DÖNEM : 21 CİLT : 32 YASAMA YILI : 2

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

93 üncü Birleşim

11 . 5 . 2000 Perşembe

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Adana Milletvekili İsmet Vursavuş’un, Çukurova’da meydana gelen sel ve su baskınlarından zarar gören çiftçilerin durumları ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in cevabı

2. – Ordu Milletvekili Hasan Fehmi Konyalı’nın, DOKAP ve Ordu İlinin problemleri ve alınması gereken önlemler konusunda gündemdışı konuşması

3. – Osmaniye Milletvekili Şükrü Ünal’ın, Özürlüler Haftası münasebetiyle yaptığı gündemdışı konuşması ve DevletBakanı Şuayip Üşenmez’in cevabı

IV. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. – Harp Okulları Kanunu Tasarısı ve Millî Savunma ve Millî Eğitim,Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/423) (S. Sayısı : 380)

2. – Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa Bir Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin Kanun Tasarısı ve Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/413) (S.Sayısı : 375)

V. – SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Basın İlan Kurumu aracılığıyla gazetelere verilen ilanlara ilişkin sorusu ve DevletBakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in cevabı (7/1721)

2. – Bursa Milletvekili Ali Arabacı’nın, 2911 sayılı Kanuna muhalefetten gözaltına alınanlara ve güvenlik güçlerinin davranışlarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın cevabı (7/1816)

3. – KaramanMilletvekili Zeki Ünal’ın, günlük bir gazetede yayımlanan haberlerin doğru olup olmadığına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın cevabı (7/1832)

4. – Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, sürücü kurslarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın cevabı (7/1865)

5. – Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, polis okullarının eğitim süresine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın cevabı (7/1866)

6. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, sürücülerin göz muayenesinden geçirilmeleri konusunda bir çalışma olup olmadığına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın cevabı (7/1874)

7. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfikar İzol’un, Şanlıurfa İli Akçakale İlçesinin kapalı spor salonu ihtiyacına ilişkin sorusu ve DevletBakanı Fikret Ünlü’nün cevabı (7/1932)

8. – Rize Milletvekili Ahmet Kabil’in, Tabipler Birliği tarafından belirlenen muayene, laboratuvar ve film ücretlerine ilişkin sorusu ve SağlıkBakanı Osman Durmuş’un cevabı (7/1419)

9. – Sakarya Milletvekili Cevat Ayhan’ın, yatılı bölge okullarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun cevabı (7/1461)

10. – Sakarya Milletvekili Cevat Ayhan’ın, ilköğretim burs sınavının ne zaman yapılacağına ilişkin sorusu ve Millî EğitimBakanı Metin Bostancıoğlu’nun cevabı (7/1463)

11. – Konya Milletvekili Mehmet Ali Yavuz’un, Çaykur Rizespor ile KombassanKonyaspor futbol karşılaşmasının naklen yayınlanmamasının nedenine ilişkin Başbakandan sorusu ve DevletBakanı Mehmet Ali İrtemçelik’in cevabı (7/1510)

12. – HatayMilletvekili Metin Kalkan’ın, branşlara göre toplam öğretmen ihtiyacına ilişkin sorusu ve Millî EğitimBakanı Metin Bostancıoğlu’nun cevabı (7/1518)

13. – KaramanMilletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman İlinde satışa çıkarı-
lan Hazine arazisine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral’ın cevabı (7/1554)

14. – Giresun Milletvekili Rasim Zaimoğlu’nun, Giresun İlinin sorunlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve DevletBakanı Tunca Toskay’ın cevabı (7/1557)

15. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, GSM-1800 cep telefonları ihalesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (7/1558)

16. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, tarım ürünlerinin taban ve tavan fiyatlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in cevabı (7/1559)

17. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, resmî görüşmelerde bulunmak üzere Irak’a giden Türk heyetinin Peşmergeler tarafından durdurulduğu ve pasaport kontrolü yapıldığı iddialarına ilişkin sorusu ve DevletBakanı Edip Safder Gaydalı’nın cevabı (7/1560)

18. – Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, cep telefonu ihaleleriyle ilgili yolsuzluk iddialarına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün cevabı (7/1567)

19. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, ziraî mücadele politikalarına ve Nevşehir’deki süne ilaçlamasına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in cevabı (7/1559)

20. – Manisa Milletvekili Bülent Arınç’ın, Manisa İlinde yapılacak yatırımlara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral’ın cevabı (7/1606)

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak üç oturum yaptı.

Hatay Milletvekili Mehmet Şandır'ın, İskenderun Demir-Çelik Fabrikalarının özelleştirilmesine ilişkin gündemdışı konuşmasına Devlet Bakanı Yüksel Yalova,

Osmaniye Milletvekili Birol Büyüköztürk'ün, Turizm Bakanlığının Türkiye'nin tanıtımında kullanacağı logoya ilişkin gündemdışı konuşmasına Turizm Bakanı Erkan Mumcu;

Cevap verdiler.

İstanbul Milletvekili Ayşe Nazlı Ilıcak da, Uğur Mumcu cinayetine ilişkin gündemdışı bir konuşma yaptı.

Konya Milletvekili Ömer İzgi, İstanbul Milletvekili Ayşe Nazlı Ilıcak'ın konuşmasında partilerine sataşması nedeniyle bir konuşma yaptı.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Sakarya Milletvekili Nevzat Ercan ve İçel Milletvekili Turhan Güven'in, trafik kazalarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi (10/132),

İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın ve 20 arkadaşının, şehiriçi caddelerde ve özellikle İstanbul'un Bağdat Caddesinde gençlerin yaptıkları otomobil yarışları sonucu meydana gelen kazaların önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin araştırılması (10/133);

Amacıyla birer Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Genel Kurulun 16.5.2000 Salı günkü birleşiminde Cumhurbaşkanının yemin töreninden sonra başka konuların görüşülmemesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.

Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının:

1 inci sırasında bulunan (6/389),

2 nci sırasında bulunan (6/390),

3 üncü sırasında bulunan (6/391),

4 üncü sırasında bulunan (6/393),

5 inci sırasında bulunan (6/394),

6 ncı sırasında bulunan (6/395),

Esas numaralı sözlü sorulara Çevre Bakanı Fevzi Aytekin,

21 inci sırasında bulunan (6/410),

61 inci sırasında bulunan (6/460),

65 inci sırasında bulunan (6/464),

66 ncı sırasında bulunan (6/465),

73 üncü sırasında bulunan (6/473),

74 üncü sırasında bulunan (6/474),

Esas numaralı sözlü sorulara Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler,

23 üncü sırasında bulunan (6/414),

Esas numaralı sözlü soruya Orman Bakanı Nami Çağan,

24 üncü sırasında bulunan (6/415),

25 inci sırasında bulunan (6/416),

26 ncı sırasında bulunan (6/417),

Esas numaralı sözlü sorulara Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu,

Cevap verdiler;

7 nci sırasında bulunan (6/396),

8 inci sırasında bulunan (6/397),

9 uncu sırasında bulunan (6/398),

10 uncu sırasında bulunan (6/399),

11 inci sırasında bulunan (6/400),

12 nci sırasında bulunan (6/401),

13 üncü sırasında bulunan (6/402),

14 üncü sırasında bulunan (6/403),

15 inci sırasında bulunan (6/404),

16 ncı sırasında bulunan (6/405)

17 nci sırasında bulunan (6/406),

18 inci sırasında bulunan (6/407),

19 uncu sırasında bulunan (6/408),

20 nci sırasında bulunan (6/409),

22 nci sırasında bulunan (6/413),

27 nci sırasında bulunan (6/418),

28 inci sırasında bulunan (6/426),

29 uncu sırasında bulunan (6/427),

30 uncu sırasında bulunan (6/428),

31 inci sırasında bulunan (6/429),

32 nci sırasında bulunan (6/430),

33 üncü sırasında bulunan (6/431),

34 üncü sırasında bulunan (6/432),

35 inci sırasında bulunan (6/433),

36 ncı sırasında bulunan (6/434),

37 nci sırasında bulunan (6/435),

38 inci sırasında bulunan (6/436),

39 uncu sırasında bulunan (6/437),

40 ıncı sırasında bulunan (6/438),

41 inci sırasında bulunan (6/439),

42 nci sırasında bulunan (6/440),

43 üncü sırasında bulunan (6/441),

44 üncü sırasında bulunan (6/442),

45 inci sırasında bulunan (6/443),

46 ncı sırasında bulunan (6/444),

47 nci sırasında bulunan (6/445),

48 inci sırasında bulunan (6/446),

49 uncu sırasında bulunan (6/447),

50 nci sırasında bulunan (6/448),

51 inci sırasında bulunan (6/449),

52 nci sırasında bulunan (6/450),

53 üncü sırasında bulunan (6/451),

54 üncü sırasında bulunan (6/452),

55 inci sırasında bulunan (6/453),

56 ncı sırasında bulunan (6/454),

57 nci sırasında bulunan (6/455),

58 inci sırasında bulunan (6/456),

59 uncu sırasında bulunan (6/457),

60 ıncı sırasında bulunan (6/458),

62 nci sırasında bulunan (6/461),

63 üncü sırasında bulunan (6/462),

64 üncü sırasında bulunan (6/463),

67 nci sırasında bulunan (6/466),

68 inci sırasında bulunan (6/467),

69 uncu sırasında bulunan (6/469),

70 inci sırasında bulunan (6/470),

71 inci sırasında bulunan (6/471),

72 nci sırasında bulunan (6/472),

Esas numaralı sözlü sorular, ilgili Bakanlar Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından ertelendi.

11 Mayıs 2000 Perşembe günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 18.40'da son verildi.

Murat Sökmenoğlu

Başkanvekili

Sebahattin Karakelle Levent Mıstıkoğlu

Erzincan Hatay

Kâtip Üye Kâtip Üye

 

 

 

No. : 131

II. – GELEN KÂĞITLAR

11.5.2000 PERŞEMBE

Yazılı Soru Önergeleri

1. – Bursa Milletvekili Teoman Özalp’in, tarım ürünlerinin fiyatlarına ilişkin Tarım ve
Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2027) (Başkanlığa geliş tarihi
: 10.5.2000)

2. – Kocaeli Milletvekili Mehmet Batuk’un, Gebze Tekel Deposunun kapatılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2028) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

3. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2029) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

4. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/2030) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

5. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2031) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

6. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2032) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

7. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Devlet Bakanından (Fikret Ünlü) yazılı soru önergesi (7/2033) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

8. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Devlet Bakanından (Hasan Gemici) yazılı soru önergesi (7/2034) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

9. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/2035) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

10. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/2036) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

11. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/2037) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

12. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/2038) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

13. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Çevre Bakanından yazılı soru önergesi (7/2039) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

14. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Devlet Bakanından (Tunca Toskay) yazılı soru önergesi (7/2040) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

15. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Devlet Bakanından (Şuayip Üşenmez) yazılı soru önergesi (7/2041) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

16. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Devlet Bakanından (Abdulhaluk Mehmet Çay) yazılı soru önergesi (7/2042) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

17. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2043) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

18. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/2044) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

19. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2045) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

20. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/2046) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

21. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Devlet Bakanından (Ramazan Mirzaoğlu) yazılı soru önergesi (7/2047) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

22. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2048) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

23. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Millî Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2049) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

24. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2050) (Başkanlığa geliş tarihi:
10.5.2000)

25. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/2051) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

26. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (H. Hüsamettin Özkan) yazılı soru önergesi (7/2052) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

27. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Keçeciler) yazılı soru önergesi (7/2053) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

28. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Devlet Bakanından (Recep Önal) yazılı soru önergesi (7/2054) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

29. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Devlet Bakanından (Şükrü Sina Gürel) yazılı soru önergesi (7/2055) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

30. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Devlet Bakanından (Yüksel Yalova) yazılı soru önergesi (7/2056) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

31. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Devlet Bakanından (Rüştü Kâzım Yücelen) yazılı soru önergesi (7/2057) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

32. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/2058) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

33. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Devlet Bakanından (Edip Safder Gaydalı) yazılı soru önergesi (7/2059) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

34. – Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve hizmetlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2060) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

35. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, vergi borçlarının tahsiline ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/2061) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

36. – Hatay Milletvekili Mustafa Geçer’in, Sinop’ta bir öğrenci yurdunun kiraya verildiği iddiasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2062) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

37. – Hatay Milletvekili Mustafa Geçer’in, Hatay- Ersin- Gökdere Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/2063) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

38. – Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin Aydın’ın, posta gönderilerinin adresine ulaşmadığı iddialarına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2064) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.5.2000)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

11 Mayıs 2000 Perşembe

BAŞKAN : Başkanvekili Murat SÖKMENOĞLU

KÂTİP ÜYELER : Sebahattin KARAKELLE (Erzincan), Levent Mıstıkoğlu (Hatay)

 

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 93 üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden evvel, üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.

Gündemdışı ilk söz, Çukurova’da meydana gelen sel ve su baskınlarında zarar gören çiftçilerin durumları hakkında söz isteyen, Adana Milletvekili Sayın İsmet Vursavuş’a aittir.

Buyurun Sayın Vursavuş. (DSP sıralarından alkışlar)

III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Adana Milletvekili İsmet Vursavuş’un, Çukurova’da meydana gelen sel ve su baskınlarından zarar gören çiftçilerin durumları ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in cevabı

İSMET VURSAVUŞ (Adana) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Çukurova ve çevre il ve ilçelerde, 5-6 Mayıs 2000 tarihlerinde meydana gelen aşırı yağış ve bunun sonucu oluşan dolu ve sel baskınları neticesinde zarar gören Çukurova çiftçisinin durumu hakkında gündemdışı söz almış bulunuyorum. Bugün, bu fırsatı verdikleri için, Sayın Başkana ayrıca teşekkür ediyor, hepinize, Grubum ve şahsım adına saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Efendim, Çukurova meselesi önemli.

Buyurun; rica ederim.

İSMET VURSAVUŞ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, son yıllarda tarım kesiminde yaşanan kriz, maalesef, çiftçimizi büyük ölçüde mağdur etmiştir; ürettiğini pahalıya mal etme durumunda kalmış, ürettiğini de ya ucuza satmış veyahut tefeciye yem olmuştur.

5-6 Mayıs günleri Çukurova’da ve çevre il ve ilçelerimizin büyük kesiminde dolu ve yağmur şeklinde oluşan afet, meyve bahçelerini, narenciyeyi ve ekili diğer alanların büyük kısmını tahrip ederek üretim dışı bırakmıştır.

