Yazılı ve Sözlü Sorular Araştırma Komisyonları Soruşturma Komisyonları
                                                                      Son Tutanak Tutanak Sorgu Tutanak Metinleri Gizli Oturum Tutanakları
                                                                                                                                            Uluslararası Komisyonlar Dostluk Grupları
                                                                                      Genel Sekreterlik Mevzuat Telefon Rehberi Etik Komisyon Duyurular

DÖNEM : 21 YASAMA YILI : 2

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

CİLT : 13

 

1 inci Birleşim

1 . 10 . 1999 Cuma

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

I. – GELEN KÂĞITLAR

II. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) ÇEŞİTLİ İŞLER

1. – Kütahya Milletvekili Kadir Görmez ve Bolu Milletvekili Avni Akyol için saygı duruşunda bulunulması

III. – SÖYLEVLER

1. – Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in, 21 inci Dönem 2 nci Yasama Yılını açış konuşması

IV. – ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. – TBMM’nin yeni yasama yılının ilk birleşiminde, Cumhurbaşkanının açış konuşmasından sonra başka konuların görüşülmemesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

V. – SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Asil Çelik Genel Müdürlüğünün yatırımlarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu’ndan sorusu ve Devlet Bakanı Yüksel Yalova’nın yazılı cevabı (7/256)

2. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Uludağ Üniversitesi 1999 yılı yatırım projelerine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/258)

3. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, bazı imam hatip liselerinde görevli öğretmenlerin millî güvenlik derslerine girmediği iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/273)

4. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, İzmir-Konak Belediyesinin bazı uygulamalarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın yazılı cevabı (7/286)

5. – Hatay Milletvekili Mustafa Geçer’in, İskenderun Serbest Bölge çalışmalarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Tunca Toskay’ın yazılı cevabı (7/295)

6. – Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın, kamu kurumlarında kullanılan araç sayısına ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral’ın yazılı cevabı (7/303)

7. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, Yalova-Armutlu’da denize sıfır bir alanda inşaat izni veren belediyeye yapılacak işlemlere ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Koray Aydın’ın yazılı cevabı (7/310)

8. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, imam-hatip lisesi binalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/315)

9. – Kütahya Milletvekili Ahmet Derin’in, ithal kömüre uygulanan fona ve petrokokların ithalinin yasaklanmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı M. Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/322)

10. – Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan’ın, İstanbul Üniversitesi Rektörü hakkında maliye teftiş heyeti tarafından hazırlanan bir rapora ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/325)

11. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, İzmir Çeşme Limanından giriş yapan araçlardan alınan vergiye ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Yüksel Yalova’nın yazılı cevabı (7/337)

12. – İzmir Miletvekili Işılay Saygın’ın;

– Uyuşturucu madde kullanımı ve mücadelesi konusunda radyo ve televizyon kuruluşlarının yükümlülüklerine,

– Uyuşturucu madde kullanımı ile ilgili internette açılan WEB sayfasının kapatılma nedenine,

– “Madde Kötüye Kullanımı ile Mücadele Kanun Tasarısı”na,

İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Hasan Gemici’nin yazılı cevabı (7/341, 342, 343)

13. – Bursa Milletvekili Oğuz Tezmen’in;

– Vergi mükelleflerinin sayısına ve tahakkuk ve tahsil edilen vergi miktarına,

– Kurumlar Vergisi Genel Tebliği uygulamasına,

İlişkin soruları ve Maliye Bakanı Sümer Oral’ın yazılı cevabı (7/344, 345)

14. – Kocaeli Milletvekili Mehmet Batuk’un, Gebze Zihinsel Engelliler Okulu inşaatına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/347)

15. – Konya Milletvekili Özkan Öksüz’ün, sekiz yıllık kesintisiz eğitime geçilmesinden sonra Konya İlinde yapımı tamamlanan okullara ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/354)

16. – Konya Milletvekili Özkan Öksüz’ün, Açıköğretim Fakültesi öğrencilerinden kılık-kıyafet yönetmeliğine uymayanlar hakkında yapılan işlemlere ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/355)

17. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, bir gazetede “Büyük Temizlik” başlığı altında yer alan habere ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/358)

18. – Kocaeli Milletvekili Mehmet Batuk’un, Gebze Fen Lisesi inşaatına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/362)

19. – Kocaeli Milletvekili Mehmet Batuk’un, Gebze Anibal Anadolu Lisesi inşaatının ne zaman tamamlanacağına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/363)

20. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir İlindeki Komando Taburunun yeniden faaliyete geçip geçmeyeceğine ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu’nun yazılı cevabı (7/364)

21. – İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in, sekiz yıllık zorunlu eğitime geçilmesiyle kapatılan ilkokullara ve öğretmen açığına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/382)

22. – Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın, görevlerinden ayrılan kamu görevlilerinden; makam otosu, koruma ve korumalı konut tahsisi devam edenlere ve kamuya ait lojman ve sosyal tesislerin özelleştirilip özelleştirilmeyeceğine ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın yazılı cevabı (7/384)

23. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, 1997-1999 yılları arasında bankalar tarafından satışı gerçekleştirilen tahvillere ve bankaların vergi borçlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Recep Önal’ın yazılı cevabı (7/388)

24. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, ilköğretim öncesi çocuk eğitimine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/392)

25. – Antalya Milletvekili Mehmet Baysarı’nın, Kepez TAŞ’ın yükümlülüklerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı M. Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/394)

26. – Adıyaman Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat’ın, Adıyaman ve ilçeleri ile belde belediyelerine yapılan yardımlara ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın yazılı cevabı (7/398)

27. – Ankara Milletvekili Hayrettin Özdemir’in, bir araştırma görevlisinin bir öğretim görevlisi tarafından dövüldüğüne ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/403)

28. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir’de Damat İbrahim Paşa adıyla bir üniversite kurulup kurulmayacağına ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/404)

29. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, kamu bankaları tarafından verilen kredilere ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Recep Önal’ın yazılı cevabı (7/406)

30. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, 1980 yılından bu yana kapatılan veya Hazinece el konulan bankalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Recep Önal’ın yazılı cevabı (7/407)

31. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir-Kozaklı İlçesinde yaptırılan Jeotermal Hastanesine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’ın yazılı cevabı (7/408)

32. – Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas’ın, Van-Erciş İlçesine Şekerbank şubesinin açılıp açılmayacağına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Recep Önal’ın yazılı cevabı (7/415)

33. – Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas’ın, üniversite sınavlarında uygulanan okul puanı sistemine ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/416)

34. – Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas’ın, Van Çıraklık Eğitim Merkezi Müdürlüğü binasının ne zaman yapılacağına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/418)

35. – Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas’ın, Van İline fen lisesi açılmasına ve Van’da görev yapan öğretmenlerin lojman ihtiyacına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/419)

36. – Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas’ın, YÖK kararıyla açılan bazı yüksekokulların kadro ve teknik donanım ihtiyaçlarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/420)

37. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, irticaî faaliyetlerin kapsamına ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu’nun yazılı cevabı (7/422)

38. – İstanbul Milletvekili Azmi Ateş’in, basın kartı verilen kişilere ve ülkemizde “24 Saat” isimli bir gazetenin yayımına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Ali İrtemçelik’in yazılı cevabı (7/423)

39. – Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın, Ankara-Kırıkkale arası otoban ihtiyacına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Koray Aydın’ın yazılı cevabı (7/424)

40. – Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın, Kırıkkale Havaalanı Projesine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün yazılı cevabı (7/425)

41. – Tekirdağ Milletvekili Nihan İlgün’ün, ham ve rafine ayçiçek yağına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Tunca Toskay’ın yazılı cevabı (7/426)

42. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın;

– İsrail İşçi Partisi Merkez Komitesi Üyesi bir kişinin ERNK temsilcileriyle görüştüğü iddialarına,

– İsrail’de yayınlanan bir gazetede Türkiye aleyhinde çıkan yazılara,

İlişkin soruları ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in yazılı cevabı (7/428, 429)

43. – Balıkesir Milletvekili Agâh Oktay Güner’in, İstanbul ve Anadolu basınının devletten aldığı teşvik ve kredi miktarlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Ali İrtemçelik’in yazılı cevabı (7/430)

44. – Balıkesir Milletvekili Agâh Oktay Güner’in, Balıkesir İlinde bir zeytinyağı borsası kurulmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun yazılı cevabı (7/431)

45. – Balıkesir Milletvekili Agâh Oktay Güner’in, vergi yasalarında öngörülen değişikliklere ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral’ın yazılı cevabı (7/432)

46. – Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin Aydın’ın, Siirt Küçük Sanayi Sitesi inşaatına ve Siirt Organize Sanayi Bölgesi Projesine ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun yazılı cevabı (7/434)

47. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, Ankara-Doğubeyazıt hattında bir otoban projesi çalışması olup olmadığına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Koray Aydın’ın yazılı cevabı (7/435)

48. – Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas’ın, DSİ 17 nci Bölge Müdürlüğünün teknik eleman ve ekipman ihtiyaçlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı M. Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/436)

49. – Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas’ın, Van’a yapılan uçak seferlerine ve Kuzey Van Gölü Demiryolu Geçişi Projesine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün yazılı cevabı (7/437)

50. – Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas’ın, Van İlinde turizmi teşvik edici tedbirler alınmasına ilişkin sorusu ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu’nun yazılı cevabı (7/438)

51. – Şanlıurfa Milletvekili Ahmet Karavar’ın, Şanlıurfa İlinde korsan tüp dolum tesislerine karşı alınacak tedbirlere ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun yazılı cevabı (7/440)

52. – Erzurum Milletvekili Fahrettin Kukaracı’nın, YÖK Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Rektörü hakkındaki bazı iddialara ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/441)

53. – Balıkesir Milletvekili Agâh Oktay Güner’in, esnaf ve sanatkârlarla ilgili sosyal ve ekonomik tedbirler ile Balıkesir İlinin kalkınmada öncelikli yöreler kapsamına alınıp alınmayacağına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun yazılı cevabı (7/442)

54. – Balıkesir Milletvekili Agâh Oktay Güner’in, zeytin sineği ile mücadeleye ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun yazılı cevabı (7/443)

55. – Afyon Milletvekili İsmet Attila’nın, Afyon Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden Rize’ye gönderilen dozerlere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın yazılı cevabı (7/446)

56. – Muğla Milletvekili İbrahim Yazıcı’nın, Muğla İline bağlı bazı köylerin yol ve içme suyu sorunlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın yazılı cevabı (7/448)

57. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, sekiz yıllık kesintisiz eğitime katkı için toplanan paraya ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/449)

58. – Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik’in, Devlet memurları sınavına katılanlardan alınan harca ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in yazılı cevabı (7/450)

59. – Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik’in, EXIMBANK’ın turizm sektörüne vereceği kredilere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Tunca Toskay’ın yazılı cevabı (7/451)

60. – Çankırı Milletvekili Hüseyin Karagöz’ün, kaynak kullanım destekleme fonu projesi uygulamasına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in yazılı cevabı (7/452)

61. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, Verem Savaş Derneklerine tanınmış olan vergi muafiyetlerinin kaldırılmasının nedenine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral’ın yazılı cevabı (7/453)

62. – Çankırı Milletvekili Hüseyin Karagöz’ün, Çankırı İlindeki korunmaya muhtaç çocukların barınabileceği çocuk yuvası ihtiyacına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Hasan Gemici’nin yazılı cevabı (7/454)

63. – Erzurum Milletvekili Fahrettin Kukaracı’nın, fon sayısına ve fonlarda toplanan para miktarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral’ın yazılı cevabı (7/456)

64. – Osmaniye Milletvekili Şükrü Ünal’ın, Ankara’daki irticaî ve bölücü faaliyette bulunan öğretmenlerin listesinin çıkarıldığı iddialarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/457)

65. – Osmaniye Milletvekili Şükrü Ünal’ın, Osmaniye’nin Düziçi İlçesinde sulama amaçlı kuyuların kapalı olmasından doğan zararlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı M. Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/458)

66. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, Ortaöğretim Kurumları Sınıf Geçme Yönetmeliğine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/459)

67. – Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız’ın, 2918 Sayılı Trafik Kanunu uyarınca Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonuna verilen payın Türk Polis Teşkilâtı Güçlendirme Vakfına aktarılacağı iddialarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın yazılı cevabı (7/460)

68. – Tekirdağ Milletvekili Nihan İlgün’ün, Tekirdağ Gümrük Müdürlüğü hakkında basında çıkan haberlere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler’in yazılı cevabı (7/461)

69. – Kütahya Milletvekili Ahmet Derin’in, Çatal Alıç mevkiinde bir arazinin balık tesisi kurulmak üzere özel bir firmaya verilip verilmediğine ilişkin sorusu ve Orman Bakanı Nami Çağan’ın yazılı cevabı (7/462)

70. – Kütahya Milletvekili Ahmet Derin’in, 3213 Sayılı Maden Kanununda değişiklik yapılıp yapılmayacağına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı M. Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/463)

71. – Isparta Milletvekili Ramazan Gül’ün, 3417 Sayılı Tasarrufu Teşvik Kanunu uyarınca toplanan paralara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Recep Önal’ın yazılı cevabı (7/464)

72. – Tokat Milletvekili M. Ergün Dağcıoğlu’nun, Tokat’ın Pazar, Artova ve Turhal ilçelerinde meydana gelen dolu afetine ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Koray Aydın’ın yazılı cevabı (7/465)

73. – Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın, İran menşeli çimentoların TSE standartlarına uygunluğu incelenmeden piyasaya sürüldüğü iddiasına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun yazılı cevabı (7/466)

74. – Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın, domuz ürünlerinin tüketimine ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in yazılı cevabı (7/467)

75. – Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya’nın, Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından alınan bazı kararların ne zaman uygulanacağına ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı M. İstemihan Talay’ın yazılı cevabı (7/470)

76. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, Vakıfbanka ait Erdek Dinlenme Tesislerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Yüksel Yalova’nın yazılı cevabı (7/471)

77. – Diyarbakır Milletvekili Osman Aslan’ın, Diyarbakır-Ergani kanalizasyon ve arıtma projesine ilişkin sorusu ve Çevre Bakanı Fevzi Aytekin’in yazılı cevabı (7/472)

78. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, 2918 sayılı Kanun uyarınca Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonuna verilen payın Türk Polis Teşkilâtını Güçlendirme Vakfına aktarılacağı iddiasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın yazılı cevabı (7/474)

79. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, likit petrol gazı fiyatlarına yapılan zamma ilişkin Başbakandan sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı M. Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/475)

80. – Çankırı Milletvekili Hüseyin Karagöz’ün, Çankırı Organize Sanayi Bölgesi projesine ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun yazılı cevabı (7/477)

81. – Çankırı Milletvekili Hüseyin Karagöz’ün, Çankırı-Orta Termik Santrali, Koyunbaba Barajı ve Akhasan Barajı projelerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı M. Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/478)

82. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, vatandaşlıktan çıkmak için başvuran kişilere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın yazılı cevabı (7/483)

83. – Bursa Milletvekili Teoman Özalp’in, Halk Bankası tarafından kullandırılan esnaf kredisine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan’ın yazılı cevabı (7/485)

84. – Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, pamuk üreticilerinin sorunlarına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun yazılı cevabı (7/489)

85. – Diyarbakır Milletvekili Sacit Günbey’in, Diyarbakır-Hantepe Köyünde faaliyet gösteren yabancı bir firmanın Dicle Nehrine ve yeraltına petrol atığı bıraktığı iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre Bakanı Fevzi Aytekin’in yazılı cevabı (7/494)

86. – Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin Aydın’ın, Siirt Madenköy bakır projesinin ne zaman gerçekleştirileceğine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in yazılı cevabı (7/506)

87. – Gaziantep Milletvekili Mehmet Bedri İncetahtacı’nın, deprem felaketi nedeniyle yapılan uluslararası yardımlardan gümrük vergisi alınıp alınmadığına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Tunca Toskay’ın yazılı cevabı (7/507)

88. – Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin Aydın’ın, Siirt İlindeki jeotermal kaynakların değerlendirilmesiyle ilgili bir çalışma olup olmadığına ilişkin sorusuna Devlet Bakanı Edip Safder Gaydalı’nın yazılı cevabı (7/508)

89. – İstanbul Milletvekili Mehmet Gül’ün, Cumhurbaşkanınca, bir vatandaşın bağış çekinin Kızılay’a verilmesinin gerekçesine ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Koray Aydın’ın yazılı cevabı (7/509)

90. – Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, 2918 sayılı Kanun uyarınca Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonuna bırakılan payın Türk Polis Teşkilâtını Güçlendirme Vakfına aktarılacağı iddiasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın yazılı cevabı (7/510)

91. – Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, buğday taban fiyatına ve Hatay İlindeki destekleme alımlarına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in yazılı cevabı (7/511)

92. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, Türkiye’nin tanıtımını üstlenen kuruluşa yapılan ödemelere ilişkin sorusu ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu’nun yazılı cevabı (7/360)

93. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, THY’nın, Nevşehir Havaalanına kargo seferleri düzenleyip düzenlemeyeceğine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün yazılı cevabı (7/367)

94. – Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız’ın, turizm sektöründe yaşanan krize karşı alınacak tedbirlere ilişkin sorusu ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu’nun yazılı cevabı (7/390)

95. – Bursa Milletvekili Faruk Çelik’in, posta dağıtıcılarının malî durumlarının iyileştirilmesine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün yazılı cevabı (7/400)

96. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir Organize Sanayiî Bölgesi ödeneğinin artırılıp artırılmayacağına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun yazılı cevabı (7/410)

97. – Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas’ın, Van toplu konut projesine ve Erciş Emlâk Bankası Şubesi kurulup kurulmayacağına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Sadi Somuncuoğlu’nun yazılı cevabı (7/417)

No. : 1

I. – GELEN KÂĞITLAR

1 . 10 . 1999 CUMA

Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderilen Kanun

1. – Bazı Suç ve Cezaların Affına İlişkin 28.8.1999 Tarih ve 4453 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi (1/526) (Anayasa ve Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.9.1999)

Kanun Hükmünde Kararnameler

1. – Umumî Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/527) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.9.1999)

2. – Doğal Afet Bölgelerinde Afetten Kaynaklanan Hukukî Uyuşmazlıkların Çözümüne ve Bazı İşlemlerin Kolaylaştırılmasına İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (1/528) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.9.1999)

3. – Doğal Afetlerde Yapılacak Yardımların Düzenlenmesi ile Vergilerin Ödeme Sürelerinin Uzatılmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (1/534) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.9.1999)

Tasarılar

1. – Efta Devletleriyle Türkiye Arasında Anlaşmada Yapılan Değişikliklerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/529) (Sanayii, Ticaret, Enerji Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.9.1999)

2. – Türkiye Cumhuriyeti ile Şili Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşma ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/530) (Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.9.1999)

3. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Romanya Arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/531) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.9.1999)

4. – Askeri Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/532) (Millî Savunma ve Adalet komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.9.1999)

5. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İki Ülke Vatandaşlarına İlave Kolaylıklar Tanınmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/533) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.9.1999)

6. – Türkiye Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Çalışma, İskân ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Arasında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/535) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.9.1999)

7. – Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun ile İdari Yargılama Usulü Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/536) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.9.1999)

8. – Millî Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/537) (Millî Savunma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.9.1999)

9. – Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Tasarısı (1/538) (Adalet ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.9.1999)

10. – Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı (1/539) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.9.1999)

11. – Spor Toto Teşkilat Müdürlüğünün İstihdam Fazlası Personelinin Diğer Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Kadrolarına Atamalarının Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/540) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.9.1999)

12. – Ozon Tabakasını İncelten Maddelere Dair Montreal Protokolünde Yapılan Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/541) (Çevre ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.9.1999)

13. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Letonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerden Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/542) (Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.9.1999)

Teklifler

1. – Erzincan Milletvekili Sebahattin Karakelle ve 56 Arkadaşının; Erzincan’a Erzincan Üniversitesi Adıyla Bir Üniversite Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/297) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.8.1999)

2. – Kahramanmaraş Milletvekili Mustafa Kamalak ve 5 Arkadaşının; 633 Sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/298) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.8.1999)

3. – Kahramanmaraş Milletvekili Mustafa Kamalak ve 17 Arkadaşının; 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/299) (Anayasa ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.8.1999)

4. – Amasya Milletvekili Gönül Saray’ın; Bazı Dernek ve Kurumların Bazı Vergilerden, Bütün Harç ve Resimlerden Muaf Tutulmasına İlişkin Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/300) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.9.1999)

5. – Bursa Milletvekili Burhan Orhan’ın; Beş İlçe ve Bir İl Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/301) (İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.9.1999)

6. – Doğru Yol Partisi Grupbaşkanvekili Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün; 17 Ağustos 1999 Tarihinde Marmara Bölgesinde Meydana Gelen Deprem Bölgesindeki Çocukların Evlat Edinilmesine Dair Kanun Teklifi (2/302) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Adalet komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.9.1999)

7. - Doğru Yol Partisi Grupbaşkanvekili Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün; Koruyucu Aile Sisteminin Kurulması ile İlgili Kanun Teklifi (2/303) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Adalet komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.9.1999)

8. – Doğru Yol Partisi Grupbaşkanvekili Sakarya Milletvekili Nevzat Ercan ve 13 Arkadaşının; Marmara Bölgesi Deprem Kanunu Teklifi (2/304) (Adalet ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 27.8.1999)

9. – Kastamonu Milletvekili M.Hadi Dilekçi’nin; İğdir Adıyla Bir İlçe Kurulmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/305) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.9.1999)

10. – Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız’ın; Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Yasasının Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/306) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.9.1999)

Tezkereler

1. – Karabük Milletvekili Mustafa Eren’in, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/344) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.8.1999)

2. – İstanbul Milletvekili Hayri Kozakçıoğlu’nun, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/345) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.8.1999)

3. – İstanbul Milletvekili Aydın Ağan Ayaydın’ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/346) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.8.1999)

4. – Amasya Milletvekili Akif Gülle’nin, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/347) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.8.1999)

5. – Niğde Milletvekili Doğan Baran’ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/348) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.9.1999)

6. – Niğde Milletvekili Mükerrem Levent’in, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/349) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.9.1999)

7. – Diyarbakır Milletvekili Nurettin Atik’in, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/350) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.9.1999)

8. – Trabzon Milletvekili Eyüp Aşık’ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/351) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.9.1999)

9. – İstanbul Milletvekili Aydın Ağan Ayaydın’ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/352) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.9.1999)

10. – İstanbul Milletvekili Ayşe Nazlı Ilıcak’ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/351) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.9.1999)

Raporlar

1. – Türkiye Cumhuriyeti ve Moldova Cumhuriyeti Arasında Hukukî, Ticarî ve Cezaî Konularda Adlî Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/291) (S. Sayısı : 163) (Dağıtma tarihi : 1.10.1999) (GÜNDEME)

2. – Türkiye Cumhuriyeti ve Mısır Arap Cumhuriyeti Arasında Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/296) (S. Sayısı : 164) (Dağıtma tarihi : 1.10.1999) (GÜNDEME)

3. – Türkiye Cumhuriyeti ile Litvanya Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Ticarî Konularda Hukukî ve Adlî İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/283) (S. Sayısı : 165) (Dağıtma tarihi : 1.10.1999) (GÜNDEME)

4. – Türkiye Cumhuriyeti ile Kuveyt Devleti Arasında Hususî Hukuk, Ticaret ve Ceza Hukuku Konularında Hukukî ve Adlî İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/313) (S. Sayısı : 166) (Dağıtma tarihi : 1.10.1999) (GÜNDEME)

5. – Türkiye Cumhuriyeti ile Makedonya Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Cezaî Konularda Adlî Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/311) (S. Sayısı : 167) (Dağıtma tarihi : 1.10.1999) (GÜNDEME)

6. – Uluslararası Ticarî İşlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine Verilen Rüşvetin Önlenmesi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/367) (S. Sayısı : 168) (Dağıtma tarihi : 1.10.1999) (GÜNDEME)

7. – Türkiye Cumhuriyeti ile Tacikistan Cumhuriyeti Arasında Hukukî, Ticarî ve Cezaî Konularda Adlî Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/318) (S. Sayısı : 169) (Dağıtma tarihi : 1.10.1999) (GÜNDEME)

8. – Avrupa Enerji Şartı Konferansı Nihaî Senedi, Enerji Şartı Antlaşması ve Eki’ni Teşkil Eden Kararlar ile Enerji Verimliliğine ve İlgili Çevresel Hususlara İlişkin Enerji Şartı Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/332) (S. Sayısı : 170) (Dağıtma tarihi : 1.10.1999) (GÜNDEME)

9. – Nükleer Denemelerin Kapsamlı Yasaklanması Antlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/347) (S. Sayısı : 171) (Dağıtma tarihi : 1.10.1999) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, yasak olan anız yakmanın engellenemediğine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/166) (Başkanlığa geliş tarihi 17.9.1999)

2. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, İmar Planı Yönetmeliğindeki değişiklikle camiler için öngörülen arsaların vatandaşlar tarafından tahsisinin imkansız hale getirildiği iddiasına ilişkin Devlet Bakanından (H.Hüsamettin Özkan) sözlü soru önergesi (6/167) (Başkanlığa geliş tarihi : 27.9.1999)

3. – Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, 17 Ağustos depreminde yıkılan binaların imar değişikliklerinin hangi döneme ait olduğuna ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/168) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.9.1999)

4. – Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, deprem bölgelerinin tespitine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/169) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.9.1999)

5. – Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, 17 Ağustos depreminde yıkılan binaların sorumluları hakkında yapılan işlemlere ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/170) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.9.1999)

6. – Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, 1. derece deprem bölgesi ilan edilen bölgelerin yapı ve imar değişikliklerinin Bayındırlık ve İskân Bakanlığı onayına bağlanmasına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/171) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.9.1999)

7. – Kayseri Milletvekili Hasan Basri Üstünbaş’ın, Kayseri İlinde bulunan hastanelerin personel ve tıbbî cihaz ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/172) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.9.1999)

8. – Kayseri Milletvekili Hasan Basri Üstünbaş’ın, TAKSAN Fabrikasına ilişkin Millî Savunma Bakanından sözlü soru önergesi (6/173) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.9.1999)

9. – Kayseri Milletvekili Hasan Basri Üstünbaş’ın, Kayseri İlindeki gölet ve baraj inşaatlarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/174) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.9.1999)

10. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, Samsun Sahra Sıhhıye Okulu içindeki mescide ilişkin Millî Savunma Bakanından sözlü soru önergesi (6/175) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.9.1999)

11. – Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, İskenderun sınırları içerisinden geçen otoyolun kamulaştırma bedellerinin ne zaman ödeneceğine ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/176) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.9.1999)

12. – Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan’ın, İskenderun Demir Çelik Fabrikası Genel Müdürlüğünün taşeron firmalara verdiği işlere ilişkin Devlet Bakanından (Yüksel Yalova) sözlü soru önergesi (6/177) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.9.1999)

Yazılı Soru Önergeleri

1. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, esnaf ve sanatkârlara verilen krediler ile Balıkesir İlinin sorunlarına ve ihtiyaçlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/512) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.8.1999)

2. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, memur, sözleşmeli personel ve işçi sayısına ve ücretlerine ilişkin Devlet Bakanından (Şükrü Sina Gürel) yazılı soru önergesi (7/513) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.9.1999)

3. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, devamsızlık nedeniyle sınıfta kalmış imam hatip lisesi son sınıf öğrencilerinin durumuna ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/514) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.9.1999)

4. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, terörle mücadele ekiplerince bazı kişilerin evlerine baskın yapıldığı yolundaki haberlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/515) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.9.1999)

5. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, opera ve bale sanatçılarının durumuna ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/516) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.9.1999)

6. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Kızılay’ın ve THK’nun mal varlıklarına ve faaliyetlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/517) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.9.1999)

7. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Kıbrıs ve Türk Cumhuriyetleri konusunda izlenen politikalara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/518) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.9.1999)

8. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonunda toplanan paralara ilişkin Devlet Bakanından (Hasan Gemici) yazılı soru önergesi (7/519) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.9.1999)

9. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Türkiye ile İsrail arasında aktedilen Tarımsal İşbirliği Anlaşmasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/520) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.9.1999)

10. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Marmara depreminden sonra yapılan hasar tespit çalışmaları ile bu bölgeye yapılan yardımlara ve TÜPRAŞ yangınına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/521) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.9.1999)

11. – Balıkesir Mlilletvekili İlyas Yılmazyıldız’ın, Balıkesir Kültür Sarayı inşaatına ve bu ilde düzenlenecek olan etkinliklere ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/522) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.9.1999)

12. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman-Merkez-Damlapınar Köyü Alaçavtı ve Kayapınar mevkilerinde gölet yapılıp yapılmayacağına ve köyün kanalizasyon ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/523) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.9.1999)

13. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, TRT’nin personel sayısı, gelir ve giderleri ile yabancı filmlere ödenen döviz miktarına ilişkin Devlet Bakanından (Yüksel Yalova) yazılı soru önergesi (7/524) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.9.1999)

14. – Adana Milletvekili Ali Gören’in, Çukurova’daki pamuk üretimi ve ekim alanlarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/525) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.9.1999)

15. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, Havza, Vezirköprü, Ladik ve Suluova yöresinde yetiştirilen tütün, pancar ve ayçiçeği ürünlerinin fiyatlarının ne zaman belirleneceğine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/526) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.9.1999)

16. – Ankara Milletvekili Uluç Gürkan’ın, Adlî Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi Başkanı hakkında verilen disiplin cezasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/527) (Başkanlığa geliş tarihi :13.9.1999)

17. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, basın ve yayın yoluyla işlenen suçlara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/528) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.9.1999)

18. – Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız’ın, ETİBOR A.Ş. Genel Müdürlüğünün Bandırma’dan Ankara’ya taşınarak kapatılacağı iddiasına ilişkin Devlet Bakanından (Şükrü Sina Gürel) yazılı soru önergesi (7/529) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.9.1999)

19. –Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Bursa’da yapımı gerçekleştirilen Efemtur A.Ş.’ne ait otel yatırımına ilişkin Devlet Bakanından (Recep Önal) yazılı soru önergesi (7/530) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.9.1999)

20. – Çanakkale Milletvekili Nevfel Şahin’in, trafik tescil ve plaka ile basılı evrakın satışından elde edilen gelirlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/531) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.9.1999)

21. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Genel ve Katma bütçeli daireler ile yerel yönetimlerin kestiği para cezalarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/532) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.9.1999)

22. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Marmara depremi nedeniyle karşılıksız kalan çek ve senet tutarlarına ve depremzedelerin borçlarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/533) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.9.1999)

23. – Hatay Milletvekili Süleyman Metin Kalkan’ın, Hatay’daki pamuk üreticilerinin sorunlarına ve pamuk taban fiyatına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/534) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.9.1999)

24. – Hatay Milletvekili Süleyman Metin Kalkan’ın, Hatay’daki buğday üreticilerinin sorunlarına ve buğday fiyatlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/535) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.9.1999)

25. – Adana Milletvekili Ali Gören’in, Adana ve Çukurova çiftçilerinin ürün bedellerini alamadıklarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/536) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.9.1999)

26. – Adana Milletvekili Ali Gören’in, Adana ve Çukurova’daki pamuk üreticilerinin sorunlarına ve pamuk taban fiyatına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/537) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.9.1999)

27. –Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, merkezî idareler ve mahallî idareler aleyhine açılan davalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/538) (Başkanlığa geliş tarihi : 20.9.1999)

28. – İstanbul Milletvekili Abdulkadir Aksu’nun, köprü geçiş ücretlerine yapılan son zamma ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/539) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.9.1999)

29. – Gaziantep Milletvekili Nurettin Aktaş’ın, TBMM Başkanlığına ait personel lojmanlarının tahsisine ve yakıt ücretlerine ilişkin TBMM Başkanından yazılı soru önergesi (7/540) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.9.1999)

30. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, Anadolu Ticaret Meslek Lisesinden düz liselere nakillerini yaptıran ve nakilleri iptal edilen öğrencilere ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/541) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.9.1999)

31. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, Marmara depreminde zarar gören esnaf ve sanatkârların borçlarının ertelenip ertelenmeyeceğine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/542) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.9.1999)

32. – Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu’nun. ÖSS sınav ve sonuçlarında yaşanan kargaşaya ve meslek lisesi mezunlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/543) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.9.1999)

33. – Çanakkale Milletvekili Nevfel Şahin’in, Marmara depreminde haberleşmenin sağlanamaması ve bundan sonra alınacak tedbirlere ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/544) (Başkanlığa geliş tarihi : 27.9.1999)

34. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, resmî kurumlara ait vakıflara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/545) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.9.1999)

35. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, İmam Hatip Lisesi öğrencilerine ve YÖK Başkanı hakkındaki bazı iddialara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/546) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.9.1999)

36. – Tokat Milletvekili M.Ergün Dağcıoğlu’nun, cezaevlerinde meydana gelen olaylara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/547) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.9.1999)

37. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfikar İzol’un, Akçakale Gümrük Müdürlüğüne ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Keçeciler) yazılı soru önergesi (7/548) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.9.1999)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

1 Ekim 1999 Cuma

BAŞKAN : Yıldırım AKBULUT

KÂTİP ÜYELER : Tevhit KARAKAYA (Erzincan), Levent MISTIKOĞLU (Hatay)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21 inci Dönem İkinci Yasama Yılının 1 inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; gündeme geçiyoruz.

Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21 inci Dönem İkinci Yasama Yılına başladığı bu günde, ülkemizin karşı karşıya kaldığı deprem felaketinden dolayı hepimiz üzüntü içerisindeyiz. Bu depremde, maddî ve manevî büyük kayıplarımız olmuştur. Ölenlere rahmet, yaralananlara sağlıklar diliyorum; milletimizin başı sağ olsun

Yardımseverlik duyguları çok yüksek olan âlicenap halkımız, devletiyle birlikte, yaraların sarılması için elinden gelen hür türlü katkıyı yapmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak da, bu konuda bize düşecek görevleri en iyi biçimde yerine getireceğimize inanmaktayım.

Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, geçen yasama yılında olduğu gibi bu yasama yılında da çalışmalarını karşılıklı sevgi, saygı ve hoşgörü ortamı içerisinde sürdüreceğine, Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O'nun ilke ve inkılapları doğrultusunda, demokratik parlamenter sistem içinde, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygılı olarak milletimizin sorunlarına çözümler bulacağına inanıyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, yeni yasama yılının milletimize, Türkiye Büyük Millet Meclisine hayırlı olmasını diler; siz sayın milletvekili arkadaşlarıma, sağlık içinde, başarılı çalışmalar temenni ederim.

II. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) ÇEŞİTLİ İŞLER

1. – Kütahya Milletvekili Kadir Görmez ve Bolu Milletvekili Avni Akyol için saygı duruşunda bulunulması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gündemimize göre, Sayın Cumhurbaşkanımız, yeni yasama yılının açılış konuşmasını yapacaklardır; ancak, önce, aramızdan ebediyete intikal eden Kütahya Milletvekili merhum Kadir Görmez ile Bolu Milletvekili merhum Avni Akyol arkadaşlarımızın yüce hatıraları önünde Genel Kurulu 1 dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum.

(Kütahya Milletvekili Kadir Görmez ile Bolu Milletvekili Avni Akyol için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu)

BAŞKAN – Allah rahmet eylesin, ruhları şad olsun.

Sayın milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanımız açılış konuşmasını yapmak üzere şu anda Genel Kurul Salonunu teşrif etmektedirler; Meclisimiz adına kendilerine “hoş geldiniz“ diyorum. (Alkışlar)

(İstiklal Marşı)

III. – SÖYLEVLER

1. – Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in, 21 inci Dönem 2 nci Yasama Yılını açış konuşması

CUMHURBAŞKANI SÜLEYMAN DEMİREL – Türkiye Büyük Millet Meclisinin Sayın Başkanı, değerli milletvekilleri, ekranları başında bu toplantıyı izleyen sevgili vatandaşlarım; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum; Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu dönem çalışmalarının milletimize, memleketimize hayırlı olmasını Cenabı Allah'tan niyaz ediyorum.

20 nci Yüzyıl sona ererken, karşı karşıya kaldığımız büyük deprem felaketi, milletimizi derin acılara gark etmiştir.

Bu depremde:

15 802 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 43 872 vatandaşımız yaralanmıştır.

66 441 konut ve 10 901 işyeri yıkılmış, 67 242 konut ve 9 927 işyeri orta hasar görmüş, 80 160 konut ve 9 712 işyeri az hasar görmüştür.

Toplam olarak 244 383 konut ve işyeri yıkılmış ve hasara uğramıştır.

Kamu binaları; bu arada okullar, hastaneler, kamuya hizmet eden diğer tesisler ağır hasar görmüştür.

10 000'e yakın fabrikanın bulunduğu bölgede, sanayimiz de önemli zarar görmüştür.

Halkımız ve ülkemiz, 17 Ağustos sabahı saat 03.02'den itibaren, felaketi göğüslemek mecburiyetinde kalmıştır.

Gösterilen millî dayanışma, her türlü övgünün üstündedir. Keza, 86 ülke yardımda bulunmuştur.

364 uçak yardım malzemesi getirmiş, 43 ülke tarafından gönderilen arama-kurtarma ekibiyle 2 456 kurtarma uzmanı gelmiştir.

19 ülke, seyyar hastane göndermiş ve 41 000 çadır gelmiştir.

Bu, görülmemiş bir uluslararası dayanışmadır.

Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralılarımıza, tekrar, şifa diliyorum. Milletimize "geçmiş olsun" derken, Cenabı Allah'ın milletimizi, memleketimizi böyle bir felaketin tekrarından ve beterinden korumasını da niyaz ediyorum.

Tekirdağ'dan Bolu Dağına kadar 400 kilometrelik bir alanda ve 150 kilometre derinlikte meydana gelen ve 20 milyon insanı etkisi altında bulunduran bu afet "asrın felaketi" olarak adlandırılmıştır. Türkiye, deprem bölgesindedir. Geçen on sene içerisinde; Erzincan, Dinar, Çorum ve Amasya, Adana gibi ülke köşelerinde pek çok vatandaşımızın hayatına mal olan, büyük tahribat yapan depremlerle karşı karşıya kaldık. Milletimizin ve devletimizin gayretleriyle bu yaralar sarılmıştır; ancak, bu defa karşı karşıya kaldığımız afet hepsinin toplamından daha büyüktür.

Böyle bir afetin meydana getirdiği durumla uğraşmak kolay değildir. Buna hazırlıklı değildik. Olunabilir miydi; ayrı meseledir.

Bu felaketi bizzat yaşayan insanların acılarını, ıstıraplarını, hissiyatını anlamamak mümkün değildir. Devletimizin -başta Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere- bütün kurumları, Kızılayımız, sivil toplum örgütlerimiz büyük gayret gösterdiler ve göstermeye de devam ediyorlar.

Yıkıntıların altından insanların canlı kurtarılmasına, yaralıların sağlık merkezlerine acilen intikal ettirilmesine ve güncel hayatın gereklerinin yerine getirilmesine, salgın hastalık çıkmasının önlenmesine azamî gayret sarf edilmiştir.

Bugün, bölgede, 121 çadırkent kurulmuş, 112 445 çadır dağıtılmış; 200 000 kişiye de sıcak yemek verilmektedir.

Depremin meydana getirdiği hasarın tamiri ve yıkılanların yeniden yapılması, altyapının onarılması, hayatın tamamıyla normale çevrilmesi için 6 ilâ 10 milyar dolara ihtiyaç hâsıl olacaktır.

Dünya Bankası, IMF, Avrupa Birliği, Körfez İşbirliği Konseyi ve Almanya'nın cem'an 2 milyar 575 milyon dolar taahhüdü vardır.

Avrupa Birliği, İslam Kalkınma Bankası, Avrupa Konseyi Sosyal Kalkınma Fonu, Japonya, Amerika Birleşik Devletleri ceman 1 milyar 177 milyon dolar yardım vaadinde bulunmuşlardır.

Silahlı Kuvvetlerimizin bedelli askerlikle ilgili bir teklif hazırlaması ve buradan gelecek 1 milyar dolar civarındaki kaynağın deprem yardımı olarak ödenmesi şeklindeki teklifi, hükümetçe memnuniyetle karşılanmıştır; Yüce Meclisimizce kanunlaştırılması halinde, bu kaynak da depremin yaralarının sarılmasında kullanılacaktır.

Halkımızın cömertçe yapmış bulunduğu aynî ve nakdî bağışlar ve yardımlar bunun dışındadır.

Önümüzde çok acil sorunlar vardır; zamanla yarışıyoruz.

Bu sorunlardan birincisi, artçı depremlerin hâlâ devam etmesi sebebiyle güncel hayata dönülememesi -tedbiri olmayan bir şey- okulların, fabrikaların, çarşı-pazarın çalışır hale gelememesi ve hâlâ çadır ihtiyacının devam etmesidir. Bu durumun yarattığı sıkıntılar şikâyetlere sebep olmaktadır. İnsanüstü gayretlerin sarf edildiğini söylemeliyim. Yine de bu şikâyetlerin ve hoşnutsuzlukların ortadan kaldırılmasına sabırla çalışılmalıdır.

İkincisi, kış öncesinde deprem bölgesindeki vatandaşlarımızın yağmur ve soğuğun, daha doğrusu, kış şartlarının zulmüne terk edilmemesinin tedbirlerinin alınıp, icra edilmesidir. Bu maksatla, uygulama kabiliyeti olan her çareye başvurulmaktadır. Hükümet, bu istikamette önemli tedbirler almış ve bunlar icra edilmektedir.

Başka depremlerde uyguladığımız, isteyen vatandaşa aylık kira verilmesi, isteyenlere hafif hasarlı binalarını tamir için yardımcı olunması, isteyenlerin boş yazlık dinlenme yerlerine ve boş binalara yerleştirilmesi, tamamlanmaya yaklaşmış binaların oturulur hale getirilmesi için malî yardımda bulunulması, kıştan önce konut ihtiyacını azaltmak için düşünülen tedbirlerdir ve bunların uygulamasına geçilmelidir.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin önünde duran bu meseledeki en önemli husus şudur: 15 Kasım ile kasım sonu arasında artık çadırlarda yaşama imkânının kalmayacağı düşünülerek, bugünkü yaz şartları içinde barınılabilen çadırlardan, vatandaşlarımızı, prefabrik binalara ve kış şartlarına dayanıklı çadırlara çıkarmamız ve vatandaşların şikâyetlerini ortadan tümüyle kaldırmamız gerekecektir. Bu hususta, hükümet -fevkalade- zamanla yarışmaktadır, fevkalade zor şartlarla uğraşmaktadır ve herkesin, bu neticenin sağlanmasında hükümete yardımcı olması lazımdır.

İşin diğer bir safhasında, okulların, hastanelerin, üniversite binalarının -muvakkat bile olsa- tamir edilerek, mümkün olduğu kadar kısa süre içerisinde hizmete geçirilmesi lazımdır; tabiî ki, artçı depremlerin müsaade ettiği ölçü içerisinde.

Sanayi kuruluşlarına, üretime geçebilmeleri ve insanların tekrar çalışır, üretir hale gelmeleri için yardımcı olunmalıdır. Çarşı-pazar, yeniden işlemelidir.

Esnafa, sanayiciye, tüccara, çiftçiye destek için önemli kararlar alınmıştır.

Hayatın, olabildiği kadar kısa süre içerisinde normale döndürülmesi, yaranın sarılmasında en önemli faktördür. İşte, bunun için her türlü gayret sarf edilmeli, lazım mıydı değil miydi tartışmaları asgarîye indirilmelidir. Aslında, atalarımız "aş daşanda kepceye baha yetmez" derler. Burada aş taşıyor. Alınacak tedbirlerin fazlalığı eksikliği, aşı taşırmadan yerine getirilmelidir. Yani, aş taşmasın, tedbirler bir miktar fazla olsun.

Kalıcı yerleşim yerleri için çok dikkatli davranılmalıdır. Yerin üstünde yapılacak her şey, yerin altındaki muhtemel hareketlere uygun olmalıdır; yani, bilimin ve teknolojinin ışığında yapılmalı, doğru yerlere ve doğru şekilde inşa olunmalıdır. Burada, nereye ne yapılacağı, nasıl yapılacağı, üniversitelerimiz ve bilim adamlarımızla işbirliği halinde ve buna mutlaka uyularak gerçekleştirilmelidir.

Bu depremden alınacak dersler vardır. Yapacağımız birinci iş, bu dersleri almakta mutlaka kararlı olmamızdır; yani, depremi kısa süre içerisinde unutup gitmememizdir. İkinci iş, bunların neler olduğunda bir öncelik sırasına sahip olmamızdır. Depreme dayanıklı binalar, köyler, kasabalar, şehirler yapmak için yasal tedbirlerimizi en kısa zamanda gözden geçirmeli ve yeni tedbirler getirmeliyiz. Bu tedbirler, uygulama için birtakım yaptırımları da içermelidir. Sanıyorum ki, burada, Yüce Meclisimize bir hayli görev düşüyor.

İnşaatlarımız depreme dayanıklı olacak şekilde projelendirilmeli, öylece yapılmalı ve iyi denetlenmelidir. Mutlaka, fay hatlarının etki alanlarından kaçınılmalıdır.

Her şeye rağmen, depremin ne zaman, nerede ve hangi şiddette olacağı bilinmiyor -işte, onun için adı afet- buna rağmen, bir gün, oluyor ve can yakıyor. İnsanlar, başka tehdit ve tehlikelere karşı kendilerini koruma ihtiyacı hissedip tedbir aldıkları gibi, bu, çok belirli olmayan ama bir gün ortaya çıkan tehlikeye karşı da tedbir almalıdırlar. Tedbirin başı, bilinçlenmedir.

Devlet ve toplum olarak, her türlü felaket karşısında, daha iyi yardımcı olacak şekilde örgütlenmeliyiz. Devletin çok etkin bir sivil savunma teşkilatı kurması ve gönüllü kuruluşlara destek vermesi, çok önemli bir ihtiyaç haline gelmiştir. AKUT ve benzeri gönüllü kuruluşların ortaya koydukları başarı, takdire şayandır. Bundan ders almak lazımdır.

Ülkemiz bir felaketle karşı karşıya kalmıştır. Bunu göğüsleyemez ve yarattığı şokun altında kalırsak, bu, ikinci bir felaket olur. Bu şokun etkisi altında kalarak, kendimizi çok kötüledik; içeride dışarıda imajımızı zaafa uğrattık.

Yaralar, millet-devlet işbirliğiyle sarılacaktır. Medet umacağımız yer, orasıdır. Eğer, buna inancımızı yitirirsek; yani, hem millete inancımızı hem devlete inancımızı yitirirsek, nereden medet umacağız?

Deprem, birçok eksiğimizi ortaya çıkarmıştır; doğrudur. Depremden, çok şey öğrenilecektir; o da doğrudur. Bunlar eleştirilmelidir; tamam. Fakat, duygusallığa kapılarak, devleti kurum olarak eleştirmek ve kötülemek yanlıştır; kurum olarak devleti zaafa uğratacak, tahrip edecek veya devlete olan inancı geniş çapta azaltacak kötülemeler yanlış olmuştur. Eleştiri, hata kimdeyse, hata neyse, o ortaya konularak yapılmalıydı. Eleştiriye bir itirazımız yok; ama, bir kişinin, kişilerin, bir kurumun veya kurumların, birtakım kişilerin kusurlarını, hatalarını, vazgeçemeyeceğimiz devlet kavramının üstüne -devletten vazgeçemeyiz- yığarak, onu kötülemenin anlamı yoktu.

Değerli milletvekilleri, hadiseler ne kadar vahim olursa olsun, kendimize, devletimize ve geleceğimize olan güven ve ümidi koruyamazsak, kimseye değil, bizzat kendimize kötülük yapmış oluruz.

Bu arada, dünyanın başka yerlerinde de depremler olmuştur. Komşumuz Yunanistan'da, Tayvan'da, daha dün Meksika'da can ve mal kaybına sebep olan depremlere şahit olundu. Onların acılarına katıldık, yardımlarına koştuk. Geçmiş olsun diyoruz.

Tekrar ediyorum: Depreme dayanıklı köyler, kasabalar, şehirler yapacağız; evler, okullar, hastaneler, köprüler, yollar, işyerleri yapacağız. Yapacağımız bu. Zaafa uğratılan devlet imajını da tamir edeceğiz. Bunları başkası yapıverecek değil.

Değerli milletvekilleri, 20 nci Yüzyılın son 10 yılında Türkiye üç defa genel seçime gitmiştir. 10 yılda -bugünkü 57 nci Hükümet dahil- 11 hükümet kurulmuştur. Tabiî, bu, istikrar manzarası değildir, istikrarsızlık manzarasıdır; ülke idaresini hayli güçleştirmiştir ve bu manzaranın ülke idaresi üzerindeki etkileri de henüz ortadan kalkmış değildir.

Türkiye, 18 Nisan seçimlerine, istikrar arayarak gitmiştir. Bu seçimlerde, 37 495 217 kayıtlı seçmenin 31 184 496'sı geçerli, 1 474 574'ü geçersiz oy kullanmıştır. Seçime katılma oranı yüzde 87 olmuştur. Bu, müthiş bir şey.

Genel seçim ile yerel seçimlerin aynı zamanda yapılmış olmasına, halkın önüne 7 sandık aynı zamanda konulmuş bulunmasına rağmen, seçimler büyük bir intizam içerisinde yapılmış, yüksek bir iştirak sağlanmıştır. Vatandaş, ülkeyi, istikrar arayan Türkiye durumundan çıkarmak için sandık başına gitmiş ve iradesini ortaya koymuştur. Bu irade tecelli etmiştir ve bu iradenin tecellisi hiç eleştiriye uğramamıştır; yani, seçimler, düzgün, hür ve adil yapılmıştır. Türk Milleti, demokratik olgunluğunu bir defa daha ortaya koymuş ve Türk demokrasisi, gücünü, tekrar ispatlamıştır.

Seçim sonrasında göreve başlayan Yüce Meclis, bir koalisyon hükümetine güvenoyu vermiş, ülkenin çok önemli sorunlarını çözme yolunda büyük bir gayret sarf etmiş, Anayasa değişikliği yapmış, birçok tasarıyı yasalaştırmıştır; 18 Nisan sonrası beklentilerini geniş çapta silmiş, ülkeye bir rahatlık getirmiştir.

Rejimin kalbi olan ve Büyük Atatürk'ün "en büyük eserim" dediği Türkiye Büyük Millet Meclisinin halkın nazarında itibarını yükselten bu durum dolayısıyla, Yüce Meclisimizin bütün üyelerini ve siyasî partilerimizi kutluyorum.

Siyasî partilerimizin çokpartili demokrasimizi güçlendirmek bakımından beraberce alacağı tedbirler bulunduğuna kaniim; buna ihtiyaç vardır.

18 Nisan seçimlerinden alınacak dersler vardır.

1,5 milyona yakın oy geçersiz sayılmıştır. Bu, çok... Bu kadar vatandaşın iradesi, ülke idaresine intikal etmemiştir. Dışarıda 3 milyona yakın insanımız var; 1,5-2 milyon oy demektir. Bunlardan sadece 65 254'ü geçerli olarak oy kullanabilmiştir. Dışarıdaki vatandaşlarımızın oy kullanabilmesi Anayasa emridir; bu, yerine getirilmelidir.

Siyasî partilerimiz, seçim sisteminde, Seçim Kanunu ve Siyasî Partiler Kanununda yapacakları iyileştirmeyle, demokrasimizi daha sağlıklı hale getirmelidirler.

Halkımızın, demokrasiyle kenetlenmesi lazımdır. Türk vatandaşı ülke sorunlarına seçimden seçime karışırsa, bu, rejime seyirciliktir. Demokrasinin katılımcılık yeteneği güçlendirilmelidir ve halk, rejimin sahibi yapılmalıdır. Ülke, devlete, rejime, geleceğine ve kendine güvensiz hale hiçbir zaman düşmemelidir. İstikrar arayan bir ülke olmaktan da, Türkiye, mutlaka çıkmalıdır.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin, önümüzdeki günlerde de, çalışmalarını, halkın takdirini kalıcı hale getirecek şekilde devam ettirmesi lazımdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Milletinin birliğinin korunmasında en önemli kurumumuzdur.

Bir değerli tarihçimizin 18 Nisan seçimleriyle ilgili sözlerini sizlere nakletmek istiyorum. Bu tarihçimiz diyor ki: "Olgun Türk Milleti, ne istediğini son seçimlerde göstermiştir. Millet, millî irade, millî birlik, uzlaşma ve istikrar istemektedir. Bu, bugün için bir ölüm-kalım sorunudur. Bunu, millet, çok iyi anlamıştır. Birlik ve uzlaşma, Kuvayı Milliye dönemindeki kadar hayatî bir zaruret olarak önümüzdedir."

Milletimizin gelecek ümidini güçlü ve demokrasi meşalesini yanar tutmak mecburiyetindeyiz.

Değerli milletvekilleri, birkaç ay sonra yeni bir bin yıla gireceğiz. Bu tarihî an, insanlığa, geçmişi yeniden değerlendirmek ve bu değerlendirme ışığında geleceği yeniden tasarlamak için bir ortak düşünme fırsatı vermektedir.

Öncelikle, insanlığın 20 nci Yüzyılın sonunda geldiği noktayla ilgili bir durum tespiti yapmakta yarar görüyorum:

Günümüzde, enformasyon ve bilgi, dünyamızda her zamankinden daha büyük bir süratle dolaşmakta; mesafe, insanları birbirinden ayıran bir mefhum olmaktan çıkmakta; dünyayı algılayışımız değişmekte, perspektiflerimiz gelişmekte; insanlar arasında dayanışma, ulusal sınırları aşmaktadır. İnsanlık tarihinde ilk kez "küresel toplum" fikri somut bir gerçeklik halini almaktadır. Yaşadığımız büyük deprem felaketi karşısında dünyanın takındığı tavır, bu gerçeğin bilincine bir kere daha varmamızı sağlamıştır. İnsanların, birbirlerinin yardımlarına koşmaları, birbirlerinin acılarını paylaşmaları, küresel bir dayanışma içinde olmaları, 21 inci Yüzyılda, daha güzel, barış içinde bir dünyayı hayal etmek için bizlere güç vermektedir.

Değerli milletvekilleri, 20 nci Yüzyıl boyunca, bilim ve teknolojide büyük atılımlar yapıldı. Kitlesel üretim, refahı artırdı, tüketim toplumunu yarattı. Küresel nüfus artışı olağanüstü boyutlara ulaştı; asrın başında 2 milyardan az olan nüfus, asrın sonunda 6 milyara geldi. Küresel nüfus artışı, insanlığı korkutmuştur. Eğitim yaygınlaştı; bilgi teknolojileri öğrenimi kolaylaştırdı, bilginin kullanımını demokratikleştirdi. İletişim ve ulaşım teknolojileri baş döndürücü bir gelişme kaydetti. Uzaya gidildi ve gezegen bilinci oluşmaya başladı. Olağanüstü kentleşme ve sanayileşme, bir yandan doğal çevreyi, öte yandan insan yapısı çevreyi hızla kirletti, hatta, tahrip etmeye başladı. İki dünya savaşı ve sayısız bölgesel savaşlar yaşandı. Nükleer silahlar keşfedildi, imha gücü insanlar üzerinde denendi; ancak, geleceğin nesillerini harp belasından korumak, uluslararası barış ve güvenliği muhafaza etmek amacıyla da Birleşmiş Milletler kuruldu. Totaliter rejimler, insanlığa, maddî ve manevî büyük zarar verdi; ancak, demokrasi, hukukun üstünlüğü, serbest piyasa ekonomisi üzerinde geniş bir mutabakat da sağlanabildi. Sömürgecilik tasfiye edildi; ancak, yoksulluk ortadan kaldırılamadı. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kabul edildi. Millî devletlerin her birinin evrensel bir hukuk düzeni içerisinde hareket etmelerini sağlayacak mekanizmalar geliştirildi ve geçen elli sene içerisinde, millî devletlerin sayısı arttı; Birleşmiş Milletler kurulduğu zaman 50 civarında olan devlet sayısı bugün 188'e çıktı.Bir anlamda artık anayasalar da uluslararası hukukun denetimine tabi kılındı. İmparatorluklar tasfiye edildi. Son büyük imparatorluk olan Sovyetler Birliği kendiliğinden dağıldı. İdeolojik kutuplaşma son buldu. Bölgesel ekonomik gruplaşmalar önem kazandı; ancak, etnik milliyetçiliğe, ırkçılığa ve köktendinciliğe dayanan şiddet hareketleri de yaygınlaştı. Terörizm, sınırları aşan bir bela haline geldi. Uluslararası hukukta terörizme karşı işbirliği mekanizmaları geliştirilmeye başlandı. Uyuşturucu bağımlılığı, kanser, hepatit-B ve C, AIDS gibi hastalıklar insanlığın sorunu haline geldi. Bunun yanında birçok salgın hastalıkların önlenmesi, yeni aşıların keşfi, organ nakli, çocuk ölümlerinde azalma, ortalama yaşam süresinin uzaması -ki, Türkiye'de 1930'lu yıllarda ortalama yaşam 35-40'tır, halen 75 yaşın üzerindedir; yani, insanlar 40'lı yıllardan 2 misli yaşar hale gelmişlerdir- ve genetik bilimindeki başdöndürücü yenilikler gibi memnuniyet verici ilerlemeler meydana geldi. Olumlu ve olumsuz birçok önemli gelişme yaşandı.

20 nci Yüzyılın bilançosu ana hatlarıyla budur. Şimdiden bilgi çağı olarak adlandırılan 21 inci Yüzyıla bu bilançodan intikal edecek temel olgular ise, küresel ekonomi, evrensel hukuk ve küresel sorunlara küresel çözümler arama bilincidir; içinde yaşadığımız dünyada bizi etkileyecek olanlar bunlardır. Önümüzdeki yüzyılda, ayrıca, egemenlik ve ulus-devlet kavramlarının da yeni anlamlar kazanacağı anlaşılmaktadır. Türkiye, önümüzdeki yüzyıla bu çerçeveye uyum sağlayarak hazırlanmak durumundadır.

Değerli milletvekilleri, bizim için 20 nci Yüzyılın en önemli hadisesi, Osmanlı İmparatorluğunun dağılması, bunun içerisinden Türkiye Cumhuriyeti Devletinin çıkmasıdır.

Anadolu'daki bin yıllık tarihimiz boyunca bağımsızlığımızı hiçbir zaman kaybetmedik. Bu uzun tarih içinde bu topraklarda iki büyük imparatorluk ve bir çağdaş cumhuriyet kurduk. İnsanlığın ortak uygarlığına önemli katkılarda bulunduk. Evrensel tarihe inişleriyle çıkışlarıyla damgamızı vurduk. Kurucusu ve mirasçısı olduğumuz ve bu yıl 700 üncü kuruluş yıldönümünü idrak ettiğimiz Osmanlı İmparatorluğu, 624 yıl boyunca Akdeniz ve Avrupa kültür ve medeniyetinin şekillenmesinde belirleyici rol oynadı. Üç denizin, üç kıtanın ve muhtelif kültürlerin buluşma noktası olan geniş bir coğrafyayı yüzyıllarca etkilemiş bir cihan imparatorluğunun mirasçısı olmak, bugünümüzü etkilediği gibi, yarınlarımızı da etkileyecektir. Dolayısıyla, geleceğe bakarken, öncelikle tarihimizi iyi anlamak, insanlık tarihi içindeki yerini doğru tespit etmek zorundayız.

Osmanlı Devleti, kuruluş döneminde esas itibariyle bir Balkan devleti olarak gelişmiştir ve İstanbul'un başkent olmasıyla birlikte, çokkültürlü, çok uluslu, çok dinli bir Avrupa ve Akdeniz gücü olarak tarih sahnesindeki yerini almıştır. Osmanlı, altı asrı aşan tarihi boyunca Avrupa'yla karşılıklı etkileşim içinde olmuştur; etkilemiştir, etkilenmiştir.

İçinde bulunduğumuz bin yılın özellikle son üçyüz yılında tüm dünyayı etkileyen büyük değişim ve dönüşümler gerçekleşmiştir. İnsanlık tarihinde belirleyici etkiler yaratan bu değişim ve dönüşümlerin itici gücü ve odak noktası aydınlanma çağı ve Fransız İhtilalidir. Eşitliğe dayanan vatandaşlık anlayışı, temel hak ve özgürlükleri tadat eden cumhuriyetçi anayasacılık ve laiklik, Fransız İhtilaliyle birlikte evrenselleşmeye başlamıştır. Hiç kuşkusuz, bu gelişme, insanlığın uzun kolektif süreci neticesinde ortaya çıkmıştır. Her ne kadar, bu sürecin başlangıç noktasında yönetenlerin yönetilenlere hesap vermesi, iktidarın kullanımında keyfîliği ortadan kaldırarak, toplumsal rızanın meşruiyetin ana kaynağı haline gelmesi fikrini ilk kez gündeme getiren Magna Carta bulunuyorsa da, yasalar önünde eşit vatandaşlardan oluşan ulus devlet-fikrinin dünyaya yayılması, Fransız İhtilalinin ürünüdür. Bu yayılma tek bir çizgi üzerinde gelişmemiştir; etkilediği her ülkenin tarih ve kültürüyle eklemlenerek farklı modeller yaratmıştır.

Mirasçısı olduğumuz imparatorluğun tarih sahnesinden çekilmesi, onun küllerinden Türkiye Cumhuriyetinin doğuşu da ulus devletin dünyaya yayılmaya başladığı tarihî dönemde gerçekleşmiştir. Aydınlanma çağının ve Fransız İhtilalinin etkileri, 18 inci Yüzyılın sonundan itibaren Osmanlı İmparatorluğunda hissedilmeye başlamıştır. Eğitimde ve hukukta modernleşme arayışlarına girişilmiştir. 19 uncu Yüzyıl boyunca devam eden bu arayışlar, 1876 yılında Birinci Meşrutiyetin ilanı ve ilk anayasanın kabul edilmesiyle bir anayasacılık hareketini başlatmıştır.

Büyük Atatürk'ün önderliğinde gerçekleştirilen Kurtuluş Savaşı neticesinde kurulan Cumhuriyetle birlikte bu hareket niteliksel bir dönüşüme uğramıştır. Büyük Atatürk'ün eseri, bir büyük hukuk devrimi olan Cumhuriyet- Evet, Cumhuriyet odur, bir büyük hukuk devrimidir- 20 nci Yüzyılın en başarılı toplumsal ve siyasal değişim projesidir. 624 sene idare edilen halkı, siz, idare eden haline getireceksiniz; "çok yaşa padişahım"dan, "şimdi kuvvet sende"ye getireceksiniz... Olay budur işte.

Cumhuriyet sayesinde Türkiye evrensel hukuk prensipleriyle buluşmuştur. Bu, Atatürk'ün eşsiz dehasının en parlak ürünüdür. Irk, dil, din, mezhep ve cinsiyet farkı gözetmeksizin tüm yurttaşların eşitliği ve özgürlüğü fikri, din ve vicdan hürriyetini de teminat altına alan laiklik anlayışı ve üniter devlet yapısı, demokratik cumhuriyet misakının temelini oluşturmaktadır ve milletimizin vazgeçilmez müştereğidir. Bu unsurlardan birinden vazgeçin, bu masayı tutan ayaklardan bir tanesinden vazgeçin, masa devrilir.

Büyük Atatürk'ün önderliğinde doğulu-batılı, kuzeyli-güneyli, genç-yaşlı, kadın-erkek Türk ulusal kurtuluş savaşçılarının kahramanlıkları ve fedakârlıklarıyla verilen bir büyük var oluş mücadelesinin ürünü olan bu misaka bağlılık her Türk vatandaşının görevidir.

Bir cihan imparatorluğunun parçalanışı ve bunun Türkiye Cumhuriyeti üzerinde çeşitli etkileri iyi değerlendirilmelidir. Türkiye'nin iç ve dış politikasındaki hedefleri, birliğini muhafaza, ayakta durma, iç barışını mutlaka koruma hususundaki kaygılarının kaynağı iyi değerlendirilmelidir.

Din, ırk ve mezhep konularının politize edilmesinin, ülkenin destabilize edilmesine varacağı endişeleri, tarih şuuru içinde mevcuttur. Bunları politize ettiğimiz zaman parçalanırız; odur destabilize olmak. Cumhuriyetten demokratik cumhuriyete geçişte geçen elli sene zarfında karşılaştığımız büyük bunalımların kökünde yatan budur. Bu elli senenin içinde ben varım ve bunu Yüce Meclise söylemeyi görev sayıyorum.

1870'li yıllarda başlayan "Makedonya Meselesi" unutulmamalıdır.

"Hufre-i inkıraz pençe-i izmihlal" korkuları, "infırad-ı anâsır mı, ittihad-ı anâsır mı" tartışmaları, bizi, bugünkü vatanmızı dahi savaş yapıp kurtarmak mecburiyetinde bırakmıştır.

Çokpartili hayata, yani demokratik cumhuriyete geçildiğinden bu yana ülke, demokratik otoritenin hâkim kılınması ve hukuk devletinin işleyebilmesi bakımından zaman zaman büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalmıştır.

Devlet, yönetilebilirlik, iç güvenlik, barışın ve hürriyetin aynı zamanda korunmasıyla uğraşmıştır. Çok kolaydır, birtakım kişilere, kurumlara kusur, hata falan bulmak; mesele, hadisenin tümüne bakmak, ondan, müspet birtakım, gelecekte yararı olacak dersler çıkarmaktır.

Bölücü, aşırı ve yıkıcı akımlar ve çeşitli mihraklar, iç barışımızı bozmuştur. 5 000 vatandaşımızın hayatını kaybettiği bir anarşi hadisesi ve 30 000'i aşkın vatandaşımızın hayatını kaybettiği bir bölücü terör hadisesiyle karşılaşılmıştır.

Demokrasi, kendini savunmaktan mahrum bir rejimin adı olamaz. Demokrasiye yürekten bağlı hiçbir millet, kamu düzeninin tahrip edilmesine razı olmaz. Unutulmaması lazım gelen husus budur.

Çağdaş devletten beklenen, demokratik otoritenin mutlaka sağlanması, halkın can ve mal güvenliğinden emin olması, demokratik hakların korunması, huzur ve sükûnun mutlaka temin edilmiş olmasıdır. Unutmamak lazımdır ki, İnsan Hakları Beyannamesinin 30 uncu, Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonunun 17 nci maddesi, hak ve hürriyetlerin, onları ortadan kaldırmak için kullanılamayacağını amirdir. Yani, özgürlük, özgürlüğü ortadan kaldırmak için kullanılamaz. Özgürlüğe itiraz eden yok, kimse edemez; ama, özgürlüğü korumak; sorun odur.

Sorun, sadece bir anayasa sorunu da değildir; topyekûn bir işleyen devletin meydana getirilmesi sorunudur. Sanıyorum ki, geçen elli senede Türkiye olarak alacağımız en önemli ders budur. Bunu çok iyi analiz etmemiz lazım. Bilim adamlarımızın siyasete ışık tutması lazım. Topkekûn bir işleyen devletin meydana getirilmesi şarttır.

Bu, iyi bir anayasa, iyi bir siyasî sistem demek olduğu kadar, geleneklere sahip, iyi yetişmiş, birikimli, deneyimli kadrolarla cihazlanmış, ahenk içerisinde çalışan kurumlardır.

Burada, kaht-ı ricalden şikâyet edeceğim. Kaht-ı rical, bir devletin yönetimini üstlenen kadroların siyasî istikrarsızlık dolayısıyla biçilmesi hadisesidir. Yetişen kadrolar, sık değişen hükümetler tarafından biçilirse, bir yerde, ülkeyi idare edecek liyakatli kadrolardan mahrum kalınır. Bu, sadece bizim tecrübemiz değil, dünya tecrübesi, Osmanlı tecrübesi; tabiri de Osmanlı tabiri.

Anayasa, işleyen devletin, işleyen rejimin, işleyen ekonominin sadece bir aracıdır. Ayrıca, toplumun demokratik eğitim ve kültürü, görenekleri, gelenekleri, demokrasi inancı ve ona sahipliği, sistemin işlemesinin önemli bir şartıdır.

Çağdaş bir devletin, çağdaş anayasası, çağdaş yasaları, çağdaş kadroları yanında, çağdaş topluma olan ihtiyacı, önemli bir husustur. Yani, demokratik hak ve sorumluluklara hassasiyet gösteren toplum, bu bütünde vazgeçilmez unsurlardan biridir. Onun içindir ki, halkın mutlaka rejimin sahibi yapılması lazımdır.

Bulunduğumuz bölgede, devraldığımız tarihî şartlar ve coğrafyanın dikte ettiği bazı olumsuzluklar, bizim ayakta durabilmemiz için, demokratik, üniter ve laik devleti mutlaka korumamızı gerektiriyor.

Unutmamak lazımdır ki, Türkiye, cumhuriyetin, demokrasinin, laikliğin ve Müslümanlığın, çağdaşlığın bağdaştığını göstermek gibi çok büyük bir iddiayı hayata geçirmektedir. Bunun hiçbirisinden vazgeçemeyiz.

Bu, bir büyük uzlaşmadır. Bu büyük uzlaşma, güçlü iç barış ve dayanışma demektir. Bunda herkesin yararı vardır. Herkese birden sesleniyorum: Bu uzlaşmayı koruyalım!

Bu demek değildir ki, Türkiye'nin daha iyi bir anayasaya, daha iyi kanunlara ihtiyacı yoktur... Hayır; vardır.

Nitekim, demokratik cumhuriyetin tüm kurum ve kurallarıyla işleyip işlemediği hususu hâlâ tartışılabilmektedir. Bu, konuşan Türkiye'nin, demokrasinin gücünü göstermektedir.

Cumhurbaşkanı seçildiğim 16 Mayıs 1993 günü bu kürsüden yaptığım konuşmada "1982 Anayasası, hazırlanışı, sunuluşu, kabul edilişi, nihayet şartları ve içeriği itibariyle tam demokratik değildir. Bu Anayasa Türkiye'ye bir anayasal düzen getirmiştir; fakat bunun tam anlamıyla demokratik anayasal bir düzen olduğu söylenemez" demiştim. O tarihten bu yana, 1982 Anayasasının birçok maddesi değiştirilmiştir. Yüce Meclis, Anayasayı değiştirme yetkisini kullanarak, başlangıç noktasındaki kusurları giderme iradesine ve imkânına sahip olduğunu ortaya koymuştur. Anayasanın eksikliklerini düzeltmenin mümkün olduğu ortadadır. Esasen, hâlâ, Yüce Meclisin ve Türkiye'nin gündeminde anayasa değişikliği teklifleri vardır. Bu teklifler süratle ve ciddîyetle ele alınır; Türkiye, artık anayasayla ilgili tartışmaları geride bırakarak, yapısal reformları tamamlar. Çağdaş anayasal demokrasi bağlamında eksiklikler varsa, bunlar hızla giderilir.

Çokpartili demokrasiye geçiş döneminin ürünü olan tartışmalara geri dönülmemelidir, bunlar artık geride kalmalıdır; hiç olmazsa siyasî anlamda söylüyorum. Demokrasi ve cumhuriyet, birbirinin karşıtı değil, birbirinin tamamlayıcısıdır. Demokratik cumhuriyet, işte bu uzlaşmanın adıdır.

Unutmamak lazımdır ki, bütün diktatörlükler, anarşi ve fetretin içinden çıkar ve güvenlik vaadiyle gelir. Dünyada pek çok ülkede, kişiye, ne istiyorsun dediğin zaman, ilk istediği şey güvenliktir, can güvenliğidir. Can güvenliği mi istiyorsun, özgürlük mü istiyorsun, ekmek mi istiyorsun diye sorduğunuz zaman, bu suali niye soruyorsunuz demez vatandaş. Üçünü de istiyorum derse, içinden demez. Üçünü de istiyorum dediği yerde zaten problem çözülmüştür. Can güvenliğini, bu üçün içerisinde başa almayan, belki, bir avuç ülke vardır. Onun için, can güvenliğini sağlamayan devlet yönetimi veya rejim, fevkalade sıkıntıdadır; ama, bu can güvenliği, pax romana sağlanmamalıdır; bu can güvenliği, demokratik yollarla, demokratik usullerle sağlanmalıdır; işte hüner burada, bunun nasıl yapılacağında.

Hürriyet rejimi, düşmanlarından korunarak ayakta tutulabilir; ancak, vatandaşın temel hak ve hürriyetlerinin korunacağı konusunda devlete güveni sarsılmamalıdır.

Türk vatandaşı, laik cumhuriyet ile Müslümanlığı bağdaştırmıştır.

Türk vatandaşının inançlarına serbestçe sahip çıktığını, ibadetlerini rahatça ve serbestçe yaptığını herkes biliyor. Böyle bir ihtiyacı yok Türk vatandaşının; yani "ben, Müslümanlığın gereklerini yerine getiremiyorum" diye bir şikâyeti yok. İşte buradan bütün Türkiye'ye sesleniyorum.

Neden yok; çünkü, Türkiye laik bir ülkedir; yani, 75 bin camide beş vakit ezan okunmaktadır. Benim vatandaşım haccına gitmektedir, zekâtını vermektedir, ibadetini yapmaktadır, mevlidini okumaktadır ve 85 bin din adamı da halkın hizmetindedir.

Eğer camiye siyaset sokulmazsa, ne dinin devletten ne devletin dinden şikâyeti yoktur. Bu, çok önemli bir şey; gerisini düşündüğünüz zaman, çok önemli bir şey.

İslamın bütün şartlarını yerine getirmesi için, bana göre, Türkiye'nin bir noksanı yoktur.

Türkiye, teokratik bir devlet değildir; Türkiye, laik bir devlettir.

Laiklik, demokrasinin de, inanç ve ibadet hürriyetinin de temeli ve teminatıdır. Yani, vatandaşın ibadetine karışanlar, inancına karışanlar varsa, Ceza Kanununun 175 inci maddesinden itibaren birçok maddesi onlara ceza getirmiştir.

Türkiye Cumhuriyetinin "dar-ül harp" olduğunu iddiaya cüret edenler şunu asla unutmasınlar; dinlerin en mütekâmili ve en hoşgörülüsü olan İslam Dinini bir saadet, barış ve sevgi dini olarak bu topraklarda gönül rahatlığıyla ve iç huzuruyla yaşamaya devam etmemiz, cumhuriyet sayesindedir.

Anayasa değişiklikleriyle ilgili çalışmalar yapılırken, uzun anayasacılık tarihimizden ve çokpartili demokrasimizin birikimlerinden ders alınmalıdır. Temel hak ve hürriyetlerin anayasal güvenceye alınmasında, iktidarın anayasalar yoluyla sınırlandırılmasında, kısaca daha iyi işleyen bir demokrasinin geliştirilmesinde neler yapılması gerektiği, ancak bu tarihî tecrübelerimizin dikkatle incelenip sorgulanmasıyla ortaya konabilir. Bir ülkenin siyasî tarihinin o ülkenin anayasal tarihini belirlediği açık bir gerçektir. Esasen, anayasalar, bir anlamda tarih projeleridir; geçmişten geleceğe köprü kuran, birlikte yaşama kurallarıdır. Bu noktada, anayasal devletin, değişmez bir yapı değil, tersine, değişen koşullar altında yeniden kurulması, korunması ve yenilenmesi gereken bir proje olduğunu da hatırlatmak istiyorum. Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de, demokrasimizin ve devletimizin daha iyi işletilmesi beklentisi kamuoyuna malolmuş, bunlara çözüm aranmaktadır.

21 inci Yüzyıla gerektiği şekilde hazırlanmamızı mümkün kılacak adımları atarken, tarihî deneyim ve birikimlerimizi tabiî ki gözardı etmemeliyiz. Ancak, dünün alışkanlıkları ile geleceğin icapları arasında bir denge kurulması gerektiğini de unutmamalıyız. Burada dikkate alınması gereken bir diğer denge de, bazı bilim adamlarımızın işaret ettiği gibi, temel hak ve hürriyetler ile kamu düzeni arasındaki dengedir. Sanıyorum ki, yönetilebilir bir devlet, bu dengenin iyi kurulup, iyi işlemesiyle mümkündür. Özgürlüklerin, hukukun üstünlüğüne dayanan demokratik otorite ile korunabileceği unutulmamalıdır. Demokratik otoriteyi zaafa uğratırsanız, özgürlükleri korumak mümkün değildir. Yüce Heyetinizin bu dengelere dikkat ederek, toplumumuzun tüm kesimlerince arzulanan yapısal değişimleri ihtiva eden bir anayasal reform projesini ortaya çıkaracak anlamlı ve yapıcı bir tartışmayı er veya geç başlatacağına yürekten inandığımı bir kere daha ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, müteaddit vesilelerle vurguladığım gibi, uluslararası ilişkilerde her alanda yerleşik kural ve kurumların sorgulandığı, yeni arayışların hız kazandığı bir dönüm noktasındayız. Türkiye'nin kaybedecek vakti yoktur. Dünyayla birlikte soluk alıp vermek, bu arayışların içinde yer almak ve bulunacak çözümlerin parçası olmak zorundayız; çözümlere katkıda bulunmak da zorundayız. Bunun için de, öncelikle, siyasî, ekonomik, idarî ve adlî alanlarda gerekli reformları bir an önce gerçekleştirmeliyiz. Bu, Türkiye'yi, parlak geleceğine taşıma mücadelesidir. Demokratik siyasî rekabet, bu mücadelenin daha verimli bir şekilde yapılmasını sağlayan bir bayrak yarışıdır.

Bu yıl, Berlin Duvarının yıkılışının 10 uncu yıldönümüdür. Duvarın yıkılışı, aynı zamanda ideolojik kutuplaşmanın sona ermesinin de sembolüdür. Bu gelişme, 20 nci Yüzyıl boyunca siyasete damgasını vurmuş olan sağ-sol saflaşmasını büyük ölçüde anlamsızlaştırmış ya da en azından siyasî farklılıkların kitlelere izahını güçleştirmiştir. Siyasî düzeydeki bu değişime paralel sayılabilecek bir zamanlamayla küreselleşme olgusu, ulus-devlete bakışı değiştirmeye başlamış, ekonomik manada sınırların önemi azalmıştır. Değişen koşullar, siyaseti ve siyasî örgütlenmeyi değişime zorlamaktadır. Tüm dünyada bu yönde bir arayış vardır. Türkiye, dünya ölçeğindeki bu gelişmelerden doğal olarak etkilenmektedir. Devletin nasıl daha iyi işletilebileceği, bir ihtiyaç olarak, tüm siyasî partilerimizin gündeminde yer almaktadır.

Cumhurbaşkanı olarak göreve başlandığımdan bu yana ben de, devlet reformu konusu üzerinde özellikle çok durdum. Bunun, Anayasanın bana verdiği "devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetme" görevinin bir gereği olduğuna inanıyorum. Devlet, topluma ve vatandaşa hizmet için vardır. Tüm devlet organlarının ortak amacı, halkın refahını artırmak, hürriyet, güvenlik ve mutluluğunu temin etmektir. Öyleyse, bu hizmetin nasıl daha iyi yapılabileceği konusunda düşünmek, herkesin görevidir. Çağın icaplarına uygun bir devlet reformu, soyut sloganlar değil, ancak somut öneriler zemininde gerçekleştirilebilir. Bu önerilerin içeriğini tartışmak yarar sağlar. Tartışmaları içerikten ziyade kişilerle irtibatlandırmanın Türkiye'ye hiçbir yararı olmadığını bir kere daha vurgulamak istiyorum; o zaman, tartışılmıyor, tartışma bitiyor. Bu bağlamda, anayasa reformu, yargı reformu, idarî reform konularıyla ilgili daha önce gündeme getirdiğim bazı düşüncelerimi, bu kürsüden, Yüce Milletimizin, Yüce Heyetinizin dikkatlerine tekrar sunmakta yarar görüyorum; bunlar benim düşüncelerimdir:

Anayasalar, devletin temel kuruluşu ile bireylerin temel hak ve hürriyetlerini belirleyen toplumsal sözleşmelerdir. Burada, öncelikle temel hak ve hürriyetler konusu üzerinde durmak istiyorum. Bu bağlamda, çağdaş evrensel standartlar bellidir. Demokrasiler camiasının mensubu olan Türkiye, İkinci Dünya Savaşı sonrasında, uluslararası insan hakları hukukunun gelişmesine katkıda bulunmuştur. Başta Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi olmak üzere, ilgili diğer Birleşmiş Milletler belgelerinden Avrupa Konseyi Sözleşmesine, AGİT tarafından kabul edilen muhtelif belgelere kadar uzanan temel insan hakları belgeleri, bu alanda Türkiye'nin üstlendiği uluslararası taahhütlerin çerçevesini çizmektedir. Evrensel hukuk ve çağdaş demokrasi hangi belgeleri ortaya koymuşsa, Türkiye bu belgelerin tümüne taraftır, tümünü kabul etmiştir ve Meclisi de bunun tümünü tasdik etmiştir. Yani, dünyada var olup da Türkiye'de olmayan bir şey yok. Türkiye bir arayışların içinde olamaz. Yapacağı şey, bu evrensel belgelerde, taahhüt ettiği evrensel belgelerde işlemeyen hususlar varsa, onları işler hale getirmektir. Yani, demokratik Türkiye Cumhuriyetinin temelini sorgulamakta hiçbir yarar yoktur. İşte evrensel hukuk burada.

Yani, Türkiye, İnsan Hakları Beyannamesine mi aykırı iş yapıyor, onu mu kabul etmemiş; o, uygulamadır; onun da denetim yerleri vardır; evvela bu kürsü denetim yeri. Veya Türkiye, demokratik ülkelerle beraber kabul ettiği dokümanlardan herhangi bir tanesine mi uymuyor; onun yeri de burasıdır. Yine de, bu belgelerle kabul ettiğimiz, uygulama yapmadığımız ne varsa, bunları bulup çıkarmak ve bunları uygulanır hale getirmek, demokrasimizi çağdaş seviyeye getirmemiz için yapılacak gayet somut bir olaydır.

Anayasanın, devletin kuruluşuyla ilgili bölümünü ele alırken, öncelikle, siyasî yapı üzerinde durulmasında yararlar bulunmaktadır. İşte bu başka bir kısım. Bana göre, temel haklar ve hürriyetler bölümünde Türkiye'nin bir eksiği yoktur; yani, uluslararası dokümanlara bakıldığı zaman.

Anayasanın, devletin kuruluşuyla ilgili bölümünü ele alırken işte burada mesele var; yani, bu nasıl işleyecek. Bu noktada temel mesele, kuvvetler ayrılığına işlerlik kazandırılmasıdır. Sistem, kuvvetler ayrılığıdır. Yasama organı, etkili denetim gücüne kavuşturulmalıdır. Demokratik denetimin daha etkili bir hale getirilmesi ve yasama faaliyetinin daha titiz bir incelemeye tabi tutulabilmesi için, anayasal deneyimimiz çerçevesinde yirmi yıllık uygulaması olan senato, yeniden ihdas edilmelidir.

Yasama organı seçimlerinde, seçmen ile vekili arasındaki bağı güçlendirecek dar bölge çoğunluk sistemine geçilmesi fikri üzerinde durulmalıdır; yani, bu ülkenin vatandaşı, kendisini kimin temsil ettiğini bilmeli, bu dağılmamalı ve vekiline bir şey intikal ettirecekse, onu yanında bulmalıdır. 69 milletvekili bulunan İstanbul'da vatandaş kimi arayacak, kimi bulacak!..

Değerli milletvekilleri, onun içindir ki, gelin, bu dar bölgeyi düşünün; Türk demokrasisinin selameti bakımından söylüyorum.

Partilerin malî kaynakları ve siyasetin finansmanı saydamlaştırılmalıdır. Partiler hiçbir suçlamanın altında olmamalıdır.

Yasama dokunulmazlığının kapsamı, çağdaş standartlarla uyumlu hale getirilerek daraltılmalıdır. Bu kürsünün hürriyetine kimse dokunamaz, dokunmamalıdır; ama, onun dışında birtakım şeyler eğer tartışılır hale gelmişse ve bu tartışmalar, bu sıralarda oturan değerli milletvekillerini sıkıntıya sokacak duruma gelmişse, haksız yere gelmişse, bunun çaresini, yine bu Meclis bulmalıdır.

Cumhurbaşkanı, iki turlu seçimle, halk tarafından seçilmelidir. Bana göre, yedi sene Cumhurbaşkanlığı uzundur ve cumhurbaşkanı beş sene için seçilmelidir; eğer, Meclisiniz muvafık görürse, iki defa seçilebilmelidir; ama, mutlaka halk tarafından seçilmelidir. Bunun birtakım mahzurları vardır; ama, maksadınız, eğer demokrasiyi güçlendirmekse, demokrasinin kurumlarına daha çok otorite kazandırmaksa, mutlaka halkın rızasına ve yetkisine cumhurbaşkanlığı makamını bırakmak lazımdır.

Parlamentoyu fesih müessesesi işler hale getirilerek... "Fesih" güzel bir tabir değil; buraya, ben, bunu böyle yazmışım ama sevdiğim bir tabir değildir. Zaten, o yüzden, bu maddeyi kullanamıyoruz; Abdülhamit, bir defa feshetti; eğer, bu yetki cumhurbaşkanlarına verilirse, önüne gelen fesheder diye. Bu, doğrudan doğruya seçimin yenilenmesi olayıdır. Zaman oluyor ki, göz gözü görmüyor Türkiye'de; biz, bunlardan dolayı bunalımlara gittik. Zaman oluyor ki, seçilmiş kişinin, seçimi yenilemekte sıkıntısı oluyor. Yapılacak iş nedir; yapılacak iş, seçilmiş kişiyi bu sıkıntıdan kurtarmaktır. Yani, eğer, ülke rahatsızlanmışsa, ülke, parlamentosunu tartışır hale gelmişse, parlamentosuna olan güveninde eksiklik olmuşsa, bunu devam ettirmenin bir yararı yok. O, zaaf oluyor, otoritede zaaf... O zaman, Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanıyla, varsa Senato Başkanıyla danışarak, partilerle danışarak, seçimi yenileyebilir.

Demokrasinin güçlendirilmesi bakımından bir hususu daha dikkatinize getiriyorum. Seçmenlerin önemli konularda doğrudan görüşlerini ortaya koyabilmelerine imkân tanıyacak şekilde, referandum müessesesine işlerlik kazandırılmalıdır. Bazen, yine, göz gözü görmez hale geliyor; tartışıyoruz, tartışıyoruz; herkes birbirini kötülüyor; hakem yok. Var gibi görünen hakemlerin hepsi, artık hakem olarak tanınmıyor. O zaman nereye gitmelidir; hakkın sahibine. Ve önde duranların hepsi vekildir, hakkın sahibi halktır. Yani, referandum müessesesine işlerlik kazandırılması şarttır. Olağanüstü hallerden, bunalımdan çıkış için gereken demokratik mekanizmalar Anayasaya dahil edilmeli.

Burada, çok önemli bir şeyi daha söylemek istiyorum. Cumhurbaşkanın, yasaları bir kere daha görüşmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderme yetkisi yeniden tanzim edilmelidir. 85 maddelik kanun çıkarıyorsunuz, otuzbeş gün uğraşıyorsunuz, bunun içerisinde belki iki veya üç hususun bir defa daha konuşulması gerekebiliyor, memleket allak bullak oluyor bunlar tartışılırken, otuzbeş gün, kırk gün tartışılmış bir yasayı, çok zaruret olmadıkça Cumhurbaşkanı nasıl veto edecek, soruyorum?.. Etsin efendim... Ee, Cumhurbaşkanının işi, sistemi çıkmaza sokmak değil ki. Eğer bu line-veto dedikleri; yani bir kanunun içerisinde bir veya iki maddeyi veya üç maddeyi, ne ise, Cumhurbaşkanı veto etme yetkisine sahip olursa, hem bu kadar çekilen emek boşa gitmez, hem de her şey işler, sonra onu bir defa daha çabucak konuşursunuz, iki maddeyi üç maddeyi.

Bunları ben kendim icat etmiş değilim. Bu sıkıntılarla karşı karşıya olan memleketlerin hepsi bunlara sırtını çeviriyor değil, çare arıyor ve böylece, bir sıkıntı ortadan kalkıyor. En son Amerika Birleşik Devletlerinde böyle bir uygulamaya gittiler.

Köklü bir yargı reformu gerçekleştirilmelidir. Yargı bağımsızlığının güvenceleri sağlamlaştırılmalıdır. Bu amaçla, yargı bağımsızlığıyla ilgili eleştiriler dikkate alınarak eksiklikler giderilmelidir. Adaletin geç tecelli etmesi Türkiye'de en önemli şikâyet konularından biridir. Bu itibarla, mahkemelerimizin, adaletin tevziini gecikmeksizin gerçekleştirebilmeleri için gereken tedbirler süratle alınmalıdır. Bunun bir yolu, Adalet Bakanlığımızın bütçeden aldığı payın artırılması ise, diğeri, yüksek yargı organları üzerindeki yükün azaltılmasıdır. İtirazların ele alınacağı ara kademe denetim mahkemeleri ihdas edilebilir. Mahkemelerin sayısının artırılması, davaların daha hızlı görülmesini sağlayacak muhahkeme usulüne geçilmesi gibi hususları kapsayacak değişikliklerle daha iyi işleyen yeni bir adlî yapılanmaya gidilmelidir.

Eğer bir ülkede devlet -devleti topyekûn alıyorum- ceza veremeyen devlet durumunda ise, o ülkenin kanunlarını icra etmekte çok büyük güçlüğünüz olacaktır. Şunu demek istiyorum: Mahkemelere intikal eden hususların neticeye bağlanması yıllar alıyorsa, bu esnada yeni af kanunları çıkıyorsa ve bu esnada hapishanelerden adamlar kaçıp gidiyorsa, o ülkede kanun hakimiyetini sağlamak mümkün değildir. Ceza yoktur, ibreti müessire yoktur, ıslah olma yoktur. Bence, sanıyorum ki, Türkiye'nin en önemli meselelerinden birisi, yargıyı işler hale getirmektir. İşler hale getirmekten kastım şu, yargı dağıtımını çabuklaştırmaktır. Tabiî ki, burada çok hassas olan bir nokta, haksızlıklar olmamalıdır. Zaten uzadığı zaman haksızlıklar kalkıyor mu orta yerden; uzadığı zaman, işte böyle haksızlıklar çıkıyor.

Devlet yönetimini menfaat, nema dağıtan bir yer olmaktan çıkarmak lazımdır. Bunu sağlamanın yolu, devletin ekonomik ve ticarî faaliyetlerin içinden tümüyle çıkmasından geçmektedir. Falanca adam kredi alacakmış; niye devlete gelmeli o?! Alacaksa, verecek olan adam düşünsün, taşınsın, parasını geri alabilecekse versin; ama, banka devletin ise veya bir yerde devletin nüfuzu lazım ise, o zaman siyaseti bundan arındıramazsınız. Bunlar şahsî kusurlar değildir, sistemin kusurlarıdır ve kim devlet yönetiminde görev alsa, bunlarla karşı karşıya kalır. Bunun kestirmesi var; gelin, paraya pula müteallik şeylerin, menfaata müteallik şeylerin, ticarete, sanayie müteallik şeylerin tümünden devleti sıyıralım. Bunlar, vaktiyle lazımdı; ama, Türkiye, bugün, o seviyelerin üstüne çıkmıştır.

Ve nihayet -yine, reformlara devam ediyorum; bunu çok önemsediğimi ifade edeyim- 65 milyonluk Türkiye Ankara'dan idare edilemez; idare ediliyor mu; edilemiyor işte; yani, 65 milyonluk Türkiye'nin bütün idaresini buraya topladık, bunun da altından kalkamıyoruz ve halk, akın akın geliyor, gelecek tabiî. Halk gelmezse, daha da kötü. Geliyor, o kapıya geliyor, bu kapıya geliyor, bu kapıya geliyor. Yüzde 90'ının hiç buraya gelmemesi lazım. Taa, uzak yerlerden kalkıp geliyor. İşte, orada hallolacak şeyleri oraya aktarmak lazım. Değerli milletvekilleri, onun içindir ki, bu yerel yönetimler reform kanunu tasarısını bir an evvel yasalaştırın; ama, işleyecek şekilde yasalaştırın; yani, içeriği olsun, sadece, yaftası olmasın; mutlaka bir fayda sağlasın. Ve bence, bu, hükümetin veya muhalefetin işi değildir; bu, Türkiye'nin işidir.

Devlet reformu konusunda, uluslararası platformda da çalışmalar var; her ülkede var. Ben, size, burada, bir misal vereceğim. Amerika Birleşik Devletleri, Ocağın 14' ünde, Başkan Yardımcısı Al Gore'un başkanlığında bir toplantı yaptı, 40 devlet buraya iştirak etti. Bu toplantının sonunda -bunun adı "Devletin Yeniden İnşaı İçin Küresel Forum- şu neticeyi çıkardılar: "21 inci Yüzyılda bir ülkenin güçlü iktisadî avantajlara sahip olabilmesinin yolu, etkili, işleyen ve halkının desteğine sahip, demokratik bir devlet yaratmaktan geçmektedir. Etkisiz, yavaş hareket eden, aşırı merkeziyetçi bir devlet yapısı, 21 inci Yüzyılın yüksek hızlı ve yüksek teknoloji kullanan ekonomisinde, özellikle özel sektörün dinamizmi önünde en temel engel olacaktır. Dolayısıyla, önümüzdeki yüzyılda refaha ulaşılması, vatandaşların ve piyasaların isteklerine cevap verebilecek esnek ve etkili, kararları vatandaşa en yakın düzeyde alabilen bir devlet yapısı geliştirilmesine bağlıdır. Kısaca, devlet, yeni çağın icaplarına uygun olarak yeniden inşa edilmelidir." Devleti kötüleyerek bir yere varamayız. Her kimin ne fikri varsa, gelsin devletin yeniden inşaına katkıda bulunsun; işte meydan...

Eğitim ve sağlık alanlarında köklü reformlar geliştirilmelidir. Eğitim, sağlık ve çevre 21 inci Asrın en önemli meseleleri olacaktır.

Bir hususu daha burada kaydetmek istiyorum. Devleti daha iyi işletmek, vatandaşın demokratik dikkat ve uyanıklılığıyla mümkündür. Devlet de vatandaşının somut ve yapıcı eleştirilerine açık olmalıdır. Sivil toplumla devlet arasındaki ilişkileri tanzim edecek temel çerçeve, özgürlükler ile sorumluluklar arasındaki dengedir. Çağdaş devletin vatandaşı, demokratik vatandaşlık bilincine sahip olan bireydir. Unutulmaması gerekir ki, demokrasiyi güçlü kılan da, yaşatan da esas itibariyle budur.

Kurtuluş Savaşının ateş çemberinden geçen Türk Halkı, alınyazısını kendi iradesiyle belirleme hakkını elde etmiştir; Allah'ın yazdığı başka; yani, kendi iradesiyle. İmparatorluktan ulus-devlete, tebaadan vatandaşa geçilmesiyle, Türk Milleti, eşit vatandaşlardan oluşan bir topluluk halini almıştır. Bu, kökten bir değişiklik, bir devrimdir. Artık, devletin sahibi, efendisi, hanedan veya halife değil, millettir. Egemenlik hakkını Tanrı'dan alan ve yalnız Tanrı önünde sorumlu olan padişahlık, bir daha geri gelmemek üzere gitmiştir. Hiç kimsenin, başka türlü düşünmesine gerek yoktur. "Millî iradeyi hâkim kılmak" ilkesi, bir devrimi ifade etmekte idi 1919'da; 29 Ekim 1923'te, bu ilke mantıkî sonucuna erişmiş, Türkiye, bir cumhuriyet olarak tarih sahnesine çıkmıştır. Cumhuriyet "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" sözünde ifadesini bulur. Bu ilkeyle, Osmanlı siyasî sistemi, kökünden ortadan kalkmıştır. Atatürk, bunu, kesin biçimde ifade eder: "Yeni Türkiye'nin eski Türkiye'yle hiçbir alakası yoktur. Osmanlı hükümeti tarihe geçmiştir. Şimdi, yeni bir Türkiye doğmuştur" diyor Atatürk Nutuk'un 437 nci sayfasında.

"Devletin dini Dîn-i İslâmdır" diyen Osmanlı toplum düzeni, laik Türkiye Cumhuriyetinin toplum düzeniyle taban tabana zıttır. Türkiye Cumhuriyeti ile Osmanlı devlet sistemi arasında bağ kurulamaz. Bu noktada, Osmanlı, tamamiyle ve kesinlikle son bulmuştur. Ancak, kültürel bakımdan Osmanlı döneminden devraldığımız zengin bir miras vardır. Bu miras, bugün de etkilerini sürdürmektedir. Bu da son derece doğaldır.

Milletimizin, tarih içindeki yürüyüşünün önemli bir durağı olan ve evrensel tarihe damgasını vurmuş olan Osmanlı kültür ve medeniyetiyle haklı bir gurur duyuyoruz. Cumhuriyet, tarih şuuru içinde, Osmanlı mirasına sahiptir.

Rus ordularının, Kuzey Karadeniz, Balkanlar ve Kafkaslara her girişinde, 1783'ten beri, birbiri ardına gelen göçlerle, Anadolu, bugün, İmparatorluğun etnik ve kültürel bir minyatürü haline gelmiştir. Osmanlı kültürünü benimsemiş, anadili Türkçe olmayan yüzbinlerce Arnavut, Boşnak, Pomak, Giritli, Karadağlı, Çerkez, Abaza, Çeçen, Gürcü, bu yurda gelip yerleşmişlerdir. Onları, buraya, Anavatan'a koşturan şey, ortak tarih, yaşam tarzı, kültürdür. Anadolu Türkü onları kendisinden saymış, kucak açmış, onlar da kendilerini, Anadolu Türkünden saymışlardır. Tarih ve kültürün, etnik menşeden çok daha güçlü bir sosyal vakıa olduğunu, daha iyi hangi örnek gösterebilir. Onlar, canı gönülden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmuşlar, modern Türkiye'nin oluşması ve yükselmesinde hayatî hizmetlerde bulunmuşlardır. Anadolu, onlar için gerçek bir anavatandır.

Bu etnik çeşitliliği bir zenginlik olarak kabul eden cumhuriyet felsefesinin ürünü olan anayasalarımız, herkesin hukuk önünde eşit olduğu bir Türk vatandaşlığı, her inancı aynı düzeyde saygın gören son derece hoşgörülü bir din serbestliği, inanç ve ibadet hürriyeti getirmiştir. Huzur içinde ortak nimetlerini paylaştığımız bu güzel yurdu, bu sağlıklı cumhuriyet rejimini korumak herkesin yararınadır. Bu gerçeği hiçbir zaman unutmayalım.

Değerli milletvekilleri, buraya kadar yaptığım konuşmada, 20 nci Asrın içinde en mühim hadise olarak Türkiye Cumhuriyetini asrın içinden çıkardım. Şimdi, 2000'li yıllara girerken, acaba Türkiye Cumhuriyeti ne vaziyette, ona da bir bakmamızda yarar var.

Cumhuriyetin kazanımlarının, milletimizin 20 nci Yüzyıldaki bu büyük başarısının içeride ve dışarıda daha iyi bilinmesi, öncelikli meselelerimizden biridir. Cumhuriyetle birlikte 20 nci Yüzyılın en başarılı sosyal ve siyasî değişim başarısını hayata geçirmemize rağmen, 21 inci Yüzyıla girerken Türkiye'nin bir imaj sorunu vardır. Bu imaj sorununun ortaya çıkmasında yurt dışındaki bize hasım çevrelerin, kuşkusuz, payı vardır. Tabiî ki, meseleyi sadece bu çerçevede görmek bizi çözüme götürmez. Bir kere daha vurgulamak istiyorum ki, laf sahibinden çoğalır. Türk insanı ülkesinin imajından memnun hale geldiğinde, imaj sorunumuz büyük ölçüde aşılmış olacaktır.

Eğer biz diyorsak ki, bizden ne köy olur ne kasaba; hakikaten, bizden ne köy olur ne kasaba. Evvela, başkaları bize, sizden her şey olur demeden önce, biz kendimiz dememiz lazım onu.

İmaj sorunu... Bunun üzerinde çok duruyorum ve yıllardır duruyorum. Dışarıdan bakanlar -hasta adam gitti; hasta adam kimdi; Osmanlı'ydı- bir taraftan, bakıyorlar, bunlar da mı hasta acaba diye, bizim söylemlerimize; bir taraftan da, bizim meydana getirdiğimiz neticeye bakıyorlar bir gariplik var bu işte; bunlar hasta falan değil" diyor; ama, biz, kendimiz "hastayız" diyoruz. Olmaz... Olmaz... Hiçbir yararı yoktur. Kızdığımız, öfkelendiğimiz zaman kendi kendimizi vurmanın bir manası yok.

İmaj sorunu, daha çok insan hakları alanında ülkemize yöneltilen eleştirilerle irtibatlı bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda, dikkatle değerlendirilmesi gereken husus şudur: Ülkemize karşı yöneltilen eleştirilerin birçoğu haksız ve temelsizdir. Adam buralara geliyor. "Allah Allah, sizin şehirlerinizin sokaklarında savaş mı oluyor" diye bana soruyor. Ondan sonra, geliyor; 4 milyon nüfuslu Ankara'da, gecenin yarısında, istediği her yere gidiyor; herkes gidiyor, çoluk çocuğu, kadını, kızıyla; ona da şaşırıyor, hangisi doğru gibi... Nereye istersen git.

Kolaylıkla düzeltilebilecek bazı eksikliklerimiz nedeniyle, dış tanıtıma yönelik çabalarımızın etkisiz kalması önlenmelidir; Türkiye'nin imajı açısından önem ve öncelik taşımaktadır. Bu adımlar atılırken, ülkenin idare edilebilirliğinin ve üniter devlet yapımızın hiçbir şekilde zedelenmemesi, tabiî ki, hayatî bir konu olarak önemle göz önünde bulundurulacaktır. Bir toplumsal seferberlik yapmamız lazımdır. Turizmi mi artırmak istiyoruz; buna bağlı. Bakın, Polonya'ya 5 milyar dolar yabancı sermaye geliyor; biz, 800 milyon ancak zor bela alıyoruz; niye; işte, o sebepten dolayı. Yani, mutlaka, kendi kendimizi, hak etmediğimiz birtakım töhmetlerin altında tutup, imajımızı yaralamamızın manası yok. Biz, öyle başkalarının söylediği gibi, kötü falan değiliz; hiç hak etmeyiz bunları...

