DÖNEM : 21                                                                                                  YASAMA YILI : 2

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

CİLT : 37

 

 

116 ncı Birleşim

23 . 6 . 2000  Cuma

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – YOKLAMALAR

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A)  GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Niğde Milletvekili Mükerrem Levent’in, enflasyonla mücadeleye ilişkin gündemdışı konuşması

2. – Gaziantep Milletvekili İbrahim Konukoğlu’nun, okullarda dağıtılan fındık ve incirden meydana gelen zehirlenmelere ilişkin gündemdışı konuşması

3. – İzmir Milletvekili Kemal Vatan’ın, sivil toplum örgütlerinin demokratik yaşamdaki önemine ilişkin gündemdışı konuşması

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Şanlıurfa Milletvekili Muzaffer Çarmıklı’nın, (6/718) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/212)

2. – TBMMBaşkanı Yıldırım Akbulut’un, Litvanya ve Letonya Parlamento Başkanlarının davetlerine, beraberinde bir parlamento heyetiyle icabetlerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/610)

3. – TBMMÇevre Komisyonu Başkanı Ediz Hun’un, Avrupa Kıtası Habitat Global Parlamenterler Bölgesel Konsey Başkanı Peter Götz’ün davetine, beraberinde Çevre Komisyonu üyelerinden oluşan bir parlamento heyetiyle icabetlerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/611)

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. – Fazilet Partisi Grubu adına Grup Başkanvekili ve Sivas Milletvekili Abdüllatif Şener’in, zorunlu tasarruf kesintileri konusunda bir genel görüşmeaçılmasına ilişkin önergesi (8/8)

V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. – Konya Milletvekili Veysel Candan’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/506) (S. Sayısı : 465)

2. – Adana Milletvekili Recai Yıldırım’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/507) (S. Sayısı : 466)

3. – Kahramanmaraş Milletvekili Ali Doğan’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/508) (S. Sayısı : 467)

4. – Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurt Dışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/53) (S.Sayısı : 433)

5. – Petrolün Boru Hatları ile Transit Geçişine Dair Kanun Tasarısı ve Çevre ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporları (1/640) (S.Sayısı : 503)

6. – Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Kurulmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Dışişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/700) (S. Sayısı : 504)

VI. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

A) GÖRÜŞMELER

1. – 20 nci Yasama Döneminde Yozgat Milletvekili Yusuf Bacanlı ve 55 Arkadaşı Tarafından Verilen Denizcilik Müsteşarlığına Ait Bazı İşlerin İhalelerinde ve Personel Alımıyla İlgili Konularda Görevini Kötüye Kullanma, İhaleye Fesat Karıştırma ve Evrakta Sahtecilik Suçlarını İşlediği ve Bu Eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 240, 339 ve 366 ncı Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Devlet Eski Bakanı Burhan Kara Hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi ve Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu (9/29)(S. Sayısı : 501)

2. – 20 nci Yasama Döneminde İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya ve 71 Arkadaşı Tarafından Verilen Başbakanlık Örtülü Ödeneğini 1050 Sayılı Muhasebe-î Umumiye Kanununun 77 nci Maddesine Aykırı Bir Şekilde Harcamak Suretiyle Hazineyi Zarara Uğratarak Görevini Kötüye Kullandıkları ve Bu Eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı Maddesine Uyduğu İddiasıyla Eski Başbakan Tansu Çiller ve Maliye Eski Bakanı İsmet Attila Haklarında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi ve Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu (9/27) (S.Sayısı: 502)

VII. – SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cumhur Ersümer’in cevabı (7/2036)

2. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Yüksel Yalova’nın cevabı (7/2056)

3. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Mavi Akım Projesine ve Türkiye’nin doğalgaz tüketimine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cumhur Ersümer’in cevabı (7/2073)

4. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Emet, Orhaneli, Çınarcık ve Ulubat projelerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cumhur Ersümer’in cevabı (7/2091)

5. – Kütahya Milletvekili Ahmet Derin’in, Tunçbilek ilave santral projesinde yerli enerji kaynağı kullanılıp kullanılmayacağına ilişkin Devlet Bakanından (Recep Önal) sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cumhur Ersümer’in cevabı (7/2113)

6. – Kütahya Milletvekili Ahmet Derin’in, Tunçbilek TEAŞ’a 300 MW ilave santral projesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cumhur Ersümer’in cevabı (7/2114)

7. – Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın, off-shore hesaplarda batan paraların ödenmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Recep Önal’ın cevabı (7/2175)


I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak üç oturum yaptı.

Bilecik Milletvekili Hüseyin Arabacı, Osmanlı İmparatorluğunun 700 üncü kuruluş yıldönümü nedeniyle Söğüt İlçesinde yapılacak kutlama törenlerine,

Kahramanmaraş Milletvekili Mustafa Kamalak, Meclis soruşturmalarının Anayasal durumuna,

Şırnak Milletvekili Mehmet Salih Yıldırım, Bakanlar Kurulunun sınır ticaretiyle ilgili son kararının Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yarattığı sıkıntılara,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun (6/705) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi okundu; sözlü sorunun geri verildiği bildirildi.

İstanbul Milletvekili Sulhiye Serbest (3/503) (S. Sayısı : 462) ve (3/504) (S. Sayısı : 463),

Giresun Milletvekili Hasan Akgün (3/505) (S.Sayısı : 464),

Haklarındaki kovuşturmanın milletvekilliği sıfatlarının sona ermesine kadar ertelenmesine ilişkin Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon raporları okundu; 10 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde raporların kesinleşeceği açıklandı.

Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeleri 22.6.2000 Perşembe günü tamamlanacak olan Sekizinci Beş Yıllık (2001-2005) Kalkınma Planının ve Komisyon raporunun, gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmında yer almasına;

Sekizinci Beş Yıllık (2001-2005) Kalkınma Planının Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulundaki görüşmelerine, 30.10.1984 tarih ve 3067 sayılı Kanunun 2 nci maddesi gereğince, 24.6.2000 Cumartesi günü başlanmasına; I inci, II nci, III üncü, IV üncü, V inci ve VI ncı bölümlerinin görüşmelerinin bitimine kadar çalışma süresinin uzatılmasına; bu bölümler üzerinde siyasî parti gruplarının toplam konuşma sürelerinin 2’şer saat, Hükümet ve Komisyonun toplam süresinin 2 saat (Hükümetin sunuş konuşması dahil) kişisel konuşmaların 10’ar dakika olmasına; siyasî parti gruplarının sürelerinin en fazla 4’er konuşmacı tarafından kullanılmasına;

Sekizinci Beş Yıllık (2001-2005) Kalkınma Planının, VII nci, VIII inci, IX  ve X uncu bölümleri üzerindeki görüşmelerin 25.6.2000 Pazar günü yapılmasına; bu bölümler üzerinde siyasî parti gruplarına toplam 2’şer saat süreyle söz verilmesine; Hükümet ve Komisyonun toplam süresinin 2 saat, kişisel konuşmaların 10’ar dakika olmasına ve bu bölümlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasına; gruplar adına yapılacak konuşmaların en çok 4 konuşmacı tarafından kullanılmasına;

Planın Hükümete geri verilmesine ilişkin gerekçeli önergelerin, Başkanlığa, planın bölümleri üzerindeki görüşmelerin bitimine kadar 2’şer nüsha olarak verilmesine; önergeler üzerinde Komisyon, Hükümet ve önerge sahibi tarafından yapılacak konuşmaların 5’şer dakika olmasına;

İlişkin Danışma Kurulu önerileri kabul edildi.

