DÖNEM : 21
CİLT : 29 YASAMA YILI : 2
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
74 üncü Birleşim
30 . 3 . 2000 Perşe
mbe
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KÂĞITLAR
III. – YOKLAMALAR
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Hakkâri Milletvekili Evliya Parlak’ın, köye dönüş projesine ilişkin gündemdışı konuşması
2. – Adıyaman Milletvekili Hasari Güler’in, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri tütün üreticilerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması
3. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, vergi haftası nedeniyle vergilere ve vergi sistemimize ilişkin gündemdışı konuşması
B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. – İstanbul Milletvekili Cahit Savaş Yazıcı ve 20 arkadaşının, İstanbul’un ulaşım sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/127)
2. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya ve 25 arkadaşının, kamu çalışanları ve özellikle teknik personel arasındaki ücret eşitsizliği konusunda Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/128)
C) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Devlet Bakanı Edip Safder Gaydalı’nın 6-13 Mart 2000 tarihlerinde Nijerya’ya yaptığı resmî ziyarete katılmaları uygun görülen milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/517)
V. – ÖNERİLER
1. – Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden yapılmasına ve 4.4.2000 Salı günkü birleşimde sözlü soruların görüşülmemesine, aynı birleşimde Kanun Tasarılarının görüşülmesine, 5.4.2000 Çarşamba günkü birleşimde Anayasa Değişiklik Teklifinin ikinci görüşmelerinin saat 24.00’e kadar bitirilememesi halinde çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi
VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. – Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporları (1/501) (S. Sayısı : 367)
VII. – SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – Osmaniye Milletvekili Şükrü Ünal’ın, özürlü ve özürlü ailelerinin vergi indiriminden yararlanmalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Şuayip Üşenmez’in cevabı (7/1507)
2. – İstanbul Milletvekili İsmail Aydınlı’nın, Camialtı ve Haliç tersanelerinin kapatılacağı iddialarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu’nun cevabı (7/1509)
3. – Muğla Milletvekili Fikret Uzunhasan’ın, Aydın-Çine Barajı gölet sahasında kalan tarihî İnce Kemer Köprüsüne ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı M. İstemihan Talay’ın cevabı (7/1581)
4. – Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda’nın, Şırnak’ta içme suyu amaçlı yapılan tesis, kuyu, montaj sayısına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın cevabı (7/1669)
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 11.00’de açılarak dört oturum yaptı.
Birinci Oturum
Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının :
1 inci sırasında bulunan 367 sıra sayılı Kanun Tasarısının görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından, ertelendi;
2 nci sırasında bulunan Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifinin birinci görüşmesine başlanarak (2/479, 2/478, 2/477) (S. Sayısı : 389) tümü üzerinde bir süre görüşüldü.
Ali Ilıksoy
Başkanvekili
Levent Mıstıkoğlu Mehmet Elkatmış
Hatay Nevşehir
Kâtip Üye Kâtip Üye
İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Oturum
Görüşmelerine devam olunan Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifinin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Teklifin maddelerine
geçilmesinin oylanmasından sonra, Başkanın, teklifin maddelerine geçilmesinde salt çoğunluğun kabul oylarının yeterli olacağı görüşü üzerine usul tartışması açıldı; yapılan görüşmelerden sonra, bu görüşün uygun olduğu ve bu hususta ayrıca bir oylamaya gerek bulunmadığı açıklandı.Teklifin maddelerinin görüşülmesinden sonra yapılan gizli oylamalarda maddelerinin kabulü için gerekli beşte üç oy çoğunluğunun sağlanamadığı, bu maddelerin ikinci görüşmede de gerekli çoğunlukta kabul oyu alamazsa reddedilmiş olacağı, ikinci görüşmeye en az kırksekiz saat geçtikten sonra başlanabileceği bildirildi.
30 Mart 2000 Perşembe günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 00.41’de son verildi.
Yıldırım Akbulut
Başkan
Levent Mıstıkoğlu Tevhit Karakaya
Hatay Erzincan
Kâtip Üye Kâtip Üye
Mehmet Elkatmış
Nevşehir
Kâtip Üye
No. : 103
II. – GELEN KÂĞITLAR
30 . 3 . 2000 PERŞEMBE
Rapor
1. – Aksaray Milletvekili Sadi Somuncuoğlu ve Kürşat Eser'in, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair 2809 Sayılı Kanun ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/376) (S.Sayısı : 390) (Dağıtma tarihi : 30.3.2000) (GÜNDEME)
Sözlü Soru Önergeleri
1. – Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, elektrik iletişim hatlarındaki enerji kayıplarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/653) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.3.2000)
2. – İzmir Miletvekili Güler Aslan’ın, turistik tesislerde acil sağlık hizmeti zorunluluğu getirilip getirilmeyeceğine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/654) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.3.2000)
3. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, Bafra Hıdırellez Köyünde yaşanan heyelan tehlikesine ve köylere yapılan afet yardımlarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/655) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.3.2000)
4. – Samsun Mille
tvekili Musa Uzunkaya’nın, TÜPRAŞ’ın özel bankalardaki hesaplarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/656) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.3.2000)Yazılı Soru Önergeleri
1. – Sakarya Milletvekili Cevat Ayhan’ın, T.C. Merkez Bankasında çalışan mühendislerin ücretlerine ilişkin Devlet Bakanından (Recep Önal) yazılı soru önergesi (7/1699) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.3.2000)
2. – Sakarya Milletvekili Cevat Ayhan’ın, Türkiye Atom Enerjisi Kurumunda çalışan mühendislerin ücretlerine ilişkin Devlet Bakanından (Edip Safder Gaydalı) yazılı soru önergesi (7/1700) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.3.2000)
3. – Sakarya Milletvekili Cevat Ayhan’ın, M.K.E. Genel Müdürlüğünde çalışan mühendislerin ücretlerine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/170l) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.3.2000)
4. – Sakarya Milletvekili Cevat Ayhan’ın, T.R.T.’ de çalışan mühendislerin ücretlerine ilişkin Devlet Bakanından (M.Ali İrtemçelik) yazılı soru önergesi (7/1702) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.3.2000)
5. – Sakarya Milletvekili Cevat Ayhan’ın, Özelleştirme İdaresi Başkanlığında çalışan mühendislerin ücretlerine ilişkin Devlet Bakanından (Yüksel Yalova) yazılı soru önergesi (7/1703) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.3.2000)
6. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, Türkiye’ye vize uygulayan ülkelerin temsilciliklerinin vatandaşlarımıza kötü muamele yaptığı iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1704) (Başkanlığa geliş tarihi :
28.3.2000)7. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, Türk Telekom’un telefon rehberi çıkarmamasının nedenine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1705) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.3.2000)
8. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, Türkiye’ye vize uygulayan ülkelere ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1706) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.3.2000)
9. – Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, TÜPRAŞ’a ilişkin Devlet Bakanından (Yüksel Yalova) yazılı soru önergesi (7/1707) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.3.2000)
10. – Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, General Elektrik Ampul Firması’na ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/1708) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.3.2000)
11. – İzmir Milletvekili Hakan Tartan’ın, trafik kazalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1709) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.3.2000)
12. – İzmir Milletvekili Hakan Tartan’ın, SSK emeklilerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1710) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.3.2000)
13. – İzmir Milletvekili Hakan Tartan’ın, İzmir’deki yatırımlara ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1711) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.3.2000)
14. – Rize Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun Devlet ihaleleri ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1712) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.3.2000)
15. – Bursa Milletvekili Ahmet Sünnetçioğlu’nun, ambulans teknikerlerinin kadro mecburiyeti olup olmadığına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1713) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.3.2000)
Meclis Araştırması Önergeleri
1. – İstanbul Milletvekili Cahit Savaş Yazıcı ve 20 arkadaşının, İstanbul’un ulaşım sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/127) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.3.2000)
2. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya ve 25 arkadaşının, kamu çalışanları ve özellikle teknik personel arasındaki ücret eşitsizliği konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/128) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.3.2000)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 15.00
30 Mart 2000 Perşembe
BAŞKAN : Başkanvekili Ali ILIKSOY
KÂTİP ÜYELER : Mehmet ELKATMIŞ (Nevşehir), Levent MISTIKOĞLU (Hatay)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 74 üncü Birleşimini açıyorum.
III. – Y O K L A M A
BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.
Yoklama için 5 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen arkadaşlarımızın burada hazır bulunduklarına dair oy pusulalarını Başkanlığımıza ulaştırmalarını rica ediyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız yoktur. Saat 15.30'da toplanmak üzere birleşime ara veriyorum.
Kapanma Saati : 15.05
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 15.30
BAŞKAN : Başkanvekili Ali ILIKSOY
KÂTİP ÜYELER : Mehmet ELKATMIŞ (Nevşehir), Levent MISTIKOĞLU (Hatay)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 74 üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
III. – Y O K L A M A
BAŞKAN – Bir önceki oturumda toplantı yetersayısına erişilememişti.
Şimdi, elektronik cihazla, yeniden, yoklama yapacağım.
Yoklama için 5 dakikalık süre vereceğim. Bu süre içinde sisteme giremeyen arkadaşlarımızın burada hazır bulunduklarına dair oy pusulalarını Başkanlığımıza ulaştırmalarını rica ediyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz, köye dönüş projesiyle ilgili olarak söz isteyen Hakkâri Milletvekili Sayın Evliya Parlak'a aittir.
Buyurun Sayın Parlak.
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Hakkâri Milletvekili Evliya Parlak’ın, köye dönüş projesine ilişkin gündemdışı konuşması
EVLİYA PARLAK (Hakkâri) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin saygıdeğer üyeleri; sözlerime başlarken, hepinize en içten saygılarımı sunmak isterim.
Değerli arkadaşlar, bölgede terörün bitmesiyle birlikte, hükümet programında yer alan köye dönüş projesi üzerinde bölge insanının düşüncelerini arz etmek ve sayın hükümetimizin de bu yönde gerekli karar ve tedbirleri almasına yönelik konuşmak üzere huzurunuza çıktım
Değerli arkadaşlar, geçen yıl kurulan 57 nci hükümet, gerçekten yerinde bir kararla, programına, köylünün, halkın büyük isteğini dikkate alarak, terörün bitişine paralel olarak köye dönüş projesi çerçevesi içerisinde birtakım yatırımları öngörmüştür. Ancak, köye dönüş programı, bugüne kadar, belli merkezlerde planlı, programlı, ihaleli birtakım işlemlerle başlamıştır. Bunun sonucunda, pahalıya mal olan bu işlem, hem gecikmelere sebep olmuş hem neticeye varmayı mümkün kılmamıştır. Vatandaşın arzusu, bir an önce köyüne dönüşünü sağlayan önlemlerin alınması yö
nündedir. Bugün, devletin, proje bazında, ihaleyle yapmak istediği binaların -betonarme bina yaparak- keşif bedeli, maliyeti 5-6 milyarla başlıyor, bittiği tarihte 10-11 milyarı bulacak. Halbuki, köylümüz, böyle betonarme bina değil, kendi köy yaşamına uygun nitelikte, icabında toprak damlı eve bile razıdır. Onun için, istirhamımız, valiliklerimiz kanalıyla, köye dönmek isteyen insanımıza malzeme ve işçilik bedeli olarak yardım yapılması ve 4-5 milyara mal olacak köylünün yaptığı ev, onun ihtiyacını gerçek anlamda karşılayacaktır. Köylü, aynı zamanda 10-15 hayvana, 1-2 ineğe sahip kılınırsa ve tarlasının başına dönerse, il ve ilçelerin varoşlarındaki perişanlığından ancak kurtulacaktır.İkinci husus, dağınık yerleşimi önlemek istiyor isek, mutlaka, muhtarlık merkezlerini yerleşim merkezi olarak tayin etmeliyiz; tabiî ki, güvenlik yönünden müsait olan köyleri. Eğer, köylümüz, kendi tarlasını ekecek imkâna sahip olmazsa, içerisinde tavuğunu besleyemezse, afedersiniz, ineğini, keçisini otlatamazsa, merasından, yaylasından yararlanamayacaksa, zaten köye dönmesi için anlam taşıyan bir durum olmaz. O zaman, şehirlerin kenarında kalır, hamallık yapar, çocuğu boyacılık yapar; icabında, aşevinden sıcak çorba almaya devam eder, onu da bulamazsa, çöplükten ekmek almaya başlar.
Üçüncü konu, bu dönüş projesinin gerçekten sağlıklı olabilmesi için, mutlak surette, valilerimize çok geniş yetkiler verilmesi lazım; yani, özet olarak şunu arz etmek istiyorum: Hangi il veya ilçede, güvenlik nedeniyle dönüşü müsait olmayan veya dönüşü müsait olan köylerin tespitine mutlak surette valilerin karar vermesine yönelik bir kararname hazırlanmalıdır. Hiçbir vali, tahmin ediyorum ki, bu kararı zaten kendi başına vermez; mutlaka, askerî ve diğer güvenlik kuvvetleriyle işbirliği yapar ve gereken kararı birlikte verirler. Eğer, valilerimiz bu kararı sağlıklı verirlerse ve biraz önce arz ettiğim iki hususu dikkate alarak, malzemeyi ve işçilik bedelini köylüye verirsek, köylüler de, kendi köylerine ama... Çünkü, Anadolu'da, biliyorsunuz, zama
n zaman geçmişte görmüşüzdür, tavuğu filanın bahçesine girdiği zaman cinayet işleniyor, keçisi girdi diye olaylar çıkıyor! Eğer, köylü, kendi köyündeki tarlasının başına dönme imkânına sahip olmazsa, bu olayın olması mümkün değildir; o insanlar, yine, illerde, ilçelerde ve onların çevresinde perişan yaşamlarını sürdüreceklerdir.Değerli arkadaşlar, bu konuları Sayın İçişleri Bakanımıza da arz ettim...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Parlak, 1 dakika eksüre veriyorum; toparlayınız.
EVLİYA PARLAK (Devamla) – Kendileri de bu görüşlerimizi paylaştıklarını vurguladılar. Şuradan kendilerine seslenmek istiyorum ve gerçekten sözlerimi üç noktada özetliyorum. Köylünün 5-6 milyar liraya mal edeceği köy evini, ihaleyle, belirli insanları zengin etmek yoluyla yaparsak, bu, yılları alır ve 11-12 milyar lirayı bulur; bu devlet bu kadar zengin değildir. Bizim, Hakkâri'nin, bu yıl 1 trilyon 300 milyar lira kadar bir proje ödeneği vardır. Eğer, Hakkâri Valisi, bunu, malzeme alarak, işçilik bedeli vererek köylüye yaptırırsa -1999'da tek bir köyün ihalesi yapılamamıştır- tahmin ediyorum ki, büyük çoğunlukla, çok kalabalık köyler dönme imkânı elde ederler. Zaten, Millî Eğitim Bakanlığı da bu durumu bildiği için, bölgede yatılı ilköğretim bölge okullarına ağırlık vermiştir; eğitim sorunu da bu şekilde çözümlenmiş olacaktır.
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyor, hükümetimizin bu yönde karar çıkaracağına inanıyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Parlak.
Gündemdışı konuşmaya yanıt verecek Sayın Bakan?
.. Yok.Gündemdışı ikinci söz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri tütün ve tütün üreticilerinin sorunları hakkında söz isteyen Adıyaman Milletvekili Hasari Güler'e aittir.
Buyurun Sayın Güler.
Süreniz 5 dakika efendim.
