DÖNEM : 21 CİLT
: 38
YASAMA YILI : 2
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
121 inci Birleşim
28 . 6 . 2000
Çarşamba
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KÂĞITLAR
III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Edirne Milletvekili Şadan Şimşek’in, 639 uncusu düzenlenen
tarihî Kırkpınar yağlı güreşlerine ilişkin gündemdışı konuşması
2. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, Güvercinlik ve
Etimesgut Havaalanları Mania Planlarına ilişkin gündemdışı konuşması
3. – Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Kaya’nın, Türkiye, Ortadoğu,
Irak ve Kuzey Irak’a ilişkin gündemdışı konuşması
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Kuzeyden Keşif Harekâtının görev süresinin 30.6.2000
tarihinden itibaren altı ay süreyle uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi
(3/612)
2. – Beş ilde uygulanmakta olan olağanüstü halin 30.7.2000 günü
saat 17.00’den geçerli olmak üzere, bir ilden kaldırılmasına ve dört ilde dört
ay süre ile uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/613)
IV. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE
KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. – İstanbul Milletvekili Sulhiye Serbest’in Yasama
Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve
Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/518) (S.Sayısı
: 471)
2. – Sivas Milletvekili Mehmet Ceylan’ın Yasama Dokunulmazlığının
Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları
Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/519) (S.Sayısı : 472)
3. – Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar’ın Yasama Dokunulmazlığının
Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları
Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/520) (S.Sayısı : 473)
4. – Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilât, Görev ve Yetkilerine
İlişkin Konularla Kamu Personeli Arasındaki Ücret Dengesizliklerinin
Giderilmesi ve Kamu Malî Yönetiminde Disiplinin Sağlanması İçin Yapılacak
Düzenlemeler Hakkında Yetki Kanunu Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(1/710) (S. Sayısı : 518)
5. – Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurt Dışı Teşkilâtı Hakkında 189
sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/53) (S. Sayısı
: 433)
6. – Yükseköğretim Kurumları Teşkilâtı Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve
Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/650, 1/679) (S.Sayısı : 517)
V. – ÖNERİLER
A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1. – Genel Kurul’un çalışma gün ve saatleri ile gündemdeki
sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin DSP, MHP ve ANAP Gruplarının
müşterek önerisi
VI. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS
SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI
A) GÖRÜŞMELER
1. – 20 nci Yasama Döneminde Yozgat Milletvekili Yusuf Bacanlı ve
55 Arkadaşı Tarafından Verilen Denizcilik Müsteşarlığına Ait Bazı İşlerin
İhalelerinde ve Personel Alımıyla İlgili Konularda Görevini Kötüye Kullanma,
İhaleye Fesat Karıştırma ve Evrakta Sahtecilik Suçlarını İşlediği ve Bu
Eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 240, 339 ve 366 ncı Maddelerine Uyduğu
İddiasıyla Devlet Eski Bakanı Burhan Kara Hakkında Anayasanın 100 üncü ve
İçtüzüğün 107 nci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin
Önergesi ve Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu (9/29) (S.Sayısı : 501)
2. – 20 nci Yasama Döneminde İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya
ve 71 Arkadaşı Tarafından Verilen Başbakanlık Örtülü Ödeneğini 1050 Sayılı
Muhasebe-i Umumiye Kanununun 77 nci Maddesine Aykırı Bir Şekilde Harcamak
Suretiyle Hazineyi Zarara Uğratarak Görevini Kötüye Kullandıkları ve Bu
Eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı Maddesine Uyduğu İddiasıyla Eski
Başbakan Tansu Çiller ve Maliye Eski Bakanı İsmet Attila Haklarında Anayasanın
100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Soruşturması
Açılmasına İlişkin Önergesi ve Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu (9/27) (S.
Sayısı : 502)
VII. – SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – Diyarbakır Milletvekili Sacit Günbey’in, vücudunda mermi
bulunan tutuklu bir kız çocuğunun tedavi ettirilmediği iddiasına ilişkin sorusu
ve Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün cevabı (7/2128)
2. – Rize Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun, vücudunda mermi
bulunan bayan tutuklunun tedavi ettirilmediği iddiasına ilişkin sorusu ve
Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün cevabı (7/2142)
3. – Kütahya Milletvekili Ahmet Derin’in;
– Halk Bankası tarafından kullandırılan KOBİ kredilerine,
İstanbul Milletvekili Ali Coşkun’un;
– 99/1 Teşvik Tebliğinin uygulama alanına
İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Recep Önal’ın cevabı (7/2152, 2164)
4. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, tiyatro, opera ve baleye
ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı İstemihan Talay’ın cevabı (7/2178)
5. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, batık bankalara ve bu
bankalarda bulunan hesaplara ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı ve Devlet Bakanı
Vekili İstemihan Talay’ın cevabı (7/2180)
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te
açılarak dört oturum yaptı.
Antalya Milletvekili Nesrin Ünal, nüfus projeksiyonlarının doğru
yapılmasına ve eğitimdeki amaçlarımıza,
Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya, pamuk üreticilerinin sorunlarına,
Kocaeli Milletvekili Mehmet Batuk’da, zorunlu tasarruf kesintilerine,
İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.
Ankara Milletvekili Mehmet Zeki Çelik ve 46 arkadaşının, Ankara İlinin
ekonomik, sosyal, kültürel ve kentsel sorunlarının araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/138),
İstanbul Milletvekili Murat Sökmenoğlu ve 32 arkadaşının, trafik
kazalarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla (10/139),
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri okundu; önergelerin,
gündemdeki yerlerini alacağı ve öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı
açıklandı.
İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın’ın (3/509) (S. Sayısı : 468),
Konya Milletvekili Veysel Candan’ın (3/510) (S.Sayısı : 469),
Bursa Milletvekili Fahrettin Gülener’in (3/511) (S. Sayısı : 470),
Haklarındaki kovuşturmanın milletvekilliği sıfatlarının sona ermesine
kadar ertelenmesine ilişkin Anayasa ve AdaletKomisyonları üyelerinden kurulu
karma komisyon raporları okundu; 10 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde
raporların kesinleşeceği açıklandı.
Ankara Milletvekili Ali Işıklar’ın, Kamu Görevlileri Sendikaları Kanun
Teklifinin (2/423) İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına
ilişkin önergesinin, üzerinde görüşme yapılmadan,
Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız’ın, Devlet Memurları Kanununa
Ek Geçici Maddeler Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/314), İçtüzüğün 37 nci
maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesinin de yapılan
görüşmelerden sonra,
Kabul edildiği açıklandı.
Gündemin “Meclis Soruşturması Raporları” kısmının :
1 inci sırasında bulunan, Devlet eski Bakanı Burhan Kara (9/29)
(S.Sayısı : 501),
2 nci sırasında bulunan, eski Başbakan Tansu Çiller ve Maliye eski
Bakanı İsmet Attila (9/27) (S. Sayısı : 502),
Haklarında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergeler ve Meclis
Soruşturması Komisyonları raporlarının ve,
Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler” kısmının :
1 inci sırasında bulunan, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurt Dışı
Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ilişkin tasarının
(1/53) (S. Sayısı : 433),
Görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır
bulunmadıklarından, ertelendi;
3 üncü sırasında bulunan, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Teşkilât ve
Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı (1/700) (S. Sayısı : 504) üzerindeki
görüşmeler tamamlanarak, tasarının kabul edildiği ve kanunlaştığı açıklandı;
2 nci sırasında bulunan, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilât, Görev ve
Yetkilerine İlişkin Konularla Kamu Personeli Arasındaki Ücret
Dengesizliklerinin Giderilmesi ve Kamu Malî Yönetiminde Disiplin Sağlanması
İçin Yapılacak Düzenlemeler Hakkında Yetki Kanunu Tasarısının (1/710) (S.
Sayısı : 518) görüşmelerine başlanarak tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı, 1
inci maddesi üzerinde bir süre görüşüldü.
Alınan karar gereğince, 28 Haziran 2000 Çarşamba günü saat 14.00’te
toplanmak üzere, birleşime 00.06’da son verildi.
Murat
Sökmenoğlu
Başkanvekili
Hüseyin Çelik Vedat
Çınaroğlu
Van Samsun
Kâtip Üye Kâtip Üye
Mehmet
Elkatmış
Nevşehir
Kâtip Üye
II. – GELEN KÂĞITLAR No. : 165
28.6.2000 ÇARŞAMBA
Raporlar
1. – Amasya
Milletvekili Akif Gülle’nin, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu
Karma Komisyon Raporu (3/552) (S.Sayısı: 477) (Dağıtma tarihi: 28.6.2000)
(GÜNDEME)
2. – Tunceli
Milletvekili Bekir Gündoğan’ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu
Karma Komisyon Raporu (3/553) (S.Sayısı: 478) (Dağıtma tarihi: 28.6.2000)
(GÜNDEME)
3. – Malatya
Milletvekili Basri Coşkun’un, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu
Karma Komisyon Raporu (3/554) (S.Sayısı: 479) (Dağıtma tarihi: 28.6.2000)
(GÜNDEME)
4.
– Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş’un, Yasama Dokunulmazlığının
Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları
Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/555) (S.Sayısı: 480) (Dağıtma
tarihi: 28.6.2000) (GÜNDEME)
5. – Türkiye Cumhuriyeti ile Tacikistan
Cumhuriyeti Hükümetleri Arasında Ankara ve Duşanbe’de Diplomatik
Temsilciliklerinin Yerleşimine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/683) (S.Sayısı:
512) (Dağıtma tarihi: 27.6.2000) (GÜNDEME)
6.
– Karadeniz Ekonomik İşbirliği Ülkeleri Hükümetleri Arasında Doğal ve
İnsanlardan Kaynaklanan Afetlerde Acil Yardım ve Acil Müdahale Anlaşmasına
Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve
Dışişleri Komisyonları Raporları (1/681) (S.Sayısı: 513) (Dağıtma tarihi:
27.6.2000) (GÜNDEME)
7.
– Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü Ayrıcalıklar ve Bağışıklıklar Ek
Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve
Bütçe ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/686) (S.Sayısı: 514) (Dağıtma
tarihi: 27.6.2000) (GÜNDEME)
8. –
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik
Krallığı Hükümeti Arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin ve Eki Sağlık Bakımı
Hakkında Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonları Raporları
(1/687) (S.Sayısı: 515) (Dağıtma tarihi: 27.6.2000) (GÜNDEME)
Sözlü Soru Önergeleri
1. –
İstanbul Milletvekili Ahmet Güzel’in,
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin
Olimpiyat Komitesine olan borcuna ilişkin Devlet Bakanından (Fikret Ünlü)
sözlü soru önergesi (6/751) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)
2.
– İstanbul Milletvekili Ahmet
Güzel’in, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin
Olimpiyat Komitesine olan borcuna ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/752) (Başkanlığa
geliş tarihi: 27.6.2000)
3. – Sinop
Milletvekili Kadir Bozkurt’un, Sinop İlindeki sağlık personeli açığına ilişkin
Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/753) (Başkanlığa geliş tarihi:
27.6.2000)
4. – Sinop
Milletvekili Kadir Bozkurt’un, 2000 yılı yatırım programında köy hizmetlerinin
payına ve Sinop İlinin durumuna ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz)
sözlü soru önergesi (6/754) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)
5. – Sinop
Milletvekili Kadir Bozkurt’un, Sinop-Boyabat İlçesinde organize sanayi bölgesi
kurulması çalışmalarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru
önergesi (6/755) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)
6. – Sinop
Milletvekili Kadir Bozkurt’un, Sinop İlindeki taşımalı eğitim uygulamasına ilişkin Milli Eğitim
Bakanından sözlü soru önergesi (6/756) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)
7. – Sinop Milletvekili Kadir Bozkurt’un, 2000
yılı yatırım programında Sinop İlinin genel durumuna ilişkin Milli Eğitim
Bakanından sözlü soru önergesi (6/757)(Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)
8. – Sinop
Milletvekili Kadir Bozkurt’un, Marmara Depremi Acil Yeniden Yapılandırma
Projesine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/758)(Başkanlığa geliş
tarihi: 27.6.2000)
9. – Sinop
Milletvekili Kadir Bozkurt’un, Sinop-Türkeli İlçesi balıkçı barınağına ilişkin
Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/759) (Başkanlığa geliş tarihi:
27.6.2000)
10. – Sinop
Milletvekili Kadir Bozkurt’un, Sinop-Gerze İlçesi balıkçı barınağına ilişkin
Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/760) (Başkanlığa geliş tarihi:
27.6.2000)
11. – Sinop
Milletvekili Kadir Bozkurt’un, Sinop-Yenikent balıkçı barınağına ilişkin
Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/761) (Başkanlığa geliş tarihi:
27.6.2000)
12. – Sinop
Milletvekili Kadir Bozkurt’un, Sinop-Soğuksu bölgesinde depolanan zehirli
varillere ilişkin Çevre Bakanından sözlü soru önergesi (6/762) (Başkanlığa
geliş tarihi: 27.6.2000)
13.
– İstanbul Milletvekili Ahmet Güzel’in, İstanbul SSK hastanelerindeki gönüllü fazla çalışma uygulamasına ilişkin
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/763) (Başkanlığa
geliş tarihi: 27.6.2000)
Yazılı Soru Önergeleri
1. – Hatay
Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, personel alımı ve atamalarına ilişkin
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/2276)
(Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)
2. – Hatay
Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, Milletvekili Lokantasına ilişkin Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/2277) (Başkanlığa
geliş tarihi: 27.6.2000)
3. – Sinop
Milletvekili Kadir Bozkurt’un, deprem bölgesinde yaptırılacak konutlarda
kullanılacak malzemeye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2278)
(Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)
4.
– Diyarbakır Milletvekili Sacit Günbey’ın, Diyarbakır yöresinde
kuraklıktan zarar gören çiftçilerin sorunlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/2279)(Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)
5.
– Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, bilgisayar satışlarının
kontrol altına alınması yönünde çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin Sanayi ve
Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/2280) (Başkanlığa geliş tarihi:
27.6.2000)
6.
– Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, okullarda yangın önlem
ve korunma çalışmaları yapılıp yapılmadığına ilişkin Milli Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi
(7/2281)(Başkanlığa geliş tarihi: 27.6.2000)
7. – Erzurum
Milletvekili Fahrettin Kukaracı’nın,
halk ozanlarının sosyal güvence altına alınmasına yönelik çalışma olup
olmadığına ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/2282) (Başkanlığa
geliş tarihi: 27.6.2000)
8. – Amasya
Milletvekili Akif Gülle’nin, DMS’yi kazanamayan adayların atamalarının
yapıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2283) (Başkanlığa
geliş tarihi: 27.6.2000)
BİRİNCİ
OTURUM
28 Haziran
2000 Çarşamba
Açılma Saati
: 14.00
BAŞKAN :
Başkanvekili Murat SÖKMENOĞLU
KÂTİP ÜYELER
: Vedat ÇINAROĞLU (Samsun), Mehmet ELKATMIŞ (Nevşehir)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 121 inci Birleşimini
açıyorum.
Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı birinci söz, 639 uncu geleneksel Kırkpınar yağlı güreşleri
hakkında söz isteyen, Edirne Milletvekili Sayın Şadan Şimşek’e aittir.
Buyurun Sayın Şimşek. (DSP sıralarından alkışlar)
III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Edirne Milletvekili Şadan
Şimşek’in, 639 uncusu düzenlenen tarihî Kırkpınar yağlı güreşlerine ilişkin
gündemdışı konuşması
ŞADAN ŞİMŞEK (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce
Meclisi ve televizyonları başında bizleri izlemekte olan sevgili
vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.
Bu yıl 639 uncusunu düzenlemiş olduğumuz tarihî Kırkpınar yağlı
güreşleri haftası dolayısıyla, şahsım adına konuşma yapmak üzere, söz almış
bulunuyorum. 18 inci Yüzyılın başlarına kadar Osmanlı İmparatorluğunun ikinci
başkenti niteliğini taşıyan ve doksaniki yıl başkentlik mazisi olan Edirnemiz,
yeri doldurulamaz özelliklere ve güzelliklere sahip bir kentimizdir. Kahraman
Türk Ordusu mensuplarının başlattığı bir gelenek olan Kırkpınar, dürüstçe
kozlarını paylaşan, kırk yiğidin, kırk mehmetçiğin yazdığı destanlara karışmış
bir tarihtir. Bir millet için, en övünülecek noktalardan biri, geleneklerin
yaşatılmasıdır. Kültürünü kaybeden özvarlığını koruyamaz. Er meydanına
girerken, insanın kalbini gümbür gümbür attıran yağlı güreş, Türkün özbeöz
güreşidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kırkpınar, başlıbaşına bir tarih,
bu tarih ki “Türk gibi kuvvetli” sözünü dünyaya kabul ettiren Koca Yusuflar,
Kurtdereliler, Adalı Haliller ve adını rahmetle, saygıyla andığımız daha nice
pehlivanların bizlere armağanıdır. Şanlı bir mazinin şahidi olan bu kültür
hazinesi, yanlız, gelecek nesillere ulaştırılması gereken bir kimlik öğesi
olmaktan öte, dünyaya, Türk insanını ve Edirnemizi tanıtacak eşsiz bir
fırsattır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul bir yay ise, Edirne bir
oktur; Türkiye’nin Avrupa’ya dönük enerjisinin birbirinden ayrılmayan
simgeleridir. Kırkpınarın evsahibi Edirne, Türkiye’yi Avrupa’ya, doğuyu batıya
bağlayan uygar yolun kenarında, büyük nehirler arasında yemyeşil eşsiz bir doğa
parçası, ülkemize gelenleri karşılayan ve onları uğurlayan Edirne, gelip
geçenlerin zinninde de mutlu, refah içerisinde insanların yaşadığı bir kent
izlenimini uyandırmaktadır. Ancak, yakından bakıldığı zaman, davulun sesi
misali, manzara o kadar hoş değildir. Hatta, televizyonlardaki bazı haber
programlarında ve bazı ulusal gazetelerde, ülkemizin en batısındaki Edirne
sınırları içerisinde lokantalarda yarım çorba ve veresiye simit satıldığı
üzerine, siyasî konuşmalar ve yazılar yer almaktadır. Yapılan siyasî
demogojiler kadar olmasa dahi, Edirne İlimiz hak etmiş olduğu yerde değildir.
Bir zamanlar göç alan illerin başında gelen Edirne, şimdilerde, ekonomik
sebeplere bağlı olarak en çok göç veren iller sıralamasında başa güreşmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Edirne gibi anıt kentler, küçük
hesaplar ve küçük çabalarla ne kurtulur ne de çağdaşlaşır. Evet, ekonomik
sorunlar kimsede sağlıklı düşünme olanağı bırakmıyor; ancak, kendimizi bütün bu
sorunlardan arındırarak, Kırkpınar’ı spor açısından olduğu kadar, ekonomi ve
turizm açısından da önemli bir organizasyon haline getirmeliyiz. Ülkemizin dış
dünyaya tanıtılmasında önemli rol oynayabilecek niteliklere sahip Edirnemizin
sorunlarına, özel statüler ve sorumluluklar içinde, yaratıcı çözümler
getirmeliyiz.
Uluslararası boyutta olabilmesi için, ilk adım olarak, dün, Türkiye
Büyük Millet Meclisi Şeref Salonunda açılışını yaptığımız, Kültür Bakanlığı
tarafından, eşsiz tarihî ve kültür zenginliğine sahip Kırkpınar yağlı
güreşlerimize ait fotoğraf sergimizin, bir süre sonra da Birleşmiş Milletler
Genel Merkezinde teşhir edilecek olması, bizleri son derece gururlandırmıştır.
Böylesine güzel, eşsiz fotoğraf sergisini hazırladıkları için, kültürümüze her
yönüyle sahip çıkan, başta, Kültür Bakanımız Sayın İstemihan Talay olmak üzere,
emeği geçen herkese şahsım ve Edirne Halkı adına şükran ve teşekkürlerimi bir
borç bilirim.
