DÖNEM : 21 CİLT
: 35
YASAMA YILI : 2
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
113 üncü Birleşim
20 . 6. 2000
Salı
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KÂĞITLAR
III. – YOKLAMALAR
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Muğla Milletvekili Fikret Uzunhasan’ın, Muğla İlindeki balık üretim
çiftlikleri sahiplerinin sorunları ile alınması gereken önlemlere ilişkin
gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in cevabı
2. – Burdur Milletvekili Mustafa Örs’ün, Burdur İlinin sorunlarına
ilişkin gündemdışı konuşması
3. – Hatay Milletvekili Levent Mıstıkoğlu’nun, Mustafa Kemal
Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesince kullanılmakta olan Sağlık Bakanlığına ait
Pirinçlik’teki tesislere ilişkin gündemdışı konuşması
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Muğla Milletvekili Nazif Topaloğlu’nun (6/707, 6/708, 6/709) esas
numaralı sözlü sorularını geri aldığına ilişkin önergesi (4/270)
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS
SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. – Fazilet Partisi Genel Başkanı ve Malatya Milletvekili Mehmet Recai
Kutan ve 35 arkadaşının, uyguladığı yanlış politikalarla tarım sektörünün
olumsuz yönde etkilenmesine neden olduğu iddiasıyla Tarım ve Köyişleri Bakanı
Hüsnü Yusuf Gökalp hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/2)
V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE
KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. – Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in Yasama Dokunulmazlığının
Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları
Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/459) (S. Sayısı: 449)
2. – Kastamonu Milletvekili M. Hadi Dilekçi’nin Yasama Dokunulmazlığının
Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları
Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/460) (S. Sayısı: 450)
3. – İstanbul Milletvekili Ayşe Nazlı Ilıcak’ın Yasama Dokunulmazlığının
Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları
Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/461) (S. Sayısı: 451)
4. – “Ticaret ve Sanayi Odaları”, “Ticaret Odaları”, “Sanayi Odaları”,
“Deniz Ticaret Odaları”, “Ticaret Borsaları” ve “Türkiye Ticaret, Sanayi, Deniz
Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği” Kanununa Bir Geçici Madde
Eklenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair
Kanun Tasarısı ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji
Komisyonu Raporu (1/641) (S. Sayısı: 484)
5. – Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı
Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/53) (S. Sayısı: 433)
6. – 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Eki Cetvellerin Emniyet Genel Müdürlüğüne Ait Bölümünde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları
Raporları (1/601) (S. Sayısı: 426)
7. – Askerî Hâkimler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı ve Millî Savunma ve Adalet Komisyonları Raporları (1/657) (S. Sayısı:
421)
VI. – ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. – (11/2) esas numaralı gensoru önergesinin, gündemin “Özel Gündemde
Yer Alacak İşler” kısmında yer almasına ve Anayasanın 99 uncu maddesi
gereğince, gündeme alınıp alınmaması hususundaki görüşmelerin 21.6.2000 tarihli
birleşimde yapılmasına; gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edildiği
takdirde gensorunun özel gündemde yer almasına ve görüşmelerinin 26.6.2000
Pazartesi günü yapılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi
B) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1. – Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile gündemdeki sıralamanın
yeniden düzenlenmesine ilişkin DSP, MHP ve ANAP Gruplarının müşterek önerisi
VII. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS
SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI
A) GÖRÜŞMELER
1. – İstanbul Milletvekili Nazif Okumuş ve 43 Arkadaşı ile Ankara
Milletvekili Cemil Çiçek ve 21 Arkadaşının, Türkiye Kızılay Derneğinin
Sorunları ile Faaliyetlerinin Araştırılarak Gelir Kaynaklarının Daha Etkin
Kullanılması İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Anayasanın
98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci Maddeleri Uyarınca Birer Meclis Araştırması
Açılmasına İlişkin Önergeleri ve Meclis Araştırması Komisyonu Raporu (10/73,
74) (S. Sayısı: 405)
2. – 20 nci Yasama Döneminde Konya Milletvekili Hüseyin Arı ve 56
Arkadaşı Tarafından Verilen Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünce 1996
Yılında Özürlülerin Memurluğa Alınması İçin Açılan Sınavda Mevzuata Aykırı ve
Usulsüz İşlemler Yapılmasına Göz Yumarak Görevini İhmal Ettiği ve Kötüye
Kullandığı ve Bu Eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 ve 240 ıncı Maddelerine
Uyduğu İddiasıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eski Bakanı Mustafa Kul Hakkında
Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis
Soruşturması Açılmasına İlişkin Önerge ve Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu
(9/34) (S. Sayısı: 410)
VIII. – SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – İstanbul Milletvekili Ayşe Nazlı Ilıcak’ın, eski Cumhurbaşkanı
Kenan Evren hakkında iddianame hazırlayan Adana Cumhuriyet Savcısına ilişkin
sorusu ve Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün cevabı (7/1810)
2. – İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in, GAP Bölgesindeki arazi
satışlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Şuayip Üşenmez’in cevabı (7/1814)
3. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde
yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Hikmet Sami
Türk’ün cevabı (7/2060)
4. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, 4 üncü GSM ihalesinden
sonra Demirbank hisse senedi sahiplerinin borsada zarar ettikleri iddialarına
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Recep Önal’ın cevabı (7/2065)
5. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, İstanbul’da yapımı planlanan göz
hastanesi için ayrılan ödeneğe ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Osman Durmuş’un
cevabı (7/2071)
6. – Erzurum Milletvekili Mücahit Himoğlu’nun, Ege adaları konusunda bir
dergide yer alan habere ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in cevabı
(7/2074)
7. – Erzurum Milletvekili Fahrettin Kukaracı’nın, kamu kurumlarındaki
ücret dengesizliklerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Şükrü Sina
Gürel’in cevabı (7/2098)
8. – Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu’nun, D-8 projesine ilişkin
sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in cevabı (7/2109)
9. – Antalya Milletvekili Mehmet Zeki Okudan’ın, esnaf ve sanatkârlara
kullandırılan kredilerin faiz oranlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan’ın cevabı (7/2116)
10. – İstanbul Milletvekili İsmail Aydınlı’nın, bir davada sanık
durumunda olan polislerin mahkemeye getirilmediği iddialarına ilişkin sorusu ve
İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın cevabı (7/2120)
11. – Diyarbakır Milletvekili Sacit Günbey’in, Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışmayı Teşvik Fonuna ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Hasan Gemici’nin
cevabı (7/2124)
12. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, Erzincan’a Vakıflar
Şube Müdürlüğü kurulup kurulmayacağına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Yüksel
Yalova’nın cevabı (7/2127)
13. – Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak’ın, Emlakbank’tan Egebank’a
kredi verilip verilmediğine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Bal’ın yazılı
cevabı (7/2131)
14. – Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, bakanlık fonlarından
belediyelere gönderilen paralara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral’ın
cevabı (7/2139)
15. – Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, haklarında soruşturma açılan
belediye başkanı olup olmadığına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin
Tantan’ın cevabı (7/2140)
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak iki oturum yaptı.
Yapılan yoklamalar sonucunda Genel Kurulda toplantı yetersayısı
bulunmadığı anlaşıldığından, 20 Haziran 2000 Salı günü saat 15.00’te toplanmak
üzere, birleşime 14.32’de son verildi.
