DÖNEM : 21 CİLT : 1 YASAMA YILI : 1

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

15 inci Birleşim

15 . 6 . 1999 Salı

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – YOKLAMA

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) ÇEŞİTLİ İŞLER

1. – Başkanvekili Ali Ilıksoy’un, Başkanvekilliği görevine başlaması nedeniyle konuşması

B) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Van Milletvekili Hüseyin Çelik’in, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun genel ekonomik durumu ve sınır ticaretine ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Tunca Toskay’ın cevabı

2. – Amasya Milletvekili Gönül Saray Alphan’ın, Amasya Tamiminin Türk siyasî tarihindeki rolüne ilişkin gündemdışı konuşması

3. – Bursa Milletvekili Ahmet Sünnetcioğlu’nun, orman köylülerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Orman Bakanı Nami Çağan’ın cevabı

C) TEZKERELER ve ÖNERGELER

1. – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’e, dönüşüne kadar, Millî Savunma Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumharbaşkanlığı tezkeresi (3/1209)

2. – İsveç gidecek olan Devlet Bakanı Hasan Gemici’ye, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hasan Hüsamettin Özkan’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/130)

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. – Yozgat Milletvekili İlyas Arslan ve 20 arkadaşının, Yozgat İlinin ekonomik, sosyal, kültürel ve kentsel sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1)

2. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 23 arkadaşının, esnaf ve sanatkârların sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/2)

3. – Konya Milletvekili Veysel Candan ve 21 arkadaşının, THY’nin zarar etmesinin nedenlerinin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3)

IV. – ÖNERİLER

A) DAŞINMA KURULU ÖNERİLERİ

1. – Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden yapılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi

V. – SEÇİMLER

A) KOMİSYONLARA ÜYE SEÇİMİ

1. – Adalet; Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Çevre; Dışişleri; Dilekçe; İçişleri; İnsan Haklarını İnceleme; Kamu İktisadî Teşebbüsleri; Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor; Millî Savunma; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji; Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonlarına üye seçimi

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. – Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli ile Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz ve 342 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 143 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/9) (S. Sayısı : 2)

VII. – SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun bazı maddelerinin uygulanmasına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Sümer Oral’ın yazılı cevabı (7/16)

2. – Erzurum Milletvekili Lütfü Esengün’ün, vatandaşlıktan çıkarılma işlemlerine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın yazılı cevabı (7/21)

3. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun uygulanmasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın yazılı cevabı (7/7)

4. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Bursa-Yenişehir Havaalanı Projesine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün yazılı cevabı (7/10)

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açıldı.

Başkanvekili Murat Sökmenoğlu, Başkanvekilliği görevine başlaması nedeniyle bir konuşma yaptı.

Çorum Milletvekili Yasin Hatiboğlu’nun, haberleşme özgürlüğünün ihlaline ilişkin gündemdışı konuşmasına, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan,

İstanbul Milletvekili Masum Türker’in, serbest muhasebecilik, malî müşavirlik ve yeminli malî müşavirlik mesleği ve sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşmasına, Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler,

Erzurum Milletvekili Mücahit Himoğlu’nun, Erzurum İlinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşmasına da Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp,

Cevap verdi.

Almanya’ya gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin uygun görülmüş olduğuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi ile,

Anayasa Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimine ilişkin tezkeresi,

Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

15 Haziran 1999 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 16.04’te son verildi.

Murat Sökmenoğlu

Başkanvekili

Melda Bayer Mehmet Elkatmış Ankara Nevşehir Kâtip Üye Kâtip Üye

 

No : 7

II. – GELEN KAĞITLAR

11.6.1999 Cuma

Yazılı Soru Önergeleri

1. – Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının hukuka aykırı şekilde delil topladığı iddiasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/45) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.6.1999)

2. – Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, yük ve yolcu taşımacılığında kullanılan araçlarda takograf cihazı bulundurma zorunluluğuna ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/46) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.6.1999)

3. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinin ertelenip ertelenmeyeceğine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/47) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.6.1999)

4. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Çevre Kirliliğini Önleme Fonu’ndan Bursa’daki bazı köylere yapılan yardımlara ilişkin Çevre Bakanından yazılı soru önergesi (7/48) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.6.1999)

5. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Bursa İli Keles İlçesine bağlı bazı köylerdeki çiftçilerin sorunlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/49) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.6.1999)

6. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Bursa’nın dağlık bölgelerinde bulunan ilçelerdeki yoksullukla mücadelede alınacak önlemlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/50) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.6.1999)

7. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Mudanya Esnaf ve Sanatkarlar Odası üyelerinin İmralı’daki dava nedeniyle uğradıkları zararların karşılanması için alınacak tedbirlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/51) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.6.1999)

8. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı’nın futbolda çetelerin olduğu iddiasına ilişkin Devlet Bakanından (Fikret Ünlü) yazılı soru önergesi (7/52) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.6.1999)

 

 

No : 8

14.6.1999 Pazartesi

Rapor

1. – Bankalar Kanunu Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/5) (S. Sayısı : 1) (Dağıtma Tarihi : 12.6.1999) (GÜNDEME)

 

Dönem : 21

No : 9

15.6.1999 Salı

Rapor

1. – Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli ile Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz ve 342 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 143 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/9) (S. Sayısı : 2) (Dağıtma Tarihi : 15.6.1999) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1. – İstanbul Milletvekili Osman Yumakoğulları’nın üniversite sınav soru kitapçığının çalınması nedeniyle yürütülen soruşturmaya ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/2) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.6.1999)

2. – Bursa Milletvekili Faruk Çelik’in, Bursa İlindeki SSK’na tabi sigortalıların sağlık hizmetlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/3) (Başkanlığa geliş tarihi :11.6.1999)

Yazılı Soru Önergeleri

1. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne Türkiye aleyhine dava açmış olanların hayali kişiler olup olmadıklarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/53) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.6.1999)

2. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, terörden zarar gören kişi ve kurumlar tarafından teröre destek veren ülkeler aleyhine dava açılıp açılamayacağına ilişkin Dişişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/54) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.6.1999)

3. – Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız’ın, buğday taban fiyatının ne zaman açıklanacağına ve süne zararlısı ile yapılacak mücadeleye ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/55) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.6.1999)

4. – Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız’ın, hayvancılık sektöründe yaşanan bazı sorunlara ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/56) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.6.1999)

5. – Ankara Milletvekili Hayrettin Özdemir’in, Gazi Üniversitesinde meydana gelen iki ayrı olayla ilgili iddialara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/57) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.6.1999)

6. – Erzurum Milletvekili Fahrettin Kukaracı’nın, Erzurum İline bağlı köylerin yol ve su sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/58) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.6.1999)

7. – Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu’nun, Adıyaman’daki tütün üreticilerinin alacaklarına ve tütün taban fiyatının altında alım yapılmasının nedenine ilişkin Devlet Bakanından ( Rüştü Kazım Yücelen) yazılı soru önergesi (7/59) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.6.1999)

8. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfikar İzol’un, tarım ürünleri taban fiyatına ve çiftçilerin Ziraat Bankasına olan borçlarının ertelenmesi çalışmalarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/60) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.6.1999)

9. – İstanbul Milletvekili Azmi Ateş’in, TSE Başkanının ve Genel Sekreterinin yakınlarını mal varlıklarına ilişkin Devlet Bakanından (Ramazan Mirzaoğlu) yazılı soru önergesi (7/61) (Başkanlığa geliş tarihi : 7/61) (Başkanlığa geliş tarihi : 4.6.1999)

Meclis Araştırması Önergeleri

1. – Yozgat Milletvekili İlyas Arslan ve 20 arkadaşının, Yozgat İlinin ekonomik, sosyal, kültürel ve kentsel sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.5.1999)

2. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 23 arkadaşının, esnaf ve sanatkarların sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/2) (Başkanlığa geliş tarihi : 12.5.1999)

3. – Konya Milletvekili Veysel Candan ve 21 arkadaşının, THY’nın zarar etmesinin nedenlerinin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasının 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1999)

 

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

15 Haziran 1999 Salı

BAŞKAN : Başkanvekili Ali ILIKSOY

KÂTİP ÜYELER : Burhan ORHAN (Bursa), Sebahattin KARAKELLE (Erzincan)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 15 inci Birleşimini açıyorum.

