|
DÖNEM : 21 CİLT : 81 YASAMA
YILI : 4 T. B. M. M. TUTANAK DERGİSİ 46 ncı Birleşim 3 . 1 . 2002 Perşembe İ
Ç İ N D E K İ L E R Sayfa I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ II. – GELEN KÂĞITLAR III. –
YOKLAMALAR IV. –
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR 1. – İstanbul Milletvekili Yücel
Erdener’in, Dünya Nüfusuna Dikkat Haftasına ilişkin gündemdışı konuşması 2. – Antalya Milletvekili Kemal Çelik’in,
Avrupa Birliği tarafından hazırlanan terör örgütleri listesine ilişkin
gündemdışı konuşması 3. – Balıkesir Milletvekili Aydın
Gökmen’in, ülkemizdeki bor madenlerine ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet
Bakanı Şükrü Sina Gürel’in cevabı B) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 1. – İçel Milletvekili Turhan Güven ve 21
arkadaşının, İçel İlinde aşırı yağışlar sonucu üretim ve ticaret kesiminin
uğradığı zararların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/239) 2. – Şanlıurfa Milletvekili Mehmet
Yalçınkaya ve 21 arkadaşının, Harran Ovasının tarımsal sulama sorunlarının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/240) V. –
ÖNERİLER A) SİYASÎ
PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ 1. – Genel Kurulun çalışma gün ve
saatleriyle gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin DSP, MHP ve
ANAP Gruplarının müşterek önerisi VI. –
SEÇİMLER A)
KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM 1. – Plan ve Bütçe Komisyonunda açık
bulunan üyeliğe seçim VII. –
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER 1. – İzmir Milletvekili Rifat
Serdaroğlu’nun; İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın; Amasya Milletvekili
Ahmet İyimaya’nın; Ankara Milletvekili Yıldırım Akbulut’un; Şırnak Milletvekili
Mehmet Salih Yıldırım’ın; Gaziantep Milletvekili Ali Ilıksoy, Konya
Milletvekili Ömer İzgi ve Ankara Milletvekili Nejat Arseven’in; İstanbul
Milletvekili Ziya Aktaş ve 42 Arkadaşının; Zonguldak Milletvekili Hasan
Gemici’nin ve İzmir Milletvekili Işılay Saygın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu
Raporu (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S.
Sayısı :527) 2. – Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol
İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün
Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair 20.6.2001 Tarihli
ve 4685 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca
Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Plan ve Bütçe Komisyonu
Raporu (1/888) (S. Sayısı : 777) 3. – Kamu Kurum ve Kurulşlarının Yurt Dışı
Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/53) (S. Sayısı : 433) 4. – Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının
Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında 618 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Sosyal Güvenlik Kurumu
Teşkilâtının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı; Kayseri Milletvekili
Hasan Basri Üstünbaş ve Üç Arkadaşının Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının
Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve
Bütçe Komisyonları Raporları (1/755, 1/689, 2/699) (S. Sayısı : 666) 5. – Türkiye İş Kurumunun Kurulması ile
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 617
Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Türkiye İş Kurumu Kanunu Tasarısı ve Sağlık,
Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/754,
1/692) (S. Sayısı : 675) 6. – Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer
Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi Adına ve
Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 619 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ile Aynı Mahiyetteki Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve
Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/756, 1/691) (S. Sayısı
: 676) 7. – Sosyal Sigortalar Kurumu
Başkanlığının Kurulması ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında 616 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Sosyal
Sigortalar Kurumu Kanunu Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve
Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/753, 1/690) (S. Sayısı : 685) 8. – Kamu İhale Kanunu Tasarısı ve Plan ve
Bütçe ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonları Raporları (1/930)
(S. Sayısı :794) VIII. –
SORULAR VE CEVAPLAR A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI 1. – Diyarbakır Milletvekili Sacit
Günbey’in, Uşak İlini ziyaretinde çıkan bir olaya ilişkin sorusu ve Bayındırlık
ve İskân Bakanı Abdülkadir Akcan’ın cevabı (7/5097) 2.– Ankara Milletvekili Saffet Arıkan
Bedük’ün, KDV oranlarındaki indirime ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Sümer
Oral’ın cevabı (7/5104) 3.– Aksaray Milletvekili Ramazan
Toprak’ın, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri eski komutanının Kıbrıs Rum yönetimince
Interpol kayıtlarına aldırıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve
İçişleri Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in cevabı (7/5112) 4. – Kırıkkale Milletvekili Kemal
Albayrak’ın, Kırıkkale İlinde toplanan vergilere ve KDV indirimine ilişkin
sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral’ın cevabı (7/5155) 5. – Aksaray Milletvekili Ramazan
Toprak’ın, Avrupa Parlamentosunun bir kararının tercüme edilmemesine ilişkin
sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in cevabı (7/5161) 6. – Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik’in,
M-60 tanklarının modernizasyonuna ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Savunma
Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu’nun cevabı (7/5184) 7. – Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik’in,
Özelleştirme İdaresince satışı yapılan kuruluşlara ilişkin sorusu ve Devlet
Bakanı Yılmaz Karakoyunlu’nun cevabı (7/5196) 8. – Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik’in,
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün araç ve iş makinası mevcuduna ve köy
yollarının asfaltlanmasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın
cevabı (7/5206) 9. – Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi
Hatipoğlu’nun, hayvancılık sektörünün yatırım ve kredi sorunlarına ilişkin
sorusu ve Devlet Bakanı Kemal Derviş’in cevabı (7/5211) 10. – Balıkesir Milletvekili İlyas
Yılmazyıldız’ın, Balıkesir İli 2002 yılı yatırım projelerine ilişkin sorusu ve
Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın cevabı (7/5213) 11. – Afyon Milletvekili İsmet Attila’nın,
BDDK eski Başkanı hakkında basında çıkan iddialara ilişkin Başbakandan sorusu
ve Devlet Bakanı Kemal Derviş’in cevabı (7/5217) 12. – Balıkesir Milletvekili İlhan
Aytekin’in, M-60 tanklarının modernizasyonuna ilişkin sorusu ve Millî Savunma
Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu’nun cevabı (7/5219) 13. – Adıyaman Milletvekili Mahmut
Göksu’nun, yatırım teşviklerinde ayrımcılık yapıldığı iddialarına ve bazı
illere verilen yatırım teşviklerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kemal
Derviş’in cevabı (7/5237) 14. – Kayseri Milletvekili Salih
Kapusuz’un, IMF ve Dünya Bankasından alınan kredilere ilişkin sorusu ve Devlet
Bakanı Kemal Derviş’in cevabı (7/5239) 15. – Konya Milletvekili Lütfi Yalman’ın,
Sümer Holding’te yapılan bürokrat atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı
Yılmaz Karakoyunlu’nun cevabı (7/5269) I. – GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açıldı. Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Kaya,
biyolojik silâhların etkileri ve biyo-terörizme, Manisa Milletvekili Bülent Arınç, ekonomik
kriz sebebiyle kredi kartı borçlarını ödeme sıkıntısı içinde bulunan bazı
vatandaşların sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere, Diyarbakır Milletvekili Abdülbaki
Erdoğmuş, düşünce ve ifade özgürlüğünü sınırlayan yasaların kaldırılmasına, İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar. Mardin Milletvekili Metin Musaoğlu
hakkında, görevli memura hakaret ve tehdit suçunu işlediği iddiasıyla tanzim
edilen soruşturma dosyasının iade edilmesine ilişkin Başbakanlık tezkeresi
okundu; Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonda bulunan
söz konusu dosyanın hükümete geri verildiği bildirildi. Kayseri Milletvekili Hasan Basri Üstünbaş
ve 26 arkadaşının, emekliler ile gazi ve şehit yakını maaşı alanların
aylıklarının iyileştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/238) Genel Kurulun
bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin,
sırası geldiğinde yapılacağı bildirildi. Anayasa Komisyonunda boş bulunan ve
Demokratik Sol Parti Grubuna düşen 1 üyeliğe, Kars Milletvekili Çetin Bilgir
seçildi. Plan ve Bütçe Komisyonunda boş bulunan ve
bağımsız milletvekillerine düşen 1 üyelik için yapılan her iki tur seçimde de
karar yetersayısına ulaşılamadığı anlaşıldığından ve yeterince oy pusulası da
kalmaması nedeniyle üçüncü oylamanın 3.1.2002 tarihli 46 ncı Birleşimde
yapılacağı açıklandı. Gündemin “Sözlü Sorular” kısmının : 1 inci sırasında bulunan, (6/845) esas
numaralı sözlü sorunun yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle, soru sahibi Samsun
Milletvekili Musa Uzunkaya görüşlerini açıkladı; 2 nci sırasında bulunan (6/852), 5 inci sırasında bulunan (6/855), 6 ncı sırasında bulunan (6/856), 7 nci sırasında bulunan (6/857), 9 uncu sırasında bulunan (6/860), 10 uncu sırasında bulunan (6/861), 11 inci sırasında bulunan (6/862), 12 nci sırasında bulunan (6/863), 14 üncü sırasında bulunan (6/866), 16 ncı sırasında bulunan (6/869), 17 nci sırasında bulunan (6/870), 18
inci sırasında bulunan (6/871), 20 nci sırasında bulunan (6/873), 21 inci sırasında bulunan (6/876), 22 nci sırasında bulunan (6/878), 23 üncü sırasında bulunan (6/879), Esas numaralı sözlü sorular, ilgili
bakanlar Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından, ertelendi. 3 üncü sırasında bulunan (6/853), 8 inci sırasında bulunan (6/858), 15 inci sırasında bulunan (6/868), 19 uncu sırasında bulunan (6/872), Esas numaralı sözlü sorulara Devlet Bakanı
Mehmet Keçeciler, 4 üncü sırasında bulunan (6/854), 13 üncü sırasında bulunan (6/864), Esas numaralı sözlü sorulara Devlet Bakanı
Recep Önal, Cevap verdi; 3, 4, 13, 15 inci sıralardaki
soruların sahipleri de, cevaplara karşı görüşlerini açıkladılar. Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında bulunan : TBMM İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına
Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu Raporunun (2/94, 2/232, 2/286,
2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S. Sayısı :527) görüşmeleri, daha
önce geri alınan maddelere ilişkin Komisyon raporu henüz hazırlanmadığından,
ertelendi. Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol
İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün
Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair 20.6.2001 Tarihli
ve 4685 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca
Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Plan ve Bütçe Komisyonu
Raporunun (1/888) (S. Sayısı :777) 6
ncı maddesi üzerinde bir süre görüşüldü; madde üzerinde verilen bir önergenin
oylanması sırasında istem üzerine elektronik cihazla yapılan yoklama sonucunda
Genel Kurulda toplantı yetersayısı bulunmadığı anlaşıldığından; 3 Ocak 2002 Perşembe günü
saat 15.00’te toplanmak üzere, Birleşime 18.30’da son verildi.
II. – GELEN
KÂĞITLAR No. : 60 3.1.2002 PERŞEMBE Teklifler 1. – İstanbul
Milletvekili Yücel Erdener'in; Bir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifi
(2/859) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
27.12.2001) 2. – Afyon Milletvekili
Halil İbrahim Özsoy'un; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa Bir Ek
Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/860) (Plan ve Bütçe ve Adalet
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 27.12.2001) Tezkere 1. – Mehmet Ayhan Uluş ve
Tuncay Çakır Haklarındaki Ölüm Cezalarının Yerine Getirilmesine Dair
Başbakanlık Tezkeresi (3/950) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi :
27.12.2001) Raporlar 1. – Kamu İhale Kanunu
Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm
Komisyonları Raporları (1/930) (S. Sayısı : 794) (Dağıtma tarihi : 03.01.2002)
(GÜNDEME) 2. – Kamu İhale
Sözleşmeleri Kanunu Tasarısı ve Plan ve
Bütçe ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonları (1/931) (S. Sayısı : 795) (Dağıtma tarihi :
03.01.2002) (GÜNDEME) Sözlü Soru Önergesi 1. – İzmir Milletvekili Mehmet Özcan'ın,
Muğla-Gökova Körfezi Okluk
Koyu'ndaki Devlet Konukevine
ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1664) (Başkanlığa geliş
tarihi : 26.12.2001) Yazılı Soru Önergeleri 1. – Ankara Milletvekili M.Zeki Çelik'in, yatırım,
üretim ve istihdam konusunda bir açıklama yapıp yapmadığına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/5443) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.12.2001) 2. – Ankara Milletvekili
M.Zeki Çelik'in, Türkiye ve Arjantin'in ekonomik göstergelerine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5444) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.12.2001) 3. – Ankara Milletvekili
M.Zeki Çelik'in, Mehmet Akif Ersoy'un müze evine ilişkin Kültür Bakanından
yazılı soru önergesi (7/5445) (Başkanlığa geliş tarihi : 27.12.2001) 4. – Trabzon Milletvekili
Şeref Malkoç'un, Pontusculuk ve misyonerlik faaliyetlerine ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/5446) (Başkanlığa geliş tarihi : 27.12.2001) 5. – Konya Milletvekili
Lütfi Yalman'ın, Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı hakkında basında yer alan
iddialara ilişkin Devlet Bakanından
(Kemal Derviş) yazılı soru önergesi (7/5447) (Başkanlığa geliş tarihi :
27.12.2001) 6. – Ankara Milletvekili
M.Zeki Çelik'in, Bakanlıkça yürütülen
çalışmalara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5448) (Başkanlığa
geliş tarihi : 27.12.2001) 7. – Ankara Milletvekili
M.Zeki Çelik'in, IMF yardımlarına ilişkin Devlet Bakanından (Kemal Derviş)
yazılı soru önergesi (7/5449) (Başkanlığa geliş tarihi : 27.12.2001) 8. – Kayseri Milletvekili
Salih Kapusuz'un, K.K.T.C.'nin tanınması ve tanıtımına ilişkin Dışişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/5450) (Başkanlığa geliş tarihi : 27.12.2001) 9. – Sakarya Milletvekili
Osman Fevzi Zihnioğlu'nun, bazı depremler sonrasındaki ilk sağlık müdahalesine
ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5451) (Başkanlığa geliş tarihi
: 27.12.2001) 10. – Sakarya Milletvekili Osman Fevzi Zihnioğlu'nun,
deprem bölgesinde çalışan personelin tazminatına ilişkin Maliye Bakanından
yazılı soru önergesi (7/5452) (Başkanlığa geliş tarihi : 27.12.2001) 11. – Sakarya
Milletvekili Osman Fevzi Zihnioğlu'nun, bazı
Bakanlar Kurulu kararlarının Sakarya İlindeki uygulama sonuçlarına
ilişkin Devlet Bakanından (Kemal Derviş) yazılı soru önergesi (7/5453)
(Başkanlığa geliş tarihi : 27.12.2001) 12. – Bursa Milletvekili
Orhan Şen'in, Ahıska Türklerinin diploma denklik belgesi başvurularına ilişkin
Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5454) (Başkanlığa geliş tarihi
: 27.12.2001) 13. – Nevşehir
Milletvekili Mükremin Taşkın'ın, Nevşehir İlindeki belediyelere verilen
paralara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5455) (Başkanlığa
geliş tarihi : 27.12.2001) 14. – Eskişehir
Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım'ın, Yardımcı Hizmetler Sınıfındaki
üniversite mezunu personele ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından
yazılı soru önergesi (7/5456) (Başkanlığa geliş tarihi : 27.12.2001) 15. – Ankara
Milletvekili M. Zeki Çelik'in, bir
Japon TV kanalının ülkemizde yaptığı program çalışmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/5457) (Başkanlığa geliş tarihi : 27.12.2001) 16. – İstanbul
Milletvekili Zafer Güler'in, kredi kartı faiz oranlarına ilişkin Maliye
Bakanından yazılı soru önergesi (7/5458) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.12.2001) 17. – İstanbul
Milletvekili Zafer Güler'in, Darülaceze'ye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/5459) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.12.2001) 18. – Nevşehir
Milletvekili Mükremin Taşkın'ın, Nazım Hikmet için planlanan anma
etkinliklerine ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/5460)
(Başkanlığa geliş tarihi : 28.12.2001) 19. – İstanbul
Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, bir internet sitesinde yeralan bazı iddialara
ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/5461)
(Başkanlığa geliş tarihi : 28.12.2001) 20. – Rize Milletvekili
Mehmet Bekaroğlu'nun, darp sonucu öldüğü iddia edilen bir şahsa ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5462) (Başkanlığa geliş tarihi :
28.12.2001) 21. – Ankara Milletvekili
M.Zeki Çelik'in, THY'nın hac seferi ücretlerine ilişkin Devlet Bakanından
(Yılmaz Karakoyunlu) yazılı soru önergesi (7/5463) (Başkanlığa geliş tarihi :
28.12.2001) 22. – İstanbul
Milletvekili Celal Adan'ın, kredi kartı borçlularına ilişkin Devlet Bakanından
(Kemal Derviş) yazılı soru önergesi (7/5464) (Başkanlığa geliş tarihi :
28.12.2001) Meclis Araştırması
Önergeleri 1. – İçel Milletvekili Turhan Güven ve 21
arkadaşının, İçel İlinde aşırı yağışlar sonucu üretim ve ticaret kesiminin
uğradığı zararların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir
Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/239) (Başkanlığa geliş tarihi : 27.12.2001) 2. – Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Yalçınkaya ve 21
arkadaşının, Harran Ovasının tarımsal
sulama sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir
Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/240) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.12.2001) BİRİNCİ OTURUM Açılma Saati : 15.00 3 Ocak 2002 Perşembe BAŞKAN : Başkanvekili Ali ILIKSOY KÂTİP ÜYELER : Mehmet BATUK (Kocaeli), Levent MISTIKOĞLU
(Hatay) BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 46 ncı Birleşimini açıyorum. Toplantı yetersayımız
vardır, görüşmelere başlıyoruz. Gündeme geçmeden önce, üç
arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim. Gündemdışı ilk söz, Dünya
Nüfusuna Dikkat Haftası konusunda söz isteminde bulunan İstanbul Milletvekili
Sayın Yücel Erdener'e aittir. Buyurun Sayın Erdener.
(DSP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika, artı 1
dakika; herhalde fazlasına gerek yok diyorum; itiraz da yok tabiî. YÜCEL ERDENER (İstanbul)-
Evet, yok. BAŞKAN- Buyurun. IV. –
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR 1. – İstanbul
Milletvekili Yücel Erdener’in, Dünya Nüfusuna Dikkat Haftasına ilişkin
gündemdışı konuşması YÜCEL ERDENER (İstanbul)-
Sayın Başkan, sayın milletvekili arkadaşlarım; Dünya Nüfusuna Dikkat Haftası
2001 yılı için, gecikmeli de olsa, Yüce Meclisi bilgilendirmek amacıyla
karşınızdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Dünya nüfusu, 2001 yılı
itibariyle 6 000 000 000'ı aşmış bulunmaktadır. Bu artış her yıl ortalama 80
000 000 olarak kaydedilmektedir. İşte bu 80 000 000 artışın yüzde 97'si,
gelişmekte olan ülkeler ve fakir ülkelerde meydana çıkmaktadır. Bu artış, daha
doğrusu sessiz patlama, dünyanın tüm doğal kaynakları üzerinde, geri
dönülemeyen bir tahribat yarattığı gibi, tüm sosyoekonomik dengeleri de olumsuz
yönde etkilemektedir. Bu demografik dengesizlik, başta yetersiz eğitim, sağlık
ve kentlerde altyapı hizmetleri, elektrik enerjisi yokluğu, mutlak yoksulluk,
açlık, susuzluk, işsizlik, suçluluk gibi sorunların da ortaya çıkmasının ana
sebebidir. Yoksulluk içinde artan
kitlelerin yanı sıra, gittikçe artan sorunlar, sadece fakir toplumların değil,
tüm insanlığın yaşam kalitesini ve çevre güvenliğini olumsuz yönde
etkilemektedir. Ayrıca, yönetim şekillerini kemiren bu dengesizlik, istenmeyen
dikta rejimlerinin uygulanmasına da başlıca sebep olmaktadır. Dünya, artan
nüfusun baskısı altında alarm vermektedir. Nüfus artışı bir sorun
değildir. Şüphesiz, son kırk yıldır dünyanın gündeminde olmasına karşın, global
etkilerin gittikçe fazla hissedilmesiyle her geçen gün önemi de artmaktadır.
Halen, dünya gündeminde en hayatî öneme sahip olan bazı meseleler, örneğin,
enerji sıkıntısı, küresel ısınma, biyolojik çeşitliliğin azalması, doğal kaynak
israfı, su kirliliği, eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği, doğrudan
nüfus artışına bağlı sorunlar olarak ortaya çıkmaktadır. Günümüzde, dünya
nüfusunun yarısı kentlerde yaşamaktadır. Bu nüfusun yüzde 20 oranı, dünyanın
yüzde 75'lik alanını işgal ederken, dünya kaynaklarının yüzde 75'ini tüketmekte
ve toplam çöp miktarının da yaklaşık yüzde 75'ini üretmektedir. Halen, dünyada, nüfusu 10
milyonun üzerinde 14 şehir vardır ve bu şehirler, azgelişmiş ülkelerin
şehirleri olarak dünyada yer almaktadır. En son bilimsel verilerin ortaya
koyduğu çarpıcı gerçekler göstermektedir ki, 2010 yılı itibariyle dünya
nüfusunun üçte 2'si kentlerde yaşayacaktır; 2015 yılı itibariyle ise, nüfusu 10
milyonu aşacak olan 26 megakentin 22'si ise gelişmekte olan ülkelerde
olacaktır. Bugün gelişmekte olan ülkelerde yaşayan kent halkının yarıdan
fazlası yoksulluk içerisinde, günde 2 dolardan daha düşük gelir düzeyinde
yaşamaktadır. 2025 yılı itibariyle,
gelişmekte olan ülkelerde yaşayan her 10 çocuktan 6'sının kentlerde ve mutlak
yoksullukta yaşıyor olacağı tahmin edilmektedir. Malthus'un kötümser olduğu
için rağbet görmeyen Rant Teorisine göre, nüfus ve çevre, doğrudan birbiriyle
bağımlıdır. Ancak, bu iki olgu arasında bağımlılık, karmaşık, çeşitli ve özel
koşullara bağımlı olarak değişkendir. İnsan sayısının plansız bir şekilde
artışı, dünyanın doğal kaynakları ve dolayısıyla yaşam kalitesi üzerinde büyük
bir yük oluşturmaktadır. Özellikle son yüzyılın başından itibaren artan nüfus,
tüm doğal kaynaklar üzerinde geriye dönüşü olmayan bir hasar meydana
getirmektedir. Dünyaya, her 20 dakikada 3 500 çocuk gelmekte ve bu sürede,
birden fazla bitki ya da hayvan türü ise yok olmaktadır. Birleşmiş Milletler Nüfus
Fonu tarafından yayımlanan Dünya Nüfus Durumu 2001 Raporu "Nüfus ve Çevre
Değişimi" adı altında vahim bir tabloyu ortaya koymaktadır. Bu tabloya
göre, 2050 yılı itibariyle, 49 ülkenin nüfusu, bugünkü sayılarının tam 3 katına
çıkacaktır. Yoksulluk, insanlığın geleceği için en büyük tehlike olarak ortaya
çıkacaktır. Çevre tahribatından en fazla etkilenen kesim, azgelişmiş ülkelerde
yaşayan kadınlar olacaktır. 2 milyar insan yeterince yiyecek bulamayacaktır.
Yoksulluk sınırında yaşayan insanlar, elektrik enerjisinden bu kez de mahrum
olacaklardır. Gittikçe artan yoksulluğa paralel olarak, çevre problemleri
artacak ve ormansızlaşma dünya tarihinde bilinen en yüksek oranlara
ulaşacaktır. Dünya su kaynaklarının
artan nüfusa yeterli olmadığı da bilinmektedir. Halen, yaklaşık 1,5 milyar
insan, yeterince sağlıklı içme suyundan yoksundur. Önümüzdeki 25 yıl içinde
dünya nüfusunun üçte 1'i mutlak susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya kalacak ve
yaşam kaliteleri bozulacaktır. Bugünkü neslin
gelişiminde yöneticilerin görmezden geldiği tüm bu faktörler, bir sonraki
neslin yaşam seçeneklerini tehlikeli ölçüde kısıtlayacaktır. Ancak, boşa
harcanacak zaman da kalmamıştır. Bugün doğan bir bebeğe hakkı olan yaşam
standardını verebilmek, tutarlı ve güvenli bir dünya için... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Erdener, 1
dakika içinde toparlar mısınız efendim. Buyurun. YÜCEL ERDENER (Devamla) -
...gereken önlemlerin acilen alınması amacıyla hareket etmenin zamanı gelmiştir
diyor, hepinize ve ülkemizin yaşanabilir bir dünyada yer alması dileğiyle,
güzel gelecekler temenni ediyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Erdener. Gündemdışı konuşmaya
cevap verecek sayın bakan?.. Herhalde yok; hepsi katılıyor içeriğine. Gündemdışı ikinci söz,
Avrupa Birliği tarafından hazırlanan terör örgütleri listesiyle ilgili olarak
söz isteminde bulunan Antalya Milletvekili Sayın Kemal Çelik'e aittir. Buyurun Sayın Çelik. (DYP
sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakikadır. 2. –
Antalya Milletvekili Kemal Çelik’in, Avrupa Birliği tarafından hazırlanan terör
örgütleri listesine ilişkin gündemdışı konuşması KEMAL ÇELİK (Antalya) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avrupa Birliği tarafından hazırlanan
terör örgütleri listesiyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum; bu vesileyle,
Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım. Değerli milletvekilleri,
Türkiye, 20 yılı aşkın bir süre terör olgusuyla en şiddetli bir şekilde karşı
karşıya gelmiştir. Ülkemiz, teröre karşı hiçbir demokratik ülkede görülmeyen
boyutta bir mücadele sürdürmek zorunda kalmıştır. Bu mücadele, maalesef,
binlerce insanımızı kaybetmemize neden olmuştur. Kalkınmaya ve yatırıma
ayıracağımız 100 milyar doların üzerindeki paramız, terörle mücadele için
harcanmıştır. 11 Eylül saldırısından
sonra dünyada yaşanan duygusal ve dramatik ortamın her çeşidini ve tamamını,
biz, Türk Halkı olarak defalarca yaşadık ve bu sürecin etkilerini hâlâ
yaşamaktayız. Ama, Türkiye olarak biz, bir sonuç yarattık; bu mücadeleyi
inançla yaptık ve kazandık. Ayrıca, bu mücadeleyi, demokratik düzenden ve hukuk
düzeninden sapmadan kazandık. Ülkemizde terör var, ülke kalkınmasını,
demokratikleşme çalışmalarını ve Avrupa Birliği üyeliği hedefimizi askıya
alalım demedik. Hatırlayın 1993'le 1997
arasını, terörle mücadeleye milyarlarca dolar harcanırken, bir yandan yüzde 8
kalkınma sağlayarak OECD birincisi olan o dönemin yıldız ülkesi Türkiye'yi
hatırlayın. Bugün, IMF'den gelecek 10 milyar dolara bel bağlayan Türkiye ile o
dönemin Türkiyesini lütfen kıyaslayın; bir yandan terörle mücadele ederken, bir
yandan üreten, dünyayla rekabet içerisinde ürünlerini ihraç eden Türkiye'yi
hatırlayın. Değerli milletvekilleri, Türkiye, bu büyük terör
mücadelesini verirken, Avrupalı dostlarımız, maalesef, bize anlayış göstermekte
zorluk çektiler. Hatta üzülerek belirteyim ki, pek çok Avrupa ülkesi, korkunç
terör örgütüne bilerek ve bilmeyerek destekte bulundu. O gün bizi anlamakta
zorluk çeken ülkelerin, 11 Eylülden sonra nasıl büyük bir tarihî tecrübe
yaşamış olduğumuzu takdir edeceklerini beklerken, Avrupa Birliğinin çifte
standardıyla, maalesef, bir kez daha karşı karşıya geldik. Eğer PKK'nın
eylemlerinin yüzde 1'i Avrupa'da gerçekleşmiş olsaydı, orada yer yerinden
oynardı. Avrupa Birliğinin önde
gelen ülkelerinden Almanya, İngiltere, Fransa ve Belçika'da PKK faaliyetleri
halen yasaktır; ama, Avrupa Birliğinin terör örgütleri listesine baktığımız
zaman, bunu anlamakta güçlük çekiyoruz. Değerli milletvekilleri,
sizlere Almanya'nın Hannover Polis Müdürlüğünün PKK ile ilgili olarak Ekim 2001
ayında yayımladığı bir bildirisini aynen okumak istiyorum: Hannover Polis Müdürlüğü,
Ekim 2001'de, şu bildiriyi, aynen, Türk vatandaşlarına Türkçe olarak yayımlıyor
ve diyor ki; "Değerli vatandaşlar, diğer yabancı aşırı örgütler gibi, PKK,
hemşerilerinden tehditle para topluyor. Halen, PKK faaliyetleri yasaklanmasına
rağmen, polisteki bilgilere göre, burada yaşayan Kürt asıllı vatandaşlara karşı
hâlâ ağır suç işlenmektedir." Bunu Almanya'nın Hannover polisi söylüyor ve
"Hannover'de güven içinde yaşayabilmeniz için, bu suçların önlenmesinde ve
işlenmiş suçların aydınlatılmasında polise yardımcı olunuz. Eğer kendiniz bu
gibi suçun kurbanı olduysanız veya böyle bir suçun kurbanı olan kişiyi
tanıyorsanız, lütfen, bize bildirin" diyor. Değerli milletvekilleri,
Türkiye'nin, 11 Eylülden sonra, buna rağmen tutuk hali, maalesef dikkat
çekicidir. Türkiye "Avrupa
Birliği ile ilişkilerimiz gelişti; Avrupa Birliği, Türkiye ile ilişkilerini
geliştiriyor" diye söylüyor ve kamuoyuna umut verici açıklamalarda
bulunuyor; oysa, Avrupa Birliğinin yayımladığı terör örgütleri listesinde PKK
ve DHKP-C'ye, maalesef, rastlamak mümkün değil. Düşünün ki, dünyanın en kanlı
terör örgütü AB listesinde yer almıyor. Bu, bizim, acaba, bazı şeyleri yeniden
değerlendirmemiz gerektiğini anlatmıyor mu?.. Diyoruz ki, Avrupa ile
bir yakınlaşmamız oldu. AB ile yakınlaşma, Türkiye'nin sürekli taviz vererek
Avrupa Birliğinin görüşlerini kabul etmekse, bunun adı yakınlaşma değil,
tavizdir. Avrupa Birliğinin
kriterleri ve öncelikleri bellidir; ama, Türkiye'nin de öncelikleri vardır.
Terör ve özellikle de PKK terörü Türkiye'nin önceliklerindendir. Anlaşılıyor
ki, Avrupa Birliği ile görüşmelerde, maalesef, Türkiye'nin öncelikleri yer
almıyor. Hükümetimiz, şayet, nasıl olsa PKK'nın beli kırıldı diye konuyu
önemsemiyorsa, bu tarihî bir hatadır. Her an diriltilmeye hazır bir terör
örgütünün varlığı asla unutulmamalıdır. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Buyurun Sayın
Çelik, bitiriniz. KEMAL ÇELİK (Devamla) -
Değerli milletvekilleri, bu karardan sonra, Türkiye'nin yarınları için,
maalesef, endişe duyuyorum. Hükümetimiz, bir an önce, bu konuda yeni bazı
kararlar almalı ve etkin adımlar atmalıdır. Zira, dışpolitikada ihmaller,
telafisi imkânsız tarihî sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Dışişleri ve
İçişleri Bakanlıkları başta olmak üzere, ilgili birimlerden oluşan bir resmî
heyeti hemen teşkil ederek, ani ve etkili bir diplomatik taarruza geçmelidir. Sayın Başbakan, böyle bir
durumda, olayı, gazetelere "AB'nin affedilmez hatası" şeklinde
demeçlerle geçiştirmemeli, en azından, ilgili başbakanlar nezdinde diplomatik
girişimlerde bulunmalıdır; keza, Sayın Cumhurbaşkanı da bu konudaki
hassasiyetlerini muhataplarına anlatabilmelidir. Türkiye, dünyanın
yaşadığı 11 Eylül deneyiminden sonra terör vizyonu itibariyle dünyaya önderlik
edebilecek bir ülkeyken, maalesef, bu özelliğini uygulayamıyor. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Çelik,
süreyi uzatamıyoruz. Teşekkür ediyorum. KEMAL ÇELİK (Devamla) -
Sayın milletvekilleri, konunun hassasiyetine binaen, bu konuyu Meclis gündemine
getirmeyi uygun gördüm; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Gündemdışı
üçüncü söz, ülkemizdeki bor madenleri konusunda söz isteyen Balıkesir
Milletvekili Aydın Gökmen'e aittir. Buyurun Sayın Gökmen.
(MHP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. 3. –
Balıkesir Milletvekili Aydın Gökmen’in, ülkemizdeki bor madenlerine ilişkin
gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in cevabı AYDIN GÖKMEN (Balıkesir)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizdeki bor madenleriyle ilgili
gündemdışı söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım. Değerli milletvekilleri,
21 inci Yüzyılın petrolü olarak nitelenen bor madenleri, Türkiye'nin tek
stratejik önemi olan maden varlığıdır. Yerine ikamesi olmayan bor madenleri,
uzay teknolojisinden bilişim sektörüne, nükleer teknolojiden savaş sanayiine
kadar toplam 4 000 ürünün bünyesinde, çok geniş bir alanda kullanılan bir
madendir. Türkiye, tek başına,
dünya bor rezervlerinin yüzde 70'ine sahiptir. Bor rezervlerinin büyük
çoğunluğu Eskişehir, Kütahya, Balıkesir ve Bursa yöresindedir. Ciddî bir arama
ve rezerv geliştirme çalışmaları sonucunda bu oran yüzde 90'a çıkacaktır. Kalite açısından da, Türk
boru, özellikle kolemanit, tinkal ve üleksit üretiminde diğer bu pazardaki
bütün ülkelerin önündedir. Bu özelliği nedeniyle, Amerika Birleşik Devletleri,
en kritik alanlarda Türk boraksını kullanmaktadır. Amerika Birleşik
Devletlerinde düşen uzay aracı Challenger'ın parçalanmayan tek bölümü
kabinidir. Bu kabin, Türk boraksı kullanılarak yapılmıştır. Türk borunun bu
özelliği nedeniyle, Türkiye, dünyanın doğal tekeli konumundadır. Dünya üzerinde 2 tane
Türkçe kelime vardır; bunlardan birisi bor, diğeri yoğurttur. Arap ülkeleri
petrol nedeniyle refah içinde yaşarken, biz, neden bor madenlerini işleyip
satarak refah düzeyimizi artırmayalım?! Buradan diyorum ki, kendi
seçim bölgem olan Balıkesir'de, Balıkesir Üniversitesi bünyesi içerisinde bor
araştırma enstitüsünün oluşturulması gerekmektedir. Endüstriyel üretimde ham
bor ve rafine bor ürünleri, bünyesinde taşıdığı üstün özellikleri sayesinde,
gelişmiş ülkelerin sanayilerinin vazgeçilmez temel girdisidir. Bor ve rafine
bor ürünlerinin önemini ve ekonomik değerini daha iyi kavramak açısından,
kullanıldığı sektörler ve ürünlerinden birkaçını sıralamak isterim. Görüş sistemleri,
bilgisayar ve ileri teknoloji endüstrisi, uzay ve havacılık sanayii, özellikle
uydu ve uzay araçlarında, askeri savunma sanayii, tıbbî cihaz ve ilaç sanayi,
tarımsal sanayii, kimya, metalürji, otomobil ve gemi inşa sanayii, manyetik
rezonans görüntüleme cihazları, mikroçip, televizyon, cep telefonu ve CD'lerde
yoğun olarak kullanılmaktadır. Yine, Amerika'nın, Körfez
Savaşı sırasında yoğun biçimde Türkiye'den köstelek kolemaniti alması, Amerika
Birleşik Devletleri ordusunun kullandığı yakıt ve savaş makinelerinin temel
maddesinin bor olduğunu ve yoğun olarak kullandıklarını gösterir. Yine, Tomahawk füzeleri
ve karadan karaya atılan füzelerde de bor kullanılmaktadır. Radarlara karşı
görünmezliği mümkün kılan cam malzemelerde de bor kullanılmaktadır. Bugün, Amerika Birleşik
Devletleri, ülkedeki tüm üniversiteleri borlu yakıtlar ve bor motorları
üzerinde yönlendirmektedir. Bu hususta, 50'yi aşkın araştırma grubunun çalışma
yaptığı tespit edilmiştir. Bor tüketim pazarlarını
gelişmiş ülkeler oluşturmaktadır. Türkiye, ihracatının büyük çoğunluğunu bu
ülkelere yapmaktadır; ancak, ihracata baktığımızda, bu ülkelere sadece ham bor
ihraç ettiğimiz görülmektedir. Dünya ham bor ihtiyacının yüzde 95'ini Eti
Holding karşılamaktadır; fakat, dünya bor ticaret hacminin 1 250 000 000 dolar
olduğu göz önüne alındığında, Türkiye'nin, bor pazarı pastasından yeteri kadar
pay almadığı görülür. Biz, özelleştirmeye karşı
değiliz, bilakis yanındayız; ama, bor madenlerinin özelleştirilmesiyle ilgili
Türkiye'nin önemini ve politik ağırlığını artıracak bir varlığın elden
çıkarılması, millî çıkarlarımıza aykırıdır. Türkiye'nin bir an için bor ve bor
ürünleri ihracatını birkaç aylığına durdurduğunu varsaydığımızda, özellikle
Avrupa endüstrisinin ciddî bir krizin içine düşeceğini görebiliriz. Bor madenlerinin özelleştirilmemesi
konusunda, Sayın Genel Başkanım Dr. Devlet Bahçeli'ye ve gereken hassasiyeti
göstermiş olan 57 nci hükümete de buradan teşekkür etmek istiyorum. Dünya bor pazarındaki
tekelci piyasalar, bor madenlerinin
devletleştirilmesine sürekli karşı olmuşlardır. Bu yüzden de, madenin
topraktan çıkarılıp ham olarak satılması aşamasında, Türk madenciliği
hapsedilmiştir. O madenin teknoloji kullanarak yüksek katmadeğerli ürünler
haline getirilmesi sürekli engellenmiştir. Değerli milletvekilleri,
Endüstri Bölgeleri Yasa Tasarısının çıkarılması bir gerekliliktir. Yalnız, bor
gibi yeraltı zenginliklerimizin, bunun dışında tutulmasında fayda vardır. Madenlerimiz, içinde
bulunduğumuz krizden çıkış için bir can simididir. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Gökmen, 1
dakika içinde toparlayın efendim. AYDIN GÖKMEN (Devamla)-
Millî maden varlıklarımız, yarınlarımız için hayatî bir öneme sahiptir. Bu
varlıklarımız kamu elinden şu veya bu statüde çıkarılırsa, bilinmelidir ki,
kısa bir süre sonra bu varlıklar, yabancı tekellerin doğrudan veya dolaylı
olarak kontrolüne geçerek, Türkiye'nin bu alandaki gücü elinden alınmış
olacaktır. Büyük yeraltı
zenginliklerine sahip ülkelerin, kendi millî çıkarları yönünde bu kaynakları
kullanabilmeleri, yüksek teknolojiye sahip olmalarına bağlıdır.Teknoloji
üretmeyen ülkeler, gelişmiş ülkelerin çıkarlarına göre hareket etmek ve onlara
sürekli muhtaç konumda bulunmak zorundadırlar. Bu varlıklarımızın
yabancıların kontrolüne verilmesinin, bir anlamda, bu topraklardaki her türlü
hükümranlık haklarının da devri anlamına geleceği asla unutulmamalıdır. Türk Milletinin ülkesinin
bağımsızlığını ve bölünmez bütünlüğünü ilelebet sürdürmeye kararlı olan bir
Türk vatandaşı olarak, doğal zenginliklerimizin korunması ve ülkemizin
kalkınması açısından en iyi şekilde değerlendirilmesi için üzerimize düşen
görevi sonuna kadar yapacağız. Bu duygu ve düşüncelerle
sözlerime son veriyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve DSP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Gökmen. Gündemdışı konuşmaya
yanıt vermek üzere, Devlet Bakanı Sayın Şükrü Sina Gürel. Buyurun Sayın Bakan. (DSP
sıralarından alkışlar) DEVLET BAKANI ŞÜKRÜ SİNA
GÜREL (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Sayın Gökmen, çok özlü bir
konuşmayla, gerçekten, ülkemizdeki bor zenginliğinin, bor varlığının önemine
değindiler. Ben, kendilerine, bu konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisinin önünde
böyle bir açık konuşmayla dile getirdikleri için teşekkür ediyorum. Fazla
zamanınızı almadan, Sayın Gökmen'in de belirttiği bazı hususları biraz daha
açmak istiyorum izninizle. Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; gerçekten, bor gibi bir varlığın, bugün, Eti Holdingin
devletin denetiminde olması, yalnızca bir ulusal varlığımızın halkın elinde
değerlendirilmesi bakımından değil, aynı zamanda akılcı değerlendirilmesi
bakımından da önemi vardır; çünkü, bor, devletleştirilmeden önce, bor üretim
tekeli Eti Holdinge geçmeden önce, bölük pörçük yapılan üretim ve ayrı pazar
arayışlarıyla, borumuz, gerçekten, değerinin çok altında bir fiyata
satılabiliyordu. Örneğin, aynı evsafta bir yarı mamul, bor devletleştirilmeden
önce tonu 38 dolara satılırken, bugün 370 dolara pazar bulunabilmektedir;
çünkü, dünyada bor pazarında bir düopol vardır ve bunun bir önemli ayağı
Türkiye'dedir ve öteki ayağında da, bor tekeli, zaten, Amerika Birleşik
Devletlerinde bir özel girişimin elindedir. Yalnız, tabiî, bizim, bor pazarında
bugüne kadar kendimize edinebildiğimiz yerle yetinmemiz de söz konusu değildir.
Biz, gerçekten, şimdiye kadar, nerdeyse bütün borumuzu ham bor olarak ihraç
edegeldiğimiz için, değer olarak, uluslararası bor pazarında kendimize çok
önemli bir pay sağlayamadık; ama, son iki ikibuçuk yıldır giriştiğimiz
politika, izlediğimiz politika, kendimize mamul bor pazarında daha çok yer
edinebilmek için, ülkemizde borumuzu yarı mamul, mamul, hatta ileri uç ürünü
haline getirerek dışarıya satma politikasıdır. Bu nedenle, son iki yıl
içerisinde, önemli yatırımlarla, örneğin geçen yıla göre, daha doğrusu 2000 yılına
göre 2001 yılında, çok daha fazla, yaklaşık 100 milyon dolarlık daha fazla
mamul mal ihraç ederek, uluslararası alandaki mamul pazarında kendimize yer
edinmeye başladık; bu politikamızı sürdüreceğiz. Ayrıca, bu politikamızı
sürdürürken, yani borumuzu ham olarak değil, mamul ve ileri uç ürünü olarak
ihraç etmeye gayret ederken, aynı zamanda, özel girişimle de güçlerimizi
birleştirmeye gayret edeceğiz. Özellikle mamul ve ileri uç ürünlerinde, Eti
Holding, bundan sonra, özel girişimle işbirliğine her zaman açık olacaktır.
Umuyorum ki, önümüzdeki bir iki yıl içerisinde, biz, artık, ihraç ettiğimiz
ürünlerin yapısında, niteliğinde bir değişiklik sağlayarak, daha çok mamul ürün
ihraç eder hale geleceğiz. Ben, tekrar, Sayın
Gökmen'e teşekkür ediyorum; çünkü, gerçekten bor, gittikçe daha fazla alanda
kullanım yeri edinebilen önemli bir ulusal varlığımız ve bizim de, bu ulusal
varlığımızın gerektiği gibi değerlendirilmesi konusunda, bundan sonra da,
sağlıklı çabalarımızı sürdüreceğimizi belirtmek istiyorum. Hepinize saygılar
sunuyorum. (Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Bakan. MÜKERREM LEVENT (Niğde) -
Sayın Başkan... BAŞKAN - Ne efendim?..
Borla mı ilgili?.. MÜKERREM LEVENT (Niğde) -
Sayın Başkan, Sayın Bakanı teyiden bir şey söylemek istiyorum. BAŞKAN - Efendim, hayır;
zamanımız çok kısıtlı; bugün, çok önemli konuları görüşeceğiz. MÜKERREM LEVENT (Niğde) -
Sayın Bakana, bir hususta... BAŞKAN - Sayın Gökmen
açıkladı, Sayın Bakan açıkladı; yeterli görüyorum. MÜKERREM LEVENT (Niğde) -
Bir hususta... BAŞKAN - Hayır
efendim... Bana göre yeterli oldu;
teşekkür ediyorum. Gündemdışı konuşmalar
tamamlanmıştır. Başkanlığın Genel Kurula
diğer sunuşları vardır. 2 adet Meclis araştırması
önergesi vardır; okutuyorum: B) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 1. – İçel
Milletvekili Turhan Güven ve 21 arkadaşının, İçel İlinde aşırı yağışlar sonucu
üretim ve ticaret kesiminin uğradığı zararların araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/239) Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Son günlerde ülkemizde
meydana gelen yağışlar, başta İçel İli ve ilçeleri olmak üzere Karadeniz, Ege
ve Marmara Bölgelerimizdeki birçok il, ilçe ve köylerinde can ve mal kaybına
yol açmıştır. Ayrıca, trilyonlarca lira maddî hasar meydana gelmiştir. Özellikle İçel İlimiz,
ilçeleri ve köyleriyle birlikte, bu yağışlardan çok ciddî boyutlarda olumsuz
yönde etkilenmiş, yerleşim merkezlerinde altyapı tamamen tahrip olmuş, esnaf ve
sanatkârların işyerleri sular altında kalmış, üretime yönelik çeşitli hammadde
ve mamul maddeler kullanılamaz hale gelmiştir. Köylü ve çiftçilerimiz ekili
topraklarının büyük bir bölümünü sel ve su baskınları sonucunda kaybetmiş,
seracılık, yerfıstığı, muz ve narenciye üretiminin ise yüzde 80-90'a yakını
değerlendirilemez hale gelmiş olup, bu alanlar halen sular altında
bulunmaktadır. Yaşanan ekonomik kriz
nedeniyle zaten zor günler yaşayan bölge halkı, bu doğal afet nedeniyle, artık
feryat etme noktasına gelmiştir. Bu itibarla, aşırı
yağışlar sonucunda altyapısı kullanılamaz hale gelen İçel İl ve ilçelerinde
ikamet eden esnaf, ziraat ve ticaret erbabı vatandaşlarımızın zararlarının
tespit edilmesi ve bu konuda alınabilecek tedbirlerin belirlenmesi için Anayasanın
98, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri
gereğince bir Meclis araştırması açılması hususunda gereğini arz ederiz. Saygılarımızla. 1. Turhan Güven (İçel) 2. Ayfer Yılmaz (İçel) 3. Salih Çelen (Antalya) 4. Ali Naci Tuncer (Trabzon) 5. Mustafa Cihan Paçacı (Ankara) 6. Nihan İlgün (Tekirdağ) 7. Ayvaz Gökdemir (Erzurum) 8. Mehmet Gözlükaya (Denizli) 9. İlhan Aytekin (Balıkesir) 10. Erdoğan Sezgin
(Samsun) 11. Rıza Akçalı (Manisa) 12. Mehmet Sağlam
(Kahramanmaraş) 13. Hacı Filiz
(Kırıkkale) 14. Sevgi Esen (Kayseri) 15. Burhan Kara (Giresun) 16. Enis Sülün (Tekirdağ) 17. İsmet Attila (Afyon) 18. Eyüp Aşık (Trabzon) 19. Mahmut Bozkurt
(Adıyaman) 20. Yahya Çevik (Bitlis) 21. İlyas Yılmazyıldız
(Balıkesir) 22. Hayri
Kozakçıoğlu (İstanbul) BAŞKAN - Önerge
bilgilerinize sunulmuş olup, gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması
açılıp açılmaması hususundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır. Diğer önergeyi
okutuyorum: 2. – Şanlıurfa
Milletvekili Mehmet Yalçınkaya ve 21 arkadaşının, Harran Ovasının tarımsal
sulama sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/240) Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Cumhuriyetimizin en büyük
projesi olan GAP Projesi kapsamında Şanlıurfa İli, Akçakale, Harran ve
Ceylanpınar İlçelerimizin içinde bulunduğu Harran Ovasının yaklaşık 9 milyon
dönüm su bekleyen arazisinin 1,2 milyonu sulanmaktadır. Harran Ovamızda, tarımsal
sulama altyapı yetersizliğinden tuzluluk, çoraklık, taban suyunun yükselmesi,
drene edilememesi ve tahliye suyunun bertaraf edilememesi gibi çok ciddî
sorunlar yaşanmaktadır. Harran Ovası tarımsal vasfını kaybetme tehlikesiyle
karşı karşıyadır. Harran Ovasının yanlış
sulama neticesinde oluşan sorunların tespiti, bölgenin sosyal ve ekonomik
yapısı üzerine etkilerini araştırmak, gerekli önlemleri almak amacıyla,
Anayasanın 98 inci, TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis
araştırması açılması hususunda gereğinin yapılmasını arz ederiz. 1. Mehmet Yalçınkaya (Şanlıurfa) 2. Celal Adan (İstanbul) 3. Ali Şevki Erek (Tokat) 4. Zeki Ertugay (Erzurum) 5. Mustafa Cihan Paçacı (Ankara) 6. Ayvaz Gökdemir (Erzurum) 7. Mehmet Gözlükaya (Denizli) 8. Saffet Arıkan Bedük (Ankara) 9. Hayri Kozakçıoğlu (İstanbul) 10. Hacı Filiz
(Kırıkkale) 11. İlyas Yılmazyıldız
(Balıkesir) 12. İlhan Aytekin
(Balıkesir) 13. Ahmet İyimaya
(Amasya) 14. Nevzat Ercan
(Sakarya) 15. Rıza Akçalı (Manisa) 16. Mehmet Baysarı
(Antalya) 17. Ali Naci Tuncer
(Trabzon) 18. Enis Sülün (Tekirdağ) 19. Nihan İlgün
(Tekirdağ) 20. Mahmut Bozkurt
(Adıyaman) 21. Ramazan Gül (Isparta) 22. Kadir Bozkurt (Sinop) BAŞKAN - Bu Meclis
araştırması önergesi de bilgilerinize sunulmuş olup, gündemdeki yerini alacak
ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme sırası geldiğinde
yapılacaktır. Şimdi, Demokratik Sol
Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve Anavatan Partisi Gruplarının, Meclis İçtüzüğünün
19 uncu maddesine göre verilmiş müşterek önerileri vardır. Önce tümünü okutacağım,
sonra ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım. V. –
ÖNERİLER A) SİYASÎ
PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ 1. – Genel
Kurulun çalışma gün ve saatleriyle gündemdeki sıralamanın yeniden
düzenlenmesine ilişkin DSP, MHP ve ANAP Gruplarının müşterek önerisi Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Danışma Kurulunun 3 Ocak
2002 Perşembe günü yaptığı toplantıda, siyasî parti grupları arasında oybirliği
sağlanamadığından, gruplarımızın ekteki müşterek önerilerinin, Genel Kurulun
onayına sunulmasını arz ve teklif ederiz. 3 Ocak 2002 Saygılarımızla.