Türkiye, varlarını ve gerçek potansiyelini dünyaya daha iyi anlatmalıdır. Bir bakalım Türkiye'ye, bu Türkiye ne; buradan, bu Yüce Meclisin kürsüsünden bakalım. Benim söylediklerimde bir hilaf varsa, birisi gelsin "bunlar doğru değil" desin. Benim söylediklerim siyaset değil, siyaset üstüdür.

Çağdaş hukuka dayalı bir devlet kuruluşu olduğu kadar, aynı zamanda, halk için bir yaşam tarzı olan cumhuriyet sayesinde, Türk kadını, erkeğiyle eşit hale gelmiş, toplumsal ve kamusal hayatta hak ettiği yeri almıştır. Demokratik cumhuriyetin Türk kadınına toplum içinde verdiği rol sayesinde ulusal gücümüz en az iki misline çıkmıştır.

Cumhuriyet, eşitlik, özgürlük ve uygarlıktır; insanlık onurunu her şeyin üstünde tutmaktır. Cumhuriyet, cehalete, yoksulluğa, fukaralığa, çaresizliğe karşı verilen mücadelenin adıdır. Cumhuriyetin temelindeki iddia, vatandaşlarını, çağdaş bir devletin vatandaşı yapmaktır.

Türkiye, cumhuriyet tarihi boyunca hızlı bir kalkınma gerçekleştirmiştir ve yetmişaltı yılda, tarımöncesi bir toplumdan, sanayileşmiş demokratik bir kent toplumu haline gelmeyi başarmıştır. Pek de öyle değil falan demesin kimse. 1923'ten 1999'a kadar geçen yetmişaltı sene zarfında, bu ülke, ortalama yüzde 5 kalkınma hızını sağlamıştır ve 1923'ten 1999'a, bu ülkenin nüfusu 13 milyondan 65 milyona gelmiştir; 6 defa artmıştır. Gene, 1923'te 50 dolar civarında bulunan adam başına geliri, 1999'da 6 000 dolara gelmiştir nüfusunun 6 defa artmasına rağmen. Bakın 1923'e, neyiniz var...

Cumhuriyetin, çağdaş eğitim en önemli başarılarından biridir. Bugün, kurulduğu gündeki tüm nüfusu kadar çocuğu bulunan milletimiz, cumhuriyet sayesinde ülkenin her köşesinde okula gidebilmektedir. 1923'te tek bir üniversitesi olan Türkiye'nin, bugün, ülkenin her köşesine yayılmış 72 üniversitesi, 1,5 milyon üniversite öğrencisi vardır. Üniversite profesörlerinin de yüzde 25'i kadındır. Bu, Avrupa'daki en yüksek orandır ve Türk kadınının gurur tablosudur.

Cumhuriyet sayesinde nüfus artış oranı, yüzde 3,5'lerden yüzde 1,5'lere inmiştir. Çocuk ölüm oranı dünya standartlarına yaklaştırılmış; yani, -bugün, hâlâ 42-43'teyiz ama- 250'lerden oraya inmiştir; dünya standartlarına inmek için hâlâ yüzde 6'ları yakalamamız lazım.

Türk ekonomisi cumhuriyetle birlikte modern yapılara kavuşmuş, bugün, dünyayla rekabet eder hale gelmiştir. İşte burada; yüzde 75'i köylü ve çiftçi olan bir Türkiye'den, dünyanın 135 ülkesine sanayi ürünü satan bir Türkiye'ye gelmişizdir ve nihayet Türkiye, 188 ülkede, Dünya Bankası raporlarına göre, 16 ncı büyük ekonomiye sahiptir; 400 milyar dolar -eğer, Çin'i alırsanız, Çin, bunun aşağı yukarı 2-2,5 misli; ama, nüfusu 1 milyar- adam başına gayri safi millî hâsıla ve parite bakımından 6 712 dolar. Son olarak G-7 grubu ülkeleri Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları 25 Eylül 1999 tarihinde Washington'da toplandılar ve G-20 kuruldu; yani, G-7'ye 13 tane daha memleket eklediler. Onlardan 2 tanesi kurum; bunlardan birisi de Türkiye'dir; yani, Türkiye, iğneden ipliğe her şeyi satın alan Türkiye, hiçbir şeyi olmayan Türkiye, yetmişbeş sene zarfında bakın hangi memleketlerin arasına girdi: Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada -hemen şunu söyleyeyim ki, Türkiye'nin ticaretinin yüzde 70'i Avrupa Birliği ülkeleriyle ve Türkiye, bu Avrupa Birliği ülkelerine dün aldığı sanayi ürünlerinin hepsini satıyor- Brezilya, Arjantin, Çin, Hindistan, Meksika, Rusya, Güney Afrika, Güney Kore. Türkiye, işte, bu 20 ülkenin içinde.

2000'li yıllara girerken, her alanda büyümüş, gelişmiş, uygarlığı yakalamış bir Türkiye var. Bir tarım toplumu olan ve bütün ihtiyaçlarını dışarıdan satın alan, 13 milyon nüfuslu bir Türkiye'den -tekrar tekrar söylüyorum, biraz evvel dedim ki, kendimizi kötüleyerek bir yere varamayız; kendimizi nasıl iyileyeceğiz, iyilememiz için sebep nedir; işte, onun için bunları söylüyorum- ihracatının yüzde 90'ı sanayi ürünü olan bir Türkiye'ye gelinmiştir. Türkiye, uçağını, denizaltısını, otomobilini, kamyonunu, otobüsünü, elektronik cihazlarını, her çeşit gemiyi, telefonunu yapmakta ve ihraç etmektedir. 22 memlekete, Türkiye'de yapılan telefon ihraç ediliyor.

Bu sanayileşmiş bir Türkiye'dir; ihracatının yüzde 70'i -biraz evvel söylediğim gibi- kalkınmış pazarlaradır; düz cam üretiminde dünyada 2 ncidir, seramikte Avrupa'da 3 üncü, dünyada 6 ncıdır, çimentoda Avrupa'da 2 ncidir, demir-çelikte dünyada 14 üncü, Avrupa'da 7 ncidir, inşaatta dünyada ilk 10 içerisindedir.

1923'teki nüfusu kadar çocuğa okul ve öğretmen vermektedir. Bu sene Almanya, Fransa ve İngiltere'de ilkokula kaydolan çocukların yekûnu kadar benim ülkemde çocuklarım okula kaydoldu.

2 500 00 milyon ton tahıl üreten Türkiye, 30 000 000 ton tahıl üretir hale gelmiştir.

77 000 000 kilovat/saat elektrikten 115 milyar kilovat/saat elektriğe gelmiştir. Ee, tabiî, yetmişbeş sene... Savaş yılları girmiş, yanmış yıkılmış bir memleket. Onun ilk yirmi senesinde birçok sıkıntısı vardı Türkiye'nin; ama, 1950'de 1 milyar kilovat/saatten aşağı olan elektriği, bugün, 114 milyar kilovat/saat.

1940'ta 1 066 traktörü var Türkiye'nin, 1950'de 3 000 traktörü var, 1965'te 54 000 traktörü var -benim devraldığım Türkiye oydu- bugün, 1 000 000 traktörü var.

1950'de 58 000 telefonu olan Türkiye'nin bugün 17 000 000 telefonu var.

Cumhuriyetin başında 307 öğretim üyesi, 2 914 öğrencili bir darülfünun... Yılda 188 000 mezun veren, 60 000 öğretim üyeli, 1,5 milyon öğrencili, 72 üniversiteye sahip Türkiye. İstanbul Üniversitesi bu sene 8 500 mezun verdi; bir tek üniversite ve o gençlerin sevincini görmek lazımdı. O, Türkiye Cumhuriyetinin başarısıydı. Ve nihayet, 307 öğretim üyesi, 3 000 öğrenci... Cumhuriyetin başında kaç tane üniversite bitirmiş adamımız var; bir bakın, bir avuç. 188 000 öğrenci mezun olmuştur bu sene. Bu da azdır; bunu da söyleyeyim de.

1 000 doktorlu Türkiye'de -20'li yıllar- 77 000 doktorlu sağlık hizmetine gelinmiş. Aksayan işimiz yok mu; var. Yüce Meclisten rica ediyorum; bu 38 000 kişilik sağlık personelinin kadrolarını verin. Hastane... İşte burada hastane; hastanenin üç katı çalışmıyor; çünkü, doktor var, ameliyathane var herşey var; fakat, yardımcı personel yok. Yani, tasarrufu başka yerden yapın.

40 000 köyünün -bu rakamı hep böyle kullandık da onun için, aslında 35 000 köy, 75 000 mezra olarak kullanmak belki daha iyi; ama, ben gene böyle mukayese için söylüyorum- hiçbirisine ulaşılamayan Türkiye'nin, 319 000 kilometre -ki, bunun içerisinde epeycesi asfalt- köy yoluyla ulaşamadığı köyü yok, mezraı da yok.

40 000 köyünün hiçbirisinde elektrik olmayan Türkiye'nin, bugün, elektriği olmayan mezraı dahi yoktur.

Okul, öğretmen, televizyon, ülkenin her köşesine gitmiştir.

Türkiye'nin sulanabilir topraklarının yarısı sulanmaktadır.

1950'de 3 barajı olan Türkiye'nin, 1998'de 198 barajı ve 1 000 göleti var.

Ve nihayet, 1923'te adam başına 50 dolar millî gelir, 1998'de 6 000 küsur dolardır.

Çokpartili demokrasiyi benimsenmiş ve 1946'dan 1999'a kadar 14 genel seçim yapılmıştır Türkiye'de. İnilmiştir, çıkılmıştır; ama, baş, suyun üstünde durmuştur.

Hür seçim, hür parlamento, hür basın, hür yargı, hür üniversite, hür sendika, hür inanç, hür vicdan, hür zihin, hür meydan, hür sokak, hür sivil örgütler. Bunların hangisi Türkiye'de yok; hepsi, Türkiye'de var. İşte Türkiye bu...

Yolsuz, okulsuz, susuz, ışıksız, hekimsiz, ilaçsız, traktörsüz, kamyonsuz, telefonsuz, fabrikasız, velhâsıl hiçbir şeyi olmayan 13 000 000 nüfuslu Türkiye'den; 15 000 000 çocuğunu okutan, her köşesine gidilebilen, insanları da toprakları da suya kavuşmuş, her köşesi aydınlık, her köşesinde telefonu, televizyonu mevcut, 1 000 000 traktörü, 10 binlerce fabrikası olan dünya devleti Türkiye... Bu, küçültülmemelidir.

Aslında bu başarı, bir milletin başarısıdır ve bu zamanlar içerisinde gelip geçmiş, bu millete hizmet etmiş hepinizin başarısıdır. Bunun içerisinde hepiniz varsınız. Onun için, meydana getirdiğimiz bu Türkiye'yi, birtakım karamsarlıklara teslim etmeyelim. Bunu görmezlikten gelmek, örtmek, küçümsemek, bence inkârcılık olur.

Şimdi, Türkiye bir defa daha büyümeye hazırlanıyor. Önümüzdeki on sene içerisinde elimize geçen imkânları çok iyi kullanacağız. Bu büyümenin içerisinde yeniden enfrastrüktürümüzü büyüteceğiz. 60 000 kilometre asfalt yolu olan Türkiye'nin, 1 500 kilometre otoyolu olan Türkiye'nin, yeni otoyollara, yeni geniş yollar, bölünmüş yollara ihtiyacı var. Trafik kazaları yılda 5 000 - 6 000 vatandaşımızın canını alıyor. Biz, Türkiye'nin altyapısını çok güzel yaptık, bugün dardır; yapıldığı zaman, geniş olduğundan şikâyetler vardı. Bunu, bir defa daha, önümüzdeki on seneye cevap verecek şekilde yapacağız.

Türkiye'ye elektrik lazım. 114 milyar kilovat/saat elektrik yetmiyor. 2020 yılında, Türkiye'nin 528 milyar kilovat/saat elektriğe ihtiyacı var; 30 milyar birinci bölümde, 100 milyar civarında da ikinci bölümde, dolar olarak yatırım yapmamız lazım ve yeni otoyollar Türkiye'nin her tarafını kaplamalı. Yeni sanayi, yeni turizm, yeni birçok şey_

Ne yapacaksınız böyle; yani, bunlarla ne yapmak istiyorsunuz diye bana sorarsanız; önümüzdeki yirmi sene zarfında, Türkiye'yi, dünyanın ilk 10 ülkesi arasına sokmak istiyoruz. Kendiliğinden olmaz; yapılacak işler bunlardır ve bunlar doğrudur ve bana göre, bunları yapmak için Türkiye'nin imkânları da vardır. İşte, 20 nci Yüzyılın içinden çıkardığımız, çağdaş, modern; birçok problemleri olmasına rağmen kalkınmış, sanayileşmiş ve dünyayla entegre olmaya hazır Türkiye...

Türkiye'nin dünyayla münasebetlerinden bahsetmek istiyorum ve dünyayla münasebetlerine geldiğim zaman görülecektir ki -size takdim ettiğim küçük kitapçıkta bunu çok iyi yazdım, bunların hepsi benim, yani, burada söylemesem, okumasam bile, benim sözlerimdir, onlardan ben sorumluyum- sanıyorum, Türkiye'nin dünyayla olan münasebetleri, bir dünya devletinin münasebetleridir.

Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra, bir yeni coğrafya meydana gelmiştir. Daha birçok ülke, bu coğrafyanın farkında değildir; bu, Avrasya coğrafyasıdır. Burada, Türkçe konuşan 5 yeni cumhuriyet çıkmıştır orta yere. Biz, bir taraftan Avrupa Birliğine üye olmaya çalışırken, öbür taraftan, Kafkasya'da ve Ortaasya'da yeniden kurulan bu cumhuriyetlerle fevkalade iyi münasebetler kurmuşuzdur, bu kardeş ülkelerle münasebetlerimizi geliştirmişizdir.

16 000 Ortaasyalı genç Türkiye'ye gelmiş, Türkiye'nin üniversitelerinde eğitim görmüş ve bugün, herhangi bir tanesi, Anadolu Türkçesini, bizim Anadolu'daki çocuklarımız gibi konuşmaktadır, bizim çocuklarımızdır onlar da ve gerçekten, yüz sene kopmuş olan köprü yeniden kurulmaktadır.

Ortaasya'da yapılmış bulunan işlerin yüzde 80'ini Türk işadamları ve Türk müteahhitleri yapmışlardır. Her gittiğiniz yerdeki otel, Türk müteahhitleri tarafından yapılmıştır ve oralara giden başka yabancılar, Türkiye'yi oralarda görüp imreniyorlar; bana kaç tanesi söyledi. Alma Ata'daki Ankara Oteli, Astrahan'daki otel, Aşkabat'taki oteller, Kırgızistan'daki otel, Bakü'deki oteller, hepsini Türkler yapmıştır; çünkü, bizim o insanlara manevî borcumuz vardır. Bu, çok önemli bir olaydır. Türkiye'nin Avrasya'yla olan münasebetlerinin çok sıcak ve çok kardeşane bir durumu vardır, bu durum devam etmelidir.

Türkiye, bir gün, Avrupa Birliğinin parçası olacak, üyesi olacak. Bugünden yarına birtakım sıkıntılarımız vardır, bu sıkıntıların içerisinde, tabiî ki, bizim birtakım şeylerimizi beğenmiyorlar. Aslında, müzakereye oturdukları birçok ülkenin -ki, o ülkelerin hepsiyle biz dostuz- Avrupa Birliğine alınması lazım, Kıbrıs müstesna; çünkü, onun başka tarafları var. Ama, o ülkelerden, biz elli sene ilerideyiz, hepsinden elli sene ilerideyiz. Onlar alınsın; ama, Türkiye'nin dışlanması diyemiyorum; çünkü, Türkiye'yi dışlanmış da saymıyorum, Türkiye, dışlanamaz; eğer, önünde sonunda... Zaten, bugün, Türkiye, Gümrük Birliğinin bir üyesi olarak Avrupanın içindedir. Üç senedir, Türkiye'nin ürettiği her mal, Avrupa'nın ürettiği malla rekabet ediyor. Ondan sonraki kısmı, bence, kendimizi Avrupa standartlarına; idarede, hukukta ve her şeyde uydurmamız lazım, kendi şartlarımız içinde. Bunu yaparken, kesinlikle üniter devletten, Türkiye birliğinden, bütünlüğünden ve Türkiye'deki huzurdan, sükûndan ödün veremeyiz.

Türkiye, kendi etrafında çok önemli çemberler meydana getiriyor ve 135 ülkeyle münasebetimiz var; daha evvel de söyledim, 40-50 ülkeyle çok yakın münasebetlerimiz var.

Üç beş cümleyle Kıbrıs meselesinden bahsedeceğim.

Kıbrıs, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Sayın Denktaş tarafından anlatılmış, konuşulmuş ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu husustaki direktifi, bütün partilerin iştirakiyle ortaya konulmuştur; bunda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir.

Amerika Birleşik Devletleri ile bizim fevkalede iyi münasebetlerimiz var, bu münasebetlerin daha da geliştirilmesi istikametindeyiz. Sayın Başbakan Ecevit'in Amerika Birleşik Devletlerine yapmış olduğu gezi başarıdır ve uzunca zamandır birbiriyle dost olan bu iki ülke -burada büyük bir Türkiye, orada büyük Amerika- münasebetlerini daha da geliştirmeye bu gezi yardımcı olacaktır.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatının -asrın- son toplantısı bu sene İstanbul'da yapılacaktır, Türkiye olarak ona hazırlanmaktayız ve bu toplantının çok başarılı bir şekilde geçeceğini umuyorum; toplantıya birçok devlet, 54 ülke katılacaktır.

Türkiye'nin güncel sorunları var. Bu güncel sorunların başında içbarışın, huzurun, sükûnun korunması gelmektedir; bu, devletin en önemli işidir, her devletin en önemli işidir. Bunun üzerinde biraz durdum. Terör, 15 senedir sürüyor; 40 000 kişinin ölümüne sebep olmuştur. Bu mücadeleyi yürüten, başta silahlı kuvvetlerimiz olmak üzere, bütün güvenlik mensuplarımıza, yöneticilerimize, herkese, onlara yardımcı olan halkımıza, huzurunuzda, minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Türk Halkı, doğulusu-batılısı, kuzeylisi-güneylisiyle, 15 senedir cereyan eden bu terör olayında çok büyük fedakârlıklar yapmış ve 5 000 gencimiz şehit olmuştur, 5 000 vatandaşımız da şehit olmuştur ve 30 000'e yakın terörist -ki onlar da bizim vatandaşlarımız, bizim çocuklarımızdır- ölmüştür.

Gayet tabiî ki, bu hadiseyi başlatanlar Türkiye Cumhuriyeti Devletini mağlup etmenin mümkün olmadığını bilmiyorlar mıydı; biliyorlardı. Neydi maksat? Maksat, doğu ve güneydoğudaki vatandaşlarımızla -ki onlar cumhuriyetin gerçek sahipleridir ve Kurtuluş Savaşının kahraman savaşçılarıdır- ülkenin diğer yerlerindeki halkın arasını açmaktır. Doğu ve güneydoğu halkı, oradaki kardeşlerimiz bu oyuna gelmediler; onlar devletin yanında oldular. İşte Türkiye Cumhuriyet Devletinin, Atatürk'ün kurduğu, koyduğu formül üzerinde dil, din, ırk, inanç farkı gözetilmeksizin herkesi eşit sayan politikasının, insanları birbirine ne kadar bağlayıcı olduğu bu vesileyle bir defa daha görülmüştür.

Buradan yine bir çağrı yapıyorum: Hâlâ yanlış yola sevk edilmiş bulunan ve terörün içine itilmiş bulunan bu insanlara, Meclisimizin daha önce çıkarmış olduğu Pişmanlık Kanununu da dikkate alarak, gelin, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin adaletine teslim olun diyorum.

Ülkemizde fandamantalist veya kökten dinci cereyanlardan şikayetler var. Aslında Türkiye'de din işleri ile devlet işleri ayrılmıştır. Eğer buna riayet edilirse, hiç kimsenin şikayeti olmaz. Okula, camie ve kışlaya siyaset sokulmadığı sürece, Türkiye ana çerçevesini korur ve kimse kimseyi de rahatsız etmez; ama, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin çerçevesi, demokrat, laik, hukuk devletidir. Eğer laikliğe karşı bir hareket olacaksa veya bir tavır varsa; onu, devleti tehdit eden cereyan sayarız, devlet olarak öyle sayarız.

Cumhuriyetin kurulduğundan beri, daha eski zamanlardan beri, zaman zaman din işleri ile devlet işlerinin birbirine karıştırılması istenmiştir, buna irtica denilmiştir. Bugün de bu çeşit eğilimler vardır ve tabiî ki, bu eğilimlere karşı da devlet fevkalade hassastır ve aynen, devlete yönelmiş diğer tehditler gibi, bunların da herhangi bir mesafe alamayacağı kesindir.

Organize suçlar, uyuşturucu... Bunların hepsinin tedbirleri alınmaktadır, üzerinde gayet iyi bir şekilde duruluyor.

Cezaevleri, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin çok önemli sorunlarından biridir. Bu hususta, Hükümetin, Meclisimizden yeni birtakım tedbirler istemesi gerekecektir ve bu cezaevleri sorununu kökünden halletmek için alınacak tedbirlere, Meclisimizin mutlaka destek olacağından eminim.

Trafik kazalarını söyledim, yedi ayda 2 584 kişi ölmüştür maalesef.

Orman yangınları, afetler; bunlar ülkemizin önemli sorunlarıdır.

Bunların yanında, bir hususun üzerinde durmadan geçmeyeceğim, hayat pahalılığı. Hayat pahalılığı, Türkiye'de büyük kitlelerin önemli meselesidir. Hayat pahalılığının sebebi bir tane değil, birkaç tane. Hayat pahalılığını çekilmez hale getiren enflasyondur. Türkiye, enflasyonla çok beraber yaşadı. Türkiye, bu enflasyon belasından kurtulmalıdır.

Bakınız, Türkiye, zaten gelir dağılımı iyi olmayan bir ülkedir. Nüfusun yüzde 3 gibi artmasından doğan çok önemli işsiz olayı vardır. Yüzde 40'ının hâlâ köylü olmasından doğan gelir dağılımındaki... Eğer sanayide, hizmetlerde çalışan kişi 7 alıyorsa, köyde çalışan kişi 1 alıyor; yani, yüzde 40'ı köylü olan, tarımda olan Türkiye insanının, gayri safî millî hâsıladan aldığı pay sadece yüzde 15'tir, 30 milyon insan fukaralığın içerisindedir. Buna bir de enflasyonu ekle, gelir dağılımındaki bozukluğu ekle... İşte, bunlar, çok sıkıntı verici olaylardır. Bence, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, bu olaylar üzerine, enflasyon üzerine, gelir dağılımı üzerine çok eğilmesi lazım.

Burada, kamu maliyesini hepiniz biliyorsunuz; her bütçe geldiği zaman konuşuluyor, ondan sonra da konuşuluyor. Kamu maliyesini sağlıklı hale getiremedikçe bu enflasyondan kurtulamayız. Kamu maliyesinin nesi varmış!.. Topladığımız vergiler, faizlere ancak yetiyor. Türkiye, bu faiz meselesini halletmelidir. Aslında, Türkiye'nin borcu çok değil; fakat, borç kısa vadeli. Böyle, yüzde 80-90 faizlerle giderek, yüzde 20-25 döviz faizleriyle sanayileşmeyi falan sürdüremeyiz. Bunun üzerinde, hükümet, çok hassasiyetle duruyor, çok güzel tedbirler alındı, enflasyon yüzde 50'lere kadar indirildi. Yüzde 50 falan çok facia; yani, Avrupa'daki bütün devletlerin enlasyonlarının yükûnu kadar bir şey; belki, daha da fazla.

Türkiye'nin hedefi kalkınma, büyüme, gelişme olmalı. Aslında, fukaralıktan kurtulmanın tek çaresi budur; fukaralıktan kurtulmanın başka yolu yok.

Devletin, yatırım programlarında sıkıntısı var. Bütçeler önünüze geldiği zaman, yatırım programları önünüze geldiği zaman görüyorsunuz; Türkiye bütçesi, devletin yatırımlarına para ayıracak durumda değil ve vasati iş bitirme süresi, on ilâ oniki sene. On ilâ oniki sene içerisinde biten bir işin kime ne faydası olur? Devlet itibarını zedeleyen bir durumdur ve mutlaka Türkiye bütçesini yatırım yapabilir hale getirmemiz lazım.

Burada bilhassa güvenlikle ilgili savunma gücümüzün mutlaka muhafaza edilmesi kanaatindeyim. Savunmamıza, otuz senede, 150 milyar dolarlık yeni cihaz almamız lazım. Altın üçgeni tekrarlıyorum: İyi bir demokrasi, iyi bir ekonomi, iyi bir savunma. Bu söylediklerimden üçüncüsü ne, dünyanın en disiplinli, en iyi eğitilmiş, en iyi cihazlandırılmış silahlı kuvvetlerinden birine sahibiz; övünüyoruz. Her verilen görevi kahramanca yapmıştır, yapmaktadır, yapacak güçtedir; ama, burada, eğitimde, disiplinde herhangi bir zorumuz olmaz; cihazlanmasını sürdürebilmesi lazımdır.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da başlamış bulunduğumuz yeni kalkınma hareketi sürmeli. Hükümet burada da çok güzel projeler yaptı; önümüzdeki günlerde bunlara daha çok eğilmemiz mümkün olacaktır.

Güneydoğu Anadolu Projesini söylemeden geçemem. 32 milyar dolarlık, dünyanın en güzel, büyük projelerinden biri. 16 milyar dolar yatmıştır; bu 16 milyar doların da büyük bir kısmını Keban, Karakaya ve Atatürk Barajlarına elektrik santralları ödemiştir. 25 milyar kilovat/saat elektrik üretiyor, 5 sentten, aşağı yukarı 1 milyar 250 milyon dolar her sene; işte, onbeş senede ödemiştir bunları. İkinci bölümü için 16 milyar dolar daha sarf etmemiz lazım. Dicle havzasında başladığımız çok güzel tesisler var ve sulamalar yapılmalı. 16 milyar dolar daha para istiyoruz ve bu projenin önümüzdeki on sene içinde bitirilmesi lazım. Bu hızla elli senede ancak biter. Dikkatinize getiriyorum; her birinizden, bu projeye sahip çıkmanızı istiyorum. Mesele, sadece hükümetlerin işi değildir.

Türkiye kalkınmasında darboğazlar meydana gelmemeli. Türkiye elektriksiz kalmamalı. Nükleer enerji üzerinde hassasiyetle duruyorum. Türkiye Ortaasya'dan gaz getirecek ve Kafkasya-Hazar bölgesinden petrol getirecek.

Türkiye'nin 2020 yılında 83 milyar metremikâp gaza ihtiyacı var. Türkiye, halen 10 milyar metremikâp gaz kullanıyor. Türkiye, gaza aç bir memleket; daha işin başındayız. Nereden bulursak, gaz alacağız; hiç kimse birbirine kırılmasın. İşte Türkmen gazı, evet; mavi akım, ona da evet; Mısır'dan gaz veya likitgaz, ona da evet; Katar'dan gaz, Cezayir'den gaz... Netice itibariyle, enerji, bizim geleceğimizin en önemli manivelalarından biridir; enerjisiz kalmayalım.

Ulaşım darboğazına, iletişim darboğazına girmeyelim.

Eğitim hamlemizi devam ettirelim. Üniversite projemiz, cumhuriyetin elindeki en parlak projedir, bunu devam ettirelim.

Sosyal güvenliğin herkesi kapsaması için gayretler sarf edelim. Hastane kapılarına gelen hiç kimse dönmesin, "paran yok" diye dönmesin; adamı, ya para verebilecek hale getirelim yahut para verecek hale gelinceye kadar kollayalım.

43 organize sanayi bölgesi çalışıyor; 143'ü inşa ediliyor; 9'u kamulaştırma safhasında.

2000'li yıllara girerken, Türkiye'nin çok parlak iki projesi var. Bunlardan birincisi, Türkiye'nin her tarafında üniversiteler meydana getirmek; diğeri de, Türkiye'nin her tarafında küçüklü büyüklü organize sanayi bölgeleri meydana getirmek; Kars'ta, Van'da, Siirt'te, Bitlis'te, Diyarbakır'da... Gaziantep, tabiî, çok muhteşem bir şey; ama, Edirne'de, Kırklareli'nde, Tekirdağ'da, Anadolu'nun her yerinde bu sanayi bölgeleri geliyor.

Bu sanayi bölgelerinde görülen hadise, Türk vatandaşının dinamizminin eseridir. Devletin buna destek vermeye devam etmesi lazım. Bu destek, daha çok, altyapı desteğidir.

Köy hizmetleri... Elektriksiz köy yok, susuz köy var. Hâlâ 35 000 köy ve 75 000 mezra içerisinde, 10 000'e yakın yerleşim yerinde su yok, bu ayıp. Bu ayıbı her gittiğiniz yerde görürsünüz, bölgelerinizde vardır. Bu ayıbı ortadan kaldırmak için elbirliği yapacağız.

Bunları, yine, enine boyuna yazdım, sanıyorum ki, broşürün içerisinde olacaktır.

Önümüzdeki yüzyılda nasıl bir dünyada yaşayacağız, kısaca ondan bahsetmek istiyorum.

Yeni yüzyıl, evlerimizden çıkmadan uçsuz bucaksız bilgi otoyollarından, dünyanın en ücra köşelerine sanal seyahatler yapabileceğimiz, en uzak noktalardaki insanlarla haberleşebileceğimiz, binlerce kilometre ötedeki haber kaynaklarına ulaşabileceğimiz bir yüzyıl olacaktır. Binaenaleyh, 21 inci Yüzyıl öncelikle bilgi çağıdır.

Dünya vatandaşlığı bilinci güçlenecektir.

Demokrasi, küresel düzeyde yayılacaktır.

Ekonomiden siyasete, kültürden eğitime tüm alanlarda yeni davranışlar ortaya çıkacaktır.

Ulusdevlete bakış değişecektir.

Egemenlik kavramı, dayanışma çerçevesi içerisinde yeni anlamlar kazanacaktır.

Devlet, çağın icaplarına uygun olarak yeniden inşa edilecek, en yakın düzeyde karar alabilen bir yapıya kavuşacaktır.

Sivil toplumun gücü ve etkinliği artacaktır.

Şirketlerin menşeinden ziyade nerede üretim yapacağı, kimlere istihdam ve refah sağlayacağı önemli hale gelecektir.

Ekonomik faaliyetin sınırları aşan bir eylem olma vasfı güçlenecek, önümüzdeki yüzyılda, rekabet de küreselleşecektir.

Ülkelerin zenginliğini, sahip oldukları insan kaynaklarının donanımı belirleyecektir. Ne kadar iyi eğitilmiştir insan?..

Gezegen bilinci gelişecek, çevrenin tahribatına karşı ortak mücadele güçlenecektir.

Terörizm, uyuşturucu kaçakçılığı, karapara aklanması, ırkçılık, saldırgan etnik milliyetçilik, organize suç gibi sorunlarla hiçbir ülkenin tek başına baş edemeyeceği, sınırları aşan bu sorunlara küresel çözümler aranması gerektiği doğrultusunda, esasen sağlanmış olan mutabakat daha da ileriye götürülecektir.

Önümüzdeki yüzyılda böyle bir dünyada yaşayacağız. Türkiye, böyle bir dünyaya hazırlanmak durumundadır. Bu dünyaya hazırlanırken, hedeflerimiz olduğu kadar, ufkumuz ve hayallerimiz de büyük olmalıdır.

Şimdi, ben, kendi vizyonumu size aktaracağım: Benim ortaya koyduğum vizyon üzerinde mutabık olmayabilirsiniz ve bu vizyonu aktarırken, keşke, ben, çok şey söylemek mecburiyetinde kalmasam; ama, dünya şartları, az şey söylemekle iktifa ettirmiyor.

21 inci Yüzyılda;

Türkiye, dünyadaki gelişmiş ilk 10 ülke arasına girecek güçlü ve büyük bir ülke olacaktır. Bunu, çocuklarımızın kafasına yerleştirmeliyiz; yani, belki büyüklerimizin kafasına yerleştirmekte zorluk çekmeyiz aslında; ama, çocuklarda hiç çekmeyiz; çünkü, onların geleceğini yapıyoruz.

Türkiye, demokratik, laik, üniter bir devlet olma vasfını koruyacaktır, içbarış buna bağlıdır.

Türkiye, Atatürk'ün, anayasal vatandaşlık ve anayasal vatanseverliğe dayanan milliyetçilik anlayışına bağlı kalarak, ırk, dil, din, mezhep, cinsiyet temelinde hiçbir ayırımcılığa ve bölücülüğe geçit vermeyecektir.

Türkiye, Atatürk'ün en anlamlı miraslarından biri olan kadın-erkek eşitliğini titizlikle koruyacak, Türk kadınının ekonomik, toplumsal ve kamusal hayattaki konumunun daha da güçlenmesi için gerekli şartları yaratacaktır.

Türkiye, anayasal, idarî ve hukukî alanlarda çağın icabına uygun gerekli tüm dönüşümleri gerçekleştiren bir kapsamlı devlet reformunu mutlaka tamamlayacaktır.

Türkiye, yargının hızlı, adil ve bağımsız çalışmasını sağlayacaktır.

Türkiye, uluslararası barış ve güvenliğin muhafazasında etkili bir ülke olmaya devam edecektir.

Türkiye, ekonomik alanda küreselleşmenin gerektirdiği açılımları sürdürürken, hukuk alanındaki evrenselleşmeye de kararlılıkla uyum sağlamaya devam edecektir.

Türkiye, Avrupa Birliğine tam üye olarak, medeniyetler çatışmasından söz edenlerin kehanetlerini boşa çıkaracak, Avrupa Birliğinin çoğulcu yapısına, demokrasi, laiklik ve İslamı bağdaştırmış bir ülke olarak ilave bir zenginlik kazandıracaktır.

Türkiye, caydırıcılığını koruyacak, önümüzdeki otuz yıl içerisinde yapacağı 150 milyar dolarlık yatırımlarla, üstün savunma gücünde en ufak bir zaaf meydana gelmesine izin vermeyecektir.

Türkiye, yapısal reformlarını sürdürerek, enflasyonu, Avrupa Birliğinin Maastricht standartlarına indirecek, dünyanın kalkınma çabalarına çok daha fazla kaynak sağlayacaktır.

Türkiye, nüfus artışını yüzde 1'ler düzeyine indirecektir. Her şeyin kökü buradadır beyler. Yüzde 3 civarında nüfus artışı, her sene 1,5 milyon çocuğun okul kapılarını çalmasıdır. Bizim yüzde 5 ekonomik kalkınmamız, ancak 400 ilâ 500 bin çocuğa hem iş verir hem okul verir. Yani, böyle, iyi okutamadığımız, iyi bakamadığımız, iyi iş imkânları sağlayamadığımız... Yani, o bir güç değil ki.

Türkiye, bilgi çağında bilgi toplumu olmayı mutlaka başaracak, eğitim ve sağlık alanındaki reformlar gerçekleşecek, eğitim alanında yaptığımız hamle kültür alanına da intikal edecek, ileri okuryazarlık ve yüksek kültür düzeyiyle tarihten devraldığımız tüm sorunları çözecek ve Türkiye, tarihiyle barışacaktır.

Türkiye, üniversite projesini geliştirecek, spordan sanat ve bilime, yaratıcı bireylere sahip bir millet olduğunu kanıtlayacaktır.

rk ekonomisi, uzun vadede, ortalama yüzde 5 kalkınma hızını mutlaka sürdürecektir. Yine, bunu çok önemsediğimi ifade etmeliyim. Problemin kökü nüfus artışı ise, problemin çaresi kalkınmadır; yani, yüzde 5'in üzerindeki kalkınmayı sağlayabilmektir.

Türkiye, iletişim ve ulaşım altyapılarını çağdaş standartlara yükseltecek, İpek Yolu tekrar tarih sahnesine gelecektir.

Türkiye, bütün vatandaşlarını, çağdaş bir sosyal güvenlik şemsiyesi altına almayı başaracaktır.

Türkiye, kalkınırken de sanayileşirken de çevreyi tahrip etmeyecektir. Konuşmamın içinde de söyledim; 100 milyar dolarlık özelleştirme programını Türkiye'nin tamamlaması lazımdır.

Burada bir hususu dikkatinize getirmek istiyorum: Adım atmışız özelleştireceğiz diye özelleştirmiyoruz -beş sene, altı sene yahut sekiz sene, on sene geçmiş- yeni iyileştirme yatırımı da yapmıyoruz. Dün zarar etmeyen tesisler, bugün, daha çok, zarar ediyor. Yani, özelleştirmeyi yapıp bitirmediğimiz takdirde, boyuna fukaralaşmaya gidiyoruz. Yani, enflasyonu neyle önleyeceğiz? Kamu maliyesi diyoruz işte, oradan geliyor. Dün zarar etmiyordu. Özelleştireceğiz dedik, bakmadık, satmadık, ondan sonra da, bir süre sonra zaten kimse almaz onları. Onun için, yapa yapa 10 senede sağladığımız özelleştirme 5-6 milyar dolar. 100 milyar dolarlık tesisimiz var ve özelleştirmeye bizden sonra başlayan Doğu Avrupa ülkelerinin hepsi, bizden çok öne geçti. Bulgaristan, Romanya, Polonya, Macaristan özelleştirmelerini bitirdi. İşin enteresanı, bu ülkelerde, pek çok Türk işadamı tesis aldı. Yani, kendi ülkesinde tesisler batmak üzere, beni çağırıyor -Bulgaristan'da- ben de gidiyorum, özelleştirilmiş bir tesisi almış, onu açıyoruz!

Türkiye, Karadeniz, Hazar ve Akdeniz havzalarının refah, istikrar ve barışında nâzım bir rol oynamaya devam edecek.

Türkiye, önümüzdeki 10 yıl içinde turizm alanına yeni yatırımlar yapacak. 15 milyar dolar özel teşebbüs tarafından, bir o kadar, 15 milyar dolar kadar da devlet tarafından turizme yatırım yapılmıştır. Bugün, Türkiye, aşağı yukarı, 600 000-700 000 yatak ve 10 milyon turisti barındıracak şekilde veya 100 milyon dolar turizm parasından -1970'li yıllarda- 7-8 milyar dolar turizm parasına gelmiş bir ülkedir. Hedef, petrolden önemlidir. Hedef, 1,5 milyon yatak, 25 milyon insan ve 15 milyar dolardır. Bunu, ödemeler dengemiz için fevkalade hayatî sayıyorum. İşte, bu istikamette devam etmemiz lazım.

Bir hususu daha dikkatinize getirmek istiyorum -gerçi, onun kanununu çıkardınız- Türkiye'de, Türkiye sathında, halen, 1 000'den fazla radyo var ve 300'e yakın da televizyon var. Bu televizyonlar, Türkiye'nin her köşesinde istedikleri gibi neşriyat yapıyorlar. Yalnız, devletin sesi olan, daha çok devletin radyosu olan TRT, ülkenin dinlenilmesi lazım gelen birçok yerinde dinlenilmiyor veya seyredilmiyor. Bu olmaz!..

TRT, Avustralya'da seyrediliyor, Bişkek'te seyrediliyor, Suudi Arabistan'da seyrediliyor, Balkanların her yerinde seyrediliyor, Almanya'da seyrediliyor; ama, bizim kendi ülkemizin birtakım köşelerinde seyredilmiyor. Bu olmaz!.. Kanun çıkardınız, kaynak lazım, hükümet meseleyi biliyor. Hükümet bir kaynak talebiyle gelirse, Yüce Meclisin buna destek vermesi, aynı zamanda benim de ricam ve talebimdir.

Değerli milletvekilleri, 21 inci Yüzyıla giriyoruz. Bu, sadece takvim bakımından değil, önümüzdeki yüzyılın sorunlarını göğüslemeye, şartlarını ve uluslararası yarışı kabullenmeye hazır olduğumuz anlamına gelmelidir. Takvim bakımından 21 inci Yüzyıla gireriz; fakat, biz, eğer, 20 nci Yüzyılda kalırsak, bu mesafeyi öderiz, çocuklarımız öder; yani, hakikaten, 21 inci Yüzyıla, sadece takvim bakımından değil, 21 inci Yüzyılın standartlarıyla girelim.

Demokrasi, insan hakları ve piyasa ekonomisi kavramlarına dayanan, ekonomide küreselleşen, hukukta evrenselleşen bir dünya içinde olacağız ve bugün için, bu dünyadan çok da geride değiliz, onları anlattım; yani, pek çok alanda çok başarılarımız var; ekonomi bakımından -16 ncı durumdayız- eğitim bakımından, sağlık bakımından pek çok gelişmeler yapmışız.

Devletin fonksiyonu değişmiştir; fakat, önemi azalmamıştır.

Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçilmiş olacaktır. Biz, hâlâ, tarım toplumunda olamayız; yani, tarım toplumundan sanayi toplumuna, sanayi toplumundan bilgi toplumuna... Bizim de, tarım toplumunun içinden kısa zamanda çıkmamız lazım. Bu toplum, bilgi toplumu, hür bir toplum olacaktır; odağında kişi vardır; kişinin yaratıcı gücü, refahın kaynağı olacaktır; sanıyorum ki, çok büyük devrim bu.

Her şeyi devletten bekleyen toplum ve kişi yerine, toplumun ve ülkenin işlerini yüklenmeye hazır ve onun için yetiştirilmiş "bu yükü ben de kaldırırım" diyebilecek cesaret ve bilgiye sahip bir topluma geçmemiz lazım. Refah devletinden refah toplumuna geçilmiştir; refah toplumu refahı kendisi yaratacaktır.

Kalkınmanın kökü insan sermayesidir. Yüksek teknoloji, eğitim, kültür, sağlık, çevre, gündemin başında olacaktır.

Ülkeler, hedef ve stratejilerini gözden geçirmek, yeniden saptamak durumundadır. Devletin küçülmesi, bireyin bütün kapasitesini ortaya koyması, ortamının mevcudiyeti, toplumun kendine güveni... Bunu çok önemsiyorum, kendine güvenmeyen bir toplum, geleceği daha iyi yapma şevki olmayan bir toplum hiçbir şey yapamaz. Bu, aslında, sermayeden, şundan bundan, petrolden, kaynaktan, hepsinden önemlidir.

Daha güvenli, daha hür, daha zengin, daha temiz bir dünya, insanlığın hedefi görülüyor. Biz de, bu dünyanın içinde yaşayacağız.

Her alanda, uluslararası standartlarda yaşayan, yarışan bir Türkiye, global düşünen, global hareket eden, iyi eğitim görmüş, iyi yetişmiş Türk vatandaşının eseri olacaktır.

Değerli milletvekilleri, 16 Mayıs 1993 tarihinde Yüce Meclisimiz tarafından Cumhurbaşkanı seçildim.

Metni, şu Anayasanın 103 üncü maddesinde yer alan andı huzurunuzda içtim. Geçen altıbuçuk sene zarfında, bu anttaki taahhütlere tamamen uydum. Onu müteakip, yine huzurunuzda yaptığım konuşmamdaki vaatlerime de uydum; yani, andı takip eden konuşmamda.

Bu konuşmamdan iki hususu dikkatinize getirmek istiyorum. Bunlardan birincisi; dedim ki: "Türkiye Cumhuriyetinin, Türk Milletinin birliğini temsil eden ve bütün vatandaşlarımızın, onların siyasî partileri dahil, her türlü yasal örgütlerini kucaklamak göreviyle yükümlü olan cumhurbaşkanının, taraf olması veya tarafsızlığa gölge düşürecek herhangi bir davranış içinde olması düşünülemez.

Tarafsızlığı, niteliğinde siyaset olan ülke ve dünya sorunları dışında kalmak, hiçbir şeye karışmamak şeklinde yorumlamak yanlıştır.

Cumhurbaşkanı, Anayasanın kendisine verdiği görevleri yaparken, sağduyunun ve kamu vicdanının denetimi altında bu görevleri gerçekleştirecektir. Doğruya, haklıya arka çıkmak, ülke menfaatlarını korumanın şartıdır.

Cumhurbaşkanı, görevini yorumlarken, bazı moral ölçüleri bulacak, bunları kullanacaktır. Yine de, tartışılabilir bir konum içerisinde olunduğunu kabul ediyorum, yani, tarafsızlık olayını tartışıyorum; ancak, benim sizlere söyleyeceğim, bu hususta, ölçülere ve sınırlara azami dikkat ve itina gösterilecektir." Bunu söyledim ve bunu yaptım.

İkinci dikkatinize getirmek istediğim husus: Türkiye Cumhuriyetininin bütün vatandaşları; bölge, köken, dil, din, mezhep ve cinsiyet farkı gözetilmeden kanun önünde eşit haklara sahip birinci sınıf vatandaşlardır, ülkenin ve devletin sahibidirler ve böyle kalacaklardır. Böyle baktım bu ülkenin insanlarına.

İnsanlarımızı bu topraklar üzerinde birleştiren, tasada ve kıvançta ortaklık, güzel bir gelecek beklentisi; tarihe beraber sahip olma yanında, eşitliktir, ulusal egemenliğin ortak kullanımıdır. Esasında, başlatılmış bulunan demokratikleşme hareketi, ulusal egemenliğin bu ortak kullanımını her geçen gün biraz daha kuvvetlendirmeye ve zenginleştirmeye yönelmiş temel bir reform niteliğindedir. Bunlara da uydum.

Türkiye'de içbarışı bütün hedeflerimizin üstünde tutalım. Büyük Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik ve üniter devlet prensiplerine dayanmakla, içbarış için temel çerçeveyi ortaya koymuştur. Demokratik hak ve hürriyetler, demokratik kural ve kurumlar, demokratik zeminler ve bütün bunların sağlıklı işleyebilmesi için siyasî istikrara atfettiğim önemi tekrarlamak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Cumhurbaşkanı sıfatımla huzurunuzda yaptığım sekizinci ve son konuşmamın nihayetine geldim. Sözlerimi tamamlıyorum.

"Bir tane Türkiye vardır. Bu, bizim vatanımızdır, her şeyimizdir ve hepimizindir.

Mutluluğu her topraktan çok hak etmiş anamızdır. Mustafa Kemal ateşiyle karanlıkları delip, dev atılımlarla onu yüceltmek, en uzak yıldızlara gururla adını yazmak, inanın, baş görevimdir" diyen... Bunu ben söylemiyorum; benim karşıma Sıvas'ın bir lisesinden bir genç kız geliyor bunları söylüyor; bir defa daha okumak istiyorum:

"Bir tane Türkiye vardır. Bu, bizim vatanımızdır, her şeyimizdir, hepimizindir.

Mutluluğu her topraktan çok hak etmiş anamızdır. Mustafa Kemal ateşiyle karanlıkları delip, dev atılımlarla onu yüceltmek, en uzak yıldızlara gururla adını yazmak, inanın baş görevimdir" diye haykıran Türk gençliği, sonsuza kadar varlığımızın teminatıdır. (Alkışlar)

Milletimize, devletimize, geleceğimize ve kendimize güven, karşılaştığımız bütün zorlukların ilacıdır. Tekrar çağrıda bulunuyorum; aman bunu zedelemeyelim.

Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Cenabı Allah, milletimizin, devletimizin, hepinizin yardımcısı olsun.

Çok teşekkür ederim beni dinlediğiniz için. (Ayakta alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Danışma Kurulunun bir önerisi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım:

IV. – ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. – TBMM’nin yeni yasama yılının ilk birleşiminde, Cumhurbaşkanının açış konuşmasından sonra başka konuların görüşülmemesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

Karar No. : 20 1.10.1999

Türkiye Büyük Millet Meclisinin 1 Ekim 1999 Cuma günü başlayacak olan yeni yasama yılının ilk birleşiminde, Cumhurbaşkanının açış konuşmasından sonra başka konuların görüşülmemesinin Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.

Yıldırım Akbulut

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı

Ali Günay Ömer İzgi

DSP Grubu Başkanvekili MHP Grubu Başkanvekili

Bülent Arınç Murat Başesgioğlu

FP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili

Saffet Arıkan Bedük

DYP Grubu Başkanvekili

BAŞKAN- Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, sözlü sorularla diğer denetim konularını sırasıyla görüşmek için, 5 Ekim 1999 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati : 17.19

 

 

V. —SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. —Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Asil Çelik Genel Müdürlüğünün yatırımlarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Yüksel Yalova’nın yazılı cevabı (7/256)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın yazılı olarak cevaplandırılmak üzere Sanayi ve Ticaret Bakanına yöneltilmesi hususunu arz ve talep ederim.

Ertuğrul Yalçınbayır

Bursa

Sorular :

Bursa Orhangazi’de kurulu olan Asil Çelik Genel Müdürlüğü yatırımları ile ilgili olarak;

1. Asil Çelik için 1999 yılında yatırım projelerine ne miktar ödenek ayrılmıştır? Yatırım projelerinin özellikleri nelerdir?

2. Asil Çelik’in insan ve çevre sağlığına verdiği zararlar nelerdir ve bu zararların giderilmesi için hangi projeler uygulanmaktadır? Bu projeler ne zaman bitirilecektir?

3. Çevre ve insan sağlığına verdiği zararlar nedeniyle Asil Çelik’e bugüne kadar ne gibi yatırımlar uygulanmıştır?

T. C.

Devlet Bakanlığı 16.9.1999

Sayı :B.02.0.006/01-795

Konu :Soru Önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :16 Ağustos 1999 tarih, A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/256-935/2750 sayılı yazınız.

Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın tarafımdan cevaplandırılması tevcih edilen 7/256-935/2750 sayılı soru önergesi incelenmiştir.

Asil Çelik, yatırım projelerine 1999 yılında da devam etmekte olup, bu yıl Haddehane modernizasyonu etüdü projesine 1 Milyar TL., 1995 yılından bugün kadar devam etmekte olan Çelikhane Modernizasyonu projesi için 4 100 Milyar TL. ve İdame Yenileme Projesi harcamasına 899 Milyar TL. olmak üzere toplam 5 000 Milyar TL. ödenek ayrılmıştır.

Haddehane Modernizasyonu Etüdü :

Çelikhane Modernizasyonu Projesinin tamamlanması ile birlikte artan kapasiteye karşılık verilebilmesi için Haddehanelerin de modernizasyonu gerekmektedir. Bu nedenle Haddehane Modernizasyonu etüdüne ihtiyaç duyulmaktadır.

Çelikhane Modernizasyonu Projesi

Sürdürülmekte olan Çelikhane Modernizasyonu Projesi Asil Çelik Tesislerinde bulunan mevcut çelikhaneye yeni bir Elektrik Ark Ocağı, Pota Ocağı ve Sürekli Döküm Tesisi kurulmasını kapsayan bir projedir. Yaklaşık 68 Milyon Dolar tutarındaki projede sürekli döküm tesisi tamamlanarak devreye alınmış olup, diğer yatırım kalemlerinin de tamamlanmasından sonra sıvı çelik üretim kapasitesi 400 000 tona yükselmiş olacaktır.

Bu proje içinde mevcut toz toplama ünitesine ilaveten 3 600 000 $ tahmini bedelli yeni bir toz toplama tesisi de yapılması planlanmaktadır. Toz toplama sistemi projesi, mevcut sistemin tadilatı ve yeni üniteler ilavesiyle daha büyük kapasitede yeni bir toz toplama sistemi kurulması öngörmektedir. Yeni kurulacak sistem mevcut sistemin iki misli büyüklüğünde olup, kapasitesi 1 300 000 m3/h’tır. Ayrıca, çevreye atılacak toz miktarı da Türkiye çevre standardı limitleri altındadır.

İdame Yenileme Yatırımları :

Tesisin eskiyen ve yıpranan makine teçhizatının yenilenmesi ve yeni ihtiyaç duyulan idame Yenileme Yatırımları türündeki makine teçhizatın alınabilmesi amacıyla oluşturulan yatırım listeleridir.

İdame yenileme yatırım programımızda yer alan çevreye yönelik yatırımlarımız ise aşağıda yer almaktadır.

Katı atıkların depolanması için çevre yönetmeliklerine uygun saha yapılması, ayrılan ödenek 200 Milyar TL., proje 1999 yılı içinde uygulanacaktır.

Zararlı atıkların depolanması için çevre yönetmeliklerine uygun 6 000 m2’lik kapalı bir alan oluşturulması. Ayrılan ödenek 150 Milyar TL.

Proje 1999 yılı içinde uygulanacaktır. Proje için ihaleye çıkılmıştır.

Atık yağların depolanması için kapalı sundurma yapılması projesi Temmuz ayında uygulanmıştır. Yatırıma maliyeti yaklaşık 15 Milyar TL.’dir.

Açık olan yağmur suyu hattımızın kapalı hale getirilmesi için ayrılan ödenek 30 Milyar TL.’dir.

Proje 1999 yılı içinde uygulanacaktır. Projenin uygulanması için ihaleye çıkılmıştır.

Kapasite artımından dolayı yeni arıtma tesisi kurulması. Ayrılan ödenek 100 Milyar TL. Proje 1999-2000 yılı içinde uygulanacaktır.

Mevcut Toz Toplama Tesisi :

Çevre ve işçi sağlığı üzerinde olumlu etkiler yapacak olan yeni toz toplama tesisi 1993 yılında yatırım programına alınmıştır. Japon Nikko Firmasından Dünya Bankası ve Japon Eximbank kredisi ile temin edilen dış makine teçhizat 1993 sonu itibariyle fabrikamıza gelmiştir. 1994 yılında tasarruf tedbirleri doğrultusunda durdurulan yatırımın, yerli imalatının bir kısmı tasarruf tedbirleri genelgesinden önce yapılan sözleşmeler doğrultusunda devam etmiştir. 1996 yılı içinde yatırımın büyük bir kısmı tamamlanmış, çatı davlumbazının imalat ve montajının da 1997 yılı Mayısa ayında tamamlanmasından sonra tesis devreye girmiştir.

Asil Çelik Sanayi ve Ticaret A. Ş., insan ve çevre sağlığına önem veren bir kuruluş olarak kurulduğu günden bu yana çeşitli projelerle çevre ve insan sağlığına yönelik çalışmalarına ve yatırımlarına devam etmekte olup, emisyon önleyici toz toplama tesisine sahiptir. Tehlikeli atıklar ise İzmit-İzaydaş’a gönderilmektedir.

Toz toplama sistemleri, erozyon çalışamaları, doğal gaz projesi, enerji optimizasyonu, atık yönetimi, çevre ve bahçe düzenlemeleri ve İSO 14000 çalışmalarına ilişkin detaylı raporlar hazırlatılmıştır.

Asil Çelik A.Ş.’ye 15.3.1999 tarihinde emisyon izin belgesi bulunmadığından çevre kirliliğine neden olduğu iddiası ile, Bursa Valiliği tarafından faaliyetten men cezası verilmiş olup, taahhütname çerçevesinde, faaliyetten men cezası kaldırılmıştır.

Bilgilerinize arz ederim.

Dr. Yüksel Yalova

Devlet Bakanı

2.—Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Uludağ Üniversitesi 1999 yılı yatırım projelerine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/258)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın yazılı olarak cevaplandırılmak üzere Millî Eğitim Bakanına yöneltilmesi hususunu arz ve talep ederim.

Ertuğrul Yalçınbayır

Bursa

Sorular :

Bursa Uludağ Üniversitesi 1999 Yılı Yatırımları ile ilgili olarak :

1. Eğitim yatırımlarına 1999 yılında ayrılan 1 Trilyon 695 Milyar lira ödenek hangi projeler için kullanılacaktır? Bu projelerin süresinde bitirilmesi için daha ne kadar ödeneğe ihtiyaç vardır? Projeler ne zaman bitirilecektir? Projelerin bugünkü değeri nedir?

2. Uludağ Üniversitesine sağlık yatırımları için 1999 yılında ayrılan 1 Trilyon 250 Milyar lira hangi projeler içindir? Projelerin özellikleri, tutarı, bitirilme süresi, projelere bugüne kadar harcanan para bugünkü değerle ne kadardır?

T. C.

Millî Eğitim Bakanlığı

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı 31.8.1999

Sayı :B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2257

Konu :Soru Önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :TBMM Başkanlığının 27.7.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-1201-7/258-937/2752 sayılı yazısı.

Bursa Milletvekili Sayın Ertuğrul Yalçınbayır’ın “Bursa Uludağ Üniversitesi 1999 yılı yatırımları ile ilgili olarak:

1. Eğitim yatırımlarına 1999 yılında ayrılan 1 Trilyon 695 Milyar lira ödenek hangi projeler için kullanılacaktır?Bu projelerin süresinde bitirilmesi için daha ne kadar ödeneğe ihtiyaç vardır?Projeler ne zaman bitirilecektir?Projelerin bugünkü değeri nedir?

2. Uludağ Üniversitesine sağlık yatırımları için 1999 yılında ayrılan 1 Trilyon 250 Milyar lira hangi projeler içindir? Projelerin özellikleri, tutarı, bitirilme süresi, projelere bugüne kadar harcanan para bugünkü değerle ne kadardır?”

sorularının cevabı ekli listede gösterilmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

Metin Bostancıoğlu

Millî Eğitim Bakanı

3. —Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın bazı imam hatip liselerinde görevli öğretmenlerin millî güvenlik derslerine girmediği iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/273)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sayın Başbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygıyla arz ederim.

14.7.1999

Mehmet Elkatmış

Nevşehir

Sorular :

Çeşitli basın-yayın organlarında bazı imam-hatip liselerinde, -örneğin Ankara Merkez Mamak ve Tevfik İleri İmam-Hatip Liselerinde-Millî Güvenlik derslerine görevli öğretmenlerin girmedikleri belirtilmektedir.

1. Görevli oldukları halde derslere girmeyen ve böylelikle öğrencilerin eğitim ve öğretim hakkını engelleyen Millî Güvenlik dersleri öğretmenlerinin bu davranışları suç değil midir?

2. Eğitim-öğretim hakkını ihlal eden ve görevini ihmal eden bu öğretmenler hakkında bir işlem yapılacak mıdır?Yoksa bu keyfilikleri devam mı edecektir?

3. Derslere girmedikleri halde bu öğretmenlere bir ücret ödenmiş midir?Ödenmemişse bu paralar yanlarına kâr mı kalacaktır?

4. Kurs vermek suretiyle öğrencilerinin mağduriyetlerinin önlenmesi kararlaştırıldığı halde öğretmenler derslere yine girmemiştir. Öğretmenlerin derslere girmemesi nedeniyle mağdur olan öğrencilerin bu mağduriyetleri nasıl giderilecektir?

5. Başka öğrenciler tatil yaparken bu okulda okuyanların tatil haklarının ellerinden alınarak okula devama mecbur tutulmaları, buna rağmen yine de öğretmenlerinin derse girmemeleri sebebiyle sözkonusu dersten sınıfta kalmaları öğrencilere ve ailelelerine maddî ve manevî işkence değil midir?

6. Bu insanlık suçunu işleyenler hakkında bir işlem yapılmayacak mıdır?

T. C.

Millî Eğitim Bakanlığı

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı 6.9.1999

Sayı :B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2322

Konu :Soru Önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :a) TBMM Başkanlığının 27.7.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/273-979/2848 sayılı yazısı.

b) Başbakanlığın 2.8.1999 tarih ve B.02.0.KKG.0.12/106-38/23/3633 sayılı yazısı.

Nevşehir Milletvekili Sayın Mehmet Elkatmış’ın Millî Güvenlik dersi öğretmenlerine ilişkin Sayın Başbakanımıza yönelttiği ve kendileri adına tarafımdan cevaplandırılması istenen yazılı soru önergesi incelenmiştir.

1. Mamak İmam Hatip Lisesi ile Tevfik İleri İmam Hatip Lisesi ve Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde, 1998-1999 öğretim yılında kız öğrencilerin bulunduğu sınıflarda, kılık kıyafet yönetmeliğine uyulmadığı için Millî Güvenlik dersleri yapılamamıştır.

2. Millî Güvenlik dersi öğretmenlerince, eğitim ve öğretim hakkı ihlali veya görevin ihmali söz konusu değildir.

3. Ders ücreti ödenmemiştir.

4. Mamak İmam Hatip Lisesinde, 5-9 Temmuz 1999 tarihleri arasında yetiştirme kursları açılmıştır.Görevli subaylar kurs süresince saatinde görevlerine gelmişler, fakat, öğrenciler kılık kıyafet yönetmeliğine uymadıkları için dersler yapılamamıştır. Tevfik İleri İmam Hatip Lisesi ve Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde ise, 12-16 Temmuz 1999 tarihleri arasında açılan kursa 278 öğrenciden 228’i katılarak başarılı olmuştur. Mevzuatı gereği kursa katılmayan 50 öğrenci başarısız sayılmıştır.

5. Yaz kursları, Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Sınıf Geçme Yönetmeliğine göre açılmaktadır.

6. Millî Güvenlik dersi öğretmenleri, görevlerinin gereğini yasa ve yönetmeliklere uygun olarak yerine getirmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Metin Bostancıoğlu

Millî Eğitim Bakanı

4.—İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, İzmir-Konak Belediyesinin bazı uygulamalarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın yazılı cevabı (7/286)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Sadettin Tantan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Bülent Akarcalı

İstanbul

İzmir Konak İlçe Belediyesi İmar Müdürlüğü yetkilileri ev alacak vatandaşları, müteahhitlerden SSK’ya borcu olmadığına dair belge istemeleri konusunda uyarmış. Buna göre oturma raporu için belediyeye başvuracak kişilerden, evi inşa eden müteahhidin prim borcu bulunmadığına dair belge istenecek. Belgenin getirilmemesi halinde oturma izni verilmeyecek.

1. İzmir Konak İlçe Belediyesinin bu uygulamaları, vatandaşa eziyet eden ve yasalara aykırı bir uygulama değil midir?

2. Vatandaşa yükümlü olmadığı halde ‘“ispat et” mecburiyetini getirmek, antidemokratik, totaliter bir anlayış değil midir?

3. Belediyelerin bu tip işgüzar, gayretkâr uygulamalarına ne gibi tedbirler almayı düşünmektesiniz?

T. C.

İçişleri Bakanlığı

Mahallî İdareler Genel Müdürlüğü 14.9.1999

Sayı :B.05.0.MAH.0.65.00.002/80643

Konu :Yazılı Soru Önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :TBMM Başkanlığının 27.7.1999 tarihli ve Kan. Kar. Md. A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/286-1044/2995 sayılı yazısı.

İlgi yazı ekinde alınan ve tarafımdan cevaplandırılması istenilen İstanbul Milletvekili Sayın Bülent Akarcalı’nın “İzmir-Konak Belediye Başkanlığınca; ev alacak vatandaşlardan, müteahhitlerin SSK’ya prim borcu olmadığına dair belge istenildiği, getirmeyenlere oturma izni verilmediği” iddiasına ilişkin yazılı soru önergesine cevap teşkil edecek bilgiler aşağıya çıkarılmıştır.

Önergede yer alan iddialar esas itibariyle, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Bakanlığımın ortaklaşa hazırladığı ve 4.9.1992 tarih ve 21335 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tebliğin (b) maddesinde yer alan “Tamamlanmış binalara yapı kullanma izni belgesi verilirken, bu inşaat iş yerlerinden dolayı işverenin Sosyal Sigortalar Kurumuna prim borcunun bulunmadığını kanıtlayan, ilgili sigorta müdürlüğünce düzenlenmiş bir belgenin yapı sahibinden istenmesi” ifadesinden kaynaklanmaktadır. Bu madde sözü edilen yapı sahibi, inşaatı yapan gerçek veya tüzelkişidir.

Söz konusu Tebliğ, işçi çalıştırıldığı halde Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirilmeyen bina inşaat işyerlerini tescil etmek, işçilerin sosyal güvenliğini sağlamak ve Kurumun sigortasız işçi çalıştırılmasından kaynaklanan prim kaybını önlemek amacıyla hazırlanmıştır.

Anayasanın 123 üncü maddesinin “idare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür” hükmü çerçevesinde iki Bakanlıkla ortaklaşa hazırlanan mezkûr tebliğin yayımlanmasıyla, belediyeler ile Sosyal Sigortalar Kurumunun yapacakları işbirliğinin esasları belirlenmiş, böylece ilgili kurumun mevzuatının daha etkin bir şekilde uygulanmasına katkı sağlanmış ve bundan beklenen toplumsal yarar artmıştır.

Nitekim, söz konusu tebliğin uygulanmasıyla ilgili olarak İzmir Valiliği vasıtasıyla Konak Belediye Başkanlığından alınan yazıda;

Belediyeden yapı kullanma izni talebinde bulunan binalardaki bağımsız bölüm sahiplerinden tek tek müteahhidin SSK’ya prim borcu olmadığına dair belge istenmediği, ilk müracaatta bulunanlardan istenildiği, istenen belgenin de yine müteahhit tarafından ilgili sigorta kurumundan temin edildiği,

Belirtilmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

Sadettin Tantan

İçişleri Bakanı

5.—Hatay Milletvekili Mustafa Geçer’in, İskenderun Serbest Bölge çalışmalarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Tunca Toskay’ın yazılı cevabı (7/295)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularıma Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun yazılı cevap vermesini delaletlerinize arz ederim.

Mustafa Geçer

Hatay

Soru 1. Yöre halkına ve Ülkemiz ekonomisine büyük katkı sağlayacağına inandığımız İskenderun Serbest Bölge çalışmaları hangi safhadadır? Hayata geçirilmesi için nasıl bir yol izliyorsunuz?

Soru 2. İskenderun Serbest Bölge olarak hizmete açılması için bir hedefiniz var mı?

T. C.

Devlet Bakanlığı 10.9.1999

Sayı :B.02.0.005/00360

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı

Genel Sekreterliğine

İlgi :TBMMBaşkanlığının 16.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/295-1091/3077 sayılı yazısı.

Hatay Milletvekili Mustafa Geçer’in Bakanlığıma tevcih ettiği ve ilgi yazı ekinde gönderilen 7/295-1091 esas no’lu yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Prof. Dr. Tunca Toskay

Devlet Bakanı

Hatay Milletvekili Sayın Mustafa Geçer’in 7/295-1091 Esas Nolu Yazılı Soru Önergesi Cevabıdır

Soru 1. Yöre halkına ve Ülkemiz ekonomisine büyük katkı sağlayacağına inandığımız İskenderun Serbest Bölge çalışmaları hangi safhadadır? Hayata geçirilmesi için nasıl bir yol izliyorsunuz?

Cevap :İskenderun’da serbest bölge kurulmasına ilişkin talep, Hatay Valiliği’nin yapmış olduğu 22.4.1996 tarihli müracaatı ile Dış Ticaret Müsteşarlığına iletilmiş olup, anılan bölgenin İskenderun İlçesi Sarıseki mevkiinde İskenderun Organize Sanayi Bölgesinin yanında yer alan İskenderun Demir Çelik Fabrikalarına ait kullanılmayan 287 000 m2’lik alan üzerinde kurulmasının düşünüldüğü ifade edilmiştir.

Söz konusu talep ile ilgili olarak, Hatay Valisi Başkanlığında, Yazıcılar Holding, Ekinciler Holding ve İskenderun Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü temsilcilerinin katılımı ile 30.7.1996 tarihinde Dış Ticaret Müsteşarlığında yapılan toplantıda, İskenderun’da serbest bölge kurulmasına ilişkin talebin değerlendirilebilmesi için hazırlanacak bir ön fizibilite raporunun gönderilmesi gerektiği bildirilmiştir.

Anılan heyetçe hazırlanan ön Fizibilite Raporunun değerlendirilmesini müteakiben, 6-7.3.1997 tarihleri arasında, İskenderun Serbest Bölgesi ile ilgili olarak temas ve tetkiklerde bulunmak üzere Dış Ticaret Müsteşarlığı üst düzey yetkililerinden oluşan bir heyet tarafından, serbest bölge kurulması düşünülen iki ayrı arazi yerinde incelenmiştir.

İncelemeler sonucunda;

— Serbest bölge kurulması düşünülen arazilerden ilkinin; Organize Sanayi Bölgesi ile İSDEMİR Lojmanları arasında İSDEMİR’e ait 287 000 m2 genişliğinde ve yer itibariyle elverişli bir konumda olduğu, ancak sözkonusu arazide kot farklılıkları ile İSDEMİRLojmanlarının bulunduğu ve İskenderun’un ticarî potansiyeline göre yeterli olmadığı,

—İskenderun Organize Sanayi Bölgesinin güneyinde yer alan İSDEMİR’e ait ve İSDEMİR yetkililerince serbest bölge kurulması için satılabileceği belirtilen 557 000 m2’lik ikinci arazinin ise, serbest bölge kurulmaya teknik yönden daha elverişli olduğu,

Belirlenmiş ve ayrıca, Hatay Valisi ve İskenderun Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü, İskenderun Organize Sanayi Bölgesi Müteşebbis Heyeti, İSDEMİRGenel Müdürlüğü, İskenderun Serbes Bölge Müteşebbis Teşekkülü ve İskenderun Deniz Ticaret Odası Başkanlığı yetkililerinin katılımı ile yapılan toplantıda da serbest bölgenin bu ikinci arazi üzerinde kurulması hususunda mutabık kalınmıştır.

Ancak, bu aşamadan sonra İskenderun Serbest Bölgesi Müteşebbis Teşekkülü’nden alınan 29.4.1998 tarihli yazıda, daha önce uygun görülen 557 000 m2’lik ikinci araziden hiç söz edilmeyerek, tam aksine henüz mülkiyeti alınmamış olan 287 000 m2’lik birinci arazinin serbest bölge yapılması için uygun olup, olmadığı tekrar sorulmuştur.

Konuya ilişkin, 7.5.1998 tarih ve 22480 sayılı cevabi yazıda; serbest bölge kurulması amacıyala mülkiyeti kazanılmaya çalışan 287 000 m2’lik arazinin tüm ilgili tarafların katılımı ile yapılan toplantıda uygun görülmeyen birinci arazi olduğunun anlaşıldığı belirtilerek, daha önce yapılan toplantılar ve yerinde gerçekleştirilen incelemeler sonucunda, İSDEMİR’e ait 557 000 m2’lik arazinin serbest bölge kurmaya daha elverişli olduğunun tespit edilmiş olduğu hatırlatılmış ve diğer taraftan İskenderun Serbest Bölgesini kurup-işletmek üzere kurulan İskenderun Serbest Bölge Müteşebbis Teşekkülünde hangi firma ve/veya kuruluşların ne oranlarda pay sahibi olduğunun ve sermayesinin, oldukça yüklü bir malî portesi olan serbest bölge yatırım harcamalarını gerçekleştirebilecek yeterlilikte olup, olmadığının bilinmesi gerektiği, zira, anılan teşekkülün yeterli sermayeye sahip olmaması durumunda, “serbest bölgelerin tamamen özel sektöre ait arazi üzerinde kurulması ve altyapının da özel sektör tarafından yapılarak, kurulup-işletilmesi” şeklinde ülkemizde halen uygulanmakta olan serbest bölge kuruluş modeline göre, finansman zorluğuyla karşılaşılabileceğinin düşünülmekte olduğu ifade edilmiş ve bu çerçevede, serbest bölge kuruluşuna müsait alan hakkında arazinin mülkiyet durumu ile finansmanının ne şekilde karşılanacağı hususundaki bilgi ve belgelerin gönderilmesi talep edilmiş ve bunların yapılacak inceleme sonucunada uygun görülmesi durumunda, İskenderun Serbest Bölgesinin kuruluşuna ilişkin yasal prosedürün başlatılması cihetine gidilebileceği bildirilmiştir. Ancak, yukarıda bahsedilen bilgi ve belgeler bugüne kadar Müsteşarlığımıza intikal ettirilmediği gibi, konuya ilişkin herhangi bir cevabî yazı da alınmamıştır. Yukarıda belirtilen gelişmeler çeevesinde, müteşebbis heyetin serbest bölgenin kurulup, işletilmesi için gerekli finansmanı sağlayamadığı bu nedenle söz konusu projenin gündemden çekildiği sonucuna varılmaktadır.

Soru 2. İskenderun Serbest Bölge olarak hizmete açılması için bir hedefiniz var mı?

Cevap :Serbest bölgelerden beklenen amaçlara ulaşılabilmesi için, kuruluş yeri seçiminde; sanayinin gelişmişliği, üretim ve dış ticaret hacminin yüksek olmasının yanı sıra; kurulması talep edilen yeni bir serbest bölgenin halihazırda faaliyette olan başka serbest bölgelerin hinterlandı içerisinde bulunmaması gibi kriterler göz önünde tutulmaktadır.

Hal böyle iken, İskenderun’a çok yakın mesafede bulunan ve 12.12.1990 tarihinde açılışı yapılmış olan 4 800 000 m2’lik çok geniş bir alan üzerinde kurulu Adana-Yumurtalık Serbest Bölgesi Körfez Krizi nedeniyle faaliyete geçememiş, ticarî aktiviteye ise 1998 yılı başlarında başlanmış ancak, halen istenilen seviyeye ulaşamamıştır. Ayrıca, 1 136 994 m2’lik arazi üzerinde kurulu Gaziantep Serbest Bölgesi de 5.7.1999 tarihi itibariyle ticarî faaliyete açılmış bulunmakla birlikte, henüz kayda değer bir talep olmamıştır.

Bu itibarla, yukarıda adı geçen iki serbest bölgenin halihazırda faaliyette olmalarına rağmen mevcut durumları göz önüne alındığında İskenderun’da kurulacak bir serbest bölgenin ülke ekonomisine çok fazla bir katkısı olamayacağı düşünülmektedir. Bu nedenle bölgenin kurulup-işletilmesi için gerekli büyük miktarda sermayenin ekonomik getirisi yüksek başka alanlarda kullanılmasının daha yararlı olacağı esasen, ülke ve yöre ekonomisine önemli katkı sağlayacak, istihdam artışına destek olacak, mevcut serbest bölgelere rakip olmayacak ve yeni teknolojilerin ülkeye getirilmesine aracılık edecek serbest bölge kurma projeleri dışında, eldeki imkânlarla mevcut serbest bölgelerin daha da iyileştirilmesinin, ihtiyaç olan bölgelerde genişletme çalışmalarının sürdürülmesinin ülke ekonomisi açısınadan daha olumlu olacağı aşikârdır.

6. —Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın, kamu kurumlarında kullanılan araç sayısına ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral’ın yazılı cevabı (7/303)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sayın Başbakan Bülent Ecevit tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 21.7.1999

Kemal Albayrak

Kırıkkale

1. Kamu kurumlarında makam aracı olarak kullanılan araç sayısı ne kadardır? (Tüm kamu kurumları dahil)

2. Kamu kuruluşlarınada 1 Ocak 1999-20 Temmuz 1999 tarihleri arasında harcanan araç yakıt miktarı ne kadardır? (TL. olarak)

3. Kamu kurumlarında makam, hizmet ve diğer alanlarda kullanılan toplam araç sayısı ne kadardır?

T. C.

Maliye Bakanlığı

Bütçe ve Malî Kontrol Genel Müdürlüğü 27.9.1999

Sayı :B.07.0.BMK.0.11.600/18892

Konu :Yazılı Soru Önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :29.7.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/303-1119/3177 sayılı yazınız.

Kırıkkale Milletvekili Sayın Kemal Albayrak’ın 7/303 esas no’lu yazılı soru önergesinde yer alan konularla ilgili cevaplar aşağıda sunulmuştur.

Bilindiği üzere, kamu kurum ve kuruluşlarının tarım ve iş makinaları ile askerî maksatlı olanlar hariç her türlü taşıtlarının alımı, kullanımı ve elden çıkarılmasına ilişkin esaslar, 12.1.1961 tarih ve 237 sayılı Taşıt Kanunu ile düzenlenmiştir. Hangi makamlara veya zatlara makam taşıtı tahsis edilebileceği sözkonusu kanuna ekli (1) ve (2) sayılı cetvellerde gösterilmiştir. Bunun yanısıra 1994/32 sayılı Başbakanlık Genelgesi uyarınca emir ve zatlarına veya makam hizmetlerine taşıt tahsis edilmesi makamca onaylanmış olan üst düzey yöneticilerine de taşıt tahsisi yapılabilmektedir.

Konsolide bütçeye dahil daire ve idarelerin toplam 86 528 adet taşıtı mevcuttur. Bunun 21 076’sı binek, 9 491’i Station Wagon türündedir. Bu taşıtların makam hizmetleri de dahil olmak üzere 237 sayılı Kanun hükümlerine göre kullanım sorumluluğu araç sahibi kurumlara ait bulunmaktadır.

Kamu İktisadî Teşebbüslerinin ise 16 032 adet taşıtı mevcut olup, bunun 136’sı makam hizmetlerine tahsis edilmiştir.

Konsolide Bütçeye dahil daire ve idarelerin Ocak-Temmuz ayı 1999 dönemi akaryakıt giderleri iş makinaları dahil (13 149 156 630 000)TL.’dır. Kamu İktisadî Teşebbüslerinde bulunan taşıtların iş makinaları dahil giderleri ise (3 691 951 763 000) TL.’dır.

Bilgilerinize arz ederim.

Sümer Oral

Maliye Bakanı

7.—İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, Yalova-Armutlu’da denize sıfır bir alanda inşaat izni veren belediyeye yapılacak işlemlere ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Koray Aydın’ın yazılı cevabı (7/310)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Koray Aydın tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Bülent Akarcalı

İstanbul

Yalova’nın Armutlu İlçesi’nde ağaçlar kesilerek, İhlas Holding’e SİT alanında denize sıfır 10 kat inşaata imar verildiği basında belirtilmektedir.

1. Deniz kenarından 100 metre geride inşaat zorunluluğu olduğuna göre, böyle imar izni veren belediyelere karşı ne gibi yaptırımlar uygulayacaksınız?

T. C.

Bayındırlık ve İskân Bakanlığı

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı 13.9.1999

Sayı :B.09.0.APK.0.22.00.00.17/757

Konu :İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın yazılı soru önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :a)23.7.1999 gün ve Kan. Kar. Md. A.01.GNS.0.10.00.02.7/310-1136/3222 sayılı yazınız.

b) 23.8.1999 gün ve Kan. Kar. Md. A.01.GNS.0.10.00.02.7/310-1136/3222 sayılı tekit yazınız.

İlgi (a) yazınız ilişiğinde alınan, İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, Yalova-Armutlu da denize sıfır alan içerisinde inşaat izni veren belediyeye yapılacak olan işlem konusunda, Bakanlığımıza yöneltmiş olduğu 7/310 esas sayılı yazılı soru önergesi incelemeye alınmıştır.

Ancak, 17 Ağustos 1999 tarihinde Ülkemizin Marmara Bölgesinde yaşanan üzücü deprem felaketi nedeniyle, Sayın Bülent Akarcalı’nın önerge konusuyla ilgili bilgi almamız gereken merci olan Yalova Valiliğinin (Bayındırlık ve İskân Müdürlüğü) çalışma koşullarındaki imkânsızlıkları ve buna bağlı iletişim güçlüklerinden dolayı, verilecek cevaba esas teşkil edebilecek yeterli bilgilerin temin edilmesi şu aşamada mümkün olamamaktadır.

Bu nedenle, içinde bulunduğumuz zor durum takdir edilir ise söz konusu önergeye ileri bir tarihte cevap verilmesini veya önergenin sayın milletvekilince şimdilik geri çekilmesini tensip ve delaletlerinize arz ederim.

Koray Aydın

Bayındırlık ve İskân Bakanı

8. —Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, imam-hatip lisesi binalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/315)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sayın Başbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygı ile arz ederim.

Mehmet Elkatmış

Nevşehir

Sorular :

Bilindiği gibi Zorunlu İlköğretim Kanunun yürürlüğe giremesiyle birlikte İmam-Hatip Liselerinin orta bölümleri kapatılmıştır. Buna bağlı olarak da okulların lise kısımlarının da öğrenci sayısı hemen hemen 2/3 oranında azalacağından sınıfların çoğu boş kalacaktır.

1. Çoğu vakıf ve dernek malları olan bu okulların durumu ne olacaktır?

2. Bu özel dernek ve vakıflara istekleri halinde binaları teslim edilecek mi veya binaların sahiplerinin binaları istediği gibi kullanmaları mümkün mü?

T. C.

Millî Eğitim Bakanlığı

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı 6.9.1999

Sayı :B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2321

Konu :Soru önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :a) TBMM Başkanlığının 3.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/315-1176/3313 sayılı yazısı.

b) Başbakanlığın 5.8.1999 tarih ve B.02.0.KKG.0.12/106-44-2/3711 sayılı yazısı.

Nevşehir Milletvekili Sayın Mehmet Elkatmış’ın İmam Hatip Liselerinin binalarına ilişkin, Sayın Başbakanımıza yönelttiği ve kendileri adına tarafımdan cevaplandırılması istenen yazılı soru önergesi incelenmiştir.

1. İmam-Hatip Liselerine tahsis edilen mülkiyeti hazineye, dernek veya vakıflara ait binaların tamamında 1998-1999 eğitim-öğretim yılında eğitim ve öğretim yapılmıştır. Önümüzdeki yılda okullarımızda öğrenim görecek öğrenci sayıları kayıtlar sonunda belli olacak, söz konusu binalarda yine bu okulların öğrencileri öğrenim göremeye devam edecektir.

2. Vakıf veya derneklerin mülkiyetinde olup eğitim kurumlarının kullanımına tahsis edilen binaların teslim edilmesi hakkında Bakanlığımıza herhangi bir istek intikal etmemiştir. Bu şekilde isteklerin alınması mahalinde; vakıf senetleri ve dernek tüzükleri de incelenerek yasaların gereği yerine getirilecektir.

Bilgilerinize arz ederim.

Metin Bostancıoğlu

Millî Eğitim Bakanı

9. —Kütahya Milletvekili Ahmet Derin’in, ithal kömüre uygulanan fona ve petrokokların ithalinin yasaklanmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı M. Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/322)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sayın Başbakan Bülent Ecevit tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasının teminini saygılarımla arz ederim. 27.7.1999

Ahmet Derin

Kütahya

1. Yerli kömür-ithal kömür haksız rekabetinin, ülke ekonomisinde büyük zararlar vermeye başladığı günümüzde, yerli üreticilerin, brüt bilanço üzerinden % 5 Maden Fon İştiraki % 5’de devlet hakkı olmak üzere % 10’luk ek maliyetine karşılık, ithal kömüre fon koymayı düşünüyor musunuz?

2. Birçok gelişmiş ülkede, yakılması yasak olan Petrokokların ithalinin yasaklanması veya sınırlandırılması konusunda bir çalışma yapılacak mıdır?

T. C.

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı 31.8.1999

Sayı :B.15.0.APK.0.23.300-1204-15293

Konu :Soru önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :a) TBMM Başkanlığının 3.8.1999 tarih ve Kan. Kar. Md. A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/322-1221/3346 sayılı yazısı.

b) Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğünün 5.8.1999 tarih ve B.02.0.KKG.0.12/106-44-9/3715 sayılı yazısı.

Kütahya Milletvekili Sayın Ahmet Derin’in Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve kendileri adına tarafımadan cevaplandırılması tensip edilen, 7/322-1221 esas no.’lu yazılı soru önergesine ilişkin bilgiler hazırlanarak ekte gönderilmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

M. Cumhur Ersümer

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve

Başbakan Yardımcısı

Kütahya Milletvekili Sayın Ahmet Derin’in Yazılı Soru Önergesi ve Cevabı (7/322-1221)

Soru 1. Yerli kömür-ithal kömür haksız rekabetinin, ülke ekonomisinde büyük zararlar vermeye başladığı günümüzde, yerli üreticilerin, brüt bilanço üzerinden % 5 Maden Fon İştiraki % 5’de devlet hakkı olmak üzere % 10’luk ek maliyetine karşılık, ithal kömüre fon koymayı düşünüyor musunuz?

Cevap 1. Ülkemiz kömür kaynaklarının değerlendirilmesi, kaliteli kömür üretiminin yanısıra kömür iyileştirme tesislerinin kurulmasının özendirilmesi ve hava kirliliği yoğun olan illerde kirliliğin azaltılmasını sağlamak amacıyala, ısınmada niteliği uygun yerli kömürlerimizin kullanımının yaygınlaştırılması, Bakanlığım politikaları içinde yer almaktadır.

Son yıllarda özellikle büyük kentlerimizde görülen hava kirliliği, ithal kömürü gündeme getirmiştir. Bu sebeple başlayan kömür ithalatı giderek artmıştır. Sorunun çözümünde ithalat gibi aşırı ve ülkemiz açısından çok pahalı tedbirlere meydan vermemek ve yerli madencilik sektörünü de belirli oranlarda desteklemek amacıyla ısınmada ithal kömürün yanısıra, yerleşim merkezlerinde niteliği uygun yerli linyitlerin kullanımının sağlanmasını teminen, Bakanlığım tarafından her yıl Çevre Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile gerekli koordinasyon yapılarak, teshinde kullanılacak kömür özelliklerinin belirlendiği Kömür Genelgesi hazırlanmaktadır. Bu genelge, gereği için tüm Valiliklere ve bilgi için de ilgili Bakanlıklara gönderilmektedir.

İllerde Valilerin başkanlık ettiği İl Mahallî Çevre Kurulları hava kirliliği ile mücadele konusundaki önlemleri alırlarken, illerinde kullanılacak kömür özelliklerinin belirlenmesi çalışmalarınada yararlanmak amacıyla söz konusu genelgenin baz alınması istenmektedir.Ancak uygulmalarda bazı Valiliklerin İl Mahallî Çevre Kurulları kararlarında Genelgede belirlenen özelliklere uymadıkları görülmektedir.

8 Mart 1993 tarih, 21518 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevre Bakanlığı Mahallî Çevre Kurlları Çalışma Esas ve Usulleri Yönetmeliğinde ilgili Bakanlığın Çevre Bakanlığı olduğu ve söz konusu yönetmelik hükümlerinin Çevre Bakanlığı tarafından yürütüldüğü ifade edilmektedir. Dolayısıyla İl Çevre Müdürlüklerinin de temsil edildiği İl Mahallî Çevre Kurullarının yakıt programları hazırlık çalışmalarında Çevre Bakanlığı etkili olmaktadır.

Valiliklerin hava kirliliği ile mücadelede alacakları kararlarda daha etkili olması, idarede birlik ve uyumun sağlanabilmesi amacıyala bu yıl hazırlanmış olan kömür genelgesi Başbakanlık Genelgesi olarak ve Başbakanlık kanalıyla gereği için tüm kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilmiştir. Söz konusu Genelge ile Valilikler ve mahallî idareler Genelgede yer alan açıklamalar ile teknik ve idarî hususları titizlikle uygulamaları ve denetimi için gerekli önlemleri almaları konusunda talimatlandırılmışlardır.

Yerli kömürlerimizin, ithal kömüre karşı haksız rekabet konumunda olduğu, yerli kömürlerimiz aleyhnide olan piyasa koşullarının mutlaka düzeltilmesi gerektiği, Aralık 1998 ayında toplanan “Enerji Şurası”nca da Hükümetimize tavsiye olarak verilmiştir. Bu konuda Bakanlığımız, gerek teknik gerekse malî tedbirlerle, yerli kömür sanayiimizin gözetilmesi gerektiğini düşünmektedir. Bu çerçevede ithal kömürlerin giriş gümrüklerinde kalite kontrol analizlerinin yapılması, gümrüklerin bu analizleri yapacak şekilde teçhiz edilmeleri, kömür ithalatı yapılacak gümrüklere sınırlama getirilmesi, düşündüğümüz teknik tedbirlerden bazılarıdır. İthal kömüre fon getirilmesi konusunda ise, konunun ilgili Bakanlıklarca, uluslararası anlaşmalar da dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Soru 2. Birçok gelişmiş ülkede, yakılması yasak olan Petrokokların ithalinin yasaklanması veya sınırlandırılması konusunda bir çalışma yapılacak mıdır?

Cevap 2. Çevre Bakanlığının 13 Ocak 1995 tarih ve 1995/1 sayılı genelgesi ile ısınma amaçlı petrokok kullanımı yasaklanmış olup, sadece çimento fabrikaları ve modern teknoloji ile çalışan kireç fabrikalarına kullanım izni verilmiştir. İthal edilen petrokokun bu fabrikalar dışında teshinde ve diğer sanayi tesislerinde kullanılmasına yönelik uygulamaların, Çevre Bakanlığınca hazırlanan 27 Mayıs 1997 tarih ve 1997/9 sayılı genelge çerçevesinde Valiliklerce önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması tüm Valiliklere genelge ile duyurulmuştur. İthal edilen petrokokun kendi kullanım amacı dışında kullanan tesislere ithal müsaadesinin bir daha verilmemesi yönünde gerekli düzenlemelerin Çevre Bakanlığınca yapılması hususu daha önce yayımlanan Bakanlığım Genelgelerinde özellikle belirtilmiştir. Bu konu, Başbakanlıkça da “İthal Kömür Kullanımı ile İlgili Esaslar” konulu kömür genelgesi ile de talimatlandırılmıştır.

Görüldüğü gibi Bakanlığım belli kalite ve vasıflara haiz yerli linyitlerimizin teshinde kullanılmasını teşvik etmek amacıyla gerekli politika ve tedbirleri uygulamaktadır.Ancak, kirletici vasfı yüksek olan kömürlerin insan sağlığı ve çevreye vereceği geri dönülmez tahribatları önlemek amacıyla Çevre Bakanlığı tarafından hazırlanarak Bakanlığımca tüm Valiliklere gönderilen “Hava Kirliliği Açısından İllerin Dereceleri”listesine uyulması gerekli ve zorunlu görülmektedir.

10.—Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan’ın, İstanbul Üniversitesi Rektörü hakkında maliye teftiş heyeti tarafından hazırlanan bir rapora ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/325)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sayın Başbakan Bülent Ecevit tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını delaletlerinize arz ederim.

Saygılarımla

Avni Doğan

Kahramanmaraş

Sorular :

1. İstanbul Üniversitesi ve Rektör Kemal Alemdaroğlu hakkınada maliye teftiş heyeti tarafından 500 sayfalık bir yolsuzluk raporu hazırlandığı biliniyor.

Ancak bu rapora istinaden ne gibi bir işlem yapılmıştır?

2. Maliye Bakanlığı Müfettişleri, Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurulu Müfettişleri tarafından son 3 yıl içinde hazırlanan toplam 500 sayfa olan raporun akibeti ne olmuştur?

3. Sözkonusu rapor Başbakanlık Teftiş Kuruluna intikal etmiş midir? Etmişse rapor üzerine ne gibi işlemler yapılmıştır?

4. Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurulunun 3.5.1996 tarihli raporunun arasında bulunduğu 500 sayfalık rapor savcılığa sevk edilmiş midir? Sevk edilmişse ne gibi işlemler yapılmıştır?

5. 6.10.1997 tarihinde Başbakanlık Teftiş Kuruluna sunulan aralarında 3.5.1996 tarihli Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurulunda raporlarının bulunduğu sözkonusu raporun akibeti ne olmuştur?

6. Sözkonusu rapor (500 sayfalık) Yüksek Öğrenim Kurumuna gönderilmiş midir?Gönderilmiş ise rapor üzerine ne gibi işlemler yapılmıştır?

7. İstanbul Üniversitesinin Avcılar Kampusünde bir vakfın üniversite dışında seminerler düzenleterek dolar üzerinden mevzuatlara aykırı olarak kazanç elde edildiği iddiaları doğru mudur?

Doğru ise bu konuda yasal bir işlem yapılması düşünülmekte midir?

8. Başbakanlığın 29.7.1998 tarihli tebliği ile üniversiteye ambülans hariç hangi kaynaktan olursa olsun taşıt alımı yasaklanmış olmasına rağmen bazı vakıflara lüks otomobiller aldırıp yöneticilerin emrine verildiği ve karşılığında da bu vakıflara üniversiteye aita bazı alanların kiralanmak suretiyle tahsis edildiği iddiaları doğru mudur?

Bu konuda herhangi bir işlem yapılmış mıdır?Yapılmış ise sonucu ne olmuştur?

T. C.

Millî Eğitim Bakanlığı

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı 6.9.1999

Sayı :B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2323

Konu :Soru önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :a) TBMM Başkanlığının 3.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/325-1224/3349 sayılı yazısı.

b) Başbakanlığın 5.8.1999 tarih ve B.02.0.KKG.0.12/106-44-12/3712 sayılı yazısı.

Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Avni Doğan’ın İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu’na ilişkin Sayın Başbakanımıza yönelttiği ve kendileri adına tarafımdan cevaplandırılması istenen yazılı soru önergesi incelenmiştir.

Maliye Bakanlığınca, deneticileri tarafından İstanbul Üniversitesinde yapılan incelemeler sonucu düzenlenen; 1.12.1998 tarih ve 4 sayılı rapor ile 15.12.1998 tarih ve 5 sayılı rapor, 31.5.1999 tarihli yazı ekinde Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına intikal ettirilmiştir.

Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanlığınca konuyla ilgili başlatılan inceleme devam etmekte olup, sonucuna göre işlem yapılacaktır.

Diğer taraftan, İşletme İktisadî Enstitüsü Yardım Vakfı gibi özel bir kuruluşun düzenlediği seminerlerle İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünün ilgisi bulunmadığı gibi, araç bağışı yapması nedeniyle hiçbir vakfa Üniversiteye ait alanların kira yoluyla tahsisi de söz konusu değildir.

Bilgilerinize arz ederim.

Metin Bostancıoğlu

Millî Eğitim Bakanı

11.—İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, İzmir Çeşme Limanından giriş yapan araçlardan alınan vergiye ilişkin Ulaştırama Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Yüksel Yalova’nın yazılı cevabı (7/337)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Ulaştırma Bakanı Sayın Enis Öksüz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Bülent Akarcalı

İstanbul

İzmir, Çeşme Limanında yurdumuza dönüş yapan vatandaşlarımız tam bir zulüm yaşamaktadırlar (Bakınız :Milliyet Gazetesi, 11 Temmuz 1999). 100 000’e yakına yolcunun, 32 000 otomobilin, 10 000 Tır kamyonunun geldiği bu limanda;

1. Hizmetlerin geliştirilmesi için ne gibi tedbirler almayı düşünmektesiniz?

2. Gidiş ve gelişte adam başı 30, araç başına da alınan 50 DM, (4 kişilik bir aile için: [(30x4)+50]X2=340 DM) aşırı bir vergi değil midir?

3. Vatandaşa ciddî bir hizmet vermeden bu kadar vergiyi çok görüp, özel araç ve kişilerden alınan vergileri düşürmeyi düşünür müsünüz?

4. Avrupanın başka hiçbir limanında feribotla gelen özel araç ve kişilerden vergi alınmadığı konusunda Bakanlığınızın bilgisi var mıdır?

T. C.

Devlet Bakanlığı 7.9.1999

Sayı :B.02.0.006/01-744

Konu :Soru önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :16 Ağustos 1999 tarih, A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/337-1248/3413 sayılı yazınız.

İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın tarafımdan cevaplandırılması tevcih edilen 7/337-1248 esas sayılı soru önergesi incelenmiştir.

Çeşme Limanından giriş çıkış yapan yolculara verilen hizmetlerin iyileştirilmesi için Bakanlık, Kurum ve Acentelerle zaman zaman toplantılar yapılmakta ve sorunlar en aza indirilmeye çalışılmaktadır.

Türkiye Denizcilik İşletmeleri A. Ş. Çeşme Limanı sahasında ihtiyaca cevap verecek şekilde donatım ve düzenlemeler yapmaktadır. Önceki senelerde yetersiz olan araç park yeri yeni düzenlemelerle arttırılmıştır.

Ancak, genelde yolcu şikâyetleri gemi ve limandan değil, yurda giriş çıkış işlemlerinin uzamasından kaynaklanmaktadır. Bilgisayarlarla yapılan bu işlemler bazen sistemdeki hata nedeni ile uzamakta giriş ve çıkış yapan yolcular saatlerce salonda veya gemide beklemek zorunda kalmaktadır. Ayrıca, bu tür uygulamalarda yolculara ücretsiz yemek verilmektedir.

Yolcu ve araçlardan taks adı altında alınan ücretler, gerek Türkiye, gerekse de İtalyan Limanlarında da giriş çıkış, polis ve gümrük formaliteleri yapılırken yolcu ve araçlara limanda verilen hizmetlere karşılık alınmaktadır. Bir çok Avrupa ülkesinin bu hizmetler karşılığı aldığı ücretlerden daha düşük ücret alınmaktadır.

Türkiye Denizcilik İşletmeleri A. Ş. olarak alınan bu ücret mevcut imkânlarla vatandaşa verilen hizmetler karşılığı olup, tam maliyet hesaplaması yapılması halinde bu ücretin yüksek olmadığı görülecektir.

Dünyanın bütün limanlarında, yolcu ve araç için transit veya intransit durumlarına göre, verilen liman hizmetlerine karşılık taks alınmaktadır.

Bilgilerinize arz ederim.

Dr. Yüksel Yalova

Devlet Bakanı

12. — İzmir Milletvekili Işılay Saygın’ın;

– Uyuşturucu madde kullanımı ve mücadelesi konusunda radyo ve televizyon kuruluşlarının yükümlülüklerine,

– Uyuşturucu madde kullanımı ile ilgili internette açılan WEB sayfasının kapatılma nedenine,

– “Madde Kötüye Kullanımı ile Mücadele Kanun Tasarısı”na,

İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Hasan Gemici’nin yazılı cevabı (7/341, 342, 343)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorunun Devlet Bakanı Sayın Hasan Gemici tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasının temini hususunda gereğini arz ederim.

Bakanlığım döneminde uyuşturucu madde kullanımı ile mücadele konusunda radyo ve televizyonlar tarafından yapılacak yayınlara yönelik bir düzenleme getirilmesi hususunda, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu nezdinde bulunduğumuz girişimler sonucunda; ilgili yönetmelikte değişiklik yapılması sağlanarak, radyo ve televizyonların uyuşturucu ile mücadele konusunda yayın yapmaları zorunlu hale getirilmişti. Ancak edindiğimiz izlenimler sonucunda, radyo ve televizyonların bu konudaki yükümlülüklerini yerine getirmedikleri ve bu hususun Radyo ve Televizyon Üst Kurulunca yeterince ve gerekli titizlikle takip edilmediği anlaşılmıştır. Taşıdığı önem ve hassasiyet dikkate alındığında, bu konunun Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından takibi önem arz etmektedir.

Buna ek olarak, uyuşturucu madde kullanımı ile mücadelede yasal ve idarî düzenleme çalışmalarıyla yetinilmemiş; “Tehlike Kapımızda” adlı yapımla, TRT’ye hazırlatılan spot filmlerin, televizyon kanallarında gösterilmesi sağlanmıştır. Öğrenciler arasında uyuşturucu ile mücadele konusunda slogan yarışması düzenlemek, afişler, broşürler hazırlamak ve çeşitli illerde seminerler yapmak suretiyle kamuoyunun konu hakkında bilgilendirilmesine ve bilinçlendirilmesine çalışılmıştır.

Radyo ve televizyon kuruluşlarının uyuşturucu kullanımı ile mücadele konusunda yapmak zorunda kaldıkları yayınların takibi ve yükümlülüklerini yerine getirmeyenler hakkında gerekli işlemlerin yapılması konusunda Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanlığı nezdinde girişimde bulunulmuş mudur?

Işılay Saygın İzmir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorunun Devlet Bakanı Sayın Hasan Gemici tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasının temini hususunda gereğini arz ederim.

Bakanlığım döneminde, uyuşturucu madde kullanımı ile mücadele konusunu yaygın ve etkin bir hale getirmek amacıyla, internette açılan Aile Araştırma Kurumunun web sayfası içinde, bu konuya yönelik bilgilerin bulunduğu özel bir bölüm de düzenlenmişti. Ancak üzüntüyle belirtmem gerekir ki, bahsi geçen web sayfası kapatılmıştır.

İnternette açılan ve uyuşturucu madde kullanımı ile mücadele konusundaki dokümanın da yer aldığı web sayfası niçin kapatılmıştır, açılması için bir girişimde bulunulmuş mudur?

Işılay Saygın İzmir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorunun Devlet Bakanı Sayın Hasan Gemici tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasının temini hususunda gereğini arz ederim.

Millî Güvenlik Kurulunun 26 Nisan 1996 tarih ve 393 sayılı Kararı ile; uyuşturucu ile mücadele faaliyetlerinde ve alınacak tedbirlerde gerekli koordinasyonu sağlamak üzere “Uyuşturucu Kullanımı ile Mücadele Takip ve Yönlendirme Üst Kurulu” ile “Uyuşturucu Kullanımı ile Mücadele Takip ve Yönlendirme Alt Kurulu”nun oluşturulması karara bağlanmıştır. Adı geçen Kararın kabulü ve bu konuda bazı bakanlıkların görevlendirilmeleri ise, 25.7.1997 tarih ve 97/9700 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilmiştir.

Bu çerçevede, etkin sonuçlar alınabilmesi maksadıyla, adı geçen kurulların oluşumu ve görevleri düzenlenmiş ve kurullar, Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca toplanmaya ve faaliyet göstermeye başlamıştır.

Ancak; gerek uyuşturucu ile mücadelenin daha etkin şekilde yürütülebilmesi, gerek bu mücadele için ihtiyaç duyulan finansmanın sağlanması ve gerekse 393 sayılı MGK kararında kurulması öngörülen kurulların 3046 sayılı Kanun gereğince yasal bir statüye kavuşturulması için kanun hazırlama ihtiyacı doğmuştur.

Bakanlığım döneminde hazırlanan ve Üst Kurulun 21.10.1998 tarihli 3 üncü toplantısında kabul edilen, “Madde Kötüye Kullanımı ve Bağımlılığı ile Mücadele Kanun Tasarısı Taslağı” görüş alınmak üzere, 22.10.1998 tarihinde ilgili bakanlık ve kurumlara gönderilmiştir. Maliye Bakanlığı hariç tüm bakanlık ve kurumların görüşleri gelmişti.

“Madde Kötüye Kullanımı ile Mücadele Kanun Tasarısı”na yönelik çalışmalarda hangi aşamaya gelinmiştir, Tasarı TBMM Başkanlığına sunulmak üzere Bakanlar Kuruluna imzaya açılma safhasına hazır hale getirilmiş midir?

Işılay Saygın İzmir

T.C. Devlet Bakanlığı 8.9.1999 Sayı : B.02.0.013/08-1097

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı

Genel Sekreterliğine

(Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı)

İlgi : 9.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-1469 sayılı yazınız.

