|
DÖNEM : 21 CİLT : 60 YASAMA
YILI : 3 T. B. M. M. TUTANAK
DERGİSİ 88 inci
Birleşim 20 . 4 . 2001 Cuma İ Ç İ N D E K İ L E R Sayfa I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ II. - GELEN KÂĞITLAR III. - YOKLAMALAR IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A) GündemdIşI
Konuşmalar 1.- Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız'ın, 9-23 Nisan İnternet
Haftası ile 15-22 Nisan Turizm Haftasına ilişkin gündemdışı konuşması ve
Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz'ün cevabı 2.- İstanbul Milletvekili Perihan Yılmaz'ın, Kore Demokratik Halk
Cumhuriyeti ile diplomatik ilişkiler kurulmasına ilişkin gündemdışı konuşması 3.- Ankara Milletvekili Oya Akgönenç Muğisuddin'in, Bankacılık Düzenleme
ve Denetleme Kurulundaki atamalara ilişkin gündemdışı konuşması B) Tezkereler ve
Önergeler 1.- Memurları görevlerinden dolayı ve ideolojik amaçla öldürmek ve
silahlı çetenin sair efradı olmak suçundan hükümlü Erol Özbolat hakkındaki dava
dosyasının geri verilmesine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/804) 2.- Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın (6/1295) esas numaralı sözlü
sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/357) C) Gensoru,
Genel Görüşme, Meclİs SoruşturmasI ve Meclİs AraştIrmasI Önergelerİ 1.- Antalya Milletvekili Nesrin Ünal ve 22 arkadaşının, yaş meyve ve
sebze üretimi ve ihracatıyla ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/194) V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE
KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER 1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Saymanlığının Ocak, Şubat ve Mart 2001
ayları hesabına ait Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu
Raporu (5/14) (S. Sayısı : 652) 2.- İzmir Milletvekili Rifat Serdaroğlu'nun; İstanbul Milletvekili
Bülent Akarcalı'nın; Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya'nın; Ankara Milletvekili
Yıldırım Akbulut'un; Şırnak Milletvekili Mehmet Salih Yıldırım'ın; Gaziantep
Milletvekili Ali Ilıksoy, Konya Milletvekili Ömer İzgi ve Ankara Milletvekili
Nejat Arseven'in; İstanbul Milletvekili Ziya Aktaş ve 42 Arkadaşının; Zonguldak
Milletvekili Hasan Gemici'nin ve İzmir Milletvekili Işılay Saygın'ın; Türkiye
Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri
ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325,
2/442, 2/449) (S. Sayısı : 527) 3.- Emniyet Teşkilâtı Kanunu, Polis Yükseköğretim Kanunu ve 190 Sayılı
Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Emniyet Teşkilâtı Kanununun Bir
Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve
İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/497, 1/212) (S. Sayısı :
438) 4.- Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/53) (S. Sayısı : 433)
5.- Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Nakdi Tazminat ve
Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 624 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ile Fazilet Partisi Grup Başkanvekili
Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan
ve 7 Arkadaşının; Anavatan Partisi Grup Başkanvekilleri Bartın Milletvekili
Zeki Çakan, Denizli Milletvekili Beyhan Aslan, Eskişehir Milletvekili İ.Yaşar
Dedelek ile Antalya Milletvekili Cengiz Aydoğan'ın Aynı Mahiyetteki Kanun
Teklifleri ve İçişleri, Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/757, 2/603, 2/605) (S. Sayısı : 592) 6.- Ekonomik, Kültürel, Eğitim ve Teknik İşbirliği Başkanlığı Kurulması,
206 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin İki Maddesinin Değiştirilmesi ve 190
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellere Bir İlave Yapılması Hakkında
480 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Bu Kanun Hükmünde Kararname ve Devlet
Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri ve
Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/206, 1/779) (S. Sayısı : 639) 7.- Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı
ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/837) (S. Sayısı : 653) VI.-
SORULAR VE CEVAPLAR A) YazIlI
Sorular ve CevaplarI 1.- Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış'ın, Etibank'ın satılmasıyla
ilgili iddialara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Kemal Derviş'in
cevabı (7/3713) 2.- İstanbul Milletvekili Emre Kocaoğlu'nun, AİHM'nde Türkiye aleyhine
açılan davalara ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün cevabı
(7/3752) 3.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, yurtdışına gönderilecek öğretmen
adaylarından istenen belgelere ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin
Bostancıoğlu'nun cevabı (7/3815) 4.- Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük'ün, Tasarrufu Teşvik Fonu
kesintilerine ve Hazine arazilerinin satışına ilişkin Başbakandan sorusu ve
Devlet Bakanı Kemal Derviş'in cevabı (7/3854) 5.- Balıkesir Milletvekili İlhan Aytekin'in, Fatih Üniversitesi Rektör
Vekili hakkında alınan bir karara ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin
Bostancıoğlu'nun cevabı (7/3857) 6.- Konya Milletvekili Veysel Candan'ın, Hazine bonolarının satışına ve
borçlanmaya, - Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük'ün, bazı kamu ihalelerindeki
"ithal mal" şartının kaldırılıp kaldırılmayacağına, Son ekonomik krizden etkilenen KOBİ'lerin desteklenmesi için çalışma
olup olmadığına, İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Kemal Derviş'in cevabı (7/3888, 3900,
3901) 7.- Konya Milletvekili Veysel Candan'ın, ekonomik kriz nedeniyle
alınacak tedbirlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Kemal Derviş'in
cevabı (7/3898) 8.- Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün'ün, Balıkesir-Bigadiç
İlçesindeki bazı okul inşaatı projelerine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı
Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/3907) 9.- Konya Milletvekili Veysel Candan'ın, SSK primlerinin arttırılmasına
ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan'ın cevabı
(7/3910) 10.- Hatay Milletvekili Metin Kalkan'ın, silah ihtiyacını karşılamak
için açılan ihalelerle ilgili iddialara ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı
Sadettin Tantan'ın cevabı (7/3921) 11.- Tokat Milletvekili M. Ergün Dağcıoğlu'nun, 2000 yılı itibariyle dış
ticaret açığına ve dalgalı kur politikasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı
Tunca Toskay'ın cevabı (7/3954) I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak iki oturum yaptı. Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım, Türkiye'de tarımın durumu,
çiftçilerin sorunları ile alınması gereken tedbirlere, Muş Milletvekili Sabahattin Yıldız, Muş İlinin sosyoekonomik
sıkıntılarına, İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar. Edirne Milletvekili Şadan Şimşek'in ülkemizdeki vakıf arazilerinin
durumuna ilişkin gündemdışı konuşmasına, Devlet Bakanı Yüksel Yalova cevap
verdi. Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanuna Ek Maddeler
Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısının yeniden değerlendirilmek üzere geri
gönderilmesine ilişkin Başbakanlık tezkeresi okundu; Millî Eğitim, Kültür,
Gençlik ve Spor Komisyonunda bulunan tasarının; Bursa Milletvekili Faruk Çelik'in, (6/1261, 6/1262, 6/1271, 6/1280) esas
numaralı sözlü sorularını geri aldığına ilişkin önergesi okundu, sözlü
soruların; Geri verildiği açıklandı. Hatay Milletvekili Mustafa Geçer ve 21 arkadaşının: Esnaf ve sanatkârların sorunlarının araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi (10/192), Karayollarıyla uluslararası yük taşıyan ve Ortadoğu ülkelerinde çalışan
nakliye araçlarının sorunları ve Irak'a uygulanan ambargonun etkileri konusunda
(10/193), Birer Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun
bilgisine sunuldu, önergelerin gündemdeki yerlerini alacakları ve
öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde
yapılacağı, 19 Nisan 2001 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan 654 sıra sayılı Türk
Sivil Havacılık Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının, 48
saat geçmeden, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan
Gelen Diğer İşler" kısmının 6 ncı sırasına; gündemin 6 ncı sırasında yer
alan 646 sıra sayılı kanun tasarısının 7 nci sırasına, 7 nci sırasında yer alan
644 sıra sayılı kanun tasarısının 8 inci sırasına; 19 Nisan 2001 tarihli gelen
kâğıtlarda yayımlanan 653 sıra sayılı Kamulaştırma Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının da, 48 saat geçmeden, gündemin 9 uncu
sırasına alınmasına; 19 Nisan 2001 Perşembe günü, gündemin 10 uncu sırasına
kadar olan tasarı ve tekliflerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma
süresinin uzatılmasına ilişkin DSP, MHP ve ANAP Gruplarının müşterek
önerilerinin, yapılan müzakerelerden sonra kabul edildiği, Açıklandı. Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler" kısmında bulunan: TBMM İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve
Anayasa Komisyonu Raporunun (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325,
2/442, 2/449) (S.Sayısı : 527) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere
ilişkin Komisyon raporu henüz hazırlanmadığından; Polis Yüksek Öğretim Kanunu Tasarısının (1/497, 1/212) (S.Sayısı : 438); Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilatı Hakkında 189 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararnameye İlişkin Kanun Tasarısının (1/53) (S.Sayısı : 433), Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Nakdi Tazminat ve Aylık
Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 624 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararnameye İlişkin Kanun Tasarısının (1/757, 2/603, 2/605) (S.Sayısı
: 592), Ekonomik, Kültürel, Eğitim ve Teknik İşbirliği Başkanlığı Kurulması, 206
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye İlişkin Kanun Tasarısının (1/206, 1/779)
(S.Sayısı : 639), Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının
(1/837) (S. Sayısı : 653) Görüşmeleri, ilgili Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır
bulunmadıklarından; Ertelendi. Türk Sivil Havacılık Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Tasarısının (1/838) (S.Sayısı : 654), Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Tasarısının (1/824) (S.Sayısı : 646), Umumî Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak
Yardımlara Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/781)
(S. Sayısı : 644), Yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildiği ve kanunlaştığı açıklandı. Alınan karar gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek
için 20 Nisan 2001 Cuma günü saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime 22.02'de
son verildi.
II. - GELEN KÂĞITLAR 20.4.2001 Cuma Rapor 1.- Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/839) (S. Sayısı : 655)
(Dağıtma tarihi : 20.4.2001) (GÜNDEME) Sözlü
Soru Önergeleri 1.- İstanbul Milletvekili Ahmet Güzel'in, ÇAY-KUR depolarındaki çay
miktarına ilişkin Devlet Bakanından (Rüştü Kâzım Yücelen) sözlü soru önergesi
(6/1399) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.4.2001) 2.- Konya Milletvekili Özkan Öksüz'ün, Bakanlıklarda görev yapan
danışman ve müşavirlere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1400)
(Başkanlığa geliş tarihi : 18.4.2001) Yazılı
Soru Önergeleri 1.- Konya Milletvekili Özkan Öksüz'ün, Başbakanlık ve bağlı kuruluşlarda
görev yapan danışman ve müşavirlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/4088) (Başkanlığa geliş tarihi :
18.4.2001)
2.- Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Ulusal Programa ve Merkez
Bankasından satılan dövizlere ilişkin Devlet Bakanından (Kemal Derviş) yazılı
soru önergesi (7/4089) (Başkanlığa geliş
tarihi : 18.4.2001) 3.- Gaziantep Milletvekili Nurettin Aktaş'ın, krizde Merkez Bankasından
döviz satın alan bankalara ilişkin Devlet Bakanından (Kemal Derviş) yazılı soru
önergesi (7/4090) (Başkanlığa geliş
tarihi : 18.4.2001) 4.- İstanbul Milletvekili Azmi Ateş'in, krizde kamu bankalarının düşük
faizle kredi vermelerine ve Merkez Bankasından satılan dövizlere ilişkin Devlet
Bakanından (Kemal Derviş) yazılı soru önergesi (7/4091) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.4.2001) 5.- İstanbul Milletvekili Azmi Ateş'in, açıklanan Ulusal Programa
ilişkin Devlet Bakanından (Kemal Derviş) yazılı soru önergesi (7/4092)
(Başkanlığa geliş tarihi : 18.4.2001) 6.- İstanbul Milletvekili Azmi Ateş'in, Ziraat Bankası ve Merkez Bankası
eski yöneticilerinin kriz öncesi tutumlarına ilişkin Devlet Bakanından (Kemal
Derviş) yazılı soru önergesi (7/4093) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.4.2001) 7.- İstanbul Milletvekili Azmi Ateş'in, son ekonomik kriz ve etkilerine
ilişkin Devlet Bakanından (Kemal Derviş) yazılı soru önergesi (7/4094)
(Başkanlığa geliş tarihi : 18.4.2001) 8.- İstanbul Milletvekili Azmi Ateş'in, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna
devredilen bankalara ilişkin Devlet Bakanından (Kemal Derviş) yazılı soru
önergesi (7/4095) (Başkanlığa geliş
tarihi : 18.4.2001) 9.- Van Milletvekili Hüseyin Çelik'in, merkez teşkilatında yapılan
yönetici atamalarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/4096) (Başkanlığa geliş tarihi :
19.4.2001) Meclis Araştırması Önergesi 1.- Antalya Milletvekili Nesrin Ünal ve 22 arkadaşının, yaş meyve ve
sebze üretimi ve ihracatıyla ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci
maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/194)
(Başkanlığa geliş tarihi:19.4.2001) BİRİNCİ OTURUM Açılma Saati: 14.00 20 Nisan 2001 Cuma BAŞKAN: Başkanvekili Mehmet Vecdi GÖNÜL KÂTİP ÜYELER : Mehmet AY (Gaziantep),
Levent MISTIKOĞLU (Hatay) BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 88 inci Birleşimini açıyor, en
iyi dileklerimi ve saygılarımı sunuyorum. III. -
Y O K L A M A BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, elektronik cihazla yoklama yapacağız. Yoklama için 5 dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum. (Elektronik cihazla yoklama yapıldı) BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız yoktur. Birleşime saat 14.30'a kadar ara veriyorum. Kapanma Saati: 14.08 İKİNCİ OTURUM Açılma Saati:14.30 BAŞKAN: Başkanvekili Mehmet Vecdi GÖNÜL KÂTİP ÜYELER: Mehmet AY(Gaziantep),
Levent MISTIKOĞLU (Hatay) BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 88 inci
Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum. III. - Y O K L A M A BAŞKAN - Hatırlanacağı üzere, Birinci Oturumda yoklama yapılmış; ancak,
toplantı yetersayısına ulaşılamamıştı. (DSP sıralarından "ad okunarak
yapın" sesleri) Hayır, ad okunarak değil, biraz fazla süre vererek
yapacağım; 10 dakika süre vereceğim; çünkü, toplayamazsanız, kapatmak
zorundayım. TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkan, bu kadar aciliyeti olan kanunlardan
bahseden hükümet, 350 milletvekilini buraya getiremiyor. BAŞKAN - Doğrudur. TURHAN GÜVEN (İçel) - Eğer kendi gruplarına hâkim değillerse, Türkiye'ye
nasıl hâkim olacaklar?! BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağım. Yoklama için 10 dakika süre veriyorum. Sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını
bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen
milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım
istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını,
teknik personel aracılığıyla, bu süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını
rica ediyorum. Yoklama işlemini başlatıyorum. (Elektronik cihazla yoklama yapıldı) BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere
başlıyoruz. Gündeme geçmeden evvel, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz
vereceğim. Gündemdışı ilk söz, İnternet Haftası hakkında söz isteyen Balıkesir
Milletvekili Sayın İlyas Yılmazyıldız'a aittir. Buyurun Sayın Yılmazyıldız. (DYP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A) GündemdIşI
Konuşmalar 1.- Balıkesir Milletvekili İlyas
Yılmazyıldız'ın, 9-23 Nisan İnternet Haftası ile 15-22 Nisan Turizm Haftasına
ilişkin gündemdışı konuşması ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz'ün cevabı İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri,
9-23 Nisan tarihleri arasında kutlanmakta olan Dördüncü İnternet Haftası
dolayısıyla, Türkiye'yi internete taşımak için neler yapılması gerektiği
hususunda görüşlerimi açıklamak üzere, gündemdışı söz almış bulunmaktayım;
hepinizi saygıyla selamlarım. Türkiye'ye internetin gelişinin sekizinci yılı ve Dördüncü Internet
Haftası münasebetiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Sayın Başkanı ve değerli
üyelerine, hükümetimize çağrıda bulunmak istiyorum: Gelin, Türkiye internetini
birlikte büyütelim; internet, yaşamdır. Bu, sadece bu haftanın önemini hafızalara kazıyan, vurgulayan basit bir
slogan değil, ülkemizin kalkınması, içinde bulunduğu ekonomik, sosyal, siyasal
krizden çıkması ve gençlerimizin, yeni neslimizin geleceğinin kurtarılması ve
güçlü bir Türkiye gerçekleştirmenin anahtarıdır. Bu hedefe ulaşmak için,
Türkiye'yi internete taşımak için neler yapılmalıdır; gelin, bu konuda biraz
düşünelim. Türkiye'yi internete taşımak için en acil ilgilenmemiz gereken konu
eğitimdir. Bunun için, bilgisayar okuryazarlığı oranını artıracak ve birkaç yıl
içinde dünyanın ilk on ülkesi içine sokacak örgün ve yaygın eğitimi planlamalı
ve gerçekleştirmeliyiz. Türkiye'yi internete taşıyabilmek için, genç nüfusun, bir işe yaramayan
liselere değil, endüstri meslek liselerine yöneltilmesi ve her branşta internet
ve bilgisayar kullanım derslerinin konulması, bu sektörün ihtiyaç duyduğu ara
insan gücünün yetiştirilmesi, teşvik edilmesi, bu amaçla eğitim veren özel
okulların teşvik edilmesi... Bu açıdan baktığımızda, özellikle endüstri meslek liselerini cazip
olmaktan çıkaran, üniversiteye girişte dezavantaj olan bu puanlama sisteminin
mutlaka düzeltilmesi lazımdır; yoksa, insanlarımız liseyi bitirip üniversiteye
de gidemeyince işsiz kalmaktadır. Yine, bakıyoruz, Türkiye'de üniversite sayımızı artırmamız gerekirken,
Erzincan, Ardahan gibi pek çok ilimizde yeni üniversiteler kurulması talep
edilirken, hatta ve hatta Bandırma, Edremit gibi il olacak büyüklükteki yerlere üniversite kurmamız gerekirken,
bakıyoruz, hükümetin kaynakları kıt, buna ayıramıyor, Fatih Üniversitesi gibi
bir üniversitenin öğrenci alması engelleniyor, kapatılmak isteniyor. Bu, çok
yanlıştır. Ben 8 Nisanda bu üniversiteyi ziyaret ettim, 1 000 tane bilgisayarı var;
ortalama, 3-3,5 öğrenciye 1 bilgisayar düşüyor; bilgisayar eğitimi ve
elektronik mühendisliği konularında son derece ileri. Biz, bırakın bunları
engellemeyi, önünü daha açmamız lazım. Nitekim, bugün, YÖK'e atanan iki sayın
üyenin, bir zamanlar 1402'den dolayı üniversitelerde çalışmaları engellenmişti.
Gelin, önyargılarla, üniversitelerin, gençlerin önünü kesmeyelim; gelin
önlerini açalım. Bakınız, dünya çok hızlı gelişiyor; Paul Kennedy'nin yazdığı
"21 inci Yüzyıla Hazırlanırken" adlı kitapta, Güney Kore'nin her yıl
mezun ettiği mühendis sayısı, İngiltere, Almanya ve İsveç'in toplamına eşit.
Japonya'da ise araştırmacı sayısı 800 000 kişi; bu sayı, İngiltere, Fransa ve
Almanya'nın toplamına eşit. Yine, bakıyoruz, Hindistan'da her yıl 122 000
mühendis mezun olurken, bu sayı 2008'de 500 000'e çıkacak ve Hindistan bugüne
kadar 2,6 milyar dolarlık ihracat yapmışken, 2008 yılında 50 milyar dolarlık
ihracat ve 87 milyon dolarlık bir üretim planlıyor yazılım sektöründe. İşte,
Türkiye'nin kalkınması buradadır; gelin, bunun önünü açalım diyorum. Yine bakıyoruz, TÜBİTAK-BİLTEN'in yaptığı araştırmada sayısal bölünme
korkunç. Türkiye'de yüzde 12,3 hanede bilgisayar var; bunların yüzde 7'si
internete bağlı, ancak üst gelir grubuna ait nüfusun yüzde 2,8'inin yarısı
internete bağlıyken, yüzde 51,92'lik alt gelir grubuna ait nüfusun yarısı,
binde 55, yüzde 1'den bile az... Bu sayısal uçurumun önünü almak için Bilişim Sivil Toplum Örgütleri
Platformu ortak bir deklarasyon yayımlamış, diyor ki "internete erişim ve
kulanılabilirliğinin tüm ülkeye yayılabilmesini sağlamak ve sayısal bölünmeyi
engelleyici tedbirleri almamız lazım. Bu bağlamda, halk kütüphaneleri internete
bağlanmalı, belediyelerin internetevi açmaları ve organize sanayi bölgelerine
yönelik internetevi ve prototip e-ticaret merkezleri kurulmalıdır. Bu hizmetler
özürlüleri ve kimsesiz çocukları da kapsamalıdır." Yine bakıyoruz, kamu projeleri, maalesef, duruyor; MERNİS'tir,
Kamu-Net'tir, bu konular çok yavaş yürüyor. Bu konuların tekrar canlandırılması
lazım. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen toparlayınız Sayın Yılmazyıldız. İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla)- Sayın Başkanım, bu hafta, 15-22 Nisan,
ayrıca Turizm Haftası; müsaade ederseniz, Japonca Ülkesel Turist Rehberlik
Kokartına sahip olan biri olarak, birkaç dakika bu konuya değinmek istiyorum. Ülkemize, yılda yaklaşık olarak 10 milyon turist gelmekte ve 8 milyar dolar döviz bırakmaktadır. Dünya
Turizm Örgütü tespitlerine göre, dünya turizmi, önümüzdeki 10 yıl içinde, her
yıl ortalama yüzde 17 artacaktır. Dünya üzerinde 23 uygarlığın iz bırakarak
geçtiği Türkiye gibi ikinci bir ülke yoktur. Pazar payımızı dünya ortalamasının üzerinde geliştirebilirsek, 50 milyon
turisti ve 40 milyar dolar girdiyi ülkemize kazandırabilmemiz pekâlâ mümkündür.
Turist sayısı ve döviz girdisiyle bugün 9 uncu 10 uncu sıralarda yer alan
Türkiye mutlaka ilk 5'e girebilmelidir. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik, hatta sosyal sorunların çözümünde
turizm, kurtuluş yolu olabilir. Bu nedenle, geleceğimiz için turizme sahip
çıkalım. Turizm, girdileriyle çıktılarıyla, ürünleriyle, bu ürünlerin
paketlenmesi ve pazarlamasıyla, yaklaşık 40 sektöre katmadeğer yaratmasıyla,
toplam istihdama katkısıyla ve tabi olduğu rekabet koşullarıyla, son derece güç
ve karmaşık bir endüstridir. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN -Sayın Yılmazyıldız, son cümleniz için mikrofonu açıyorum;
buyurun. İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - Bütün bu ayrıntılar hakkında, ne yazık
ki, ülkemizin en üst düzey yetkilileri dahil, çoğunluğun yeterli bilgisi, hatta
bu hükümetin bile yeterli bilgisi yoktur. Turizmin gelişmesinde en önemli yere sahip Doğru Yol Partisi ve Genel
Başkanımız Sayın Tansu Çiller'in "her ile bir havaalanı projesi"
kapsamında yapılan havaalanlarının gerekliliği tartışma konusu yapılmakta,
eksiklikleri kısa sürede giderilerek mutlaka çalışması sağlanması gereken
havaalanlarının işletmeye kapatıldığını veya bu yöndeki çabaları kaygı ve
üzüntüyle izlemekteyiz. Örneğin, seçim bölgem olan Balıkesir Edremit-Burhaniye-Körfez Havaalanı,
Çanakkale Behramkamle Assos, Edremit-Altınoluk'tan Burhaniye, Gömeç, Ayvalık
Küçükköy-Altınova, hatta İzmir Bergama'ya kadar bir bölgede turizmin gelişmesi
için bir zorunluluktur. Bu havaalanını kapatmak yerine, güvenlik yatırımları
bir an önce tamamlanarak charter uçak seferleri çalışır halde tutulmalıdır. Maalesef, ülkemizdeki trafik canavarı, ülkemize tatil yapmak, eğlenmek
amacıyla dış ülkelerden gelen turistler için en önemli caydırıcı ve olumsuz
propaganda aracıdır. Trafik canavarı dolayısıyla, Antalya-Alanya veya daha
yakınlarda Kapadokya civarında bir turistin hayatını kaybetmesi, çok olumsuz
bir hava yaratmaktadır. Bu nedenle de, Gazipaşa Havaalanı gibi havaalanları
ihtiyaçtır. Ayrıca, turistlerin yoğun kullandığı karayolları güzergâhları,
mutlaka, en azından bölünmüş yol haline acilen getirilmelidir. Aksi halde,
turizmde arzu edilen gelişme sürekli olmaz. Turizm teklediğinde, Ağrı'daki hayvancılık da teklemektedir; karpuz
tarlada kalmakta, tekstilden meşrubat sektörüne, otomotivden kimya sektörüne
kadar bütün sektörler teklemektedir. Turizm sektörü, bugün, 1 milyon insanımıza doğrudan, 2,5 milyon
insanımıza da dolaylı istihdam sağlamaktadır. BAŞKAN - Sayın Yılmazyıldız, lütfen... İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - Toparlıyorum. On yıl içinde bu rakamlar 3-4'le çarpılırsa, sonucun, ülkemiz ekonomisi
için, halkımızın toplam refahının artması için neler ifade ettiği çok açıktır. Turizmin gelişmesi için, halkımızı, turizmin önemi ve neler yapılması
gerektiği konusunda bilgilendirmek durumundayız. Hükümeti, turizmi yeniden
yapılandırma ve 2010'lara hazırlama konusunda uyarıyor, bu konuda acilen
harekete geçilmesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak da, Turizm Hizmet,
Bölge ve Meslek Birlikleri Kanunu Tasarısı ve turizmle ilgili bazı kanunlarda
günümüz ihtiyaçlarına uygun değişiklikleri ivedilikle yapmamızın acil ve önemli
olduğunu vurgulamak istiyorum. Geleceğimiz için turizme sahip çıkalım; internet, bir yaşamdır. Eğer,
dış dünyaya para dilenmeyeceksek, el avuç açmayacaksak, bu iki sektöre, içinde
bulunduğumuz haftayı da dikkate alarak, gereken önemi vermemiz lazım.
Üniversiteleri kapatmak değil, yeni üniversitelerin açılmasını desteklememiz
lazım, pek çok işsizimizi yeniden eğitmemiz lazım. Çok teşekkür ediyor; saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yılmazyıldız. İnternet Haftasıyla ilgili söz isteyen Sayın Yılmazyıldız'ın
konuşmasına, Ulaştırma Bakanı Sayın Enis Öksüz cevap verecekler. Buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar) Süreniz 20 dakika. ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; sözlerime başlamadan evvel, hepinizi İnternet Haftası
dolayısıyla tebrik ediyorum demek suretiyle ifademi lütfen kabul buyurunuz. Müsaade ederseniz, bu haftanın önemi dolayısıyla ve ülkemizde hızla
gelişmekte olan ve bu konuda konuşma yapmamıza fırsat veren Sayın
Yılmazyıldız'a teşekkür ederek, internet hakkında bilgi vermek istiyorum. İnternet, birçok bilgisayar sisteminin birbirine bağlı olduğu, dünya
çapında yaygın olan ve sürekli büyüyen bir iletişim ağıdır. İnternet,
yeryüzündeki herkesin, bilgisayarla konuşabilmelerini, bilgiyi
paylaşabilmelerini ve birbirleriyle -mesafe tanımadan- temas kurabilmelerini
sağlayan bir otoyoldur. İnternet, insanların her geçen gün gittikçe artan,
üretilen bilgiyi saklama, paylaşma ve onu kolayca bulma istekleri sonrasında
ortaya çıkmış bir teknolojidir. Bu teknoloji yardımıyla, pek çok alandaki
bilgilere, insanlar, kolay, ucuz, hızlı ve güvenli bir şekilde
erişebilmektedir. İnterneti, bu yönüyle, bilgi dönemine ya da çok büyük bir
kütüphaneye benzetebiliriz; ancak, bakış açımıza bağlı olarak farklı tanımlar
da getirebiliriz. İnternet, yüz milyonları aşkın insanın kendi arasında etkileştiği, bilgi
değiş tokuşu yapabildiği ve kendi yazınızın kuralları olan büyük bir
topluluktur -bu, internetin sosyal bir yönüdür- pek çok yararlı bilginin bir
tuşa basmak kadar yakın olduğu dev bir kütüphanedir; milyonlarca bilgisayarın
bağlı olduğu iletişim ağıdır; kişilerin değişik konularda fikirlerini serbestçe
söyleyebildikleri ortamlar barındıran bir demokrasi platformudur, güvenli
ortamlarda alışveriş yapılabilen dev bir alışveriş merkezidir. Tüm bu
tanımların arka kesintisinde veya arakesintisinde yer alan ise, bilgiye ulaşım
ve onu paylaşım sonrasında elde edilen bilgiyi kullanımdır. Sonuç olarak, internet, önümüzdeki yıllarda üretilecek bilgilerin
dolaşım sistemidir; ticarî boyutunun ortaya çıkmasıyla, yaşamla daha çok iç ice
geçmeye başlamıştır. İnternet, farklı bir ortamı, kendi kuralları, kendi toplumu olan
bambaşka bir uzaydır; klasik yaşam biçimlerini, değer yargılarını değiştiren,
hayatımıza yeni kavramlar, yeni meşgaleler getiren bir yeni icattır; bunlar
hakkında değişik bilgiler sunulabilir. Sosyal boyutu bakımından, farklı kültür,
farklı cinsiyet ve farklı memleketteki insanların birbirlerini tanıma ve
kültürel değişimde, kültür alışverişinde, etkileşiminde, bize bir görev olarak,
takibini de yanında getirebilen bir kültür boyutu vardır. Burada, 30'un üzerindeki kuruluşun temsilcilerinden meydana gelen
İnternet Üst Kurulu adında bir kurul kurduk; bunu, Bakanlığımız bünyesinde
daimî bir kurul haline getirdik ve masrafları da yine Bakanlık bütçesinden
karşılanmak üzere, alt kurullarını da çalıştırmak suretiyle, Türkiye'de hem
özel sektörün hem devletin temsilcilerinden meydana gelen bir takip kurulu ve
tavsiye kurulu haline getirdik. Bu bakımdan, dünyada olup bitenler, bu aleti kullananlar, ticaretini
yapanlar ve icat edenlerle anında temas kurmak suretiyle, bilgiyi gecikmeden
Türkiye'ye taşıyabilme imkânı -bu kurul sayesinde- hız kazanmış bulunmaktadır. Bilindiği üzere, 9-23 Nisan 2001 tarihleri arasında ülkemizde İnternet
Haftasını kutluyoruz. Çağımız teknolojisinin bir ürünü olan internet, teknik
olarak birçok bilgisayarın ve bilgisayar sisteminin birbirine bağlı olduğu,
dünya çapında yaygın olan ve sürekli büyüyen bir iletişim ağıdır. Bu iletişim
ağında, bilgisayarlar birbirlerine fiziksel olarak, kablolar, uydu
bağlantıları, telsiz bağlantıları gibi sistemlerle bağlıdır ve geliştirilen
bazı özel protokollerle, bu bilgisayarlar arasında bilgi paylaşımına dayalı
birçok işler yapılabilmektedir. Bilgisayarların, bilgiyi saklama, bilgiyi çok hızlı işleme özellikleri
ve bunların paylaşımıyla, ortaya büyük bir bilgi altyapısı çıkmaktadır.
İnternetin felsefesini oluşturan temel altyapı ana hatlarıyla böyledir ve
kısaca biz bunu "bilgi otobanı" olarak değerlendiriyoruz. Bu teknoloji yardımıyla bugün pek çok alandaki bilgilere, insanlar,
kolay, ucuz, hızlı ve güvenli bir şekilde erişebilmektedir. İnternet bu haliyle
bir bilgi denizine ya da -biraz evvel de söylediğimiz gibi- büyükçe bir
kütüphaneye benzetilebilir. Ticarî boyutunun da ortaya çıkmasıyla, hayatla daha
çok iç içe geçmeye başlamıştır. Klasik hayat biçimlerini, değer yargılarını
değiştiren, dolayısıyla kültür hayatımıza da bir şeyler veren ve bir şeyler
götürmesi muhtemel olan yeni kavramlar, yeni meşgaleler getirmek suretiyle,
teknolojiyi hayatın içerisinde manalandıran bir sistem olarak da
görülebilmektedir. Hayatımızda normal şartlarda yaptıklarımızı göz önüne getirelim ve
internetin bunları nasıl değerlendirdiğini, bunlara nasıl yeni anlamlar
yüklediğini gözlemleyelim; belki, bazılarımız için daha az ya da hiç,
bazılarımız için daha çok ya da aşırı çok etkilenmeler olacaktır; ancak, gerçek
olan, önümüzdeki yıllarda internet her yönüyle bizimle olacak ve hayatımızda
onunla ilintili pek çok şey yapıyor olacağız. Alışveriş, eğlence, oyun, gazete
ve dergilere erişim gibi klasik yaptığımız işlere yeni boyutlar getirirken,
hayatımıza yeni kattığı elektronik posta, elektronik iş, büyük bilgi
bankalarının kurulması gibi yeni kavramlarla hayat tarzımızı da etkileyebilecek
durumdadır. Türkiye'de, 1993 yılında akademik olarak kullanılmaya başlanan internet,
1996 yılından itibaren TurNet ile ticarî kullanıma açılmış, özellikle 1999
yılından sonra, özel sektörün büyük desteğiyle hızla yaygınlaşmıştır; 2000
yılında ise, sektör, en büyük gelişimini göstermiştir. Örneğin; Türkiye'de,
internete bağlı bilgisayar sayısı 1996 yılında 40 000 civarında iken, bugün 900
000'in üzerindedir. Bu artış, bazı yıllarda dünya ortalamasının da üzerine
çıkmıştır. Bugün, ülkemizde, 3 milyon kişinin internet kullandığı tahmin
edilmektedir. Nüfus yüzdesine bakıldığında, bu rakamın yüzde 5 bile olmadığını
görüyoruz. Bu, Amerika'da yüzde 70, bazı Avrupa ülkelerinde yüzde 90 gibi
rakamlara ulaşmıştır. Bu açıdan bakıldığında, internet kullanımının, o ülkenin gelişmişlik
seviyesini gösteren bir gösterge olabileceğini dahi söyleyebiliriz. Zira,
bilgiye en hızlı, en ucuz ve güvenilir yollardan ulaşılabilecek olan ortam,
internet olup, diğer haberleşme sistemlerine göre çok daha ekonomik bir ortam
sunmaktadır. Bunun farkında olan ülkeler, internetin gelişimini millî bir
politika olarak ele almakta ve gelişimine çok önem vermektedirler. Ülkemizde internet kullanımının artırılması ve aynı zamanda şuurlu
internet kullanıcısının oluşturulması, bizim de en önemli hedeflerimizden
birisi olmalıdır. Okullarımızda internet kullanımının yaygınlaştırılması ve
kullanım amaçlarının daha iyi tanımlanmasıyla birlikte, şuurlu kullanıcı sayısı
artacak ve bu değerli kaynağı ülke olarak çok daha verimli kullanabileceğiz. Bugün, üçüncü uydumuzun da devreye girmiş olması dolayısıyla, isteyen
herkese, istediği kadar internet hizmeti verme imkânına sahibiz. Bu hizmeti,
açık bir vaziyette, İngiltere ve Çin arasındaki bütün coğrafî saha üzerine de
yaymak, televizyon yayınlarını aynı anda bu bölgeye yansıtmak gibi, bu internet
hizmetleri bakımından da burayı büyük bir pazar ve büyük bir hizmet bölgesi
olarak ele almış bulunuyoruz; bununla ilgili planlamalar yapılmış ve temaslara
geçilmiştir. Ancak, üzülerek ifade etmek lazım ki, abone sayısı azdır ve talep
de azdır. Herkes çok şey söylüyor, çok şey istiyor; ama, haydi gelin abone olun
dediğimiz zaman, abone olunmuyor; bu şuur, bu konu tam yerleşmemiş olduğu için,
bunun geliştirilmesi gerekmektedir. İnternet Haftası dolayısıyla, bu haftanın hayırlı olmasını diliyorum ve
Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (MHP, DSP ve ANAP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Ulaştırma Bakanımız Sayın Enis Öksüz'e teşekkür ediyoruz. İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Sayın Bakanım, sözünüzü kesmek
istemedim; ama, Türk Telekomun internete yaptığı yüzde 100 zamlar, bu sektörü
yaralıyor. Burada, katmadeğerlerden... ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (Devamla) - Sayın Başkan, cevap verebilir
miyim? BAŞKAN - Buyurun; süreniz var daha Sayın Bakan. İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Zaman yetmediği için konuşmamda
söyleyemedim; bir master plan ve bilişim şûrası ve programlarını sağlarsanız
iyi olur. ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (Devamla) - Sayın Yılmazyıldız, söylediğiniz
konuyu biliyorum. 1997 yılından bu tarafa hiç zam yapılmamıştır. Şimdi yapılmış
olan zamlar dikkate alındığında, biliyorsunuz, bunların çoğunda dolar üzerinden
alışveriş yapılmaktadır; bunlar dikkate alınmak üzere... Telekom, bu konuda
benim yetki sahamın dışına çıkarılmış, yarı bağımsız bir kuruluş olmuştur; ama,
bilgi vermişlerdir. Halen de, ortalama olarak dünyadakinden ucuzdur. Bu konu üzerinde
yeniden düşünmeleri; bazı hizmetleri, özelleştirmeye girmiş olsa da, amme
hizmeti gibi yapmaları; özellikle, pazarlamacılık açısından, müşteri bulabilmek
ve yaygınlığını sağladıktan sonra elde edilecek gelire önem vermeleri konusunda
tavsiyede bulundum; arkadaşlar da söz verdiler. Teşekkür ediyorum. (Alkışlar) İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Tebrik ederim Sayın Bakan. FETHULLAH ERBAŞ (Van) - Sayın Başkan... BAŞKAN - Sayın Bakanımız, 10 dakika süreniz var; 1 dakika müsaade
ederseniz, Sayın Erbaş bir şey sormak istiyor galiba. Sayın Erbaş, vaktimiz olduğu için söz veriyorum. FETHULLAH ERBAŞ (Van) - Teşekkür ediyorum. Sayın Bakanım, internet konusunda çok güzel bilgiler verdiniz. Biz de
İnternet Haftasını kutluyoruz. Ancak, şöyle bir şey var; malumunuz, internet
dili İngilizce. Kullanıcıların sayısı, 900 000 civarında tahmin ediliyor.
