DÖNEM : 21
CİLT : 35 YASAMA YILI : 2
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
110 uncu Birleşim
14 . 6 . 2000 Çarş
amba
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. — GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. — GELEN KÂĞITLAR
III. — YOKLAMALAR
IV. — BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. — Erzurum Milletvekili Zeki Ertugay’ın, tarım ürünleri taban fiyatlarına ilişkin gündemdışı konuşması
2. — İzmir Milletvekili Mehmet Özcan’ın, Beydağı Barajı ve Küçük Menderes havzasının sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mustafa Cumhur Ersümer’in cevabı
3. — Şanlıurfa Milletvekili Zülfükâr İzol’un, çiftçilerin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. — İsrail Parlamentosu Savunma ve Dışişleri Komisyonu Başkanının vaki davetine TBMM’yi temsilen katılacak milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/604)
2. — Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün Çin Halk Cumhuriyetine yaptığı resmî ziyarete refakat eden heyete Gaziantep Milletvekili Mehmet Hanifi Tiryaki’nin de iştirak etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/605)
V.
— KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER1. — Adıyaman Milletvekili Hasari Güler’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonu Raporu (3/423) (S. Sayısı : 443)
2. — Nevşehir Milletvekili İsmail Çevik’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/424) (S. Sayısı : 444)
3. —Bingöl Mill
etvekili Mahfuz Güler’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/425) (S. Sayısı : 445)4. — Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporları (1/504) (S. Sayısı :
368)VI. — ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. — Tür
kiye Kızılay Derneğinin sorunları ile faaliyetlerinin araştırılarak gelir kaynaklarının daha etkin kullanılması için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi konusundaki (10/73, 74) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu raporunun, gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmında yer almasına ve görüşmelerinin 20.6.2000 Salı günkü birleşimde yapılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisiVII. — SEÇİMLER
A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM
1. — Plan ve Bütçe Komisyonunda boş bulunan üyeliğe
seçimVIII. — GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI
A) GÖRÜŞMELER
1. — Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı Mustafa Kul hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önerge ve Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu (9/34) (S. Sayısı : 410)
IX. — SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. — Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız’ın, Balıkesir-Gömeç İlçesinde yapımına başlanılan afet evlerine ayrılan ödeneğe ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Koray Aydın’ın cevabı (7/2018)
2. — Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin sorusu ve Orman Bakanı Nami Çağan’ın cevabı (7/2037)
3. — Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın cevabı (7/2058)
4. — Adana Milletvekili Halit Dağlı’nın, 1998 yılında Adana’da meydana gelen deprem sonrası yapımına başlanılan afet evlerine ilişkin sorusu ve Bayındırlık veİskân Bakanı Koray Aydın’ın cevabı (7/2066)
5. — Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya’nın, bakanlığın arşivi olup olmadığına ve faili meçhul suçlara ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün cevabı (7/2081)
6. —İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, alkollü araç kullanma cezalarının artırılması yönünde çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün cevabı (7/2093)
7. — Sakarya Milletvekili Cevat Ayhan’ın, Sakarya İli Serdivan Belediyesinin 2000/9 sayılı kararname kapsamına alınmamasına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Koray Aydın’ın cevabı (7/2102)
8. — Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan’ın, müsteşar yardımcılığına atanan kişi hakkındaki iddialara ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Koray Aydın’ın cevabı (7/2123)
I. — GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak dokuz oturum yaptı.
Birinci Oturum
2.6.2000 tarihli 104 üncü Birleşimde yapılan kapalı oturum tutanak özetinin okunabilmesi için, Başkanlıkça, İçtüzüğün 71 inci maddesi uyarınca kapalı oturuma geçilmesi gerektiği açıklandı; oturuma saat 14.07’de son verildi.
İkinci Oturum
(Kapalıdır)
Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı, Yedinci, Sekizinci ve Dokuzuncu Oturumlar
Tokat Milletvekili Ali Şevki Erek’in, Tokat ve çevresini etkileyen sel,
Çankırı Milletvekili Hakkı Duran’ın ve,
Çankırı Milletvekili Hüseyin Karagöz’ün,
Çankırı İlinde meydana gelen deprem,
Felaketi nedeniyle yaptıkları gündemdışı konuşmalara Bayındırlık ve İskân Bakanı Koray Aydın cevap verdi.
Sam
sun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın (6/668),Manisa Milletvekili Rıza Akçalı’nın (6/694),
Esas numaralı sözlü sorularını geri aldıklarına ilişkin önergeleri okundu, önergelerin geri verildiği bildirildi.
Bursa Milletvekili Teoman Özalp ve 21 arkadaşının, emeklilerin sorunlarının araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/137) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırası geldiğinde yapılacağı,
Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan’ın, Elbistan Adı ile Bir İl ve Üç İlçe Kurulmasına Dair (2/428) ve
İzmir Milletvekili Suha Tanık’ın, İzmir İlinde Uzundere Adı ile Bir İlçe Kurulması Hakkında (2/365),
Kanun Tekliflerinin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergelerinin, yapılan görüşmelerden sonra kabul edildiği,
Açıklandı.
20 nci Yasama Döneminde Konya Milletvekili Hüseyin Arı ve 56 arkadaşı tarafından verilen, Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünce 1996 yılında özürlülerin memurluğa alınması için açılan sınavda mevzuata aykırı ve usulsüz işlemler yapılmasına göz yumarak görevini ihmal ettiği ve kötüye kullandığı ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 ve 240 ıncı maddelerine uyduğu iddiasıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eski Bakanı Sayın Mustafa Kul hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önerge ve (9/34) Esas Numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporunun görüşmeleri ve
Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının :
1 inci sırasında bulunan, Kamu Kurum ve KuruluşlarınınYurtdışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ilişkin tasarının (1/53) (S. Sayısı : 433) görüşmeleri,
İlgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından, ertelendi.
2 nci sırasında bulunan, Noterlik Kanununda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/596) (S. Sayısı : 330) görüşmeleri tamamlanarak kabul edildiği ve kanunlaştığı açıklandı.
3 üncü sırasında bulunan, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısının (1/504) (S. Sayısı : 368), tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı ve 2 nci maddesine kadar kabul edildi, 2 nci maddesi üzerinde bir süre görüşüldü.
İstem üzerine yapılan iki yoklamada da toplantı yetersayısı bulunamadığından, 14 Haziran 2000 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere, birleşime 22.18’de son verildi.
Mehmet Vecdi GÖNÜL
Başkanvekili
Levent MISTIKO
ĞLU Burhan ORHANHatay Bursa
Kâtip Üye Kâtip Üye
No. : 154
II. — GELEN KÂĞITLAR
14 . 6 . 2000 ÇARŞAMBA
Teklifler
1. — Aydın Millevtekili Bekir Ongun ve Iğdır Milletvekili Abbas Bozyel’in; Türk Vatandaşlığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/543) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.6.2000)
2. — Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Kaya’nın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilâtı Kanununda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/544) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.6.2000)
Raporlar
1. — İstanbul Milletvekili Nazif Okumuş ve 43 Arkadaşı ile Ankara Milletvekili Cemil Çiçek ve 21 Arkadaşının, Türkiye Kızılay Derneğinin Sorunları ile Faaliyetlerinin Araştırılarak Gelir Kaynaklarının Daha Etkin Kullanılması İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci Maddeleri Uyarınca Birer Meclis Araştırması Açılmasına İlişkin Önergeleri ve Meclis Araştırması Komisyonu Raporu,(10/73,74) (S. Sayısı : 405) (Dağıtma tarihi : 14.6.2000) (GÜNDEME)
2. — Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/459) (S. Sayısı : 449) (Dağıtma tarihi : 14.6.2000) (GÜNDEME)
3. — Kastamonu Milletvekili M. Hadi Dilekçi’nin, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/460) (S. Sayısı : 450) (Dağıtma tarihi : 14.6.2000) (GÜNDEME)
4. — İstanbul Milletvekili Ayşe Nazlı Ilıcak’ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/461) (S. Sayısı : 451) (Dağıtma tarihi : 14.6.2000) (GÜNDEM
E)5. — Nevşehir Milletvekilleri Mükremin Taşkın ve İsmail Çevik’in, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair 2809 Sayılı Kanun ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Önergesi (2/424) (S. Sayısı : 486) (Dağıtma tarihi : 14.6.2
000) (GÜNDEME)6. — Bolu Milletvekili Mustafa Karslıoğlu’nun, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Önergesi (2/447) (S. Sayısı : 487) (Dağıtma tarihi : 14.6.2000) (GÜNDEME)
Yazılı Soru Önergeleri
1. — Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı’nın, Tekirdağ Konteyner Limanı yapımına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2205) (Başkanlığa geliş tarihi : 12.6.2000)
2. — Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın, Bolu Tüneli ile ilgili Bütçe Komisyonunda yaptığı konuşmaya ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/2206) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.6.2000)
3. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, transit geçiş ticareti kapsamında yurda sokulduğu iddia edilen tarım ürünlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2207) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.6.2000)
4. — Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, bazı yabancı şirketlerin Türkiye’de toprak satın aldığı ve kiraladığı iddialarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2208) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.6.2000)
5. — Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü’ne ait otellerin restorasyonlarının ihalesiz olarak bir aracı firmaya verildiği iddiasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/2209) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.6.2000)
6. — Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Off-shore hesap sahiplerine ilişkin Devlet Bakanından (Recep Önal) yazılı soru önergesi (7/2210) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.6.2000)
7. — Gaziantep Milletvekili Mehmet Ay’ın, Gaziantep-Islahiye İlçesindeki Yesemek Açık Hava Müzesine ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/2211) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.6.2000)
8. — Gaziantep Milletvekili Mehmet Ay’ın, Gaziantep-Islahiye İlçesindeki Yesemek Açık Hava Müzesine ilişkin Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/2212) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.6.2000)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 14.00
14 Haziran 2000 Çarşamba
BAŞKAN : Başkanvekili Mehmet Vecdi GÖNÜL
KÂTİP ÜYELER : Burhan ORHAN (Bursa), Levent MISTIKOĞLU (Hatay)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 110 uncu Birleşimini en iyi dileklerimle açıyor, saygılar sunuyorum.
ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan, Genel Kurulda yeterli çoğunluk yoktur; yoklama yapacağınızı ümit ederim.
III. — YOKLAMA
BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.
Yoklama için 10 dakikalık süre veriyorum.
10 dakikalık yoklama süresi başlamıştır.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 10 dakikalık yoklama süresi içerisinde, Anayasamızın 96 ncı maddesi gereğince, elde edilmesi gereken mevcudumuzun üçte 1 çoğunluğunun 40 kadar eksiğinde olduğumuz ortaya çıkmıştır.
Bu sebeple, toplantı yetersayısının sağlanabilmesi için, 14.30'a kadar Birleşime ara veriyorum.
Kapanma Saati : 14.12
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati :14.30
BAŞKAN : Başkanvekili Mehmet Vecdi GÖNÜL
KÂTİP ÜYELER : Burhan ORHAN (Bursa), Levent MISTIKOĞLU (Hatay)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 110 uncu Birleşimin İkinci Oturumunu açıyorum.
III. —YOKLAMA
BAŞKAN – Birinci Oturumda toplantı yetersayısına ulaşılamadığı için ara verilmişti.
Şimdi, yeniden yoklama yapacağız.
5 dakikalık süre vereceğim.
Süreyi başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz, tarım ürünleri ve taban fiyatlar hakkında söz isteyen Erzurum Milletvekili Sayın Zeki Ertugay'a aittir.
Buyurun Sayın Ertugay. (DYP sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
IV. —BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. — Erzurum Milletvekili Zeki Ertugay’ın, tarım ürünleri taban fiyatlarına ilişkin gündemdışı konuşması
ZEKİ ERTUGAY (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mübarek Mevlit Kandilinin, milletimiz için, bütün İslam âlemi için hayırlı olmasını dileyerek ve sizleri saygıyla selamlayarak sözlerime başlıyorum.
Geçtiğimiz hafta içerisinde açıklanan hububat tabanfiyatları, hepinizin çok iyi bildiği gibi, büyük bir kesimde, 20 milyon tahıl üreticisinde büyük bir hayal kırıklığı yaratmış, üzerlerine âdeta bir bomba gibi düşmüştür.
Değerli milletvekilleri, hububat alım fiyatlarının belirlenmesindeki esaslara dikkat ettiğimiz zaman karşımıza, sadece IMF ile imzalanan stand-by anlaşması ve Chicago borsası çıkmaktadır. Biliyorsunuz, alım fiyatları, Chicago borsasında belirlenen fiyatın yüzde 35'ini aşmamak üzere belirlenmiştir. Bu fiyatın belirlendiği dünya konjonktürünü, Avrupa ve Amerika'daki tahıl fıyatlarını, başta buğday olmak üzere ve maliyetlerini de dikkate aldığınız zaman, ülkemizle mukayese edilemeyecek derecede maliyetlerin düşük olduğu ülkeler, ülkemize esas teşkil etmiştir.
Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz Haziran ayından bu haziran ayına kadar enflasyonun yüzde 67 olduğunu, ekmek fiyatının bir yıl içerisinde yüzde 128 arttığını, hakeza önemli tahıl girdilerinin, önemli ürün girdilerinin -başta, gübre, ilaç ve akaryakıt olmak üzere- yüzde 100'ün üzerinde arttığını hesaba aldığınız zaman... Bir örnek vereyim, 25 000 lira olan üre, bugün 90 000 liranın üzerindedir. Böyle bir mukayeseyi yaparak sözlerime başladım; çünkü, hükümet, bu konuda büyük bir tercih yaparak, geniş kitlelere, enflasyonun bugünkü içinde bulunduğumuz ekonomik problemlerin faturasını bu ülkenin en güçsüz kesimine ödetmiş ve âdeta en sağlam damarını kurutmuştur.
Değerli milletvekilleri, bu uygulamanın açıklaması şu şekilde yapılabilir: Denilebilir ki, biz dünya fiyatlarını verdik; IMF'yle imzaladığımız anlaşma gereği, IMF'nin direktiflerine uymak zorunda olduğumuz için bunları yaptık ve âdeta bizim için ölçü, maliyetler değil, Türk çiftçisi değil, IMF'ye verilen sözün, taahhütün yerine getirilmesidir. Hükümet, bu şekilde bir açıklama yapabilir veya biz, bu ülkede buğday üretiminin fazla olduğunu, tahıl üretiminin fazla olduğunu, bu nüfusun bu alanda olmasını arzu etmiyoruz ve bu insanları bu üretimden caydırmak için zoraki olarak böyle bir baskıyla Türkiye'nin önünü açmaya çalışıyoruz. Hangi şekliyle izah ederlerse etsinler, bugünkü tablonun açıklanabilecek bir durumu yoktur ve gerçekten köylünün eli koynunda kalmıştır. Bu söylenilen sözler asla popülist yaklaşımlar değildir. Bugünkü rakamları, uygulamaları, fiyatları dikkate aldığınız takdirde, Türk köylüsüne büyük bir haksızlık yapılmıştır. Zaten, uzun yıllardan beri, özellikle son üç yıldan beri tahıl üreticisi, buğday üreticisi perişandı; ama, bugünkü uygulamayla, âdeta, gelecek sene hiçbir hal ve şartta destekleyeceğiniz köylü, çiftçi, üretici bulamayacağınız hazin bir tablo ortaya çıkmıştır.
