnek oluyoruz iktidarıyla
muhalefetiyle. BAŞKAN - Lütfen, siz
müsterih olun. Yoklama talebinde bulunan
arkadaşlarımı arayacağım. Aslan Polat?.. Burada. Ali Oğuz?.. Burada. Rıza Ulucak?.. Burada. Ahmet Sünnetçioğlu?..
Burada. Lütfi Yalman?.. Burada. Veysel Candan?.. Burada. Mustafa Kamalak?..
Burada. Latif Öztek?.. Burada. Turhan Alçelik? Burada. Bahri Zengin?.. Burada. Ahmet Demircan?.. Burada. Nezir Aydın?.. Burada. Mustafa Geçer?.. Burada. Suat Pamukçu?.. Burada. Niyazi Yanmaz?.. Burada. Ahmet Karavar?.. Burada. Ahmet Cemil Tunç?..
Burada. Hüseyin Karagöz?..
Burada. Sacit Günbey?.. Burada. Cevat Ayhan?.. Burada. Musa Demirci?.. Burada. Yoklama için 2 dakika
süre veriyorum. Yoklama işlemini
başlatıyorum. (Elektronik cihazla
yoklama yapıldı) BAŞKAN - Toplantı
yetersayısı vardır. VI.– KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam) 9.– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında
Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın
89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri
Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878)(S. Sayısı : 850) (Devam)
BAŞKAN - 3 üncü maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. 5 inci maddeyi
okutuyorum: MADDE 5. - 3984 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Yasaklar ve denetim Madde 9. - Üst Kurul
üyeleri ile üçüncü derece dahil üçüncü dereceye kadar kan ve sıhrî hısımları,
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla,
radyo ve televizyon hizmetleri alanında Üst Kurulun görev ve yetki alanına
giren konularda herhangi bir yüklenme işine giremez, özel radyo ve televizyon
şirketlerinde ve bu şirketlerin doğrudan veya dolaylı ortaklık bağı bulunan
şirketlerde ortak veya yönetici olamazlar. Üst Kurul üyeleri,
üyelikleri süresince resmî veya özel başkaca hiçbir görev alamaz, özel veya
kamu yayın kuruluşlarının görev ve yetki alanına giren konularda doğrudan veya
dolaylı olarak taraf olamaz ve bu konularda hiçbir menfaat sağlayamaz, siyasî
partiye üye olamazlar. Amacı sosyal yardım ve eğitim işlerine yönelmiş
derneklerle vakıflardaki görevler ve kooperatif ortaklığı bu hükmün dışındadır. Üst Kurul üyeleri,
kendileri veya üçüncü derece dahil üçüncü dereceye kadar kan ve sıhrî
hısımlarıyla ilgili konularda müzakere ve oylamaya katılamaz. Yukarıdaki esaslara
aykırı davrananlar görevlerinden çekilmiş sayılır. Bu husus Üst Kurul tarafından
re'sen veya yapılacak müracaatın değerlendirilmesi sonunda karara bağlanır. Üst Kurul, Başbakanlık
Yüksek Denetleme Kurulunun denetimine tâbidir. BAŞKAN - 5 inci madde
üzerinde, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Bursa Milletvekili Ertuğrul
Yalçınbayır. Buyurun Sayın
Yalçınbayır. Süreniz 5 dakikadır. (AK
Parti sıralarından alkışlar) AK PARTİ GRUBU ADINA
ERTUĞRUL YALÇINBAYIR(Bursa)- Sayın Başkan, milletin değerli, özgür vekilleri;
genel başkanlarının talimatına değil, hukukun üstünlüğüne yemin eden özgür
milletvekilleri; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar) Özgürlüğün nimetlerinden
hepimizin aynı derecede yararlanması ve halkımızın özgürleşmesi dileğiyle
sözlerime başlıyorum. Yarın, 3 Mayıs Dünya Basın
Özgürlüğü Günü; birkaç saat sonra buna gireceğiz. 3 Mayıs 1997; 54 üncü
hükümet ve bu hükümet, bakanlığının da talimatıyla Flash-TV'yi bastı. O zaman
muhalefette olanlar elbirliğiyle bunu kınadı. Şimdi, o dönem muhalefette
olanlar, bu defa, basın özgürlüğüyle ilgili, Türkiye'yi, dünya kara listesinin
başına taşıyorlar. Sene 1996; 3 Mayıs 96 ve
Milliyet Gazetesinin bir haberi: "Basın bayramında Türkiye kara
listede" ABD'deki, gazetecileri koruma komitesinin, 3 Mayıs Dünya Basın
Özgürlüğü Günü, basının düşmanı olarak ilan ettiği on lider arasında başbakan
var ve yine Türkiye, böyle bir günde, gazeteci kökenli bir başbakanın
başkanlığındaki bir hükümetin eliyle getirilen tasarı sebebiyle dünyanın yine
gündeminde. Gazetecilerin, hükümet ve
medya sahiplerine karşı bağımsızlığıyla ilgili görüşmeleri yapmak yerine,
medyada ticarî çıkarların etkisini artırmayı, tekelleşmenin yaygınlaşmasını,
gazetecilerin sendikal haklardan yoksun bırakıldığı bir ortamın elbirliğiyle
hazırlandığını görüyoruz. Basında sendikasızlaştırma
var, basında örgütlenme yok; sadece medya sahiplerinin çıkarlarına hizmet eden
düzenlemeler ve uygulamalar var. Dünya Basın Özgürlüğü Günü, basın özgürlüğünü
destekleyen girişimlerle geliştirmek ve teşvik etmek için bir eylem günüdür.
