DÖNEM : 21
CİLT : 1 YASAMA YILI : 1
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
16 ncı Birleşim
16 . 6 . 1999 Çarşamba
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. — GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. — GELEN KÂĞITLAR
III. — YOKLAMA
IV. — BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) ÇEŞİTLİ İŞLER
1. — Başkanvekili Mehmet Vecdi Gönül’ün, Başkanvekilliği görevine başlaması nedeniyle konuşması
B) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. — İstanbul Milletvekili Ayşe Nazlı Ilıcak’ın, Türkiye’nin enerji problemlerine ilişkin gündemdışı konuşması ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’in cevabı
2. — Ardahan Milletvekili Saffet Kaya’nın, KOBİ kredilerine ve KOBİ’lerin son günlerde içinde bulunduğu duruma ilişkin gündemdışı konuşması ve Orman Bakanı Nami Çağan’ın cevabı
3. — Ağrı Milletvekili Nidai Seven’in, Doğu Anadolu ve teröre ilişkin gündemdışı konuşması
C) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. —Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü Parlamenterler Asamblesi, Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu, Parlamentolararası Birlik, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilâtı Parlamenterler Asamblesi ve Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenterler Asamblesinde Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil edecek grupları oluşturmak için siyasî parti gruplarınca aday gösterilen asıl ve yedek üyelere ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/203)
2. —Adalet, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Çevre; Dilekçe; Dışişleri; İçişleri; Kamu İktisadî Teşebbüsleri; Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor; Millî Savunma; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Geçici Başkanlıklarının; Komisyonların başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimlerini yaptıklarına ilişkin tezkereleri (3/215, 208, 214, 212, 206, 205, 213, 207, 204, 209, 211)
3. — Bazı milletvekillerine belirtilen sebep ve sürelerle izin verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/216)
4. — İstanbul Milletvekili Aydın Menderes’e ödenek ve yolluğunun verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/217)
5. — Manisa Milletvekili Cihan Yazar’a, ödenek ve yolluğunun verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/218)
D) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. —Konya Milletvekili Veysel Candan ve 22 arkadaşının, Bağ-Kur’un içinde bulunduğu sorunların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/4)
2. — Konya Milletvekili Veysel Candan ve 23 arkadaşının, DDY’nın zarar etmesinin nedenlerinin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/5)
3. — Bursa Milletvekili Ali Rahmi Beyreli ve 20 arkadaşının, amatör sporun sorunlarının araştırılarak aksaklıkların tespit edilmesi ve alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/6)
V. — ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. — 1999 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1997 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarılarının gündemdeki yeri; görüşme gün ve saatleri ile konuşma sürelerine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
VI. — KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. —Bankalar Kanunu Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/5) (S. Sayısı :1)
VII. —SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. —Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Bursa-Mustafakemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi Projesine ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun yazılı cevabı (7/9)
2. — Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, TBMM eski Başkanı Hikmet Çetin döneminde işe alınan personele ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Yıldırım Akbulut’un yazılı cevabı (7/17)
I. — GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak iki oturum yaptı.
Başkanvekili Ali Ilıksoy, Başkanvekilliği görevine başlaması nedeniyle bir konuşma yaptı.
Van Milletvekili Hüseyin Çelik’in, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun genel ekonomik durumu ve sınır ticaretine ilişkin gündemdışı konuşmasına, DevletBakanı Tunca Toskay,
Bursa Milletvekili Ahmet Sünnetçioğlu’nun, orman köylülerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşmasına, Orman Bakanı Nami Çağan,
Cevap verdiler.
Amasya Milletvekili Gönül Saray Alphan, Amasya Tamiminin Türk siyasî tarihindeki rolüne ilişkin gündemdışı bir konuşma yaptı.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’e, Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun,
İsveç’e gidecek olan Devlet Bakanı Hasan Gemici’ye, DevletBakanı ve Başbakan Yardımcısı HasanHüsamettin Özkan’ın,
Vekâlet etmelerinin uygun görülmüş olduğuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Yozgat Milletvekili İlyas Arslan ve 20 arkadaşının, Yozgat İlinin ekonomik, sosyal, kültürel ve kentsel sorunlarının,
Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 23 arkadaşının, esnaf ve sanatkârların sorunlarının,
Konya Milletvekili Veysel Candan ve 21 arkadaşının, THY’nin zarar etmesinin nedenlerinin,
Araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri (10/1, 10/2, 10/3) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve öngörüşmelerinin, sırasında yapılacağı açıklandı.
Genel Kurulun, 15 Haziran 1999 Salı günü 15.00 - 19.00, 20.00-23.00 saatleri arasında; 16 Haziran 1999 Çarşamba, 17 Haziran 1999 Perşembe, 18 Haziran 1999 Cuma, 19 Haziran 1999 Cumartesi günleri 14.00-19.00, 20.00-23.00 saatleri arasında çalışmasına; 19 Haziran 1999 Cumartesi günü saat 23.00’e kadar gündemde bulunan kanun tasarı ve tekliflerinin bitmemesi halinde, saat 23.00’ten sonra da çalışmalara devam edilmesine ve bitimine kadar çalışma süresinin uzatılmasına; Genel Kurulun toplantı günlerinden Salı gününün denetim konularına (Anayasanın süreye bağladığı konular hariç) Çarşamba ve Perşembe günlerinin de kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işlerin görüşülmesine ayrılmasına; Salı ve Çarşamba günlerinde birleşimin başında bir saat süreyle sözlü soruların görüşülmesine; 15 Haziran 1999 Salı ve 16 Haziran 1999 Çarşamba günleri denetim konularının görüşülmemesine; sunuşlar ve işaret oyuyla yapılacak seçimlerin her gün yapılmasına; 15 Haziran 1999 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan ve aynı tarihte dağıtılan 2 sıra sayılı Anayasa değişikliği konusundaki kanun teklifinin 48 saat geçmeden gündemin 1 inci sırasına alınarak, görüşmelerine 15 Haziran 1999 Salı günkü (bugünkü) birleşimde başlanmasına ve birinci görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.
Adalet,
Millî Savunma,
İçişleri,
Dışişleri,
Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor,
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm,
Çevre,
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler,
Tarım, Orman ve Köyişleri
Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji,
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme,
Dilekçe,
Kamu İktisadî Teşebbüsleri,
İnsan Haklarını İnceleme,
Komisyonları üyeliklerine, gruplarınca gösterilen adaylar seçildiler;
Başkanlıkça, komisyonların, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimini yapmak üzere, toplanacakları gün, saat ve yere ilişkin duyuruda bulunuldu.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 143 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifinin (2/9) (S. Sayısı :2) birinci görüşmesi tamamlandı; ikinci görüşmesine en az 48 saat geçtikten sonra başlanabileceği açıklandı.
Alınan karar gereğince, 16 Haziran 1999 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere, birleşime 23.55’te son verildi.
Ali Ilıksoy Başkanvekili
Burhan Orhan Sebahattin Karakelle Bursa Erzincan Kâtip Üye Kâtip Üye
No. : 10
II. — GELEN KÂĞITLAR
16 . 6 . 1999 ÇARŞAMBA
Yazılı Soru Önergesi
1. — İstanbul Milletvekili Abdülkadir Aksu’nun vergi kanunlarını ilgilendiren bazı konuların yeniden düzenlenmesine yönelik çalışmalara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/62) (Başkanlığa geliş tarihi :14.6.1999)
Meclis Araştırması Önergeleri
1. —Konya Milletvekili Veysel Candan ve 22 arkadaşının, BAĞ-KUR’un içinde bulunduğu sorunların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/4) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1999)
2. — Konya Milletvekili Veysel Candan ve 23 arkadaşının, DDY’nın zarar etmesinin nedenlerinin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/5) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1999)
3. —Bursa Milletvekili Ali Rahmi Beyreli ve 20 arkadaşının, amatör sporun sorunlarının araştırılarak aksaklıkların tespit edilmesi ve alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/6) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1999)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 14.00
16 Haziran 1999 Çarşamba
BAŞKAN : Başkanvekili Mehmet Vecdi GÖNÜL
KÂTİP ÜYELER : Burhan ORHAN (Bursa), Sebahattin KARAKELLE (Erzincan)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 16 ncı Birleşimini en iyi dileklerimle açıyor, saygılar sunuyorum.
III. — YOKLAMA
BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.
Yoklama için 5 dakikalık süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen sayın üyelerin ise, yoklama pusulalarını, teknik personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.
Yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.
IV. — BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) ÇEŞİTLİ İŞLER
1. —Başkanvekili Mehmet Vecdi Gönül’ün, Başkanvekilliği görevine başlaması nedeniyle konuşması
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ilk defa Başkanvekili sıfatıyla çıktığım bu birleşimde, müsaadelerinizle, birkaç kelimeyle de olsa, hissiyatımı ifade etmek istiyorum.
Takdir edersiniz ki, bir parlamentonun görüşmelerini yönetmek, fevkalade önemli ve şerefli bir görevdir. Özellikle, bu Parlamento, millî mevcudiyetimizi borçlu olduğumuz gazi bir Meclis, Türkiye Büyük Millet Meclisi ise, onun Başkanvekilliğini yapmak, her faniye nasip olmayacak bir mazhariyet olarak telakki edilmek lazım gelir. Bu münasebetle, Türkiye Büyük Millet Meclisini, milletin siyasî iradesinin tecelligâhı olarak kuran ve oradan aldığı güçle, cumhuriyeti ve daha sonra da demokrasi hedeflerini gerçekleştiren, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve aziz arkadaşları ile daha sonra hizmet etmiş bütün vatanseverleri, minnetle ve şükranla yâd ediyorum. (Alkışlar)
Sayın milletvekilleri, kırk yıla yaklaşan kamu hizmetimi taçlandıran bu göreve beni sizler getirdiniz. Bu teveccüh ve itimadınızdan dolayı, sizlere en kalbî teşekkürlerimi arz ederim. Bu kutsal görevin gereklerini ifa amacıyla bana vereceğiniz destek, en büyük güven kaynağım olacaktır.
Bugün, ülkemiz ve milletimiz, devasa meselelerle karşı karşıyadır. Halkımızın bize verdiği temsil yetkisini, onun bu meselelerini çözmede en yetkin, etkin ve verimli bir şekilde kullanma ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarını azamî seviyeye yükseltme hususlarında, bütün üyelerimiz arasında en küçük bir görüş farklılığı olmadığına inancım tamdır. Allah yardımcımız olsun.
Teşekkür ederim. (Alkışlar)
Sayın milletvekilleri, gündeme geçmeden önce, üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz, Türkiye’nin enerji problemleri hakkında söz isteyen, İstanbul Milletvekili Sayın Nazlı Ilıcak’a aittir.
Buyurun Sayın Ilıcak. (FP sıralarından alkışlar)
B) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. — İstanbul Milletvekili Ayşe Nazlı Ilıcak’ın, Türkiye’nin enerji problemlerine ilişkin gündemdışı konuşması ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’in cevabı
AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ben, basın kökenli bir milletvekili olmama rağmen, enerji konusunda konuşmak istiyorum ve bunun sebebini şu şekilde açıklıyorum: Devletle menfaat ilişkisi içerisinde bulunan bir basın, hür değildir ve o basında çalışan gazeteciler de, maalesef, hükümetin, iktidarın uydusu haline gelmiştir. O yüzden, bir basın mensubu olarak, gazete patronlarının, devletle bir ihale ilişkisi, bir iş ilişkisi içerisinde olmaması gerektiğine inanıyorum. Zaten, bu yüzden de, Radyo ve Televizyon Kanunu, televizyonlarda yüzde 10 hissenin üzerinde bir hisseye sahip olan patronların devlet ihalesine girmesini sınırlamıştır. Buna göre, esas itibariyle, bu sınırı, belki gazete sahiplerine de teşmil etmek gerekirken, maalesef, geçtiğimiz dönemde, Anasol-D Hükümetinin, bu sınırı kaldırmaya ve bu ihaleyi imkân dahiline getirmeye yönelik çalışmalarını gördük. Yüce Meclisin direnmesi sayesinde, bu ihale yasağı, Radyo ve Televizyon Kanununda devam etmektedir; fakat, şu anda tespit ettiğimize göre, Enerji Bakanlığı, maalesef, birtakım santralları medya kuruluşlarına devretmek üzeredir.
Şimdi, bir yanda Tes-İş’i görüyoruz, Enerji Yapı Yol’u görüyoruz, Elektrik Mühendisleri Odasını görüyoruz; yani, halkı, milleti temsil eden sivil örgütleri, sivil kuruluşları görüyoruz, bir yanda medya oligarşisini görüyoruz. Burada, hepimizin, tercihimizi -mademki milletin temsilcisiyiz- milletten yana, Tes-İş’ten yana, Enerji Yapı Yol’dan yana, Elektrik Mühendisleri Odasından yana koymamız gerekir.
Kaldı ki, burada bir ihtilaf var. Danıştay 10. Dairesi, ihaleyi kazanan şirketlerin yüzde 10 hisseyi aştığı yolunda karar vermiştir. Evet, Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu bu yürütmeyi durdurma kararını kaldırmıştır; ama, sadece bir oy farkla kaldırmıştır ve zihinlerde çok sayıda soru işareti vardır.
İkinci ve yine çok önemli nokta, Rekabet Kurulunun şartları Danıştaydan gizlenmiştir. Bakın, burada Sayın Aydın Ayaydın oturuyor ve onun döneminde, Rekabet Kurulu çok önemli dört şart vermiş ve bu dört şart dahilinde ancak bu sözleşmelerin Danıştay tarafından onaylanacağını bildirmiştir ve Rekabet Kurulu Kanununa göre, devir işlemlerinin hukukî geçerlilik kazanması için, bu Kurulun onayı gerekmektedir.
İki şart neden gizlenmiştir?.. Bu şartlardan bir tanesi, 1 megavattan fazla elektrik tüketen şirketler, arzu ettikleri takdirde, bir başka bölgeden elektrik satın alabilmelidirler. Rekabeti sağlamak için birinci şart bu.
İkinci şart: Bir bölgede tek fiyat olmaması gerekir; üst fiyat ve alt fiyat belirlenmesi lazım ki, herkes tercihini kullansın ve rekabet işleyebilsin.
Maalesef, bu iki şart Danıştaya gönderilmemiş ve Danıştayın onayladığı sözleşmede bu iki şart yer almamıştır; dolayısıyla, gayrihukukî bir durum vardır. Neden bu iki şart Danıştaya gönderilmemiştir; çünkü, şartnamenin esasında tek bölge için tek bir şirkete imtiyaz tanınmakta ve bir tek fiyat tespit edilmektedir. Eğer, bu şartlar sözleşmeye konulsa, bu defa, sözleşme şartnameye aykırı olacak. Öyleyse, bunu hukukî açıdan çözmeden, niçin, alelacele, âdeta yangından mal kaçırırcasına bu devir sözleşmeleri imzalanmaktadır...
Şimdi, esas, bizim hayretimizi mucip bir başka konu daha var. İlk değerlendirme Refahyol döneminde yapıldı; dolayısıyla, bu medya kuruluşlarına bu elektrik ihaleleri Refahyol döneminde verildi ve Sayın Recai Kutan döneminde bu sözleşmeler aktedildi gibi bir iddia, geçtiğimiz haftalarda yer aldı. Oysa, sadece ilk değerlendirmeler Refahyol döneminde tamamlandı ve bu ilk değerlendirme ile son değerlendirme arasında çok önemli farklar vardı. Ben, sadece Avrupa yakasından bir örnek vermek istiyorum: Avrupa yakasında elektrik dağıtımında Doğan Holding ile onun rakibi Park Holding arasında...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Ilıcak, size 1 dakika eksüre veriyorum.
AYŞE NAZLI ILICAK (Devamla) – Tamam efendim.