Yoğun ve sürekli yağışlar sonucu Toroslarda ani kar erimesiyle, ovada ekili ve dikili tarım alanlarını sel basmıştır ve bu, tahribatın boyutunu daha da büyütmüştür.

Burada, bu üzüntümüzün yanında, can kaybı olmayışı bizleri biraz olsun sevindirmiştir. Ancak, Adana ve çevre ilçelerimizde yağmur, dolu ve sel baskınları sonucu zarar gören tarım alanı, dünkü son tespitlere göre, maalesef, 40 000 dekardı, son aldığım bilgiyle, bu rakam, bugün 50 000 dekara ulaşmış. Komşu ilimiz İçel’de de 20 000 dekarın üzerinde ekili ve dikili tarım alanları ürün alınamayacak derecede zarar görmüştür.

Genellikle Çukurova’da pamuk, turunçgiller, şeftali, erik, kayısı, domates, biber, patlıcan, karpuz, kavun, mısır, buğday, fasulye, salatalık, kabak alanları ve seralar, maalesef, sular altında kalmıştır.

İçel milletvekili arkadaşlarımız Sayın Edip Özgenç, Sayın Akif Serin, Sayın Ali Güngör ve Sayın Bakanımız İstemihan Talay Beyden aldığım bilgilere göre, zarar gören ekili alanların, Mayıs ayında, yakın günlerde, yurdumuzun bölge özelliği nedeniyle, ilk hasatı yapılacak olgunlaşmış, sararmaya başlamış buğday ağırlıklı tarım alanları oluşuyla, tesis ve üretim girdileri maliyeti yüksek olan seraların tamamının tahrip olması nedeniyle çiftçimizin malî kaybının ne kadar fazla olduğunu Yüce Meclisimizin takdirlerine sunuyorum.

Sel felaketinin olduğu günden beri Çukurova ve yakın çevresinde faaliyet gösteren ziraat odaları ve çiftçiler birliği yöneticileriyle devamlı olarak temas halindeyiz. Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Sayın Cumali Doğru ile Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanımız Ziraat Yüksekmühendisi Sayın Ayhan Barut’a bütün çiftçilerimiz adına geçmiş olsun diyor, gayretlerinden ve afette çiftçilerimizin yanında olmalarından dolayı hepiniz adına teşekkür ediyorum.

Tarsus, Çamlıyayla, İçel-Merkez, Mut, Sebil, Gözne, Ayvagediği, Bekirler, Pirömerli, Korucak, Boztepe, Belçınar gibi İçel İlimizin daha fazla sayılamayacak kadar yörelerinde üzüm bağları, meyve bahçeleri ile diğer tarım alanlarında büyük hasar meydana gelmiştir. Zarar gören tarım alanlarında tespit ekipleri devamlı çalışma halindedir.

Sayın milletvekilleri, yine, Adana ve yakın çevresinden şimdilik aldığım bilgilere göre, su baskınları sonucu sular altında kalan köylerden ve yerleşim yerlerinden bazıları şunlardır: Hadırlı, Yalmanlı, Koyunlu, Karayusuflu, Mürseloğlu, Kayışlı, Dervişli, Kefeli, Baharlı, Yerdelen, Taşçı, Irmakbaşı, Gümüşyazı, Karaahmetli, Ziyaahmet, Yenimurat, Ceyhan ve yakınları, Karataş ve ekili alanları, Kozan’ın bir kesimi, Karaisalı’nın ovaya doğru olan kısımlarında büyük zarar meydana gelmiştir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yoğun yağışlardan zarar gören üreticilerimize, şimdilik olmak üzere, İçel İline, Sosyal Yardımlaşma Afet Fonundan 40 milyar lira gönderildiğini memnuniyetle duyduk. Ancak, afet, Çukurova’da, Adana ve çevresinde yoğun olmak üzere meydana gelmiştir. Bu yardımın geniş kapsamlı yapılmasını sayın bakanlarımızdan diliyoruz.

Devletimiz güçlüdür ve her zaman darda kalan vatandaşının yanında olduğunu, dünyaya, son deprem felaketinde de göstermiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vursavuş.

İSMET VURSAVUŞ (Devamla) – Teşekkür ederim efendim.

Yıllardır sel felaketi tehdidi altında bulunan bu alanların, acilen, afet bölgesi ilan edilmesi gerekiyor. Devletimizin dost ve şefkatli elinin afetten zarar gören çiftçimizin yanına uzanmasını acilen bekliyoruz.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ani yağan bu yağış sonucu dolu ve sel baskınlarıyla büyük zarar gören Adana ve yöresindeki çiftçi kardeşlerimize, devletimizin gücü ve hükümetimizin acil karar almasıyla şunları diliyoruz :

1) Zarar gören bölgemizin acilen doğal afet bölgesi ilan edilmesini,

2) 2090 ve 4123 sayılı yasalar gereği bölge üreticilerinin mağduriyetinin telafi edilmesini,

3) Tohum, gübre ile maddî yardımın acilen yapılmasını,

4) Üreticinin Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarının faizsiz ertelenmesini,

5) Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonundan acilen yardım yapılmasını,

6) Hayvancılık ve seracılık için düşük faizli kredilerin verilmesini hükümetimizden ve ilgili bakanlarımızdan bekliyor, Adana ve İçel İllerimizde, bu dolu ve sel felaketinden zarar görmüş çiftçi hemşerilerimize büyük geçmiş olsun diyor, devletimizin her zaman yanlarında olduğunun bilinmesini istiyor, hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim sayın Vursavuş.

YAKUP BUDAK (Adanaa) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Budak, buyurun, kısa ifade edin lütfen.

YAKUP BUDAK (Adana) – Sayın Başkan, Sayın İsmet Vursavuş Beyin ifade buyurdukları gibi, gerçekten, Çukurovamızda yoğun yağmur yağışından dolayı bir sel felaketi yaşanmıştır. Çiftçimizin sıkıntısı çok büyüktür. Binlerce, 30 000 dönümün üzerinde arazi, özellikle, de seracılık yapılan arazi ve yerlerde büyük hasar meydana gelmiştir. Hükümetimize, özellikle, bu bölgeyle ilgili, felaketle ilgili acilen bir kararname hazırlamaları noktasında bölge çiftçilerinin taleplerini iletmek istiyorum...

BAŞKAN – Teşekkür ederim efendim, anlaşılmıştır; Sayın Bakan cevap verecek size.

YAKUP BUDAK (Adana) – Peki, teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim.

Sayın Bakan, buyurun.

Bugün işimiz biraz süratli, şu kanunu çıkarırsak...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Adana Milletvekili Sayın İsmet Vursavuş ve yine, Sayın Adana Milletvekilimizin, Çukurova’da, Adana ve İçel İllerindeki sel felaketiyle ilgili yaptıkları konuşmadan dolayı, bu felaketi Yüce Meclisin gündemine getirdikleri için kendilerine teşekkür ediyorum.

Bütün vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyorum. Özellikle, bu sel felaketine uğrayan çiftçimize, üreticimize, esnafımıza da tekrar geçmiş olsun dileklerimi arz ediyorum.

Sayın Başkan, bu sel felaketinin olduğu günlerde, ben, Akdenizdeydim. Mersin’de sel felaketine uğrayan köylerin hepsini göremedim. Ancak, yine, felakete uğrayan Antalya’nın Serik İlçesindeydim. Tarım ve Köyişleri Bakanı olmam hasebiyle de, özellikle Çukurovaya, Akdenize sık sık gitme durumunda kalıyorum.

Sayın milletvekilimizin de belirttiği gibi, Adana İlinin Karataş, Seyhan, Yüreğir İlçelerinin çeşitli köylerinde ve İçel İlinin Çamlıyayla, Tarsus ve merkezde, yine, çeşitli köylerinde olmak üzere, özellikle Adana’nın 16 köyünde ve İçel’in de 32 köyünde büyük sel felaketi oldu. Biz, bu sel felaketini takiben, felaketin hemen akabinde, bir noktada, bu felaket başlar başlamaz, tarım il müdürlüğü ve ilçe müdürlüklerimizle köylere ulaştık, gerekli komisyonlar da oluşturuldu. Özellikle, burada, buğday, pamuk, mısır, çeşitli meyveler, çeşitli sebzeler zarara uğramıştır ve yine, kanatlı hayvanda, bazı su ürünlerinde telefat olmuştur. Yine, tarlalarda, ekili alanlarda, seralarda ve açıkta sebze yetiştirilen alanlarda büyük zarar olmuştur. Ben, hemen şunu belirtmek istiyorum: (Gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Bakan, bir dakika efendim...

Efendim, Sayın Bakanın sesini duyamıyoruz; Adana’da önemli bir felaket olmuş; Sayın Bakan izah ediyor.

Buyurun efendim.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Devamla) – Bu şiddetli yağıştan dolayı, Adana’da, bazı barajların kapaklarının açılma mecburiyetiyle karşı karşıya kalındı ve bu barajların kapaklarının açılmasıyla da -örnek olarak vereyim- sırf, karpuz ekili 25 000 dekar alan, bu barajlardan tahliye edilen suyun altında kaldı. Yine, şeftali bahçeleri, domates tarlaları, seraları, bu suyun altında kaldı, felaketin altında kaldı. Bunu, ürünlerin ismini de vererek şunun için özellikle söylemek istiyorum: Yani, hükümetimizin, Bakanlığımızın, valiliklerimizin, bu felaketin tespitindeki titizliğini arz etmek için belirtiyorum.

Buradaki telef olan hayvan sayısına girmek istemiyorum, hepsi dokümanlarımızda var, listeleri bize ulaşmıştır. Yine, valilikler, acil fondan, Sosyal Yardımlaşma Fonundan ve Vakıflar aracılığıyla acil yardımlarını yapmışlardır. Tarım teşkilatları, gerekli kontrolleri yaptığı gibi, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ve Afet İşleri Genel Müdürlüğü de gerekli çalışmaları sürdürmektedir.

Ben, somut olarak şunu söylemek istiyorum: Biz, bir kararname taslağını yazdık; kararname hazırdır ve bu kararname, Başbakanlığa hemen arz edilecektir bu felakete uğrayan ve ürünleri, ekili ve dikili alanları zarar gören çiftçilerin bu zararlarının karşılanması konusunda; yine, alet ve ekipmanındaki zararların karşılanması konusu ile konutlardaki zararlar da, diğer ilgili bakanlıklarımız tarafından belirleniyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun efendim.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Devamla) – Dikkat edilirse, biz, burada, yazdığımız bu taslakta “özellikle tabiî afetlerden ürün deseni içerisindeki ekilişleri veya hayvan varlıkları en az yüzde 40 oranında zarar gören ve bu durumları, il ihtiyaç ve il hasar komisyonlarınca belirlenen üreticilerin -il hasar tespit komisyonları, bir an önce çalışmalarını bitireceklerdir; sayın valilerimiz titizlik gösteriyorlar- Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankasına, tarım işletmelerine ve tarım kredi kooperatiflerine olan 2000 yılı vadeli ve 2001 yılına sarkan ziraî kredi borçları, vade tarihinden itibaren 1 yıl süreyle faizsiz olarak ertelenir” hükmünü getirdik. Kararnamenin ilgili diğer maddelerini, burada tek tek belirtmeyeceğim. Bunun da takibini yapacağız.

Kararnamenin yazıldığını ve çifçilerimizin acil ihtiyaçları olan gübre, ilaç ve diğer konularda da, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı olarak her türlü yardıma hazır olduğumuzu özellikle belirtmek istiyorum.

Geçmiş olsun diyorum ve saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Gündemdışı ikinci söz, DOKAP projesi ve Ordu İli hakkında söz isteyen Ordu Milletvekili Sayın Hasan Fehmi Konyalı’ya aittir.

Buyurun Sayın Konyalı. (DSP sıralarından alkışlar)

2. – Ordu Milletvekili Hasan Fehmi Konyalı’nın, DOKAP ve Ordu İlinin problemleri ve alınması gereken önlemler konusunda gündemdışı konuşması

HASAN FEHMİ KONYALI (Ordu) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; DOKAP projesi ve Ordu ile ilgili görüşlerimi ifade etmek için huzurlarınızda bulunuyorum; bu vesileyle, DOKAP projesinden umduğunu bulamayan sevgili Orduluların ve şahsımın en derin saygılarını arz ediyorum.

Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere, bölgesel planın amacı, geri kalmış bölgeyi, ülke bazında sosyal, ekonomik ve kültürel bakımdan en iyi düzeye çıkarmaktır. Aynı şekilde, bir bölge içinde de belli yöreler, eğer, ekonomik, sosyal ve kültürel yönden biraz daha düşük bazda ise, yine amaç, en azından, bölge düzeyine çıkarmaktır.

İşte, DOKAP projesi sebebiyle Karadenizde, Japon işbirliğiyle, faaliyet ve incelemeler başladığı zaman, Türkiye’nin en geri kalmış bölgesi olan benim seçim bölgem Ordu’da bir bayram havası vardı; herhalde, Ordu, bu kez nasibini alacak diye seviniyorduk; ama, ben bunun hazırlık safhasına, hazırlık evresine giremeyeceğim; çünkü, sürem çok kısıtlı ve Sayın Başkanımı da istismar etmek istemem; yalnız, size birkaç örnek sunmak istiyorum:

Bilindiği gibi, Karadeniz, her yönden -bazı tespitleri söylenirse- Türkiye ortalamasının çok altında. Önce, bölgenin gayrî safi hâsılası Türkiye’nin yarısının altında; GAP’tan biraz fazla. Elektrik tüketimi açısından Türkiye’nin yarısından az; keza, negatif büyüme olan, nüfus erozyonuna uğrayan bir bölge ve keza, kamu yatırımlarının en az gittiği, özellikle, Ordu ve Giresun 71 veya 75 inci sırada Türkiye’de.

Şimdi, bu özellikleri olan ve tarımı da tekli bir tarım sistemi, fındık ve çaya dayalı. Ordu’nun çalışkan, Ordu’nun ekonomik düzeyi düşük; ama, kültür düzeyi yüksek; ama, Ordu’nun gerçekten devletine bağlı; ama, tepkisi az olan insanları, artık, gereksinimlerini Yüce Mecliste haykırmamızı dilediler ki, bu görevi yerine getiriyorum.