İlgi yazı ekinde Bakanlığıma intikal eden ve yazılı olarak yanıtlanması istenilen soru önergelerine aşağıda maddeler halinde yanıt verilmiştir.

Soru önergesi 1. “Madde Kötüye Kullanımı ile Mücadele Kanun Tasarısı Taslağı” ile ilgili çalışmalar hangi aşamadadır?

Yanıt 1. Uyuşturucu ile mücadele faaliyetlerinde ve alınacak tedbirlerde koordinasyonu sağlamak üzere 26 Nisan 1996 tarih ve 393 sayılı Millî Güvenlik Kurulu Kararı ile “Uyuşturucu Kullanımı ile Mücadele, Takip ve Yönlendirme Üst Kurulu” ile “Uyuşturucu Kullanımı ile Mücadele, Takip ve Yönlendirme Alt Kurulu”nun oluşturulması kararı alınmış, anılan kararın kabulü ve bu konuda bazı bakanlıkların görevlendirilmesi hususu ise 25.7.1997 tarih ve 97/9700 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile kararlaştırılmıştır.

Uyuşturucu kullanımı ile mücadele, Takip ve Yönlendirme Alt Kurulu madde bağımlılığı ile mücadelenin daha etkili şekilde yürütülmesi, mücadele için gerekli kaynağın sağlanması ve kurumların yasal bir yapıya kavuşturulması amacıyla “Madde Kötüye Kullanımı ve Bağımlılığı ile Mücadele Kanun Tasarı Taslağı”nın hazırlıklarını tamamlayarak Üst Kurulun 21.10.1998 tarihinde gerçekleştirdiği üçüncü toplantısında görüşmeye açmış, kurulun onayına sunulmuştur.

Üst Kurulun anılan toplantısında Kanun Tasarı Taslağının kabulü üzerine, tasarı, ilgili tüm bakanlıkların görüşüne açılmıştır. Bu meyanda 16.12.1998 gün ve B.02.0.AAK.061.120.189/0970 sayılı yazı ile Maliye Bakanlığından da görüş istenilmiştir. (Ek-1)

Kanun Tasarısı malî hükümler dışında redaksiyon işlemine tabi tutulmuştur. Malî hükümlerle ilgili Maliye Bakanlığı görüşü geldiğinde tasarı son halini alacaktır. Maliye Bakanlığı yetkilileri ile değişik zamanlarda yapılan şifahî görüşmeler sonuç vermediğinden, Maliye Bakanlığı 15.6.1999 tarih ve B.02.0.AAK.061.071/000377 sayılı yazı (Ek-2) ile, görüşlerini ivedi şekilde göndermeleri konusunda bir kez daha uyarılmıştır. Tüm çabalara karşın bu güne kadar bu Bakanlıktan yanıt alınamamıştır.

Soru önergesi 2. Radyo ve Televizyon Kuruluşlarının Uyuşturucu kullanımı ile mücadele konusunda yapmak zorunda oldukları yayınların takibi ile hükümlülüklerini yerine getirmeyenler hakkında gerekli işlemlerin yapılması konusunda Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanlığı nezdinde girişimde bulunulmuş mudur?

Yanıt 2. Uyuşturucu kullanımı ile mücadele, Takip ve Yönlendirme Üst ve Alt Kurullarına danışma hizmeti vermekte olan, konunun uzmanı akademisyenlerden kurulu “Bilimsel Danışma Komisyonu” ile bazı kurumların Alt Kurul temsilcileri, özel yayın (Radyo, TV) kuruluşlarının madde bağımlılığı ile mücadele amacıyla gerçekleştirecekleri yayınlarda dikkat etmeleri gereken hususların neler olduğunu belirlemişler, bu hususların RTÜK Başkanlığınca özel radyo ve televizyon kuruluşlarına iletilmesini benimsemişlerdir.

Ancak; Alt Kurulun 27.4.1999 tarihinde gerçekleştirdiği 26 ncı toplantısında kurulda görev yapan RTÜKtemsilcisinin “RTÜK’ün sadece denetim görevinin bulunduğu ve bunun da ancak yayınlardan sonra gerçekleştirilebildiği, özel yayın kuruluşlarının madde bağımlılığı ile ilgili yayınlarda dikkat etmeleri gereken hususların RTÜK tarafından kendilerine bildirilmesinin müdahele gibi anlaşılabileceği (sansür gibi nitelenebileceği)” şeklindeki uyarısı üzerine, Alt Kurul, özel yayın kuruluşlarının uyuşturucu ile mücadele amacıyla gerçekleştirecekleri yayınlarda hangi hususlara dikkat etmeleri gerektiğini bizzat Üst Kurul Başkanı (Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı) tarafından yapılacak bir toplantıda özel yayın kuruluşlarına iletmesinin yerinde olacağına karar vermiştir.

57 nci T.C. Hükümetinin yoğun çalışma temposu, görev alanının yanı sıra Sayın Başbakanımızın çeşitli konulardaki olağan dışı görevlendirmeleri ve ülkemizi derin bir üzüntü ve yasa boğan deprem felaketi nedeniyle deprem mahallinde görev yapmam gibi nedenler, özel yayın kuruluşları ile böyle bir toplantıyı gerçekleştirmeme olanak tanımamıştır.

Soru önergesi 3. İnternette açılan ve uyuşturucu madde kullanımı ile mücadele konusunun dokümanında yeraldığı web sayfası niçin kapatılmıştır, açılması için bir girişimde bulunulmuş mudur?

Yanıt 3. Madde bağımlılığı konusu ile ilgili bilgilere Aile Araştırma Kurumu Başkanlığının web sayfasını oluşturduğu ilk günden bu yana WWW.aile.gov.tr adresinden ulaşılabilmektedir. Güncelleştirme çalışmaları nedeniyle kısa bir süre kapatılan web sayfasında daha önce duyurular başlıklı bülümde yer alan madde bağımlılığı konusu yeni düzenlemede madde bağımlılığı başlığı altında daha geniş şekilde yer almaktadır.. Anılan web sayfasında madde bağımlılığı başlığı altında altı sayfayı içeren bilgiye ulaşmak mümkündür. (Ek-3)

Bilgilerinize arz ederim.

Hasan Gemici Devlet Bakanı

EK : 1

T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı 16.12.1998 Sayı : B.02.0.AAK.061.120.189-0970

Konu : Kanun Tasarısı Taslağı

Maliye Bakanlığına

Uyuşturucu Kullanımı ile Mücadele Takip ve Yönlendirme Alt Kurulunca hazırlanan ve Üst Kurul tarafından 21.10.1998 tarihli 3 üncü toplantıda kabul edilen “Uyuşturucu Madde Kullanımı ile Bağımlılığı ile Mücadele Kanun Tasarısı Taslağı” ile genel ve madde gerekçeleri ekte sunulmuştur.

Sözkonusu Tasarı hakkında Bakanlığınız görüşlerinin 15 gün içinde Bakanlığıma bildirilmesini arz/rica ederim.

Işılay Saygın Devlet Bakanı

EK : 2

T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı 15.6.1999 Sayı : B.02.0.AAK.061.120.071-000377

Konu : Görüş sorulması

Maliye Bakanlığına

(Bütçe ve Malî Kontrol Genel Müdürlüğü)

İlgi : 16.12.1998 gün ve B.02.0.AAK.061.120.189/0970 sayılı yazımız.

Uyuşturucu Kullanımı ile Mücadele Takip ve Yönlendirme Alt Kurulunca hazırlanan ve Üst Kurul tarafından da 21.10.1998 tarihli 3 üncü toplantıda kabul edilen “Uyuşturucu Madde Kullanımı ve Bağımlılığı ile Mücadele Kanun Tasarısı Taslağı” ilgi yazı ekinde Bakanlığınıza gönderildiği malumlarıdır.

Uyuşturucu ile mücadele gibi önemli bir konuda hazırlanan sözkonusu Yasa Tasarısının, bir an önce Bakanlar Kuruluna sunulması için, Bakanlığınız görüşlerinin gönderilmesi hususunu te’kiden arz ederim.

14.6.1999

Osman Nuri Filiz Başkan

EK : 3

Madde Bağımlılığı

T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumunun Uyuşturucu Kullanımı ile Mücadele Konusunda Yaptığı Çalışmalar

Madde Bağımlılığı Mücadelesinde Ailenin Rolü

T.C. Anayasası, madde 58

“Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.”

Başbakanlık Aile Araştırma Kurumunun Uyuşturucu Kullanımı ile Mücadele Konusunda

Yaptığı Çalışmalar

Uyuşturucu madde kulanımı, günümüzde en önemli ve acil çözüm bekleyen sorunların başında gelmektedir. İnsan sağlığını ciddi şekilde tehdit etmekte olan bu illetle mücadele konusunda, olayın sosyal boyutu da gözönüne alındığında, konu ile ilgili tüm kurum ve kuruluşların koordineli bir çalışmaya gitmelerinin gereği ortaya çıkmaktadır.

Mücadelede toplumun tüm katmanları yerini almalı, özellikle de faaliyet alanları nedeniyle halka daha yakın hizmet götürmekte olan belediyeler bu konuda etkin görevler üstlenmelidir.

Bilineceği gibi; Anayasamızın 58 inci maddesinde “Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden ve uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.” hükmü yer almaktadır.

Anayasamızın bu hükmü çerçevesinde, uyuşturucu ile mücadele faaliyetleri ve alınacak tedbirlerde koordinasyonu sağlamak amacıyla 26.4.1996 tarih ve 393 sayılı Millî Güvenlik Kurulu Kararı ile “Uyuşturucu Kullanımı ile Mücadele, Takip ve Yönlendirme Üst Kurulu” ile “Uyuşturucu Kullanımı ile Mücadele, Takip ve Yönlendirme Alt Kurulu” oluşturulmuştur.

Millî Güvenlik Kurulunun sözkonusu kararı ile Üst Kurulun Başkanlığını Aile ve Kadından Sorumlu Devlet Bakanının, Alt Kurulun Başkanlığını ise Aile Araştırma Kurumu Başkanının yürütmesi öngörülmüş olup, Bakanlığımızın girişimleri sonucunda, 25.7.1997 tarih ve 97/9700 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 393 sayılı M.G.K. Kararının kabulü ve konu ile ilgili bakanlıkların görevlendirilmeleri gerçekleşmiştir.

Üç yılı aşkın süredir düzenli olarak faaliyetlerini sürdüren Alt Kurul, bugüne kadar 29 toplantı gerçekleştirmiştir. Yılda üç kez olağan toplantı yapması kararlaştırılan Üst Kurul ise bugüne kadar 1.10.1997-16.12.1997 ve 21.10.1998 tarihlerinde olmak üzere üç toplantı gerçekleştirmiştir.

Uyuşturucu madde bağımlılığı konusunda Türk gençliğini bilgilendirmek ve bilinçlendirmek amacıyla Aile Araştırma Kurumu tarafından gerek yurt içinde gerekse yurt dışında bütün resmî ve özel tüm kurum ve kuruluşlarla işbirliğine gidilmiş, büyük bir çalışma hamlesi başlatılmıştır.

Uyuşturucu ile Mücadele Takip ve Yönlendirme Alt Kurulu ile Alt Kurula çalışmalarında yardımcı olmak üzere oluşturulan Bilimsel Danışma Komitesi, Başbakanlık Aile Araştırma Kurumunun Başkanlığı ve koordinatörlüğünde çalışmalarına başlamış ve bir dizi faaliyet gerçekleştirmiştir.

Bu faaliyetlerde basılı, sesli ve görüntülü bütün iletişim araçları kullanılmıştır. Kamuoyunu, anne-babaları, eğitimcileri ve özellikle de gençliğimizi bilgilendirmeye yönelik, televizyon programları yapılmış, dizi ve spot filmler çekilmiş, valiliklerle işbirliğine gidilerek ülke çapında paneller düzenlenmiş, binlerce kitap, dergi, afiş, etiket, çıkartma, kokart, tanıtım pulu bastırılmıştır.

Aile Araştırma Kurumu trafından başlatılan mücadele çalışmaları, toplumumuzun değişik kesimlerinden büyük destek bulmuştur. Verilen bu destek sonucunda, Aile Araştırma Kurumu “Gençlerin Uyuşturucuya KarşıUyarılması Kampanyası” nı başlatmıştır. Kampanya kapsamında, ülke çapında “Gençlik ve Uyuşturucu” konulu slogan, kompozisyon, şiir ve resim yarışmaları düzenlenmiş, yarışmalarda dereceye girenlere ödüller verilmiştir. Öğrencilerin ödül alan ve dereceye giren eserleri, afiş, kitap, dergi, albüm gibi tanıtım amaçlı değişik faaliyetlerde değerlendirilmiştir.

Yoğunlukla 1997 yılında olmak üzere, “Gençlik ve Uyuşturucu”, “Gençliği Bekleyen Büyük Tehlike Alkol ve Uyuşturucu”, “Uyuşturucu ve Madde Bağımlılığı ile Mücadele”, “Uyuşturucuya Hayır” ve benzeri isimlerle 13 ilimizde yirmiye yakın panel düzenlenmiştir.

Bakırköy Akıl Hastanesi Vakfına yaptırılan “Uyuşturucu Madde Kullanımının Aile Üstüne Etkisi” isimli araştırma, kitap haline getirilerek yayınlanmış ve kamuoyunun bilgisine sunulmuştur.

Beş ayrı çeşit afişin her birinden onar bin, üç çeşit etiketin her birinden on beşer bin, iki farklı broşürün her birinden beşer bin adet bastırılmış, bu malzemelerin valiliklerin de büyük desteğiyle yurt çapında dağıtımı ve halka ulaşımı sağlanmıştır. Uyuşturucu kullanımı ile mücadeleye yönelik yeni afişlerin hazırlanması çalışmaları ise devam etmektedir.

“Tehlike Kapımızda” isimli on bülümlük dizi film çekilmiş, anne-babaların ve gençlerin, uyuşturucuya karşı nasıl mücadele edecekleri görüntülü yayın diliyle anlatılmaya çalışılmıştır. Sözkonusu film, ulusal ve özel yayın kuruluşlarında yayınlanmak üzere Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanlığına gönderilmiştir. Bu filme ait video kasetler de, yerel televizyonlarda ve halk eğitim merkezlerinde gösterilmek üzere 80 ilin valiliklerine ulaştırılmıştır.

TRT Genel Müdürlüğü ile bir protokol yapılmış ve uyuşturucu ile ilgili spot filmler yaptırılmış ve spotların TRT kanallarında yayınlanması sağlanmıştır.

Madde bağımlılığı ile ilgili geniş kapsamlı bir araştırma yapılması hususunda, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bünyesinde faaliyet sürdüren AMATEM ile bir protokol gerçekleştirilmek üzeredir.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu nezdinde yapılan girişimler sonucuda, Kurul; özel radyo ve televizyon kuruluşlarının, haftalık yayın sürelerinin % 5’inden az olmamak ve 9.00 ile 21.00 saatleri arasında yayınlamak kaydı ile, toplumun, özellikle de çocukların ve gençlerin uyuşturucu madde, sigara, alkol, kumar ve diğer kötü alışkanlıklara karşı korunmasını sağlamak amacıyla caydırıcı yayınlar yapmaları yönünde yönetmelik değişikliğine gitmiştir.

Mücadeleye yönelik çalışmalar sadece Türkiye ile sınırlı kalmamış, Aile Araştırma Kurumunun önderliğinde bir ekip tarafından, Almanya’daki Türk ailelerini uyuşturucu ve getirdiği tehlikeler konusunda bilgilendirmek amacıyla, Frankfurt, Köln ve Münih’de değişik faaliyetler düzenlenmiştir. Almanya’da gerçekleştirilen bu çalışma, diğer ülkelerde yaşayan Türk ailelerinin de bu tür bilgilendirmelere ihtiyaçlarının olduğunu göstermiştir.

Gerek kurumumuzun gerekse emniyet ve jandarma teşkilâtımızın özverili tüm mücadele ve çabalarına rağmen, uyuşturucu madde kullanımı ve uluşturucudan kirli gelir sağlayan kötü niyetli mihrakların çalışmaları durmayacaktır. Mücadelede konu ile ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının büyük desteği görülmekle birlikte, çalışmalar istenilen düzeye ulaşmamıştır.

Başlangıçta da ifade edildiği gibi toplumun tüm katmanları uyuşturucu ile mücadele konusunda üzerine düşen görevi yerine getirmeli, anne-babalara ve özellikle de hedef kitle konumundaki gençlere yönelik programlar üretilmelidir.

Sunuş

Sevgili anne ve babalar;

Ülkemizin geleceği, yarınlarımızın teminatı olan evlatlarımızın en iyi şartlarda eğitimlerini sürdürmeleri, ilerlemeleri, vatanı, milleti ve ailesi için “hayırlı” birer evlat olabilmeleri için hepimiz maddî, manevî tüm gücümüzü ortaya koyuyor, çırpınıyoruz.

Ne var ki, herşeyimiz olan çocuklarımızın büyüme çağlarına girmesiyle birlikte edindikleri değişik sosyal çevreler ve arkadaşlık ortamları onların bazen denetimimiz dışında kalmalarına neden oluyor. Bunun sonucunda da çocuklarımızın uğradığı tahribatı farketmemiz zaman alıyor. Gerçekleri öğrendiğimizde de çoğunlukla iş işten geçmiş oluyor.

Son yıllarda ülkemizde uyuşturucu madde kullanımı yaygınlaşmakta, hemen her sosyal tabakadan gençler için bir tehdit oluşturabilmektedir. Anne ve babalar da gerek sorunu farketme noktasında, gerek fark ettikten sonra davranış tayin etmekte güçlük çekmektedirler.

Çocuklarımızı, gençlerimizi, dolayısıyla tüm geleceğimizi tehdit eden madde bağımlılığı illeti ile mücadelede ailenin rolü herşeyin üzerindedir. Çocukluktan ergen döneme geçişle birlikte ailelerin karşılaştıkları sorunlara bir de madde bağımlılığı sorunu eklenince aileler iyice çaresiz kalmaktadırlar.

Tüm bu sorunlarla mücadele edilebilmesi için ailelerin, asgarî düzeyde de olsa bilgi sahibi olmaları, kendilerini donatmaları gerekmektedir.

Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu olarak, ailelerin, çocuklarımızın bugün ya da gelecekte karşılaşabilme ihtimali bulunan “madde bağımlılığı” sorununa karşı bilgilenmesini sağlayacak aşağıdaki metni hazırlamış bulunuyoruz. Okunmasının çok fazla zamanınızı almayacağını umduğumuz bu metin, geleceğimizin güvencesi olan çocuklarımızın madde bağımlılığı sorunu ile karşı karşıya kalmalarını önlemede sizlere rehber olacaktır.

Unutmayalım ki, ailenin ilgi, şefkat ve dikkati geleceği umutla dolu olan nesillerin de teminatıdır.

Saygılarımızla.

Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu

Madde Bağımlılığı

Uyuşturucu maddeler, insan fizyolojisini duygu, düşünce ve davranışlarını değiştirecek şekilde etkileyen ve çoğu kimyasal muhtevası olan maddelerdir. Esrar, afyon, kokain, eroin, çözücü ve uçucu olan uhu, tiner, benzin vs. (inhalanlar), bağımlılık yapıcı ilaçlar, uyarıcılar, sentetik ilaçlar (amfetameinler), sigara ve tütün, alkollü içecekler genel olarak sıralayabileceğimiz bağımlılık yaratan maddelerdir.

Madde bağımlılığı, genel olarak ailelerin ilgisizliği, aile içi şiddet ortamlarına maruz kalma, arkadaş gruplarının etkisi, büyüme kendisini gösterme arzusundan kaynaklanan özenti, bir ölçüde de medyanın etkisiyle başlamaktadır.

Çocukluk yıllarındaki aile içi geçimsizlik, annenin ezilmişliği, babanın katı otoritesi, çocuğa sevgi ve şefkat gösterilmemesi, anlatma ve ikna yoluyla hatalarını tekrarlamasının önlenmesi yerine sürekli ceza verilmesi, çocuğun kendisini kabul ettirebilmek için aile yerine dış çevreyi tercih etmesi ve kendisine olan özgüvenini kaybetmesi, muhtaç olduğu sevgi, şefkat ve ilgiyi ailesi yerine arkadaş çevresinde araması, sorunların çözümlenememesi ve bu duruma aileden olumlu bir yaklaşım, yapıcı bir katkı sağlanamaması, dolayısıyla sorunlarının altında ezilmesi ve buna bağlı olarak sorumluluktan kaçınması genel olarak çocuklarımızın hoş olmayan ortamlara girmelerine, bir süre sonra da madde bağımlısı olmaya varan bir yalnızlığa ve mahvoluşa doğru gitmelerine yol açmaktadır.

Uyuşturucuya alışmak çok kolaydır. Hatta, bazı uyuşturucuyu bir kez bile kullanmak bağımlılığa neden olmaktadır. Üstelik bu maddelerin bırakılması mümkün olmakla birlikte çok zordur. Çocuklarımızı boşluğa terketmeyelim.

Madde bağımlılığı ile mücadelede en büyük pay ailelere düşmektedir. Yasal önlemler ve polisiye tedbirlerle bir yere kadar mücadele mümkündür. Mücadelede esas görev ailelere düşmektedir. Aileler en kötü şartlarda bile çocuklarına ilgi, sevgi ve şefkat göstermekten kaçınmamalıdırlar. Anne ve babalar her zaman çocukları ile doğrudan iletişim kurma yoluna gitmeli, her türlü zorluk ve güçlükte çocuklarının yanında yer alacaklarını hissettirmelidir. Zorluklarla, güçlüklerle karşılaşan çocuklar bunu aileleri ile paylaşarak çözebileceklerine inanırlarsa kendilerini huzurlu hisseder, kötü arkadaşlık ortamlarına kapılmaktan uzak dururlar.

Uyuşturucu madde bağımlılığı ve kötü alışkanlıklara karşı gençliğin eğitilmesi gerekmektedir. Ancak, bu eğitimin verileceği kurumlar olan okul ve ailede gençlerin merakını uyandırmayacak şekilde, sağlık eğitimi boyutlarıyla uyuşturucu kullanımının zararları anlatılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki, çocuklar için en etkili örnekler anne ve babalardır. Ailenin uyuşturucu maddelere karşı tutumu çocukların davranışlarını belirlemede büyük önem arzetmektedir. Örneğin, anne ve babanın alkol ve çeşitli ilaçları kullanma alışkanlıkları, karşılaştıkları sorunları çözme metodları çocukların ilerleyen yaşlarında anne ve babalarının davranışlarını taklit etmelerine, tekrarlamalarına imkân sağlamaktadır.

Çocuğunuzun uyuşturucu madde kullandığını anlamak için,

Çocuğunuzda sebepsiz bulduğunuz değişiklikleri görmezden gelmeyiniz. Mesela, sık sık ruh hali değişikliği, sinirlilik, buhran, saldırganlık, sözünde durmama, aileden uzaklaşma gibi değişiklikleri

Aileye, eve, çevreye, okula uyum ve sorumluluk kapsamında çaba gösterip göstermediğini,

Toplumda geçerli olan bütün ortak amaçlara, değerlere ve inançlara güvensiz olup olmadığını,

Günlük hayatta karşılaşmış olduğu engelleri aşmak yerine bu engellerden kaçmaya çalışıp, çalışmadığını,

Geleceğe ilişkin beklentilerini ve umutlarını kaybedip, kaybetmediğini,

Çocuğunuzun sağlığı ile ilgili şikâyetlerinin gittikçe artması durumunu, (örneğin : sık sık hastalanma, yorgunluk, iştahsızlık, rahat uyuyamama vb.),

Çocuğunuzun ev veya işyeri ile ilgili problemlerini, derslerindeki başarısını, okuluna devam edip etmediğini,

Birdenbire çok paraya ihtiyaç duymaya başlaması ve harcamasını, evde meydana gelen para ve paraya çevrilebilir eşyalarla ufaktan başlayıp, artan miktarlarda sıklaşan hırsızlık olaylarını,

Dikkatle izleyin.

Bu tür durumlar çocuğunuzun kötü ortamlara girmesine ve uyuşturucu ile tanışmasına neden olabilir...

Elbette ki bu tür durumlar mutlaka çocuklarınızın uyuşturucu kullandığının delilleri değildir. Ne var ki, yapılan bilimsel araştırmaların verileri de göstermektedir ki aileler genellikle çocuklarının uyuşturucu kullandığını anlamakta güçlük çekmektedirler.

Çocuğunuzun üzerinde uyuşturucu bulmadıkça emin olmazsınız ama yine de yukarıda sıralanan belirtiler görüldüğü takdirde yapılacak akıllıca müdahalelerle ve tıbbî tedavi yöntemleri ile yolun başında iken, çocuğunuzu kurtarma imkânına sahip olabilirsiniz.

Anneler ve babalar,

Çocuklarınızın yanında herhangi bir bağımlılık yaratan madde kullanmayınız. Sigara ve içki alışkanlıklarınızı terkediniz, terkedemiyorsanız mümkün olduğunca çocuklarınızın yanında bu maddeleri kullanmayınız.

Çccuklar için en iyi eğitim ve bilgi kaynağının aile olduğunu unutmayınız. Çocuklarınızı yasal olmadığı gibi aynı zamanda zararlı olan bu maddeler ve bunların etkileri ve sonuçları konusunda da bilgilendiriniz.

13. — Bursa Milletvekili Oğuz Tezmen’in;

– Vergi mükelleflerinin sayısına ve tahakkuk ve tahsil edilen vergi miktarına,

– Kurumlar Vergisi Genel Tebliği uygulamasına,

İlişkin soruları ve Maliye Bakanı Sümer Oral’ın yazılı cevabı (7/344, 345)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sayın Maliye Bakanınca yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Oğuz Tezmen Bursa

1. 4369 sayılı yasanın 54 üncü maddesiyle getirilen Gelir Vergisi Kanunun Geçici 47 nci maddesine göre 30.9.1998 tarihi itibariyle bloke edilen “nakit para, mevduat sertifikası, döviz ve benzeri kıymetlerin” tutarı ayrı ayrı ne kadardır?

2. Hayat standardına tabi olup, yıllık beyanları hayat standardının altında olan yükümlü sayısı 1997 ve 1998’de ne kadardır.

3. 1996, 1997 ve 1998’de götürü usülde vergiye tabi gelir vergisi mükelleflerinin sayısı ne kadardır?

4. 4.5.1994 tarih ve 3986 sayılı yasayla getirilen “ekonomik denge vergisi”, “net aktif vergisi”, “ek gayrimenkul vergisi”, “ek motorlu taşıtlar vergisi”nin tahakkuk ve tahsilat miktarı nedir?

5. 20.11.1996 tarih ve 4213 sayılı yasayla beyanı öngörülen, “kıymetli maden ve ziynet eşyası”nın beyan edilen miktarı nedir? Bu beyan dolayısıyla tahakkuk ve tahsil edilen vergi miktarı ne kadardır?

29.7.1999

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Sayın Maliye Bakanınca yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Oğuz Tezmen Bursa

57 seri numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliğ uygulaması çerçevesinde, menkul kıymetleri itfa tarihi itibariyle ellerinde bulunduranlara yapılan ödemelerden kesilen vergilere gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilen miktarı ne kadardır?

T.C. Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü 10.9.1999 Sayı : B.07.0.GEL.0.40/4086-236-038425

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı Kanunlar ve Kararlar Müdürlüğünün 9.8.1999 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-1470 sayılı yazısı.

Tarafımdan cevaplandırılmak üzere Bursa Milletvekili Sayın Oğuz Tezmen tarafından verilen yazılı soru önergelerinde yer alan sorular ve bunlara ilişkin görüşümüz aşağıda açıklanmıştır.

Önergelerde yer alan sorular :

1. 4369 sayılı Yasanın 54 üncü maddesiyle getirilen Gelir Vergisi Kanununun Geçici 47 nci maddesine göre 30.9.1998 tarihi itibariyle bloke edilen “nakit para, mevduat sertifikası döviz benzeri kıymetlerin” tutarı ayrı ayrı ne kadardır?

2. Hayat standardına tabi olup, yıllık beyanları hayat standardının altında olan yükümlü sayısı 1997 ve 1998’de ne kadardır?

3. 1996, 1997 ve 1998’de götürü usulde vergiye tabi gelir vergisi mükelleflerinin sayısı ne kadardır?

4. 4.5.1999 tarih ve 3986 sayılı Yasa ile getirilen “Ekonomik Denge Vergisi”, “Net Aktif Vergisi”, “Ek Gayrimenkul Vergisi”, “Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi” nin tahakkuk ve tahsilat miktarı nedir?

5. 20.11.1996 tarih ve 4213 sayılı Yasa ile beyanı öngörülen, “kıymetli maden ve ziynet eşyası”nın beyan edilen miktarı nedir? Bu beyan dolayısıyla tahakkuk ve tahsil edilen vergi miktarı ne kadardır?

6. 57 Seri No.’lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği uygulaması çerçevesinde, menkul kıymetleri itfa tarihi itibariyle ellerinde bulunduranlara yapılan ödemelerden kesilen vergilere gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilen miktarı ne kadardır?

Sorulara ilişkin görüşümüz :

1. Bazı vergi kanunlarında değişiklik yapan 4369 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 47 nci maddede, 29 Temmuz 1998 tarihi itibariyle sahip olunan ve mevcudiyeti devlet tarafından veya devlet güvencesinde tutulan kayıt ve siciller ve diğer kanaat getirici vesikalarla ispat edilen para ve alacak ile altın, döviz ve diğer mallardan karşılanan mal edinimleri ve harcamalardan hareketle bu kanunun 82 nci maddesinin 2 numaralı fıkrasına göre tarhiyat yapılmaması amacıyla, nakit para, döviz, mevduat sertifikası, çek ve benzeri kıymetleri 30 Eylül 1998 tarihi itibariyle en az bir gün süre ile bankalarda bulundurulması öngörülmüştür.

Maddede sayılan kıymetlerin bankalarda “blokajı” öngörülmemiş, herhangi bir hesapta bir gün süre ile tutulması yeterli görülmüştür. Dolayısıyla uygulama nedeni ile yapılan işlemleri diğer bankacılık işlemlerinden ayırmak mümkün değildir. Ancak, T.C. Merkez Bankası verilerinin incelenmesinden; malî milat uygulaması nedeniyle 4 milyar ABD Doları ve 500 trilyon lirayı geçen tutarda nakit paranın bankacılık sistemi içinde kayıt altına alındığı anlaşılmaktadır.

2. 1997 yılında hayat standardı esasına tabi olan mükelleflerden 717 486’sı hayat standardı esasına göre tespit edilen tutarın altında beyanda bulunmuştur.

3. Götürü usulde vergiye tabi gelir vergisi mükelleflerinin sayısı; 1996 yılında 881 497, 1997 yılında 869 721, 1998 yılında ise 837 850’dir.

4. 4.5.1999 tarih ve 3986 sayılı Yasayla getirilen “Ekonomik Denge Vergisi”, “Net Aktif Vergisi” ve “Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi”nin tahakkuk ve tahsil miktarları yıllar itibariyle aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Yılı Tahakkuk (milyar) Tahsilat (milyar)

Ekonomik Denge Vergisi 1994 25 284 20 719

1995 4 839 2 963

1996 2 168 554

1997 1 748 405

1998 1 438 335

Net Aktif Vergisi 1994 51 872 31 495

1995 20 509 15 594

Yılı Tahakkuk (milyar) Tahsilat (milyar)

1996 4 899 1 429

1997 3 561 762

1998 2 783 865

Ek Motorlu Taşıtlar

Vergisi 1994 657 657

1995 233 93

1996 151 76

1997 114 53

1998 128 70

5. 20.11.1996 tarih ve 4213 sayılı Yasa kapsamında tahakkuk ve tahsil edilen vergi miktarları yıllar itibariyle aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Yılı Tahakkuk (milyar) Tahsilat (milyar)

Kıymetli Maden ve Ziynet 1996 1 251 385

Eşyasından Alınan Vergi 1997 791 790

6. Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin 7 numaralı bendine göre hazine bonosu faizleri stopaja tabidir. Bu stopaj oranı anılan maddenin Bakanlar Kuruluna verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile öteden beri sıfır iken, 30.9.1996 tarih ve 96/8635 sayılı Kararnamenin Eki Karar ile % 10 olarak belirlenmiş, 20.12.1996 tarih ve 96/8955 sayılı Kararnamenin Eki Karar ile % 12, 25.12.1997 tarih ve 97/10421 Kararnamenin Eki Karar ile % 6, 7.10.1998 tarih ve 98/11794 sayılı Kararnamenin Eki Karar ile de % 0 olarak yeniden belirlenmiştir.

Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi gereğince sözkonusu gelirlerden yapılması gereken gelir vergisi stopajı, bunların itfası sırasında sahiplerinin gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilmek üzere yapılmaktadır.

Kurumlar Vergisi Kanununun 44 üncü maddesinde, beyannamede gösterilen kazançlardan kesilmiş olan verginin hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edileceği, mahsubu gereken miktar hesaplanan vergiden fazla olduğu takdirde, aradaki farkın mükellefin müracaatı üzerine kendisine iade edileceği hükmü yer almaktadır. Bu hüküm çerçevesinde hazine bonosu itfa gelirleri ve diğer gelirleri üzerinden yapılan vergi kesintileri kurumlar vergisinden mahsup edilmekte, mahsuptan arta kalan tutar mükelleflerin talepleri üzerine iade edilmektedir.

Sözkonusu iadeler belli bir tutarı aşması halinde, inceleme raporuna bağlanmak suretiyle yapılabilmektedir. Kurumlar vergisi beyannameleri uyarınca iadesi gereken verginin ne kadarının hazine bonosu faiz gelirlerinden kaynaklandığı ise ancak yapılacak incelemelerle tespit edilebilecek bir husus olup, bu incelemeler yapılmadan iade edilecek tutar hususunda net bir bilgi sağlanamamaktadır.

Bilgilerinize arz ederim.

Sümer Oral Maliye Bakanı

14. — Kocaeli Milletvekili Mehmet Batuk’un, Gebze Zihinsel Engelliler Okulu inşaatına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/347)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Metin Bostancıoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasına delaletlerinizi saygılarımla arz ederim.

Mehmet Batuk Kocaeli

Gebzemiz yoğun göç alan ve nüfusu 500 binleri aşmış bir sanayi kentidir. Bu bölgede yaşayan vatandaşlarımızın talepleri dikkate alınarak Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 1993 yılında “Gebze Zihinsel Engelliler Okulu” inşaatına başlanılmış ve 1995 yılında bitirilmesi planlanmıştı. Geçen hafta bölgede yaptığım incelemelerde okulun hâlâ tamamlanamadığını tespit ettim.

1. Bölgede yaşayan zihinsel özürlüler için hayatî önemi olan bu okul ne zaman tamamlanacaktır. Şu anda inşaatın geçici kabulü yapılmış mıdır? Yapılmadı ise ne zaman yapılabilecektir?

2. Sözkonusu okul 1999-2000 eğitim ve öğretim yılında hizmete açılabilecek midir?

3. Okul hizmete açılacak ise idarî, eğitim ve hizmet kadroları ne zaman atanacaktır? Eğitim yılı yaklaştığına göre bu hususta geç kalınmamış mıdır?

4. 150 yataklı bir yurtla birlikte planlanan bu okulu yurt ihtiyaçlarının temini yönünde bir girişim yapılmış mıdır? İhtiyaçlar mubayaa edilmiş midir?

5. Bölgede yaşayan zihinsel özürlü çocuklarımızın velileri “Zihinsel özürlü çocukları koruma, okul yaptırma ve yaşatma derneği” adında bir dernek kurarak örgütlemişlerdir. Bu dernekle ve velilerimizle bir temas kurulmuş mudur? Kurulması düşünülmektedi midir?

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı 31.8.1999 Sayı : B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2262

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 9.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-1471-7/347-1281/3475 sayılı yazısı.

Kocaeli Milletvekili Sayın Mehmet Batuk’un “Gebze Zihin Engelliler Okulunun inşaatına ilişkin” yazılı soru önergesi incelenmiştir.

1. Kocaeli İli Gebze İlçesinde 150 öğrenci kapasiteli Zihin Engelliler Okulunun inşaatı tamamlanmış ve geçici kabulü 13.4.1999 tarihinde yapılmıştır.

2. Sözkonusu okulun, 12.7.1999 tarih ve 1923 sayılı onayla 1999-2000 öğretim yılında eğitim-öğretime başlamak üzere açılması kararlaştırılmıştır.

3. Okulda müdür vekili görevlendirilmiştir. Eğitim ve öğretim hizmetinin aksamaması, diğer personel ihtiyacının karşılanması konularında Bakanlığımız ve valilik gerekli tedbirleri almaktadır.

4. Bakanlığımıza bağlı zihin engelliler okulları (eğitilebilir, öğretilebilir) gündüzlü olarak eğitim verdiklerinden, yurt; derslik ve dinlenme alanları olarak değerlendirilecektir.

5. Bakanlığımız, eğitime katkıda bulunmak isteyen kişi ve kuruluşlardan gelecek her türlü işbirliği teklifine açıktır. sözkonusu bölgede faaliyet gösteren “Zihinsel Özürlü Çocukları Koruma, Okul Yaptırma ve Yaşatma Derneği”nin herhangi bir teklifi olmamıştır.

Bilgilerinize arz ederim.

Metin Bostancıoğlu Millî Eğitim Bakanı

15. — Konya Milletvekili Özkan Öksüz’ün, sekiz yıllık kesintisiz eğitime geçilmesinden sonra Konya İlinde yapımı tamamlanan okullara ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/354)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Metin Bostancıoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda gereğini arz ederim.

Özkan Öksüz Konya

Soru 1. Kesintisiz 8 yıllık eğitime geçilmesinden bu zamana kadar Konya İlinde kaç okulun yapımı tamamlanmış ve kaç derslik açılmıştır? Halen yapımı devam eden ve onarım kapsamına alınan okullar hangileridir?

Soru 2. Kesintisiz 8 yıllık eğitime geçilmesinden bugüne kadar Konya’da taşımalı eğitim sistemine alınarak okulu kapatılan köyler var mıdır? Varsa hangi köylerin okulları kapatılmıştır?

Soru 3. Kesintisiz 8 yıllık eğitime geçilmesinden bugüne kadar Konya’da hangi okullarda bilgisayar laboratuarları açılmıştır? 2000 yılına kadar kaç okulda bilgisayar laboratuarı açılması planlanmıştır?

Soru 4. Konya’da taşımalı eğitim sistemine geçilmesi sonucunda öğrenci taşıyan servis araçlarında trafik kazası sonucu hayatını kaybeden öğrenci olmuş mudur? Olmuşsa yaralanan ve hayatını kaybeden öğrencilerin sayısı ne kadardır?

Soru 5. Kesintisiz 8 yıllık eğitime geçilmesinden bugüne kadar oluşturulan fondan Konya İline ne kadar kaynak aktarılmıştır? Bu kaynak yeterli midir? Yeterli değilse ne kadar kaynağa ihtiyaç duyulmaktadır?

Soru 6. Konya’da 1997-1998 ve 1998-1999 öğretim yıllarında taşımalı eğitim için ne kadar harcama yapılmıştır? 1999-2000 öğretim yılı için ne kadar ödenek ayrılmıştır?

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı 9.9.1999 Sayı : B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2380

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 9.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-1471-7/354-1297/3497 sayılı yazısı.

Konya Milletvekili Sayın Özkan Öksüz’ün “8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmesinden sonra Konya İlinde yapımı tamamlanan okullara ilişkin” yazılı soru önergesi incelenmiştir.

1. Sekiz yıllık kesintisiz eğitime geçilmesinden bugüne kadar :

a) 1997 yılında; 53 ilköğretim okuluna ait 603 derslik yapılmış, 41 ilköğretim okulunun onarımı tamamlanmıştır.

b) 1998 yılında; 1 008 derslikli 77 ilköğretim okulu, 4 ilköğretim okulunun işlik yapımı ile 13 ilköğretim okulunun büyük onarımı gerçekleştirilmiştir.

c) 1999 yılında; 367 derslikli 49 ilköğretim okulunun yapımı ile 9 ilköğretim okulunun büyük onarımının yapımı planlanmıştır.

Ayrıca Konya İlinde, ihalesi merkezden yapılan, 3 360 öğrenci kapasiteli 5 ilköğretim okulu da 1999-2000 öğretim yılında hizmete verilecektir.

2. Sekiz yıllık kesintisiz eğitime geçilmesinden bugüne kadar, Konya İlinde, öğrencileri taşımalı eğitim uygulamasından yararlandırılması nedeniyle kapanan köy okullarının listesi ekte sunulmuştur.

3. Konya İlinde, bilgi teknolojileri sınıfı kurulması çalışmaları sürdürülen ilköğretim okullarının listesi ekte sunulmuştur.

4. Konya İlinde, taşımalı eğitim kapsamında öğrenci taşıyan bir araç kaza yapmış, 11 öğrenci hafif şekilde yaralanmıştır.

5-6. Konya İline, 4 306 sayılı yasanın geçici 1 inci maddesi ile sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim giderlerinde kullanılmak üzere oluşturulan gelirlerden :

a) Yatırımlar için; 1997 yılında 825 970 000 000 lira, 1998 yılında 3 210 000 000 000 lira gönderilmiş, 1999 yılında da 1 930 000 000 000 lira tahsisi planlanmış ve bugüne kadar % 35.5’i valiliğe gönderilmiştir.

b) Taşımalı eğitim için; 1997-1998 öğretim yılı ihale bedeli olarak 335 936 203 000 lira, 1998-1999 öğretim yılı ihale bedeli olarak 1 007 003 862 000 lira gönderilmiştir. 1999-2000 öğretim yılı taşıma ihaleleri henüz tamamlanmamıştır.

Bilgilerinize arz ederim.

Metin Bostancıoğlu Millî Eğitim Bakanı

Soru 2.

Kesintisiz 8 Yıllık Eğitime Geçilmesinden Bugüne Kadar Konya’da Taşımalı Eğitim Sistemine Alınarak Okulu Kapatılan Köylerin İsim Listesidir

İlçesi Kapatılan Köyün Adı Kapatılan Okulun Adı

Ahırlı 1. Çiftlik Köyü Çiftlik İlköğretim Okulu

2. Karacakuyu Köyü Karacakuyu İlköğret. Okulu

3. Kayacık Köyü Kayacık “ “

4. Erdoğan Köyü Erdoğan “ “

5. Kuruçay Köyü Kuruçay “ “

6. Balıklava Köyü Balıklava “ “

7. Büyüköz Köyü Büyüköz “ “

8. Aliçerçi Köyü Aliçerçi “ “

Akören 1. Çatören Köyü Çatören İlköğretim Okulu

2. Ahmediye Köyü Ahmediye “ “

3. Süleymaniye Köyü Süleymaniye “ “

4. Orhaniye Köyü Orhaniye “ “

5. Dutlu Köyü Dutlu “ “

Akşehir 1. Boğazlayan Köyü Bozlayan İlköğretim Okulu

2. Tipiköy Tipiköy “ “

Altıntekin 1. Koçkaya Köyü Koçkaya “ “

İlçesi Kapatılan Köyün Adı Kapatılan Okulun Adı

Beyşehir 1. Gökçekuyu Köyü Gökçekuyu “ “

2. Cameller “ Cameller “ “

3. Ecirler “ Ecirler “ “

4. Adaköy “ Adaköy “ “

5. Karadiken “ Karadiken “ “

6. Bademli “ Bademli “ “

7. Ağılönü “ Ağılönü “ “

8. Yazyurdu “ Yazyurdu “ “

9. Hüseyinler “ Hüseyinler “ “

10. Fasıllar “ Fasıllar “ “

11. Mesutlar “ Mesutlar “ “

12. Emirler “ Emirler “ “

13. Bayındır “ Bayındır “ “

14. Sarıköy “ Sarıköy “ “

15. Göçü “ Göçü “ “

16. İsaköy “ İsaköy “ “

17. Eylikler “ İylekler “ “

18. Kuşluca “ Kuşluca “ “

19. Gölkaşı “ Gölkaşı “ “

20. Çiftlik “ Çiftlik “ “

21. Karahisar “ Karahisar “ “

22. Bekdemir “ Bekdemir “ “

23. Avdancık “ Avdancık “ “

24. Damlapınar “ Damlapınar “ “

25. Damlayaylası “ Damlayaylası “ “

26. Üçpınar “ Üçpınar “ “

27. Çukurağıl “ Çukurağır “ “

28. Yunuslar “ Yunuslar “ “

Bozkır 1. Akçapınar Köyü Akçapınar İlköğretim Okulu

2. Aydınkışla “ Aydınkışla “ “

3. Ayvalca “ Ayvalca “ “

4. Bağyurdu “ Bağyurdu “ “

5. Hacıyunuslar “ Hacıyunuslar “ “

6. H. Pınar Ferhatlar Mh. H. Pınar Ferhatlar “

7. Karabayır Köyü Karabayır “ “

İlçesi Kapatılan Köyün Adı Kapatılan Okulun Adı

8. Karacaardıç Cami Mh. Karacaardıç Cami “

9. Karacahisar Köyü Karacahisar İlköğ. “

10. Kayacılar “ Kayacılar “ “

11. Tarlabaşı “ Tarlabaşı “ “

12. Tepearası “ Tepearası “ “

13. Tepecile “ Tepelice “ “

14. Yolören “ Yolören “ “

15. Kozağaç “ Kozağaç “ “

Cihanbeyli 1. Pınarbaşı Köyü Pınarbaşı İlköğretim Okulu

2. Böğrüdelik “ Böğrüdelik “ “

3. Korkamzlar “ Korkmazlar “ “

4. Beyliova “ Beyliova “ “

5. Mutlukonak “ Mutlukonak “ “

6. Ağabeyli “ Ağabeyli “ “

7. Yünlükuyu “ Yünlükuyu “ “

8. Yeşildere “ Yeşildere “ “

9. Uzunca “ Uzunca “ “

10. Kayı “ Kayı “ “

11. Tüfekçipınar Köyü Tüfekçipınar “ “

16. — Konya Milletvekili Özkan Öksüz’ün, Açıköğretim Fakültesi öğrencilerinden kılık-kıyafet yönetmeliğine uymayanlar hakkında yapılan işlemlere ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/355)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Metin Bostancıoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda gereğini arz ederim.

Özkan Öksüz Konya

Soru 1. Açıköğretim Fakültesinin kuruluş amacı nelerdir?

Soru 2. 1999 yılı içerisinde Açıköğretim Fakültesi öğrencilerinden kılık-kıyafet yönetmeliğine uymadıkları gerekçesi ile kaydı silinen öğrenci var mıdır? Varsa kaç kişinin kaydı silinmiştir?

Soru 3. Açıköğretim Fakültesi sınavlarına giren ve haklarında başörtülü oldukları gerekçesi ile haklarında tutunak tutulan öğrencilerin sınav kâğıtları nasıl değerlendirilmektedir?

Soru 4. 1999 yılı Açıköğretim Fakültesi sınavlarında başları kapalı veya başörtülü oldukları için “kurallara uymadığı” gerekçesi ile sınav notlarına 0 (sıfır) verilen öğrenci var mıdır? Varsa bu öğrencilerin sınav notlarına sıfır verilmesinin hukukî dayanakları nelerdir?

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı 31.8.1999 Sayı : B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2255

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 9.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-1471-7/355-1298/3498 sayılı yazısı.

Konya Milletvekili Sayın Özkan Öksüz’ün “Açıköğretim Fakültesi Öğrencilerinden Kılık-Kıyafet Yönetmeliğine uymayanlar hakkında yapılan işlemlere ilişkin” yazılı soru önergesi incelenmiştir.

1. Açıköğretim Fakültesinin kurulmasının temel amacı; daha az maliyetle daha geniş kitlelere eğitim fırsatı yaratmak, insanları üretimden alıkoymadan eğitmek ve yaşam boyu sürekli eğitim sağlamaktır.

2. 1999 yılında kılık-kıyafet yönetmeliğine uymadıkları gerekçesi ile Açıköğretim Fakültesinden hiçbir öğrencinin kaydı silinmemiştir.

3-4. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemine Göre Öğretim Yapan Fakülteler Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinin 11 inci maddesinin (c) fıkrası uyarınca; sınav kurallarına uymadıkları için hakkında tutanak tutulanlara sıfır verilerek sınavları geçersiz sayılmaktadır.

Bilgilerinize arz ederim.

Metin Bostancıoğlu Millî Eğitim Bakanı

17. — Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, bir gazetede “Büyük Temizlik” başlığı altında yer alan habere ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı(7/358)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularıma Millî Eğitim Bakanı Sn. Metin Bostancıoğlu tarafından yazılı cevap verilmesine delaletlerinizi arz ederim. 30.7.1999

Musa Uzunkaya Samsun

16.7.1999 tarihli Star gazetesinde “Büyük Temizlik” başlığı altında yer alan haber ve devamındaki Ankara’da görev yapan 600 öğretmenin adının verildiği liste ile ilgili olarak :

1. Bakanlığınızın listede adıgeçen öğretmenlerle ilgili olarak bölücülük ve irticaî faaliyetlerden dolayı görevden uzaklaştırmaya yönelik bir çalışması var mıdır?

2. Böyle bir çalışmanız varsa; bu 600 öğretmenin ne tür yasadışı eylemleri tespit edilebilmiştir?

3. Sözkonusu listenin, kendilerini “Atatürkçü ve cumhuriyetçi öğretmenler” olarak adlandırılan kimseler tarafından hazırlandığı iddiası doğru mudur? Bu şahıslar Bakanlığınız tarafından bilinmekte midir? Bakanlığınız bünyesinde 1980 öncesi hatırlatılan bu tür kamplaşmalara müsaade edecek misiniz?

4. Sözkonusu haber bir “Yargısız İnfaz” dan ibaret ise, bu habere yönelik bir yalanlama ya da tekzibiniz olacak mıdır?

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı 13.9.1999 Sayı : B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2407

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 9.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-1471-7/358-1313/3509 sayılı yazısı.

Samsun Milletvekili Sayın Musa Uzunkaya’nın “Bir gazetede büyük temizlik başlığı altında yer alan habere ilişkin” yazılı soru önergesi incelenmiştir.

Ülkemizde kamu çalışanları idarenin işlemlerine karşı yasaların güvencesi altındadır.

1. Bakanlığımıza bağlı kurum ve kuruluşlarda görevli hiçbir personel hakkında yasal olmayan disiplin işlemleri başlatılması sözkonusu değildir.

2. Gazetede isimleri yayımlanan öğretmenlere verilen cezalar; Anayasa, Danıştay Kararları 657 Sayılı Devlet Memurları Yasası ve Kılık-Kıyafet Yönetmeliğine aykırı tutum ve eylemlerinden dolayı hukuk ve yasalar çerçevesinde, aynı disiplinsizliği yapan diğer öğretmenlere de verilen disiplin cezalarıdır.

3-4. Millî Eğitim Temel Kanunu ile millî birlik ve bütünlük içinde eğitimin amaçlarının gerçekleştirilmesinden, devletimiz adına sorumlu olan Bakanlığımızın öğretmenlerimiz arasında ayrımcılık yapması veya yapılmasına izin vermesi sözkonusu olamaz.

Bilgilerinize arz ederim.

Metin Bostancıoğlu Millî Eğitim Bakanı

18. — Kocaeli Milletvekili Mehmet Batuk’un, Gebze Fen Lisesi inşaatına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/362)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Metin Bostancıoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasına delaletlerinizi arz ederim.

Mehmet Batuk Kocaeli

Gebze İlçesi Türkiyemizin her tarafından göç alan ve nüfusu 500 binleri aşmış, ülkemizdeki illerin bir çoğundan daha fazla nüfus alarak büyümüştür. Bu bölgedeki vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu fen lisesi Bakanlığınız tarafından 7.9.1995 günü ihale edilmiş ve inşaata başlanılmıştır. Geçen hafta bölgede yaptığım incelemelerde okulun hâlâ tamamlanamadığını ve vatandaşlarımızın bu husustan müşteki olduğunu tespit ettim.

1. Gebze Fen Lisesi inşaatının son durumu nedir? 1999 içinde tamamlanması planlanmış idi, bir gecikme sözkonusu olacak mıdır?

2. Okul 1999-2000 eğitim öğretim yılında faaliyete geçebilecek midir?

3. Eğitim ve öğretime başlanılacak ise idarî, eğitim ve hizmet kadrolarına bir atama yapılmış mıdır?

4. Binanın tamamlanamaması durumunda geçici olarak bir başka binada da olsa eğitim ve öğretime başlanılacak mıdır? Bu hususta Bakanlığınız tarafından ne türlü bir çalışma yapılmaktadır?

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı 13.9.1999 Sayı : B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2406

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 9.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-1471-7/362-1326/3575 sayılı yazısı.

Kocaeli Milletvekili Sayın Mehmet Batuk’un “Gebze Fen Lisesi inşaatına ilişkin” yazılı soru önergesi incelenmiştir.

1-2-3. Kocaeli Gebze Fen Lisesinde fizikî gerçekleşme % 50’dir. İnşaatı sürdürülen okul binalarının 1999 yılı yatırım programına göre 2001 yılında bitirilmesi planlanmıştır.

4. Fen liseleri, özellik arz eden okullar olduğundan, eğitim ve öğretiminin niteliğinin düşmemesi için geçici binalarda açılmamaktadır.

Bilgilerinize arz ederim.

Metin Bostancıoğlu Millî Eğitim Bakanı

19. — Kocaeli Milletvekili Mehmet Batuk’un, Gebze Anibal Anadolu Lisesi inşaatının ne zaman tamamlanacağına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/363)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Metin Bostancıoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasına delaletlerinizi arz ederim.

Mehmet Batuk Kocaeli

Gebze Anibal Anadolu Lisesi bu yıl 4 üncü eğitim ve öğretim yılını geçici binada tamamlamıştır. 1998-1999 öğretim yılında geçici bina yetersiz olduğu için 2 şubesi daha başka bir okulun bünyesinde eğitim ve öğretim görmüştür. Geçen hafta bölgede yaptığım incelemelerde 1995 yılında başlanılmış bulunan Gebze Anibal Anadolu Lisesi binasının inşaatının hâlâ tamamlanamadığını ve velilerimizin, öğrencilerimizin ve bölge halkının bundan müşteki olduğunu tespit ettim.

1. Sözkonusu okulun inşaatı ne zaman tamamlanıp hizmete sunulacaktır? 1999-2000 eğitim ve öğretim yılına yetiştirilecek midir?

2. Gebze Anibal Anadolu Lisesi bu yılda yeni öğrenci alacağına göre iki geçici binada eğitim ve öğretim daha da zor olacağından Bakanlığınız sözkonusu okulun binasının tamamlanması için ne gibi ek çalışmalar yapmaktadır?

3. Sözkonusu okulun eğitim ve öğretim kadrolarındaki eksiklikler bu öğretim yılında tamamlanacak mıdır? Yoksa daha önceki yıllarda olduğu gibi geçici görevlendirme ile mi yetinilecektir?

4. Gebze Anibal Anadolu Lisesi için yeni binada gerekli olacak araç ve gereçler mübayaa edilmiş midir? Edilmedi ise eğitim ve öğretim yılının başlamasına kısa bir zaman kaldığı gözönünde bulundurularak Bakanlığınız ne gibi acil çalışmalar yapmaktadır?

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı 13.9.1999 Sayı : B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2410

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 9.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-1471-7/363-1327/3579 sayılı yazısı.

Kocaeli Milletvekili Sayın Mehmet Batuk’un “Gebze Anibal Anadolu Lisesi inşaatının ne zaman tamamlanacağına ilişkin” yazılı soru önergesi incelenmiştir.

1-2. Kocaeli Gebze Anibal Anadolu Lisesi inşaatı 1999 yılı yatırım programına göre, 1999-2000 öğretim yılında hizmete hazır hale getirilecektir?

3. Bakanlığımız, 1999-2000 öğretim yılında bütün okullarımızda öğrencilerimizin öğretmensiz kalmaması için gerekli önlemleri almaktadır?

4. Geçici binada eğitim ve öğretimini sürdürmekte olan Gebze Anibal Anadolu Lisesine, açılışından bugüne kadar tahsis edilen malzemelerin listesi ekte sunulmuş olup, sözkonusu inşaatın bitiminde diğer malzemelerinde bilahare tahsisi planlanmıştır.

Bilgilerinize arz ederim.

Metin Bostancıoğlu Millî Eğitim Bakanı

Kocaeli-Gebze Anibal Anadolu Lisesine

Ağustos-1999 Tarihinde Yeni Tahsis Edilen Malzeme

Sıra No Malzemenin Cinsi Miktarı

1 Toplantı masası 4

2 Verzalit sandalye 100

3 Yemek masası (80x140) 15

4 Kitaplık dolabı 10

5 Öğretmen dolabı (8 gözlü) 6

6 Bantlı hesap makinesi 1

7 Güneş enerjili hesap makinesi 1

8 Hafızalı elektronik yazı makinesi 1

9 Hafızasız elektronik yazı makinesi 1

10 Radyo-kasetçalar 1

11 Ahşap çalışma masası (160’lık) 3

12 Ahşah çalışma masası (130’lık) 3

13 Döner koltuk kromajlı 3

14 Ahşap çalışma koltuğu 2

15 Misafir koltuğu (ahşap) 8

16 Yarım dosya dolabı 1

17 Karteks dolabı 1

18 Zaman ayarlı okul zili 12

19 Madenî kütüphane 5

20 Dosya dolabı (çift kaplı) 5

21 Çerçeve takımı 5

22 Fotokopi makinesi 1

23 Sigara sehpası 4

24 Sekreter sandalyesi 8

Kocaeli-Gebze Anibal Anadolu Lisesine

Bugüne Kadar Tahsis Edilen Eşya

Sıra No Malzemenin Cinsi Miktarı Tahsis Yeri

1 Renkli televizyon 2 Mahalline gönderilen 460 milyon ödenekle

2 Video 2 “

3 Kasetçalar 1 “

4 Tepegöz 1 “

5 Eğitim seti 1 “

6 Derslik donatım takımı 3 Kocaeli-Mrk E.M.L. 1995/396-B siparişi

7 Derslik donatım takımı 3 Kocaeli-Gölcük E.M.L. 1996-210-B siparişi

8 Derslik donatım takımı 2 Kocaeli-Körfez E.M.L. 1997-234-B siparişi

9 Derslik donatım takımı 2 Kocaeli-Gölcük E.M.L. 1997-557-B siparişi

10 Derslik donatım takımı 2 Kocaeli-Gölcük E.M.L. 1998-251-B siparişi

20. — Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir İlindeki Komanda Taburunun yeniden faaliyete geçip geçmeyeceğine ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu’nun yazılı cevabı (7/364)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sayın Millî Savunma Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygı ile arz ederim.

Mehmet Elkatmış Nevşehir

Nevşehir’deki komando taburu 1974 yılından beri faal değildir. Bu taburun faal olması ilimizin iktisadî hayatı için de büyük bir öneme haizdir.

Sorular

1. Sözkonusu komando taburu tekrar faal hale gelecek mi?

2. Şayet komando taburu faaliyete geçmeyecekse burasını nasıl ve ne şekilde değerlendirmeyi düşünüyorsunuz?

T.C. Millî Savunma Bakanlığı 31.8.1999 Kanun : 1999/7024-GK

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Bşk.lığının 9 Ağustos 1999 tarihli ve KAN.KAR.MD.A01.0.GNS.0.10.00.02-7/364-1328/3581 sayılı yazısı.

Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış tarafından verilen ve ilgi ekinde gönderilerek cevaplandırılması istenilen, 7/364 sayılı “Nevşehir İlindeki Komando Taburunun yeniden faaliyete geçip geçmeyeceğine ilişkin” yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmuştur.

Arz ederim.

Sabahattin Çakmakoğlu Millî Savunma Bakanı

Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış Tarafından Verilen 7/364 Sayılı

Yazılı SoruÖnergesinin Cevabı

1. Jandarma Teşkilâtı Görev ve Yetkileri Yönetmeliğinin 3 üncü maddesi çerçevesinde, mülkî teşkilâta tabi iç güvenlik birliklerinin gücünü aşan toplumsal olaylara müdahale etmek yanında, kuruluş ve kadrosunda gösterilen diğer askerî görevleri yerine getirmek amacıyla teşkil edilen Nevşehir Jandarma Komando Taburu, ülke ve millet bütünlüğüne yönelik bölücü terör tehdidinin artması üzerine başlangıçta Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde geçici olarak görevlendirilmiş, bilahare görülen lüzum üzerine Karadeniz Bölgesine kaydırılmıştır.

2. Bölücü terör örgütüne karşı yürütülen iç güvenlik harekâtında başarı ile görev yapan Jandarma Komando Taburunun Nevşehir’e dönmesi, ülke ve millet bütünlüğüne yönelik bölücü terör tehdidine bağlı olarak gelecekte ayrıca değerlendirilecektir.

3. Jandarma Komando Tabur Komutanlığına ait kışlanın emniyet ve muhafazası için taburun bazı unsurları Nevşehir’de konuşlanmaya devam etmektedir.

Arz ederim.

Sabahattin Çakmakoğlu Millî Savunma Bakanı

21. — İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in, sekiz yıllık zorunlu eğitime geçilmesiyle kapatılan ilkokullara ve öğretmen açığına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/382)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Delaletinizle, aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sn. Metin Bostancıoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Mehmet Ali Şahin İstanbul

1. 8 yıllık zorunlu kesintisiz temel eğitim uygulaması sebebiyle Türkiye genelinde kaç ilkokul kapanmıştır?

2. 1998-1999 eğitim-öğretim yılında kaç öğrenci taşımalı sistemle eğitim görmüş ve bu taşımanın toplam maliyeti ne kadar “TL” dir?

3. 1997-98, 1998-99 eğitim-öğretim döneminde ne kadar eğitime katkı payı toplanmış ve bu paralar nasıl değerlendirilmiştir?

4. 1999-2000 öğretim yılında kaç dersliğe ihtiyacımız vardır?

5. Bu ihtiyaca karşılık kaç okul yapmayı planladınız?

6. Ülkemizin öğretmen ihtiyacı ne kadardır?

7. Şu anda öğretmen olmak için kaç İlahiyat Fakültesi mezunu, Bakanlığınıza atanmak için sıra beklemektedir? Son öğretmen atamasında göreve atanan İlahiyat Fakültesi mezunu sayısı kaçtır?

8. İlköğretim okullarındaki sınıf öğretmeni açığını kapatmak için pedagojik formasyon dersi almış branş öğretmenlerini, sınıf öğretmeni olarak atamayı düşünüyor musunuz?

9. Ülkemizde 1, 2, 3, 4 sınıflı ilköğretim okulu sayısı ne kadardır?

10. Ülkemizde 1, 2, 3, 4 öğretmenli kaç ilköğretim okulu vardır?

11. Bakanlığınızdaki devlet okullarından özel okul ve dersanelere yoğun bir geçiş sözkonusu mudur, eğer doğru ise bunun sayısı ve sebepleri nelerdir?

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Araştırma, Planlama ve Koodinasyon Kurulu Başkanlığı 13.9.1999 Sayı : B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2419

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 9.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-1471-7/382-1348/3601 sayılı yazısı.

İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Ali Şahin’in “sekiz yıllık zorunlu eğitime geçilmesiyle kapatılan ilkokullara ve öğretmen açığına ilişkin” yazılı soru önergesi incelenmiştir.

1. 4306 sayılı yasa gereği kesintisiz sekiz yıllık zorunlu ilköğretime geçilmesiyle, öğrencilere, daha iyi eğitim ve öğretim ortamı bulunan okullarda öğrenim imkânı sağlamak amacıyla, Taşımalı İlköğretim Yönergesi çerçevesinde, 31 Aralık 1998 tarihine kadar 11 015 okulun öğrencisi taşınmıştır.

2. 1998-1999 öğretim yılında 492 975 öğrenci taşımalı ilköğretim uygulamasından faydalandırılmıştır. Taşımalı eğitim için; 1998 yılında 18 661 000 000 000 lira harcanmış, 1999 yılında ise 35 000 000 000 000 lira harcama öngörülmüştür.

3. Eğitime katkı payı olarak; 1997-1998 öğretim yılında 17 460 500 199 000 lira toplanmış, 10 750 000 000 000 lirası harcanmış, 1998-1999 öğretim yılında 239 259 237 464 000 lira toplanmış, 173 760 548 607 000 lirası harcanmıştır.

4. 1999-2000 öğretim yılında ülke bazında; bir dersliğe düşen öğrenci sayısı 35 olduğu varsayımı ve yapımı devam eden derslik sayısı ihtiyaçtan düşüldüğünde 46 511, bir dersliğe düşen öğrenci sayısı 39 varsayımı ve yapımı devam eden derslik sayısı ihtiyaçtan düşüldüğünde 18 208 yeni dersliğe ihtiyaç vardır.

5. 2000 yılı bütçesi çerçevesinde yapılacak yatırım programı çalışmalarında değerlendirilecektir.

6. Bakanlığımıza bağlı okul ve kurumların öğretmen ihtiyacını karşılamak üzere atama izni alınan 30 000 kadroya öğretmen alımı çalışmaları sürdürülmektedir.

7. 1998 yılı birinci atama döneminde imam hatip lisesi meslek dersleri ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi branş öğretmenliği için 400 ihtiyaca karşılık 1 507 başvuru olmuş, 400’ü atanmış, 700’ünün ataması 1998 yılı ikinci atama döneminde, 319’unun ataması 1998 yılı üçüncü atama döneminde yapılmış olup, kalan 88 aday ise tercih ettikleri iller dışında ihtiyaç olan başka bir ile atanmayı kabul etmemeleri nedeniyle atanamamıştır.

1999 yılı atamalarında ise ihtiyaçlar gözönünde bulundurularak Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi branşına 700 adayın atanması planlanmıştır.

8. Sınıf öğretmenliğine, ihtiyaç dahilinde, diğer branş öğretmenliklerine atanabilme şartlarını taşıyanlardan sınıf öğretmenliği sertifikası bulunanların da atamaları yapılmaktadır.

9. 1 Ekim 1998 tarihi itibariyle 1 sınıflı ilköğretim okulu bulunmamaktadır. 2, 3 ve 4 sınıflı ilköğretim okulu sayısı ise 2 583’dür.

10. Ülkemizde, 1 Ekim 1998 tarihi itibariyle, 1, 2, 3 ve 4 öğretmenli ilköğretim okulu sayısı 17 092’dir.

11. Ailelerin, çocuklarını; bir üst öğrenim veya yükseköğretim ve meslek seçiminde daha avantajlı olmasını sağlamak amacıyla, kendilerine göre özel veya resmî en uygun okula veya dershanelere gönderdikleri bilinmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

Metin Bostancıoğlu Millî Eğitim Bakanı

22. — Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın, görevlerinden ayrılan kamu görevlilerinden; makam otosu, koruma ve korumalı konut tahsisi devam edenlere ve kamuya ait lojman ve sosyal tesislerin özelleştirilip özelleştirilmeyeceğine ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın yazılı cevabı (7/384)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Bülent Ecevit tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 2.8.1999

Kemal Albayrak Kırıkkale

1. Görevleri icabı makam otosu, koruma ve korumalı konut tahsis edilen kamu görevlileri görevleri bittiğinde bu tahsisler devam ediyor mu?

2. Özellikle görevlerinden ayrılsalar bile makam otosu, koruma ve korumalı konut kimlere tahsis ediliyor. Bunun hukukî statüsü nedir?

3. Eskiden görev yapan içişleri bakanları ve müsteşarları, başbakanlık müsteşarları, millî savunma bakanı, emekli paşalar ve bazı görevlerde bulunanlar halen devlet tarafından,

a) Makam otosu ve koruma, korumalı konut tahsisi devam edenlerin isimleri ve bulundukları eski görevleri nelerdir?

b) Medyada seçilemeyen milletvekillerinin lojmanlardan çıkarılması gündeme gelirken yukarda belirtilen kişilerin bu imtiyazlı olan durumları düzeltilecek midir?

4. Anayasanın 10 uncu maddesinin 2 nci ve 3 üncü fıkrasında hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. İfadesinde açık ve net olarak eşitlik kavramı belirtildiği halde eskiden görev yaptı diyerek bir veya birden fazla korumalı konut tahsisi bu maddeye aykırı değil mi?

5. Eski Bakanlardan Sayın Nevzat Ayaz’ın devlet tarafından makam aracı, koruma ve korumalı konut tahsisinin devam edip etmediği, ediyorsa kaç adet korumalı konut tahsis edildiğinin ve hangi hukukî dayanağı olduğunun? Böyle bir hukukî dayanak var olupta bu haktan yararlanmayan eskiden üst düzey görevlerinde bulunmuş kamu görevlilerimiz kimlerdir?

6. Kamuya ait lojmanların ve sosyal tesislerin, makam araçlarının özelleştirilmesi düşünülüyor mu?

7. Kamu dairelerinde makam odaları saltanatına son verilecek mi? Milletvekili odaları dahi standart iken kamu dairelerindeki makam odaları alabildiğine lüksten kurtarılacak mı? İsrafın önüne geçilecek mi?

T.C. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü 7.9.1999 Sayı : B.05.1.EGM.0.12.01.01-204362

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : a) TBMM Başkanlığının 9.8.1999 tarih ve A.01.O.GNS.0.10.00.02-7/384-1355/3641 sayılı yazısı.

b) Başbakanlığın 13.8.1999 tarih ve B.02.0.KKG.0.12/106-47/3934 sayılı yazısı.

Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak tarafından TBMM Başkanlığına sunulan ve Sayın Başbakanımıza yöneltilen ve Başbakanımızca da kendileri adına tarafımdan cevaplandırılması istenilen yazılı soru önergesinde ileri sürülen hususlarla ilgili yanıt aşağıya çıkarılmıştır.

1. 2. Koruma Hizmetleri; Terörle Mücadele Kanununun 20 nci maddesinin uygulanmasını sağlamak amacıyla 16.5.1995 tarihinde Başbakan “Olur” u ile yürürlüğe giren “Koruma Hizmetleri Yönetmeliği” nce yürütülmektedir. Sözkonusu yönetmeliğin 7 nci maddesinde görevlerinden ayrıldıktan sonra taleplerine bakılmaksızın korumaya alınacak şahıslar (Haklarında güncelliğini koruyan tehdit bilgi ve belge mevcut olan) : Cumhurbaşkanı, TBMMBaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Anayasa Mahkemesi Başkanı, Adalet Bakanı, Millî Savunma Bakanı, İçişleri Bakanı, Dışişleri Bakanı, Yargıtay Başkanı, Danıştay Başkanı, Kuvvet Komutanları, Jandarma Genel Komutanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Başbakanlık Müsteşarı, Adalet Bakanlığı Müsteşarı, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı, Millî İstihbarat Teşkilâtı Müsteşarı, Olağanüstü Hal Bölge Valisi, Emniyet Genel Müdürü, Jandarma Asayiş Komutanıdır.

Yukarıda unvanları belirtilen şahıslar arasından sözkonusu yönetmeliğin ilgili maddeleri gereğince “Özel Koruma” kararı alınan şahıslara koruma otosu, konut koruması ve koruma görevlisi tahsis edilmektedir.

3. 4. Korunan şahıslara uygulanan ve tamamen koruma amaçlı olan bu tedbirler, korunan şahıslar için bir imtiyaz olmayıp, devletin terörle mücadelede aktif görev yapan veya bunun için emir veren makamlarda çalışmış ve bundan dolayı daimî tehdit alabilecek olan şahısların can ve mal güvenliklerinin sağlanması için Anayasanın 5 inci ve 17 nci maddeleri ve Terörle Mücadele Kanununun 20 nci maddesi gereğince devlet tarafından alınan tedbirlerdir.

5. Millî Eğitim ve Millî Savunma Eski Bakanı Sayın Nevzat Ayaz 3.11.1995 tarihinde Ankara İl Koruma Komisyonu tarafından koruma hizmetleri yönetmeliğinin 7 nci ve 14 üncü maddelerine göre özel koruma kapsamına alınmış bu karar 22.11.1995 tarihinde Merkez Koruma Komisyonunca da uygun görülmüş ve 30.11.1995 tarihinde Bakan Oluru ile kesinleşmiştir. Bu durum yönetmeliğin 19 uncu maddesi gereğince 30.11.1995 tarihinden sonra her yıl görüşülmüş olup, özel koruma statüsünün devamına karar verilmiştir. Sayın eski bakana konut koruması için ayrıca personel verilmemiş olup, kendisine; yakın koruma görevlisi olarak 3 personel ve bu personeller için bir adet otomobil tahsis edilmiştir.

6. Bugüne kadar özelleştirilen veya halen özelleştirme kapsamında bulunan kuruluşlara ait gayrimenkul, lojman binaları, lojman arsaları çeşitli zamanlarda özelleştirilmiş olup bu kuruluşların sosyal tesis, misafirhane ve diğer gayrimenkullerin özelleştirilmesinin de planlandığı anlaşılmaktadır.

7. Kamu dairelerindeki makam odalarıyla ilgili kamu kuruluşlarınca çıkarılan çeşitli yönergelerle düzenlemeler yapılmıştır. Kurum amirlerince uygulama takip edilmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

Sadettin Tantan İçişleri Bakanı

23. — Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, 1997-1999 yılları arasında bankalar tarafından satışı gerçekleştirilen tahvillere ve bankaların vergi borçlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Recep Önal’ın yazılı cevabı (7/388)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Bülent Ecevit tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasına delaletinizi saygı ile arz ederim. 3.8.1999

Tevhit Karakaya Erzincan

1. Hazine tarafından 1997-1998-1999 yıllarında bankalar eliyle ne kadar tahvil satışı gerçekleştirildi?

2. Sözkonusu yıllara ait tahvil satışı muamelesinde bankalardan ne kadar vergi geliri elde edildi?

3. Konuyla ilgili hangi bankanın ne kadar tahvil satışından doğan vergi borcu bulunmaktadır?

4. Tahvil satışından doğan vergi borcu olan bankaların borçlarının Ekim 1998 tarihi itibariyle ertelendiği doğru mu? Hangi bankaların vergi borcu ertelendi? Ertelendi ise borcun vadesi, miktarı ve karşılığı nedir?

5. Kamu bankalarının aynı dönemde batık kredi miktarı ne kadardır? Sözkonusu krediler kimler tarafından nasıl batırıldı?

T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı 16.9.1999 Sayı : B.02.1-HM.0.KAF.01.02/54555-10.66606

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : T.C. Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğünün 11.8.1999 tarih ve B.02.KKG.-

0.12/106-47-4/3900 sayılı yazısı.

İlgi yazı ekinde yer alan Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya tarafından verilen yazılı soru önergesinin ilk sorusunda, 1997, 1998 ve 1999 yıllarında bankalar eliyle ne kadar tahvil satışı gerçekleştirildiği sorulmaktadır. Buna göre aşağıdaki tabloda yıllara göre toplam iç borçlanma miktarları ve bu miktarların ne kadarının bankalara gerçekleştirildiği gösterilmektedir.

Bankalara Satılan % Toplam Satış

(Milyar TL.) Miktar Payı Miktarı

1997 Toplam 5 599 994 89,5 6 259 961

Hazine Bonosu 2 668 158 86,8 3 074 400

Devlet Tahvili 2 931 836 92,0 3 185 561

1998 Toplam 12 377 480 86,8 14 254 323

Hazine Bonosu 8 311 407 87,1 9 546 260

Devlet Tahvili 4 066 073 86,4 4 708 063

1999 Toplam (Ocak-Temmuz) 2 380 035 84,4 2 818 535

Hazine Bonosu 1 058 278 98,5 1 074 448

Devlet Tahvili 1 321 757 75,8 1 744 087

Diğer taraftan, soru önergesinin 5 inci sorusunda kamu bankalarının aynı dönemde batık kredi miktarı ve sözkonusu kredilerin kimler tarafından batırıldığı sorulmaktadır. Bu soru ile ilgili olarak, kamu bankalarının 1997 ve 1998 yıllarına ilişkin Türkiye Bankalar Birliğince yayınlanmış bilançolarında yer alan takipteki alacaklar rakamları aşağıdaki tabloda belirtilmektedir.

Kamu Bankalarının Takipteki Alacakları

(Milyar TL.) 1997 1998

Takipteki Alacaklar (Brüt) 88 572 252 565

AyrılanKarşılıklar 31 768 80 959

Takipteki Alacaklar (Net) 56 804 171 606

Yine aynı soruda yer alan sözkonusu kredilerin kimler tarafından nasıl kullanıldığında ilişkin bilgilerin, 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesi hükmü uyarınca kanunen açıkça yetkili kılınan mercilerden başkasına açıklanması mümkün bulunmamaktadır. Ancak, mevzuata aykırı kredi kullanılmasında sorumluluğu tespit edilenler hakkında anılan Kanuna göre gerekli işlemler tesis edilmektedir.

Öte yandan, soru önergesinin 2, 3 ve 4 üncü sorularına cevaben T.C. Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğünden alınan yazının bir örneği ilişikte gönderilmektedir.

Bilgilerini arz ederim. 15.9.1999

Devlet Bakanı Recep Önal

T.C. Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü 7.9.1999 Sayı : B.07.0.GEL.0.49/4940-12.037714

Hazine Müsteşarlığına

İlgi : 19.8.1999 tarih ve B.02.1-HM.0.KAF.01.02/54555-10/60130 sayılı yazınız.

Yazı ekinde yer alan Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya tarafından verilen yazılı soru önergesi incelenmiş ve görüşümüz aşağıda açıklanmıştır.

5422 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde sayılan kurumların kazancı kurumlar vergisine tabi olup; kurum kazancı, gelir mevzuuna giren gelir unsurlarından terekküp etmektedir. Aynı kanunun 13 üncü maddesinde kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı belirtilmiştir. Anılan kanunun 20 nci maddesine göre, kurumlar vergisi, mükellefin veya vergi sorumlusunun ilgili bulunduğu hesap döneminin neticelerini ihtiva eden beyanı üzerine tarholunmakta ve her mükellef vergiye tabi kazancının tamamı için bir beyanname vermektedir.

Buna göre, bankaların verdiği kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinin ne kadarının tahvil ve hazine bonusu faizlerinden kaynaklandığı ve bankaların vergi borçlarının ne kadarının anılan menkul kıymet satışından doğan kazanca ilişkin olduğu hususları ancak her banka nezdinde ayrı ayrı yapılacak vergi incelemeleri sonucunda belirlenebilecektir. Bu incelemelerin yapılabilmesi ise uzun bir zamanı gerektirmektedir. Bu nedenle bu aşamada istenilen bilginin verilme imkânı bulunmamaktadır.

Öte yandan 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 279 uncu maddesi 4369 Sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle “Hisse senetleri ile fon portföyünün en az yüzde 51’i Türkiye de, kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri alış bedeliyle, bunlar dışında kalan her türlü menkul kıymet borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayici yoksa veya borsa rayicinin muvazaalı bir şekilde oluştuğu anlaşılırsa değerlemeye esas bedel, menkul kıymetin alış bedeline vadesinde elde edilecek gelirin (kur farkları dahil) iktisap tarihinden değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden kısmının eklenmesi suretiyle hesaplanır. Ancak, borsa rayici bulunmayan, getirisi ihraç edenin kâr ve zararına bağlı olarak doğan ve değerleme günü itibariyle hesaplanması mümkün olmayan menkul kıymetler, alış bedeliyle değerlenir” şeklinde değiştirilmiştir.

4393 sayılı 1999 Malî Yılı Bütçe Kanununun 69 uncu maddesinin (e) fıkrasıyla 1999 yılı içinde ödenmesi gereken gelir vergisi, kurumlar vergisi ve geçici vergi yönünden bu Kanunun yürürlük tarihinden önce ihraç edilmiş bulunan devlet borçlanma senetleri ile vadesi bir yıl ve daha uzun olan aynı neviden menkul kıymetlerin, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 279 uncu maddesinin 4369 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki hükmüne göre değerlenmesi öngörülmüştür. Bu durumda, bankaların portföylerinde bulundurdukları kamu kağıtlarını 213 Sayılı Kanunun 279 uncu maddesinin 4369 sayılı Kanunla değişmeden önceki hükmüne göre alış bedeli ile değerlemeleri gerekmektedir.

Buna göre, bankaların potföylerinde bulunan kamu kağıtlarını 31.12.1998 tarihi itibariyle alış bedeli ile değerlemeleri kanun hükmü gereği olup; bu husus, bankaların vergi borçlarının ertelendiği anlamına gelmemektedir. Ayrıca herhangi bir bankanın Bakanlığımıza intikal etmiş tecil ve taksitlendirme talebi bulunmadığı gibi bankaların 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre tecil edilen bir borcu da bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

Bakan. a. M. Akif Hamzaçebi Gelirler Genel Müdürü

24. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, ilköğretim öncesi çocuk eğitimine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/392)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Metin Bostancıoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımızla arz ederim. 3.8.1999 Zeki Ünal Karaman

Sorularım şunlardır :

1. Bakanlığınızca, ilköğretim öncesi çocuk eğitiminde, belirlenen yaş sınırı kaçtır?

2. Özel bale kurslarından alınan bilgiye göre, Bakanlığınızın iznine tabi olarak, çocukların 4 yaşından itibaren kurslara alındığı belirtilmektedir. Bu durum Bakanlığınızın müsaadesi ve bilgisi dahilinde yürütülen bir program mıdır?

3. Türkiye’de bulunan, Rum, Ermeni ve Yahudi azınlıkların, çocuklarına verdikleri dinî eğitimlerinde yaş sınırı var mıdır? Var ise başlangıç yaşı kaçtır?

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı 31.8.1999 Sayı : B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2256

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 12.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/392-1396/3764 sayılı yazısı.

Karaman Milletvekili Sayın Zeki Ünal’ın “İlköğretim öncesi çocuk eğitimine ilişkin” yazılı soru önergesi incelenmiştir.

1. 21.7.1996 tarih ve 22703 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Okulu Öncesi Eğitim Kurumları Yönetmeliğine göre okul öncesi eğitim kurumlarından :

a) Anaokulu ve uygulama sınıfına : Kayıtların yapıldığı yılın Eylül ayı sonuna kadar 36 ayını dolduran ve 72 ayını doldurmayan çocuklar kaydedilir.

b) Anasınıfına : Eylül ayı sonuna kadar 60 ayını dolduran çocuklar ile 72 ayını doldurmayan çocuklar öncelikle kaydolur.

Ancak bu yaş grubu çocuklarının sayısı yeterli olmadığı takdirde 48-60 aylık çocukların da kaydı yapılır.

2. Özel bale kursları Bakanlığımızın izni ile açılmakta ve Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca kabul edilen programlar uygulanmaktadır.

3. Rum, Ermeni ve Musevi azınlık ilköğretim okullarında Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersleri 4 üncü sınıftan itibaren öğretilmeye başlanmaktadır.

Bilgilerinize arz ederim.

Metin Bostancıoğlu Millî Eğitim Bakanı

25. — Antalya Milletvekili Mehmet Baysarı’nın, Kepez TAŞ’ın yükümlülüklerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı M. Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/394)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Antalya TEDAŞ’ın Kepez TAŞ şirketine devri 1998 yılında başlatılmış olup, bu işlemin durdurulması için yargıya müracaat edilmiştir. Yargıda yürütmeyi durdurma kararı vermiş olmasına rağmen şu anda yine devir işlemlerine devam edilmektedir.

Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını delaletlerinize arz ederim.

Mehmet Baysarı Antalya

1. Kepez TAŞ şu anda Antalya’da enerji üretimi yapmakta olmasına rağmen Bakanlığınızca yapılan sözleşmelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmemiştir. Buna rağmen böyle bir şirkete verilmeye çalışılmakta neden ısrar edilmektedir?

2. Kepez TAŞ’nin imtiyaz sözleşmesini iptal etmek yetkisi Bakanlığınızda yok mudur?

3. Yargının yürütmeyi durdurma kararına rağmen devir sözleşmesi işlemleri niye bu kadar acele yapılmaktadır?

4. İhaleye çıkartılan emsal yerler 70-80 milyon dolar gibi bedelle devredilirken Antalya TEDAŞ’ın 146 milyar 200 milyon liraya devredilmesinden dolayı devletin uğrayacağı maddî zararı kim telafi edecektir?

T.C. Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı 31.8.1999 Sayı : B.15.O.APK.0.23.300-1205.15294

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMMBaşkanlığının 12.8.1999 tarih ve KAN.KAR.MD.A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/394-

1408/3807 sayılı yazısı.

Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Baysarı’nın tarafıma tevcih ettiği, 7/394-1408 esas no.lu yazılı soru önergesine ilişkin bilgiler hazırlanarak ekte gönderilmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

M. Cumhur Ersümer Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı

Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Baysarı’nın
Yazılı Soru Önergesi ve Cevabı (7/394-1408)

Önerge;

Antalya TEDAŞ’ın Kepez TAŞ şirketine devri 1998 yılında başlatılmış olup, bu işlemin durdurulması için yargıya müracaat edilmiştir. Yargıda yürütmeyi durdurma kararı vermiş olmasına rağmen şu anda yine devir işlemlerine devam edilmektedir.

Soru 1 : Kepez TAŞ şu anda Antalya’da enerji üretimi yapmakta olmasına rağmen Bakanlığınızca yapılan sözleşmelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmemiştir. Buna rağmen böyle bir şirkete verilmeye çalışılmakta neden ısrar edilmektedir?

Cevap 1 : Kepez Elektrik T.A.Ş. halen imtiyaz çerçevesinde hem enerji üretimi ve iletimi hem de 500 kW’ı aşan müşterilere enerji satışı yapmakta olup, şirket faaliyetlerinde mevcut imtiyaz sözleşmesine aykırı bir durum bulunmamaktadır. Kepez Elektrik T.A.Ş. imtiyazlı şirket statüsünde iken 3096 sayılı yasanın geçici 2 nci maddesine göre 2 no.lu görev bölgesinde (Antalya İlinin tamamı ile Burdur İlinin 3 köyü) görevli şirket olmuştur. Bakanlığımca Kepez Elektrik T.A.Ş.’ye uygulanan özel bir işlem bulunmamaktadır.

Soru 2 : Kepez T.A.Ş.’nin imtiyaz sözleşmesini iptal etmek yetkisi Bakanlığınızda yok mudur?

Cevap 2 : Mevcut imtiyaz sözleşmesinin 19 uncu maddesinde sözleşmenin feshi düzenlenmiş olup, böyle bir durum olmadan sözleşmenin tek taraflı feshi hukuken mümkün değildir.

Soru 3 : Yargının yürütmeyi durdurma kararına rağmen devir sözleşmesi işlemleri niye bu kadar acele yapılmaktadır?

Cevap 3 : Danıştay 10 uncu Dairesince verilen yürütmeyi durdurma kararı, Danıştay İdarî Dava Daireleri Genel Kurulunca kaldırılmıştır. Devir sözleşmesi işlemlerinde herhangi bir acele uygulama sözkonusu olmadığı gibi kamu yararı gözetilerek fiili devir (Eylül 1998’de) eksiklikler giderilinceye kadar durdurulmuş bulunmaktadır.

Soru 4 : İhaleye çıkartılan emsal yerler 70-80 milyon dolar gibi bedelle devredilirken Antalya TEDAŞ’ın 146 milyar 200 milyon liraya devredilmesinden dolayı devletin uğrayacağı maddî zararı kim telafi edecektir?

Cevap 4 : Kepez Elektrik T.A.Ş. ile imtiyaz sözleşmesi düzenlenirken ve Danıştay’da incelenirken Bakanlığımca 3 Nisan 1997 tarihinde alınan toplu teklifte uygulanan sistem mevcut olmadığından bu tür sorular gelmektedir. Fiili devir sonrası mahsuplaşmaya dayalı eski sisteme göre alınacak işletme hakkı devir bedelinin tarife yoluyla şirkete geri ödenmesi nedeniyle tarifenin yükselmemesi amacıyla devir bedeli düşük tutulmuştur. Burada devletin herhangi bir maddî zararı sözkonusu değildir.

26. — Adıyaman Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat’ın, Adıyaman ve ilçeleri ile belde belediyelerine yapılan yardımlara ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın yazılı cevabı (7/398)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sayın Başbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması gereğini arz ederim.

Dengir Fırat Adıyaman

1999 yılı bütçesinde belediyelere yapılan yardımlarla ilgili olarak, temsil ettiğim Adıyaman İli, ilçeleri, belde belediyelerine yapılan yardımın dökümünü aldım. Anladığım kadarıyla genel prensip olarak belde belediyelerine 2 500 000 000 TL. ilçe belediyelerine ise 12-17 Milyar ödendiğini tespit ettim.

Ancak bu tatbikatın genellikle koalisyonun dışındaki partilere mensup belediyelere tatbik edildiği, iktidar partisine mensup belde belediyelerine bu miktarların iki misli yardım yapıldığı görülmüştür.

Bu tatbikatın;

1. Demokratik sosyal dünya görüşünüze uygun olup olmadığı?

2. İdare hukukunun temel prensiplerine uygun bir tatbikat olup olmadığı?

3. Vatandaşlara hizmetle yükümlü olan belediyeler arasına böyle bir farklılık konduğunda, iktidar partisine mensup olmayan belediye başkanını seçen belde halkının, vatandaşların eşitliği ilkesi ve insan temel hak ve hürriyetlerine aykırı olup olmadığı?

T.C. İçişleri Bakanlığı Mahallî İdareler Genel Müdürlüğü 14.9.1999 Sayı : B.05.0.MAH.0.65.00.002/80640

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : a) TBMM Başkanlığının 12.8.1999 tarih ve KAN.KAR.MD.A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/398-1412/3813 sayılı yazısı.

b) Başbakanlığın 13.8.1999 tarihli ve B.02.0.KKG.0.12/106-52-7/3940 sayılı yazısı.

Adıyaman Milletvekili Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat tarafından Sayın Başbakana tevcih edilen ve Başbakan adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması tensip buyurulan “1999 yılı bütçesinden belediyelere yapılan yardımlara ilişkin” yazılı soru önergesi ile ilgili olarak Maliye Bakanlığından alınan 6.9.1999 tarih ve 17134 sayılı yazıda;

2.2.1981 tarih ve 2380 sayılı Kanun ile 27.6.1984 tarih ve 3030 sayılı Kanun hükümlerine göre, il özel idarelerine, belediyelere ve büyükşehir belediyelerine genel bütçe vergi gelirleri üzerinden bu Kanunlarda belirtilen nispetler dahilinde pay verildiği, mahallî idarelerin hizmetlerinin önemli bir kısmının bu paylarla finanse edildiği,

Diğer taraftan, belediyelerin malî imkânlarının kısıtlı olduğu dikkate alınarak ihtiyaç duyulan belediyelere aktarılmak üzere her yıl Maliye Bakanlığı bütçesine ödenek tefrik edildiği,

Bu şekilde 1999 Malî Yılı Bütçesinin “Belediyelere Yapılacak Yardım ve Ödemeler” tertibinde yer alan ödenekten, büyükşehir, büyükşehire bağlı ilçe ve belde belediyeleri ile nüfusu 50 000’i geçen belediyeler haricindeki diğer belediyelere, ilke olarak nüfusu, idarî statüsü ve acil durumları dikkate alınarak yardım yapıldığı,

belirtilmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

Sadettin Tantan İçişleri Bakanı

27. — Ankara Milletvekili Hayrettin Özdemir’in, bir araştırma görevlisinin bir öğretim görevlisi tarafından dövüldüğüne ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/403)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki yazılı sorumun Millî Eğitim Bakanınca yazılı cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Hayrettin Özdemir Ankara

Ruhsatsız kullanıma açılan asansörlerde vuku bulan bir kaza sonucu öğrencilerden birinin hayatını kaybettiği ile ilgili soruma verilen cevapta; o tarihte Sayın Dekan Esen Onat’ın raporlu olduğu bildirilmiş ve kazadan çok sonraki bir tarihli (17.6.1999 tarihli) asansör kullanma izin belgesi fotokopisi cevap ekinde gönderilmiştir.

Bu cevap; soruya verilen kaçamak bir cevap niteliğinde değil midir? Ve Sayın Dekanı mevzuat gereği sorumluluktan kurtarır mı?

Diğer yandan;

Şehir ve Bölge Planlama Bölümünde görevli Doçent Doktor Can Kumbaracıbaşı’nın aynı bölümde görevli Araştırma Görevlisi Okan Dede’yi dövmesi ile ilgili sorularıma ise cevap verilmemiş, daha önce bu konu ile ilgili Erzincan eski Milletvekili Sayın Naci Terzi’ye cevap verildiği bildirilmekle yetinilmiştir. Verilen bu cevap dahi olayın doğruluğunu itiraftır. Oysa sorum Sayın Naci Terzi’ye verilen cevaplarla ilgili olmayıp cevapsız bırakılan hususlarla ilgilidir.

Şöyle ki :

1. Olayla ilgili olarak mağdurun savcılığa başvurusu ve bunun üzerine Adlî Tabiplikçe verilen raporu mevcut mudur? Bu raporda olay doğrulanmış mıdır?

2. Mağdurun elinden baskı ile alınan ve birkaç öğretim görevlisi tarafından da imzalanmak suretiyle zabıt vakası niteliği arzeden 8.1.1998 tarihli dilekçenin hemen ertesi günü mağdur tarafından verilen ve bu baskıyı sergileyen 9.1.1998 tarihli dilekçe niçin gizlenmektedir?

3. Mağdurun ağır baskılar altında vermek zorunda kaldığı istifa dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçeler nedir?

4. Olayın vukuundan üzüntü duyan bir Sayın Profesörün Okan Dede’yi evinde ziyaret ederek geçmiş olsun deyip teselli ettiği doğru mudur?

5. Olayın şahitlerine devamlı suretle baskı yapılıp bu konuda bir açıklamada bulunmamaları için tehdit edildikleri doğru mudur?

6. Konunun bir üst kurulca yani YÖK’ce ele alınıp incelenmesi hususundaki talebimizin ne derece haklılık taşıdığı Sayın Bakanımızca anlaşılmış mıdır?

7. Naci Terzi’ye verilen cevabın benden esirgenmesini sayın bakan bir cevapmış gibi imzalayıp göndermiş olmakla soru müessesesini hafife almamış mıdır?

8. Verilen cevabın son derecede basit olmasına rağmen normal süresi içinde ve tekid süresi içinde verilmeyerek bu süreler geçtikten sonra verilmesindeki maksat, konunun meclis zabıtlarında yer almaması düşüncesini taşımamakta mıdır?

Arz ederim.

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı 13.9.1999 Sayı : B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2409

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 11.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-1518-7/403-1437/3854 sayılı yazısı.

Ankara Milletvekili Sayın Hayrettin Özdemir’in “Bir araştırma görevlisinin bir öğretim görevlisi tarafından dövüldüğüne ilişkin” yazılı soru önergesi incelenmiştir.

Gazi Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümünde Araştırma Görevlisi iken 12.2.1998 tarihli dilekçesiyle istifa ederek bu görevinden ayrılan Okan Dede, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Dekanlığına verdiği 7.1.1998 tarihli şikayet dilekçesinde Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Can Kumbaracıbaşı tarafından tehdit edilerek boğazının sıkıldığını belirtmiş, ancak 8.1.1998 tarihli dilekçesi ile şikayetini geri almıştır. Daha sonra dekanlığa verdiği, 9.1.1998 tarihli dilekçesinde; 8.1.1998 tarihli dilekçesi ile şikâyet hakkından vazgeçtiğini ancak, 7.1.1998 tarihli dilekçesinde yer alan iddiaların geçerli ve dava hakkının saklı olduğunu, dilekçesinin bir örneğini rektörlüğe verdiğini belirtmiştir. Ayrıca Fakülte Dekanı Prof. Dr. Esen Onat’a yazdığı 16.1.1998 tarihli dilekçede de Doç. Dr. Can Kumbaracıbaşı tarafından fiziksel bir saldırıya uğradığının doğru olmadığını belirtmiştir. Dekanlığa verilmiş başka bir dilekçesi bulunmamaktadır.

Sözkonusu kişiyle ilgili olarak yasaların gereği yerine getirilmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

Metin Bostancıoğlu Millî Eğitim Bakanı

28. — Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir’de Damat İbrahim Paşa adıyla bir üniversite kurulup kurulmayacağına ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/404)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Sayın Başbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygı ile arz ederim.

Mehmet Elkatmış Nevşehir

Nevşehir İlimizde Kayseri Erciyes Üniversitesine bağlı iki yüksek okul ve iki fakülte vardır. İki fakültenin bütün binalarını Nevşehir halkı yaptırarak Erciyes Üniversitesine hediye etmiştir. Nevşehirimize üniversite kurulduğunda halkımız diğer binaları da yapmaya hazırdır. Ayrıca Nevşehir’e Damat İbrahim Paşa Üniversitesi kurulması gayesiyle 1992 yılında Hazinece 8 milyon m2 civarında arsa tahsisi de yapılmıştır.

Üniversitelerin bir ilin kültür, ilim, sosyal ve iktisadî hayatına ne kadar büyük katkılar sağladığı izahtan varestedir. Nevşehir İlimizde de Damat İbrahim Paşa Üniversitesi ismiyle üniversite kurulması büyük bir ihtiyaç ve de Nevşehir halkının en büyük arzusudur. Bunun yanısıra Nevşehir Türkiyemizin en büyük turizm merkezlerinden biridir. Nevşehir’de bulunan Kapadokya Bölgesini ve Hacı Bektaşî Veli Türbesini her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turist gezmektedir. Ayrıca bölgemizde her yıl bir çok ulusal ve uluslararası bilimsel ve ticarî kongre ve toplantılar da yapılmaktadır.

Ayrıca Nevşehirli Damat İbrahim Paşa, Lale Devrini açan, matbaayı ülkemize ilk defa getiren büyük bir devlet adamı olup, Türk kültür ve sosyal hayatına büyük katkıları olmuştur. Bu nedenle bu büyük devlet adamının isminin bir ilim ve kültür merkezi olan üniversitede yaşatılması büyük bir kadirşinaslık olacaktır.

Soru :

Nevşehir İlimize Damat İbrahim Paşa Üniversitesi ismiyle bir üniversite kurulmasını düşünüyor musunuz?

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı 13.9.1999 Sayı : B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2408

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : a) TBMM Başkanlığının 11.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/404-1438/3864 sayılı yazısı.

b) Başbakanlığın 13.8.1999 tarih ve B.02.0.KKG.0.12/106-50-1/3936 sayılı yazısı.

Nevşehir Milletvekili Sayın Mehmet Elkatmış’ın Nevşehir’de Damat İbrahim Paşa Üniversitesi adıyla bir üniversite kurulmasına ilişkin, Sayın Başbakanımıza yönelttiği ve kendileri adına tarafımdan cevaplandırılması istenen yazılı soru önergesi incelenmiştir.

Yapılan araştırma sonucu; 3837 sayılı Kanun ile 21 üniversite ve 2 yüksek teknoloji enstitüsü, aynı Kanunun ek 30 uncu maddesi ile de 86 fakülte ve 120 yüksekokul kurulmuş olmasına rağmen, bu yüksek öğretim kurumlarının tamamının faaliyete geçirilmediği tespit edilmiştir.

Ayrıca, öğretim elemanı ihtiyacı bulunması ve bütçe imkânlarının kısıtlılığı nedenleriyle de bu aşamada yeni bir yüksek öğretim kurumunun açılmasının uygun olmayacağı sonucuna varılmıştır.

Bilgilerinize arz ederim.

Metin Bostancıoğlu Millî EğitimBakanı

29. — Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, kamu bankaları tarafından verilen kredilere ilişkin Başbakandan sorusu ve DevletBakanı Recep Önal’ın yazılı cevabı (7/406)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sayın Başbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygı ile arz ederim.

Mehmet Elkatmış Nevşehir

Kamu bankaları tarafından verilen kredilerin büyük bir kısmının geri dönmediği iddiaları kamuoyunda yaygın bir kanaattir. Bu nedenle;

Sorular

1. Kamu bankalarından her bir bankanın ayrı ayrı olmak üzere 1998 ve 1999 yıllarına ait idarî takipteki alacak miktarları ne kadardır?

2. Aynı bankaların ayrı ayrı olmak üzere kanunî takipteki alacak miktarları ne kadardır?

3. Yine, aynı bankaların riskli alacakları ne kadardır?

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı 13.9.1999 Sayı : B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2409

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : Başbakanlığa (Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü) muhatap 11.8.1999 tarih ve KAN.KAR.MD.A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/406-1440/3866 sayılı yazınız.

İlgide kayıtlı yazınız ekinde yer alan, Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’a ait yazılı soru önergesinde, her bir kamu bankasının 1998 ve 1999 yıllarına ait idarî ve kanunî takipteki alacak miktarlarının bildirilmesi istenmektedir.

Bilindiği üzere, 11.1.1998 tarih ve 23227 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Banka Kredilerinin Niteliklerine Uygun Olarak Muhasebeleştirilmesi, Değerlendirilmesi ve Kredi Karşılıkları Hakkında 97/10497 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile bankaların temerrüde uğrayan alacaklarını önce idarî takibe daha sonra kanunî takibe aktarmak suretiyle takip ve muhasebeleştirilmesini öngören 4.5.1998 tarih ve 88/12937 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yürürlükten kaldırılmış bulunmaktadır. Sözkonusu Kararname ile bankalara, temerrüde uğrayan nakdî kredilerini bulundukları kredi hesabından çıkarıp, Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabına aktarma zorunluluğu getirilmiştir.

Bu itibarla, kamu bankalarının 1998 ve 1999 yıllarına ait idarî ve kanunî takipteki alacak miktarlarına ilişkin rakamlar, mevzuattaki değişiklik nedeniyle bu ayrıntıda, 1999 yılına ait rakamlar ise henüz banka bazında yayınlanmamış olması nedeniyle verilememektedir.

Diğer taraftan, tüm kamu bankalarının 1998 yıl sonu itibariyle takipteki alacaklarını ihtiva eden tablo, T. Bankalar Birliğince yayınlandığı haliyle, ilişikte takdim edilmektedir.

Bilgi edinilmesini arz ederim.

