|
DÖNEM : 21 CİLT : 54 YASAMA
YILI : 3 T. B. M. M. TUTANAK
DERGİSİ 57 nci
Birleşim 13 . 2 . 2001 Salı İ Ç İ N D E K İ L E R Sayfa I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ II. - GELEN KÂĞITLAR III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A)GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR 1. – Konya Milletvekili Ali Gebeş’in, Eti Holding A.Ş.’ye bağlı olarak faaliyetini
sürdüren Seydişehir Alüminyum Tesislerinin özelleştirilmesine ilişkin
gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in cevabı 2. – Edirne Milletvekili Şadan Şimşek’in, tarım kesiminin sorunlarına ve
alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri
Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in cevabı 3. – Adana Milletvekili Ali Gören’in, Darwinizmin ve Neodarwinizmin ders
kitaplarında yer alışına ilişkin gündemdışı konuşması ve Millî Eğitim Bakanı
Metin Bostancıoğlu’nun cevabı B) TEZKERELER VE ÖNERGELER 1. – İzmir Milletvekili Işılay Saygın’ın, Yabancı Dil Eğitimi ve
Öğretimi Kanununda Bazı Değişiklikler Yapılması Hakkında Kanun Teklifini
(2/666) geri aldığına ilişkin önergesi (4/306) 2. – İtalya Senatosu Başkanvekili ve Avrupa-Akdeniz Kadın Parlamenterler
Forumu Başkanı Ersilia Salvato’nun, TBMM’yi temsilen dört kadın milletvekilini,
davetlerine icabet edilmesine ilişkin Başkanlık Tezkeresi (3/755) 3. – Avrupa Parlamentosunun, “Avrupa’nın Sözleri” programı çerçevesinde
düzenlenecek bir yuvarlak masa toplantısına TBMM’yi temsilen bir
milletvekilini, davetlerine icabet edilmesine ilişkin Başkanlık Tezkeresi
(3/756) 4. – Ankara Milletvekili Uluç Gürkan’ın, 2809 Sayılı Yükseköğretim
Kurumları Teşkilâtı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek
Kabulüne Dair Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifinin (2/422) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/307) 5. – Manisa Milletvekili Ekrem Pakdemirli’nin, Devlet Güvenlik
Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanunun İki Maddesinin
Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin (2/226) doğrudan gündeme alınmasına
ilişkin önergesi (4/308) 6. – İçel Milletvekilleri Edip Özgenç, Akif Serin ve Turhan Güven’in,
20.5.1993 tarih ve 2197 Sayılı Kanunun 1 inci Maddesinde Yer Alan İçel Adının
Mersin Olarak Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin (2/332) doğrudan gündeme
alınmasına ilişin önergesi (4/309) C) ÇEŞİTLİ İŞLER 1. – Genel Kurulu ziyaret eden Kırgızistan AGİT Heyetine Başkanlıkça
“hoş geldiniz” denilmesi IV. – ÖNERİLER A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ 1. – Genel Kurulun çalışma gün ve saatleriyle gündemdeki sıralamanın
yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi V. – SEÇİMLER A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE
SEÇİM 1. – Adalet Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim VI. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS
SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI A) ÖNGÖRÜŞMELER 1. – Konya Milletvekili Veysel Candan ve 20 arkadaşının, SSK’nın bugünkü
durumunun araştırılarak yeniden yapılandırılması için alınması gereken
tedbirleri belirlemek amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/11) VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE
KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER 1. – İzmir Milletvekili Rifat Serdaroğlu’nun; İstanbul Milletvekili
Bülent Akarcalı’nın; Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya’nın; Ankara Milletvekili
Yıldırım Akbulut’un; Şırnak Milletvekili Mehmet Salih Yıldırım’ın; Gaziantep
Milletvekili Ali Ilıksoy, Konya Milletvekili Ömer İzgi ve Ankara Milletvekili
Nejat Arseven’in; İstanbul Milletvekili Ziya Aktaş ve 42 Arkadaşının; Zonguldak
Milletvekili Hasan Gemici’nin ve İzmir Milletvekili Işılay Saygın’ın; Türkiye
Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri
ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325,
2/442, 2/449) (S. Sayısı: 527) 2. – Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve
Köyişleri Komisyonu Raporu (1/513) (S. Sayısı: 216) 3. – Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/53) (S. Sayısı: 433) 4. – Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Jandarma Teşkilât,
Görev ve Yetkileri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında 629 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararname ve Millî Savunma, İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları
Raporları (1/759) (S. Sayısı : 572) 5. – Emniyet Teşkilâtı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında 611
Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Aynı Mahiyette Kanun Tasarıları ve Plan ve
Bütçe ve İçişleri Komisyonları Raporları (1/727, 1/660, 1/795) (S. Sayısı :
576) 6. – Millî Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri
İşletme Başkanlığının Kuruluşu ve Görevleri Hakkında 613 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ve Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/752) (S.
Sayısı : 577) 7. – Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 621
Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Adalet Komisyonu Raporu (1/728) (S. Sayısı :
591) 8. – Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Nakdî Tazminat ve
Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 624 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ile Fazilet Partisi Grup Başkanvekili Kahramanmaraş
Milletvekili Avni Doğan ve 7 Arkadaşının; Anavatan Partisi Grup Başkanvekilleri
Bartın Milletvekili Zeki Çakan, Denizli Milletvekili Beyhan Aslan, Eskişehir
Milletvekili İ. Yaşar Dedelek ile Antalya Milletvekili Cengiz Aydoğan’ın Aynı
Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve İçişleri, Millî Savunma ve Plan ve Bütçe
Komisyonları Raporları (1/757, 2/603, 2/605) (S. Sayısı : 592) 9. – 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarıları ve
Adalet ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/663, 1/664, 1/745) (S. Sayısı
: 606) VIII. – SORULAR VE CEVAPLAR A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 1. – Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak’ın, Bankacılık Düzenleme ve
Denetleme Kurumu’nun, basına verdiği bir ilana ilişkin Başbakandan sorusu ve
Devlet Bakanı Recep Önal’ın cevabı (7/3294) 2. – Antalya Milletvekili Salih Çelen’in, Bankacılık Düzenleme ve
Denetleme Kurumu tarafından gazetelere verilen eleman alımı ilanlarına ilişkin
Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Recep Önal’ın cevabı (7/3308) 3. – Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak’ın, Aksaray-Ortaköy Cezaevine
ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün cevabı (7/3292) 4. – Karabük Milletvekili Erol Karan’ın, Karabük-Yenice Belediye Başkanı
hakkındaki davalara ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün cevabı
(7/3307) 5. – Rize Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun, F Tipi ceza evleri ile
ilgili olarak yapılan açıklamalara ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Hikmet Sami
Türk’ün cevabı (7/3247) 6. – Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, faaliyetleri durdurulan
bankaların reklam giderlerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Recep
Önal’ın cevabı (7/3061) 7. – İstanbul Milletvekili Azmi Ateş’in, banka yolsuzluklarına karışan
bürokratlara ve alınacak yeni önlemlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet
Bakanı Recep Önal’ın cevabı (7/3103) 8. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, geçici işçilere
ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in cevabı (7/3273) 9. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın; Tüpraş’ın Kırıkkale Yeni Reformlar ve Dizel Kükürt Giderme Üniteleri
projesine, Tüpraş’ın Kocaeli-Körfez projesine, Tüpraşın İzmir Rafizom projesine, Petkim’in Aliağa Kom. Fab. Rehab. ve Tevsii projesine, Tüpraş’ın İzmir Raf. CCR ve İzom. projesine, Tüpraş’ın Dizel Kükürt Giderme Ünitesi projesine, İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Yüksel Yalova’nın cevabı (7/3136,
3137, 3158, 3159, 3160, 3161) 10. – Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak’ın, Avrupa Birliğinin Nice
zirvesinde yapılan görüşmelerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Dışişleri Bakanı
İsmail Cem’in cevabı (7/3229) 11. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, yurt dışındaki elçilik
ve konsoloslukların Türk vatandaşlarına yeterince hizmet veremedikleri
iddiasına ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in cevabı (7/3258) 12. – İstanbul Milletvekili Murat Sökmenoğlu’nun, Kuzey Irak’ta yaşanan
son gelişmelere ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in cevabı
(7/3298) 13. – Adana Milletvekili Ali Gören’in, trafikte karşılaşılan rüşvet
olaylarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın cevabı (7/3348) 14. – Antalya Milletvekili Mehmet Baysarı’nın, Antalya-Kale İlçesinde
yapılacak kamulaştırmaya ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı İstemihan Talay’ın
cevabı (7/3342) 15. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, AIDS ile mücadeleye
ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Osman Durmuş’un cevabı (7/3257) 16. – Afyon Milletvekili İsmet Attila’nın, sucuk imalatı yapan
kasapların “Gıda Sicili ve Üretim İzni” almaları konusunda yaşanan sorunlara
ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in cevabı
(7/3345) 17. – Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın, bazı kuruluşlar ile ilgili
Sayıştay Raporlarına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
Ömer İzgi’nin cevabı (7/3324) 18. – İstanbul Milletvekili Perihan Yılmaz’ın, DDY’nın zarar etme
nedenlerine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (7/3330) TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak üç oturum yaptı. Bursa Milletvekili Faruk Çelik'in, (6/1130) esas numaralı sözlü sorusunu
geri aldığına ilişkin önergesi okundu; sözlü sorunun geri verildiği bildirildi. Samsun Milletvekili Kemal Kabataş ve 30 arkadaşının, ekonomik ve malî
durum konusunda bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/17) ile, Batman Milletvekili Alaattin Sever Aydın ve 29 arkadaşının, Batman
İlinin sorunlarının araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla (10/172), Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya ve 30 arkadaşının, Samsun-Çarşamba
Ovası yakınlarındaki bakır ve gübre fabrikalarının çevreye etkileri konusunda
(10/173), Birer Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri, Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini
alacağı ve öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı. Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler" kısmında bulunan: Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair
İçtüzük Tekliflerinin (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442,
2/449) (S. Sayısı : 527) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin
Komisyon Raporu henüz hazırlanamadığından, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ve Dışişleri Komisyonu Raporunun (1/53) (S. Sayısı :
433), Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Jandarma Teşkilât, Görev ve
Yetkileri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında 629 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ve Millî Savunma, İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporlarının
(1/759) (S. Sayısı : 572), Emniyet Teşkilâtı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında 611 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ile Aynı Mahiyette Kanun Tasarıları ve Plan ve Bütçe
ve İçişleri Komisyonları Raporlarının (1/727, 1/660, 1/795) (S. Sayısı : 576), Millî Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme
Başkanlığının Kuruluşu ve Görevleri Hakkında 613 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ve Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporlarının (1/572)
(S. Sayısı : 577), Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 621 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ve Adalet Komisyonu Raporunun (1/728) (S. Sayısı :
591) Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Nakdî Tazminat ve Aylık
Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 624 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararname ve İçişleri, Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları
Raporlarının (1/757, 2/603, 2/605) (S. Sayısı : 592), Görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır
bulunmadıklarından, Ertelendi; Güneydoğu Avrupa Çokuluslu Barış Gücü Anlaşmasının İkinci Ek
Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/768) (S.
Sayısı : 587) ile, Güneydoğu Avrupa Çokuluslu Barış
Gücü Anlaşmasına Üçüncü Ek Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısının (1/769) (S. Sayısı : 588), Görüşmeleri takiben yapılan açık oylamalardan sonra, kabul edildikleri
ve kanunlaştıkları açıklandı; Sulama alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/513) (S.Sayısı : 216)
görüşmelerine başlanarak, tümü üzerinde bir süre görüşüldü. 13 Şubat 2001 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime
19.00'da son verildi
No. : 82 II. – GELEN
KÂĞITLAR 9. 2.
2001 CUMA Tasarılar 1.- Spor Yüksek Konseyi ile Spor Genel Müdürlüğünün
Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı
(1/818) (İçişleri ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.1.2001) 2.- Bazı Fonların Tasviyesi Hakkında Kanun Tasarısı
(1/819) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) Teklifler 1.- Van Milletvekili Hüseyin Çelik ve 24 Arkadaşının;
Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/676)
(Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş ta-rihi : 31.1.2001) 2.- Muğla Milletvekili Hasan Özyer'in; Belediyelere ve
İl Özel İdarelerine Genel Bütçe Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanuna Bir
Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (2/677) (İçişleri ve Plan ve Bütçe
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.2.2001) 3.- Bilecik Milletvekili Sebahat Vardar ve 11
Arkadaşının; 1219 Sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair
Kanunun 3575 Sayılı Kanunla Değişik 41 inci Maddesine Bir Fıkra Eklenmesi
Hakkında Kanun Teklifi (2/678) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Adalet
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.2.2001) 4.- Kütahya Milletvekili Emin Karaa ve 7 Arkadaşının;
657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi (2/679) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş
tarihi : 5.2.2001) 5.- Ankara Milletvekili Esvet Özdoğu ve 4 Arkadaşının;
Türk Medeni Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
(2/680) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) Tezkere 1.- Ahmet Güven, Kadri Sönmez, Ramazan Akdağ ve Nadir
Kalkan Haklarındaki Ölüm Cezalarının Yerine Getirilmesine Dair Başbakanlık
Tezkeresi (3/754) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 6.2.2001) Raporlar 1.- Giresun Milletvekili Turhan Alçelik'in,
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair 2809 Sayılı Kanunda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre doğrudan
Gündeme Alınmasına İlişkin Önergesi (2/14) (S. Sayısı : 600) (Dağıtma tarihi :
9.2.2001) (GÜNDEME) 2.- Kırıkkale Milletvekili Hacı Filiz'in, Yükseköğretim
Kurumları Teşkilâtı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin
Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin
Önergesi (2/236) (S. Sayısı: 601) (Dağıtma tarihi : 9.2.2001) (GÜNDEME) No. : 83 12. 2. 2001
PAZARTESİ Raporlar 1. – Gözlükçülük Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi
Yanmaz'ın Aynı Mahiyetteki Kanun Teklifi ile Muğla Milletvekili Fikret
Uzunhasan'ın, Türk Optometri ve Optik Meslekler Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/767, 2/246, 2/570) (S. Sayısı :
602) (Dağıtma tarihi : 12.2.2001) (GÜNDEME) 2. – Vatandaşlık Belgesi Verilmesine İlişkin
Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri
ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/785) (S. Sayısı : 603) (Dağıtma tarihi :
12.2.2001) (GÜNDEME) 3. – Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu ve 15
Arkadaşının, Yükseköğretim Kurumları Teşkilâtı Hakkında 41 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair 2809 Sayılı Kanuna Bazı
Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre
Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Önergesi (2/37) (S. Sayısı : 604) (Dağıtma
tarihi : 12.2.2001) (GÜNDEME) 4. – Adıyaman Milletvekili Dengir Fırat ve 5
Arkadaşının, Yükseköğretim Kurumları Teşkilâtı Hakkında 41 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanunda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme
Alınmasına İlişkin Önergesi (2/393) (S. Sayısı : 605) (Dağıtma tarihi :
12.2.2001) (GÜNDEME) Sözlü Soru
Önergeleri 1. – Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın, Ordu İlindeki
fındık üreticilerinin Ziraat Bankasına olan borçlarına ilişkin Devlet
Bakanından (Recep Önal) sözlü soru önergesi (7/1203) (Başkanlığa geliş tarihi :
8.2.2001) 2. – Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım'ın,
TPAO'nun faaliyetlerine ve Eskişehir'de yürütülen projelere ilişkin Enerji ve
Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/1204) (Başkanlığa geliş
tarihi : 8.2.2001) 3. – Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri
Yıldırım'ın, elektrik kesintilerine ve
Porsuk Çayının temizlenmesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından
sözlü soru önergesi (6/1205) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 4. – Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım'ın,
enerji üretimine ve doğalgaz projelerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanından sözlü soru önergesi (6/1206) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 5. – Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım'ın,
Eskişehir bağlantılı bazı karayollarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından
sözlü soru önergesi (6/1207) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 6. – Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım'ın,
esnaf, KOBİ ve sanayicilerin desteklenmesine ilişkin Sanayî ve Ticaret
Bakanından sözlü soru önergesi (6/1208) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 7. – Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım'ın,
Şeker-İş kolunda çalışan geçici işçilere ve pancar üreticilerine ilişkin Sanayî
ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/1209) (Başkanlığa geliş tarihi :
8.2.2001) 8. – Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım'ın,
Eskişehir ve Sivrihisar SSK hastanelerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanından sözlü soru önergesi (6/1210) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 9. – Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım'ın,
Emniyet personeline ve yerel yönetimlere ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru
önergesi (6/1211) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 10. – Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri
Yıldırım'ın, sekiz yıllık kesintisiz
eğitim ve norm kadro uygulamasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru
önergesi (6/1212) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 11. – Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım'ın,
Osman Gazi Üniversitesinin kadro sorununa ve sekiz yıllık eğitime katkı payı
olarak toplanan paralara ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi
(6/1213) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 12. – Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri
Yıldırım'ın, hayvancılığın sorunlarına
ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1214) (Başkanlığa
geliş tarihi : 8.2.2001) 13. – Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım'ın,
tarım ve hayvancılığın bazı sorunlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından
sözlü soru önergesi (6/1215) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 14. – Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım'ın,
çiftçilerin Tarım Kredi Kooperatiflerine ve T.C. Ziraat Bankasına olan
borçlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri
Bakanından sözlü soru önergesi (6/1216) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 15 – Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım'ın,
eğitime katkı payı olarak toplanan paralara ve Eskişehir'e ayrılan miktara
ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1217) (Başkanlığa geliş
tarihi : 8.2.2001) 16. – Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım'ın,
SSK Hastanelerinde alınan muayene ücretlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1218) (Başkanlığa geliş tarihi :
8.2.2001) 17. – Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım'ın,
SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinin ücretlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanından sözlü soru önergesi (6/1219) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 18. – Eskişehir Milletvekili Mehmet Sadri Yıldırım'ın,
Eskişehir İlindeki belediyelere yapılan yardımlara ilişkin Bayındırlık ve İskân
Bakanından sözlü soru önergesi (6/1220) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 19 – Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat-Turhal
SSK Hastanesi ve Erbaa SSK Dispanserine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanından sözlü soru önergesi (6/1221) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 20. – Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun,
Tokat-Sulusaray ve Erbaa Horoztepesi'ndeki tarihi kalıntılara ilişkin Kültür
Bakanından sözlü soru önergesi (6/1222) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 21. – Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat-Turhal
banliyö treni projesine ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi
(6/1223) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 22. – Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat-Gölgeli
ve Babaköy'ün, baraj köprüsü ihtiyacına ve Almus Barajının yol çalışmalarına
ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) sözlü soru önergesi (6/1224)
(Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 23. – Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat İlinin
bazı ilçelerinde yapılacak gölet ve dere ıslah çalışmalarına ilişkin Enerji ve
Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/1225) (Başkanlığa geliş
tarihi : 8.2.2001) 24. – Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat
Huzurevi inşaatına ve Yetiştirme Yurdundan ayrılan gençlerin sorunlarına
ilişkin Devlet Bakanından (Hasan
Gemici) sözlü soru önergesi (6/1226) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 25. – Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat
İlindeki belediyelere yapılan yardımlara ve Yeşilırmak'ın korunmasına ilişkin
Çevre Bakanından sözlü soru önergesi (6/1227) (Başkanlığa geliş tarihi :
8.2.2001) 26. – Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'da
yapılacak yatırımlara ve Pazar İlçesindeki Ballıca Mağarasına ilişkin Turizm
Bakanından sözlü soru önergesi (6/1228) (Başkanlığa geliş tarihi :
8.2.2001) Yazılı Soru
Önergeleri 1. – Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya'nın, 2000/1721 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına
ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/3501) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.2.2001) 2. – Giresun Milletvekili Rasim Zaimoğlu'nun,
Giresun'un bazı ilçelerinin afet kapsamına alınmamasına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/3502) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 3. – İstanbul Milletvekili İsmail Kahraman'ın, Emniyet
Genel Müdürlüğü Güvenlik Dairesi Başkanı tarafından yazılan bir kitaba ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3503) (Başkanlığa geliş tarihi :
8.2.2001) 4. – Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak'ın,
Kırıkkale-Ambardere Köyünün kanalizasyon ve yol sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3504) (Başkanlığa geliş
tarihi : 8.2.2001) 5. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, EBK Marmara Bölge Müdürlüğündeki yolsuzluk
iddialarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3505)
(Başkanlığa geliş ta-rihi : 8.2.2001) 6. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, TPAO Genel
Müdür Yardımcılığına yapılan atamaya
ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi
(7/3506) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 7. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, Çeçen
mülteciler için toplanılan yardımların bankalarda bloke edildiği iddialarına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3507) (Başkanlığa geliş tarihi :
8.2.2001) 8. – Hatay Milletvekili Mustafa Geçer'in, TRT'nin yaptırdığı dizi filmlere ve yeni logo
çalışmalarına ilişkin Devlet Bakanından (Rüştü Kâzım Yücelen) yazılı soru
önergesi (7/3508) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 9. – Hatay Milletvekili Mustafa Geçer'in, Bakanlığın
okullara tavsiye ettiği ve listeden çıkarttığı kitaplarla ilgili iddialara
ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3509) (Başkanlığa geliş
tarihi : 8.2.2001) 10. – Hatay Milletvekili Mustafa Geçer'in, Bakanlığın
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni açığına ilişkin Millî Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/3510) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 11. – Hatay Milletvekili Mustafa Geçer'in, Doğu
Beyazıt-Ankara ve Samsun-Ankara doğalgaz projeleri ile ilgili çalışma ve
iddialara ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi
(7/3511) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 12. – Hatay Milletvekili Mustafa Geçer'in, TEKEL'in
tütün işleme ve depolama maliyetlerine ilişkin Devlet Bakanından (Rüştü Kazım
Yücelen) yazılı soru önergesi (7/3512) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) 13. – Samsun Milletvekili Vedat Çınaroğlu'nun, TEKEL'in
özelleştirilmesi yönündeki çalışmalara ilişkin Devlet Bakanından (Rüştü Kazım Yücelen) yazılı soru önergesi (7/3513)
(Başkanlığa geliş tarihi : 8.2.2001) No. :84 13 . 2 . 2001
SALI Raporlar 1. – 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarıları ve Adalet ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/663, 1/664,
1/745) (S. Sayısı: 606) (Dağıtma tarihi : 13.2.2001) (GÜNDEME) 2. – Yükseköğretim Kurumları Teşkilâtı Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair 612 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Aynı
Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bir Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun
Tasarıları ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe
Komisyonları Raporları (1/725, 1/701, 1/731, 1/627, 1/793, 1/794) (S. Sayısı:
607) (Dağıtma tarihi : 13.2.2001) (GÜNDEME) 3. – Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/806) (S. Sayısı: 608)
(Dağıtma tarihi : 13.2.2001) (GÜNDEME) Sözlü Soru
Önergeleri 1. – Bursa Milletvekili Ahmet Sünnetçioğlu'nun,
Bursa-İnegöl İlçesi Kurşunlu Beldesi
Batmaca Dede travertenlerinin turizme açılmasına yönelik çalışma yapılıp yapılmayacağına ilişkin Turizm Bakanından
sözlü soru önergesi (6/1229) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 2. – Bursa Milletvekili Ahmet Sünnetçioğlu'nun,
Bursa'nın dağ ilçelerinde havza geliştirme projesi olup olmadığına ilişkin
Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1230) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 3. – İstanbul Milletvekili Ahmet Güzel'in, İstanbul
Büyükşehir Belediyesinin hizmetlerini yürüten şirketlere ilişkin İçişleri
Bakanından sözlü soru önergesi (6/1231) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 4. – İstanbul Milletvekili Ahmet Güzel'in, İstanbul
Büyükşehir Belediyesince otobüslerde kullanılan Akbil uygulamasına ilişkin
İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1232) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) Yazılı Soru
Önergeleri 1. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük'ün,
Ankara-Gölbaşı, Topaklı ve Çayırlı köylerinde ecri misil ödenerek kullanılan
hazine arazilerinin satılacağı iddialarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı
soru önergesi (7/3514) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 2. – Manisa Milletvekili Bülent Arınç'ın, mevsimlik ve
geçici işçilere ilişkin Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/3515)
(Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 3. – Bursa Milletvekili Ahmet Sünnetçioğlu'nun, şartla
salıverme yasasından yararlanan mahkûmlara ilişkin Adalet Bakanından yazılı
soru önergesi (7/3516) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 4. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Tercan-Alp Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa
Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3517) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 5. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Refahiye-Yurtbaş Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3518) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 6. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-İliç-Kuruçay Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa
Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3519) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 7. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-İliç-Çöplerarası Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3520) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 8. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-İliç-Çöplerarası Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi
(7/3521) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 9. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Çayırlı-Balıklı Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3522) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 10. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Tercan-Gevenli Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3523) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 11. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Merkez-Günebakan Köyünün sulama kanalı sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3524) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 12. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Refahiye-Yazıgediği Köyünün kanalizasyon sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3525) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 13. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Refahiye-Akçiğdem Köyünün kanalizasyon sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3526) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 14. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Tercan-Yaylayolu Köyünün kanalizasyon sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3527) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 15. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemaliye-Balkırı Köyünün kanalizasyon sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3528) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 16. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemaliye-Karakoçlu Köyünün kanalizasyon sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3529) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 17. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Merkez-Kurutilek Köyünün kanalizasyon sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3530) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 18. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemah-Taşbulak Köyünün kanalizasyon sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3531) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 19. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemah-Dedek Köyünün sulama kanalı sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa
Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3532) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 20. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemah-Kemerkaya Köyünün sulama kanalı sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3533) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 21. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemah-Muratboynu Köyünün sulama kanalı sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3534) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 22. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemah-Karadağ Köyünün sulama kanalı sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3535) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 23. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemah-Demir Köyünün sulama kanalı sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/ 3536) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 24. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemah-Bozoğlak Köyünün sulama kanalı sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3537) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 25. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemah-Yücebelen ve Koçkar köylerinin sulama kanalı sorununa ilişkin
Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3538) (Başkanlığa
geliş tarihi : 9.2.2001) 26. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-İliç-Leventpınar Köyünün sulama kanalı sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3539) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 27. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-İliç-Armutluk Köyünün sulama kanalı sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3540) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 28. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-İliç-Ağıldere Köyünün sulama kanalı sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3541) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 29. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemaliye-Yeşilyurt Köyünün sulama kanalı sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3542) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 30. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemaliye-Kocaçimen Köyünün sulama kanalı sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3543) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 31. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Refahiye-Derebaşı Köyünün sulama kanalı sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3544) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 32. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Tercan-Müftüloğlu Köyünün sulama kanalı sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3545) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 33. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Tercan-Çukuryurt Köyünün sulama kanalı sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3546) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 34. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Çayırlı-Çaykent Köyünün sulama kanalı sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3547) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 35. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Merkez-Işıkpınar Köyünün sulama kanalı sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3548) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 36. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Merkez-Ballıköyün sulama kanalı ve değirmen arkı projelerine ilişkin
Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3549) (Başkanlığa
geliş tarihi : 9.2.2001) 37. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Üzümlü-Balaban ve Sarıkaya Köyünün sulama kanalı sorununa ilişkin
Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3550) (Başkanlığa
geliş tarihi : 9.2.2001) 38. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Merkez-Handere Köyünün gölet sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3551) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 39. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Merkez-Davarlı Köyünün gölet sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3552) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 40. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemah-Dedeoğlu Köyünün gölet sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3553) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 41. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Üzümlü-Karakaya Beldesi Çermik Mahallesinin sulama kanalı sorununa
ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3554)
(Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 42. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemah-Tabulak Köyü Kuşlu Mezrasının sulama kanalı sorununa ilişkin
Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3555) (Başkanlığa
geliş tarihi : 9.2.2001) 43. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemaliye-Karakoçlu Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3556) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 44. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemah-Temelli Köyünün kanalizasyon sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3557) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 45. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemah-Kemerkaya Köyünün kanalizasyon sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3558) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 46. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Refahiye-Derebaşı Köyünün kanalizasyon sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3559) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 47. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemah-Eriç Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa
Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3560) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 48. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemah-Muratboynu Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3561) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 49. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemah-Boğaziçi Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3562) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 50. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemah-Gediktepe Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3563) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 51. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Tercan-Yazıören Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3564) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 52. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Tercan-Mustafabey Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3565) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 53. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Tercan-Yaylım Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3566) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 54. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Tercan-Çukuryurt Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3567) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 55. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Tercan-Kavaklık Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3568) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 56. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemah-Eriç Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3569) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 57. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-İliç-Bozçalı Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa
Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3570) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 58. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-İliç-İslam Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa
Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3571) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 59. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Tercan-Yalınkaş Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3572) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 60. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Çayırlı-Balıklı Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3573) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 61. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Çayırlı-Yaylalar Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3574) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 62. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Çayırlı-Verimli Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3575) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 63. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Refahiye-Babaaslan Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3576) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 64. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Refahiye-Yazıgediği Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3577) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 65. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Refahiye-Derebaşı Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3578) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 66. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Refahiye-Akçiğdem Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3579) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 67. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Refahiye-Kuzuluk Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3580) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 68. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-İliç-Leventpınar Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3581) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 69. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-İliç-Armutluk Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/ 3582) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 70. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-İliç-Ağıldere Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3583) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 71. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-İliç-Akdoğu Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/ 3584) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 72. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Merkez-Binkoç Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3585) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 73. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Merkez-Gölpınar Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3586) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 74. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Merkez-Günebakan Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3587) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 75. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Merkez-Işıkpınar Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3588) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 76. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Merkez-K.Kadağan Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3589) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 77. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-İliç-Bağcuğaz Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa
Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3590) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 78. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Merkez-Pişkidağ, Göller ve Yeni Çardaklı köylerinin içme suyu sorununa
ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3591 )
(Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 79. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemaliye-Yeşilyurt Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3592) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 80. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemaliye-Balkırı Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3593) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 81. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemaliye-Başpınar Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3594) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 82. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemaliye-Çat Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3595 ) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 83. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemaliye-Aş.Mutlu ve Değirmendere köylerinin içme suyu sorununa
ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3596)
(Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 84. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Üzümlü-Balaban ve Sarıkaya köylerinin içme suyu sorununa ilişkin
Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3597) (Başkanlığa
geliş tarihi : 9.2.2001) 85. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemaliye-Yeşilyamaç Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3598) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 86. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemaliye-Avcı ve Balkırı köylerinin yol sorununa ilişkin Devlet
Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/ 3599) (Başkanlığa geliş
tarihi : 9.2.2001) 87. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemaliye-Günyolu, Esence ve Kavacık köylerinin yol sorununa ilişkin
Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3600) (Başkanlığa
geliş tarihi : 9.2.2001) 88. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemaliye-Armağan Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3601) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 89. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemaliye-Çat Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa
Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3602) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 90. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemaliye-Sırakonak Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3603) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 91. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Merkez-Hamdere Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa
Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3604) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 92. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Merkez-Binkoç Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa
Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3605) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 93. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Merkez-Gölpınar Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3606) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 94. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Merkez-Pınarönü Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3607) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 95. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemah-Muratboynu Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3608) 96. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemah-Demir Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa
Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3609) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 97. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemah-Tan Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa
Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3610) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 98. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemah-Boğaziçi Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa
Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3611) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 99. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Kemah-Akbudak Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa
Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3612) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 100. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Üzümlü-Büyük Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa
Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3613) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 101. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Üzümlü-Balaban Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa
Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3614) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 102. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Tercan-Mustafabey Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3615) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 103. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Tercan-Yazıören Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3616) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 104. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Tercan-Üçpınar Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa
Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3617) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 105. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Tercan-Dallıcan Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3618) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 106. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Tercan-Çukuryurt Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3619) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 107. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Tercan-Kavaklık Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3620) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 108. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Refahiye-Babaaslan Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3621) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 109. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Refahiye-Derebaşı Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3622) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 110. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Refahiye-Kemerkaya Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3623) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 111. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Refahiye-Topağaç Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3624) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 112. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-Refahiye-Akçiğdem Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3625) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 113. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-İliç-Leventpınar Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından
(Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3626) (Başkanlığa geliş tarihi :
9.2.2001) 114. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-İliç-Armutluk Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa
Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3627) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 115. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-İliç-Ağıldere Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa
Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3628) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) 116. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın,
Erzincan-İliç-Sarıpınar Köyünün yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa
Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/3629) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.2.2001) Gensoru
Önergesi 1. – Bursa Milletvekili Oğuz Tezmen ve 23 arkadaşının,
uyguladıkları yanlış politikalar ve kötü yönetim sonucu ülke ekonomisinde
tahribata yol açtıkları iddiasıyla Başbakan Bülent Ecevit ve Bakanlar Kurulu
üyeleri hakkında Anayasanın 99 uncu ve İçtüzüğün 106 ncı maddeleri uyarınca bir
gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/7) (Başkanlığa geliş tarihi :
12.2.2001) (Dağıtma tarihi : 13.2.2001) BİRİNCİ
OTURUM Açılma Saati:
15.00 13 Şubat 2001
Salı BAŞKAN:
Başkanvekili Mehmet Vecdi GÖNÜL KÂTİP ÜYELER:
Cahit Savaş YAZICI (İstanbul), Levent
MISTIKOĞLU (Hatay) BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 57 nci
Birleşimini açıyor, en iyi dileklerimi ve saygılarımı sunuyorum. Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz. Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline
gündemdışı söz vereceğim. Gündemdışı ilk söz, Konya Seydişehir Eti Alüminyum
Tesislerinin özelleştirilmesi hakkında söz isteyen, Konya Milletvekili Sayın
Ali Gebeş'e aittir. Buyurun Sayın Gebeş. (MHP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A)GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR 1. – Konya Milletvekili Ali Gebeş’in, Eti
Holding A.Ş.’ye bağlı olarak faaliyetini sürdüren Seydişehir Alüminyum
Tesislerinin özelleştirilmesine ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı
Şükrü Sina Gürel’in cevabı ALİ GEBEŞ (Konya) - Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; özelleştirme kapsamına alınmış olan Eti Holding AŞ'ye bağlı
olarak faaliyetini sürdüren Seydişehir Alüminyum Tesislerinin özelleştirilmesi
hakkında söz almış bulunuyorum; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Ülkemizin tek, birincil alüminyum veya sıvı alüminyum
üreticisi, Eti Holding AŞ'ye bağlı olan Seydişehir Alüminyum Tesisleridir. 1973
yılında Seydişehir'de, 65 000 ton kapasiteyle kurulan ilk alümina ve 1974
yılında ilk ham alüminyum üretiminin gerçekleştirildiği dikkate alınırsa,
1960'lardan itibaren dayanıklı tüketim ve otomotiv sektöründeki gelişmelerle,
1970 yılı tüketimi 20 000 tondan, 1992 yılında 150 000 tona, 1998 yılında ise
tüketim 200 000 tona yükselmiştir. 1998 yılı yaklaşık verileriyle 240 000 ton ham
alüminyum ithalatı ve 65 000 ton Seydişehir üretimiyle birlikte 305 000 ton
alüminyum, Türkiye'de çeşitli tesislerde işlem görmüş ve 305 000 tonluk ülke
ihtiyacının sadece yüzde 22'lik, 200 000 ton iç tüketimin ise yüzde 30'luk
kısmını karşılamaktadır. Seydişehir İlçemizin nüfusu, 1927 nüfus sayımında 3 779
iken, 1965 yılında 6 683 -tesislerin kurulmasıyla nüfus hızlı bir artış
göstermiş- 1970 yılında 11 965, 1980
yılında 30 065, 1985 yılında 37 200, 1990 yılında 42 700 ve son olarak da, şu
anda, Seydişehir'in nüfusu 60 000 civarında bulunmaktadır. 1960'lı yıllarda sadece 2 ilkokul, 1 ortaokul bulunan
Seydişehir'de, halen, maden, elektrik, elektronik gibi bölümleri bulunan,
Selçuk Üniversitesine bağlı yüksekokula ilave olarak 25 adet eğitim kurumu
faaliyetini sürdürmektedir. Tesislerin kurulmasından önce tarımsal üretime dayalı
olan Seydişehir ekonomisi, tesislerin yarattığı istihdam yüzünden artan
gelirler nedeniyle şekil değiştirmiş ve tarım önemini yitirerek, bankacılık,
ticaret, nakliye ve hizmet sektöründe büyük gelişmeler olmuştur. Konya-Çavuş-Seydişehir-Manavgat karayolunun hizmete
girmesiyle de Seydişehir'in Akdeniz limanlarına bağlantısı kolaylaşmıştır. Bu
güzergâh, aynı zamanda, İç Anadolu Bölgesini Akdenize bağlayan en kısa yol
konumunu hâlâ korumaktadır. Dünyada benzeri olmayan entegre yapısıyla tesisler,
boksitten kağıtlı folyoya kadar tüm üretim kademelerini oluşturan üretim
hatlarına sahiptir. Bu yönüyle, sektörde, alüminyumla uğraşanların en önemli
mamul, bilgi ve deneyim kaynağı olan bir okul konumunda bulunmaktadır. Tesisler, altyapı itibariyle, hammaddede olduğu gibi,
yerleşim ve donanım açısından gelişmeye son derece müsait konumdadır. Yaklaşık otuz yıldır tüm üniteleriyle aralıksız
çalışmasına rağmen, hâlâ, tam kapasitede alüminyum üretebilmekte ve son altı
yıldır işletme faaliyetleri, esasında, kâr eder halde çalışmaktadır. Seydişehir'de kullanılmakta olan alüminyum teknolojisi,
dünyada artık terk edilmiş olan Soderberg anotlu sisteme dayanmaktadır. Bu
sistem terk edilerek, pre-baked teknolojisine geçiş hedeflenmeli ve kapasite
artırımı projesi, gündeme, mutlaka getirilmelidir. Seydişehir Alüminyum tesisleri, 1999 yılında 3,5
trilyon kâr etmiştir. Fabrikada 2 300
çalışan olup, yaklaşık olarak 100 000 kişi, geçimini, bu tesislerden
sağlamaktadır. 2000 yılında 7 milyon dolar kâr eden kuruluşun -20.12.2000 tarih ve 2092 karar numarasıyla
Eti Holding A.Ş'nin- özelleştirme kapsamına alınması, Seydişehir ve Konya'da
çok büyük bir infial uyandırmıştır. Seydişehir Alüminyum Tesislerinin acilen modernize
edilmesi gerekmektedir. Bu haliyle, tesisler, beş yıl sonra çalışamaz duruma
gelecektir. Tesislerin modernizasyonu için 300 milyon dolar gerekmekte olup, bu
kaynak bulunabilirse, kapasite yüzde 100 oranında artacaktır. Tesislerin modernizasyonu
yapılırsa, alüminyum maliyetinde yüzde 30'luk
tasarruf sağlanacaktır. Tesislerin, modernizasyonu yapılmadan satılması
da mümkün görülmemektedir. Devletin bu sektörden çekilmesiyle haksız rekabete
sebebiyet verilerek yöre halkının zarara uğramasına, Seydişehir İlçemizin
sosyal ve ekonomik durumunun bozulmasına sebep olunacaktır... (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Gebeş, lütfen toparlar mısınız. ALİ GEBEŞ (Devamla) - Seydişehir alüminyum tesisleri
mutlaka modernize edilmelidir; edilmezse, tesislerin, bugünkü haliyle
özelleştirilmesi mümkün olmayacak ve ileride, devlet de, demire hükmeden bir
devlet olmaktan çıkıp, dışa bağımlı duruma gelecek ve Seydişehir de bundan çok
büyük zarar görecek, nüfusu 9 000, 10 000'lere düşecek, oradaki sosyal yapı da
bozulacaktır. Seydişehir Alüminyum Tesisleri mutlaka modernize edilmelidir ve
ondan sonra satılması gerekir; ama, bu durumda, özelleştirme kapsamından
çıkarılması gerekmektedir. Hepinize saygılarla selamlıyorum. (MHP ve DSP sıralarından
alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Gebeş. Sayın Gebeş'in konuşmalarına, Devlet Bakanı Sayın Şükrü
Sina Gürel Cevap vereceklerdir. Buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar) Süreniz 20 dakika. DEVLET BAKANI ŞÜKRÜ SİNA GÜREL (İzmir) - Sayın Başkan,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri; ben, öncelikle, Sayın Ali
Gebeş'e, bu önemli konuyu gündeme getirdiği için çok teşekkür ediyorum
hükümetimiz adına. Kendileri de, zaten, çok kısa bir sürede; ama, bütün
yönleriyle Seydişehir Alüminyum Tesislerinin ülke ekonomimiz için ne kadar
önemli bir tesis olduğunu çok önemli bir şekilde vurguladılar, anlattılar.
Dolayısıyla, ben, bu konuda fazla bir eklemede bulunmak istemiyorum; ancak,
belki, Genel Kurulumuzun değerli üyelerine şunu hatırlatmak gerekiyor:
1970'lerin başında, Seydişehir'deki bu alüminyum tesisi kurulduğunda,
Türkiye'nin alüminyum tüketimi 18 000 ton idi, şimdi -Sayın Gebeş'in de
söylediği gibi- 200 000 tonun üzerine çıkmıştır. O zaman 18 000 ton olan
tüketim ihtiyacımıza rağmen, Seydişehir'deki alüminyum tesisi, o zaman dahi, 60
000 ton/yıllık üretim kapasitesi öngörülerek gerçekleştirilmişti, yapılmıştı.