III. – YOKLAMA

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakikalık süre veriyorum. Sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını, teknik personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; görüşmelere başlıyoruz; ancak, yoklamadan sonra gelen milletvekili arkadaşlarımızın, yoklama pusulalarını Başkanlığımıza ulaştırmalarını rica ediyorum.

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) ÇEŞİTLİ İŞLER

1. – Başkanvekili Ali Ilıksoy’un, Başkanvekilliği görevine başlaması nedeniyle konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, öncelikle, 21 inci Yasama Döneminin, sizlere, ülkemize, ulusumuza ve insanlığa hayırlı olmasını diliyorum.

Sayın milletvekilleri, öyle inanıyorum ki, 21 inci Yasama Dönemi, Türkiye'yi 21 inci Yüzyıla taşıyacaktır. Bu süreçte, Yüce Meclisimiz, âdeta, bir kurucu meclis gibi çalışacak ve inanıyorum ki, Türkiye'yi, 21 inci yüzyıla, Atatürk'ün özlediği, çağdaş, demokratik, laik ülkeler düzeyine taşıyacak kararları hep birlikte alacağız ve bu kararların sonucunda, ülkemizde sevgi, hoşgörü ve uzlaşmanın egemen olmasını diliyorum. Bunu hep birlikte başarmamamız için hiçbir sebep yoktur.

Buna olan inancımla, hepinize sevgi ve saygılar sunuyor; çalışmalarınızda başarılar diliyorum. (Alkışlar)

Sayın milletvekilleri, gündeme geçmeden önce, üç milletvekili arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.

Gündemdışı ilk söz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun genel ekonomik durumu ve sınır ticareti hakkında söz isteyen Van Milletvekili Sayın Hüseyin Çelik'e aittir.

Buyurun Sayın Çelik. (DYP sıralarından alkışlar)

B) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Van Milletvekili Hüseyin Çelik’in, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun genel ekonomik durumu ve sınır ticaretine ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Tunca Toskay’ın cevabı

HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yazılı metinden okuyarak konuşma yapmak gibi bir alışkanlığım olmadığı halde, süremin çok kısıtlı olması sebebiyle, önümdeki metni okuyarak sizlere hitap edeceğim.

Ülkemizin doğu ve güneydoğu bölgelerinde yıllardan beri devam eden bir terör olayı vardır. Binlerce insanımızın hayatına mal olan, yörenin tarım ve hayvancılık potansiyelini bitirme noktasına getiren, sefalet ve işsizliğin had safhaya çıkmasına yol açan bu olay, ülkemizin 100 küsur milyar dolarını da heba etmiştir.

Bu miktar, doğrudan teröre karşı mücadelede harcanan miktardır. Dolayısıyla, ülke ekonomisine verilen zarar, söz konusu miktarın birkaç katıdır. Gelişen olaylar göstermiştir ki, doğu ve güneydoğuda cereyan eden terör bitmeden, Türkiye'nin içeride ve dışarıda, hem ekonomik hem de siyasal olarak rahat etmesi mümkün değildir.

Yine, Türkiye'de bütün siyasî partilerin dile getirdikleri bir gerçek vardır. O da, meselenin polisiye ve askerî boyutu yanında, ekonomik, sosyolojik, psikolojik, kültürel ve dinî boyutlarının olduğudur.

Teröre karşı kısa ve uzun vadede verilmesi gereken mücadelenin kısa vadedeki rutin bölümü; yani, askerî ve polisiye kısmı, ilgili birimlerce yerine getirilmektedir; ama, diğer boyutlar oldumolası ihmal edilmiştir ve hâlâ da edilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; unutulmamalıdır ki, yangının verdiği zarar ve yangın söndürmenin maliyeti, her zaman, yangını önlemek için alınan tedbirlerin maliyetinden çok, ama çok daha fazladır. Yıllardan beri olağanüstü hâl ilan edilen bölgede, hemen hemen olağan hiçbir şey kalmamıştır. Taşlar büyük çapta yerinden oynamış, yaylalar terk edilmiş, küçümsenmeyecek miktarda köy ve mezra terk edilmiş veya boşaltılmıştır. İl merkezleri ise, alınan göçten dolayı âdeta mega köyler haline gelmiştir.