Kırkpınar’ı yirmiyedi yıl üst üste kazanan Saray Başpehlivanı Kel
Aliço’dan Şamdancıbaşı Kara İbo’ya nice yiğitlerin bize yadigârı olan ata
sporumuzun, tarihî Kırkpınar yağlı güreşlerimizin, uluslararası boyutta
organizasyon haline getirilmesinde spordan sorumlu Devlet Bakanımız Sayın
Fikret Ünlü ile Turizm Bakanımız Sayın Erkan Mumcu’ya da büyük görevler
düşmekte olup, Edirne Halkımız ve ülkemiz yararına gerekli destekleri
vereceklerine tüm kalbimle inandığımı belirtmek istiyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle sözlerimi tamamlarken, başta, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin değerli milletvekillerimiz olmak üzere, ülkemizdeki tüm yağlı
güreş sevdalılarını tarihî Kırkpınarımıza, yağlı güreşleri Sarayiçi’nde izlemek
üzere Edirnemize davet ediyorum.
Yüce Meclisin siz sayın üyelerine en derin sevgi ve saygılarımı
sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Şimşek teşekkür ederim.
Ben de, 639 uncu yılını kutluyorum.
Efendim, gündemdışı ikinci söz, Ankara İli mania planı uygulaması
hakkında söz isteyen, Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’e aittir.
Buyurun Sayın Bedük. (DYP sıralarından alkışlar)
2. – Ankara Milletvekili Saffet
Arıkan Bedük’ün, Güvercinlik ve Etimesgut Havaalanları Mania Planlarına ilişkin
gündemdışı konuşması
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Ankara İlinin önemli bir konusunu gündeme taşımak bakımından ve sizlerin
ıttılaına ve bilgisine sunmak açısından, gündemdışı söz almış bulunuyorum.
Sayın Başkana, söz verdiği için teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, Ankara, başkent. Ankara, Türk Milletinin gurur
duyduğu bir kent. Ankara, özellikle, ekonomik, sosyal ve siyasal meselelerinin,
altyapısının, bütün meselelerinin çözümlenmesi gereken bir yer. Eğer, Ankara’nın
meselesi çözümlenmişse, o zaman, Türkiye’nin meselesinin de çözümlenmiş
olduğunu kabul etmek durumundasınız. Eğer, Ankara’nın meselesi çözümlenmezse, o
taktirde, siz, Türkiye’nin bütün meselelerinin çözümlendiği iddiasında
bulunamazsınız; çünkü, Ankara, doğrudan doğruya, hem ulusal hem uluslararası
ilişkilerin yapıldığı bir yerdir; bu ilişkilerde dikkat çeker. Ankara,
gerçekten, sosyal yapısıyla, ekonomik altyapısıyla ve üstyapısıyla dahil olmak
üzere, âdeta, bütün ülkelerin başkentleriyle yarışan bir il konumundadır; ama,
bunun meselesini çözümlemezsek hata ederiz. Ülkenin aynası olarak gördüğümüz
Başkent Ankara’nın sorununu çözümlemezsek, böylesine büyük bir Mecliste görev
yapan, onurla görev yapan siz değerli milletvekilleri de, gerçekten, bir görevi
yapmamış olmanın, sorumluluğunu yerine getirmemiş olmanın sonucunu özellikle
taşımak durumunda kalırsınız diye değerlendiriyorum.
O sebeple, bir Ankara Milletvekili olarak, özellikle Ankara’nın bir
sorununu size sunmak istiyorum: Ankara İlinde, yapılaşmayla ilgili olarak, son
zamanlarda, büyük sorunlar yaşanmaktadır. Bugüne kadar uygulanmayan mania
planları nedeniyle, yapılmış olan birkısım önemli ve hizmete girmiş kamu kurum
ve kuruluşları ile özel kurumların binaları ve sanayi tesislerinin yıkılması
veya inşaata başlaması gereken ve yabancı şirketlerle ortak olarak düzenlenen
birkısım yatırımların da durması veya birkısım binalarla ilgili olarak yeni
birkısım işlemlerin yapılması tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktayız.
Ankara-Eskişehir karayolu başta olmak üzere, Çankaya Belediyesi,
Yenimahalle Belediyesi ve Etimesgut Belediyesinde yapılaşmalar, Güvercinlik ve
Etimesgut Havaalanları mania planları gereğince durdurulmuştur. Şu anda,
oralara yatırım için izin verilmemektedir.
Güvercinlik Havaalanı, 1948 yılında faaliyete geçen Ankara’nın ilk
havaalanıdır. Bu havaalanı açıldığında şehrin dışındaydı Çankaya, Yenimahalle
ve Etimesgut Belediyeleri henüz oluşmamıştı bile. Güvercinlik Havaalanı, burada
bulunan Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kara Havacılık Okulunun acemi pilot
yetiştiren bir kuruluşu olarak hizmet yapmaktaydı. Güvercinlik Havaalanı, elli
yıl hiçbir kısıtlama getirmezken, 1970 yılından itibaren, 2025 yılı dahil,
yapılan nazım imar planlarına itiraz etmezken, 2000 yılı başlarında, Millî
Savunma Bakanlığı tarafından belediyelere gönderilen bir yazıyla Güvercinlik ve
Etimesgut Havaalanları mania planları gündeme getirilmiş ve büyük bir karmaşaya
sebep olarak Çankaya, Yenimahalle ve Etimesgut Belediyelerinde yapılaşmalar
durdurulmuştur.
Ayrıca, bu mania planları incelendiğinde, bu planların arazi durumu göz
önüne alınmadan, teorik bir çalışma yapıldığı ve gerçekçi bir uygulamasının da
olmadığı bilinmektedir. Yıllarca, Ankara’da valilik yapmış olan bir arkadaşınız
olarak söylüyorum, bu kadar geniş, bir taraftan Çayyolu, bir taraftan Bilkent
tarafı, bir taraftan Yenimahalle tarafı, Batıkent ve diğer yerler dahil; İvedik
dahil olmak üzere, Ostim dahil olmak üzere gerek sosyal gerek sınaî bakımdan
gerekse esnaf ve sanatkârları ilgilendiren hem sanayi ve ticaret merkezi olması
açısından da gerçekleştirilen birkısım yatırımlar, artık, bu noktaya geldikten
sonra eğer durdurulursa, bunun gerçekçi bir sebebini bulmak doğru değil ve
gerçekçi olarak da değerlendirilmesi de mümkün değildir.
Havaalanı mania planı, planın kapsadığı bölgedeki yeni
yapılacak binaların en fazla çıkacağı yükseklik kodlarını gösteren bir
haritadır; fakat, mania planı yükseklik kodları, çoğu yerde tabiî zemin koduyla
hemen hemen aynı olduğu gözlenmektedir; yani, bir bakıyorsunuz, Beysukent’teki
veya Bilkent tarafındaki veya Çayyolu‘ndaki bir tepenin üzerine kurulmuş olan
bir bina, kod sebebiyle, aslında, hiç olmaması gereken noktadır; yani,
yıkılacak mı; yani, bu sanayi müesseseleri, tesisleri yatırımları yıkılacak mı;
yani, vatandaşın yaptırmış olduğu konutlar yıkılacak mı? Hazine Dış Ticaret
Müsteşarlığının, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının hatta hatta, Halk
Bankası Genel Müdürlüğünün, Türkiye İş Bankası Bilgi İşlem Merkezinin,
Bayındırlık ve İskân Müdürlüğünün, Devlet Su İşleri lojmanlarının, Gazi
Orduevinin ve daha benzeri birkısım tesislerin yıkılması mı gerekecek?! Öyle
bir noktayız ki, bugüne kadar, yapılan tesislerle ilgili hiçbir itiraz olmadığı
halde...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun Sayın Bedük.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Devamla) – Yani, arkadaşlar, bu
tesisler, yapıldığı zaman, hiçbir suretle itiraz edilmediği halde, maalesef, şu
anda itiraz edilmektedir. Öğretmen Evi, Sabancı Kız Yurdu, Urankent, Millî
İstihbarat Teşkilatı, Enerji Bakanlığı, Jandarma sosyal tesisleri, hepsi bu
mania palanlarının içerisinde, enteresan olan nokta burası; ama, mania
planlarını aşan binaların büyük çoğunluğunun kamuya ait olması ve özel
şahıslara yapılaşma izni, bir kısmına verilmiş; ama, bundan sonra verilmeyecektir
şeklindeki bir gerekçe veya sebep veya sonuç, gerçekten düşündürücüdür ve
üzücüdür. Ayrıca, bu bölgedeki binlerce arsa sahibinin, 1/5 000 ve 1/1 000’lik
onaylı imar planlarına göre inşaat yapma hakları şu anda ellerinden alınmış
bulunmaktadır.
Değerli milletvekilleri, Ostim gibi önemli ve uzun
süreli bir plan dahilinde yapılan, yüzde 90’ı bitmiş olan yatırımların yüzde
10’una ise izin verilemez durumdadır. Batıya doğru hızla gelişmekte olan
Ankara’nın değerli arsalarının bulunduğu bu bölgede, başkente yakışır prestij
binaların yapımına engel olmakla, Ankara’ya çok büyük bir haksızlık yapıldığı
kanaatini taşıyorum. O sebeple, özellikle mania planları konusunun, mutlaka ama
mutlaka, elden geçirilip yeniden düzenlenmesi zarureti ortaya çıkmıştır. Zaten,
gelişen ve değişen teknolojinin getirdiği birkısım gerekler de, daha evvelden
yapılmış olan birkısım projelerin, programların veya planların yeniden gözden
geçirilmesini de gerektiriyor.