Bir kere, karayollarında, projede, doğu-batı aksı aynen alınmış; ama, calibi dikkat tarafı, Rize-Trabzon ile Trabzon-Erzurum ele alınmıştır birinci derecede; oysa, zaten, Rize-Trabzon aksı, Hopa ve Samsun anayolunun içinde ve bu sahil yoluyla ilgili ilginç bir öneri var yine raporda. Deniliyor ki, kaynak çok az; biz, öncelikli yerlere ağırlık verelim. Nedir öncelikli yerler; öncelikli yerler, Trabzon, Bayburt, Gümüşhane, Erzincan. Şimdi, Karadenizin tutkusudur sahil yolu ve ödeneği de az değil. Ben, hükümetimize şükranlarımızı sunmak istiyorum; 500 milyon dolar ödeneği var ve yılının ödeneği 300 milyon dolar.

Arz edeceğim ikinci husus, Ordu’nun yıllar önce -bendeniz beş yıl da yöneticiliğini yaptım Ordu’da- bir dere yolu projesi var. Dere yolu havzasında 100 000 vatandaşımız yaşar. Artı, onun üzerinde 3 baraj projesi var. Barajın biri, iki, üç sene içinde bitmek üzere ve dört ilçeden geçiyor, Osmanlıdan kalma Mesudiye, açık cezaevi gibi, durmadan göç veriyor! Bu dere yolu hakkında tek satır yok; ama, Araklı-Bayburt yolu, Trabzon-Bayburt yoluna paralel olarak konulmuş; ayrıca, Tirebolu-Bayburt yolu Torul’da birleşiyor. Her yöreye hizmet lazım; ama, ehemmi mühimme tercih etmek gerekir.

Daha da önemlisi ve hazin olanı, havaalanı Ordu’nun can damarı; havaalanı, Ordu için olmazsa olmazdır ve biz, yıllarca, onun projesini yaptık; bir tepemiz var istimlak ettik, havaalanı için alternatif sunuyor; havaalanı Yüksek Planlamadan çıkmıştır; havaalanı, bütçe talimatında yerini almıştır. Sadece, bu sene ihalesinin ertelenmesi istenilmiştir; havaalanının, mutlaka, bu sene ihale olması lazım; çünkü, bu kürsüde iddia ediyorum, bu kürsüde ulusumun karşısında söz veriyorum, Karadenizin en rantabl havaalanı Ordu’nun olacaktır, bunu kesenkes biliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASAN FEHMİ KONYALI (Devamla) – Sayın Başkan, 2-3 dakika rica edeyim.

BAŞKAN – Toparlarsanız memnun olurum efendim.

Buyurun.

HASAN FEHMİ KONYALI (Devamla) – Yine, projede, üniversite hakkında, Gümüşhane ve Ordu Üniversitesinin mevcut düzen içinde gelişmesinin sağlanması lazım. Ne demek mevcut düzen içinde?! Ey Gümüşhaneliler, Bayburtlular, Ordulular; siz, üniversiteyi unutun, üniversitenizi unutun! Mevcut düzen içerisinde, Karadeniz Teknik Üniversitesine bağlı olarak; yani, 16 fakültesi ve 22 yüksekokulu olan Karadeniz Teknik Üniversitesine bağlı olarak devam edecek demektir. Üniversite için altyapımız hazır, 3 fakültemiz, 2 yüksekokulumuz var ve bugün “evet” deseniz, 48 saat içerisinde 3 fakültenin yeri de hazır. Bu hizmetler gelmedi.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; şunu arz ediyorum: Gurur duyuyorum; Ordu’nun ilçelerinden küçük illerde, bugün, 15-20 000 üniversiteli gencimiz okuyor. Bu ayıp hepimizindir ve biz bu sıralarda rahatsız oluyoruz. Yurdumuzun her yerine hizmet gitsin; ama, eğer Ordu’dan büyük bir ilde havaalanı yoksa -Ordu artı Giresun; Türkiye’nin beşinci altıncı büyük ili- eğer, bunlardan büyük bir yörede havaalanı yoksa; eğer, Ordu’dan büyük bir ilin hâlâ üniversitesi yoksa, size şeref sözü veriyoruz, biz, bu taleplerimizi ebediyen çekeceğiz; ama, yok.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; raporun daha pek çok eksiği var. Sanıyorum sürem bitti. Orduluların “artık sıra bize geldi” dediklerini zatıâlinize, Yüce Meclise arz etmek istiyorum. Bu duygularla, Sayın Başkanımı ve Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Konyalı.

Son gündemdışı söz, Türkiye Sakatlar Haftası nedeniyle söz isteyen, Osmaniye Milletvekili Şükrü Ünal’a aittir; buyurun Sayın Ünal. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özgenç, söz mü istediniz?

EDİP ÖZGENÇ (İçel) – Sayın Başkan, konuşmacıyı davet ettiniz. Konuşmacıdan sonra söz istiyorum.

BAŞKAN – Hay hay efendim.

3. – Osmaniye Milletvekili Şükrü Ünal’ın, Özürlüler Haftası münasebetiyle yaptığı gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Şuayip Üşenmez’in cevabı

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; içerisinde bulunduğumuz Özürlüler Haftası münasebetiyle, özürlü gençlerimizin askerlik problemlerini ve değişik problemlerini dile getirmek üzere söz almış bulunuyorum. Yüce Heyetinizi, bu münasebetle saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, hassasiyet göstererek, özürlü insanlarımızın problemlerini gündeme getirme noktasında, bana, burada konuşma fırsatı ve imkânı veren Sayın Başkanımıza, şahsım ve özürlü insanlarımız adına teşekkürlerimi de arz ediyorum.

Ayrıca, bu vesileyle, bütün özürlü vatandaşlarımızın ve ailelerinin, yaşadıkları sorunların her geçen yıl daha bir azalması dileklerimle, Özürlüler Haftasını kutluyorum.

Dün, Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel, makamında, özürlü vatandaşlarımızı, onların temsilcilerini ve özürlülerimize hizmette emeği geçen bir kısım zevatı kabul etmiş ve ödüllendirmiştir. Sayın Başbakanımızın, Devlet Bakanımız Sayın Şuayip Üşenmez Beyin ve ilgili bakanların katıldığı toplantı, devletimizin, özürlü vatandaşlarımıza olan ilgisini gösterme noktasında sevindirici olmuştur. Bunu da burada memnuniyetle yad ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; on yılı aşkın bir süredir, bölgesinde, genelde bütün özürlülere, özelde de zihinsel özürlü çocuklarımıza ve ailelerine, eğitim ve moral desteği noktasında hizmet veren bir milletvekili arkadaşınız olarak, bugün, ülkemizin özürlülere hizmet ve imkân tanıma bakımından olması gereken yerde olmadığını, olamadığını özellikle belirtmek istiyorum.

Faydalı çalışmaları gerek devlet ve gerekse özel kişiler yapıyorlar; ama, yine de, olması gereken yerde maalesef değiliz.

Özürlülerimizin istihdamı, eğitimi ve rehabilitasyonu gibi pekçok konuda problemlerimiz var. Bilhassa zihinsel özürlü çocuklarımıza eğitim veren eğitim uygulama okullarında yeterli derecede uzman öğretmenin bulunmaması, eğitimin istenen seviyede olmamasına sebep olmaktadır.

Millî Eğitim Bakanlığı, Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğünün hazırladığı şu kitapta, 30 il merkezimizde zihinsel özürlü çocuklarımıza eğitim verecek bir tek okulun bile bulunmadığı belirtilmektedir ve bu, hem devletimiz açısından hem de o bölgelerde, 30 il merkezimizde yaşayan özürlü çocuklarımız açısından gerçekten üzücü bir hadisedir.

Değerli milletvekilleri, bu konuşmamda, özellikle askerlik çağına gelmiş zihinsel özürlü gençlerimizin karşılaştığı sorunlara değinmek istiyorum. Bu konuda kendileriyle bizzat görüştüğüm ve ayrıca, yazılı soru önergesi vererek problemi ilettiğim Millî Savunma Bakanımız Sayın Sabahattin Çakmakoğlu Bey, gerekli girişimlerde bulunarak, özürlü gençlerimizi ve ailelerini rahatlatacak düzenlemelerin yapıldığını bildirmiştir. Ancak, uygulamada, yurtiçi ve yurt dışındaki özürlü gençlerimiz ve aileleri, hâlâ birtakım güçlüklerle karşılaşmaktadırlar.

Askerlik çağına gelmiş zihinsel özürlü gençlerimizin ailelerinin bilmeleri bakımından, konuyla ilgili verdiğim yazılı soru önergesine verilen cevapta, Millî Savunma Bakanımız Sayın Sabahattin Çakmakoğlu “daha önce Millî Savunma Bakanlığına yapmış olduğunuz müracaat üzerine, zihinsel özürlü, akıl hastası, felçli ve benzeri hasta veya arızalı gençlerimizin ve ailelerinin mağduriyetlerini önlemek maksadıyla, yerel askerlik meclislerinde ‘askerliğe elverişli değildir’ raporu düzenlenmesine imkân verecek şekilde gerekli düzenlemeler yapılmıştır” demektedir. Bu karar, özürlülerimiz için sevindirici bir gelişmedir; kendilerine, huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Askerlik yapmaya elverişli olmayan özürlü gençlerimizin, uzak yerlerdeki askerî hastanelere gitmeye mecbur bırakılmadan, kolaylıklar sağlanarak problemlerinin çözülmesi, en büyük arzumuzdur.

Doğum öncesi ve sonrası yaşanan olumsuz durumların, trafik ve iş kazalarının...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Efendim, toparlar mısınız lütfen.

ŞÜKRÜ ÜNAL (Devamla) – Toparlıyorum efendim.

... ve depremlerin, insanlarımızın özürlü hale gelmelerine sebep olan etkenler olduğunu biliyoruz. Devlet ve toplum olarak, bir taraftan bu etkenleri ve tesirlerini azaltmaya çalışmak, diğer taraftan da, özürlülerimize ve ailerine sosyal hayatlarında, eğitim ve iş alanlarında kolaylıklar sağlamak durumundayız; çünkü, bugün, ülkelerin gelişmişliği, özürlülerine gösterdikleri ilgi ve verebildikleri imkânlarla ölçülmektedir.

Değerli milletvekilleri, Sayın Başkanımın da müsamahasına sığınarak, sizlerle, özürlülerimizle alakalı yazmış olduğum kitabımdan “Karanfiller Kırılınca” isimli şiirimi paylaşmak istiyorum. Bu şiirimi, gerek özürlü çocuk sahibi milletvekillerimize gerekse özürlü çocuklarımızın gerçekten cefakâr annelerine armağan ediyorum.

Karanfiller Kırılınca

Karanfiller kırılınca

Ağladı toprak ve su

Kaçtı güllerin uykusu

Kabardı analık duygusu

Karanfiller kırılınca...

Yıldızlar bile ağladı

Ananın gözyaşlarına

Gecenin kasveti çöktü çakıltaşlarına

Ve ananın haykırışlarına

Yıldızlar bile ağladı...

Özürlü deyince doktorlar

Kucaklarına alıp okşayınca bebeği

Yerine gelmemişti ananın dileği

Uçtu gitti mi sevgi meleği

Özürlü deyince doktorlar...

Şu ipek mendili al

Sil gözyaşlarını ne olur

Elbet bu heyecan durulur

Her yürek bu acıya burkulur

Şu ipek mendili al...

Kaldır ellerini ve yakar

Dua et yüce Allah’a

Kaç saat var sabaha

Kaldı mı takatın daha

Kaldır ellerini ve yakar...

Karanfiller kırılınca

Ağladı toprak ve su

Kaçtı gecenin uykusu

Kabardı analık duygusu

Karanfiller kırılınca...

Karanfiller kırılmasın diyorum. Özürlü çocuklarımızı karanfillere benzetiyorum. Onlar kırılmasın, onların anneleri ağlamasın ve ülkemiz, inşallah, gelecekte, özürlülerimize daha güzel imkânlar hazırlayan ve sunan ülkelerden olsun.

Bu dileklerle, hepinizi yürekten selamlıyorum efendim. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ünal.

Sayın Bakan, cevap verecek misiniz efendim?

DEVLET BAKANI ŞUAYİP ÜŞENMEZ (Yozgat) – Evet.

BAŞKAN – Sayın Özgenç, Sayın Bakandan sonra size söz vereceğim.

Buyurun Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI ŞUAYİP ÜŞENMEZ (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan evvel Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Fazilet Partisine mensup Osmaniye Milletvekilimiz Sayın Şükrü Ünal Beyin, Bakanlığımın uhdesinde bulunan Özürlüler İdaresi ve onun ilgi alanına giren konulardaki bu güzel konuşmalarından etkilenerek söz aldım.

Her şeyden evvel, Şükrü Beyin bu güzel konuşması beni etkiledi. Hep, evvelden beri süregelen zaman dilimleri içerisinde çeşitli platformlarda, özürlülerle ilgili çok veciz konuşmalarını dinledik. Bu ilgi alanından dolayı, huzurunuzda kendisini tebrik ediyorum ve teşekkür ediyorum .

Sayın milletvekilleri, gerçekten, özürlülerimizin meseleleri, gözardı edilmeyecek kadar çok ve önemlidir. Özürlülerimiz bizim insanlarımızdır; et-tırnak gibi bizim bağrımızdan çıkmış insanlarımızdır ve dolayısıyla, bu insanlarımıza, elimizden gelen gayretle, bütün çabayla onların istek ve arzularını yerine getirme bahtiyarlığına erişirsek, kendileri mutlu olacaktır, aileleri mutlu olacaktır.

Devlet olarak, şimdiye kadar, büyük gayretler sarf edilmiş, büyük imkânlar getirilmeye çalışılmıştır. Özellikle 57 nci cumhuriyet hükümetinden evvel görev almış, çok değerli hizmetler vermiş hükümetlerimizin çıkarmış olduğu, lafzıyla, muhtevasıyla çok güzel kanun metinleri mevcuttur. Özellikle, 571, 572 ve 573 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ve onlara bağlı olarak çıkarılmış olan yönetmelikler, özürlülerimize fevkalade ileri düzeyde haklar getirmiştir; ama, ne var ki, gelişen ve değişen dünya şartları içerisinde, çağa damgasını vuran, bilgi çağı olarak vasıflandırılan, teknolojinin en üst seviyesine çıktığı bir zaman diliminde ve dünya şartlarında, bu verilmiş olan imkânlar da çok kısır kalmaktadır. Bunu, bir bakan olarak itiraf ediyorum; ama, tabiidir ki, hükümet olmak, herhangi bir şikâyeti gerektiren sebep olmamalı diye düşünüyorum. Hele hele, sorumlu bir bakan olursak, bunun hiç olmaması gerekiyor diye düşünüyorum; ancak, biz de boş durmuyoruz. Yüce Heyetinizin huzurunda şunu ifade edeyim ki, göreve geldiğimizden bu yana, gecemizi gündüzümüze katmak suretiyle, bu değerli insanlara nasıl daha çok imkânlar veririz, bunların meselelerini nasıl gündeme getirerek hallederiz diye büyük gayretin içerisindeyiz.