Öneriler : 1. 3 Ocak 2002 tarihli
Gelen Kâğıtlarda yayımlanan ve aynı tarihte dağıtılan 794 sıra sayılı kanun
tasarısının 48 saat geçmeden, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 8 inci sırasına, 795 sıra
sayılı kanun tasarısının 9 uncu sırasına alınması; 2 Ocak 2002 tarihli Gelen
Kâğıtlarda yayımlanan ve aynı tarihte dağıtılan 790 sıra sayılı kanun
tasarısının 48 saat geçmeden gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 10 uncu sırasına, 789 sıra
sayılı kanun tasarısının 11 inci sırasına, 792 sıra sayılı kanun tasarısının 12
nci sırasına, 791 sıra sayılı kanun tasarısının 13 üncü sırasına ve 793 sıra
sayılı kanun tasarısının 14 üncü sırasına alınması önerilmiştir. 2. Genel Kurulun, 3 Ocak
2002 Perşembe günü, 15.00-19.00, 20.00-24.00; 4 Ocak 2002 Cuma, 5 Ocak 2002 Cumartesi, 6 Ocak 2002 Pazar, 7
Ocak 2002 Pazartesi, 8 Ocak 2002 Salı, 9 Ocak 2002 Çarşamba, 10 Ocak 2002
Perşembe ve 11 Ocak 2002 Cuma günleri 14.00-19.00, 20.00-24.00 saatleri
arasında çalışması; 4 Ocak 2002 Cuma, 5 Ocak 2002 Cumartesi, 6 Ocak 2002 Pazar,
7 Ocak 2002 Pazartesi ve 11 Ocak 2002 Cuma günleri de kanun tasarı ve
tekliflerinin görüşülmesi; 8 Ocak 2002 Salı
günü sözlü sorular ile diğer denetim konularının görüşülmeyerek kanun
tasarı ve tekliflerinin görüşülmesi, 9 Ocak 2002 Çarşamba günü de sözlü
soruların görüşülmemesi; 3 Ocak 2002
Perşembe günü gündemin 8 inci sırasına kadar olan kanun tasarı ve tekliflerinin
görüşmelerinin saat 24.00'e kadar tamamlanamaması halinde, görüşmelerin
tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması; 11 Ocak 2002 Cuma günü saat
24.00'e kadar gündemin 15 inci sırasına kadar olan kanun tasarı ve
tekliflerinin görüşmelerinin tamamlanamaması halinde, görüşmelerin
tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir. 3. İçtüzüğün 91 inci
maddesi kapsamında değerlendirilen, gündemin "Kanun Tasarı ve
Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 8 inci sırasında
yer alan 794 sıra sayılı Kamu İhale Kanunu Tasarısı ile 9 uncu sırasında yer
alan 795 sıra sayılı İhale Usul Kanunu Tasarısının üzerinde yapılacak görüşme
ve oylamalarda; a) 794 sıra sayılı kanun
tasarısının, üç bölüm halinde; (1 inci kısmında yer alan 1-17 nci maddesine
kadar olan kısmın birinci bölüm, 2 nci kısmında yer alan 18-52 nci maddelerinin
ikinci bölüm, 3-6 ncı kısımlarında yer alan 53-70 inci maddelerinin üçüncü
bölüm) olarak görüşülmesi; b) 795 sıra sayılı kanun
tasarısının, iki bölüm halinde; (1 ve 2 nci kısımlarında yer alan 1-24 üncü
maddelerinin birinci bölüm, 3-5 inci kısımlarında yer alan 25-41 inci
maddelerinin ikinci bölüm) olarak görüşülmesi; c) Tasarıların tümü
üzerinde, gruplar, hükümet ve komisyon adına yapılacak konuşmaların 20'şer
dakika, kişisel konuşmaların 10'ar dakika; bölümler üzerinde, gruplar, hükümet
ve komisyon adına yapılacak konuşmaların 10'ar dakika olması; d) Maddeler okunmaksızın
sadece bölümlerin ayrı ayrı oylanması ve bölümler üzerinde verilen önergelerin
kabulü halinde, o bölümün kabul edilen önergeyle birlikte oylanması; e) Bölümler üzerinde
komisyon ve hükümetin birer, milletvekillerinin de bir önerge verebilmesi
önerilmiştir. BAŞKAN - Önerilerin
aleyhinde olmak üzere, İçel Milletvekili Sayın Turhan Güven; buyurun efendim.
(DYP sıralarından alkışlar) TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Doğru Yol Partisi Grubu adına, yeni
yılınızı kutluyorum, sağlıklar, afiyetler diliyorum; ayrıca, yılın bu ilk
günlerinde, sizlere hitap etmekten büyük memnuniyet duyduğumu da ifade etmek
istiyorum. Değerli milletvekilleri,
uzun süreden beri, gelen kanun tasarı ve tekliflerini, herhangi bir inceleme
imkânı olmaksızın, 48 saat geçmeden görüşme gibi bir usul ittihaz ettik.
Fevkalade yanlış bir olay. Temel kanun niteliğinde göreceksiniz bir işi, yani
çok önemli olduğunu vurgulayacaksınız; arkadan da, kimse incelemeden, haydi
bakalım, oldubittiye getireceksiniz!.. Bu yanlış. Bakınız, nereden başlıyor
yanlışlık: Evvela, İçtüzüğün 51 inci maddesinden başlıyor. Gelen Kâğıtlarda,
bugünkü listede, bu görüşülmesi teklif edilen kanun tasarıları yok. Halbuki,
Başkanlık, Genel Kurula gönderdiği kanun tasarılarının, ne zaman gönderildiğini
ve nasıl gönderildiğini ifade etmek mecburiyetinde Gelen Kâğıtlarda. Böyle bir
usulü kaldırdık; yani, açıkçası, İçtüzük hükümlerine aykırı davranıyoruz.
"48 saat geçmeden görüşülme" diyorlar ve arkadan da "gelin,
bunu, İçtüzüğün 91 inci maddesine göre temel kanun kabul edelim, itiraz
etmeyin, cumartesi, pazar da çalışmayız" gibi bir teklif... Değerli
milletvekilleri, hiçbir milletvekilinin
çalışmadan kaçacağını zannetmiyorum; herkes, cumartesi de gelir, pazar
da gelir, pazartesi de gelir, bu kanun tasarılarını görüşür; ama, enine boyuna
görüşelim. Şimdi, uzlaşma mı
istiyorsunuz; yani, muhalefet ile iktidarın uzlaşmasıyla mı bir kanun çıkmasını
istiyorsunuz; temel kanun niteliğinde mi olmasını istiyorsunuz? Usul böyle
değil. Bakınız, İhale Kanunu
Tasarısını, biz, teklif olarak ne zaman vermişiz Yüce Meclis Başkanlığına; 1
Ekim 2001 tarihinde vermişiz. Uzun bir çalışma sonucunda, Doğru Yol Partisinin
bu işi bilen milletvekilleri ve bilim adamları ve uygulayıcılardan müteşekkil
bir heyet kurarak, hukukçu arkadaşlarımızı da buna katarak bir kanun teklifi
hazırladık. Ne zaman verdik bunu Meclise; 1 Ekim 2001 tarihinde verdik. Hükümet
ne zaman gönderdi bunu -kendi tasarısını- 20.11.2001; yani, 20 Kasımda, bundan
tam 50 gün sonra verdi. Şimdi, uzlaşma isteyen insan ne yapar; Komisyon Başkanı
veya Komisyon, teklif ve tasarıyı yan yana getirir, bakar, hangisinde uygun
maddeler varsa onları kanunun içine koyar, tartışır enine boyuna, bir sonuca
varır ve öyle görüşür; uzlaşma böyle olur. Siz, o komisyona 50 gün önce
gönderilen kanun teklifini hiçe sayacaksınız, yani, muhalefetten geldi diye
görmezlikten geleceksiniz, itibar etmeyeceksiniz -ki, o da Avrupa normlarına
göre hazırlanmış bir tekliftir- ondan sonra gelip, uzlaşma teklifinde
bulunacaksınız. Buna, insanlar değil, başka şeyler güler. Yok böyle bir şey!..
Yok böyle bir şey!.. Uzlaşma isteyen insan, getireceği kanun tasarısına, her
şeyden evvel, itibar edilmesini, itimat edilmesini istiyorsa, o tarihte uzlaşma
aranmalıydı. O nedenle, Kamu İhale Kanunu Tasarısı için bakın, biz, o tarihte
şunu söyledik; Sayın Genel Başkan söyledi bir basın toplantısında "temel
kanun kabul edeceğiz, getirin" dedi. "Getirin, temel kanun kabul
edeceğiz; ancak, görüşlerimize itibar edin" denildi. Bu, temel kanun
olarak görüşülürdü; eğer, lütfedip de, daha evvel söylediğimiz beyanlar dikkate
alınsaydı, bugün, burada, 330'un üzerinde oya gerek kalmaksızın, diğer arkadaşlarımızı
da ikna etmek suretiyle, bu kanunu temel kanun gibi görüşebilirdik; yani, şu
öneriyi de peşinen kabul ederdik; ama, yok böyle bir şey. Siz ne yapıyorsunuz;
hem itibar etmeyeceksiniz, iltifat etmeyeceksiniz bizim getirdiğimiz
tekliflere, görmezlikten geleceksiniz, elinizin tersiyle iteceksiniz, arkadan,
gelin, bunu beraber görüşelim diyeceksiniz. Buna, insafsızlık derler; insaf
ölçüleri içinde bunu değerlendirmek çok daha değişik olur. Temel kanuna katılmadık;
gelelim, diğerlerine... Malî sektöre olan borçların yeniden yapılandırılmasıyla
ilgili kanun tasarısının görüşülmesini istiyorsunuz. Hükümetin teklifine dikkat
edin, değerli milletvekilleri, bir de Plan ve Bütçe Komisyonunda eklenen geçici
4 üncü maddeye dikkat edin. Hükümet, bu önergeyi verenlerden daha iyi mi
düşünüyor; yoksa, acaba, hiç düşünmeden mi bir kanun tasarısını gönderdi
Meclise; arkasında ne var? Kamu bankalarını değil, özel bankaları, birtakım
borçlarını, zafiyetlerini devlet niçin üstüne alsın?! Kaldı ki, zaten, hükümet
ortakları arasında da bu konuda uzlaşma yok. Üç günden beri gazetelerde
yazılıyor, çiziliyor. Daha kendi aranızda uzlaşma yapmadan, hükümetin üç
ortağının sayın genel başkanları bu konuda bir uzlaşma sağlamadan bu kanun
tasarısını niye getiriyorsunuz; amaç nedir? Neden, bir korsan madde gibi,
geçici 4 üncü madde, acaba, hükümet teklifinin içine girmiştir? Bunu, evvela
burada incelemek, irdelemek lazım. Başka ne getiriyorsunuz;
kamu kurum ve kuruluşlarınca üretilen mal ve hizmetlerin tarifelerinde
değişiklik yapılması... Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi,
kendi iradesini başkalarına devretmek gibi bir alışkanlık halinde. Bakın, dört
yıldan beri söylüyoruz; şu alışkanlıktan vazgeçin, teamül haline gelen şu işten
vazgeçin, çıkardığınız her kanunla bir yüksek kurul kurmayı âdet haline
getirdiniz. Arkadan da kendiniz bağırıyorsunuz ama, çok fazla maaş alıyor falan
filan diye. Şimdi, eğer, siz, gerçekten, burada, Büyük Millet Meclisinin kendi
iradesiyle vereceği kararlar içinde olması lazım gelen hususları dikkate
alacaksanız, bazı kanun tasarılarını buradan elinizin tersiyle itmeniz lazım,
nereden gelirse gelsin, kimden gelirse gelsin; ama, biz, böyle yapmıyoruz. Ne
yapıyoruz; hemen, burada çoğunluğu sağlayıp, o kanun maddelerini, sanki, bir
otomatik makine haline gelmişçesine süratle geçirmenin gayreti içinde oluyoruz
ve sonra da dönüyoruz, bağırıyoruz. Bakınız, daha önceden
buna benzer kanunlar geldiğinde bizim değerli arkadaşlarımız neler söylemişler.
Bir kere, şu bankalar kanunu için -üzerinde bankalar kanunu falan yok; ne var;
malî sektöre olan borçların yeniden yapılandırılması- bakın, hiç kimse bankadan
bahsetmiyor; ama, önergelere dikkat edin. Ekonomik kriz başlamış mı; başlamış.
Bu ekonomik kriz içinde bir kurul kurmuşsunuz. Bu kurul da bazı bankaları fona
almış mı; almış. Bazılarını kapatma kararı almış mı; almış. Demirbank'ın günahı
ne? Bu kanunu niye üç ay evvel, beş ay evvel, bir sene evvel çıkarmadınız? O
Demirbank'ın günahı ne? O Türk Ticaret Bankasında çalışan insanların günahı ne?
Onları, siz, tasfiye edeceksiniz, satacaksınız, devredeceksiniz; ama, bugün,
içi boşaltılan bazı bankalar için takviye kararı alacaksınız ve devlet bunlara
iştirak edecek. Hani özelleştirmeydi; hani özelleştirme? Siz devletleştirme
yapıyorsunuz; hisselerini alıyorsunuz bankanın. Bunun, dünyanın hiçbir yerinde,
özelleştirme olduğunu iddia edemez kimse. Bunun arkasında bir maksadın var
olduğunu kabul etmeniz lazım. O zaman, namusuyla çalışan; ama, küçük banka
seviyesinde olan bankalara itibar etmek, onlara destek olmak yerine, siz,
batmaya doğru yönelen bankaları takviye edeceksiniz. Bunları
gerçekleştireceksiniz. Bu kanun tasarıları bunları getiriyor. Onun için, böyle
aceleye gelmeye de tahammülü yok. Başka; Endüstri Bölgeleri
Kanunu Tasarısı. Geçen gün Tütün Kanunu niye geriye kaldı değerli arkadaşlarım,
niye geriye kaldı geçen hafta, yılbaşından evvel? Kalkınmada öncelikli yöreler
konusu ihtilat yarattığı için kalmadı mı? Şimdi, siz, ne getiriyorsunuz
yeniden? Hemen üç gün sonra bir kanun tasarısı getirerek ihtilatı daha fazla
artıracak noktaya götürmek istiyorsunuz. Bizim, burada, 13 üncü ve
14 üncü madde olarak gündeme getirilmek istenen kanun tasarılarına bir
itirazımız yok. Gerçekten, Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Kanun
Tasarısıyla ilgili anlaşma; gerçekten, Terörist Bombalamalarının Ortadan
Kaldırılmasına Dair Kanun Tasarısıyla ilgili uluslararası anlaşmalara hiçbir
itirazımız yok. Aslında, bunların öncelikli olarak gelmesi lazımdı. Ama, şunu
ifade etmek istiyorum ki, bazılarına taahhütte bulunursanız, bu, sizi bağlar;
bizi bağlamaz. Yani, ayın 15'ine kadar bu kanunlar çıkacak diye birileri
talimat vermişse, bu, sizi bağlar; Yüce Meclisi bağlamaz. Bu, birilerini
bağlar; Yüce Meclisi bağlamaz. Onun için, hiç kimse, kanun tasarılarının hemen
geçip de, çantaya koyup götüreceğini farz etmesin, zannetmesin. Hepinize saygılar
sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Güven. Sayın milletvekilleri, az
önce okuttuğumuz önerinin 3 üncü maddesinin (a) bölümünün şu şekilde dikkate
alınmasını istiyorum: "794 sıra sayılı kanun tasarısının 3 bölüm
halinde" şeklinde başlayan ibarenin "794 sıra sayılı kanun
tasarısının 5 bölüm halinde; 1 ilâ 14 üncü maddesine kadar birinci bölüm; 14
ilâ 28 inci maddesine kadar ikinci bölüm; 28 ilâ 42 nci maddesine kadar üçüncü
bölüm; 42 ilâ 56 ncı maddesine kadar dördüncü bölüm ve 56 ilâ 70 inci maddesine
kadar beşinci bölüm halinde görüşülmesi ve (e) fıkrasında, milletvekillerince 2
önerge verilmesi hususunu düzelterek istekte bulunmuşlardır önerge sahipleri.
Bu hususun bilinmesini istiyorum. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkan, o zaman, biraz daha bekleyelim, belki biraz daha yumuşarlar da 10
bölüm halinde getirirler!.. BAŞKAN - Sayın Güven,
iyileştirme bu. TURHAN GÜVEN (İçel) - İyi
işte; iyileştirme olsun diye söylüyorum. LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) -
Sayın Başkan, yazılı olarak makamınıza arz edildi mi; öyle bir önerge yazılı
olarak geldi mi? BAŞKAN - Evet, yazılı
geldi. LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) -
O önerge okunsa daha iyi olur. BAŞKAN - Okuttum efendim;
ilave ediyorum. LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) -
Efendim, sözlü pazarlığa döndüyse, onu bilelim. BAŞKAN - Yani, iki bölüm
değil, beş bölüm; oylamayı bu şekilde yapacağım. Bu hususun bilinmesini
isterim. Aleyhte, Sayın Mehmet Ali
Şahin; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar) MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; konuşmamın başında, hepinize
saygılarımı sunuyorum; iktidar partileri grup başkanvekillerince verilmiş olan
grup önerileri üstünde AK Parti Grubunun görüşlerini arz etmek üzere
huzurunuzdayım. Biraz önce okundu. Tabiî,
birtakım rakamlar söylendiği için, hangi kanun tasarılarının görüşüleceği
anlaşılamadı. O bakımdan, önce, konuşmamın başında bir iki dakikayla, bu grup
önerileri neyi amaçlıyor; bu konudaki düşüncelerimi arz etmek istiyorum. Önce, bu grup
önerilerinden anladığımız, çoğu ilgili komisyonlardan yeni geçmiş, hatta
üzerinden 48 saat dahi geçmeden Genel Kurul gündemine indirilmek istenen
tasarılardır. Tütün Yasasıyla ilgili görüşmeler devam ediyor, sanıyorum, bugün
de devam edecek. İktidar partileri, onunla birlikte 9 tasarının yasalaşmasını
istiyorlar. Bu 9 tasarının da 9 gün içerisinde yasalaşması isteniyor ve yine,
ne garip tevafuk ki, rastlantı ki, her gün de 9 saat çalışılacak. 9 tasarı, 9
gün, her gün 9 saat çalışılması suretiyle, bir çalışma maratonu önerisiyle,
iktidar partileri, Genel Kurulun huzuruna geldiler. Şöyle maddeleri bir
saydım; aşağı yukarı 160 maddedir. 160'a yakın maddeden oluşan 9 tane tasarı, 9
gün içerisinde burada görüşülecek. Hatta, en önemlileri, 100'ü aşkın madde
ihtiva eden 2 tane temel tasarı... Ki, bu tasarılar henüz daha komisyondan yeni
geldi; arkadaşlarımıza da dağıtılıp dağıtılmadığını bilemiyorum ve inceleme
imkânı bulduklarından da kuşkuluyum. Ayrıca, bu tasarılardan Kamu İhale Kanunu
Tasarısı ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu Tasarısının da temel kanun olarak
görüşülmesi istenmektedir. Önce, bu kanun
tasarılarının içerikleriyle ilgili itirazlarımız var ve ayrıca zamanlamayla da
ilgili itirazlarımız var. Tütün Yasasıyla ilgili itirazlarımızı, zaten, iki
haftadır sözcülerimiz burada dile getiriyorlar. Mesela, Kamu İhale Kanunu
Tasarısı... Değerli arkadaşlarım,
2886 sayılı Devlet İhale Kanununun yeterli olmadığı, günün ihtiyaçlarını
karşılamadığı, yolsuzluklara, hatta çıkar sağlamaya sebep olabilecek şekilde
kullanılabildiği şeklindeki değerlendirmelere biz de katılıyoruz; zaten, öteden
beri bu düşüncemizi her zeminde ve her zaman dile getirmiştik. Bu bakımdan,
Türkiye'nin yeni bir ihale yasasına ihtiyacı vardır. Bu tasarı -ki, bir de
sözleşme tasarısı var; her ikisi de- bu amacı gerçekleştirmek için hazırlanmış;
gerekçesi okunduğunda bu anlaşılıyor. Hiç şüphesiz ki, yeni bir ihale kanunu
çıkmalıdır. Bu, açıklığı, şeffaflığı, eşit muameleyi, kamuoyu denetimini
sağlayacak bir yasa olmalıdır; ancak, bizim, bu tasarının, yeni, faydalı
düzenlemeler içermesine rağmen, bu hedefleri gerçekleştirmede yeterli
olmayacağı şeklinde bir kanaatimiz var. Bu tasarı, ayrıca,
yabancı sermayeyi, Türkiye'ye çekmeyi de amaçlamaktadır. 2886 sayılı Yasada
böyle bir imkân yoktu. Şimdi, yeni getirilen ihale yasa tasarısı bunu da
amaçlamaktadır. Hiç şüphesiz ki, Türkiye'nin kaynak sıkıntısı vardır, teknoloji
yetersizliği vardır, yabancı sermayeye de ihtiyacı vardır; ancak, hangi
noktalara itiraz ediyorsunuz diye soracak olursanız, mesela, bu tasarı
içerisinde, eski tabirle "mütekabiliyet", yeni tabirle
"karşılıklılık" esasının gözetilmediğini görüyoruz. Örneğin, başka
bir ülkeden bir yatırımcı Türkiye'de yatırım yapmak istiyor, yabancı sermaye getirmek
istiyor; buyursun gelsin. Peki, bizim işadamımız, bizim yatırımcımız o ülkeye
gittiğinde aynı imkânlara sahip midir; maalesef değildir. Özellikle Avrupa
Birliği ülkelerinin hangisine gidecek bizim yatırımcımız? Bırakın oradan bir iş
almayı, vize alması dahi mümkün değildir. Değerli arkadaşlarım,
bakın, biz, bundan sanıyorum iki ay kadar önce, Anayasayı değiştirdik. Anayasa
değiştirilirken, 74 üncü maddeye bir ibare koyduk. Mesela, bu basit bir haktır,
dilekçe hakkı; yani, Türkiye'de ikametgâhı olan yabancılara dilekçe hakkını
tanıdık. Ancak, buraya bir ibare koyduk, dedik ki: "Karşılıklılık esası
gözetilmek kaydıyla..." Yabancıların dilekçe hakkını onlara verirken
karşılıklılık esasını gözetiyorsa bir Parlamento bir hükümet, yabancı yatırımcıların
da Türkiye'de yatırım yapmaları halinde bu karşılıklılık esasını gözetmelidir.
Bizim bu İhale Kanunuyla ilgili bu tür itirazlarımız vardır ve kaldı ki,
Türkiye Büyük Millet Meclisi iki ay önce karşılıklılık esasını Anayasasına
getirmek suretiyle başka bir düzenlemede bir irade de ortaya koymuştur; o
bakımdan, bu iradenin, bu İhale Yasa Tasarısında da olmasını biz temenni
ediyoruz, arzu ediyoruz. Ayrıca, yerli istekliler
için onların lehine yüzde 15 avantaj getiriliyor. Biz ülkenin içinde bulunduğu
ekonomik şartlar gözönüne alındığında bunu da yeterli görmüyoruz. Ayrıca
"yerli istekli" tabirini açıklamaya muhtaç bir ibare, bir terim
olarak değerlendiriyoruz. "Yerli istekli" ne demektir; bunun mutlaka
açıklığa kavuşturulmasında yarar var; ayrıca, kamu ihale kurumuyla ilgili
itirazlarımız var. Bunlar, sadece, şu kısa vakit içerisinde, Kamu İhale Yasa
Tasarısıyla ilgili sizlere arz edebileceğim birkaç husustur. Eğer bu tasarılar temel
kanun olarak görüşülürse, bizim bir muhalefet partisi olarak bu konularda önerge
vererek bunları düzeltmemiz şu gelen ilk öneriye göre mümkün değildir. Niye;
bir defa 3 bölüm olarak görüşülecekti ve bir bölüm var ki, ilk öneriye göre 34
maddeydi -şimdi 5 bölüme çıkarıldı, ben eski haline göre konuşuyorum-. 34 madde
içerisinde diyelim ki biz 3 veya 4 tane maddede değişiklik istiyoruz, sizler de
"doğru söylüyorsunuz, evet bunları yapalım" dediniz. Bir hükümetin
önergesi olabiliyor bir de milletvekilleri değişiklik önergesi verebiliyor;
dolayısıyla, verilecek önerge sayısının azlığı, sürenin bölümler üzerinde 10
dakika olması... Yalnız, biraz önce, Sayın Başkan değişiklikle ilgili açıklama
yaparken, bu sürenin 20 dakikaya çıkarılmasıyla ilgili herhangi bir cümle
kullanmadı, herhalde, sürenin 10 dakika olduğu şeklindeki talep hâlâ devam ediyor.
O bakımdan, eğer, bu 2 ihale kanun tasarısı, temel kanun olarak görüşülecekse,
mutlaka, bunların bölüm sayılarının artırılması, milletvekillerinin ve
grupların önerge vererek eksiklikleri giderme imkânının, gruplara ve
milletvekillerine tanınması, hem Anayasanın hem de İçtüzüğümüzün bir gereğidir.
Bunu da, Genel Kurulun bilgilerine arz ediyorum. Değerli arkadaşlar,
tabiî, sürem kısıtlı. Bu, 9 tasarıdan 1 tanesi de, âdeta vergi yasası diye
nitelendirebileceğimiz bir yasa tasarısıdır. Akaryakıt Tüketim Vergisinin alanı
genişletilmektedir; doğalgaz ve nafta, Akaryakıt Tüketim Vergisi kapsamına
alınmaktadır. Değerli arkadaşlar,
doğalgaza bir yılda yüzde 170 zam yapılmış, şimdi -işte, bu 9 tasarı içerisinde
bir başka tasarıdan bahsediyorum- doğalgaz, ayrıca, Akaryakıt Tüketim Vergisi
kapsamına alınmaktadır. Şimdi, büyükşehirlerde, kışın en şiddetli anını
yaşıyoruz, özellikle büyük kentlerde, vatandaşlarımızın önemli bir bölümü
doğalgazla ısınıyor; ama, öylesine yüksek faturalar geliyor ki, artık doğalgaz
kullanmaları mümkün değil. Ne oluyor; çiftçilerimiz, köylerde, ekonomik
sıkıntılar sebebiyle, kendilerine yeterli destek verilemediği için
traktörlerini satmak zorunda kaldılar, köylerimizin önemli bir bölümünde,
şimdi, karasabana dönüş başladı. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Şahin, 1
dakika içerisinde toparlarsanız sevinirim. MEHMET ALİ ŞAHİN
(Devamla) - Tamamlıyorum. Bir yılda doğalgaza yüzde
170 zam yapacaksınız, şimdi, bir de bundan Akaryakıt Tüketim Vergisi alacağız
diyeceksiniz. Karasabana dönüşten sonra, kara sobaya da dönüş başladı. Bu tasarıların önemli bir
bölümü, vatandaşımıza yeni yükler getiren, yeni mükellefiyetler getiren
tasarılardır. Bu tasarılar görüşülürken, hiç şüphesiz, grup adına ve
arkadaşlarımız, kişisel olarak görüşlerini ifade edecekler, itirazlarımızı
zamanı geldiğinde söyleyeceğiz. Biz, eğer, temel kanunla
ilgili demin ifade ettiğim değişiklikler bizim arzu ettiğimiz şekilde
yapılmazsa, ret oyu veririz; yapılırsa, temel kanunla ilgili talebe sıcak
bakabiliriz; ancak, çalışma saatleriyle ilgili de getirilmiş olan bu yeni
düzenlemenin, amacı hâsıl etmeyeceği kanaatindeyiz. Yeniden gözden
geçirilmesinde yarar olduğu düşüncesiyle, hepinize saygılar sunuyorum. (AK
Parti, DSP ve MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Şahin. Önerilerin lehinde olmak
üzere, Konya Milletvekili Sayın Veysel Candan; buyurun. (SP sıralarından
alkışlar) VEYSEL CANDAN (Konya) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hükümetin, çalışma saatleri ve görüşülmesi
istenilen kanun tasarılarıyla ilgili olarak getirmiş olduğu önerinin lehinde
görüşlerimi açıklamak üzere söz aldım; Muhterem Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. Şimdi, hükümet bu öneride
ne diyor; kanun tasarılarının sıralarını değiştirelim; olumludur. Gece gündüz
çalışmak istiyoruz; bu da olumludur. İhale Kanunu Tasarısı temel kanun olarak
görüşülsün; bu, doğru değildir; neden doğru değildir; şimdi, bu taleplere
baktığımız zaman, gayet masum bir istek görünüyor; yani, Parlamentoyu çok
çalıştıracaksınız, çok kanun çıkaracaksınız. Peki, bu tasarıyı getirenlere
burada bir sorum var: Acaba, bu kanun tasarısını getirirken, bu çıkması
istenilen kanun tasarısının maddelerini önergelerle niye doldurdunuz; yani,
muhalefetin konuşma imkânını niye kısıtladınız; burada doğru görüş belirtirken,
gizli birtakım mahfillerde neden ayrı hesap peşindesiniz; bunu sormak lazım;
bu, bir. Şimdi, hükümetin temel
kanun olarak getirmeye çalıştığı meselede, metinler milletvekillerince
okunmayacak, buradan okunmayacak; ne yapılacak sayın milletvekilleri, 15 inci
maddeyi kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir... Siz, bu
milletvekillerini ne zannediyorsunuz, emme basma tulumba mı?! Getireceksiniz;
kabul, ret... Kabul, ret... Yok böyle bir şey. (SP sıralarından alkışlar) Bu,
milletvekillerinin itibarıyla oynamaktır. Milletvekillerine, kanun metni bile
okunmadan bunu kabul edeceksin demek, IMF hükümete, hükümet de Parlamentoya
dikte ettiriyor... Bu, fevkalade yanlıştır. Değerli arkadaşlar,
hükümetin yaptığı ikinci oyun; bakın, bu hükümet, temel teamülleri kökünden
yıkıyor; tasarının adını ayrı yazıyor, içeriğine Plan ve Bütçe Komisyonunda son
anda önergeler verilerek, kanun, amacı dışına saptırılıyor. Bakın, örnek
vereceğim. Bundan bir hafta önce, buraya, deprem bölgesiyle ilgili, vergilerin
ertelenmesiyle ilgili bir kanun tasarısı geldi. Halbuki, o tasarının içerisinde
ne vardı; organize bölgelerde verilen teşvikler, bir yıl daha uygulamadan
kaldırıldı. Sayın Bakan geldi, burada "ben, bu organize teşvikleriyle
ilgili ciddî bir çalışma yapacağım ve tekrar geleceğim" dedi. Halbuki,
buraya bir bakıyoruz, Endüstri Bölgeleri Kanunu Tasarısı geliyor. Yani, sizin
söylediğinizle yaptığınız bir değil bir kere. Değerli arkadaşlar,
bakın, diğer bir konu; reel sektörü iyileştireceğiz deniliyor, banka kaynakları
aktarılacak, tasarı öyle. Adı ne; reel sektörü iyileştirme tasarısı; halbuki,
bankaların içini doldurma tasarısı olarak değişiyor. Yine, kamu hizmetler
tarifesi deniliyor, 1 katrilyonluk bir vergi getiriliyor. Ben, burada, hükümete
şunu hatırlatmak istiyorum. Ne söylüyorsanız, o söylediğinizin arkasında durun
ve getirdiğiniz tasarıları dosdoğru getirin. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Başkaları da öyle... VEYSEL CANDAN (Devamla) -
Değerli arkadaşlar, Başbakan, 14 Ocakta seyahat edecek; nereye; ABD'ye. Peki,
bu kanunları, çıkarmış olarak, yanında, çantasında götürmek istiyor. Bu
kanunları biraz sonra izah edeceğim. Bu kanunlarda ne var; vergi var. Bu
kanunlarda ne var; zam var. Bu kanunlarda ne var; banka soygunu var. Bu
kanunlarda ne var; peşkeş var; yani, yeni yıl, yeni kurtarma operasyonları var.
Değerli arkadaşlar,
tavsiyem şudur: Katiyetle, bir tasarı geldiği zaman, okumadan oy vermeyin,
hükümet partili milletvekili olsanız bile, oy vermeyin. Bakın, hatırlarsınız,
Başbakan Yardımcısı Sayın Bahçeli, IMF'ye verilen niyet mektubu için demişti
ki: "Ben, bu metni okumadım." Dünkü açıklamasına bakıyoruz Sayın
Bahçeli'nin "Kriz reformları gölgelemesin... Ciddî adımlar attık"
diyor; yani, bu yapılanları bir reform paketi olarak anlatmaya çalışıyor. Sayın
Bahçeli'nin yeni stand-by anlaşmasını da okumadığı görülmektedir. Değerli arkadaşlar,
şimdi, gündemdeki tasarılar hakkında kısaca bilgi arz edeceğim. Tütün Yasa Tasarısı;
alanlar daraltılacak, sigara tekeli, yabancı tekeli oluşturuyor. Reel sektör deniliyor; 11
bankaya 10 katrilyon, 7 yıl vadeli, dikkat edin 11 bankaya 10 katrilyon, 7 yıl
vadeli... Hortumcuya var, üreticiye yok. Endüstri Bölgeleri Yasa
Tasarısı; hazine arazilerinin talanı söz konusu. Kamu İhale Yasası
Tasarısı; tabiî ki, kamuoyuna hükümet nasıl takdim etti; şeffaflık olacak,
yolsuzluk durdurulacak. Halbuki, bu tasarının bunlarla hiç ilgisi yok değerli
arkadaşlar. Diğer önemli bir kanun
tasarısı; kamu kurum ve kuruluşlardaki hizmet tarifesi... Değerli arkadaşlar,
tarifedeki maddelere bir bakın, Bağ-Kur primi yüzde 15'ten yüzde 20'ye
çıkarılacak, Emlak Vergisi büyük şehirlerde yüzde 100 artırılacak, yurtdışı
çıkış 70 000 000 lira olacak, Akaryakıt Tüketim Vergisi içine nafta ve doğalgaz
ilave edilecek ve toplam 1 katrilyon vergi... Halbuki, buna vergi tasarı
denileceği yerde, başka adla getirilerek kamuoyu aldatılmaya çalışılıyor. Tabiî, konu böyle olunca,
bakın, hükümet içinden çatlak sesler nasıl geliyor; Adalet Bakanı Sayın Hikmet
Sami Türk, bugün açıklıyor, aynen görüşümüze katılıyor, diyor ki: Ziraat ve
Halk Bankalarının özelleştirilmeleri yapılırken, istenirken hükümetin bankalara
ortak olması, fonlaması yanlıştır, kaynak aktarma, bir çelişkidir. Şimdi,
hükümetin Adalet Bakanı böyle söylüyor, hükümetin Başbakanı ayrı söylüyor,
diğer bakanlar da tabiî ki ayrı telden çalıyor. Değerli arkadaşlar,
acaba, şimdi, neden böyle alelacele bu tasarılar sıraya girdi diye baktım.
IMF'ye verilen niyet mektubu elimde. Bu hafta içerisinde gönderilecek veya
gönderilmiş olan niyet mektubu. Yüzkarası bir metin; evet, yüzkarası bir metin!
Bu metin içerisinde üç türlü talimat var: 1. Hükümete verilen
talimatlar. 2. Ayrı ayrı her bakana
verilen talimatlar. 3. Türkiye Büyük Millet
Meclisine verilen talimatlar. Bütçe görüşmelerinde, bu kürsüde,
Maliye Bakanı gelip "2002 büyümemiz yüzde 4 olacak" diyor. Hemen
sonra -daha bir hafta önce- "hayır, 4 değil, yanlış hesapladım"
diyerek 3'e indiriyor. Değerli arkadaşlar, yani, para istemenin, kredi almanın
da bir usulü olmalıdır. "Kamudan 15 000
işçiyi Ocak 15'e kadar çıkaracaksınız. Telekomda fazlalıkları emekli
edeceksiniz. KİT'lerde emekliliğe gideceksiniz. Haziran sonuna kadar kamuda
istihdamı durduracaksınız. Banka şubelerini 800'e indireceksiniz. Bankacılık
sektörüne kaynak aktaracaksınız." Adalet Bakanı boşuna açıklama yapıyor.
Demek ki, o da okumadı bu metni, onun da haberi yok. "Şirket borçlarını
yeniden yapılandıracaksınız. Kamu İhale Kanunu, vergi reformu Bakanlar
Kurulunda sonuçlandırılacak." Bu da Bakanlar Kuruluna talimat. "Enerji Bakanlığı,
elektrikle ilgili ne kadar varlığı varsa Özelleştirme İdaresine bildirecek.
TÜPRAŞ, POAŞ, Türk Hava Yolları, Erdemir, TEDAŞ, BOTAŞ, bunların hepsi
özelleştirilecek. Kamu arazilerinin satışı hızlandırılacak." Değerli arkadaşlar,
şimdi, bu mektup IMF'ye gönderilecek, bilgi için de hükümete. Çok önemli bir
ifade bu: "Bilgi için hükümete..." Yani, verilmedik taahhüt kalmamış.
Bundan sonra gelen nokta mandacılıktır, mandacılık! Onun için, ben, bu metni
hiç kabul etmediğimizi bir kere daha ifade ediyorum ve yok sayıyorum değerli
arkadaşlar. (SP sıralarından alkışlar) Sayın Başbakan -aslında,
öyle bir başbakana sahibiz ki- hep ihtimalli konuşuyor. Şu son haftada yaptığı
açıklamalara bir bakın; "Aksilik olmazsa, 2002 iyi olacak." Aksilik
olursa, yok... "İhtimal ki, belki Afganistan'a bir miktar asker
gönderebileceğiz..." İhtimal dahilindedir, daha bir şey yok. "İhtimal
ki, ABD, bize sormadan Irak'a saldırmayacak..." Üç ihtimalli bir Başbakan,
nevi şahsına münhasır bir Başbakan; ihtimal, ihtimal, ihtimal; hiçbir şey yok
ortada. Değerli arkadaşlar,
personel sayısını azaltacağım derken memur alan bir hükümet, küçüleceğim derken
19 banka satın alan bir hükümet, rüşveti, hırsızlığı önleyeceğim derken
hırsızlara af çıkaran bir hükümet, 16 milyar borç bulurken 25 milyar çaldıran
bir hükümet, malî sektör diye diye dövizde karaborsayı, borsada spekülasyonu,
faizde gizli artışı sağlayan, işte o hükümet bu hükümet; bunun tescilini iyi
yapmak lazım. Hükümet, toplumu zorla
tahrik ediyor; toplumsal cinnete adım adım gidiyoruz. Bakın, neyi
bekliyorsunuz; kendini asan adamlar, açlıktan ölenler, yazarkasa atanlar,
ağzına bant bağlayanlar "açız" diye feryat edenler, soğukta donup
ölenler, size, bu hükümet yetkililerine bir şey hatırlatmıyor mu?! (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) VEYSEL CANDAN (Devamla) -
Toplum, sosyal kaosa doğru gitmektedir. Değerli arkadaşlar,
yatırıma kesinti, tarıma kesinti, çıt yok; vergi gelirlerinin tamamı faize
gidiyor, çıt yok; üstkurullar oluşturuyorsunuz, milyarlarca lira aylıklar
gidiyor, çıt yok; IMF'ye mektuplar yazılıyor, hükümete sadece bilgi veriliyor,
çıt yok... Bu hükümet, hem kör hem sağır hem yetersiz hem beceriksiz. Bir bakan da çıkmış ne
dese beğenirsiniz "2001 uğursuz geldi" diyor, bu hükümet, ayrıca
medyumluğa soyunuyor. Uğursuz olan yıl değil, uğursuz olan bu hükümetin ta
kendisi. (SP sıralarından alkışlar) Değerli arkadaşlar, son
cümlemi tamamlarken, size, işte çare, işte çözüm: Ulusal bir programa ihtiyaç
var, ulusal bir yönetime ihtiyaç var... Derviş'in konumu ve misyonu ulusal
düşünmeye müsait değil; ancak, Derviş'in istifası da hükümetin istifası
olacağından, birbirlerine borç ödeyerek, bakalım nereye kadar daha gitme
imkânına sahip olacaklar. Değerli arkadaşlarım,
Saadet Partisi olarak... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Teşekkür ederim
efendim. VEYSEL CANDAN (Devamla) -
Sayın Başkan, 1 dakika daha süre verebilir misiniz? BAŞKAN - Süre verdim
efendim, ilave ettim... VEYSEL CANDAN (Devamla) -
Efendim, teşekkür ederim. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Buyurun Sayın
Güven. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkanım, biraz evvel, biraz da nükteyle birlikte, üç partinin değerli
grup başkanvekillerinin değişiklik ihtiva eden önerilerini ifade etmeye
çalıştım. İçtüzüğün Danışma Kurulu ile ilgili 19 uncu maddesi çok net ve
açıktır. Gruplardan herhangi biri veya Meclis Başkanı, istemlerini, doğrudan
Genel Kurula sunabilir. Sundu mu; sundu... Bu istemin oylanması, o birleşimde
"Sunuşlar" bölümünde yer alır; yani, bunu değiştirmek, sizin
tabirinizle "iyileştirmek" gibi bir olay söz konusu olamaz. Nasıl
olur; bu grupların değerli başkanvekilleri bugünkü önerilerini geri çekerler,
yarın getirirler, yarın sunuşlarda okunur ve siz de burada, buna göre gereğini
yaparsınız; ama, iyileştirme adı altında, İçtüzüğün 19 uncu maddesinin çok açık
hükmüne rağmen, aykırılık söz konusu olamaz; bir. İki; yine, biraz evvel
kürsüde ifade etmeye çalıştım ki, İçtüzüğümüzün 51 inci maddesi de çok açıktır.
Bakın, gelen kâğıtlar listesinden bahsediyorum. Komisyon raporları, Meclis
araştırması, falan, falan, gelen kâğıtlar listesinde yayımlanır. Bugün gelen
kâğıtlar listesinde ne yayımlandı Sayın Başkan; var mı bu kanun tasarılarının
hiçbiri? Bakın "bunlardan Genel Kurula sevk edilenler bu listede ayrıca belirtilir"
deniliyor; yok böyle bir şey... Siz, o zaman hangi kanun tasarısını
görüştüreceksiniz? Gelen kâğıtlar listesinde yok. Öneri değiştiriliyor. O
zaman, yapılacak işlem, İçtüzüğe aykırı değil İçtüzüğe uygun hareket etmektir. Saygılar sunuyorum. BAŞKAN - Teşekkür ederiz.
Genel Kurul kararını
bildirecektir efendim. TURHAN GÜVEN (İçel) -
İçtüzüğe aykırı mı bildirecek Sayın Başkanım? BAŞKAN - Hayır efendim...
Genel Kurul gündemine hâkimdir. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Olmaz öyle şey... Olmaz öyle şey Sayın Başkan! Başkanlık kürsüsünü, burada
şimdi siz işgal ediyorsunuz, Genel Kurul değil. BAŞKAN - Sayın Aslan,
buyurun. (ANAP sıralarından alkışlar) BEYHAN ASLAN (Denizli) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Demokratik Sol Parti, Milliyetçi Hareket
Partisi ve Anavatan Partisi Gruplarınca Danışma Kurulu toplantıya çağrılmış,
tabiî, Danışma Kuruluna getirdiğimiz öneriler üzerinde görüş birliği
sağlanamayınca, Parlamentonun bugünkü gündeminde müşterek grup önerimizin
oylanması söz konusu olmuştur. Öncelikle, müşterek grup
önerimizde neler var, arkadaşlar bahsettiler; ama, ben çok kısa geçeceğim:
Devlet İhale Kanunu Tasarısı, 794 sıra sayılı tasarı; Devlet İhaleleri
Sözleşmesi Kanunu Tasarısı, 795 sıra sayılı tasarı; Çeşitli Kanun Tasarılarında
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı, 790 sıra sayılı kanun tasarısı;
Endüstri Bölgeleri Kanunu Tasarısı, 789 sıra sayılı tasarı; Malî Sektöre Olan
Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Tasarı; yani, TOBB'un, günlerce,
bir an evvel Meclisten çıkmasını beklediği tasarı, 792 sıra sayılı tasarı;
yine, Teröristlere Finansmanın Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme ve yine,
Terörist Bombaların Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşmedir. Değerli arkadaşlar, eğer,
muhalefet partisindeki konuşan sözcü arkadaşlarımız, geçmiş dönemlere
bakarlarsa, kendi iktidar oldukları dönemlere bakarlarsa, bazen, kanunların
zamanlamasının aceleye geldiğini kendileri de göreceklerdir ve zaman içerisinde
bir başbakanın, bir cumhurbaşkanının, bir bakanın yurtdışına gittiği zaman,
bazı kanunların çıkarılması gerektiği konusundaki gerekleri kendileri de
biliyorlar; çünkü, Meclis zabıtlarını okumaları, karıştırmaları kâfidir.
