DÖNEM : 21 CİLT : 5 YASAMA YILI : 1

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

28 nci Birleşim

1 . 7. 1999 Perşembe

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – YOKLAMA

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Balıkesir Milletvekili Agâh Oktay Güner’in, zeytinsineği haşeresiyle mücadele konusuna ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in cevabı

2. – Tokat Milletvekili Ali Şevki Erek’in, Tokat İlinin Pazar, Turhal ve Artova İlçelerinde meydana gelen dolu afetine ve verdiği zarara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in cevabı

3. – İstanbul Milletvekili Cahit Savaş Yazıcı’nın, 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramına ilişkin gündemdışı konuşması

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Macaristan’a gidecek olan Devlet Bakanı Edip Safder Gaydalı’ya, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/345)

2. – Gürcistan Cumhuriyetine gidecek olan Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Tunca Toskay’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/346)

3. – Kuzey Kıbırıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’a, dönüşüne kadar, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mustafa Cumhur Ersümer’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/347)

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. – İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin ve 21 arkadaşının, üniversite giriş sınavının ülke gerçeklerine uygun olup olmadığının ve soru kitapçıklarının çalınması olayı ile Meteksan Firmasına yapılan ödeme arasındaki bağlantıların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/24)

2. – İzmir Milletvekili Atilla Mutman ve 24 arkadaşının, Ege kıyılarındaki balık çiftliklerinin neden olduğu zararların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/25)

3. – Konya Milletvekili Remzi Çetin ve 23 arkadaşının, ilköğretim okullarının içinde bulunduğu sorunların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/26)

V. – ÖNERİLER

A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1. – Gündemdeki sıralamanın yeniden yapılması ile çalışma süresine ilişkin DSP, MHP VE ANAP Gruplarının müşterek önerisi

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. – Radyo veTelevizyon Verici Tesislerinin Türkiye Radyo – Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğüne Devredilmesi ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Anayasa ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/376) (S.Sayısı : 10)

VII. – SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Giresun Milletvekili Turhan Alçelik’in, Giresun Organize Sanayi Bölgesi için ödenek verilip verilmeyeceğine ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun yazılı cevabı (7/31)

2. – Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, yük ve yolcu taşımacılığında kullanılan araçlarda takograf cihazı bulundurma zorunluluğuna ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın yazılı cevabı (7/46)

 

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açıldı.

İzmir Milletvekili B.Suat Çağlayan, doku grubu bankası ve kemik iliği nakline,

İzmir Milletvekili Suha Tanık, 21 - 25 Haziran 1999 tarihlerinde yapılan Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi Olağan Genel Kurul toplantısına,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

Ankara Milletvekili Oya Akgönenç Muğisuddin’in, Türkiye’nin Ortaasya Türk Cumhuriyetleri ve Keşmir politikaları konusundaki gündemdışı konuşmasına Devlet Bakanı Abdulhaluk Mehmet Çay cevap verdi.

Amerika Birleşik Devletlerine gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in,

Burkina Faso’ya gidecek olanDevlet Bakanı Mehmet Keçeciler’e, Devlet Bakanı Yüksel Yalova’nın,

Vekâlet etmelerinin ve

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’in Başbakan Yardımcısı olarak görevlendirilmesinin,

Uygun görülmüş olduğuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri ile;

Avusturya Temsilciler Meclisi Başkanı Neil Andrew’in, beraberinde bir Parlamento heyetiyle birlikte ülkemizi ziyaret için davet edildiklerine ilişkin TBMM Başkanlığı tezkeresi;

Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

İstanbul Milletvekili Azmi Ateş ve 43 arkadaşının, THK yönetimi hakkındaki iddiaları araştırmak (10/19),

Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu ve 21 arkadaşının, erozyonun nedenlerinin (10/20),

Sıvas Milletvekili Musa Demirci ve 35 arkadaşının, hayvancılık sektörünün sorunlarının (10/21)

Bursa Milletvekili Faruk Çelik ve 19 arkadaşının, tarım sektörünün sorunlarının (10/22)

Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya ve 19 arkadaşının, yerel basının sorunlarının (10/23),

Araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi,

Amacıyla birer Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri okundu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacakları ve öngörüşmelerinin, sırasında yapılacağı açıklandı.

İçişleri Komisyonunda açık bulunan ve DYP Grubuna düşen 1 üyelik için aday gösterilen Çorum Milletvekili Bekir Aksoy seçildi.

Gündemin “Sözlü Sorular” kısmının :

1 inci sırasında bulunan, Giresun Milletvekili Turhan Alçelik’in (6/1),

3 üncü sırasında bulunan, Bursa Milletvekili Faruk Çelik’in (6/3),

Esas numaralı sözlü sorularına Devlet Bakanı Abdulhaluk Mehmet Çay,

2 nci sırasında bulunan, İstanbul Milletvekili Osman Yumakoğulları’nın (6/2) esas numaralı sözlü sorusuna da Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu,

Cevap verdiler.

4 üncü sırasında bulunan (6/4) ve

5 inci sırasında bulunan (6/5),

Esas numaralı sözlü sorular, ilgili bakanlar Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından, ertelendi.

1 Temmuz 1999 Perşembe günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 16.19’da son verildi.

Ali ILIKSOY

Başkanvekili

Tevhit KARAKAYA Mehmet AY

Erzincan Gaziantep

Kâtip Üye Kâtip Üye

 

No. : 22

II. – GELEN KÂĞITLAR

1 . 7 . 1999 PERŞEMBE

Teklifler

1.- Antalya Milletvekili Mehmet Zeki Okudan ve 8 Arkadaşının; Antalya İlinde Üç İlçe Kurulmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/93) (İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 22.6.1999)

2. – İzmir Milletvekili Rıfat Serdaroğlu’nun; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Bazı Değişiklikler Yapan Kanun Teklifi (2/94) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.6.1999)

3. – İzmir Milletvekili Rıfat Serdaroğlu’nun; 132 Sayılı Türk Standartları Enstitüsü Kuruluş Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/95) (Adalet ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.6.1999)

4. – İstanbul Milletvekili Osman Yumakoğulları ve 8 Arkadaşının; Esenyurt Adında Bir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/96) (İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.6.1999)

5. – Konya Milletvekili Hüseyin Arı ve 8 Arkadaşının; Konya Ereğli’nin İl Olması Hakkında Kanun Teklifi (2/97) (İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.6.1999)

6. – Erzurum Milletvekili Lütfü Esengün ve 15 Arkadaşının; Erzurum İline Bağlı Akşar Adlı Bir İlçe Kurulmasına Dair Kanun Teklifi (2/98) (İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.6.1999)

7. – Erzurum Milletvekili Lütfü Esengün ve 15 Arkadaşının; Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/99) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.6.1999)

8. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün; Yükseköğretim Kurumları Teşkilâtı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/100) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.6.1999)

9. – Kahramanmaraş Milletvekili Ali Doğan’ın; Kahramanmaraş İl Merkezinde Büyükşehir Belediyesi Dumlupınar, Aslanbey, Dulkadiroğlu Adıyla Üç Belediye Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/101) (İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.6.1999)

10. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün; Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/102) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.6.1999)

11. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/103) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.6.1999)

12. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün; Sosyal Sigortalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/104) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.6.1999)

13. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal ve 3 Arkadaşının; 28.3.1983 Tarih ve 2809 Sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilâtı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanuna Bir Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/105) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1999)

14. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya ve 19 Arkadaşının; 4325 Sayılı Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/106) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1999)

15. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya ve 20 Arkadaşının; Yükseköğretim Kurumları Teşkilâtı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair 2809 Sayılı Kanun ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/107) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1999)

16. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya ve 29 Arkadaşının; Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun Teklifi (2/108) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1999)

17. – Balıkesir Milletvekili Mustafa Güven Karahan’ın; Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/109) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1999)

18. – Balıkesir Milletvekili Mustafa Güven Karahan’ın; 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/110) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1999)

19. – Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün; Bir İl Kurulmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/111) (İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

Tezkereler

1. – Çorum Milletvekili Yasin Hatiboğlu’nun Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/245) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

2. – Ardahan Milletvekili Saffet Kaya’nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/246) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

3. – İstanbul Milletvekili Ayşe Nazlı Ilıcak’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/247) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

4. – Konya Milletvekili Lütfi Yalman’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/248) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

5. – Gaziantep Milletvekili Mustafa Yılmaz’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/249) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

6. – Kayseri Milletvekili Salih Kapusuz’un Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/250) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

7. – Adana Milletvekilleri Recai Yıldırım ve Ali Halaman’ın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/251) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

8. – Elazığ Milletvekili Mehmet Kemal Ağar’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/252) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

9. – Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/253) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

10. – Diyarbakır Milletvekili Salih Sümer’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/254) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

Rapor

1. – Radyo ve Televizyon Verici Tesislerinin Türkiye Radyo-Televizyon Kurulu Genel Müdürlüğüne Devredilmesi ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Anayasa ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/376) (S. Sayısı: 10) (Dağıtma tarihi : 1.7.1999) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, sözleşmeli personelin kadroya alınmasına ilişkin Çevre Bakanından sözlü soru önergesi (6/29) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.6.1999)

2. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, Balıkesir İline bağlı köy yollarından kaçının asfaltlandığına ve asfaltlanmayan yollara ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) sözlü soru önergesi (6/30) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

3. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, Balıkesir Atatürk Stadyumunun gece aydınlatma sistemi ihtiyacına ve Balıkesir İline güreş okulu açılıp açılmayacağına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/31) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

4. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, Balıkesir SSK Hastanesinin Bölge Hastanesine dönüştürülmesi ve bazı ilçelerdeki bağlı SSK dispanserlerinin iyileştirilmesiyle ilgili bir çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/32) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

5. – Şanlıurfa Milletvekili Ahmet Karavar’ın, şehir merkezleri içinde kalan cezaevlerine ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/33) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

6. – Şanlıurfa Milletvekili Ahmet Karavar’ın, Şanlıurfa il merkezi küçük sanayi sitesi inşaatına ve bazı ilçelere organize sanayi bölgesi yapımı için ödenek ayrılıp ayrılmadığına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/34) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

7. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, Samsun Gelemen Tarım İşletmesi Müdürlüğü tarafından yürütülen hizmetlere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/35) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.6.1999)

8. – Manisa Milletvekili Hasan Gülay’ın, Salihli- Turgutlu karayolunun yapımı için ayrılan ödeneğe ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/36) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.6.1999)

9. – Manisa Milletvekili Hasan Gülay’ın, Manisa İli Muradiye Beldesini İzmir’in Menemen İlçesine bağlayan karayolunu genişletme çalışmaları için ayrılan ödeneğe ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/37) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.6.1999)

10. – Manisa Milletvekili Hasan Gülay’ın, Manisa İlinin merkezinde bulunan Kuşlubahçe hemzemin geçidinin yaya yolu yapımının ne zaman bitirileceğine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/38) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.6.1999)

11. – Manisa Milletvekili Hasan Gülay’ın, Salihli-Gölmarmara-Akhisar’ı birbirine bağlayacak karayolunun yapımı için ayrılan ödeneğe ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/39) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.6.1999)

12. – Manisa Milletvekili Hasan Gülay’ın, İzmir-Manisa Karayolu için 1999 yılında ayrılan ödeneğe ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/39) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.6.1999)

Yazılı Soru Önergeleri

1. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, Şanlıurfa’daki doktor açığına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/126) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

2. – Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın, açık lise sınavında “ Türk Dili 2” soruları yerine “ Edebiyat Tarihi” soruları sorulduğu iddiasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/127) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

3. – Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın, özel hava şirketlerinin meydan iniş ücretine yapılan zamma ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/128) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

4. – Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın, lisans-üstü eğitim için yurt dışına gönderilenlere ve ÖSS soru kitapçığının çalınmasıyla ilgili olarak yapılan işlemlere ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/129) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

5. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, doktorların istihdam koşullarına ve sağlık hizmetlerinden KDV alınması yönünde bir çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/130) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

6. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, Balıkesir-Ankara arasına yeni expres seferi konulup konulmayacağına ve Bandırma-Bursa Demiryolu Projesine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/131) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

7. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunlarına ve zeytinyağı borsası kurulup kurulmayacağına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/132) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

8. – Muğla Milletvekili Nazif Topaloğlu’nun, ülke genelinde bir ürün yetiştirme planlaması yapılıp yapılmayacağına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/133) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

9. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, Fransa’da yaşayan işçilerimizin kötü muameleye maruz kaldıkları ve sınır dışı edileceği iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/134) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.6.1999)

10. – Hatay Milletvekili Mustafa Geçer’in, eğitime katkı payı adı altında toplanan paraya ve bu paradan Hatay İline aktarılan miktara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/135) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.6.1999)

11. – Hatay Milletvekili Mustafa Geçer’in, Hatay İli Kırıkhan Belediyesinin gelirlerine konan hacize ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/136) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.6.1999)

12. – Konya Milletvekili Remzi Çetin’in, ÖSS’de ilköğretim okulu öğretmenlerinden birinin sınava giren bir öğrencinin zorla başını açtırdığı iddiasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/137) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.6.1999)

13. – Kocaeli Milletvekili Mehmet Batuk’un, bir gazetede “İşte Gerçek Rapor” başlığı altında yayımlanan habere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/138) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.6.1999)

14. – Edirne Milletvekili Ahmet Ertürk’ün, Meriç Nehri boyunca arazisi olan çiftçi ve balıkçıların bazı sorunlarına ilişkin Millî Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/139) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.6.1999)

15. – Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, Bakanlık tarafından yayımlanacak eserlerde aranan kriterlere ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/140) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.6.1999)

Meclis Araştırması Önergeleri

1. – İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin ve 21 arkadaşının, üniversite giriş sınavının ülke gerçeklerine uygun olup olmadığının ve soru kitapçıklarının çalınması olayı ile Meteksan firmasına yapılan ödeme arasındaki bağlantıların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/24)

2. – İzmir Milletvekili Atilla Mutman ve 24 arkadaşının, Ege kıyılarındaki balık çiftliklerinin neden olduğu zararların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/25) (Başkanlığa geliş tarihi : 21.6.1999)

3. – Konya Milletvekili Remzi Çetin ve 23 arkadaşının, ilköğretim okullarının içinde bulunduğu sorunların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/26) (Başkanlığa geliş tarihi : 21.6.1999)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

1 Temmuz 1999 Perşembe

BAŞKAN : Başkanvekili Ali ILIKSOY

KÂTİP ÜYELER : Mehmet AY (Gaziantep), Tevhit KARAKAYA (Erzincan)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 28 inci Birleşimini açıyorum.

III. – Y O K L A M A

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakikalık süre veriyorum.

Sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik cihaza giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan personelden yardım istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını teknik personel aracılığıyla, Başkanlığımıza, 5 dakikalık süre içerisinde göndermelerini önemle rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç milletvekili arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.