Türkiye, 3 Mayıs 97'de bu eylemin negatifini yaptı ve yine bir 3 Mayısta bir
başka uygulamasını getiriyor. Dünya çapında basın özgürlüğünün durumunu
değerlendirme günü bugün ve basın özgürlüğü için yaptıkları taahhütlere saygılı
olmalarını hükümetlere hatırlatma günü. Acaba, hükümet, bunları duyuyor mu?! Değerli milletvekilleri,
hukuka aykırılık diz boyu ve bu hükümet döneminde, 21.6.99 ile 1 Mayıs 2002
tarihleri arasında 65 iptal davası açıldı; 32'si kabul edildi, devam eden 19
dava var. 632 itiraz başvurusu oldu ve bunlardan 23'ü iptal, 225 adedi Af
Kanunu nedeniyle birleştirildi ve onlar da kabul, 203 elde var ve 36 adet kanun
hükmünde kararnamenin iptali istendi; 25 adedi iptal edildi. Hukuk devletiyle
bunları bağdaştırabilmek mümkün mü acaba?! Bu maddeyle ilgili
olarak, yasaklar ve denetimle ilgili şunu söylemek istiyorum; 2.10.1981
tarihinde çıkarılan 2531 sayılı Yasa var: Kamu Görevlerinden Ayrılanların
Yapamayacakları İşler Hakkında Kanun. Bu Kanunun uygulanmasını Başbakana
sorduk; uygulanmayan kanunlar arasında olduğunu gördük. Temiz topluma hizmet
eden bu Kanunu, hükümetler uygulayamadı; umarım ki, bu yasaklar ve denetim
konusunda da aynı acizliği göstermez. Burada, Üst Kurulun,
Yüksek Denetleme Kurulunun Denetimine girdiğini görüyoruz; bunu, özerklik ve
tarafsızlıkla bağdaştırmak mümkün değil. Yüksek Denetleme Kurulu, Başbakanlığın
vesayeti altında ve Kurulun üyelerini Bakanlar Kurulu seçiyor ve Yüksek
Denetleme Kurulunun denetim konuları... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) ERTUĞRUL YALÇINBAYIR
(Devamla) - Sayın Başkanım... BAŞKAN - Lütfen bitiriniz
Sayın Yalçınbayır. (DSP sıralarından anlaşılamayan müdahale) ERTUĞRUL YALÇINBAYIR
(Devamla) - Doyamam... Özgürlükle ilgili tek başımıza kalsak da mücadele
edeceğiz. Susma, sustukça sıra sana gelecek! Hepimize gelebilecek bu!.. (AK
Parti sıralarından alkışlar) Yüksek Denetleme
Kurulunun denetim konuları, ekonomik alanda ticarî esaslara göre faaliyet
gösteren ve kamu iktisadî teşebbüsü olan işletmelerin denetlenmesi esasıyla
sınırlıyken, bu defa, RTÜK'ü denetim içine alıyor. Bu, evrensel kurallara da
aykırı, bizim taahhütlerimize de aykırı. Biz neyi söylersek söyleyelim, o inen
kalkan eller, otomatiğe bağlanmış olan eller, onlar özgürleşmedikçe Türkiye
özgürleşmez; onlar özgürleşmedikçe, siyaset derinlik ve genişlik kazanmaz. (AKP
sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Umarım ki, vatandaş nezdinde,
bu söylediklerimiz yer bulur. Haklarımızı iyi niyetle kullanalım. Ne iktidarı
ne muhalefeti, hakkın kullanılmasında, lütfen, kötü niyeti esas almasın. Biz,
burada, topluma mesaj veriyoruz. BAŞKAN - Sayın
Yalçınbayır, lütfen... Rica ediyorum... ERTUĞRUL YALÇINBAYIR
(Devamla) - Birbirimize hakaret etmemiz, bu milletin örneği değil. Ben,
buradan, kişilik haklarıma saldırıda bulunan kişiye de, sözlerini aynen iade
ediyorum. Saygılar sunuyorum. (AKP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Yalçınbayır. Saadet Partisi Grubu
adına, Erzurum Milletvekili Lütfü Esengün; buyurunuz. (SP sıralarından
alkışlar) Süreniz 5 dakikadır. SP GRUBU ADINA LÜTFÜ
ESENGÜN (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Değerli arkadaşlar,
sizlere, Yerel Televizyonlar Birliğinin günlerce televizyon ekranlarına
yansıttığı bildiriden pasajlar okuyacağım. Bizim sözümüzü dinlemiyorsanız, hiç
olmazsa, her zaman muhtaç olduğunuz, seçimlerde memleketinize, seçim
bölgelerinize gittiğinizde her zaman faydalandığınız yerel medyanın, yerel
televizyonların sesini, sözünü, bir defa daha hatırlatmak istiyorum. Hepsini
okuyamayacağım; ama, pasajlar arz edeceğim. "Bu tasarının
hedefi, Yüce Türk Milletinin özgür iradesidir. Egemenliğimiz ipotek altına
alınmak istenmektedir. Amaç, yerel medyanın sesinin kısılması, büyük medya
kuruluşlarının borazanı haline getirilmesidir. Bizler zor koşullar altında
hayat mücadelesi verirken, evimize götüreceğimiz bir ekmeğin hesabını yaparken,
Anadolu'daki işadamlarımız ayakta kalmaya çalışırken, çıkarılmak istenilen yeni
yasayla büyük patronların zenginliğine zenginlik, gücüne güç katmak
amaçlanmaktadır. Sevgili vatandaşlarımız
-vatandaşlara hitap ediliyor- bizi bilirsiniz; biz, yerel medya olarak, bugüne
kadar, ne büyük devlet ihaleleri aldık ne ekranlarımızı kişisel çıkarlarımız
için kullandık ne de milyonlarca dolarlık teşviklerden yararlandık. Hiçbir
iktidar nimetlerinden yararlanmadan, vergilerimizi kuruşu kuruşuna ödedik.