Gündemin “Meclis Soruşturması Raporları” kısmının :

1 inci sırasında bulunan, 20 nci Yasama Döneminde Konya Milletvekili Hüseyin Arı ve 56 arkadaşı tarafından verilen Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünce 1996 yılında özürlülerin memurluğa alınması için açılan sınavda mevzuata aykırı ve usulsüz işlemler yapılmasına göz yumarak görevini ihmal ettiği ve kötüye kullandığı ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 ve 240 ıncı maddelerine uyduğu iddiasıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eski Bakanı Mustafa Kul (9/34) (S. Sayısı : 410),

3 üncü sırasında bulunan, 20 nci Yasama Döneminde Konya Milletvekili Veysel Candan ve 57 arkadaşı tarafından verilen Petrolofisi A.Ş. (POAŞ)’nin özelleştirilmesinde ihaleye fesat karıştırdıkları ve usulsüzlük yapmak suretiyle görevlerini kötüye kullandıkları ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 339 ve 240 ıncı maddelerine uyduğu iddiasıyla Eski Başbakan Ahmet Mesut Yılmaz ve Devlet Eski Bakanı Işın Çelebi (9/32) (S. Sayısı : 481),

6 ncı sırasında bulunan, 20 nci Yasama Döneminde Çanakkale Milletvekili Nevfel Şahin ve 55 arkadaşı tarafından verilen İzmit Körfez Geçiş Projesi ihalesinde devletin zarara uğratılmasına göz yumarak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Eski Başbakan Ahmet Mesut Yılmaz (9/33) (S. Sayısı : 495),

Haklarında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergeler ve Meclis soruşturması komisyonlarının Yüce Divana sevke gerek görülmediğine dair raporlarının görüşmelerini müteakip, İçtüzüğün 112 nci maddesinin beşinci fıkrası hükmü gereğince Yüce Divana sevke dair herhangi bir önerge de verilmemiş bulunduğundan, Meclis soruşturması komisyonları raporlarının benimsendiği;

2 nci sırasında bulunan 20 nci Yasama Döneminde Malatya Milletvekili Ayhan Fırat ve 54 arkadaşı tarafından verilen Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünce 1996 Aralık ayında gerçekleştirilen personel sınavında usulsüzlük yapılmasına yol açarak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eski Bakanı Necati Çelik (9/31) (S. Sayısı : 442),

5 inci sırasında bulunan 20 nci Yasama DönemindeKocaeli Milletvekili İsmail Kalkandelen ve 55 arkadaşı tarafından verilen İzmit’de SEKA’ya ait bir araziyi Ford Otomotiv Sanayi A.Ş.’ne bedelsiz vermek suretiyle görevlerini kötüye kullandıkları ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Eski Başbakan Ahmet Mesut Yılmaz ve Sanayi ve Ticaret Eski Bakanı Yalım Erez (9/28) (S. Sayısı : 485),

Haklarında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergeler ve Meclis soruşturması komisyonlarının Yüce Divana sevke gerek görüldüğüne dair raporlarının görüşmelerini müteakip, yapılan açık oylamalar sonucunda, Meclis soruşturması komisyonları raporlarının kabul edilmediği;

4 üncü sırasında bulunan, 20 nci Yasama Döneminde Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül ve 57 arkadaşı tarafından verilen Türk Ticaret Bankasının satışı ihalesiyle ilgili olarak ortaya atılan yolsuzluk iddiaları konusunda gerekli tedbirleri almayarak görevlerini kötüye kullandıkları ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Devlet Eski Bakanı Güneş Taner ve Eski Başbakan Ahmet Mesut Yılmaz haklarında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önerge ve Meclis soruşturması komisyonunun Yüce Divana sevke gerek görülmediğine dair raporunun (9/43) (S. Sayısı : 483) görüşmelerini müteakip, Elazığ Milletvekili Ahmet Cemil Tunç, Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu ve Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz tarafından İçtüzüğün 112 nci maddesinin beşinci fıkrası hükmü gereğince verilen, Eski Başbakan Ahmet Mesut Yılmaz ve Devlet Eski Bakanı Güneş Taner’in Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesi uyarınca yargılanmak üzere Yüce Divana sevklerine ilişkin önerge ile,

7 nci sırasında bulunan, 20 nci Yasama Döneminde Şırnak Milletvekili Bayar Ökten ve 57 arkadaşı ve Karabük Milletvekili Hayrettin Dilekcan ve 71 arkadaşı tarafından verilen yasadışı örgütlerle ve mensuplarıyla birlikte hareket ettikleri, örgüt mensuplarının işledikleri suçların ortaya çıkarılmasını engelledikleri ve suçluları himaye ettikleri, Devlet ihalelerinde çetelerle işbirliği yaptıkları, Hükümetin çeteler ve mafya ile mücadelede izlediği politikanın başarıya ulaşmasını engelleyerek görevlerini kötüye kullandıkları ve bu eylemlerin Türk Ceza Kanununun 230, 240, 296 ve 314 üncü maddelerine uyduğu iddiasıyla Eski Başbakan Ahmet Mesut Yılmaz, Devlet Eski Bakanı Eyüp Aşık ve Bayındırlık ve İskân Eski Bakanı Yaşar Topçu haklarında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergeler ve Meclis soruşturması komisyonunun Yüce Divana sevke gerek görülmediğine dair raporunun (9/40, 41) (S. Sayısı : 496) görüşmelerini müteakip, Bursa Milletvekili Faruk Çelik ve İstanbul Milletvekili Ayşe Nazlı Ilıcak tarafından İçtüzüğün 112 nci maddesinin beşinci fıkrası hükmü gereğince verilen, Eski Başbakan Ahmet Mesut Yılmaz’ın Türk Ceza Kanununun 230, 240, 296 ve 314 üncü maddeleri uyarınca yargılanmak üzere Yüce Divana sevkine ilişkin önergenin,

Yapılan oylamaları sonucunda, kabul edilmedikleri ve Meclis soruşturması komisyonları raporlarının benimsendiği;

Açıklandı.

Alınan karar gereğince 23 Haziran 2000 Cuma günü saat 14.00’te toplanmak üzere, birleşime 00.56’da son verildi.

                                 Nejat Arseven

                                   Başkanvekili

Melda Bayer                                   Mehmet Elkatmış

             Ankara                                                 Nevşehir

Kâtip Üye                                              Kâtip Üye

 

 

 

 

                      II. – GELEN KAĞITLAR No. : 161

        23.6.2000 Cuma

              Rapor

1.- Uzun Vadeli Strateji ve Sekizinci Beş Yıllık (2001-2005) Kalkınma Planının Sunulduğuna Dair Başbakanlık Tezkeresi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (3/600) (S. Sayısı: 516) (Dağıtma tarihi: 23.6.2000) (GÜNDEME)

Sözlü  Soru Önergesi

1.- Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, Samsun Türk Telekom Bölge Müdürlüğünün Trabzon’a nakledilmesine  ilişkin  Ulaştırma Bakanından sözlü  soru önergesi. (6/746) ( Başkanlığa geliş tarihi: 22.6.2000)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, memurluk sınavını kazananlara ilişkin Devlet Bakanından (Şükrü Sina Gürel) yazılı soru önergesi (7/2258) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.6.2000)

2.- Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, Osmanlı dönemine ait arşiv belgeleri hakkındaki haberlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2259) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.6.2000)

3.- Rize Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun, Rize İkizdere HES  satışına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/2260) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.6.2000)

4.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman Merkez Muratdede Köyü İlköğretim okulu inşaatına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2261) (Bakanlığa geliş tarihi: 22.6.2000)

5.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Yıllık TEFE  ve TÜFE hesaplamalarına ilişkin Devlet Bakanından (Tunca Toskay)  yazılı soru önergesi (7/2262) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.6.2000)

6.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Ankara’da serbest bölge kurulmasına ilişkin Devlet Bakanından (Recep Önal)  yazılı soru önergesi (7/2263) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.6.2000)