56 ncı hükümet, doğu ve güneydoğunun kalkınması için seçimler öncesinde 40,5 trilyonluk bir paket açmış; ama, görünen o ki, DSP azınlık Hükümetinin açtığı bu paket de, daha önce açılan paketler gibi ya büyük çapta yerini bulamamış veya derde deva olamamıştır.

Son bir yıl içinde, malum üç özel bankanın batmasıyla devletin karşılamak zorunda olduğu zararın 2,5 milyar dolar, yani, 1 küsur katrilyon Türk Lirası olduğu göz önünde bulundurulursa, doğu ve güneydoğu için açılan paketin ne kadar cüssesiz olduğu ortaya çıkar. Aslında, ülkemizin kaynakları hem doğuyu hem batıyı ihya etmeye kâfidir; yeter ki, bu soygun ve vurgun düzenine son verilsin; yeter ki, devletin hazinesindeki kara delikler kapatılsın. Şayet bu paralar heba olmasaydı, doğu ve güneydoğu için, Sayın Ecevit'inkine benzer 28,5 ekonomik paket açılabilirdi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; olağanüstü hal bölgesi ve mücavir alanlardaki vilayetlerimizde ekonomik şartlar, sosyal patlamalara yol açacak kadar kötüleşmiştir; hayvancılık ve tarım ciddî darbe yemiştir. Zaten, oldumolası bölgede sanayi olmamıştır, hâlâ da yoktur. Güvensizlik, enerji yetmezliği, yatırım maliyetlerinin yüksek olması, kredi faiz oranlarının, resmî enflasyon oranının neredeyse 2,5 katı olması gibi sebebler, özel sektörün de bölgede yatırım yapmasına engel olmaktadır. Yatırımcı devlet kuruluşları, artık, işveren olma konumundan çıkmıştır. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, sınır ticaretine de çok ciddî tahditler konmuştur. Özellikle, Van üzerinden yapılan motorin ithalatı, halk tabiriyle mazot ithalatı, başta Van Vilayeti olmak üzere bölgenin ekonomik hayatına nispî bir hareketlilik getirmişken, Sayın Mesut Yılmaz başkanlığındaki 55 inci hükümet döneminde, büyük petrol şirketlerinin baskısı sonucu sözkonusu ithalatın bitme noktasına getirilmesi, ardından İran'dan gelen yaş sebze ve meyveye çok ciddî sınırlamalar getirilmesi, yörenin ekonomisini son derece olumsuz yönde etkilemiştir.

Peki, bütün bu olumsuz şartlarda yöre insanı neyle geçinecektir?.. Bu yıl yaşanan kuraklık çiftçinin de belini bükmüştür. Kuraklık yaşanan yörelerdeki çiftçilerin Ziraat Bankasına olan borçları mutlaka ertelenmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Çelik, 1 dakika ilave süre veriyorum, lütfen uyalım.

HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Saygıdeğer milletvekilleri, başta da belirttiğimiz gibi, ülkemizin bu kanayan bölgesindeki rahatsızlıklar giderilmedikçe, bir bütün olarak rahat etmemiz mümkün değildir. Türk ekonomisinin bugün içerisinde bulunduğu kötü durumda bu meselenin çok büyük payı vardır. Beraberinde, dinmek bilmeyen gözyaşı, korku, gelecek endişesi ve kaos getiren doğu ve güneydoğu meselesi, sayın hükümet tarafından çok daha fazla ciddiye alınmalıdır. Umarız ki, hükümetin iki büyük ortağının, bütün olağanüstü hal bölgesi ve mücavir vilayetlerde sadece 9 milletvekiliyle temsil ediliyor olması, bu konuda gevşekliğe yol açmaz.