Baktığınız zaman, her başbakanın yurtdışı seyahatinde, cumhurbaşkanının,
bakanların yurtdışı seyahatlerinde Meclisin çalışmalarının yoğunlaşması kadar
tabiî bir olay yoktur. Bugün de Meclisin yoğun çalışması gerektir, ülke için
gerektir. Sayın Başbakan Amerika
Birleşik Devletlerine sayın iktidar partilerini temsilen gitmiyor, sayın
hükümeti temsilen gitmiyor, demokrasinin bütün kurum ve kuruluşlarını temsilen
gidiyor, sayın muhalefeti temsilen gidiyor, iktidarı temsilen gidiyor, Türk
Devletini temsilen gidiyor. Orada, onun elini güçlü kılmak, bizim, hepimizin
görevidir. (DSP ve MHP sıralarından alkışlar) VEYSEL CANDAN (Konya) -
Teslim, teslim... BEYHAN ASLAN (Devamla) -
Bu nedenle, Yüce Parlamentonun, öncelikle Başbakanın Amerika seyahatini
değerlendirirken, şunu değerlendirmeleri lazım ki "niçin Amerika'ya
gitmekte geç kaldınız, niçin 11 Eylülden sonra Amerika'ya gitmekte geç
kaldınız" diyen, tenkitleri yapan arkadaşlarımız, bugün bu tenkitleri
niçin yaptıklarının cevabını, burada, bu kanunlara destek vererek, oylamayla
destek vererek açıkça ortaya koymalıdırlar. MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU
(Tokat) - Sayın Aslan, geç gelen adalet adalet değildir. Geçen sene yapacağı
ziyareti bu sene yapmasının ne faydası var? BEYHAN ASLAN (Devamla) -
Çünkü, Başbakan, Türk Devletini temsilen gitmektedir, demokratik tüm kurum ve
kuruluşları temsilen gitmektedir. Yüce Parlamentonun bu hususu böyle
değerlendirmesini arz ediyorum; çünkü, Yüce Türk Milleti bunu böyle
değerlendiriyor. Onun vekilleri de bunu böyle değerlendireceklerdir diye umut
ediyorum. Bu nedenle, zamanlama tam
yerindedir, Parlamentonun yoğun çalışması gerektir ve şarttır ve bugün de
Türkiye Büyük Millet Meclisi yoğun çalışmak için start almıştır; Türkiye Büyük
Millet Meclisi bununla da övünmelidir. 21 inci Dönem Parlamentosu, bugüne
kadar, en çok çalışan, en radikal kararları alan parlamentodur. Bunu, ileriki
tarihler yazacaktır ve 21 inci Dönem Parlamentosunda görev alan
milletvekilleri, iktidarıyla muhalefetiyle, bu dönemi bir onur olarak ömürleri
boyunca boyunlarında taşıyacaklardır. Değerli arkadaşlar, biz,
3 grup olarak, gruplarımızın önerisini arz ettik. Arz ettikten sonra, burada,
AK Parti temsilcisi arkadaşımız Sayın Şahin konuşurken, Devlet İhale Kanunu
Tasarısı ile Devlet İhaleleri Sözleşmesine İlişkin Kanun Tasarısı üzerinde
görüş serdettiler. Biz, kendisinin görüşlerini dinledik. Yani, bölüm sayısının
2'den 5'e çıkarılmasına, yine bölümler üzerinde konuşma süresinin 10 dakikadan
20 dakikaya çıkarılmasına ilişkin önerilerini dinledik. Elbette, geneli
üzerinde de 20 dakika konuşulacaktır. Peki, biz, burada, niçin
konuşuyoruz; elbette, bir uzlaşmaya varmak için konuşuyoruz. Peki, AK Parti
temsilcisi arkadaşımızı dinledikten sonra, onun söylediklerine hak vermişsek,
doğrudur demişsek; elbette, biz, bunu 5 bölüm halinde görüşebiliriz demişsek,
bölümleri 20 dakika olarak görüşebiliriz demişsek hata mı ettik, uzlaştıysak
hata mı ettik?!. TURHAN GÜVEN (İçel)-
İçtüzüğe göre davranacaksınız; onu bu Meclis yaptı!.. BEYHAN ASLAN (Devamla)-
Elbette ki, burada, biz, yeni bir şey ortaya atmıyoruz. NEVZAT ERCAN (Sakarya)-
Hayır, bunu böyle yapamazsınız!.. BEYHAN ASLAN (Devamla)-
Bu yaptığımız İçtüzüğe uygundur; çünkü, niçin uygundur; biz, burada, Devlet
İhale Kanunu Tasarısı ile Devlet İhale Sözleşmeleri Kanunu Tasarısı için yeni
bir şey söylemiyoruz. Bunları, temel kanun tasarısı olarak görüşelim, İçtüzük 91'e
göre görüşelim dedik. Yine görüşelim diyoruz. Danışma Kurulunda görüşelim
dedik, burada, yine görüşelim diyoruz. Peki, fark ne; fark, detaydır, fark,
sadece, nasıl görüşeceğimiz konusundaki bir öneriyi kabul etmemizdir. Esas
olan, ana olan, değiştirilmeyen husus, bu iki kanun tasarısının temel kanun
olarak görüşülmesidir, İçtüzük 91 inci maddeye göre görüşülmesidir. Bunu
değiştirmiş olsaydık, o zaman, muhalefet partisindeki arkadaşlarımızın
itirazlarını haklı görebilirdik; ancak, bunu değiştirmiyoruz. Sadece, bölümler
üzerindeki konuşma süresiyle bölümlerinin sayısını artırıyoruz. Biz, bu konuda, AK Parti
yetkilisi arkadaşımızın yaklaşımına teşekkür ediyoruz. Kendilerine, uzlaşmacı
tavırlarından dolayı teşekkür ediyoruz (SP sıralarından alkışlar [!]) ve eğer,
bu kanun tasarısı, burada temel kanun olarak görüşülecekse, bunun onuru,
sadece, iktidar parti gruplarının değil, muhalefet parti gruplarının da
olacaktır; çünkü, gerçekten, Türkiye'nin zamana, çok zamana değil, az zamanda
çok iş yapmaya ihtiyacı vardır. Ben, bu nedenle, bu
düşüncelerimizi Yüce Meclise arz ediyorum. Ben, beklerdim ki, tenkitlerin
yanında öneriler olsaydı; ama, AK Partili arkadaşımız tenkidinin yanında öneri
getirmiştir, önerisi kabul edilmiştir tarafımızdan. Biz de, iktidar partisi
grupları olarak, bunun bu şekilde oylanmasını ve bu şekilde temel kanun olarak
görüşülmesini kabul ettik. Eğer oylarınızla bunu temel kanun olarak kabul
edersek, çok ciddî bir problemi çözmüş olacağız. Ayrıca, günlerdir televizyon
ekranlarında İhale Yasası çıksın diyen muhalefet partisine mensup
sözcülerimizin bu istekleri yerine gelmiş olacak ve yine Endüstri Bölgeleri
Yasası çıksın diyen arkadaşlarımızın bu istekleri de yerine gelmiş olacak.
Yine, PKK, DHKP-C terörist listesinde niçin yok diyen arkadaşlarımızın -ki, biz
de aynı şekilde isyan ediyoruz- bu haklı taleplerinin gerçekleşmesi de bu iki
uluslararası sözleşmenin mutlaka kabulüyle mümkün olacaktır. Hepinize teşekkür ediyor,
Yüce Meclise saygılar sunuyor, önerimizin kabulünü diliyorum. (ANAP, MHP ve DSP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz. Öneri üzerindeki
konuşmalar tamamlanmıştır. 1 inci öneriyi okuyup,
oylarınıza sunacağım: 3 Ocak 2002 tarihli Gelen
Kâğıtlarda yayımlanan ve aynı tarihte dağıtılan 794 sıra sayılı kanun tasarısının
48 saat geçmeden, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan
Gelen Diğer İşler" kısmının 8 inci sırasına, 795 sıra sayılı kanun
tasarısının 9 uncu sırasına alınması; 2 Ocak 2002 tarihli gelen kağıtlarda
yayımlanan ve aynı tarihte dağıtılan 790 sıra sayılı kanun tasarısının 48 saat
geçmeden gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen
Diğer İşler" kısmının 10 uncu sırasına, 789 sıra sayılı kanun tasarısının
11 inci sırasına, 792 sıra sayılı kanun tasarısının 12 nci sırasına, 791 sıra
sayılı kanun tasarısının 13 üncü sırasına ve 793 sıra sayılı kanun tasarısının
14 üncü sırasına alınması önerilmiştir. Öneriyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 1 inci öneri kabul edilmiştir. 2 nci öneriyi okuyorum : Genel Kurulun, 3 Ocak
2002 Perşembe günü 15.00-19.00, 20.00-24.00, 4 Ocak 2002 Cuma, 8 Ocak 2002
Salı, 9 Ocak 2002 Çarşamba, 10 Ocak 2002 Perşembe ve 11 Ocak 2002 Cuma günleri
14.00-19.00, 20.00-24.00 saatleri arasında çalışması; 4 Ocak 2002 Cuma günü,
gündemin 10 uncu sırasına kadar olan kanun tasarı ve tekliflerinin
görüşmelerinin bitimine kadar; 11 Ocak 2002 Cuma günü de kanun tasarı ve
tekliflerinin görüşülmesi; 8 Ocak 2002 Salı günü sözlü sorular ile diğer
denetim konularının görüşülmeyerek kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesi, 9
Ocak 2002 Çarşamba günü de sözlü soruların görüşülmemesi; 3 Ocak 2002 Perşembe
günü gündemin 8 inci sırasına kadar olan kanun tasarı ve tekliflerinin
görüşmelerinin saat 24.00'e kadar tamamlanmaması halinde, görüşmelerin tamamlanmasına
kadar çalışma süresinin uzatılması; 11 Ocak 2002 Cuma günü saat 24.00'e kadar
gündemin 15 inci sırasına kadar olan kanun tasarı ve tekliflerinin
görüşmelerinin tamamlanamaması halinde, görüşmelerin tamamlanmasına kadar
çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir. Oylarınıza sunuyorum :
Kabul edenler... Etmeyenler... Bu öneri de kabul edilmiştir. 3 üncü öneriyi okuyorum : İçtüzüğün 91 inci maddesi
kapsamında değerlendirilen, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 8 inci sırasında yer alan 794
sıra sayılı Kamu İhale Kanunu Tasarısı ile 9 uncu sırasında yer alan 795 sıra
sayılı İhale Usul Kanunu Tasarısının üzerinde yapılacak görüşme ve oylamalarda; a) 794 sıra sayılı kanun
tasarısının, 5 bölüm halinde; 1 ilâ 14 üncü maddesine kadar 1 inci bölüm, 14
ilâ 28 inci maddesine kadar 2 nci bölüm, 28 ilâ 42 nci maddesine kadar 3 üncü
bölüm, 42 ilâ 56 ncı maddesine kadar 4 üncü bölüm ve 56 ilâ 70 inci maddesi 5
inci bölüm halinde görüşülmesi, b) 795 sıra sayılı kanun
tasarısının iki bölüm halinde (1 ve 2 nci kısımlarında yer alan 1-24 üncü
maddelerinin birinci bölüm, 3-5 inci kısımlarında yer alan 25-41 inci
maddelerinin ikinci bölüm) olarak görüşülmesi, c) Tasarıların tümü
üzerinde, gruplar, hükümet ve komisyon adına yapılacak konuşmaların 20'şer
dakika, kişisel konuşmaların 10'ar dakika; bölümler üzerinde gruplar, hükümet
ve komisyon adına yapılacak konuşmaların 20'şer dakika olması; d) Maddeler okunmaksızın
sadece bölümlerin ayrı ayrı oylanması ve bölümler üzerinde verilen önergelerin
kabulü halinde o bölümün kabul edilen önerge ile birlikte oylanması; e) Bölümler üzerinde
komisyon ve hükümetin birer, milletvekillerinin de iki önerge verebilmesi,
önerilmiştir. Sayın milletvekilleri, bu
öneriyi oylarınıza sunacağım. Bu önerinin, İçtüzüğün 91
inci maddesine göre, belirli sayıda bir çoğunlukla kabul edilmesi gerekiyor;
yani, beşte 3 çoğunlukla kabul edilmesi gerekiyor. Bu nedenle, oylamayı
elektronik cihazla yapacağım ve 5 dakika süre vereceğim. Bu arada, sisteme
giremeyen arkadaşlarımızın teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen
giremeyen arkadaşlarımız olursa, aynı süre içerisinde oy pusulularını
Başkanlığımıza ulaştırmalarını; bu arada, vekâleten oy kullanacak sayın bakan
varsa, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve imzasını
taşıyan oy pusulasını aynı süre içerisinde Başkanlığımıza ulaştırmalarını rica
ediyorum. Oylama işlemini
başlatıyorum. (Elektronik cihazla
oylamaya başlandı) TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkan, değerli bakanlarımızın bir kısmı burada yok; ama, siz, biraz
evvel ifade buyurdunuz; hangi bakan hangi bakanın yerine oy kullandı; lütfen
bilelim. Bir de, oy pusulası
gönderenlerin aranılmasını istiyoruz. BAŞKAN - Oy pusulası
gönderen arkadaşlarımızın Genel Kuruldan ayrılmamalarını özellikle rica
ediyorum; çünkü, burada olup olmadıklarını arayacağım. (Elektronik cihazla
oylamaya devam edildi) BAŞKAN - Sayın Ali
Güngör?.. Burada. Sayın Hakkı Duran?.. Yok. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkan, hem oylamaya girip hem de oy pusulası gönderen arkadaşlar var
burada; buna dikkat edin. BAŞKAN - Onlara
bakıyoruz. Sayın Esat Öz?.. Burada. Sayın Fırat?.. Burada. Sayın Çakmakoğlu?..
Burada. Sayın Gökalp?.. Burada. Sayın Gürel?.. Burada. Sayın Çümen?.. Burada. Sayın Seydaoğlu?..
Burada. Sayın Ecevit?.. Burada. Sayın Hasan Gemici?..
Burada. Vekâleten Sayın İstemihan
Talay?.. Burada. Sayın Oktay Vural'a
vekâleten Sayın Tanrıkulu?.. Burada. Sayın Yaşar Okuyan?..
Burada. Sayın İsmail Cem?..
Burada. Bayındırlık Bakanı Sayın
Akcan, Sayın Tunca Toskay'a vekâlet ediyor?.. Burada. Sayın Devlet Bahçeli'ye
vekâleten Sayın Üşenmez?.. Burada. Sayın Seçkiner?.. Burada.
Sayın İnan?.. Burada. Sayın Kemaloğlu?..
Burada. Sayın Osman Durmuş'a
vekâleten Sayın Faruk Bal?.. Burada. ASLAN POLAT (Erzurum) -
Sayın Başkan, o kâğıtları bir de sistemden kontrol edin; çift oy verilmemiş
olsun. BAŞKAN - Sayın Halit
Dağlı... Ret. Sayın Ali Oğuz... Ret. Sayın Gözlükaya... Ret. Sayın Akçalı... Ret. Sayın Cevheri... Ret. Sayın Eyüp Aşık... Ret. Sayın Faris Özdemir...
Ret. Sayın Saffet Kaya... Ret. Sayın Osman
Yumakoğulları... Ret. Sayın Mahmut Nedim
Bilgiç... Ret. (DYP ve SP sıralarından gürültüler) ASLAN POLAT (Erzurum) -
Sayın Başkan, dikkatinizi çekerim; hem yoklamaya katılıyorlar hem de oy
pusulası yolluyorlar. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkan, ne biçim oylama bu? Süre doldu, siz halen pusula alıyorsunuz. 10
dakika oldu, hâlâ, oylama yapıyorsunuz. Yeter be!.. Meclisi bu hale siz
getiriyorsunuz. Burada hiçbir şey kanuna,
Tüzüğe uygun yapılmayacak mı? ASLAN POLAT (Erzurum) -
Sayın Başkan, çift oy kullanılıyor; lütfen, oy pusulası gönderenleri de kontrol
edin. Sayın Başkanım, gelen oy
pusulalarını kontrol ediniz. BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, öneri, belirlenen çoğunlukla kabul edilmiştir, kabul
görmüştür. (DSP, MHP ve ANAP sıralarından alkışlar) ASLAN POLAT (Erzurum) -
Sayın Başkanım, çift oy kullanılıyor, hem yoklamaya katılıyorlar hem de oy
pusulası gönderiyorlar, itiraz ediyorum. MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) -
Hile yapıyorsunuz, hile! ASLAN POLAT (Erzurum) -
Sayın Başkan, hep çift oy kullanıldı. BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, gündemin "Seçim" kısmına geçiyoruz. VI. – SEÇİMLER A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM 1. – Plan ve Bütçe Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim BAŞKAN - Plan ve Bütçe
Komisyonunda, bağımsız milletvekillerine düşen bir üyelik için seçim yapacağız. Bu üyelik için aday olan
bağımsız sayın milletvekillerinin adlarını okuyorum: Bülent Ersin Gök
(İstanbul) Mehmet Özcan (İzmir) Tevfik Ahmet Özal
(Malatya) Okunan adayların isimleri
liste halinde bastırılmıştır. Her üyeye bir oy pusulası
ile bir zarf dağıtılacaktır. Oyunu kullanacak sayın milletvekili, dağıtılan
aday listesinde adı yazılı olan adaylardan hangisine oy verecekse, o adayın
adının önündeki kareyi bir çarpı işaretiyle işaretleyecek ve oy pusulasını
zarfa koyacaktır. Adaylardan sadece biri işaretlenecektir. Birden fazla aday
işaretlendiğinde veya zarfa birden fazla oy pusulası konulduğu takdirde, bu
oylar geçersiz sayılacaktır. Sayın milletvekilleri,
öncelikle, oyların sayım ve dökümü için 5 kişilik bir tasnif komisyonu tespit
edeceğim. Tasnif komisyonunu tespit ettikten sonra, siz sayın üyeleri, Adana
İlinden başlayarak sırayla davet edeceğiz. Sırası gelen milletvekili, oy
pusulasını havi zarfı, kürsü önüne konulan kutuya atacaktır. Şimdi, 5 kişilik tasnif
komisyonunu tespit ediyorum: Sayın Ömer Vehbi
Hatipoğlu?... Yok. Sayın Sabahattin
Yıldız?.. Yok. Sayın Mustafa Gül?..
Burada. Sayın İlhan Aküzüm?..
Yok. Sayın Mehmet Elkatmış?..
Burada. Sayın Şadan Şimşek?..
Burada. Sayın Abdulsamet
Turgut?.. Burada. Sayın Ali Gebeş?..
Burada. Sayın Mehmet Elkatmış,
Sayın Şadan Şimşek, Sayın Abdulsamet Turgut, Sayın Mustafa Gül ve Sayın Ali
Gebeş tasnif komisyonuna seçilmişlerdir. Oylama işlemine, ad
okumak suretiyle Adana İlinden başlıyoruz. (Oyların toplanılmasına
başlandı) BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, aldığımız karar gereği, bugün gündemdeki tasarıların bitimine
kadar çalışacağız. Eğer arkadaşlarımız burada hazır olmazlarsa, bu tasarıları
görüşme şansımız yoktur; aldığımız kararın da hiçbir işe yaramayacağının
bilinmesini isterim. Bu hususu sayın milletvekillerine hatırlatıyorum. (Oyların toplanılmasına
devam edildi) BAŞKAN - Oyunu
kullanmayan sayın milletvekili var mı? Yok. Oylama işlemi
tamamlanmıştır. Kupaları kaldırın. Tasnif Komisyonu üyeleri,
Sayın Abdulsamet Turgut, Sayın Şadan Şimşek, Sayın Mustafa Gül, Sayın Ali
Gebeş, Sayın Mehmet Elkatmış yerlerini almışlardır. Oyların tasnifine
başlıyoruz. (Oyların ayırımı yapıldı) BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Tasnif Heyetinin raporunu okuyorum : Plan ve Bütçe
Komisyonunda boş bulunan ve bağımsız milletvekillerine düşen 1 üyelik için
yapılan seçime 354 üye katılmış olup, kullanılan oyların dağılımı aşağıdaki şekildedir: Tasnif Heyeti
(Muhalif) Bülent Ersin Gök : 180 Mehmet Özcan : 119 Ahmet Özal : 49 Geçersiz : 2 Boş : 4 Sayın Elkatmış'ın,
muhalefet şerhinde, "seçimlerde iki çeşit pusula kullanılmıştır; ayrıca,
bazı zarflar birbirinin içerisine girmiştir" şeklinde bir itirazî kaydı
var. Bu sonuca göre, Sayın
Bülent Ersin Gök, Plan ve Bütçe Komisyonunda boş bulunan ve bağımsız milletvekillerine
düşen 1 üyelik için yapılan seçimde, Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliğine
seçilmiştir. Hayırlı olsun diyoruz. Sayın milletvekilleri,
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler" kısmına geçiyoruz. Önce, yarım kalan
işlerden başlayacağız. VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER 1. – İzmir Milletvekili Rıfat Serdaroğlu'nun; İstanbul
Milletvekili Bülent Akarcalı'nın; Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya'nın; Ankara
Milletvekili Yıldırım Akbulut'un; Şırnak Milletvekili Mehmet Salih Yıldırım'ın;
Gaziantep Milletvekili Ali Ilıksoy, Konya Milletvekili Ömer İzgi ve Ankara
Milletvekili Nejat Arseven'in; İstanbul Milletvekili Ziya Aktaş ve 42
Arkadaşının; Zonguldak Milletvekili
Hasan Gemici'nin ve İzmir Milletvekili Işılay Saygın'ın; Türkiye Büyük Millet
Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa
Komisyonu Raporu (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449)
(S. Sayısı : 527) BAŞKAN - Türkiye Büyük
Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Tekliflerinin
görüşülmeyen maddeleriyle ilgili komisyon raporu Başkanlığımıza
verilmediğinden, teklifin görüşmelerini erteliyoruz. Tütün, Tütün Mamulleri,
Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması İle Tütün
ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı
Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair
20.6.2001 Tarihli ve 4685 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince
Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Plan ve
Bütçe Komisyonu raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz. 2. – Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel
Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin
Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair 20.6.2001 Tarihli ve 4685
Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha
Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(1/888) (S. Sayısı : 777) (1) BAŞKAN -Komisyon?..
Hazır. Hükümet?.. Hazır. Sayın milletvekilleri,
kanunun 6 ncı maddesi üzerinde verilen önergeler geliş sırasına göre okutulmuş
ve Samsun Milletvekili Ahmet Demircan ve arkadaşlarının önergesinin
oylanmasında kalınmıştı. Şimdi, Komisyonun ve
Hükümetin katılmadığı önergeyi, hatırlatmak için tekrar okutup, oylarınıza
sunacağım: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı yasa tasarısının 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının sonuna
"tesis kurmaları" ibaresinden sonra aşağıdaki hükmün eklenmesini arz
ederiz. Ahmet
Demircan (Samsun) ve
arkadaşları "...ve üretimlerinin
en az 1/3'ü kadar ihracat yapmaları ve ürettikleri tütün mamullerinde en az 1/2
yerli ürün kullanmaları şarttır." BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi
okutuyorum: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün
Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış
Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 6 ncı maddesinin birinci
fıkrasından sonra gelmek üzere, aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ederiz. Bülent
Arınç (Manisa) ve
arkadaşları "Yerli ve yabancı
sigara üreticileri, Türkiye pazarında sattıkları sigara miktarının yarısı kadar
tütünü doğrudan veya dolaylı olarak Türkiye'den almak zorundadırlar. Yeterli
tütün bulunmasına rağmen, bu zorunluluğa uymadıkları belirlenenlerin,
ürünleriyle ilgili üretim, satış veya ithal belgeleri iptal edilir." BAŞKAN - Sayın
Komisyon?.. PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN - Sayın Hükümet?.. DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz. İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir)
- Önergemizi açıklamak üzere söz istiyorum Sayın Başkan. BAŞKAN - Önerge sahibi
olarak Sayın Özgün söz istemişlerdir. Buyurun Sayın Özgün. (AK
Parti sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi hürmetle selamlıyorum. Tasarının 6 ncı
maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere, bir fıkra eklenmesi yönünde
bir önerge vermiş bulunmaktayız. Eklenmesini istediğimiz fıkra şu şekildedir:
"Yerli ve yabancı sigara üreticileri, Türkiye pazarında sattıkları sigara
miktarının yarısı kadar tütünü doğrudan veya dolaylı olarak Türkiye'den almak
zorundadırlar. Yeterli tütün bulunmasına rağmen, bu zorunluluğa uymadıkları
belirlenenlerin, ürünleriyle ilgili üretim, satış veya ithal belgeleri iptal
edilir." Bu önergeyi niye verdik;
tütün üreticisini bir nebze olsun desteklemek ve korumak amacıyla bu önergeyi
verdik. Zira, tütün üreticisi olan ülkelerin sigara sanayilerini
özelleştirmeleri halinde kendi tütünlerini korumak amacıyla kullandıkları bu
yöntem, bütün dünyada haklı bir şöhrete sahip olan Türk tütüncülüğünün
korunması açısından çok önemli bir husustur. Nitekim, Sayın Cumhurbaşkanı da,
aynı konu üzerinde hassasiyetle durmuş ve "yasanın 6 ncı maddesinde,
üretici tütünlerinin sözleşme ve esasının yanı sıra, açık artırma merkezlerinde
açık artırma yöntemi uygulanarak alınıp satılacağı öngörülmüş; ancak,
sözleşmeye bağlanamadığı için, üreticinin açık artırma yöntemiyle satışa
çıkardığı tütünlerini, alıcı bulunamaması durumunda nasıl değerlendireceğine
ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir" demektedir. "Böyle bir
durumda, tütün üretiminden çekilmek zorunda kalacak olan üreticilerin, tütün
tarımından vazgeçmeleri durumunun da kaçınılmaz bir sonuç olmasına karşın,
yasada, üretimin sürdürülebilmesi ve üreticilerin gelir kayıplarının
giderilmesine yönelik yöntem ve ilkeler gösterilmemiştir" diyor Sayın
Cumhurbaşkanı. Biz, tabiî, bu endişelere
katılıyoruz. İşte, biz, bu endişelerden hareket ederek, Sayın
Cumhurbaşkanımızın da tespit ettiği eksiklik ve yanlışlığı düzeltmek amacıyla
bu önergeyi vermiş bulunmaktayız. Yani, kısmen de olsa, tütün üreticilerini,
tütün üretimini korumak maksadıyla bunu getirmiş bulunmaktayız. Benim, sayın
milletvekillerinden istirhamım, hiç olmazsa, şu cefakâr, çileli tütün
üreticisinden, bu önergeyle getirdiğimiz hususu esirgemeyelim. Hiç olmazsa,
yerli ve yabancı sigara üreticileri, Türkiye pazarında sattıkları miktarın
yarısı kadar tütünü, doğrudan veya dolaylı olarak Türkiye'den almak zorunda
kalsınlar. Hiç olmazsa, böyle bir iyiliği, böyle bir korumayı tütün üreticisine
çok görmeyelim. Aksi takdirde, tütüncülük de, tütün üreticisi de perişan olup
gidecektir. Bunun vebali de, gerçekten çok ağır olacaktır. Bakın, açık ve net olarak
buradan ifade ediyorum. Özellikle, sayın iktidara mensup milletvekillerine
buradan sesleniyorum. Bu vebalin altından kalkmanız fevkalade zor olur. Benim
Balıkesir İlim, bir tütün bölgesidir. İlimin Sındırgı, Savaştepe, Bigadiç,
Gönen gibi ilçelerinde, pek çok tütün üreticisi, fevkalade büyük tedirginlik
içerisindedir ve her gün, telefonlarla, fakslarla, Tütün Kanununun kendilerini
fevkalade zor duruma sokacağını, zaten, çok zor şartlar altında tarımla
uğraşmak durumunda olduklarını, tarlaya giremediklerini, mazot fiyatlarının
yüksekliği ve ekime yönelik maliyetlerin yüksekliği nedeniyle gübre
alamadıkları sebeple, zaten, ekimi yapmakta büyük zorluk çekmektedirler. Bu
kadar büyük zorluk içerisinde ziraat yapmaya çalışan insanlara, hiç olmazsa, bu
önergemizle getirdiğimiz hususu çok görmeyelim, tütün ve tütün üreticisinin
ahını almayalım diye sayın iktidar milletvekillerini buradan ikaz ediyor;
önergemize desteğinizi rica ediyor; saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Özgün. Komisyonun ve Hükümetin
katılmadığı, gerekçesini Sayın Özgün'den dinlediğiniz önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... VEYSEL CANDAN (Konya) -
Karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN - Kabul edenler
dedim efendim artık... Bir dahaki önergede ararız. Kabul edenler...
Etmeyenler... VEYSEL CANDAN (Konya) -
Sayın Başkan, şimdi istiyoruz!... BAŞKAN - Geçildikten
sonra istenmez efendim... AHMET DEMİRCAN (Samsun) -
Bakmıyorsunuz ki!.. VEYSEL CANDAN (Konya) -
Kaç sefer bağırdık!.. BAŞKAN - Önerge kabul
edilmemiştir. AHMET DEMİRCAN (Samsun) -
Sayın Başkan!.. BAŞKAN - Lütfen
efendim... Geçildikten sonra olmaz. Bu önergede istersiniz efendim, ne fark
eder... VEYSEL CANDAN (Konya) -
Kaç sefer bağırdık!.. BAŞKAN - Oylamaya
geçtikten sonra istenmez. AHMET DEMİRCAN (Samsun) -
Oylamaya geçmeden istedik Sayın Başkan! BAŞKAN - Geçtim efendim,
geçtim... Üçüncü önergeyi
okutuyorum : Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı yasa tasarısının 6 ncı maddesinin altıncı paragrafından sonra
gelmek üzere "yüzde 100 Türk tütünüyle üretilen sigara markalarının
(Samsun, Maltepe vs.) mevcut şekliyle üretimine devam edilecektir"
ibaresinin eklenmesini arz ederiz. Mahmut
Göksu (Adıyaman) ve
arkadaşları BAŞKAN - Sayın Komisyon?.. PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) - Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN - Sayın Hükümet?.. DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz. BAŞKAN - Sayın Göksu?.. MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Sayın Aydın konuşacak Sayın Başkan. BAŞKAN - Sayın Aydın,
buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar) Konuşma süreniz 5
dakikadır. AHMET NURETTİN AYDIN
(Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. Ülke nüfusunun takriben
yarısını ilgilendiren önemli bir yasayı burada tartışıyor, müzakere ediyoruz ve
düşe kalka, kahir ekseriyetle, harfi değiştirilmeden kanun maddeleri geçiyor.
Sadece, Türk Anadolu köylüsünü değil, Reisicumhurun Anayasa ve hukuka dayalı
gerekçelerini de reddederek, maalesef, bu kanunla, hükümetimizin şedidülmizaç
bir yaklaşımıyla, rahmet ve şefkat unutularak, Anadolu köylüsü tamamen
hesapdışı bırakılarak, Anadolu köylüsünün tütün ekimi durdurulmaktadır. Değerli arkadaşlar,
Anayasanın 2 nci maddesi, cumhuriyetin nitelikleri arasında, toplumun huzuru,
ulusal dayanışmayı vazediyor; toplumun çıkarlarının önceliğinden dem vuruyor
Anayasa. Bir başka madde "toplum huzuru ve mutluluğu, devletin temel amaç
ve görevlerinin başında gelir" diyor. Burada, 3 000 000 üreticiyi
ilgilendiren bir yasayı, araştırmadan, bir plan-program yapmadan,
yönlendirmeden, Anadolu köylüsünü de hesaba katmadan geçiriyorsunuz. Şimdi, bir taraftan,
güneydoğunun sıkıntılarından, sorunlarından söz ediyorsunuz; öbür taraftan,
sayısı 1 000 000'a varan üreticinin sorunlarını hiç dikkate almıyorsunuz. Değerli arkadaşlar, doğu
ve güneydoğuda üretilen tütünler ancak Tekele satılabiliyor. Bu yasanın geçmesi
halinde, bu tütünler elde kalacak. "Diyarbakırlı,
Batmanlı, Siirtli, yüzelli ikiyüz yıldır maişetini, geçimini sağladığın tütünü
ekmeyeceksin; Ankara emrediyor, ferman Ankara'dandır" dediğiniz zaman,
siz, alenen, toplum barışını ve sosyal huzuru bozuyorsunuz; bunu dikkate
almıyorsunuz. Sayın Hoca buraya çıkıyor
diyor ki, efendim, serbest pazar ekonomisini hem istiyorsunuz hem
özelleştirmeye karşısınız... Avrupalı, sosyal devlet anlayışını uygularken,
toplumunu kenara itmemiş, önce toplumu dikkate almış; kırsal kesimde üretilen
tütünlerin gelirinin yüzde 80'ini üreticiye prim olarak veriyor. Bakınız, Yunanistan'da
aynı evsafta üretilen tütün 8 000 000 Türk Lirasıyla değerlendirilirken, bizim
üreticimizin ürettiği tütün 2 000 000 liraya değerlendiriliyor. Şimdi, biz,
sizi insafa davet ediyoruz. Önergemizde, bu yasa çıktıktan sonra, güneydoğuda
üretilen tütün köylünün elinde kalmasın diye, Samsun ve Maltepe gibi
sigaralarda kullanılacak tütünün tamamının yüzde 100 Türk tütünü olması
konusunda bir talebimiz var; bunu, herhalde, lütfeder, kabul edersiniz. Yoksa,
hakikaten, güneydoğu halkının sofrasındaki bir ekmeği eksiltmiş olursunuz. Bütün bunları söylemekte
fayda yok; konuş konuş, boş... Ama, şunu da itiraf ediyoruz ki, daha üç beş gün
önce, 31 Aralıkta Resmî Gazetede Bakanlar Kurulunun bir kararnamesi yayımlandı;
Türk köylü ve çiftçisine güzel bir hediye sundunuz! Bu hediyeyi biliyor
musunuz; -sessiz ve sedasız geçti- bu hediye, rahmetli Özal, 1985-1987
yıllarında tohumculuğu, süt üreticilerinin
primlerini, ziraî mücadelede ve hayvan sağlığında kullanılan ilaçları teşvik
etmişti; ama, siz, 31 Aralıkta, maalesef, neredeyse 30 000 000 nüfusu
ilgilendiren bir teşvik ve desteği kaldırıyorsunuz. Sayın Bahçeli daha önce
diyordu ki "bizim tarım desteklerimiz devam edecek." Yani, bu ne
biçim ifade, bu ne biçim yaklaşım; bir taraftan desteğimiz devam edecek
diyorsunuz, öbür taraftan 30 000 000 insanı, üç beş yüz egemen sınıfa kurban
ediyorsunuz... Kurban bayramı geliyor zaten, herhalde onu düşünüyorsunuz. Değerli arkadaşlar, siz,
bu işe çok erken başladınız. Yani, hem ulusal platformlarda hem Türkiye'de
birtakım işadamlarımızın bir ifadesi var. Ben, daha önce duyduğumda... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - 1 dakika
içerisinde toparlayınız efendim. AHMET NURETTİN AYDIN
(Devamla) - "Efendim, geleceğin dünyasında, ülkeleri, artık, hükümetler yönetmeyecek..."
Gerçekten, hükümetler yönetmiyor. İşte, birtakım yasalar geliyor, götürü usulü
yasaları götürüyorsunuz. Maalesef, yolsuzluk ve hortumlama olayları
yargıdayken, siz, milletin yarasına tuz-biber ekerek, şimdi bankaları... Daha
doğrusu, fona devredilen bankalardan özür diliyorsunuz, sıkıntıdaki bankaları
da feraha kavuşturma gayretleri içerisindesiniz. Ne olacak bu haliniz?.. Siz
yarın öbür gün millete dönmeyecek misiniz?.. Bizim adımız milletvekili; yani,
hakikaten, millet nerede kaldı, bizim vekilliğimizin ne manası var?.. Boş bir
anlam ve ifade... Onun için, ben, bu yasanın, hakikaten, çok kol ve kanat kıran
bir yasa olduğunu görüyorum. Sizleri, tekrar, basirete, şuur ve izana davet
ederek, bu önergemize destek vereceğinize inanıyor, saygılar sunuyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Aydın. VEYSAL CANDAN (Konya) -
Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyorum. BAŞKAN - Komisyonun ve
Hükümetin katılmadığı, gerekçesini Sayın Aydın'dan dinlediğiniz önergeyi
oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım. Oylamayı elektronik
oylama cihazıyla yapacağım, 3 dakikalık süre vereceğim. Vekâleten oy kullanacak
sayın bakan varsa, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve
imzasını havi oy pusulasını, belirlenen süre içerisinde Başkanlığımıza
ulaştırmalarını da rica ediyorum. Süreyi başlatıyorum. (Elektronik cihazla
oylama yapıldı) BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, önerge kabul edilmemiştir; karar yetersayısı vardır. 6 ncı maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir. 7 nci maddeyi okutuyorum
: Tarımsal destekleme MADDE 7. - Tarımsal
destekleme politikaları çerçevesinde doğrudan bütçeden veya uluslararası
kuruluşlardan sağlanan kaynaklardan, doğrudan ve/veya dolaylı olarak yapılacak
her türlü ödemelere ilişkin usul ve esasları belirlemeye Bakanlar Kurulu
yetkilidir. BAŞKAN - 7 nci madde
üzerinde, Saadet Partisi Grubu adına, Sıvas Milletvekili Sayın Musa Demirci
konuşacaklar. Buyurun Sayın Demirci. (SP
sıralarından alkışlar) Sayın Demirci, süreniz 5
dakika. SP GRUBU ADINA MUSA
DEMİRCİ (Sıvas) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 777 sıra sayılı, kısa
adıyla Tütün Kanunu Tasarısının 7 nci maddesi üzerinde Saadet Partimizin
görüşlerini arz edeceğim; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli milletvekilleri,
7 nci, madde öz olarak desteklemeleri ifade etmektedir. "Tütün
ekicilerinin nasıl destekleneceğine Bakanlar Kurulu karar verir, esaslarını da
Bakanlar Kurulu belirler" deniliyor. Tabiî, baktığımız zaman, madde,
aslında tütün ekicilerini destekleyen bir madde. Bu, ister bütçe
kaynaklarından, isterse dışkaynaklardan olsun, tütün ekicileri destekleniyor.
Ancak, tasarının bütününü gözden geçirdiğimiz zaman, tasarının geçici 1 inci
maddesinin ikinci fıkrasında deniliyor ki "2002 ve müteakip yıllar tütün
ürünü için destekleme alımı yapılmaz." Yani, 7 nci maddede, tütün
ekicisinin desteklenmesi bakımından, Bakanlar Kuruluna bir yetki veriliyor;
ancak, geçici maddeyi okuduğumuz zaman görüyoruz ki, 2002 yılında tütün
ekicilerini artık devlet desteklemeyecek. Şimdi, bu maddelerden hangisi
geçerli; elbette, bu maddelerden geçici 1 inci madde geçerli ve 7 nci madde, bu
kanunun çıkmasıyla beraber hükümsüz kalıyor. Değerli milletvekilleri, bir
başka konu şudur: Sayın Bakanımız -gerçekten ciddî bir devlet adamı; bu
bakımdan, kendisine hürmet ediyoruz- tarım işletmelerinin satılmayacağını ifade
ediyorlar; ancak, IMF'ye verilen 22 Haziran 2000 tarihli mektuba baktığımızda,
24 üncü maddede özet olarak şöyle deniliyor: "Tütün satışı için müzayede
mekanizması hayata geçirilecek ve satılmayanlar da yüzde 15 fazlasıyla tekrar
devlet tarafından alınacak." Bu birinci kısmı. İkinci kısmında deniliyor
ki: "Alkollü içkilerdeki tekeller kaldırılacak ve bu, özelleştirilecek,
özel firmalara, özel şahıslara geçecek." En önemlisi de şudur, deniliyor
ki: "Tekelin içki, tuz ve tütün ürünleri üreten tesisleri
özelleştirilerek, satılacaktır ve Tekel ticaretten alıkonulacaktır." Bu
maddeye baktığımız zaman, Sayın Bakanımızın söylediği; yani, tütün
işletmelerinin satılmayacağı sözü, böylece, sanki geçerli olmuyor. Ayrıca, yine, aynı
maddeyi destekleyen, 30 Ocak 2001 tarihinde Bay Köhler'e yazılan bir mektup
var. O ek mektup da, yine, biraz önce söylediğim maddeyi teyit ediyor ve
böylece, tütün ekicilerinin hem işletmeleri yahut da Tekel'in hem işletmeleri
satılıyor hem de destekler kaldırılmış oluyor. Şimdi, değerli
milletvekilleri, bütün dünyada tarım desteklenirken, yine, bakıyoruz ki, ister
tütün ekicilerinde olsun isterse tarımın diğer konularında olsun, bütün
destekler ortadan kalkıyor. Tabiî, fiyat desteği kalktı, gübre desteği kalktı
ve en önemlisi de, kredi destekleri kalktı. Bunların tamamı, yani, Ziraat
Bankasının verdiği kredi destekleri, ticarî faizler seviyesine, kredi faizleri
seviyesine yükseldi. Bu bakımdan, o konuda da desteklerden söz etmek mümkün
değil. Şimdi, bunları yeniden
getirmek mümkün mü; yani, Türk tarımını desteklemek mümkün mü; elbette, mümkün.
Yapılacak şey şudur: Avrupa ülkelerinin bugün gündeme getirmiş oldukları, hatta
uygulamış oldukları Garanti ve Yönlendirme Fonu var. Bunun, Türkiye'de,
mutlaka, ihdas edilmesi lazım. Türkiye'de, yeniden yapılanma dediğimiz, tarımın
bünyesine garanti ve yön verme fonunun, mutlaka, oluşturulması gerekir. Bu
oluşturulmadığı takdirde, hangi zeminlerde tarımı destekliyoruz diyorsanız
deyin, bu mutlaka havada kalacaktır ve tarımın desteklenmediğini böylece
göreceğiz. Şimdi, tarımı destekleyen
kurumlardan bir tanesi, Ziraat Bankasıdır. Ziraat Bankası, şu anda, çiftçi
bankası olma özelliğini kaybetti. Tarım kredi kooperatifleri diyorsanız, tarım
kredi kooperatifleri de, zaten, kaynaklarını Ziraat Bankasından alıyordu. Onun
destekleme... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN- Buyurun Sayın
Demirci. MUSA DEMİRCİ (Devamla)-
Tarım kredi kooperatiflerinin de destekleme yapması mümkün değil. Şimdi, bakıyoruz ki, bir
yandan da, iktidar partisi milletvekilleri Ziraat Bankasının durumunun tespit
edilmesi bakımından bir araştırma önergesi veriyorlar. Değerli arkadaşlar,
dolayısıyla, IMF mektuplarına baktığınız zaman -hangi araştırma önergesini
verirseniz verin- Ziraat Bankasının, zaten, bundan sonra çiftçiyi desteklemesi
mümkün değil. Yapılacak şey, tarım kredi kooperatiflerine oluşturulacak kaynaklarla
çiftçiyi o kanaldan desteklemektir. Bu yapılabilir mi? Biraz önce söyledim;
belki bir yönlendirme fonu kurulmak suretiyle desteklenebilir, başka sistemler
ortaya konabilir. Aksi takdirde çiftçilerimiz desteklenmiyor. Bakınız, elimde, İpsala
İlçesinden yeni gelen bir mektup var. Bu mektupta "Ziraat Bankasına olan
borçlarımızdan dolayı ve tarım kredi kooperatifine olan borçlarımızdan dolayı
fevkalade sıkıntıdayız, fevkalade zordayız, bizi kurtarın" deniliyor. Bu vesileyle, hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Demirci. Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubu adına, Ordu Milletvekili Sayın Eyüp Fatsa. Buyurun Sayın Fatsa.(AK
Parti sıralarından alkışlar) AK PARTİ GRUBU ADINA EYÜP
FATSA (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 777
sıra sayılı, kamuoyunda Tütün Yasası diye bilinen yasanın 7 nci maddesi
üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum. Değerli arkadaşlar,
bilindiği gibi, bu yasa daha önce Genel Kurulda görüşüldü, tüm itirazlara
rağmen kabul edildi; ancak, yanlış hesap Çankaya'dan döndü. Hiçbir şey olmamış
gibi, yine bu yasayı Genel Kurulun önünü getirdiniz. Oysa, Sayın Cumhurbaşkanı
veto gerekçesinde, Anayasanın, sosyal hukuk devleti anlayışının, toplumun huzur
ve güveninin sağlanmasıyla ilgili hükümlerinin dikkate alınmadığından
bahsetmektedir. Değerli milletvekilleri,
57 nci hükümetin ikibuçuk yıllık icraatı, ekonomik ve sosyal açıdan toplumun
bütün kesimlerini tahrip etmiştir. Özellikle, milletimizin yüzde 45'ini
oluşturan, devlet desteğinden başka dayanağı olmayan tarım kesimini kendi
kaderiyle başbaşa bırakmıştır. Sayın Tarım Bakanı, Tarım
Bakanlığıyla ilgili binalara çeşitli pankartlar astırmaktadır. Bunlardan biri
köylü ve çiftçiye dönük "yerimde doymak istiyorum" pankartıdır. Sayın
hükümete ve dolayısıyla Sayın Bakana seslenmek istiyorum: Tütünden geçimini
sağlayan 40 000 000 insanımızı dikkate almadan, 40 000 Tekel çalışanını yok
sayarak, Türk tütün piyasasını yabancı tekellere terk ederek mi insanımızı
yerinde doyuracaksınız? Bu uygulamalarınızla, değil insanımızı yerinde
doyurmak, yerinde tutmanız bile mümkün olmayacaktır. Köylünün, çiftçinin ihmal
edilmesi ve geçmişe dönük yanlış politikalar, çarpık kentleşmeye ve kentlerin etrafında
varoşların oluşmasına sebep olmuştur. Bugün ise, köylüyü, çiftçiyi âdeta
ortadan kaldıracak şeker, tütün gibi IMF patentli yasal düzenlemelerinizle
şehirleri de yaşanmaz hale getiriyorsunuz. Değerli milletvekilleri,
bu yasayla, dünyanın en kaliteli tütünü olan Ege ve Karadeniz tütünlerini, Türk
Tekelinin elinden alarak ve Türk Tekelini de kaldırarak, uluslararası sigara
tekellerinin insafına terk etmektesiniz. Avrupa Birliği ülkelerinde tütün
üreticisinin eline 4 ilâ 7 euro arasında para geçerken, siz, bu yasayla, tütün
üreticimizi yüzüstü bırakmaktasınız. Özellikle, güneydoğuda, yirmi yıl süren
terör hadiselerinden sonra "köye dönüş projesi" adı altında köye
dönüş çalışmaları yürütülürken, bu yasayla olağanüstü hal bölgesindeki tütün
üreticilerini kimlerin kucağına ittiğinizin farkında mısınız? Onu ekemezsiniz,
bunu dikemezsiniz yasakçı mantığıyla alternatif iş sahaları açmadan ve geçiş
süreci tanımadan üreticinin önüne engeller koymak, hangi insafla izah
edilebilir?! Değerli arkadaşlar,
iktidar partilerine mensup arkadaşlarımız burada konuşurlarken, yasanın,
liberal ekonominin ve serbest piyasanın gereği olduğundan bahsetmektedirler.
Biz de serbest piyasadan yanayız, biz de serbest piyasayı savunuyoruz. Serbest
piyasa, toplumun önemli bir kesimini yok etmek demek değildir. Neden,
altyapısını hazırlamadan, bir geçiş süreci tanımadan, Türk çiftçisi, Türk
köylüsü bu ağır faturayı ödemeye mecbur ediliyor, mahkûm ediliyor? Ayrıca, serbest piyasa,
toplumun örf, âdet ve inanç değerlerini tahrip etmek demek de değildir.
Nitekim, şarap üreticisi bir firma, geçtiğimiz günlerde medyada yer aldığı
gibi, ürettiği şaraba "Emir Sultan" ismini verebiliyor. Emir
Sultan'ın bu millet için ne anlam ifade ettiğini aziz milletimiz bilmektedir.
Serbest piyasayı bu anlayışla yorumlayan zihniyeti kınıyor, Tekel'den sorumlu
Sayın Devlet Bakanını da göreve davet ediyorum. Değerli milletvekilleri,
tasarının bu maddesinde, tarımsal destekleme politikalarından bahsedilmekte,
bununla ilgili "usul ve esasları belirlemeye Bakanlar Kurulu
yetkilidir" denilmektedir. Ülkede tarım mı bıraktınız ki, desteklemek için
yetki istiyorsunuz?! (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Fatsa, 1
dakika içerisinde toparlar mısınız. EYÜP FATSA (Devamla) -
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Tütün üreticisini yok
edip perişan edecek olan yasa, bir IMF dayatmasıdır. Ne yazık ki, millî irade,
bu baskılara boyun eğdirilmektedir. Tasarıya onay
vermeyeceğimizi bir kere daha ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
(AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Fatsa. Doğru Yol Partisi Grubu
adına, Adıyaman Milletvekili Sayın Mahmut Nedim Bilgiç; buyurun. (DYP
sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakikadır. DYP GRUBU ADINA MAHMUT
NEDİM BİLGİÇ (Adıyaman) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşülmekte olan
yasanın 7 nci maddesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; bu
vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlarım,
yasaya göstermiş olduğunuz ilgi, alaka, bu yasanın ülke için ne kadar önemli
olduğunu gösteriyor. Aşağı yukarı, aylardır ülkenin gündemine oturmuş olan
Tütün Yasası, haftalardır Yüce Mecliste görüşülmesine rağmen, bugün, yine,
sıralar tamamıyla dolu. Hiçbir yasaya bu kadar ilgi nasip olmamıştı doğrusu. Bu
gösteriyor ki, bu yasa, ülkenin öz meselelerinden birini değiştirmek için
yapılan bir çalışma ve bunun tabanında büyük bir kitle var. Yani, Türkiye'de,
şu anda, bizi, yüzbinlerce kişi dinliyor, izliyor; ama, en az 5-6 milyon kişiyi
de bu yasa ilgilendiriyor. Onun için, değerli arkadaşlar, iktidar partisini
teşkil eden arkadaşlarım da, yasayı izlemek, yasanın görüşmelerinde bulunmak
gibi bir görevle kendilerini mecbur hissediyorlar. Tümü üzerindeki
görüşmelerde, değerli iktidar sözcüleri, dünyanın genel doğruları ile ülkenin
özel yanlışlarını örtüştürmeye çalıştılar ve bu ülkedeki büyük sıkıntıyı acaba
nasıl gizleriz yoluna gittiler. Değerli arkadaşlarım, tabiî ki, genel
doğrular... Ülkede liberalleşme, demokratikleşme, ülkede piyasa ekonomisi ve
özelleştirme gibi kavramları yapan Batı, bunu yaparken, kendi ülkesinin özel
doğrularını da arayarak yapmıştır; ülkenin coğrafî şartlarını, ülkenin nüfus
yoğunluğunu ve ülkenin gelir dağılımındaki dengesizliklerini göz önüne alarak,
özelleştirmeyi bölgenin şartlarına göre yapmış, zamanlamayı da ayarlamak
suretiyle, ülkelerinin insanlarını, aşağı yukarı, bugün, 20 000 dolar hayat
seviyesine, hayat standardına kavuşturmuştur. Bizim ülkemizde yapılan
özelleştirmenin bununla bağdaşır ve örtüşür tarafı yoktur değerli arkadaşlarım.
