DÖNEM : 21                                            CİLT : 38                                     YASAMA YILI : 2

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

121 inci Birleşim

28 . 6 . 2000 Çarşamba

 

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A)  GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Edirne Milletvekili Şadan Şimşek’in, 639 uncusu düzenlenen tarihî Kırkpınar yağlı güreşlerine ilişkin gündemdışı konuşması

2. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, Güvercinlik ve Etimesgut Havaalanları Mania Planlarına ilişkin gündemdışı konuşması

3. – Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Kaya’nın, Türkiye, Ortadoğu, Irak ve Kuzey Irak’a ilişkin gündemdışı konuşması

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Kuzeyden Keşif Harekâtının görev süresinin 30.6.2000 tarihinden itibaren altı ay süreyle uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/612)

2. – Beş ilde uygulanmakta olan olağanüstü halin 30.7.2000 günü saat 17.00’den geçerli olmak üzere, bir ilden kaldırılmasına ve dört ilde dört ay süre ile uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/613)

IV. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. – İstanbul Milletvekili Sulhiye Serbest’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/518) (S.Sayısı : 471)

2. – Sivas Milletvekili Mehmet Ceylan’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/519) (S.Sayısı : 472)

3. – Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/520) (S.Sayısı : 473)

4. – Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilât, Görev ve Yetkilerine İlişkin Konularla Kamu Personeli Arasındaki Ücret Dengesizliklerinin Giderilmesi ve Kamu Malî Yönetiminde Disiplinin Sağlanması İçin Yapılacak Düzenlemeler Hakkında Yetki Kanunu Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/710) (S. Sayısı : 518)

5. – Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurt Dışı Teşkilâtı Hakkında 189 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/53) (S. Sayısı : 433)

6. – Yükseköğretim Kurumları Teşkilâtı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/650, 1/679) (S.Sayısı : 517)

V. – ÖNERİLER

A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1. – Genel Kurul’un çalışma gün ve saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin DSP, MHP ve ANAP Gruplarının müşterek önerisi

VI. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI

A) GÖRÜŞMELER

1. – 20 nci Yasama Döneminde Yozgat Milletvekili Yusuf Bacanlı ve 55 Arkadaşı Tarafından Verilen Denizcilik Müsteşarlığına Ait Bazı İşlerin İhalelerinde ve Personel Alımıyla İlgili Konularda Görevini Kötüye Kullanma, İhaleye Fesat Karıştırma ve Evrakta Sahtecilik Suçlarını İşlediği ve Bu Eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 240, 339 ve 366 ncı Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Devlet Eski Bakanı Burhan Kara Hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi ve Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu (9/29) (S.Sayısı : 501)

2. – 20 nci Yasama Döneminde İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya ve 71 Arkadaşı Tarafından Verilen Başbakanlık Örtülü Ödeneğini 1050 Sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununun 77 nci Maddesine Aykırı Bir Şekilde Harcamak Suretiyle Hazineyi Zarara Uğratarak Görevini Kötüye Kullandıkları ve Bu Eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı Maddesine Uyduğu İddiasıyla Eski Başbakan Tansu Çiller ve Maliye Eski Bakanı İsmet Attila Haklarında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi ve Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu (9/27) (S. Sayısı : 502)

 

VII. – SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Diyarbakır Milletvekili Sacit Günbey’in, vücudunda mermi bulunan tutuklu bir kız çocuğunun tedavi ettirilmediği iddiasına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün cevabı (7/2128)

2. – Rize Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun, vücudunda mermi bulunan bayan tutuklunun tedavi ettirilmediği iddiasına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün cevabı (7/2142)

3. – Kütahya Milletvekili Ahmet Derin’in;

– Halk Bankası tarafından kullandırılan KOBİ kredilerine,

İstanbul Milletvekili Ali Coşkun’un;

– 99/1 Teşvik Tebliğinin uygulama alanına

İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Recep Önal’ın cevabı (7/2152, 2164)

4. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, tiyatro, opera ve baleye ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı İstemihan Talay’ın cevabı (7/2178)

5. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, batık bankalara ve bu bankalarda bulunan hesaplara ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı ve Devlet Bakanı Vekili İstemihan Talay’ın cevabı (7/2180)


I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat  14.00’te açılarak dört oturum yaptı.

Antalya Milletvekili Nesrin Ünal, nüfus projeksiyonlarının doğru yapılmasına ve eğitimdeki amaçlarımıza,

Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya, pamuk üreticilerinin sorunlarına,

Kocaeli Milletvekili Mehmet Batuk’da, zorunlu tasarruf kesintilerine,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

Ankara Milletvekili Mehmet Zeki Çelik ve 46 arkadaşının, Ankara İlinin ekonomik, sosyal, kültürel ve kentsel sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/138),

İstanbul Milletvekili Murat Sökmenoğlu ve 32 arkadaşının, trafik kazalarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/139),

Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri okundu; önergelerin, gündemdeki yerlerini alacağı ve öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın’ın (3/509) (S. Sayısı : 468),

Konya Milletvekili Veysel Candan’ın (3/510) (S.Sayısı : 469),

Bursa Milletvekili Fahrettin Gülener’in (3/511) (S. Sayısı : 470),

Haklarındaki kovuşturmanın milletvekilliği sıfatlarının sona ermesine kadar ertelenmesine ilişkin Anayasa ve AdaletKomisyonları üyelerinden kurulu karma komisyon raporları okundu; 10 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde raporların kesinleşeceği açıklandı.

Ankara Milletvekili Ali Işıklar’ın, Kamu Görevlileri Sendikaları Kanun Teklifinin (2/423) İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesinin, üzerinde görüşme yapılmadan,

Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız’ın, Devlet Memurları Kanununa Ek Geçici Maddeler Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/314), İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesinin de yapılan görüşmelerden sonra,

Kabul edildiği açıklandı.

Gündemin “Meclis Soruşturması Raporları” kısmının :

1 inci sırasında bulunan, Devlet eski Bakanı Burhan Kara (9/29) (S.Sayısı : 501),

2 nci sırasında bulunan, eski Başbakan Tansu Çiller ve Maliye eski Bakanı İsmet Attila (9/27) (S. Sayısı : 502),

Haklarında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergeler ve Meclis Soruşturması Komisyonları raporlarının ve,

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının :

1 inci sırasında bulunan, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurt Dışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ilişkin tasarının (1/53) (S. Sayısı : 433),

Görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından, ertelendi;

3 üncü sırasında bulunan, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı (1/700) (S. Sayısı : 504) üzerindeki görüşmeler tamamlanarak, tasarının kabul edildiği ve kanunlaştığı açıklandı;

2 nci sırasında bulunan, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilât, Görev ve Yetkilerine İlişkin Konularla Kamu Personeli Arasındaki Ücret Dengesizliklerinin Giderilmesi ve Kamu Malî Yönetiminde Disiplin Sağlanması İçin Yapılacak Düzenlemeler Hakkında Yetki Kanunu Tasarısının (1/710) (S. Sayısı : 518) görüşmelerine başlanarak tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı, 1 inci maddesi üzerinde bir süre görüşüldü.

Alınan karar gereğince, 28 Haziran 2000 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere, birleşime 00.06’da son verildi.

                       Murat Sökmenoğlu

                                   Başkanvekili

Hüseyin Çelik                                     Vedat Çınaroğlu

                  Van                                                   Samsun

Kâtip Üye                                              Kâtip Üye

                           Mehmet Elkatmış

                                         Nevşehir

                                      Kâtip Üye

 

 

 

 

II. – GELEN KÂĞITLAR      No. : 165

        28.6.2000 ÇARŞAMBA

         Raporlar

1. –  Amasya Milletvekili Akif Gülle’nin, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/552) (S.Sayısı: 477) (Dağıtma tarihi: 28.6.2000) (GÜNDEME)

2. – Tunceli Milletvekili Bekir Gündoğan’ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/553) (S.Sayısı: 478) (Dağıtma tarihi: 28.6.2000) (GÜNDEME)

3. – Malatya Milletvekili Basri Coşkun’un, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/554) (S.Sayısı: 479) (Dağıtma tarihi: 28.6.2000) (GÜNDEME)

4. – Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş’un, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/555) (S.Sayısı: 480) (Dağıtma tarihi: 28.6.2000) (GÜNDEME)

  5. – Türkiye Cumhuriyeti ile Tacikistan Cumhuriyeti Hükümetleri Arasında Ankara ve Duşanbe’de Diplomatik Temsilciliklerinin Yerleşimine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/683) (S.Sayısı: 512) (Dağıtma tarihi: 27.6.2000) (GÜNDEME)

6. – Karadeniz Ekonomik İşbirliği Ülkeleri Hükümetleri Arasında Doğal ve İnsanlardan Kaynaklanan Afetlerde Acil Yardım ve Acil Müdahale Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/681) (S.Sayısı: 513) (Dağıtma tarihi: 27.6.2000) (GÜNDEME)

7. – Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü Ayrıcalıklar ve Bağışıklıklar Ek Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/686) (S.Sayısı: 514) (Dağıtma tarihi: 27.6.2000) (GÜNDEME)

8. –  Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Hükümeti Arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin ve Eki Sağlık Bakımı Hakkında Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/687) (S.Sayısı: 515) (Dağıtma tarihi: 27.6.2000) (GÜNDEME)

                       Sözlü Soru Önergeleri

1. –  İstanbul Milletvekili  Ahmet Güzel’in, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin  Olimpiyat Komitesine olan borcuna ilişkin Devlet Bakanından (Fikret  Ünlü)  sözlü soru önergesi (6/751) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)