Ülkemizde rahat para kazanan bir grup mutlu azınlık, stres atmak için tavernalarda porselen tabak kırarken, öte yandan insanlar çöplüklerden yiyecek toplamaktadır. Beş yıldızlı otellerdeki merasimlerde dolarların, markların saçıldığı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Çelik, teşekkür ediyorum.

Bundan sonraki bütün uygulamalarımda, arkadaşlarıma ilave süre verme konusunda aynı hassasiyeti göstereceğimi Genel Kurula da bildiriyorum. Süre uzatımında hassas olacağım. Bütün arkadaşlara aynı hassasiyeti göstereceğimi de bilmenizi isterim. O nedenle, süre uzatmıyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Çelik.

HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Hükümet adına, gündemdışı konuşmaya yanıt verecek Sayın Bakan var mı?

DEVLET BAKANI TUNCA TOSKAY (Antalya) – Evet Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Toskay. (MHP, DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

Hükümet adına yanıt verme süresi 20 dakikadır.

DEVLET BAKANI TUNCA TOSKAY (Antalya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan evvel, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekili arkadaşımızın sınır ticaretiyle ilgili sözleriyle sınırlı kalmak kaydıyla, bazı düşüncelerimi Yüce Heyetinize arz etmek için söz almış bulunuyorum.

Malumları olduğu üzere, 23 Aralık 1998 tarihinde çıkarılmış olan bir Bakanlar Kurulu kararıyla, sınır ticareti tekrar düzenlenmiş bulunuyor.

Sınır ticareti kapsamında, birçok vergiden muaf olarak giren mallar sebebiyle, 1998 yılında hazinenin gelir kaybı, yalnız motorinle ilgili olarak 288 milyon dolar ve Van İlinden, İran'dan giren motorinin miktarı, 1998 yılında, sınırdaki illerin ihtiyacının çok üzerinde olmak kaydıyla, 931 bin tona ulaşmış bulunmaktadır.

Mutat depo ve sınır ticareti kapsamında Türkiye'ye giren motorinin miktarı öyle bir noktaya ulaşmış ki, bugün, TÜPRAŞ, bazı rafinelerinde, bu gelen motorin sebebiyle kapasitesini kullanamama tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır.

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı meseleye el koymuş, hükümetin de girişimiyle bir komisyon kurularak, sınır ticaretinin bugün vardığı nokta tekrar değerlendirme kapsamına alınarak, sınır ticaretine konu olan illerle ilgili olarak, özellikle illerin motorin ihtiyacı tekrar tespit edilmiş bulunmaktadır. Ancak, uygulama şunu gösteriyor ki, her il için tespit edilmiş olan ve sınır ticareti kapsamında ithalatı yapılan motorin kontenjanları önemli ölçüde aşılmaktadır ve bu, biraz evvel arz ettiğim gibi, devletin çok önemli bir vergi kaybına sebebiyet vermekte, bu konuyla görevli olan TÜPRAŞ'ın rafineri kapasitesini kullanamaması sonucunu doğurmakta ve ayrıca, ülke içinde çift fiyatlı bir petrol ürünleri pazarı doğmuş bulunmaktadır.

Ben, çok ayrıntıya girmek istemiyorum. Bu, çok ciddî boyutlara varmış olan, zaman zaman canlı hayvan ithalatını kapsayan, tarım ürünlerinin tam hasat mevsimine rastlayan ithalatla tarım sektörünü sıkıntıya sokan uygulama konusunda Hükümetimiz ciddî bir önlem alma girişiminde bulunmuştur. Pazar günü yapılan bir toplantıda, İçişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Maliye Bakanlığı, Gümrük Müsteşarlığı gibi, konuyla ilgili olan kurumların ve bakanlıkların temsilcilerinden oluşan bir komisyon kurulmuştur. Bu komisyon, sınır ticaretini bütün yönleriyle ele alıp değerlendirecektir. Bu komisyon, bugün, ilk toplantısını yapmıştır. Zannediyorum ki, Meclis çalışmalarımızın sonunda, bu toplantının tutanaklarını, konuyla ilgili bütün bakan arkadaşlarımız alacaklar, değerlendirecekler ve gerekli girişimde bulunacaklardır.