Bakın, geçen yıl buğday tabanfiyatı 80 000 lira olarak belirlendi ve bu bir önceki yıla göre yüzde 51'lik bir fiyat artışını öngörüyordu. Bu yıl, geçen yılkinden daha kötü tahakkuk etti, yüzde 27 olarak belirlendi ve önümüzdeki yıl da bu rakamın belki yüzde 10'lar düzeyinde olacağı görülüyor. Geçen yılki 80 000 liralık fiyata rağmen, Türk köylüsü Toprak Mahsulleri Ofisinin, âdeta köylünün karagün dostu olması gereken; ama, kesinlikle köylünün felaketini hazırlayan bir politika izleyen Toprak Mahsulleri Ofisinin...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Ertugay, lütfen toparlayınız efendim.
ZEKİ ERTUGAY (Devamla) – ...yanlış politikaları sonucu, piyasaya ucuz fiyattan 500 000 ton civarında buğdayı sürmesi, o gün 80 000 lira fiyat belirlenmiş olmasına rağmen, üreticimiz, birinci sınıf ekmeklik buğdayı, 57 000 liraya, 60 000 liraya, satmak zorunda kalmış ve alın teri resmen gasp edilmiştir.
Şimdi, görünen o ki, bu yıl yapılacak bu uygulamanın sonucunda, üretici, geçen yıldan da daha perişan bir hale gelecektir. Bu tablonun düzeltilmesi konusunda sayın hükümetin tercihlerini ve siyasî yaklaşımlarını gözden geçirmesini ve ülkenin bu kadar sabırlı olan kitlesinin üzerine daha fazla gitmemesini temenni ediyorum ve ayrıca, enflasyonun tek ve yegâne hedefi olarak üreticinin belirlenmesinin son derece büyük bir haksızlık olduğunu ifade ediyorum.
Bunları ifade ederken, milletimizin sağlam damarı dediğim...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Ertugay, son cümleniz için mikrofonu tekrar açıyorum efendim.
ZEKİ ERTUGAY (Devamla) – ... milletin hakiki efendisi olan köylümüzün, bugün içine düştüğü durumu, bizim gibi, hiçbirinizin içine sindiremediğini kabul ediyor; Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ertugay.
Gündemdışı ikinci söz, Beydağı Barajı ve Küçük Menderes havzasının sorunları hakkında söz isteyen İzmir Milletvekili Sayın Mehmet Özcan'a aittir.
Buyurun Sayın Özcan. (DSP sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika efendim.
2. — İzmir Milletvekili Mehmet Özcan’ın, Beydağı Barajı ve Küçük Menderes havzasının sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mustafa Cumhur Ersümer’in cevabı
MEHMET ÖZCAN (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Batı Anadolu'da, Ege'nin Küçük Menderes havzasının geleceği hakkında gündemdışı söz almış bulunuyorum; hepinize, Yüce Heyetinize saygılar, selamlar sunuyorum.
Sayın milletvekilleri, İzmir'in Kiraz, Beydağ, Ödemiş, Tire, Bayındır ve Selçuk İlçelerini içerisine alan Küçük Menderes havzası için tarihçiler "ovasından bal, dağlarından yağ akan bereketli topraklar diyarı" diye söz etmişlerdir. Kuzeyinde Bozdağlar, güneyinde Aydın Dağlarıyla çevrilmiş, doğusunda yükselen dağ uzantılarıyla âdeta bir çıkmaz sokağa benzeyen Küçük Menderes havzası son yıllarda tarihinin en sıkıntılı günlerinden birini yaşamaktadır. Her türlü sebze ve meyvenin yetiştiği, patatesi, fidancılığı ve pamuğuyla meşhur Küçük Menderes toprağı çölleşmeyle karşı karşıyadır.
Her yıl, kazanabildiği geliri, yine, yeraltı suyunu çıkarabilmek için yüzlerce metre yerin altına gömen 400 000 çiftçi, üretici perişandır, sefalet içindedir. Tarımın genel sorunlarıyla zaten başedememiş üretici, şimdi de, toprağa ekip diktiğini sulayamamanın sıkıntısını çekmektedir. Kuzeyinde Gediz Ovasıyla ve güneyindeki Büyük Menderes Ovasında yıllarca önce yapılmış olan baraj, gölet ve sulama kanalları, ne yazık ki, Küçük Menderes havzasında unutulmuştur. Cumhuriyet hükümetlerinin, Türkiye'nin kalkınması yolunda yaptıkları büyük atılımlar hepimizin övüncüdür; ancak, Türk köylüsünün, çiftçisinin, emeğin, üreticinin ağır sorunları varlığını sürdürmektedir.
Sözünü ettiğim, Ege Bölgesinin en verimli havzası, Küçük Menderes havzasının şu an içinde bulunduğu sulama sorunu, yurdumuzun pek çok yerinde çözümlenmiştir, çözüme kavuşmuştur. Örneğin, kuzeyindeki komşu Manisa Ovasının yüzde 80'i Gediz Nehri üzerindeki baraj ve göletlerle sulanabilmektedir. Aynı şekilde, güneydeki Aydın Ovasının da yüzde 75'i Topçam, Adıgüzel ve Karpuzlu Baraj sularıyla sulanmaktadır.
Aydın ve Manisa İlleri arasında kalan ve İzmir'e bağlı Küçük Menderes Ovasını çölleşmekten kurtaracak baraj projeleri ne yazık ki, hayata geçirilememiştir. Yöreyi susuzluktan kurtaracak, başta Beydağı, Aktaş, Burgaz ve Ergenli Baraj-Gölet Projeleri, ne yazık ki, hâlâ gerçekleştirilememiştir.
Kurtuluş Savaşı yıllarında, Kuvayi Milliyenin ilk sivil direnişini, ilk kurşun muharebesiyle gösteren Küçük Menderesliler, Kurtuluş Savaşının ve vatanseverliğin bayrağını taşımışlardır. Şu anda, Küçük Menderesli çiftçiler, 16 000 derin su kuyusu pompası başında feryat içindedir; 200 metre derinlikte su tükenmiş, ekili ve dikili mahsul sulanamama tehlikesiyle karşı karşıyadır. Devletimizin yatırım kaynaklarından ayıracağı çok az bir miktar, 400 000 çiftçinin su ve sulama sorununa bir çözüm getirebilecektir. Yeşilliklerin, verimliliklerin soluşunu, toprağın susuzluktan çatlayışını Küçük Menderes Ovası hak etmemiştir. Yöre çiftçisinin devlet bütçesine ödediği verginin çok az bir kısmıyla, Beydağı, Aktaş ve diğer barajlar bitirilebilecektir. En başta Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığımız olmak üzere, hükümetimizi duyarlılığa davet ediyorum, bekliyorum, talep ediyorum.
Beydağı ve Aktaş Barajlarının bir an önce başlanıp bitirilebilmesi dileğiyle, Yüce Kurulunuza saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özcan.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Eğer izin verirseniz, gündemdışı konuşmaya cevap vermek istiyorum.
BAŞKAN – Hayhay Sayın Bakanım.
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanımız gündemdışı konuşmaya cevap verecekler efendim.
Buyurun.
Süreniz 20 dakika.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; öncelikle, sizleri saygıyla selamlıyor, İzmir Miletvekilimiz Sayın Mehmet Özcan'ın konuşmasına cevap vermek üzere huzurlarını
zda bulunuyorum.Tabiî, esasında burada dile getirilen husus, hepinizin yakından bildiği, Türkiye'nin projelerini hızlı bir şekilde realize edilmesini sağlamak noktasındaki kaynak sıkıntısı. Tabiî, bir Bakan olarak, huzurlarınıza gelip, kaynak sıkıntısını dile getirmek, artık, mazeretten sayılır mı, sayılmaz mı, o sizin takdirlerinizde; ama, bizim yaptığımız tespitlere göre, bir hususu belirtmek istiyorum: 2000 yılı fiyatlarını dikkate alırsak ve ihtiyaçlarımızın da, taleplerimizin de 20 katrilyon lira dolayında olduğunu hesaplarsak, bizim, bu projeleri bitirebilmemiz için 33 yıla ihtiyacımız var. Yani, Türkiye'nin 33 yıl değil, 33 gün bek
lemeye tahammülü yok; ancak, bu kaynak yetersizliği bizi bu duruma düşürüyor.Küçük Menderes Beydağı Projesi kapsamında, İzmir'in Ödemiş İlçesi Beydağ Kasabasında inşa edilmekte olan temelden 95 metre yükseklikteki Beydağı Barajında depolanacak 248 milyon metreküp suyla, Ödemiş Ovasında 18 200 hektarlık alanın sulanması ve yörenin Küçük Menderes Nehri taşkınlarından korunması hedef alınarak, bu işe başlanılmıştır.
Ödemiş sulaması, kati proje çalışması ikmaline müteakip baraj inşaatına paralel olarak önümüzdeki yıllarda ancak ele alınabilecektir. Projeye 2000 yılı için 15,3 katrilyon lira ödenek talep etmişiz; ancak, biraz önce belirttiğim sınırlı imkânlar nedeniyle, sadece 750 milyar Türk Lirası ödenek alabilmiş durumdayız. Projenin planlandığı şekilde yürütülebilmesi için, en azından, bu yıl için 900 milyar liralık bir eködeneğe ihtiyacımız vardır; onu temin ettiğimizde, mutlaka, bu projeye verdiğimiz önemin bir işareti olarak bu kaynağı harcayacağız.
Tabiî, Aşağı Büyük Menderes Projesi yine aynı kapsamda, Büyük Menderes Cindere Projesi, yine, aynı kapsamda devam eden işlerimizdir.
Yine, 2000 yılı için 39 trilyon lira ödenek talep ettiğimiz Aşağı Büyük Menderes Projesine, ancak 6,6 trilyon lira kaynak tahsis edilebilmiştir. Yine, Plan ve Bütçe Komisyonumuzun bu işin aciliyetine binaen artı 200 milyar lira bir ödenek sağlamış olmasına rağmen, bu ödeneklerle, bu işin istediğimiz hızda yürütülmesi mümkün değildir.
Yine aynı kapsamda, Büyük Menderes-Cindere Projesiyle ilgili 18 trilyonluk ödenek talebimize karşılık, tarım sektöründen 145 milyar, enerji sektöründen 5 trilyon olmak üzere 5 trilyon 145 milyar liralık bir ödeneği bu yıl içerisinde harcayabileceğiz.
Tabiî, işin geneline baktığımızda, karşımıza çıkan rakamlar daha da çarpıcıdır. DSİ Genel Müdürlüğü olarak, 2000 yılında, 3,2 katrilyon lira ödenek talebinde bulunmuşuzdur. Buna, 736,365 trilyon liralık bir ödenek tahsis edilmiştir. Tabiî, bunun 1,88 katrilyonu da yatırım olmak üzere bir harcama imkânı gelmiştir.
Bir başka türlü ifade edersek, yatırım bütçesinden, bizim talebimizin sadece yüzde 24'ü karşılanabilmiştir. Bu, tarım sektöründe yüzde 14'e düşmektedir, enerji sektöründe de yüzde 39'luk bir rakama ulaşabiliyoruz. Ancak, tabiî, sevindiricidir, çevreyle ilgili talebimizin tamamı karşılanmıştır. Burada, ödeneği karşılama talebi yüzde 100'lük bir mertebeye ulaşmıştır.
Tabiî, bunları, burada dile getirip, hükümetin çare yeri olduğunu söylemeden geçmek mümkün değil. Hükümetimiz, bir yandan, hazırladığı yasal ortamla, Meclisimizin desteğini müteakip, yerli-yabancı özel sektör imkânlarını, yabancı finans imkânlarını Türkiye'ye getirebilme çabasını sürdürmektedir; diğer yandan da, az parayla çok iş yapabilmenin mücadelesi içerisindedir.
Sizleri saygıyla selamlıyorum. (ANAP, DSP ve MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Başbakan Yardımcısına teşekkür ediyoruz.
Gündemdışı üçüncü ve son söz, çiftçilerin sorunları hakkında söz isteyen, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Zülfükar İzol'a aittir.
Buyurun Sayın İzol. (FP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar
)Süreniz 5 dakika efendim.
3. — Şanlıurfa Milletvekili Zülfükâr İzol’un, çiftçilerin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması
ZÜLFÜKAR İZOL (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; gündemdışı söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Türkiye ekonomisinde çok büyük önem taşıyan tarım, Türkiye'de istihdamın yüzde 45'ini temin etmektedir. Bu rağmen, millî gelir içindeki payı sadece yüzde 10'dur. Demek ki, tarım, millî gelir içinde en düşük payı olan sektörümüzdür; yani, çiftçilerimiz, diğer sektörlerdeki vatandaşlarımızla mukayese edildiğinde, daha az gelir elde eden bir kesimimizdir.
Türkiye'de tarımın iflas ettiğini rakamlar vererek açıklamak istiyorum: Tarım sektörü nüfusun yüzde 40'ını, toplam istihdamın da yüzde 45'ini kapsıyor; yani, en büyük kesimi oluşturuyor. Buna karşın, 1999 rakamlarıyla bu sektöre giden pay gayri safî millî hâsılanın yüzde 3'ü olan 6 milyar dolar... Bir ölçü olması bakımından belirteyim; devlet, batan 5 bankaya 7 milyar dolar aktarıyor, 5 batık bankaya verilen para ile 30 milyon insanın bir yıllık emeğine verilen para aynı miktardadır. (FP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
Tarım sektörünün mağduriyeti bu kadarla da bitmiyor. Türkiye, her geçen gün daha fazla ziraî ürün ithal eden ülke durumuna gelmiştir. Yirmi yıl önce 50 milyon dolar olan tarımsal ürün ithalatı, geçen sene 2,1 milyar dolara ulaştı.
Tarımdaki dışa bağımlılık, başka ürüne benzemez; en ufak sorunda, tüm ülke aç kalır. Tarımda bağımlı olursak, Avrupa'ya karşı hep boynumuz bükük kalırız; ya açlığı kabulleneceksiniz ya da Avrupa'nın her isteğine evet diyeceksiniz. Bizi sürüklemek istedikleri ortam budur.