Sizinle aynı kaderi paylaştık. Dertlerinizle ortak, ülkemizin geleceğine umut
olmaya çalıştık. Zor koşullar altında sizlerle birlikte, demokrasi ve erdem
mücadelesi verdik. Mecliste oylanacak yeni
RTÜK Yasası, büyük sermaye sahiplerinin ulusal kanallarının yanı sıra, bütün
yerel medyaya sahip olmasını sağlamaktadır. Bunu fırsat bilen büyük patronlar,
yerel medya kuruluşlarını kapatmak için harekete geçtiler bile Sonunda halka hitap var:
"İşte bu nedenle, hepinizi, bize, yerel medyanıza sahip çıkmaya
çağırıyoruz. Bunun için, ilinizden çıkan sayın milletvekillerini arayıp, bu
konudaki endişelerinizi dile getirmenizi rica ediyoruz; çünkü, bu güç, bugün
için, bizi temsil eden vekillerimizin elinde. Bizden aldıkları vekâleti, böyle
bir yasaya 'evet' demek için kullanmalarına razı olamayız. Milletvekillerimize,
gerçek yerlerinin bizim yanımız olduğunu, halkın sevgisi ve desteği olmadan,
vicdan huzuru duymadan yaşamanın bir anlamı olmadığını, bir kez daha
hatırlatmak istiyoruz. Unutulmasın ki, namert köprüsünden geçmenin sonu yoktur
ve uzun vadede de, hep, dürüstler kazanacaktır." Değerli milletvekilleri,
sayın iktidar milletvekilleri, ben, buradan, Yerel Televizyonlar Birliğinin
halkımıza hitaben sizlere mesajını bir defa daha dile getirdim. Gelin, bu sese
kulak verin. Bu medya hepimizin medyasıdır, bu medya bizim medyamızdır,
Anadolu'nun sesidir, bizim sesimizdir. Bakınız,
milletvekillerinden kaç tanesi ulusal medyada tek kelime söyleyebiliyor; ama,
memleketimize gittiğimizde, bütün yerel televizyonlar, gerçekten dürüst,
gerçekten samimî, hangi partiden gelirse gelsin, ekranlarını bize açıyorlar.
Biz, kendi bindiğimiz dalı kesiyoruz, kendi sesimizi kesiyoruz, Anadolu'nun
sesini kesiyoruz; ama, şu üç saatten, beş saatten beri görüyoruz ki, sözün
çaresi yok, sizi esir almışlar! Medya patronları sizi esir almış! Maalesef,
gerçek bu. (SP sıralarından alkışlar) Gelin, hep beraber bu zinciri kıralım, bu
yasa geçmesin. RTÜK Yasasında, gerçekten önemli hatalar yok, düzeltilmesi
gerekmiyor. Milletin derdi bu değil, milletin derdi ekmek, milletin derdi iş,
milletin derdi aş. Üç tane patron için gece yarılarına kadar bu Meclisi
çalıştıracağınıza, gelin, işsiz kardeşlerimizin, yolu yapılmayan köyün, okulu olmayan
köyün derdine bakalım. Ama, maalesef, siz, kavga pahasına, Mecliste İçtüzüğü
ihlal etme pahasına, muhalefetin sesini kısma pahasına, patronların emrini
yerine getireceksiniz; ama, bu dünya size de kalmayacak. Özellikle MHP'li
arkadaşlarıma sesleniyorum: ANAP'ın, DSP'nin birtakım bağlantıları var, size ne
oluyor MHP'li, Milliyetçi Hareket Partililer?!. HASAN GÜLAY (Manisa) - Ne
bağlantısı var? MELDA BAYER (Ankara) - Ne
bağlantısından bahsediyorsunuz? NİHAT GÖKBULUT
(Kırıkkale) - Millî bağları var. LÜTFÜ ESENGÜN (Devamla) -
Bakınız, bu medya, yarın öbürgün sizin başınıza olmadık çorapları örecek.
Milliyetçi Hareket Partili milletvekillerinin bu yasaya destek vermesi
fevkalade üzücüdür. O medya patronları -bakın, bu sözlerim zapta geçiyor, gün
olur yüz yüze geliriz- sizin aleyhinizde... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Esengün,
lütfen sonuçlandırınız; Genel Kurula hitap ediniz. LÜTFÜ ESENGÜN
(Devamla) - ... iftira kampanyaları
yürüttüğü zaman, siz haklıymışsınız diyeceksiniz; ama, iş işten geçecek. YUSUF KIRKPINAR (İzmir) -
Yerel televizyonlar kapanacak diye bir şey mi var?! LÜTFÜ ESENGÜN (Devamla) -
Yerel televizyonlar kapanmayacak, yerel televizyonların her birini o büyük
medya patronları sırayla satın alacak, parayı bastırıp hepsini alacaklar ve
yerel medya diye, Anadolu'nun sesi diye bir şey kalmayacak. Değerli arkadaşlar,
yanlışta ısrar etmeyin, hatadan dönmek fazilettir. Sayın Komisyon Başkanı,
Sayın Hükümet, bizim önergelerimize katılmak suretiyle, asıl, hakkın
suiistimalini kendileri yapıyorlar. Biraz evvel bizim yoklama istememizi,
hakkın suiistimalidir diye, Sayın Komisyon Başkanı, zannederim, yerinden Sayın
Başkana ikazda bulundu. Hayır, biz, İçtüzükten doğan direnme hakkımızı
kullanıyoruz, sonuna kadar da kullanacağız. Gayri ahlakî olan, orada, muhalefet
milletvekillerinin verdiği önergeye katılıp, bizim sözümüzü engellemektir. BAŞKAN - Sayın Esengün,
lütfen bitirir misiniz. LÜTFÜ ESENGÜN (Devamla) -
Aslında, yapılması lazım gelen de, bu tasarının geri çekilmesidir. Gelin,
doğruda birleşelim. Medya patronlarına hizmet etmekle hiçbir şey
kazanmayacaksınız. Biz ikaz ediyoruz, inşallah ikazımız tesirini gösterir. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Esengün. Gruplar adına başka söz
talebi yoktur. 5 inci madde üzerinde 7
adet önerge vardır; ancak, madde üzerinde milletvekillerince sadece 3 önerge
verilebildiğinden, bu önergelerden yalnızca 3'ünü önce geliş sıralarına göre
okutacağım, sonra aykırılık derecesine göre işleme alacağım. İlk önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı yasa