7.- Kocaeli Milletvekili Osman Pepe’nin, İzmit Büyükşehir Belediyesince Yap-İşlet-Devret modeliyle yaptırılan İzmit-Yuvacık Barajına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2264) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.6.2000)

8.- Kocaeli Milletvekili Osman Pepe’nin, Marmara depreminden sonra Halk Bankasınca Kocaeli’nde şoför esnafına verilen kredilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2265) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.6.2000)

              Genel Görüşme Önergesi

1.- Fazilet partisi Grubu adına Grup Başkanvekili ve Sivas Milletvekili Abdüllatif Şener’in, zorunlu tasarruf kesintileri konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 102 ve 103 üncü maddeleri uyarınca bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/8) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.6.2000)

Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Sorular

1.- Gaziantep  Milletvekili  İbrahim  Konukoğlu’nun, Geliştirme ve Destekleme Fonu’ndan kaynak aktarılan firmalara ilişkin Devlet Bakanından (Recep Önal) yazılı soru önergesi (7/1980)

2.- Gaziantep  Milletvekili  İbrahim  Konukoğlu’nun, Şırnak, Mardin, Gaziantep, Şanlıurfa illerinde ticaret yapan firmalara Halk Bankası tarafından sağlanacak kredilere ilişkin Devlet Bakanından (H.Hüsamettin Özkan) yazılı soru önergesi (7/1982)

3.- Gaziantep  Milletvekili  İbrahim  Konukoğlu’nun, Irak ile ticaret yapan firmalara Halk Bankasınca verilecek kredilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1983)

4.- Gaziantep  Milletvekili  İbrahim  Konukoğlu’nun, Geliştirme ve Destekleme Fonu’ndan kaynak aktarılan firmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1984)

5.- Gaziantep  Milletvekili  İbrahim  Konukoğlu’nun, Türkiye Halk Bankasınca Irak ile ticaret yapan firmalara verilecek kredilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi. (7/1985)

6.- İstanbul Milletvekili Bülent  Akarcalı’nın, bozuk benzin satışına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/1994)

7.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, MİT görevlisi gazeteci olup olmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2016)

8.- Samsun  Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, kuduz ve tetanos aşısı stoklarına ve başıboş köpeklerin toplatılmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2025)


BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 14.00

23 Haziran 2000 Cuma

BAŞKAN : Başkanvekili Nejat ARSEVEN

KÂTİP ÜYELER : Mehmet ELKATMIŞ (Nevşehir), Melda BAYER (Ankara)

 

 

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 116 ncı Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.

Gündemdışı ilk söz, Türkiye’nin enflasyonla mücadelesi hakkında söz isteyen Niğde Milletvekili Mükerrem Levent’e aittir.

Buyurun Sayın Levent. (MHP sıralarından alkışlar)

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A)  GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Niğde Milletvekili Mükerrem Levent’in, enflasyonla mücadeleye ilişkin gündemdışı konuşması

MÜKERREM LEVENT (Niğde) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; geçtiğimiz günlerde özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir ilke imza atılmıştır. Benim de mensubu olduğum, İhracatçılar Meclis Başkanı Sayın Okan Oğuz, MHP Grubunda, enflasyonla mücadeleyi “Türkiye, enflasyonu yeniyor” sloganıyla başlatmış bulunuyor.

Buradan kendisine teşekkürlerimizi sunuyoruz. Özellikle, Yüce Meclisin bu katkıya olumlu cevap vererek, Türkiye’nin uzun zamandır kronikleşen ekonomik sıkıntılarına bir de son yıllarda yaşanan Uzakdoğu Asya ve Rusya kriziyle başlayıp global bir yapıya ulaşan krizin etkisi de eklendiğinde, özellikle  iki yıldır çekilen ciddî sıkıntıların kaynağı ortaya çıkmaktadır. Buna bir de 1999 yılında yaşadığımız deprem felaketini eklediğimizde, bugünkü tablo tamamıyla vahimdir. Durgunluk, işyerlerinin kapanması, işsizliğin artması, faizlerin yükselmesi gibi  ekonomik sonuçların yanında, belki de en önemlisi, Türk insanının toplum olarak motivasyonunun kaybolmasına neden olmuştur. Kısa bir süre öncesine kadar ekonomik sıkıntılara rağmen, yüzü geleceğe dönük olan Türk insanı, bu dönemde geleceğe dönük umutlarını, güven duygusunu kaybetmiş, toplumsal moral çöküntüsü içerisine düşmüştür. İşi daha acı yanı, sorunların çözülebileceğine dönük ümitleri, önemli ölçüde törpülenmiş ve sonunda, 1999 yılı itibariyle, Türkiye’de âdeta deniz bitmiştir.

Karaya oturmaya doğru gittiği uzun zamandır bilinen gemi, artık, iyice sığ sulara girmiş ve oturmaya da pek az, ramak kalmıştır. 1999 yılının son aylarında yaşanan gelişmeler, hükümetin aldığı kararlar ve yasama organının etkin bir biçimde çalışması için gösterdiği çaba, uygulamaları ve hedefleri, geleceğe dönük umutların biraz da olsa yeşermesini sağlamıştır; AGİT toplantıları, G-20 üyeliği, Avrupa Birliğine tam üyelik adaylığı bunu destekleyen unsurlardır. Yıllardır ağırlaşan ekonomik sorunlardan çıkışın güçlü bir siyasî idare ve ilkeli siyasî ekonomik politikalar olduğunun gerçek olduğu ortaya çıkmaktadır. Hükümet de, aralık ayında açıkladığı ekonomik programla, enflasyonun aşağıya çekilmesi, faizlerin düşürülmesi, kamunun borçlanma gereğinin azaltılması yolunda çok ciddî bir adım atmıştır ve ekonomiyi etkileyen kurumların hemen tümünün yöneticilerinin, bu programı sadece alkışlamak değil, sorumluluklarını yerine getirmelerinin gerekli olduğuna inanmıştır.

Herkesin elini taşın altına sokmasının gereğini bir defa daha vurgulamakta fayda vardır. Herkes çok iyi biliyordu ki, dünya örnekleri de gösteriyordu ki, enflasyonun aşağıya çekilmesine dönük uygulanan programlar, tek şarta bağlı olarak başarıya ulaşabiliyordu.

Milletin inanması, desteklemesiyle ve özellikle Yüce Meclisin enflasyonun yenilmesiyle ilgili gayret göstereceğine inanıyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Levent.

Gündemdışı ikinci söz, okullarda dağıtılan fındık ve incirden meydana gelen zehirlenmeler hakkında söz isteyen, Gaziantep Milletvekili İbrahim Konukoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Konukoğlu.

2. – Gaziantep Milletvekili İbrahim Konukoğlu’nun, okullarda dağıtılan fındık ve incirden meydana gelen zehirlenmelere ilişkin gündemdışı konuşması

İBRAHİM KONUKOĞLU (Gaziantep) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; konuşmama başlarken, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Gündemdışı yaptığım bu konuşmayla, dikkatlerinizi önemli bir noktaya çekmek istiyorum. 24 Nisan tarihinden itibaren, 28 Nisana kadar, ülkemizin birçok ilinden, hergün, yüzlerce zehirlenme haberi geldi. Kamuoyu ve basını işgal eden bu haberlere rağmen, ilgili bakanlık ve kurumlardan, zehirlenmenin nedenine yönelik sağlıklı bir açıklama yapılmadı; hatta, çelişkili açıklamalarla olay örtbas edilmeye çalışıldı. Fındığın ve incirin çok kalorili olduğu, çok yenmesinden dolayı çocukların rahatsız olduğu gibi tuhaf açıklamalar yapıldı. Fındığın muhafaza edildiği depodaki tarım ilacının buna sebep olabileceği söylendi.