O halde, yapılması gereken şey ne? Ben, bu konuya, Sanayi Ticaret
Bakanımızın -bir kanun görüşmesi sırasında- dikkatini çekmiş ve özellikle
desteğini aramıştım “takip edeceğim” demişti, hiçbir sonuç alamadık. Yine,
ulaştırmayla ilgili olması sebebiyle, Sayın Ulaştırma Bakanımıza bir soru
önergesi vermiştim “konu bizi ilgilendirmiyor, Millî Savunma Bakanlığını
ilgilendiriyor” demişti ve oradan da böyle bir cevap almıştım. Sonra, Millî
Savunma Bakanlığına, keza, aynı şekilde, konuyla ilgili bir soru önergesi
verdim, yine bu konunun çözümlenemediğini gördüm. Ayrıca, Sayın Başbakan
Yardımcısı Özkan’a, tamamen iyi niyetle, özellikle bu konuya çözüm getirilsin
diye bir not şeklinde intikal ettirdim. Kendisi, konunun üzerinde hassasiyetle
duracağını ifade etmişti. Ümit ediyorum ki, bu konunun Başbakanlıkta ve
Başbakanlığın koordinesinde çözümlenmesi bir an evvel gerçekleşir; çünkü,
sadece bir kuruluşu ilgilendirmiyor, Başbakanlığın koordinesine ihtiyaç var.
Başbakanlığın koordinesiyle birlikte, özellikle altını çizerek belirtmek
istiyorum, Millî Savunma Bakanlığını, yerel yönetimleri, özel şirketleri, kamu
kurum ve kuruluşların hepsini ilgilendiren bu konunun, ancak Genelkurmay
Başkanlığımızın da bilgisi, koordinesi ve dahliyle çözülebileceği inancını
taşıyorum.
Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Sayın milletvekilleri, gündemdışı üçüncü söz, Türkiye, Ortadoğu, Irak ve
Kuzey Irak hakkında söz isteyen Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mehmet Kaya’ya
aittir.
Buyurun Sayın Kaya. (MHP sıralarından alkışlar)
3. – Kahramanmaraş Milletvekili
Mehmet Kaya’nın, Türkiye, Ortadoğu, Irak ve Kuzey Irak’a ilişkin gündemdışı
konuşması
MEHMET KAYA (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Türkiye, Ortadoğu, Irak ve Kuzey Irak hakkında gündemdışı konuşmamı yapmak
üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, hepimizin bildiği gibi, Irak, 1932’den bu yana,
bağımsız devletler ve Birleşmiş Milletler kayıt ve gruplarında yer alan bir
Ortadoğu ülkesidir. Irak, geçen bu yetmiş seneye yakın bir zaman içerisinde, ne
farklı olan sosyal yapısını ne de etnik ve dinsel farklılıkları
giderebilmiştir. Hatta, Irak, kendi içinden kaynaklanan bu nedenlerle,
dışarıdan bölge ülkelerinin ve diğer dünya devletlerinin Irak üzerindeki gaye,
emel ve yaptırımlarından dolayı da, toprak bütünlüğünü kendi güvencesi altına
alamamıştır.
Bunun ana sebebini ise, Irak’ın kuzeyinde ve güneyinde yaşayanların
sosyal, kültürel ve İslamî mezhep farklılıklarının olduğunu söyleyebiliriz.
Irak, birlik ve beraberliğini kurabilmesi için, kuzeyindeki ve güneyindeki
kültürel ve mezhepsel farklılıkları gidermesi, hiç değilse gideremezse bile,
bir orta yolunu bulması gerekmektedir. Buradan da anlaşılıyor ki, Irak’ta ana
sorun, hâlâ daha, Irak ulusu tam olarak oluşamamıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Irak’ta durum ne olursa olsun,
bir bölünme olursa, bölge ülkelerinin hepsinin aleyhine gelişecek birçok
durumlar oluşur ve neticede de, Irak’a komşu bütün devletlerde de bölünmelere
sebep olur. Bunu, özellikle Irak’a sınır olan ülkelerin kesinlikle bilmesi
gerekmektedir. Çünkü, bugün birinde olanlar, yarın, mutlaka, diğerinde de
oluşacaktır. Burada tek çare yol, Irak ve komşularının, birbirinin toprak
bütünlüklerine, kültürel yapılarına, devlet ve idare şekillerine saygılı
olmaları, birbirinin iç işlerine karışmamaları temel bir prensip olarak kabul
edilip ve de uygulanmalıdır. Bunun aksi, hepsinin aleyhine olacak bir durumdur.
Değerli milletvekilleri, Batılı devletler, Irak’taki sosyal, kültürel ve
mezhepsel ve hatta bölgede bazı grupların milliyetçilik ruhlarını uyandırarak
kendi çıkarları doğrultusunda desteklemektedirler. Bu destek ise bölgede yeni
bir devlet kurma altyapısını da hazırlar görünümündedir. Batılı devletler
amaçlarının her ne kadar bir devlet kurulmasını desteklemek olmadığını
söyleseler de, bu söylediklerinin yaptıklarıyla çelişkili olduğu ve hatta doğru
olmadığını da söylemek mümkündür. Batılı devletler, Ortadoğu’da bazı lider ve
devlet adamlarının ve rejimlerinin gitmesini ister gibi görünmelerine rağmen,
gitmelerini istemez gibi de davranmaktadırlar. Bu çelişki de, ister istemez,
bazı düşünceleri akıllara getirmektedir. Bu bağlamda Batılı demokrasi
savunucusu devletlerin, bazı Ortadoğu ülkelerinde demokrasinin gelişmesini ve
yerleşmesini isteyip istemediklerini de belirsizleştirdiğini söyleyebiliriz.
Burada belirsizliğin nedenini de Ortadoğu’daki lider ve rejimlerin, Batılı
devletlerin Ortadoğu’daki devletlere müdahale etme ve etkin olma imkânlarını
sağlamalarında yattığını söyleyebiliriz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Batılı devletler, Kuzey
Irak’taki olaylar ve belirsizliklerden kesinlikle vazgeçmeli ve uluslararası
güvence altına alınmış Anadolu, Kuzey Irak, Bağdat ve Basra hattını sağlamak
için, Irak’ı, toprak bütünlüğüyle yeniden yeniden dünya devletleri topluluğuna
almak için gayret sarf etmelidirler. Ortadoğu’da, coğrafî ve inanç yönünden
ortak yönleri olan milletler, birbirleriyle belirli ortak birleşme noktalarını
bulmadıkça, Ortadoğu ülkeleri, Batılı ülkelerin oyuncağı olmaya da devam
edecektir. Şunu da bilmek gerekir ki, Ortadoğu’da barış olmadıkça bölge ve
dünya devletlerinde de barış olmayacaktır. Ortadoğu’da barış demek dünyada
barış demektir. Çünkü, Ortadoğu, dünyanın coğrafî olarak ortası sayılabilecek
bir yerdir; inanç merkezidir, enerji merkezidir, tüm dünya yollarının kesiştiği
ve geçtiği bir ortak noktadır.
Değerli milletvekilleri, Ortadoğu’daki olayların başında da Kuzey Irak
olaylarının geldiğini hepimiz bilmekteyiz. Kuzey Irak olayları, ülkemizi de,
doğrudan, her boyutta, yakından ilgilendirmektedir. Buna göre ise, Kuzey
Irak’taki gelişmeler Dışişleri Bakanlığımızca çok yakından takip edilmeli,
gündemden düşürülmemeli, hatta ve hatta, gelişmelerin tüm boyutları hakkında
kamuoyu sürekli olarak bilgi çağının gereği doğrultusunda bilgilendirilmelidir.
Çünkü, Kuzey Irak, Türkiye Cumhuriyetinin, sıcak karnı durumunda bir coğrafyaya
sahiptir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti, bölgedeki
olumlu ve olumsuz bütün olayları değerlendirecek, Kuzey Irak’taki Türkmen ve
diğer grupları dinleyip sorunlarını çözecek bir güçtedir. Bu bağlamda, Kuzey
Irak’taki gruplar da bilmelidirler ki, kendilerinin gerçek dostu, dertlerini
anlatacakları ve çalacakları gerçek kapı, Türkiye kapısıdır; ancak, çalacakları
kapı Türkiye’yi atlayarak, Avrupa’da, Amerika’da, New York’ta yeni kapılar
aramalarının, bölge gerçeklerini görmemek ve anlamamak anlamına geldiğini de
bilmelerinde yarar vardır diyorum.
Değerli milletvekilleri, Kuzey Irak’taki gelişmeler, Batılı ve
Ortadoğulu ülkelerin düşünce ve davranışları ne olursa olsun, Türkiye
Cumhuriyetinin Kuzey Irak politikası açıktır. Bunları şöylece sıralayabiliriz:
Birincisi, Irak toprak bütünlüğünün korunması; ikincisi, Kuzey Irak’taki
Türkmenlerin haklarının korunması; üçüncüsü ise, Türkiye Cumhuriyetinin bölgede
güvenliğinin ve ekonomik çıkarlarının sağlanmış olmasıdır.
Böylece de, Türkiye Cumhuriyeti, bu politikasıyla, Ortadoğu ve
Mezopotamya’da kurulmuş ve kurulacak olan uygarlıklar ve medeniyetler ve de
devletler silsilesinin bir devamı olduğunu da göstermiş olacaktır.
Değerli milletvekilleri, konuşmama son verirken, aziz Türk Milletini ve
onun Yüce Meclisini saygılarımla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaya.
Sayın milletvekilleri, Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır;
ancak, sunuşların uzun olması nedeniyle, Kâtip Üyenin yerinden oturarak okuması
hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Kuzeyden Keşif Harekâtının görev süresinin 30.6.2000 tarihinden itibaren
altı ay süreyle uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi vardır; okutup,
işleme alacağım.
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Kuzeyden Keşif Harekâtının
görev süresinin 30.6.2000 tarihinden itibaren altı ay süreyle uzatılmasına
ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/612)
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Körfez
Savaşı sonrasında alınan Irak ile ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi
kararlarının hedeflerine ve ruhuna uygun olarak ve Irak’ın toprak bütünlüğünün
muhafaza edilmesine özen göstererek, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere
hava unsurlarının katılımıyla, Türkiye tarafından belirlenen ilke ve kurallara
bağlı olarak ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25 Aralık 1996 tarihli ve 477
sayılı kararıyla hükümete verdiği yetki çerçevesinde yürürlüğe konulan ve
sadece keşif ve gerektiğinde önleme uçuşlarıyla sınırlı bir hava harekâtı olan
“Kuzeyden Keşif Harekatı”nın görev süresinin 30 Haziran 2000 tarihinden
itibaren altı ay süre ile uzatılmasına; 477 sayılı Kararda belirtilen hususlarda
bütün kararları almaya Bakanlar Kurulunun yetkili kılınması için, Anayasanın 92
nci maddesine göre izin verilmesini arz ederim.