Maalesef, baktığımız zaman, tütünün özelleştirilmesi, yalnız, tabanında 40 000
işçi yatan 5 fabrika, 10 fabrika değil, temelinde 7 milyon insanımızın yattığı,
çiftçinin bulunduğu, koca, devasa bir teşkilat. Bunlara, yalnız ekonomik bir
hizmet vermiyor devlet, tütün ekimini -bugünkü haliyle değil de- devam
ettirilebilseydi, sosyal bir ihtiyacı da karşılamış oluyordu. Değerli arkadaşlarım,
devletin üç görevini tütün ekicisi üzerine almıştı: Birincisi, istihdam
meselesi. Türkiye'de, istihdam sıkıntısının yüzde 25'lere çıktığı ülkemizde,
tütün, bugün, doğal olarak, çok sıkıntıda olan, aşağı yukarı 5 000 000 - 6 000
000 insanı istihdam ediyordu. Kendi tarlasında, çiftinde, çubuğunda, devletten
bir şey istemeden, bütün çocuklarıyla beraber, bir asgarî ücrete ondört ay
çalışıyordu. İkincisi, gelir
dağılımındaki adaletsizlik gideriliyordu. Bütçeden biraz para transfer etmek
suretiyle, gelir dağılımındaki bu adaletsizlik de gideriliyordu. Üçüncüsü de arkadaşlar,
bölgeler arasındaki adaletsizlik gideriliyordu. Güneydoğunun, hakikaten, kıraç,
hiçbir şey ekilemeyen, alternatif ürün diye ortaya konulan ürünlerden
hiçbirinin ekilmesi mümkün olmayan yerlerinde tütün ekilmek suretiyle,
vatandaşa bir ekmek vermek gibi bir imkânı ortaya koyuyordu. Bu vatandaş, kendi
çabasıyla, bahçesinde, tarlasında oniki ay çalışmak suretiyle, evine bir ekmek
götürüyordu ve devletin vereceği, Anayasaya göre vermesi gereken ekmeği,
kendisi, kendi tarlasında veya yarıcının tarlasında çalışmak suretiyle, bu
ihtiyacı kapatıyordu. Maalesef, bu yasa, bunu da kapatıyor. Değerli arkadaşlarım, bu
yasanın temelinde sosyal bir sıkıntı var. Bu yasa, ileride, mutlaka
düzeltilecek. Maalesef, bu yasa, bu hükümetin mecburiyeti olarak görüşülüyor.
Hükümeti temsil eden partilerin de bu yasanın doğruluğuna inandığına inanmak
mümkün değil. Hiçbirisi, bunun, Türkiye'nin gerçekleriyle bağdaştığına
inanmıyor; ama, buna rağmen, bugün, Türkiye, ülkenin zorluklarını, kendi
mecburiyetlerini, IMF'yle görüşmelere bağlamak suretiyle, Hazinenin de yanlış
değerlendirmesinden sonra bu noktaya gelmiş bulunuyor. Değerli arkadaşlarım, bu
yasa yine çıkarılabilirdi; fakat, ülkenin şartlarına uygun şekle
getirilebilirdi. Hazine, maalesef, oturarak, kitabî bir şekilde bu yasayı
kaleme almıştır. Öyle zannediyorum ki, bu işi bilen tekelcilerle de fazla
görüşmeden, Hazinenin kaleminden çıkan yasayı, bugün Yüce Meclis görüşüyor. IMF
şunu istedi, bunu istedi; bu, kolaycılıktır arkadaşlar... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Buyurun, 1
dakika içerisinde toparlayın. MAHMUT NEDİM BİLGİÇ
(Devamla) - Bu, işin kolay tarafı. IMF istedi diye çıkmıyor bu yasa. Bu yasa,
Hazine de biraz inandığı için çıkıyor. Hazine de bu tütün işinin yanlış
olduğuna inanıyor ve bu büyük yanlışı, bu Yüce Meclis, ileride mutlaka düzeltecektir;
çünkü, bu yanlışın ülkenin felaketi olduğunu, ileride, bütün arkadaşlarımız
göreceklerdir. Bu, bir sosyal kargaşaya, sosyal anarşiye sebep olacaktır.
Ülkenin birliğinin, bütünlüğünün korunmasında, güneydoğuda tütün ekicisinin çok
büyük emeği ve gayreti vardır. Benim ilimde, nüfusun yarısı -Adıyaman'da, 350
000 kişi- tütün ziraatıyla uğraşmaktadır ve bugün, bunların ekmeği, tamamen,
Kafdağının arkasına gitmiştir arkadaşlar. Bütün ekici, bugün, hasretle ve acaba
bir şey olabilir mi diye burayı bekliyor; fakat, maalesef, olması mümkün değil;
çünkü, kararı verilmiş bir yasayı kanunlaştırmak gibi bir rutin işlemi
yapıyoruz. Maalesef, bu Tütün
Yasası, ülkenin şartlarına uygun olmadığı halde çıkacak; ama, ümit ediyorum ki,
bu Yüce Mecliste çoğunluğu bulunan partiler, ileride, mutlaka ve mutlaka, bu
yasayı değiştirme imkânını bulacaklardır; çünkü, ülkenin temel gerçekleriyle
örtüşmeyen bir yasadır. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Teşekkür
ederim... MAHMUT NEDİM BİLGİÇ
(Devamla) - Bitiriyorum efendim. BAŞKAN - 1 dakikadan
fazla uzatamıyoruz Sayın Bilgiç. MAHMUT NEDİM BİLGİÇ
(Devamla) - Teşekkür ediyorum, hayırlı olsun diyorum. (DYP sıralarından
alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum, sağ olun. MHP Grubu adına, Tokat
Milletvekili Sayın Reşat Doğru. Buyurun Sayın Doğru. (MHP
sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. MHP GRUBU ADINA REŞAT
DOĞRU (Tokat) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Tütün
Kanununun 7 nci maddesi hakkında şahsım ve Grubum adına söz almış bulunuyorum;
Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Bence, bu Tütün Kanununun
en önemli maddelerinden bir tanesi 7 nci maddedir; çünkü, bu 7 nci madde,
yaklaşık 400 000 aileyi ilgilendiren tütün ekimiyle ilgili desteklemeyi
içermektedir. Bu tütün ekimleri, İç
Anadolumuzda, Karadenizde, Doğu Anadolu Bölgesinde, çorak ve sudan çok fazla
nasibini almamış; yani, susuz olan yerlerde yapılmaktadır. Bu bölge
insanlarına; yani, bu çorak ve susuz bölgelerde ekim yapan insanlarımıza
"siz tütün ekmeyeceksiniz" diye söylendiği zaman, bunun manası çok
değişik şekildedir; çünkü, buradaki insanların yıllık gelirlerine büyük oranda
zarar vermekteyiz. Bu maddeyle, çiftçi
desteklenmek istenmektedir; ancak, maddenin içeriğinde, bu desteklemenin kime,
nasıl yapılacağı noktasında tam olarak bir açıklık olmadığı kanaatindeyim.
Yani, burada "tütün çiftçisi" derken, acaba, biz, tütün çiftçisine,
tütün ekecek olan vatandaşlara mı bu desteği sağlayacağız veyahut da ekimden
vazgeçecek olan insanlara mı bu desteği sağlayacağız; bu noktada, bu maddenin,
biraz daha açıklanmasının daha fazla faydası olacağı kanaatindeyim. Tütün, düşük kaliteli
topraklarda yetiştirildiği için, bu ürüne karşı, ekonomik açıdan alternatif
olabilecek başka bir ürün yoktur. Ondan dolayı da desteklenmesi, işte bu
noktada çok önemlidir. İnsanların tarım bölgelerinde kalmalarını teşvik ederek,
tütünden başka bir üründen bu şekilde gelir elde edilemeyeceğine göre, başka
bir ürün de ekme şansları olmayan bu vatandaşlarımızın ayakta kalması için,
çeşitli yönlerden birtakım yöntemler bulmak mecburiyetindeyiz. Tütün ekim bölgelerinin
hepsinde, yaklaşık olarak büyük bir kısmında, işletme merkezleri kurulmuş,
yani, yaprak tütün işleme merkezleri kurulmuş ve bu bölgede de tütün
çiftçilerinin çocukları veya aileleri çalışmaktadır. Son zamanlarla alınan bu
kararla; yani, özelleştirmeyle beraber, yine bu Tütün Kanununun çıkmasıyla
beraber, bu işletme merkezlerinin hepsi kapatılmıştır. Hatta bu kapanma durumu
kışın ortasında yapılmış ve bu bölge insanlarının büyük bir kısmı da mağduriyet
içerisinde kalmışlar ve başka yerlere gönderilmişlerdir. İşte, bu kanunu şu anda
çıkarıyoruz; ama, bu işletme merkezlerinin, yani, yaprak tütün işleme
merkezlerinin, şöyle veya böyle, tekrar açılma durumunun gündeme getirilmesini
istiyoruz. Yani, burada, özelleşmeye geçiliyor veyahut da işte, başka
noktalarda tütün ekimiyle ilgili çalışmalar yapıyoruz. Burada işleme
merkezlerinin, şöyle veya böyle, özel sektöre verilmesiyle veyahut başka
yöntemlerle açılmasıyla beraber, biz, o bölge insanlarının büyük oranda
mağduriyetlerinin giderilmiş olacağını düşünüyoruz. Ayrıca, o bölgelerle
beraber; yani, bu işleme merkezleriyle beraber, esnaf da büyük bir sıkıntı
içerisine girmektedir. O bölgelerde, büyük oranda insan çalıştığı için, onların
almış olduğu ücretlerle beraber, esnafımız da bir nebze olsun bundan
faydalanıyordu. İşte, bu işleme merkezlerinin kapatılmasıyla beraber, şu anda,
bu insanlar da, bu noktada da, büyük bir şekilde mağduriyet içerisinde
bulunmaktadırlar. Değerli milletvekilleri,
tütün ortak pazarı, 1997 yılında, yaptığı toplantılar sonunda, almış olduğu
kararlarda, tütün üretiminin desteklenmesi ve temelden reform yapılmasını
istemiştir. Reformun hedefleri arasında da, çevre sorunlarının daha fazla
dikkate alınması ve sağlığa daha az zararlı yüksek kalitede tütün
yetiştirilmesi geliyordu. İşte, bu noktada da, dünyanın almış olduğu bu yöndeki
kararların Türkiye'de uygulanması gerekmektedir. Şu anda, Avrupa Birliği
ülkelerinde, tütün sektörü ihtiyacının yaklaşık olarak yüzde 20'si
üretilmektedir ve yüzde 80'i ithal edilmektedir. Ülkemizde tütün çiftçisi şayet
iyi bir şekilde korunabilirse, ileriki yıllarda, Avrupa Birliğine girmeye
çalışan ülkemizde, inşallah, tütün büyük bir noktada ihraç kalemimiz şeklinde
olacaktır. Ülkemizde tütün tarımı,
geleneklere göre yapılan, kalitesi ise uzmanlık isteyen, çok çalışılması
gereken bir çiftçilik tablosudur. Bu, yaklaşık olarak, bazen 12 ayı, bazen ise
13 ayı kapsayan çok yoğun bir çalışma programını gerektiren bir çalışmadır.
Bundan dolayı, bu yönde de iyi düşünülmesi gerekir; çünkü, tütün çiftçisinin
beraberinde çalışan çok sayıda da geçici işçiler vardır. Tütün çiftçiliğinin
ortadan kaldırılmasıyla beraber, işte, bu geçici işçilik de ortadan
kaldırıldığı için, bir noktada, işsizliği de artırmış olma durumuyla karşı
karşıyayız. Yani, bu noktanın da göz önüne alınmasıyla beraber, tahmin ediyorum
ki, işsizlik noktasında da bir nebze olsun mesafe alınmış olacaktır. Şu anda, ülkemizde,
tütünler yakılıyor, fabrikalar çalışmıyor diye çeşitli yönlerde bazı insanların
söylediği sözler vardır. Devletin ciddî desteği, iyi bir organizasyon, yönetime
özerklik verilerek bu işlerin üstesinden gelineceği kanaatindeyiz. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN- Buyurun efendim;
1 dakikada toparlayınız. REŞAT DOĞRU (Devamla)-
Tütün çiftçisi daha kaliteli tütün yetiştirmek istiyor, Avrupa Birliği normları
içerisinde üretim yapmak istiyor; sigara fabrikasında çalışan işçiler,
fabrikalarının iyi çalışmasını ve kapatılmamasını istiyor; Maltepe, Samsun,
Bafra, Tokat gibi, artık Türk tütüncülüğünde büyük marka ismi olmuş sigaraların
kaldırılmamasını istiyor; çünkü, bu sigaralar yüzde 100 miktarında Türk
tütünüyle üretilirken, aynı zamanda, bulunduğu yörelerdeki tütünün yüzde
50'sinin bu sigaralarda kullanıldığını da bilmek mecburiyetindeyiz. Türk insanının, kendi
tütünüyle üretimi yapılan sigaraları kullanması gerekir. Çeşitli yerlerde
yapılan menfi propagandalarla kapanma durumunda kalan sigara fabrikalarının
kurtarılmasını bekliyorum. Şu anda sigara
fabrikalarının içerisinde çalışan işçilerimizin hepsinde, büyük oranda bir
tedirginlik vardır; acaba bizim sigara fabrikamız ne zaman kapanıyor diye,
böyle bir beklenti içerisindedirler. Bu insanlarımız için, şöyle veya böyle,
onların mağduriyetini giderici birtakım çalışmalar yapmak mecburiyetindeyiz.
Orada çalışan, yani, sigara fabrikasında çalışan işçilerimize veyahut da sigara
fabrikasının bulunduğu yerlerdeki... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Teşekkür ederim
efendim. REŞAT DOĞRU (Devamla) -
Saygılar sunarım. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Madde üzerinde 3
adet önerge vardır; önce geliş sırasına göre okutup, sonra aykırılık derecesine
göre işleme alacağım. İlk önergeyi okutuyorum : Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı yasa tasarısının 7 nci maddesinin sonuna "Tütün üreticileri
Bağ-Kur'la ilişkilendirilerek, primleri doğrudan bütçeden ödenerek emekliye
sevk edilirler" ibaresinin eklenmesini arz ederiz.
BAŞKAN - İkinci önergeyi
okutuyorum: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı kanunun 7 nci maddesindeki "usul ve esasları..."
ifadesinden sonra gelmek üzere "kaynağın sağlandığı tarihten itibaren 3 ay
içinde..." ifadesinin ilavesini arz ederim.
BAŞKAN - Okutacağım 3
üncü önerge, aynı zamanda en aykırı önerge olup, okuttuktan sonra işleme
alacağım: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 777 sıra sayılı yasa
tasarısının 7 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini saygıyla arz
ederiz.
Madde 7.- Tarımsal
destekleme politikaları çerçevesinde, doğrudan veya dolaylı olarak yapılacak
her türlü destek ödemelerine ilişkin usul ve esaslar somut biçimde bütçe
yasalarında belirtilir. BAŞKAN - Sayın
Komisyon?.. PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN - Sayın Hükümet?.. DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN - Önerge sahipleri
sıfatıyla, Sayın Erek; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakikadır. ALİ ŞEVKİ EREK (Tokat) -
Sayın Başkanım, Yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi sevgi ve saygıyla
selamlıyorum. Esasında, hükümeti
oluşturan partilerimizin sözcülerini burada dinledikten sonra, öyle tahmin
ediyorum ki, bu Tütün Yasası reddedilecek, bu 7 nci madde kesinlikle
reddedilecek; sözcülerimizin beyanından öyle anlıyoruz. Şimdi, yapılacak
oylamada bunun sonucunu hep beraber göreceğiz. Değerli arkadaşlarım, şu
elimdeki, 777 sıra sayılı Yasa. Bunun 7 nci maddesini lütfen okuyunuz;
arkasından da, geçici 1 inci maddenin (b) bendini okuyunuz. 7 nci madde, mealen
diyor ki: Bakanlar Kurulu kararıyla, tarımsal destekleme politikaları
doğrultusunda destekleme kararları alınabilir. Geçici 1 inci maddenin (b)
bendi, aynen, aynı yasada bir satır sonra şu ifadeyi resmediyor: 2000, 2001
yılları ve müteakip yıllar destekleme yapılamaz. Böyle bir yasa olamaz değerli
arkadaşlarım. Esasında, buradaki samimiyetin ölçüsü -biz olsak, ben olsam- bu 7
nci maddeyi bu yasanın içine almamaktır; eğer, geçici 1 inci maddenin (b)
fıkrasını koyarsak. (DYP sıralarından alkışlar) IMF'ye 10 Mart tarihli mektup vereceksiniz,
"tarımsal destekleri 2002 yılı sonuna kadar kesinlikle kaldıracağız"
diyeceksiniz. Bunu yeterli görmeyeceksiniz, Aralık 2000'de verdiğiniz ayrı bir
niyet mektubuyla, özellikle vurgulayarak, "tütündeki kesin destekler 2002
yılı sonunda kalkar" diyeceksiniz. Bununla da kalmayıp, 7 nci madde olarak
sureta ve sanki birilerini aldatıyormuş gibi, bir madde sevk edeceksiniz.
Geçici 1 inci maddede de bunun kesinlikle uygulanmayacağını ifade edeceksiniz.
Değerli arkadaşlarım, böyle bir yasa olamaz. Bu yasaya külliyen ret oyu
vereceğimizi çok açıkça ifade ettik. Değerli arkadaşlarım,
tütün ekicisi ve dikicisinin Türkiye'de kullandığı arazi 5 dönümdür, 10
dönümdür, 15 dönümdür, ortalama 20 dönümdür. Hani nerede?.. Alternatif ürün
olarak neyi teklif ettiniz; alternatif alan olarak neyi teklif ettiniz, dikmeme
tazminatı olarak neyi öneriyorsunuz? Eğer aklınızdan geçiyor ise, dönüm başına
10 000 000 lira vereceğiz diyor iseniz, esasında, köylü vatandaşımız, dönüm
başına o 10 000 000 lirayı, vilayete gide gele, devlet dairelerinde gerekli
evrakları hazırlaya hazırlaya çoktan hak etti. Kaldı ki, bizim tütün ekicisinin
yüzde 85'inin 15 ilâ 20 dönüm arazide tütün ziraatı yaptığını hesap edecek
olursanız, vereceğiniz para, çiftçi ve üretici başına, arazi 5 dönümse 50
milyon lira, 10 dönümse 100 milyon lira gibi, bugünkü ekonomik kriz açısından
hiçbir mana ifade etmeyen bir ücret olacaktır. Değerli arkadaşlarım, bu
kanun, her şeyden evvel IMF'ye verdiğiniz niyet mektupları, tarım kesimini -çok
özür dileyerek ifade ediyorum- tamamen mahvu perişana sürüklemiştir. Tarım
kesiminin, şu anda -biraz evvel arkadaşlarımın da ifade ettiği gibi- tamamen
eli böğründe kalmıştır. Tütün... Tütün Yasası,
aynen Şeker Yasasında olduğu gibi, tütün ziraatını tamamen terk etmiş
durumdadır. Tarıma ve ondaki reforma evet, alternatif ürüne evet; ama,
çiftçinin şu andaki felaket durumunu onarmak kastıyla yapılan her türlü desteği
bir kalemde çizmeye, değerli arkadaşlarım, hayır. Onun için, getirdiğimiz
önergeyle, biz, bir anda, IMF'ye, bugün tatbik edilmek istenen tarım
politikasına, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak değerli arkadaşlarımı hayır
demeye davet ediyoruz. Ne diyoruz verdiğimiz önergeyle; her yıl, bütçe
kanunlarına, somut olarak, tarımsal destekleme ölçüleri konulsun; her yıl
bütçenin başında konulsun, adı konulsun diyoruz. Yine, eğer politikanıza
uygun gelmezse, 1 lira koyunuz o bütçe faslına; ama, yasal olarak kendi
kendimizi bağlayalım ve tütün çiftçisini, tarım çiftçisini ayaklar altına
almamak için, ezmemek için, eli böğründe bırakmamak için, yasal ön tedbirleri,
bu yasada, bu verdiğimiz önergeyle, bir büyük -affedersiniz- ayıbı da burada
örteceğiz. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Buyurun. ALİ ŞEVKİ EREK (Devamla)
- Bitiriyorum Sayın Başkanım. Ne kadar titiz olduğunuzun gayet kesin
farkındayım, bitireceğim. Bu yanlış, 7 nci maddeyle
geçici 1 inci maddenin (b) bendi arasındaki korkunç ve sıkıcı çelişkidir. Bu önergemiz kabul
edildiği takdirde, Türkiye Büyük Millet Meclisi, ben çiftçimi her şarta rağmen
ezdirmiyorum kararına varacaktır diyor, önergemizin tasvibini, aziz ve sevgili
Yüce Meclisin değerli üyeleri arkadaşlarıma sunuyor, Yüce Heyetinizi ve
Başkanımızı sevgilerimle, saygılarımla selamlıyorum. (DYP, SP ve AK Parti
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Erek. Komisyonun ve Hükümetin
katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutuyorum
: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı kanun tasarısının 7 nci maddesindeki "usul ve esasları"
ifadesinden sonra gelmek üzere "kaynağın sağlandığı tarihten itibaren üç
ay içinde" ifadesinin ilavesini arz ederiz. Mehmet
Zeki Okudan (Antalya) ve
arkadaşları BAŞKAN - Sayın
Komisyon?.. PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) - Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN - Sayın Hükümet?.. DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN - Sayın Okudan?.. Buyurun efendim. (SP
sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. MEHMET ZEKİ OKUDAN
(Antalya) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ziraatla ilgili bir
kanunu görüşüyoruz, kanun, daha çok tütünle ilgili. Geçtiğimiz günlerde
Antalya'da ciddî bir sel baskını oldu ve bu kürsüden, Antalya milletvekilleri
Sayın Kemal Çelik, Sayın Cengiz Aydoğan, Sayın Nesrin Ünal ve Sayın Mehmet
Baysarı konuya dahil oldular; kendilerine şükranlarımı iletmek istiyorum. Değerli arkadaşlar,
Gazipaşa, Alanya, Akseki, İbradı, Manavgat, Serik, Kumluca, Finike ve Kale
İlçelerinde 100 trilyona varan bir zarar yaşandı. Hükümet yetkilileri oraya
gittiler, mahallinde olayı gördüler; bazı tarlalardan sular çıktı, bazı ağaçlar
devrildi ve bu insanların, tarım kredi kooperatiflerine olan borçları var,
Ziraat Bankasına olan borçları var; bu kanunda da, yine, bu konuyla ilgili
maddeler var. Değerli arkadaşlar, bu konunun takipçisi olacağımızı bu kürsüden
ifade etmek isterim. Şimdi, 7 nci maddede,
biz, üç aylık süre içerisinde usul ve esasların belirlenmesini istedik. Neden
üç ay içerisinde istedik? Değerli arkadaşlar, ülke olarak, artık, bayağı
tecrübe kazandık. Bu tecrübelerden bir tanesini nakletmek istiyorum: Makine ve
Kimya Endüstri Kurumu bir iş makineleri fabrikası kurmayı ister, düşünür ve
Devlet Planlama Teşkilatı tarafından 1968 yılında programa alınır. Ödenek
ayrılması gerekir; ancak, bir ibare var; o da şu: "Yer tespiti yapıldıktan
sonra ödenek ayrılacak." Sene 1976; koalisyon hükümeti -o zamanki Sanayi
Bakanı Abdülkerim Doğru Beyin de bulunduğu bir hükümet- hemen yer tespitini
yapıyor ve ödenek ayırıyor. Değerli arkadaşlar, tarihe dikkatinizi çekmek
isterim; 1968 yılında programa alınıyor, 1976 yılında yer tespiti yapılıyor;
tam sekiz sene sonra... Türkiye'nin kaybedecek sekiz yılı yok. Değerli arkadaşlar, 1977
yılında hemen ödenekler ayrılıp inşaat devam ediyor, 1984 yılında fabrika
kurulabiliyor; makineler monte ediliyor, personeli atanıyor; işletme sermayesi
verilemediği için işletmeye açılamıyor arkadaşlar. 1992 yılında, bu fabrikanın
içindeki tezgâhlar satılıyor ve şu anda fabrikanın hali, 2000 yılında, tesisler
duruyor. Değerli arkadaşlar,
ikinci yaşadığımız bir tecrübe daha var; Türkiye, tam 5 kere uçak sanayiini
kurmak için teşebbüs etmiş kurulduğundan bugüne kadar. 1940'larda -belki
biliyorsunuz- Türkiye uçak imal ediyor arkadaşlar; İtalya'ya ihraç ediyor.
1965'te ve 1965 yılına kadar pervaneli uçak motorlarının Türkiye'den yapılıp
İtalya'ya satıldığını -İtalya da dahil herhalde, onu tam bilemiyorum- Avrupa'ya
satıldığını, ihraç edildiğini, bilmem, biliyor muydunuz?!. Bu motorlar Makine
ve Kimya Endüstrisi tarafından yapılıyor idi. Ancak, 1974 yılında
CHP-MSP koalisyonu döneminde bir kanun çıkarılıyor, TUSAŞ Kanunu ve bu kanunla,
uygulama kanunlaştırılıyor. Gel gör ki, tam 30 ay sonra yönetim kurulu
oluşturulabiliyor. Tabiî, o zamanki heyecan gidip, yönetim kurulu oluşması
gecikince de, TUSAŞ olayı külleniyor, o çalışma şevki kayboluyor. Bu düşünceyle, gelen,
teşvik olarak düşünülen, verilmesi istenen, uluslararası kuruluşlardan sağlanan
kaynaklardan doğrudan veya dolaylı olarak yapılacak her türlü ödemelere ilişkin
usul ve esasları üç ay gibi bir süreye bağlamayı öneriyoruz ve olumlu
oylarınızı bekliyoruz. Değerli arkadaşlar,
hepimiz, hükümetin yaptığından tek tek belki sorumlu değiliz; ama,
kaldırdığımız ellerden hem burada sorumluyuz hem halk arasında sorumluyuz. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) MEHMET ZEKİ OKUDAN
(Devamla)- Bitiriyorum Sayın Başkan. BAŞKAN - Buyurun Sayın
Okudan. MEHMET ZEKİ OKUDAN
(Devamla)- Bu sorumluluk duygusuyla, hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum,
sağ olun. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN- Teşekkür ederiz
Sayın Okudan. Komisyonun ve Hükümetin
katılmadığı, gerekçesini Sayın Okudan'dan dinlediğiniz önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. Son önergeyi okutuyorum : Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı yasa tasarısının 7 nci maddesinin sonuna "tütün üreticileri
Bağ-Kur'la ilişkilendirilerek primleri doğrudan bütçeden ödenerek emekliye sevk
edilirler" ibaresinin eklenmesini arz ederiz. Mahmut
Göksu (Adıyaman) ve
arkadaşları BAŞKAN -Sayın Komisyon
?.. PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya)- Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN - Sayın Hükümet?.. DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul)-Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN - Buyurun Sayın
Göksu. Süreniz 5 dakika efendim. MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşülmekte olan Tütün ve Tütün Mamulleri
Yasasının 7 nci maddesi üzerinde bir değişiklik önergemiz var. Bildiğiniz gibi, bu
madde, tarımsal destekleme politikaları çerçevesinde doğrudan bütçeden veya
uluslararası kuruluşlardan gelecek olan kaynaklardan her türlü ödemeleri
Bakanlar Kurulunun yetkisine bırakmaktadır. Değerli arkadaşlar, bu
maddeye bir ek yapılmasını talep etmekteyiz. Türkiye'de, bildiğiniz gibi,
insanımızın yüzde 85'i sosyal güvenlik şemsiyesi altındadır; ancak, yüzde 15'i
sosyal güvenlikten mahrumdur. Genellikle, bu yüzde 15'lik dilimi oluşturan
sosyal kesim de, çiftçidir değerli arkadaşlar. Ben, çiftçi bir aileden
geliyorum. Çiftçi bir ailenin çocuğunun, o ailede yer alan fertlerin ne kadar
zor ve sıkıntılı bir hayat çektiğini, yaşayarak geldiğim için söylüyorum. En
azından, insanımızın geçim kaynağı olan tütünü elinden alırken, emeklilik
garantisini verirsek, olabilecek sosyal patlamalardan ve diğer olumsuzluklardan
uzaklaştırmış ve bir nebze olsun onları teselli etmiş oluruz. Değerli
arkadaşlar, onun için, sosyal güvencesi olmayan bu çiftçi vatandaşlarımızın
-hassaten tütünü görüştüğümüz için- tütünle geçimini sağlayan
vatandaşlarımızın, primlerinin doğrudan bütçeden ödenerek, emekliye sevk
edilmesini talep ediyorum. Diyeceksiniz ki, bu, olacak şey mi? Avrupa'ya... MUSTAFA GÜVEN KARAHAN
(Balıkesir) - Cebinden ver Mahmut! MAHMUT GÖKSU (Devamla) -
Evet, arkadaş "cebinden ver" diyor. Bakınız, Sayın Başbakan, ayın
14'ünde veya 15'inde Amerika'ya gidecek; 10-15 tane kanunu sepetine koyup,
hediye paketi olarak götürüyor. Bunlardan bir tanesi de, bugüne kadar
devletleştirdiğiniz bankalar var, içi boşaltılan bankalara hazineden para
göndereceksiniz. Şimdi, Sayın Başbakan
Yardımcısı Yılmaz "çok
çalışacağız, çok" diyor; keşke, milleti kalkındırmak, milletin refah
seviyesini yükseltebilmek için çalışsa... Merakla okudum neye çalışacaklarmış:
"ABD ziyareti öncesinde, Başbakanın elini güçlendireceğiz; çok çalışıp,
IMF'nin istediği tüm yasaları çıkaracağız" diyor. Yani... ASLAN POLAT (Erzurum) -
Destek verdiğiniz için... Sizin desteğinizle gidecek Sayın Başbakan. MAHMUT GÖKSU (Devamla) -
Değerli arkadaşlar, IMF'nin istediği yasaları değil, milletin istediği yasaları
çıkarırsanız, millet size vermiş olduğu oyları helal eder. ASLAN POLAT (Erzurum) -
Sayın Göksu, ihale yasası o pakette yok mu?! MAHMUT GÖKSU (Devamla) -
Onun için, şimdi, arkadaşımız, "cebinden ver" derken, dışarıdan
aldığınız borç paraları tutar da içi boşaltılmış bankalara aktarırsanız, siz
cebinizden mi veriyorsunuz?! Daha doğmamış çocukları borçlandırarak, bu
milletin evlatlarının geleceklerini ipotek altına sokuyorsunuz; ondan sonra da,
çiftçiye verin dendiği zaman, "cebinden ver" diye oradan laf
atıyorsunuz. Gidin, onu, yarın, milletin huzurunda söyleyin bakalım; millet
size ne diyecek?! Değerli arkadaşlar,
Avrupa'da "işsizlik parası" diye bir para var. Nedir bu: Avrupa'da
kendi vatandaşına iş veremezse, onlarda sosyal devlet anlayışı, vatandaşını aç
ve açıkta bırakmamaktır. Bizim Anayasamızın 2 nci maddesi de "Türkiye
Cumhuriyeti, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir" diyor. Eğer,
biz, sosyal hukuk devletinin gereğini yapmak istiyorsak, tütün çiftçisini aç ve
açıkta bırakmamak, bizim, devlet olarak, onlara borcumuzdur, anayasal
görevimizdir. Dolayısıyla, değerli arkadaşlarım, bu çiftçilerimize devletin bu
şekilde primlerini ödeyerek katkıda bulunması, en doğru bir yaklaşım, en
gerçekçi bir yaklaşımdır. Değerli arkadaşlar, zira,
özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde tarla sahipleri değil, tarla
sahiplerinin elinin altında çalışan yarıcılar vardır. Tarla sahipleri
"doğrudan gelir desteği" adı altında, tapusunu ibraz ettiği zaman
dönümüne 10 dolar bir gelir desteği alıyor; ama, tarlası olmayan, bağı bahçesi,
ekilecek arazisi olmayan vatandaşın eli böğründe kalıyor. İşte, biz, bu
vatandaşımızı eğer emekliye sevk eder, Bağ-Kur primlerini verirsek, hiç olmazsa
imkânı kıt olan bu insanlarımızın o topraklardan göçmesine engel oluruz; yoksa,
yarın, büyük kentlerin varoşlarında, bunlar, ayrı bir dert olarak karşımıza
çıkacaktır; çünkü, değerli arkadaşlar -özellikle dedim, doğu ve güneydoğuda-
tarla sahipleri doğrudan gelir desteğini alırken, tarlası olmayan, bir
başkasının tarlasında yarıcı olarak çalışan çok fakir bir kesim vardır... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Göksu,
toparlar mısınız efendim. MAHMUT GÖKSU (Devamla) -
Tamam... ...zaten, burada,
doğrudan tarımsal desteklemeyle ilgili bu maddede de bir açıklık yoktur. Şimdi,
bugüne kadar, tütünü bizatihi elemeği, alınteriyle yapan "yarıcılar"
dediğimiz bu fakir kesime, acaba, devlet ne tür bir destekte bulunacaktır?
Mutlaka, buna da açıklık getirilmeli. Ayrıca, burada, "uluslararası
kuruluşlardan sağlanan paralardan" deniliyor; maalesef -demin gösterdim-
bu hükümet, uluslararası kuruluşlardan gelen paraları çiftçiye, reel sektöre
değil, içi boşaltılmış bankalara aktarmakta. İşte, maalesef, kalan bankaları devlet
kurtarıyor. Değerli arkadaşlar, bu
hükümet, bankaları değil, eli böğründe olan çiftçiyi kurtarsın, reel sektörü
kurtarsın diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Göksu. Komisyonun ve Hükümetin
katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler...
Önerge kabul edilmemiştir. III. – Y O K L A M A BAŞKAN - 7 nci maddenin
oylamasına geçeceğim; ancak, oylamadan önce, toplantı yetersayısının
bulunmadığına ilişkin bir yoklama isteği vardır. İstemde bulunan
arkadaşlarımızın burada olup olmadığını arayacağım: Sayın Hasan Ekinci?..
Burada. Sayın Rıza Akçalı?..
Burada. Sayın Turhan Güven?..
Burada. Sayın Ahmet İyimaya?..
Burada. Sayın Oğuz Tezmen?..
Burada. Sayın Kemal Kabataş?.. Burada. Sayın Zeki Ertugay?..
Burada. Sayın Mahmut Nedim
Bilgiç?.. Burada. Sayın Mehmet Sadri
Yıldırım?.. Burada. Sayın Mehmet Gölhan?..
Burada. Sayın Doğan Baran?..
Burada. Sayın Ali Şevki Erek?..
Burada. Sayın Ramazan Gül?..
Burada. Sayın Erdoğan Sezgin?..
Burada. Sayın Suha Tanık?.. HAYRİ KOZAKÇIOĞLU
(İstanbul) - Tekabbül ediyorum. BAŞKAN - Sayın
Kozakçıoğlu tekabbül ediyor. Sayın Mahmut Bozkurt?..
Burada. Sayın Kemal Aykurt?..
Burada. Sayın Musa Konyar?..
Burada. Sayın Yahya Çevik?..
Burada. Sayın Mustafa Eren?..
Burada. Yoklama için 2 dakika
süre vereceğim. Yoklama işlemini
başlatıyorum. (Elektronik cihazla
yoklama yapıldı) BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır. VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) 2. – Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel
Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin
Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair 20.6.2001 Tarihli ve 4685
Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha
Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(1/888) (S. Sayısı : 777) (Devam) BAŞKAN - 7 nci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir. 8 inci maddeyi okutuyorum
: Cezaî hükümler MADDE 8. - Kuruluş ve
faaliyet iznini almadan tütün ve tütün mamulleri ile alkollü içkiler üretmek
üzere fabrika, tesis veya imalathane kuran ve işletenlere; işyerleri veya
ikametgâhlarında söz konusu maddeleri üretenlere bir yıldan üç yıla kadar hapis
ve ikiyüzyirmibeş milyon liradan az olmamak üzere üretilmiş tütün ve tütün
mamulleri ile alkollü içkiler piyasa değerinin on katı tutarında ağır para
cezası verilir. Bu hüküm 6 ncı maddenin ikinci ve üçüncü fıkrasına aykırı
hareket edenler hakkında da uygulanır. Satış belgesi almadan
satış yapanlar, ellerindeki mamulâta el konulmakla birlikte ruhsat harcının on
katı tutarında ağır para cezası ile cezalandırılır. Belirtilen suçları
işleyenlere yardım edenler hakkında asıl faillere verilecek cezaların yarısı
hükmolunur. Bu fiillere katılan memur ve görevliler de asıl failler gibi ceza
görürler. BAŞKAN - 8 inci madde
üzerinde, Saadet Partisi Grubu adına, Batman Milletvekili Sayın Alaattin Sever
Aydın; buyurun efendim. SP GRUBU ADINA ALAATTİN
SEVER AYDIN (Batman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 777 sıra sayılı,
kısa adıyla Tütün Yasası diye bilinen yasayla ilgili Saadet Partisi Grubu adına
söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım. Değerli milletvekilleri,
bu madde, cezaî hükümleri ihtiva etmektedir. Bu yasa, halka ölüm yasasıdır,
intihar yasasıdır ve IMF'ye teslimiyet yasasıdır. Bu yasayı çıkarmakla, âdeta,
Türkiye'nin 42 ilinde ve 180 ilçesinde tütün eken 600 000 üreticiyi ve bunların
bakmakla yükümlü oldukları 5 000 000-6 000 000 insanı ölüme terk ediyorsunuz.
Çiftçi, tarlasını süremeyecek, ekemeyecek, fabrikalar çalışmayacak. Bu yasayı,
IMF dayatmasıyla çıkarıyorsunuz; bu yasayı çıkarmakla, kendi vatandaşınızın
değil, IMF'nin emrini yerine getiriyor ve uluslararası sigara tekelini de
koruma altına almış oluyorsunuz. Bu yasayla, tütün
üreticisini tamamen tasfiye ediyorsunuz, üretimi engelleyerek ekonomiyi yok ediyorsunuz,
âdeta Düyunu Umumiyeyi tekrar getiriyorsunuz; tütün üreticisinin kendisini
nasıl yaktığını görmüyorsunuz. Değerli milletvekilleri,
Batman'da 45 000 aile tütün ekimiyle geçinmektedir. Sasonlu, Beşirili, Kozluklu
insanlar, tütün ekmeyip de ne yapsınlar?! Bu insanların yüzde 80'i tütünle
geçinmektedir. Siz, burada, tütün ekimini engellemekle, âdeta, teröre davetiye
çıkarıyorsunuz. Bu da yetmiyormuş gibi, doğu ve güneydoğuda çalışan insanları
bu kışın ortasında başka yerlere tayin etmek suretiyle aileleri
parçalıyorsunuz. Ne yazık ki, hükümet,
hâlâ bildiği yolda devam etmektedir. Halk sizden iş istemiyor, fabrika
istemiyor; sadece toprağına, arazisine tütün ekmek istiyor. Arazisi onun
fabrikasıdır. Tütününü ekmekle, ailesindeki herkes iş sahibi oluyor. Vatandaş
kendi yağıyla kavrulmak istiyor; ama, siz, buna da engel oluyorsunuz. Sizin
yaptığınız bu zulüm devam etmeyecek. Sizde hak yok, hukuk yok, sadece kanun
vardır. Çıkardığınız kanunlarla herkese istediğiniz cezayı verebilirsiniz.
Eğer, parti liderlerinin milletvekillerine baskısı olmazsa, bu kanunun çıkması
mümkün değildir değerli milletvekilleri. Temennimiz, bu zulümlerin bir an önce
sona ermesidir. Siz, bir taraftan,
yolsuzluk yapanları, halkın parasını çalanları, hortumlayanları, banka soyanları
DGM kapsamından çıkarıyor; öbür taraftan, geçimini sağlamak için tütün ekenlere
para ve hapis cezası vermek için çalışıyorsunuz. Böyle çifte standart olmaz
değerli milletvekilleri! Çıkardığınız kanunlarla sosyal huzursuzluğa neden
olursunuz. Bir gün halkımızın da Arjantin'deki gibi sokağa dökülmesini mi
istiyorsunuz?! MUSTAFA GÜVEN KARAHAN
(Balıkesir) - Dökemeyeceksiniz. ALAATTİN SEVER AYDIN
(Devamla) - Bunun için, siz, işte, halkı buna teşvik ediyorsunuz. Bunun için,
âdeta, siz, halkı tahrik ediyorsunuz . MUSTAFA GÜVEN KARAHAN
(Balıkesir) - Siz ediyorsunuz, siz! ALAATTİN SEVER AYDIN
(Devamla) - Sosyal patlamalar olduktan sonra mı aklınız başınıza gelecek?! Siz,
anayasal suç işliyorsunuz. Anayasaya göre, devlet ve hükümet, halkın huzurunu
sağlamak zorundadır, işsizliği ve ekonomiyi düzeltmek zorundadır. Dolayısıyla,
siz, buna mecbursunuz. Bakınız, gazetelerde ne
deniyor: "Sayın Başbakan Amerika'ya gidince Bush'a ne hediye
götürsün?!" Daha ne götürsün değerli milletvekilleri?! Türkiye ekonomisini
Amerika'ya teslim ediyor, Türk Milletini Amerika'nın emrine sokuyor. Bundan
daha büyük ne olabilir Bush için! Değerli milletvekilleri,
üç parti lideri, seçimlerde halka, IMF'nin emrine göre hareket edeceklerini
vaat etmemişler; bunlar, hepsi de halka huzur ve refahı vaat ettiler; ama,
heyhat, şimdi, halkın yüzde 90'ı huzursuzluk ve yoksulluk içerisindedir! Buna
ne zaman "dur" diyeceksiniz?! Değerli milletvekilleri,
halk feryat ediyor, üretici feryat ediyor, üst makamlar, Cumhurbaşkanı dahi
feryat ediyor; ama, hükümet, hâlâ vurdumduymazlık içerisindedir. Bakınız, Yunanistan'da
dahi tütün ekimi için, 1 kilo tütüne 3-4 dolar destekleme payı verilirken,
bizde bir kuruş verilmediği gibi, orada 1 kilo tütünün fiyatı 7 000 000-8 000
000 lira iken, bizde 2 000 000 liradır; ama, siz, bunu da Türk ekicisine fazla
görüyorsunuz. Halk açlıktan perişan
olmuş, soğuktan sokaklarda donuyor; ama, siz ise, hâlâ, IMF'nin talimatlarını
nasıl gerçekleştirebiliriz düşüncesi içerisindesiniz. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Aydın, 1
dakika içerisinde toparlayın efendim. ALAATTİN SEVER AYDIN
(Devamla) - Soruyorum size, değerli hükümete soruyorum; bugüne kadar IMF'nin
reçetesiyle, hangi ülke ekonomisini düzeltmiştir, hangi ülke huzura kavuşmuş,
hangi ülke refaha kavuşmuştur; elbette ki hayır. Tabiî ki, Sayın Bakan
dinlemiyor; ama, Maliye Bakanının buna cevabı da "hayır" olmuştur.
Türkiye'yi IMF'ye teslim etmeye hakkınız yoktur. Mademki egemenlik kayıtsız
şartsız milletindir, o zaman milletin dediğini uygulamak zorundasınız. Bakınız, yüzlerce faks
buradadır. Sadece şu faksta 50 muhtarın mührü vardır. Bunların hepsi de Tütün
Yasasına karşı gelmektedir. Bu, sadece 1 tane fakstır değerli milletvekilleri;
ama, siz, milleti dinlemiyorsunuz; siz, IMF'yi dinliyorsunuz. Halk, size
gerekli cezayı verecektir. Bakın, Tekel'in
özelleştirilmesi halinde ne olacak; 600 000 insan işsiz kalacak, 5 000 000-6
000 000 insan perişan olacak, fabrikalarda çalışan binlerce işçi ve memur işsiz
kalacak, dışa bağımlı olacağız, pazarda serbest rekabet kalmayacak... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) ALAATTİN SEVER AYDIN
(Devamla) - Saygılar sunuyorum. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Aydın. Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubu adına, Aksaray Milletvekili Sayın Ramazan Toprak; buyurun. (Ak
Parti sıralarından alkışlar) Sayın Toprak'ın konuşması
bitene kadar sürenin uzatılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Etmeyenler... Kabul edilmiştir. AK PARTİ GRUBU ADINA
RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri;
hepinizi saygıyla selamlıyorum. Birilerinin önceliği ile
sayın hükümetin önceliğine, birkaç dakika içerisinde temas etmek istiyorum. Değerli milletvekilleri,
18 Nisan 2001 tarihinde, ABD Ankara eski Büyükelçisi Mark Parris, bir basın
açıklaması yapmıştı: "Kemal Derviş'in ekonomik paketleri ve istenilen
yasalar çıkmazsa, daha büyük bedel ödenir." Yine aynı şahıs, 19 Temmuz 2001 tarihinde bir açıklama daha
yapmıştı: "Derviş yoksa, para da yok." Sayın Derviş, 25 Temmuz
2001 tarihinde İstanbul Sanayi Odasının bir toplantısında şöyle ifade etmişti:
"Önce finans sektörü, sonra reel sektör." IMF Avrupa Birinci Bölge
Direktörü Michael Deppler, 23 Temmuz 2001 tarihinde şöyle ifade etmişti:
"Türkiye üzerinde uygulanan ekonomik programda kırılganlık olabilir;
özellikle, enflasyon hedefinde ve borçlanma programında kırılganlık
olabilir." Yine, Sayın Başbakan, ertesi gün bir açıklama yapmıştı:
"Enflasyon hedefinde sapmalar olabilir." Değerli milletvekilleri,
11 Temmuz 2001 tarihî itibariyle, Bakanlar Kurulu toplantısında, Sayın
Cumhurbaşkanının Tütün Yasasını vetosu görüşülürken, Adalet Bakanımız, vetonun,
sosyal devlet ilkesi nedeniyle olabileceğini ifade ediyor; bir sayın bakan ise
"Tütün Kanununun sosyal devlet ilkesiyle ilgisi ne olabilir" diye bir
soru soruyor kendince. 5 000 000 tütün üreticisini ve bu sektörden geçimini
sağlayan 5 000 000 insanı ilgilendiren Tütün Yasasıyla ilgili Bakanlar Kurulu
toplantısındaki tartışmanın düzeyini ifade için ifade ediyorum bunları. Değerli milletvekilleri,
bu, Tütün Yasa tasarısı, sayın hükümetin çıkarmak mecburiyetinde olduğu bir
tasarıdır. Hani, ifade edilmişti; Leh Kralı borç istediği zaman II. Murat'a
soruyorlar: "Verelim mi?" "Borç verin; bugün borç alan, yarın talimat
alır" diyor. Şu an, talimat alınma noktasında. Nasıl mı, değerli
milletvekilleri; önümde, 3 Mayıs 2001 tarihi itibariyle Uluslararası Para Fonu
Başkanına, Sayın Başbakanın ve Bakanlar Kurulu üyelerinin haberi olmaksızın
verilen 50 küsur sayfalık niyet mektubundan bir cümle okuyacağım; ancak, bu
niyet mektubunu ben "diyet mektubu" olarak nitelendiriyorum. Evet;
diyet mektubudur bu, diyet ödeniyor. Bu diyet mektubunun 18 inci sayfasında, bu
taahhüt ediliyor. Tütün Yasasının ve tekel düzenlemesinin mutlak surette
çıkarılması gerektiğine dair, 18 inci sayfanın üçüncü paragrafında direktif
var, talimat var. Borç alan hükümet, talimatı peşinen alıyor zaten. Bu
talimatın gereğini yerine getirmek zorunda; ama, bunun faturasını ödeyen, sayın
hükümet değil. Bizde, siyasal iktidarlar, ne siyasal sorumluluğun ne de hukukî
sorumluluğun gereğine asla muhatap olmuyorlar. Hukukî sorumluluk, mahkemelerde
bunun hesabını vermektir. Konuştuğum madde cezaî düzenlemeler içeriyor. Tütün
Yasasına aykırı hareket edenlerle ilgili cezaî düzenlemeler var; ama, sayın
hükümet hukuku ihlal ettiği zaman, hiçbir cezaî karşılığı yok. Siyasal
sorumluluğu yerine getirmediği zaman, yine, bunun hiçbir karşılığı yok. Değerli milletvekilleri,
kurbağa sendromu denilen bir olay var. Kurbağayı sıcak suyun içine atarsanız
kurtulur; refleksle sıçrar, kaçar, kurtulur. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Buyurun efendim. RAMAZAN TOPRAK (Devamla)
- Kurbağayı ılık suyun içerisine atarsanız rehavet içinde kalır ve ölür. Şu an
Türk Devletinin ekonomisi üzerinde kurbağa sendromu denilen bir rahatsızlık
vardır. Ilık suyla insanımız, ekonomimiz rahatlatılıyor, ekonomimiz
küçültülüyor. İki yıl önce Plan ve Bütçe Komisyonunda ifade etmiştim, bu
program ekonomiyi küçültme programıdır diye. Üç yıl içindeki küçülme oranı
yüzde 30'ların üzerine çıkmış vaziyette. Türk Devletini küçültme programının
bir parçası olan tütün yasası çıktığı takdirde, belki, bu hükümet sonuçlarını
göremeyecek; ancak, bu millet bunun ağır faturasını ödeyecektir. Bunun vicdanî
sorumluluğuyla sizleri baş başa bırakıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Toprak. Saat 20.00'de toplanmak
üzere, birleşime ara veriyorum. Kapanma Saati : 19.04 İKİNCİ OTURUM Açılma Saati : 20.00 BAŞKAN : Başkanvekili Ali ILIKSOY KÂTİP ÜYELER : Mehmet BATUK (Kocaeli), Levent MISTIKOĞLU
(Hatay) BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 46 ncı Birleşiminin İkinci
Oturumunu açıyorum. Görüşmelere kaldığımız
yerden devam ediyoruz. VII. - KANUN TASARI VE
TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) 2. - Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel
Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin
Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair 20.6.2001 Tarihli ve 4685
Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha
Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(1/888) (S. Sayısı : 777) (Devam) BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet yerinde. 777 sıra sayılı Yasanın 8
inci maddesi üzerinde, Saadet Partisi ve Adalet ve Kalkınma Partisi Gruplarının
konuşmaları tamamlanmıştı. Şimdi, Doğru Yol Partisi
Grubu adına, Bitlis Milletvekili Sayın Yahya Çevik; buyurun. (DYP sıralarından
alkışlar) Süreniz 5 dakikadır. DYP GRUBU ADINA YAHYA
ÇEVİK (Bitlis) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 8 inci madde üzerinde DYP
Grubu adına söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına saygılar sunarım. Daha önce madde üzerinde
söz almıştım. Bu sistemin, Türkiye'nin sosyoekonomik koşullarına uygun
olmadığını, bununla, çiftçi kesiminin, tütün üreticilerinin yoksulluğa mahkûm
edileceğini arz etmiştim. Öyle görünüyor ki, hükümet, IMF'nin talimatını yerine
getirmek adına, âdeta, kendileri, çiftçilerin yok olma pahasına dahi olsa,
yasayı çıkarmaya kararlı gözükmektedirler. Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; tütün piyasasında serbest piyasa mantığıyla yazılış ve
sözleşme esasına geçmek, özellikle doğu ve güneydoğu insanlarını kendi
kaderiyle baş başa bırakmak ve "nereden ekmek bulursan bul",
"devletin sana hiçbir yardımı olmaz", "git, kendi başının
çaresine bak" dercesine, bu büyük kitleyi sokağa terk etmektir; bu halka,
çiftçiye, geniş bir kesime sahip çıkmamak demektir. Türk ekonomisinin kriz
üstüne kriz yaşamasına sebep olan bir politika izlenmektedir. Milliyetçiliğin
gereği, halkı, kitleleri, çalışan kesimi sevmekse, bunun gereği yapılmalıdır. Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri, doğu ve güneydoğuda daha önceden yaşanan olumsuz olaylar ve
insanların acıları düşünüldüğünde, çok daha dikkatli, çok daha özenli
davranılıp, mağdur olan halkın ekonomik olarak güçlendirilmesi gerekirken, tam
bunun aksini yapmak, tütün üreticisini mağdur etmek, tütün ekimini yok etmek,
pancar ekimini yok etmek ve öldürmek olmamalıydı. Bitlis'te, Muş'ta, Batman'da,
Adıyaman'da, Tekel işçilerinin ve ailelerinin güç durumları içler acısı bir hal
almıştır. Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; tütün desteklemesinin 2002 yılından itibaren kaldırılması ise,
tütün ekicilerinin geleceğini yok etmekten başka bir şey değildir. Oysaki,
tütün ve sigara konusunda, Türkiye, bölgenin en önemli üretici ve ihracatçı
ülkesiyken, bugün, bu imkânları, yabancı sigara sanayiine ve yabancı şirketlere
peşkeş çekilerek, ülkemizin büyük miktarda döviz kaybetmesine, çok sayıda
vatandaşımızın işsiz kalmasına sebep olunarak, Türkiye zora sokulmuştur. Bu
konuda devamlı, gerek Ortadoğu ülkeleri gerek Türkî cumhuriyetleri gerekse
Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinin, bir tarım ve tütün ülkesi olan
Türkiye'den sigara talebinde bulundukları aşikârdır. Türk siyasetine yön
verenler ise, neyi, nasıl yaptıkları ve hangi menfaat ölçülerinde, ülke
çıkarlarını ne şekilde düşündükleri belli olmayan bir avuç kişinin önerilerine
biat ederek, ülke menfaatlarına ters düşmektedirler. Bu konu, şeker politikası
ve pancar üretiminde de aynı şekilde devam ettirilmektedir. Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; sosyal patlamalara neden olacak kadar büyüyen ekonomik kriz
bir yana, çalışanları işten çıkaracaksın, işyerlerini kapatacaksın, üretimi
durduracaksın ve bunun adına ülke yönetimi diyeceksin. Olmaz böyle bir şey!..