Bu iki şirket arasında 270 milyon dolar fark vardı. Daha sonraki değerlendirme Anasol-D zamanında yapıldı ve 270 milyon dolarlık fark, kayıp-kaçak oranlarıyla ancak telafi edildi; fakat, çok önemli sözler verildi kayıp-kaçak oranlarında. Mesela, şu anda yüzde 30 oranında kayıp-kaçak var; Doğan Holding “ben, ilk ele alır almaz, bu kayıp-kaçak oranını yüzte 19’a düşüreceğim” dedi. Bu, önümüzdeki yıllarda, Enerji Bakanlığı ile holdingler arasında, kayıp-kaçak oranları konusunda bazı pazarlıklar olacağını gösteriyor. Nitekim, Enerji Bakanlığının hemen Anavatan Partisine verilmesi ve bu holding tarafından teşekküre mazhar bulunan bir Enerji Bakanının da işbaşına gelmesi, bu pazarlıkların habercisidir. Ben, hep, bu konuda, Tuncay Mataracı’yı aklıma getiriyorum. O dönemlerde diyorduk ki, Tuncay Mataracı, katiyen Bakan olamaz, birçok söylenti var bu konuda. Fakat, getirdiler ve Tuncay Mataracı’yı o dönemde bakan yaptılar. Ben, tenzih ediyorum, benzetmek de istemiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Affedersiniz, 1 dakika tamamlandı...
AYŞE NAZLI ILICAK (Devamla) – Tamam efendim.
Son olarak şunu söylüyorum: Maalesef, gazete patronlarının menfaatları, basın hürriyetlerinin sınırını çizmektedir. O yüzden, biz, kendi tavrımızı, medya oligarşisinden yana değil, halkın isteklerinden yana koyalım.
Çok teşekkür ediyorum; saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ilıcak.
AYDIN AYAYDIN (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın konuşmacının konuşmasında benim de adıma yer verildi. Konuya açıklık getirmek üzere İçtüzüğün 69 uncu maddesine göre söz talebinde bulunuyorum.
BAŞKAN – Gündemdışı sözler tamamlandıktan sonra...
AYDIN AYAYDIN (İstanbul) – Ama, konuyla ilgili... Sayın konuşmacının konuşmasında yer alan, benim şahsımla ilgili; ismimi de... (FP sıralarından “Size sataşmadı” sesleri)
Hayır; sataşma açısından değil, konuya açıklık getirmek için...
BAŞKAN – O zaman, oturduğunuz yerden efendim; buyurun.
AYDIN AYAYDIN (İstanbul) – Müsaade ederseniz, kürsüden konuşmak istiyorum.
BAŞKAN – Efendim, zatıâlinize sataşılmadı...
AYDIN AYAYDIN (İstanbul) – Hayır, ben konuya açıklık getirmek için söz istiyorum.
BAŞKAN – Ama, değerli fikirlerinizden istifade etmek isteriz... Lütfen, oturduğunuz yerden, 1 dakika içerisinde efendim...
Buyurun.
AYDIN AYAYDIN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Ilıcak’ın konuşmasında, enerji santrallarının ve enerji dağıtım şirketlerinin devir işlemlerinde, Danıştayın incelemesinde, 4054 sayılı Rekabet Yasasının öngördüğü işlemlerin eksik yapıldığı; bu nedenle, Enerji Bakanlığının bu devirleri yapamayacağı yolundaki iddiası, sanıyorum, yanlış bir değerlendirmeden kaynaklanmaktadır. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun birleşme ve devirlerle ilgili maddesinde, Rekabet Kurulu konuyu incelemiştir ve Rekabet Kurulu, bu sözleşmelerde yer alan maddelerden üç veya dört noktada Rekabet Yasasına aykırı hükümler yer aldığını tespit etmiştir.
Bunlardan birincisi, fiyat aralığının olmaması; yani, tek fiyat uygulanması, Rekabet Yasası açısından sakınca teşkil etmektedir.
İkincisi, eşit durumdaki alıcılara eşit şartların uygulanması maddesi yer almamıştır.
Üçüncüsü de, bir bölgede enerji dağıtım ihalesini alan firmanın, enerji dışındaki işkolunda başka işleri olabileceği gerekçesiyle, rakiplerine kötü şartlar uygulanmaması ve onlara farklı muamele yapılmaması konusunda; böyle bir durumla karşılaşılması halinde, o şirketten değil, Türkiye Cumhuriyeti hudutları dahilindeki bir başka enerji dağıtım şirketinden de mukavele yapabilmelerine imkân sağlayacak üç ana maddeyi belirtmiştir ve Rekabet Kurulu, bu şartları Enerji Bakanlığına göndermiş ve mutlaka, devir sözleşmelerinde bu maddelerin yer almasını önermiştir.
BAŞKAN – Lütfen toparlayınız efendim.
AYDIN AYAYDIN (İstanbul) – Danıştaydaki incelemede bunlar esas alınmaz. Danıştay imtiyaz sözleşmesini inceler. Rekabet Kurulunun tespit ettiği bu şartlar, mutlaka, devir sözleşmelerinde yer alacaktır. Bu bakımdan, devir sözleşmesi yapıldığında, Enerji Bakanlığı bunu dikkate alacağına dair Rekabet Kuruluna da yazı yazmıştır.
Teşekkür ederim efendim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim efendim.
AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul) – Evet, biz de onu söylüyoruz... Danıştayın onayladığı sözleşmenin içerisinde yok şartlarınız...
AYDIN AYAYDIN (İstanbul) – Danıştayla ilgisi yok. Danıştay imtiyaz sözleşmesini inceler.
AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul) – Ama, uymuyor...
BAŞKAN – Sayın üyeler, gündemdışı ikinci söz, KOBİ kredileri hakkında söz isteyen...
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan, gündemdışı konuşmayla ilgili söz istiyorum.
BAŞKAN – Hayhay, buyurun efendim.
Sayın Cumhur Ersümer, Sayın Ilıcak’ın temas ettiği konulara hükümet adına cevap verecek.
Buyurun efendim.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan ve kıymetli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sayın Başkanıma da görev süresi içinde başarılar diliyorum.
Tabiî, biz, bu kürsüden, geçtiğimiz günlerde, Konya Milletvekilimiz Sayın Veysel Candan tarafından belirtilen sözleri nasıl üzüntüyle karşıladıysak, yine, aynı şekilde, Sayın Ilıcak tarafından belirtilen sözleri de aynı üzüntüyle karşılıyoruz; ama, biz, burada, herhangi bir kötü niyet aramıyoruz. Halen, aynı iyi niyetimizi muhafaza ederek konuşma çabası içinde olacağız. Biz, burada, bir yanlış bilgilendirme olduğu kanaatindeyiz.
Tabiî, esasında, burada bulunan bütün siyasî parti üyelerinin, medya kuruluşlarının bu ihaleye alınmasıyla ilgili söz hakkı olur da, Fazilet Partisi temsilcilerinin bu konuda hiç söz hakkı olmaması lazım.
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Niye?!.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla) – Tabiî, niye... Şimdi, anlatacağım size niye olduğunu. İşte, yanlış bilgilendirme var; onu anlatmaya çalışıyorum.
Şimdi, biraz geriye dönmemiz lazım. 1991 yılında, 5 dağıtım şirketine, 5 ayrı bölgenin dağıtım işinin verilmesi planlanıyor, kararname çıkarılıyor; ancak, Refahyol Hükümeti kurulduğunda, bu 1991 tarihindeki kararname, önce iptal ediliyor; deniliyor ki, beş ayrı bölgede, bu iş, bu şekilde yapılmasın. Arkasından bir kararname çıkarılıyor; deniliyor ki, bu iş, 29 ayrı bölgede yapılsın. Şimdi, ilk kararname 13.11.1996 tarihinde; altında, Başbakan olarak Sayın Erbakan’ın imzası var; ikinci kararname 14.11.1996 tarihinde; yine, altında, Sayın Erbakan’ın imzası var. Tabiî, bu 29 bölgeyle ilgili ihaleye çıkılıyor. Resmî Gazetede ihale ilanı çıkıyor. Tabiî, bilemiyorum, şu anda, Fazilet Partisi “bizim, Refah Partisiyle alakamız yok” diyor mu demiyor mu; yani “orada yapılan işleri biz inkâr ediyoruz” diyor mu demiyor mu; onun bir cevabını almak istiyorum... (FP sıralarından gürültüler)
ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) – Bakana demagoji yapmak yakışmaz!..
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla) – Hayır, ben, demagoji yapmıyorum. Bir dakika... Ben, demagoji yapmıyorum. Siyasî hayatımda hiçbir konuşmamda da demagoji yapmadım. Ben, burada yapılan demagojilere cevap verme çabası içindeyim! (ANAP, DSP ve MHP sıralarından alkışlar, FP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Efendim, karşılıklı konuşmayalım.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla) – Eğer “bizim, Refah Partisiyle alakamız yok” diyorsanız, ben, onu kabul ediyorum; ama, Gazeteye verilen bu ilanın altındaki imza da, şu andaki Genel Başkanınız Sayın Kutan’a ait; onu da mı inkâr edeceksiniz?! (ANAP sıralarından alkışlar)
İlanlar veriliyor, teklifler alınıyor; alınan bu teklifleri içeren zarfların açılmasına...
YAKUP BUDAK (Adana) – İlan ile ihale bağlamak aynı şey mi?!
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla) – Sayın milletvekilim, bir dakika... Müsaade et, konuşayım. Bu işten rahatsız olmayın; sırasıyla gidiyorum.
BAŞKAN – Karşılıklı konuşmayalım efendim.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla) – Zarfların açılmasına ve müracaat eden firmaların müracaatlarının değerlendirilmesine geçiliyor.
Yine, bu değerlendirme komisyonunun kurulmasına dair olurun altında Sayın Kutan’ın imzası var. Bu komisyon çalışıyor ve “7 firmayı eledik; bu 7 firmaya görev vermiyoruz; bunların müracaatını uygun görmedik” diyor; geriye kalan 143 firmanın müracaatına dair karar veriliyor; yine Sayın Kutan’ın imzası var. Bu 143 firmanın içinde de, Sayın Ilıcak’ın belirttiği medya kuruluşları var.
Şimdi, bir yandan, medya kuruluşlarının bu ihaleye girebileceğini kabul edeceksiniz... 3984 sayılı Kanunu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun kurucu bir üyesi olarak birbuçuk yıl değerlendirdim, uyguladım. 29 uncu maddede “radyo ve televizyon kuruluşlarında yüzde 10’dan fazla hissesi olanlar devlet ihalelerine iştirak edemez” denilmektedir. Bu hisseler fazla ise, o zaman niye bunu görmediniz, niye bu kuruluşları iştirak ettirdiniz?! Sonra, dönüp de, şimdi, bana “niye bu kuruluşları değerlendirmeye tabi tuttunuz” diyorsunuz... Bunu bir izah edin.
Bakın, belli kişiler, belli şekillerde, belli senaryoları kuruyorlar ve bu senaryoları da uygulama çabası içine giriyorlar.
Ben, bir şey daha yaptım. Ben, göreve geldiğimde, medya kuruluşları dahil, bu ihaleye müracaat edenlerin teklifleri değerlendirmeye alınmış; değerlendirme kurulları, yine, benden önceki Sayın Bakanın imzasıyla oluşturulmuştu. Ben, bu değerlendirme kurullarında görev yapanlardan bir tek kişiyi değiştirmedim. Efendim, benden önceki hükümet döneminde atanmıştır, benden önceki Sayın Bakanın tercihidir noktasına gelmedim, hiçbirini değiştirmedim, bütün değerlendirmeleri bu kurullar yaptı.
Şimdi, bu kurulların değerlendirmesi sonucunda kurulan üst kurul ve varılan sonuç... Tabiî, bununla ilgili de her şey söyleniyor. Sırasıyla gidersek; hemen arkadan, işte, RTÜK... RTÜK’ten bir yazı aldık, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı olarak; dediler ki, basındaki iddialara göre, sizin ihale verdiğiniz kuruluşların ortaklık yapılarını bize gönderin. Ertesi gün teker teker gönderdik. RTÜK, bir değerlendirme yaptı ve bizim yaptığımız tespite göre, burada, yüzde 10’u aşan bir hisse söz konusu değildir dedi.
Arkadan, konu, Danıştaya intikal etti. Danıştay, bize, aynı şekilde bir yazı yazdı; dedi ki, şu ihaledeki değerlendirmede tespit edilen kuruluşların ortaklık yapılarını gönderin. Biz Danıştaya aracılık yaptık, Danıştaydan gelen yazıyı müstenidat tutup tekrar konuyu RTÜK’e gönderdik, RTÜK’ten gelen cevabı da Danıştaya gönderdik. Tabiî, bu arada davalar yürüyor. Yani, Türkiye’de hukuka ya inanacaksınız ya inanmayacaksınız. Yani, Türkiye’ye, siz, bir sosyal hukuk devleti diyorsunuz... Hukuk devleti demek, yasaların, yönetmeliklerin ve talimatların bir araya geldiği bir manzumedir. Siz, bunun, birazına karşı birazının yanında olamazsınız. Yani, Danıştayın bir kararı doğrudur bir kararı yanlıştır değerlendirmesinin, eğer, size sağlayacağı siyasî bir fayda varsa, o da sizin takdirinizdedir; tabiî, bunu, milletimiz de takdir edecektir.
Neticede, Danıştay 10. Dairede bu konular tartışıldı; orada, bir yürütmeyi durdurma kararı verildi. Müteakiben Dava Daireleri Genel Kuruluna gitti konu; Dava Daireleri Genel Kurulu konuyu inceledi, yürütmenin durdurma kararının yersiz olduğuna dair bir karar verdi. Yürütmenin durdurulması üzerine de, ilgili 1. Daire, işte, bu bahse konu dört medya kuruluşunun ihaleye katılmasının yasaya aykırı olmadığına dair karar verdi.
Şimdi, tabiî, bu karar, sizin, biraz önce belirttiğiniz ve Danıştayda, çeşitli dairelerde, çeşitli davaları yürüyen sendikalar tarafından da temyiz edilir, değerlendirilir, bir başka dairede başka davalar açılabilir. Ben, burada, neticeleri dile getirmek zorundayım.
Bakın, Danıştay İdarî Dava Daireleri Genel Kurulunun -ki, burada, 18 yargıcımızın olumlu kararıyla teşekkül eden- kararında şöyle bir değerlendirme yapılıyor:
“Bir özel radyo ve televizyon kuruluşunda yüzde 10’dan fazla paya sahip olan gerçek veya tüzelkişinin, herhangi bir şirketin sermayesine, yönetiminde etkinlik sağlayacak ölçüde cüzi bir oranda yatırım yapmış bulunmasının, bu şirketin devletten taahhüt işini almasına engel oluşturacağını kabule, hukuken olanak bulunmamaktadır.
Yasa koyucunun öngördüğü dolaylı ilişkiden söz edilebilmesi için, gerçek veya özel kişinin, devletten taahhüt işini alan şirketin, yönetim, denetim veya sermayesi bakımından kontrol altında bulunması gerekir. Aksine bir yorum, 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun 29 uncu maddesinin onuncu fıkrasının sözüne ve amacına uygun değildir.”
Bu, bir yargı kararı; beğeniriz veya beğenmeyiz; ama, ben, bir yönetici olarak, sorumluluk mevkiinde bulunan bir insan olarak, şimdiye kadar, bütün yargı kararlarını, bakanlık dönemimde uyguladım, bundan sonra da uygulayacağıma, hem Yüce Milletimin hem Yüce Meclisin önünde de söz veriyorum. Benim görevim bu.