Bülent Ecevit
Başbakan
BAŞKAN – Başbakanlık tezkeresi üzerinde İçtüzüğün 72 nci maddesine göre
görüşme açacağım.
Gruplara, hükümete ve şahsı adına iki üyeye söz vereceğim.
Konuşma süreleri, gruplar ve hükümet için 20’şer dakika, şahıslar için
10’ar dakikadır.
Görüşmelerin sonunda da tezkereyi oylarınıza sunacağım.
Tezkere hakkında açıklamada bulunmak üzere Sayın Bakan, buyurun.
DEVLET BAKANI RAMAZAN MİRZAOĞLU (Kırşehir) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; sizleri, şahsım ve 57 nci Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti adına,
saygıyla selamlıyorum. Kuzeyden Keşif Harekâtının görev süresinin uzatılması
konusunda, hükümetimizin görüşlerini arz etmek üzere, huzurunuzda bulunuyorum.
Kuzeyden Keşif Harekâtı hususunda, Yüce Meclisimizce yapılacak
değerlendirmeye katkıda bulunmak amacıyla, önce, konunun geçmişini kısaca
hatırlatmakta yarar görüyorum.
1991 yılının şubat ayında sona eren Körfez Savaşının ardından, Irak
genelinde meydana gelen karışıklıklar sonucunda, 1991 yılı nisan ayı
başlarında, Kuzey Irak’tan ülkemize doğru kitlesel bir göç hareketi yaşanmış ve
farklı etnik gruplardan yarım milyon kadar Irak vatandaşının sınırlarımıza
yığılması, ivedi çözüm gerektiren çok yönlü sorunlar yaratmıştır. Göçün
yarattığı ciddî güçlükler ve ortaya çıkan acıklı manzaralar hafızalarımızda
tazeliğini korumaktadır.
Zamanın hükümetinin girişimleri neticesinde çıkarılmış olan Birleşmiş
Milletler Güvenlik Konseyinin 5 Nisan 1991 tarih ve 688 sayılı Kararıyla
başlatılan uluslararası işbirliği sonucunda, göç etmek mecburiyetinde kalan bu
kitlenin, çok büyük ölçüde Irak’a dönmesi sağlanmış; akabinde, yeni göç
hareketlerine yol açabilecek olayların engellenmesi ve Kuzey Irak’ta yaşayan
Irak halkı için yürütülen insanî yardım faaliyetlerinin devamını sağlayacak
koşulların muhafazası amacıyla, bilindiği üzere, Huzur Harekâtı yürürlüğe
konulmuştur.
Huzur Harekâtının, zamanın hükümeti tarafından 31 Aralık 1996 tarihi
itibariyle sona erdirilmesini takiben “Kuzeyden Keşif Harekâtı” olarak
adlandırılan uçuş düzenlemelerinin, Yüce Meclisimizin aldığı 25 Aralık 1996
tarih ve 477 sayılı Karar uyarınca, 1 Ocak 1997 tarihi itibariyle başlatıldığı
malumlarınızdır. Bilahara, Yüce Meclisimizin, 26 Haziran 1997 tarih ve 506
sayılı, 25 Aralık 1997 tarih ve 528 sayılı, 30 Haziran 1998 tarih ve 556
sayılı, 24 Aralık 1999 tarih ve 621 sayılı, 3 Haziran 1999 tarih ve 642 sayılı
ve son olarak, 25 Aralık 1999 tarih ve 658 sayılı Kararlarıyla, harekâtın görev
süresi, altışar ay için, altı kez uzatılmıştır. Bu çerçevede, harekâtın süresi,
30 Haziran 2000 tarihi itibariyle sona ermektedir.
Yüce Meclisin 477 sayılı Kararında açık olarak ifade edildiği üzere, Kuzeyden
Keşif Harekâtı olarak adlandırılan bu düzenleme, ilgili Birleşmiş Milletler
Güvenlik Konseyi kararlarının hedeflerine ve ruhuna uygun olarak ve Irak’ın
toprak bütünlüğünün ve ulusal birliğinin muhafaza edilmesine özen gösterilerek,
Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere hava unsurlarının da katılımıyla
sürdürülmekte olan, sadece keşif ve gerektiğinde önleme uçuşlarıyla sınırlı bir
hava harekâtı niteliği taşımaktadır.
Kuzeyden Keşif Harekâtı çerçevesindeki uçuşlar, tarafımızdan belirlenen
ilke ve kurallar esas alınarak gerçekleştirilmektedir. Bu çerçevede “Kuzeyden
Keşif Harekâtı Kurallar ve İlkeler Belgesi” adını verdiğimiz ve harekâta
ilişkin teknik düzenlemeleri içeren bir amir belge yürürlüğe konulmuştur.
Değerli milletvekilleri, ayrıca, gerektiğinde önleme görevinin yerine
getirilmesini, böylelikle keşif uçuşlarının öngörüldüğü biçimde
yürütülebilmesini ve görevli hava unsurlarının zarar görmemelerini teminen,
Kurallar ve İlkeler Belgesinde atıfta bulunulan angajman kuralları, metnin
müzakeresini takiben, arzuladığımız şekliyle uygulamaya sokulmuştur.
Görev uçuşlarında bu kurallara uyulmasını, uçakların silah
kullanmalarının sadece öz koruma hallerine inhisar etmesini titizlikle izlemeye
devam edeceğiz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; harekâtın ülkemiz açısından önde
gelen yararı, ülkemizin sosyal ve ekonomik düzenini ve sınır güvenliğini tehdit
eden yeni bir göç harekâtını önlemekte olmasıdır.
Harekâtın hedef bölgesinde, bu tehdidin tamamen ortadan kalktığını
gösteren koşullar henüz oluşmamıştır. Özellikle, Irak ile Birleşmiş Milletler
arasında, kitle imha silahlarının bertaraf edilmesi konusunda yaşanan krizler
ve bunun sonucunda, Amerika Birleşik Devletleri ile İngiltere’nin, Irak’a karşı
gerçekleştirdikleri “Çöl Tilkisi” adlı askerî harekât ile Bağdat yönetiminin
uçuşa yasak bölgeler uygulamasını tanımadığını göstermeye yönelik davranışları,
Kuzey Irak’taki şartların ne derece hassas ve değişken olduğuna ve
istikrarsızlık unsurlarının yeniden gündeme gelebileceğine işaret etmektedir.
Bu tür gerginlik ve belirsizliklerin sürdüğü Kuzey Irak’ta, mevcut
ortamda harekâtın devamı, dış politikamızın dengeleri açısından da, bu safhada
önem taşımaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uzun yıllar kapalı kalan
Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattının, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin
986 sayılı Kararı çerçevesinde, dört yıl önce yeniden faaliyete geçirilmesiyle,
kısıtlı ölçekler dahilinde de olsa, Irak için yaratılan petrol ihraç imkânıyla,
bir yandan Irak halkının bir oranda nefes alabilmesi sağlanmış, diğer yandan da
Türkiye’nin Irak’a gıda ve ihtiyaç maddesi ihracatı imkânı artmıştır.
Öte yandan, boru hattından ve karayoluyla, Irak’ın petrol ihraç
olanaklarından daha geniş biçimde yararlanabilmemize yönelik bazı
girişimlerimiz sürdürülmektedir.
Irak’a uygulanan ambargo dolayısıyla ekonomimizin haksız olarak uğradığı
ağır zararları göz önünde tutan hükümetimiz, özellikle Güneydoğu Anadolu
Bölgemizdeki ekonomik ve sosyal koşullar bakımından büyük önem taşıyan
önlemlerin etkin biçimde uygulanması için, bu girişimleri sonuçlandırmakta
kararlıdır.
Kuzey Irak’la ilgili olarak, Kuveyt’in işgalinden bu yana ülkemiz
açısından sorun yaratan diğer bir husus, PKK terör örgütünün bu bölgede
yuvalanmasıdır. Bu açıdan bakıldığında, bu konuda da önemli avantajlar elde
etmiş olduğumuzu memnuniyetle ifade etmek isterim.
Harekâta katılan ülkeler, PKK’nın eli kanlı bir terör örgütü olduğu
hususunda bizimle aynı görüşü paylaşmaktadırlar. Nitekim, PKK terör örgütü
konusunda bugünkü noktaya gelinirken, harekâta katılan ülkelerin ve özellikle
ABD’nin, uluslararası alanda ülkemizden yana açık ve kuvvetli tavır aldıkları
görülmüştür.
Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; bu vesileyle, Irak poltikamızın
ve Kuzey Irak’taki gelişmelerle ilgili yaklaşım ve değerlendirmelerimizin bazı
temel unsurlarını Yüce Mecliste bir kez daha arz etmek istiyorum.
Irak’ın toprak bütünlüğünün ve ulusal birliğinin muhafazası konusunda
atfettiğimiz önem ve hassasiyet, hepinizin malumudur. Irak’ın toprak
bütünlüğünün korunması, Kuzeyden Keşif Harekâtına katılan ülkeler nezdindeki
tutumumuzun temelini teşkil etmiştir.
Türkiye’nin bu konudaki hassasiyeti, şüpheye mahal bırakmayacak şekilde
ortaya konulmuştur. Kuzeyden Keşif Harekâtının tabi olduğu ilkelerin başında
da, Irak’ın siyasî birliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasının yer aldığını,
burada, önemle vurgulamak isterim.
1991 olayları sırasında olağandışı koşulların ortaya çıktığı bu bölgeyi,
Irak Cumhuriyetinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.