2. – Adıyaman Milletvekili Hasari Güler’in, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri tütün üreticilerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması
HASARİ GÜLER (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizdeki tütün üreticilerinin problemlerini sizlerle paylaşmak için söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, tarih boyunca acıların ve ıstırapların yoğun olarak yaşandığı bu bölgede, insanlarımız, bazen tabiî afetler bazen de terörle içiçe yaşamak zorunda kalmışlardır. Bölgenin sosyoekonomik durumu iyi olmadığından, sürekli göç vermiştir. Bugün, tarım ve sanayi işçiliği istihdam edilen bütün bölgelerde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinden göç eden insanlarla karşılaşmak mümkündür. Bu bölgenin sosyoekonomik yapısını sağlamlaştırmak için bölgede acil önlemler alınması gerekmektedir.
Bölge insanlarının geçim kaynağının yüzde 80'i tarıma dayalıdır. Tarımdaysa, başta Adıyaman olmak üzere, Malatya, Diyarbakır, Muş, Batman ve Bitlis halkının geçim kaynaklarının en büyük bölümünü tütün oluşturmaktadır.
Atatürk Barajının inşaıyla beraber, Adıyaman'ın 80 köyü, 1 ilçesi ve vadilerde bulunan binlerce hektarlık verimli arazisi baraj gölü sahası altında kalmış ve onbinlerce insan evini ve işini kaybetmiştir.
1990 yılına kadar Adıyaman merkez nüfusu 50 000-60 000 civarında seyrederken, 1990'dan sonra, bugün, merkez nüfusu 215 000'e ulaşmıştır. Bugün, Adıyaman merkezde 145 köy, 27 202 ekici; Besni'de 67 köy, 9 680 ekici; Çelikhan'da 20 köy, 1 681 ekici; Gölbaşı'da 5 köy, 172 ekici; Kâhta'da 97 köy, 12 011 ekici; Samsat'ta da 19 köy 3 682 ekici olmak üzere, toplam 54 428 aile geçimlerini tütüncülükle sağlamaktadır. Adıyaman'da nüfus yoğunluğu göz önüne alındığında, 54 428'i ortalama 7'yle çarptığımızda, yaklaşık 400 000 kişi geçimini tütüncülükle sağlamaktadır.
Bölgelerdeki küçük tütün ekicilerine kaçak tütün ekicilerini de eklersek, yaklaşık 400 000 insana tekabül eder ki, bu, toplam nüfusun yüzde 60'ıdır.
Sayın milletvekilleri, kaldı ki, diğer bölgelerimizdeki tütün ekicilerinden farklı olarak, Adıyaman'da, geçimini bu yolla sağlayanların yüzde 75'i, bir metrekare dahi arazisi olmayan yarıcılardır.
1998 yılı tütün üretimi 26 000 ton, 1999 yılı için beklenen 26 000-27 000 ton civarındadır. Kotalı tütünlerimizi 13 000-14 000 ton olarak hesaplarsak, geriye 12 000 ton kota dışı tütün kalmaktadır. Kota dışı tütüne uygulanan yüzde 50 fiyat indirimi, yaklaşık 4-5 trilyon Türk Lirasıdır. Bu, yöre çiftçisinin cebine 4-5 trilyon lira daha eksik para girmesi demektir ki, zaten fakir olan bölge halkını, daha da fakirleştirecektir.
Ortalama 2 000 kilogram tütün üreten 7 kişilik bir ailenin eline 700 milyon Türk Lirası geçtiği hesabıyla, 1 kişiye düşen yıllık ücret 100 milyon Türk Lirası; bunu 12 aya bölersek, kişinin eline geçen, yaklaşık 8,5-9 milyon lira civarındadır. Ülkemizde, asgarî ücretin, yıllık, net 990 milyon lira olduğunu hesaplarsak, durumun vahameti daha da iyi anlaşılacaktır.
Yine asgarî ücretten hesaplarsak, 7 kişilik bir ailenin eline 6 milyar 930 milyon Türk Lirası geçmesi gerekirken, bölgede, insanlarımızın eline, yıllık, ancak 100 milyon Türk Lirası geçmektedir. Tütün üreticisine ödenen toplam 22 trilyon lirayı 400 000'e böldüğünüz zaman da, bu insanların yaklaşık bir yıllık geliri 55 milyon lira civarında olmaktadır.
Geçmiş hükümetlerin uyguladığı politikalar nedeniyle bölgemizde tütün ekimi bir türlü kontrol altına alınamamıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Güler, size 1 dakika eksüre veriyorum; toparlayınız.
HASARİ GÜLER (Devamla) – Yıllar itibariyle Adıyaman'da gerçekleşen rekolte -1994 yılında uygulanan prim politikası nedeniyle– 1994 yılında 12 770 ton, 1995'te 15 464 ton, 1996'da 15 177 ton olmuştur; ancak, daha sonra bu uygulamadan vazgeçilmiş ve rekolte, 1997'de 28 640 ton, 1998'de de 23 000 ton civarında gerçekleşmiştir.
İleriki yıllarda tütün ekiminin disiplin altına alınması isteniyorsa -yöremizin arazisi Virjinya tipi tütün üretimine müsaittir- bu bölgede Virjinya tipi tütün üretimini sağlayabilirsek, zannediyorum ki, tütün üreticilerini rahatlatacağız.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; doğu ve güneydoğunun rehabilitasyonunu gerçekleştirmek için, devletimizin ve hükümetimizin, bu konuyu mutlak halletmesi gereklidir.
Adıyamanlı tütün üreticileri adına, tüm milletvekillerimizden, bu konuya duyarlı olmalarını rica ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Güler.
Gündemdışı konuşmaya yanıt verecek Sayın Bakan?.. Yok.
Gündemdışı üçüncü söz, vergi haftası nedeniyle söz isteyen, Balıkesir Milletvekili Sayın İsmail Özgün'ündür.
Buyurun Sayın Özgün. (FP sıralarından alkışlar)
3. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, vergi haftası nedeniyle vergilere ve vergi sistemimize ilişkin gündemdışı konuşması
İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vergi haftası münasebetiyle gündemdışı söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Muhterem Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, dikkatimi çeken bir şey var: Burada gündemdışı konuşmalar yapılıyor; benden önce iki arkadaşımız konuştu, fevkalade önemli konuları gündeme getirdiler. Şimdi, vergi haftasını kutluyoruz; vergi, önemli bir konu; vergiyle ilgili sorunu çözemeyen hiçbir hükümetin, diğer sorunları çözmesi mümkün değildir. Bu kadar önemli bir konuda görüşlerimizi arz edeceğiz, sorularımız olacak hükümete; ancak, görüyorum ki, gündemdışı konuşmalara cevap verecek hiçbir bakan ortalıkta yok! Bu, Sayın Bakanlarımızın, sayın hükümetimizin, gündemdışı konuşmalara ve sorulara ne kadar kayıtsız kaldıklarını burada göstermektedir; bunu, üzüntüyle ifade etmek mecburiyetindeyim.
Değerli milletvekilleri, vergi konusu, gerçekten, önemli bir konudur. Vergiyle ilgili sorunu çözemeyen bir hükümetin, diğer sorunları da çözmesi mümkün değildir. Bugüne kadar vergiyle ilgili birçok düzenlemeler yapılmıştır. Vergi konusu, çok çeşitli tartışmalara sebep olmuştur ve yapılan düzenlemelerde, kısa sürelerle tekrar birtakım değişikliklere gidilmiştir; ama, bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki, vergiyle ilgili sorunlar devam ediyor ve ne yazık ki, bugün, oturmuş bir vergi sistemimiz yoktur.
Değerli milletvekilleri, o bakımdan, tartışmalar bugün de devam etmektedir. Vergi sistemimiz bugün, ne kadar adildir; vergi sistemimiz, bugün, üretimi ve yatırımları ne kadar teşvik etmektedir; toplanılan vergilerin ne kadarı üretime gitmektedir; bunların hepsi, kafalarımızda soru işareti olarak durmaktadır ve vergi mükellefleri de, ödedikleri vergilerin nereye gittiği konusunda acaba ne kadar bilgilendirilmektedir?
Değerli milletvekilleri, önümde, son iki ayın gerçekleşmiş rakamları var. Bu rakamlara baktığımız zaman, gerçekten, endişe verici bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Neden; çünkü, iki aylık toplam gelir 4,931 katrilyon ve bu iki aylık gelirin 4,98 katrilyonu vergi gelirlerinden elde edilmiş; yani, gelirlerin neredeyse tamamı, vergi gelirlerinden elde edilmiş. Bunun iki sebebi var; birisi, ek vergiler ve diğeri de, yüksek oranlı Akaryakıt Tüketim Vergilerinden kaynaklanmaktadır. Gelir ve Kurumlar Vergisi, normal oranların, ortalama oranların çok altındadır; ama, bu toplanılan vergiler acaba nereye harcanmış diye baktığımız zaman, işte, asıl hazin tablo oradadır. Toplanılan vergilerin tamamı, borç faizlerini ödeme
ye yetmemiştir, ancak yüzde 87'sini karşılayabilmiştir; vergi gelirlerine ilaveten, diğer gelirlerinin de tamamını üzerine koyduğumuz zaman, ancak borç faizlerini ödemekle iktifa etmiştir. Bu, bana kalırsa, bütçenin iflası demektir; yani, ne var ne yok, topluyoruz, ancak borcun faizini ödeyebiliyoruz.Değerli arkadaşlar "vergi al, faiz öde" mantığıyla bu bütçenin bir yere varması ve bugün, ülkemizin içinde bulunduğu sorunların çözülmesi mümkün değildir. Esnafımız, özellikle, dargelirli insanlarımız, memurumuz, işçimiz ve çiftçimiz, fevkalade büyük sıkıntı içerisindedir. Onlar, evlerine ekmek götüremezken, geçimlerini çok zor şartlar altında temin ederken, rızkından keserek verdiği vergileri, bizim, bugün götürüp borç faizi olarak ödememiz, ne kadar doğrudur, ne kadar doğru bir bütçe anlayışıdır; onu, sizlerin takdirine bırakıyorum.
Değerli milletvekilleri, bu rakamlardan da görülmektedir ki, hükümetimiz, çiftçimizi, esnafımızı, dargelirlimizi, son günlerde çok büyük bir perişanlık içerisine itmiştir.
Balıkesir Esnaf ve Sanatkârlar Odası Birliği Başkanını ziyaret etmiştik geçtiğimiz günlerde, bakınız, ne dedi Esnaf ve Sanatkârlar Odası Birliği Başkanı Sayın Mesut Aşanel "esnafımız, cumhuriyet tarihinin en kötü günlerini yaşıyor." Bu, sayın başkanın ifadesid
ir.BAŞKAN – Sayın Özgün, 1 dakika eksüre veriyorum; toparlayınız...
İSMAİL ÖZGÜN (Devamla) – Bitiriyorum...
Gerçekten de, esnaf ve sanatkârımız, dargelirlimiz çok büyük sıkıntı içerisindedir; bu uygulamaları hak etmemektedir.
Değerli arkadaşlar, bu hafta vesilesiyle, hükümetten, iki konuda talebimiz olacaktır; birincisi, malî tatil konusunun süratle gündeme getirilmesi ve kanunlaştırılması gerekir. Diğer bir konu, harcama reformunun süratle Meclisin gündemine getirilmesi gerekir ve ayrıca, uzmanların ortaya attığı vergi konseyinin mutlaka, en kısa sürede kurulması gerekir. Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesiyle ilgili aksaklıkların da Maliye Bakanlığı tarafından süratle düzeltilmesi lazım gelir diye ifade ediyorum; ama, keşke, Sayın Maliye Bakanımız b
urada olsaydı da, bu sözlerimizi duymuş olsaydı diyorum.Muhterem Heyetinizi, tekrar, saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özgün.
Gündemdışı konuşmaya yanıt verecek sayın bakan?.. Yok.
Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.
Meclis araştırması önergeleri vardır; okutuyorum:
B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. – İstanbul Milletvekili Cahit Savaş Yazıcı ve 20 arkadaşının, İstanbul’un ulaşım sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/127)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Yıllardır uygulanan yanlış politikaların ortaya çıkardığı plansız gelişmeler, nüfusu hızla artan İstanbul'un ulaşım sorunlarının korkunç boyutlara ulaşmasına neden olmuştur.
Bu durumun nedenleri ve çözümleriyle ilgili gerekli önlemlerin alınması için Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını saygıyla arz ederiz.
1- Cahit Savaş Yazıcı (İstanbul)
2- Erol Al (İstanbul)
3- Ahmet Arkan (Kocaeli)
4- Erdoğan Toprak (İstanbul)
5- Burhan Bıçakçıoğlu (İzmir)
6- Perihan Yılmaz (İstanbul)
7- Mustafa Düz (İstanbul)
8- Fadlı Ağaoğlu (İstanbul)
9- Yücel Erdener (İstanbul)
10- Hüseyin Mert (İstanbul)
11- İsmail Aydınlı (İstanbul)
12- Bülent Ersin Gök (İstanbul)
13- Rıdvan Budak (İstanbul)
14- Hasan Macit (Burdur)
15- M. Turhan İmamoğlu (Kocaeli)
16- Ziya Aktaş (İstanbul)
17-
Salih Dayıoğlu (İzmir)18- Mahmut Erdir (Eskişehir)
19- Atilla Mutman (İzmir)
20- Mehmet Özcan (İzmir)
21- Tayyibe Gülek (Adana)
Gerekçe:
Ulaşım, dünya ülkelerinin büyük kentlerinin en öncelikli ve önemli sorunları arasında yer almaktadır. Ülkemizin olduğu kadar dünyanın da en büyük kentleri arasında yer alan İstanbul'da da, ulaşım, en önemli sorun olarak ortaya çıkmaktadır.
Ülkemizin şehir nüfusunun yaklaşık olarak yüzde 21'i İstanbul'da yaşamaktadır ve yine göç nedeniyle İstanbul nüfusu, ülkenin nüfus artış oranının 2 katından fazla artmaktadır; ancak, artan bu nüfusun ulaşım taleplerindeki artışa aynı oranda cevap verilememektedir.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının verilerine göre, İstanbul ulaşımının yaklaşık olarak yüzde 89'u karayolu, yüzde 4'ü denizyolu ve yüzde 6'sı ise raylı sistemle gerçekleştirilmektedir. Taşıma sistemleri arasındaki orantısız dağılım, maliyetleri etkilediği gibi, birçok sorunu da beraberinde getirmektedir; ayrıca, bu tablo, yetersiz altyapıyla birlikte, trafiğin kilitlenmesine, yakıt tüketiminin artmasına ve araçlarda aşınma gibi maddî kayıplara sebep olmakta; bunların yanında, çevre kirliliğinin önemli ölçüde artmasında rol oynamakta ve ulaşıma harcanan zamanın artmasından dolayı sosyal sorunları da ortaya çıkarmaktadır.
İstanbul'un tarihî, kültürel dokusu ve imar yapısı da taşıma türleri arasında yapılan tercihlerin, uygun taşıma türüne göre yapılmasını zorlaştırmaktadır. Bununla birlikte, toplutaşımada sunulan hizmetin düzeyinin düşüklüğü, özel araç sahiplerini araçlarını daha yoğun kullanmaya itmekte, bu ise ulaşımda yaşanan sorunları daha da artırmaktadır.