Eğer, siz, burada, çıkıp da, Danıştayın vermiş olduğu bir kararın hilafına benim bir uygulama yaptığımdan bahsedebiliyorsanız, bugün, ben, bu bakanlığı da bırakırım. (ANAP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)
Şimdi, devam edelim... Bir diğer konu, Rekabet Kurulu... Sayın Ayaydın belirttiler; yani, biz, birtakım hususları Danıştayın bilgisinden saklamışız... Velevki sakladığımızı düşünün; ama, Danıştay yazı yazıyor “basında bazı şeyler çıktı, bana gönderin RTÜK’teki hisselerine dair bilgileri” diyor, RTÜK’le ilgili konuda. Ama, bu konuda bize bir yazı yazmasına da gerek kalmadı; çünkü, biz, Danıştaydan daha önce geçmiş olan 10 dağıtım şirketiyle ilgili dosyaları, teker teker, revizyona tabi tutulması amacıyla, Danıştaya gönderdik. Danıştayın bize verdiği cevapta -bunların hepsi bu dosyada. Bu dosyayı, istediğiniz zaman, Sayın Ilıcak’a ve arzu eden arkadaşların bilgisine arz edebilirim- bu hususların, aynen Sayın Ayaydın’ın belirttiği gibi, imtiyaz sözleşmesinde yer alabilmesi için, tarafların bir mutabakatının gerektiği, bu mutabakat olmadan bu manada bir revizyonun da söz konusu olamayacağı ifade edildi ve yine, biz, Rekabet Kurulu ile görüşmelerimizi sürdürüyoruz.
Peki, Sayın Ilıcak, diyelim ki, biz, Danıştaydan gizledik, dağıtımda gizledik; santrallarda da mı gizledik?! Rekabet Kurulunun santrallarla ilgili iki değişiklik talebi oldu. Biz, bunları Danıştaya arz ettik ve Danıştayın bilgi ve denetiminden geçtikten sonra, bunların sözleşmelerde yer almasına izin verildi.
Şimdi, dört ana noktadır. Sayın Ayaydın üç diye belirttiler; ama, dört ana noktadır. Bu dört ana noktanın, devirlerle ilgili ve diğer iki hususu, zaten, bizim yapmış olduğumuz sözleşmelerde mevcut. Mevcut olmayan iki husus; yani, 1 megavatlık güç kullanan bir firmanın diğer dağıtım bölgesinden elektrik alabilmesine yönelik farklılık; bir de, fiyat aralığının meydana getirilmesine yönelik kararlarıyla ilgili de halen görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Bu konuda yasal bir düzenlemenin olması zorunludur. Eğer, Rekabet Kurulumuz, bize, bu manada bir cevap verirse, bu yasal düzenlemenin yapılması için de, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı olarak, üzerimize ne düşerse yerine getirme çabası içinde olacağımızı da burada belirtmek istiyorum.
Şimdi, tabiî, siyaseten çok şey söyleniyor; ama, insanları yaralayıcı laflar da söyleniyor. Ben, bu konuşmamın içeriğinde çok titizlik gösterdim, hassas davrandım. Bir kişinin ya da bir partinin yaralanmasına sebebiyet verdiysem de özür diliyorum. Ancak, Sayın Ilıcak’ın yapmış olduğu bir benzetme, benden çok, daha önce bakanlık yapmış Sayın İşgüzar’ı yaralamıştır diye düşünüyorum. Çünkü, bakın, ben size bir şey söyleyeyim: Ben siyaseti, başladığım günden itibaren, sadece hizmet anlayışıyla ve sizler gibi hizmet için yapan biriyim; ama, başından beri bir inancım var: Siyasetçinin idamlık gömleği ile bayramlık gömleği yan yanadır ve bunu da hiçbir zaman unutmadan çalışıyorum. (ANAP sıralarından alkışlar) Meclisin bu konuda gösterdiği hassasiyete de teşekkür ediyorum.
Tabiî, şunu da belirtmek istiyorum: Bizim bu konuda yaptığımız çalışmalar, işte böylesine, belli basın kuruluşularında özellikle tartışılıyor; her gün bir veya iki gazetede manşet çıkıyor. Eğer, arzu eden arkadaşlarımız olursa, bu manada, bilgilendirmek için de gerekli çabayı harcayacağımı belirtmek istiyorum.
Söyleyecek daha çok şeyimiz var; fakat, Meclisi daha fazla meşgul etmek istemiyorum; ama, kısaca şunu belirlemek istiyorum: Eğer, bu işlemleri, bu özelleştirmeleri Türkiye becerebilirse, biz bunları gerçekleştirebilirsek, daha önce Danıştaydan geçen 10 dağıtım kuruluşu, artı, medyayla ilgili 4 dağıtım kuruluşu dahil olmak üzere, 14 dağıtım kuruluşundan, şu anda devirlerini gerçekleştirebildiğimizde, 820 milyon dolar bir devir bedeli alacağız. Yine, 6 santralla ilgili, gerçekleştirebilirsek, 800 küsur milyon dolar devir ücreti alacağız. Yani, şu anda bu devir işlemlerinin gerçekleştirilmesi halinde, Türkiye’nin 1 milyar 600 milyon dolarlık bir kaynağa sahip olma ihtimali var.
Yine, bu özelleştirmeler niye yapılıyor diye sorarsanız, santrallardaki özelleştirmelerde bize teklif veren firmaların, bir yıl içinde gerekli yatırımları, rehabilitasyonları yapmaları sonucunda sektöre sağlayacakları toplam enerji 5 milyar kilovat/saatlik bir enerjidir. Yani, şu anda, biz Enerji Bakanlığı olarak, Türkiye olarak, hemen hemen 5 milyar kilovat/saate yakın bir enerjiyi Bulgaristan’dan, Gürcistan’dan ve İran’dan satın alıyoruz.
Bir başka önemli husus -Sayın Ilıcak da burada belirttiler- Türkiye’de kayıp kaçak oranlarının her geçen gün artmasıdır. Uluslararası kriterlerde yüzde 8, yüzde 10 mertebesinde olan kayıp kaçak oranları bugün Türkiye’de yüzde 20’lerin üzerine çıkmıştır.
Yine, açıkça ifade ediyorum; verilen taahhütler, dağıtım şirketlerinin bize verdiği taahhütler, yapılacak rehabilitasyon yatırımlarının dışında, beş yıl içinde, hemen hemen aynı kurulu gücümüze mümasil bir gücün eklenmesini sağlayabilecek, kayıp kaçak oranlarında yüzde 50’ye yakın bir düşüş sağlanacaktır.
Tabiî, bu özelleştirmeler esnasında -bizden önce düzenlenen şartnameleri de dikkate alarak konuşuyorum- daha önce özelleştirmede yapılan hatalardan, Aktaş’ta yapılan hatalardan ders alınarak hareket edilmiştir. Burada, kayıp kaçak oranları belli bir taahhüdü içermektedir. Eğer, taahhüt eden firma, taahhüt ettiği kayıp kaçak oranı kadar bir düşüşü sağlayamazsa, aradaki enerji bedelini nakten ödemek durumunda kalmaktadır.
Tabiî, bütün bunları bir tablo içinde görürseniz, Türkiye’nin enerji sektörünün içinde bulunduğu sıkıntıyı görmezlikten gelemezsiniz. Türkiye’nin, her yıl yüzde 10 artan bir enerji açlığı vardır. Bir başka türlü ifade edersek, Türkiye, her yıl, kurulu gücüne yüzde 10 miktarında bir gücü eklemek zorundadır; bunun için de, nereden baksanız, 4-5 milyar dolarlık bir kaynağa ihtiyaç duyulmaktadır; ama, Türkiye’nin, bugün, enerji sektörüne bu imkânları seferber edebilmesinin mümkün olmadığını hep birlikte biliyoruz.
Biz, geçtiğimiz yıllarda, yap-işlet (BO) ile ilgili, bu Meclisten, fikir birliği içinde, güçbirliği içinde bir yasa çıkardık. İşte, o yasaya istinaden yaptığımız ihaleler sonuçlandı, sözleşmelerini imzaladık, Hazineden vizelerini aldık, finanslarını sağlamak üzereyiz. İnşallah, gelecek günlerde, hep birlikte gidip temelini atacağız. Türkiye’nin kurulu gücünün dörtte 1’ine eşit, 5 200 megavatlık bir gücün, Türkiye enerji sektörüne girebilmesini hep birlikte sağlayacağız.
Ben, enerji sektörünün, gerçekten, ülkenin millî bir sektörü olduğu, enerji meselelerinin bir millî mesele olduğu yaklaşımı içinde davranmamız gerektiğini belirtmek istiyorum.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyor, saygılarımla selamlıyorum. (ANAP, DSP ve MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanımız Sayın Cumhur Ersümer’e teşekkür ediyorum.
AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul) – Söz alabilir miyim acaba?
BAŞKAN – Fazilet Partisi Grup Başkanvekili Sayın Bülent Arınç, İçtüzüğün 69 uncu maddesine göre söz istemiştir.
Sayın Arınç, neden söz istediğinizi izah eder misiniz?
BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Sayın Başkanım, milletvekilimiz Sayın Ilıcak’ın gündemdışı konuşmasına Sayın Bakan cevap verdiler. Bu cevapları içerisinde, partimizi ve konuşma yapan arkadaşımızı rencide edici bazı ifadeler de kullandılar. Aynı zamanda, şu anda Genel Başkanımız olan Sayın Recai Kutan’ın Enerji Bakanlığı döneminde, bu yapılan hazırlıkların bizzat planlayıcısı olduğunu ifade ettiler. Bunların doğru olanları var; ancak, biz, bu cevapların içerisinde bizi ilzam edecek noktalar olduğunu da görüyoruz.
Çok kısa bir cevap vermek için arz etmiştim; takdirlerinize sunuyorum.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan, ben, rencide etmek amacıyla herhangi bir söz sarf etmiş değilim. Konuşmamın içeriğinde de, bu manada anlaşılabilecek hususlarla ilgili de, hem Genel Kuruldan hem de ilgili parti ve sözcülerinden de özür dilediğimi belirttim. Rencide edecek manada sözüm hangisiyse söylesinler, gerekli cevabı veririm buradan.
BAŞKAN – Teşekkür ederim... Tatmin oldunuz mu, yoksa?..
BEYHAN ASLAN (Denizli) – Maksat hâsıl oldu.
BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Efendim, ben, iki cümleyle arz edeceğim eğer müsaade buyurursanız.
BAŞKAN – O zaman, lütfen, rencide kısmını bir kenara bırakıp, yalnız, teknik bilgi arz edin.
Buyurun efendim.
Size, 3 dakika süre veriyorum.
ABDULLAH TURAN BİLGE (Konya) – Sayın Başkan, yerinden herhalde...
BAŞKAN – Hemen, gelmişken buyurun efendim.
BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Efendim, eşitlik bozulacaksa yerimden konuşayım.
BAŞKAN – Hayhay efendim, yerinizden buyurun; madem rahatsızlık hissedildi.
Buyurun efendim.
BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Sayın Başkanım, İçtüzüğümüze göre, Meclis Genel Kuruluna duyurulmasında zaruret görülen ve acil olan konularda, milletvekilleri, kısa bir süre, gündemdışı konuşabilirler; buna, ilgili bakan da cevap verebilir.
Bugün, milletvekilimiz Sayın Ilıcak’ın yaptığı konuşma, Türk kamuoyunu yakından ilgilendiren ve çok önemli rakamlar olması itibariyle de gerçekten üzerinde hassasiyet gösterilmesi gereken enerji dağıtım ihaleleri veya devir sözleşmeleridir. Bu konuda ortaya konulan iddialar, mutlaka, doğru da olabilir, yanlış bilgilendirmeden kaynaklanmış da olabilir; ancak, Sayın Bakanın sözlerinin başındaki tavır ve davranışları bizi gerçekten üzmüştü, daha sonra bu konuşmasını, hepimize memnuniyet verecek düzeye getirdi. Bundan sonraki görüşmelerin de bu ölçüler içerisinde olmasını elbette arzu ediyoruz.
Ben, Sayın Genel Başkanımın bu oturumda bulunmasını ve konuyla ilgili olarak, belki, bu madde kapsamı içinde bilgi vermesini arzu ederdim. Ancak, konuşulanlar içerisinde şu konu önemlidir: Evet, o Refahyol hükümeti denen dönemde; yani Haziran 1996 ile Temmuz 1997 arasındaki 11 aylık süre içerisindeki Enerji Bakanlığı döneminde bu konuyla ilgili bir hazırlık yapılmıştır. Bu konuda Sayın Bakanın söyledikleri de tarihler itibariyle doğrudur. Ancak, önemli olan, zannediyorum, biz hükümetten ayrıldıktan sonra bu ihalelerin belirli maksatlarla, sübjektif düşüncelerle veya çıkar kaygılarıyla birtakım medya patronlarına peşkeş çekilip çekilmeyeceği konusudur. Bu konuda da çok şeyler söylendi ve Basın Kanununda, RTÜK Kanununda, medya patronlarının kendi yasal sınırları içerisinde devletle iş yapamayacakları, ihalelere giremeyecekleri de söylendi. Ancak, şu ana kadar geçirdiğimiz üç yıla yakın zaman içerisinde bu patronların büyük bir iştihayla bu konuyu takip ettiklerini ve hükümetler nezdinde de tesirli olmak için çaba gösterdiklerini biliyoruz. Konuyla ilgili olarak daha geniş toplantılar yapılabilir.
Ben, o dönemde, şüphesiz, Refah Partisinde siyaset yapan bir insan olarak söylüyorum; bugün biz Fazilet Partisindeyiz, medya patronlarına bu ihalelerin peşkeş çekilmesi noktasında hiçbir katkımız olmamış ve düşüncemiz olmamıştır. Sayın Bakanın da özellikle bu çerçeve içerisinde kendi görevini yapma çabası içinde olduğunu biliyoruz.
Bu konuda, takdir ettiniz, bir açıklama arz ettim.
Hepinize teşekkür ediyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Arınç.
Sayın milletvekilleri, gündemdışı ikinci söz, KOBİ kredileri hakkında söz isteyen, Ardahan Milletvekili Sayın Saffet Kaya’ya aittir.
Buyurun Sayın Kaya. (DYP sıralarından alkışlar)
2. — Ardahan Milletvekili Saffet Kaya’nın, KOBİ kredilerine ve KOBİ’lerin son günlerde içinde bulunduğu duruma ilişkin gündemdışı konuşması ve Orman Bakanı Nami Çağan’ın cevabı
SAFFET KAYA (Ardahan) – Sayın Başkan, Yüce Parlamentomuzun değerli mensupları, bizi dinleyen çok değerli seyirciler; konuşmama başlamadan önce, hepinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
KOBİ kredileriyle ve küçük ve orta boy işletmelerimizin son durumuyla ilgili Yüce Parlamentonun dikkatine maruz birkaç ifadem olacak.
Hiç şüphesiz ki, KOBİ’ler, küçük ve orta ölçekli işletmeler, Türkiyemizin omurgası, Türkiyemizin hayat damarı; ama, son iki yıldan beri, KOBİ’lerimiz, küçük ve orta ölçekli işletmelerimiz, bu noktada, hak ettikleri krediyi, hak ettikleri teşviki, maalesef, görememektedirler. Bugün, belki son otuz yılın, esnafıyla, tüccarıyla, sanayicisiyle, Türkiye’de en ciddî krizinin yaşandığını, esnafın kepenk kapattığını, siftahsız dükkân kapattığını, hatta iflasın eşiğine geldiğini ve çoğu yerde de iflas edildiğini, istihdamda daralmaların olduğunu bizzat yaşıyor, görüyoruz.
Türkiye’deki KOBİ’lerin önemi de, buna atfen, gözlendiğinde, KOBİ’lerimiz, bugün Türkiye’de verilen kredilerin ancak yüzde 3’ünden yararlanabiliyor. Bu, Türkiye açısından, gelişmekte olan bir ülke açısından son derece düşündürücü, son derece ciddî ele alınması gereken bir konudur, altını çizmek istiyorum ve 57 nci hükümetin de, bu noktada, hassasiyetini ortaya koyması noktasında karar alacağını da düşünmek istiyorum. Amerika’ya baktığınız zaman, Japonya’ya baktığınız zaman, İngiltere’ye baktığınız zaman, görülen tablo, normal verilen kredi tutarları yüzde 3’lerde değil Türkiye gibi, orada yüzde 50’lerde; Amerika’da yüzde 47’lerde, Japonya’da yüzde 50’lerde; ama, Türkiye’de yüzde 3’lerde. Biz, eğer, iç dinamiklerimiz saydığımız, normal işletme oranının yüzde 99’unu temsil eden küçük ve orta boy işletmelerimizi, bu noktada beslemezsek, desteklemezsek, ülkemizin, yarın öbür gün Avrupa Birliğine gidişatına nasıl yön vereceğiz?! Hele hele, son iki yıldan beri KOBİ’lerle ilgili gelişmelerde her geçen gün daha da negatif gelişmeler söz konusuysa, daha olumsuz gelişmeler söz konusuysa, böyle bir tablo ortadaysa, nasıl, Türkiye’yi, Avrupa Birliğine taşıyacağız veya rekabeti, kaliteyi iyi bir noktaya taşıma şansımız olacak?!