Recep Önal DevletBakanı

Takipteki Alacaklar Ayrılan Takipteki Alacaklar

31.12.1998 (Milyar TL.) Toplamı (Brüt) Karşılıklar Toplamı (Net)

Kamu Mevduat Bankaları

Ziraat Bankası 91 718 8 517 83 201

Emlak Bankası 46 575 6 988 39 587

Halk Bankası 59 754 30 208 29 546

Vakıflar Bankası 30 213 23 084 7 129

Toplam 228 260 68 797 159 463

Takipteki Alacaklar Ayrılan Takipteki Alacaklar

31.12.1998 (Milyar TL.) Toplamı (Brüt) Karşılıklar Toplamı (Net)

Kamu Yatırım Bankaları

T. Kalkınma Bankası A.Ş. 22 892 10 793 12 099

T. Eximbank A.Ş. 1 369 1 369 0

İller Bankası 44 0 44

Toplam 24 305 12 162 12 143

Genel Toplam 252 565 80 959 171 606

30. — NevşehirMilletvekili Mehmet Elkatmış’ın, 1980 yılından bu yana kapatılan veya Hazinece elkonulan bankalara ilişkin Başbakandan sorusu ve DevletBakanı Recep Önal’ın yazılı cevabı (7/407)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sayın Başbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygı ile arz ederim.

Mehmet Elkatmış Nevşehir

Sorular

1. 1980 yılından bugüne kadar hangi tarihlerde hangi bankalar kapatılmış veya Hazinece elkonulmuştur?

2. El konulan veya kapatılan bu bankalardan hangileri için Hazine ve Tasarruf Sigortaları Fonundan veya Merkez Bankası ile sair kuruluşlarından mudilere veya bankanın mükellefiyetinden dolayı başka kişi ve kuruluşlara ne kadar ödeme yapılmıştır?

3. Devletimizin bu işten uğradığı zararlardan dolayı sorumlular hakkında idarî veya hukukî yönden herhangi bir işlem yapılmış mıdır?

4. Şayet yapılmışsa; bu işlemler neticesinde ne kadar para tahsil edilmiştir ve sorumlulardan kimlere ne tür cezalar verilmiştir?

T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Banka ve Kambiyo Genel Müdürlüğü 20.9.1999 Sayı : B.02.1.HM.0.BAK.01.03/5298-235/5-67142

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : Başbakanlığa yönelik 11.8.1999 tarih ve KAN.KAR.MD.A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/407-1441/3867 sayılı yazınız.

İlgide kayıtlı yazınız ekindeki Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’a ait yazılı soru önergesinde yeralan hususlara ilişkin bilgiler aşağıda sunulmuştur.

1980 yılından bugüne kadar Bakanlar Kurulu Kararları ile mevduat kabul etme ve bankacılık işlemleri yapma yetkisi kaldırılan bankalar ile bu bankaların mudilerine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan yapılan ödemeleri ve adı geçen bankaların iflas masalarından tahsil edilen tutarları gösterir tablolar yazımız ekinde sunulmaktadır. 4389 sayılı Bankalar Kanununun Geçici 3 üncü maddesi kapsamında Müflis Türkiye Turizm Yatırım ve Dış Ticaret Bankası A.Ş., Müflis Marmara Bankası A.Ş. ve Müflis Türkiye İthalat ve İhracat Bankası A.Ş.’nin tasarruf mevduatı sahiplerine 1.9.1999 tarihi itibariyle sırasıyla 7 560 966 924 500 TL., 1 522 577 720 000 TL. ve 15 111 583 143 500 TL. olmak üzere toplam 24 195 127 788 000 TL. ödenmiş olup, bu kapsamda yapılan ödemeler devam ettiğinden, mezkur tutarlar tabloya dahil edilmemiştir.

1. Hisarbank A.Ş., Ortadoğu İktisat Bankası A.Ş. ve İstanbul Bankası T.A.Ş.

Bahse konu her üç banka, Bakanlar Kurulunun 27.10.1983 tarih ve 83/7242 sayılı kararı ile bütün aktif ve pasifleriyle birlikte T.C. Ziraat Bankasına devrolunmuştur.

Her üç bankanın Ziraat Bankasına devrinden sonra, Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulunun koordinatörlüğünde anılan bankanın müfettişlerince yapılan incelemeler sonucunda düzenlenen ve Bankalar Kanununa aykırı uygulamaların konu edildiği toplam 133 adet rapor, sorumluları aleyhine açılacak davalara delil teşkil etmek üzere Ankara ve Şişli Cumhuriyet Savcılıklarına intikal ettirilmiştir. Öte yandan, Ziraat Bankası müfettişlerince düzenlenen Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu ve Türk Ceza Kanununa aykırı işlemlerle ilgili raporların gereğinin anılan Banka tarafından yerine getirilmesi Hazine Müsteşarlığınca uygun görülmüş ve bu husus Bankaya bildirilmiştir. Ziraat Bankası Yönetim Kurulunun 21.2.1990/154 sayılı Kararı ile; raporlarla ilgili 315 dosya usulsüz kredilendirme işlemlerine ilişkin olarak devralınan bankalar üst düzey yöneticilerinin sorumlu olduğu işlemler tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olması nedeniyle, 18 dosya ise malî mesuliyetlerine işaret olunan mülga banka yetkilileri hakkında açılacak davaların muhtemalen Banka aleyhine sonuçlanacağı, Hazine aleyhine yüksek tutarda ek malî külfet doğabileceği ve Banka itibarının olumsuz yönde etkileneceği gözönünde bulundurularak dava konusu yapılmamıştır. Dava açma koşullarının bulunduğu kredilendirme işlemlerine ilişkin olarak sözkonusu işlemlerde malen sorumluluğu tespit olunan ilgili üç bankanın yönetici ve personeli hakkında gerekli tazminat davaları açılmıştır.

Hisarbank A.Ş.’nin Ziraat Bankasına devri nedeniyle Bankanın 31.12.1991 tarihi itibariyle oluşan 557 545 321 875 TL. tutarındaki görev zararı, 3836 sayılı Tahkim Yasası kapsamında değerlendirilerek karşılığında Hazine Müsteşarlığınca 31.12.1991 valörlü Özel Tertip İç Borçlanma Tahvilleri verilmek suretiyle ödenmiştir.

Ortadoğu İktisat Bankası A.Ş.’nin Ziraat Bankasına devri nedeniyle Bankanın 31.12.1991 tarihi itibariyle oluşan 52 998 484 415 lira tutarındaki görev zararı, 3836 sayılı Tahkim Yasası kapsamında değerlendirilerek karşılığında Hazine Müsteşarlığınca 31.12.1991 valörlü Özel Tertip İç Borçlanma Tahvilleri verilmek suretiyle ödenmiştir.

İstanbul Bankası T.A.Ş.’nin Ziraat Bankasına devri nedeniyle Bankanın 31.12.1991 tarihi itibariyle oluşan 4 466 237 053 TL. tutarındaki görev zararı, 3836 sayılı Tahkim Yasası kapsamında değerlendirilerek karşılığında Hazine Müsteşarlığınca 31.12.1991 valörlü Özel Tertip İç Borçlanma Tahvilleri verilmek suretiyle ödenerek görev zararı sıfırlanmıştır.

2. Türkiye Öğretmenler Bankası T.A.Ş.-Töbank

Malî bünyesindeki zafiyetin uygulanan diğer tedbirlerle giderilememesi nedeniyle Bakanlar Kurulunun 25.2.1987 tarih ve 87/11525 sayılı Kararıyla Töbank’a T.C. Ziraat Bankası ve bu Bankanın uygun göreceği iştirak ve kuruluşları ile T. Halk Bankası ve T. Emlak Kredi Bankasının iştirak etmeleri uygun görülmüş; Bakanlar Kurulunun bu Kararı üzerine Töbank’ın 4 300 milyon TL. tutarındaki sermayesinin % 65.88’ine tekabül eden hisse senetleri önce T.C. Ziraat Bankasınca devralınmış, daha sonra Bankaca bu hisselerin 817 milyon TL. haricinde kalan bölümü T. Halk Bankası, T. Emlak Kredi Bankası, Güven Sigorta A.Ş. ve Başak Sigorta A.Ş.’ne devredilmiştir.

Banka hakkında doğrudan 25.2.1987 tarih ve 87/11525 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca işlem yapılmış olması, 3182 sayılı Bankalar Kanununun şahsi sorumluluğa ilişkin 69 uncu maddesinin bu Banka ile ilgili olarak işletilememesi sonucunu doğurmuştur. Öte yandan, Bankanın sermaye yapısının değişmesinden sonra Banka müfettişlerince yapılan incelemeler sonucunda düzenlenen ve sorumluların Türk Ceza Kanununun 510 uncu maddesinde tanımlanan emniyeti suiistimal suçunu işlediklerine dair tespitlerin yer aldığı raporların işleme konulması konusunda oluşan yetki tartışması sonucu raporlar işleme konulamamıştır.

Kamusal sermayeli hale geldikten sonra da özkaynak yetersizliği nedeniyle malî bünyesinde iyileşme sağlanamayan, gelir-gider dengesi kurulamayan ve buna bağlı olarak da zarar etmesi önlenemeyen Banka, Bakanlar Kurulunun 21.5.1992 tarih ve 92/3067 sayılı Kararıyla bütün aktif ve pasifiyle birlikte T. Halk Bankasına devredilmiştir.

Töbank’ın anılan Bankaya devredilmesi sonucunda 1992-1995 yıllarında oluşan toplam 9 310 milyar TL. tutarındaki görev zararı için Hazinece T. Halk Bankasına 1994-1995 yıllarında 600 milyar TL., 1996 yılında 3 060 milyar TL. ve 1997 yılında da 5 650 milyar TL. ödenmiştir. Anılan bankanın devrinden dolayı T. Halk Bankasının 30.9.1998 tarihi itibariyle oluşan görev zararı tutarı 50 678 milyar TL.’dır. Diğer taraftan, Töbank’tan T. Halk Bankasına devreden 2 896 971 Libya Dinarı, 2 163 118 ABD Doları ve 18 648 762 Suudi Arabistan Riyali tutarında mer’i yurtdışı harici garanti mektubu bulunmaktadır.

3. İnterbank A.Ş.

İnterbank A.Ş.’nin yönetimi 3182 sayılı Bankalar Kanununun 64 üncü maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna tevdi edilmiştir. İnterbank A.Ş.’nin ödenmiş sermayesi tutarındaki zararı, Bankalar Kanununun 65 inci maddesine istinaden fon tarafından devralınmış ve karşılığında 15.1.1999, 17.2.1999 tarihlerinde 40 trilyon TL. ödeme yapılmıştır. Ayrıca, İnterbank A.Ş.’nin eski ortaklarınca iştirak taahhütlerinin yerine getirilmemesi nedeniyle ödenmeyen sermaye artırımına ilişkin 10 trilyon TL. tutarındaki 2 nci apel ödemesine ilişkin rüçhan hakkının fona teklif edilmesi üzerine, fon, 17.2.1999 tarihinde sözkonusu rüçhan hakkını kullanmış ve anılan Bankaya 10 trilyon TL. ödemiştir. Ayrıca, banka sermayesi 24.3.1999 ve 20.4.1999 tarihlerinde yapılan artışlarla 100 trilyon TL.’na çıkarılmıştır.

Bankalar Yeminli Murakıplarınca düzenlenen raporlarda Türk Ceza Kanununun 503, 504, 508 ve 510 uncu maddelerine, 3182 sayılı Bankalar Kanununun 38, 41, 52 ve 64 üncü maddelerine aykırılık nedeniyle banka yönetici ve sorumluları hakkında Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurularında bulunulmuş olup, davalar halen devam etmektedir. Ayrıca, ilgili şahısların 3182 sayılı Bankalar Kanununun 62 nci maddesinin 1 inci fıkrasına istinaden bankalarda imza yetkili personel olarak çalıştırılmaları yasaklanmıştır.

Bunların dışında; gerek Banka tarafından gerekse Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yönetim kurulu üyelerinin zarardan dolayı sorumlulukları nispetinde ödeme yapmalarına ilişkin açılan hukuk davaları da devam etmektedir.

Diğer taraftan, Hazinece el konulmamakla birlikte Türk Ticaret Bankası T.A.Ş. hisselerinin % 92.84’ü ve Bank Ekspres A.Ş. hisselerinin % 99,46’sı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna geçmiştir. Fon tarafından Bankaların sermaye artışlarına katılınmak suretiyle çeşitli ödemeler yapılmıştır.

Bilgilerine arz ederim.

Recep Önal Devlet Bakanı

 

1980 Yılından Bugüne Kadar Mevduat Kabul Etme ve Bankacılık İşlemleri Yapma İzinleri İptal Edilen
Bankaların Mudilerine Ödenmek Üzere Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından
Verilen Avanslar ve Bu Avanslardan Yapılan Tahsilatlar (Milyon TL.)

İznin İptaline İlişkin T.M.S.F.’dan Yapılan Ödemelere İflas Masalarından

Bakanlar Kurulu İflas Yapılan Tahakkuk Ettirilen Yapılan Tahsilat Kalan Alacak

Banka Adı Kararı Tarih ve No. Tarihi Ödemeler Faiz Toplam Tutarı Tutarı

İşçi Kredi Bankası T.A.Ş. 25.10.1983/7231 20.11.1985 1,717 1,308 3,025 1,294 1,731

Türkiye Bağcılar Bankası A.Ş. 25.1.1984/7657 12.3.1986 3,148 3,006 6,154 6,154 0

T.Y.T. Bank A.Ş. 11.4.1994/5456 2.2.1996 987,691 1 099 796 2 087 487 1 375 071 712 416

Marmara Bankası A.Ş. 20.4.1994/5483 5.6.1995 1 555 404 1 118 988 2 674 392 2 674 392 0

Impexbank A.Ş. 23.4.1994/5485 22.10.1996 1 275 773 770 589 2 046 362 2 046 362 0

Genel Toplam 3 823 733 2 993,687 6 817 420 6 103 272 714 148

                      

NOT : 4389 Sayılı Bankalar Kanununun Geçici 3 üncü Maddesi Çerçevesinde Yapılan Ödemeler Halen Devam Ettiğinden, T.Y.T. Bank A.Ş., Marmar Bankası A.Ş. ve Impexbank A.Ş.’nin Mudilerine Yapılan Ödeme Tutarları Tabloya Dahil Edilmemiştir.

31. — Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir-Kozaklı İlçesinde yaptırılan Jeotermal Hastanesine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’ın yazılı cevabı (7/408)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından yazılı olarak cevpalandırılması için gereğini saygı ile arz ederim.

Mehmet Elkatmış Nevşehir

Nevşehir İlimizin Kozaklı İlçesinde SSK tarafından yaptırılan Jeotermal Hastane tesisi Armak Mak. Tic. ve Sanayi A.Ş.’ye kiraya verilmişti. Ancak bu tesisi kiralayan şirket bugüne kadar, bu tesisi işletmeye açmadığı gibi herhangi bir işlem de yapmamıştır. Hatta kira borcunu dahi ödememiştir. Sözkonusu tesisin açılması bölgemize her bakımdan büyük faydalar sağlayacaktır. Bu nedenle;

Sorular

1. SSK ile müstecir Armak Mak. Tic. ve Sanayi A.Ş. arasında bir ihtilaf var mıdır? Varsa, bu ihtilafın çözümü için neler yapılmıştır?

2. Kozaklı İlçesinde SSK tarafından yaptırılan Jeortermal Hastanenin akıbeti ne olacaktır? Hizmete açılacak mıdır, açılmayacak mıdır?

T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Sosyal Güvenlik Kuruluşları Genel Müdürlüğü 20.9.1999 Sayı : B.13.0.SGK.0.13.00.01/5636.022371

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 11.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/408-1442/3868 sayılı yazınız.

Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış tarafından hazırlanan “Nevşehir-Kozaklı İlçesinde yaptırılan Jeotermal Hastanesine ilişkin” 7/408 Esas No.lu yazılı soru önergesinde yeralan konuların Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünce incelenmesi sonucunda;

Sosyal Sigortalar Kurumu Nevşehir Kozaklı Hidrotermal Sağlık Tesisinin 16.8.1998 tarihinde yapılan ihale sonucu Armak Makine ve Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ne 25 yıllığına kiraya verildiği, kiracı ile yapılan sözleşmede tesisin bu süre içerisinde belirtilen esaslara göre rehabilitasyon ve fizik tedavi amaçlı olarak kullanılması şartı olduğu,

Ancak, kiracı firmanın bilinmeyen nedenlerle binayı faaliyete geçirmediği gibi, kira bedellerini de ödemediği, kiracı aleyhine Kozaklı Sulh Hukuk Mahkemesinde 1998/108 Esas, 1999/70 Karar sayı ile açılan “Kira Akdinin Feshi ve Tahliye” davasının 15.4.1999 tarihinde kurumun aleyhine sonuçlandığı, kararın temyiz edildiği ve henüz Yargıtay’dan dönmediği,

Tahliye davası henüz sonuçlanmadığından binanın bu aşamada kurumca faaliyete geçirilmesine hukuken imkân bulunmadığı,

bildirilmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

Yaşar Okuyan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı

32. — Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas’ın, Van-Erciş İlçesine Şekerbank şubesinin açılıp açılmayacağına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Recep Önal’ın yazılı cevabı (7/415)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sanayi Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Maliki Ejder Arvas Van

Van-Erciş İlçesi 100 000’e yakın nüfusuyla il olmaya namzet bir ilçemizdir. Bununla birlikte sanayi ve ticaret açısından çevre il ve ilçeler tarafından da alışveriş merkezi durumundadır. Ancak ilçede sadece üç banka bulunmaktadır. Bu bankalar ilçe halkına yeterli gelmemektedir.

1. Erciş İlçesinde Şeker fabrikası bulunmasına rağmen neden Şekerbank şubesi açılmıyor?

2. Şekerbank şubesi açılması planlanıyorsa hangi tarihte açılacak?

T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Banka ve Kambiyo Genel Müdürlüğü 14.9.1999 Sayı : B.02.1.HM.0.BAK.02.02/38-4.65876

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Genel Sekreterliğine

(Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı)

İlgi : Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğünden alınan 6.9.1999 tarih ve B.02.0.KKG.0.12/106-64/4279 sayılı yazı.

Van Milletvekili Malike Ejder Arvas’ın soru önergesi aşağıda cevaplandırılmıştır.

Türkiye’de kurulu bankalar ile yurtdışında kurulu bankaların Türkiye’deki şubelerinin şube açılışlarına ilişkin esaslar, 23.6.1999 tarih ve 23734 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4389 sayılı Bankalar Kanununun 9 uncu maddesinin altıncı fıkrasının (a) bendi ve Geçici 2 nci maddesinin (e) bendi ile düzenlenmiştir. Sözkonusu madde hükümlerine göre, merkez şubesi hariç, herbir şubesi için en az 200 milyar TL. tutarında özkaynak bulunduran, yürürlükteki standart oranları gerçekleştiren ve şube açmalarında herhangi bir kısıtlama bulunmayan bankaların, açacakları her yeni şube için asgarı 200 milyar TL. özkaynak bulundurmaları, açacakları şubeleri en az 45 gün önceden Hazine Müsteşarlığına bildirmeleri ve müsteşarlıkça bunların özkaynakları ile standart oranlarına ilişkin olarak yapılacak değerlendirme sonucunda herhangi bir olumsuz görüş bildirilmediği takdirde şube açmaları serbesttir.

Diğer taraftan, Şekerbank T.A.Ş. kâr gayesi ile faaliyet gösteren tüzel kişiliği haiz bağımsız bir kuruluştur. Bu itibarla Bankanın nerede ve ne zaman şube açacağına, verimlilik ve kârlılık ilkeleri gözönünde bulundurulmak ve yukarıda bahsedilen mevzuat hükümlerine uyulmak kaydıyla, yetkili organlarınca karar verilmesi gerekmektedir.

Arz olunur.

Recep Önal Devlet Bakanı

33. — Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas’ın, üniversite sınavlarında uygulanan okul puanı sistemine ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/416)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sayın Başbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Maliki Ejder Arvas Van

Ülkemizde her vatandaşımızın hak ve özgürlüklerini gözetmek bir sosyal devlet ilkesidir. Bu hak ve özgürlüklerin başında Eğitim ve öğretimde fırsat eşitliği gelmektedir. Ülkemizin bir gerçeği olan eğitim -öğretimin rasyonel dağılımın sağlanamadığıdır. Kanunlar ve yönetmelikler hazırlanırken bunun gözardı edilmemesi gerekmektedir. Aksi takdirde ülkenin yarınlarına güvenle bakmamız zor olacaktır.

1. Bu sene üniversite sınavlarında uygulanan okul puanı sistemi sosyal adalet ve eğitim -öğretim de fırsat eşitliği ilkesine uymakta mıdır?

2. Bu sistemle birlikte anadolu insanı dar gelirli ailelerin çocuklarının önünün kesilmesinin sizin siyasî görüşlerinizle bağdaşmakta mıdır?

3. Bu sistemin uygulamaya sokulması ile birlikte halkta uyandırdığı olumsuz düşünceler nasıl giderilecek?

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı 15.9.1999 Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Sayı : B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2448

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : a) TBMM Başkanlığının 11.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/416-1450/3876 sayılı yazısı.

b) Başkanlığın 13.8.1999 tarih ve B.02.0.KKG.0.12/106-50-13/3935 sayılı yazısı.

Van Milletvekili Sayın Maliki Ejder Arvas’ın “Üniversite sınavlarında uygulanan okul puanı sistemi”ne ilişkin, Sayın Başbakanımıza yönelttiği ve kendileri adına tarafımdan cevaplandırılması istenen yazılı soru önergesi incelenmiştir.

1. Bu yıl uygulamaya konulan ağırlıklı ortaöğretim başarı puanı, okulların ÖSS puan ortalamaları dikkate alınarak hesaplanmaktadır. Adayların ortaöğretim başarı puanları önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da diploma notlarının standart puana çevrilmesi yöntemi ile hesaplanmış ve bu puanlar okulların ÖSS ortalamaları göz önünde tutularak ağırlıklandırılmıştır.

Ağırlıklı ortaöğretim başarı puanı yöntemi uygulaması ile her okuldaki en yüksek diploma notlu öğrenciye 80 verilmekte ve diploma notlarına göre öğrencilerin ağırlıklı ortaöğretim başarı puanları giderek azalmaktadır. Öğrencilerini seçerek alan fen lisesi, anadolu lisesi gibi liselerin ÖSS ortalamaları diğer okullara göre daha yüksek olduğundan, bu okulların düşük diploma notlu öğrencilerinin ağırlıklı ortaöğretim başarı puanları, göreli olarak, ÖSS ortalamaları düşük olan okulların düşük diploma notlu öğrencilerinden daha yüksek olmaktadır. Hangi tür lisenin mezunu olurlarsa olsunlar, en yüksek diploma notunu alanlar arasında, okulun ortalaması ne olursa olsun bir fark bulunmamaktadır. Okulların başarılı öğrencileri arasında, herhangi bir ayrım veya fırsat eşitliğini zedeleyici bir durum bulunmamaktadır.

2. Bu puanlama sistemiyle dar gelirli ailelerin başarılı çocuklarının önünün kesilmesi sözkonusu değildir.

3. Yukarıdaki bilgiler kaumoyuna da açıklanarak olumsuz düşüncelerin oluşmaması için gerekli bilgilendirme yapılmaktadır.

Bilgilerinize arz ederim.

Metin Bostancıoğlu Millî Eğitim Bakanı

34. — Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas’ın, Van Çıraklık Eğitim Merkezi Müdürlüğü binasının ne zaman yapılacağına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/418)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Maliki Ejder Arvas Van

Van İli bulunduğu bölge itibariyle yoğun bir dış göçe maruz kalmaktadır. Bu sorunların yanı sıra kalifiye eleman istihtam etmek konusunda da büyük sıkıntılar çekmektedir. Bu durum da aradığını bulamayan halk batı illerine göç ediyor.

1. Van Yeni Küçük Sanayi Sitesi tarafından 1987 yılında Van Çıraklık Eğitim Merkezi Müdürlüğüne bina yapılması için 5 000 metrekarelik bir arazi hibe edilmiştir. Ancak bugüne değin bu araziye bina yapılması için neden girişimde bulunulmamıştır?

2. Çıraklık EğitimMerkezinde, 8 yıllık kesintisiz eğitim nedeniyle öğrenci sayısı oldukça azalmıştır. İl’de kalifiye eleman sıkıntısı yaşanmaktadır. Çıraklık eğitimine tekrar işlerlik kazandırmak için buralarda eğitim görenlere ilköğretim diploması verilebilmesi için bir çalışma yürütülmekte midir?

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı 13.9.1999 Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Sayı : B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2412

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 11.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-1518-7/418-1452/3878 sayılı yazısı.

Van Milletvekili Sayın Maliki Ejder Arvas’ın “Van Çıraklık Eğitim Merkezi Müdürlüğü binasının ne zaman yapılacağına ilişkin” yazılı soru önergesi incelenmiştir.

1. 1999 Yılı Yatırım Programında 97H020450 proje numarası ile yeralan Van Merkez Çıraklık Eğitim Merkezi binasının ihalesi için, 1999 Bütçe Kanununun 10 uncu maddesi gereğince gerekli çalışmalar sürdürülmektedir.

2. 4306 sayılı Kanuna göre ilköğretim çağındaki çocukların, Çıraklık Eğitim Merkezlerine kayıtları mümkün değildir. Bu nedenle burada eğitim görenlere ilköğretim diploması verilmesi de sözkonusu olamaz.

Bilgilerinize arz ederim.

Metin Bostancıoğlu Millî Eğitim Bakanı

35. — Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas’ın, Van İline fen lisesi açılmasına ve Van’da görev yapan öğretmenlerin lojman ihtiyacına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/419)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Maliki Ejder Arvas Van

Van İli Doğu Anadolu bölgemizin cazibe merkezlerinden olmakla birlikte sanayi ve ekonomik bakımdan bölgede öncü rol üstlenmiştir. Bölgede kalkınma hareketi başlatılacak ise buna eğitim-öğretim ile başlanmalıdır. Oysa Van İlinde inşaası devam etmekle birlikte proje aşamasında olan bir çok okul bulunmaktadır.

1. Van İlinde Fen Lisesi şimdiye kadar neden açılmadı? Fen Lisesi açılması ile ilgili bir çalışma var mı?

2. Van İlinde bir çok ilçe, mahallede liseye ihtiyaç vardır. Ancak lise yapılabilmesi için hazine arazisine gerek vardır. Kamulaştırma yapılabilmesi için neden ödenek tahsis edilememiştir?

3. Van İline atanan öğretmenler zorunlu hizmetlerini tamamladıktan sonra tayin istemektedirler. Bu durum ise il’de iyi bir eğitim verilmesini engellemekte ve öğretmen açığı doğurmaktadır. Burada görev yapan öğretmenlere daha cazip şartlar sunarak ilde kalmaları için bir proje geliştirilmesi düşünülüyor mu?

4. Yüzüncü Yıl Üniversitesinde güzel sanatlar fakültesi bulunmasına karşın bu fakülteye alt yapı hazırlayacak Güzel Sanatlar Lisesi bulunmamaktadır. Van İline Güzel Sanatlar Lisesi neden açılmamaktadır?

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı 13.9.1999 Sayı : B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2417

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 11.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-1518-7/419-1453/3879 sayılı yazısı.

Van Milletvekili Sayın Maliki Ejder Arvas’ın “Van İline fen lisesi açılmasına ve Van’da görev yapan öğretmenlerin lojman ihtiyacına ilişkin” yazılı soru önergesi incelenmiştir.

1-2. Bakanlığımızca, Van İlinde Fen Lisesi açılması planlanmış, ancak okul yapımı için uygun hazine arazisi bulunamamıştır.

İl’de uygun arsa bulunması halinde okulun yapımının yatırım programına alınması, fiziki mekan bulunması halinde de açılması için gerekli işlemler yapılacaktır.

3. Bakanlığımız, eğitim ve öğretim hizmetlerini yurt düzeyinde dengeli ve verimli bir şekilde yürütmek üzere ihtiyaç ve kadro imkânları çerçevesinde öğretmenlerin atama ve yer değiştirme işlemlerine ilişkin esas ve usulleri düzenlemek amacıyla, 3.8.1990 gün ve 20594 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul ve Kurum Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğini çıkartmıştır.

Ayrıca, tek taraflı kamu gücü kullanarak öngörülen zorunlu çalışma süresini bu bölgeye dahil illerde tamamlayan öğretmenlerimizin, bu bölgede daha fazla sürede kalmalarını sağlamak amacıyla, Devletimizin malî imkânları dahilinde ek ödemeler yapılmaktadır.

4. Bakanlığımızca, Van İlinde Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi açılması da planlanmış, ancak yukarıda Fen Lisesi için belirtilen nedenlerle bu lise de açılamamıştır.

Bilgilerinize arz ederim.

Metin Bostancıoğlu Millî Eğitim Bakanı

36. — Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas’ın, YÖK kararıyla açılan bazı yüksekokulların kadro ve teknik donanım ihtiyaçlarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/420)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Maliki Ejder Arvas Van

Van İli bulunduğu coğrafî bölgenin merkezi konumundadır. İl sanayi ve ticaret bakımından alt yapı eksiklikleri bulunmasına rağmen bölgenin engelişmiş illerinden biridir. Ancak bu gelişmenin eğitim ve öğretimle desteklenmesi ildeki hareketliliği daha rasyonel kılacaktır.

1. YÖK kararıyla açılan Meslek Yüksekokulları ile Van İlahiyat Meslek Yüksekokulu ve Van Meslek Yüksekokulu kanunla kurulmadığı için kadro tahsis edilmiyor. Bu meslek yüksekokulları için kanun ne zaman hazırlanacak?

2. Açılacak bu okulların laboratuvar ve atölye donanımları nasıl karşılanacak?

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı 13.9.1999 Sayı : B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2413

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 11.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-1518-7/420-1454/3880 sayılı yazısı.

Van Milletvekili Sayın Maliki Ejder Arvas’ın “YÖK kararıyla açılan bazı yüksekokulların kadro ve teknik donanım ihtiyaçlarına ilişkin” yazılı soru önergesi incelenmiştir.

1. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 7/d-2 maddesi gereğince bütün meslek yüksekokulları Yükseköğretim Kurulunun kararı ile kurulmaktadır. Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin de içinde bulunduğu bazı üniversitelerimizin, akademik personel gereksiniminin karşılanması amacıyla hazırlanan kanun tasırısı bakanlık ve kurumların görüşüne açılmıştır.

2. 2000 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısına Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin makine ve teçhizat gereksiniminin karşılanması için 1 trilyon 500 milyar TL. ödenek konulması teklif edilmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

Metin Bostancıoğlu Millî Eğitim Bakanı

37. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, irticaî faaliyetlerin kapsamına ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu’nun, yazılı cevabı (7/422)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Savunma Bakanı Sayın Sabahattin Çakmakoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 9.8.1999 Zeki Ünal Karaman

Sözlü ve yazılı basından öğrendiğimize göre, Yüksek Askerî Şûra kararı ile 54 subay ve astsubay irticaî faaliyetler nedeniyle ordudan atıldı.

Sorularım şunlardır :

1. İrticaî faaliyetler denilince ne gibi faaliyetler kasdedilmektedir? Kapsamı nedir?

2. Anayasada, sivil ve askerî yasalarda “İrtica” diye isimlendirilen bir suç var mıdır? Varsa hangi yasanın, hangi maddesinde yer almaktadır?

3. Cumhuriyetle yöneltilen demokratik ve lâik bir ülkede Yüksek Askerî Şûra kararlarının yargı denetimi dışında tutulmasını demokrasi ve insan haklarıyla bağdaştırılabiliyor musunuz? Bağdaştıramıyorsanız, anayasanın 125 inci maddesiyle ilgili bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

T.C. Millî Savunma Bakanlığı 15.9.1999 KAN.KAR. : 1999/7025-TÖ

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 16 Ağustos 1999 tarihli ve KAN.KAR.MD.A.01.0.GNS.10.00.027/422-

1482/3934 sayılı yazısı.

Karaman Milletvekili Zeki Ünal tarafından veirlen ve İlgi Eki’nde gönderilerek cevaplandırılması istenen 7/422 sayılı “İrticaî faaliyetlerin kapsamına ilişkin” yazılı soru önergesinin cevabı Ek’te sunulmuştur.

Arz ederim.

Sabahattin Çakmakoğlu Millî Savunma Bakanı

Karaman Milletvekili Zeki Ünal Tarafından Verilen
7/422 Sayılı Yazılı Soru Önergesinin Cevabı

1. Türk Silahlı Kuvvetleri personeline ilişkin yasal düzenlemelere göre, “İrticaî görüşleri benimsemek, bu gibi faaliyetlerde bulunmak veya karışmak” ilgili personel hakkında Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi yapılmasını gerektiren bir disiplinsizliktir. Yapılan uygulamalarda irticaî faaliyet olarak, anayasanın lâik devlet ve toplum düzenini koruyucu nitelikteki hükümlerini ihlâl eden tutum ve davranışlar esas alınmaktadır.

Bu çerçevede anayasanın başlangıcında yeralan; “Egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu”,... “Lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı”; 2 nci maddesindeki “Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu”; 4 üncü maddesindeki “Devlet şeklinin ve Cumhuriyetin niteliklerinin değiştirilemeyeceği”; 6 ncı maddesindeki “Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu”; 24 üncü maddesindeki “Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar veyahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemeyeceği ve kötüye kullanamayacağı”;

şeklindeki hükümlere aykırı her türlü faaliyet irticaî faaliyet olarak değerlendirilmektedir.

2. 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 50/c ve 94/b maddeleri ile Subay Sicil Yönetmeliğinin 99 ve Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 53 üncü maddelerine göre; “yasadışı, siyasî, yıkıcı, bölücü, irticaî ve ideolojik görüşleri benimsediği, bu gibi faaliyetlerde bulunduğu ve karıştığı” anlaşılan subay ve astsubaylar; hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında Türkiye Cumhuryieti Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanarak, disiplinsizlikleri sebebiyle Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemine tabi tutulmaktadır. Sözkonusu irticaî faaliyetlerin ceza hukuku kapsamında bir suç teşkil edip etmemesinin konuyla ilgisi builunmamaktadır. Asıl olan bu faaliyetlerin Türk Silahlı Kuvvetlerinin geleneksel hizmet ve disiplini ile emir/komuta zincirini zedeleyen çok önemli disiplin ihlâli teşkil etmesidir.

Öte yandan, sözkonusu irticaî faaliyetler anayasanın yukarda belirtilen ilgili hükümlerinin de ihlâli niteliğindedir ve yalnız Silahlı Kuvvetler personeli için değil, Devlet yönetiminde herhangi bir şekilde görev almış her kamu görevlisi için anayasa ile yasaklanmış faaliyetlerdir.

3. Yüksek Askerî Şûra Kararlarının yargı denetimi dışında tutulması, tarihi tecrübeler ışığında ve demokratik hukuk kuralları çerçevesinde getirilen anayasanın istisnaî bir düzenlemesi olup, demokrasi ve insan haklarının ihlâli anlamına gelmemektedir. Nitekim Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararları da bu kapsamda olup, bu konudaki istisnalar demokrasi ile idare edilen diğer devletlerde de mevcut bulunmaktadır.

Bilgilerine arz ederim.

Sabahattin Çakmakoğlu Millî Savunma Bakanı

38. – İstanbul Milletvekili Azmi Ateş’in, basın kartı verilen kişilere ve ülkemizde “24 Saat” isimli bir gazetenin yayımına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Ali İrtemçelik’in yazılı cevabı (7/423)

Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Bülent Ecevit tarafından yazılı olarak ayrı ayrı cevaplandırılmasına delaletlerinizi arz ederim.

Saygılarımla.

9.8.1999 Dr. Azmi Ateş İstanbul

Sorular :

1. 1 Ocak 1998 tarihinden itibaren Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü,

a) Kimlere sarı basın kartı vermiştir?

b) Bu kişiler kartları hangi basın kuruluşları adına almışlardır?

2. 1 Ocak 1998’den bugüne kadar sarı basın kartı alan kişilere bu kartları veren Basın Kartı Komisyonu Başkanı ve Üyeleri,

a) Kimlerden oluşmaktadır?

b) Bu kişiler hangi kurum veya kuruluşları temsilen ve hangi tarihler arasında bu komisyonda bulunmuşlardır?

3. Ülkemizde “24 Saat” adında,

a) Bir gazete basılmakta mıdır?

b) Basılmakta ise sahibi kim veya kimlerdir?

c) Ne zamandan beri basılmaktadır?

d) Günlük mü, haftalık mı basılmaktadır?

e) Ortalama tirajı ne kadardır?

f) Hangi matbaada, hangi ebatlarda, kaç sayfa olarak basılmakta ve kaça satılmaktadır?

g) Bu gazete kaç personel çalıştırmakta ve 1 Ocak 1999 tarihinden beri bunlara aylık olarak toplam ne kadar ödeme yapılmaktadır?

4. “24 Saat” Gazetesi faaliyete geçtiği günden bugüne kadar Basın İlân Kurumundan aylar itibarıyla ne kadar ilân karşılığı ücret almıştır?

5. Bu gazete adına bugüne kadar sarı basın kartı,

a) Kimlere?

b) Hangi tarihlerde?

c) Hangi Basın Kartı Komisyon Üyeleri tarafından verilmiştir?

6. “24 Saat” Gazetesi hangi dağıtım şirketi vasıtasıyla dağıtılmaktadır ve bu hizmet karşılığında ayda ne kadar para ödenmektedir?

T.C. Devlet Bakanlığı 6.9.1999 Sayı : B.02.0.0015/336

Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 16.8.1999 tarihli ve Kan.Kar.Kar.Md.A.-01.0.GNS.0.10.00.02-7/423-1488/3939 sayılı yazısı.

İstanbul Milletvekili Azmi Ateş’in Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Bakanlığımız koordinatörlüğünde cevaplandırılması tensip edilen yazılı soru önergesine ilişkin cevaplar ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Mehmet Ali İrtemçelik Devlet Bakanı

1 Ocak 1998 Tarihinden İtibaren Toplanan Basın Kartı Komisyonları ve

Bu Komisyonlarda Basın Kartı Almaya Hak Kazananlar

Basın Kartları Komisyonları, 1 Ocak 1998 tarihinden itibaren 17-18 Eylül 1998, 5-6 Kasım 1998 ve 8-9 Temmuz 1999 tarihlerinde olmak üzere 3 defa toplanmıştır. Bu komisyonlarda yer alan üyeler ile mensubu oldukları kuruluşlar ve bu komisyonlarda basın kartı almaya hak kazananların isimleri ile kuruluşları aşağıda belirtilmiştir.

17-18 Eylül 1998 Tarihinde Toplanan Basın Kartı

Komisyonuna Katılan Üyeler ve Mensup Oldukları Kuruluşlar

Gazeteciler Cemiyetini temsilen Nazmi Bilgin

Türkiye Gazeteciler Cemiyetini temsilen Turgay Olcayto

Türkiye Gazeteciler Sendikasını temsilen Orhan Erinç

Kadri Özen

Türkiye Gazete Sahipleri Sendikasını temsilen Ömer Ersöz

Anadolu Basın Birliğini temsilen Hikmet Yurdagül

İzmir Gazeteciler Cemiyetini temsilen Erol Akıncılar

Basın Şeref Kartlı Gazetecileri temsilen Ali İhsan Göğüş

(Komisyon Başkanı)

Sürekli Basın Kartlı Gazetecileri temsilen İsmet Solak

Basın-Yayın ve Enformasyon GenelMüdürlüğünü temsilen Hasbi Akal

Yavuz Artıkaslan

17-18 Eylül 1998 Tarihlerinde Toplanan Komisyonda Kart

Almaya Hak Kazananların Listesi

Sürekli Basın Kartı

Adı Soyadı : Kurumu :

1. Tarık Aktuğ Serbest Gazeteci

2. M. Atilla Şimşek Türübün Gazetesi

3. Aydoğan Kariş Bugün Gazetesi

4. Mustafa Bilim Türkiye Gazetesi

5. Hasan Karakaya Akit Gazetesi

6. Kenan Sönmez Sabah Gazetesi

7. Altan Çakıroğlu Turkish Daily News Gaz.

8. A. Duygu Törümküney TRT Ank. Rad.

9. Habil Tangören Bizim Gazetesi

10. Burhanettin Bebek TRT Dış Yay. Dai. Bşk.

11. Adil Yıldız Bizim Anadolu Gaz.

12. Atıl Özmen TRT Hab. Dai. Bşk.

13. Talat Polat Devlet Bak.

14. Ahmet Abakay Devlet Bak. Bas. Hak. İlş.

15. Erbil Tuşalp Radikal Gazetesi

16. Ferruh Çetin Kar. Akşam Gazetesi

17. Hayri Birler Turkish Daily News Gaz.

Adı Soyadı : Kurumu :

18. Ali Nun Cumhuriyet Gazetesi

19. Adnan Çetin Son Haber Gazetesi

20. Tahsin Sarıkaya TRT Yay. Plan Dai. Bşk.

21. Erdem Dereli TRT Dış Yay. Dai. Bşk.

22. Y. Ümit Aktan Türkiye Gazetesi

23. M. Özden Akbal Ajans 9 Haber Ajansı

24. Mustafa Bağdiken Ekspres Haber Aj.

25. Sinan Toros Milliyet Haberler Aj.

26. Alaattin Sevim Sabah Gazetesi

27. S. Murat Şener Türkiye Gazetesi

28. Demet Özer TRT Ank. Rad. Müd.

29. H. N. Cem Serdengeçti Serbest Gazeteci

30. Erhan Akyıldız Bilgi Haber Aj.

31. A. Rahmi Erdem Serbest Gazeteci

32. Turgut Koloğlugil Yeni Günaydın Gazetesi

33. İ. Serdar Aldinç Yeni Nesil Gazetesi

34. Yalçın Eryalçın Bugün Gazetesi

35. Süleyman Şaşmaz Ayrıntılı Haber Gazetesi

36. H. Kadir Özüduru Devrim Gazetesi

37. Teoman Ertan Rad. Tv. Üst Kurulu

38. Ö. Faruk Bayhan Medya Haber Aj.

39. M. Nuri Erkan TRT Antalya Böl. Müd.

40. Arif Dizdaroğlu Hürriyet Haber Aj.

41. A. Reha Öz Ekspres Haber Aj.

42. Ayfer Alpay TRT Ank. Rad. Müd.

43. İ. İlhami Ulaş Yeni Asya Gazetesi

44. Cengiz Tokgöz Yeni Yüzyıl Gazetesi

45. Yılmaz Polat 24 Saat Gazetesi

46. M. İhsan Doğan TRT Hab. Dai. Bşk.

47. O. Dinç Tayanç Cumhuriyet Gazetesi

48. Piraye Ögel Ticaret Gazetesi

49. Recep Gültekin Sonsöz Gazetesi

50. Yalçın Batur İstihbarat Dergisi

51. M. Tankut Antikacıoğlu Milliyet Haberler Aj.

52. Bingöl Yarkent Anadolu Aj.

53. İlhan Geçer İstanbul Gazetesi

54. A. Kenan Onuk Nergis Haber Aj.

55. Ahmet Mülayim Ülker Gazetesi

56. Arif Koca TRT Dış Yay. Dai. Bşk.

57. Mihrişah Safa Hürriyet Haber Aj.

58. İ. Fethi Uluışık TRT İst. Bölge Müd.

59. Cemil Ocaklı Yeni Nesil Gazetesi

60. Hüseyin Sağıroğlu Kemalizm Dergisi

61. İ. Hulusi Tunca Hey Gırl Dergisi

62. İ. M. Onur Belge Milliyet Haber Aj.

Adı Soyadı : Kurumu :

63. Mustafa Dilaver Serbest Gazeteci

64. Kemal Adar Fanatik Gazetesi

65. İsmet Kütükçü TRT Rad. Dai. Bşk.

66. Neşe Bayar İst. Son Saat Gazetesi

67. Muhsin Mete TRT Dış Yay. Dai. Bşk.

68. B. Hayrettin Meteer Tünaydın Gazetesi

69. Serdar Ilıcak Memleket Gazetesi

70. Mehmet Mescioğlu Fanatik Gazetesi

71. Nazım Özdemir Milliyet Haberler Aj.

72. Uluç Gürkan TBMM Üyesi

73. Muharrem Tunçel Yeni Gün Gazetesi

74. H. Kadri Çaylak TRT Dış Yay. Dai. Bşk.

75. Vural Can İçel Ekspres Gazetesi

76. Ö. Faruk Günel Ekon. Basın Aj.

77. Kemal Özkan Yeni Yüzyıl Gazetesi

78. Atilla İlvan TRT Ank. Tv. Müd.

79. Özkan Altıntaş Serbest Gazeteci

80. M. Aydın Akın TRT Ank. Rad. Müd.

81. R. Peker Tanıtkan Tempo Dergisi

82. Şinasi Gümüşel Bugün Gazetesi

83. S. Sami Pülten Ticaret Gazetesi

84. Ç. Nülüfer Gülek Olay Gazetesi

85. Bekir Coşkun Hürriyet Gazetesi

86. Nevzat Tuğ TRT Yay. Den. Kur.

87. Alev Çukurkavaklı Serbest Gazeteci

88. SevimBaran Anka Haber Aj.

89. Şaban Şevki Yeni Yüzyıl Gazetesi

90. Bayram Gültekin Sonsöz Gazetesi

91. Cahit Çataloğlu Yeni Günaydın Gazetesi

92. Bünyamin Ateş Serbest Gazeteci

93. Üzeyir Bilgiç Özden Gazetesi

94. O. Hakan Kiracı Yozgat Gazetesi

95. Birsen Ermiş Vurgun Gazetesi

96. Ceyhan Altınyeleklioğlu Altı Haber Aj.

97. Z. Ümit Alemdaroğlu Ticaret Gazetesi

98. Emriye Yakalı Serbest Gazeteci

99. S. İsmet Çiğit Kocaeli Gazetesi

100. Ercüment Akın Gözcü Gazetesi

101. A. Zahit Bilici Vakit Gazetesi

102. Sezai Duman Yeşil Banaz Gazetesi

103. Hüseyin Demir Serbest Gazeteci

104. Nilay Günden TRT İst. Böl. Müd.

105. H. Atıf Özdilek Serbest Gazeteci

106. Remziye Kıpçak Bal. Eksp. Gazetesi

107. Hasan Gürel İl Gazetesi

Adı Soyadı : Kurumu :

108. İ. Murat Kılıçali Serbest Gazeteci

109. Mustafa Uysal Akdeniz Atılım Gazetesi

110. Sadık Yüceer Yeni Ses Gazetesi

111. Fahir Anlaroğlu Anadolu Basın Birliği

112. V. Sezai Balcı Yeni Devir Gazetesi

113. Nurullah Kadirioğlu TRT İst. Böl. Müd.

114. Güngör Türkeli Serbest Gazeteci

115. Ahmet Bayazıt Anka Haber Aj.

116. Kerim Evren Bugün Gazetesi

117. Aydok Mısırlıoğlu Evren Gazetesi

118. Metin Erksan TRT İst. Böl. Müd.

119. B. Tayyar Yıldız Özgür Gazetesi

120. A. Faik Gürses Süper Fotospor Gazetesi

121. N. Nezire Bilginer TRT İst. Böl. Müd.

122. T. Zeynep Atikkan Hürriyet Gazetesi

123. Cumhur Cinpolat Ayrıntılı Haber Gazetesi

124. Fuat Kaçar Serbest Gazeteci

125. Ahmet Seymen TRT İst. Böl. Müd.

126. A. Azer Bortaçina Milliyet Haberler Aj.

127. Zülküf Özer TRT İst. Böl. Müd.

128. Ahmet Tanyolaç Star Haber Aj.

129. İrfan Kantar TRT İst. Böl. Müd.

130. Halit Deringöl Serbest Gazeteci

131. S. Abdulkadir Sabuncuoğlu Hürriyet Haber Aj.

132. Bekir Lütfi Çiftçi Barış Gazetesi

133. Müjdat Kütükçüoğlu 24 Saat Gazetesi

134. Yılmaz Karaca Millî İrade Gazetesi

135. O. Selim Ertantan TRT İst. Böl. Müd.

136. Barış Kudar Ticaret Gazetesi

137. Esat Erçetingöz Top Secret Dergisi

138. Savaş Süzal Sabah Gazetesi

Sarı Basın Kartı

Adı Soyadı : Kurumu :

1. Hüseyin Özay Uba

2. Tahsin Doğan Sabah Gazetesi

3. Yasemin Arpa Nergis Haber Aj.

4. Ahmet Usman Dünya Gazetesi

5. Ahmet Kundakçı Bursa 2000 Gazetesi

6. Demet Haselçin TRT İst. Böl. Müd.

7. S. Fatma Osma TRT Ank. Rad. Müd.

8. Ergün diler Türkiye’de Akşam Gazetesi

9. Ömer Bilge Ekspres Haber Aj.

10. Zeki Kentel Hürses Gazetesi

11. Fatma Çiftçi Star Haber Aj.

12. Ergül Uysal İhlas Haber Aj.

Adı Soyadı : Kurumu :

13. Emine Kaplan Cumhuriyet Gazetesi

14. BilalYakınbaş Anadolu Aj.

15. Murat Turan Turan Gazetesi

16. Abdurrahman Keskin TRT Haber Dai. Bşk.

17. Songül Öztürk Anka Haber Aj.

18. Yücel Erkan TRT İst. Böl. Müd.

19. Vedat Denizli Sem Haber Aj.

20. Ömer Tavlan Millî Gazete

21. Ramazan Acartürk Türkiye Gazetesi

22. Hasan Sözer Demokrat Gazetesi

23. Süleyman Ayaz Ekspres Haber Aj.

24. C. Selahattin Ulutaş Cumhuriyet Gazetesi

25. Ahmet Ünal Sem Haber Aj.

26. Nadir Güzbey Odak Gazetesi

27. Ümit Tanrısever Milliyet Haber Aj.

28. Ruhi Aytaç İhlas Haber Aj.

29. Beyhan Sunal Bilgi Haber Aj.

30. Süleyman Damla Yurt Haber Aj.

31. Y. Taşkın Koç Yurt Haber Aj.

32. M. Tarık Bakıcı Uba

33. Necdet Doğruyol Anadolu Aj.

34. Şükrü Özbey C Haber Aj.

35. M. Sait Filizer Sem Haber Aj.

36. Veli Uçuk Zirve Gazetesi

37. Cengiz Samur Bursa 2000 Gazetesi

38. Ercihan Çakmak İl Gazetesi

39. Hakan Pala Sem Haber Aj.

40. Uğur Durak Hbr Maymun Gazetesi

41. Ayhan Kimsesizcan Posta Gazetesi

42. Mehmet Çılgın Zaman Gazetesi

43. Murat Şahin Dünya Gazetesi

44. Hülya Güzel Ekspres Haber Aj.

45. M. Celal Çetin Altı Haber Aj.

46. Hüseyin Demirbaş Türkiye Gazetesi

47. Erman Yerdelen Nergis Haber Aj.

48. A. Müjdat Koçer TRT Tv. Dai. Bşk.

49. Şule Türker Sabah Gazetesi

50. Fatih Atik İhlas Haber Aj.

51. M. Yaşar Çokgüngör Gaziantep Son Havadis Gazetesi

52. Recep Avcı Zaman Gazetesi

53. Zafer Çakmak İhlas Haber Aj.

54. H. Feryal Ardal Anadolu Aj.

55. Mustafa Gün Zaman Gazetesi

56. Kazım Eliaçık E Haber Aj.

57. Zuhal Çetinkanat TRT Haber Dai. Bşk.

Adı Soyadı : Kurumu :

58. İhsan Sarıcan Sem Haber Aj.

59. Melih Dehnioğlu Bursa Haber Gazetesi

60. Levent Gökçeer Gazete Ege Gazetesi

61. Yakup Çiçek Güncel Gazetesi

62. Suat Karabıyık Anadolu Aj.

63. Şehriban Oğhan Ekspres Haber Aj.

64. Bilal Öğütçü Cihan Haber Aj.

65. Hakan Tekin Türkiye’de Akşam Gazetesi

66. Tarkan Olcay Günlük Haber Gazetesi

67. Sezai Şen Zaman Gazetesi

68. Necdet Pamuk Sem Haber Aj.

69. Hüseyin Sarıaltın Zafer Gazetesi

70. Deniz Darka Gözlem Gazetesi

71. Altay Varol İhlas Haber Aj.

72. Aykut Mutlu Yurt Haber Aj.

73. Gökan Kazbek Turkish Daily News Gaz.

74. Serpil Çolak Kocaeli Gazetesi

75. Ayşe Dedekorkut Bağımsız Basın Aj.

76. T. Özlem Genç Bursa 2000 Gazetesi

77. H. Gökalp Maraşlı Hür Işık Gazetesi

78. Serdar Bünül Adapazarı Gazetesi

79. Mustafa Bayraktar Türkiye’de Akşam Gazetesi

80. Ahmet Yahşi Yeni Adana Gazetesi

81. Tacettin Ural Türkiye Gazetesi

82. Abdullah Yangın Zaman Gazetesi

83. Sema Duymaz Türk Haberler Aj.

84. Veli İbrahimhakkıoğlu Atv Haber Aj.

85. Ahmet Torun Zaman Gazetesi

86. Adem Saklı Yeni Çayeli Gazetesi

87. Deniz Akgün Akdeniz Atılım Gazetesi

88. Betül Barış Dünya Gazetesi

89. Mustafa Şeker Hergün Gazetesi

90. M. Ali Çelik Akdeniz Gazetesi

91. Hülya Kılınç Dünya Gazetesi

92. Murat Çelik Atv Haber Aj.

93. Ahmet Öztürk Kayseri Olay Gazetesi

94. Ali İnanç C Haber Aj.

95. İsmail Yeşilyurt Anadolu Aj.

96. M. Mahir Altan Hür Fikir Gazetesi

97. Sezai Kalaycı Zaman Gazetesi

98. Güngör Arslan Kocaeli Gazetesi

99. Oya Alyanak Milletin Sesi Gazetesi

100. H. Rahmi Piktaş TRTYayın Den. Kur. Bşk.

101. Ufuk Kaptan Özgür Kocaeli Gazetesi

102. Semih Güven Ekonomik Çözüm Gazetesi

Adı Soyadı : Kurumu :

103. Aykan Kıyak Türksesi Gazetesi

104. Sezer Küçükkurt Kocatepe Gazetesi

105. Erhan Bedir Olay Gazetesi

106. İ. Cüneyt İnal Türkiye Gazetesi

107. Şule Harran Türk Haberler Aj.

108. Çetin Keskinpala Akdeniz Gazetesi

109. Ercan Halıcı Anadolu Aj.

110. Selim Kuvel Zaman Gazetesi

111. Ali Akçoban Zaman Gazetesi

112. A. Bülent Bükre Zaman Gazetesi

113. Ateş Can Atv Haber Aj.

114. N. Yücel Özşahin Anadolu Aj.

115. M. Akif Aldoğan Türkiye Gazetesi

116. Metin Özdoğan Anadolu Aj.

117. A. Aziz Uzun Fanatik Gazetesi

118. Erdoğan Uluocak Star Haber Aj.

119. Yıldız Ersöz Zafer Gazetesi

120. Engin Aksöz Bursa 2000 Gazetesi

121. Nurdan Mısırlıoğlu Anadolu Aj.

122. Yüksel Külekçi Türk Haberler Aj.

123. S. Nudar Aydın Olay Gazetesi

124. Girayhan Alpdoğan TRT Ank. Tv. Müd.

125. İ. Halil Çini Cihan Haber Aj.

126. Abdullah Yerebakan Türkiye Gazetesi

127. Arif Kurt Dünya Gazetesi

128. Mustafa Yiğit Hürriyet Haber Aj.

129. A. Ufuk Altıntaş Olay Gazetesi

130. S. Sinan Onüş Aydınlık Dergisi

131. Kamil Özzaim Olay Gazetesi

132. Deniz Sipahi Gazete Ege Gazetesi

133. C. Murat Özcan Ko-Medya Haber Aj.

134. Ümit Kozan Ekspres Haber Aj.

135. Mustafa Adıyaman Kocaeli Gazetesi

136. Turan Özkan Göktuğ Haber Aj.

137. İ. Mehmet Bilgin Güncel Olay Gazetesi

138. Erkan Fikret Gör Anadolu Rad. Gör Hiz.

139. İlhami Bilecen Yeni Yüzyıl Gazetesi

140. Yılmaz Aslantürk Yeni Yüzyıl Gazetesi

141. Salim Büyükkaya Dünya Gazetesi

142. M. Adnan Akfırat Aydınlık Dergisi

143. Aykut Sayar Zaman Gazetesi

144. Adem Yılmaz Zaman Gazetesi

145. Ali Rıza Karsu Zaman Gazetesi

146. İsmail Köşeli C Haber Aj.

147. Tarkan Demir Bursa 2000 Gazetesi

148. Ö. Temel Okaygün Atv Haber Aj.

Adı Soyadı : Kurumu :

149. Hasan Erel Ajans 9 Haber Aj.

150. Cengiz Korucu Detay Dergisi

151. Murat Tarhan Türkiye’de Akşam Gazetesi

152. O. Cudi Yılmaz Dünya Gazetesi

153. Nurten Deliktaş Uba

154. Rıza Zelyut Türkiye’de Akşam Gazetesi

155. Hüseyin Gültekin Sonsöz Gazetesi

156. Mevlüt Özcan Millî Gazete

157. Nuray Gürel Anadolu Aj.

158. Halit Peltek Zaman Gazetesi

159. Kenan Çelik Sem Haber Aj.

160. Bahattin Yıkar Sem Haber Aj.

161. İslam Doğan Yurt Haber Aj.

162. T. Mahmut Kurtarıcı Sem Haber Aj.

163. Hakan Karaman Sem Haber Aj.

164. Elif Sezginer Göktuğ Haber Aj.

165. H. Nilgül Ertop Atv Haber Aj.

166. Selami Keskiner Yurt Haber Aj.

167. Canan Bilgin Dünya Gazetesi

168. Bülent Biricik Ajans 9 Haber Aj.

169. Ferhat Çaytut Sem Haber Aj.

170. M. Cemalettin Tül Yurt Haber Aj.

171. Cüneyt Ersan Yurt Haber Aj.

172. Hüseyin Akça Yurt Haber Aj.

173. Bahattin Ayhan Türkiye’de Akşam Gazetesi

174. Gönül Bekdaş Ajans 9 Haber Aj.

175. B. Emrah Kayalıoğlu Yeni Yüzyıl Gazetesi

176. Metin Sever Radikal Gazetesi

177. Tülay Dereköylü Medya Haber Aj.

178. A. Nurhan Çakır Sabah Haber Aj.

179. Yahya Yar Türkiye Gazetesi

180. Jale Talay Takvim Gazetesi

181. Yasemin Olgunelma Cumhuriyet Gazetesi

182. Sabahattin Küçükosmanoğlu Zaman Gazetesi

183. M. Caner Erdem Show Haber Aj.

184. İlker Mumcuoğlu Dünya Gazetesi

185. F. Seçil Erus İhlas Haber Aj.

186. V. Bilal Çetin Yeni Yüzyıl Gazetesi

187. Can Selçok Medya Haber Aj.

188. Selma Üstün E Haber Aj.

189. Recep Güner Show Haber Aj.

190. Mustafa Özsoy Sem Haber Aj.

191. Cüneyt Topcuoğlu Show Haber Aj.

192. Naci Yavuz Aktüel Dergisi

193. Nuri İmre Zaman Gazetesi

Adı Soyadı : Kurumu :

194. Derya Gürleyik Show Haber Aj.

195. Onur Çağlar Türkiye’de Akşam Gazetesi

196. Uğur Köpüklü Türkiye Gazetesi

197. Servet Gürbüz Sabah Gazetesi

198. Tuğrul Paşaoğlu İletişim Merk. Hab. Aj.

199. Tahsin Fındık Yurt Haber Aj.

200. Ali Akel Yeni Şafak Gazetesi

201. Hüseyin Güney Cihan Haber Aj.

202. Hakan Erol Türkiye’de Akşam Gazetesi

203. F. Hakan Çelik Hıbır Maymun Dergisi

204. Şükrü Samsunlu Ajans 9 Haber Aj.

205. Cemal Subaşı Nokta Dergisi

206. H. İbrahim Kurucan Altınoluk Dergisi

207. İlhan Ayyıldız Nokta Dergisi

208. Mehmet Kale İhlas Haber Aj.

209. Mükremin Albayrak Zaman Gazetesi

210. Ali Örer Zaman Gazetesi

211. A. Şefik Üçışık Türkiye Gazetesi

212. Murat Erdin Nergis Haber Aj.

213. Rıdvan Kızıltepe Sem Haber Aj.

214. Süleyman Şen Türkiye’de Akşam Gazetesi

215. Nermin Özçetin Bilgi Haber Aj.

216. Didem Arslan Show Haber Aj.

217. Mehmet Günden Zaman Gazetesi

218. Özlem Öztürk Milliyet Haberler Aj.

219. Ali Er Altı Haber Aj.

220. M. Erdam Sidal Cumhuriyet Gazetesi

221. Muhammed Yılmaz Zaman Gazetesi

222. Fatma Duru Ayrıntılı Haber Gazetesi

223. Özgül Tandoruk Dünya Gazetesi

224. Hakan Kahraman Yeni Şafak Gazetesi

225. N. Mesut Özen Yurt Haber Aj.

226. Murat Arslan Türkiye Gazetesi

227. Şahin Cebeci Yurt Haber Aj.

228. N. Didem Akman İstanbul Gazetesi

229. Ahmet Özay Sabah Gazetesi

230. Mehmet Tunçay Türkiye Gazetesi

231. İbrahim Koçoğlu Yurt Haber Aj.

232. Arzu Gürcan Atv Haber Aj.

233. Yonca Pir Atv Haber Aj.

234. Mustafa Dermencioğlu Zaman Gazetesi

235. Ahmet İstek Hürriyet Haber Aj.

236. Neşat Ergül Anadolu Aj.

237. Can Barslan Leman Dergisi

238. Asiye Bilget Yeni Yüzyıl Gazetesi

Adı Soyadı : Kurumu :

239. B. Yunus Uçar Millî Gazete

240. Yusuf Baysal Yeni Asya Gazetesi

241. Bilal Aydın İhlas Haber Aj.

242. Hamdiye Bahıtlı Bizim Gazete

243. Vedat Yangın Fanatik Gazetesi

244. Fehim Taştekin Yeni Şafak Gazetesi

245. Ertürk Çeker İhlas Haber Aj.

246. İsmail Ballı İhlas Haber Aj.

247. Neslihan Akbaydar Ekspres Haber Aj.

248. Mesut Sert İhlas Haber Aj.

249. B. Bahadır Çokişler Sabah Gazetesi

250. Cem Gemicioğlu Zaman Gazetesi

251. C. Oğuzhan Gökmen Zaman Gazetesi

252. Veysel Gani Türkiye Gazetesi

253. Rahim Parlar Millî Gazete

254. Kaan Ertem Leman Dergisi

255. A. Kaan Sağnak Cumhuriyet Gazetesi

256. Serhan Yedik Aktüel Dergisi

257. Ö. Ahmet Denizer Atv Haber Aj.

258. İ. Hakkı Yılmaz Radikal Gazetesi

259. İskender Baydar Ateş Gazetesi

260. Kartal Yiğit Milliyet Haberler Aj.

261. Salih Asan Sem Haber Aj.

262. Bayram Tekin Türkiye Gazetesi

263. Mehmet Bars Dünya Gazetesi

264. M. Şerif Bayram Sem Haber Aj.

265. Sibel Kalaycı Anka Haber Aj.

266. Müjgan Yıldırım Elele Dergisi

267. U. Cumhur Karap Anadolu Aj.

268. Özcan Sert Nergis Haber Aj.

269. Güner Çelik Ayrıntılı Haber Gazetesi

270. Nilgün Özdal Atv Haber Aj.

271. Y. Selim Ayaz Yurt Haber Aj.

272. Zuhal Ergüzel Sabah Gazetesi

273. Şirahman Berber Türkiye Gazetesi

274. Aynur Gürsoy Türkiye’de Akşam Gazetesi

275. Bahri Büke Ekspres Haber Aj.

276. Gülören Balcı Yurt Haber Aj.

277. Seyfettin Koçak Cihan Haber Aj.

278. Ali Hıdır Er Cumhuriyet Gazetesi

279. Sefa Kara Yeni Trakya Eksp. Gaz.

280. Enver Demirbaş Türkiye Gazetesi

281. S. Güneş Ünsal Ülkede Gündem

282. Akif Elbistan Cihan Haber Aj.

283. Ahmet Buğdaycı Kapital Dergisi

Adı Soyadı : Kurumu :

284. L. Dilek İzgi Alem Dergisi

285. Behçet Hıdıroğlu Show Haber Aj.

286. Muhammed Kılınç Show Haber Aj.

287. Fatma Bilecen Yeni Yüzyıl Gazetesi

288. C. Can Tüzüner Milliyet Haberler Aj.

289. M. Zafer Yenice Türkiye’de Akşam Gazetesi

290. Turgay Tüysüz Posta Gazetesi

291. M. Selami Albay Atv Haber Aj.

292. İbrahim Gürpınar Türkiye’de Akşam Gazetesi

293. Abdurrahman Pala Türkiye Gazetesi

294. A. Cevdet Aşkın Finansal Forum Gazetesi

295. Özgür Ulusoy Cumhuriyet Gazetesi

296. Suat Ekiz Hafta Sonu Gazetesi

297. Beril Ekşioğlu Medya Haber Aj.

298. Hakan Kahraman Show Haber Aj.

299. KamilMasaracı Cumhuriyet Gazetesi

300. Mubin Barış Medya Haber Aj.

301. Erdal Çevrim Medya Haber Aj.

302. Sibel Köklü Finansal Forum Gaz.

303. Bülent Aslan Anadolu Aj.

304. Metin İpek Türkiye Gazetesi

305. M. Murat Sabuncu Milliyet Haberler Aj.

306. Şule Zeybek Medya Haber Aj.

307. Gamze Reisoğlu Star Haber Aj.

308. Lale Tayla Atv Haber Aj.

309. M. İ. Gökhan Acun Atv Haber Aj.

310. Suat Kozluklu Medya Haber Aj.

311. Abdurrahman Şahin Nehir Gazetesi

312. İmran Çelik Yeni Alanya Gazetesi

313. Tuncay Subaşı Uba

314. Ümmügül Günay Sabah Gazetesi

315. Cemalettin Gökpınar İhlas Haber Aj.

316. Yalçın Karadeniz Zaman Gazetesi

317. Zeynep Çuhacı Yeni Yüzyıl Gazetesi

318. Cüneyt Akman Global Finans Gazetesi

319. Oktay Uçar Nergis Haber Aj.

320. Gökhan Eren Türkiye Gazetesi

321. Cem Aydın Nergis Haber Aj.

322. Cengiz Tapan Nergis Haber Aj.

323. Tayyar Şimşek Medya Haber Aj.

324. Muhammet Özcan Nergis Haber Aj.

325. Şahide Yazıcıoğlu Kim Dergisi

326. Canan İmsak Nergis Haber Aj.

327. A. Banu Sinsoysal Türkiye’de Akşam Gazetesi

328. Mustafa Olgun Nergis Haber Aj.

Adı Soyadı : Kurumu :

329. Türesin Lale Nergis Haber Aj.

330. Tamer Kay Nergis Haber Aj.

331. M. Bilal Çolak Sem Haber Aj.

332. Tarık Toros Sem Haber Aj.

333. Mehmet Akyar Gözlem Gazetesi

334. C. Sırrı Temuçin Uba

335. Bünyamin Dobrucalı Göktuğ Haber Aj.

336. A. Erhan Çelik Finansal Forum Gazetesi

337. Z. Oğuz Akın C Haber Aj.

338. Şenay Şenol Göktuğ Haber Aj.

339. Nebahat Erkök Ekonomik Trend Dergisi

340. Karaca Bozgeyik Gaziantep’te Zafer Gazetesi

341. Gökhan Özcan Yeni Şafak Gazetesi

342. Ahmet Kutlu Batı Antalya Gazetesi

343. Serap Cevheroğlu Yeni Şafak Gazetesi

344. M. Bülent Güneş Nergis Haber Aj.

345. Ender Balyer Zaman Gazetesi

346. Erkan Özavcı Nergis Haber Aj.

347. Vehbi Baş İhlas Haber Aj.

348. Hayati Argan Türkiye’de Akşam Gazetesi

349. S. Figen Varışlı Nergis Haber Aj.

350. Hakan Tunç Atv Haber Aj.

351. Günseli Kartay Yeni Yüzyıl Gazetesi

352. Özlem Süngü Finansal Forum Gazetesi

353. İsmail Özer Altı Haber Aj.

354. Ö. Yüksel Özek Yeni Devir Gazetesi

355. Rıdvan Memi Nergis Haber Aj.

356. Burak Altıner Türkiye’de Akşam Gazetesi

357. Saime Coşkun Radikal Gazetesi

358. Çağataş Şahin Medya Haber Gazetesi

359. Osman Çırpan Fanatik Gazetesi

360. Selahattin Kınalı Medya Haber Aj.

361. Zafer Balkan Ekspres Haber Aj.

362. M. Cem Yılmaz Show Haber Aj.

363. Yelda Çaldağ Teba Haber Dergisi

364. Hakan Baygıner Ko-Medya Haber Aj.

365. Murat Taydaş Anadolu Ajansı

366. Alper Uğuroğlu Sonsöz Gazetesi

367. Muharrem Yıldız Bilgi Haber Aj.

368. Yunus Güngör Yurt Haber Aj.

369. A. Ekber Aydın Medya Haber Aj.

370. Osman Sertoğlu Medya Haber Aj.

371. Ahmet Zeki Gayberi Millî Gazete

372. Ergun Zar Altı Haber Aj.

5-6 Kasım 1998 Tarihinde Toplanan Basın Kartı

Komisyonuna Katılan Üyeler ve Mensup Oldukları Kuruluşlar

Gazeteciler Cemiyetini temsilen (Ankara) Nazmi Bilgin

Türkiye Gazeteciler Cemiyetini temsilen Turgay Olcayto

İzmir Gazeteciler Cemiyetini temsilen Erol Akıncılar

Türkiye Gazeteciler Sendikasını temsilen Ziya Sonay

Orhan Erinç

Kadri Özen

Basın Konseyini temsilen Kenan Akın

Anadolu Basın Birliğini temsilen Hikmet Yurdagül

Türk Basın Birliğini temsilen Erdem Noyan

Basın Şeref Kartlı gazetecileri temsilen (Kom. Bşk.) Ali İhsan Göğüş

Sürekli Basın Kartlı gazetecileri temsilen Cemil Üzal

Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müd. temsilen Hasbi Akal

Yavuz Artıkaslan

5-6 Kasım 1998 Tarihlerinde Toplanan Komisyonda Basın

Kartı Almaya Hak Kazananların Listesi

Sarı Basın Kartı

Adı Soyadı : Kurumu :

1. Nedret İkiz TRT

2. B. Ali Yalgın Show Haber Ajansı

3. Zekeriya Karaman Yurt Haber Ajansı

4. Murat Kışlalı Ekonomist Dergisi

5. Nihat Alpaslan Karadeniz’de Son Haber Gazetesi

6. Ali Çokyaşa Isparta Gülses Gazetesi

7. Necmi Hatipoğlu Yeni Bedel Gazetesi

8. Özcan Yağmur Zaman Gazetesi

9. Nabi Yazıcı Özgür Kocaeli Gazetesi

10. Bora Selek Anka Ajansı

11. İnci Demirhan Karaman Bilgi Haber Ajansı

12. Erdem Öztürk Radikal Gazetesi

13. Dursun Eker İhlas Haber Ajansı

14. Mehmet Turan İhlas Haber Ajansı

15. Sinan Sakarya Göktuğ Haber Ajansı

16. Z. Aylin Saraçoğlu Dünya Gazetesi

17. Nursel Tozkoparan Yurt Haber Ajansı

18. Ebru Nida Bilici Zaman Gazetesi

19. Mine Çakar Zaman Gazetesi

20. Nurdan Erol Zaman Gazetesi

21. Erol Kara İhlas Haber Ajansı

22. Esra Ünal Kocaeli Gazetesi

23. Aytekin Gezici Yeni Adana Gazetesi

24. Coşkun Çardak Dünya Gazetesi

25. Cafer Eser İhlas Hab. Aj.

26. Nuran Sağıroğlu Ticaret Gazetesi

27. İlnur Burcu Bozkurtoğlu Yeni Şafak Gaz.

Adı Soyadı : Kurumu :

28. N. Müjgan Buran TRT

29. M. Fatih Yazgan Diyarbakır Söz Gaz.

30. Zübeyir Kaya Belde Gazetesi

31. Mükremin Özer Karar Gazetesi

32. Süleyman Aslan Karar Gazetesi

33. Mehmet Savun Tekirdağ Şafak Gazetesi

34. Okan Akyürek Turkish Daily News Gazetesi

35. Canan Akgün Ticaret Gazetesi

36. Yasemin Uyanık Anadolu Rad. ve Gör. Hiz.

37. Orhan Çabuk Günlük Haber Gaz.

38. Nebahat Çetin Adapazarı Gazetesi

39. Mecit Tüfekçi Yurt Haber Ajansı

40. Bahri Okumuş Anadolu Ajansı

41. Şebnem Bursalı Yeni Asır Gazetesi

42. Kamber Balkiraz Ekonomi Yöntem Gazetesi

43. Selda Kartlı Günlük Haber Gazetesi

44. Mustafa Günal Sem Haber Ajansı

45. Haşim Akman Aktüel Dergisi

46. Halis Gökgöz Yurt Haber Ajansı

47. Ali Tokul Zaman Gazetesi

48. Aydın Haskebapçı Zaman Gazetesi

49. Yakup Yıldız Zaman Gazetesi

50. Şahin Zenginal Asabi Gazetesi

51. Turan Gültekin Yeni Asır Gazetesi

52. Ahmet Okumuş İhlas Haber Ajansı

53. A. Haydar Usta Karadeniz Olay Gazetesi

54. A. Haşim Ağar Haber Gazetesi

55. Mutlu Çölgeçen Yeni Şafak Gazetesi

56. Yılmaz Büyüknalbant Büyük Kayseri Gazetesi

57. Devrim Dördüncü Dünya Gazetesi

58. Aslıhan Bozkurt Günlük Haber Gazetesi

59. Melik Gasgar Zaman Gazetesi

60. Ali Ergöçmez Star Haber Ajansı

61. Nevzat Akkuş Sem Haber Ajansı

62. Mustafa Senirli Gülses Gazetesi

63. Özer Akoğlu Zaman Gazetesi

64. M. Tarık Akcan Bölge Gazetesi

65. Remzi Kaçmaz Cihan Haber Ajansı

66. Bahtiyar Ersoy Yeni Çağ Gazetesi

67. Murat Aslan Yurt Haber Ajansı

68. H. Atalay Türkeş Devrim Gazetesi

69. Hüseyir Azar Zaman Gazetesi

70. Mustafa Demirer Çorum Hakimiyet Gazetesi

71. Ramazan Solak Zaman Gazetesi

72. N. Vefa İlhan Sem Haber Ajansı

Adı Soyadı : Kurumu :

73. Cihangir Özbay Akşam Gazetesi

74. Bahir Yıldırım İhlas Haber Ajansı

75. Nermin Kartal Nergis Haber Ajansı

76. Abdullah Karakuş Milliyet Haber Ajansı

77. Sinan Yerebakan İhlas Haber Ajansı

78. İsmail Karahan Yurt Haber Ajansı

79. Murat Açıkgözoğlu Show Haber Ajansı

80. T. Ender Bilgin Medya Haber Ajansı

81. Mehmet Saygıner Ekspres Haber Ajansı

82. Murat Gökçay Show Haber Ajansı

83. Ayşegül Aydoğan Milliyet Haber Ajansı

84. İbrahim Erdoğan Yurt Haber Ajansı

85. Zafer Özsoy Cihan Haber Ajansı

86. Mustafa Kahraman Yeni Şafak Gazetesi

87. Şaziye Defne Asal Outdoor Dergisi

88. Hasan Özel Yurt Haber Ajansı

89. Neslihan Adıgüzel Yurt Haber Ajansı

90. A. Kamil Güngörmüş Ekonomik Trend Dergisi

91. M. Kamil Oğuz Zaman Gazetesi

92. Nafiz Sarıcaoğlu İhlas Haber Aj.

93. Habil Tecimen Millî Gazete

94. Vildan Süsler Ayrıntılı Haber Gazetesi

95. Ömer Koçak Türkiye Gazetesi

96. Orhan Karmış İhlas Haber Aj.

97. İbrahim Yekebaş Cihan Hab. Aj.

98. Mustafa Durak Zaman Gazetesi

99. H. İrfan Unutmaz Fokus Dergisi

100. Haldun Baklan İhlas Hab. Aj.

101. Recep Mert İhlas Hab. Aj.

102. Ömer Erbil Zaman Gazetesi

103. Cihan Taşkın Sem. Hab. Aj.

104. A. Sedef Atam Finans Dünyası Der.

105. S. Ulvi Erdoğan Kuvayi Milliye Der.

106. M. Seher Saygın Medya Hab. Aj.

107. Rıdvan Bıyık Medya Hab. Aj.

108. Hasan Tufan Zaman Gazetesi

109. Ö. Bahadır Baruter Leman Dergisi

110. H. Kadriye Pakcan Sabah Gazetesi

111. Muhammet Öztürk Zaman Gazetesi

112. Yeşim Pütgül Ateş Gazetesi

113. V. Erdal Sarıoba Sabah Hab. Aj.

114. Hayriye Savaşçıoğlu Star Hab. Aj.

115. Ragıp Erişi İhlas Hab. Aj.

116. Salih Zeki Sarıdanişmet İhlas Hab. Aj.

117. Nazan Barut Ateş Gazetesi

Adı Soyadı : Kurumu :

118. Aytekin Uğuz İhlas Hab. Aj.

119. Semra Yeşilyurt Cumhuriyet Gazetesi

120. Caner Büyükuğurlu Nergis Hab. Aj.

121. Halis Baltacı İhlas Hab. Aj.

122. Metin Başar İhlas Hab. Aj.

123. Güzide Sürmelioğlu Balıkesir Politika Gazetesi

124. Fatih Uraz Zaman Gazetesi

125. Teoman Özer Sem Hab. Aj.

126. Yakup Üstün Sem Hab. Aj.

127. C. Zafer Güven Gazete Ege Gazetesi

128. A. Ünal Sertbulut Ekonomi Gazetesi

129. Murat Ünlüer Show Hab. Aj.

130. Hüseyin Akarçeşme Ortadoğu Gazetesi

131. Turgut Engin Zaman Gazetesi

132. C. Fatih Özyurt Dünya Gazetesi

133. Elvan Özkaya Aktüel Dergisi

134. Elif Öz Dünya Gazetesi

135. Cumali Önal Zaman Gazetesi

136. M. Hakan Uzan Star Hab. Aj.

137. Hüseyin Yılmaz Atv Hab. Aj.

138. M. Zahir Bacanlı Cihan Hab. Aj.

139. İnci Ertuğrul İhlas Hab. Aj.

140. Ertan Turhan Medya Hab. Aj.

141. Hasan Altınışık Altı Hab. Aj.

142. Muhammet Sarıkoç Türkiye Gazetesi

143. Nafiz Akyüz İhlas Hab. Aj.

144. M. Hilmi Ezvergil İhlas Hab. Aj.

145. Cüneyt Oruç Milliyet Haberler Aj.

146. Tarık Dal Medya Hab. Aj.

147. Filiz Güler Sabah Gaz.

148. Bahattin Çağdaş Türkiye’de Akşam Gazetesi

149. Adem Tan Sem Hab. Aj.

150. Ayhan Demirci Dünya Gaz.

151. Hamit Dizman Millî Gazete

152. Ekrem Kaftan Türkiye Gazetesi

153. M. Tuncay Şen İhlas Hab. Aj.

154. B. Melih Sezgin Sem Hab. Aj.

155. Hakan Yılmaz Zaman Gazetesi

156. İsmail Durmaz Zaman Gazetesi

157. Ö. Faruk Yanardağ Yurt Hab. Aj.

158. Hülya Ünlü Türkiye’de Akşam Gazetesi

159. Süalp Çekmec Aktüel Dergisi

160. Ali Sökel Zaman Gazetesi

161. Gürbüz Öztürk Cihan Hab. Aj.

162. Eylem Düzyol Uçar Anka Hab. Aj.

Adı Soyadı : Kurumu :

163. Mesude Demir Ekspres Hab. Aj.

164. Hacı Hasdemir Zaman Gazetesi

165. Yıldırım Özcan Türkiye’de Akşam Gazetesi

166. Hüseyin Coşkun Medya Haber Ajansı

167. M. Mahmut Özgün Türkiye Gazetesi

168. M. Murat Akgiray Byte Türkiye Der.

169. Şadan Kaba Ajans Dokuz Hab. Aj.

170. Yunus Çağlar İhlas Hab. Aj.

171. S. Sıtkı İnceöz Zaman Gazetesi

172. Fatih Aşık Zaman Gazetesi

173. Sinan Gül Cihan Hab. Aj.

174. Dursun Akın Zaman Gazetesi

175. Mustafa Kara Zaman Gazetesi

176. Yetkin Bilgin Zaman Gazetesi

177. Suat Eğilli Finans Dünyası Gaz.

178. Metin Karakoç Yeni Trakya Ekspres Gaz.

179. Veli Solak Türkiye Gaz.

180. Nurettin Aslantaş Zaman Gazetesi

181. H. Barış Doster Cumhuriyet Gazetesi

182. Emrah Hattat Hat Hab. Aj.

183. Metehan Demir Ekspres Haber Aj.

184. Aysel Gelendost Akdeniz Haber Gaz.

185. Niyazi Çetin Zaman Gazetesi

186. Akın Bodur Ses Gazetesi

187. Selahattin Sev Zaman Gazetesi

188. Murat Musluoğlu TBMM

189. Mecit Beştepe Ajans Dokuz Hab. Aj.

190. İnci Asena Adam Sanat Der.

191. Mansur Çelik Anka Hab. Aj.

192. Aysel Alp Global Gazetesi

193. Mehmet Yavuz Yurt Hab. Aj.

194. Akın Tepecik Show Hab. Aj.

195. Hasan Çağlayan Gündüz Gazetesi

196. İ. İrfan Kaçar TBMM

197. Mehmet Canpolat Show Hab. Aj.

198. Sefa Ediz Aliç Show Hab. Aj.

199. Hasan Bölük Yeni Ses Der.

200. Deniz Türker Show Hab. Aj.

201. Aydoğan Vatandaş Zaman Gazetesi

202. İrfan Tuna Sem Hab. Aj.

203. Hayrullah Kocaalili Zaman Gazetesi

204. İrfan Tarakçıoğlu İhlas Hab. Aj.

205. Işıl Araoğlu Show Hab. Aj.

206. Ramazan Balcıoğlu Posta Gazetesi

207. İbrahim Arslan İhlas Hab. Aj.

208. M. Celil Erdoğan Turkish Daily News

Adı Soyadı : Kurumu :

209. Hasan Öztürk Öncü Gazetesi

210. Salih Erkan Yeni Şafak Gazetesi

211. Hüseyin Kelten Atv Hab. Aj.

212. Umut Yertutan Ajans Dokuz Hab. Aj.

213. Ö. Faruk Çalışkan İhlas Hab. Aj.

214. Mehmet Kara Körfez Gazetesi

215. M. Necil Ülgen Fanatik Gazetesi

216. Seda Özdemir Dünya Gazetesi

217. Cihan Narlı İhlas Hab. Aj.

218. M. Taner Nardemir İhlas Hab. Aj.

219. Gonca Balcı Ekonomist Der.

220. Can Küçükyıldırım İhlas Hab. Aj.

221. Nihan Azizlerli Bilgi Hab. Aj.

222. D. Zaide Kutlay Dünya Gazetesi

223. Nezihe Kazanç Ajans Dokuz Hab. Aj.

224. Belgin Bektaş Ajans Dokuz Hab. Aj.

225. M. Nur Seyis Yeni Asır Gazetesi

226. Ertan Sayın Yeni Asır Gazetesi

227. Ertan Sakızlı Gözlem Gazetesi

228. Hüseyin Gökçe Dünya Gazetesi

229. Selahattin Aydar Millî Gazetesi

230. Ömer Büyüktimur DiyarbakırSöz Gaz.

231. Fatma Batuka Aktüel Dergisi

232. Ayten Aydın Anadolu Ajansı

233. Deniz Derinsu Cumhuriyet Gazetesi

234. Selahattin Çam Zaman Gazetesi

Sürekli Basın Kartı

Adı Soyadı : Kurumu :

1. Nahit Top Akit Gazetesi

2. İlyas Özdemir Yeni Günaydın Gazetesi

3. M. Esat Ayık Ekspres Hab. Aj.

4. Turgut Özakman TRT Rad. Tv. Yük. Kur.

5. Raşit Gürdilek Turkish Daily News

6. Hasan Kılıç Hürriyet Gazetesi

7. Fahrettin Fidan Milliyet Haberler Aj.

8. Önder Baloğlu Sakarya Gazetesi

9. Ayşegül Zorlutuna Sanatsal Mozaik Der.

10. Sezai Yayla TRT

11. Caner Gören Serbest Gazeteci

12. Muhsin Çifteler TRT

13. Ferruh Ölmez Yeni Asır Gazetesi

14. M. Metin Oral Serbest Gazeteci

15. Emin Çeri Yeni Sabah Gazetesi

16. A. Tekin Çağlav Sözcü Gazetesi

17. N. Neşe Yurdakul İstiklal Gazetesi

18. M. Selami Akgüneş Star Hab. Aj.

Adı Soyadı : Kurumu :

19. Ali İncegül Sabah Gazetesi

20. Nazif Demirel Yeni Ses Gazetesi

21. Engin Karapınar TBMM

22. Ali Birerdinç Serbest Gazeteci

23. Yavuz Artıkaslan BYEGM

24. Hale Akal BYEGM

25. A. Tevfik Ünver BYEGM

26. Bülent Erdemgil BYEGM

27. Süleyman Kalender BYEGM

28. Celal Çelikhan BYEGM

29. Ahmet Bilecen BYEGM

30. Yücel Güneş BYEGM

31. Nazan Er BYEGM

32. Oğuz Teğmen BYEGM

33. Derya Hızal BYEGM

34. Abdulhalik Ensari BYEGM

35. Kemal Bostan 24 Saat Gazetesi

36. Ender Akdoğan Tribün Gazetesi

37. Azzam Yumrutaşlı TRT Yay. Den. Kur.

38. Bülent Osma TRT Tv. Dai. Bşk.

39. Ramazan Öztürk Sabah Gazetesi

40. Burhanettin Keteci TRT İst. Böl. Müd.

41. İlker Yasin Medya Hab. Aj.

42. Sarkis Koçunyan Jamanyak Gazetesi

43. Mehmet Kocakahyaoğlu Anadolu Ajansı

8-9 Temmuz 1999 Tarihlerinde Toplanan Basın Kartı

Komisyonuna Katılan Üyeler ve Mensup Oldukları Kuruluşlar

Gazeteciler Cemiyetini temsilen (Ankara) Nazmi Bilgin

Türkiye Gazeteciler Cemiyetini temsilen Turgay Olcayto

İzmir Gazeteciler Cemiyetini temsilen Erol Akıncılar

Türkiye Gazeteciler Sendikasını temsilen Orhan Erinç

Ender Ertekin

E. Sadık İpekçi

Basın Konseyini temsilen Baki Özilhan

Türk Basın Birliğini temsilen A. Oktay Pirim

Ankara, İstanbul ve Anadolu Gazete

Sahiplerini temsilen Alaattin Koçak

Anadolu Basın Birliğini temsilen Halil Zor

Basın Şeref Kartlı gazetecileri temsilen (Kom. Bşk.) Ali İhsan Göğüş

Sürekli Basın Kartlı gazetecileri temsilen Ali Baransel

Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müd. temsilen Hasbi Akal

Yavuz Artıkaslan

8-9 Temmuz Tarihlerinde Toplanan Komisyonda Basın Kartı

Almaya Hak Kazananların Listesi

Sarı Basın Kartı

Adı Soyadı : Kurumu :

1. H. Özlem Yüzak Cumhuriyet Gazetesi

2. Uğur Güçlü Akay Show Haber Ajansı

3. Şemsettin Özkan Zaman Gazetesi

4. Gönül Güçlü Darendeli’nin Sesi Gazetesi

5. Adil Özsüer Yeni Asır Gazetesi

6. Mehmet Kara Körfez Gazetesi

7. F. Melih Maradit Bolu Gündem Gazetesi

8. Ayşin Arıkan TRT Ankara Televizyonu

9. Neriman F. Tekil Fenerbahçe Spor Dergisi

10. Ahmet İnce Hürses Gazetesi

11. Erdoğan Şentürk TRT İst. Böl. Müd.

12. Özbey Men Dünya Gazetesi

13. Mustafa Demir Millî Gazete

14. Nezih Ünlü TRT Yay. Den. Kur. Üyesi

15. Meral Kınacılar Dünya Gazetesi

16. Necati Keleş Anadolu Ajansı

17. Serap Z. Yılmaz Ntv Haber Ajansı

18. Necmi Ünver Eskişehir Haber Aj.

19. Savaş Barış Görüş Gazetesi

20. Hakan Evrensel Gündem Dergisi

21. Nevzat Onaran Dünya Gazetesi

22. Erol Yılmaz Mil. Hab. Ajansı

23. Hüseyin Atılgan Hamle Gazetesi

24. İbrahim Taşel Günışığı Gazetesi

25. M. Ümran Bozoğlu Memleketin Alanya

26. Hande Fırat Brt Medya Ajansı

27. Ayşe Birsel Örf TRT Rad. Dai. Bşk.

28. Harun Reşit Çümen Zaman Gazetesi

29. Murat Aydın Aksiyon Dergisi

30. Hidayet Çolakoğlu Yeniülke Gazetesi

31. Orhan Güçlü Osmancık Haber Gazetesi

32. Arzu Sevtap Dural Medya Haber Ajansı

33. Özlem Şahin Anadolu Ajansı

34. Zeynep Salmanlı TRT Hab. Dai. Bşk.

35. Mehmet Tiren Türkiye Gazetesi

36. Çiğdem Aydın Anadolu Aj.

37. Mehmet Varan Türkiye Gazetesi

38. Ali Okur TRTDış. Yay. Dai. Bşk.

39. Hakkı Kurban Göktuğ Haber Aj.

40. Özlem Doğruöz Göktuğ Haber Aj.

41. Ümit Karadayı Yeşilırmak Gazetesi

42. Mustafa Çalık Türkiye Günlüğü Dergisi

Adı Soyadı : Kurumu :

43 Kenan Tümer Kent Haber Aj.

44. Müfit Tutar Albayrak Gazetesi

45. Ebru Bekir Gülüm Millî Gazete

46. Ahmet Aka Merhaba Gazetesi

47. Cem Çetin Özgür Kocaeli Gazetesi

48. Saim Alişan Show Haber Aj.

49. Burak Sabit Oktan Klas Gazetesi

50. Murat Kelkitoğlu Yeni Şafak Gazetesi

51. Nuri Sonar Teker TRTİst. Böl. Müd.

52. Adıgüzel Tozkoparan Anadolu Ajansı

53. Z. Devrim Demirel Günlük Haber Gazetesi

54. Mehmet Demir TRT İst. Böl. Müd.

55. Erhan Karadağ Türkiye Gazetesi

56. Beytullah Demir Zaman Gazetesi

57. Semra Topçu Ey-Ha Haber Aj.

58. Züleyha Karaman Anadolu Aj.

59. Fazıl Tatar Ntv Haber Aj.

60. F. Mehmet Türkmenoğlu Ntv Haber Aj.

61. Nihat Ak Cihan Haber Aj.

62. Mesut Gürkan Yeni İleri Gazetesi

63. Kenan Çetin Yurt Haber Aj.

64. Özlem Çinici E Haber Aj.

65. Mustafa Kara Yurt Haber Aj.

66. Ferit Aslan Medya Haber Aj.

67. Hakan Bolatoğlu Sanat Haber Aj.

68. Erdem Güner TRTAntalya Böl. Müd.

69. İsmail Galip Türkiye Gazetesi

70. İlhan Kandaz Ntv Haber Aj.

71. Aynur Çelebioğlu TRT İst. Böl. Müd.

72. Vefa Salman Yalova Gazetesi

73. Muharrem Özder Cihan Haber Aj.

74. Burhan Dalgıç İstanbulGazetesi

75. Nevin Okur TRT Haber Dai. Bşk.

76. M. Göksel Sözer C Haber Aj.

77. Sami Bayraktar Yurt Haber Aj.

78. Gürkan Vidilli İstanbul Gazetesi

79. Safiye Yuva Radikal Gazetesi

80. Gaye Coşkun Yeni Alanya Gazetesi

81. İlker Ünal Türkiye Gazetesi

82. Nihal Köylü Radikal Gazetesi

83. Demir Karataş Zaman Gazetesi

84. Mustafa Kirazlı Zaman Gazetesi

85. Mustafa Bursalı Bilge Haber Aj.

86. M. Selver Gözüaçık TRT Hab. Dai. Bşk.

87. Aydın Sulanç Hürriyet Haber Aj.

88. Ercan Baysal Yurt Haber Ajansı

Adı Soyadı : Kurumu :

89. Tayfun Er Star Haber Aj.

90. Adem Akkuş Çağdaş Kırşehir Gazetesi

91. İhsan Altıkardeş İhlas Haber Aj.

92. Muzaffer Şanal Belde Gazetesi

93. Samet Polat TRT Tv. Dai. Bşk.

94. Nizamettin Kaplan Nergis Haber Aj.

95. Nevzat Bingöl Atv Haber Aj.

96. Orhan Akcan Tasvir Gazetesi

97. A. Tamer Ulukılıç Leman Dergisi

98. Beytullah Demircioğlu Altınoluk Dergisi

99. Adem Yavuz arslan Zaman Gazetesi

100. S. Cenk Barut C Haber Aj.

101. E. Kamil Ülker Zaman Gazetesi

102. Nazmi Belge Radikal Gazetesi

103. M. Cezmi Ersöz Öküz Dergisi

104. Tuncay Altun Ntv Haber Aj.

105. Celil Sağır Zaman Gazetesi

106. Yasemin Özkal Platin Dergisi

107. Birol Uzunay Zaman Gazetesi

108. Nebahat Demirhan Karabük Ekspres Gazetesi

109. S. Volkan Erkoca Show Haber Aj.

110. Hakan Yıldırım İstanbul Gazetesi

111. İlkay Kılınç Cumhuriyet Gazetesi

112. Erkan Durdu Radikal Gazetesi

113. Cihan Bektaş Veri Haber Aj.

114. Yusuf Şahin Ekspres Haber Aj.

115. Ara Koçunyan Jamanak Haber Aj.

116. Ayhan Kıskaç Yurt Haber Aj.

117. Tufan Karaağaç Finansal Forum Gazetesi

118. Doğan Sarsar Radikal Gazetesi

119. Cenk Atılgan Sabah Gazetesi

120. Çetin Demirer Atv Haber Aj.

121. Ümit Kül Show Haber Aj.

122. Ferda Ayhan Yeni Asya Gazetesi

123. Hakan Tezer Ntv Haber Aj.

124. U. Murat Kosova Ntv Haber Aj.

125. Aslıhan Erkal Bir Tv.

126. Fatih Şahin Alem Gazetesi

127. İ. Ayşe Çeliker Türkiye’de Akşam Gazetesi

128. Mine Akbay Gölge Adam Gazetesi

129. Mehmet Akif Geç Yurt Haber Aj.

130. Batuhan Kıran Ekspres Haber Aj.

131. Seden Kundakçıoğlu İstanbul Gazetesi

132. Serdar Uyan Türkiye Gazetesi

133. Mehmet Yılmaz Zaman Gazetesi

Adı Soyadı : Kurumu :

134. Hakan Sümerer Sabah Gazetesi

135. Aykut Küçükkaya Cumhuriyet Gazetesi

136. Mihriban Beyaz Takvim Gazetesi

137. Fatih Yardım Ortadoğu Gazetesi

138. Durmuş Alaz Bölge Haber Gazetesi

139. İsa Yıldıran Yurt Haber Aj.

140. Önsel Ünal Türkiye Gazetesi

141. M. Cüneyt Ayral Dünya Gazetesi

142. Selçuk Behdioğlu İhlas Haber Aj.

143. Erol Çakır Millî Gazete

144. Soner Yılmaz İhlas Haber Aj.

145. Fatma Ünal Türkiye’de Akşam Gazetesi

146. Pınar İnsel Ntv Haber Aj.

147. Reha Tartıcı Ntv Haber Aj.

148. Ayşe G. Sonumut Ntv Haber Aj.

149. Serra Demirkol Ntv Haber Aj.

150. Burcu Anış Ntv Haber Aj.

151. Şeref Bölükbaşı Milha

152. Necati Aksüt Milha

153. Alper Turgut Cumhuriyet Gazetesi

154. E. Hakan Yılmaz Atv Haber Aj.

155. Osman Saka Türkiye Gazetesi

156. Adil Küçük Radikal Gazetesi

157. Sadet Uslu Cumhuriyet Gazetesi

158. Mehmet Faraç Cumhuriyet Gazetesi

159. Zülfü Altan Türkiye’de Akşam Gazetesi

160. Sedat Işıldak Medya Haber Aj.

161. Mustafa Koç Dünya Gazetesi

162. Yurdal Köroğlu Yeni Şafak Gazetesi

163. Sezar Atmaca Birikim Dergisi

164. Hakan Dikiciler Medya Haber Aj.

165. Erkan Arseven Ntv Haber Aj.

166. Birgül Taşdemir Platin Dergisi

167. Gülnur Yeşilbaş Ntv Haber Aj.

168. Ayhan Yalçınkaya Show Haber Aj.

169. Süreyya Üstünel E Haber Aj.

170. Selim Budak Cihan Haber Aj.

171. Şaban Kurt Zaman Gazetesi

172. Rahmi Akman Cihan Haber Aj.

173. Aydın Ceylan C Haber Aj.

174. T. Murat Kuter Bursa 2000 Gazetesi

175. Pınar D. Değerli Radikal Gazetesi

176. R. Metin Gülbay Hürriyet Haber Aj.

177. Orhan Çakmur Sabah Gazetesi

178. Selahattin Bostan Ntv Haber Aj.

179. Savaş Ekmen Cihan Haber Aj.

Adı Soyadı : Kurumu :

180. Ramazan Toprak Metropol Gaziantep Gazetesi

181. Didem Tümer Hürriyet Haber Aj.

182. Mehmet Öztürk Yeni Mesaj Gazetesi

183. Durak Doğan Medya Haber Aj.

184. Evren D. Aydoğan Hürriyet Haber Aj.

185. Eda Özsoy Çelik Türkiye’de Akşam Gazetesi

186. Ahmet Ertüm TRT Ank. Rad. Müd.

187. Göksel Özköylü Hürriyet Haber Aj.

188. Hale Tüzük Radikal Gazetesi

189. Düzgün Karadaş Altı Haber Aj.

190. Müfide Gültekin TRT Tv. Dai. Bşk.

191. Mutlu Soyuçok İhlas Haber Aj.

192. Nevzat Demirkol Yeni Şafak Gazetesi

193. Arzu Kösemehmetoğlu Zaman Gazetesi

194. Ömür Varol Show Haber Aj.

195. Seyit Zedelenmez Bilgi Haber Aj.

196. Demet Keser İhlas Haber Aj.

197. Mahmut Arslan Türkiye Gazetesi

198. Beyazıt Cebeci İhlas Haber Aj.

199. Özlem Onaylı Ekspres Haber Aj.

200. Yaşar Süngü Yeni Şafak Gazetesi

200/1. Cüneyt Ateş Anadolu Aj.

201. G. Hanbay Gezer Milliyet Haber Aj.

202. Şennur Uzan Özgür Kocaeli Gazetesi

203. Seval Kömürcüoğlu Körfez Star Gazetesi

204. Oktay Köroğlu Zaman Gazetesi

205. Ayça Kızılkaya Mak Aj.

206. Nimet Yıldız Zaman Gazetesi

207. İsmail Akgül Zaman Gazetesi

208. Faruk Gönültaş Zaman Gazetesi

209. A. Fatih Uyar Anadolu Rad. ve Gör. Hiz.

210. Ayşegül Aksu Türkiye Gazetesi

211. Hüseyin Solmaz Milliyet Haber Aj.

212. Emrah Erdaş Anadolu Aj.

213. Recep Özdemir Cihan Haber Aj.

214. Z. Esin Çetinel Posta Gazetesi

215. M. Şahin Polat Dünya Gazetesi

216. Görkem Yaşayan Ntv Haber Aj.

217. G. Nezaket Dursun Dünya Gazetesi

218. Necdet Açan Aktüel Dergisi

219. Mustafa Kartoğlu Türkiye’de Akşam Gazetesi

220. Aslı Tasasız Borsamatik Dergisi

221. Sinan Tezgel Türkiye’de Akşam Gazetesi

222. Alper Ballı Cumhuriyet Gazetesi

223. E. Banu Salman Cumhuriyet Gazetesi

224. M. Muhsin Gökbel Çökertme Gazetesi

Adı Soyadı : Kurumu :

225. Kemal Bozoğlu Yeni Ekspres Gazetesi

226. İ. Ceylan Güner Hürriyet Haber Aj.

227. Güven Karakuş Türkiye Gazetesi

228. Ruhi Sarı Yeni Mesaj Gazetesi

229. A. Kerem Kırçuval Medya Haber Aj.

230. Hüseyin Altundal Brt Medya Aj.

231. Sevinç Gümüş Finansal Forum Gazetesi

232. Mustafa Kemaloğlu Yurt Haber Aj.

233. Ali Öztunç Medya Haber Aj.

234. Nesli Atalay Sonsöz Gazetesi

235. Gülbende Bozkurt Sabah Gazetesi

236. Ö. Sarıca Aksoy Sabah Gazetesi

237. Tayfun Devecioğlu Sabah Gazetesi

238. S. Sema Denker Sabah Gazetesi

239. Fatma Metin Anadolu Aj.

240. Erhan Baysal İhlas Haber Aj.

241. İlyas Kırcaarslan İhlas Haber Aj.

242. Gülten Uğurlu Dünya Gazetesi

243. Ömer Faruk Çağlar İhlas Haber Aj.

244. Ebru Yener Türkiye ve Dün. Güneş Gazetesi

245. Ekrem Çalkılıç İhlas Haber Aj.

246. Malik Atan Yeni Asya Gazetesi

247. Özcan Gümüş İhlas Haber Aj.