Mehmet
Vecdi Gönül
Başkanvekili
Burhan Orhan Levent Mıstıkoğlu
Bursa Hatay
Kâtip Üye Kâtip Üye
No.: 157
II. – GELEN
KÂĞITLAR
19.6.2000 PAZARTESİ
Sözlü Soru
Önergeleri
1. - Tunceli
Milletvekili Kamer Genç’in, Bolu Tünel inşaatına ilişkin Bayındırlık ve
İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/737) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2000)
2. - Tunceli
Milletvekili Kamer Genç’in, Ayaş Tüneli Projesine ilişkin Bayındırlık ve
İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/738) (Başkanlığa geliş tarihi:
16.6.2000)
3. - Tunceli
Milletvekili Kamer Genç’in, Türk Ticaret Bankası Genel Müdürü hakkında
açılmış ceza davası olup olmadığına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi
(6/739) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2000)
Yazılı
Soru Önergeleri
1. - İstanbul
Milletvekili Yücel Erdener’in, Türkiye’de avcılığın idaresi, yaban
hayatı ve atıcılığa ilişkin Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/2228)
(Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2000)
2. - İstanbul
Milletvekili Yücel Erdener’in, Türkiye’de avcılığın idaresi, yaban
hayatı ve atıcılığa ilişkin Devlet Bakanından (Fikret Ünlü) yazılı soru
önergesi (7/2229) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2000)
3. - Ankara
Milletvekili M.Zeki Çelik’in, Bakanlığa bağlı müzelere ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi
(7/2230) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2000)
4. - Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, vakıf
üniversitelerine yapılan yardımlara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/2231) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2000)
5. - Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, vakıf
üniversitelerine yapılan yardımlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru
önergesi (7/2232) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2000)
6. - Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, ortaöğretim
okullarında meydana gelen şiddet olaylarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/2233) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2000)
7. - Antalya Milletvekili Mehmet Zeki Okudan’ın,
Türkiye’nin kükürt ihtiyacına ve Isparta’daki Keçiborlu Kükürt Fabrikasına ilişkin
Devlet Bakanından (Şükrü Sina Gürel) yazılı soru önergesi (7/2234) (Başkanlığa
geliş tarihi: 16.6.2000)
8. - Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Bolu Tüneli
inşaatına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/2235)
(Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2000)
9. - Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Jeotermal
Enerji Kaynaklarının kullanımına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve
Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/2236) (Başkanlığa geliş tarihi:
16.6.2000)
10. - Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, trafik
kazalarının nedenlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/2237) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2000)
11. - Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Kombassan
Holdinge ayrımcı uygulamalar yapıldığı iddialarına ilişkin Devlet Bakanından
(Recep Önal) yazılı soru önergesi (7/2238) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2000)
12. - Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, Uzaktan Eğitim Vakfı’na ilişkin Millî
Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2239) (Başkanlığa geliş tarihi:
16.6.2000)
13. - Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün,
Ankara-Çankaya İlçesi Mürsel Uluç Mahallesinin sağlık sorunlarına ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2240) (Başkanlığa geliş tarihi:
16.6.2000)
14. - Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün,
Ankara yöresindeki çiftçilerin ve hayvan yetiştiricilerinin sorunlarına ilişkin
Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2241) (Başkanlığa geliş
tarihi: 16.6.2000)
Gensoru
Önergesi
1. - Fazilet
Partisi Genel Başkanı ve Malatya Milletvekili Mehmet Recai Kutan ve 35
arkadaşının, uyguladığı yanlış politikalarla tarım sektörünün olumsuz yönde
etkilenmesine neden olduğu iddiasıyla Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf
Gökalp hakkında Anayasanın 99 uncu ve İçtüzüğün 106 ncı Maddeleri uyarınca bir
gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/2) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2000)
(Dağıtma tarihi: 19.6.2000)
Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru
Önergeleri
1. - Ardahan Milletvekili Saffet Kaya’nın, TEDAŞ
Bayburt müessesesinde görevine son verilen güvenlik görevlilerine ilişkin
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru
önergesi (7/1958)
2. - Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Akkuyu Nükleer
Elektrik Santrali ihalesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve
Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/1965)
3. - Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Çin’in Doğu
Türkistan’ı işgaline ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1971)
4. - Rize Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun, bazı MİT
görevlilerinin basın kuruluşlarında çalıştığı iddialarına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/1973)
5. - Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, İsrail Eğitim
Bakanının beyanları hakkında bir girişimde bulunulup bulunulmadığına ilişkin
Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1976)
No. : 158
20 . 6 . 2000
SALI
Kanun
Hükmünde Kararname
1. - Başbakanlık Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Hükmünde Kararname (1/706) (Anayasa ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14.6.2000)
Tasarılar
1. - Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu Arasında
Hukukî, Ticarî ve Cezaî Konularda Adli Yardımlaşma Sözleşmesinin ve Sözleşmeye
İlişkin Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/707)
(Adalet ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.6.2000)
2. - Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan Cumhuriyeti
Arasında Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı ile Yunanistan Cumhuriyeti Kamu
Düzeni Bakanlığı Suç ile, Özellikle Terörizm, Örgütlü Suçlar, Uyuşturucu Madde
Kaçakçılığı ve Yasa Dışı Göç ile Mücadelede İşbirliği Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/708) (İçişleri ve
Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.6.2000)
3. - Türkiye Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığı
Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı (1/709) (Plan ve Bütçe
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2000)
Teklifler
1. - Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekili Ankara
Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün; 9.6.1930 Tarih ve 1700 Sayılı Dahiliye
Memurları Kanununa Bir Geçici Madde ve Bir Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun
Teklifi (2/555) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.6.2000)
2. - Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekili Ankara
Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün; 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun Bir
Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/556) (Plan ve Bütçe
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.6.2000)
3. - Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekili Ankara
Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün; 867 ve 170 Sayılı Ziraat Vekaletine Merbut
Bazı Mektep ve Müesseselerin Sureti İdaresi Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/557) (Tarım, Orman ve Köyişleri ve Plan ve
Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.6.2000)
4. - Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici’nin; Türkiye
Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılması Hakkında İçtüzük Teklifi
(2/558) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.6.2000)
Raporlar
1. - Türkiye Cumhuriyeti ile Hindistan Cumhuriyeti
Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve
Dışişleri Komisyonları Raporları (1/671) (S. Sayısı: 489) (Dağıtma tarihi:
19.6.2000) (GÜNDEME)
2 .- Anavatan Partisi Grup Başkanvekili Kastamonu
Milletvekili Murat Başesgioğlu, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili
Konya Milletvekili Ömer İzgi, Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekili Ankara
Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Fazilet Partisi Grup Başkanvekili İstanbul
Milletvekili İsmail Kahraman ve Demokratik Sol Parti Grup Başkanvekili Konya
Milletvekili Emrehan Halıcı’nın, 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen
Kütükleri Hakkında Kanunun 47 nci Maddesine Bir Fıkra Eklenmesi Hakkında Kanun
Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/527) (S. Sayısı: 494) (Dağıtma tarihi:
19.6.2000) (GÜNDEME)
3. - İzmir Milletvekilleri Suha Tanık ve Işılay
Saygın’ın, İzmir İlinde Uzundere Adı ile Bir İlçe Kurulması Hakkında Kanun
Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin
Önergesi (2/365) (S. Sayısı: 498) (Dağıtma tarihi: 19.6.2000) (GÜNDEME)
4. - Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Kurulmasına
İlişkin Kanun Tasarısı ve Dışişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/700) (S. Sayısı: 504) (Dağıtma tarihi: 20.6.2000) (GÜNDEME)
Yazılı Soru
Önergeleri
1. - İstanbul Milletvekili M. Murat Sökmenoğlu’nun,
yurtdışına çıkışlardaki vize uygulamalarına ilişkin Dişişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/2242) ( Başkanlığa geliş tarihi: 19.6.2000)
2. - Sakarya Milletvekili Cevat Ayhan’ın, deprem
felaketinden sonra çeşitli kuruluşlarca düzenlenen yardım kampanyalarına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2243) (Başkanlığa geliş tarihi:
19.6.2000)
BİRİNCİ
OTURUM
Açılma Saati
: 15.00
20 Haziran
2000 Salı
BAŞKAN :
Başkanvekili Nejat ARSEVEN
KÂTİP ÜYELER
: Melda BAYER (Ankara), Mehmet ELKATMIŞ (Nevşehir)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 113 üncü
Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşıma gündemdışı söz
vereceğim.
Gündemdışı ilk söz, Muğla İlindeki balık çiftliklerinin
sorunları hakkında söz isteyen Muğla Milletvekili Sayın Fikret Uzunhasan'a
aittir.
Buyurun Sayın Uzunhasan (DSP sıralarından alkışlar)
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Muğla Milletvekili Fikret
Uzunhasan’ın, Muğla İlindeki balık üretim çiftlikleri sahiplerinin sorunları
ile alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve
Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in cevabı
FİKRET UZUNHASAN (Muğla) – Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
21 inci Yüzyıla girmiş olmamıza rağmen, besin üretim
kaynaklarının ve alanlarının daralması, dünyamız için hâlâ önemli bir
tehdittir. Son yıllarda, protein açığının kapatılabilmesi için, gelişmiş
ülkeler, denizlere ve denizlerdeki su ürünlerine büyük önem vermişlerdir. FAO
bilgilerine göre, denizlerden elde edilen su ürünleri toplamı 120 milyon
tondur, yetiştirilen balık miktarı ise 20 milyon ton kadardır.
Ülkemiz, gerek iklim ve ekolojik gerekse topografik
olarak su ürünleri yetiştiriciliğine uygun dünyanın sayılı ülkelerinden
biridir. Ancak, uygulamada yaşanan sıkıntılar, ne yazık ki, bizi, bu üretimde
çok gerilerde bırakmıştır. Örneğin, bizim kıyılarımızın 1/3'ü kadar kıyılara
sahip olan Japonya, yılda 450 000 ton balık üretirken, biz, ancak 25 000 ton,
yani, Japonya'nın yaklaşık 1/18'i kadar balık üretebiliyoruz. Hatta, bizden çok
sonra bu işe başlayan Yunanistan'dan bile daha az üretim yapabiliyoruz.