IMF'ye verilen niyet yazılanların hepsi Türkiye'nin aleyhinedir; çünkü, taahhüt edilenler, üretimi artırıcı değil, düşürücüdür. Avrupa'da üretilen buğday, Türkiye pazarlarında, aynen Şanlıurfa'da üretilmiş bir ürün gibi satılacak, siz maliyetini düşüremediğiniz zaman, çiftçinin ürününü satma şansı kalmayacaktır; satamayınca, o üretim alanından çekilecektir, felaket burada doğacaktır. Gayri safî millî hâsıla içerisinde tarımın payı yüzde 50’lerden yüzde 10’lara indi; üreticinin alım gücü düşünce, sanayi ürününe talep azaldı. Yani, tarımı geri bırakırsanız, o sanayi ürününü alacak kitleyi fakirleştirmiş olursunuz.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; çiftçinin çektiği sıkıntı tüm Türk ekonomisini ve 70 milyona yakın tüketici de çok yakından ilgilendiriyor. Çiftçiyi sömürenler tüketiciyi de sömürüyor, böylece, Türkiye’de üç beş holding yüzlerce trilyon lira kazanırken, 70 milyona yakın insanımız insanca yaşama koşullarından yoksun kalıyor. Bir lokma ekmeğe, bir dilim peynire muhtaç insanlarımızın sayısı 40 milyonu aşmıştır, yirmi yıl önce hiç kimsenin aklından geçmeyen açlık tehlikesi, artık, kapımızı çalmıştır. Dünya gerçeklerine göre en azından 30 milyona yakın insanımız açtır; bunun tek nedeni de, tarımda yaşanan çöküntüdür.
Özellikle son yıllarda uygulanan yanlış tarım politikaları sebebiyle, çiftçi önünü görememektedir. Bu sektör can çekişmektedir. 2000’li yıllar dünyada tarımın önplana çıkacağı yıllar olacaktır. Türkiye bu gerçeği gözardı ettiği sürece, ülkemiz feraha kavuşamaz.
Hükümet, hâlâ tarımdan geçimini sağlayan nüfusun büyük bir bölümünü, ne yazık ki, görmezden geliyor. Bu duyarsız tarım politikası sürdüğü takdirde, çiftçilik tamamen ölecek, bugünkü ekonomik sıkıntı daha da büyüyecektir.
Çiftçi çoğu zaman emeğinin karşılığını alamıyor. Bugün çiftçi perişan durumdadır. Çoğu çiftçi, çocuğunu okutmak için, tek gelir kaynağı olan tarlasını satıyor, satmaya mecbur bırakılıyor. Bugün köylerde çiftçilik yapan gençlerin sayısı yok denecek kadar azdır. Bu sektördeki sıkıntılar sebebiyle gençler, bunu, bir meslek, karın doyuran bir iş olarak görmüyor; bu nedenle, köyler boşalıyor.
Can çekişen ve ölmek üzere olan tarımda acil tedbirlerin alınması gerekmektedir. Bu acil tedbirlerin alınmaması, ülkede vahim sonuçlara yol açacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın İzol, lütfen toparlar mısınız.
ZÜLFÜKAR İZOL (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; açıklanan buğday tabanfiyatları göstermiştir ki, mevcut 57 nci hükümet, çiftçi karşıtıdır ve bu açıdan en gayri millî hükümettir. Milyonlarca çiftçi gözden çıkarılmıştır; 5 batık banka, köylümüze ve çiftçimize tercih edilmiştir. Bu hükümetin neresi milliyetçidir; Başbakanın hangi politikası, hangi uygulaması halkçıdır?.. (FP sıralarından alkışlar) Bunların tamamı aldatmaca ve demagojidir.
Sayın Başbakan bilmiyor mu ki, çiftçi tarlasını ekememektedir, ekmemektedir; tarlalar mera halini almıştır.
Açıkça ifade etmek gerekir ki, bu hükümet, milliyetçi ve halkçı değil, off-shore hükümeti! (FP sıralarından alkışlar) Hiç kimse kendi milletine bu kadar yabancılaşmamıştır.
Mevcut tarım ve hayvancılık politikası, ekilmeyen tarla, üretmeyen çiftçi, kısacası, karnını doyuramayan, dışarıya muhtaç bir ülke sonucunu doğurmaktadır. Durum son derece vahimdir. Hükümet gaflet içerisindedir. Hükümeti derhal gaflet politikalarından vazgeçmeye çağırıyoruz.
Çiftçinin ve yetiştiricinin ürününün karşılığı verilmeli, buğday taban fiyatı 200 000 lira olarak belirlenmelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın İzol, son cümleniz için mikrofonu tekrar açıyorum; lütfen bitiriniz.
ZÜLFÜKAR İZOL (Devamla) – Çiftçilerin kredi borçları acilen ertelenmelidir. Borçlar nedeniyle haczedilen iş makineleri ve tarlaları çiftçilere iade edilmeli, borçlarını ödeyebilmeleri için faizsiz kredi sağlanmalıdır.
Yurtdışından hayvan, et, buğday ve tarımsal ürün ithaline kademeli olarak son verilmelidir.
Taban fiyatları bir yıl öncesinden açıklanmalıdır.
Ülkemizin, komşularıyla olan ticareti serbest piyasa koşullarında sağlanmalıdır. Komşularımıza tarım ürünlerinin ihracı sağlanmalıdır. Komşumuz Irak'a tarımsal ürün satışı sağlanmalı, bu ülkeye konulan ambargonun kaldırılması için derhal harekete geçilmel
idir.Çiftçi ve üreticilerin mevcut tarımsal kooperatifleri güçlendirilmeli ve yönetim şekli değiştirilmelidir.
Tarım ve hayvancılıkta verimliliğin artırılması için, klasik yöntemler yerine bilimsel ve teknolojik yöntemlerle üretim teşvik edilmelidir, ucuz yem ve tohumluk sağlanmalıdır, tarımsal girdilerin ucuzlatılması sağlanmalıdır.
Kuraklıktan dolayı, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin "afet bölgesi" olarak ilan edilmesini, siz, saygıdeğer hükümette bulunan arkadaşlarımızdan, özellikle istirham ediyorum. Bu bölgenin afet bölgesi olarak ilan edilmesi lazım; çünkü, orada, çok büyük bir kuraklık yaşandı. Ondan dolayı, afet bölgesi olarak ilan edilirse, gerçekten, hem sizler hem de bizl
er vicdanen rahat oluruz.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ZÜLFÜKAR İZOL (Devamla) – Hepinizi, saygıyla, hürmetle selamlıyorum; sağolun, var olun. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın İzol.
Sayın milletvekilleri, Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır; yalnız, sunuşlar miktar itibariyle fazla olduğundan, Divan Üyesinin, sunuşları, oturarak okumasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sunuşları tamamladıktan sonra, Plan ve Bütçe Komisyonunda bağımsız milletvekillerine düşen 1 üyelik için seçim yapılacaktır. Bu üyelik için aday olan bağımsız sayın milletvekilleri, Hakkâri Milletvekili Sayın Evliya Parlak ve Malatya Milletvekili Sayın Tevfik Ahmet Özal'dır.
Bilgilerinize sunulur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup bilgilerinize sunacağım :
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. —İsrail Parlamentosu Savunma ve Dışişleri Komisyonu Başkanının vaki davetine TBMM’yi temsilen katılacak milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/604)
13 Haziran 2000
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
İsrail Parlamentosu Savunma ve Dışişleri Komisyonu Başkanının vaki davetine istinaden, TBMM Millî Savunma Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan altı kişilik bir Parlamento heyetinin 18-21 Haziran 2000 tarihleri arasında söz konusu davete icabet etmesi hususu, Genel Kurulun 11 Nisan 2000 tarihli 78 inci Birleşiminde kabul edilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca heyeti oluşturmak üzere siyasî parti gruplarının bildirmiş olduğu isimler Genel Kurulun bilgilerine sunulur.
Ali Ilıksoy
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı Vekili
Mehmet Ali Bilici (Adana)
Sadık Kırbaş (Çanakkale)
Bekir Aksoy (Çorum)
Necdet Saruhan (İstanbul)
Hüseyin Arı (Konya)
Mustafa Enöz (Manisa)
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Sayın milletvekilleri, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 1 ilâ 3 üncü sıralarında, Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu karma komisyonun, bazı milletvekillerinin yasama dokunulmazlıklarına ilişkin raporları vardır; ayrı ayrı okutup, bilgilerinize sunacağım:
V. — KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1. — Adıyaman Milletvekili Hasari Güler’in, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/423) (S. Sayısı : 443) (1)
Türkiye Büy
ük Millet Meclisi BaşkanlığınaBaşkanlıkça, 29.12.1999 tarihinde karma komisyonumuza gönderilen Adıyaman Milletvekili Hasari Güler’in yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi, İçtüzüğün 132 nci maddesine göre kurulan hazırlık komisyonuna incelenmek üzere verilmiştir.
Hazırlık komisyonu, inceleme sonucunu özetleyen 28.3.2000 günlü raporuyla, zaruret olmaksızın silahla ateş etmek suçu isnat olunan Adıyaman Milletvekili Hasari Güler hakkındaki kovuşturmanın, milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.
Dosyada bulunan belge ve bilgiler ile hazırlık komisyonu raporunu inceleyen karma komisyonumuz, bütün demokratik ülkelerde yasama meclisleri üyelerine, yasama görevlerini gereği gibi yerine getirebilmelerini sağlamak amacıyla bazı bağışıklıkların (dokunulmazlıkların) tanındığını; ancak böyle farklı bir statünün onları ayrıcalıklı ve hukukun dışında bir grup haline getirmek için olmadığını; tersine, yasama görevinin kamu yararına uygun biçimde yapılabilmesi için Meclis çalışmalarına engel olunmaması ve bağımsızlıklarının bir başka yönden de güvence altına alınması amacına yöneldiğini göz önüne almıştır. Anayasanın 83 üncü maddesinin de bu anlayışa dayandığı ve bu amacı taşıdığı açıktır. Bu nedenlerle ve isnat olunan eylemin niteliği dikkate alınarak, Adıyaman Milletvekili Hasari Güler hakkındaki kovuşturmanın, milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Raporumuz Genel Kurulun bilgilerine arz edilmek üzere
Yüksek Başkanlığa saygıyla sunulur.Başkan
Ertuğrul Yalçınbayır
Bursa
ve Komisyon üyeleri
Muhalefet gerekçem :
Yasama dokunulmazlığının milletvekilliği sıfatı sona erinceye kadar ertelenmesine dair karma komisyon raporuna aşağıdaki gerekçelerle ilkesel olarak muhalifim. Değerli milletvekillerinin iddia edilen suçları işlemediklerine dair savunmaları esas alınmalı, aklanmalarına olanak tanınmalıdır.
Gerekçelerim iki ana başlıkta toplanmaktadır:
1. Anayasal gerekçe,
2. Belirli objektif kıstasların uygulanamaması.
Anayasal gerekçe :
Anayasamızın 83 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince; seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili, Meclis kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz.
Anayasanın 83 üncü maddesindeki düzenleme Anayasamızın 76 ncı maddesindeki düzenlemeyle çelişmekte, çelişkinin de ötesinde 76 ncı maddeyi düzenlemeyi gerekli kılan amacı ortadan kaldırmaktadır.
83 üncü maddedeki bu düzenleme, 76 ncı maddede tanımlanan ve zaten milletvekilliğine seçilme engeli olarak gösterilen zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla, kaçakçılık, resmî ihale ve alım-satıma fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma gibi suç iddiaları dolayısıyla soruşturma açılmasına ve yargılama yapılmasına engel olmaktadır.
Anayasanın 76 ncı maddesinde belirtilen suçlardan hükmü kesinleşmiş olan kişi milletvekili seçilemezken, milletvekili seçilmeden bir gün önce veya milletvekili seçildikten sonra bu suçları işlediği iddia edilen kişiler milletvekilliğini sürdürdüğü gibi bu suçlarla ilgili olarak sorgulanamamakta ve yargılanamamaktadır. Böyle bir düzenleme Anayasanın ruhuna, genel hukuk kurallarına aykırıdır.
Anayasanın 76 ncı maddesindeki suç iddialarıyla ilgili olarak kovuşturma yapılmasına izin verilmeli, karma komisyon, yasama dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmayacağına, kovuşturma sonucu oluşacak objektif ölçüler çerçevesince karar verebi
lmelidir.Objektif ölçülerin bulunmamasına ilişkin gerekçe:
Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasıyla ilgili Anayasamızın 83 üncü maddesinde belirli objektif ölçüler belirtilmediği gibi, yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki Meclis İçtüzüğünün 131 ilâ 134 üncü maddelerinde de belirli objektif ölçülere yer verilmemiştir.
Birçok Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere; yasama dokunulmazlığının kaldırılması konusunda birtakım belirli, objektif ölçülere uygun davranılması ve bu ölçülerin bir hukuk devletinden beklenen nitelikte bulunması şarttır. Yeterli olmamakla birlikte, eski Cumhuriyet Senatosu içtüzüğünde belirli objektif ölçüler yer almış ve Anayasa Mahkemesi, bu objektif ölçülere uygunluğu gözetmiştir.
Sonuç :
Bir suç isnadı ciddî ise, siyasî ereklere uygun ise yahut üyenin şeref ve haysiyetini koruma yönünden dokunulmazlığın kaldırılması zarurî ise, yasama dokunulmazlığı kaldırılmalıdır.
Dokunulmazlığın amacı, yasama görevini yürütecek milletvekillerinin çeşitli çevrelerden gelebilecek baskı ve kaygılardan korunmuş olarak görevlerini gereği gibi yapmalarını sağlayarak, siyasal nitelikli kovuşturmalar bahanesiyle milletvekillerinin Meclise katılmaktan alıkonmasını, çalışma şevkinin kırılmasını bu yolla da TBMM’nin istencinin çarpıtılmasını önlemektir. Yoksa, kimilerinin, TBMM’yi yıpratmak için kasıtlı olarak söylediği gibi, milletvekiline soruşturmadan kaçma, suç işleme ayrıcalığı tanınması değildir.
Hangi suç isnadının ciddî olduğu; “Milletvekili seçilme yeterliliği” başlıklı Anayasamızın 76 ncı maddesinde belirtildiği gibi, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Yasasının “Milletvekili seçilemeyecek olanlar” başlıklı 11 inci maddesinde de belirtilmiştir.