Türkiye’nin arzusu, sınırımıza mücavir bulunan ve geçici olarak
olağanüstü koşulların hüküm sürdüğü Irak’ın kuzey bölgesinde, sükûnet ve
istikrar ortamının bir an önce tesis edilmesi, tüm Irak’ta olduğu gibi bu
bölgede de, Arap, Kürt, Türkmen, Süryani, hangi kökenden olursa olsun, tüm Irak
vatandaşlarının güven ve özgürlük ortamında yaşamalarıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu bölgedeki sorunlara gerçekçi
ve kalıcı çözüm bulunması, sadece, Irak Cumhuriyeti bünyesinde mümkün
olabilecektir. Irak dışında olası arayışların çözüm üretmesi beklenmemelidir.
Irak’ın gelecekteki siyasal yapısının, zamanı geldiğinde, sadece ve
sadece Irak halkının tüm kesimlerinin katılımıyla, merkezî yönetimle birlikte
ve normal bir politik süreç sonucunda kararlaştırılabileceği görüşümüzü
muhafaza ediyoruz. Bu görüşümüzün, 10 Kasım 1998 tarihinde yapılan
açıklamalarla, müttefiklerimiz ABD ve İngiltere tarafından da paylaşıldığını,
bu vesileyle hatırlatmak istiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bazı grup ve kişilerin, Irak
dışındaki zeminlerde bu konuda bir mutabakat oluşturma çabaları bu anlayışla
bağdaşmamakta ve geçerliliği bulunmamaktadır. Kuzey Irak’taki koşulların, PKK
terör örgütünün yöreye yerleşme çabalarına zemin teşkil ederek, ülkemizin ve
insanımızın güvenliğine tehdit teşkil etmesi, Türkiye’nin müsamaha edebileceği
bir husus değildir. Bölgedeki koşullar normale dönünceye kadar, bu konuda
gerekli önlemlerin alınmasına devam edilecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kuzey Irak’ta, bugünkü durum geçicidir.
Bölgedeki koşulların normale dönmesi temennimizdir; ancak, bölgedeki sorunların
çözümünün, Irak sorununun çözümünden soyutlanmasını beklemek gerçekçi değildir.
Dolayısıyla, Irak’ın, Birleşmiş Milletler kararlarının çizdiği çerçeveyi
doldurmak hususunda bugüne kadar katettiği mesafeyi tamamlaması, büyük önem
taşımaktadır.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin kabul ettiği 1284 sayılı
kararın, Bağdat hükümeti tarafından bu açıdan gerekli şekilde
değerlendirilmesi, samimî temennimizdir. Bu yönde alınacak mesafe, Kuzey
Irak’ta koşulların normale dönmesine yardımcı olacak ve Kuzeyden Keşif
Harekâtını gerekli kılan koşulların ortadan kalkmasına zemin teşkil edecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Irak’ın, sorunlarını, Birleşmiş
Milletler sistemi çerçevesinde bir an önce halletmesi ve gerek bu ülkedeki
durumun gerek Irak’ın diğer ülkelerle ilişkilerinin normale dönmesi, en samimî
arzumuzdur. Türkiye, dost ve güvenilir bir komşu olarak, bu amaçla, elinden
gelen çabayı sarf etmeye devam edecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bununla birlikte, Kuzey Irak’ta
görmeyi arzuladığımız barış ve istikrar, henüz, tam manasıyla
sağlanamadığından, mevcut düzenlemenin belirli bir süre daha devamında fayda
mülahaza edilmektedir. Bugünkü düzenlemenin, en kısa zamanda yörede barış ve
istikrarın sağlanması yoluyla sona erdirilmesi arzumuzu tekrar vurgulamak
istiyorum. Bu bakımdan, Kuzeyden Keşif Harekâtının görev süresinin uzatılması
yolunda yetki verilmesini talep eden tezkerenin kabulünü, Yüce Meclisimizin
takdirine saygıyla arz ediyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP, DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Bakana teşekkür ediyorum efendim.
Anavatan Partisi Grubu adına, Manisa Milletvekili Sayın Ekrem
Pakdemirli; buyursunlar efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)
ANAP GRUBU ADINA EKREM PAKDEMİRLİ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli
milletvekili arkadaşlarım; Kuzeyden Keşif Harekâtının görev süresinin 30
Haziran 2000 tarihinden itibaren altı ay süreyle uzatılmasına ilişkin
Başbakanlık tezkeresinin tartışmalarında, Anavatan Partisinin görüşlerini arz
etmek için huzurunuzdayım. Sözlerime başlarken hepinize saygılar sunuyorum.
Sayın milletvekilleri, Ortadoğu ülkelerindeki siyasî ve askerî
istikrarsızlık, hemen hemen bir asırdır mevcut. Arap-İsrail anlaşmazlığı; Kürt
teali cemiyetlerini Londra’da kurdurup geliştiren Batılı ülkelerin Kürt-Arap
çatışmasını körüklemeleri; Gürcistan, Çeçenistan, Ermeni–Azeri çatışmaları;
nihayet, Türkiye’de bir etnik sorun varmış gibi güneydoğu problemini körüklemeleri;
artı, Türkiye-Yunanistan, Türkiye-Bulgaristan anlaşmazlığı, bu bölgede
istikrarı bozan, zaman zaman silahlı çatışmaların alevlendiği bir ortamdayız.
Türkiye’de, her şeyin tartışılabildiği, yaygın fikrî özgürlüğün Batı
standartlarında olması, çevresindeki Müslüman ülkelere örnek olacak, oralarda
demokratik idarelerin kurulması ve yaşatılmasına yardımcı olacaktır.
Üzülerek söylemek gerekir ki, çevremizde bulunan bütün İslam ülkelerinin
hiçbirinde, Türkiye’deki kadar da olsa, bir demokrasiye rastlamamız mümkün
değildir. Adları cumhuriyet olabilir; ama, cumhuriyetle yakından uzaktan
yakından hiçbir ilişkisi yoktur.
Çevremizdeki Müslüman ülkelerden hangisinin Batılı anlamda bir
cumhuriyet olduğunu söyleyebiliriz?.. Hemen hemen hepsinde, başa getirdiği
yöneticiye bir müddet sonra tapar hale gelen toplumlar var. Irak Halkının bu
tapınma duygusundan yararlanan Saddam Hüseyin iktidarını koruyabilmektedir;
onun söylediği her şeyde, halk, ilahî, gizli bir hikmet bulunduğuna, bir
kerametin saklı olduğuna inanmaktadır.
Kardeş Irak Halkının çektiği bunca zahmet ve sıkıntıya rağmen, Saddam
Hüseyin’e soru sorabilen var mı?.. Sorabilen bir iki kişinin akıbeti ne
olmuştur?.. Halkı, bu kadar sıkıntı çekmesine rağmen, Saddam’a desteğini
vermektedir, vermeye de devam etmektedir.
Komşumuz Suriye’ye bakın: Babasının oğlunu başa geçirmeye çalışan büyük
bir toplum var.
İran farklı mı?.. Tepede bir lider, onun resimleri her duvarı, her
meydanı süslüyor; İran Halkı ondan medet bekliyor.
Bu tenkitleri böyle devam edip sürdürmek mümkün. Söylemek istediğim,
siyasî ve askerî yönden fevkalade naiv dengenin bulunduğu Ortadoğu’da ülkemizin
çok dikkatli olması gereğidir.
1990 yılı sonlarında, Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesi üzerine, Çöl
Fırtınası (Desert Storm) Harekâtı başlamış; Irak’ın Kuveyt’ten çıkarılmasından
sonra Bağdat’a yürüyen Koalisyon Kuvvetleri, Saddam’ı devirinceye kadar
gideceğine, güneydeki Şiilerin muhalefetinin Saddam’ı düşüreceğine kanaat
getirerek operasyonu durdurmuştur.
Hatırlarsanız, o günlerde, ABD Cumhurbaşkanı hemen her gün bizim
Cumhurbaşkanımızı arar, kararlarına bizi ortak eder, biz de onların kararlarını
yönlendirmeye çalışırdık. Ancak, Özal’ın, Koalisyon Güçlerinin Bağdat’a kadar
gitme önerisini hayata geçirtememiştik.
Rahmetli Özal “biz de askerî güçle Saddam’ı kuzeyden sıkıştıralım”
teklifini yapmış; ama, kabul görmemiş, fakat, sonradan, toplum olarak ve idare
olarak da çok pişman olmuşuzdur. Biz “yurtta sulh, cihanda sulh” prensibini,
bizim hayatî menfaatlarımıza bir müdahale noktasına kadar götürebiliriz; ötesi,
kuvvet kullanımına açık olmalıdır.
Çöl Harekâtından yenik çıkan Saddam, kendisine muhalif olan Türkmen ve
Kürt kökenli insanları sindirmek için, kuzeye, güç, asker gönderdi; acımasız
bir katliam başlangıcı vardı. Kuzeyde yaşayanların Arap askerlerinden
korkmasıyla birlikte, kışın dondurucu ikliminde, güney sınırımıza, 500 000 kişi
yığıldı. Bir kısmı, Çukurca-Hakkâri eksenindeki dar sınır bölgesine geçti.
Ülkemizden ve de dünya ülkelerinden insanî yardım aldık, bu insanlarımıza bakmaya
çalıştık; ama, o iklim şartlarında, bu
insanlarımızın gereksinimlerini sağlayabildiğimizi söylemek de mümkün değil. O
günlerde, Türkiye, Bulgaristan’dan gelen göçün depreminden hâlâ kurtulumamıştı.
Çare, göçmenlerin, emniyet içinde, can güvenliğini sağlayarak, yerlerine ve
yurtlarına dönmesiydi. Böyle bir emniyetin sağlanması için de Çekiç Güç
(Provide Comfort) Harekâtının yapılmasına karar verildi.
Bu güce, ülkemiz, kara kuvveti verdi. Kara kuvveti, hem Kuzey Irak’ta ve
hem de güneydoğumuzda operasyon yapıyordu. Bir ara, merkezi de, hatırlarsınız,
Zaho’daydı.