2. – İstanbul Milletvekili  Ahmet Güzel’in, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin  Olimpiyat Komitesine olan borcuna ilişkin İçişleri Bakanından   sözlü soru önergesi (6/752) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)

3. –  Sinop Milletvekili Kadir Bozkurt’un, Sinop İlindeki sağlık personeli açığına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/753) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)

4. – Sinop Milletvekili Kadir Bozkurt’un, 2000 yılı yatırım programında köy hizmetlerinin payına ve Sinop İlinin durumuna ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) sözlü soru önergesi (6/754) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)

5. – Sinop Milletvekili Kadir Bozkurt’un, Sinop-Boyabat İlçesinde organize sanayi bölgesi kurulması çalışmalarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/755) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)

6. – Sinop Milletvekili Kadir Bozkurt’un, Sinop İlindeki taşımalı  eğitim uygulamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/756) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)

7. – Sinop Milletvekili Kadir Bozkurt’un, 2000 yılı yatırım programında Sinop İlinin genel durumuna ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/757)(Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)

8. – Sinop Milletvekili Kadir Bozkurt’un, Marmara Depremi Acil Yeniden Yapılandırma Projesine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/758)(Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)

9. – Sinop Milletvekili Kadir Bozkurt’un, Sinop-Türkeli İlçesi balıkçı barınağına ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/759) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)

10. – Sinop Milletvekili Kadir Bozkurt’un, Sinop-Gerze İlçesi balıkçı barınağına ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/760) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)

11. – Sinop Milletvekili Kadir Bozkurt’un, Sinop-Yenikent balıkçı barınağına ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/761) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)

12. – Sinop Milletvekili Kadir Bozkurt’un, Sinop-Soğuksu bölgesinde depolanan zehirli varillere ilişkin Çevre Bakanından sözlü soru önergesi (6/762) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)

13. – İstanbul Milletvekili Ahmet Güzel’in, İstanbul SSK hastanelerindeki  gönüllü fazla çalışma uygulamasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/763) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)

                       Yazılı Soru Önergeleri

1. – Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, personel alımı ve atamalarına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/2276) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)

2. – Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, Milletvekili Lokantasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/2277) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)

3. – Sinop Milletvekili Kadir Bozkurt’un, deprem bölgesinde yaptırılacak konutlarda kullanılacak malzemeye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2278) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)

4. – Diyarbakır Milletvekili Sacit Günbey’ın, Diyarbakır yöresinde kuraklıktan zarar gören çiftçilerin sorunlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2279)(Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)

5. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, bilgisayar satışlarının kontrol altına alınması yönünde çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/2280) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)

6. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, okullarda yangın önlem ve korunma çalışmaları yapılıp yapılmadığına ilişkin Milli Eğitim Bakanından  yazılı soru önergesi (7/2281)(Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)

7. – Erzurum Milletvekili  Fahrettin Kukaracı’nın, halk ozanlarının sosyal güvence altına alınmasına yönelik çalışma olup olmadığına ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/2282) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)

8. – Amasya Milletvekili Akif Gülle’nin, DMS’yi kazanamayan adayların atamalarının yapıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2283) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)


BİRİNCİ OTURUM

28 Haziran 2000 Çarşamba

Açılma Saati : 14.00

BAŞKAN : Başkanvekili Murat SÖKMENOĞLU

KÂTİP ÜYELER : Vedat ÇINAROĞLU (Samsun), Mehmet ELKATMIŞ (Nevşehir)

 

 

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 121 inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.

Gündemdışı birinci söz, 639 uncu geleneksel Kırkpınar yağlı güreşleri hakkında söz isteyen, Edirne Milletvekili Sayın Şadan Şimşek’e aittir.

Buyurun Sayın Şimşek. (DSP sıralarından alkışlar)

III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A)  GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Edirne Milletvekili Şadan Şimşek’in, 639 uncusu düzenlenen tarihî Kırkpınar yağlı güreşlerine ilişkin gündemdışı konuşması

ŞADAN ŞİMŞEK (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Meclisi ve televizyonları başında bizleri izlemekte olan sevgili vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Bu yıl 639 uncusunu düzenlemiş olduğumuz tarihî Kırkpınar yağlı güreşleri haftası dolayısıyla, şahsım adına konuşma yapmak üzere, söz almış bulunuyorum. 18 inci Yüzyılın başlarına kadar Osmanlı İmparatorluğunun ikinci başkenti niteliğini taşıyan ve doksaniki yıl başkentlik mazisi olan Edirnemiz, yeri doldurulamaz özelliklere ve güzelliklere sahip bir kentimizdir. Kahraman Türk Ordusu mensuplarının başlattığı bir gelenek olan Kırkpınar, dürüstçe kozlarını paylaşan, kırk yiğidin, kırk mehmetçiğin yazdığı destanlara karışmış bir tarihtir. Bir millet için, en övünülecek noktalardan biri, geleneklerin yaşatılmasıdır. Kültürünü kaybeden özvarlığını koruyamaz. Er meydanına girerken, insanın kalbini gümbür gümbür attıran yağlı güreş, Türkün özbeöz güreşidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kırkpınar, başlıbaşına bir tarih, bu tarih ki “Türk gibi kuvvetli” sözünü dünyaya kabul ettiren Koca Yusuflar, Kurtdereliler, Adalı Haliller ve adını rahmetle, saygıyla andığımız daha nice pehlivanların bizlere armağanıdır. Şanlı bir mazinin şahidi olan bu kültür hazinesi, yanlız, gelecek nesillere ulaştırılması gereken bir kimlik öğesi olmaktan öte, dünyaya, Türk insanını ve Edirnemizi tanıtacak eşsiz bir fırsattır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul bir yay ise, Edirne bir oktur; Türkiye’nin Avrupa’ya dönük enerjisinin birbirinden ayrılmayan simgeleridir. Kırkpınarın evsahibi Edirne, Türkiye’yi Avrupa’ya, doğuyu batıya bağlayan uygar yolun kenarında, büyük nehirler arasında yemyeşil eşsiz bir doğa parçası, ülkemize gelenleri karşılayan ve onları uğurlayan Edirne, gelip geçenlerin zinninde de mutlu, refah içerisinde insanların yaşadığı bir kent izlenimini uyandırmaktadır. Ancak, yakından bakıldığı zaman, davulun sesi misali, manzara o kadar hoş değildir. Hatta, televizyonlardaki bazı haber programlarında ve bazı ulusal gazetelerde, ülkemizin en batısındaki Edirne sınırları içerisinde lokantalarda yarım çorba ve veresiye simit satıldığı üzerine, siyasî konuşmalar ve yazılar yer almaktadır. Yapılan siyasî demogojiler kadar olmasa dahi, Edirne İlimiz hak etmiş olduğu yerde değildir. Bir zamanlar göç alan illerin başında gelen Edirne, şimdilerde, ekonomik sebeplere bağlı olarak en çok göç veren iller sıralamasında başa güreşmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Edirne gibi anıt kentler, küçük hesaplar ve küçük çabalarla ne kurtulur ne de çağdaşlaşır. Evet, ekonomik sorunlar kimsede sağlıklı düşünme olanağı bırakmıyor; ancak, kendimizi bütün bu sorunlardan arındırarak, Kırkpınar’ı spor açısından olduğu kadar, ekonomi ve turizm açısından da önemli bir organizasyon haline getirmeliyiz. Ülkemizin dış dünyaya tanıtılmasında önemli rol oynayabilecek niteliklere sahip Edirnemizin sorunlarına, özel statüler ve sorumluluklar içinde, yaratıcı çözümler getirmeliyiz.

Uluslararası boyutta olabilmesi için, ilk adım olarak, dün, Türkiye Büyük Millet Meclisi Şeref Salonunda açılışını yaptığımız, Kültür Bakanlığı tarafından, eşsiz tarihî ve kültür zenginliğine sahip Kırkpınar yağlı güreşlerimize ait fotoğraf sergimizin, bir süre sonra da Birleşmiş Milletler Genel Merkezinde teşhir edilecek olması, bizleri son derece gururlandırmıştır. Böylesine güzel, eşsiz fotoğraf sergisini hazırladıkları için, kültürümüze her yönüyle sahip çıkan, başta, Kültür Bakanımız Sayın İstemihan Talay olmak üzere, emeği geçen herkese şahsım ve Edirne Halkı adına şükran ve teşekkürlerimi bir borç bilirim.

Kırkpınar’ı yirmiyedi yıl üst üste kazanan Saray Başpehlivanı Kel Aliço’dan Şamdancıbaşı Kara İbo’ya nice yiğitlerin bize yadigârı olan ata sporumuzun, tarihî Kırkpınar yağlı güreşlerimizin, uluslararası boyutta organizasyon haline getirilmesinde spordan sorumlu Devlet Bakanımız Sayın Fikret Ünlü ile Turizm Bakanımız Sayın Erkan Mumcu’ya da büyük görevler düşmekte olup, Edirne Halkımız ve ülkemiz yararına gerekli destekleri vereceklerine tüm kalbimle inandığımı belirtmek istiyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle sözlerimi tamamlarken, başta, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli milletvekillerimiz olmak üzere, ülkemizdeki tüm yağlı güreş sevdalılarını tarihî Kırkpınarımıza, yağlı güreşleri Sarayiçi’nde izlemek üzere Edirnemize davet ediyorum.

Yüce Meclisin siz sayın üyelerine en derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Şimşek teşekkür ederim.