Gündemdışı söz süresi 5 dakikadır. Arkadaşlarımızın buna itibar etmelerini özellikle rica ediyorum.

Gündemdışı ilk söz, zeytinsineği ile mücadele konusunda söz isteyen, Balıkesir Milletvekili Sayın Agâh Oktay Güner’e attir.

Buyurun Sayın Güner. (ANAP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Balıkesir Milletvekili Agâh Oktay Güner’in, zeytinsineği haşeresiyle mücadele konusuna ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in cevabı

AGÂH OKTAY GÜNER (Balıkesir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye’nin ihracat metaı olarak Türk ihracatında çok önemli bir yer tutan zeytinyağının, mutfaklarımızda, içpiyasa tüketiminde de ne kadar ağırlıklı bir yeri olduğunu bilmektesiniz. Balıkesirimizin körfez bölgesi, bu çok kıymetli ürünün yüzde 95’ini sağlamaktadır.

2000’li yıllara giderken, daha kaliteli üretime geçebilmemiz için, bu konuda almamız icap eden çok önemli tedbirler var. Dünya piyasalarında İtalya’nın ve İspanya’nın ağır rekabeti karşısında zeytinyağı üreticisini yalnız bırakamayız. Bu sebeple, bu konuyu huzurunuza getirme imkânını bana veren Sayın Başkana özellikle teşekkür etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, geçen yıl çok ciddî bir şekilde zeytine musallat olan, zeytin ağaçlarını tahrip eden zeytinsineği ile mücadele yapıldı, 25 milyon adet zeytin ağacı, havadan, uçaklarla ilaçlandı. Balıkesir İlimizde 10 350 000 civarında zeytin ağacı var ve bu büyük zenginlik, şu anda, bu sinek haşeresinin tehdidi altındadır. En az yüzde 25 oranında mahsule zarar verecek bu haşereyle çok ciddî bir mücadele başlatılmasını Sayın Hükümetten ve Sayın Tarım Bakanımızdan özellikle rica ediyorum.

Zeytinyağı üreticisi, şu anda kırgındır. Tariş, geçen yıl 380 000 lira fiyat tespit etti ve hükümet, çok yerinde, şükrana layık bir kararla, prim sistemi getirdi; ama, serbest piyasada zeytinyağı 800 000 liraya fırlayınca, çiftçi, hükümete, bürokrasiye kırgın bir psikolojiye girdi. Bu kırgınlığın bu yıl olmaması için, Sayın Hükümetin, Sanayi Bakanlığı ilgililerinin, Tariş yetkili kurullarının çok ciddî araştırma yaparak, bu güzel insanların elinden tutmasını bekliyoruz. Niçin bekliyoruz; bu fedakâr çiftçiler, aynen hububat üreticileri gibi, Yaradanın takdirine terk ettikleri emeklerinin bedelini bizden beklemektedirler.

Şu gerçeği görmeliyiz: Çiftçinin harcaması devamlı bir biçimde artmakta, ağır enflasyon şartları, onun harcadığıyla sattığı arasındaki farkı aleyhine büyütmektedir. Türkiye, üretici çiftçisine, harcadığıyla kazandığı arasında denge kuramayıp, refah payı veremediği müddetçe, bu ülkenin, bu sağlam ve fedakâr evlatlarına yapması gereken vazifeyi yapmamış olur.

Sayın Bakanımızdan beklediğimiz, devletin her türlü kaynak yetersizliğini aşarak, devletin gücünü kullanarak, mevcut stoklardaki ilaçları harekete geçirerek, hızla uçak kiralama kararını verip, havadan mücadeleyi başlatmasıdır.

Ayrıca, Balıkesir’de haziran ve ekim sonu, ne yazık ki, yangın mevsimidir. Allah, hainlerin şerrinden ve tabiî afetlerden orman varlığımızı korusun. Yangın gözetlemede 800 işçinin çalıştırılması da elzemdir; bu ise, 1,5 trilyon lira civarında bir bütçeyi gerekli kılmaktadır. Bu 800 işçi beş ay çalışıyor ve en büyük zenginliklerimizden birisi olan orman varlığını koruyor.

Değerli arkadaşlarım, tarım kesimini, zeytin üreticisini, zeytinyağı fiyatını, orman varlığını korumayı hep bir arada görmek zorundayız; çünkü, zeytinsineği haşeresi, diğer haşerelerle birlikte bütün bitki örtüsü için ağır bir tehlike, ağır bir tehdit teşkil ediyor.

Değerli arkadaşlarım, hükümetin bütçe kaynaklarını biliyoruz, maddî sıkıntılarımızı da biliyoruz; ama, özellikle altını çizerek belirtmek istiyorum, devletin kaynakları sınırsızdır, devletin gücü sınırsızdır. Hükümetler, şikâyet yeri değil; hükümetler, çare üretme, çözüm bulma yeridir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Size 1 dakika eksüre veriyorum Sayın Güner.

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – Hükümetimizin büyük bir dirayetle ve ehliyetle, bu haşereyle mücadele etmesini ve diğer bütün zararlılarla mücadele edecek ciddî bir mücadele programını gündeme getirmesini bekliyorum.

Zeytinyağı üreticisinin, hükümet programında belirtilen ölçüler içerisinde sahipsiz kalmayacağına; hükümetin, tutarlı, emeği, masrafı, fadakârlığı karşılayan bir tabanfiyat politikasıyla bu güzel insanların emeğini değerlendireceğine inanıyor; Sayın Başkanı ve Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Güner.

Hükümet adına, buyurun Sayın Bakan. (MHP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 20 dakika.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Agâh Oktay Güner’in, bu önemli konudaki konuşması ve açıklamaları için teşekkür ediyorum.

Zeytinsineği, bütün Akdeniz ülkelerinde olduğu gibi, ülkemiz zeytinlerinin de en önemli zararlılarındandır. İlaçlama yapılmadığı takdirde, Sayın Güner’in de belirttiği gibi, özellikle yemeklik zeytinyağı üretiminde yüksek asitli yağ elde edilmesine sebep olmakta ve yağ kalitesi önemli ölçüde düşmektedir.

Ülkemizde zeytin sahaları, biliyorsunuz ki, Kahramanmaraş’tan başlayıp batıya kadar uzanmaktadır. Bitki hastalık ve zararlılarıyla devlet mücadelesi yıllar içerisinde terk edilmiş ve özellikle, 1998 yılında -altını çizerek belirtiyorum- sadece, süne, kımıl ve çekirgeyle mücadele yapılmıştır. Bunun yanı sıra, Çanakkale ve Balıkesir bölgesinde, arkadaşlarımızın ısrarıyla, kısıtlı alanda zeytin sineği mücadelesi yapılmıştır. Belirttiğim yılda, özellikle özelleştirme ağırlıklı bir siyasetin izlendiği ve bu dönemde de hükümetlerin, çiftçinin yapabileceği bütün mücadelelerden elini çekmiş olmasına rağmen, teknik kontrol ve aynî yardımlarla üreticimize hizmet verilmeye devam edilmektedir.

Zeytinciliğin merkezi sayılan Bursa ve Balıkesir ele alındığında, Bursa çiftçisi, 6 milyon ağaçla, mücadeleyi kendisi yapmaktadır. Buna karşılık, Balıkesir ve Çanakkale bölgesinin zengin zeytin üreticileri, iki yıldır, birlik kuruluşuna karşı çıkarak, kendilerinin yapması gerekli olan mücadeleyi, ısrarlı bir şekilde, devlet mücadelesi şeklinde, devlet tarafından yapılması konusunda Bakanlığımızı zorlamaktadırlar.

Ekim 1998’de, Bakanlık, enstitü ve il müdürlüklerinden yetkililerin katılımıyla yapılan değerlendirme ve program toplantılarında, 1999 yılında yapılacak zeytinsineği mücadelesinin, yönetimli çiftçi müdahalesi şeklinde uygulanması kararlaştırılmıştır. Zeytin hastalık ve zararlılarıyla, doğal çevreye en az zarar verecek şekilde ve tekniğine uygun olarak etkin, ekonomik bir mücadelenin yapılmasını sağlamak için, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanunun 28 Şubat 1995 tarihinde, 4086 sayılı Kanunla değişik 17 nci maddesine istinaden çıkarılan Zeytin Hastalık ve Zararlılarıyla Mücadele Birliklerinin Kuruluş ve Çalışma Esaslarına Dair Yönetmelik çerçevesinde yürütülmektedir. Bu yönetmelik ise, 31 Mart 1996 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelik, tekrar ediyorum, 31 Mart 1996 tarihinde yürürlüğe girmiştir ve burada, zeytin hastalık ve zararlılarıyla mücadele birliklerinin kurulması ve zararlılarla mücadelenin, yönetimli çiftçi mücadelesi şeklinde olması kararlaştırılmıştır.

Bu birliklerin en kısa zamanda kurulması için, Ege, Marmara ve Akdeniz Bölgelerindeki il müdürlüklerimizin önderliğinde, mahallî idarelerin de katılımıyla, kendi gözetimimizde birlik çalışmalarına hız verilmeye çalışılmış; ancak, özellikle Balıkesir ve Çanakkale yöresinde birlik kurma çalışmaları yavaşlattırılmaktadır. Mücadeleyi yönlendirecek maddî destek ve teknik hizmetlerin aktarımı, birliklerin yeni kurulduğu bu dönemde de yine Bakanlığımızca esirgenmeyecek ve birliklerin başarılı olması özendirilerek teşvik edilecektir.

Ülkemiz ekonomisinin bugünkü kısıtlı imkânları gözönüne alındığında, zeytinsineği mücadelesinin, devlet mücadelesi şeklinde yapılması maddî bir yük getirecektir; ayrıca, devlet mücadelesi yapılmayan bölgelerdeki üreticiler açısından da Çanakkale ve Balıkesir İllerine yönelik özel bir uygulama şeklinde algılanacaktır. Bu nedenle, üreticiler, sorunlarının sorumluluğunu belirli bir ölçüde devletten beklemeden üstlenmeli ve benzeri bazı zararların devletten kaşılanmasının yarattığı anlayışı, artık yavaş yavaş sona erdirmelidirler.

Diğer taraftan, bu mücadelenin devletçe yapılması konusunda mücadeleyi uygulayan uçak ve ilaç firmalarının, geçtiğimiz yıllarda, bazı kişiler ve siyasîler tarafından etkilendirildiğinin, uçak kiralamada zorluk çıkarıldığının da altını çizmet istiyorum. 1998 yılında, Balıkesir, Çanakkale, İzmir ve Manisa İllerinde, yine de 19 105 000 ağaçta, 400 milyar lira harcanarak, zeytinsineği mücadelesi yapılmıştır.

Özetlediğim şekilde, 1999 yılı bitki koruma programı ve uygulama prensiplerinde programlandığı üzere, bundan sonraki yıllarda, yönetimli çiftçi mücadelesi şeklinde bu mücadele sürdürülecektir. Benim dileğim, özellikle yöredeki insanlarımızın, çiftçilerimizin bu yönde teşkilatlandırılması ve bu yönde hazırlıklarını bir an önce bitirmeleridir.

Bu değerlendirmeler ışığı altında, yine de, 1999 yılında zeytinsineği mücadelesi, devlet yardım mücadelesi olarak yapılmaya kalkışıldığı takdirde, 500 milyar liralık bir ödeneğe ihtiyaç vardır. Asıl sıkıntı da, uçak kiralamak ve uçakların bu alanlardaki ilaçlamayı yapabilmeleridir. Bu konuda, yöre siyasetçileri gerekli desteği verdiğinde ve 500 milyar liralık ödenek de buraya ayrıldığı takdirde, ilaçlamaya başlanacaktır.

Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri; bilgilerinize arz ediyorum. (MHP, DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bakanım.

AGÂH OKTAY GÜNER (Balıkesir) – Sayın Başkanım, müsaade buyurursanız bir kısa açıklama arz etmek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun efendim.

AGÂH OKTAY GÜNER (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Değerli Bakanımızın açıklamalarını büyük bir üzüntüyle dinledim. Sadece Balıkesir’in körfez bölgesinde 13,5 milyon zeytin ağacı var. Sayın Bakan, elindeki dokümanlardan bu rakamları daha iyi tespit edebilir. Sayın Bakanın, Bursa’da 6 milyon ağacın, üreticilerin kendi imkânlarıyla ilaçlandığı, Balıkesir ve Çanakkale’deki ağaçların devlet kaynağıyla ilaçlandığı yolundaki beyanlarını, hükümet açısından çok elem verici buluyorum ve üzüntüyle karşılıyorum.

Tarım Bakanlığı, uçak kiralayamayacak kadar aciz mi ki, yöre milletvekilleri olarak uçak kiralayalım? Zaten, şu anda, böcekler, orayı işgal etmiş. Sayın Bakan, birlik kurup, uçak kiralatıp, oraya gidinceye kadar, zeytin mahsulü toprak olur. Meseleyi, lütfen, tekrar incelesinler.

Teşekkür ediyorum efendim.

BAŞKAN – Sayın Güner, teşekkür ediyoruz.

Hükümet, gündemdışı konuşmaya yanıt vermiştir.

AGÂH OKTAY GÜNER (Balıkesir) – Teşekkür ediyorum efendim.

BAŞKAN – Biz teşekkür ediyoruz.

Gündemdışı ikinci söz, Tokat’ın Pazar, Turhal ve Artova İlçelerinde, 20 Haziran 1999 Pazar günü meydana gelen ağır dolu afetinde mağdur olan çiftçiler hakkında söz isteyen Tokat Milletvekili Sayın Ali Şevki Erek’e aittir.

Sayın Erek Buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

2. – Tokat Milletvekili Ali Şevki Erek’in, Tokat İlinin Pazar, Turhal ve Artova İlçelerinde meydana gelen dolu afetine ve verdiği zarara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in cevabı

ALİ ŞEVKİ EREK (Tokat) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

20 Haziranı 21 Hazirana bağlayan gece, Tokat İlimizin Pazar, Turhal ve Artova İlçelerinde ve en büyük zararı gören 21 köyümüzü geçkin yerleşim yerinde büyük bir dolu afeti vuku bulmuştur. Yüce Meclise ve Değerli Bakanımıza öyle arz edeyim ki, bu afet, bu 21 köyümüzdeki bütün mahsulü hâk ile yeksan eylemiştir. Özellikle Pazar İlçemize bağlı Üzümören ve Dereköy Kasabalarımız başta olmak üzere, Bağlarbaşı, Ballıca, Çiftlik, Çayköy, Ovayurt, Ovacık, Ocaklı, Tepeçaylı, Dereçaylı ve Tatar Köyleri; Turhal İlçemize bağlı Şatroba, Tatlıcak, Kayaören, Kamalı, Kazancı ve Erikli Tekke Köyleri; Artova İlçemize bağlı Aşağıgüçlü, Yukarıgüçlü ve Taçpınar Köylerinde mahsul namına hiçbir şey kalmamıştır.