Böyle bir icraat, millî menfaatlara ters düşmekten başka bir şey değildir. Grubum adına özellikle
şunu ifade ediyorum ki, Türk tütüncülüğü, gündeme getirilen yasa teklifi ve
önerilerle kurtarılmamakta, çalışanlarımız ve üreticilerimiz böyle bir yasayla
mağdur edildiği gibi, ekonomik yönden de, ekonomik menfaatları baltalanmış
olmaktadır. Tekel, hiçbir şart ve
şekilde zarar eden bir müessese olamaz. Sebepleri sokaktaki vatandaş tarafından
bile çözülebilen verimlilik olayı, bu çatı altındaki tavır ve hareketlerimizin
millî menfaatlarımız ölçüsünde yeni baştan ele alınmasıyla mümkün kılınabilir. Dolayısıyla, bu yasanın
tütün üreticisi çalışanları ve millî gelirimiz düzeyinde birçok olumsuzluğu da
beraberinde getireceği gerçeğinden hareketle, yasanın bugünkü şekliyle kabulü
büyük sakıncalar yaratacağından, Grubum ve şahsım adına ret oyu vereceğimizi
bildirir, sizlerin de aynı hassasiyeti göstereceğinize inanarak, saygılar
sunarım. (DYP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Çevik. Madde üzerinde 3 adet
önerge vardır; geliş sırasına göre okutup, aykırılık derecesine göre işleme
alacağım. Birinci önergeyi
okutuyorum: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı yasa tasarısının 8 inci maddesinden "işyerleri veya
ikametgâhlarından" ibaresinin çıkarılmasını arz ederiz.
BAŞKAN - İkinci önergeyi
okutuyorum: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı yasa tasarısının 8 inci maddesinin birinci fıkrasında geçen "1
yıldan 3 yıla kadar hapis" ifadesinin "6 aydan 1 yıla kadar
hapis" olarak değiştirilmesini arz ederiz.
BAŞKAN - Okutacağım
üçüncü önerge aynı zamanda en aykırı önerge olup, okuttuktan sonra işleme
alacağım. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı kanun tasarısının 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında geçen satış
belgesi almadan satış yapanlar "...ruhsat harcının on katı tutarında ağır
para cezası ile cezalandırılır" ifadesinin "...ruhsat harcının beş
katı tutarında ağır para cezası ile cezalandırılır" şeklinde
değiştirilmesini arz ederiz.
BAŞKAN - Sayın Komisyon
katılıyor mu önergeye? PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) - Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN - Sayın Hükümet?.. DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN - Önergenin
gerekçesini arz ve izah etmek üzere Sayın Polat, buyurun efendim. (SP
sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika efendim. ASLAN POLAT (Erzurum) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım. Getirilen tasarının bu
maddesinde, tütüncülere verilecek cezalar gösterilmekte. Burada bizim
getirdiğimiz önergede de, satış belgesi almadan satış yapanların ellerindeki
mamullere el konulmakla birlikte ruhsat harcının 10 katı tutarındaki ağır para
cezasının 5'e indirilmesini teklif ettik. Bizim buradaki maksadımız
şu: Esasen tasarı adil olsa, bu adil sınırların dışına çıkan üreticilere,
satıcılara ceza verilmesi doğru olabilir; ama, siz, bu getirdiğiniz tasarıyla,
bütün üreticilerin üretimlerine mâni olacaksınız, bir önceki yasada da
Türkiye'de tütün ekmek, ithal etmek için yabancıları önce 2 milyar adetten
başlatacaksınız, beş sene sonra bu sınırı bunlara tamamen kaldıracaksınız,
önlerinde engel bırakmayacaksınız. Tütün ithal edenler için de miktarları hep
kaldıracaksınız; fakat, nasıl ki, sıra Türkiye'deki üreticilere gelince bayağı
cezalar vereceksiniz ve bundan da bayağı zevk alıyorsunuz zannediyorum. Hep
böyle, son derece ağır cezalar getirmeye çalışıyorsunuz. Şimdi, biz tekrar şunu
söylüyoruz: Adil olan bir kanun tasarısında bunun dışına çıkan insanlara ceza
verilmesi ve en azından dışarı çıkılmaması doğrudur; fakat, sizin getirdiğiniz
şu tasarıyı bir alıp baştan aşağı bakın, ekicinin, Türkiye'deki çalışanların
lehine bir tane ne getirmişsiniz?! Alanları kısıtlıyorsunuz, yabancılara
açıyorsunuz. Yabancılardan, Türkiye'de önce, fabrika kurup 2 milyar adet
üretemeyenler ithal edemeyecek diyorsunuz, sonra, beş sene sonra onu da
kaldırıyorsunuz, önlerinde engel bırakmıyorsunuz. Getirdiğiniz engeller,
sadece, Türkiye'deki yerli üreticilerin önüne koyduğunuz engellerden ibarettir. Sayın milletvekilleri, bu
tasarıda bir şeyi daha söylemek istiyorum: Hükümet, nedense, mesela burada
çiftçiler için tütün ofisine 1 18 trilyon lira bütçeye para koymuş; aralık ayı
sonuna kadar bunun 1 lirasını harcamamış. Şimdi, nedense, tütün üreticileri
için bütçeye para koydukları halde, bir türlü bunları harcamıyor.
"Çiftçilere doğrudan gelir desteği vereceğiz" demişler, aralık ayının
15'ine kadar 1 lira harcamamışlar, aralık ayının 15'inden sonra, sadece 82
trilyon lira harcamışlar; bunu da 4 vilayete harcamışlar; bunların üçü İç
Anadolu'da, birisi de Akdeniz Bölgesinde. Tarım Bakanı bugün burada
değil herhalde, hep "ben Erzurum'da okudum, yirmi sene Erzurum'un suyunu
içtim" der; ama, paraya gelince bir kuruş gelir desteğini vermez. Gelir
desteğini 40 yere vermiş, bizim Erzurum'da yok. MHP'nin 3 milletvekili var,
Grup Başkanvekili de Erzurumlu o da burada yok; ama, doğrudan gelir desteğinde
Erzurum'a ödenen bir para yok; ama işine geldiği zaman "biz Erzurum'da
böyleyiz..." falan derler. İşte, Hazinenin en son 29 Aralık tarihli
bildirisinde "4 ile doğrudan gelir desteği verdik, toplam 83 trilyon; üçü
İç Anadolu'da, birisi de Akdeniz Bölgesinde" deniliyor; ama, burada, Erzurum
ve Doğu Anadolu'ya 1 liralık doğrudan gelir desteği yok. Tütün desteğinde de
aynı, tütün ofisinde de aynı. 118 trilyon lira para koymuşsunuz, şurada, kasım
sonuna kadar 1 lira para harcadığınız yok; ama, faiz için, bütçenin başında 16
katrilyon demişsiniz, sene sonunda, bunu, 41 katrilyona kadar çıkarmışsınız. Şimdi, bakın, sizin
hükümetinizin önünü görmediğinin en bariz misali de, bugün açıklandı. Maliye
Bakanımız, daha kasım ayında, Plan ve Bütçe Komisyonuna gelip de bütçeyi
sunduğu zaman "bu sene sonunda enflasyon yüzde 80 olacak" dedi,
bugün, bir ay sonra, enflasyon yüzde 88,6 oldu, yüzde 10 yanıldınız. Yani, bir
ay sonrasını göremiyorsunuz, bir ay öncesinde yüzde 10 hata yapıyorsunuz. Sayın milletvekilleri,
konuşan: Maliye Bakanı. Konuştuğu yer: Plan ve Bütçe Komisyonu, bütçe kanunu
tasarısı. Bir ay önce geliyor, Plan ve Bütçe Komisyonunda "2001 yılı sene
sonunda TEFE yüzde 80, TÜFE yüzde 65 olacak" diyor. Bugün, iki saat kadar
önce açıklandı, TEFE yüzde 88,6, yüzde 10 yanılıyor, 8 puan; TÜFE yüzde 68,5, o
da, hemen hemen yüzde 5 civarında bir yanılmayla... Yani, sizin hükümetinizin
kararları o kadar şey ki, bir ay sonrasını göremeyecek durumda olduğunuz bir
dönem var. Sizin, bu, bir ay sonrasını göremediğiniz dönemde, getirdiğiniz bu
kanun tasarılarının gerçekçiliğine kim inanacak?! Sonra, bir başka konu
daha var, bu da çok önemli bir konu. Nedense, doğrudan gelir desteği Erzurum'a
dağıtılmadan, icrası geldi. Şimdi, şöyle: Bakanlar Kurulu, 26 Aralık 2001
tarihinde Resmî Gazetede yayımlamış "doğrudan gelir desteği verilecek
üreticilere, çiftçilere, doğrudan gelir desteği ödemeleri, diğer kamu kurum ve
kuruluşlarının alacaklarına mahsup edilemez" diyor; fakat, nedense
-İspir'den başlamıştı ilk uygulaması; ama, Tarım Bakanının, böyle İspirlilere
karşı bir alerjisi mi var anlayamadım- ilk defa Erzurum'un İspir İlçesinde
başlamak üzere, tarım kredi kooperatiflerinin borcundan dolayı, doğrudan gelir
desteklerine haciz konuldu. (MHP sıralarından gürültüler) MUSTAFA ZORLU (Isparta) -
Söylemene gerek yok, yazılı burada. ASLAN POLAT (Devamla) -
Gel buradan cevap ver. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Polat, 1
dakika içinde tamamlayın efendim. ASLAN POLAT (Devamla) -
Ben açtım Erzurum Tarım Kredi Kooperatifi Müdürüne sordum: Neden, Erzurum'da
tarım kredi kooperatiflerine çiftçilerin doğrudan gelir destekleri gelmeden
haciz işlemini başlattınız? Bana cevabı şu: "Bakanlıktan, hukuk
danışmanına sordum; hukuk danışmanı, bundan iki üç ay önce bize gönderdiği
mütalaada, doğrudan gelir destekleri üzerine haciz koyabilirsiniz dedi. Biz de
bunun üzerine haciz işlemini yaptık; fakat, para dağıtılmadığı için kesinti
yapılmadı" diyor. MUSTAFA ZORLU (Isparta) -
Yazı burada!.. Yazı burada!.. İBRAHİM HALİL ORAL
(Bitlis) - Bak, bak!.. Burada!.. ASLAN POLAT (Devamla) -
Bak, milletvekilleri, şunu söylüyorum: Şimdi, Erzurum'da, siz, daha
dağıtmadığınız paraya haciz koyacaksınız; dağıtmadığınız paraya haciz
koyacaksınız. İlk muamelesini de bizim İspir'de yapacaksınız; ondan sonra,
burada, geleceksiniz, bizden oy isteyeceksiniz. Bunun hesabını, ben, Erzurum'da
da burada da sizden sorarım. ADNAN FATİN ÖZDEMİR
(Adana) - Haberin yok!.. Haberin yok!.. ASLAN POLAT (Devamla) -
Onu, bana değil, Tarım Bakanına gösterin de onu kaldırsın. Saygılar sunarım. (SP
sıralarından alkışlar) ABBAS BOZYEL (Iğdır) -
Aslan, günaha girdin, günaha!.. BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmemiştir. İkinci önergeyi
okutuyorum: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı yasa tasarısının 8 inci maddesinin birinci fıkrasında geçen "1
yıldan 3 yıla kadar hapis" ifadesinin "6 aydan 1 yıla kadar
hapis" olarak değiştirilmesini arz ederiz. Ali
Oğuz (İstanbul) ve
arkadaşları BAŞKAN - Sayın Komisyon?.. PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) - Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN - Sayın Hükümet?.. DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN - Gerekçesini izah
etmek üzere, İstanbul Milletvekilimiz Sayın Ali Oğuz; buyurun. (SP sıralarından
alkışlar) Süreniz 5 dakika Sayın
Oğuz. ALİ OĞUZ (İstanbul) -
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 777 sıra sayılı kanun tasarısı üzerinde
verilmiş önergemiz münasebetiyle huzurlarınıza gelmiş bulunuyorum. Değerli arkadaşlarım, bu
kanun Mecliste müzakere edilmeye başladığı günden bu yana, arkadaşlarımızın,
çok yerinde, tesirli ikazları oldu. Yapmayın, bu milletin elindeki imkânların,
aşağı yukarı, hepsini aldınız. Buğday gitti, süt gitti, et gitti, hayvancılık
gitti, şekerpancarı gitti, şeker gitti, tütün de gitti; geriye de bir şey
kalmadı. Hal böyle olunca, hiç olmazsa tütün münasebetiyle, alınan bu tedbirler
isabetli değildir ve bu millet de buna layık değildir diye, arkadaşlarımız ikaz
ettiler. MUSTAFA KEMAL AYKURT
(Denizli) - Sayın Başkan, hatibi dinleyemiyoruz. BAŞKAN - Efendim, Sayın
Polat oraya kadar gidince, öyle bir şey oldu... Siz buyurun Sayın Oğuz. ALİ OĞUZ (Devamla) -
Değerli arkadaşlarım, sigara imalatında çalışan yüzbinlerce insanın -hatta
milyonların- üretiminde çalışan neredeyse 6 000 000'a yakın, gerek Ege
Bölgesinde gerek Marmara Bölgesinde gerek İç Anadolu'da gerekse Doğu
Anadolu'da, dünyanın özendiği ve en kaliteli tütünleri yetiştiren insanımızın
aşsız, ekmeksiz ve işsiz kalacağı hususundaki ikazlara rağmen, hani cami ne
kadar büyük olursa olsun, imam bildiğini okur kabilinden, hiç kımıldamadınız,
hiçbir reaksiyon göstermediniz, tam bir teslimiyetçi zihniyetle, bunu çıkarma
hususundaki gayretleriniz devam ediyor. Sırf Reisicumhurdan yeniden dönmesin
diye, bir harfini dahi değiştirmeden bu kanunu geri göndereceksiniz. Bu
husustaki kararlılığınız anlaşılıyor; ama, şunu söyleyeyim, nihayet zulüm devam
eder; ama, bunun bir gün tepkisi gelir. Ben diyorum ki, bu millet bu tepkiye
layık değildir, bu buhrana layık değildir ve bundan dolayı da, gelecek sosyal
tepkiyi de bu milletin kaldırması mümkün değildir. Bir taraftan işsizlik,
aşsızlık, sefalet devam ederken, bir de iç buhran çıkarsa, bu milletin buna
tahammül göstermesi ve geçirmesi mümkün değil; çünkü, bu buhranı yaşayan
ülkelerde gördüğümüz gibi, çok büyük tepkilerle, millet büyük zararlar görüyor
ve bunun altından kalkmak mümkün değil. Bu ekonomik sıkıntının yanında, böyle
bir tepkinin getirdiği sosyal patlamayı da ne sizin ne bizim kaldırmamız mümkün
değil; çünkü, Meclisin bu kabil davranışlarıyla milletin aç ve işsiz kalması
sebebiyle, Meclise karşı olan tepkiler hepimizi itham ediyor; çünkü, hepiniz
aynısınız, hiçbir farkınız yoktur şeklindeki ithamlarla karşı karşıya
kalıyoruz. Bunu yapmamak lazım. Bunu yapmamak için de, sizin anlayış
göstermeniz lazım. "Dünya Bankasından
gelecek menfaatımız var..." Pakdemirli kardeşim geldi, burada ifade etti
"ne yapalım, söz verdik, bunun başka çaresi yok ki. Biz, bunu aynen
çıkarmak mecburiyetindeyiz" dedi. Bu, fevkalade kötü bir şey arkadaşlar.
Yarın bunların hepsi karşımıza gelecek ve itham ettikleri zaman da, sadece siz,
biz veya üç parti değil, bu Mecliste milletvekili sıfatıyla hizmet görenlerin
hepsi bundan dolayı sıkıntı içerisinde kalacaklar, sandık başında mahcup
olacağız, seçimlerde mahcup olacağız ve karşımıza gelen bütün seçmenlerimiz
"bu, sizin yüzünüzden oldu, bu sosyal patlamanın müsebbibi sizsiniz, bu
milletin işsiz ve aç kalmasının da, yine, müsebbibi sizsiniz" diye itham
edecektir. Bunu yapmayın diye ben de istirham ediyorum; çünkü, bu milletin
bedduasını alırsanız, zulüm ile abat olanın akıbeti berbat olur. Belki sizin
hiçbir sıkıntınız yok; ama, millet, bugün aç ve işsizse, onun bedduasından
kaçmak mümkün değildir. Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste. Bunu yapmamak
lazım. Ne olursa olsun bunun tedbirini alın. "İkame ürünler getireceğiz ve
bu kıraç arazide yetişecek tütün gibi size menfaat temin edecek, sizi
geçindirecek mahsuller getireceğiz" diyorsunuz; ama, buna ait hiçbir
açıklamayı buradan gelip yapamıyorsunuz. Halkın tahammülü gittikçe azalıyor.
Bunu yapmayın; çünkü "alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste" dedim.
Cenabı Hak'kın size göndereceği sıkıntı da bir gün öyle gelir ki pişman oluruz.
Hepimiz, hatta böyle bir zulmün karşılığında gelecek bir felaketin altında
kalırız diye endişe ediyorum. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) ALİ OĞUZ (Devamla) - Bir
an evvel, şuurlu bir şekilde, sorumluluğunuzun idraki içerisinde tasarıyı çekin
ve hiç olmazsa tütün üreticisinin bari bedduasını almayalım; çünkü, bugüne
kadar buğday gitti -tekrar ediyorum- süt gitti, et gitti, hayvancılık gitti,
şeker pancarıyla birlikte gitti, kala kala sadece bir tütün kaldı, onu da
alırsanız, artık, yeraltı servetlerine sıra gelecek. Allah korusun, bor
tuzları, onun arkasından petrol, onun arkasından altın ve hiçbir şey de
elimizde kalmazsa, bu yaptıklarınızın hiçbirisi sizin yanınıza kalmaz. Bu duygularla, hepinizi
sağduyuya davet ediyor, hürmet ve saygıyla selamlıyorum efendim. (SP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Oğuz. Komisyonun ve hükümetin
katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler...
Önerge kabul edilmemiştir. Son önergeyi okutuyorum: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı yasa tasarısının 8 nci maddesinden "işyerleri veya
ikametgâhlarından" ibaresinin çıkarılmasını arz ederiz. Mahmut
Göksu (Adıyaman) ve
arkadaşları BAŞKAN - Sayın
Komisyon?.. PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) - Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN - Sayın Hükümet?.. DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım. BAŞKAN - Sayın Göksu?.. MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Mahmut Nedim Bey konuşacak Sayın Başkan. BAŞKAN - Buyurun Sayın
Bilgiç. (DYP sıralarından alkışlar) MAHMUT NEDİM BİLGİÇ
(Adıyaman) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 8 inci maddeyle, bir yıldan üç
yıla kadar hapis cezası getiriliyor. Bu cezanın, kimlere, hangi şartlarda
getirildiğini, tasarıyı, yasayı hazırlayan nasıl ölçtü biçti bilemiyorum;
çünkü, bu, sanki tarifi yapılmış... Benim ilimde, Malatya ile Adıyaman
arasında, iki dağ arasına sıkışmış bir ilçe, iki aşiret. Çelikhan İlçesi, Hıdırsor ve Kavı
Aşiretlerinin aşağı yukarı 30 000'e yakın insanının yaşadığı bölgede, insan
eliyle yapılan 1 dönüm, 2 dönümlük araziler. 5 dönüm araziyi bir arada
bulamazsınız. Tamamıyla, toprak taşınarak yapılan arazilerde, bu insanlar bir
yıl çalışarak, yılda 100 kilogram, 200 kilogram tütün üretirler ve bunu
kendileri kıyarlar, tabakalarla -bilirsiniz- bunları pazarlarda satarlar ve
bütün geçimleri budur. Şimdi, burada öyle ağır bir ceza getiriliyor ki... Bu
vatandaşların, burada yaşayan insanların başka bir şey yapma veya onlara başka
bir şey yaptırma imkânı yok. Orada, ne alternatif ürün üretebilirler ne de ürün
çeşitlendirmesi yapabilirsiniz. Tamamen bir dağ iklimi, altı ayı kış geçiren
bir bölge ve su imkânı yok, yol imkânı yok. Adamlar, burada üretirler;
katırlarının, hayvanlarının sırtına vururlar bir iki dengi, götürüp orada
burada satarlar; bütün bir yıl, 7, 8, 10 kişilik ailelerini geçindirirler. Değerli arkadaşlarım,
yasanın bu ceza maddesinin değiştirilmesi yönünde önerge verdik; ama,
değiştirme imkânına sahip değiliz, biliyorum; çünkü, bu maddeyi değiştirdiğimiz
zaman, bu yasanın tekrar dönme durumu var ve bu yasanın da geçme mecburiyeti
var, hepimiz biliyoruz. Buradaki konuşmalarımızın hepsinin, bir işlemi
tamamlamak olduğunu da biliyoruz; ama, bunun içerisinden nasıl çıkacağız
arkadaşlar? Sayın Bakana soruyorum, zabıtlara geçsin diye soruyorum: Acaba,
bunları yönetmelikle düzeltebilir miyiz? Bir de, Muş'ta bu şekilde
tütün üretimi yapılıyor, başka hiçbir yerde hemen hemen yoktur. Bu insanlara,
bu ekmeği vermezseniz, bu ekmeği ellerinden alırsanız -benim seçim bölgemde
aşağı yukarı 40 000'e yakın hemşerim yaşar- başka yapacakları hiçbir şey yok.
Bunları yasak madde ekmeye zorlayacaksınız. Arkadaşlar, ne eksinler?.. Yani,
bunları suça zorlamanın anlamı yok. Bu yasa geçecek... Bu
önerge oylanacak ve reddedilecek, biliyorum; bu önergeleri formalite için
veriyoruz; ama, zabıtlara geçsin diye de söylüyorum -burada, Tekelden sorumlu
Devlet Bakanımız var, Genel Müdürümüz var, Hazine temsilcileri var- bu ceza
maddesini yönetmelikle değiştirebilir miyiz, bilmiyorum, ne yapabiliriz, bilemiyorum
arkadaşlar. Bu maddeyi, mutlaka yumuşatmak suretiyle, burada yaşayan insanlara,
bir ekmek yeme hakkını verelim. Bu hakkı ellerinden alırsak, inanın, bir sosyal
meseleye, sosyal yaraya daha parmak basmış oluruz. Buranın diğer tütün
ekilen yerlerle farklılığı da çok; diğer yerlerde alternatif ürün denenebilir,
yapılabilir, sulama yapılabilir, iklim şartlarına göre bir şeyler olabilir,
gelecek yıllara doğru pilot çalışma yapılabilir; fakat, inanın arkadaşlar, bu
bölgede başka bir şey ekme, başka bir yerden ekmek yeme imkânı katiyen yok;
bunu samimiyetimle söylüyorum, inanacağınızı da sanıyorum. Bu insanların
elinden bu ekmeğini almadan, devletine, vatanına, milletine, bayrağına bağlı bu
insanları, tekrar kendi topraklarında çalışıp, çoluğuna çocuğuna bir ekmek
götürebilir duruma getirelim. Bu yasaya göre gelmez, bu
önerge kabul edilmeyecek... Zabıtlara geçsin, Değerli Bakanımız ve değerli
Tekel mensupları, yönetmeliklerde, tütün kurulunda, bunu ne dereceye kadar
giderebilirler, izale edebilirler bilmiyorum; ama, lütfen, bunun üzerinde
duralım derim. Aksi takdirde, olmuyorsa, bir satırlık yasayla tekrar bunu
düzeltelim arkadaşlar. Bunda hiçbir kimsenin
zararı yok; bu tütünleri devlet almıyor; kendileri üretiyorlar, kendileri
satıyorlar. Marlboro içmek mecburiyetinde değil bu adamlar; yani, bunun içeni
tiryakisi de var, bırakın içsinler. Bundan da vergi alınırsa alınsın; bir
formül de bulunsun buna; ama, bunun önüne geçilmesin arkadaşlar. Değerli arkadaşlarım, 7
nci madde üzerindeki konuşmamda, Hazineci arkadaşlarımı üzdüğümü zannediyorum.
Belki maksadımı aşan laf ettim bilmiyorum; ama, ben, aslında şunu söylemek
istedim: "IMF'yle görüşmelerde, Hazineciler, lokomotif görevi gördükleri
için, Türkiye'nin gerçeklerini IMF mensuplarına, gelen temsilcileri anlatmak
suretiyle, Tütün Yasasını, Türkiye'nin şartlarına biraz daha uygun bir şekilde
geçirebilirlerdi" dedim; bunu yapmak bir görevdi; ama, bu, Hazinecilerin,
Tekelcilerin, Özelleştirmecilerin hepsinin beraberce yapacakları bir şeydi.
Benim maksadımı aşan bir ifade olduysa özür diliyorum; fakat, bu yasa,
önümüzdeki aylarda mutlaka ve mutlaka düzelecektir; bu gruplar düzeltecektir.
Şu ekonomik sıkıntıları aşmak için hükümetin bir mecburiyeti var. Bu hükümetin,
inşallah bu mecburiyeti aştıktan sonra; yani, yeni bir seçimi beklemeden, şu
Mecliste yeni iradenin tecelli etmesini, rakamların değişmesini beklemeden bu
yasayı değiştireceğine inanıyorum... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Buyurun Sayın
Bilgiç. MAHMUT NEDİM BİLGİÇ
(Devamla) - Çünkü, burada rey veren arkadaşların çoğunun içinin sızladığını,
içinin yandığını, konuşmasıyla, verdiği reylerin değişik olduğunu hep
biliyoruz. Demek ki, bu Meclisin tamamının bu yasaya karşı olduğunu; fakat,
kendilerinin bir mecburiyetinden dolayı da bu yasanın çıkarılmak zorunluluğunda
olduğunu görüyoruz. Umut ediyorum ki, uygulayıcı arkadaşlar, bu yasanın
çıkışından sonra, yönetmeliklerle bu yasayı yumuşatır, biraz daha uygulanabilir
hale getirirler. Hepinize saygılarımı
sunuyorum, teşekkür ediyorum. (DYP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Bilgiç. Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. 8 inci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 8 inci madde kabul edilmiştir. 9 uncu maddeyi
okutuyorum: Yönetmelikler MADDE 9. - A) 1. Kurulun
çalışma usul ve esasları ile Kurul üyeleri, Kurum personeli ile bunların
yakınlarının yapamayacakları işler, 2. Kurumun hizmet
birimleri ile bunların görev ve sorumlulukları, kadro unvanları, sayıları ve
Kurum personelinin emeklilik statülerinin belirtilmesi açısından durumu, Kurulun önerisi üzerine
Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle, B) Tütün ve tütün
mamulleri ile alkol ve alkollü içkilerin iç ve dış ticareti, sigara
fabrikalarının kurulmasının izin ve şartları, üretilecek tütün mamullerinin
teknik özelliklerinin belirlenmesi, üretim şartını karşılamayan firma
mamullerinin fiyatlandırılması, dağıtılması, satışı ve kontrolu ile bayilikler
verilmesi, üretici tütünlerinin yazılı sözleşme esası veya açık artırma yöntemi
ile alınıp satılması, açık artırma başlangıç fiyatının teknik olarak
saptanması, Dünyada ve Türkiye'deki gelişmeler dikkate alınarak açık artırma
başlangıç fiyatını tespitte kullanılan oranın yüzde elliye kadar artırılması ve
4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu ile bu Kanunun
uygulanmasıyla ilgili diğer usul ve esaslar Kurum tarafından çıkarılacak
yönetmeliklerle, Düzenlenir. BAŞKAN - 9 uncu madde
üzerinde, Saadet Partisi Grubu adına Şanlıurfa Milletvekili Sayın Ahmet Karavar
konuşacaklar. Buyurun Sayın Karavar.
(SP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. SP GRUBU ADINA AHMET
KARAVAR (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tütün Yasasının 9
uncu maddesi hakkında Saadet Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Grubum
ve şahsım adına Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Bu kanunun
"Yönetmelikler" başlığıyla düzenlenen 9 uncu maddesi iki şıktan
oluşmaktadır. Birinci şıkta, Tütün, Tütün Mamulleri Piyasası ve Alkollü İçkiler
Piyasası Düzenleme Kurumu ve kurulun çalışma usul ve esasları ile kurul
üyeleri, kurum personelinin görev ve sorumluluklarının, kurulun önerisi üzerine
Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenleneceği hükme
bağlanırken, ikinci şıkta ise, tütün ve tütün mamullerinin iç ve dışticareti,
üretilecek tütün mamullerinin teknik özelliklerinin belirlenmesi, dağıtılması,
satışı, kontrolü ve bayilik verilmesi gibi hususların da Kurum tarafından
çıkarılacak yönetmeliklerle düzenleneceği hükme bağlanmaktadır. Eğer, bu yasa
hükümetin ısrar ettiği şekliyle çıkarsa, Şeker Kanunu ile şekerpancarı
üreticisinin bir kesimi, kanunla da tütün üreticisinin bir kesimi
bitirilecektir. Yasanın tekrar görüşülüyor olması, tütün ekicileri ve ülke tarımı
açısından bir şans olduğu gibi, hükümet için de yanlışını düzeltmesi açısından
bir fırsattır. Hükümetin bu fırsatı iyi değerlendireceğini ümit ediyorum. Avrupa Birliği ülkeleri
destekleme alımı uygularken, onların isteğiyle bizim tütün üreticisini desteklemekten
vazgeçmemiz doğru değildir. Dünyada meydana gelen son olaylar ve küresel
anlamda bir ekonomik krizin yaşanıyor olmasının, devlet desteğini daha da
önemli bir hale getirdiği kanısındayım. Hükümetin, her konuda
olduğu gibi, yasama faaliyetinde de öneri ve eleştirileri görmezden gelerek,
bildiğinin tek doğru olduğu saplantısında ısrar etmesi, ülkeyi uçuruma
götürmektedir. Muhalefeti dinlemiş olsaydı, bu kanunla tekrar Genel Kurul
meşgul edilmiş olmazdı. Değerli arkadaşlar,
planlı tarıma geçiliyor, tarımda reform yapılıyor diye çiftçimiz bitirildi, bu
yasayla da 3 000 000 tütün üreticici açlığa ve sefalete mahkûm edilmektedir.
İktidar, sosyal faaliyetlere bir yenisini de ekleme çabası içindedir. Bu
kanunla çiftçimizin menfaatları gözardı edilerek, üçüncü kişilere yeni alanlar
açılmak istenmektedir. Bu yasada, millî
menfaatlarımızı korumaya yönelik bir hüküm bulunmamaktadır. Aslında, 1993
yılında Türkiye'de tütün üretimi rekor düzeye ulaştığında, planlı üretime
geçmek adına, 1994 yılında tütün ekimine sınırlama getirilmiştir; yani, planlı
bir üretim yapmak için kanun çıkarmak gerekmiyor. Bu anlamda, görüşmekte
olduğumuz kanunun gerekçesi, planlı bir üretim olamaz. Muhalefetin uyarılarına
rağmen, hükümet toplumsal gerçekleri göremiyor. Anayasada ifadesini bulan hukuk
devleti, sosyal devlet ilkeleri unutulmuş veya bir kenara bırakılmış. IMF'nin
talimatıyla, hükümet, sermayenin ilkelerine ve amaçlarına hizmet eder duruma
gelmiştir. Yasanın Geçici 1 inci maddesinde, açıkça, tütünden desteğin kalkacağı
hükme bağlanmaktadır. Bu anlamda, liberal ekonomi ve Avrupa Birliği adına,
küreselleşen ve kartelleşen dünyada insanımızı ve çiftçimizi korumasız
bırakmak, millî menfaatları gözardı etmek büyük bir felakettir. Tütün ekim alanlarına
ülkeler düzeyinde baktığımızda; Türkiye'nin, yüzde 5,84 payıyla Çin, Hindistan,
Brezilya ve Amerika Birleşik Devletlerinin arkasından beşinci sırada olması, en
önemli ve en büyük şark tipi tütün üreticisinin Türkiye olması, tütün ve tütün
mamullerinin 5 000 000 kişinin geçimini sağlaması, Türkiye'deki tütün ve tütün
mamullerinin ekonomik pazar değerinin yıllık 8,5 milyar düzeyinde olması,
durumu daha önemli bir hale getirmektedir. Hükümetin bu yanlıştan
döneceği temennisiyle, Meclisi saygıyla selamlıyorum. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN- Teşekkür ederiz
Sayın Karavar. Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubu adına, Muş Milletvekili Sabahattin Yıldız; buyurun. (AK Parti
sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika Sayın
Yıldız. AK PARTİ GRUBU ADINA
SABAHATTİN YILDIZ (Muş)- Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Tütün ve Tütün
Mamulleriyle İlgili Yasanın 9 uncu maddesi üzerinde AK Parti Grubu adına söz
almış bulunuyorum; şahsım ve Grubum adına hepinize saygılar sunuyorum. Bu kanunun 9 uncu
maddesi, Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu ve
Kurulunun çalışma usul ve esasları, kurul üyeleri, kurum personelinin görev,
sorumluluk ve özlük haklarının Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak
yönetmelikçe düzenleneceği hükme bağlamaktadır. Kanun incelendiğinde,
destekleme amacıyla yapılan tütün alımlarına 2002 yılından itibaren son
verileceği görülmektedir. Kanunda tütün alımları için getirilen yazılı sözleşme
esasları, Doğu Anadolu Bölgesindeki tütün üreticileri için uygulanabilirlikten
uzaktır. Bugüne kadar, Tekel dışında hiçbir tütün alıcısı bu bölgeye
uğramamıştır. Hal böyleyken, bu bölgedeki tütün üreticisi tütününü kime
satacaktır? Bu da göstermektedir ki, budan sonra Muşlu, Bitlisli, Bingöllü,
Adıyamanlı, tütün ekemeyecektir. Altı ay önce yine bu yasa
bu Mecliste gündeme geldiğinde söz alıp, bu kürsüden konuşan arkadaşların büyük
bir kısmı bu yasanın yanlış olduğunu söyledi. Buna rağmen, 57 nci hükümeti
temsil eden partili milletvekilleri, maalesef, bu yasayı destekleyerek
Meclisten çıkardı; fakat, Cumhurbaşkanı yasayı onaylamadı, yanlış buldu ve geri
çevirdi. Hükümet, ısrarla bu yasayı, sayısal çoğunluğuna güvenerek, tekrar
Genel Kurula getirip, tütün üreticisini bitirmekte kararlı olduğunu
göstermektedir. Sayın Başkan, değerli
arkadaşlar; 2001 yılında, tütün ekicisini, konan kotalarla, bu hükümet zaten
yok etmiştir. Kendi ilimle ilgili bir örnek vereyim: Maalesef, 2001 yılında
tütüne konan kotalardan dolayı, Kızılağaç beldesindeki birkaç ekiciye verilen
kotaları söyleyeyim buradan. Muharrem Bozkurt 78 kilo, Mustafa Çiğdem 83 kilo,
Mehmet Şah Yaman 70 kilo, Mehmet Nuri Yıldız 83 kilo, Necip Özcan 77 kilo.
Maalesef, kotalara baktığınız zaman, 70 kilo, 100 kilo, 140 kilo, 107 kilo, 103
kilo, 130 kilo... Bu kotalarla 2001 yılında siz, tütün ekicisini zaten yok ettiniz.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlar; Muş İlinde 2001 yılında tütüne toplam ödenen para 3 trilyon 781
milyar lira. Daha önceki yıllara baktığımızda, 4 trilyon 800 milyar veyahut da
3 trilyon 500 milyar gibi bir rakam. Bugünkü 57 nci hükümet bu parayı bile
Muş'ta tütün ekicisine fazla görmektedir ve buna ambargo koyup, bundan sonra da
bu ekimi tamamen Türkiye genelinde yasaklamaktadır. Geçen hafta bu kürsüden
konuşan hemşerim Erkan Kemaloğlu "Muş, Muş olalı böyle bir zulüm
görmedi" dedi, gerçekten doğru söylüyor. Muş, Muş olalı, 57 nci hükümetin
Muş'a ve Muşluya yapmış olduğu zulmü hiçbir hükümet, cumhuriyet hükümeti
yapmamıştır. (AK Parti sıralarından alkışlar) Sebebine gelince, Muş'ta, tütün
ve pancarın dışında, maalesef, ekilecek hiçbir ekin yoktur. Bir tek şeker
fabrikamız ve Tekel işletmemiz var. Siz, pancara kota kayarsanız, tütüne
ambargo koyarsanız, maalesef, çalışacak fabrika yok, atölye yok, işyeri yok.
Benim Muşlu hemşerim ekmeğini nereden kazanacak? Yani, buna, lütfen, hükümet
olarak bir çare bulmanız lazım. Yani, vatandaşa, tarlanı ekme diyorsunuz,
tarlana tütün ekme, pancar ekme diyorsunuz, ondan sonra da "biz, köylünün
hakkını savunuyoruz" diyorsunuz ve maalesef "köylü, milletin
efendisidir" diyorsunuz. Nerede görülmüş acaba, köleleştirilmiş, açlıkla
başbaşa bırakılmış bir efendi millet nerede görülmüş? Bundan sonra, artık, köle
insanlara veyahut da açlıkla boğuşan insanlara "efendi" mi diyeceğiz?
MUSTAFA GÜVEN KARAHAN
(Balıkesir) - Siz demiyor musunuz?!. SABAHATTİN YILDIZ
(Devamla) - Diyenler söylüyor, evet. Bu cümleyi fazlasıyla kullanan sizler,
herhalde, yakında, o köylüye, gittiğiniz zaman, yine "köylü bu milletin
efendisidir" diyeceksiniz; ama, o milletin, o köylünün de size söyleyeceği
cümleleri benim buradan söylemeye dilim varmıyor, terbiyem müsaade etmiyor. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Buyurunuz. SABAHATTİN YILDIZ
(Devamla) - Sayın arkadaşlar, gerçekten, köylümüzün durumu perişan; yoklukla
başbaşa. Özellikle, doğu ve güneydoğuda yaşayan insanlarımızın yapacakları
hiçbir işleri yok. Yani, ektikleri 300 kilo, 500 kilo tütüne hükümet olarak göz
koydunuz, onu da elinden aldınız ve maalesef, bunun perişanlığını bugün o köylü
çekecekse, yarın, o köylü vatandaş, bu köylüye bu kotayı koyan sizlere kota
koyacaktır. Hepinize saygılar
sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Yıldız. Doğru Yol Partisi Grubu
adına, Amasya Milletvekili Sayın Ahmet İyimaya; buyurun. (DYP sıralarından
alkışlar) Süreniz 5 dakika. DYP GRUBU ADINA AHMET
İYİMAYA (Amasya) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Doğru Yol
Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzereyken, hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Değerli arkadaşlar,
aslında, görüştüğümüz çok kanunlar içerisinde önemli bir kanun müzakeresinde
bulunuyoruz. Bu kanunun anlamını açıkça ortaya çıkarmak için, onu çeşitli
açılardan tarif edebiliriz. Bu kanunun birinci
karakteri, bir tasfiye kanunudur; bu kanun, evvela, cumhuriyet hükümetinin en
ılımlı, en yumuşak bakanını tasfiye etmiştir; ondan sonra, bugün, Türk
çiftçisini, tütün üreticilerini, ellerindeki imkânları alarak tasfiye etmekte,
kaderiyle baş başa bırakmaktadır; benim ilimdeki kimi ilçeleri, Taşova'yı,
Gümüşhacıköy'ünü tasfiye etmekte ve 42 ilin üretim alanını tasfiye etmektedir. Arkadaşlar, bu kanunun
önemli özelliklerinden biri, sopalı dönüşüm kanunu oluşudur. İdrakle, şuurla
söylüyorum ki, bu kanun, millî haysiyet, millî şeref bakımından, Parlamento
tarihine leke oluşturacak şekilde bir vasıf taşımaktadır. Bu irade, iktidar
partilerinin iradesi değildir, bu irade, cumhuriyet hükümetimizin iradesi
değildir; bu irade, milletin üstünde, uluslararası borç almanın şartı olarak
öngörülen bir kayıttır. Salt, bir yapılanma kanunu olsaydı, borca bağlı
olmadan, oturur, ariz amik tartışır ve gerçekten, bir yapılanma kanununu ortaya
koyabilirdik; ama, bu kanun görüşülme şartı ve görüşülme zamanlaması
bakımından, Parlamento olarak, üzerinde durmamız gereken bir kanundur. Değerli arkadaşlar, bu
kanun, cumhuriyetin kurumlarıyla çatışan bir kanundur. Cumhurbaşkanıyla kavgalı
olabilirsiniz veya olmayabilirsiniz. Devlet, bir tespit yapmıştır; Anayasaya
aykırılığı, sosyal devlet bakımından sorunlu olduğu tespitini yapmıştır; ama,
bu konuda, milletin Parlamentosu, herhangi bir hüküm kurmamakta ve bu devlet
tespitine cevap oluşturmamaktadır. Muhterem arkadaşlar,
iddia bir yapılandırma iddiası olmasına karşın, bu kanun, altyapısı
hazırlanmamış bir kanundur. Bir alanı tasfiye ediyorsunuz, insanları belli iş
alanından yoksun bırakıyorsunuz; ama, onun yanında neyi ikame edeceğinizi,
kanun hükümleriyle, projeleriyle ortaya koymuyorsunuz, sadece "alternatif
ürün" diyorsunuz. Sevgili arkadaşlar,
değerli parlamenterler; yine, bu kanun, iradenin şeklî sahibi olan hükümetin,
sözünü, gerekçesini millî zabıtlara geçirmekten içtinap ettiği, sakındığı bir
kanundur. Müzakerelerin başından beri izliyorum, ne cumhuriyet hükümetinin bir
bakanı veya başbakan ne de kendisine mahsus ehemmiyet izafe ettiğim ilgili
bakan bir söz söylemektedir. Bu denli ağır veya olumsuz vasıfları taşıyan
kanunun görüşüldüğü millî zabıtlarda, millî hükümetin iradesinin, mutlaka,
tecessüm etmesi, tecelli etmesi, bir parlamento için, bir iktidar için,
zannediyorum, itibar şartıdır. Değerli arkadaşlar, bu
kanun, ürettiği regülasyon kurumlarıyla, düzenleme kuruluyla, gerçekten, kötü
örnek oluşturmaktadır. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın İyimaya, 1
dakika içerisinde toparlayın efendim. Buyurun. AHMET İYİMAYA (Devamla) -
Bugün, düzenleme kurullarının sayıları, birbirlerine benzemezliği ve
modelsizliği, devleti tarif eden leviathan tanımını, küçük leviathan, küçük
ejderhalar şeklinde, yarın, kendiniz görebileceksiniz; zaten, Başbakan da bir
ısırmadan bahsediyor. Değerli arkadaşlar, bu
kanun, Anayasamızdan, bu kanun, Anayasa Mahkemesinden dönecektir. Bu konudaki
tahlilleri sizlerle paylaşmak isterdim; ancak, zaman izin vermiyor; ama, Doğru
Yol Partisi bu yolla millî iradenin tecellisini sağlayacak ve Parlamentonun
iradesi ile Anayasa iradesinin çatıştığını kanıtlayacaktır. Saygılar sunuyorum
efendim. (DYP, AK Parti ve SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın İyimaya. Madde üzerinde üç adet
önerge vardır; önergeleri geliş sırasına göre okutup, aykırılık derecesine göre
işleme alacağım. İlk önergeyi okutuyorum: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı yasanın 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesindeki
"Kurulun önerisi üzerine" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını
arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN - İkinci önergeyi
okutuyorum: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı yasa tasarısının 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının "Kurum
tarafından çıkarılacak" ibaresinin "Bakanlar Kurulu tarafından
çıkarılacak" olarak düzeltilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN - Okutacağım
üçüncü önerge, aynı zamanda en aykırı önerge olup, okuttuktan sonra işleme
alacağım. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz
ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile
Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım Satımına, 4046 Sayılı
Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısının 9 uncu maddesinin (B) bendinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ederiz.