Özellikle bu noktadan hareketle, 57 nci cumhuriyet hükümetinin, bakanlarının ve bendenizin önem verdiği bu konuda, bütün özürlülerin meselelerini gündeme getirerek, onu tartışmak, çözüm yollarını aramak ve çözüm yollarıyla birlikte, gereken neyse onun yapılabilmesi için, Birinci Özürlüler Şûrası gerçekleştirilmiştir. Özürlüler Şûrasına, Türkiyemizin her kesiminden, her kurum ve kuruluşundan, özel sektörden ve gönüllü kuruluşlardan -vakıflardan, derneklerden, federasyonlardan, konfederasyonlardan- katılan bilim adamlarıyla, enine boyuna, özürlülerin meseleleri tartışılmıştır. Hal çareleri aranmış ve tartışılmak suretiyle kararlar alınmıştır. İşte, bu kararların neticesidir ki, bugün, güzel bir kitap, ilk defa toplanan Birinci Özürlüler Şûrasının konularını ihtiva eden bilimsel bir kitap ortaya çıkmıştır.

“Bunun ışığında bundan sonra ne yapılabilir” diye düşündüğümüzde; boş durmamak üzere ve bu çıkarılmış olan, alınmış olan kararların ışığında, Birinci Özürlüler Şûrasının getirdiği kararlar çerçevesi içerisinde, Bakanlığım olarak, bir kanun tasarısı taslağı hazırlama noktasında büyük gayretlerimiz olmuştur. Tüm özürlülerimizin meselelerini gündeme getirmek suretiyle, daha evvel çıkmış olan kanun ve yönetmelikleri de içerisine alan, çağdaş dünyanın ileri gitmiş toplumlarında kabul edilen özürlüler hakları ve yasalarıyla da tanışmak suretiyle, onları da gündeme getirerek, gerçekten modern, çağımıza uygun, bize yakışır bir kanun tasarısı taslağını hazırlamış bulunuyoruz. İlgili kurum ve kuruluşlardan görüşler almak suretiyle, Yüce Heyetinize arz edeceğiz. İnşallah, Yüce Heyetinizin de büyük katkılarıyla, o kanun tasarımız çok daha muhteva kazanacak, çok daha güzellik kazanacak ve özürlülerimizin, ellerini açarak bizden bekledikleri konulara deva olacak diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, şu günlerde, Avrupa Birliğine girmek için bir çaba, bir gayret içerisindeyiz. Aday ülkeler arasına girdik; ama, şunu, hemen burada belirtmek istiyorum ki, her alanda olduğu gibi, uyum yasaları çıkarırken, özürlülerle ilgili uyum yasası ya da ileri düzeyde, Avrupa normlarına uygun bir yasanın çıkması hepimizin arzusu ve toplumun beklentisidir. Zamanı geldiğinde, tüm milletvekillerimin, değerli heyetin, hiç şüphe yok ki, desteklerini alacağımızı ümit ediyoruz ve desteklerini bekliyoruz.

Kanunların çıkarılması ayrı bir konu, uygulamada gerçekten ortam bulması ayrı bir konudur. Onların takipçisi olacağız. Bugün, özürlülerimizin çok meselesi var. Sağlık meseleleri var. Hiçbir sosyal güvence altında olmayan, çatısı altında olup da sağlık ihtiyaçlarını karşılayamayan bu özürlüler... Eğitim meseleleri var. Bugün, toplumumuzun yüzde 12’sinin -rakam olarak 7,5-8 milyon- özürlü olduğu tahmin edilmektedir. Bu özürlülerimiz, eğitime muhtaçtır. Yapılan istatistikler, bu 8 milyon özürlümüzün, ancak yüzde 25’i kadarının eğitim imkânlarından faydalandığını bize gösteriyor. Bu, çağımızda, son derece üzüntü verici bir olaydır. Sonra, iş imkânları, meslek edinme imkânları, sosyal hakları, son derece geri düzeydedir.

İşte, Avrupalı olmak, o düşüncede olan ileri toplumların seviyesine çıkmak, uygar bir toplum olmak istiyorsak, özürlülerin korunması, haklarının verilmesi noktasında, Anayasanın 61 inci maddesinde ifadesini bulan, Türkiye Cumhuriyetinin uygar toplumun bir parçası olduğunu kabul ediyorsak, mutlaka ve mutlaka, özürlülerine gereken önemi vermeli, günlük hayatımızda, özürsüzler gibi, onlar da hak sahibi olmalı diye düşünüyorum.

Lafla Avrupalı olunmaz, Avrupa Birliğine girilmez; ancak, insanın en tabiî hakkı olan insan haklarını kendilerine vermek suretiyle, hele hele özürlü olunca, özürlülerin haklarını vermek suretiyle uygar toplum olabiliriz diye düşünüyorum. Sadece hükümetin değil, bakanın değil, herhangi bir kesimin değil, 65 milyon insanımızın özürlülerimize sahip çıkması bir zarurettir, bir insanlık borcudur.

Çağımızda yükselen değerler vardır. Bildiğiniz gibi, bunların başında insan hakları gelir. Ben diyorum ki, özürlülerimize sahip çıkalım, onları kollayalım, koruyalım.

Şimdi, benim uhdemde bir Özürlüler İdaresi Başkanlığı var. Çok güzel duygularla, düşüncelerle kurulmuş bir kurum; ancak, bir de 8 milyon özürlüsüne baktığımız zaman, sadece başkentte organize olmuş bir kurum. Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar teşkilatlanmamış, bilgi akışı sağlanmamış ve tahminî bir rakamdan öteye gitmeyen özürlü türleri, çeşitleri ve alınacak tedbirler bakımından, sadece ve sadece başkentte, bir merkeziyet ölçüsü içerisinde çalışan Özürlüler İdaresi, artık, bu yükü kaldıramıyor ve tabiri caizse, bu elbise bu bedene dar geliyor.

Onun için, çıkarılacak kanunda, hem lafzıyla hem de muhtevasıyla, bütün özürlülerimize... Anadolu’nun çeşitli ücra yerlerinde, âdeta ailesinden bile ilgi görmeyen ve son derece bahtsız bu insanlar bizlerden yardım bekliyor.

Çıkarılacak olan kanunla ilgili olarak Yüce Meclisin hassasiyet göstermesini bekliyor ve bu duygu ve düşüncelerle, tüm özürlüleri, Özürlüler Haftası nedeniyle, buradan, yürek dolusu sevgilerle, saygılarla kucaklıyorum, Yüce Heyetinizi, tekrar, saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Sayın Özgenç, buyurun efendim.

EDİP ÖZGENÇ (İçel) – Sayın Başkan, konuşma hakkı verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum.

Konuşmacı arkadaşlarımızın, bu gündemdışı konuşmaları, gerçekten, bize, büyük bir zevk vermiştir. Bu arada, konuşma sıralarında söz alan saygıdeğer Adana Milletvekilimiz İsmet Vursavuş ve Tarım ve Köyişleri Bakanımızın yapmış olduğu konuşmalara da candan teşekkürlerimi arz etmek istiyorum.

Tarsus’a ve Mersin Merkez’e bağlı köylerimizde, özellikle Pirömerli, Belen, Kisecik, Böğrüeğri, Fakılar, Tepetaşpınar, Kaklıktaşı, Belçınar, Körmenlik, Korucak, Darıpınarı, Dorak, Sarıkavak ve Ayvagediği köylerinde meydana gelen hasar, gerçekten çok büyük ölçüde olmuştur. Sayın Tarım ve Köyişleri Bakanımız, bu konuyla ilgili tedbirleri aldığını ifade etmiştir; Kendilerine teşekkürlerimizi arz ediyoruz; ama, buradaki zarar gerçekten çok büyük boyutludur ve hatta, Fakılar Köyünde, bu nedenle hayatını kaybetmiş bir de hemşerimiz söz konusu olmuştur.

Tarım kredi kooperatiflerine ve kredi sağlayan değişik müesseselere olan borçlarını ertelediklerini öğrendik. Bu açıdan kendilerine çok çok teşekkür ediyorum ve bu köylerimize de geçmiş olsun dileklerimi arz ediyorum.

Teşekkür ediyorum efendim.

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim efendim; mesele anlaşılmıştır.

Çukurova’ya geçmiş olsun efendim.

Şimdi, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

Harp Okulları Kanunu Tasarısı ve Millî Savunma ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının müzakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

IV. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN
DİĞER İŞLER

1. – Harp Okulları Kanunu Tasarısı ve Millî Savunma ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/423) (S. Sayısı: 380) (1)

BAŞKAN – Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Komisyon ve Hükümet yerlerini aldılar.

Sayın milletvekilleri, tasarının 21 inci maddesi üzerinde görüşmeler tamamlanmıştı.

Şimdi, 21 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

22 nci maddeyi okutuyorum:

Akademik unvanların korunması

MADDE 22. — Öğretim üyeleri bu Kanunda yazılı hükümler dışında kazanmış oldukları akademik unvanlardan yoksun bırakılamazlar.

Başka bir göreve atanma, emekli olma veya istifa etme veya müstafi sayılmak suretiyle öğretim görevinden ayrılanlar, akademik unvanlarını taşıyabilirler. Ancak profesörlük, doçentlik veya yardımcı doçentlik unvanlarını kazananlar her unvan dönemi içinde harp okularında veya diğer askerî yüksek öğretim kurumlarında fiilen iki yıl görev yapmadıkları takdirde harp okulları, diğer askerî yükseköğretim veya yüksek öğretim kurumları dışındaki çalışmalarında, bu unvanları kullanamazlar.

(1) 380 S. Sayılı Basmayazı 20.4.2000 tarihli 84 üncü Birleşim Tutanağına eklidir.

BAŞKAN – Madde üzerinde grupları adına söz isteyen?.. Yok.

Şahsı adına söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

23 üncü maddeyi okutuyorum:

Emeklilik yaş haddi

MADDE 23. — Askerî öğretim üyelerinin emeklilik yaş haddi; 8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 40 ıncı maddesinde gösterilen rütbelerinin yaş haddidir. Sivil öğretim üyelerinin yaş haddi; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 30 uncu maddesinde belirtilen yaş haddidir.

General/amiral öğretim üyelerinden rütbe bekleme süresini tamamlamış olanlar, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 54 üncü maddesi hükmüne göre değerlendirilirler. Bunlardan hizmet ihtiyacı kadarı Genelkurmay Başkanlığının teklifi ve Yüksek Askerî Şûranın kararı ile; her yıl yeniden değerlendirilmek kaydıyla, rütbesinin yaş haddine kadar hizmete devam ettirilebilirler.

Kadrosuzluk sebebiyle emekliye sevk edilen general/amiraller hakkında, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 49 uncu maddesi (f) bendi hükümleri uygulanır.

BAŞKAN – 23 üncü madde üzerinde grupları adına söz isteyen?.. Yok.

Şahsı adına söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

24 üncü maddeyi okutuyorum:

Öğretim elemanlarının harp okulu dışına atanmaları ve görevlendirilmeleri

MADDE 24. — Harp okullarında görevli öğretim elemanları, görev ve unvanlarına bakılmaksızın, disiplin, kıdem, kadro, kadrosuzluk veya diğer askerî ihtiyaçlar nedeniyle ilgili kuvvet komutanlıklarınca, harp okulu komutanlığının teklifi üzerine veya doğrudan, harp okulları dışındaki kıta, karargâh ve kurumlara atanabilirler.

Harp okulu dışına atanan öğretim üyeleri için, bu Kanunun emeklilik yaş haddi ile ilgili hükümleri uygulanmaz.

Harp okullarında görevli öğretim elemanları; idarece uygun görülen hallerde, olağanüstü hal, sıkıyönetim, seferberlik savaş hallerinde ilgili kuvvet komutanlığınca, özlük hakları saklı kalmak kaydıyla harp okulları dışında da görevlendirilirler.

BAŞKAN – 24 üncü madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

24 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

25 inci maddeyi okutuyorum:

Öğretim görevlileri

MADDE 25. — Harp okullarında bu Kanun uyarınca atanmış öğretim üyesi bulunmayan dersler veya herhangi bir dersin özel bilgi ve uzmanlık isteyen konularının eğitim, öğretim ve uygulamaları için kendi uzmanlık alanlarındaki çalışma ve/veya eserleriyle tanınmış asker veya sivil kişiler görevlendirilebilirler. Asker öğretim görevlileri tayinle veya geçici görevle, sivil öğretim görevlileri ise atanacakları ilgili bölüm başkanlıklarının görüşü alınarak, harp okullarının önerisi ve ilgili kuvvet komutanlığının izni ile boş öğretim üyesi veya öğretim görevlisi kadrolarına atanabilirler veya sözleşmeli olarak çalıştırılabilirler.

BAŞKAN – 25 inci madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

25 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

26 ncı maddeyi okutuyorum:

Okutmanlar

MADDE 26. — Askerî okutmanlar tayinle veya geçici görevli, sivil okutmanlar ise süreli veya sürekli olarak atanacakları ilgili bölüm başkanlıklarının görüşü alınarak harp okullarının önerisi, ilgili kuvvet komutanlığının izni ile atanırlar. Süreli olarak atanan sivil okutmanların atama süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Bunların aynı yöntemle yeniden atanmaları mümkündür.

BAŞKAN – 26 ncı madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

26 ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

27 nci maddeyi okutuyorum:

Öğretim yardımcıları

MADDE 27. — Harp okullarının araştırma görevlisi uzman çevirici ve eğitim-öğretim planlamacısı olarak ihtiyaç duyacağı öğretim yardımcılarından asker olanlar, Türk Silâhlı Kuvvetlerinin atanmaya ilişkin esas ve usullerine uygun olarak atanırlar. Sivil olanları ise, çalışacakları bölüm başkanlıklarının görüşü alınarak harp okullarının önerisi ve ilgili kuvvet komutanlığının izni ile araştırma görevlisi kadrolarına en çok üç yıl süre ile atanırlar. Atama süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Bunlar aynı usulle yeniden atanabilirler. Uzmanlar, çeviriciler ve eğitim-öğretim planlamacılarının atanmasında da, araştırma görevlilerinin atanmasındaki yöntem izlenir.