Ancak, Millî Eğitim Bakanımız İngilizce'ye hiç önem vermedi. Dünyanın her
ülkesinde İngilizce çok iyi bilindiği halde, Türkiye'de, hakikaten İngilizce
bilinmiyor. İnternet kullanıcıları da, globalleşen dünyada epey sıkıntı
çekiyorlardır efendim; Allah yardımcıları olsun. Teşekkür ederim. BAŞKAN - Sayın Ulaştırma Bakanına sorunuz?.. ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (Devamla) - Tabiî, soru, doğrudan beni
ilgilendirmemekle beraber, şu fikrinize tamamen iştirak ediyorum... FETHULLAH ERBAŞ (Van) - Efendim, fiyat konusunu soracaktım; Sayın
Yılmazyıldız sordu. BAŞKAN - Sayın Erbaş, teşekkür ediyorum. ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ (Devamla) - Hiç olmazsa, ortaöğretimi
bitiren bir Türk çocuğu, bir yabancı dili, yazar, kullanır, konuşur ve anında
cevap verebilir seviyede öğrenebilmelidir. Dil öğrenmek başka bir şey, yabancı
dil eğitimi yapmak başka bir şey; o konu, biliyorsunuz tartışmalıdır; ama,
şahsî fikrim, bizim çocuklarımıza, liseyi bitirdiği zaman, artık kendi başına,
bir yabancı dili, dünyanın her yerinde yazar çizer, konferans verir hale
gelecek seviyeye getirecek altyapı tam olarak verilmelidir. Bu konu,
zannediyorum, ancak o zaman halledilir. Bir de, tabiî ki, bunların Türkçe olması ve Türkçe kullanılması, talebi
çok artıracaktır yabancı dil bilgisinin düşüklüğü dolayısıyla; ancak, yabancı
kaynakların taranması ve onlardan yararlanılması konusunda, haber alma ve haber
verme konusunda söylediğiniz doğrudur. Hiç olmazsa, bir yabancı dili, mesela
İngilizceyi, liseyi bitirmiş bir kişiyi, bilmiyor değil, iyi biliyor, iyilikte
derece farkı oluyor hale getirmemiz, millî eğitim politikamızın temel bir
meselesi olsa gerek diye düşünüyorum. Teşekkür ederim. (Alkışlar) BAŞKAN - Evet, teşekkür ediyoruz Sayın Bakanımıza. Tabiî, Millî Eğitim Bakanımıza sataşma oldu; ister, istemez... Ben,
mikrofonunuzu açtırayım. ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - İmam hatiplerin kökünü kazımak için uğraşıyor. MİLLÎ EĞİTİM BAKANI METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) - Sayın Başkanım,
Meclisimizin uygulamalarında bulunmamakla beraber, bu karşılıkla konuşmaya,
izninizle, ben de katılıyorum. Biraz önce, Sayın Fethullah Erbaş "İngilizce eğitimine önem
verilmiyor" dedi. Bu, Türkiye gerçekleriyle bağdaşmıyor. ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Lise mezunu İngilizce konuşabiliyor mu Sayın
Bakan?.. MİLLÎ EĞİTİM BAKANI METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) - Oysaki, Türkiye'de,
ortaöğretim kurumlarımızda -ilköğretimin 4 üncü, 5 inci sınıfından başlayan-
maalesef, ikinci dili geliştiremedik. Öğretilmek istenen tek dil İngilizce.
Almanca ve Fransızca şubeleri açamıyoruz. Bu konuda velilerden talep yok. Tek
dil, maalesef, İngilizce. Ancak, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planımızda,
Millî Eğitim Bakanlığımız, iki dilli eğitim öngörmüştür. İkinci bir dil olarak
da Almanca veya Fransızcayı veya bir başka dili de güçlendirmek istiyoruz; ama
Türkiye'de, maalesef, öğretilen, anne ve babaların tercihi doğrultusunda
-dünyada da bu böyle, Avrupa'da da bu böyle- tek dil İngilizce öğretilmeye
çalışılıyor. Teşekkür ederim. BAŞKAN - Teşekkür ediyorum efendim. FETHULLAH ERBAŞ (Van) - Sonra kimse öğrenmiyor. YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Sayın Bakan, Türkçeyi öğrettiniz mi?!. BAŞKAN - Gündemdışı ikinci söz, Kore Demokratik Halk Cumhuriyetiyle
diplomatik ilişkiler kurulması hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın
Perihan Yılmaz'a aittir. Buyurun Sayın Yılmaz. (DSP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. 2.- İstanbul Milletvekili Perihan
Yılmaz'ın, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ile diplomatik ilişkiler
kurulmasına ilişkin gündemdışı konuşması PERİHAN YILMAZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce
Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. 28 Şubat - 11 Mart 2001 tarihleri arasında, Kore Demokratik Kadınlar
Birliğinin davetlisi olarak, Kadınlar Günü ve Kadınlar Haftası etkinliklerini
izlemek üzere, Cumhuriyet Kadınları Derneği heyetiyle, Kore Demokratik Halk
Cumhuriyetine, İstanbul Milletvekili Sayın Yücel Erdener'le birlikte özel bir
gezide bulunduk. Ancak, gezimiz özel nitelikli olmasına rağmen, orada, karşı
tarafın talebi üzerine, birçok devlet ve parlamento yetkilisiyle de görüşmek
durumunda kaldık. Geziye ilişkin izlenimlerimi Genel Kurula sunma gereksinimi duymamın en
önemli nedeni, orada gelişen bu program dışı gelişmeler ve geçmişte bu ülkeyle
aramızda yaşanan talihsiz diye değerlendirdiğim olumsuzlukların karşı tarafça
dostluk ve işbirliğine yönelik olumlu ilişkilere dönüştürülmesi konusundaki
yüksek istek ve samimî taleplerini iletmektir. Yoksa, Meclisin bayram tatilinde
olduğu bir dönemde yaptığımız resmî olmayan özel bir gezinin izlenimleriyle
değerli zamanınızı almayı düşünmezdim. Hepinizin bilgileri dahilinde olduğu üzere, Korelilerin bağımsızlık
savaşı sonrasında yaşadıkları iç savaşa 1950 yılında Birleşmiş Milletler örgütü
müdahale eder ve NATO üyesi olabilmek adına Türkiye de oraya asker yollar ve
yaşanan savaşa taraf olur; sonuçta, Kore, güney ve kuzey olmak üzere ikiye
bölünür. Ancak, geçmişte yaşananları artık tarihin tanıklığına bırakmak
durumundayız. Bu konuda derinlikli bir irdelemede bulunmanın bizlere fazlaca
bir yararı yok. Onlar da, ülkelerimiz arasında, özellikle tarihsel
öykülerimizin benzerliğine vurgu yaparak, yaşananların sorumluluğunu dışımızda
aramakta ve bu yaklaşımları, iki ülke arasında dostluğun yeniden tesisi önünde
bir engel bulunmadığı inancını korumalarına temel oluşturmaktadır. Bu anlamda, kısa bir süre önce, iki ülke yetkililerinin, diplomatik
ilişkilerin kurulması doğrultusunda, Pekin'de ortak bir görüş birliğine varmış
olmalarını olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyorum. Bu, Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün cumhuriyetin iç ve
dışpolitikalarına ilişkin olarak temel bakış açısı belirlediği ve uyguladığı,
"yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesine sahip çıkma sorumluluğumuz
açısından önemli bir gelişmedir. Ayrıca, böylesi bir gelişmeyi gerçekleştirerek, aslında Türkiye'nin
hiçbir çıkarı olmamasına rağmen Kore'de birlikte omuz omuza savaş verdiğimiz
halde, peş peşe, sözde Ermeni soykırımı iddialarıyla bizleri köşeye
sıkıştırmaya çalışan, ülkemizdeki çeşitli farklılıkları bir ayrılık ve fesat
malzemesi yapma ve kışkırtma çabalarıyla kuyumuzu kazan, ülkemizi yeni
Sevr'lere mahkûm etmek isteyen Batılı dostlarımıza da, kendileri dışında bir
dünyanın var olduğu anımsatılabilir. Anımsatılacak bir başka husus da, dostlarımız bu tavırları sergilerken,
güçlü propaganda aygıtlarıyla sürekli olarak terörist ülke diye lanse ettikleri
Kore'nin ise, 25 yıl boyunca bütün çaba ve girişimlerine rağmen, PKK'yı
ülkelerinin sınırlarının içine kabul etmemeleridir. Korelilerin bu konudaki
değerlendirmeleri çok manidardır. Onlar, "bölünmenin ne kadar acı olduğunu
kimse bizler kadar bilemez. Bu nedenle, biz, her türden bölücülüğe karşı
çıkmayı bir insanlık görevi biliriz. Bölmek ve böldükten sonra yönetmek, ancak
emperyalist ve sömürgecilerin işidir. Bizim tarihimizde yaşadığımız ve acısını
tenimizde her an hissettiğimiz felaketlerin en büyüğü, ülkemizin zorla
bölünmesidir" demektedirler. Hiç de dışarıya lanse edildiği gibi bir ülke olmadığını gözlediğim Kuzey
Kore'nin en büyük sorunları, uygulanan ambargolar ve son yıllarda yaşadıkları
büyük doğal afetler sonucu oluşan enerji ve gıda yetersizliği ile açlıktır. Bu, çizmeye çalıştığım tablo içerisinde, ülkemizin Kore Demokratik Halk
Cumhuriyetiyle, vakit geçirmeksizin, diplomatik ilişki kurmasının, tek bir
dolar ödemeden, takas yöntemiyle ticarî ilişkiler geliştirmesinin ve eğitim,
bilim, sanat alanlarında işbirliği oluşturmasının, ülkemiz çıkarlarına uygun
sonuçlar yaratacağına inanıyorum. Adriyatik'ten Kore'ye kadar, tüm bakir alanlarda, Türkiye'yi öz irademiz
ve çıkarlarımız doğrultusunda, bu coğrafyada yeni ekonomik açılımlara
kavuşturup, ciddî söz ve pazar sahibi yaparak... (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Yılmaz, lütfen toparlayınız. PERİHAN YILMAZ (Devamla) - 1 dakika daha rica ediyorum Başkan. BAŞKAN - Buyurun efendim. PERİHAN YILMAZ (Devamla) - ...yaşama geçirmek gerektiği kanısındayım. Bu
konuda, hiç, paniğe ve komplekse girmemize veya kraldan çok kralcı olmamıza
gerek yok; çünkü, yıllarca, her türlü olumsuz sıfata layık gördükleri Kore'den
tutun da, en küçük Asya ülkesinin bile kapıları, büyük devletlerin temsilcileri
ve şirketlerinin yöneticilerince aşındırılmakta. İşte, bu noktada, Türkiye çok
büyük avantaj ve olanaklara sahip. Bununla birlikte, farklı nedenlere ve tarihsel öykülere dayansa da,
hemen hemen tüm komşularımızla yaşanan sorunların, vakit geçirilmeksizin çözüme
kavuşturulması ve ortak çıkarlar temelinde birbirlerinin içişlerine
karışmaksızın, her alanda ilişkilerin geliştirilmesi, sadece ekonomik çıkarlar
değil, bağımsızlığımızı korumak ve Batılı dostlarımızla daha sağlıklı ve normal
ilişkiler geliştirmemizi de sağlayacaktır. Bunu yaparken, "güvenlik ihracı
Türkiye'nin temel politikası olmalıdır" gibi, maceracı fikirlere
kapılmadan, öncü ve onurlu büyük bir güç olabilme olgunluğuyla bunu
gerçekleştirmeliyiz. Aksi takdirde, Batılı dostlarımız... (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Yılmaz, son cümleniz için açıyorum; lütfen... PERİHAN YILMAZ (Devamla) - Yarım dakika daha rica ediyorum; lütfen
Başkanım... ... bizleri kendilerine mahkûm ve mecbur görerek, her konuda kendi proje
ve çıkarlarına uygun taleplerini dayatma cüretini göstermeye
çalışabileceklerdir. Yüce Kurulun, adalet, eşitlik, kardeşlik ve barış temelinde, bir arada
yaşadığı bir Türkiye ve dünya yaratma idealine uygun ve tüm dünyaya örnek
olacak çalışmalar başaracağına ilişkin inancımla, beni sabırla dinleme
nezaketini esirgemeyen tüm üyelerine teşekkür eder, saygılarımı sunarım.
(Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yılmaz. Gündemdışı üçüncü söz, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulundaki
atamalar hakkında söz isteyen Ankara Milletvekili Sayın Oya Akgönenç'e aittir.
(FP ve DYP sıralarından alkışlar) Buyurun Sayın Akgönenç. Süreniz 5 dakikadır. 3.- Ankara Milletvekili Oya Akgönenç
Muğisuddin'in, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulundaki atamalara ilişkin
gündemdışı konuşması OYA AKGÖNENÇ MUĞİSUDDİN (Ankara) - Sayın Başkan ve sayın milletvekili
arkadaşlarım; bugün, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulundaki atamalarla
ilgili düşünce ve temennilerimi sizlerle paylaşmak için burada bulunuyorum. Bugün, ülkemiz, zorlu bir bunalım döneminden geçmektedir. Bu, sadece
ekonomik bir sıkıntı ve onun yarattığı bunalım olmayıp, aynı zamanda, malî ve bankacılık
sistemine yönelik bir krizdir. Ekonomik ve malî çerçevenin sarsıntısı, ülkede büyük
bir sosyal dengesizliğe ve sosyal adaletin ciddî bir şekilde yara almasına
sebep olmaktadır. Birbiri ardından gelen krizler ise, toplumda psikolojik bir
buhran ve bunalıma yol açmaktadır. Olaylar birbirine bağlı olup, gelişmeler,
âdeta, bir "domino effect" denen, yani; iskambil kâğıtlarının birbiri
üstünden dalga dalga yıkılması gibi bir durumu ortaya çıkarmaktadır. Ne var ki,
yıkılan iskambil kâğıtları olmayıp, Türk toplumunun ekonomik ve malî
müesseseleri ve sistemidir. Acaba, olanlar sadece bir etki ve tepki meselesinden ibaret midir ve bir
olaylar zinciri midir? Tabiî ki, bu, sadece bir etki-tepki olayı olmanın çok
ötesinde bir durumdur. Bunların gerisinde yatan, Türkiye'de, son yıllarda ciddî
boyutlara ulaşan ahlak ve etik bozuklukları ve değerler sisteminin çökmüş
olmasıdır. Her insanın arkasına bir polis veya müfettiş konamayacağına göre,
yapılması icap eden şey, otokontrol denilen, kişilerin ve toplumun kendisini
disipline etmesi, doğru ve makbul değerler sisteminin fertlere ve topluma hâkim
olması durumudur. Olay, bir sistem ve iyi ahlak meselesidir. Bugün, ekonomiyi düzelteceksek, çok sıkı ve iyi kontrol edilen bir malî
politikaya ve çok ciddî bir bankacılık sistemine ihtiyacımız vardır. Sadece
sistemi kurmakla yetinmeyip -ondan daha da mümkün olanı- kontrol sistemini
kurmamız ve bunu doğru bir şekilde işletmemiz gerekmektedir. Çoğu zaman,
suçlar, sistem olmadığı için değil, sistemin doğru uygulanmadığı ve kontrolünün
de tam yapılmadığı için olmaktadır; yani, yolsuzluklar, hortumlamalar, açık
bırakılan veya kontrol edilemeyen kapılardan yapılmaktadır. Şimdi, size, bir örnek vermek istiyorum. Bundan sonraki kararı siz
verin; çünkü, bu örnek, bunun, ne kadar doğru bir konu olduğunu dikkatlerinize
sunacaktır. Konu, Şekerbankta gerçekleşen bir olaydır. Sene 1998, Genel Müdür
Yalçın Amanvermez. Bu beyefendi, 1988 yılının ikinci ayından başlayıp, altıncı
ayına kadar süren dört aylık bir dönemde bu bankanın başında bulunmuştur.
Ankara'da mukim, DEFKUR İç ve Dış Ticaret AŞ isminde bir de şirket
bulunmaktadır. Sahibi de, hepinizin bildiği Sayın Yahya Kemal Demirel'dir.
Kendisi, 20 050 000 Amerikan Dolarını, usulsüz kredi olarak çekmiştir ve bunun
kullanılmasına da, biraz önce yukarıda ismini zikrettiğim Yalçın Amanvermez
sebep olmuştur. Şimdi diyeceksiniz ki, 1988'de olan bu olayla bizim ilgimiz ne?
Olayın faili olup, suçunu yazılı olarak ve bant kayıtlarıyla itiraf eden banka
Dış Münasebetler eski Müdürü Cemil Özdöl, 1 yıl 6 ay 20 güne mahkûm olmuştur.
Bu olaydan dolayı, Yahya Demirel, 1 yıl 3 ay 16 gün, Ankara Asliye 4. Ceza
Mahkemesince hapis cezasına çarptırılmıştır. Şimdi, gelelim işin enteresan tarafına. Şekerbank'ta, genel müdür olarak
görev yaptığı dönemde, Yahya Kemal Demirel'in sahibi olduğu DEFKUR'a, 20 milyon
Amerikan Dolarlık krediyi, usulsüz olarak düzenleyip veren, teminat
mektuplarını hazırlayan ve bankayı zarara uğrattığı gerekçesiyle görevinden
alınan Yalçın Amanvermez, bugün -evet, bugün- Bankacılık Düzenleme ve Denetleme
Kurulunun, 15 Mart 2001 tarihli 24343 sayılı Resmî Gazetede ilan edildiği gibi,
Tasarruf Sigorta Fonuna devredilen İktisat Bankasında yönetim kurulu üyesi
olarak görev yapmakta iken... (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen toparlayınız. OYA AKGÖNENÇ MUĞİSUDDİN (Devamla) - Teşekkür ederim. Yani, o zamanla bu zaman arasında, hapisten çıktıktan sonra yine yönetim
kurulu üyeliğine devam etmiş, şu anda, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme
Kurulunca, aynı bankaya genel müdür olarak atanmıştır. Durumu, bilginize ve
takdirlerinize sunmaktayım. Şu şekilde bitirmek istiyorum: Türkiye, dürüst insanların, etik
değerleri yüksek olan bürokrat, siyaset ve ilim adamlarının yönettiği bir ülke
olmak zorundadır; bu da, hepimizin gayretiyle ve milleti temsil eden en yüksek
makam olan Millet Meclisinin vakur ve azimli üyelerinin gayretleriyle oluşacak
bir durumdur. Bu düşüncelerle, hepinizi bu konuda gayret göstermeye davet ediyor,
saygıyla selamlıyorum. (FP, DSP ve DYP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Akgönenç. ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Konuşmaya cevap versinler Sayın Başkan. TURHAN GÜVEN (İçel) - Canım, bunun cevabı mı olur Allah'ınızı
severseniz(!).. BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Başkanlığın diğer sunuşlarına geçiyoruz. Başbakanlığın bir tezkeresi vardır; okutuyorum: B) Tezkereler ve
Önergeler 1.- Memurları görevlerinden dolayı ve
ideolojik amaçla öldürmek ve silahlı çetenin sair efradı olmak suçundan hükümlü
Erol Özbolat hakkındaki dava dosyasının geri verilmesine ilişkin Başbakanlık
tezkeresi (3/804) 16 Nisan 2001 Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına İLGİ: a) 13.6.1997 tarih ve B.02.0.PPG.0.12.301-11887
sayılı yazımız. b)
Adalet Bakanlığının 26.3.2001 tarih ve
B.03.0.CİG.0.00.00.02.1.134.5.1997-8595 sayılı yazısı. Memurları görevlerinden dolayı ve ideolojik amaçla
öldürmek ve silahlı çetenin sair efradı olmak suçundan hükümlü Erol Özbolat
hakkındaki dava dosyası, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 87 nci maddesi
gereğince ilgi (a) yazımız ekinde gönderilmişti. Adalet Bakanlığından anılan dava dosyasını iadesi
talebine dahil ilgi (b) yazı ve eklerinin suretleri ilişikte gönderilmiştir. Gereğini arz ederim. Bülent Ecevit Başbakan BAŞKAN - Adalet Komisyonunda bulunan dosya hükümete
geri verilmiştir. Sözlü soru önergesinin geri alınmasına dair bir tezkere
vardır; okutuyorum: 2.- Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın
(6/1295) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/357) Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının 594 üncü
sırasında yer alan (6/1295) esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum. Gereğini saygılarımla arz ederim. Yahya Akman Şanlıurfa BAŞKAN - Sözlü soru önergesi geri verilmiştir. Bir Meclis araştırması önergesi vardır; okutuyorum: C) Gensoru,
Genel Görüşme, Meclİs SoruşturmasI ve Meclİs AraştIrmasI Önergeleri 1.- Antalya Milletvekili Nesrin Ünal ve
22 arkadaşının, yaş meyve ve sebze üretimi ve ihracatıyla ilgili sorunların
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/194) Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Türkiye yaş meyve, sebze üretim ve ihracat sektörü,
üretim olanakları, coğrafî şartları ve ürün çeşitliliği açısından oldukça geniş
olanaklara sahiptir. Ancak, bugüne kadar elimizdeki rakamlar gösteriyor ki 40
milyon tonu aşan yaş meyve sebze üretimimizin yüzde 3-4 oranında bir kısmını
ihraç edebiliyoruz. Bu durum yaş meyve sebze ihraç sektörümüzün sorunlarını
bütün açıklığı ile gözönüne sermektedir. Yaş meyve, sebze ekiminden, ambalajlanmasına kadar Türkiye'de bir
istihdam yarattığı, getirdiği döviz katkısı ile katma değeri yüksek bir
sektördür. İhracattaki problemlerin çözümlenmesi köyden kente göçü azaltacak,
birinci sınıf arazilerin tarım arazisi olarak kalmasını sağlayacaktır. Yaş meyve, sebze ihracatının artması için bol ve kaliteli üretim
yapılması gerekmektedir. Üretim rakamlarını incelediğimizde 40 milyon tonu aşan
bir üretim görülse de dünyanın istediği standart ve kalitede üretim
yapılmadığını görmekteyiz. Ülkemizde üretim bazında sağlıklı kayıtlar
bulunmadığından hangi ürünün ne miktarda ve hangi bölgede üretildiğini tam
olarak bilmemekteyiz. Yaş meyve, sebze hassas ve kolay bozulabilen bir emtia olduğu için
nakliye konusu son derece önem arz etmektedir. Rakip ülkelerde teknoloji üretim teşvikleri geliştirilerek
yaygınlaştırılmıştır. Ayrıca, AB üyesi olmanın avantajlarını kullanmakta ve
nakliyede büyük avantajlara sahip bulunmaktadırlar. Geçiş belgesi sorunu
yaşanmamakta, pazara yakın oldukları için daha hızlı ve ucuz ulaşma imkânına
sahip bulunmaktadırlar. Reklam ve tanıtımı bize göre çok daha iyi yaparak
kendi mallarına karşı tüketim
alışkanlığı yaratmışlardır. Ülkemizde ise bu konular, tamamen yaş meyve sebze
ihracatının aleyhine işlemektedir. Yaş meyve, sebze ihracatımızın yüzde 30'luk kısmı Ortadoğu ülkelerine
yapılmaktadır. Suudî Arabistan hükümeti beş ay öncesine kadar TIR şoförlerinin
vizelerini ürüne ait sadece fatura ve müracaat dilekçesiyle birlikte 6 aylık
olarak 2 gün içinde vermekte iken, beş aydan bu yana ihracat edilecek ürüne ait
menşe fatura, çeki listesi ve Arapça tercümeleri gibi belgelerin ibraz edilmesi
kaydıyla, 1 aylık olarak vermekte ve bu vize işlemleri 6-7 gün sürmektedir.
Beklemeye tahammülü olmayan yaş meyve sebze ürünlerinin termokingli TIR
içerisinde 6-7 gün süreyle bekletilmesi ürünü olumsuz yönde etkilediği gibi TIR
ücretlerini de artırmaktadır. AB'nce üçüncü ülkeler için tespit edilmiş bulunan giriş fiyatı
sisteminde; özellikle, domates, salatalık, üzüm ve kirazın turfanda döneminde
fiyatları çok yüksek olduğundan, rakip ülkelerle rekabet edilemez hale
gelinmektedir. Ülkemizden yapılan patates ihracatında Adana, Bornova, Ankara ve
Samsun'daki Ziraî Mücadele Araştırma Enstitüsü Müdürlerinden alınmakta olan
laboratuvar analiz 4-7 günde alınması mümkün olmakla birlikte, her kamyon
yükleme partisi için 250 milyon TL ücret alınmaktadır. Bu gecikmeler de ürünün
alıcısına taahhüt edilen zamanda teslim edilemediği gibi, alınan ücretler de
ürünün maliyetini artırarak ihracatımızı menfi yönde etkilemektedir. Yaş meyve, sebze ihracat sektörünün tamamında ithal girdi hemen hemen
hiç yoktur. Bu bakımdan geçtiğimiz dönemde enflasyondaki artış ile kur
sepetindeki artış ihracatımızın aleyhinde bir durum ortaya çıkarmıştır. Bu
bakımdan, bu sektörün ihracatının artmasıyla ekonomimize sağlayacağı net döviz
girdisi, yarattığı istihdam ve yan sektörlerin lokomotifi olması dolayısıyla,
kolay bozulan, zor şartlarda üretilen ve zor şartlarda ihraç edilen bu emtianın
diğer sektörlere göre daha çok devlet desteğine ihtiyacı olduğu gözardı
edilmemelidir. Yaş meyve, sebze ihracatının sorunlarını yedi ana başlıkta
toplayabiliriz; üretim, ambalaj, depolama, nakliye, gümrükleme, vergi,
pazarlama ve reklam, rakip ülkelerle mukayese, ihracatın teşvikiyle ilgili
çözümler. Yaş meyve, sebze ihracatında destek, üreticilerin malının
değerlendirilmesi açısından önemlidir. Her yıl domates, narenciye gibi ayrı
kalemler için ihracat desteği konusunda günübirlik çalışmalar yapılagelmiştir.
Çözüm de hep geç kalmış ve günlük olmuştur. Türkiye gibi yüzde 40 oranında
tarımla geçinen bir ülkede yaş meyve sebze ihracatı çok önemli döviz kaynağı
olmalıdır. Bunun için, insanımızın sağlığı ve AB standartlarına uyum sağlaması,
doğal üretime geçilmesi, üretim ve ambalaj safhasındaki ziraî ilaç, hormon ve
kimyasal ilaçların kullanımı denetim altına alınması, rezidue
laboratuvarlarının sayısının artırılması ve etkin hale getirilmesi konusunda
çalışmalar acilen yapılmalıdır. Türkiye'de yaş sebze üretiminin yüzde 65'inin yapıldığı Akdeniz
Bölgesinde başta olmak üzere, diğer yöreler hem üretici hem komisyoncu hem de
ihracatçılara, yani, yaş meyve, sebzenin tohum ve gübre girdisinden başlayıp,
ekilmesinden ihraç edilmesine kadar emeği olan sektörün bütün basamaklarıyla
birlikte, kamu kurum ve kuruluşları ve Yasama Meclisince birlikte, sorunlar ve
çözüm önerileri ele alınmalıdır. Tarım ürünlerimizin dünya pazarlarında
pazarlanmasına maddî ve manevî destek verilmelidir. Yukarıda sunulan ve araştırma sırasında belirlenecek nedenlerle,
Anayasanın 98 ve TBMM İçtüzüğünün 104 üncü ve 105 inci maddeleri uyarınca, yaş
meyve, sebze üretimi ve ihracatıyla ilgili sektörde yerinde inceleme yapmak
suretiyle, bu sektörün sorunları, geleceği ve alınması gereken önlemlerin
araştırılması için bir Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.
19.4.2001 1 - Nesrin Ünal (Antalya) 2 - Nidai Seven (Ağrı)
3 - Yalçın Kaya (İçel)
4 - Adnan Fatin Özdemir (Adana) 5 - Birol Büyüköztürk (Osmaniye)
6 - Abbas Bozyel (Iğdır)
7 - Cemal Enginyurt
(Ordu) 8 - Cezmi Polat (Erzurum)
9 - Müjdat Kayayerli (Afyon)
10 - Hayrettin Özdemir (Ankara)
11 - Mustafa Yaman (Giresun)
12 - Kemal Köse (Kocaeli)
13 - Ali Serdengeçti
(Manisa) 14 - Mustafa Enöz (Manisa)
15 - Ali Halaman (Adana)
16 - Mehmet Metanet Çulhaoğlu (Adana) 17 - Ali Uzunırmak (Aydın)
18 - Arslan Aydar (Kars)
19 - Recai Yıldırım (Adana)
20 - Armağan Yılmaz (Uşak)
21 - Mehmet Kundakcı (Osmaniye)
22 - Ali Özdemir (Gaziantep)
23 - Ayhan Çevik (Van)
BAŞKAN - Önerge, gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp
açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır. Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler" kısmına geçiyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonunun bir
raporu vardır; okutuyorum: V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER 1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Saymanlığının
Ocak, Şubat, Mart 2001 Ayları Hesabına Ait Türkiye Büyük Millet Meclisi
Hesaplarını İnceleme Komisyonu Raporu (5/14) (S. Sayısı : 652) (1) Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 2001 yılı Ocak ayı başında mevcut para :
470 148 413 000 2001 yılı Ocak-Şubat-Mart aylarında Ziraat Bankasının aldığı para : 26
586 894 695 000 Toplam : 27 057 043 108 000 2001 yılı Ocak-Şubat-Mart aylarında Ziraat Bankasının harcadığı para :
26 703 309 903 000
2001 yılı Nisan ayı başında Bankada mevcut para : 353 733 205 000 Türkiye Büyük Millet Meclisi Saymanlığının 2001 yılı Ocak-Şubat-Mart
aylarına ait hesapları incelendi; 2001 yılı Ocak ayında Ziraat Bankasındaki 470 148 413 000 TL mev-cudu
ile Ocak-Şubat-Mart 2001 aylarında Hazineden 26 586 894 695 000 TL alınarak
Bankadaki hesaba yatırılan meblağ 27 057 043 108 000 TL olduğu, mevcuttan sarf
olunan 26 703 309 903 000 TL tenzil edildikten sonra Nisan 2001 başında kasa
mevcudunun 353 733 205 000 TL'den ibaret olduğu Saymanlıktaki defterlerle sarf
evrakının birbirine uygun olduğu görülmüştür. Genel Kurulun bilgisine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa sunulur. Başkan Nazif Okumuş İstanbul ve arkadaşları BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur. Sayın milletvekilleri, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına, yarım kalan işlerden başlamak
suretiyle devam ediyoruz. 2.- İzmir Milletvekili Rıfat
Serdaroğlu'nun; İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın; Amasya Milletvekili
Ahmet İyimaya'nın; Ankara Milletvekili Yıldırım Akbulut'un; Şırnak Milletvekili
Mehmet Salih Yıldırım'ın; Gaziantep Milletvekili Ali Ilıksoy, Konya
Milletvekili Ömer İzgi ve Ankara Milletvekili Nejat Arseven'in; İstanbul
Milletvekili Ziya Aktaş ve 42 Arkadaşının;
Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici'nin ve İzmir Milletvekili Işılay Saygın'ın;
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük
Teklifleri ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310,
2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S.Sayısı : 527) BAŞKAN - Komisyona geri verilen Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde
değişiklik yapılmasına dair İçtüzük tekliflerinin görüşülmeyen maddeleriyle
ilgili komisyon raporu Başkanlığa verilmediğinden, teklifin müzakeresini
erteliyoruz. Emniyet Teşkilâtı Kanunu, Polis Yükseköğretim Kanunu ve 190 Sayılı Genel
Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının müzakeresine kaldığımız yerden devam
edeceğiz. 3.- Emniyet Teşkilâtı Kanunu, Polis
Yükseköğretim Kanunu ve 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile
Emniyet Teşkilâtı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490
Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları
Raporları (1/497, 1/212) (S. Sayısı : 438) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Müzakeresi ertelenmiştir. Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız. 4.-Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı
Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/53) (S. Sayısı : 433) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Müzakeresi ertelenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Nakdî Tazminat ve Aylık
Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 624 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarı ve aynı mahiyetteki kanun teklifinin
müzakerelerine başlayacağız. 5.- Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı
Kanunu ile Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılmasına İlişkin 624 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Fazilet Partisi
Grup Başkanvekili Kahramanmaraş Milletvekili
Avni Doğan ve 7 Arkadaşının; Anavatan Partisi Grup Başkanvekilleri Bartın
Milletvekili Zeki Çakan, Denizli Milletvekili Beyhan Aslan, Eskişehir
Milletvekili İ.Yaşar Dedelek ile Antalya Milletvekili Cengiz Aydoğan'ın Aynı
Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve İçişleri, Milli Savunma ve Plan ve Bütçe
Komisyonları Raporları (1/757, 2/603, 2/605) (S. Sayısı : 592) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Müzakeresi ertelenmiştir. Ekonomik, Kültürel, Eğitim ve Teknik İşbirliği Başkanlığı Kurulması ve
206 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine
başlayacağız. 6.- Ekonomik, Kültürel, Eğitim ve Teknik
İşbirliği Başkanlığı Kurulması, 206 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin İki
Maddesinin Değiştirilmesi ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki
Cetvellere Bir İlave Yapılması Hakkında 480 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile
Bu Kanun Hükmünde Kararname ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları
Raporları (1/206, 1/779) (S. Sayısı : 639) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Müzakeresi ertelenmiştir. Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve
Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun müzakerelerine başlıyoruz. 7.- Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/837) (S. Sayısı :
653) (1) BAŞKAN - Komisyon?.. Hazır. Hükümet?.. Hazır. Komisyon raporu 653 sıra sayısıyla bastırılıp, dağıtılmıştır. Şimdi, tasarının tümü üzerindeki müzakerelere başlıyoruz. Tasarının tümü üzerinde ilk söz, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Samsun
Milletvekili Sayın Kemal Kabataş'a aittir. Buyurun Sayın Kabataş. (DYP sıralarından alkışlar) Süreniz 20 dakika efendim. DYP GRUBU ADINA KEMAL KABATAŞ (Samsun) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 653 sıra sayılı, Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubunun görüşlerini ifade
etmek üzere söz almış bulunuyorum; sözlerime başlamadan önce, Yüce Heyetinizi
saygıyla selamlıyorum. Değerli milletvekilleri, Genel Kurulun gündeminde bulunan Kamulaştırma
Kanununda değişiklik içeren tasarı, güçlendirilmiş ekonomik programın, yapısal
değişimle ilgili 15 maddelik paketin içinde yer alan tasarılardan birisi;
dolayısıyla, bu tasarı, programın tamamlanabilmesi ve programın yapısal
değişiklikler içeren bölümünün yürürlüğe konulması açısından önemli. Acil ve
hemen yasalaşması gereken bir tasarı; bu, programla bağlantısı açısından böyle.
Bu konuda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, programa destek vermek ve hükümetin
Meclise sunduğu tasarıları gerçekleştirmek açısından, yürürlüğe koymak
açısından, fevkalade önemli ve takdire şayan hizmetler vermekte ve çok yoğun
bir çalışma temposu içerisinde, bu, bir anlamda, ev ödevi haline dönüşmüş
çalışmaları hızla sonuçlandırmaktadır. Bunu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
bir üyesi olarak vurgulamak ve yüce milletimizle paylaşmak istiyorum. Türkiye
Büyük Millet Meclisini, verimsiz olmakla, çalışmamakla, bu konularda gecikmekle
itham edenlerin haklı bir yönü olmadığını ifade etmek için vurgulamak
istiyorum. Değerli arkadaşlarım, şüphesiz, programla ilişkisi dışında, Kamulaştırma
Kanunu uygulamasının Türkiye'de önemli sorunları var. Bu tasarının yürürlüğe
konulması, bu tasarıyla kamulaştırmada yeni ve değişik bir modelin deneniyor
olması, uzun vadede, kamu yönetimine, kamu finansmanına, devlete olan yük
açısından ve vatandaşlarımızın devletle olan ilişkilerinde uyuşmazlıkların
asgariye indirilmesi açısından ve daha da ötesi, Türk vatandaşlarının Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesinde, bu vesileyle, ciddî insan hakları kayıplarına
uğradıkları yönündeki iddialarını ve davalarını asgariye indirmek açısından, bu
düzenlemenin yapılması yerindedir, doğrudur ve mutlaka da, desteklenmesi
gerekir diye düşünüyorum. Kamulaştırmada yaşadığımız, bugün itibariyle ve şu anda yürürlükte olan
2942 sayılı Yasa uygulamasındaki sorunlara değinerek, bu konuda yaşanan
kargaşanın boyutunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Değerli arkadaşlarım, devletle vatandaş ilişkilerinde, devlet,
geleneksel olarak, inanılmaz gücü ve vatandaş üzerinde ezici bir ağırlığı ifade
etmektedir. Anayasanın verdiği güçle -46 ncı maddenin verdiği güçle-
Türkiye'de, merkezî idaredeki tüm kuruluşlar ve mahallî idarelerdeki 3 000'i
aşkın belediye, her Türk vatandaşının mal varlığı üzerinde, bir şekilde, kamu
yararı gerekçesiyle, zorla satın alma, kamulaştırma yetkisini haiz konumdadır.