Taksirli suçlar hariç, toplam bir yıl veya daha fazla hapis veya süresi ne olursa olsun ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar, affa uğramış olsalar bile; zimmet, ihtilas, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar ile istimal ve istihlâk kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık suçları, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma veya devlet sırlarını açığa vurma suçlarından biriyle mahkûm olanlar, TCK’nın "Devletin Şahsiyetine Karşı Cürümler" başlıklı ikinci kitabının birinci babında yazılı suçlardan veya bu suçların işlenmesini alenî olarak tahrik etme suçundan mahkûm olanlar, TCK 312 nci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı halkı, sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etme suçlarından mahkûm olanlar ve TCK
’nın 536 ncı maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yazılı eylemler ile aynı yasanın 537 nci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında yazılı eylemleri siyasî ve ideolojik amaçlarla işlemekten mahkûm olanlar, milletvekili seçilemezler.Anayasamızın 76 ncı maddesine göre affedilmiş olsalar dahi, belirtilen suçlardan mahkûm olanlar milletvekili seçilemediği halde, Anayasadaki düzenleme biçimine göre yasama dokunulmazlığı, bu suçlarla ilgili ciddî iddialar bakımından, milletvekilleri hakkında soruşturma yapılmasına olanak bile vermemektedir. Kamu vicdanını rahatsız eden bu duruma son vermek ve milletvekillerini gereksiz koruma zırhına büründürmemek için. Anayasanın 76 ncı maddesinde zaten milletvekilliğine seçilme engeli olarak gösterilen bu gibi suç iddiaları dolayısıyla soruşturma açılması ve yargılama yapılmasının yasama dokunulmazlığı dışına çıkarılması uygun olacaktır. Anayasada böyle bir değişiklik, asılsız suçlamalarla töhmet altında kalan milletvekillerinin yargı ön
ünde aklanmasına fırsat verilmesi ve genel olarak milletvekili saygınlığının yükseltilmesi bakımından da yarar sağlayacaktır. Anayasada yapılması gereken bu değişikliğe kadar da karma komisyonların, bu ilke ve ölçüler içerisinde kişi ve parti ayırımı yapmaksızın milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına karar vermesi uygun olacaktır.Kimi suç iddiaları vardır ki, ciddî olmamakla birlikte siyasî ereklere aykırıdır. Öte yandan, öyle asılsız suç iddiaları vardır ki, üye istemese dahi soruşturmanın ertelenmesine karar verilmektedir. İşte bu suç iddialarıyla ilgili olarak da yasama dokunulmazlığı kaldırılmalı, milletvekillerinin aklanmalarına olanak tanınmalıdır. Ancak uygulamada üye istemese dahi dokunulmazlığının kaldırılması ertelenmekte, üyeler töhmet altında bırakılarak, siyaseten yıpratılmaktadır.
Anayasamızın 83 üncü maddesinde tanımlanan yasama dokunulmazlığının kaldırılması işlemi, bir yargı işlemi niteliğinde olmayıp, yasama işlemi niteliğindedir. İşlem dosyaları tam olarak oluşmuş olsa dahi, kurulun yapısı ve çalışma esasları gereği, işlem dosyalarını tam bir tarafsızlıkla inceleyebilmesi, suçun maddî ve manevî unsurlarını saptayabilmesi ve değerlendirebilmesi olanaksızdır. Bu niteliği gereği, dokunulmazlığın kaldırılması işlemi, ceza kovuşturmasının açılması veya ceza verilmesi niteliğinde olmayan, sadece yasama meclisi üyelerini, kimi istisnaî durumlarda üyelik teminatından sıyırarak, adalet karşısında öteki yurttaşlarla bir düzeye getirmekten ibarettir.
Anayasamızın 85 inci maddesi yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verilmiş olması hallerinde, Meclis Genel Kurul kararının alındığı tarihten başlayarak yedi gün içerisinde ilgili milletvekilinin veya bir diğer milletvekilinin, kararın Anayasaya, yasaya veya içtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabileceğini düzenlemektedir.
Bu düzenlemeyle, yasama içindeki iktidar-muhalefet dengesi nedeniyle alındığı iddia edilen haksız yasama işleminin yargıyla dengelenmesi, objektif kıstaslara uygunluğunun saptanması sağlanmaktadır.
Yukarıda belirtilen ilkelere uygun davranılması gerektiğini ve değerli üyelerin aklanmalarına olanak sağlanılması gerektiğini düşündüğümden, ilkesel olarak, yasama dokunulmazlığının üyelik sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine dair çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.
Saygılarımla. 24.5.2000
Hüseyin Tayfun İçli
Ankara
Karşı oy gerekçemdir :
Karma Komisyon Başkanlığına
Milletvekillerinin herhangi bir baskı ve tehdit altında olmadan, görevlerini serbestçe yerine getirebilmelerini sağlamak amacıyla dokunulmazlıklar düzenlenmiştir.
Tarihî bakımdan milletvekili dokunulmazlığı ilk defa 1688 tarihinde İngiltere’de düzenlenmiştir. Bu düzenleme “parlamentoda konuşma özgürlüğü, tartışmalar, yargılamalar, hiçbir mahkemede veya parlamento dışında sorumluluk sebebi olamaz” şeklindedir. Buna paralel olarak, 1789 tarihli Fransız Kanunu ile bunlardan esinlenen 1876 Türk Anayasasında ve halen yürürlükte bulunan Hindistan, Mısır, Meksika, Bulgaristan, İtalya ve bunun gibi ülkelerde tarihî anlayışa uygun olarak yasama dokunulmazlığı, Mecliste ileri sürülen düşünceler ile kullanılan oyların suç sayılamayacağıyla sınırlıdır.
Ülkemizde ise, 1982 Anayasasının 83 üncü maddesine göre yasama dokunulmazlığı “TBMM üyelerinin Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden sorumlu tutulamaması" ile “seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri sürülen bir milletvekilinin, Meclis kararı olmadıkça tutulamaması, sorguya çekilememesi, tutuklanamaması ve yargılanamaması"dır.
Böylesi bir dokunulmazlık düzenlemesi yerli ve yabancı ceza yasalarında düzenlenen ve “kanunsuz suç olmaz, suç ve suçlular da cezasız bırakılamaz” şeklinde özetlenebilecek temel prensiplere ve Anayasanın 2 nci maddesine dayalı hukuk devleti ilkesi ile 10 uncu maddesine dayalı eşitlik ilkesine gölge düşürmektedir.
Bu nedenle, yasama dokunulmazlığının “Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, ileri sürdükleri düşüncelerinden sorumlu tutulamamak ve kişisel özgürlüğü kısıtlanamamak” şeklinde düzenlenmesi, tarihî gelişmeye ve gerekçeye uygun olacaktır.
Fransa’da 1995 yılında bu yönde yapılan düzenlemeyle adlî soruşturma ve yargılama dokunulmazlık kapsamı dışına çıkarılmış, sadece tutuklama ve kişi özgürlüğünün kaldırılması, Meclisin kararına bırakılmıştır. Yine, yasama dokunulmazlığının anavatanı olan İngiltere’de, dokunulmazlık zırhı, ceza kovuşturmalarına karşı değil, hukuk davalarına karşı koruyucu bir işleve indirgenmiştir.
Gündemdeki ertelenme kararı verilen dosyalar kapsamındaki iddialar, vatandaşlarımızın günlük yaşamında karşılaştıkları ve mevzuata göre gereğinin yapıldığı hukukî olaylar ve iddialardır. Bir yurttaş bu gibi hallerde hangi hukuk kurallarına tabi tutuluyorsa, onun vekili ve aynı zamanda bir vatandaş olan milletvekillerinin ve diğer kamu görevlilerinin de aynı kurallara tabi olması kadar doğal bir şey olamaz. Böyle bir anlayış ve uygulayış eşitliğin gereği olduğu gibi, hukuk devleti olmanın da temel gereğidir.
Yukarıda belirttiğim gerekçelerle, öncelikle, yasal düzenlemeler yapılarak sorgulanma ve yargılanma dokunulmazlık kapsamı dışına çıkarılmalı, sadece kişisel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması dokunulmazlık kapsamında olmalıdır. Ceza hükümlerinin infazı ise, milletvekili sıfatının sona ermesine bırakılmalıdır. Böyle bir düzenlemeyle, bir taraftan yargısal denetim işlerlik kazanacak, diğer taraftan milletvekillerinin Meclis çalışmalarına katılımı da sağlanmış olacaktır.
Yasal düzenlemeler yapılıncaya kadar “yasama sorumsuzluğu” kapsamı dışındaki suç iddialarını içeren dosyalar için, dokunulmazlıklar kaldırılmalıdır. Böylelikle, asil ve vekili arasında eşitlik sağlanacağı gibi, milletvekillerine de bir an önce aklanma olanağı yolu açılacaktır.
Bu nedenle “yasama sorumsuzluğu” kapsamı dışında gördüğüm bu dosya için, dokunulmazlığın kaldırılmasının yerinde olacağı kanaatinde olduğumdan, erteleme kararına katılmıyorum. 29.5.2000
Osman Kılıç
İstanbul
Muhalefet şerhi :
Türkiye Büyük Millet Meclisi Karma Komisyonu Başkanlığına
Halkın egemenliğinin tesis edildiği Türkiye Büyük Millet Meclisinin her üyesi saygıdeğerdir.
Yasama görevini yerine getiren bir milletvekilinin, saygınlığını zedeleyen suçlamalar karşısında, Türk Milleti adına karar veren bağımsız yargıda aklanmak en doğal hakkı olmalıdır. Bu hakkın kullanılabilmesi için, sayın milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasının doğru olacağı düşüncesindeyim.
Karara bu anlamda muhalefet ediyor, saygılar sunuyorum.
24.5.2000
Nazire Karakuş
İstanbul
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Bilgilerinize sunulmuştur.
2 nci raporu okutuyorum :
2. —Nevşehir Milletvekili İsmail Çevik’in, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/424) (S. Sayısı : 444) (1)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Başkanlıkça, 29.12.1999 tarihinde karma komisyonumuza gönderilen Nevşehir Milletvekili İsmail Çevik’in yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi, İçtüzüğün 132 nci maddesine göre kurulan hazırlık komisyonuna incelenmek üzere verilmiştir.
Hazırlık komisyonu, inceleme sonucunu özetleyen 28.3.2000 günlü raporuyla, dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet vermek suçu isnat olunan Nevşehir Milletvekili İsmail Çevik hakkındaki kovuşturmanın, milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.
Dosyada bulunan belge ve bilgiler ile hazırlık komisyonu raporunu inceleyen karma komisyonumuz, bütün demokratik ülkelerde yasama meclisleri üyelerine, yasama görevlerini gereği gibi yerine getirebilmelerini sağlamak amacıyla bazı bağışıklıkların (dokunulmazlıkların) tanındığını; ancak böyle farklı bir statünün onları ayrıcalıklı ve hukukun dışında bir grup haline getirmek için olmadığını; tersine, yasama görevinin kamu yararına uygun biçimde yapılabilmesi için Meclis çalışmalarına engel olunmaması ve bağımsızlıklarının bir başka yönden de güvence altına alınması amacına yöneldiğini göz önüne almıştır. Anayasanın 83 üncü maddesinin de bu anlayışa dayandığı ve bu amacı taşıdığı açıktır. Bu nedenlerle ve isnat olunan eylemin niteliği dikkate alınarak, Nevşehir Milletvekili İsmail Çevik hakkındaki kovuşturmanın, milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Raporumuz Genel Kurulun bilgilerine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa saygıyla sunulur.
Başkan
Ertuğrul Yalçınbayır
Bursa
ve Komisyon üyeleri
Muhalefet gerekçem :
Yasama dokunulmazlığının milletvekilliği sıfatı sona erinceye kadar ertelenmesine dair karma komisyon raporuna aşağıdaki gerekçelerle ilkesel olarak muhalifim. Değerli milletvekillerinin iddia edilen suçları işlemediklerine dair savunmaları esas alınmalı, aklanmalarına olanak tanınmalıdır.
Gerekçelerim iki ana başlıkta toplanmaktadır:
1. Anayasal gerekçe
2. Belirli objektif kıstasların uygulanamaması.
Anayasal gerekçe:
Anayasamızın 83 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince; seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili, Meclis kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz.
Anayasanın 83 üncü maddesindeki düzenleme, Anayasamızın 76 ncı maddesindeki düzenlemeyle çelişmekte, çelişkinin de ötesinde 76 ncı maddeyi düzenlemeyi gerekli kılan amacı ortadan kaldırmaktadır.
83 üncü maddedeki bu düzenleme, 76 ncı maddede tanımlanan ve zaten milletvekilliğine seçilme engeli olarak gösterilen zimmet, ihtilas, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla, kaçakçılık, resmî ihale ve alım-satıma fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma gibi suç iddiaları dolayısıyla soruşturma açılmasına ve yargılama yapılmasına engel olmaktadır.
Anayasanın 76 ncı maddesinde belirtilen suçlardan hükmü kesinleşmiş olan kişi milletvekili seçilemezken, milletvekili seçilmeden bir gün önce veya milletvekili seçildikten sonra bu suçları işlediği iddia edilen kişiler milletvekilliğini sürdürdüğü gibi, bu suçlarla ilgili olarak sorgulanamamakta ve yargılanamamaktadır. Böyle bir düzenleme, Anayasanın ruhuna, genel hukuk kurallarına aykırıdır.
Anayasanın 76 ncı maddesindeki suç iddialarıyla ilgili olarak kovuşturma yapılmasına izin verilmeli, karma komisyon, yasama dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmayacağına, kovuşturma sonucu oluşacak objektif ölçüler çerçevesince karar verebilmelidir.
Objektif ölçülerin bulunmamasına ilişkin gerekçe :
Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasıyla ilgili Anayasamızın 83 üncü maddesinde belirli objektif ölçüler belirtilmediği gibi, yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki Meclis İçtüzüğünün 131 ilâ 134 üncü maddelerinde de belirli objektif ölçülere yer verilmemiştir.
Birçok Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere; yasama dokunulmazlığının kaldırılması konusunda bir takım belirli, objektif ölçülere uygun davranılması ve bu ölçülerin bir hukuk devletinden beklenen nitelikte bulunması şarttır. Yeterli olmamakla birlikte, eski Cumhuriyet Senatosu içtüzüğünde belirli objektif ölçüler yer almış ve Anayasa Mahkemesi, bu objektif ölçülere uygunluğu gözetmiştir.
Sonuç :
Bir suç
isnadı ciddî ise, siyasî ereklere uygun ise yahut üyenin şeref ve haysiyetini koruma yönünden dokunulmazlığın kaldırılması zarurî ise yasama dokunulmazlığı kaldırılmalıdır.Dokunulmazlığın amacı, yasama görevini yürütecek milletvekillerinin çeşitli çevrelerden gelebilecek baskı ve kaygılardan korunmuş olarak görevlerini gereği gibi yapmalarını sağlayarak, siyasal nitelikli kovuşturmalar bahanesiyle milletvekillerinin Meclise katılmaktan alıkonmasını, çalışma şevkinin kırılmasını, bu yolla da TBMM'nin istencinin çarpıtılmasını önlemektir. Yoksa, kimilerinin TBMM'yi yıpratmak için kasıtlı olarak söylediği gibi, milletvekiline, soruşturmadan kaçma, suç işleme ayrıcalığı tanınması değildir.