BAŞKAN – 27 nci madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

27 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

28 inci maddeyi okutuyorum:

Yabancı uyruklu öğretim elemanları

MADDE 28. — Harp okullarında görevlendirilecek yabancı uyruklu öğretim elemanları; harp okulu komutanlığının ihtiyaç göstermesi, kuvvet komutanlıklarının teklifi, Genelkurmay Başkanlığının tasvibi ile İçişleri ve Maliye Bakanlıklarından alınacak olumlu görüş üzerine, Millî Savunma Bakanlığının onayı ile sözleşmeli olarak çalıştırılırlar. Bu şekilde sözleşmeli olarak çalıştırılacak yabancı öğretim elemanlarına ödenecek ücret, 11.10.1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununun 16 ncı maddesi uyarınca, Bakanlar Kurulunca belirlenecek esaslar dahilinde Millî Savunma Bakanlığınca tespit edilir.

BAŞKAN – 28 inci madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Adıyaman Milletvekili Sayın Mahmut Göksu; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Harp Okulları Kanunu Tasarısının 28 inci maddesinde Grubum adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, harp okullarımız, Türk Ordusuna muvazzaf subay yetiştiren yüksek kültür ve eğitim müesseselerimizdir. Elbette, gelişen harp ve silah teknolojisi karşısında, yetişecek subaylarımızın da çağın donanımını elde edecek şekilde yetişmesi, en kalbî, en temel arzumuzdur. Böyle bir kanun tasarısı, şüphesiz ittifakla geçmelidir; ama, Millî Eğitim Komisyonundan çıkan rapora baktığımız zaman, 6 arkadaşımızın çekincesi, muhalefet şerhi vardır. Gönül isterdi ki, bu çekinceler de giderilsin, daha büyük bir çoşkuyla çıksın. Zira, her Türk vatandaşı, kendi ordusunun başında olan subaylara, elbette, gönlündeki en güzel yeri vermiş, olması gereken noktada, onları daima görmeyi arzu etmiştir.

Değerli arkadaşlar, bu kanun tasarısında yapılan eleştirilerden bir tanesi denetleme konusudur. Kurulacak olan üniversiteye entegre olan bu okullarımızı, sadece bilim denetleme kurulları denetlemekte. Oysaki, bilime dönük olan yerlerdeki harp okullarının temel programı, 4 başlık altında toplanmaktadır: Akademik program (bu program içerisinde mühendislik ve askerî strateji ve taktik dersleri var) askerî program, savaş ve temel beden eğitimi, bir de liderlik programı.

Bunlar içerisinde mühendislikle ilgili, yani, akademik program bölümünün Yüksek Öğretim Kurulu tarafından denetlenmesinin hiçbir sakıncası yok. İleride, 35 inci maddede, bu manada bir önerge vererek, böyle bir değişikliği arzu etmekteyiz. Eğer, olursa, o zaman, akademik programın bir bölümü Yüksek Öğretim Kurulu tarafından denetlenmiş ve böylece, askerî ve sivil üniversiteler bir birliktelik oluşturmuş olacaktır.

Değerli arkadaşlar, Amerika Birleşik Devletleri Harp Okulu West Point örneğine bakılarak hazırlanan bu tasarıda; ki, o akademinin temel görevi, işlevi, lider karakterli komutanlar yetiştirmektir; çünkü, bir subay, her şeyden önce lider karakterli olabilmelidir; zira, Mustafa Kemal Atatürk “ben, size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” dediği zaman, işte, gerçek manada bir komutanlık örneğini ortaya koyuyordu. Bu komutanlık örneğini ortaya koyarken, onun emrinde olan askerin de birtakım ulvî duygularla donanımlı olması lazım. Bu da nedir; şehitlik ve gazilik gibi ulvî duygular, değerli arkadaşlar.

Ben, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde yedeksubay olarak askerliğimi yapmıştım. Orada “din ve moral subaylığı” diye bir birim vardı; ama, sorduğum zaman, bu subaylığın, savaş zamanında ihdas edildiğini, barış zamanında ise kaldırıldığını öğrendim. Oysaki, bir askerin vatanı uğruna ölebilmesi için, bu ulvî duygular daima onda bulunmalıdır. Şehitlik ve gazilik, insana mutlak itaati, komutanın vermiş olduğu emirlere sonsuz derecede güveni kamçılayan güzel duygulardır. Bundan dolayı, askerlerimize bu duyguların verilebilmesi için, harp okullarımızın temel programının bir başlığı “liderlik programı” olduğuna göre, burada, askerlerimize bu tür değerlerimizi öğretecek, manevî motivasyonu sağlayacak deslerin verilmesi de elzemdir.

Değerli arkadaşlar, Türk askeri, asırlardır, daima “ölürsem şehit, kalırsam gaziyim” duygu ve düşüncesiyle silahına sarılmış, vatanını, değerlerini korumuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT GÖKSU (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkanım...

BAŞKAN – Buyurun efendim.

MAHMUT GÖKSU (Devamla) – Bu nedenle, liderlik programı içerisinde, barış zamanında da bu değerler verilmeli.

Değerli arkadaşlar, çıkacak olan bu kanunun, ordumuza, milletimize, hayırlı olmasını temenni ediyor; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gruplar adına başka söz isteyen?.. Yok.

Şahsı adına söz isteyen?.. Yok.

28 inci maddeyi...

MEHMET BATUK (Kocaeli) – Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

BAŞKAN – Hoş geldiniz; epeydir yoktunuz siz. Geçmiş olsun.

Karar yetersayısı arayacağım efendim.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) – Aramayalım Başkanım, vazgeçmiş...

BAŞKAN – Efendim, istedi...

Öyle mi Sayın Batuk?..

NEVZAT YALÇINTAŞ (İstanbul) – Yanlışlıkla oldu; bir şey yok...

BAŞKAN – Efendim, hangisi? (FP sıralarından “istemiyor” sesleri)

Peki, istemiyormuşsunuz efendim.

28 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

29 uncu maddeyi okutuyorum:

Öğretim elemanı yetiştirme

MADDE 29. — Harp okullarının ihtiyacı olan öğretim elemanları, ilgili kuvvet komutanlığının, uzman personel temin ve yetiştirme planları esaslarına göre yurt içinde ve yurt dışında yetiştirilir.

BAŞKAN – 29 uncu madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

29 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

30 uncu maddeyi okutuyorum:

BEŞİNCİ BÖLÜM

Çalışma ve Denetim

Çalışma Esasları

MADDE 30. — Harp okullarındaki öğretim elemanlarının haftalık ve günlük çalışma şekli ve süresi konusunda; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu hükümleri uygulanır.

Öğretim üyelerinin haftalık ders yükü en az on saattir. Öğretim üyelerinin yaptıkları ve yaptırdıkları uygulama, yönettikleri seminer ve lisans üstü çalışmalarının ne ölçüde ders yükünden sayılacağı yönetmelikte belirlenir. Harp okullarında kadrolu öğretim görevlileri ile okutmanlar için haftalık ders yükü oniki saatten az olamaz. Dekan yardımcıları ile bölüm başkanları için haftalık ders yükü, öğretim üyeleri ders yükünün yarısı kadardır. Dekan ve enstitü müdürü ile okuldaki öğretim elemanı kadrosu dışındaki görevlerde çalışanlardan ders yükü verilenler için haftalık ders yükü zorunluluğu aranmaz.

BAŞKAN – 30 uncu madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

31 inci maddeyi okutuyorum:

Kamu kuruluşlarında görevlendirme

MADDE 31. — İlgili kurumların isteği, harp okulu komutanlığının olumlu görüşü, ilgili kuvvet komutanlığının izni ve Genelkurmay Başkanlığının onayı ile ihtiyaç duyulan konularda, öğretim elemanları, diğer yükseköğretim kurumlarıyla kamu kurum ve kuruluşlarında geçici olarak görevlendirilebilirler. Bu konuda 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 124 üncü maddesi hükümleri saklıdır.

BAŞKAN – 31 inci madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

32 nci maddeyi okutuyorum:

Yurt içinde ve yurt dışında görevlendirme

MADDE 32. — Öğretim elemanlarının yolluklu veya yolluk olmaksızın yurt içinde kongre, konferans, seminer ve benzeri bilimsel toplantılarla bilim ve meslekleri ile ilgili diğer toplantılara katılmaları, araştırma ve inceleme görevleri yapmaları, harp okulu komutanlığının teklifine ve ilgili kuvvet komutanlığının onayına tâbidir. Yurt içinde yapılacak kısa süreli bilimsel toplantılara katılmaya, ilgili kuvvet komutanlığına bilgi verilmek suretiyle harp okulları komutanlıkları izin
verir.

Yurt dışında yapılacak benzer çalışmalara katılma ve görevlendirme ile ilgili onay yetkisi Genelkurmay Başkanlığına aittir.

Yurt içi ve yurt dışında görevlendirilecek öğretim üyelerine verilecek yolluklar, yol masrafları ve gündelikler genel hükümler çerçevesinde ödenir.

Yurt dışında bu maksatla görevlendirilen öğretim elemanlarına yabancı kuruluşlardan burs sağlanmışsa, bunlar görev yapacakları sürece maaşlı izinli sayılırlar.

Dış ülkede kalınacak sürenin uzatılması, harp okulu komutanlığının teklifi, ilgili kuvvet komutanlığının olumlu görüşü ve Genelkurmay Başkanlığının onayına bağlıdır.

BAŞKAN – 32 nci madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler_ Kabul etmeyenler_ Kabul edilmiştir.

33 üncü maddeyi okutuyorum:

Kurumlararası yardımlaşma

MADDE 33. — Harp okullarında görevli öğretim elemanları, talep halinde; personelin isteği, harp okulu komutanlığının olumlu görüşü ve ilgili kuvvet komutanlığının onayı ile diğer harp okularında veya yüksek öğretim kurumlarında ek ders vermek üzere görevlendirilebilirler.

Harp okulları da ihtiyacı olan öğretim elemanlarını ilgili yükseköğretim kurumları ile, bir kurumda çalışmayanları ise kendileri ile koordine ederek doğrudan talep edebilir. Yüksek öğretim kurumları dışındaki kurum ve kuruluşlardan yapılacak ilave öğretim elemanı talepleri ilgili kuvvet komutanlığı kanalı ile yapılır.

Harp okullarında ek dersle görevlendirilecek öğretim elemanlarının sözleşmeleri ilgili kuvvet komutanlığınca onaylanır.

Bu şekilde bir harp okulu ile diğer yüksek öğretim kurumları arasında karşılıklı olarak ek ders vermekle görevlendirilen öğretim elemanlarına 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 40 ve
41 inci maddeleri hükümlerine göre ek ödeme yapılır.

Yükseköğretim kurumları dışından ek ders vermek üzere temin edilecek öğretim elemanlarına yapılacak ek ders ücreti ödemesi için ders yükü zorunluluğu aranmaz.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler_ Kabul etmeyenler_ Kabul edilmiştir.

34 üncü maddeyi okutuyorum:

Denetim

MADDE 34. — Harp okullarının eğitim ve öğretim, idarî ve diğer faaliyetlerin denetimi ilgili kuvvet komutanlıkları ve Genelkurmay Başkanlığınca yapılır.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

35 inci maddeyi okutuyorum:

Bilimsel denetim

MADDE 35. — Öğretim faaliyetlerinin bilimsel yönden denetlenmesi, Harp Okulu Bilimsel Denetleme Kurulu tarafından yapılır.

Bilimsel denetleme; öğretim elemanlarının bilimsel yönden denetlenmesi, onların eğitim, öğretim, bilimsel araştırma, yayın, seminer ve uygulama faaliyetlerini de kapsar. Bilimsel Denetleme Kurulu, Harp Okulu Komutanı tarafından görevlendirilebileceği gibi, eğitim, öğretim ve diğer faaliyetlerin bu Kanunda belirtilen amaç ve ilkelere uygunluğunu denetlemek amacıyla, ilgili kuvvet komutanlığı tarafından da görevlendirilebilir.

BAŞKAN – Madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Nevzat Yalçıntaş; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA NEVZAT YALÇINTAŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekillerimiz; burada hedef, subaylarımızın en iyi şekilde yetiştirilmesidir. Hangi alanda; bilgi olarak, beceri olarak ve moral olarak. Bunları kim verecek; öğretim üyeleri, öğretim elemanları. Öyleyse, bu öğretim elemanlarının en üst derecede bilgi, beceri ve moral kazandıracak seviyede olup olmadıklarının da denetlenmesi gerekiyor.

Burada mühim olan, bu denetlemenin hangi kurul tarafından, nasıl yapılacağıdır. Maddeye baktığımızda, bunun yapılabilmesi için, bir Harp Okulu Bilimsel Denetleme Kurulu kuruluyor. Bu Kurul, Harp Okulu Komutanı... Yani, komutan diyecek ki, ben şöyle bir kurul kurdum. Daha doğrusu, hazırlanacak, onun önüne getirilecek ve komutan kuracak veyahut ilgili kuvvet komutanlığı kuracak. Şimdi, denetim bir ihtisas işi. Savaş ilimlerinde, komutanın kendi kıstasları, yönetmeliği vesaire içerisinde kurmasında ben büyük bir problem görmüyorum; çünkü, savaş ilimlerini, elbette, komutan bilecek ve kuvvet komutanı bilecek; yani, o kadro bunu bilecek, bilir, bildiği de muhakkaktır; fakat, subaylarımıza sadece savaş ilimleri verilmiyor, exact, pozitif ilimler veriliyor, mühendislik bilimleri veriliyor. Geçen konuşmamda arz etmiştim. Bu hale getirilmesinde de, bendenizin katkısı olduğu için konunun detaylarını biliyorum. Bir mühendis gibi yetişecek. Zannediyorum, kıymetli bir üniversitemizin; yani, Orta Doğu Teknik Üniversitesinin müfredatı vesairesi alınmış, bilgisayar veriliyor, diğer ilimler veriliyor.