tasarısının çerçeve 5 inci maddesi Anayasaya aykırıdır. Tasarı metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN - İkinci önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluşu ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 5 inci maddesi ile 3984 Sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin
ikinci fıkrasındaki "üyelikleri süresince" ibaresinden sonra gelmek
üzere "ve üyelikleri sona erdikten sonra üç yıl sonuna kadar"
ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN - Üçüncü önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan yasanın
5 inci maddesinin son fıkrasının "Üst Kurul Sayıştay denetimine
tabidir" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN - Şimdi, maddeye
en aykırı önergeyi tekrar okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı yasa tasarısının
çerçeve 5 inci maddesi Anayasaya aykırıdır. Tasarı metninden çıkarılmasını arz
ve teklif ederiz. Fethullah Erbaş (Van) ve arkadaşları BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu? ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa) - Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN - Hükümet önergeye
katılıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz. BAŞKAN - Aslan Polat
arkadaşımız konuşacak; buyurunuz. Süreniz 5 dakikadır. ASLAN POLAT (Erzurum) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım. Şimdi, bu maddede
"Üst Kurul üyeleri ile üçüncü derece dahil üçüncü dereceye kadar kan ve sıhrî hısımları, 5846 Sayılı Fikir ve
Sanat Eserleri Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla, radyo ve televizyon
hizmetleri alanında Üst Kurulun görev ve yetki alanına giren konularda herhangi
bir yüklenme işine giremez" denilmektedir. Şimdi, burada, ihaleleri, dört
Üst Kurul üyesine yasaklıyorsunuz; ama, aynı medya patronlarının, Türkiye'nin
bütün ihalelerine girmesini ve bunların karşısında haksız rekabet yaparak,
bunların karşısında kimsenin duramamasına "evet" diyorsunuz; bunun
neresi Anayasaya aykırı değil, bunun neresi eşitliği sığıyor?! Sosyal
demokratlar, size soruyorum; siz, bunu, içinize nasıl sindiriyorsunuz?! Bakın, şimdi bir şey
söyleyeceğim. Bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisinde gündemdışı 3 konuşma
yapılacaktı. Bunlardan biri, Rize Milletvekili, ANAP Genel Başkanı Mesut
Yılmaz'ın da hemşerisi ve seçim bölgesindeki çay konularını görüşecekti. Çay
konusunun hiçbir önemi yok muydu ki, gündemdışından düşürdünüz? Rizelilere soruyorum:
Ahmet Kabil'in, burada, çay meselesinde anlatacak bir şeyi yok muydu ki, onu 5
dakika dinleyemediniz; ama, RTÜK Kanunu çıkarmak için ve birtakım kartel
medyası patronlarının isteğini yapmak için burada sabaha kadar çalışıyorsunuz?
Bunun neresi sosyal adalet, bu nasıl adalet?! Bugün, burada "3
Mayıs Türkçüler Günü" diye, konuşma yapacaktınız. MHP'liler, sizin için
Türkçüler Gününde, burada 5 dakika konuşmanın manası yoksa, niye söz istediniz?
Niye söz istediniz?.. Söz istediyseniz, niye konuşamıyorsunuz? Bu kadar mı
düştünüz?!. Bu kadar mı düştünüz?! (MHP sıralarından alkışlar [!]) Bakın, MHP'liler,
Türkçüler Gününü savunamıyorsanız, bırakın, biz onu da savunuruz burada... Onu
da savunuruz burada... Savunamıyorsunuz... Savunursanız, savunaydınız...
Burada, size 5 dakikalık gündemdışı konuşma hakkı verilmedi, ses bile
çıkarmıyorsunuz. Sayın milletvekilleri,
bakın, size bir şey diyeceğim: Siz, burada, televizyonlarla iyi geçinmekle
halkı yanıltamazsınız. Bakın, bugünkü gazetelerde "ekonomi yüzde 9,5
küçülürken, en büyük kamu imalat sanayiinde çalışanlardaki gelir kaybı yüzde
15,2'yi buldu, maden sektöründe çalışanlarda yüzde 17'yi buldu..." Merkez Bankası Başkanı, Plan Bütçe
Komisyonunda ve Merkez Bankasının Genel Kurulundaki konuşmasında
"enflasyonun son aylarda düşmesindeki en önemli sebep, özel imalat
sanayiindeki işçi ücretlerindeki artışın enflasyonun altında olması, enflasyonu
düşürmemize çok büyük katkı sağlamıştır" diyor. Yani sizler, çalışanların
emeğinin hakkını vermemekle enflasyonu düşürdüğünüzü, Türkiye'de paranın
başında bulunan Merkez Bankası Başkanı, resmen, her kurulda da ilan ediyor ve
siz, bundan rahatsız olmuyorsunuz. Bu konu için gelip burada çalışmak
istemiyorsunuz; ama, Türkiye'de bir şahsın isteği için, bütün milletvekilleri,
bütün bakanlar sabaha kadar burada buluyorsunuz. Sizi, ben, Türk Milletine
şikâyet ediyorum. Sizi herkese şikâyet ediyorum; yanlış yapıyorsunuz. HASAN GÜLAY (Manisa) -
RTÜK... ASLAN POLAT (Devamla) -
Evet efendim, RTÜK için diyorum; çünkü, RTÜK Kanununu getiriyorsunuz ki, bu
tasarılar, bu hatalarınız basında görünmesin, sanal destek alasınız diye; halk
desteğiniz bitti. Sanal destekle ayakta durmak için bu kanunu çıkarmaya
çalışıyorsunuz. Siz bundan kaçınıyorsunuz. (SP sıralarından alkışlar) Sayın milletvekilleri,
bakınız, şimdi, çok açık konuşuyorum, bugün, Devlet İstatistik Enstitüsü diyor
ki -şunu dinleyin sosyaldemokratlar- rahatsız olmayacaksınız hiçbir şey
demeyeceğim. MUSTAFA GÜVEN KARAHAN
(Balıkesir) - Demokratik solcular... ASLAN POLAT (Devamla) -
Dinleyin... "İmalat sanayiinde
petrol ürünleri kesiminde işçi ücretleri reel olarak yüzde 19,4 azalırken, gıda