Bu uygulamanın, yani devletin güçlü varlığının ve devlet dışında kamu yararı
gerekçesiyle, mal varlığı bir şekilde tehdit altında olan geniş kitlelerin,
kamulaştırma ilişkisinden ve kanunun uygulanmasından ciddî sorunları ve
şikâyetleri vardır. Devletin şikâyetleri vardır, bütün güçlü konumuna rağmen;
vatandaşın şikâyetleri vardır, pek çok keyfî uygulamaya rağmen ve kamulaştırma
sonucu ortaya çıkacak büyük ödeme yükümlülüklerini devletin yerine getirememiş
olması nedeniyle. Bakıyorum, Türkiye'nin dev projeleri, büyük projeleri,
her hal ve kârda kamulaştırmayla
başlıyor. Kamulaştırmanın muhatabı vatandaş; mal sahibi. Vatandaş, en temel
hakkı olan mülkiyet hakkına devletin doğrudan müdahalesini kamulaştırma uygulamasıyla
görüyor. Ortada, kamulaştırma uygulamaları açısından, bugünkü yapı içerisinde,
maalesef, devlete ve vatandaşa bir anlamda ağır yükler getiren yeni bir sektör
türemiştir. Bugünkü sistem içerisinde, devlet, kamulaştırma ilişkisinde,
Kamulaştırma Kanunu uygulamasında yeteri kadar duyarlı ve hassas değildir.
Yetersiz ödeneklerle, yeterli olmaktan, kamulaştırılan malın bedelini
karşılamaktan çok uzak bedellerle kamulaştırma operasyonlarını, çalışmalarını
başlatıyor; sembolik bedelleri vatandaş hesabına yatırıyor, vatandaşın mülkiyet
hakkını kısıtlıyor. Tabiî, bütün bunları yapan, devlet eliyle oluşturduğumuz,
devlet yapısı içerisinde oluşturduğumuz kamulaştırmadaki kıymet takdir
komisyonlarıdır. Bu komisyonlar, idarelerin ihtiyaçlarına bakarak, yetersiz
kaynakla gereğinden fazla vatandaşın malına el koymaktadır. Sonuç yargıya
intikal etmektedir. Çok yakından biliyorsunuz, yargı, bütünüyle çığrından çıkmış
bilirkişi sistemi içinde, uygulaması içinde devletin kamulaştırdığı, kamunun
kamulaştırdığı gayrimenkullere olağanüstü değerler biçmektedir ve bu olağanüstü
değerler, mahkeme kararlarıyla kesin hükme dönüşmektedir ve itirazlar
Yargıtayca da onaylanmaktadır. Bu konudaki şikâyetler, artık, gerçekten ayyuka
çıkmıştır ve devletin satın alma bedeli veya bir şekilde kamulaştırma için
ödediği bedeller anormal farklılıklar gösterir hale gelmiştir. Türkiye'nin çok
önemli, çok değerli, çok verimli bölgelerinde yapılan kamulaştırmaların
bedelleri, ticarî açıdan hiç değeri olmayan bölgelerdeki kamulaştırma
bedellerine göre çok düşük kalmış, bazı bölgelerde de anormal yüksekliğe
ulaşmıştır. Sonuç, bu kargaşa içinde, fatura olarak devlete
gelmiştir. Devlet, yetersiz ödenekleriyle, vatandaşın malının bedelini ödeyemez
hale gelmiştir. Ortada katrilyonluk borçlar vardır ve bu katrilyonluk borçları
bütçe ödenekleriyle karşılamakta zorlanan devlet, arada bir, Genel Muhasebe
Kanununun verdiği yetkiyi kullanarak ödenek ilaveleri yapmakta; fakat,
kamulaştırma bedellerinin ödenmesi; yani, çok bilinen adıyla tezyidi bedellerin
ödenmesi yıllar almaktadır. Bilemiyorum, Sayın Maliye Bakanımız, bekleyen
ödemeler konusunda, bugün itibariyle nasıl bir tablo ortaya koyacak; ama, benim
tahminim, yüzlerce trilyon boyutunda alacağın, vatandaş alacağının mahkeme
kararına bağlanmış, ilama bağlanmış alacağın henüz ödenmemiş olduğu ve ne zaman
ödeneceği konusunda da hiçbir taahhüdün yer almamış olduğudur. Bunu, devlet
vatandaş ilişkilerinde kabul edilebilir bir yaklaşım, kabul edilebilir bir
model olarak anlamak ve savunmak mümkün değildir. Bu, devlet-vatandaş
ilişkisinden doğan ve vatandaşı tümüyle çaresiz durumda bırakan uygulamanın
önünü açmak üzere vatandaşlar; yani, devlet tarafından malına el konulan bizim
vatandaşlarımız, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde devlet aleyhine davalar
açmaktadır. Bu, medenî standartlar, medenî ölçüler açısından, vatandaşın
mülkiyet hakkını bir anlamda kısıtlayan, el koyan devlet açısından
savunulabilir bir tablo değildir. Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin, bu tabloyla yoluna
devam etmemesi ve Türkiye için böyle bir görüntü yaratmaması lazım; ama, bugün
itibariyle yaşadığımız tablo, Türkiye'nin uluslararası kuruluşlar nezdinde
yarattığı imaj ve görüntü, maalesef bundan ibarettir. Bütün bu eksiklikleri dikkate alarak, Maliye Bakanlığı
ve Bakanlık içindeki hukuk birimi -Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel
Müdürlüğü- ilgili idarelerle de konuşarak çok güzel bir çalışma yapmıştır.
Huzurunuzda bulunan tasarı, bugün şikâyet ettiğimiz ve biraz önce ana aksaklık
yönlerine değindiğim tabloyu değiştirmek üzere yeni bir model ortaya
koymaktadır. Bu modelin esası şudur: Bugünkü sistemde yer alan ve artık iyice
ekonomik kriterler açısından savunulması mümkün olmayan kıymet takdir komisyonları
eliyle istimlak bedeli tespiti uygulamasına son vermektedir. Bundan böyle,
devlet ya da kamu idareleri, kamu yararı gerekçesiyle kamulaştırma yapmak
istediğinde öncelikle satın alma yolunu deneyecektir; getirilen model budur.
Bunda başarılı değilse, sonuçlandırılamazsa -ki bunun da eksiklikleri var-
kamulaştırma çalışması kısa sürede başlatılmakta, 30 gün içinde değer tespiti
için mahkemelere, malî mahkemelere başvurulması gerekmektedir. İdare, idarenin ortaya koyduğu bütün değerler ve -ki,
bu değerlerin çoğu mahallinde oluşturulan komisyonlar tarafından, mahallî
odalardan, emlakçilerden ve uzman kişilerden alınan bilgilere dayanmaktadır- bu
bilgilerle beraber mahallî yargıca başvurmaktadır. Yargıç, kamulaştırılacak
malı, gayrimenkulü mahallinde görerek, keşif yaparak, bilirkişileri de yanına
ala-rak, onların verdikleri raporları da dikkate alarak, vatandaşın; yani, malı
kamulaştırılan vatandaşımızın malının bedelini hakkaniyete uygun ölçülerde
tespit edecektir. Dolayısıyla, kamulaştırma bedeli, bu model içerisinde mahkeme
tarafından, adilane ve doğru bir şekilde yargıcın vicdanına ve bilirkişi-lerin
ortaya koyduğu tabloya göre belirlenecektir. Bu, eğer uygulama saptırılmazsa,
fevkalade doğru ve özü itibarıyla savunulması gereken modeldir diye
düşünüyorum. Değerli arkadaşlarım, yargıç bu kararı verdikten sonra;
yani, istimlake konu olan malın bedelini yargı kararına bağladıktan sonra ve bu
bedel nakden ve hâkimin kararına istinaden mal sahibi vatandaşın hesabına
yatırıldıktan sonra, ancak, vatandaşın malının üzerindeki mülkiyet hakkı kamu
adına tescil edilir olmaktadır. Böylece ödemeler konusundaki ihtilaf, değerler
konusundaki ihtilaf, çok büyük ölçüde şeklen, ya da getirilen model içerisinde
ortadan kalkmaktadır. Şüphesiz bu sistemin riskleri de vardır; çünkü,
yargıcın bu konuda vereceği karar nihaî karar değildir; bu karar aleyhine,
kanun yolları, temyiz yolları açıktır; ama, bugünkü sistem içerisinde; yani,
kıymet takdir komisyonları ve bu komisyonların biçtiği bedele itiraz, bu
bedelin yükseltilmesi, tezyidi bedel davaları, Yargıtay kapısı, yıllarca
bedelin ödenmemesi, sürüncemede bırakılması, insanların mülk sahibi olduğuna
bin pişman edilmesi uygulamasına bu model bir şekilde son vermektedir, son
verecektir. Bu anlamda, vatandaşla devlet arasındaki ilişkilerde
dengeyi gözetmeye ve yargıya güvenmeyi esas olarak ortaya koymaya, bir formüle
dönüştürmeye yönelik bu düzenlemeyi biz içtenlikle destekliyoruz, doğru bir
düzenlemedir diyoruz. Vatandaşla devlet arasındaki ilişkide, devletin
ihtiyaçlarıyla gücü ve vatandaşın da mülk sahibi olarak hakları arasındaki
dengeyi kurabilecek bir modeldir diye düşünüyoruz. Bu vesileyle, bir hususa daha işaret etmek istiyorum:
Bu, bir risk de aynı zamanda, bu yasanın uygulanmasında. Bugünkü sistemde de,
kıymet takdir komisyonlarının ortaya koyduğu bedele mahkemeler nezdinde itiraz
ediliyor. Mahkemeler, çok büyük ölçüde, yeni bedel tespitinde -yani, tezyidi
bedele konu olan değer artışında- bilirkişi sistemini kullanıyor. Şimdi de, bu
getirilen modelde de, yargıç, elbette bir emlak uzmanı değil; yargıç, elbette
bilirkişiden aldığı rakamlara ve değerlendirme raporlarına göre karar
verecektir. Bu modelin işleyebilir olması, çok sağlıklı bir bilirkişi sisteminin
kurulmasına ve bilirkişilerin seçiminden, niteliklerinden,
görevlendirilmesinden ve görev yapmada ortaya koyacakları profesyonelliğe kadar
pek çok unsura bağlı oluyor. Yani, artık, kararı yargıç veriyor; ama, bir defa
da, vatandaş adına, vatandaş lehine ve devlet lehine dengeyi gözeterek, bu
değeri de bilirkişi belirliyor. Dolayısıyla, bilirkişi tespiti, seçimi,
bilirkişilerin nitelikleri, bundan böyle, devletle vatandaş arasında kurulacak
dengenin en önemli unsuru haline getiriliyor. Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı tarafından oluşturulan alt komisyonda
görev yapmış bir arkadaşınız olarak, bu hususa özen gösterilmesi gerektiğine
işaret etmek istiyorum. Burada, tasarıya bir ilave yapıldı. Bundan böyle,
bilirkişi listelerinin hazırlanması, bilirkişilerin seçimi, eğitilmesi,
nitelikleri konusunda, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile Maliye Bakanlığının,
ortak bir yönetmelikle bu ilkeleri belirlemesi esasını getirdik; bu, bir ilk
adım. Bilirkişi, bundan böyle, vatandaşın malına devlet tarafından el
konulması, kamulaştırılması meselesinin ve buradaki sancılı uygulamaları
ortadan kaldırmanın en önemli ve kritik unsuru haline geliyor, yargıç kadar
önemi ve ağırlığı olan bir müessese olarak ortaya çıkıyor. Bu yönde atılmış iyi
niyetli adımın, uygulamada, sistemi güçlendireceğine inanmak istiyorum. Sözlerimi tamamlamadan önce, bir temennimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Uzun yıllar devlet yönetiminde bulunduğum dönemlerde, vatandaşın, malının,
devlet eliyle bir şekilde gasbedilmesi demek istemiyorum; yasal bir sistem,
yani, kullanımından mahrum edilmesi sonucunda ne büyük ıstıraplara maruz
kaldığını, ne kadar büyük bir ıstırap içinde kapılarda dolaştığını, devlet
kapılarını aşındırdığını, hem malından hem onurundan hem zamanından ne kadar
fedakârlık ettiğini yaşamış bir insan olarak, bir arkadaşınız olarak, getirilen
sistemin, yeni düzenlemenin, bundan böyle, yeni sistem içinde, vatandaşlarımıza
bir işkence olmamasını, onların hak kaybına neden olmamasını, mallarının
bedelinin, değerinde, ölçüsünde, gecikmeden, zamanında ve onlar için bir
sıkıntı yaratmayacak ölçüde ödenmesini temenni ediyorum. Bu sistem, bu anlamda,
inşallah, bekleneni verecektir. Bunun, ülkemize, milletimize ve vatandaşlarımıza hayırlı olmasını
diliyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kabataş. Fazilet Partisi Grubunun görüşlerini, Bolu Milletvekili Sayın İsmail
Alptekin ifade edeceklerdir. Buyurun Sayın Alptekin. (FP sıralarından alkışlar) Süreniz 20 dakikadır. FP GRUBU ADINA İSMAİL ALPTEKİN (Bolu) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 653 sıra sayılı Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde, Fazilet Partisi Grubunun görüşlerini arz
etmek üzere huzurlarınızdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli milletvekilleri, Kamulaştırma Kanunu deyince, halk nazarında,
gayet açık bir şekilde anlaşılan, devletin, vatandaşın malına, vatandaşın
gönlü, rızası olmasa da, belirli prosedür içerisinde el koyması, o malı
devletin tasarrufuna sunması olarak ifade ediliyor. Bu yasa, yıllardır, hukukçular tarafından, vatandaş tarafından, hatta,
idarenin her birimi tarafından değişik şekillerde tartışılmış, konuşulmuş,
yanlışları, eksikleri, sıkıntıları değişik şekilde ortaya konulmuştur. Baro
dergileri, zaman zaman sayfalarını bu yasaya açmıştır. Bilim adamları,
hukukçular, bu yasa üzerinde görüş ve düşüncelerini aktarmışlardır. Hâsılı, bu
yasadan, bugüne kadar, devlet de memnun değildir, vatandaş da memnun değildir.
Böyle bir noktada, önümüze sunulan değişiklik tasarısını ve bu tasarının
hazırlanmasında hakikaten, emeği geçen bütün arkadaşlarımızı, burada tebrik
ediyoruz ve kendilerine teşekkür ediyoruz. Günün ihtiyaçlarına göre, Türkiye'nin şartlarına göre imkânlar dahilinde
eksikleri, sıkıntıları ve zorlukları aşan ve belirli bir mesafe alacak bir
tasarı hazırlanmış. Bu tasarı, aynı zamanda devletin yapısıyla da ilgili.
Liberal devlet uygulaması tatbik eden cumhuriyetlerde, devletlerde, elbette ki,
vatandaşın hakkı, gayrimenkullerinin değeri kutsaldır, önemlidir. Devletçi bir
sistemi olan, anayasal sistemi olan devletlerde ise bu yasanın fazla önemi yoktur. Değerli milletvekilleri, bu tasarıda birkaç konu esas alınmıştır. Her
şeyden evvel, devlet, bir kamulaştırma yapacak ise, hesabını kitabını yapacak,
programını yapacak, ihtiyaç önceliğini belirleyecek ve bütçesine de parasını
ayırmak suretiyle kamulaştırma işlemine başlayacaktır; birinci özellik budur. Tabiî ki, şimdiye kadar, şikâyetlerin en önemli kaynağı buradan
geliyordu. Devlet kamulaştırma yapıyor; ama, tahsisatı yok, bütçesi yok... Ben
kamulaştırayım, rayicin çok altında bir değerle kamulaştırma işlemini
tamamlayayım, ondan sonra, buyur, sen mahkemeye başvurabilirsin gibi bir
anlayış içerisinde, bugüne kadar yapılan haksız kamulaştırmalar vatandaş ile
devleti daima karşı karşıya getirmiş ve yıllardır, Türkiye'de, binlerce,
onbinlerce, hatta hatta, mübalağa değilse, yüzbinlerce kamulaştırma davalarının
mahkemelerde rafları işgal ettiği görülmüştür. Hatta, Yargıtayda, özellikle
kamulaştırma davalarına bakan 5 inci Hukuk Dairesi son zamanlarda işe
yetişemediği için, ayrıca yeni bir daire oluşturulmuş ve birkısım kamulaştırma
dosyaları da bu daireye verilmiştir. Öyleyse, anlaşılıyor ki, bu yasaya ihtiyaç
var. Bir diğer husus; kamulaştırma işlemleri uzun sürüyor, prosedürü uzun
sürüyor; bunun süratlendirilmesi lazım; hem vatandaş mağdur olmasın hem de
devlet ortaya koyduğu plan ve projesini, hedeflediği işlemlerini kısa sürede
yapabilsin, kamulaştırdığı ve el koyduğu bu gayrimenkulleri istediği şekilde
hizmete sunabilsin. Bu noktada da, yasada, önemli değişiklikler yapılmıştır. Bir diğer değişiklik ise, yine, Kamulaştırma Yasasında bedel tespitinin
nasıl yapılacağı şeklindedir. Bugüne kadar, sizin de bildiğiniz gibi, devlet
kamulaştırıyor; eğer, vatandaş kamulaştırma bedelini beğenmiyorsa, mahkemeye
başvuruyordu. Bu mahkemeler yıllar sürüyor, yeni masraflar, yeni sıkıntılar ve
yeni külfetlerle, hem devletin ödeme miktarı artıyor hem de vatandaş arzu
ettiği neticeye ulaşamıyordu. Biraz önce konuşan Doğru Yol Partisinin değerli temsilcisinin de ifade
ettiği gibi, Türkiye'de halen Kamulaştırma Yasasına bağlı olarak açılmış
davalardan, sonuçlanmış, kesinleşmiş ve ödenmesi gereken milyarlarca liralık
ödemeler var. Tatbikattan gelen, uzun yıllar avukatlık yapmış olan bir kardeşiniz
olarak, bir milletvekili arkadaşınız olarak, bu davaların arasında bulundum.
Emin olun, şu anda, Türkiye'de, on yıl ödenmemiş dosyalar var. Karayolları
kamulaştırma yapmış, tıkanmış kalmış, Devlet Su İşleri kamulaştırma yapmış ve
bunun arasında, ayrıca, ifade etmek istiyorum ki, son 20 yıl içerisinde,
belediyeler de kamulaştırma yapmış, Arsa Ofisi kamulaştırma yapmış; ama,
yapılan bu kamulaştırmalar sonunda, ortaya çıkan trilyonluk rakamları, bu
kurumlar ödeyememiş. Böylece, biz, şu ana kadar ödenmemiş birçok dosya, mağdur
edilmiş birçok vatandaş olduğunu biliyoruz. Şimdi, bu tasarıyla, bu problem,
kısmen, zannediyorum ki, ortadan kalkacaktır. Değerli arkadaşlar, bir başka husus; mevcut Kamulaştırma Yasasında da
var; fakat, bugüne kadar çok işletilmemiş olan satın alma usulüdür.
Kamulaştırma Yasasının bu satın almayla ilgili hükmü, bedel takdir ediliyor,
vatandaşla sulhen anlaşılıyor, satın alma yoluna gidiliyor; ama, bugüne kadar,
biz, bunun çok fazla işletildiğini görmedik. Yeni yasada bu işlerlik
kazandırılmaya çalışılıyor, ama ben bu noktada -tecrübelerime dayanarak- ifade
ediyorum ki, bu yasanın çok da iyi ve kolay işleyeceği şüphesi içerisindeyim;
çünkü, idare, bürokrasi, bugüne kadar, bu konuda, ileride bir sorumluluk
anlayışı içerisinde, meselenin daha ziyade mahkemeler kanalıyla hallini tercih
etmiştir. Ümit ediyoruz ki, bundan sonra, bu tatbik edilir; çünkü, bizim
anlayışımıza göre, devlet vatandaşıyla kavgalı değildir. Eğer, bir yere
ihtiyacı varsa, bu yerin gerçek bedeli ödenmeli, vatandaşın da rızası alınmalı
ve satın alma yoluyla bu iş hallolmalıdır; vatandaş da memnun olmalı ve devlet
de huzurlu olmalıdır. Bu madde, bizce, çok önemlidir, inşallah işletilir diye
düşünüyorum. Değerli arkadaşlar, bir başka husus; bugüne kadar, çok problem ortaya
çıkarmış olan, kamulaştırılan gayrimenkullerin tapusuz olması, tapulu olanların
da ihtilaflı olmasıdır. Bu çok önemli bir problemdir. Gerçekten, bu konuda,
madde 18 ve madde 19'da yeni bir düzenleme getirilmiştir, bu düzenlemeyi
fevkalade olumlu görüyorum. Eğer bir gayrimenkul ihtilaflı ise, davada ise,
bilhassa kadastro mahkemelerinde ise, uzun yıllar sürüyor, ihtilaf oluyor,
kamulaştırıyor, parayı da bloke ediyor, ondan sonra iş kalıyor. Yine, ben,
tatbikatta bildiğim haliyle ifade ediyorum: Şu anda, on yıl önce
kamulaştırılmış, bedeli bloke edilmiş, hâlâ muhakemesi devam eden ve asıl hak
sahiplerinin parasını alamadığı ve bugün için artık bir değer ifade etmeyen
kamulaştırma olayları var. Yeni tasarıda, kamulaştırılan gayrimenkulün bedeli
bloke edilecek; ama, 3 aylık vadeli hesaplara yatırılmak suretiyle, burada
vatandaşın mağdur olmaması da sağlanmış olacak. Bu arada bir hususu da sayın hükümet temsilcisi Bakanımıza burada ifade
etmek istiyorum: Bütün milletvekili arkadaşlarımızın şu veya bu şekilde ilgisi
olan, kadastro mahkemeleri Türkiye'de. Türkiye'de kadastro mahkemelerinin
mutlaka belirli bir düzenlemeye getirilmesi lazım. Bir insan ömrünün yetmediği
30 yıllık, 40 yıllık kadastro davaları var. Bu davalar bir türlü
sonuçlandırılamıyor ve bu davalara bakan hâkimler, tam dosyanın içerisine hâkim
olmuşken, davaları bitirecek noktaya gelmişken, keşifler yapacak ve delilleri
karar safhasına yaklaştıracak bir haldeyken, yeni bir kararnameyle tayin
oluyor, onun yerine gelen hâkim ise, bu, kuzulaşmış, kabarmış ve binlerce
sayfadan oluşan kadastro mahkemeleriyle ilgili dava dosyalarına sil baştan
yeniden bakmak zorunda kalıyor. Hangi ile, ilçeye gitseniz, kadastro
mahkemelerine uğrasanız, oradaki dosyalara baktığınız zaman, zaten meselenin ne
noktada olduğunu göreceksiniz. Bu konuyu da böylece bu tasarı bir noktada
çözmüş; hem ihtilaflı hem de henüz tapulu olmayan gayrimenkullerin durumunu
halletmiş, dava sonunda, mülkiyet kiminse, ona da parasının mağdur olmayacak
şekilde verilmesi imkânını sağlamıştır. Bunu da, biz, fevkalade olumlu bir yol
olarak görüyoruz. Bir başka yenilik ise -bizim kanaatimize göre çok önemli - idare,
kamulaştırma şerhi verdikten sonra, bazen acele davranmıyordu; yıllar
sürüyordu. Bu konuda, eski yasaya göre, iki yıl içerisinde işlem yapabiliyordu.
Türkiye'de, bir gayrimenkulün tasarruf haklarının iki yıl önlenmesi fevkalade
önemli. Yeni yasaya göre, bu, altı aya indirilmiş; bunu da fevkalade olumlu bir
hal olarak görmekteyiz. Değerli arkadaşlar, kamulaştırma işlemleri tamamlandıktan sonra,
kamulaştırma işlemini yapan idarenin, prosedür neticesinde oluşturduğu -takdir
komisyonu ve uzlaşma komisyonunun oluşturduğu- takdir bedeline vatandaş eğer
itiraz ediyorsa -idare de itiraz edebilir- bundan sonra asliye hukuk
mahkemesindeki prosedür geniş bir şekilde tasarıda belirlenmiş. Yalnız, benim,
burada tereddüt ettiğim bir husus var "bilirkişi incelemesine
gidecek" deniliyor. Bilirkişi ücretinin ve masraflarının kimin tarafından
karşılanacağı konusunda bu maddede bir açıklık yok. Bu konuda bir açıklama
getirilirse faydalı olur diye düşünüyorum. Eğer, taraflar anlaşamamışsa, ortada, kamulaştırmayı
yapan idare, vatandaş ve neticede, ihtilaf ortaya çıkmışsa vatandaşı savunacak
avukat var; bir de bilirkişi müessesesi var. Şimdi, yıllarca, bilirkişi
müessesesi üzerinde durulmuş, konuşulmuştur; hatta, maksadı aşan ifadeler
oluşmuştur. Bazı yazılarda ve makalelerde "Türkiye'de bilirkişilik
saltanatı var" denilmiştir. Bu, doğrudur, yanlıştır; ama, bir şeyler var
ki, bu, konuşuluyor. Bu konuda, elbette ki, tasarı ciddî düzenlemeler yapmış;
bir yönetmelikle de bilirkişilerin bilgi yönünden teçhiz edileceği ifade
edilmektedir; ama, biz biliyoruz ki değerli arkadaşlar, bilirkişiler de
insandır ve onlar bazı kriterler içerisinde rapor vereceklerdir. Süresi
kısaltılmış 7 güne indirilmiş; bu güzel; ama, 7 gün içerisinde bu iş
yapılabilir mi onu da bilemiyorum. Yalnız, şu ana kadarki, bu yasayla ilgili,
bilirkişilik müessesesi iyi bir not almamıştır, iyi bir geçmişi yoktur. Değerli arkadaşlar, kamulaştırmanın yapıldığı bölge
çeşitli maliklere, çeşitli davacılara aittir ve halen, çok müşahhas olarak
ifade ediyorum ki, sınır beraberliği olan iki gayrimenkulden birinin fiyatı bir
başka, diğerinin fiyatı bir başkadır ve bu raporlar, iki mahkemece
birbirlerinin dosyasına ibraz edilmek suretiyle itiraz edildiği halde ya yeni
bir bilirkişiye gidilmiş ya da ek rapor alınmış, maalesef, aynı sonuca, aynı
ölçüye, aynı değere ulaşılamamış ve neticede, Yargıtay bunları ayrı ayrı
zamanda incelediği için de, hem o dava tasdik edilmiş hem de bu dava tasdik
edilmiştir. Burada ortaya çıkan durum şudur: Adalet
zedelenmektedir; vatandaşın adalete olan güveni, bu yanlış ve çarpık tatbikat
sebebiyle sarsılmaktadır. O bakımdan, haklı olarak, bu yasada bilirkişilik
müessesesi üzerinde çok fazla durulması, bu müessesenin iyi teçhiz edilmesi,
gayrimenkullerin kıymet ve değerlerinin iyi belirlenmesi lazım. Şimdi, Türkiye, bazı noktalardan eksik. Bu konu
üzerinde, biz, tatbikatçı olarak şikâyetlerimizi belirtirken, dünyada bu nasıl
oluyor diye de sorduğumuz olmuştur geçmişte. Amerika'da, ileri ülkelerde
bölgeler ve beldelere göre gayrimenkullerin, aşağı yukarı, değerlerine belirli
kriterler konulmuş ve dolayısıyla bilirkişilerin çok fazla takdir hakkı yok;
ama, Türkiye'de durum böyle değil. Taşınmazın vasfı... Biz, taşınmaz üzerinde
duruyoruz. Taşınmazın vasfını tespit edecek olan bilirkişidir. Bu, arsa mıdır?
Arsa ise, bunun kriteri, değeri ayrı; bu, mücavir alan içerisinde henüz imar
görmemiş, belediye hizmetlerinden yararlanan bir arsa mıdır; arazi midir, arazi
ise bu sulu, sulanabilir arazi midir, kıraç mıdır, birinci sınıf mıdır, ikinci
sınıf mıdır; çayır mıdır mera mıdır; fındıklık mıdır? Bu konularda, Türkiye'de
ciddî ve belirli kriterler yoktur. Böyle olunca, bilirkişiler geliyor, bir
arsayı, sulu, sulanabilir arsa değeriyle değerlendiriyor, hemen onun
bitişiğindeki başka bir arsayı ise kıraç arsa olarak değerlendirip, arasında,
büyük, önemli, ciddî haksızlıklara sebep olacak sonuçlar ortaya çıkarabiliyor. Bu bakımdan, bu konularda da, yönetmelik çıktığı zaman,
gerekli ölçülerin konulmasını; ayrıca, yine, belediye sınırları içerisindeki
arsalar ve belediye sınırları dışındaki arazi ve mülkiyetlerin de belirli bir
ölçüye getirilmesi gerekir diye düşünüyoruz. Değerli arkadaşlar, bir başka husus, idareler
arasındaki ihtiyaç olan, kamulaştırılması gereken arsaların birbirlerine nasıl
verileceği husustur ve buna ilişkin hükümde de bir yenilik getirilmiştir,
pratikleştirilmiştir. Bunu da fevkalade olumlu bir gelişme olarak görüyoruz. Yalnız, burada, idarenin, kamulaştırdıktan sonra, ola
ki, programı değişti, düşüncesi değişti, bir ihtiyaç fazlası oluştu ve
kamulaştırdığı arsanın geri verilmesi durumu var. Bu, eski yasamızda da var;
çerçeve madde 13 ve Kamulaştırma Yasasının 22 nci maddesi. Burada deniliyor ki,
eğer, kamulaştırılmış olan bir arsa, ihtiyaç yoksa, kamulaştırmaya neden olan
idarenin ihtiyacı yoksa, başka idarelere de teklif edilmiş ve alınmamışsa, bu
vatandaşa, bir tebligatla, geri veriyorum al arsanı deriz, üç aylık süre verir
ve arsası, aldığı bedeli iade etmek suretiyle geri iade edilir. Türkiye, enflasyonlar ülkesi. Bakınız, vatandaşımızın
hakkını burada korumak bizim görevimiz; ama, devletin hakkını korumak da
görevimiz. Bana göre -komisyon bunu nasıl değerlendirdi bilmiyorum- üç aylık
süre kısa, altı aylık bir süre tanınması lazım; çünkü, tebligatlar uzayabilir. İkincisi ise, geri iadede, aradan iki yıl geçmişse, üç
yıl geçmişse, arsa, gayrimenkul, Türkiye şartlarına göre öyle değişik durumlara
gelebilir ki, fevkalade büyük değer kazanmış olabilir. Bu durumda da, devletin
zararının nazara alınması, belki de nemasıyla birlikte geri verilmesi
düşünülebilir. Bu maddeyi, ben, şahsen, bir değişiklik önergesi
vermekten ziyade, Genel Kurulun bilgisine arz ediyorum. Neden öyle ifade
ediyorum; çünkü, bu tasarı, bütün Parlamentonun, bütün milletvekillerinin,
bütün siyasî partilerin ortak bir düşünce ürünü olarak ortaya çıkarılmıştır.
Eğer, komisyon uygun görürse, hükümet de buna katılırsa, 13 üncü maddede, esas
22 nci maddenin geri iade noktasında yeniden bir düzenleme yapılmasında fayda
gördüğümü ifade ediyorum. Çıkarılacak yasa, gerçekten, ihtiyaçları
karşılayacaktır; ama, elbetteki çok ideal olmayabilir. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Alptekin, lütfen toparlayınız. İSMAİL ALPTEKİN (Devamla) - Çünkü, vatandaşın elinden
biz gayrimenkulünü alıyoruz, devlet olarak, adalet terazimizle çok hassas
tartmak durumundayız. Bu noktaya gayret göstermiş tasarı. Tasarı, geneli
itibariyle olumludur. Tatbikatta ortaya çıkacak bazı eksikliklerin, bu Meclis
tarafından kısa zamanda düzeltilmesi de mümkün olan bir olaydır. Yasanın milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum,
Grubum adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Alptekin. Şahısları adına yapılan müracaatları arz ediyorum:
Sayın Polat, Sayın Alptekin, Sayın Genç ve Sayın Akın. İlk söz, Erzurum Milletvekili Sayın Aslan Polat'a ait. Buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar) Süreniz 10 dakikadır. ASLAN POLAT (Erzurum) - Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım. Şimdi, bu kanun tasarısının önemli tarafı şu: Evet,
arkadaşlar, bunun hukukî durumunu anlattılar; ben daha ziyade kamulaştırmada,
tezyidi bedellere, yani, çift mahkemelere lüzum kalmadan, tek bir
mahkemede ya önce anlaşmak,
anlaşılabilirse hazine arsalarıyla trampa yapmak, o da olmuyorsa tek mahkemede
bu işi çözmek... Bunun için de, en güzel
taraf olarak da, idareden meydana gelen bilirkişiler yerine, daha ziyade
piyasadan alınacak bilirkişilerle bu malın gerçek değerini bulup ve bunu tespit etmek deniliyor. Şimdi, bu, doğru; bu
doğru da, benim, burada üzerinde duracağım esas konu, biraz daha bunun ekonomik
yönü. Şimdi, size birkaç şey söylemek istiyorum; buradan bir
kere bu tezyidibedel davalarını azaltırsak, gerçekten, adliyede de önemli bir
rahatlama olur. Elimizdeki en son verilere göre şu anda 27 393 istimlak davası
açılmış ve bunlar, açılan davaların yüzde 2,4'ünü teşkil ediyordu ki, böylesine
davaları da kaldırırsak, adliyede en azından dava yönünden yüzde 2,4 gibi bir
iyileştirme sağlayacağız demektir. Şimdi, sayın milletvekilleri, burada, önce, istimlak edilecek yerin bir
kere parası peşin olarak yatırılmasa da ne olur; onu size anlatmak istiyorum.
Onun en büyük özelliği şu: Artık, yatırımlar bundan sonra böyle, ayrı ayrı, siyasî kararlarla rastgele yatırım yapmaya
gidemeyiz. Bu ne demektir; bakın, bunu size izah edeyim: Şu anda, Sayıştay 2000 raporuna göre, Türkiye'de 151
milyar dolar, şu anda mevcut yatırımlarımızda bir harcama yapılmış. 151 milyar
dolar!.. Bu yatırımların tamamlanması için ise henüz daha -toplamı 355 milyar
dolar olacaktı- şöyle böyle, 255 milyar dolar daha para lazım ki, şu anda
başlamış ve bitirilmemiş olan yatırımları bitirelim. Şimdi, buradaki rakamın
özelliği şu milletvekilleri: Doları 1 milyon 250 bin lira olarak bugünkü kurdan
düşünürsek, 151 milyar dolar demek; biz, demek ki, 188 katrilyon -bugünkü
parayla konuşursak, kur değeriyle 188 katrilyon- lira harcama yapmışız; fakat,
henüz bu yatırımlar işlemeye açılmamış ve bunlardan faydalanamıyoruz ve mevcut
yatırımları, Sayıştay raporunda da belirtildiği gibi, 204 milyar doları 1
250'yle çarparsak, 255 katrilyon lira daha -bugünkü kura göre hesaplarsak- para
lazım ki, bu, mevcut, başladığımız 5 400 civarındaki yatırımı bitirelim. Şimdi, bizim bu sene bütçede yatırıma ayırdığımız para nedir; hepsi, 3,5
katrilyon lira. O zaman, bu 3,5 katrilyon liradan gitmeye kalkarsak, hiçbir
yeni yatırım yapmazsanız -yeni kurdan konuşuyorum- yetmişiki yıl, yetmişüç yıl
ister ki, şu mevcut yatırımları bitirelim. Demek ki, biz, mevcut durumda, yani, arsanın bedelini koymadan,
yatırımların yüzde 10'u -yeni oldu yüzde 10; eskiden, o yüzde 10 sınırı da
yoktu- hemen, bir yatırıma, siyasî kanalla başla diyorduk, başlıyordunuz.
İstimlaki yok bunun, ödeneği yok bunun ve neticede, bir yatırım yıllarca uzayıp
gidiyordu. Bunun neticesinde de ne oluyordu; işte, böyle belirttiğimiz gibi,
büyük bir yatırım stoku meydana geliyordu. Mesela, şimdi, en son bir netice vereyim: Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanı, Plan ve Bütçe Komisyonunda "2000 yılı için benim şu barajlardan
dolayı istimlak için 250 trilyon lira paraya ihtiyacım var; bütçeye koyduğunuz
rakam, 57 trilyon 690 milyar lira 2000 yılı için; istediğimin yüzde 23'ü"
dedi. Yani, ne oluyordu böyle; bu durum karşısında, istimlak etmişsin, baraj yapmaya
başlamışsın, vatandaşın arsasının parasını ödememişsin; ancak, yüzde 20'sini
verebiliyorsun. Dolayısıyla, vatandaş da bunu alamayınca, bizi Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesine şikâyet ediyordu, şikayet edince de ne oluyordu; biz mahkûm
oluyorduk. Bakın, ilginç olduğu için size misal vereyim: Bizim, en son bütçe
rakamlarımızda, kamulaştırma için ayırdığımız para 124 trilyon lira bu sene;
fakat, ilk üç ayda, bizim, kamulaştırmaya verdiğimiz para 397 milyar lira.