Şimdi, burada, bana göre, başka bir denetleme heyetini harekete geçirmek lazım. Bu, bir ihtisas işi. Bu, var, Yükseköğretim Kurulunda var. Yükseköğretim Kurulunun, bugün, içine düştüğü ihtilaçlar, zaaflar, saplantılar hepimizi endişeye düşürüyor ve o proses, o süreç devam ediyor; ama, böyle olacağı düşünülemez. En iyi şekilde geleceği muhakkaktır, getirileceği. Dolayısıyla, savaş ilimleri dışındaki bilimlerin verilmesi, becerilerinin kazandırılması da, bu öğretim üyeleri -bunlar doçent, profesör vesaire- Yüksek Öğretim Denetleme Kurulu tarafından denetlenebilir. Gelin, burada biraz açılım yapalım, işi kuvvet komutanına bırakmayalım. Bunu yapamaz demek istemiyorum; ama, iki önemli faydası gelecek, birisi, diğer üniversitelerin bilimsel düzeyleriyle denklikte bu denetim önemli rol oynayacak. O denkliği mutlaka sağlamamız lazım, hem ilmin seviyesi bakımından hem geçişler bakımından. Yarın itiraz gelirse, bu geçişler olmayabilir. Kaldı ki, uluslararası bilimsel düzey bakımından da, bu şart; çünkü, YÖK’teki denetlemenin mutlaka uluslararası bilim seviyesine uygun olması aranmaktadır. Dolayısıyla, bunu, bir yükseköğretim heyetiyle takviye edersek, iki yönden denetleme yapılabilir ve asıl ideal gaye olan, subaylarımızın en üst derecede bilgiyle, beceriyle donatılmasında, bu, yardımcı, fonksiyonel bir rol oynayabilir.

Teşekkür ediyorum efendim. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim efendim.

Madde üzerinde bir önerge vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 380 sıra sayılı Harp Okulları Kanun Tasarısının denetim bölümünün 35 inci maddesinin aşağıdaki tarzda değiştirilerek düzenlenmesini arz ederiz.

Hüseyin Arı Nevzat Yalçıntaş Akif Gülle

Konya İstanbul Amasya

Eyyüp Sanay Yaşar Canbay Rıza Ulucak

Ankara Malatya Ankara

Ali Sezal Sabahattin Yıldız Maliki Ejder Arvas Kahramanmaraş Muş Van

Nazlı Ilıcak

İstanbul

Denetim:

Madde 35- Öğretim faaliyetlerinin bilimsel yönden denetlenmesi, Harp Okulu Bilimsel Denetleme Kurulu tarafından yapılır. Ayrıca, askerî konuların dışındaki yalnız bilimsel konuların denetimi Yüksek Öğretim Denetleme Kurulunun da denetimlerine tabidir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükümet önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI SABAHATTİN ÇAKMAKOĞLU (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Komisyonun ve hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza...

HÜSEYİN ARI (Konya) – Söz istiyorum.

BAŞKAN – Pardon efendim; önerge sahibi olarak, buyurun efendim

HÜSEYİN ARI (Konya) – Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; bu önergenin gerekçesini anlatmaya, yine, en büyük harbiyeli olan Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleriyle başlamak istiyorum: “Bir ordunun kudreti, kumanda heyetinin kıymetiyle ölçülür.” İşte, bizim ordumuza da komutan yetiştiren harp okullarıdır.

Eğitim ve öğretim toplumun her kademesinde önemlidir; ama, harp okullarında başka bir önemi vardır; çünkü, komutan, emrindeki askerlere emir verdiği zaman, bir kitleyi ölüme sevk edecektir. Bu bakımdan, bugün, bilimsel ve teknolojik gelişmeler iki alanda derhal uygulamaya konuluyor. Bunlardan birincisi askerî alan, ikincisi de tıp alanıdır. İşte, harp okulunda yetişen subayların da -silahların teknolojik olarak her gün geliştiği günümüz dünyasında- bilimsel dünyayı, bilim ve teknolojiyi en yakından takip etmesi gerekir. İşte, harp okullarımızın amacı, hatta bu kanun tasarısının amacı da, bu bilimselliği harp okullarına adapte etmek, bilim dünyasını günü gününe takip etmektir. Bu maksatla, buradan mezun olan komutanlar, yarının komutanları, kıtada Mehmetçikle buluştuklarında, bu bilgileriyle, bu bilim ve teknolojideki gelişmelerle onlara silahlarını ve harp sanatını en iyi şekilde öğretebilmelidirler.

Ayrıca, kıtalarda otorite bilimle tesis edilir. Mehmetçik bilmelidir ki, komutanı her konuda her şeyi bilir ve ona güvenilir. İşte bu bilimsel yönden yetişmiş olan komutanlarına güveni tam olan Mehmetçik de, hiç korkmadan düşmana saldırır, yarının muharebelerinde ordumuzu zaferden zafere koşturur.

Değerli arkadaşlarım, harp okullarının tanımının yapıldığı kanun tasarısının 3 üncü maddesinin en son cümlesinde “Harp okulları bilimsel özerkliğe sahip yükseköğretim kurumlarıdır” denilmektedir; ama, 35 inci madde bununla çelişki teşkil etmektedir. Biz, subaylarımızın, günümüz dünyasının bilim ve teknolojisini adım adım takip etmesini istersek, demek ki, bilim dünyasına da penceresini açması lazım, gerek yurtiçi gerekse uluslararası. “Harp Okulu Komutanı” ifadesi bayağı iddialı ki, öyle olmalı. Bugün, harp okullarımız, hakikaten, dünya yüzeyindeki diğer harp okulları arasında ilk üç arasına girmektedir. Bununla biz gurur ve iftihar duymaktayız ve Atatürk’ün de mezun olduğu okuldur bu okul. Dolayısıyla, bu çelişkiyi gidermek için... Bugün harp okullarında dört ana program uygulanmaktadır; bunlar, akademik program, askerî program, temel ve savaş beden eğitimi programı, liderlik konularını kapsamaktadır. Bizim amacımız, burada akademik programın hem yurtiçi üniversitelerine açık olması lazım hem de dünyaya açık olması lazım. Burada, biz biliyoruz ki, Orta Doğu Teknik Üniversitesinden bu akademik program alınmıştır, mühendislik bölümleri alınmıştır. Bizim denetlemeye açık olmasını istediğimiz bölüm bu programdır. Ayrıca, 2547 sayılı YÖK Kanununda yer alan denetleme kurulunda Genelkurmay Başkanlığının da bir temsilcisi bulunmaktadır. Bizim istediğimiz, harp okullarımız bu denetime açık olsun. Buradaki değişikliğimizin amacı budur.

Bu duygu ve düşüncelerle saygılarımı sunarım. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Arı.

Efendim, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

35 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 35 inci madde kabul edilmiştir.

36 ncı maddeyi okutuyorum:

ALTINCI BÖLÜM

Eğitim, Öğretim ve Öğrenciler

Giriş şartları

MADDE 36. — Harp okullarının esas öğrenci kaynağı askerî liselerdir. İhtiyaç halinde, ilgili kuvvet komutanlıklarınca belirlenen ve Genelkurmay Başkanlığınca onaylanan sivil liseleri bitiren ve yönetmelikte belirtilecek şartları taşıyan öğrenciler de harp okullarına alınırlar.

Yabancı ülke öğrencilerinin harp okullarına kabul edilmeleri, mevzuat çerçevesinde yapılacak antlaşmalar veya Bakanlar Kurulu Kararı ile olur.

Yabancı ülke öğrencilerinin seçimi ile ilgili esaslar yönetmelikte gösterilir.

BAŞKAN – 36 ncı madde üzerinde Fazilet Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Nevzat Yalçıntaş; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA NEVZAT YALÇINTAŞ (İstanbul) – Sayın başkan, çok değerli milletvekilleri; konuşmama bir hususu belirterek hemen girmek istiyorum.

Dün Sayın Başkanımız, bir formalite konusunda, bizim el kaldırmamamız üzerine, haklı olarak dikkatimizi çekti ve biz de ellerimizi kaldırdık; normal bir şeydi; ama, bir şey var Sayın Başkanım, bu da, bu salonda artık geleneksel hale gelmeye başlayan bir tavır. En haklı olabilecek teklifleri getirdiğimiz andan itibaren, yani eğer bu sıralardan geliyorsa, el kalkmayacaktır. Dolayısıyla, bizim el kaldırıp kaldırmamamızın, Sayın Başkanım, bazı konularda -bugünkü tasarıyla ilgili konuşalım- kıymeti harbiyesi olmuyor. Bu kadar küçük bir dikkat çekmeden sonra, bu madde hakkında da görüşlerimi arz etmek istiyorum.

Bunlar üzerinde biz biraz titiz duruyoruz; çünkü, harp okullarının ülke hayatında önemini hiç münakaşa etmeye lüzum yok. Açık... Tarih bakımından da açık, geleceğimiz bakımından da açık. Öyleyse bunlara çok çok çok dikkat etmemiz lazım, kaliteye çok dikkat etmemiz lazım. Kaliteden asla fedakârlık edemeyiz subay yetiştirirken; bunun özel okulu yok “mevcut resmî okullar şu bakımdan aksıyor, öyleyse, biz, bir özel okul kurup subay yetiştirelim...” Bu mümkün değil; hayaldir... “Bunu dış ülkeye de, Amerika’ya, Avrupa’ya, şuraya, buraya gönderelim...” Bu da, tabiî söz konusu değil. Öyleyse, biz, mevcut okullarımızı en güzel seviyeye getirmek durumundayız. Devamlı reform, devamlı iyileştirme, devamlı yatırım, devamlı seviye yükseltilmesi...

36 ncı maddede “seçim”, “askerî liseler” veyahut da “ihtiyaç halinde sivil liseler...” Bence bu maddede önemli iki nokta var: Birincisi; buraları çok cazip hale getirmeliyiz. Münakaşasına girmek istemiyorum. Askerî liseler ve harp okuluna müracaat ülkenin en zeki, en çalışkan öğrencileri tarafından olmalı ve girilmek için en fazla rekabet edilen okullar olmalı. Yabancı ülkelerde -bunları hepimiz biliyoruz- gençleri buralara çekmek için her türlü etkileme yollarına başvuruluyor; filmler çekiliyor, birtakım cazip noktaları göstermek için gençlere tanıtımlar yapılıyor; biz bunları ihmal etmeyelim. Nasıl olsa geliyor, nasıl olsa kontenjanlar doluyor meselesi değil; konularda en kaliteli gençleri, en vasıflı gençleri çekmemiz gerekiyor öğrenimin tekel olması sebebiyle ve öyle kalması mecburiyeti sebebiyle.

İkincisi, yabancı ülke öğrencilerine verdiğimiz önemi artırarak devam ettirmek gerekiyor. Bu kanun, aynı zamanda bir teşkilatlanma kanunu. Tabiî, yönetmeliklere atıf yapılıyor, birçok mesele yönetmeliklerde halledilecek; yalnız, Türkiye’nin, bir stratejik önem alanı var. Bu alan, Türk cumhuriyetleri, Ortadoğu, Balkanlar gibi mıntıkalardır; buralara öncelik verilerek, yabancı öğrencilerin sadece seçimi meselesi değil, bunların diğer bütün meseleleri... Bazı Batı üniversitelerinde yabancı öğrenci için ayrı bir dekanlık vardır; sırf yabancı öğrencilerle uğraşır. Orada okuyan arkadaşlarımız çok iyi bilirler. Dolayısıyla, harp okulumuzda da -belki bu bir kanun meselesi değil ama, bu konuda hatırlatmak istiyorum- ayrı bir teşkilatlanma her bir okulun içerisinde şarttır.

Bizim, stratejik alanı etkileyebildiğimiz en önemli müesseselerimizin başında harp okullarımız geliyor. Bilenler, Afganistan’da Türk Ordusunun nasıl o ülkeyi değiştirdiğini -yani, bilimsel anlamda ve altyapı anlamında- gayet iyi bilirler. Bu fonksiyonumuzu artırarak devam ettirmeliyiz.

Teşekkür ediyorum efendim. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yalçıntaş.

36 ncı madde üzerinde gruplar adına başka söz isteyen?.. Yok.

Şahsı adına söz isteyen?.. Yok.

36 ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir; hayırlı olsun efendim.

37 nci maddeyi okutuyorum:

Lisans düzeyinde öğretim

MADDE 37. — Harp okularındaki eğitim ve öğretim parasız yatılı olarak yapılır. Öğrencilerin yönetmelikte tespit edilecek ihtiyaçları devletçe karşılanır. Harp okullarındaki yükseköğretim, bu Kanunda belirlenen amaç ve ana ilkelere göre aşağıdaki şekilde düzenlenir :

a) Harp okullarında lisans eğitimi ve öğretim süresi 4 yıldır. Ancak, ihtiyaç halinde, ilgili kuvvet komutanlığının teklifi ve Genelkurmay Başkanlığının onayı ile, harp okullarında 1 yıl süreli hazırlık sınıfı açılabilir. Harp okulu öğrencileri hazırlık sınıfını 1 yılda ve lisans eğitim ve öğrenimini ise sağlık nedenleri hariç 5 yılda, sağlık nedenleri dahil azamî 6 yılda tamamlamak zorundadırlar. Harp okullarında öğrenciler askerî eğitim, beden eğitimi gibi tatbiki dersler dahil bütün derslere devam etmek zorundadır. Öğrencilerin hangi şartlarda o eğitim ve öğretim yılını kaybetmiş sayılacakları yönetmelikte belirtilir. Savaş ve olağanüstü hallerde Genelkurmay Başkanlığınca eğitim ve öğretime ara verilebilir veya eğitim ve öğretimin süresi kısaltılabilir. Eksik öğretim görenlere daha sonra uygulanacak eğitimin ilke ve esasları Genelkurmay Başkanlığınca belirlenir.

b) Harp okullarındaki sınav, değerlendirme ve sınıf geçme esasları çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir.

c) Harp okullarının kuruluş yapısına ve ihtiyaçlarına göre yapılan eğitim-öğretim ve buna dayalı olarak verilen lisans diplomaları ile ilgili esaslar, yönetmelikte gösterilir.

d) Harp okullarından mezun olanlar, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu hükümlerine göre muvazzaf teğmen nasbedilirler.

BAŞKAN – 37 nci madde üzerinde, Adana Milletvekili Sayın Yakup Budak?.. Yok.

Başka söz isteyen?.. Yok.

37 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir efendim; hayırlı olsun.

38 inci maddeyi okutuyorum:

Disiplin ve okuldan çıkarılma

MADDE 38. — Harp okullarına alınan her öğrenciye disiplin notu verilir. Hangi cezalar için disiplin notundan ne miktarda düşüleceği yönetmelikte belirtilir.