sanayiinde yüzde 17,7; kimya sanayiinde ise yüzde 16,4 geçen yıl bütün işçi ücretlerinde
azalma oldu." Türkiye yüzde 9 küçülürken, sosyaldemokratlar sizin
döneminizde emekçilerin ücretleri onun iki katı, yüzde 17 küçüldü, bundan rahatsız değil misiniz? Bunun için
kanun getirmiyorsunuz; ama, bir medya patronunun, iki medya patronunun isteği
için, bugün, sabaha kadar burada oturup çalışıyorsunuz, bundan rahatsız değil
misiniz? Siz rahatsız değilseniz, ben rahatsızım, samimî söylüyorum rahatsızım. HASAN GÜLAY (Manisa) -
Git yat... Git yat... ASLAN POLAT (Devamla) -
Ben niye çalışmayacağım... Ben, haksızlıkları anlatmak için buradayım. HASAN GÜLAY (Manisa) -
Git yat, biz çalışıyoruz burada. BAŞKAN - Sayın Gülay,
arkadaşımız rahatça konuşsun. ASLAN POLAT (Devamla) -
Sen git evine, git yat da, bu kanun buradan çıkmasın; çalışıyorsan gel,
işçilerin, emekçilerin, çalışanların hakkını kazanmak için çalışalım. Siz
burada ne için oturuyorsunuz sabaha kadar? Sayın milletvekilleri,
bakınız, bunlar sizi rahatsız eder. Şimdi, siz, burada böyle demekle bir şey
elde edemezsiniz. Bakınız, burada var, 2001 yılında bütün çalışanların reel
ücretlerini azaltıyorsunuz; ama, üzüldüğüm şu: En çok da çalışanların haklarını
azaltıyorsunuz ve bundan dolayı itiraf ediyor Merkez Bankası Başkanı, diyor ki:
"Enflasyonun düşmesindeki en büyük sebep ücretlerdendir; çalışanların
ücretlerindeki artışın enflasyonun altında olması buna sebep olmuştur."
Bundan rahatsız olmayan sosyaldemokrat iktidardan ben rahatsızım. Siz
değilseniz, vallahi ben rahatsızım; olmaz böyle şey. Gelin bunlar için kanun
getirin. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) ASLAN POLAT (Devamla)
Sayın Başkan, bitiriyorum. BAŞKAN - Lütfen,
sözlerinizi tamamlayınız. ASLAN POLAT (Devamla) -
Bakınız, şimdi ben size diyorum. Şimdi, siz var ya MHP'liler, bundan siz de çok
rahatsız olacaksınız, sizi her yerde söyleyeceğim. Bir Türkçüler gününde 5
dakika burada konuşmaktan rahatsız oluyorsunuz, sabaha kadar RTÜK'ü
konuşuyorsunuz; yazıklar olsun size! Saygılar sunuyorum. (SP
sıralarından alkışlar; MHP sıralarından alkışlar [!]) BAŞKAN - Çok teşekkürler
Sayın Polat. III. – YOKLAMA BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, önergeyi oylamadan önce bir yoklama talebi vardır.
Arkadaşlarımızın Genel Kurulda bulunup bulunmadıklarını tespit edeceğim: Mahfuz Güler?.. Burada. Mahmut Göksu?.. Burada. Mehmet Özyol?.. Burada. Ali Coşkun?.. Burada. Musa Uzunkaya?.. Burada. Tevhit Karakaya?..
Burada. Abdullah Veli Seyda?..
Burada. Yahya Akman?.. Burada. Eyyüp Sanay?.. Burada. Ahmet Nurettin Aydın?..
Burada. Mehmet Altan
Karapaşaoğlu?.. Burada. İrfan Gündüz?.. Burada. Mehmet Çiçek?.. Burada. Faruk Çelik?.. Burada. Maliki Ejder Arvas?..
Burada. Ramazan Toprak?.. Burada. Osman Aslan?.. Burada. Zeki Ünal?.. Burada. İlyas Arslan?.. Burada. Ali Sezal?.. Burada. Yoklama için 2 dakika
süre veriyor ve yoklama işlemini başlatıyorum: (Elektronik cihazla
yoklama yapıldı) BAŞKAN- Evet, toplantı
yetersayısı vardır. VI. – KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam) 9.– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında
Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın
89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri
Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850)
(Devam) BAŞKAN- Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmemiştir. İkinci önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluşu ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 5 inci maddesiyle 3984 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin
ikinci fıkrasındaki "üyelikleri süresince" ibaresinden sonra gelmek
üzere "ve üyelikleri sona erdikten üç yıl sonuna kadar" ibaresinin
eklenmesini arz ve teklif ederiz. Fethullah Erbaş (Van) ve arkadaşları BAŞKAN- Komisyon önergeye
katılıyor mu? ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa)- Katılıyoruz. BAŞKAN- Hükümet önergeye
katılıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul)- Katılıyoruz efendim. (SP sıralarından alkışlar [!]) BAŞKAN- Komisyonun ve
Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir MAHFUZ GÜLER (Bingöl)-
Hakkın suiistimali bu işte!.. BAŞKAN- Son önergemizi
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan yasanın
5 inci maddesinin son fıkrasının "üst kurul Sayıştay denetimine
tabidir" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederim. İsmail Alptekin (Bolu) ve arkadaşları BAŞKAN- Komisyon önergeye
katılıyor mu? ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI
TURHAN TAYAN (Bursa)- Katılıyoruz. BAŞKAN- Hükümet önergeye
katılıyor mu? DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul)- Katılıyoruz efendim. III. – YOKLAMA BAŞKAN- Önergenin
oylanmasından önce bir yoklama talebi var; arkadaşlarımı arayacağım. Lütfen,
sayın üyelerimiz takip etsinler. Mahfuz Güler?.. Burada. Mahmut Göksu?.. Burada. Mehmet Özyol?.. Burada. Ali Coşkun?.. Burada. Musa Uzunkaya?..Burada. Tevhit Karakaya?..