Türkiye'de ilk defa ağ kafeslerde deniz balığı
yetiştiriciliği Muğla'da başlamıştır. Çok kısa zamanda ülkemizde mevcut olan
300 ağ kafeslerde balık üretim çiftliğinin 176'sı burada kurularak, toplam
üretime yüzde 65'lik katkı sağlamıştır. 1999 yılı üretimi 13 000 ton olmuş ve
179 trilyon Türk Lirası kaynak oluşturulmuştur. Yaklaşık 38 milyon dolar
dışsatım yapılmıştır. Muğla İlinde bu sektör, 7 200 kişilik istihdamla yerli
halka önemli bir iş sahasıdır. Ancak, bu gelişmeye paralel olarak, daha çok,
devlet kuruluşları arasındaki yetki karmaşasından kaynaklanan bazı problemler,
bu sektörü durma noktasına doğru hızla sürüklemektedir; oysa, 1380 sayılı Yasa,
bütün bu görevleri, Tarım Bakanlığı ve onun illerdeki kuruluşları olan Tarım İl
Müdürlüklerine vermiştir. Ancak, Muğla sahillerinin yoğun olarak turizme hizmet
verdiğini dikkate alırsak, Turizm Bakanlığının görüşlerini almamak mümkün
değildir; böyle de yapılmış ve sonuçta, bu sahillerin onbinde 2'si gibi çok az
kısmı balık çiftliklerine ayrılmıştır ve geri kalan sahiller turizme
bırakılmıştır.
Sayın milletvekilleri, bu iki sektör, esasen, birbirine
destek veren iki sektördür. Hatta, gelişmiş ülkelerde, örneğin, Amerika,
Japonya, Norveç, İngiltere, Kanada ve hatta Yunanistan'da, yer darlığından,
balık çiftlikleri, bir yandan, üretim yaparken, aynı zamanda, turizme hizmet
veren birer işletme haline dönüştürülmüştür.
Diğer yandan, Çevre Bakanlığının, Denizcilik
Müsteşarlığının, Sağlık Bakanlığının, Muğla Valiliğinin, Bayındırlık ve İskân
Bakanlığının, Orman Bakanlığının görüş ve müsaadelerine başvurulmuştur; son
olarak da, bu sahaların denizlerdeki sahibi olan Maliye Bakanlığının
müsaadesiyle, 2886 sayılı Yasa çerçevesinde ihalesi yapılıyor ve sözleşmeye
bağlanıyor. Yani, kısaca, üretime uygun sahaların tespitinde ve balık üretim
çiftliklerinin kurulmasında yetkili olan Tarım Bakanlığının yanında, sekiz ayrı
devlet kuruluşu görüş sahibidir. İşte, bu kadar geniş yetki yelpazesi
içerisinde üretici ve sektör, dış müdahalelere karşı savunmasız ve çaresiz
kalmaktadır. Durumdan istifade etmek isteyen bazı güçler tarafından, daha çok
bu çiftliklerin yoğun olarak bulunduğu Milas-Güllük Koyunda, balık çiftlikleri,
deniz kirliliği ve görüntü kirliliği yapıyor gerekçesiyle, ruhsatlı
çiftliklerin yerinden sökülüp, bunların üretime uygun olup olmadığı belli
olmayan açık denizlere kurulmaları istenmektedir. Diğer yandan, Muğla Valiliği
de, sadece turizm diyerek, bu çiftliklerin ruhsatlarını iptal etmek için
kollarını sıvamış durumdadır. Gerekçesini de, sanki danışıklı, temyizsiz ve
defanssız bir mahkeme sonucuna dayandırmaktadır; oysa, deniz yüzeyinin
kiralanması işi, 2886 sayılı Yasaya göre yapılmıştır. Sözleşme gereği,
taraflardan biri üretici, diğeri ise, Maliye Bakanlığıdır. Bu sözleşmenin 15
inci maddesi, "projeye dayalı kiralamalarda, sözleşmenin feshinden önce
Tarım Bakanlığının görüşü alınır" der. Bildiğim kadarıyla, bu konuda,
Tarım Bakanlığının görüşüne başvurulmamıştır.
Kirlilik sorununa gelince: Balık çiftliklerinin,
bulundukları ortamı kirletme şansları yoktur; çünkü, balık kirli ortamda
yaşamaz, kısaca, çiftliğin bulunduğu yer, ortamın laboratuvarıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Uzunhasan, lütfen tamamlayın efendim.
FİKRET UZUNHASAN (Devamla) – Kaldı ki, rutin olarak
kirlilik kontrolları yapılmaktadır. Bu kontrolların hiçbirinde çiftliklerden
kaynaklanan olumsuz bir sonuçla karşılaşılmamıştır. Oysa, çiftliğin olmadığı
diğer yerleşim birimlerinin bulunduğu yerlerden alınan örneklerde, kirlilik,
tehlike sınırını aşmaktadır.
Netice olarak, dünyada hızla gelişmekte olan bu
sektörün önündeki bütün bürokratik engellerin aşılması ve geç kalınmadan
gereğinin yapılması şarttır, bu çiftliklerin kapasite artırmalarına müsaade
edilmelidir. Kaldı ki, Muğla Bölgesinde kurulu çiftlik işletmecisinin hiçbiri
devletten teşvik almadığı gibi, böyle bir beklentileri de yoktur, yeter ki,
rahat bırakılsınlar. 13 000 ton yıllık üretimi 2'ye, 3'e, hatta 4'e katlamaları
mümkündür. Bu sektörden ülke ekonomisi, en az turizmdeki kadar girdi temin
edebilir.
Sözlerime son verirken, Sayın Başkana, müsamahalarından
dolayı teşekkür ediyor, Yüce Heyete saygılarımı sunuyorum. (DSP ve MHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Uzunhasan.
Gündemdışı konuşmaya, hükümet adına, Tarım Bakanı Sayın
Hüsnü Yusuf Gökalp cevap vereceklerdir.
Buyurun Sayın Bakan.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sivas) –
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Muğla Milletvekilimiz Sayın Fikret Uzunhasan'a, Türkiye
su ürünlerini ilgilendiren ve özellikle de Muğla'daki su ürünü
yetiştiricilerinin problemlerini dile getiren bu konuşmasından dolayı teşekkür
ediyorum. Bunu fırsak bilerek, Türkiye'de su ürünleri yetiştiriciliği ve
özellikle de Muğla'daki su ürünleri yetiştiricilerinin problemleri ve bu
problemlerin çözümüyle ilgili, Bakanlığımızın görüşlerini arz etmek istiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepimiz
biliyoruz ki, dünya nüfusunun hızla arttığı ve açlık meselesinin önemli
boyutlar kazandığı günümüzde, hayvansal protein kaynaklarının geliştirilmesi
zorunluluk arz etmektedir. Özellikle, protein açığının kapatılmasında, su
ürünleri, değerli ve olmazsa olmaz gıda kaynaklarıdır. Yine, beslenme
biyokimyacılarının bildirdiğine göre, balık etinin, su ürünlerinin yerine ikame
edilecek, başka değerli bir protein kaynağı yoktur.
Türkiye, 3 tarafı denizlerle; ancak bir o kadar da göl,
gölet, baraj, akarsu kaynaklarıyla, bir noktada 5 tarafı suyla çevrili ve
zengin su potansiyeline sahip bir ülkedir. Yine, uzun bir kıyı şeridine sahip
olduğumuz gibi, içsu kaynaklarımızın potansiyelleri de gereği şekilde
değerlendirilirse, Türkiye, şu anda ürettiği su ürünlerinin çok daha fazlasını
üretme imkânına sahiptir.
Bu yüksek potansiyele rağmen, ne yazık ki, dünyada da
oldukça ucuz bir gıda kaynağı olan deniz ürünleri avcılığımız, üreticiliğimiz,
diğer ülkelerle mukayese edildiğinde çok yetersizdir. Son rakamlara göre, 433
000 ton deniz ürünleri avcılığı, 54 000 ton kadar içsu ürünleri avcılığı, 57
000 ton yetiştiricilik olmak üzere, toplam 544 000 ton su ürünleri
üretilmektedir. Bu üretimden sağlanan katmadeğer ise 303 trilyon lira
civarındadır. 1999 yılı istatistiklerine göre, toplam olarak 590 000 ton
civarında su ürünleri elde edilmiştir. Bunun yaklaşık 65 000 tonunun
yetiştiricilikten elde edildiğini biliyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son rakamlara
göre Türkiye'de kişi başına su ürünleri tüketimi yalnızca 7,5 kilogramdır.
Ancak, bu rakamın dünya ortalaması 15 kilogram, Avrupa Birliği ülkeleri
ortalaması ise 23 kilogramdır; yani, Avrupa Birliği ülkelerinde, kişi başına,
23 kilogram balık eti tüketilirken, bu rakam, Türkiye'de, kişi başına 7,5
kilogramdır.
Ülkemizde, su ürünleri üretimini, Avrupa Birliği
ülkelerinin bugünkü seviyesine çıkarabilmemiz için, en az üç kat artırmamız
gerekmektedir. Ülkemizde, izah ettiğim su ürünleri üretimine uygun çok büyük
bir potansiyel olmasına rağmen, elde edilen ürünlerin çok düşük olduğunu bizzat
görmekteyiz. Nitekim, avcılık yoluyla 1 milyon ton, yetiştiricilik yoluyla
kolaylıkla 500 000 ton olmak üzere toplam 1,5 milyon ton su ürünü üretmemiz
imkân dahilindedir.