248. Serkan Türk Medya Haber Aj.

249. H. Aydan Önder Medya Haber Aj.

250. Tansel Semerci Özel Haber Gazetesi

251. Asım Yağız İhlas Haber Aj.

252. Haldun Kalkan İhlas Haber Aj.

253. Niyazi Erdoğan İhlas Haber Aj.

254. M. Ömer Kılıç İhlas Haber Aj.

255. Ahmet Çimen Olay Gazetesi

256. İsmail Yaşar Millî Gazete

257. Serap Ünlütürk Dünya Gazetesi

258. İpek Türker Hürses Gazetesi

259. Şule Kaya Cumhuriyet Gazetesi

Sürekli Basın Kartı

Adı Soyadı : Kurumu :

1. Atıf Güven TRT Ank. Tv. Müd.

2. Köksal Taştan TRT Gen. Sekreterlik

3. Hakkı Ekmekçi Ticaret ve Ekonomi Gaz.

4. İrfan Aydın Siyah-Beyaz Gazetesi

5. M. Güven Türker Çanakkale Haber Gazetesi

6. Sevim Cambaz TRT Dış Yay. Dai. Bşk.

7. Teoman Erol Sabah Haber Aj.

8. Ercan Doğu İzmir Val. Bas. Halk. İlş. Müş.

9. Birol Abakay BYEGM

Adı Soyadı : Kurumu :

10. Orhan Bursalı Cumhuriyet Gazetesi

11. Mehmet Taygan Radikal Gazetesi

12. Metin Çetin TRT Hab. Dai. Bşk.

13. Tanzer Özkut BYEGM Dai. Bşk.

14. Fehmi Akı Dağyeli Gazetesi

15. H. Mete Başer TRT Ank. Tv. Müd.

16. Mustafa Sevilen Serbest Gazeteci

17. Gazi Altun Türk Edebiyat Dergisi

18. H. Bahtiyar Demirci TRTAnk. Tv. Müd.

19. M. Çetin İmir TRT Ank. Tv. Müd.

20. Ahmet Çitak TRTDış Yay. Dai. Bşk.

21. Osman Can Yeni Rize Gazetesi

22. A. Erdoğan Uğurlu TRTDış Yay. Dai. Bşk.

23. Z. Gülten Önal TRT Dış Yay. Dai. Bşk.

24. Recep Vidin TRT Ank. Tv. Müd.

25. Zehra Çakır Serbest Gazeteci

26. Güzide Taranoğlu Gülpınar Sanat Dergisi

27. Ertan Günay Ekonomi Gazetesi

28. Necla Ünal Ana Dergisi

29. Günsenin Çamdoruk TRT İzmir Rad. Yay.

30. İsmet Korbay Ankara Ticaret Gazetesi

31. Ertan Gökalp Ekonomi Gazetesi

32. B. Rüştü Altay Ajans Dokuz Haber Aj.

33. İbrahim Şanlı TRT Dış Yay. Dai. Bşk.

34. Yaşar Gören Serbest Gazeteci

35. Ersin İmer TRTHab. Dai. Başk.

36. Orhan Atasoy Kongre Dergisi

37. Yusuf Dursun Türkiye’de Akşam Gazetesi

38. Mehmet Kaya TRT Tv. Dai. Bşk.

39. Emin Çölaşan Hürriyet Gazetesi

40. Ertan Somunkıran TRT Yay. Dent. Kur. Bşk.

41. Y. İsmet Bozkurt İstiklal Gazetesi

42. Hasan Tufan Ekonomi Gazetesi

43. H. Salim İnanç Yurtta ve Dün. Gün. Tic. Gaz.

44. Serpil Gündüz Bizim Gazete

45. Barbaros Sevük TRT Ank. Tv.

46. Zeki Efe Orta Doğu Gazetesi

47. A. Rıza Türker İstiklal Gazetesi

48. Sabri Tulga Serbest Gazeteci

49. Eyvan Feyzioğlu Yeni Asır Gazetesi

50. Süleyman Yağız Takvim Gazetesi

51. Bahriye Çevik TRT Yay. Dent. Kur. Bşk.

52. Yavuz Tarakçıoğlu TRT Ank. Tv. Müd.

53. Erol Gezeroğlu Yeni Sayfa Gazetesi

54. Bülent İşmen Vakif Gazetesi

55. N. Refiğ Pala Radikal Gazetesi

Adı Soyadı : Kurumu :

56. Nuri Sabırsız Olay Gazetesi

57. Ahmet Dikiciler Serbest Gazeteci

58. Kaya Güreş TRT Gen. Sek.

59. Nusret Demren TRT Ank. Tv Müd.

60. İlhami Arslan TRT İzmir Rad.

61. Füsun Baytok TRT Yay. Dent. Kur.

62. Ahmet Tan Sabah Gazetesi

63. Fatma Sevim Yener Sonsöz Gazetesi

64. Mehmet Toprak BYEGM

65. Hüseyin Tanrıkulu Türkiye Gazetesi

66. Kerime Şenyücel TRT Tv. Dai. Bşk.

67. Nurten Polat TRT Antalya Böl. Müd. Yay.

68. Talip Tutar Albayrak Gazetesi

69. Ergür Türer TBMM Basın Müş.

70. Yüksel Uysal Serbest Gazeteci

71. Yusuf Gökçe TRT İzmir Tv. Müd.

72. Kürşat Yanardağoğlu Serbest Gazeteci

73. Fahrettin Hepkeskin Akşam Gazetesi

74. Okan Pelit TRT Haber Dai. Bşk.

75. Muharrem Aydın Meydan Gazetesi

76. A. Leyla İsmier Bizim Gazete

77. Serpil Yazıcıoğlu Son-An Gazetesi

78. Serpil Erim TRTİst. Böl. Müd.

79. Özden Kemertaş Sabah Gazetesi

80. Seçil Keskin TRT Hab. Dai. Bşk.

81. Macit Küleri TRT Erzurum Böl. Müd.

82. Erhan Erk Serbest Gazeteci

83. Atilla İlhan Cumhuriyet Gazetesi

84. İbrahim Yıldız Cumhuriyet Gazetesi

85. Cevher Kantarcı E Haber Aj.

86. Ümit Turpçu Hürriyet Gazetesi

24 Saat Gazetesi

8 Mart 1978 tarihinden itibaren Ankara’da, günlük olarak yayınlanan 24 Saat Gazetesinin sahibi, Gazeteciler Cemiyeti adına Nazmi Bilgin’dir.

Merkezi Ankara’da bulunan Gazeteciler Cemiyeti tarafından yayınlanan bu gazetinin dizgi, film, montaj ve baskısı Gaye Matbaacılık Sanayi ve Ticaret A.Ş. Tarafından yapılmaktadır.

Anılan gazete, bayiler aracılığıyla satılmamakta, abone sistemi ile okuyucularına gönderilmektedir. 24 Saat Gazetesinin Basın İlân Kurumuna intikal ettirdiği Haziran/1999 ayına ilişkin İcmal Varakasına göre (1 066) abonesi mevcuttur.

8 sayfa olarak basılan gazete, münderecat, yüzölçümü ve resmî ilân kontenjanı dışında, meslek gazetelerinin hükümlerine tabidir.

Basın İlân Kurumu Genel Müdürlüğünün, 67 sayılı Genel Kurul Kararının 61 inci maddesinin A ve D fıkralarına uygun olarak resmî ilân kontenjanı tespit edilen 24 Saat Gazetesi, Basın İlân Kurumu aracılığıyla 1998 yılında toplam olarak 24 519 224 470 TL. tutarında ilân yayınlanmıştır. 1999 yılı Haziran ayı sonuna kadar yayınladığı resmî ilânların tutarı 14 378 200 000 TL.’dir.

Anılan Genel Kurul Kararının değişik 54 üncü maddesinin son fıkrası, günlük gazetelerin beher nüshasının satış fiyatının, Katma Değer Vergisi dahil, 10 000 TL.’den az olamayacağını öngörmektedir. Aynı Kararın 58 inci maddesinin (d) fıkrasının (a) bendi ise, meslekî gazetelerin abone bedellerinin yukarıda belirtilen 54 üncü maddede öngörülen asgarî satış fiyatının altına düşmemek üzere, kendi günlük satış fiyatı ile abone süresinin çarpımı sonucu bulunacak meblağdan az olmayacağını işaret etmektedir.

24 Saat Gazetesinin üzerinde yazılı olan satış fiyatı 10 000 TL., haftada bir gün çıkmayan bu gazetenin yıllık abone bedeli 3 080 000 TL.’dir.

24 Saat Gazetesi, Basın İlân Kurumu Genel Kurulunda temsil edilen Ankara Gazeteciler Cemiyetinin imtiyaz sahibi olması sebebiyle, 67 sayılı Genel Kurul Kararının 24 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 46 ncı maddesinin ikinci fıkrasından yararlanmıştır. Anılan gazete, Ankara Gazeteciler Cemiyetinin dışında bir başka kuruluşa devredilmesi halinde, sözü edilen Genel Kurul Kararının 33 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, resmî ilân ve reklam yayınlama hakkını kaybedecektir.

24 Saat Gazetesinden Sarı Basın Kartı Taşıyanların Listesi

Adı Soyadı Görevi

1. Ülkü Angılı Muhabir

2. Osman Pertev Atasay Muhabir

3. Mehmet Balıkçıoğlu Muhabir

4. Ali Bavuk Muhabir

5. Hasan Başar Düzeltmen

6. Mükerrem Güreli Muhabir

7. Kaler Güven Muhabir

8. Serra Menderes Muhabir

9. Ünal İnanç Muhabir

10. Yusuf İzzet Şenocak Muhabir

39. – Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın, Ankara-Kırıkkale arası otoban ihtiyacına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Koray Aydın’ın yazılı cevabı (7/424)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Koray Aydın tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 6.8.1999

Kemal Albayrak Kırıkkale

1. Ankara-Kırıkkale arası otoban yapılması düşünülüyor mu?

2. 44 ilin geçiş kapısı olan Kırıkkale yoğun bir trafik akışına sahip. Otoban yapıldığı takdirde hem trafik akışında hem de gelir getirme açısından masarfı karşılama imkânı var. Bu nedenle otoban yapılması kurum içinde bir kazanç olacağından zaten Gölbaşı Kayaş arası, Havaalanı Kayaş arası otoban faaliyeti olduğuna göre 50 km.’lik alanın yapılması ile ilgili çalışmalar var mıdır?

T.C. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı 13.9.1999 Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Ankara Sayı : B.09.0.APK.0.22.00.00.17/755

Konu : Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Genel Sekreterliğinin 16.8.1999 gün ve Kan.Kar.Md.A.01.GNS.0.10.00.02-7/424-1489/3940 sayılı yazısı.

Ankara-Kırıkkale arasındaki yol güzergâhına otoban yapılmasının düşünülüp, düşünülmediği konusunda Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın, Bakanlığımıza yönelttiği TBMM 7/424 esas sayılı yazılı soru önergesine dair cevabımız ekte sunulmuştur.

Bilgi ve gereğini arz ederim.

Koray Aydın Bayındırlık ve İskân Bakanı

Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın TBMM 7/424 Esas Sayılı yazılı soru önergesine dair sorular ve cevapları

Sorular :

1. Ankara-Kırıkkale arası otoban yapılması düşünülüyor mu?

2. 44 ilin geçiş kapısı olan Kırıkkale yoğun bir trafik akışına sahip. Otoban yapıldığı takdirde hem trafik akışında hem de gelir getirme açısından masarfı karşılama imkânı var. Bu nedenle otoban yapılması kurum içinde bir kazanç olacağından zaten Gölbaşı Kayaş arası, Havaalanı Kayaş arası otoban faaliyeti olduğuna göre 50 km.’lik alanın yapılması ile ilgili çalışmalar var mıdır?

Cevap :

Ankara-Kırıkkale Devlet Yolunun 1998 yılı Yıllık Ortalama Günlük Trafik Değeri Ankara-Elmadağ arasında 22 732, Elmadağ-Kırıkkale arasında taşıt miktarı ise 15 550 - 16 340 adettir. Halen bölünmüş yol olarak hizmet veren mevcut yolun günümüzdeki ve gelecekteki muhtemel trafiğe hizmet edebilecek düzeyde olduğu yapılan incelemeler sonucunda tespit edilmiştir.

Bu nedenle, söz konusu güzergâhta bir otoyol projesinin geliştirilmesi veya yapımı Karayolları Genel Müdürlüğünün öncelikli projeleri arasında şimdilik yer almamaktadır.

40. – Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın, Kırıkkale Havaalanı Projesine İlişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün yazılı cevabı (7/425)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Ulaştırma Bakanı Sayın Enis Öksüz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 6.8.1999

Kemal Albayrak Kırıkkale

1. Kırıkkale’de yapılması düşünülen havaalanı projesi ne safhadadır?

2. Teknik açıdan alternatif olarak gösterilen havaalanı yeri neresi tespit edilmiştir.

3. Bu proje ne zaman faaliyete geçirilecektir?

T.C. Ulaştırma Bakanlığı 31.8.1999 Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Sayı : B.11.0.APK.0.10.01.21./EA/-1103-1867

Konu : Kırıkkale Milletvekili Sayın Kemal Albayrak’ın yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 16.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/425-1490/3941 sayılı yazısı.

Kırıkkale Milletvekili Sayın Kemal Albayrak’ın 7/425-1490 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı hazırlanarak ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Enis Öksüz Ulaştırma Bakanı

Kırıkkale Milletvekili Sayın Kemal Albayrak’ın 7/425-1490 sayılı yazılı soru önergesi ve cevabı

Sorular :

1. Kırıkkale’de yapılması düşünülen havaalanı projesi ne safhadadır?

2. Teknik açıdan alternatif olarak gösterilen havaalanı yeri neresi tespit edilmiştir.

3. Bu proje ne zaman faaliyete geçirilecektir?

Cevap :

Kırıkkale ve yöresinin hava ulaşım ihtiyacının karşılanması amacıyla; 1997 yılında Valiliğin isteği üzerine Kırıkkale-Kılıçlar ile Kırıkkale-Merkez havaalanı alternatiflerinin ön etüdleri yapılmıştır.

Her iki alternatifte de stol tipi havaalanına elverişli pist yapımının mümkün olabileceği ancak arazinin topoğrafik yönden çok dalgalı olması nedeniyle maliyetinin çok yüksek olacağı ve konvasiyonel boyutlara geliştirilemeyeceği belirlenmiştir.

Valilikçe Bakanlığımıza alternatif olarak önerilen Kırıkkale-Keskin havaalanı ile ilgili ön etüd çalışmaları 1/25 000 ölçekli haritalar üzerinde sürdürülmekte olup, mahallinde değerlendirmeler yapılacaktır.

Etüd çalışmalarından sonra “Hava Ulaşımı Genel Etüdü” sonuçları ile 1 inci Havacılık Şûrası kararları doğrultusunda gerekli değerlendirmeler yapılacaktır.

41. – Tekirdağ Milletvekili Nihan İlgün’ün, ham ve rafine ayçiçek yağına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Tunca Toskay’ın yazılı cevabı (7/426)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Tunca Toskay tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunu tensiplerinize arz ederim.

Saygılarımla.

Nihan İlgün Tekirdağ

Soru 1 : Ham ve rafine ayçiçek yağı için; 1997 ve 1998 yılları ile 10.8.1999 tarihi itibariyle bugüne kadar, “Dahilde İşleme Rejimi” kapsamında;

a) Kaç firmaya izin verildiği (Firmaların ticaret unvanları ve ayçiçek çekirdiği ve ayçiçek yağı ithalat miktarları),

b) Taahhüt süresi dolan izinlerin gerçekleşme oranının ne olduğu,

c) İşlenip ihraç edilmeyen ve yurt içinde piyasaya sürülen yağ tespit edilip edilmediği, edilmişse tahkikat konusu olan firmalar,

Soru 2 : Normal ithalat yoluyla 1997 ve 1998 yılları ile 10.8.1999 tarihi itibari ile bugüne kadar ayçiçeği çekirdeği, ham ve rafine ayçiçek yağının ithalat miktarları ve değerinin ne olduğu?

T.C. Devlet Bakanlığı 7.9.1999 Sayı : B.02.0.005/00304

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı

Genel Sekreterliğine

İlgi : TBMM Başkanlığının 16.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/426-1491/3944 sayılı yazısı.

Tekirdağ Milletvekili Nihan Ülgün’ün Bakanlığıma tevcih ettiği ve ilgi yazı ekinde gönderilen 7/426-1491 esas no’lu yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Prof. Dr. Tunca Toskay Devlet Bakanı

Tekirdağ Milletvekili Sayın İlhan İlgün’ün 7/426-1491 esas no’lu yazılı soru önergesinin cevabıdır.

Soru 1 : Ham ve rafine ayçiçek yağı için; 1997 ve 1998 yılları ile 10.8.1999 tarihi itibariyle bugüne kadar, “Dahilde İşleme Rejimi” kapsamında;

a) Kaç firmaya izin verildiği (Firmaların ticaret unvanları ve ayçiçek çekirdiği ve ayçiçek yağı ithalat miktarları),

b) Taahhüt süresi dolan izinlerin gerçekleşme oranı ne olduğu,

c) İşlenip ihraç edilmeyen ve yurt içinde piyasaya sürülen yağ tespit edilmiş midir? Edilmişse tahkikat konusu olan firmalar hangileridir?

Cevap 1:

a) 1.1.1997 ile 10.8.1999 tarihleri arasında ayçiçek çekirdeği ve ayçiçek yağı ithalatı karşılığında ham ve rafine yağ ihracatı taahhüdünde bulunan firmalar için 225 adet belge düzenlenmiş olup, bu firmaların ticaret unvanları ile ithalat miktar ve değerleri ilişik listede (Ek 1) belirtilmiştir. Ancak, bu rakamlar öngörülen değerleri ifade ettiğinden, fiili gerçekleşme değerleri ancak taahhütlerin kapatılmasından sonra tespit edilebilmektedir. Öte yandan, geçmiş yıllardaki taahhüt kapatmaları dikkate alındığında fiili ithalatın, öngörülen miktarın % 60-65’i oranında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.

b) 95/7615 sayılı Kararın 10 uncu, 13 üncü ve 14 üncü maddelerinde, dahilde işleme izin belgelerinin azami 12 ay olduğu ve bu sürenin ilgilinin talebi üzerine proje bazında uzatılabileceği; Kararda belirtilen tedbirlerin uygulanmasına ilişkin her türlü denetim ve düzenlemede Müsteşarlığımızın yetkili olduğu; Dahilde İşleme Rejimi ile ilgili usul ve esasların da bu Karar hükümlerine istinaden Tebliğ ve talimatlarla düzenlenebileceği öngörülmüştür.

Bu çerçevede, azami 12 ay olarak belirlenen Dahilde İşleme İzin Belgesi süresi içerisinde ithalat ve ihracat tamamlanması esas olmakla birlikte, mücbir sebep halleri ve ihracatın durumuna göre bu süreler uzatılabilmektedir. Nitekim en son 30 Haziran 1999 tarih 23741 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Dahilde İşleme Rejimi Kararında Değişiklik Yapılması Hakkında 99/12889 sayılı Kararla, ihracat taahhüt sürelerinin bitiminden itibaren 30.12.1999 tarihine kadar yapılan ihracat, 1.1.1997 tarihinden itibaren düzenlenmiş ve taahhüt hesapları kapatılmamış dahilde işleme izin belgesi taahhütlerine sayılabilmektedir.

Bu nedenle; 1997 ve 1998 yıllarında tanzim edilen belgelerin taahhüt süreleri 31.12.1999 tarihinde, 1.1.1999 ile 10.8.1999 tarihleri arasında tanzim edilen belgelerin taahhüt süreleri ise düzenlenme tarihine bağlı olarak 31.12.1999 ile 25.3.2000 yılları arasında sona erecektir.

Öte yandan ihracat süresi bulunmasına rağmen Dahilde İşleme İzin Belgelerinin;

– Toplam taahhüt hesabı açısından yaklaşık % 30’u;

– Belge sayısı açısından yaklaşık % 50’si

fiilen kapatılmış durumdadır.

c) Dahilde İşleme İzin Belgeleri kapsamında yapılan ve fiktif olduğu Gümrükler Genel Müdürlüğü ve İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterlikleri tarafından ileri sürülen ihracatlarla ilgili olarak 9 firma hakkında başlatılan tahkikat halen sürdürülmektedir.

Soru 2 : Normal ithalat yoluyla 1997 ve 1998 yılları ile 10.8.1999 tarihi itibari ile bugüne kadar ayçiçek çekirdeği, ham ve rafine ayçiçek yağının ithalat miktar ve değeri nedir?

Cevap 2 :

1997, 1998 ve 10.8.1998 tarihi itibariyle ayçiçek çekirdeği, ham ve rafine ayçiçek yağının ithalat miktarları ve değerleri ilişikte tabloda (Ek-2) belirtilmiştir.

Ancak Gümrük Müsteşarlığı, TCMB, DİE, Hazine Müsteşarlığı ve DTM’ce ortak kullanıma açık gümrük beyanname takibine ilişkin on-line bilgisayar programında gerek ihracat ve gerekse ithalat miktar ve değerleri teşvikli-teşviksiz ayırımını detaylandırmadığından tablodaki değerler toplam ithalat ve ihracat değerlerini içermektedir.

Bilgilerinizi rica ederim.

Ayçiçek Tohumu, Ham ve Rafine Ayçiçek Yağı İthalatı

İthalat (Değer - $) İthalat (Miktar - Ton)

Ürünün Adı 1999 1999 1997 1998 (Ocak-May.) Toplamlar 1997 1998 (Ocak-May.) Toplamlar

Ham Ayçiçek Yağı 128 441 184 102 724 189 35 535 841 266 701 214 229 718 156 698 58 612 445 028

Rafine Ayçiçek Yağı 20 987 6 286 0 27 273 23 7 0 30

Ayçiçek Tohumu 141 416 241 178 517 671 74 248 014 394 181 926 564 430 678 477 286 456 1 529 363

Not : Yazılı soru ile ilgili işleme izin belgesi listesi dosyasındadır.

42. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın;

- İsrail İşçi Partisi Merkez Komitesi üyesi bir kişinin ERNK temsilcileriyle görüştüğü iddialarına,

- İsrail’de yayınlanan bir gazetede Türkiye aleyhinde çıkan yazılara,

İlişkin soruları ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in yazılı cevabı (7/428, 429)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Dışişleri Bakanı Sayın İsmail Cem tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Bülent Akarcalı İstanbul

İsrail’de iktidarda olan İşçi Partisi Merkez Komitesi Üyesi Erez Biton Belçika’da ERNK temsilcileriyle Kürt Parlamentosu diye adlandırılan yerde görüşmüştür.

1. Bu görüşme ErezBiton’un şahsî girişimiyle mi, yoksa İşçi Partisinin iradesiyle mi gerçekleşmiştir?

2. Bakanlığınızın buna benzer girişimlere yeltenen Alman parlamentere takındığı tutum bu kişiye karşı da izlenecek midir?

3. İsrail İşçi Partisi Nezdinde ne gibi girişimde bulundunuz?

4. İsrail Hükümetinin bu konuda tepkisi nedir?

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Dışişleri Bakanı Sayın İsmail Cem tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Bülent Akarcalı İstanbul

İsrail’de yayınlanan Jerusalem Post Gazetesinde Danna Harman, Thomas O’Dwyer imzasıyla ülkemiz için “zorba, küstah, utanmaz, saldırgan” gibi tanımları içeren son derece ağır hakaretler içeren yazılar çıkmaktadır.

1. Bu yazılara Bakanlığınızın tepkisi ne olmuştur?

2. Aynı gazetede elçiliğimiz cevap yazıları çıkartmış mıdır?

3. Bu gazetenin trajı ne kadardır?

4. Siyasî çevrelerde etkisi ne kadardır?

5. Kamuoyunda etkisi ne kadardır?

6. İsrail Hükümetinin bu konuda dikkati çekilmiş midir?

7. Jerusalem Post Gazetesinin sürekli aleyhimize bu tarzı sizce nereden kaynaklanmaktadır?

8. Jerusalem Post İsrail Hükümeti veya Dışişleri Bakanlığının açıkça söyleyemediğini yazan bir gazete midir?

T.C. Dışişleri Bakanlığı 6.9.1999 Siyaset Planlama GenelMüdürlüğü Sayı : SPGM/582-392

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : 16.8.1999 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-1578 sayılı yazıları.

İstanbul Milletvekili Sayın Bülent Akarcalı’nın, ilgide kayıtlı yazılı soru önergelerine ilişkin olarak hazırlanan yanıtlar ilişikte sunulmaktadır.

Saygılarımla arz ederim.

İsmail Cem Dışişleri Bakanı

ANAP İstanbul Milletvekili Sayın Bülent Akarcalı’nın
yönelttiği soru önergeleri için hazırlanan yanıtlar

7/428. Erez Biton’un, Temmuz ayında PKK terör örgütü güdümünde faaliyet gösteren sözde “Sürgünde KürdistanParlamentosu” Başkanı Yaşar Kaya’yla Belçika’da yaptığı görüşmeyi, “İsrail Uluslararası Akdeniz Merkezi (IMC)” adlı hükümet dışı örgütün başkanı olarak gerçekleştirdiği öğrenilmiştir. IMC adı duyulmuş ve etkin bir kuruluş değildir.

Öte yandan, Erez Biton’un İşçi Partisine kayıtlı olduğu bilinmekle birlikte, kendisinin, İşçi Partisi Merkez Komitesi üyesi olmadığı anlaşılmaktadır.

Bu itibarla ve esasen görüşmenin mahiyeti adıgeçenin kendisi tarafından da IMC şemsiyesi altında tanımlandığı cihetle, ziyaretin İşçi Partisinin iradesiyle yapıldığını söylemek mümkün görülmemektedir.

İsrail Hükümeti, PKK ve onun güdümünde çalışan örgütlere karşı tavrını ve yaklaşımını açıkça ortaya koymaktadır. Nitekim, Bakanlığımızın İsrail’in Ankara Büyükelçiliğiyle, Tel Aviv Büyükelçiliğimizin de İsrail DışişleriBakanlığıyla yaptığı çeşitli görüşmelerde İsrail tarafı, PKK’yı desteklemelerinin ya da PKK’yla temasa geçmelerinin kesinlikle sözkonusu olmadığını vurgulamaktadırlar.

7/429. İsrail basınının Türkiye’ye ve Türk-İsrail ilişkilerine yaklaşımı genel olarak olumlu ve Türkiye lehinedir. Bununla birlikte, basın özgürlüğünün bulunduğu İsrail’de kimi yazarların zaman zaman Türkiye’yi eleştiren makalelerine de rastlanmaktadır.

İngilizce yayımlanan ve sınırlı bir traja sahip olan “The Jerusalem Post” gazetesinin genel olarak, Türkiye’yle ilgili olumsuz bir tutumu veya yayın politikası bulunmamaktadır. Bununla beraber, gazetenin köşe yazarı Thomas O’Dwyer’ın zaman zaman yayımladığı makalelerde maalesef ülkemiz hakkında asılsız iddialara yer verdiği ve saldırgan bir üslup kullandığı doğrudur. Büyükelçiliğimiz konuyu gazetenin üst yönetimiyle ele alarak gereken girişimlerde bulunmuştur. Öte yandan, yazarın bu münferit tutumu İsrailli yazarların da tepkisine yol açmakta ve aynı gazetede veya diğer basın organlarında cevabî nitelikte yazılar yayımlanmaktadır.

43. – Balıkesir Milletvekili Agâh Oktay Güner’in, İstanbul ve Anadolu basınının devletten aldığı teşvik ve kredi miktarlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve DevletBakanı Mehmet Ali İrtemçelik’in yazılı cevabı (7/430)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan SayınBülent Ecevit tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Agâh Oktay Güner Balıkesir

Anadolu Basını ve İstanbul Basını halkımızın “Haber Alma Özgürlüğü”nün değerli temsilcileridir.

Gelişmenin tabiî kuralı ve siyasî iktidarların tutumu sonucu İstanbul Basını fevkalâde güçlenmiş, ne yazık ki Anadolu Basını son derece güçsüz kalmıştır.

Şirketleşme holding yapısına ulaşma aşamalarının ardından, banka, ihracat, ithalat şirketleri, tatil köyleri kurulmuş ve gazete, televizyon çoğu kere bu gücün sözcüsü hatta koruyucusu olarak hizmet verir görünmüştür. İdealist ve düşünce kimliğine sahip olanları kenara çekersek, diğerlerinin züccaciye esnafının ekmeğine göz dikerek, tabak, çanak dağıtarak gazete sattığını görürüz.

En ileri teknoloji uygulamasına, büyük devlet kaynaklarını kullanmasına rağmen İstanbul Basınının büyük çoğunluğu “Başyazı’sız basındır. Bizim gençliğimizde gazeteler başyazılarıyla okunurdu. Kamuoyuna o kalemler yön verirdi.Bu gün ise durum tamamen değişmiş ve fikrin, düşüncenin yerini hediyelik eşyalar almıştır.Bu ülkemiz açısından elem verici bir gelişmedir.

Bir kısım İstanbul Basını bu çizgide ilerlerken Millî Mücadele günlerindeki fedakârlık çizgisinden sapmayan Anadolu Basını bu günde aynı fazilet, fedakârlık ve idealizmi çoğunlukla sürdürmektedir. Bu onların henüz kapitalist çizgiye ulaşamadıkları biçiminde değerlendirilebilirse de büyük ölçüde haksızlık edilmiş olacağı kanaatindeyim.Bu sebeplerle;

1. İstanbul ağırlıklı basının (promosyonla) hediyelik eşyalarla esnafın ekmeğine el uzatmasına son vermeyi düşünüyor musunuz?

2. Son 10 yıllık dönemde İstanbul ağırlıklı basının Devletten aldığı teşviklerin, Devlet bankalarından aldığı kredilerin, teminat mektuplarının tutarı nedir? Bu kredilerin kimlere verildiği, geri ödeme süresi, toplam faizleri,tahsilat oranı ne kadardır?

3. Anadolu Basınına son 10 yılda verilen kredi miktarı nedir? Hangi kuruluşlara verilmiş ve hangi oranda geri tahsilat yapılmıştır?

4. Hükümetimizin, Anadolu Basını için ne gibi projeleri var? Anadolu Basınını kalkınıp güçlenmesi yolunda uygulayacağınız projeler var mı? Varsa açıklar mısınız?

5. Anadolu’daki gazetelerin baskı ve yayın tekniği olarak kullandığı makine ve teçhizat fevkalade geridir. Anadolu’nun sesini duyuran bu gazetelerin ileri teknolojiye kavuşturulması yolunda düşündüğünüz tedbirler var mı?

6. Anadolu Basınının telefon, faks, posta nakliye ücretlerinde daha düşük tarife ile çalışmasına imkân verecek bir uygulamaya geçmeyi düşünmek mevcut şartlarda hakkaniyetin gereği değil midir?

7. Basın meslek odalarının kurulması konusuna nasıl bakıyorsunuz? Basın ve yayın sektörünün böyle bir yapılanmaya girmesi elzem değil mi?

8. Devlete bağlı ajanslardan “Anadolu Basınının” ücretsiz faydalanması mümkün müdür?

9. Anadolu basınının vergi yükünü hafifletici tedbirler düşünüyor musunuz?

10. Vasıflı yerel gazetelerin, basın ilan kurumu yönetmelikleri gereği belli oranda personel istihdam etmesi gerekmektedir. Mesela 0.80 santimetrekare çapındaki günlük bir gazetenin, bir yazı işleri müdürü, üç muhabir çalıştırması şartı vardır. Kıt kaynaklarla yayın hayatını sürdürmeye çalışan Anadolu basını, istihdam etmekle zorunlu olduğu personelin SSK primleri ve diğer sosyal güvenlik şartlarını yerine getirmekte hayli zorlanmaktadır. Hükümetimizin, fikir işçisi kadrosundaki personelin SSK primleri ve diğer sosyal güvenlik yaptırımları konusunda, yerel basına kolaylık tanıyacak bir çalışması olabilir mi?

11. Basın İlan Kurumunun, vasıflı gazeteler için, tutmakla yükümlü kıldığı bazı defterler, günümüz şartlarında gereksiz ve anlamsız kalmaktadır. Örneğin kâğıt ambar defteri,, abone defteri, baskı defteri gibi. Kullanılan kâğıtla ilgili fatura ve diğer bilgiler, zaten kuruluşun muhasebe kayıtlarında yer almakta, kâğıt girişi, bedeli, kullanılma oranı bu kayıtlarda görülebilmektedir. Devletin Anadolu basınının kullandığı kâğıt için sübvansiyon uygulamadığı düşünüldüğünde de, zaten kâğıt ambar defterinin kullanılmasındaki gereksizlik, kendiliğinden ortaya çıkıyor. Gazetenin abone kayıtları ise, kendi iç bünyelerinde bir biçimde tutulabiliyor. Abone sayısı ve aboneden elde edilen gelir, yine muhasebe kayıtlarına geçtiğinden, bu defterin de kullanılması gereksizdir. Basın İlan Kurumuna, şubelerine, şubelerin olmadığı yerlerde valiliklere, her ayın 20’sinde verilen icmal varakalarında, aylık baskı adedinden kâğıt girişlerine, kullanılan malzemeden, personel sayısına kadar pek çok bilgi yer almaktadır. İcmal varakalarında belirtilen bilgiler ortadayken, ekstra defter tutmanın gereği nedir? Bu defterler, ayrıca noter tasdikli olduklarından, her dönem başında gazete idarelerine büyük masraflar getirmektedir.Bu defterlerin kaldırılması yönünde çalışmanız olacak mı?

T.C. DevletBakanığı 6.9.1999 Sayı : B.02.0.0015/335

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 16.8.1999 tarihli ve KAN.KAR.MD.A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/430-1501/3980 sayılı yazısı.

Balıkesir Milletvekili Agâh Oktay Güner’in Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Bakanlığımız koordinatörlüğünde cevaplandırılması tensip edilen yazılı soru önergesine ilişkin cevaplar ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Mehmet Ali İrtemçelik DevletBakanı

57. Hükümet Döneminde Yerel Medyaya Tanınan Olanaklar

Kurtuluş Savaşının kazanılıp, Cumhuriyetin kurulmasında demokrasimizin gelişip, kurumsallaşmasında büyük katkıları olan Anadolunun sesi olarak nitelendirilen yerel medyanın önemi inkâr edilemez.

Küreselleşme olgusunu yaşadığımız ve 21 inci yüzyıla girmekte olduğumuz bu dönemde, ülkemizin ulusal kültür ve değerleri ile diğer uluslar arasında kendi kimliği ile yer alabilmesi, ülkemizin hak ettiği konuma gelmesi için yerel medyaya büyük görevler düştüğünün bilinciyle, 57 nci hükümet olarak, yerel medyanın çağdaş bir iletişim ortamına ulaşması bağlamında hem içerik, hem de teknik açıdan katkıda bulunmakta, bu çerçevede çalışmalar yapmaktayız.

Yerel medya ile ilişkileri geliştirmek, koordinasyon sağlamak için iller bazındaki örgütlenme çalışmaları devam etmektedir. Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren İstanbul, Diyarbakır, Adana, Antalya, İzmir, Trabzon ve Erzurum İl Müdürlüklerinin yanı sıra, ihdası bakanlar kurulu kararı ile yakın tarihte uygun görülen 9 il müdürlüğünün (Batman, Bingöl, Elazığ, Hakkâri, Mardin, Siirt, Şırnak, Tunceli, Van) açılması için de çalışmalar sürdürülmektedir.

Yerel basının kullandığı teknolojinin yetersizliği nedeniyle habere ulaşmadaki zorlukları dikkate alınarak, yerel basına haber kaynağı oluşturmak, bölgeler arasında haber ve bilgi akışını sağlamak amacıyla;

“Anadolunun Sesi” adıyla aylık, 3 000 trajlı bir gazete ve “Anadoluya Haberler” adı altında 900 trajlı bir bülten yayınlanmaktadır ve yerel basına dağıtımı yapılmaktadır. Bu bültenler aynı zamanda internete girmektedir.

İç ve Dış Enformasyon Akış (IDEA) projesi çerçevesinde tedricen 24 il’e ‘Kayseri, Erzurum, Diyarbakır, Samsun, Trabzon, Gaziantep, Eskişehir, Afyon, Aydın, Çanakkale, Van, Burdur,Konya, Antalya, Bolu, İçel, Ordu, Malatya, Adana, İzmir, Manisa, Edirne, Bursa ve Rize) haber akışı devam etmektedir.

Sözkonusu illerin valiliklerinde Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğüne ait birer bilgisayar terminali bulunmakta, yurtdışındaki basın müşavirliklerinden gelen haberler ve yurt içinde bağlantılı olunan ajanslardan gelen haberler merkezde değerlendirilip, daha çok bölgesel ve yerel basının yararlanacağı genel haberler valiliklerde bulunan terminallere aktarılarak, yerel basının hizmetine sunulmaktadır.

Ayrıca, haber akışının daha da yaygınlaştırılması amacıyla günlük olarak çıkarılan “Haber Anadolu” adlı bülten, valiliklerimizin basın müşavirlikleri ve Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün il müdürlükleri aracılığıyla yerel medyaya faksla iletilmektedir.

Yine yerel medyaya haber ve bilgi akışının sağlanması bağlamında, bakanlıkların basın açıklamaları ve kamuoyunu ilgilendiren icraatlarına ilişkin bilgilere yönelik “Türk Haber” adlı bülten yayınlanmakta ve bültende yer alan açıklamalar anında internete girmektedir.

Öte yandan, yerel basının Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün fotoğraf arşivinden (Devlet büyükleri ve çeşitli konulara ilişkin) yararlanması sağlanmaktadır.

Bu arada hükümetimiz, yerel gazetecilerin eğitim sorunlarının giderilmesi hususunda da oldukça hassas davranmış ve çalışmalarımız içerisinde bu tür faaliyetler ivme kazanmıştır.

12-13 Mart 1998 tarihlerinde Diyarbakır’da başlayıp, Trabzon ve Bursa’da devam eden yerel medya eğitim seminerlerinin dördüncüsünü 9-10 Eylül 1999 tarihlerinde Erzincan’da düzenleyeceğiz. Medya alemi içindeki dayanışmanın güçlenmesi, toplumsal kaynaşmaya katkı, teknik ve içerik anlamında meslekî yönden bilgilenme açısından yararlı gördüğümüz bu seminerleri, Türkiye’nin tüm bölgelerinde gerçekleştireceğiz.

Anadolu Basını ve Kredi

Anadolu Basınına, son 10 yılda kredi verilmesi sözkonusu değildir. Ancak, Basın-Yayın ve Enformasyon GenelMüdürlüğünce geliştirilen bir proje kapsamında, millî mücadeleden bu yana Atatürk ilkelerini savunan yayın politikasını kesintisiz olarak bugüne kadar sürdüren, ilkelerinden ödün vermeden 25 Aralık 1998 tarihinde 80 inci yılını kutlayan “Yeni Adana” gazetesine tanıtma fonundan sağlanan “İstisnai Ödül” verilmiştir.

Diğer taraftan, Cumhuriyetimizin 75 inci yılının kutlanması etkinlikleri çerçevesinde, Anadoluda Kurtuluş Savaşı yıllarında ve Cumhuriyetin ilanından kısa bir süre sonra kurulan, Cumhuriyet tarihimiz açısından özel bir yere sahip olduğu düşünülen ve ilkelerinden sapmayarak yayın hayatlarını günümüzde de sürdüren, Cumhuriyet ilkelerinin yerleşmesi sürecine katkıda bulunan, yayın yılı 60’ın üzerinde olan 8 yerel gazete, 6.10.1998 tarihinde ödül yolu ile desteklenmiştir.Bu gazeteler, Yeni Adana (1918), Antalya (1922), Bartın (1924), Trakya’da Yeşilyurt (1925), Yeşil Giresun (1925), Ülker (1927), Turan (1930) ve Siirt (1937) gazeteleridir.

Yaygın Basın ve Kredi

Son 10 yılda büyük basın olarak adlandırdığımız yaygın basın ve yayın kuruluşlarına basın faaliyetleriyle ilgili olarak Devlet Bankalarından ve Devlet kaynaklı kredi verilmesi gibi bir durum sözkonusu değildir.

Basın ve Promosyon

Sanayi ve Ticaret Bakanlığımız tarafından, promosyona yönelik yapılan düzenlemeler çerçevesinde, basınla ilgili tüketicinin haklarının korunmasına ilişkin çalışmalar yapılmaktadır.

Basın-SSK Primleri-Vergi

Fikir işçisi kadrosundaki basın personelinin SSK primleri ve diğer sosyal güvenlik konularına ilişkin düzenlemeler 212 sayılı Yasada yeniden derpiş edilmiştir. Bu bağlamda, Anadolu Basınıyla ilgili olarak bu konuda ve genel vergi yükünün hafifletilmesi hususunda bir çalışma öngörülmemektedir.

Basın Meslek Odaları

Basın meslek odalarının oluşumuna ilişkin herhangi bir çalışma mevcut değildir. Zira, çoğu basın-yayın kuruluşunun ortak görüşü, basındaki örgütlenmenin “meslek odası” biçiminden ziyade “federasyon” şeklinde olması yönündedir. Kaldı ki, 55 gazeteciler cemiyeti bir araya gelerek “Gazeteciler Federasyonu”nu oluşturmuşlardır.

Buna benzer oluşumların özellikle yerel basının sorunları ve bu meselelerin çözüm yolları hakkında bizzat yerel basın temsilcileri arasında bir uzlaşı sağlanmasına katkıda bulunmasını ümit ediyoruz.

Esasen, basın içindeki örgütlenme çalışmalarının devlet öncülüğünde değil, basının kendi bünyesinde yer alan kişi ve kuruluşlar tarafından yapılmasının daha sağlıklı olacağı kanaatindeyiz.

Basın İndirimleri, Basın İlan Kurumu

Anadolu Basınına, telefon, faks, posta nakliye ücretlerinde ayrıcalıklı tarife uygulanmasının öngörülüp, öngörülmeyeceği hususu ilgili kurumlarla değerlendirilecektir.Keza, Basın İlan Kurumunun, vasıflı gazetelere yönelik olarak tutmakla yükümlü kıldığı bazı defterlerin gerekli olup olmadığı hususu da anılan kurumla yeniden ele alınacaktır.

44. – Balıkesir Milletvekili Agâh Oktay Güner’in, Balıkesir İlinde bir zeytinyağı borsası kurulmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun yazılı cevabı (7/431)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Bülent Ecevit tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Agâh Oktay Güner Balıkesir

11 milyon zeytin ağacı varlığı, zeytin ve zeytinyağı üretimi ile ülkemizde önde gelen Balıkesir vilayetimizde; zeytinyağı borsasının olmayışı büyük kayıplara sebep olmaktadır.

Globalleşen dünya ekonomisinde fiyatların bu kadar esnek ve anlık değişir olması, bir türlü oluşturulamayan zeytin ve zeytinyağı üretim ve satış politikalarının desteklenmesi bakımından Balıkesir İlimizde “Zeytinyağı Borsası” kurmayı faydalı görerek düşünür müsünüz?

T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 1.9.1999 İç Ticaret Genel Müdürlüğü Sayı : B.14.0.İTG.0.14.00.01/TBMM-SÖ/7467

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : 16.8.1999 tarihli ve KAN.KAR.MD.A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/431-1502/3981 sayılı yazınız.

T.C. Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar GenelMüdürlüğünün 23.8.1999 tarihli ve B.02.0.KKG.0.12/106-54-4/4105 sayılı yazısı ekinde alınan, Balıkesir Milletvekili Agâh Oktay Güner’in SayınBaşbakanımıza “Balıkesir İlinde Zeytinyağı Borsası” kurmayı faydalı görerek düşünür müsünüz” şeklinde tevcih ettiği yazılı soru önergesine cevap ekte sunulmuştur.

Bilgilerine arz ederim.

Ahmet Kenan Tanrıkulu Sanayi ve Ticaret Bakanı

Balıkesir Milletvekili Agâh Oktay Güner’in Sayın Başbakanımıza
tevcih ettiği yazılı soru önergesine cevaptır.

Ülkemizdeki 28 milyon hektar olan tarım alanlarının % 4’ünü zeytinlikler oluşturmakta ve yaklaşık olarak 90 milyon zeytin ağacı bulunmaktadır. Bunun yaklaşık 11 milyonu Balıkesir’de bulunmaktadır. Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde ağırlık kazanan zeytin tarımı ülkemizde 400 000 civarında ailenin geçim kaynağını oluşturmaktadır.

Ülkemiz zeytinyağı üretimi yıllar itibariyle değişiklik göstermekle birlikte 1997/1998 döneminde yaklaşık 40 000 ton, 1998/1999 üretim sezonunda ise 180 000 ton olarak gerçekleşmiştir. Yıllık zeytinyağı üretiminin % 23’ü Balıkesir’de üretilmektedir.

Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri zeytin ve zeytinyağı alımı yaparak piyasanın düzenlenmesi ve üreticinin korunması fonksiyonunu icra etmeye çalışmaktadır.

1998 yılının zeytinyağı üretiminde var yılı olmasına karşın sezon başında dünya ve ülkemiz fiyatlarındaki düşüş, yüksek üretim maliyetleri ve satış sorunları karşısında, üreticinin tatmini, aynı zamanda zeytinyağı ihracatçısının ve sanayicisinin rekabet edebilir fiyatlarla zeytinyağı alabilmesi amacıyla zeytinyağı prim sistemi uygulamasına geçilmiş olup ödemeler devam etmektedir.

1999 yılı başından itibaren dünya zeytinyağı fiyatlarındaki yükseliş, iç piyasa fiyatlarını da yükseltmiş ve bu durum halen devam etmektedir.

Bilindiği üzere, Ticaret Borsaları, 5590 sayılı Kanunda yazılı esaslar dairesinde, arz ve talebe göre serbest piyasa koşullarında borsaya dahil maddelerin alım ve satımlarını tanzim ve tescil etmek, fiyatların tescil ve ilanı işleriyle meşgul olmak üzere kurulmaktadır.

Ülkemizde özellikle tarım ürünlerinde arz ve talebin borsa ortamına yönlendirilerek fiyatların serbest piyasa koşullarında oluşmasını sağlamak ve borsa dinamiklerinden yararlanarak devletin tarım ürünlerinin desteklenmesinden doğan yükünün hafifletilmesi amacıyla ihtisas borsalarının kurulmasının uygun bir araç olduğu düşünülerek buna imkân vermek üzere 4233 sayılı Kanunla 5590 sayılı Kanuna ek 11 inci madde ilave edilmiştir.

Bakanlığımız, Dünya Bankasının desteği ile “Ürün borsalarının geliştirilmesi projesi” çerçevesinde pamukta; İzmir, Adana, Şanlıurfa, hububatta; Konya, Eskişehir, Edirne, Polatlı ticaret borsalarının, ihtisas borsası olarak faaliyete geçirilmesi konusundaki teknik ve hukukî altyapı çalışmalarını sürdürmektedir.

Ancak, henüz hiçbir ürün için ihtisas borsası kurulmamıştır.

Tek ürüne dayalı, ihtisas borsacılığının başarıya ulaşabilmesi için; öncelikle o yerde spot borsacılığın gelişmiş ve bunların depo, kantar, laboratuar, bilgisayar ağı ve donanımı bakımından alt yapılarının tamamlanmış olması gerekmektedir.

İhtisas borsacılığı için gerekli teknik ve hukukî düzenlemelerin tamamlanmasından sonra Balıkesir’de zeytinyağı ihtisas borsası kurulması da değerlendirilecektir.

45. – Balıkesir Milletvekili Agâh Oktay Güner’in, vergi yasalarında öngörülen değişikliklere ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral’ın yazılı cevabı (7/432)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Maliye Bakanı Sümer Oral tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Agâh Oktay Güner Balıkesir

Vergi yasalarında yapılması öngörülen değişikliklerin aşağıdaki nedenlerle, bir “Vergi Affı”nı da içermesi gerektiği inancındayız.

1. Bilindiği gibi, 213 sayılı Yasanın 30 uncu maddesinin 2 nci fıkrasının 7 nci bendi hükmünce kaynağı açıklanamayan harcama ve tasarruflar “vergisi ödenmemiş kazanç” olarak nitelenir.

Gelir vergisi yasasına 4369 sayılı yasa ile eklenen geçici 47 nci madde 30.9.1998 tarihinden evvel edinilmiş bu nitelikteki kazançları vergi incelemesi ve dolayısı ile vergi tarhiyatı kapsamından çıkarmış, yani 30.9.1998 tarihinden evvel edinilen bu tür kazançların vergisini affetmiştir.

47 nci maddenin bu “af niteliği, yasanın gerekçesinde de;

“........ geçmişle bağlantının kesilmesi........” şeklinde ifade edilmiştir.

“Malî Milad” diye isimlendirilen bu “af” hükmünün vergi ile ilgili amaçlarından biri de, ekonomiye dahil edilmeyen varlıkların kullanılır hale getirilmesidir. Oysa;

A) 213 sayılı Yasanın “re’sen vergi tarhı” başlığı taşıyan 30 uncu maddesinin 2 nci fıkrası yalnızca 7 nci bentten ibaret değildir.

“Vergisi Ödenmiş Kazanç” olduğu kanıtlanamayacak bir varlığa servete sahip olan ve geçici 47 nci maddenin getirdiği “af” hükmüne güvenerek varlığını” “ekonomiye dahil” eden bir mükellef, her an, gelir kaynaklarının geçmişe yönelik olarak incelenebileceğinin ve 30 uncu maddenin 2 nci fıkrasının 6 ncı bendinde yer alan;

“Tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunursa”

şeklinde hükümle vergilendirilebileceğinin baskısını duyacaktır.

B) “Vergisi Ödenmiş Kazanç” olduğu kanıtlanamayacak bir varlığa sahip mükellef, esasen içerisinde bulunduğu tedirginlik duygusuyla, bu varlığı oluşturan gelir kaynaklarının incelenmesi halinde bir vergi tahriyatıyla karşılaşabileceği gerçeğini her an aklında tutmaktadır.

4369 sayılı Yasanın 47 nci maddesi insanlara, “kazancın vergiye tabi olduğu”nu ve “geçmiş işlemlerin incelenebileceği”ni bir defa hatırlatmıştır.

Bir defa hatırlatılmış olan bu gerçek, Gelir Vergisi Yasasının 1,2 ve 82,2 maddelerinde ya da başkaca hükümlerinde yapılacak yeni düzenlemelerle unutturulamaz.

Yapılması gereken, 2801 sayılı Yasa benzeri bir “Uzlaşma ortamı” yaratmak ve geçici 47 nci maddenin gerekçesinde yer aldığı şekilde, vergi mükelleflerinin “geçmişle bağlantılarını” yalnızca varlıkları doğuran gelir kaynakları itibariyle de “kesmek”tir.

2. Gelirini tümüyle vergi idaresinin bilgisi dışında tutan vergi mükelleflerine sınırsız bir af getirirken, faaliyetini vergi dairesinin bilgisi içerisinde yürüten ama gelirini beyan etmeyen veya eksik beyan eden vergi mükelleflerini bu affın dışında bırakmıştır.

Böyle bir yasal düzenleme insanların adalet duygusunda “eşitsizlik” etkisi yapıyorsa, bu eşitsizliğin giderilmesi için de, 2801 sayılı Yasa benzeri bir uzlaşma ortamı yaratılmasına gerek var demektir.

Yeniden düzenlenecek vergi yasalarını bu konuda beklenen amacı gerçekleştirebilmesi için, gelirin tarifinde ve kapsamında tekrar “kaynak” teorisine dönülmesi yeterli “ ve hatta gerekli” değildir. Gerekli olan, mükelleflerin “gelir kaynakları” itibariyle de “geçmişle bağlantılarını kesmek”tir.

Böyle bir düzenlemeye katılır mısınız?

T.C. Maliye Bakanlığı 1.10.1999 Gelirler Genel Müdürlüğü Sayı: B.07.0.GEL.0.82/8211-84/041541

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı Kararlar Dairesi Müdürlüğünün 16.8.1999 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/432-1505/3984 sayılı yazısı.

Tarafımdan cevaplandırılmak üzere Balıkesir Milletvekili Sayın Agâh Oktay Güner tarafından ilgi yazı eki 7/432-1505 sayılı yazılı soru önergesinde belirtilen hususlarla ilgili Bakanlığımız cevabı aşağıda açıklanmıştır.

Sözkonusu yazıda belirtilen hususlarla ilgili olarak 14.8.1999 tarih ve 23786 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmış bulunan 4444 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 56 ncı maddesinin H fıkrasında “Bu Kanunun geçici 47 nci maddesi kapsamındaki değerler ile işlem ve bildirimlerden hareketle bunlara taraf olanlar da dahil olmak üzere herhangi bir vergi incelemesi ve tarhiyat (Vergi Usul Kanununun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasının 7 numaralı bendi dahil) yapılamaz.” hükmü getirilmiş bulunmaktadır. Bu hüküm ile sözkonusu soru önergesinde yer alan tereddütlerin giderildiği düşünülmektedir.

Diğer taraftan, 29.7.1998 tarih ve 23417 mükerrer sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 4369 sayılı Kanunla vergi kanunlarında bazı değişiklikler yapılmış olup, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 47 nci maddede yapılan düzenleme ile de geçmiş ile ilişkinin kesilmesi ve belli bir tarih itibariyle sahip olunduğu ispatlanan kıymetlerden hareketle geçmişe yönelik inceleme yapılmaması öngörülmüştür.

Anılan madde ile 4369 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibariyle sahip olunan ve varlığı Devlet tarafından veya Devlet güvencesinde tutulan kayıt ve siciller ve diğer kanaat getirici vesikalarla ispat edilen kıymetlerden karşılanan mal edinimleri ve harcamalar nedeniyle Gelir Vergisi Kanununun 82 nci maddesinin 2 numaralı fıkrasına ve Vergi Usul Kanununun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasının 7 numaralı bendine göre tarhiyat yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.

Görüleceği üzere maddede belirtildiği şekilde varlığı kanıtlanan kıymetlere ilişkin herhangi bir vergileme öngörülmemiş, aksine “diğer kazanç ve iratlar” bakımından ileride yapılacak vergilemede geçmişle bağlantının koparılmasıyla, bu kıymetlerin servet ve harcamalarda meydana gelen artışın izahında kullanılabilmesi sağlanmıştır.

Yukarıda sözkonusu edilen hüküm, vergi dairesinde mükellefiyet kaydı bulunsun veya bulunmasın gerçek kişilerin tümünü kapsamaktadır. Diğer bir anlatımla bu hüküm Türkiye’de yaşayan tüm gerçek kişilerin yararlanabileceği ülke genelindeki bir uygulamadır.Dolayısıyla mükellefiyet kaydı bulunanların geçici 47 nci madde ile getirilen düzenlemenin dışında tutulması gibi bir uygulama sözkonusu değildir.

Önergede uzlaşma ortamı yaratılarak 2801 sayılı Yasaya benzer yeni bir af yasası düzenlenmesinin daha yararlı olacağı belirtilmekte ise de, bugüne kadar çıkarılmış olan bütün malî af kanunlarında, mükelleflerin geçmişe yönelik vergi, resim, harç ve benzeri borçlarının sürüncemede bırakılmadan bir an önce tahsili amaçlanmış ve tahsil edilemeyen amme alacaklarından dolayı hesaplanan gecikme zammı ve gecikme faizi ile kesilen cezaların önemli bir bölümünün tahsilinden vazgeçilmek suretiyle mükelleflerin af kanunlarından yararlanarak, vadesi geçmiş borçlarının asıllarını ödemeleri teşvik edilmiştir.

Mevcut koşullarda bir malî af kanunu çıkarılmasının yararlı olmayacağı düşünülmekte olup bu konuda bir çalışma yapılmamaktadır.

Bilgi edinilmesini arz ederim.

Sümer Oral Maliye Bakanı

46. — Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin Aydın’ın, SiirtKüçük Sanayi Sitesi inşaatına ve Siirt Organize Sanayi Bölgesi projesine ilişkin sorusu ve Sanayi ve TicaretBakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun yazılı cevabı (7/434)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sanayi ve TicaretBakanı Sayın Ahmet Kenan Tanrıkulu tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunu delaletlerinize arz ederim.

Saygılarımla. 10.8.1999

Ahmet Nurettin Aydın Siirt

Sorular :

1. Ülkemizin sanayi yatırımlarına en fazla ihtiyacı olan illerinden Siirt İlinde, yapımı son aşamaya getirilen küçük sanayi sitesi altyapı çalışmaları için, site yönetim kurulunun Bakanlığınızdan 58 milyar TL’lık bir kredi talebi vardır.Siirt küçük sanayi sitesinin bu yıl hizmete girebilmesi için bu talebi karşılamayı düşünüyor musunuz?

2. Siirt organize sanayi bölgesi harita ve imar planı tamamlanmış olmasına rağmen, bütçe imkânları ve ödenek temini bahaneleri ile bir türlü ihale aşamasına getirilememiştir. 1999 yılı bütçesi ile Siirt organize sanayi bölgesine ne kadar ödenek ayrılmış ve ihalesi ne zamana planlanmıştır?

T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 6.9.1999 Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği Sayı : B.14.0.BHİ.01-280

Konu : Yazılı Soru Önergesi

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

İlgi :16.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/434-1509/3994-1579 sayılı yazınız.

Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin Aydın’ın, “Siirt Küçük Sanayi Sitesi inşaatına ve Siirt organize sanayi bölgesi projesine” ilişkin olarak tarafımdan cevaplandırılmasını istediği (7/434) Esas No.lu yazılı soru önergesiyle ilgili cevabımız ekte takdim edilmiştir.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Ahmet Kenan Tanrıkulu Sanayi ve TicaretBakanı

SiirtMilletvekili Ahmet Nurettin Aydın’ın
yazılı sorularına ilişkin cevaplarımız

Cevap 1 :

Siirt - Merkez küçük sanayi sitesi (altyapı) projesi, üstyapı inşaatı 1996 yılında tamamlanan 128 işyerlik küçük sanayi sitesinin, eksik olan altyapı işlerinin tamamlanması için 1997 yılında yatırım programına alınmıştır. 1999 yılı program ödeneği net 19 milyar TL’dir. Ayrıca Bakanlığımızca 73 milyar TL ek ödenek sağlanarak revize ödeneği 92 milyar TL’ye çıkarılmış, bu ödeneğin 8,8 milyar TL’si harcanmıştır. altyapı inşaatının fizikî gerçekleşmesi % 27, AG-OG elektrik şebekesi inşaatının fizikî gerçekleşmesi % 74’tür. Proje için bugüne kadar 1999 yılı fiyatları ile 30,6 milyar TL kredi kullandırılmıştır.

Projenin 1999 yılında bitirilebilmesi mümkündür. Ancak inşaatın hızlandırılması gerekmektedir.

Cevap 2 :

1991 yılından beri yatırım programlarında yer alan Siirt-Merkez organize sanayi bölgesinin onaylı altyapı (yol, içme suyu, yağmur suyu, pis su, AG-OG elektrik) proje ve keşifleri mevcuttur. Sözkonusu proje için; 17.11.1998 tarih ve 15820 sayılı yazımızla DevletPlanlama Teşkilâtı Müsteşarlığına gönderilen 1999 yılı yatırım programı teklifimizde 233 milyar TL ödenek talep edilmesine rağmen, bütçe imkânlarının kısıtlı olması nedeni ile DPT müsteşarlığınca 1999 yılı yatırım programında yeterli ödenek tefrik edilemediğinden ihalesi yapılamamaktadır.

47. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, Ankara-Doğubeyazıt hattında bir otoban projesi çalışması olup olmadığına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskânBakanı Koray Aydın’ın yazılı cevabı (7/435)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Koray Aydın tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasına delaletinizi saygı ile arz ederim.

11.8.1999

Tevhit Karakaya Erzincan

1. Ankara-Sivas-Erzincan-Erzurum-Doğu Beyazıt Hattında, Bakanlığınızın otoban proje çalışması var mıdır?

2. Sözkonusu hatta otoban projesi çalışması varsa, proje ne safhadadır?

3. Ankara-Doğu Beyazıt otoban projesi çalışmanız yoksa Bakanlığınız böyle bir çalışma başlatmayı düşünüyor mu?

4. Sözkonusu otoban projesinin hayata geçirilmesi halinde, bölgeye ekonomik, sosyal kültürel yönden yapacağı katkı ve finans kaynağı konusunda Bakanlığınızca ön bir çalışma yapılmış mıdır?

T.C. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı 13.9.1999 Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Sayı : B.09.0.APK.0.22.00.00.17/756

Konu : Erzincan Milletvekili TevhitKarakaya’nın

yazılı soru önergesi.

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Genel Sekreterliğinin 16.8.1999 gün ve KAN.KAR.MD.A.01.0.GNS. 0.10.00.02-7/435-1510/3995 sayılı yazısı.

Ankara - Doğubeyazıt hattındaki bir otoban projesi çalışması olup, olmadığı konusunda, Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın Bakanlığımıza yöneltmiş olduğu TBMM 7/435 Esas Sayılı yazılı soru önergesine dair cevaplarımız ekte sunulmuştur.

Bilgi ve gereğini arz ederim.

Koray Aydın Bayındırlık ve İskân Bakanı

Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın TBMM 7/435 Esas Sayılı
Yazılı Soru Önergesine Dair Sorular ve Cevapları

Sorular :

1. Ankara-Sivas-Erzincan-Erzurum-Doğu Beyazıt Hattında, Bakanlığınızın otoban proje çalışması var mıdır?

2. Sözkonusu hatta otoban projesi çalışması varsa, proje ne safhadadır?

3. Ankara-Doğu Beyazıt otoban projesi çalışmanız yoksa Bakanlığınız böyle bir çalışma başlatmayı düşünüyor mu?

4. Sözkonusu otoban projesinin hayata geçirilmesi halinde, bölgeye ekonomik, sosyal kültürel yönden yapacağı katkı ve finans kaynağı konusunda Bakanlığınızca ön bir çalışma yapılmış mıdır?

Cevap :

Ankara - Sivas - Erzincan -Erzurum - Doğu Beyazıt Devlet Yolunun 1998 yılı yıllık ortalama günlük trafik değeri çeşitli kesimler itibariyle 4 000 ila 505 taşıt arasında değişmektedir. Sözkonusu kesimlerde yolların geometrik standartlarının mevcut ve gelecekteki trafiğe göre yeterli olduğu tespit edildiğinden, bu güzergâhta şimdilik şerit ilavesine veya yeni bir yola ihtiyaç bulunmamaktadır.

Ayrıca, Ankara - Kırıkkale Devlet yolunda KİTGİ projesi kapsamında üstyapı iyileştirmesi, Yerköy Ayrımı - Yozgat -Sıvas - Zara Devlet Yolunda bitümlü sıcak karışım ve onarımı, Zara - Suşehri Devlet Yolunda yol yapımı, Erzincan Çevre Yolu yapımı, (Erzincan - Pülümür) Ayr.-12 Bl.Hd. Devlet Yolunda yol yapımı, Tercan -Aşkale Devlet Yolunda bitümlü sıcak karışım işleri, Aşkale -Erzurum Devlet yolunda KİP projesi kapsamında ve Erzurum - Ağrı - Doğubeyazıt Devlet Yolunda da bitümlü sıcak karışım kaplama çalışmaları sağlanabilen ödenek imkânları ölçünde sürdürülmektedir. Böylece, sözü edilen güzergâhın tamamında geometrik özellikler değiştirilmeksizin mevcut yolların fizikî standartları yükseltilmektedir.

Not : Yazılı Soru ile ilgili harite dosyasındadır.

48. – Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas’ın, DSİ 17 nci Bölge Müdürlüğünün teknik eleman ve ekipman ihtiyaçlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı M. Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/436)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Maliki Ejder Arvas Van

DSİ XVII. Bölge Müdürlüğünün çalışma alanı Van, Muş, Bitlis ve Hakkâri illeridir. Bu bölgelerin mahrumiyet bölgesi olması çalışma şartlarını oldukça zorlaştırmaktadır. Bölgede görev yapan teknik elemanlar birtakım nedenler öne sürerek tayinlerini çıkartmaları ve gidenlerin yerlerinin doldurulamaması bölgede hizmet üretimi açısından çok daha verimsiz düzeye çekmektedir. Bunun yanı sıra bölgedeki ekipmanların % 50’sinin ekonomik ömrünü doldurmuşlardır.Bu ise şartları daha da zorlamak anlamını taşımaktadır.

1. Bölgeden tayin edilen elemanların yerine neden atama yapılmıyor?

2. Bölgede çalışan teknik elemanların tayin isteklerinin asgari düzeye çekilmesi için neden bir çalışma yapılmıyor?

3. Bölgede ekonomik ömrünü tamamlayan ekipmanların yerine ne zaman yenileri gönderilecek?

4. Bölgede diğer kurumlarda çalışan teknik elemanlar ile olan ücret dengesizliği neden doğmaktadır? Ve Bakanlığa bağlı kurumlarda personelin kendi arasında bir denge sağlanmasına rağmen bu durum DSİ için uygulanmamıştır?

T.C. Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 9.9.1999 Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Sayı : B.15.0.APK.0.23.300-1259/15743

Konu : Yazılı Soru Önergesi

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 16.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/436-1511/3996 sayılı yazısı.

Van Milletvekili SayınMaliki Ejder Arvas’ın tarafıma tevcih ettiği 7/436-1511 Esas No.lu yazılı soru önergesi, TBMM İçtüzüğünün 99 uncu maddesi gereği cevaplandırılarak ekte gönderilmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

M. Cumhur Ersümer Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı

Van Milletvekili Sayın Maliki Ejder Arvas’ın
yazılı soru önergesi ve cevabı (7/436-1511)

Önerge :

DSİ XVII. Bölge Müdürlüğünün çalışma alanı Van, Muş, Bitlis ve Hakkâri illeridir. Bu bölgelerin mahrumiyet bölgesi olması çalışma şartlarını oldukça zorlaştırmaktadır. Bölgede görev yapan teknik elemanlar birtakım nedenler öne sürerek tayinlerini çıkırtmaları ve gidenlerin yerlerinin doldurulması bölgede hizmet üretimi açısından çok daha verimsiz düzeye çekmektedir. Bunun yanı sıra bölgedeki ekipmanların % 50’sinin ekonomik ömrünü doldurmuşlardır.Bu ise şartları daha da zorlamak anlamını taşımaktadır.

Sorular 1, 2, 3, 4 :

– Bölgeden tayin edilen elemanların yerine neden atama yapılmıyor?

– Bölgede çalışan teknik elemanların tayin isteklerinin asgari düzeye çekilmesi için neden bir çalışma yapılmıyor?

– Bölgede ekonomik ömrünü tamamlayan ekipmanların yerine ne zaman yenileri gönderilecek?

– Bölgede diğer kurumlarda çalışan teknik elemanlar ile olan ücret dengesizliği neden doğmaktadır? Ve Bakanlığa bağlı kurumlarda personelin kendi arasında bir denge sağlanmasına rağmen bu durum DSİ için uygulanmamıştır?

Cevaplar 1, 2, 3, 4 :

Teknik Personel Hakkında :

Başbakanlığın 13.1.1999 tarih ve 1999/9 sayılı genelgeleri ile her türlü atamalar durdurulduğundan sadece genelge kapsamı dışında bulunan eş durumu, sağlık nedeni ve yargı kararı gereği atamalar yapılmakta, bunun dışında nakil işlemi yapılmamaktadır. Ayrıca sözkonusu genelge nedeniyle emeklilik, ölüm, istifa gibi nedenlerle ayrılan personelin yerine eleman alınmamaktadır.

Özellikle Doğu ve Güneydoğu illerimiz ve Karadeniz Bölgesindeki bazı ünitelerin acil mühendis ihtiyacının karşılanabilmesi için DSİ GenelMüdürlüğü merkez teşkilâtına 10 adet, taşra teşkilâtına 101 adet olmak üzere toplam 111 adet kadroya açıktan mühendis alınabilmesi çin Devlet Personel Başkanlığı ile Maliye Bakanlığının uygun görüşleri alınarak Başbakanlıktan gerekli iznin alınması için teklifte bulunulmuştur.Bu talep Devlet Personel Başkanlığınca uygun görülmüş olup, konu Bakanlığımca 17.3.1999 tarih ve 1608 sayılı yazımızla Maliye Bakanlığına intikal ettirilerek netice beklenmektedir.

Diğer taraftan DSİ Genel Müdürlüğünce yürütülmekte olan yatırım projelerinin zamanında ve istenilen düzeyde bitirilebilmesi, kıt olan kaynakların en verimli şekilde kullanılabilmesi için istihdam edilen konularında yetişmiş ve uzmanlaşmış olan elemanların ücretlerinin yüksek enflasyon ortamında reel olarak gerilemesini engellemek ve bu personelin özel sektöre kayma eğilimini önlemek amacıyla maaşlarının günümüz koşullarına uygun olarak hak ettikleri seviyeye getirilmesi amacıyla hazırlanan Özel Hizmet Tazminatı oranlarının yürürlüğe konulması için, DSİ GenelMüdürlüğünce çalışmalara devam edilmektedir.

Makine Parkı :

DSİ GenelMüdürülğünün makine parkı, bölgelerdeki iş ve hizmet durumuna göre bölge ve şubelere tevzi edilmiş olup, DSİ makine parkındaki en yeni ekipman 12 yaşındadır.Mevcut parkı takviye edecek yedek makine imkânı da yoktur. Ancak, acil durumlarda, diğer bölge veya şubelerden makine sevki yapılarak çözüm giderilmektedir.

Bu aşamada DSİ XVII. Bölge Müdürlüğünün çalışma alanında bulunan Van, Muş, Bitlis ve Hakkâri illerine makine takviyesi yapılma imkânı bulunmamaktadır. Ancak mezkûr bölge müdürlüğünün makine parkındaki ekonomik ömrünü doldurmuş makineler, dış kredi temini suretiyle satın alma işlemleri devam etmekte olan iş makinelerinin teminine müteakip yenilenmeye çalışılacaktır.

49. – Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas’ın, Van’a yapılan uçak seferlerine ve Kuzey Vangölü Demiryolu Geçişi Projesine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün yazılı cevabı (7/437)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Ulaştırma Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Maliki Ejder Arvas Van

Van bulunduğu yer itibariyle bölgenin ulaşım ağında önemli bir yere sahiptir. Özellikle hava yolları ile seyahat etmek isteyen bölge halkı mecburen Van İli üzerinden yolculuk yapmak zorundalar. Ayrıca bölgede askerlik yapan çocuklarımız can güvenlikleri nedeni ile hava yollarını tercih etmektedir.

1. Van İline uçan uçaklar bölgenin taleplerini karşılamakta yetersiz kalmasına rağmen neden daha büyük uçaklar veya sefer sayıları artırılmıyor?

2. Van Havaalanı gelişme bölgesinde olan alanların neden kamulaştırılması işlemi yapılmıyor?

3. Bölgenin ulaşım sorununu büyük ölçüde hafifletecek olan Kuzey Vangölü Demiryolu geçişi projesinin uygulanmasına neden başlanılmamıştır?

T.C. Ulaştırma Bakanlığı 1.9.1999 Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Sayı : B.11.0.APK.0.10.01.21./EA/1110-18762

Konu : Van Milletvekili Sayın Maliki Ejder Arvas’ın

yazılı soru önergesi

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

İlgi :TBMM Başkanlığının 16.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/437-1512/3997 sayılı yazısı.

Van Milletvekili Sayın Maliki Ejder Arvas’ın 7/437-1512 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı hazırlanarak ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Enis Öksüz Ulaştırma Bakanı

Van Milletvekili Sayın Maliki Ejder Arvas’ın 7/437-1512 sayılı
yazılı soru önergesi ve cevabı

Van bulunduğu yer itibariyle bölgenin ulaşım ağında önemli bir yere sahiptir. Özellikle hava yolları ile seyahat etmek isteyen bölge halkı mecburen Van İli üzerinden yolculuk yapmak zorundalar. Ayrıca bölgede askerlik yapan çocuklarımız can güvenlikleri nedeni ile hava yollarını tercih etmektedir.

1. Van İline uçan uçaklar bölgenin taleplerini karşılamakta yetersiz kalmasına rağmen neden daha büyük uçaklar veya sefer sayıları artırılmıyor?

2. Van havaalanı gelişme bölgesinde olan alanların neden kamulaştırılması işlemi yapılmıyor?

3. Bölgenin ulaşım sorunu büyük ölçüde hafifletecek olan Kuzey Vangölü Demiryolu Geçişi Projesinin uygulanmasına neden başlanılmamıştır?

Cevap :

1. Bilindiği üzere THY A.O. GenelMüdürlüğü, Ulaştırma Bakanlığının ilgili kuruluşu iken 22.8.1990 tarih ve 90/822 sayılı BakanlarKurulu kararı ile özelleştirilmek üzere Başbakanlığa (Özelleştirme İdaresi Başkanlığı) bağlanmıştır. Türk Hava Yolları A.O. Genel Müdürlüğünce Van’a İstanbul’dan her gün 1, Ankara’dan da her gün 2 sefer düzenlenmektedir. Van İlimiz, Türk Hava Yolları A.O.’nca Güney Doğu ve Doğu Anadolu Bölgesinde en fazla sefer yapılan illerin başında gelmektedir.

Ayrıca Genelkurmay Başkanlığından gelen talepler değerlendirilerek toplu askerî personel sevkiyatında ek seferler düzenlenmekte veya filo imkânları elverdiği ölçüde büyük kapasiteli uçaklar planlanmaktadır.

2. Oluşacak ihtiyaç doğrultusunda ve yatırım programına dahil edilmesi halinde, Van Havaalanı gelişim bölgesinin kamulaştırma işlemi yapılabilecektir.

3. 237 Km. uzunluğundaki Van Gölü Kuzey Geçişi Demiryolu Hattının etüt ve uygulama proje ihalesi 1993 yılında yapılmış olup, 1999 yılı sonunda tamamlanması planlanmaktadır.

Etüt ve proje işlerinin tamamlanmasını müteakip, yapım işinin programa alınması ve ihalesi için DPT Müsteşarlığı nezdinde girişimlere başlanacaktır.

50. – Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas’ın, Van İlinde turizmi teşvik edici tedbirler alınmasına ilişkin sorusu ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu’nun yazılı cevabı (7/438)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın TurizmBakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Maliki Ejder Arvas Van

Van İli tarihin ilkçağlarından beri insanoğlunun yerleşim alanı olmuştur.Bu nedenle tarihte yaşamış bir çok uygarlığın kültürel, ticarî yapıları hakkında bilgi verecek kalıntılar bulunması Van İline turizm açısından bir ayrıcalık katıyor.

1. Bölgede turizmi teşvik edici tedbirler neden alınmıyor?

2. Bölgeye gelen turistler neden sigorta kapsamına alınmıyor?

3. Bölgenin coğrafî koşullarının yaz ve kış sporlarına uygun olması Van İline spor maksatlı iç turizmi de canlandırabilir. Ancak neden ilde iç turizme hareket kazandıracak projeler gerçekleştirilmiyor?

4. Van Kalesi, Hoşap Kalesi gibi eski eserlerin bakım ve onarımı için neden kaynak temin edilmiyor?

T.C. TurizmBakanlığı 3.9.1999 İşletmeler GenelMüdürlüğü Sayı : 55.3.TEŞ.D.BŞK.1709-14638-24359

Konu : Soru önergesi

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığı
Genel Sekreterliğine

İlgi : 16.8.1999 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1513/3998 sayılı yazınız.

İlgi yazınız ile; Van Milletvekili Sayın Maliki Ejder Arvas’ın Van İlinde turizmi teşvik edici tedbirlerin alınmasına yönelik soru önergesinin cevaplandırılması istenilmektedir.

Halen yürürlükte bulunan, 98/10755 sayılı BakanlarKurulu kararı kapsamında “25.3.1998 gün ve 23297 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Yatırımlarda Devlet Yardımları ve Yatırımları Teşvik Fonu Esasları Hakkında Karar” ile sağlanan teşvik tedbirlerinden Van İlinde gerçekleştirilecek turizm yatırımları da yararlanmaktadır.

Ayrıca bu karara ek olarak, 25.4.1999 gün ve 23676 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan 99/12655 sayılı Bakanlar Kurulu kararı kapsamında Van İlinde bulunan yarım kalmış, işletme yetersizliği nedeniyle işletmeye geçememiş veya kısmen geçmiş konaklama tesislerinin ulusal ekonomiye kazandırılması kararlaştırılmıştır.

5.3.1999 gün ve 23630 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Yatırımlarda DevletYardımları ve Yatırımları Teşvik Fonu Esasları Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Karar” ile Van İlinde hayvancılık, dokuma-giyim ve ulaştırma sektörleri dışındaki sektörlerde asgarî sabit yatırım tutarı 8 milyon ABD Doları karşılığı Türk Lirası olan ve en az 75 kişilik istihdam sağlamaya yönelik komple yeni yatırımlara kredi tahsisi olanağı tanınmıştır.

Turizmin çeşitlendirilmesi, turizm amaçlı sportif faaliyetlerin geliştirilmesi amacıyla Bakanlığımızca 15.7.1997 gün ve 23020 sayılı Resmî Gazete’de “Turizm Amaçlı Sportif Faaliyet Yönetmeliği” yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Sözkonusu yönetmelik ile turizm amaçlı faaliyete katılan personel ve turiste sigorta yapılması zorunluluğu getirilmiştir.

Seyahat acentalarınca düzenlenen organize turlar ile yurtdışına çıkan vatandaşlarımız geri dönüş garantili sigorta kapsamında seyahat etmektedirler. Ayrıca, ABD ve Avrupa Birliğine üye ülke vatandaşları; kendi ülkelerindeki sigorta şirketlerine yaptırdıkları geri dönüş garantili sigorta kapsamında ülkemize seyahat etmektedirler.

Bilgilerinize arz ederim.

Erkan Mumcu TurizmBakanı

51. – Şanlıurfa Milletvekili Ahmet Karavar’ın, Şanlıurfa İlinde korsan tüp dolum tesislerine karşı alınacak tedbirlere ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun yazılı cevabı (7/440)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki soruların Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Ahmet Kenan Tanrıkulu tarafından aracılığınızla yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 10.8.1999

Ahmet Karavar Şanlıurfa

Sorular :

1. Şanlıurfa’da kullanım ömrünü tamamlamış ve artık kullanılmaması gereken halk arasında “korsan tüp” olarak bilinen tüplerin kullanılmasının önlenmesi için ne tür tedbirleriniz vardır?

2. Şanlıurfa kent merkezinde dört bir yanda tüp bayilerine ait korsan tüp dolum tesislerinin varlığından haberiniz var mıdır?

3. Şanlıurfa şu anda adeta bir korsan tüp mezarlığına dönüşmüş durumdadır. Bu duruma sebebiyet verenler hakkında bir idarî işlem başlatmayı düşünüyor musunuz?

T.C. Sanayi ve TicaretBakanlığı 3.9.1999 Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği Sayı : B.14.0.BHİ.01-277

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : 18.8.1999 tarih ve A.01.0.10.00.02-7/440-1532/4045-1579 sayılı yazısı.

Şanlıurfa Milletvekili AhmetKaravar’ın, “Şanlıurfa İlinde korsan tüp dolum tesislerine karşı alınacak tedbirlere” ilişkin olarak tarafımdan cevaplandırılmasını istediği (7/440) Esas No.lu yazılı soru önergesiyle ilgili cevabımız ekte takdim edilmiştir.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Ahmet Kenan Tanrıkulu Sanayi ve Ticaret Bakanı

Şanlıurfa Milletvekili Ahmet Karavar’ın yazılı sorularına ilişkin cevaplarımız

1. Tüketicilerin can ve mal güvenliklerini yakından ilgilendiren Sıvılaştırılmış Petrol Gazı (LPG) tüp denetimleri, Bakanlığımızca yayımlanan 90/44-45 “Sıvılaştırılmış Petrol Gazı (LPG) dağıtım şirketleri ile yetkili bayilerin ve tüketicilerin uymaları gereken usul ve esaslara ilişkin tebliğ” ve bu tebliğin bazı maddelerinin değiştirilmesine dair TRKGM-97/112-113 sayılı tebliğ ile zorunlu uygulamada bulunan standartlar çerçevesinde ani, şikâyete bağlı ve periyodik olarak yapılmaktadır. Yapılan denetimlerde standardına aykırılık tespit edilmesi halinde, 1705 sayılı “Ticarette Tağşişin Men’i ve İhracatın Murakabesi ve Korunması Hakkında Kanun”, 4077 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun” ve Enerji ve Tabiî KaynaklarBakanlığınca tahsis edilen gaz miktarlarında kesintiye gidilmesi çerçevesinde gerekli yasal işlemler yapılmaktadır.

Bilindiği üzere, TS 5306 “Kullanımdaki LPG Tüplerinin Muayene, Deney, Bakım ve Tamiri” standardının 2.1 periyodik kontrol süreleri başlığı altında, “LPG tüplerinin tamamı imalat veya son periyodik muayene tarihinden itibaren her 10 yılda bir periyodik kontrolleri yapılır. Kaza geçiren ve tamir gören tüpler, periyodik muayene süresini beklemeden yeniden muayene veya denemeye tabi tutulur ve raporu düzenlenir. Periyodik kontroller madde 2.2 ve 2.3’e göre muayeneye tabiî tutulmak üzere TS 1449’da belirtilen kurallar çerçevesinde tüp sahibi dağıtım şirketleri tarafından ayrılıp, madde 2.3’de belirtilen esaslar dahilinde hazırlanır ve ilgili Bakanlığın tebliğlerine göre işlem yapılır” denilmektedir.

Bu bağlamda, ömrünü tamamlamış tüpün korsan tüp anlamına gelmeyeceği, korsan tüp teriminin TS 55 standardına aykırı, yani,

– TS 55 standardının işareti ile numarası,

– tüp sahibi firmanın tescilli markası veya kısa adı,

– tüpün sahibi firmaya ait seri numarası

– tüpün imal tarihi

– imalatçı firmanın tescilli markası veya kısa adı

gibi bilgilerin emvcut olmadığı tüplerin anlaşılmasının gerektiği bilinmelidir.

Yukarıda da belirtildiği gibi bu nitelikleri taşımayan tüpler tespit edildiği takdirde gerekli yasal işlemler yapılmaktadır.

2. Mevcut kayıtlarımızın incelenmesinde Şanlıurfa İlinde Gapgaz, Yenigüneygaz ve BP gaz dolum tesisleri bulunmaktadır.Sözkonusu dolum tesislerinde GenelMüdürlüğümüz kontrolörlerince 28.6.1999 tarihinde yapılan denetim sırasında standarda aykırı bir durum tespit edilememiştir.

Şanlıurfa Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü tarafından 1999 yılı içerisinde 3 dolum tesisi 21 defa, bayiler 256 defa denetlenerek 5 239 LPG tüpü denetlenmiş olup, denetlenen bu tüplerden standardına aykırı bulunanlara ait döküm aşağıya çıkarılmıştır.

1998 Yılı                               1999 Yılı

2 Kg 12 Kg Toplam 2 Kg 12 Kg Toplam

163 34 197 65 12 77

Ayrıca, konu ile ilgili olarak Bakanlığımıza herhangi bir tüketici şikâyeti ulaşmamıştır. Tarafınızda bununla ilgili bilgiler var ise Bakanlığımıza bildirilerek gerekli denetimlerin yapılması sağlanmalıdır.

3. Yukarıda da belirtildiği üzere 1999 yılı içinde Şanlıurfa İlimizde 3 adet dolum tesisi ve tüm LPG bayilerinde 5 239 adet LPG tüpü denetlenmiş ve standardına aykırı LPG tüpü imal eden, dolduran ve satanlar hakkında gerekli yasal işlemler yapılmıştır.

Bu çerçevede, 1999 yılı içinde Türkiye genelinde 5 461 firmada 2 389 484 tüp denetlenmiş, 27 firma hakkında 1705 sayılı Kanuna göre Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmuş ve 5 firma için ise LPG gaz tahsisi kesintisi yapılmıştır.

52. – Erzurum Milletvekili Fahrettin Kukaracı’nın, YÖK Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Rektörü hakkındaki bazı iddialara ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/441)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

TBMM İçtüzüğünün 96 ncı maddesi uyarınca aşağıdaki sorularımın Millî EğitimBakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Fahrettin Kukaracı Erzurum

Sorular :

1. İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünün usulsüz uygulamalarını konu edinen, Maliye Bakanlığı Bütçe Kontrol Genel Müdürlüğü denetmenlerince 1 Aralık 1998 ve 15 Aralık 1998 tarihlerinde hazırlanan iki ayrı rapor gazetelerde yayımlanmıştır. Bunların gereği olarak bakanlık ve hükümet olarak ne yapılmıştır?

2. Maliye Bakanlığı Bütçe Kontrol GenelMüdürlüğü denetmenlerince hazırlanan raporlar uyarınca, usulsüz uygulamalarla suçlanan İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu hakkında YÖK tarafından herhangi bir soruşturma açılmış mıdır? Açılmışsa soruşturmanın sonucu ne olmuştur?

3. YÖK Başkanı Kemal Gürüz’ün, İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu hakkındaki usulsüzlük iddialarını örtbas etmek amacı ile, Maliye Bakanlığı denetmenlerince hazırlanan iki ayrı raporu da sümen altı ettiği iddiaları doğru mudur?

4. YÖK Başkanı Kemal Gürüz, İ.Ü. Rektörü Kemal Alemdaroğlu hakkında bir inceleme başlatmış mıdır? İnceleme başlatıldığı ve iddiaların yanlış olduğuna dair medyada bir beyana rastlanmadığına göre, acaba YÖK Başkanı Kemal Gürüz, İ.Ü. Rektörü Kemal Alemdaroğlu’nu korumakta mıdır? Bu iki zat arasında herhangi bir yakınlık ya da işbirliği sözkonusu mudur? YÖK Başkanı, Maliye Bakanlığı müfettişleri tarafından hazırlanan raporları, söylendiği gibi sümen altı etmişse, Kemal Alemdaroğlu’nun suç ortağı durumunda değil midir?

5. YÖK Başkanlığının Devletin resmî müfettişlerince verilen bu raporları ciddiye almadığı anlaşılmaktadır. Acaba türbanla mücadele etmekten yolsuzlukla mücadele etmeye vakit mi bulamamaktadır? İ.Ü. Rektörü ve YÖK, türbanı, bu usulsüzlüklere örtü mü yapmaktadır?

6. Astları hakkında usulsüzlük iddiası ile hazırlanan raporları gizlemek ve onların gereğini yapmamak, görevi kötüye kullanmak en azından görevi ihmal suçunu oluşturmaz mı? YÖK Başkanı hakkında bu nedenle açılmış herhangi bir soruşturma var mıdır?

T.C. Millî EğitimBakanlığı 13.9.1999 Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Sayı : B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2415

Konu : Soru önergesi

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 16.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/441-1540/4049 sayılı yazısı.

Erzurum Milletvekili Sayın Fahrettin Kukaracı’nın “YÖK Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Rektörü hakkındaki bazı iddialara ilişkin” yazılı soru önergesi incelenmiştir.

1-2-3. Maliye Bakanlığınca, deneticileri tarafından İstanbul Üniversitesinde yapılan incelemeler sonucu düzenlenen; 1.12.1998 tarih ve 4 sayılı rapor ile 15.12.1998 tarih ve 5 sayılı rapor, 31.5.1999 tarihli yazı ekinde Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına intikal ettirilmiştir.

Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanlığınca konuyla ilgili başlatılan inceleme devam etmekte olup, sonucuna göre işlem yapılacaktır.

4-5-6. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, Maliye Bakanlığı deneticileri tarafından İstanbul Üniversitesinde yapılan incelemeler sonucu düzenlenen sözkonusu raporların kendilerine intikali üzerine yasaların gereğini yerine getirmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

Metin Bostancıoğlu Millî Eğitim Bakanı

53. – Balıkesir Milletvekili Agâh Oktay Güner’in, esnaf ve sanatkârlarla ilgili sosyal ve ekonomik tedbirler ile Balıkesir İlinin kalkınmada öncelikli yöreler kapsamına alınıp alınmayacağına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun yazılı cevabı (7/442)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Ahmet Kenan Tanrıkulu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Agâh Oktay Güner Balıkesir

1. Esnaf ve küçük sanatkârlarımız içinde bulunduğumuz ekonomik dar boğazdan fevkalade etkilenmiştir. Büyük bir sıkıntı içindedir. Esnaf kredi faizlerini ödeyemiyor, vade faizini ödeyemediği için kredisi kesilirse, kredi muslukları da kapatılırsa esnaf ve sanatkâr daha da perişan olacaktır.

Bu tespitler Türkiye’nin bütünüyle ilgili gerçeklerdir. Balıkesir esnaf ve sanatkârı da bu sıkıntılı şartlardan nasibini fazlasıyla almıştır. Balıkesir Türkiye’de tahakkuk etmiş vergisinin % 98’ini ödeyen örnek illerimizdendir. Ne yazık ki ödediği verginin karşılığı çapında yatırım alamamıştır. Güneydoğu’daki pek çok ilimizden altyapı yönünden daha geridir. Balıkesir’de bu yıl altı ayda 1 191 dükkân kapanmıştır. Ne yazık ki her geçen gün yeni iş yerleri ve dükkânlar kapanıyor. İşsizlik Balıkesir’de bir çığ gibi büyüyor. Balıkesir Doğu ve Güneydoğu’daki illerimize göre altyapı açısından çok geri bir durumdadır ve mevcut altyapısı da eriyor. Altyapısı, esnafı, sanatkârı eriyen bu coğrafya için ne düşünüyorsunuz? Bu şartlarda bu memlekette denge unsuru olan çilekeş, sessiz hukuka saygılı ülkenin esnaf ve sanatkârı için hangi tedbirleri alacaksınız?

2. Açıklanmasını beklediğimiz, hükümetçe hazırlanmakta olduğu ifade edilen “Ekonomik Tedbirler Paketi”nde; bu memleketin ve milletin orta direği olan esnaf ve sanatkârlarla ilgili sosyal ve ekonomik hangi tedbirleri alacaksınız?

3. Balıkesir’in bu gerçekler göz önüne alınarak “Kalkınmada Öncelikli Yöreler” arasına alınmasının elzem olduğu inancındayım. Bu inancımı paylaşarak gerçeklerin doğrultusunda Balıkesir’i “Kalkınmada Öncelikli Yöreler” arasına alma çalışmasını başlatacak irade beyanını ifade edecek misiniz?

T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 24.9.1999 Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği Sayı: B.14.0.BHİ.01-304

Konu: Yazılı Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: 18.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/442-1503/3982 sayılı yazınız.

Balıkesir Milletvekili Agâh Oktay Güner’in, “Esnaf ve Sanatkârlarla ilgili sosyal ve ekonomik tedbirler ile Balıkesir ilinin kalkınmada öncelikli yöreler kapsamına alınıp alınmayacağına” ilişkin olarak tarafımdan cevaplandırılmasını istediği (7/442) esas nolu yazılı soru önergesiyle ilgili cevabımız ekte takdim edilmiştir.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Ahmet Kenan Tanrıkulu Sanayi ve Ticaret Bakanı

Balıkesir Milletvekili Agâh Oktay Güner’in Yazılı Sorularına İlişkin Cevaplarımız

Ülkemizin Avrupa Birliği kapısının eşiğinde bulunduğu Avrupa’da ekonomik modellerin itici gücü kabul edilen esnaf, sanatkâr ve küçük işletmelerin sorunları da artmakta, bu sorunlar ülkenin temel ekonomik ve sosyal sorunları haline gelerek, acil çözüm isteyen sorunların ilk sırasında yerini almaktadır.

Bilindiği gibi, esnaf, sanatkâr, küçük sanayici ve imalatçı esnafa teşkilâtlanma, finansman, eğitim, hammadde temini, pazarlama gibi teknik ve ekonomik konularda ihtiyaç duyduğu hizmetleri vermek, plan hedefleri doğrultusunda varlıklarını korumaları ve geliştirmeleri için gerekli hukukî ve idarî düzenlemeleri yapmak, esnaf ve sanatkâr odaları ile bunların üst kuruluşlarına ilişkin hizmetleri yürütmek Bakanlığımızın görevleri arasındadır.

Anayasamızın 173 üncü maddesi devleti, esnaf ve sanatkârı koruyucu ve destekleyici tedbirleri alması için görevlendirmiştir.

Bu bağlamda, devleti ve devleti idare eden bizlerin, bu kesimdeki gelişmeleri titizlikle ve önemle takip etmemiz, hukukî ve idarî yapıda gelişmelere paralel düzenlemeler yapmamız gerekmektedir.

Diğer taraftan, Anayasamızın 82 nci maddesinde yapılması talep edilen değişikliklere paralel olarak, 507 sayılı Kanunun çağdaş, Avrupa Birliği normlarına uygun ve bu kesimi 2000’li yıllara taşıyacak niteliklerde olması için “Tadil Tasarısının” yasalaşması için çalışmaların hızlandırılması gerekmektedir.

Dünyada gelişmiş ülkelerin tüm teşvik politikaları bu kesimi destekleme amacına yönelmiştir.

Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş sürecinde geleceğin işletmeleri olan esnaf ve sanatkârlar bir anlamda ülkemizin yarınlarıdır. Gelecekte rekabet gücü yüksek bir dünya devleti olmak için, esnaf ve sanatkârları desteklemek ve rekabet gücünü artırmak zorundayız.

Ülkemizde son gelişmeler göstermiştir ki, esnaf, sanatkâr ve küçük işletmeler,

– Çok güçlü sosyal yapıya sahiptirler,

– Ekonomik dalgalanmalara uyum sağlama yetenekleri bulunmaktadır,

– İstihdam yaratma özellikleri vardır.

Ekonomide ulusal sınırların önemini kaybettiği ve uluslararası rekabetin önem kazandığı günümüzde, daha iyiyi, daha ucuza, daha kaliteli ve daha hızlı olarak üretebilmek için, küçük işletmeciliği ön plana çıkaracağı açıktır. Risk sermayesi, kredi garanti fonu, leasing, faktoring, finansal kiralama gibi araçların girişimciliğin yaygınlaştırılmasında ve etkinleştirilmesinde ülkemiz açısından kazandığı önemi ortaya koymaktadır.

Üretmeden tüketen toplum yapısından, bilinçli olarak üreten ve tüketen toplum yapısına geçiş hızlandırılmış ve bu yapılanmanın temelini teşkil eden,

– Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun,

– Rekabetin Korunması Hakkında Kanun,

– Patent Kanunu,

– Yaş Sebze ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun

gibi yasal düzenlemeler Bakanlığımızca gündeme getirilmiş TBMM Genel Kurulunca onaylanmış ve yasalaşmıştır.

507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanununda da yapılacak değişiklikler için komisyonlarımız kurulmuş, çalışmalar başlatılmıştır.

Bu kesim için etkin ve seçici bir teşvik sistemiyle, gelişme potansiyeli olan, özellikle yan sanayi kapsamında, büyük ve küçük işletmelerin belirlenmesi, bunların yatırım alanlarının ön plana çıkarılması ve teşviklerin üretim ve ihracat aşamasında yoğunlaştırılması şarttır.

Küçük ve orta işletmelerin teşvikiyle, günümüzde önemli bir boyut kazanan istihdam sorununa da bir ölçüde çözüm getirilmiş olacaktır.

Esnaf ve sanatkârın en önemli sorunlarını yansıtan Şûra Kararlarından bazıları şunlardır;

– Esnaf ve sanatkâra verilen kredi payının yükseltilmesi (56 ncı Hükümet tarafından bu karar biraz da olsa gerçekleştirilmiştir. Şöyle ki; Halk Bankası şubelerine 8.5 trilyonluk kredi gönderilmiş. Esnaf kredisinin, 2.5 milyardan, 5 milyara çıkarılması için kaynak arayışının da sürdürüldüğü belirtilmiştir.)

– Hayat standardına paralel olarak geçici verginin kaldırılması,

– Esnaf ve sanatkârı ve yanlarında çalışanların asgari ücret seviyesindeki kazançlarının ücret gelirindeki özel indirim tutarına paralel olarak vergi dışı bırakılması,

– Basit usule geçilmesi için çalışmalar yapılması ve bunun için uygun şartların oluşturulması,

– Sağlık ve emeklilik sigortalarının finansmanının birbirinden ayrılması,

– Sigortalıların ödeyeceği prime ek olarak % 10 devlet katkısı sağlanması,

– Tescile hız kazandırmak için, Vergi Usul Kanununun 3229 sayılı Kanunla Değişik Noter Tasdiki konusundaki hükmünün yürürlükten kaldırılması,

– Müktesep hak sahiplerine yükümlülük ve ceza getirdiği için, 560 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilmesi,

– Gıda ve ceza mevzuatının yeni baştan ele alınması, yeni bir Gıda Kanunu oluşturulması,

– Kredilendirilmemiş küçük sanayi sitelerinin yer seçiminde bölgesel özellikler dikkate alınmalı, çok katlı toplu işyerleri ve ihtisas sanayi çarşıları kurulması sağlanmalıdır.

Kalkınmada Öncelikli Yörelerin ve Acil Destek Kapsamındaki İllerin ekonomik açıdan geliştirilmesi ve bölgeler arası gelişmişlik farklarının giderilmesi içinde çalışmalar hızlandırılacaktır.

54. – Balıkesir Milletvekili Agâh Oktay Güner’in, zeytin sineği ile mücadeleye ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun yazılı cevabı (7/443)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Ahmet Kenan Tanrıkulu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Agâh Oktay Güner Balıkesir

Geçen sene malını sattıktan sonra, malının değerini 2,5 kat fazla olarak gören zeytinciye bir darbe de devletten geliyor. Her yıl mutat halde yapılan zeytin sineği mücadelesinden bu sene Tarım Bakanlığının tercihi doğrultusunda vazgeçildi. Her sene süne mücadelesi ile birlikte ayrılan fondan yapılan zeytin sineği mücadelesi bu sene Bakanlığın emri ile yapılamıyor ve buna da verilen cevap zeytin birliği kurularak mücadelenin yapılması gerekir deniliyor.

İlacı devletin depolarında hazır olan sinek sayım işlemi tamamlanmış ve sadece bir uçak kiralama ihalesi yapılarak atılacak bu ilacın devlet bütçesine en az 3 trilyon katkısı olacaktır. 1984-1985 mahsul yılında ilaçlama yapılmadığından asitler 30-35 olarak çıkmış ve yemeklik zeytinyağı sıkıntısının yanısıra asit farkından zarar yarı yarıya olmuştur. Bu sene devletin önerdiği çiftçinin ilaçlamasını kendisinin yapma önerisini size sorarım kaç çiftçi yapabilir? Meydan yine büyük çiftçilere kalacaktır. 100 ağacı olan bir üreticinin ilaçlama yapabilmesi imkânsızdır. Genelde bütün Körfez zeytin üreticilerinin ortalama zeytin ağacı sayısı 300’ü geçmez. Bir ilaçlama aparatının maliyeti ise 4 milyardır. Zeytin üreticisinin bu aleti alması imkânsızdır. Şimdi buğday üreticisine her türlü kolaylığı sağlayan ve mücadelesini kendi yapan devletin zeytin çiftçisine bu tavrı reva mı? Zeytin üreticisi bu devletin çiftçisi değil mi? Niye böyle çifte standart uygulanmaktadır. Önümüzdeki sene zaten yaşanacak olan yemeklik zeytinyağı sıkıntısına bu tutum zemin hazırlamaya yarayacaktır. Devletin görüşü bu kararla ortaya çıkmıştır. Büyük çiftçi yaşayacak, küçük çiftçi ise malına bakamayıp satacak ve bu işi bırakacaktır.

Burada hükümetimize tekrar sesleniyoruz. Bu ilaçlama yapılmalıdır. Zeytin çiftçisi üvey evlat muamelesi görmemeli ve en önemlisi ülkemiz önümüzdeki sezon yemeklik zeytinyağı tüketiminde boşta bırakılmamalıdır. Yıllardır politikasızlıktan tüketimi az olan zeytinyağı iki yıldır tüm dünyaya tanıtılırken ve tüm dünyaya belirli bir damak tadı bırakırken bunu kaybetmenin ileride sektöre zararı aşırı olacaktır. Kimsenin bu olayın vebali altında kalmaması gerekir.

Emriniz altında bulunan TARİŞ’i bu konuda koordinatör kuruluş tayin ederek bu işi başarıyla bitirmeniz mümkündür. Bu inancı paylaşarak yukarıda izah ettiğim gerekçelerle zeytin sineği mücadelesine sahip çıkarak emir vermeyi düşünüyor musunuz?

T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 3.9.1999 Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği Sayı: B.14.0.BHİ.01-279

Konu: Yazılı Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: 18.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/443-1504/3983-1579 sayılı yazınız.

Balıkesir Milletvekili Agâh Oktay Güner’in, “Zeytin sineği mücadeleye” ilişkin olarak tarafımdan cevaplandırılmasını istediği (7/443) esas nolu yazılı soru önergesiyle ilgili cevabımız ekte takdim edilmiştir.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Ahmet Kenan Tanrıkulu Sanayi ve Ticaret Bakanı

Balıkesir Milletvekili Agâh Oktay Güner’in Yazılı Sorularına İlişkin Cevaplarımız

Bölgedeki toplam zeytin üreticilerinin % 15-20 kadarının Tariş’e bağlı kooperatiflerin ortağı olmaları nedeniyle zeytin üreticilerinin tamamına yönelik olarak yürütülecek zeytin sineğine karşı uçakla toplu mücadele, gerek ekonomik yönden gerekse teknik yönden Birlik imkânlarının çok üzerindedir. Geçtiğimiz yıllarda yapılmış olan mücadelelere Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliğince depo tank ve araç gereç verilmesi suretiyle katkıda bulunulmuştur.

Bununla birlikte Tariş’e gerekli zirai ilaç ile finansman sağlanması ve Tarım İl Müdürlüklerince gerekli teknik desteğin (ilacın hazırlanması, zararlı popülasyonlarını gösteren zeytinlik haritası, uçuş rotası, ilaç dozajı vb.) verilmesi durumunda toplu mücadele koordinatörlüğünü Tariş’in üstlenmesi mümkün görülmektedir.

Ancak gerek ekonomik açıdan, gerekse mücadelenin başarısı açısından mevcut devlet tecrübesi ve kamu otoritesi gözetilerek toplu mücadelenin, daha önceki uygulamalarda olduğu gibi Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yapılması daha yararlı olacaktır.

55. – Afyon Milletvekili İsmet Attila’nın, Afyon Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden Rize’ye gönderilen dozerlere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın yazılı cevabı (7/446)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Devlet Bakanı Sayın Mustafa Yılmaz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. Saygılarımla. 11.8.1999

İsmet Attila Afyon

ANASOL-D Hükümeti döneminde 14.4.1998 tarih ve 29858 sayılı TBMM Başkanlığına hitaben verdiğim yazılı soru önergeme; 11.5.1998 tarih ve 031.1709 sayılı TBMM Başkanlığına hitaben cevabî Bakanlık yazınız ile cevap verilmiş idi.