Kasım 1999 tarihi itibariyle, ülkemizde, 6 580 522 adet moturlu kara taşıtı bulunmakta ve bunların 1 242 657'si; yani, yüzde 18,9'u İstanbul'da kayıtlı bulunmaktadır. Ülkemizde, sadece 1999 yılı Kasım ayında trafiğe kaydı yapılan motorlu taşıt sayısının 35 487 adet olduğu ve bunun önemli bir bölümünün İstanbul'da trafiğe çıktığı düşünülürse, sorunların katlanarak arttığı görülmektedir.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 1996 yılında yaptırılan ve 65 855 kişiyi kapsayan Ev Halkı Yolculuk Anketine göre, İstanbul'da motorlu araçlarla günde yaklaşık 9,3 milyon yolculuk yapılmaktadır; ayrıca, günde yaklaşık 5 milyon yolculuk da yaya olarak gerçekleştirilmektedir. Araç yolculuklarının yüzde 70'ini iş ve okul amacıyla yapılan yolculuklar oluşturmaktadır. İstanbul'da yolculuk süresinin uzunluğu düşünülecek olursa, çalışanlarımızın ve çocuklarımızın yaşamlarından çalınmış bu sürenin, çağdaş yaşamın gerekl
eriyle bağdaşmayacağı görülecektir.Ulaşımda diğer sorunlu bir alan da Boğazlardır. İstanbul'un iki yakası arasında, günde ortalama 1,1 milyon yolculuk yapılmaktadır. Diğer bir deyimle, İstanbul'da günlük toplam yolculukların yüzde 11,3'ü Boğazın iki yakası arasında yapılmaktadır. Bu veri ışığında, Boğaz geçişlerinde de önemli sıkıntılar yaşandığını söyleyebiliriz.
İstanbul'daki ulaştırma sektörünün yönetsel yapısı incelendiğinde, dağınık ve çoklu bir yapının varlığı görülmektedir. Ulaşım, merkezî yönetim, yerel yönetim ve özel kişilerce gerçekleştirilmekte, koordinasyon birimlerine yer verilmekle birlikte, bu yapının eşgüdüm içinde çalıştığını söylemek mümkün olmamaktadır.
Kentte yaşanan sorunların bir diğeri de park sorunudur. İstanbul'da var olan yaklaşık 1,5 milyon aracın yüzde 60'ının park halinde bulunduğu ve yüzde 40'ının da seyir halinde olduğu düşünülürse, bu sorunun vahameti daha iyi görülecektir.
Bu gerekçelerle, İstanbul'un ulaşım sorununun araştırılmasını Yüce Meclisimizin takdirlerine sunarız
.BAŞKAN – Meclis araştırması önergesi bilgilerinize sunulmuş olup, gündemdeki yerine alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması hususundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.
Diğer Meclis araştırması önergesini okutuyorum:
2. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya ve 25 arkadaşının, kamu çalışanları ve özellikle teknik personel arasındaki ücret eşitsizliği konusunda Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/128)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Değişik kurum ve statülerdeki mevcut maaş ve ücret uygulamalarının ortaya konulabilmesi, durumun kamu çalışanları üzerindeki etkileri ile daha adil bir maaş ve ücret uygulamasına geçiş için yapılabileceklerin tespiti amacıyla Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını saygıyla arz ederiz.
1- Musa Uzunkaya (Samsun)
2- Eyüp Fatsa (Ordu)
3- Mustafa Geçer (Hatay)
4- Abdullah Veli Seyda (Şırnak)
5- Mahmut Göksu (Adıyaman)
6- Mehmet Bekâroğlu (Rize)
7- Mehmet Zeki Çelik (Ankara)
8- Rıza Ulucak (Ankara)
9- Ali Coşkun (İstanbul)
10- Hüseyin Arı (Konya)
11- Ahmet Cemil Tunç (Elazığ)
12- Sacit Günbey (Diyarbakır)
13- Mehmet Batuk (Kocaeli)
14- Sabahattin Yıldız (Muş)
15- Latif Öztek (Elazığ)
16- Yaşar Canbay (Malatya)
17- Lütfi Doğan (Gümüşhane)
18- Aslan Polat (Erzurum)
19- Bahri Zengin (İstanbul)
20- Cemil Çiçek (Ankara)
21- Mehmet Altan Karapaşaoğlu (Bursa)
22- Suat Pamukçu (Bayburt)
23- Hüsamettin Korkutata (Bingöl)
24- Kemal Albayrak (Kırıkkale)
2
5- Nezir Aydın (Sakarya)26- İsmail Özgün (Balıkesir)
Gerekçe:
Ülkemiz kalkınma hamlesinde büyük katkısı bulunan teknik personel (mühendis, mimar, jeolog, kimyager, fizikçi, matematikçi vesaire) son yıllarda uygulanan maaş politikaları nedeniyle, ekonomik yönden olumsuz bir noktaya itilmişlerdir. Ülke kalkınmasında daha çok üretim, daha verimli çalışmayı hedefleyen teknik personel ile diğer çalışanlar arasındaki mevcut ücret dengesizliği, hizmette kalite anlayışını erozyona uğratmakta ve çalışanlar arasında huzursuzluk nedeni olmaktadır.
Dünyanın hiçbir ülkesinde, proje geliştiren, uygulayan, sorumluluk taşıyan teknik personelin, maiyetinde çalışan personelden daha düşük ücret aldığı görülemezken, örneğin DSİ'de çalışan 1 inci derecenin 4 üncü kademesindeki bir mühendis 270 milyon TL aylık alırken, kadrolu bir işçi 678 milyon TL almaktadır. Bu durum, Merkez Bankası, BOTAŞ, Hazine Müsteşarlığı, TAEK, Dış Ticaret Müsteşarlığı, ÖİB ve TRT gibi bazı ayrıcalıklı kuruluşların dışında kalan tüm teknik personel için geçerlidir. Aynı meslek grubunda olmasına rağmen, farklı kamu kuruluşlarında çalışanlar arasındaki büyük ücret farklılıkları da eşitlik ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayan uygulamalardır.
İktidarlar, bahse konu ayrıcalıklı kuruluşlara geçme taleplerini nereye kadar karşılayabilecek, bu gayri adil yapılaşmaya daha ne kadar göz yumabileceklerdir?
Yıllardır, hükümetlerce dile getirilen; fakat, bir türlü uygulamaya konulamayan "eşit işe, eşit ücret" sistemi, ücret adaletsizliğinin bugün için ulaştığı noktada, bir an önce hayatiyete geçirilmelidir. Ayrıca, dört yıllık fakülte mezunu olan biyolog, kimyager, matematikçi v.b. gibi teknik personelin özel hizmet tazminatı ve ek göstergelerinde geçmişte yapılan birtakım düzenlemelerle, bu meslek grupları ile mühendisler arasında büyük ücret farklılıkları oluşmasına sebebiyet verilmiştir. 1991 yılında yapılan söz konusu düzenlemeler sonucunda, örneğin, aynı kurumda çalışan kimya mühendisler ile kimyagerler arasında, hiçbir gelişmiş ülkede görülemeyecek ücret f
arklılıkları meydana getirmiştir.Kamuda çalışan teknik personelin statü, branş, unvan, maaş ve ücret karmaşasına son vermek, bu sınıftakiler ile işçi statüsünde çalışanlar arasında işçiler lehine gelişen ücret farklılıklarının önüne geçebilmek ve daha adil bir ücret uygulamasının temini için yapılması gerekenlerin tespiti amacıyla, Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını saygıyla arz ederiz.
BAŞKAN – Bu Meclis araştırması önergesi de bilgilerinize sunulmuş olup, gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması hususundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.
Başbakanlığın bir tezkeresi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım:
C) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Devlet Bakanı Edip Safder Gaydalı’nın 6-13 Mart 2000 tarihlerinde Nijerya’ya yaptığı resmî ziyarete katılmaları uygun görülen milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/517)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Devlet Bakanı Edip Safder Gaydalı'nın, görüşmelerde bulunmak üzere, bir heyetle birlikte, 6-13 Mart 2000 tarihleri arasında Nijerya'ya yaptığı resmî ziyarete, ekli listede adları yazılı milletvekillerinin de iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.
Anayasamızın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.
Bülent Ecevit
Başbakan
LİSTE
Nazif Okumuş (İstanbul)
Süleyman Çelebi (Mardin)
Mehmet Güneş (Şanlıurfa)
BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Tezkere kabul edilmiş
tir.Danışma Kurulunun önerileri vardır, önce okutup işleme alacağım, daha sonra ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.
V. – ÖNERİLER
1. – Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden yapılmasına ve 4.4.2000 Salı günkü birleşimde sözlü soruların görüşülmemesine, aynı birleşimde Kanun Tasarılarının görüşülmesine, 5.4.2000 Çarşamba günkü birleşimde Anayasa Değişiklik Teklifinin ikinci görüşmelerinin saat 24.00’e kadar bitirilememesi halinde çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
No: 39 Tarihi: 30.3.2000
Danışma Kurulunca aşağıdaki önerilerin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.
Yıldırım Akbulut
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı
Mehmet Emrehan Halıcı İsmail Köse
DSP Grubu Başkanvekili MHP Grubu Başkanvekili
Bülent Arınç Zeki Çakan
FP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili
Turhan Güven
DYP Grubu Başkanvekili
Öneriler:
1 – Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 148 inci sırasında yer alan 384 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 3 üncü sırasına, 6 ncı sırasında yer alan 35 sıra sayılı kanun tasarısının 4 üncü sırasına, 36 ncı sırasında yer alan 125 sıra sayılı kanun tasarısının 5 inci sırasına, 45 inci sırasında yer alan 164 sıra sayılı kanun tasarısının 6 ncı sırasına, 44 üncü sırasında yer alan 163 sıra sayılı kanun tasarısının 7 nci sırasına, 47 nci sırasında yer alan 166 sıra sayılı kanun tasarısının 8 inc
i sırasına, 48 inci sırasında yer alan 169 sıra sayılı kanun tasarısının 9 uncu sırasına, 54 üncü sırasında yer alan 179 sıra sayılı kanun tasarısının 10 uncu sırasına, 10 uncu sırasında yer alan 46 sıra sayılı kanun tasarısının 11 inci sırasına, 137 nci sırasında yer alan 371 sıra sayılı kanun tasarısının 12 nci sırasına, 132 nci sırasında yer alan 370 sıra sayılı kanun tasarısının 13 üncü sırasına, 138 inci sırasında yer alan 374 sıra sayılı kanun tasarısının 14 üncü sırasına, 150 nci sırasında yer alan 380 sıra sayılı kanun tasarısının 15 inci sırasına, 139 uncu sırasında yer alan 375 sıra sayılı kanun tasarısının 16 ncı sırasına, 3 üncü sırasında yer alan 89 sıra sayılı kanun tasarısının 17 nci sırasına, 4 üncü sırasında yer alan 368 sıra sayılı kanun tasarısının 18 inci sırasına, 134 üncü sırasında yer alan 373 sıra sayılı kanun teklifinin 19 uncu sırasına, 149 uncu sırasında yer alan 383 sıra sayılı kanun tasarısının 20 nci sırasına alınması önerilmiştir.2 – 4.4.2000 Salı günkü birleşimde sözlü sorular ile diğer denetim konularının, 5.4.2000 Çarşamba günkü birleşimde de sözlü soruların görüşülmemesi; 4.4.2000 Salı günkü birleşimde de kanun tasarılarının görüşülmesi; gündemin 13 üncü sırasına kadar olan tasarıların görüşmelerinin bitimine kadar çalışma süresinin uzatılması; Genel Kurulun 5.4.2000 Çarşamba günü 13.00-19.00, 20.00-24.00 saatleri arasında çalışması, Anayasa Değişiklik Teklifinin ikinci görüşmelerinin saat 24.00'e kadar bitirilememesi halinde, bitimine kadar çalışma süresinin uzatılması öner
ilmiştir.BAŞKAN – Danışma Kurulu önerisinin lehinde-aleyhinde söz isteği?.. Yok.
Birinci öneriyi okutup, oylarınıza sunacağım:
Öneriler:
1 – Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 148 inci sırasında yer alan 384 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 3 üncü sırasına, 6 ncı sırasında yer alan 35 sıra sayılı kanun tasarısının 4 üncü sırasına, 36 ncı sırasında yer alan 125 sıra sayılı kanun tasarısının 5 inci sırasına, 45 inci sırasında yer alan 164 sıra sayılı kanun tasarısının 6 ncı sırasına, 44 üncü sırasında yer alan 163 sıra sayılı kanun tasarısının 7 nci sırasına, 47 nci sırasında yer alan 166 sıra sayılı kanun tasarısının 8 inci sırasına, 48 inci sırasında yer alan 169 sıra sayılı kanun tasarısının 9 uncu sırasına, 54 üncü sırasında yer alan 179 sıra sayılı kanun tasarısının 10 uncu sırasına, 10 uncu sırasında yer alan 46 sıra sayılı kanun tasarısının 11 inci sırasına, 137 nci sırasında yer alan 371 sıra sayılı kanun tasarısının 12 nci sırasına, 132 nci sırasında yer alan 370 sıra sayılı kanun tasarısının 13 üncü sırasına, 138 inci sırasında yer alan 374 sıra sayılı kanun tasarısının 14 üncü sırasına, 150 nci sırasında yer alan 380 sıra sayılı kanun tasarısının 15 inci sırasına, 139 uncu sırasında yer alan 375 sıra sayılı kanun tasarısının 16 ncı sırasına, 3 üncü sırasında yer alan 89 sıra sayılı kanun tasarısının 17 nci sırasına, 4 üncü sırasında yer alan 368 sıra sayılı kanun tasarısının 18 inci sırasına, 134 üncü sırasında yer alan 373 sıra sayılı kanun
teklifinin 19 uncu sırasına, 149 uncu sırasında yer alan 383 sıra sayılı kanun tasarının 20 nci sırasına alınması önerilmiştir.BAŞKAN – Öneriyi kabul edenler... Etmeyenler.. Öneri kabul edilmiştir.
İkinci öneriyi okutuyorum:
2 – 4.4.2000 Salı günkü birleşimde sözlü sorular ile diğer denetim konularının, 5.4.2000 Çarşamba günkü birleşimde de sözlü soruların görüşülmemesi; 4.4.2000 Salı günkü birleşimde de kanun tasarılarının görüşülmesi; gündemin 13 üncü sırasına kadar olan tasarıların görüşmelerinin bitimine kadar çalışma süresinin uzatılması; Genel Kurulun 5.4.2000 Çarşamba günü 13.00-19.00, 20.00-24.00 saatleri arasında çalışması, Anayasa Değişiklik Teklifinin ikinci görüşmelerinin saat 24.00'e kadar bitirilememesi halinde, bitimine kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir.
BAŞKAN – Öneriyi kabul edenler... Etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.
Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Sanayi, Ticaret, Enerji Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1. – Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporları (1/501) (S. Sayısı : 367) (1)
BAŞKAN – Komisyon?.. Hazır.
Hükümet?.. Hazır.
Sayın milletvekilleri, daha önce, tasarının 3 üncü maddesinin görüşmeleri tamamlanmış ve madde üzerinde verilen önergenin oylanmasında kalınmıştı.
Komisyonun takdire bıraktığı; Hükümetin katıldığı önergeyi, hatırlatmak için tekrar okutup, oylarınıza sunacağım:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu Tasarısının 3 üncü maddesinin ilk paragrafının aşağıdaki şekilde değiştirimesini arz ederiz.
Emrehan Halıcı Işın Çelebi Ahmet Sancar Sayın
Konya İzmir Antalya
İsmail Köse Akif Serin Nihat Gökbulut
Erzurum İçel Kırıkkale
Ahmet Alkan
Kocaeli
Madde 3.– Bu kanunun uygulanmasında;
Organize Sanayi Bölgeleri: Sanayiin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak, kentleşmeyi yönlendirmek, çevre sorunlarını yönlendirmek, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, imalat sanayii türlerinin belirli bir plan dahilinde yerleştirilmeleri ve geliştirilmeleri amacıyla, sınırları tasdikli arazi parçalarının gerekli altyapı hizmetleriyle ve ihtiyaca göre tayin edilecek sosyal tesisler ve teknoparklar ile donatılıp, planlı bir şekilde ve belirli bir sistemler dahilinde sanayi için tahsis edilmesiyle oluşturulan ve bu kanun hükümlerine göre işletilen mal ve hizmet üretim bölgelerini..."