Bu tesis, o zaman, Oymapınar Barajıyla birlikte düşünülerek yapılmıştı; çünkü,
alüminyum üretimi, enerji/yoğun bir üretimdir ve enerji girdisi son derece
önemlidir. Ancak, daha sonra, bu barajla tesisin ilgisi koptuğundan ötürü,
şimdi, ancak sübvansiyonla, devlet desteğiyle, belirli bir enerji girdisi,
ferahlığı sağlanarak, tesis üretimini devam ettirmektedir ve ne olursa olsun,
bugün dahi, eskimiş bir teknolojiyle çalışmasına, verimli çalışmamasına rağmen,
yine de, ülke ekonomisine büyük katkısı bulunan bir tesistir; en azından, 60
000 tonluk sıvı alüminyum üretimiyle, ülkemize, her yıl, en az 120 milyon
dolarlık bir döviz tasarrufu sağlamaktadır. Dolayısıyla, şimdi, bu haliyle bile
önemini yadsıyamayacağımız bir tesisimizdir. Kaldı ki, Seydişehir Alüminyum Tesisi,
dünyada başka hiçbir tesiste örneği görülmediği gibi, beş önemli teknik üniteyi
bir arada bulunduran bir tesistir. Yenilenirse eğer, verimi çok daha yüksek
olacak ve ülke ekonomisine yıllık katkısı en az 500 milyon dolar düzeyinde olacaktır.
Bunun yanı sıra, tabiî ki, yirmibeş otuz yıldır hiçbir yenileme, hiçbir
teknolojik yenileme gerçekleştirilmeden sürdürülen bu tesisin ömrü, eğer şimdi
bir yatırım planlaması yapılmazsa, gerçekten, iki yıldan daha fazla sürmeyecektir.
İki yıl daha bu tesisi bu haliyle kullanabiliriz eğer yatırım yapmazsak ve iki
yıldan daha fazla da sürmeyecektir. Dolayısıyla, Sayın Gebeş'in de belirttiği
gibi, 300-350 milyon dolarlık bir yatırımın mutlaka gerçekleştirilmesi gerekir.
Bu yatırımın gerçekleştirilmesi için gerekli süreci
Devlet Bakanlığımız başlatmıştır ve bu süreç başlatıldıktan sonra, bu kaynak,
Eti Holdingin, yani, bor işletmeleri ve alüminyum işletmesinden kurulu olan Eti
Holdingin kendi özkaynaklarından sağlanarak ve ödemesi de, karşılığı da,
alüminyum üreterek gerçekleştirilecek bir yatırım olacaktır. Dolayısıyla, bu
yatırım planlanmıştır, gerekli başvurular yapılmıştır ve süreç başlamıştır. Bu
karar yakında alınacaktır. O bakımdan, Sayın Gebeş'in, Seydişehirlilerin ve
Konyalıların hiçbir kaygısının olmaması gerekir. Kaldı ki, bu tesis, eğer bugünden özelleştirmeye
çıkarılacak olursa, bu tesise, sanırım, çok fazla talip olmayacağı gibi,
300-350 milyon dolarlık yatırımı göze alabilecek herhangi bir yatırımcı
herhalde bu konuda devlet desteğini de istememeyi düşünmeyecektir, devlet
desteği de istemeyi ihmal etmeyecektir. Kaldı ki, üç beş yıllık bir yatırım
süreci içerisinde mutlaka istihdamı da ihmal edecek ve devletten, oradaki 3
000'e yakın işçimizi de başka yerlerde istihdam etmesini isteyecektir.
Dolayısıyla, bu aşamada Seydişehir Alüminyum Tesislerinin özelleştirme
programına alınması akıl dahilde bir iş olmayacaktır. Dolayısıyla, zaten, şu anda, Seydişehir Alüminyum
Tesisleri ile birlikte bor tesisleri de; yani, Eti Holdingin bütünü de
özelleştirme kapsamına alınırken şu düşünülmüştü ve Özelleştirme Yüksek
Kurulunun kararı şuydu: Deniliyordu ki, Eti Holding, altı ay boyunca
özelleştirme kapsamında bulunacak; ama, yönetimi, ilgili devlet bakanlığında
olacak; ilgili devlet bakanlığı ile Özelleştirme İdaresi, Eti Holdingin
özelleştirilmesi konusundaki hazırlıkları yapmaya başlayacaklar ve bu altı ay
sonunda, özelleştirilip özelleştirilemeyeceğini kararlaştıracaklar.
Dolayısıyla, Sayın Başbakanımızın ve hükümetteki değerli sayın bakanların ve
başbakan yardımcılarının direktifleriyle, siyasî iradeleriyle, zaten, bu
yatırım kararı alınmak üzeredir ve bor konusunun da özelleştirme kapsamından
çıkarılması kararı da ilke olarak oluşturulmuştur; ama, bundan sonra
Özelleştirme İdaresinin bu konuda adımlar atması gerekir. Ben, sözlerimi fazla uzatmadan şunu belirtmek
istiyorum: Zaten, özelleştirme bir amaç değil bir araçtır. Özelleştirme,
ekonomide, toplumsal yaşamda bir amaç olarak benimsenemez; hele, Anayasasında
sosyal devlet olduğu belirtilen bir ülkede, zaten bir amaç olarak benimsenemez.
Özelleştirme nasıl bir araçtır; devletin elinde olan, verimliliği artırılmaya
ihtiyaç gösteren, istihdamı aynı düzeyde tutulamayacak kadar kötüye gitmiş olan
birtakım işletmelerin verimliliğinin artırılması, istihdamın artırılması,
mümkünse aynı düzeyde tutulması için özelleştirmeye gidilebilir. Yoksa, bu
amaçlar gerçekleşmeyecekse, özelleştirme, bizatihi kendi başına bir amaç zaten
olamaz; dolayısıyla, biz, Seydişehir Alüminyum Tesisleri gibi tesislerimizi
özelleştirme açısından değerlendirirken, mutlaka, özelleştirmenin bir amaç
değil, verimliliğe doğru bizi götürecek olan bir araç olduğunu da düşünmek
zorunluluğundayız ve bunu, hükümet olarak da böyle yapıyoruz. İkincisi, Seydişehir'de ve Eti Holdingin bütününde,
zaten, biz, özel girişimimizin dinamizminden, olanaklarından, esnekliğinden de
yararlanmak amacındayız. Örneğin, Seydişehir'de, beş ayrı ünitemizde, eğer,
buraya yeni teknoloji getirmek isteyen, yeni teknoloji olanaklarıyla birlikte
katkıda bulunmak isteyen özel girişim varsa, o zaman, onlarla, her bir ünitede
ayrı ayrı işbirliği de yapabiliriz. Örneğin, biz -yine, Genel Kurulun değerli
vaktini almak pahasına, bir somut örnek vermek istiyorum- Seydişehir'deki folyo
üretim birimimizde, gerekirse ve 20-25 milyon dolarlık bir yatırımla, bir
teknoloji ilavesiyle, teneke kutu üreten, yani, meşrubatlar için teneke kutu
üreten bir ilerlemeyi sağlayabiliriz ve yılda, en az 150 milyon dolar iş
hacimli bir ortak işi, ortaklığı, özel girişimimizle başlatabiliriz. Bizim Eti
Holdingdeki özelleştirme programımız, tasarımız, çerçevemiz, bundan sonra bu
düzeyde olacaktır. Genel Kurula saygılar sunuyorum. (DSP ve MHP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan. MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) - Sayın Başkan... BAŞKAN - Sayın Yıldırım, bu konuyla ilgili mi bir şey
söyleyeceksiniz? MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) - Evet Sayın
Başkanım. BAŞKAN - Çok kısa olmak kaydıyla, 60 ıncı madde
gereğince söz veriyorum. Buyurun. MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) - Sayın Başkanım,
ben, Sayın Bakanımıza teşekkür etmek için söz aldım. Şöyle ki: Seydişehir
Alüminyum Tesisleri gibi, dün de, Bakanlar Kurulunda, bor madenlerinin
özelleştirilmeden çıkarılmasından dolayı, kendi gayretlerine ve hükümetimize
teşekkür ediyorum. Çünkü, bor madeni, daha evvel de söylediğimiz gibi,
ülkemizin hazinesidir; Türkiye'de yapılan en az 250 malda kullanılmaktadır. Ben, bu vesileyle, teşekkür ediyorum, ülkemizin
değerlerine sahip çıkmak mecburiyetindeyiz diyorum; saygılarımı sunuyorum
efendim. (DSP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yıldırım. Gündemdışı ikinci söz, çiftçilerin içerisinde bulunduğu
durum ve tarım reformu hakkında söz isteyen Edirne Milletvekili Sayın Şadan
Şimşek'e aittir. Buyurun Sayın Şimşek. (DSP sıralarından alkışlar) 2. – Edirne
Milletvekili Şadan Şimşek’in, tarım kesiminin sorunlarına ve alınması gereken
önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf
Gökalp’in cevabı ŞADAN ŞİMŞEK (Edirne) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; ülkemiz nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturan tarım
kesiminin sorunlarını dile getirmek üzere söz almış bulunmaktayım; öncelikle,
Yüce Meclisi ve televizyonları başında bizleri izlemekte olan yurttaşlarımızı
saygıyla selamlarım. Cumhuriyetin kurulduğu tarihten günümüze kadar olan
süreçte, çiftçilerimize götürülmesi gereken tarım hizmetleri, çeşitli yasalar
ve teşkilatlar tarafından yerine getirilmeye çalışılmıştır; ancak, mevcut durum
itibariyle, kendimize hedef olarak belirlediğimiz veya karşılaştırma yaptığımız
birçok ülkeye oranla daha çok yol alınması gerektiği de ortadadır. Bu durum,
ülkemizde, geçmiş hükümetlerin tarım konusunda gerekli çalışmaları yapmaması ve
hiçbir yasal altyapının oluşturulmamasının kaçınılmaz bir sonucudur. Yani,
açıkça, çiftçimize karşı popülizm yapılarak, siyasî çıkar sağlanmaya
çalışılmıştır. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde
yapılan tarımsal faaliyetler, teknolojik gelişmelere rağmen, büyük oranda doğa
koşullarının kontrolü altında şekillenmiştir. Bunun doğal sonucudur ki,
tarımda, diğer sektörlere oranla, risk ve belirsizlik çok yüksektir. Tarım
üreticilerimizin çok önemli bir kısmı, yani yüzde 95'i küçük üretici
kapsamındadır; yani, ürününü bekletme ve stoklama maliyetlerini karşılama
olanağından yoksundurlar. Bu nedenledir ki, üreticilerimiz, ürünlerinin büyük
bir bölümünü hasattan hemen sonra piyasaya sunmaktadırlar. Hal böyle olunca,
fiyatlarda önemli ölçüde düşme gerçekleşmektedir. Tabanfiyatların maliyet
fiyatlarının altında olmasının yanı sıra, mevsimin kurak geçmesi, ürünlerde
verimin ve rekoltenin düşük olması, ödemelerde aksaklık gibi etmenler bir araya
gelince, önceki yıllardan gelen kredi borç ve faiz baskısı altında olan
çiftçilerimiz, birikmiş bu ödemeleri için peşin para ihtiyacıyla, elindeki
ürününü değerinin çok altında satmak zorunda kalmaktadır. Burada bir parantez açmak istiyorum. Çiftçilerimiz,
ülkemiz genelinde, bu yıl yaşanan yağış yetersizliği ve kuraklık nedeniyle,
ürünleri için kaygı duymaktadırlar. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarım önemli bir
sektördür; öncelikle, bunun böyle tanımlanması ve kabul edilmesi şarttır. Hem
tarım öyle bir sektördür ki, ekonomik önemi yanında, sosyal olarak da, ülke
nüfusunun önemli bir kısmını doğrudan, diğer bir kısmını da dolaylı olarak
etkilemektedir. Bu nedenle, ülkemiz tarımında işletme sayısının azaltılması,
tarımdaki fazla nüfusun tarımdışı sektörlere yönlendirilmesi, ancak,
yönlendirilen bu nüfusun büyük şehirlere değil, bulundukları yörelerde istihdam
edilmesi, ekilebilir bir avuç toprağımız dahi olsa boş bırakılmaması
gereklidir; çünkü, Türkiye, tarım topraklarını boş bırakacak kadar bir lükse
sahip değildir. Bilakis, ülke olarak, ulus olarak, tarımı, özellikle bitkisel
üretimi, bağ-bahçe tarımı, yem bitkileri tarımı gibi daha verimli ve artı
değeri fazla alanlara kaydırmalıyız. Beraberinde ise, hayvancılığa gereken önem
verilmesi, büyük ve küçükbaş hayvancılığın teşvik edilmesi ve desteklenmesi
uygun olacaktır. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarım kesimi,
ülkenin en çok ezilen kesimidir. Genel Başkanımız ve Başbakanımız Sayın Bülent
Ecevit'in her fırsatta ifade ettiği gibi, tarımla uğraşan köylülerimiz, Türk
toplumunun en yoksul kesimidir. Ben, çiftçi bir ana babanın evladı olarak,
tarım sektörünün gelişmesindeki amaç ve ilkelerin çok iyi belirlenmesi
gerektiği inancını taşımaktayım. Türkiye'nin, tarım ve kırsal alan için
öncelikli sorunlarının ve çözüm önerilerinin ortaya konulması gereklidir. Türkiye tarımının, temel olarak, üretimin uluslararası
rekabet gücüne sahip bir maliyetle yapılamaması, üretim için uygun krediye
gereksinim duyulmasının yanında çok önemli altyapı sorunları da bulunmaktadır.
Bir kere, arazi çok parçalıdır. Üretici örgütlü değildir. Sulanabilecek
arazinin ancak yarıya yakını sulanabilmektedir. Tarımsal ürün verim
değerlerinin çok düşük olması yanında, rasyonel bir ürün çeşidi de
oluşturulamamıştır. Bazı ürünlerde siyasî keyfiyetten kaynaklanan yanlış
destekleme sonucu fazla üretim varken, ekolojimize uygun ürün gruplarında
açıklar mevcuttur. Reform programımızın orta vadeli hedefi, var olan
destekleme politikalarını zaman içerisinde ortadan kaldırmak ve küçük çiftçileri
hedefleyen doğrudan gelir desteği sistemini sağlamaktır. Lakin, bu sistemin
sağlıklı işleyebilmesinin olmazsa olmaz koşulu olan kayıt sistemi için,
ülkemizin önemli bir bölümünden kadastronun geçmemiş, mirastan dolayı
tapularının olmadığı gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. Bunun için, ilgili
kurumlar arasında eşzamanlı ve eşgüdümlü bir çalışmanın uyum içinde yürütülmesi
kaçınılmaz bir zorunluluktur. Çözüm için yapılması gerekenler nedir ve neden
yapılmalıdır... (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Şimşek, lütfen toparlayınız. ŞADAN ŞİMŞEK (Devamla) - Eğer bunlar yapılmazsa; yani,
tarım sektörünü güçlendirip geliştiremezsek, Avrupa Birliğine tam üyelik
gerçekleşip tarım ürünleri serbest dolaşımına gidildiğinde, bugünkü
sektörümüzün rekabet etmesi mümkün olmayacaktır. Bunun bilincinde olan 57 nci hükümetimiz, ekonomik bir
sektör olarak tarım sektörümüzü optimum işletme büyüklükleriyle düşük
maliyetli, verimi ve kalitesi yüksek üretim elde etmeye yöneltmek için; Tarım envanterinin çıkarılması, Üretim planlamasıyla ülkemiz için gerekli ürünü ekmesi,
Üretim paritesiyle ekeceği ürünün fiyatını ekmeden
bilmesi, Tarımsal sigorta kanunu ile çiftçimizin gelir kaybının
olmaması, Girdi fiyatlarından, özellikle mazot ve gübre
fiyatlarının düşürülmesi, Hayvancılığın desteklenmesi, Kredi borçlarında, Ziraat Bankasında olduğu gibi, tarım
kredi kooperatiflerinde de taksitlendirme yapılması ve faizlerin düşürülmesi, Tarımda söz sahibi kurum ve kuruluşların birlikte karar
verebileceği uzun süreli ve ülkemiz gerçeğine uyumlu tarım politikaları
oluşturması, Sürdürülebilir anlayış çerçevesinde üretimi ve verimi
artırması... (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) ŞADAN ŞİMŞEK (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkan. BAŞKAN - Lütfen toparlayınız. ŞADAN ŞİMŞEK (Devamla) - Tarım sektörü ile sanayi
sektörü arasında bütünleşme ve uyumu sağlaması, Tarımsal ihracı artıracak düzenlemeleri organize
etmesi, Uluslararası rekabet koşullarına hazırlanma yanında,
desteklerin doğrudan çiftçiye ulaştırılması gerekli olup, 2001 yılında
çıkarılacak yasaların Türk çiftçisine hayırlı olmasını diler; bu duygu ve
düşüncelerle Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Şimşek. Sayın Şimşek'in görüşlerine, Tarım Bakanımız Sayın
Yusuf Gökalp cevap verecekler. Buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar) Süreniz 20 dakika. TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Edirne Milletvekilimiz Sayın Şadan
Şimşek'in, çiftçilerin problemleri ve tarımda yapılması gereken hususlarla
ilgili ileri sürdüğü önerilere cevap vermek üzere söz almış bulunuyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Şimşek'in
ileri sürdüğü hususlar, 57 nci cumhuriyet hükümetinin kuruluşundan itibaren
üzerinde önemle durduğumuz konulardır. Öncelikle, Türkiye'de tarımın
meselelerini, çiftçinin ürettiği ürünleri pazarlamasındaki sıkıntısını, üretimi
için kullandığı girdilerin fiyatını, Avrupa ve Amerika'yla mukayese ettiğimiz
zaman çok yüksek olduğunu ve bu girdilerin ucuzlatılması hususundaki, ürünlerin
pazarlanması ve çiftçinin alınterinin karşılığını alması konusundaki
görüşlerimi bu yüce kürsüden değerli milletvekillerimize sık sık açıklamış
bulunuyorum. Bugün çiftçinin içerisinde bulunduğu sıkıntılar,
maalesef, uzun süredir tarımda kalıcı politikaların oluşmamasından dolayı
meydana gelmiştir. Şöyle ki, tarım ürünlerinin büyük bir kısmına hasattan sonra
bir fiyat desteği verilmeye çalışılmış ve bu da, tarımın planlanmasında ihtiyaç
duyduğumuz ürünlerin üretilmesinde belirleyici olmamıştır. Özellikle, bugün
ülkemiz nüfusunun yüzde 40'ı kırsalda yaşıyor ve tarımla iştigal ediyor. Halen
büyük şehirlerimizin kenar mahallerinde dahi tarımla iştigal eden pek çok
insanımız var ve birkaç kez bu kürsüde belirttiğim gibi, çalışan insanlarımızın
yüzde 45'i; yani, 10 milyona yakın bir nüfusumuz direkt tarımda çalışıyor. Tarım, 10 milyonu ilgilendiren bir sektör değildir;
tarım, 65 milyonu direkt ilgilendiren bir sektördür. Tarımın, bilim ve
teknolojinin kurallarına göre yapılması; tarımın, Türkiye'nin gerçekleri
doğrultusunda yapılması; ekolojik dengenin korunması, çevrenin korunması ve bu
ekolojik dengenin, çevrenin gelecek nesillere sağlıklı aktarılması açısından da
önemlidir. Tarım, toprağıyla, suyuyla, enerjisi, bitkisel üretimi,
hayvansal üretimiyle bir agro ekolojidir. Yani, tarım, yalnız, bize, gıda
üreten bir kaynak değil; toprağımızın korunması, yağış rejiminin devam etmesi
açısından "olmazsa olmaz" bir sektördür. Tarım sektörünün yerine
koyacağımız başka bir sektör yoktur. Özellikle bugünlerde, ülkemizin gündeminde haklı olarak
yer aldığı için, kuraklık... Niçin kuraklık var; biz, yıllarca ovalarımızı
ihmal ettik, sulama kanalları götürdüğümüz yerleri konutlara açtık, sağlıksız
ve plansız yapılara açtık. Herkesin söylediği gibi, burada tekrar ediyorum;
Tarsus ile Mersin arasındaki bahçeleri, bağları, yerleşim yerlerine açarken,
bugün, elimizdeki ovalar elden çıkarken, yağmurun yağması imkânı yoktur. Sayın Şadan Şimşek'in söylediği gibi, Türkiye'de,
muhakkak surette, bir toprak kanununun acilen çıkması, arazilerin amaç dışı
kullanımı kanununun acilen çıkması gerekli ve inanıyorum ki, 57 nci cumhuriyet
hükümetimiz, bu öncelikler içerisine bu kanunları alacaktır. Kanunlar
hazırlanmıştır ve kanunlar gereği için Başbakanlığa arz edilmiştir. Türkiye'nin tek bir karış toprağını boş bırakma lüksü
yoktur. Bu, benim de cümlemdir, sayın milletvekilimiz de aynı konuyu burada
dile getirmiştir. Türkiye'nin üzerine yağmur yağması için, Türkiye'nin
yeşillendirilmesi gereklidir. Anadolu toprağı ekilmediği ve biçilmediği
müddetçe üzerine yağmur yağmaz. Yüce Yaradan, Allahüteala, fiilî duayı kabul
eder; önce gereğini yapıp, ondan sonra dua etmek gerek. Onun için, yağmurun
yağmasının, karın yağmasının yöntemi, Anadolu'nun yaylasının, merasının
ıslahından, Anadolu'nun ekilmesinden geçer. Bunun için, ürün planlaması projesi
hazırlanmıştır. Ürün planlaması projesinin uygulamaya konulması için, muhakkak
surette, paranın tahsis edilmesi gerek. Çünkü, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı,
uygulayıcı bir bakanlıktır. Bu proje kabul görmüştür, bu projenin, muhakkak
surette, ekonomideki tüm imkânlar dikkate alınarak, önceliği olan bir proje
olarak uygulamaya konmasını, ben buradan tekrar belirtmek istiyorum. Türkiye, kuraklıkta, öncelikle bir su konseyi oluşturma
mecburiyetindedir. Bu konudaki görüşlerimizi de, Başbakanlığa ve ilgili
makamlara yazılı olarak arz ettik. Türkiye'de, toprak ve su idaresiyle ilgili
12 Anayasa maddesi, 45 yasa maddesi, 39'dan fazla tüzük ve yönetmelik, toprak
ve su kaynaklarının yönlendirilmesiyle ilgili sorumluluk, görev ve yönetimleri
belirlemektedir. Yıllarca Türkiye'deki durum bu; ancak, Toprak-Su hizmetleri,
diğer hizmetler içerisinde kaybolmuş ve bu kadar mevzuat, uygulama da, görevli
bir kurum ve kuruluş tarafından da üstlenilmemiştir. Bu nedenle, Toprak-Su
teşkilatının tekrar oluşturularak, tarım reformuyla bütünleştirilmesinde
aciliyet vardır. Türkiye, bu kuraklık problemini en az zararla atlatması
için, üç aşamalı bir plan çerçevesinde çalışmalıdır. Yine, geçmiş yıllarda
uluslararası toplantılarda alınan karar şudur: Nerede bir su yatırımı varsa
desteklenmelidir. Biz de, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak, uluslararası
toplantılarda alınan bu kararları kabul etmişiz. Türkiye, global tedbirler ve
geliştirdiği politikalar içerisinde, çevre sorunlarını ve nerede su yatırımı
varsa desteklemesi gerektiği biçimindeki evrensel ilkeleri kabul etmiştir;
ancak, bu evrensel ilkelerin, yatırımlar açısından da, gereğini yapma
mecburiyetindedir. Bugün, Türkiye, maalesef, 1960 ve 1970'li yıllarda tarımdaki
ihmalin, hele hele 1980'li yıllardan sonra ise, tarıma tamamen sırt çevirmenin
sonucunu yaşamaktadır. Değerli milletvekilleri, ürünlerin, pazara çıktıktan
sonra bir fiyat belirlenerek desteklenmesi, Türk köylüsünün derdine çare
olmamıştır. Bu sistem, hükümetlerin tercih ettikleri ürünlere belirli bir fiyat
verme sistemi, 1960 yılında 6 üründe uygulanmıştır. Bu ürünler; buğday, arpa,
çavdar, tütün, çay ve şekerpancarıdır. 1980 yılına geldiğimizde, bu ürünlerin
fiyat olarak desteklenmesindeki sayı, 24 ürüne çıkarılmıştır. Tekrar, 24 Ocak
kararlarından sonra ürün sayısında bir azalma başlamış 1990 yılında 10 ürüne
inmiştir. 1991 yılında, bu, tekrar, 10'dan 24'e çıkarılmıştır. Yani, Türk
köylüsünün, bu alınteriyle, bir noktada, azaltarak, çoğaltarak, günün
şartlarını kurtarmak için palyatif tedbirler alınmış. 1991 yılında 24 ürüne
çıkarılırken, 1992 yılında 26'ya çıkarılmış; 5 Nisan 1994 kararlarıyla da,
ürünler hâlâ tarlada iken, destekleme, yalnız ve yalnız 3 ürün grubuna
indirilmiştir. Bir yıl önce 26 ürün, bir yıl sonra ise 3 ürün grubuna
indirilmiş. Yani, burada, dikkat edilirse, üretimi planlayıcı, köylünün önünü
göreceği ve ülkenin içeride pazarlayacağı ve dışarıda pazarlayabileceği
ürünlerde yönlendirme, maalesef, yapılamamış. 1994 yılından sonra ise,
destekleme kapsamındaki ürün sayısı oldukça azalmış. Şimdi, özellikle köylünün desteklenmesinde, tarım
kredilerin sübvansiyonu yöntemi seçilmiş, Ziraat Bankası ve tarım kredi
kooperatifleriyle sübvansiyon verilmeye çalışılmış; ancak, bu durum da, yine,
köylünün probleminin hallolmasında belirgin bir sonucu getirmemiş. Bizim, tarım reformu kapsamında öncelikle önerdiğimiz,
destek ve teşviklerin direkt köylüye ulaşacak şekilde verilmesidir; çünkü,
bugüne kadar, bazı teşvik ve destekler köylüye yeteri derecede ulaşmamış.
Üzerinde durduğumuz birinci husus bu. Bunda da, doğrudan gelir desteği
sistemini uygulamaya çalışıyoruz. Doğrudan destek sisteminde, çiftçinin kayıt
altına alındıktan sonra verilmesi mecburiyeti var. Çiftçi Kayıt Sistemi Projesi hazırdır, hazırlanmıştır;
uygulamaya konulması için, yine, gerekli finansın Tarım ve Köyişleri
Bakanlığına aktarılması gerekli. Bu projenin de bir an uygulanmasını, sayın
milletvekilimizin önerdiği gibi, biz de istiyoruz ve uygulanması konusunda
gerekli çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle prim sisteminin yaygınlaştırılmasını
istiyoruz. Ürünlerin fiyatının serbest piyasada belirlenmesi ve belirlediğimiz
bir eşik fiyat ile serbest piyasada belirlenen fiyat farkının köylüye prim
olarak ödenmesi... Ancak, bu konuda da, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının
projelerinin bütün ilgili kurumlarca da desteklenmesinin şart olduğunu dile
getirmek istiyorum. Türkiye'de, öncelikle, bir tarımsal veri tabanı ve
çiftçi kayıt sisteminin çıkarılması gerekli. Proje uygulamaya konmak için
hazırdır. Tarımla ilgili dağınıklığın giderilmesi mecburiyeti vardır. 57 nci
cumhuriyet hükümeti, 1999 yılında, Tarımda Yeniden Yapılandırma ve Destekleme
Kurulunu oluşturmuştur. Ben, tüm ilgili birimlerin, bu kurulda görev alan tüm
bakanlıkların, Tarımda Yeniden Yapılandırma ve Destekleme Kurulundaki
çalışmalarında daha titiz olmalarını, iktidar ve muhalefet milletvekillerinin
bulunduğu bu Yüce Mecliste, defaatle, tekrar olarak belirtmek istiyorum. Türkiye'de, muhakkak surette, ekim alanlarının
planlanması, bu doğrultuda yem bitkileri üretiminin artırılması ve Türk
tarımında terk edilen hayvancılığın hak ettiği yere getirilmesi gerek. Bunun
için de, şu anda görüşmeleri devam eden tarım hizmetlerinin düzenlenmesi
kanununun bir an önce Meclise sevk edilmesi gerekli. Yine, bununla birlikte, üreticimiz örgütsüzdür,
üreticimiz kendi meselelerinde söz hakkına sahip değildir. Uzun yıllardır
üzerinde çalışılan; ancak, bizim göreve geldikten sonra sevk ettiğimiz üretici
birlikleri yasasının da Meclise ve komisyonlara bir an önce ulaşmasında yarar
vardır. Bununla birlikte, tarım ürünleri sigortası kanununun,
bir an önce Hazine Müsteşarlığı tarafından hazırlanıp Başbakanlığa sevk
edilmesinde çok yarar görüyoruz; çünkü, sigorta kanununun hazırlanması -bizim
önerilerimiz verilmiştir- Hazinenin sorumluluğundadır; bunun, bir önce buraya
ulaşması gerek. Yine, başta da belirttiğim gibi, bir tarım çerçeve
kanununun çıkarılması, toprak ve arazi kullanım yasasının çıkarılması
mecburiyeti olduğunu burada belirtmek istiyorum. Değerli milletvekilleri, tarımda zaman kaybedecek
halimiz kalmamıştır. Bunun için, ben inanıyorum ki, tarımla ilgili hazırlanan
kanunlar, Danışma Kurulumuz tarafından da temel kanunlar olarak kabul edilir ve
Yüce Meclisin huzuruna gelir. Hepinize saygılarımı arz ediyorum. (MHP ve DSP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN- Teşekkür ediyorum Sayın Bakan. NİHAN İLGÜN (Tekirdağ)- Süt 160 000 liraya düştü Sayın
Bakan; niye onu söylemiyorsunuz! Yazık, günah!.. Bu, kanunla düzenlenmez. BAŞKAN- Sayın Özgenç yerinden söz istiyor. Çok kısa olmak kaydıyla, buyurun. EDİP ÖZGENÇ (İçel)- Sayın Başkan, saygıdeğer
milletvekilleri; Türk tarım kesiminde hayatlarını sürdürmeye çalışan
insanlarımızın son derece büyük sıkıntıları vardır. Bu sıkıntıların bir an
evvel aşılması açısından, Değerli Bakanımızın bugün arz etmiş olduğu
İfadelerinden, birçok yasa tasarısının çıkarılması ve bunların hayata
geçirilmesi anlaşılmaktadır. Sanıyorum, bunların bir an evvel hayata
geçirilmesi, tarım kesiminde son derece büyük zorluk içerisinde yaşayan insanlarımıza
çözüm tarzı getirmek açısından son derece de büyük önem arz ediyor. Türk
çiftçisi ve köylüsü -özellikle Tarsus'ta, Mersin'de, Çukurova'da- son derecede
büyük mağduriyetler içerisindedir. Çiftçimiz, artık, gömleğini yırtar vaziyete
gelmiştir. Bu nedenle, öncelikle, bu konunun değerlendirilmesi ve ülke
genelinde yaşayan çiftçilerimizin, köylülerimizin bu konuya ilişkin
problemlerinin çözüm tarzına ulaştırılması, birinci derecede önem arz
etmektedir. Lütfen, Sayın Bakanlar Kurulumuzdan, Sayın Tarım Bakanımızdan, bu
konuyla ilgili görevlilerimizden, bu konunun bir an evvel değerlendirmeye tabi
tutulmasını -iki yıl gibi uzun bir zaman geçmiş olmasına rağmen, bu konuya
ilişkin, tam, dört dörtlük çözüm tarzı getirilmemiş olması, bölgemizde,
çiftçilerimizde, oldukça büyük bir üzüntü meydana getirmiştir- ve bir an evvel
çözüme ulaştırılmasını özellikle istirham ediyorum; bu konuyu bir an evvel
gündeme alsınlar, ne yapılması icap ediyorsa yapsınlar ve Türk köylüsünün,
tarım kesiminin içinde bulunduğu sıkıntıyı bir an evvel giderme cihetine
gitsinler. Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederim. ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sayın Başkan... BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, tarım konusunda bir
görüşme açmış değiliz; ancak, çok kısa olmak kaydıyla, Sayın Gönül'e söz
veriyorum. Buyurun efendim. ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sayın Başkanım, teşekkür
ediyorum. Tabiî, bu arada, Sayın Şimşek ve Sayın Edip Özgenç Beye
de teşekkür ediyorum. Bu sözleri söyleyen, eğer, muhalefet partisi
milletvekilleri olsaydı, şu anda, eminim ki, iktidar partisi gruplarından bir
tepki gelirdi; ama, çiftçinin şu an içine düştüğü durumu, iktidar partisi
milletvekillerinin şu hür kürsüden dile getirmiş olmalarından duyduğumuz
memnuniyeti ifade etmeyi ve teşekkürü bir borç biliyorum. Arkadaşlarımızın ifade ettiğinden daha kötü bir
durumdadır Türk tarımı, Türk hayvancılığı. Bugün zeytinyağının fiyatı 750 000
lira Sayın Bakan. BAŞKAN - Lütfen, kısa tutalım efendim... ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Bugün 380 000 liraya pamuk
satamıyor pamuk çiftçisi. Ayçiçeği üreticisi perişan, tütüncü öyle. Türk tarımı
birtakım sorunların içerisinde kıvranıp duruyor. Buna "geçmiş yılların
popülist siyaseti" deyip geçemezsiniz. Dört yıldan beri, 1997 yılı 30
Haziranından itibaren 55 inci hükümetle başlayan bir sorumluluk vardır. BAŞKAN - Sayın Gönül, lütfen tamamlar mısınız!.. ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - "Şu yapılacaktır, bu
yapılacaktır" şeklindeki açıklamalarınız, üzülerek ifade ediyorum ki,
doyurucu olmuyor. TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) -
Yapılmalıdır dedim. ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sayın Bakan, biz, daha önce de
size bu kürsüde arz ettik; müşahhas olarak meseleleri getiriniz, çözümleri
getiriniz, maliyeti düşürücü tedbirleri alınız, yasal düzenlemeler için biz
size destek vereceğiz, bu, bir millî görevdir dedik; ama, düşünebiliyor musunuz
Sayın Bakan; bugün, tarım kredi kooperatiflerinden, çiftçiler, kredi alamıyor,
plasman yok. TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) -
Sayın Başkan, söz istiyorum. BAŞKAN - Sayın Gönül, tamam efendim... ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Bahar gübresi için gübre
bulamıyor. TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) -
Sayın Başkan, söz istiyorum. ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sayın Bakan, sizin söz
almanızı gerektirecek bir şey söylemedim. BAŞKAN - Sayın Gönül... AYDIN TÜMEN (Ankara) - Sayın Başkan, genel görüşme
değil ki... ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sadece, sizin
"yapılacaktır, gönderilmelidir" yerine, sizin, hükümet olarak,
lütfen, tarımı rahatlatacak kanun tasarılarını getirmenizi istiyoruz. BAŞKAN - Sayın Gönül... ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Saygılar sunuyorum Sayın
Başkan. BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Gönül. TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) -
Sayın Başkan, söz istiyorum. BAŞKAN - Efendim, bir müzakere açmış değiliz... 20
dakika konuştunuz; kâfi. DEVLET BAKANI FARUK BAL (Konya) - Sayın Başkan, sizin
takdirinize bağlı değildir. Çünkü, dirayetsiz yönetiminiz sonucu müzakereler
karşılıklı konuşmalara dönüştü!.. BAŞKAN - Sayın Bakan, dirayetli olup olmadığım seni
ilgilendirmez! Burayı ben idare ediyorum! (FP sıralarından "Bravo"
sesleri, alkışlar) DEVLET BAKANI FARUK BAL (Konya) - Genel görüşme
olmadığı halde söz verdiniz, karşılığında cevap hakkı vermeniz gerekir. BAŞKAN - Siz, dirayetinizi bakanlığınızda gösterin!
Buradaki dirayet bana ait! (FP sıralarından alkışlar) TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) -
Sayın Başkan, herkesin bu kadar söz hakkından sonra benim de söz hakkımın
olması lazım; yanlış anlamayı açıklayacağım. BAŞKAN - Gündemdışı üçüncü söz, ders kitaplarında yer
alan, Darwinizm ve Neodarwinizmle ilgili görüşler hakkında söz isteyen, Adana
Milletvekili Sayın Ali Gören'e aittir. Buyurun Sayın Gören. (FP sıralarından alkışlar) 3. – Adana
Milletvekili Ali Gören’in, Darwinizmin ve Neodarwinizmin ders kitaplarında yer
alışına ilişkin gündemdışı konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Metin
Bostancıoğlu’nun cevabı ALİ GÖREN (Adana) - Muhterem Başkanım, değerli
milletvekili arkadaşlarım; tarih boyunca bilim, kültür ve teknolojide ortaya
konulan ilerlemeleri, değerli araştırmacı ve düşünürlere borçluyuz. Tarih
boyunca ortaya konulan ve bugün ulaştığımız bilim, teknoloji ve kültür
mirasını, öğrencilerimize, gençlerimize, tarafsız, objektif ve çarpıtmadan
ileterek, onların da, tarihin akışı içerisindeki gelişmelere şahit olmalarını
ve kendilerini, tarafsız ve objektif bilimin ışığı altında, bundan sonraki icat
ve buluşlara hazırlamalarını, tabiî ki, oluşturmak ve bu hususta çalışmalar
ortaya koymak, başta Millî Eğitim Bakanlığımız olmak üzere, hükümetimizin
görevidir. Bu açıdan, ortaöğretim kitaplarında, tarihte yer almış
bazı görüşlerin, tarihî süreç içerisinde aldıkları seyir ve değer açısından
gözümüze çarpan yanlışlıkların düzeltilmesi ve bu hususta üzerimize düşen
görevler konusunda, müfredatta yapılması gereken değişiklikleri, Sayın Millî
Eğitim Bakanımıza, bir yazılı soru önergesiyle ilettim. Burada üç görüşü ortaya
koydum: Birincisi, 1850'li yıllarda bir görüş ortaya koyan ve Evrim Teorisi
diye de adlandırılan, Charles Darwin'in ortaya koyduğu görüşün, tarihî süreç
içerisinde, yüzelli yıllık süreç içerisinde bilim dünyasında aldığı yerin,
haksız bir şekilde tarafgirane öğretildiğini gördüğüme; ikincisi, Charles Darwin'in,
bu teoriyi ortaya koyan kişinin, necip milletimiz hakkında, aşağı ırk ve
Avrupa'dan ve Anadolu'dan sürülüp çıkarılması gereken yaramaz bir ulus olduğu
yönündeki görüşlerine kitaplarda yer verilmediğine; üçüncüsü de, bu görüşlerin
taraflı ve çarpıtılarak öğretilmesi sonucunda, ateist, materyalist ve terörist
bir nesil yetişmesinin söz konusu olduğuna dikkat çektim. (FP sıralarından
alkışlar) Böyle bir görüşün ortaya konulması ve bunu ortaya koyan
milletvekilinin, bilim kökenli bir kişi olması durumunda, iyiniyetli ve samimî
olan, sorumluluk duyan bir kişinin vereceği cevap, "sayın hocam, sayın
milletvekilim, böyle bir görüşünüz, değerlendirmeniz varsa, lütfen, bu
husustaki katkılarınızı veya yapılması gerekenleri herhangi bir şekilde bize
iletmenizi rica ederiz" olmaz mıydı arkadaşlarım?! Ancak, Sayın Bakanımızın verdiği cevap, fevkalade
düşündürücü ve gerçekten, siyasî tarihimizde yer almaması gereken bir cevap.
Sanki, orta dereceli okullarda öğrencinin sorduğu soruya, "otur yerine!