Cevabî yazınızda; “Afyon Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden Rize’ye gönderilen iki adet dozerin Rize İl Müdürlüğünün acil ihtiyacına binaen sezon sonuna kadar geçici olarak görevlendirildiği, dozerler sezon sonunda ait olduğu üniteye geri gönderilecektir” denilmekte idi.

Soru:

Afyon geniş bir yerleşim alanına sahip olmasının yanında, doğunun-batıya ve kuzeyin-güneye bağlandığı bir İl olması sebebiyle bu araçlara çok ihtiyacı bulunmaktadır.

Sezon sonunda Afyon’a gönderileceğini belirttiğiniz iki adet dozer Afyon’a ne zaman iade edilecektir?

T.C. Devlet Bakanlığı 1.9.1999 Sayı: B.02.0.010/031.4485

Konu: Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: TBMM Başkanlığı Genel Sekreterliğinin 19.8.1999 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-1627 sayılı yazısı.

Afyon Milletvekili Sayın İsmet Attila’nın soru önergesi incelenmiştir.

Afyon Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden Rize Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü emrine sezon sonuna kadar geçici olarak görevlendirilen 2 adet dozerin ihtiyaç nedeniyle görev süresi uzatılmıştır.

Bilgilerinize arz ederim.

Mustafa Yılmaz Devlet Bakanı

56. – Muğla Milletvekili İbrahim Yazıcı’nın,Muğla İline bağlı bazı köylerin yol ve içme suyu sorunlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın yazılı cevabı (7/448)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda yazılı olan soruların Devlet Bakanı Sayın Mustafa Yılmaz tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunu saygılarımla arz ederim. 12.8.1999

İbrahim Yazıcı Muğla

Sorular

1. Ülkemiz açısından turizm gelirleri tartışılmayan Muğla İlimizin 3704 km’lik köy bağlantı yollarından 1344 km’lik kısmı asfaltlanmıştır. Her bir köyünün turizme katkısı düşünüldüğünde, mevcut asfaltlanan yolu yeterli buluyor musunuz? Eğer yeterli bulmuyor iseniz asfaltlanmayan 2360 km’lik yolun asfaltlanmasını hangi zaman dilimlerinde planlıyorsunuz? Bu yıl kaç kilometre köy yolu asfaltlamayı düşünüyorsunuz?

2. Suyun medeniyet ve hayatın ifadesi olduğu hepimizin malumudur. 2000’li yıllara gireceğimiz bugünlerde, ülkemiz turizmi açısından önemi tartışılmayan Muğla İlimizin köylerinin içme suyu probleminin halledildiğine inanıyor musunuz? Muğla İlimizin su probleminin halledilmesi için bütçeye ne kadar ödenek koydunuz?

T.C. Devlet Bakanlığı 1.9.1999 Sayı: B.02.0.010/031.4485

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: TBMM Başkanlığı Genel Sekreterliğinin 19.8.1999 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-1627 sayılı yazısı.

Muğla Milletvekili Sayın İbrahim Yazıcı’nın soru önergesi incelenmiştir.

Muğla İlimizde 1999 yılına kadar 1344 km. köy yolu asfalt kaplaması yapılmıştır. Bu yıl için 15 km. 1. kat ve 20 km. 2. kat olmak üzere toplam 35 km. asfalt yapımı programlanmıştır. Yapılan hizmetleri yeterli bulmak mümkün değildir. Planlamamız her ilin bütün köy yollarının asfalt yapılmasıdır. DPT ile Maliye Bakanlığından 80 ilimize yıllık 2000 km. yeni asfalt yapımı için kapasite ve bununla orantılı olarak ödenek verildiğinden her ilimize yıllık 25 km. asfalt yapımı düşmektedir. Bu nedenle Muğla İlimize 1999 yılı için 15 km. 1. kat asfalt yapımı, 20 km. 2. kat olmak üzere 35 km. asfalt yapımı programlanmıştır.

Genel Müdürlüğümüze yeterli ödenek verildiği takdirde Muğla İlimizin mevcut makine parkıyla asfalt yapım kapasitesi 150 km/ yıldır. Asfalt yapım makine kapasiteleri artırıldığı ve ödenekte yeterli verildiği takdirde Muğla İlimizin asfalt sorununun uzun vadede 10 yıl içinde, her yıl 200 km. köy yolunun asfalt yapılarak bitirilmesi mümkün olacaktır.

Muğla İlinde toplam 845 adet ünite bulunmaktadır. 845 ünitenin 539 ünitesi sulu, 35 ünitesi yetersiz sulu, 271 ünitesi susuzdur. Muğla İlimiz Türkiye genelinde susuz köyler sıralamasında 271 ünite ile 12 nci sırada bulunmaktadır. Susuz ünitesi en fazla olan illerimizden biridir. Bugüne kadar mevcut susuz ünitelere su temin edilememesinin nedeni Muğla İli yerüstü su kaynaklarının az olmasıdır. İçmesuyu kaynakları genellikle sondaj kuyuları ile karşılanmaktadır. Yeraltı suyu ile gerçekleştirilen içmesuyu tesisleri diğer yerüstü su kaynaklarından temin edilen içmesuyu tesislerine göre daha pahalı ve uzun sürede gerçekleşmektedir. Kuyu açılması, ENH yapılması, şebeke tesisi şeklinde üç aşamalı olarak uygulanmaktadır. Muğla İlinde 1999 içmesuyu yapım programında 86 adet ünite bulunmaktadır. Bu ünitelerin 26 adetine su verilmiş, 27 adeti 1999 yılı sonu itibariyle suya kavuşacaktır. 33 adedine de ileriki yıllar yapım programında devam edilecektir. 1999 yatırım programında 493 milyar 700 milyon TL. ödenek ayrılmıştır.

Türkiye genelinde susuz köylerin suya kavuşturulması için 1998 yılında susuz köyler içmesuyu proje paketi programa alınmıştır. Yeterli ödenek temin edildiği takdirde projenin uygulama süresi içerisinde, susuz köyler suya kavuşturulmuş olacaktır. Susuz köylerin suya kavuşturulmalarının gecikmesi talep edilen ödeneklerin Devlet Planlama Teşkilatınca yeterince karşılanamamasından kaynaklanmaktadır.

Bilgilerinize arz ederim.

Mustafa Yılmaz Devlet Bakanı

57. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, sekiz yıllık kesintisiz eğitime katkı için toplanan paraya ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/449)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Metin Bostancıoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasına delaletinizi saygı ile arzederim.

12.8.1999 Tevhit Karakaya Erzincan

İki yıldan beri uygulanan ve önümüzdeki yıl uygulaması sürdürülecek olan 8 yıllık kesintisiz eğitimle ilgili olarak;

1. Önceki yıllarla mukayeseli olarak bu sistemin başarı oranı hakkında bilimsel bir araştırma yaptınız mı?

2. Bilimsel bir araştırma yapıldı ise sonuç nedir?

3. İkinci yılını tamamlayıp üçüncü yılına girecek uygulama ile bir ölçme ve değerlendirme çalışması yapmadıysanız yapmayı düşünüyor musunuz? Buna ihtiyaç duyuyor musunuz?

4. Başlangıçtan beri eğitime katkı payı ile ne kadar para topladınız, bu paraları, illere göre nerelerde harcadınız?

5. Toplanan paraların harcanmasında nasıl bir yöntem takip edilmektedir?

6. Repoda bekletilen kaç lira var? Repodan ne kadar kâr elde ettiniz? Repo gelirlerini nerelerde harcadınız?

7. Öğretmenleri fişlemek için Sivil Takip Kurulu oluşturduğunuz doğru mu? Bu yolla şimdiye kadar kaç personelinizi fişlediniz? Haklarında ne işlem yaptınız?

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı 13.9.1999 Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Sayı: B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2418

Konu: Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: TBMMBaşkanlığının 19.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/449-1554/4087 sayılı yazısı.

Erzincan Milletvekili Sayın Tevhit Karakaya’nın “Sekiz yıllık kesintisiz eğitime katkı için toplanan paraya ilişkin” yazılı soru önergesi incelenmiştir.

1.2.3. Sekiz yıllık zorunlu eğitim uygulaması ile ilgili olarak, ilköğretim okulu haftalık ders çizelgesi ve bu çizelgede yeralan derslere ait öğretim programları ile bu programlara uygun ders kitapları yeni öğretim metodlarına göre hazırlanmış, bunlardan bir kısmı 1997-1998 bir kısmı da 1999-2000 öğretim yılından itibaren uygulamaya konulmuştur.

Sekiz yıllık zorunlu eğitim konusunda bilimsel bir araştırmanın yapılabilmesi için program, ders kitabı, ölçme ve değerlendirme konularındaki uygulamaların, belirli bir eğitim-öğretim süreci içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu nedenle; Bakanlığımız müfettişleri ve İl Millî Eğitim Müdürlüklerinden intikal eden raporlar da dikkate alınarak konuyla ilgili kapsamlı bir araştırma yapılması planlanmaktadır.

4. 3.9.1999 tarihi itibariyle eğitime katkı payı, bağış ve nema geliri toplamı 423 727 966 325 000 liradır.

5. 4306 sayılı Kanunla sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim giderlerinde kullanılmak üzere oluşturulan gelirlerin harcanması; aynı Kanunun geçici 1 inci maddesinin (G) fıkrasına dayanılarak, Millî Eğitim Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca müştereken tespit edilen, 24.10.1997 tarihli “4306 Sayılı Kanun Uyarınca Sekiz Yıllık Kesintisiz İlköğretime İlişkin Özel Ödenek Uygulaması ve Bunların Harcanmasına İlişkin Esas ve Usuller”e göre yapılmaktadır.

6. Repoda paramız bulunmamaktadır.

7. Bakanlığımız personelinden, görev sorumluluklarıyla bağdaşmayan fiilleri bulunan veya bulunduğuna dair duyum alınanlar hakkında ancak hukuk kuralları çerçevesinde işlem yapılmaktadır.

Bilgilerinize arz ederim.

Metin Bostancıoğlu Millî Eğitim Bakanı

58. – Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik’in, Devlet Memurları Sınavına katılanlardan alınan harca ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in yazılı cevabı (7/450)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorulardan oluşan soru önergemin, Başbakan Sayın Bülent Ecevit tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını, Sayın Başkanlığınızın tensiplerine arzederim. M. Zeki Çelik Ankara

1. Devlet Memurları Sınavına girecek 1 425 000 adaydan, sınavı kazanan ve Devlet Memuru olma özelliği taşıyan kaç aday, devlet memuru olarak istihdam edilecek?

2. Yeni devlet memurlarının alımıyla ilgili, herhangi bir bütçe çalışması yapılmış mıdır, herhangi bir kaynak sağlanmış mıdır?

3. Adaylardan sınava katılım harcı olarak toplanan 14.5 trilyon liranın, kaç lirası, işsizliği önleyici tedbirler için harcanacaktır?

4. Aynı sayıdaki adayın katıldığı Öğrenci Seçme Sınavında 3.5 trilyon lira sınav masrafı çıkaran ÖSYM’nin, Devlet Memurları Sınavı için 11.6 trilyon masraf çıkarmasını doğru buluyor musunuz? Bunun hesabını ÖSYM’den soracak mısınız?

T.C. Devlet Bakanlığı 3.9.1999 Sayı: B.02.0.007/0818

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: a) TBMM Başkanlığının 19.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/450-555/4088 sayılı yazısı.

b) Başbakanlığın 23.8.1999 tarih ve B.02.0.KKG.0.12/106-57-6/4102 sayılı yazısı.

Ankara Milletvekili Sn. M. Zeki Çelik’in, Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği, Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılmasını istediği 7/450-1555 esas no.’lu yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Prof. Dr. Şükrü S. Gürel Devlet Bakanı

Ankara Milletvekili Sn. M. Zeki Çelik’in Soru Önergesine İlişkin Bilgiler

1. Merkezi olarak yapılacak İlk Defa Devlet Memuru Olarak Atanacaklar İçin Seçme Sınavının sonuçları belirlendikten sonra Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı, kamu kurum ve kuruluşlarının memur ihtiyaçlarını karşılamak için, gerekli olan açıktan atama izni yürürlükteki mevzuata uygun olarak alınmış kadroların sayısını, unvanını, sınıf ve derecesini ve atanacaklarda aranacak şartları Resmî Gazetede ilan edecektir. Bu ilanda başvuru süresi, başvurunun nereye ve nasıl yapılacağı ve kimlerin başvurabileceği bilgileri yer alacaktır. Başvuru süresi ilanın yayımı tarihinden itibaren en az 15 gün olarak belirlenecek ve söz konusu ilan, il ve ilçelerde de mülkî idare amirlerce ilan tahtalarında başvuru süresinin bitiminden önceki 15 gün boyunca asılı tutulacaktır.

Devlet memuru olmak isteyen adaylar sözkonusu duyuruda belirtilen şekilde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına başvuracaklar ve başvuru belgesine DMS sınav sonuç belgesinin fotokopisini de ekleyeceklerdir. Ayrıca, İlk Defa Devlet Memuru Olarak Atanacaklar İçin Seçme Sınavı sonuçları sınav tarihinden itibaren iki yıl süre ile geçerli olacaktır.

Gerek hemen sınavdan sonra gerekse iki yıllık süre içerisinde kamu kurum ve kuruluşlarının ortaya çıkacak memur ihtiyaçları sınavı kazanmış olanlardan yukarıda bahsedilen prosedür çerçevesinde karşılanacağından önceden sınavı kazananlardan ne kadarının Devlet memuru olarak istihdam edileceğini kestirme imkanı bulunmamaktadır.

2. Personel ödenekleri için her yıl belirlenen miktarın yanında ayrıcı yıl içinde yapılan personel alımları için gerekli olan ödenekler Maliye Bakanlığı Bütçesinde yeralan personel yedek ödeneklerinden karşılanması mümkün bulunmaktadır.

3. Başvuru sırasında adaylar Başvuru Belgesi ve DMS Kılavuzu için 1,5 milyon TL. ve sınav ücreti olarak 10 milyon TL. ödemişlerdir. Başvuru sırasında Başvurma Belgesi ve Kılavuz ücretinin % 20’si Valiliklere, Kaymakamlıklara ve ÖSYM Sınav Merkezi Yöneticiliklerine, başvuru sırasında yapacakları harcamalar karşılığı olarak bırakılmış ve Başvurma Belgesi ve Kılavuz ücreti olarak ÖSYM Fonuna 1,2 milyon TL. yatmıştır. Hangi şekilde olursa olsun ÖSYM Fonuna giren paranın % 20’si Hazineye, Savunma Sanayi Destekleme Fonuna ve Afetler Fonuna kesilmektedir. Bu durumda adaydan alınan 11,2 milyon TL.’den % 20’si kesilerek geriye 8 milyon 960 bin TL. kalmaktadır.

ÖSYM’ye aday başına kalan 8 milyon 960 bin TL.’nin harcandığı yerler ise şunlardır:

a) Dış ülkelerden ithal edilmiş kağıt kullanılmak suretiyle Başvurma Belgesinin basımı, kılavuzların basımı, bunların paketlenmesi, Valilikler, Kaymakamlıklar ve ÖSYM Sınav Merkezi Yöneticiliklerine gönderilmesi,

b) Başvurma Belgelerinin optik okuyucularda okunması ve bilgilerin bilgisayar ortamına aktarılması,

c) İlköğretim, ortaöğretim, önlisans ve lisans düzeyinde sekiz testin üniversite öğretim üyelerinin de desteğini alarak hazırlanması, soruların denetlenmesi, testlerin oluşturulması ve baskıya hazır hale getirilmesi,

d) Testlerin ve optik okumaya elverişli cevap kağıtlarının baskısı, sınav binalarına ve salonlarına göre paketlenmesi, bu paketlerin 80 il sınav merkezlerine gönderilmesi,

e) Sınava Giriş ve Kimlik Belgelerinin ÖSYM’de dökülerek adayların adreslerine postalanması,

f) 80 ilde sınavın yapılması ile ilgili olarak sınav evrakının sınav merkezlerine gönderilmesi sınav merkezlerinde yapılan harcamalar, sınav evrakının sınav merkezlerine dağıtımı ve toplanması, sınavda görev alan bina sınav sorumlusu, bina yöneticisi, salon başkanı, gözetmen ve binaların temizliğinde çalışan hizmetlilere zaruri masraflar karşılığı yapılan ödemeler,

g) Sınav evrakının nakli, korunması ve sınavın güvenliği için görevlendirilen nakil kuryeleri, koruma kuryeleri ve Ankara üniversitelerinden sınav merkezlerine gönderilen öğretim üyelerine yapılan ödemeler,

h) Cevap kağıtlarının okunması ve sınav sonuçlarının değerlendirilmesi,

ı) Fotoğraflı Sınav Sonuç Belgelerinin adayların adreslerine postalanması,

i) Adaylara verilen sınav hizmetleri (mektup, telefon vb.),

j) Bilgisayar makineleri ve programları ile ilgili bakım ve yatırımlar,

k) ÖSYM personel harcamaları,

l) Elektrik, su, yakıt vb. tüm bina giderleri.

4. ÖSYM’nin yaptığı sınavlar ve adaylardan aldığı sınav ücretlerinin dayanağı 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun 10 uncu maddesidir. Bu maddede, ÖSYM’nin hizmetlerini ücret veya bedel karşılığı yapacağı, toplanan ücret ve bedellerin Yükseköğretim Kurulu Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Fonunda toplanacağı, Fonun yönetim, işletme ve denetim esaslarının Yükseköğretim Kurulunca tespit edileceği hükümleri yer almakta olup, ayrıca toplanan paranın nerelere harcanacağı ayrıntılı şekilde bir önceki maddede açıklanmış bulunmaktadır.

59. – Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik’in, EXIMBANK’ın turizm sektörüne vereceği kredilere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Tunca Toskay’ın yazılı cevabı (7/451)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorulardan oluşan soru önergemin, Başbakan Sayın Tunca Toskay tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını, Sayın Başkanlığınızın tensiplerine arzederim. M. Zeki Çelik Ankara

1. Bakanlığınız döneminde EXIMBANK’tan, turizm sektörüne toplam kaç liralık kredi verildi?

2. Yine Bakanlığınız döneminde, bugüne kadar, EXIMBANK’tan kredi tahsis edilen, turizm şirketlerinin adları ve aldıkları kredinin miktarı nedir?

3. EXIMBANK’ın turizm sektörüne tahsis edeceği 14 trilyonluk kredinin şirketlere göre dağılımı nedir? 6 trilyonluk kredinin Vural Öger’in sahibi olduğu, Öger Tours Şirketine aktarılacağı doğru mudur?

T.C. Devlet Bakanlığı 31.8.1999 Sayı: B.02.0.005/00305

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı

Genel Sekreterliğine

İlgi: TBMM Başkanlığının 19.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/451-1556/4089 sayılı yazısı.

Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik’in Bakanlığıma tevcih ettiği ve ilgi yazı ekinde gönderilen 7/451-1556 esas nolu yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Prof. Dr. Tunca Toskay Devlet Bakanı

25.8.1999

Ankara Milletvekili Sn. M. Zeki Çelik’in 7/451-1556 Esas Sayılı Yazılı Soru Önergesinin Cevabıdır

1. Türkiye İhracat Kredi Bankası A.Ş. (Türk Eximbank) tarafından 1997 yılında uygulamaya konulan Turizm Pazarlama Kredisi kapsamında 1.6.1999-23.8.1999 tarihleri arasında, 12 adet seyahat acentasına 5,2 milyon ABD Doları karşılığı toplam 1 898 353 000 000 TL tutarında kredi kullandırılmıştır.

Turizm Bakanlığı ve sektörün talepleri doğrultusunda 10.8.1999 tarihinde revize edilen ve 14 trilyon TL. ilave kaynak tahsis edilen Turizm Pazarlama Kredisi kapsamında toplam 4 962 485 000 000 TL tutarında dört adet kredi dosyası ile 2 adet pazarlama projesi Bankaya iletilmiştir. Kredi talep dosyaları incelenmeye başlanmış olup, henüz herhangi bir firmaya kredi kullandırılmamıştır.

2. Revize edilen uygulama esasları ile kredi tutarı firmaların yurda getirerek bankalarda bozdurdukları döviz tutarları ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanan pazarlama projelerine bağlı olarak belirlenmektedir. Firmalar, yurtdışı turizm pazarlamasına yönelik proforma projedeki toplam harcama miktarının % 50’si ile sınırlı olmak üzere,

– 1998 yılı içerisinde 1 milyon ABD doları (dahil) – 10 milyon ABD doları (hariç) arasında döviz girdisi sağlayan şirketlere, döviz girdisi tutarının en çok % 5’ine kadar,

– 1998 yılı içerisinde 10 milyon ABD doları (dahil) ve üzerinde döviz girdisi sağlayan şirketlere, döviz girdisi tutarının en çok % 7’sine kadar döviz karşılığı Türk Lirası kredi kullandırılabilecektir. Kredi tutarları kaynak imkânları ve kredi başvuruları dikkate alınarak dilimler halinde ödenecektir.

18.6.1999 tarih ve 4389 nolu Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin 7 nci ve 8 inci fıkraları gereği bankaların kredi müşterilerine ait bilgileri kanunen açıkça yetkili kılınan mercilerden başkasına açıklaması suç sayıldığından yukarıda ana hatları özetlenen kredi kapsamında Türk Eximbank’dan kredi kullanan firmalara ait detaylı bilgiler verilmemektedir.

3. Bahse konu firma Türkiye’de yerleşik bir firma olmadığı için kredi başvurusu yapamayacaktır. Ancak, aynı gruba ait Türkiye’de yerleşik seyahat acentası kanalıyla krediye başvuru hakkı mevcuttur. Bu çerçevede pazarlama projesi Turizm Bakanlığı tarafından onaylanarak Türk Eximbank’a gönderilmiş,firma kredi talep dosyasını henüz Banka’ya iletmemiştir. Uygulama Esasları gereğince Turizm Bakanlığı tarafından pazarlama projeleri incelenerek Türk Eximbank’a gönderilen firmaların kredi başvuruları kabul edilebilmekte olup, firmanın başvurusu alınınca incelemeye başlanabilecektir.

60. – Çankırı Milletvekili Hüseyin Karagöz’ün, Kaynak Kullanım Destekleme Fonu Projesi uygulamasına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in yazılı cevabı (7/452)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Hüsnü Yusuf Gökalp tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Hüseyin Karagöz Çankırı

Soru

1. Çankırı ilimizin % 50’den fazlası geçimini tarımla sağlamaktadır. 1994 yılı sonuna kadar uygulanan ve çiftçilerimiz tarafından benimsenen Kaynak Kullanım Destekleme Fonu Projesi uygulamadan kaldırılmıştır.

Bu projenin tekrar uygulamaya konulması yönünde Bakanlık olarak bir çalışma yapıyor musunuz? Yapıyorsanız çalışmanız hangi aşamadadır?

2. Tarımsal Sigorta Kavramının Türk tarımına yerleştirilmesi için bakanlık olarak bir çalışmanız var mıdır?

3. Çankırı ilimizde özellikle kavun, patates ve hububat gibi ürünler yetiştirilmektedir. Bu ürün bazlarında araştırma enstitüsü ve il kontrol laboratuvarlarına ihtiyaç vardır. Araştırma enstitüsü ve il kontrol laboratuvarları kurulması için Bakanlığınızca herhangi bir çalışma var mıdır?

T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 31.8.1999 Araştırma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Sayı: KDD.SÖ.1.01/2003

Konu: Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: 24.8.1999 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/452-1559-4112 sayılı yazınız.

İlgide kayıtlı yazı ekinde gönderilen Çankırı Milletvekili Hüseyin Karagöz’e ait 7/452-1559 esas nolu yazılı soru önergesine ilişkin bilgiler ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Hüsnü Yusuf Gökalp Tarım ve Köyişleri Bakanı

Soru 1. Çankırı ilimizin % 50’den fazlası geçimini tarımla sağlamaktadır. 1994 yılı sonuna kadar uygulanan ve çiftçilerimiz tarafından benimsenen Kaynak Kullanım Destekleme Fonu Projesi uygulamadan kaldırılmıştır.

Bu projenin tekrar uygulamaya konulması yönünde bakanlık olarak bir çalışma yapıyor musunuz? Yapıyorsanız çalışmanız hangi aşamadadır?

Cevap 1. 13.12.1984 tarih ve 84/8860 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kurulan Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu uygulaması, Bakanlar Kurulunun 26.12.1994 tarih ve 94/6411 sayılı Kararı ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Öz kaynakların tarımsal yatırıma kaydırılması, tarımsal gelişmenin sağlanması, işletmelerin modernleştirilmesi, üretimin artırılması, kırsal kesimde istihdamın sağlanması bakımından büyük önem taşıyan ve çok başarılı sonuçlar elde edilen bu uygulamanın devam ettirilmesinin gerektiği konusunda Başbakanlık ve Hazine Müsteşarlığı ile yazışmalar yapılmıştır. Seçilmiş öncelikli konularda Öz Kaynak Destekli Tarımsal Yatırım Projesi şeklinde birer teklif sunulmasına ve yatırımlarla ilgili Karar ve Tebliğlerde yer alması hususu talep edilmesine rağmen herhangi bir sonuç alınamamıştır.

Soru 2. Tarımsal Sigorta kavramının Türk tarımına yerleştirilmesi için bakanlık olarak bir çalışmanız var mıdır?

Cevap 2. Tarımsal Ürünler Sigortası Kanun Tasarısı çalışmaları Hazine Müsteşarlığı tarafından yürütülmektedir.

Bilindiği gibi sigortacılık ülkemizde tarım sektöründe yeterince yerleşmemiştir. Bugün sadece belirli zararlar sigorta kapsamına alınmakta, tüm tabiî afet zararlarını kapsayan sigorta sistemi bulunmamaktadır.

Bununla beraber üreticilerimizde de sigorta bilinci yeterince yerleştirilemediği için bugüne kadar istenen gelişme de sağlanamamıştır.

Bakanlığa başladığım tarihten itibaren üzerinde durduğum en önemli konuların başında tarım sektörümüzün içinde bulunduğu sorunları ortadan kaldıracak “Tarımda Yeniden Yapılanma”nın sağlanması ile ilgili çalışmalar olmuştur. Bakanlar Kuruluna da sunulan bu çalışmanın içinde bir dizi yasal düzenleme yer almakta olup, bunlardan birisi de “Tarım Sigortası Yasa Tasarısı”dır.

Bu çalışmalar çerçevesinde, ülkemizin sık sık maruz kaldığı tabiî afetlerin üreticilerimize verdiği zararı temelden çözmek için dünyanın gelişmiş ülkelerinde olduğu gibi bakanlığımızca “Tarım Sigortası Kanunu” hazırlanmıştır.

Yasa Tasarısında, tarım sigortası uygulanmasının ülke genelinde yaygınlaştırılması, bunun için de ilk aşamada gerekli olan sigorta poliçe bedelinin büyük bir oranının devletçe sübvanse edilmesi düşünülmüştür.

Hedefimiz, 57 nci Hükümet programında de yeralan “Tarım Sigortası Kanunu”nun en kısa sürede yasalaşmasının sağlanarak, üreticilerimizin tabiî afet nedeniyle her zaman için başbaşa kalabilecekleri sorunları temelden çözmek olacaktır.

Soru 3. Çankırı İlimizde özellikle kavun, patates ve hububat gibi ürünler yetiştirilmektedir. Bu ürün bazlarında Araştırma Enstitüsü ve İl Kontrol Laboratuvarlarına ihtiyaç vardır. Araştırma Enstitüsü ve İl Kontrol Laboratuvarları kurulması için bakanlığınızca bir çalışma var mıdır?

Cevap 3. Bakanlığımız Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü faaliyetleri kapsamında Merkez, Konu ve Havza Araştırma Enstitüleri görev yapmakta olup, araştırma enstitüleri; bölge konu ve disiplin bazında ülke ihtiyacını karşılayacak tarzda düzenlenmiş, görev kapsamları ve çalışma alanlarına giren iller önceden belirlenmiştir.

İç Anadolu Bölgesinde yer alan Çankırı İlimize;

Tahıllar, yemeklik tane baklagiller ve yem bitkileri konularında, Merkez Araştırma Enstitüsü-Ankara,

Sebzecilik konularında Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsü-Eskişehir,

Bitki sağlığı konusunda Ziraî Mücadele Araştırma Enstitüsü-Ankara hizmet götürmektedir.

Araştırma enstitüleri görev kapsamındaki illerde gerekli araştırma faaliyetlerini yürütmekte, ayrıca iletilen sorunları yerinde inceleme yapmak suretiyle çözümlemektedir. Mevcut araştırma enstitülerinin ülkemizin ihtiyaçlarını karşılayacak sayıda olması nedeniyle yeni araştırma enstitüleri kurulmasına ihtiyaç duyulmamaktadır.

İl Kontrol Laboratuvarı kurulması konusunda ise; Bakanlığımıza bağlı olarak halen 40 İl Kontrol Laboratuvarı bulunmaktadır. Bu laboratuvarlarda yürütülen hizmetler ise personel, ekipman ve bina olarak farklılık göstermektedir. Laboratuvarların gerekli tüm analizleri yapamaması nedeniyle öncelikli olarak mevcut laboratuvarların güçlendirilmesi gerekmektedir.

Bu itibarla, mevcut İl Kontrol Laboratuvarlarının geliştirilmesi ve desteklenmesi tamamlanmadan yeni laboratuvarların kurulması, yeni problemlere neden olacağından ülkemiz için faydalı görülmemektedir. Diğer yandan, yeni laboratuvarların kurulması için laboratuvar binası yanında analizlerin yapılması için ihtiyaç duyulan gerekli laboratuvar cihazlarının bugünkü imkânlarıyla gerçekleştirilmesi mümkün görülmemektedir. Ayrıca, yeterli miktarda laboratuvar personeli istihdam edilmesi ve konularında eğitilmeleri gerekmektedir.

Daha önceki yıllarda, gıda sanayilerinin durumu nedeniyle Karaman ve Malatya’da İl Kontrol Laboratuvarı kurulması talebi Başbakanlığa iletilmiş ancak Başbakanlık tarafından uygun görülmemiştir.

Çankırı İlinin gıda kontrol hizmetleri ise Çankırı Tarım İl Müdürlüğü tarafından alınan gıda-yem-su-atıksu numunelerinin analizleri, referans laboratuvarı Ankara İl Kontrol Laboratuvarı tarafından yıllardır aksaksız olarak başarıyla yürütülmektedir.

61. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, Verem Savaşı Derneklerine tanınmış olan vergi muafiyetlerinin kaldırılmasının nedenine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral’ın yazılı cevabı (7/453)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Bilindiği gibi ülkemizde Tüberkülozla mücadele çalışmaları Verem Savaşı Derneklerince başlatılmıştır. Halen kurulu dispanserlerin çoğu da bu dernekler tarafından yaptırılıp Sağlık Bakanlığına devredilmiştir.

Halen bugün dahi İstanbul’daki 20 Verem Savaşı Dispanserinin 14’ü, Ankara’daki 7 Dispanserin 6’sı, İzmir’deki 8 Dispanserin 6’sı Verem Savaşı Derneklerince işletilmektedir.

Önceki hükümetler döneminde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ile kamuya yararlı statüdeki Verem Savaşı Derneklerine bazı muafiyetler getirilmiş idi.

Konu ile ilgili olarak aşağıdaki sorularımın Maliye Bakanı Sayın Sümer Oral tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda gereğini arz ederim.

Saygılarımla.

Saffet Arıkan Bedük Ankara

1. 1998 yılında yukarıda belirtilen Kanunlarda yapılan değişikliklerle Verem Savaşı Derneklerine tanınmış olan muafiyetler niçin ve hangi gerekçe ile kaldırılmıştır? Bu uygulamayı doğru buluyor musunuz?

2. İnsan sağlığını yakından ilgilendiren çalışmalar içerisinde bulunan Verem Savaşı Derneklerinin faaliyetlerini sürdürebilmesi için bazı vergilerden, harç ve resimlerden muaf tutulması yönünde Bakanlığınızın bir çalışması var mıdır? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

T.C. Maliye Bakanlığı 21.9.1999 Gelirler Genel Müdürlüğü Sayı: B.07.0.GEL.0.51/5140-10/039974

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı

Genel Sekreterliğine

(Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı)

İlgi: 24.8.1999 tarih ve KAN.KAR.MD.A.01.0.GNS.0.10.00.02-1656 sayılı yazınız.

İlgi yazınız ekinde yeralan Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük tarafından verilen yazılı soru önergesinde, 1998 yılında 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve 5244 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununda yapılan değişikliklerle Verem Savaşı Derneklerine tanınmış olan muafiyetlerin niçin ve hangi gerekçe ile kaldırıldığı, ayrıca anılan dernekler için bazı vergilerden, harç ve resimlerden muaf tutulması yönünde Bakanlığımızın bir çalışması olup olmadığı sorulmaktadır.

5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinin (D) bendi ile dernek ve vakıflara ait iktisadî işletmeler vergi mükellefiyetine alınmış, dernek ve vakıflar tüzel kişilikleri itibariyle mükellefiyet dışında tutulmuşlardır. Aynı Kanunun 4 üncü ve 5 inci maddeleriyle de dernek ve vakıflara ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ve sermaye şirketleri ile kooperatifler dışında kalan ticarî, sınaî ve ziraî işletmelerin, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri olduğu, bunların kazanç gayesi gütmemelerinin faaliyetin Kanunla tevdi edilmiş görevler arasında bulunmasının, tüzel kişiliklerinin olmamasının, müstakil muhasebeleri ve kendilerine tahsis edilmiş sermayelerinin veya işyerlerinin bulunmamasının mükellefiyetlerine etki etmeyeceği hükme bağlanmıştır.

Bu hükme göre, dernek ve vakıflar tüzel kişilikleri itibariyle kurumlar vergisi mükellefi olmadığı gibi, 47 seri nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde de açıklandığı üzere, dernekler kazanç paylaştırma dışında belli bir sosyal amacı gerçekleştirmek için kurulduğundan, bu derneklerin eğitim ve sağlık hizmetleri vermek üzere gerekli tesisleri kurarak (okul, hastane, sağlık ocağı gibi) faaliyette bulunması ve bu hizmetlerini bir bedel karşılığı olmaksızın yerine getirmesi halinde, bu faaliyetler derneğe bağlı bir ticarî işletme olarak nitelendirilmeyecektir.

Ancak, sözü edilen eğitim ve sağlık hizmetlerinin bir bedel karşılığında yerine getirilmesi durumunda, bu faaliyetler, derneğe ait bir ticarî işletme olarak kabul edilecektir.

Diğer taraftan, Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planında, “vergi tahsilatında arzu edilen gelişmenin sağlanamamasının başlıca nedenleri; vergisel teşviklerin yoğun olarak kullanılması sonucunda vergi matrahlarının erimesi, belge ve kayıt düzeninin yerleştirilmemesi...” olarak tespit edilmiş ve vergi muafiyet ve istisnalarının en aza indirilmesi hedeflenmiştir. Dolayısıyla, vergi kanunlarında yapılacak düzenlemelerle yeni muafiyet ve istisnalar tanınması tespit edilen sorunları artırıcı etki yaratacaktır.

Kaldı ki, vergi kanunlarında yapılacak düzenlemelerle herhangi bir kuruma sağlanan muafiyet, diğer kurumlara göre bir ayrıcalık yaratmakta, sonuç olarak vergilemedeki genellik, eşitlik ve adalet prensiplerini zedelemektedir.

Esas amacı kâr elde etmek olmayan dernek ve vakfların sahip olduğu ticarî işletmeler, vergiye tabi kârlarının olmaması nedeniyle vergi ödemeyeceklerinden muafiyetin kaldırılmasından da etkilenmeyeceklerdir.

Dernek ve vakıflara ait olup ticarî esaslara göre çalışan ve kâr elde eden kuruluşların vergilendirilmesinin sağlanmasıyla rekabet eşitsizliği de giderilmiş olmaktadır.

Bu nedenle, kayıt ve belge düzenine uymalarını temin etmek amacıyla dernek ve vakıflara ait iktisadî işletmelere ilişkin vergi muafiyeti tanıyan Kurumlar Vergisi Kanununun 7/7 nci maddesi 4369 sayılı Kanunun 82-4/b maddesiyle 1.1.1999 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır.

Bu durumda, yukarıda açıklandığı üzere, Verem Savaşı Derneklerinin ticarî işletmeleri veya bu tür diğer derneklere bağlı ticarî işletmeler için, belge ve kayıt düzeni ile rekabet eşitliğinin sağlanması açısından, ayrıcalık tanıyan muafiyet ve istisna uygulaması düşünülmemektedir.

Bilgi edinilmesini arz ederim.

Sümer Oral Maliye Bakanı

62. – Çankırı Milletvekili Hüseyin Karagöz’ün, Çankırı İlindeki korunmaya muhtaç çocukların barınabileceği çocuk yuvası ihtiyacına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Hasan Gemici’nin yazılı cevabı (7/454)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Hasan Gemici tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Hüseyin Karagöz Çankırı

Soru 1. Çankırı İlimizde 0-12 yaş grubu korunmaya muhtaç çocuklarımızın barınabileceği bir kuruluş yoktur.

Çocuklarımızın diğer illerde bulunan çocuk yuvalarına gitmeden, aileleriyle bağlarını koparmadan barınabileceği çocuk yuvalarına ihtiyaç vardır. Bakanlığınızın bu konu üzerinde bir çalışması var mıdır? Var ise hangi aşamadadır?

Soru 2. Sosyal Hizmetler Müdürlüğümüz vilayet binasında 3 odada hizmet vermektedir. Müdürlüğümüzün acilen kendine ait bir binasının olması gerekmektedir. Bakanlık olarak bu konuda bir çalışmanız var mıdır? Var ise hangi aşamadadır?

T.C. Devlet Bakanlığı 3.9.1999 Sayı: B.02.0.013/08-1240

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: 24.8.1999 tarih ve 4113 sayılı yazınız.

Çankırı Milletvekili Sayın Hüseyin Karagöz’ün soru önergesine verilen cevaplar ekte gönderilmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

Hasan Gemici Devlet Bakanı

Cevaplar:

1. Çankırı İlimizde 0-12 yaş grubu korunmaya muhtaç çocuklarımıza yönelik “Çocuk Yuvası’na” ihtiyaç duyulmakla birlikte, Bakanlığıma bağlı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünce anılan İlimizdeki korunmaya muhtaç çocuklar halen en uygun çevre illerdeki kuruluşlarımıza kabul edilmektedir.

Çankırı Valiliğince, çocuk yuvası yapılmasıyla ilgili arsa tahsisi yapılmış olup, ancak Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarlığınca yatırım programları stoklarının doluluğu nedeniyle 1999 yılı programına alınamamıştır. Konu, 2000 yılı için ilgili birimlerce yeniden değerlendirilecektir.

2. Çankırı İli Vilayet binasında bulunan Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğümüz çalışmalarını aksatmadan sürdürmektedir. Anılan İl Müdürlüğünün çalışma mekânının, bütçe kaynaklarımız ve mahallî imkânlar doğrultusunda önümüzdeki dönemde daha yeterli bir hale getirilmesine çalışılacaktır.

Hasan Gemici Devlet Bakanı

63. – Erzurum Milletvekili Fahrettin Kukara’cının, fon sayısına ve fonlarda toplanan para miktarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral’ın yazılı cevabı (7/456)

rkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

TBMM İçtüzüğünün 96 ncı maddesi uyarınca aşağıdaki sorularımın Maliye Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Fahrettin Kukaracı Erzurum

Sorular:

1. Türkiye’de kaç adet fon bulunmaktadır?

2. Bu fonlarda toplanan para miktarı nedir?

3. Fon uygulamaları bütçe disiplinini bozmakta mıdır?

4. Fon uygulamalarına bir kısıtlama düşünülmekte midir?

T.C. Maliye Bakanlığı 27.9.1999 Bütçe ve Malî Kontrol Genel Müdürlüğü Sayı: B.07.0.BMK.0.11.600/18891

Konu: Yazılı Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: 24.8.1999 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-1656 sayılı yazınız.

Erzurum Milletvekili Sayın Fahrettin Kukaracı’nın 7/456 esas nolu yazılı soru önergesine ait cevaplar aşağıda sunulmuştur.

1. Türkiye’de Kanun, Kanun Hükmünde Kararname, Bakanlar Kurulu Kararı, Yönetmelik ve diğer mevzuatla kurulmuş 62 adet bütçe kapsamında (53 adet Üniversite Fonu tek bir fon olarak sayılmaktadır.) 13 adet bütçe kapsamı dışında olmak üzere toplam 75 adet fon bulunmaktadır.

2. Bütçe kapsamındaki fonların borçlanma, satış hâsılatı ve kredi geri dönüşü haricindeki gelirleri bütçeye gelir kaydedilmekte, karşılığında fon harcamaları için bütçeye ödenek konulmaktadır. Bu kapsamda 1999 yılında bütçeye gelecek fon geliri 1 katrilyon 500 trilyon TL. olarak programlanmıştır. Sözkonusu tutarın Temmuz 1999 sonu itibariyle 740 trilyon TL.lık kısmı gerçekleşmiştir.

Bütçe kapsamı dışındaki fonların gelirlerinden bütçeye yapılacak aktarmalar Başbakanın onayı ile belirlenmektedir. Bu fonlardan 1999 yılında bütçeye 115 trilyon TL. aktarılması programlanmış olup, Temmuz 1999 sonu itibariyle 44 trilyon 655 milyar TL. olarak gerçekleşmiştir.

3. Fonlar, mevzuatındaki özel düzenlemeler ve özel harcama usulleri ile temel mali yasaların ve denetim süreçlerinin dışında kalmaktadır. Bu durum kamu maliyesinin disiplinini sağlamayı zorlaştırmaktadır.

1993 yılından itibaren sistemi disipline etmek amacıyla müşterek fon sistemi kurularak fonların gelirleri bütçeye alınırken, harcamaları bütçe ödenekleri ile sınırlandırılmıştır. Ancak her ne kadar ödenekle kısıtlı harcama yapılsa da yükümlülük üstlenmeleri ve harcama usulleri bütçe uygulaması dışında kalmaktadır.

4. İlk defa 1993 yılında Bütçe Kanunu ile alınan tedbirlerle bir kısım fonlar bütçe kapsamı içine alınmıştır. Buna göre, Merkez Bankası nezdinde oluşturulan Müşterek Fon Hesabı uygulaması ile fonların gelirleri bütçeye aktarılmakta ve harcamaları için de bütçeye ödenek konulmaktadır. Bu uygulama ile bütçe kapsamına alınan fonların harcamalarında kontrol sağlanmıştır. Ancak, fonların mali disiplin üzerindeki olumsuz etkilerini tamamen ortadan kaldırmak için alınması gereken ilave tedbirler üzerinde çalışmalara devam edilmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

Sümer Oral Maliye Bakanı

64. – Osmaniye Milletvekili Şükrü Ünal’ın, Ankara’da irticai ve bölücü faaliyette bulunan öğretmenlerin listesinin çıkarıldığı iddialarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/457)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın, içtüzüğün 99 uncu maddesi gereğince, Millî Eğitim Bakanı Sayın Metin Bostancıoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını delaletlerinize arz ederim.

13.8.1999 Şükrü Ünal Osmaniye

Sorular:

1. 16.7.1999 tarihli bir ulusal gazetede yer aldığı üzere, “Ankara’daki irticai ve bölücü faaliyette bulunan öğretmenlerin listesi” şeklinde bir liste, Bakanlığınız tarafından oluşturulmuş mudur, böyle bir liste mevcut mudur?

2. Gazetede çıkan listedeki öğretmenlerden kaç tanesinin yerleri değiştirilmiş, hangi okuldan nereye tayin edilmiş ve kaç tanesi hangi gerekçelerle, ne şekilde cezalandırılmıştır?

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı 13.9.1999 Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Sayı: B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2416

Konu: Yazılı Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: TBMM Başkanlığının 24.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/457-1563/4116 sayılı yazısı.

Osmaniye Milletvekili Sayın Şükrü Ünal’ın “Ankara’da irticai ve bölücü faaliyette bulunan öğretmenlerin listesinin çıkarıldığı iddiasına ilişkin” yazılı soru önergesi incelenmiştir.

Ülkemizde kamu çalışanları idarenin işlemlerine karşı yasaların güvencesi altındadır.

1. Millî Eğitim Temel Kanunu ile millî birlik ve bütünlük içinde eğitimin amaçlarının gerçekleştirilmesinden, Devletimiz adına sorumlu olan Bakanlığımızın öğretmenlerimizle ilgili liste hazırlatarak ayrımcılık yapması veya yapılmasına izin vermesi söz konusu olamaz.

2. Gazetede isimleri yayımlanan öğretmenlere verilen cezalar; Anayasa, Danıştay Kararları 657 Sayılı Devlet Memurları Yasası ve Kılık-Kıyafet Yönetmeliğine aykırı tutum ve eylemlerinden dolayı hukuk ve yasalar çerçevesinde, aynı disiplinsizliği yapan diğer öğretmenlere de verilen disiplin cezalarıdır. Bu öğretmenlerden, geçirdikleri soruşturma sonucuna göre görev yeri değiştirilenlerin sayısı 239’dur.

Bilgilerinize arz ederim.

Metin Bostancıoğlu Millî Eğitim Bakanı

65. – Osmaniye Milletvekili Şükrü Ünal’ın, Osmaniye’nin Düziçi İlçesinde sulama amaçlı kuyuların kapalı olmasından doğan zararlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar ve Başbakan Yardımcısı M. Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/458)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın, içtüzüğün 99 uncu maddesi gereğince, Enerji Bakanı Sayın Cumhur Ersümer tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını delaletlerinize arz ederim.

13.8.1999 Şükrü Ünal Osmaniye

Sorular:

1. Şu an Osmaniye İli Düziçi ilçesinde tarım arazisi sulamada kullanılan DSİ’nin açtığı kaç adet sulama kuyusu vardır? Bu kuyuların yapımı için harcanan para ne kadardır? Bu kuyulardan kaç tanesi halen faaliyettedir?

2. Bu kuyulardan faaliyette olmayan varsa sebebi nedir? Eğer bu kuyular işler halde olsaydı kaç hektar arazi sulanacaktı? Bakanlığınıza bağlı olan DSİ, bu kuyulardan sulanan arazilerden hektar başına kaç lira talep etmektedir? Buna Göre Devletin yalnız Osmaniye İli Düziçi ilçesinde bulunan kuyuların çalışmamasından kaynaklanan zararı ne kadardır?

3. Eğer bu kuyuların çalışmamasının devlete maddi zararı varsa, konuyla ilgili ne yapmayı düşünüyorsunuz?

T.C. Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 9.9.1999 Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Sayı: B.15.0.APK.0.23.300-1260-15744

Konu: Yazılı Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: TBMM Başkanlığının 24.8.1999 tarih ve KAN.KAR.MD.A.01.0.GNS.0.10.00.02-1658 sayılı yazısı.

Osmaniye Milletvekili Sayın Şükrü Ünal’ın tarafıma tevcih ettiği, 7/458-1564 esas nolu yazılı soru önergesine ilişkin bilgiler hazırlanarak ekte gönderilmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

M. Cumhur Ersümer Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı

Osmaniye Milletvekili Sayın Şükrü Ünal’ın Yazılı Soru Önergeleri ve Cevapları (7/458-1564)

Sorular 1, 2, 3:

– Şu an Osmaniye İli Düziçi ilçesinde tarım arazisi sulamada kullanılan DSİ’nin açtığı kaç adet sulama kuyusu vardır? Bu kuyuların yapımı için harcanan para ne kadardır? Bu kuyulardan kaç tanesi halen faaliyettedir?

– Bu kuyulardan faaliyette olmayan varsa sebebi nedir? Eğer bu kuyular işler halde olsaydı kaç hektar arazi sulanacaktı? Bakanlığınıza bağlı DSİ, bu kuyulardan sulanan arazilerden hektar başına kaç lira talep etmektedir? Buna göre Devletin yalnız Osmaniye İli Düziçi ilçesinde bulunan kuyuların çalışmamasından kaynaklanan zararı ne kadardır?

– Eğer bu kuyuların çalışmamasının devlete maddi zararı varsa, konuyla ilgili ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Cevaplar 1, 2, 3:

Düziçi İlçesindeki tarım arazilerinin sulanması için bugüne kadar DSİGenel Müdürlüğünce 103 adet sondaj kuyusu açılmıştır. Söz konusu kuyular 1970’li yıllardan itibaren açılmaya başlanmış ve 1997 yılında tamamlanmıştır. Bu işler için eskalasyon değerleri hariç 62 milyar TL. harcanmıştır. Kuyular günlük arızalar dışında halen çalışır durumdadır.

Anılan kuyular, 1996 yılından itibaren Düziçi Sulama Birliği tarafından işletilmektedir ve üç yıldır işletme, bakım ve yönetim sorumluluğu Düziçi Sulama Birliğindedir. Son iki yıldır ÇEAŞ’a enerji bedeli (gecikme faizi hariç 38 milyar TL.) ödenmediği için kuyuların enerjisi ÇEAŞ tarafından kesilmiş ve işletilememeleri nedeniyle 3350 hektar alanda sulama yapılamamıştır.

DSİ Genel Müdürlüğü bu alanların işletmeciliğini sulama birliğine devrettiği için herhangi bir sulama bedeli almamakta, sulama bedellerinin tahsilatı sulama birliği tarafından yapılmaktadır. Bu sebeple devletin herhangi bir alacağı nedeniyle kaybı söz konusu değildir. Ancak çiftçilerimiz sulu tarım yapamadığı için ürün verimi kaybına uğramışlardır.

Düziçi Kaymakamlığı vasıtasıyla 1998-1999 yıllarında Sulama Birliği Meclisi 4 defa toplanmış, ÇEAŞ’ın enerji borcunun ödenmesi için çeşitli ödeme alternatifleri sunulmuş, ancak bir sonuç alınamamıştır. Dolayısıyla borç ödenemediğinden ÇEAŞ enerji vermemiş ve kuyuların çalıştırılamaması nedeniyle çiftçilerin ürün verimi kaybı meydana gelmiştir. Bu itibarla Düziçi Birliği Meclisinin toplanması, birlik faaliyetlerinin düzenli hale getirilmesi ve birliğin enerji borcunun ödenmesinin sağlanması gerekmektedir.

DSİ Genel Müdürlüğünce kurulduğundan itibaren söz konusu birliğe her türlü idarî ve teknik yardım yapılmaktadır.

66. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, Ortaöğretim Kurumları Sınıf Geçme Yönetmeliğine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun yazılı cevabı (7/459)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Millî Eğitim Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda gereğini arz ederim.

Saygılarımla.

Saffet Arıkan Bedük Ankara

14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 30 uncu maddesinde “... çeşitli programlar veya ortaöğretim okulları arasında yapılacak yatay ve dikey geçiş şartları, Millî Eğitim Bakanlığınca düzenlenir” hükmü yer almış, bu hüküm uyarınca Millî Eğitim Bakanlığınca yürürlüğe konulan “MEB Ortaöğretim Kurumları Sınıf Geçme Yönetmeliği” nin 30 uncu maddesinde; Farklı okul türleri arasındaki nakiller genel olarak dokuzuncu sınıf sonunda yapılır. Sınıflar ve farklı programlar arasındaki geçişler, yönerge ile belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.

Soru : Yönetmelikte öngörülen yönerge yürürlüğe konulmuş mudur? Konulmamış ise, üniversiteye giriş sisteminin değiştirilmesinden önce üniversite kapılarının kendilerine kapatılacağını bilmeden meslek liselerine başlayan ve 9 uncu yılını tamamlayan öğrenciler için, genel liselere geçiş hakkı tanınarak, yapılan değişiklik nedeniyle ortaya çıkan mağduriyeti, ortadan kaldırmayı düşünüyor musunuz? Bu konuda herhangi bir çalışmanız var mıdır?

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı 13.9.1999 Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Sayı: B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2414

Konu: Yazılı Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: TBMM Başkanlığının 24.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1657-7/459-1571/4125 sayılı yazısı.

Ankara Milletvekili Sayın Saffet Arıkan Bedük’ün “Ortaöğretim Kurumları Sınıf Geçme Yönetmeliği’ne ilişkin” yazılı soru önergesi incelenmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Sınıf Geçme Yönetmeliği’nin 30 uncu maddesi gereği Bakanlığımıza bağlı ortaöğretim kurumlarında okuyan öğrencilerin okul ve programlar arası geçişini düzenleyen Millî Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Kurumları Öğrenci Nakil ve Geçiş Yönergesi Eylül 1998 tarih ve 2492 sayılı Millî Eğitim Bakanlığı Tebliğler Dergisinde yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.

Meslek liselerinden genel liselere öğrenci nakilleri;

a) İlköğretim kurumlarımızın özellikle 8 inci sınıflarında gerekli yönlendirmenin yapılması,

b) Meslek liselerinden liselere nakillere olanak sağlanması durumunda bu okullardaki kontenjanların açık kalacağı diğer taraftan liselerin sınıf mevcutlarının yükseleceği,

c) Alan/ bölüm seçiminde gösterilmesi gereken titizliğin, araştırma ve yönlendirmenin anlamını önemli ölçüde yitireceği,

gibi nedenlerle uygun bulunmamaktadır.

Bilgilerinize arz ederim.

Metin Bostancıoğlu Millî Eğitim Bakanı

67. – Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız’ın, 2918 Sayılı Trafik Kanunu uyarınca Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonuna verilen payın Türk Polis Teşkilatı Güçlendirme Vakfına aktarılacağı iddialarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın yazılı cevabı (7/460)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini arz ederim.

Saygılarımla. İlyas Yılmazyıldız Balıkesir

Sorular :

1. Ülke genelinde bir buçuk milyon şoför esnafının meslek kuruluşu olan, her il ve ilçede kuruluşu bulunan Şoförler ve Otomobilciler Odaları; 1949’lu yıllarda Şoförler ve İşçileri Cemiyeti olarak kurulmuş, 1964 yılına kadar kaydiye, aidat ve bağışlarla hizmet vermiştir. 17.7.1964 tarihinde 507 Sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanunu çıkarılmış ve 1962 yılında çıkan ve 1965 yılında uygulamaya konan 6085 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 471 sayılı basılı Evrak Kanunu ile bu meslek kuruluşlarına kaynak oluşturulmuştur. Basılı evrak ve plaka gelirleri; 18.10.1983 yılında kabul edilen ve 1985 yılında uygulamaya konulan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 131., aynı kanuna ait yönetmeliğin 176. Maddelerinde de muhafaza edilerek, bu iki kalem net gelirin % 60 Trafik Hizmetleri Geliştirme Fonuna aktarılmış bulunmaktadır. Geriye kalan % 40’lık gelir Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonuna ve ona bağlı tüm il ve ilçelerdeki kuruluşlarına aktarılmaktadır. 2918 Sayılı yasanın 131. Maddesiyle % 40’lık gelirin Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonundan alınarak Türk Polis Teşkilatı Güçlendirme Vakfına aktarılması konusunda Bakanlığınızın bir çalışması var mıdır? Varsa uygulamaya ne zaman konulacaktır?

2. Türkiye Otomobilciler ve Şoförler Federasyonuna bağlı kuruluşlarında çok sayıda insan çalışmaktadır. Bu % 40’lık kaynağın tamamının ellerinden alındığında ortaya çıkacak ekonomik, sosyal ve işsizlik problemlerine nasıl çözüm bulmayı düşünüyorsunuz?

3. Türk Polis Teşkilatı Güçlendirme Vakfına aktarmayı düşündüğünüz bu % 40’lık miktarı Trafik Hizmetleri Geliştirme Fonuna aktarılan % 60’lık paydan karşılamanız mümkün müdür? Başka kaynaklardan karşılanma imkanı var mıdır?

T.C. İçişleri Bakanlığı 23.9.1999 Emniyet Genel Müdürlüğü Sayı : B.05.1.EGM.0.12.01.01-217027

Konu : Yazılı Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 24.8.1999 gün ve A.01.GNS.0.10.00.02-7/460-1572/4126 sayılı yazısı.

Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız tarafından TBMM Başkanlığına sunulan ve tarafımdan yazılı olarak cevaplandırılması istenilen soru önergesinin cevabı aşağıya çıkarılmıştır.

1. Basılı kâğıt ve plakaların Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (T.Ş.O.F.) tarafından bastırılması ve maliyetleri dikkate alınarak, İçişleri Bakanlığı, Bayındırlık Bakanlığı ve T.Ş.O.F. tarafından birlikte tespit edilecek bedel karşılığında vatandaşlara satılmasına, 6085 Sayılı Karayolları Trafik Kanununa bir madde ilavesiyle başlanmış, gelirleri tamamen T.Ş.O.F.’na ait olan basılı kâğıt ve plakalardan Trafik Hizmetleri Geliştirme Fonu’na pay ayrılmasına ise 1985 yılında yürürlüğe konulan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunuyla geçilmiştir.

Ancak, adı geçen kuruluşta (T.Ş.O.F.) Bakanlığım Müfettişlerince yapılan çeşitli incelemelerde : Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 176. Maddesi gereğince, kâğıtlar için tespit edilen satış fiyatının her bir kâğıt üzerinde gösterilmesinin zorunlu olmasına rağmen, kâğıtların basım ve dağıtımından sorumlu Federasyonun yönetmelik hükmünü yerine getirmediği ve kâğıtların fiyatlarını üzerinde göstermediği,

Federasyona bağlı olarak görev yürüten il ve ilçelerdeki Şoförler ve Otomobilciler Odalarından hiç birinin, ilgili komisyonca belirlenen fiyatları uygulamadığı, bunun yerine her yerde farklı ve kamu oyunda büyük tepki toplayan fiyatlar üzerinden plaka ve kâğıt satışı yapıldığı, bu uygulamayla her yıl trilyonlarla ifade edilecek meblağlar haksız bir şekilde vatandaşlardan alınarak Federasyona aktarıldığının tespitinden sonra Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından 1999/71620 sayıyla Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu,

Maliye Bakanlığı Gelirler GenelMüdürlüğü Kontrolörlerinin de Federasyonu teftişi sonucu; Trafik Hizmetleri Geliştirme Fonuna aktarılması gereken % 60 pay hesabında, üyelere yardım gibi indirim konusu olmaması gereken gider kalemlerinin, Federasyon tarafından masraf gösterilmesi suretiyle, 1994-1998 yılları itibariyle Fon Payının 1 068 053 392 000.-TL. eksik gönderildiği, belirlenmiş olup, yasal işlem süreci başlatıldığı, konunun yargıya intikali için tüm delillerin toplanmasının beklendiği,

Federasyonca plaka ve basılı kâğıt işlemlerinin ihalesiz olarak yaptırıldığı, çok yüksek olan alımlar sonucu plaka ve basılı kâğıt masraflarının çok fahiş olarak belirtildiği, bu şekilde hem giderlerin yüksek tutulması, usulsüz kesintiler yapılmasından dolayı, Fon Payının çok az olarak gönderildiği, böylece Fonun ve dolayısıyla Hazinenin trilyonlarca zarara uğratıldığı,

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 131. Maddesine göre basılı kâğıt ve plakaların satışının Federasyona sağladığı net gelirin % 60’ı Trafik Hizmetlerini Geliştirme Fonuna, % 40’ı ise Federasyona gelir kaydedilmektedir.

Basılı kâğıt ve plaka ve satışlarından elde edilen net kârın % 40’ının Federasyona verilmesine rağmen, şoför odalarınca yapılan satışlarda, vatandaşlarımızdan hizmet bedeli adı altında ayrıca ücret alındığı ve bu şekilde haksız kazanç sağlandığı,

Federasyon tarafından; Basılı kâğıt ve plakaların satışından elde edilen net kârın hesaplanmasında, masrafların çok yüksek gösterildiği, özellikle plaka satışlarında, Şoför Odalarınca Federasyona gönderilen plaka satış fiyatının % 8 tutarında genel yönetim giderleri de düşüldükten sonra geri kalan meblağın net kâr olarak değerlendirildiği, bu uygulamanın 20 Mayıs 1998 tarihine kadar devam ettirildiği, bu tarihten itibaren ise farklı bir uygulamanın başlatıldığı, böylece Federasyonun Fon payını istediği miktarda gönderdiğinin tespit edilmesinden sonra 2918 sayılı kanunun 131. Maddesinde değişiklik içeren bir Kanun Tasarısı hazırlanmıştır. Bakanlar Kurulunca da tasvip edilen yeni düzenleme ile; basılı kâğıt, ve plakaların satışından elde edilecek gelirlerin Türk Polis Teşkilatı Güçlendirme Vakfına aktarılması, böylece basılı kâğıtların basımı, dağıtımı, satışı ve gelirlerinin ciddi bir şekilde denetim altına alınması mümkün olacaktır.

2. Kamuya götürülecek hizmetlerden elde edilen gelirlerin, belli bir meslek grubu yerine bütün kamunun yararına kullanılması esastır. Dolayısıyla yeni düzenlemede kamu yararı gözetilmektedir. Bütün meslek kuruluşlarının olduğu gibi Federasyonun da ana gelirleri, üye aidatlarından kaynaklanmaktadır. Yeni düzenleme ile federasyon ve bağlı kuruluşlarında ekonomik, sosyal ve işsizlik gibi problemlerin ortaya çıkmasının söz konusu olmadığı değerlendirilmektedir.

3. Trafik Hizmetleri Geliştirme Fonu genel bütçe kapsamında bulunmaktadır. Bu nedenle fon gelirleri genel bütçeye aktarılmaktadır. Türk Polis Teşkilatına Trafik Hizmetlerini Geliştirme Fonundan kaynak aktarılması mümkün değildir. Yeni düzenlemede; Türk Polis Teşkilatı Güçlendirme Vakfına kaynak yaratmaktan çok, basılı kâğıt ve plakaların basımı ve dağıtımıyla ilgili uygulamaların, kamu oyunda ortaya çıkardığı olumsuz imajın değiştirilerek, devlete olan güvenin yeniden tesis edilmesi ve uygulamaların denetim içerisinde yapılması anlayışı söz konusudur.

Bilgilerinize arz ederim.

Sadettin Tantan İçişleri Bakanı

68. – Tekirdağ Milletvekili Nihan İlgün’ün, Tekirdağ Gümrük Müdürlüğü hakkında basında çıkan haberlere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler’in yazılı cevabı (7/461)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Mehmet Keçeciler tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunu tensiplerinize arz ederim.

Saygılarımla.

Nihan İlgün Tekirdağ

Tekirdağ İli’nde yerel olarak yayınlanan Yeni İnan Gazetesinin, 9 Ağustos 1999 tarihli sayısında yeralan bir haberle ilgili olarak; haber, konusu itibariyle üzerinde önemle durulması gereken birtakım ciddi iddialar içermektedir.

Soru 1. Tekirdağ Marmara Ereğlisi’nde bulunan limanda gerçekten iddia edildiği gibi Gümrük Muhafaza ve Yoklama Memuru bulunmamakta mıdır? Eğer bulunmuyorsa limandaki denetim kimler tarafından sağlanmaktadır?

Soru 2. Gümrük Müdürü Ali Fuat Kılıç hakkında daha önce açılmış herhangi bir soruşturma ve kovuşturma var mıdır? Varsa ne gibi bir işlem yapılmıştır?

Soru 3. Gazetede iddia edildiği gibi siyasetçi-gazete sahibi ve gümrük müdürünün birbirleriyle gizli bir ortaklığı var mıdır?

Soru 4. 1977 yılından beri Tekirdağ’da görev yaptığı belirtilen Gümrük Müdürü Ali Fuat Kılıç, bugüne kadar bir rotasyona tabi tutulmuş mudur? Tutulmamışsa neden tutulmamıştır?

T.C. Devlet Bakanlığı 3.9.1999 Sayı : B.02.0.003/2.00/0480

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 24.8.1999 tarih ve KAN.KAR.MD.A.01.GNS.0.10.00.02-7/461-1573/4127 sayılı yazınız.

Tarafımdan yazılı olarak cevaplandırılmak üzere Tekirdağ Milletvekili Nihan İlgün tarafından verilen soru önergesinde belirtilen sorulara ilişkin yanıtımız aşağıda sunulmuştur.

1. Tekirdağ Gümrük Müdürlüğünde Gümrük İdaresi, Gümrük ve Gümrük Muhafaza Müdürlükleri olmak üzere aynı hizmet binasında iki ayrı Müdürlük olarak görev yapmaktadır ve görev ve sorumlulukları farklıdır. Martaş Liman Tesislerinde Gümrük Muhafaza Kısım Amirliği bulunmaktadır. Gümrük Muhafaza Kısım Amirliğinde 3 Gümrük Muhafaza Memuru 1 Kısım Amiri, 24 saat süreyle nöbet usulü görev yapmakta ve kontrolleri yapılmadan eşyanın gemiye yüklenmesine veya gemiden indirilmesine müsaade edilmemekte ve görevler tam olarak yerine getirilmektedir.

Gemilerle gelen veya giden eşyaların muayene ve kontrol işlemleri Gümrük Müdürlüğünün görevlendirdiği Muayene Memurları tarafından yapılmasını müteakip, ödenmesi gereken vergi ya da teminat gümrük veznesine yatırıldıktan sonra yine gümrük memurları nezaretinde tartılarak- sayılarak gemilere yüklenmesi veya boşaltılması sağlanmaktadır.

Ayrıca Gümrük İdarelerinde “Yoklama Memuru” unvanıyla görevli personel bulunmamaktadır.

2. Tekirdağ Gümrük Müdürlüğü Gümrük Müdürü Ali Fuat Kılıç hakkında daha önce açılmış herhangi bir soruşturma ve kovuşturma bulunmamaktadır.

3. Tekirdağ Gümrük Müdürlüğünde adı geçen Gümrük Müdürü döneminde herhangi bir usulsüzlüğün ve kanunsuzluğun olduğuna dair bir bilgi intikal etmediği gibi olumsuz bir olay da cereyan etmemiştir.

Ayrıca, 9 Ağustos 1999 tarihli yerel Tekirdağ Yeni İnan Gazetesinde Tekirdağ Gümrük Müdürlüğü ile ilgili haber hiçbir objektif bilgi ve belgeye dayandırılmamıştır. Bununla birlikte sözkonusu gazetede Tekirdağ Gümrük Müdürlüğü ile ilgili haberde yer alan hususlar incelenmek ve soruşturulmak üzere Teftiş Kurulu Başkanlığı’na intikal ettirilmiştir.

4. Gümrük Müdürü Ali Fuat Kılıç 18.10.1976 tarihinden 21.8.1999 tarihine kadar Gümrükler Genel Müdürlüğünde görev yapmıştır. Adı geçen Gümrükler Genel Müdürlüğü emrinde Şube Müdürü olarak görevli iken 3.7.1996 günlü Onay ile Edirne Gümrükleri Başmüdürlüğü bağlantısı Tekirdağ Gümrük Müdürlüğü emrine atanmış, 3.9.1996 tarihinde görevine başlamıştır.

Bu itibarla sözkonusu gazete haberinde Gümrük Müdürü Ali Fuat Kılıç’ın 1977 yılından bu yana Tekirdağ’da görev yaptığı yolundaki haber doğru değildir.

Ayrıca Edirne Gümrükleri Başmüdürlüğünde rotasyona tabi personelin çalışma süresi 5 yıldır. Adı geçen Gümrük Müdürü anılan Başmüdürlükteki 5 yıllık çalışma süresini tamamlamadığından rotasyona tabi tutulmamıştır.

Bilgilerinize arz ederim.

Mehmet Keçeciler Devlet Bakanı

69. – Kütahya Milletvekili Ahmet Derin’in, Çatal Alıç mevkiinde bir arazinin balık tesisi kurulmak üzere özel bir firmaya verilip verilmediğine ilişkin sorusu ve Orman Bakanı Nami Çağan’ın yazılı cevabı (7/462)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Sayın Orman Bakanı Nami Çağan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasının teminini saygılarımla arz ederim.

13.8.1999 Ahmet Derin Kütahya

Domaniç işletmesi hudutlarında olup, tüm halkın (İnegöl, Tavşanlı, Domaniç) mesire yeri olarak kullandığı Çatal Alıç mevkii bir şirkete balık tesisi kurulmak üzere verilmiş midir?

T.C. Orman Bakanlığı Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı 9.9.1999 Koordinasyon ve Mevzuat Dairesi Başkanlığı Sayı : KM.1.SOR./448-2099

Konu : Sn. Ahmet Derin’in Yazılı Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı)

İlgi : TBMM’nin 24.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/462-1600/4171 Sayılı Yazısı.

İlgi yazı ekinde alınan Kütahya Milletvekili Sayın Ahmet Derin’in “Çatal Alıç mevkiinde bir arazinin balık tesisi kurulmak üzere özel bir firmaya verilip verilmediğine ilişkin yazılı soru önergesi” Bakanlığımızca incelenmiş olup, cevabı yazımız ilişikte gönderilmektedir.

Arz ederim.

Prof. Dr. Nami Çağan Orman Bakanı

Kütahya Milletvekili Sayın Ahmet Derin’in

7/462 Esas No.lu Yazılı Soru Önergesi Hakkında Orman Bakanlığının Cevabı

Dinçerler Nak. Mad. San. Ltd. Şti. 29.4.1998 tarihli müracaatla Kütahya İli, Domaniç İlçesi, Durabey Köyü hudutları dahilinde su ürünleri üretim tesisi izni talebinde bulunmuştur. Kütahya Orman Bölge Müdürlüğü’nce yapılan inceleme sonucunda talepleri uygun görülerek ön izin raporu düzenlenmiştir.

Vaziyet ve yerleşim planında 100 m2’si lojman, 88 m2’si idari bina, 52,5 m2’si bekçi kulübesi-depo olmak üzere toplam 250 m2’si bina, geri kalan alanları ise besleme-büyütme, yavru-anaç havuzları olarak belirtilen ve çevre alanı ile birlikte toplam 20 750 m2’lik tesis için talep edilen orman içi açıklığında Bakanlığımızın 25.6.1998 gün ve 38 no.lu oluru ile 12 ay süreli ön izin verilmiştir.

Süre bitiminde, ilgili şirket 29.6.1999 tarihli dilekçe ile müracaat ederek, ön izin aşamasında tamamlamaları gereken belgeleri tamamlayamadıklarından bahisle, 6 ay süreli ek izin talebinde bulunmuştur. Kütahya Orman Bölge Müdürlüğü’nün uygun görüşü ve Yönetmeliğin 29. Maddesine istinaden Bakanlığımızın 30.6.1999 gün ve 29 no.lu oluru ile 25.12.1999 tarihine kadar ön izin için süre uzatımı verilmiştir.

Soru önergesinde belirtilen alana sadece ön izin verilmiş olup, mevzuatımız gereği bu aşamada izin sahasında hiçbir şekilde inşaat, işletme ve benzeri faaliyetlere izin verilmemektedir. Ancak bu süreç içerisinde kesin izin için istenilen su tahsis belgesi, Tarım İl Müdürlüğünce tasdik edilmiş fizibilite raporu, 1999 yılı Bayındırlık ve İskân Bakanlığı birim fiyatlarına göre tanzim edilmiş keşif özetleri, metraj cetveli, mimari proje ve ağaç röleve planı Bakanlığımıza verilmediği takdirde ön izin iptal edilecektir.

70. – Kütahya Milletvekili Ahmet Derin’in, 3213 Sayılı Maden Kanununda değişiklik yapılıp yapılmayacağına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı M. Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/463)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sayın Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı M. Cumhur Ersümer tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasının teminini saygılarımla arz ederim.

13.8.1999 Ahmet Derin Kütahya

1. 20.7.1999 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda Maden Kanununa bir madde eklenmesine dair Yasa Tasarısının kanunlaşmasıyla tekrar aramaya açılacak Ereğli Havzası ile ilgili olarak MTA’nın da çalışma yapabilmesi için 3213 Sayılı Maden Kanununun 47. maddesinde değişiklik yapmayı düşünüyor musunuz?

2. Düşünülüyor ise yasa değişikliği Türkiye Büyük Millet Meclisine ne zaman getirilecektir?

T.C. Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 9.9.1999 Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Sayı : B.15.O.APK.0.23.300-1256-15740

Konu : Yazılı Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığı’nın 24.8.1999 tarih ve KAN.KAR.MD.A.01.0.GNS.0.10.00.02-1658 sayılı yazısı.

Kütahya Milletvekili Sayın Ahmet Derin’in tarafıma tercih ettiği, 7/463-1601 esas no.lu yazılı soru önergesine ilişkin bilgiler hazırlanarak ekte gönderilmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

M. Cumhur Ersümer Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı

Kütahya Milletvekili Sayın Ahmet Derin’in

Yazılı Soru Önergesi Cevabı

(7/463-1601 esas no.lu)

Soru 1, 2:

20.7.1999 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda Maden Kanununa bir madde eklenmesine dair Yasa Tasarısının kanunlaşmasıyla tekrar aramaya açılacak Ereğli Havzası ile ilgili olarak MTA’nın da çalışma yapabilmesi için 3213 Sayılı Maden Kanununun 47. maddesinde değişiklik yapmayı düşünüyor musunuz?

Düşünülüyor ise yasa değişikliği Türkiye Büyük Millet Meclisine ne zaman getirilecektir?

Cevap 1, 2 :

20.7.1999 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülüp kabul edilmiş ve 5.8.1999 gün ve 23777 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş “Maden Kanununa bir ek madde eklenmesine dair kanun”: Ereğli Kömür Havzasının küçültülmesi sonucunda serbest kalan bölge, koordinatları Bakanlıkça belirtilen 2 000 hektarı aşmayacak alanlar halinde, aramalara açılmak üzere ilan edilir.” şeklinde yasalaşmıştır.

Yürürlüğe girmiş bu kanun sonrasında, Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü’nün bağlı olduğu Devlet Bakanlığı’nın hazırlayacağı bir kanun teklifi ile Ereğli Kömür Havzası’nın sınırlarının küçültülmesi gerekmektedir. Bu kanun teklifinin yasallaşması sonrası Bakanlığımız bir çalışma yapacak, küçültmeden arda kalan alan 2 000 hektarı aşmayacak alanlara bölünecek, bölünen alanlara yürürlükteki 3213 sayılı Maden Kanunun “Sahaların yeni aramalara açılması” başlığı altındaki 22 inci maddesine göre işlem yapılacaktır.

3213 sayılı Maden Kanununun 22 inci maddesinde özetle : Aramalara açılacak alanların ilgili valiliğe bildirilmesi, bu valiliklerde bu alanların 60 gün süre ile ilan edilmesi, bu süre içinde taliplisi çıkmayan sahaların silinerek aramalara açılması, tek müracaat olması durumunda müracaatçıya alanın ruhsatının verilmesi, aynı alana birden fazla müracaat olması durumunda ruhsatın yapılacak açık artırmada en yüksek bedeli teklif edene verilmesi hükme bağlanmıştır.

3213 sayılı Maden Kanununda, Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü’nün Ereğli Kömür Havzasında ve ülkemizin diğer bölgelerinde arama yapmasını engelleyen herhangi bir kısıtlayıcı hüküm mevcut değildir. “Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü hizmetleri ile ilgili haklar” başlığı altındaki 3213 sayılı Maden Kanununun 47 inci maddesinde özetle; ilgili kuruluşun ruhsat alarak arama ve ön işletme faaliyetlerinde bulunabileceği, ön işletme ruhsatı sonunda ruhsatı devir etmesi, devir etmemesi durumunda iptal edileceği hükme bağlanmıştır. Bu madde, adı geçen kuruluşun işletme ruhsatı alamayacağı anlamına gelmektedir ki bu da Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün kuruluş kanunu ile ilgilidir.

Bu açıklamaların ışığı altında Ereğli Kömür Havzasının sınırlarının küçültülmesi ile 47 inci madde arasında herhangi bir ilişki olmayıp 47 inci maddenin değiştirilmesi düşünülmemektedir. İlgili Genel Müdürlüğün, Havza küçüldüğünde, eşitlik ilkesi dahilinde diğer kişi, kamu veya özel sektör kurum ve kuruluşları gibi ruhsat alıp bu bölgede de madencilik faaliyetleri ile ilgili 3213 sayılı Maden Kanunu kapsamında istediği çalışmaları yapması mümkündür.

71. – Isparta Milletvekili Ramazan Gül’ün, 3417 Sayılı Tasarrufu Teşvik Kanunu uyarınca toplanan paralara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Recep Önal’ın yazılı cevabı (7/464)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun, Hazine Müsteşarlığından sorumlu sayın Devlet Bakanınca yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Ramazan Gül Isparta

3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve bu tasarrufların değerlendirilmesine dair kanun uyarınca, bugüne kadar yıllar itaberiyle toplanan para ile yıllar itaberiyle nemaları ne kadardır?

T.C. Başbakanlık 3.9.1999 Hazine Müsteşarlığı Sayı : B.02.1.HM.0.KAF.07.01-63783

Konu : ÇTTH

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı

Genel Sekreterliğine

İlgi : 24.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/464-1607/4180 sayılı yazınız.

Isparta Milletvekili Sayın Ramazan Gül’ün “3417 Sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanun”a ilişkin soru önergesinde yer alan hususlara verilen cevabımız ekte sunulmaktadır.

Bilgilerinize arz ederim. Recep Önal Devlet Bakanı

Isparta Milletvekili Sayın Ramazan Gül’ün

3417 Sayılı Kanun ile İlgili Yazılı Önergesine İlişkin Cevap

Soru : 3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve bu tasarrufların değerlendirilmesine dair kanun uyarınca, bugüne kadar yıllar itibariyle toplanan para ile yıllar itibariyle nemaları ne kadardır?

Cevap : 3417 Sayılı Kanun uyarınca tesis edilen Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabı’nda yıllar itibariyle biriken anapara ve nema miktarları aşağıdaki tabloda sunulmaktadır.

(Trilyon TL)

Nema

Anapara Geliri

(Nisan-Aralık) 1988 0,2 0,0

1989 1,5 0,1

1990 4,1 0,2

1991 7,4 1,9

1992 14,9 3,2

1993 25,1 8,1

1994 26,4 47,1

1995 36,1 103,1

1996 73,3 172,9

1997 151,0 252,5

1998 301,1 683,0

Temmuz 1999 291,6 1 061,3

Genel Toplam 932,8 2 333,5

72. – Tokat Milletvekili M. Ergün Dağcıoğlu’nun, Tokat’ın Pazar, Artova ve Turhal ilçelerinde meydana gelen dolu afetine ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Koray Aydın’ın yazılı cevabı (7/465)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Koray Aydın tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

16.8.1999 M. Ergün Dağcıoğlu Tokat

20 Haziran 1999 Pazar günü Tokat’ın Pazar, Artova ve Turhal ilçeleriyle bu ilçelerin köylerinde meydana gelen çok iri taneli dolu yağışı sebebiyle gerek tarım ürünlerinde gerekse vatandaşın ev, araç ve tesislerinde tarafımdan da tespit edilen 7.2 trilyon liralık büyük bir zarar meydana gelmiştir.

1. Bu afet sebebiyle Bakanlığınızın tespitlerine göre afet mahallinde meydana gelen yol, su kanalizasyon vb. tesisleri ile kamu yapılarındaki zararın miktarı ne olmuştur?

2. Vatandaşa ait konut, araç ve tesisler üzerindeki hasar ne olmuştur ve bu hasarın parasal boyutu ne kadardır?

3. Bölgenin “Afet Bölgesi” olarak ilan edilmesi hususunda Bakanlığınızca ne gibi bir işlem yapılmıştır?

4. Afet sebebiyle vatandaşın büyük mağduriyet içine düştüğü, ödeme güçlüğü çektiği ve belediyelerin alacaklarını tahsil edememeleri nedeniyle hizmetlerini yürütmede sıkıntı içinde oldukları halde, çift taraflı kılıç gibi bölge belediyelerine İller Bankası kaynaklarından ilave yardım yapılmadığı, aksine aylık istihkaklarından diğer afet bölgelerine yapılacak yardımlar için kesinti yapıldığı doğru mudur?

5. Bu kesintilerin yapılmasında hangi gerekçe ve kriterler kullanılmaktadır?

6. Durumun düzeltilmesi, bölgenin Afet bölgesi ilan edilmesi ve dolu afetine maruz kalmış belediyelerin istihkaklarından 6 ay süre ile hiçbir kesinti yapılmaması hususunda ne düşünüyorsunuz?

T.C. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı 27.9.1999 Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Sayı : B.09.O.A.P.K.0.22.00.00.17/819

Konu : Yazılı Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Genel Sekreterliğinin 24.8.1999 gün ve KAN. KAR. MD. A. 01. 0. GNS. 0. 10. 00.02-7/465-1612-4193 sayılı yazısı.

Tokat’ın Pazar, Artova ve Turhal ilçelerinde meydana gelen dolu afetiyle ilgili olarak, Tokat Milletvekili M. Ergün Dağcıoğlu’nun, Bakanlığımıza yöneltmiş olduğu TBMM 7/465 esas sayılı soru önergesine dair cevabımız ekte sunulmuştur.

Bilgi ve gereğini arz ederim. Koray Aydın Bayındırlık ve İskân Bakanı

Tokat Milletvekili M. Ergün Dağcıoğlu’nun TBMM 7/465 Esas Sayılı

Yazılı Soru Önergesine Dair Sorular ve Cevapları

20 Haziran 1999 Pazar günü Tokat’ın Pazar, Artova ve Turhal ilçeleriyle bu ilçelerin köylerinde meydana gelen çok iri taneli dolu yağışı sebebiyle gerek tarım ürünlerinde gerekse vatandaşın ev, araç ve tesislerinde tarafımdan da tespit edilen 7.2 trilyon liralık büyük bir zarar meydana gelmiştir.

1. Bu afet sebebiyle Bakanlığınızın tespitlerine göre afet mahallinde meydana gelen yol, su kanalizasyon vb. tesisleri ile kamu yapılarındaki zararın miktarı ne olmuştur?

2. Vatandaşa ait konut, araç ve tesisler üzerindeki hasar ne olmuştur ve bu hasarın parasal boyutu ne kadardır?

3. Bölgenin “Afet Bölgesi” olarak ilan edilmesi hususunda Bakanlığınızca ne gibi bir işlem yapılmıştır?

4. Afet sebebiyle vatandaşın büyük mağduriyet içine düştüğü, ödeme güçlüğü çektiği ve belediyelerin alacaklarını tahsil edememeleri nedeniyle hizmetlerini yürütmede sıkıntı içinde oldukları halde, çift taraflı kılıç gibi bölge belediyelerine İller Bankası kaynaklarından ilave yardım yapılmadığı, aksine aylık istihkaklarından diğer afet bölgelerine yapılacak yardımlar için kesinti yapıldığı doğru mudur?

5. Bu kesintilerin yapılmasında hangi gerekçe ve kriterler kullanılmaktadır?

6. Durumun düzeltilmesi, bölgenin Afet bölgesi ilan edilmesi ve dolu afetine maruz kalmış belediyelerin istihkaklarından 6 ay süre ile hiçbir kesinti yapılmaması hususunda ne düşünüyorsunuz?

Cevap :

20 Haziran 1999 tarihinde, Tokat ili ve ilçeleri ile köylerinde meydana gelen dolu afetinin hemen akabinde, Bakanlığımızın il teşkilatı olan Bayındırlık ve İskân Müdürlüğü teknik ekiplerince mahallinde yapılan inceleme ve hasar tespiti sonucuna göre;

Pazar ilçesine bağlı;

- Dereköy kasabasında 50 bina,

- Bağlarbaşı köyünde 325 bina,

- Çiftlik köyünde 63 bina,

- Tepeçaylı köyünde 24 bina,

olmak üzere toplam 462 binada, 329 000 adet kiremit kırılmış olup, bunun maliyeti de 16 450 000 000.-TL. civarındadır. Tepeçaylı köyündeki okul lojmanında 20 m2 cam kırığı tespit edilmiştir. Ayrıca, bölgede bulunan Devlet ve İl yollarında trafiği olumsuz yönde etkileyebilecek düzeyde bir hasar meydana gelmemiştir.

7269 Sayılı Afetler Kanunu kriterlerine göre; sözü edilen dolu yağışının ekili alanlar dışındaki yerleşim yerlerinde önemli sayılabilecek ölçüde zarar-ziyan ve tahribata yol açmadığı için olayın genel hayata etkisiz olduğu görülmüştür.

Dolayısıyla, söz konusu yörenin Afet Bölgesi olarak ilan edilmesine gerek görülmemiştir.

Ancak, 4123 ve 4133 Sayılı Kanunlar gereğince; Belediyelerin tabiî afetler nedeniyle alt yapılarında meydana gelen hasarlarının tespitiyle yapılacak yardımlara yönelik çalışmaları İller Bankası Genel Müdürlüğümüzce gerçekleştirilmekte olup, yardım oranlarının miktarı ise Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenmektedir.

Diğer taraftan, “Tabiî Afetler Nedeniyle Gelir Kaybı ve Alt Yapı Hasarına Uğrayan Belediyelerin Yapması Gereken İşlemler” için Resmî Gazete’de yayımlanan 24.9.1998 tarih ve 23473 Sayılı Tebliğ uyarınca, Tokat ilimizin Pazar, Artova ve Turhal Belediyelerinden yalnızca, Turhal Belediyesi İller Bankası Genel Müdürlüğünden hasar tespit talebinde bulunmuştur.

Yapılan incelemeler sonucunda, Turhal Belediyesinin kanalizasyon ve içme suyu tesislerine ait onarım keşfi bedelinin toplam 100 Milyar TL. civarında olduğu belirlenmiş ve bu husustaki çalışmalara başlanmıştır.

Bunu yanı sıra, 6 Ağustos 1999 gün ve 23778 Sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu’nun 99/13136 Sayılı kararı ile daha önce tabiî afete uğrayan ve afet nedeniyle altyapılarında (içmesuyu, kanalizasyon, yol) zarar meydana gelen Belediyelerin İller Bankasınca dağıtılan payları kararnamede belirtilen katsayılarla çarpılarak arttırılmıştır.

Esas itibariyle, Tokat ilinde yaşanan dolu felaketi sonrasında ekili tarım alanları büyük zarar görmüştür.

Bunun üzerine, Tarım İl Müdürlüğü ekiplerince, ekili alanlarda meydana gelen zararların tespiti yapılmış olup, zarar gören çiftçilerimize yapılacak yardımların belirlenmesi ile bunların zirai kredilerine ilişkin borç erteleme vb. işlemleri Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yürütülmektedir.

73. – Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın, İran menşeli çimentoların TSE Standartlarına uygunluğu incelenmeden piyasaya sürüldüğü iddiasına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun yazılı cevabı (7/466)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Ahmet Kenan Tanrıkulu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Aslan Polat Erzurum

Son günlerde Gürbulak Sınır Kapısından kamyon ile Ağrı ve Erzurum, Demiryolu ile Van gümrüğünden Van İlimize ve diğer sınır vilâyetlerimize büyük miktarda İran menşeli (Soufian ve Oroumia Caman Co) ve dampingli fiyatlarla binlerce ton çimento girişi olduğu ve bundan da bu bölgelerdeki çimento fabrikalarımızın (Aşkale, Kars, Van, Siirt, Mardin ve Sıvas) büyük sıkıntıya girdiği ve üretimin durma noktasına geldiği müşahade edilmektedir.

Sözkonusu çimentonun Suphalan olarak ithal edilmesi nedeniyle ithalatçı firmalarca verilen taahhütname ile TSE tarafından yapılacak Kalite Uygunluk Değerlendirmesi bitmeden piyasaya sürülmemesi gerekirken, TSE’ye kalite uygunluk belgeleri alınmadan piyasaya sürüldüğü iddia edilmektedir.

Ayrıca, İran Devleti’nin çimento fabrikalarına döviz kazandırması için bedavaya yakın enerji verdiği ve dolayısiyle çimento fiyatlarının Türkiye’deki çimento fiyatlarından % 40 ucuz olduğu için rahatça piyasaya girdiğinden bahsedilmektedir.

Sayın Bakanımızın net olarak açıklamasını istediğim sorularımız ise şunlardır;

1. Adı geçen İran çimentolarının TSE Standartlarına uygunluk testi yapılmış mıdır, kalite yönünden bir fark var mıdır?

2. Gerçekten iddia edildiği gibi İran çimentoları TSE testleri yapılmadan piyasaya sürülmekte midirler?

3. İran çimentolarının 45 kg civarında geldiği, Türkiye’deki çimentoların ise TSE şartları gereği 50 kg olması lazım geldiği bilinmektedir. Bu durum karşısında inşaatlarda betoniyerle dökülen çimentolarda 1 m3’e 6 torba çimento atma alışkanlığına alışmış bulunan işçilerimizin bu uygulaması sonucu her 1 m3 betonda 30 kg noksan çimento atılması sonucu İran çimentoları TSE şartlarına uygun dahi olsa meydana gelecek mukavemet noksanlığı neticesi kazaların ve zararların bedelini kim ödeyecektir?

4. İran çimentolarının enerji bedeli ödememeleri neticesinde Türkiye’deki çimentolardan % 40 daha ucuz aldığı için piyasaya rahatça girdiğinden bahsedilmektedir. Acaba, İran çimentolarının fiyatları mı dampingli yoksa Türkiye’de satılan çimentolar mı dünya piyasalarına göre yüksek bedellidir, bizlere bir bilgi verebilir misiniz?

5. Zaten işsizliğin arttığı ve Aşkale Çimento Fabrikaları gibi özelleştirmede örnek gösterilen bir uygulamanın, dampingli mal girişi sonucu üretiminin aksaması veya üretimini durdurması karşısında bunun izahını, bu konuda çok hassas olan bölge halkına nasıl yapacaksınız?

T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 10.9.1999 Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği Sayı : B.14.0.BHİ.01-291

Konu : Yazılı Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 26.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/466-1620/4224 sayılı yazınız.

Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın, “İran menşeli çimentoların TSE Standartlarına uygunluğu incelenmeden piyasaya sürüldüğü iddiasına” ilişkin olarak tarafımdan cevaplandırılmasını istediği (7/466) esas nolu yazılı soru önergesiyle ilgili cevabımız ekte takdim edilmiştir.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Ahmet Kenan Tanrıkulu Sanayi ve Ticaret Bakanı

Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın

Yazılı Sorularına İlişkin Cevaplarımız

Türkiye’ye suphalan ithalat yoluyla giren İran menşeli çimentolar konusu, 11.8.1999 tarih ve 2110 sayılı yazı ile Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği tarafından Bakanlığımıza iletilmiştir.

Konu esas itibariyle Dış Ticaret Müsteşarlığı Standardizasyon Genel Müdürlüğünü ilgilendirdiğinden, konunun önemine binaen TSE tarafından verilecek kalite uygunluk değerlendirmesi bitmeden (28 günlük dayanım testi sonuçlanmadan) iç piyasaya sürülmesinin engellenmesi için Bakanlığımız Ölçüler ve Standartlar Genel Müdürlüğünün 19.8.1999 tarih ve 1095 sayılı yazısıyla sözkonusu Müsteşarlığa iletilmiştir.

Ayrıca suphalan ithalat yoluyla Türkiye’ye girmiş olan çimentoların piyasa denetimlerinin yapılması için şikayet talebinin sözkonusu olduğu Erzurum, Kars, Van ve Ağrı illerinin Valiliklerine 19.8.1999 tarih ve 1094 sayılı yazımızla gerekli talimat verilmiştir.

74. – Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın, domuz ürünlerinin tüketimine ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in yazılı cevabı (7/467)

Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın, Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Prof. Dr. Hüsnü Yusuf Gökalp tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Aslan Polat Erzurum

Çeşitli tarihlerde yayınlanan gazete ve mecmua haberlerine göre Dünya Gıda Teşkilâtı (FAO)’nın açıkladığı istatistiklere göre geçtiğimiz yıl ülkemizde 3 bin ton civarında domuz yağı tüketilmiş ve bu rakamlara göre Türkiye dünyada domuz ürünleri tüketen ülkeler sıralamasında 10 uncu sırada yer almaktadır. Ayrıca şu an ülkemizde İstanbul, Bursa, İzmir başta olmak üzere Türkiye genelinde 20 civarında domuz çiftliği bulunduğundan bahsediliyor.

Sayın Bakanın çok net olarak cevapladırmasını istediğim sorularım şunlardır;

1. Türkiye’mizde 1998 yılında 3 bin ton domuz yağı tüketildiği doğru mudur?

2. Faaliyetini sürdürdüğü belirtilen domuz çiftliklerinde Bakanlığınızca herhangi bir denetim yapılmakta mıdır?

3. Bilhassa İstanbul, İzmir gibi büyük illerimizde domuz mamullerinden üretilmiş salam ve sosislerin piyasaya sürüldüğünden bahsediliyor, bu haberler doğru mudur?

4. Türkiye’mizde yaşayan ve % 99,9’u müslüman olan halkımızın dinî inançları gereği haram olan domuz etinde ayrıca, fazla miktarda bulunan kolesterolün ve yağ asitlerinin damar sertliği, tansiyon yüksekliği gibi çeşitli hastalıklara neden olduğu da bilinmektedir. Halkımızın hem dinî inançlarına ters olan ve hem de sağlık açısından son derece zararlı olduğu belirtilen bu domuz ürünleri üretiminin ülkemizde durdurulması ve en azından yurt genelinde tüketilmesine kesin olarak izin verilmemesi yönünde herhangi bir girişiminiz olacak mıdır?

5. 1998 yılında yurt genelinde tüketildiği belirtilen 3 bin ton domuz ürünlerinin hangi sahalarda ve hangi ürün markalarında, ne kadar tüketildiği hakkında halkın tükettiği malın cinsi ve kalitesi hakkında doğru bilgi edinebilmesi hakkı ve özgürlüğü açısından bilgi verebilir misiz?

T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 10.9.1999 Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Sayı : KDD-SÖ.1.01-2125

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : 26.8.1999 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/467-1621/4225 sayılı yazınız.

İlgide kayıtlı yazınız ekinde gönderilen; Erzurum Milletvekili Sayın Aslan Polat’a ait 7/467-1621 esas no.lu, yazılı soru önergesine ilişkin Bakanlığımız görüşleri ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Hüsnü Yusuf Gökalp Tarım ve Köyişleri Bakanı

Çeşitli tarihlerde yayınlanan gazete ve mecmua haberlerine göre Dünya Gıda Teşkilâtı (FAO)’nın açıkladığı istatistiklere göre geçtiğimiz yıl ülkemizde 3 bin ton civarında domuz yağı tüketilmiş ve bu rakamlara göre Türkiye dünyada domuz ürünleri tüketen ülkeler sıralamasında 10 uncu sırada yer almaktadır. Ayrıca şu an ülkemizde İstanbul, Bursa, İzmir başta olmak üzere Türkiye genelinde 20 civarında domuz çiftliği bulunduğundan bahsedilmektedir.

Soru 1. Türkiye’mizde 1998 yılında 3 bin ton domuz yağı tüketildiği doğru mudur?

Cevap 1. Ülkemizde 1998 yılında 3 bin ton domuz yağı tüketildiği hususu doğru değildir. Gazete ve mecmua haberlerine göre 3 bin ton domuz yağı ithal edildiği belirtilmektedir.

Ancak bilindiği üzere, yürürlükteki İthalat Rejimi Kararları çerçevesinde, domuz yağının ithalatı serbest bulunmaktadır. İddia edilen 3 bin ton gerçek ithalat rakamını yansıtmamaktadır. Bakanlığımızca 1998 yılında verilen kontrol belgesi ile 10 ton domuz fume ürününe ithal izni verilmiş, bunun ancak 7 097 kg.’ı fiilen ithal edilmiştir. Bu ürünler turistik otellerin ihtiyacı olarak ithal edilmekte ve bu ürünlerin üzerinde, domuz ürünü olduğu kırmızı ve büyük puntolarla belirtilmektedir.

Soru 2. Faaliyetini sürdürdüğü belirtilen domuz çiftliklerinde Bakanlığınızca herhangi bir denetim yapılmakta mıdır?

Cevap 2. Geçmiş yıllarda faaliyet gösteren domuz çiftlikleri hayvan sağlığı açısından denetlenmekte ve her türlü salgın hastalıklara karşı aşılanmaları yapılmaktaydı. Ancak, halkımızın gösterdiği reaksiyon karşısında bu gibi işletmeler faaliyetlerine son vermişlerdir. Buna rağmen bazı gazete ve mecmualarda çıkan haberlerden, bu faaliyetlerin bazı illerimizde illegal olarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu konuda Bakanlığımızca araştırmalar başlatılmıştır.

Diğer taraftan, Bakanlığımız denetimindeki tüm özel ve resmî mezbahalarda domuz kesimi yapılmamaktadır.

Soru 3. Bilhassa İstanbul, İzmir gibi büyük illerimizde domuz mamullerinden üretilmiş salam ve sosislerin piyasaya sürüldüğünden bahsediliyor, bu haberler doğru mudur?

Cevap 3. Yürürlükteki mevzuatlar çerçevesinde domuz ürünlerinin marketlerde satılmasında herhangi bir engel bulunmamaktadır.

Ancak bu ürünlerin satış noktalarında ayrı bölmelerde satılması gerekmektedir. Ancak bu bölmelerde, tüketicinin kolayca görebileceği yere “Domuz Ürünleri” levhasının konulması ve ayrıca yine tüketicinin kolayca görebileceği şekilde ürün etiketlerinde kırmızı renkli “Dikkat Domuz Ürünü ihtiva eder” ibaresinin yazılması gerekmektedir.

Satış noktalarında bakanlığımızın bir kontrol görevi olmadığından bu gibi yerlerde kontroller Sağlık Bakanlığı tarafından yapılmaktadır.

Soru 4. Türkiye’mizde yaşayan ve % 99,9’u müslüman olan halkımızın dinî inançları gereği haram olan domuz etinde ayrıca, fazla miktarda bulunan kolesterolün ve yağ asitlerinin damar sertliği, tansiyon yüksekliği gibi çeşitli hastalıklara neden olduğu da bilinmektedir. Halkımızın hem dinî inançlarına ters olan ve hem de sağlık açısından son derece zararlı olduğu belirtilen bu domuz ürünleri üretiminin ülkemizde durdurulması ve en azından yurt genelinde tüketilmesine kesin olarak izin verilmemesi yönünde herhangi bir girişiminiz olacak mıdır?

Cevap 4. 28 Haziran 1995 tarihli 560 sayılı KHK ve bu kapsamda 16 Kasım 1997 tarihinde yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği doğrultusunda, tüm gıda maddelerine üretim izni verilmektedir. Üretim izni için yapılan müracaatlarda, ürünlerin numuneleri alınmakta ve laboratuvarlarımızda analize tabi tutulmaktadır. Bugüne kadar domuz yağı ve domuz eti içeren hiç bir gıda maddesine izin verilmemiştir ve verilmeyecektir.

Diğer taraftan, ülkemiz insanlarının tamama yakınının hem inançları ve hem de tüketim alışkanlıkları gereği domuz ürünleri tüketmedikleri bilinen bir husustur.

Soru 5. 1998 yılında yurt genelinde tüketildiği belirtilen 3 bin ton domuz ürünlerinin hangi sahalarda ve hangi ürün markalarında, ne kadar tüketildiği hakkında halkın tükettiği malın cinsi ve kalitesi hakkında doğru bilgi edinebilmesi hakkı ve özgürlüğü açısından bilgi verebilir misiniz?

Cevap 5. İthaline izin verilen domuz ürünleri, sadece turistik otellerin ihtiyacı için kullanılmaktadır.

75. – Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya’nın, Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından alınan bazı kararların ne zaman uygulanacağına ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı M. İstemihan Talay’ın yazılı cevabı (7/470)

Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığına

Yazılı olarak cevaplandırılmak kaydıyla aşağıdaki soruların değerli Kültür Bakanımız İstemihan Talay’a tevcihini dilerim.

Saygılarımla. 19.8.1999

Ahmet İyimaya Amasya

1. Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 31.7.1998 tarih ve 3924 sayılı; 22.11.1999 tarih ve 2055 sayılı; 19.9.1995 tarih ve 2711 sayılı; 24.3.1998 tarih ve 3766 sayılı kararlarının uygulanması ne zaman sağlanabilecektir?

2. Kararları uygulanmayan veya kararları uygulatamayan yürütmenin, yürütme gerçeği bizi eksik yürütme ve hukuk devleti ilkelerinin uzağına götürmez mi?

T.C. Kültür Bakanlığı 6.9.1999 Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Sayı : B.16.0.APK.0.12.00.01.940-456

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığı Kan.Kar.Müd.’nün 26 Ağustos 1999 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-4242 sayılı yazısı.

Amasya Milletvekili Sayın Ahmet İyimaya’nın “Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından alınan bazı kararların ne zaman uygulanacağına ilişkin” 7/470-1628 esas nolu yazılı soru önergesinin cevabı ekte gönderilmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

M. İstemihan Talay Kültür Bakanı

Cevap 1. Sözkonusu soru önergesinde bahsi geçen 5 adet Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Kararları incelenmiştir. (Ek-2)

Bu kararlar Alanya Kalesi I. Derece Tarihi, Arkeolojik ve Doğal Sit Alanı Etkileme Geçiş Alanında 491 ada, 89, 91 ve 92 nolu parselleri içermektedir.

Antalya İli, Alanya İlçesi, Çarşı Mahallesi, 491 ada, 89 parsel ve 490 ada, 66 parselde yapılan binaların yüksekliklerinin yasalara uygun olmadığına ilişkin şikayet ve yazışmalar üzerine, bu konu ile ilgili dosya Bakanlığımızca istenmiş, 490 ada, 66 parsel ile 491 ada, 89 parseldeki uygulamalar Bakanlığımız uzmanları ve Bakanlığımız Hukuk Müşavirliğince incelenmiş ve konuya ilişkin görüşler Bakanlığımız Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğümüzün 5.10.1993 gün ve 4228 sayılı yazısı ile Kurulda görüşülmek üzere Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürlüğüne gönderilmiştir.

Bu inceleme sonuçlarına göre; 490 ada, 66 parseldeki uygulamanın sözkonusu alana herhangi bir koruma kararı alınmadan tamamlandığından bu parsel için yasaya aykırı bir durumun olmadığına, 491 ada, 89 parselde yeralan yapının 2 nci ve 3 üncü Katlarının Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 26.12.1986 gün ve 3017 ve 19.7.1987 gün ve 3673 sayılı kararlarına aykırı olarak yapıldığı ve yasal işlem yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Bu bilgiler doğrultusunda Antalya Koruma Kurulunda 22.11.1993 gün ve 2055 sayılı karar alınmıştır.