Hangi suç isnadının ciddî olduğu “Milletvekili seçilme yeterliliği” başlıklı Anayasamızın 76 ncı maddesinde belirtildiği gibi, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Yasasının “Milletvekili seçilemeyecek olanlar” başlıklı 11 inci maddesinde de belirtilmiştir.
Taksirli suçlar hariç, toplam bir yıl veya daha fazla hapis veya süresi ne olursa olsun ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar, affa uğramış olsalar bile; zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar ile istimal ve istihlak kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık suçları, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma veya devlet sırlarını açığa vurma suçlarından biriyle mahkûm olanlar, TCK'nın "Devletin Şahsiyetine Karşı Cürümler" başlıklı ikinci kitabının birinci babında yazılı suçlar
dan veya bu suçların işlenmesini alenî olarak tahrik etme suçundan mahkûm olanlar, TCK'nın 312 nci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etme suçlarından mahkûm olanlar ve TCK'nın 536 ncı maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yazılı eylemler ile aynı yasanın 537 nci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında yazılı eylemleri siyasî ve ideolojik amaçlarla işlemekten mahkûm olanlar , milletvekili seçilemezler.Anayasamızın 76 ncı maddesine göre affedilmiş olsalar dahi, belirtilen suçlardan mahkûm olanlar milletvekili seçilemediği halde, Anayasadaki düzenleme biçimine göre yasama dokunulmazlığı, bu suçlarla ilgili ciddî iddialar bakımından milletvekilleri hakkında soruşturma yapılmasına olanak bile vermemektedir. Kamu vicdanını rahatsız eden bu duruma son vermek ve milletvekillerini gereksiz koruma zırhına büründürmemek için Anayasanın 76 ncı maddesinde zaten milletvekilliğine seçilme engeli olarak gösterilen bu gibi suç iddiaları dolayısıyla soruşturma açılması ve yargılama yapılmasının yasama dokunulmazlığı dışına çıkarılması uygun olacaktır. Anayasada böyle bir değişiklik, asılsız suçlamalarla töhmet altında kalan milletvekillerinin yargı önünde aklanmasına fırsat verilmesi ve genel olarak milletvekili saygınlığının yükseltilmesi bakımından da yarar sağlayacaktır. Anayasada yapılması gereken bu değişikliğe kadar da karma komisyonların bu ilke ve ölçüler içerisinde kişi ve parti ayırımı yapmaksızın milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına karar vermesi uygun olacaktır.
Kimi suç iddiaları vardır ki, ciddî olmamakla birlikte siyasî ereklere aykırıdır. Öte yandan, öyle asılsız suç iddiaları vardır ki, üye istemese dahi soruşturmanın ertelenmesine karar verilmektedir. İşte bu suç iddialarıyla ilgili olarak da yasama dokunulmazlığı kaldırılmalı, milletvekillerinin aklanmalarına olanak tanınmalıdır. Ancak, uygulamada, üye istemese dahi dokunulmazlığının kaldırılması ertelenmekte, üyeler töhmet altında bırakılarak, siyaseten yıpratılmaktadır.
Anayasamızın 83 üncü maddesinde tanımlanan yasama dokunulmazlığının kaldırılması işlemi, bir yargı işlemi niteliğinde olmayıp, yasama işlemi niteliğindedir. İşlem dosyaları tam olarak oluşmuş olsa dahi, kurulun yapısı ve çalışma esasları gereği, işlem dosyalarını tam bir tarafsızlıkla inceleyebilmesi, suçun maddî ve manevî unsurlarını saptayabilmesi ve değerlendirebilmesi olanaksızdır. Bu niteliği gereği, dokunulmazlığın kaldırılması işlemi, ceza kovuşturmasının açılması veya ceza verilmesi niteliğinde olmayan, sadece yasama meclisi üyelerini, kimi istisnaî durumlarda üyelik teminatından sıyırarak adalet karşısında öteki yurttaşlarla bir düzeye getirmekten ibarettir.
Anayasamızın 85 inci maddesi, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verilmiş olması hallerinde, Meclis Genel Kurul kararının alındığı tarihten başlayarak yedi gün içerisinde, ilgili milletvekilinin veya bir diğer milletvekilinin, kararın Anayasaya, yasaya veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla, iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabileceğini düzenlemektedir.
Bu düzenlemeyle, yasama içindeki iktidar-muhalefet dengesi nedeniyle alındığı iddia edilen haksız yasama işleminin yargıyla dengelenmesi, objektif kıstaslara uygunluğunun saptanması sağlanmaktadır.
Yukarıda belirtilen ilkelere uygun davranılması gerektiğini ve değerli üyelerin aklanmalarına olanak sağlanılması gerektiğini düşündüğümden, ilkesel olarak, yasama dokunulmazlığının üyelik sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine dair çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.
Saygılarımla. 24.5.2000
Hüseyin Tayfun İçli
Ankara
Karşı oy gerekçemdir :
Karma Komisyon Başkanlığına
Milletvekillerinin herhangi bir baskı ve tehdit altında olmadan, görevlerini serbestçe yerine getirebilmelerini sağlamak amacıyla dokunulmazlıklar düzenlenmiştir.
Tarihî bakımdan milletvekili dokunulmazlığı ilk defa 1688 tarihinde İngiltere’de düzenlenmiştir. Bu düzenleme “parlamentoda konuşma özgürlüğü, tartışmalar, yargılamalar, hiçbir mahkemede veya parlamento dışında sorumluluk sebebi olamaz” şeklindedir. Buna paralel olarak, 1789 tarihli Fransız Kanunu ile bunlardan esinlenen 1876 Türk Anayasasında ve halen yürürlükte bulunan Hindistan, Mısır, Meksika, Bulgaristan, İtalya ve bunun gibi ülkelerde tarihî anlayışa uygun olarak yasama dokunulmazlığı, Mecliste ileri sürülen düşünceler ile kullanılan oyların suç sayılamayacağıyla sınırlıdır.
Ülkemizde ise, 1982 Anayasasının 83 üncü maddesine göre yasama dokunulmazlığı “TBMM üyelerinin Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden sorumlu tutulamaması" ile “Seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri sürülen bir milletvekilinin, Meclis kararı olmadıkça tutulamaması, sorguya çekilememesi, tutuklanamaması ve yargılanamaması"dır.
Böylesi bir dokunulmazlık düzenlemesi, yerli ve yabancı ceza yasalarında düzenlenen ve “kanunsuz suç olmaz, suç ve suçlular da cezasız bırakılamaz” şeklinde özetlenebilecek temel prensiplere ve Anayasanın 2 nci maddesine dayalı hukuk devleti ilkesi ile 10 uncu maddesine dayalı eşitlik ilkesine gölge düşürmektedir.
Bu nedenle, yasama dokunulmazlığının “Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, ileri sürdükleri düşüncelerinden sorumlu tutulamamak ve kişisel özgürlüğü kısıtlanamamak” şeklinde düzenlenmesi, tarihî gelişmeye ve gerekçeye uygun olacaktır.
Fransa’da 1995 yılında bu yönde yapılan düzenlemeyle adlî soruşturma ve yargılama dokunulmazlık kapsamı dışına çıkarılmış, sadece tutuklama ve kişi özgürlüğünün kaldırılması, Meclisin kararına bırakılmıştır. Yine, yasama dokunulmazlığının anavatanı olan İngiltere’de, dokunulmazlık zırhı, ceza kovuşturmalarına karşı değil, hukuk davalarına karşı koruyucu bir işleve indirgenmiştir.
Gündemdeki ertelenme kararı verilen dosyalar kapsamındaki iddialar, vatandaşlarımızın günlük yaşamında karşılaştıkları ve mevzuata göre gereğinin yapıldığı hukukî olaylar ve iddialardır. Bir yurttaş bu gibi hallerde hangi hukuk kurallarına tabi tutuluyorsa, onun vekili ve aynı zamanda bir vatandaş olan milletvekillerinin ve diğer kamu görevlilerinin de aynı kurallara tabi olması kadar doğal bir şey olamaz. Böyle bir anlayış ve uygulayış, eşitliğin gereği olduğu gibi, hukuk devleti olmanın da temel gereğidir.
Yukarıda belirttiğim gerekçelerle, öncelikle, yasal düzenlemeler yapılarak sorgulanma ve yargılanma dokunulmazlık kapsamı dışına çıkarılmalı, sadece kişisel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması dokunulmazlık kapsamında olmalıdır. Ceza hükümlerinin infazı ise, milletvekili sıfatının sona ermesine bırakılmalıdır. Böyle bir düzenlemeyle bir taraftan yargısal denetim işlerlik kazanacak, diğer taraftan milletvekillerinin Meclis çalışmalarına katılımı da sağlanmış olacaktır.
Yasal düzenlemeler yapılıncaya kadar “yasama sorumsuzluğu” kapsamı dışındaki suç iddialarını içeren dosyalar için, dokunulmazlıklar kaldırılmalıdır. Böylelikle, asil ve vekili arasında eşitlik sağlanacağı gibi, milletvekillerine de bir an önce aklanma olanağı yolu açılacaktır.
Bu nedenle “yasama sorumsuzluğu” kapsamı dışında gördüğüm bu dosya için, dokunulmazlığın kaldırılmasının yerinde olacağı kanaatinde olduğumdan, erteleme kararına katılmıyorum.29.5.2000
Osman Kılıç
İstanbul
Muhalefet şerhi :
Türkiye Büyük Millet Meclisi Karma Komisyon Başkanlığına
Halkın egemenliğinin tesis edildiği TBMM’nin her üyesi saygıdeğerdir.
Yasama görevini yerine getiren bir milletvekilinin saygınlığını zedeleyen suçlamalar karşısında, Türk Milleti adına karar veren bağımsız yargıda aklanmak en doğal hakkı olmalıdır. Bu hakkın kullanılabilmesi için sayın milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasının doğru olacağı düşüncesindeyim.
Karara bu anlamda muhalefet ediyor, saygılar sunuyorum.
24.5.2000
Nazire Karakuş
İstanbul
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
3 üncü ve son raporu okutuyorum :
3. — Bingöl Milletvekili Mahfuz Güler’in, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/425) (S. Sayısı : 445) (1)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Başkanlıkça, 29.12.1999 tarihinde karma komisyonumuza gönderilen Bingöl Milletvekili Mahfuz Güler’in yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi, İçtüzüğün 132 nci maddesine göre kurulan hazırlık komisyonuna incelenmek üzere verilmiştir.
Hazırlık komisyonu inceleme sonucunu özetleyen 28.3.2000 günlü raporuyla, görevi kötüye kullanmak ve resmî evrakta sahtekârlık suçu isnat olunan Bingöl Milletvekili Mahfuz Güler hakkındaki kovuşturmanın, milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.
Bingöl Milletvekili Mahfuz Güler, Komisyonumuza gelerek sözlü savunma yapmıştır.
Dosyada bulunan belge ve bilgiler ile hazırlık komisyonu raporunu inceleyen karma komisyonumuz, bütün demokratik ülkelerde yasama meclisleri üyelerine, yasama görevlerini gereği gibi yerine getirebilmelerini sağlamak amacıyla bazı bağışıklıkların (dokunulmazlıkların) tanındığını; ancak, böyle farklı bir statünün onları ayrıcalıklı ve hukukun dışında bir grup haline getirmek için olmadığını; tersine, yasama görevinin kamu yararına uygun biçimde yapılabilmesi için Meclis çalışmalarına engel olunmaması ve bağımsızlıklarının bir başka yönden de güvence altına alınması amacına yöneldiğini gözönüne almıştır. Anayasanın 83 üncü maddesinin de bu anlayışa dayandığı ve bu amacı taşıdığı açıktır. Bu nedenlerle ve isnat olunan eylemin niteliği dikkate alınarak, Bingöl Milletvekili Mahfuz Güler hakkındaki kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Raporumuz
Genel Kurulun bilgilerine arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa saygıyla sunulur.Başkan
Ertuğrul Yalçınbayır
Bursa
ve Komisyon üyeleri
Muhalefet gerekçem :
Yasama dokunulmazlığının milletvekilliği sıfatı sona erinceye kadar ertelenmesine dair karma komisyon raporuna, aşağıdaki gerekçelerle, ilkesel olarak muhalifim. Değerli milletvekillerinin iddia edilen suçları işlemediklerine dair savunmaları esas alınmalı, aklanmalarına olanak tanınmalıdır.
Gerekçelerim iki ana başlıkta toplanmaktadır:
1. Anayasal gerekçe,
2. Belirli objektif kıstasların uygulanamaması.
Anayasal gerekçe :
Anayasamızın 83 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince; seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili, Meclis kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz.
Anayasanın 83 üncü maddesindeki düzenleme, Anayasamızın 76 ncı maddesindeki düzenlemeyle çelişmekte, çelişkinin de ötesinde 76 ncı maddeyi düzenlemeyi gerekli kılan amacı ortadan kaldırmaktadır.
83 üncü
maddedeki bu düzenleme, 76 ncı maddede tanımlanan ve zaten milletvekilliğine seçilme engeli olarak gösterilen zimmet, ihtilas, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla, kaçakçılık, resmî ihale ve alım-satıma fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma gibi suç iddiaları dolayısıyla soruşturma açılmasına ve yargılama yapılmasına engel olmaktadır.Anayasanın 76 ncı maddesinde belirtilen suçlardan hükmü kesinleşmiş olan kişi milletvekili seçilemezken, milletvekili seçilmeden bir gün önce veya milletvekili seçildikten sonra bu suçları işlediği iddia edilen kişiler milletvekilliğini sürdürdüğü gibi, bu suçlarla ilgili olarak sorgulanamamakta ve yargılanamamaktadır. Böyle bir düzenleme, Anayasanın ruhuna, genel hukuk kurallarına aykırıdır.
Anayasanın 76 ncı maddesindeki suç iddialarıyla ilgili olarak kovuşturma yapılmasına izin verilmeli, karma komisyon, yasama dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmayacağına, kovuşturma sonucu oluşacak objektif ölçüler çerçevesince karar verebilmelidir.
Objektif ölçülerin bulunmamasına ilişkin gerekçe:
Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasıyla ilgili Anayasamızın 83 üncü maddesinde belirli objektif ölçüler belirtilmediği gibi, yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki Meclis İçtüzüğünün 131 ilâ 134 üncü maddelerinde de belirli objektif ölçülere yer verilmemiştir.
Birçok Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere; yasama dokunulmazlığının kaldırılması konusunda birtakım belirli, objektif ölçülere uygun davranılması ve bu ölçülerin bir hukuk devletinden beklenen nitelikte bulunması şarttır. Yeterli olmamakla birlikte, eski Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünde belirli objektif ölçüler yer almış ve Anayasa Mahkemesi, bu objektif ölçülere uygunluğu gözetmiştir.
Sonuç:
Bir suç isnadı ciddî ise, siyasî ereklere uygun ise yahut üyenin şeref ve haysiyetini koruma yönünden dokunulmazlığın kaldırılması zarurî ise, yasama dokunulmazlığı kaldırılmalıdır.