Türkiye'de, su ürünü yetiştiriciliğinin durumu nedir:
Bilindiği üzere, nüfusun ve beslenme problemlerinin hızlı bir şekilde arttığı
dünyada ve ülkemizde, su ürünlerine olan talep de giderek artmaktadır.
Özellikle, olan bu talep, yetiştiricilik yoluyla karşılanmaktadır. Üç tarafı
denizlerle çevrili ve iç su kaynakları bakımından çok iyi imkânlara sahip olan
ülkemizde, balık yetiştiriciliği potansiyeli diğer birçok ülkeye göre çok daha
yüksektir.
Yine, istatistiklere göre, dünya su ürünleri üretiminin
yaklaşık yüzde 23'ü, yetiştiricilikten elde edilmektedir. Yine, son rakamlara
göre, Türkiye'ye baktığımız zaman, Türkiye'de, yetiştiricilikten sağladığımız
su ürünleri üretimi, ancak, toplam üretimin yüzde 10'u kadardır.
1971 yılında sayısı 1 olan yetiştiricilik tesisi, 1999
yılı sonu itibariyle 1 400'lere, proje kapasitesi ise 65 000 tona ulaşmıştır.
Toplam 1 400 civarındaki bu yetiştirici işletmenin 1 120'si içsu, 324'ü de
deniz ürünleri projesidir. Yine, 1998 yılında yapılan yetiştiricilik üretiminin
miktar olarak yüzde 59'u içsularda, yüzde 41'i de denizlerde yapılmaktadır.
Değerli Başkan, sayın milletvekilleri; ülkemizde su
ürünleri yetiştiriciliği, özellikle denizlerde çipura ve levrek
yetiştiriciliği, türlerin biyolojik özellikleri, ekolojik yapılanmalar, yatırım
maliyetlerinin düşük olması, birim alandan elde edilen ürünün yüksek olması
nedeniyle, denizlerde ağ kafeslerde yapılmasını gerektirmektedir. Ülkemiz Ege
ve Akdeniz sahilleri, bu tip kafes yetiştiriciliği için son derece uygun
özellikler taşımaktadır. Bu sahiller, aynı zamanda, turizm yatırımları için de
uygun özellikler taşımaktadır. Kamuoyunda, herhangi bir araştırma ve incelemeye
dayandırılmadan, balık çiftliklerinin, başta turizm, tatil yerleşimleri, yat
turizmi ve ulaşım gibi faaliyetlere engel olduğu, kirliliğe neden olduğu gerekçesiyle,
bu sektör, olumsuz bir şekilde etkilendirilmekte ve kamuoyunda yanlış bir
şekilde tartışmaya konu olmaktadır. Oysa, balıkçılık ve turizm, birbirlerini
tamamlayan iki önemli sektördür ve asla birbirinin rakibi değildir.
Nitekim, aynı suları paylaştığımız Yunanistan'da,
çipura ve levrek yetiştiriciliğinden elde edilen üretim, 1988 yılında 330 ton
iken, 1998 yılında 40 000 tonu ve 1999 yılı sonunda ise 60 000 tonu bulmuştur.
Ülkemizde, bu üretim, 1998 yılında yalnızca 105 ton iken, çeşitli engellemeler
nedeniyle, ancak 18 000 tona ulaşabilmiştir. Şüphesiz, Yunanistan da, bizim
gibi bir turizm ülkesidir ve aynı çevre şartlarına ve duyarlılığına onlar da
sahiptirler. Özellikle Yunanistan, ticarî olarak, çipura ve levrek
yetiştiriciliğine bizden daha sonra başladığı halde, Avrupa Birliğinin
desteğiyle, Yunanistan'da bu sektör hızla gelişerek hem üretim miktarı olarak
hem de pazarlama organizasyonları olarak büyük bir mesafe katetmiştir.
Uygun kaynaklarımıza rağmen, gerek bürokratik engeller
ve gerekse bundan kaynaklanan organizasyon bozuklukları nedeniyle, ülkemiz su
ürünleri sektörü, Avrupa ülkeleriyle rekabet edemez duruma gelmiştir. Su
ürünleri yetiştiricilik sektörü, ülkemize önemli miktarda döviz girdisi temin
etmenin yanında, toplam 1 400 civarındaki tesisle yapılan yatırım, direkt ve
indirekt olarak pek çok kişiye istihdam imkânı sağlamaktadır.
Müsaade ederseniz, su ürünleri yetiştiriciliğinin
çevresel etkilerini bir kez daha burada arz etmek istiyorum. Türkiye'de su
ürünleriyle ilgili görev ve yetkiler, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunuyla
Bakanlığımıza verilmiştir. Su ürünleri yetiştiriciliği yapmak isteyenlerin, söz
konusu kanunun 13 üncü maddesi gereği, Bakanlığımızdan izin almaları
gerekmektedir. Bakanlığımız, su ürünleri yetiştiriciliğinin daha düzenli
yapılmasını sağlamak, çevreye etkilerini asgarî seviyeye indirmek, sağlıklı,
kaliteli üretimi gerçekleştirmek amacıyla, Kasım 1998 tarihinde, Kalıntı İzleme
Genelgesi ve göreve geldikten sonra, Ekim 1999'da, Su Ürünleri Yetiştiriciliği
Usul ve Esasları Genelgesini uygulamaya koymuştur.
Bilindiği gibi, su ürünleri yetiştiriciliği, bir yerin
coğrafî ve iklim şartlarıyla, suyun fiziksel, kimyasal ve biyolojik şartlarına
sıkı sıkıya bağlı olduğundan her yerde yapılamamaktadır. Yine, sağlık, ülke
ekonomisi, denizlerde seyrüsefer, teknik ve ilmî bakımlardan herhangi bir
mahzuru bulunmayan ve bu yönlerden etüt, inceleme ve araştırmaları tamamlanmış
ve yetiştiriciliğe uygunluğu tespit edilmiş deniz alanlarında kafes balıkçılığı
yapılmaktadır.
Türkiye'de su ürünleri yetiştiriciliği, henüz
potansiyel gelişime ulaşamamış, çevreye ve diğer kullanımlara etkileri yok
denecek kadar azdır. Tesislerin büyük bir kısmı küçük kapasiteli olup, birim
alandaki yoğunluk da oldukça düşüktür. Yetiştiricilik faaliyetleri etkin bir
şekilde düzenlendiği ve planlandığı takdirde, çevreye menfi etkileri asla
yoktur. Bu etkinliği sağlamak üzere, Bakanlığımızca, belirttiğim gibi,
genelgeler valiliklere tamim edilerek yayımlanmış ve uygulamaya konulmuştur;
ancak, su ürünleri yetiştiriciliğinde, özellikle Muğla'da, yetiştiricilerimiz
haksız yere çeşitli ithamlara maruz kalmaktadır. Bu ithamların başında, çevreye
olan olumsuz etkileri ve suyu kirlettiği ileri sürülmektedir.
Değerli milletvekilleri, su kirliliğinin ölçüsü, bizzat
balığın kendisidir. Sizler de takdir edersiniz ki, bir suda kirlilik varsa,
önce, orada yaşayan balıklar etkilenmekte ve balıklar ölmektedir.
İkinci tenkit edilen husus ise, turizm sektörüne olan
menfi etkisidir. Müsaade ederseniz, bunu da kısaca cevaplandırmak istiyorum.
Muğla İli, 1 124 kilometrelik kıyı uzunluğuyla,
ülkemizin en uzun kıyı şeridine sahip ilidir. Kıyıların girintili çıkıntılı
olması ve çok sayıda koyların bulunması, ağ kafes yetiştiriciliğine uygun bir
ortam yaratmaktadır. Uygun şartları bulunan Muğla İlinde, ağ kafes
yetiştiriciliğine 1986 yılında başlamış bulunuyoruz. Bu üretim, daha sonra
hızlı bir gelişme göstererek, Türkiye'de, gerek sayı ve gerekse üretim miktarı
açısından başı çekmektedir. Bugün, Muğla'da, toplam 150 tesis bulunmakta;
ancak, bunların bir kısmı faaliyete geçmiş, bir kısmı da, maalesef, çeşitli
egellemeler nedeniyle faaliyete geçememektedir. Faaliyete geçen işletmelerin
de, bugün, karşı karşıya oldukları pek çok sorunları bulunmaktadır.
Muğla İlinde üretilen yıllık balık miktarı, yaklaşık 10
000 ton kadardır. Üretilen bu balığın yüzde 80 - 90'ı Avrupa Birliğine ihraç
edilmektedir. Bu gerçek göz önüne alınırsa, sektörün, ülke için ne kadar önemli
olduğu anlaşılmaktadır. 1999 yılında Çipura ve Levrek satışından elde edilen
gelirin, bu ilde, 20 trilyon lira olduğunu hesap etmekteyiz.