Bakın, örnekleriyle, rakamlarıyla serd etmeye çalıştığım birkaç ifademi arz etmek istiyorum. Bizim dönemimizde, Doğruyol hükümeti döneminde, hükümete ortak olduğumuz dönemde, bizim tek hedefimiz, sermayeyi tabana yaymaktı; küçük işletmelere yaymaktı; orta işletmelere yaymaktı; fakat, gün geldi ki, 55 inci hükümet döneminde, maalesef, sermaye, Türkiye’de mevcut bulunan üç beş tane elit holdinge peşkeş çekildi. Bakın, tekrar altını çiziyorum: Peşkeş çekildi. (DYP sıralarından alkışlar) Küçük işletmeler, orta işletmeler, maalesef, gözardı edildi ve o zamanlar, 1997 yılında, 54 üncü hükümet döneminde göreve başladığımızda, 2 500’e yakın KOBİ’ye teşvik verilirken, 1998 yılında, bu olay, 1 000’e yakın nispette teşvikle sınırlı kaldı. O zamanlar, 1997 yılında, teşviklere verilen para 55 trilyon lira iken, 1998 yılında, bu verilen kredi tutarı yaklaşık olarak 15 trilyon lira nispetinde. Bu şunu gösteriyor ki, son dönemlerde, 55 inci hükümet ve 56 ncı hükümet, bu noktada, maalesef, KOBİ’lerimize destek vermemiştir.
KOBİ’lerimiz, ihracatımızın, hemen hemen yüzde 80’ini gerçekleştiriyor. Küçük boy işletmelerimiz, ihracatımızın yüzde 50’sini gerçekleştiriyor; orta boy işletmelerimiz de yüzde 30 ihracata dayalı, Türkiye ekonomisine katkıda bulunuyor. Bunun önemi çok ciddî manada kavranıp, 57 nci hükümetimizin, bu konuda, mutlaka ve mutlaka, yeniden düzenlemeler yaparak, küçük ve orta boy işletmelerimize ciddî manada sahip çıkma zorunluluğu vardır. Bugün, maalesef, üzülerek görüyoruz ki, KOBİ’lerin dağıtımında da, maalesef, haksızlık var; İstanbul KOBİ’lerden yüzde 40 yararlanıyor, Bursa yüzde 40 yararlanıyor; ama, doğu ve güneydoğu illeri, gelişmekte olan, kalkınmakta olan illerimiz, bu nispetten, çok az bir şekilde...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Kaya, süreniz tamamlandı; 1 dakika eksüre veriyorum efendim.
SAFFET KAYA (Devamla) – ...yüzde 3 nispetinde ancak yararlanabiliyorlar.
Kaldı ki, bu uygulamada, çok ciddî manada bir ters orantı var. Benim bölgemi, doğu ve güneydoğumu bu noktada öncelikli değerlendirmemiz gerekirken, gelişmekte olan illerimizi, kalkınmada öncelikli bölgelerimizi bu noktada daha öncelikli tutmamız gerekirken, batıdaki -buna karşı olduğumuz için söylemiyorum- gelişmiş illerimize, doğudaki, güneydoğudaki illerimize kıyasla daha da çok öncelik veriyoruz; bunun yanlışlığının da altını çizmek istiyorum.
Ekonomiden sorumlu değerli bakanımızı ben çok iyi tanıyorum, çalışmalarını takdir ettiğimi de burada, huzurunuzda ifade ediyorum; ancak, küçük ve orta ölçekli işletmelerin bugünkü perişan noktaya gelmesinin sebebi, geçmiş dönemde yanlış politikaların uygulanması, yanlış politikaların hayatiyete geçirilmesi olmuştur. Yine, 55 inci hükümet için, geçmişle ilgili yaşadığımız çok acı bir gerçek vardır ki, 55 inci hükümet, cumhuriyet tarihinde, bugüne kadar, ihaleye fesat karıştırıldığı noktasında düşürülmüş bir hükümettir ve ben buradan şunu çıkarıyorum ki...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Kaya, süreniz bitti efendim.
SAFFET KAYA (Devamla) – ...demek ki, o zaman, üç beş tane -büyük sermayeye karşı olduğumuz için değil; ama- holdinge, küçük işletmenin, orta işletmenin hakkı peşkeş çekilmiştir; böyle düşünüyorum. Bunun düzeltileceğini umuyorum. 57 nci hükümetin, bu konuda, ciddî manada -palyatif değil- gerçekten geçerli, ülke menfaatlarını gerçekten her şeyin önünde tutabilecek bir yaklaşımı ortaya koyacağına inanıyorum.
Saygılar sunuyor, teşekkür ediyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Saffet Kaya.
Hükümet adına, Sayın Nami Çağan; buyurun efendim.
ORMAN BAKANI NAMİ ÇAĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Ardahan Milletvekili Sayın Saffet Kaya’nın, KOBİ kredileriyle ilgili olarak yaptığı gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere karşınızdayım; sizleri saygıyla selamlarım.
Türkiye Halk Bankası, kurulduğu 1938 yılından bugüne kadar geçen sürede, başta esnaf, sanatkâr ve KOBİ’ler olmak üzere, sanayicilere, işadamlarına ve girişimcilere tüm bankacılık hizmetlerini etkin bir şekilde sunmuş ve sektörün en önde gelen bankalarından birisi durumuna gelmiştir. Temel kredi politikasını öncelikle hedef kitlesinin kredilendirilmesi ve kredi kullandırma koşullarının iyileştirilmesi üzerine kuran Halk Bankası, politika araçlarını etkin, düşük faizli ve yaygın kredi kullandırma biçiminde belirlemiştir.
Bankanın esnaf ve sanatkârlara kullandırmış olduğu kredilerin gelişimine bakıldığında, 1997 yılında 150 trilyon lira olan esnaf kredilerinin, 1998 sonunda 220 trilyon liraya, Haziran 1999 tarihinde de 282 trilyon liraya yükseldiği ve bu kredilerden 1 milyon esnafımızın yararlandığı görülmektedir. Banka tarafından kullandırılan bütün KOBİ kredilerinde de son yıllarda önemli ölçüde artışlar meydana gelmiştir. 1997 yılında 150 trilyon lira olan KOBİ kredileri, 1998 yılı sonu itibariyle 285 trilyon liraya, Haziran 1999 itibariyle de 336 trilyon liraya yükselmiştir. Bu kredilerden yararlanan KOBİ sayısı da 100 000’e ulaşmıştır.
Sayın milletvekilleri, Bankanın mevcut kredilerinin yanı sıra, Ekim 1996 tarihinde, Türkiye’de ilk defa, KOBİ’lerin teşviki amacıyla, kapsamlı ve sürekli KOBİ teşvik fonu kredileri uygulamasına geçilmiştir. KOBİ’lere büyük önem veren Hükümetlerimiz tarafından, kredinin kullandırılma koşulları zaman içinde daha da iyileştirilmiştir. Bu amaçla kredinin limitleri artırılmış, vadeleri uzatılmış ve genel politikaya uygun olarak faiz oranları düşürülmüştür.
Mart 1999 tarihinde çıkarılan -ve aralarında Sayın Kaya’nın seçildiği Ardahan İlinin de bulunduğu- son kararnameyle, öncelikle doğu ve güneydoğuda KOBİ yatırımlarını teşvik etmek, üretim ve istihdam artışını sağlamak amaçlanmıştır. Bu çerçevede, KOBİ Teşvik Fonu kredisinin limitleri 75 milyar liraya yükseltilmiş, acil destek kavramı geliştirilerek, ülkemizin gelişmekte olan yöreleri bu kapsam içine alınmıştır. Acil destek kapsamındaki il sayısı 33’e çıkarılarak, bu yörelerdeki KOBİ’lerin daha az özsermayeyle çalışabilmeleri için de, yatırımcılardan istenen özkaynak katkı oranı yüzde 30’dan yüzde 10’a çekilmiştir. KOBİ’lerin kullanacakları işletme kredilerinin vadesi bir yıldan iki yıla, yatırım kredilerinin vadesi de üç yıldan dört yıla uzatılmıştır.
KOBİ’lere verdiğimiz önemin en büyük göstergelerinden biri de, bütçede KOBİ’lere kullandırılmak amacıyla aktarılması programa alınan 100 trilyon liralık kaynaktır. Böylece, kaynak bekleyen KOBİ’lerimize daha çabuk kaynak aktarma olanağı sağlamış olacağız.
Değerli milletvekilleri, KOBİ Teşvik Fonu kredileri kapsamında bugüne kadar toplam 3 987 firmaya 63,2 trilyon lira tutarında kredi kullandırılmış ve 39 415 kişiye ekistihdam sağlanmış. Bu kredinin 26,4 trilyon lirasını acil destek kapsamındaki illerde faaliyet gösteren 1 385 firma kullanarak, buralarda 14 917 kişiye ekistihdam yaratılmıştır.
Ardahan İline, Halk Bankası aracılığıyla, Haziran 1999 tarihi itibariyle esnaf ve sanatkârlarımıza 604 milyar lira, KOBİ’lerimize 169 milyar lira ve diğer ticaret erbabının da içinde yer aldığı vatandaşlarımıza 127 milyar lira olmak üzere, toplam 901 milyar lira kredi kullandırılmıştır.
Sonuç olarak, Türkiye Halk Bankası, etkin, güvenilir ve topluma saygılı bankacılık anlayışı içinde, toplumun her kesiminden yatırımcıların ve girişimcilerin rekabet edebilecek yapıya kavuşturulmaları amacına yönelik çalışmalara, bugün destek olduğu gibi, gelecekte de kaynakları, olanakları çerçevesinde destek olmaya devam edecektir.
Sayın Kaya’nın, 57 nci hükümetin bu konuya ilişkin olarak duyarlılığından hiç kuşku duymasına gerek yoktur. Bu sorunları dile getirdiği için, kendilerine teşekkür ediyorum.
Saygıyla selamlıyorum hepinizi. (DSP, MHP ve ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Orman Bakanımız Sayın Prof. Dr. Nami Çağan’a teşekkür ediyoruz efendim.
Gündemdışı üçüncü söz, Doğu Anadolu ve terör konusunda söz isteyen, Ağrı Milletvekili Sayın Nidai Seven’e aittir. (MHP sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Seven.
3. — Ağrı Milletvekili Nidai Seven’in, Doğu Anadolu ve teröre ilişkin gündemdışı konuşması
NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Sayın Başkan, değerli üyeler, televizyonunun başında bizleri izleyen herkese saygılarımı sunuyorum.
Malumlarınız olduğu üzere, İmralı’da terörist başı Abdullah Öcalan’ın yargılanması sebebiyle yapmış olduğu itiraflarda, dış güçlerin, başka devletlerin, Türkiye hakkında ne düşündükleri, ne yaptıkları hepsi açık ve ortadadır. Ancak, bu çerçevede düşündüğünüz zaman, yıllardır yanlış teşhisler sonucu, Türkiye’de, herkes kimlik meselesini tartışmaya açmış, bu konuyu değerlendirmeye tabi tutmuş, hakları ve hadleri olmadığı halde, bu konuyu gündeme getirerek bu memleketin gündemine sokmaya çalışmıştır.
Bu memlekette, Doğu Anadolu’daki insanımızın hakikaten geri kalmışlık problemi vardır, gerçekten vardır; ama, bu senaryoyu çizenler, bu memlekette bir hukuk meselesi mi, bir demokrasi eksikliği mi, bir bölgelerarası farklılık mı, yoksa bir kimlik meselesi mi noktasında bir teşhis ve tedavi koymadan olaylara bakmışlar, Doğu Anadolu’nun insanını, bir hasta kabul edersek bölgeyi, hemen ameliyat masasına yatırmışlar, miğdesinde kramp mı var, kalbinde damar tıkanıklığı mı var veyahut herhangi bir yerindeki şikâyeti nedir bakılmaksızın direkt ameliyat masasına yatırmışlardır. Bunu yapanlar kimler; bunu yapanlar, Doğu Anadolu’da bulunmamış, o insanların içerisinde yaşamamış, İstanbul boğazında viskisini yudumlamış, purosunu ağzına almış, piposunu takmış, denize nazır villasında oturmuş, ben yarın medyada meşhur olmak için ne yapmalıyım düşüncesiyle ortaya çıkmış ve üç konu bulmuştur: Bu konulardan birisi, Türk-Kürt meselesi; bir tanesi, Alevî-Sünnî meselesi; bir tanesi de, laik-antilaik meselesi olarak ortaya konulmuştur; çünkü, ilim adına bir şey yapmadıkları için bunları kendilerine sermaye edinmişler ve bu konuların arkasına sığınmışlardır. Ne yapmışlardır bu insanlar; terör örgütü silahla insanları vurmuş, bunlar da, insanların beynine mengeneyle lafları sıkıştırarak Kürt kimliğini siyasî malzeme olarak kullanmışlar, Kürtleri damataşı olarak görmüşler, Kürtleri oy deposu olarak görmüşler ve Kürtler adına karar vermişlerdir. Bu insanlar, Kürtleri lokantaya götürmüşler, yemeği ısmarlamışlar; ama, faturayı da onlara ödetmişlerdir.
İşte, bugün, bölgenin çocuğu olarak, bu memleketin insanlarının bir çınar ağacı olduğunu, bu çınar ağacının kökünün toprağın altında, aynı gövdeye sahip olduğunu düşünmekteyiz. Tabiî ki, çınar ağacının dalları olacaktır; ama, birileri kalkmış baltayı eline alıyor ve diyor ki: “Ben bu güzelim ağacın dallarından birini koparmayı düşünüyorum.” Kardeşim, sen, eğer, bu güzelim ağacın dallarından birini koparırsan, önce o dalı, sonra ağacı kurutursun; ama, eğer, bu memlekette Türküyle Kürdüyle bin senedir beraber yaşayan insanların geleceğini, mutluluğunu düşünüyorsan, o halde gel, bu ağacın altına su ver, o dalları büyüt, hep beraber altında piknik yapalım.
Bu memleketin üzerinde gerek iç mihraklar ve gerekse dış mihraklar oyun oynamasınlar; çünkü, bu memleketi bir gemiye benzettiğimiz zaman, bu geminin herhangi bir yerinden su alması, bu geminin batması demektir; gemi batınca, o ağzında piposu olanlar da, purosu olanlar da batacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Seven, 1 dakika daha süre veriyorum; buyurun efendim.
NİDAİ SEVEN (Devamla) – Bu memleketin sıkıntıları vardır, Doğu Anadolu’da, hükümetlerin yanlış politikaları olmuştur; ama, merkezden çevreye yatırım politikalarından kaynaklanan bir olay vardır. Çevreden merkeze yatırım politikaları yapılırsa, yeni bir idarî reform, yeni bir vergi reformu, yeni bir eğitim reformu, yeni bir tarım ve toprak reformu yapılırsa, bu memleketin insanlarına gereken her türlü hizmet götürülürse, o insanlar, bu memleketin kendilerini kucakladığını görecek ve şer odaklarının kucağına itilmeyeceklerdir; çünkü, bu memleketin insanı, bir bardaktaki su misali, Türküyle Kürdüyle, hidrojenle oksijen gibidir; bunu kimse ayıramaz ve bu memleketi kimse parçalayamaz.
Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Nidai Seven’e teşekkür ediyoruz efendim.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Güneydoğunun hangi sorununu söyledi, ben anlamadım?!