Dokunulmazlığın amacı, yasama görevini yürütecek milletvekillerinin çeşitli çevrelerden gelebilecek baskı ve kaygılardan korunmuş olarak görevlerini gereği gibi yapmalarını sağlayarak, siyasal nitelikli kovuşturmalar bahanesiyle milletvekillerinin Meclise katılmaktan alıkonmasını, çalışma şevkinin kırılmasını, bu yolla da TBMM’nin istencinin çarpıtılmasını önlemektir. Yoksa, kimilerinin TBMM’yi yıpratmak için kasıtlı olarak söylediği gibi, milletvekiline, soruşturmadan kaçma, suç işleme ayrıcalığı tanınması değildir.
Hangi suç isnadının ciddî olduğu “Milletvekili seçilme yeterliliği” başlıklı Anayasamızın 76 ncı maddesinde belirtildiği gibi, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Yasasının “Milletvekili seçilemeyecek olanlar” başlıklı 11 inci maddesinde de belirtilmiştir.
Taksirli suçlar hariç, toplam bir yıl veya daha fazla hapis veya süresi ne olursa olsun ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar, affa uğramış olsalar bile; zimmet, ihtilas, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar ile istimal ve istihlak kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık suçları, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma veya devlet sırlarını açığa vurma suçlarından biriyle mahkûm olanlar, TCK’nın "Devletin Şahsiyetine Karşı Cürümler" başlıklı ikinci kitabının, birinci babında yazılı suçlardan veya bu suçların işlenmesini alenî olarak tahrik etme suçundan mahkûm olanlar, TCK 312 nci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açık
ça tahrik etme suçlarından mahkûm olanlar ve TCK’nın 536 ncı maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yazılı eylemler ile aynı yasanın 537 nci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında yazılı eylemleri siyasî ve ideolojik amaçlarla işlemekten mahkûm olanlar, milletvekili seçilemezler.Anayasamızın 76 ncı maddesine göre affedilmiş olsalar dahi, belirtilen suçlardan mahkûm olanlar milletvekili seçilemediği halde, Anayasadaki düzenleme biçimine göre yasama dokunulmazlığı, bu suçlarla ilgili ciddî iddialar bakımından, milletvekilleri hakkında soruşturma yapılmasına olanak bile vermemektedir. Kamu vicdanını rahatsız eden bu duruma son vermek ve milletvekillerini gereksiz koruma zırhına büründürmemek için, Anayasanın 76 ncı maddesinde zaten milletvekilliğine seçilme engeli olarak gösterilen bu gibi suç iddiaları dolayısıyla soruşturma açılması ve yargılama yapılmasının yasama dokunulmazlığı dışına çıkarılması uygun olacaktır. Anayasada böyle bir değişiklik, asılsız suçlamalarla
töhmet altında kalan milletvekillerinin yargı önünde aklanmasına fırsat verilmesi ve genel olarak milletvekili saygınlığının yükseltilmesi bakımından da yarar sağlayacaktır. Anayasada yapılması gereken bu değişikliğe kadar da, karma komisyonların, bu ilke ve ölçüler içerisinde kişi ve parti ayırımı yapmaksızın milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına karar vermesi uygun olacaktır.Kimi suç iddiaları vardır ki, ciddî olmamakla birlikte siyasî ereklere aykırıdır. Öte yandan, öyle asılsız suç iddiaları vardır ki, üye istemese dahi soruşturmanın ertelenmesine karar verilmektedir. İşte bu suç iddialarıyla ilgili olarak da yasama dokunulmazlığı kaldırılmalı, milletvekillerinin aklanmalarına olanak tanınmalıdır. Ancak, uygulamada, üye istemese dahi dokunulmazlığının kaldırılması ertelenmekte, üyeler töhmet altında bırakılarak, siyaseten yıpratılmaktadır.
Anayasamızın 83 üncü maddesinde tanımlanan yasama dokunulmazlığının kaldırılması işlemi, bir yargı işlemi niteliğinde olmayıp, yasama işlemi niteliğindedir. İşlem dosyaları tam olarak oluşmuş olsa dahi, kurulun yapısı ve çalışma esasları gereği, işlem dosyalarını tam bir tarafsızlıkla inceleyebilmesi, suçun maddî ve manevî unsurlarını saptayabilmesi ve değerlendirebilmesi olanaksızdır. Bu niteliği gereği, dokunulmazlığın kaldırılması işlemi, ceza kovuşturmasının açılması veya ceza verilmesi niteliğinde olmayan, sadece yasama meclisi üyelerini, kimi istisnaî durumlarda üyelik teminatından sıyırarak, adalet karşısında öteki yurttaşlarla bir düzeye getirm
ekten ibarettir.Anayasamızın 85 inci maddesi, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verilmiş olması hallerinde, Meclis Genel Kurul kararının alındığı tarihten başlayarak yedi gün içerisinde, ilgili milletvekilinin veya bir diğer milletvekilinin, kararın Anayasaya, yasaya veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla, iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabileceğini düzenlemektedir.
Bu düzenlemeyle, yasama içindeki iktidar-muhalefet dengesi nedeniyle alındığı iddia edilen haksız yasama işleminin yargıyla dengelenmesi, objektif kıstaslara uygunluğunun saptanması sağlanmaktadır.
Yukarıda belirtilen ilkelere uygun davranılması gerektiğini ve değerli üyelerin aklanmalarına olanak sağlanılması gerektiğini düşündüğümden, ilkesel olarak, yasama dokunulmazlığının üyelik sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine dair çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.
Saygılarımla.
24.5.2000
Hüseyin Tayfun İçli
Ankara
Karşı oy gerekçemdir :
Karma Komisyon Başkanlığına
Milletvekillerinin herhangi bir baskı ve tehdit altında olmadan, görevlerini serbestçe yerine getirebilmelerini sağlamak amacıyla dokunulmazlıklar düzenlenmiştir.
Tarihî bakımdan milletvekili dokunulmazlığı ilk defa 1688 tarihinde İngiltere’de düzenlenmiştir. Bu düzenleme “parlamentoda konuşma özgürlüğü, tartışmalar, yargılamalar hiçbir mahkemede veya parlamento dışında sorumluluk sebebi olamaz” şeklindedir. Buna paralel olarak, 1789 tarihli Fransız Kanunu ile bunlardan esinlenen 1876 Türk Anayasasında ve halen yürürlükte bulunan Hindistan, Mısır, Meksika, Bulgaristan, İtalya ve bunun gibi ülkelerde tarihî anlayışa uygun olarak yasama dokunulmazlığı, Mecliste ileri sürülen düşünceler ile kullanılan oyların suç sayılamayacağıyla sınırlıdır.
Ülkemizde ise, 1982 Anayasasının 83 üncü maddesine göre yasama dokunulmazlığı “TBMM üyelerinin Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden sorumlu tutulamaması" ile “seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri sürülen bir milletvekilinin, Meclis kararı olmadıkça tutulamaması, sorguya çekilememesi, tutuklanamaması ve yargılanamaması"dır.
Böylesi bir dokunulmazlık düzenlemesi, yerli ve yabancı ceza yasalarında düzenlenen ve “kanunsuz suç olmaz, suç ve suçlular da cezasız bırakılamaz” şeklinde özetlenebilecek temel prensiplere ve Anayasanın 2 nci maddesine dayalı hukuk devleti ilkesi ile 10 uncu maddesine dayalı eşitlik ilkesine gölge düşürmektedir.
Bu nedenle, yasama dokunulmazlığının “Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, ileri sürdükleri düşüncelerinden sorumlu tutulamamak ve kişisel özgürlüğü kısıtlanamamak” şeklinde düzenlenmesi, tarihî gelişmeye ve gerekçeye uygun olacaktır.
Fransa’da 1995 yılında bu yönde yapılan düzenlemeyle, adlî soruşturma ve yargılama dokunulmazlık kapsamı dışına çıkarılmış, sadece tutuklama ve kişi özgürlüğünün kaldırılması, Meclisin kararına bırakılmıştır. Yine, yasama dokunulmazlığının anavatanı olan İngiltere’de, dokunulmazlık zırhı, ceza kovuşturmalarına karşı değil, hukuk davalarına karşı koruyucu bir işleve indirgenmiştir.
Gündemdeki ertelenme kara
rı verilen dosyalar kapsamındaki iddialar, vatandaşlarımızın günlük yaşamında karşılaştıkları ve mevzuata göre gereğinin yapıldığı hukukî olaylar ve iddialardır. Bir yurttaş bu gibi hallerde hangi hukuk kurallarına tabi tutuluyorsa, onun vekili ve aynı zamanda bir vatandaş olan milletvekillerinin ve diğer kamu görevlilerinin de aynı kurallara tabi olması kadar doğal bir şey olamaz. Böyle bir anlayış ve uygulayış, eşitliğin gereği olduğu gibi, hukuk devleti olmanın da temel gereğidir.Yukarıda belirttiğim gerekçelerle, öncelikle, yasal düzenlemeler yapılarak sorgulanma ve yargılanma dokunulmazlık kapsamı dışına çıkarılmalı, sadece kişisel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması dokunulmazlık kapsamında olmalıdır. Ceza hükümlerinin infazı ise, milletvekili sıfatının sona ermesine bırakılmalıdır. Böyle bir düzenlemeyle, bir taraftan yargısal denetim işlerlik kazanacak, diğer taraftan milletvekillerinin Meclis çalışmalarına katılımı da sağlanmış olacaktır.
Yasal düzenlemeler yapılıncaya kadar “yasama sorumsuzluğu” kapsamı dışındaki suç iddialarını içeren dosyalar için, dokunulmazlıklar kaldırılmalıdır. Böylelikle asil ve vekili arasında eşitlik sağlanacağı gibi, milletvekillerine de bir an önce aklanma olanağı yolu açılacaktır.
Bu nedenle “yasama sorumsuzluğu” kapsamı dışında gördüğüm bu dosya için, dokunulmazlığın kaldırılmasının yerinde olacağı kanaatinde olduğumdan, erteleme kararına katılmıyorum.
29.5.2000
Osman Kılıç
İstanbul
Muhalefet şerhi :
Türkiye Büyük Millet Meclisi Karma Komisyon Başkanlığına
H
alkın egemenliğinin tesis edildiği TBMM’nin her üyesi saygıdeğerdir.Yasama görevini yerine getiren bir milletvekilinin, saygınlığını zedeleyen suçlamalar karşısında, Türk Milleti adına karar veren bağımsız yargıda aklanmak en doğal hakkı olmalıdır. Bu hakkın kullanılabilmesi için, sayın milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasının doğru olacağı düşüncesindeyim.
Karara bu anlamda muhalefet ediyor, saygılar sunuyorum.
24.5.2000
Nazire Karakuş
İstanbul
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Sayın milletvekilleri, dikkat buyurduğunuz üzere, bu raporların tümü, kovuşturmanın, milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine dairdir. On gün içerisinde itiraz olmadığı takdirde, bu raporlar kesinleşmiş olacaktır.
Sayın milletvekilleri, Başbakanlığın, Anayasanın 82 nci maddesine göre verilmiş bir tezkeresi vardır; okutup oylarınıza sunacağım.
IV. — BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)
2. —Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün Çin Halk Cumhuriyetine yaptığı resmî ziyarete refakat eden heyete Gaziantep Milletvekili Mehmet Hanifi Tiryaki’nin de iştirak etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/605)
13.6.2000
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Ulaştırma Bakanı Prof. Dr. Enis Öksüz'ün, görüşmelerde bulunmak üzere, bir heyetle birlikte 5-10 Nisan 2000 tarihlerinde Çin Halk Cumhuriyetine yaptığı resmî ziyarete Gaziantep Milletvekili Mehmet Hanifi Tiryaki'nin de iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu
konudaki Bakanlar Kurulu Kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.Anayasamızın 82 nci maddesi göre gereğini arz ederim.
Bülent Ecevit
Başbakan
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Tezkere kabul edilmiştir.
Danışma Kurulunun bir önerisi vardır; önce okutup, işleme alacağım, sonra oylarınıza sunacağım.
Öneriyi okutuyorum :
VI. — ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. —Türkiye Kızılay Derneğinin sorunları ile faaliyetlerinin araştırılarak gelir kaynaklarının daha etkin kullanılması için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi konusundaki (10/73, 74) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu raporunun, gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmında yer almasına ve görüşmelerinin 20.6.2000 Salı günkü birleşimde yapılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
No : 47 Tarihi : 14.6.2000
14.6.2000 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan ve aynı tarihte dağıtılan, Türkiye Kızılay Derneğinin sorunları ile faaliyetlerinin araştırılarak gelir kaynaklarının daha etkin kullanılması için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi konusundaki (10/73, 74) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu raporunun, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmında yer almasının ve görüşmelerinin 20.6.2000 Salı günkü birleşimde yapılmasının Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.
Nejat Arseven
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı Vekili
DSP Grubu Başkanvekili MHP Grubu Başkanvekili
İsmail Kahraman Beyhan Aslan
FP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili
Nevzat Ercan
DYP Grubu Başkanvekili
BAŞKAN – Lehte, aleyhte söz talebi?.. Yok.
Bu durumda, doğrudan oylamaya geçiyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, gündemin "Seçim" kısmına geçiyoruz.
Demin de arz ettiğim gibi, Plan ve Bütçe Komisyonunda, bağımsız milletvekillerine düşen bir üyelik için seçim yapılacaktır.
VII. —SEÇİMLER
A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM
1. —Plan ve Bütçe Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim
BAŞKAN – Bu münhal üyelik için aday olan bağımsız sayın milletvekillerinin adlarını okuyorum : Hakkâri Milletvekili Sayın Evliya Parlak ve Malatya Milletvekili Sayın Tevfik Ahmet Özal.
Okunan adlar liste halinde bastırılmıştır.
Her üyeye bir oy pusulasıyla birlikte bir zarf dağıtılacaktır. Oyunu kullanacak sayın milletvekili, dağıtılan aday listesinde adı yazılı olan adaylardan hangisine oy verecekse, o adayın adının önündeki kareyi bir çarpı işaretiyle işaretleyecek ve oy pusulasını zarfa koyacaktır. Adaylardan sadece birisi işaretlenecektir. Birden fazla aday işaretlendiği veya zarfa birden fazla oy pusulası konulduğu takdirde, bu oylar geçersiz sayılacaktır.
Sayın milletvekilleri, öncelikle, oyların sayım ve dökümü için, 5 kişilik bir tasnif komisyonunun tespit edilmesi gerekmektedir. Tasnif komisyonu tespit edildikten sonra, siz sayın üyeleri, Adana İlinden başlayarak, sırayla davet edeceğiz. Sırası gelen milletvekili, oy pusulasını havi zarfı, kürsü önüne konulan kutuya atacaktır.