Ülkemiz sahillerinde, deniz ürünleri yetiştiriciliğine
uygun muhtemel alanlar belirlenmiş ve uygulanmasına izin verilen işletme
yerleriyle birlikte 1994 tarihinde 1/25 000 ölçekli çevre düzeni planları,
işlenmek üzere, Bayındırlık ve İskân Bakanlığına arz edilmiştir. Plan
çalışmalarına, talebin yoğun olduğu Muğla İlinden başlanılmıştır. Bu çerçevede,
Bakanlığımızca, 52 adet potansiyel balık üretim alanı belirlenmiş ve bunların
çevre düzeni planlarında yer alması için, yine, Bayındırlık ve İskân
Bakanlığına, 1994 yılında, Bakanlığımız tarafından sunulmuştur. Teklif edilen
bu alanların büyük bir kısmında, birincisi, Turizm Bakanlığı Yatırımlar Genel
Müdürlüğü turizmi engellediği, turizm yatırımcılarının yatırım için çekinceli
davrandıkları gerekçesiyle; teklif edilen alanın çok az bir kısmına ise,
Denizcilik Müsteşarlığı Deniz Ulaştırması Genel Müdürlüğü seyrüsefere mani
olduğu gerekçesiyle, Kültür Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Genel Müdürlüğü doğal, arkeolojik ve kentsel sit alanları açısından, Çevre
Bakanlığı Çevre Koruma Genel Müdürlüğü fok, kaplumbağa üreme ve koruma alanları
açısından olumsuz görüş vermişlerdir. Teklif edilen 52 alandan ancak 25 adedine
planda yer verilmiştir. Bakanlığımız itirazlarına rağmen, planlar, 10 Mart 1997
tarihinde Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca onaylanmıştır. Bu haliyle onaylanan
planlar, mevcut problemlerin çözümüne yardımcı olamamıştır. Bu arada, Muğla
Valiliği de, turizm sektörü ve ikinci konut sahiplerinin şikâyetleri üzerine,
plan dışında kalan balık çiftliklerinin kaldırılması yönünde uygulamalara
başlamıştır; ancak, turizm sektörü ve ikinci konut sahiplerinin şikâyetlerinde,
bizce, bilimsel ve doğru yönler oldukça azdır. Bu durum problemleri daha da
artırmış, balık çiftlikleri sahiplerini mağdur etmiş, bazı yasal problemlerin
ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Ortaya çıkan bu problemleri çözmek için,
Başbakanlığın direktifi doğrultusunda, yine, Bakanlığımız, 1998 yılında
planlarda revizyon talebinde bulunarak, 27 adet alanın plana alınmasını teklif
etmiştir; ancak, yine, anlamadığımız bir nedenle; ama, tahmin ettiğimiz bazı
sebeplerden dolayı, Turizm Bakanlığındaki bazı yetkililer, yukarıda belirtilen
aynı gerekçelerle -ki, bunların çoğu yersizdir- itiraz ederek, teklif edilen bu
alanlardan ancak 8 adedine planda yer verilerek, 30 Kasım 1998 tarihinde plan
revize edilerek onaylanmıştır. Bu plan da çözüme yardımcı olmamıştır.
Bakanlığımızca projesi onaylanmış, faal halde bulunan 93 tesisten 64 adedi alan
dışında kalmıştır. Bu tesislerden 26 adedi, mevcut yetiştiricilik sistemlerine
uygun olan plandaki alanlara taşınabilmiş, geriye kalan 38 tesis, mevcut
yetiştiricilik sistemlerine uygun alan kalmadığı için taşınamamış ve bugün
problemle karşı karşıyadır. Zira, onaylı planda yer alan 33 adet potansiyel
alandan 16 adedinde su derinliğinin uygun olmaması, dalga boylarının
yüksekliği, hâkim rüzgârlara açık olması nedeniyle, ancak daha gelişmiş,
yatırım maliyeti çok yüksek olan teknolojiler kullanılarak off-shore sistemiyle
balık yetiştiriciliği yapmak mümkün olabilmiştir. Bu sistemlerle yapılacak
balık yetiştiriciliğinin rantabıl olabilmesi için, asgarî proje kapasitesinin
300 veya 500 ton/yıl olması gerekmektedir. Oysa, Türkiye'de, bunlar, genelde,
dar gelirli ve küçük ailelerin birikimlerini bir araya getirerek yaptıkları
tesislerdir; küçük kapasitelidir, kapasiteleri 10 ile 100 ton/yıl arasında
değişmektedir. Bu tesislerin planında belirtilen off-shore sistemine uygun
alanlara taşınabilmesi için, mevcut sistemlerini tamamen terk ederek off-shore
sistemine geçmeleri için uygun kredilerle desteklenmesi ve belirli bir süre -üç
beş yıl kadar- verilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, Muğla İlinde balık çiftlikleriyle ilgili olarak
ortaya çıkan bu problemlere çözüm getirmek için, 21 Nisan 2000 tarihinde
yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında, konu, tarafımızdan gündeme
getirilmiştir. Toplantıda alınan kararla, bize Sayın Başbakanımızın
direktifiyle, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının koordinatörlüğünde, Denizcilik
Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı, İçişleri, Maliye, Bayındırlık ve
İskân, Kültür, Turizm, Orman ve Çevre Bakanlıklarından üst düzey temsilcilerin
ve uzmanların katılımıyla bir komisyon oluşturulmuş, Muğla İlinde denizde
yapılan balık yetiştiriciliğiyle ilgili çevre düzeni planlarının gelişen
şartlara göre gözden geçirilmesi uygulamalarına ait esaslar oluşturmaları
talimatlandırılmıştır. Bu, Bakanlığımızın konuyu özellikle takibi sonucu, 1998
yılındaki planın tekrar revize edilmesi doğrultusunda atılan çok müspet bir
adımdır. Bu talimat üzerine, Bakanlığımızda 26 Nisan 2000 tarihinde bir
toplantı yapılmış ve bu toplantıyla oluşturulan uzmanlar bir alt komisyon
oluşturarak bizzat Muğla'da mahallinde inceleme yapmışlar ve yapılan çalışmalar
neticesinde ortaya çıkan görüş ve tespitlerin, bilahara üst düzey toplantıda
değerlendirilmesi kararlaştırılmıştır. Bu karar doğrultusunda oluşturulan
heyet, yine 15-17 Mayıs 2000 tarihleri arasında Muğla'da incelemelerini yapmış
ve tamamlamıştır. Alt komisyonun, mahallinde yaptığı çalışmalar neticesinde, 10
adet yeni potansiyel alan tespit edilmiş, bu alanlarda planlar yapılmış, 38
balık çiftliğinden 30 adedinin mevcut sistemlerle taşınabileceği tespit
edilmiştir.
Bu tespit ve öneriler 23 Mayıs 2000 tarihinde bakanlık
üst düzey temsilcileriyle bakanlığımızda yapılan toplantıda değerlendirilmiş,
tüm diğer bakanlıkların temsilcileri, yapılan bu plan ve programlara uygun
görüş bildirdiği halde, Turizm Bakanlığı temsilcisinin bu plana, anlamadığımız
bir nedenle, herhangi bir gerekçe de ileri sürmeden karşı çıkmasını
dikkatlerinize arz ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizden yıllarca
sonra kafes balıkçılığı üretimine başlayan Yunanistan, bugün, kafes
balıkçılığından 60 bin ton civarında balık üretirken ve bu ürettiği balığı da
Avrupa Birliğine pazarlarken, aynı denizi paylaştığımız, aynı benzer coğrafî
şartlara sahip olduğumuz, bir noktada aynı hâkim rüzgârları aldığımız Muğla
İlinde, Akdeniz'de ve Ege'de, kaynağını tahmin ettiğimiz bazı baskılarla, kafes
balıkçılığına karşı bu yersiz saldırının yapılmasını asla kabul etmiyoruz.
Bugün, Türkiye'nin kafes balıkçılığı üretimi 8 000-9 000 ton civarındadır.
Bunu, özellikle, burada arz ediyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Bakanım, mikrofonunuzu açıyorum; lütfen
tamamlar mısınız efendim.
Buyurun.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Devamla)
– Yine, Muğla Valiliğimizin mahkeme kararlarına karşı Tarım ve Köyişleri
Bakanlığının da görüşüne müracaat ederek, uygulamaları bu çerçevede
değerlendirmesinde yarar olduğunu ve mecburiyet olduğunu belirtmek istiyorum.
Şunu da özellikle vurgulamakta yarar görüyorum ki, bir ülkeye gelen turist,
yalnız o ülkenin denizi ve güneşi için gelmemektedir, o ülkenin diğer
değerlerini de görmek, paylaşmak için gelmektedir. Bir ülkeye gelen turiste,
kendi yetiştirdiğimiz gıdaları değişik şekillerde işleyip sunamadıktan sonra,
korkarım ki, o turisti kaybedeceğiz.