Şimdi, biz, kamulaştırma için üç ayda 397 milyar lira verirken, sadece, Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesinde Elazığlı 3 vatandaşın devlet aleyhine açtığı bir tek
davadan dolayı, 472 000 Amerikan Doları -bugünkü kurdan hesaplarsak, 500 milyar
lira civarında bir bedel- ödemeye mahkûm edildik. Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesinde 500 milyar lira bedeli 3 kişi için ödüyoruz; ama, bu senenin üç
ayında Türkiye'deki tüm kamulaştırma davaları için bütçeye konulan para 397
milyar lira; onun, neredeyse, hemen hemen yarısı kadar bir rakam. Şimdi, bu neyi gösteriyor; çok dengesiz olarak kamulaştırmalara
girmişiz, girdikten sonra da vatandaşlarla mahkemelik olmuşuz, vatandaşlarla
mahkemelik olduktan sonra da, çok önemli ölçüde tazminatlar ödemeye mahkûm
kalmışız. Şimdi, bu durum karşısında, eğer, biz, önceden bedelini
yatıramadığımız yerleri istimlak edemeyeceğiz hükmünü getirirsek, kamu
yatırımlarındaki bu büyük yığılmalar önlenmiş olur; ama, bunun bir başka
tehlikesi var, o da şudur: Barajlar gibi, otoyollar gibi, büyük istimlaklara
dayanan bedelleri de, peşinen önce yatıramadığımız müddetçe, bu sefer, çok acil
olduğu zaman, bu yatırımlara başlayamama tehlikesi meydana gelmektedir ve o
zaman, ancak, belki, Türkiye'de bütün yatırımları kesip, sadece o çok önemli,
marjinal diyebileceğimiz yatırımlara yöneliriz. O zaman da, yatırımlar arasında
bir dengesizlik meydana getirebiliriz diye düşünüyorum. Bu noktada, yani, bu,
eğer, büyük baraj yerlerinde ve karayolları yerlerinde iyi bir anlaşma
yapamazsak, vatandaşla anlaşamazsak, onun bütün parasını nakit olarak yatırmadıktan
sonra istimlak edemeyiz hükmü de, biraz, bana, şey geldi; vade yapmak, en
azından, normal faizlerden bir vade hakkı tanımak da daha makul olur diye
düşünüyorum. Aksi halde, çok kısa bir zaman sonra... Devlet Planlama
Teşkilâtının da o yönlerden bazı endişeleri var; büyük yatırımlarda... Çünkü,
yüzde 10'luk yatırımlarda bile o itirazı yapıyordu; yani, yüzde 10 yatırım
ödeneği konulmadan, Devlet Planlama Teşkilâtı, büyük yatırımlarda zorlanıyorum
diyordu. Şimdi, arazinin bütün bedelini birden ödeyeceğim deyip de kendinizi
bağladığınız zaman, bir yandan, iyi iş yaptığımızı söylüyoruz; ama, büyük
yatırımlarda da devleti çıkmaza sokarız diye düşünüyorum. Sayın milletvekilleri, bakın, mesela, Devlet Su İşleri, bugün... Şurada
ödediği, istediği istimlak bedelinin dörtte 1'ini; yani, yüzde 24'ünü bile zor
koyan Devlet Su İşleri, bir bakıyorsunuz ki, kendi içerisinde kamulaştırma
haritası, emanet usulü yapım bölümü açmış, kamulaştırma haritaları inşaat
muhatarası ve kamulaştırma haritalarının ihaleyle yapılması için bölümler
açmış. Devlet Su İşleri, bugüne kadar, 700 000 hektarlık alanın
kamulaştırmasını yapmış; çünkü -hiç, bunun parasına bakmadan- nasıl olsa,
parayı ileride öderim demiş. Bu 700 000 hektarlık alanın kamulaştırmasını
yaptıktan sonra da, hemen, devletin burada sanki parası varmış gibi, biraz önce
de bahsettiğim gibi, yüzde 10 yatırım isteği yokken, ona dahi dikkat etmeden
sürekli yatırıma girmişler ve kamu blokunda, 5 400 adet gibi çok afakî
diyebileceğim bir yatırım stoku meydana gelmiş. Bunlar için de... Bugünkü
bütçemizi 48 katrilyon kabul edersek, bu 48 katrilyon liralık bütçemize rağmen,
bütçemize göre... Bunlara, böyle afakî olarak bahsettiğim 188 katrilyon lira
-bugünkü kur üzerinden hesaplarsak- para yatırıyorsun, mevcut bütçenin, şöyle
böyle 3,5 katını yatırıyorsun; ama, onlardan faydalanamıyorsun. Onlar, kendi
içerisinde yıpranmaya da gidiyor; fakat, bir taraftan da, yüzde 100, yüzde 200
faizlerle borçlanmaya gidiyorsun, bu da çok yanlış diye düşünüyorum. Yalnız, burada bir şeye daha dikkatinizi çekerek konuşmamı bitirmek
istiyorum. Şimdi, Sayın Başbakan Ecevit'in gerekçesi çok ilginç, burada, biz,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde tazminat ödediğimiz zaman, bu tazminatlardan
dolayı memleketimiz aleyhinde insan hakları davalarından ceza yiyince,
uluslararası itibarımız kayboluyor ve bu, bizi, devletimizi çeşitli
platformlarda zor duruma düşürüyor deniliyor; ama, hükümete şunu söylemek
istiyorum -ki, o da çok ilginçtir- devletimiz, sadece bu kamulaştırma
davalarından dolayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemelerine mahkûm olmuyor ki!
Devletimiz, bu arada, en çok, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde, insan hakları
ihlallerinden, kayıplardan, yaşam hakkına riayetsizlikten, düşünce, çok daha
büyük cezalar ödüyor. Mesela, bu istimlak bedelini ödemekle ilgili bahsettiğim
davanın yanı sıra, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bir şahsın iki evladı yok
olduğu için, -bulunamamışlar, ölmüşler- iki çocuğunun can güvenliğini niye
sağlayamadın, bunlara niye sahip olamadın, bunlar nerede diye, Türkiye'yi 100
000 dolar ödemeye mahkûm etmiş.devlet tazminat ödemiş Buradan nereye gelmek istiyorum; devlet, kamulaştırmadan, vatandaşımın
parasını ödeyemiyorum, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde mahkûm oluyorum, bu,
beni, çeşitli dünya platformlarında mahcup ediyor diyor ama, daha büyük
davaları, daha büyük kayıpları, insan hakları davalarında, yaşam haklarında,
düşünce özgürlüğünde, fikir özgürlüğünde kaybediyoruz, hatta siyasî partileri
kapatma davalarında veriyoruz; ama, bu konuda bakıyorum, hükümetin en ufak bir
telaşı, en ufak bir çalışması yok. Yine de, ben, getirilen bu yasanın, en azından, kamudaki aşırı arsa
stokunu önleyeceğini, devletimizi ve işbaşında bulunanları biraz daha akılcı
yatırım yapmaya zorlayacağı için olumlu buluyor, hepinize saygılar sunuyorum.
(FP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Polat. İkinci söz, Bolu Milletvekili Sayın İsmail Alptekin'e ait. Buyurun efendim.(FP sıralarından alkışlar) Süreniz 10 dakika. İSMAİL ALPTEKİN (Bolu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 653 sıra
sayılı kamulaştırma yasa tasarısının geneli üzerinde görüşlerimi arz etmek
üzere huzurunuzdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Şu ana kadar konuşan değerli arkadaşlarımızın da ifade ettiği gibi,
bugüne kadar şikâyet konusu olan Kamulaştırma Yasasında, Meclisimiz çok önemli
bir gelişme, mesafe katetmiş ve huzurumuza, hakikaten, birçok yönleriyle
meseleleri çözecek, vatandaşla devlet arasındaki ihtilafları asgariye indirecek
bir yasa tasarısı getirmiştir. Geneli itibariyle olumlu ve faydalıdır. Tabiî ki, işin içerisinde, gayrimenkul, vatandaşın malı mülkü olunca,
mutlaka, belirli noktalarda memnuniyetsizlikler olabilecektir. Mesela, biraz
geriye doğru gidecek olursak,hatırlayacaksınız, yıllar önce, Kamulaştırma
Yasasında, dava yolu kapatılmış ve devletin kamulaştırmadaki ölçüsü, vatandaşın
vergi kaydı olarak kabullenilmişti. O dönemde binlerce gayrimenkul
kamulaştırılmış ve bu kamulaştırılan gayrimenkullerin -Türkiye tatbikatı, bir
realite; yani, bugün de aynı, aksini söyleyemeyiz- vergi değerleri, değişen,
gelişen enflasyon içerisinde hız kazanan Türkiye piyasasına göre, hep geride
kalmıştır. Vergi değeri üzerinden kamulaştırma yapıldığı için de, geçmişte,
haksız olarak vatandaşın malına el konulmuştur. Bu tasarı müzakere edilmeden önce, bu tasarının müzakere edileceği ve
komisyonda görüşüldüğü ifade edildiğinde, vatandaşlardan değişik şekillerde
tepkiler aldık, zannediyorum, sizler de aldınız. Peki, siz, böyle bir tasarı
hazırlıyorsunuz, hakkaniyete, adalete uygun bir hale getirmek istiyorsunuz;
ama, yıllar önce, vatandaşın malını yok pahasına, bir pul karşılığı, devlet, el
koymuştur, bunlar ne olacaktır diye sorulan sualler var; biz, bunlara muhatap
olduk. Elbette ki, hukukî zemin içerisinde, geriye yönelik, geçmişe yönelik bir
icraat yapmanın ne kadar zor olduğunu biz biliyoruz; ama, bu bir yaradır, bu
bir problemdir; bu da, belki, düşünülmesi lazım olan hususlardan birisidir. Değerli arkadaşlar, ben, yine, bir başka husus olarak şunu belirtmek
istiyorum: Devlet, parası kadar kamulaştırma yapacak, kamulaştırma işlemleri
hızlı olacak ve kamulaştırma, bütçesinde, ödeneğinde var olan miktar üzerinde
olacak. Yine, açıklanması gereken bir husus, bu, nereden bakarsak bakalım; bir
dört aylık, bir, altı aylık çalışmadır. Bu süre içerisinde işin başladığı nokta
ile bittiği nokta arasında bu gayrimenkullerin üzerinde ve değerinde önemli
miktarda artışlar olabilir, değişiklikler olabilir. Şimdi, bu durumda, benim, sayın hükümetten ve komisyondan öğrenmek
istediğim bir husus var. İdare, ödeneği kadar, ödeneği üzerinde kamulaştırma
yapacağına göre, yapılan değer tespitlerine taraflar kabul etmediği, uymadığı
takdirde, mahkemeye müracaat edilecek, mahkeme, bilirkişi heyeti oluşturacak ve
bilirkişiler bir kıymet takdir edecekler. Buna itiraz olduğu takdirde, yeni bir
bilirkişi incelemesi de yapılabilecek. Yapılan bu incelemeye göre ortaya
çıkacak olan değer ve miktar, bu kamulaştırmanın bedeli olacağına göre, şimdi
ben, burada, sayın komisyondan ve hükümetten bir şeyi öğrenmek istiyorum:
Acaba, ödenekle ortaya çıkacak bu değer çakışmadığı takdirde, nasıl bir ödeme
yapılabilecek; ödenek yokluğu var denilmek suretiyle, bugünkü şikayetlerin
devamı o zaman da devam edecek mi? Bu hususunun, elbette ki, burada
aydınlanması, açıklanması gerekiyor. Değerli arkadaşlar, bu vesileyle, yine Türkiye'de, bugüne kadar,
barajlar vesilesiyle Devlet Su İşlerinin, karayolları ve otoyollar vesilesiyle
Karayollarının ve toplukonut vesilesiyle de Toplu Konut İdaresinin ve
belediyelerin kamulaştırdığı gayrimenkuller var, bunların ödenmemiş olan
bedelleri var; bu bedeller nasıl ödenecek?.. Şu ana kadar, on yıldır ödenmemiş bedeller var. Hakikaten, çok gülünç
bir miktar ortaya çıkmış durumda. Bu konuda, hükümetin ve ilgili bakanların
herhangi bir düşüncesi, planı, programı var mı? Bu konunun da, bu vesileyle, bu
kürsüden, milletimizin merakla beklediği, binlerce insanın, bu kanunun
müzakeresi sebebiyle, geçmişteki icraatların ve alacaklarının da nasıl tahsil
edileceğini öğrenmek istiyor, merakla bu hususu bekliyorlar. Bu konuda da,
burada, belirli bir şekilde bir mesafe alınması, aydınlatılması lazım. Bu yasa, elbette ki, birçok yönüyle, devleti, birçok külfetten
kurtaracaktır. Bilhassa, kamulaştırma konusu olan idarelerin avukat ihtiyaçları
var, kadroları yok; avukat sıkıntıları var, davalar gereği gibi takip
edilemiyor ya da kadro oluşturuluyor, birçok avukat alınıyor; bu işlemler
bittikten sonra, yeni bir hizmet ve yeni bir görev verilemiyor. Bu yönüyle de,
yasa, bürokrasiyi durduracak, birçok kadroların ve teknik insanların
çalışmasını da ortadan kaldıracak, devlette bir tasarrufu sağlayacaktır. Bugüne kadar benim anlayamadığım bir başka husus; devlet, farzımuhal,
bir belediye, bir karayolları kamulaştırma sebebiyle açılan davada, bilirkişi
ücreti ödüyor, harçlar ödüyor. Yani, devlet, bunu bir cebinden çıkarıyor, bir
cebine koyuyor; bir kârı yok; ama, bu ödemeler sebebiyle rakamlar şişiyor,
ödenekler şişiyor. Hatta, bazen, yıl sonlarına rastladığından, idareler,
verilen kararları temyiz edecek harçları, ödenekleri bulamadıkları için zor duruma
düşebiliyorlar. Bu yönde önemli bir gelişme; hakikaten, birçok mesele çözülmüş
oluyor. Diğer bir husus, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine müracaatlarla, bu
davalar sebebiyle, Türkiye'nin imajı ciddî manada bozulmuştur. Parasını
alamayan, yıllarca bekleyen insanlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine müracaat
etmişler ve burada, beklenilenin ötesinde tazminatlara hükmedilmiştir. Hâsılı,
devlet, ödememek suretiyle bunda kâr etmemiştir; daha büyük maddî zarar ve
bunun yanında, siyasî bedel ödemek suretiyle, başka bir zarar da ödemiştir. Bu
yolun da, ümit ediyorum ki, önemli miktarda kapanacağı ve devletle vatandaş
arasındaki ihtilafın, mutlaka, adil bir şekilde, bir noktada da sulh yoluyla,
satın alma, pazarlık yoluyla da hallolacak bir mekanizmada işlerlik sağlayacak
bir yenilik getirilmiştir. Bu da, devletin yatırımlarının, projelerinin ve
planlarının bir an önce tahakkuk etmesi bakımından önemli bir gelişmedir. İmar
planlarında ve devlet yatırımlarında öyle işler oluyor ki, kamulaştırmadaki
ihtilaf sebebiyle, yol açılamıyor, imar yapılamıyor, hizmet yapılamıyor,
binalar yapılamıyor. Bunu da, iş hızlandırılmak suretiyle devletin
hizmetlerinin daha hızlı yürümesini, ekonomik olmasını sağlayacak bir yenilik
olarak görüyorum ve yasanın hayırlı olması dileğiyle, hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Alptekin. Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır. Şu ana kadar Başkanlık Divanına soru talebi intikal etmedi; var mı
efendim?.. Yok. DEVLET BAKANI EDİP SAFDER GAYDALI (Bitlis) - Hükümet adına söz
istiyorum. BAŞKAN - Devlet Bakanı Sayın Edip Safder Gaydalı, hükümet adına görüş
bildirecekler. Buyurun efendim. Süreniz 20 dakika. DEVLET BAKANI EDİP SAFDER GAYDALI (Bitlis) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. Yürürlükteki Kamulaştırma Kanununda değişiklik yapılması ihtiyacının
duyulmasının nedenleri, Yüce Meclise sunulan kanun tasarısının gerekçesinde
etraflıca açıklanmıştır; ancak, bu gerekçede sayılan haklı ve yerinde
nedenlerden en önemlisi, kamu yararının gerektirdiği ve zorunlu hallerde,
idarenin yatırım programlarında yer alan yer alan yatırımları için
bütçelerindeki kamulaştırma ödenekleri kadar kamulaştırma yapmalarının temini
ve böylelikle, zorunlu olmayan hallerde gereksiz yere kamulaştırma yapılması
önlenerek, kamu harcamalarının kontrol altına alınması ve disipline
edilmesidir. Bu suretle, kamu yatırımlarının önem ve öncelik derecelerine göre
ödenekleri ayrılmış belli bir plan ve program çerçevesinde gerçekleştirilmesi
yanında, kamulaştırma bedellerinin geç ödenmesinden kaynaklanan ve Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi nezdinde ilave hak arayışlarına kadar uzanan yakınmaların da
ortadan kaldırılması sağlanmış olacaktır. Tasarıyla, kamulaştırma hukukuna oldukça önemli yenilikler getirilmiş,
mevcut 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun onsekiz yıla yakın bir uygulamasından
alınan sonuçlarda görülen noksanlıklar doldurulmuş ve uygulamada zorluk
çekilen, duraksamalara neden olan birçok noktalarda yeni düzenlemeler
yapılmıştır. Yapılan bu düzenlemeleri şu şekilde özetlemek mümkündür: 1- Devlet ve kamu tüzelkişiliklerince yeterli ödeneği temin edilmeden
kamulaştırma işlemlerine başlanılmayacaktır. 2- Kamulaştırma öncelikle satınalma ve trampa usulünü uygulama yoluna
gidilecektir. 3- İdare ve malik arasında anlaşma sağlanamaması halinde idarenin
başvurması üzerine kamulaştırma bedeli mahkemece tespit edilecektir. 4- Mahkemece tespit edilen bedelin öngörülen süre içinde hak sahibi
adına bir bankaya yatırılmasıyla birlikte, taşınmaz mal, kamulaştırmayı yapan
idare adına tescil edilecektir. 5- Mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedeline karşı temyiz yoluna
başvurulabilecektir. Anayasamız mülkiyet hakkına saygılı ve bu hakkı koruyan bir rejimi
öngörmektedir. Yüce Meclise sunulan bu tasarıda da, Anayasamızın 35 ve 46 ncı
maddeleri hükümlerine ve tarafı
olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin, mülkiyetin korunmasına ilişkin
hükmüne tümüyle uygun bir düzenleme içermektedir. Sayın üyelerin çok değerli katkılarıyla bu noktaya gelen tasarı üzerinde
konuşan parti temsilcilerinin de birkaç sorusu olmuştu; izninizle, onlara da
cevap vermek istiyorum. Sayın İsmail Alptekin Beyin, bilirkişi ücretinin kimin tarafından
ödeneceğinin belirtilmediği ifadesi vardı; ancak, tasarının 16 ncı maddesiyle
değiştirilen 29 uncu madde hükmünde bu husus açıklanmış ve bu konudaki tüm
giderlerin, kamulaştırmayı yapan idarece ödeneceği hükme bağlanmıştır. Kamulaştırılan taşınmaza ihtiyaç bulunmaması halinde malike iadesi, tümüyle
malikin kabulüne ve rızasına bağlıdır. Malikin kamulaştırmada bir kusur ve
temerrüdü olmadığı için, kamulaştırma bedelinin faiziyle istenilmesi, hukukun
genel hükümlerine de aykırı olur. Ayrıca, Sayın Alptekin, bilirkişi raporları ile ödenek arasında bir fark
olursa ne olacak diye sormuşlardı. İlgili kurumca, Malîye Bakanlığınca eködenek
istenecektir, sağlanamazsa, -ki, bu, yüzde 50'ye kadar zaten kanun gereğidir-
bir sonraki yıla sarkarak, bütçe karşılığı gösterilip, bir sonraki yıl
kamulaştırması yapılacaktır. Sayın Polat'ın da, Elazığ'da sadece 3 kişiye 400 000 küsur Amerikan
Doları ödendiği şeklinde bir beyanatı oldu. Oysa, 4 kişi değil, 27 kamulaştırma
başvurusuna, 355 592 ABD Doları maddî, 79 000 ABD Doları manevî ve 12 500 ABD
Doları da yargılama gideri olmak üzere, toplam 447 092 ABD Doları ödenmiştir. Saygılarımla arz ederim efendim. (Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan. Maddelere geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Maddelere geçilmesi kabul edilmiştir. 1 inci maddeyi okutuyorum: KAMULAŞTIRMA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK
YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI MADDE 1. - 4.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3
üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. "İdarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine
başlanılamaz." BAŞKAN - İlk söz, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Hatay Milletvekili
Sayın Mehmet Dönen'e ait. Buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. DYP GRUBU ADINA MEHMET DÖNEN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; görüşülmekte olan Kamulaştırma Yasa Tasarısının 1 inci maddesi
üzerinde Doğru Yol Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım
adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlarım, Kamulaştırma Yasası, bugün, gerçekten, ihtiyaç
duyduğumuz bir yasa. Bu yasa tasarısı Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken,
Doğru Yol Partisi Grubu olarak, bizim de önemli katkılarımız oldu ve Sayın
Kemal Kabataş arkadaşımız, alt komisyonda, gerçekten değerli katkılarda bulundu
ve bu katkılarla, bizim de muhalefetimiz olmadan, Genel Kurul gündemine kadar
geldi. Biz de, Doğru Yol Partisi olarak, bu yasa tasarısına olumlu bakıyoruz. Tabiî, tasarının ne kadar mükemmel olup olmadığı çok önem taşımıyor;
önemli olan, yasanın uygulaması sırasında çıkacak olumsuzlukları ortadan
kaldırabilmek. Yani, önemli olan, buradan bu yasayı çıkarmak değil, bunun
uygulanmasında görülecek eksiklikleri ve aksaklıkları ortadan kaldırmaktır. Bugünkü süreçte kamulaştırma, ya devletin gücü kullanılarak yurttaşın
malı yok pahasına satın alınıyor, yok pahasına kamulaştırılıyor ve büyük
sıkıntılar çıkıyor veya kamulaştırma sürecinde oluşan birtakım
organizasyonlarla, devletin kasasından, çok büyük oranda, haksız kaynaklar,
belirli yerlere, belirli organizasyonlara aktarılma durumunda kalınıyor. Yani,
bugün, Türkiye gerçeğinde baktığımızda, özellikle otoyol ve baraj
kamulaştırmalarında, çok büyük organizasyonların kurulduğunu görüyoruz. Bu yasa
tasarısı, bir ölçüde, bunu engellemeye matuf olarak hazırlanmış; ama, yine de
bilirkişi sisteminin çok ciddî anlamda düşünülmesi ve yeni bir anlayışla tespit
edilmesi gerekir. Bu yasaya göre, eğer, karşılıklı pazarlık usulüyle alınamazsa,
kamulaştırma yapılamazsa, özellikle mahkeme kararıyla değer tespitinden sonra
kamulaştırma yapılması, bizce de çok doğru bir tespit ve bundan sonra, bir sürü tenzili bedel davaları
açılarak, hem kamunun haksız yere kaynak aktarmasını önleyeceğiz hem de yatırım
yapılmasını çok uzun süre engelleyen bu süreci ortadan kaldıracağız. Böyle bir
yasaya ihtiyacımız vardı. Bir diğer boyutuyla yasa... Tabiî ki, kamulaştırma sisteminin güvensiz
olmasından dolayı mağdur olan birçok yurttaşımızın, yurt dışında, İnsan Hakları
Mahkemesine başvurarak, bu mahkemeden, hem maddî hem manevî tazminat
kazandıklarını görüyoruz. Bugün itibariyle baktığımızda, 3 500'ün üzerinde
kamulaştırma işleminin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gittiğini görüyoruz.
Bunun maddî kaybı çok önemli olmayabilir, bu maddî kayıpları çok önemli
saymayabiliriz; ama, insan hakları açısından, özellikle Avrupa Birliğine tam
üyeliğimizin gündemde olduğu bu günlerde, insan hakları konusundaki sabıkamızı
artıracak bir eylem olduğu, artıracak bir süreç olduğu için, bunların, artık,
sona erdirilmesi gerekir. Yani, artık, kamulaştırma karşısında daha güvenilir
bir sistemin kurulması ve özellikle, kamulaştırılan gayri menkulün değer
fiyatının verildiği hususunun bütün kamu vicdanında yerini bulması gerekir.
Böylelikle de Türkiye'nin İnsan Hakları Mahkemesine gitmesi önlenmiş olur. Doğal
olarak, bu yasa, bunları engelleyici niteliktedir. Bu tasarıya, biz, Doğru Yol Partisi Grubu olarak olumlu bakıyoruz ve
Meclisimiz, inşallah, bu tasarıyı, burada, kısa bir sürede yasalaştırır. Bunun
sonunda, ülkemiz, çağdaş normlarda bir kamulaştırma asasına kavuşur. Bu kamulaştırma yasasının, ülkemize, milletimize hayırlı olmasını
diliyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (DYP ve FP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Dönen. Fazilet Partisi Grubu adına, Afyon Milletvekili Sayın Sait Açba; buyurun
efendim. (FP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. FP GRUBU ADINA SAİT AÇBA (Afyon) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Kamulaştırma Yasasında değişiklik yapılmasıyla ilgili yasa
tasarısının 1 inci maddesi üzerinde Fazilet Partisi Grubu adına söz almış
bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Kamulaştırma alanı, gerçekten, çok hassas bir alan; çünkü, mülkiyetle
ilgili bir alan. Mülkiyet konusunda, Anayasamız, gerçekten, vatandaşların
haklarını koruyan bir düzenleme içerisindedir. Dolayısıyla, Anayasamızın ilgili
maddesine baktığımızda "herkes, mülkiyet ve miras hakkına sahiptir"
tarzında bir düzenleme vardır. Tabiî, yine, aynı maddenin diğer fıkralarında,
hangi hallerde mülkiyetin kısıtlanacağına ilişkin düzenlemeler de yer
almaktadır. Hangi hallerde mülkiyet kısıtlanmaktadır: Şüphesiz, kamu yararının
olduğu hallerde mülkiyet kısıtlanmaktadır. Anayasamızda, ilgili maddenin ikinci
fıkrasında "bu haklar -yani mülkiyet hakkı- ancak kamu yararı amacıyla,
kanunla sınırlandırılabilir" denilmektedir. Yine, üçüncü fıkrada da, yine,
sınırlamayla ilgili olarak "mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına
aykırı olamaz" diye bir düzenleme vardır. Tabiî, kamu yararı konusunda çok net bir tanım yapma imkânı yok. Kamu
yararı, yere, zamana göre, ekonomik ve sosyal duruma ve siyasal rejimlere göre,
toplumdan topluma değişiklik arz etmektedir. Tabiî, burada, bir kamulaştırma işlemi yapılırken, kanundaki esas ve
usullere uygun tarzda yapılması zorunluluğu vardır; bir de, kamulaştırma bedelinin,
zamanında hak sahibine ödenmesi zorunluluğu vardır. Yapılan kamulaştırmalar
açısından, bu, çok önemli olan bir husustur; çünkü, bugüne kadar uygulanan
kamulaştırmalarda, kamulaştırma bedelinin düşük tespit edilmesi tarzında hak
ihlallerinin oldukça yaygın olduğunu; yine, kamulaştırma bedelinin geç
ödenmesi, hatta, yıllarca ödenmemesi tarzında, geniş hak ihlallerinin oldukça
yaygın olduğunu hepimiz biliyoruz. Kamulaştırma konusunda, maalesef, Türk kamu yönetiminin karnesinin zayıf
olduğunu, hem de çok zayıf olduğunu açıkça ifade edebiliriz. Bu, uygulamadan
kaynaklanmaktadır. Şüphesiz, şu anda getirilmiş olan yasa, daha önceki yasadaki
birtakım aksaklıkları gideren yasadır; ama, geçmişteki hak ihlalleri, maalesef,
yasadan kaynaklanmamaktadır, çok azı yasadan kaynaklanmaktadır; geniş ölçüde,
idarelerin, uygulamalarını keyfî bir şekilde yapmaları nedeniyle, geniş hak
ihlallerinin ortaya çıktığını, mülkiyet hakkı gibi hassas olan bir konuda,
maalesef, yüzbinlerce vatandaşımızın mağdur edildiğini de açıkça görüyoruz.
Tabiî, eğer bir ülkede çok sayıda insan mağdur ediliyorsa mülkiyet haklarından
dolayı, diğer insan haklarından dolayı mağdur edilen büyük kitleler varsa,
şüphesiz, böyle bir durumda devlete güven zayıflar; dolayısıyla, Türk kamu
yönetiminin daha etkin işlemesi de oldukça zorlaşır. Hak sahiplerinin mağdur olması nedeniyle, bugün, Türkiye'de mahkemelere
baktığımızda, idarî, adlî yargıya baktığımızda, yüzlerce, binlerce davanın hâlâ
yer aldığını görürüz; daha çok tezyidi bedel davalarının yaygın olarak
açıldığını görürüz. Hatta, hak arama çabası içinde olan insanların, mevcut
mercilerden veya hukukî mercilerden haklarını elde edememeleri durumunda, yoğun
bir şekilde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmak suretiyle hak arama
yoluna gittiklerini de, maalesef, üzülerek görüyoruz. Tabiî, mülkiyet hakkı ve
diğer insan hakları ihlalleri konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine
yapılan başvurular, gerçekten, Türkiye'nin, bir bakıma, manzarasını da ortaya
koymaktadır. Türkiye'de, gerçekten, hukuk devleti mi vardır; yoksa, Türkiye'de
kanun devleti mi vardır; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuruların
içeriğine baktığımızda, bunu açıkça görürüz. Gerçekten, Türkiye'de hukuk
devletinin yerleşmediğini, daha çok kanun devletinin hâkim olduğunu burada
açıkça görüyoruz. İnsan hakları ihlalleri sıralamasında, maalesef,
kamulaştırmadan dolayı doğan insan hakları ihlallerinin birinci sırada olduğunu
görüyoruz. Dolayısıyla, Türkiye'nin onurunu uluslararası alanda kırıcı tarzdaki
bu uygulamalara son verilmesi açısından, bu alanda çok hassas davranılması
gerektiğini yine ifade etmemiz gerekir. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Açba, lütfen toparlayınız. SAİT AÇBA (Devamla) - Tabiî, şu andaki yasa, pek çok uygulamadaki
birtakım sıkıntıları giderecek olan bir yasadır; ama, mevcut uygulamaların
etkili olabilmesi için idareye çok büyük görevler düşmektedir. Bugün,
gerçekten, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki davalardan dolayı -bizim 303
davamız var, kamulaştırmayla ilgili olarak; bunun 27 tanesi neticelenmiş- 538
000 dolarlık bir tazminat tahakkuk etmiş. Gerçekten, bu, önemli bir rakam.
Diğer davaların sonucunda da ne tür bir tazminat davası ortaya çıkacağını da şu
anda bilemiyoruz. Tabiî, bütçeye yeterli ödenek konulması tarzındaki bir
düzenlemeyle, geçmişteki bir eksiklik de, 1 inci maddede bu şekilde giderilmiş
olacaktır. Ben, teşekkür ediyorum; hepinize saygılar sunuyorum. BAŞKAN - Teşekkür ediyorum. Madde üzerinde bir önerge vardır; önergeyi okutup, işleme alacağım: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Kamulaştırma Kanununun Bazı Maddelerinin
Değiştirilmesi ve Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanun
Tasarısının 1 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Madde 1: 4.1.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3 üncü
maddesinin sonuna aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. "Bu kanun hükümlerine göre işlemlere başlanılmadan önce kamu
hizmeti için gerekli olan taşınmaz mal ve hakların 2886 sayılı Devlet İhale
Kanununun 51 inci maddesinin (L) fıkrasına göre pazarlıkla satın alınması
yoluna gidilir. İdarece yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine
başlanılmaz." BAŞKAN - Sayın Komisyon katılıyor mu efendim? PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) -
Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN - Sayın Hükümet katılıyor mu? DEVLET BAKANI EDİP SAFDER GAYDALI (Bitlis) - Katılamıyoruz Sayın Başkan. MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) - Gerekçeyi okutalım Sayın Başkan. BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Kamulaştırma işlemleri hem vatandaşlar hem de kamu idareleri için emek,
ödenek ve zaman kaybına neden olduğundan, kamulaştırma işlemine başlanılmadan
önce pazarlık usulünün uygulanmasının daha uygun olacağı düşünülmüştür. BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. 1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... 1 inci madde kabul edilmiştir. 2 nci maddeyi okutuyorum: MADDE 2. - 2942 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının son
cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. "İdare tarafından, şerh tarihinden itibaren altı ay içinde 10 uncu
maddeye göre kamulaştırma bedelinin tespitiyle idare adına tescili isteğinde
bulunulduğuna dair mahkemeden alınacak belge tapu idaresine ibraz edilmediği
takdirde, bu şerh tapu idaresince re'sen sicilden silinir." BAŞKAN - Madde üzerinde ilk söz, Fazilet Partisi Grubu adına, Hatay
Milletvekili Sayın Mustafa Geçer'e ait. Buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. FP GRUBU ADINA MUSTAFA GEÇER (Hatay) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 653 sıra sayılı Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılmasına
İlişkin Kanun Tasarısının 2 nci maddesi üzerinde Fazilet Partisi Grubu adına
söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi selamlıyor, saygılar
sunuyorum. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamulaştırma Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının, gerçekten, daha önceki Kamulaştırma
Yasamızda taşınmaz sahipleri lehine bazı kolaylıklar getirdiğini burada
görüyoruz. 2942 sayılı Yasanın çoğu maddesi bu tasarıyla değiştirilmek
isteniyor; ancak, burada, tabiî, her ne kadar kolaylaştırma getiriliyor ise de,
bazı sorular da aklımıza geliyor; ama, her şeye rağmen, burada, özel mülk
sahibi malikler lehine gelişmeler izliyoruz. Bu vesileyle, bu tasarının lehinde
düşünüyoruz oyumuzu. 2 nci maddede, daha önceki yasanın 7 nci maddesinin son fıkrasının son
cümlesi değiştiriliyor. Burada "şerh tarihinden itibaren iki yıl
içerisinde 13 üncü maddeye göre tebligata başlanılmamış ise, bu şerh sicilden
silinir" ibaresi yerine "İdare
tarafından, şerh tarihinden itibaren altı ay içinde, 10 uncu maddeye
göre kamulaştırma bedelinin tespitiyle idare adına tescili isteğinde
bulunulduğuna dair mahkemeden alınacak belge tapu idaresine ibraz edilmediği
takdirde, bu şerh tapu idaresince resen sicilden silinir" diyerek, daha
önceki yasanın 7 nci maddesinin son fıkrasının son cümlesindeki iki yıllık süre
altı aya indiriliyor. Gerçekten, çok enflasyonist bir ortamda bu iki yıllık süre içerisinde
malikin gayrimenkulünü kullanma kısıtlılığı getirilmesi veya tespit edilen
değerin uzaması veya şerh verilerek, bunu bilgi dahilinde, malikin lehine,
bilgisine sunulması süresi burada altı aya indiriliyor. Burada, malikin lehine
bir gelişme var. Burada, 10 uncu maddeye göre, kamulaştırma bedelinin tespitiyle idare
adına tescili isteğinde bulunulduğuna dair mahkeme kararının ibraz edilmesi,
alt aydan sonra edilmediği takdirde resen sicilden bu şerh siliniyor; yani, o
taşınmaz üzerindeki malikin hakları, kullanım hakları üzerine konulan
sınırlamalar ortadan kaldırılmış oluyor. Tabiî, bu tasarının getirilmesiyle birlikte, daha önceki kamulaştırma
uygulamalarında özel mülk sahibi malikler adına çok uzun süreler geçiyor ve
bunların tezyidi bedel davası sonucunda kazanmış olduğu haklar dahi
ödenmeyerek, uzun bir süre yasal faiz üzerinden faiz işletilerek, enflasyonla,
o günkü cari enflasyonla yasal faizler arasındaki fark sürekli olarak aleyhte
geliştiği için, mesela, 1987'lerde, 1985'lerde yüzde 30'luk, hatta 1998'lere
kadar yüzde 30'luk yasal faizlere karşılık piyasada amme alacaklarına uygulanan
yüzde 180 yıllık faiz gibi bir farklılıktan dolayı, burada, malikler adına
ödenecek paranın değeri kaybediliyor ve uzun süre içerisinde vatandaşların
hakları âdeta yok ediliyordu. Bu yasa tasarısıyla birlikte, bunların biraz önüne
geçileceği inancındayız; ancak, tabiî, kamulaştırma adına, tasarının genel
hükümleri içerisinde "kamu yararının zorunlu olduğu hallerde idarenin
yatırım projelerinde yer alan yatarımlar için bütçede var olan ödenekler kadar
kamulaştırma yapılır" denmesi, burada, yatırım projesinde yer alan
yatırımlar için bütçesinde hangi gayrimenkulü, taşınmazı kamulaştıracağı ve
bunun bedelinin ne olacağı bilinmediği için, ya öncelikle kamulaştırılacak
gayrimenkulün bedeli tespit edilecek, 10 uncu maddeye göre, ondan sonra
idarenin kamu yararına bu gayrimenkulü kamulaştırmasına karar verilecek, onun
bütçesine "bu, yatırımdır" diye ödenek konulacak. Yani, yatırım
projelerinde yer alan yatırımlar için bütçede ödenek varsa, bu ödenek önceden
belirlenip kamulaştırılacak gayrimenkulün değeri şudur deyip o ödenek mi
ayrılacak, daha sonra uygulamaya ve kamulaştırmaya geçilecek; yoksa, önceden
kamulaştırma bedeli tespit edilecek, yani, program içerisinde o idarenin
yatırım projeleri daha sonradan mı ortaya konup "evet, bu proje gereği şu
gayrimenkul kamulaştırılacak, bunun bedeli de şu kadar tespit edilmiştir"
diye, o bedel mi onun bütçesine ödenek olarak konacaktır? Bu arada, geçen süre
içerisinde piyasada enflasyonist bir ortam olması hasebiyle, bedel kaybı veya
reel değerde düşüş nasıl telafi edilecek? Sonra, belediye imar kanunlarında,
yapılan imar kanunlarıyla belirlenen kamu menfaatına alanlar, okul yerleri,
yeşil alan ve yollar gibi, belirlenmiş yerlerin... (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen, toparlayınız... MUSTAFA GEÇER (Devamla) - Toparlıyorum efendim. ...bedelleri, o yatırımların ne zaman yapılacağı belli olmadığı
takdirde, idarelerce, onların yatırım projelerine nasıl konulacak veya konulmuş
bedeller yatırım aşamasına gelinceye kadar, arada kaybedilen değer, reel değer
nasıl telafi edilecek? Bu yasa tasarısında kolaylaştırmalar olmakla birlikte, bu tip zaman
kayıplarından doğacak kamulaştırma bedelleri üzerinde reel kayıplara karşı bir
tedbirin alınmadığını görüyoruz; ancak, eski yasaya göre bir hayli
kolaylaştırma getirdiğini görüyor ve hayırlı olmasını temenni ediyoruz. (FP ve
DYP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Geçer. Doğru Yol Partisi Grubunun görüşlerini, Balıkesir Milletvekili Sayın
İlyas Yılmazyıldız ifade edecekler. Buyurun. Konuşma süreniz 5 dakika. DYP GRUBU ADINA İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Tasarısının 2 nci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Bu maddede, idarelerin kamulaştırma işlemlerini kısa süre içerisinde
tamamlaması ve kamulaştırmanın sürüncemede bırakılmaması ve bu süre içerisinde
idarece işlem yapıldığının belgelendirilmemesi halinde ise, tapu idaresince bu
şerhin resen silinmesi öngörülmüştür. Bu, hakikaten, yol, baraj, sulama
alanları gibi, buradaki bütün milletvekili arkadaşlarımızın seçim bölgelerinde
olduğu gibi, Altınova'dan tutun Erdek'e, Kepsut'a kadar Balıkesir'in her
tarafında da bu sıkıntılar var. Bu kanun sayesinde bunların giderileceğini
düşünüyorum. Bu hafta İnternet Haftası olması sebebiyle, bu dosyaların, artık, elden
götürülmesi değil, devletteki Kamunet Projesinin bir an önce hayata
geçirilerek... Biliyoruz, tapu idaresinde, tapular, parça parça bilgisayara
yüklenmiş; yine, MERNİS Projesine göre herkese bir numara verilmiş; ancak,
kopuk kopuk olan bu projelerin tamamlanarak, artık, elden, yok dosya sümen
altında kaldı veya bazen, bakanların veya ilgili genel müdürlerin beğenmediği
zamanlarda olayı geciktirmek veya uykuya yatırmak şeklinde değil; yeni çağın,
içinde bulunduğumuz internet çağının gereklerini yapmanın faydalı olduğunu
düşünüyorum. Bunun için, çok acil, gerekli yasal düzenlemeleri bu yasaya
ilaveten yapmamız lazım. Örneğin, bir sayısal imzanın kullanılabilir hale
gelmesi lazım. Yine, biliyoruz ki, bu konunun, bu sektörün önünü açacak
yazılımın teşvikiyle ilgili kanunun acilen çıkarılması lazım. Özellikle, bu
konuyu, Sayın Halıcı sektörden geldiği için, inşallah, öncelikle görüşmeye
alır. Teknoparklarla ilgili yasanın çıkarılması lazım. Eğitimle ilgili olarak, Amerika'da bütün okulların internete
bağlandığını biliyoruz, Avrupa Birliği de 2001 yılında bağlayacağım diyor;
ancak, Türkiye'de, ne hikmetse... Bilişim Sivil Toplum Örgütleri Platformunun
ortak deklarasyonundan okuyorum: "Millî Eğitim Bakanlığı, yerel ağını bile
internete bağlayamamıştır" deniliyor. Yani, bırakın okulları bağlamayı,
kendi bakanlık ağını kuramamış. Bu, gerçekten yüzkarasıdır; bunun, mutlaka önü
açılmalıdır. Bu amaçla, acilen bir master plan yapılmalı; yine, gerek devlet
gerek özel sektör veya sivil toplum örgütleriyle koordineli çalışma için,
acilen bir bilişim şûrası toplanmalı ve her şeyden önce de, bir ulusal eylem
planı hazırlanarak, bunlar, partilerüstü politika haline getirilmelidir. Bakınız, kimse, yollardan geçtiği için para ödemiyor, otoyollar hariç.