24 Nisandan itibaren Kütahya’da 35, Amasya’da 97, Malatya’da 70, İstanbul’da 112, Kayseri’de 140, Nevşehir’de 123, Kocaeli’de 41, Sakarya’da 250 öğrenci zehirlendi. Bu zehirlenmelere rağmen, okullarda fındık ve incir dağıtımı devam etti. Halbuki, yapılabilecek tetkiklerle, olay ortaya çıkarılabilirdi. Bunun yerine, tuhaf ve çelişkili ifadelerle olay geçiştirilmeye çalışıldı; fındık ve incir dağıtımı devam etti.

28 Nisan günü, seçim bölgem olan Gaziantep’te dağıtılan fındık ve incirden dolayı 853 öğrenci zehirlendi. Bir anda, şehirdeki tüm hastaneler, zehirlenen öğrenci ve öğretmenlerle doldu. 853 kişinin aynı anda hastanelere götürüldüğü ortamı düşününüz; kendini kaybeden, kusan, çırpınan ve panik içindeki 853 yavrumuzu ve bunların yakınlarını düşünün. Çocukları okulda olan velileri düşününüz; çocuklarını arıyorlar, öldü mü, yaşıyor mu, neler oluyor, haber alamıyorlar. Çocukların bir kısmı ayakta tedavi ediliyor, bir kısmı hastanelere yatırılıyor, hatta, Kader Avcı adlı bir öğrenci, beş gün yoğun bakımda tutulmak zorunda kalıyor. Allah’a şükür, öğrencilerimizden kaybımız olmuyor.

Değerli milletvekilleri, ülke genelinde yaşanan bu zehirlenmelerin ardından, ne Millî Eğitim Bakanlığı ne de Sağlık Bakanlığı tam bir araştırma yapmamıştır. Elde kalmış ve stokları eritmek için yapılan bu fındık ve incirlerin dağıtımı, Millî Eğitim Bakanlığının görevi değildir. En azından, bu dağıtım yapılmadan önce, bu ürünler, ilgili kuruluşlar veya bakanlık tarafından kontrol ettirilmeliydi.

Gaziantep’te 853 öğrenci ve öğretmenlerin zehirlenmesinden sonra, okullardan elde edebildiğimiz incir ve fındığı kendi imkânımızla tahlil ettirdik. Elde ettiğimiz sonuç, gerçekten çok ciddîydi. İncirlerde, Aspergillus Flavus türü mantar küfünün üremesiyle ortaya çıkan aflatoxin adlı bir zehir tespit edildi. Avrupa standartlarında en yüksek aflatoxin oranı 2 ppd olması gerekirken, zehirlenmenin yaşandığı okullardan aldığımız incir numunelerinde bu oran, 4,2 olarak çıktı. Her ne kadar Türkiye’de üst sınır 5 ise de, Avrupa’da, 2’nin üzerine çıkan ürünler imha edilmektedir. Avrupa Birliğine girme aşamasında olan ülkemizde de, Avrupa ülkelerindeki sınır dikkate alınmalıdır. Aflatoxin adı verilen bu toksinin, karaciğer kanserine neden olduğu bilinmektedir. Bu nedenle, olayın ciddiyeti ortadadır. İlgililerden yeteri kadar fındık elde edemedik; dolayısıyla, fındıktaki aflatoxin oranını bilemiyorum.

Gaziantep’teki 1 000’e yakın zehirlenme vakasının ardından, hiçbir öğrenci velisine, çocuklarının neden bu hale geldiği konusunda ciddî bir açıklama yapılmamış ve kamuoyu aydınlatılmamıştır.

Değerli milletvekilleri, Sayın Millî Eğitim Bakanımıza bu konuda yazılı soru önergesi vermiştim. 10 Haziran tarihli bir gazeteden, Sıvas’ın Zara İlçesi Şerifiye Beldesi İlköğretim okulunda da, Millî Eğitim Bakanlığının gönderdiği incirlerden 24 öğrencinin zehirlendiğini okudum.

Sayın Bakan, yazılı soru önergeme verdiği cevapta “bu olayın, Gaziantep’te 20 okulda aniden olduğunu, dağıtımın durdurulduğunu; ancak, hastaneye başvuranların, zehirlenme değil, soğuk algınlığı veya benzeri hastalıklardan rahatsız olduğunu” ifade ediyorlar.

Yine, Gaziantep’te İl Sağlık Müdürlüğünde yapılan tetkiklerde zehirlenme emaresi bulunamamış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Konukoğlu, lütfen tamamlayın efendim.

Buyurun.

İBRAHİM KONUKOĞLU (Devamla) – Gaziantep’teki İl Sağlık Müdürlüğü laboratuvarlarında zehir tespit edilmesi mümkün değil. Hıfzıssıhha Enstitüsünde de, sadece fındıkta araştırma yapılmış. Dikkatinizi çekiyorum, sadece fındıkta araştırma yapılmış. Bana göre, incirde yapılan tetkik, ya bizden gizleniyor ya bakandan gizleniyor.

Millî Eğitim Bakanlığının bunun hesabını vermesi gerekir. Elde kalmış ve imhası gereken ürün stoklarını eritmek bu bakanlığın görevi değildir.

Bu olay, eğer, Türkiye dışında bir medenî ülkede olsaydı, herhalde bu Millî Eğitim Bakanımız görevinde kalamazdı.

Yukarıda bahsettiğim ihmal ve hatalar zincirinin ülkemizde bir daha yaşanmaması dileğiyle, Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Konukoğlu.

ORHAN BIÇAKÇIOĞLU (Trabzon) – Sayın Başkan, bir konuda Sayın Hatibin söylediği şeye katılmıyorum; bunu da, kamuoyunun bilmesi gerekiyor: Fındıkta hiçbir zaman zehirlenme hadisesi olmamıştır. Bu kürsüden, incir ile fındığı birbirine karıştırıp, dünya üretiminin yüzde 80’ini karşıladığımız bir üründe, bu ürünün, yapılan reklam kampanyasındaki satış hızını kesmek için, birtakım çevrelerin oyunu vardır; dikkatinizi çekmek istedim.

BAŞKAN – Peki, Sayın Bıçakçıoğlu, teşekkür ederim.

Gündemdışı üçüncü söz, sivil toplum örgütlerinin önemi konusunda söz isteyen İzmir Milletvekili Kemal Vatan’a aittir.

Buyurun Sayın Vatan. (DSP sıralarından alkışlar)

3. – İzmir Milletvekili Kemal Vatan’ın, sivil toplum örgütlerinin demokratik yaşamdaki önemine ilişkin gündemdışı konuşması

KEMAL VATAN (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sözlerime başlarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sivil toplum örgütlerinin demokratik yaşamda önemi konusunda, şahsım adına gündemdışı konuşmamı sunmak üzere söz almış bulunuyorum.

Yeni binyıla birçok eksikle, birçok kirlenme ve hatta çürümeyle giriyoruz. Hemen her alanda bir kan değişimine, bir yeniden yapılanmaya muhtaç olduğumuz herkes tarafından ifade edilmektedir. Ulus olarak yaşadığımız elim depremler de, işte, bu yeniden yapılanmanın, bizim için olmak ya da olmamak meselesi haline geldiğini, acı ve ağır bir faturayla önümüze koymuştur. Gereken ders alınmaz ve yeniden yapılanmayı tüm alanlarda gerçekleştiremezsek, hiç kuşkunuz olmasın, çok daha ağır faturalar ödemek zorunda kalabiliriz. Çare, inanç, fikir, strateji üçlüsünü hayata geçirmektir. Buna yön verecek olan sivil toplum örgütleri, dolayısıyla halk, daha fazla devreye girerek, görevinin bilincinde olmalıdır. Deprem felaketinde AKUT ne idiyse, ülkemizin geleceğinde de, kamu kuruluşlarının yanında, gönüllülük temeline dayanan sivil toplum örgütleri de odur. Siyaset dışında kalmaya bırakılmış bu büyük milletin, çaplı, yürekli, üretken, iyiniyetli, yüreği ülke ve insan sevgisiyle dolu evlatlarının sivil toplum örgütlerini yaygınlaştırması beklenmektedir.