Şimdi, 5 kişilik tasnif heyetini kurayla tespit ed
iyoruz.Efendim, Başbakan Sayın Bülent Ecevit çıktı; onu bir kenara koyuyorum. Niye kenara koydum diye şüphe edersiniz diye, açıklamak zorundayım.
Sayın M. Cengiz Güleç?.. Yok.
Sayın Mahmut Erdir?.. Burada.
Sayın Mehmet Gözlükaya?.. Yok.
Sayın Oktay Vural?.. Burada.
Sayın Erol Karan?.. Yok.
Sayın Tevhit Karakaya?.. Yok.
Sayın Erkan Mumcu?.. Yok.
Sayın Osman Aslan?.. Burada.
Sayın Reşat Doğru?.. Burada.
Sayın Şenel Kapıcı?.. Yok.
Sayın Necati Albay?.. Burada.
Böylece, Eskişehir hâkimiyetli bir tasnif heyeti seçtik. Tasnif Komisyonu tamamlanmış oldu.
Oylamaya Adana İlinden başlıyoruz.
(Oylar toplanıldı)
BAŞKAN – Oylama sonucunda, toplantı ve karar yetersayısına ulaşılması gerekiyor. Toplantı ve karar yetersayısına ulaşamazsak, oy verme işlemini tekrarlamamız lazım. Onun için, oyunu kullanmayan sayın üyemiz varsa, lütfen, oyunu kullansın.
Oyunu kullanmayan başka sayın üyemiz var mı? Yok.
Oy verme işlemi tamamlanmıştır.
Oy kutuları kaldırılsın.
Tasnif heyetinin sayın üyelerini, yerlerini almaları bakımından davet ediyorum.
Tasnif heyeti üyemiz Sayın Necati Albay'ın yerini almasını bekliyoruz.
Sayın Necati Albay?.. Yok.
Bir üyemiz eksik kaldığı için, yerine yeni bir üye seçiyorum:
Sayın Mehmet Çiçek?.. Burada.
Zatıâlinize kura isabet etmiş bulunuyor; buyurun.
Oyların tasnif işlemini başlatıyorum.
(Oyların ayırımı yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, tasnif işlemi tamamlanmıştır.
Öncelikle tasnif komisyonuna teşekkür ediyorum.
Şimdi, tasnif komisyonu tutanağını okutuyorum :
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Plan ve Bütçe Komisyonunda açık bulunan 1 bağımsız üyelik için yapılan seçime 287 üye katılmış, kullanılan oyların dağılımı arz edilmiştir.
Tasnif Komisyonu
Mahmut Erdir Oktay Vural Osman Aslan
Eskişehir İzmir Diyarbakır
Reşat Doğru Mehmet Çiçek
Tokat Yozgat
Evliya Parlak : 207
Ahmet Özal : 75
Boş : 1
Geçersiz : 4
BAŞKAN – Böylece, toplantı ve karar yetersayısını havi bir sonuç alınmış olunuyor.
Sayın Parlak'ı tebrik ediyoruz, başarılar diliyoruz. (Alkışlar)
Sayın milletvekilleri, gündemin "Meclis Soruşturması Raporları" kısmına geçiyoruz.
20 nci Yasama Döneminde Konya Milletvekili Sayın Hüseyin Arı ve 56 arkadaşı tarafından verilen Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünce 1996 yılında özürlülerin memurluğa alınması için açılan sınavda mevzuata aykırı ve usulsüz işlemler yapılmasına göz yumarak görevini ihmal ettiği ve kötüye kullandığı ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 ve 240 ıncı maddelerine uyduğu iddiasıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı Sayın Mustafa Kul hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önerge ve (9/34) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporu üzerindeki görüşmelere başlıyoru
z.VIII. —GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI
VE MECLİS ARAŞTIRMASI
A) GÖRÜŞMELER
1. —Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eski Bakanı Mustafa Kul hakkında Meclis Soruşturması açılmasına ilişkin önerge ve Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu (9/34) (S. Sayısı : 410)
BAŞKAN – Komisyon?.. Yok.
Görüşmeler ertelenmiştir.
Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince sözlü soruları görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri İle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına devam ediyoruz.
Müzakereleri yarım kalan işten devam ediyoruz.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
V. — KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
4. — Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporları (1/504) (S. Sayısı : 368) (1)
BAŞKAN – Komisyon?.. Hazır.
Hükümet?.. Hazır.
Geçen birleşimde, hatırlanacağı üzere, tasarının 2 nci maddesinin görüşmeleri tamamlanmıştı ve 2 nci maddenin oylanmasında kalmıştık.
III. —YOKLAMA
BAŞKAN – Şimdi bir yoklama isteği geldi; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Genel Kurulda toplantı yetersayısı yoktur; yoklama yapılmasını arz ederiz.
Abdüllatif Şener?.. Burada.
Mehmet Özyol?.. Burada.
Aslan Polat?.. Burada.
Yahya Akman?.. Burada.
Maliki Ejder Arvas?.. Burada.
Yaşar Canbay?.. Burada.
Ahmet Karavar?.. Burada.
Yakup Budak?.. Burada.
Fuat Fırat?.. Burada.
Fehim Adak?.. Burada.
Altan Karapaşaoğlu?.. Burada.
Nurettin Aktaş?.. Burada.
Ahmet Sünnetçioğlu?.. Burada.
İsmail Özgün?.. Burada.
Mehmet Elkatmış?.. Burada.
Musa Demirci?.. Burada.
Zülfükar İzol?.. Burada.
Hüseyin Karagöz?.. Burada.
Eyüp Fatsa?.. Burada.
Veysel Candan?.. Burada.
Osman Aslan?.. Yok.
YASİN HATİBOĞLU (Çorum) – Tekabbül ediyorum.
BAŞKAN – Zaten, 20 imza sahibi burada.
Efendim, talep gereğince, elektronik cihazla yoklama yapacağım.
Yoklama için 5 dakika süre veriyorum.
Yoklama işlemini başlatıyo
rum.(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Efendim, yoklama süresi tamamlanmıştır.
Toplantı yetersayısımız mevcut değildir.
Birleşime 15 dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati : 16.34
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati : 16.49
BAŞKAN : Başkanvekili Mehmet Vecdi GÖNÜL
KÂTİP ÜYELER : Burhan ORHAN (Bursa), Levent MISTIKOĞLU (Hatay)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 110 uncu Birleşimin Üçüncü Oturumunu açıyorum.
III. — YOKLAMA
BAŞKAN – Bir önceki oturumda talep üzerine yoklama yapılmış; ancak, toplantı yetersayısına ulaşılamamıştı.
Yoklamayı tekrarlayacağız.
5 dakika süre veriyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır; müzakerelere kaldığımız yerden devam ediyoruz.
V. —KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
4. —Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporları (1/504) (S. Sayısı : 368) (Devam)
BAŞKAN – Komisyon ve Hükümet Hazır.
2 nci maddenin görüşmeleri tamamlanmıştı.
Şimdi, 2 nci maddeyi oylarınıza sunacağım; yalnız, daha önce, Komisyonun, redaksiyonla ilgili bir düzeltme talebi var .
Komisyon Başkanımız, buyurun efendim.
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ ve TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI OKTAY VURAL (İzmir) – 2 nci maddede "10.8.1993 tarihli ve 494 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan" ibaresinin yerine "mülga" ibaresinin kullanılması ve bu münasebetle de, 1 inci maddedeki tabirle eşleştirilmesi uygun olacaktır. Böyle bir redaksiyon isteğimiz vardır.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Maddeyi, bu redaksiyonuyla oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde, bu değişikliğiyle kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum :
MADDE 3. – 3143 sayılı Kanuna, 14/A maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 14/B maddesi eklenmiştir.
“Esnaf ve Sanatkârlar Genel Müdürlüğü
MADDE 14/
B. – Esnaf ve Sanatkârlar Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır :a) Esnaf ve sanatkâr ve küçük işletmelerin örgütlenmesine ilişkin hukukî düzenlemeleri yapmak,
b) Esnaf ve sanatkâr ve küçük işletmelerin problemlerini takip etmek ve millî ekonomiye sağlayacakları faydaların en üst seviyede tutulabilmesi için çözüm yolları aramak ve rehberlik etmek,
c) Esnaf ve sanatkâr ve küçük işletmelerin kredi ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla sermaye piyasası ve kurumlarından yararlanmaları, finans, kurum ve kuruluşlarının kurulması için çalışmalar yapmak ve gerekli tedbirlerin alınmasına yardımcı olmak,
d) Esnaf ve sanatkâr ve küçük işletmelerin teknik ve ekonomik konulardaki sorunlarının çözümüne yardımcı olmak, bu konularda ilgili kuruluşlarla koordinasyonu sağlamak,
e) Esnaf ve sanatkâr ve küçük işletmelerin rekabet güçlerinin, üretim ve hizmet teknolojilerinin geliştirilmesi suretiyle artırılabilmesi için gereken çalışmaları yapmak ve bu konuda ilgili kuruluşlar arasında işbirliğini temin etmek,
f) Teknolo
jik yeniliklerden yararlanmak, üretimini artırmak, iç ve dış pazar imkânları sağlamak üzere, esnaf ve sanatkâr ve küçük işletmeler ile yanlarında çalışanların eğitimi ve bilgilendirilmeleri için ilgili kurum ve kuruluşlarla koordinasyonu sağlamak, bu konularda araştırma ve incelemelerde bulunmak ve yol gösterici tedbirler almak,g) 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Kanunu ile Bakanlığa verilen görevleri yürütmek,
h) Esnaf ve Sanatkârlar Odaları ile bunların üst kuruluşlarına ilişkin koordinasyon amaçlı hizmetleri yürütmek,
i) Bakanlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.”
BAŞKAN – 3 üncü madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Adana Milletvekili Sayın Yakup Budak görüşecekler. Buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)
Sayın Budak, süreniz 10 dakikadır.
FP GRUBU ADINA YAKUP BUDAK (Adana) – Sayın Başkan, sayın üyeler; sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızın teşkilat ve görevleriyle ilgili kanunda birtakım değişiklikler yapan kanun tasarısının 3 üncü maddesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinize saygılar sunuyorum.
Bugün burada, nüfusumuzun çok büyük bölümünü, üçte 1'lik bir bölümünü, 20 milyona yakın nüfusumuzu ilgilendiren esnafımızın sorunlarını tartışıyoruz, onların sorunlarının çözümlenebilmesi için Sanayi Bakanlığının bünyesinde bir Esnaf ve Sanatkârlar Genel Müdürlüğünün kurulmasıyla ilgili bir kanun tasarısını tartışıyoruz.
Elbette böyle bir tasarının gündeme getirilmiş olması, Meclisimizin gündemine alınmış olması güzel bir gelişmedir. Niye bir güzel gelişmedir; çünkü, yedi sekiz ay önce, Grubumuzdan Sayın İsmail Özgün ve yine DYP Grubundan Sayın Saffet Arıkan Bedük, esnafın sorunlarının araştırılmasıyla ilgili bir araştırma önergesi vermişlerdi; her ne hikmetse, o gün "ortadirek çatırdıyor, esnafımız kan ağlıyor, kavruluyor" denilmesine rağmen, iktidara mensup milletvekilleri ve hükümet, bu araştırma önergesinin görüşülmesini reddettirmişti. Yedi sekiz ay geçtikten sonra hükümetin de aynı noktaya gelmiş olmasını memnuniyetle
karşılıyoruz. Zaten bu hükümetin aklı hep yedi sekiz ay sonra başına geliyor, yedi sekiz ay önce söylenilen şeyleri ancak yedi sekiz ay sonra anlayabiliyor; ondan dolayı da, ben, olumlu bir gelişme olarak bakıyorum ve tebrik ediyorum.Muhterem arkadaşlar, esnaf ve sanatkârımızın sorunlarının çözülebilmesi için, 3 üncü maddede, esnaf ve sanatkârlar genel müdürlüğünün kurulması istenilmektedir, düzenlenmektedir. Bu, hayırlı bir gelişmedir diye düşünüyoruz. Maddenin fıkralarına baktığımız zaman da, esnafımızın bugün mevcut bulunan sorunlarının çözümüyle ilgili bu genel müdürlüğe görev verilmektedir. Gerçekten, esnafımız, Türkiye'nin yükünü çekmektedir. Türkiye'deki nimet-külfet dengesine baktığımız zaman, esnafımız, maalesef, bu zamana kadar hep külfeti çeken olmuş, nimetlerden hep başka kesimler istifade etmiştir. İnşallah, bu düzenlemeyle, külfete de nimete de ortak bir sosyal yapının oluşturulması noktasında esnafımıza katkıda bulunmuş olabiliriz.
Esnafımızın içerisinde bulunduğu sorunlar, maddede de ifade edildiği gibi, birinci öncelikli olarak, maalesef, bu zamana kadar, esnafımıza sahip çıkılamamış ve çok değişik yönetmeliklerle, kanunlara dercedilmiş maddelerle bu konu geçiştirilmeye çalışılmıştır. Bugün, esnaf odalarının kayıtlarına göre, 2 milyonun üzerinde, Devlet İstatistik Enstitüsünün raporlarına göre de 3,5 milyona yakın esnafımız bulunmaktadır. Bunların sorunları, her gün devasa bir şekilde büyümektedir. Bu sorunlara çözüm bulması lazım gelen insanlar da, maalesef, gerekli işlemleri, bu zamana ka
dar kâmil manada yaptığını da ifade edemiyoruz.Karşılaşılan sorunlar nelerdir; bunlardan birincisi, esnafımızın kredi sorunudur. Sorunlarını çözebilmek için, esnaf kefalet kredi kooperatiflerimiz vardır, Halk Bankamız vardır; ama, Halk Bankası, maalesef, bu zamana kadar piyasanın da üzerinde şartlarla esnafımızı kredilendirmiş, bundan dolayı da, esnafımız, gereğince ve yeterince bu kredilerden istifade edememiştir. Esnafımız müracaat ediyor; başta, bir defa, verilecek olan kredinin limiti şahıs bazında çok düşüktür -inşallah, bu da düzeltilir ve tekrar yükseltilir- bu düşük olan limitin yüzde 10'u kafadan bloke ediliyor; arkasından, kefalet olayı olduğu için, üst kuruluş olan Esnaf Kefalet Kooperatifleri Birliği için de yüzde 3'ü kesiliyor; yani, daha krediyi, parayı eline almadan yüzde 13'ü kesiliyor ve bu yüzde 13'ün faizini de yine esnafımız ödüyor; dolayısıyla da büyük bir çelişki var. Sözde kefalet kooperatifleri var; ama Halk Bankası, zaten istihbarî bilgilerini kendisi topluyor, elemanlarını kendisi
görevlendiriyor. Esnaf Kefalet Kooperatifleri Birliği bir aracı kurumdan öteye geçemiyor, maalesef, bugün hiçbir işlevi de kalmamıştır. Onun için, Esnaf Kefalet Kooperatifleri Birliğinin, yeniden reorganize edilmesi, dizayn edilmesi, esnafımızın kredi bulmasında, teşvik bulmasında katkısını sağlayan, âdeta bir garanti fonu gibi, bir kefalet kurumu gibi görev yapacak yeni bir düzenlemeye de kavuşturulması gerekmektedir.Muhterem arkadaşlar, değerli milletvekilleri; esnaf kesimimiz, Türkiye'deki üretimin yüzde 27'sini gerçekleştirmekte, toplanan vergilerin, tahsil edilen vergilerin de yüzde 60'ını vermektedir; maalesef, bunun karşılığını da alamamaktadır; alamadığı için de günbegün esnafımız dükkânını kapatmaktadır, kepengini indirmektedir.