"Yaprak, tütün
ekimi, tütün ekiminin geçici veya kısmen yasaklanması, tütün tarım alanlarında
üretilecek tütün çeşitlerinin tespit ve değiştirilmesi, tütün tarım alanlarının
kontrolü, tütünün toplanması, değerlendirilmesi, nakli, imhası, satın alınması,
işlenmesi-satılması, alıcısı çıkmayan tütünlerin saklanması, iç ve dışticareti,
sigara fabrikalarının kurulmasının izin ve şartları, üretilebilecek tütün
mamullerinin teknik özelliklerinin belirlenmesi, üretim şartını karşılamayan
firma mamullerinin fiyatlandırılması, dağıtımı, satışı, ihracı ve kontrolü ile
bayilikler verilmesi, üretici tütünlerinin yazılı sözleşme esası veya açık
artırma yöntemiyle alınıp satılması, açık artırma başlangıç fiyatının teknik
olarak saptanması ve 5.6.1942 tarihli ve 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu
İçkiler İnhisarı Kanunu ile bu Kanunun uygulanması ile ilgili diğer usul ve
esaslar Kurul tarafından çıkarılacak yönetmelik ve tebliğlerle
düzenlenir." BAŞKAN - Sayın
Komisyon?.. PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN - Sayın Hükümet?.. DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN - Sayın Arınç?.. MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Sayın Uzunkaya konuşacak efendim. BAŞKAN - Sayın Uzunkaya,
buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. MUSA UZUNKAYA (Samsun) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tütün Yasasının 9 uncu maddesi üzerinde
verilmiş değişiklik önergem üzerinde söz almış bulunuyorum; bu vesileyle Yüce
Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlar,
tabiî, yasa birçok değişiklikler getiriyor. Esasen burada, kurul üyelerinin
yapmaması gereken, yapamayacağı bazı işlerden bahsederken, bazı çalışmaların da
yayınlanacak tüzüklerle, yönetmeliklerle belirlenmesi gerektiği ifade ediliyor.
Biz, bu konuda, ciddî bir yasak getirdiği için bu yasa, ciddî bir düzenlemenin,
Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenmesi
gerektiğini ifade ediyoruz. Tütün, ülkemiz ekonomisi
açısından önemli bir ihraç ürünü olduğu gibi, büyük bir vatandaş kitlesinin de
aynı zamanda -bilindiği gibi- geçim kaynağıdır, burada zaman zaman söyleniyor,
600 000 aile, 3-4 000 000 civarında insanımız tütünle iştigal etmekte idi. Bu nedenle, tütün
üretiminin devletin gözetimi veya denetimi altında yapılması şarttır. Madde ile
tütün üretiminin yapılacağı yerleri, tütün üretimi yapabilecek kişileri ve
bunların üretim yapma şartlarını düzenlemek amaçlanmaktadır. Tütün üretiminin
özelliği dikkate alındığında, tütün üretiminin izne bağlanması, bu izin
verilirken, bazı yasaklamaları da belki kendiliğinden getirmiş olmaktadır.
Oysa, mevcut yasa, bu haliyle, yaprak tütün tarımının düzenlenmesi, kontrolü ve
satış merkezine getirilinceye kadar yapılması ve gözetilmesi gereken evreleri
kesinlikle içermemektedir. Tütün, kamu sağlığını ve kamu gelirlerini doğrudan
ilgilendiren bir tarım bitkisi olması ve tütün üreticisi ülkelerde kontrol
altında bulundurulmaması halinde, kara para ile direkt ilgisi gözönünde
bulundurulduğundan, tüm dünya ülkelerinde ve ülkemizde, bugüne kadar, sıkı bir
kontrol altında üretilmekte idi. Mevcut yasa, bu konuları
düzenlemediğinden, dünyaca ünlü Türk tütünü dejenere olacak, büyük bir pazar ve
gelir kaybına sebep olacak ve ayrıca, kaçakçılık da ziyadesiyle artmış
olacaktır. Değerli arkadaşlar,
biliyorsunuz, Türk tütünü dünyadaki içimi itibariyle, en kaliteli, en vasıflı
tütünlerdir; yani, Türkiye, dünya tütünleri arasında, harmanlama itibariyle,
mutlaka tütününü üretip bulundurması gerekiyor ve yine edindiğimiz bilgilere
göre, özellikle kökeni Amerika olan Virjinya ve benzeri tütünler, ciddî anlamda
bağımlılık kazandırmakta olan tütünlerdir, Türk tütününe nispetle 15 kat daha
fazla bağımlılık doğuran tütünlerdir. Dolayısıyla, kalitesi ve vasfı itibariyle
Türk tütününün bu anlamda da korunması gerekmekteydi. Yalnız, yasa, Türkiye
Cumhuriyetinin, Tekel yapısındaki, devletin murakabesindeki tütünü, bir başka
sektöre, yani, bir başka tröste, artık, bir tekele değil, tamamen, bu konuda
oluşmakta olan, Batı'da bilinen kartellere teslim etmiştir. Değerli arkadaşlar,
bununla ilgili basında çıkan yazıları hepiniz hatırlayacaksınız. Mesela, bu
yasa kimlere ne getiriyor derken, tütün üretiminde yasadan kazanacak olanlar
Philip Morris ortaklığı ve diğer Amerikan-Japon Tobacco ortaklığının
sağlayacağı ciddî çıkarlar ve kârlar var. Zaten bu şirketler, bu firmalar,
Türkiye'deki ortaklarıyla, Sabancı başta olmak üzere, faaliyete geçmiş
durumdalar. Dolayısıyla, burada tamamen kaybedecek olan Türk tütünü, dünya
piyasasında kaybedecek olan yine Türk tütünüdür. Bu yasada bu şekilde bir
değişiklik yapılması halinde, hiç olmazsa, Bakanlar Kurulu, çıkaracağı bir
yönetmelikle kontrolü kısmen elinde bulundurabilir. Bugünkü hükümet, büyük bir
teslimiyetle, Amerika'ya olan büyük bir güveniyle... Sayın Başbakan, koltuğunun
altındaki dosyalarıyla gitmiş olabilirler, buna saygı da duyanlar olabilir;
ama, ben, şahsen, bu milletin bir vekili olarak, Parlamentonun, bir noter
muamelesi görmüş olmasından fevkalade hicap duyuyorum, üzüntü duyuyorum ve
ülkem adına üzüntümü burada itiraf ve ifade etmek istiyorum. Bakın, şurada gece saat
12'ye kadar bu yasa için çalışacağız. Muhtemeldir, yarın, öbür gün, yani, ayın
15'ine kadar, rutin, bize iletilen, mutlaka çıkarılması gerekir, denilen yasalar
çıkarılacak ve Sayın Başbakanın koltuğunun altına konulacak. Az önce söyledi
arkadaşlarımız, Başbakanın burada güçlü kılınması lazım; yani, ne diyebilmesi
lazım: Bakın, 16,5 milyar doları siz bize verin, bakın, biz de sizin
istediğiniz yasaları getirdik işte; nasıl istediyseniz öyle. Arkadaşlar, bu bir teslim
yasası, bir düyunu umumiye ise, bu, fevkalade üzücü olur, Millî Meclis adına
onur kırıcı olur. Eğer böyle bir zaruretiniz yoksa, şayet böyle bir
mecburiyetiniz yoksa, gelin, bu yasaları ayın 15'inden sonraya bırakalım. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN- Sayın Uzunkaya, 1
dakika içerisinde bitiriniz. MUSA UZUNKAYA (Devamla)-
Sayın Başkan, bitiriyorum. Ne dersiniz, bu onbeş gün
başka yasaları deneyelim; 15'inden sonra, Başbakan gittikten sonra, mademki,
Başbakanın ABD'ye gidişiyle alakası yok bu yasaların, gelin, 15'inden sonraya
tehir edelim, diğer yasaları görüşelim.(DSP sıralarından gürültüler) ASLAN POLAT (Erzurum) -
İhale yasasını niye çıkardınız? MUSA UZUNKAYA (Devamla) -
Ama, sizin bunu yapmanız mümkün değil; siz, Amerika'ya, göbeğinizden de,
midenizden de, beyninizden de mahkûm oldunuz; ama, bu milletin Meclisini mahkûm
edemeyeceksiniz; çünkü, bu millet, Meclisini, kendisi gibi, kendi iradesi gibi
yenileme yetkisine de sahiptir. Bunun yakında tecelli
edeceğine de inanıyor, değişiklik önergemin kabulü istikametinde oy kullanmanız
umuduyla saygılar sunuyorum. (AK Parti ve SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Uzunkaya. Önergeyi oylarınıza
sunacağım... III. - YOKLAMA (DYP sıralarından bir grup milletvekili ayağa
kalktı) TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkan, 20 kişi ayağa kalktık, yoklama istiyoruz. BAŞKAN - Karar
yetersayısı mı, yoklama mı efendim? TURHAN GÜVEN (İçel) -
Yoklama istiyoruz; 20 kişi kalktık efendim, 23 kişi kalktık ayağa... AYDIN TÜMEN (Ankara) - 20
kişi yok TURHAN GÜVEN (İçel) - 23
kişiyiz, 23... BAŞKAN - Tespit eder
misiniz. Sayın Ali Şevki Erek,
Sayın Turhan Güven, Sayın Aykurt, Sayın Ertugay, Sayın İyimaya, Sayın Çelen, Sayın
Baran, Sayın Rıza Akçalı, Sayın Sevgi Esen, Sayın Hacı Filiz, Sayın Mehmet
Sadri Yıldırım, Sayın Mehmet Gözlükaya, Sayın Sezgin, Sayın Akın, Sayın Örs,
Sayın Bozkurt, Sayın Faris Özdemir, Sayın İlyas Yılmazyıldız, Sayın Ramazan
Gül, Sayın Karakelle ve Sayın Mustafa Eren. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Genç'i saymadınız değil mi? BAŞKAN - Sayın Genç
oturuyor efendim. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Hayır, sayılmadı değil mi? BAŞKAN - Yoklamayı
elektronik cihazla yapacağım. Yoklama için 2 dakika
süre veriyorum. (Elektronik cihazla
yoklama yapıldı) BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır. VII. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) 2. - Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel
Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin
Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair 20.6.2001 Tarihli ve 4685
Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha
Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(1/888) (S. Sayısı: 777) (Devam) BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. İkinci önergeyi
okutuyorum: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı Yasa Tasarısının 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının "kurum
tarafından çıkarılacak" ibaresinin "Bakanlar Kurulu tarafından
çıkarılacak" olarak düzeltilmesini arz ve teklif ederiz.
Fethullah Erbaş (Van) ve
arkadaşları BAŞKAN - Sayın
Komisyon?.. PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) - Katılmıyoruz. BAŞKAN - Sayın Hükümet?.. DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz. BAŞKAN - Sayın Erbaş?.. FETHULLAH ERBAŞ (Van) -
Ahmet Demircan konuşacak. BAŞKAN - Sayın Demircan,
buyurun. AHMET DEMİRCAN (Samsun) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 777 sıra sayılı Tütün Yasasının 9 uncu
maddesi hakkında vermiş olduğumuz önerge için huzurunuzda bulunuyorum; hepinizi
saygıyla selamlıyorum. Değerli milletvekilleri,
Tütün Yasası, gelişi, çıkarılışı, seyri itibariyle gerçekten ibretamiz örnekler
bırakacak bir yasa olarak, bu akşam Genel Kuruldan, maalesef, bir harfi
değiştirilmeden geçiyor. Biz de önergeleri verirken bunu biliyoruz; sizler,
Cumhurbaşkanlığı tarafından geriye iade edildiği için bu kanunu, tekrar,
harfini dahi değiştirmeden geçireceksiniz. İktidarın büyük çoğunluğuna dayanarak,
sayısal gücüne dayanarak bu yasayı geçiriyorsunuz. Şimdi, 57 nci hükümetin
ikibuçuk yıllık seyrine baktığımızda, daha hükümet göreve başlar başlamaz IMF
ile bir program yaptı ve o programdan sonra Türkiye, 2000 yılı kasımından
itibaren krizlere duçar oldu. O programda hükümete yanlış bir adım attırıldı.
Bir döviz çıpası uygulamasıyla enflasyonu düşürme tuzağına Türkiye düşürüldü,
yani "enflasyonu döviz çıpasıyla düşüreceğiz" diye, Türkiye yanlış
bir istikamete sevk edildi, hükümet de bu tuzağa düştü ve sonunda krizler
başladı. Ben diyorum ki buradan,
Kasım 2000 tarihi itibariyle ve ondan sonra, bu hükümetin getirmiş olduğu bütün
yasa tasarı ve teklifleri, maalesef, hep borç ve IMF dayatmalarıyla iç içe,
karşı karşıya. Bu yasayla 550 000
civarında tütün üreticisi aile, kendi haline, yabancı tekellerin ve tröstlerin
insafına terk ediliyor. Alternatif ürünlerden bahsediliyor; doğrudur, ihtiyaç
da vardır. Türkiye'de tarımda alternatif ürüne ihtiyaç vardır; ama, şu
unutuluyor ki, yasayla birlikte 2002 yılından itibaren artık, tarımda, tütünde
desteği kaldırıyoruz. Birbuçuk ay sonra, tütün üreticisi tarlaya inecek.
Samsun'da Tekeköy'de, Bafra'da, Ege'de, birbuçuk ay sonra tarlaya inecek olan
tütün üreticisine, alternatif ürün olarak neyi ekeceğini söylediniz? Tarlaya
tütün yerine neyi ekecek? Bu konuda herhangi bir şey var mı?.. Yok. Millet
kendi haline bırakılmış. Bu konuda bir
çalışma yapılıp -köylülere gideriz sorarız- eline, getirilip, tohumu verilmiş
mi, bunun bilgisi verilmiş mi, denemesi yapılmış mı, üretimden sonuç alınacak
mı alınmayacak mı, biliniyor mu, kaç lira edecek? Bunlar hiç yok. Tütün
üreticisi, desteklerin hepsinden mahrum bir şekilde, yabancı tröstlerin,
tekellerin insafına terk ediliyor. Peki, önergede ne
getiriyoruz?.. Önergeye de dönmek istiyorum elbette geneli üzerinde bunları
söyledikten sonra. Bu yasayla birlikte,
Türkiye Cumhuriyeti, âdeta, kurullar, kurumlar cumhuriyeti haline dönüşüyor.
Bakın, 9 uncu maddede, yönetmeliği hazırlamayı da o kurula bırakıyorsunuz,
yönetmeliği de o kurullar belirleyecek. Peki, siyasî sorumluluk ne olacak? O
yönetmelikle ilgili noktalara, hususlara baktığınızda, o kadar önemli
noktalarda, yönetmelikle belirlenecek kararlar alınacak ki, siyasî sorumluluğu
olmayan, millete hesap verme konumunda olmayan, millet tarafından seçilmemiş
kişilerin böyle kararları vermeleri, tamamen demokrasiye aykırıdır,
demokratiklik ilkesiyle ters düşer. Bu, aynı zamanda, Anayasaya da aykırıdır. Bakın, bu yasanın Anayasa
Mahkemesi tarafından döndürülmesine en temel gerekçe teşkil edecek olan
maddelerden biri de bu 9 uncu maddedir. Elbette, siz kararınızı
vermişsiniz, Başbakan Amerika'ya giderken dosyasında bunu da götürecek. İhale
Yasasını götürecek, Tütün Yasasını götürecek; yani, IMF ne istediyse onları
götürecek; ama, şunu unutmayın ki, önünde sonunda bu süreniz dolacak. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Buyurun efendim. AHMET DEMİRCAN (Devamla)
- Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Millet de razı olmayacak
sizin bu yaptıklarınızdan. Sandık, milletin önüne geldiğinde, bunların hesabını
bir bir millete vereceksiniz. Gönül isterdi ki, bu
konuları, borç telaşı, endişesi içerisinde değil, IMF dayatmalarıyla değil,
Türkiye'nin kendi gerçeklerine uygun bir şekilde, burada, tarımla ilgili ve
diğer konularla ilgili millî politikaları tartışsaydık, onlarla ilgili
tasarıları getirseydiniz, komisyonlarda enine boyuna tartışılabilseydi ve Genel
Kurulda değişikliklere tabi tutulabilseydi; ama, maalesef, Kasım 2000
tarihinden itibaren üst üste gelen krizler sonucu, Türkiye'yi sokmuş olduğunuz
bu sathı mailde millet iradesini artık unuttunuz, IMF iradesine teslim bir
yapıyla yasalar çıkarıyorsunuz; ama, millet bunu affetmeyecek. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (SP, DYP ve AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Demircan. Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi
okutuyorum: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı yasanın 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesindeki
"kurulun önerisi üzerine" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını
arz ve teklif ederiz. Fethullah
Erbaş (Van) ve
arkadaşları BAŞKAN - Sayın
Komisyon?.. PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ AHMET KABİL (Rize) - Katılmıyoruz. BAŞKAN - Sayın Hükümet?.. DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz. BAŞKAN - Sayın Erbaş?.. FETHULLAH ERBAŞ (Van) -
Mustafa Geçer Bey konuşacak. BAŞKAN - Buyurun Sayın
Geçer. (SP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. MUSTAFA GEÇER (Hatay) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 777 sıra sayılı kanunun 9 uncu maddesi
üzerinde vermiş olduğumuz önerge üzerinde konuşmak üzere söz almış bulunuyorum;
Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; kanunun 9 uncu maddesi yönetmelikleri belirlemekte,
yönetmelikler kimler tarafından çıkarılacak, bunları belirlemektedir. Bizim önergemizde
"yönetmelik, kurulun önerisi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından
çıkarılır" ibaresindeki "kurulun önerisi" kaldırılmıştır; yani,
burada, bir noktada, yasamanın ve yürütmenin tasarrufları, kurul teklifinden
çıkarılıyor. Bakanlar Kurulu, dilerse, bu konuda yönetmelik çıkarabiliyor.
Yani, burada, biraz daha, egemenliğin, yasama ve yürütmeden, kurum ve kurullara
intikal etmesini önleme adına biz bunu verdik; zira, devletin küçülmesi adına
da bunun böyle olması gerekir. Yeni kurulan bu kurum ve kuruluşların, kulların,
Türkiye'de, âdeta, yürütmeyi ve yasamayı da by-pass ederek, ileride ne gibi
işler yapacağını... Hatta, öyle kurul üyeleri ve kurumlar oluşturuluyor ki,
kurul üyelerinin görev süresi dolmadan -mesela burada beş yıl diye belirtilmiş-
görevden alınması da yasaklanıyor; âdeta, yasama meclisi üyeleri gibi, bunlar,
neredeyse yasa yapacaklar, birtakım düzenlemeler yapacaklar. Bundan dolayı, bu
önergemizde, biz, kurulun bu yetkisini alıyoruz, Bakanlar Kurulu tarafından
yönetmelik çıkarılmasını öneriyoruz. Burada -yasanın zaten temelinde olan- karşı
oluşumuzun nedenleri; bir kere, Türkiye'de, bu yasayla birlikte, tütün ekicileri
son derece mağdur edilmiştir. Zira, Türkiye'de, yıllardan bu yana -belki
Osmanlıdan bu yana- tütün, devletin inhisarında korunarak geliştirilmiş bir
tarım ürünüdür. Buna gerek var mıydı, yok muydu; bu, ayrı bir konu olmakla
birlikte, bugün, Türkiye'de tütün ekimi desteklensin mi desteklenmesin mi; bu
da ayrı bir konu; ama, burada, şu ana kadar koruma altında olan -üretme ve
tüketme veya satma kaygısı olmadan üretmiş- bu alanda 5-6 milyon insanımız, 500
000 çiftçimiz, bu tarım ürününü üretmektedir. Bugün, aniden, bir geçiş dönemi
belirtilmeden veya herhangi bir alternatif ürün onlara sunulmadan, bunu
ekmeleri ve öğrenmeleriyle ilgili teknik bilgi, kredi ve buna benzer projeler
sunulmadan onlara, aniden, böyle bir yasayla değişiklik yapılarak, bu faturanın
tütün ekicilerimize çıkarılmasını son derece insafsız bir uygulama diye
düşünüyorum. Zira, Türkiye'de, tütün ekicilerimiz son derece fakir
kesimlerdendir; mesela benim bölgemde -Yayladağ'ında, Altınözün'de- âdeta kıraç
ve taşlık arazilere, insanlar, zembillerle toprak taşıyarak bu tarımı
yapıyorlar ve böylece hayatlarını idame ettirmeye çalışan bu insanlara, ani bir
baskın gibi, böyle bir yasa çıkarılarak, onların hayat damarlarının âdeta
kesilmesine neden olacak bu yasanın
uygulanmasının aslında erken olduğuna ve onlara bir geçiş dönemi
tanınarak ve alternatif ürün sunularak, onların da ekonomik hayatlarını
sürdürmelerini mümkün kılacak bir ortamın oluşturulması gerekirdi. Bu yasayla birlikte,
yarın Türkiye'de, hele, 6 ncı maddede, bazı kuruluşlara birtakım imtiyazlar
sunulmak için, tütün tekelleri ve tröstlerine, bir dönem içerisinde bir
vardiyada 2 milyar sigara, 15 ton tütün mamulü üretme kapasitesi getirilerek,
bu ebattaki işletmelere ve işletmecilere birtakım imtiyazlar tanınmakta,
Türkiye'de bunların ürettiği tütün mamulleri fiyatlarında istediklerini
belirleme fırsatı verilmekte, ithalat fırsatı verilmekte... Bu demektir ki,
Türkiye'de ileride oluşacak tütün piyasasını, Batılı birtakım tröstlerin,
holdinglerin veya kartellerin piyasayı ele geçirmesi anlamına gelmektedir.
Zira, Türkiye'deki tütün ekicisinin veya tekelinin, zaten, devletin elinden
alınan bu tekelin, bu tip tröstlere ve kartellere verilmesiyle, tütün
piyasamızda bu güçlü kuruluşlarla rekabet edebilecek kuruluşun olmadığı da göz
önünde bulundurulursa, Batı'da artık, hızlı bir şekilde tüketime hazırlanan
tütün mamullerinin ve Batı'da üretim yapan büyük firmaların, üretim fazlalarını
üçüncü dünya ülkelerine veya gelişmekte olan ülkelere pazarlamalarına zemin
hazırlayacak bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Zira, az kapasitede tütün
üretebilecek firmalara da birtakım imtiyazlar tanınmamaktadır. Türkiye'de 8,5
milyar sigara üretildiğine göre, en az, 2 milyar adet üretenlere bu imtiyaz
verilirse, en fazla dört tane kartel Türkiye'de, devlet tekeli bir yandan
bitirilirken, özel tekel, özellikle de, Batılı ve Amerikalı büyük tütün
firmalarının tekeli Türkiye'de hâkim olacak ve sigara piyasasına belki, 25 yıl 30 yıl Türkiye'de hâkim olacaklar diye
düşünüyorum. Bu yasanın temelinde de IMF'nin dayatmasındaki yatan gerçek bu
olsa gerek. BAŞKAN -Toparlar mısınız
efendim... MUSTAFA GEÇER (Devamla)-
Toparlıyorum Sayın Başkan. Bu vesileyle, en azından,
bu tütün kurumunun, özerk kurum olarak, Bakanlar Kurulunun ve yasamanın
yetkisini kullanmasının kaldırılması açısından önergemize destek vermenizi
bekliyor, saygılar sunuyorum. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz. Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. 9 uncu maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 9 uncu madde kabul edilmiştir. 10 uncu maddeyi
okutuyorum: Değiştirilen ve
yürürlükten kaldırılan hükümler MADDE 10. - A) 8.6.1984
tarihli ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ekindeki "(B) Kamu
İktisadî Kuruluşları (KİK)" bölümünde yer alan "Tütün, Tütün
Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğü" bu bölümden
çıkarılmış ve aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin ekindeki "(A) İktisadî
Devlet Teşekkülleri (İDT)" bölümüne eklenmiştir. B) 24.11.1994 tarihli ve 4046
sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 20 nci maddesinin
(C) bendinin sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir. Özelleştirme programında
bulunan ve sermayesinin tamamı Devlete ait olan anonim şirket statüsündeki
kuruluşlarda, Türk Ticaret Kanununun genel kurul toplantılarına ilişkin
hükümleri uygulanmaz. C) 4046 sayılı Kanunun 27
nci maddesinin başlığı "Muafiyet" olarak değiştirilmiş ve maddeye
aşağıdaki bent eklenmiştir. c) Özelleştirme
programında bulunan kuruluşlarda ticaret siciline tescil işlemleri ve Sermaye
Piyasası Kurulu kayıt işlemlerinden ücret alınmaz. D) 2.1.1961 tarihli ve
196 sayılı Ekici Tütünleri Satış Piyasalarının Desteklenmesine Dair Kanun, 9.5.1969
tarihli ve 1177 sayılı Tütün ve Tütün Tekeli Kanunu ile 28.5.1986 tarihli ve
3291 sayılı 1211 Sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu, 3182 sayılı
Bankalar Kanunu, 2983 sayılı Tasarrufların Teşviki ve Kamu Yatırımlarının
Hızlandırılması Hakkında Kanun, 2985 Sayılı Toplu Konut Kanunu, 7.11.1985
tarihli ve 3238 Sayılı Kanun, 2499 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik
Yapılması ve 1177 Sayılı Tütün ve Tütün Tekeli Kanununun Bazı Maddelerinin
Yürürlükten Kaldırılması ve Kamu İktisadî Teşebbüslerinin Özelleştirilmesi
Hakkında Kanunun 17 nci maddesinin birinci fıkrası hükmü ile ikinci fıkrasında
yer alan "tütün ve tütün mamullerinin üretimi, ithalatı ve satışı ile
ekici tütünlerinin borsalarda veya yazılı sözleşme yapılarak satılabilmesine ilişkin
usul ve esaslar ve" ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır. BAŞKAN - 10 uncu madde
üzerinde, Saadet Partisi Grubu adına, Elazığ Milletvekili Sayın Latif Öztek.
(SP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika Sayın
Öztek, buyurun. SP GRUBU ADINA LATİF ÖZTEK
(Elazığ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 777 sıra
sayılı kanun tasarısının 10 uncu maddesi üzerinde, Saadet Partisi Grubunun
görüşlerini arz etmek üzere huzurlarınızda bulunuyorum; şahsım ve Grubum adına,
hepinizi saygıyla selamlıyorum. 10 uncu madde, bu kanunun
yürürlüğe girmesiyle değiştirilen ve yürürlükten kaldırılan hükümleri
içermektedir. Saadet Partisi olarak,
biz, bu kanunun bu haliyle çıkarılmasına karşıydık, şimdi de karşıyız, yarın da
karşı olacağız; çünkü, bu kanun, millî menfaatlarımıza uygun bir biçimde
hazırlanmamıştır, IMF'nin istekleri doğrultusunda hazırlanmıştır, yabancı
sigara tekellerinin menfaatları doğrultusunda düzenlenmiştir. Muhalefet
partilerinin direnmelerine rağmen, tütün üreticilerinin aleyhine olan bu kanun
Meclisten geçirildi ve Cumhurbaşkanına gönderildi. Cumhurbaşkanımız tarafından
incelenen kanun, bir kez daha görüşülmek üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına geri gönderildi. Biz söylediğimizde "muhalefet zihniyetiyle
tenkit ediyorlar" dediniz ve tenkitlerimizi dikkate almadınız. Sayın
Cumhurbaşkanımız, kanunun iade gerekçelerini, çok veciz biçimde
açıklamışlardır. Bu görüşlere katılmamak mümkün değildir; bizler katılıyoruz.
İktidar partileri, bu konuda konuşmuyorlar; ama, IMF'nin isteklerini yerine
getirmekten de geri durmuyorlar, kanunu eski şekliyle çıkarma yanlışında ısrar
ediyorlar. Değerli milletvekilleri,
tütün tarımı, bütün tütün mamulleri sanayii ve yan ürünleri birlikte ele
alındığında, ortaya çıkan ekonomik değerin, dünya ekonomi varlığının onda 1'i
kadar olduğu ileri sürülmektedir. İşte bu ekonomik varlığın paylaşılmasından
dolayı da, bu alanda büyük bir mücadele ve rekabet söz konusudur. Gelişmiş
ülkelerin büyük sigara tekelleri, kendi ülkelerinde sigaranın sağlığa zararı
nedeniyle sigara içenler azaldığı için pazarları daraldığından, geri kalmış ve
gelişmekte olan ülkelerde pazar arayışına girmişlerdir ve ülkelerinde
yetiştirilen kalitesiz tütün ve mamullerini bu ülkelere satma gayreti
içerisinde bulunmaktadırlar. Tütün, ekonomik değer
bakımından, Türk tarımının da en önde gelen ürünlerinden birisidir. Uzun
yıllardan beri tütüncülük ve sigara denildiği vakit, dünyada ilk akla gelen
ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Özellikle kalite tipi tütün yetiştiren
birkaç ülkeden biri, belki de en önemlisi Türkiye'dir. 1950'li yıllardan beri,
hem özel sektör hem de Tekel, önemli ölçüde tütün ihraç ederek Türkiye'ye döviz
kazandırmışlardır. 55 inci hükümetten önce görev yapan hükümetlerce, tütün
çiftçisi sistematik bir şekilde desteklenmiştir. Tekel de, ekonomik büyüklük
bakımından dünyanın dev tütün ve mamulleri firmaları arasında 4 üncü sırayı
almaktadır. 2001 yılı itibariyle
ülkemizde toplam sigara pazarının 8,5 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir.
Bu da, dünya sigara üretimini ellerinde bulunduranların iştahını
kabartmaktadır. Yine, ülkemizde 600 000
civarında tütün ekicisi aile bulunmaktadır; yani, yaklaşık 3 milyon insanımız,
geçimini tütün üretimiyle sağlamaktadır. Ayrıca, tütün sektöründe 40 000
civarında personel çalışmaktadır, resmî ve özel olmak üzere 25 civarında da
fabrika mevcuttur; yani, tütün ve mamulleri, geniş bir kitleye hitap eden bir
üründür; ama, gelin görün ki, 57 nci hükümet, IMF'nin arzusunu yerine getirmek
üzere çıkardığı kanunla, tütün üreticilerimizi desteksiz bırakıp, onları Batılı
sigara üreticilerinin insafına terk etmektedir. Değerli milletvekilleri,
kanunun son maddelerini görüşüyoruz. Kanunda arzu edilen değişiklikler
yapılmadan, kanun kabul edildi. Bu kanunla, ülkemiz, ekonomik olarak zarara
uğradığı gibi, yabancı devletlerin stok fazlası nikotin oranları yüksek
tütünlerinin ülkemize rahat bir şekilde girmesine izin verileceğinden,
sağlığımız da tehlikeye girecektir. 57 nci hükümet, planlı
tarım yöntemi uygulayacağız diye, yüksek enflasyon altında ezdiği, borç
batağına soktuğu, elindeki mahsulü maliyetin altında satmak zorunda bıraktığı
köylümüzü ve çiftçimizi mahvetti, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa
ülkeleri, çiftçisini, tütün üreticisini desteklemektedir; ama, 57 nci hükümet "tütün
üreticisine desteği kaldıracağız" diyor. Özellikle tütün tarımı dışında
geçinme kaynağı olmayan üreticilerimiz için, alternatif proje üretmeden,
altyapıyı oluşturmadan, sadece IMF'ye verilen taahhütlerin yerine getirilmesi
amacıyla destekleri kaldırmak, üreticilerimizi yoksulluğa terk etmek demektir;
bu yanlıştır, bu uygulama Türk tarımına zarar verir. Meseleye, sadece IMF'ye
olan taahhütleri yerine getirmek açısından yaklaşmak yanlıştır. Ayrıca, mesele,
sadece tütün yetiştirme olarak da algılanmamalıdır; zira, meselenin, ekonomik,
psikolojik ve sosyal boyutları da vardır. Değerli milletvekilleri,
Türk tarımı adına, Meclis olarak, büyük bir sorumlulukla karşı karşıya
olduğumuzu belirtmek istiyorum... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Öztek, 1
dakika içerisinde toparlar mısınız; buyurun. LATİF ÖZTEK (Devamla) -
Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Hükümetimizin, IMF'nin ve
dünya sigara tekellerinin talepleri doğrultusunda hareket etmekten
vazgeçmesini, duygusal ve fevrî davranmamasını diliyorum. İktidar partilerine
mensup değerli milletvekilleri; Sayın Cumhurbaşkanımız, kanunu, tekrar
görüşülmek üzere geri gönderdiler. Bunu, yaptığınız bir yanlışlığın
düzeltilmesi için fırsat olarak değerlendiriniz. Tütüncülüğümüzü ve tütün üreticilerimizi
bitiren bu kanunu, millî menfaatlarımız doğrultusunda düzenleme yoluna gidiniz,
muhalefetin sesine kulak veriniz ve kanunu geri çekiniz; çünkü, biz IMF'nin
değil, yüce milletimizin isteklerini dile getiriyoruz. Ülkemizin şartları
düşünülmeden ve detaylı araştırma yapılmadan hazırlanan bu kanun, ülkemizin
çözüm bekleyen önemli sorunları ve sıkıntıları varken, ikinci kez Türkiye Büyük
Millet Meclisine gönderilmiştir. Bu haliyle kanunun savunulacak bir tarafı
yoktur. Kanun, ülkemizi, çiftçimizi, özellikle de tütün yetiştiricimizi
sıkıntıya sokmayacak, onun yüzünü güldürecek bir şekilde yeniden ele
alınmalıdır diyorum. 57 nci hükümetin, tütün
üreticilerimizin ve çiftçilerimizin hayrına olacak faaliyetlerde bulunmasını
diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Öztek. Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubu adına, Adıyaman Milletvekili Sayın Mahmut Göksu; buyurun efendim.
(AK Parti sıralarından alkışlar) AK PARTİ GRUBU ADINA
MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşülmekte olan
Tütün ve Tütün Mamulleri Yasasının 10 uncu maddesinde Ak Parti Grubu adına söz
almış bulunmaktayım; sözlerime başlarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlar, bu
kanun, geçen yılın son günlerinde başladı ve bu yılın ilk haftasını da işgal
etti. Bir anlamda, tütüncüye yeni yılı da zehir ettik; daha doğrusu, hükümet
zehir etti. Bu kanunun, Türkiye
pazarını ele geçirmek isteyen sigara tekellerinin baskısıyla çıkarıldığı çok
aşikârdır. Zaman zaman, iktidar partilerine mensup milletvekilleri de bunları
söylemiştir. Değerli arkadaşlar,
pazarı daralan uluslararası sigara şirketlerinin, gelişmekte olan ülkelere
kendi sigaralarını pazarlayabilmek için, bir dayatmayla, o ülkelerdeki tekeli
kaldırmak gibi bir görevleri vardır. İşte, şimdi, Türkiye'de de yüzde 70 sigara
pazarı Türk devlet tekelindedir; bunu ortadan kaldırarak, Türkiye'de sigara
pazarının 8,5 milyar dolar olduğunu düşünürsek, bu pazara konabilmeleri için,
IMF dayatmasına boyun eğen hükümet, bugün çıkacak bu yasayla, bu pazarı
uluslararası sigara şirketlerine açacaktır. Diyorlar ki: Dünyada,
artık, bu tür tekeller kalmamıştır. Değerli arkadaşlar, bakınız, Japonya,
devlet tekelini muhafaza etmektedir. Sadece Japonya değil, Kore, Tayvan, Çin,
Mısır, Tunus ve sair devlette devlet tekeli vardır; çünkü, tütün, domates
değildir, nohut, mercimek değildir, süt değildir. Bu, apayrı bir endüstriyel
bitkidir. Burada, serbest piyasa ekonomisi dediğiniz zaman, olayın, birçok
sorunları davet ettiğini zaman gösterecektir. Ayrıca, biz, dünya sigara
tekellerine, kartellerine pazarı açtığımız zaman, müthiş bir reklam
kampanyasıyla, sağlık sorunuyla baş başa kalacağız. Dünya Sağlık Örgütünün
yaptığı araştırmalarda, bu tür devlet tekellerinin kalktığı ülkelerde, sigara
içenlerde büyük artışlar olduğu tespit edilmiştir. Sigaraya karşı, özellikle
Amerika, Fransa, İngiltere gibi gelişmiş ülkelerde aleyhte yapılan kampanyalar
neticesinde büyük oranda düşme var; ama, dünya pazarlarına açılan bu tekeller, gelişmekte
olan ülkelerde sigara içenlerin sayısını artırmakta ve pazarlarına gölge
düşürmemeye çalışmaktadırlar. Türkiye'de, sigara
tüketiminde 168 000 ton tütün
kullanılmakta, üretilen tütün miktarı
ise 200 000-220 000 tondur; yani, neredeyse kendi sigara tüketimimiz kadar
tütün üretmekteyiz. Eğer devlet, kendi tütünümüzü kullanarak, onu daha kaliteli
hale getirip, Türk tütününden sigara imal etmiş olsa, hiç başkasına minnet
etmeden, kendi tütünümüzü pazarlama imkânı da bulmuş olacağız. Değerli arkadaşlar, bir
yılı geride bıraktık, yeni bir yıla başladık. Bakınız, 21 inci Dönem
milletvekilleri olarak, daha çok iktidar partileri milletvekilleri, bu Meclisin
çok çalışkan olduğunu söylüyor. Evet, çok çalışıyor; ama, maalesef, millet
lehine çıkardığımız pek yasa yok diyebilirim. 358 birleşim yapmışız, 343 tane
kanun; neredeyse her birleşimde bir kanun çıkmış. Yarın, bunun için de, bir
kanun çıkardık diye övüneceksiniz; ama, ne var ki, bu kanun da, tütüncünün
gırtlağına basarak, onu yok sayarak, onu gözardı ederek çıkardığınız bir
kanundur. Geçen yıl umutların
tükendiği, iflasların ve intiharların çoğaldığı, "açız" çığlıklarının
ayyuka çıktığı bir yıl olmuştu. Bugünkü bir gazetenin manşetine bakarsanız,
İstanbul'un kalabalık bir caddesinde, bir gencin donarak öldüğünü yazıyor.
Tabiî, o, İstanbul'da olduğu için basına yansımış. Anadolu'da, ne garipler, ne
garibanlar, soğuktan belki donma tehlikesi geçiriyor, evine odun, kömür
alamıyor; doğalgaz kullanımını, hükümet, zaten, âdeta yasakladı. Bir manada, bu
hükümet, gericiliğe teşvik ediyor milleti; yani, çağdaş bir enerji olan
doğalgazı yasaklayarak, milleti, oduna, kömüre ve tezeğe mahkûm ediyor değerli
arkadaşlar. Dolayısıyla, bu hükümete, gerici bir hükümet, çağın güzel enerji
kaynağı olan doğalgazdan istifade ettirmeyen bir hükümet olarak da bakabiliriz. Değerli arkadaşlar, bu
yasa... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Buyurun. MAHMUT GÖKSU (Devamla) -
...Türk tütün üreticisini mağdur edecektir; ama, özellikle de Adıyamanlı
üreticiyi mağdur edecektir. Çay Rize'de neyse, Fındık Giresun'da, Ordu'da
neyse, tütün de Adıyaman'da odur değerli arkadaşlar. Getirmiş olduğum
"denk" ve "balya" dediğimiz bu tütün numunelerini, Adıyaman
çiftçisi bana göndermiş; ben, onlara vekâleten... Dediler ki bana "bunu
Sayın Başbakana ver, Amerika'ya gidiyor, bunu hediye sepetine koysun, birini
Dünya Bankası Başkanına hediye etsin, diğerini de IMF Başkanına hediye etsin...
(AK Parti sıralarından alkışlar) ...ve o başkanlara 'işte yasakladığınız meşhur
Türk tütününü (Adıyaman tütününü) size hediye ediyorum; biz değerlendiremedik,
umarım siz değerlendirirsiniz' desin, ondan sonra, belki, onlar merhamete
gelecek, Türk tütününün ne kadar kaliteli olduğunu anlayacak ve ekilmesine,
belki, ondan sonra cevaz vereceklerdir." Değerli arkadaşlar, bu
Yasa, Türk Milletinin arkasında olmadığı, onun ekmeğinin elinden alındığı bir
yasadır. Dolayısıyla, karşı olduğumuzu ifade ediyor, hepinize saygılar
sunuyorum ve bu elimdeki tütünleri, Sayın Başbakana verilmek üzere, Devlet
Bakanımız Sayın Karakoyunlu'ya takdim ediyorum. (Ak Parti ve DYP sıralarından
alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Göksu. Doğru Yol Partisi Grubu
adına, Adıyaman Milletvekili Sayın Mahmut Bozkurt; buyurun. (DYP sıralarından
alkışlar) DYP GRUBU ADINA MAHMUT
BOZKURT (Adıyaman) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşülmekte olan Tütün
ve Tütün Mamulleri Yasası hakkında, Doğru Yol Partisi Grubu adına söz almış
bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlar, bu Yasa, hepinizin malumu olduğu gibi, altı
ay önce de Yüce Meclise gelmişti ve Yüce Mecliste yasalaşmış, fakat,
Cumhurbaşkanımızdan geri dönmüştü. Bugün, bu Yasayı biz tekrar görüşüyoruz;
fakat, bu görüşme, bir noktada, Tütün Yasasını çıkarma şekliyle önümüze gelse
dahi, bu, Sayın Cumhurbaşkanıyla restleşmenin dışında, milletle de restleşmenin
bir tezahürü olarak Yüce Meclistedir; bunun, bu şekilde bilinmesini ve bu
şekilde kabul edilmesini istiyorum. (DYP sıralarından alkışlar) Değerli arkadaşlar,
milletle restleşme diyoruz; niye milletle restleşme?.. Bu 57 nci hükümet,
köylüyü, neredeyse, Türkiye Cumhuriyetinin coğrafyasından silmiştir. Sebebine
gelince, köylünün fındığını almıştır, köylünün pamuğunu almıştır, köylünün
pancarını almıştır, köylünün çayını almıştır ve en son halkası olarak da,
bugün, direkt olarak 3 000 000 insanın ilgi alanında olan tütünü, geçim kaynağı
olan tütünü, maalesef, milletin elinden almıştır. Dolayısıyla, bu, hükümetin bu
milletle restleşmesinden başka hiçbir şey değildir. Değerli arkadaşlar, ben,
tütünün, Türkiye Cumhuriyeti ekonomisine çok büyük yükler getirdiği kanaatinde
değilim; çünkü, baktığınız zaman, içinde bulunduğumuz yılda dahi, Türkiye'de
160 000 ton tütün üretilmiştir. Değerli bürokrat arkadaşlarım buradadır; bu
yıl, Türk tütün üreticisine verilen kota 150 000 tondur; ama, üretilen tütün
160 000 tondur; yani, Türkiye'de 10 000 ton fazla vardır ve bu tütünün tamamı,
Türkiye'de yapılan yerli ve yabancı sigaralarda kullanılmaktadır; çünkü, tütün,
bir sigaranın üretiminde, ne kadar paçalda geniş bir gam olarak kullanılırsa,
sigaranın kalitesini de o derecede artırmaktadır. Yani, tütünün adını
çıkarmışlar; işte, tütün, Türkiye'de fazla ekiliyor, Türk ekonomisine büyük
zararları var, biz bunun faturasını çok ağır bir şekilde ödüyoruz ve bu tütünü
yakıyoruz diye. Bu tütünü yakmak tamamen bir safsatadır; ben, bu kanaatteyim;
yani, eğer, hükümetler becerikli olmuş olsa, kendi programlarını iyi yapmış
olurlarsa Türkiye'de bir tek dal tütünün bile yakılacağı kanaatinde değilim.
(DYP sıralarından alkışlar) Bunun örnekleri vardır geçmişte. Baktığınız zaman,
1997 yılında Sayın Eyüp Aşık Tekelden sorumlu Bakan olduğu zaman 200 000 ton
tütünü satmıştır. Demek ki, Türk tütününün Avrupa pazarında, hem pazarı vardır
hem piyasası vardır; ama, bugün, hesap bu değildir. HASAN GÜLAY (Manisa) -
Sayın milletvekilim doğruyu söyle... BAŞKAN - Sayın Bozkurt,
devam edin. Lütfen... MAHMUT BOZKURT (Devamla)
- Açıp bakarsınız... Tekelle ilgili arkadaşlar buradadır. Hiç kızmanıza gerek
yok. Siz, daha tütünü tanımıyorsunuz. Bırakın tütün üreticisini, siz, daha
tütünü tanımıyorsunuz! EROL AL (İstanbul) - Sen
de Meclisi tanımıyorsun. MAHMUT BOZKURT (Devamla)
- Yarın öbür gün halkın huzuruna gittiğinizde tütünü de tanıyacaksınız, tütün
üreticisi insanlarımızın da ne kadar mağdur olduğunu, bunları ne kadar mağdur
ettiğinizi yakinen görmüş olacaksınız. MUSTAFA GÜVEN KARAHAN
(Balıkesir) - Sen o partide değil miydin, niye geçtin? MAHMUT BOZKURT (Devamla)
- Değerli arkadaşlar, bu Tütün Yasası, hiçbir vicdanın kabul edeceği bir yasa
değildir. Bu Tütün Yasasını veren bir kişidir, emri veren bir kişidir, emri
alan bir kişidir ve bu doğrultuda bu Tütün Yasasını çıkarıyorsunuz. Çıkarırken
de adını koyuyorsunuz "elimiz güçlensin diye!.." Nerede eliniz
güçleniyor?! Siz, milletin belini kırdınız, milletin belini büktünüz. (DYP
sıralarından alkışlar) Hangi elin güçlenmesini istiyorsunuz?! Ama, yarın,
millet, bundan dolayı sizden hesap soracaktır. EROL AL (İstanbul) - Onun
için mi değiştirdin partini?! MAHMUT BOZKURT (Devamla)
- Evet, ben, bugün, sırf tütün için Doğru Yol Partisindeyim ve bundan dolayı da
şeref duyuyorum. (DYP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Keşke,
sizde de o izan olsa da, o merhamet olsa da siz de aynı merhameti, aynı
fazileti gösterseniz. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Bozkurt,
toparlar mısınız... MAHMUT BOZKURT (Devamla)
- Bakınız, değerli arkadaşlar, Virginia türü diye bir tütün vardır. Bu Virginia
türü tütünü Türkiye 30 000 kilogram olarak kullanmaktadır. Bu tütün Türkiye'de
de üretilebilir; hatta, benim ilim Adıyaman'da dahi bununla ilgili birtakım
etütler yapılmıştır, birtakım analizler yapılmıştır ve bununla ilgili bir
şirket kurulmuştur. Beş yıl zarfında, bu Virginia türü tütünü, Türkiye'de 20
000 ton olarak üretilecekti; fakat, bugüne kadar, Tekel özelleştirilecek diye
bu manada hiçbir çalışma yapılmamıştır ve biz, bu 30 000 ton tütünü tamamen
Avrupa ülkelerinden alıyoruz ve bunun karşılığında da, aşağı yukarı, 200 000
000 dolar dışarıya para ödüyoruz. Halbuki, bu tütünün tamamı Türkiye'de de
üretilebilirdi; çünkü, bu tütün, Virginia... YEKTA AÇIKGÖZ (Samsun) -
Zamanında niye yapmadınız?!. MAHMUT BOZKURT (Devamla)
- Siz yapacaksınız, hükümet yapacak... Biz geldiğimizde yapacağız; merak
etmeyin. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Bozkurt. MAHMUT BOZKURT (Devamla)
- 1 dakika Sayın Başkan. BAŞKAN - 1 dakika verdim
efendim. MAHMUT BOZKURT (Devamla)
- Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar) TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkan, konuşma kesiliyor; siz, hâlâ devam ettiriyorsunuz; böyle şey olur
mu?!. BAŞKAN - Süreyi verdim. ASLAN POLAT (Erzurum) -
Sayın Başkan, oradan söz atacaklarına, şuradan konuşsalar da ne dediklerini
duysak ve cevap versek. BAŞKAN - Değerli
milletvekilleri, ben, bir hususu, buradaki bir gözlemimi aktaracağım. Bu kürsü,
gerçekten uzun boylu milletvekili arkadaşlarımız için, maalesef zulüm haline
geldi. Biraz önce, çok değerli hatibi izlerken, ne kadar zor koşullarda hitap
ettiğini gördüm. Hakikaten, bunun değiştirilmesi lazım; ama, maalesef, eser
müellifi buna müsaade etmiyor; ama, bunun çaresini Genel Kurul olarak hep
birlikte bulmak zorundayız diyorum. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sökelim, oraya taşıyalım. BAŞKAN - Taşıyamıyorsun
işte Sayın Güven. Siz hukukçusunuz, yasal prosedürü tamamlanmadan olmuyor. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Genel Kurul her şeye hâkim değil mi Sayın Başkan; ceza davası açın dedik,
açmıyorsunuz. BAŞKAN - Evet, madde
üzerinde 3 adet önerge vardır; geliş sırasına göre okutup, aykırılık derecesine
göre işleme alacağım. İlk önergeyi okutuyorum: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı yasa tasarısının 10 uncu maddesinin sonuna "tekel sigara
fabrikaları en az yüzde 51 hisse Tekelde kalmak şartıyla yalnız Tekel
çalışanlarına, Türk tütün üreticilerine, Tekel sigaralarını pazarlayanlar ile
küçük tasarruf sahiplerinin ortak olabileceği anonim şirkete
özelleştirilebilir" ibaresinin eklenmesini arz ederiz.