BAŞKAN– Sayın milletvekilleri, redaksiyon yetkisiyle birlikte, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi, kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
(1) 367 S. Sayılı Basmayazı 22.3.2000 tarihli 70 inci Birleşim tutanağına eklidir.
4 üncü maddeyi okutuyorum:
İKİNCİ BÖLÜM
Kuruluş ve Nitelikler
Kuruluş
MADDE 4. – OSB, Yer Seçimi Yönetmeliğine göre uygun görülen yerlerde Bakanlığın onayı ile kurulur.
OSB’lere ait yer seçimi Bakanlığın koordinatörlüğünde ilgili kurum ve kuruluşların temsilcilerinin katılımıyla oluşan Yer Seçimi Komisyonunun yerinde yaptığı inceleme sonucunda, varsa 1/25000 ölçekli çevre düzeni planı kararları dikkate alınarak oybirliği ile yapılır ve OSB ilan edilir. Mer’i mevzuat gereğince korunması gereken ve sanayi tesislerinin kurulmasına izin verilmeyen alanlar OSB yeri olarak incelemeye alınmaz.
Mülkiyet sınırları içinde Sağlık Bakanlığınca öngörülen sağlık koruma bandı bırakılır.
Yer seçiminin kesinleşmesinden sonra OSB sınırları dışında kalan alanların planlanması Bayındırlık ve İskân Bakanlığı veya ilgili belediye tarafından en geç bir yıl içinde yapılır. Bununla ilgili usul ve esaslar Bakanlık ve Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca müştereken belirlenir.
Yer seçiminin Hazine
veya kamu kurum ve kuruluşlarına ait arazilerden yapılması halinde, bu araziler, talep edilmesi ve başkaca bir sakıncası bulunmaması durumunda, 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen Komisyonca günün rayicine göre takdir edilecek bedelleri üzerinden peşin veya taksitle ödenmek üzere pazarlık usulüyle OSB’lerine satılabilir. Bu konudaki esas ve usuller Bakanlık ve Maliye Bakanlığınca ortaklaşa belirlenir. Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü mülkiyetinde bulunan stok araziler ise usulüne göre OSB tüzelkişiliğine tapuda devredilirken Arsa Ofisi Kanununun 11 inci maddesinde belirtilen şerh tapuya işlenmez.Seçilen bölgede özel mülkiyette olan araziler bulunması halinde bu araziler rızaen satın alma veya kamulaştırma yoluyla iktisap edilir. Bu nitelikte taşınmazlar hakkında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri uygulanır.
Organize Sanayi Bölgesi;
a) İl Özel İdaresinin,
b) OSB’nin içinde bulunacağı il, ilçe veya belde belediyesinin, büyükşehirlerde büyükşehir belediyesi
nin,c) İl ve ilçelerdeki mevcudiyet durumuna göre sanayi odası veya ticaret ve sanayi odasının, her ikisinin de bulunmadığı yerlerde ticaret odasının,
d) Sanayici dernek veya kooperatiflerinin,
Biri veya daha fazlasının temsilcilerince imzalı ve valinin olumlu görüşünü muhtevi kuruluş protokolünün Bakanlıkça onaylanmasıyla tüzelkişilik kazanır.
İhtisas OSB’lerinde konuyla ilgili meslekî kuruluşlar ve teşekküllerin temsilcileri talepleri halinde müteşebbis heyete dahil edilirler.
Bu madde ile ilgili esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.
BAŞKAN – Madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Adana Milletvekili Sayın Yakup Budak; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika Sayın Budak.
FP GRUBU ADINA YAKUP BUDAK (Adana) – Sayın Başkan, değerli üyeler; Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu Tasarısının 4 üncü maddesinde söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına, hepinize saygılar sunuyorum.
4 üncü madde, kuruluş ve yer seçimiyle ilgilidir. Malumlarınız olduğu üzere, organize sanayi bölgeleri, ülkemizin sanayileşmesinde, ülkemizin kalkınmasında, toplumumuzun sosyal refahının yükselmesinde, istihdam sorununda önemli roller oynamaktadır. Özellikle planlı kalkınma dönemine geçtiğimiz 1961 yılından sonra, süratle, Türkiye'nin çok değişik bölgelerinde organize sanayi bölgeleri kurulmaya başlanmıştır; fakat, üzülerek ifade edelim ki, bu organize sanayi bölgeleri, planlanmalarına rağmen, bölgeler arasındaki dengesizlikleri ortadan kaldıracak, istihdam sorununa katkıda bulunacak, özellikle ge
lişmemiş bölgelerimizdeki sanayileşmeyi ve insanlarımızın sorunlarına katkıda bulunacak şekilde planlanmalarına rağmen, kaynakların çok kıt olması ve kaynakların rantabl şekilde kullanılmamasından ve özellikle de organize sanayi bölgelerinin ve küçük sanayi sitelerinin kaynaklarının büyük ölçüde Sanayi Bakanlığının bütçesine bağlı olmasından dolayı beklenen hedefler gerçekleştirilememiş, organize sanayi bölgelerinin ülke kalkınması için arzu edilen katkıları, gereğince sağlanamamıştır.Bunun neticesinde, ül
kemizde çarpık bir sanayileşme oluşmuş, özellikle korunması lazım gelen birinci sınıf tarım arazileri üzerine, oldukça korkunç denecek şekilde, fabrikalar kurulmuştur. Malumlarınız olduğu üzere, toprağın geri dönüştürülmesi mümkün değildir ve Allah'ın insanlara bir lütfudur; dolayısıyla, bu alanlar harap edilmiştir.Özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum; organize sanayi bölgelerinin kurulmasında geç kalındığı için, plan hedefleri gerçekleştirilemediği için, kaynaklar kıt kullanıldığı ve rantabl olarak değerlendirilemediği için, ülke sanayileşmesi geri kalmış, sanayicimiz de, kendi başına arsa üretmeye ve sanayi tesislerini kurmaya çalışmıştır. Elbette, sanayiciler, kendileri açısından, ulaşımı kolay olan, altyapısının kurulması kolay olan bölgeleri tercih etmişlerdir. Mesela, İstanbul, Sakarya ve İzmit bölgelerini düşündüğümüzde, bunun yanında, Mersin ile İskenderun arasında Türkiye'nin en verimli arazilerini düşündüğümüzde, Maraş Ovasını düşündüğümüzde, genellikle, ülkemizin temel sanayilerinin de bu
bölgeler üzerinde kurulduğunu görüyoruz. Bunun temel sebebi nedir; organize sanayi bölgelerinin kurulmasında, maalesef, geç kalınmıştır, geç bir yapılanma olmuştur. Bu zamana kadar bu işleri yürütmekle görevli olan organize sanayi bölgeleri müteşebbis heyetleri de, gerekli hukukî statüye, sorumluluğa ve yetkiye sahip olamadıkları için gerekli kararları almakta yetersiz kalmışlar ve Bakanlıkla aralarındaki iletişim kopukluğundan dolayı da gerekli düzenlemeleri yerine getirememişlerdir. Bunun neticesinde, inşallah, bu kanun çıkarıldığı zaman, bu hukukî boşluk ortadan kaldırılacak, organize sanayi bölgelerinin müteşebbis heyetlerinin sıkıntıları ve o bölgelerde yatırım yapan sanayicilerin sıkıntıları da ortadan kaldırılacaktır.Özellikle, sanayi bölgelerinin kurulmasında, yer seçimi önemli bir konuyu arz etmektedir. Biraz önce arz etmeye çalıştığım kıstaslar ölçüsünde, özellikle, ülkemizin, gelecekte, dünyadaki gıda problemini de dikkate almak suretiyle, sanayilerimizin, verimsiz alanlara, kırsal bölgelere kaydırılması gerekmektedir.
Özellikle, güney bölgelerimizde, Mersin'de, Adana'da, İskenderun'da o güzelim sahil kıyıları sanayileşmeye açılmıştı. Halbuki, 2 kilometre, 3 kilometre yukarısında olmuş olsa, hem sulanamayan, tarıma elverişli olmayan araziler kullanılmış olacak hem ekolojik dengeye dikkat edilmiş olacak hem de tarımsal üretimimiz daha sağlıklı şartlarda, daha verimli ölçülerde gerçekleştirilmiş olacaktı. Maalesef, sanayi kurarken, doğanın dengesini, bitki örtüsünü de dikkate almadığımız için, çok ciddî sıkıntıların ileride çıkması muhtemeldir. Onun için, özellikle, sadece organize sanayi bölgelerinin yerleri tespit edilirken, birinci sınıf arazilerin ve korunmaya muhtaç arazilerin dışına kaydırılması önemli değil, aynı zamanda, özel yatırımcılarımızın da, arazi seçimleri yapılırken, onlara ruhsat verilirken, fabrikaları kurdurulurken de, aynen, organize sanayi bölgelerinin kurulması için tercih edilen yerler ölçülerine ve kıstaslarına uymak suretiyle, yer seçmelerine yardımcı olunması, gerekirse,
bu sanayicilerimize de katkıda bulunulması gerekmektedir.Özellikle, istihdam sorununu halledememiş, yatırımını gerçekleştirememiş, üretimini halledememiş toplumların, kalkınması, sosyal devlet ilkesini hayata geçirmeleri de mümkün değildir. Bu açıdan baktığımız zaman, Türkiye bütçesi oldukça yetersizdir. Oldukça yetersiz bir bütçesi olan Sanayi Bakanlığımızın, gerekli hizmetleri görebilmesi için ayırmış olduğumuz bütçe de oldukça komik rakamlardadır. Özellikle, sanayi hizmetlerinin görülmesi için ayrılan rakam, 39 trilyon lira gibi, bütçemizin binde 9'u nispetinde bir rakamdır ki, kalkınmak isteyen, Avrupa Birliğine girmek isteyen, Avrupa Birliğinin dev firmalarıyla ve tarımsal firmalarıyla rekabet edebilmek isteyen Türkiye'nin sanayi üretimine, sanayi hizmetlerine, organize sanayi bölgelerine, küçük sanayie, serbest bölgelere bu kadar komik bir rakamın ayrılmış olması da ayrıca bir yürek yarasıdır. Bunun yanında, bu 39 trilyon liranın hepsi sanayi hizmetlerine ayrılmıyor; 28 trilyon lirası, sadece yapı hi
zmetleri için, altyapı için ayrılıyor; kamulaştırma bedelleri için de 6,5 trilyon liranın ayrıldığını görüyoruz ki, bu, yapılacak hizmetlerin yanında, organize sanayi bölgelerinde yatırım yapmak isteyen sanayicilerimizin beklentilerinin yanında bir hiç mesabesindedir. 1999 fiyatlarıyla bu organize sanayi bölgelerimize 258 trilyon liralık yatırım yapılması lazım gelirken, bu zamana kadar, 1961 yılından 1999 yılına kadar harcanan para 58 trilyon mesabesindedir ki, harcanması lazım gelen rakamın ancak beşte 1'i mesabesindedir. Bu sene ayrılan rakam ise oldukça küçüktür, 28 trilyon lira mesabesindedir ki, bunun da, bu kalkınmayı sağlaması, beklentilere cevap vermesi, kalkınmamıza katkıda bulunması mümkün değildir. Bunun için, organize sanayi bölgelerinin yapılarının gerçekleşmesi güçleşmektedir; on seneye, yirmi seneye, otuz seneye sarkan organize sanayi bölgelerinin kurulması vardır ki, organize sanayi bölgeleri otuz sene önce planlanmış, fabrikalar kurulmuş; ama, hâlâ altyapısı bitmemiş. Dolayısıyla, organize sanayi bölgelerinin altyapısı bitirilmeden oradaki fabrikaların teknolojileri eskimekte, fabrikalara yeni yatırım yerleri ayrılması düşünülmektedir. Bunun için, bu sürenin kısıtlanması, bu sürenin en asgariye indirilebilmesi için bütün kaynakların seferber edilmesi gerekmektedir.Bu yer tespiti yapılırken, tespit edilen önemli hususlardan birisi de, özel organize sanayi bölgelerinin kurulmasına müsaade edilmesi de oldukça olumlu bir gelişmedir. Hiç değilse, kaynakları yeterli olan, bir araya geldikleri zaman böyle bir organize sanayi bölgesi kurma imkânına sahip olan sanayicilerimiz, işadamlarımız, bir araya gelmek suretiyle, belki de devletten daha uygun rakamlarla, uygun yerlere, uygun şartlarla organize sanayi kurmaları da mümkün hale gelebilecektir ki, bu da olumlu bir gelişmedir.
Ayrıca, bunun yanında, küçük sanayi sitelerimiz, genelde KOBİ'lerimize hizmet veren, çok küçük esnafımıza hizmet veren kuruluşlarımızdır. Maalesef, bu sanayi tesislerine ayrılan rakamların içerisinde küçük sanayi sitelerine ayrılan paylar oldukça küçüktür. Belki onlara "küçük sanayi siteleri" veya "esnaf" diyoruz; ama, bugün, esnaflarımız kurdukları atölyelerde, büyük fabrikalara yan hizmetler vermekte, yedek parçalar üretmektedirler. Dolayısıyla, istihdama katkıları, belki de büyük sanayicilerimizin çok daha fevkinde olmakta, sanayimize katkıları çok daha fazla olmaktadır. Onun için, küçük sanayi siteleri deyip küçümsemememiz lazım. Bu, teknolojinin gelişmesine, kalifiye elemanların yetişmesine en ücra yerlere ulaştırmak sureti
yle insan kalitemizin yükseltilmesine vesile olmaktadır. Düşünün, 8-10 bin nüfuslu bir ilçede 30 işyerine sahip olan bir küçük sanayi sitesi kuruluyor. Burada, o bölgenin gençleri üretime katkıda bulunuyorlar; dolayısıyla, ummadığımız yerlerde, küçük bölgelerimizde, sanayiin altyapısını ve kalifiye eleman ihtiyacını karşılayacak olan insanların yetişmesine, kalfaların yetişmesine, çırakların yetişmesine vesile oluyorlar. Dolayısıyla, organize sanayi bölgeleri kadar, serbest bölgeler kadar, aynı zamanda, küçük sanayi siteleri de ülkemizin kalkınmasına katkı sağlayacak, insan kalitemizin yükselmesine katkı sağlayacak, istihdama katkı sağlayacak, üretime katkı sağlayacak ve büyük sanayiin altyapısı olacak tesisler diye düşünüyorum.Getirilmiş olan bu Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu Tasarısını olumlu bulduğumuzu ifade ediyor, hepinize sevgiler, sayılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Budak.
Doğru Yol Partisi Grubu adına, Aksaray Milletvekili Sayın Murat akın; buyurun efendim.
Süreniz 10 dakika.
DYP GRUBU ADINA MURAT AKIN (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4 üncü madde üzerinde Grubum adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetimizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, 4 üncü madde, "Organize Sanayi Bölgeleri, Yer Seçimi Yönetmeliğine göre uygun görülen yerlerde Bakanlığın onayıyla kurulur" diye başlayan uzun bir maddedir. Bu madde, adı da üzerinde olduğu gibi, sanayiin, geçmişte gelişigüzel yerleşim alanları içinde altyapısı dünya standartlarına uygun olmayacak bir biçimde kurulması yerine, organizeli bir şekilde kurulmasının, nerede ise, en ince detaylarına kadar düzenlenen, yönetmelikle düzenlenmesi gerekecek bazı hususların dahi buraya alındığı bir tasarı maddesidir.