Ben de, 639 uncu yılını kutluyorum.

Efendim, gündemdışı ikinci söz, Ankara İli mania planı uygulaması hakkında söz isteyen, Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’e aittir.

Buyurun Sayın Bedük. (DYP sıralarından alkışlar)

2. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, Güvercinlik ve Etimesgut Havaalanları Mania Planlarına ilişkin gündemdışı konuşması

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ankara İlinin önemli bir konusunu gündeme taşımak bakımından ve sizlerin ıttılaına ve bilgisine sunmak açısından, gündemdışı söz almış bulunuyorum. Sayın Başkana, söz verdiği için teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, Ankara, başkent. Ankara, Türk Milletinin gurur duyduğu bir kent. Ankara, özellikle, ekonomik, sosyal ve siyasal meselelerinin, altyapısının, bütün meselelerinin çözümlenmesi gereken bir yer. Eğer, Ankara’nın meselesi çözümlenmişse, o zaman, Türkiye’nin meselesinin de çözümlenmiş olduğunu kabul etmek durumundasınız. Eğer, Ankara’nın meselesi çözümlenmezse, o taktirde, siz, Türkiye’nin bütün meselelerinin çözümlendiği iddiasında bulunamazsınız; çünkü, Ankara, doğrudan doğruya, hem ulusal hem uluslararası ilişkilerin yapıldığı bir yerdir; bu ilişkilerde dikkat çeker. Ankara, gerçekten, sosyal yapısıyla, ekonomik altyapısıyla ve üstyapısıyla dahil olmak üzere, âdeta, bütün ülkelerin başkentleriyle yarışan bir il konumundadır; ama, bunun meselesini çözümlemezsek hata ederiz. Ülkenin aynası olarak gördüğümüz Başkent Ankara’nın sorununu çözümlemezsek, böylesine büyük bir Mecliste görev yapan, onurla görev yapan siz değerli milletvekilleri de, gerçekten, bir görevi yapmamış olmanın, sorumluluğunu yerine getirmemiş olmanın sonucunu özellikle taşımak durumunda kalırsınız diye değerlendiriyorum.

O sebeple, bir Ankara Milletvekili olarak, özellikle Ankara’nın bir sorununu size sunmak istiyorum: Ankara İlinde, yapılaşmayla ilgili olarak, son zamanlarda, büyük sorunlar yaşanmaktadır. Bugüne kadar uygulanmayan mania planları nedeniyle, yapılmış olan birkısım önemli ve hizmete girmiş kamu kurum ve kuruluşları ile özel kurumların binaları ve sanayi tesislerinin yıkılması veya inşaata başlaması gereken ve yabancı şirketlerle ortak olarak düzenlenen birkısım yatırımların da durması veya birkısım binalarla ilgili olarak yeni birkısım işlemlerin yapılması tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktayız.

Ankara-Eskişehir karayolu başta olmak üzere, Çankaya Belediyesi, Yenimahalle Belediyesi ve Etimesgut Belediyesinde yapılaşmalar, Güvercinlik ve Etimesgut Havaalanları mania planları gereğince durdurulmuştur. Şu anda, oralara yatırım için izin verilmemektedir.

Güvercinlik Havaalanı, 1948 yılında faaliyete geçen Ankara’nın ilk havaalanıdır. Bu havaalanı açıldığında şehrin dışındaydı Çankaya, Yenimahalle ve Etimesgut Belediyeleri henüz oluşmamıştı bile. Güvercinlik Havaalanı, burada bulunan Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kara Havacılık Okulunun acemi pilot yetiştiren bir kuruluşu olarak hizmet yapmaktaydı. Güvercinlik Havaalanı, elli yıl hiçbir kısıtlama getirmezken, 1970 yılından itibaren, 2025 yılı dahil, yapılan nazım imar planlarına itiraz etmezken, 2000 yılı başlarında, Millî Savunma Bakanlığı tarafından belediyelere gönderilen bir yazıyla Güvercinlik ve Etimesgut Havaalanları mania planları gündeme getirilmiş ve büyük bir karmaşaya sebep olarak Çankaya, Yenimahalle ve Etimesgut Belediyelerinde yapılaşmalar durdurulmuştur.

Ayrıca, bu mania planları incelendiğinde, bu planların arazi durumu göz önüne alınmadan, teorik bir çalışma yapıldığı ve gerçekçi bir uygulamasının da olmadığı bilinmektedir. Yıllarca, Ankara’da valilik yapmış olan bir arkadaşınız olarak söylüyorum, bu kadar geniş, bir taraftan Çayyolu, bir taraftan Bilkent tarafı, bir taraftan Yenimahalle tarafı, Batıkent ve diğer yerler dahil; İvedik dahil olmak üzere, Ostim dahil olmak üzere gerek sosyal gerek sınaî bakımdan gerekse esnaf ve sanatkârları ilgilendiren hem sanayi ve ticaret merkezi olması açısından da gerçekleştirilen birkısım yatırımlar, artık, bu noktaya geldikten sonra eğer durdurulursa, bunun gerçekçi bir sebebini bulmak doğru değil ve gerçekçi olarak da değerlendirilmesi de mümkün değildir.

Havaalanı mania planı, planın kapsadığı bölgedeki yeni yapılacak binaların en fazla çıkacağı yükseklik kodlarını gösteren bir haritadır; fakat, mania planı yükseklik kodları, çoğu yerde tabiî zemin koduyla hemen hemen aynı olduğu gözlenmektedir; yani, bir bakıyorsunuz, Beysukent’teki veya Bilkent tarafındaki veya Çayyolu‘ndaki bir tepenin üzerine kurulmuş olan bir bina, kod sebebiyle, aslında, hiç olmaması gereken noktadır; yani, yıkılacak mı; yani, bu sanayi müesseseleri, tesisleri yatırımları yıkılacak mı; yani, vatandaşın yaptırmış olduğu konutlar yıkılacak mı? Hazine Dış Ticaret Müsteşarlığının, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının hatta hatta, Halk Bankası Genel Müdürlüğünün, Türkiye İş Bankası Bilgi İşlem Merkezinin, Bayındırlık ve İskân Müdürlüğünün, Devlet Su İşleri lojmanlarının, Gazi Orduevinin ve daha benzeri birkısım tesislerin yıkılması mı gerekecek?! Öyle bir noktayız ki, bugüne kadar, yapılan tesislerle ilgili hiçbir itiraz olmadığı halde...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bedük.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Devamla) – Yani, arkadaşlar, bu tesisler, yapıldığı zaman, hiçbir suretle itiraz edilmediği halde, maalesef, şu anda itiraz edilmektedir. Öğretmen Evi, Sabancı Kız Yurdu, Urankent, Millî İstihbarat Teşkilatı, Enerji Bakanlığı, Jandarma sosyal tesisleri, hepsi bu mania palanlarının içerisinde, enteresan olan nokta burası; ama, mania planlarını aşan binaların büyük çoğunluğunun kamuya ait olması ve özel şahıslara yapılaşma izni, bir kısmına verilmiş; ama, bundan sonra verilmeyecektir şeklindeki bir gerekçe veya sebep veya sonuç, gerçekten düşündürücüdür ve üzücüdür. Ayrıca, bu bölgedeki binlerce arsa sahibinin, 1/5 000 ve 1/1 000’lik onaylı imar planlarına göre inşaat yapma hakları şu anda ellerinden alınmış bulunmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Ostim gibi önemli ve uzun süreli bir plan dahilinde yapılan, yüzde 90’ı bitmiş olan yatırımların yüzde 10’una ise izin verilemez durumdadır. Batıya doğru hızla gelişmekte olan Ankara’nın değerli arsalarının bulunduğu bu bölgede, başkente yakışır prestij binaların yapımına engel olmakla, Ankara’ya çok büyük bir haksızlık yapıldığı kanaatini taşıyorum. O sebeple, özellikle mania planları konusunun, mutlaka ama mutlaka, elden geçirilip yeniden düzenlenmesi zarureti ortaya çıkmıştır. Zaten, gelişen ve değişen teknolojinin getirdiği birkısım gerekler de, daha evvelden yapılmış olan birkısım projelerin, programların veya planların yeniden gözden geçirilmesini de gerektiriyor.

O halde, yapılması gereken şey ne? Ben, bu konuya, Sanayi Ticaret Bakanımızın -bir kanun görüşmesi sırasında- dikkatini çekmiş ve özellikle desteğini aramıştım “takip edeceğim” demişti, hiçbir sonuç alamadık. Yine, ulaştırmayla ilgili olması sebebiyle, Sayın Ulaştırma Bakanımıza bir soru önergesi vermiştim “konu bizi ilgilendirmiyor, Millî Savunma Bakanlığını ilgilendiriyor” demişti ve oradan da böyle bir cevap almıştım. Sonra, Millî Savunma Bakanlığına, keza, aynı şekilde, konuyla ilgili bir soru önergesi verdim, yine bu konunun çözümlenemediğini gördüm. Ayrıca, Sayın Başbakan Yardımcısı Özkan’a, tamamen iyi niyetle, özellikle bu konuya çözüm getirilsin diye bir not şeklinde intikal ettirdim. Kendisi, konunun üzerinde hassasiyetle duracağını ifade etmişti. Ümit ediyorum ki, bu konunun Başbakanlıkta ve Başbakanlığın koordinesinde çözümlenmesi bir an evvel gerçekleşir; çünkü, sadece bir kuruluşu ilgilendirmiyor, Başbakanlığın koordinesine ihtiyaç var. Başbakanlığın koordinesiyle birlikte, özellikle altını çizerek belirtmek istiyorum, Millî Savunma Bakanlığını, yerel yönetimleri, özel şirketleri, kamu kurum ve kuruluşların hepsini ilgilendiren bu konunun, ancak Genelkurmay Başkanlığımızın da bilgisi, koordinesi ve dahliyle çözülebileceği inancını taşıyorum. 

Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, gündemdışı üçüncü söz, Türkiye, Ortadoğu, Irak ve Kuzey Irak hakkında söz isteyen Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mehmet Kaya’ya aittir.

Buyurun Sayın Kaya. (MHP sıralarından alkışlar)

3. – Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Kaya’nın, Türkiye, Ortadoğu, Irak ve Kuzey Irak’a ilişkin gündemdışı konuşması

MEHMET KAYA (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, Ortadoğu, Irak ve Kuzey Irak hakkında gündemdışı konuşmamı yapmak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, hepimizin bildiği gibi, Irak, 1932’den bu yana, bağımsız devletler ve Birleşmiş Milletler kayıt ve gruplarında yer alan bir Ortadoğu ülkesidir. Irak, geçen bu yetmiş seneye yakın bir zaman içerisinde, ne farklı olan sosyal yapısını ne de etnik ve dinsel farklılıkları giderebilmiştir. Hatta, Irak, kendi içinden kaynaklanan bu nedenlerle, dışarıdan bölge ülkelerinin ve diğer dünya devletlerinin Irak üzerindeki gaye, emel ve yaptırımlarından dolayı da, toprak bütünlüğünü kendi güvencesi altına alamamıştır.

Bunun ana sebebini ise, Irak’ın kuzeyinde ve güneyinde yaşayanların sosyal, kültürel ve İslamî mezhep farklılıklarının olduğunu söyleyebiliriz. Irak, birlik ve beraberliğini kurabilmesi için, kuzeyindeki ve güneyindeki kültürel ve mezhepsel farklılıkları gidermesi, hiç değilse gideremezse bile, bir orta yolunu bulması gerekmektedir. Buradan da anlaşılıyor ki, Irak’ta ana sorun, hâlâ daha, Irak ulusu tam olarak oluşamamıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Irak’ta durum ne olursa olsun, bir bölünme olursa, bölge ülkelerinin hepsinin aleyhine gelişecek birçok durumlar oluşur ve neticede de, Irak’a komşu bütün devletlerde de bölünmelere sebep olur. Bunu, özellikle Irak’a sınır olan ülkelerin kesinlikle bilmesi gerekmektedir. Çünkü, bugün birinde olanlar, yarın, mutlaka, diğerinde de oluşacaktır. Burada tek çare yol, Irak ve komşularının, birbirinin toprak bütünlüklerine, kültürel yapılarına, devlet ve idare şekillerine saygılı olmaları, birbirinin iç işlerine karışmamaları temel bir prensip olarak kabul edilip ve de uygulanmalıdır. Bunun aksi, hepsinin aleyhine olacak bir durumdur.

Değerli milletvekilleri, Batılı devletler, Irak’taki sosyal, kültürel ve mezhepsel ve hatta bölgede bazı grupların milliyetçilik ruhlarını uyandırarak kendi çıkarları doğrultusunda desteklemektedirler. Bu destek ise bölgede yeni bir devlet kurma altyapısını da hazırlar görünümündedir. Batılı devletler amaçlarının her ne kadar bir devlet kurulmasını desteklemek olmadığını söyleseler de, bu söylediklerinin yaptıklarıyla çelişkili olduğu ve hatta doğru olmadığını da söylemek mümkündür. Batılı devletler, Ortadoğu’da bazı lider ve devlet adamlarının ve rejimlerinin gitmesini ister gibi görünmelerine rağmen, gitmelerini istemez gibi de davranmaktadırlar. Bu çelişki de, ister istemez, bazı düşünceleri akıllara getirmektedir. Bu bağlamda Batılı demokrasi savunucusu devletlerin, bazı Ortadoğu ülkelerinde demokrasinin gelişmesini ve yerleşmesini isteyip istemediklerini de belirsizleştirdiğini söyleyebiliriz. Burada belirsizliğin nedenini de Ortadoğu’daki lider ve rejimlerin, Batılı devletlerin Ortadoğu’daki devletlere müdahale etme ve etkin olma imkânlarını sağlamalarında yattığını söyleyebiliriz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Batılı devletler, Kuzey Irak’taki olaylar ve belirsizliklerden kesinlikle vazgeçmeli ve uluslararası güvence altına alınmış Anadolu, Kuzey Irak, Bağdat ve Basra hattını sağlamak için, Irak’ı, toprak bütünlüğüyle yeniden yeniden dünya devletleri topluluğuna almak için gayret sarf etmelidirler. Ortadoğu’da, coğrafî ve inanç yönünden ortak yönleri olan milletler, birbirleriyle belirli ortak birleşme noktalarını bulmadıkça, Ortadoğu ülkeleri, Batılı ülkelerin oyuncağı olmaya da devam edecektir. Şunu da bilmek gerekir ki, Ortadoğu’da barış olmadıkça bölge ve dünya devletlerinde de barış olmayacaktır. Ortadoğu’da barış demek dünyada barış demektir. Çünkü, Ortadoğu, dünyanın coğrafî olarak ortası sayılabilecek bir yerdir; inanç merkezidir, enerji merkezidir, tüm dünya yollarının kesiştiği ve geçtiği bir ortak noktadır.

Değerli milletvekilleri, Ortadoğu’daki olayların başında da Kuzey Irak olaylarının geldiğini hepimiz bilmekteyiz. Kuzey Irak olayları, ülkemizi de, doğrudan, her boyutta, yakından ilgilendirmektedir. Buna göre ise, Kuzey Irak’taki gelişmeler Dışişleri Bakanlığımızca çok yakından takip edilmeli, gündemden düşürülmemeli, hatta ve hatta, gelişmelerin tüm boyutları hakkında kamuoyu sürekli olarak bilgi çağının gereği doğrultusunda bilgilendirilmelidir. Çünkü, Kuzey Irak, Türkiye Cumhuriyetinin, sıcak karnı durumunda bir coğrafyaya sahiptir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti, bölgedeki olumlu ve olumsuz bütün olayları değerlendirecek, Kuzey Irak’taki Türkmen ve diğer grupları dinleyip sorunlarını çözecek bir güçtedir. Bu bağlamda, Kuzey Irak’taki gruplar da bilmelidirler ki, kendilerinin gerçek dostu, dertlerini anlatacakları ve çalacakları gerçek kapı, Türkiye kapısıdır; ancak, çalacakları kapı Türkiye’yi atlayarak, Avrupa’da, Amerika’da, New York’ta yeni kapılar aramalarının, bölge gerçeklerini görmemek ve anlamamak anlamına geldiğini de bilmelerinde yarar vardır diyorum.

Değerli milletvekilleri, Kuzey Irak’taki gelişmeler, Batılı ve Ortadoğulu ülkelerin düşünce ve davranışları ne olursa olsun, Türkiye Cumhuriyetinin Kuzey Irak politikası açıktır. Bunları şöylece sıralayabiliriz: Birincisi, Irak toprak bütünlüğünün korunması; ikincisi, Kuzey Irak’taki Türkmenlerin haklarının korunması; üçüncüsü ise, Türkiye Cumhuriyetinin bölgede güvenliğinin ve ekonomik çıkarlarının sağlanmış olmasıdır.

Böylece de, Türkiye Cumhuriyeti, bu politikasıyla, Ortadoğu ve Mezopotamya’da kurulmuş ve kurulacak olan uygarlıklar ve medeniyetler ve de devletler silsilesinin bir devamı olduğunu da göstermiş olacaktır.

Değerli milletvekilleri, konuşmama son verirken, aziz Türk Milletini ve onun Yüce Meclisini saygılarımla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaya.

Sayın milletvekilleri, Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır; ancak, sunuşların uzun olması nedeniyle, Kâtip Üyenin yerinden oturarak okuması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kuzeyden Keşif Harekâtının görev süresinin 30.6.2000 tarihinden itibaren altı ay süreyle uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi vardır; okutup, işleme alacağım.

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Kuzeyden Keşif Harekâtının görev süresinin 30.6.2000 tarihinden itibaren altı ay süreyle uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/612)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Körfez Savaşı sonrasında alınan Irak ile ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının hedeflerine ve ruhuna uygun olarak ve Irak’ın toprak bütünlüğünün muhafaza edilmesine özen göstererek, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere hava unsurlarının katılımıyla, Türkiye tarafından belirlenen ilke ve kurallara bağlı olarak ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25 Aralık 1996 tarihli ve 477 sayılı kararıyla hükümete verdiği yetki çerçevesinde yürürlüğe konulan ve sadece keşif ve gerektiğinde önleme uçuşlarıyla sınırlı bir hava harekâtı olan “Kuzeyden Keşif Harekatı”nın görev süresinin 30 Haziran 2000 tarihinden itibaren altı ay süre ile uzatılmasına; 477 sayılı Kararda belirtilen hususlarda bütün kararları almaya Bakanlar Kurulunun yetkili kılınması için, Anayasanın 92 nci maddesine göre izin verilmesini arz ederim.

   Bülent Ecevit

         Başbakan

BAŞKAN – Başbakanlık tezkeresi üzerinde İçtüzüğün 72 nci maddesine göre görüşme açacağım.

Gruplara, hükümete ve şahsı adına iki üyeye söz vereceğim.