Böyle zor işlere karışma, ortalığı karıştırma" manasına gelen, bu soruları
sormak sanki yanlış bir şeymiş gibi, ilmin siyasete alet edilmesi veya bu teori
çürütülmemişmiş, çürütülmesi noktasının tamamen yanlış olduğu noktasında bir
görüş belirttiler ve tabiî, bu, beni çok düşündürdü ve huzurunuza gelip bu
hususta söz almayı, mesuliyetim icabı olarak görev addettim. Değerli arkadaşlarım, bu hususlara şöyle bir dikkat
çekmeyi arzu ediyorum: Birincisi, tabiî, bizim, bilimi siyasete alet etmeye
karşı olduğumuzu ispata ihtiyacımız yok; bilim siyasete alet edilmemelidir;
ancak, bilim diye ortaya konulan unsurlar tamamen siyasî ise, bir ulusu aşağı ırk olarak, Avrupa'dan sürülüp, atılması
gereken bir unsur olarak ortaya koyuyorsa, dünyayı kana bulamış, dünyada
diktatör rejimler kurmuş Mussolini, Hitler, Marks -Marks, bunların fikir
babası- Lenin, Stalin ve Mao gibi kişilerin ilham kaynağı olmuş bir görüş ise,
bu görüşün siyasî olmadığını söylemek, eğer, bu bir bilgisizlikse, bir
eksikliktir; ama, bilgisizlikten öte, gerçeklerin saklanması ise, çok daha
vahim bir olaydır. Bu hususa, özellikle, bilim çevresi adına herkesin dikkatini
çekiyorum ve bu kişinin, necip milletimizle ilgili görüşlerini, siyasî olmadığı
söylenen kişinin görüşlerini bir cümle olarak huzurunuza getiriyorum:
"Avrupa ırkları olarak bilinen medenî ırklar, yaşam mücadelesinde Türk
barbarlığına karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine
baktığımda, bu tür aşağı ırkların çoğunun, medenîleşmiş yüksek ırklar
tarafından elimine edileceğini, yok edileceğini görüyorum." Değerli arkadaşlarım, son günlerde ortaya çıkan gen
haritası da bu teorinin çürüdüğünün açık kanıtıdır. Her ne kadar siyasî
davranan gazete veya yayın organları... Çünkü, bu, bazı görüşlerin, ateist ve
materyalist insan yetiştirmeyi amaçlayan görüşlerin yegâne sığınağı ve temel
kaynağıdır. Bu, Türk düşmanlığına yönelik kullanılan cümlelerle ilgili, aşağı
ırk görüşünün de bu teoride son gelinen noktada çürütüldüğü ortaya çıkmıştır. Değerli arkadaşlarım, bu, siyasî olduğunu ve
çürütüldüğünü iddia ettiğimiz görüşle ilgili, dünyayı kana bulayan kişilerin
görüşlerinden bahsettim; bir iki cümleyle onları huzurlarınıza getirmek
istiyorum. Stalin diyor ki "genç
nesillerin zihnini, yaratılış düşüncesinden arındırmak için onlara... (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Gören, lütfen toparlayınız. ALİ GÖREN (Devamla) - Toparlıyorum efendim. ...bir tek şeyi öğretmeliyiz: Darwin'in
öğretilerini." Demek ki, yaratılış inancını ortadan kaldırmanın yegâne
unsuru olarak bu kullanılmaktadır. Karl Marks diyor ki "Darwin'in yapıtı,
büyük bir yapıttır; tarihteki sınıf mücadelesinin doğa bilimleri açısından,
temelini oluşturuyor." Sayın Bakanımız "bu teori,
çürütülmemiştir" diyor. Değerli Bakanım, sen, Darwin Teorisinin taraftarı ve
avukatı mısın?!. Dünya bilim tarihi, buna cevabını vermiştir. Bize düşen,
tarafsız, objektif, çarpıtmadan, bu teoriyle ilgili, lehinde ve aleyhinde
görüşleri ortaya koymak, neslimizin, gençlerimizin tarafsız bilim adamları
olarak yetişmesini sağlamaktır. Dolayısıyla, bu hususla ilgili, ayrıca, Meclisimize bir
de araştırma önergesi vermiş bulunuyoruz. Bu araştırma önergesiyle de, ders
kitaplarımızda çarpıtılarak getirilen ve neslimizin ateist ve materyalist yetişip ve insanî değerlerden yoksun
kalmasına fırsat verecek görüşlerin karşısında olmaya devam edeceğiz Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından
alkışlar) BAŞKAN -Teşekkür ediyorum. Sayın Gören'in görüşlerine Millî Eğitim Bakanımız Sayın
Metin Bostancıoğlu cevap verecekler. Buyurun.(DSP sıralarından alkışlar) Süreniz 20 dakikadır. MİLLÎ EĞİTİM BAKANI METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) -Sayın
Başkanım, sayın milletvekilleri; Adana Milletvekilimiz Sayın Ali Gören'in
gündeme getirdiği bu konu hakkında öncelikle şunu belirtmek istiyorum.
Kendisinin de söylediği gibi, Darwin Kuramı, son yüzelli yıl boyunca en çok
tartışılan kuramdır; halen de tartışması devam etmektedir. Yüzelli yıldır
tartışılan Darwin Kuramına, olgusal içerikten yoksun spekülatif bir teori diye
bakmak ne denli yanlışsa, doğruluğu kanıtlanmış bir kuram gibi algılamak da o
denli yanlıştır. Bu konu tartışılıyor,biz de bu tartışmanın dışındayız. Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, çağımızda fen
bilimleri her türlü bilimsel teknolojik gelişme ve bunların endüstriyel
uygulamalarında temel olma özelliğini taşır. Bu nedenle, öğretim programlarının
en son bilimsel verileri içerecek şekilde, evrensel düzeyde geliştirilmesi
esastır. Bütün disiplinlerde olduğu gibi "fen bilgisi" ve
"biyoloji" dersleri öğretim programlarında da, alanlarında bütün
dünyada benimsenen, tartışılan, bilimsel bulgu ve önermelere yer verilmektedir.
Bu kapsamda, Darwin'in evrim görüşü, ülkemizde, fen
bilgisi ve biyoloji dersleri öğretim programlarında, ilk defa, 1957 yılında,
Demokrat Parti iktidarı döneminde, Talim Terbiye Kurulunun 215 sayılı
kararıyla; daha sonra, evrim, yaratılış ve bu hususlardaki diğer görüşler, 1985
yılında, rahmetli Özal'ın Anavatan Partisi iktidarı döneminde, Talim Terbiye
Kurulunun 214 sayılı kararıyla; canlılarda çoğalma ve kalıtım konusu, 1992
yılında, Doğru Yol Partisi, Sosyal Demokrat Halkçı Parti koalisyon hükümeti
döneminde, yine, Talim Terbiye Kurulunun 200 sayılı kararıyla; son olarak da,
çağın en önemli konularından biri olan genetik konusu, 2000 yılında, benim
bakanlığım döneminde, Talim Terbiye Kurulunun 387 sayılı kararıyla yer almış
bulunmaktadır. Yani, bu konuyu, bu kitaplara tartışma şeklinde getirmediğimiz
gibi, ilk defa biz de getirmiş değiliz. Halen uygulanmakta olan fen bilgisi ve biyoloji
dersleri öğretim programları ve bunlara ilişkin olarak hazırlanmış ders
kitaplarında, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununda belirtilen, Türk millî
eğitiminin amaçları ve temel ilkelerine aykırı unsurlar bulunmamaktadır. Bu
kapsamda, fen bilgisi dersi, 1992, 8 inci sınıf programı "canlılarda
çoğalma ve kalıtım" ünitesinde yer alan, 44 öğrenim davranışından sadece
bir tanesi "evrimin ne olduğunu örneklerle açıklama" şeklindedir. 2000 programında yer alan 576 öğrenci kazanımından
sadece 2 tanesi "genetik" ünitesinde "evrimin, türdeki
değişmeler olduğunu belirtir" ve "bilimsel tarih boyunca bilim
adamları tarafından farklı görüşlerle, evrimin nasıl olduğuna ilişkin
açıklamalara örnekler verir" şeklinde yer almaktadır. Kitapta yer alış
şekli, örnekler verme şeklindedir. Biyoloji dersi; 1997 programı lise üçüncü sınıfında yer
alan 180 davranıştan sadece 2 tanesi "Hayatın Başlangıcıyla İlgili
Görüşler" bölümünde yer almaktadır. Bu bölümde; Aristo'nun "kendiliğinden oluş",
"Panspermia, Ototrof ve Heterotrof ve yaratılış" görüşlerinin ne
olduğu hususları "tanıma" şeklindedir, tanımlama şeklindedir. "Evrimle İlgili Görüşler" bilgisinde de,
Lamarck'ın ve Darwin'in evrimle ilgili görüşlerinin ne olduğu hususu
"tanıma" düzeyinde yer almaktadır; tartışma yok, bu doğrudur bu
yanlıştır diye hiçbir şekilde tartışma yok, tanıma şeklinde yer almaktadır. Lise üçüncü sınıf biyoloji ders kitaplarında
"Hayatın Başlangıcıyla İlgili Görüşler" de tanıma düzeyinde olacak
şekilde birer ya da ikişer paragraf halinde yer almaktadır. Ders kitaplarında bu hususlardan, bilimsel bir bulgu
olarak değil, sadece birer görüş oldukları, vurgulanarak söz edilmektedir;
bunun görüşü bu, bunun görüşü de bu denilmektedir. Darwin'in Evrim Teorisi de, bu kapsamda tarafsız
ifadelerle yer almakta ve "gözlemleri sonucu ileri sürmüş olduğu
hipotez" olduğu belirtilmektedir, Darwin'in hipotezidir denilmektedir. Kitapta; "yaratılış" görüşü de tarafsız
ifadelerle yer almakta ve inanca dayalı olması nedeniyle bilimsel olarak
açıklanamayacağı, "Tanrı'nın koyduğu kurallar çerçevesinde belirli bir
düzene göre işlediğini ve düzenin tesadüfen ve kendiliğinden oluşamayacağı, bu
görüşe göre evrendeki her bir varlığın bir amaca göre yaratılmış olduğu"
hususu belirtilmektedir. Bakanlık olarak amacımız, öğrencilerimizi, soran,
sorgulayan, eleştiren, gerçeği arayan, inancını aklıyla bütünleştiren, bilimsel
yöntemi benimseyen ve sorunlarının çözümünde önplanda tutan, çağdaş ve evrensel
değerlerle donanmış, ülkesini, kültürünü seven, demokratik değerleri özümsemiş,
laik ve Atatürk milliyetçisi bireyler olarak yetiştirmektir. Bu bağlamda, okullarımızda yapılan eğitim etkinlikleri
içinde, öğretim programları ve ders kitaplarında, toplum yaşamında ve bilim
dünyasında yer alan görüşlere de yer verilmektedir. Öğretim programlarında ve ders kitaplarında
"evrim" ve "yaratılış"la ilgili bilgiler ve görüşler,
tarafsız olarak yer almaktadır. Öğretim programları ve ders kitapları
incelendiğinde bu hususlar görülecektir. Bakanlığımız, Atatürkçü, çağdaş ve bilimin aydınlattığı
gençliği yetiştirme etkinliklerine öncülük etmektedir. Hiçbir öğretim
programında ve ders kitabında laik Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yasalarına
aykırı bir unsur bulunmadığını, bilgilerinize, saygıyla sunarım. (DSP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Sayın Bakana teşekkür ediyorum. Sayın milletvekilleri, gündemdışı konuşmalar ve
cevapları tamamlanmış oldu. Bu arada, Sayın Agâh Oktay Güner'in söz isteği vardır,
60 ıncı madde gereğince. Çok kısa olmak üzere, lütfen yerinizden efendim;
mikrofonunuzu açıyorum. Buyurun: AGÂH OKTAY GÜNER (Balıkesir) - Teşekkür ederim Sayın
Başkan. Sayın Başkan, Yüce Meclisin sayın üyeleri; Muhterem
Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Basınımız, geçtiğimiz hafta içerisinde çok kıymetli
mensuplarını kaybetti; Yılmaz Gümüşbaş, İslam Çupi, Nezih Demirkent ve Ahmet
Kabaklı. Basın ailemize, basını en yakından takip eden Yüce Meclisin sayın
üyelerine başsağlığı dileklerimi arz ediyorum. Ancak, bu vesileyle, bir acı
gerçeği huzurunuza getirmek lüzumunu duydum: Bütün bir ömrünü, tam 54 yılını
yazı hayatına veren Ahmet Kabaklı, aynı zamanda, otuz yıldır Türk Edebiyatı
Dergisini neşretti ve 5 ciltlik Türk Edebiyatı adlı bir eseri, diğer çok
kıymetli çalışmalarıyla birlikte kütüphanemize armağan etti, gitti. Türkçeye ve Türk Milletine büyük sevgiyle bağlı bu
şahsiyetin ölümünde bir acıyı yaşadık. Yaşadığımız acı şudur: Sayın basınımızın
büyük bir bölümü, onbinlerin katıldığı Kabaklı'nın cenazesini haber yapma
ihtiyacı duymadı. Değerli arkadaşlarım, her vesileyle, Yüce Meclisi kendi
penceresinden tenkit eden bazı kalemlerin, hoşgörü derken, hukuk devleti
derken, çağdaşlık derken, bütün insanların eşit olduğu ölüm gerçeğinde, solu,
sağı bir tarafa bırakıp, Türk Milletinin böylesine sevdiği bir büyük evladına
haber değeri vermeyişini üzüntüyle karşıladığımı ifade ediyorum. Hayatının temeli hoşgörü olan, bunu hayat üslubu olarak
benimsemiş bir insan olarak, her düşünceye saygı duyan ve her fikir akımını
milletin zenginliği kabul eden zihniyetle, ölüm karşısında olsun bu bağnazlığı
bırakmalarını tavsiye ediyorum; aksi halde, değil tabak, değil çanak, değil
apartman dairesi, değil servet dağıtsalar, bu gazetelerin 3 milyon satışı
aşmaları mümkün değildir. Milletin değerlerine değer verenler milletin baş tacı
olmaya layıktır. Şükranlarımı arz ediyor, hepsine rahmet diliyor,
sizleri saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar) BAŞKAN- Teşekkür ediyorum. Biz de, bu rahmet dileklerinize gönülden katılıyoruz. Sayın Milletvekilleri, kanun teklifinin geri
alınmasıyla ilgili bir önerge vardır; okutuyorum: B) TEZKERELER
VE ÖNERGELER 1. – İzmir
Milletvekili Işılay Saygın’ın, Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi Kanununda Bazı
Değişiklikler Yapılması Hakkında Kanun Teklifini (2/666) geri aldığına ilişkin
önergesi (4/306) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 18.1.2001 tarihinde Yüce Başkanlığınıza sunmuş
bulunduğum ve halen Millî Eğitim Komisyonunda bulunan 2/666 esas numaralı
Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi Kanununda Bazı Değişiklikler Yapılması
Hakkındaki Kanun Teklifimi geri çekmek istiyorum. Gereğini emir ve müsaadelerinize arz ederim. Saygılarımla. Işılay Saygın İzmir BAŞKAN - Komisyonda bulunan bu teklif geri verilmiştir. Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 2
adet tezkeresi vardır, ayrı ayrı okutup, oylarınıza sunacağım. Birinci tezkereyi okutuyorum: 2. – İtalya
Senatosu Başkanvekili ve Avrupa-Akdeniz Kadın Parlamenterler Forumu Başkanı
Ersilia Salvato’nun, TBMM’yi temsilen dört kadın milletvekilini, davetlerine
icabet edilmesine ilişkin Başkanlık Tezkeresi (3/755) Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna İtalyan Senatosu Başkanvekili ve Avrupa-Akdeniz Kadın
Parlamenterler Forumu Başkanı Ersilia Salvato'nun Başkanlığımıza gönderdiği
mektupta, 2-3 Mart 2001 tarihlerinde Malta'da düzenlenecek olan
"Avrupa-Akdeniz Kadın Parlamenterler Forumu"na Türkiye Büyük Millet
Meclisini temsilen dört kadın parlamenterden oluşan heyetin davet edildiği
bildirilmektedir. Söz konusu davete icabet edilmesi hususu, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun
9 uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur. Ömer İzgi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı BAŞKAN - Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Etmeyenler... Kabul edilmiştir. İkinci tezkereyi okutuyorum: 3. – Avrupa
Parlamentosunun, “Avrupa’nın Sözleri” programı çerçevesinde düzenlenecek bir
yuvarlak masa toplantısında TBMM’yi temsilen bir milletvekilini davetlerine
icabet edilmesine ilişkin Başkanlık Tezkeresi (3/756) Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna Dışişleri Bakanlığından alınan bir yazıda, Avrupa
Parlamentosunun Strazburg'da yapılacak Genel Kurulu sırasında, 14 Şubat 2001
tarihinde Avrupa'da insan haklarına ilişkin "Avrupa'nın Sözleri"
programı çerçevesinde düzenlenecek bir yuvarlak masa toplantısının bir
bölümünün "Türkiye'nin AB'ne katılımıyla ilgili şartlar" başlığı
altında Türkiye'ye ayrılacağı ve söz konusu toplantıya Türkiye Büyük Millet
Meclisini temsilen bir milletvekilinin davet edildiği bildirilmektedir. Anılan davete icabet edilmesi hususu, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun
10 uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur. Ömer İzgi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı BAŞKAN - Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Etmeyenler... Kabul edilmiştir. Sayın milletvekilleri, Danışma Kurulunun önerileri
vardır; önce tümünü okutup işleme alacağım, sonra ayrı ayrı okutup, oylarınıza
arz edeceğim. Buyurun, okuyun. IV. –
ÖNERİLER A) DANIŞMA
KURULU ÖNERİLERİ 1. – Genel
Kurulun çalışma gün ve saatleriyle gündemdeki sıralamanın yeniden
düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi Danışma Kurulu Önerisi Danışma Kurulunca aşağıdaki önerilerin Genel Kurulun
onayına sunulması uygun görülmüştür.
Öneriler : 1.- 13 Şubat 2001 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan
Başbakan Bülent Ecevit ve Bakanlar Kurulu hakkındaki (11/7) esas numaralı
gensoru önergesinin gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler"
kısmında yer alması ve Anayasanın 99 uncu maddesi gereğince gündeme alınıp
alınmayacağı hususundaki görüşmelerin Genel Kurulun 20.2.2001 Salı günkü
birleşimde yapılması önerilmiştir. 2.- 13 Şubat 2001 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan
606 sıra sayılı kanun tasarısının, 48 saat geçmeden, gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 9 uncu
sırasına, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen
Diğer İşler" kısmının 234 üncü sırasında yer alan 597 sıra sayılı kanun
tasarısının bu kısmın 10 uncu sırasına, 233 üncü sırasında yer alan 580 sıra
sayılı kanun tasarısının 11 inci sırasına, 13 üncü sırasında yer alan 402 sıra
sayılı kanun tasarısının 12 nci sırasına, 11 inci sırasında yer alan 418 sıra
sayılı kanun tasarısının 13 üncü sırasına, 14 üncü sırasında yer alan 413 sıra
sayılı kanun tasarısının 14 üncü sırasına, 10 uncu sırasında yer alan 406 sıra
sayılı kanun tasarısının 15 inci sırasına, 139 uncu sırasında yer alan 407 sıra
sayılı kanun tasarısının 16 ncı sırasına, 38 inci sırasında yer alan 89 sıra sayılı
kanun tasarısının 17 nci sırasına, 9 uncu sırasında yer alan 205 sıra sayılı
kanun tasarısının 18 inci sırasına, 12 nci sırasında yer alan 438 sıra sayılı
kanun tasarısının 19 uncu sırasına, 35 inci sırasında yer alan 356 sıra sayılı
kanun tasarısının 20 nci sırasına, 219 uncu sırasında yer alan 571 sıra sayılı
kanun tasarısının 21 inci sırasına, 236 ncı sırasında yer alan 599 sıra sayılı
kanun tasarısının 22 nci sırasına, 225 inci sırasında yer alan 593 sıra sayılı
kanun tasarısının 23 üncü sırasına, 65 inci sırasında yer alan 194 sıra sayılı
kanun tasarısının 24 üncü sırasına, 226 ncı sırasında yer alan 579 sıra sayılı
kanun tasarısının 25 inci sırasına alınması önerilmiştir. 3- 13 Şubat 2001 Salı, 14 Şubat 2001 Çarşamba, 20 Şubat
2001 Salı, 21 Şubat 2001 Çarşamba ve 28 Şubat 2001 Çarşamba günleri sözlü
soruların, 27 Şubat 2001 Salı günü de sözlü sorular ile diğer denetim
konularının görüşülmemesi, 27 Şubat 2001 Salı günü de kanun tasarı ve
tekliflerinin görüşülmesi, 13 Şubat 2001 Salı günü (10/11) esas numaralı Meclis
araştırması önergesinin, 20 Şubat 2001 Salı günü de (11/7) esas numaralı
gensoru önergesinin görüşmelerinin tamamlanmasından sonra kanun tasarı ve
tekliflerinin görüşülmesi önerilmiştir. 4.- Genel Kurulun 13 Şubat 2001 Salı 15.00-20.00; 14
Şubat 2001 Çarşamba, 15 Şubat 2001 Perşembe, 20 Şubat 2001 Salı, 21 Şubat 2001
Çarşamba, 22 Şubat 2001 Perşembe, 27 Şubat 2001 Salı, 28 Şubat 2001 Çarşamba, 1
Mart 2001 Perşembe günleri 14.00-20.00 saatleri arasında çalışması
önerilmiştir. 5.- Genel Kurulun 16 Şubat 2001 Cuma, 23 Şubat 2001
Cuma günleri de 14.00-20.00 saatleri arasında çalışmalarını sürdürmesi ve
bugünlerde de kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesi önerilmiştir. BAŞKAN- 63 üncü maddeye göre söz isteyen?.. BÜLENT ARINÇ (Manisa) - Önerinin lehinde söz istiyorum
Sayın Başkan. KAMER GENÇ (Tunceli) - Aleyhe söz istiyorum efendim. BAŞKAN -Evet, bir lehte bir aleyhte söz isteği vardır. Sayın Arınç, buyurun efendim. Konuşma süreniz 10 dakika efendim. (FP sıralarından
alkışlar) BÜLENT ARINÇ (Manisa) - Sayın Başkan, değerli
arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Lehte söz aldım, bir önemli gelişmeyi bütün
arkadaşlarımızın dikkatlerine sunmak istedim. İktidar grubu partilerin
önerileri, çoğu zaman, burada, kendi grup önerileri olarak takdim ediliyor ve
her defasında karşı çıkıyorduk. Karşı çıkma sebeplerimizi de Genel Kurula arz
ediyorduk. Bu konuda imzası olan birisi olarak bir gelişmeyi, muhterem Genel
Kurulun dikkatlerine sunmak istedim, onun için söz aldım. Değerli arkadaşlarım, bugünden itibaren onbeş günlük
bir çalışma süresi düşünülüyor ve bu çalışma süresi içerisinde, 27 kanun tasarı
ve teklifinin kanunlaşması isteniyordu. Gazetelere de yansıdı, Meclis
kulislerinde de konuşulduğu için, bunu zaten bildiğinizi düşünüyorum. İktidar
ortağı partiler böyle bir tasavvur içindeydiler; 1 Marta kadar 27 tasarı ve
teklifin kanunlaşması ve bu süre içerisinde de Meclisin, cumartesi, pazar ve
pazartesileri de dahil olmak üzere, tam 15 gün 14.00-24.00 saatleri arasında;
yani her gün 10 saat çalışması öngörülüyordu. Dün, Danışma Kurulu
toplantısından önce, bu değerli partilerin grup başkanvekilleri bizleri davet
ettiler ve bu konuda fikirlerini ortaya koydular. Bugün de Sayın Meclis
Başkanımızın Başkanlığında tekrar bu konuları müzakere ettik. Değerli arkadaşlarım, orada itirazlarımızı arz ettik.
İtirazlarımız öncelikle böyle bir çalışma temposunun olağan olmadığını,
arkadaşlarımızın böyle bir kapasiteye hiçbir zaman sahip olmadıklarını,
olamayacaklarını, cumartesi, pazar, pazartesileri de dahil olmak üzere böyle
sürekli bir çalışmayı gerektiren hiçbir acil durum olmadığını, sıralamalara da
itiraz ettiğimizi ve niçin böyle bir çalışma temposuna ihtiyaç duyulduğunu...
İtiraz ettik ve kendilerine de bildirdik. Değerli arkadaşlarım, biraz evvel sıra sayıları okunan
tasarı ve tekliflerden de göreceksiniz ki, bunlar, üç partinin kendilerince
önemli saydıkları, öncelik verdikleri tasarı ve tekliflerdir. Bunların
içerisinde, mesela bizim olmasını çok arzu ettiğimiz mahallî idareler kanun
tasarısı yoktur; çünkü, en son oniki yıldan bu yana belki 21 inci Dönemde de,
1999'dan bu yana konuşulan; ama, bir türlü Meclisin önüne getirilemeyen bir
mahallî idareler, yani yerel yönetimler reformu veya kanun tasarısı henüz
önümüze gelmemiştir. Bakanlar Kurulunda da imza aşamasında kaldığını biliyoruz.
Bunun yanında, mesela Türk Ceza Kanununun bazı
maddelerini değiştiren teklif ve tasarı bulunmamaktadır. Yine bunun gibi
memurların sendika kurmalarıyla ilgili kanun tasarısı da, birkaç maddesi
görüşülmüş olmasına rağmen, maalesef bu sıralamanın içerisinde bulunmamaktadır.
Yine bu 15 günlük süre içerisinde denetim konuları da
aksatılmaktadır. Yalnız, sadece Doğru Yol Partisi tarafından verilen hükümetle
ilgili gensoru, mecburen, önümüzdeki salı gününe konulabilecektir. Değerli arkadaşlarım, karşılıklı müzakereler sonucunda,
her zaman arzu ettiğimiz ve dile getirdiğimiz, makulde anlaşma konusu çözüldüğü
için ben bunu arz ediyorum. Bugün getirilen öneriyle, cumartesi, pazar ve pazartesi
günleri de çalışma çıkarılmıştır. İki haftada 4'er günden 8 gün çalışılacaktır;
yani, salı, çarşamba, perşembe ve cuma günleri; 14.00-24.00 değil, 14.00-20.00
saatleri arasında bir çalışma süresi getirilmiştir. Yine, biraz evvel söylediğim kanun tasarı ve tekliflerinin
de, belki o tarihten sonra gündeme alınabileceği değerli arkadaşlarımız
tarafından ifade edilmiştir. Değerli arkadaşlarım, yine, bu uzlaşma veya anlaşma
diyebileceğimiz çalışmanın içerisinde, İçtüzüğün 91 inci maddesine uygun
olarak, bütün partilerin ittifakıyla, bazı kanun tasarı ve tekliflerinin özel
gündemle görüşülebileceği konusunda da bir noktaya kadar gelinmiştir.
İnanıyorum ki, önümüzdeki günlerde, bazı tasarıların özel gündemle görüşülme
imkânı da bulunacaktır. Meclisimizin, bundan böyle de... Her ne kadar, ne bizim
ne onların arzuları tam tahakkuk etmese de, uzlaşma ve paylaşmanın bir örneğini
bugün yaşadığımız için, bunu, sayın Genel Kurulun da bilgilerine sunmak
açısından konuşmamı yaptım. Ümit ediyorum ki, bundan sonraki çalışmalarımızda
da böylesine, makulde, haklı olanda, doğru olanda, en azından bugün yaptığımız
gibi bir uzlaşma sağlayabilirsek, Meclis çalışmalarının daha verimli olacağını
düşünüyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (FP, DSP, MHP ve ANAP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Sayın Arınç'a teşekkür ediyorum. III. –
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam) C) ÇEŞİTLİ İŞLER 1. – Genel Kurulu ziyaret eden
Kırgızistan AGİT Heyetine Başkanlıkça “hoş geldiniz” denilmesi BAŞKAN - Kırgızistan'dan AGİT Heyeti Meclisimize
gelmiştir, kendilerine "hoş geldiniz" diyorum. (Alkışlar) IV. – ÖNERİLER (Devam) A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ (Devam) 1. – Genel Kurulun çalışma gün ve
saatleriyle gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma
Kurulu önerisi (Devam) BAŞKAN - Sayın Genç, aleyhte söz almıştı; buyurun
efendim. Süreniz 10 dakika. KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Danışma Kurulu önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum;
hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli milletvekilleri, İçtüzük değişikliğini yaptık;
milletvekillerinin ferdî konuşma imkânını kaldırdık; getirilen bu önerilerle
de, denetimi kaldırıyoruz, soru müessesesini kaldırıyoruz; milletvekilleri,
kanun tasarı ve tekliflerinde de kişisel olarak konuşmayacak, konuya bağlı olarak
konuşacak... Peki, milletvekilleri, ülkenin genel sorunlarını veya kendi ilinin
genel sorunlarını nerede dile getirecek?! Şimdi, olay şu... Mesela, ben kendi ilimle ilgili bir
olayı dile getireyim. Şimdi, hâlâ, 21 inci Asra girerken, benim ilimde, geçen
hafta, 10 öğretmen sürgün edildi. Görülen lüzum üzerine, Olağanüstü Hal
Valisinin önerisi üzerine, Tunceli'de 10 öğretmen sürgün edildi. Şimdi,
soruyorum valiye "efendim, biz öyle uygun gördük" diyor. Olağanüstü
Hal Bölge Valisine soruyoruz "biz gizli görevde kullandık" diyor. Değerli milletvekilleri, bu memlekette ya demokrasi var
ya da yok. Bu gizli görevli kimdir?! Sayın Başbakan, size soruyorum: Bu gizli
görevi kim ihdas etti, nasıl karar veriyor? Millî Eğitim Bakanına diyorum ki:
Sayın Bakan, senden rica ediyorum, mademki bu öğretmenleri yılın içinde sürgün
ediyorsun; de ki: Kardeşim, sen şu, şu, şu suçu işledin, onun için seni sürgün
ediyorum... Değerli milletvekilleri, bu memlekette demokrasi ya var
ya da yok; varsa herkes için var. Olağanüstü hal bölgesinde olan insanlar, 1987
yılından bugüne kadar, demokratik hak ve özgürlüklerinden dahi
faydalanamıyorlar. Şimdi de, bugün haber aldım, tabiî, böyle sürgünlerle,
haksız olarak işlem tesis ederseniz, o zaman tabiî, Tunceli'de öğrencileri de
bu işe karıştırmışlar, belli kamu görevlilerini de; onlar da yürüyüş yapmışlar
ve büyük bir kesim şimdi içeriye alınmış. Bakın, geçen gün... Şimdi, bu Meclisin, çok önemli
sorunların üzerine gitmesi lazım değerli milletvekilleri. Şimdi, Silopi'de
HADEP'in iki üyesi kayboldu. Bu memleketin İçişleri Bakanı var, bu Meclise
gelip hesap vermesi lazım, sorması lazım. Önce: "Bunlar jandarmaya
gelmedi" denildi, arkasından "jandarmaya geldi ve gittiler"
denildi, arkasından... Yani, biz televizyonlardan dinliyoruz; çünkü, bize resmi
ağızlar bir şey söylemiyor. Birileri de çıktı: "Efendim, bunlar devletin
ajanıydı" dedi. Arkasından da bir beyanat daha verildi "bunlar, dağda
çatışmada iki kişi öldü, onlar olabilir" denildi. Değerli milletvekilleri, 21 inci Yüzyıla girerken,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin belli konulara hakim olması lazım. Yani, biz,
bir Avukatlık Kanununu, 98-99 maddeyi kabul edip de avukatlarımızın ekonomik
durumunu düzeltmek için özel bir çaba içerisine giriyoruz. Nitekim, o da temel kanun
içerisine giriyor. Biraz sonra o konuya
da gireceğim. Peki, bu insanların hakkını kim koruyacak? Rica ediyorum... Değerli milletvekilleri, bakın, bu insanlar, Türkiye
Cumhuriyeti Devletinin vatandaşı. Diyarbakır Emniyet Müdürü, Diyarbakır'a gitti, halk ile
polis arasında kardeşlik duygusunu tesis etti ve halkla oradaki güvenlik
kuvvetleri kardeş gibi. Kimsenin kimseyle bir sorunu yok. Kardeş gibi
birbirleriyle geçindiler. Birileri çıktı, bu olaydan rahatsız oldu. Bu
insanımızı ve 5 polisimizi şehit etti. Şimdi -görüyoruz televizyonlarda- uzun
namlulu silahlarla, her gün, birtakım evlere, arama kaydıyla, giriliyor. Peki,
neyin peşinde bazı kişiler? Ne yapmak istiyorlar? Doğu ve güneydoğuda bir barış
sağlanmış da bundan rahatsız mı olmak istiyorlar?! Yeniden, o bölge halkını,
tekrar teröre mi itmek istiyorlar?! Değerli milletvekilleri, bakın, bizim, öncelikle,
halletmemiz, üzerine gitmemiz gereken konular bunlar. Türkiye Büyük Millet
Meclisinde bunların konuşulması lazım. Bunların tedbirini almamız lazım.
Türkiye, terörden çok çekti. Çok büyük insanlarımız gitti, çok büyük askerimiz
ve polisimiz şehit oldu. Bir daha aynı noktaya dönmemek için ne yapmalıyız,
bunun peşinde gitmemiz lazım. Ülkede, maalesef, bir hükümet var, bir şeyden haberi
yok. Değerli milletvekilleri, bakın, esnaf bitmiş, köylü
bitmiş, memur bitmiş. Her gün görüyoruz. Bunların durumunu düzeltmek için bir
kanun getirin buraya. Bakıyorum, hep özelleştirme... IMF'nin talimatı, diyor ki
"15 şubata kadar şu kanunu çıkaracaksın." Ne yapacak; bize 500-600
milyon dolar bir yardım -yardım da değil- borç veriyor. O 500-600 milyon doları
veya 200 milyon doları da onsekiz ay sonra faiziyle bizden alacak. Değerli arkadaşlar, bizim, kendi yağımızla kavrulacak
bir çare bulmamız lazım. Şimdi, elektriği verdik belli kişilere, devletin
aleyhine. Bunları, kanunu gelince konuşma imkânımız da tabiî yok. Telefonu
verdik... Çağımızda, artık, gidip de devletlerin topraklarını
işgal etmeye gerek yok; o ülkedeki, ekonomik ve stratejik değeri olan bütün
kaynakları, siz, sömürücü sermayenin emrine verdiğiniz zaman, artık, o ülkenin
topraklarını almaya gerek yok; bunun geleceği odur. Yarın elektriği vereceğiz;
işte, getiriyorsunuz öncelikle. Telekomu sattık; satarsanız, satabilirsiniz...
Devletin petrol kaynaklarını da, işte, belli şeylere verdik. Yani, bu faiz
bitecek mi? IMF'den aldığımız o paraları, yine biliyorum, bu arada, hangi
holdinge... Soruyorum; Vakıflar Bankasından 220 milyon doları kime verdiniz? Gidip de, IMF'den 1 milyar dolar almak için... Devletin
geleceğini, milletin geleceğini ipotek altına alarak, herkesi, memuru, esnafı,
işçiyi ezerek, bu kadar fedakârlığa katlanılarak, üretimi kısarak, bu
memleketin işçisini yok ederek, dışarıya atarak, memlekette bir işsizlik, açlık
ortamı yaratarak aldığınız üç-beş
krediyi de kime veriyorsunuz; yine, 3-5 tane güçlü holdingin emrine
veriyorsunuz. Gelin, bunları, burada konuşalım. Sayın milletvekilleri, hepimiz bu memleketin
çocuklarıyız. Bu memlekette ne oluyor, kim hırsızlık yapıyor, kim memleketi
hortumluyor; bunları getirelim, bunları öncelikle tartışalım, bunların bir daha
olmaması için, bu memlekete gerekli, kalıcı çözümler getirelim. Yoksa, tamam,
çoğunluk sizde, işte İçtüzüğü de kaldırdınız; artık, hesabınıza gelen kanunları
getireceksiniz, burada maddeleri tartışmayacaksınız, 20 dakikalık konuşmayla
-20 dakika konuşup konuşmayacağı da belli değil- kanunlar çıkaracaksınız. Bu
memlekete bunlar hayır getirmez değerli milletvekilleri. Bakın, çok önemli
meselelerle karşı karşıyayız. Türkiye'nin, uluslararası düzeydeki seviyesi
ortada. Türkiye cumhuriyeti devletinin ve milletinin temsilcisi bu Meclis
olduğuna göre, bu Meclise, evvela bunların getirilip tartışılması lazım. "Temel kanunlar" dedi Sayın Fazilet Partisi
Grubu sözcüsü; işte, inşallah Avukatlık Kanununu da getireceğiz. Avukatlık
Kanununda, 20 000 avukata, süper kazanç temin ediyorsunuz. Yani, 20 000 avukata
süper kazanç getirecekseniz getirin de, benim kesemden getiriyorsunuz,
vatandaşın kesesinden getiriyorsunuz. Adalet cihazını pahalandırıyorsunuz;
Türkiye Cumhuriyeti Devletinde insanları, vatandaşları yaşayamaz hale
getiriyorsunuz, ekonomik güçlerine, cebine el atıyorsunuz. Kardeşim, avukatsa,
gitsin, tamam... Ben, kazancımı, menfaatımı düşünürsem avukat tutarım;
düşünmezsem, siz, benim menfaatımı benden fazla mı düşünüyorsunuz?! Bu temel kanunları, gelin, saatlerce burada tartışalım.
Efendim, 25 milyar lira sermayesi olan anonim şirket, mecburî avukat tutacak;
100 ortaktan fazla olan yapı kooperatifleri avukat tutacak... Barolar Birliği
pul bastıracak, pul; harç alacak, benim cebimden harç alacak. Efendim, devletin
harçlarını -tabiî, sizin menfaatınıza dokunuyor da- önce yüzde 25 getirdiler,
şimdi yüzde 3'e indirdiler; harcı, yani, katrilyon seviyesindeki, 3 katrilyon,
5 katrilyon Barolar Birliğine aktaracaksınız, Barolar Birliği de orada
istediğine peşkeş çektirecek bunları. Böyle şey olur mu?! Peki, bu memlekette
köylü insan değil mi, işçi insan değil mi?! Her gün milyonlarca aile, sefalet
içinde, yokluk içinde sokaklarda geziyor; bunlar Türkiye Cumhuriyetinin
vatandaşı değil mi?! Şimdi, bu nereye dönüyor; tabiî, benim de menfaatım var... Değerli milletvekilleri, her gücü eline geçiren,
parmağıyla kamunun mallarını cebine taşırsa, bunda vicdan ve adalet olur mu?!
Yani, bir tane güçlü adam, bir adam, silahı buluyor, gidip bankayı soyuyor;
ama, adamın elinde imkân olsa, niye gitsin bankayı silahla soysun; gelir, alır
gider; yani, işte, parmak kaldırır, parmak gücüyle kendi cebini doldurur. Yani,
bunlar çok önemli ve ağır meseleler. Türkiye, cidden çok kötü yönetiliyor. Sokakta, çok
yakında, tehlikeli olaylar var. Güneydoğu, bilinçli olarak, yeni yeni terör
ortamına hazırlanıyor. Lütfen, bu hükümetin sorumlusu kimse, gelsin burada
cevap versin. Bugün, HADEP bir siyasî partidir, fikirlerine de katılmam,
kendisiyle de her zaman çatışırım, her zaman da karşımdalar; ama, şimdi,
onların bir elemanlarıyla ilgili olarak, kaybolması, bu çağda... (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen, konuşmanızı Danışma
Kuruluna inhisar ettiriniz. AHMET KABİL (Rize) - Gündemle ne alakası var Sayın
Başkanım?! KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, senin, gündemin ne
olduğuna aklın ermez ki; aklın ermez ki senin böyle şeye... BAŞKAN - Karşılıklı... Hayır efendim, hayır.... KAMER GENÇ (Devamla) - Sizin aklınız, hep, devlet
kaynaklarını yandaşlarınızın cebine göndermeye erer, başka bir şeye ermez ki. BAŞKAN - Sayın Genç... Sayın Genç... Üslubunuza dikkat
edin Sayın Genç. KAMER GENÇ (Devamla) - Bilmem, Silopi'de insan
kaybolmuş, sizin için hiçbir değeri yok o insanların; çünkü, onlar, Türkiye
Cumhuriyeti Devleti vatandaşları değil, onlar ölsün, kimse onların hesabının
peşine gitmesin! Böyle hükümet etme olur mu?! Böyle bir Meclis olur mu?! Bu
Mecliste bunlar dile getirildiği zaman niye rahatsız oluyorsunuz?! İftira mı
atıyoruz kimseye; doğruları söylüyoruz. Bu memlekette barışı sağlamanın yolu
budur. Bakın, yine, benim ilimde yeni yeni olaylar
tezgâhlanıyor. Rica ediyorum, bunların önüne geçelim diyorum. Artık, 21 inci
Asırda sürgün müessesesi kalksın. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk
devletiyse, kimin ne suçu varsa, eğer bir kamu görevlisi suç işliyorsa,
efendim, hakkında soruşturma açılsın, görevine son verilsin. Sen, oradaki gizli
görevli diye birisi hakkında rapor düzenliyorsun, alıyorsun başka yere veriyorsun;
niye?! Orada eğer suçluysa, o görevli gittiği yerde de aynı suçu işlemiyor mu?!