Yine, sayın milletvekilimizin de belirttiği gibi,
Muğla'da Güvercinlik Köyünden Milas'a doğru giderken Güvercinlik Koyunda ve
Muğla'nın, Bodrum'un sahillerini gezdiğimiz zaman, bu alanların pek çoğunun
bazı firmalar ve kişiler tarafından gelecekteki turizm yatırımları için
ayrıldığını, kapatıldığını da görüyoruz ki, bu da, bizim aklımızda çeşitli
soruların doğmasına neden olmaktadır.
Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP ve DSP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum efendim.
Değerli milletvekilleri, gündemdışı ikinci söz, Burdur
İlinin sorunları hakkında söz isteyen Burdur Milletvekili Mustafa Örs'e aittir.
Buyurun Sayın Örs. (DYP sıralarından alkışlar)
2. – Burdur Milletvekili Mustafa Örs’ün, Burdur İlinin sorunlarına
ilişkin gündemdışı konuşması
MUSTAFA ÖRS (Burdur) – Çok Değerli Başkanım, muhterem
milletvekilleri; şahsım ve Burdurlu hemşerilerim adına saygılarımı sunuyorum ve
Burdur İlimizin sorunlarını anlatmak için söz veren Değerli Başkanıma da
teşekkürlerimi arz ediyorum.
Galatasarayımızdan sonra, dün gece, Euro 2000'de çeyrek
finale kalarak bizleri tekrar sevindiren Millî Takımımızı da kutluyor ve
başarılarının devamını diliyorum.
Değerli milletvekilleri, Burdur, 260 000 nüfusu ile 184
köy, 18 belde ve 11 ilçeli, mazbut, yüzde 75 oranında tarımla geçinen Anadolu
illerimizden birisidir; okuma-yazma oranı ve çalışkanlığıyla, son derece sakin
tavrıyla, yaşamıyla gayet güzel bir ilimizdir; ancak, büyük sorunları da
vardır.
Öncelikle, çok kişinin bildiği topçu tugayımız, çok
arkadaşımızın askerlik yaptığı yerdir. Bundan sonra generallik ve tugaylık
seviyesinden indirilerek tugay komutan yardımcılığı veya alay seviyesinde
temsil edilecektir. Biz, tarihî görevimizi yapan Burdurlu insanlar olarak,
generallik temsilinin ve tugay temsciliğinin devamını yetkililerden arz
ediyoruz.
Burdur'da fert başına millî gelir 3 000 dolardır; çok
sayıda da göç hareketi olan bir ildir. Bu göçlerin çoğu Antalya'da 130 000
civarında, Denizli'de 35 000 -40 000 civarında ve diğer illerimizde de kendi
nüfusundan çok fazla sayıdadır. Bunun sebebi de, Burdur'daki sorunların fazla
oluşu, geçim kaynaklarının kıt oluşu ve geçimlerini başka illerden sağlama
gerekçesinden dolayıdır.
Burdur'da yatırımlar yönüyle, geçmiş yıllara bakılırsa,
bir azalma vardır. En önemli konulardan birisi olan Karaçal, Bucak, Gölhisar ve
Aşağı Aksu Barajları... Ayrılan mevcut
ödeneklerle, Karaçal kırk senede, Bucak onbeş senede, Gölhisar yirmibeş, Aşağı
Aksu da beş senede bitirilebilecektir. Halbuki, Karaçal Barajı 50 000, Bucak da
20 000 dönüm civarında arazi sulayacaktır.
Çavdır, Tefenni, Karamanlı Devlet Hastaneleri durma
noktasındadır, bazılarının ödeneği de hâlâ ayrılmamıştır. Sayın Bakanımın da
bilgilerinde olan SSK hastanesinde doktor eksikliklerinin giderilmesi, ilave
binanın bitirilmesi, Bucak İlçesine eczaneli dispanser açılması da çok acil bir
şekilde gereklidir.
Köy hizmetleri yatırımları, geçmiş yıllara göre azdır.
Karayolları itibariyle,
İzmir-Denizli-Yeşilova-Burdur-Karamanlı-Tefenni-Çavdır-Gölhisar-Altınyayla ve
Fethiye güzergâhı olan yol çok dar olup, mutlaka bir an önce genişletilmelidir.
Yine, Keçiborlu-Burdur-Antalya güzergâhı, göl
kenarından yol kısaltılarak, duble yollar olarak yapılmak mecburiyetindedir.
Zira, Antalya yolu, bildiğiniz gibi, trafiğin çok yoğun olduğu, önemli
yollarımızdan birisidir; çok uzun yatırım olmasına rağmen, yine de, programa
alınması itibariyle, Ankara'dan, Burdur-Antalya demiryolu bağlantısının mutlaka
gündeme getirilmesi isteklerimizdendir.
Burdur'da silah sanayii ve antik kent zenginliklerinin
mutlaka ülkemize kazandırılması gerekmektedir.
Yıllardır uğraşı verdiğimiz ikinci organize sanayi
bölgesi, kısa süre önce kabul görmemiştir. Bunun gerekçesi de, Çevre Bakanlığı,
Orman Bakanlığı, Orman ve Köyişleri Genel Müdürlüğünün olumsuz görüşleridir.
Halbuki, bölgede herhangi bir orman, su kaynağı veya kirlilik yoktur. Zira, göl
etrafında 15'ten fazla yerleşim merkezi, birinci organize sanayii, küçük
sanayi, Isparta Organize Sanayii ve havaalanı mevcuttur. Eğer, bunlar var ise,
başka bir yapılanmanın da burada olmasının bir mahzuru yoktur. Zira, arıtma
tesisleri ile -günümüzde teknik olarak her türlü imkân olduğuna göre- bir
sıkıntı doğmayacaktır. Bu konuda, yetkilileri, ben, ciddî anlamda, tekrar
göreve davet ediyorum. Zira, yatırıma çok uygun bir bölgedir her yönüyle.
Burdur mevcut yapısıyla üniversiteyi de hak etmiş
illerimizden birisidir. Aslında bu konu bütün illerimizi ilgilendirmektedir.
Bu, bir an önce gündeme getirilmeli ve yol ağı, çevre illerin yükünü azaltması,
öğrenci sayısı, altyapı imkânlarıyla hazır olan ilimizin üniversite meselesi
mutlaka halledilmelidir.
Burdur, tarım ağırlıklı oluşu nedeniyle, taban
fiyatlarından ve tarım politikasından en fazla olumsuz etkilenen illerdendir.
Bütün tarım ürünlerinde olduğu gibi buğday fiyatının çok düşük oluşu, pancar ve
anason kotaları, gübre, mazot fiyatlarının yüksekliği, Bucak bölgemizdeki tütün
fiyatları ve ödemelerdeki olumsuzluklar, Burdur'u tarihinde en zor günlerine
itmiştir.
Hayvancılığın sıkıntılarını azaltmak için pilot il
seçilerek, personel ihtiyaçlarının karşılanması, hayvan hastanesi kurulması,
Bucak, Çavdır, Kemer, Gölhisar hizmet binalarının yapılması, Burdur merkez ve
Çavdır hayvan pazarlarının modernleştirilmesi şarttır.
Bütün bu sorunlara çare olarak en önemli konu,
Burdur'un kalkınmada öncelikli yöreler kapsamına alınmasıdır. Aslında,
Türkiye'de her ilin bu kapsama alınması şarttır. Zira, yatırımların, ağır yük
taşıyan illerden her bölgeye yayılmasının uygun olacağı kanaatindeyim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Örs, lütfen, tamamlar mısınız efendim;
açıyorum mikrofonunuzu.
Buyurun.
MUSTAFA ÖRS (Devamla) – Burdur çok göç hareketi olan
bir ildir. Fabrikası, önemli yatırımı yoktur. Gayri safî yurtiçi hâsıla
sıralamasında 56 ncı sıradadır. İşsiz sayısı yüksektir. Asayiş yönüyle de çok
rahat bir ildir. Büyük yatırımcıların gelemeyişinin nedeni de, haksız
rekabettir. Değerlendirme ve kriterlerin tekrar gözden geçirilmesi, Burdur'la
beraber aynı durumda olan illerimizin aynı kapsama alınması şattır.
Burdur İlimizi ilgilendiren başka meselelerden ikisi de
-aslında bu genel mesele- şudur: Kaymakamlarımızın, belde belediye
başkanlarımızın yeşil pasaport almaları ve muhtarların 41 milyon civarında olan
maaşlarının prim borçlarına bile yetmemesi nedeniyle, asgarî ücrete
çıkarılmasıdır. Tabiî, bunlar, yerel yönetimler yasasının da çıkarılmasıyla
daha iyi bir duruma gelecektir.