Konuşma süreleri, gruplar ve hükümet için 20’şer dakika, şahıslar için 10’ar dakikadır.

Görüşmelerin sonunda da tezkereyi oylarınıza sunacağım.

Tezkere hakkında açıklamada bulunmak üzere Sayın Bakan, buyurun.

DEVLET BAKANI RAMAZAN MİRZAOĞLU (Kırşehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri, şahsım ve 57 nci Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti adına, saygıyla selamlıyorum. Kuzeyden Keşif Harekâtının görev süresinin uzatılması konusunda, hükümetimizin görüşlerini arz etmek üzere, huzurunuzda bulunuyorum.

Kuzeyden Keşif Harekâtı hususunda, Yüce Meclisimizce yapılacak değerlendirmeye katkıda bulunmak amacıyla, önce, konunun geçmişini kısaca hatırlatmakta yarar görüyorum.

1991 yılının şubat ayında sona eren Körfez Savaşının ardından, Irak genelinde meydana gelen karışıklıklar sonucunda, 1991 yılı nisan ayı başlarında, Kuzey Irak’tan ülkemize doğru kitlesel bir göç hareketi yaşanmış ve farklı etnik gruplardan yarım milyon kadar Irak vatandaşının sınırlarımıza yığılması, ivedi çözüm gerektiren çok yönlü sorunlar yaratmıştır. Göçün yarattığı ciddî güçlükler ve ortaya çıkan acıklı manzaralar hafızalarımızda tazeliğini korumaktadır.

Zamanın hükümetinin girişimleri neticesinde çıkarılmış olan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 5 Nisan 1991 tarih ve 688 sayılı Kararıyla başlatılan uluslararası işbirliği sonucunda, göç etmek mecburiyetinde kalan bu kitlenin, çok büyük ölçüde Irak’a dönmesi sağlanmış; akabinde, yeni göç hareketlerine yol açabilecek olayların engellenmesi ve Kuzey Irak’ta yaşayan Irak halkı için yürütülen insanî yardım faaliyetlerinin devamını sağlayacak koşulların muhafazası amacıyla, bilindiği üzere, Huzur Harekâtı yürürlüğe konulmuştur.

Huzur Harekâtının, zamanın hükümeti tarafından 31 Aralık 1996 tarihi itibariyle sona erdirilmesini takiben “Kuzeyden Keşif Harekâtı” olarak adlandırılan uçuş düzenlemelerinin, Yüce Meclisimizin aldığı 25 Aralık 1996 tarih ve 477 sayılı Karar uyarınca, 1 Ocak 1997 tarihi itibariyle başlatıldığı malumlarınızdır. Bilahara, Yüce Meclisimizin, 26 Haziran 1997 tarih ve 506 sayılı, 25 Aralık 1997 tarih ve 528 sayılı, 30 Haziran 1998 tarih ve 556 sayılı, 24 Aralık 1999 tarih ve 621 sayılı, 3 Haziran 1999 tarih ve 642 sayılı ve son olarak, 25 Aralık 1999 tarih ve 658 sayılı Kararlarıyla, harekâtın görev süresi, altışar ay için, altı kez uzatılmıştır. Bu çerçevede, harekâtın süresi, 30 Haziran 2000 tarihi itibariyle sona ermektedir.

Yüce Meclisin 477 sayılı Kararında açık olarak ifade edildiği üzere, Kuzeyden Keşif Harekâtı olarak adlandırılan bu düzenleme, ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının hedeflerine ve ruhuna uygun olarak ve Irak’ın toprak bütünlüğünün ve ulusal birliğinin muhafaza edilmesine özen gösterilerek, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere hava unsurlarının da katılımıyla sürdürülmekte olan, sadece keşif ve gerektiğinde önleme uçuşlarıyla sınırlı bir hava harekâtı niteliği taşımaktadır.

Kuzeyden Keşif Harekâtı çerçevesindeki uçuşlar, tarafımızdan belirlenen ilke ve kurallar esas alınarak gerçekleştirilmektedir. Bu çerçevede “Kuzeyden Keşif Harekâtı Kurallar ve İlkeler Belgesi” adını verdiğimiz ve harekâta ilişkin teknik düzenlemeleri içeren bir amir belge yürürlüğe konulmuştur.

Değerli milletvekilleri, ayrıca, gerektiğinde önleme görevinin yerine getirilmesini, böylelikle keşif uçuşlarının öngörüldüğü biçimde yürütülebilmesini ve görevli hava unsurlarının zarar görmemelerini teminen, Kurallar ve İlkeler Belgesinde atıfta bulunulan angajman kuralları, metnin müzakeresini takiben, arzuladığımız şekliyle uygulamaya sokulmuştur.

Görev uçuşlarında bu kurallara uyulmasını, uçakların silah kullanmalarının sadece öz koruma hallerine inhisar etmesini titizlikle izlemeye devam edeceğiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; harekâtın ülkemiz açısından önde gelen yararı, ülkemizin sosyal ve ekonomik düzenini ve sınır güvenliğini tehdit eden yeni bir göç harekâtını önlemekte olmasıdır.

Harekâtın hedef bölgesinde, bu tehdidin tamamen ortadan kalktığını gösteren koşullar henüz oluşmamıştır. Özellikle, Irak ile Birleşmiş Milletler arasında, kitle imha silahlarının bertaraf edilmesi konusunda yaşanan krizler ve bunun sonucunda, Amerika Birleşik Devletleri ile İngiltere’nin, Irak’a karşı gerçekleştirdikleri “Çöl Tilkisi” adlı askerî harekât ile Bağdat yönetiminin uçuşa yasak bölgeler uygulamasını tanımadığını göstermeye yönelik davranışları, Kuzey Irak’taki şartların ne derece hassas ve değişken olduğuna ve istikrarsızlık unsurlarının yeniden gündeme gelebileceğine işaret etmektedir.

Bu tür gerginlik ve belirsizliklerin sürdüğü Kuzey Irak’ta, mevcut ortamda harekâtın devamı, dış politikamızın dengeleri açısından da, bu safhada önem taşımaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uzun yıllar kapalı kalan Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattının, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 986 sayılı Kararı çerçevesinde, dört yıl önce yeniden faaliyete geçirilmesiyle, kısıtlı ölçekler dahilinde de olsa, Irak için yaratılan petrol ihraç imkânıyla, bir yandan Irak halkının bir oranda nefes alabilmesi sağlanmış, diğer yandan da Türkiye’nin Irak’a gıda ve ihtiyaç maddesi ihracatı imkânı artmıştır.

Öte yandan, boru hattından ve karayoluyla, Irak’ın petrol ihraç olanaklarından daha geniş biçimde yararlanabilmemize yönelik bazı girişimlerimiz sürdürülmektedir.

Irak’a uygulanan ambargo dolayısıyla ekonomimizin haksız olarak uğradığı ağır zararları göz önünde tutan hükümetimiz, özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgemizdeki ekonomik ve sosyal koşullar bakımından büyük önem taşıyan önlemlerin etkin biçimde uygulanması için, bu girişimleri sonuçlandırmakta kararlıdır.

Kuzey Irak’la ilgili olarak, Kuveyt’in işgalinden bu yana ülkemiz açısından sorun yaratan diğer bir husus, PKK terör örgütünün bu bölgede yuvalanmasıdır. Bu açıdan bakıldığında, bu konuda da önemli avantajlar elde etmiş olduğumuzu memnuniyetle ifade etmek isterim.

Harekâta katılan ülkeler, PKK’nın eli kanlı bir terör örgütü olduğu hususunda bizimle aynı görüşü paylaşmaktadırlar. Nitekim, PKK terör örgütü konusunda bugünkü noktaya gelinirken, harekâta katılan ülkelerin ve özellikle ABD’nin, uluslararası alanda ülkemizden yana açık ve kuvvetli tavır aldıkları görülmüştür.

Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; bu vesileyle, Irak poltikamızın ve Kuzey Irak’taki gelişmelerle ilgili yaklaşım ve değerlendirmelerimizin bazı temel unsurlarını Yüce Mecliste bir kez daha arz etmek istiyorum.

Irak’ın toprak bütünlüğünün ve ulusal birliğinin muhafazası konusunda atfettiğimiz önem ve hassasiyet, hepinizin malumudur. Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması, Kuzeyden Keşif Harekâtına katılan ülkeler nezdindeki tutumumuzun temelini teşkil etmiştir.

Türkiye’nin bu konudaki hassasiyeti, şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ortaya konulmuştur. Kuzeyden Keşif Harekâtının tabi olduğu ilkelerin başında da, Irak’ın siyasî birliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasının yer aldığını, burada, önemle vurgulamak isterim.

1991 olayları sırasında olağandışı koşulların ortaya çıktığı bu bölgeyi, Irak Cumhuriyetinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.

Türkiye’nin arzusu, sınırımıza mücavir bulunan ve geçici olarak olağanüstü koşulların hüküm sürdüğü Irak’ın kuzey bölgesinde, sükûnet ve istikrar ortamının bir an önce tesis edilmesi, tüm Irak’ta olduğu gibi bu bölgede de, Arap, Kürt, Türkmen, Süryani, hangi kökenden olursa olsun, tüm Irak vatandaşlarının güven ve özgürlük ortamında yaşamalarıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu bölgedeki sorunlara gerçekçi ve kalıcı çözüm bulunması, sadece, Irak Cumhuriyeti bünyesinde mümkün olabilecektir. Irak dışında olası arayışların çözüm üretmesi beklenmemelidir.