Böyle küçük zekâlarla, küçük ufuklarla Türkiye yönetilmez. Hepinize saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından
alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum. 63 üncü madde gereğince başka söz talebi yok. Şimdi, Danışma Kurulu önerilerini sırasıyla okutup,
ayrı ayrı oylatacağım: Öneriler: 1- 13 Şubat 2001 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan
Başbakan Bülent Ecevit ve Bakanlar Kurulu hakkındaki (11/7) esas numaralı
gensoru önergesinin gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler"
kısmında yer alması ve Anayasanın 99 uncu maddesi gereğince gündeme alınıp
alınmayacağı hususundaki görüşmelerin Genel Kurulun 20.2.2001 Salı günkü
birleşimde yapılması önerilmiştir. BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir. İkinci öneriyi okutuyorum: 2- 13 Şubat 2001 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan
606 sıra sayılı kanun tasarısının, 48 saat geçmeden, gündemin "Kanun
Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 9 uncu
sırasına, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen
Diğer İşler" kısmının 234 üncü sırasında yer alan 597 sıra sayılı kanun
tasarısının bu kısmın 10 uncu sırasına, 233 üncü sırasında yer alan 580 sıra
sayılı kanun tasarısının 11 inci sırasına, 13 üncü sırasında yer alan 402 sıra
sayılı kanun tasarısının 12 nci sırasına, 11 inci sırasında yer alan 418 sıra
sayılı kanun tasarısının 13 üncü sırasına, 14 üncü sırasında yer alan 413 sıra
sayılı kanun tasarısının 14 üncü sırasına, 10 uncu sırasında yer alan 406 sıra
sayılı kanun tasarısının 15 inci sırasına, 139 uncu sırasında yer alan 407 sıra
sayılı kanun tasarısının 16 ncı sırasına, 38 inci sırasında yer alan 89 sıra
sayılı kanun tasarısının 17 nci sırasına, 9 uncu sırasında yer alan 205 sıra
sayılı kanun tasarısının 18 inci sırasına, 12 nci sırasında yer alan 438 sıra
sayılı kanun tasarısının 19 uncu sırasına, 35 inci sırasında yer alan 356 sıra
sayılı kanun tasarısının 20 nci sırasına, 219 uncu sırasında yer alan 571 sıra
sayılı kanun tasarısının 21 inci sırasına, 236 ncı sırasında yer alan 599 sıra
sayılı kanun tasarısının 22 nci sırasına, 225 inci sırasında yer alan 593 sıra
sayılı kanun tasarısının 23 üncü sırasına, 65 inci sırasında yer alan 194 sıra
sayılı kanun tasarısının 24 üncü sırasına, 226 ncı sırasında yer alan 579 sıra
sayılı kanun tasarısının 25 inci sırasına alınması önerilmiştir. BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. Üçüncü öneriyi okutuyorum: 3- 13 Şubat 2001 Salı, 14 Şubat 2001 Çarşamba, 20 Şubat
2001 Salı, 21 Şubat 2001 Çarşamba ve 28 Şubat 2001 Çarşamba günleri sözlü
soruların, 27 Şubat 2001 Salı günü de sözlü sorular ile diğer denetim
konularının görüşülmemesi, 27 Şubat 2001 Salı günü de kanun tasarı ve
tekliflerinin görüşülmesi, 13 Şubat 2001 Salı günü (10/11) esas numaralı Meclis
araştırması önergesinin, 20 Şubat 2001 Salı günü de (11/7) esas numaralı
gensoru önergesinin görüşmelerinin tamamlanmasından sonra kanun tasarı ve
tekliflerinin görüşülmesi önerilmiştir. KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, karar
yetersayısının aranılmasını istiyorum. BAŞKAN - Peki. Öneriyi oylatacağım ve karar yetersayısı arayacağım. Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir; karar yetersayısı vardır. Dördüncü öneriyi okutuyorum: 4- Genel Kurulun 13 Şubat 2001 Salı 15.00-20.00; 14
Şubat 2001 Çarşamba, 15 Şubat 2001 Perşembe, 20 Şubat 2001 Salı, 21 Şubat 2001
Çarşamba, 22 Şubat 2001 Perşembe, 27 Şubat 2001 Salı, 28 Şubat 2001 Çarşamba, 1
Mart 2001 Perşembe günleri 14.00-20.00 saatleri arasında çalışması
önerilmiştir. BAŞKAN - Öneriyi kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Öneri kabul edilmiştir. Sonuncu öneriyi okutuyorum: 5- Genel Kurulun 16 Şubat 2001 Cuma, 23 Şubat 2001 Cuma
günleri de 14.00-20.00 saatleri arasında çalışmalarını sürdürmesi ve bugünlerde
de kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesi önerilmiştir. BAŞKAN - Öneriyi kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Öneri kabul edilmiştir. Sayın milletvekilleri, böylece, Danışma Kurulunun 5
önerisi de tarafınızdan kabul edilmiş olmaktadır; buna göre çalışmalarımız
devam edecektir. Şimdi, İçtüzüğün 37 nci maddesine göre verilmiş
doğrudan gündeme alınma önergeleri vardır; 3 adedini ayrı ayrı okutup işleme
alacağım ve oylarınıza sunacağım. İlk önergeyi okutuyorum: III. –
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam) B) TEZKERELER
VE ÖNERGELER (Devam) 4. – Ankara
Milletvekili Uluç Gürkan’ın, 2809 Sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilâtı
Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair
Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin (2/422)
doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/307) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına (2/422) esas numaralı, 2809 Sayılı Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin
Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Teklifim, havale edildiği komisyonda 45 günlük süre geçmiş olmasına
rağmen görüşülememiştir. Teklifimin, İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan
Genel Kurulun gündemine alınması için gerekenin yapılmasını saygılarımla arz
ederim. Uluç Gürkan Ankara BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, teklif sahibi olarak,
ilk söz, Sayın Uluç Gürkan'ın. Buyurun efendim. ULUÇ GÜRKAN (Ankara) - Sayın Başkan, benim yerime,
teklifte imzası bulunan Sayın Tarık Cengiz konuşacaklar. BAŞKAN - Hay hay... Sayın Tarık Cengiz, buyurun efendim. (DSP sıralarından
alkışlar) Süreniz 5 dakika. TARIK CENGİZ (Samsun) - Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; Siyasal Bilgiler Fakültesinin 140 yılı aşan bir süre önce
kuruluşu ve bugüne kadar gelişmeleri, yurdumuzda Batılılaşma ve kalkınma
çabalarıyla çok yakından ilgilidir. Geçen yüzyılın ortalarında, özellikle,
belirmeye başlayan bu çabalar arasında, devlet görevlilerinin çok dal budak
saldığı, karmaşıklaştığı bir çağda, yurdun, her şeyden önce, her bakımdan iyi
yetişmiş yöneticilere olan gereksinimi kavranmıştır. Bunun için de, siyasal ve
toplumsal bilimlerin devlet yönetimiyle ilgili yönlerini öğretecek, bir yandan
bu bilimlerin verilerini tüm olarak anlamayı, öte yandan da devlet yönetiminin
belirli kollarına uzmanlık kazanmış eleman yetiştirilmesini sağlayacak bir
öğretim sistemine ve eğitim kurumuna gereksinim vardı. Tanzimat döneminin bütün davranış ve girişimlerinde,
başlıca iki amaç izlenmiştir. Amaçlardan biri, devlet örgütünü, yönetim ve
yöntemlerini Batılı anlamda yenileştirerek devletin çalışmalarını
sistemleştirmek; öteki de, kurulan yönetim mekanizmasını, bilgi ve beceriklilikle
işletecek gücü ve kafaları yetiştirmekti. İşte, Mekteb-i Mülkiyenin ilk temeli, böyle bir anlayış
içinde, bu köklü gereksinimleri karşılamak üzere, ilk Maarif Nazırı olan Sami
Paşa zamanında atılmıştır. 1859 yılında, mezunları, kaymakamlık, müdürlük gibi
yönetim görevlerinde çalıştırılmak üzere, bir Mekteb-i Mülkiye kurulması
kararlaştırılmıştır. Mektep, 1859'da öğretime başlamıştır. İlk Mülkiye, rüştiye
ile idadi arasında, iki senelik bir ortaöğretim kurumu idi. Mülkiye, 4 Aralık
1877'de geliştirilmiş, üç sınıfı idadi, iki sınıfı yüksek olmak üzere, bir
yüksekokul olmuştur. II. Abdülhamid'in yurdu saran istibdadı, Mekteb-i
Mülkiye üzerinde de etkisini göstermiştir. Bilimsel öğretim yanında, daha çok
teokratik ve mistik bir öğretim de yer almaya başlamıştır. 1913'te, Mekteb-i
Mülkiye, Paris Siyasal Bilgiler Okulundan esinlenilerek yeniden
örgütlendirilmiştir. Mektepte uzmanlaşmayı sağlamak üzere, siyasî, idarî ve
malî şubeler açılmıştır. Mekteb-i Mülkiye, 1915'te kapatılmış ve ödeneği
darülfünun bütçesine aktarılmıştır; fakat, az sonra, bunun bir yanlış davranış
olduğu anlaşılmış ve düzeltilmesi yoluna gidilmiştir. O sıralarda, Sadrazam ve
Dahiliye Nazırı bulunan Talat Paşa, doğu vilayetlerine bir geziden dönüşünde,
Mekteb-i Mülkiyenin Türk toplumunda o zamanki yerini ve gerekçesini şu sözlerle
belirtmiştir: "Her tarafı harabezar olan memleketin neresinde bir umran ve
temeddün eseri gördümse, bunu, orada hizmet eden Mülkiyeli bir kaymakamın, bir
mutasarrıfın, bir valinin eseri hizmeti ve gayreti olduğunu takdir ettim.
Anladım ki, Mülkiye mezunları kadar, bu memlekete hizmet eden, yurdun en uzak
ve mahrum köşelerinde nur, hayat, medeniyet ve umran halk eden kimse
yoktur." 1918 Nisanında, yeni bir kanunla, Mekteb-i Mülkiye,
Dahiliye Nezaretine bağlı olarak, üç sınıflı bir yüksekokul halinde açılmış;
iki yıl sonra, 1920'de, yeniden Maarif Nezaretine bağlanmıştır. Cumhuriyetle birlikte, Mekteb-i Mülkiye, yeni bir hız
ve ileri atılış aşamasına girişmiştir. Mülkiyenin Ankara'ya taşınması 1930
yılından beri düşünülmekteydi. Bu amaçla, 1934'te Cebeci'de yapılmaya başlanan
bina 1935'te tamamlanmıştır. Aynı yıl içerisinde çıkarılan 2777 sayılı Kanunla,
Mülkiye adı Siyasal Bilgiler Okuluna çevrilmiştir. Siyasal Bilgiler Okulunun
öğretim süresi 4 yıla çıkarılmış; 1936-1937 ders yılı, Ankara'da, yeni ve
bugünkü binasında başlamıştır. Sözlerime son vermeden önce, bu yasa önerisini
hazırlarken, Sayın Uluç Gürkan'ın yaptığı değerlendirmeyi sizlerle paylaşmak
istiyorum. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinin adının
"Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi-Mülkiye" olarak
değiştirilmesi istemi, basit bir nostalji değildir. Mülkiye, kurulduğu 1859 yılından bu yana, 142 yıldır
öğrenci yetiştiriyor. Adı, 1934 yılında Siyasal Bilgiler Okulu olarak değişmiş,
1950 yılında da, Ankara Üniversitesine katılarak Siyasal Bilgiler Fakültesi
olmuştur; ancak, Mülkiye, Mülkiyeliğini halen korumaktadır. Ne demek bu; bu,
kesinlikle bir Türkiye iddiasıdır. Mülkiye, tarihi boyunca izlenilebilen bir
ülke ve ulus sevgisi oluşturur. Mülkiyelilik, ülkeye sahip olma, ulusa, hizmete
talip olma tercihidir. Bu tercihi yapanlar var oldukça Mülkiye yaşayacaktır.
Mülkiyelilerin rozetindeki Türkiye haritasının üzerindeki "MM"
harfleri, sadece "Mekteb-i Mülkiye" anlamına gelmez, aynı zamanda
"Millî Misak" anlamına da gelir. Mülkiye çizgisinin tarih olmamasına,
nesiller boyunca yaşatılmasına oylarınızla destek vereceğinize güveniyorum. Saygılarımla. (DSP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Cengiz. Ankara Milletvekili Sayın Oya Akgönenç; buyurun. (FP
sıralarından alkışlar) Konuşma süreniz 5 dakikadır. OYA AKGÖNENÇ MUĞİSUDDİN (Ankara) - Sayın Başkan ve
değerli arkadaşlarım; bugün, bir Mülkiyeli olarak burada konuşurken hem büyük
bir heyecan hem de gurur duyuyorum. Verilmiş olan teklif, bence, son derece yerindedir ve
bunu hepinizin desteklemesini yürekten istiyorum; çünkü, sebeplerimi de şu
şekilde sıralamak istiyorum: Mülkiye isminin akıllarda yaratmış olduğu bir incelik,
bir özellik, özelliğin ötesinde bir heyecan mevcuttur. Mülkiye, bir
devamlılığın simgesidir. Sadece onun değil, bir başarının ve başarı, ama,
hakkıyla kazanılmış, bihakkın kendisine verilmiş bir sıfatın gururlu bir
taşımasıdır. Sadece o kadar da değil, güzel bir ekip çalışmasıdır; yani,
genelde, bazen, Mülkiyeden hoşlanmayanlar veya kızanlar "efendim,
Mülkiyeliler hep birbirini tutar" derler; ama, onun içinde çok önemli bir
nokta vardır, o da, belki de toplumumuzda gittikçe azalmakta olan bu bağlılık
ve ekip çalışması ruhudur. İşte, Mülkiye onu sağlamıştır, ekip halinde
çalışmayı öğretmiştir. Mülkiyeden yetişen uluslararası çapta pek çok tanınmış
profesörümüz, yazarımız vardır. Biraz önceki konuşmacının da belirttiği gibi,
Türkiye'nin neresine giderseniz gidin, Mülkiyeden gelen valiler, kaymakamlar,
yöneticiler, hakikaten büyük işler başarmışlardır; fakat, bunu başarırlarken "ben,
sadece buranın valisiyim veya kaymakamıyım" diye değil, daima bir
Mülkiyelilik ruhuna refere ederek, yani, âdeta ondan kuvvet toplayarak bunu
yapmışlardır. Peki, diyeceksiniz
ki, bu, bu kadar önemli midir; evet, önemlidir. Neden önemlidir; çünkü, sadece
Türkiye'de değil, birçok ülkede Mülkiye gibi kuruluşlar vardır. Mesela,
İngiltere'de Oxford veya Amerika'da Harvard veya Fransa'nın bellibaşlı tanınmış
fakülteleri... Bunlar, isimleriyle övünürler; fakat, buraya giren öğrenci de, o
isme layık olmak için çalışır. Bu, bir nevi teşviktir; insanları heyecana
getiren, o gayeye doğru yönlendiren, isimlerdir, sembollerdir ve bu simgeler,
büyük bir başarının, 142 yıllık bir başarı silsilesinin, hangi görüşten olursa
olsun... Mülkiyeden her görüşte idareci yetişmiştir; fakat, hepsi birbiri kadar
başarılıdır, çalışkandır, arkadaşlarına ve toplumuna bağlıdır, sadıktır.
Dolayısıyla, Mülkiye adının verilmesi, bence, bu ülkenin, böyle iyi bir
müesseseye verdiği değeri belirtmesi bakımından son derece önemlidir. Bu konuda hepinizin desteğini rica ederek, sizleri
saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Akgönenç. ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Sayın Başkan... BAŞKAN - Sayın Aksu, yerinizden, çok kısa... ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli
arkadaşlar; müsaade ederseniz, Sayın Uluç Gürkan'ın hazırladığı, benim de
imzaladığım bu teklifle ilgili bir iki cümle de ben söylemek istiyorum. Gerçekten, Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olarak,
Mülkiye ve Mülkiyelilik kavramına karşı vefa borcumuzu ödemek üzere hazırlanmış
bir teklif. Mülkiye, 1859'da, ülkemize, yetişmiş üst düzey yönetici hazırlamak
üzere kurulmuş ve inanıyorum ki, bu görevi, bu işlevi, o günden bugüne kadar
başarıyla yerine getirmiştir. Bugün, gerek özel sektörümüzde birçok değerli
yöneticiler gerek kamu kesiminde, mülkî idarede, vali ve kaymakamlar, maliye,
ekonomi, hazine bürokrasisinde değerli yöneticiler, dışişlerinde değerli
diplomatlar mülkiye mezunu olarak büyük bir özveriyle hizmet yapmaktadırlar.
Bütün bu arkadaşlarımızın bir müşterek yönü vardır; ister Siyasal Bilgiler
Okulundan, isterse Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun olsunlar, kendilerine
"hangi okuldan mezun oldunuz" sorusu sorulduğu takdirde, istisnasız,
yüzde 99'u, bugün bile "Mülkiyeden" demektedir. Yine, bugün, Siyasal Bilgiler Fakültemizin, birçok
süreli süresiz yayını "Mülkiye" ismiyle yayınlanmaktadır. Yine,
hepinizin bildiği gibi, spor alanında büyük başarılara imza atmış fakültemizin
spor kulübü de "Mülkiye Spor" olarak anılmaktadır. Bu teklif, yaşanan bir gerçeğin, bir fiilî durumun
hukukîleştirilmesi için verilmiş bir tekliftir; Türk kamuoyunda, Mülkiye ve
Mülkiyelilerin meydana getirmiş olduğu müspet kavramın başkaları tarafından
kullanılmaması, kendine özgü Siyasal Bilgiler Fakültesiyle birlikte
kullanılması için verilmiş bir tekliftir. Öyle zannediyorum ki, çok değerli
milletvekili arkadaşlarım, bu teklifimizi desteklemek suretiyle bütün
Mülkiyelilerin şükran duygularını kazanacaklardır. Saygılar sunuyorum. (Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum. Sayın milletvekilleri, önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir. İkinci önergeyi okutuyorum: 5. – Manisa
Milletvekili Ekrem Pakdemirli’nin, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve
Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanunun İki Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında
Kanun Teklifinin (2/226) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/308) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama
Usulleri Hakkındaki Kanunun İki Maddesinin Değiştirilmesi Hakkındaki Kanun
Teklifimin süresi içinde ilgili komisyonlarda sonuçlandırılması nedeniyle
İçtüzüğün 37 nci maddesi uyarınca doğrudan Genel Kurul gündemine alınması
hususunu arz ederim. Ekrem Pakdemirli Manisa BAŞKAN - Önerge sahibi olarak Sayın Pakdemirli;
buyurun. (ANAP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika efendim. EKREM PAKDEMİRLİ (Manisa) - Sayın Başkan, değerli
arkadaşlar; DGM Kanununda bir değişiklik yapılmasıyla ilgili teklifim hakkında
söz aldım. Sözlerime başlarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlar, 1980 öncesi anarşinin kucağına
itilmiş Türkiye, bazı Batı ülkelerinde bulunan benzer kuruluşlardan esinlenerek
devlet güvenlik mahkemelerini kurmuştur. Terör bugün de gündemdeki yerini
koruduğundan, bu mahkemelerin kaldırılmasını savunmak zordur. Son yıllardaki
uygulama göstermektedir ki, devlet güvenlik mahkemeleri, ülke güvenliği
söylemiyle her türlü konuyu resen soruşturma kapsamına almakta ve çoğu kez
konular soruşturma aşamasında kalmaktadır. Bu geniş kapsam DGM'yi terörle
mücadelede bir ihtisas mahkemesi olmaktan çıkarmış, insan haklarının ihlal
edildiği bir yargı organı haline getirmiştir. Örnek: Çukurca İlçemizde
gözaltına alınan 460 kişiden sadece 1'i hâkim önüne çıkarılmış, diğerleri
salıverilmiştir. Bir sigorta şirketi kuran; ama, henüz faaliyete
geçmemiş bir anonim şirketin bütün ortakları -18 kişi- gözaltına alınmış, yedi
gün sonra, ortak sıfatına sahip olanlar hâkim karşısına çıkarılmadan serbest
bırakılmış, diğerleri de beraat etmiştir. Son beyaz enerji operasyonunda bir
şirketin sahibinin, sırf kendisinden uzman kişi olarak yararlanmak için,
gözaltına alınması, mahkemelerdeki keyfîliği veya isabetsiz kararların korkunç
boyutlarını göstermektedir. DGM savcısının terörle mücadele şubesine yazacağı bir
yazıyla, sade bir vatandaş, bir sanatçı, bir işadamı silahlı bir teröristin
sorgulamaya götürülmesinde olabilecek bir tarzda terörle mücadele şubesine
götürülür. Bu gözaltına alma, görsel ve yazılı basında yer alır, muhabirlerin
haber yerine senaryo tercihleri oranında yazımlar yapılır. Bu tür bir gözaltına
alma, insanların şeref ve haysiyetini aşındıran ve yıpratan, yaşantılarını
derinden sarsan bir olay olmaktadır. "Hazırlık soruşturması gizlidir"
düzenlemesine karşın, bunu ihlal eden savcı veya güvenlik görevlisine hiçbir
işlem yapılamamaktadır. Değerli arkadaşlar, devlet güvenlik mahkemeleri, terör
ve silahlı eylemlerle ilgili suçlar sahasına oturtulmalıdır. Bu görev daralması
genel anlamda yasama organında yapılmakla birlikte, savcılar da bu kısıtlamaya
gitmelidir. İhbarları değerlendirerek soruşturma açmamak veya derinleştirmek
kendi tercihidir. İhbarların sahihliği, muhbirin toplum içindeki yeri, konuya
taraf olup olmadığı dikkate alınarak bulunabilir. Muhbirlerden delil sorulur;
delil yoksa, konu kapatılmalıdır. Kanaatimce, DGM'nin aksayan ve yabancılar tarafından
tenkide tabi tutulan bazı yönleri kalmıştır. Bunların birincisi, terör suçları
yanında, siyasî ve fikrî suçlarla uğraşır olması; ikincisi, davaların uzun
sürmesi; üçüncüsü, soruşturma safhasında delilden ziyade itiraflara ağırlık
verilmesi ve de dördüncüsü, soruşturma aşamasında insan hakları ihlalinin
işlenmesidir. Birinci tenkit, Ceza Kanununun 312 nci maddelerine giren suçları
DGM Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanunundan çıkarmak yoluyla; ikinci ve üçüncü
tenkit, DGM'nin bizatihi kendisi tarafından uygulamasıyla ortadan kaldırılması
yoluyla; dördüncü tenkit de, yasama organı tarafından kanunda yapılacak bir
değişiklikle ortadan kaldırılabilir. Bugün, dördüncü tenkidi ortadan kaldıracak bir kanun
teklifini, Adalet Komisyonunda görüşülemediği için, İçtüzüğün 37 nci maddesinin
bizlere verdiği hakla sizlerin takdirine sunmaktayız. Bu değişiklik, silahlı eylem içerisinde olanlar için
-yani, terörle mücadele yasasına, antiterör yasasına göre- yürütülmekte olan
soruşturmalar hariç veya o soruşturmaların mevcut sistemde kalmasını -yani,
terörle mücadele kapsamında olan suçlar yine mevcut sistemde devam edecek; ama-
bu kanun dışında olan diğer -yani, silahlı eylem içermeyen- bütün konularda
ise, sadece gözaltına alınmalarda genel esaslara dönülmesini içermektedir. Biz,
bu kanunun 14 üncü ve 16 ncı maddelerine birer cümlecik ilave ederek bu sonuca
ulaşıyoruz. Değerli arkadaşlar, özetlersem, terörle, silahlı
eylemle ilgili davalarda mevcut sistem aynen çalışıyor; onun dışında, silahlı
bir eylem içermeyen, antiterör yasasına girmeyen -ticarî olabiliyor; işte,
diğer suçları da, DGM, kendi kapsamı içine aldı- suçlarda da genel esaslara
göre gözaltına alınma oluyor. Gözaltına alındıktan sonra, tekrar, DGM, kendi
sistemi içerisinde soruşturmayı devam ettirebilir. Ben, hem kısa geçmişte olan uygulamalardan üzüntü
duyduğumuz için hem de bu kanun içeride ve dışarıda birçok tenkitlere uğradığı
için, bu değişiklik teklifini verdim. Sizlerden, bu kanun teklifine destek talep ediyor,
saygılar sunuyorum efendim. (Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Pakdemirli. Başka söz talebi?.. Yok. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir. Son önergeyi okutuyorum: 6. – İçel
Milletvekilleri Edip Özgenç, Akif Serin ve Turhan Güven’in, 20.5.1993 tarih ve
2197 Sayılı Kanunun 1 inci Maddesinde Yer Alan İçel Adının Mersin Olarak
Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin (2/332) doğrudan gündeme alınmasına
ilişkin önergesi (4/309) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Başkanlığınıza sunmuş bulunduğumuz ve şu anda İçişleri
Komisyonunda bulunan (2/332) sayılı İçel isminin Mersin olarak
değiştirilmesiyle ilgili yasa teklifimiz 45 gün geçtiği halde adı geçen
komisyonda görüşülmediğinden, Meclis İçtüzüğünün 37 nci maddesi gereğince,
doğrudan gündeme alınması için gereğinin yapılmasını saygılarımızla arz ve
istirham ederiz. 14.11.2001 Edip Özgenç Turhan Güven Akif
Serin İçel İçel İçel BAŞKAN - İlk söz, İçel Milletvekili Sayın Edip Özgenç'e
aittir. Buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakikadır. EDİP ÖZGENÇ (İçel) - Sayın Başkan, saygıdeğer
milletvekilleri; bugün, İçel İlimizin isminin, bölgemizde yaşayan Mersinli
hemşerilerimizin isteğine ve arzusuna uygun olarak, Mersin olarak
değiştirilmesi teklifiyle desteğinizi almak ve bu konuyla ilgili duygularımızı
sizinle paylaşmak üzere söz almış bulunuyorum. Size, Mersinli hemşerilerimin
sevgi ve saygılarını arz ediyor, hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Muhterem milletvekilleri, öncelikle şunu arz etme
durumundayım: Bu yasa teklifi, başta tüm Mersinli hemşerilerimizin, sivil
toplum örgütlerinin, değerli milletvekillerimizin, belediye başkanlarımızın,
aydınlarımızın, yazarlarımızın ve birçok sivil toplum örgütünün istek ve
arzusunun bu temayülde olduğunu arz etmek isterim. İçel Milletvekilimiz
Saygıdeğer Ali Er ile Devlet Bakanımız Sayın Rüştü Kâzım Yücelen Beyefendinin
de bu konuya ilişkin bir yasa teklifi sunmuş olduklarını öğrenmiş bulunuyoruz;
bu da, bizim için ayrı bir sevinç kaynağı oluyor. Elimizdeki mevcut kayıtlara göre, Mersin'in, ilk
yerleşim merkezlerinden birisi olarak... 1826 yılına doğru gidebildiğimiz
kayıtlardan, bu bölgenin, küçük bir yerleşim alanı iken, 1864'te kaza olmasını
ve 1924'te de vilayet olarak "Mersin" ismiyle, Türkiye'nin değerli,
güzide illerinden bir tanesi olarak yer aldığını görüyoruz. 1933 yılında, yüz
yıldır taşıdığı bu isim kaybedilerek "İçel" ismi olmuştur.. Uzun
yıllardan beri tartışma konusu olan ve bir türlü çözüme ulaşmayan Mersin'in bu
çift isminin devamlı olarak tartışılmaktan kurtarılması gerektiğini
düşünüyoruz. Bugün, ülkemizin neresinde olursak olalım, bir vatandaşımızı
çevirip sorarsanız, İçel adını ya bilmez veya da söylemez "Mersin"
diye hitap eder "nerelisiniz" diye sorduğunuz zaman, hep
"Mersinliyim" der. Bu bölgede yaşayan insanlar da, hep
"Mersinliyim" demek suretiyle, bu duygularını devamlı olarak ifade
etmektedir. 1933 yılında, Bazı Vilayetlerin İlgası ve Bazılarının
Birleştirilmesi Hakkında Yasayla, Mersin ve Silifke Vilayetlerinin ismini
birleştirmek suretiyle adını "İçel" olarak değiştirmiş iseler de, bu
yeni ismin, gerek tarihî ve gerekse coğrafî açıdan vilayet sınırları
içerisindeki bu bölgeyi tanımlamaktan uzak olduğunu düşünüyoruz; çünkü, İçel
adı, vilayet sınırları içerisindeki sadece dar bir alanı kapsamakta ve
tanımlamaktadır. İçel'e adını veren "iç il" denilen alan, Kilikya
denilen bölgenin bir adı olarak görülüyor. İçel Vilayeti, Türkiye'de ve
dünyada, Mersin adıyla tanınmaktadır. Adı geçen 1933 tarih ve 2197 sayılı Yasa, Mersin adını
İçel yaparken, Adana'nın ismini Seyhan -özellikle bunu vurgulamak istiyorum-
Artvin ve Rize adını Çoruh yapmış, Aksaray'ı Şebinkarahisar ismiyle kaza yapmış
idi. Aradan altmışyedi yıl geçmiştir saygıdeğer milletvekilleri ve adı geçen
kanunun şu anda hiçbir hükmü kalmamıştır; Seyhan ismi tekrar Adana olmuştur,
Çoruh ismi tekrar Artvin ve Rize olmuştur, Aksaray ise tekrar vilayet
yapılmıştır. Şimdi, Mersinli hemşerilerim soruyor "bütün bu
unsurlarını kaybetmiş bir yasanın yalnız Mersin için var olması, yasalardan
beklenen adalet ve hakkaniyet ölçülerine ters düşmüyor mu" diye düşünüyor.
Araştırmacılarımızın, özellikle Mersin'in değerli baro başkanlarından tarihçi
ve araştırmacı bir yazar arkadaşımız Şinasi Develi'nin yapmış olduğu
araştırmaya göre, İçel, Konya Selçukluları döneminde, Torosların içerisine
girilmesi güç olan yerine verilen isim olarak mütalaa edilmiş, Kâtip Çelebi de
buna benzer tanımlar vermiş. Görüldüğü üzere, İçel, Mersin'in batı yönündeki
Silifke, Gülnar, Mut, Anamur ve Erdemli'nin tamamını kapsayan bir bölge değil.
Küçük bir alanın ismini Mersin Vilayetinin tamamına isim olarak vermenin ve
bunu sürdürmenin yanlış olduğunu düşünüyoruz. Eski fotoğraflarda, yurt dışından
gelen mektuplarda Mersin olarak tanımlanıyor ve Mersin'in gelişmekte olduğu
yıllarda da Mersin olarak biliniyordu. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen toparlayınız. EDİP ÖZGENÇ (Devamla) - Toparlıyorum. Bugün, Mersin'in 154 ülkeyle ticareti vardır. Mersin
Limanı, 53 Avrupa, 40 Amerika, 49 Asya, 31 Afrika ve Avustralya limanıyla
bağlantılıdır. Türkiye'nin en önemli serbest limanı da Mersin'de bulunmaktadır.
Kısaca, bütün dünya, Mersin'i, İçel olarak değil, Mersin olarak tanır. Bu nedenle, bu sunî yakıştırmaya son vermek için, adı
geçen yasa teklifini sunmuş buluyoruz. Gündeme alınması konusunda ilgi ve
desteğinizi umuyoruz. Tüm Mersinli hemşerilerimizin bu yönde istek ve arzuları
olduğunu sizlere arz etmek istiyorum. Beni dinleme lütfunda bulunduğunuz için ve bizi bu
konuda destekleme durumunda olduğunuz için hepinize en derin sevgi ve
saygılarımı sunuyorum. Bu teklifimizin desteklenmesini sizlerden istirham
ediyorum. Teşekkür ediyorum efendim. (Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özgenç. İkinci söz, İçel Milletvekili Sayın Turhan Güven'e ait. Buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. TURHAN GÜVEN (İçel) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bazen, ortaya
çıkan bir tanım veya bir tariften, uygulamada kullananlar tarafından pek
isabetli görülmediği için veya uygun görülmediği için, vazgeçilir. Mesela,
bakınız, Türkçeleştirelim derken "cumhuriyet müddeiumumîsi" yerine
"cumhuriyet savcısı" denilmiştir, tutmuştur; bugün, Türkiye'de hiç
kimse, yargı içerisinde "cumhuriyetin müddeiumumîsi" diye bahsetmez. OĞUZ AYGÜN (Ankara) - "Saylav..." TURHAN GÜVEN (Devamla) - Ama "saylav"
tutmamıştır. OĞUZ AYGÜN (Ankara) - "Milletvekili..." TURHAN GÜVEN (Devamla) - "Milletvekili"
doğru... Eski deyimi "mebus"
doğru... Peki, mesela, yine buna bir örnek veriyorum:
"Hâkim" yerine "yargıç..." Bugün, bazen, öztürkçeye meraklı
olan arkadaşlarımız kullanır; ama, vatandaş arasında "yargıç"
kelimesi pek kullanılmaz; nedir; halen, hükmeden, karar veren anlamında
"hâkim" kullanılır. İşte, İçel İli olayı da -gerçi, bu bizim gündemde
yanlış basılmış; o kanun 1993 tarihli değildir, 1933 tarihlidir; yani, aradan
altmışyedi altmışsekiz sene geçmiştir- Silifke ile birlikte -Silifke de ildir-
birleştirildiği zaman, İçel olmuştur. Değerli kardeşim Sayın Özgenç çok vukufiyetle bu konuyu
açıkladılar, benim ona fazla bir katkım olmayacak; ama, olay şu: Bu kanundaki
Seyhan İli, daha sonra Adana oldu, yani, merkez ilçesinin adını aldı; diğer
iller tekrar adlarına sahip oldular, merkez ilçelerinin adlarını aldılar; ama,
İçel adı halen kaldı. Ben on sene orada görev yaptım; hiç kimse, beni
"İçel Cumhuriyet Savcısı" diye çağırmadı, tanımadı; ben, hep
"Mersin Cumhuriyet Savcısı" oldum. O nedenle, bugün uygulamada,
tanınmada bir eşitlik sağlanması lazımsa, artık "İçel İli" yerine
"Mersin İli" denilmesi daha doğrudur ve bu konuda vatandaştaki yaygın
kanaatle beraber, uygulamanın getirdiği bir rahatlık vardır. Uygulama nedir;
herkes "İçel" yerine "Mersin" adını kullanmaktadır. Bu kanun teklifini, değerli kardeşimle ve diğer
arkadaşlarla beraber verdik. Özellikle sizden ricam; gündeme alınması konusunda
gerekli hassasiyeti göstereceğinize inanıyor, hepinize saygılar sunuyorum. Teşekkür ederim. (DYP ve DSP sıralarından alkışlar) BAŞKAN- Teşekkür ediyorum Sayın Güven. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir. Sayın milletvekilleri, gündemin "Seçim"
kısmına geçiyoruz. V. – SEÇİMLER A)
KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM 1. – Adalet
Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim BAŞKAN- Adalet Komisyonunda boş bulunan ve Doğru Yol
Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için, Denizli Milletvekili Sayın Mustafa Kemal
Aykurt aday gösterilmiştir. Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir. Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince
"Sözlü Sorular" kısmını görüşmüyor ve gündemin "Genel Görüşme ve
Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmına geçiyoruz. VI. –
GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS
ARAŞTIRMASI A)
ÖNGÖRÜŞMELER 1. – Konya
Milletvekili Veysel Candan ve 20 arkadaşının, SSK’nın bugünkü durumunun
araştırılarak yeniden yapılandırılması için alınması gereken tedbirleri
belirlemek amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/11) BAŞKAN- Bu kısmın 1 inci sırasında yer alan, Konya
Milletvekili Sayın Veysel Candan ve 20 arkadaşının, Sosyal Sigortalar Kurumunun
bugünkü durumunun araştırılarak yeniden yapılandırılması için alınması gereken
tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 104 ve 105
inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesinin
öngörüşmelerine, 6.2.2001 tarihli 54 üncü Birleşimde kaldığımız yerden devam
ediyoruz. Hükümet?.. Burada. Sayın milletvekilleri, hatırlanacağı üzere, hükümet,
Fazilet Partisi ve Doğru Yol Partisi Grupları adına yapılan konuşmalar
tamamlanmıştı. Şimdi söz sırası, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu
adına, Isparta Milletvekili Sayın Mustafa Zorlu'ya aittir. Sayın Zorlu?.. Yok. Şimdi, ANAP Grubuyla devam edelim; Milliyetçi Hareket
Partisi Grubu daha sonra konuşabilir. Anavatan Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili
Sayın Emre Kocaoğlu; buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar) ANAP GRUBU ADINA A. EMRE KOCAOĞLU (İstanbul) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Konya Milletvekili Sayın Veysel Candan ve 20
arkadaşının SSK hakkında Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesiyle
ilgili olarak, Anavatan Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere söz almış
bulunuyorum; Yüce Heyetinizi, Grubum ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum. Sayın milletvekilleri, geçen dönem, Yüce Meclisin 8
Şubat 1996 tarihli 11 inci Birleşiminde, yine SSK hakkında benzer bir araştırma
önergesi görüşülmüştü ve (10/1,14) esas numaralı bir araştırma komisyonu
kurulmuştu; bu komisyonun raporu da, yine geçen dönem, 3 Aralık 1997 tarihli 25
inci Birleşimde görüşülmüştü. 1996 yılında böyle bir Meclis araştırması komisyonunun
kurulmuş ve raporunun görüşülmüş olmasının önemi şudur: Şimdi önümüze gelen
şikâyetlerin çoğu, daha o zaman görüşülmüş, çareleri önerilmiş ve aradan geçen
zaman içinde -özellikle 57 nci hükümette ve Sayın Yaşar Okuyan'ın Bakanlığı
zamanında- halledilmiş sorunlardır; yani, şimdi görüştüğümüz konuların çoğu,
hatta tümü halledilmiş sorunlar olduğuna göre, bugünkü önerge, olsa olsa, eski
önergenin anakronik ve hükmü geçmiş bir kopyasından ibarettir. 57 nci hükümet
tarafından halledilmiş birtakım eski sorunların şimdi bu Meclisin huzuruna
getirilmesi, şüphesiz ki, hükümet, Anavatan Partisi ve Yaşar Okuyan için haklı
birer övünme fırsatı yaratacaktır, bu sebeple, önerge sahiplerine teşekkür
ediyoruz. Sayın milletvekilleri, geçen yıllarda Yüce Meclisin
uzun tartışmalarla kabul ettiği Sosyal Güvenlik Reformu Yasası sayesinde
ülkemizin en kronik sorunlarından birisi olan sosyal güvenlik meselemiz hal
yoluna girmektedir. Eskiden herkesin alay konusu olan SSK, kabul ettiğimiz yasa
ve aldığımız tedbirler sayesinde hızla düzelmektedir. Eskiden devlet bütçesinin
en büyük asalağı olan ve "karadelik" adıyla siyaset literatürümüzde
kara bir isim almış bulunan SSK, artık kendi yağıyla kavrulmaya başlamıştır ve
Hazineye eskisi gibi yük olmamaktadır. SSK hastanelerinde, eskiden hayal edilemeyecek derecede
düzelme olmuştur ve bu süreç devam etmektedir. Eskiden SSK hastaneleriyle
"kalite" kelimesi bir arada geçemezdi; ama, şimdi, bazı SSK
hastanelerine kalite belgesi alınması için çalışılıyor ve bu güzel haber
kimseyi şaşırtmıyor; hatta tam tersine, gayet doğal karşılanmakta ve önerge
sahipleri tarafından, neden geciktiği sorulmaktadır. Dünyada hiçbir eleştiri,
bu eleştiri kadar şeref verici olamaz. ASLAN POLAT (Erzurum) - Hangileri?.. İsim ver. A. EMRE KOCAOĞLU (Devamla) - Bu iyileşme süreci aynı
hızla devam ederse, kısa zaman içerisinde SSK'nın malî bünyesi iyice
güçleneceği için, işçi emeklilerine de iyileşme sağlanması gündeme gelecektir. ASLAN POLAT (Erzurum) - Gelmiş mi? A. EMRE KOCAOĞLU (Devamla) - Bekleyin, arz ediyorum;
biraz sabır... Türkiye İşçi Emeklileri Derneği Genel Başkanı Sayın
İnci Koyuncu, işçi emeklilerinin durumunun iyileştirilmesi için Sayın Bakanla
öngörüşmelere başladıklarını açıklamıştır. Düşünün sayın milletvekilleri; son yılların en kronik
ve en acı derdi olan, işçi emeklilerinin perişanlığına son verilmesi ve
durumlarının iyileştirilmesi gündeme gelmiştir. Yani, SSK öylesine istikrarlı
bir iyileşme sürecine girmiştir ki, artık sıra, işçi emeklilerinin perişan
haline son vermeye gelmiştir. (Erzurum Milletvekili Aslan Polat tarafından
"Bravo; müthiş" sesi, alkış[!]) Bunu öğrenince alkışlayacağınızı biliyordum. Siz de
takdir ediyorsunuz; ne mutlu! ASLAN POLAT (Erzurum) - Yahu, dalga geçme... A. EMRE KOCAOĞLU (Devamla) - İşçi Emeklileri
Derneğinden öğrendiğimiz kadarıyla, henüz bu temaslar sadece planlama
aşamasındadır; ama, işin planlaması başladığına göre mutlaka gerisi de
gelecektir. Çünkü, bu, 57 nci hükümettir. ASLAN POLAT (Erzurum) - Bak, işçiler dinliyor; günah
bunlar, günah! A. EMRE KOCAOĞLU (Devamla) - Ve daha da önemlisi; SSK,
kendi kaynaklarıyla yaşamaya devam edebilirse, yılların başka bir özlemi daha
gündeme gelecektir; bu da, SSK'nın, devlet etkisinden çıkarılması ve özerkleştirilmesidir. Bunun olmazsa olmaz şartı,
SSK'nın, devletin malî desteğine muhtaç olmadan kendi yağıyla kavrulabilmesidir
ve SSK bu yönde ilerlemektedir. Şimdi bizlere düşen, 57 nci hükümetin ve Bakan
Sayın Okuyan'ın başlattığı bu müjdeli yürüyüşü engellemek değil, bu yolda
onlara yardımcı olmaktır. Değerli milletvekilleri, bu durumda, şimdiki
görüşmenin, 57 nci hükümete hesap sorma amacıyla değil, madalya verme amacıyla
yapılması gerekirdi; çünkü, Meclisin denetim görevi, yanlışlar kadar doğruları
da görmeyi ve göstermeyi gerektirir. Mademki, 57 nci hükümet ve onun Çalışma
Bakanı Sayın Okuyan, sosyal güvenlikte başarılıdır ve yılların ölümcül hastası
SSK'yı hızla iyileştirerek ayağa kaldırmaktadır; şu halde, bu başarıyı takdir
ve teşvik etmek de Yüce Meclisin görevleri arasındadır. Bu önergeyi veren değerli muhalefet milletvekillerinin
amaçları, her ne kadar takdir değilse de, önergenin, kendi istekleri dışında
bile olsa, kadirbilir bir takdire dönüşmesi, siyaset ve hakkaniyet açısından
faydalı olacaktır. Sayın milletvekilleri, konuşmamın başında da arz
ettiğim gibi, aslında, bu önergenin içeriği yeni değildir; geçen dönem verilen
araştırma önergesi vesilesiyle bu konular görüşülmüştür ve hem o önergede hem
de şimdiki önergede bahsedilen hususların, yani atfedilen kusurların çoğu,
çoktan halledilmiştir. Değerli milletvekilleri, nitekim, önergeyi veren sayın
milletvekili geçen salı günü bu kürsüde yaptığı konuşmasında, Sayın Bakana
aynen şöyle söylemektedir: "Sayın Bakan, sizin döneminizle ilgili değil;
zaten, bu araştırma önergesi, sizin döneminizi sorgulamak için verilmiş
değil." Demek ki, 57 nci hükümet ve Sayın Yaşar Okuyan, sosyal güvenlikte
o kadar başarılı ki, bu önergenin sahipleri bile, şimdi, kendi önergelerini
savunamıyorlar. Kaldı ki, önerge sahibi sayın milletvekili, yine salı günü
yaptığı konuşmada, 1991 gibi, 1994 gibi yıllardan bahsediyor. İyi; ama, o
yıllardan sonra, şimdi muhalefette olan partiler de iktidar oldular ve SSK'yı
yönettiler. Şikâyet ettikleri konuların çoğu, şimdi 57 nci hükümet sayesinde
halledilmiş olsa bile, o zaman en yakıcı şekilde gündemdeydi. Onların
döneminde, SSK, bütün hızıyla kan kaybediyordu ve çöküyordu. Şimdi şikâyet eden
sayın milletvekilleri, o zaman kendi iktidarlarında neden bu şikâyetleri
halletmediler? 1990'lı yılların sorunlarından kendileri de sorumlu. Kendi
sorumluluklarının hesabını neden 57 nci hükümete soruyorlar? Kendi
iktidarlarında sorunları halletmediler, hatta derinleştirdiler; ama, onların tahribatını
gidermek ve sosyal güvenlik sistemimizi yeniden canlandırmak, 57 nci hükümete ve
Sayın Okuyan'a nasip oldu. Şimdi bunun gıptası içerisinde oldukları anlaşılıyor
ve belki de bu gıptayla teşekkür etmeleri gereken 57 nci hükümete, biraz da
kendi kusurlarının hesabını soruyorlar. Sayın milletvekilleri, bu anakronik araştırma önergesi
ne kadar haksız ve anlamsız olursa olsun, yine de, değerli muhalefete olan
saygımız gereğince, ciddiye alarak bazı iddiaları cevaplandırmak gerekir. Önerge metninde "SSK, kendisine verilen görevi tam
anlamıyla yapacak hukukî düzenlemeye ve idarî reforma kavuşamadı"
deniliyor. İnsaf edilsin sayın milletvekilleri, allahaşkına insaf edilsin! Daha
geçen yıllarda burada zorlu görüşmelerle köklü bir sosyal güvenlik reformu
yaptık. Bu sayede SSK'nın kronik kan kaybı durduruldu, kurum ölüm döşeğinden
kurtarıldı. 1996 tarihli araştırma önergesinde talep edilen işsizlik sigortası
çıkarıldı. Aynı önergeyle talep edilen iş güvencesi hazırlıklarını hepimiz
biliyoruz. Yine aynı önergeyle talep edilen bireysel sigorta tasarısı Çalışma
Komisyonundan ve Plan ve Bütçe Komisyonundan geçti; şimdi onun vergi boyutunu
düzenleyen tasarı komisyonda görüşülüyor. Sistemi bilgisayara geçirecek ve herkese bir akıllı
kart vererek hizmeti mükemmelleştirecek büyük bir otomasyon projesi yürütülüyor
ve daha da önemlisi, hukukî düzenleme ve idarî reform sürecini tamamlayan kanun
hükmünde kararnameler çıkarıldı. SSK'nın sağlık ve sigorta hizmetleri yapısal
olarak birbirinden ayrıldı. Bütün bunlar, muhalefetin istediği, yok zannettiği
hukukî düzenleme ve idarî reformun ta kendisi değil midir?! Burada, değerli muhalefetin bir çelişkisine daha
dikkatinizi çekmek isterim: Değerli muhalefet partilerimiz, bir yandan hukukî
düzenleme ve idarî reform istiyorlar, öte yandan da yapılan hukukî düzenleme ve
idarî reformları bozmak için Anayasa Mahkemesine gidiyorlar. Acaba, tavşana
"kaç" derken mi haklılar, yoksa, tazıya "tut" derken mi?!.