Burada. Şükrü Ünal?.. Burada. Veli Seyda?.. Burada. Sait Açba? Burada. Ramazan Toprak? Burada. Necati Çetinkaya? Burada Akif Gülle? Burada. Ahmet Aydın? Burada. Osman Aslan? Burada. Eyyüp Sanay? Burada. Altan Karapaşaoğlu?
Burada. Özkan Öksüz? Burada. İrfan Gündüz?. Burada. Faruk Çelik? Burada. Maliki Ejder Arvas?
Burada. 2 dakika süre veriyorum
ve yoklama işlemini başlatıyorum. (Elektronik cihazla
yoklama yapıldı) BAŞKAN - Toplantı
yetersayısı vardır. VI. – KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam) 9.– Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında
Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair 7.6.2001 Tarihli ve 4676 Sayılı Kanun ve Anayasanın
89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri
Gönderme Tezkeresi ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/878) (S. Sayısı : 850) (Devam) BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmemiştir. 5 inci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. Şimdi, 7 nci maddeyi
okutuyorum: MADDE 7. - 3984 sayılı
Kanunun 12 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Madde 12. - Üst Kurulun
gelirleri şunlardır: a) Özel radyo ve
televizyon kuruluşlarından alınacak TV kanal ve radyo frekansı yıllık tahsis
bedelleri. b) Özel radyo ve
televizyon kuruluşlarının yıllık brüt reklam gelirlerinden % 5 oranında
ayrılacak paylar. c) Gerektiğinde Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığı bütçesinin transfer tertibinde yer alacak
ödenek. d) Radyo ve televizyon
kuruluşlarına 33 üncü madde uyarınca verilecek idarî para cezaları. Özel radyo ve televizyon
kuruluşlarından alınacak yayın izin ve lisans ücretleri Hazineye gelir
kaydedilir. Üst Kurul, gerektiği
takdirde her yıl için yapacağı işlerin programını hazırlayarak Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığı bütçesinden verilmesi gereken ödenek tutarını Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunar. Üst Kurulun bütçesi ve
kadro cetvelleri Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı bütçesi ile birlikte
Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonunda incelenir ve Türkiye
Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülerek karara bağlanır. Radyo ve Televizyon Üst
Kurulunun yıllık bütçesinden harcanmayan miktar, yıl sonunda yurt içinde kültür
ve tabiat varlıklarının, yurt dışında Türk kültür varlıklarının korunması ve
ihyası amacıyla Kültür Bakanlığı adına bir kamu bankasında açılan hesaba
aktarılır. Bu hesaptan yapılacak harcamalara ilişkin usul ve esaslar
yönetmelikle düzenlenir. Radyo ve Televizyon Üst
Kurulu, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tâbi değildir. Üst Kurulun
alım-satım, kiralama, taşıma ve sair tedarik işlerine ilişkin işlemleri bir
yönetmelik ile düzenlenir. Üst Kurul, radyo ve
televizyonların reklam gelirlerinin, aracı kurumların hesaplarıyla birlikte
denetlenmesini Maliye Bakanlığından talep eder. BAŞKAN - 7 nci madde
üzerinde söz isteyen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Bolu Milletvekili
İsmail Alptekin. Buyurunuz Sayın Alptekin.
(AK Parti sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. AK PARTİ GRUBU ADINA
İSMAİL ALPTEKİN (Bolu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 850 sıra sayılı
RTÜK Yasasıyla ve bu yasanın çerçeve 7 nci maddesiyle ilgili Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere huzurunuzdayım. Değerli arkadaşlar, RTÜK
Yasası, bir önceki günden itibaren bu Parlamentoda görüşülmeye başlandı.
Görüşülmeye başlandığı andan itibaren, Yüce Mecliste ortaya çıkan tablo, bu
milletin arzu ettiği, temenni ettiği ve beklediği, görmek istediği bir tablo
değil. İktidarın, her nedense,
birden çok defa Meclise getirdiği, çeşitli sebeplerle geri gönderilmiş,
reddedilmiş ve en son olarak da, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından, çok gerekçeli
ve hukuka uygun bir şekilde sebepleri ortaya konularak iade edilmiş olan bu
yasa -Anayasa Komisyonunda görüşülmesi sırasında da, yine, komisyon üyeleri
olarak, biz, önce, yasayı Anayasaya uygun olarak yapma görev ve sorumluluğu
içerisinde olduğumuzu ifade ettiğimiz halde- her nedense, hiç virgülüne,
noktasına dokunulmadan, çoğunlukla kabul edilmiş ve huzurunuza getirilmiştir. Değerli arkadaşlar,
Parlamento olarak bizim görevimiz, bir yasayı müzakere ederken, teklif veya
tasarıyı bu Mecliste görüşürken, öncelik şartlarına göre bazı konulara bakmak
durumundayız. Sayın Başkan... BAŞKAN - Tam ben
söyleyecektim; ama, arkadaşlar arasında herhalde bir muhabbet ilişkisi oldu... Siz buyurun Sayın
Alptekin. İSMAİL ALPTEKİN (Devamla)
- Keşke, iktidar ile muhalefet arasındaki bu muhabbet ilişkisi, demokrasinin
gereği olarak, bir uzlaşma olarak tecelli etse ve iktidar, uzlaşma konusunda,
bana tabi olacaksın anlayışı içerisinde olmasa, bu Parlamentoda iki günden beri
devam eden bu tablolar olmazdı. Milletimizin içi sızlıyor, milletimiz üzülüyor,
herkes için üzülüyor, hepimiz için üzülüyor. Milletimiz, bu Parlamentodan
bunları beklemiyor. O bakımdan, en önemli konuların görüşülmesi sırasında dahi,
bu kürsüdeki konuşmalar, maalesef, gereği gibi değerlendirilemiyor. Değerli arkadaşlar, her
şeyden evvel, bir yasa yapılırken, hükümet istiyor, birileri istiyor, hatta,
iktidarın işine yarıyor anlayışı içerisinde değil, bizim yemin ettiğimiz ve
milletimizin beklediği Anayasaya uygunluk ilkesi gözönüne alınarak
yapılmalıdır. Şu ana kadar yapılan bütün konuşmalar ve Cumhurbaşkanından geri
gönderilen gerekçe, bu yasanın, Anayasaya uygun olmadığını ortaya koymuştur.