Değerli Bakanımız, olaydan sonra afet bölgesini gezdi, orada, şüphesiz, afetin vüsatini ve dehşetini bizzat kendileri gördüler. Hemen ilave edeyim ki, düşen dolunun çapı 5 ilâ 7 santimetre; yani, aşağı yukarı, bir cam su bardağı ve bir tabla büyüklüğünde; ne cam bıraktı ne çerçeve bıraktı ne tavan bıraktı ne su kaynağı bıraktı ne yağmurlama tesisi bıraktı ne karpuz, kavun ürününü ne domates ürününü ne fasulyeyi ne pancarı ne buğdayı ne sebzeyi ne de meyveyi bıraktı...

Yapılan tespit raporlarına bakıyoruz ki, asgarî zarar nispeti yüzde 60. Yüzde 60 zarar da, iras edilen zararın en az kısmı, genelde zarar nispeti yüzde 100 mesabesinde.

Böyle bir afetin zararının derhal giderilmesinin mazereti olamaz. Böyle bir afetin zararının giderilmesi için, bugün, bizzat en yetkili ağızlardan tekrarlanan şudur: “Bu bütçe, tıkanık bir bütçedir; bu bütçeyle, köylüye yapılacak hiçbir şey yoktur.” Sadece tarımsal destekler için 3 katrilyon liranın lazım olduğu bir ortamda, 300 trilyon lirayla iktifa etmek zorunda bırakılan ve bütçe müzakerelerinde, Sayın Bakanımızın da büyük bir samimiyetle ifade ettiği gibi, “bizler, eğer Tarım Kredi Kooperatifleri vasıtasıyla faizsiz kredi verebileceksek, 10 Nisan tarihli Afet Kararnamesine ilave, sevk edilen bir kararnamenin uygulama kabiliyeti bulmasını istiyorsak, en azından 30 trilyon liraya ihtiyacımız var” deniliyor ise, bunun bulunamama ihtimalini düşünmek bile istemiyoruz.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, şüphesiz, bu afet, Sakarya yöresinde ve Kocaeli yöresinde de oldu; şu anda, yurdumuzda çok önemli bir kuraklık afeti de hükmünü yürütmekte. Bu paralarla, bu bütçelerle eğer, olağanüstü bir takip fikri olmazsa; zaten olağanüstü mağdur olan, zaten canından bezmiş olan, zaten ürün taban fiyatlarıyla beli kırılmış olan; zaten aldığı pancar fiyatıyla, gecikmesiyle, kotasıyla, enflasyonun altında kalan buğday fiyatıyla, 1997’de sattığı domatesi, 1998’de aynı fiyata satmasıyla ezilmiş bulunan ve zaten gübre sübvansiyonu -bizim dönemimizde gelen yüzde 50’lerin altında- eğer, yüzde 17’lerde seyrediyorsa, eğer, mazot fiyatı, sadece 1999’un Haziranında yüzde 19 nispetinde bir zam görmüşse... Kürsüye çıktıktan sonra eğer bir zam görecekse onu söylemem mümkün değil...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Size 1 dakika ilave süre veriyorum Sayın Erek; buyurun.

ALİ ŞEVKİ EREK (Devamla) – ... biçare köylümüz, bir ayda böyle bir mağduriyete düşmüşse, gayri safî millî hâsıladan yüzde 12-13 bir pay alabiliyorsa, nüfusumuzun yüzde 46’sını teşkil ediyorsa, böyle bir ikinci afetten dolayı eli böğründe bırakılamaz.

Benim, hükümetimizden ve Değerli Bakanımızdan istirhamlarım var. Sevk edildiği söylenen ek kararname bir an evvel çıkarılmalıdır. Yüzde 40’ın üstü ve yüzde 40’ın altı zarar hesaplaması kenara itilmelidir. 5254 sayılı Kanunun, 2090 sayılı Kanunun hükümlerinin dışında, tam ziraî mamelekinin veyahut sadece ektiği ürünün zarar görüp görmediği yolundaki bir ayırıma kesinlikle gidilmemelidir...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Erek.

ALİ ŞEVKİ EREK (Devamla) – ...Sosyal Yardımlaşma Fonu devreye sokulmalı, benim köylüm eli böğründe bırakılmamalıdır.

Yüce Heyete ve Sayın Başkanımıza sevgi ve saygılarımla, bu önemli konuyu arz ediyorum efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Hükümet yanıt verecek mi efendim?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) – Evet efendim.

BAŞKAN – Süreniz 20 dakika.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğer uygun görürseniz, bir önceki cevabımdaki bir cümleyi tekrar etmek istiyorum efendim: Balıkesir, Çanakkale, İzmir ve Manisa İllerinde bizzat ilaçladığımız ağaç sayısı 19 105 000’tir ve Bursa zeytin üreticisi ise, bu yıl, kendi imkânlarıyla, bizimle de teknik işbirliği yaparak 6 milyon ağacı ilaçlamıştır. Ancak, ben şu tarihi tekrar arz ediyorum, zeytin hastalık ve zararlılarıyla mücadele birliklerinin kuruluş ve çalışmalarının esaslarını düzenleyen yönetmelik 31 Mart 1996 tarihinde yayımlanmıştır ve bu yönetmelikte, hastalıklarla mücadelenin, oluşturulacak yönetimli çiftçi mücadelesi şeklinde yapılmasına karar verilmiştir. Ancak, yine de, hükümet olarak, muhakkak surette, yetiştiricilerimizin ürünlerindeki zararlılarla mücadele, Bakanlığımızın girişimleriyle alınan ödenekler doğrultusunda yapılacaktır.

Diğer taraftan, hiçbir milletvekilimizden, uçak kiralama konusunda yardım istemiyorum.

AGÂH OKTAY GÜNER (Balıkesir) – Tariş’in kaynağını kullanın.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Devamla) – Tariş’in kaynağı bana bağlı değil efendim.

AGÂH OKTAY GÜNER (Balıkesir) – Hükümet üyesisiniz...

BAŞKAN – Sayın Güner, hatibe müdahale etmeyelim. Lütfen...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Devamla) – Ancak, Balıkesir ve Çanakkale yöresindeki zeytinsineğiyle mücadeleyi, biz, Bakanlığımızın elinde mevcut olan imkânlar ölçüsünde yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar) Sizden ne devraldıysak, o imkânlarla çalışıyoruz. Aldığımız bütçe de, sizden devraldığımız bütçe. (MHP ve FP sıralarından alkışlar) Bu bütçe çıkalı iki gün oldu.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tokat İlimizde ve ülkemizin pek çok yöresinde -Allahü Teâlâ bir daha göstermesin- afetler yaşadık. Tokat İlindeki afet, gündönümünde oldu; 20 Haziranın 21 Hazirana bağlandığı gece oldu. Ben, afetten hemen sonra Tokat’a gittim, zarar gören tüm ilçeleri, köyleri gezdim; hatta masamda, oradan topladığım, zarar gören sebzeler var. İnsan bizzat gidip görmeyince, inanın, inanamıyor; kavakların yaprakları sıyrılmış, aşağı inmiş; sulama boruları, üzerinden traktör geçiriyorsunuz, kırılmıyor; ama, bu afetten dolayı paramparça olmuş; onları bile topladım, getirdim. Düşen her bir dolunun 500-600 gram ağırlığında olduğu söyleniyor. Arabaları gördüm; sanki, usta, eline bir çekiç almış, bakır kazanı dövmüş şekilde arabalar hasar görmüş. Çatılardaki kiremitler parçalanmış. Ben, bizzat oraları gezdim, kasete aldım, resimledim ve bunları da Bakanlar Kuruluna bizzat arz edeceğim, göstereceğim. Zarar gören tarlalar, bahçeler ve bir de, yanında, dolu belirli bir yerden geçtiği için, zarar görmeyen normal yerlerle mukayesesini yapacağım. Çok büyük bir afet; bütün hemşerilerimize, vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyoruz.

Tabiî, bu afeti Sakarya’da da yaşadık, Akdeniz’de, bazı bölgelerde de sel afeti yaşadık. Bizim yaptığımız hasar tespitleri sonucunda, Pazar İlçesinin 12 köyünde 38 140 dekar ekili alan yüzde 80 ile yüzde 100 arasında hasarlı. Turhal İlçesinin 7 köyünde, Artova İlçesinin 3 köyünde meyve, sebze, hububat ve endüstri alanlarında tahminî 7 trilyon lira tutarında bir zarar var. Yanımda Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru Beyle beraber bizzat buraları gezdik. Söz konusu toplam 22 köyde 2 000 çiftçi ailesini doğrudan ilgilendiren, o yörede yaşayan vatandaşlarımızı da dolayısıyla ilgilendiren çok büyük hasarlar var. Sayın Valiyle görüştüm; acil olarak oraya para çıkarıldı, evlerin kırılan kiremitleri, pencereleri şu anda tamir edildi. Her zaman üreticilerimizin yanında yer alan Bakanlığımız, tabiî afetlerden zarar gören çiftçilerin borçlarının ertelenmesi hakkında, 10 Nisan 1999 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan kararname doğrultusunda hareket edecektir. Buna göre çalışmalarımızı tamamladık, hasar tespitleri belirlendi ve komisyon kararları Bakanlığımızda bitirildi. 2090 sayılı Kanuna göre çıkarılan bu belirttiğim kararnameyle ekiliş ve ürünlerin yüzde 40’ının üzerinde zarar gören çiftçilerin, sadece tohumluk borçlarının ertelenmesi sağlanmışken, biz, Tarım ve Köyişleri Bakanlığında hazırladığımız ve Bakanlar Kuruluna sevk ettiğimiz kararnamede bir değişikliğe giderek, ziraî kredi borçlarının da, bir yıl süreyle faizsiz olarak ertelenmesi imkânlarını araştırıyoruz ve bunu getirmeye çalışıyoruz. Yine, 2090 sayılı Kanuna göre çıkarılan aynı kararname kapsamında, çiftçilerin tüm tarımsal varlığı, yüzde 40 ve üzerinde zarar görmüş ise, borçlarının tamamının ertelenmesi de imkân dahiline getirilmiştir.

Diğer taraftan, 5254 sayılı Kanuna göre, ekili iş ve ürünlerinin yüzde 40’ının üzerinde zarar gören çiftçilere tohumluk yardımı yapılmasıyla ilgili kararname de Başbakanlığa sevk edilmiştir. Bu yıl kuraklıktan zarar gören, bu afetlerden zarar gören çiftçilerin tohumluk ihtiyacının 210 000 ton civarında olduğunu hesap ediyoruz, buna göre de 30 trilyonluk bir kaynağa ihtiyaç var.

Sayın milletvekilleri, bilindiği gibi, ülkemiz tarım sektöründe tarım ürünlerinin sigortalanması yeterince yerleşmemiştir. Bugün, tabiî, elimizdeki bu mevcut problemleri, âfatı çözdükten sonra da, Bakanlık olarak kalıcı bazı tedbirlere gitmemizde sonsuz yarar vardır. Bunun için, bugün, biz, sadece belirli zararları sigorta kapsamına almışız ve alınmakta; bu zararların içerisinde dolu da yer almakta. Benim o gördüğüm yerde, mesela, bir çiftçi, ürününü sigorta ettirdiği için, çok fazla zararı yok; yani, zararını sigortadan alacak. Ancak, üreticilerimize sigorta bilincini yerleştirme konusunda bütün millet olarak gayret göstermemizde yarar vardır diye düşünüyorum. Ülkemizin sık sık maruz kaldığı tabiî afetlerin üreticilerimize verdiği zararı temelden çözmek için, dünyanın gelişmiş ülkelerinde olduğu gibi, Bakanlığımız da tarım sigortası kanunu tasarısı hazırlayıp bir an önce Yüce Meclise intikal ettirecektir, bu konudaki çalışmalar tamamlanmak üzeredir. Bu tasarıyla, üreticilerimizin tarım sigortası kapsamına alınması ve üreticilerimizi buna alıştırabilmek için de, ilk aşamada gerekli olan sigorta poliçe bedelinin büyük bir oranının devletçe sübvanse edilmesinde yarar olduğu düşüncesindeyim. 57 nci kümet programında yer alan tarım sigortası kanunu tasarısı yasalaştırıldığında, üreticilerimizin, bundan sonra da, inşallah, karşılaşmayacağımız bu afete karşı sorunları temelden çözüm altına alınmış olur diye düşünüyorum.

Sayın Erek’e de, bu konuyu burada gündeme getirdiği için ve Yüce Meclisin bilgisine sunup, bana da cevap verme fırsatı sağladığı için teşekkür ediyorum.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bakanım, teşekkür ediyoruz.

M. ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) – Ben de, bir Tokat Milletvekili olarak...

BAŞKAN – Lütfen efendim... Hayır... Bir dakika...

M. ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) – Ben de bir Tokat Milletvekili olarak -hazır Sayın Bakan konuşmasını devam ettirirken- afet bölgesine, afet anında müdahale eden bir milletvekiliyim ve zararımızın 7,2 trilyon olduğunun oradaki uzmanlar tarafından belirlendiğini biliyorum.

BAŞKAN – Sayın Bakan açıkladı.

M. ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) – Sayın Bakan şeref verdiler, Tokat’ı teşrif ettiler; çözüm getirme doğrultusunda da hakikaten bir hareket ediyorlar; ancak, afakî olarak değil de, şu anda 7,2 trilyon liradan ötürü, bu büyük zarardan ötürü süratli bir kaynak aktarımı gerçekleştirebilmiş midir? Bunun süratli bir şekilde hayata geçirilmesini rica ediyoruz. (DSP ve MHP sıralarından alkışlar [!])

BAŞKAN – Soru olarak sorabilirsiniz.

M. ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) – Tarım sigortası, gelecekte bir çözümdür...

BAŞKAN – Sayın milletvekili; lütfen...

M. ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) – Şu anda Başbakanlıkta bir fon oluşturulması gerektiği kanaatimi...

BAŞKAN – Sayın milletvekili!.. Sayın milletvekili!..

M. ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) – ...Bakana arz ediyorum efendim... (DSP ve MHP sıralarından alkışlar [!])

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, İçtüğümüzde, böyle, herkesin ağzına geldiğini burada söyleme imkânı yoktur.

M. ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) – Biraz evvel Sayın Bakan çıktı...

BAŞKAN – Bir dakika...

M. ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) – ...Balıkesir ile ilgili enikonu sohbet etti burada!..

BAŞKAN – Sayın milletvekili.. Sayın milletvekili.. Sayın milletvekili, size söylüyorum!.. O milletvekilimiz gündemdışı söz aldı; gündemdışı söz talebine verilen yanıtın karşılığını vermek istedi. Sizin böyle bir talebiniz yok. Soru olarak sorabilirsiniz.

M. ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) – Sayın Bakandan rica ettim. Zaten, başka bir şey yapmıyorum ki...

BAŞKAN – Tamam... Lütfen...

M. ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) – Teşekkür ediyoruz; şeref verdiniz, Tokat’a geldiniz.

BAŞKAN – Siz, önce, Genel Kurulda oturma ve konuşma adabına alışın sayın milletvekili! (DSP, MHP ve ANAP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

M. ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) – Efendim, Agâh Oktay Beyden öğrendim; biraz önce o konuştu burada!..

BAŞKAN – Sayın milletvekili, son kez ikaz ediyorum! İçtüzük hükümlerini uygulatmayınız! (FP sıralarından gürültüler)

M. ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) – Büyüklerimizi örnek alıyoruz.

BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Sayın Başkanım...

ALİ OĞUZ (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Oğuz.

ALİ OĞUZ (İstanbul) – “Ağzına gelen” lafı ayıp oldu...

BAŞKAN – Konuşma adabını düzeltmesini istiyoruz.

ALİ OĞUZ (İstanbul) – Olmaz... Milletvekili, ağzına geleni konuşmaz.

BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Sayın Başkanım, müsaade eder misiniz...

BAŞKAN – Buyurun.

BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Arkadaşımızın, usule aykırı olarak, söz istemeden, izin almadan, yerinden müdahalesi yanlış olmuştur; özür diliyorum. (DSP, MHP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, gündemdışı üçüncü söz, Kabotaj Bayramı konusunda söz isteyen İstanbul Milletvekilimiz Sayın Cahit Savaş Yazıcı’ya aittir; bu konuda, İstanbul Milletvekili Sayın Şamil Ayrım da söz istedi; ancak, daha önce Sayın Yazıcı’ya söz verdiğimiz için, o arkadaşımıza söz verme imkânımız olmadı.

Sayın Yazıcı, buyurun. (DSP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

3. – İstanbul Milletvekili Cahit Savaş Yazıcı’nın, 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramına ilişkin gündemdışı konuşması

CAHİT SAVAŞ YAZICI (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün, 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı dolayısıyla, şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Fransızca bir kelime olan kabotajın anlamı, bir devletin, kendi limanları arasında deniz ticaretinin kendi yurttaşlarının ve kendi bayrağını taşıyan gemilerinin tekelinde bulunmasıdır.

Türkiye Cumhuriyetinin ekonomik temellerinin atıldığı İzmir İktisat Kongresinde köklü bir geleneği ve büyük bir geçmişi olan Türk denizciliği ekonomideki vazgeçilmez yerini yeniden almış, gücünü yitiren Osmanlı İmparatorluğunun kapitülasyonlarla yabancılara terk ettiği deniz varlığına yeniden sahip olmuştur. Kongre çalışmaları sırasında hazırlanan ve 1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe giren Kabotaj Kanunu, bu nedenle, bir anlamda, Kurtuluş Savaşının denizlerdeki zaferidir. Bu yasanın yürürlüğe girmesiyle, Avrupa ülkelerinin deniz ticaretindeki hâkimiyeti ortadan kalkmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’nin coğrafî konumu, Türk ekonomisinin dışa açılma ve dünya ekonomisiyle bütünleşme trendi, dışticaretimizin yapısı ve gelişme potansiyeli gibi hususlar dikkate alındığında, denizcilik sektörümüz, ülkemizin ihmal edilmemesi gereken önemli sektörlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Denizle ilgili tüm konuların bir makamda toplanması ve sektörün kamuyla ilişkileri açısından büyük önem taşıyan Denizcilik Bakanlığının acilen kurulması şarttır.

Denizcilik sektörümüz, bir süreden beri, gerek uluslararası ticarette yaşanan kriz ve gerekse bunun ülkemiz ticaretine yansıyan etkileri nedeniyle finansman sıkıntısı içerisindedir; ancak, yeterli finansman ve teşvik, maalesef sağlanamamıştır.

Türk deniz ticaret filosunun geliştirilmesi ve rekabet gücünün artırılması maksadıyla, Türk uluslararası gemi sicili oluşturulmalı ve gerekli yasal düzenlemeler en kısa sürede yapılmalıdır. Türk denizciliğinin, diğer ülkelerle rekabet edebilmesi, ülkemizde bu uygulamanın başlatılmasına bağlıdır.

Gemi inşaat sanayiinin güçlendirilmesiyle, bir yandan bu sektörü canlandırırken, bir yandan da, gemi dışsatım olanakları artırılarak döviz girdisi sağlanabilir. Buna bir örnek vermek istiyorum: Bugün, dünyada, imala hazır, yaklaşık 100 milyon tonluk tanker siparişi, yük gemisi siparişi vardır. Bu 100 milyon tonluk gemi siparişinin yalnızca 400 bini Türkiye’de yapılmaktadır; yani, sadece binde 4’tür. Pazarın büyüklüğü göz önüne alındığında, gemiciliğe ne kadar önem verilmesi gerektiği görülebilir; ama, biz ne yapıyoruz; biz, 1989’dan beri daha bir tane şehir hatları vapuru bile yapmadık. Tersanelerimiz boş duruyor, tersanelerimiz çalışmıyor. Niye çalışmıyor, söyleyeyim mi; iki tanesi, Galata Köprüsü açılmadığı için çalışmıyor. Haliç Tersanesi ile Camialtı Tersanesi, Galata Köprüsünün açılmamasından dolayı, bir yıldır, bir gemiyi bakıma alamıyor, bir tane gemi denize indiremiyor.

Ben, gemi inşaat mühendisiyim; 1985 yılında öğrenciyken, deniz otobüsü diye İstanbul’da yeni bir sisteme geçildi. Deniz otobüsünün tanesi, yaklaşık 8-10 milyon mark arasında değişmektedir. F-16’ları yapan bir ülkenin mühendisi bunu çok rahat yapabilecekken, o dönemin belediye başkanı, tanesine 8-10 milyon mark vererek, ilk etapta 6 tane, şu ana kadar da 24 tane deniz otobüsünü Norveç’e yaptırdı. Bugün, Norveç’teki işçilik, mühendislik, bizimkinin 3 katı. Biz bunları yapamayacak bir ülke miyiz! Ama, onbeş yıldır, hâlâ, aynen devam ediyor. Bunun için Gemi Mühendisleri Odası da savaş verdi, bütün mühendis arkadaşlar, hocalar da savaş verdi; ama, nafile. Bugüne kadar 250 milyon mark buraya gitti. Oysaki, İstanbul’un trafiğini çözecek olan, şehir hatları vapurlarıdır. Bir şehir hatları vapurunun, yaklaşık yüzde 25 daha ucuz olduğu düşünülürse ve 3 kat kapasiteli hacmi olduğu düşünülürse; biraz daha hızlandırılarak, teknolojisi ilerletilerek çok büyük bir yol alınabilir, hem maliyet düşer hem toplutaşıma daha büyük kapasiteye ulaşır hem yolculuk daha ucuz rakamlara gelir.

Sektörde denizcilik özelleştirmeye teslimdir. Birçok kurum, Özelleştirme İdaresine bağlıdır. Bu nedenle, 1993 yılından beri sektöre sıfır yatırım yapılmıştır ve istihdam gelişmemektedir.

Yine enteresan bir rakam vereceğim size. Dünyada, nakliyenin, taşımacılığın ortalama yüzde 95’i denizcilikle yapılmaktadır. Türkiye’de, bu, yüzde 90 karayoluyladır. İnsanların neden bu kadar çok trafik kazalarında can verdiklerini anlayabilirsiniz; yüzde 95 denizyolu bir tarafta, yüzde 90 karayolu bir tarafta.

Bugüne kadar 1 600 kilometre otoyol yapıldı Türkiye’de. 1 600 kilometre otoyol için 14 milyar dolar para harcandı. 14 milyar dolar demek, kilometresi 8,8 milyon dolar demektir. Bir otoyol diyoruz; ama, 1 kilometresi 8,8 milyon dolardır. Buna karşılık demiryolunun maliyeti 2 milyon dolar, denizyolunun maliyeti ise sıfırdır...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Size 1 dakika eksüre veriyorum.

Buyurun.

CAHİT SAVAŞ YAZICI (Devamla) – Teşekkür ederim.

8 300 kilometre kıyı şeridi olan bir ülkenin, denizyollarından çok daha fazla yararlanması lazım. 2 kilometre yol parasıyla, yani, 18 milyon dolara, 1 100 konteynerlik bir gemi yapılabiliyor. Bunun anlamı, 1 100 kamyonluk yükü, 2 kilometrelik yol parasına yıllarca taşıyabiliyorsunuz. Bir ara, Karadeniz otoyolu yapılması düşünüldü, 500 kilometre; o zamanlar, o parayla, 250 tankerlik bir filo çok rahat kurulabiliyordu.

Bizim, denizciliğe çok büyük önem vermemiz gerekiyor. Size, kötü bir örnek daha: Şu anda, içinde bulundukları krizden dolayı taşımacılarımız tankerlerini satmak zorunda kaldılar. Ülkemizin tankeri yok. Tanker olmadığı için Yunan gemileri bizim petrollerimizi taşıyorlar. Yarın öbür gün, Kıbrıs’ta veya Yunanistan’da bir sıcak gelişme olduğunda ülkemize petrol getirecek tanker bulamayacağız.

Sayın Başkan, söyleyeceğim birkaç nokta daha vardı; çünkü, denizcilik çok daha geniş; ama, ben sözlerimi tamamlıyor, 1 Temmuz Denizcilik Bayramını kutluyor ve Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yazıcı.

Gündemdışı konuşmaya hükümet adına yanıt verecek sayın bakan var mı? Yok.

Sayın milletvekilleri, Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

Sayın milletvekilleri, üç adet Cumhurbaşkanlığı tezkeresi ve üç adet araştırma önergesi vardır.

Okunması uzun bir süreyi kapsayacağı için, Sayın Kâtip Üyenin oturarak okuması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Birinci tezkereyi okutuyorum :

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Macaristan’a gidecek olan Devlet Bakanı Edip Safder Gaydalı’ya, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/345)

29 Haziran 1999

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

30 Haziran 1999 tarihinde Macaristan’a gidecek olan Devlet Bakanı Edip Safder Gaydalı’nın dönüşüne kadar, Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

İkinci tezkereyi okutuyorum:

2. – Gürcistan Cumhuriyetine gidecek olan Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Tunca Toskay’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/346)

29 Haziran 1999

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Karadeniz Pan-Avrupa Ulaştırma Alanı Mutabakat Muhtırasını imzalamak üzere, 30 Haziran 1999 tarihinde Gürcistan Cumhuriyetine gidecek olan Ulaştırma Bakanı Prof. Dr. Enis Öksüz’ün dönüşüne kadar, Ulaştırma Bakanlığına, Devlet Bakanı Prof. Dr. Tunca Toskay’ın vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Üçüncü tezkereyi okutuyorum :

3. – Kuzey Kıbırıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’a, dönüşüne kadar, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mustafa Cumhur Ersümer’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/347)

29 Haziran 1999

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere 30 Haziran 1999 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’ın dönüşüne kadar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mustafa Cumhur Ersümer’in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Meclis araştırma önergeleri vardır; birinci önergeyi okutuyorum:

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. – İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin ve 21 arkadaşının, üniversite giriş sınavının ülke gerçeklerine uygun olup olmadığının ve soru kitapçıklarının çalınması olayı ile Meteksan Firmasına yapılan ödeme arasındaki bağlantıların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/24)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

20 Mayıs 1999 Pazar günü yapılması gerekirken, soru kitapçıklarının çalındığı iddiası ile ertelenerek 6 Haziran 1999 günü yapılan üniversite giriş sınav sisteminin, ülke gerçeklerine uygun olup olmadığının araştırılarak, alınması gerekli tedbirlerin neler olduğunun ortaya çıkarılması ve ayrıca soru kitapçıklarının çalınması ve sınavın ertelenmesi ile soru kitapçıklarının ikinci defa bastırılıp, Meteksan isimli firmaya 8 trilyon TL’sı ödenmesi arasındaki bağlantının araştırılarak, varsa sorumlularının tespiti amacıyla bir Meclis araştırması yapılmasında zaruret vardır.

Bu nedenle, Anayasanın 98 ve İçtüzüğün 104 üncü maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1- Mehmet Ali Şahin (İstanbul)

2- Ramazan Toprak (Aksaray)

3- Ahmet Sünnetçioğlu (Bursa)

4- Lütfü Esengün (Erzurum)

5- Sabahattin Yıldız (Muş)

6- Eyüp Sanay (Ankara)

7- Latif Öztek (Elazığ)

8- Maliki Ejder Arvas (Van)

9- Ali Sezal (Kahramanmaraş)

10- Ali Güner (Iğdır)

11- Ali Oğuz (İstanbul)

12- Abdullah Veli Seyda (Şırnak)

13- Nurettin Aktaş (Gaziantep)

14- Azmi Ateş (İstanbul)

15- Mustafa Geçer (Hatay)

16- Osman Aslan (Diyarbakır)

17- Fethullah Erbaş (Van)

18- Faruk Çelik (Bursa)

19- Mehmet Batuk (Kocaeli)

20- Fahrettin Kukaracı (Erzurum)

21- Yaşar Canbay (Malatya)

22- Mustafa Baş (İstanbul)

Gerekçe :

Eğitim, bireyin olduğu kadar, bir milletin ve devletin de geleceğinin teminatıdır.

Yükseköğretim, ülkemizdeki eğitim kademelerinin en üst noktasıdır.

Bir ülkenin kalkınmışlığının ölçüsü, yüksekokul mezunlarının sayısıyla doğru orantılıdır. Buna rağmen, yüksek tahsil yapmak isteyen her gencimize yükseköğrenim yapma imkânı sağlayamamaktayız. Bu imkândan yararlanmak isteyen gençlerimizin ancak yüzde 20’si bir yüksekokula girme şansına sahip olabilmektedir.

Ülkemizde zaman içinde farklı üniversite seçme sınavları uygulanmıştır. 1981 yılına kadar üniversite sınavları bir aşamalı yapılmaktaydı, bu tarihten sonra iki aşamalı sisteme geçildi. Hatta, onbir yıllık emeğin 3 saatte ölçülemeyeceği gerekçesiyle, YÖK, 1997 yılındaki raporunda, 3 aşamalı sınavı öngörmüştü; ancak, bu yıl, tekrar, eski sisteme dönüldü.

Bu yıl uygulamaya konulan yeni sistem, kamuoyu ve eğitim camiası ile öğrenci ve veliler arasında çokça tartışılmış ve halen de tartışılmaktadır. Bu konuda ciddî bir huzursuzluk söz konusudur.