Değerli milletvekilleri, geçen hafta konuşmamda da ifade ettiğim üzere, bundan sonraki tüm yatırımlarda, bunun gözardı edilmemesi lazım ve Türkiye'nin, finansmandan önce, ayrıca, meslekî eğitim konusundaki problemini de çözmesi gerekir.
Şunu her fırsatta ifade ediyoruz: Bir küçük ve orta boy sanayi işletmesinin, finansman konusundaki sıkıntısını giderebilecek çeşitli yöntemleri yolları vardır. Birikimleri varsa, bilhassa, küçük esnaf, sanayici satar; birinden borç alır; emlakını satar, gayri menkulünü satar, borç alır, finansman sıkıntısını geçici olsa da giderebilir; ancak, meslekî eğitim konusunda gidip bir başkasının emanet ustasını, mühendisini alıp kendi işkolunda çalıştırması mümkün değildir.
Uzakdoğu'dan gelen birçok mallar, bilhassa insan yönetimi sayesinde ucuza mal edilmek suretiyle, bir traş makinesi, Urfa'da veya Gaziantep'te pazarda, pasajlarda 3 dolara satılmaktadır. Aynı şeyler, icabında Türkiye'de standart işçilik kullanılmaması nedeniyle 50 dolara üretilmektedir. Şimdi, Uzakdoğu ülkelerinde üretilen 3 dolara Türkiye hududundan giren bir malın, pazarlanması ve kolay satış miktarı fazladır; 50 dolara mal olan bir malın, değil Uzakdoğu ülkelerinde, başka ülkelerde, kendi ülkemde dahi satılması, pazarlanması çok zordur. Ucuz maliyete, ucuz işçiliğe mal edilen bu mamuller, daha ziyade, organize sanayi bölgesinde istihsal edilen mallardır. Bu durum da, yerli sanayii ciddî bir şekilde tehdit etmektedir; ancak, bu konuda yapılacak olan çalışmaların yüzde 99'u, inşallah, bu kanun tasarısının kanunlaşmasıyla birlikte gerçekleşmiş olacaktır.
Değerli milletvekilleri, bilhassa, dünyada, bu konuda yapılması, alınması gereken standart tedbirler vardır; bunları 11-12 madde şeklinde tadat edebiliriz.
Birincisi, bilhassa, organize sanayi bölgesinde yapılacak yatırımlar, dünyadaki teşvik sistemleriyle incelenmeli, koordineli bir şekilde incelenmeli; ayrıca, sanayi envanterleri çıkarılmalı, sanayi alanları tespit edilmeli, girdi maliyetleri ciddî bir şekilde düşürülmeli, yatırım indiriminden stopaj kaldırılmalıdır.
Değerli milletvekilleri, bilhassa, vergi indirimi olarak bilinen yatırım indirimleri, Gelir ve Kurumlar Vergisinden istisna kılınmakta; ama, diğer bir yandan da, stopaj adı altında, kurumlardan Gelir Vergisi alınmaktadır. Bu da, vergilendirmenin değişik bir şeklidir ve yatırımların geniş tutulmasına, kısmen de olsa bir engel teşkil etmektedir.
Ayrıca, yatırımlarla hızlandırılmış amortisman uygulamasına geçilmeli, dış kredi teminat mektubu için bazı bankalara yetki verilmeli, KOBİ tanımı iyi yapılmalı, yeni teknolojiye ve dış rekabete açık, verimli KOBİ'lere destek verilmeli, yatırım teşviklerinin teşhisinde sanayi ve ticaret odalarının etkinliği sağlanmalı, organize sanayi bölgesi hizmetlerine KDV istisnası, Katma Değer Vergisi istisnası getirilmeli, cins tahsis harçlarından organize sanayi bölgesindeki yapı ve arsalar muaf tutulmalı, mutemetlik müessesesi yeniden ihdas edilmelidir.
Değerli milletvekilleri, ülkemizin esnaf sicili rakamlarına göre, sayılı 2 035 000'e yakın, sicile kayıtlı olmayanlarla ilgili yapılan tahminlerle beraber 3,5 milyona ulaşmış, bir nevi organize sanayi bölgesi ve dağınık yerlerde faaliyet gösteren küçük boy işletmelerimiz mevcuttur; aileleriyle bu, toplumun aşağı yukarı dörtte 1'ini teşkil etmektedir. Ülkemiz nüfusu içinde bu denli önemli bir ağırlığa ulaşmış esnaf ve sanatkârlar, sosyal dengelerin ve sistemin güvencesi olarak, demokrasinin, serbest piyasa ekonomisinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Ayrıca, Türk esnaf ve sanatkârları, yüksek ahlakî değerlerle, toplumumuzun omurgasını oluşturmaktadırlar.
Esnaf ve sanatkârların geliştirilip güçlendirilmesi, toplumumuzda istikrarın ve toplumsal dengenin sağlanması yönünden son derece yaşamsal bir öneme sahiptir. Bu kesimin, devletçe uygulanacak politikalarla desteklenip geliştirilmesi konusu, günümüzde, tartışmasız bir gereklilik olarak kabul edilmektedir. Bugün tartışılan, esnaf ve sanatkârlarımızın ve KOBİ'lerimizin desteklenip desteklenmeyeceği değil, nasıl ve hangi politikalarla desteklenmesi gerektiğidir. Bilhassa, KOBİ'lerimiz, alışkanlıklarından ve yönetim biçimlerinden vazgeçerek, yeni teknolojilere yönelik yapılanma sürecine girmek durumundadır. Dünyada, böylesine hızlı değişim ve gelişmeler yaşanırken, KOBİ'lerimizin de bunlara ayak uydurması gerekir.
Dünyamız, sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçerken, ülkemizde de, aynı şekilde hassasiyet gösterilmeli, hazırlanacak yapısal dönüşüm programlarında, bu kesim, global değil, sektörel bazda ve selektif bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Bu bağlamda, KOBİ'lerimiz, çağdaş teknolojiyi içeren ürünlerin üretimiyle ilgilenen elektrik, elektronik, mikroelektronik ve telekomünikasyon gibi geleceğin gözde sektörlerinde faaliyet gösterebilecektir. Devlete, destekleme ve geliştirme politikalarının yanı sıra, uygun hukuksal altyapı oluşturma, esnaf ve sanatkârların y
aptığı üretim ve hizmetin kalitesini denetleme çalışmalarını koordine etme görevi de verilmelidir.Üretilen ürünün ya da hizmetin dünya piyasalarında rekabet edebilmesi için kaliteli olması, uluslararası standartlara uyması vazgeçilmez bir şarttır. Böylece, bir üretimi yapabilmek ise, teknoloji üreten ve kullanabilen eğitilmiş insanlarla mümkündür. Bu denilen hususların da en iyi şekilde yapılacağı yer, organize sanayi bölgeleri alanlarıdır.
Bu nedenle, Türk esnaf ve sanatkârlarının, gümrük birliği sürecinde ayakta kalabilmesinde eğitimin önem ve fonksiyonu büyüktür. Esnaf ve küçük sanatkârların meslekî eğitimlerine de gerekli önem ve öncelik mutlaka verilmelidir.
Değerli milletvekilleri, Dünya Bankası temsilcisi Ajan Chibber, Türkiye'deki bürolarını kapatıp, giderken şu sözü sarfetmişlerdir: "bir ülkenin Dünya Bankasına ihtiyaç duymamasının en büyük sebebi -çok mühimdir- başlangıç olarak...
BAŞKAN - Sayın Akın, 1 dakika eksüre veriyorum; toparlayınız.
MURAT AKIN (Devamla) – Dünya Bankası Türkiye direktörü Ajan Chibber, Türkiye'deki bürolarını kapatıp, giderlerken "Bir ülkenin Dünya Bankasına ihtiyaç duymamasının en büyük sebebi, başlangıç olarak dünyanın birçok ülkesinde -ifade ettiği cümleyi kullanıyorum- çalışmanın sonucu olarak edindiğim izlenimlere dayanarak, Türkiye için farklı olan şeyin, Türkiye'de çok dinamik bir KOBİ sektörünün bulunduğu, özel sektörün ve Türkiye'nin gerçek gücü olduğunu belirtmek isterim" demiştir.
Dolayısıyla, KOBİ'lerimiz, bu organize sanayi bölgelerinde iyi bir şekilde, üretimde koordineli bir şekilde istihdam sağlarsa işsizliğin ülkemizde önlenmesinde de büyük bir katkı sağlayacaktır.
Yüce Heyetimizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Akın.
Gruplar adına başka söz isteği?.. Yok.
Şahısı adına, Erzurum Milletvekili Sayın Aslan Polat; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika efendim.
ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayın Bakana konuşmak istiyorum; ama etrafı kalabalık, ayrılsalarda rahat konuşsam.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, konuşmacı arkadaşımızın, önemli suallerinin olduğu yönünde bir isteği var, Sayın Bakanı rahat bırakırsanız, onları dinleme imkânı bulur.
Buyurun Sayın Polat, siz başlayın; o zaman dinler herhalde arkadaşlarımız.
ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım. Bu kanunun bu maddesinde daha ziyade organize sanayi bölgelerinin yer seçimiyle ilgili görüşlerimizi belirteceğiz. Ben, bu arada genel olarak organize sanayi bölgelerinin yer tespitiyle ilgili şunları söylemek istiyorum. Bilhassa burada da belirtildiği gibi, ziraat arazilerinde yer teslimi yapılmaması, en güzel ve doğru bir şey olmakla beraber, bir de organize sanayi bölgelerine yer seçerken, şehrin ihtiyacınıda göz önüne almak zorundayız. Çoğu zaman, bu yer seçimlerinde ihtiyacı karşalamayacak kadar küçük yerler seçiliyor, bir müddet sonra bu sahalar dolunca ikinci, üçüncü sahalarda yer seçiliyor, onlar da ayrı ayrı mekânlarda oldukları zaman, her organize sanayi bölgesinde ayrı ayrı sosyal tesislerin yapılması ve al
tyapıların yapılmasıyla bu masraflı olmaktadır. Halbuki, bu organize sanayi bölgeleri seçilirken, etrafları gelişmeye açık olan yerler seçilirse ve o taraflara doğru da geliştiği zaman, ikinci ve üçüncü sanayi bölgeleri yan yana alındığı zaman, aynı sosyal tesisten de faydalanacakları için hem daha ucuz olacak hem de bütün sanayi aynı yerde olacağı için çok daha faydalı olacaktır diye düşünüyorum.Sayın milletvekilleri, şimdi, bir de burada, bu kanun maddesinde bir konu var; Sağlık Bakanlığınca, organize sanayi bölgelerinin etrafında sağlık bantları kurulmalıdır deniliyor; ama, ben, şimdi Sayın Bakana, Erzurum Organize Sanayi Bölgesinin ihtiyaçlarıyla ilgili bir iki şey diyeceğim; ama, Sayın Bakanın dinleme şansı yok. Sayın Bakanın etrafındakiler, lütfen, ayrılıncaya kadar bekleyeceğim burada. Benim Sayın Bakandan isteğim var; ama, etrafını sarmışlar, dinletemiyoruz.
BAŞKAN – Sayın Polat, siz lütfen devam edin. Arkadaşlarımız sanıyorum boşaltmak üzereler Sayın Bakanın çevresini. Kuşatma kaldırıldı, konuşmanıza devam edin efendim.
ASLAN POLAT (Devamla) – Sayın Bakanım, size Erzurum'la ilgili birkaç konu söyleyeceğim.
Şimdi, Erzurum Organize Sanayi Bölgesinde, bırakın sağlık bantlarını, 3 000 kişinin çalıştığı yerde bir tane bile doktor yok, sağlık ocağı yapılmış, doktor yok. Şimdi dersiniz ki, doktorla ilgili konuya Sağlık Bakanlığı bakıyor; ama, öyle bir kanun getirmişsiniz ki, organize sanayi bölgesinde doktor ihtiyacı konumuz var, ona Sağlık Bakanlığı bakıyor; elektrikle ilgili konumuz var, ona Enerji Bakanlığı bakıyor dediğiniz zaman olmaz. Madem siz burada hükümet adına varsınız, Erzurum'un şu ihtiyaçlarını gidermenizi istiyorum:
Birincisi, organize sanayi bölgesindeki o sağlık ocağına bir tane doktor gönderin. Erzurum'a 12 kilometre uzaklıkta olan bu yörede bir sakatlık meydana geldiği zaman, yaralanma meydana geldiği zaman, bir doktor olmadığı için orada büyük bir problem meydan
a geliyor ve hakikaten, hiç arzu edilmeyen olaylar meydana geliyor.İkincisi, Erzurum Organize Sanayi Bölgesinde şu anda elektrik indiriminden faydalanılamamaktadır. Her ne kadar Doğu Anadolu teşvik kapsamına alınmış ise de, organize sanayi bölgesine giren elektrik tek bir merkezden sanayi içinde dağıtıldığı için, tek tek abone olunmadığı belirtilerek Enerji Bakanlığınca, kanunen verilmiş olan bu enerji indirimi Erzurum'da uygulanamamaktadır; Erzurum'da uygulanamadığı gibi, birçok sanayide de uygulanamamaktadır.
Sayın Bakanım, sizden bir önemli ricamız, arzumuz da, bu enerji indirimlerinden bu organize sanayi bölgelerinin yararlanabilmesi için gerekli tedbiri almanızdır.
Sayın Bakanım, bakın, sizden bir önemli isteğimiz de şu: Şimdi, şu yatırım programınız. Yatırım programında demişsiniz ki: Erzurum Organize Sanayi Bölgesine 1 milyon lira ayrıldı. Erzurum-Aşkale Küçük Sanayi Sitesine 1 milyon lira, Erzurum-Tortum Küçük Sanayi Sitesine 1 milyon, Erzurum-Horasan Küçük Sanayi Sitesine 1 milyon, Erzurum-Pasinler Küçük Sanayi Sitesine 1 milyon, Erzurum-İspir Küçük Sanayi Sitesine 1 milyon, Erzurum merkez Aziziye Küçük Sanayi Sitesine 1 milyon; toplam 7 milyon lira para ayırmışsınız; 7 tane ilçemizdeki organize sanayi sorununu çözdüğünüzü zannediyorsunuz.
Sayın Bakanım, şimdi çok açık olarak söylüyorum: Sizin lisede okuyan çocuğunuz, Kızılay'a giderken sizden para istese, 7 milyon lira verseniz çocuğunuz Kızılay'a gitmez. Siz, burada 7 tane ilçemizin ihtiyacını, 1'er milyon liradan 7 milyon lirayla çözdüğünüzü söylüyorsunuz; bu, çok yanlış oluyor. Bunun için sizden arzumuz, isteğimiz, bu yatırımlara ayırdığınız paraları gerçekçi yatırımlara ayırınız. Bu konuda en büyük problem yer seçimlerinde oluyor. Sanayi Bakanlığından gelen arkadaşlar, o ilçelerin gösterdiği yerleri bir türlü beğenmeyerek, bahane ediyorlar, erteliyorlar; bu yatırımlara geçilemiyor. Bu arada, bunu da size belirtmek istiyorum; inşallah bunu çözersiniz diye düşünüyorum.