BAŞKAN – Efendim, böylece gündemdışı konuşmalar tamamlanmıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü Parlamenter Asamblesi, Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu, Parlamentolararası Birlik, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi ve Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi üyelikleriyle ilgili bir tezkeresi vardır; tezkereyi ve ekli üye listesini okutacağım. Bilgileriniz bakımından arz ediyorum: Bu listeler, gruplar tarafından tespit edilmiş olup, oylarınıza başvurulmayacaktır.
Okutuyorum:
C) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. — Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü Parlamenterler Asamblesi, Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu, Parlamentolararası Birlik, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilâtı Parlamenterler Asamblesi ve Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenterler Asamblesinde Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil edecek grupları oluşturmak için siyasî parti gruplarınca aday gösterilen asıl ve yedek üyelere ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/203)
16 Haziran 1999
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 2 nci maddesine göre, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM), Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü Parlamenter Asamblesi (KAA/NATOPA), Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu (Türkiye-AB KPK), Parlamentolararası Birlik (PAB), Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi (AGİTPA) ve Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesinde (KEİPA) Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil edecek grupları oluşturmak üzere, siyasî parti grup başkanlıklarınca aday gösterilen üyelerin isimleri, aynı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca, Başkanlık Divanında yapılan görüşmeyi müteakiben, Genel Kurulun bilgilerine sunulur.
Yıldırım Akbulut
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Türk Grubu
Asıl
Tayyibe Gülek DSP (Adana)
Doç. Dr. Mehmet Telek MHP (Afyon)
Doç. Dr. Oya Akgönenç FP (Ankara)
Uluç Gürkan DSP (Ankara)
Doç. Dr. Hüseyin Kalkan MHP (Balıkesir)
Atilla Mutman DSP (İzmir)
Suha Tanık ANAP (İzmir)
Prof.Dr. Mehmet Sağlam DYP (Kahramanmaraş)
Doç. Dr. Abdullah Gül FP (Kayseri)
Faruk Bal MHP (Konya)
Cevdet Akçalı DYP (Kütahya)
Şükrü Yürür ANAP (Ordu)
Yedek
Prof. Dr. Ali Gören FP (Adana)
Prof Dr. Abdülkadir Akcan MHP (Afyon)
H. Tayfun İçli DSP (Ankara)
Kenan Sönmez ANAP (Bursa)
Rasim Zaimoğlu DYP (Giresun)
Rıdvan Budak DSP (İstanbul)
Yılmaz Karakoyunlu ANAP (İstanbul)
Hayri Diri DSP (İzmir)
Cevat Ayhan FP (Sakarya)
Muzaffer Çakmaklı MHP (Şanlıurfa)
Prof. Dr. Mehmet Said Değer DYP (Şırnak)
Orhan Bıçakçıoğlu MHP (Trabzon)
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (KAA/NATO) Türk Grubu
Asıl
Şevkat Çetin MHP (Ankara)
Ali Rahmi Beyreli DSP (Bursa)
Prof. Dr. Zeki Ertugay DYP (Erzurum)
Süleyman Servet Sazak MHP (Eskişehir)
Şamil Ayrım ANAP (İstanbul)
Mehmet Tahir Köse DSP (İstanbul)
Oktay Vural MHP (İzmir)
Doğan Güreş DYP (Kilis)
Oğuzhan Asiltürk FP (Malatya)
Temel Karamollaoğlu FP (Sıvas)
Dr. Bayram Fırat Dayanıklı DSP (Tekirdağ)
Kâmran İnan ANAP (Van)
Yedek
Prof. Dr. Eyüp Sanay FP (Ankara)
Aydın Tümen DSP (Ankara)
Cengiz Altınkaya ANAP (Aydın)
Alaattin Sever Aydın FP (Batman)
Doç. Ersoy Özcan MHP (Bolu)
Salih Sümer DYP (Diyarbakır)
Mehmet Şandır MHP (Hatay)
Sühan Özkan ANAP (İstanbul)
Dr. Erol Karan DSP (Karabük)
Doç. İsmail Karakuyu DYP (Kütahya)
Basri Coşkun MHP (Malatya)
Prof. Dr. M. Cengiz Güleç DSP (Sıvas)
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Türk Grubu
Asıl
Cemil Çiçek FP (Ankara)
Kemal Çelik DYP (Antalya)
Hayati Korkmaz DSP (Bursa)
Ahmet Tan DSP (İstanbul)
Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş FP (İstanbul)
Prof. Dr. Mehmet Kaya MHP (Kahramanmaraş)
Lutfullah Kayalar ANAP (Yozgat)
İsmail Hakkı Cerrahoğlu MHP (Zonguldak)
Yedek
Dr. Ali Tekin DSP (Adana)
Mehmet Zeki Okutan FP (Antalya)
Suat Pamukçu FP (Bayburt)
Teoman Özalp DYP (Bursa)
Rahmi Sezgin DSP (İzmir)
Ali Serdengeçti MHP (Manisa)
Ahmet Aydın MHP (Samsun)
Enis Sülün ANAP (Tekirdağ)
Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu (TR-AB KPK) Eşbaşkanlığı
Mahmut Nedim Bilgiç DYP (Adıyaman)
Dr. Yaşar Eryılmaz ANAP (Ağrı)
Doç. Dr. Kürşat Eser MHP (Aksaray)
Mehmet Arslan MHP (Ankara)
Ali Işıklar MHP (Ankara)
Prof. Dr. Mehmet Kocabatmaz DSP (Denizli)
Prof. Dr. Sacit Günbey FP (Diyarbakır)
Ayfer Yılmaz DYP (İçel)
Bülent Akarcalı ANAP (İstanbul)
Prof. Dr. Remzi Çetin FP (Konya)
Mehmet Emrehan Halıcı DSP (Konya)
İsmail Bozdağ DSP (Manisa)
Parlamentolararası Birlik (PAB) Türk Grubu
İlyas Yılmazyıldız DYP (Balıkesir)
Turhan Alçelik FP (Giresun)
Abbas Bozyel MHP (Iğdır)
Prof. Dr. A. Ziya Aktaş DSP (İstanbul)
Zafer Güler DSP (İstanbul)
Prof. Dr. İrfan Gündüz FP (İstanbul)
Mehmet Cavit Kavak ANAP (İstanbul)
Orhan Bıçakçıoğlu MHP (Trabzon)
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA) Türk Grubu
Adnan Uçaş MHP (Amasya)
Lütfü Esengün FP (Erzurum)
Mehmet Gül MHP (İstanbul)
Salih Kapusuz FP (Kayseri)
Cemal Özbilen ANAP (Kırklareli)
M. Necati Çetinkaya DYP (Manisa)
İhsan Çabuk DSP (Ordu)
Ahmet Kabil ANAP (Rize)
Şenel Kapıcı DSP (Samsun)
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Bazı komisyon başkanlıklarının, komisyonların başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimlerine ilişkin 10 adet tezkere vardır, okutuyorum :
2. — Adalet, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Çevre; Dilekçe; Dışişleri; İçişleri; Kamu İktisadî Teşebbüsleri; Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor; Millî Savunma; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Geçici Başkanlıklarının; Komisyonların başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimlerini yaptıklarına ilişkin tezkereleri (3/215, 208, 214, 212, 206, 205, 213, 207, 204, 209, 211)
16.6.1999
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türkiye Büyük Millet Meclisi Millî Savunma Komisyonu başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimini yapmak üzere 16.6.1999 Çarşamba günü saat 11.00’de toplanmış, toplantıya 17 üye katılmış ve kullanılan oy pusulalarının tasnifi sonucunda aşağıda adı ve soyadı ile seçim çevresi belirtilen üyeler, listede gösterilen oyları alarak, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçilmişlerdir.
Bilgilerinize arz ederim.
Saygılarımla.
Rıza Ulucak Ankara Millî Savunma Komisyonu Geçici Başkanı
Adı ve Soyadı Seçim Çevresi Aldığı Oy
Başkan : Sadık Kırbaş (Çanakkale) 15
Başkanvekili : Hayrettin Özdemir (Ankara) 17
Sözcü : Şadan Tuzcu (İstanbul) 9
Kâtip : M.Kemal Tuğmaner (Mardin) 17
16.6.1999
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
İçişleri Komisyonu, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimi için 16.6.1999 Çarşamba günü saat 11.00’de toplanmış ve kullanılan 18 adet oy pusulasının tasnifi sonucu aşağıda adları yazılı üyeler, karşılarında gösterilen oyu alarak, İçtüzüğün 24 üncü maddesi uyarınca başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçilmişlerdir.
Saygıyla arz olunur.
Ali Oğuz İstanbul Komisyon Geçici Başkanı
Başkan : Faruk Bal (Konya) 18 oy
Başkanvekili : Musa Öztürk (Adana) 18 oy
Sözcü : Hasan Fehmi Konyalı (Ordu) 18 oy
Kâtip : Hasan Hüseyin Balak (Tokat) 17 oy
16.6.1999
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimi için, 16.6.1999 Salı günü saat 11.00’de toplanmış ve kullanılan 18 adet oy pusulasının tasnifi sonucu aşağıda adı ve soyadı belirtilen üyeler karşılarında gösterilen oyları alarak başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçilmişlerdir.
Bilgilerinize sunulur.
Saygılarımla.
Kâmran İnan Van Dışişleri Komisyonu Geçici Başkanı
Başkan : Kâmran İnan (Van) 18 oy
Başkanvekili : Suat Çağlayan (İzmir) 18 oy
Sözcü : Mehmet Kaya (Kahramanmaraş) 15 oy
Kâtip : Mehmet Ali Bilici (Adana) 18 oy
16.6.1999
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türkiye Büyük Millet Meclisi Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimi için 16. 6.1999 Çarşamba günü saat 11.00’de toplanmış ve kullanılan 20 adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda adı ve soyadı belirtilen üyeler, karşılarında gösterilen oyları alarak başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçilmişlerdir.
Bilgilerinize sunulur.
Saygılarımla.
Ahmet Kabil Rize Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Geçici Başkanı
Başkan : Abdurrahman Küçük (Ankara) 20 oy
Başkanvekili : Halil Çalık (Kocaeli) 13 oy
Sözcü : Ahmet Kabil (Rize) 18 oy
Kâtip : Bekir Ongun (Aydın) 15 oy
16.6.1999
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türkiye Büyük Millet Meclisi Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimini yapmak üzere 16.6.1999 Çarşamba günü saat 12.00’de toplanmış, toplantıya (17) üye katılmış ve kullanılan oy pusulalarının tasnifi sonucunda aşağıda adı ve soyadı ile seçim çevresi belitilen üyeler, aşağıda hizalarında gösterilen oyları alarak başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçilmişlerdir.
Bilgilerinize arz ederim.
Saygılarımla.
Mehmet Fuat Fırat İstanbul Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Geçici Başkanı
Adı Soyadı Seçim Çevresi Aldığı Oy
Başkan : Mustafa Gül (Elazığ) 17 oy
Başkanvekili : Sefa Koçak (Ordu) 17 oy
Sözcü : Bülent Ersin Gök (İstanbul) 16 oy
Kâtip : Yusuf Kırkpınar (İzmir) 16 oy
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimi için 16.6.1999 Çarşamba günü saat 12.00’de toplanmış ve kullanılan 17 adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda adları yazılı üyeler, karşılarında gösterilen oyu alarak, İçtüzüğün 24 üncü maddesi uyarınca başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçilmişlerdir.
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Geçici Başkanı Ertuğrul Kumcuoğlu Aydın
Başkan : Ertuğrul Kumcuoğlu (Aydın) 17 oy
Başkanvekili : Hasan Basri Üstünbaş (Kayseri) 17 oy
Sözcü : Emre Kocaoğlu (İstanbul) 17 oy
Kâtip : Sabahat Vardar (Bilecik) 17 oy
16.6.1999
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimi için 16.6.1999 Çarşamba günü saat 11.00’de 19 üyeyle toplanmış ve yapılan seçim sonucunda, aşağıda adı, soyadı ve seçim bölgeleri gösterilen üyeler, hizalarında belirtilen oylarla başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtipliğe seçilmişlerdir.
Bilgilerinize arz ederim.
Saygılarımla.
Geçici Komisyon Başkanı Mecit Piruzbeyoğlu Hakkâri
Başkan : A. Turan Bilge (Konya) 13 oy
Başkanvekili : Hasan Kaya (Konya) 13 oy
Sözcü : Evren Bulut (Edirne) 13 oy
Kâtip : Numan Gültekin (Balıkesir) 13 oy
16.6.1999
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimi için 16.6.1999 Çarşamba günü saat 12.00’de 21 üyeyle toplanmış ve yapılan seçim sonucunda aşağıda adı, soyadı ve seçim bölgeleri gösterilen üyeler, hizalarında belirtilen oylarla başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtipliğe seçilmişlerdir.
Bilgilerinize arz ederim.
Saygılarımla.
Ahmet Arkan Kocaeli Geçici Komisyon Başkanı
Başkan : Oktay Vural (İzmir) 21 Oy
Başkanvekili : Miraç Akdoğan (Malatya) 21 Oy
Sözcü : Fahrettin Gülener (Bursa) 21 Oy
Kâtip : Cumali Durmuş (Kocaeli) 21 Oy
16.6.1999
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Dilekçe Komisyonu başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimi için 16.6.1999 Çarşamba günü saat 11.00’de toplanmış ve kullanılan 10 adet oy pusulasının tasnifi sonucu aşağıda adı ve soyadı belirtilen üyeler, karşılarında gösterilen oyları alarak başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçilmişlerdir.
Bilgilerinize sunulur.
Saygılarımla.
Mehmet Halit Dağlı Adana Dilekçe Komisyonu Geçici Başkanı
Başkan : Salih Erbeyin (Denizli) 10 oy
Başkanvekili : Hasan Akgün (Giresun) 10 oy
Sözcü : Ersin Taranoğlu (Sakarya) 10 oy
Kâtip : Cemal Enginyurt (Ordu) 10 oy
16.6.1999
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonu; Başkan, Başkanvekili, Sözcü ve Kâtip seçimi için 16.6.1999 Çarşamba günü saat 11.00’de toplanmış, toplantıya 30 üye katılmış ve kullanılan oy pusulalarının tasnifi sonucu, aşağıda ad ve soyadı ile seçim çevreleri belirtilen üyeler, karşılarında gösterilen oyları alarak Başkan, Başkanvekili, Sözcü ve Kâtip seçilmişlerdir.
Bilgilerinize arz ederim.
Saygılarımla.
Ergün Bayrak Artvin Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonu Geçici Başkanı
Başkan : Birkan Erdal (Ankara) 22 oy
Başkanvekili : Nidai Seven (Ağrı) 22 oy
Sözcü : Erdoğan Toprak (İstanbul) 22 oy
Kâtip : Erkan Kemaloğlu (Muş) 21 oy
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bilgilerinize sunduğumuz bu 10 tezkereye ilaveten, şimdi, Adalet Komisyonu ve Çevre Komisyonunun tezkereleri de gelmiştir; onları da ıttılalarınıza sunuyoruz efendim.
16.6.1999
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimi için 16.6.1999 Çarşamba günü saat 11.00’de toplanmış, kullanılan 20 adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda ad ve soyadı belirtilen üyeler, karşılarında gösterilen oyları alarak, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçilmişlerdir.
Bilgilerinize sunulur.
Saygılarımla.
Kamer Genç Tunceli Adalet Komisyonu Geçici Başkanı
Başkan : Emin Karaa (Kütahya) 16 oy
Başkanvekili : Turhan Tayan (Bursa) 16 oy
Sözcü : Mehmet Nacar (Kilis) 16 oy
Kâtip : Mustafa İlimen (Edirne) 16 oy
16.6.1999
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türkiye Büyük Millet Meclisi Çevre Komisyonu Başkan, Başkanvekili, Sözcü ve Kâtip seçimi için 16.6.1999 Çarşamba günü saat 12.00’de toplanmış, kullanılan 15 adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda ad ve soyadı belirtilen üyeler, karşılarında gösterilen oyları alarak Başkan, Başkanvekili, Sözcü ve Kâtip seçilmişlerdir.