Değerli milletvekilleri, son günlerde gündemde olan
konulardan birini, sayın milletvekillerinin, Burdurluların ve ilgili herkesin
dikkatine arz etmek istiyorum: Şu anda, Burdur Bayındırlık Müdürlüğünde görev
yapan kişi bir öğretmendir. Öğretmenlere saygımız vardır; ancak, görevleri
başında olmaları kaydıyla. Bu arkadaş, bundan önceki seçimlerde, bir partinin
Burdur ikinci sıra milletvekili adayıydı. Bir süre önce Isparta'ya asaleten
atanmış, şu anda da, geçici görevle, Burdur Bayındırlık Müdürlüğünde
görevlendirilmiştir. Şu andaki, Burdur Bayındırlık Müdürüyle ilgili elimde bir
evrak vardır; bunu, arz etmek istiyorum:
1993 senesinde görevde olduğu sürece -sürem bitmek
üzere olduğu için çok kısa arz ediyorum; belge elimde- 2886 sayılı İhale
Kanununa göre -o zamanın parasıyla 165 milyon, bugünün parasıyla tahmin
ediyorum 15-20 milyar civarındadır- suç işlediği nedeniyle, Burdur İl Yönetim
Kurulunca muhakemesine karar verilmiş; ama, nedense, beş yıl bekletilerek,
Ankara'ya gönderilmemiştir. 1998 senesinde, Ankara'ya geldiğinde de,
Danıştayda, zamanaşımı nedeniyle incelenemediği, kovuşturma yapılamadığı
anlatılmaktadır; ama, hiçbir yerinde de suçsuz dememektedir. Ben, suçsuz
denilmediğine göre, adlî mercileri, idarî mercileri bu konuda göreve davet
ediyor ve herkesin dikkatine arz ediyorum.
Sizlere ve müsamahasından dolayı da Değerli Başkanıma
teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Örs.
Gündemdışı üçüncü söz, Mustafa Kemal Üniversitesi Su
Ürünleri Fakültesinin Pirinçlik tesisleri hakkında söz isteyen Hatay
Milletvekili Levent Mıstıkoğlu'na aittir.
Buyurun. (ANAP sıralarından alkışlar)
3. – Hatay
Milletvekili Levent Mıstıkoğlu’nun, Mustafa Kemal Üniversitesi Su Ürünleri
Fakültesince kullanılmakta olan Sağlık Bakanlığına ait Pirinçlik’teki tesislere
ilişkin gündemdışı konuşması
LEVENT MISTIKOĞLU (Hatay) – Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; Hatay İlimizde kurulu olan Mustafa Kemal Üniversitesine, 1995
yılında, Sağlık Bakanlığının -Hatay İskenderun İlçemizin Pirinçlik mekiinde-
Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğüne ait tesislerinin birkısmı kiralama
yoluyla verilmişti ve Mustafa Kemal Üniversitemiz burada Su Ürünleri Fakültesi
açmak suretiyle, ilk mezunlarını da 1998-1999 öğretim yılında vermiştir; ancak,
bu tesislerin, ulusal ve uluslararası hastalıkların önlenmesi amacına uygun
olarak kullanılacağı gerekçesiyle, Sayın Sağlık Bakanı Osman Durmuş tarafından,
Üniversiteden, 30.6.2000 tarihinde -yani, bu ayın 30'unda- tahliyesi talep
edilmiştir. Bu gerekçeyi anlamak mümkün değildir. Nedenine gelince, bu tesisler
1990 yılında büyük paralar harcanarak bitirilmiş; ancak, 1995 yılına kadar;
yani, birkısmı Mustafa Kemal Üniversitesine kiralanana kadar bakılmamış,
herhangi bir amaçla kullanılmamış, çürümeye terk edilmişti ve bu tesisler büyük
oranda tahrip olmuştu. Mustafa Kemal Üniversitesi bu tarihten sonra oraya ciddî
masraflar yaparak, Su Ürünleri Fakültesini hizmete sokmuştur. Bu tesisin
tamamı, Mustafa Kemal Üniversitesi tarafından zamanın sağlık bakanlarından ve
bugünkü Sağlık Bakanından talep edilmiş, bu talebe gerekçe olarak da, bu
tesiste turizm yüksekokulu ve Türkiye'nin, dünyanın çok ihtiyaç duyduğu gemi
adamı yetiştirme yüksekokulu açma düşüncesi gösterilmiştir.
Bu tesis, uluslararası konferanslara evsahipliği
yapabilecek kapasitede bir tesistir; ancak, orada okuyan yüzlerce talebeyi,
Sayın Bakanın yazısıyla, bu ayın 30'unda sokağa atmak, hangi vicdanlara sığar,
onu merak ediyorum.
Bu tesiste, öyle uluslararası ve ulusal hastalıkların
önlenmesi diye bir birimin açılması mümkün değildir; çünkü, bu tesisin hem
projesi hem yapılış amacı dinlenme ve tatil yapma amacına yöneliktir. Tesisi
her gören, buranın bir tatil köyü vasfını taşıdığını çok iyi anlamaktadır. Üst
düzey görevli, yönetici vasfındaki üç beş kişinin tatil yapması uğruna, Mustafa
Kemal Üniversitesine bağlı bu yüksekokulun talebeleri Sayın Bakanın
talimatıyla, bu ayın 30'unda sokağa atılacaklardır. Ulu Önder Atatürk'ün adını
taşıyan üniversitemizi ve cumhuriyetimize Ulu Önderin son armağanı 40 asırlık
Türk Yurdu Hatay'da bulunan bu fakültede okuyan üniversite öğrencilerini sokağa
atmak ne kadar doğrudur bilemiyorum.
Bu tesisin tamamının Mustafa Kemal Üniversitesine
devrinde büyük yarar vardır, hem ülkemiz açısından yarar vardır hem Hatayımız
açısından büyük yarar vardır. Sayın Bakanın, YÖK'le şahsî kavgasına Mustafa
Kemal Üniversitesini ve yüzlerce öğrencisini alet etmeyececeğini umuyorum. Bu
konuyu, Sayın Başbakanın ve Sayın Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'nin de
yakın ilgisine arz ediyorum.
Değerli milletvekilleri, Sayın Sağlık Bakanımız, ocak
ayında Hatayımızı ziyaret etmişlerdir; kendilerine teşekkür ediyorum; ancak,
Sayın Bakanın, Hatay'da, kamuoyuna vermiş olduğu beyanlar, Hataylı insanların
yüreğine su serpmişti; ama, sonunda ne oldu bakın. Gazeteler manşet attı
"ister beğenin, ister beğenmeyin" dedi "alkışlar Sağlık
Bakanına" dedi. Niçin bunu dedi; çünkü, 1990 yılında temeli atılan,
Antakya'da yapılmakta olan 250 yataklı devlet hastanesi için Sayın Bakanın
beyanlarını aynen okuyorum: Bakan Osman Durmuş'un "yeni devlet hastanesi
inşaatı bir aya kadar tamamlanacak, açılışı da martta gerçekleştirilecek.
Bakanlık, bu yıl içinde Hatay'a 7 ambulans gönderecek. Antakya Devlet Hastanesine
MR merkezi kurulacak. Antakya Devlet Hastanesi poliklinik kapılarında kuyruklar
sona erecek; on güne kadar -yani, ocakta verdi bu sözü- 09.00'dan 24.00'e kadar
olmak üzere, vardiyalı sistemle poliklinik hizmetlerine başlıyoruz. Kırıkhan'a
150 yataklı hastane kararı alındı; aynı hastanenin asansör, jeneratör, seyyar
röntgen cihazı ve yoğunbakım üniteleri işler hale getirilecek" diye,
kamuoyuna deklarasyonları var. Biz, çok sevindik, Sayın Bakanın bu sözlerini
yerine getireceğine de emindik.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun Sayın Mıstıkoğlu, açıyorum efendim;
lütfen, tamamlayın.
LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın
Başkan.
Ama, 18 Mayıs Perşembe günü gazetelerin beyanlarında
-burada, Hatay milletvekillerimiz de var- "Bakan sözü havada kaldı;
hastane nerede. Sağlık Bakanı Osman Durmuş, dört ay önce ilimize yaptığı
ziyarette, inşaatı süren yeni devlet hastanesinin bir aya kadar tamamlanıp
hizmete gireceği sözünü vermişti. Sağlık Bakanı Osman Durmuş, iddialı sözlerle,
hastanenin otuz gün içinde tamamlanacağını söylemesine rağmen, aradan yüzyirmi
gün geçti, -bugün itibariyle, yüzaltmış gün geçti- ortada biten hastane yok.
Böylelikle, devletin bakanının sözü havada kaldı" deniliyor. Bir şahsın
sözünün havada kalması önemli değil; ama, bir bakanın sözünün havada kalması,
Türkiye Cumhuriyeti Devletine yakışmaz ve yine diyor ki: "Antakya Devlet
Hastanesi koridorlarında saatlerce çile çeken hasta ve yakınları şimdi soruyor:
Devletin bakanı verdiği sözü tutmazsa, halkın seçtiği milletvekilleri de işi
takip edip bunun hesabını sormazsa, siyasîlere olan güven azalmaz mı,
parlamenter demokrasi bundan zarar görmez mi?" Evet, görür.