Atatürk’ün gösterdiği hedef olan çağdaş uygarlık düzeyine ulaşabilmemiz ve onu aşmak için, 2000’li yıllara girerken, bilgi, teknoloji, düşünce özgürlüğü, tam demokrasi, insan haklarına saygı ve refah gibi yeni dünya değerlerine ulaşmak; ancak, halkın ülke yönetiminde daha fazla söz sahibi olmasıyla mümkün olabilecektir. Bunları gerçekleştirdiğimiz zaman, sorunların hızla çözüldüğünü, içbarışın güçlendiğini, çağdaş uygarlık düzeyine çıktığımızı görürüz. Bunların gerçekleşebilmesi için de hiçbir ideolojinin, partinin ya da çıkarın peşinde olmadan, Atatürk ilkeleri etrafında, sadece halkın çıkarları doğrultusunda düşünen, araştıran, Türkiye’nin önünü açacak fikirleri üreten, sivil demokratik çalışmalara katılan ve bunları çekinmeden ortaya koyan, kamu yönetiminin daha iyi yürütülebilmesi için siyasî otoritelere düşünce üreten, demokratik sivil toplum örgütlerine ihtiyaç vardır. Bu kuruluşlar ne kadar artarsa, çözüm önerileri de her gün daha çok gündeme gelecektir ve böylelikle, devletin, kusurlarını görme ve düzeltme çabalarıyla, onun, kamusal sorumluluğunu yerine getirmesinde daha fazla ve etkin mesafe alınacaktır.

Yeryüzünde, kullanıldıkça, başkalarıyla paylaşıldıkça değeri artan tek nesne bilgidir. Yani, bilgiyi saklamadan, bencil olmadan gençlere aktarmak, bırakmak lazımdır. Dünya gençlere kalır; gençlerin önü açılmalıdır. Yüce Atatürk, cumhuriyetimizi gençlere emanet etmiştir. Görevinin bilincinde olan Türk gençleri, sivil toplum örgütlerindeki görevlerini de, kendilerinden beklendiği gibi, halkın mutluluğu doğrultusunda, en iyi şekilde yapacaktır.

Çağımız, bilgi ve akıl çağı olduğundan, teknolojik çalışmalar yapmak da, sivil toplum örgütlerinin amaçları arasındadır. Sivil toplum örgütleri, kurs, düşünce oluşturacak konferans, toplantı, sergi, seminer, konser, bilimsel toplantılar tertipleyerek, sosyal adalet ve çevre bilinciyle, serbest ve hür ekonomi anlayışının ve tüm insan hak ve özgürlüklerinin takipçisi olmalıdır.

21 inci Yüzyılda, katılımcı demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından birisi olacak sivil toplum örgütlerinin amacı, Anayasamızda teminat altına alınan haklarla, sosyal, hukuk, laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti Devletinin üniter yapısını koruyarak, bin yılı aşkın bir tarih deneyimi bulunan ve 16 imparatorluğu kurmuşluğun tecrübe birikimi olan şanlı geçmişimizi değerlendirerek, gelecek için çalışmak olmalıdır.

Avrupa Birliğine adaylığımızın kabul edildiği şu günlerde, sivil toplum örgütleri için en dinamik süreç başlıyor. Özgüvenimizle Avrupa Birliğine adaylığımızın tam üyeliğe giden yolunu kısa sürede açmak zorundayız.

Sözlerimi, Atatürk’ün sözleriyle noktalıyorum: “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” Türk Milletinin bir temsilcisi olarak, egemenliğin gerçek sahibi tüm vatandaşlarımıza ve Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Vatan.

Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

Hatibin, sunuşları oturarak yapması konusunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sözlü soru önergesinin geri alınmasına dair bir önerge vardır, okutuyorum:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Şanlıurfa Milletvekili Muzaffer Çakmaklı’nın (6/718) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/212)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gündemin “Sözlü Sorular” kısmının 285 inci sırasında yer alan (6/718) esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

         Muzaffer Çakmaklı

          Şanlıurfa

BAŞKAN – Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.

Bir genel görüşme önergesi vardır, okutuyorum:

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. – Fazilet Partisi Grubu adına Grup Başkanvekili ve Sivas Milletvekili Abdüllatif Şener’in, zorunlu tasarruf kesintileri konusunda bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/8)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

1 Nisan 1988 tarihinde “Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanun” adı altında yasalaşan ve çalışanların iradesi dışında, maaşlarından yapılan kesintilerle oluşan Çalışanları Tasarruf Teşvik Fonu, kamuoyunda bilinen adıyla zorunlu tasarruf kesintilerinin durumu tam anlamıyla kördüğüm olmuştur. 1 Haziran 2000 tarihinde yürürlüğe giren işsizlik sigortası düzenlemesiyle, çalışanların tasarrufa teşvik hesabı için kesintilerin bundan böyle İşsizlik Sigortası Fonuna yapılmasının kararlaştırılmasıyla, fonun tasfiyesine yönelik tartışmalar had safhaya gelmiştir. Tüm çalışanlar, haksız olduğunu düşündükleri bu uygulamaya her platformda tepki göstermektedirler.

Bugün itibariyle 9 kişiden fazla eleman çalıştıran 350 000 özel ve kamu kuruluşunda çalışan yaklaşık 7,6 milyon kişi zorunlu tasarruf kapsamında bulunmaktadır. Zorunlu tasarruf oranları yıllar itibariyle değişiklikler göstermiştir. Son olarak ücretliden yüzde 2, işverenden yüzde 3 olarak yapılan kesintinin toplam anapara ve nema miktarı 31 Mart 2000 itibariyle, yaklaşık 5 katrilyon TL’dir. Bu kesintiler devlet muhasebe sistemi dışında tutulduğu için, bugüne dek toplanan anapara ve nema miktarının ne kadar olduğu tam olarak belirlenememektedir. Bugüne kadar amacı dışında kullanılan zorunlu kesintilerin nemalandırma oranları, hem enflasyonun ve hem de içborçlanma faiz oranlarının altında kalmıştır. Çalışanın emeği, tasarruf edileceği bahanesiyle çarçur edilmiştir.

Devlet, 1997 yılında 4,061 trilyon TL’yi ortalama yüzde 108 faiz oranıyla borçlanarak, 1,977 trilyon TL içborç faizi ödemiş ve enflasyon, yüzde 99,1 oranında gerçekleşmişken, fonda biriken paraların nema oranı ise yıllık 17,2’de kalmıştır. 1998 yılında 10,233 trilyon TL’yi ortalama yüzde 115,5 faiz oranıyla borçlanan ve 5,629 trilyon TL içborç faizi ödeyen devlet, enflasyonun yüzde 69,7 olduğu bir ortamda, zorunlu tasarruf kesintilerini yıllık yüzde 5,2 oranında nemalandırmıştır. Yine, aynı şekilde, 1999 yılında 20.373 trilyon TL’yi ortalama yüzde 109,5 faiz oranıyla borçlanarak 9,824 trilyon içborç faizi ödeyen hükümet, nema oranını yıllık yüzde 1,6 olarak uygulamış ve enflasyon, yüzde 68,8 olarak gerçekleşmiştir.