İnternetde böyle bir şey. İnternet, iletişim için bir taşıyıcı sistem. Yani,
burada asıl amaç, bu internete bağlanmadan dolayı para kazanmak değil,
internetin ucundaki katmadeğerlerden para kazanmak. Bu konuda odaklanılması
gerekirken, bakıyoruz -Sayın Bakanımız söyledi, ama, Türk Telekom bilgi
verdiğine göre, yine onu dinler- yüzde 100 yapılan zamlar çok fazla. Amerika Birleşik Devletlerinde, New York'a bakıyoruz, internet
bağlantılı bütün malzeme alımlarında ve kullanım ücretlerinde vergi
sıfırlanmış. Yani, bizim, burada, yine KDV'yi çok düşük seviyelere getirmemiz
lazım. Yine bakıyoruz, bu sektör, yüzde 100 zam yapılarak cezalandırılmış;
halbuki, bunun ödüllendirilmesi, desteklenmesi lazım. Sektör yöneticileri ve
Sayın Bakanın bunun önemini anlamadığı kanısındayız. Bu sektöre ve
kullanıcılara verilecek teşvik, çağdaş olmanın ve çağı anlamanın ölçüsü olarak
da değerlendirilecektir. Bakıyoruz, devletimiz borcunu takip edemiyor, her gün değişik bir
rakam... Eğer, biz, devleti, bu bilgisayara yükleyebilirsek, internet
aracılığıyla bağlantıyı sağlayabilirsek, şeffaf olur. En çok arzu ettiğimiz
şey. Demokrasi böyle yerleşir; bazı şeyler gözden kaçırılmaz. Bunun için,
internetin önündeki engellerin kaldırılması lazım, ihtiyaç duyulan yasaların
çıkarılması lazım. Zannediyorum, o zaman, bu ülkenin kalkınması daha hızlanmış
olur, vatandaşın hakları daha iyi korunmuş olur. Bu, insan haklarından tutun,
birey haklarından tutun, her konuda, yönetimdeki şeffaflaşmanın gelişmesiyle,
ülkenin kalkınmasının önü açılmış olur. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Yılmazyıldız, lütfen, tamamlayınız. İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - Bu konuda, milletvekili arkadaşımız Sayın
Akif Serin'in, Grubunda yaptığı konuşmada belirttiği gibi, kendi okulunu
internete bağla, halk kütüphanelerinin internete bağlanması, belediyeler
bünyesinde halka açık internet evlerinin açılması, organize sanayi bölgesinde
internet evi açılması, kültürel mirasın internete taşınması ve -ben, ilaveten
söylüyorum- bu kanunun gereklerinin de internet üzerinden yapılması,
zannediyorum, ülkemizde oluşmakta olan sayısal bölünmenin, yani "digital
divide" denilen olumsuzluğun da önüne geçmiş olur diyorum. Kanunun hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yılmazyıldız. 2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Madde kabul edilmiştir. 3 üncü maddeyi okutuyorum: MADDE 3. - 2942 sayılı Kanunun 8 inci maddesi aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir. "Madde 8. - İdarelerin, bu Kanuna göre, tapuda
kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma
usulünü öncelikle uygulamaları esastır. Kamulaştırma kararının alınmasından sonra
kamulaştırmayı yapacak idare, bu Kanunun 1 inci maddesindeki esaslara göre ve
konuyla ilgili uzman kişi, kurum veya kuruluşlardan da rapor alarak,
gerektiğinde Sanayi ve Ticaret Odalarından ve mahallî emlak alım satım
bürolarından alacağı bilgilerden de faydalanarak taşınmaz malın tahmini
bedelini tespit etmek üzere kendi bünyesi içinden en az üç kişiden teşekkül
eden bir veya birden fazla kıymet takdir komisyonu görevlendi-rir. Ayrıca idare, tahmin edilen bedel üzerinden pazarlıkla
satın alma ve trampa işlemlerini yürütmek ve sonuçlandırmak üzere kendi bünyesi
içinden en az üç kişiden teşekkül eden bir veya birden fazla uzlaşma
komisyonunu görevlendirir. İdare, kıymet takdir komisyonunca tespit edilen tahmini
bedeli belirtmeksizin, kamulaştırılması kararlaştırılan taşınmaz mal, kaynak
veya bunların üzerindeki irtifak haklarının bedelinin peşin veya bu Kanunun 3
üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılıyor ise, bu fıkradaki usullere göre
taksitle ödenmesi suretiyle ve pazarlıkla satın almak veya idareye ait bir
başka taşınmaz malla trampa yoluyla devralmak istediğini resmî taahhütlü bir
yazıyla malike bildirir. Malik veya yetkili temsilcisi tarafından, bu yazının
tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde, kamulaştırmaya konu taşınmaz malı
pazarlıkla ve anlaşarak satmak veya trampa isteği ile birlikte idareye
başvurulması halinde; komisyonca tayin edilen tarihte pazarlık görüşmeleri
yapılır, tespit edilen tahmini değeri geçmemek üzere bedelde veya trampada
anlaşmaya varılması halinde, yapılan bu anlaşmaya ilişkin bir tutanak
düzenlenir ve anlaşma konusu taşınmaz malın tüm hukukî ve fiilî vasıfları ile
kamulaştırma bedelini içeren tutanak malik veya yetkili temsilcisi ve komisyon
üyeleri tarafından imzalanır. İdarece, anlaşma tutanağının tanzim tarihinden itibaren
en geç 45 gün içinde, tutanakla belirtilen bedel ödenmeye hazır hale
getirilerek, bu durum malike veya yetkili temsilcisine yazıyla bildirilerek
tapuda belirtilen günde idare adına tapuda ferağ vermesi istenilir. Malik veya
yetkili temsilcisi tarafından idare adına tapuda ferağ verilmesi halinde,
kamulaştırma bedeli kendilerine ödenir. Bu madde uyarınca satın alınan veya trampa edilen
taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkı, sahibinden kamulaştırma yolu ile
alınmış sayılır ve bu şekilde yapılan kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz
davaları açılamaz. Anlaşma olmaması veya ferağ verilmemesi halinde bu
Kanunun 10 uncu maddesine göre işlem yapılır." BAŞKAN - Doğru Yol Partisi Grubunun görüşlerini Hatay
Milletvekili Sayın Mehmet Dönen ifade edeceklerdir. MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) - Ben konuşacağım Sayın
Başkan. BAŞKAN - Buyurun Sayın Gözlükaya. Süreniz 5 dakika efendim. DYP GRUBU ADINA MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; önce, Sayın Başkana teşekkür ediyorum; biz,
Sayın Dönen'le bir becayiş yapmıştık, bildirmemişler. Teşekkür ediyorum. Doğru Yol Partisinin bu tasarıyı olumlu karşıladığını bütün
arkadaşlarımız söylediler. Gerçekten, bu tasarı, elzemdi, geç kalmış bir
tasarıydı, Kamulaştırma Yasasının, bu tasarıyla gelen, bütün maddesinde
birtakım yenilikler var. Biz, bu yeniliklere katılıyoruz. Bu yasa o kadar
elzemdi ki değerli arkadaşlarım, istimlaklerde, hele Karayolları ve Devlet Su
İşlerinin yaptığı istimlaklerde vatandaş büyük sıkıntılar içindeydi, devlet de
büyük sıkıntılar içindeydi. Nasıldı? Mesela, bugün itibariyle, Devlet Su
İşlerinden alacaklı olan vatandaşların alacak oldukları miktar en az 30 trilyon
civarında dolaşmakta ve bunların ekseriyetle tezyidi bedel davaları, bu barajların,
göletlerin yapıldıkları yerlerde, özellikle fakir, toprakları elinden alınmış
insanların yaşadığı bölgelerdedir. Bir de, Karayollarının istimlakleri var,
hepiniz biliyorsunuz. Bunlar, otoyollar ve il, ilçe yolları olmak üzere
kullanılıyor. Burada da, gerçekten, devletin 60 trilyona varan tezyidi bedel
davaları var; ayrıca, 100 trilyondan fazla da kamulaştırma bedelleri henüz
ödenmemiş. Ben, bu vesileyle -bir arkadaşım da ifade etti- bu vatandaşlarımıza,
bu paralar, şu ekonomik bunalımın olduğu bir dönemde ne zaman, nasıl
ödenecektir; buna Sayın Bakanın bir açıklık getirmesi halinde memnun olacağımı
ifade ediyorum. Vatandaşlar, bunu, özellikle bekliyorlar. Değerli arkadaşlarım, 3 üncü maddeyle getirilen bir yenilik var. Daha
doğrusu, eski yasanın 8 inci maddesinde de, pazarlık usulüyle satın alma ve
trampa ile ilgili hükümler var, imkânlar var; ama, bu eski yasada detaylarına
girilmemiş. Burada yeni yasayla, gerek tebligatlar gerekse sürelerle ilgili bir
ciddiyet getirilmiş. Buna olumlu baktığımızı ifade ediyoruz. İdare, çok yönlü bir araştırma yapıyor. Bu araştırmalarının içerisinde
uzman kişiler var, sivil, emlak alım satımıyla uğraşan emlakçiler var. Bir de "kurum ve kuruluşlar" denilmiş. Burada bir tereddüdüm
var; eğer, buna da bir açıklık getirilirse memnun olurum. Hangi kurum ve
kuruluşlardır? Yani, ben bunu şöyle yorumladım; doğru mudur bilmiyorum: İlgili,
yani istimlak edilen gayrimenkulün, taşınmazın konumuna göre mi ilgili kurum ve
kuruluşlar veya kamu yararı açısından mı ilgili kurum ve kuruluşlar aranıyor?
Burada bir tereddüt olabileceğini düşünüyor -bende var şahsen- ve buna bir
açıklık getirilirse memnun olacağımı ifade ediyorum. Bir de, burada bir uzlaşma komisyonu kuruluyor; yani, diyelim ki, bir
belediye veya herhangi bir kamu kuruluşu istimlak edecek, bu kişi bir şekilde
araştırma yaptıktan sonra, ilgililerden rapor, vesaire aldıktan sonra teknik
heyet bir bedel tespit ediyor, bu tespit üzerine yine kendi bünyesi içinden bir
uzlaşma komisyonu kuruyor. Örnek, belediye olarak alalım. Burada aklıma şu
geliyor: Bu uzlaşma komisyonuna vatandaş, malik çağırıldıktan sonra fiyat
belirtilmeden pazarlığa başlanıyor, ki, bana göre burada fiyatın
belirtilmesinde, o kelimenin kaldırılmasında fayda var. Burada bir ciddiyet
getirildiğini ifade ettik; samimiyeti de ortaya koyma bakımından fiyat da
açıklansın. Bu şu açıdan bende bir endişe yarattı: Özellikle belediyelerde
belediye başkanları belli partilerden oluyor, herhangi bir şekilde bir
suiistimale meydan verebilir endişesini taşıdığım için, fiyatın açıkça
belirtilmesinde fayda gördüğümü ifade ediyorum. Tasarının hayırlı olmasını diliyorum. 3 üncü maddeye, Doğru Yol Partisi olarak olumlu oy vereceğimizi ifade
ediyor, saygılar sunuyorum. (DYP ve DSP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Gözlükaya. Fazilet Partisi Grubunun görüşlerini Samsun Milletvekili Sayın Musa
Uzunkaya ifade edecekler. Buyurun Sayın Uzunkaya. (FP sıralarından alkışlar) FP GRUBU ADINA MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Sayın Başkan, değerli
milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 653 sıra sayılı Kamulaştırma
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 3 üncü maddesi
üzerinde Fazilet Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce
Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlar, tabiî, iktidar partileri, muhalefetten, hep
muhalefet beklerler; ama, bu sefer muvafakatı gördüklerini zannediyorum;
gerçekten bu yasa tasarısı, zarurî, acil, belki gecikmiş olması itibariyle, bu
yasanın boşluğundan dolayı mutazarrır olanlara da bir özür anlayışıdır diye
düşünüyorum. Nitekim, bendeniz, bir önceki yasama döneminde, 12.3.1998
tarihinde Meclis Başkanlığına, bu yasanın, 2942 sayılı Yasanın değiştirilmesine
dair bir kanun teklifi vermiştim; tabiî, o günden bugüne, bizim değişiklik
talebimiz, milletvekili olarak, sadece teklif olduğu için, iktidar
duvarlarından, Meclis duvarlarına intikal edemedi; ama, kader bugüne imiş. Bizim temennimiz, gerçekten eksiklerinin de göz önünde bulundurularak,
en azından, birkısım ufak tefek değişikliklerin burada yapılmasına imkân
tanınmasını da, bir iyiniyet olarak, iktidar cenahının değerlendirmesini
umuyorum. Değerli arkadaşlar, mevcut uygulamalarda görüldüğü üzere, devletin
kamulaştırma yetkisi verdiği kamu kurum ve kuruluşları, bu yetkilerini
kullanırken, yine Anayasal hak olarak mülk sahibi vatandaşlara tanınan bedel
ödeme hususlarında kanunda düzenlenmemiş hükümlerden istifade ederek, yıllarca
hak sahiplerini bekletmekte idi. Bu bir gerçek. Ayrıca, vatandaşın Anayasal
mülkiyet hakkının ancak bedel ödenmek kaydıyla kamulaştırılacağı öngörüldüğü
halde, mevcut kanunda; yani, daha önceki meri olan kanunda, devletin, tek
taraflı kamulaştıracağı taşınmazı edinmesini kolaylaştırdığı; ancak, vatandaşa
ödenen paranın, Anayasada açıklanan espriye uygun ge-lişmediği görülmekteydi. Bu tip keyfî uygulamaların disipline edilmesi, serbest mülkiyet hakkının
korunması için, bu düzenlemelerin yapılmasına, halkımızın büyük bir umut ve
beklentiyle baktığını ifade etmek lazım. Anayasanın temel haklarından olan ve yaşama hakkı kadar mukaddes bulunan
mülkiyet hakkının, hangi hallerde sınırlanabileceği, yine, Anayasanın 35 inci
maddesinde hüküm altına alınırken, bu hakkın kamu yararına sınırlandırılacağı
hallerde ise, bedelinin nakden, defaten ödeneceği de Anayasanın 46 ncı
maddesinde hüküm altına alınmasına rağmen, bugüne kadar, bu Anayasa hükmü
hilafına uygulamalar yapılmış ve binlerce insan mağdur edilmiştir. Meri -halen yürürlükte olan- 2942 sayılı Kanunun hükümleri de bu hususu
ihtiva edip, nakden bedelin ödenmesi... Mesela, şu anda değişime uğrayan
Yasanın 3 üncü maddesi bu hükümleri emretmekte ise de, hakkının suiistimalini
önleyecek, kamulaştırmayı gasp haline getirebilecek bir kuruma karşı yaptırım
gücü getiren bir müeyyide bulunmadığından, mahkemelerin, bu davalara basit
yargılama usulü hükümlerini uygulaması gerekirken, bu hükmün de mahkemelerce
uygulanmadığı bilinen kurum amirleri, siyasî güçlerin bir anlamda da maşası
haline gelip, yasayı, gasp yasası olarak istismar edip, vatandaşımızın anayasal
mülkiyet hakkını ayaklar altına maalesef bugüne kadar almışlardır. Bunların
sayısız örneklerine her gün şahit olduk ve olmaktayız. Arz ettiğim bu hal, anayasa ve adalet anlayışına ters düştüğü gibi, Yüce
Meclisin duvarlarında yankısı halen duran Anayasanın 81 inci maddesindeki
yeminimize de ters düşmekte idi. Devletin manevî şahsiyetini korumak,
vatandaşla devleti kucaklaştırmak, kaybettiği itibarını tekrar kazandırmak bu
Yüce Meclisin görevidir. Vatandaşın malını kamulaştırma adı altında gasp eden
bir devleti, o vatandaşa sevdirmek, saydırmak mümkün değildir. Boşluğun
doldurularak, kanunlarımızı ve devleti layık olduğu saygınlığa kavuşturmak, bu
Yüce Meclisin, elbette ki, kaçınılmaz ve acilen yerine getirmesi gereken
görevlerinden birisidir. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen toparlayınız. MUSA UZUNKAYA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, üzerinde konuştuğum 3 üncü
maddede -eski yasanın 8 inci maddesi- talep edilen değişikliklerin
gerçekleşebilmesinde, muhtemelen, ilgili şahısların birkısım sıkıntıları
olabilecektir. Bu maddeyle ilgili, son bölümünde ilave edilmesini arzu ettiğimiz,
samimî arzumuz olan bir teklifimiz olacak, fıkra teklifimiz. O teklif,
değişiklik önergem üzerinde de görüşlerimi ifade edeceğim. Buradaki muhtemel
sıkıntıların da giderilmesi gerektiğini düşünüyor, Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Uzunkaya. Madde üzerinde bir değişiklik önergesi vardır; okutup işleme alacağım. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 653 sıra sayılı yasa tasarısının 3 üncü maddesinin son
fıkrasında önce gelmek üzere; "Kamulaştırmada kesinleşen ve tarafların mutabık olduğu para
miktarının teslim gününe kadar kayba uğraması halinde, gerçekleşen reel kayıp
miktarı, ilgili idarece hak sahibine ödenir."
BAŞKAN - Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) - Katılmıyoruz
Sayın Başkan. BAŞKAN - Sayın Hükümet katılıyor mu?.. DEVLET BAKANI EDİP SAFDER GAYDALI (Bitlis) - Katılamıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN - Sayın Uzunkaya, buyurun. Süreniz 5 dakikadır. MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; az önce
konuşmamda arz ettim, başta da söyledim; yani, maddeyi önümüze koyduğumuz
zaman, bu yasa tasarısı, hakikaten, geciken, çıkması zarurî olan bir tasarıydı.
Neticede, kanunları, takdir edersiniz ki, insanlar uyguluyor. Şeyh Galip
"nazar et kim kendine züddei âlemsin sen, merdumi didei ekvan olan ademsin
sen" diye insanı tarif ediyor. Gerçekten, insan, çok kıymetli bir varlık;
ama, neticede, insan, birkısım nakıselerle de muallel, eksikleri ve zaafları
var ve olabilir; en azından, kendi eksiği yoksa, başkalarının zannıyla da
mahkûm edilebilir. Mesela, burada, takdir komisyonlarında, birinci bölümde
deniliyor ki: "Konuyla ilgili uzman kişi, kurum veya kuruluşlardan da
rapor alarak, gerektiğinde Sanayi ve Ticaret Odalarından ve mahallî emlak alım
satım birimlerinin gerçek değer takdir edecek komisyonları, fiyatı
belirler." Yani, burada, hakikaten... Gerçi, bu konular sonunda mahkemeye
gidiyor; mahkemede değerlendirmesi olacak; ama, bu insanlar -en azından, takdir
komisyonlarının zan altında tutulması- birkısım insanlara -yine daha önce de
olduğu gibi- sempatik ve hissî yaklaşımlar, birkısım insanlara da, yani,
yerleri istimlak edilecek insanlara da, antipatik tavırlar içerisine girebilir
mi? Birden fazla takdir komisyonunun tearuzu, kararı nasıl etkileyecektir?
Çünkü, burada, ikiden fazla komisyon da kurulabileceği söyleniyor. Kendi
bünyesinden pazarlık yapacak elemanların, ki, kurum, kendi bünyesinden
elemanları, ilgili şahsa, mülk sahibi olan şahsa gönderiyor. Enteresandır, bu
fıkranın hemen akabinde de diyoruz ki: "Bu bilgiler de gizli
tutulur." Yani, maddenin dördüncü fıkrasında ne diyor: "İdare, kıymet
takdir komisyonunca tespit edilen tahminî bedeli belirtmeksizin..." Yani,
gizli tutarak... Allahaşkına, şimdi, dikkatle bakın; Millî Güvenlik Kurulu kararları
bile o kadar gizlilik içinde görüşülürken, basında, medyada, çarşaf çarşaf
değerlendirilirken, komisyon gidecek, mülk sahibinin mülkî hakkında gıyabi
değerlendirme yapacak, kendi aralarında konuşacaklar, diyecekler ki, metresi
-atıyorum- 50 milyon liradır; ama, bunu, ilgili şahsa, içlerinden herhangi
birisi fısıldamayacak; yani, onun pazarlık gücünü zayıflatmak için. Değerli
arkadaşlar, burada da zan altına alınma ihtimali vardır. Yani, bu endişeyi de
göz önünde bulundurmak gerekir diye düşünüyorum. Yine, burada "tespit edilen tahminî değeri geçmemek üzere, bedelde
veya trampada anlaşmaya varılması" deniliyor -ki, mahkemeye
getirildiğinde- peki, anlaşılamadığı takdirde ne yapılacak? Burada da bir
açıklık var. Değerli arkadaşlar, önemli olan ve önergemizde esas ısrar ettiğimiz konu
şu: Son fıkradan önce gelmek üzere... Şimdi, Türkiye, biliyorsunuz ki, bir
gecede yüzde 30, yüzde 40 devalüasyonları yaşıyor. Bakın, çok önemli bir şey
söylüyorum: Kararı belirlediniz, yani, mala kıymeti takdir ettiniz, belirlendi.
Kırkbeş gün içerisinde ödeme yapılacak; ancak, ödemeyi yapacağınız tarihten
önce -yani, atıyorum, kırkbeş gün önce siz belirlediniz; ama, kırkbeş gün
içinde de o ödemeyi yapacaksınız, mutabık kaldınız- yüzde 30, yüzde 40
devalüasyon oldu. Şimdi, vatandaşın mülkü, ciddî anlamda yüzde 40 oranında
kıymet kaybederse, değer kaybederse, mademki, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde
en çok yargılandığımız ve mahkûm olduğumuz davalardan birisi bu ve burada
gerçekten kişinin kendi mülkiyet hakkını koruma istikametinde ciddî bir
kararlılık göstermek istiyoruz, diyorum ki, kıymet takdir edildi, anlaştık,
benimle, ilgili idare anlaştı, mahkemede de mutabakata vardık, periyodik olarak
üç taksit veya defaten ödeme yapılacak; ama, süre belirlenmiş, kırkbeş gün
denilmiş, iki ay denilmiş veya üç ay içerisinde üç taksitle denilmiş; ama,
burada, bizim hiç hesaba katmadığımız bir şey açık bırakılmış: Nedir o;
aslında, Türkiye'nin gerçeği olan şey; markın, doların kıymetinin her gün
tersine işlediği, Türk parasının değer kaybettiği bir zeminde, zaman zaman
yüzde 40, yüzde 50 devalüasyonların yaşanması muhtemel olan bir zeminde, çok
kıymetli bir mülkün bu şekilde istimlak edilmesi halinde bu zararın giderilmesi
lazım. Önergemiz nedir; yeniden dikkatlerinize arz ediyorum:
"Kamulaştırmada kesinleşen ve tarafların mutabık olduğu para miktarının
teslim gününe kadar kayba uğraması halinde gerçekleşen reel kayıp miktarı -ne
ise o reel kayıp miktarı- ilgili idarece hak sahibine ödenir." Şimdi, değerli arkadaşlar, eğer insafla bakarsak; yani, iktidar ve
siyaset mantalitesiyle değil... (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Uzunkaya, lütfen toparlayınız. MUSA UZUNKAYA (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkanım. Tabiî, Sayın Komisyon ve Sayın Hükümet, belki, şu andaki konumları icabı
buna katılmamış olabilirler; ama, gerçekten bir şeyi düzeltiyorsak, hakikaten
iyi niyetle bir yasa düzenlemesi yapıyorsak ki, biz ona inanıyoruz, iktidarın
bunu çok iyi niyetle... Arz ettim, biz de 1988'de değişiklik teklif ettik; ama,
olmadı, bugün mukaddermiş ve gerçekten tebrik ediyorum iktidarın bu güzel
niyetini; ama, bu gerçeği gözardı etmeyin diyorum; yani, komisyonun ve
iktidarın katılmaması değil. Yarın bu gerçekle yüz yüze geleceğiz; bu, siz de
olabilirsiniz bir yakınınız da. Kıymet belirlendi; ama, ardından gelen
devalüasyon ve ciddî kıymet kaybı, yeni bir sıkıntı doğuracaktır. Konuyu bilgilerinize arz ediyor, bu önergeye -yeniden teemmül ederek
İktidar ve Komisyon yetkililerinin- evet demenizi umuyor, Heyetinize saygılar
sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Önerge kabul edilmemiştir. Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde
kabul edilmiştir. 4 üncü maddeyi okutuyorum: MADDE 4. - 2942 sayılı Kanunun İkinci Kısım başlığı "Kamulaştırma
Bedelinin Mahkemece Tespiti, İdare Adına Tescil ve Bedelin Tespiti Esasları,
Dava Hakkı ve Bilirkişiler", şeklinde; İkinci Kısım Birinci Bölüm başlığı "Kamulaştırma Bedelinin Mahkemece
Tespiti ve İdare Adına Tescil, Bedelin Tespiti Esasları" şeklinde ve
İkinci Bölüm başlığı "Dava Hakkı ve Bilirkişiler" şeklinde
değiştirilmiştir. BAŞKAN - Fazilet Partisinin görüşlerini, Ankara Milletvekili Sayın Zeki
Çelik ifade edecekler. Buyurun Sayın Çelik. Süreniz 5 dakika. FP GRUBU ADINA MEHMET ZEKİ ÇELİK (Ankara) - Değerli Başkan, değerli
milletvekilleri; 653 sıra sayılı Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde Fazilet Partisi Grubu adına
söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bu değişiklik, 2942 sayılı Kanunun 10, 11, 12, 13, 14 ve 15 inci
maddelerindeki hususları ihtiva etmekte; sadece, ana başlıklarda bir ufak
değişiklik yapılmış. Burada, kıymet takdir komisyonlarının teşkili ve görevlerini, çalışma
esaslarını, duyuruların şeklini, kıymet takdirinin esaslarını ve sürelerini,
tebliğ işlemlerinin nasıl yapılacağını, dava hakkını ve bilirkişileri tarif
ediyor. Değerli milletvekilleri, kamulaştırma, uluslararası normlara uygun, kamu
yararı da, objektif esaslara bağlı olarak düzenlenmelidir. İstediğiniz yeri,
kamulaştırıyorum diye, lüzumsuz, indî, keyfî işlemlerden mutlaka kaçınılmalıdır
ve bilhassa -önümüze getirilmiş olan, tabiî ki, güzel bir uygulamadır- bu
kamulaştırmanın rızaen yapılması en güzel yoldur; yani, mal sahibi ile
kamulaştırmayı yapan kurumun karşılıklı anlaşması ve bu anlaşma sonucunda
haklarını birbirine helal edecek tarzda bir usulün getirilmesi belki en doğrusu
olacaktır. Bu konuda, gerçekten, kamunun, kamulaştırma işlemini yaptığı, malını
elinden aldığı kimselere zulmetmemesi, onlara hakkının dışında bir uygulama
yapmaması gerekmektedir. Tabiî, bu arada, biliyorsunuz, bu işleri yapan kıymet takdir
komisyonları var. Bu komisyonlarda biz de görev yaptık. Değerli arkadaşlar, ehlivukuf niteliği taşıyan, konusunda uzmanlaşmış
elemanlardan oluşmalıdır bu komisyonlar. Piyasayı bilen, rayiç bedellerden
haberdar olan, ne kamuyu ne de mal sahibini mağdur etmeyecek bir bedel takdiri
yapılmalıdır. Hayatında belki bir çöp almamış birisinin, çıkıp da bir bedel
takdiri yapması, bir kamulaştırma işlemine hakikaten taraf olması, belki çok
anormal sonuçlar doğurabilecektir. Onun için, bu takdirler yapılırken,
hakikaten piyasa şartları, o istimlaki yapılan yerlerin, o günkü değerleri
üzerinden yapılmasına çok dikkat edilmeli, binası, ağacı, duvar ve üzerindeki
bütün tesisleriyle bu tespitler çok ciddî yapılmalıdır. Enflasyonun çok hızlı
arttığı, değer kaybının büyüdüğü şartlarda, elinden malı alınanın, eğer rayiç
değer üzerinden alınmazsa gerçekten büyük bir haksızlığın ortaya çıkacağı
muhakkaktır. Geçmiş yıllarda emlak beyanı değeri üzerinden yapılmakta idi bu
kamulaştırmalar ve maalesef, biliyorsunuz, ülkemizde herkes emlak beyanını çok
küçük bedellerle bildirmekte idi. Bu bir haksızlıktı. Anayasa Mahkemesi bunu
ortadan kaldırmak suretiyle, bir haksızlığı bertaraf etmiş ve önlemiş oldu. Bedel takdirlerinin düşük olması, tabiî ki, tezyidi bedel davalarının
açılmasına ve bu konuda mahkemelerin çok büyük miktarlarda davalarla
uğraşmasına ve zaman kaybına sebep olmaktadır. Bu konuda, bu uzman kişiler,
değer takdirini, eğer, düzgün yaparlarsa bunlara da ihtiyaç kalmayacaktır. Önemli bir konu da -15 inci maddede- bilirkişiler konusudur. Konuların
uzmanları arasından, ilgili meslek odaları tarafından seçilmeli ve denetlenmesi
de muhakkak yapılmalıdır ve bu görevler de dönüşümlü olmalıdır. Bilirkişiler
her il için 5 ilâ 15 olarak tarif edilmektedir. Burada bir eksiklik vardır.
Şimdi, İstanbul, Ankara, Adana gibi büyük illerle, Bayburt, Hakkâri gibi
illerde de aynı sayı geçerli kılınmaktadır. Bunun nüfusa, işlem sayısına veya
başka kriterlere göre değiştirilmesi, herhalde hakkaniyet esaslarına uygun
olacaktır. Ayrıca, bir başka teklifimiz de şudur: Bilirkişi ücretleri, mahkemeler
tarafından değil de, mühendis-mimar odaları tarafından veya diğer ilgili meslek
kuruluşları tarafından tespit edilmeli ve bu husus hâkime bırakılmamalıdır. Bilirkişilik, maalesef, ülkemizde birkaç kişinin ek iş olarak yaptığı iş
olmaktan çıkarılıp, kişi ve kurumların rol aldığı çağdaş, saydam, faydalı bir
işkolu olarak değerlendirilmelidir. Şeffaflık için, gayri meşru işlem ve
işlerin yapılmaması için, ehil, dürüst, uzman elemanlara mutlaka imkân
tanınmalıdır. Değerli arkadaşlar, bu kanun tasarısının getirmiş olduğu önemli
hususlardan birisi de "yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırmaya
başlanamaz" hükmüdür. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN- Lütfen tamamlayınız. MEHMET ZEKİ ÇELİK (Devamla)- Tamam efendim. Gerçekten, geçmişte, kamulaştırılıp adamın malı elinden alınıyor, bedeli
ödenmiyor ve süründürülüyordu. Yıllar sonra parasını aldığında da zaten paranın
hiçbir değeri kalmamış oluyordu. Bu haksızlığın kaldırılmış olması önemli bir husustur;
ancak, bedelinin zamanında ödenmesinin de sağlanması gerekmektedir. Ödenmediği
takdirde, biraz evvel arkadaşımızın verdiği önerge paralelinde, aşınma payının,
enflasyon payının da düşünülerek bu hususa ilave edilmesi, ödeme süresi
içerisinde değerlendirilmesi çok uygun olacaktır. İhtiyaç duyulan bir yasadır. İfade ettiğimiz eksikliklerin de göz önünde
bulundurularak gerekli değişikliklerin yapılmasını arz ediyor, hepinize
saygılar sunuyorum. BAŞKAN- Teşekkür ediyorum Sayın Çelik. 4 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Madde, kabul edilmiştir. 5 inci maddeyi okutuyorum: MADDE 5. - 2942 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi
başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. "Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve
taşınmaz malın idare adına tescili Madde 10. - Kamulaştırmanın satın alma usulü ile
yapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8
inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi
ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk
mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle,
bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3 üncü maddenin ikinci fıkrasına göre
yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar
verilmesini ister. Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç 30
gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi ve idare
tara-fından verilen belgelerin birer örneği de eklenerek taşınmaz malın
malikine meşruhatlı davetiye ile veya idarece yapılan araştırmalar sonucunda
adresleri bulunamayanlara, 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun
28 inci maddesi gereğince ilan yoluyla tebligat suretiyle bildirerek duruşmaya
katılmaya çağırır. Duruşma günü, idareye de tebliğ olunur. Mahkemece malike doğrudan çıkarılacak meşruhatlı
davetiyede veya ilan yolu ile yapılacak tebligatta; a) Kamulaştırılacak taşınmaz malın tapuda kayıtlı
bulunduğu yer, mevkii, pafta, ada, parsel numarası, vasfı, yüzölçümü, b) Malik veya maliklerin ad ve soyadları, c) Kamulaştırmayı yapan idarenin adı, d) 14 üncü maddede öngörülen süre içerisinde, tebligat
veya ilan tarihinden itibaren kamulaştırma işlemine idarî yargıda iptal veya
adli yargıda maddi hatalara karşı düzeltim davası açabilecekleri, e) Açılacak davalarda husumetin kime yöneltileceği, f) 14 üncü maddede öngörülen süre içerisinde,
kamulaştırma işlemine karşı idarî yargıda iptal davası açanların, dava
açtıklarını ve yürütmenin durdurulması kararı aldıklarını belgelendirmedikleri
takdirde, kamulaştırma işleminin kesinleşeceği ve mahkemece tespit edilen
kamulaştırma bedeli üzerinden taşınmaz malın kamulaştırma yapan idare adına
tescil edileceği, g) Mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelinin hak
sahibi adına hangi bankaya yatırılacağı, h) Konuya ve taşınmaz malın değerine ilişkin tüm
savunma ve delilleri, tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde mahkemeye yazılı
olarak bildirmeleri gerektiği, Belirtilir. Mahkemece, kamulaştırılacak taşınmaz malın bulunduğu
yerde mahalli gazete çıkıyor ise, bu mahalli gazetelerden birisinde ve Türkiye
genelinde yayımlanan gazetelerin birisinde kamulaştırmanın ve belgelerin özeti
en az bir defa yayımlanır. Mahkemece belirlenen günde yapılacak duruşmada hakim,
taşınmaz malın bedeli konusunda tarafları anlaşmaya davet eder. Tarafla-rın
bedelde anlaşması halinde hakim, taraflarca anlaşılan bu bedeli kamulaştırma
bedeli olarak kabul eder ve sekizinci fıkranın ikinci ve devamı cümleleri
uyarınca işlem yapar. Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde
anlaşamamaları halinde hakim, en geç 10 gün içinde keşif ve 30 gün sonrası için
de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede sayılan bilirkişiler marifetiyle
ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın değerini tespit için mahallinde
keşif yapar. Yapılacak keşifte, taşınmaz malın bulunduğu yerin bağlı olduğu köy
veya mahalle muhtarının da hazır bulunması amacıyla, muhtara da davetiye
çıkartılır ve keşifte hazır bulunması temin edilerek, muhtarın beyanı da
alınır. Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin beyanını da
dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerini
belirten raporlarını 7 gün içinde mahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu,
duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim,
taraflar veya vekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların
bilirkişi raporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara
karşı beyanları alınır. Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde gerektiğinde
hakim tarafından 15 gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu
tayin edilir ve hakim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile
beyanlarından yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli
tespit eder. Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya
irtifak hakkının kamulaştırılma bedelidir. Tarafların anlaştığı veya tarafların
anlaşamaması halinde hakim tarafından kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen
miktarın, peşin ve nakit olarak veya kamulaştırma bu kanunun 3 üncü maddesinin
ikinci fıkrasına göre yapılmış ise, ilk taksitin yine peşin ve nakit olarak hak
sahibi adına, hak sahibi tespit edilememiş ise ileride ortaya çıkacak hak
sahibine verilmek üzere 10 uncu maddeye göre mahkemece yapılacak davetiye ve ilanda
belirtilen bankaya yatırılması ve yatırıldığına dair makbuzun ibraz edilmesi
için idareye 15 gün süre verilir. Gereken hallerde bu süre bir defaya mahsus
olmak üzere mahkemece uzatılabilir. İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi
adına yatırıldığına veya hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda, ileride
ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere bloke edildiğine dair makbuzun
ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma
bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine ve
paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup tarafların
bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır. Bu maddede öngörülen işlemler, mahkemenin davetine
uymayanlar olduğu takdirde ilgilinin yokluğunda yapılır. Hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda mahkemece,
kamulaştırma bedelinin üç aylık vadeli hesaba dönüştürülerek nemalandırılması
amacıyla gerekli tedbirler alınır. Kamulaştırılması yapılan taşınmaz mal, tahsis edildiği
kamu hizmeti itibariyle sicile kaydı gerekmeyen bir niteliğe dönüşmüş ise,
istek halinde mahkemece sicil kaydının terkinine karar verilir. Bu tescil ve terkin işlemi sırasında mal sahiplerinin
bu taşınmaz mal nedeniyle vergi ilişkisi aranmaz. Ancak, tapu dairesi durumu
ilgili vergi dairesine bildirir. 14 üncü maddede belirtilen süre içinde, kamulaştırma
işlemine karşı hak sahipleri tarafından idarî yargıda iptal davası açılması ve
idarî yargı mahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde
mahkemece, idarî yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bunun
sonucuna göre işlem yapılır. Kamulaştırma işlemine karşı idarî yargıda iptal veya maddi hatalara
karşı adli mahkemelerde açılacak düzeltim davalarında hangi idareye husumet
yöneltileceğinin davetiye ve ilanda açıkça belirtilmemiş veya yanlış
gösterilmiş olması nedeniyle davada husumet yanlış yöneltilmiş ise, gerçek
hasma tebligat yapılmak suretiyle davaya devam olunur." BAŞKAN - 5 inci madde üzerindeki ilk söz, Doğru Yol Partisi Grubu adına,
Bursa Milletvekili Sayın Oğuz Tezmen'e ait. Buyurun Sayın Tezmen. (DYP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. DYP GRUBU ADINA OĞUZ TEZMEN (Bursa) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; gerçekten de, ülkemizde ciddî sorunlardan biri olan ve çok
sayıda kişinin mağduriyetine yol açan, bir diğer yönden de kamunun büyük
fonları kaybetmesine yol açan kamulaştırma olayları ciddî bir esasa bağlanıyor. Kamulaştırma çok önemli; çünkü, kişinin rızası dışında, kamu gücünü
kullanarak kişinin mülkiyet hakkını ortadan kaldırıyorsunuz; karşılığında bir
bedel veriliyor ya da verilir gibi gözüküyor, uzun süre sürüncemede
bırakılıyordu. Bunun yeni esaslara bağlanmasını, gerçekten, çok önemli bir
aşama olarak kabul etmek lazım. Türkiye'nin de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde suçlu duruma düşmesine
yol açacak uygulamaların, artık, bundan böyle ortadan kalkmasını sağlayacağı
için, getirilen düzenleme önemli bir düzenlemedir, doğru bir düzenlemedir.