Bu tartışmalar, sistemin, bilgiyi ölçmediği, özellikle ortaöğretim başarı puanı OÖBP’nin, ÖYS’nin yerine geçmesinin bazı istismarcılara ve subjektif davranışlara çanak tuttuğu ve tutacağı, diğer yandan adayların diploma notlarının yanı sıra, mezun oldukları okulun ÖSS ortalamasının da dikkate alınmasının haksızlıklara neden olacağı noktalarında toplanmaktadır.

Ayrıca, meslek lisesi mezunlarının, alan puanı nedeniyle fakülte tercihlerinin sınırlandırıldığı, üniversiteye girişlerinin âdeta şansa bırakıldığı gerçeği de, yeni sistemin, çok eleştirilen bir diğer yönünü oluşturmaktadır.

Yeni sistemin, bütün bu olumsuzluklarının yanı sıra, üniversite adayları ve velileri bu yıl çok farklı bir şoku daha yaşadılar; çünkü, iki soru kitapçığının çalındığı gerekçesiyle 20 Mayıs 1999 Pazar günü yapılacak öğrenci seçme sınavı iptal edilmişti. 1,5 milyon öğrenci, aileleriyle birlikte tam bir hayal kırıklığına uğradılar. Ayrıca, tespitlere göre, 50 trilyon lira zarar meydana gelmişti. Ertelenen sınav, 6 Haziran 1999 Pazar günü bu olayın gölgesinde yapıldı.

Sınav kitapçıklarına bile sahip olamayan, başta YÖK ve onun Başkanı Kemal Gürüz ve ÖSYM Başkanı Fethi Toker, soruların çalınması olayını, “adi bir polisiye vaka” olarak geçiştirme cihetine gittiler. Şu ana kadar soru kitapçıklarını kimin çaldığı ortaya çıkarılmamış, âdeta, unutulmaya terk edilmişken, YÖK Personel Dairesi eski Başkanı Doç. Dr. Mustafa Gül’ün açıklamaları, tüm gözlerin yeniden soru kitapçıklarının çalınmasına ve sınavların ertelenmesine çevirmiştir.

Sayın Doç. Dr. Gül şöyle demektedir: “Soruların çalındığı gerekçesiyle bir ay ertelenen, milyonlarca üniversite adayı genç ve ailesinin mağduriyetine trilyonlarca lira masrafa neden olan olay, aslında, bir skandaldır. ÖSYM ile YÖK eski Başkanı, Bilkent Üniversitesi sahibi İhsan Doğramacı’nın sahibi olduğu Meteksan Firmasının anlaşması iki aşamalı sınava göredir. Tek aşamalı sınavda ödenecek para yarı yarıya düşeceği için ‘soru kitapçığı çalındı’ denilmiştir. Bir aşama için Meteksan’a soru kitapçıklarının basılması karşılığı 8 trilyon ödeniyor.”

Bu iddialar çok düşündürücüdür ve o kadar da vahimdir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu olayın üzerine gitmeli ve şu soruları aydınlatarak, alınması gereken tedbirleri ortaya koymalıdır:

1- “Sorular çalındı” senaryosuyla, bir firmaya 8 trilyonun pompalandığı iddiası doğru mudur? Bunun sorumluları kimlerdir? Soru kitapçıklarının çalınması olayının içyüzü nedir? Failleri kimlerdir? YÖK ve ÖSYM yöneticilerinin bu olayda sorumlulukları var mıdır?

2- Sık sık sınav sistemi değişikliği, ülkemizi ve özellikle çocuklarımızı nasıl etkilemektedir? Ortaöğretim başarı puanı, okul ÖSS ortalama puanı ve alan uygulamaları hukuka uygun mudur? Çocuklarımız arasında eşitsizlik meydana getirmekte midir? Sonuç olumsuzsa, bunda YÖK’ün ve yöneticilerinin sorumluluğu nedir? Bu alanda alınması gereken tedbirler nelerdir?

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemdeki yerine alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

İkinci önergeyi okutuyorum:

2. – İzmir Milletvekili Atilla Mutman ve 24 arkadaşının, Ege kıyılarındaki balık çiftliklerinin neden olduğu zararların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/25)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Özellikle turizme açık Ege kıyılarımızda plansız, programsız, ruhsatlı, ruhsatsız sayıları hızla artan balık çiftlikleri kurulmaktadır. Gerekli tedbirler alınmadığı takdirde, bu durumun ülke turizmine sekte vurması olasıdır.

Bu konunun nedenleri ve çözümleriyle ilgili gerekli önlemlerin alınması için Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 üncü ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını saygıyla arz ederiz.

1 – Atilla Mutman (İzmir)

2 – Erdoğan Toprak (İstanbul)

3 – Salih Dayıoğlu (İzmir)

4 – Abdulsamet Turgut (Diyarbakır)

5 – Güler Aslan (İzmir)

6 – Rahmi Sezgin (İzmir)

7 – Mehmet Çümen (İzmir)

8 – Burhan Bıçakçıoğlu (İzmir)

9 – Kemal Vatan (İzmir)

10 – Saffet Başaran (İzmir)

11 – Hasan Erçelebi (Denizli)

12 – Mehmet Özcan (İzmir)

13 – Mehmet Kocabatmaz (Denizli)

14 – Fahrettin Gülener (Bursa)

15 – Hasan Macit (Burdur)

16 – Numan Gültekin (Balıkesir)

17 – Akif Serin (İçel)

18 – B. Suat Çağlayan (İzmir)

19 – Yekta Açıkgöz (Samsun)

20 – Hüseyin Mert (İstanbul)

21 – Mustafa Güven Karahan (Balıkesir)

22 – Emin Karaa (Kütahya)

23 – Hasan Gülay (Manisa)

24 – Ahmet Güzel (İstanbul)

25 – Perihan Yılmaz Doğan (İstanbul)

Son yıllarda, özellikle Ege kıyılarında çok sayıda ve büyük kısmı ruhsatsız olan balık çiftlikleri kurulmaktadır. Binlerce yıllık tarihin yarattığı doğa harikası bu koylar, çoğunlukla izinsiz balık çiftliklerine dönüşme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Unutulmamalıdır ki, doğal, tarihî ve kültürel değerlerimizin korunması, turizm politikamızın ana hedeflerinden biridir.

Turizm Bakanlığı, doğal bir kaynak olarak gördüğü kıyıların korunması ve akılcı kullanımı için yasal ve idarî düzenlemeleri gerekli görmektedir.

Maalesef, üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde, kirlenme ve bilgisizce avlanma gibi sebeplerle balık nesli gün geçtikçe azalmaktadır.

Kültür balıkçılığının önem kazanmasıyla, kıyılarımızda balık çiftlikleri hızla kontrolsüz artış göstermiştir.

Turizme zarar vermeme kaydıyla, balık üretiminin artırılmasına ülke olarak çok ihtiyacımız vardır. Ancak, turizm potansiyeli Akdeniz ülkeleri, turizme açık yerlerde balık çiftliklerine izin vermemektedir. Bilinmelidir ki, bilinçli turist, balık çiftliklerine yakın yerlerde denize girmeyi tercih etmez.

Yosunlaşmanın ve deniz kirlenmesinin varlığı, zamanla, ekolojik dengeyi bozacaktır. Ayrıca, balık çiftliklerinin sınırını çizen varil ve şamandıralarla koy kapatılarak, yat ve teknelerin ve turistlerin girmeleri engellenecektir. Balık çiftliklerinin çalışanlarının kaldığı barakaların kıyılarımızın görüntüsünü bozması söz konusudur. Bunlardan daha önemlisi “balık çiftlikleri” adı altında kıyıların yağmalanmasının sonunun gelmeyeceğidir.

Yat turizmini teşvik için yeni marinalar açılırken, aynı koylarda balık çiftliği açmaya izni vermek belirgin bir çelişkidir.

Bu önemli konuda, Turizm Bakanlığının görev ve sorumluluğu ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığının görev ve sorumluluğunun sınırını çizmek zorunludur. Bu iki bakanlığın arasında, bu konuda ciddî bir koordinasyon olduğu söylenemez. Bu yaşanan boşluktan, bazı valilerimiz, çiftlikleri belli merkezlerde toplama gibi girişimlerde bulunmaktadırlar.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığından, kültür balıkçılığının yapıldığı koylardan alınmış su numunelerinde kirlenme fazla bir ölçüde görünmesine rağmen, hızla çoğalma, kirlenme oranını artırabilecektir.

Yukarıda izah ettiğim aksaklıklar ve yanlış gelişmeler göz önüne alınarak, plansız, programsız, ruhsatlı ve ruhsatsız, sayıları hızla artan balık çiftliklerinin turizmimize sekte vurması olasıdır.

Bu sebeple, konunun enine boyuna tartışılması, gerekli önlemlerin alınması, gerekirse yasal ve idarî boyutta, bakanlıkların görev ve sorumluluklarının tekrar gözden geçirilmesi, sorunun çözümünü getirecek objektif yöntemlerin belirlenmesi ve doğal, tarihî ve kültürel değerlerimizin korunması çerçevesinde, ülkemizin uzun vade çıkarlarını göz önüne alarak bir Meclis araştırması gereklidir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge, gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Üçüncü önergeyi okutuyorum:

3. – Konya Milletvekili Remzi Çetin ve 23 arkadaşının, ilköğretim okullarının içinde bulunduğu sorunların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/26)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlköğretim okullarındaki çok ciddî boyutta sorunların varlığı, geleceğimizin teminatı olan 06-15 yaş grubundaki çocuklarımızın temel eğitim esnasında yaşadığı olumsuzluklar, ülkemizin temel meselelerinden en önemlisini teşkil etmektedir.

Yaklaşık 10 milyon öğrenciyle, her ailenin bu öğretim kademesinde çocuğu olduğu varsayılırsa, 70 milyon insanımızı doğrudan ilgilendiren ilköğretim konusunda olumsuz durumların çözümüne katkıda bulunmak, kamuoyunun bilgi edinmesini sağlamak, kurumun yıpranmasını önlemek amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 üncü maddesi uyarınca bir Meclis araştırması açılması talebimizdir.

Saygılarımızla.

1– Remzi Çetin (Konya)

2– Oya Akgönenç Muğisuddin (Ankara)

3– Suat Pamukçu (Bayburt)

4– Lütfi Yalman (Konya)

5– Nevzat Yalçıntaş (İstanbul)

6– Hüseyin Kansu (İstanbul)

7– Eyüp Fatsa (Ordu)

8– İsmail Kahraman (İstanbul)

9– Mehmet Bekaroğlu (Rize)

10– Ali Sezal (Kahramanmaraş)

11– Osman Aslan (Diyarbakır)

12– Ahmet Cemil Tunç (Elazığ)

13– Ahmet Sünnetçioğlu (Bursa)

14– İsmail Özgün (Balıkesir)

15– Sait Açba (Afyon)

16– Mehmet Özyol (Adıyaman)

17– Sabahattin Yıldız (Muş)

18– Mehmet Altan Karapaşaoğlu (Bursa)

19– Faruk Çelik (Bursa)

20– Musa Demirci (Sıvas)

21– Temel Karamollaoğlu (Sıvas)

22– Osman Pepe (Kocaeli)

23– Mehmet Bedri İncetahtacı (Gaziantep)

24– Hüseyin Karagöz (Çankırı)

Gerekçe:

Ülkemizde Millî Eğitim denince akla, her zaman problem gelmiştir. Ancak, son iki yıldır özellikle bu kurumla alakalı problemlerin boyutu, tamiri mümkün olmayan ve kurumu yıpratacak hale gelmiştir.

Bütün bir ülkeyi ve bu ülkede yaşayan her ferdi direkt ve dolaylı ilgilendiren sorunları, politik amaç gütmeden, üçüncü bin yılı, problemsiz, vasıflı, karakterli, geleceği kucaklayabilecek bilgi, kültür, görgü ve ahlakı gelişmiş fertlerle karşılamak zorundayız. Bunun için de aşağıda sıralanan sorunların tespiti ve çözümü gerekmektedir.

1– Öğrenci durumları:

Sınıftaki aşırı yığılma verimli ders ortamını sağlayamamakta, öğrenci disiplinsizlikleri sıkça görülmektedir. Disiplinsizlik, madde bağımlılığına, öğrencileri kavgacı bir yapıya sokmakta, disiplinsizlik ve sapkın davranışlar ilköğretim okullarına kadar inmektedir. Yazılı ve görsel basında bunun örneklerini, sokak çocukları ve tinerci çocuklar olarak görmekteyiz.

2– Bina, derslik, araç-gereç durumları:

Derslik sayıları ile öğrencilerin bedenî gelişimi, el becerileri ile kültürel gelişimini sağlayacak mekânlar olan laboratuvar, spor salonu, işlik, kantin, kütüphane, yok denecek kadar azdır.

Bina ve derslik ihalelerinde siyasî yandaşların kayırıldığı, ihalelerde ciddî usulsüzlüklerin yapıldığı iddiaları vardır.

Taşımalı sistem gibi son derece tehlike arz eden bir uygulamayla yorucu, bıktırıcı bir formül geliştirilmeye çalışılmış; fakat, başarısızlıkla devam etmektedir.

3- Öğretmen durumları:

Keyfî ve siyasî atamalardan dolayı dengeli öğretmen dağılımı yapılamadığından, kimi okullarda yığılmalar olmakta, kimilerinde ise dersler boş geçmektedir.

Öğretmenlik çalışma şartları ve imkânlarının yetersizliği sebebiyle, ilk atama müracaatlarına fazla rağmet olmamaktadır. 1998-1999 öğretim yılında açılan 18 410 kadroya sadece 4 688 başvuru yapılmıştır.

Kılık-kıyafet başta olmak üzere, politik yaklaşımlarla öğretmenler ya görevden alınmakta ya da öğretim yılı ortasında sürgün edilmektedirler. Öğretmenler sürgün edilme korkusu içerisinde görev yapmaktadırlar. Kılık-kıyafet, davranış ve düşüncesinden dolayı, temel insan hak ve özgürlüklerine uymayan baskı ve davranışlara maruz kalmaktadırlar. Mesleği bırakanların sayısı oldukça yüksektir.

Her yıl, emekliliği gelen öğretmenlerin yüzde 90’ı emeklilik dilekçelerini vermektedirler. Ekonomik nedenlerden dolayı öğretmenler ikinci bir iş yapma zorunluluğunda bırakılmışlardır. Bir öğretmen maaşı, ortalama 420 dolardır.

Kişisel gelişimlerini geliştirmek için harcama yapamadığı için formasyon eksiklikleri vardır. Öğretmenlerin sadece yüzde 34’ü gazete okumaktadırlar. Yüzde 75’inin sağlık problemleri vardır.

4- Eğitimde fırsat eşitliği:

Mahrumiyet bölgeleri olarak belirlenen yerleşim birimlerinde ve kırsal kesimde, maddî yetersizlik, stajyer öğretmenlik gibi sebeplerle eğitim ve öğretim seviyesi oldukça düşüktür.