Mülteciler bu harekâtın sonunda yerlerine döndükten sonra, tekrar bir
göç dalgasının başlamaması için, Saddam’ın güçlerinin 36 ncı enlem dairesinin
üzerine geçme yasağı konuldu. Bunun sağlanması için, genelde, İncirlik’te ve
Diyarbakır’da hava kuvvetleri konuşlandırıldı. Irak’ın 36 ncı enlem üzerinde
otoritesinin olmaması, Batılılar nezdinde, burada bir Kürt devletinin
kurulmasını gündeme getirmiştir.
Irak’ın toprak bütünlüğünü korumak isteyen Türkiye, olaylara yön vermek
istemiş; Özal, gayri resmî olarak, Barzani ve Talabani ile Türkiye’de
konuşulmasını istemiş; o zamanki muhalefet lideri, kendisini vatana ihanetle
suçlamıştı. Sonradan o lider cumhurbaşkanı olmuş ve Barzani ile Talabani’yi Çankaya
Köşkünde ağırlamakta beis görmemiştir.
Çekiç Güç’ün, zaman zaman, yanlışlıkla da olsa, PKK’ya yardım ettiği
görüldü. Hatırlarsınız, PKK’nın bazı güçleri çember altına alınmış; ama, Çekiç
Güç’ün helikopterleri de, o, çember altına alınmış olan eşkıyaya, yukarıdan,
erzak, ilaç ve çadır atmıştı. Sorulduğunda, biz, bunların PKK’lı olduğunu
bilmiyorduk, biz zannettik ki, işte, Iraklı Kürtlerdir, bunlara yardımda beis
görmedik denilmiştir ve olay kapatılmıştır. Bu olaylar üzerine, çok büyük
tartışmalar yaşandı Türkiye’de, hatırlayın ve nihayet, 1996’da, bu güç
kaldırılarak, yerine, Kuzeyden Keşif Harekâtı adını alan yeni bir harekât
oluşturuldu.
Yapılan uçuşların bazılarında, üzerlerine Irak’ın radarları ve
uçaksavarları kilitlenen uçaklar, bu üsleri bombalamaktadır; böyle bir
yetkileri var. Aslında, bir keşif uçuşunda, bir bombalama veya caydırma amacı
yoktur; ama, artık, teknolojinin böylesine geliştiği bir dönemde, bakıyor ki,
uçak, keşif uçuşu yapıyor; ama, kendi üzerine bir füze kilitlenmiştir, ya kendi
ölecek veya karşı tarafı etkisiz hale getirecek; o zaman, işte, protokole göre,
uçaklar ateş açabilmektedir ve böylelikle, bu üsler yok edilme noktasına
getirilmektedir.
Bu müdahale, Saddam’ın ileri gitmesini önlemektedir. Yani, böyle bir
müdahale sonunda, Saddam, güçlerini 36 ncı dairenin üzerine gönderememektedir.
Bunun, 36 ile Güneydoğu sınırımız arasında kalan insanların can güvenliğini
sağlaması yönünden büyük bir avantajı olmuş; ama, şurada bir gerçeği ifade
etmek lazım: Bu dairenin, 36 ncı paralel yerine, 35 veya 34,30’dan geçmesi
lazımdı; çünkü, orada yaşayan Türkmenlerin büyük bir kısmı, bu emniyet
şemsiyesinden, bu korumadan mahrum kalmışlardır. Ama, öyle zannediyorum ki,
Türkiye, buradaki insanlarımızla oldukça yakından ilgilenmekte ve onların
-amiyane tabirle- bu vartayı en az
zararla geçirmesine yardımcı olmaktadır.
Saygıdeğer milletvekilleri, şunu söylemek istiyorum: Bu harekât, Irak
halkına karşı değildir, Irak halkı, bizim kardeş halkımız sayılır. Onların
içerisinde, kız almış kız vermiş insanlarımız vardır, onlarla akrabalıklarımız
vardır. Kardeş Irak halkına karşı olmayan bu harekât, aslında, Birleşmiş
Milletler Genel Kurulu kararlarına uygun olarak hareket etmeyen Irak idaresine
karşıdır. Maalesef, yapılan yanlışlıklarla, bu idare, zamanında tesirsiz hale
getirilememiş ve problem devamlı büyümüştür. Bugün, bu Ortadoğu ülkelerinin,
özel, ortak karakterlerinden dolayı da, Saddam, fevkalade tutunan, beğenilen
bir lider olarak pazarlanabilmektedir. Biraz evvel söylediğim gibi, insanların
bu tapınma duygusunu, gayet güzel istismar etmektedirler.
Bugün için, Kuzeyden Keşif Harekâtında kullanılan, sadece 3 ilâ 8
helikopterden oluşan birlik Diyarbakır’da konuşlanmıştır ve 40 muharip
Amerikan-İngiliz uçağı da -yanılmıyorsam, hafızam yanıltmıyorsa 32’si Amerikan,
8’i de İngiliz uçağı- İncirlik Üssünde konuşlanmıştır ve bu keşif harekâtı
oralardan yapılmaktadır.
Önemli olan, Kuzey Irak’taki insanların can güvenliklerinin tam olarak
sağlanıncaya kadar, bizim de içerisinde bulunduğumuz bu harekâtın devam
etmesidir.
Bildiğiniz gibi, harekâtta, Amerikalı komutanın yanında eşkomutan olarak
bir Türk komutan da görev almakta; uçuşlarda, Türk pilotları da beraber olup,
harekâtın amacına uygun olarak keşfin yapılması, o keşiften elde edilen
bilgilerin değerlendirilmesinde ortak olunması sağlanılmaktadır.
Değerli milletvekilleri, kanaatimiz, Kuzey Irak’ta, bize rağmen değil,
bizimle beraber oranın geleceğinin planlanmasıdır. Bunu, her zaman için
söyledik; ama, bazı toplantılara, Türkiye, maalesef, alınmamakta ve alınan
kararları, biz, ancak, basından öğrenebilmekteyiz.
Dışişlerinin bugünkü kadrosunun, bana göre, gerek Ortadoğu meselelerini,
güneydoğu meselelerini, gerekse Avrupa Birliğinin meselelerini tam olarak
yürütebilecek bir kantiteye sahip olmadığını düşünüyorum. Kalite var, fevkalade
yüksek kaliteli insanlarımız var; ama, her insanın belli bir kapasitesi var. O
kapasitenin dışında bu işlerin yürütülmesi mümkün değildir. Tavsiyemiz,
Dışişleri kadrosunun, bugünkü kadronun -600 civarındadır kadro- 3’e katlanarak
süratle büyümesidir. Dışişleri mensuplarımızın maddî durumlarının en yüksek
seviyeye çıkarılarak, burayı bir cazibe merkezi haline getirip, en iyi yetişmiş
insanlarımızın Dışişlerine yönlendirilmesini sağlamamız gerekir diye
düşünüyoruz. Kadroları dar ve cazip olmayan bir seviyede tutarsak, birçok
davamızı masa başında kaybedebiliriz. Masa başında yapılan çetin pazarlıkların,
birçok defa, savaş alanlarında yapılan savaşlardan çok daha fazla netice
getirdiğini herkes bilmektedir, malumlarınızdır.
Türkiye, Ortadoğu’da önder ve ender bir ülke olmaya mahkûmdur. Dünya
devleti Osmanlı çökerken, terk ettiği topraklarda, Birleşmiş Milletlere üye 36
devlet doğmuştur. Bu devletlerin halklarıyla akrabalıkları olan toplumumuz,
onların problemlerine bigâne kalamaz. Türkiye’de yaşayan Boşnak kökenli Türk
vatandaşlarımızın sayısı, Bosna’da yaşayanlardan fazladır. Demokratik bir
ülkenin hükümeti, şimdi, Bosna’da olan problemden nasıl olur da etkilenemez?
Irak’taki bir problem, nasıl bizi etkilemez? Türkmenlerin, bir yandan Arap
ulusu, bir yandan Kürtler tarafından nasıl sıkıştırıldıklarını görmezlikten
gelebilir miyiz? Demokratik bir ülkenin hükümeti, eğer seçimle işbaşına
geliyorsa -ki, öyle olması lazım- oradaki grupların eğilimlerini, endişelerini,
problemlerini dikkate almak ve çözmek durumundadır.
Değerli arkadaşlar, Irak’ta yaşayanların can güvenliği tam olarak
sağlanıncaya kadar Kuzeyden Keşif Harekâtının devamının doğru olacağını ifade
ediyorum.
Ülkemiz, Körfez krizinden en çok zarar gören bir ülke olmuştur.
Ülkemizin bundan dolayı çok büyük zararları olmuştur. On yıl içerisinde direkt
ve endirekt olarak katlandığı bu zararların, hiç olmazsa, bir kısmını, masa
başında geri almalıyız. 1990, 1991 ve 1992 yıllarında yapılan pazarlıklarla,
zararlarımızın bir kısmı telafi edilmiş; ama, ondan sonra telafi
durdurulmuştur; halbuki, Türkiye, bu poblemden hâlâ zarar göremeye devam
etmekedir. Onun için, Dışişlerimizin, bu konularda daha atak davranarak, hiç
olmazsa, zararlarımızın bir kısmının telafi edilmesi için çalışmasını talep
ediyoruz ve bu yönde çalışma bekliyoruz.
Sayın milletvekilleri, bu harekâtın, Irak’ta yaşayanların can
güvenliğinin tam olarak sağlanması noktasına kadar devam etmesini, şahsım ve
Grubum adına talep ediyor, hepinize, sabrınız için, saygılar sunuyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Pakdemirli.
Şimdi, söz sırası, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Kahramanmaraş
Milletvekili Sayın Mehmet Kaya’da. Buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA MEHMET KAYA (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; Kuzeyden Keşif Harekâtı hakkında, Milliyetçi Hareket Partisi
Grubu adına konuşmamı yapmak üzere huzurlarınızda bulunuyorum; hepinizi Partim
ve şahsım adına saygılarımla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, 1991 yılında yaşanan Körfez Savaşı, Ortadoğu’da
güvenliği iyice sarsmıştır. Bu savaş, Ortadoğu devletlerinin birbirine olan
güvenini sarsarken, ekonomik güçlerinin de savaşa harcanmasına sebep olmuştur.