Bir yasa hazırlanırken, anayasanın dışında, uluslararası hukuka uygun mu -dünya
küçüldü- buna da bakacağız. Yine, bir yasa hazırlanırken, taahhüt ettiğimiz
ulusal programla çakışıyor mu, çatışıyor mu, arasında bir fark var mı, buna da
bakacağız. Bütün bunlar değerlendirildikten sonra, bizden beklenen şey, bu
Parlamentodan çıkacak yasa, ülke ve toplum ihtiyacı için mi yapılıyor,
ihtiyacımız var mı, millete bir yararı var mı; bunların, bu konular, bu
değerler ve bu ölçüler göz önüne alınarak yapılması gerekiyor. Oysa ki, bugün,
huzurumuzdaki yasa, tamamen bunların dışında olarak hazırlanmıştır. Şimdi, birkaç cümleyle, 7
nci madde üzerindeki görüşlerimi söyleyeceğim. 7 nci maddedeki, Radyo ve
Televizyon Üst Kurulunun gelir fazlasının bir fonda toplanması suretiyle kültür
ve tabiat varlıklarının korunmasında harcanacağı yönündeki hükmün bizce uygun
olmadığı kanaatini ifade ediyoruz. Neden; çünkü, bu gelir fazlaları bütçeye
iade edilmeli, eğer, Kültür Bakanlığına bir yardım yapılacaksa, destek
yapılacaksa, yine, bu bütçe kaynaklarından aktarılmalıdır, bütçe disiplini
ortadan kalkmaktadır. Bu bakımdan, bu maddedeki bu fıkranın, aslında,
çıkarılması gerektiği kanaatindeyiz. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) İSMAİL ALPTEKİN (Devamla)
- Bitiriyorum Sayın Başkan. BAŞKAN - Lütfen
tamamlayınız. İSMAİL ALPTEKİN (Devamla)
- Yine, para cezalarının da doğrudan RTÜK bütçesi içerisine aktarılmış olması,
daha sonra görüşülecek para cezalarının da çok yüksek tutulması ve tabanla
tavan arasında büyük farklar olması nedeniyle, RTÜK'ün takdir hakkını
kullanırken mutlaka adil davranamayacağı noktasındaki görüşümüzü de ifade
ediyoruz. Bu konuda daha önce
yapılan konuşmalar çerçevesinde, bu yasa, ümit ediyoruz ki -son ana kadar bir
ümidimiz var- hükümet tarafından geri çekilecektir ve bu Parlamento, milletin
arzu ettiği, ihtiyaçlara uygun yeni bir yasayı bir uzlaşma içerisinde yapar
diye düşünüyorum. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum Sayın Alptekin. Saadet Partisi Grubu
adına, Konya Milletvekili Sayın Veysel Candan; buyurun. (SP sıralarından
alkışlar) Süreniz 5 dakika. SP GRUBU ADINA VEYSEL
CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 850 sıra sayılı RTÜK
Yasasının 7 nci maddesi üzerinde Saadet Partisi Grubu adına söz aldım; hepinizi
saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlar, Genel
Kurulda, komisyon sıralarında üç kişi önem arz ediyor; bunlardan bir tanesi
Sayın Bakan, bir tanesi RTÜK Başkanı, bir diğeri de ulusal televizyona ortak
olan bir komisyon üyesi. Yine, Genel Kurulda,
önemli diğer üç konu dikkat çekiyor; yasanın çıkması için görev alıp nöbet
tutanlar, dersini iyi çalışanlar; yani, özellikle MHP'liler; konuşmayarak
geçiştiren, halkı aldatan üç hükümet ortağı; MHP ve DSP'liler ve salonu terk
ederek, dolaylı yoldan bu yasaya destek veren DYP'liler. Tabiî, burada
olmamalarına rağmen, hakkı teslim etmek için söylemek durumundayız. Değerli arkadaşlar,
hükümetin hevesi kursağında kalacak. Şimdi, yasa Cumhurbaşkanına gittiği zaman
olacak manzara şudur: Benim iade ettiğim şekle göre görüşme tamamlanmamıştır...
İade edilecektir, veto yapılmayacaktır; yani, veto edilmeyecektir, vetoyu
beklemeyin. Şimdi, elimde Dünya
Bankasının bir raporu var. Bu rapor, Türkiye Büyük Millet Meclisini çok yakından
ilgilendirir. Yapılan anketler "Büyük Rüşvetler ve Türkiye Büyük Millet
Meclisi" başlığı altında geçen hafta yayımlandı. Raporda üç madde var ve
deniliyor ki: 1 - Kanun koyucunun
oyları etkilenmektedir. Dünya Bankası raporu...