Harp okullarında eğitim ve öğrenim gören öğrenciler aşağıdaki hallerde okuldan çıkarılırlar :

a) Bu Kanun hükümlerine göre çıkarılacak yönetmelik gereğince her öğrenciye verilen disiplin notunu kaybedenler,

b) Yönetmelikte belirtilecek esaslar dahilinde, öğrenci niteliğini kaybettiklerine dair yüksek disiplin kurulunca haklarında karar verilenler,

c) Bu Kanunun 37 nci maddesinin (a) bendinde belirtilen süreler içerisinde eğitim ve öğrenimlerini tamamlayamayanlar,

d) Mahkeme kararı ile öğrencilik hukukunu kaybedenler,

e) Sağlık kurullarınca verilecek raporlara dayalı olarak sağlık durumları bakımından harp okulu öğrenimine devam imkânı kalmayanlar,

f) Giriş ile ilgili nitelikleri taşımadıkları öğrenim sırasında anlaşılanlar veya öğrenim süresi içinde bu nitelikleri değişenler.

Sağlık durumu nedeniyle okuldan çıkarılanlar hariç, diğer nedenler ile çıkarılanlara, kendileri için devlet tarafından yapılan masraflar faizleri ile birlikte ödettirilir.

Harp okullarında okuyan öğrencilerden, bu maddede belirtilen nedenlerle okuldan çıkarılanlar ile 926 sayılı Personel Kanununun 115 inci maddesi gereğince kendi isteğiyle okuldan çıkanlar, hiçbir şekilde başka askerî yükseköğretim kurumlarına alınmazlar ve Türk Silâhlı Kuvvetlerinde istihdam edilemezler. 21.6.1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu ile 16.6.1927 tarihli ve 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu hükümleri saklıdır. Bu öğrencilerin kimlikleri bütün askerî yüksek öğretim kurumlarına, emniyet makamlarına ve ilgili askerlik şubelerine, alınan çıkarma kararı ile birlikte bildirilir.

BAŞKAN – 38 inci madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Adıyaman Milletvekili Sayın Mahmut Göksu; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Harp Okulları Kanunu Tasarısının 38 inci maddesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, biraz önce 28 inci madde üzerinde yapmış olduğum konuşmada, savaşta en güçlü silahın eğitilmiş ve inançlı asker olduğunun altını çizmiştim; harp okullarından çıkan komutanlarımızın lider karekterli, arkasından askerini sürükleyebilecek bir kapasitede insanlar olması gerektiğini ve öyle olduğuna da inandığımızı ifade etmiştim. İşte, o askerimizin birtakım değerlere birtakım noktalarda manen motive edilmesi gerektiği, tarih sahnesine baktığımızda, her zaman en elzem ihtiyaç olduğu ortadadır; çünkü, askerimize vereceğimiz vatan sevgisi, millet sevgisi, onu, vatanı uğruna ölmesi gerektiği zaman canını ve kanını esirgemeyecek noktaya getirecektir.

Vatan sevgisi, kupkuru bir sevgi değildir. Bu sevgi, o toprak parçası üzerinde yaşayan insanlara, tarihe, tarihî kültüre, millî ve mukaddes değerlere beslenen sevgidir. Değerlere duyulan sevgi de, millî birliğin harcı, bir arada yaşamanın temel şartı ve garantisidir. İşte, değerli arkadaşlar, askerlerimize, askere giden gençlerimize bu duygular mutlaka verilmelidir.

Vatanı sevmek ve korumak mukaddes bir görevdir. Hepimiz uyanık olmak durumundayız ve her zaman tefrikadan uzak durmalıyız. Millî şairimiz Mehmek Âkif Ersoy, şu mısralarla bunun altını çiziyor:

“Girmeden tefrika bir millete düşman giremez,

Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.”

Yine, Mehmet Âkif Ersoy, üzerinde yaşadığımız toprakların şehit kanıyla yoğrulduğunu ve bu vatanı sevmenin şart olduğunu İstiklal Marşının mısralarında şöyle seslendiriyor:

“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!

Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,

Etmesin tek, vatanımdan beni dünyada cüda.”

Milletimiz, tarih boyunca hep bu şuurla yaşamıştır.

Vatan, kahraman atalarımızın her karış toprağını kanlarıyla sulayarak bize emanet ettikleri topraktır. Vatan, bir Müslümanın her şeyidir; çünkü, din, namus, şeref ve bağımsızlık gibi kutsal değerler ancak vatan sayesinde korunabilir. Bundan ötürü, vatan için katlanamayacağımız hiçbir fedakârlık yoktur. Esasen, buna mecburuz da. Aksi takdirde, her an, Allah korusun, vatansız kalma ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalırız.

Bugün, dünya milletleri, gelirlerinin büyük bir kısmını savunma giderlerine ayırmaktadırlar. Bunu, yaşamak için, hem de barış içinde yaşamak için yapmaktadırlar.

Güzel bir söz vardır: “Hazır ol cenge, istersen sulhu salah.” Gerçekten öyle; barış içinde yaşamak isteyen savaşa hazır olmalı ve savaş için gerekli olan her şeyi bulundurmalıdır. Evet, aslolan barıştır, milletlerin barış içinde yaşamalarıdır; ama, barışı tesis eden, hiç şüphesiz, her an savaş yapılacakmış gibi hazırlıklı olmaktır.

Birlik ruhunu kaybeden toplumlar, her şeylerini kaybetmek zorunda kalırlar. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Bundan dolayı, yine Âkif, bir dörtlüğünde şöyle diyor:

“Sen ben desin efrad, aradan vahdeti kaldır,

Milletler için kıyamet işte o zamandır.”

Değerli arkadaşlar, tarih sahnesine çıkan milletlerin bu sahnede varlıklarını uzun veya kısa vadede devam ettirmeleri, ordularına verdikleri önemle ölçülmüştür.

Savaş meydanlarında harbin sıkıntılarına karşı Türk Milleti kadar sabredebilen bir millet, daha, dünya tarihinde görülmemiştir. Ünlü Fransız düşünür Lamartine: “Türklerin muharebe meydanlarında çıkardıkları ‘Allah Allah’ sesleri, gökte çakan şimşekleri bile susturmuştur.” Dünya ve Türk tarihinin şanlı sahifeleri bunun örnekleriyle doludur.

Değerli arkadaşlar, işte, bütün duygu ve düşüncemizle, Türk askerimizin çıkardığı o kutsal sedayı her zaman...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT GÖKSU (Devamla) – ...sonsuza kadar, en yüce bir şekilde haykırabilmek için, onları manen motive etmenin gerekliliğinin altını çizmiş bulunuyoruz. Zira, Türk tarihinde, her zaman, Türk askeri, silahıyla, cephanesiyle üstün değildi; ama, onun birtakım değerleri, düşmanları karşısında onu galip getiriyordu.

Bundan dolayı, harp okullarından yetişen kumandanlarımızın, askerlerini bu noktada da motive edebilmesi için, harp zamanında yürürlüğe konulan din ve moral subaylığının barış zamanında da hayata geçirilmesinin gerekliliğini burada ifade etmeye çalışıyor; çıkacak olan bu kanunun, ordumuza, milletimize hayırlar getirmesini diliyorum.

Teşekkür ederim. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Göksu.

38 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum...

YAHYA AKMAN (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

BAŞKAN – Karar yetersayısının aranılmasını mı istiyorsunuz efendim?..

YAHYA AKMAN (Şanlıurfa) – Evet.

BAŞKAN – Komisyona bir sualim var.

Sayın Başkan, burada “Harp okullarında okuyan öğrencilerden, bu maddede belirtilen nedenlerle okuldan çıkarılanlar ile 926 sayılı Personel Kanunu...” diyorsunuz. Onun “926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu” olması gerekiyor. Onu düzeltebilir miyiz efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NİHAT GÖKBULUT (Kırıkkale) – Evet.

BAŞKAN – O zaman, bu şekliyle okuyacağım ve oylayacağım; “Harp okullarında okuyan öğrencilerden bu maddede belirtilen nedenlerle, okuldan çıkarılanlar ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 115 inci maddesi gereğince kendi isteğiyle okuldan çıkanlar, hiçbir şekilde başka askerî yükseköğretim kurumlarına alınmazlar ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde istihdam edilemezler” olarak maddeyi oylayacağım efendim.

38 inci maddeyi bu şekliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

YAHYA AKMAN (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istemiştim.

ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayın Başkan, daha önce karar yetersayısının aranılmasını istemiştik.

BAŞKAN – Oylamaya geçmiştim efendim, siz de biliyorsunuz. 39 uncu madde üzerinde istersiniz, acele etmeyin efendim. İyi gidiyoruz dedik, nazar değdi.

39 uncu maddeyi okutuyorum:

Lisansüstü eğitim ve öğretim

MADDE 39. — Harp okulları bünyesinde ilgili kuvvet komutanlığının ihtiyaç ve gerek duyması ve Genelkurmay Başkanlığının onayı ile teşkil edilecek enstitülerde, silâhlı kuvvetlerin ihtiyaçlarına yönelik bilim dallarında lisansüstü eğitim ve öğretim ile bilimsel araştırmalar yapılır.

Bu enstitülere öğrenci seçimi ile enstitülerde yapılacak lisansüstü eğitim ve öğretimin şekli, süresi, programları ve buna dayalı olarak verilen diplomalar çıkarılacak yönetmelikte belirtilir.

Savaş ve olağanüstü hallerde, Genelkurmay Başkanlığınca eğitim ve öğretime ara verilebilir. Eksik öğretim görenlere daha sonra uygulanacak eğitimin ilke ve esasları Genelkurmay Başkanlığınca belirlenir.

BAŞKAN – 39 uncu madde üzerinde gruplar adına söz isteyen var mı efendim? Yok.

Şahıslar adına?.. Yok.

39 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum...

YAHYA AKMAN (Şanlıurfa) – Karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

BAŞKAN – Şimdi istediniz efendim; peşinden olur mu?!. Şimdi istediniz Sayın Akman. Buyurun, buraya teşrif edin, ön tarafa buyurun. Konuşmayı da kesin ki, ben göreyim. Hem konuşup hem isteyemezsiniz; yani, iki karpuz bir koltuğa sığmıyor.

EDİP ÖZGENÇ (İçel) – Kösteklemeye ne gerek var.

BAŞKAN – Hayır efendim, istedi.

Kabul edenler... Sayalım efendim.

Dışarıdakiler de teşrif etsinler.

İSMAİL KÖSE (Erzurum) – 40 ıncı maddede isteyeceğini söyledi.

BAŞKAN – Hayır, 39 uncu maddede dedi efendim. Sayın Akman’ı da sıkıştırmayın. Doğruya doğru.

İhtilafımız var, kabul edenleri bir daha sayıyoruz efendim.

Kaç dakika ara vereyim efendim?

İSMAİL KÖSE (Erzurum) – Karar yetersayısı var efendim.

BAŞKAN – Yok efendim, ne yapalım... (DSP ve MHP sıralarından “Var” sesleri)

Efendim, yok. (DSP ve MHP sıralarından gürültüler)

Efendim, oyladım... Rica ediyorum...

5 dakika yetiyor mu?..

İSMAİL KÖSE (Erzurum) – 5 dakika yeter.

BAŞKAN – 5 dakika ara veriyorum efendim.

Kapanma Saati: 16.42

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 16.53

BAŞKAN : Başkanvekili Murat SÖKMENOĞLU

KÂTİP ÜYELER: Sebahattin KARAKELLE (Erzincan), Levent MISTIKOĞLU (Hatay)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 93 üncü Birleşimin İkinci Oturumunu açıyorum.

Görüşmelere kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Tasarının 39 uncu maddesini oylarınıza sunmuştum; karar yetersayısının aranılması istenmişti.

IV. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN
DİĞER İŞLER (Devam)

1. – Harp Okulları Kanunu Tasarısı ve Milli Savunma ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/423) (S. Sayısı: 380) (Devam)

BAŞKAN – Şimdi bir daha oylayacağım.

Arkadaşlarımız dışarıdan teşrif ederlerse, oylamayı rahat yaparız.

(DSP sıralarından “Elektronik cihazla mı oylayacaksınız?” sesleri)

Hayır efendim elle yapacağız; ama, dışarıdaki arkadaşlarımız teşrif ederse...

39 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir; hayırlı olsun efendim.

40 ıncı maddeyi okutuyorum:

YEDİNCİ BÖLÜM

Çeşitli Hükümler

Özlük hakları

MADDE 40. —Harp okullarında görevli asker öğretim elemanlarının özlük haklarına ilişkin ödemelerde 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu Hükümleri uygulanır.

Ancak asker öğretim elemanlarına, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununun 12 nci maddesine göre hesaplanacak üniversite ödeneği ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu Ek-17 nci maddesine göre ödenen Türk Silahlı Kuvvetleri hizmet tazminatından hangisi fazla ise o ödenir. Öğretim elemanlarından 28.2.1982 tarihli ve 2629 sayılı Kanundan istifade edenlerin, bu Kanuna göre ödenen tazminatlarının, Türk Silahlı Kuvvetleri hizmet tazminatı ile üniversite ödeneğinden fazla olması halinde, tazminat ödemeleri 2629 sayılı Kanun hükümlerine göre ödenir. Ayrıca, harp okulu komutanı, dekan, enstitü müdürü, dekan yardımcıları ve bölüm başkanlarına 2914 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre idarî görev ödeneği verilir. Harp okulu komutanına verilecek idarî görev ödeneği, rektörlere ödenecek miktar kadardır.

Harp okullarında görevlendirilen sivil öğretim elemanlarının özlük hakları, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu hükümlerine göre verilir.

Haftalık okutulması mecburî ders yükü dışında, harp okullarında görevli öğretim elemanlarına, ilgili kuvvet komutanlıklarınca belirlenecek esaslar çerçevesinde, haftada en çok yirmi saate kadar verilecek dersler için 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununun 11 inci maddesine uygun olarak ek ders ücreti ödenir.