Bunun takdirini Yüce Milletimize ve Yüce Meclisimize bırakıyorum. Değerli milletvekilleri, yüksek malumunuz olduğu üzere,
sosyal güvenlik sistemimizdeki yapısal reform ihtiyacını tamamlayan
düzenlemeler, şimdi Yüce Meclisin komisyonlarındadır; halen Çalışma
Komisyonunda görüşülmekte olup, yakında Plan ve Bütçe Komisyonumuza, oradan da
en kısa zamanda Genel Kurulun huzuruna gelecektir. Demek ki, şimdi gün,
herkesin kendi samimiyetinin test edilme günüdür. Değerli muhalefet
partilerimizin samimiyetinden elbette şüphe etmiyoruz; şimdi SSK'da idarî
reform istediklerine göre, idarî reform amaçlı tasarıları da komisyonlarda ve
Genel Kurulda destekleyeceklerine eminiz. Sayın milletvekilleri, önerge müzakerelerinin başladığı
geçen salı günü, Çalışma Bakanı Sayın Yaşar Okuyan konuşmasında önemli ve
yararlı bilgiler verdi; önergenin metninde, genel gerekçesinde ve muhalefet
sözcülerinin konuşmalarında öne sürülen iddiaların gerçekdışı olduğunu açıkça
gösterdi. Bu sebeple, bu konulara ayrıntılı şekilde girmeyeceğim; ama,
izninizle, 5 konuya özetle temas etmek istiyorum. Birinci konu, SSK'dan kaçak çalışan işçi sayısının hâlâ
yüksek olduğu ve kayıtdışı işçilikle mücadele edilmediği iddiasıdır. Bu
iddianın birinci kısmı doğrudur, kaçak işçi sayısı hâlâ yüksektir; ama, bunun
sorumlusu 57 nci hükümet değildir; çünkü, iddianın ikinci kısmı yanlıştır.
Geçen yıllarda çıkardığımız sosyal güvenlik reformunun getirdiği imkânlar
sayesinde, kaçak işçilikle ciddî şekilde mücadele edilmektedir. Nitekim, son
aylarda, bütün işçi çıkarmalara rağmen, SSK'nın kapsadığı nüfus büyümektedir.
Her ay binlerce yeni işçi SSK bünyesine katılmaktadır; zaten, biraz da bu
sayede SSK'nın geliri artmakta ve malî bünyesi düzelmektedir. İkinci konu, SSK'nın malî bünyesindeki düzelmenin
sadece prim artışına bağlanmasıdır. Değerli milletvekilleri, şüphesiz ki,
ülkemiz şartlarında primler yüksektir ve malî bünyenin güçlenmesine paralel
olarak, zamanla oranların düşürülmesi gereklidir; ama, prim oranları, bu
önergede belirtildiği şekilde, şimdi yükseltilmiş değildir, sadece, mevcut
oranların herkese eşit şekilde uygulanması sağlanmıştır ve bu husus, sadece
yüksek ücret alanlara mahsustur, yani, yüksek ücret aldığını gizleyenlere
mahsustur, yani, vermesi gereken primi vermeyip, düşük ücretlilerin dişlerinden
arttırdığı primlerden yararlananlara mahsustur. Yüksek ücretlilerden tam prim
alınması, sosyal adalet açısından yapılması gereken bir iştir ve bu
yapılmıştır. Bunu, eleştirmek değil, alkışlamak gerekir değerli
milletvekilleri. Kaldı ki, bu prim farkından SSK'ya gelen gelir, toplam
gelir artışının üçte 1' inden azdır;
gerisi diğer önlemlerin getirdiği kazançtır. Bu başarıyı görmezden gelmek,
şüphesiz ki, büyük bir haksızlıktır. Üçüncü konu, değerli milletvekilleri, prim
alacaklarının zamanında tahsil edilmediği iddiasıdır. Evet, tahsil
edilmemiştir; ama, eski zamanda tahsil edilmemiştir ve SSK'nın alacakları böyle
birikmiştir. Şimdi, Yaşar Okuyan bu alacakları tahsil ediyor; ama, sayın
muhalefet sözcüleri bundan da şikâyet ediyor. Sayın Okuyan, kurumların ve
belediyelerin çok üzerine gidiyormuş ve bu yanlışmış! Hem birikmiş alacakların
tahsil edilmediğinden şikâyet edeceksiniz hem de aynı alacakların tahsil
edildiğinden; peki, Yaşar Okuyan ne yapacaktı bu primleri tahsil etmeyip de?
Türk Milletinin büyük kesimine hizmet eden SSK'nın haklı alacaklarını tahsil
etmeyecek miydi? O zaman, hep birlikte bundan şikâyet etmez miydik? Demek ki,
Çalışma Bakanı Sayın Okuyan, SSK'nın birikmiş alacaklarını tahsil etmekle,
burada da doğruyu yapıyor. Dördüncü konu, otomasyon konusudur. Genel gerekçenin
daha 1 inci maddesinde, kurumda otomasyona geçilmediğinden şikâyet ediliyor;
ama, yine, lütfen insaf edelim; Sayın Çalışma Bakanı aylardır, sosyal güvenlik
kurumlarının daha önceki yıllarda belki de kasten otomasyona geçirilmediğinden
şikâyet ediyor ve bunun için geliştirdiği büyük bir otomasyon projesini
anlatıyor. Geçen salı günü yaptığı konuşmada da, projenin hazırlık aşamasının
bittiğini ve yakında ihale aşamasına gelineceğini söyledi. Bu hayırlı haberi
duymazdan gelip, yılların ihmaline son vermekte ve otomasyona geçmekte olan
Sayın Okuyan'ı otomasyona geçmemekle suçlamak, belki de son yılların en büyük
haksızlığıdır; ama, bendeniz, değerli muhalefetimizin samimiyetinden şüphe
etmemek âdetime devam ediyorum ve buradaki eleştirilerini, otomasyon projesini
destekleyecekleri yolunda hayırlı bir işaret olarak görüyorum. Beşinci konu, değerli milletvekilleri, harcamalarda
usulsüzlük iddiasıdır. Sayın milletvekilleri, son zamanlarda siyasetimizde çok
kötü ve yanlış bir âdet yerleşti, düşüncesi hizmet olan temiz insanlara bile,
burada veya başka zeminlerde, gelişigüzel kara çalmak alışkanlık haline geldi.
57 nci hükümet, yolsuzluklarla mücadelede cumhuriyet şampiyonu iken, birileri
çıkıyor ve hükümeti yolsuzluklara göz yummakla suçluyor. Sayın Yaşar Okuyan,
sosyal güvenlik kurumlarındaki yıllanmış yanlışlara son vermek için uğraşan
kişi iken, birileri çıkıp onu usulsüzlükle suçluyor; ama, ortada ne bir delil
var ne de bir kanıt, sadece boş iddialar var. Değerli arkadaşlarım, temiz insanlara, delilsiz ve
kanıtsız kara çalmak yanlış bir yoldur; bu dünyada ayıptır, öbür dünyada
günahtır. Muhalefet demokrasi için şarttır; ama, dürüstlük, iktidar için olduğu
kadar, muhalefet için de şarttır. Değerli muhalefet partilerimizi, bu yanlış
huydan yani önüne gelen herkese kara çalmak huyundan vazgeçmeye davet ediyorum;
çünkü, muhalefetin gayriciddî ve müfteri olarak tanınması, Allah korusun,
demokrasinin olmazsa olmaz parçası olan muhalefet fonksiyonunu zedeler. Bu görüşümün bir kanıtı, bir muhalefet sözcümüzün geçen
salı yaptığı konuşmada, SSK'da yakında yapılacak olan otomasyon ihalesine
ilişkin haksız iddiasıdır. Güya, bu ihaleyi kazanacak firma şimdiden belliymiş
ve hazırlıklar buna göre yapılıyormuş; bu kürsüden bu söylendi. Ama, Sayın
Bakan, yine bu kürsüden -ve daha önceleri- ihalenin son derece şeffaf olarak
yapılacağını söylüyor. Şimdi, burada kim haklıdır? Eğer, muhalefet haklıysa,
lütfen, bahsettikleri imtiyazlı firmayı açıklasınlar, davet ediyorum ve biz de
görelim bakalım hangi firma kazanacakmış. Eğer, ihale şeffaf yapılmazsa, yani,
muhalefetin dediği doğru çıkarsa ve eğer, o bahsedilen hayalî firma, hak
etmediği bir ihaleyi haksız biçimde kazanırsa, o zaman, bendeniz, bu kürsüye
çıkıp sizlerden özür dileyeceğim; ama, eğer, muhalefetin o sözü doğru çıkmazsa,
o sözde imtiyazlı firmayı şimdiden açıklayamazlarsa ve o firma, hak etmediği
bir ihaleyi kazanmazsa, o zaman, sayın muhalefet sözcüleri de buraya çıkıp,
temiz insanlara iftira attıklarını açıkça söyleyebilecekler mi?! Ve daha da
önemlisi, temiz insanlara kara çalma alışkanlığını bu temiz çatıdan ebediyen
silecekler mi! Sayın milletvekilleri, konuşmamın sonunda, bendeniz, bu
önergeyi veren değerli muhalefet milletvekillerine tekrar teşekkür ediyorum;
çünkü, SSK'daki iyileşmeyi bir kere daha hatırlamamıza ve hatırlatmamıza vesile
oldular, 57 nci hükümeti ve onun Çalışma Bakanı Sayın Okuyan'ı bir kere daha
kutlamamıza vesile oldular; sağ olsunlar, eksik olmasınlar; ama, şimdi önümüzde
bir teşekkür fırsatı daha var; SSK'nın idarî reformunun tamamlanması için
hazırlanan yeni tasarılar komisyonlarda görüşülüyor; iş güvencesi tasarısı
Bakanlar Kurulunca imzalandı, yakında Yüce Meclise sevk edilmesi bekleniyor.
Değerli muhalefet partileri, bu tasarılara da komisyonlarda ve Genel Kuruldaki
müzakerelerde destek verirlerse, önergede ve konuşmalarda belirttikleri reformu
samimiyetle istedikleri anlaşılır; o zaman biz de, aynı samimiyetle kendilerine
bir kere daha teşekkür ederiz. Sayın milletvekilleri, açıkça görülüyor ki, 57 nci
hükümet, her alanda olduğu gibi, sosyal güvenlik alanında da başarılıdır.
Başarılı Çalışma Bakanı Sayın Yaşar Okuyan için de, Yüce Meclisin, araştırması
değil, tebrik etmesi daha hakkaniyetli olacaktır. MURAT AKIN (Aksaray) - Her alanda deme de!.. MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) - Kanunî hakkımız!.. A. EMRE KOCAOĞLU (Devamla) - Yüce Meclisin, bu önergeyi
reddederek, Sayın Okuyan'ı takdir ve teşvik edeceğine eminim. Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum;
şahsım ve Anavatan Partisi adına, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (ANAP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kocaoğlu. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Isparta
Milletvekili Sayın Mustafa Zorlu; buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar) MURAT AKIN (Aksaray) - Sayın hatip, her alanda başarılı
da, millet niye "açız" diyor? A. EMRE KOCAOĞLU (İstanbul) - Söyleyecek sözünüz varsa,
buyurun. MURAT AKIN (Aksaray) - Söylüyorum. A. EMRE KOCAOĞLU (İstanbul) - Buyurun, cevabını
vereyim. MURAT AKIN (Aksaray) - Her alanda başarılı da, millet
niye "açız" diye bağırıyor! Bu kadarını söylemeyin, insana hakaret
eder gibi!.. BAŞKAN - Sayın Zorlu, süreniz 20 dakika efendim. MHP GRUBU ADINA MUSTAFA ZORLU (Isparta) - Sayın Başkan,
sayın milletvekilleri; Konya Milletvekili Sayın Veysel Candan ve 20
arkadaşının, Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 üncü maddeleri uyarınca, SSK hakkında
Meclis araştırması açılması istemiyle verdikleri önerge hakkında Milliyetçi
Hareket Partisi Grubunun görüşlerini aktarmak üzere söz almış bulunuyorum;
Grubum ve şahsım adına, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bilindiği üzere,
SSK, 1945 yılında, 4792 sayılı Kanunla kurulmuş bir kuruluşumuzdur. SSK'nın, sigorta ve sağlık alanlarındaki faaliyetleri
hakkında Yüce Heyetinize biraz bilgi vermek istiyorum: Sigorta müdürlüklerinin
büyük bir kısmı otomasyona geçmiş bulunmaktadır. Yazılımların bir kısmı TAİ
firmasınca, bir kısmı da kurum bünyesinde hazırlanmaktadır. Muhasebe servislerinin rantabl çalışabilmesi için
personel açığının kapatılması gerekmektedir. Aslî üye sayısı 7 olan Yüksek Sağlık Kurulu, haftanın
salı ve cuma günleri toplanmakta olup, her toplantıda yaklaşık 50 dosyanın
incelenerek karara bağlandığı ilgililerce ifade edilmektedir. İş kazası ve 2/3 maluliyet dosyaları, ancak birkaç ay
içerisinde değerlendirilmektedir. Yüksek Sağlık Kurulu arşivinde yaklaşık 4 000
dosya mevcut olup, bunun 2/3'ü meslek hastalığıyla ilgili dosyalardır.
Dosyalar, sadece bir öğretim üyesinin ayrı ayrı incelemesi sonucunda kurulda
değerlendirildiğinden, bu süre oldukça uzamaktadır. Yüksek Sağlık Kurulunun çalışma şekli, yapısı, yeniden
teşkili, eleman sayısı ve teknik ekipman noksanlıklarının giderilmesi, daha
doğrusu, bu hantal yapının aktif hale gelebilmesi, 506 sayılı Kanunda öngörülen
madde 129 ve 135-A'daki değişikliklerin gerçekleşmesiyle -asgariye indirilmesi-
mümkün olabilecektir. Rantabl olmayan sağlık istasyonları kapatılmaktadır.
2000 yılı içerisinde 4 sağlık istasyonu kapatılmıştır. Eczaneler, belli kriterlere göre açılmaktadır. Rantabl
olmayan eczane olmamakla beraber, eczane kadrolarına atama yapılamadığından,
eczanelerde sıkıntı yaşanmaktadır. Büyük illerde sağlık tesislerinin yeterli hale
getirilmesi, hizmet maliyetlerinin düşürülmesi için, ISO 9000 ve toplam kalite
yönetimi çalışması 2000 yılı başından beri yapılmaktadır. Verimliliğin
yükseltilmesi, maliyetin düşürülmesi esas alınmak üzere, 32 hastanede bu
çalışmanın yapılması hedeflenmiştir. Kurumun çağdaş yönetim organizasyonuna kavuşması için,
616 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle, hastanelerimizin işletme haline
dönüştürülebilmesi imkânı getirilmiş; bu paralelde, bazı hastanelerimizde, son
üç ay içinde, işletmeye dönüştürülme kararları alınmıştır. Devletin işçi, işveren yanında üçüncü taraf olarak prim
ödemesi şeklinde katkı sağlaması ve prim oranlarının yeniden belirlenmesi
hususu kanunî bir düzenlemedir. SSK'ya devlet katkısı açıkları kapatmak
şeklinde olmaktadır. Kuruma 2000 Ocak-Haziran döneminde 380 trilyon TL Hazine
yardımı yapılmıştır. Kurumun prim alacakları zamanında tahsil
edilememektedir. Geçmiş yıllara ait alacaklar kanunî işlemlere tevessül
edilerek tahsil edilebilmektedir. Bu arada, bir önemli hususu Sayın Bakanın dikkatlerine
sunmak istiyorum: Birçok belediye ve belediye başkanı geçmiş yıllara ait
ödenmeyen sigorta borçlarını faizleriyle birlikte kucaklarında bulmuşlardır; bu
da, belediyelerimize, hizmet noktasında zor anlar yaşatmaktadır. Göreve yeni
gelen birçok belediye başkanımız, rahatsızlıklarını dile getirmektedir.
Belediyelerimizin sigorta borçlarının faizlerinin, belli bir zaman dilimi
içerisinde anaparalarının ödenmesi şartıyla silinmesinin, ödeyemeyen
belediyelerden borçların faiziyle birlikte kanunlar gereğince tahsiline
gidilmesinin anlamlı olacağını vurgulamak istiyorum. Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türk Milletinin ve
ekonomisinin en büyük kamburlarından olan yolsuzluklar ve haksızlıkların
üzerine gidilmesinin millî bir görev olarak algılanması zorunluluktur.
Sosyoekonomik bünyemize kene gibi yapışan organize şebekeler üzerine
hükümetimiz döneminde çok yönlü bir şekilde gidildiği ve Milliyetçi Hareket
Partisinin hassasiyeti herkesin malumlarıdır. Bu önergede iddia edilen
usulsüzlük ve yolsuzluklarla ilgili olarak, Sayın Bakanın hassasiyetini
biliyoruz. Önergede geçen veya geçmeyen bütün konularla ilgili olarak, çok
yönlü ve kararlı bir şekilde mücadele edilmesi temennisiyle, Yüce Heyetinizi
saygıyla selamlıyorum. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Zorlu. KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, bir şey ifade
edebilir miyim. Grubumuz adına geçen görüşmede konuşan Sayın İbrahim
Konukoğlu Irak'a görevli gitmiş. Biraz önce Sayın Emre Kocaoğlu ANAP Grubu
adına konuşurken "firma ismini söylesinler" dedi. Sayın İbrahim
Konukoğlu, benden, firma isminin TAİ olduğunu söylememi istediler, rica
ettiler. Şimdi, Sayın Kocaoğlu dedi ki "hangi firmaya
verileceğini söylesinler." Sayın Konukoğlu da, Grup sözcüsü olarak burada
dile getirdiği, SSK'da, ihaleyi alacak firmanın TAİ olduğunu söylediler. O
arkadaşın bana verdiği görevi yerine getiriyorum. BAŞKAN - Sayın Kocaoğlu'nu aydınlatmış oldunuz. Peki
efendim, teşekkür ederim. KAMER GENÇ (Tunceli) - Tamam efendim. Vermezlerse o
zaman konuşuruz. BAŞKAN - Demokratik Sol Parti Grubu adına, Balıkesir
Milletvekili Sayın Güven Karahan; buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar) Süreniz 20 dakika efendim. DSP GRUBU ADINA MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gündemimizde yer alan, Sosyal Sigortalar
Kurumunun bugünkü durumunun araştırılarak, yeniden yapılandırılması için
alınması gereken tedbirleri belirlemek amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması
önergesi hakkında, Demokratik Sol Parti Grubunun görüşlerini açıklamak üzere
söz almış bulunuyorum; bu vesileyle Partim ve şahsım adına hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Değerli arkadaşlarım, Sosyal Sigortalar Kurumu 9.7.1945
tarihinde 4792 sayılı Kanunla İşçi Sigortaları Kurumu adıyla kurulmuştur. Adı
17.7.1964 tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumu olarak değiştirilmiştir. İş
hayatında türlü hallere karşı, ilgili Sigorta Kanunu hükümlerini uygulamak
amacıyla kurulmuş olan Sosyal Sigortalar Kurumu, 4792 sayılı Kanun hükümlerine
ve özel hukuk hükümlerine tabidir. Malî ve idarî açılardan özerktir ve
tüzelkişilikte bir devlet kurumudur. Sosyal Sigortalar Kurumu -hepimizin bildiği gibi- ölüm,
iş kazası, meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve en son
olarak da 4447 sayılı Sosyal Güvenlik Kanunuyla görevleri arasına eklenen
işsizlik sigortası konularında fon esasına göre hizmet vermektedir. Nüfusumuzun yaklaşık olarak yarısına sağlık ve
emeklilik hizmetleri veren Sosyal Sigortalar Kurumunun hastane, sağlık
dispanseri, semt polikliniği, sağlık istasyonu, ağız ve diş sağlığı dispanseri
ile hemodiyaliz dispanserleri olmak üzere 540 kadar sağlık tesisi vardır.
Sosyal Sigortalar Kurumunda, yaklaşık olarak 66 000 kişi çalışmaktadır. Şimdi,
bu kadar büyük bir kuruluşun sorunlarının bulunmadığını ileri sürmek,
zannederim yanlışların en büyüğü olur diye düşünmekteyim. 2000 yılı sonuna kadar, Sosyal Sigortalar Kurumunun
karşı karşıya kaldığı sorunları kısa kısa irdelememiz yerinde olacaktır. 1 - Yeniden yapılanma ihtiyacı: Araştırma önergesinin gündeme alınışı, Sosyal
Sigortalar Kurumunun yeniden yapılanmasıyla ilgili yasa tasarılarının Türkiye
Büyük Millet Meclisi gündemine girişiyle aynı günlere rastlaması büyük bir
tesadüftür; çünkü, Sosyal Sigortalar Kurumunun sağlık hizmetleri ile sosyal
sigorta hizmetlerinin birbirinden ayrılması gerektiği ve bunun, sorunların en
başında geldiği ilgili kesimler tarafından geçmişten beri ifade edilmektedir. 57 nci hükümetin 2000 yılında aldığı yetki yasasıyla bu
konuda çıkardığı kanun hükmünde kararnameler, Anayasa Mahkemesi tarafından
iptal edilmişti. Bunun üzerine, Sosyal Sigortalar Kurumunun yeniden
yapılandırılmasıyla ilgili tasarılar hazırlanmış ve Türkiye Büyük Millet
Meclisimizin gündemine sunulmuştur. 15 Şubat 2000 Perşembe günü Plan ve Bütçe
Komisyonunun gündeminde görüşülecek olan kanun tasarıları, Sosyal Sigortalar
Kurumunun yeniden yapılandırılmasıyla ilgilidir. Bunlar; Sosyal Güvenlik Kurumu
Teşkilatının Kurulması, Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilatının Kuruluşu ve
Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı; Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının
Kurulması, Sosyal Sigortalar Kurumu Kanun Tasarısı; Bağ-Kur ve Tarımda Kendi
Adına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununda değişiklikler yapılması hakkında
iki kanun tasarısı; Türkiye İş Kurumunun Kurulması, Türkiye İş Kurumu Kanun
Tasarısı olmak üzere 8 adettir. Değerli arkadaşlarım, SSK'yı krize sokan diğer
nedenleri kısa kısa başlıklarıyla şöyle sıralayabilirim: 1- Emeklilik yaşının indirilmesi, 2- Devletin sosyal güvenlik kurumlarına katkı
yapmaması, 3- Prim cezalarının düşük tutulması, 4- Primlerin zamanında bir türlü toplanamaması, 5- Kurumun otomasyona geçmemesi, 6- Kayıtdışı ekonominin kayıt içine alınamaması, 7- Sosyal yardım zammının SSK tarafından ödenmesi, 8- SSK gayrimenkulleri kiralarının düşük olması, 9- SSK fonlarının düşük faizli devlet tahvillerine
yatırılması, 10- Süper emeklilik, 11- Aktif sigortalı sayısının kayıtdışı ekonominin
kayıt içine alınamaması nedeniyle artırılamaması, 12- Aktif sigortalı-pasif emekli dengesizliği. Bunun yanında, yönetim açısından Sosyal Sigortalar
Kurumunun büyük sorunları olmuştur. Siyasî iktidarların kurum üzerinde ağırlığı
arttıkça Sosyal Sigortalardaki krizin derinleştiği gerçeğiyle her zaman karşı
karşıya kalmaktayız. 1980 öncesi çalışanların ağırlığının olduğu yönetim şekli,
12 Eylül askerî yönetimiyle birlikte hükümet güdümünde bir yapıya
dönüştürülmüştür. Aynı şekilde, genel kurullar da yaptırım gücü olmayan bir
hale getirilmiştir. Değerli arkadaşlarım, sağlık hizmetleri, Sosyal
Sigortalar Kurumunun verdiği hizmetlerin en önemlilerinden bir tanesidir.
Sosyal Sigortalar Kurumu 36 milyon insanımıza sağlık hizmeti sunmaktadır.
Kurum, dünden bugüne kadar, sağlık hizmetleri sunumu açısından zor günler
geçirmektedir; yalnız, son bir yıldır, kurumun sağlık hizmetlerinde bir
iyileşmeden söz etmek mümkündür. Sayın Bakan bu konuda çok iddialı sözler
söylemektedir. Biz, Sayın Bakanın başarılı olmasını isteyenlerdeniz; ancak,
Sayın Bakan sağlık yatırımlarına ağırlık verdirtmelidir; çünkü, Sosyal
Sigortalar Kurumu, hemen hemen yirmi yıldır sağlık tesisleri yatırımına
yönelmemiştir. Kurumun sağlık hizmetleri sunumundaki sıkıntılardan kurtulması,
birinci ve ikinci basamak sağlık hizmetleri sorunlarını çözmesine bağlıdır. Ülkemizin nüfusu ve ülkemizdeki sigortalı sayısı son
yirmi yıldır yüzde 72 oranında artmıştır; buna karşın, yapılan yatırımlar yüzde
2 oranında bir artış göstermektedir. Yatırımların gerekli olan yerlerde
yapılmaması, hem sigortalı insanlarımızın hem iş hayatının hem de kurumun zarar
görmesine neden olmaktadır. Yirmi yıllık yatırım açığı planlı bir şekilde
kapatılmalıdır. Sayın Bakanın bu konular üzerinde çok çalıştığını biliyoruz;
bizimki, yalnız bir hatırlatmadır. Değerli arkadaşlarım, Sosyal Sigortalar Kurumunda
birinci basamak sağlık hizmetlerinin verildiği birimler, işyeri hekimliği,
sağlık istasyonları ve semt poliklinikleridir. İşyeri hekimliği konusunda, 50
ve üzerinde işçi çalıştıran işyerlerinde sorun yasal olarak çözüme
kavuşturulmuştur. Ancak, daha az işçi çalıştıran işyerlerinde işyeri hekimi
bulunmaması, hem çalışanların hem işyerlerinin hem de Sosyal Sigortalar
Kurumunun zararına neden olmaktadır. Bunun için, iki veya daha fazla işletmenin
işçi sayıları bir araya getirilerek çözüme kavuşturulmalıdır. 50 ve üzerinde
işçi çalıştıran işyerlerinin büyük birkısmında, hizmetin veya üretimin sürdüğü
çalışma saatleri içinde işyeri hekiminin görev yapmadığı bilinen bir gerçektir.
Bu konuda da düzenlemeler yapılmalıdır. Bugün, bu anlattığımız nedenlerden
dolayı ülkemiz iş kazalarında ve meslek hastalıkları konularında birinciliği
-trafik kazalarında olduğu gibi- dünyada kimseye bırakmamaktadır. Önlemleri
almazsak, bu durum, böyle de devam edecektir. Sosyal Sigortalar Kurumu hastaneleri ve sağlık
dispanserleri hem birinci, hem de ikinci basamak sağlık hizmetlerini yetersiz
koşullarda vermeye çalışmaktadırlar. Burada kurumda çalışan değerli
meslektaşlarımın büyük özverisinin olduğunu herkesin bilmesi zorunludur. Ancak,
Sayın Bakanın söylediği gibi, büyük sözlerin altında kalınmaması için Sosyal
Sigortalar Kurumunun 20 yıldır yapmadığı işi; yani yatırımları yapması
gereklidir. Sayın Bakanımızın övünerek lanse ettiği randevulu hasta
muayenesi konusunda yanıltıldığı inancımı sürdürüyorum. Sayın Bakanın, bunu
araştırmasını içtenlikle diliyorum. Bana göre randevu sistemi bir aldatmacadır.
Randevulu hastalık olmaz. Değerli arkadaşlarım, Sosyal Sigortalar Kurumu
hastanelerinde bilindiği gibi ilaç da verilmektedir. Hastaların en büyük
yakınmalarının başında ilaç alabilmek gelmektedir. Bunun da çözümünün bulunması
gereklidir. Bütün bunların çözümü yirmi yıldır yapılamayan yatırımların
yapılması, işyeri hekimliğiyle ilgili sorunların çözümü ve işyeri ve işçi
sağlığına önem verilmesinde yatmaktadır. Sosyal Sigortalar Kurumunun önemli olan sorunlarından
bir tanesi de, kurum dışında gerçekleştirilen sağlık hizmetleri karşılığında
ödenen sağlık hizmetleri ücretleridir. Kurum, sevk ettiği hastalar karşılığı,
sağlık bütçesinin yüzde 25'ini ödemektedir. Değerli arkadaşlarım, sonuç olarak, hepimizin ülke
gündeminin çok sık değiştiğinden yakındığı bellidir. Hani, muhalefet
sözcülerinin ifade ettikleri gibi, sunî gündem yaratmanın âlemi yoktur.
Gündemimizde olan konu yalnızca sunî gündem yaratmaktan başka bir şey değildir.
Hiç ilgisi yokken SSK'yla ilgili bir araştırma komisyonu kurulması, zamanı boşa
harcamaktır; çünkü, başlangıçta da ifade ettiğim gibi, SSK yeni bir yapılanma
içindedir. Geçmişte yapılan eleştirilerin en önemlisi olan yeniden yapılanma
gerçekleştirilmek üzeredir. Bu konu, 20 nci Dönem Parlamentosu tarafından da
ayrıca incelenmiş bir konudur. Araştırması yapılmış bir konunun, sürekli
olarak, bazıları istiyor diye gündeme getirilmesi yanlıştır diye düşünüyorum. Bu düşünceler içinde, konunun gündeme alınmaması
gerektiği kanısında olduğumuzu ve ret oyu vereceğimizi bildirir, hepinizi
saygıyla selamlarım. (DSP, MHP ve ANAP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Karahan. Sayın milletvekilleri, gruplar adına, hükümet adına ve
komisyon adına yapılan konuşmalar tamamlanmıştır. ASLAN POLAT (Erzurum) - Sayın Başkan, oylama sırasında
karar yetersayısının aranılmasını istiyorum. BAŞKAN -Şimdi, önerge sahibi olarak Konya Milletvekili
Sayın Veysel Candan konuşacaklar. Buyurun efendim. Süreniz 10 dakika. VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; konuşmama başlarken, Muhterem Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. Grup adına konuşmamda ifade ettiğim gibi, SSK'nın
fotoğrafını çekmek ve bu kurumun daha iyi hizmet edebilmesi için, mutlaka bir
araştırma önergesiyle kurulacak bir komisyon tarafından incelenmesinin doğru
olacağı kanaatimi ifade ettim ve buna bağlı olarak da, SSK'da olanları, olması
lazım gelenleri başlıklar halinde ortaya koymaya çalıştım ve konuşmamın bir
yerinde ifade ettim ki, burada amacımız, Kurumla ilgili olan, Kurumda
çalışanlarla ilgili olan; yani, sağlık personeliyle ilgili olarak, doktor,
hemşire ve diğer görevlilerle ilgili olarak ve Kuruma bağlı olarak emekli
olanlar ve sağlık hizmeti gören kişilerle ilgili olarak, daha iyi nasıl hizmet
verebileceğimizin mutlaka bir araştırılması lazım geldiğini söyledim. Ayrıca,
Kurumda tedavinin sağlıklı yapılmadığını, Kurum harcamalarının doğru olmadığını
anlattım ve bununla ilgili, Kurumu inceleyen Yüksek Denetleme Kurulu
raporlarından bir örnek verdim; o, ANAP'lı sözcü arkadaşımızı rahatsız etmiş
olmalı. 1991 yılında, Sayın İmren Aykut'un Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
olduğu dönemde, SSK'nın, 120 milyon dolarlık bir turistik otele yüzde 15
hisseyle ortak olduğunu ve Kurumun 15 milyon dolarının, on yıldır tek kuruş
kazanmadan birilerine hizmet ettiğini ifade ettim. Bunda rahatsız olacak ne
var?!. Sayın konuşmacıyı baştan sona takip ettim, ifadelerinde
bana cevap vermeye çalıştı. Biz burada, bir dönemi değil, bir bakanı değil,
SSK'yı sorguluyoruz ve burada dedik ki:"SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur
mutlaka bir çatı altında toplanmalıdır." Yani, bir muhalefet milletvekili
olarak, Türkiye'nin sağlık sorunlarını, SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı bazında
bir yere oturtalım diye çalışıyoruz. Eğer bundan rahatsız olacaksanız...
Muhalefetin, yasalarda ve İçtüzükte yazılı açık ve net görevleri vardır,
bunlardan bir tanesi denetimdir ve bu denetime bağlı olarak da "SSK'nın,
mutlaka ve mutlaka bir fotoğrafı çekilmeli ve mutlaka bir komisyon tarafından
sorgulanmalı" dedik. Değerli arkadaşlar, bir kere, söylendiği gibi değil,
anlatıldığı gibi değil. Bugün, SSK hastanelerinde ilaç vurgunu vardır; bugün,
SSK hastanelerinde reçete vurgunu vardır; bugün, kuyruğa giren insanlar, bazen
bir haftada muayene olamamaktadırlar. Burada, yapılacakları, sadece
"cek" ve "cak"la, temenniyle ortaya koymak vatandaşı memnun
etmemektedir. Bakın, bugün bana ulaşan bir faksta, Konya gibi büyük bir ilde
hematoloji bölümü olmadığı için, devlet hastanesinin lösemiyle ilgili, Akdeniz
anemisiyle ilgili, kan hastalıklarıyla ilgili bölümü olmadığı için, Tıp
Fakültesi de Bağ-Kurluya bakmadığı için, orada, binlerce insanın mağdur olduğu
söyleniyor. Biz, burada, Türkiye'nin sağlık sorunlarını ve özellikle de 32 milyon
insana hizmet veren bir kurumu konuşalım istedik. Yani, bundan rahatsız olmanın
veya yapılan bazı iyileştirmelerden bahsetmenin bir anlamı yok. Kaldı ki, Sosyal Güvenlik Yasası, buradan çıkarken, o
zaman "4,5 milyon ek SSK'lı olacak" denmişti; ama, bugün, SSK'dan
yıllık normal emekli ortalaması 300 000 olduğu halde, bugün, o rakama
ulaşmıyoruz; neden, siz, tavan rakamı 600 milyon liraya çıkardınız. Bunun
anlamı şudur: Bu primi ödemek istemeyen veya ödemede zorlanan insanlar,
mutlaka, kaçak işçi çalıştıracaktır. Ben, bu bilgileri, öyle afakî, önüme yazılan notlardan
değil, birinin önüme koyduğu nottan da değil, SSK ile ilgili, kurumu inceleyen
müfettiş raporlarından, bu Muhterem Heyete aktarmaya çalıştım. Yoksa,
amacımız... Tekrar ifade ediyorum. Sayın sözcü "efendim,
bunlar bizim dönemin değil" dedi. Peki, İmren Aykut kimin bakanıydı; hangi
dönemin sayın milletvekili?.. Acaba, bu kurumun elinde, o otele verilen 10-15
milyon dolar olsaydı, bununla, bugün, otomasyona geçilmeyen bilgisayar veya
bugün, hastaneye alınamayan cihazlar alınmaz mıydı veya yüksek ücretle doktor
çalıştırılıp, o ücretler ödenmez miydi? Burada, tekrar ifade ediyorum: Bu araştırma önergesini
verdiğim tarih itibariyle, üzerinden tam iki yıl geçmiştir. Bu Parlamentonun
nasıl çalıştığı ortada. Aynen, bir önergemiz de Emekli Sandığıyla ilgili.