Bilgilerinize sunulur.
Saygılarımla.
Ediz Hun İstanbul Çevre Komisyonu Geçici Başkanı
Başkan : Ediz Hun (İstanbul) 15 oy
Başkanvekili : Esvet Özdoğu (Ankara) 14 oy
Sözcü : Sedat Çevik (Ankara) 15 oy
Kâtip : Sefer Ekşi (Kocaeli) 14 oy
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Sayın milletvekilleri, Meclis araştırma önergeleri vardır; 3 adet olan bu önergeleri sırasıyla okutuyorum :
D) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. — Konya Milletvekili Veysel Candan ve 22 arkadaşının, Bağ-Kur’un içinde bulunduğu sorunların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/4)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Bağ-Kurun içinde bulunduğu darboğazdan kurtulması için alınacak tedbirler, yeni kaynakların tespiti, prim alacaklarının tahsili yönünde izlenecek yol, Bağ-Kurlu üyelerin daha sağlıklı muayene ve tedavileri, ilaç bedellerinin ödenmesindeki sıkıntılar, reçetelerde yazılan ilaçların tüketimindeki israf, bunları önleyici tedbirlerin alınması gibi konuların incelenip araştırılması ve komisyonlarda bekleyen yasa teklifine güncel konuların ilavesi amacıyla Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 üncü maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.
1. Veysel Candan (Konya)
2. Ahmet Derin (Kütahya)
3. Tevhit Karakaya (Erzincan)
4. Osman Pepe (Kocaeli)
5. Musa Demirci (Sıvas)
6. İsmail Kahraman (İstanbul)
7. Ali Sezal (Kahramanmaraş)
8. Özkan Öksüz (Konya)
9. Bekir Sobacı (Tokat)
10. Maliki Ejder Arvas (Van)
11. Abdülkadir Aksu (İstanbul)
12. Ali Oğuz (İstanbul)
13. Lütfü Esengün (Erzurum)
14. Zülfükar İzol (Şanlıurfa)
15. Celal Esin (Ağrı)
16. Mehmet Elkatmış (Nevşehir)
17. İsmail Alptekin (Bolu)
18. Turhan Alçelik (Giresun)
19. Mehmet Altan Karapaşaoğlu (Bursa)
20. Aslan Polat (Erzurum)
21. İsmail Özgün (Balıkesir)
22. Hüseyin Arı (Konya)
23. Yaşar Canbay (Malatya)
Gerekçe :
1. Bağ-Kur her gün emeklilerin ücretini öderken malî sıkıntı içinde olduğu, özellikle Türkiye Halk Bankası ve Türkiye Vakıflar Bankasından kredi alarak yüklü miktarda faiz ödediği,
2. Kurumun, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığına yaptığı kaynak aktarımı talepleri zamanında yerine getirilmemesi nedeniyle sıkıntıya düştüğü,
3. Emeklileri için sağlık sigortası bünyesinde ilaç bedellerini eczanalere ödeyemediği, bunun sonucu olarak vatandaşın muayene ve tedavi giderlerinin karşılanmadığı, Bağ-Kurluların birçok hastaneden geri çevrildiği,
4. Bağ-Kur sigortalılarının eczanelerden aldıkları ilaçlarda israf olduğu, bunun için Kuruma çok fazla yük geldiği,
5. Yasal düzenlemelerin çok geciktiği, prim tahsilatında sıkıntılar olduğu,
6. Bağ-Kura yeni bir kimlik, yeni tahsilat sistemi ve gelir kaynaklarının artırımına gidilmesi,
7. Ayrıca, komisyonlarda bekleyen Bağ-Kur yasa tekliflerinde araştırma komisyonu raporunun ilave ve yardımcı olacağı kanaatindeyiz.
Daha sağlıklı bir Bağ-Kur çatısı oluşması açısından araştırma komisyonu kurulması ayrıca önem taşımaktadır.
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.
İkinci araştırma önergesini okutuyorum :
2. — Konya Milletvekili Veysel Candan ve 23 arkadaşının, DDY’nın zarar etmesinin nedenlerinin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/5)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yollarına bağlı müesseseler sürekli zarar etmekte, mevcut atölyeler tam kapasite çalışmamakta, imkân olmasına rağmen birçok yedek parça ve lokomotif yurt dışından ithal edilmektedir.
Tüm bu konuların ele alınarak, zarar eden DDY’nin nasıl kâra geçirileceği konusunda Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 üncü maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.
1. Veysel Candan (Konya)
2. Ahmet Derin (Kütahya)
3. Tevhit Karakaya (Erzincan)
4. Osman Pepe (Kocaeli)
5. Musa Demirci (Sıvas)
6. İsmail Kahraman (İstanbul)
7. Ali Sezal (Kahramanmaraş)
8. Özkan Öksüz (Konya)
9. Bekir Sobacı (Tokat)
10. Maliki Ejder Arvas (Van)
11. Abdülkadir Aksu (İstanbul)
12. Ali Oğuz (İstanbul)
13. Lütfü Esengün (Erzurum)
14. Zülfükar İzol (Şanlıurfa)
15. Celal Esin (Ağrı)
16. Mehmet Elkatmış (Nevşehir)
17. İsmail Alptekin (Bolu)
18. Fethullah Erbaş (Van)
19. Turhan Alçelik (Giresun)
20. Mehmet Altan Karapaşaoğlu (Bursa)
21. İsmail Özgün (Balıkesir)
22. Aslan Polat (Erzurum)
23. Hüseyin Arı (Konya)
24. Yaşar Canbay (Malatya)
Gerekçe:
1. TCDDY ve kendine bağlı olarak çalışan üç müessese devamlı zarar etmekte ve ekonomiye yük olmaktadır.
2. Yapılan araştırmalar ve yayınlanan bilimsel raporlar, önümüzdeki kısa zamanda DDY hizmetlerinin durma noktasına geleceği yönündedir.
3. DDY kuruluşunda zarardan korunma için çaba gösterilmediği, personelin devamlı şişirildiği, personel ataması durdurulmasından sonra sağlam insanlara sakat raporu alınıp sakat kadrosuna aktarılarak hiçbir iş verilmediği,
4. Âtıl bekleyen lokomotiflerin bulunduğu, hurda malzemeye sahip olunmadığı, korumasızlıktan zaman içinde kaybolduğu,
5. Garanti süresi içerisinde tamir için Almanya’ya gönderilen pompaların hâlâ getirilmediği, 5 yıl geçmesi dolayısıyla garanti süresi dolduğu ve arıza dolayısıyla bekleyen lokomotiflerin sefer yapamadığı,
6. Bazı imalatların işçiliği dışarıya verildiği halde, DDY atölyelerinde işçilerin boş oturduğu, şirket yöneticileri arasındaki uyuşmazlıktan üretimin durduğu,
7. Mevcut tesislerdeki işçilere ücret ödenmesine rağmen, verimli çalıştırılmadığı için, dışarıdan vagon ithal edildiği,
8. Akaryakıt alımları vakıf aracılığıyla yapıldığı için, Genel Müdürlükçe yoktan milyarlarca lira fazla ödeme yapıldığı ve müessesenin zarara sokulduğu,
Benzeri daha birçok konunun incelenerek, kusur, ihmal, yolsuzluk, varsa ortaya çıkarılması amacıyla araştırma komisyonunun kurulması büyük önem taşımaktadır.
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge, gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.
Son önergeyi okutuyorum:
3. — Bursa Milletvekili Ali Rahmi Beyreli ve 20 arkadaşının, amatör sporun sorunlarının araştırılarak aksaklıkların tespit edilmesi ve alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/6)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Spor, insanlara sağlıklı bir yaşam olanağı sunmanın yanı sıra, toplumların kültürel gelişmelerine de büyük oranda katkısı olan bir aktivitedir. Sporun toplumsal kalkınma, birlik ve beraberlik ile sosyal yaşamın düzenli oluşuna yaptığı olumlu etkiler, artık sporun içindeki ve dışındaki herkesçe kabul edilmektedir.
Spor, gazete ve dergiler gibi yazılı basında, radyo ve televizyon gibi etkili kitle iletişim araçlarında hayli geniş zaman ve yer bulduğundan, önemli bir tanıtım olayı haline de gelmiştir. Salt tanınmak, adını duyurmak ve çevre genişletmek için spor alanlarına gelen insan sayısı artmakta, spor kuruluşları ve ülkeler spora daha büyük yatırımlar yapmaktadırlar.
Spor yoluyla ilişkilerini geliştiren ülkelerin birçok sorunlarını spor adamları ve sporcular yoluyla çözdükleri ya da sorunların çözümünde belli mesafeler aldıkları görülmektedir; çünkü, spor, anlayışlılık ve demokratik kurallara uygun iletişim ortamı hazırlayabilmektedir.
Spor kültürüne sahip insanların oluşturduğu toplumlarda içbarışın, sosyal dayanışmanın, toplumsal kalkınmanın gerçekleşmesi daha kolay olmaktadır. Gelişmiş Batı ülkeleri, bu olguyu kanıtlayan en önemli örneği oluşturmaktadırlar.
Her konuda, her sektörde örgütlenmiş ve demokrasiyi benimsemiş toplumların huzur içinde yaşamaları önemli ölçüde gerçekleşebilmektedir. Böylesi bir sonuca ulaşmada spor hareketlerinin tartışılmaz bir yeri vardır.
Ancak, ne var ki, spor bilinci ülkemizde yeteri kadar yerleşmemiştir. Bunun sonucu olarak, geniş halk kesimimiz, spor yapan değil, seyreden bir toplum haline gelmiştir. Hatta, belli birkaç branşın dışındaki spor dallarında yeterince spor seyircimiz bile yoktur.
Türkiye nüfusunun yüzde 50’ye varan kısmı 25 yaşın altındaki gençlerden oluşmaktadır. Bu gençlerin lisanslı aktif spor yapan kesimi, nüfusa göre yüzde 0,9’dur. Gümrük birliğine girdiğimiz ve gelecekte tam üye olmaya çalıştığımız AB ülkeleriyle kendimizi karşılaştırdığımızda, yüzde 17, yüzde 20 genç nüfusa sahip Batı ülkelerinde lisanslı sporcu sayısı nüfusa göre yüzde 20-27 arasında değişmektedir. Bu da, bu yolda atmamız gereken adımların oldukça fazla olduğunu göstermektedir.
Genellikle, gelişmiş batı ülkelerinde amatör sporculuğun ileri seviyelere ulaştığını görmekte olmamıza rağmen, ekonomisi ve sosyal yaşam standardı bizden daha kötü seviyede olan bazı ülkelerin de amatör spor alanında bizden çok daha iyi seviyelerde olduğunu görmek, bizi, düşünmeye, araştırmaya, bu konudaki yaklaşımlarımızı gözden geçirmeye sevk etmelidir.
Ülkemizde sınırlı sayıda insanın uğraş verdiği spor aktivitelerinde, sporcu, antrenör ve hakemlerimizin, spor tesislerimizin durumu hiç de iç açıcı değildir. Özellikle, amatör spor aktivitelerinin devlet tarafından yeterince desteklenmediği açıktır. Devlet tarafından yeterince desteklenmeyen, kendi içinde gerçek bir demokrasiyi oluşturmasına izin verilmeyen bir spor yönetiminin, sporumuzu arzu edilen seviyelere ulaştırması beklenemez.
Sporun temeli olan amatör spor kültürünün gelişmesi, sporcu ve kulüp sayısımızın artırılabilmesi için, bu araştırmayla, öncelikle mevcut sorunların ve durumun tespit edilip, çözüm yollarının ortaya konulmasında ve bir an önce kararlılıkla uygulanmasında, ülkemizin spor alanındaki başarılarının artışıyla sağlanacak uluslararası düzeyde tanıtımın yanı sıra toplumsal gelişmemiz açısından da büyük yarar olacaktır.
Anayasamızın 98 inci maddesi ile TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca, ülkemizdeki amatör spor sisteminin yapısının incelenerek, aksaklıkların tespiti ve yeni yaklaşımların ve çözüm yollarının ortaya konulabilmesini sağlamak üzere bir Meclis araştırması açılmasını saygıyla arz ederiz.
1. Ali Rahmi Beyreli (Bursa)
2. Hayati Korkmaz (Bursa)
3. Ali Arabacı (Bursa)
4. Orhan Ocak (Bursa)
5. Fahrettin Gülener (Bursa)
6. Recep Önal (Bursa)
7. Emin Karaa (Kütahya)
8. Ahmet Arkan (Kocaeli)
9. Erdoğan Toprak (İstanbul)
10. Necati Albay (Eskişehir)
11. Cafer Tufan Yazıcıoğlu (Bartın)
12. Bayram Fırat Dayanıklı (Tekirdağ)
13. İbrahim Yavuz Bildik (Adana)
14. Osman Kılıç (İstanbul)
15. Fikret Uzunhasan (Muğla)
16. Ali Günay (Hatay)
17. Tamer Kanber (Balıkesir)
18. M. Hadi Dilekçi (Kastamonu)
19. Mustafa İlimen (Edirne)
20. Ali Ahmet Ertürk (Edirne)
21. M. Cihan Yazar (Manisa)
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge, gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.
Bazı sayın milletvekillerinin izinli sayılmasına dair Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup, ayrı ayrı oylarınıza sunacağım:
C) TEZKERELER VE ÖNERGELER (DEVAM)
3. — Bazı milletvekillerine belirtilen sebep ve sürelerle izin verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/216)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Aşağıda adları yazılı sayın milletvekillerinin, hizalarında gösterilen süre ve nedenlerle izinli sayılmaları, Başkanlık Divanının 14.6.1999 tarihli toplantısında uygun görülmüştür.
Genel Kurulun onayına sunulur.
Yıldırım Akbulut Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
“Batman Milletvekili Faris Özdemir; hastalığı nedeniyle, 30.4.1999 tarihinden geçerli olmak üzere 15 gün”
BAŞKAN – Sayın Özdemir’in izin konusunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
“İstanbul Milletvekili Aydın Menderes; hastalığı nedeniyle, 7.6.1999 tarihinden geçerli olmak üzere 60 gün”
BAŞKAN – Sayın Menderes’in iznini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
“Manisa Milletvekili Cihan Yazar; hastalığı nedeniyle, 13.5.1999 tarihinden geçerli olmak üzere 102 gün”
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyorum. Biraz gelsinler arkadaşlar.
BAŞKAN – Sayın Genç, ısrarlı mısınız efendim?
KAMER GENÇ (Tunceli) – Israrlıyım; karar yetersayısının aranılmasını istiyorum efendim.
BAŞKAN – Daha evvel alınan Başkanlık kararı gereğince, karar yetersayısının aranılması talep edildiğinde, elektronik cihazla oylama yapılıyor. Oylamayı, hemen 5 dakika içinde, vakit kaybetmeden yapalım.
Oylama süresi başlamıştır efendim.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, oylama sonuçlanmıştır.
Manisa Milletvekili Sayın Cihan Yazar’ın, hastalığı sebebiyle 102 gün izinli sayılmasını 234 üyemiz kabul etmişlerdir; karar yetersayımız vardır.
Sayın milletvekilleri, sunuşlarımıza devam ediyoruz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, iki sayın milletvekilimize ödenek ve yolluğunun verilmesine ilişkin tezkereleri vardır; ayrı ayrı okutup, oylarınıza sunacağım.
İlk tezkereyi okutuyorum :
4. — İstanbul Milletvekili Aydın Menderes’e ödenek ve yolluğunun verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/217)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Hastalığı nedeniyle bu yasama yılında aralıksız olarak iki ay izin alan İstanbul Milletvekili Aydın Menderes’e, İçtüzüğün 154 üncü maddesi gereğince ödenek ve yolluğunun verilebilmesi, Başkanlık Divanının 14.6.1999 tarihli toplantısında uygun görülmüştür.
Genel Kurulun onayına sunulur.