Irak’ın gelecekteki siyasal yapısının, zamanı geldiğinde, sadece ve sadece Irak halkının tüm kesimlerinin katılımıyla, merkezî yönetimle birlikte ve normal bir politik süreç sonucunda kararlaştırılabileceği görüşümüzü muhafaza ediyoruz. Bu görüşümüzün, 10 Kasım 1998 tarihinde yapılan açıklamalarla, müttefiklerimiz ABD ve İngiltere tarafından da paylaşıldığını, bu vesileyle hatırlatmak istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bazı grup ve kişilerin, Irak dışındaki zeminlerde bu konuda bir mutabakat oluşturma çabaları bu anlayışla bağdaşmamakta ve geçerliliği bulunmamaktadır. Kuzey Irak’taki koşulların, PKK terör örgütünün yöreye yerleşme çabalarına zemin teşkil ederek, ülkemizin ve insanımızın güvenliğine tehdit teşkil etmesi, Türkiye’nin müsamaha edebileceği bir husus değildir. Bölgedeki koşullar normale dönünceye kadar, bu konuda gerekli önlemlerin alınmasına devam edilecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kuzey Irak’ta, bugünkü durum geçicidir. Bölgedeki koşulların normale dönmesi temennimizdir; ancak, bölgedeki sorunların çözümünün, Irak sorununun çözümünden soyutlanmasını beklemek gerçekçi değildir. Dolayısıyla, Irak’ın, Birleşmiş Milletler kararlarının çizdiği çerçeveyi doldurmak hususunda bugüne kadar katettiği mesafeyi tamamlaması, büyük önem taşımaktadır.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin kabul ettiği 1284 sayılı kararın, Bağdat hükümeti tarafından bu açıdan gerekli şekilde değerlendirilmesi, samimî temennimizdir. Bu yönde alınacak mesafe, Kuzey Irak’ta koşulların normale dönmesine yardımcı olacak ve Kuzeyden Keşif Harekâtını gerekli kılan koşulların ortadan kalkmasına zemin teşkil edecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Irak’ın, sorunlarını, Birleşmiş Milletler sistemi çerçevesinde bir an önce halletmesi ve gerek bu ülkedeki durumun gerek Irak’ın diğer ülkelerle ilişkilerinin normale dönmesi, en samimî arzumuzdur. Türkiye, dost ve güvenilir bir komşu olarak, bu amaçla, elinden gelen çabayı sarf etmeye devam edecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bununla birlikte, Kuzey Irak’ta görmeyi arzuladığımız barış ve istikrar, henüz, tam manasıyla sağlanamadığından, mevcut düzenlemenin belirli bir süre daha devamında fayda mülahaza edilmektedir. Bugünkü düzenlemenin, en kısa zamanda yörede barış ve istikrarın sağlanması yoluyla sona erdirilmesi arzumuzu tekrar vurgulamak istiyorum. Bu bakımdan, Kuzeyden Keşif Harekâtının görev süresinin uzatılması yolunda yetki verilmesini talep eden tezkerenin kabulünü, Yüce Meclisimizin takdirine saygıyla arz ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP, DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bakana teşekkür ediyorum efendim.

Anavatan Partisi Grubu adına, Manisa Milletvekili Sayın Ekrem Pakdemirli; buyursunlar efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)

ANAP GRUBU ADINA EKREM PAKDEMİRLİ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Kuzeyden Keşif Harekâtının görev süresinin 30 Haziran 2000 tarihinden itibaren altı ay süreyle uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresinin tartışmalarında, Anavatan Partisinin görüşlerini arz etmek için huzurunuzdayım. Sözlerime başlarken hepinize saygılar sunuyorum.

Sayın milletvekilleri, Ortadoğu ülkelerindeki siyasî ve askerî istikrarsızlık, hemen hemen bir asırdır mevcut. Arap-İsrail anlaşmazlığı; Kürt teali cemiyetlerini Londra’da kurdurup geliştiren Batılı ülkelerin Kürt-Arap çatışmasını körüklemeleri; Gürcistan, Çeçenistan, Ermeni–Azeri çatışmaları; nihayet, Türkiye’de bir etnik sorun varmış gibi güneydoğu problemini körüklemeleri; artı, Türkiye-Yunanistan, Türkiye-Bulgaristan anlaşmazlığı, bu bölgede istikrarı bozan, zaman zaman silahlı çatışmaların alevlendiği bir ortamdayız.

Türkiye’de, her şeyin tartışılabildiği, yaygın fikrî özgürlüğün Batı standartlarında olması, çevresindeki Müslüman ülkelere örnek olacak, oralarda demokratik idarelerin kurulması ve yaşatılmasına yardımcı olacaktır.

Üzülerek söylemek gerekir ki, çevremizde bulunan bütün İslam ülkelerinin hiçbirinde, Türkiye’deki kadar da olsa, bir demokrasiye rastlamamız mümkün değildir. Adları cumhuriyet olabilir; ama, cumhuriyetle yakından uzaktan yakından hiçbir ilişkisi yoktur.

Çevremizdeki Müslüman ülkelerden hangisinin Batılı anlamda bir cumhuriyet olduğunu söyleyebiliriz?.. Hemen hemen hepsinde, başa getirdiği yöneticiye bir müddet sonra tapar hale gelen toplumlar var. Irak Halkının bu tapınma duygusundan yararlanan Saddam Hüseyin iktidarını koruyabilmektedir; onun söylediği her şeyde, halk, ilahî, gizli bir hikmet bulunduğuna, bir kerametin saklı olduğuna inanmaktadır.

Kardeş Irak Halkının çektiği bunca zahmet ve sıkıntıya rağmen, Saddam Hüseyin’e soru sorabilen var mı?.. Sorabilen bir iki kişinin akıbeti ne olmuştur?.. Halkı, bu kadar sıkıntı çekmesine rağmen, Saddam’a desteğini vermektedir, vermeye de devam etmektedir.

Komşumuz Suriye’ye bakın: Babasının oğlunu başa geçirmeye çalışan büyük bir toplum var.

İran farklı mı?.. Tepede bir lider, onun resimleri her duvarı, her meydanı süslüyor; İran Halkı ondan medet bekliyor.

Bu tenkitleri böyle devam edip sürdürmek mümkün. Söylemek istediğim, siyasî ve askerî yönden fevkalade naiv dengenin bulunduğu Ortadoğu’da ülkemizin çok dikkatli olması gereğidir.

1990 yılı sonlarında, Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesi üzerine, Çöl Fırtınası (Desert Storm) Harekâtı başlamış; Irak’ın Kuveyt’ten çıkarılmasından sonra Bağdat’a yürüyen Koalisyon Kuvvetleri, Saddam’ı devirinceye kadar gideceğine, güneydeki Şiilerin muhalefetinin Saddam’ı düşüreceğine kanaat getirerek operasyonu durdurmuştur.

Hatırlarsanız, o günlerde, ABD Cumhurbaşkanı hemen her gün bizim Cumhurbaşkanımızı arar, kararlarına bizi ortak eder, biz de onların kararlarını yönlendirmeye çalışırdık. Ancak, Özal’ın, Koalisyon Güçlerinin Bağdat’a kadar gitme önerisini hayata geçirtememiştik.

Rahmetli Özal “biz de askerî güçle Saddam’ı kuzeyden sıkıştıralım” teklifini yapmış; ama, kabul görmemiş, fakat, sonradan, toplum olarak ve idare olarak da çok pişman olmuşuzdur. Biz “yurtta sulh, cihanda sulh” prensibini, bizim hayatî menfaatlarımıza bir müdahale noktasına kadar götürebiliriz; ötesi, kuvvet kullanımına açık olmalıdır.

Çöl Harekâtından yenik çıkan Saddam, kendisine muhalif olan Türkmen ve Kürt kökenli insanları sindirmek için, kuzeye, güç, asker gönderdi; acımasız bir katliam başlangıcı vardı. Kuzeyde yaşayanların Arap askerlerinden korkmasıyla birlikte, kışın dondurucu ikliminde, güney sınırımıza, 500 000 kişi yığıldı. Bir kısmı, Çukurca-Hakkâri eksenindeki dar sınır bölgesine geçti. Ülkemizden ve de dünya ülkelerinden insanî yardım aldık, bu insanlarımıza bakmaya çalıştık; ama, o iklim şartlarında,  bu insanlarımızın gereksinimlerini sağlayabildiğimizi söylemek de mümkün değil. O günlerde, Türkiye, Bulgaristan’dan gelen göçün depreminden hâlâ kurtulumamıştı. Çare, göçmenlerin, emniyet içinde, can güvenliğini sağlayarak, yerlerine ve yurtlarına dönmesiydi. Böyle bir emniyetin sağlanması için de Çekiç Güç (Provide Comfort) Harekâtının yapılmasına karar verildi.

Bu güce, ülkemiz, kara kuvveti verdi. Kara kuvveti, hem Kuzey Irak’ta ve hem de güneydoğumuzda operasyon yapıyordu. Bir ara, merkezi de, hatırlarsınız, Zaho’daydı.

Mülteciler bu harekâtın sonunda yerlerine döndükten sonra, tekrar bir göç dalgasının başlamaması için, Saddam’ın güçlerinin 36 ncı enlem dairesinin üzerine geçme yasağı konuldu. Bunun sağlanması için, genelde, İncirlik’te ve Diyarbakır’da hava kuvvetleri konuşlandırıldı. Irak’ın 36 ncı enlem üzerinde otoritesinin olmaması, Batılılar nezdinde, burada bir Kürt devletinin kurulmasını gündeme getirmiştir.