Başlangıçta, çalışanların tasarruf yapması için düşünülmüş bu uygulama, bugün itibariyle, çalışanların birikimlerinin zayi edilmesine dönüşmüştür. Bu vahim durum, sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığı gibi, Anayasada güvence altına alınmış mülkiyet hakkının gaspı anlamına gelmektedir. Bu durum, devlete olan güveni de sarsmıştır.

Yukarıda anlatılan gerekçelerden dolayı, çalışanların iradesi dışında yapılan zorunlu tasarruf uygulamasında anapara ve nemaların hak sahiplerine geri ödenmesi ve sistemin tasfiye edilmesiyle ilgili yöntemleri tespit etmek amacıyla, Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 102 nci ve 103 üncü maddeleri uyarınca FP Grubu adına bir genel görüşme açılmasını arz ederiz.

                                                                                              Abdüllatif Şener

             (Sivas)

FP Grup Başkanvekili

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge, gündemde yerini alacak ve genel görüşme açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme sırası geldiğinde yapılacaktır. 

Sayın milletvekilleri, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmınının 1 ilâ 3 üncü sıralarında, Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu karma komisyonunun, bazı milletvekillerinin yasama dokunulmazlıklarına ilişkin raporları vardır; ayrı ayrı okutup, bilgilerinize sunacağım:

V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1. – Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/506) (S. Sayısı: 465) (1)      

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Başkanlıkça, 24.3.2000 tarihinde karma komisyonumuza gönderilen Konya Milletvekili Veysel Candan’ın yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi, İçtüzüğün 132 nci maddesine göre kurulan hazırlık komisyonuna incelenmek üzere verilmiştir.

Hazırlık komisyonu, inceleme sonucunu özetleyen 27.4.2000 günlü raporuyla, görevi kötüye kullanma suçu isnat olunan Konya Milletvekili Veysel Candan hakkındaki kovuşturmanın, milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.

Konya Milletvekili Veysel Candan, Komisyonumuza gelerek sözlü savunma yapmıştır.

Dosyada bulunan belge ve bilgiler ile hazırlık komisyonu raporunu inceleyen karma komisyonumuz,  bütün demokratik ülkelerde yasama meclisleri  üyelerine, yasama  görevlerini gereği gibi

                                               

(1) 465 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

yerine getirebilmelerini sağlamak amacıyla bazı bağışıklıkların (dokunulmazlıkların) tanındığını; ancak, böyle farklı bir statünün onları ayrıcalıklı ve hukukun dışında bir grup haline getirmek için olmadığını; tersine, yasama görevinin kamu yararına uygun biçimde yapılabilmesi için Meclis çalışmalarına engel olunmaması ve bağımsızlıklarının bir başka yönden de güvence altına alınması amacına yöneldiğini gözönüne almıştır. Anayasanın 83 üncü maddesinin de bu anlayışa dayandığı ve bu amacı taşıdığı açıktır. Bu nedenlerle ve isnat olunan eylemin niteliği dikkate alınarak, Konya Milletvekili Veysel Candan hakkındaki kovuşturmanın, milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine oy çokluğuyla karar verilmiştir.

Raporumuz, Genel Kurulun bilgilerine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa saygıyla sunulur.

             Başkan

           Ertuğrul Yalçınbayır

               Bursa

 ve Komisyon üyeleri

Muhalefet gerekçem:

Yasama dokunulmazlığının milletvekilliği sıfatı sona erinceye kadar ertelenmesine dair karma komisyon raporuna aşağıdaki gerekçelerle ilkesel olarak muhalifim. Değerli milletvekillerinin iddia edilen suçları işlemediklerine dair savunmaları esas alınmalı, aklanmalarına olanak tanınmalıdır.

Gerekçelerim iki ana başlıkta toplanmaktadır:

1. Anayasal gerekçe,

2. Belirli objektif kıstasların uygulanamaması.

Anayasal gerekçe:

Anayasamızın 83 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince; seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili, Meclis kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz.

Anayasanın 83 üncü maddesindeki düzenleme, Anayasamızın 76 ncı maddesindeki düzenlemeyle çelişmekte, çelişkinin de ötesinde 76 ncı maddeyi düzenlemeyi gerekli kılan amacı ortadan kaldırmaktadır.

83 üncü maddedeki bu düzenleme, 76 ncı maddede tanımlanan ve zaten milletvekilliğine seçilme engeli olarak gösterilen zimmet, ihtilas, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla, kaçakçılık, resmî ihale ve alım satıma fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma gibi suç iddiaları dolayısıyla soruşturma açılmasına ve yargılama yapılmasına engel olmaktadır.

Anayasanın 76 ncı maddesinde belirtilen suçlardan hükmü kesinleşmiş olan kişi milletvekili seçilemezken, milletvekili seçilmeden bir gün önce veya milletvekili seçildikten sonra bu suçları işlediği iddia edilen kişiler milletvekilliğini sürdürdüğü gibi, bu suçlarla ilgili olarak sorgulanamamakta ve yargılanamamaktadır. Böyle bir düzenleme Anayasanın ruhuna, genel hukuk kurallarına aykırıdır.

Anayasanın 76 ncı maddesindeki suç iddialarıyla ilgili olarak kovuşturma yapılmasına izin verilmeli, karma komisyon yasama dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmayacağına, kovuşturma sonucu oluşacak objektif ölçüler çerçevesince karar verebilmelidir.

Objektif ölçülerin bulunmamasına ilişkin gerekçe:

Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasıyla ilgili Anayasamızın 83 üncü maddesinde belirli objektif ölçüler belirtilmediği gibi, yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki Meclis İçtüzüğünün 131 ilâ 134 üncü maddelerinde de belirli objektif ölçülere yer verilmemiştir.

Birçok Anayasa Mahkemesi Kararlarında da belirtildiği üzere; yasama dokunulmazlığının kaldırılması konusunda birtakım belirli, objektif ölçülere uygun davranılması ve bu ölçülerin bir hukuk devletinden beklenen nitelikte bulunması şarttır. Yeterli olmamakla birlikte, eski Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünde belirli objektif ölçüler yer almış ve Anayasa Mahkemesi, bu objektif ölçülere uygunluğu gözetmiştir.

Sonuç:

Bir suç isnadı ciddî ise, siyasî ereklere uygun ise yahut üyenin şeref ve haysiyetini koruma yönünden dokunulmazlığın kaldırılması zarurî ise, yasama dokunulmazlığı kaldırılmalıdır.

Dokunulmazlığın amacı, yasama görevini yürütecek milletvekillerinin çeşitli çevrelerden gelebilecek baskı ve kaygılardan korunmuş olarak görevlerini gereği gibi yapmalarını sağlayarak, siyasal nitelikli kovuşturmalar bahanesiyle milletvekillerinin Meclise katılmaktan alıkonmasını, çalışma şevkinin kırılmasını, bu yolla da TBMM’nin istencinin çarpıtılmasını önlemektir. Yoksa, kimilerinin, TBMM’yi yıpratmak için kasıtlı olarak söylediği gibi, milletvekiline, soruşturmadan kaçma, suç işleme ayrıcalığı tanınması değildir.

Hangi suç isnadının ciddî olduğu “Milletvekili seçilme yeterliliği” başlıklı Anayasamızın 76 ncı maddesinde belirtildiği gibi, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Yasasının “Milletvekili seçilemeyecek olanlar” başlıklı 11 inci maddesinde de belirtilmiştir.