Bir önemli konu da, küçük sanayi sitelerinden geri ödemesi başlayanlar, ki, mesela, Erzurum Oltu bu durumdadır, şimdi bunlar Doğu Anadolu'da ve bilhassa Türkiye genelinde yatırımların durmasından dolayı, işyerlerinin iş yapamamasından dolayı bu kredileri geri ödemekte problemlere düşmüşlerdir; bunlara, bilhassa doğudan başlayarak, bir avantaj, bir öncelik sağlamanız gerekmektedir.
BAŞKAN – Sayın Polat, size 1 dakika süre veriyorum, toparlayınız.
ASLAN POLAT (Devamla) – Sayın Bakanım, bakın, bugün, İstanbul Sanayi Odasının verdiği anketlere göre, 1998 senesinde yüzde 66,1 olan küçük sanayi sitesindeki kapasite kullanım oranı, şimdi yüzde 54,8'e düşmüştür. Bu oran, 1997'de yüzde 70 idi, şimdi yüzde
54'e düştü. Bu neyi gösteriyor; Türkiye'de büyük bir işsizlik vardır, işsizlikten dolayı da küçük sanayi siteleri borçlarını ödeyememektedirler ve kredi geri ödemede probleme düşmüşlerdir. Bizim sizden arzumuz, bunların bu kredi erteleme ihtiyaçlarını anlayışla karşılamanızdır. Bilhassa doğu ve güneydoğuda, hem Türkiye genelinde sanayi sitelerindeki kapasite kullanım oranlarının düşmesi ve kapanmaları nedeniyle iş yapamamalarından dolayı hem de genel krizden dolayı, bunlara bu anlayışı göstererek kredilerini ertelemenizi rica ediyorum. Ayrıca, Erzurum'u 7 milyon lirayla avutmadan, gerçek kredi taleplerini yerine getirmenizi diler, saygılar sunarım. (FP sıralarından alkışlar)BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Polat.
İkinci sırada, Sakarya Milletvekili Sayın Cevat Ayhan?.. Yok.
Üçüncü sırada, Konya Milletvekili Sayın Veysel Candan?.. Yok.
Dördüncü sırada, Elazığ Milletvekili Sayın Ahmet Cemil Tunç; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakikadır.
AHMET CEMİL TUNÇ (Elazığ) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Organize sanayi bölgeleri tasarısını görüşüyoruz. Şüphesiz, organize sanayi bölgeleri, Türkiye'nin sanayileşmesi, gelişmesi, kalkınması için son derece önemli hususlardır; ancak, bunun yanında, Türkiye'de, önemsenmesi, geliştirilmesi, kaynak ayrılması gereken hususlardan birisinin de, sanıyorum, hayvan ürünleri organize sanayi bölgeleri olması gerekir; çünkü, Türkiye'nin bir tarım ve hayvancılık ülkesi olduğunu, her vesileyle, hepimiz söylüyoruz. Ne yazık ki, bu potansiyelimizi gereğince kullanamadığımızı da çok açık bir şekilde ifade etmek istiyorum. Bu potansiyeli daha reel bir şekilde kullanabilmek ve Türkiye'nin gayri safî millî hâsılasına olan katkısını daha da artırabilmek için, hayvan ürünleri organize sanayi bölgelerinin, Türkiye'de kurulması ve yaygınlaştırılması gerekir diye düşünüyorum.
Bakın, bunun Türkiye'de bir de ilk adımı var. Elazığ'da, hayvan ürünleri organize sanayi bölgesi, Sanayi Bakanlığı tarafından yatırım programına alınmış; yer seçimi yapılmış; 185 000 metrekarelik yer, Sanayi Bakanlığından 22 milyar lira kredi alınmak suretiyle alınmış; Çevre Bakanlığından ÇED raporu da alınmış; artı, Elazığ Valiliği, Elazığ Belediye Başkanlığı, Ticaret Odası ve Özel İdare Müdürlüğünün iştirakiyle, mütevelli heyet de oluşmuş. 1994 yılında kurulmuş ve şu anda, altyapısı yapılıyor; ama, bunun altyapısını, mahallî imkânlarla, bu müteşebbis heyet yapmaya çalışıyor.
Sayın Bakandan istirhamımız, isteğimiz, Türkiye'de ilk olan bu hayvan ürünleri organize sanayi bölgelerine daha fazla ilgi göstermeleri, kaynak ayırmaları ve inşallah, Elazığ'dan başlamak suretiyle, bütün Türkiye'de, bu tür yatırımların gelişmesini, artmasını temin etmeye çalışmaktır; çünkü, hayvancılık stratejik bir sektör ve Türkiye'de, şu anda, hangi şartlarda hayvancılığın yapıldığını hepimiz biliyoruz. Aslında, Türkiye'de, bir proje, bir plan dahilinde, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi hayvancılık yapma teşvik edilirse, şu andaki mevcut potansiyelini, çok kısa bir zaman içerisinde
ikiye, üçe katlayabilecek bir potansiyele de sahiptir.Hayvancılıkla uğraşanlar, hayvanları besliyorlar; ama, pazarlayamıyorlar. Bir örnek vermek istiyorum: Bu yıl, Elazığ'da, besiciler, sattıkları hayvanlarının 500 milyar lira üzerindeki bedellerini alamadılar. Şirketler alıyor, veriyorlar, çek alınıyor; ama, daha sonra, çek, mafyanın, şunun bunun eline geçerken, besici, bir yıl emek verdiği, bütün sermayesini, bütün emeğini vermiş olduğu hayvanını satıyor, ne yazık ki parasını geri alamıyor. Geçen yıl aynı şey olmuştu; yine, besiciler, hayvanlarını satmış; ama, 500 milyar lira civarında bir parayı tahsil edememişlerdi. Buradan, bu hususu, sayın ilgililere de açıklamak istiyorum. Yani, vatandaş, bu kadar sahipsiz bırakılır mı? Elinde çeki var, senedi var, parasını tahsil edemiyor; ama, hiçbir şey de yapamıyor. Dolayısıyla, ilgililerin sahiplenmesi gerektiği düşüncesiyle, bunu ifade etmek istedim.
Bu hayvan ürünleri organize sanayi bölgelerinin, öncelikle, doğu ve güney illerimizde yaygınlaştırılmaları, geliştirilmeleri gerekir; çünkü, toplam 30 milyon hayvan varlığımız var, bunun 10 milyonu, sadece Doğu Anadolu Bölgesindedir; 10 milyon civarında sığır (büyükbaş hayvan) varlığımız var, bunun da 2,5 milyonu Doğu Anadolu Bölgesinde bulunuyor. Dolayısıyla, hayvan ürünleri organize sanayi bölgelerinin yapımına...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen toparlayınız Sayın Tunç.
AHMET CEMİL TUNÇ (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.
... bu bölgeden başlanması gerekir diye düşünüyorum. Bir rakam vermek istiyorum: Hayvancılık sektöründe, 1999 yılında, kullanılan toplam kredi miktarı 683 trilyon 927 milyar liradır; bunun, sadece, 17 trilyon 530 milyar lirasını Doğu Anadolu Bölgesi hayvancıları almıştır; bu da, yüzde 2,5'e tekabül ediyor. Bu, çok büyük bir haksızlıktır, dengesiz bir dağılımdır.
Dolayısıyla, bu tür haksızlıkların da giderilebilmesi için, bu organize sanayi bölgelerinin yapımına bu bölgeden başlanılması gerektiğini düşünüyor, bu vesileyle, hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tunç.
Maddeyle ilgili başka söz isteyen?.. Yok.
Madde üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.
Maddeyle ilgili 5 adet önerge vardır.
Önergeleri, geliş sırasına göre okutup, aykırılık derecesine göre işleme alacağım.
Önergeleri okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
367 sıra sayılı tasarının 4 üncü maddesi beşinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın ilavesini arz ederiz.
"Bakanlar Kurulu kararıyla Hazine veya kamu kurum ve kuruluşlarına ait araziler bedelsiz olarak organize sanayi bölgesi kurulmak üzere tahsis edilebilir."
Cevat Ayhan Ali Sezal Faruk Çelik
Sakarya Kahramanmaraş Bursa
M. Altan Karapaşaoğlu Sacit Günbey Fethullah Erbaş
Bursa Diyarbakır Van
BAŞKAN – İkinci sırada okutacağım önerge ile üçüncü sırada okunacak önerge aynı mahiyettedir; okuttuktan sonra işleme alırken, ikisini birlikte işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 367 sıra sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanun Tasarısının 4 üncü maddesinin yedinci fıkrasının (c) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
"c) İl ve ilçelerdeki mevcudiyet durumuna göre, ticaret ve sanayi odası, ticaret odası ve sanayi odasının,"
Sefer Ekşi Mehmet Gözlükaya Meral Akşener
Kocaeli Denizli Kocaeli
Sevgi Esen Ahmet İyimaya Oğuz Tezmen
Kayseri Amasya Bursa
BAŞKAN – Üçüncü önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Organize Sanayi Bölgeleri Tasarısının 4 üncü maddesi yedinci fıkrasının (c) bendinin aşağıdaki şekilde düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.
Ahmet Arkan Emrehan Halıcı M. Altan Karapaşaoğlu
Kocaeli Konya Bursa
Şükrü Ünal İsmail Köse
Osmaniye Erzurum
"c) İl ve ilçelerdeki mevcudiyet durumuna göre, sanayi odası, ticaret odası veya ticaret ve sanayi odasının,"
BAŞKAN – Dördüncü önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
367 sıra sayılı kanun tasarısının 4 üncü maddesi yedinci fıkrasında (d) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdak
i (e) bendinin ilavesini arz ederiz."e) Esnaf ve Sanatkâr Odaları Birliğinin,"
Cevat Ayhan Sacit Günbey Latif Öztek
Sakarya Diyarbakır Elazığ
Aslan Polat Mustafa Geçer
Erzurum Hatay
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, okutacağım beşinci önerge, aynı zamanda en aykırı önergedir; okuttuktan sonra, işleme alacağım:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan "Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu Tasarısı"nın 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki iki fıkranın e
klenmesini arz ve teklif ederiz.Emrehan Halıcı İsmail Köse Beyhan Aslan
Konya Erzurum Denizli
Turhan Güven Akif Serin Sevgi Esen
İçel İçel Kayseri
"Organize Sanayi Bölgeleri sınırları içerisinde yapılacak mevzii imar ve parselasyon planları ve değişiklikleri Organize Sanayi Bölgesi tarafından yönetmeliğe uygun olarak hazırlanacak ve Bakanlığın onayına sunularak, İl İdare Kurulu kararı ile yürürlüğe girer. Onaylı Organize Sanayi Bölgesi imar planları ilgili kurumlara bilgi için gönderilir.
Yürürlü
ğe giren mevzii imar planına göre arazi kullanımı, yapı ve tesislerinin projelendirilmesi, inşası ve kullanımıyla ilgili ruhsat ve izinler Organize Sanayi Bölgesince verilir ve denetlenir."BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, katılıyoruz. Yalnız, metindeki "Organize Sanayi Bölgeleri" uzun olarak yazılmış; aslında, kanunun ilk maddesinde kısaltma olarak yer alacağı ifade edilmiş..
.BAŞKAN – Redaksiyon yetkisiyle diyorsunuz.
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI OKTAY VURAL (İzmir) – Bu şekliyle uygundur.
BAŞKAN – Sayın Hükümet?..
SANAYİ VE TİCARET BAKANI AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir) – Katılıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Komisyonun ve Sayın Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
367 sıra sayılı Tasarının 4 üncü maddesi beşinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın ilavesini arz ederiz.
"Bakanlar Kurulu kararıyla Hazine veya kamu kurum ve kuruluşlarına ait araziler bedelsiz olarak organize sanayi bölgesi kurulmak üzere tahsis edilirler."
Cevat Ayhan
(Sakarya)
ve arkadaşları
BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu efendim?..
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI OKTAY VURAL (İzmir) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Hükümet?..
SANAYİ VE TİCARET BAKANI AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Cevat Ayhan?.. Yok.
Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Geri kalmış bölgeler ile ilçelerde sanayileşmeyi, yatırımı teşvik için gereklidir.
BAŞKAN – Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı, gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Sayın Akşener'in ve Sayın Arkan'ın önergeleri aynı mahiyette olduğu için, bir tanesini okutup işleme alacağım.
Önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Organize Sanayi Bölgeleri Tasarısının 4 üncü maddesi yedinci fıkrasının (c) bendinin aşağıdaki şekilde düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.
Ahmet Arkan
(Kocaeli)
ve arkadaşları
"c) İl ve ilçelerdeki mevcudiyet durumuna göre sanayi odası, ticaret odası veya ticaret ve sanayi odasının,"
BAŞKAN – Sayın Komisyon?..
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, katılıyoruz. Yalnız, Genel Kurulun bilgisi için... Sanayi odası ve diğerleri var. Burada, sadece, ticaret odasını eklemiş oluyoruz. Bu bilgiyle...
BAŞKAN – Redaksiyon yetkisiyle diyorsunuz...
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI OKTAY VURAL (İzmir) – Evet efendim.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, bir hususu yerimden sorabilir miyim?
BAŞKAN – Bir dakika Sayın Bedük.
"İl ve ilçelerdeki mevcudiyet durumuna göre sanayi odası, ticaret odası veya ticaret ve sanayi odası
..."Yani, bazı illerde ticaret ve sanayi odaları ayrı ayrı, bazı illerde de ikisi birliktedir. Bu haliyle zaten yazılmış...
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI OKTAY VURAL (İzmir) – Yazılmış. Eklediğimiz, sadece, ticaret odasıdır; değişiklik sadece ticaret odasını eklemek içindir. Onu ifade etmek için...
BAŞKAN – O ayrı. Sayın Akşener ve Sayın Arkan'ın önergeleri, ikisi de aynı mahiyettedir. Bu haliyle katılıyorsunuz...
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI OKTAY VURAL (İzmir) – Evet.
BAŞKAN – Sayın Hükümet?..
SANAYİ VE TİCARET BAKANI AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir) – Katılıyoruz efendim.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Bedük.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, ben de uygulamadan gelen bir kişi olarak, burada o eksikliği gördüm; çünkü, illerde gerçekten hem sanayi ve ticaret odası var hem ticaret odası var hem sanayi odası var; hatta bir yerde hiç sanayi odası yok, sadece ticaret odası var.
BAŞKAN – O şekilde yazılmış zaten efendim.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Çok teşekkür ediyorum; iyi tespit etmişsiniz.
BAŞKAN – Ben teşekkür ederim.
Komisyonun ve Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Son önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
367 sıra sayılı kanun tasarısı 4 üncü maddesi yedinci fıkrasında (d) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (e) bendinin ilavesini arz ederiz.
"e) Esnaf ve sanatkâr odaları birliğinin,"
Cevat Ayhan
(Sakarya)
ve arkadaşları
BAŞKAN – Sayın Komisyon?..
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, konu dışında olduğundan katılmıyoruz; çünkü, küçük sanayi siteleriyle esas itibariyle alakalı bir kurum olduğundan...
BAŞKAN – Sayın Hükümet?..
SANAYİ VE TİCARET BAKANI AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Ayhan gerekçenizi mi okuyalım, açıklamada mı bulunacaksınız?
CEVAT AYHAN (Sakarya) – Konuşayım ef
endim.BAŞKAN – Buyurun efendim.
Konuşma süreniz 5 dakika.
CEVAT AYHAN (Sakarya) – Teşekkür ederim.