Gerçekten de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde 4000'i aşkın davada, bu istimlake ilişkin olarak, Türkiye
yargılanıyor ve bunun sonucunda da yarattığımız imaj, kişi hak ve hukukuna
saygı göstermeyen bir ülke görüntüsü sergiliyordu. Komisyonda da uzun
tartışmalar sonucunda getirilen düzenleme, gerçekten, ihtiyacı karşılayacak
yeni, pratik ve etkin düzenlemeler içeriyor. Burada, artık, öncelikle, ödeneğin yeterince olmasını, onun dışında da,
bedel tespitinde uzlaşmayı öne alan bir düzenleme var. Yani, kişiyi
çağıracaksınız; diyeceksiniz ki "ben sizin malınıza talibim, kaç para istiyorsunuz?"
Uzlaşma olursa olacak; ama, uzlaşma olmazsa ne oluyor: İdare, mahkemeye
başvuruyor; mahkeme de, idarenin verdiği verileri dikkate alarak bilirkişiye
gidiyor, bir değer tespiti yaptırıyor. Bu değer tespiti bir kere daha itiraza
konu edilebiliyor ve bu değer tespiti yapıldıktan sonra, artık, bedel
kesinleşmiş oluyor ve gerçekten de, gerek vatandaş açısından ciddî
mağduriyetlere yol açan düşük bedelle istimlakler önleniyor, gerekse kamuyu
ciddî zararlara sokan ve bazı aracıların büyük paralar kazanmasına imkân
sağlayan tezyidi bedel davalarının da bu surette ortadan kalkmasına imkân
sağlanıyor. Gerçekten, önemli bir düzenleme. 5 inci maddeyle getirilen
düzenleme, işi etkin bir hale getiriyor. Artık, mahkemenin belirlediği değerden
sonra yapılacak iş, onbeş gün içerisinde idarenin parayı kişi adına yatırması.
Yatırdıktan sonra tescil işlemi oluyor. Yatırmadığı takdirde kamulaştırma
gerçekleşmemiş oluyor. Bu, önemli bir düzenleme. Gerçekten de, bundan sonra,
artık, birtakım aracıların araya girerek yüksek bedellerle kamu fonlarını,
tezyidi bedel davalarıyla, hem çok sayıda davanın sürmesini engelleyecek bir
düzenleme, hem de kamu zararına yol açacak bir yol da tıkanmış oluyor. Daha da
önemlisi, eskiden, idareler, büyük ölçüde, elindeki düşük ödeneklerle kendi
belirledikleri değer üzerinden kamulaştırma yapıyorlardı ve kendi
belirledikleri değer, ödenekleri
sınırlı olduğu için, çok düşük oluyordu; vatandaş, gitsin, hakkını
mahkemede arasın deniyordu. Köyde arazisi istimlak edilmiş bir İnsanın,
mahkemeye gidip, bu süreci işletmesi kolay olmuyordu; orada birileri araya
girip, yüksel bedellerle, tezyidi bedellerle büyük fonlar, büyük kaynaklar elde
edilebiliyordu. Bu, artık, ortadan kalkacağa benziyor bu düzenlemeyle. Yalnız, burada dikkat edilmesi gereken en önemli olay, malı
kamulaştırılacak kişilerin, gerek kamulaştırma işleminden gerekse bedel
tespitinden haberdar edilmeleridir. Bu, fevkalade önem taşıyor; en kritik nokta
budur. Yani, bir malınız vardır... Köyde yaşayan belki haberdar olur; ama,
köyden başka yerde yaşayan insanların, mallarının istimlak edildiğinden
haberdar olmamaları keyfiyeti söz konusu olabilir. O zaman, bunun için her
türlü... Gazetede ilan yeterli bir olay değildir; çünkü, mahallî gazeteler,
özellikle, kırsal alanda fazla etkili olamıyor. Onun için, idarelerin yapması
gereken, mutlaka, kişiyi tespit edip, ona ulaşma imkânını sağlamak lazımdır.
İnternet de bu bakımdan, fevkalade önemli bir müessese. Internet olanaklarını
kullanarak, idarele, gerek kamulaştırmaya ilişkin niyetlerini... (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen tamamlayınız. OĞUZ TEZMEN (Devamla) - Kısa bir süre Sayın Başkan. İnternet üzerinde yapacakları kamulaştırmaya ilişkin işlem ve
kararlarını, ayrıca, tebliğ edilmemişse, yani, bir kamulaştırma işlemi
yapılmış, ancak, kişiler ortada yoksa, o zaman bulunmayan insanların da
isimlerini açıklamak durumunda olmaları lazım. Öyle olunca, kişisel
mağduriyetler ortadan kalkabilir. On sene, beş sene sonra adam farkına varmış
ki, belli bir yerdeki arazisi kamulaştırılmış, parası da yatmış, ama,
enflasyondan erozyona uğramış. Bu tür yaklaşımların önlenmesi için
uygulamacıların da fevkalade titiz olmaları lazım diyor, teşekkür ediyorum
Sayın Başkanım. (Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tezmen. Fazilet Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın Rıza Ulucak;
buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. FP GRUBU ADINA RIZA ULUCAK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 653 sıra sayılı Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Tasarısının 5 inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu
vesileyle, Yüce Meclisimizin Sayın Başkanını ve siz değerli üyelerini Fazilet
Partisi Grubu ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum. Tasarının 5 inci maddesi, 2942 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde önemli
değişiklikler içermektedir. Halen meriyette bulunan kanunun 10 uncu maddesinde
"kıymet takdiri komisyonları" başlığı altında, il kıymet takdiri
komisyonu ve ilçe kıymet takdir komisyonlarının kuruluşu ile çalışma esasları
düzenlenmektedir. Bu defa, huzurunuza getirilen tasarıyla, meri kanunun
uygulanması sırasında ortaya çıkan sorunların en aza indirilmesi amacıyla,
sadece takdir komisyonlarının oluşum ve çalışma esaslarıyla kısıtlı 10 uncu
maddenin kapsamı büyük ölçüde genişletilmektedir. Buna göre, kamulaştırılacak
taşınmaz mallar hakkında idarece başlangıçta yapılması gereken işlemler
yapıldıktan sonra, kamulaştırma işleminin tek davayla ve süratli bir şekilde
çözümlenmesini teminen, kamulaştırmayı yapacak olan devlet veya diğer kamu
tüzel kişileri, doğrudan taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine
müracaat ederek taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitini isteyecektir. Bu
müracaatta, tespit edilen bedelin peşin veya kanunun 3 üncü maddesi uyarınca
kamulaştırma halinde taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tescili
istenecektir. Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç 30 gün
sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi ve idare tarafından
verilen belgelerin birer örneğini, taşınmaz malın malikine meşruhatlı
davetiyeyle bildirerek duruşmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ
olunur. İdarece yapılan araştırmalara rağmen adresleri bulunamayanlara 7201
sayılı Tebligat Kanununun 28 inci maddesi gereğince ilanen tebligat yapılır.
Mahkemece malike yapılacak tebligatta, bu maddenin üçüncü fıkrasında belirlenen
hususlar belirtilecektir. Az önce katip üyemiz tarafından yüksek ıttılanıza sunuldu; bu hususlar
belirlenecektir. Belirlenen günde yapılacak duruşmada, hâkim, taşınmaz malın
bedeli konusunda tarafları anlaşmaya davet edecektir ki, bu, hukukumuza hemen
hemen yeni girmiş bir müessese olarak ortaya çıkmaktadır. Tarafların bedelde
anlaşması halinde, hâkim, taraflarca anlaşılan bu bedeli, kamulaştırma bedeli
olarak kabul edecek ve 10 uncu maddenin sekizinci fıkrası, ikinci cümlesi ve
devamı uyarınca işlem yapılacaktır. Bu duruşmada tarafların bedelde
anlaşamamaları halinde, hâkim, en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrası
için duruşma günü tayin ederek, bilirkişilerin marifetiyle, tüm ilgililerin
huzurund, taşınmaz malın değerini tespit için mahallinde keşif yapar. Burada
yapılacak keşif hususunda esaslar getirilmiş. Mesela, taşınmaz malın değerini
belirten raporları, bilirkişiler, yedi gün içinde takdim edeceklerdir. Bu
rapor, duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ edilecektir. Yapılacak
duruşmaya, hâkim, taraflar veya vekilleri ve bilirkişiler çağrılacaktır. Bu
duruşmada, tarafların bilirkişi raporlarına varsa itirazları anında dinlenecek
ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınacaktır. Tarafların bedelde
yine anlaşamamaları halinde, hâkim tarafından, onbeş gün içinde
sonuçlandırılmak üzere, yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilecektir. Burada, tebligatla ilgili birtakım hükümler geliyor. Tabiî, süremiz çok
kısıtlı olduğu için, bu hususları zikredemiyorum. Hak sahibinin tespit
edilemediği durumlarda, mahkemece, kamulaştırma bedelinin üç aylık vadeli
hesaba dönüştürülerek nemalandırılması amacıyla gerekli tedbirler alınacaktır. İdarî yargı yoluna gidilmesi hususunda da, taraflara, yani, ilgili
maliklere zamanında tebligat yapılacak ve günleri bildirilecektir. Şimdi, bu
hususlar hukukumuza yeni girmiş hususlardır. Kanunun hayırlı olmasını temenni ediyor; hepinize saygılar sunuyorum.
(FP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum efendim. Sayın milletvekilleri, madde üzerinde bir önerge vardır; okutup, işleme
alacağım: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 653 sıra sayılı Kamulaştırma Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 5 inci maddesinin 7 nci fıkrasında yer
alan "7 gün" ibaresinin "15 gün" olarak değiştirilmesini
arz ve teklif ederim. E.Safder Gaydalı Devlet Bakanı BAŞKAN - Hükümet tarafından verilen bu önergeye Komisyon katılıyor mu
efendim? PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) -
Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir. Maddeyi, yapılan bu değişiklikle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler.. Madde kabul edilmiştir. 6 ncı maddeyi okutuyorum: MADDE 6. - 2942 sayılı Kanunun 11 inci maddesi başlığıyla birlikte
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. "Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları Madde 11. - 15 inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu,
kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile
birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal
veya kaynağın; a) Cins ve nevini, b) Yüzölçümünü, c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurlarını ve her unsurun
ayrı ayrı değerini, d) Varsa vergi beyanını, e) Kamulaştırma tarihindeki resmî makamlarca yapılmış kıymet
takdirlerini, f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın kamulaştırma tarihindeki
mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde ge-tireceği net
gelirini, g) Arsalarda, kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan emsal
satışlara göre satış değerini, h) Yapılarda kamulaştırma tarihindeki resmî birim fiyatları ve yapı
maliyet hesaplarını ve yıpranma payını, ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri, Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurların cevaplarını
ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate alarak
gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini
tespit ederler. Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve
hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen
kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkate alınmaz. Kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesisinde, bu kamulaştırma sebebiyle
taşınmaz mal veya kaynakta meydana gelecek kıymet dü-şüklüğü gerekçeleriyle
belirtilir. Bu kıymet düşüklüğü kamulaştırma bedelidir." BAŞKAN - 6 ncı madde üzerinde ilk söz, Doğru Yol Partisi Grubu adına,
Denizli Milletvekili Sayın Mehmet Gözlükaya'ya ait. Buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. DYP GRUBU ADINA MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
sözlerimin başında, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sayın Zeki Çakan bakıyor, çabuk konuş diye işaret ediyor. Tabiî, süremi
aşmamaya çalışacağım. Maddeye geçmeden önce... Bu tasarıyla getirilmek istenilen hususlar
belli; istimlakler hızlansın, kimse mağdur olmasın, bir an önce bedelleri
ödensin gibi birtakım faydalı tarafları var. Ayrıca, uzman bilirkişilerin kullanıldığı bir yasa olarak görüyoruz.
Gerçi, eski yasaya göre de uzman bilirkişiler mahkemelerce kullanılır; ama,
burada, biraz daha ciddiyetle ele alınmış. Benim, burada, çok kısa olarak üzerinde durmak istediğim husus şu: Bu
yasayla -yani, peşin ödemeyle- yatırımlar azalabilir. Zaten, bu hükümet yatırım
yapacak değil; ülke iflas etmiş, yatırım yapması da mümkün değil. 49
katrilyonluk bütçede 2,5-3 katrilyonluk bir yatırım var. ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Az, değil mi? MEHMET GÖZLÜKAYA (Devamla) - Az. Bununla, bu istimlaklerle, İstimlak Yasası da bahane edilerek,
yatırımlar daha az olur, daha çok kısıtlanabilir diye bir endişe duyuyorum. Bir de olumlu yanı var. Tabiî, iktidarlar politik birtakım yatırımlar da
yapar. Bu yasa, belki, peşin ödeme sebebiyle bu yatırımları, politik
yatırımları azaltabilir diye düşünüyorum. Değerli arkadaşlarım, 5 inci madde geçti. Bu maddede, mahkemelerce ilan
meselesi var; o konuda bir tereddütüm var. Burada, mahkemece, kamulaştırılacak
taşınmaz malın bulunduğu yerdeki mahallî gazete ve ulusal gazetelerden birinde
en az bir defa olmak üzere ilan edilir deniliyor. Bu yasa, sadece devletin
büyük kurumlarına, Karayolları ve DSİ gibi kurumlarına hitap etmiyor; bu
yasayla, küçük belediyeler de istimlaklere, kamulaştırmalara gidecekler. Şimdi, bir belediyeyi -orada, özellikle dikkat ettim- hem yerli
gazeteyle, mahallî gazeteyle mecbur kılıyor hem de ulusal gazeteyle ilana
mecbur kılıyor. Bütün belgelerin de yayımlanacağı bir ilanda, küçük
belediyelerin mağdur olabileceği, çok masraf altında kalabilecekleri endişesini
taşıyorum. Olmayan kişilerle ilgili, yani, gaiplerle ilgili, bu konuda bir
düzenleme yapılmış; ama, belediyeler için, küçük belediyeler için endişemi
tekraren ifade ediyorum. Değerli arkadaşlarım, 6 ncı maddeyle getirilen husus, aşağı yukarı, eski
11 inci maddedeki hususları taşıyor, aynı hükümler geliyor. Yalnız, burada, 5
inci maddeyle getirilen mahkemelerce kamulaştırmadan önce yapılacak değer
tespitinin esaslarını tekrar etmişler. Zaten, bu yasadaki en büyük
yeniliklerden birisi, mahkemelerce, kamulaştırma değerlerinin kamulaştırma
işlemleri bitmeden önce tespit edilmesi esasıdır. Burada, gene ölçüleri, kıymet değerini tespit ederken göze alınması
gereken ölçüleri tespit etmiş. Doğru Yol Partisi olarak bu maddeye olumlu baktığımızı ifade ediyorum.
Yasanın hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum. Fazilet Partisi Grubu adına Afyon Milletvekili Sayın Sait Açba; buyurun
efendim. (FP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. FP GRUBU ADINA SAİT AÇBA (Afyon) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Kamulaştırma Yasasında değişiklik yapan tasarının 6 ncı
maddesi üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi
saygıyla selamlıyorum. 6 ncı maddede, kıymet takdiriyle ilgili hususlar düzenlenmiştir. Burada,
şu anda yürürlükte olan yasadan farklı olarak, bir bilirkişi kurulu tespit
edilmektedir; mahkeme heyetiyle birlikte taşınmaz malın bulunduğu yere gitmek
suretiyle, hazır olan ilgilileri dinledikten sonra, yasada dokuz bent olarak
belirtilen kıymet takdiriyle ilgili ölçütlerden hareketle, kıymet takdiri
gerçekleştirilmektedir. Yürürlükte olan yasadaki dokuz bent ile şu andaki yasa
tasarısındaki dokuz bent, tamamıyla aynıdır, ölçütlerde herhangi bir değişiklik
yoktur. Tabiî, daha önce, kıymet takdiriyle ilgili olarak uygulamalara
baktığımızda, yine, aynı şekilde, karma bir sistem uygulanıyordu; ancak, tespit
edilen kıymetlerin geçmişte çok düşük olduğunu görüyorduk ve kıymet takdir
komisyonlarının, gerçekten, daha çok idarenin temsilcisi tarzında, idarenin
hazırlamış olduğu belge ve raporlara imza atan, âdeta formalite komisyonu
şeklinde bir görev ifa ettiklerini geçmişte gördük. Bundan dolayı, çok sayıda
bedel artırım davaları açıldı. Bu davalar, çok uzun yıllar sürdü. Bu davalardan
dolayı, bilhassa enflasyonist ortamda, pek çok hak sahibi oldukça zarar gördü.
Uygulanan kanunî gecikme faizleri de, hiçbir zaman için, hak sahiplerinin bu
zararlarını telafi edici anlamda, yeterli olmadı. Şu anda, mevcut yasadaki
düzenleme, kıymet takdiriyle ilgili olarak, hem idarenin hem de mahkemenin,
çeşitli meslek gruplarının temsil edildiği, daha çağdaş bir düzenlemeyi ortaya
koymuş durumda. Dolayısıyla, yasanın bu tarzda düzenlenişine, biz de, Fazilet
Partisi olarak katılıyoruz. Ancak, bu kıymet takdiriyle ilgili olarak, karma
sistem içinde uygulanan pek çok ölçütler var. Tabiî, bu ölçütlerle ilgili bazı
hususlara da dikkatinizi çekmek istiyorum. Burada, bu dokuz bent halinde
sıralanan ölçütler içinde vergi beyanı yer almaktadır. Vergi beyanı, bir takdir
ölçüsü olarak kullanılmaktadır. Tabiî, vergi beyanı unsur olunca, ekseriya,
kıymet takdiri, bedelin rayiç değerden daha az belirlenmesine sebep olmaktadır.
İster vergiden kaçınma olsun, ister vergi kaçırma densin, Emlak Vergisi
beyannamelerine baktığımızda, rayiç bedelin çok altında tespit edilmiş
olduklarını görürüz. Bu değerler, şüphesiz, kamulaştırmaya esas bedelin
tespitinde dikkate alınan değerlerdir. Rayiç bedelin altında olması, bir
bakıma, kamulaştırmaya esas alınacak değerlerin tespiti açısından bir
olumsuzluğu da beraberinde getirmektedir. Yine, bir başka hususa da dikkati çekmek isterim. Burada, ölçütlerden
(g) bendindeki emsal satış değerinin de Türkiye şartlarında gerçekçi olmadığını
ifade etmemiz gerekir. Bugün, Türkiye'de, hemen hemen hiçbir gayrimenkul
satışı, akit tablosunda gerçek değerleriyle gösterilmemektedir. Uygulamada
yaygın olan şüfa hakkının kullanılmasına yönelik satışlar dışında, akit
tablolarında yer alan değerler, en iyimser tahminle, rayiç değerlerin yüzde
20'sini geçmemektedir. Tapu dairelerinde gerçek alım değerinin akit tablosuna
olduğu gibi yansıtılmasını sağlayacak düzenleme yapılmadan veya böyle bir
düzenlemeye geçilmeden, akit tablolarındaki rakamların rayiç değer olarak
kabulü son derece hatalıdır. Dolayısıyla, hak sahiplerinin mağdur olmaması
açısından, bu ölçütlerin kullanılmasında azamî ölçüde hassasiyete ihtiyaç
vardır. Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım, saygılar sunuyorum. (Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Açba. TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkan, Doğru Yol Partisi olarak, biz, bu
kanunun süratle çıkarılmasından yanayız; ancak, iktidar milletvekillerinin bu
katılımı sağlaması açısından, karar yetersayısının aranılmasını istiyorum. BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 6 ncı maddeyi oylarınıza sunacağım ve
karar yetersayısı arayacağım: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar
yetersayısı yoktur. 10 dakika ara veriyorum. Kapanma saati: 17.57 ÜÇÜNCÜ OTURUM Açılma Saati :18.10 BAŞKAN : Başkanvekili Mehmet Vecdi GÖNÜL KÂTİP ÜYELER : Mehmet AY (Gaziantep),
Levent MISTIKOĞLU (Hatay) BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 88 inci Birleşiminin Üçüncü
O-turumunu açıyorum. Görüşmelere kaldığımız yerden devam ediyoruz. V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) 7. - Kamulaştırma Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/837)
(S.Sayısı : 653) (Devam) BAŞKAN - Komisyon ve hükümet yerinde. 6 ncı maddenin oylanması sırasında karar yetersayısının aranılması
istenmiş; ancak, ulaşılamamıştı. Şimdi oylamayı tekrarlıyorum. Elektronik cihazla oylama yapacağım. 3 dakika süre veriyorum. Oylama işlemini başlatıyorum. (Elektronik cihazla oylama yapıldı) BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, karar yetersayısı vardır; 6 ncı madde
kabul edilmiştir. 7 nci maddeyi okutuyorum: MADDE 7.- 2942 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir. "Madde 14. - Kamulaştırmaya konu taşınmaz malın maliki tarafından
10 uncu madde gereğince mahkemece yapılan tebligat gününden, kendilerine
tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzere mahkemece gazete ile yapılan
ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırma işlemine karşı idarî
yargıda iptal ve maddî hatalara karşı da adlî yargıda düzeltim davası
açılabilir. İdarî yargıda açılan davalar öncelikle görülür. İştirak halinde veya müşterek mülkiyete, paydaşların tek başına dava
hakları vardır. İdare, kamulaştırma belgelerinin mahkemeye verildiği günden itibaren 30
gün içinde maddî hatalara karşı adlî yargıda düzeltim davası açabilir. İdare tarafından, bu Kanun hükümlerine göre tespit olunan malike karşı
açılan davaların görülmesi sırasında, taşınmaz malın gerçek malikinin başka bir
şahıs olduğu anlaşıldığı takdirde, davaya bu gerçek malik, tapu malikinin daha
önce öldüğü sabit olursa mirasçıları da dahil edilmek suretiyle devam olunur. Açılan davaların sonuçları dava açmayanları etkilemez." BAŞKAN - 7 nci madde üzerindeki ilk söz, Doğru Yol Partisi Grubu adına,
Bingöl Milletvekili Sayın Necati Yöndar'a ait. Süreniz 5 dakikadır. DYP GRUBU ADINA NECATİ YÖNDAR (Bingöl) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
görüşülmekte olan 653 sıra sayılı Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Tasarısının 7 nci maddesi üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına
söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, şahsım ve Grubum adına, hepinize saygılar
sunarım. Kamulaştırma, kamu yararının gerektirdiği hallerde, özel mülkiyette
bulunan taşınmaz mallara, kamu gücünü kullanarak, cebren el atma olduğuna göre,
en önemli hususun, taşınmaz malların değerinin, kamuyu da, vatandaşı da mağdur
etmeyecek şekilde tespit edilmesi ve bu bedelin, istisnai haller dışında, peşin
ödenmesi olduğunda şüphe yoktur. Kamulaştırma Kanununun uygulanmasında karşılaşılan ve genel gerekçede de
güzel bir şekilde ifade edilen sorunlar nedeniyle, bu kanunda değişiklik
yapılmasının zorunlu olduğu, hepimizce kabul edilen bir gerçektir. Yeterli
ödenek olmadan yapılan kamulaştırmalar, tezyidi bedel davaları sonucunda
ulaşılan ve ödemesi yıllar alan kamulaştırma bedelleri, vatandaşımızı
uluslararası kuruluşlar nezdinde hak aramaya mecbur bırakan ve devletimizin
aleyhinde sonuçlanan başvurular, devleti vatandaşla ihtilaflı hale getiren
uygulamalar göz önünde bulundurulduğunda, görüşmekte olduğumuz değişiklik
tasarısını olumlu karşılamaktayız. Madde, tasarının esprisine uygun olarak tadil edilmektedir. Nedir
tasarının esprisi: Taşınmaz mala ihtiyaç duyan kamu kuruluşu, ya vatandaşla
bedelde anlaşacak ya da anlaşmama halinde mahkemeye başvurarak, taşınmaz malın
değerini tespit ettirecek. Bu espriye uygun olarak, artık, tezyidi bedel veya
tenzili bedel yoluna gidilmeyecek ve netice itibariyle, bu davalar
açılmayacaktır. Madde, bu şekilde değiştirilmektedir; ancak, üzerinde özenle durulması
gereken husus şudur: Kamulaştırılacak taşınmaz malın bedelinin, gerçek değerini
yansıtacak şekilde tespit edilmesi elzemdir; yani, değer tespiti yapılırken,
hem kamu zarara uğratılmamalı hem de vatandaş mağdur edilmemelidir. Tasarıda, bedel taksidine ilişkin esaslar şu şekilde özetlenebilir:
İdareler, öncelikle, uygulayacakları satın alma usulünde, kıymet takdirini
yaparken, konuyla ilgili uzman kişilerden, sanayi ve ticaret odalarından ve
mahallî emlak alım satım bürolarından bilgi alacaklardır. Bu bilgiler ışığında,
idare bünyesinde kurulacak en az üç kişilik kıymet takdir komisyonu, bedeli
belirleyecektir. Bu şekilde belirlenecek bedeli, taşınmaz malın maliki kabul
etmediği takdirde, idare, bedelin tespiti için mahkemeye başvuracaktır;
mahkeme, değer tespitini bilirkişi kuruluna yaptıracaktır. Bu bilirkişi
kurulunun üç üyesi, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğine bağlı ihtisas
odalarından, ikisi de, o bölgede oturan, mühendis ve mimar olan taşınmaz mal
sahipleri arasından seçilmektedir. Bunların bulunmadığı hallerde ise, kurulun
ne şekilde oluşturulacağına tasarıda yer verilmiştir. Malumları olduğu üzere, taşınmaz malın -arsa, arazi, bina ve sair-
değerini takdir etmek bir ihtisas işidir; tecrübeyi ve daha da önemlisi, emlak
piyasasını iyi bilmeyi ve izlemeyi gerektirir. Alternatif yatırım araçlarındaki
ekonomik gelişmeleri izleyecek, yorumlayacak düzeyde ekonomi bilgisine sahip
olmanın, aranılması gereken özelliklerden biri olmasını da düşünüyoruz. Bu cümleden hareketle, gerek 8 inci madde ve gerekse 15 inci maddede,
gayrimenkul ekspertiz kuruluşlarına ve önümüzdeki günlerde oluşturulmasının
zorunlu olduğuna inandığım emlak müşavirliği müessesesine yer verilmemesini de
bir eksiklik olarak gördüğümüzü ifade ediyor, bu duygu ve düşüncelerle, Yüce
Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yöndar. Fazilet Partisi Grubunun görüşlerini, Konya Milletvekili Sayın Lütfi
Yalman ifade edecekler. Buyurun Sayın Yalman. (FP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. FP GRUBU ADINA LÜTFİ YALMAN (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekili
arkadaşlarım; 653 sıra sayılı, Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Tasarısının 7 nci maddesi üzerinde Fazilet Partisi Grubu adına
söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlar, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, yürürlüğe girdiği
1983 tarihinden bu tarafa, uygulamaları sırasında birçok problemi ve
anlaşmazlığı, sorunları beraberinde getirmiş idi; bu, hepimizin malumu.
Kamulaştırmalar, âdeta, sorunlar yumağı halindeydi. İster devlet-vatandaş
kamulaştırmaları ve işbirliğinde isterse belediye kamulaştırmalarında, vatandaş
ve devlet birçok problemle karşı karşıya kalıyordu. Anayasanın 46 ncı maddesi,
kamu yararına olan hallerde kamulaştırmaların yapılabileceğine dair hükümleri
havidir; ancak, detayların mutlak manada bir kanunla belirlenmesini ve ortaya
konulmasını amir hükümleri de taşıyor. Değerli arkadaşlar, 2942 sayılı Kanunun uygulanması sırasında devlet ile
vatandaş arasında çok sayıda anlaşmazlık zuhur etmiş, hatta, bu
anlaşmazlıkların bir kısmı da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kadar intikal
etmiş idi. Dolayısıyla, kamulaştırma, Türkiye'de problemler yumağı haline
geldiği gibi, vatandaşlarımızı da Avrupa kapılarında hak aramaya kadar
götürmüştü. Bu kanun tasarısı, problemlerin ana boyutuna çözümler getiriyor. Bu
vesileyle, Fazilet Partisi Grubu olarak desteklerimizi veriyoruz; fakat, bazı
maddeler üzerinde, acaba, bürokratik işlemler de aynı şekilde çözümlenebilecek
mi, bürokratik işlemler ve sıkıntılar ortadan kaldırılabilecek mi gibi birtakım
endişeler taşıyoruz. İnşallah, hazırlanacak yönetmelikler çerçevesinde,
bürokratik işlemlerle ilgili problemler ortadan kaldırılır; böylelikle,
vatandaşlar da Avrupa kapılarına gitmekten vazgeçer ve kurtulurlar. Değerli arkadaşlarım, 7 nci madde, 2942 sayılı Kanunun 14 üncü
maddesindeki değişiklikleri beraberinde getiriyor. Tasarının 7 nci maddesinin
son fıkrasında şöyle bir cümle var: "Açılan davaların sonuçları, dava
açmayanları etkilemez." Acaba, birkaç şahsı ilgilendiren konularda,
bunlardan biri dava açtığı zaman, neticeyi değiştirecek herhangi bir karar
çıkarırsa ortaya, bilirkişi raporuyla neticeyi değiştirici herhangi bir mahkeme
kararı elde ederse, dava açmayan kişilerle arasında farklı muameleler
doğmayacak mıdır? Bu ikili uygulamalar, sıkıntıları beraberinde getirmeyecek
midir? Bununla ilgili endişelerimi madde üzerinde dile getirmiş olayım. Farklı
fiyatlar uygulanmış olabilir, farklı fiyatlar ortaya çıkmış olabilir; bu,
beraberinde birtakım sıkıntıları getirir. Bu tasarının belki düşünülmeyen bir başka boyutunu daha dile getirmek
istiyorum; o da şudur: Biliyorsunuz, hazırlanmış olan yeni ekonomik programda,
pakette -yatırımlarda, zaten 2001 yılı bütçesi içerisinde bir hayli
kısıtlamalar var idi- yatırımların, devlet yatırımlarının küçültülmesi ve
durdurulmasıyla alakalı yeni birtakım kısıtlamalar beraberinde getirildi.
Şimdi, bu tasarı, bir yükümlülüğü beraberinde getiriyor. Eğer bünyesinde
kamulaştırma olan bir yatırım var ise, bu kamulaştırma yapılacak taşınmazlarla
ilgili, mutlak manada, bütçede karşılığı, ödeneği gösterilmek
mecburiyetindedir. Dolayısıyla, bu kamulaştırmayı yapma imkânı kalmamaktadır.
Tabiî, bu, belki görünüşte... Şu anda, 2001 yılı bütçesi içerisinde
yapılabilecek yatırımlarla ilgili düzenlemelerin ne şekilde göz önüne
alınacağı, ne şekilde düzenleneceği konusunu, zannedersem, ilgili
arkadaşlarımız veya bakanlıklarımız dikkate alacaklar; bu çerçeve içerisinde
birtakım çalışmalar yapacaklardır diye düşünüyorum. Tasarı, genel mahiyeti itibariyle problemleri ortadan kaldıracak
tarzdadır. Bu vesileyle, hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum.
(Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yalman. Madde üzerinde bir önerge vardır; okutup işleme alacağım: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Tasarısının 7 nci maddesinde yer alan 14 üncü maddenin 5 inci fıkrasına
"...olunan malike" ibaresinden sonra "ve zilyede"
ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN - Sayın Komisyon katılıyor mu efendim? PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) - Sayın Başkanım,
çoğunluğumuz hazır bulunmuyor; takdire bırakıyoruz. BAŞKAN - Sayın Hükümet katılıyor mu? DEVLET BAKANI EDİP SAFDER GAYDALI (Bitlis) - Sayın Başkan, tasarının 11
inci maddesinde bu hüküm zaten belirtilmiştir; burada da yer almasının bir
mahzuru yoktur. Takdire bırakıyoruz. BAŞKAN - Teşekkür ediyorum. Takdire bırakıldığı için, önerge sahipleri... AYDIN TÜMEN (Ankara) - Gerekçe okunsun. BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Halen yürürlükte bulunan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu
hükümlerine göre, taşınmaz malikinin, maliki yoksa taşınmaza zilyet olduğu
tespit olunanların mallarının kamulaştırılacağı dolayısıyla taşınmaz maliki,
maliki olmadığı takdirde zilyetliği ispatlanan zilyet de davada taraf
olabilmektedir. Kanun tasarısının 7 nci maddesinde düzenlenen 14 üncü maddenin beşinci
fıkrasının birinci satırında sadece malikten bahsedilmektedir. Kanun
tasarısının 2 nci maddesiyle değiştirilen 2942 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin
üçüncü fıkrasının son cümlesi değiştirilmiş, ancak "zilyet" ibaresini
ihtiva eden birinci fıkrası ise aynen muhafaza edilmiştir. Diğer taraftan, Medenî Kanun hükümleri uyarınca belirli şartlarda zilyet
de taşınmaz maliki olabilmektedir. Bütün bu sebeplerden dolayı 14 üncü maddenin beşinci fıkrasına "...
olunan malike" ibaresinden sonra gelmek üzere "zilyede" ibaresi
eklenmiştir. BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir. Bu değişiklik istikametinde, görüşmekte olduğumuz 7 nci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir. 8 inci maddeyi okutuyorum: MADDE 8. - 2942 sayılı Kanunun 15 inci maddesi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir. "Madde 15. - Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğine bağlı ihtisas
odalarının her biri tarafından, üyelerinin oturdukları yeri göz önünde
bulundurarak her il için onbeş ila yirmibeş, ayrıca il merkezleri için il,
ilçeler için ilçe idare kurullarınca bu bölgelerde oturan ve mühendis veya
mimar olan taşınmaz mal sahipleri arasından on beş bilirkişi her yıl Ocak
ayının ilk haftasında seçilerek isim ve adreslerini bildiren listeler
valiliklere verilir. Bilirkişi olarak görev yapacakların nitelikleri ve çalışma
esasları, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin görüşü alınmak suretiyle
Maliye Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığının birlikte
hazırlayacakları bir yönetmelikle belirlenir. Valilikçe onanan listelerden, odalar tarafından seçilenler il merkezi ve
ilçelerdeki asliye hukuk mahkemelerine, idare kurulları tarafından seçilenler
de seçildikleri yerin asliye hukuk mahkemelerine bildirilir. Süresi bitenler tekrar seçilebilir. Bilirkişi kurulu; kamulaştırmaya konu olan yerin cins ve niteliğine
göre, üçü odalar listesinden, ikisi de idare kurulu listesinden seçilmek
suretiyle beş kişiden oluşur. Kamulaştırılan taşınmaz malın üstün niteliği göz önüne alınarak,
bilirkişilerden üçü aynı uzmanlık kolundan seçilebilir. Kamulaştırmayı yapan idarede görevli olanlar, kamulaştırılan taşınmaz
malın sahipleri ve bunların usul ve füruu, karı-koca, üçüncü derece dahil, kan
ve sıhri hısımları ve mal sahipleri ile menfaat ortaklığı olanlar bilirkişi
seçilemezler. İhtisas odalarının liste veremediği veya verilen listelerden fiili ve
hukuki sebeplerle bilirkişi seçiminin imkânsız olduğu il ve ilçelerde,
kamulaştırılan taşınmaz malın cins ve özelliğine göre, Bayındırlık ve İskân,
Tarım ve Köyişleri ve Orman Bakanlıklarının taşra birimleri ile diğer resmi
daire ve kurumlardan alınacak fen adamları ile bilirkişi kurulu tamamlanır.