5- Müfredat programları:

Bahsedilen problemlerin yanı sıra, çağa ayak uyduramayan müfredat programları, öğretim kalitesini sürekli düşürmektedir. Maddî imkânlara sahip olan veliler, bu olumsuzluğu, özel dersaneler, kurslar gibi eğitim imkânlarıyla telafi etmektedirler.

Yüce Meclisin takdirlerine sunarız.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge, gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Sayın milletvekilleri, Demokratik Sol Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve Anavatan Partisi Gruplarının, İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş önerileri vardır; önce okutup işleme koyacağım, sonra oylarınıza sunacağım:

V. – ÖNERİLER

A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1. – Gündemdeki sıralamanın yeniden yapılması ile çalışma süresine ilişkin DSP, MHP; ve ANAP Gruplarının müşterek önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 1 Temmuz 1999 Perşembe günü (bugün) yaptığı toplantıda siyasî parti grupları arasında oybirliği sağlanamadığından, gruplarımızın aşağıdaki müşterek önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederiz.

Saygılarımızla.

Ali Günay Ömer İzgi Murat Başesgioğlu

DSP Grup Başkanvekili MHP Grup Başkanvekili ANAP Grup Başkanvekili

Öneri :

1 Temmuz 1999 tarihli (bugünkü) gelen kağıtlarda yayımlanan ve aynı gün bastırılıp dağıtılan 10 sıra sayılı kanun tasarısının, 48 saat geçmeden gündeme alınarak, görüşmelerine 1 Temmuz 1999 Perşembe günü (bugün) başlanılması ve görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önerinin aleyhinde, Fazilet Partisi Grubu Başkanvekili, Manisa Milletvekili Sayın Bülent Arınç söz istemişlerdir.

Buyurun Sayın Arınç. (FP sıralarından alkışlar)

TURHAN GÜVEN (İçel) – Söz istiyorum.

ALİ GÜNAY (Hatay) – Söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Arınç, süreniz 10 dakika efendim.

BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, iktidarı oluşturan siyasî parti grupları tarafından Genel Kurulumuza bir öneri getirilmiştir. Bu öneriyle, Radyo ve Televizyon Verici Tesislerinin Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğüne Devredilmesi ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı görüşülmek isteniyor. Bununla ilgili Anayasa ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları da bugün, sabah dağıtılmıştır. 48 saat geçmeden; yani, bu süreyi beklemeksizin görüşülmesi konusunda bir öneri getirdi arkadaşlarımız. Bu önerinin aleyhinde söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün görüşülmesi istenilen kanun tasarısı, evveliyatı itibariyle, 1989 yılında çıkarılan 3517 sayılı radyo ve relevizyon verici istasyonlarının PTT’ye devriyle ilgili Kanunla bağlantılıdır. Bu kanun, Anayasa Mahkemesi tarafından 1990 yılında iptal edilmişti. Anayasanın 153 üncü maddesi gereğince, iptal edilen kanun yerine yeni bir yasal düzenleme yapılması gerekirken, aradan dokuz yıl geçmiş olmasına rağmen, böyle bir yasal düzenleme yapılmadı. Bu konu, dün, komisyonlarda ele alındı; fakat, çok büyük bir süratle, anlaşılmaz bir acelecilik ve telaşla bu iş bitirildi.

Dikkatlerinizi çekmek için söylüyorum; bu tasarıda, Anayasa ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu talî komisyon, Plan ve Bütçe Komisyonu da asıl komisyondu. Anayasa Komisyonunda görülmesini takiben, oyçokluğuyla, iktidar grupları, daha komisyon raporu dahi yazılmadan, bir saatlik bir mühlet vererek, muhalefet şerhinin yazılmasını muhalif üyelerden istediler. Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonundan daha büyük bir süratle geçti. Plan ve Bütçe Komisyonuna geldiğinde, saat 16.00’ları gösteriyordu. Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerinin de, diğer komisyon görüşleri hakkında çok fazla bir bilgisi yoktu. İstedikleri bilgiler de, henüz, resmî merciler tarafından ellerine ulaştırılamamıştı; ama, yine, oyçokluğuyla bunların görüşülmesi benimsendi; zannediyorum sabaha karşı basıldı ve sabah 10.00 civarında da, milletvekili arkadaşlarımızın odalarına, bu komisyon raporları dağıtıldı.

Sizlerin, saat 12.00’den sonra odalarınıza geldiğini tahmin ettiğim için, bu komisyon raporları da -belki de ulaşmamış olabilir- hiç incelemeye tabi tutulmadan, aradan dokuz yıl geçmiş, belki de, bugün, konusu itibariyle fevkalade önemli hale gelmiş bir mesele, bir gün dahi bekletilmeden, Genel Kurul gündemine sokulmak isteniyor. Buna, Danışma Kurulunda karşı çıktık.

Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum: Meclisimizin, tatili de bir kenara bırakarak, halkımızın beklediği konularda, bir an evvel, ciddî çalışmalar yapması ve gündeminde biriken çok önemli olayları değerlendirerek kanunlaştırması bizim de amacımızdır. Zaten, bir ay içerisinde, Meclisimizde yapılan çalışmalarda, Anamuhalefet Partisi olarak, bu konuda, yapıcı tutumumuzu da samimiyetle ortaya koyduğumuza inanıyorum; hatta, Danışma Kurulu toplantılarında, iktidarla birlikte, gelen taleplere de müspet oy kullandık; ama, bugün, yapılmak istenen ve önünüze getirilen öneri, bir defa, nezaket kurullarıyla bile bağdaşmamaktadır. Birbirimizle iyi ilişkiler içerisinde olmalıyız.

Bütçe görüşmelerinden yeni çıktık; bazen, sabaha karşı saat 4’lere kadar, Meclisimiz, bütçe konusunda çalıştı. Onun arkasından, dün, kısa bir süre çalıştık. Bugün dahi, belki, gündemdışı konuşmalarla bu çalışmaların bitirilmesi ve bütçe yorgunluğu sebebiyle de önümüzdeki hafta çalışmalarımıza daha dinç başlanması gerekirken, neredeyse 10 maddeye yakın ve üzerinde mutlaka çalışılması gereken bir kanun tasarısını, yangından mal kaçırırcasına önümüze getirdiler.

Eğer, oyumuz var, biz, sizinle nezaketen bu masaya oturuyoruz, imzalasanız da olur imzalamasanız da olur düşüncesi varsa; bu, yanlıştır; bu, uzlaşma ve diyalog anlayışına da tamamen ters bir tutumdur. Biz, bugüne kadar, bunu, böyle düşünmedik.

Bugün, Genel Kurulumuzda, arkadaşlarımız -şüphesiz, gruplar çıkacaklar, konuşacaklar- konu hakkında yeterli bilgi edinerek, konuyu, enine boyuna, belki de görevlilerden alacakları birinci el malumatlarla Yüce Meclisin önünde değerlendirecek iken, şimdi, belki, alelusul, bu konu üzerinde, bir mutabakata veya bir karara varmış olacağız.

Değerli arkadaşlarım, şu söylenebiliyor: “Efendim, bu, öncelik ve ivedilikle, zaten, ta zamanında indirilmişti; ama, bugüne kadar ele alınamadı. Bu konu hakkında, herhalde, sayın milletvekillerinin bilgisi vardır.”

Aradan dokuz yıl geçmiş, bu Meclis iki defa seçim görmüş, o tarihten bu tarihe, belki, Meclisin yüzde 70’i yenilenmiş. Yüzlerce kanun tasarı ve teklifi varken, bunun geleceğini nereden bilebiliriz ve bunun üzerinde, nasıl, bir özel çalışma yapabiliriz?.. Eğer, maksat buysa, üzüm yemekse, öncelik ve ivedilikle görüşülmesi için Genel Kurula sevk edilmiş ve fakat kadük olmuş, bir maddelik, iki maddelik, üç maddelik tasarı ve teklifler var; bugün, bunlardan birisi niçin getirilmiyor; böylesine bir istical gösteriliyor; anlamak, doğrusu, mümkün değil.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarı, komisyonlarda bile yeterince incelenmemiştir. Hatta, Anayasa Komisyonu raporuna muhalefet şerhi veren Doğru Yol Partili sayın üyelerimizin, muhalefet şerhinde, bundan, gerçekten şikâyet ettiklerini görüyoruz: “Bize 1 saat mühlet verildi; ama, bu 1 saat içinde komisyon raporu bile gelmemişti...”

Bu Meclisin, geçtiğimiz dönem son günlerini hatırlayınız. Meclis soruşturma komisyonlarından bazıları çalışmalarını bitirmişlerdi; ama, o komisyonlarda, komisyon başkanları, karara muhalif kalan sayın üyelerden, birkaç ay bile, görüşlerini almak zahmetine katlanmamışlardı. Hatta, Sayın Meclis Başkanı, birkaç defa, Genel Kurula, bunu, şikâyet etmişti. Hatırladığım kadarıyla, Sayın Mesut Yılmaz hakkındaki Soruşturma Komisyonu raporu ile yine, şu anda hatırlayamıyorum, bir başka soruşturma komisyonu raporu, başkanlarının, özellikle, savsaklaması neticesinde, Genel Kurulun bilgilerine sunulmamıştı.

Şimdi, böylesine gerçeklerle ve birkaç maddelik, ama, toplum barışı açısından fevkalade önemli tasarıları görüşmekte hiç acelesi olmayanlar, radyo ve televizyon vericilerinin TRT’ye tekrar devredilmesi konusunda niye bu kadar acele edip, halk tabiriyle, âdeta iki ayağı bir pabuca sokar gibi bir çaba gösteriyorla; bunu bilgilerinize sunuyorum.

Oylamaya geldiği zaman, belki, bu, kabul edilecektir; ama, bu, bir kötü başlangıç olmasın. Muhalefeti yok farz ederek, muhalefetin konuşma imkânlarını kısıtlayarak, muhalefet adına, komisyonlarda ve Genel Kurulda bilgiler sunacak arkadaşlarımızın, yeterli çalışmaları yapmadan, Genel Kuruldan bu kadar acelecilikle kanun geçirilmeye kalkışılmasını, kötü bir başlangıç olarak ve sadece, belki de bugüne has, böyle bir başlangıç olarak kabul ediyorum.

Elbette, bu getirilen öneriye karşıyız; bunun çok acil ve gerekli olmadığına inanıyoruz. Geçtiğimiz haftalarda anayasa değişikliği ve kanun değişikliği konusunda nasıl iktidara ve Genel Kurula, Meclisimize yardımcı olmuşsak, bundan sonra, diğer konularda da aynı hassasiyeti göstereceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın; ama, üç komisyonu bir kenara atarak, Genel Kurulun önüne alelacele getirilmiş olan bu tasarı üzerinde bugün görüşülme yapılmaması gerektiğini düşünüyorum. Grubumun görüşü olarak aleyhinde oy kullanacağımızı ifade ediyor, Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Arınç.

Lehinde olmak üzere, DSP Grup Başkanvekili, Hatay Milletvekili Sayın Ali Günay. (DSP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakikadır.

Buyurun.

ALİ GÜNAY (Hatay) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bildiğiniz gibi, Yüce Meclisimiz, çalışmalarını, Anayasa ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü hükümlerine göre yürütmektedir. İktidar grupları tarafından huzurunuza getirilmiş olan önerinin, İçtüzük hükümlerine bir aykırılığı olmadığı gibi, muhalefet partilerini sıkıntıya sokma amacı da yoktur.

21 inci Dönemin başlamasından bu yana yaptığımız yasama çalışmalarında, muhalefet partileri olumlu bir tavır sergilemişlerdir ve bugüne kadar, çalışmaları, bir uyum içinde yürütmüş bulunuyoruz. Bu tavırlarından dolayı, ben, muhalefet partilerine teşekkürü bir borç biliyorum.

Doğrusunu isterseniz, biz, Danışma Kurulunu toplantıya çağırdığımızda, bu önerinin bir Danışma Kurulu önerisi olarak geleceğini umut ediyorduk. Nedenini soracak olursanız; Danışma Kurulunda muhalefet partilerine mensup değerli grup başkanvekillerimizin ileri sürdükleri iki itirazları oldu. İtirazlarından biri “yangından mal mı kaçırıyorsunuz, aceleniz ne?” şeklindeydi. Hayır, biz, yangından mal kaçırmıyoruz, acelemiz de yok; ancak, zamanı değerlendirme ve çalışma isteğimiz var. Nedenini soracaksanız; bildiğiniz gibi, bugün, 1 Temmuz. Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 5 inci maddesine göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Temmuzda tatile girer. Biz, çalışmak istediğimizden, oybirliğiyle hareket ederek, Meclisi tatile sokmadık ve çalışmaya devam kararını birlikte aldık. Şu halde, çalışmamız, gayet tabiî karşılanmalı.

Değerli muhalefet temsilcilerinden bir grup başkanvekilimizin ileri sürdüğü ikinci bir husus var, dedi ki: “Bu yasa tasarısı, şimdiki hükümet üyeleri tarafından imzalanmamış ve bu şekilde gelmiş. “

Değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi, İçtüzüğün 77 nci maddesine göre de, bir yasama döneminde sonuçlandırılamayan yasa tasarıları ve teklifleri hükümsüz sayılır; ancak, yeni, yasama döneminde, gerek hükümet gerekse Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, bu tasarıları veya teklifleri yenileyebilir ve önümüze getirilmek istenilen ve görüşülmesi sağlanmak istenilen yasa tasarısı da, 20 nci Yasama Döneminde Meclisin huzuruna getirilmiş –getirildiği tarih de 1997 yılı– ancak, geçtiğimiz dönemde, bu, görüşülememiş ve hükümsüz kalmış.

Bütün yasa tasarılarında uygulanan sistem aynıdır; hükümet, görüşülmesini uygun bulduğu yasa tasarılarını yenilediğini Meclise bildirir. Bunda da böyle bir bildirim var. Yani, bu yasa tasarısı, yeni bir tasarı değil; bildiğiniz, geçen dönemde milletvekili olan arkadaşlarımızın aşina olduğu bir yasa tasarısıdır. Kaldı ki, bu tasarı, Bayındırlık ve Anayasa Komisyonları olmak üzere, iki talî komisyonda ve aslî komisyon olarak da Plan ve Bütçe Komisyonda; yani, üç komisyonda görüşülmüştür.

Şimdi, söylenen husus şudur: “Komisyondan gelmesinden ve dağıtılmasından itibaren 48 saat beklenilmesi lazımdır.” Evet, değerli arkadaşlar, İçtüzüğün 52 nci maddesine göre, 48 saat geçmeden görüşülmemesi lazım; ancak, Genel Kurulca aksine karar verilmedikçe görüşülmemesi lazım. Biz, burada aksine bir karar alırsak, görüşülmemesi için hiçbir neden yok.