Ben, Adana'da, pazar günü Esnaf Kefalet Kooperatfileri Birliğinin Başkanlar toplantısına katıldım. Gerçekten, orada, esnafımız büyük bir feryat içerisindeydi, sıkıntı içerisindeydi; aldığının karşılığını ödeyemediğini, çekini, senedini ödeyemediğini, sattığını da tekrar rafına, yerine koyamadığını ifade ediyordu.
Adana'da, sadece 1997 yılı içerisinde, 2 500'e yakın esnafımız dükkânını kapatmıştır, kepengini indirmiştir. Bu ne demektir; günde 7-8 esnafımız, sadece bir şehrimizde, o da kayıtlı olanlar, kepenklerini indiriyor demektir ki, bu, ciddî bir sıkıntıdır. "Ortadirek" diyoruz... Gerçekten, esnafımız, bu toplumun çimentosudur, sosyal barışın teminatıdır, birliğinin, bütünlüğünün de teminatıdır. Eğer, esnafı yok edecek olursak, sosyal barışın korunmasında, ülkenin birliğinin ve bütünlüğünün korunmasında ciddî dayanaklardan biri zayıflamış olur.
İşte, bu hükümet, maalesef, üç yıllık uyguladığı ekonomik politikalarla esnafa kaynak aktarmak yerine, rantiyeye ve faiz kesimine kaynak aktarmıştır. 2000 yılının konsolide bütçesine baktığımız zaman, 46 katrilyon liralık bütçenin 30 katrilyon lirasının cari harcamalara, borç ödemelerine ve faize ayrıldığını görüyoruz. Dolayısıyla, 2000 yılının ilk altı aylık uygulamalarında işçinin, memurun, esnafın yüzü gülmemiştir; yüzü gülen kesimler, üç yıldır olduğu gibi, sadece rantiye, kartel medyası ve faizden para kazanan kesimler olmuştur. Dolayısıyla da bu hükümetin uygulamış olduğu sosyal politikalar, hükümetin uygulamış olduğu bütçe ve ekonomik politikalar işçimizi, memurumuzu, ciddî manada rahatsız ettiği gibi, içinden çıkılmaz problemlerle karşı karşıya bıraktığı gibi, esnafımızın da belini bükmüştür. Esnafımız çaresiz olarak dükkânında beklemektedir; bir müşteri gelecek mi, gelmeyecek minin sıkıntısını çekmektedir. Dolayısıyla, tal
ebi kısmak suretiyle, ülkenin ekonomisini büyütmek, ihracatı artırmak, ülkenin ekonomisini düzlüğe çıkarmak, enflasyonu belirli bir noktaya çekmeyi hedefleyemeyen bu ekonomik politikalar iflas etmiştir. Belki, kâğıt üzerinde rakamları denk getirebilirsiniz, enflasyonu düşmüş gibi de gösterirsiniz; ama, her politikanın muhakkak ki, bir sosyal yönü vardır. Eğer, bu sosyal yön ihmal edilecek olursa, insanlar açlığa ve işsizliğe mahkûm edilecek olurlarsa, esnafımız dükkânını kapatmaya mahkûm edilecek olursa, çiftçimiz ölüme ve açlığa mahkûm edilecek olursa, enflasyonun düşürülmüş gibi gösterilmesinin ya da kâğıt üzerinde ekonomik dengelerin kurulmuş olmasının hiçbir anlamı da olmayacaktır.Maalesef, hükümet, haklı taleplere, çiftçinin taleplerine, esnafın taleplerine kulaklarını tıkamıştır; işçimiz, çiftçimiz ve esnafımız, âdeta, kulakları patlatırcasına feryat etmektedir. Bu noktada da hükümet, âdeta, sağır olmuşcasına feryatları dinlememekte ve sadece dinlediği ses, sadece dinlediği program Cottarelli'nin, IMF'nin programı ve sesi olmaktadır. Muhterem arkadaşlar, eğer, bu milletin ekonomisi sarsılırsa, sosyal bunalımlara düşerse, bu memleketi ne Cottarelli kurtarabilir ne IMF kurtarabilir. Ancak, halkın taleplerine gerekli cevaplar verilebilirse, o iktidarlar, sorunlarına çözüm bulabilirler. Maalesef, bu iktidar kulağını, gözünü kapatmış "benim yaptığım doğrudur" felsefesiyle hareket ediyor, halkın taleplerini, esnafımızın sorunlarını bir kenara itiyor.
Efendim, işte, biz, esnaf genel müdürlüğü kuruyoruz diyeceksiniz... Eğer, üretilen kaynakları paylaşma noktasında dengeyi kuramazsanız, eğer, bunu adaletli ve hakça bir bölüşüme dönüştüremezseniz, ne kadar esnaf genel müdürlüğü kurarsanız kurun, meselelerin çözümlenmesi mümkün değildir. Konsolide bütçe yapıyorsunuz, 46 katrilyonun 30 katrilyonunu faize, rantiyeye ve cari harcamalara ayırıyorsunuz; peki, çalışan kesimlere, işçiye, memura, esnafa, köylüye, çiftçiye ne var bu bütçede; hiçbir şey yok. Onun için de, kendimizi avutmayalım, memleketin meselelerine sahi
p çıkalım; esnafımızın yüzünü güldürecek projeleri, çalışmaları, gayretleri gösterelim.Bu hükümetin programı, bu hükümetin bütçesi ve bu hükümetin getirmiş olduğu bütün düzenlemeler, maalesef, işçinin yüzünü güldürememiştir, çiftçinin yüzünü güldürememiştir, esnafımızı hapishaneye mahkûm etmiştir.
Geçen gün, bir esnaf arkadaşımız "maliyeden geldiler, vergimi ödeyemiyorum, Bağ-Kuruma primi yatıramıyorum; beni, vergi kaçakçısı diye hapise tıkıyorlar. Ben, hayatım boyunca mahkemenin önünden geçmiş, hapishanenin kapısının önünden geçmiş değilim, bana mahkûm muamelesinin yapılmasının sıkıntısını yaşıyorum"diyor.
Bizim, esnafımızı, çiftçimizi, Bağ-Kurlumuzu mahkemeye ve hapishaneye mahkûm eden bir ekonomik politika, bir bütçe uygulaması, bu memlekette kimin yüzünü güldürüyor; sırtını üç-beş tane rantiyeye dayamış kartel medyasının ve bu iktidarı iktidar yapan çevrelerin yüzünü güldürüyor, başka kimsenin yüzünü güldürmüyor.
Sayın milletvekilleri, biliyoruz, gülümsüyorsunuz; ama, yarın halkın içerisine çıktığınız zaman, çiftçinin karşısına gittiğiniz zaman, esnafın dükkânına girdiğiniz zaman da aynı gülümsemeyi esnafa gösterebilecek misiniz?!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Budak, lütfen toparlayınız.
YAKUP BUDAK (Devamla) – Bir umut operasyonunu başlattınız ve Sayın Başbakan, halkı yanıltacak... Bürokratlar, Sayın Başbakanı da yanılttılar, Sayın İçişleri Bakanını da yanılttılar.
Niye bu örneği vermek istiyorum; güya, "umut" diye başladınız; ama, Yılmaz Güney'in Umut filmi bile, bu umut operasyonundan bin kez inandırıcıydı. Halkı, kandırıyorsunuz, halkı yanıltıyorsunuz, bir şeyler yapıyor düşüncesi içerisinde görüyorsunuz.
Sayın Tarım Bakanı da gülümsüyor; ama, Tarım Bakanına tavsiye ediyorum; "köyleri dolaşın, çiftçileri dolaşın, esnafı dolaşın" diyorum.
Saygılar sunuyorum. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Budak.
Gruplar adına, ikinci söz, Doğru Yol Partisi Grubu adına Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Gönen'e ait; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakikadır .
DYP GRUBU ADINA MEHMET DÖNEN (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz yasa tasarısının 3 üncü maddesi, esas olarak, esnaf ve sanatkârla ilgili kurulacak olan genel müdürlüğün görevlerini saymaktadır. Burada birçok görev sayılmış; ama, iyi incelediğimiz zaman, bu genel müdürlüğün, bu görevleri yapmasının mümkün olmadığını hepimiz görebiliriz.
Değerli milletvekilleri, elbette ki, Türk esnaf ve sanatkârının çok önemli sorunları var. Böyle ufak genel müdürlüklerle, 20 kişilik kadroyla çözülecek sorunlar değil bu sorunlar. Bırakın Esnaf ve Sanatkârlar Genel Müdürlüğünü, Sanayi Bakanlığından "sanayi"i kaldırın "esnaf bakanlığı"nı koyun -kendi bünyesindeki genel müdürlük demiyorum- bu Bakanlık, bugünkü yapısıyla esnafın hiçbir sorununu çözemez; çünkü, esas itibariyle, bu Bakanlık, ithal ikamesi politikalarının uygulandığı süreçte teşkilatlanmış ve ona göre organize olmuş bir bakanlık; bugünün sorunlarını algılayabilecek niteliğe sahip değil.
Onun için, bu Bakanlığın esnaf sorunlarını çözmesi mümkün değil.Şimdi, esnafın önemli sorunu nedir diye baktığımızda, finansman sorunu... Sanayi Bakanlığı -bakanlık olarak diyorum, genel müdürlük demiyorum- hangi finansman sorununu çözecek; elinde neyi var, hangi aracı var; Halk Bankası mı var veya onun dışında, bizim bilemediğimiz bir başka finansman kaynağı mı var da esnafın finansman sorununu çözecek?! Mümkün değil.
Peki, burada, yine, esnafımızın en önemli sorunlarından mekân sorunu diyoruz. Peki, mekân sorununu nasıl çözecek Sanayi Bakanlığı? Yıllardır bugünkü teşkilatıyla çözebildi mi; çözemedi, çözmesi de mümkün değil.
Değerli arkadaşlarım, biz, Avrupa Birliğine girmeye hazırlandığımız şu günlerde, Avrupa'nın, kendi esnaf ve sanatkârı, kendi küçük ve orta boy sanayicisi için neler yaptığını çok iyi algılamamız ve ona göre yeniden yapılanmamız gerekir. Eğer, bu yeniden yapılanmayı sağlayamazsak, biz, burada kuracağımız esnaf genel müdürlüğüyle, hiçbir sorunu çözülmemiş esnafları, bir müddet sonra yine karşımızda görebiliriz; ama, bir siyasî rant olarak, bir genel müdür, üç beş genel müdür muavini atayabilir, 20 personeli oraya atayabilir; kendi partinize rant sağladığınızı sanabilirsiniz; ama, bunların, inanın, hiç kimseye, ne esnafa ne de temsil ettiğiniz siyasal partiye hiçbir yararı yok. Onun için, gelin, esnaf ve sanatkârların bütün sorunlarını çözebilecek ve var olan bütün sorunlarını algılayabilecek yeteneğe sahip bir bakanlık çatısı altında bunu toplayalım veya gelin, Sanayi ve Ticaret Bakanlığını, günün koşullarına göre yeniden yapılandıralım, esnaf ve sanatkârın hizmet alabileceği bir bakanlık konumuna getirelim. Eğer, biz, böyle bir bakanlığı oluşturamazsak veya Sanayi ve Ticaret Bakanlığını yeniden yapılandıramazsak, Türk esnaf ve sanatkârına yazık ederiz, onları, kendi sorunlarıyla baş başa bırakırız; biz ise, burada, gece yarılarına kadar yasa çıkarıyoruz diye havanda su döveriz. Değerli arkadaşlarım, ben, bu konuda, özellikle iktidarda bulunan arkadaşlarımızı her vesileyle uyarıyor ve s
öylüyorum; kuracağımız kurumların işlevini iyi algılayalım.Bakın, geçmişte, KOSGEB de aynı düşüncelerle kuruldu, çok iyi niyetlerle kuruldu. Bilgi çağına giden bir dünyada, üniversitelerimizin rektörleri oraya üye olarak alındı, bakanlıklarımızın müsteşarları oraya üye olarak alındı; yani, özellikle küçük sanayicimizin, küçük işletmelerin birçok hizmetini görecektir diye, biz, bu kurumu kurduk; ama, gelin görün ki, bugün KOSGEB kendi personel maaşını ödeyemeyen hantal bir kurum haline geldi.
Biz, bu kuru
mları kuruyoruz; ama, bu kurumları işlevsel hale getirmek zorundayız; yani, bu kurumlar kime hizmet verecekse, o kesime ciddî hizmet vermek durumunda. Elbette ki, Türk esnaf ve sanatkârı bizim toplumumuzun çimentosu, elbette ki, Türk esnaf ve sanatkârı yalnız bırakılmamalı; ama, böyle ufacık bir Genel Müdürlük çatısı altına sığacak kadar küçük değil Türk esnaf ve sanatkârı. Bunu, şapkasını önüne koyup herkesin düşünmesi gerekir; biz ne yapıyoruz burada, ne yapmaya çalışıyoruz; onu bilmesi gerekir.Burada
sayılan görevleri, arkadaşlarımız tekrar bir gözden geçirsinler. Yani, deniliyor ki, bu Genel Müdürlük, Türk esnaf ve sanatkârının rekabet gücünü artıracak bilgi ve teknik donatımları sağlamak için aracılık yapacak. Bunları sağlayamaz zaten, veremez; bir başka kurumla aracılık yapacak(!) Aslında burada bir tek doğru gerekçe var, o da, bakanlıkça verilecek direktifleri uygulayacak. Yani, Türk esnaf ve sanatkârının meslek örgütlerini sürekli denetim altında tutacak, ciddî başka hiçbir işlevi olmayacak; olması da mümkün değil. Türk esnaf ve sanatkârının örgütsel yasal altyapısını kuracağı da yazılmış. Bunu yapmak için bir genel müdürlük mü kurmak lazım; yani, Allah aşkına, bir yasa hazırlamak için bir genel müdürlük mü kurmak lazım?! Eğer, Avrupa'da rekabet edeceksek, gelin, burada, Türk esnaf ve sanatkârına o şartları verelim, o şartları onlara sağlayalım.