Irak’ın toprak bütünlüğünü korumak isteyen Türkiye, olaylara yön vermek istemiş; Özal, gayri resmî olarak, Barzani ve Talabani ile Türkiye’de konuşulmasını istemiş; o zamanki muhalefet lideri, kendisini vatana ihanetle suçlamıştı. Sonradan o lider cumhurbaşkanı olmuş ve Barzani ile Talabani’yi Çankaya Köşkünde ağırlamakta beis görmemiştir.

Çekiç Güç’ün, zaman zaman, yanlışlıkla da olsa, PKK’ya yardım ettiği görüldü. Hatırlarsınız, PKK’nın bazı güçleri çember altına alınmış; ama, Çekiç Güç’ün helikopterleri de, o, çember altına alınmış olan eşkıyaya, yukarıdan, erzak, ilaç ve çadır atmıştı. Sorulduğunda, biz, bunların PKK’lı olduğunu bilmiyorduk, biz zannettik ki, işte, Iraklı Kürtlerdir, bunlara yardımda beis görmedik denilmiştir ve olay kapatılmıştır. Bu olaylar üzerine, çok büyük tartışmalar yaşandı Türkiye’de, hatırlayın ve nihayet, 1996’da, bu güç kaldırılarak, yerine, Kuzeyden Keşif Harekâtı adını alan yeni bir harekât oluşturuldu.

Yapılan uçuşların bazılarında, üzerlerine Irak’ın radarları ve uçaksavarları kilitlenen uçaklar, bu üsleri bombalamaktadır; böyle bir yetkileri var. Aslında, bir keşif uçuşunda, bir bombalama veya caydırma amacı yoktur; ama, artık, teknolojinin böylesine geliştiği bir dönemde, bakıyor ki, uçak, keşif uçuşu yapıyor; ama, kendi üzerine bir füze kilitlenmiştir, ya kendi ölecek veya karşı tarafı etkisiz hale getirecek; o zaman, işte, protokole göre, uçaklar ateş açabilmektedir ve böylelikle, bu üsler yok edilme noktasına getirilmektedir.

Bu müdahale, Saddam’ın ileri gitmesini önlemektedir. Yani, böyle bir müdahale sonunda, Saddam, güçlerini 36 ncı dairenin üzerine gönderememektedir. Bunun, 36 ile Güneydoğu sınırımız arasında kalan insanların can güvenliğini sağlaması yönünden büyük bir avantajı olmuş; ama, şurada bir gerçeği ifade etmek lazım: Bu dairenin, 36 ncı paralel yerine, 35 veya 34,30’dan geçmesi lazımdı; çünkü, orada yaşayan Türkmenlerin büyük bir kısmı, bu emniyet şemsiyesinden, bu korumadan mahrum kalmışlardır. Ama, öyle zannediyorum ki, Türkiye, buradaki insanlarımızla oldukça yakından ilgilenmekte ve onların -amiyane tabirle- bu  vartayı en az zararla geçirmesine yardımcı olmaktadır.

Saygıdeğer milletvekilleri, şunu söylemek istiyorum: Bu harekât, Irak halkına karşı değildir, Irak halkı, bizim kardeş halkımız sayılır. Onların içerisinde, kız almış kız vermiş insanlarımız vardır, onlarla akrabalıklarımız vardır. Kardeş Irak halkına karşı olmayan bu harekât, aslında, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararlarına uygun olarak hareket etmeyen Irak idaresine karşıdır. Maalesef, yapılan yanlışlıklarla, bu idare, zamanında tesirsiz hale getirilememiş ve problem devamlı büyümüştür. Bugün, bu Ortadoğu ülkelerinin, özel, ortak karakterlerinden dolayı da, Saddam, fevkalade tutunan, beğenilen bir lider olarak pazarlanabilmektedir. Biraz evvel söylediğim gibi, insanların bu tapınma duygusunu, gayet güzel istismar etmektedirler.

Bugün için, Kuzeyden Keşif Harekâtında kullanılan, sadece 3 ilâ 8 helikopterden oluşan birlik Diyarbakır’da konuşlanmıştır ve 40 muharip Amerikan-İngiliz uçağı da -yanılmıyorsam, hafızam yanıltmıyorsa 32’si Amerikan, 8’i de İngiliz uçağı- İncirlik Üssünde konuşlanmıştır ve bu keşif harekâtı oralardan yapılmaktadır.

Önemli olan, Kuzey Irak’taki insanların can güvenliklerinin tam olarak sağlanıncaya kadar, bizim de içerisinde bulunduğumuz bu harekâtın devam etmesidir.

Bildiğiniz gibi, harekâtta, Amerikalı komutanın yanında eşkomutan olarak bir Türk komutan da görev almakta; uçuşlarda, Türk pilotları da beraber olup, harekâtın amacına uygun olarak keşfin yapılması, o keşiften elde edilen bilgilerin değerlendirilmesinde ortak olunması sağlanılmaktadır. 

Değerli milletvekilleri, kanaatimiz, Kuzey Irak’ta, bize rağmen değil, bizimle beraber oranın geleceğinin planlanmasıdır. Bunu, her zaman için söyledik; ama, bazı toplantılara, Türkiye, maalesef, alınmamakta ve alınan kararları, biz, ancak, basından öğrenebilmekteyiz.

Dışişlerinin bugünkü kadrosunun, bana göre, gerek Ortadoğu meselelerini, güneydoğu meselelerini, gerekse Avrupa Birliğinin meselelerini tam olarak yürütebilecek bir kantiteye sahip olmadığını düşünüyorum. Kalite var, fevkalade yüksek kaliteli insanlarımız var; ama, her insanın belli bir kapasitesi var. O kapasitenin dışında bu işlerin yürütülmesi mümkün değildir. Tavsiyemiz, Dışişleri kadrosunun, bugünkü kadronun -600 civarındadır kadro- 3’e katlanarak süratle büyümesidir. Dışişleri mensuplarımızın maddî durumlarının en yüksek seviyeye çıkarılarak, burayı bir cazibe merkezi haline getirip, en iyi yetişmiş insanlarımızın Dışişlerine yönlendirilmesini sağlamamız gerekir diye düşünüyoruz. Kadroları dar ve cazip olmayan bir seviyede tutarsak, birçok davamızı masa başında kaybedebiliriz. Masa başında yapılan çetin pazarlıkların, birçok defa, savaş alanlarında yapılan savaşlardan çok daha fazla netice getirdiğini herkes bilmektedir, malumlarınızdır.

Türkiye, Ortadoğu’da önder ve ender bir ülke olmaya mahkûmdur. Dünya devleti Osmanlı çökerken, terk ettiği topraklarda, Birleşmiş Milletlere üye 36 devlet doğmuştur. Bu devletlerin halklarıyla akrabalıkları olan toplumumuz, onların problemlerine bigâne kalamaz. Türkiye’de yaşayan Boşnak kökenli Türk vatandaşlarımızın sayısı, Bosna’da yaşayanlardan fazladır. Demokratik bir ülkenin hükümeti, şimdi, Bosna’da olan problemden nasıl olur da etkilenemez? Irak’taki bir problem, nasıl bizi etkilemez? Türkmenlerin, bir yandan Arap ulusu, bir yandan Kürtler tarafından nasıl sıkıştırıldıklarını görmezlikten gelebilir miyiz? Demokratik bir ülkenin hükümeti, eğer seçimle işbaşına geliyorsa -ki, öyle olması lazım- oradaki grupların eğilimlerini, endişelerini, problemlerini dikkate almak ve çözmek durumundadır.

Değerli arkadaşlar, Irak’ta yaşayanların can güvenliği tam olarak sağlanıncaya kadar Kuzeyden Keşif Harekâtının devamının doğru olacağını ifade ediyorum.

Ülkemiz, Körfez krizinden en çok zarar gören bir ülke olmuştur. Ülkemizin bundan dolayı çok büyük zararları olmuştur. On yıl içerisinde direkt ve endirekt olarak katlandığı bu zararların, hiç olmazsa, bir kısmını, masa başında geri almalıyız. 1990, 1991 ve 1992 yıllarında yapılan pazarlıklarla, zararlarımızın bir kısmı telafi edilmiş; ama, ondan sonra telafi durdurulmuştur; halbuki, Türkiye, bu poblemden hâlâ zarar göremeye devam etmekedir. Onun için, Dışişlerimizin, bu konularda daha atak davranarak, hiç olmazsa, zararlarımızın bir kısmının telafi edilmesi için çalışmasını talep ediyoruz ve bu yönde çalışma bekliyoruz.

Sayın milletvekilleri, bu harekâtın, Irak’ta yaşayanların can güvenliğinin tam olarak sağlanması noktasına kadar devam etmesini, şahsım ve Grubum adına talep ediyor, hepinize, sabrınız için, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Pakdemirli.

Şimdi, söz sırası, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mehmet Kaya’da. Buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEHMET KAYA (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Kuzeyden Keşif Harekâtı hakkında, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına konuşmamı yapmak üzere huzurlarınızda bulunuyorum; hepinizi Partim ve şahsım adına saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 1991 yılında yaşanan Körfez Savaşı, Ortadoğu’da güvenliği iyice sarsmıştır. Bu savaş, Ortadoğu devletlerinin birbirine olan güvenini sarsarken, ekonomik güçlerinin de savaşa harcanmasına sebep olmuştur. Ayrıca, bölge ülkelerinin de mağdur duruma düşmesini sağlamıştır.