Yıldırım Akbulut Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
İkinci tezkereyi okutuyorum:
5. — Manisa Milletvekili Cihan Yazar’a, ödenek ve yolluğunun verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/218)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Hastalığı nedeniyle bu yasama yılında aralıksız olarak iki aydan fazla izin alan Manisa Milletvekili Cihan Yazar’a, İçtüzüğün 154 üncü maddesi gereğince ödenek ve yolluğunun verilebilmesi, Başkanlık Divanının 14.6.1999 tarihli toplantısında uygun görülmüştür.
Genel Kurulun onayına sunulur.
Yıldırım Akbulut Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
BAŞKAN – Başkanlık tezkeresini dinledik.
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, Danışma Kurulunun önerileri vardır; önce, okutup işleme alacağım, sonra oylarınıza sunacağım.
Önerileri okutuyorum :
V. — ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. — 1999 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1997 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarılarının gündemdeki yeri; görüşme gün ve saatleri ile konuşma sürelerine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
No:6 Tarih : 16.6.1999
Danışma Kurulunca aşağıdaki önerilerin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.
Yıldırım Akbulut Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
DSP Grubu Başkanvekili MHP Grubu Başkanvekili Ali Günay Ömer İzgi
FP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili Bülent Arınç Murat Başesgioğlu
DYP Grubu Başkanvekili
Saffet Arıkan Bedük
Öneriler:
1. 1999 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1997 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarılarının Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin
“Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmının 1 inci, 2 nci, 3 üncü ve 4 üncü sıralarında yer alması; bütçe görüşmelerine 24.6.1999 Perşembe günü saat 10.00’da başlanması ve bitimine kadar, resmî tatil günleri dahil, her gün saat 10.00’dan 13.00’e, 14.00’ten 20.00’ye ve 21.00’den günlük programın tamamlanmasına kadar devam olunması ve görüşmelerin 6 günde tamamlanması önerilmiştir.
2. Başlangıçta bütçenin tümü üzerinde gruplar ve Hükümet adına yapılacak konuşmaların (Hükümetin sunuş konuşması hariç) birer saat (bu süre birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilir), kişisel konuşmaların 10’ar dakika ile sınırlandırılması önerilmiştir.
3. Bakanlık ve daire bütçeleri üzerindeki görüşmelerin 14 turda tamamlanması, 14 üncü turun bitiminden sonra bütçe kanunu tasarılarının maddelerinin oylanması önerilmiştir.
4. İçtüzüğün 72 nci maddesi gereğince yapılacak görüşmelerde her turda gruplar ve Hükümet adına yapılacak konuşmaların 20’şer dakika (bu süre birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilir), kişisel konuşmaların 10’ar dakika olması; kişisel konuşmalarda her turda İçtüzüğün 61 inci maddesine göre biri lehte, biri aleyhte olmak üzere iki üyeye söz verilmesi ve bir üyenin birden fazla turda söz kaydı yaptıramaması önerilmiştir.
5. Bütçe görüşmelerinde soruların gerekçesiz ve yazılı olarak Başkanlığa verilmesi ve her tur için soru cevap işleminin 20 dakika ile sınırlandırılması önerilmiştir.
6. Bütçe görüşmelerinin sonunda gruplara ve Hükümete 45’er dakika süre ile söz verilmesi (bu süre birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilir), İçtüzüğün 86 ncı maddesine göre yapılacak kişisel konuşmaların 10’ar dakika olması önerilmiştir.
BAŞKAN – Şimdi, önerileri ayrı ayrı okutup, oylarınıza sunacağım:
Öneriler:
1. 1999 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1997 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarılarının Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmının 1 inci, 2 nci, 3 üncü ve 4 üncü sıralarında yer alması; bütçe görüşmelerine 24.6.1999 Perşembe günü saat 10.00’da başlanması ve bitimine kadar, resmî tatil günleri dahil, her gün saat 10.00’dan 13.00’e, 14.00’ten 20.00’ye ve 21.00’den günlük programın tamamlanmasına kadar devam olunması ve görüşmelerin 6 günde tamamlanması önerilmiştir.
BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2. Başlangıçta bütçenin tümü üzerinde gruplar ve hükümet adına yapılacak konuşmaların (Hükümetin sunuş konuşması hariç) birer saat (bu süre birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilir), kişisel konuşmaların 10’ar dakikayla sınırlandırılması önerilmiştir.
BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3. Bakanlık ve daire bütçeleri üzerindeki görüşmelerin 14 turda tamamlanması, 14 üncü turun bitiminden sonra bütçe kanunu tasarılarının maddelerinin oylanması önerilmiştir.
BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
4. İçtüzüğün 72 nci maddesi gereğince yapılacak görüşmelerde her turda gruplar ve Hükümet adına yapılacak konuşmaların 20’şer dakika (bu süre birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilir), kişisel konuşmaların 10’ar dakika olması; kişisel konuşmalarda her turda İçtüzüğün 61 inci maddesine göre biri lehte, biri aleyhte olmak üzere iki üyeye söz verilmesi ve bir üyenin birden fazla turda söz kaydı yaptıramaması önerilmiştir.
BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
5.Bütçe görüşmelerinde soruların gerekçesiz ve yazılı olarak Başkanlığa verilmesi ve her tur için soru cevap işleminin 20 dakikayla sınırlandırılması önerilmiştir.
BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
6. Bütçe görüşmelerinin sonunda gruplara ve Hükümete 45’er dakika süreyle söz verilmesi (bu süre birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilir), İçtüzüğün 86 ncı maddesine göre yapılacak kişisel konuşmaların 10’ar dakika olması önerilmiştir.
BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Böylece, Danışma Kurulu önerilerinin tamamı kabul edilmiş oldu; hayırlı olsun.
Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, gündemin...
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, söz kaydını yazma işlemi nasıl oluyorsa onu da açıklayın; her zaman açıklanıyordu.
BAŞKAN – Efendim, kanun tasarı ve tekliflerine geçmeden evvel, bütçe müzakereleriyle ilgili bir hususu açıklamak istiyorum: Danışma Kurulu önerileri kabul edilmiştir; bütçe müzakereleriyle ilgili kişisel söz kayıtlarına ilişkin Başkanlık duyurusu gelecek birleşimde Genel Kurulun bilgisine sunulacaktır; arz ederim.
Şimdi, alınan karar gereğince, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.
Bu kısmın ilk sırasında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 143 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu raporu yer almaktadır.
Teklifin birinci görüşmesi 15 Haziran 1999 Çarşamba günü saat 23.55’te bitmiştir. İçtüzüğümüzün 93 üncü maddesinde, Anayasanın değiştirilmesine dair teklifin ikinci görüşmesine, birinci görüşmenin bitiminden 48 saat geçmeden başlanamayacağı hükmü yer almaktadır. Bu nedenle, teklifin ikinci görüşmesine başlayamıyoruz.
VI. — KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1. — Bankalar Kanunu Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/5) (S. Sayısı :1) (1)
BAŞKAN – Bankalar Kanunu Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun müzakeresine başlıyoruz.
Komisyon ve Hükümet hazır.
Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım : Raporun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir.
Tasarının tümü üzerindeki müzakerelere başlıyoruz.
Tasarının tümü üzerinde ilk sözü, Fazilet Fartisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Ali Coşkun istemişlerdir.
Buyurun Sayın Ali Coşkun. (FP sıralarından alkışlar)
Süreniz 20 dakikadır efendim.
FP GRUBU ADINA ALİ COŞKUN (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Fazilet Partisi Grubu adına Bankalar Kanunu Tasarısı hakkındaki görüşlerimizi arz etmek üzere söz almış bulunuyorum.
Sözlerime başlamadan önce, hepinizi saygıyla selamlıyorum ve bu çalışmaların hayırlara vesile olmasını diliyorum.
1980 yılından başlayarak dışa açılan ekonomimizin altyapısının oluşmasında önemli bir yeri bulunan malî sektörün lokomotifi durumundaki bankacılık kesiminde hızlı gelişmeler olmuşsa da, başta mevzuat olmak üzere, özkaynak yapısı ve diğer aktiflerdeki gelişmeler açısından güven verici, sağlam bir yapıya kavuşamamıştır.
Bankaların, temelde iki önemli fonksiyonu mevcuttur; birincisi, bankalara tevdi edilen tasarrufların korunması; ikincisi ise, toplanan kaynakların etkin ve verimli bir şekilde, ekonominin ihtiyaçları yönünde, en uygun şekilde kullanılmasıdır.
Hal böyleyken, son yıllarda, devlet, hazine açıklarını kapatmak için, tasarrufları bankalar aracılığıyla emerek, âdeta tefeciliği teşvik etmiş, bunun sonucu, malî piyasalar ile reel sektör arasında olması gereken dengeler bozularak, ekonomi, yüksek faiz, düşük kur ve sıcak paranın baskısı altında rant ekonomisine dönüşmüştür.
Güven ve itibar sağlayan müesseseler olması gereken bankalar üzerinde, etkin bir denetleme düzeni de kurulamamıştır.
Kanun tasarısının genel gerekçe bölümünde de belirtildiği gibi, son yıllarda, uluslararası finans kurumlarında ve özellikle Avrupa Birliği, OECD gibi uluslararası kuruluşlar nezdinde, bankaların faaliyet ve denetimlerine ilişkin uygulamaların bağımsız, özerk kurumlar tarafından yürütülmesi, banka sahipliğinin ve yönetiminin kontrol altında tutulması ve bankaların denetim ve gözetimlerinin daha etkin, geniş boyutlu, derinlemesine bir şekilde yapılması esasları benimsenmiş ve bu suretle bankaların disiplin altına alınması amaç edinilmiştir.
Bu çerçevede, bankacılık sektörünün düzenlenmesi hususunda, mevcut hukukî zafiyetin giderilmesi bir zorunluluk arz etmektedir. Bankaların etkin bir şekilde gözetim ve denetiminin ana şartlarından birinin, denetim otoritesinin bağımsız karar alma yetkisine sahip bir statüde bulunması olduğu bilinmektedir.
Ülkemizde de, Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ve buna ilişkin yıllık programlarda, denetim ve gözetim sisteminin etkinliğinin artırılması ve bu amaçla bağımsız karar mekanizmalarına kavuşturulması öngörülmüş bulunmaktadır.
Bu nedenlerle, bankaları disiplin altına alması beklenen ve temenni edilen bu tasarının, kanunlaşmasına, maddeler bazında vereceğimiz bazı önerge ve daha mükemmeli arama yönünde belirteceğimiz görüşlerimizle, Fazilet Partisi olarak destek vereceğimizi belirtmek istiyorum; ancak, kanunun çıkması önemli olmakla birlikte, takdir edersiniz ki, daha önemli bir hususun, ekonomiden sorumlu bakan ve bağlı birimlerin uygulama anlayışı olduğunu da, altını çizerek belirtmek istiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; izninizle, Bankalar Kanunu Tasarısı hakkındaki görüşlerimize esas teşkil eden yanlış uygulamaların ekonomimizi ne hale getirdiğine özet olarak değinmek istiyorum.
Ekonomimizin durgunluk içinde, yüksek enflasyon baskısından kurtulmamış olması, ihracat ve ithalattaki sürekli düşüş, vergi gelirlerindeki dikkat çekici gerileme ve giderek büyüyen bütçe açığı yanı sıra, yatırımlarda durgunluk ve üretimdeki hızlı düşüş sonucu çığ gibi artan işsizlik, ekonomimizin darboğazlara doğru hızla sürüklendiğinin belirtileridir ve ekonomik dengelerin bozulduğu ortaya çıkmıştır. Burada halkımızı ilgilendiren en önemli husus ise, işsizlik, pahalılık ve gelir dağılımındaki yozlaşmadır.
İşsizlik, aktif nüfusun yüzde 20’sini bulmuş, üniversiteli gençlerimizin, diplomalı gençlerimizin her üçünden birisi boşta gezmektedir. Bir taraftan işsizler ordusundan istihdama katılım, diğer taraftan Türkiye’nin geleceğinde her yıl 1 milyon kişiye iş ve aş bulma mecburiyetiyle karşı karşıyayız.
Pahalılık ise, hükümetin bir yıl önceki aylık fiyat değişimi dışında, halkı psikolojik baskı altında tutmak için, yüzde 50 olarak ilan edilen enflasyonun gerçek enflasyon olmadığını, halkın zarurî ihtiyaçlarını karşılamadaki enflasyon oranının yüzde 100’leri geçtiğini arz etmek istiyorum.
Gelir dağılımı ise, hem coğrafî bölgeler arasında hem iller arasında hem de kesimler arasında fevkalade yozlaşmış durumdadır. Nüfusun yüzde 20’si, gelir dağılımından yüzde 54,7 pay alırken, en alttaki fakir tabaka yüzde 4,5 pay alabilmektedir. Yanlış politikalar, müdahaleci uygulamalar ve yolsuzluklar sonucu, arzulanan serbest piyasa modeli içinde, ekonomi kendi dinamiklerini oluşturamamaktadır. Bugünkü bunalım, ısrarla uygulanan ekonomik durgunluk politikası, dayatmacı vergi yasalarının olumsuz etkisi ve ehliyetsiz yönetimlerin sonucudur. Kısa zamanda, ekonomik tedbirler, siyasî tercihlerin önünde değerlendirilerek, yapısal değişiklikler yapılmadığı takdirde, üzülerek belirteyim ki, 1999’un ikinci yarısında sosyal bunalıma doğru sürüklenme eğilimi var; yani, özet olarak, ülkeyi zor günler beklemektedir.
Ekonomik hayatımıza, son yıllarda güvensizlik, istikrarsızlık ve yolsuzluk hâkim olmuştur. Sunî gündemlerle gerilim doğurularak, âdeta, ekonominin düzelmesi, faizlerin düşmesi önlenmeye çalışılmaktadır. Hükümet, Hazine açıklarını kapatabilmek için, biraz önce de arz ettiğim gibi, yüksek faizle borçlanmakta ve bu borçlar, yatırım ve üretime gitmediği için, ekonomi, yüksek faiz ve döviz sarmalından kurtulamamaktadır.
Halen, komisyonumuzda görüşülen bütçeye bir göz atacak olursak, giderler içinde personel giderlerinin yüzde 25,6; yatırım harcamalarının yüzde 6; faiz harcamlarının ise yüzde 37,6 olduğunu; sosyal güvenliğe yüzde 8,7 transfer yapıldığını ve diğerlerine yüzde 12 olarak ayrıldığını görmekteyiz. Bu durum karşısında, ekonominin üzerine karabulut gibi çökmüş olan ödemelerin, faiz başta olmak üzere, transfer harcamaları olduğunu görmekteyiz. Zira, programa göre öngörülen ortalama faiz, tutturulamamaktadır. Yüzde 150’ye kadar çıkmış, son olarak yüzde 104’ler seviyesine inmiş bulunan hazine bonoları faizi, eğer ortalama yüzde 120 gibi gerçekleştirilebilirse, yıllık faiz ödemelerinin, bütçede görüldüğü gibi değil, 12 katrilyon liraya ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bunun anlamı, ayda 1 katrilyon lira, gündoğumu -günbatımında 34 - 35 trilyon lira faiz ödenmesi gerektiğidir.
Değerli milletvekilleri, yaklaşık olarak bütçenin yüzde 50’sini toplanan vergiler, vergilerin de yüzde 85’ini faizler oluşturmaktadır. Sonuçta, bütçe açığı, yine hedeflenen rakamları geçecek ve belki de 9-10 katrilyonu bulacaktır. Bu halde, faizler ve dolayısıyla enflasyon, hızlı bir tırmanışa geçecektir. 1999 yılı ilk çeyreğinde, gelirlerde yüzde 44,5; giderlerde yüzde 81 artış meydana gelmiş olması ve bütçe açığının yüzde 163 gibi bir oranda büyümesi, bu olumsuz gelişmeler endişelerimizi doğrulamaktadır.