Sayın Bakanın yaptığı, hastanede kuyrukları azaltmak,
devlet hastanesini bitirmek değil, peki ya nedir; devlet hastanesinde, bütün
Hataylıların sevgisini kazanmış, gece gündüz, yıllardır hizmet eden başhekimi
zorlayıp istifa ettirerek, 100'e yakın uzman hekimin bulunduğu devlet
hastanesinin başına, yönetmeliklere aykırı olarak, ancak uzman hekimlerin
olmadığı hastanelerde diş hekimlerinin vekâlet edebileceği durumları gözardı
ederek, 100'e yakın uzman hekimi olan devlet hastanesinin başına bir diş
hekimini, vekâleten, başhekim olarak atamak olmuştur.
Şimdi, Sayın Bakandan, Hatay'da Hataylılara verdiği
sözleri dört aydır yerine getirmemiştir, hiç olmazsa bundan sonra getirmesini
istirham ediyorum; ancak, Mustafa Kemal Üniversitesi öğrencilerini sokağa atmak
ne devlete ne Sayın Bakana yakışır. Bu konuda da Sayın Bakanın himmetlerini
rica ediyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (ANAP ve DYP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Mıstıkoğlu.
Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.
Sayın milletvekilleri, okuma süresinin uzun olması
dolayısıyla, Kâtip Üyenin, sunuşları oturarak okuması hususunu değerli
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sözlü soru önergelerinin geri alınmasına dair bir
önerge vardır; okutuyorum:
B) TEZKERELER
VE ÖNERGELER
1. – Muğla
Milletvekili Nazif Topaloğlu’nun (6/707, 6/708, 6/709) esas numaralı sözlü
sorularını geri aldığına ilişkin önergesi (4/270)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının 274, 275,
276 ncı sıralarında yer alan (6/707,708,709) esas numaralı sözlü soru
önergelerimi, yazılı cevap aldığımdan geri alıyorum.
Gereğini saygılarımla arz ederim. 14.06.2000
Nazif
Topaloğlu
Muğla
BAŞKAN – Sözlü soru önergeleri geri verilmiştir.
Gensoru önergesi vardır; daha önce bastırılıp dağıtılan
önergeyi okutuyorum:
C) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. – Fazilet
Partisi Genel Başkanı ve Malatya Milletvekili Mehmet Recai Kutan ve 35
arkadaşının, uyguladığı yanlış politikalarla tarım sektörünün olumsuz yönde
etkilenmesine neden olduğu iddiasıyla Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf
Gökalp hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/2)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
57 nci Ecevit Hükümetinin Tarım ve Köyişleri Bakanı
Hüsnü Yusuf Gökalp'in izlemiş olduğu yanlış tarım politikaları, almış olduğu
yanlış kararlar Türk tarımını tahrip etmeye devam etmektedir. Bakanlığın
yanlışlarının faturasına ise, tarım kesiminde çalışan 30 milyon halkımız
katlanmaktadır. Zaten zor koşullar altında var olma mücadelesi veren tarım kesimi,
sorumlusu olmadığı isabetsiz ve yanlış kararların ağır maliyetleri altında her
geçen gün biraz daha ezilmektedir.
En son yaşanan hububat taban fiyat açıklaması da, 57
nci hükümetin Tarım ve Köyişler Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp'in yürüttüğü yanlış
tarım politikalarının bir sonucudur. Hükümet, üretim maliyetlerinin 122 000 TL
olduğu bir ekonomik ortamda buğdaya 102 000 TL taban fiyat açıklamıştır.
Verilen bu rakamla hububat üreticisi yüzde 35 oranında zarara uğratılmıştır.
Tütün üreticisi ve çay üreticisinin durumu, hububat
üreticisinden farklı değildir. Tütüne ve çaya yüzde 25 artış yapılarak, bu
ürünlerin üreticisi perişan edilmiştir. Enflasyon karşısında tütün ve çay
üreticileri yüzde 38 oranında zarara uğratılmıştır.
Öte yandan, üreticilerin kendi birikimleriyle
kurdukları üretici birlikleri, "Tarım Satış Kooperatifleri Yasası"
ile; bu birliklerin elinde bulundurdukları fabrikalar, kooperatif ekseni
dışındakilere peşkeş çekilmeye çalışılmaktadır.
57 nci Ecevit Hükümeti, IMF ile yaptığı stand-by
antlaşması ve buna dayalı olarak gönderdiği niyet mektuplarında Türk tarımı ile
ilgili bazı taahhütler altına girmiştir. Bu taahhütler ülkemiz genel
ekonomisinin, Türk tarım sektörünün ve üreticinin perişan olmasına yetmiştir.
Burada amaç, tarıma verilen desteği kısa sürede tamamen kaldırmaktır.
Uygulanan genel ekonomik politikalar ve yanlış tarım
politikaları, tarım sektörünü 1999 yılı için 4,6 küçültmüştür. Türkiye'de
tarımın gayri safî millî hâsıla içindeki payı yüzde 16'dan 13'e düşmüştür.
Tarım sektörünün istihdam içindeki payı yüzde 44'ten yüzde 45'e çıkmıştır. Bu
tarım kesiminde istihdam edilen halkımızın fakirleştiğinin göstergesidir. Bu
veriler tarımın ve tarımsal üreticinin mutlak surette desteklenmesi gereğini
ortaya çıkarmaktadır.
Anayasanın amir hükümlerine rağmen, Tarım Bakanı Hüsnü
Yusuf Gökalp'in yanlış politikaları halkı yoksulluğa mahkûm etmektedir.
Hükümetin ekonomiyi daraltan kararlarının altında ezilmekte olan tarım kesimi
ayakta kalma mücadelesi vermektedir.
"...Kişilerin ve toplumun refah, huzur ve
mutluluğunu sağlamak" (Anayasa madde 5) devletin temel amaç ve görevleri
arasındadır.
Aynı zamanda "Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve
hizmet piyasalarının sağlıklı ve
düzenli işlemesini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır..." (Anayasa madde
167)
"Devlet, bitkisel ve hayvansal ürünlerin
değerlendirilmesi ve gerçek değerlerinin üreticinin eline geçmesi için gereken
tedbirleri alır." (Anayasa madde 45.)
Halkın refah, huzur ve mutluluğunu, piyasaların
sağlıklı ve düzenli işlemesini, sektörlerarası dengeyi ve tarım sektöründe
istihdam edilen nüfusun mutluluğunu sağlayıcı politik kararları alacak ve
uygulayacak olan, siyasal iktidardır. Bu yönde dolaysız müdahaleler, para
politikası, maliye politikası araçları ve kamu iktisadî kuruluşlarının
faaliyetleri, bazı iktisatdışı araçlar yanında sayılabilir. Siysal iktidarın
tüm bu araçları kullanım biçimiyle, hedeflenen amaçların gerçekleşmesi
sağlanabileceği gibi, yanlış kararlar ve uygulamalarla makro ekonomik
dengelerin bozulması da mümkündür.
Nitekim, 57 nci Ecevit Hükümetinin Tarım Bakanı Hüsnü
Yusuf Gökalp'in tarım sektörüne ilişkin politik uygulamaları, ekonomimizin
altyapısını oluşturan tarım sektörünün olumsuz etkilenmesine neden olmuş,
alınan yanlış politik kararlar, tarım kesiminde istindam edilen 30 milyon
nüfusu doğrudan etkileyerek perişan etmiştir.
Bu nedenle, 57 nci Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin
Tarım ve Köyişileri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp hakkında, Anayasanın 98 ve 99
uncu, İçtüzüğün 106 ncı maddeleri gereğince gensoru açılmasını arz ederiz.
15.6.2000
1.- Mehmet
Recai Kutan (Malatya)
2.- Avni Doğan (Kahramanmaraş)
3.- Ahmet
Derin (Kütahya)
4.- Mehmet
Özyol (Adıyaman)
5.- Tevhit
Karakaya (Erzincan)
6.- Mahmut
Göksu (Adıyaman)
7.- Mehmet
Batuk (Kocaeli)
8.- Bekir
Sobacı (Tokat)
9.- Veysel
Candan (Konya)
10.- Yasin Hatiboğlu (Çorum)
11.- Fahrettin Kukaracı (Erzurum)
12.- Ali Coşkun (İstanbul)
13.- Aslan Polat (Erzurum)
14.- Hüseyin Kansu (İstanbul)
15.- İsmail Alptekin (Bolu)
16.- Özkan Öksüz (Konya)
17.- Mehmet Zeki Okudan (Antalya)
18.- Ali Sezal (Kahramanmaraş)
19.- Mehmet Fuat Fırat (İstanbul)
20.- Mahfuz Güler (Bingöl)