Ortadoğu’daki bu savaşları bahane bilen bazı ülkeler, bölgeye belirli aralıklarla, devamlı kendi çıkarları doğrultusunda müdahale etme imkânını yakalamışlardır. Bazı ülkeler, Ortadoğu’ya müdahalelerinde, ikili ilişkiler arasındaki anlaşmazlıkları çözmek, Ortadoğu’da etkisi olan ülkelerin etkisini azaltmak, en azından sınırlamak ve Ortadoğu petrollerinin kontrolünü ellerinde tutmak gibi amaçları gözetmişlerdir.

Kuzeyden Keşif Harekâtı, bildiğiniz gibi, 1991 yılındaki Birleşmiş Milletler Kararından sonra, Çekiç Güç olarak faaliyet gösteren Çokuluslu Gücün, daha sonra 31 Aralık 1996 tarihinde Kuzeyden Keşif Harekâtı adı altında, her ne kadar işlevleri ve yapıları aynı değilse de, bir anlamda Kuzey Irak’taki denetimleri sürdürmek maksadıyla yapılan anlaşmaların Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin aldığı karar neticesinde başlayan ve devam eden bir süreç olarak karşımıza çıkmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün gündemimizde bulunan Çekiç Güç, Kuzeyden Keşif Harekâtı, işte bu Körfez harekâtı sonucu oluşturulmuş bir kuruluştur. Kuzeyden Keşif Harekâtı, Birleşmiş Milletler adına görev yapan, kısmen siyasî yönü olan askerî bir güçtür. Türkiye tarafından, istenerek, ısrarlar üzerine, önce Türkiye’de konuşlandırılmış ve daha sonra 36 ncı enlemin kuzeyine, yani Zaho’nun 40 kilometre kuzeyindeki bir yere yerleştirilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bildiğimiz gibi, Körfez Savaşının ardından bir göç başlamıştı. Yaklaşık olarak 500 000 insan bulunan bu göçte, gıda ihtiyaçlarının, çeşitli barınma ihtiyaçlarının ve onlara ulaştırılacak yardımın güvenlik içerisinde yapılabilmesi için, Türkiye’nin inisiyatifiyle, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bir karar aldı ve “Çekiç Güç” adını verdiğimiz güç oluşturuldu.

İlk olarak, 13 devletin 21 000 askeri, 30 devletin yapmış oldukları yardımları, bu bölgede sınır boylarımıza yerleşmiş bulunan insanlara ulaştırdı. Bu yardımlar sonucunda, Kuzey Irak’ta bir güvenlik bölgesi oluşturulmuş oldu.

Ayrıca, burada hâsıl olan ortamdan sonra, bunu devam ettirebilmek, güvenlik içerisinde bir Kuzey Irak oluşturmak ve 36 ncı paralelin kuzeyine hem havadan hem de karadan gelebilecek tehlikeleri önlemek için yeniden bir oluşuma; yani, Çekiç Güç’ün ikinci safhasına geçilmiş olundu.

Bu Çekiç Güç’te, o zaman, Türkiye de dahil olmak üzere, 6 devletin oluşturduğu 5 000 kişilik bir güç oluşturuldu. Burada, maksat, sınır güvenliğini sağlamak, ekonomik ve sosyal olan olumsuzlukları gidermekti.

Değerli milletvekilleri, Körfez Savaşı sonrasında yaşanan bu göç hareketinden, bölge ülkelerinden en fazla Türkiye, ekonomik olarak sıkıntı çekti. Gelen mültecilerin yerleştirilmesinde ve onların iaşelerinin sağlanmasında büyük sıkıntılar çekti. Bunun önlenmesi amacıyla da, o günkü adıyla “Çekiç Güç” kurulmuş ve belli bir süre devam etmiş oldu.

Kuzeyden Keşif Harekâtının amacı ise, Ortadoğu ve Kuzey Irak’ta yaşanacak olası bir saldırıya karşı bölge insanlarına güvence sağlamak için, Huzur Operasyonu II’nin uygulama birliği olan küçük fakat etkili hava ve kara kuvvetleriyle, bölgeyi kontrol etmekti. Bugünkü ismiyle Kuzeyden Keşif Harekâtı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının hedeflerine ve ruhuna uygun olarak ve Irak’ın toprak bütünlüğünün muhafaza edilmesine özen göstererek, bazı ülkelerin hava unsurlarının katılımıyla, sadece keşif ve gerektiğinde önleme uçuşlarıyla sınırlı bir hava harekâtıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Körfez Savaşından sonra uzunca bir süre geçmesine rağmen, Irak’ta olduğu söylenen biyolojik ve kimyasal silahların denetimi, halen, tam olarak yapılamamıştır. Bildiğiniz gibi, bunun neticesinde, 1997 yılında, Irak’a karşı sıcak harekâtlar olmuş ve orada çeşitli bombalama eylemlerine girişilmişti. Demek ki, bir noktada, Irak’taki sıcak çatışma ortamının ve düzensizliklerin, hâlâ devam ettiğini kabul edebiliriz.

Değerli milletvekilleri, Kuzeyden Keşif Harekâtında, Türkiye’nin denetim yetkisi oldukça fazladır. Bu harekâtı, tamamıyla Türkiye’nin kontrolünde gerçekleşen bir harekât olarak kabul edebiliriz. Türkiye’nin belirlediği ilke ve kuralları içeren harekât, kurallar ve ilkeler belgesi çerçevesinde görevini yapmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Kuzeyden Keşif Harekâtı çerçevesindeki uçuşlar, tarafımızdan belirlenen ilke ve kurallara bağlı olarak gerçekleştirilmektedir. Bu çerçevede, Kuzeyden Keşif Harekâtı, kurallar ve ilkeler belgesi adını verdiğimiz ve harekâta ilişkin teknik düzenlemeleri içeren bir amir bölge yürürlüğe konulmuştur. Böylece, gerektiğinde, önleme görevinin yerine getirilebilmesini, böylelikle keşif uçuşlarının öngörüldüğü biçimde yürütülebilmesini ve görevli hava unsurlarının zarar görmemelerini teminen, kurallar ve ilkeler belgesinde atıfta bulunulan angajman kuralları metninin müzakeresi tamamlanarak, arzuladığımız şekilde uygulamaya konulmuştur ve devam etmektedir.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, Kuzeyden Keşif Harekâtı, bugün, sadece, hava harekâtı olarak görev yapmaktadır. Harekâtın eşkomutanı bir Türk komutandır. Harekâtta tam uçuşlar, ilgili makamlarımızın izin ve kontrolü altında cereyan etmektedir. Harekâttaki her bir uçuşa bir Türk subay da katılmaktadır. Ayrıca, Türkiye’de, bu harekât bünyesinde, Amerika Birleşik Devletleri, aşağı yukarı 1 300 personel ve 30’un üzerinde muharip uçağı bulundurmakta, İngiltere ise 200’ün üzerinde personel ve 7-8 muharip uçağı bulundurmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bugün, Irak’ta durum ne olursa olsun, bir bölünme oluşursa, bölge ülkelerinin hepsinin aleyhine gelişecek birçok durumlar oluşabilir ve neticede de, Irak’a komşu bütün devletlerde de bölünmelere sebep olabilir. Bunu, özellikle, Irak’a sınır olan ülkelerin kesinlikle bilmesi gerekmektedir; çünkü, bugün, birinde olanlar, yarın, mutlaka, diğerinde de olacaktır. Burası sosyal bir bölgedir; sosyolojik olarak, biyolojik olarak kesin bir sınır çizmek mümkün değildir. Burada, tek çıkar yol, Irak ve komşularının birbirinin toprak bütünlüklerine, kültürel yapılarına, devlet ve idare şekillerine saygılı olmaları, birbirinin içişlerine karışmamaları temel bir prensip olarak kabul edilip ve de uygulanmalıdır. Batılı devletler, Kuzey Irak’taki olaylar ve belirsizliklerden kesinlikle vazgeçmeli ve uluslararası güvence altına alınmış Anadolu, Kuzey Irak, Bağdat ve Basra hattını sağlamak için, Irak’ı, toprak bütünlüğüyle, yeniden, dünya devletleri topluluğuna almak için gayret sarf etmelidirler.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ortadoğu’daki olayların başında, Kuzey Irak olaylarının geldiğini hepimiz bilmekteyiz. Kuzey Irak olayları, ülkemizi de, doğrudan, her boyutuyla yakından ilgilendiren olaylardır. Kuzey Irak, Türkiye Cumhuriyetinin sıcak karnı durumunda bir coğrafyaya sahiptir. Türkiye, bildiğiniz gibi, Kafkaslarda,Kuzey Irak’ta ve Balkanlardaki olaylar çerçevesinde, üç hassas bölge ortasında bulunan bir devlettir. Bunlardan Kuzey Irak, bildiğimiz gibi, bu üç hassas bölgenin hemen hemen en önemlisidir; çünkü, en hassas bölge burasıdır.

Kuzey Irak’taki gelişmeler, Batılı ve Ortadoğulu ülkelerin düşünce ve davranışları ne olursa olsun, Türkiye Cumhuriyetinin Kuzey Irak politikası açıktır. Bunları, tekrar, şöylece sıralayabiliriz:

Birincisi, Irak toprak bütünlüğünün korunması,

İkincisi, Kuzey Irak’taki Türkmenlerin haklarının korunması,

Üçüncüsü ise, Türkiye Cumhuriyetinin bölgedeki güvenliğinin ve ekonomik çıkarlarının sağlanmış olmasıdır.