Taksirli suçlar hariç, toplam bir yıl veya daha fazla hapis veya süresi ne olursa olsun ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar, affa uğramış olsalar bile; zimmet, ihtilas, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar ile istimal ve istihlak kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık suçları, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma veya devlet sırlarını açığa vurma suçlarından biriyle mahkûm olanlar, TCK’nın “Devletin Şahsiyetine Karşı Cürümler” başlıklı ikinci kitabının, birinci babında yazılı suçlardan veya bu suçların işlenmesini alenî olarak tahrik etme suçundan mahkûm olanlar, TCK 312 nci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı halkı, sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa, açıkça tahrik etme suçlarından mahkûm olanlar ve TCK’nın 536 ncı maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yazılı eylemler ile aynı yasanın 537 nci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında yazılı eylemleri siyasî ve ideolojik amaçlarla işlemekten mahkûm olanlar, milletvekili seçilemezler.

Anayasamızın 76 ncı maddesine göre affedilmiş olsalar dahi, belirtilen suçlardan mahkûm olanlar milletvekili seçilemediği halde, Anayasadaki düzenleme biçimine göre yasama dokunulmazlığı, bu suçlarla ilgili ciddî iddialar bakımından, milletvekilleri hakkında soruşturma yapılmasına olanak bile vermemektedir. Kamu vicdanını rahatsız eden bu duruma son vermek ve milletvekillerini gereksiz koruma zırhına büründürmemek için, Anayasanın 76 ncı maddesinde zaten milletvekilliğine seçilme engeli olarak gösterilen bu gibi suç iddiaları dolayısıyla soruşturma açılması ve yargılama yapılmasının yasama dokunulmazlığı dışına çıkarılması uygun olacaktır. Anayasada böyle bir değişiklik, asılsız suçlamalarla töhmet altında kalan milletvekillerinin yargı önünde aklanmasına fırsat verilmesi ve genel olarak milletvekili saygınlığının yükseltilmesi bakımından da yarar sağlayacaktır. Anayasada yapılması gereken bu değişikliğe kadar da karma komisyonların, bu ilke ve ölçüler içerisinde kişi ve parti ayırımı yapmaksızın milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına karar vermesi uygun olacaktır.

Kimi suç iddiaları vardır ki, ciddî olmamakla birlikte siyasî ereklere aykırıdır. Öte yandan, öyle asılsız suç iddiaları vardır ki, üye istemese dahi soruşturmanın ertelenmesine karar verilmektedir. İşte bu suç iddialarıyla ilgili olarak da yasama dokunulmazlığı kaldırılmalı, milletvekillerinin aklanmalarına olanak tanınmalıdır. Ancak, uygulamada, üye istemese dahi dokunulmazlığının kaldırılması ertelenmekte, üyeler töhmet altında bırakılarak, siyaseten yıpratılmaktadır.

Anayasamızın 83 üncü maddesinde tanımlanan yasama dokunulmazlığının kaldırılması işlemi, bir yargı işlemi niteliğinde olmayıp yasama işlemi niteliğindedir. İşlem dosyaları tam olarak oluşmuş olsa dahi, kurulun yapısı ve çalışma esasları gereği, işlem dosyalarını tam bir tarafsızlıkla inceleyebilmesi, suçun maddî ve manevî unsurlarını saptayabilmesi ve değerlendirebilmesi olanaksızdır. Bu niteliği gereği, dokunulmazlığın kaldırılması işlemi, ceza kovuşturmasının açılması veya ceza verilmesi niteliğinde olmayan, sadece yasama meclisi üyelerini, kimi istisnaî durumlarda üyelik teminatından sıyırarak, adalet karşısında öteki yurttaşlarla bir düzeye getirmekten ibarettir.

Anayasamızın 85 inci maddesi, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verilmiş olması hallerinde, Meclis Genel Kurul kararının alındığı tarihten başlayarak yedi gün içerisinde, ilgili milletvekilinin veya bir diğer milletvekilinin, kararın Anayasaya, yasaya veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabileceğini düzenlemektedir.

Bu düzenlemeyle, yasama içindeki iktidar-muhalefet dengesi nedeniyle alındığı iddia edilen haksız yasama işleminin yargıyla dengelenmesi, objektif kıstaslara uygunluğunun saptanması sağlanmaktadır.

Yukarıda belirtilen ilkelere uygun davranılması gerektiğini ve değerli üyelerin aklanmalarına olanak sağlanılması gerektiğini düşündüğümden, ilkesel olarak, yasama dokunulmazlığının üyelik sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine dair çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.

Saygılarımla.     24.5.2000

           Hüseyin Tayfun İçli

             Ankara

Karşı oy gerekçemdir:

Karma Komisyon Başkanlığına

Milletvekillerinin herhangi bir baskı ve tehdit altında olmadan, görevlerini serbestçe yerine getirebilmelerini sağlamak amacıyla dokunulmazlıklar düzenlenmiştir.

Tarihî bakımdan milletvekili dokunulmazlığı ilk defa 1688 tarihinde İngiltere’de düzenlenmiştir. Bu düzenleme “parlamentoda konuşma özgürlüğü, tartışmalar, yargılamalar hiçbir mahkemede veya parlamento dışında sorumluluk sebebi olamaz” şeklindedir. Buna paralel olarak, 1789 tarihli Fransız Kanunu ile bunlardan esinlenen 1876 Türk Anayasasında ve halen yürürlükte bulunan Hindistan, Mısır, Meksika, Bulgaristan, İtalya ve bunun gibi ülkelerde tarihî anlayışa uygun olarak yasama dokunulmazlığı, Mecliste ileri sürülen düşünceler ile kullanılan oyların suç sayılamayacağıyla sınırlıdır.

Ülkemizde ise, 1982 Anayasasının 83 üncü maddesine göre yasama dokunulmazlığı “TBMM üyelerinin Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden sorumlu tutulamaması” ile “seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri sürülen bir milletvekilinin, Meclis kararı olmadıkça tutulamaması, sorguya çekilememesi, tutuklanamaması ve yargılanamaması”dır.

Böylesi bir dokunulmazlık düzenlemesi, yerli ve yabancı ceza yasalarında düzenlenen ve “kanunsuz suç olmaz, suç ve suçlular da cezasız bırakılamaz” şeklinde özetlenebilecek temel prensiplere ve Anayasanın 2 nci maddesine dayalı hukuk devleti ilkesi ile 10 uncu maddesine dayalı eşitlik ilkesine gölge düşürmektedir.

Bu nedenle, yasama dokunulmazlığının “Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, ileri sürdükleri düşüncelerinden sorumlu tutulamamak ve kişisel özgürlüğü kısıtlanamamak” şeklinde düzenlenmesi, tarihî gelişmeye ve gerekçeye uygun olacaktır.

Fransa’da 1995 yılında bu yönde yapılan düzenlemeyle, adlî soruşturma ve yargılama dokunulmazlık kapsamı dışına çıkarılmış, sadece tutuklama ve kişi özgürlüğünün kaldırılması Meclisin kararına bırakılmıştır. Yine, yasama dokunulmazlığının anavatanı olan İngiltere’de, dokunulmazlık zırhı, ceza kovuşturmalarına karşı değil, hukuk davalarına karşı koruyucu bir işleve indirgenmiştir.

Gündemdeki ertelenme kararı verilen dosyalar kapsamındaki iddialar, vatandaşlarımızın günlük yaşamında karşılaştıkları ve mevzuata göre gereğinin yapıldığı hukukî olaylar ve iddialardır. Bir yurttaş bu gibi hallerde hangi hukuk kurallarına tabi tutuluyorsa, onun vekili ve aynı zamanda bir vatandaş olan milletvekillerinin ve diğer kamu görevlilerinin de aynı kurallara tabi olması kadar doğal bir şey olamaz. Böyle bir anlayış ve uygulayış, eşitliğin gereği olduğu gibi, hukuk devleti olmanın da temel gereğidir.