Muhterem Başkan, muhterem üyeler; organize sanayi bölgelerinin kurulmasıyla ilgili müteşebbis heyetin içinde esnaf ve sanatkâr odalarının bulunmasını da istemişim; önergemin mahiyeti budur. Bunu isteme gerekçem de şu:
Organize sanayi bölgelerinde -yeni bir yaklaşım bu- hemen onların içinde, bir köşesinde de -daha önce konuşmamda arz ettiğim gibi- imalat sanayi siteleri kurulmaktadır. Bunlar, esnaftır; ticaret ve sanayi odası üyesi değil, esnaf odaları üyeleridir. 3-5 kişi çalıştıran, 8-10 kişi çalıştıran; ama, tamir yapmayan, imalat yapan muhtelif sektörlerde, organize sanayi bölgelerinde, -ki, tahmin ederim Bakanlığın da bu istikamette bir değerlendirmesi vardır, olacaktır- tabiî, 10 dönümlük parseller üzerinde dağıtım yapıyorsunuz veya isteyene daha çok, ihtiyaca göre, 20 dönüm 30 dönüm veriyorsunuz. Bir de küçük sanayi sitelerine sığmayan esnaf var, orada 100-150 metrekareye sığamıyor. Değerli mille
tvekili arkadaşlar, bunu, bu sanayi bölgelerini gezdikleri zaman görürler. Bir tamircinin, parçacının yanında 8-10 kişi çalışan; ama, belli konularda imalat yapan insanlar var. Bunlar çevreleri için uygun olmuyor, çevreleri de onlar için uygun olmuyor. Bunların da -bendenizin imalat sanayi sitesi dediğim, 500 metrekare modül sistemde bitişik iki dükkan alır 1 000 metrekare, üç dükkân alır 1 500 metrekare- organize sanayi bölgelerinin köşelerine konulması lazım. Bizim Sakarya'daki organize sanayi bögesinde, 300 dönümlük kısmı -yanlış hatırlamıyorsam- buna ayırdılar. Bu, aynı zamanda, organize sanayi bölgesindeki büyük işletmelerin de parça imalatını yapıyor; onlarla beraber yakın münasebet içinde oluyor.Şimdi, organize sanayi bölgeleri için böyle bir yaklaşım içinde olursak, burada, esnaf odalarının da müteşebbis heyette bir temsilcisinin bulunmasında hiçbir mahzur yok. Tabiî, takdir, Muhterem Heyetinizindir; ama, bunu yapmakta hiçbir mahzur yok; çünkü,
organize sanayi bölgelerine giden insanlar, küçük esnaftan geliyor. Önce, bir tornayla başlıyor, ondan sonra bir kaç torna oluyor, diğer tezgahları alıyor, parça imalatına geçiyor, kriko imal ediyor, piyasaya doğrudan, nihaî mamul olarak takdim ediyor. Bakıyorsunuz, 8-10 sene sonra, 20 sene sonra, ortaya belli cesamette bir sanayi çıkmış. Onun için, bu insanların yolu organize sanayi bölgesinden geçer diye bunu teklif ettim. Takdir Yüce Heyetindir.Hepinizi hürmetle selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ayhan.
Komisyonun ve H
ükümetin katılmadığı, gerekçesini Sayın Ayhan'dan dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Önergeyi kabul edenler_ Kabul etmeyenler_ Önerge kabul edilmemiştir.4 üncü maddeyi, kabul edilen değişiklik önergeleriyle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler_ Kabul etmeyenler_ Kabul edilmiştir.
5 inci maddeyi okutuyorum:
Nitelikleri
MADDE 5. – Organize sanayi bölgesi, kamu yararı gerekçesiyle adına kamulaştırma yapılabilen veya yaptırılabilen bir özel hukuk hükmî şahsiyetidir.
Kamu yararı kararı, organize sanayi bölgesi müteşebbis heyetinin başvurusu üzerine Bakanlıkça verilir. Arazinin mülkiyetinin edinilebilmesinde yapılan masraflar ile arazi bedeli ödeme yükümlülüğü OSB hükmî şahsiyetine aittir
BAŞKAN – 5 inci maddeyle ilgili olarak, Fazilet Partisi Grubu adına, Hatay Milletvekili Mustafa Geçer.
Buyurun Sayın Geçer. (FP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
FP GRUBU ADINA MUSTAFA GEÇER (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 367 sıra sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu Tasarısının 5 inci maddesiyle ilgili olarak konuşmak üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Grubum ve şahsım adına, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; organize sanayi bölgeleri, 1961 yılından sonra, planlı kalkınmaya geçmemizden sonra gündeme gelmiştir. Organize sanayi bölgeleri, aslında, düşünce ve uygulama olarak son derece güzel... Türkiye'de kalkınmanın daha hızlı bir şekle getirilmesi ve sanayiin bölgelerarası dengesizliği giderecek şekilde yaygınlaştırılması ve ülkenin diğer alanlarındaki ekonomik kıymetleri, iktisadî kıymetleri, tarım arazileri, çevre sorunları en güzel şekilde, planlı şekilde, çözücü şekilde gündeme getirilmiş; ancak, bugüne kadar, ne hikmetse, bunlarla ilgili önemli mevzuatlar oluşturulmamıştır. Yani, burada, bir yasal boşluğun olduğunu görüyoruz; ancak, buna rağmen, organize sanayi bölgeleri, bugüne kadar gündemde olmuş ve 1961 yılından bu yana, daha çok Sanayi ve Ticaret Bakanlığının yayınlamış olduğu fonlar yönetmeliğine göre
, aşağı yukarı, organize olmuşlar ve sorunlarını bu mevzuatlarla çözmeye çalışmışlar. Bugüne kadar, gerçekten, organize sanayi bölgeleri müteşebbis heyetlerinin veya onları ilzam edecek, temsil edecek organlarının tüzelkişiliği olmamıştır; ama, buna rağmen, az da olsa, aşağı yukarı kırk yılı kapsayan bir gündem dahilinde, devletin kredi desteğiyle, bugüne kadar 43 adet organize sanayi bölgesi oluşturulmuştur. Gerçekten, bunlar da, küçümsenmeyecek kadar, ülkemizin ekonomik kalkınmasına, sanayiin yaygınlaştırılmasına büyük hizmetler yapmış, 331 000 -aslında 500 000'e yakın- istihdam alanı oluşturarak, ülkemize büyük hizmetler yapmıştır; ama, bu organize sanayi bölgelerinin ihmal edildiğini görüyoruz. Kırk yıl içerisinde, ortalama, her yıl bir tane organize sanayi bölgesi teşekkül ettirilebilmiştir. Buna rağmen, yine de, bu bölgeler, ülkemizde çok güzel işlevler yapmış ve büyük hizmetlerde bulunmuştur. Şu anda, organize sanayi bölgelerinin oluşumuyla ilgili yasal boşluğun doldurulması adına veya mevzuat eksikliğinin giderilmesi için, bugün görüşmekte olduğumuz Organize Sanayi Bölgeleri Yasa Tasarısı, Meclisimizin gündemine gelmiştir.Şu anda üzerinde konuşmakta olduğum tasarının 5 inci maddesinde de, aslında, organize sanayi bölgelerinin büyük bir yasal eksikliği olan -belki de- tüzelkişilik kazandırılması konusuna yer verilmiş ve düzenlenmiştir. Aslında, bu tasarının en önemli maddelerinden biri budur veya bu tasarının asıl ağırlığını oluşturan madde budur; çünkü, daha önceki organize sanayi bölgelerinin, iştirak halinde mülkiyette olduğu gibi, mecburî dava arkadaşlığı olduğu gibi, birtakım işlemlerin yürütülmesi, o organize sanayi bölgesine katılan tüm kurumların tek tek ittifaklarıyla oluyoryordu. Bu maddeyle, artık, organize sanayi bölgeleri tüzelkişilik kazanmaktadır ve o tüzelkişiliği temsil ve ilzam eden organlar belirlenecek, onların yapacakları kredi işlemleri veya diğer kurumlarla muamelelerini bu tüzelkişiler, tüzelkişiliği temsil eden organlar yürütecektir. Bu açıdan, yasa, burada büyük bir kolaylık ge
tirmektedir; ancak, yasalarda düzenlenen bazı alanlarda, yani, burada, organize sanayi bölgelerinin tüzelkişilik kazanmalarıyla bu sorun çözülecek değildir ve burada, tüzelkişiliklerin muameleleri daha rahat yürütmesi adına bir yasal boşluk ortadan kaldırılmaktadır. Ancak, organize sanayi bölgelerinin gelişmesi, ülkemiz sanayiine büyük katkılarının bulunması ve sanayiin yurt sathına yaygınlaştırılması adına, diğer alanlarda da düzenlemelerin yapılması gerekir. Bu düzenlemelerin, sadece yasal düzenlemeler olarak değil, aslında, bir anlayış, bir zihniyet değişikliğiyle yürütülmesi gerektiği inancındayım; çünkü, sadece, burada, organize sanayi bölgelerine tüzelkişilik kazandırılmasının, sorunun noktasal olarak çözümü olduğuna inanıyorum. Diğer alanlarda da, koordineli ve koordinasyon içinde bulunduğu diğer devlet kurumları ve özel kurumlarla da olan ilişkilerini çok daha rahat yürütecek, gerçekten, hangi kamu faydalarının, hangi kamu yararlarının önceliğine karar verecek, sadece Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve organize sanayi bölgesi tüzelkişiliği değil, diğer bakanlıkları da ilgilendiren çok önemli alanlar vardır. Burada, organize sanayi bölgelerinin gerçekten hızlı bir şekilde oluşması ve yaygınlaşması amacına yönelik olarak, diğer bakanlıklarımızın da gerekli çabayı harcaması gerekli çabayı harcaması, gerekli kolaylığı göstermesi gerektiği inancındayım. Zira, aynı maddede "kamu yararı kararını Sanayi ve Ticaret Bakanlığı verir" denilmektedir. Diğer bakanlıkların ilgi alanlarının farklılığı nedeniyle, kamu yararı farklı farklı düşünülebilir. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı açısından kamu yararı olan bir alanda, belki, Çevre Bakanlığı açısından kamu yararı görülmeyebilir. Buradan, artık, bu organize sanayi bölgelerini oluşturmakla ilgili tüm alanlarda, tüm kamu kurumlarında ve bakanlıklarda, kamu yararının neler olduğu, önceliklerinin neler olduğu... Yani, hangi alanda kamu yararından vazgeçilerek veya feda edilerek daha önemli kamu yararı alanının önceliğinin kabul edilmesi kriterlerinin de belirlenmesi gerektiği inancındayım.Bugün, organize sanayi bölgelerinin, tüzelkişilik dışında, dağınık mevzuatlarla bugüne kadar başarmış oludukları yatırımlar ve oluşturdukları organize sanayi bölgelerinin müteşebbis heyetlerinin, organize sanayi bölgesi arazilerinin oluşumu için müracaatlarında -öncelikle Çevre Bakanlığının ve diğer bakanlıkların mevzuatları da bunları ilgilendirdiğinden- birtakım engellerle karşılaştıklarını görüyoruz. Ben bir örnek vermek istiyorum. Mesela, Hatay'ın Erzin İlçesi organize sanayi bölgesi oluşumunda, aslında, ulaşım açısından ve belki de Sanayi ve Ticaret Bakanlığı açısından son derece elverişli olan bir arazinin, Çevre Bakanlığı ÇED raporu alınması aşamasında, orada birtakım sudan bahanelerle, belki de, kamu yararının hangi alanda artısı daha çoktur şeklinde bir irdeleme yapılmadan, bu organize sanayi bölgesi arazisinin göçmen kuşların göç yolu altında olduğu için, aslında, o arazinin, kesinlikle, o bölgede kullanılabilir bir su havzasında olmadığı halde bekletildiğine, Çevre Bakanlığı ÇED raporu açısından olumsuz görüş bildirildiğine şahit olduk. Yani, göçmen kuşların o bölgeden geçmesi veya göç yolu üzerinde olması... Yani, sonbahar aylarında, Finlandiya, İskandinav ülkelerinden kalkan kuşların -bir aylık bir göç süresi içerisinde- Hatay üzerinden Nil vadisine gittikleri o göç yolu altında oluşturulabilecek organize sanayi bölgesinin oluşturacağı kamu yararı göz önünde bulundurulduğunda, belki de, feda edilebilir bir kamu yararı olarak göçmen kuşların göç yolu göz önünde bulundurulup, daha büyük bir
kamu yararı olduğu için, o bölgenin organize sanayi bölgesi olarak tahsis edilmesi düşünülebilirdi. Gerçi, bu engeller, şu anda, belki aşılmış durumdadır; zira, o bölgede Çevre Bakanlığı açısından kamuoyu yararı olarak kuvvetle vurgulanan, su havzası bölgesi olması, o bölgede genellikle yerleşim alanı bulunmaması hesabıyla organize sanayi bölgesinin kurulmasında daha büyük kamuoyu yararı olacağını takdir edecek veya bunu karara bağlayacak diğer bakanlıkların da, bu alanda gerekli kolaylığı göstermesi gerektiği inancındayım. Yani, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve organize sanayi bölgeleri noktasında getirilen bu yasal düzenlemeye ek olarak, ülkenin topyekûn kalkınmasında koordineli olarak çalışan diğer bakanlıklarla ilgili de birtakım düzenlemelerin derhal yapılması gerektiğine inanıyorum.Diğer taraftan -tabiî ki, bir zihniyet meselesidir- sadece yasal boşlukların doldurulması veya mevzuatların tamamlanması da, ülkemizde, gerçekten, ileri adımların atılmasını gerektirecek, belki de, birtakım engelleri ortadan kaldırmayacaktır. Yani, bir noktada, ülkeninin kalkınmasını biraz da zihniyet meselesi olarak ele alıp, sadece mevzuat meselesi olarak ele almamak lazım. Maalesef, Türkiye'de, bugün, dünyanın da bir seline kapıldığı liberal bir müzikle, âdeta, devletçi ve totaliler bir dans yapılmaktadır. Yani, kurumların, kuruluşların ve özel teşebbüsün önüne sürekli bürokratik engeller, sürekli, âdeta bürokratik dukalıklar kurularak bütün işverenlerin ve müteşebbis kişilerin karşısına her alanda bu engeller dikilmekte, y
atırıma karar vermiş bir müteşebbisimizin önüne, en azından on, onbeş tane bürokratik engel dikilmektedir. Gerçi, gerçekten samimî, ülkenin makro açıdan ve millî ekonomisini düşünerek bu alanda görev yapan bürokratlarımızı tenzih ederiz; ama, gerçekten hayatımızda bunlara sık sık rastlıyoruz, çok sudan bahanelerle dahi birtakım önümüze engellerin dikildiğini görüyoruz.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Geçer, 1 dakika eksüre veriyorum, toparlayınız.
MUSTAFA GEÇER (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Bu alanda da birtakım kolaylaştırmanın yapılması gerektiğine inanıyorum.
Diğer taraftan, muafiyetliklerle ilgili 21 inci maddede, organize sanayi bölgesi tüzelkişiliğine istinat ettirilen muafiyetler sayılmış, harçlar ve diğer vergilerle ilgili muafiyetler sağlanacağı zikredilmiş; ama, tüzelkişiliği, organize sanayi bölgesinin tüzelkişiliğinden öte, o bölgede yatırım yapacak müteşebbislerin muafiyet ve istisnalarının hangi yasalarla, genel ilkelerle mi düzenlendiği burada pek zikredilmemiş. Onlara da, organize sanayi bölgelerinde yatırım yapacak müteşebbislerimizle ilgili istisna ve muafiyetlere de açıklık getirilmesi gerektiğinde ve mahallî idarelerle aralarındaki birtakım sürtüşmelerin çözülmesi adına, mahallî idarelerin, Belediye Gelirler Yasası dahilinde, organize sanayi bölgelerinden alacakları ruhsat harçları, elektrik tüketim vergisi, Çevre Temizlik Vergisi ve buna benzer vergi paylarının neler olacağı ve bunları alıp almayacakları noktasında da burada bir açıklık getir
ilmediği için mahallî idarelerle organize sanayi bölgelerinin tüzelkişilikleri arasında sorun çıkacağına inanıyorum.Bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum, bu yasanın hayırlı olmasını diliyorum. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Geçer.