BAŞKAN - Diğer önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı yasa tasarısının 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının sonuna
eklenen "Özelleştirme programında bulunan ve sermayesinin tamamı devlete
ait olan anonim şirket statüsündeki kuruluşlarda Türk Ticaret Kanununun genel
kurul toplantılarına ilişkin hükümleri uygulanmaz" ibaresinin madde
metninden çıkarılmasını arz ve talep ederiz.
BAŞKAN - Değerli
milletvekilleri, okutacağım son önerge, aynı zamanda en aykırı önerge olup,
okuttuktan sonra işleme alacağım: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı yasa tasarısının 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin
madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN - Sayın
Komisyon?.. PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ AHMET KABİL (Rize) - Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN - Sayın Hükümet?.. DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet katılmıyor. Sayın Erbaş, buyurun
efendim. (SP sıralarından alkışlar) FETHULLAH ERBAŞ (Van) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değerli kardeşlerim önerge verme
haklarımızı zaten kısıtladılar. Biliyorsunuz, İçtüzük, daha önce, önerge verme
haklarımızı geniş manada sağlamıştı; ancak, sizin iktidarınız, buradaki
milletvekilinin söz haklarına dahi tahammül edemedi, İçtüzüğü değiştirdi, bu
hale getirdi. Nihayet, 1 maddede 3 önerge verebiliyoruz. Halbuki, eskiden
olsaydı, her fıkrasına 4 önerge verecektim. Her fıkrasına 4 önerge
verecektim!.. BEKİR GÜNDOĞAN (Tunceli)
- 3 tane önerge yeter... FETHULLAH ERBAŞ (Devamla)
- Siz, bu kanunu, bu haksız kanunları böyle çıkaramayacaktınız. (SP
sıralarından alkışlar) Ama, sizin tahammülünüz yok; yani, iktidar olarak,
hakikaten, muhalefete tahammülünüz yok.. MUSTAFA GÜVEN KARAHAN
(Balıkesir) - Çok ayıp!.. Vallahi çok ayıp!.. BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri... Lütfen... Sayın Erbaş, buyurun
efendim. FETHULLAH ERBAŞ (Devamla)
- Efendim, değerli arkadaşlarımızın tahammül sınırları herhalde çok zayıf. Değerli arkadaşlar, bu
kanun, Cumhurbaşkanlığı tarafından geri gönderildi; elbette, birtakım
gerekçeleri var bunun. Benim önerge verdiğim maddenin (D) fıkrası birçok kanunu
yürürlükten kaldırıyor ve sonunda da "tütün ve tütün mamullerinin üretimi,
ithalatı ve satışı ile ekici tütünlerinin borsalarda veya yazılı sözleşme
yapılarak satılabilmesine ilişkin usul ve esaslar ve ibaresi' yürürlükten
kaldırılmıştır" diyor ve dolayısıyla, bu kanun, tamamen dış büyük
firmaların, tütün firmalarının pazar paylarını artırmak için bir hizmet olarak
verildi; bana öyle geldi, çünkü, ülkemizdeki pazar durumuna baktığımız zaman,
168 000 ton sigara tüketimi var bu ülkede. Bunu pakete vurduğumuz zaman, 8,4
milyar paket sigara tüketiyor demektir Türk insanı. Diğer ülkelere baktığımız
zaman, bu kadar sigara tüketilmiyor; ne Amerika'da ne Avrupa'da; ama,
Türkiye'de bu tüketiliyor. Bir paketi 1 000 000'dan hesap edersek, 8,4
katrilyon liralık bir pazar var. Bu rakamda 6 katrilyon Türk Lirası devlet
tarafından vasıtalı vergi şeklinde alınıyor. Şimdi, yabancı sigara
şirketlerinin iştahı da bu noktada kabarıyor. Bunu bizden istediklerinden ve
vermek zorunda olduğumuzdan dolayı, 2,4 katrilyon liralık ve bunu dolara
endekslediğimiz zaman 1,6 milyar dolarlık bir pazar payı var; yani, kâr payı
var. Şimdi, bu pay için Amerika'daki şirketler, Japonya'daki şirketler ve
Avrupa'daki şirketler diyorlar ki, Türk insanı bu tütünü içtiğine göre, onların
tabiî hakkıdır, elbette ki bunu alacaklar; bizim de tabiî hakkımız odur ki, biz
bunu vermeyelim. Değerli arkadaşlarımız,
elbette ki, kendi insanımıza baktığımız zaman, Doğu Anadolu'da 25 756 kişi bu
tarımla uğraşıyor, Güney Doğu Anadolu'da 145 275 kişi bu tarımla ilgileniyor,
Ege'de 307 000 kişi bu tarımla ilgileniyor, Karadeniz'de 93 000 kişi bu tarımla
ilgileniyor, Marmara Bölgesinde de 10 549 kişi bu tarımla ilgileniyor, toplam
582 000 kişi bu tarımla uğraşıyor. Değerli arkadaşlarım, bu
tarım alanlarını kısıtladığınız zaman, sosyal patlamayı düşünebiliyor musunuz?
Nereye gidecek bunun sonu? Şu anda, bugün, devlet bakanımız açıkladı nüfus
sayımını; dedi ki: "Marmarada nüfus patlaması var." Marmarada nasıl
bir nüfus patlaması var; doğudaki insanın alanları kısıtlanınca, sınırları
kapattınız, sınır ticareti yapmayınca, doğru batıya geçtiler, Marmaraya
geçtiler. Hayvancılığı yasakladınız, normal şartlarda yayla yasakları
getirdiniz, hayvancılığı bırakan çiftçi döndü geldi Marmaraya. İstanbul'un
nüfusu oldu 10 033 000 kişi. Şimdi, bir şehirde 10 000 000 kişi olursa, oradaki
sorunları siz gelin çözün. İşte çözemiyoruz, işte altında kalıyoruz... Tütün
Kanununun ortaya çıkaracağı en önemli konulardan bir tanesi de göç olacaktır.
Göçü önlemediğiniz sürece, Türkiye'deki insana refah getirmek mümkün değildir
diyorum. Saadet Partisi ve şahsım
adına, hepinizi selamlıyorum. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Erbaş. Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. İkinci önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı yasa tasarısının 10 ncu maddesinin (B) fıkrasının sonuna eklenen
"Özelleştirme programında bulunan ve sermayesinin tamamı devlete ait olan
anonim şirket statüsündeki kuruluşlarda, Türk Ticaret Kanununun genel kurul
toplantılarına ilişkin hükümleri uygulanmaz" ibaresinin madde metninden
çıkarılmasını arz ve talep ederiz. Turhan
Alçelik (Giresun) ve
arkadaşları BAŞKAN - Sayın
Komisyon?.. PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ AHMET KABİL (Rize) - Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN - Sayın Hükümet?.. DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan. Önergenin gerekçesini arz
ve izah etmek üzere, Sayın Alçelik; buyurun efendim. TURHAN ALÇELİK (Giresun)
- Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; şu anda, 10 uncu madde üzerinde,
önergemizle bir bölümün madde metninden çıkarılmasını arzu ediyoruz. O bölüm
nedir; şu anda özelleştirilmekte olan tütünle ilgili kurumların ticaret kanunlarına
tabi olmayacağını ifade ediyor. Siz düşünün, öyle bir uygulama başlatıyorsunuz
ki, mevcut olan yürürlükteki kanunlara tabi olmayacak! Bunu nasıl
onaylayabiliriz; ben bunu izah edemiyorum; ama, siz izah edebiliyorsanız bu
takdir sizin. Tütün tam 5 000 000
insanın neredeyse tek geçim kaynağı. Bu 5 000 000 insanın, 600 000 ailenin
-hatta daha da fazla- tek geçim kaynağı olduğu burada değişik arkadaşlarımız
tarafından da dile geldi; ama, neyle geçineceği konusunda burada en ufak bir
açıklama görmedik. Bakanlık -biraz önce
elimize geçti- bir alternatif ürün projesi hazırlamış. Şimdi, ben bu ürün
projesine baktığım zaman; yani, bunu nasıl uygulayacaksınız, bunun uygulaması
nasıl olur izah etmek mümkün değil. NAİL ÇELEBİ (Trabzon) -
Biraz sonra anlatacağım. TURHAN ALÇELİK (Devamla)
- Değerli arkadaşım "anlatacağım" diyor da, ben şunu söylüyorum
şimdi: "Anlatacağım" diyen Nail kardeşim, benim bölgemin
milletvekili; fındık arazisinde süs çalısını nasıl yerleştirecek; burada, o
yazılı. Efendim, aromatik tıbbî bitkilerden bahsediliyor; allahaşkına, size
soruyorum, ülkemizde tıptaki hangi uygulamaya katkınız oldu ki, burada, bitki
üretiminden bahsediyorsunuz? Öyle bir noktaya geldiniz ki bu ülkede, benim
ameliyat için kullandığım iğneyi imal etmekten acizsiniz. NAİL ÇELEBİ (Trabzon) -
Hepsini oku, hepsini... TURHAN ALÇELİK (Devamla)
- Şimdi, burada, bakıyorum; tütünle ilgili şu insanlar vazgeçtiğinde, aromatik
tıbbi bitkiler, organik tarımsal ürünler üretilecek. Şimdi, değerli arkadaşlar,
burada, birçok kanunu çıkardınız. MUSTAFA YAMAN (Giresun) -
Beraber çıkardık, beraber... TURHAN ALÇELİK (Devamla)
- Hayır, biz, sizin hiçbir kanununuza ortak değiliz. Tarımsal ürünlere ve
çiftçilere devlet desteğini kaldırdınız. Siz, seçimlerde, buna mı söz
vermiştiniz? ALİ GEBEŞ (Konya) -
Türkiye Büyük Millet Meclisinden çıktı. TURHAN ALÇELİK (Devamla)
- Bakın, bir Birlikler Yasası çıkardınız, Anayasa Mahkemesine götürdük iptal
edilmesi için; ama, hâlâ neticelenmiş değil. Allahaşkına, siz, buraya gelirken,
35 000 000 insanı geçinemez hale getirmek için mi geldiniz?! ALİ GEBEŞ (Konya) - Sizin
bozduğunuzu düzeltmeye geldik. TURHAN ALÇELİK (Devamla)
- Yani, eğer, düzeltmek buysa; 5 000 000 insanı aç bırakmaksa, ben, size bir
şey diyemiyorum. NAİL ÇELEBİ (Trabzon) -
Çok bozmuşsunuz, çok... ALİ GEBEŞ (Konya) -
Keşke, yirmi yıl önce bu kanunu çıkarsaydınız. TURHAN ALÇELİK (Devamla)
- Bakın, buğday üreticisini perişan ettiniz; şekerpancarı üreticisi ne halde,
biliyoruz; çay, bizim bölgemizde ne hale geldi, yaşadık. Değerli arkadaşım
söylüyor, daha önce 1 kilo fındık satarak aldığı parayı, bu sene, benim
üreticim 3 kilo satarak aldı; siz, neyi konuşuyorsunuz! Refahyol döneminde, 1
kilo tütün satarak aldığı parayı, bugün 3 kilo satarak alıyor insanlar. Zaten
perişan ettiniz; şimdi, diyorsunuz ki, ben, bu parayı da size çok görüyorum,
siz, yaşamayın. Allahaşkına, bu, insaf değil! NAİL ÇELEBİ (Trabzon) -
Giresun'da problem yok. TURHAN ALÇELİK (Devamla)
- Lütfen, sizden istirham ediyorum, burada, bu kanun tasarısının görüşmeleri
sırasında, kurullar oluşturuyorsunuz. Öyle bir kurul ki -arkadaşlar,
yaptığınızın farkında mısınız, hatırlatmak istiyorum- dokunulamaz kurullar; kim
gelirse gelsin, yani, bu kanun çıktıktan sonra, siz de dokunamayacaksınız;
oluşturduğunuz kurulun görevlisine, atanan insanına dokunamayacaksınız. Bakın,
bu ülkede, milletvekili sayısının azaltılması gündemde tutulmaya çalışılıyor.
Niye?!. Yani, sizlerin sayısı azaltılsın isteniyor. Niye; efendim, tasarruf
yapılacakmış! Ne tasarrufu allahaşkına; siz, oluşturduğunuz bu dokunulamaz
insanlara, en az iki üç milletvekilinin parasını veriyorsunuz ve dokunulamaz
insanlar oluşturuyorsunuz. MUSTAFA YAMAN (Giresun) -
Turhan Bey, çalışacaklar... Çalışacaklar... TURHAN ALÇELİK (Devamla)
- Değerli arkadaşlar, eğer, bu insanlar, milleti öldürmek için çalışacaksa,
millete hayat hakkı vermemek için çalışacaksa, biz, Saadet Partisi olarak, buna
onay vermiyoruz, reddediyoruz yaptığınız bu uygulamayı. (SP sıralarından
alkışlar) (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Alçelik, 1
dakika içerisinde toparlar mısınız efendim. TURHAN ALÇELİK (Devamla)
- Hayhay Sayın Başkanım. Değerli arkadaşlar, biz,
burada, hakkı teslim etmekle mükellefiz; ama, siz, maalesef, bu konuda duyarsız
kalıyorsunuz. Bir Karadenizli olarak, izin verirseniz, duygularımı, Temel'in
bir fıkrasıyla bitirmek istiyorum. Asansör bozulmuş, kapıcı Temel kapıya bir
yazı asmış. Astığı yazı şu: "Bu asansör bozuk; en yakın asansör karşı
binada!" Değerli arkadaşlar, siz,
çareyi, Amerika'da arıyorsunuz; Türkiye'de arayın, tütüncü diyarında arayın,
fındıkçı diyarında arayın!.. Saygılar sunuyorum. (SP,
DYP ve AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum. Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. Son önergeyi okutuyorum: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı yasa tasarısının 10 uncu maddesinden sonra gelmek üzere "Tekel
sigara fabrikaları, en az yüzde 51 hisse Tekelde kalmak şartıyla yalnız Tekel çalışanlarına,
Türk tütün üreticilerine, Tekel sigaralarını pazarlayanlar ile küçük tasarruf
sahiplerinin ortak olabileceği anonim şirkete özelleştirilebilir"
ibaresinin eklenmesini arz ederiz. Mahmut
Göksu (Adıyaman) ve
arkadaşları BAŞKAN - Sayın
Komisyon?.. PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ AHMET KABİL (Rize) - Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN - Sayın Hükümet?.. DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN - Komisyon ve
Hükümet önergeye katılmıyor. Sayın Uzunkaya, buyurun
efendim. MUSA UZUNKAYA (Samsun) -
Değerli Başkan, değerli arkadaşlar; Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Yalnız, Sayın Alçelik,
biliyorsun, Temel, altı ay işçi olarak çalıştığı binayı satın almadan bırakmaz;
o, binayı satın aldı, içindekileri dışarı attı, haberin olsun! Değerli arkadaşlar,
şimdi, bizim, bu değişiklik önergesinde arzu ettiğimiz, istediğimiz şey şu:
Diyoruz ki, belli ki, siz kararı verdiniz ve yasanın 10 uncu maddesine, size
göre sonuncu maddesine- bir geçici madde var, yürütme ve yürürlük- geldiniz; bu
gece, Sayın Başbakan, dörtbaşı mamur, 30 yaş gençleşerek rahat bir uyku
uyuyabilir; çünkü, rahat bir şekilde, Amerika'ya götüreceği yasalardan birisini
çıkarıp gidecek, grubu da çok rahat edebilir, iktidar ortakları da rahat
edebilir; ama, bu rahatınız, toplumun rahatsızlığıdır. İHSAN ÇABUK (Ordu) - Siz
rahatsızsınız... MUSA UZUNKAYA (Devamla) -
Muhalefetin rahatsızlığı da, milletin rahatsızlığı olduğu için rahatsızlıktır;
çünkü, siz... (DSP sıralarından gürültüler) Efendiler, siz, şu
sataşmayı bırakın da, gelin, burada savunun şunları. Gelin, şurada konuşun.
Şurada... (AK Parti, DYP ve SP sıralarından alkışlar) Bakın, bugüne kadar, şu
maddelerde konuşuldu. Ben, Sayın Bakanın, kişisel olarak kanaatinin ne olduğunu
biliyorum; ama, hükümeti adına, gelsin de, şurada, çıksın, şu yasayı savunsun;
savunamaz, savunmak durumunda değildir. Biliyorum ki, o bakan da, kendinden
önceki, istifa eden, selefi olan sayın bakan da, bu yasa, bu milletin millî
ruhuna, ekonomisine... Az önce söylenildi, değişik alanlarda, 30 000 000 köy
nüfusu... Bunların fındıkla geçineni var, buğdayla geçineni var, çayla geçineni
var, şu anda Tütün Yasasıyla tütünü yok ettiniz, ayçiçeği var, pancar var...
Hepsini yok ettiniz ve sırayla hepsini yok ediyorsunuz. Blok halinde, ülkeyi
de, artık, Amerika'ya mı taşıyacaksınız?!. Geçenlerde bir fıkra yazılmıştı,
ben, o fıkrayı pek okumak istemiyorum, anlatmak istemiyorum burada; ama, acaba
okyanusta bir yere mi taşıyacaksınız bu ülkeyi, bilmiyorum. Amerika'da, Amerika'yı
Amerika'ya taşıyacaksınız! Değerli arkadaşlar,
bakınız, bu hükümet, çok yanlış kararlar veriyor. Şu anda, bu ülke insanı sizi
izliyor, bizi izliyor. Belki, son umudu, Parlamentodan şu anda bu Yasanın
geçmeyeceği istikametindeki umudunu kaybeden milletin bir umudu da -Hoca
Nasreddin'in, o kaybettiği merkebini bulmak için "bir umudum bu dağın
arkasındadır" dediği gibi- Anayasa Mahkemesindedir. Bu yasayı Anayasa
Mahkemesine götüreceğiz Parlamento olarak, mutlaka gidecek bu yasa. İnanıyor ve
umuyorum ki, yanlış hesap Çankaya'dan; yani, Sayın Cumhurbaşkanının köşkünden
değil, bu sefer, Anayasa Mahkemesinden dönecek; çünkü, siz, ciddî anlamda
anayasal yanlışlar yapıyorsunuz; Cumhurbaşkanının anayasal gösterdiği
gerekçelerin hiçbirisine bakmadınız, bu anlamda da hukuku tanımadınız; çünkü,
siz, sadece W. Bush'un kabul ettiği ne ise benim kabul ettiğim de odur
mantığıyla hareket ediyorsunuz. Bakış ilkeleriniz hep bu olmuştur. Değerli arkadaşlar,
bakın, size bir alternatif çıkış yolu tavsiye ettik. Dedik ki, gelin, Tekel
sigara fabrikalarını, en az yüzde 51 hisse Tekelde kalmak şartıyla, yalnız
Tekel çalışanlarına, Türk tütün üreticilerine, Tekel sigaralarını pazarlayan;
yani, küçük esnaflık yapanlar ile küçük tasarruf sahiplerinin ortaklığı
şeklindeki bir kuruluşa yüzde 51'ini devredin; yine iç piyasada özelleşme
olsun, serbest piyasaya çıksın; ama, Türk müstahsilinin önüne, Türk
üreticisinin önüne, özellikle Tekel çalışanlarına geleceği açısından bir iş
garantisini de, 40 000 civarında Tekel çalışanının geleceğini de biraz
rahatlatmış olun. Umarım, bu teklifimize, hiç olmazsa, hüsnükabul gösterir
"evet" dersiniz; ama, şu ana kadar gösterdiğiniz tavır, değil böyle
bir önergenin kabul edilmesini, nokta ve virgüle dahi dokunamaz bir tabular
bölgesi olarak bu yasanın önüne konulduğunu da açıkça millete ilan ediyorsunuz.
Şimdi, ben, merak
ediyorum, ilk konuşmalarımdan birisinde söyledim. Diğer milletvekili
arkadaşlarımız, yani, şu 42 ilin dışındaki... Oysaki, bakın, Rize'de, Hopa'da
bile puro tütünü üretilmektedir, Trabzon Akçaabat'ta puro tütünü
üretilmektedir. Anadolu'nun büyük bir kesimindeki, Karadeniz'in muhtelif
yörelerindeki, Güneydoğu Anadolu'daki, Ege'deki, Marmara Bölgesindeki tütün
üretilen illerin milletvekilleri, şimdi, sizi, seçmenleriniz ve bu tütün üreticileri
üzüntüyle, hayretle izliyor. Kendilerine, dönüp de ne diyeceksiniz?! Mesela,
ben, Tekelden veya özelleştirmeden sorumlu bakana özellikle soruyorum. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın
Uzunkaya... MUSA UZUNKAYA (Devamla) -
Bitiriyorum. Sayın Bakanım, sizin,
mutazarrır olduğunuza inanıyorum; ama, gelin, şu duygularınızı, şair ve coşkulu
ruhunuzla, millete birkaç cümleyle, bir iki mısrayla anlatıverin. Siz, çok
güzel izah edersiniz bunları, o üstün belagatinizle, fesahatinizle,
talakatınızla; gelin, şurada izah edin, "ey millet, benim elim ayağım
bağlı; bizi bağladılar, efsunladılar, uyuşturdular. Ne yapalım; ABD'ye teslim
olduk, IMF'ye teslim olduk, Dünya Bankasına teslim olduk. Uyduk bir imama,
gidiyoruz kıyamete" diye bir şeyler söyleyin de, belki, millet derdinizden
anlar. Hiç olmazsa, sandıkta, sizin sözleriniz bu 350 kişilik milletvekili
grubuna tercüman olur. Saygılar sunuyorum. (AK
Parti, SP ve DYP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz. Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. III. - Y O K L A M A BAŞKAN - 10 uncu maddenin
oylanmasından önce, toplantı yetersayısının bulunmadığı gerekçesiyle yoklama
yapılmasına ilişkin bir istek vardır. İstekte bulunan
arkadaşların hazır olup olmadığını arayacağım: Sayın Fethullah Erbaş?..
Hazır. Sayın Vehbi Hatipoğlu?..
Hazır. Sayın Ahmet Demircan?..
Hazır. Sayın Turhan Alçelik?..
Hazır. Sayın Fahrettin
Kukaracı?.. Hazır. Sayın Ahmet Karavar?..
Hazır. Sayın Latif Öztek?..
Hazır. Sayın Rıza Ulucak?.. SACİT GÜNBEY (Diyarbakır)
- Tekabbül ediyorum. BAŞKAN - Sacit Günbey
tekabbül ediyor. Sayın Ali Oğuz?.. Hazır. Sayın Musa Demirci?..
Hazır. Sayın Mustafa Geçer?..
Hazır. Sayın Ahmet Cemil Tunç?..
Hazır. Sayın Aslan Polat?..
Zaten hazır. Sayın Osman
Yumakoğulları?.. Hazır. Sayın Hüseyin Karagöz?..
Hazır. Sayın Zeki Çelik?..
Hazır. Sayın Turhan Güven?..
Hazır. Sayın Mahmut Nedim
Bilgiç?.. Hazır. Sayın Mustafa Kemal
Aykurt?.. Hazır. Sayın Mehmet Gözlükaya?..
Hazır. Sayın Mehmet Sadri
Yıldırım?.. Hazır. Bu 21 arkadaşımız sisteme
girmesin. Yoklama için 2 dakikalık
süre vereceğim ve yoklamayı başlatıyorum. (Elektronik cihazla
yoklama yapıldı) BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır, görüşmelere devam ediyoruz. VII. - KANUN TASARI VE
TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) 2. – Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel
Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine,
İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair 20.6.2001 Tarihli ve 4685 Sayılı Kanun
ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek
Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/888) (S.
Sayısı : 777) (Devam) BAŞKAN - 10 uncu maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 10 uncu madde kabul
edilmiştir. Geçici madde 1'i
okutuyorum : GEÇİCİ MADDE 1. - A)
Genel Müdürlüğün özelleştirme işlemleri tamamlandıktan sonra, bu Kanunun 2 nci
maddesindeki Kurul üyeliği için Genel Müdürlüğün ilgilendirildiği Bakanlığın
aday önerme yetkisi Kurula geçer. B) 2002 ve müteakip
yıllar tütün ürünü için destekleme alımı yapılmaz. Bakanlar Kurulunca 2000 ve
2001 yılı ürünü tütünlerinin Devlet nam ve hesabına alımında bulunmak üzere bir
kamu kuruluşu görevlendirilir. Bu kapsamdaki alımların masrafı ve finansmanı
bütçeden tahsis edilecek ödenekle sağlanır, alımlara ilişkin denetim Yüksek
Denetleme Kurulunca yapılır. 2000 ve 2001 yılı
ürünleri için 1177 sayılı Kanuna ekli cetvelde isimleri yazılı tütün tarımı
serbest olan ilçeler dışında kalan yerler ile bu ilçelerin tespit edilmiş ve
kesinleşmiş tütün üretim alanlarının dışında kalan yerlerde ekilen tütün
fideleri veya dikilen tütünler sökülüp yok edilir. Failleri hakkında üç aydan
bir seneye kadar hapis cezası ve ekilmiş olan fideliklerin metrekare veya
artığı için beşyüz bin lira, dikilmiş olan tarlaların her bir dekar veya artığı
için yüz bin lira idarî para cezası verilir. Tütünler toplanmışsa el konulmakla
birlikte her bir kilo ve artığından bir milyon lira idarî para cezası alınır. Yaprak tütün üretim
bölgelerinde ekim belgesi almadan veya belge almasına rağmen belgesinde belirtilen
alandan fazla veya ekim belgesinde kayıtlı yerden başka yerde ekim yapanların
tütünlerine el konulmakla birlikte haklarında iki aydan bir seneye kadar hapis
ve el konulmakla birlikte el konulan tütünlerin her bir kilo ve artığı için beş
milyon lira idarî para cezasına hükmolunur. Ekim belgesinde tespit
edilen miktarların kabul edilebilir bir sebep olmaksızın yüzde onundan fazla
veya az tütün teslim eden üreticiler hakkında fazla veya eksik teslim edilen
miktarların her kilo ve artığı için beşyüz bin lira idarî para cezasına
hükmolunur. Ürettikleri tütünün tamamını teslim etmeyenler hakkında yukarıdaki
cezaların iki katı uygulanır. Ekim ve ticaret belgesi
olmadan ellerinde tütün bulunduran, nakleden veya satan kimselerin tütünlerine
ve nakil vasıtalarına el konulur ve her bir kilo ve artığından bir milyon lira
idarî para cezası alınır. 1177 sayılı Kanuna göre
kendilerine verilecek kontrol görevlerini yerine getirmeyen muhtarlar ve diğer
kolluk kuvvetleri hakkında on milyon lira idarî para cezasına hükmolunur. Bu Kanunla yürürlükten
kaldırılan 1177 sayılı Kanunun bu fıkrada belirtilen hükümlerinin uygulanmasına
2001 yılı ürünü kampanya döneminin bitimine kadar devam edilir. C)Kurumun teşkili
aşamasında Kurumda istihdam edilecek personel kadrolarının ve vasfının
tespitini sağlamak üzere, Maliye Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı,
Hazine Müsteşarlığı, Devlet Personel Başkanlığı ve Genel Müdürlükten birer
temsilcinin katılımı ile bir komisyon kurulur. Komisyon bu Kanunun yürürlüğe
girmesini müteakip bir ay içinde toplanır. Komisyonca belirlenecek kadroların
tamamı istekleri halinde Genel Müdürlüğün ilgili birimlerinde çalışan
personelden karşılanır. D) Kurum bu Kanunun
yürürlüğe girmesini müteakip en geç üç ay içinde görev yapmaya başlar. Bu süre
içerisinde bu Kanunla Kuruma verilen görevler Genel Müdürlük tarafından
yürütülür. E)Kurumun, Genel
Müdürlükten devralacağı taşınır, taşınmaz mallar ile her türlü araç-gereç ve
cihazların aidiyeti ile devre ilişkin işlemler, Kurum ve Genel Müdürlük
arasında yapılacak protokoller ile belirlenir. Devre tabi mallar bedelsiz olup,
devir ile ilgili işlemler her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. F) Bu Kanunun
yayımlandığı tarihte tütün eksperi olarak çalıştığını belgeleyenlerin hakları
saklıdır. G) 6 ncı maddenin yedinci
fıkrasında yer alan marka bazında sigara için en az iki milyar adet fiili
üretim miktarı ölçüsü, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi izleyen; birinci
takvim yılı sonuna kadar iki milyar adet, ikinci takvim yılı sonuna kadar bir
milyar sekiz yüz milyon adet, üçüncü takvim yılı sonuna kadar bir milyar altı
yüz milyon adet, dördüncü takvim yılı sonuna kadar bir milyar dört yüz milyon
adet, beşinci takvim yılı sonuna kadar bir milyar iki yüz milyon adet olarak
uygulanır. Diğer tütün mamulleri için
en az onbeş ton fiili üretim miktarı ölçüsü bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi
izleyen; birinci takvim yılı sonuna kadar onbeş ton, ikinci takvim yılı sonuna
kadar ondört ton, üçüncü takvim yılı sonuna kadar onüç ton, dördüncü takvim
yılı sonuna kadar oniki ton, beşinci takvim yılı sonuna kadar onbir ton olarak
uygulanır. Altıncı yıldan itibaren
uygulanacak olan bu ölçüleri sıfıra kadar indirmeye ve tütün, tütün mamulleri,
alkol ve alkollü içkilerin dış ticaretine ilişkin usul ve esasları belirlemeye
Bakanlar Kurulu yetkilidir. BAŞKAN - Geçici 1 inci
madde üzerinde, Saadet Partisi Grubu adına, Elazığ Milletvekili Sayın Ahmet
Cemil Tunç; buyurun. (SP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika Sayın
Tunç. SP GRUBU ADINA AHMET
CEMİL TUNÇ (Elazığ) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım;
görüşülmekte olan kanunun geçici 1 inci maddesi üzerinde, Saadet Partisi Grubu
adına söz aldım; bu vesileyle hepinize saygılarımı sunuyorum. Çok değerli milletvekili
arkadaşlarım, geçici 1 inci maddeyle çeşitli hususlar düzenleniyor. Bunlardan
birkaçıyla ilgili düşüncelerimi arz etmek istiyorum. Birincisi; bu maddeye
göre, 2002 yılı ve sonrasında, tütün destekleme alımı artık yapılamıyor.
Dolayısıyla, altyapı hazırlığı yapmadan, tütünde desteklemenin kaldırılmasının
getireceği sonuçları, aslında şimdiden görmek mümkün; çünkü, hayvancılıkla
ilgili de aynı kararlar alınmıştı. Destekleme alımından vazgeçildikten sonra,
hayvancılık sektörünün çok büyük kayıplara uğradığını hepimiz biliyoruz. Bir başka husus; tütün tarımı
serbest olan yerler dışında ekim yapılamıyor. Aksi takdirde, ağır para ve hapis
cezaları öngörülüyor, veriliyor. Bu hapis ve para cezalarına bakıyoruz; izinsiz
tütün mamulleri üretenlere bir yıldan üç yıla kadar hapis, 250 000 000 liradan
az olmamak üzere, üretilen mamullerin piyasa değerinin 10 katı ağır para cezası
uygulanıyor. Satış belgesi almadan
satış yapanların ürününe el konuluyor, 10 katı ceza veriliyor. Ekim belgesi alsın veya
almasın, belirtilen alandan fazla veya kayıtlı yerden başka yerde ekenlerin
tütününe el konulacak, iki aydan bir seneye kadar hapis, el konulan tütüne de,
kilo başına 5 000 000 lira ağır para cezası verilecek. Ekim belgesinde
belirtilen miktarın yüzde 10 altında veya üstünde olursa eğer üretim, kilo
başına 500 000 lira ceza veriliyor. Ekim belgesi ve ticaret belgesi
olmayanların, tütün bulunduran, nakleden veya satan kimselerin nakil aracına el
konuluyor; kilo başına 1 000 000 lira para cezası veriliyor. Öyle ağır cezalar
getiriliyor ki, âdeta, reji idaresinin, bir yerde, tekrar hortlatıldığını
söylemek, sanıyorum doğru olur; çünkü, biz, kolcu-kaçakçı çatışmalarında ve
tabakasında içmek için tütün bulunduran insanların nasıl takibata tabi
tutulduklarını hatırlıyoruz. Dolayısıyla, bu düzenlemeyle, bir yerde, tekrar, öyle
bir geriye dönüş var. Değerli arkadaşlarım, bu
kanun tasarısıyla, 1177 sayılı Tütün Kanunu yürürlükten kaldırılıyor, tütünün
ekimi, dikimi, satımı, ithalatı, ihracatı, fiyatlandırılması tamamen serbest
rekabete açılıyor. Tütün ve tütün ürünlerinin ithalatının serbest
bırakılmasından sonra, yerli tütün ekicisinin karşılaşacağı sorunları çözecek
herhangi bir düzenleme de öngörülmüyor, getirilmiyor. Yasanın 6 ncı maddesine
göre, üretici, tütününü, açık artırma merkezlerinde, açık artırmayla satacak.
Bu durumda, alıcı bulunmazsa, tütün üreticisi ne yapacak; bu hususta da bir
düzenleme yok. Kaldı ki, tütün üreticisi, fiyat yönünden bu piyasada etkili,
sınırlı sayıdaki kişilerin tek yanlı tespit ettiği fiyatlara mahkûm olacakları
da muhakkaktır. Deniliyor ki "tütün
ekmeyin, alternatif ürün ekin." Alternatif olarak ne ekileceği de belli
değil. Dolayısıyla, tütün ekiminin yapıldığı arazilerin yüzde 50'si kırsal
arazi, yüzde 33'ü kır taban arazi, yüzde 11'i de taban arazidir. Dolayısıyla,
tütün ekimi yapılmadığı takdirde bu arazilerde hiçbir ekim yapmanın mümkün
olmadığını da herkes biliyor. Böyle olduğu halde, böyle bir yasayla Meclisin
karşısına çıkılmasının, doğrusu, mantığını anlamak mümkün değil. Şimdi, kime sorarsanız
sorun; bu yasayla ne getirilmek isteniyor, Türkiye'ye bunun bir faydası var
mı?.. Hükümetin dışında, IMF'nin
dışında ve bu sektördeki tekellerin dışında, bu yasadan Türkiye'nin istifade
edebileceğini söyleyen hiç kimse yo. Hiçbir şey getirmediği gibi, çok şeyi
götürüyor. Öyleyse, bu yasayı çıkarmada ısrar etmenin anlamı ne?! (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) AHMET CEMİL TUNÇ
(Devamla) - IMF böyle bir kanunun çıkmasını istiyor, ABD istiyor, bazı tröstler
istiyor olabilir; ama, biz de kendi köylümüzü düşünmek zorundayız, kendi işsizimizi
düşünmek zorundayız. Tütüncülük emek yoğun bir
üretimdir. Bu kanunla, zaten mevcut olan milyonlarca işsize bir 200 000 işsiz
daha katılmış olacak. Sonuçta, bu işsizlerimiz, bugün, Amerika elçiliklerine,
Almanya elçiliklerine ve Batı'nın başka konsolosluklarına, oraya gitmek,
çalışmak, sığınmak için, müracaatta bulunuyorlar. Sebep; bizim bu yanlış
uygulamalarımız ve bu yanlış tavırlarımız. Bu duruma düşmemek için, bu kanunun
geçmemesi gerekiyordu; ama, öyle görülüyor ki, bu kanun geçecek, muhalefet
istemediği, Cumhurbaşkanı istemediği, tütün ekicisi, köylüsü istemediği halde
bu Tütün Yasası geçecek ve sonuçta da zarar edenin Türk köylüsü, çiftçisi
olacağını hemen şimdi buradan söylemek de mümkün. Ben, yine de, bu kanunun
hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Tunç. Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubu adına, Manisa Milletvekili Sayın Bülent Arınç; buyurun. (AK Parti
sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika Sayın
Arınç. AK PARTİ GRUBU ADINA
BÜLENT ARINÇ (Manisa) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Tütün Yasasının son
maddesine gelmiş bulunuyoruz. Görünen odur ki, hükümet ortağı partilerin
sayısal çoğunluğu bu kanunun çıkarılması için yeterli olacaktır. Son konuşmalar
olarak belki birkaç noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Değerli arkadaşlar, bu
kanunun amacı, tütünde devlet tekelinin kaldırılması, Tekelin özelleştirilmesi
ve tütünün desteklemeden çıkarılması olarak gösterildi. Bunun gerekçeleri de
sıralandı. Bildiğiniz gibi, altı yedi ay önce ilk defa kanun çıkarıldı, daha
sonra Cumhurbaşkanı tarafından veto edildi, şimdi, tekrar, Meclisin huzurlarına
geldi ve her maddesi hükümet ortağı partilerin sayın milletvekillerince kabul
ediliyor. Değerli arkadaşlarım, bu
kanun üzerinde çok şey söylendi. Özellikle, muhalefet partilerinin değerli
milletvekilleri itirazlarını, eleştirilerini ortaya koydular, bu kanunun eksik
olan yanlarını, üreticiler aleyhine olan yönlerini gösterdiler, değişiklik
önergeleri verdiler ve üzerinde ısrarla durdular. Bu konuyla ilgili platformlar
yapıldı değişik bölgelerde. Türkiye'de tütün üretilen bölgelerin muhtarları
Ankara'ya geldi, toplantılar yaptılar. Yine, bununla ilgili sendikalar zaman
zaman bilimsel toplantılar da yaparak önerilerini rapor haline getirdiler; ama,
bunların hiçbirisi hükümet tarafından dikkate alınmadı. Değerli arkadaşlarım, bu
yasa veto edildi. Veto gerekçeleri de Mecliste okundu. Arkadaşlarımız
eleştiriler yaptılar. Hatta, bu eleştirilerin dozu zaman zaman çok da ileri
gitti. Bunlara tepki verdiniz. Ama, bütün bunlar karşısında "bu veto, şu
şu şu açılardan yanlıştır, yerinde değildir; bu kanunun bu maddeleri bu veto
gerekçelerini tamamen karşılar; sosyal devlet ilkesi bu kanunda gözetilmiştir;
sizin eleştirileriniz şu şu açılardan haksızdır" şeklinde, hükümet ortağı
partilerin hiçbir milletvekili, grupları adına söz alıp, konuşmalar yapmadılar;
yani, veto gerekçeleri karşılanmadı, arkadaşlarımızın eleştirileri
karşılanmadı, ortaya koyduğunuz ve çıkarmakta kararlı olduğunuz bu kanunun,
niçin üreticiler lehine, niçin Türkiyemiz lehine olduğunu açıklamadınız. Yarın, bu tutanakları
inceleyecek olan insanlar hayrete düşecekler. Bu Parlamentoda, ANAP, DSP ve
MHP'li 330'dan fazla milletvekili var; hiçbirisi, bu kanunu savunmamış,
eleştirilere karşılık vermemiş, sözlerin yersiz olduğunu ortaya koymamış; zaman
zaman canları sıkılmış da, bu sıkıntılarını gidermek için, bulundukları yerden
sadece laf atmak ihtiyacını duymuşlar; ama, bu tutanaklar incelendiği zaman, şu
10 maddelik kanun tasarısında, ne, niçin yerindedir; bunu ortaya koyacak,
savunacak ne cesareti, ne yeterliliği göstermemişler. (AK Parti sıralarından
alkışlar) Değerli arkadaşlarım, AK
Partili milletvekili arkadaşlarım, hemen hemen her madde üzerinde yapıcı
eleştirilerde bulundular, önergeler verdiler; ama, maalesef, sayısal çoğunluk,
hükümet tarafından bunların hiçbiri dikkate alınmadı, haksız oldukları da
söylenmedi; boyunları bükük, elleri havada; maalesef, bu kanun, bu şekliyle
çıkıp, gitmek üzere. Değerli arkadaşlarım,
hepimiz, bir mesuliyeti omuzlarımızda taşıyoruz. Eğer, Türkiye'nin,
üreticilerimizin, halkın, binlerce ailenin aleyhine sonuç verecek bir kanunu,
ellerimizin, sayılarımızın çokluğuyla buradan çıkarmayı marifet biliyorsak,
bunun, yarın ortaya koyacağı bütün veballere ortak olduğumuzun bilinci içinde
olmalıyız. Siyasî sorumluluğu
elbette taşıyorsunuz. Bu, kötü sonuç verirse, bunun sorumluluğu bize aittir
diyeceksiniz; ama, sönen ocaklar, akıtılacak gözyaşları, insanların -hele hele
ellerinde başka imkânlar da yoksa- ne yapacaklarının çaresizliğiyle kendi
evlerinde gözyaşı dökmeleri, bu sorumluluğunuzu daha da artıracaktır. Yaptığınız şey doğruysa,
bunu, geniş yüreklilikle savunun, eleştirilere karşılık verin, veto
gerekçelerini, bilimsel gerekçeleri doyurucu bir biçimde ortaya koyun. Bunu
yapmak zorundayız. Muhalefetiyle iktidarıyla bu Parlamento, millet iradesinin
temsilcisi olarak burada bulunuyorsa, niçin doğrudur, niçin yanlıştır, bunu,
çok açık biçimde ortaya koymalıyız. Bakın, değerli
arkadaşlarım, bu Tütün Yasasının görünen görünmeyen gerekçelerinden bir tanesi
şudur: "Fazla tütün üretiliyor, devlet bunları almak mecburiyetinde
kalıyor, sonunda da bunları yakıyoruz, avuç dolusu paralar, maalesef, boşa
gidiyor. İşte, öylesine bir kanun çıkarmalıyız ki, bu çağın sonunda, artık,
tütün yakmaktan kurtulmalı, biz de, avuç dolusu paraları dışarıya vermekten
kurtulmalıyız." Bu, ne kadar doğrudur?.. Bu konu... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BÜLENT ARINÇ (Devamla) -
...burada görüşüldü. Türkiye'de üretilen tütün, eğer, dışarıdan ithal sigara ve
tütün gelmese, ancak bize yetecek, ihracatımızı ancak karşılayabilecek; ama,
özelleştirme için bir kamuoyu yaratmak endişesiyle "tütün yakılıyor"
sözleriyle, bu kamuoyu, sürekli, bir bombardıman altında tutuluyor. Şimdi,
tütünün yakılıp yakılmamasını bir kenara bırakalım; ama, bugün bir gerçek var:
İkibuçuk yıldan beri Türkiye'de hükümet olan, bu Parlamentoda bu çoğunluğu
ellerinde bulunduranlar, şimdi, tütünün yakılmasını bıraksınlar da, parasını
ödediğimiz; ama, kullanmadığımız doğalgazın yakılmasını gündeme getirsinler!
(AK Parti sıralarından alkışlar) İran'dan gelecek olan doğalgaza 380 milyon
dolar ödenecek; ama, bunun 1 metreküpünü bile yakmadan parasını vermiş
olacağız. ANAP ve DSP'siyle dörtbuçuk yıldan beri, arkadaşları MHP'nin de
iştirakleriyle üç yıla yaklaşan bir zamandır hükümette bulunanlar, niçin
parasını ödediğimiz; ama, halkın istifadesine sunamadığımız doğalgazın
dolarları yaktığının hesabını versinler. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı) BÜLENT ARINÇ (Devamla) -
Değerli arkadaşlarım, bir önerge üzerinde konuşacağım, sözlerime orada devam
edeceğim. Saygılar sunuyorum. (AK
Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Arınç. Doğru Yol Partisi Grubu
adına, Erzurum Milletvekili Sayın Zeki Ertugay; buyurun. (DYP sıralarından
alkışlar) Sayın Ertugay, süreniz 5
dakika. DYP GRUBU ADINA ZEKİ
ERTUGAY (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan
önce, Grubum ve şahsım adına Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. İkinci defa olarak,
günlerden beri görüştüğümüz yasanın sonuna geldik. Görünen o ki, bu yasa
çıkacak. Ancak, müsaadenizle ifade etmek istiyorum; kesin olan bir şey varsa, o
da şudur: Eğer, Türkiye'nin menfaatları açısından meseleye bakıyorsak -hangi
gözle bakarsak bakalım, ister uzman gözüyle ister üretici gözüyle ister sorumlu
bir devlet adamı, siyasetçi gözüyle olsun- bu yasa, Türk Milletinin
menfaatlarına aykırı bir yasadır. Değerli arkadaşlarım, bu
yasa yüzünden bir sayın bakanın, doğru gerekçeler ortaya koyarak, istifa
ettiğini arkadaşlarımız defalarca ifade etti. Yine, Sayın Cumhurbaşkanı,
Anayasanın birçok maddesine atıfta bulunarak, aykırılığını gerekçe göstererek,
bu kanuna özünden itiraz etti ve veto etti. Alternatif ürün aldatmacasından
tutun, üreticinin sahipsiz bırakıldığına, yabancı tekellerin insafına terk
edileceğine kadar birçok hususu ortaya koydu ve kanunu veto etti. Bütün bunlara
rağmen, günlerden beri, muhalefet sözcüsü arkadaşlarımız, Yüce Mecliste, çok
haklı ve doğru yaklaşımlarla meseleyi ortaya koydular. Ancak, üzülerek ifade
edeyim ki, bu Yüce Mecliste, bu yasanın başından beri görüşülmesi sırasında,
hiçbir haklı ve doğru yaklaşım, hiçbir düzgün mütalaa dikkate alınmadan,
ısrarla bu yasa çıkarılmaya çalışılıyor. Bu şartlar altında, bu
yasaya Yüce Meclisin iradesinin ürünü olarak bakmak, üzülerek ifade edeyim,
mümkün değildir. Bunu, yarın, millete karşı savunmamızın da imkânsız olduğunu
ifade etmek istiyorum. Biz, muhalefet olarak, gerçekten, doğru düşündüklerimizi
ifade ederek, sonuna kadar bu yasaya karşı olduğumuzu defalarca ifade ettik.
İktidar milletvekili arkadaşlarımızın da, açıktan olmasa bile, örtülü olarak,
bu yasayı içlerine sindiremediklerini burada müşahede ettik. Değerli arkadaşlarım, bu
yasanın bu maddesine göre, 2002 yılından itibaren devlet nam ve hesabına tütün
alımı yapılmayacaktır; yani, bir başka ifadeyle, devlet tekelini
kaldırıyorsunuz. Devlet tekelini kaldırmak suretiyle, yerine, serbest piyasa
şartlarını hâkim kılıyorsanız, ona biz de evet deriz; ama, bu yasayla, serbest
piyasa şartlarını hâkim kılmıyorsunuz, doğrudan doğruya, bu hakkı, bu görevi,
yabancı tekellere, yabancı tröstlere devrediyorsunuz. Bir başka ifadeyle, 7,5
milyar dolar sigara pazarı olan bir ülkeyi, 600 000 -altını çizerek ifade
ediyorum- örgütsüz üreticisiyle birlikte yabancı tekellerin insafına terk
ediyorsunuz ve bu insanları, bu tarımı, 3-5 dekar arazide, en zor şartlarda
yapan ve dünyanın en kaliteli tütününü üreten ve bu ülkeye yılda 400-500 milyon
dolar gelir sağlayan bu insanları, bu haliyle, Philip Morris'lerin,
Reynolds'ların, British Tobacco'ların karşısına çıkarıyorsunuz, "işte
pazar, ürününü götür, 50 kilo, 100 kilo tütününü götür, bunlarla pazarlık et,
satabiliyorsan sat, satamıyorsan ne halin varsa gör" diyorsunuz. (DYP
sıralarından alkışlar) Bu, tarımı tasfiyeden, tarım kesimini gözden çıkarmadan
ve bu kesimi ezmekten başka hiçbir anlam ifade etmemektedir. Değerli milletvekilleri,
eğer, Türkiye'de tütün üretimini disipline etmek istiyorsak, kalitesiz,
teknolojik değeri düşük olan tütünü diskalifiye etmek istiyorsak, bunun yolu ve
yaklaşımı asla bu değildir. Bugün, bilimsel olarak, uzman görüşüyle, 100 000
ton civarında üretilen tütünün en fazla 20 000-25 000 tonu kalitesiz, teknolojik
değeri düşük tütün olarak kabul edilebilir. Bunu gerekçe göstererek, gerçekten,
dünyayla eşit şartlarda, her zaman yarışabilecek, sadece örgütsüzlüğünden
dolayı sıkıntı içerisinde bulunan Türk çiftçisini, Türk tütüncüsünü tasfiyeye
yönelmek, Türk tarımına ve Türk insanına yapılacak en büyük kötülüktür. (DYP
sıralarından alkışlar) (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Ertugay, 1
dakika içerisinde toparlar mısınız efendim. ZEKİ ERTUGAY (Devamla) -
Değerli milletvekilleri, üzülerek ifade etmek istiyorum ki, ekonominin dibe
vurduğu ve geniş toplum kesimlerinin ezildiği bu dönemde, bu, Tütün Yasası
gibi, Şeker Yasası gibi, çıkarılan özel yasalarla, Türk tarımındaki en iddialı,
uzmanlaşmış, bütün yatırımını buna göre yapmış ve gerçekten alınteriyle, hak
ederek kazanan geniş üretici kitleler üretimin dışına atılmakta. 10 000 000
işsizi olan bir ülkede ve bir yıl içerisinde 1 200 000 insanın işsiz kaldığı bu
ülkede, bu insanların üretim dışına atılıp, işsizler ordusuna eklenmesi, sadece
Türk tarımına değil, Türkiye'ye de yapılmış en büyük kötülüktür. Bu noktada, bu
söylenenlerin Yüce Meclisin iradesiyle kale alınacağını her zaman düşünürüm,
Yüce Meclisin iradesine saygısızlık yapmak asla aklımızdan geçmez; ama, görünen
o ki, bazı iktidar sözcülerinin de ifade ettiği gibi, burada bir emrivakiyle,
bir IMF dayatmasıyla, ciddî manada Meclis karşı karşıyadır. Anayasa Mahkemesinin bu
kanunu iptal ederek imdada yetişeceğini ve Türk çiftçisinin gereken hakkını
iade edeceğini düşünüyor; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından
alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Ertugay. Madde üzerinde 4 adet
önerge vardır; ancak, bu önergelerden sadece ilk 3'ünü, geliş sırasına göre
okutup, aykırılık derecesine göre işleme alacağım. Birinci önergeyi
okutuyorum: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı yasa tasarısının Geçici 1 inci maddesinin (B) fıkrasından sonra
"Tütün destekleme alımı yapılan bölgelerde tütün yerine alternatif sulu
tarıma geçinceye kadar bu işlem devam eder" ibaresinin eklenmesini arz
ederiz.