Kanun koyucu; yani, milletvekilleri, baskı altında, tekrar aday olmak vesaire
gibi şekillerde, inandıklarının dışında oy vermektedirler. Kim söylüyor; Dünya
Bankası söylüyor. Biz söyleseydik itiraz ederdiniz. 2 - Kararname
çıkarılmasında Bakanlar Kurulu etkilenmektedir. 3 - Yargı kararları
etkilenerek Türkiye'de büyük rüşvet olayları olmaktadır. Dünya Bankası raporuna
göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi de rüşvet çarkının içindedir. Dünya Bankası
raporunun aslı elimde var. Şimdi, hiçbir
milletvekilinin böyle bir olayın içerisinde olmasını gönlümüz arzu etmez. Değerli arkadaşlar, Sayın
RTÜK Başkanı -3 kişiden bahsetmiştim, şimdi burada oturuyorlar- bir panelde
diyor ki: "Anayasa Komisyonunda, uzun yıllardır tanıdığım iktidar partisi
milletvekilleri -yani, sizleri söylüyor- var. Cumhurbaşkanı haklı, biz de
biliyoruz; ama, kanunu aynen kabul edip geçirmeye mecburuz; patronlar böyle
istiyor." Kendisi burada. Şimdi, aynı haberde,
metnin bir bölümünde "bazı medya patronları bu kanunun çıkmasında ısrar
ediyorlar. Aksi takdirde, medya patronları hükümete desteklerini çekeceklerini
ilettiler" diyor. Bu, birçok yerde çıktı. Demek ki, özetle söylemek
gerekirse, bu tasarı, hükümet ile medya arasında kirli bir ilişkinin ürünüdür,
evet... (SP sıralarından alkışlar) Şimdi, üçüncü şahsa
gelelim, Sayın Bakan Karakoyunlu'ya; millete bu kürsüde ne konuşuyor, aşağıya
oturduğu zaman ne konuşuyor, dışarı çıktığı zaman ne konuşuyor bakın; Sayın
Karakoyunlu diyor ki: "Yeni bir yasa hazırlayacağız." Gazeteciler
soruyor: "Madem yasa hazırlayacaksınız, o zaman bu yasaya ne gerek
var?" "Bu, benden önce çıktı" diyor. Bakın, devam ediyor Sayın
Karakoyunlu, cümlenin altında "uygar Türkiye'nin rahat bir RTÜK yasasına
kavuşmasını istiyorum." Peki, o, niye böyle söylüyor; böylece tepkileri
azaltıyor. Bunun anlamı, birileri, bu yasayla işi bitirecek; yani, o zamana
kadar herkes yasallaşacak, Anayasa da geriye işlemeyeceği için herkes malı
götürmüş olacak. Değerli arkadaşlar,
önemli bir konu üzerinde daha durmak istiyorum. Sayın Sezer, 23 Nisan kabulünde
aynen şu cümleleri söylüyor: "Başbakanla karşılaştık. Ben, yasayı veto
ettim, Başbakan da bana şu cümleleri söyledi..." Bakın, aynen "ben
RTÜK Yasasını veto ettiğimde, Sayın Başbakanla görüşmemde, bu yasayı kendi
içine sindiremediğini, benim doğru yaptığımı söylemişti; şimdi bu gelişmeleri
anlayamıyorum; yani, bu nasıl iş" diyor. Tabiî, Cumhurbaşkanının
da bilmediği konular var. Başbakanda sindirim bozukluğu var, Başbakan
Yardımcılarına da sirayet etti; şimdi, hep milletvekillerimize de, bu bozukluk,
sindirim bozukluğu sirayet ediyor. Yoksa, bir hafta önce ayrı konuş, bugün ayrı
konuş; bu nedir yani; boyacı küpü mü, batırıp çıkar?!. (SP sıralarından
alkışlar) Şimdi, değerli
arkadaşlar, odama birtakım fakslar geliyor. Şu soruyu sordular: "Hükümet
RTÜK Yasasını çıkarınca, millete ve hükümete bir faydası var mı? Cevap: Millete
faydası yok." (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) VEYSEL CANDAN (Devamla) -
Efendim, 1 dakika süre verir misiniz. BAŞKAN - Lütfen,
sonuçlandırır mısınız. VEYSEL CANDAN (Devamla) -
Seçimlerde, medya, hükümete destek verecek. Ahlaksız anlaşma... Ben
"teklif" dedim, o arkadaş "anlaşma" diyor. "İki: Hükümette sık
sık rastlanan sindirim bozukluğu RTÜK Yasası için geçerli mi? Cevap: Elbette
geçerli; sadece Başbakanda değil, yanındakilere de sirayet etti." Üçüncü soruyla bu
konuşmamı kapatacağım. "Hükümet, hukuku arkadan dolaşarak, hile yapıyor
mu" diyor ve cevap veriyor: "Âdet haline getirdi. Örneği var mı?..
Saymakla bitmez" diyor. Teşekkür ediyorum. (SP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Candan. Sayın milletvekilleri,
gruplar adına başka söz talebi bulunmamaktadır. Sayın milletvekilleri,
sizlerden de bir istirhamım var. Demin, birkaç milletvekili arkadaşım oylama
neticelerini istediler. Şimdi, burada görev yapan arkadaşlarım, bilfiil görev
yapmaktalar ve Başkanlığa yardımcı olmakla yükümlüler. Bazen, buraya gelen
talepleri, siz sayın milletvekillerini kırmamak için, karşılayalım
düşüncesiyle, arkadaşlarımız, gerçekten zor görev yapıyorlar. Biraz daha anlayışınıza
sığınmak istiyorum. 7 nci madde üzerinde 3
adet önerge vardır; geliş sıralarına göre okutacağım, sonra da aykırılıklarına
göre işleme alacağım. En aykırı önergeden başlatıyorum. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 7 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin
beşinci fıkrasının "Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun yıllık bütçesinin
harcanamayan miktarının yüzde 90'ı yıl sonunda yurt içinde kültür ve tabiat
varlıklarının, yurt dışında kültür varlıklarının korunması ve ihyası amacıyla,
Kültür Bakanlığı adına, yüzde 10'u Doğu ve Güneydoğu Anadolu basınının
güçlendirilmesi ve hizmetiçi eğitimi için Gazeteciler Federasyonu adına, bir
kamu bankasına yatırılır. Bu hesaptan yapılacak harcamalara ilişkin usul ve
esaslar yönetmelikle düzenlenir" olarak değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
BAŞKAN - İkinci önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına 850 sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Tasarının çerçeve 7 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin (b)
bendinin "Ulusal yayın yapan özel radyo ve televizyon kuruluşlarının
yıllık brüt reklam gelirlerinden yüzde 5 oranında yapılacak paylar" olarak değiştirilmesini arz teklif ederiz.
|