Ayrıca, bu yasa tasarısının görüşülmesiyle, 1 Temmuzda tatile çıkmamaya uygun bir davranış sergilemiş olacağız. Bu yasa tasarısının bugün görüşülmemesi durumunda, önümüzdeki çarşamba gününe kalacak, çarşamba günü yine görüşülecektir. Bugün ile çarşamba günü arasında ne fark var; şu fark var: Bildiğiniz gibi, gündemdışı üç konuşma yapıldı, Başkanlığın Genel Kurula sunuşları yapıldı ve geldiğimiz bu saatte de, eğer bu yasa tasarısının görüşülmesine karar vermezsek, bu önerinin kabulü lehinde oy kullanmazsak, birleşim kapatılacaktır.

Bildiğiniz gibi, Genel Kurulumuzun 15.6.1999 tarihli 15 inci birleşiminde alınan karar gereğince, perşembe günleri, yasa tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine ayrılmıştır. Bugün de günlerden perşembe. Eğer, biz, şimdi, bu yasa tasarısının görüşülmesi yönünde oy kullanmazsak, çarşamba gününe kadar tasarı ve tekliflerin görüşülmesine ara vermiş olacağız, bu birleşimi kapatmış olacağız ve bir hiç uğruna, hiçbir çalışma yapmadan, çarşamba gününe kadar luzumsuz yere bekleyeceğiz. Biz, bu tasarının, ülke yararları açısından da faydalı olduğuna inanıyoruz ve bu tasarının hiçbir kuruluşa zararı yoktur.

Bildiğiniz gibi, bugünlerde, ülkemizin birçok yöresinde televizyon izlenemiyor. Televizyonların izlenemediği bu bölgelerimizde, vatandaşlarımız, komşu ülkelerin ve zararlı yayın yapan bazı televizyon kurumlarının, kuruluşlarının yayınlarını takip ediyor ve bu da ülkemize zarar veriyor. Bu, geçen dönemden kalan bir yasa tasarısıdır; görüşülmesinde ülke yararları vardır.

Bu nedenlerle, bu yasa tasarısıyla ilgili önerinin lehinde oy kullanacağınızı umut ediyor; hepinize saygılar sunuyorum. (DSP, MHP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Günay.

Önerinin aleyhinde olmak üzere, Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekili ve İçel Milletvekili, Sayın Turhan Güven. (Alkışlar)

Süreniz 10 dakika efendim.

Buyurun.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir kanun tasarısının, mutlaka, kanunlaşması olayı başkadır, bu kanunlaşma süreci içerisinde yapılan çalışmalar başka şeylerdir. Bu iki olayı, birbirinden, usul ve esas yönünden, ayrı ayrı incelemek, irdelemek gerekir. Son zamanlarda, daha doğrusu şu bir iki aydır, kanun tasarılarında bir yöntem geliştirilmeye başlandı -bizim endişemiz de buradan ortaya çıkıyor- ferî olan olaylar aslî olay haline, aslî, normal hale getirilmeye başlandı.

Bakınız, Meclis, kendi çalışmasını Anayasa ve İçtüzüğe göre mi götürüyor...İçtüzükte asıl olan madde nedir; milletvekillerinin, bir kanun tasarı veya teklifini ellerine aldıktan sonra, rahatlıkla inceleyebilmelerini, bu konu üzerinde araştırma yapmalarını temin zımnında, en az 48 saat geçmeden bir görüşme yapılmaması olayıdır; ama, son zamanlarda, asıl olan 48 saat hükmünü bırakıyoruz, bir günde üç komisyondan geçirmek suretiyle, bir kanun tasarısını görüştürmeye çalışıyoruz. Kanun tasarısının aslına karşı değiliz, gerekliliğine inanıyoruz; ancak, yaptığınız yolun, yöntemin yanlışlığını, aceleciliği anlamakta zorluk çektiğimizi ifade ediyoruz. Hatta, geçen gün söyledim; acelecilik, bir bakanın adını yanlış yazmaya kadar da götürdü.

İşte, bugün, size bir başka olay: Çok sevdiğim, çok değerli iki grup başkanvekilim var karşımda; birisi Sayın İzgi’dir, birisi, bizim, sevgili arkadaşımız... (MHP sıralarından “İsmail Köse” sesleri)

Şimdi, imzalara bakınız... Buradaki imza kime ait, isim kime ait!.. Yani, acele olarak yapılan bir şey. Sayın Ömer İzgi’nin ismi açıldığı halde, imza başka bir arkadaşımıza aittir. Bunlara ne gerek var?! Bakın, acelecilikten, siz dahi okumuyorsunuz. Bu sabah dağıtıldı bu. Milletvekillerinin çoğuna soruyorum; elinize geçti mi? (DSP ve MHP sıralarından “geçti” sesleri)

MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) – Geçmedi.

TURHAN GÜVEN (Devamla) – Geçti... Okudunuz mu? (DSP ve MHP sıralarından “okuduk” sesleri) Ne getiriyor?

Şimdi, arkadaşım Sayın İzgi, zaten, Danışma Kurulunda bunu söyledi; efendim, siz, zaten bunu biliyorsunuz, bu, çok önceden geldi dedi. Doğru, bu çok önceden geldi, biz, belki bilebiliriz de, sizler yenisiniz; siz, nereden eskisini biliyorsunuz?!

Bakın, yeni bir metin geliyor önünüze. Yapmayın, iki üç saat içerisinde bir kanun tasarısını inceleme imkânının var olduğunu kabul etmek yanlışlıktır. Çok önemli bir kanun da önünüze gelebilir; ama, incelemeden çıkarırsanız; ondan sonra, kısa bir süre sonra, siz, bunu değiştirme eğilimi içerisinde, isteği içerisinde olursunuz. Biz, bunu önlemeye çalışıyoruz.

Diyoruz ki, bırakın, yaz tatili yapmaktan da vazgeçtik, oybirliğiyle vazgeçtik; ama, siz, hükümet olarak, evvela, önemli olanları bir tespit edin; yani, ehemmi mühimme tercih etme olayından, ne yapmak istiyorsunuz, hangi kanun tasarılarını çıkarmak istiyorsunuz, hangileri sizin için öncelikli olmalıdır; onları bir düzenleyin, toptan getirin; böyle, her gün de bu Danışma Kurulunu toplantıya çağırmayın.

O zaman göreceksiniz ki, iktidarıyla muhalefetiyle uyumlu çalışmaya herkes riayet edecektir. Bizim karşı olduğumuz, kanun tasarısı değildir. Hoş, kanun tasarısının da -ileride göreceksiniz- TRT’ye ne getirip ne götürdüğü de tartışmalıdır. Acaba yararına mı -maddeler görüşülürken ayrı ayrı izah etmeye çalışacağız- yoksa, zararına mı bazı hükümleri ihtiva etmektedir; onlar ayrı olaylardır.

Değerli arkadaşlarım, bir başka olay daha var; dikkatinize sunuyorum; biraz evvel Sayın DSP Grup Başkanvekili, benim değerli arkadaşım şunu ifade buyurdular: “77 nci madde...” 77 nci maddeyi okuyorsunuz da, niye 78 inci maddeyi okumuyorsunuz? Benimseme ile yenileme farklı şeylerdir.

Bakınız değerli arkadaşlarım, geçen dönemde bir kanun tasarısı, bir kanun teklifi görüşülemediyse kadük olur. “Başbakanın imzasıyla, ben bunu yeniliyorum” demek durumunda değilsiniz; bunu, yeniden dirilteceksiniz, ihya edeceksiniz. Yeniden yazılmıyor... Kanun tasarısının başlığına bakınız, 77 nci maddeye göre yenileme isteminde bulunuluyor. Bu hükümet üyeleri, geçen defaki hükümet üyeleriyle aynı kişiler mi; aynı kişiler değil. Hükümet, Başbakandan başlayarak değişmiştir; o zaman, bu kanun tasarısının altında, bütün değerli bakanlarımızın imzasının olması lazımdır.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Doğru...

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Bakanlar bilmiyor bunu...

TURHAN GÜVEN (Devamla) – Bu, yenileme değil. Bir milletvekili de bunu yaptığı zaman “ben falanı yeniliyorum” diye mi veriyor; hayır; alıyor “bu benim kanun teklifimdir” diye veriyor. 77 nci madde budur. Halbuki, benimseme, bir sonraki maddede, doğrudan doğruya gündeme getirilmiştir. Nedir o: Hükümet istifa etmişse, düşürülmüşse, yeni gelen hükümet “eski kanun tasarı ve tekliflerini benimsiyorum, bunların görüşülmesini arzu ediyorum” dediği zaman görüşülür. Hükümet, en azından, bundan sonra getireceği kanun tasarılarında bu yolu tutarsa iyi olur; çünkü, hükümetin, geçen defaki üyeleri ve oluşumuyla, bu defaki üyeleri ve oluşumu farklıdır diye düşünüyoruz.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Hükümsüz oldu bu, hükümsüz...

TURHAN GÜVEN (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, kurulda görüşmeler yapılırken, bir arkadaşımız “gündemde bir şey yok, bu nedenle bu kanun tasarısı getirildi” dediler. Gündemi doldurmak söz konusu olmamalıdır. Önemli gördüğünüz, bu milletin yararına gördüğünüz kanun tasarılarını getirmek bizce çok daha önem arz eder. Bu bakımdan, illâ da “çok kanun çıkaracağız, gündeme çok kanun tasarısı koyalım” demenin millete ne yararı vardır, onu araştırmak lazım. Çok kanun çıkarmakla bir noktaya varılmaz. Bu millet için önemli olan, bu millet için gerekli olan kanunlar çıkardığınız zaman, bu memlekete yararlı çalışma yapmış olursunuz. O nedenle, değerli arkadaşlarım, tatilden vazgeçtik; ama, İçtüzüğü zorlamayın, İçtüzüğü zorlamayın. Bırakınız, her şey, İçtüzüğün kendi hükümleri içinde cereyan etsin; çünkü -daha önceden çok gördüğüm için söylüyorum- böyle çalışma kararları aldık, aldık, aldık...Biz, yine, muhalefet olarak hayır dedik, bakın, yanlış yapıyorsunuz dedik; akşam toplantıda baktık ki, çoğunluk yok, kararı alan hükümet ortaklarının çoğunluğu burada bulunmuyordu. Bu bakımdan, çalışmayı düzenli, istikrarlı ve uyumlu yapmak istiyorsanız, muhalefetiyle iktidarıyla, gelin, bir uyum içinde, neyi çıkaracağımıza karar verelim. O zaman göreceksiniz ki, bu Meclis çalışmaları çok daha tatlı olur, çok daha düzenli olur, çok daha verimli olur; önemli olan da, zaten, bizce budur.

Hepinize saygılar sunuyorum. Teşekkür ederim. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Güven.

Konya Milletvekili ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Sayın Ömer İzgi; buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakika.

ÖMER İZGİ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, görüşmeye konu olan yasa hakkında söz almak istemiyorduk; ama, burada, biraz önce, Doğru Yol Partisinin sayın temsilcisinin, konuşurken bizatihi ismimden bahsetmiş olması, beni bu konuşmaya mecbur etti. Böyle bir konuşma için huzurunuza gelmiş olup, sözlerime başlamadan önce, hepinizi saygıyla selamlarım.

Bir kere, açıklığa kavuşturmamız gereken husus, bu yasanın ne zaman Meclis gündemine getirilmek istenmiş olduğudur. Bu yasa, şimdiki ortaklık hükümetlerinin hazırlamış oldukları ve Meclis gündeminde acele işlerden olarak görüşülmesini arzuladıkları bir yasa değil. Elbette ki arzuladılar; ama, ondan çok daha önce, bu yasa, Meclis gündeminde görüşülmesi için, daha önceki hükümetler tarafından zorunlu görülmüş olan bir yasadır. Nitekim, 1996 yılında biraz sonra görüşeceğimiz yasa hazırlanmış; acele işlerden olarak, gündemin ön sırasına alınmak istenerek huzurunuza getirilmek istenmişti.

Doğru Yol Partisinin sayın temsilcisi, Danışma Kurulunda yaptığımız konuşmalardan da bahsettiler. Gerçi, keşke o konuları burada tekrar tartışma haline getirmemiş olsalardı. O mecburiyet, şimdi, benim, tekrar, orada yapmış olduğumuz konuşmaları aktarmama vesile oluyor. Orada konuşulanlar orada kalacak; ama, orada konuşulanlara ait açıklamalar varsa, zorunlu olan hususlar varsa, bilgilendirmek bakımından belki burada sizlerin huzuruna getirilebilirdi. Doğru Yol Partisinin sayın temsilcisine, orada, biz, sadece “bu yasa, bugün Meclisin gündeminde başka yasalar olmadığı için getirilen bir konu” demedik; bir grup başkanvekilimiz bunu dedi; arkasından bendeniz de hemen ekledim: Aynı zamanda daha evvelki hükümetler tarafından da görüşülmesinde ivedilik var denen bir yasaydı; bu iki gerekçeyle getirdik dedim. Bir tarafını söylemezseniz, bir tarafını eksik bırakırsanız, arkadaşlarımızın aydınlanmasını sağlayamayız.

Evvela ilkelerde anlaşalım. Radyo ve televizyon verici tesislerinin Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğüne devredilmesi gerekir mi gerekmez mi? Bunda hemfikiriz. Neden hemfikiriz; Doğru Yol Partisinin sayın temsilcisi de, Danışma Kurulunda, daha önce, bunların görüşülmesi konusunda hemfikir oldukları bir görüş birliği içerisinde olduklarını söylediler. Öyleyse, bunun bir an evvel çözümlenmesi gerekir mi gerekmez mi sorusunun cevabına geliyor sıra. Elbette ki, bir an önce bu sorun çözümlenmelidir; çünkü, hepimiz biliyoruz ki, ülkemizin bir bölgesinde, TRT Kurumu, yayınlarını arzu edilen biçimde halkımıza aktaramıyor. O bölgelerde, Türkiye’de yayın yapması yasak olan bir kanal, TRT kanalından daha da işlevini, aktivitesini o bölgenin halkına anlatabilir durumda. Öyleyse, bu yasanın acil olarak da çıkması gerekmektedir.

Peki, acil olarak çıkacak olan bu yasayla, o bölgedeki insanlarımıza istediğimiz, arzu ettiğimiz yayınları götürebilmek için ne gerekir; günün teknolojik gelişmelerini kendi bünyesinde uygulamasıyla mümkün olur. Bunun için ne gerekir; kaynak aktarımı gerekir.