Bunların da bulunmadığı veya fiili veya hukuki sebeplerle bilirkişi seçimlerine
imkan olmadığı takdirde, komşu illerin oda listelerinden, yoksa bu fıkrada
belirtilen resmi daire ve kurumlardan alınacak fen adamları ile kurul
tamamlanır. Mahkemelere gönderilen listelerde yazılı olanlar ve yukarıdaki fıkrada
gösterilen kimseler arasından taraflar bilirkişi seçmekte anlaşamadıkları
takdirde bilirkişiler hakim tarafından re'sen seçilir. Hakim, bilirkişilere yemin ettirir. Bilirkişi kurulu, taşınmaz malın değerini 11 ve 12 nci maddeler
hükümlerine göre tayin ve takdir ederek, gerekçeli raporunu 15 gün içinde
mahkemeye verir. Bilirkişilerce yapılan değer tespitinde, idarece belgelerin mahkemeye
verildiği gün esas tutulur." BAŞKAN - 8 inci madde üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubunun görüşlerini
Ankara Milletvekili Sayın Saffet Arıkan Bedük ifade edecekler. Buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. DYP GRUBU ADINA SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; görüşülmekte olan, 653 sıra sayılı, Kamulaştırma Kanununda
değişikliği öngören tasarının özellikle 8 inci maddesi üzerinde, Doğru Yol
Partisi Grubunun görüşlerini sunmak üzere söz almış bulunuyorum; şahsım ve
Doğru Yol Partisi Grubu adına, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli milletvekilleri, Kamulaştırma Kanunu gerçekten fevkalade önemli
bir kanun. Bu kanun, hem kamu hukukunu hem de şahsın hukukunu ilgilendiren ve
uygulamada fevkalade büyük sıkıntılar yaratan birkısım düzenlemeleri içermesi
açısından da önemli bir kanun. Mülkiyet hakkı, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde de ifadesini
bulduğu üzere, çok önemli bir insanlık hakkıdır. Dolayısıyla, mülkiyet hakkını
korumak ve onunla ilgili birkısım düzenlemeleri yapmak, çağdaş ülkelerin de
görevidir. Çağdaş ülkeler, hem kamu hukukunu koruyacak; ama, bir taraftan da,
şahsın hakkını ve hukukunu korumakta, mutlaka üzerine düşen görevi yapacaktır.
İşte, bu anlayış içerisinde hazırlanan bu tasarıyı fevkalade olumlu bulduğumuzu
özellikle belirtmek istiyorum. Ciddî, üzerinde güzel çalışılmış; aynı zamanda,
Avrupa Birliğine dahil olan ülkelerden de yararlanıldığı işaret edilen ve
bilinen; dolayısıyla, bugüne kadar çektiğimiz sıkıntıları bundan sonra çekmemek
üzere düzenlendiğini dikkate aldığımızda, ümit ediyoruz ki, bunun sonuçlarını
alırız diyorum ve o sebeple, bu konuda çalışmış olan arkadaşlarımızı da tebrik
ediyorum. Değerli milletvekilleri, bu maddeyle 15 ile 25 arasında bilirkişinin,
özellikle, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğine bağlı odalar tarafından
ihtisas sahibi olan kişiler arasından seçilmesi öngörülmektedir. Burada
üzerinde durulması gereken nokta şu: Özellikle, şehir alanında yapılacak olan
kamulaştırmalarda emlak konusu daha fazla ağır basmaktadır. Emlakın vasfı,
emlakla ilgili değer tespitleri ve yine, buna dayalı olarak yapılacak olan
birkısım düzenlemeler, gerçekten, ihtisası gerektirmektedir. Eğer, Türkiye'de
emlak komisyonculuğu emlak müşavirliği haline getirilmiş olsaydı; bu madde,
özellikle, emlak müşavirliğini de içerisine alacak şekilde, bilirkişilerin
tespitinde daha fazla etkili daha gerçekçi daha objektif hizmet etme imkânına
da kavuşmuş olacaktı. O sebeple, emlak müşavirliği hizmetlerinin Türkiye'de
eksikliğini hissediyor ve bununla ilgili birkısım düzenlemelerin gelecekte
yapılmasını temenni ediyoruz. Yine, bu maddede, sadece, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğine bağlı
ihtisas elamanlarının, özellikle, öncelikle seçimi öngörülmektedir. Oysa,
ziraat odaları, ticaret odaları gibi odalarımızdan, kamu meslek
kuruluşlarından, anayasal kurumlardan, kuruluşlardan da ihtisas sahibi
arkadaşlar arasından, kişiler arasından bilirkişi tespitinin faydalı olacağını
düşünüyoruz; çünkü, ilçelerde, illerde ve kasabalarda yapılacak olan
kamulaştırmalarda sadece mühendis ağırlıklı
değil, bunun dışında ziraat odalarını ilgilendiren, ticarî bakımdan kıymetleri,
özellikle gündeme getirebilecek bırkısım değerlerle de meşgul olunabileceğini
dikkate aldığımızda, ziraat odalarının ve ticaret odalarının temsilcilerinin
bulunmasında da fayda mülahaza ediyorduk; keşke, bunlar da bulunabilseydi. O
zaman, daha salim bir şekilde hareket edilmesi mümkün olurdu diye düşünüyoruz. Değerli milletvekilleri, 6 ncı maddede, 5 inci maddede bir hatırlatma
yaptık, onu, tekrar gündeme getirmek istiyorum. Hepinizin başına gelecek ve bu
konuda şikâyetlerde size yansıyacaktır; görevli bulunduğunuz, temsil ettiğiniz
illerden... Özellikle kasaba belediye başkanları, yapacakları istimlaklerde
-zaten, az bir yerle ilgili kamulaştırma söz konusu olduğunda- hem yerel
gazetelere hem de ulusal gazetelere ilan vermeleri gibi bir zorunluluk
getirildi geçen maddede. Bu zorunluluk nedeniyle, kasaba belediye
başkanlarının, ilçe belediyelerinin, hatta, ilçelerde kaymakamlıkların veya
oradaki hükmü şahsiyetin ve anılan diğer kamu kurumlarının yapacakları
istimlaklerde çok büyük sıkıntı çekeceklerini -zaten az paraları, imkânları
var, o imkânlarını da ilana vermek suretiyle büyük sıkıntı çekeceklerini-
birkez daha hatırlatmak istiyorum ve temenni ediyorum ki, bu maddeyle ilgili
yeni bir düzenleme yapılsın; hiç olmazsa belde veya ilçelerdeki küçük
yatırımlarla ilgili, hem mahallî gazetede hem ulusal gazetede ilan verme
mükellefiyetiyle ilgili yeni bir düzenleme yapılsın ve böylece büyük bir yük,
sadece ilandan kaynaklanan sebeple, bu kuruluşlara yüklenmesin diyorum. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen, toparlayınız. SAFFET ARIKAN BEDÜK (Devamla) - Çıkacak kanunun hayırlı olmasını
diliyor, Doğru Yol Partisi olarak 8 inci maddeye de olumlu yaklaştığımızı
belirtiyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bedük. Fazilet Partisi Grubunun görüşlerini, Erzurum Milletvekili Sayın Aslan
Polat ifade edecekler. Buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. FP GRUBU ADINA ASLAN POLAT (Erzurum) - Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; 653 sıra sayılı tasarının 8 inci maddesi üzerinde, Fazilet
Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım. Şimdi, burada, bu, bilirkişilerin nasıl seçilecekleriyle ilgili bir
madde. Yalnız, burada, bir şey dikkatimi çekiyor, il ve ilçe merkezlerinde
"her il için onbeş ilâ yirmibeş, ayrıca il merkezleri için il, ilçeler
için ilçe idare kurullarınca bu bölgelerde oturan ve mühendis veya mimar olan
taşınmaz mal sahipleri arasından onbeş bilirkişi, her yıl ocak ayının ilk
haftasında seçilerek isimleri bildirilir" deniliyor. Şimdi, burada, önemli olan konulardan bir tanesi şu: Ardahan, 10 000
nüfuslu bir il. Burada, siz, 15 tane mühendis bulamazsınız; ama, İstanbul gibi
15 milyonluk bir il için de 25 kişi çok az diye düşünüyorum; yani, bu oranda
bir dengesizlik var. Mesela, şimdi, burada, 15 ilâ 25 dediğimiz zaman,
Türkiye'de, doğudaki Ardahan, Bayburt, Iğdır gibi vilayetlerde, siz 15 tane
mühendis bulamazsınız; fakat, buna mukabil, İstanbul, Ankara, İzmir gibi 3-5
milyonluk şehirlerde de 25 kişi çok az olur. Burada, bir açmaz var. Bu oran
yanlış yapılmış diye düşünüyorum ve bu oranların esnetilmesinin, büyük
şehirlerde artırılmasının, küçük şehirlerde de bu sınırın biraz daha aşağı
çekilmesinin daha gerçekçi olacağını belirtmek istiyorum. Yalnız, burada, yine, o bölgelerde oturan emlak sahipleri, taşınmaz mal
sahipleri hususunda da, 15 kişilik bilirkişi heyetinin genellikle mühendisler
arasından idarece seçilmesi meselesi var. Şunu da söyleyeyim ben -bu arada,
bazı arkadaşlar da belirttiler- en azından, idarenin seçeceği bu 15 kişiyi,
Odalar ve Borsalar Birliğine üye olan mühendis ve mimarlardan veya Ziraat
Odaları Birliğine üye olanlardan seçerlerse, daha doğru olacağını düşünüyorum;
çünkü, bu arada, bilhassa, şehir merkezlerindeki emlak işinde, biraz da, emlak
işinden iyi anlayan, mülk sahibi olanların ihtisası da gerekir. Bu, sadece
mühendislerle ilgili değildir. O halde, bizzat, Odalar ve Borsalar Birliğine
üye olanların buraya alınmasının faydalı olacağını düşünüyorum. Şimdi, mühendisler arasında, üzerinde en çok tartışma yapılan konulardan
bir tanesi şu: Efendim, serbest mühendisler var; ben odaya üye olmadım, ben
niye müşavir olamıyorum diye bir itirazları var; ama, ben, şahsen, maddenin
böyle olmasının doğru olacağını düşünüyorum. En azından, tüm mühendis
arkadaşlarım, mademki, müşavir olmak istiyorlarsa, bilirkişi olmak
istiyorlarsa, odaya kayıtlı olmalarının doğru olacağı kanaatindeyim; çünkü, bir
şehirde odaya kaydolan mühendisler ne kadar yoğunluk kazanırsa, orada meslek
odalarının gücü, meslek odalarının bilgilendirmesi daha doğru olacağı için,
odaya kaydolma şartını doğru buluyorum. Ama, bir şeye daha dikkatinizi çekmek
istiyorum. Maalesef, bu da bir realite ki, odalardaki yönetimlerde, çok
zamanlarda, ideolojik görüşü hâkim olanlar ağırlık kazanıyorlar. O zaman, bu
meslek odalarını seçerken de, bu ideolojiyle hareket ettikleri zaman büyük
problemler çıkar diye de ikaz etmek istiyorum. Bu dengeyi iyi sağlamak lazım.
Yani, bir meslek odasına üye olmanın iyiliği var; ama, meslek odaları ideolojik
davrandığı zaman da, ileride büyük problemler yaratır diye düşünüyorum ve buna
dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyorum. Yalnız, şurada bir konu var; "bilirkişi olarak görev yapacakların
nitelikleri ve çalışma esasları, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin
görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığının
birlikte hazırlayacakları bir yönetmelikle belirlenir" deniliyor. Burada,
Devlet Su İşlerinin unutulduğu kanaatindeyim. Zaten, dikkat ederseniz, en çok
Devlet Su İşlerinin ve Karayollarının istimlaki vardır. Karayolları Genel
Müdürlüğü, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının alt kuruluşudur; ama, Devlet Su
İşleri de Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığına bağlı olduğu için, burada,
Bayındırlık ve İskân Bakanlığıyla beraber, Devlet Su İşlerinin ve Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanlığının da bu konuda görüşünün alınmasının, işin realitesi
bakımından doğru olduğu kanaatindeyim; çünkü, hepimiz biliyoruz ki, bu
bilirkişiliklerde ve istimlaklerde en önemli sorun baraj gövdelerinde meydana
gelmektedir. Onun için, bu yöne dikkat edilmesini rica ediyorum. Bir de, şu var; il ve ilçe kurullarında akrabaları olamaz denilmesini
doğru buluyorum; ama, üzerinde duracağım bir nokta da şudur ki, çok önemsiyorum
bunu: Gerçi, bu, Plan ve Bütçe Komisyonunda biraz düzeltildi; hükümetin teklif
ettiği metinde, bilirkişi kurulunun raporunu bir haftada vermesi isteniyordu;
bu, onbeş güne çıkarıldı. Şimdi, bunun -acele edeceğiz diye- milyarlık,
trilyonluk, çok büyük malların olduğu yerlerde de aceleye getirilmemesini,
biraz da üzerinde ciddî ciddî düşünülmesi kanaatindeyim. Yoksa, mühendisi
getirirdik; efendim bu binadır, betonarme binadır, bunun metrekaresini
-Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, her sene global bir rakam verir- şu fiyattan
alırım, otelse metrekaresi şundan alırım, hastaneyse bundan alırım deyip de
çarpıp vermek, işi biraz aceleye getirmek olur. O zaman, mühendise veya bunun
ihtisasına da ihtiyaç kalmaz. Eğer, biz, hakikaten, burada, bilirkişiyi,
ihtisas sahibi, bilen insan olarak istiyorsak, ciddî hesap yapmasını
istiyorsak, bu sürelerde de, biraz, böyle, dikkatli olmamız lazım. Yarın, işi
aceleye getirelim derken -onbeş günlük sürede- büyük problemler çıkabilir,
vakit yetmeyebilir diye düşünüyorum. Yine de, tasarının bu maddesini olumlu
bulduğumuzu belirtiyor, hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Polat. 8 inci madde üzerinde bir önerge vardır; okutuyorum: Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan (1/837) esas numaralı "Kamulaştırma Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının" çerçeve 8 inci maddesinde
yer alan 15 inci maddenin aşağıdaki şekilde düzenlenmesini arz ve teklif
ederiz.
Madde 15- Valilikler, illerinde bulunan resmî daire ve kurumlarda görev
yapanlar ile serbest çalışanlardan her mühendislik ihtisas dallarından ve
mimarlardan her il için onbeş ilâ yirmibeş bilirkişi seçer. Ayrıca, il
merkezleri için il, ilçeler için ilçe idare kurullarınca bu bölgelerde oturan
ve mühendis, mimar, şehir plancısı olan taşınmaz mal sahipleri arasından onbeş
bilirkişi de her yıl ocak ayının ilk haftasında seçilerek isim ve adreslerini
bildiren listeler valiliklere verilir. Bilirkişi olarak görev yapacakların nitelikleri ve çalışma esasları,
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin görüşü alınmak suretiyle Maliye
Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığının birlikte hazırlayacakları bir
yönetmelikle belirlenir. Bilirkişi olarak tespit edilen mimar, mühendis ve taşınmaz mal sahipleri
listeleri valilikçe onaylandıktan sonra ihtisas dalları itibariyle il merkezi
ile ilçelerdeki Asliye Hukuk Mahkemelerine, İdare Kurulları tarafından
seçilenler de seçildikleri yerin Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilir. Süresi bitenler tekrar seçilebilir. Bilirkişi kurulu, kamulaştırmaya konu olan yerin cins ve niteliğine göre
üçü mimar ve mühendisler listesinden ikisi de İdare Kurulu listesinden seçilmek
suretiyle beş kişiden oluşur. Kamulaştırılan taşınmaz malın üstün niteliği gözönüne alınarak
bilirkişinin üçü de aynı uzmanlık kolundan seçilebilir. Kamulaştırmayı yapan idarede görevli olanlar, kamulaştırılan taşınmaz
malın sahipleri ve bunların usul ve füruu, karı-koca, üçüncü derece dahil, kan
ve sıhrî hısımları ve mal sahipleri ile menfaat ortaklığı olanlar bilirkişi
seçilemezler. Tespit edilen mühendis, mimar ve şehir plancısı listelerinden fiilî ve
hukukî sebeplerle bilirkişi seçiminin imkânsız olduğu il ve ilçelerde,
kamulaştırılan taşınmaz malın cins ve özelliğine göre, Bayındırlık ve İskân,
Tarım ve Köyişleri ve Orman Bakanlıklarının taşra birimleri ile diğer resmî
daire ve kurumlardan alınacak fen adamları ile bilirkişi kurulu tamamlanır.
Bunların da bulunmadığı veya fiilî veya hukukî sebeplerle bilirkişi seçimlerine
imkân olmadığı takdirde, komşu illerin valiliklerince tespit edilen
listelerden, yoksa yukarıda belirtilen resmî daire ve kurumlardan alınacak fen
adamları ile kurul tamamlanır. Mahkemelere gönderilen listelerde yazılı olanlar ve yukarıdaki fıkrada
gösterilen kimseler arasından taraflar bilirkişi seçmekte anlaşamadıkları
takdirde bilirkişiler hâkim tarafından resen seçilir. Hâkim, bilirkişilere yemin ettirir. Bilirkişi kurulu, taşınmaz malın değerini 11 inci ve 12 nci maddeler
hükümlerine göre tayin ve takdir ederek gerekçeli raporunu onbeş gün içinde
mahkemeye verir. Bilirkişilerce yapılan değer tespitinde, idarece belgelerin mahkemeye
verildiği gün esas tutulur. BAŞKAN - Sayın Komisyon, katılıyor mu efendim? PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) - Sayın Başkanım,
katılmıyoruz. BAŞKAN - Sayın Hükümet?.. DEVLET BAKANI EDİP SAFDER GAYDALI (Bitlis) - Katılamıyoruz Sayın Başkan. YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, önergeyle ilgili düzenlemede bir
husus var, belki onu açıklarsak Genel Kurul karar verirken daha rahat hareket
edebilir. Bana göre önerge isabetlidir. BAŞKAN - Efendim, sahibi olarak konuşun; buyurun. YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Hayır, ben önerge sahibi değilim efendim;
keşke olsam. BAŞKAN - Önerge sahibi değilseniz... YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Efendim, bir hususu düzeltmek gerekiyor.
Zaten, söz hakkım olmadığı için söz istemedim. Belki, önerge sahibi bunu
düzeltecektir. BAŞKAN - Peki efendim, maddî olarak... YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Tabiî. Efendim şöyle: Zannediyorum, odalara kayıtlı olanlardan bilirkişi
seçilebilecek ya, odaya kayıtlı olmayanlardan da seçilebilsin istiyorlar.
Ancak, onu getirip, taşınmaz mülk sahibi olmaya bağlamışlar; yani, öyle
yazılmış ki, mühendis, mimar, şehir plancısından seçilebilir; ama, bunlar
taşınmaz mülk sahibi olursa seçilebilmelidir biçiminde anlaşılıyor. Bu doğru
değildir. Önerge sahibi de öyle mi düşünüyor bilmiyorum. BAŞKAN - Efendim teşekkür ediyorum. Önerge sahibi olarak Trabzon Milletvekili Sayın Nail Çelebi
konuşacaklar. Buyurun Sayın Çelebi. (MHP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. NAİL ÇELEBİ (Trabzon) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili
arka-daşlarım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Görüşülmekte olan kanun tasarısıyla ilgili bir önerge verdim; ama,
önerge öncesiyle ilgili bilgi arz etmek istiyorum. Önünüzdeki gündeme
baktığınız zaman -sanıyorum 191 inci sırada- bizzat tarafımdan hazırlanan
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunda onaylanan ve Meclisin
gündemine gelen 534 sıra sayılı kanun teklifimin, aynı maddeyle, aynı hükümle
örtüştüğünü ve değerlendirilmesi sırasında dikkate alınmadığını göreceksiniz.
Ben, önergeyi, zaten bu sebeple vermek durumunda kaldım. Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; Anayasamızın 135 inci
maddesi, kamu kurum ve kuruluşlarına üye olmayı ihtiyarî hale getirmiş, mecburi
olmaktan çıkarmıştır. Aynı hüküm, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları
Kanununun 33 üncü maddesine de aynen yansıtılmıştır. Öncelikle bir şeyi söylemek
istiyorum: Ben, Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliğinin uzun yıllar Genel
Başkanlığını yapan bir arkadaşınızım. Sivil toplum örgütlerinin hangi manaya
geldiğini, hangi değerleri ifade ettiğini de çok iyi bilen biriyim. Hedefim
asla -kesinlikle altını çiziyorum- odalara ya da meslek kuruluşlarına karşı
değildir. Bir şeyi bilmenizi istirham istiyorum: Eğer, bu Parlamento, yasalara
uygun, Anayasaya uygun yasa çıkarmakla yükümlüyse, Anayasanın öngördüğü, 10
uncu maddesinde vazettiği eşitlik ilkesine uygun hükmü de dikkate almak
zorundadır diyorum. Mevcut yasa tasarımız, Anayasanın 46 ncı mad-desine uygun
olarak hazırlanmıştır, gerekçeleri ortadadır. Ona evet diyorum; ama, odalara
üye olmayan ya da herhangi bir meslek kuruluşuna üye olmayan bir arkadaşımız
için -ki, ihtiyariliği bu Parlamento getirmiştir- ben onlara bu hakkı
tanımıyorum deme hakkını ne biz kendimizde görme hakkına sahibiz ne de bir
başkasının bunu görme hakkına sahip olduğunu düşünüyorum. ASLAN POLAT (Erzurum) - Üye olsunlar. NAİL ÇELEBİ (Devamla) - Bir başka şekilde o zaman şunu yapmalısınız:
İnsanlarımız rahattır, kolaydır, bazı zorluklara pek evet demezler. O zaman
gelin, Anayasamızın 135 inci maddesinin eski şeklini getirelim, 1982
Anayasasıyla getirilen o elastiki hükmü kaldıralım, ona dayalı 30 uncu maddeyi
kaldıralım, önergemi çekiyorum. Bu, kaldığı sürece, Anayasanın 10 uncu
maddesinin öngördüğü eşitlik ilkesine uygun olarak bu önergem doğrudur. Nedir bu önerge? Ben, bu düzenlemeyi yaparken, odalara kayıtlı olan
arkadaşlarımızı reddedelim demiyorum. Hiç kimse, özel sektörde çalışıyorsa,
özel sektörde çalışır iken, odalara üye olmadan, ben, bu işi yapma hakkına
sahibim deme hakkına sahip değildir. O halde, serbest çalışanların odalara üye
olma mecburiyeti var; tartışmasız bu; ama, kamuda çalışanların odalara üye olma
mecburiyetini Anayasa ve yasa kaldırmış, elastikiyet getirmiş, esneklik
getirmiş. Ben, şimdi, diyorum ki: Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan
arkadaşlarımız var, bir iki filan değil, yüzlerce arkadaşımız var, odalara üye
iken, anayasal hakkını kullanarak istifa eden arkadaşlarımız var; ama,
kamulaştırmayla ilgili yükümlülüğü yerine getirirken ihtiyaç duyulan birikimi
karşılayabilecek nitelikleri haiz arkadaşlarımız da var, bu arkadaşlarımızın
da, bu kurum ve kuruluşlardan istifade edebilmesinin önünün açılması gerekiyor.
Zaten -önceki kanunu söylüyorum- odaların verdiği listeler, valilik
makamınca onaylandıktan sonra mahkemelere gidiyordu ve nihaî liste üzerinden
-20-30 kaç kişi belirliyorsan- hâkimler takdir hakkını kullanarak, 3 kişiyi, 5
kişiyi belirliyordu. Yine öyle; orada bir sıkıntımız yok. Benim istediğim şu:
Bu kamulaştırma hizmetleri yapılırken, odalara üye olmayan arkadaşlarımızın da
-hangi meslek mensubu olursa olsun- istifade edebilmesinin önünün açılması
gerekiyor. Yoksa, ben, koalisyon kültürüne, uzlaşma kültürüne vesaireye aykırı bir
önerge verme gibi bir iddiayla da ortaya çıkmadım. Sadece, Anayasanın öngördüğü
hükmü, 10 uncu maddenin gerektirdiği "eşitlik" ilkesini gözönünde
bulundurarak bu teklifi yaptım ve bu teklif yerindedir. Odalara üye arkadaşlarımız kim olabilir; serbest çalışanlar olabilir
-ki, yüzde 99'u kamu kurum ve kuruluşlarına üye olanlardır- ama, bakınız,
burada, üzülerek söylemek istiyorum, siyasî simgeler, siyasî sıfatlar ve siyasî
tarifler yapılmaktadır, ben bundan üzüntü ve hicap duyuyorum. Herkesin -hangi
gruba mensup, hangi mesleği, hangi sıfatı haiz olursa olsun- bir mesleğin
mensubuysa, o grup içerisinde, o teşkilat içerisinde, sivil toplum örgütü
içerisinde olmasından yanayım. Onunla ilgili düzenleme yapmak da sizlerin
görevidir, bizlerin görevidir; bunu yapmak durumundayız. Eğer, bunu yapmazsak,
anayasal eksiklik olur ve suç işleriz kanaatindeyim. Nasıl, bu yasayı
yaparken... ALİ ARABACI (Bursa) - Hiç alakası yok... NAİL ÇELEBİ (Devamla) - Tabiî, size göre alakası yok; ama, düzenlemeye
bakarsanız, alakalı olduğunu görürsünüz. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen toparlayınız efendim. NAİL ÇELEBİ (Devamla) - Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum: Bir,
odalara üye olan, gerek serbest çalışanlar gerekse kamuda çalışanlar; bir de,
dışarıda olan, serbest çalışanlar ya da kamuda çalışanlar bu haktan istifade
etsin. Onun dışında kalanlar, il ve idare kurulları tarafından belirlenenler
zaten bu tasnif içerisine alınıyor gibi görünüyor ise de, bu, bunun karşılığını
getirmiyor; karşılığını getirmediği için, Anayasanın o bahsettiğim 10 uncu
maddesindeki ilkeye terstir. Tersliği gidermek için, bunun, verdiğim önerge
doğrultusunda düzenlenmesi gerekiyor. Eğer bunu yapmazsak, Parlamentoda eksik
bir işlem yapmış oluruz kanaatindeyim. O bakımdan, Yüce Heyetinizin, Parlamentonun gündemine 534 sıra sayılı
olarak taşıdığı kanun teklifimin de dikkate alınması suretiyle, burada verdiğim
önergenin esasını da gözönünde bulundurarak, açıkladığım değerleri de dikkate
almak suretiyle kabul edilmesini saygıyla arz ediyor, hepinize hürmetlerimi
sunuyorum. Teşekkür ederim, sağ olun. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çelebi. Sayın milletvekilleri, komisyon ve hükümet, katılmadığı önergenin,
katılmama gerekçesini, İçtüzüğün 87 nci maddesi gereğince açıklayabilir. Şimdi,
Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanımız, katılmama gerekçesini açıklayacaklar. Buyurun efendim. PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) - Sayın Başkanım,
değerli arkadaşlarım; önergede, üzerinde durulan birkaç husus var. Bunlardan
bir tanesi, gerek Türk Mimar Mühendis Odaları Birliği yoluyla katılım sağlıyor
gerekse serbest çalışanlara; ama, odalara bağlı olmayanlara da imkân sağlıyor
madde metni. Arkadaşımız, bir yaklaşımla, kamuda çalışan bazı mühendis, mimar
gibi görevlilerin de bu bilirkişi konusunda görev alabilmelerine imkân
tanınmasını istiyor. Şimdi, takdir edersiniz ki, bilirkişi, tarafsız olmak
konumunda. Yani, nedir olay? Bir kamulaştırma yapacağız. Kamulaştırma niçin
yapılıyor; kamu adına yapılıyor. Kamu adına yapılan kamulaştırmanın takdirini
belirleme yetkisi bir tarafsız kişi de olmalı. O nedenle, kamuda çalışan
herhangi bir görevlinin, kamu adına yapılacak kamulaştırmada bilirkişi olması,
işin ruhu itibariyle çok uyumlu gözükmüyor. Bu bakımdan, biz, önergeye
katılmıyoruz. Teşekkür ederiz. BAŞKAN - Teşekkür ediyorum. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge
kabul edilmemiştir. Şimdi, 8 inci maddeyi Komisyondan geldiği şekliyle oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 8 inci madde kabul edilmiştir. 9 uncu maddeyi okutuyorum: MADDE 9. - 2942 sayılı Kanunun ÜÇÜNCÜ KISIM başlığı "Aynın
İhtilaflı Bulunması, Tescil ve Tapuda Kayıtlı Olmayan Taşınmaz Malın
Kamulaştırma Bedelinin Mahkemece Tespiti ve Zilyedin Hakları" şeklinde;
ÜÇÜNCÜ KISIM İKİNCİ BÖLÜM başlığı da "Aynın İhtilaflı Olması ve
Tescil" şeklinde değiştirilmiştir. BAŞKAN - 9 uncu madde üzerinde ilk söz, Fazilet Partisi Grubu adına,
Bolu Milletvekili Sayın İsmail Alptekin'e aittir; buyurun. (FP sıralarından
alkışlar) Süreniz 5 dakika. FP GRUBU ADINA İSMAİL ALPTEKİN (Bolu) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 653 sıra sayılı Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Tasarısının 9 uncu maddesi üzerinde Fazilet Partisinin
görüşlerini arz etmek üzere huzurunuzdayım. 9 uncu madde, 2942 sayılı Yasada, başlıklarda, yeni yasa oluşumuna göre
uyum sağlayan bir değişikliktir; bunun üzerinde söylenecek fazla bir şey yok.
Uyuma göre hazırlanan yeni tasarıya göre başlıkların bu şekilde olması
gerekiyor ve bu, isabetli bir yazımdır. Değerli milletvekilleri, tabiî, bu arada, bir hususa değinmek istiyorum.
Bu tasarı görüşülmeye başlanıldığı andan itibaren, bütün siyasî partilerin
ortak ve müşterek kanaati, ihtiyaçtır; doğrudur. Türkiye'nin ihtiyaçlarını
karşılayacaktır, vatandaşın mağduriyetini de önleyecektir noktasındaki ortak
görüşle 9 uncu maddeye kadar geldik. BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Sayın Hatibi dinleyelim efendim; lütfen,
sükûneti muhafaza edelim. Buyurun Sayın Alptekin. İSMAİL ALPTEKİN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bu iş, öyle bir iş ki,
Kamulaştırma Yasası, aynı veraset ilamı gibi, vatandaşın hiçbir yönüyle
yakasını bırakmaz. Belki, bizim yoktur ama, mutlaka, çevremizde herkesi
ilgilendirir, hele hele siyasetçiler olarak bizi çok ilgilendirir. Gönlümüz
istiyor ki, böyle bir yasa müzakere edilirken, bu salonlar dolu olsun. İşte,
biraz önce, değerli bir arkadaşımızın verdiği değişiklik önergesinde ortaya
konulan bazı incelikler de burada tartışılabilsin. Şimdi, bu görüşüldü, müzakere edildi, reddedildi, Meclisin iradesi
belirlendi; ama, kişisel olarak burada ifade ediyorum ki, biraz önceki önerge
doğruydu. Niye doğruydu; tatbikatın içerisindesiniz, biliyorsunuz; şu anda da,
bilirkişiler oluşturulurken, sadece, odaya kayıtlı olup da serbest çalışanlar,
oda mensupları değil, yine, kamuda görev yapan birçok mimar, mühendis, teknik
eleman, diğer uzmanlar bilirkişi olarak seçiliyor ve resmî listelerin
içerisindeler. Neden; çünkü, kamuda görev yapan bu değerli insanların, kamuda
çalıştıkları süre içerisinde bir uzmanlaşmaları var, bir tecrübeleri var, bir
bilgileri var, bir birikimleri var. İşte, bu birikimlerini, adaletle,
doğrulukla ve doğruluk terazisi içerisinde yeni oluşacak bilirkişi heyetinde de
yerine getirebilirlerse, hem vicdanî olarak rahat bir hizmet etmiş olurlar hem
çıkacak bu yasa hedefine ulaşmış olurdu. Kaldı ki, hakikaten, Anayasa gereği,
bazı odalara kaydedilme mecburiyeti yoktur. O da aynı fakülteyi bitirmiştir, o
da aynı tecrübeyi kazanmıştır. Biz temenni ederdik ki, bu değişiklik biraz daha
açılsın, tartışılsın, müzakere edilsin ve Komisyonumuz tarafından da
değerlendirilsin, buraya monte edilsin. Olmamıştır; ama, olmamış olmakla bu iş
bitmedi. Yasalar, günün şartlarına göre yeniden görüşülebilir, müzakere
edilebilir. Belki de, tatbikatta bu eksiklik görülecek ve en yakın bir zamanda,
bu değişiklik yapılmış olacak. Dolayısıyla, görüyorsunuz ki, bu, önemli, herkesi fevkalade ilgilendiren
tasarının müzakeresi sırasında, herkes, mevcudu, tecrübesini ve tasarının
yorumunu, ruhunu burada açıklamak suretiyle, geleceğe ışık tutmaktadır. Bu müzakereler, gelecekte yargı tarafından da değerlendirilecek, tetkik
edilecektir. Yasalar, açıklanması gereken, yorumlanması gereken bazı yönleriyle
de, yine, bu Meclis zabıtlarından, bu kürsüde fikir beyan eden değerli
milletvekillerinin görüş ve kanaatlerinden elbette ki istifade edilecektir. Ben, yine, bu vesileyle maddenin hayırlı olmasını diliyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Alptekin. 9 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Madde kabul edilmiştir. 10 uncu maddeyi okutuyorum: MADDE 10. - 2942 sayılı Kanunun 18 inci maddesi başlığı ile birlikte
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. "Aynın ihtilaflı bulunması Madde 18. - İdare, kamulaştırılması kararlaştırılan taşınmaz malın
mülkiyeti üzerinde ihtilaf olup olmadığını, taşınmaz malın bulunduğu yerdeki
tapu idaresi, kadastro müdürlüğü ve hukuk mahkemelerinden sorarak ve mahallinde
araştırma yaparak tespit eder. Yapılan araştırmalar sonucunda, taşınmaz malın tapuda kayıtlı olmakla
birlikte mahkemede mülkiyeti üzerinde ihtilaf olduğu veya kadastrosu
yapılmasına rağmen kadastro mahkemesinde davalı olduğunun tespit edilmesi
halinde idarece, 10 uncu madde uyarınca hazırlanan belgelerin tamamı, taşınmaz
malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine verilerek, taşınmaz malın
kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin mülkiyet ihtilafıyla ilgili
uyuşmazlığın sonucunda belli olacak hak sahibine peşin veya kamulaştırma 3 üncü
maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında
idare adına tesciline karar verilmesi istenir. Mahkemece, taşınmaz mal hakkındaki mülkiyet ihtilafı ile ilgili davanın
tüm taraflarına, 10 uncu madde uyarınca tebligatların ve ilanların yapılması,
taşınmazın kamulaştırma bedelinin yine bu maddedeki usule göre tespit edilmesi
ve bu bedelin mülkiyet ihtilafıyla ilgili davanın sonucunda belli olacak hak
sahibine ödenmek üzere idarece mahkemenin belirttiği bankaya 10 uncu madde
uyarınca ve üç aylık vadeli hesaba yatırılmasından sonra, bu bedelin ileride
belli olacak hak sahibine ödenmesine ve taşınmaz malın idare adına tesciline karar
verilir ve bu karar tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Mülkiyet ihtilafı ile ilgili davanın sonucunda, hak sahibi olduğuna
mahkemece karar verilen kişinin müracaatı üzerine kamulaştırma bedelini tespit
eden mahkemenin, paranın bu hak sahibine ödenmesi için bankaya yazacağı talimat
üzerine para hak sahibine ödenir. Bu maddede öngörülen işlemler, mahkemenin davetine uymayanlar olduğu
takdirde ilgilinin yokluğunda yapılır. Kamulaştırılması yapılan taşınmaz mal tahsis edildiği kamu hizmeti
itibariyle sicile kaydı gerekmeyen bir niteliğe dönüşmüş ise, istek halinde
mahkemece sicil kaydının terkinine karar verilir. Bu tescil ve terkin işlemi sırasında mal sahiplerinin bu taşınmaz mal
nedeniyle vergi ilişkisi aranmaz. Ancak, tapu dairesi durumu ilgili vergi
dairesine bildirir. Mahkemece tespit edilen bu bedel taşınmaz mal, kaynak veya irtifak
hakkının kamulaştırma bedelidir. 14 üncü maddede belirtilen süre içinde, kamulaştırma işlemine karşı hak
sahipleri tarafından idarî yargıda iptal davası açılması ve idarî yargı
mahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde mahkemece,
idarî yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre
işlem yapılır. Kamulaştırma işlemine karşı idarî yargıda iptal veya maddî hatalara
karşı adlî mahkemelerde açılacak düzeltim davalarında hangi idareye husumet
yöneltileceğinin tebligat ve ilan belgelerinde açıkça belirtilmemiş veya yanlış
gösterilmiş olması nedeniyle davada husumet yanlış yöneltilmiş ise, gerçek hasma
tebligat yapılmak suretiyle davaya devam olunur." BAŞKAN- 10 uncu madde üzerinde ilk söz, Doğru Yol Partisi Grubu adına,
Trabzon Milletvekili Sayın Ali Naci Tuncer'e aittir. Buyurun efendim. Süreniz 5 dakika. DYP GRUBU ADINA ALİ NACİ TUNCER (Trabzon)- Sayın Başkan, saygıdeğer
milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 10 uncu maddesi üzerinde
Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Görüşmekte olduğumuz kanun tasarısı, Anayasanın 35 inci maddesinin
vatandaşlara tanıdığı mülkiyet edinme hakkının değiştirilmesi veya takyidini
önermektedir. Bu nedenle, kamulaştırma hukuku çok önemli bir hukuk mevzuatıdır.