Ayrıca, bölge ülkelerinin de mağdur duruma düşmesini sağlamıştır.
Ortadoğu’daki bu savaşları bahane bilen bazı ülkeler, bölgeye belirli
aralıklarla, devamlı kendi çıkarları doğrultusunda müdahale etme imkânını
yakalamışlardır. Bazı ülkeler, Ortadoğu’ya müdahalelerinde, ikili ilişkiler
arasındaki anlaşmazlıkları çözmek, Ortadoğu’da etkisi olan ülkelerin etkisini
azaltmak, en azından sınırlamak ve Ortadoğu petrollerinin kontrolünü ellerinde
tutmak gibi amaçları gözetmişlerdir.
Kuzeyden Keşif Harekâtı, bildiğiniz gibi, 1991 yılındaki Birleşmiş
Milletler Kararından sonra, Çekiç Güç olarak faaliyet gösteren Çokuluslu Gücün,
daha sonra 31 Aralık 1996 tarihinde Kuzeyden Keşif Harekâtı adı altında, her ne
kadar işlevleri ve yapıları aynı değilse de, bir anlamda Kuzey Irak’taki
denetimleri sürdürmek maksadıyla yapılan anlaşmaların Birleşmiş Milletler
Güvenlik Konseyinin aldığı karar neticesinde başlayan ve devam eden bir süreç
olarak karşımıza çıkmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün gündemimizde bulunan Çekiç
Güç, Kuzeyden Keşif Harekâtı, işte bu Körfez harekâtı sonucu oluşturulmuş bir
kuruluştur. Kuzeyden Keşif Harekâtı, Birleşmiş Milletler adına görev yapan,
kısmen siyasî yönü olan askerî bir güçtür. Türkiye tarafından, istenerek,
ısrarlar üzerine, önce Türkiye’de konuşlandırılmış ve daha sonra 36 ncı enlemin
kuzeyine, yani Zaho’nun 40 kilometre kuzeyindeki bir yere yerleştirilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bildiğimiz gibi, Körfez Savaşının
ardından bir göç başlamıştı. Yaklaşık olarak 500 000 insan bulunan bu göçte,
gıda ihtiyaçlarının, çeşitli barınma ihtiyaçlarının ve onlara ulaştırılacak
yardımın güvenlik içerisinde yapılabilmesi için, Türkiye’nin inisiyatifiyle,
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bir karar aldı ve “Çekiç Güç” adını
verdiğimiz güç oluşturuldu.
İlk olarak, 13 devletin 21 000 askeri, 30 devletin yapmış oldukları
yardımları, bu bölgede sınır boylarımıza yerleşmiş bulunan insanlara ulaştırdı.
Bu yardımlar sonucunda, Kuzey Irak’ta bir güvenlik bölgesi oluşturulmuş oldu.
Ayrıca, burada hâsıl olan ortamdan sonra, bunu devam ettirebilmek,
güvenlik içerisinde bir Kuzey Irak oluşturmak ve 36 ncı paralelin kuzeyine hem
havadan hem de karadan gelebilecek tehlikeleri önlemek için yeniden bir
oluşuma; yani, Çekiç Güç’ün ikinci safhasına geçilmiş olundu.
Bu Çekiç Güç’te, o zaman, Türkiye de dahil olmak üzere, 6 devletin
oluşturduğu 5 000 kişilik bir güç oluşturuldu. Burada, maksat, sınır
güvenliğini sağlamak, ekonomik ve sosyal olan olumsuzlukları gidermekti.
Değerli milletvekilleri, Körfez Savaşı sonrasında yaşanan bu göç
hareketinden, bölge ülkelerinden en fazla Türkiye, ekonomik olarak sıkıntı
çekti. Gelen mültecilerin yerleştirilmesinde ve onların iaşelerinin
sağlanmasında büyük sıkıntılar çekti. Bunun önlenmesi amacıyla da, o günkü
adıyla “Çekiç Güç” kurulmuş ve belli bir süre devam etmiş oldu.
Kuzeyden Keşif Harekâtının amacı ise, Ortadoğu ve Kuzey Irak’ta
yaşanacak olası bir saldırıya karşı bölge insanlarına güvence sağlamak için,
Huzur Operasyonu II’nin uygulama birliği olan küçük fakat etkili hava ve kara
kuvvetleriyle, bölgeyi kontrol etmekti. Bugünkü ismiyle Kuzeyden Keşif
Harekâtı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının hedeflerine ve
ruhuna uygun olarak ve Irak’ın toprak bütünlüğünün muhafaza edilmesine özen
göstererek, bazı ülkelerin hava unsurlarının katılımıyla, sadece keşif ve
gerektiğinde önleme uçuşlarıyla sınırlı bir hava harekâtıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Körfez Savaşından sonra uzunca
bir süre geçmesine rağmen, Irak’ta olduğu söylenen biyolojik ve kimyasal
silahların denetimi, halen, tam olarak yapılamamıştır. Bildiğiniz gibi, bunun
neticesinde, 1997 yılında, Irak’a karşı sıcak harekâtlar olmuş ve orada çeşitli
bombalama eylemlerine girişilmişti. Demek ki, bir noktada, Irak’taki sıcak
çatışma ortamının ve düzensizliklerin, hâlâ devam ettiğini kabul edebiliriz.
Değerli milletvekilleri, Kuzeyden Keşif Harekâtında, Türkiye’nin denetim
yetkisi oldukça fazladır. Bu harekâtı, tamamıyla Türkiye’nin kontrolünde
gerçekleşen bir harekât olarak kabul edebiliriz. Türkiye’nin belirlediği ilke
ve kuralları içeren harekât, kurallar ve ilkeler belgesi çerçevesinde görevini
yapmaktadır.
Değerli milletvekilleri, Kuzeyden Keşif Harekâtı çerçevesindeki uçuşlar,
tarafımızdan belirlenen ilke ve kurallara bağlı olarak gerçekleştirilmektedir.
Bu çerçevede, Kuzeyden Keşif Harekâtı, kurallar ve ilkeler belgesi adını
verdiğimiz ve harekâta ilişkin teknik düzenlemeleri içeren bir amir bölge
yürürlüğe konulmuştur. Böylece, gerektiğinde, önleme görevinin yerine
getirilebilmesini, böylelikle keşif uçuşlarının öngörüldüğü biçimde
yürütülebilmesini ve görevli hava unsurlarının zarar görmemelerini teminen,
kurallar ve ilkeler belgesinde atıfta bulunulan angajman kuralları metninin
müzakeresi tamamlanarak, arzuladığımız şekilde uygulamaya konulmuştur ve devam
etmektedir.
Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, Kuzeyden Keşif Harekâtı,
bugün, sadece, hava harekâtı olarak görev yapmaktadır. Harekâtın eşkomutanı bir
Türk komutandır. Harekâtta tam uçuşlar, ilgili makamlarımızın izin ve kontrolü
altında cereyan etmektedir. Harekâttaki her bir uçuşa bir Türk subay da
katılmaktadır. Ayrıca, Türkiye’de, bu harekât bünyesinde, Amerika Birleşik
Devletleri, aşağı yukarı 1 300 personel ve 30’un üzerinde muharip uçağı
bulundurmakta, İngiltere ise 200’ün üzerinde personel ve 7-8 muharip uçağı
bulundurmaktadır.
Değerli milletvekilleri, bugün, Irak’ta durum ne olursa olsun, bir
bölünme oluşursa, bölge ülkelerinin hepsinin aleyhine gelişecek birçok durumlar
oluşabilir ve neticede de, Irak’a komşu bütün devletlerde de bölünmelere sebep
olabilir. Bunu, özellikle, Irak’a sınır olan ülkelerin kesinlikle bilmesi
gerekmektedir; çünkü, bugün, birinde olanlar, yarın, mutlaka, diğerinde de
olacaktır. Burası sosyal bir bölgedir; sosyolojik olarak, biyolojik olarak
kesin bir sınır çizmek mümkün değildir. Burada, tek çıkar yol, Irak ve
komşularının birbirinin toprak bütünlüklerine, kültürel yapılarına, devlet ve
idare şekillerine saygılı olmaları, birbirinin içişlerine karışmamaları temel
bir prensip olarak kabul edilip ve de uygulanmalıdır. Batılı devletler, Kuzey
Irak’taki olaylar ve belirsizliklerden kesinlikle vazgeçmeli ve uluslararası
güvence altına alınmış Anadolu, Kuzey Irak, Bağdat ve Basra hattını sağlamak
için, Irak’ı, toprak bütünlüğüyle, yeniden, dünya devletleri topluluğuna almak
için gayret sarf etmelidirler.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ortadoğu’daki olayların başında,
Kuzey Irak olaylarının geldiğini hepimiz bilmekteyiz. Kuzey Irak olayları,
ülkemizi de, doğrudan, her boyutuyla yakından ilgilendiren olaylardır. Kuzey
Irak, Türkiye Cumhuriyetinin sıcak karnı durumunda bir coğrafyaya sahiptir.
Türkiye, bildiğiniz gibi, Kafkaslarda,Kuzey Irak’ta ve Balkanlardaki olaylar
çerçevesinde, üç hassas bölge ortasında bulunan bir devlettir. Bunlardan Kuzey
Irak, bildiğimiz gibi, bu üç hassas bölgenin hemen hemen en önemlisidir; çünkü,
en hassas bölge burasıdır.
Kuzey Irak’taki gelişmeler, Batılı ve Ortadoğulu ülkelerin düşünce ve
davranışları ne olursa olsun, Türkiye Cumhuriyetinin Kuzey Irak politikası
açıktır. Bunları, tekrar, şöylece sıralayabiliriz:
Birincisi, Irak toprak bütünlüğünün korunması,
İkincisi, Kuzey Irak’taki Türkmenlerin haklarının korunması,
Üçüncüsü ise, Türkiye Cumhuriyetinin bölgedeki güvenliğinin ve ekonomik
çıkarlarının sağlanmış olmasıdır.