Baktığımız zaman, bu kurumlar, SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur, bir sosyal
güvenlik kurumu olmaktan ziyade, bir turizm şirketi işletmeciliği gibi
çalışmaktadır. Birisinin otelleri, otogarları, işhanları, işyerleri var; ama,
onlardan ciddî anlamda tek kuruş gelmemektedir. Yine, o konuşmamın içerisinde, kurumun bir röntgen
firmasıyla ortak olduğunu, müfettiş raporlarında bu firmanın röntgen
üretemediği, sağlıklı olmadığı ifade edildiği halde, bir vakıfla anlaşma
yaptıklarını söylemiştim. Bu anlaşma da çok enteresandır; 200 000 filme kadar
bir fiyat konuluyor, piyasadan ucuz; ama, beş yıllık bir anlaşma yapıyorsunuz
ve bu 200 000 film altı ayda bitiyor, ondan sonra dörtbuçuk yıllık bir anlaşma
yapıyorsunuz, bu anlaşma da piyasadan üç kat fazla. İşte, gelin, madem
sözcüyseniz, bu sorduğum soruların cevabını verin. Kurumu müzakere ederken, kurumu tartışırken, kurumla
ilgili, sosyal güvenlikle ilgili konuları ortaya koyarken, yapılan
yolsuzluklardan ziyade Türkiye'deki sağlık sorunlarının nasıl çözüleceğini, ne
yapmamız lazım geldiğini, hangi yasal düzenlemelere ihtiyacımız olduğunu burada
ifade etmeye çalıştım. Bugün, mutlaka, SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur bir çatı
altında toplanmalıdır. Ayrıca, Emekli Sandığı konusu, emeklilikle sağlık
hizmetleri birbirinden kesin ve kesin ayrılmalıdır. Değerli arkadaşlar, bu Meclisten Bireysel Sigorta
Kanunu çıkarıldı. Yarın, özel sigorta şirketleri rekabet etme şansına sahip
olmayacaktır. O açıdan, Türkiye'de, sosyal güvenlik kurumlarının, ilaç
sorununun, hastane sorununun, özel sağlık kurumlarının bir çerçeve içerisinde,
mutlaka bir görevlendirme ve yeniden yapılanmaya ihtiyacı vardır. Değerli arkadaşlar, baktığımız zaman, SSK, yaklaşık 32
ilâ 40 milyon insana hizmet vermektedir. Bakanlığın birtakım uygulamaları,
maalesef bugün ortada kalmıştır ve başarılı olamamıştır. SSK'nın, yapılacak bir
uygulama içerisinde, beş yıllık, on yıllık periyot içerisinde ne yapmak
istediği ve nasıl geleceği; hatta, bu programların hükümetlere göre değil,
gelen bakanlara göre de değil, hiç müdahale edilemeyecek bir sağlık programının
mutlaka gündeme getirilmesi gerekir. Değerli arkadaşlarım, o açıdan, verdiğim araştırma
önergesinin, birtakım gerçeklerin ortaya konulması açısından ve sosyal
güvenliğin önünü açması açısından, bakanlığın önünü açması açısından; hatta,
çıkarılacak yasaların, Parlamentonun önünü açması açısından fevkalade önemli
olduğu kanaatindeyiz. Bu itibarla da, Meclis araştırması önergesini, değerli
milletvekillerimizin, bir soruşturma veya bir yolsuzluk dosyası gibi değil,
mutlaka ve mutlaka, kurumun yeniden yapılandırılmasına katkı olarak
değerlendirmelerinin doğru olacağı kanaatindeyim. Bu vesileyle, bu Meclis araştırması önergemize olumlu
oy vereceğinizi ümit eder, Muhterem Heyetinizi saygıyla selamlarım. (FP ve DYP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum. Sayın milletvekilleri, Meclis araştırması önergesi
üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır. KAMER GENÇ (Tunceli) - Oylamada, karar yetersayısının
aranılmasını ben de istiyorum Sayın Başkan. BAŞKAN - Peki efendim. Şimdi, Meclis araştırması açılıp açılmaması hususunu
oylarınıza sunacağım. İki sayın milletvekili, Sayın Polat ve Sayın Genç,
karar yetersayısının aranılmasını istemişlerdir. Herhangi bir yanlışlığa meydan vermemek için, oylamayı,
elektronik cihazla yapacağım ve 3 dakika süre vereceğim. Oylamayı başlatıyorum: (Elektronik cihazla oylama yapıldı) BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Meclis araştırması
açılması kabul edilmemiştir; karar yetersayısı vardır. Şimdi, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz. Önce, yarım kalan işlerden başlayacağız. VII. – KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER 1. – İzmir
Milletvekili Rıfat Serdaroğlu'nun; İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın;
Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya'nın; Ankara Milletvekili Yıldırım Akbulut'un;
Şırnak Milletvekili Mehmet Salih Yıldırım'ın; Gaziantep Milletvekili Ali
Ilıksoy, Konya Milletvekili Ömer İzgi ve Ankara Milletvekili Nejat Arseven'in;
İstanbul Milletvekili Ziya Aktaş ve 42 Arkadaşının; Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici'nin ve İzmir Milletvekili
Işılay Saygın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik
Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/94, 2/232,
2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S.Sayısı: 527) BAŞKAN - 10.1.2001 tarihli 42 nci Birleşimde, İçtüzüğün
88 inci maddesine göre komisyona geri verilen Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Tekliflerinin görüşülmeyen
maddeleriyle ilgili komisyon raporu Başkanlığa henüz verilmediğinden, bu
teklifin görüşülmesini erteliyoruz. 2. - Sulama
Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporu
(1/513) (S.Sayısı: 216) (1) BAŞKAN - Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair
Tarım Reformu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Tarım,
Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporunun müzakerelerine kaldığımız yerden devam
ediyoruz. Komisyon ve hükümet hazır. Tasarının tümü üzerinde hükümet ve gruplar adına
yapılan konuşmalar tamamlanmıştı. Şimdi, sıra, şahıslar adına konuşmalarda ve ilk söz
Erzurum Milletvekili Sayın Aslan Polat'a ait. Buyurun. (FP sıralarından alkışlar) Sayın Polat, süreniz 10 dakikadır. ASLAN POLAT (Erzurum) - Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; 216 sıra sayılı, Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair
Tarım Reformu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının tümü
üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım. Tasarının genel gerekçesinde, 3083 sayılı Kanunun
yürürlüğe girdiği 1984 tarihinden bugüne kadar geçen sürede uygulamada karşılaşılan
sorunları gidermek, devletin malî külfetini azaltmak ve uygulamanın daha
verimli hale getirilmesi amacıyla tasarının hazırlandığı belirtilmekte,
getirilen 1 inci maddeyle "toplulaştırma alanlarında gerçek kişilerle kamu
ve özel hukuk tüzelkişilerine ait araziden projenin özelliğine göre, yol ve
kanal gibi kamunun ortak kullanacağı yerler için yüzde 10'a kadar katılım payı
kesilir" denilmektedir; yani, bu tasarıyla hükümetin çiftçiye müjdesi,
oraya yapacağı yol ve kanal gibi kamunun ortak kullanacağı yerlere istimlak
bedeli ödememektir. Bu hükümete mensup milletvekilleri, Genel Kurulda
oylarıyla, 8 petrol şirketinin Sayıştay raporlarına göre kesinleşen 68 trilyon
TL'lik borcunu affederken, batık bankalara daha şimdiden 12 milyar dolar
üzerinde kaynak aktarırken, getireceği bir hizmetin istimlak bedelini ödememek
için, bu tasarı, Meclisin huzuruna getirilmiştir. Yine, 3083 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci
fıkrasıyla arazi toplulaştırmasını teşvik için, çiftçileri "kredi
imkânlarından daha fazla faydalandırmak gibi destekleyici tedbirler
alınabilir" derken, Avrupa Birliğinin Türkiye için Katılım Ortaklığı 2000
Raporunun 51 inci sayfasında aynen şunlar yer almaktadır: "Çiftçilik
sübvansiyonları yılda 4 milyar euro, (gayri safî yurtiçi hâsılanın yüzde 2,5)
düzeyindedir." Bu büyük rakam karşısında, IMF stand-by anlaşması
çerçevesinde Türk Hükümeti aşağıdaki taahhütlere girmiştir: Mevcut destekleme
politikalarını kademeli olarak kaldırmak, girdi sübvansiyonlarını kaldırmak;
kredi ve gübre sübvansiyonlarını kademeli olarak kaldırmak." Yani, IMF'ye
verilen taahhütler neticesi çiftçiye verilecek kredi ve girdi sübvansiyonu
olmayacak; neden mi; çiftçiye verilen 5 milyar dolarlık kaynak... Peki, son
bankalar operasyonunda giden miktar ne kadar; tam belli olmamakla beraber, bu miktarın
en az 2,5 katı. Yine, bu Katılım Ortaklığı Raporuna göre, ülkemizde,
toplam işgücünün yüzde 41'i, yani 9,7 milyon kişi tarımda çalışmaktadır; fakat,
bu 9,7 milyon çiftçinin, hükümetin ve IMF'nin gözünde, parasal destek olarak, 4
bankanın yarısı kadar desteklenmesi dahi çok görülmektedir. Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 3083 sayılı
Kanunun amacı, Bakanlar Kurulunca gerekli görülen alanlarda; a) Toprağın verimli şekilde işlenmesi, birim alandan
azamî ekonomik verim alınması, b) Yeterli toprağı bulunmayan ve topraksız çiftçilerin
ziraî aile işletmesi kurabilmesi için devletin mülkiyetinde bulunan topraklarla
topraklandırılması, c) Ekonomik üretime imkân vermeyecek şekilde parçalanan
tarım topraklarının toplulaştırılması idi. Bu yasaya göre, Şanlıurfa İli 1986 yılında yeniden
uygulama alanı olarak ilan edilmiştir. 1992 yılına kadar Ankara-Aksaray,
Aydın-Edirne, Iğdır-İçel, Konya ve Yozgat İllerinde uygulama alanları ilan
edildiğine dair Bakanlar Kurulu kararları yayımlanmıştır. Arazi toplulaştırma raporunda belirtildiği gibi,
tarımsal yapının düzelmesi ve üretimin artırılması amacıyla, kişi ve
işletmelere ait olan, küçük parseller halinde birden fazla parçaya bölünmüş,
değişik yerlere dağılmış veya elverişsiz biçimde şekillenmiş arazinin modern
tarım işletmeciliği esaslarına göre sulama hizmetlerinin getirilmesine en uygun
şekilde birleştirilmesi, şekillendirilmesi ve düzenlenmesi işlemine arazi
toplulaştırması veya arazi düzenlemesi adı verilmektedir. Yine, raporda, çok parçalı oluşun ortaya çıkardığı
tarla sınırı ve yol ve su arklarından arazi kayıplarını azaltmak, küçük
parsellerde ekim esnasında tarla sınırına fazla yaklaşılmama nedeniyle doğacak
ürün kayıplarını azaltmak gibi faydalar getireceği belirtilmektedir. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün, 1999 yılı sonu
itibariyle, 277 000 hektar alanda arazi toplulaştırması gerçekleştirmesine
mukabil, Devlet Su İşlerinin, sulamaya açmayı planladığı yaklaşık 4 milyon
hektar alanda yatırım maliyetlerinin azaltılması için arazi toplulaştırma
hizmetlerinin yapılması gerekmektedir. Bu itibarla, önümüzdeki beş yılda, her
yıl, Devlet Su İşlerince, yeni sulamaya açılması planlanan 100 000 hektar
sahanın öncelikle toplulaştırılmasının yapılması gerekmektedir. Yine, aynı dönemde, Köy Hizmetlerinin, yeni sulamaya
açmayı planladığı 50 000 hektar sahanın toplulaştırılması da ilave edilirse,
toplam, her yıl 150 000 hektar yeni sulamaya açılacak sahanın toplulaştırılması
zorunludur. Yalnız, 1999 yılı sonuna kadar toplam 277 000 hektar alanda arazi
toplulaştırması yaptığımızı düşünürsek, her yıl bu miktarın takriben yüzde 60'ı
oranında yeni sahanın toplulaştırılmasının yapılmasının önemi ortaya
çıkmaktadır. Yine, Devlet Su İşleri, 1999 yılı başı itibariyle, 2
154 000 hektar sahanın sulama şebekesini tamamlamıştır. Bu sahalarda sulama
randımanının yükseltilmesi için, gereken tarla içi geliştirme ve arazi
toplulaştırma çalışmalarının yapılması şarttır. Sulama şebekelerinin yapımı ve randımanlı kullanımı şu
bakımdan çok önemlidir: Ülkemiz, dünya genelinde su kısıntısı bulanan ülkeler
arasında yer almaktadır. Günümüzde bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için,
yılda ortalama kişi başına 10 000 metreküp su potansiyeline sahip olması
gerektiği kabul edilmektedir. Oysa, ülkemiz, kişi başına düşen su potansiyeli
açısından 3 690 metreküple, bu sayının çok altındadır. Su sıkıntısının yanında, ülkemizde araziler çok
eğimlidir ve bu sebeple erozyona ve suların çabuk akıp gitmesine açıktır.
Mevcut arazimizin düz ve hafif eğimli sınıfa giren kısmı sadece yüzde 22'sidir.
Yine 2,8 milyon hektar drenaj probleminin olduğu
ülkemizde 1.1.1999 tarihi itibariyle ancak 323 000 hektar alana drenaj hizmeti
götürülmüştür. Bu sebeple, sulama tesislerini ve kıt olan su kaynaklarımızı en
ekonomik şekilde kullanmalıyız ve bunun için de arazi toplulaştırılmasına ve
tarla içi geliştirme hizmetlerine gerekli önemi vermeliyiz; fakat, Tarım
Bakanımız bu konularla ilgileneceğine, sanki kendisi sorumlu mevkide değilmiş
gibi, basına, "kuraklık felaketiyle karşı karşıyayız; eğer, yağmur yağmaz
ise bilhassa Güneydoğu Anadolu'da ürün kaldıramayız" diye beyanatlar
vermektedir ve devam etmektedir. Betonlaşan ülkemizde yağmur nasıl yağsın ki? Peki, Sayın Bakanım, IMF emirleriyle, bir ülkeye yağış
çekmede ormanlardan kat kat etkili olan şeker pancarı ekimini, tütün ekimini,
fındık ekimini bu ülkede önce daraltan, sonra da uygulamadan kaldırmaya
çalıştığınız teşviklerle tamamen bitiren sizin hükümetiniz değil mi? Pancar
ekmeyen Doğu Anadolu çiftçisinin, pancar alanlarına gül ekeceğini mi
sanıyorsunuz? Sayın Bakana buradan söyleyeceğimiz, artık, üniversite
hocalığından bakanlığa geçtiğini hatırlayıp, konuşma ve dövünmeyi bırakıp,
bilim ve tekniğin ışığında çalışmaya ve icraata başlamasıdır. Yine, Devlet Planlama Teşkilatı raporlarına göre
Yedinci Plan döneminde kamu sulamaları hedefi 735 000 hektar iken, 2000 yılı
sonunda gerçekleşme 471 000 hektar, gerçekleşme yüzde 64; tarla içi geliştirme
hizmetleri Yedinci Plan hedefi 290 000 hektar, 2000 yılı sonu gerçekleşme 157
000 hektar, gerçekleşme oranı ise yüzde 54'tür. Bu rakamlar da, toprak ve
sulama konusunda ne kadar plan hedeflerinden dahi şaştığımızın ve ihmal
ettiğimizin en acı örnekleridir. Devlet Planlama Teşkilatının Sekizinci Beş Yıllık
Kalkınma Planında 1 766 nolu başlıkta, sulanan alanlarda verim artışı sağlamaya
yönelik faaliyetler kapsamında arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme 1999
sonu itibariyle, 277 000 hektar toplulaştırmalı olmak üzere, toplam 944 000
hektar alanda hizmet gerçekleştirildiğidir. 1 772 nolu başlıkta ise,
"yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulan arazi toplulaştırma hizmetleri
yeterince gerçekleştirilememektedir" denmekte; 1 794 nolu başlıkta
"arazi toplulaştırma işlemlerinin ülke genelinde tek bir esas dahilinde
etkin ve eşitlik ilkesine uygun olarak gerçekleştirilmesini ve özellikle GAP
bölgesinde sulama yatırımlarıyla koordineli yürütülmesini temin edecek arazi
toplulaştırma kanunu çıkarılacaktır. Bu yasanın, arazi kullanımı ve toprak
koruma kanunuyla bütünlüğü sağlanacaktır" denilmekte; fakat, getirilen bu
kanunun, bu denilen hizmetleri ne kadar yerine getireceği ise Meclisimizin ve
kamuoyunun takdirine sunulur. Zaten, hükümet, tarım konusunda o kadar kararsızdır ki,
Tarım Bakanımız, bir taraftan, gazetelere verdiği beyanatla "IMF'yle
uzlaşabiliriz, Anadolu'yu boş bırakma lüksümüz yoktur" demekte; fakat,
Avrupa Birliği Katılım Ortaklığı Belgesinin 57 nci sayfasında IMF'ye verilen
taahhütler neticesinde aynen şu ifadeler yer almaktadır: "Amaç, tütün
alanlarını 80 000 hektar, şekerpancarı alanlarını 100 000 hektar ve fındık
alanlarını 100 000 hektar azaltmaktır ve daha az kazançlı ürünlere
geçilmesinden dolayı gelirde meydana gelebilecek düşme için telafi edici
ödemeler verilmektedir." Fakat, IMF'ye verilen üçüncü ekniyet mektubunda
"Tarım politikaları reformunda tüm dolaylı destek politikalarından 2002
yılı sonuna kadar kademeli olarak vazgeçilmesi ve doğrudan gelir desteği
sisteminin uygulanılmasına geçilmesi amaçlanmaktadır" denilmekte; fakat,
Katılım Ortaklığı Belgesinin 59 uncu sayfasında aynen şu ifadeler yer
almaktadır: "Türkiye'de doğrudan gelir desteğine ancak sınırlı bir
miktarda fon ayrılmıştır." Bir taraftan arazi toplulaştırılmasından, sulu
tarımdan, işsizliğin önlenmesinden bahsetmekte; fakat, buğday üretiminin dahi 7
katı işgücü istihdam eden en değerli hayvansal yem kaynakları olan şekerpancarı
artıklarını da içeren şekerpancarı, tütün, fındık ekim alanlarını daraltmayı
planlamaktadır. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Polat, lütfen toparlayınız. ASLAN POLAT (Devamla) - Kısaltıyorum... NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Heyecanlanma... ASLAN POLAT (Devamla) - Sen de beni dinle, hiç
heyecanlanma... Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ülkemizde bu kadar
önemli tarımsal sorunlar var iken, hükümet neyle meşgul olur diye sorarsanız;
görünen hükümet, IMF'nin tarım sektörüne vereceği söylenilen 600 milyon doları;
yani, fondaki bankaların verdiği zararın yirmide 1'ini alabilmek için taviz
üzerine taviz vermekte, bu duruma üzüldüğü anlaşılan Tarım Bakanımız
"IMF'yle uzlaşabiliriz; fakat, Anadolu'yu boş bırakma lüksümüz
yoktur" demekte ve ülkemiz için kurtuluş olarak gördüğü reçeteyi
gazetelere büyük bir iftiharla açıklamaktadır. Bu reçete, yıllar önce, bugünkü Başbakan Sayın Bülent
Ecevit'in söylediği "Toprak işleyenin, su kullananın" sloganıdır.
Gazetelere yansıdığına göre, Sayın Bakan "ben, buna geçmişte de
katılıyordum, şimdi de katılıyorum" şeklide coşkulu beyanatlar
vermekteymiş. Sayın Bakanımıza, buradan, şunu söylemek isteriz ki,
sosyal demokratların dahi otuz yıl önce terk ettiği slogana büyük bir iştahla
sarılan, uygulayacağı politikalarla Anadolu'yu boş bırakma lüksünü getireceği
anlaşılan bir Tarım Bakanına, ülkemizin, katlanma lüksünün hiç mi ama hiç
olmadığıdır. Kanun tasarısının hayırlı olmasını diler, hepinizi saygıyla
selamlarım. (FP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Polat. MÜKERREM LEVENT (Niğde) - Sayın Başkan, tutanakları
isteyin; ancak anlarsınız. BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, tasarının tümü
üzerindeki son sayın milletvekiline konuşmasını vereceğim; yalnız, bir şey
hatırlatmak istiyorum: Yeni İçtüzüğümüze göre, maddeler üzerinde soru sorma
imkânı yoktur; yani, son sayın konuşmacı sözlerini tamamladıktan sonra, 10
dakikalık bir soru sorma süresi vardır. Soru sorma hazırlığı yapacak sayın
milletvekillerimiz için bu hatırlatmada bulunmuş oldum. Şimdi, tasarının tümü üzerindeki son söz, İstanbul
Milletvekili Sayın Masum Türker'e ait. Buyurun Sayın Türker. (DSP sıralarından alkışlar) Süreniz 10 dakika. MASUM TÜRKER (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; sözlerime başlamadan, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Türkiye'de toprak reformu, tek parti döneminden
başlamak üzere, önemli tartışmaların temel odak noktasını oluşturmuştur. Bunun
temelinde, Türkiye'nin, kuruluş döneminden başlayarak, ekonomisini, önemli bir
ölçüde toprağa dayalı tarım üzerinde oluşturmuş olması vardır. Bu nedenle,
toprak reformu sürekli önemsenmiş, siyasî tartışmaların önemli bir süre odağını
oluşturmuştur. Ne var ki, toprak reformuyla ilgili yapılan çalışmalar,
zaman zaman siyasî bölünmelere, zaman zaman siyasî tartışmalara yol açmıştır.
Günümüze gelene kadar, toprakla ilgili tarım reformunu gerçekleştirecek ciddî
atılımların yapılamadığını, hep birlikte teslim ediyoruz. Bu konuda yapılan,
geçmişteki çalışmaların, zaman zaman, çeşitli sorunlara neden olduğunu ve
çiftçinin, köylünün, belirli bir ölçüde sorunlarının giderilemediğini hep
birlikte yaşadık. İşte, sulama alanlarında, toprakta çeşitli nedenlerle (miras
nedeniyle ve başka nedenlerle) meydana gelen bölünmelerden dolayı, arazi
düzenlenmesinde yaşanan bazı sorunların çözümlenmesi için, zaman zaman, burada
düzeltmeler yapılması gerekmektedir. Bugün görüşmekte olduğumuz tasarıda, yapılması söz
konusu olan düzenlemeler sınırlıdır; ama, bu düzenlemeler çerçevesinde, şunu da
belirtmekte yarar var ki, tarım sektörü, 57 nci hükümet tarafından, yeni bir
yöntemle teşvik edilmektedir. Bu yöntem, aracıların ortadan kalktığı ve
doğrudan doğruya gelir desteği yöntemidir. Bu yöntemin uygulanmaya başladığı
günden beri, belirli kesimler tarafından da tartışıldığı, eleştirildiği ve
hatta, bu konuda siyasal olarak yetersiz bulunduğu söylenmektedir. Bu,
doğaldır; neden doğaldır; çünkü, bugüne kadar, aracılar yoluyla yapılan
desteklerin ortadan kalkması nedeniyle, aracılar adına, kimi kesimlerin
şikâyetçi olması ve aracıların, ellerinde bulundurdukları piyasayı bu şekilde
kontrol etmeleri de bu tür şikâyetlerin yapılmasına neden olmaktadır. Değerli milletvekilleri, ülkemizde, arazi
toplulaştırması sonucunda, belirli bir şekilde yapılan ekimlerin ve sulama
sistemlerinin sorunlarının bu desteklerle bile giderilmesi mümkün değildir. Bu
konuda, bugün, burada görüştüğümüz kanun tasarısının, Sayın Bakan tarafından,
gelecekte daha da kuvvetlendirilerek, yeni düzenlemelerle ve tarımın, toprak
reformu çerçevesinde modern yöntemlerle sağlanmasını beklediğimizi belirtir; bu
vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım. (DSP, MHP ve ANAP sıralarından
alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Türker. Sayın milletvekilleri, tasarının tümü üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır. Şimdi, tasarıyla ilgili sorulara geçeceğiz; 6 sayın
milletvekili soru sorma arzusundadırlar. Tüzüğümüz, bu defa, 10 dakikayla,
kesin bir şekilde, 60 ıncı maddenin son fıkrası olarak, süreyi sınırlandırmıştır.
Bu sayın 5 arkadaşımızın -şimdi bir arkadaşımız geri çekildi- lütfen,
sorularını, mütalaa beyan etmeden ve 1 dakika içerisinde sormalarını, bunun
aşması halinde, diğer arkadaşlarımızın veya cevap verecek Sayın Bakanın
zamanına bir çeşit tecavüz olacağını hatırlatmama müsaadelerinizi istirham
ediyorum. İlk soru, Sayın Saffet Arıkan Bedük'e aittir. Buyurun Sayın Bedük. SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Sayın Başkanım,
delaletinizle, Sayın Bakanıma şu sorularımı sormak istiyorum. Birinci sorum: Ankara'nın Gölbaşı, Haymana ve Polatlı
İlçelerinde, Topaklı ve Çayırlı köylüleri gibi, ecrimislini yıllardan beri
ödemiş olmalarına rağmen, nihayet Millî Emlak Genel Müdürlüğünce, hazine
arazilerinin başkalarına satıldığını görüyoruz. Sayın Bakanımız, arazi, doğrudan doğruya ziraata
elverişli olan arazidir ve köylüler, yıllardan beri de burayı ekmektedirler.
Eğer satılması söz konusu ise, bu tip arazilerin öncelikle köylülere satılması
hususunda bir gayretiniz olacak mıdır? Bunu takip edecek misiniz? İkinci sorum: Polatlı'da, elektrikli sulama sistemleri
fevkalade hızla ve Doğru Yol Partisi zamanında başlatılmıştır. Elektrikli
sulama sistemlerinin, benzeri şekilde projelerin uygulanmasına devam edilmesi
hususunda ne düşünüyorsunuz? Son sorum: Enerji masrafı fevkalade üst seviyededir.
Bugün, elektrikli sulama sistemini uygulayan çiftçilerimiz, maalesef, enerji
masrafından dolayı, elektrik paralarından dolayı, özellikle bundan istifade
etmemek ve artık bundan vazgeçmek durumuna gelmiştir. Sayın Bakanımız, enerji masraflarını, elektrik
girdilerini azaltabilmek için herhangi bir çalışmanız olacak mı? Çiftçileri
destekleyici mahiyette herhangi bir çalışmanız var mıdır? Teşekkür ederim. BAŞKAN - Teşekkür ediyorum. Sayın Akın, buyurun. MURAT AKIN (Aksaray) - Sayın Başkan, delaletinizle,
Sayın Bakanımdan aşağıdaki sorumun cevaplanmasını istirham ediyorum. Sayın Bakanım, Aksaray Sultanhanı, Eşmekaya ve Yenikent
İlçelerinde, tapulaştırma çerçevesinde yapılan dağıtımda, ecrimislini ödeyen ve
derin kuyularını vurdurmuş olan köylülerimizin, dağıtım esnasında, kıymetli
sayılan tarlaları alınarak, arazileri alınarak, ecrimislini ödemeyen şahıslara
verildiği bilinmektedir. İkincisi, yine, Köy Hizmetleri tarafından dağıtımı
yapılan arazilerde de, bilhassa Eşmekaya'da, uzun yıllardan beri ektiği
arazinin, yanlışlıkla, tapulamada, hazine arazisi olarak gösterilmek suretiyle,
vatandaşa, ekene ait arazinin, bu dağıtım esnasında hiç ilgisi olmayan
insanlara verildiği, esas kuyusunu vurdurmuş verimli arazi sahibine de, alakası
olmayan taşlık ve verimsiz bir arazinin verildiği malumdur, bilinmektedir o
yörede. Bu yönde bir düzenlemede, düzeltmede bulunacak mısınız? BAŞKAN - Teşekkür ediyorum. Sayın Seven; buyurun efendim. NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Sayın Başkanım, aracılığınızla,
Sayın Bakanıma aşağıdaki soruları sormak istiyorum. 3083 sayılı Kanunla 1.12.1984 tarihinde yürürlüğe
girmesinden sonra bugüne kadar neden herhangi bir çalışma yapılmamıştır? Bugüne kadar gelmiş geçmiş birkısım siyasî partiler,
eğer bu konuları ele almış olsalardı, sulama alanlarında, arazi
düzenlemelerinde, Türkiye, şu anda tarım bakımından nerede olabilecekti? Bugün, sulama alanlarında arazi düzenlemesine dair bu
tasarı çıkarken, Güneydoğu Anadolu Projesi ve Doğu Anadolu Projesi bu olaydan
nasıl etkilenecektir? Ne gibi faydaları olacaktır? Teşekkür ederim. BAŞKAN - Teşekkür ediyorum. Sayın Yıldırım; buyurun. MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) - Sayın Başkanım,
delaletinizle, Sayın Bakanımdan iki sorum var; birincisi, sulu tarıma geçmek
için plan ve projeleriniz var mıdır, nelerdir? İkincisi, topraksız çiftçiye toprak dağıtmayı düşünüyor
musunuz? BAŞKAN - Teşekkür ederim. Son soru Sayın Şükrü Ünal'a ait; buyurun efendim. ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Teşekkür ederim efendim. Sayın Bakanıma şu soruyu sormak istiyorum: Sayın
Bakanım, sizin bakanlığınız döneminde, Türkiye'nin hemen hemen genelinde,
çiftçilerimiz, cumhuriyet tarihinde ilk defa hapishanelerle tanıştı Ziraat
Bankasına olan borçlarından dolayı ve bu borçların faizinin hâlâ işlemesi ve
çiftçilerimizin ödeyemeyeceği miktara ulaşması sonucunda icra takibine uğradı
ve hapishanelere girdi ve hâlâ da girmekte. Osmaniye'de, Sakarcalık, Endel,
Hemite köylerimizde 65-70 yaşındaki yaşlı nineler ve dedeler hapishaneye girdi;
hatta, 36 yaşında genç bayanlar girdi; Tüysüz Beldemizin halkı da, şu anda,
hapishaneye girmeyi bekliyor. Çiftçilerimizin bu borçlarının bir şekilde halledilmesi
için ne gibi çalışmanız vardır? Teşekkür ediyorum. BAŞKAN - Teşekkür ederim. Buyurun Sayın Bakanım. TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) -
Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum soru soran sayın milletvekillerimize. Sayın Bedük'ün sorduğu sorularla ilgili olarak, ben,
detaylı açıklamayı -arkadaşlarım da burada not aldılar- tutanakları da
inceleyerek kendisine arz edeceğim; ancak, bu, elverişsiz arazilerin köylüye
satışı konusundaki durumu da incelettirelim. Elektrikli sulamada, biz, köylüye -bugün, elektrik
hakikaten pahalı- tarımda kullanılan elektriğin yüzde 50 ucuza verilmesi
konusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz ve şu anda da, yüzde 50 ucuza veriliyor;
bu kapsam içerisinde, su ürünleri üreticileri ve tavuk üreticileri de var.
Hatta, bazı bakanlıklar tarafından hazırlanan bir taslakta, tarımda kullanılan
elektriğin normal elektrik fiyatına çıkarılması teklifine karşı, Tarım ve
Köyişleri Bakanlığı olarak, biz, gerekli donelerle gittik ve bunun da normal
fiyata çıkarılmasını engelledik; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı olarak bu işin
takibindeyiz. Yine, çiftçilerimizin TEDAŞ'a olan borçlarının, belirli
bölgelerde, 1997, 1998, 1999 yıllarında ertelemesi yapılmıştı, 2000 yılında da
ertelemesinin yapılması, faizlerinin dondurulması konusunda da çalışmalarımızı
sürdürüyoruz. Ancak bunlar, geliyor, bir yere dayanıyor; bütçe imkânlarına
dayanıyor. Biz, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı olarak, devletteki tüm
sorumluluklarımızın yanında, özellikle bizim birinci sorumluluğumuz, çiftçinin
sıkıntısının aşılmasıdır, çiftçinin üretime devam etmesinin sağlanmasıdır. Ben, burada, yanlış anlaşılacağını da tahmin etmiyorum;
Sağlık Bakanının birinci görevi sağlık meselesidir; Adalet Bakanının birinci
görevi hukukun uygulanması meselesidir. Bu konularda da hassasiyetimi
söylüyorum; ancak, inanıyorum ki, bu ekonomik sıkıntılar içerisinde de, 57 nci
cumhuriyet hükümetimiz ve ilgili bakanları da, bu konuda kaynak bulma
çalışmalarını bir an önce sonuçlandırırlar. Sayın Murat Akın'ın sorduğu soruda, biz Tarım Reformu
Genel Müdürlüğü olarak, Aksaray'da belirttiğiniz bölgelerde, Sultanhisar'da,
Eşmekaya'da bir reform çalışması yapmadık. MURAT AKIN (Aksaray) - Sultanhanı'nda?.. TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) -
Sultanhanı'nda da yapmadık; ancak, Sultanhanı'nda, eğer köylülerin kıymetli
arazilerinin alınıp başka bir yere verilmesi hususu varsa, bir hata varsa,
hatamızı görürüz ve düzeltiriz; bundan herkes emin olsun ve detay açıklamayı
size veririz. Eşmekaya'da yapılan uygulama bizim değil, sizin de
belirttiğiniz gibi Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılmıştır; ama,
bu sorunuzu, Köy Hizmetlerinden sorumlu Sayın Devlet Bakanına iletir ve bir
açıklama getirmeye çalışırız. Tarım reformunun arazi toplulaştırma çalışması, arazi
düzenleme çalışmaları, tarım reformu ilan edilen bölgelerde yapılıyor; yani,
bizim, her bölgede... MURAT AKIN (Aksaray) - Kaç yıldır yapılıyor Sayın
Bakanım? TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) -
Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün kuruluş tarihi çok eski; ama, Tarım Reformu
Genel Müdürlüğü, çeşitli nedenlerden dolayı, 1960'lı yıllardan bu tarafa etkin
bir şekilde çalışamamış. Bizim de zaten meselemiz, Tarım Reformu Genel
Müdürlüğünü etkin bir hale getirmektir. Tarım Reformu Genel Müdürlüğünü,
geçmişteki hantallığından çıkararak da aktif bir yapı kazandırmaya çalışıyoruz.
Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün kuruluş tarihi çok
eski; önce müsteşarlık olarak kurulmuş, sonra genel müdürlüğe çevrilmiş, bir
ara Tarım ve Köyişleri Bakanlığına da bağlı değildi, başka bir devlet
bakanlığına bağlıydı. Tarım Reformu Genel Müdürlüğünce şimdiye kadar yapılan
hizmetlere teşekkür ediyorum; ama, yapılan hizmetlerin de yetersiz olduğunu
burada vurgulamak istiyorum; ama, bu yetersizlik Tarım Reformu Genel
Müdürlüğünde çalışanlardan değil, otuz yılın sonucudur bunlar. Sayın Nidai Seven'in sorduğu soru konusunda da şunu
söyleyeyim: Niçin, şimdiye kadar, sulama alanlarında böyle arazi düzenlenmesi
konusu ele alınmamış? Bu soruyu ben de kendi kendime sordum, onun için bu kanun
teklifini getirdim. MURAT AKIN (Aksaray) - Sayın Bakanım, bu sulama on
yıldır yapılıyor. SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Elektrikli sulama
sistemi de yapıldı Sayın Bakanım. BAŞKAN - Sayın Bakanım, süreniz tamamlanıyor; lütfen
toparlar mısınız efendim. TARIM ve KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) -
Doğu ve Güneydoğu Anadolu, çıkacak bu kanundan nasıl etkilenecek?.. Bizim,
tarım reformu uygulama alanı olarak ilan ettiğimiz bölgelerde etkilenecek. Toprak ve sudaki asıl mesele şudur: Bir çift başlılık
vardır, çok başlılık vardır. Toprak sulama teşkilatının tekrar kurulması, Tarım
Reformu Genel Müdürlüğüyle birleştirilmesi ve tarıma da bir agroekoloji
bütünlüğü içerisinde bakılması gerekli. Tarım, canlı bir organizmadır. Bu, aynı
insana benzer. Eğer, bir insanın kalbini başka yere, solunum organlarını başka
bir yere, kolunu ve ayaklarını başka bir yere korsanız, bu organizma işlevini
yerine getiremez. Bu nedenle, tarımdaki, topraktaki, sudaki bu dağınıklığın
bütünleştirilmesi gerekli. Bizim, dün de Bakanlar Kurulunda arz ettiğimiz ve
gerekçeli olarak yazdığımız bir husus var; Türkiye'de su konseyinin kurulması
gerekli. Bugün, bakınız, kuraklık meselesiyle karşı karşıyayız. Onun için,
bunun bütünleştirilmesi gerekli. Geçen hafta bir sempozyum yaptık. İşte elimdeki şu
kitap tüm milletvekillerimize dağıtılacaktır: Türkiye'de Arazi ve Su Kullanımı,
Sulama Raporu... Sizin sorduğunuz soruyla ilgili olarak şunu söyleyeyim:
Türkiye'de 8,5 milyon hektar alan sulanabilir alandır. Bugün, kayıtlara göre,
proje bazında sulanan arazi 4,5 milyon hektar olarak gösteriliyor; ancak,
bunlar, proje bazında. Gerçekte sulanan arazi ise, bunun çok çok altındadır.
İşte, kapımızı çalan kuraklığın da sebebi budur. Bu nedenle, bu dağınıklığın
muhakkak surette bütünleştirilmesi gerekli ki, sizin sorduğunuz soruya da açık
bir cevap bulunsun. BAŞKAN - Sayın Bakan, süreniz tamamen bitti; ama,
lütfen, son cümleleriniz... TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) -
Sulu tarıma geçme konusunda Sayın Yıldırım'ın sorusu... Evet; ama, bu yetki
Tarım Bakanlığına verilmemiş. Zamanında, bu kadar güzel görev yapan Topraksu
teşkilatı, 1986 yılında kapatılmış ve bugün, Köy Hizmetlerinin içerisinde bir
şube müdürlüğü halinde kalmış. Sulamaya geçebilmek için -hangi bakanlığa bağlı
olursa olsun- Topraksu gibi bir teşkilatın kurulması gerekli; ancak, burada,
ben, şunu söylüyorum ve bir olaya da dikkatinizi çekmek istiyorum: Şu kalemi
bıraktığım zaman yere düşüyor; burada, fizik kanunu geçerlidir. Burada gerçek
tektir; tarımda da gerçek tektir. Dünya bunu nasıl yapıyorsa, bizim de, bunu,
şu deney doğrultusunda gerçekleştirmemiz gerekli. Tarım, toprak, su, enerji, bitki ve hayvanıyla bir
bütündür, bunlar parçalanamaz. "Topraksız köylü" tabiri zaten
Türkiye'de var; topraksız köylü olur mu? Tabiî, bu garibanları topraklandırmak
lazım. Bunun için de, işte, tarım reformu çalışmalarına hız veriyoruz.
"Topraksız köylü" tabirini, artık, Türkiye Cumhuriyeti Devleti
aşmalıdır diye düşünüyorum. Çiftçilerin hapse girmesi... Evet, maalesef, 1990'dan
bu tarafa alınan -hangi dönemde olursa olsun- kredilerin faizlerinin
ödenememesinden dolayı icra takibine başlamışlardır. Bizim, bu konuda, 9 ay
önce takdim ettiğimiz, ilgili makama arz ettiğimiz bir kararname vardır. Bu
kararname taslağında şunu söylüyoruz: Çiftçilerin borçları, faizleri
dondurularak üç yıla yayılsın, altışar aylık periyotlarla ödensin. Bu, bizim
Tarım ve Köyişleri Bakanlığının teklifidir. Ben, iktidarı oluşturan tüm
partilerin, bu teklifte de, bu noktada da anlaşması gerektiğine inanıyorum ve
bunu da burada belirtmek istiyorum. Bunun, bu kararname kapsamında olması
gerekli. Teşekkür ediyorum. MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) - Biz daha evvel de
söyledik bunu Sayın Bakan. Ne güzel söylüyorsunuz!.. TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkan, soruların cevabı
için Sayın Bakana 5 dakika süre vermiştiniz... TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MAHMUT
ERDİR (Eskişehir) - Bir konuya açıklık getirebilir miyim Sayın Başkan. TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkan, bir konuyu kısaca
belirtmek istiyorum. BAŞKAN - Efendim, Sayın Komisyon Başkanının ilave
edeceği bir husus var, müsaade eder misiniz... TURHAN GÜVEN (İçel) - Tamam Sayın Başkan. TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MAHMUT
ERDİR (Eskişehir) - Sayın Yüce Meclise şunu arz etmek istiyorum: Çiftçi
borçlarının ödenmesiyle ilgili olarak, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonumuz,
geçen hafta bir toplantı yaptı. Bu toplantıda, her partiden değerli
arkadaşlarımız kanaatlerini belirttiler. Bu borçların nasıl tahsil edileceğine
dair kararlar tespit ettik ve onu da, hükümetimize, ışık tutması açısından,
takdim ettik. Zannederim, bu değerlendirme sonucunda, belirli vadelerde -şimdi
açıklamam mümkün değil- bu borçlar, ana borçlar tahsil edilecektir. Teşekkür ederim Sayın Başkan. BAŞKAN - Teşekkür ederim. LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) - Sayın Erdir, bunu
Cottarelli'ye nasıl anlatacaksın?! TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkan... BAŞKAN - Efendim, önce, mikrofonunuzu açın; sonra da,
lütfen, karşılıklı konuşmayalım... TURHAN GÜVEN (İçel) - Hayır, biz, karşılıklı
konuşmadık, millet için karşılıklı konuştuk Sayın Başkanım. BAŞKAN - Hayır... Millet için konuştuğunuz kesin de...