Yukarıda belirttiğim gerekçelerle, öncelikle, yasal düzenlemeler yapılarak sorgulanma ve yargılanma dokunulmazlık kapsamı dışına çıkarılmalı, sadece kişisel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması dokunulmazlık kapsamında olmalıdır. Ceza hükümlerinin infazı ise, milletvekili sıfatının sona ermesine bırakılmalıdır. Böyle bir düzenlemeyle, bir taraftan yargısal denetim işlerlik kazanacak, diğer taraftan milletvekillerinin Meclis çalışmalarına katılımı da sağlanmış olacaktır.

Yasal düzenlemeler yapılıncaya kadar “yasama sorumsuzluğu” kapsamı dışındaki suç iddialarını içeren dosyalar için, dokunulmazlıklar kaldırılmalıdır. Böylelikle asil ve vekili arasında eşitlik sağlanacağı gibi, milletvekillerine de bir an önce aklanma olanağı yolu açılacaktır.

Bu nedenle “yasama sorumsuzluğu” kapsamı dışında gördüğüm bu dosya için, dokunulmazlığın kaldırılmasının yerinde olacağı kanaatinde olduğumdan, erteleme kararına katılmıyorum.                         29.5.2000

    Osman Kılıç

           İstanbul

 

Muhalefet şerhi:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Karma Komisyon Başkanlığına

Halkın egemenliğinin tesis edildiği Türkiye Büyük Millet Meclisinin her üyesi saygıdeğerdir.

Yasama görevini yerine getiren bir milletvekilinin, saygınlığını zedeleyen suçlamalar karşısında, Türk Milleti adına karar veren bağımsız yargıda aklanmak en doğal hakkı olmalıdır. Bu hakkın kullanılabilmesi için sayın milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasının doğru olacağı düşüncesindeyim.

Karara bu anlamda muhalefet ediyor, saygılar sunuyorum.                 24.5.2000

              Nazire Karakuş

           İstanbul

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Diğer raporu okutuyorum:

2. – Adana Milletvekili Recai Yıldırım’ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/507) (S. Sayısı: 466) (1)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Başkanlıkça, 24.3.2000 tarihinde karma komisyonumuza gönderilen Adana Milletvekili Recai Yıldırım’ın yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi, İçtüzüğün 132 nci maddesine göre kurulan hazırlık komisyonuna incelenmek üzere verilmiştir.

Hazırlık komisyonu inceleme sonucunu özetleyen 27.4.2000 günlü raporuyla 298 sayılı Yasaya muhalefet suçu isnat olunan Adana Milletvekili Recai Yıldırım hakkındaki kovuşturmanın, milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.

Dosyada bulunan belge ve bilgiler ile hazırlık komisyonu raporunu inceleyen karma komisyonumuz, bütün demokratik ülkelerde yasama meclisleri üyelerine, yasama görevlerini gereği gibi yerine getirebilmelerini sağlamak amacıyla bazı bağışıklıkların (dokunulmazlıkların) tanındığını; ancak, böyle farklı bir statünün onları ayrıcalıklı ve hukukun dışında bir grup haline getirmek için olmadığını; tersine, yasama görevinin kamu yararına uygun biçimde yapılabilmesi için Meclis çalışmalarına engel olunmaması ve bağımsızlıklarının bir başka yönden de güvence altına alınması amacına yöneldiğini göz önüne almıştır. Anayasanın 83 üncü maddesinin de bu anlayışa dayandığı ve bu amacı taşıdığı açıktır. Bu nedenlerle ve isnat olunan eylemin niteliği dikkate alınarak, Adana Milletvekili Recai Yıldırım hakkındaki kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine oy çokluğu ile karar verilmiştir.

Raporumuz Genel Kurulun bilgilerine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile sunulur.

             Başkan

           Ertuğrul Yalçınbayır

               Bursa

ve Komisyon üyeleri

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Ankara Milletvekili Tayfun İçli ve İstanbul Milletvekili Osman Kılıç, bu rapora da muhaliftirler. Gerekçeleri, aynı olduğundan, ayrıca okutmuyorum.

Bilgilerinize sunulmuştur.

Diğer raporu okutuyorum:

3. – Kahramanmaraş Milletvekili Ali Doğan’ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/508) (S. Sayısı: 467) (2)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Başkanlıkça, 24.3.2000 tarihinde karma komisyonumuza gönderilen Kahramanmaraş Milletvekili Ali Doğan’ın yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi, İçtüzüğün 132 nci maddesine göre kurulan hazırlık komisyonuna incelenmek üzere verilmiştir.

Hazırlık komisyonu, inceleme sonucunu özetleyen 27.4.2000 günlü raporuyla, 298 sayılı Yasaya muhalefet suçu isnat olunan Kahramanmaraş Milletvekili Ali Doğan hakkındaki kovuşturmanın, milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.

                                        

(1) 466 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(2) 467 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

 

Dosyada bulunan belge ve bilgiler ile hazırlık komisyonu raporunu inceleyen karma komisyonumuz, bütün demokratik ülkelerde yasama meclisleri üyelerine, yasama görevlerini gereği gibi yerine getirebilmelerini sağlamak amacıyla bazı bağışıklıkların (dokunulmazlıkların) tanındığını; ancak, böyle farklı bir statünün onları ayrıcalıklı ve hukukun dışında bir grup haline getirmek için olmadığını; tersine, yasama görevinin kamu yararına uygun biçimde yapılabilmesi için Meclis çalışmalarına engel olunmaması ve bağımsızlıklarının bir başka yönden de güvence altına alınması amacına yöneldiğini göz önüne almıştır. Anayasanın 83 üncü maddesinin de bu anlayışa dayandığı ve bu amacı taşıdığı açıktır. Bu nedenlerle ve isnat olunan eylemin niteliği dikkate alınarak, Kahramanmaraş Milletvekili Ali Doğan hakkındaki kovuşturmanın, milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine oy çokluğuyla karar verilmiştir.

Raporumuz Genel Kurulun bilgilerine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa saygıyla sunulur.

             Başkan

           Ertuğrul Yalçınbayır

               Bursa

ve Komisyon üyeleri

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Sayın milletvekilleri, ayrıca, Ankara Milletvekili Tayfun İçli ve İstanbul Milletvekili Osman Kılıç bu rapora da muhaliftirler. Gerçekçeleri aynı olduğundan, ayrıca okutmuyorum.

Sayın milletvekilleri, bu raporların tümü, kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine dairdir. On gün içerisinde itiraz olunmadığı takdirde, bu raporlar kesinleşmiş olacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının tezkereleri vardır; okutup, ayrı ayrı oylarınıza sunacağım:

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)

2. – TBMMBaşkanı Yıldırım Akbulut’un, Litvanya ve Letonya Parlamento Başkanlarının davetlerine, beraberinde bir parlamento heyetiyle icabetlerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/610)

23 Haziran 2000

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Yıldırım Akbulut’un Litvanya ve Letonya Parlamento Başkanlarının vaki davetlerine icabetle, beraberinde bir Parlamento heyeti olduğu halde sırasıyla 4-5 Temmuz 2000 tarihleri arasında Litvanya’yı, 6-8 Temmuz 2000 tarihleri arasında ise Letonya’yı ziyaret etmesi öngörülmektedir.

Anılan ziyarete Sayın TBMM Başkanının beraberinde bir Parlamento heyetiyle birlikte katılması hususu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

Nejat Arseven

           Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı Vekili

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

BAŞKAN – Oylama yapacağım ve karar yetersayısı arayacağım.

Kabul edenler... Karar yetersayısı yoktur.

Birleşime 10 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 14.42

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 14.55

BAŞKAN : Başkanvekili Nejat ARSEVEN