Bu kararda, 490 ada, 66 parseldeki uygulamaların bu alana ilişkin koruma kararları alınmadan tamamlandığına, 89 parseldeki ruhsatın Yüksek Kurulun 26.12.1986 gün ve 3017 sayılı kararlarına aykırı olarak verildiği anlaşıldığından verilen ruhsatın iptaline, 491 ada, 89 parseldeki yapının Antalya Koruma Kurulunun 26.5.1988 gün ve 78 sayılı kararı ile uygun bulunan Koruma İmar Planına uygun hale getirilmesine karar verilmiştir.

Cevap 2. Bu kararlar üzerine parsel maliki Ahmet Sakalsız Bakanlığımız aleyhine Antalya İdare Mahkemesine 1994/223 esas no ile dava açmış, Antalya İdare Mahkemesi “yürütmenin durdurulmasına” karar verirken Antalya Bölge İdare Mahkemesi yürütmenin durdurulmasının kaldırılmasına karar vermiştir.

Bu defa Mahkeme 22.11.1993 ve 20558 sayılı kararın iptaline karar vermiştir. Bu karar Bakanlığımız Hukuk Müşavirliği tarafından temyiz edilmiş, İdare Mahkemesinin kararı Danıştay 6 ncı Dairesince lehimize bozulmuş, İdare Mahkemesi de Bakanlığımız lehine karar almıştır.

Alanya Belediye Başkanlığının 5.3.1998 gün ve 240 sayılı yazısında İdare Mahkemesi kararının uygulanacağını belirtmiş, yazı ekinde gönderilen Ahmet Sakalsız’ın başvurusunun Antalya Koruma Kurulunda incelenmesini talep etmiştir.

Ahmet Sakalsız bu başvurusunda yapısının kot ve kat bakımından diğer binalardan en küçük bir fazlası olmadığını çevredeki yapılaşmalar ile aynı koşulları taşıdığını, dava konusu bina ve çevresinin yeniden incelenerek, yıkım kararının kaldırılması talebinin Kurulda değerlendirilmesini istemiştir. Antalya Koruma Kurulunda yapılan değerlendirme sonucu 24.3.1998 gün ve 3766 sayılı karar alınmıştır. Bu kararla 491 ada, 89 parseldeki talebin uygun bulunmadığına konuya ilişkin Kurulumuzun 22.11.1993 gün ve 2055 sayılı kararının geçerli olduğuna, Etkileme Geçiş Alanı içinde Plan ve Plan Kararları ile ruhsatına aykırı olarak yapılmış yapıların Belediyesince tespit edilerek hazırlanacak listenin Kurula getirilmesine karar verilmiştir.

Sözkonusu 491 ada, 92 parseldeki uygulamalar Koruma Kurulunda değerlendirilmiş, 19.9.1995 gün ve 2711 sayılı karar alınmıştır. Bu kararda; “Bu yapıların plana aykırı olarak oluşturulan kısımlarının yıkılması gerektiğine ve uygulama yapılmadan binaların inşaatının devamına izin verilmeyeceğine, bölgenin fiziki yapısını son derece olumsuz etkileyen bu uygulamayı yapanlar hakkında yasal soruşturma açılması gerektiğine karar verildiği” belirtilmiştir.

19.9.1995 gün ve 2711 sayılı kurul kararının alındığı dönemde, sözkonusu binaların kaba inşaatı tamamlanmış durumda olup, sıvaları yapılmamıştır. Antalya Koruma Kurulu Müdürlüğü uzmanlarınca 27.1.1998 tarihinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan raporda, 93 parselde bulunan binanın sıvasının tamamlandığı kapı ve pencere kasalarının takılmış olduğu görülmüş, 92 parseldeki binanın ise 17.4.1995 tarihindeki inceleme durumunda bırakılmış inşaatta ilerleme olmadığı tespit edilmiştir.

19.9.1995 gün ve 2711 sayılı kararda bu yapıların plana aykırı olarak oluşturulan kısımlarının yıkılması gerektiğine ve uygulama yapılmadan binaların inşaatının devamına izin verilemeyeceği belirtilmesine rağmen yerinde yapılan incelemede 92 parseldeki binanın projeye aykırı olan kısımların tamamı yıkılmamış, çatısının parapet kısmında bir bölümü ile son katın tuğla duvarlarında bazı bölümlerin yıkıldığı Antalya Koruma Kurulu Müdürlüğü uzmanlarınca hazırlanan raporda belirtilmiştir.

Alanya Belediyesinin 18.3.1998 gün ve 333 sayılı yazısı ve eki tutunakta 491 ada, 92 parsel için Antalya I. İdare Mahkemesinin 1995/1742 nolu ve 1991/201 karar no ile Mahkeme kararına göre yıkım yapıldığı belirtilmektedir. 491 ada, 93 parseldeki yapının tamamen bitirildiği ve kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu alandaki 491 ada, 89, 92 ve 93 parsellerdeki yapılar Antalya Koruma Kurulunda değerlendirilmiş ve 31.7.1998 gün ve 3924 sayılı karar alınmıştır. Bu kararda “... 491 ada, 89 ve 92 parsellere ilişkin kurulumuzun 22.11.1993 gün ve 2055, 19.9.1995 gün ve 2711 ile 24.3.1998 gün ve 3766 sayılı kararların belediyesince uygulanması gerektiğine, 491 ada, 93 parselin ise Etkileme Geçiş alanı plan ve plan kararlarına göre yol kotundan iki kat olacağı, bodrumun ise bu kotun altında olması gerektiğine ilişkin hükmü ile verilen ruhsatın çelişkili durumunun Belediyesince değerlendirilerek Kurulumuza bilgi verilmesinden sonra konunun yeniden değerlendirilebileceği” belirtilmiştir.

Bu kararla istenilen tespit Alanya Belediye Başkanlığının 24.5.1999 gün ve 424 sayılı yazısı ile gönderilmiş olup, Antalya Koruma Kurulunda değerlendirilmiştir.

Koruma Kurulunca alınan 25.6.1999 gün ve 4271 sayılı kararda; “Alanya İlçesi, Etkileme Geçiş Alanında 491 ada, 89 ve 92 parsellerde bulunan yapıların Etkileme Geçiş Alanı Planına aykırı bütün kısımlarının yıkılmasına, Belediyesince ruhsat verildiği anlaşılan 491 ada, 93 parseldeki yapının da Etkileme Geçiş alanı Plan ve Plan Kararlarına aykırı olan kısımlarının yıkılması, yapan ve yaptıranlar hakkında 2863 sayılı Yasa gereğince yasal işlem açılmasına karar verilmiştir. Alınan bu karar gereği için Cumhuriyet Savcılığına ve Alanya Belediye Başkanlığına 5.7.1999 gün ve 1233 sayılı Koruma Kurulu Müdürlüğü yazısı ile gönderilmiştir.

2863-3386 sayılı Yasanın 16 ncı Maddesi uyarınca Plan ve Plan kararlarına aykırı yapılarına kurul kararı doğrultusunda İmar Mevzuatına göre Belediyesince işlem yapılması gerekmektedir.

T.C. Kültür Bakanlığı Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu

Karar Toplantı Tarihi ve No: 29.6.1999/233 Karar Tarihi ve No: 29.6.1999/4271

Antalya İli, Alanya İlçesi, Etkileme Geçiş alanında 491 ada, 89 ve 92 parsellerdeki yapıların yıkımına 93 parselde Belediyesince ruhsat verilen yapıya ilişkin, Antalya Koruma Kurulu’nun 31.7.1998 gün ve 3924 sayılı kararı, Alanya Belediye Başkanlığı’nın 24.5.1999 gün ve 424 sayılı yazısı okundu ekleri ile dosyası incelendi, yapılan görüşmeler sonucunda;

Antalya İli, Alanya ilçesi, Etkileme Geçiş alanında 491 ada, 89 ve 92 parsellerde bulunan yapıların Etkileme Geçiş Alanı planına aykırı bütün kısımlarının yıkılmasına, Belediyesince ruhsat verildiği anlaşılan 491 ada, 93 parseldeki yapınında Etkileme Geçiş Alanı plan ve plan kararlarına aykırı olan kısımlarının yıkılması, yapan ve yaptıranlar hakkında 2863 sayılı yasanın 16 ncı maddesi gereğince yasal işlem açılmasına karar verildi.

Müdür Başkan H. Bülent Baykal Yard. Doç. Dr. Erkan Uçkan Başkan Yardımcısı Üye Orhan Atvur Prof. Dr. Yıldız Ötüken Üye Üye Prof. Dr. Sencer Şahin Sibel Bulut Alanya Belediye Tem. (İmzada bulunamadı)

T.C. Kültür Bakanlığı Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu

Karar Toplantı Tarihi ve No: 31.7.1998/215 Karar Tarihi ve No: 31.7.1998/3924

Antalya İli, Alanya İlçesi, Alanya Kalesi Etkileme Geçiş Alanında Çarşı Mahallesi, 491 ada, 89, 92 ve 93 parsellere ilişkin, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün 2.3.1998 gün ve 978 sayılı, 21.5.1998 gün ve 2348 sayılı yazısı okundu, ekleri incelendi, yapılan görüşmeler sonucunda;

Antalya İli, Alanya ilçesi, Alanya Kalesi Etkileme Geçiş alanında Çarşı Mahallesi 491 ada, 89 ve 92 parsellere ilişkin Kurulumuzun 22.11.1993 gün ve 2055, 19.9.1995 gün ve 2711, 24.3.1998 gün ve 3766 sayılı kararların Belediyesince uygulanması gerektiğine, 491 ada, 93 parselin ise Etkileme Geçiş Alanı plan ve plan kararlarına göre, yol kotundan 2 kat olacağı bodrumun ise bu kotun altında olması gerektiğine ilişkin hükmü ile verilen ruhsatın çelişkili durumunun Belediyesince değerlendirilerek, Kurulumuza bilgi verilmesinden sonra konunun yeniden değerlendirilebileceğine karar verildi.

Müdür Başkan Üye H. Bülent Baykal Yard. Doç. Dr. Erkan Uçkan Prof. Dr. Yıldız Ötüken Üye Üye Prof. Dr. Sencer Şahin Sibel Bulut Alanya Belediye Tem.

T.C. Kültür Bakanlığı Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu

Karar Toplantı Tarihi ve No: 24.3.1998/206 Karar Tarihi ve No: 24.3.1998/3766

Antalya İli, Alanya İlçesi, Çarşı Mahallesi, 38 pafta, 491 ada, 89 parsele ve Etkileme Geçiş Alanındaki yapılaşmalara ilişkin; Alanya Belediye Başkanlığının 5.3.1998 gün ve 240 sayılı yazısı eki Ahmet Sakalsız’ın günsüz başvurusu okundu, ekleri incelendi, yapılan görüşmeler sonucunda;

Antalya İli, Alanya ilçesi, Çarşı Mahallesi Etkileme Geçiş Alanında 38 pafta, 491 ada, 89 parsele ilişkin talebin uygun bulunmadığına (olumsuz), konuya ilişkin Kurulumuzun 22.11.1993 gün ve 2055 sayılı kararının geçerli olduğuna, Etkileme Geçiş Alanı içinde plan ve plan kararları ile ruhsatına aykırı olarak yapılmış yapıların Belediyesince tespit edilerek, hazırlanacak listenin Kurulumuza getirilmesi gerektiğine karar verildi.

Müdür Başkan H. Bülent Baykal Yard. Doç. Dr. Erkan Uçkan Üye Üye Prof. Dr. Yıldız Ötüken Doç. Dr. Gül Asatekin (İmzada bulunamadı) Üye Üye Prof. Dr. Sencer Şahin Sibel Bulut Alanya Belediye Tem.

T.C. Kültür Bakanlığı Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu

Karar Toplantı Tarihi ve No: 19.9.1995/155 Karar Tarihi ve No: 19.9.1995/2711

Antalya İli, Alanya İlçesi, Çarşı Mahallesi, 491 ada, 92 parselde bulunan inşaata ilişkin, Ahmet Balakbabalar’ın 15.5.1995 günlü başvurusu, Koruma Kurulu Müdürlüğü uzmanlarının raporu, Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğünün 30.7.1995 tarihli telgrafı, Alanya Belediye Başkanlığının 23.8.1995 gün ve 2002 sayılı yazısı okundu, ekleri incelendi, yapılan görüşmeler sonucunda;

Antalya İli, Alanya İlçesi, Çarşı Mahallesi 491 ada, 92 parselde bulunan binanın Etkileme Geçiş Alanı Koruma İmar planında zeminden kot alma noktasının yanlış uygulanması sonucu oluştuğundan bu yapıların, plana aykırı olarak oluşturulan kısımlarının yıkılması gerektiğine ve uygulama yapılmadan binaların inşaatının devamına izin verilemeyeceğine, bölgenin fiziki yapısını son derece olumsuz etkileyen bu uygulamayı yapanlar hakkında yasal soruşturma açılması gerektiğine karar verildi.

Müdür Başkan H. Bülent Baykal Prof. Dr. Haluk Abbasoğlu Başkan Yardımcısı Üye Yard. Doç. Dr. Erkan Uçkan Prof. Dr. Yıldız Ötüken Üye Üye Prof. Dr. Orhan Kuntay Yard. Doç. Dr. Gül Asatekin (İmzada bulunamadı) Y. Mimar Rest Uzm

Üye Alanya Belediye Tem. (İmzada bulunamadı)

T.C. Kültür Bakanlığı Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu

Karar Toplantı Tarihi ve No: 22.11.1993/108 Karar Tarihi ve No: 22.11.1993/2055

Antalya İli, Alanya İlçesi, Çarşı Mahallesi, 490 ada, 66 parsel ile 491 ada, 89 parsellerdeki uygulamalara ilişkin Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün 5.10.1993 gün ve 4248 sayılı yazısı okundu, ekleri ve dosyası incelendi, yapılan görüşmeler sonucunda;

Antalya İli, Alanya İlçesi Mahallesi, 490 ada, 66 parseldeki uygulamaların bu alana ilişkin Koruma Kararları alınmadan tamamlandığına,

Antalya Koruma Kurulunun 20.12.1993 gün ve 212 sayılı kararında, müktesep haklara ilişkin uygulamaların Alanya ile ilgili Yüksek Kurul ve Koruma Kurulları kararları içinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, 491 ada, 89 parseldeki ruhsatın Yüksek Kurulun 26.12.1986 gün ve 3017 sayılı kararlarına aykırı olarak verildiği anlaşıldığından verilen ruhsatın iptaline, 491 ada, 89 parseldeki yapının Antalya Koruma Kurulunun 26.5.1988 gün ve 78 sayılı kararı ile uygun bulunan Koruma İmar Planına uygun hale getirilmesi gerektiğine karar verildi.

Müdür Başkan H. Bülent Baykal Yard. Doç. Dr. Erkan Uçkan Başkan Yardımcısı Üye Yard. Doç. Erkan Uçkan Prof. Dr. Haluk Abbasoğlu Üye Üye Prof. Dr. Yıldız Ötüken Kayhan Dörtlük (İmzada bulunamadı) Antalya Müze Müdürü

Üye Hikmet Döngül Alanya Belediye Tem. (Muhalifim)

76. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, Vakıfbank’a ait Erdek Dinlenme Tesislerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Yüksel Yalova’nın yazılı cevabı (7/471)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın aracılığınızla Devlet Bakanı Sayın Yüksel Yalova tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ve rica ederim.

İsmail Özgün Balıkesir

Sorular:

1. Vakıflar Bankası Genel Müdürlüğüne ait olduğu ifade edilen Balıkesir İli Erdek ilçesi yolu üzerindeki eski dinlenme tesislerinin talana terkedildiği, eşyalarının çoğunun yağmalandığı kalan eşyalarında çürümeye terkedildiği, özellikle yaz aylarında buranın aşk yuvası haline geldiği şeklinde basında çıkan haberler doğrumudur?

2. Eğer doğru ise bu tesislere neden sahip çıkılmamakta ve çürümeye terkedilmektedir?

3. Sahil boyunda mükemmel bir yeşil alan üzerinde kurulu bulunan tesislerin talana ve çürümeye terkedilmek yerine motel ve benzeri kullanım hizmeti için kiralanması niçin düşünülmemektedir?

4. Balıkesir İli sınırları içerisinde Vakıfların mal varlığı hususunda kesinleşmiş bir envanter çalışması var mıdır?

5. Varsa bu envanter listesinde hangi gayrimenkuller bulunmaktadır?

T.C. Devlet Bakanlığı 23.9.1999 B.02.0.006/01-894

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: 31 Ağustos 1999 tarih A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/471-1642/4327 sayılı yazınız.

Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün tarafımdan cevaplandırılması tevcih edilen 7/471-1642 esas sayılı soru önergesi incelenmiştir.

Türkiye Vakıflar Bankası Genel Müdürlüğü mülkiyetinde bulunan ve uzun yıllardır kullanılmayan Erdek Eğitim ve Dinlenme Tesisleri üzerine 2762 sayılı Vakıflar Kanununun 27 ve 28 inci maddelerini değiştiren 4103 sayılı kanun gereği Şehzade Sultan Mehmet Han Vakfı adına şerh olduğundan, 6.7.1999 tarihinde T.C. Vakıflar Genel Müdürlüğüne devri yapılmıştır.

Bilgilerinize arz ederim.

Dr. Yüksel Yalova Devlet Bakanı

77. – Diyarbakır Milletvekili Osman Aslan’ın, Diyarbakır-Ergani kanalizasyon ve arıtma projesine ilişkin sorusu ve Çevre Bakanı Fevzi Aytekin’in yazılı cevabı (7/472)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın yazılı olarak Sayın Çevre Bakanı tarafından cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi saygılarımla arz ederim.

Osman Aslan Diyarbakır

1. Diyarbakır’da yıllardır ürettiği petrolün kimyasal atıklarını yerin 3 000 m. altına enjekte etmesi gerekirken daha üst katmanlara pompalayarak Diyarbakır’ın içme suyunu ve Dicle nehri yatağını büyük ölçüde kirleterek çevre katliamına yol açan ve değeri katrilyonlarla ifade edilebilen maddî-manevî tahribatlar yapan NV. TÜRKSE PERONCO Petrol arama şirketinin bu faaliyetlerine karşı Diyarbakır Valiliğince alınan geçici önlemler dışında Bakanlığınızca ne gibi köklü ve kalıcı önlemler-çözümler düşünülmektedir?

2. Diyarbakır-Ergani ilçesinin her türlü katı ve sıvı atıkları halen Devegeçidi barajına akıtılmaktadır.

İlçenin kanalizasyon ve arıtma projesi Bismil İlçesi ile birlikte ihale edilmiş ve İller Bankası Genel Müdürlüğünce 26.3.1998 tarihinde tasdik edilmiştir.

Ancak, Bismil İlçesi kanalizasyon ihalesi işlemi gerçekleştiği ve yüklenici firmaca çalışmalar sürdürüldüğü halde, daha büyük aciliyet ve önem arzeden Ergani Kanalizasyon ve Arıtma Projesi İhalesinin niçin yapılmadığının açıklanmasını arz ederim.

T.C. Çevre Bakanlığı 13.9.1999 Araştırma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Sayı : B.19.0.APK.0.22.00.02/0012/875/7743

Konu :Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 31.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.02-7/472-1630/4258 sayılı yazınız.

İlgide kayıtlı yazınız eki, Diyarbakır Milletvekili Sayın Osman Aslan’a ait yazılı soru önergesi cevaplandırılarak ekte sunulmaktadır.

Bilgilerinize arz ederim.

Fevzi Aytekin Çevre Bakanı

Diyarbakır Milletvekili Sayın Osman Aslan’ın 7/472-1630 Esas Numaralı Soru Önergesinin Cevabı

Soru 1. Diyarbakır’da yıllardır ürettiği petrolün kimyasal atıklarını yerin 3 000 metre altına enjekte etmesi gerekirken daha üst katmanlara pompalayarak Diyarbakır’ın içme suyunu ve Dicle nehri yatağını büyük ölçüde kirleterek çevre katliamına yol açan ve değeri katrilyonlarla ifade edilebilen maddî-manevî tahribatlar yapan NV. TÜRKSE PERONCO petrol arama şirketinin bu faaliyetlerine karşı Diyarbakır Valiliğince alınan geçici önlemler dışında Bakanlığınızca ne gibi köklü ve kalıcı önlemler-çözümler düşünülmektedir?

Cevap 1. Bölgede meydana gelen kirlilik ile ilgili olarak Bakanlığımızın 6 Eylül 1999 tarih ve 3630-7366 sayılı yazısı ile Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne ham petrol sızıntısının Dicle Nehrine olan etkisinin bir an önce belirlenmesi amacıyla, NV. TÜRKSE PERENCO şirketinin yapmakta olduğu test sonuçlarından bağımsız olarak gerekli numunelerin alınarak hidrokarbon analizinin yapılması ve bu kirliliğin giderilmesi için acıl önlemlerin alınması istenmiştir.

Ayrıca, Diyarbakır İl Çevre Müdürlüğümüze, kirliliğin devam etmesi ve kirliliğin giderilmesi için gerekli önlemlerin alınmaması durumunda, 2872 sayılı Çevre Kanunu çerçevesinde gerekli yasal işlemlere başlanılması hususunda talimat verilmiştir.

Soru 2. Diyarbakır-Ergani İlçesinin her türlü katı ve sıvı atıkları halen Devegeçidi barajına akıtılmaktadır.

İlçenin kanalizasyon ve arıtma projesi Bismil İlçesi ile birlikte ihale edilmiş ve İller Bankası Genel Müdürlüğünce 26.3.1998 tarihinde tasdik edilmiştir.

Ancak, Bismil İlçesinin kanalizasyon ihalesi işlemi gerçekleşdiği ve yüklenici firmaca çalışmalar sürdürüldüğü halde, daha büyük aciliyet ve önem arzeden Ergani Kanalizasyon ve Arıtma Projesi ihalesinin niçin yapılmadığının açıklanmasını arz ederim.

Cevap 2. Bilindiği gibi şehirlerin kanalizasyon şebeke ve arıtma tesisleri kurmak ve işletmek görevi kanunlarla belediyelerin sorumluluğuna verilmiştir. Ülkemizde bu görevi belediyeler adına İller Bankası Genel Müdürlüğünce GAP bölgesinde ise GAP İdaresi Başkanlığınca yürütülmektedir.

Konu ile ilgili olarak İller Bankası Genel Müdürlüğünden yazılı bilgi istenmiş ve gelen cevabî yazıda;

– Diyarbakır-Ergani Kanalizasyon İşleri, Bankanın 1997 yatırım programına şebeke+arıtma karekteristiğinde yer aldığı,

– Kanalizasyon Tatbikat Projesi GAP İdaresi Başkanlığınca ihalesinin yapıldığı ve İller Bankasınca 26.3.1998 tarihinde tasdik edildiği,

– Projenin 1999 yılı itibariyle keşif bedelinin 3 350 000 000 000 TL. olduğu,

– İnşaat ihalesinin 29.7.1998 tarih ve 1998/24 sayılı Başbakanlık Tasarruf Genelgesi nedeniyle yapılamadığı,

– İnşaat ihalesinin yapılabilmesi için, Başbakanlıktan izin istendiği,

– Gerekli iznin verilmesi halinde Bankanın finansman imkânları çerçevesinde ihalenin yapılacağı bildirilmiştir.

78. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, 2918 sayılı kanun uyarınca Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonuna verilen payın Türk Polis Teşkilatını Güçlendirme Vakfına aktarılacağı iddiasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın yazılı cevabı (7/474)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın aracılığınızla Sayın İçişleri Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

İsmail Özgün Balıkesir

Sorular :

1. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 131 inci maddesine göre basılı evrak ve plaka gelirlerinin %60’ı Trafik Hizmetleri Geliştirme Fonuna, % 40’ı da Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’na ve ona bağlı tüm il ve ilçelerindeki kuruluşlarına aktarmakta iken %40’lık payın da Şoförler ve Otomobilciler Odasından alınarak Türk Polis Teşkilatı Güçlendirme Vakfına verilmek istendiği doğru mudur? Eğer doğru ise neden buna gerek duyulmaktadır?

2. Böyle bir düzenleme yapıldığı takdirde bu meslek kuruluşlarının kapısına kilit vurmak anlamına gelmez mi?

3. Bu kuruluşlarda çalışmakta olan yüzbinlerce insanın durumu ne olacaktır?

4. Trafik Hizmetleri Geliştirme Fonunda toplanan paralar bugüne kadar amacına uygun bir şekilde kullanılmış mıdır?

T.C. İçişleri Bakanlığı 23.9.1999 Emniyet Genel Müdürlüğü Sayı : B.05.1.EGM.0.12.01.01/217028

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :TBMM Başkanlığının 31.8.1999 gün ve A.01.GNS.0.10.00.02-7/474-1724 sayılı yazısı.

Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün tarafından TBMMBaşkanlığına sunulan ve tarafımdan yazılı olarak cevaplandırılması istenilen soru önergesinin cevabı aşağıya çıkarılmıştır.

1. Basılı kâğıt ve plakaların Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (T.Ş.O.F.) tarafından bastırılması ve maliyetleri dikkate alınarak, İçişleri Bakanlığı, Bayındırlık Bakanlığı ve T.Ş.O.F. tarafından birlikte tespit edilecek bedel karşılığında vatandaşlara satılmasına, 6085 sayılı Karayolları Trafik Kanununa bir madde ilavesiyle başlanmış, gelirleri tamamen T.Ş.O.F.’na ait olan basılı kâğıt ve plakalardan Trafik Hizmetleri Geliştirme Fon’una pay ayrılmasına ise 1985 yılında yürürlüğe konulan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunuyla geçilmiştir.

Ancak, adı geçen kuruluşta (T.Ş.O.F.)Bakanlığım müfettişlerince yapılan çeşitli incelemelerde:Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 176 ncı maddesi gereğince, kâğıtlar için tespit edilen satış fiyatının her bir kâğıt üzerinde gösterilmesinin zorunlu olmasına rağmen, kâğıtların basım ve dağıtımından sorumlu Federasyonun yönetmelik hükmünü yerine getirmediği ve kâğıtların fiyatlarını üzerinde göstermediği,

Federasyona bağlı olarak görev yürüten il ve ilçelerdeki Şoförler ve Otomobilciler Odalarından hiçbirinin, ilgili komisyonca belirlenen fiyatları uygulamadığı, bunun yerine her yerde farklı ve kamu oyunda büyük tepki toplayan fiyatlar üzerinden plaka ve kâğıt satışı yapıldığı, bu uygulamayla her yıl trilyonlarla ifade edilecek meblağlar haksız bir şekilde vatandaşlardan alınarak Federasyona aktarıldığının tespitinden sonra Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından 1999/71620 sayıyla Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu,

Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü Kontrolörlerinin de Federasyonu teftişi sonucu; Trafik Hizmetleri Geliştirme Fonuna aktarılması gereken % 60 pay hesabında, üyelere yardım gibi indirim konusu olmaması gereken gider kalemlerinin, Federasyon tarafından masraf gösterilmesi suretiyle, 1994-1998 yılları itibariyle Fon Payının 1 068 053 391 000 TL. eksik gönderildiği belirlenmiş olup, yasal işlem süreci başlatıldığı, konunun yargıya intikali için tüm delillerin toplanmasının beklendiği,

Federasyonca plaka ve basılı kâğıt işlemlerinin ihalesiz olarak yaptırıldığı, çok yüksek olan alımlar sonucu plaka ve basılı kâğıt masraflarının çok fahiş olarak belirtildiği, bu şekilde hem giderlerin yüksek tutulması, usulsüz kesintiler yapılmasından dolayı, Fon Payının çok az olarak gönderildiği, böylece Fonun ve dolayısıyla Hazinenin trilyonlarca zarara uğratıldığı,

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 131 nci maddesine göre basılı kâğıt ve plakaların satışının Federasyona sağladığı net gelirin % 60’ı Trafik Hizmetlerini Geliştirme Fonuna, %40’ı ise Federasyona gelir kaydedilmektedir.

Basılı kâğıt ve plaka satışlarından elde edilen net kârın % 40’ının Federasyona verilmesine rağmen, şoför odalarınca yapılan satışlarda, vatandaşlarımızdan hizmet bedeli adı altında ayrıca ücret alındığı ve bu şekilde haksız kazanç sağlandığı,

Federasyon tarafından; basılı kâğıt ve plakaların satışından elde edilen net kârın hesaplanmasında, masrafların çok yüksek gösterildiği, özellikle plaka satışlarında, Şoför Odalarınca Federasyona gönderilen plaka satış fiyatının % 8 tutarında genel yönetim giderleri de düşüldükten sonra geri kalan meblağın net kâr olarak değerlendirildiği, bu uygulamanın 20 Mayıs 1998 tarihine kadar devam ettirildiği, bu tarihten itibaren ise farklı bir uygulamanın başlatıldığı, böylece Federasyonun fon payını istediği miktarda gönderdiğinin tespit edilmesinden sonra 2918 sayılı Kanunun 131 inci maddesinde değişiklik içeren bir Kanun Tasarısı hazırlanmıştır. Bakanlar Kurulunca da tasvip edilen yeni düzenleme ile; basılı kâğıt ve plakaların satışından elde edilecek gelirlerin Türk Polis Teşkilatı Güçlendirme Vakfına aktarılması böylece basılı kâğıtların basımı, dağıtımı, satışı ve gelirlerinin ciddî bir şekilde denetim altına alınması mümkün olacaktır.

2. Kamuya götürülecek hizmetlerden elde edilen gelirlerin, belli bir meslek grubu yerine bütün kamunun yararına kullanılması esastır. Dolayısıyla yeni düzenlemede kamu yararı gözetilmektedir. Bütün meslek kuruluşlarının olduğu gibi Federasyonun da ana gelirleri, üye aidatlarından kaynaklanmaktadır.

3. T.Ş.O.F. Türkiye’deki sürücülerin % 11’inin üye olduğu bir meslek kuruluşudur. Üyeler federasyona üyelik aidatı ödemektedir. Federasyonun, üyelik aidatları yanında ticari taşıt kullanma belgesi satışı gibi faaliyetlerden elde ettiği ciddî gelirleri mevcuttur.

4. 1993 yılından itibaren her yıl çıkarılan Bütçe Kanunları ile Trafik Hizmetlerini Geliştirme Fonunun gelirleri tamamen Bütçe kapsamına alınmıştır. Söz konusu Fon bütçeden kendisine aktarılan miktarı kuruluş amaçlarına uygun, kamu yararına yönelik hizmetler için kullanmaktadır.

Bilgilerinize arz ederim.

Sadettin Tantan İçişleri Bakanı

79. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, likit petrol gazı fiyatlarına yapılan zamma ilişkin Başbakandan sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı M. Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/475)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sayın Başbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ve rica ederim. 18.8.1999

İsmail Özgün Balıkesir

Sorular :

1. 3 Ağustos 1999 tarihinde Likit Petrol Gazı (LPG) fiyatlarına %30.7 zam yapılırken doğal gazın aynı dönem fiyat artışı % 4 olarak gerçekleşmiştir. 1999 yılı başından bu yana LPG’ye yapılan zam oranı % 85’i geçerken doğal gaz fiyatları sadece % 27 artmıştır. Bu durum LPG ile üretim yapan sanayi kuruluşları ve otoprodüktör enerji üreticilerini durma noktasına getirmiştir. LPG kullanmaya mahkûm olan Ege Bölgesi sanayicileri bugün doğal gaza kıyasla %45 daha yüksek fiyatla enerji kullanmaktadır. LPG’ye yapılan bu aşırı fiyat artışı haksızlık değil midir?

2. Bu haksızlığı giderecek bir tedbir almayı düşünüyor musunuz?

T.C. Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 28.9.1999 Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Sayı : B.15.0.APK.0.23-300-1357/16808

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMMBaşkanlığının 31.8.1999 tarih ve Kan. Kar. Md. A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/475-1641/4326 sayılı yazısı.

Balıkesir Milletvekili Sayın İsmail Özgün’ün Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına tarafımdan cevaplandırılmasını tensip ettiği 7/475-1641 esas no.lu yazılı soru önergesi ile ilgili bilgiler hazırlanarak ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

M. Cumhur Ersümer Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı

Balıkesir Milletvekili Sayın İsmail Özgün’ün Yazılı Soru Önergesi ve Cevabı (7/475-1641)

Sorular 1, 2 :3 Ağustos 1999 tarihinde Likit Petrol Gazı (LPG) fiyatlarına %30.7 zam yapılırken doğal gazın aynı dönem fiyat artışı %4 olarak gerçekleşmiştir. 1999 yılı başından bu yana LPG’ye yapılan zam oranı % 85’i geçerken doğal gaz fiyatları sadece % 27 artmıştır. Bu durum LPG ile üretim yapan sanayi kuruluşları ve otoprodüktör enerji üreticilerini durma noktasına getirmiştir. LPG kullanmaya mahkûm olan Ege Bölgesi sanayicileri bugün doğal gaza kıyasla %45 daha yüksek fiyatla enerji kullanmaktadır. LPG’ye yapılan bu aşırı fiyat artışı haksızlık değil midir?

Bu haksızlığı giderecek bir tedbir almayı düşünüyor musunuz?

Cevaplar 1, 2 : 1998 yılı içerisinde doğal gazın alternatifi olan petrol ürünleri fiyatları uzunca bir süre sabit tutulmuş ve daha sonra otomatik fiyatlandırmaya geçilmiştir. Bu arada özellikle LPG ve Fuel Oil üzerinde bulunan ATV oranları indirilmiştir (Fuel-Oil’de % 55’den % 20’ye, LPG’de % 40’dan % 1’e) tüm bu gelişmeler, LPG ve Fuel-Oil ile doğal gaz arasındaki fiyat makasını, doğal gaz fiyatları açısından olumsuz etkilemiştir. 1998 yılı sonlarında uluslararası ham petrol fiyatlarının düşmesi doğal gaz alım maliyetlerine yansımış ve doğal gaz açısından uzun süre artış yapılmayan ve yumuşak artış oranlarının olduğu bir dönem 1998 yılı sonları ve 1999 yılı başlarında yaşanmıştır.

Kümülatif olarak bakıldığında, 1999 yılı Ocak ayından itibaren bugüne kadar doğal gaz satış fiyat tarifesinde ortalama % 42.57, F06 fiyatında % 107.01, LPG fiyatında ise % 72.51 fiyat artışı olmuştur.

Ancak, LPG ile doğal gazın farklı fiyatlandırma sistemlerine tabi olmaları nedeniyle, son aylarda ivme kazanan uluslararası petrol ürünleri fiyatlarındaki artış, otomatik fiyatlandırma ile yurtiçi alternatif yakıt fiyatlarına hemen yansıtılmaktadır. Bunun sonucu olarak, doğal gaz fiyatları ile alternatif yakıt fiyatları arasındaki fark hızla artmıştır.

En son uluslararası piyasadan kaynaklanan artış ile LPG fiyatları, 3 Ağustos ve 4 Eylül tarihlerinde kümülatif olarak yaklaşık % 33.77 oranında artış göstermiştir. Öte yandan, doğal gaz alım koşullarında da, uluslararası petrol ürünlerindeki artışların belli bir faz farkı ile yaşanacağı ve artan uluslararası fiyatların önümüzdeki aylardan itibaren doğal gaz satış fiyatlarında da kendini göstereceği tahmin edilmektedir.

Uluslararası piyasada birbirinden farklı fiyatlandırma sistemine sahip olan doğal gaz ile LPG’nin, yurtiçindeki fiyatlarına da bu farklılık zaman zaman yansımaktadır.

Ülkemizde LPG fiyatları 98/10745 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde dünya petrol fiyatları ve dolar kurunda meydana gelen değişimlere bağlı olarak, rafineriler ve dağıtım şirketleri tarafından serbest piyasa şartları içinde belirlenmektedir. Öte yandan çevre sorunlarının artışı ile ülkemizde de yaygın kullanıma geçilmesine çalışılan doğalgaz, sadece BOTAŞ tarafından ithal edilmekte ve tüketici fiyatları geriye dönük altı aylık dış piyasa fiyatları baz alınarak belirlenmektedir. Bu durumda LPG fiyatları dış piyasa fiyatlarında yaşanan dalgalanmalar ancak uzun vadelerde yurt içi fiyatlara yansıyabilmektedir.

Diğer taraftan henüz doğal gaz kullanma imkânı bulunmayan Ege Bölgesine doğal gaz sevkiyatı ile ilgili olarak; Karacabey-İzmir Boru Hattı yapım ihalesi tamamlanmıştır. Proje süresi 24 ay olup, 11.11.2000 tarihinde bitirilmesi planlanmaktadır.

Ayrıca sanayide kullanılan yakıtların fiyat farklılıkları nedeniyle haksız rekabete yol açmalarının engellenmesini teminen eşlenik fiyatlar konusunda çalışmalar başlatılmış olup, yasalaşması gündemde olan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) Yasası içerisinde yer alması için de çaba gösterilecektir.

80. – Çankırı Milletvekili Hüseyin Karagöz’ün, Çankırı Organize Sanayi Bölgesi projesine ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun yazılı cevabı (7/477)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Ahmet Kenan Tanrıkulu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Hüseyin Karagöz Çankırı

Soru 1. Çankırı Organize Sanayi Bölgemiz için 1997 yılında ihalesi yapılan 2000 m2 kapasiteli 200 milyar keşif bedelli arıtma tesisi inşaatımızın şimdiye kadar ne kadarı yapılmıştır? 1999 yılı için ne kadar ödenek ayrılmıştır? Ne zaman bitirmeyi düşünüyorsunuz?

Soru 2. Çankırı ilimizin sanayisinin gelişebilmesi için, ilçelerimizde sanayi sitesi ve sanayi bölgesi kurulması yönünde Bakanlığınızın herhangi bir çalışması var mıdır? Var isebu çalışmalarınız hangi aşamadadır?

T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 13.9.1999 Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği Sayı : B.14.0.BHİ.01-292

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 31.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/477-1644/4329 sayılı yazınız.

Çankırı Milletvekili Hüseyin Karagöz’ün, “Çankırı Organize Sanayi Bölgesi Projesine” ilişkin olarak tarafımdan cevaplandırılmasını istediği (7/477) esas nolu yazılı soru önergesiyle ilgili cevabımız ekte takdim edilmiştir.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Ahmet Kenan Tanrıkulu Sanayi ve Ticaret Bakanı

Çankırı Milletvekili Hüseyin Karagöz’ün Yazılı Sorularına İlişkin Cevaplarımız

Cevap 1:

– Çankırı-Korgun Organize Sanayi Bölgesi Arıtma projesi, 1999 yılı yatırım programında, devam eden projeler arasında yer almaktadır.

– Arıtma tesisi inşaatı devam etmekte olup fizikî gerçekleşme % 46’dır.

– Projenin 1999 yılı yatırım programı ödeneği net 161,5milyar TL. olup, 120,4 milyar TL. ek ödenek sağlanarak revize ödeneği 281,9 milyar TL. olmuş, bunun 115,8 milyar TL. si harcanmış, kalan ödeneği 166,1 milyar TL. dir.

– Projenin sözleşmesinde öngörülen 2000 yılında bitirilebilmesi için 1999 yılında ihtiyaç duyulan 149,1 milyar TL. ek ödenek, kısıtlı bütçe imkânları çerçevesinde temin edilmeye çalışılacaktır.

Cevap 2 : Çankırı İlinde bugüne kadar Bakanlığımız kredi desteğiyle hizmete sunulan, inşaatı devam eden ve yapılması planlanan Organize Sanayi Bölgeleri ve Küçük Sanayi Sitelerine ilişkin bilgiler aşağıda verilmektedir.

I. Organize Sanayi Bölgeleri:

a) Biten:

110 hektar büyüklüğündeki Çankırı-Korgun Organize Sanayi Bölgesi 1994 yılında tamamlanarak sanayicinin hizmetine sunulmuştur. Bölgede 86 adet sanayi parseli bulunmakta olup, tahsis edilen 57 adet parselde 17 adet sanayi tesisi üretime geçmiş, 8 adet tesis inşaat halinde, 9 tesis ise proje aşamasındadır. Mevcut istihdam yaklaşık 1 700 kişi olup, parsellerin tamamında üretime geçildiğinde yaklaşık 5 400 kişiye istihdam imkânı sağlanmış olacaktır.

Bu proje için verildiği yılın fiyatlarıyla 74 milyar 969 milyon TL. kredi kullandırılmıştır. Bu kredinin 1999 yılı fiyatlarıyla karşılığı 1.8 trilyon TL. dir.

b)Devam eden:

Cevap 1’de belirtildiği üzere, Çankırı-Korgun Organize Sanayi Bölgesinin arıtma tesisi inşaatı devam etmektedir.

c)2000 yılı Yatırım Programına teklif edilenler :

20.7.1999 tarih ve 7173 sayılı yazımızla Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığına gönderilen Bakanlığımız 2000 yılı yatırım programı teklifinde, Şabanözü ve Çerkeş Organize Sanayi Bölgeleri yer almaktadır.

II. Küçük Sanayi Siteleri :

a)Biten:

Çankırı İlinde toplam 152 işyerlik 2 adet Küçük Sanayi Sitesi (Merkez I, Çerkeş) hizmete sunulmuştur. Bu projeler için verildiği yılın fiyatlarıyla 1 milyar 448 milyon TL. kredi kullandırılmıştır. Bu kredinin 1999 yılı fiyatlarıyla karşılığı 1,5 trilyon TL. dir.

b)Devam eden :

1999 yılı Yatırım Programında “100 işyeri ve altyapı” karakteristiği ile yer alan Ilgaz Küçük Sanayi Sitesi üstyapı inşaatı devam etmekte olup fizikî gerçekleşmesi % 48’dir.

Projenin 1999 yılı Yatırım Programı ödeneği net 19 milyar TL. olup, 13,8 milyar TL. ek ödenek sağlanarak revize ödeneği 32,8 milyar TL. olmuş, bunun 24,8 milyar TL. si harcanmış, kalan ödeneği 8 milyar TL. dir. Projenin sözleşmesinde öngörülen 2000 yılında bitirilebilmesi için 1999 yılında ihtiyaç duyulan 139,1 milyar TL. ek ödenek, kısıtlı bütçe imkânları çerçevesinde temin edilmeye çalışılacaktır.

Proje için bugüne kadar verildiği yılın fiyatlarıyla 33,6 milyar TL. kredi kullandırılmıştır. Bu meblağın 1999 yılı fiyatları ile karşılığı 108,9 milyar TL. dir.

c)2000 yılı Yatırım Programına teklif edilen :

20.7.1999 tarih ve 7173 sayılı yazımızla Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığına gönderilen Bakanlığımız 2000 yılı Yatırım Programı teklifinde, 100 işyerlik Kızılırmak Küçük Sanayi Sitesi yer almaktadır.

81. – Çankırı Milletvekili Hüseyin Karagöz’ün, Çankırı-Orta Termik Santrali, Koyunbaba Barajı ve Akhasan Barajı projelerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı M. Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/478)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın M. Cumhur Ersümer tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Hüseyin Karagöz Çankırı

Soru 1. Çankırı İli Orta ilçemizde 1992 yılında yapımına başlanılan Orta Termik Santralının ne kadarlık kısmı bitirilmiştir? 1999 yılı ödeneği ne kadardır? Ne zaman hizmete açmayı düşünüyorsunuz?

Soru 2. Terme Çayı üzerinde kurulması planlanan sulama amaçlı Koyunbaba Barajı, kuru tarım yapılan bu bölgeye hayat verecektir. Bakanlığınızca Koyunbaba Barajı ile ilgili bir çalışma var mıdır?Var ise hangi aşamadadır? İkinci alternatif olarak Kızılırmak nehrinden veya Hamzalı Köyü Barajından su aktarma gibi bir çalışmanız var mıdır?

Soru 3. Çankırı İlimizde inşaatı devam eden Akhasan Barajı, Kızılırmak vadi sulamaları ve Korgun-Maruf Köyü Göleti ve sulaması projelerinin ne kadarlık kısmı bitirilmiştir? 1999 yılı ödenekleri ne kadardır? Ne zaman hizmete açmayı düşünüyorsunuz?

T.C. Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 28.9.1999 Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Sayı : B.15.O.APK.0.23.300-1358/16809

Konu :Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMMBaşkanlığının 31.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/478-1645/4330 sayılı yazısı.

Çankırı Milletvekili Sayın Hüseyin Karagöz’ün tarafıma tevcih ettiği 7/478-1645 esas no.lu yazılı soru önergesi, TBMMİçtüzüğünün 99 uncu maddesi gereği cevaplandırılarak ekte gönderilmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

M. Cumhur Ersümer Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı

Çankırı Milletvekili Sayın Hüseyin Karagöz’ün Yazılı Soru Önergesi ve Cevabı (7/478-1645 esas no.lu)

Soru 1. Çankırı İli Orta ilçemizde 1992 yılında yapımına başlanılan Orta Termik Santralının ne kadarlık kısmı bitirilmiştir? 1999 yılı ödeneği ne kadardır? Ne zaman hizmete açmayı düşünüyorsunuz?

Cevap 1. Çankırı Orta Linyit Santralı Projesinde henüz yapım safhasına geçilmemiştir. Proje, Yap-İşlet-Devret kapsamında ele alındığından yıllık ödenek söz konusu değildir.

Çankırı Orta Linyit Santralının (250 MW) Yap-İşlet-Devret modeli ile kurulması ve işletilmesi için Trinity Partners Int. (TPI) ve Genel Enerji Ortak Girişim Grubu tarafından 1990 yılında Bakanlığımıza başvuru yapılmış, Ağustos 1992’de söz konusu ortak girişim grubunun linyit rezervinin yetişmemesi nedeniyle santralın kurulu gücünün 125 MW’a indirilmesine ilişkin başvurusu Bakanlığımca uygun görülmüştür.

Ancak, gerek linyit madeninin olumsuzlukları, gerek yüksek yatırım maliyeti gerekse projeyi sahiplenen Türk-Amerikan ortak girişim grubunun projeyi sonuçlandıracak performansı göstermemesi, Çankırı Orta Linyit Santralının 1990 yılından bugüne kadar bir sonuca ulaşamamasının başlıca nedenleridir. Nitekim adı geçen ortak girişim grubu, en son Fizibilite Raporunun önemli eksiklikleri nedeniyle Bakanlığımca istenen revize çalışmayı, istenilen mühendislik düzeyinde vermediği için işin ilerlemesi mümkün olmamaktadır. Bu kapsamda ortak girişim grubu bugüne kadar, proje için son derece önemli olan Maden Planını hazırlayarak Bakanlığıma sunmamıştır. Dolayısıyla maden araştırmalarına ait elde yeterli detaylı bilgi bulunmamaktadır. Projeyle ilgili olarak mevcut ortak girişim grubunca bundan böyle de mühendislik ve finansman açısından olumlu bir atılım yapılamadığı takdirde, Çankırı Orta Linyit Santralı Projesinin gerçekleştirilmesi için daha uygun bir yatırım ortaklığı ve yöntemine başvurulabilecektir.

Soru 2. Terme Çayı üzerinde kurulması planlanan sulama amaçlı Koyunbaba Barajı, kuru tarım yapılan bu bölgeye hayat verecektir. Bakanlığımızca Koyunbaba Barajı ile ilgili bir çalışma var mıdır? Var ise hangi aşamadadır? İkinci alternatif olarak Kızılırmak nehrinden veya Hamzalı Köyü Barajından su aktarma gibi bir çalışmanız var mıdır?

Cevap 2. DSİ Genel Müdürlüğünce, Çankırı-Acıçay Projesi kapsamında Koyunbaba Köyünün 100 km. kuzeybatısında Terme Çayıüzerinde inşa edilmesi öngörülen Koyunbaba Barajında depolanacak 124 m3 su ile Ankara İlinde 3 559 hektar, Çankırı İlinde de 7 789 hektar olmak üzere toplam 11 348 hektar arazinin sulanması öngörülmüştür.

Koyunbaba Barajının aks ve rezervuar haritaları alınmış, temel sondaj etütleri tamamlanmış olup, arazi sınıflandırma ve drenaj etütleri ile diğer done toplama çalışmaları devam etmektedir. Bu çalışmaların ikmalini müteakip planlama çalışmalarına geçilecektir.

Kızılırmak-Hamzalı Projesi kapsamında Sulakyurt İlçesi Hamzalı Köyünün 1,5 km. güneyinde Kızılırmak Nehri üzerinde inşa edilmesi öngörülen Hamzalı Barajında depolanacak 316 milyon m3 su ile 7 574 hektar arazinin sulanması ve 60 MW kurulu gücündeki Hamzalı HES vasıtasıyla yılda 250 milyon kWh enerji üretilmesi amaçlanmıştır.

Kızılırmak-Hamzalı Projesinin planlama çalışmaları 1998 yılında ihale edilmiş olup, 2000 yılında bitirilmesi öngörülmüştür.

Her iki projenin de planlama çalışmalarının bitirilmesini müteakip kat’i proje çalışmalarına geçilecek ve projeler bu çalışmalar sonucu teknik ve ekonomik yönden yapılabilir bulunduğu takdirde bütçe imkânlarına bağlı olarak önümüzdeki yıllarda yatırım programlarına teklif edilecektir.

Soru 3. Çankırı İlimizde inşaatı devam eden Akhasan Barajı, Kızılırmak Vadi Sulamaları ve Korgun-Maruf Köyü Göleti ve sulaması projelerinin ne kadarlık kısmı bitirilmiştir? 1999 yılı ödenekleri ne kadardır? Ne zaman hizmete açmayı düşünüyorsunuz?

Cevap 3. Çerkeş-Akhasan Projesi kapsamında inşaatı sürdürülen Akhasan Barajı 11.10.1995 tarihinde ihale edilmiş olup, 8.6.1998 tarihinde derivasyon sağlanmıştır. Gövde dolgusuna devam edilmektedir. Bugüne kadar % 34 oranında gerçekleşme sağlanmış olan baraj inşaatına 1999 yılında 290 milyar TL. ödenek ayrılmış olup, mukavelesine göre 17.5.2001 tarihinde bitirilecektir.

9 968 hektarlık alanın sulanmasını sağlayacak olan Kızılırmak vadi sulamaları I inci merhale projesi kapsamında yer alan Tımarlı Sulaması I inci Kısım İnşaatı 1985 yılında ihale edilmiş olup, keşif bedeli dolduğu için iş tasfiye safhasındadır. Söz konusu işin fizikî olarak % 47’si ikmal edilmiş ve bugüne kadar 2 110 hektar arazi tamamen 2 890 hektar arazi kısmen sulamaya açılmıştır.

Kalan işlerin tamamlanabilmesi amacıyla 1999 yılı yatırım programına alınan Tımarlı Sulaması I inci kısım inşaatının 1999 yılında ihalesi gerekli iznin alınmasına ve Bütçe Kanununun 10 uncu maddesine göre toplam keşif bedelinin % 10’u oranındaki ödeneğin teminine bağlı bulunmaktadır. Projeye 1999 yılında ayrılabilen 150 milyar TL. ödeneğin 10 milyar TL. si Tımarlı sulaması I inci Kısım ikmali inşaatına tahsis edilmiştir.

Söz konusu proje yıllık ödeneklerin aynen karşılanabilmesi halinde 2005 yılında bitirilebilecektir.

Korgun Maruf Köyü Göleti ve sulaması inşaatı ile 220 hektar arazinin sulanması öngörülmüş olup, söz konusu işe 1999 yılında ayrılabilen 300 milyar TL. ödenek ile gövde tamamen bitirilerek su tutulacaktır. Sulama inşaatı ise halen devam eden gölet inşaatının ihale muhtevasında olup, yeterli ödenek ayrılabildiği takdirde 2000 yılında bitirilerek tesis işletmeye açılabilecektir.

82. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, vatandaşlıktan çıkmak için başvuran kişilere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın yazılı cevabı (7/483)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Sadettin Tantan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim 24.8.1999

Zeki Ünal Karaman

22.8.1999 tarihli ve 23794 sayılı Resmî Gazetede; 99/13166 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2 404 kişinin Türk vatandaşlığından çıkarılmasına izin verilmiştir.

Ayrıca, yurt dışında çalışırken, kendilerine tanınan hakları kullanmak için T.C. Hükümetinden izin almadan o ülkenin vatandaşlığına geçen gurbetçilerimiz T.C. vatandaşlığından çıkarılma korkusu içinde bulunmaktadırlar.

Sorularım şunlardır:

1. Vatandaşlarımız neden Türk vatandaşlığından çıkmak istemektedir? Sebepleri nedir?

2. Vatandaşlıktan çıkarılma korkusu içinde bulunan gurbetçilerimizi rahatlatmak için nasıl bir tedbir düşünülmektedir?

3. İzin almadan başka bir ülkenin vatandaşlığına geçen gurbetçiler, izin almak için şimdi başvursalar, bu talepler Hükümetinizce olumlu karşılanacak mıdır?

T.C. İçişleri Bakanlığı 10.9.1999 Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Sayı : B050NÜV0080003.226/8682

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMMBşk. 31.8.1999 günlü ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-1731 sayılı yazısı.

Karaman Milletvekili Zeki Ünal tarafından TBMMBaşkanlığına sunulan ve tarafımdan cevaplandırılması istenilen yazılı soru önergesine cevap teşkil edecek bilgiler aşağıya çıkarılmıştır.

1. Çifte vatandaşlığı kabul etmeyen Almanya, Avusturya ve Danimarka gibi ülkelerde yaşayan vatandaşlarımız bulundukları ülke vatandaşlığına geçebilmek için zorunlu olarak Türk vatandaşlığından çıkmak durumunda kalmaktadırlar. Yabancı ülkelerde bulunan vatandaşlarımız, çalıştıkları ülkelerde daha iyi yaşam şartlarına kavuşmak, sosyal, siyasal ve ekonomik bakımından o ülke vatandaşlarının sahip olduğu haklardan aynen istifade etmek amacıyla bulundukları ülke vatandaşlığına geçmek istemektedirler. Türk vatandaşlığından çıkma izni isteyen ve çıkma izni verilmesinde sakınca bulunmayan tüm vatandaşlarımıza Bakanlar Kurulu tarafından bu izin verilebilmektedir.

2. 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 25 inci maddesi Türk vatandaşlığının hangi hallerde kaybettirilebileceğini, 26 ncı maddesi ise çıkarmayı düzenlemiş olup, 25 ve 26 ncı madde dışında kişilerin kendi müracaatları olmadan Türk vatandaşlığını kaybettirilmesi söz konusu değildir.

Ayrıca;

İzin almadan başka bir devlet vatandaşlığına geçmiş olup da bu durumlarının tespitinden önce başvurarak Türk vatandaşlığını da korumak isteyenlere aranılan şartları taşıdıkları takdirde koruma izni verilebilmektedir.

3. İzin almadan başka bir ülke vatandaşlığına geçen ve bu durumlarının tespitinden önce kendiliklerinden başvuruda bulunan kişilere yine aranılan şartları taşımaları halinde çıkma izni verilebilmektedir.

Arz ederim.

Sadettin Tantan İçişleri Bakanı

83. – Bursa Milletvekili Teoman Özalp’in, Halk Bankası tarafından kullandırılan esnaf kredisine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan’ın yazılı cevabı (7/485)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda belirttiğim soruların Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Hüsamettin Özkan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunu arz ederim.

Teoman Özalp Bursa

Sorular :

1. Halk Bankasından kredi kullanan küçük esnaf ve sanatkârların kullandıkları kredilerin son 6 yıllık, yıllar itibariyle, sabit fiyatla miktarını açıklar mısınız?

2. Bugün en yüksek kredi limiti 2.5 milyar TL. dir. Ekonomik koşullar dikkate alındığında bu miktar sizce yeterli midir?

3. Kredi faiz oranı, ekonomimizin içinde bulunduğu durgunlukta gözönüne alınarak aşağıya çekilemez mi? Kredi maliyetlerinin düşmesi ekonomimizde kısmen de olsa bir canlılık meydana getirmez mi?

4. Anayasamızın 173 üncü maddesi; Devlet, esnaf ve sanatkârı koruyucu ve destekleyici tedbirleri alır, şeklindedir. Emek yoğun/sermaye ile iktisadî faaliyetlerini sürdüren esnaf ve sanatkârımızın devlet tarafından yeterince desteklendiğine inanıyor musunuz?

5. Ülkemizi yasa boğan deprem felaketine maruz kalmış, esnaf ve sanatkârlarımızın yaralarını kısmen de olsa hafifletmek için ne gibi tedbirler almayı düşünüyorsunuz?

T.C. Devlet Bakanlığı 13.9.1999 Başbakan Yardımcılığı Sayı : B.02.0.002/1785

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı

Genel Sekreterliği

Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığına

İlgi : 31.8.1999 tarih ve GNS.0.10.00.02-7/485-1674/4401 sayılı yazınız.

İlgi yazınız ekinde yeralan, Bursa Milletvekili Sayın Teoman Özalp tarafından şahsıma tevcih edilmiş yazılı soru önergesine ilişkin cevaplar ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi saygılarımla rica ederim.

H. Hüsamettin Özkan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı

Soru 1. Halk Bankasından kredi kullanan küçük esnaf ve sanatkârların kullandıkları kredilerin son 6 yıllık, yıllar itibariyle, sabit fiyatla miktarını açıklar mısınız?

Cevap 1. Türkiye Halk Bankasınca ülkemiz esnaf-sanatkârlarına kullandırılan kredilerin son 6 yıllık gelişimi aşağıdaki gibidir.

                                                                      Milyar TL.

1994 1995 1996 1997 1998 Eylül/99

                                                                               

Esnaf Kredileri 8 500 30 000 80 000 150 000 220 000 316 841

(Plasman)

Esnaf Krd.

(1994 yılı sabit 8.500 15 924 53 973 100 292 143 321 215 392

fiyatlarıyla)

Soru 2. Bugün en yüksek kredi limiti 2.5 milyar TL.dır. Ekonomik koşullar dikkate alındığında bu miktar sizce yeterli midir?

Cevap 2. Temel kredi politikasını, az sayıda kişi ya da işletmeye büyük montanlı krediler kullandırmak yerine, çok sayıda esnaf ve sanatkâra ihtiyaç duydukları kredileri uygun vade, düşük faiz koşullarında kullandırma temeli üzerine kuran Türkiye Halk Bankası; ülke ekonomisinde yaşanan gelişmeler paralelinde bu kesimin artan kredi talebini gözönüne almakta, plasmanlarını artırmanın yanısıra, kredi şahıs limitlerinin artırılması için de gerekli girişimlerde bulunmaktadır.

Nitekim, bu girişimler neticesinde Kooperatifler Kanununda gerekli değişiklikler; Mayıs/98 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisince gerçekleştirilmiş ve limit artışının önündeki engel ortadan kaldırılarak, esnaf kredilerinin limiti 1 milyar liradan 5 milyar liraya yükseltilmiştir. Geçiş uygulaması olmak üzere mal üreten esnafın kredi şahıs limiti 2.5 milyar liraya, hizmet üreten esnafın kredi limiti 2 milyar liraya, ayrıca ihracatçı esnafın kredi limiti de 5 milyar liraya yükseltilmiştir.

Soru 3. Kredi faiz oranı, ekonomimizin içinde bulunduğu durgunlukta gözönüne alınarak aşağıya çekilemez mi? Kredi maliyetlerinin düşmesi ekonomimizde kısmen de olsa bir canlılık meydana getirmez mi?

Cevap 3. Ülke genelinde ticarî ve sınaî faaliyetlerin çoğunluğu esnaf ve sanatkârlar tarafından yürütülmektedir.

En küçük yerleşim birimlerinde dahi üretim ve istihdam kaynağı olan esnaf-sanatkârların daha yeterli ve koşulları uygun kredilerle desteklenmesi, ülke gelir birikiminin oluşmasında ve ekonomik gelişmenin sağlanmasında çok önemli bir husustur.

Ülkemiz esnaf ve sanatkârlarının ihtiyaç duyduğu ucuz ve yeterli finansman, ancak ekonomik istikrarın sağlanması ve enflasyona karşı verilen kararlı mücadeleden olumlu sonuçlar alınması ile mümkündür.

Nitekim bugün dünya ve ülkemiz global kriz neticesinde piyasaların daralması ve buna bağlı olarak reel faizlerde aşırı bir yükselme olgusu ile karşı karşıyadır. Kredi maliyetlerine de yansıyan bu olumsuzluk üretime, yatırıma ve ihracata ayrılacak kaynakların maliyetini yükseltmekte, reel kesime ucuz finansman sağlamayı da zorlaştırmaktadır.

Buna rağmen esnaf ve sanatkârlarımızın tek finansman kaynağı olan Türkiye Halk Bankası; bu kesime yönelik plasmanlarını her geçen yıl artırmakta, sözkonusu kredilerin faiz oranlarını da makul ölçülerde tutmaktadır.

Soru 4. Anayasamızın 173 üncü maddesi; devlet, esnaf ve sanatkârı koruyucu destekleyici tedbirleri alır, şeklindedir. Emek yoğun/sermaye ile iktisadî faaliyetlerini sürdüren esnaf ve sanatkârımızın devlet tarafından yeterince desteklendiğine inanıyor musunuz?

Cevap 4. Ülkemiz esnaf ve sanatkârlarını her türlü finansman ve finansman dışı hizmetlerle destekleme görevi Türkiye HalkBankası’na verilmiştir.

233 sayılı KHK’ye tabi bir banka işletmesi olan Türkiye Halk Bankası; ana statüsünde belirlendiği gibi çağdaş bankacılığın gerektirdiği bir anlayışla sürdürdüğü her türlü bankacılık faaliyetleriyle ülke tasarruf birikimine katkıda bulunmakta ve toplanan tasarrufları ekonominin en çok ihtiyaç duyduğu alanlarda değerlendirerek küçük ve orta ölçekli işletmelerle, esnaf ve sanatkârlara finansman sağlamakta, ulusal ekonomi ile uyumlu yeni yatırım olanakları yaratılmasına da imkân açarak bir KalkınmaBankası gibi çalışmaktadır.

Bu doğrultuda Banka öncelikli faaliyet alanını; “Türk müteşebbis gücünün emsalsiz bir göstergesi ve örneği olan esnaf ve sanatkârları kredileriyle desteklemek, işletmelerini yeni teknolojiye dayalı makine ve ekipmanlarla donatmak suretiyle ülkemiz kalkınmasına katkıda bulunarak, esnaf ve sanatkârların büyüyen ülkemizde hakettikleri yeri almalarına yardımcı olmak şeklinde” belirlemiştir.

Belirlenen bu amaç doğrultusunda Banka esnaf ve sanatkârlara verdiği kredileri yıldan yıla artırmış, kredilerden yararlanan esnaf sayısını 1 milyona ulaştırmış ve 2 milyon esnafı daha kredi kapsamına almayı hedeflemiştir.

Diğer taraftan, esnaf ve sanatkârlarımızın enflasyona ezdirilmemesi, varlığını sürdürebilmesi, daha ucuz hammadde ve aramadde satın alarak üretimini geliştirip artırabilmesi, hizmet kalitesini çoğaltabilmesi ve bu kesime tahsis edilen kredilerin ucuzlatılabilmesi için bir dizi yeni uygulama getirilmiştir.

– Mart/99 tarihinden itibaren imalat yapan esnafa kullandırılan kredilerin kooperatif bloke sermaye payları % 10’dan % 5’e indirilmiştir.

– Esnaf kredilerinde aylık eşit taksitli kredi uygulaması başlatılmıştır.

– 1.7.1998 tarihinden itibaren esnaf kredi faizleri 5’er puan indirilmiştir.

– Esnaf kredilerinde ilk taksidin ödeme süresi 3 aydan 9 aya çıkartılmıştır.

– 23 Mart 1998 tarih ve 98/10795 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kamyoncu esnafına eski araçlarının yenilenmesi amacıyla 10 milyar lira limitli, 1 yıl ödemesiz, 4 yıl vadeli %30 faizli özel bir kredi açılmıştır.

Soru 5. Ülkemizi yasa boğan deprem felaketine maruz kalmış, esnaf ve sanatkârlarımızın yaralarını kısmen de olsa hafifletmek için ne gibi tedbirler almayı düşünüyorsunuz?

Cevap 5. Türkiye Halk Bankası esnaf ve sanatkârlarımızın iyi gününde olduğu kadar kötü gününde de daima yanında olmuş, deprem, sel vb. afetler nedeniyle zarara uğrayan bu kesimin yaralarının sarılması ve üretimlerini sürdürebilmeleri için kredi ertelemesi, yeni kredi tahsisi gibi tedbirleri uygulamaya koymuştur.

Nitekim, Batı Karadeniz Bölgesinde meydana gelen sel felaketi ve Adana’daki deprem sonucu zarar görenlerin kredilerinin ertelenmesi ve yeni kredi ihtiyaçlarının karşılanarak ekonomik faaliyetlerin devamı için hazırlanan 24.6.1998 tarih, 98/11295 ve 98/11301 sayılı kararnameler doğrultusunda Geliştirme ve Destekleme Fonundan Halkbank nezdindebir fon oluşturulmuş ve sözkonusu fondan Hasar Tespit Komisyonu tarafından belirlenen zarar dikkate alınmak suretiyle, 1 yılı anapara ve faiz ödemesiz dönem olmak üzere % 20 faizli, esnaf, KOBİ ve ticaret erbabına işletme ve tesis kredileri açılmıştır.

Diğer taraftan son olarak, 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen depremde işyerleri zarar görenlerin kredilerinin ertelenmesi ve yeni kredi açılması için 20.8.1999 tarih ve 99/13233 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı doğrultusunda çalışmalar başlatılmıştır.

Depremden zarar gören yörelerde işyerleri bulunan esnaf ve sanatkârın, küçük ve orta ölçekli işletmelerin, serbest meslek mensupları ile sanayi ve ticaret erbabının Türkiye Halk Bankasına olan kredi borçları ilk yılı faizsiz ve ana para ödemesiz olmak üzere, 3 yıl süreyle ertelenmiştir. Bu kredilerin birinci yıl faizi istenmeyecek, daha sonraki 2 yıl için ise uygulanan faiz oranının yarısı oranında faiz alınacaktır.

Ayrıca, depremdezarar gören yörelerde kredi borçlarının ertelenmesi ve yeni kredi ihtiyaçlarının tespiti maksadıyla, Türkiye Halk Bankasınca 31.8.1999 tarihinden itibaren yerinde çalışmalara başlanılmıştır. Bu çalışmalar Bankanın Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa ve Adana Bölge istihbarat ve teknik elemanlarından oluşturulan 4 grup halinde 45 kişilik bir ekiple, İzmit, Adapazarı, Düzce ve Karamürsel’de kurulan “İşyeri Hasar Tespit Büroları”nda yürütülmektedir.

Söz konusu kararname doğrultusunda, İl ve İlçe Hasar Tespit komisyonlarının çalışmalarının da tamamlanmasını müteakip, depremden zarar gören esnaf ve sanatkârlar, küçük ve orta ölçekli işletmeler, serbest meslek mensupları ile sanayi ve ticaret erbabına, zarar gören makine ve ekipmanlarının satın alınması ya da yıkılan işyerlerinin onarılması amacıyla 1 yıl ödemesiz, 3 yıl vadeli işletme kredisi ve 1 yıl ödemesiz, 5 yıl vadeli tesis kredisi açılmasına başlanacaktır.

Yeni açılacak kredilere, % 20 oranında faiz uygulanacaktır.

Diğer taraftan, afet bölgesi ilan edilen Kocaeli, Sakarya, Yalova il merkezi ve ilçeleri ile Avcılar/İstanbul, Düzce/Bolu’da faaliyette bulunan esnaf ve sanatkârların işyerlerinin yeniden ekonomiye kazandırılması ve karşılaştıkları malî sıkıntıların giderilmesi için gereksinim duyacakları finansmanı büyük ölçüde karşılamayı teminen Türkiye Halk Bankasınca Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri kefaletiyle kullandırılan kooperatif kredilerinin şahıs limitleri 2.5 milyar liradan, 5 milyar liraya yükseltilmiştir.

84. – Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, pamuk üreticilerinin sorunlarına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun yazılı cevabı (7/489)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın A. Kenan Tanrıkulu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

S. Metin Kalkan Hatay

Hatay halkı, Amik Ovası halkı geçimini büyük oranda pamuk üretimi ile sağlamaktadır.

1997 yılında kütlü pamuk Dolar bazında 700 Dolar ederken, 1998 yılında 400 Dolardan satılmıştır. Çiftçimiz enflasyon bazında büyük sıkıntı çekmektedir. Bu da çiftçimizin pamuk tarımından hızla kaçışını sağlamaktadır.

1. Pamuk üreticisine yönelik Bakanlığınızın destek programı var mıdır?

2. Halen Suriye ve Yunanistan’dan devam eden pamuk ithalatı durdurulamıyor mu?

3. 1999 yılında taban fiyat dışı maliyeti karşılayacak artı bir prim verilmesi düşünülmekte midir?

4. Son iki yıldır Hatay-Amik Ovasından ve Çukurova’dan terk edilen pamuk ekim alanı ne kadardır?

5. 1999 yılı 1 kg. kütlü pamuğun fiyatı 436 233 TL. etmektedir. Bakanlığınız olarak çiftçinin enflasyon karşısında mağdur olmaması için 500 000 TL. verilemez mi?

6. Pamuk tarımına yönelik zirai ürünlerinin ithalatı durdurulamaz mı?

7. Elyaf pamuğu sanayi ürününden çıkartılıp tarım ürünü grubuna dahil edilemez mi?

T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 16.9.1999 Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği Sayı : B.14.0.BHİ.01-298

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 31.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/489-1679/4418 sayılı yazınız.

Hatay Milletvekili Süleyman Metin Kalkan’ın, “Pamuk üreticilerinin sorunlarına” ilişkin olarak tarafımdan cevaplandırılmasını istediği (7/489) esas nolu yazılı soru önergesiyle ilgili cevabımız ekte takdim edilmiştir.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Ahmet Kenan Tanrıkulu Sanayi ve Ticaret Bakanı

Hatay Milletvekili Süleyman Metin Kalkan’ın Yazılı Sorularına İlişkin Cevaplarımız

1. Tarım satış kooperatifleri birlikleri, sınırlı maddî imkânlarını zorlayarak ve esas itibariyle Hazineden sağlanacak kredilere bağlı olarak alım yapmakta ve bu sınırlar içinde pamuk üreticisini desteklemeye çalışmaktadır.

Öte yandan, tarımsal destekleme çalışması yapma görevi mevcut hukuksal düzenlemelere göre Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığına tevdi edilmiş olup, Bakanlığımız ilgili bir kamu kuruluşu olarak üreticinin mağdur olmaması için çalışmalarını sürdürmektedir.

2. Ülkemiz, tekstil sektöründeki gelişmelere bağlı olarak pamuk ithal etmeye başlamış ve bugün net pamuk ithal eden ülke konumuna ulaşmıştır. Ortalama 800 000 ton-lif olan ülkemiz pamuk üretimi, tekstil sektörümüzün talebine göre yetersiz kaldığından, talep fazlası ithalat yoluyla karşılanmaktadır.

3. İç ve dış piyasalarda pamuk fiyatlarının hızla düşmesi karşısında, ülkemiz pamuk üreticisinin olumsuz etkilenmesini önlemek ve gelir düzeyini mümkün olduğu ölçüde koruyabilmek amacıyla, 1999/2000 alım sezonunda da kilogram başına en az 10 Cent destekleme primi verilmesi yönündeki çalışmalar sürdürülmektedir.

4. 1997/98 üretim sezonunda Çukurova Bölgesinde 171 732 hektar alanda pamuk ekimi yapılmakta iken, 1998/99 üretim sezonunda üretim alanında bir artış olmuş ve 177 625 hektar alanda pamuk ekimi gerçekleştirilmiştir. 1999/2000 sezonunda ise, işçi teminindeki güçlükler, alternatif ürünlere yönelme gibi nedenlerle ekim alanlarında bir daralma olacağı tahmin edilmektedir.

Hatay İli pamuk ekim alanlarında da Çukurova Bölgesindekine benzer yönde bir gelişme yaşanmıştır.

5. Bu yıl Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri, devlet adına destekleme alımı ile görevlendirilmediğinden kendi nam ve hesabına alım yapmaktadır. Bu alımların finansmanı ise, esas itibariyle Hazinece DFİF kaynaklarından kullandırılacak kredilere bağlıdır. Birliklerin alım fiyatları, bu koşullar içinde, malî imkânları sonuna kadar zorlanarak, Ege ve Antalya Bölgesi pamukları için 230 000 TL/kg. Çukurova pamuğu için 205 000 TL/kg. ve GAP Bölgesi pamukları için 215 000 TL/kg. olarak belirlenmiştir.

6. Pamuk ve pamuk tarımına yönelik ziraî ürünlerin ithalatının durdurulması; ülkemiz ekonomisinin gerekleri ve taraf olduğumuz anlaşmalar çerçevesinde değerlendirilerek sonuçlandırılabilecek hususlardır.

Değinilen çerçeve içerisinde üreticilerimiz lehine yapılabilecek düzenlemeler Bakanlığımızca olumlu görülmektedir.

7. 1995 yılında Avrupa Birliği ile Türkiye arasında imzalanan Gümrük Birliği Anlaşması gereği lif pamuk sanayi ürünleri grubunda sayılmıştır. Pamuğun dış ticaretimizde sanayi ürünü olarak işlem görmesi bundan kaynaklanmaktadır.

85. – Diyarbakır Milletvekili Sacit Günbey’in, Diyarbakır - Hantepe Köyünde faaliyet gösteren yabancı bir firmanın Dicle Nehrine ve yeraltına petrol atığı bıraktığı iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre Bakanı Fevzi Aytekin’in yazılı cevabı (7/494)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda ifade ettiğim soruların yazılı olarak Sayın Başbakan tarafından cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi saygılarımla arz ederim. 26.8.1999

Prof. Dr. Sacit Günbey Diyarbakır

Diyarbakır Söz Gazetesinde 9, 10, 11, 12 Ağustos 1999 tarihlerinde yayınlanan haberlerde; Diyarbakır İlimizin merkeze bağlı Hantepe Köyünde faaliyet gösteren Fransız Perenco Firması 19 uncu ve 20 nci petrol kuyularından halkımızın içme suyunun karşılandığı Dicle Nehrine binlerce varil petrol atığı bıraktığı ifade edilmektedir.

Bu sebeple;

1. Bu vahim olay bilginiz dahilinde midir?

2. Perenco Firmasına ait 19 ve 20 nci petrol kuyularından Dicle Nehrine akıtılan petrol mü, yoksa atık maddeler mi? Eğer petrol ise pompaların arızasından meydana geldiği doğru mudur? Doğruysa niçin daha önceden herhangi bir önlem alınmamıştır?

3. Söz konusu firma günde ne kadar varil atık madde üretmekte, nerede, nasıl depolamaktadır?

4. Bu atık maddelerini ilgili firma dünya standartları gereği yerin 2200 - 2800 metre altına enjekte etmekte midir? Yoksa maliyetin daha ucuz olması açısından üst katmanlara mı pompalamaktadır?

5. Diyarbakır İlimizin içme suyunun karşılandığı Dicle Nehrine ne zamandan beri kansorejen madde içeren petrol veya atık maddeler enjekte edilmiş, nasıl ve ne zaman fark edilmiştir?

6. Bu olaya sebep olan firma ve yetkililer hakkında ne gibi işlem yapılmıştır?

7. Bu mineral ve kansorejen madde içeren yağların akışkanlığı toprakta hızlı bir şekilde ilerlemekte ve yaklaşık 70 yıl toprakta kaldığı bilinmektedir. Yöre köylülerimizin gerek sulama yoluyla ve gerekse toprağa sızması gibi nedenlerle uğramış oldukları zararların tespiti ve tazmini konusunda herhangi bir komisyon oluşturulmuş mudur?

8. Petrol sızıntılarının olduğu bölgelerde yetkililer ve ilgili kuruluşlarla birlikte herhangi bir araştırma yapıldı mı? Özellikle konunun asıl sahibi olan ve ilgili firmaları denetlemesi gereken TPAO bugüne kadar ne yaptı?

9. Perenco Firması, bölgede Shell Şirketinin yapmış olduğu tahribatı önlemek için ne gibi önlemler almıştır? Bunu devletin hangi kuruluşu denetlemektedir? Mevcut durumla ilgili raporlarda bölge ile ilgili ve yeraltı içme suyu kaynaklarının kirliligi konusunda bir rapor mevcut mudur?

10. Daha önce bölgedeki yeraltı içme suyu kaynaklarının bulunduğu Mardin formasyonuna yapılan enjeksiyon işlemi Midayat akiferine kaydırılmış mıdır? Yoksa 400 metrede olan Mardin formasyonuna enjeksiyon devam etmekte midir?

11. Yeraltı içme suyu kaynaklarında meydana gelen kirliliğin Ankara Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsünün çevre sağlığı labaratuvarlarında yapılan toksikolojik analizler sonucunda suda hidrokarbon tespiti yapılmış mıdır? İçme suyu kaynaklarında petrol atığı resmi belgelerle tespit edilmiş midir? Diyarbakır Valiliğine durum bildirilmiş midir? İl Valiliği bu konuda ne yapmıştır ve ne gibi önlemler almıştır? Suda hidrokarbon tespit edildiği halde halka neden açıklanmamıştır?

12. Diyarbakır İlinde içme suyu olarak şehre verilen suyun içilmemesi hususunda herhangi bir uyarı ve önlem alınmış mıdır?

T.C. Çevre Bakanlığı 29.9.1999 Çevre Kirliliğini Önleme ve Kontrol Genel Müdürlüğü Sayı : B.19.0.ÇKÖ.0.01.00.02/3973/8274

Konu : Soru önergesi hakkında

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : a) TBMM Başkanlığının 7.9.1999 tarih ve 494-1686/4453 sayılı yazısı.

b) Başkanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğünün 8.9.1999 tarih ve 106-68-2/4357 sayılı yazısı.

İlgi (b) yazı ekinde Bakanlığımıza gönderilen ve Sayın Başbakanımızın Bakanlığımız koordinatörlüğünde cevaplandırılmasını istemiş olduğu, Diyarbakır Milletvekili Sacit Günbey’e ait soru önergesi incelenmiş ve ilgili kurumların konu ile ilgili görüşleri istenmiş olup, soru önergesinde yeralan sorular ve yapılan çalışmalar aşağıda yeralmaktadır.

Soru : Diyarbakır Söz Gazetesi’nde 9, 10, 11 Ağustos 1999 tarihlerinde yayınlanan haberlerde, Diyarbakır İlimizin merkeze bağlı Hantepe Köyünde faaliyet gösteren Fransız Perenco Firması 19. ve 20. petrol kuyularından halkımızın içme suyunun karşılandığı Dicle Nehrine binlerce varil petrol atığı bıraktığı ifade edilmektedir.

1 : Bu vahim olay bilginiz dahilinde midir?

Cevap 1 : Petrol sızıntısı ilk olarak 3.8.1999 tarihinde meydana gelmiş olup, 6.8.1999 tarihinden itibaren İl Çevre Müdürlüğü başkanlığında DSİ X uncu Bölge Müdürlüğü, MTA Bölge Müdürlüğü, İl Sağlık Müdürlüğü, Tarım İl Müdürlüğü ve Sanayi ve Ticaret Müdürlüğü teknik elemanlarından oluşan bir komisyon tarfından sürekli izlenerek gerekli tedbirler alınmıştır. Ayrıca Bakanlığımız elemanları da yerinde incelemelerde bulunmuştur. Halen Bakanlığımız koordinatörlüğünde ilgili kurum/kuruluşların katılımı ile gerek sızıntı kaynağının tespiti gerekse, çevreye zarar vermeyecek önlemlerin uygulanması yönündeki çalışmalar titizlikle sürdürülmektedir.

Soru 2 : Perenco Firmasına ait 19 ve 20 nci petrol kuyularından Dicle Nehrine akıtılan petrol mü, yoksa atık maddeler mi? Eğer petrol ise pompaların arızasından meydana geldiği doğru mudur? Doğruysa niçin daha önceden herhangi bir önlem alınmamıştır?

Cevap 2 : Kirlenme bölgesi, NV Turkse Perenco Şirketi ve TPAO’na ait petrol üretim bölgesi civarında Dicle Nehri kenarındaki 500 m2’lik statik bir su haznesidir. Su yüzeyinin yaklaşık 0,50 m. altındaki zeminden çıkan ham petrol kirliliğin kaynağını oluşturmaktadır.

Kirlenme bölgesinin civarında, üretim ve enjeksiyon kuyusu olarak, NV Turkse Perenco Şirketine ait 220 m. mesafede KAW - 19 ve 400 m. mesafede KAW - 20 üretim kuyularının, TPAO’na ait 600 m. mesafede GSH - 02, 800 m. mesafede GSH - 07 ve 570 m. mesafede GSH - 09 nolu üretim ve enjeksiyon kuyularının yer aldığı tespit edilmiş olup, muhtemel kirlilik kaynağı olabilecek bu kuyuların üretimlerinin durdurularak, derhal çeşitli testlere tabi tutulmalarına karar verilmiştir.

Yapılan test çalışmaları sonucunda, TPAO’na ait üretim kuyularının operasyon şartlarında bir değişiklik olmadığı, NV Turkse Perenco Şirketine ati KAW - 20 kuyusuna uygulanan 1500 psi’lik basınç testinde de kuyu basıncının değişmediği, ancak KAW - 19 üretim kuyusunun 7 inçlik muhafaza borusuna uygulanan basınçta, basıncın sabit kalmadığı, dolayısıyla kuyu yeraltı ekipmanlarına veya muhafaza borusunda sızıntıya sebep olabilecek bir problem olduğu test raporlarından anlaşılmıştır. Yürütülen test çalışmaları, Petrol üretim faaliyetlerinden sorumlu olan Petrol İşleri Genel Müdürlüğü teknik elemanları tarafından da mahallinde takip edilmiştir. Kuyunun kirliliğin kaynağı olup, olmadığını tespit için ek testlere ihtiyaç duyulmuş ve bu amaçla ilk etapta petrol üreten alt entervaller çimento ile tapanlanmış ve ilave testlere başlanmıştır. Ayrıca kirlenme bölgesiyle kuyu arasında yer alan bölgede yeni sondajlar açılarak kirliliğin derinliğini ve yayılma alanını tespit çalışmalarına başlanmıştır.

Kirlilik kaynağı teknik raporlar ve sürdürülen test çalışmaları sonucunde tespit edilerek, ilgililer hakkında 2872 sayılı Çevre Kanununun ilgili hükümleri gereği yasal işlemlere başlanılacaktır.

Soru 3 : Söz konusu firma günde ne kadar varil atık madde üretmekte, nerede, nasıl depolamaktadır?

Cevap 3 : NV Turkse Perenco Firmasına ait üretim sahalarından (Şahaban - Kurkan - Beykan- Kastel ve Katin) günlük olarak 140 000 varil ham petrol ve formasyon suyu (126 000 varil/gün) Ham Petrol Depolama ve Toplama İstasyonlarında ayrıştırıldıktan sonra PİGM’den alınmış izinler doğrultusunda enjeksiyon kuyuları vasıtasıyla petrolün üretildiği Mardin Formasyonuna enjekte edilmektedir. Üretilen 14 000 varil/gün ham petrol ise boru hatları ile BOTAŞ’a ait Pirinçlik İstasyonuna pompalanmaktadır.

Soru 4 : Bu atık maddelerini ilgili firma dünya standartları gereği yerin 2200 - 2800 metre altına enjekte etmekte midir? Yoksa daha ucuz olması açısından üst katmanlara mı pompalamaktadır?

Cevap 4 : 28.12.1995 tarih ve 9472 sayılı “Karada Petrol Sondajları ve Üretim Faaliyetlerinden Kaynaklanan Kirliliğin Kontrolüyle İlgili Tamim” gereği petrol faaliyetleri sırasında ve sonrasında oluşacak suyun petrolün üretildiği formasyona enjeksiyonu gerekmektedir. NV Turkse Perenco Firması petrol üretim sahalarındaki işletme hakkını 1.1.1996 tarihinde NV Turkse Shell Firmasından devralmış ve Kasım - 1996 tarihine kadar bir kısım formasyon suyunu tamime aykırı olarak petrolün üretildiği formasyon yerine 400 m derinlikteki Midyat Formasyonuna enjekte ettiği tespit edilmiştir. Yeraltı su kaynaklarımızda kirlenmeye sebep olunduğu tespit edilen bu faaliyet için Bakanlığımız Koordinasyonunda gerkli çalışma yapılmış olup, DSİ Genel Müdürlüğünce NV Turkse Shell Firması hakkında yasal işlem başlatılmıştır. Kasım - 1996 tarihinden itibaren NV Turkse Perenco Firması PİGM’den almış olduğu izinler doğrultusunda üretimden kaynaklanan formasyon suyunu petrolün üretildiği Mardin Formasyonuna enjekte etmektedir.

Soru 5 : Diyarbakır İlimizin içme suyunun karşılandığı Dicle Nehrine ne zamandan beri kansorejen madde içeren petrol veya atık maddeler enjekte edilmiş, nasıl ve ne zaman fark edilmiştir?

Cevap 5 : Petrol Üretim Faaliyetleri sonucu, üretimden kaynaklanan formasyon suyunun açıktan Dicle Nehrine deşarj edilmesi NV Turkse Perenco Şirketi için söz konusu olmamıştır. Ancak TPAO’na ait Sarıcak Üretim Kampındaki bir arıza nedeniyle bölgedeki bir yan dereye 6.6.1999 tarihinde kısa süreli bir deşarj söz konusu olmuş ve Çevre İl Müdürlüğümüzce gerekli girişimler yapılarak, bu deşarj önlenmiştir. Diyarbakır İlinin içme suyunun temin edileceği Dicle Barajı ile petrol üretim sahalarının bir ilgisi bulunmamaktadır, dolayısıyla baraj gölünün (membada yer alması nedeniyle) kirlenmeden etkilenmesi söz konusu değildir.

Ayrıca, Dicle Nehrinde bugüne kadar kansorejen madde içeren herhangi bir atık maddenin varlığı Sağlık Bakanlığı tarafından da tespit edilmemiştir.

Soru 6 : Bu olaya sebep olan firma ve yetkililer hakkında ne gibi işlem yapılmıştır?

Cevap 6 : Dicle Nehri kenarında meydana gelen petrol sızıntısının sebep olduğu kirlenmeyle ilgili olarak, yukarıda belirtildiği gibi kirletici kaynağının (petrol sızıntısının kuyulardan meydana gelip gelmediği) tespit çalışmaları devam etmekte olup, kirletici belirlenmesinden sonra ilgililer hakkında 2872 sayılı Çevre Kanunu çerçevesinde gerekli yasal işlem yapılacaktır.

Soru 7 : Bu mineral ve kansorejen madde içeren yağların akışkanlığı toprakta hızlı bir şekilde ilerlemekte ve yaklaşık 70 yıl toprakta kaldığı bilinmektedir. Yöre köylülerimizin gerek sulama yoluyla ve gerekse toprağa sızması gibi nedenlerle uğramış oldukları zararların tespiti ve tazmini konusunda herhangi bir komisyon oluşturulmuş mudur?

Cevap 7 : Kirlenme bölgesi Dicle Nehrinden ve tarım alanlarından tamamen izole edilmiş olup, yapılmış olan seddenin geçirimsizliğinin ve tahkiminin sağlanması için çalışmalar devam etmektedir. Su yüzeyinde biriken ham petrol ise günlük olarak özel diskli pompalarla alınarak, mevcut tanklarda depolanmaktadır.

Soru 8 : Petrol sızıntılarının olduğu bölgelerde yetkililer ve ilgili kuruluşlarla birlikte herhangi bir araştırma yapıldı mı? Özellikle konunun asıl sahibi olan ve ilgili firmaları denetlemesi gereken TPAO bugüne kadar ne yaptı?

Cevap 8 : Petrol sızıntısının olduğu bölgelerde, Vilayet Oluru ile kurulmuş olan Komisyon, TPAO ve petrol üretim faailyetlerini denetlemekle yükümlü olan PİGM teknik elemanları tarafından araştırma ve inceleme yapılmıştır. Ayrıca Bakanlığımız teknik ekibi de bölgede incelemeler yapmıştır.

Soru 9 : Perenco Firması, bölgede Shell Şirketinin yapmış olduğu tahribatı önlemek için ne gibi önlemler almıştır? Bunu devletin hangi kuruluşu denetlemektedir? Mevcut durumla ilgili raporlarda bölge ile ilgili ve yeraltı içme suyu kaynaklarının kirliliği konusunda bir rapor mevcut mudur?

Cevap 9 : NV Turkse Shell Firmasının petrol üreti faailyetleri sonucu, Diyarbakır İlinin içme suyunun temin edildiği Midyat Akiferini kirlettiği (Formasyon suyunu enjekte ederek), Çevre Bakanlığı Koordinasyonunda yürütlen bir proje ile (ODTÜ Petrol Araştırma Merkezinin Nisan-1998 raporuyla) tespit edilmiştir. Bu rapor doğrultusunda DSİ Genel Müdürlüğü hukuki prosedürü başlatılmıştır.

Petrol üretim faaliyetleri Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (PİGM)’nce denetlenmekte olup, faaliyetin çevreye (su - toprak - hava) olan etkileri açısından da Çevre İl Müdürlüğü, DSİ X. Bölge Müdürlüğü ve Sağlık İl Müdürlüğü tarafından mahallinde sürekli denetlenmektedir.

NV Turkse Perenco Firması 1.1.1996 tarihinde petrol sahasının işletme hakkını NV Turkse Shell Firmasından devir almış ve Kasım 1996 tarihinden itibaren üretimden kaynaklanan formasyon suyunun enjeksiyonunun tamim gereği petrolün üretildiği Mardin Formasyonununa yapmaya başlamıştır.

Soru 10 : Daha önce bölgedeki yeraltı içme suyu kaynaklarının bulunduğu Mardin formasyonuna yapılan enjeksiyon işlemi Midyat akiferine kaydırılmış mıdır? Yoksa 400 metrede olan Mardin formasyonuna enjeksiyon devam etmekte midir?

Cevap 10 : Bölgede yeraltı su kaynaklarının yeraldığı formasyon Midyat Akiferi, petrolün üretildiği formasyon ise Mardin Formasyonu olarak adlandırılmakta olup, petrol üretiminden kaynaklanan formasyon suyu Kasım 1996 tarihinden itibaren PİGM’nün izin ve denetimleri doğrultusunda petrolün üretildiği Mardin Formasyonuna yapılmaktadır.

Soru 11 : Yeraltı içme suyu kaynaklarında meydana gelen kirliliğin Ankara Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsünün çevre sağlığı labaratuvarlarında yapılan toksikolojik analizler sonucunda suda hidrokarbon tespiti yapılmış mıdır? İçme suyu kaynaklarında petrol atığı resmi belgelerle tespit edilmiş midir? Diyarbakır Valiliğine durum bildirilmiş midir? İl Valiliği bu konuda ne yapmıştır ve ne gibi önlemler almıştır? Suda hidrokarbon tespit edildiği halde halka neden açıklanmamıştır?

Cevap 11 : NV Turkse Shell Firmasının Petrol Üretim Faaliyetleri sonucu yeraltı su kaynaklarında (Midyat Akiferinde) sebep olduğu kirlenmenin tespiti için, Çevre Bakanlığı Koordinasyonunda, DSİ Genel Müdürlüğü, PİGM ve ODTÜ Petrol Araştırma Merkezi tarafından 18 ay süren bir porje çalışması yapılmış olup, sonuçta Midyat Akiferindeki kirlilik tespit edilmiştir. Kirliliğin 2037 yılında Diyarbakır Merkezine ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bu proje bünyesinde Diyarbakır şehir içme suyu kuyularından alınan su numuneleri analiz edilmiş ve yapılan anyon ve katyon analizleri çerçevesinde suların Nisan 1997 de yayınlanan TSE 266 standardına uygun olduğu, yağ tür analizlerinde ise Aralık 1996’da alınan numunelerde hidrokarbona rastlandığı, fakat Temmuz 1997’de alınan numunelerde ise hidrokarbona rastlanmaması analizlerin tekrarlanması ve takip edilmesi gerekliliğini ortaya koymuştur. Bu durum Diyarbakır Valiliğinin bilgisi dahilindedir.

Soru 12 : Diyarbakır İlinde içme suyu olarak şehre verilen suyun içilmemesi hususunda herhangi bir uyarı ve önlem alınmış mıdır?

Cevap 12 : Uygulanmış olan proje ile petrol üretim faaliyetlerinden kaynaklanan yer altı sularındaki kirlenmenin 2037 yılında Diyarbakır Merkezine ulaşacağı hesaplanmıştır. Uygulanacak yeni bir proje ile, içme suyu kaynaklarından numune alınmasına devam edilerek petrol kökenli hidrokarbonların olup olmadığını tespit için yağ tür analizlerinin yapılması, sonucuna göre de gerekli önlemlerin alınması ve uyarıların yapılması mümkün olacaktır.

Konu ile ilgili gelişmeler, Bakanlığımız koordinatörlüğünde ilgili kurum ve kuruluşların da katılımı ile titizlikle takip edilmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

Fevzi Aytekin Çevre Bakanı

86. – Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin Aydın’ın, Siirt Madenköy bakır projesinin ne zaman gerçekleştirileceğine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in yazılı cevabı (7/506)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Şükrü Sina Gürel tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunu delaletlerinize arz ederim.

Saygılarımla. 27.8.1999

Ahmet Nurettin Aydın Siirt

MTA tarafından 1983 yılında sondaj çalışmaları tamamlanan ve Şirvan İlçesi yakınlarındaki 14,5 milyon ton iyi kalitede bakır - çinko madeni bulunmuş olan Siirt Madenköy Bakır Projesi 54 üncü Refahyol Hükümeti Döneminde yatırım programına alınmıştı. Eti Holding A.Ş.’nin rantibilite raporuna göre 90 milyon $ civarında bir yatırım ve 500 kişilik bir istihdamla 49 000 ton/yıl % 21’lik bakır üretilebileceği ortaya konulmaktadır.

Sorular :

1. Yabancı sermaye ve Eti Holding A.Ş. ortaklığı modeli ile gerçekleşmesi planlanan söz konusu yatırım Devlet Planlama Teşkilatının 1999 yılı yatırım planı içerisine niçin alınmamıştır?

2. Siirt Madenköy Bakır Projesini ne zaman ve ne şekilde gerçekleştirmeyi düşünüyorsunuz?

TC Devlet Bakanlığı Sayı : B.02.0.007/0946 17.9.1999

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 7.9.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/506-1708/4495 sayılı yazısı.

Siirt Milletvekili Sn. Ahmet Nurettin Aydın’ın, Bakanlığıma tevcih ettiği ilgi yazı ekinde gönderilen 7/506-1708 esas no’lu yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel Devlet Bakanı

Siirt Milletvekili Sn. Ahmet Nurettin Aydın’ın 7/506 - 1708 Esas No’lu Yazılı

Soru Önergesi Cevabıdır

Soru Önergesi :

MTA tarafından 1983 yılında sondaj çalışmaları tamamlanan ve Şirvan İlçesi yakınlarındaki 14,5 milyon ton iyi kalitede bakır - çinko madeni bulunmuş olan Siirt Madenköy Bakır Projesi 54 üncü Refahyol Hükümeti Döneminde yatırım programına alınmıştı. Eti Holding A.Ş. nin rantibilite raporuna göre 90 milyon $ civarında bir yatırım ve 500 kişilik bir istihdamla 49 000 ton/yıl % 21’lik bakır üretilebileceği ortaya konulmaktadır.

Sorular :

1. Yabancı sermaye ve Eti Holding A.Ş. ortaklığı modeli ile gerçekleşmesi planlanan söz konusu yatırım Devlet Planlama Teşkilatının 1999 yılı yatırım planı içerisine niçin alınmamıştır?

2. Siirt Madenköy Bakır Projesini ne zaman ve ne şekilde gerçekleştirmeyi düşünüyorsunuz?

Cevabı :

1. Genelde büyük çaplı projelerin yabancı firmalarla ortak çalışılması düşünülmekte ise de Dünya bakır fiyatlarındaki düşüşün etkisi ile sözkonusu projenin kârlılığını yitirmesi sonucu JV (ortaklık) yöntemi askıya alınmış, ayrıca bu yönde Başbakanlık Teftiş Kurulu Raporunda JV (ortaklık) modelinden vazgeçilmesi ve rödovans usulu ile ihaleye çıkılmasının istenmesi üzerine 1998 yılından itibaren rodövansla çalıştırma sistemi üzerinde yoğunlaşılmıştır. Bu tür çalışmalarda bütçe harcaması yapılmadığından söz konusu proje 1999 yılı yatırım programına alınmamıştır.

2. Proje ile ilgili olarak 1998 yılında rodövans ihalesine çıkılmış fakat teklif veren yerli firmalar malî ve teknik yönden yeterli bulunmamış ve ihale iptal edilmiştir. 1999 yılında da rodövans karşılığı ihale çalışmaları devam etmekte olup takriben 2-3 ay sonra yeniden ihaleye çıkılacaktır.

Siirt Madenköy Projesi Hakkında Not

Hukuku Genel Müdürlüğümüz uhdesinde bulunan İR.3748 ruhsat no. lu Siirt Madenköy bakır-çinko-pirit maden sahası ile ilgili özet bilgi ve yapılan çalışmaların kronolojik gelişimi aşağıda arz edilmiştir.

Madenköy bakır-çinko-pirit içerikli maden yatağında yaklaşık kuzeydoğu yönünde artma ihtimali yüksek bakır limit tenörü % 1,26, işletme kaybı % 15, yankayaç karışımı % 30 alındığında yaklaşık üretilebilir % 2,16 bakır, % 0,77 çinko, % 23,08 kükürt tenörlü tahmini 16 milyon ton civarında cevher bulunmaktadır.

Bölgede kurulacak tesisin asgari 500 000 ton/yıl tüvenan cevheri flotasyon yöntemiyle zenginleştirilecek, %75 - 80 metal kazanma randımanıyla çalıştığında 40 000 ton/yıl % 22 bakır tenörlü konsantre üretecek kapasitede olması önerilmektedir.

1. Çok eski zamanlardan beri bilinen Siirt - Madenköy piritli bakır yatağıyla ilgili detay etütler, 1968 yılında Robertson Co. ile MTA Genel Müdürlüğü tarafından başlatılmıştır. 1970 yılında MTA tarafından yapılan jeofizik çalışmaları sonucu cevher anomalisi saptanarak 1973 yılında sondajlara başlanmıştır. 1982 yılı sonuna kadar 66 lokasyonda 18 516 m sondaj yapılmıştır.

2. Fizibilite yapılmasını mümkün kılacak veriler toplandıktan sonra Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı(UNDP) çerçevesinde MTA ve bir Fin Şirketi olan Outokumpu Oy firmaları, 1 Ekim 1978 - 3 Aralık 1981 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüzün katılımı ile müşterek bir çalışma yürüterek detaylı fizibilite çalışmasını tamamlamıştır.

3. Proje 4.6.1981 tarih ve 3743/7 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile yabancı sermaye iştirakine açılmıştır. Proje ile ilgilenen birkaç firma içinde Batı Alman Preussag AG Metal firması projeyi uygun bularak Genel Müdürlüğümüz ile görüşmeleri sonucu ve Alarko Holding A.Ş.’nin yerli ortak olarak iştirakı ile 2.3.1984 tarihinde çerçeve anlaşması imzalanmıştır.

4. Preussag firması, 1985 yılında 1680 m’lik 7 adet sondaj yapmış ve karot numuneleri alarak Lakefield Research firmasına pilot test için göndermiştir. Buna ilaveten Clausthal Teknik Üniversitesi Maden Bölümünde yer altı maden işletme etüdü hazırlatarak Mayıs 1985 yılında fizibiliteyi sunmuştur.

5. Bakır fiyatlarındaki düşüşün proje kârlılığını etkilemesi üzerine 24.11.1986 tarihinde taraflar Batı Almanya’nın Goslar kentinde toplanmışlardır. Daha sonra 3.12.1986 tarihinde Preussag’dan gelen talep üzerine proje askıya alınmış ve 26.3.1989 tarihinde firma, projeden çekildiğini resmen bildirmiştir.

6. 1988 yılında Kuruluşumuzun Proje Tesis Dairesince 300 000 t/yıl cevher üretimi ve işletmesiyle ilgili tesisin bir ön fizibilitesi yapılmıştır. Ayrıca Siirt cevherinin Ergani Bakır İşletmesinde işletilmesi araştırılmış ancak olumlu sonuç alınamamıştır.

7. Ergani Bakır Tesislerimizin işletmeciliğini üstlenen Ber - Oner Madencilik Sanayii ve Ticaret A.Ş., Glencore International AG/ Zug - İsviçre Şirketi ile birlikte, Siirt Madenköy Bakır Yatağının ortak bir şirket oluşturarak işletilmesi konusunda 6.9.1995 tarihinde Genel Müdürlüğümüze başvurarak bir niyet mektubu sunmuştur. Bu gelişme üzerine madencilikte iştigal eden yerli ve yabancı 17 kuruluşa yabancı sermaye yerli özel teşebbüs ve Etibank ortaklığında (JV) çalışıp çalışmayacakları sorulmuştur. 6 adet yerli yabancı madencilik firmasından olumlu cevap alınmıştır. Olumlu cevap veren 6 firmaya teknik bilgiler ve Etibank JV prensiplerin içeren bir bilgi paketi gönderilmiştir. 2 firma detay inceleme safhasını tamamlamış ve Ber - Oner/Glencor temsilcileri ile çerçeve anlaşması görüşmeleri yapılmış ve olumlu bir sonuca varılamamıştır. 2. firma olan Demir Export’tan uzunca bir bekleyiş sonucu olumsuz cevap alınmıştır.

8. 1998 yılında Siirt Madenköy bakır sahasının ülke ekonomisine kazandırılması amacıyla 3 üncü şahıslara ve/veya şirketlere rodövans karşılığı işlettirilmesi için ihaleye çıkılmıştır. Yeterli sayıda teklif gelmediğinden ihale süresi uzatılmış olmasına rağmen ihaleye iki firma katılmıştır. Satınalma ve İhale Komisyonu bu firmaların da malî ve personel-teknik yönünden yeterli olmaması, ayrıca bakır fiyatlarının da çok düşük olması nedeniyle ileri tarihlerde bakır fiyatının yükseldiği bir ortamda büyük firmaların da ihaleye katılacağının artacağı düşüncesiyle mevcut ihalenin iptal edilerek yeniden ihaleye çıkılması yönünde karar almıştır. Ayrıca piyasaları etkileyen global kriz, maden fiyatlarıdaki düşüklük ve içinde bulunduğumuz günün koşulları ve ekonomik dar boğaz nedeniyle şartların ileride olumlu oluşması halinde yeniden ihaleye çıkılması kaydıyla Yönetim Kurulumuzun 24.12.1998 tarih ve 28/1 sayılı kararları ile ihalenin iptaline karar verilmiştir.