Şimdi, bir önceki hükümetler zamanında hazırlanmış olup, bizim önümüze konulmuş olan yasadan bahsetmek isterim. Kaynak aktarımı konusunda, dün, Plan ve Bütçe Komisyonunda değiştirilmeden önceki yasada yüzde 12’lik bir ek yük öngörülmüştü; ama, Plan ve Bütçe Komisyonundaki üyelerimiz, halkımızın içinde bulunduğu sıkıntıyı düşünerek, bunu, yüzde 3,5’a indirmişler; ama, yine de “eğer, TRT Kurumundan beklediğimizi, biz, orada bu kaynakla başaramayacak olursak, Bakanlar Kurulu onu başarabilecek şekilde artırımda bulunabilsin” demişler; o artırıma da nihayet bir kayıt getirmişler “yüzde 100’ün dışına da çıkılmasın” demişlerdir.

Değerli arkadaşlarım, bu yasa, Meclisimizin gündeminde daha önce defalarca görüşülmüş, özellikle grup başkanvekillerimiz tarafından, hem Fazilet Partisi Grup Başkanvekili hem de Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekili tarafından malum olan bir yasadır. Bunun hazırlığının zaman isteğiyle karşı karşıya olduğu görüşü, şahsen, beni, tatmin etmemektedir; ama, asıl çelişki şuradadır: 1 Temmuz 1999 günü, biz, tatile girecektik; o tatili erteledik. Öyleyse, bu günümüzü niye boş geçirelim? Tatili niye erteledik? Onu ertelememizin amacı neydi? Bugünü boş geçireceksek, değerli milletvekili arkadaşlarımızın bölgelerinde parti faaliyetlerini yapmalarını niye önledik? İşte, böylesi acil yasaların bir an önce görüşülüp çözüme bağlanması için istedik. Bugün boştu, yasa acildi, arkadaşlarımızın malumu âlileriydi. O halde, bugünkü boş günümüzü bu acil yasayı çıkarmakla geçirmeliydik ve Meclis faaliyetimizin, bilhassa, tatile girmeme sebebine uygun hareket etmeliydik. Bu itibarla, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, çok yerinde getirilmiş olan, ivedi görüşülecek bu yasa tasarısının bilhassa bugün çıkarılması taraftarıyız; ona olumlu oy vereceğiz.

Biraz önce yapılan görüşmelerde, bir de, arkadaşlarımızın burada çoğunluğu sağlayamadığından da söz edildi; yanlış anlamadıysam, Meclisteki görüşmeleri tam takip etmediğimize değinildi.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Sizden değil, eski meclisten bahsettim.

ÖMER İZGİ (Devamla) – Bugüne kadar karar yetersayısının aranılması yönünde pek çok önerge verildi ve bu önergelerin sonuçları alındı; görüldü ki, Meclisimiz çalışıyor, karar yetersayısı her zaman vardır; birinde olmasaydı, belki, bu alandaki söylenmiş söze kulak vermemiz gerekebilecekti. Sözümü fazla uzatmak istemiyorum...

Değerli milletvekilleri, bir husus da, Sayın Doğru Yol Partisi temsilcisi, Danışma Kurulunun toplanmasını isteyen yazıda Sayın İsmail Köse’nin ismi bulunmasına rağmen, bugün Danışma Kuruluna, benim, Ömer İzgi’nin katılmış olmasını, olaya çok ivedilikle baktığımıza yorumladılar; hiç alakası, ilgisi olmayan bir husus. Eğer, bugün, bir değerli arkadaşımız acilen hastaneye götürülmemiş olsaydı, Ömer İzgi değil, onu hastaneye götüren İsmail Köse Bey katılmış olacaktı. İsmail Köse Bey, bir hastamızı acilen hastaneye götürmüşse, ben Grup Başkanvekili olarak Danışma Kuruluna katılmamalı mıydım; elbetti ki, o görevin yerine getirilmesi gerekirdi. Bir grup başkanvekili olarak da biz katıldık ve görevimizi yerine getirdik.

Beni dinlediğiniz için, hepinize çok teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın İzgi.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, sayın konuşmacı, benim sözlerimi, evvela, yanlış anlamışlardır; müsaade ederseniz açıklayayım efendim.

BAŞKAN – Yerinizden buyurun.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, benim arzım şudur Yüce Genel Kurula. Ben diyorum ki, işi aceleye getiriyorsunuz. Ben, rahatsızlık falan filan değil... Tabiî, acil şifalar diliyorum kim rahatsızlanmışsa; ama, bakınız, burada MHP Grup Başkanvekili olarak; yani, onaya sunulan şu önerge; önerge bu, önerge; öyle fazla başka bir şey değil. Bu önergede Sayın Ömer İzgi’nin adı yazılmış, üstünde de hastaneye gittiği ifade edilen Sayın Köse’nin imzası var. Yani, diyorum ki, bakın, aceleye geliyor bunlar; en azından, süre bakımından okuma imkânına siz bile sahip değilsiniz, ben bunu söylüyorum. Yani, bunu incelemeye sizin dahi vaktiniz yok manasında ifade ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Biz teşekkür ediyoruz Sayın Güven.

Sayın milletvekilleri, önerinin lehinde ve aleyhindeki konuşmacıları dinlediniz. Öneriyi yeniden okutup, oylarınıza sunacağım:

Öneri :

1 Temmuz 1999 tarihli (bugünkü) gelen kâğıtlarda yayımlanan ve aynı gün bastırılıp dağıtılan 10 sıra sayılı kanun tasarısının, 48 saat geçmeden gündeme alınarak, görüşmelerine 1 Temmuz 1999 Perşembe günü (bugün) başlanılması ve görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Öneriyi dinlediniz; öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler_ Etmeyenler_ Öneri kabul edilmiştir. (DSP ve MHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER

1. – Radyo veTelevizyon Verici Tesislerinin Türkiye Radyo – Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğüne Devredilmesi ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Anayasa ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/376) (S.Sayısı : 10) (1)

BAŞKAN – Alınan karar gereğince, Radyo ve Televizyon Verici Tesislerinin Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğüne Devredilmesi ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun müzakeresine başlıyoruz.

Komisyon?.. Hazır.

Hükümet?.. Hazır.

Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Raporun okunmasını kabul edenler_ Etmeyenler_ Raporun okunması kabul edilmemiştir.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyenler -şu ana kadar bize intikal eden- ANAP Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Cavit Kavak; Fazilet Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Nevzat Yalçıntaş.

(1) – 10 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

ANAP Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Cavit Kavak; buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)

Süreniz 20 dakikadır.

ANAP GRUBU ADINA MEHMET CAVİT KAVAK (İstanbul) – Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri; hepinizi, Anavatan Partisi Grubu adına, saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli üyeler; 55 inci hükümet döneminde, TRT Kurumunun Bakanlığımla ilgilendirildiğini hatırlayacaksınız. Devlet bakanı olarak, TRT’yi yakından tanıma ve değerlendirme imkânı bulduğum bu süreç içerisinde, bu kurumun, dışarıdan bakıldığı zaman çoğunlukla önyargıyla yaklaşılan ve hiç de hak etmediği eleştirilere maruz kalan; oysa, Türkiye Cumhuriyetinin çağdaş, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olmasında ve Atatürk ilke ve inkılaplarının yaşatılmasında ne kadar önemli bir görevi ve rolü olduğunu yakından gözlemledim. Diğer taraftan, TRT’nin en önemli sorunlarından birinin “mum dibine ışık vermez” misali, kendini yeteri kadar tanıtamaması ve anlatamaması olduğu kanısına da vardım.

Yüce Ulusumuzun, Kurtuluş Savaşının hemen ardından başlattığı çağdaş bir devlet kurma ve onu çağdaş kurumlarla donatma girişimlerinden biri olarak, cumhuriyetimizin 4 üncü yılında, 1927’de radyo yayıncılığı konusunda çalışmalara başlanmıştır. Atatürk’ün şaşmaz öngörüşüyle, ulusal yararları yanında uluslararası ölçekte geleceğin önemli etki ve rekabet alanlarından birini oluşturacak radyo yayıncılığı konusu önemle ele alınmış, 1927 yılında İstanbul Radyosunun yayına başlamasının ardından, 1937 yılında yapımına başlanıp, bir yıl gibi kısa bir süre içinde tamamlanıp hizmete sokulan ve hâlâ faal olan Ankara Radyosuyla yayıncılıkta çok önemli bir adım atmıştır. Yayıncılığımızın uzun tarihinde en dikkat çeken husus; radyolarımızın ve daha sonra kurulan TRT Kurumunun konusunda sürekli bir okul görevi görmesidir.

Değerli üyeler, çeşitli konularda görev yapan teknik personel, spiker, programcı, Türk halk müziği, Türk sanat müziği, çoksesli müzik dallarında eğiticiler, ses ve saz sanatçıları, radyo tiyatrosu, çocuk yayınları, eğitim kültür yayınları, spor, haber dallarında görev yapan diğer elemanlar hep radyo çatısı altında eğitilmişlerdi.

1964 yılında kurulan TRT, bu bilgi ve deneyim birikimini devralmış, eğiticilik görevi gelişerek sürmüştür. 1968 yılında televizyon yayınlarının başlamasıyla, televizyon yayıncılığı gibi çok dinamik ve kapsamlı bir konuda, eğitim çalışmalarının boyutları da değişmiştir. Daha sonra, özel radyo-televizyon yayınlarına olanak sağlanmasıyla, Batı ülkelerinde yaşanmakta olan özel yayıncılık ve kamu yayıncılığı değerlendirmesi Türk kamuoyunun gündemine girmiştir. Başlangıçta, özel radyo-televizyon kanallarının yayın yaşamına girmesiyle çok olumlu bir ortam oluşmuş; kanal çokluğunun her beğeniye, ihtiyaca cevap vereceği, çok kanalın çoksesliliğe olanak sağlayarak, demokratik gelişmeye katkıda bulunacağı düşünülmüştür; ancak, dünyada da örnekleri görüldüğü gibi, özel radyo ve televizyon kuruluşları, ticarî amaçlarının bir gereği olarak, toplumun eğitsel düzeyine katkıda bulunmaktan çok, düşük maliyetli, eğlendirici, oyalayıcı özellikli programlarla, dinleyici-izleyici çoğunluğuna ulaşmak ve bu yolla reklam gelirlerini artırma eğilimini göstermektedirler.

Diğer yandan, haber ve yorumlarla ilgili yayınlar, genellikle ticarî amaca ters düşmeyecek biçimde hazırlanmakta, bu da, haberde tarafsızlık ilkesini zedeleyebilmektedir. Kitle sporlarıyla ilgili yayınlar da, özel radyo-televizyonların ana konularını oluşturmaktadır. Bu gerçekler, tek kamu hizmeti yayın kurumu olan TRT’nin önemini daha artırmıştır.

Anayasamızın 133 üncü maddesinde temel nitelikleri belirtilen TRT Kurumu, yayınlarında 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanununda yer alan ilke ve esasları sürekli gözetmek ve Anayasanın sözüne ve ruhuna bağlı olmak, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, millî egemenliği, cumhuriyeti, kamu düzenini, genel asayişi, kamu yararını korumak ve kollamak, Atatürk ilke ve inkılaplarını kökleştirmek, Türkiye Cumhuriyetinin çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkmasını öngören millî hedeflere ulaşmayı gerçekleştirmek, devletin millî güvenlik siyasetinin, millî ve ekonomik menfaatlarının gereklerine uymak gibi son derece önemli bir görevi yürütmek yanında, Türk millî eğitiminin temel görüş, amaç ve ilkelerine uygun, kolayca anlaşılır, temiz, doğru, güzel bir Türkçe ile toplumun her kesiminin ihtiyaçlarına cevap verecek, çok çeşitli, her eğitim düzeyine uygun yayınlar yapmakla yükümlüdür.

Haberlerin toplanma, seçilme ve yayınlanmasında tarafsızlık, doğruluk ilkelerine, çağdaş teknik ve metotları sürekli göz önünde bulundurmak, böylece, kamuoyunun sağlıklı ve serbestçe oluşabilmesine katkıda bulunmak temel esasları oluşturmaktadır.

TRT Kurumu, bugün yurt düzeyinde yayın yapan 3 ulusal, bölge düzeyinde yayın yapan 9 ve turizmin yoğun olduğu yörelerde yayın yapan 1 radyo aracılığıyla sürekli yayın yapmaktadır. Radyoların her biri farklı ihtiyaçların karşılanması amacına yönelik olarak yayın konuları bakımından değişik konularda yoğunlaşmışlardır.

Çoğunluğu, her gün 24 saat yayın yapan radyoların, ortalama nüfus ve alan kapsamı yüzde 95, yüzde 97 ve yüzde 98’lere ulaşmaktadır. Ayrıca, yayın alanı Kanada’dan Avustralya’ya kadar uzanan bir yayın ağı “Türkiye’nin Sesi Radyosu” adıyla, yurt dışına Türkçe ve 24 yabancı dilden sürekli yayın yapmaktadır.

Yurtdışı yayınlarının amacı, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye ve Türk kültürüyle bağlarını sağlamak, eğitim ve kültür düzeylerini yükseltmek, dil, din, gelenek, görenek, birlik ve beraberliklerini güçlendirmek, sorunlarıyla ilgilenmek, bilgilendirmek ve onlara moral vermektir.

Değerli üyeler, 24 yabancı dilden yapılan yayınlarla, başta, bağımsızlığını kazanmış Türk asıllı devlet halklarıyla yakınlaşmak, kültürel, siyasal, ekonomik bağları güçlendirmek ve diğer ülke dinleyicilerine de kültürümüzü, çeşitli konulara ilişkin görüşlerimizi iletmek, insanımızı, yurdumuzu tanıtmak, turizmi desteklemek, çeşitli ülke insanlarıyla her alanda olumlu ilişkiler kurmaktır.

Radyo yayıncılığı konusunda TRT, dünya düzeyinde edindiği bu önemli göreve paralel olarak, yurt içine yayın yapan 5, yurt dışına yayın yapan 2 kanal olmak üzere, toplam 7 televizyon kanalıyla, Türkiye televizyon yayıncılığımızda önemli bir yere sahiptir.

TRT-1, TRT-2, TRT-3, TRT-4 adlarıyla yayın yapan televizyon kanallarımız, tematik bir düzenleme içinde her biri güncel olaylar, kültür sanat, gençlik-spor, Türkiye Büyük Millet Meclisi yayınları, eğitim konularında ağırlıklı olarak yurt düzeyinde her yaş eğitim, meslek grubundan izleyiciye çok çeşitli konularda yayın yapmaktadır.

Ayrıca, TRT-GAP adıyla yayın yapan televizyon kanalı, Güneydoğu Anadolu Projesinin hedeflerine uygun olarak, yöre özelliklerine uygun bölgesel yayınlarını sürdürmektedir.

TRT’nin yurt dışına yönelik 2 televizyon kanalı bulunmaktadır. TRT- Avrasya adıyla yayın yapan kanalımız, günde 16 saat süreyle ve Orta- Asya’daki Türk asıllı devl