Kamu yararı nedeniyle mülkiyetler bazen cebren alınabiliyor. Bunu da,
Anayasanın 46 ncı maddesi tadat etmiştir. 46 ncı maddeye göre, asıl olan,
kamulaştırma bedelinin peşin ödenmesidir; ancak, zorunlu hallerde -ki, Anayasa
da bunu tadaden saymıştır- taksitle de ödeme yapılabilir. Görüşmekte olduğumuz madde de, aynın ihtilaflı olması halinde ne
yapılacağını tadat etmektedir. Malumları olduğu üzere, eskiden,
kamulaştırılacak gayrimenkulde ihtilaf olduğu takdirde, bu ihtilafın halli
bekleniyordu ve o halledildikten sonra ancak kamulaştırma yapılabiliyordu ve
bu, çok zamana baliğ oluyordu. Bu nedenle, şimdi, yeni bir usul getirildi;
burada, daha önceki maddelerde tespit edilen prensipler çerçevesinde, bu aynın
ihtilaflı olup olmadığını, kamulaştırmayı yapacak idare, mahkemelerden,
tapulamadan ve mahallinden tetkik edecek, tapu kaydından tetkik edecek; eğer,
ihtilaf varsa, mahkemeden, bunun tescilini talep edecek; tabiî, tescilini talep
ederken de, bunun bedelinin de tespitini isteyecek. Mahkeme, bu tescil işlemini
yaparken, tespit edeceği bedelin, idareye göstereceği bir bankaya depo
edilmesini talep edecek. Getirilen hükümle, bankadaki bu hesabın üç aylık
vadeli bir hesap olmasını kanun tasarısı öneriyor. Bu davalar, çoğu zaman, çok
uzun müddet alıyor; üç ay içerisinde bitmeyebiliyor. Büyük meblağlar olduğu
için de, banka, üç ayı doldurduğunda, bunu, vadesiz hesaba çevirebiliyor; ki,
çoğunlukla da öyle oluyor. O nedenle, bu "üç aylık" ifadesinin
"üçer aylık" şeklinde değiştirilmesinin yararlı olacağı inancındayım.
İkinci bir husus, eğer, peşin olarak ödenecekse, yani, 3 üncü maddeye
göre taksitli yapılmayacaksa, bedelin tamamının bir bankaya bloke edilmesini
mahkeme emrediyor ve oraya bloke ediliyor; ama, 3 üncü maddeye göre taksitle
ödenecekse, bunun ne prosedürde olacağı belirtilmemiş. Biliyorsunuz, taksitle
olan kamulaştırmalar, çok büyük meblağlı kamulaştırmalardır. Devlet, bunu,
ancak, azamî beş yıl içerisinde eşit taksitlerle ödeyecek ve altıda 1'den aşağı
da ilk taksit olmayacak. Madem ki, bu kadar büyük bir meblağı, biz, hükmen,
devlete veriyoruz -tesciline karar veriyoruz- bu hükme paralel olarak da en
azından, mahkemece belirlenecek birinci taksitinin, aynı şekilde, bir hesaba
bloke edilmesi gerekir. Aksi takdirde, bürokratik engelleri hepimiz biliyoruz,
bu kadar büyük bir malı elinden gitmiş bir vatandaşın ilk taksitini almakta ne
kadar zorlanacağını takdirlerinize arz ediyorum. Bu kısmın, getirilen diğer
hükme paralel olarak mutlaka yeniden düzenlenmesi gerekir. Saygıdeğer milletvekilleri, bu kanun tasarısı, yasama dönemime
başladığım, yani, milletvekilliğine başladığım dönemden itibaren bu Yüce Kurula
gelmiş ve benim üzerinde konuşma yaptığım en mükemmel kanun tasarılarından
birisidir. Bunu hazırlayan bürokratlara, Plan ve Bütçe Komisyonuna ve hükümete
teşekkür ediyorum. İşte, böyle üzerine alın teri dökülerek gelecek kanun
tasarılarını bekliyoruz. Bu kanun tasarısının, bu çerçevede düzeltildikten
sonra kanunlaşmasında yarar görüyoruz, zaten Grup olarak da biz buna destek
veriyoruz. İnşallah, memleketimize, milletimize hayırlı olacaktır. Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tuncer. Fazilet Partisi Grubunun görüşlerini, Samsun Milletvekili Sayın Musa
Uzunkaya ifade edeceklerdir. Buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. FP GRUBU ADINA MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Sayın Başkan, değerli
milletvekili arkadaşlarım; Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. 653 sıra sayılı tasarının 10 uncu maddesi üzerinde Grubum adına söz
almış bulunuyorum; bu vesileyle tekrar saygılarımı sunuyorum. Değerli arkadaşlar, az önce 3 üncü maddeyle ilgili konuşurken de arz
ettim; yani, yasa tasarının geneli konusunda iktidarın da muhalefetin de
muvafık olduğu bir yasa tasarısı. Tabiî, her zaman da muhalefetten muvafakat
beklemeyin; adı üzerinde, muhalefettir, muhalefetini yapacak. Mesela, şu yasa
tasarısının teknik dizaynı açısından da bir eleştiri gerekiyor bunu
hazırlayanlara. Yani, içimizde çok iyi dilci arkadaşlarımız vardır. Belagati,
feraseti, tuluatı, edebiyatı, kabiliyeti olan arkadaşlarımız şu metni
hazırlarken, bu kadar uzun maddeler, her paragrafı bir madde; hemen hemen de
farklı hüküm ihtiva eden, okurken neyi anlattığını anlamakta ilk etapta
bakanların zorluk çekeceği bir metin. Değerli arkadaşlar, hukukta bir tabir var, muhkem ve müteşabih; muhkem,
kesin, kanunlar muhkemdir, açık hükümler ihtiva ederler. Okuyucunun, özellikle
ilgilinin -bu ilgili, çok kere, davayı açan insanlar olmayabilir; yani, o
yasanın ilgilisi, doğrudan mağduru olmayabilir veya murafaa için yetki verdiği
avukatı olmayabilir- mücerret olarak yasaya baktığı zaman, kişi, bu yasanın
neyi anlattığını bilmesi lazım. Bu tasarıyı defaatle okudum. İktidarın böyle bir sorunu yok muhtemelen,
yani, okuma zorunluluğunuz yok; çünkü, hakikaten, olsaydı, az önce, Sayın Nail
Çelebi'nin önergesine evet derdiniz. Sanki, sakın bu görüntü bozulmasın... Kime
karşı bozulmasın?! Yani, yaptığımız şeyin en doğrusunu yapmak bizim görevimiz
değil mi... Üç gün sonra, bir başka yanlışı düzeltmek için yeniden Genel Kurulu
işgal etmek yerine, doğruları yapmak burada bizim görevimiz değil mi. Böyle
olmalı; ama, bakıyorum ki, o mütecanis yapı bozulmasın... Grup başkanvekilleri
birbirine bakıyor, arka öne bakıyor, ön arkaya bakıyor!.. Keşke bunlar olmasa;
ama, bu yanlışı görüyoruz değerli arkadaşlar. İşte, tasarının metinlerinde de
bu var. Bu madde, doğrudan doğruya aynî ihtilafların bulunmasını giderici
önlemler paketi ihtiva ediyor; ama, çok farklı şeyler var; mahkemelere
sunulacak, bilirkişiler görüş beyan edecek. Çok farklı... Sonuçta, doğruları
anlattığını kabul etmek lazım; ama, anlatımın usulünde, üslubunda fevkalade
sıkıntı çekiyoruz. Dolayısıyla, ben, kanunların, muhkem, açık, net ifadelerle sunulması
gerektiği ve kısa cümlelerle ifade edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu metinleri hazırlayan arkadaşlarımızın, hiç olmazsa bundan böyle, ki,
daha önceki yasa bu yönüyle biraz daha düzgündü, onu da ifade edeyim; yani, şu
mevcut değişime uğrattığımız yasanın önceki metni, anlaşılırlık bakımından ve
kısalık, netlik bakımından daha düzgündü. Tasarı, mana itibariyle düzeltilmiş;
ama, sunumu ve takdimi itibariyle daha fazla sıkıntı meydana getirmiş. Değerli arkadaşlar, burada bir hususa daha dikkatinizi çekmek istiyorum.
Dediğim gibi, genel anlamda destek verdiğimiz bu tasarı, insanların aynî, yani
mallarına yönelik birkısım olumsuzlukları gidermek ve hakları üzerinde, üçüncü
şahısların taleplere karşı -bunlar idare de olsa, bunlar kurumlar da,
belediyeler de, devlet kuruluşları da olsa- mallarını güvence altına almaktır.
Önceki maddede arz ettim, bu, Anayasanın da amir hükmüdür ve yasaların da talep
ettiği şey bu idi. Geçmişte bu konuda ciddî sıkıntılar yaşandı. Özellikle, 12
Eylül sonrası "tedbirler yasası" adı altında 1981'den sonra çıkarılan
yasalarla, çok sayıda mağdur edilen insanın gayrimenkullerine âdeta el konuldu.
Nitekim 1983'te bu yasa çıkınca düzenleme yaptı; ama, gelen bu yasayla vaki
olan düzenlemede de tezyidi bedel davaları açıldıktan sonra bile, kişilerin,
yani muhatapların, mülk sahiplerinin paralarının tediyesi yıllar aldı. Mesela,
örnek bir vaka olarak söylemek gerekirse, Bafra Belediyesinin o dönemde, 1984
yılında istimlak ettiği bir yerin bedeli ancak 1991 yılında ödenebilmiştir.
Yani, ciddî bir sıkıntı! (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen toparlayınız Sayın Uzunkaya. MUSA UZUNKAYA (Devamla) - Bitiriyorum. İstimlak bedeli 1991 yılında 1984'ün rakamıyla ödenmiştir. Bu, ciddî bir
mağduriyettir. Değerli arkadaşlar, bir hususu, konu dışı gibi de olsa belirtmek
istiyorum. Demin Sayın Çelebi "Anayasanın 10 uncu maddesi, hakikaten,
insanların temel haklarını, eşitlik gibi değerleri koruyor" dedi. Aslında
bu konuları sadece madde planında değil, insanların temel değerleri açısından
da ele almak lazım. Bakın, değerli arkadaşlar, bugünkü gazetelerde okuduğum haber doğruysa
-özellikle de buradan Sayın Bartın Valisini uyarıyorum, İçişleri Bakanının da
bir konuya dikkatlerini çekmek istiyorum -bir valinin bir ilde toplum içinde
âdeta tetikçilik yapmaya hakkı yoktur.
Bakın, Bartın'da imam hatip tatil edilmiştir. İmam hatip bir hafta süreyle
tatil edilmiş; sebep: cumhuriyet tarihinde -Sayın Mill Eğitim Bakanı az önce
buradaydı, nereye gitti bilmiyorum, yukarıda da, dün komisyonda da bulamadık
zatıâlilerini- 1900... Bakın il defa 64... Sayın Bakan, Millî Eğitim Müdürü
burada ne diyor biliyor musunuz; "Sizler teröristsiniz, size polise teslim
etmek lazım." İmam-hatip okulunda okuyan 6 ncı, 7 nci sınıftaki kız çocuklarına!.. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) MUSA UZUNKAYA (Devamla) - Sayın Başkanım, lütfen müsaade edin, cümlemi
bitiriyorum. BAŞKAN - Peki efendim, sözünüzü tamamlayın. MUSA UZUNKAYA (Devamla) - "teröristsiniz" diyen bir millî
eğitim müdürü, o makamda durmamalıdır! Okutulan, elinde silahı olmayan, sadece
başının örtüsüyle onu terörist ilan bir millî eğitim müdürüne, terörün ne
olduğunu anlatmak ve öğretmek de, herhalde, Millî Eğitim Bakanının ve bu
hükümetin borcudur. Kaldı ki, Sayın Valiyi de tekrar uyarıyorum; Bartın'ı
germeye, bu kadar ekonomik problemin olduğu bir yerde ülkeyi germeye kimsenin
hakkı yok. YÖK'ün, Türkiye'de yaptıkları yetmemiş gibi, Kıbrıs'ta da başörtüsü
yasağını getiren bir YÖK'ü de burada şiddetle ve nefretle kınıyorum. Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Uzunkaya. Sayın milletvekilleri, 10 uncu madde üzerinde bir önerge vardır.
(Gürültüler) Karşılıklı konuşmayalım efendim... Karşılıklı konuşmayalım... ZEKİ ÇAKAN (Bartın) - Evet, Başkanım, devam edelim. BAŞKAN - Önergeyi bekliyoruz. Önerge, muhtemelen hükümet önergesi olacak; ufak tartışmalardan çıkan
bir sonuca hükümet katıldı; bunu yazıya döküyorlar arkadaşlar. Biraz, lütfen,
sabredelim. Sonradan kanun çıkarıp düzeltmektense, sıcağı sıcağına düzeltmekte
fayda var efendim. MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Bugün mübarek cuma günü, tatil günü, herkes
iline, ilçesine gidecek. Mademki çalışalım diyor iktidar; biz de bazı şeylere
itiraz hakkımızı kullanıyoruz, buyursunlar; karar yetersayısına saygı
duysunlar. MEHMET EMREHAN HALICI (Konya) - Sırası geldiğinde talep edersin. BAŞKAN - Talep ederseniz, oylama sırasında talep edin, şimdi olmaz. MUSA UZUNKAYA (Samsun)- İnşallah, oylama sırasında talep edeceğim. AHMET KABİL (Rize) - Hakkını geri alıyor... BAŞKAN -Ahmet Bey sizin yerinize geri aldı onu. MUSA UZUNKAYA (Samsun)- Ahmet Bey kendi hakkını geri alır; benim hakkımı
ben kullanırım, geri alırım. BAŞKAN - Siz de hakkınızı oylamaya geçerken kullanın, lütfen. MUSA UZUNKAYA (Samsun) - İnşallah efendim. BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 10 dakika ara veriyorum. Kapanma Saati : 19.21 DÖRDÜNCÜ OTURUM Açılma Saati :19.30 BAŞKAN : Başkanvekili Mehmet Vecdi GÖNÜL KÂTİP ÜYELER : Mehmet AY (Gaziantep),
Levent MISTIKOĞLU (Hatay) BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 88 inci Birleşiminin Dördüncü
Oturumunu açıyorum. Görüşmelere kaldığımız yerden devam ediyoruz. V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE
KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam) 7.- Kamulaştırma Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/837) (S.
Sayısı : 653) (Devam) BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde. Görüşmekte olduğumuz 10 uncu madde üzerinde bir önerge vardır; okutup
işleme alacağım. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Tasarının 10 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasında "üç aylık"
ibaresinin "üçer aylık" şeklinde değiştirilmesini ve bu fıkranın
sonunda 3 üncü maddenin 2 nci fıkrasına göre yapılan kamulaştırmalarda
mahkemece belirlenecek kamulaştırma bedelinin ilk ve takip eden taksitlerin de
mahkemenin belirlediği bankadaki üçer aylık vadeli hesaplara yatırılır"
hükmünün eklenmesini arz ve teklif ederim. Edip Safder Gaydalı Devlet Bakanı BAŞKAN - Sayın Komisyon katılıyor mu? PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) -
Çoğunluğumuz yoktur, takdire bırakıyorum Sayın Başkan. BAŞKAN - Komisyonun takdire bıraktığı... KAMER GENÇ (Tunceli) - Gerekçeyi okutun isterseniz efendim. BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum, peki efendim. Gerekçe: Taksitle ödemede taksitlerin üçer aylık hesaplara yatırılması hususuna
açıklık getirilmiştir. BAŞKAN - Komisyonun takdire bıraktığı Hükümetin önergesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir. KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, maddenin oylamasında karar
yetersayısının aranılmasını istiyorum. NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Demin istemedin!.. PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) - Sayın
Başkanım, müsaade ederseniz, açıklama yapmak istiyorum. BAŞKAN - Mikrofonunuz açık, buyurun. PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) - Sayın
Başkanın, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrasında, yine -bu önergeye paralel olarak-
"üç aylık" ibaresi var, onun da "üçer aylık" olarak
düzeltilmesini talep ediyoruz. BAŞKAN - Bu önergeye paralel olarak; evet. Bu madde içerisindeki insicamı sağlamak bakımından, kabul ettiğiniz
önerge ve Komisyon Başkanımızın ikazı istikametinde... KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yetersayısı aranılması talebimizi geri
aldık efendim. TURHAN GÜVEN (İçel) - Geri aldık efendim karar yetersayısı aranılması
talebimizi. BAŞKAN - Peki efendim. 10 uncu maddeyi, kabul edilen önergedeki değişikliklerle birlikte
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde, bu
düzeltmelerle kabul edilmiştir. 11 inci maddeyi okutuyorum: MADDE 11. - 2942 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir. "Madde 19. - İdare öncelikle, kamulaştırılması kararlaştırılan
tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malın, 21.6.1987 tarihli ve 3402 sayılı
Kadastro Kanununun 16 ncı maddesinde sayılan kamu mallarından olup olmadığını
ilgili yerlerden sormak suretiyle tespit eder. İdarece yapılan bu araştırma sonucunda, kamulaştırılması kararlaştırılan
tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malın, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16 ncı
maddesinde sayılan kamu mallarından olmadığının, taşınmaz malın zilyedi mevcut
olup da zilyetlikle iktisap iddiasında bulunulduğunun tespiti halinde, 9 uncu
madde gereğince seçilen bilirkişiler marifetiyle mahallinde tahkikat yapar,
delilleri toplar ve keyfiyeti bir tutanakla belirtir. Bu tutanakta, taşınmazın
yüzölçümü, zilyedin kimliği, vergi kaydı, zilyetliğin başlangıç tarihi ve
süresi, mülkiyeti kazanma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirtilir. İdarece hazırlanan ve 10 uncu madde uyarınca toplanılan belgelerin
tamamı, taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine verilerek,
taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin peşin veya
kamulaştırma bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise
taksitle ödenmesi karşılığında idare adına tesciline karar verilmesi istenir. Mahkeme, taşınmaz malın kamulaştırma bedelini 10 uncu maddede belirtilen
usulde ve sürede tespit eder. Mahkeme, idarece verilen bilgi ve belgelerden,
zilyedin kamulaştırma tarihinde taşınmaz malı Türk Kanunu Medenisi hükümleri
dairesinde ve zilyetlikle iktisap etmiş olduğunu belirtmeye yeterli gördüğü
takdirde, kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin bilirkişi raporunu idareye,
bu raporla birlikte idarece verilen diğer belgeleri tespit edilen zilyede
tebliğ eder. Ayrıca taşınmaz malın durumu, o yerin en büyük mal memuruna
bildirilmekle beraber, taşınmaz malın bulunduğu yerde çıkan mahalli gazetede ve
Türkiye genelinde yayımlanan bir gazetede en az bir defa ilan edilir. İlanda; a) Taşınmaz malın bulunduğu yeri, mevkii, sınırı, miktarı, b) Zilyedin kimliği, c) Kamulaştırma bedelinin yatırılacağı banka, d) Konuya ve taşınmaz malın değerine ilişkin tüm savunma ve delillerin,
ilan tarihinden itibaren 10 gün içinde mahkemeye yazılı olarak bildirmeleri
gerektiği, e) Hak sahiplerinin son ilandan itibaren bir ay içinde itiraz
etmedikleri takdirde, kamulaştırma bedelinin zilyede ödeneceğine karar
verileceği, Belirtilir. Son ilandan itibaren 30 gün içinde Hazine veya üçüncü bir kimse
tarafından itiraz edilmediği takdirde, mahkemece kamulaştırma bedeli olarak
tespit edilen miktarın, peşin ve nakit olarak veya bu Kanunun 3 üncü maddesinin
ikinci fıkrasına göre taksitle kamulaştırma yapılmış ise, ilk taksidin yine
peşin ve nakit olarak zilyet adına ilanda belirtilen bankaya yatırılması ve
yatırıldığına dair makbuzun ibraz edilmesi için idareye 15 gün süre verilir.
Gereken hallerde bu süre bir defaya mahsus olmak üzere mahkemece uzatılabilir.
İdare tarafından kamulaştırma bedelinin zilyet adına yatırıldığına dair
makbuzun mahkemeye ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına
tesciline ve kamulaştırma bedelinin zilyede ödenmesine karar verilir ve bu
karar tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Bu müddet içinde Hazine veya üçüncü şahıslar tarafından itiraz edilmesi
halinde ise, mahkemece, tespit edilen kamulaştırma bedelinin ileride hak
sahipliğini ispat edecek kişiye ödenmek üzere idarece ilanda belirtilen bankada
açılacak üç aylık vadeli hesaba yatırılmasından sonra, taşınmaz malın idare
adına tesciline karar verilir. Kamulaştırma bedelinin zilyede verilmiş olması, o taşınmaz malda hak iddia
edenlerin genel hükümler dairesinde zilyet aleyhine, bedele istihkak davası
açmak hakkını düşürmez." BAŞKAN - 11 inci madde üzerinde ilk söz, Fazilet Partisi Grubu adına,
İstanbul Milletvekili Sayın Ali Oğuz'a ait; buyurun Sayın Oğuz. (FP
sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika efendim. FP GRUBU ADINA ALİ OĞUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım;
653 sıra sayılı Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Tasarısının 11 inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepimizin bildiği gibi, 24 maddeden ibaret bulunan tasarı üzerinde,
arkadaşlarımız, gerek genel gerekçe üzerinde gerekse maddeler üzerinde,
tasarıyı ince ince tarayarak, görüşlerini ifade ettiler. Halen yürürlükte
bulunan kanunun aksayan taraflarıyla birlikte, getirilen yeniliklerle, kanunda
bir hayli değişiklik yapılmış, gerek mükellef lehine gerekse kamulaştıran
idareler lehine hükümler getirilmiştir. Elli yıllık hukuk hayatını avukatlıkla geçirmiş bir kardeşiniz olarak
ifade ediyorum ki, İstanbul'da, Vatan Caddesi, Millet Caddesi ve diğer
caddelerin açılışı münasebetiyle ortaya çıkan istimlak davalarında, özellikle
patron avukatlar ihdas edilmişti; kimse, onların elinden davaları alamazdı,
harçlarını yatıracak avukatlar da çok az bulunurdu. Hâkimlerin durumu,
bilirkişilerin durumu da, o zaman, oldukça sıkıntılıydı. Davalar mahkemelerde
beklerdi, kararların çıkmasından sonra tahsilatın yapılması bir problem olurdu.
Bunların hepsi zaman içerisinde aşıldı. Arkadaşlarımız dile getirdiler ve ifade ettiler ki, eski İstimlak
Kanunu, anlaşılması, kısa olması ve öz olması bakımından bugün getirdiğimiz
kanundan daha rahat bir kanundu; hem anlaşılması bakımından rahattı hem de
tatbikatı bakımından rahattı. Şimdi, arkadaşım, neredeyse 10 dakikada okudu maddeyi, elan bana 5
dakika içerisinde madde hakkında görüşlerimi bildirmek kaldı. Ben de şunu
söylüyorum ki, gerek maddenin geneli üzerinde gerekse 1 inci, 2 nci, 24 üncü
madde ve yürürlüğe kadar olan maddelerin hepsinde, mutlaka, bir kolaylık
getirilmiştir ve çok da mesafe katedilmiştir. Ben, bunu ifade ederken, aklıma gelen bir fıkrayı ifade edeceğim; keşke
kız kardeşlerim burada olmasalardı, keşke gelmeselerdi, biraz çirkin olacak;
ama, bağışlasınlar. Kızın biri evlenmiş, etraftan müdahale etmişler
"Kızım, kocan çok çirkin" demişler; o da "Merhamet edin, babamın
evinde o da yoktu!" demiş. (Alkışlar ve "Kısa kes Sayın Oğuz!.."
sesleri) Şimdi, şu kanun, çok mesafe katetti, bunu kabul etmek lazım ve bu
mesafede hem istimlak eden hem de malı istimlak edilen lehine; hem hizmet gören
avukat hem de gerek mahkeme gerek Yargıtay ve gerekse müesseseler, kurumlar
bakımından bir hayli kolaylıklar getirilmiştir; bunu inkar etmek mümkün değil. Bu kanunun memleket ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, gecenin bu
saatinde "kısa kes" diyen arkadaşlarıma, kısa keserek, hürmet ve
saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Oğuz. Doğru Yol Partisinin görüşlerini Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç
ifade edecekler; buyurun efendim. Konuşma süreniz 5 dakika. DYP GRUBU ADINA KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Tasarısının 11 inci maddesi üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına söz almış
bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli milletvekilleri, bu Kamulaştırma Kanunu, hakikaten çok önemli
bir kanun. Devletle, belki, Türkiye Cumhuriyetiyle eşdeğer yaşıtta; ama,
eskiden var olan kanun, 1983'te Konsey zamanında, Millî Güvenlik Konseyi
zamanında değiştirildi. Tabiî, bu, vatandaşın mülkiyet hakkına, devletin zorla
el atmasıdır; zor alım yoluyla, devletin, mülkiyet hakkına el atmasıdır. Bu
zorla el atma konusunu düzenlerken, bence, çok ciddî incelemeler yapmak lazım. Şimdi, bu maddede, tapusuz gayrimenkullere el atmayla ilgili konular
düzenleniyor. Bizim Anayasamızda bir hüküm var, diyor ki; kanun tasarı ve
teklifleri, Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilmeden önce Danıştayın
mütalaası alınır diyor; istişarî mütalaa alınır. Aslında, bana göre, bu kanunda
da, hükümet, Danıştayın istişarî mütalaasını alsaydı, bana göre, çok daha
isabetli hareket ederdi; çünkü, bu kanunla ilgili olarak, Danıştaya çok
ihtilaflar geliyor ve devletin de burada çok zararı oluyor. Bu Kamulaştırma
Kanunu konusunda Yargıtayda da çok ciddî kararlar var, çok içtihatlar var.
Bunları, bence, hükümet, böyle alelade düzenleyip buraya getireceğine, çok
ciddî bir inceleme yaparak Meclisin huzuruna getirse, Meclis de bunları enine
boyuna tartışır; bence, çok isabetli karar vermiş olur. Biliyorsunuz, büyük baraj
inşaatlarının kamulaştırmasında dönen dolapları biliyorsunuz. Bazı avukatlar
bilirkişilerle anlaşıyorlar, korkunç derece fahiş fiyatlar belirliyorlar. Bunun
üzerine, tabiî, böyle çok fahiş, fiyatlarla tezyit bedelleri gidince, bu defa,
devlet de diyor -devletin yönetiminde bulunanlar- hiç olmazsa 1'e 5 aldılar,
haydi, ben de parasını biraz geç ödeyeyim şeklinde bir uygulama yapıyor. Bunun
üzerine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gittiler. Tabiî, orada, Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesinde, bu kritik konular da aslında tartışılmadı; yani, iddia
edilmedi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin de, zaten, Türkiye'ye bakış açısı
çok peşin hükümlü olduğu için, maalesef, burada da, devletimizin aleyhine çok
ciddî kararlar verildi. Mesela, bir bakıyorsunuz, bir yer kamulaştırılıyor;
kamulaştırmada, Yargıtayın içtihadı var; diyor ki, eğer, orada ağaç varsa, o
ağaçların bedelleri kamulaştırma bedeline eklenir. Halbuki, kamulaştırma kararı
alınmış; ondan sonra, devlet, el koymuş veyahut da şerh koymuş tapuya. Bir
bakıyorsunuz, Yargıtayın bu içtihadını bildiği halde vatandaş, gidiyor, oralara
ağaç dikiyor ve bu ağaç, iki sene sonra, üç sene sonra su altında kalacak
veyahut da orada kamu hizmetini getirecek tesisin yapılması nedeniyle
kesilecek; ama, oradaki o ağaçlar kesilecek veya kaybolacak, vatandaş da
birsürü kamulaştırma bedelini alıyor. Bence, bunları incelemek lazım, devletin
menfaatını düşünmek lazım; hem devletin hem de vatandaşın menfaatını düşünmek
lazım. Mesela, bizim Tunceli'de, Keban Barajı, Elazığ bölgesinde yapıldı.
Elazığ'da, Keban Barajı yapılırken, birçok köyler kaldırıldı. O zaman, bu
köylülerimizin büyük kısmı yerinden yurdundan oldu. Bir kısmı, gitti,
şehirlerde bir daire falan aldılar; ama, çoğu da mağdur oldular. En büyük
mağduriyet de şöyle oldu: Keban Barajının yarattığı bu göl nedeniyle,
Elazığ'da, işte, Tunceli'nin, mesela, Çemişkezek'i, Hozat'ı, Pertek'i çevre
illeriyle irtibatı kesildi. Aslında, o zaman oraya bir köprü yapılsaydı...
Yani, orada çok lüzumsuz birtakım masraflar yapıldı, o feribotlar için belirli iskeleler kuruldu, birileri para
aldı, cebine attı, gitti; ama, orada, inanınız ki, saat 17.00'den sonra,
mesela, bugün, Pertek'teki bir vatandaş şehir dışına çıkamıyor; niye; Keban
Barajından dolayı. Keban Barajının getirdiği nimetten ülkemiz yararlandı;
elbette yararlansın; ama, külfetini o yöre halkı çekiyor. Aslında, Türkiye'de,
bu da son bir uygulama... Bayındırlık Bakanı, burada, bir açıklama yaptı, dedi
ki: "Efendim, işte, Pertek Köprüsü 400 ilâ 700 metrelik iki alan,
uzunluktur, yapılabilir" dedi; yani "paramız yok" dedi. Aslında,
bu, 30-35 trilyon liradır. Bana göre, mademki Keban'da elektrik üretiliyor, bu
elektrik üretimi de Türkiye'nin birçok yörelerinde kullanılıyor, oraya bir
köprü de yapılabilir; yani, 40-50 trilyonluk bir hizmette; o kadar... Yani, o
şehri, o bölgeyi, bir de, kuzeyi güneye bağlayan bir yol; yani, bu da çok
önemli, taa Trabzon'dan gelen bir yol. Bence, bunları, çok enine boyuna
tartışmak ve bu kanunları, ülkeye ve halka faydalı, en iyi şekilde hizmet
edebilecek bir seviyede düzenlemek gerekir. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen toparlayınız. KAMER GENÇ (Devamla) - Ama, maalesef, işte, bir Avrupa, IMF veyahut da
Dünya Bankası bize, işte, şu kanunları düzenleyin diyor; ama, bu kanunları,
inanmanızı istiyorum ki, hiçbir yabancı ülke, başka bir ülkenin gerçekten
refahı, yükselmesi, huzura kavuşması için samimi telkinlerde bulunmaz. Bu
milletin en iyi menafaatını bu ülke halkı düşünür, bu ülkenin uygulamalarını
bilen insanlar düşünür. Kanun hayırlı olsun diyorum; ama, ben inanıyorum ki, bu kanunda
getirilen birçok şeyler de uygulanabilir nitelikte değil; birtakım gözü
açıklara da ileride birtakım kaynaklar sağlayabilecektir. İşte mesela bir
maddede -ileride geliyor- kamulaştırma ihtilafı kesin hüküm haline geldikten
sonra, işte, şu kadar hizmette kullanılmazsa bedeli ödenir. Peki, o kadar adam
almış bedeli kullanmış, o paranın enflasyon değeri var; yani, bunların enine
boyuna tartışılması gerektiğine inanıyorum. Saygılar sunuyorum efendim. (DYP, FP ve ANAP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Genç. 11 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) - Sayın
Başkanım, bir önceki 10 uncu maddede kabul edilmişti, şimdi, bu maddenin sondan
bir önceki fıkrasının da "üçer aylık vadeli" olarak düzeltilmesini
talep ediyoruz efendim. BAŞKAN - Efendim, bir önceki madde kabul edilen "üç ay" yerine
"üçer ay" şeklindeki önergenin, bu maddeye de sirayet ettirilmesi
zarureti var. Bu, öbürü önerge olduğu için, bu, redaksiyon haline gelmiştir; bu
sebeple oylamayı tekrarlatacağım. Yalnız yine de Hükümete sormam lazım; katılıyor musunuz efendim? DEVLET BAKANI EDİP SAFDER GAYDALI (Bitlis) - Katılıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN - Katılıyorlar. Bu değişikliğiyle, tekrar, 11 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Madde, bu redaksiyonla kabul edilmiştir. 12 nci maddeyi okutuyorum: MADDE 12. - 2942 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasındaki
"16, 17 ve 19 uncu maddelere dayanılarak" ibaresi "Bu Kanun
uyarınca" şeklinde değiştirilmiştir. BAŞKAN - Fazilet Partisi Grubu adına Van Milletvekili Sayın Fethullah
Erbaş. Buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. FP GRUBU ADINA FETHULLAH ERBAŞ (Van) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; görüşülmekte olan 653 sıra sayılı yasa tasarısının 12 nci
maddesi üzerinde Fazilet Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere
huzurlarınıza geldim; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlar, 12 nci maddeyle, 2442 sayılı Kanunun 20 nci
maddesinin birinci fıkrasındaki "16,17 ve 19 uncu maddelere
dayanılarak" ibaresi "Bu Kanun uyarınca" şeklinde
değiştiriliyor; yani, kısaca şu: Değerli arkadaşlar, 20 nci madde, kamulaştırılan taşınmazın
boşaltılmasıyla ilgili bir maddedir; yani, Kamulaştırma Kanununun biraz önce
saydığımız, 16, 17 ve 19 uncu maddelerinde ise, kamulaştırılan bu yerler... 16
ncı maddede, acele işlerde, hemen el konulup tapuya tescil düzenliyordu; 17 nci
maddede ise, tapulu taşınmaz malların tapuya tescili işlemleri düzenleniyor, 19
uncu maddede ise, tapuda kayıtlı olmayan malların, yani zilyetlik haklarının
tescili düzenleniyor. Şimdi, bu 3 madde numarası kaldırılıyor, sadece "Bu Kanun
uyarınca" şeklinde değiştirilmiş olunuyor. Değerli arkadaşlar, bu görüşümüze göre, idare adına tescille ilgili olan
bu madde kanun tekniği açısından da uygundur; bu konudaki değişikliği
benimsiyoruz. Arkadaşlar, yalnız, bu kanun tasarısının iki önemli açmazı var. Birinci
açmazı, bilirkişilik müessesesi düzenleniyordu; bu düzenleme biraz noksan
kaldı. Odaların il idare kuruluna gönderdikleri bilirkişi listeleri her sene
aynı şekilde bildiriliyor, aynı isimler bildiriliyor. Bu isimlerin seçilmesi
de; yani, hemen hemen her sene aynı kişilerin bilirkişi olması, bazı
suiistimallere yol açabiliyordu. Bana göre, bunlar kurayla belirlenirse daha
uygun olur. Bu konuda yine bir önerge vardı, o önerge daha adil gibi geldi
bize; çünkü, odaya kayıtlı olan... Gerçi, odaların geliştirilmesi açısından,
sivil toplum örgütlerinin güçlendirilmesi açısından bu önemli; ama, çok küçük
yerlerde odalara kayıtlı insan sayısı az olacağı, oradaki resmî dairelerdeki
mühendislerin, mimarların sayısı daha fazla olacağı için, bu ihtiyacı karşılama
açısından da önemliydi. Bu konunun, ikinci bir açmazı ise, malî portresidir. Değerli arkadaşlar,
eğer, o idarede tahsisat yoksa, kamulaştırma bir yıl sonrasına erteleniyor.
Maliye Bakanlığı, eğer, bu konuda bütçeye bir fasıl koyarsa, elbette ki bu gecikmeler
önlenmiş olur. Arkadaşlar, kamulaştırma, görüldüğü gibi, vatandaşın malına devlet
tarafından zorla el konulması meselesidir. Değerli arkadaşlar, bu konuda bireyi
razı etmek şart olmalıdır. Bildiğiniz gibi, Gazneli Mahmut'un döneminde yaşayan
Yusuf Hashacib, idarecilere bir tavsiyede bulunuyor, yurttaşlara şunu söylüyor:
"1- Bana itaat etmelisiniz, 2- Vergi ödeyeceksiniz, 3- Dostumu dost, düşmanımı da düşman bileceksiniz." Yurttaşlar da, Sultana, şu şartlarla itaat edeceklerini bildiriyorlar: "İtaat ederim, ancak adil olursan" Yani, burada eğer adil bir
kamulaştırma yapılırsa itaat edilmesi lazım. Ee, şimdi enflasyonu düşündüğümüz zaman, vergi öderim; ama, gümüşün
değerini düşürmezsen; dostunu dost, düşmanını düşman bilirim, mal ve canımı
güvence altına alırsan... Değerli arkadaşlar, bu, bir sosyal sözleşmedir. Sosyal
sözleşmelerde, hemen her toplumda... (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen toparlayınız. YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Sayın Erbaş, gümüşün değeri enflasyon yani... FETHULLAH ERBAŞ (Devamla) - Evet, gümüşün değeri enflasyon. Sayın Grup
Başkanvekilimiz de söylüyor. Yani, bu sosyal sözleşmede, enflasyon, hakikaten, haksız olarak
vatandaşın cebinden alınan bir miktar. Biz, şunu söylüyoruz, inancımız da şu: Hepiniz de biliyorsunuz -çok
meşhurdur- Bursa Ulucamiin şadırvanı istimlak edilmek istenmiş; ancak, zorla
olmadığı için, o ihtiyar hanım kabul etmemiş. Şimdi, namaz kılınmıyor, orayı
şadırvan yapmışlar; yani, sonuç olarak, vatandaşın rızası alınarak, onun gönlü
hoş edilerek istimlak yapılırsa, daha güzel olur. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Erbaş. 12 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Madde kabul edilmiştir. Sayın milletvekilleri, çalışma süremizin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Alınan karar gereğince, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 81
inci Yıldönümünün ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının kutlanması ve günün
önem ve anlamının belirlenmesi amacıyla yapılacak görüşmeler için 23 Nisan 2001
Pazartesi günü saat 14.00'te toplanmak üzere, Birleşimi kapatıyor; hepinize
hayırlı akşamlar diliyorum. Kapanma Saati: 19.56 |
|