BAŞKAN – 40 ıncı madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

41 inci maddeyi okutuyorum:

Yönetmelik

MADDE 41.—Bu Kanunda esasları belirtilen ve aşağıda yazılı diğer hususlar, Millî Savunma Bakanlığınca 6 ay içinde çıkarılacak Yönetmelikle düzenlenir.

a) Çalışma esasları, günlük çalışma saatleri ve haftalık ders yükü, öğretim üyelerinin yaptıkları ve yaptırdıkları uygulama, yönettikleri seminer ve lisans üstü çalışmalarının ne ölçüde ders yükünden sayılacağı ve ek ders ile ilgili hususlar,

b) Ders kitaplarının ve teksirlerinin bastırılmasında uygulanacak esaslar ve telif hakları ile ilgili hususlar,

c) Yapılacak bilimsel ve teknik araştırma, inceleme ve yayınlarla ilgili usul ve esaslar,

d) Harp okullarına giriş koşulları ve kayıt kabul şartları ile ilgili hususlar,

e) Enstitülere öğrenci seçimi, lisansüstü eğitim ve öğretimin şekli, süresi, programları ile ilgili hususlar,

f) Öğrencilerin hangi şartlarda o eğitim ve öğretim yılını kaybetmiş sayılacaklarına ilişkin esaslar,

g) Harp okullarındaki sınav, değerlendirme ve sınıf geçme esasları ve harp okullarının kuruluş yapısına ve ihtiyaçlarına göre yapılan eğitim-öğretim ve buna dayalı olarak verilecek lisans diplomaları ile ilgili esaslar,

h) Harp okullarının da savaş ve olağanüstü hallerde lisans ve lisansüstü eğitim ve öğretime ara verilmesine, kısaltılmasına, aday öğrencilerin eksik öğrenimlerini tamamlamalarına ve bu durumda verilecek olan diplomalara ilişkin hususlar,

ı) Harp okullarının Genelkurmay Başkanlığı ve ilgili kuvvet komutanlıklarınca denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar,

j) Yabancı öğrencilerin eğitim ve öğretimlerinde uygulanacak usul ve esaslar,

k) Disiplin esasları ile öğrencilerin disiplin, başarısızlık, sağlık ve diğer nedenlerle okuldan çıkmasında veya çıkarılmasında uygulanacak usul ve esaslar,

l) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili diğer hususlar.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

42 nci maddeyi okutuyorum:

Yürürlükten kaldırılan hükümler

MADDE 42. — 4.8.1971 tarihli ve 1462 sayılı Harp Okulları Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

MİLLî SAVUNMA BAKANI SABAHATTİN ÇAKMAKOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, redaksiyon yönünden bir şeyi arz etmek istiyorum:

Geçici madde 1’in ikinci satırında “kurullarda” yerine “kurallarda” diye yazılmış; bu hususun redaksiyonla düzeltilmesini arz ederim.

BAŞKAN – Taman, düzeltelim efendim.

Geçici 1 inci maddeyi okutuyorum:

GEÇİCİ MADDE 1.– Harp okullarının kadrolarında öğretim üyelerinin akademik kariyerlerinin yükseltilmesi maksadıyla oluşturulacak kurallarda yeterli doçent ve profesör istihdam edilinceye kadar, harp okulu komutanlıklarınca ihtiyaç duyulacak doçent ve profesör talepleri, ilgili kuvvet komutanlıkları kanalıyla Yükseköğretim Kurumundan temin edilir.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Geçici 1 inci madde kabul edilmiştir.

Geçici 2 nci maddeyi okutuyorum:

GEÇİCİ MADDE 2. – Bu Kanun uyarınca çıkarılacak yönetmelik yürürlüğe konuluncaya kadar, mevcut yönetmeliğin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edilir.

BAŞKAN – Geçici 2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

43 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 43. – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, Grup adına söz istiyorum.

BAŞKAN – Ankara Milletvekili Sayın Saffet Arıkan Bedük, buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 43 üncü maddesi üzerinde Doğru Yol Partisinin görüşlerini sunmak üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi, şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, gerçekten önemli bir kanunun, fevkalade bir uyum ve uzlaşma anlayışı içerisinde görüşülmesinin tamamlanması ve biraz sonra da tamamının kabulüyle ilgili çalışmalarımızı yapacağız. Bilim ve teknolojideki değişim ve gelişim, ülkelerin kendi çalışma standartlarını ve anlayışını değiştirmekle birlikte, o ülkenin içerisindeki birkısım kurum ve kuruluşlarda da anlayışta, sistemde değişikliği zarurî kılmaktadır; çünkü, ülkeler arasındaki uyumun sağlanabilmesi için, rekabetin temin edilebilmesi için, başarılı olabilmenin gereği de budur.

Bütün dünyayı etkisi altına alan küreselleşme, ekonomik ve siyasî sınırları birbirinden ayırmış, tüm insanlığı, aynı dinamiklere duyarlı olma noktasında da birleştirmiştir. Küreselleşme, dünyayı âdeta tek bir pazar haline dönüştürmüştür. Uluslararası rekabet ve yaşanan hızlı teknolojik gelişmeler, insan becerilerini ve bilgisini tek sürdürülebilir rekabet avantajı haline getirmekte, çalışma hayatını derinden etkilemekte, geleneksel endüstri ilişkilerini değişmeye ve yeniden yapılanmaya da zorlamaktadır.

Ekonomik alanda oldukça hızlı ve etkili biçimde yaşanan bu süreç bölgesel bütünleşme girişimlerine de hız kazandırmaktadır. Bu çerçevede, ağırlıklı olarak Avrupa Birliği, NAFTA ve Pasifik Bölgesi, giderek belirgin bölgesel güç oluşumları olarak karşımıza çıkmıştır. Böylece, iki veya tek kutuplu dünya düzeni yerine, ekonomik ve bölgesel bloklar önem kazanmaya başlamıştır.

Bu yeni dünya düzeni içerisinde herkesin her alanda uymak ve geliştirmek zorunda olduğu uluslararası norm ve kurallar öne çıkmıştır.

Uluslararası rekabet, bir yandan giderek daha nitelikli insan gücünün yetiştirilmesini, öte yandan ise insan kaynakları yönetimi sisteminin daha etkili hale getirilmesini gerekli kılmaktadır. Artan ülkeler ve işletmelerarası birkısım münasebetler ve işbirliği anlayışı, âdeta kurumlar arasındaki işbirliği ve rekabet anlayışını da zorunlu kılmaktadır. Bu sebeple, sadece devletin bir kesiminde değil, sosyal kesimde, askeri kesimde, keza siyasal kesimde de aynı şekilde birkısım normları ve kuralları gözden geçirmek, ona paralel olarak birkısım değişikliği gündeme getirmek artık zorunlu hale gelmiştir.

21 inci Yüzyılda bilgiyi maddeye uygulayan insan tipi yeterli görülmemektedir. Artık sadece teknolojiyi alıp kullanabilen insan değil, teknolojiyi üretme, bilgiyi takip etme ve tatbik etme yeteneğine sahip olma noktası önem kazanmaktadır.

Dünyayı yeniliklere taşıyan insan tipine ihtiyaç vardır. İnsan gücü niteliklerinde gözlenen bu değişim, iki yönlü bir etkileşime yol açmıştır. Bir yandan kaydedilen gelişmeler ve teknolojik ilerlemeler yeni bir insan tipini gerekli kılarken, öte yandan da bu insan tipi yeni bir çağın ve teknolojik gelişmelerin yaratıcısı ve üreticisi durumundadır.

Ekonominin ve sosyal hayatın yeni güç odakları, artık, sınırsız maddî kaynaklara sahip olan kuruluşlar değil, düşünce ve teknoloji üretimi ve kullanımında söz sahibi olan insanlardan oluşan çalışma gruplarına sahip kuruluşlar olmaktadır.

Değerli milletvekilleri, işte, bu anlayış içerisinde, özellikle, Silahlı Kuvvetlerimizin de geçmişte fevkalade değerli personel yetiştirmiş, komutan yetiştirmiş olan harp okullarımızın da kendisini uyarlaması zorunluluğu vardır. Ülkenin bütünlüğünün teminatı olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin kanunla belirlenmiş vazifesi, Türk yurdunu, Anayasayla tayin edilmiş Türkiye Cumhuriyetini korumak ve kollamaktır. Tarihin her döneminde kendisine tevdi edilen görevleri çok çetin şartlar altında kanı ve canı pahasına yerine getirmiş olmanın haklı gururunu taşıyan Türk Silahlı Kuvvetleri, kutsal vazifesini başarma yönünde günümüzde ve gelecekte aynı inanç ve sarsılmaz azim, irade ve görev heyecanıyla dolu olarak mücadeleden harbe kadar, terörden muharebeye kadar her sahada çok geniş bir boyutta harekât icra edecek tarzda verilecek her türlü göreve her an hazır olmak zorundadır.

Değerli milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetleri, bu görevleri yerine getirirken, özellikle, profesyonel kadrolarının çok iyi eğitilmesine ayrı bir önem vermektedir. Çünkü, büyük bir hızla gelişen silah sistemlerine karşı en önemli silah, yeterince eğitilmiş insangücü ve birliklerdir. Bu nedenle, Türk Silahlı Kuvvetleri, bir yandan, zamanımızın ve geleceğin şartlarına uyan tüm teknolojik silah sistemlerine sahip olmaya çalışırken, diğer taraftan da, bilgi çağının silahlı kuvvetlerini oluşturacak en önemli unsur olan insanı yetiştirmeye yönelik eğitim ve öğretim ortamını oluşturmaya da çaba sarf etmektedir. 21 inci Yüzyılın başında, bilgi çağı insanı profiline uygun olarak, bilgiye nasıl ulaşabileceğini bilen, ulaştığı bilgiyi kullanan, düşünme, algılama ve problem çözme yeteneği gelişmiş, bilgi çağı kimliğine uygun, bilim ve teknoloji üretimine yatkın subaylar olarak yetişmek, harp okulu öğrencisinin en doğal hakkı ve görevidir ve aynı zamanda sorumluluğudur.

Harp okullarında uygulanan eğitim ve öğretim, son yıllarda yapılan düzenlemelerle, ülkemizdeki yükseköğretim sistemi içerisinde aynı süre eğitim veren fakültelere eşdeğer lisans eğitimi verir hale getirilmişse de, henüz üzerinde çalışılan yasal düzenlemeler sonuçlanmadığı için de, harp okulu diploması, yükseköğretim kurumlarınca lisans diploması olarak kabul görmemektedir. İşte, bu yasayla bu haksızlık da giderilmiş olacaktır.

Değerli milletvekilleri, bilim dallarından birinde lisans düzeyinde eğitim verilmesini sağlayacak ve bu eğitim ve öğretimin planlamasında ve uygulanmasında ana ilkeleri de belirleyecek şekilde yasal düzenlemeye gidilmesi artık kaçınılmaz olmuştur.

Halen yürürlükte bulunan, 4 Ağustos 1971 tarih ve 1462 sayılı Harp Okulları Kanununun tüm olumsuzluklarına rağmen, harp okullarımız, bilimde, sporda, sanatta ve özellikle savaş sanatında, gelişmiş ülkelerin harp okulları arasında ön saflarda yer almaktadır. Yeni yasa tasarısıyla, harp okulu önündeki engeller kaldırılmakta ve yukarıda bahsedilen bilgi çağına uygun iletişim becerisi daha da gelişmiş, ilgi ve yeteneklerini daha çok tanıyan, daha çok yaratıcı ve eleştirel düşünceye sahip ve bunu yaşamında uygulayabilen, sorunlara çözüm oluşturabilecek kişilikte subay adayları da yetiştirilmiş olacaktır.

Teknoloji ve bilim alanındaki son gelişmeler karşısında, mevcut Harp Okulu Kanununda yukarıda belirtilen ve özellikle günümüz ihtiyaçlarına cevap veremez hale geldiği düşünüldüğünde, bugün getirilmiş olan kanun tasarısı, bir taraftan harp okullarının çalışma standardını yükseltirken, bir taraftan öğrenciler ve bir taraftan da özellikle yönetim anlayışını da içerisine alacak çok yönlü bir kanun tasarısının kabulünden fevkalade büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu suretle, bilimsel araştırma ve uygulama yapabilecek olan enistitülerin de kurulmasına imkân verilmiş olacaktır.

Bilim ve teknoloji yarışında her geçen günün büyük önemi bulunduğundan, harp okullarımızın da bu yarışın dışında kalması hiçbir surette düşünülemezdi. 20 nci Dönemde, özellikle, böyle bir yasa gene gelmişti; ama, kadük olmuştu. 21 inci Dönem, büyük bir onurla, böylesine bir tasarıyı kabul etmenin zevkini, heyecanını ve memnuniyetini de taşıyacaktır.

Bu anlayış içerisinde, Doğru Yol Partisi olarak, Harp Okulları Kanunu Tasarısının kabulünden duyduğumuz memnuniyeti belirtiyor ve olumlu oy vermek suretiyle, uzlaşma anlayışı içerisinde, hiçbir suretle de engelleyici bir tutum izlemeksizin gösterdiğimiz bu tutumu, bizim doğrudan doğruya kanun tasarısına verdiğimiz önemin bir ifadesi olarak değerlendirmenizi diliyor ve Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bedük.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Kişisel olarak söz almak istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Şahsı adına, Sayın Kamer Genç; buyurun efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biliyorsunuz, ordumuz, ülkemizin en saygıdeğer kurumlarından birisidir. Bu yüce kurumu yöneten ve başarıya ulaştıran kumandanlarını yetiştiren de harp okullarıdır. Tabiî ki, harp okullarının en iyi şekilde eğitim yapması ve bu eğitimden çıkacak subaylarımızın teknolojinin gerektirdiği bilgiye, beceriye sahip olması, hepimizin en büyük amacıdır ve emelidir.

Harp okulları, Türkiye’nin her tarafından özellikle öğrenci almalıdır. Öğrenci alınırken, doğum yerine ve inançlarına bakılmamalıdır. Yani, ben, tabiî, bu lafları burada söylerken, aşağı yukarı onbeş senedir politik hayattayım. Politikadaki hayatım nedeniyle, bize çok çeşitli yerlerden, çok çeşitli şikâyetler gelmektedir. İşte, ben “senin doğumun şurada olduğu için alınmadın” diyen çok insana rast geldim veyahut da şu inançtasın diye... Sakın yanlış anlamasınlar arkadaşlarımız. Hatta, subaylığın belirli bir kademesine geldikten sonra atılan insanlarımız oldu. Tabiî ki, aslında, yargı birliği sağlansaydı, yani, askerî idare mahkemesi kurulmasaydı, özellikle Danıştayda ve idare mahkemelerinde bu yargılama olayı olsaydı, bence insanlar, yargı kararını -ne de olsa, yani, askerî bir disiplin içinde verilmemiş, ne de olsa, yani, verilen o kararları- daha da tatmin edici bulabilirdi. Yani, ben, askerî mahkemelerin verdiği kararlardan dolayı şikâyetçi... Yerinde karar vermiyorlar gibi demek istemiyorum; ama, sanki böyle de olunca, işte, orada da hak aramıyorum. Yani, diyor ki, ben geldim şu makama, beni görevden aldılar; ama, maalesef, tatmin edici bir netice bize bildirilmedi. Tabiî, harp okullarımızın, Türkiye’nin mozaikini aksettirmesi lazım. Ben, bunları, öz