Yani, karşılıklı konuşmaya dönüştürmeyelim. 60 ıncı maddeye göre söz veriyorum; buyurun. Çok
kısa... TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkanım, burada, İçtüzük
hükümleri görüşülürken, biz dedik ki, bakın, kısıtlamayın, buna sizin de
ihtiyacınız olur. Bunun en güzelini Sayın Bakan gösterdi. 10 dakikaya
indirdiniz soru-cevap işlemini; Sayın Bakan tam 15 dakika içerisinde
konuşmasını tamamladı. Demek ki, yapılan işlem yanlıştır. Nereden dönülürse
dönülsün, bu işlemden dönmek lazımdır. Yanlış, Bağdat'tan da döner; ama, şu
anda, bugün, buradan, Meclisten dönüyor; takdirlerinize sunuyorum. Teşekkür ediyorum. BAŞKAN - Teşekkür ederim. Ben, soru soran arkadaşların 5 dakika içerisinde
sorularını tamamladıkları için, kendilerine teşekkür ediyorum. Şimdi, müzakereler tamamlanmıştır efendim. KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yetersayısının
aranılmasını istiyorum Sayın Başkan. TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) -
Sayın Genç, konumuz tarımla ilgili... KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yetersayısının aranılması
isteğimden vazgeçtim Sayın Başkan. BAŞKAN - Tasarının maddelerine geçilmesi hususunu
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Maddelere geçilmesi
kabul edilmiştir. Şimdi, 1 inci maddeyi okutuyorum. SULAMA
ALANLARINDA ARAZİ DÜZENLENMESİNE DAİR TARIM REFORMU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK
YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI MADDE 1. - 22.11.1984 tarihli ve 3083 sayılı Sulama
Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanununun 6 ncı maddesinin
ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir. "Toplulaştırma alanlarında gerçek kişilerle kamu
ve özel hukuk tüzelkişilerine ait araziden projenin özelliğine göre, yol ve
kanal gibi kamunun ortak kullanacağı yerler için % 10'a kadar katılım payı
kesilir. Toplulaştırma nedeniyle kapanan yollarla, yol fazlalıkları da aynı
amaç için kullanılır. Katılım payı için herhangi bir bedel ödenmez. Ancak,
katılım payı dışında kesilen arazi, öncelikle varsa eşdeğer Hazine arazisinden
karşılanır. Yoksa, kesilen arazi için kamulaştırma işlemi yapılır." BAŞKAN - Teşekkür ederim. Gruplar adına ilk söz, Doğru Yol Partisi Grubu adına,
Eskişehir Milletvekili Sayın Mehmet Sadri Yıldırım'a ait. Buyurun Sayın Yıldırım. (DYP ve FP sıralarından
alkışlar) Sayın Yıldırım, süreniz 5 dakika. DYP GRUBU ADINA MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 216 sıra sayılı, Sulama Alanlarında
Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkındaki Kanun Tasarısının 1 inci maddesi üzerinde, Doğru Yol Partisi
Grubunun görüşlerini arz etmek üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi ve
aziz milletimizi, Doğru Yol Partisi Grubu ve şahsım adına saygıyla
selamlıyorum. Toprak, millî ekonomimizin temeli sayılan tarımsal
faaliyetlerin ana üretim faktörüdür. Ülke ekonomisine besin maddeleri üreterek
dışa bağımlılığı ortadan kaldırmak, nüfusun büyük kesimine çalışma imkânı
sağlamak ve tarım dışı kesimlere işgücü vermek suretiyle katkıda bulunan,
üretilemeyen ve yenilenemeyen bir kıt üretim faktörü özelliğini gösteren bu
doğal kaynağın korunması, gelecek için hayatî bir önem taşımaktadır. Kısacası,
topraksız vatan, topraksız bir hayat düşünülemez; insan ile toprak ayrılmaz bir
bütündür. Topraklar, tarım sektörü için vazgeçilmez bir üretim faktörü olduğu
kadar, tüm insanlık için de son derece önem taşımaktadır. Tarım yapılabilecek arazinin oluşumu uzun bir süreç
istemektedir. Ayrıca, tarım arazileri, artan nüfusuyla orantılı olarak
artmadığı gibi, birkısım araziler, doğal olaylarla kullanılamaz hale gelmekte
ve devlet eliyle bazı tesislerin kurulması için üretim dışı bırakılmaktadır. 3083 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, bugüne
kadar yapılan uygulamalarda karşılaşılan sorunları gidermek, uygulamanın
amacına uygun olarak yürütülmesini temin etmek, uygulama sırasında meydana
gelen problemleri ve sosyal huzursuzlukları ortadan kaldırmak, uygulayıcı
kuruluşun; dolayısıyla, devletin malî külfetini azaltmak ve uygulamanın daha
verimli hale getirilmesi amacıyla kanunun bazı maddelerinde değişiklik yapmak
için, her ne kadar geç kalınmış olsa bile, bu tasarının, ülkemizin belkemiği
olan çiftçilerimizi sulak bir alana kavuşturarak, yüzlerini biraz olsun
güldürebileceği inancındayız. Eğer çiftçiyi kurtarmak istiyorsak, çiftçiye ve
toprağa gereken önemi vermek zorundayız, topraksız çiftçiye toprak dağıtmak
mecburiyetindeyiz. Her konuşmamda, çiftçinin, pancarcının, hayvancının ve
tarımla uğraşanların sıkıntı içerisinde olduğunu, ölüm kalım savaşı verdiğini
söylemekteyim; çünkü, tarımın ülke için faydalarını inkâr edemeyiz. Mutlaka,
tarımda sulamaya geçmek mecburiyetindeyiz. Sulamayı yapacak olan Köy
Hizmetlerine, üç senedir, köylüye ve çiftçiye hizmet ve yatırımı yapacak ödenek
ayrılmamış. Ödenek olmayınca yatırım ve hizmet imkânsızdır. Ülkemizde, İç Anadolu kurak bölgedir; toprak,
yıllardır, bilinçsizce, kullanılan gübreden ve ekimden yorulmuştur. Bunun tek
çaresi, araziyi ıslah ederek sulamaya geçmektir. Sulama olursa verim olur,
köylümüzün ve çiftçinin durumu düzelir. Sayın Bakanım, bizim yaptığımız konuşmalara cevap
vermemekte, eski hükümetleri tenkit etmektedir. Bırakınız eski hükümetleri
tenkit etmeyi, çiftçinin derdine çare bulunuz. Sayın hükümet, yatırımı ve hizmeti kısarak enflasyonu
düşürmeyi hesap ediyorsanız yanılıyorsunuz, yanlış yoldasınız; çünkü, ülkeye,
tamiri ve telafisi mümkün olmayan zarar veriyorsunuz. Değerli milletvekilleri, ülkenin ekonomisinde,
beslenmesinde ve üretiminde çiftçinin emeği, alınteri, damgası vardır. Çiftçi
ülkenin temel direğidir. Biz Doğru Yol Partisi olarak, çiftçinin lehinde olan
her şeyin yanında yer almaktayız ve almaya da devam edeceğimizi bir kez daha
vurguluyor ve diyoruz ki, Toprak İskân Genel Müdürlüğü yeniden yapılandırılarak
müstakil hale getirilmeli; faaliyetleri genişletilip, çiftçiye daha iyi hizmet
verebilecek şekle getirilmelidir. Değerli milletvekilleri, toprak, su ve hava insanın
yaşamını sağlayan temel unsurlardır. Öyleyse, topraksız ve susuz hayat
düşünülemez. Bu, hem insanoğlu için ve hem de diğer canlılar için böyledir.
Kısacası, tarımın ekonomik ve sosyal yaşantımızda önemi ve ağırlığı çok
büyüktür. Sayın hükümet, ülkede tarımı, çiftçiyi, hayvancılığı,
pancar çiftçisini öldürdünüz; ülke büyük ekonomik sıkıntı içindedir, acilen
çare bulmanız gerekir; yoksa, bu vebalin altından kalkamazsınız. Bu nedenle, ülkemize, milletimize yarar getirecek her
türlü yasayı destekleyip, yanında olduğumuz gibi, Sulama Alanlarında Arazi
Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Tasarısının ülkemize, çiftçilerimize fayda sağlayacağı inancıyla lehte oy
kullanacağımızı bildirir, hayırlı olmasını diler; Doğru Yol Partisi Grubu ve
şahsım adına, Yüce Heyetinizi, cefakâr, fedakâr çiftçilerimizi ve aziz
milletimi saygıyla selamlarım. (DYP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yıldırım. Gruplar adına ikinci söz, Fazilet Partisi Grubu adına,
Elazığ Milletvekili Sayın Latif Öztek'e ait. Buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. FP GRUBU ADINA LATİF ÖZTEK (Elazığ) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 216 sıra sayılı, Sulama Alanlarında
Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Tasarısının 1 inci maddesi üzerinde, Fazilet Partisi Grubunun görüşlerini
arz etmek üzere huzurlarınızda bulunuyorum; şahsım ve Grubum adına hepinizi
saygıyla selamlıyorum. 3083 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi gereğince yapılacak
toplulaştırma sonucunda, gerçek kişiler ile kamu ve özel hukuk tüzelkişilerine
ait parçalanmış arazilerin değeri artacak; bu arada, götürülecek kamu
hizmetlerinin maliyeti devlete büyük yük getirecektir. Devletin yapacağı
kamunun ortak kullanacağı yerler için yüzde 10 katılım payının kesilmesi
devletin ekonomik yükünü azaltacak, bu da, projelerin bir an önce
gerçekleşmesini temin edecektir. Yüzde 10'luk katılım payı en büyük oran olarak
düşünülmüştür. Katılım payı, bu oranın, yani, yüzde 10'un altında, genelde de
yüzde 5-6 kadar olacaktır. Eğer yüzde 10'dan fazla olursa, kamulaştırma bedeli
ödenecektir. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da,
hakkaniyet ilkesine riayet edilerek bu yükün paylaştırılmasıdır. Katılım payı dışında kesilen arazilerin hazine
arazisinden karşılanması da çiftçinin lehinedir. Bunun mümkün olmadığı
durumlarda kamulaştırma işlemine gidilmesi tasarıda öngörülmüştür. Değerli milletvekilleri, Türkiye'de tarım işletmeleri
küçüktür. Ortalama işletme büyüklüğü 53,5 dönümdür ve işletmelerin her biri çok
defa 6 ya da 7 parçadan oluşmuştur. Bu arazi yapısı modern tarım yöntemlerinin
uygulanmasına imkân vermediğinden arazi toplulaştırılması kaçınılmazdır. Bitkisel üretim için toprak ve su ile ısı ve ışık
kaynağı olarak güneş temel faktördür. Bunlar olmadan bitkisel üretim olmaz.
Tarımsal üretimde kullanılan diğer girdileri; gübreyi, ziraî mücadele ilacını,
mazotu, traktörü ve tarım aletlerini diğer ülkelerden alabilirsiniz; ama,
toprağınız yoksa, suyunuz yoksa, enerji kaynağı olarak güneşiniz yoksa bunları
dışarıdan satın alamazsınız. Ülkemiz, bu temel faktörlerin üçüne de sahiptir;
ama, toprağımız su beklemekte, sularımız da boşa akıp gitmektedir. Yüksek verim elde etmek için sulama şarttır. Kuru
ziraat şartlarında, çok kere, iki yılda bir ürün alınırken, sulu tarıma
geçilince yılda iki ürün, hatta, üç ürün alma imkânı olacaktır; yurdumuzun
tarımsal potansiyeli de, böylece, bir anda iki kata çıkacaktır. Ayrıca, kuru
ziraat şartlarında, tahıl, mercimek, nohut gibi baklagiller ekilirken, sulu
tarıma geçilince, pamuk, şekerpancarı, patates ve benzeri endüstri bitkileri
başta olmak üzere, sebze ve meyve ziraatı yapılacaktır; yani, ekilen ürünün
çeşidi de değişecektir. Bunun sonucunda, tarıma dayalı sanayii de gelişecektir.
Bu durum, çiftçimizin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılardan kurtulmasını
sağlayacağı gibi, millî üretimimiz artacağından, ülkemizin de içinde bulunduğu
ekonomik sıkıntılardan kurtulmasını sağlayacaktır. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde teknik
ve ekonomik şartlarda sulanabilir arazi miktarı, yaklaşık 8,5 milyon hektardır.
Halen, bunun, yaklaşık 4 milyon hektarı sulanmaktadır; yani, ülkemizde, teknik
ve ekonomik yönden sulanabilir arazinin büyük kısmından halen
yararlanılamamaktadır. Oysa, ülkemiz, dünyada eşine zor rastlanır su ve toprak
potansiyeline sahiptir. 1,8 milyon hektar arazinin sulanmasını temin edecek
olan GAP, millî bir projemizdir; Türk tarımının da ümididir. Sulu tarımın
başlaması, bölgede, tarla ziraatının gelişmesini teşvik ettiği gibi,
hayvancılığın da gelişmesine yardımcı olacaktır; yani, bitkisel üretimin
artması ve çeşitlenmesi yanında, hayvansal üretim de artacaktır. Tarım
ürünlerindeki artış, tarıma dayalı sanayiin gelişmesini teşvik edeceği gibi,
son yıllarda gıda üretiminde kendine yeterli olma özelliğini kaybeden ülkemizi
de, yeniden gıda ihracatçısı ülke konumuna getirecektir. Türkiye'nin gıda
ihracatçısı ülke konumuna gelmesini engellemek isteyen birtakım dış güçler, bu
projenin gerçekleşmesini geciktirmek istiyor olabilirler; ama, Türkiye'yi
yönetenler, konuya, millî bir proje olarak bakmalı ve bu projeyi en kısa
zamanda tamamlamalıdır. GAP Projesi tamamlandığında bile, yaklaşık 3 milyon
hektar arazi su bekleyecektir; bu arazilerin de suya kavuşturulması, projenin
uygulandığı yöre insanının ekonomik sorunlarının çözülmesini, bölge ve ülke
ekonomisinin kalkınmasını temin edecektir. Bir örnek vermek istiyorum: Elazığ
İlimizdeki verimli ovalar; yani, Kuzova, Uluova, Baskil, Hankendi, Yarımca ve
Başyurt Ovaları, yıllardan beri su beklemektedir. Keban Baraj Gölünden alınacak
suyla arazilerin sulanması veya sulu tarıma geçilmesi çalışmalarına, Devlet Su
İşleri tarafından devam edilmektedir. Kuzova pompaj sulaması, Kapıaçmaz Göleti
ve Sulama Tesisi, Kepektaş Göleti ve sulaması, Kanatlı Barajı ve Sulama Tesisi,
Işıktepe Göleti ve Sulama Tesisi ve Dedeyolu Göleti ve Sulama Tesisi gibi
projeler tamamlanarak, en kısa zamanda halkımızın istifadesine sunulmalıdır. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Öztek, lütfen, toparlayınız. LATİF ÖZTEK (Devamla) - Elazığ, akarsu potansiyeli
yüksek bir ilimizdir; ildeki büyük-küçük bütün akarsular üzerine sulama amaçlı
barajlar kurularak, çiftçinin istifadesine sunulmalıdır. Tabiî ki, bütün bu
projelerin yürütülebilmesi için, yeterli ödeneğin ayrılması gerekmektedir.
Yeterli ödenek ayrılmadığı için, hazırlanan projelerin gerçekleşmesi
gecikmekte; bu da, hem il ekonomisini hem de ülke ekonomisini olumsuz yönde
etkilemektedir. Bir örnek vermek istiyorum: Devlet Su İşlerinin 2000
yılı verilerine göre, yapımına 1991 yılında başlanan ve proje tutarı 89,8
trilyon olan Kuzova pompaj sulaması için, 1999 yılı sonuna kadar 5,4 trilyon
harcama yapılmıştır; yaklaşık 84,4 trilyonluk kısmı ise tamamlanamamıştır. Bu
proje için, 2000 yılında 1 trilyon ayrılmıştır; 2001 yılında da aynı miktar
ayrılmıştır; yani, 1991 yılında yapımına başlanan projenin çok az bir kısmı
tamamlanmıştır. Eğer, her yıl ayrılan para miktarı böyle olursa, bu projenin
bitirilmesi için, 80 seneden fazla zamana ihtiyaç vardır; ama, projenin 2004
yılında tamamlanması öngörülmüştür. İnşallah, hükümetimiz, konunun önemini
dikkate alır ve gerekli ödeneği bularak, bu gibi projeleri bir an önce
tamamlar, geciktirmez. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) LATİF ÖZTEK (Devamla) - Son cümlemi söylüyorum Sayın
Başkanım. BAŞKAN - Son cümleniz için mikrofonu açtım; buyurun. LATİF ÖZTEK (Devamla) - Teşekkür ederim. Tasarının kanunlaşmasına destek vereceğimizi ifade
ediyor, çiftçilerimizin sorunlarının çözümlenmesi gerektiğini tekrar
hatırlatıyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (FP ve DYP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederim. Madde üzerinde, gruplar adına başka söz talebi?.. Yok. Madde üzerinde 2 önerge var. Bildiğiniz gibi, 713 sayılı kararımızla değişen
İçtüzüğün 87 nci maddesi gereğince önerge sayısı ancak 3 olabiliyor ve bu
önergelerden, imzaları kaç olursa olsun, ancak 5'inin isimlerini okuyoruz,
diğerlerini tutanağa geçiyoruz. Şimdi, geliş sıralarına göre ilk önergeyi okutup,
ikinci önergeyi okuttuktan sonra, ikinci önergeyi işleme alacağım. İlk önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 216 sıra sayılı yasa tasarısının
çerçeve 1 inci maddesi ile 3083 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinin ikinci
fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkranın sonuna gelmek üzere "4325
sayılı Yasanın 8 inci maddesi uyarınca olağanüstü hal bölgesi ve kalkınmada
öncelikli bölgelerde ve 3083 sayılı Yasanın uygulandığı yerlerde de
uygulanır" olarak ilave edilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN - Şimdi ikinci önergeyi okutup, işleme alacağım. BÜLENT ARINÇ (Manisa) - Sayın Başkan, her iki önergeyi
de geri çekiyoruz. BAŞKAN - Geri çekiyorsunuz. Peki efendim, teşekkür ederim. ALİ ŞEVKİ EREK (Tokat) - Sayın Başkan, kişisel söz
hakkı var mı, yok mu bu yeni İçtüzüğe göre? BAŞKAN - Hayır efendim! ALİ ŞEVKİ EREK (Tokat) - Kesin mi?.. BAŞKAN - Maddeler üzerinde sayın milletvekillerinin,
şahısları adına konuşma hakları maalesef yok efendim. ALİ ŞEVKİ EREK (Tokat) - Yok!.. BAŞKAN - Yok, evet... ALİ ŞEVKİ EREK (Tokat) - Tebrikler!.. Tebrikler!.. BAŞKAN - Şimdi, önergeler geri çekildiğine göre,
görüşmekte olduğumuz 1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir. 2 nci maddeyi okutuyorum: MADDE 2. - 3083 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin
birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Uygulama alanlarında Bakanlar Kurulu kararının Resmî
Gazete'de yayımı tarihinden itibaren, kamulaştırma, toplulaştırma, arazi
değiştirilmesi ve dağıtım işlemlerinin tamamlanması veya tapuya tescil
sonuçlandırılıncaya kadar, gerçek kişilerle özel hukuk tüzelkişilerine ait
arazinin mülkiyet ve zilyetliği devir ve temlik edilemez. Bu araziler ipotek
edilemez ve satış vaadine konu olamaz. Ancak, bu kısıtlama süresi beş yılı
aşamaz. Sulama şebekesi tamamlanıp sulamaya geçinceye kadar da aynı işlemler
yapılmaz. Bu kısıtlamada ise süre beş yılı aşamaz. Ancak, sulama alanlarında
toplulaştırma çalışmaları kısıtlama süresi içerisinde sonuçlandırılamadığı takdirde,
Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün teklifi ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığının
onayı ile toplulaştırma çalışmalarının sonuçlandırılması amacıyla kısıtlama
süresi en fazla beş yıla kadar daha uzatılabilir. BAŞKAN - Teşekkür ederim Gruplar adına ilk söz, Doğru Yol Partisi Grubu adına,
Diyarbakır Milletvekili Sayın Nurettin Atik'e aittir. Buyurun efendin. (DYP sıralarından alkışlar) Sayın Atik, süreniz 5 dakikadır. DYP GRUBU ADINA NURETTİN ATİK (Diyarbakır) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Doğru Yol Partisi Grubu adına, görüşmekte
olduğumuz kanun tasarısının 2 nci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu
vesileyle Grubum ve şahsım adına Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım. Sayın milletvekilleri, ülkemiz, çok ciddî bir ekonomik
kriz içerisindedir; maalesef, yaşananlar, milletimizi sefalete sürüklemekte ve
bir sosyal patlamanın eşiğine gitmektedir. Bunun sorumlusu, adaleti temin
edemeyen bugünkü hükümettir. Yanlış politikalar ve uygulamalar, milletimizi
canından bezdirmiş ve bu hükümete kimsenin güveni kalmamıştır. Belki de
cumhuriyet tarihimizin, en kötü idare eden hükümetiyle karşı karşıyayız. Muhterem milletvekilleri, iki yıldır yaşanan kuraklık, barajlarda su seviyesini düşürmüş,
çiftçimizi ve insanlarımızı zor durumda bırakmıştır. Bunun karşısında hükümet
ne yapmıştır; faiz ve yüksek oranlı kredilerle, zaten zor durumda olan
insanımızı iyice ezdirmiştir. Bununla da kalmayıp, çiftçiye olan borcunu
ödememiş, bir de, üzerine, çok komik sayılabilecek tabanfiyatları açıklamıştır.
Mazota, gübreye ve elektriğe zam yaparken, çiftçiye hiçbir şey vermemiştir.
Bunun hesabını nasıl verecekler, bilemiyorum. Bu milletin vebalini alan, bir
daha iflah olmayacaktır. Diyarbakır çiftçisi zor durumdadır; yaşanan ekonomik
kriz onları da etkilemiş; çiftçimiz, elektrik borçlarını ödeyemez duruma
gelmiştir. Çiftçimizin borçları ya ertelenmeli ya da taksitlendirilerek ödeme
kolaylığı sağlanmalı ve faiz borçları da silinmelidir. Muhterem milletvekilleri, işsizlik ve fakirliği böyle
bekleyerek mi çözeceğiz?! Bitirin bu projeleri, bitirin; ne işsizlik kalır ne
enflasyon ne de terör. Huzuru, insanlarımıza, ancak, aş, iş ve yatırım
kazandırarak sağlayabiliriz. GAP'ın tam anlamıyla faaliyete geçmemesi, bekleyen
sorunları bir kat daha artırmaktadır. Yöremiz, su kaynağı ve hidroelektrik
santrallarıyla, bulunmaz şartlar içindedir. 687 000 hektar sulanabilir arazi
mevcuttur. Bölgenin 19 milyar kilovat elektrik potansiyeli bulunmaktadır. Sayın milletvekilleri, GAP'ın hidroelektrik
potansiyelinin ise ancak yüzde 25'i faaliyet içindedir. Yıllardan beri bu
elektrik potansiyelinin üretime geçmemesi, enerji darboğazında olan bir ülke
için düşündürücüdür. Bir an evvel barajların ve isale kanallarının bitirilmesi
gerekmektedir. Bölgemizin, proje ve diğer aktiviteler olmak üzere
halen toplam 66 000 hektar arazisi sulanabilmektedir. Bu da, ekonomik
sulanabilir arazinin ancak yüzde 8'ine tekabül ediyor. Kalan yüzde 92'si ise,
maalesef, bu hükümeti beklemektedir. Bunun yanında, halen inşaatı devam eden projelerin
bitirilip devreye girmesi halinde bile, ancak, sulanabilir arazinin yüzde 28'i
sulanmış olabilecektir. Bu rakamlar, bizlere, yöremizin ne kadar geri plana
itildiğini ve sorunların ne kadar vahim olduğunu göstermektedir. Çözüm bekleyen
bunca sorun varken, hükümet sadece seyretmektedir. Değerli milletvekilleri, sizlere birkaç rakam vermek
istiyorum. Bölgemizde hidroelektrik santrallarının toplam üretim kapasitesi,
potansiyelinin ancak yüzde 39'unu karşılamaktadır. Yapım halinde olan Kralkızı,
Dicle ve Batman hidroelektrik santrallarının devreye girmesi halinde bile,
hidroelektrik potansiyelinin ancak yüzde 44'ünü kullanmış olabileceğiz. Biz, bıraktık bu yüzde 80'lere varmayı, mevcut
projelerin bitirilmesine razı olduk; ama, onları bile beceremiyorlar.
Enflasyon, işsizlik ve fakirliği böyle mi yenecekler? Bunların iş yapma
basireti bile kalmamıştır; sosyal patlamaya çanak tutuyorlar farkında bile
değiller. Kralkızı, Dicle ve Batma Hidroelektrik Santralının bir
an evvel devreye girmesi gerekmektedir. Bunların tam kapasiteyle devreye
girmesi bölge insanının, az da olsa nefes almasına yardımcı olacaktır. Muhterem milletvekilleri, bu projelerin bitirilmesi
halinde, işsizlik, terör, enflasyon ve huzursuzluk ortadan kalkacaktır. Sosyal
adaleti ancak böyle temin edebilirsiniz. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. Teşekkür ediyorum. (DYP ve FP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum. Gruplar adına ikinci söz, Fazilet Partisi Grubu adına
Sıvas Milletvekili Sayın Musa Demirci'ye ait. (FP sıralarından alkışlar) Buyurun efendim. Süreniz 5 dakika. FP GRUBU ADINA MUSA DEMİRCİ (Sıvas) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 3083 sayılı Kanunun bazı maddeleri değiştiriliyor;
dolayısıyla, bu maddeler hakkındaki görüşlerimi, Fazilet Partisi Grubu adına
arz etmek istiyorum. 1757 sayılı Toprak Tarım Reformu Kanununu Anayasa
Mahkemesi iptal edip, yürürlükten kaldırdıktan sonra 3083 sayılı Kanun
çıkarılmıştı. Bu kanun, esas itibariyle, fevkalade iyi bir kanun; yani, tarımın
altyapısını düzenleyen bir kanun. O bakımdan, işte arazinin toplulaştırılması
ve devletin tasarrufu altında bulunan arazilerin dağıtılması görevi, bu kanunla
beraber, Tarım Bakanlığına verilmiştir; Toprak Tarım Reformu Genel Müdürlüğü bu
görevi yürütmektedir. Ancak, tabiî, bu görev, bir de Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğü tarafından yürütülmekte; ancak, tabiî, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü
bünyesinde Toprak-Su Genel Müdürlüğü vardı. Sayın Bakanın birkaç gündür, birkaç
yerde yaptığı konuşmalarda, hatta, Meclisin açılışındaki bugünkü konuşmasında
da yine bundan dert yanıyor, biraz önce, sorulara cevap verirken yine bundan
dert yandılar. Dolayısıyla, hakikaten,
bu problemin halledilmesi, Toprak-Su Genel Müdürlüğünün kurulmak suretiyle,
Tarım Bakanlığının veya ilgili genel müdürlüğün bünyesinde bir genel müdürlük
olarak görevini mutlaka yapması gerekir, göreve hazır olması gerekir. Değerli milletvekilleri, şayet, Türkiye'de gerçeklerden
hareket edeceksek -ki öyle hareket etmeliyiz- bakın, Türkiye'de 1952 ve 1980
yılları arasında parsel sayısı 15 milyon iken, bugün parsel sayısı 23 milyon
olmuştur. Bu bakımdan, toplulaştırma fevkalade önemli; bunun için de, ihmal
etmemiz mümkün değil. Değerli milletvekilleri, yine, bu Meclisin bugünkü
oturumunda, Edirne Milletvekili Sayın Şahin, Edirne'nin problemlerini dile
getirdiler. Gruplar, yine, yerlerinden, Türkiye'deki tarımın problemlerini
gündeme getirdiler. Bizler, bundan bir süre önce, Fazilet Partisi
milletvekilleri olarak 3 milletvekili, Trakya'nın 3 vilayetini, Edirne,
Tekirdağ ve Kırklareli'ni ziyaret ettik. Orada bir çiftçinin söylediği söz
fevkalade önemli; aynen şöyle diyor "Trakya'da çiftçinin başı ağrıyorsa,
Anadolu'da çiftçiler hastadır, eğer, Trakya çiftçisi hasta ise, Anadolu
çiftçisi ölmüştür." Bugün, maalesef, durum budur. (DYP ve FP sıralarından
alkışlar) Bakınız, gübreden destek kalkmıştır; yüzde 50 olan
destek kalkmıştır. Akaryakıta yüzde 150 zam gelmiştir. Sulama ücretleri yine
böyledir. Bu bakımdan, mutlaka, bunlara bir çare bulunması gerekir. Şimdi, bir yandan, biz, arazi toplulaştırması için gayret
sarf ederken, bunun sıkıntısını çekerken, bir yandan da, 5 dekarla 199 dekar
arasında doğrudan gelir desteği yapacağız diyoruz. Biraz önce bir DSP sayın
milletvekili geldi buradan, bu doğrudan gelir desteğinin çiftçiler için
hakikaten iyi olacağını söyledi; bu, fevkalade yanlıştır. Nereden bunu
esinlendiler, bilemiyorum?!. Ülke gerçeği şudur; 59 dekar, ülke ortalamasıdır.
Dolayısıyla, çiftçiye vereceğimiz destek, tamamını ekse bile, 300 dolardır;
eğer, yarısını ekiyorsa 150 dolardır; bununla, çiftçinin kalkındırılması mümkün
değil. Bu bakımdan, bugün çiftçilerin başka bir problemi,
Ziraat Bankasından, tarım kredi kooperatiflerinden aldığı kredi faizleri
fevkalade yüksektir. İşte, bakın, Edirne'den gelen... Edirne'nin Havsa
İlçesinin Astarlı Köyünden bir ziraat mühendisi Taner Özdoğru, gerçekten, diyor
ki "işletmelerimizi satıyoruz ve çiftçilerimiz, icradan dolayı şu anda
hapisteler, mal beyanı yapmadıkları için hapisteler." Bu bakımdan, durum
fevkalade vahimdir ve durum fevkalade kötüdür. Bunların mutlaka çaresinin
bulunması gerekir. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen toparlayınız. MUSA DEMİRCİ (Devamla) - Sayın Komisyon Başkanı biraz
önce açıkladılar "hükümete tavsiyede bulunduk" dediler, inşallah
olur. Ancak, şunun mutlaka yerine getirilmesi lazım: Hububata ve diğer
mahsullere geçen yıl verilen destek yüzde 25'tir, açıklanan enflasyon yüzde
40'dır; öyleyse, arada yüzde 15 oranında fark vardır. Bunun manası,
çiftçilerimiz geçen yıl yüzde 15 fakirleşmiştir. O bakımdan, mutlaka, telafi
edici olarak, bütün çiftçilerimize, yüzde 15 telafi edici bir rakamın verilmesi
lazım. O bakımdan, mutlaka, bunun da göz önüne alınmasını diliyoruz,
bekliyoruz. Kredi borçlarından dolayı sıkıntı had safhadadır; bize
gelen mektuplar, bize gelen fakslar bunu teyit etmektedir; inşallah, çare
bulunur diyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum; sağ olun. (FP ve DYP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Demirci. Sayın Demirci'nin müsaadesiyle, bir hususu düzeltmek
istiyorum. Gündemdışı konuşan arkadaşımızın adı, sayın hatibimizin adı Şadan
Şimşek. Gruplar adına başka söz talebi?.. Yok. Bir önerge vardır; okutuyorum. Buyurun efendim. TBMM Başkanlığına Görüşülmekte olan 216 sıra sayılı yasa tasarısının
çerçeve 2 nci maddesinin 3083 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci
fıkrasını değiştiren metnin ikinci cümlesindeki "Ancak, bu kısıtlama
süresi beş yılı aşamaz" ibaresinin "Ancak bu kısıtlama süresi yedi
yılı aşamaz" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN - Komisyon, önergeye katılıyor mu efendim? TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MAHMUT
ERDİR (Eskişehir) - Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu? TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) -
Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN - Sayın Polat, siz mi konuşacaksınız? ASLAN POLAT (Erzurum) - Evet efendim. BAŞKAN - Buyurun efendim. Süreniz 5 dakika. ASLAN POLAT (Erzurum) - Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım. Şimdi, tasarının bu maddesinde, toplulaştırma
yapılacak, toplulaştırılan bu arazilerde sulama yapılacak. Bu toplulaştırma
yapılan ve sulama yapılan ve değiştirilen araziler, beş yıl kadar ipotek
verilemeyecek, satılamayacak deniliyor. Eğer, bu beş yıl içerisinde burada
sulama işleri de bitmezse, bu, beş yıl daha uzatılacak, toplam on yıl olacak
deniliyor. Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; işin özelliği şu:
Türkiyemiz de, Avrupa Birliğine girerken... İşte, şurada getirdiğimiz
kitaplarda var, Su Havzaları Kullanım ve Yönetimi, özel ihtisas komisyonu
raporu, 5 yıllık kalkınma planı raporları... Burada da, Türkiye'de,
kaldırabileceği optimum nüfus 10 milyon dolayında olan kırsal kesimde bugün 23
milyonu aşkın insanın yaşaması, çevre ve ekonomi yönünden doğal bir
dengesizliktir diyorsunuz. Ne demektir bu? Yani, bu kırsal kesimde azamî 10
milyon insanın yaşaması gerekir; ama, burada 23 milyon insan yaşıyor; o halde,
burada, kırsal bölgede yaşayan insanların yüzde 60'ını, biz, uygulayacağımız
politikayla -ki, bunu beş yıl içerisinde bitireceğiniz anlaşılıyor- köyden
şehire yollayacağız. Dolayısıyla ne olacak; yüzde 60 kadar daha nüfus, kırsal
alanlardan şehir alanlarına göç edecek demektir; sizin yapacağınız politikalar
böyle gösteriyor. Burada önemli olan şu: Burada kalan insanların da,
Avrupa Birliğiyle rekabet edebilmesi için, Avrupa Birliğindeki... Çünkü,
desteklemeyi kaldırıyorsunuz, yani, taban fiyatları kaldırıyorsunuz; artık,
çiftçileri, Avrupa'daki, Amerika'daki buğday ekenlerle, eşit şartlarda
yarıştırmaya kalkıyorsunuz; ancak, Chicago'da bu sene yüzde 20 fazla, seneye o
da olmayacak diyorsunuz. Şekerpancarı üreticilerini, yine -bu destek de kalktı-
rekabete sürüklüyorsunuz. O zaman, sizin yapacağınız, buradaki arazilerin de,
hiç olmazsa, Batı ülkelerinde olduğu gibi, toplulaştırılmasını yapmak, buradan
sulama kanallarını geçirmek, buradan sulu tarıma bir an önce geçmektir. Yine,
burada, çok önemli şeyler var, bakıyoruz, Komisyonda da "Devlet Su İşleri,
1999 yılı başı itibariyle 2 154 918 hektar alanın sulama şebekesini
tamamlamıştır" diyorsunuz; ama "bu alanlarda randıman elde etmek için
tarlaiçi geliştirme faaliyetleri yapılamamış, tarla toplulaştırması
yapılamamıştır" diyorsunuz. Şimdi, burada, ikisinde bir konu var, bunu anlatmak
için söylüyorum: Sizin bu toplulaştırma işlemini ve sulama işlerini, bir an
önce yapmanız lazım. Şimdiye kadar "paramız yok" diyordunuz, şimdi
de, tuttunuz, burada toplulaştırma yaparken, köylüden de yüzde 10 toprağı
-aynen vilayetlerdeki 18 inci madde uygulaması gibi- katılım payı olarak
kesmeye başlayacaksınız. O halde, sizin, artık, parasızlık bahaneniz de
kalmadığına göre Sayın Bakanım, artık, bundan sonra, sizden, gazetelere beyanat
verme yerine, iş yapmanızı bekliyoruz. Bundan sonra, artık, gazetelere, böyle,
büyük bir şair edasıyla "toprak işleyenin, su kullananın"
sloganlarını söylemeyi bırakın da, iş yapmaya başlayın diye bekliyoruz yani!
Ben şuna şaşırdım: Yani, otuz sene önce Türkiye'de terk edilen sloganlara,
böyle, mal bulmuş mağribi gibi sarılmanızı bir türlü anlayamadım, bunu da
anlatırsanız, izah ederseniz memnun olurum. Bir konu daha, çok önemli: 2000 yılının başına kadar,
Türkiye'de 277 000 hektarda toplulaştırma yapılmış. Devlet Su İşleri, bu sene
"beş yıl içerisinde, her yıl, en az 100 000 hektar toplulaştırma yapmamız
lazım benim sulama alanlarına uyum sağlayabilmeniz için" diyor. Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü de "benim yeni yapacağım yatırımlarda 50 000
hektara ihtiyacım var" diyor. Toplam 150 000 hektar. Ne yapar bu? Sizin bu
seneye kadar yapmış olduğunuz tüm toplulaştırmanın yüzde 60'ını bir yılda
yapmanız gerekiyor! Onun için, ona göre, ciddî ciddî çalışmanız lazım. Öyle,
yok efendim "betonlaşan Türkiye'ye yağmur mu yağar" diye
dövüneceğinize, bunlara çare arayın diye düşünüyorum. Şimdi, önemli bir konu da şu var: Yine, sizin Devlet
Planlama Teşkilatı -ki, bu, MHP'ya bağlı bir bakanlıkla çalışıyor- Su Havzaları
Kullanımı Yönetiminin 139 uncu sayfasında demişler ki "bölgesel bazda
arazi toplulaştırma çalışmalarına, küçük işletme sayılarının fazlalığı, nüfus
artışı baskısının yanı sıra, tarımsal potansiyelin yüksekliği ve kırsal kesimde
toplum bilincinin gelişmesinin düzeyi dikkate alınarak, Ege, Marmara ve Akdeniz
Bölgelerinde sulu tarım alanlarında başlanılmalıdır." Yani, buradan, siz,
Doğu Anadolu'daki ve Güneydoğu Anadolu'dakilere, siz, hele bekleyin,
batıdakiler dururken size iş yok demeye geliyor Sayın Bakanım hem de yirmibeş
sene Erzurum'da yetiştirdiğimiz, yedirdiğimiz, içirdiğimiz Bakanın ait olduğu
hükümette bu var yani; gel de buna patlama! Şimdi, insan sinirden bozuluyor... Şimdi, ben burada neyi söylüyorum: Bir de, bu tasarı
getirilirken bir şey dikkatimi çekti, bunu da söylemek istiyorum: Bugün 21 tane
kanun tasarısı getirdiniz ve bunları öncelikle görüşelim dediniz değil mi ve
buna, MHP adına da bir Erzurumlu hemşerimiz katıldı. Peki, o hemşerimin 229
uncu sırada bekleyen çiftçilerin borçlarını affeden kanun teklifini niye
getirip de buraya koymadınız?!.. Niye getirip koymadınız?!.. MEHMET ŞANDIR (Hatay)- Bayramdan sonra... ASLAN POLAT (Devamla)- Erzurum'a gidin, her hafta,
gazetelerde, Sayın Köse'nin bir resmi ile "çiftçi borçlarını ödüyorum,
kanun teklifi verdim" diye beyanatları var; ama, sıralamaya konulduğu
zaman, o kanun teklifi, hiçbir zaman için... (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN- Sayın Polat, toparlayınız. ASLAN POLAT (Devamla)- ...çiftçinin borcunu affeden bir
tane tasarı burada niye yok diye de soruyor ve hepinize saygılar sunuyorum. (FP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN- Teşekkür ediyorum Sayın Polat. Hükümetin ve Komisyonun katılmadığı önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. Şimdi, görüşmekte olduğumuz 2 nci maddeyi Komisyondan
geldiği şekliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Madde kabul edilmiştir. 3 üncü maddeyi okutuyorum: MADDE 3. - 3083 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde
eklenmiştir. GEÇİCİ MADDE 4. - Sulamaya açılan veya açılacak olan
alanlarda, bu Kanunun geçici 1 inci maddesi gereğince arazi iadesine muhatap
olan arazi malikleri ile mülga 1757
sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanununa göre arazisi kamulaştırılanlar için,
sahibine bırakılan sulu arazi normu uygulanmaz. Ayrıca, kamulaştırmaya ve arazi
iadesine muhatap olmayan sulu norm üstü arazi malikleri için de aynı işlem
geçerlidir." BAŞKAN- Madde üzerindeki ilk söz, Doğru Yol Partisi
Grubu adına, Adıyaman Milletvekili Sayın Nedim Bilgiç'e ait. Buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. DYP GRUBU ADINA MAHMUT NEDİM BİLGİÇ (Adıyaman)- Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Sulama
Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanununun 13 üncü maddesini
değiştiren bu tasarının 3 üncü maddesi üzerindeki düşüncelerimi arz edeceğim. Değerli milletvekilleri, bu 3 üncü maddeyle -bu
işlemlerin uzun süre almasından dolayı- bir beş yıl daha zaman istenilmektedir;
çünkü, kamulaştırma, arazi birleştirilmesi, arazi bütünleştirilmesi oldukça
zaman alan bir olay. Onun için, tapu tescil işlemelerini, devir işlemlerini,
temlik işlemlerini beş yıl daha uzatmak için bu maddeyi getiriyorlar ki, bu
uygundur, bizler tarafından da uygun karşılanmaktadır. Toprak Reformu Kanununun çıkarıldığı 1984 yılında bu
yana, arazi bütünleştirilmesi düzgün bir şekilde işlememiş, geçimini topraktan
elde eden çiftçiye ve köylüye verimlilik bakımından hiçbir şey vermemiş.