BAŞKAN - İkinci önergeyi
okutuyorum : Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı yasa tasarısının Geçici 1 inci maddesinin (B) fıkrasının "2005
ve müteakip yıllar tütün ürünü için destekleme alımı yapılmaz" şeklinde
değiştirilmesini arz ederiz.
BAŞKAN - Okutacağım
üçüncü önerge, aynı zamanda, en aykırı önerge olup, okuttuktan sonra işleme
alacağım : Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı yasa tasarısının geçici 1 inci maddesinin (B) fıkrasının sondan bir
önceki paragrafındaki "muhtarlar ve" ifadesinin metinden
çıkarılmasını arz ederiz.
BAŞKAN- Sayın Komisyon?.. PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara)- Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN- Sayın Hükümet?.. DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul)- Katılmıyoruz Başkanım. BAŞKAN- Sayın Göksu,
buyurun. MAHMUT GÖKSU (Adıyaman)-
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; gecenin bu saatinde yasanın sonuna gelmiş
bulunmaktayız. Geçici 1 inci madde
üzerinde vermiş olduğumuz önergeler var. Bu maddeyle, kanuna göre kendilerine
verilecek kontrol görevlerini yerine getirmeyen muhtarlar ve diğer kolluk
kuvvetlerine ceza getiriliyor. Değerli arkadaşlar, özeti şu: Yani, köyde bir
vatandaş, tarlasına, küçük arazisine tütün ektiği zaman, onu, muhtarın, gidip,
jandarmaya veya polise jurnallemesi, ispiyonlaması lazım. Bu, muhtarla köylüyü
karşı karşıya getiren bir hadisedir. Bunun mutlaka çıkması lazım. Bakınız, özellikle, doğu
ve güneydoğuda bu tür küçük ekinler çok fazladır. Adıyaman'ın Çelikhan diye
küçük bir ilçesi vardır. 500 metrekare, 1 dönüm, 2 dönümde, seki dediğimiz,
eliyle, kazmasıyla, küreğiyle düzenlediği toprakta tütün ekmekte, onu kendi evinde
kıyarak satmaktadır. Şimdi, siz, bu insana "bunu yapmayın" dediğiniz
zaman, alternatif bir şey göstermek durumundasınız; değilse, bu insanı açlığa
mahkûm ediyorsunuz değerli arkadaşlar. Şimdi, Samsat'tan bir
tütün üreticisi telefon etti. Sayın Genel Müdürümüz Samsat'ı gayet iyi bilir.
Bugün Kaymakam, Belediye Başkanı ve Tekel Müdürü toplantı yapmış, doğrudan
gelir desteği alabilmeniz için hem tarlanız olacak hem kotanız olacak... Demin söylemiştim.
Başkasının tarlasında yarıcı olarak çalışan çok fakir bir kesim vardır. Bu
kesimin hiçbir alternatifi yoktur. Tarlası olan vatandaş yine arpa, buğday
eker; ama, tarlası olmayan vatandaş ne olacak? Buna, buradan, Sayın Bakanımızın
bir açıklık getirmesini hassaten rica ediyorum. Değerli arkadaşlar,
tabiî, çiftçinin sorunları çok büyük. Özellikle bölgemde, yine, fıstık üretimi
vardır. Geçen sene 10 000 ton rekolte oldu; ama, maalesef, fıstığını, geçen
sene sattığı fiyatın yarısına sattı. Vatandaşlar, arayarak, bizim derdimizi de
söyle diyorlar; ama, tabiî, dert bitmiyor. Bakınız, çiftçilerimizin
yüzde 70'i, arazisini gübresiz ve ilaçsız ekmek zorunda kalmıştır. Gübrenin ve
ziraî ilaçların fiyatı yüzde 300 artmış, mazot, akaryakıt fiyatları yine o
kadar artmış ve geçen sene kilosunu 125 000 liraya sattığı buğdayı, bu sene
tohumluk için 350 000 liraya almak durumunda kalmıştır. Değerli arkadaşlar, biz,
çiftçinin elinden ekmeğini alırken, onu açlığa mahkûm ederken, öbür taraftan,
Amerika'dan, Dünya Bankasından, IMF'den dilendiğimiz paraları, içi boşaltılan
bankalara aktarmak için yasa çıkarmaya çalışıyoruz. Bakınız, banka kurtarma
operasyonu yasasında, MHP'li ve DSP'li arkadaşlar, Plan ve Bütçe Komisyonunda
karşı çıkmışlar; ancak, Derviş işi bitirmiş, "tasarı çıkmazsa istifa
ederim" demiş ve bu şantaj karşısında, onlar da, eli bağlı, bu işi kabul
etmek durumunda kalmışlar. Ben şimdi soruyorum: Siz,
hesabınızı, yarın Derviş'e mi yoksa millete mi vereceksiniz değerli arkadaşlar? Değerli milletvekilleri,
bu yasayla, tütün bölgesi olan birçok ilimiz mağdur olacak; ama, demin de
konuşmamda söylediğim gibi ve Sayın Başbakanın Amerika'ya hediye sepetine koyup
götürmesi için gösterdiğim ve Sayın Karakoyunlu'ya teslim ettiğim o minyatür
tütün balya ve dengiyle ilgili konuşmada söylediğim gibi, Adıyaman'ı çok daha
fazla vuracak. Zira, Atatürk Barajıyla beraber, Adıyaman, en verimli
topraklarını sular altında bırakmış; 1 ilçe, 80'e yakın köy göçmek durumunda
kalmış. Körfez kriziyle, yani, Irak'a olan ihracatını Adıyaman kaybetmiş. Kasım
ve şubat krizlerinden dolayı, yine, ayrı ayrı ülke genelinde yaşanan krizlerden
dolayı Adıyaman da, tabiî, bunlardan menfî yönde etkilendi ve diğer bir kriz...
Bu Tütün Yasası, Adıyaman için ayrı bir kriz demektir. Bir de, yine, dün ufak
bir kriz atlattı Adıyaman; o da, nüfus krizi. Yani, 200 000 nüfusunu sildiler. EROL AL (İstanbul) -
Allah Allah!.. MAHMUT GÖKSU (Devamla) -
Böylece, Adıyaman'ı açlığa, yokluğa ve yoksulluğa mahkûm ettiler. Ben, buradan,
Sayın Bakana söylüyorum: Sayın Bakanım, şimdi, Adıyaman'ı, artık, bu saatten
sonra mutlaka afet bölgesine alınız. Eğer, almazsanız, Adıyaman, bu afetlerin
en büyüğünü yaşıyor, yok olmaya mahkûm demektir. EROL AL (İstanbul) -
Sahtekârlık mı yapacağız! MAHMUT GÖKSU (Devamla) -
Değerli arkadaşlar, şimdi, burada Tütün Yasasına karşı olan sadece ben değilim;
Cumhurbaşkanı, konuşan milletvekillerimiz, millet karşı. Bakınız, Türk-İş'in,
Tek Gıda-İş'in çıkarmış olduğu bir dergi var; "Tütün Yasası, Türkiye'ye
darbedir" diyor. Bakınız, burada "Tütünde ipler geriliyor."
Maalesef, sosyal dokuyu zedeliyorsunuz, insanları geriyorsunuz, bu gece bu
ipleri koparacaksınız. Burada Tütün Eksperleri Derneğinin dedikleri var, Ankara
Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinin, bilim adamlarının dedikleri var,
ziraat odalarının dediği var; herkes karşı; ama, burada bir şeyi söylemeden de
geçemeyeceğim. 54 üncü hükümet döneminde ekonomik reçeteler bir bir hayata
geçirilirken, birtakım sunî gündemlerle... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) MAHMUT GÖKSU (Devamla) -
Bitiriyorum Sayın Başkan. BAŞKAN - Buyurun,
bitirin. MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) -
Ekonomik reçeteler bir bir hayata geçirilir ve millet halinden memnunken,
"beşli sendika" kol kola girerek, sunî gündemlerle o hükümeti alaşağı
ettiler, ondan sonra da bu mevcut hükümetin kurulmasına destek vermiş oldular.
İşte, bugün onlara söyleyeceğim bir çift söz şudur: Bugün, Türkiye'ye darbe
vuran bu hükümetin kurulmasına siz de katkı sağladınız; dolayısıyla, siz de
bunun hesabını vermek durumundasınız. Değerli arkadaşlar,
burada konuşmalar yaptık, önergeler verdik; ama, maalesef, olmadı. Bakınız,
benim buradaki konuşmalarım ve önergelerim, sadece fakir halkın ekmeğine sahip
çıkmak içindi. Yıl 1976, Sayın Bülent Ecevit CHP Genel Başkanı; Mecliste şöyle
bir konuşma yapıyor: "Halk et yiyemiyor, hayvancılık yapan yurttaş bile et
yiyemiyor, işçiler, memurlar et yiyemiyor; ama, yöneticilerimiz hâlâ
uyuyor." Ben diyorum ki, halk et değil, ekmek yiyemiyor, hâlâ, Başbakan
uyuyor, hükümet uyuyor. İşte, sizleri uyandırmak için bu konuşmaları yaptık;
dilerim faydası olmuştur. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum.(AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Göksu. Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. İkinci önergeyi
okutuyorum : Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı yasa tasarısının geçici 1 inci maddesinin (b) fıkrasının "2005
ve müteakip yıllar tütün ürünü için destekleme alımı yapılmaz" şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. Mahmut
Göksu (Adıyaman) ve
arkadaşları BAŞKAN - Sayın
Komisyon?.. PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN - Sayın Hükümet?.. DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN - Buyurun Sayın
Arınç (AK Parti sıralarından alkışlar) BÜLENT ARINÇ (Manisa) -
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; biraz evvel kaldığım yerden, önerge
doğrultusunda konuşmama devam etmek istiyorum. "Havayı
ısıtacağız" başlığıyla bugün pek çok gazetede çıkan bir haberden
bahsetmiştim. Burada, kullanamadığımız doğalgaz için 318 milyon dolar
ödeyeceğimiz ve önümüzdeki yıllarda bu paranın ödenmeye devam edileceğinden
bahsediliyor. Bu hepinizin dikkatini çekecek bir haberdir. Şüphesiz,
"tütünler yakılıyor, onun için böyle bir tütün kanunu getirdik"
diyenlere, tütün, daha şimdiden cevap veriyor; yani, tütün, uğradığı iftira ve
haksızlığın cezasını, hükümetten, doğalgazla çıkarıyor. Değerli arkadaşlarım,
biraz evvel okunmuş olan, dikkatlerinize sunulan bu önergede, uygulama yılının,
üç yıl ertelenmesi ve 2005 yılına kadar uzatılması düşünülmüştü. Belki
okunmamış olabilir veya dikkatlerden kaçabilir; üreticiler için bundan sonra
getirilecek cezalar bu geçici 1 inci maddenin içerisinde var. Hemen, kısaca
okumak istiyorum; belki arkadaşlarımızın merhametini celp eder. Bu geçici 1
inci maddede, hem para cezası var hem hapis cezaları var hem de elkoyma
(müsadere) hükümleri var. Buradan okuyacağımız kadarıyla, 2000 ve 2001 yılı
için tütünler belli bir kurum tarafından alınabilecek, karşılığı verilecek;
ama, 2002 ve izleyen yıllarda destekleme alımı kesinlikle yapılmayacaktır. Bu,
işin birinci noktası. 1177 sayılı Kanuna ekli
çizelgede tütün tarımı serbest bırakılan ilçeler ile belirlenmiş alanlar
dışında ekilen tütünler yok edilecek, faillerine üç aydan bir yıla kadar hapis
cezası ve ayrıca para cezası verilecektir. Bir başka fıkrayla, ekim
belgesi almadan, belirtilen alan dışında veya kayıtlı yerden başka yerde üretim
yapanların tütünlerine el konulacak, ilgililere, iki aydan bir yıla kadar hapis
ve ayrıca ağır para cezaları uygulanacak. Belgede belirlenen miktarların, kabul
edilebilir bir neden olmadan, yüzde 10'undan fazla veya az tütün teslim
edenlere de para cezası hükmolunacaktır. Ekim ve ticaret belgesi olmadan ellerinde
tütün bulunduranlara, taşıyan ve satanların mal ve nakil araçlarına el
konulacak, ayrıca para cezası uygulanacaktır. Görevlerini yapmayan muhtar ve
kolluk güçlerine de para cezası verilecektir. Değerli arkadaşlarım,
Osmanlı döneminde bir reji sistemi uygulanmıştı; getirilen bu hüküm de bir reji
sistemini çağrıştırmaktadır. Burada yer alan cezalar mutlaka tartışılmalıdır.
Serbest piyasaya bırakılacak bir ürün için, üretimden pazara otoriter polis
devleti anlayışını yansıtan ağır hapis, mala elkoyma ve para cezası gibi
yaptırımların bu kanun içerisinde yer alması, gerçekten hüzün vericidir.
Binlerce aileyi ilgilendiren, bir aile ziraatı olan tütünde böylesine ağır para
cezaları, hapisler ve elkoymalarla gidilecek yer, vatandaşa zulmetmektir ve bir
büyük haksızlıktır. Değerli arkadaşlarım,
bilindiği gibi, Sayın Cumhurbaşkanının veto gerekçesinde de, bu hükümlerle
ilgili olarak, tütünde destekleme alımının 2000 yılından itibaren kaldırıldığı
çok açık olarak anlaşılıyor. Oysa, Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik
Devletlerinde, özellikle, arazinin durumu ve bu ziraatı yapan kişilerin
ekonomik yönden güçsüz olmaları dikkate alınarak desteklemelere devam
edileceği, ekonomik boyutları dikkate alınarak bütçede ayrılan ödeneklerle
destek sağlanacağı ve buna dair başka yaptırımlarla da, yine, üreticiler lehine
hükümler konması gerektiği, anayasanın temel hükümleriyle bir zorunluluk olarak
ortaya konulmuştur. Değerli arkadaşlarım,
bütün bunlarla bizim getirmek istediğimiz hüküm, yasanın çıkmasını müteakip
-ki, öyle anlaşılıyor, çıkacaktır; özellikle, bu geçici 1 inci maddesi, çok
uzun, yeni bir düzenleme olarak geliyor ve aynı zamanda ceza hükümlerini de
içeriyor- hem tütün ekicilerinin, bundan böyle, alternatif alanlara
yönelebilmesi, bu konuda yapılacak çalışmalara bir alt zemin oluşturulabilmesi
ve bir geçiş dönemine ihtiyaç duyulduğu dikkate alınarak, bu uygulamanın, 2005
ve müteakip yıllar için devam etmesi ve uygulanması, önergemiz olarak teklif
edildi. Bunun anlayışla karşılanması gerekir. Bu, kanunun bütününe de aykırı
değildir; çünkü, kanun, belli bir sistemi getiriyorsa, bunun uygulanması için
bir geçiş dönemine ihtiyaç olduğunu ayrıca izah etmeye gerek yok. Şu anda, milyonlarca
insan, bununla ilgili olarak ciddî bir endişe ve beklenti içerisindeyken, onları,
bu kanunun uygulanması için bir altyapıyı hazırlamaya hepimizin görevi vardır
diye düşünüyorum. Değerli arkadaşlarım,
Tütün Yasasının bu şekilde çıkması, Anayasamızın temel ilkeleriyle de
bağdaşmadığından, umarım ki, Anayasa Mahkemesinden geri dönecektir. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BÜLENT ARINÇ (Devamla) -
Ümit ediyorum, inşallah, Türkiye Büyük Millet Meclisi, yaptığı bu yanlışlık ve
haksızlığın en kısa zamanda farkına varmalı ve bugüne kadar, hükümetin, pek çok
konuda değişikliğe gittiği gibi, hatta, sonradan vazgeçtiği gibi, bu
uygulamadan da geri adım atmalıdır. Bu, ülkemizde binlerce insanımızın, tütün
ziraatıyla hayatını geçiren milyonlarca ailenin, elbette, beklediği bir
husustur. Sosyal barışı kurmadan,
bütün sektörleri iyileştirme kapsamı içerisine almadan tarım sektörünü gözardı
etmek ve binlerce el emeğiyle geçinen insanları yok farz etmek, ülkede ekonomik
programların da başarıya ulaşmasını engelleyecek önemli bir faktördür. Ben, buradan, AK Parti
adına, eleştirileriyle, görüşleriyle bu yasanın çıkmaması için, çıkacaksa,
geliştirilerek ve iyileştirilerek çıkması için gayret gösteren bütün
arkadaşlarımı takdirle anıyorum. Tütün Kanununa muhalefet
ettiğimizin tutanaklarda da bu şekliyle yer almasından büyük şeref duyduğumuzu
ifade etmek istiyorum. Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz
Sayın Arınç. Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. Son önergeyi okutuyorum : Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 777
sıra sayılı yasa tasarısının geçici 1 inci maddesinin (B) fıkrasından sonra
"Tütün destekleme alımı yapılan bölgelerde tütün yerine alternatif sulu
tarıma geçinceye kadar bu işlem devam eder" ibaresinin eklenmesini arz
ederiz.
Mahmut Göksu (Adıyaman) ve
arkadaşları BAŞKAN - Sayın
Komisyon?.. PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN - Sayın Hükümet?..
DEVLET BAKANI YILMAZ
KARAKOYUNLU (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN - Sayın Uzunkaya,
buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar) MUSA UZUNKAYA (Samsun) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 777 sıra sayılı, kısa adı Tütün Yasası
olarak bilenen yasanın geçici maddesi üzerindeki son önerge üzerinde konuşmak
üzere huzurunuza çıkmış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Tabiî, zannediyorum, bu,
yasa üzerinde yapılacak son konuşma oluyor ve bu yasa, günlerce tartışılmış
-bir yaz döneminde- bir de yeni yılın ilk yasası olarak tarihe geçecek.
2002'nin düyunu umumiye yasası; yüzotuz sene önce Türkiye'nin yaşadığı
felaketin bir başka uzantısını bu millete Ecevit Hükümetinin yaşattığı son
yasa; ama, 2002'nin de ilk yasası. Dileyelim, bu, aynı
zamanda da, bu millet aleyhine çıkardığınız son yasa olsun; çünkü, çıkardığınız
-bu milletin hayrına çıkarılan- şu ana kadar burada zikredilen buğday, pancar,
ayçiçeği, tütün, fındık, çay ve diğer ürünlerle alakalı, milletin hayrına
çıkardığınız tek bir yasa olmamıştır. Keşke olsaydı; zaten, milletin hayrına
olan yasalarda -geçmişte de örnekleri oldu- size, elimizden geldiği kadar da,
muhalefet olarak katkı sağladık; ama, burada görülen hadise şudur: Siz,
Türkiye'yi, artık, yabancı tütünlerin ve sigaraların cenneti haline getirmekle
kalmayacaksınız, kendi tapulu arazisinde alışkanlığı itibariyle tütün ekecek
olan vatandaşı jurnalletecek, jandarma dipçikleriyle, geçmişte, onlarca yıl
önce yaşanan hadiseleri yaşatarak, insanları dipçikleteceksiniz; onunla da
yetinmeyeceksiniz, bugün, icralarda, adliyelerde sürünen vatandaşlara yeni
tütün ekme sanıkları olarak insanları davet edeceksiniz, celp edeceksiniz. Şimdi, bütün tütün
üreticileri sizi dikkatle izliyor. Bu memleketin çocukları... Ben,
çocukluğumdan beri, birçok arkadaşımın arz ettiği gibi, ifade ettiği gibi,
tütün tarlalarında yetişmiş bir ailenin çocuğuyum; aile boyu tütün tarlalarında
büyüdük. Anadolu'da 14 ay tütün ürünüyle meşgul olunur; 14 ay, 12 ay değil. Bir
ürün satılmadan, 2 ay öbür ürünün hâlâ işlemesi devam eder. Bunu, üretenler çok
iyi bilir. Belki, Anadolu'da
tütünden bitap düşmüş insanlar "bir çıkış yolu olsa da bundan
kurtulsak" diyenler de olabilir; "keşke şundan kurtulsak"
diyenler... Belki, birkısım yaşlı nineler "yahu bir şekilde
kurtulsak" demiştir de "akşamleyin tencereye neyi koyacağız"
diye, tencereye koyacağı şeyin vasıtasının ne olacağını kara kara düşünecektir,
düşünmektedir. Samsun'un Yakakent
İlçesine gittim, 18 Nisan Seçimleri öncesi; unutmadığım bir hatıram. Köyün
ismini zikretmek istemiyorum. Samsun Milletvekili DSP'li değerli dostlarım çok
iyi bilirler o köyleri; Samsunlu DSP'liler veya DSP'li Samsunlular... Köyde,
nedir bu sene diye sordum. 18 Nisan öncesi, 1998'in ürünü satılmıştı o
günlerde; 400 000 liraya, 600 000 liraya, 650 000 liraya ürün alınmış. Halbuki,
1 400 000'den alınması lazımdı o sene. Niçin bu böyle dedim; dediler ki:
"Hocam, yaktı bizi bu Karaoğlan." Aynen onların sözüyle
söylüyorum. Biz, 1974'ten beri Ecevit'e
alışkındık. O zamanlar bir Karaoğlan vardı, efsaneydi. Tütünümüze bir para
verdi. O zaman bir de ortağı vardı. Biz, Ecevit verdi zannetmiştik; ama,
ardından bir hükümet daha kuruldu, o hükümetin ortağı olan siz, gene tütüne en
iyi parayı verdiniz -4,16 dolardır o dönemde tütüne verilen para- ama, Ecevit bizi
aldattı dediler. Vatandaşın sözünü söylüyorum. İsterseniz, DSP'li
milletvekilleri de yarın gelir, şahit olarak onlara tekrar dinletirim. "Aldandık"
dediler de ne oldu biliyor musunuz; ben, şimdi, o seçmenlere sadece üzülüyorum.
Seçim sonrası, baktım; en çok oyu, yine, o köy, Ecevit'e vermiş. Belki Ecevit,
bizi yeniden bu faka bastırmaz diye ummuşlar; ama, vatandaşım yine aldanmaya
devam etmiş. Umuyorum, Samsun'un
Alaçamı, Bafrası, Merkezi, Ondokuzmayısı, Ayvacık'ı; özellikle Vezirköprü,
Havza yöresindeki tütün üreticileriyle, tüm Türkiye tütün üreticileri, sizin şu
inatkâr tavrınızı, noktasına, virgülüne kadar dokundurmayan tavrınızı, ibretle,
hayretle, dehşetle izliyor ve umuyorum, inşallah, bu, son pişmanlık olur... (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) MUSA UZUNKAYA (Devamla) -
Bitiriyorum Sayın Başkan. Tabiî, sadece size değil,
sizin kahraman ortaklarınız var, yiğit ortaklarınız; her söylediği kanun
olacak, yumruklarıyla Ankara'yı cûş ü huruşa getirecek olan aziz ortaklarınız
ile diğer yanındakilerin, bu işi halledeceğine inanıyorlardı; ama, heyhat,
onlar mazide kalmış meğer ve millet, elinde bir ah, bir feryat ile kaldı. Tütün
tarihe karıştı, gözünüz aydın olsun; başınız sağ olsun yüce milletim. Hepinize saygılar
sunuyorum. (AK Parti ve SP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler
Sayın Uzunkaya. Sayın Uzunkaya'nın
önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul
edilmemiştir. Geçici madde 1'i
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir. 11 inci maddeyi
okutuyorum : MADDE 11. - Bu Kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer. BAŞKAN - 11 inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir. 12 nci maddeyi okutuyorum
: MADDE 12. - Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. BAŞKAN - 12 nci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir. Sayın milletvekilleri,
aleyhte, oyunun rengini belli etmek üzere, Sayın Erkan Kemaloğlu?.. Yok. Sayın Mehmet Özcan?..
Yok. Lehte olmak üzere, Sayın
Masum Türker?.. Yok. Aleyhte, Sayın Erdoğan
Sezgin; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar) 3 dakika içinde
toparlayın efendim. ERDOĞAN SEZGİN (Samsun) -
Ne kadar efendim?.. BAŞKAN - 3 dakika...
Oyunuzun rengini belli edeceksiniz. ERDOĞAN SEZGİN (Samsun) -
Sayın Başkan, Parlamentonun değerli üyeleri; 2002 yılının aziz milletimize umut
ve ışık yılı olması dileğiyle, hepinize saygılarımı sunuyorum. Tütün Yasasıyla ilgili,
arkadaşlarımız çok şey söylediler. Ben, bu kısa süre içinde, ne yapılması
gerektiği konusunda iki noktaya işaret etmek istiyorum. Biliyorsunuz, geçen
sene tütün piyasası açılırken, tütüne, bir sene öncesine göre yüzde 25 zam
verdiler. Oysa, o arada, büyük bir devalüasyon oldu, finans piyasaları altüst
oldu, mayıs ayından sonra Türkiye'deki ürünlere yüzde 55 oranında zam yapıldı.
Tütüne son altı sene içinde verilen rakamlar 3 dolar 14 sentin altına
düşmemişti; ama, geçen sene, tütünün fiyatı 1 dolar 88 sente düştü. Değerli milletvekilleri,
bu konuda, Sevgili Bakanımızın, değerli milletvekili arkadaşlarımızın, sayın
bakanlarımın, tütün ekicilerine yardımlarını talep ediyorum; çünkü, geçen sene
1 dolar 88 sente düşen tütün fiyatlarıyla ekicinin eline, borçlarından mahsup
edildikten sonra, para geçmemiştir ve nitekim, bu seneki olağanüstü hacizler ve
yüzde 90'a varan köylerdeki hacizler bundan kaynaklanmaktadır. Mesela, geçen
sene, piyasa, kilogramı 2 200 000 liradan açıldı, yüzde 25 zam verildi. Geçen
sene, tütüne, diğer mahsullerde olduğu gibi, yüzde 55 zam varsayımıyla -bu bir
uyarlamadır- bu seneki zammın ona göre hesaplanmasına özellikle dikkat edilmesi
gerektiğini istirham ediyorum. Son altı sene içinde,
tütünde en düşük fiyat 3 dolar 14 senttir. (Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Toparlayın
lütfen. ERDOĞAN SEZGİN (Devamla)
- Ekiciler ve üreticiler adına, 14 senti ben alıcılara bağışlıyorum. Eğer,
Türkiye'de, tütüne verilecek ücret 3
doların altına düşerse, bu sene, tütün üreticilerinin mağduriyeti -zaten geçen
sene olmuştur- daha fazla olacaktır. Bir şey daha arz etmek
istiyorum. Bu sene tütün rekoltelerinde muazzam bir düşüş vardır. Örneğin,
Bafra'da, verilen kota 8 milyon kilodur; ama, 6 milyon kilonun altına
düşmüştür. Tütünün yabancı
firmalarda yüzde yüz alıcısı vardır. Tütün piyasasının düşük fiyatlarla
açılması üreticinin aleyhine olacaktır. Bu kanun hakkında çok şey söylenebilir;
ama, en azından, bu konuya dikkat edilmesini, Türk tütüncülüğü adına,
üreticiler adına, ben, hassaten rica ediyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum
(DYP sıralarından alkışlar) İHSAN ÇABUK (Ordu) -
Oyunun rengini söylesin... BAŞKAN - Oyunuzun rengini
ifade etmediniz Sayın Sezgin. ERDOĞAN SEZGİN (Samsun) -
Ret... BAŞKAN - Ret
diyorsunuz... Sayın milletvekilleri,
tasarının tümünü oylamaya geçmeden önce, Sayın Turhan Güven ve arkadaşlarının
bir önergesi vardır, okuyorum : “Genel Kurul
çalışmalarına devam edilmesi ve görüşülmekte olan 777 sıra sayılı kanun
tasarısının, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 60 ve 72 nci maddelerinin
son fıkraları gereğince, söz konusu tasarının ikinci defa müzakere edilmesi
hususunun gereğini arz ve teklif ederiz. Saygılarımızla.
Sayın milletvekilleri, bu
önergeyi işleme alma şansım yoktur... TURHAN GÜVEN (İçel) -
Neden efendim? BAŞKAN - Çünkü, tasarının
tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Evet... BAŞKAN - Ancak, tasarının
yeniden müzakere edilebilmesi için, İçtüzüğün 89 uncu maddesi gereği, esas
komisyonun veya hükümetin bu konuda yeniden görüşülme isteğinde bulunması
gerekirdi; o da belli bir maddesi üzerinde. Ancak, bu önerge, tasarının tümü
görüşüldüğü sırada verilmiş olsaydı, lehte ve aleyhte konuşma olmaksızın,
işaret oyuyla Genel Kurulun bilgisine ve oyuna sunardım, alınacak karara göre
devam ederdik veya herhangi bir madde üzerinde verilmiş olsaydı, yine Genel
Kurulun oyuna sunacaktım ve çıkacak sonuca göre işlem yapacaktım. Kaldı ki,
tasarı zaten iki sefer görüşüldü... TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkan, bir dakika efendim... BAŞKAN - Sizin de bu
konunun ehemmiyetinizi bildiğinizi biliyorum, anlayışınızla bunları çoktan
kavradığınızı biliyorum... TURHAN GÜVEN (İçel) -
Müsaade ederseniz, kalkayım, izah edeyim ben. Siz tekriri müzakereyi
anlamamışsınız. BAŞKAN - Efendim, işleme
alamıyorum. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkan, siz tekriri müzakereyi anlamamışsınız, bu 72 nci maddeyi hiç
anlamamışsınız. Orada, anlamadığınızı söylemek istiyorum. Tutumunuz hakkında
konuşmak istiyorum... BAŞKAN - Efendim, ben
anladım... TURHAN GÜVEN (İçel) -
Tutumunuz hakkında söz istiyorum. BAŞKAN - ... izah ettim;
işleme almıyorum. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Başkanın tutumu hakkında söz istiyorum efendim... Tutumunuz hakkında söz
istiyorum. BAŞKAN - Efendim, işleme
almıyorum, artık tutum yok... TURHAN GÜVEN (İçel) -
Efendim, 66'ya göre söz istiyorum. BAŞKAN - İşleme almıyorum
efendim... (DYP sıralarından gürültüler) Tasarının tümü açık
oylamaya tabidir... TURHAN GÜVEN (İçel) -
66'ya göre söz istiyorum efendim. BAŞKAN - Tasarının tümü
açık oylamaya tabidir... TURHAN GÜVEN (İçel) -
66'ya göre söz istiyorum. BAŞKAN - Efendim olmaz...
(DYP sıralarından gürültüler) TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkan, ben İçtüzüğün... BAŞKAN - Açık oylamanın
şekli konusunda Genel Kurulun kararını alacağım. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Efendim, İçtüzüğün 66 ncı maddesine göre söz istiyorum. BAŞKAN - Efendim, gerekçeyi okudum, sizin de
önergenizi okudum. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Tutumunuz hakkında söz istiyorum Sayın Başkan. BAŞKAN - Ne yaptım ben
efendim? (DYP sıralarından gürültüler) HACI FİLİZ (Kırıkkale) -
Padişah mısın sen orada?! TURHAN GÜVEN (İçel) -
Yanlış uyguluyorsunuz!.. BAŞKAN - Hayır efendim.
Neyi yanlış uyguluyorum? TURHAN GÜVEN (İçel) -
Başkan tarafsız olur. Yanlış uyguluyorsunuz... BAŞKAN - Neyi yanlış
uyguluyorum? Efendim, böyle bir şey yok. Benim yaptığım bir yanlış yok. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Bana göre var. Siz karar veremezsiniz, Başkan tarafsız olur. Siz alışkınsınız
buna... Olmaz böyle şey!.. BAŞKAN - Ben İçtüzüğü
uyguluyorum. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Tutumunuz hakkında söz istiyorum Sayın Başkan. BAŞKAN - Hayır efendim...
Vermiyorum efendim... TURHAN GÜVEN (İçel) -
Başkan tarafsız olur. Olur mu böyle bir şey!.. . Hani başkanlar tarafsız
olurdu?! Tutumunuz hakkında söz istiyorum. BAŞKAN - Efendim,
olmaz... Açık oylamanın... TURHAN GÜVEN (İçel) -
Tutumuzun hakkında söz istiyorum. BAŞKAN - Efendim, hayır,
vermiyorum. Açık oylamanın elektronik
oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir. (DYP
sıralarından gürültüler) RAMAZAN GÜL (Isparta) -
Sahte oy kullanıyorsunuz! Burada olmayan adamlar oy kullandı! BAŞKAN - Oylama için 3 dakikalık süre vereceğim. RAMAZAN GÜL
(Isparta) - Ali Güngör nerede; oy
kullandırdınız siz! TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sizin yaptığınız her işlem yanlış. Mecbursunuz bunu işleme koymaya. Burada
olmayan adamlara oy kullandırdınız siz. BAŞKAN - 3 dakikalık süre
veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum. Efendim, çalışmalarımız
saat 24.00'e kadar devam ediyor, arkadaşların bilgisine sunarım. (Elektronik cihazla
oylamaya başlandı) TURHAN GÜVEN (İçel) - İlk
defa uygulanıyor Meclis tarihinde bu. Var mı Meclis tarihinde; yok. Bana bir
tane örnek gösterin bu konuda; getirin, gösterin bakalım!.. Tekriri müzakere yokken
bu madde vardı. O madde eskiden vardı, tekriri müzakere sonradan konuldu.
Hukukdışı birtakım şeyler yapılıyor memlekette. Bu, sana da yakışmıyor, Meclise
de yakışmıyor! Oradaki insanlara inanıyorsun, bana inanmıyorsun. Oradaki
adamlar hiçbir şey bilmez. Ben de başkanlık yaptım... Teamülmüş!.. Ne teamülü?! (Elektronik cihazla
oylamaya devam edildi) BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, Tütün, Tütün
Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması
İle Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046
Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına
Dair 20.6.2001 Tarihli ve 4685 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi
Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresinin
yapılan açık oylamasına 297 sayın milletvekili katılmış, 229 kabul, 66 ret ve 2
çekimser oy kullanılmıştır. Böylelikle, kanun kabul
edilmiştir; hayırlı olsun. Sayın milletvekilleri,
Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilatı Hakkında 189 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakerelerine başlayacağız. 3. – Kamu
Kurum ve Kuruluşlarının Yurt Dışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/53) (S. Sayısı : 433) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Ertelenmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu
Teşkilatının Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında 618 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Sosyal
Güvenlik Kurumu Teşkilatının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının
müzakerelerine başlayacağız. 4. – Sosyal
Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 618 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname; Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kuruluş ve Görevleri Hakkında
Kanun Tasarısı; Kayseri Milletvekili Hasan Basri Üstünbaş ve Üç Arkadaşının
Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/755, 1/689,
2/699) (S. Sayısı : 666) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Ertelenmiştir. Türkiye İş Kurumunun
Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında 617 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Türkiye İş Kurumu Kanun
Tasarısının müzakerelerine başlayacağız. 5. –
Türkiye İş Kurumunun Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında 617 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Türkiye İş
Kurumu Kanunu Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve
Bütçe Komisyonları Raporları (1/754, 1/692) (S. Sayısı : 675) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Ertelenmiştir. Esnaf ve Sanatkârlar ve
Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi Adına
ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 619 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ile Aynı Mahiyetteki Kanun Tasarısının müzakerelerine başlayacağız. 6. – Esnaf
ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu,
Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 619 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ile Aynı Mahiyetteki Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/756, 1/691)
(S. Sayısı : 676) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Ertelenmiştir. Sosyal Sigortalar Kurumu
Başkanlığının Kurulması ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında 616 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Sosyal
Sigortalar Kurumu Kanunu Tasarısının müzakerelerine başlayacağız. 7. – Sosyal
Sigortalar Kurumu Başkanlığının Kurulması ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 616 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ile Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma
ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/753, 1/690) (S.
Sayısı : 685) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Ertelenmiştir. Alınan karar gereğince 8
inci sıraya alınan Kamu İhale Kanunu Tasarısının müzakerelerine başlıyoruz. 8. – Kamu
İhale Kanunu Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve
Turizm Komisyonları Raporları (1/930) (S. Sayısı :794) BAŞKAN - Komisyon ve
hükümet hazır. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkan, başlayamazsınız... "Alınan karar gereği" bir tarafa;
ama, Başkanlık Divanına itirazımız var; sayı aldı, rakam aldı, her şey tamam
efendim. BAŞKAN - Efendim?.. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sonucu alınmadan buna başlayamazsınız. BAŞKAN - Aldık efendim... AHMET İYİMAYA (Amasya) -
Önünüzde... TURHAN GÜVEN (İçel) -
Önünüzde bir dilekçemiz var; Başkanlık Divanına verdik biz o itirazımızı; onun
sonucu alınmadan başlayamazsınız. AHMET İYİMAYA (Amasya) -
Kesin efendim... Divanın da kararı var zaten. Sayın Başkan, görüşmeler düşer. TURHAN GÜVEN (İçel) - Bu
konuda Başkanlık Divanının da kararı var daha önceden, başka bir olayla ilgili. BAŞKAN - Sayın Güven,
tabiî, bu tür itiraz hakkınızdır, yapabilirsiniz; ancak, şunu söyleyeyim: Bu
itirazları yapma zamanınız ve süresi, oylama esnasında ayağa kalkmak suretiyle
olabilirdi. Efendim, Başkanlık olarak alınmış, bitmiş... TURHAN GÜVEN (İçel) - O
da yanlış. 13 üncü maddeyi okur musunuz... BAŞKAN - 13 üncü maddeyi
okuyalım efendim. Ne olacak 13 üncü maddeyi okursak? TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sahtekârlığı daha yeni öğrendim. MUSTAFA GÜVEN KARAHAN
(Balıkesir) - Çok ayıp! Size yakışmıyor. Sözünüzü geri almanız lazım. İLYAS YILMAZYILDIZ
(Balıkesir) - Sayın Başkan, İçtüzüğü bir öğrenin. AHMET İYİMAYA (Amasya) -
Hukuka göre yöneteceksiniz efendim, kafanıza göre değil! İç hukuka saygı
göstereceksiniz Sayın Başkan. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Başkasının yerine oy kullanmak nedir yani?! Nedir yani, olmayan adamın yerine
oy kullanmak?! İLYAS YILMAZYILDIZ
(Balıkesir) - Sahtekârları ortaya çıkarın Başkan! BAŞKAN - Kibar olun
efendim. Kibar olun... Sakin olun... İLYAS YILMAZYILDIZ
(Balıkesir) - Çift oy kullananlar, burada olmayanlar var. MUSTAFA GÜVEN KARAHAN
(Balıkesir) - Sus! Otur yerine! İLYAS YILMAZYILDIZ
(Balıkesir) - Sana ne! Ben Başkana söylüyorum. HALİL ÇALIK (Kocaeli) -
Niye bağırıyorsun?! İLYAS YILMAZYILDIZ
(Balıkesir) - Bağırıyorum! HALİL ÇALIK (Kocaeli) -
Bağır o zaman! Biz de dinleyeceğiz seni! İLYAS YILMAZYILDIZ
(Balıkesir) - Üzerine niye alınıyorsun?! Ben, sahtekârlara söylüyorum. Sen niye
üzerine alınıyorsun?! AHMET İYİMAYA (Amasya) -
Sayın Başkan, ara vereceksin. Divan toplanacak, salim bir görüşme yapacak.
Uygulaması var Sayın Başkan. BAŞKAN - Buradaki
itirazınız var. Bu konuda, siz, Meclis Başkanlık Divanına gidebilirsiniz; bu,
hakkınızdır. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Oraya da gittik efendim. Onun sonucunu bekleyeceksiniz siz. KAMER GENÇ (Tunceli) -
Başkanlık Divanına gitmeye gerek yok. Ali Güngör yerine sahte oy kullanılmış.
Ayrıca, Sayın Sabahattin Çakmakoğlu'nun yerine oy kullanan Sayın Hüsamettin Özkan'ın
vekâleti varsa çıkarsın Kanunlar Müdürlüğü. BAŞKAN - Efendim,
Başkanlık Divanı bu konuda kararını verir. Eğer bir itirazınız varsa, oraya
yaparsınız. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Peki, kanun geçtikten sonra neye karar verecek? BAŞKAN - Efendim, işlem bitmiş.
Tamamlanmış bir işlemle ilgili şimdi ne yapacağım ben?! TURHAN GÜVEN (İçel) -
Efendim, siz görüşmeye başlarsanız neye karar verecek? BAŞKAN - Efendim,
görüşüldü, bitti o. TURHAN GÜVEN (İçel) - Var
mı vekâletnameleri orada? Sayın Bakanların yerine olmayanların da kullandığına
dair şey var. Bana vekâletnameleri gösterebilir misiniz? Kim kullandı kimin
yerine? Sayın Ali Güngör "ben burada yoktum" diyor; kabul oyu
veriyor; orada kabul oyu var. 3 oyla; biliyorsunuz, bu, 3 oyla geçti; yapmayın!.. AHMET İYİMAYA (Amasya) -
Sayın Başkan, ara vereceksiniz; yarın... SALİH ÇELEN (Antalya) -
Sayın Başkan, gerçekleşen fiil var ortada; isim vererek söylüyoruz, yer
belirterek söylüyoruz; zabıtlar ortada. Ali Güngör yok. AHMET İYİMAYA (Amasya) -
Bakın, hukuka saygı gösterin Sayın Başkan. BAŞKAN - Efendim, bakın,
işaretle oylamada, eğer, itirazınız varsa... KAMER GENÇ (Tunceli) -
İşaretle oylama değil... HACI FİLİZ (Kırıkkale) -
13 üncü madde, 13... BAŞKAN - Bir dakika
efendim... ...oylama sırasında ayağa
kalkmak suretiyle "oylamaya başvurulmasından hemen sonra" deniliyor.
Bir arada... AHMET İYİMAYA (Amasya) -
Sonra anlaşılıyor Sayın Başkan, sonra... HACI FİLİZ (Kırıkkale) -
Sahtekârlığın saati olur mu?! BAŞKAN - Efendim, bir
dakika... Ama, siz eğer İçtüzüğü uygulamak istemiyorsanız, amenna, baş üstüne;
ne yani?.. Onu söylüyorum ben size, okuyorum; siz de dinleyin; iyi bir
hukukçusunuz, anlarsınız, biliyorsunuz zaten. Aradan dört beş saatlik bir zaman
dilimi geçmiş, belki daha fazla bir süre; hatta, yedi saatlik bir zaman dilimi
geçmiş. "Ayağa kalkmak suretiyle oylamaya başvurulmasından hemen sonra bir
arada ayağa kalkan beş milletvekili sonucun açıkça anlaşılmadığı gerekçesiyle
oylamanın tekrarlanmasını isterlerse, oylama salonda ikiye bölünmek suretiyle yeniden
yapılır" deniliyor. AHMET İYİMAYA (Amasya) -
Sonradan anlama var Başkan. BAŞKAN - Budur efendim. TURHAN GÜVEN (İçel) - 13
üncü maddeyi okur musunuz... BAŞKAN - Efendim,
hayır... AHMET İYİMAYA (Amasya) -
Sayın Başkan, oylama sırasındaki hatalar farklı, oylamadan sonra ortaya çıkan
hatalar farklı; 13 üncü maddeyi uygulayacaksınız ve iç hukuka saygı
göstereceksiniz. MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU
(Tokat) - 13'ü okur musunuz Sayın Başkan. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Efendim, ben 13 üncü maddeyi uygulamanızı istiyorum. BAŞKAN - Efendim, konuyu
Başkanlık Divanına götürürsünüz. SALİH ÇELEN (Antalya) -
Sayın Başkan, oylama sırasında mümkün değil. KAMER GENÇ (Tunceli) -
Efendim, ayrıca bakanların yerine oy kullanılmış, ayrıca bakanların
vekâletnameleri yok, müzakere açmak zorundasınız. BAŞKAN - 794 sıra sayılı
yasa tasarısının tümü üzerinde, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Kocaeli
Milletvekili Sayın Osman Pepe... (DYP ve SP sıralarından sıra kapaklarına
vurmalar, gürültüler) Sayın Pepe, buyurun
efendim. SALİH ÇELEN (Antalya) -
Sayın Başkan, ara verin 5 dakika... BAŞKAN - Efendim, itiraz
edersiniz... (DYP ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) Sayın Pepe, buyurun
efendim. Buyurun, siz kürsüye gelin efendim... Efendim, siz buyurun, kürsüye
buyurun; görüşmeler devam ediyor. Sayın Pepe... Gruplar adına başka söz
isteği var mı efendim?.. (DYP ve SP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar,
gürültüler) Efendim, sayın hatip
kürsüye gelirse... MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU
(Tokat) - Ne demek sayın hatip kürsüye gelirse!.. MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Bu gürültüde... Ara verin Sayın Başkan... Niye vermiyorsunuz?.. BAŞKAN - Efendim, neyine
ara vereyim; yapılacak bir şey yok. MUSA UZUNKAYA (Samsun) -
İktidar partilerinden gelsin... MAHFUZ GÜLER (Bingöl) -
Onlar gelsin, konuşsunlar!.. BAŞKAN - Konuşmuyorlar
efendim; ben zorla mı getireceğim?!. İLYAS YILMAZYILDIZ
(Balıkesir) - Sayın Başkan, ayıp, ayıp!.. Yakışmıyor size!.. BAŞKAN - Kibar olun!.. (DYP ve SP sıralarından
sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU
(Tokat) - Niye ısrar ediyorsunuz?!.. Neden ısrar ediyorsunuz Sayın Başkan?.. TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkan, hukuka gelin, hukuka... MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU
(Tokat) - Neden yanlışta ısrar ediyorsunuz?.. (DYP ve SP sıralarından
sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) BAŞKAN - Efendim, şimdi,
o davranışlarınızla, bilgisayarlara zarar verdiğinizi bilmenizi isterim.
Sizlerin, devlet malına, millet malına zarar vermeyeceğinizi biliyorum. Ben, o
hususu hatırlatıyorum. MEHMET EMREHAN HALICI
(Konya) - Bravo Sayın Başkan. MEHMET ALİ ŞAHİN
(İstanbul) - Sayın Başkan, sükûnet sağlanmadan hatibimiz çıkmaz... Sayın
Başkan, ara verin Allahaşkına!.. SALİH ÇELEN (Antalya) -
Sayın Başkan, 5 dakika ara verin. (DYP ve SP sıralarından
sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) BAŞKAN - Efendim, bu
tavrınızı sürdürürseniz, birleşime ara vermek zorunda kalacağım... MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU
(Tokat) - Yapma ya!.. Vay anasına!.. Ara vermek zorunda kalacakmış!.. Zaten ara
vermek zorundasınız Sayın Başkan... TURHAN GÜVEN (İçel) -
Sayın Başkan, hukuka davet edeceğim sizi. BAŞKAN - Saat 23.30'a,
kadar birleşime ara veriyorum. Kapanma Saati : 23.20 ÜÇÜNCÜ OTURUM Açılma Saati : 23.30 BAŞKAN : Başkanvekili Ali ILIKSOY KÂTİP ÜYELER : Mehmet BATUK (Kocaeli), Levent MISTIKOĞLU
(Hatay) BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 46 ncı Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum. Çalışmalarımıza
kaldığımız yerden devam edeceğiz; ancak, şu anda görüşmenin bütünlüğünün
bozulmaması bakımından, grupların da bu yöndeki bana iletilen istekleri
doğrultusunda ve alınan karar gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla
görüşmek için, 4 Ocak 2002 Cuma günü saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi
kapatıyorum. Kapanma Saati : 23.31 |
|