1999 yılında rodövans karşılığı ihale çalışmaları devam etmekte olup takriben 2 - 3 ay sonra yeniden ihaleye çıkılacaktır. 14.9.1999

87. – Gaziantep Milletvekili Mehmet Bedri İncetahtacı’nın, deprem felaketi nedeniyle yapılan uluslararası yardımlardan gümrük vergisi alınıp alınmadığına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Tunca Toskay’ın yazılı cevabı (7/507)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımının Devlet Bakanı Sayın Tunca Toskay tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda gereğini arz ederim.

Mehmet Bedri İncetahtacı Gaziantep

Devlet Bakanı Sayın Tunca Toskay, 23 Ağustos 1999 tarihli Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye’ye getirilecek yardım malzemeleri devlete bağışlanmazsa gümrük vergisi ödenmesi gerekir” ifadelerini kullanmış ve “yardımların bir kuruluş adına değil, devlete hibe şeklinde getirilmesi gerektiğini, aksi halde yürürlükteki kanunlar gereği “gümrüğe tabi” olduğunu belirtmiştir.

Bu açıklama, basında yayınlandıktan hemen sonra, yaklaşık 15 dakika içerisinde, Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Keçeciler tarafından tekzip edilmiştir.

1. Sayın Tunca Toskay, kendisinden hemen sonra Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Keçeciler tarafından tekzip edilen bu açıklamayı neye dayanarak yapmıştır?

2. Sayın Keçeciler bu uygulamanın kaldırıldığını açıklayana kadar, yani deprem felaketinin üzerinden bir haftalık süre zarfında yurt dışından gelen yardımlar gümrük engeline takılmış mıdır? Bu süre içerisinde kendisine yardım ulaştırılmayan depremzedelerden hayatını kaybedenlerin sorumluluğu kime aittir?

3. Deprem bölgesinde görev yapan Alman yardım ekiplerinin kullanması amacıyla gönderilen bir adet röntgen cihazına, Sayın Tunca Toskay’ın açıkladığı sebepten ötürü gümrükte el konduğu ve bu cihazın deprem bölgesine ulaştırılamadığı doğru mudur? Gümrük vergisi uygulaması sebebiyle bekletilen yerine ulaşmayan veya geç ulaşan başka yardımlar da var mıdır?

4. Yabancı ülkelerden gelen her türlü yardımın, gümrüğe tabi tutulması, depremzedelere acilen ulaşması gereken yardımların uzun ve karmaşık prosedürler sebebiyle gecikmesine sebep olmayacak mıdır? Bu gecikme, zamana karşı bir yarış gerektiren kurtarma ve tedavi çalışmalarını sekteye uğratmayacak mıdır?

5. Yabancı gönüllü kuruluşların gönderdiği yardımlar, çoğunlukla kan, serum, ilaç gibi bozulma riski yüksek maddelerdir. Bu yardımlar, uzun ve ağır işleyen gümrük prosedürlerine tabi tutuldukları takdirde bozulup kullanılamaz hale gelmeyecek midir?

6. Deprem felaketinin ardından, yurt dışından ülkemize çeşitli yardımlarda bulunmak isteyen kişi ve kuruluşlar, gümrük uygulaması sebebiyle maddî kayba uğramaktadırlar. Ancak bunlar zaten gönüllü kişiler ve kuruluşlardır ve insaniyet namına yardım ellerini uzatmaktadırlar. Bu kişi ve kuruluşlardan, ayrıca bir de vergi talep edilmesi, yardım gönderenler açısından caydırıcı değil midir?

7. Bu yardımsever kişi ve kuruluşlardan gümrük vergisi talep edilmesi ve zorluk çıkarılması, uluslararası platformda Türkiye’nin itibarını zedeleyecek bir uygulama değil midir? Bu durum gelecekteki yardımların önünün kesmeyecek midir; benzeri bir felaket vuku bulduğunda, yabancı ülkelerin yardım isteklerini ve şevklerini kırmayacak mıdır?

T.C. Devlet Bakanlığı Sayı : B.02.0.005/00387 24.9.1999

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Genel Sekreterliğine

İlgi : 7.9.1999 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/507-1709/4496 sayılı yazıları.

İlgide kayıtlı yazınız ile, deprem felaketinden dolayı yapılan uluslararası yardımlardan gümrük vergisi alınıp alınmadığına ilişkin olarak, Gaziantep Milletvekili Sayın Mehmet Bedri İncetahtacı tarafından Başkanlığınıza tevdi edilen soru önergesinin tarafımca yazılı olarak cevaplanması istenmektedir. Soru önergesinde yer alan 7 adet soruya açıklık getiren cevabi metin aşağıda yer almaktadır.

23.8.1999 tarihinde Hükümet Sözcüsü olarak tarafımdan yapılan açıklamada “Türkiye’ye getirilecek yardım malzemelerinin devlete bağışlanması halinde herhangi bir gümrük vergisine tabi olmadan Türkiye’ye gireceği, bunun dışındaki uygulamaların gümrük mevzuatına göre değerlendirileceği”ifade edilmiştir.

Bu ifade dikkatle incelendiğinde devlete hibe edilmeyen yardımlardan mutlaka gümrük vergisi alınacağı yargısına varmak mümkün değildir. Devlet Bakanı Sayın Mehmet Keçeciler beni tekzip etmemiş, konuya açıklık getirmiştir.

1615 Sayılı Gümrük Kanununun konu ile ilgili hükümleri ise şöyledir :

“a) Sosyal, kültürel, hayrî ve sıhhî maksatlarla yabancı memleketlerde kurulmuş dernek, vakıf ve teşekküller tarafından aynı maksatlarla Türkiye’de faaliyette bulunan kamu yararına çalışan derneklere ve vakıflara,

b) Gerçek ve tüzel kişiler tarafından, Türkiye’deki kamu yararına çalışan derneklere ve kamunun faydasına parasız tahsis edilmiş Bakanlar Kurulunca tespit edilen tesisler ile resmî teşekküllere, belediye ve köy tüzel kişiliklerine,

bağış yoluyla gönderilen veya yurt dışında temin edilen para ile alınıp getirilen, gerek miktar gerek özellikleri bakımından konularına uygun olduğu müsteşarlıkça kabul edilecek eşya (Genel ve katma bütçeli daireler dışında binek otomobilleri hariç) gümrük vergisinden muaftır.”

hükmünü amir bulunmaktadır.

Diğer taraftan, 17.8.1999 tarihinde ülkemizde meydana gelen deprem felaketinden önemli ölçüde etkilenmiş bulunan Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Yalova, Eskişehir, Edirne, Bursa, Bolu, Zonguldak illerinde bulunan felaketzedelerin yemek, barınma, sağlık ve diğer ihtiyaçları için yurt dışından insanî yardım amacıyla gönderilecek hibe - yardım malzemelerinin gümrük işlemlerinde kolaylık, işbirliği ve sürat sağlamak bakımından izlenecek prosedürler ile deprem bölgesine bir an önce ulaşması önem taşıyan malzemelerin gümrük işlemlerinin ve diğer taleplerin ivedilikle karşılanmasını teminen kriz masasının 24 saat hizmet vermesini sağlayacak tedbirler hakkında tüm gümrük başmüdürlükleri ile gümrük müdürlükleri, olayına vahametine binaen Gümrük Müsteşarlığınca (Gümrükler Genel Müdürlüğü) öncelikle sözlü olarak talimatlandırılmış, daha sonra aynı hususlar birer örneği ilişikte sunulan 19.8.1999 tarihli ve 24642 sayılı yazı ve 26.8.1999 tarihli ve 1999/19 sayılı Genelge ile de anılan birimlere yazılı olarak da bildirilmiştir.

Bu meyanda, 1615 sayılı Gümrük Kanununun mezkûr hükmü uyarınca, yurt dışındaki resmî teşekküller (kamu kurum ve kuruluşları), tüzel kişilikler (dernekler, vakıflar ve şirketler), gerçek kişiler tarafından Başbakanlık Kriz Merkezi, resmî kuruluşlar, Trükiye Kızılay Derneğine afet bölgesinde kullanılmak üzere hibe-yardım amacıyla gönderilen veya bu kuruluşlara teslim edilmek amacıyla getirilen ve ülkemize ithali yasak olmayan eski ve yeni her türlü eşyanın ithali gümrük vergisinden muaf olarak yapılmaktadır.

Bu uygulamalar doğrultusunda, yardımların akışını yavaşlatan veya azaltan ne bir beyan ne de bir uygulama söz konusu olmamıştır. Kaldı ki, Gümrük İdarelerinin yürürlükteki mevzuata uygun bir şekilde işlem yapmaları da son derece doğaldır.

Bilgileri ve gereğini saygılarımla arz ederim.

Prof. Dr. Tunca Toskay Devlet Bakanı

88. – Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin Aydın’ın, Siirt İlindeki jeotermal kaynakların değerlendirilmesiyle ilgili bir çalışma olup olmadığına ilişkin sorusuna Devlet Bakanı Edip Safder Gaydalı’nın yazılı cevabı (7/508)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Edip Safder Gaydalı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını delaletlerinize arz ederim.

Saygılarımla.

27.8.1999

Ahmet Nurettin Aydın Siirt

Bakanlığınıza bağlı Maden Tetkik ve Arama Enstitüsünün petrole ve diğer enerji kaynaklarına alternatif olan Jeotermal (Sıcak su) kaynaklarının değerlendirilmesi amacı ile bir proje hazırlandığı ve Ağrı’nın Diyadin, Van’ın Erciş, Muradiye ve Çaldıran, Bitlis’in Tatvan ve Güroymak İlçelerinin söz konusu proje kapsamına alındığı öğrenilmiştir.

Sorular :

1. Komşu il ve ilçeler proje kapsamında iken, Siirt İlinde de değerlendirilmesi gereken Jeotermal (sıcak su) kaynakları niçin proje dışı bırakılmıştır?

2. Siirt’te bulunan Billoris (Sağlarca), Kışlacık, Karanlık, ve Bostancık Köyü Şems-i Mira kaplıcalarını göz önünde bulundurarak, Botan Çayı vadisinde jeotermal kaynak araştırması yapmayı düşünüyor musunuz?

3. Eruh İlçesi Meşelidere Köyü Eğlence mezrasında yıllar önce petrol arama çalışmaları esnasında bulunan ve halen bir tıpa ile kapalı bulunan sıcak suyu nasıl değerlendirmeyi düşünüyorsunuz?

4. Söz konusu sıcak su kaynaklarının tarım ve seracılıkta kullanılması için ne gibi projeler düşünülmektedir?

T.C. Devlet Bakanlığı Sayı : B.02.0.0012/993 17.9.1999

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Siirt Milletvekili Sayın Ahmet Nurettin Aydın’ın 27.8.1999 tarihli önergesiyle Bakanlığım bağlı kuruluşu Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü ile ilgili olarak sormuş olduğu sorulara ilişkin cevapları ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Edip Safder Gaydalı Devlet Bakanı

Sorular ve Cevaplar :

Soru 1 : Komşu il ve ilçeler proje kapsamında iken, Siirt İlinde de değerlendirilmesi gereken Jeotermal (sıcak su ) kaynakları niçin proje dışı bırakılmıştır?

Cevap : MTA Genel Müdürlüğü Doğu Anadolu’da jeotermal arama çalışmalarına büyük bir proje şeklinde 1998 yılında başlamıştır. 1998 yılında Ağrı ve Van İllerinde detay etüt ve jeofizik çalışmaları, şeklinde başlanan çalışmalara 99 yılında hem etüt hem de sondajlı çalışmalar şeklinde devam etmiştir. 3-4 yıl daha sürecek olan bu proje kapsamında 2000 yılında Siirt İlinde jeotermal etüt çalışmalarına başlanacaktır.

Soru 2 : Siirt’te bulunan Billoris (Sağlarca), Kışlacık, Karanlık, Bostancık Köyü Şems - i Mira Kaplıcalarını göz önünde bulundurarak, Bostan Çayı vadisinde jeotermal kaynak araştırması yapmayı düşünüyor musunuz?

Cevap : Yukarıda açıklandığı gibi Siirt İlindeki çalışmalara 2000 yılında başlanacak olup ön etüt araştırmaları sonucunda olumlu bulunan alanlarda detay arama çalışmaları yapılacaktır.

Soru 3 : Eruh İlçesi Meşelidere Köyü Eğlence Mezrasında yıllar önce petrol arama çalışmaları esnasında bulunan ve halen bir tıpa ile kapalı bulunan sıcak suyu nasıl değerlendirmeyi düşünüyorsunuz?

Cevap : Eruh İlçesi Meşelidere Köyü Eğlence Mezrasında açıldığı belirtilen sondaj kuyusu ve adı geçen yer jeotermal araştırma yönüyle incelenecektir. İnceleme sonuçları daha sonra bildirilecektir.

Soru 4 : Söz konusu sıcak su kaynaklarının tarım ve seracılıkta kullanılması için ne gibi projeler düşünülmektedir?

Cevap : Buna bağlı sıcak suların ekonomik anlamda değerlendirilmesi ve işletilmesi Bakanlığımıza bağlı MTA Genel Müdürlüğünün faaliyet alanına girmemektedir. Genel Müdürlük yeraltı kaynaklarını arama çalışmaları yapmaktadır.

89. – İstanbul Milletvekili Mehmet Gül’ün, Cumhurbaşkanınca, bir vatandaşın bağış çekinin Kızılaya verilmesinin gerekçesine ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Koray Aydın’ın yazılı cevabı (7/509)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılaması hususunu delaletlerinize arz ederim.

Mehmet Gül İstanbul

Soru 1 - 4123 Sayılı Tabiî Afet Nedeniyle Meydana Gelen Hasar ve Tahribata İlişkin Hizmetlerin Yürütülmesine Dair Kanunun 3 üncü Maddesinde “Tabiî afet nedeni ile özel ve kamu kuruluşları ile kişiler tarafından toplanan bağış ve yardımlardan her ne ad altında toplanırsa toplansın, Nakdi olanlar Afetler Fonu’na; yiyecek, içecek, giyecek, tıbbî yardım, çadır ve diğer her türlü taşınır mallar ise Kızılay’a aktarılır. Bu amaçla toplanan yardımlar derhal tabiî afet bölgelerine intikal ettirilir ve tabiî afet bölgeleri dışında kullanılamaz” denilmektedir.

Kanunun bu açık hükmüne rağmen hayırsever bir vatandaşımızın 1 trilyon TL’lık bağış çeki Kızılay Genel Başkanına Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel tarafından hangi gerekçe ile verilmektedir?

T.C. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı 14.9.1999 Sayı : B.09.0.APK.0.22.00.00.17/763

Konu : İstanbul Milletvekili Mehmet Gül’ün yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Genel Sekreterliğinin 7.9.1999 gün ve KAN.KAR.MD.:A.01.0.GNS.0.10.-00.02-7/509-1711/4503 sayılı yazısı.

İlgi yazı ilişiğinde alınan, İstanbul Milletvekili Mehmet Gül’ün, Cumhurbaşkanınca bir vatandaşın bağış çekinin Kızılay’a verilmesinin gerekçesi hakkındaki TBMM 7/509 esas sayılı yazılı soru önergesi incelenmiştir.

Ancak, söz konusu önerge her ne kadar, “4123 sayılı Tabiî Afetler Nedeniyle Meydana Gelen Hasar ve Tahribata İlişkin Hizmetlerin Yürütülmesine Dair Kanun” un, 3 üncü maddesine atıfta bulunarak Bakanlığıma yöneltilmiş ise de; Sayın Cumhurbaşkanının bu husustaki takdir yetkisini kullanabileceği veya bağışı yapan kişinin talebinin de bu yönde olabileceği düşüncesinden hareketle, bu konuyla ilgili Bakanlığımın herhangi bir görüş bildirmesi mümkün olamadığından, önerge ekte iade edilmektedir.

Bilgi ve gereğini arz ederim.

Koray Aydın Bayındırlık ve İskân Bakanı

90. – Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, 2918 sayılı Kanun uyarınca Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonuna bırakılan payın Türk Polis Teşkilâtını Güçlendirme Vakfına aktarılacağı iddiasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın yazılı cevabı (7/510)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Sadettin Tantan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arzederim.

S. Metin Kalkan Hatay

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 131 inci maddesinde belirtilen basılı evrak ve plaka gelirlerinin % 60, trafik hizmetleri geliştirme fonuna % 40, Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonuna kalmaktadır.

1. Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonuna kalan % 40’lık payın, Türk Polis Teşkilâtı Güçlendirme Vakfına devredilmesini düşünüyor musunuz?

2. Tüm şoför ve otomobilci esnafını tedirgin eden söz konusu uygulama ile ilgili bir çalışmanız varmıdır?

3. Alınması düşünülen böyle bir karardan sonra şoförler ve otomobilciler odalarına yönelik herhangi bir gelir aktarımı düşünüyor musunuz?

4. 1998 yılında trafik hizmetleri fonuna aktarılan % 60’lık pay ne kadardır?

5. Hatay İlimize trafik hizmetleri fonundan neler yapılmıştır?

T.C. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü 23.9.1999 Sayı : B.05.1.EGM.0.12.01.01/217029

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 7.9.1999 gün ve A.01.GNS 0.10.00.02-7/510-1713/4505 sayılı yazısı.

Hatay Milletvekili Süleyman Metin Kalkan tarafından TBMM Başkanlığına sunulan ve tarafımdan yazılı olarak cevaplandırılması istenilen soru önergesinin cevabı aşağıya çıkarılmıştır.

1, 2. Basılı kâğıt ve plakaların Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) tarafından bastırılması ve maliyetleri dikkate alınarak, İçişleri Bakanlığı, Bayındırlık Bakanlığı ve TŞOF. tarafından birlikte tespit edilecek bedel karşılığında vatandaşlara satılmasına, 6085 sayılı Karayolları Trafik Kanununa bir madde ilavesiyle başlanmış, gelirleri tamamen TŞFO’na ait olan basılı kâğıt ve plakalardan Trafik Hizmetleri Geliştirme Fonuna pay ayrılmasına ise 1985 yılında yürürlüğe konulan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunuyla geçilmiştir.

Ancak, adı geçen kuruluşta (TŞOF) Bakanlığım Müfettişlerince yapılan çeşitli incelemelerde: Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 176 ncı maddesi gereğince, kâğıtlar için tespit edilen satış fiyatının her bir kâğıt üzerinde gösterilmesinin zorunlu olmasına rağmen, kâğıtların basım ve dağıtımından sorumlu Federasyonun yönetmelik hükmünü yerine getirmediği ve kâğıtların fiyatlarını üzerinde göstermediği,

Federasyona bağlı olarak görev yürüten il ve ilçelerdeki Şoförler ve Otomobilciler Odalarından hiç birinin, ilgili komisyonca belirlenen fiyatları uygulamadığı, bunun yerine her yerde farklı ve kamuoyunda büyük tepki toplayan fiyatlar üzerinden plaka ve kâğıt satışı yapıldığı, bu uygulamayla her yıl trilyonlarla ifade edilecek meblağlar haksız bir şekilde vatandaşlardan alınarak Federasyona aktarıldığının tespitinden sonra Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından 1999/71620 sayıyla Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu,

Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü Kontrolörlerinin de Federasyonu teftişi sonucu; Trafik Hizmetleri Geliştirme Fonuna aktarılması gereken % 60 pay hesabında, üyelere yardım gibi indirim konusu olmaması gereken gider kalemlerinin, Federasyon tarafından masraf gösterilmesi suretiyle, 1994 - 1998 yılları itibariyle Fon Payının 1 068 053 392 000 TL eksik gönderildiği belirlenmiş olup yasal işlem süreci başlatılmış, konunun yargıya intikali için tüm delillerin toplanmasının beklendiği,

Federasyonca plaka ve basılı kâğıt işlemlerinin ihalesiz olarak yaptırıldığı, çok yüksek olan alımlar sonucu plaka ve basılı kâğıt masraflarının çok fahiş olarak belirtildiği, bu şekilde hem giderlerin yüksek tutulması, usulsüz kesintiler yapılmasından dolayı, fon payının çok az olarak gönderildiği, böylece Fonun ve dolayısıyla Hazinenin trilyonlarca zarara uğratıldığı,

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 131 inci Maddesine göre basılı kâğıt ve plakaların satışının Federasyona sağladığı net gelirinin % 60’ı Trafik Hizmetlerini Geliştirme Fonu, % 40’ı ise Federasyona gelir kaydedilmektedir.

Basılı kâğıt ve plaka satışlarından ede edilen net kârın % 40’ının Federasyona verilmesine rağmen, şoför odalarınca yapılan satışlarda, vatandaşlarımızdan hizmet bedeli adı altında ayrıca ücret alındığı ve bu şekilde haksız kazanç sağlandığı,

Federasyon tarafından; basılı kâğıt ve plakaların satışından elde edilen net kârın hesaplanmasında, masrafların çok yüksek gösterildiği, özellikle plaka satışlarında, Şoför Odalarınca Federasyona gönderilen plaka satış fiyatının % 8 tutarında genel yönetim giderleri de düşüldükten sonra geri kalan meblağın net kâr olarak değerlendirildiği, bu uygulamanın 20 Mayıs 1998 tarihine kadar devam ettirildiği, bu tarihten itibaren ise farklı bir uygulamanın başlatıldığı, böylece Federasyonun Fon payını istediği miktarda gönderdiğinin tespit edilmesinden sonra 2918 sayılı Kanunun 131 inci maddesinde değişiklik içeren bir Kanun Tasarısı hazırlanmıştır. Bakanlar Kurulunca da tasvip edilen yeni düzenleme ile; basılı kâğıt, ve plakaların satışından elde edilecek gelirlerin Türk Polis Teşkilâtı Güçlendirme Vakfına aktarılması böylece basılı kâğıtların basımı, dağıtımı, satışı ve gelirlerinin ciddi bir şekilde denetim altına alınması mümkün olacaktır.

3. Kamuya götürülecek hizmetlerden elde edilen gelirlerin, belli bir meslek grubu yerine bütün kamunun yararına kullanılması esastır. Dolayısıyla yeni düzenlemede kamu yararı gözetilmektedir. Bütün meslek kuruluşlarının olduğu gibi Federasyonun da ana gelirleri, üye aidatlarından kaynaklanmakta olup, bu nedenle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 131 inci maddesi kapsamında söz konusu federasyona herhangi bir gelir aktarımı düşünülmemektedir.

4. TŞOF tarafından Trafik Hizmetileri Fonuna 1998 yılı payı olarak (%60) 2 487 325 567 101 TL. aktarılmıştır.

5. Trafik Hizmetleri Geliştirme Fonu ödeneklerinden Hatay’a ayrılan pay ile; Hatay İli İskenderun İlçesi Kavşak Sinyalizasyon Projesi ve aynı ilçenin Belen Belediyesi Üst Geçit Projesi finanse edilmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

Sadettin Tantan İçişleri Bakanı

91. – Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, buğday taban fiyatına ve Hatay İlindeki destekleme alımlarına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in yazılı cevabı (7/511)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Prof. Dr. Hüsnü Yusuf Gökalp tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

S. Metin Kalkan Hatay

1. 1999 yılı buğday taban fiyatı ne kadar açıklanmıştır?

2. Açıklanan taban fiyat maliyetler göz önüne alındığında çiftçiyi tatmin etmiş midir?

3. Toprak Mahsulleri Ofisince 1999 yılında ne kadar buğday alımı yapılmıştır?

4. Hatay İlimizde ne kadar alım yapılmıştır?

5. Yapılan alımlar neticesinde ülkemiz genelinde ve Hatay İlimizde çiftçimizin parası ödenmiş midir?

6. Ödeme yapılmadı ise çiftçimizin daha fazla enflasyon karşısında ezilmemesi için ne zaman ödeme yapmayı düşünüyorsunuz?

7. Çiftçimizin enflasyon karşısında mağdur olmaması için ödenecek paraların petrol fiyatları oranı ile endeksli ödeme yapılamaz mı?

8. Çiftçimize yönelik, ARGE ve Bilgilendirme çalışmalarınız nelerdir?

T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı 16.9.1999

Sayı : KDD.S.Ö.1.01./2171

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığı Genel Sekreterliğinin 7.9.1999 Tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02.- 7/511-1714/4506 sayılı yazısı ve eki.

İlgi yazı ekinde Bakanlığımıza intikal eden ve Hatay Milletvekili Sayın S. Metin Kalkan’a ait olan bila tarih ve 7/511-1714 sayılı yazılı soru önergesi ile ilgili bilgiler, aşağıya çıkarılmıştır :

Soru 1 : 1999 Yılı buğday taban fiyatı ne kadar açıklanmıştır?

Cevap : 1999 Yılı buğday fiyatları aşağıdaki şekilde açıklanmıştır :

I. Makarnalık Buğdaylar : Anadolu Durum Buğdayı : 92 000 TL/kg, Diğer Durum Buğdayı : 84 000 TL/ kg.

II. Ekmeklik buğdaylar : Beyaz sert buğdaylar : 80 000 TL/kg, Anadolu kırmızı sert buğdaylar : 80 000 TL/kg, kırmızı sertbuğdaylar : 72 000 TL/kg, beyaz yarı sert buğdaylar : 72 000 TL/kg, Diğer Buğdaylar : 64 000 TL/kg.

Her yıl olduğu gibi, bu yıl da Anadolu kırmızı sert buğday fiyatı baz olarak alınmış ve 80 000 TL/kg olarak açıklanmıştır. Bu fiyat, geçen yılki 53 000 TL/kg’lık fiyata göre % 50,9 oranında bir artışı ifade etmektedir. Açıklanan buğday fiyatlarına, Temmuz-1999 ayından geçerli olmak üzere, Eylül - 1999 ayı da dahil, her ay için 2000 TL/kg.’lık ilâve artışlar uygulanmıştır.

Soru 2 : Açıklanan taban fiyat, maliyetler göz önüne alındığında çiftçiyi tatmin etmiş midir?

Cevap : Buğday destekleme alım fiyatlarının belirlenmesinde; üretim maliyeti, yıllık enflasyon , borsa fiyatları ve dünya fiyatları (FOB) esas alınmaktadır.

1999 yılı için, II nci Grup Ekmeklik Buğday fiyatının % 30 kârlı bir kg’nın üretim maliyeti (kuru tarım şartlarında) 74,340 TL/kg. civarındadır. Bu yıl açıklanan 80 000 TL/kg’lık fiyat, söz konusu % 30 kârlı üretim maliyetinden % 7.6 daha fazladır. Toptan eşya fiyat endeksindeki (Haziran 1998-Haziran 1999) artış % 50,3, borsa fiyatlarındaki artış ise 41,2 oranında olmuştur. Ancak, ekmeklik buğdayın 1999yılı fiyatı, 1998 yılı fiyatına göre (80 000 TL/53 000 TL) % 50.9 oranında artırılmıştır. Yine Mayıs-1999 ayında, II nci grup ekmeklik buğdaya eşdeğer ABD HRW No2 Buğdayının Dünya FOB fiyatı 110 Dolar/ton seviyesinde iken, çiftçimize 193 Dolar/ton fiyat verilmiştir.

Soru 3 : Toprak Mahsulleri Ofisince 1999 yılında ne kadar buğday alımı yapılmıştır?

Cevap : Toprak Mahsulleri Ofisince 8.9.1999 Tarihi itibariyle toplam 4 201 751 ton buğday alımı yapılmıştır.

Soru 4 : Hatay İlimizde ne kadar alım yapılmıştır?

Cevap : Hatay İlinde ise 8.9.1999 tarihi itibariyle 98 499 ton buğday alımı yapılmıştır.

Soru 5 : Yapılan alımlar neticesinde, ülkemiz genelinde ve Hatay İlimizde çiftçimizin parası ödenmiş midir?

Cevap : 8.9.1999 tarihi itibariyle Türkiye genelinde 162 trilyon 217 milyar 592 milyon TL, Hatay İlinde ise 6 trilyon 190 milyar 750 milyon TL ödeme yapılmıştır.

Soru 6 : Ödeme yapılmadı ise, çiftçimizin enflasyon karşısında daha fazla ezilmemesi için, ne zaman ödeme yapmayı düşünüyorsunuz?

Cevap : 1999/ 2000 Dönemi Hububat Ürünü Destekleme Alım Kampanyasına İlişkin Alım Kararnamesi 1.7.1999 tarihinde yayınlanmış olup, kararnamenin ürün bedellerine ilişkin bölümünde, “ürün bedellerinin % 50’si teslimatı müteakip, kalan % 50’si de 45 gün sonra ödenir”, denilmektedir. Bu kapsamda gerekli tedbirler alınarak, 8.9.1999 tarihi itibariyle peşin ödemelerde 1.8.1999, vadeli ödemelerde (45 gün) de 28.6.1999 tarihlerine kadar yapılan alımların bedelleri ödenmiştir. Bundan sonra üretici borçlarının tamamen kapatılabilmesi için, her hafta düzenli şekilde ödeme yapılmaya çalışılacaktır.

Soru 7 : Çiftçimizin enflasyon karşısında mağdur olmaması için, ödenecek paraların, petrol fiyatlarına endekslenmesi düşünülemez mi?

Cevap : Yukarıda birinci soruda da ifade edildiği gibi, yetiştiricilerin enflasyon karşısında korunması düşüncesi ile açıklanan buğday fiyatlarına, Temmuz-1999 ayından geçerli olmak üzere, Eylül-1999 ayı da dahil, her ay için ilâve artışlar uygulanmıştır.

Soru 8 : Çiftçimize yönelik, ARGE ve bilgilendirme çalışmalarınız nelerdir?

Cevap : Bakanlığımıza bağlı 14 araştırma enstitüsünde; buğday araştırma, yetiştirme, çeşit geliştirme, hastalıklarla mücadele ve kalite konularında çalışmalar devam etmektedir. Bu kapsamda 1990 yılından bu yana; 31 ekmeklik, 13 makarnalık ve 12 arpa çeşidi tescil ettirilmiştir. Bunlardan 9 ekmeklik ve 1 makarnalık buğday çeşidi 1999 yılı içinde tescil ettirilmiştir. Bu çeşitlerin üretime sokulabilmesi için, 1999 yılı itibariyle 1397,3 ton buğday ve 97,7 ton arpa, kademeli tohumluk üretimleri yapılarak, bakanlığımız Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TİGEM) teslim edilmiştir. Ayrıca; bu çeşitlere ait yetiştirme tekniği paketleri ile hastalık ve zararlılarla mücadeleyi gösterir teknik talimatlar, mevcut araştırma enstitülerince hazırlanarak, yayımdan sorumlu bakanlığımız İl müdürlükleri aracılığı ile üreticilere intikal ettirilmiştir.

Bakanlığımız tarımsal araştırma enstitülerinin ülke düzeyinde dağılımları; merkez, havza ve konu araştırma kurumları şeklinde düzenlenmiştir. Hatay bölgesine hizmet götürmek üzere; Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü -Erdemli/ İçel, Bağcılık ve Zeytin Araştırma Enstitüsü-İslahiye Gaziantep, Antep Fıstığı Araştırma Enstitüsü-Gaziantep, tarla bitkileri için Çukurova Tarımsal Araştırma Enstitüsü-Adana ile Kahramanmaraş Tarımsal Araştırma Enstitüsü, bitki sağlığı için Adana Ziraî Mücadele Araştırma Enstitüsü, hayvancılık için Çukurova Tarımsal Araştırma Enstitüsü, hayvan hastalıkları için Adana Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü görev yapmaktadır. Ayrıca; bu bölgede yer almamasına rağmen, Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü ile Nazilli Pamuk Araştırma Enstitüsü de bu yöreye hizmet vermektedirler.

Bu araştırma enstitüleri; tarım il müdürlüklerince sahadan elde edilen sorunların çözümü için projeler üretmekte, bu çözümler önce yayımdan sorumlu müessese teknik personeline tanıtılmakta, sonra da onlar vasıtasıyla üreticilere ulaştırılmaktadır. Araştırma kuruluşlarınca yürütülen çalışmalar; tahıllar, yemeklik tane baklagiller, yağlı tohumlu bitkiler, endüstri bitkileri, çayır, mera ve yem bitkileri, yumuşak çekirdekli meyveler, sert çekirdekli meyveler, sert kabuklu meyveler, üzümsü meyveler, örtü altı yetiştiriciliği, açıkta sebze yetiştiriciliği, süs bitkileri ve kesme çiçekçilik, tarla ve bahçe bitkileri hastalıkları, tarla ve bahçe bitkileri zararlıları ile yabancı ot ve gıda teknolojisi konularında yoğunlaşmaktadır. Bu kurumların hayvancılık üzerine yürüttükleri çalışmalar ise; büyükbaş hayvancılık, kanatlılar ve bunlarla ilgili hastalık konularıyla ilgilidir.

Bölgede çalışan araştırma kuruluşları; Seri 82, Doğakent 91, Panda, Geminin, Shafir, Orsa, Irnerio, Seyhan 95, Basribey 95, Kaşifbey 95, Ceyhan 99, Adana 99 ekmeklik buğdayları ile Gediz 75, Ege 88, Sham-1, Ceyhan 95 makarnalık buğdaylarını ve Çukurova 1578, Erşan 92, Maraş 92, Adana 98 pamuk çeşitlerine ait sertifikalı tohumlukları üreterek, üretimde kullanılmak üzere, çiftçilere ulaştırılmıştır. Ayrıca; bu ürünlere ait toprak işleme, ekim, gübreleme, bakım, sulama, yabancı ot ilaçlaması, hasat-harman ve depolama konularında, çiftçilere dönük yetiştirme paketleri hazırlanarak, bu yeni teknolojiler konusunda yayımcıların eğitimleri de tamamlanmıştır.

Bunun yanında, tarla bitkileri hastalık ve zararlıları ile mücadele konusunda gerekli araştırmalar yapılarak, mücadele teknik talimatları da hazırlanmış ve yayımcıların hizmetine sunulmuştur.

Bahçe bitkileri konusunda; ilgili araştırma kuruluşlarınca, bölgede yaygın olarak yetiştiriciliği yapılan Trabzon hurması ve narlarda ıslah çalışmaları yürütülerek, yeni ve kaliteli hurma ve nar çeşitleri geliştirilmiş ve üreticilere ulaştırılmıştır. Bölgede yetiştirilmesi kolay olan erkenci sofralık kayısı çeşitleri üzerinde de çalışmalar başlatılmıştır. Turunçgil yetiştiriciliğinin en önemli sorunu olan virüs ve virüs benzeri hastalıkların yayılmasını önlemek amacıyla virüsten arı fidan üretimi yapılarak, bölge çiftçisine ulaştırılmaktadır. Örtü altı sebze yetiştiriciliği konusunda, yöre çiftçilerine ilgili araştırma enstitülerince eğitim verilmektedir. Bahçe bitkilerinde toprak hazırlığı, ekim-dikim, bakım, sulama, gübreleme, yabancı ot-hastalık ve zararlılarıyla mücadele, biyolojik mücadele, hasat, hasat sonrası fizyolojisi, depolama, muhafaza, pazarlama ve gıda teknolojisi konularında hazırlanan yetiştirme tekniği paketleri, önce yayımcılara ve onlar vasıtasıyla da üreticilere ulaştırılarak, uygulamaları sağlanmıştır.

Hayvancılık konusunda, yörede bulunan güney sarısı sığırı koruma altına alınarak, yöre çiftçilerinin istediği üretim düzeyine sahip sığır tiplerini elde etmek üzere ıslaha alınmıştır. Bunun yanında, Kilis sığırı üzerinde araştırmalar yapmak üzere, proje hazırlıklarına da başlanmıştır. Yöre hayvancılığında sorun olan hastalık ve zararlılarla ilgili teşhis, tedavi ve önleme çalışmaları Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü tarafından yürütülmektedir.

Araştırma Enstitülerinin ve araştırmanın güçlendirilmesi için, Dünya Bankasından alınan kredilerle “Tarımsal Araştırma Projesi” oluşturulmuştur. Bu proje kaynakları kullanılarak, bölgedeki araştırma enstitülerinin; eğitim, alet-ekipman ve alt yapı eksiklikleri giderilmeye çalışılmıştır. Bu dış kaynaktan, yöredeki araştırma kuruluşlarına, yüzbinlerce dolarlık kaynak aktarımı sağlanmıştır.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Hüsnü Yusuf Gökalp Tarım ve Köyişleri Bakanı

92.—İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, Türkiye’nin tanıtımını üstlenen kuruluşa yapılan ödemelere ilişkin sorusu ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu’nun yazılı cevabı (7/360)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Turizm Bakanı Sayın Erkan Mumcu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Bülent Akarcalı

İstanbul

1. Yıllardır Türkiye’nin tanıtımını üstlenen, Frankfurt’taki BOCHEN,HANSA&PARTNER adlı kuruluşa şimdiye kadar kaç para ödenmiştir?

2. Bu firmanın ortakları kimlerden oluşmaktadır?

3. Tanıtım için seçilecek firmalarda şirketin sicilini ve ortaklarını tam olarak araştırıyor musunuz?

T. C.

Turizm Bakanlığı

Hukuk Müşavirliği 27.8.1999

Sayı :B.170.HKM.0.00.00.00/1688-23873

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı

Genel Sekreterliği

Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığına

İlgi :9.8.1999 tarih ve 02-7/360-1323/3576 sayılı yazınız.

İstanbul Milletvekili Sayın Bülent Akarcalı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilen yazılı soru önergesi incelenmiştir.

1. Almanya’da yerleşik Bochen, Hansa Und Partner Reklam Ajansı, 1993 yılında, Bakanlığımızca oluşturulan Seçici Kurul Kararı ile ülkemizin Almanya, Avusturya ve İsviçre’deki reklam kampanyalarını yürütmekle görevlendirilmiştir.

Bochen, Hansa +Partner Ajansı, bu amaçla Almanya’daki Tanıtma Ataşeliklerimize teklif sunan 5 reklam ajansı arasından Kurul Kararı ile müşteri portföyünde turizmle ilgili kuruluşların bulunması, reklam eskizlerinin daha başarılı olması, bin kişiye erişim maliyetinin daha düşük olması ve ek faydalar sağlayabilme gücünün bulunması nedeniyle tercih edilmiştir.

Almanya, Avusturya, İsviçre ve Rusya Federasyonu grup ülkelerinden sorumlu adı geçen Reklam Ajansı vasıtasıyla gerçekleştirilen tanıtım kampanyalarımıza tahsis edilen ödenekler yıllar itibariyle aşağıda sunulmuştur.

1993 :46 Milyar TL. (Almanya, Avusturya, İsviçre)

1994 :90 Milyar TL. (Almanya, Avusturya, İsviçre)

1995 :212.6 Milyar TL. (Almanya, Rusya)

1996 :442.6 Milyar TL. (Almanya, Avusturya, İsviçre, Rusya)

1997 :492.8 Milyar TL. (Almanya, Avusturya, İsviçre)

1998 :1.2 Trilyon TL. (Almanya, Avusturya, İsviçre, Rusya)

1999 :970 Milyar TL. (1 inci altı aylık dönem için) (Almanya, Avusturya, İsviçre, Rusya)

TOPLAM:3 454 000 000 000 TL.

Reklam Ajansı, uluslararası normlar çerçevesinde, ülkemiz adına yaptığı reklam faaliyetleri bütçesi üzerinden yüzde 15 komisyon almıştır.

2. Bochen, Hansa Und Partner Reklam Ajansı ekte sunulan Ticaret Sicili Kayıt Belgesinden anlaşılacağı üzere 1992 yılında iki ortak tarafından kurulmuştur.

a) Dr. Michael Bochen; Psikolog

b) Marius Hansa; Reklamcı

Her iki ortak, şirkette müdür yetkisine sahip bulunmaktadırlar.

Uluslararası Reklamcılar Birliği üyesi olan Bochen, Hansa Und Partner firması, diğer ülkelerdeki 18 reklam ajansı ile işbirliği yapmakta ve 15 çalışanı bulunmaktadır.

1998 yılı cirosunun 15.3 Milyon Alman Markı olduğu ifade edilmektedir.

3. Reklam kampanyalarımızı yürütmek üzere teklifte bulunan reklam ajanslarının durumları Bakanlığımızca geliştirilmiş “Ajans Değerlendirme Notu” kapsamında incelenmekte ve sonuç Seçici Kurula sunulmaktadır.

Ekte sunulan Ajans Değerlendirme Notunda görüldüğü üzere, ajansın iş hacmi, personel sayısı, dünya çapında örgütlenme düzeyi, gerçek ve anahtar yöneticileri ve ilk on müşterisine ilişkin bilgiler temin edilerek Seçici Kurul Kararına esas alınacak dokümana eklenmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

Erkan Mumcu

Turizm Bakanı

a) Firma

b) Yeri a)Kayıt tarihi

c) Amacı Sermayesi Ortaklar Hukukî Yönü b) Not

a) Entegre Bildirişim için Bochen Dr. Michael 19 Mayıs 1992 kuruluşlu Limited a) 1 Temmuz 1992

Hansa und Partner Firması 100 000 Bochen, Psikolog, Şirket. Eğer bir ortak varsa, şirket b) Şirket sözleşmesi

müdürü o dur. Eğer birden çok or-

tak varsa, ya iki müdür olur veya

bir müdür ve bir vekil vardır.

b) Wiesbaden Wiesbaden;

c) Marketing alanında çalışmalar ile Marius Hansa, Dr. Michael Bochen ve Marius

bildirişimin her türlü tasarım ve ger- Reklamcı, Hansa’nın her ikisi de müdür.

çekleştirilmesi, bunların bağdaştırıl- Bad Homburg.

ması ve buna bağlı diğer çalışmalar.

200 000 19 Aralık 1994 tarihindeki yönetim a) 12 Ocak 1995

kurulu toplantısında sermaye 100 000

DM.’den 200 000 DM.’e arttırılmıştır.

Ayrıca, buna bağlı yönetim kurulu ka-

rarlarının % 3’ünün hafifletilmesi ka-

rarı alınmıştır.

93. —Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, THY’nın, Nevşehir Havaalanına kargo seferleri düzenleyip düzenlemeyeceğine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün yazılı cevabı (7/367)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Sayın Ulaştırma Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygı ile arz ederim.

Mehmet Elkatmış

Nevşehir

Nevşehir-Tuzköy -Kapadokya Havaalanı uluslararası nitelikte bir havaalanıdır. Her ne kadar bu havaalanı yeni açılmış ise de Nevşehir’in turistik bir yer olması dolayısıyla Bölgemize her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turistin gelmesi, yurt dışında pek çok bölge insanımızın çalışması ve İlimizden pomza madeni, limon ve patates ihracının yoğun olduğu gerçekleri karşısında havaalanımızın büyük bir yolcu ve yük kapasitesine ulaşacağı aşikardır. Kaldı ki, bölgemize çok yakın olan Esenboğa Havaalanı ise gerek yolcu ve gerekse kargo yönünden çok sıkışıktır. Nevşehir Havaalanı ise bu yönlerden çok müsaittir. Bu nedenle;

Soru :

THY, Nevşehir Havaalanına kargo seferleri düzenlemeyi düşünmekte midir?

T. C.

Ulaştırma Bakanlığı

Araştırma Planlama ve Koordinasyon 25.8.1999

Kurulu Başkanlığı

Sayı :B.11.0.APK.0.10.01.21/EA-1089-18399

Konu :Nevşehir Milletvekili Sayın Mehmet Elkatmış’ın Yazılı Soru Önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :TBMM Başkanlığının 9.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/367-1332/3585 sayılı yazısı.

Nevşehir Milletvekili Sayın Mehmet Elkatmış’ın 7/367-1332 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı hazırlanarak ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Enis Öksüz

Ulaştırma Bakanı

Nevşehir Milletvekili Sayın Mehmet Elkatmış’ın 7/367-1332 Sayılı

Yazılı Soru Önergesi ve Cevabı

Nevşehir -Tuzköy -Kapadokya Havaalanı uluslararası nitelikte bir havaalanıdır. Her ne kadar bu havaalanı yeni açılmış ise de Nevşehir’in turistik bir yer olması dolayısıyla Bölgemize her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turistin gelmesi, yurt dışında pek çok bölge insanımızın çalışması ve ilimizden pomza madeni, limon ve patates ihracının yoğun olduğu gerçekleri karşısında havaalanımızın büyük bir yolcu ve yük kapasitesine ulaşacağı aşikardır. Kaldı ki, bölgemize çok yakın olan Esenboğa Havaalanı ise gerek yolcu ve gerekse kargo yönünden çok sıkışıktır. Nevşehir Havaalanı ise bu yönlerden çok müsaittir. Bu nedenle;

Soru :THY, Nevşehir Havaalanına kargo seferleri düzenlemeyi düşünmekte midir?

Cevap :Bilindiği üzere Ulaştırma Bakanlığının ilgili kuruluşu iken 22.8.1990 tarih ve 90/822 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile özelleştirilmek üzere Başbakanlığa (Özelleştirme İdaresi Başkanlığı) bağlanan Türk Hava Yolları A.O. Genel Müdürlüğü; Nevşehir Havaalanına haftada 2 sefer ile İstanbul’dan sefer düzenlemektedir. Bu sefer ile yolcu taşıması yapıldığı gibi az miktarda kargo taşıması da gerçekleştirilebilmektedir.

Nevşehir’den yurt dışı yük taşıması için talep olması ve yeterli potansiyel görülmesi halinde, THY A. O. Nevşehir’den kargo özel kira seferleri düzenleyebilecektir.

94.—Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız’ın, turizm sektöründe yaşanan krize karşı alınacak tedbirlere ilişkin sorusu ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu’nun yazılı cevabı (7/390)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Turizm Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini arz ederim.

Saygılarımla.

İlyas Yılmazyıldız

Balıkesir

Sorular :

1. Türkiye’nin 1996, 1997, 1998, 1999 yıllarına ait Ocak-Mart, Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül, Ekim-Aralık 3’er aylık dönemlerde ve toplam olarak yıllık turizm gelirleri ve turist sayısı ne kadardır?Ülkemize bu yıl gelen turist sayısında ve turizm gelirlerinde geçen yıllara nazaran aylara göre hangi oranda azalma olmuştur?

2. Turizm sektöründe bu yıl büyük bir kriz yaşanmaktadır. Bu kriz dolayısıyla kapanan turizm işletmesi sayısı kaç tanedir? Yaşanan krizden bu yıl büyük zarar gören veya kapanan turizm işletmelerini bu durumdan kurtarmak için hangi tedbirleri almayı düşünüyorsunuz? Bu işletmelere düşük faizli kredi sağlanması için çalışmanız var mı?

3. Ülkemize yıllık 8 milyar dolara yakın döviz kazandıran turizm sektörüne ülkemizi tanıtım faaliyetleri için 1996, 1997, 1998, 1999 yıllarında bütçeden ne kadar pay ayrılmıştır? Tanıtım faaliyetleri için ayrılan pay o yılki bütçenin yüzde kaçıdır?

4. Bildiğiniz gibi ülkemize gelecek olan turistler bir yıl öncesinden rezervasyonlarını yaptırmaktadır. 2000 yılında aynı krizin yaşanmaması için Bakanlık olarak hangi tedbirleri aldınız?

T. C.

Turizm Bakanlığı

Hukuk Müşavirliği 27.8.1999

Sayı :B.170.HKM.0.00.00.00/1693-23927

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı

Genel Sekreterliği

Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığına

İlgi :9.8.1999 tarih ve 02-7/390-1381/3697 sayılı yazınız.

Balıkesir Milletvekili Sayın İlyas Yılmazyıldız tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilen yazılı soru önergesi incelenmiştir.

1. Türkiye’nin 1996, 1997, 1998, 1999 yıllarına ait, turizm gelirleri ve turist sayısına ilişkin dağılım listesi yazımız ekinde sunulmuştur.

2. Turizm sektöründe karşılaşılan sorunların giderilmesi amacıyla alınan tedbirler şunlardır:

a) 1.4.1999 gün ve 23653 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan 99/12623 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında, başta Antalya olmak üzere turist taşımacılığı yoğunluğu olan bir kısım hava alanlarımıza tarifesiz (charter) seferlerle turist taşıyacak uçaklara akaryakıtın % 50 indirimli tarife üzerinden satılması ve bu hava alanlarına sunulan yer hizmetleri ücretlerinin % 25 oranında düşürülmesi kararlaştırılmış ve uygulaması yapılmıştır.

Yukarıdaki uygulamanın devamı olarak; İstanbul, Antalya, İzmir, Bodrum, Dalaman, Nevşehir, Kayseri, Trabzon, Isparta Süleyman Demirel, Kars ve Erzurum Hava Limanlarına turist taşıyan charter uçakları için 1.7.1999 tarihinden itibaren 31.12.1999 tarihine kadar, yolcu hizmet ücretlerine %35; alacakları akaryakıt bedellerinin azamî % 50’sine kadar indirim uygulamasına ilişkin 20.6.1999 tarih ve 99/12891 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, 30.6.1999 gün ve 23741 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanmış ve uygulamaya geçilmiştir.

b) 25.4.1999 gün ve 23676 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan 99/12655 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında, yarım kalmış, işletme yetersizliği nedeniyle işletmeye geçememiş veya kısmen geçmiş konaklama tesislerinin ulusal ekonomiye kazandırılması kararlaştırılmıştır.

c) 30 Haziran 1999 tarihli ve 23741 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Dahilde İşletme Rejimi Kararında Değişiklik Yapılması hakkında 99/12889 sayılı Kararın geçici 6 ncı maddesinde yer alan, “İhracat Taahhüt sürelerinin bitiminden itibaren 31.12.1999 tarihine kadar yapılan ihracaat taahhüt hesapları kapatılmamış ihracaat, ihracaat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetlerin finansmanı amacıyla kullanılan kredi taahhütlerine sayılır ve krediyle ilgili yapılan işlemler vergi, resim ve harç istisnasından yararlandırılır” hükmü çerçevesinde, turizm sektörüne ilişkin kredilerin taahhüt kapatma sürelerinin 31.12.1999 tarihe kadar uzatıldığı belirtilmektedir.

d) Türkiye İhracaat Kredi Bankası A. Ş. tarafından, Seyahat Acentalarının yurtdışı tanıtım ve pazarlama faaliyetlerinin desteklenmesine devam edilmekte olup, sözkonusu uygulama kapsamına Özel Türk Hava Yolu firmaları da dahil edilmiştir.

3. Ülkemize döviz kazandıran turizm sektörüne ülkemizi tanıtım faaliyetleri için 1996, 1997, 1998, 1999 yıllarında Bütçeden ayrılan paylar aşağıda belirtilmiştir.

Yıl Bakanlık Bütçesi Tanıtma Gn. Md.lüğü Bütçesi % oranı

1996 5 016 000 2 337 312 47

1997 8 623 000 3 863 630 45

1998 14 046 000 6 600 790 47

1999 21 148 000 10 238 130 48

4. Turizm sektöründe yaşanan krizin 2000 yılında da sürmemesi için 2000 yılına yönelik olarak reklam ve PR faaliyetlerimiz yoğunlaştırılmıştır. Konunun daha ziyade siyasî boyutu önem kazandığından Dışişleri Bakanlığı ile eşgüdüm içerisinde lobi faaliyetlerimiz sürdürülmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

Erkan Mumcu

Turizm Bakanı

YILLAR İTİBARİYLE

TANITMA HİZMETLERİ BÜTÇE ÖDENEĞİ

(Milyon TL.)

Tanıtma hizmetleri Bakanlık Genel

Bütçe Bakanlık Bütçesine Bütçeye

Yıl Ödeneği Bütçesi Oranı Genel Bütçe Oranı

1996 2 337 312 5 016 000 % 46,5 3 558 506 822 % 0,06

1997 3 863 630 8 623 000 % 44,8 6 344 685 500 % 0,06

1998 6 600 790 14 046 500 % 46,9 14 749 475 000 % 0,04

1999 12 308 130 36 148 000 % 34 27 186 600 000 % 0,04

1999* 21 194 130 36 148 000 % 58,6 27 186 600 000 % 0,07

(*) Turizmi Geliştirme Fonuna ait ödenekler ilave edilmiştir.

TURİZM BAKANLIĞI

YATIRIMLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

ARAŞTIRMA VE DEĞERLENDİRME DAİRE BAŞKANLIĞI

Ministry of Tourism

General Directorate of Investments

Department of Research and Evaluation

1. — TÜRKİYE’YE GELEN YABANCILARIN YILLARA VE AYLARA GÖRE DAĞILIMI

Distribution of Foreigners Arriving in Turkey by Years and Months

% Değişim Oranı

Yıllar -Years Rate of Change (%)

Aylar-Months 1997 1998 1999(*) 1998/97 1999/98

Ocak-January 300 872 346 183 359 046 15.06 3.72

Şubat-February 314 306 371 526 371 727 18.21 0.05

Mart-March 555 204 476 756 409 483 — 14.13 — 14.11

Nisan-April 639 819 642 332 426 558 0.39 — 33.59

Mayıs-May 1 020 894 986 237 691 313 —3.39 —29.90

Haziran-June 1 045 987 1 062 961 781 220 1.62 —26.51

Temmuz-July 1 206 1 288 439 930 969 6.82 —27.74

Ağustos-August 1 404 876 1 460 075 — 3.93 —

Eylül-September 1 297 455 1 209 256 — — 6.80 —

Ekim-October 947 462 1 035 237 — 9.26 —

Kasım-November 538 368 502 — — 6.64 —

Aralık-December 417 535 371 057 — — 11.13 —

Toplam-Total 9 689 004 9 752 697 0.66

7 Aylık Toplam

7 Months Total 5 083 308 5 174 434 3 970 316 1.79 — 23.27

Kaynak :Emniyet Genel Müdürlüğü

Source :General Directorate of Security

(*) Veriler geçicidir.

Provisional Data

TURİZM GELİR VE GİDERLERİ

Receipts and Expenditures of Tourism

23.—TURİZM GELİRLERİNİN YILLARA VE AYLARA GÖRE DAĞILIMI

Distribution of Tourism Receipts by Years and Months

(Milyon $ -Million $)

Yıllar %Değişim Oranı

Years Rate of Change (%)

Aylar Months 1996 1997 1998 1997/96 1998/97

Ocak January 185,2 227,6 343,8 22,89 51,05

Şubat February 177,3 176,4 264,8 — 0,51 50,11

Mart March 242,8 293,6 390,8 20,92 33,11

Nisan April 340,3 490,5 315,2 44,14 —35,74

Mayıs May 426,0 745,6 490,3 75,02 — 34,24

Haziran June 483,1 844,8 603,7 74,87 —1,21

Temmuz July 729,7 941,8 834,6 29,07 51,96

Ağustos August 948,6 1 362,0 1 431,2 43,58 — 12,44

Eylül September 805,4 1 264,0 1 192,5 56,94 — 10,33

Ekim October 918,4 1 023,7 1 133,4 11,47 — 49,98

Kasım November 407,4 415,6 512,1 2,01 — 28,66

Aralık December 297,9 302,9 296,5 1,68 — 2,11

TOPLAM Total 5 962,1 8 088,5 7 808,9 35,67 — 3,46

                         

Not :Turizm Bakanlığı + DİE (“Yabancı Ziyaretçi Çıkış Anketi” Sonucunda Elde Edilen Gelir)

Note :Ministry of Tourism +State İnstitude of Statistics (Receipts as a results “Survey of Departing Foreign Visitors”)

TÜRKİYE’YE GELEN YABANCI ZİYARETÇİLER

Foreign Visitors Arriving in Turkey

1.—TÜRKİYE’YE GELEN YABANCILARIN YILLARA VE AYLARA GÖRE DAĞILIMI

Distribution of Foreigners Arriving in Turkey by Years and Months

Yıllar %Değişim Oranı

Years Rate of Change (%)

Aylar Months 1996 1997 1998 1997/96 1998/97

Ocak January 283 616 300 872 346 183 6,08 15,06

Şubat February 324 910 314 306 371 526 — 3,26 18,21

Mart March 537 452 555 204 476 756 3,30 — 14,13

Nisan April 556 109 639 819 642 332 15,05 0,39

Aylar Months 1996 1997 1998 1997/96 1998/97

Mayıs May 874 942 1 020 894 986 237 16,68 — 3,39

Haziran June 902 015 1 045 987 1 062 961 15,96 1,62

Temmuz July 1 106 242 1 206 226 1 288 439 9,04 6.82

Ağustos August 1 153 755 1 404 876 1 460 075 21,77 3,93

Eylül Semtember 1 117 429 1 297 455 1 209 256 16,11 — 6,80

Ekim October 909 397 947 462 1 035 237 4,19 9,26

Kasım November 452 325 538 368 502 638 19,02 — 6,64

Aralık December 395 893 417 535 371 057 5,47 — 11,13

TOPLAM Total 8 614 085 9 689 004 9 752 697 12,48 0,66

95. —Bursa Milletvekili Faruk Çelik’in, posta dağıtıcılarının malî durumlarının iyileştirilmesine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün yazılı cevabı (7/400)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın,Ulaştırma Bakanımız Sayın Enis Öksüz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Faruk Çelik

Bursa

1. Ülkemizin mektup ve telgraflarının dağıtımında özveri ile görev yapan posta dağıtıcıları, yaklaşık olarak yılda 65 günden 25 yılda 4.5 yıl fazla mesai yapmaktadırlar, bu görevlilerimize fazla mesaiden dolayı ek ne tür ödeme yapılmaktadır?

2. Özellikle yaz-kış demeden, yağmur ve kar altında çalışan, yazın da sıcaklardan etkilenen bu insanların gösterdiği özveriye karşı ne tür tedbirler almayı düşünüyorsunuz?

3. Bu insanlarımızın gösterdiği özveriye karşı fiili hizmet zammını artırmak konusunda bir çalışmanız söz konusu mudur?

T. C.

Ulaştırma Bakanlığı

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı 26.8.1999

Sayı :B.11.0.APK.0.10.01.21/EA-1094-18474

Konu :Bursa Milletvekili Sayın Faruk Çelik’in Yazılı Soru Önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :TBMMBaşkanlığının 12.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/400-1414/3815 sayılı yazısı.

Bursa Milletvekili Sayın Faruk Çelik’in 7/400-1414 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı hazırlanarak ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Enis Öksüz

Ulaştırma Bakanı

Bursa Milletvekili Sayın Faruk Çelik’in 7/400-1414 Sayılı Yazılı Soru Önergesi ve Cevabı

Sorular :

1. Ülkemizin mektup ve telgraflarının dağıtımında özveri ile görev yapan posta dağıtıcıları, yaklaşık olarak yılda 65 günden 25 yılda 4.5 yıl fazla mesai yapmaktadırlar, bu görevlilerimize fazla mesaiden dolayı ek ne tür ödeme yapılmaktadır?

2. Özellikle yaz-kış demeden, yağmur ve kar altında çalışan, yazın da sıcaklardan etkilenen bu insanların gösterdiği özveriye karşı ne tür tedbirler almayı düşünüyorsunuz?

3. Bu insanlarımızın gösterdiği özveriye karşı fiili hizmet zammını artırmak konusunda bir çalışmanız söz konusu mudur?

Cevap :

Sözleşmeli personel istihdam eden Posta İşletmesi Genel Müdürlüğünde görev yapmakta olan personelin yaptığı görevin önemi, niteliği, görev yerinin özelliği, eğitim düzeyi ve hizmet süresi gibi hususlar göz önünde bulundurularak sözleşme ücreti tespit edilmektedir. Buna göre haftanın beş günü çalışan personele 1 inci düzeyden, haftanın altıncı günü çalışan personele 1 inci düzeyin % 4 fazlası olan 2 nci düzeyden, 2 nci düzeyden ücret ödenenlerden Kefalet Kanununa tabi olanlara da 2 nci düzeyin %4 fazlası olan 3 üncü düzey üzerinden ücret ödenmektedir. Kefalet Kanununa tabi olup haftanın altıncı günü göreve gelen Posta Dağıtıcılarına da 3 üncü düzey (En üst düzey) ücret ödenmektedir.

Posta dağıtıcılarının arazi ve iklim koşullarından en az seviyede etkilenmeleri ve hızlı hizmet vermeleri için son yıllarda büyük ölçüde araçlı dağıtım yaptırılmaktadır. Arazi ve iklim durumu müsait olan yerlerde ise 1974 yılından bu yana 42316 köyde 428 araç ile motorize köy dağıtımı yapılmaktadır.

Ayrıca iş kıyafetleri, yazlık ve kışlık olmak üzere kalitesine özen gösterilerek Posta İşletmesi Genel Müdürlüğünce temin edilmektedir.

Fiili hizmet zammından faydalanabilecekler 5434 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde sayılmış olup, posta dağıtıcı elemanlarının bu madde kapsamına alınması için son olarak hazırlanan Kanun Teklifi hususunda Maliye Bakanlığı koordinatörlüğünde yapılan toplantı çalışmalarda; fiili hizmet süresi zamlarına ilişkin olarak hangi meslek ve görevlerin olağanüstü, ağır ve yıpratıcı olduğu, görevin ağırlığı ve yıpratıcılığının kıstasları bilinmediğinden; giderek daha az ağır ve daha az yıpratıcı meslek ve görevler için de fiili hizmet süresi zammı talepleri ile karşılaşılması ve bunun da kanun koyucunun müktesep hakların korunması amacından uzaklaşarak madde kapsamının genişletilmesine yol açacağı, ayrıca söz konusu teklifin kanunlaşması halinde, diğer meslek gruplarının da benzer talepte bulunmalarına sebebiyet vereceğinden 32 nci maddenin amacı dışına çıkılacağı düşüncesiyle anılan Kanun teklifi Maliye Bakanlığı ve T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce olumlu mütalaa edilmemiştir.

96.— Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir Organize Sanayi Bölgesi ödeneğinin artırılıp artırılmayacağına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanının cevabı (7/410)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sayın Sanayi ve Ticaret Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygı ile arz ederim.

Mehmet Elkatmış

Nevşehir

Nevşehir Organize Sanayi Bölgesi Projesi, İlimizdeki tarım ve turizm dışı gelirlerin artmasını sağlayarak şehrimize ekonomik canlılık kazandıracaktır.Gelir artırıcı ve işsizliği önleyici bir yatırım olması sebebiyle proje, sosyal açıdan da önemlidir. Tabiri caizse yılan hikayesine dönen, buna karşın Nevşehir için fevkalade öneme haiz bir projeye 1999 yılında Hükümetiniz tarafından ayrılan 1 000 000 TL.’lik (sadece bir milyon TL.) ödeneğin neyin karşılığı olduğu veya bu parayla ne yapılmak istendiği anlaşılamamaktadır.

Sorular :

1. Nevşehir Organize Sanayi Bölgesi için Bakanlığınız ne düşünmektedir?

2. Bu işin hızlandırılması için ne gereklidir?

3. Resmî Gazete’nin 10 Temmuz 1999 tarih ve 23751 sayısında yayımlanan yatırım programında yer alan, Nevşehir Organize Sanayi Bölgesi ödeneğini artırmayı düşünüyor musunuz?

T. C.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı

Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği 24.8.1999

Sayı :B.14.0.BHİ.01-258

Konu :Yazılı Soru Önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :11.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/410-1444/3870 sayılı yazınız.

Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, “Nevşehir Organize Sanayi Bölgesi ödeneğinin artırılıp artırılmayacağına” ilişkin olarak tarafımdan cevaplandırılmasını istediği (7/410) esas nolu yazılı soru önergesiyle ilgili cevabımız ekte takdim edilmiştir.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Ahmet Kenan Tanrıkulu

Sanayi ve Ticaret Bakanı

Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın Yazılı Sorularına İlişkin Cevaplarımız

Cevap 1-2 :

1994 yılından beri Yatırım Programında yer alan Nevşehir-Merkez Organize Sanayi Bölgesi projesinin yer seçimi etüd çalışmaları Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünce, kesin yer seçimi ise 8.11.1994 tarihinde yer seçimi komisyonunca mahallinde yapılmıştır. Bölgenin Kapadokya SİTalanlarına yakın olması sebebi ile yer seçimi, çeşitli kurum ve kuruluşlarının olumsuz görüşleri nedeni ile kesinleştirilememiştir. Nevşehir-Merkez OSB Müteşebbis Teşekkül Başkanlığınca Kayseri İdare Mahkemesinde açılan dava sonucunda, OSB yeri olarak incelenen Karakepez mevkiindeki alan, III. Derece SİTalanı kapsamından çıkarılmıştır. Sözkonusu alana ilişkin Kültür Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğüne 16.3.1999 tarih ve 2319 sayılı yazımız ile tekrar görüş sorulmuştur. Kültür Bakanlığı uygun görüşünün Bakanlığımıza intikalini müteakip, yer seçimi kesinleşecek ve gerekli ödenek ayrılabilecektir.

Cevap 3:

Bakanlığımız yatırım programlarında Etüd-Proje aşamasında olan tüm OSB projeleri 1 Milyon TL’lik sembolik bir ödenekle (iz bedel) yer almaktadır. Bu projelerin yer seçimlerinin kesinleştirilmesini müteakip kamulaştırma ve inşaat safhalarında bütçe imkânları çerçevesinde gerekli ödenekler tahsis edilmeye çalışılmaktadır.

Bu itibarla, 1999 Yılı Yatırım Programında Nevşehir-Merkez OSB projesine tefrik edilen 1 Milyon TL. ödenek; iz bedel olarak tahsis edilmiş olup, yer seçiminin kesinleşmesini müteakip, sözkonusu projenin kamulaştırma ve inşaat safhalarında bütçe imkânları çerçevesinde gerekli ödenek tahsis edilmeye çalışılacaktır.

97. – Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas’ın, Van toplu konut projesine ve Erciş Emlâk Bankası Şubesi kurulup kurulmayacağına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Sadi Somuncuoğlu’nun cevabı (7/417)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Sadi Somuncuoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Maliki Ejder Arvas

Van

Van İli bölgesinde cereyan eden sosyal ve ekonomik sebeplerden dolayı yoğun bir dış göç olgusuna maruz kalmaktadır. Bu göçler İlde çarpık kentleşmeye neden olmaktadır. Bununla birlikte işsizlik oranı oldukça artmaktadır. Van İlinde yapımına başlanacak olan toplu konut inşaatları bölgede yaşayan işsizlere geçici de olsa bir iş imkânı doğuracaktır.

1. Van İlinde arsası temin edilen 4 000 konutluk toplu konut projesinin 2 000 konutluk kısmı için Yüksek Planlama Kurulu kararı alınmasına rağmen projeye neden hâlâ başlanılmamıştır?

2. Van-Erciş İlçesi 100 000’e yakın nüfusuna rağmen İlçede Emlak Bankası neden kurulmamıştır?

T.C.

Devlet Bakanlığı 23.8.1999

Sayı : B.02.0.008/00698

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 11.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/417-1451/3877 sayılı yazınız.

İlgi yazınıza istinaden Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas’ın Van Toplu Konut Projesine ve Erciş İlçesinde Emlak Bankası Şubesi kurulup kurulmayacağına ilişkin yazılı soru önergesine ilgili kuruluşlardan alınan bilgilerin değerlendirilmesi sonucu verilen cevap aşağıya çıkarılmıştır.

Bilgilerinize arz ederim.

Sadi Somuncuoğlu

Devlet Bakanı

Emlak Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü,

Emlak Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü ana statüsü ile, dış ticaret, konut ve denizcilik sektör bankacılığı faaliyetlerini yerine getirmekle görevlendirilmiştir.

Banka yeni şube açılacak yörelerin tespitini ana statüsünde yer alan faaliyet konuları çerçevesinde yürütmektedir. Van-Erciş İlçesi için şimdiye kadar yapılan etütler de yörede bulunan banka şube sayısı ve faaliyet konularına ilişkin bankacılık potansiyeli açısından yeterli görülmediğinden Emlak Bankası Şubesi açılmamıştır.

Ayrıca 18.6.1999 tarih ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 7 nci madde 2 nci fıkrası ve 9 uncu madde 6 ncı fıkrasında yer alan amir hükümlere göre T. Emlak Bankasına T.C. Hazine Müsteşarlığınca tahsis edilen sermaye miktarı ve bugünkü sermaye yapısı, yeni şube açılışı için yeterli bulunmamaktadır.

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı,

Van İli Aratlı mevkiinde İmar Planı ve Parselasyon Planı yapılmamış 41 700 metrekare kadastral parsel arazinin mülkiyeti 29.5.1998 tarihinde idareye intikal etmiştir. Arazideki konut sayısı 4 000 adet olmayıp gerçek konut sayısı arazi üzerinde imar uygulaması yapıldıktan sonra imar planı kararları doğrultusunda belirlenecektir. İdarece arazinin imar uygulama çalışmalarına devam edilmektedir.

Projenin uygulamaya geçebilmesi için; “Güney Doğu Anadolu Bölgesi Altgelir Grubu Konut Projesi” dahilinde henüz yeri belirlenmeyen illerde yapılması planlanan 2 000 adet konut üretimi kapsamında; Dünya Bankasından beklenen kredi desteği gerçekleştiği takdirde, Doğu ve Güneydoğu illerinde uygulanacak kalkınma ve yerleşme hareketleri çalışması içinde idarece temin edilecek finansal imkânlar dahilinde, iki ayrı planlama düşünülmektedir. Bu çalışmalar sonuçlandıktan sonra konut uygulamalarına geçilebilecektir.

92.—İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, Türkiye’nin tanıtımını üstlenen kuruluşa yapılan ödemelere ilişkin sorusu ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu’nun yazılı cevabı (7/360)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Turizm Bakanı Sayın Erkan Mumcu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Bülent Akarcalı

İstanbul

1. Yıllardır Türkiye’nin tanıtımını üstlenen, Frankfurt’taki BOCHEN,HANSA&PARTNER adlı kuruluşa şimdiye kadar kaç para ödenmiştir?

2. Bu firmanın ortakları kimlerden oluşmaktadır?

3. Tanıtım için seçilecek firmalarda şirketin sicilini ve ortaklarını tam olarak araştırıyor musunuz?

T. C.

Turizm Bakanlığı

Hukuk Müşavirliği 27.8.1999

Sayı :B.170.HKM.0.00.00.00/1688-23873

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı

Genel Sekreterliği

Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığına

İlgi :9.8.1999 tarih ve 02-7/360-1323/3576 sayılı yazınız.

İstanbul Milletvekili Sayın Bülent Akarcalı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilen yazılı soru önergesi incelenmiştir.

1. Almanya’da yerleşik Bochen, Hansa Und Partner Reklam Ajansı, 1993 yılında, Bakanlığımızca oluşturulan Seçici Kurul Kararı ile ülkemizin Almanya, Avusturya ve İsviçre’deki reklam kampanyalarını yürütmekle görevlendirilmiştir.

Bochen, Hansa +Partner Ajansı, bu amaçla Almanya’daki Tanıtma Ataşeliklerimize teklif sunan 5 reklam ajansı arasından Kurul Kararı ile müşteri portföyünde turizmle ilgili kuruluşların bulunması, reklam eskizlerinin daha başarılı olması, bin kişiye erişim maliyetinin daha düşük olması ve ek faydalar sağlayabilme gücünün bulunması nedeniyle tercih edilmiştir.

Almanya, Avusturya, İsviçre ve Rusya Federasyonu grup ülkelerinden sorumlu adı geçen Reklam Ajansı vasıtasıyla gerçekleştirilen tanıtım kampanyalarımıza tahsis edilen ödenekler yıllar itibariyle aşağıda sunulmuştur.

1993 :46 Milyar TL. (Almanya, Avusturya, İsviçre)

1994 :90 Milyar TL. (Almanya, Avusturya, İsviçre)

1995 :212.6 Milyar TL. (Almanya, Rusya)

1996 :442.6 Milyar TL. (Almanya, Avusturya, İsviçre, Rusya)

1997 :492.8 Milyar TL. (Almanya, Avusturya, İsviçre)

1998 :1.2 Trilyon TL. (Almanya, Avusturya, İsviçre, Rusya)

1999 :970 Milyar TL. (1 inci altı aylık dönem için) (Almanya, Avusturya, İsviçre, Rusya)

TOPLAM:3 454 000 000 000 TL.

Reklam Ajansı, uluslararası normlar çerçevesinde, ülkemiz adına yaptığı reklam faaliyetleri bütçesi üzerinden yüzde 15 komisyon almıştır.

2. Bochen, Hansa Und Partner Reklam Ajansı ekte sunulan Ticaret Sicili Kayıt Belgesinden anlaşılacağı üzere 1992 yılında iki ortak tarafından kurulmuştur.

a) Dr. Michael Bochen; Psikolog

b) Marius Hansa; Reklamcı

Her iki ortak, şirkette müdür yetkisine sahip bulunmaktadırlar.

Uluslararası Reklamcılar Birliği üyesi olan Bochen, Hansa Und Partner firması, diğer ülkelerdeki 18 reklam ajansı ile işbirliği yapmakta ve 15 çalışanı bulunmaktadır.

1998 yılı cirosunun 15.3 Milyon Alman Markı olduğu ifade edilmektedir.

3. Reklam kampanyalarımızı yürütmek üzere teklifte bulunan reklam ajanslarının durumları Bakanlığımızca geliştirilmiş “Ajans Değerlendirme Notu” kapsamında incelenmekte ve sonuç Seçici Kurula sunulmaktadır.

Ekte sunulan Ajans Değerlendirme Notunda görüldüğü üzere, ajansın iş hacmi, personel sayısı, dünya çapında örgütlenme düzeyi, gerçek ve anahtar yöneticileri ve ilk on müşterisine ilişkin bilgiler temin edilerek Seçici Kurul Kararına esas alınacak dokümana eklenmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

Erkan Mumcu

Turizm Bakanı

a) Firma

b) Yeri a)Kayıt tarihi

c) Amacı Sermayesi Ortaklar Hukukî Yönü b) Not

a) Entegre Bildirişim için Bochen Dr. Michael 19 Mayıs 1992 kuruluşlu Limited a) 1 Temmuz 1992

Hansa und Partner Firması 100 000 Bochen, Psikolog, Şirket. Eğer bir ortak varsa, şirket b) Şirket sözleşmesi

müdürü o dur. Eğer birden çok or-

tak varsa, ya iki müdür olur veya

bir müdür ve bir vekil vardır.

b) Wiesbaden Wiesbaden;

c) Marketing alanında çalışmalar ile Marius Hansa, Dr. Michael Bochen ve Marius

bildirişimin her türlü tasarım ve ger- Reklamcı, Hansa’nın her ikisi de müdür.

çekleştirilmesi, bunların bağdaştırıl- Bad Homburg.

ması ve buna bağlı diğer çalışmalar.

200 000 19 Aralık 1994 tarihindeki yönetim a) 12 Ocak 1995

kurulu toplantısında sermaye 100 000

DM.’den 200 000 DM.’e arttırılmıştır.

Ayrıca, buna bağlı yönetim kurulu ka-

rarlarının % 3’ünün hafifletilmesi ka-

rarı alınmıştır.

93. —Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, THY’nın, Nevşehir Havaalanına kargo seferleri düzenleyip düzenlemeyeceğine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün yazılı cevabı (7/367)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Sayın Ulaştırma Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygı ile arz ederim.

Mehmet Elkatmış

Nevşehir

Nevşehir-Tuzköy -Kapadokya Havaalanı uluslararası nitelikte bir havaalanıdır. Her ne kadar bu havaalanı yeni açılmış ise de Nevşehir’in turistik bir yer olması dolayısıyla Bölgemize her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turistin gelmesi, yurt dışında pek çok bölge insanımızın çalışması ve İlimizden pomza madeni, limon ve patates ihracının yoğun olduğu gerçekleri karşısında havaalanımızın büyük bir yolcu ve yük kapasitesine ulaşacağı aşikardır. Kaldı ki, bölgemize çok yakın olan Esenboğa Havaalanı ise gerek yolcu ve gerekse kargo yönünden çok sıkışıktır. Nevşehir Havaalanı ise bu yönlerden çok müsaittir. Bu nedenle;

Soru :

THY, Nevşehir Havaalanına kargo seferleri düzenlemeyi düşünmekte midir?

T. C.

Ulaştırma Bakanlığı

Araştırma Planlama ve Koordinasyon 25.8.1999

Kurulu Başkanlığı

Sayı :B.11.0.APK.0.10.01.21/EA-1089-18399

Konu :Nevşehir Milletvekili Sayın Mehmet Elkatmış’ın Yazılı Soru Önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :TBMM Başkanlığının 9.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/367-1332/3585 sayılı yazısı.

Nevşehir Milletvekili Sayın Mehmet Elkatmış’ın 7/367-1332 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı hazırlanarak ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Enis Öksüz

Ulaştırma Bakanı

Nevşehir Milletvekili Sayın Mehmet Elkatmış’ın 7/367-1332 Sayılı

Yazılı Soru Önergesi ve Cevabı

Nevşehir -Tuzköy -Kapadokya Havaalanı uluslararası nitelikte bir havaalanıdır. Her ne kadar bu havaalanı yeni açılmış ise de Nevşehir’in turistik bir yer olması dolayısıyla Bölgemize her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turistin gelmesi, yurt dışında pek çok bölge insanımızın çalışması ve ilimizden pomza madeni, limon ve patates ihracının yoğun olduğu gerçekleri karşısında havaalanımızın büyük bir yolcu ve yük kapasitesine ulaşacağı aşikardır. Kaldı ki, bölgemize çok yakın olan Esenboğa Havaalanı ise gerek yolcu ve gerekse kargo yönünden çok sıkışıktır. Nevşehir Havaalanı ise bu yönlerden çok müsaittir. Bu nedenle;

Soru :THY, Nevşehir Havaalanına kargo seferleri düzenlemeyi düşünmekte midir?

Cevap :Bilindiği üzere Ulaştırma Bakanlığının ilgili kuruluşu iken 22.8.1990 tarih ve 90/822 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile özelleştirilmek üzere Başbakanlığa (Özelleştirme İdaresi Başkanlığı) bağlanan Türk Hava Yolları A.O. Genel Müdürlüğü; Nevşehir Havaalanına haftada 2 sefer ile İstanbul’dan sefer düzenlemektedir. Bu sefer ile yolcu taşıması yapıldığı gibi az miktarda kargo taşıması da gerçekleştirilebilmektedir.

Nevşehir’den yurt dışı yük taşıması için talep olması ve yeterli potansiyel görülmesi halinde, THY A. O. Nevşehir’den kargo özel kira seferleri düzenleyebilecektir.

94.—Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız’ın, turizm sektöründe yaşanan krize karşı alınacak tedbirlere ilişkin sorusu ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu’nun yazılı cevabı (7/390)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Turizm Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini arz ederim.

Saygılarımla.

İlyas Yılmazyıldız

Balıkesir

Sorular :

1. Türkiye’nin 1996, 1997, 1998, 1999 yıllarına ait Ocak-Mart, Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül, Ekim-Aralık 3’er aylık dönemlerde ve toplam olarak yıllık turizm gelirleri ve turist sayısı ne kadardır?Ülkemize bu yıl gelen turist sayısında ve turizm gelirlerinde geçen yıllara nazaran aylara göre hangi oranda azalma olmuştur?

2. Turizm sektöründe bu yıl büyük bir kriz yaşanmaktadır. Bu kriz dolayısıyla kapanan turizm işletmesi sayısı kaç tanedir? Yaşanan krizden bu yıl büyük zarar gören veya kapanan turizm işletmelerini bu durumdan kurtarmak için hangi tedbirleri almayı düşünüyorsunuz? Bu işletmelere düşük faizli kredi sağlanması için çalışmanız var mı?

3. Ülkemize yıllık 8 milyar dolara yakın döviz kazandıran turizm sektörüne ülkemizi tanıtım faaliyetleri için 1996, 1997, 1998, 1999 yıllarında bütçeden ne kadar pay ayrılmıştır? Tanıtım faaliyetleri için ayrılan pay o yılki bütçenin yüzde kaçıdır?

4. Bildiğiniz gibi ülkemize gelecek olan turistler bir yıl öncesinden rezervasyonlarını yaptırmaktadır. 2000 yılında aynı krizin yaşanmaması için Bakanlık olarak hangi tedbirleri aldınız?

T. C.

Turizm Bakanlığı

Hukuk Müşavirliği 27.8.1999

Sayı :B.170.HKM.0.00.00.00/1693-23927

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı

Genel Sekreterliği

Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığına

İlgi :9.8.1999 tarih ve 02-7/390-1381/3697 sayılı yazınız.

Balıkesir Milletvekili Sayın İlyas Yılmazyıldız tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilen yazılı soru önergesi incelenmiştir.

1. Türkiye’nin 1996, 1997, 1998, 1999 yıllarına ait, turizm gelirleri ve turist sayısına ilişkin dağılım listesi yazımız ekinde sunulmuştur.

2. Turizm sektöründe karşılaşılan sorunların giderilmesi amacıyla alınan tedbirler şunlardır:

a) 1.4.1999 gün ve 23653 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan 99/12623 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında, başta Antalya olmak üzere turist taşımacılığı yoğunluğu olan bir kısım hava alanlarımıza tarifesiz (charter) seferlerle turist taşıyacak uçaklara akaryakıtın % 50 indirimli tarife üzerinden satılması ve bu hava alanlarına sunulan yer hizmetleri ücretlerinin % 25 oranında düşürülmesi kararlaştırılmış ve uygulaması yapılmıştır.

Yukarıdaki uygulamanın devamı olarak; İstanbul, Antalya, İzmir, Bodrum, Dalaman, Nevşehir, Kayseri, Trabzon, Isparta Süleyman Demirel, Kars ve Erzurum Hava Limanlarına turist taşıyan charter uçakları için 1.7.1999 tarihinden itibaren 31.12.1999 tarihine kadar, yolcu hizmet ücretlerine %35; alacakları akaryakıt bedellerinin azamî % 50’sine kadar indirim uygulamasına ilişkin 20.6.1999 tarih ve 99/12891 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, 30.6.1999 gün ve 23741 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanmış ve uygulamaya geçilmiştir.

b) 25.4.1999 gün ve 23676 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan 99/12655 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında, yarım kalmış, işletme yetersizliği nedeniyle işletmeye geçememiş veya kısmen geçmiş konaklama tesislerinin ulusal ekonomiye kazandırılması kararlaştırılmıştır.

c) 30 Haziran 1999 tarihli ve 23741 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Dahilde İşletme Rejimi Kararında Değişiklik Yapılması hakkında 99/12889 sayılı Kararın geçici 6 ncı maddesinde yer alan, “İhracat Taahhüt sürelerinin bitiminden itibaren 31.12.1999 tarihine kadar yapılan ihracaat taahhüt hesapları kapatılmamış ihracaat, ihracaat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetlerin finansmanı amacıyla kullanılan kredi taahhütlerine sayılır ve krediyle ilgili yapılan işlemler vergi, resim ve harç istisnasından yararlandırılır” hükmü çerçevesinde, turizm sektörüne ilişkin kredilerin taahhüt kapatma sürelerinin 31.12.1999 tarihe kadar uzatıldığı belirtilmektedir.

d) Türkiye İhracaat Kredi Bankası A. Ş. tarafından, Seyahat Acentalarının yurtdışı tanıtım ve pazarlama faaliyetlerinin desteklenmesine devam edilmekte olup, sözkonusu uygulama kapsamına Özel Türk Hava Yolu firmaları da dahil edilmiştir.

3. Ülkemize döviz kazandıran turizm sektörüne ülkemizi tanıtım faaliyetleri için 1996, 1997, 1998, 1999 yıllarında Bütçeden ayrılan paylar aşağıda belirtilmiştir.

Yıl Bakanlık Bütçesi Tanıtma Gn. Md.lüğü Bütçesi % oranı

1996 5 016 000 2 337 312 47

1997 8 623 000 3 863 630 45

1998 14 046 000 6 600 790 47

1999 21 148 000 10 238 130 48

4. Turizm sektöründe yaşanan krizin 2000 yılında da sürmemesi için 2000 yılına yönelik olarak reklam ve PR faaliyetlerimiz yoğunlaştırılmıştır. Konunun daha ziyade siyasî boyutu önem kazandığından Dışişleri Bakanlığı ile eşgüdüm içerisinde lobi faaliyetlerimiz sürdürülmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

Erkan Mumcu

Turizm Bakanı

YILLAR İTİBARİYLE

TANITMA HİZMETLERİ BÜTÇE ÖDENEĞİ

(Milyon TL.)

Tanıtma hizmetleri Bakanlık Genel

Bütçe Bakanlık Bütçesine Bütçeye

Yıl Ödeneği Bütçesi Oranı Genel Bütçe Oranı

1996 2 337 312 5 016 000 % 46,5 3 558 506 822 % 0,06

1997 3 863 630 8 623 000 % 44,8 6 344 685 500 % 0,06

1998 6 600 790 14 046 500 % 46,9 14 749 475 000 % 0,04

1999 12 308 130 36 148 000 % 34 27 186 600 000 % 0,04

1999* 21 194 130 36 148 000 % 58,6 27 186 600 000 % 0,07

(*) Turizmi Geliştirme Fonuna ait ödenekler ilave edilmiştir.

TURİZM BAKANLIĞI

YATIRIMLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

ARAŞTIRMA VE DEĞERLENDİRME DAİRE BAŞKANLIĞI

Ministry of Tourism

General Directorate of Investments

Department of Research and Evaluation

1. — TÜRKİYE’YE GELEN YABANCILARIN YILLARA VE AYLARA GÖRE DAĞILIMI

Distribution of Foreigners Arriving in Turkey by Years and Months

% Değişim Oranı

Yıllar -Years Rate of Change (%)

Aylar-Months 1997 1998 1999(*) 1998/97 1999/98

Ocak-January 300 872 346 183 359 046 15.06 3.72

Şubat-February 314 306 371 526 371 727 18.21 0.05

Mart-March 555 204 476 756 409 483 — 14.13 — 14.11

Nisan-April 639 819 642 332 426 558 0.39 — 33.59

Mayıs-May 1 020 894 986 237 691 313 —3.39 —29.90

Haziran-June 1 045 987 1 062 961 781 220 1.62 —26.51

Temmuz-July 1 206 1 288 439 930 969 6.82 —27.74

Ağustos-August 1 404 876 1 460 075 — 3.93 —

Eylül-September 1 297 455 1 209 256 — — 6.80 —

Ekim-October 947 462 1 035 237 — 9.26 —

Kasım-November 538 368 502 — — 6.64 —

Aralık-December 417 535 371 057 — — 11.13 —

Toplam-Total 9 689 004 9 752 697 0.66

7 Aylık Toplam

7 Months Total 5 083 308 5 174 434 3 970 316 1.79 — 23.27

Kaynak :Emniyet Genel Müdürlüğü

Source :General Directorate of Security

(*) Veriler geçicidir.

Provisional Data

TURİZM GELİR VE GİDERLERİ

Receipts and Expenditures of Tourism

23.—TURİZM GELİRLERİNİN YILLARA VE AYLARA GÖRE DAĞILIMI

Distribution of Tourism Receipts by Years and Months

(Milyon $ -Million $)

Yıllar %Değişim Oranı

Years Rate of Change (%)

Aylar Months 1996 1997 1998 1997/96 1998/97

Ocak January 185,2 227,6 343,8 22,89 51,05

Şubat February 177,3 176,4 264,8 — 0,51 50,11

Mart March 242,8 293,6 390,8 20,92 33,11

Nisan April 340,3 490,5 315,2 44,14 —35,74

Mayıs May 426,0 745,6 490,3 75,02 — 34,24

Haziran June 483,1 844,8 603,7 74,87 —1,21

Temmuz July 729,7 941,8 834,6 29,07 51,96

Ağustos August 948,6 1 362,0 1 431,2 43,58 — 12,44

Eylül September 805,4 1 264,0 1 192,5 56,94 — 10,33

Ekim October 918,4 1 023,7 1 133,4 11,47 — 49,98

Kasım November 407,4 415,6 512,1 2,01 — 28,66

Aralık December 297,9 302,9 296,5 1,68 — 2,11

TOPLAM Total 5 962,1 8 088,5 7 808,9 35,67 — 3,46

Not :Turizm Bakanlığı + DİE (“Yabancı Ziyaretçi Çıkış Anketi” Sonucunda Elde Edilen Gelir)

Note :Ministry of Tourism +State İnstitude of Statistics (Receipts as a results “Survey of Departing Foreign Visitors”)

TÜRKİYE’YE GELEN YABANCI ZİYARETÇİLER

Foreign Visitors Arriving in Turkey

1.—TÜRKİYE’YE GELEN YABANCILARIN YILLARA VE AYLARA GÖRE DAĞILIMI

Distribution of Foreigners Arriving in Turkey by Years and Months

Yıllar %Değişim Oranı

Years Rate of Change (%)

Aylar Months 1996 1997 1998 1997/96 1998/97

Ocak January 283 616 300 872 346 183 6,08 15,06

Şubat February 324 910 314 306 371 526 — 3,26 18,21

Mart March 537 452 555 204 476 756 3,30 — 14,13

Nisan April 556 109 639 819 642 332 15,05 0,39

Mayıs May 874 942 1 020 894 986 237 16,68 — 3,39

Haziran June 902 015 1 045 987 1 062 961 15,96 1,62

Temmuz July 1 106 242 1 206 226 1 288 439 9,04 6.82

Ağustos August 1 153 755 1 404 876 1 460 075 21,77 3,93

Eylül Semtember 1 117 429 1 297 455 1 209 256 16,11 — 6,80

Ekim October 909 397 947 462 1 035 237 4,19 9,26

Kasım November 452 325 538 368 502 638 19,02 — 6,64

Aralık December 395 893 417 535 371 057 5,47 — 11,13

TOPLAM Total 8 614 085 9 689 004 9 752 697 12,48 0,66

95. —Bursa Milletvekili Faruk Çelik’in, posta dağıtıcılarının malî durumlarının iyileştirilmesine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün yazılı cevabı (7/400)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın,Ulaştırma Bakanımız Sayın Enis Öksüz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Faruk Çelik

Bursa

1. Ülkemizin mektup ve telgraflarının dağıtımında özveri ile görev yapan posta dağıtıcıları, yaklaşık olarak yılda 65 günden 25 yılda 4.5 yıl fazla mesai yapmaktadırlar, bu görevlilerimize fazla mesaiden dolayı ek ne tür ödeme yapılmaktadır?

2. Özellikle yaz-kış demeden, yağmur ve kar altında çalışan, yazın da sıcaklardan etkilenen bu insanların gösterdiği özveriye karşı ne tür tedbirler almayı düşünüyorsunuz?

3. Bu insanlarımızın gösterdiği özveriye karşı fiili hizmet zammını artırmak konusunda bir çalışmanız söz konusu mudur?

T. C.

Ulaştırma Bakanlığı

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı 26.8.1999

Sayı :B.11.0.APK.0.10.01.21/EA-1094-18474

Konu :Bursa Milletvekili Sayın Faruk Çelik’in Yazılı Soru Önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :TBMMBaşkanlığının 12.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/400-1414/3815 sayılı yazısı.

Bursa Milletvekili Sayın Faruk Çelik’in 7/400-1414 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı hazırlanarak ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Prof. Dr. Enis Öksüz

Ulaştırma Bakanı

Bursa Milletvekili Sayın Faruk Çelik’in 7/400-1414 Sayılı Yazılı Soru Önergesi ve Cevabı

Sorular :

1. Ülkemizin mektup ve telgraflarının dağıtımında özveri ile görev yapan posta dağıtıcıları, yaklaşık olarak yılda 65 günden 25 yılda 4.5 yıl fazla mesai yapmaktadırlar, bu görevlilerimize fazla mesaiden dolayı ek ne tür ödeme yapılmaktadır?

2. Özellikle yaz-kış demeden, yağmur ve kar altında çalışan, yazın da sıcaklardan etkilenen bu insanların gösterdiği özveriye karşı ne tür tedbirler almayı düşünüyorsunuz?

3. Bu insanlarımızın gösterdiği özveriye karşı fiili hizmet zammını artırmak konusunda bir çalışmanız söz konusu mudur?

Cevap :

Sözleşmeli personel istihdam eden Posta İşletmesi Genel Müdürlüğünde görev yapmakta olan personelin yaptığı görevin önemi, niteliği, görev yerinin özelliği, eğitim düzeyi ve hizmet süresi gibi hususlar göz önünde bulundurularak sözleşme ücreti tespit edilmektedir. Buna göre haftanın beş günü çalışan personele 1 inci düzeyden, haftanın altıncı günü çalışan personele 1 inci düzeyin % 4 fazlası olan 2 nci düzeyden, 2 nci düzeyden ücret ödenenlerden Kefalet Kanununa tabi olanlara da 2 nci düzeyin %4 fazlası olan 3 üncü düzey üzerinden ücret ödenmektedir. Kefalet Kanununa tabi olup haftanın altıncı günü göreve gelen Posta Dağıtıcılarına da 3 üncü düzey (En üst düzey) ücret ödenmektedir.

Posta dağıtıcılarının arazi ve iklim koşullarından en az seviyede etkilenmeleri ve hızlı hizmet vermeleri için son yıllarda büyük ölçüde araçlı dağıtım yaptırılmaktadır. Arazi ve iklim durumu müsait olan yerlerde ise 1974 yılından bu yana 42316 köyde 428 araç ile motorize köy dağıtımı yapılmaktadır.

Ayrıca iş kıyafetleri, yazlık ve kışlık olmak üzere kalitesine özen gösterilerek Posta İşletmesi Genel Müdürlüğünce temin edilmektedir.

Fiili hizmet zammından faydalanabilecekler 5434 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde sayılmış olup, posta dağıtıcı elemanlarının bu madde kapsamına alınması için son olarak hazırlanan Kanun Teklifi hususunda Maliye Bakanlığı koordinatörlüğünde yapılan toplantı çalışmalarda; fiili hizmet süresi zamlarına ilişkin olarak hangi meslek ve görevlerin olağanüstü, ağır ve yıpratıcı olduğu, görevin ağırlığı ve yıpratıcılığının kıstasları bilinmediğinden; giderek daha az ağır ve daha az yıpratıcı meslek ve görevler için de fiili hizmet süresi zammı talepleri ile karşılaşılması ve bunun da kanun koyucunun müktesep hakların korunması amacından uzaklaşarak madde kapsamının genişletilmesine yol açacağı, ayrıca söz konusu teklifin kanunlaşması halinde, diğer meslek gruplarının da benzer talepte bulunmalarına sebebiyet vereceğinden 32 nci maddenin amacı dışına çıkılacağı düşüncesiyle anılan Kanun teklifi Maliye Bakanlığı ve T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce olumlu mütalaa edilmemiştir.

96.— Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir Organize Sanayi Bölgesi ödeneğinin artırılıp artırılmayacağına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanının cevabı (7/410)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sayın Sanayi ve Ticaret Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygı ile arz ederim.

Mehmet Elkatmış

Nevşehir

Nevşehir Organize Sanayi Bölgesi Projesi, İlimizdeki tarım ve turizm dışı gelirlerin artmasını sağlayarak şehrimize ekonomik canlılık kazandıracaktır.Gelir artırıcı ve işsizliği önleyici bir yatırım olması sebebiyle proje, sosyal açıdan da önemlidir. Tabiri caizse yılan hikayesine dönen, buna karşın Nevşehir için fevkalade öneme haiz bir projeye 1999 yılında Hükümetiniz tarafından ayrılan 1 000 000 TL.’lik (sadece bir milyon TL.) ödeneğin neyin karşılığı olduğu veya bu parayla ne yapılmak istendiği anlaşılamamaktadır.

Sorular :

1. Nevşehir Organize Sanayi Bölgesi için Bakanlığınız ne düşünmektedir?

2. Bu işin hızlandırılması için ne gereklidir?

3. Resmî Gazete’nin 10 Temmuz 1999 tarih ve 23751 sayısında yayımlanan yatırım programında yer alan, Nevşehir Organize Sanayi Bölgesi ödeneğini artırmayı düşünüyor musunuz?

T. C.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı

Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği 24.8.1999

Sayı :B.14.0.BHİ.01-258

Konu :Yazılı Soru Önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :11.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/410-1444/3870 sayılı yazınız.

Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, “Nevşehir Organize Sanayi Bölgesi ödeneğinin artırılıp artırılmayacağına” ilişkin olarak tarafımdan cevaplandırılmasını istediği (7/410) esas nolu yazılı soru önergesiyle ilgili cevabımız ekte takdim edilmiştir.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Ahmet Kenan Tanrıkulu

Sanayi ve Ticaret Bakanı

Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın Yazılı Sorularına İlişkin Cevaplarımız

Cevap 1-2 :

1994 yılından beri Yatırım Programında yer alan Nevşehir-Merkez Organize Sanayi Bölgesi projesinin yer seçimi etüd çalışmaları Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünce, kesin yer seçimi ise 8.11.1994 tarihinde yer seçimi komisyonunca mahallinde yapılmıştır. Bölgenin Kapadokya SİTalanlarına yakın olması sebebi ile yer seçimi, çeşitli kurum ve kuruluşlarının olumsuz görüşleri nedeni ile kesinleştirilememiştir. Nevşehir-Merkez OSB Müteşebbis Teşekkül Başkanlığınca Kayseri İdare Mahkemesinde açılan dava sonucunda, OSB yeri olarak incelenen Karakepez mevkiindeki alan, III. Derece SİTalanı kapsamından çıkarılmıştır. Sözkonusu alana ilişkin Kültür Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğüne 16.3.1999 tarih ve 2319 sayılı yazımız ile tekrar görüş sorulmuştur. Kültür Bakanlığı uygun görüşünün Bakanlığımıza intikalini müteakip, yer seçimi kesinleşecek ve gerekli ödenek ayrılabilecektir.

Cevap 3:

Bakanlığımız yatırım programlarında Etüd-Proje aşamasında olan tüm OSB projeleri 1 Milyon TL’lik sembolik bir ödenekle (iz bedel) yer almaktadır. Bu projelerin yer seçimlerinin kesinleştirilmesini müteakip kamulaştırma ve inşaat safhalarında bütçe imkânları çerçevesinde gerekli ödenekler tahsis edilmeye çalışılmaktadır.

Bu itibarla, 1999 Yılı Yatırım Programında Nevşehir-Merkez OSB projesine tefrik edilen 1 Milyon TL. ödenek; iz bedel olarak tahsis edilmiş olup, yer seçiminin kesinleşmesini müteakip, sözkonusu projenin kamulaştırma ve inşaat safhalarında bütçe imkânları çerçevesinde gerekli ödenek tahsis edilmeye çalışılacaktır.

97. – Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas’ın, Van toplu konut projesine ve Erciş Emlâk Bankası Şubesi kurulup kurulmayacağına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Sadi Somuncuoğlu’nun cevabı (7/417)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Sadi Somuncuoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Maliki Ejder Arvas

Van

Van İli bölgesinde cereyan eden sosyal ve ekonomik sebeplerden dolayı yoğun bir dış göç olgusuna maruz kalmaktadır. Bu göçler İlde çarpık kentleşmeye neden olmaktadır. Bununla birlikte işsizlik oranı oldukça artmaktadır. Van İlinde yapımına başlanacak olan toplu konut inşaatları bölgede yaşayan işsizlere geçici de olsa bir iş imkânı doğuracaktır.

1. Van İlinde arsası temin edilen 4 000 konutluk toplu konut projesinin 2 000 konutluk kısmı için Yüksek Planlama Kurulu kararı alınmasına rağmen projeye neden hâlâ başlanılmamıştır?

2. Van-Erciş İlçesi 100 000’e yakın nüfusuna rağmen İlçede Emlak Bankası neden kurulmamıştır?

T.C.

Devlet Bakanlığı 23.8.1999

Sayı : B.02.0.008/00698

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 11.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/417-1451/3877 sayılı yazınız.

İlgi yazınıza istinaden Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas’ın Van Toplu Konut Projesine ve Erciş İlçesinde Emlak Bankası Şubesi kurulup kurulmayacağına ilişkin yazılı soru önergesine ilgili kuruluşlardan alınan bilgilerin değerlendirilmesi sonucu verilen cevap aşağıya çıkarılmıştır.

Bilgilerinize arz ederim.

Sadi Somuncuoğlu

Devlet Bakanı

Emlak Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü,

Emlak Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü ana statüsü ile, dış ticaret, konut ve denizcilik sektör bankacılığı faaliyetlerini yerine getirmekle görevlendirilmiştir.

Banka yeni şube açılacak yörelerin tespitini ana statüsünde yer alan faaliyet konuları çerçevesinde yürütmektedir. Van-Erciş İlçesi için şimdiye kadar yapılan etütler de yörede bulunan banka şube sayısı ve faaliyet konularına ilişkin bankacılık potansiyeli açısından yeterli görülmediğinden Emlak Bankası Şubesi açılmamıştır.

Ayrıca 18.6.1999 tarih ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 7 nci madde 2 nci fıkrası ve 9 uncu madde 6 ncı fıkrasında yer alan amir hükümlere göre T. Emlak Bankasına T.C. Hazine Müsteşarlığınca tahsis edilen sermaye miktarı ve bugünkü sermaye yapısı, yeni şube açılışı için yeterli bulunmamaktadır.

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı,

Van İli Aratlı mevkiinde İmar Planı ve Parselasyon Planı yapılmamış 41 700 metrekare kadastral parsel arazinin mülkiyeti 29.5.1998 tarihinde idareye intikal etmiştir. Arazideki konut sayısı 4 000 adet olmayıp gerçek konut sayısı arazi üzerinde imar uygulaması yapıldıktan sonra imar planı kararları doğrultusunda belirlenecektir. İdarece arazinin imar uygulama çalışmalarına devam edilmektedir.

Projenin uygulamaya geçebilmesi için; “Güney Doğu Anadolu Bölgesi Altgelir Grubu Konut Projesi” dahilinde henüz yeri belirlenmeyen illerde yapılması planlanan 2 000 adet konut üretimi kapsamında; Dünya Bankasından beklenen kredi desteği gerçekleştiği takdirde, Doğu ve Güneydoğu illerinde uygulanacak kalkınma ve yerleşme hareketleri çalışması içinde idarece temin edilecek finansal imkânlar dahilinde, iki ayrı planlama düşünülmektedir. Bu çalışmalar sonuçlandıktan sonra konut uygulamalarına geçilebilecektir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi internet Sitesi
© 2009 T.B.M.M.