Üstelik, bir de, o günün şartlarında arazi bölünmüş, parçalanmış; bu bölünen,
parçalanan arazide de verimli işletme kurma imkânı olmadığından, çiftçinin
karnı doymamış, evine ekmek götürememiş. Bu maddeyle, arazi bütünleştirilmesi
ve kamulaştırılması yapılarak, bir çiftçiye, işleyebileceği kadar bir arazi
verme gibi olumlu bir olayla karşı karşıyayız. Bu yapılabilirse uygun
olacaktır; fakat, biz, bu tür kanunlara rutin gözüyle bakıyoruz. Avrupa ve Amerika'da işletmeler hep büyütülmektedir,
hatta, miras kanununda değişiklik yapmak suretiyle, arazinin bölünmesine,
parçalanmasına mani olacak kanunlar çıkarmaktadırlar. Bizim de, yalnız toprak
reformu uygulanan bölgelerde değil, Türkiye'nin genelindeki bütün işletmeleri
verimli ve toprağı işlenebilir hale getirebilecek büyüklüklere mutlaka
getirmemiz gerekmektedir. Ondan sonra da, Tarım Bakanlığı tarafından, bunun
altyapısının oluşturularak, toprağın işlenmesini, toprağın standardının
yükseltilmesini ve modern anlamda tarım yapılabilmesi için gerekli şartların
Türk köylüsüne ve Türk çiftçisine verilmesini sağlamak mecburiyetinde
olduğumuzu söylemek istiyorum. Değerli milletvekilleri, tabiî ki, bu rutin kanunlarla
çiftçimizin günlük hayatı kolaylaştırılmalıdır; ama, bu rutinle, Türk
çiftçisinin, Türk köylüsünün derdine çare olacağımızı sanmamamız lazım. Türk
çiftçisini, bugün, kısa vadeli bir rehabilitasyona almamızın gerekli olduğunu,
herhalde, iktidar partilerine mensup bütün milletvetvekili arkadaşlarım da
gittikleri bölgelerde görmüşlerdir. Çiftçinin durumu içler acısıdır, hepsi
yoğun bakımdadır. Köylü için, daha önce, sıkıntılı anda "köyden şehre
inemiyor" derdik; ama, şimdi köyden köye değil, köyde, evden eve
gidemeyecek kadar âciz durumdadır. Köylünün, çiftçinin durumunu, mutlaka ve mutlaka, kısa
süreç içerisinde, iki üç ay içerisinde düzeltecek çok acil tedbirler getirmek
mecburiyetindesiniz. Getirmediğiniz takdirde, çiftçiyi ölüme terk edersiniz.
Çiftçinin ölümü, üretimin durması, buna bağlı olarak sanayiini durması, buna
bağlı olarak istihdamın durması demektir. Türkiye'de nüfusun yüzde 44'ü
geçimini topraktan elde etmektedir. Bu, yüzde 44'le de kalmamaktadır; bunların
ürettiğiyle, sanayi, aramaddesini, sanayi, hammadesini sağlamaktadır; ihracat
yapılmaktadır; istihdam yaratılmaktadır ve buradan sağlanan dövizle Merkez
Bankası, voyabiliteyi sağlamaktadır. Çiftçiyi öldürmek suretiyle, her ilde, her
ilçede esnafı da dükkânını açıp kapayamayacak kadar sıkıntılı duruma getirmiş
durumdayız. Değerli milletvekilleri, hepiniz aynı sıkıntıyı
çekiyorsunuz, farkındayım. Sizler de, bu sıkıntının temelinde, uygulanan
ekonomik programın yattığını biliyorsunuz. Türk çiftçisini IMF'nin insafına ve
vicdanına bırakmış bir Hazine bürokrasisiyle karşı karşıyasınız. Sizler de bu
açmazı aşamadığınızın farkındasınız. Süratle, hükümetimiz, Hazine bürokrasisine
dur demelidir ve bu sıkıntılı durumu, bir an önce çiftçinin ve köylünün
üzerinden kaldırmalıdır. Değerli arkadaşlar, çiftçiyi ayağa kaldırmadığımız
takdirde, her şeyi sıkıntıya sokarız. Bu sıkıntı, zincirleme her yere gelir,
Parlamentoya da gelir. Zaman varken, fırsat varken, bir iki ay içerisinde
çiftçinin, köylünün durumunu düzeltmek mecburiyetindeyiz. Biliyorum ki, bunu,
siz iktidar milletvekilleri, grupları da takdir ediyorsunuz; gittiğiniz
yerlerde görüyorsunuz, tespit ediyorsunuz; fakat, maalesef, bununla beraber,
yine IMF'nin talimatıyla bugün Tarım Komisyonunda Şeker Yasasını görüştük; ona
kota getiriyorsunuz, yarın Tekelle ilgili, tütüne ve Tekele... (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Bilgiç, lütfen toparlayınız. MAHMUT NEDİM BİLGİÇ (Devamla) - Yarın, yine IMF'nin
baskısıyla tütüne ve TEKELe kota getireceksiniz, iki yıl içinde TEKELi
özelleştireceksiniz, kıraç yerde, arazinin dar olduğu yerde, taban arazinin
olmadığı yerde, ekmeğini dağdan taştan oniki ay çalışmak suretiyle kazanan
çiftçinin, köylünün elindeki ekmeği de alacaksınız. Süratle bu yoldan dönmemiz lazım. Yalnız sizin değil,
hep beraber dönmemiz lazım; muhalefetin de yardımcı olması lazım. Köylüyü,
çiftçiyi yoğun bakımdan çıkarıp, yine, milletin emrinde üreten, ürettiğini de
milletin hizmetine veren duruma getirmemiz lazım. Bu tasarının 3 üncü maddesine olumlu bakıyoruz ve
olumlu rey vereceğiz. Bu vesileyle, Sayın Başkan sizi ve değerli Heyeti
saygıyla selamlıyorum.(Alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bilgiç. Gruplar adına ikinci konuşma, Fazilet Partisi Grubu
adına Urfa Milletvekili Sayın Niyazi Yanmaz'a ait. Buyurun Sayın Yanmaz. (FP sıralarından alkışlar) Konuşma süreniz 5 dakika. FP GRUBU ADINA MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Şanlıurfa) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 216 sıra sayılı Sulama Alanlarında Arazi
Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Tasarısının 3 üncü maddesi üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına konuşmak üzere
söz aldım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlar, burada yapılması düşünülen
değişiklik şu: Sulama ve arazi toplulaştırması çalışmalarının sekteye
uğratılmaması için, devir ve temlik işlemlerine getirilen kısıtlamanın en fazla
beş yıl daha uzatılmasında fayda ve mecburiyet olduğu düşünülmektedir. Şimdi, toplulaştırma çalışması, bilindiği gibi, hem
uzun zaman alan hem de büyük maliyet isteyen bir iş. Bu yüzden, bu süre
içerisinde çeşitli nedenlerle -miras yoluyla olsun, intikal yoluyla olsun,
devirle olmuş olsun- tapuda değişiklikler yapılmaması, çalışmaları
engellememesi için beş yıllık bir süre uzatılmasına gidilmiştir. Biz de,
Fazilet Partisi Grubu adına, bu maddeyi bu şekliyle destekliyoruz. Değerli arkadaşlar, yalnız, toplulaştırma çalışmaları
derken, ülkemizde, şu ana kadar 414 000 hektar toplulaştırma olmuş; bunun aşağı
yukarı 130 000 hektarı Toprak ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğü vasıtasıyla, 300
000 hektarı da Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü vasıtasıyla yapılmıştır. Görünen
o ki, bu hızla giderse, toplulaştırma, ancak bir yirmi yıl daha zaman alacak;
çünkü, bu yıl, bütçe görüşmelerinde, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 780
trilyonluk bir bütçesi vardı; bunun 550 trilyonu kendi iç harcamalarına,
personel harcamalarına, carî harcamalara gidiyordu; 250 trilyon gibi bir
yatırım harcaması vardı. Görünen de o ki, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü,
geçtiğimiz yıl, taşıtlarını yürütemeyecek duruma gelmiştir; dolayısıyla,
toplulaştırma çalışmalarına ne kadar katkıda bulunacağı hepinizin malumudur. Arkadaşlar, özellikle, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin
35 milyarlık bir projesi olan GAP Projesinde 1,7 milyon hektar arazi sulanması
amaçlanmış; ancak, bugün, bunun yüzde 10-15'ine tekabül eden bir aşama
kaydedilmiştir. Yine, Şanlıurfa, reform yasasına göre pilot bölge seçildiği
için, bedelsiz arsa tahsisi, sadece, kamuya ya da arazisi olmayan köylüye yapılabiliyor
ve yine, Şanlıurfa, kalkınmada öncelikli yöre olduğu için, eğer, sanayici gelir
"ben, Şanlıurfa'da bir sanayi yatırımı yapmak istiyorum" derse, bu
süre içerisinde sanayiciye bedelsiz arsa tahsisi sağlanamıyor. Bu, bir
çarpıklıktır Sayın Bakanım; bunun düzeltilmesi lazım. Değerli arkadaşlar, ülkemizde, 28 milyon hektar tarım
arazisi var; bunun ancak 8,5 milyon hektarı sulamaya elverişli ve biz, bunun
ancak 4,5 milyon hektarını sulayabiliyoruz. Bu bağlamda, GAP bölgesi hakikaten
çok önem teşkil ediyor; GAP, entegre bir proje; GAP bölgesinin ihmal edilmemesi
lazım. Gelecekte insan istihdamı açısından, gıda ambarı olması açısından,
Şanlıurfamızı, GAP bölgemizi, Türkiye'nin tek kurtuluş reçetesi olarak
görüyorum ve inanıyorum ki, bu süre içerisinde Sayın Bakanımız da gerekli
ihtimamı gösterir, hükümetimiz de gerekli ihtimamı gösterir, proje, bir an
evvel neticelendirilir. Değerli arkadaşlar, tarım sektörünün durumu -diğer
konuşmacı arkadaşların da dile getirdiği gibi- hepimizce malum. Bütün üreticilerimiz,
fındık üreticisi olsun, antepfıstığı üreticisi olsun, çay üreticisi olsun,
pancar üreticisi olsun, bunların hepsi hallerinden bizar durumdalar, şikâyetçi
durumdalar. Biraz önce, Sayın Bakanımız sorulara cevap veriyordu; o da, benim
gördüğüm kadarıyla çok başlılıktan şikâyet ediyor, Sayın Bakanımız da çok
başlılıktan şikâyet ediyor Öyle bir ilginç bir zemin, ortam oluştu ki, hem
muhalefet şikâyet ediyor hem iktidar şikâyet ediyor! Bu iş nasıl düzelecek
bilemiyoruz. Artık, bir türbeye mi gitmek lazım, bir yatıra mı gitmek lazım,
birlikte avuç açıp dua mı etmek lazım?.. Zaten, işimiz Allah'a kaldı, hem
yağmur duasına çıkacağız; bu şekilde... Hem tarım sektörümüzü, diğer sektörler içinde...
Topluca, millet olarak duaya çıkalım; bu işleri, ancak bu şekilde halledelim;
çünkü, olayın rasyonel yönüyle, rantabilitesiyle hiç kimsenin ilgilendiği yok.
Arkadaşlar, tabiî, bu durum, ağlanacak halimize gülmek gibi bir olay. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Yanmaz, lütfen toparlar mısınız. MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Devamla) - Bir diğer konu,
değerli arkadaşlarım, Sayın Bakanımızın özellikle dikkatini çekmek istiyorum:
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde, Tarım Bakanlığında, Orman Bakanlığında,
çeşitli vesilelerle 40 000'e yakın işçiye kadro verildi. Tarım Reformu Genel
Müdürlüğünde 340 işçi var; bunların kadrosu yok. Ben inanıyorum ki, Sayın
Bakanımız da buna bir sağduyu gösterir, bu insanlar da, bu stresli durumdan, bu
sıkıntılı durumdan kurtarılır. Biz, Fazilet Partisi Grubu olarak bu yasayı tasvip
ediyoruz, destekliyoruz; fakat, tarım sektörümüzün dertlerine çare olmayacağını
da bildiriyor, hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yanmaz. Gruplar adına başka söz talebi?.. Yok. Madde üzerinde önerge yok. Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Madde kabul edilmiştir. Sayın milletvekilleri, şimdi, yürürlük maddelerine
geldik. Bildiğiniz gibi, bu maddeleri, yalnız, okutacağım ve ondan sonra
oylayacağım: 4 üncü maddeyi okutuyorum: MADDE 4. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. BAŞKAN -
Maddeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir. Son maddeyi okutuyorum efendim. MADDE 5.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. BAŞKAN - Maddeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Madde kabul edilmiştir. ASLAN POLAT (Erzurum) - Sayın Başkan, tümü üzerindeki
oylamada karar yetersayısı aranılmasını istiyorum. BAŞKAN - Karar yetersayısının aranılmasını
istiyorsunuz. Şimdi, kanun tasarısının tümünün oylanmasına geçmeden
evvel, lehinde ve aleyhinde 86 ncı maddeye göre söz talepleri var. İlk söz, lehinde olmak üzere, Aksaray Milletvekili
Sayın Murat Akın'a ait. Buyurun efendim. Oyunuzun rengini belli etmek üzere konuşacağınızı
müsaadenizle hatırlatıyorum. Sayın Akın, süreniz 5 dakika. MURAT AKIN (Aksaray) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sulama Alanlarında Arazi
Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
tasarısı üzerinde lehte söz almış bulunmaktayım. Oyumun rengi müspet, beyazdır;
onu, başta, belirteyim. Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere 3083 sayılı
Kanun 1.12.1984 tarihinde meriyete girmiş olup, o günden bugüne kadar
uygulanmakta; ancak, uygulama safhasında bazı aksaklıklar ortaya çıkmıştır.
İnşallah bu tasarının kanunlaşması sonucu bu aksaklıklar, bu kanunla giderilmiş
olacaktır. Değerli milletvekilleri, sulanan arazilerden daha iyi
faydalanma, bilindiği üzere toprak kaynaklarımızın korunması geliştirilmesi ve
sürdürülebilirliğinin sağlanarak en üst düzeyde üretimde kullanılması
insan-toprak ilişkilerinin uygun ve etkin biçimde düzenlenmesiyle mümkündür. Tarımda en önemli üretim aracı olarak, sanayide mekân
ve hammadde olarak, kentleşmede yerleşim yeri olarak, hızla artan nüfusun her
türlü ihtiyacını karşılayan varlık olarak, toprak kaynaklarının rasyonel ve
bilinçli bir biçimde kullanılması zorunludur. Bugün için en önemli olan ekolojik çevre sorunu
niteliğindeki erozyon ve yanlış arazi kullanımlarının önlenmesi için gerekli
hükümleri içeren Anayasa ve yasalar da yeterli etkinlikte değil ve yalnızca
yazılı belgelerde kalmakta ve uygulanmamaktadır. O halde, her sektörde büyük atılım gösteren
Türkiyemizde, toprak ve su kaynaklarımızın hatasız ve bilinçli kullanımına
yönelik yasal ve idarî tedbirlerin alınması gereklidir. Bu tedbirlerden
bazılarını tadat edeceğim: Birincisi, doğal kaynaklarımızdan, toprakların
kullanımı, korunması ve geliştirilmesine yönelik mevcut yasa, yönetmelik,
kararname ve tebliğler yeniden gözden geçirilerek müessiriyet ve
uygulanabilirliği artırılmalıdır. İkincisi, lokal ve havza bazında, daha sonra da ülke
genelinde yapılması gerekli olan arazi kullanım planlamasının
gerçekleştirilmesi için gerekli çalışmaların her düzeyde ele alınması ve
başlatılması zorunludur. Üçüncüsü, ekolojik şartlara göre optimum işletme
büyüklüklerinin belirlenmesi ve parçalanmasının önlenmesi için gerekli teknik
ve yasal tedbirlerin alınması şarttır. Değerli milletvekilleri, bu maddeler daha da fazlalaştırılabilir;
ancak, esas olan, bugün, çiftçi, sulama, hasat kaldırma yanında, işletme
kredisi sıkıntısı çekmektedir. Çiftçilerimiz, hakikaten, mevcut arazilerini
ekebilir, hasat kaldırabilir düzeyde işletme kredisi bulamamaktadırlar. Mevcut
varlıklarını, uygulanmakta olan ekonomik istikrar tedbirleri çerçevesinde
kaybetmişler, daha ziyade, borçlarını ödeyemez hale gelmiş -takipte olan
borçlarını- mevcut işletmelerini satmak ya da bir başkasına ipotek vermek
suretiyle, kendisi mülkünün işçisi haline gelmiştir. Bu nedenle, Sayın Bakanımızın getirmiş olduğu bu yasa
tasarısı, bilhassa çiftçilerimiz için oldukça faydalı ve eksikleri gidermeye
yönelik bir yasa tasarısıdır; ancak, çiftçilerimiz, bu ekimi, bu hasadı nasıl
yapabilecekler?.. Çünkü, birçoğu icra takibinde ve zor durumdadır. Yine, bu şekilde, faydalı, hatta daha fazla faydalı
sayılabilecek, çiftçi borçlarının taksitlendirilmesi, tecil faizlerinin
indirilmesi ve uzun taksitlere yaymak suretiyle mevcut haciz baskısından
kurtarılmalarına yönelik bir tasarı getirirse, yine bu beş grup, aynı şekilde,
müşterek hareket etmek suretiyle, bir saatte, 20 milyon insana faydalı olacak
yasa tasarısını kanunlaştırmış olacağız; ki, bu da oldukça hayırlı bir iş
olacak, hayırlı bir hazırlık olacaktır... (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Akın, lütfen toparlayınız. MURAT AKIN (Devamla) - Sayın Bakanımızdan, bu tasarının
kanunlaşmasından sonra, buna benzer, çiftçileri rahatlatacak bir tasarı
hazırlığına girmesini istirham ediyor ve böylelikle çiftçilerimizin rahat
etmesini temin edeceğimiz duygusuyla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Akın. 86 ncı madde gereğince, menfi oy vereceğini belirten,
Ağrı Milletvekili Sayın Nidai Seven; buyurun efendim. (MHP sıralarından
alkışlar) ASLAN POLAT (Erzurum) - Bravo Nidai, doğru bir iş
yapıyorsun! BAŞKAN - Süreniz 5 dakika. NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. 216 sıra sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine
Dair Tarım Reformu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısıyla
ilgili yapmış olduğum çalışmalar ve neticeler çerçevesinde, bu kanunun çok uzun
zamandır ele alınmadığı ve bugüne kadar köylü ve çiftçinin dertlerine çare
bulunmadığı için, ben, bu konuda, öncelikle, aleyhte konuşacağımı belirtmiştim;
ama, bu kanunun çiftçimiz, köylümüz ve insanımız için çok faydalı olacağını
gördüğüm için hayırlı olsun diyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Seven. ASLAN POLAT (Erzurum) - Sayın Başkan, acaba, arkadaş,
burada mı okudu da farkına vardı?.. BAŞKAN - Efendim, herkesin kanaati kendine ait. Sayın milletvekilleri, tasarının tümünü oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Tasarının tümü, mevcut bütün
milletvekillerimizce kabul edilmiştir; ülkemize, Tarım Bakanlığımıza,
çiftçilerimize hayırlı olsun efendim. Sayın Bakan teşekkür konuşması yapacaklar. Buyurun efendim. TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çiftçilerimizin içerisinde bulunduğu
sıkıntıların düzeltilmesinde belirli bir kolaylığı sağlayacak ve özellikle
parçalanan arazilerin, sınırlı da olsa, toplulaştırılmasına ve hizmetlerin
götürülmesine yardımcı olacak bu kanunun çıkmasından dolayı ve yaptığınız
katkıdan dolayı çok teşekkür ediyorum. Özellikle, buradaki konuşmalar sırasında "toprak
işleyenin su kullananın" özdeyişiyle, Bakan olarak benim açıklamalarım
olduğunu, değerli bir hatibimiz, iki kez vurgulayarak söyledi. Bu konunun esası şudur: Özellikle, teşvik ve destek
yöntemlerini değiştirirken, Türkiye'de, doğrudan gelir desteği sistemine
geçilmek isteniyor. Bu işin doğrusu da doğrudan gelir desteği de değildir,
biraz da yanlış girdi dilimize; doğrudan destek... Doğrudan desteğin
uygulanmasında uluslararası kuruluşların görüşü şudur: Tapu üzerinden doğrudan
desteğin verilmesi ve doğrudan destek verilirken, yönlendirici olmaması,
ürünler arasında fark gözetilmemesi, ekene de verilmesi ekmeyene de verilmesi.
Bizim itirazımız ve yine uluslararası bazı kuruluşların görüşleri şudur:
Tapu-kadastro verilerinin alınıp, bunun üzerinden verilmesi. Biz de şunu
diyoruz: Ekene verilmesi, işleyene verilmesi ve yönlendirici olması. Bu, bu
anlamda söylenmiştir, köyde çalışana verilmesidir. Bunu da burada açıklamak istiyorum ve teşekkür
ediyorum. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz ve tekrar hayırlı olsun
diyoruz efendim. Sayın milletvekilleri, Danışma Kurulu kararımız
gereğince yeni bir sıralama yapılmıştır; ancak, sıralamanın ilk sırasından
itibaren, müzakereye aldığımız, gündeme giren tasarı ve teklifleri teker teker
hatırlatacağım ve Komisyon ve Hükümetin varlığına göre müzakereye devam
edeceğiz. Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilatı
Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Dışişleri Komisyonu raporunun
müzakeresine başlayacağız. 3.- Kamu Kurum
ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/53) (S. Sayısı : 433) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Ertelenmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Jandarma
Teşkilât, Görev ve Yetkileri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında 629 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Savunma, İçişleri ve Plan ve Bütçe
Komisyonları raporlarının müzakeresine başlayacağız. 4. - Türk
Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Jandarma Teşkilât, Görev ve Yetkileri
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında 629 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve
Millî Savunma, İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/759) (S.
Sayısı : 572) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Ertelenmiştir. Emniyet Teşkilâtı Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında 611 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Aynı Mahiyette Kanun
Tasarıları ve Plan ve Bütçe ve İçişleri Komisyonları raporlarının müzakeresine
başlayacağız. 5. - Emniyet
Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında 611 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ile Aynı Mahiyette Kanun Tasarıları ve Plan ve Bütçe ve İçişleri
Komisyonları Raporları (1/727, 1/660, 1/795) (S. Sayısı : 576) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Ertelenmiştir. Millî Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL
Tesisleri İşletme Başkanlığının Kuruluşu ve Görevleri Hakkında 613 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararname ve Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının
müzakeresine başlayacağız. 6. - Millî
Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığının
Kuruluşu ve Görevleri Hakkında 613 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî
Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/752) (S. Sayısı : 577) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Ertelenmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair 621 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Adalet Komisyonu raporunun
müzakeresine başlayacağız. 7. - Hâkimler
ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 621 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ve Adalet Komisyonu Raporu ((1/728) (S. Sayısı : 591) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Ertelenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Nakdi
Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin
624 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Fazilet Partisi Grup Başkanvekili
Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan
ve 7 Arkadaşının; Anavatan Partisi Grup Başkanvekilleri Bartın Milletvekili
Zeki Çakan, Denizli Milletvekili Beyhan Aslan, Eskişehir Milletvekili İ.Yaşar
Dedelek ile Antalya Milletvekili Cengiz Aydoğan'ın Aynı Mahiyetteki Kanun
Teklifleri ve İçişleri, Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları
raporlarının müzakeresine başlayacağız. 8. - Türkiye
Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Nakdî Tazminat ve Aylık Bağlanması
Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 624 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ile Fazilet Partisi Grup Başkanvekili Kahramanmaraş Milletvekili Avni
Doğan ve 7 Arkadaşının; Anavatan Partisi Grup Başkanvekilleri Bartın
Milletvekili Zeki Çakan, Denizli Milletvekili Beyhan Aslan, Eskişehir
Milletvekili İ.Yaşar Dedelek ile Antalya Milletvekili Cengiz Aydoğan'ın Aynı
Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve İçişleri, Millî Savunma ve Plan ve Bütçe
Komisyonları Raporları (1/757, 2/603, 2/605) (S. Sayısı: 592) BAŞKAN - Komisyon?.. Yok. Ertelenmiştir. Malumları olduğu üzere, 7 nci sıradaki teklifin
görüşülmesi ertelenmiş, 8 inci sıradaki tasarının müzakereleri tamamlanmıştır. Şimdi, 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarıları ve Adalet ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının müzakerelerine
başlıyoruz. 9. - 190
Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki
Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarıları ve Adalet ve Plan ve
Bütçe Komisyonları Raporları (1/663, 1/664, 1/745) (S. Sayısı : 606) (1) BAŞKAN - Komisyon?.. Yerinde. Hükümet?.. Yerinde. Komisyon raporu, 606 sıra sayısıyla bastırılıp
dağıtılmıştır. Tasarının tümü üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına,
İçel Milletvekili Sayın Turhan Güven; buyurun efendim. Süreniz 20 dakika. DYP GRUBU ADINA TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Doğru Yol Partisi Grubu adına, hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Üç ayrı kanun tasarısı, değişik tarihlerde verilmiş,
bekletilmiş ve sonra, ne hikmetse, hiç birbirine benzememesine rağmen,
birleştirilerek huzurunuza getirilmiştir. İlk kanun tasarısı, Çevre
Bakanlığıyla ilgili kanun tasarısıdır, bir kadro işidir. Çevre Bakanlığı
bünyesinde, 46 tane il çevre müdürlüğü kurulduğu için, bunun sonucunda da, 46
il için bir kadro ihtiyacı hâsıl olmuş ve ne zaman hâsıl olmuş; 16.12.1996
tarihinde hâsıl olmuş. Yani, tam dört yıldan beri, bu kanun tasarısı Mecliste
beklemiş. Bu bekleme süresi içinde, bu kez, Sayın Yılmaz'ın Başbakanlığı
döneminde, Kültür Bakanlığınca hazırlanan bir kadro istemi Meclise intikal
etmiş. Onun da tarihi 26.11.1998; yani, o da, iki küsur seneden beri bekliyor.
Derken, bu defa, 2000 yılının 8 inci ayında, Yargıtayın bir talebi olmuş ve bu
talep de yerine getirilmek üzere bir kanun tasarısı daha hazırlanmış ve ayrı
ayrı, bunlar, komisyonlardan geçmiş, tevhit edilmiş ve huzurunuza gelmiş. Şimdi, peki, sormak lazım: "Dört yıldan beri, bu
Çevre Bakanlığı nasıl çalıştı? Bir ihtiyacınız vardı da, siz, bu ihtiyacı nasıl
karşıladınız? Eğer bu kadar zaruret varsa, bu kanunun dört yıl evvel çıkması
gerekmez miydi? Önemsiz görüyorsanız, niye şimdi acil çıkarılması gereken
kanunlar içinde huzurunuza geliyor? Çok önemliyse, niye bugüne kadar
beklediniz?" diye, birileri çıkacak, size soracaktır muhakkak. Bu kanun geldikten sonra, tabiî, Çevre Bakanlığında,
muhakkak, çok daha fazla, değişik gelişmeler olmuştur. Belki ihtiyaçlar daha da
artmıştır geçen süre içinde. Hem devleti küçülteceğiz diyeceksiniz, devamlı
kadro ihtiyacı içinde olduğunuzu beyan edeceksiniz bir taraftan da; ama, geçen
süre içindeki o büyümeyi de dikkate almayacaksınız, ihtiyaçtan daha az sayıda
kadro tahsis edeceksiniz... Bu, Çevre Bakanlığı için. İkincisi nedir; Kültür Bakanlığının Devlet Opera ve
Balesiyle ilgili... Hani, son günlerdeki bu meşhur operasyonlar var ya! O da,
en nihayet devlet tiyatrosuna kadar girdi. Peki, ne zaman gelmiş bu; 1998'de
gelmiş. 1998'den bugüne kadar acaba neler oldu neler, bir bakmak lazım. Bunu
ancak basından öğreniyoruz, ondan sonra bilmiyoruz. Bu defa, ama, bunların
kadro ihtiyacını karşılamayı düşünüyorsunuz; fakat, bana göre en önemlisi, bu
Yargıtay Başkanlığı olayı. Değerli milletvekilleri, bakınız, Yargıtayın 238 üye
kadrosu vardır. Şu anda Yargıtay 238 üyeli bir kadrodur. Biz, Yargıtayı bir
içtihat mahkemesi haline getirmek için bir gayret sarf ediyoruz. Her yıl, adlî
yılın başlangıcında Yargıtay Başkanları çıkıyor, diyor ki :"Bizi bundan
kurtarın, ben içtihat yaratayım, ben ışık olayım; beni bidayet mahkemesi gibi
kullanmayın" diyor mu; diyor. Peki, bu artırım neden? Huzurunuza bir
istinaf mahkemesi kanunu tasarısı gelmeliydi. Durmadan daire artırarak, üye
sayısını artırarak iş hacmini azaltamazsınız. Hele, çıkardığınız, af mıdır,
dava erteleme midir, ceza erteleme midir, ne olduğu belli olmayan o mahut
kanundan sonra, yargının işini, siz, daha da çıkmaza sokmuşsunuzdur. O yüzden,
bunlar kadro olayı olduğundan, gelin, tek tek inceleyelim. Bakın. Yargıtayımızda, bugün, en son kanundan sonra 21
hukuk dairesi vardır, 11 ceza dairesi vardır. Yargıtay Başkanı bir, Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcısı iki, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Vekili üç -tabiî,
bunların hepsi Yargıtay üyesi- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Başkanı dört,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı beş. Demek ki, beş kişi, bu işte, ayrılacak,
238'den. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna üç asıl üye veriyorsunuz. Son
çıkardığınız kanunla onları da ayırdınız, kendi görevlerini yapamaz hale
getirdiniz. Doğru mu, eğri mi; zaman içinde gördük ki, hiç de doğru ve isabetli
iş değil. Yargıtay üyesi vasfını taşıyan insan, yargı işiyle meşgul olmuyor;
tayin, terfi, nakille meşgul olur hale geliyor. Yanlış bir uygulamadır. Burada
çıktık, açıkladık; fakat, dikkate alınmadı. Üç de oraya gitti. Yüksek Seçim
Kurulu Başkanı, yine sizin çıkardığınız kanunla; ki, ben, burada, yine,
huzurlarınızda bunu da ifade ettim, yanlıştır bu kanun dedim; fakat, o da
çıktı; yani, neticede, 9 adet kadro bu şekilde tefrik edilmiş. Geriye 238'den
ne kalmış; 229 kişi kalmış. Şimdi, bakınız, Yargıtay'daki bu 229 kişiye
baktığınızda, 32 daire için ne çıkıyor; 6 üye, 1 başkan; yani, 7 kişi ve 5 de
artıyor. Bunların tamamı 233 kişi olur. 238'e varmaya, 5 üye de boşta
görünüyor. Hasta olabilir, rahatsız olur, falan filan. Peki, değerli üyeler, yine biliyoruz ki, Yargıtayda her
daire 5 kişiyle çalışır; 1 başkan, 4 üye. Şimdi, her dairenin 7 kişisi var;
yani, her gün 2 üye dinlenmededir veya dosya okumadadır. Yani, bunlar,
değişerek çalışırlar. Başkan sabittir, üyeler değişir. O zaman, niye 12 kadro
daha istiyorsunuz siz? Sormak lazım. Niye istiyorsunuz? Gerekçeniz hiç de
sağlam bir gerekçe değil. Değerli milletvekilleri, bakınız, hem Türkiye'de kamuda
ve yargıda -yargıda pek olmasa dahi- fazlalık vardır diyeceksiniz, arkadan da
kendi elinizle kadroları artıracaksınız! Bu çelişkiyi gelin birlikte çözelim.
Şu kanunu, şu tasarıyı gelin reddedin. Reddedin ve o zaman, herkes de yerli
yersiz talepte bulunmasın. Siz, bir başka kanunla, zaten, kurulan o dairelere
kadro verdiniz. Üye kadrosu vermediniz; ama, ne verdiniz; mübaşir kadrosu
verdiniz, zabıt kâtibi kadrosu verdiniz, şef kadrosu zaten verdiniz. Bir
bakıyorum, şimdi, yeniden kadro isteniyor. Korumaya bir şey demem; doğrudur;
artık, Türkiye'de herkes korunmaya muhtaç hale geldi; çok şükür, herkesin bir
muhafızı var, o hale geldi! Ama, Yargıtayda -onu da niye indirdiğinizi anlamak
mümkün değil- koruma görevlisi olarak 40 talep var; bu da aşağı çekilmiş. Değerli arkadaşlarım, arzım şudur: Bakın, Türkiye'de
asıl görüşülmesi gereken kanun tasarılarını bir tarafa bırakıyoruz;
bekletilmiş, eskimiş ve günün gerçeklerine uymayan, doğruları yansıtmayan kanun
tasarılarını çok acilmiş gibi huzurunuza getiriyorlar. Dört yıldır bekleyen
kanun tasarısının aciliyeti varsa, dört yıldır çoktan çıkması lazımdı. Daha
önemli kanun tasarıları varsa, bunları, müsaade edin, görüşelim. Mesela, şu
kamu sendikaları olayı var, kamuda çalışanların sendika olayı var; 22 maddesini,
biz, geçen dönem burada görüştük; iki yıldır halen huzurunuza gelmedi. Niye
gelmiyor?.. MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) - 24 maddesini... TURHAN GÜVEN (Devamla) - Olabilir, yanılmış olabilirim.
O zaman, düzelt Sayın Bakan, düzelt... Demek ki, senin hafızan benden daha iyi.
Laf atacağına, gel de burada doğruları söyle canım! Arkada oturup da laf
atmakla bir noktaya varamazsınız! Doğruları söyleyin burada, doğruları!..
Doğrunun peşinde olun, biz de sizin peşinize takılalım; ama, siz, hayır, bizim
peşimize takılmayın diyorsunuz; çünkü, doğruyu yapmadığınız düşüncesi var
bizde. O nedenle, müsaade ederseniz, gelin... Mesela, bir
Anayasa... Aman efendim, ne vaveylayla getirdiniz birdenbire. "Mutlaka
değişmelidir" demediniz mi?.. Bir yerden bir sinyal geldi, hemen, Anayasa
Komisyonu, bunu, Anayasa Mahkemesine doğru yuvarladı: Şu maddenin iptali oldu,
bir bekleyelim bunu bakalım... Güzel... Anayasa Mahkemesi, onbeş günde
gerekçeli kararı yazdı, Resmî Gazetede yayımladı. Bu defa ne yapacağız; şimdi,
yeniden görüşmek lazım canım; gerekçeniz de kalktı ortadan. Bir alt komisyona
mı bakalım derken, madde değişti, içeriği değişti. Anayasa gibi, çok uzun
yıllar içinde ancak değişmesi lazım gelen, çok ciddî uğraşı, çalışma sonucunda
ortaya çıkacak, tedvin edilecek bir madde hükmünü, üç saatte, beş satte, üç
günde değiştirdik. Getirdiğiniz teklif, 200 küsur imzalıydı, bütün hükümet
ortaklarının imzasını haviydi. Eğer doğruysa, niye değiştirmeye kalktınız;
yanlışsa, değerli milletvekilleri, niye imzalarınızı aldılar sizden, sizden
niye aldılar ve Anayasa ne oldu; hiç bahsedilmiyor. İhtiyaç değişmesi mi?..
İhtiyaç ki, getirdiniz, 300'e yakın imzayla verdiniz... Peki, ne oldu?
İhtiyaçtı da neden vazgeçildi? Yani, bir başka olay mı vardı gündemde bizim
bilmediğimiz ve sizin de bilmediğiniz bir şeyler mi cereyan etti ki, anayasa
değişikliği birdenbire rafa kaldırıldı?.. Hoş, daha evvel de vardı zaten. Geçen
sene nisan ayında, biz, bu Anayasa maddelerini görüşmedik mi?.. Hatta
"açıkça oy kullanmayanlar" diye birtakım elfazda bulunulmadı mı?..
Burada gizli olması gereken oylamalarda açıkça oy kullanılmadı mı?.. Anayasaya
rağmen gizli oylamanın sonucunda açık oylamaya dönüştürülmedi mi burası?..
Bütün bunlar birdenbire unutulmuş görünüyor. İhtiyaçlarımızı iyi tespit edelim. Ben, değerli grup başkanvekili arkadaşlarımdan hep rica
ediyorum, istirham ediyorum, diyorum ki, bakın, önemli olanları, lütfen,
getirin, yanınızdayız. Bugün bir konsensüs olduysa, bu konsensüste değerli
arkadaşlarımızın katkısı vardır; ama, büyük katkının bizde olduğunu kabul
etmeleri gerektiğini de herhalde kendileri biliyorlar. Değerli arkadaşlar, Meclis, muhalefeti ve iktidarıyla
çalışır. Siz, parmak hesabıyla yok sayarsanız... Tabiî, lafım zaten sizlere
değil canım; daha büyüklere. Ama, parmakları yok saymak yanlıştır. Bakın, bugün uygulamada gördük; süreleri kısalttık da
ne oldu?.. Sayın Bakan burada mı bilmiyorum... Zaten, bu kürsünün yeri de
inşallah değişecek ya yakında hani... Ne oldu; 5 dakika soru sorabildik, 15
dakika cevap aldık. Şimdi, bir hakkın suiistimalini kanun himaye etmez
diyorsanız; yani, benim için suç olan şey; 5 dakikadan fazla konuşamazsınız,
sözünüzü kestim dediniz de, niye 15 dakika konuşturdunuz?.. Ha, şu içtüzük
değişikliği yapılırken niye bir el atmadınız da, bakanların da gündemdışı
konuşmalarda süresini 5 dakikaya indirmediniz?.. Ben milletvekili olarak
gündemdışı 5 dakika konuşuyorum; siz de öyle konuşmuyor musunuz?.. Çok önemli
bir konuyu ancak 5 dakikada anlatmaya çalışıyorsunuz; ama, cevabınızı 20
dakikada alıyorsunuz. ALİ ARABACI (Bursa) - Haklısınız... TURHAN GÜVEN (Devamla) - Şimdi, mesele böyle. O zaman, gelin, hani, önemine binaen söylüyorum,
değişmesi lazım gelen şeyleri değiştirelim. Birbirimizi sıkıntıya sokacak...
Çünkü, her zaman söyledik, bugün iktidarsınız, doğrudur; ama, bu koltuk
renkleri ilerde değişir değişmez, bilemem; ama, bu koltuklara, bir bakarsınız
başka bir kısım gelir oturur. O zaman, İçtüzük değişikliği hepimize lazım.
Doğrusunu yaparsak, herkes yararlanır; muhalefet de yararlanır, iktidar da yararlanır.
O nedenle, değerli arkadaşlarım, gelin, şu isabetsiz ve
bize göre, dört yıl bekledikten sonra hiç de öyle pek de önem arz etmeyen şu
kanun tasarısını, şu gerekçeler, şu sağlam olmayan gerekçeler tahtında,
maddelerine geçilmesi oylamasında reddedelim de; bu Meclisin de yalnız
yürütmenin ışığında ve istikametinde olmadığını gösterelim -bu Meclisteki her
milletvekilinin, gerçekten, ettiği yemin içinde, doğruları rahatlıkla gördüğüne
emin olduğum için söylüyorum bunu- o çerçevede hareket edelim. Hepinize saygılar sunuyor, teşekkür ediyorum. (DYP
sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Güven. Sayın milletvekilleri çalışma süremiz tamamlanmıştır. Alınan karar gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini
sırasıyla görüşmek için, 14 Şubat 2001 Çarşamba günü saat 14.00'te toplanmak
üzere, birleşimi kapatıyor; hepinize iyi akşamlar diliyorum. Kapanma Saati
: 19.56 BİRLEŞİM 57
NİN SONU |
|