Gruplar adına başka söz isteği?..
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, Grumuzun adına, Eskişehir Milletvekili Sayın Mehmet Sadri Yıldırım konuşacaklar.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Yıldırım.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, biraz önce söz almak istedim; ama, alamadım.
BAŞKAN – Estağfurullah efendim. Siz isteyin, biz istediğiniz kadar söz veririz. İçtüzükten doğan bütün haklarınızı kullanma muhtariyetini zaten haizsiniz.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Biraz önceki maddede istemiştim; bakınız, mikrofonun ışığı halen yanıyor efendim.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Yıldırım.
DYP GRUBU ADINA MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 367 sıra sayılı organize sanayi bölgelerine ilişkin yasa tasarısının 5 inci maddesi üzerinde Doğru Yol Partisi Grubu adına söz almış buluyorum. Konuşmama başlamadan evvel, Grubum ve şahsım adına, Yüce Milletimi ve Yüce Parlamentonun saygıdeğer üyelerini saygıyla selamlıyorum.
Türkiye'nin kalkınmasının temeli ve ekonominin kalbi olan çok önemli bir kanun tasarısını görüşüyoruz. Ancak, konuşmama geçmeden evvel, yine, Eskişehir'in Alpu ve Çifteler İlçelerinden, pancar çiftçileri telefon ederek "Sayın Sanayi Bakanımız oradayken, bu ekimde pancar kotasını artırmak mümkün olur mu" diye rica ediyorlar; ben, çiftçilerin isteklerini Sayın Bakanıma iletiyorum, inşallah, Sayın Bakanımız, bunu değerlendirir ve pancar çiftçisini sıkıntıdan kurtarır diyorum.
Değerli milletvekilleri, tasarının 5 inci maddesinde "organize sanayi bölgesi, kamu yararı gerekçesiyle adına kamulaştırma yapılabilen veya yaptırılabilen bir özel hukuk hükmî şahsiyetidir.
Kamu yararı kararı, organize sanayi bölgesi müteşebbis heyetinin başvurusu üzerine Bakanlıkça verilir. Arazinin mülkiyetinin edinilebilmesinde yapılan masraflar ile arazi bedeli ödeme yükümlülüğü organize sanayi bölgesi hükmî şahsiyetine aittir."
Müteşebbis heyet ise, "organize sanayi bölgesinin oluşumuna katılan kurum ve kuruluşların yetkili organlarınca, mensupları arasından tespit edilecek üyelerden oluşur." Yani, bu maddede, hükmî şahsiyet tanınmış ve organize sanayi bölgesi kurulmuş demektir.
Değerli milletvekilleri, sanayileşmenin önemine baktığımızda, buharlı makinelerin icadıyla başlayan sanayileşme hareketiyle İngiltere, dünyanın ilk sanayileşen ve bu yolla zenginleşen ülkesi olmuştur.
Sanayi sektörü, tarım ve hizmet sektörlerine göre daha fazla katmadeğer yaratan bir sektör olduğundan, sanayileşmenin getirdiği zenginlikten yararlanmak isteyen diğer ülkeler de sanayileşmeyi hedef aldılar ve sanayileşme, devlet politikalarıyla desketlenmiştir.
Devlet desteği olmadan sanayileşmiş ülke olmamasına rağmen, sanayileşmelerini tamamlamış ülkeler, aralarına sanayileşen yeni ülkelerin katılmasını engellemek için, bu defa, gelişme için uluslararası ticaretin serbestleştirilmesinin erdemlerini savunmuşlardır.
Değerli milletvekilleri, ülkemizde, sanayileşme hareketi, 1930'larda devletin ekonomiye müdahalesiyle başladı ve sanayi kurma görevini, başlangıçta, devlet üstlendi. Daha sonra, 1950-1960 döneminde, altyapı yatırımları ve makine kullanımındaki artışlar nedeniyle önemli bir bilgi ve deneyim birikimi olmuştur. 1960-1970 yıllarında, dışalım yerine yerli üretim politikasının uygulanmasıyla, genellikle tüketim ve aramalları üreten, özel sektörün de içerisinde yer aldığı bir sanayi oluşmuştur. 1980'li yıllarla beraber, Türkiye'nin, sanayileşmede, dışalım yerine yerli üretim politikalarını terk edip dışsatıma dayalı, yani, ihracata dayalı sanayileşme politikasını benimsediğini görmekteyiz. Günümüzde, ülkemizin büyük sanayi kuruluşlarının çoğunluğu, teknolojinin sahibi yabancı şirketlerin Türk ortaklarla kurdukları, yabancı ortaklı yerli şirketlerdir.
Değerli milletvekilleri, müsaade buyurursanız, ben, sizlere, ülkemizin 105 yıllık sanayi okulundan bahsetmek istiyorum. Bu okul, İç Anadolu'nun tarih ve kültür şehri olan, İnönü ve Sakarya Savaşlarının yapıldığı güzelim Eskişehir'de 1894 yılında cer atölyesi olarak kurulmuş olup, şimdiki adı TÜLOMSAŞ'tır.
Bakınız, cer atölyesiyle ilgili tarihî bir gerçeği size aktarmak istiyorum: Garp Cephesi Komutanı Miralay İsmet Paşa, düzenli orduyu kurmak, ilerleyen Yunan birliklerini durdurmak zorundadır. Anlatıyor:
"Elbette, ilk esaslı vazifem orduyu hazırlamaktı. Birinci Cihan Harbindeki tecrübeme dayanarak ağır top istedim. Elimizde 7 adet 15'lik obüs vardı. Bunları muhtelif depolarda terk edilmiş olarak bulmuş idim. Lakin kamaları alınmış, boru halinde duruyorlardı. Yani muhaberede kullanılmaları mümkün değildi. Bu obüslerin kamalarını yaptırmak için iki sene uğraşmıştım. Eskişehir Demiryolu Atölyesinde bu kamaları yaptırdım ve Sakarya Savaşında kullandım. Umumî taarruzda muharebe çok intizamlı topçu ateşiyle başladı. Mustafa Kemal Paşa, topçunun pek iyi hazırlanmış ve teçhizatının, yan
i, topların vazifelerini fevkalade muvaffakıyetle yerine getirdiğini, pek ziyade memnun kaldığını, harp sahasında defaaten ifade buyurmuştur."Cumhuriyetin tayinle seçilmiş ilk milletvekili, Eskişehir Cer Atölyesi işçisi Ahmet Özdemir, İsmet İnönü'nün bilmediği ayrıntıları anlatıyor "Türkiye'de ilk sanayi cer atölyesidir. Bunun kıymetini ülke bilmiştir ve bilmelidir. Eskişehir cer dedin mi, duracaksın. Bu kumpanyanın ustasının, çırağının, müdürünün, mühendisinin elinden gelmeyen yoktur. Bak, bu memleketin demiryollarının her bir santiminde alınterimiz vardır" diyor ve böylece önemini arz ediyor.
Değerli milletvekilleri, Eskişehir, şu anda, dördüncü organize sanayi bölgesi açılmış, iki üniversitesiyle birlikte kültür ve sanayi şehridir, sanayi bakımından ülkemizin önde gelen şehirlerinden biridir; ancak, ekonomik sıkıntı nedeniyle birçok fabrikası kapanmış durumdadır. Ayrıca, Eskişehir'in büyük ilçesi olan Sivrihisar'da organize sanayi bölgesi 1998 yılında kurulmuş ve müteşebbis heyeti oluşturulmuştur; bakanlığımız maddî destek sağlarsa, faaliyete geçecektir.
Değerli milletvekilleri, sanayileşmenin en belirgin öğesi, teknoloji üretebilmektir. Teknoloji üretebildiğiniz, bilgiyi üreten tasarlamada kullanabildiğiniz takdirde, ticarette rekabet üstünlüğünü, savunma sistemlerinde de caydırıcılığı sağlayabilirsiniz. Kimse, kendisine üstünlük sağlayan bir şeyi başkasına vermeyeceğine göre, salt teknoloji transferi yaparak sanayileşmemiz ve kalkınmamız, savunma sistemlerinde de caydırıcılığı sağlamamız olası değildir. Bu nedenle, amaç, kendi teknolojimizi kendimizin üretmesi olmalıdır. Kendi teknolojisini üreten bir sanayileşmeyle, ulusal ekonomiye, ülkenin mühendislik gücüne ve ulusal teknolojiye en yüksek katkıyı sağlayabilir, beyin göçünü önleyebilirsiniz.
Değerli milletvekilleri, Türkiye'de sanayiin gelişmesi için, devlet, desteğini vermeli ve ucuz kredi sağlamalıdır. Bilgi çağının gereklerine ve donanımlarına sahip organize sanayi bölgeleri oluşturmak durumundayız.
Ülkemizin kalkınması temennisiyle, bu yasanın ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, Doğru Yol Partisi Grubu ve şahsım adına, Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yıldırım.
Gruplar adına başka söz isteği?.. Yok.
Sayın Bedük, söz isteğiniz mi vardı efendim?
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Efendim, yerimden, Sayın Bakana birkaç sual sormak istiyorum.
BAŞKAN – Efendim, şahısları adına konuşmalar tamamlansın, sual bölümüne geçtiğimizde hatırlatınız.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Teşekkür ederim.
BA
ŞKAN – Şahsı adına, Sayın Aslan Polat?..ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayın Ahmet Cemil Tunç konuşacak.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Cemil Tunç.
AHMET CEMİL TUNÇ (Elazığ) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; geçen hafta bu Mecliste olağanüstü hal üzerinde konuşulurken, arkadaşlarımız, konuşmacılar, bölgenin ekonomik hayatının nasıl çöktüğünü ifade ettiler. Tabiî, bu çöküntünün, terörün bitmesinden sonra düzelmesi lazım ve oradaki insanların ekonomik faaliyetlerinin devlet tarafından düzenlenmesi lazım; aksi takdirde, oranın ekonomisini kendi başına düzenlemesini beklemek mantıkî değil, doğru değil.
Bakıyoruz olağanüstü halin, terörün getirmiş olduğu çöküntüye... Türkiye'de fert başına düşen millî hâsıla 3 176 dolar; fakat, bu bölgelere bakıyoruz, Muş 828 dolar, Ağrı 827 dolar, Bitlis 1 075 dolar, Hakkâri 1 181 dolar, Van 1 212 dolar, Bingöl 1 221 dolar, Elazığ 2 621 dolar... Bunun niye yüksek olduğunu biliyorum da, Tunceli 2 397 dolar, bunun neden yüksek olduğunu, böyle iyi bir rakamda olduğunu, doğrusu, ben çözemedim. Kamer Bey de yok. Olsaydı, belki açıklamasını isteyecektim.
Bu illerimizde, bu bölgelerimizde ekonomik ve sosyal gelişmişlik endeksine bakıyoruz, eksi sıfır. Yine, bu illerimize bakıyoruz, bu illerimizin bütünü beşinci grup iller arasında; yani, hiç gelişmeyen iller arasında.
Şimdi, kamu yatırımlarına, acaba, bu ekonomik çöküntüyü düzeltmek için hükümetin bir çabası var mı diye bakıyoruz; sadece yüzde 3,3. Dolayısıyla, bu yatırımlarla... Nüfusu, Türkiye nüfusunun yüzde 10'una tekabül ediyor; fakat, kamu yatırımları içindeki payı, sadece yüzde 3,3. Keşke, yüzde 10 olsaydı.
Bunları niçin söylüyorum; bunları söylememin maksadı şu: Olağanüstü halden dolayı, yani, terörden dolayı 1-1,5 milyon insan bu bölgeyi terk etmiş. Terör bitti; inşallah bir daha olmayacak, bunu temenni ediyoruz Cenabı Hak’tan ve olmaması için herkesin üzerine düşen şeyi yapacağı kanaatimi de bir kez daha ifade etmek istiyorum; ama, bu insanların ekonomik durumlarının iyileştirilmesi lazım ve bunun yolu da sanayileşme
kten geçiyor.Bakıyoruz sanayileşmeye; bu bölgelerde sanayileşme de yok, belli havzalarda sanayileşme çabası var, Diyarbakır gibi, Van gibi, Elazığ gibi; ancak, bölgenin diğer illerinde sanayileşmede bir atılım yapmanın bu aşamada mümkün olmadığını hepimiz biliyoruz. Gerçi, 193 sayılı kanunla bu bölgelere sanayi yatırımı teşviki için bazı şeyler getirildi; ama, yanlış getirildi. Şimdi, siz, Tunceli’ye, Bingöl’e teşvik veriyorsunuz, burada sanayi yatırımı yapılsındiye; ama, herkes biliyor ki, burada kimse sanayi yatırımı yapmaz Sayın Bakan. Orada sanayi yatırımı yapılamıyor; niye; sanayi için de, bir kültür, bir altyapı lazım ve bu, orada yok ve bunların bağlantıları da Elazığlı; Elazığ’da sanayi olunca, orada da sanayi olacak, olmayınca, oranın da yalnız kendi başına sanayileşmesi mümkün değil; ama, ne yazık ki, Elazığ da bu teşvik kapsamının dışında tutuldu. Belki fazla söylüyorum; ama, tekrarda fayda var diye düşünüyorum.
Şimdi, bizim bir organize sanayi bölgemiz var, burada 40 civarında işletmemiz var, bu yetmiyor; bir ikinci kısım var, bunun altyapısı tamamen bitirildi; ama, bu kanun çıktıktan sonra, buraya yatırım yapacak müteşebbis bulunamıyor. Dolayısıyla, Sayın Bakandan istirhamım -madem Türkiye’nin sanayileşmesiyle görevli bir bakanımız- Elazığ’ın da bu kanun kapsamının içine alınması hususunda kendisinden bekleneni yapmasını diliyorum, temenni ediyorum. Ben inanıyorum ki, Sayın Bakan bu hususta bizde düş kırıklığı yaratmayacaklar.
Üçüncü kısım, arazi satın alınmış, inşallah bu da yatırıma hazır bir
vaziyete getirilecek; ama, mevcut...BAŞKAN – Sayın Tunç, 1 dakika eksüre veriyorum. Lütfen...
AHMET CEMİL TUNÇ (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkanım.
Mevcut organize sanayi bölgemizin yolları toprak Sayın Bakan; ödenek yok; o hususta ödenek...
Orada, trilyonluk yatırımlar var; ama, bir yangın çıkarsa-Allah korusun- bir itfaiye aracı yok.
Belediye, temizlik hizmetlerini vermediği için, organize sanayiin kendisi temizlik hizmetlerini yapacak; ama, bir temizlik aracı yok. Dolayısıyla, büyük ihtiyaçları var.
Bu hususta da, ben, ilginizi bekler, bu kanun tasarısının hayırlı olmasını diler, hepinize saygılar sunarım.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tunç.
Sayın Cevat Ayhan...
CEVAT AYHAN (Sakarya) – Sayın Başkan, Mehmet Bey söz istiyor. Söz hakkımı ona devrediyorum.
MEHMET DÖNEN (Hatay) – Sayın Başkan, ben devam edeceğim.
BAŞKAN – Burada söz isteğiniz yok.
Masum Türker...
MEHMET DÖNEN (Hatay) – Söz istemeden d