Görülüyor ki, devlet, borç ve israf batağı içinde olup, Türkiye’nin geleceği, maalesef ipotek altına sokulmuştur. Kaldı ki, faizlerdeki tehlike, dışborçtan çok içborçların kısa vadeli ve yüksek faizli olmasından kaynaklanmaktadır. Dışborçlar 104 milyar dolar, içborçlar 39 milyar dolardır. Ayrca, iki kamu bankasının görev zararları da buna ilave edildiği zaman, toplam borçların 160 milyar doları geçtiği görülmektedir. İçborçlar dışborçların yaklaşık ikibuçukta 1’i olmasına rağmen, ödenen faizlerin 10 katı olduğu dikkati çekmektedir. Eğer, dışborç bulunamazsa önümüzdeki günlerde -çünkü, Türkiye, dışpolitikada yalnızlığa itilmiştir ve uluslararası finans kurumları, kredi musluklarını Türkiye’ye kapatmış durumdadır- hükümet, iç borçlanmaya yönelecek ve işte o halde büyük felaket karşımıza çıkacaktır.
Sonuç olarak, bu hükümetin omurgasını, üzülerek belirtelim ki, ekonomiyi bunalıma sürükleyen 55 inci ve 56 ncı hükümetlerde yer almış ve sırayla liderlerinin başbakanlık yaptığı Anavatan Partisi ile DSP oluşturmaktadır. 57 nci hükümet ise, tespitlerden ibaret olan hükümet programında çözüm arz etmemiştir. Bunu, dün ülkemize gelen IMF heyeti adına Türkiye temsilcisi de açıklamıştır “biz ekonomik bakımdan destek olmak istiyoruz; ancak, hükümet güven vermemektedir” demiştir; çünkü, hükümet programının güven vermediğini ortaya koymuştur.
55 inci hükümet, özelleştirmede banka ihalesine fesat karıştırmak ve yolsuzluklara alet olmak iddiasıyla düşürülmüştür, bu sebeple de şaibe altındadır. 56 ncı hükümet ise -Sayın Mesut Yılmaz’ın da birkaç gün önce ifade ettiği gibi- ekonomik bakımdan hiçbir ciddî adım atmamıştır; bunu kendi ortağı söylemektedir.
Enflasyon başta olmak üzere, ekonomideki bozukluklar sonuçtur; sebep, kötü yönetim ve kaynakların yetersizliğidir. Mevcut kaynaklar ise, halk tabiriyle çarçur edilmiş, israf edilmiştir.
Bugüne gelince, hâlâ taban fiyatları ilan edilememiştir. Ziraatçıya ürün bedeli zamanında ödenememektedir; çünkü, kaynak yoktur. Memura, işçiye, emekliye, yüzde 10 ilâ 20 gibi gülünç zamlardan bahsedilmektedir. Memur sokağa dökülmüştür; zira, kaynak yoktur.
Eximbank ihracata yeterince kaynak ayıramamaktadır. Sermayede ayrımcılık devam etmektedir ve bu ayrımcılık teşviklere de yansımıştır. KOBİ’lere destek verilememektedir; zira, kaynak yoktur. Esnaf, tüccar, sanayici, yüksek faiz altında iflasa sürüklenmektedir. Bankalar, kredileri geri çağırmaktadır ve protestolar yüzde 140’ı bulmaktadır -ki, bu, enflasyon rakamının çok üzerindedir- bu da piyasanın ne kadar sıkıntı içinde olduğunu ortaya koyan bir durumdur. Ziraatçı, tüccar, sanayici, icra kapılarında sürünmektedir. Düne kadar hükümetleri, moral yönünden, çaresizlik içinde destekleyen kuruluşlar bile isyan halindedir. Bu, gazetelere yansımıştır.
Peki, bunlara kaynak yok da, emme basma tulumba gibi, halkın imkânlarını emen rantiye kesimiyle ilgili, bu hükümetler, şimdiye kadar ne tedbirler aldı? Bankaların içi boşaltılıp, tasarruf mevduat fonundan milyarlarca dolar -dolar karşılığı Türk Lirası tabiî- batan bankalara fon aktarılırken bu hükümetler nerelerdeydi? Tüyü bitmemiş yetim hakkının vebalini nasıl ödeyeceksiniz! Yazık değil mi bu millete! Kişisel dürüstlüğüne saygı duyduğumuz Sayın Ecevit, bu yolsuzluklar karşısında, maalesef, sesini çıkarmamıştır.
Bu hükümetler, Türkiye’yi, uluslararası platformlarda dinlenen ülke olmaktan çıkarıp, üzülerek belirtiyorum ki, dilenen bir ülke durumuna sokmuşlardır.
Sekiz yıllık zorunlu kesintisiz eğitimle millî eğitimi mahvettiniz Sayın Bakanım.
Piyasayla inatlaşarak dayatmacı bir zihniyetle çıkardığınız Vergi Yasasıyla zorunlu olarak ekonomiyi mahvettiniz.
Şimdi, Sayın Ecevit, hükümet programını okurken “muhalefetle, iktidarla, bütün sivil toplum örgütleriyle uzlaşı içinde olacağız” diyorlar. Bu iyiniyetle Plan ve Bütçe Komisyonumuz çalışmaya başladı. Sayın Başkanımızın demokratik davranışları ve dirayetli yönetimiyle bu çalışmalar giderken alt komisyon kuruldu; ama, Sayın Bakan, Hükümet kanadı olarak, bazı maddeleri, gecenin geç saatlerinde geri çekerek, ertesi gün, Plan ve Bütçe Komisyonuna -aynen vergilerde olduğu gibi, aynen millî eğitimle ilgili yasada olduğu gibi- dayatmacı zihniyetle, emrivakiyle getirmişlerdir.
Şimdi, bu tasarı tartışılırken şunu arz etmek istiyorum. İlgili bölümlerde de arkadaşlar önergelerini açıklarken bunu derinlemesine ortaya koyacaklardır. Bu kurul oluşurken yapılan yanlışlık şudur: 57 nci hükümetin omurgasını oluşturan Anavatan Partisi ve Demokratik Sol Parti bakanları şu anda da görev başındadır. Bu bankalar bu hale gelirken, ekonomi batarken görev alan bakanlar, bu kabinede bu kurulu oluşturacaklardır. Biz, güvenmiyoruz. Eğer, bu kurul böyle teşekkül ederse, uluslararası finans kurumlarının da ve yurtiçindeki ekonomik birimlerin de bu kurula olan güveni sarsılacaktır; çünkü, bu kurulun, daha önce de arz ettiğim gibi, bağımsız, özerk bir kurul olması gerekmektedir. Bu kurulun oluşturulmasında, maalesef, Sayın Bakan da aynı meslek dalından geldiği için, meslek taassubu içinde hareket edilmiştir. Sadece Hazine ve Merkez Bankasından oluşacak üyelerle kurulmak istenmiştir; ama, komisyon üyelerinin, hem iktidar kanadındaki arkadaşların hem de muhalefet kanadındaki arkadaşların, özellikle Milliyetçi Hareket Partisindeki arkadaşların da diretmesiyle Maliye Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı ve Sermaye Piyasası Kurulunun da aday gösterilmesi kabul edilmiştir.
Bizim teklifimiz; ekonomide esas bankalarla muhatap olan kesimlerin -ki, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve yeminli malî müşavirlerin de- aday göstermesi yolundadır.
İkinci önerimiz, bu kurul için, kesimler tarafından 3’er aday gösterilerek, hükümetin 2’ye düşürmesi ve Büyük Millet Meclisinin 1’e düşürerek son atamayı, son seçimi yapmasıdır. Böylece, güven duygusu belirecek ve bu kurul, ekonomide fevkalade sorumluluk taşıyan bu kurul , hem bağımsız hem de özerk bir yapıya kavuşacaktır.
Bu temennilerle, hepinizi saygıyla selamlıyorum ve yasanın hayırlara vesile olmasını diliyorum. (FP ve MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Fazilet Partisi Grubu adına konuşan Sayın Ali Coşkun’a teşekkür ediyorum.
Tasarının tümü üzerinde, Milliyetçi Hareket Partisi adına, Sayın Hayrettin Özdemir söz talep etmişlerdir.
Buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, görüşülmekte olan Bankalar Kanunu Tasarısı hakkında düşüncelerimizi ifade edeceğim.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bankalar, genel olarak, halktan kaynak temin eden ve temin edilen bu kaynakları, kendileri veya kaynak sahipleri adına kullanan kuruluşlardır. Bu özellikleri bakımından yapılan düzenlemelerde iki temel amaç gözetilmiştir. Bunlardan birincisi, bankalara yatırılan tasarrufların korunması, diğeri ise, toplanan kaynakların etkin bir şekilde ekonominin ihtiyaçlarına uygun olarak kullanılmasını sağlamaktır. Ayrıca, birer güven ve itibar kurumu olan bankaların, likidite, emniyet ve verimlilik ilkeleri çerçevesinde çalışmalarının temini de, bu düzenlemenin amaçlarından birisidir.
Öte yandan, globalleşen dünyada bankacılık sisteminin uluslararası piyasalarla bütünleşmesi ve birlikte işlemlere girmesi kaçınılmaz bir husustur. Bu bakımdan, bankacılık mevzuatımızın uluslararası standartlara uygun olarak yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; açıklamaya çalıştığım bu ihtiyaçları gidermek amacıyla hazırlanan tasarıyla getirilen yenilikleri şöyle özetleyebiliriz: Denetim ve gözetim sisteminin daha etkin bir şekilde kullanılabilmesini teminen, bankaların kuruluşu, mevduat kabulü gibi izinleri verme yetkisine, kanunun uygulanmasına ilişkin temel ilkeleri belirleme işlevlerine ve siyasî otoriteden bağımsız karar alma yetkisine sahip özerk bir statüde bankacılık düzenleme ve denetleme kurulu kurulmaktadır. Banka sahipliği ve yönetiminin denetim altına alınması ve piyasaya girişte yeterli ve sağlıklı özkaynak aranması suretiyle malî piyasalarda güven ve itibarın tesisi amaçlanmaktadır. Denetimin etkinliği, caydırıcı ve zamanında uygulanabilen yaptırımların varlığına bağlıdır; ayrıca, ekonomik suça, ekonomik ceza verilmesi esastır. Bu yaklaşımdan hareketle idarî para cezası uygulanmasına ilişkin düzenleme getirilmekte, adlî cezaların ise, izinsiz faaliyette bulunmak ve kanun denetiminin etkinliğinin azaltılmasına yol açan eylemler başta olmak üzere, önemli ve istisnaî hallerde uygulanması öngörülmektedir.
Yapılan bu değişiklikleri biraz açacak olursak, tasarının 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle tasfiyeye tabi tutulan bankerler, bankalar, sigorta şirketleri ve para ve sermaye piyasalarında faaliyet gösteren diğer kurumlarda yüzde 10 ve daha fazla bir oranda pay sahibi olan gerçek ve tüzelkişilerin kurucu ortak olmaları engellenmiştir. Ayrıca, karapara aklama suçundan hüküm giymiş olanlar da tasarıya göre yine bankalarda kurucu ortak olamayacaklardır. Bu düzenleme yerinde ve faydalı görülmektedir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının 9 uncu maddesinin 1-a fıkrasına, murahhas üyelerin de genel müdürde aranan şartları taşıması zorunluluğu eklenerek, bankacılık bilgi ve tecrübesi olmayan kişilerin murahhas üye olarak bankanın yönetiminde yer alması önlenmiştir. Aynı maddenin değişik fıkralarında, yetki ve görevleri itibariyle genel müdür yardımcısına eş veya daha üst konumlarda görev yapan diğer yöneticiler başka unvanlarla istihdam edilseler dahi, bu kanunun uygulamasında genel müdür yardımcısı sayılmıştır. Bu suretle, bankanın ödeme güçlüğüne düşmesine sebep olan bu tür yetkililerin de şahsî sorumluluklarına gidilmesi imkânı getirilmiştir. Öte yandan, banka üst düzey yöneticilerinin denetim mercileri tarafından izlenebilmesini teminen, bankaların, genel müdürlüğe ve yardımcılıklarına atayacakları kişiler ile bu görevlerden herhangi bir nedenle ayrılanların Kurula bildirilmesi mecburiyeti getirilmiştir.
Yine, bu maddede yapılan düzenlemeyle, farklı alanlarda yükseköğrenim görmüş, ancak, uzmanlık alanları itibariyle belirli bölümlerden sorumlu olmasında yarar görülen kişilerin, bankalarca genel müdür yardımcısı olarak istihdam edilmeleri imkânı getirilmiştir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bankaların özsermayelerinin güçlenmesi, şube sayısının özsermayeye göre gereğinden fazla artırılmasının önüne geçilmesi ve disiplinin sağlanması amacıyla, tasarının 9 uncu maddesinin 6/a fıkrasında, merkez şube dışındaki her şube için, şube başına ilave sermaye şartı getirilmiştir.
Tasarının 10 uncu maddesinin birinci fıkrasına “katılma belgesi” ibaresi eklenmek suretiyle, bu belge karşılığı toplanan paralar mevduat sayılmış ve yasaklanmıştır ki, böylece birkısım organizasyonların kanunsuz olarak para toplamalarının önüne geçilmektedir. Bu düzenleme, ülkemizin yeni bir bankerlik ve saadet zinciri felaketi yaşamasına engel olacaktır.
Kanun tasarısında, bankaların, özsermayelerinin kaç katına kadar kredi verebileceği belirtilmemekle birlikte, tasarının 11 inci maddesinde, tevdiatta bulunmak suretiyle ya da herhangi bir şekil ve surette vereceği ödünçler, varlıkların vadeli satışından doğan alacaklar da, kanun uygulamasında kredi sayılmak suretiyle, bankaların genel kredi sınırlarına dahil edilmesi sağlanmıştır. Böylece, riskin yoğunlaşmasının önüne geçilmiş ve günün şartlarına, uluslararası standartlara uygun bir düzenleme yapılmıştır.
Ayrıca, bu madde uygulamasında, istisna tutulacak kredi işlemleri günün şartlarına göre yeniden düzenlenmiştir. 3182 sayılı Bankalar Kanununun 47 nci ve 48 inci maddelerinde yer alan iştirakler ve sermaye azaltıcı işlem yasağı hükümleri birleştirilerek, 12 nci madde altında toplanmıştır. İştirak sınırlarının aşılmasına imkân veren mevcut 47 nci maddenin “iştirak olunan ortaklığın sermayesinin yüzde 10’undan az olan iştirak tutarları, yukarıda belirtilen limitlerin hesabında dikkate alınmaz” hükmüne tasarıda yer verilmemiştir. Bunun yanı sıra, bankaların yurt dışında iştirak edinmeleri, yurtdışına aktaracakları kaynakların izlenmesini teminen, kurulun iznine tabi tutulmuştur.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna ilişkin önceki kanunda bulunan hükümler büyük ölçüde korunmuş; ancak, fonun etkinliğinin korunması bakımından, fon kaynaklarını artırıcı hükümler ilave edilmiştir. Bu cümleden olarak, kuruluş izni verilen bankaların kurucularının asgarî sermayesinin yüzde 10’u tutarında, fona, sisteme giriş payı yatırmaları mecburiyeti getirilmiştir. Ayrıca, fon mevcudunun ihtiyacı karşılamaması durumunda, ileride doğacak prim borçlarına mahsuben, bankalardan avans alabileceklerdir. Bankaların mağduriyetini önlemek için de, bu avanslara faiz uygulanma esası benimsenmiştir.
Yine, tasarının 15 inci maddesinin 6/a fıkrasında, sigortaya tabi olacak tasarruf mevduatının kapsamı ve tutarlarının Bakanlar Kurulu kararıyla belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Bu konuyla ilgili Avrupa Birliği ülkelerindeki uygulamaya paralel olarak, mevduatın tamamının tasarruf mevduatı sigortası kapsamına alınmaması, güvencenin tedricen azaltılarak, küçük tasarrufların korunmasını sağlayacak bir miktarda düzenleme yapılması imkânımız bulunmaktadır. Bugünkü uygulamada, Avrupa Birliğinde, azamî mevduat sigorta miktarı 20 bin Euro, yaklaşık 8,5 mily