Bu konudaki arzımı bitirirken şunu ifade etmek istiyorum: Sınır ticaretinin amacına uygun olarak yapılması konusunda hükümetin hiçbir tereddütü yoktur. 1998 yılı 23 Aralığında çıkmış olan kararnamenin koyduğu ölçüler istikametinde, sınır ticareti tabiî ki devam edecektir; ancak, belirlenmiş olan limitlerin dışına çıkan veya vazediliş amacını aşan bir uygulamaya da hükümetin izin vermesi söz konusu olmayacaktır.

Hepinize saygılar sunuyorum efendim. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Toskay'a teşekkür ediyoruz.

Gündemdışı ikinci söz, Amasya Tamimi ve Türk siyasî tarihindeki rolü hakkında söz isteyen, Amasya Milletvekili Sayın Gönül Saray'a aittir.

Buyurun Sayın Saray. (DSP sıralarından alkışlar)

2. – Amasya Milletvekili Gönül Saray Alphan’ın, Amasya Tamiminin Türk siyasî tarihindeki rolüne ilişkin gündemdışı konuşması

GÖNÜL SARAY ALPHAN (Amasya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisine seçilen, Amasya'nın ilk kadın milletvekili olarak, hepinizi, şahsım ve tüm Amasyalılar adına sevgi ve dostlukla selamlıyorum.

Gündemdışı söz istemim, cumhuriyete geçişimizde giriş kapısını oluşturan; ancak, kamuoyunca yeterince bilinmeyen, Kurtuluş Savaşımızın ilk yazılı kararının alındığı Amasya Tamimi konusunda siz değerli milletvekillerimizi ve televizyonları başında bizleri izleyen Türk Halkını bilgilendirmek amacını taşımaktadır.

Bu yıl, Mustafa Kemal Paşanın kaleme aldığı ve "kutsal ittifak" diye isimlendirilen Amasya Tamiminin 80 inci yıldönümü olup, Atatürk'ün Amasya'ya geldiği 12 Haziran ve Tamimin dünyaya duyurulduğu 22 Haziran arasında çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.

1919'da, Mondros Mütarekesi, başımızda bir kılıç gibi sallanmakta olup, Anadolu, Yunan, İtalyan, Fransız ve İngiliz işgali altındadır. Bu günlerde, hem padişah hem Osmanlı iradesi bitmiştir ve bu buhranlı günlerde, Anadolu, İstanbul'un önüne geçmiştir. Tablo çok açık ve nettir: Anadolu'yu parçalamak. Bunu sezen Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak, kendisine, Anadolu'da, halkla bütünleşebileceği, güvenilir bir yer aramaya başlar. 12 Haziranda, Amasya Müftüsü Hacı Hafız Tevfik Efendinin davetiyle, Amasya'ya, coşkulu bir karşılamayla girer ve yakın dava arkadaşları, Hamidiye kahramanı Hüseyin Rauf ve Ali Fuat Paşa ile 18 Haziran 1919'da Amasya'da buluşurlar.

Amasya Müftüsü Hacı Hafız Tevfik Efendinin, Amasya girişinde karşıladığı Mustafa Kemal Paşaya "bütün Amasya emrinizdedir; gazanız mübarek olsun. Çanakkale'den sonra şimdi de vatanı ikinci defa kurtarmaya ant ettiniz. Her anı endişeler içindeki kurtuluşu nasip kılacak himmete giriştiniz. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Himmetiniz payidar olsun" sözleriyle verdiği destek ve moralle, millî mücadele hareketinin ilk yazılı tamimle dünyaya ilanına neden olmuştur.

Mustafa Kemal, Amasyalılara yaptığı konuşmada "padişah ve hükümet itilaf devletlerinin elinde esir bir vaziyettedir; memleket elden gitmek üzeredir. Bu kötü vaziyete çare bulmak için, sizlerle işbirliği yapmaya geldim. Hep beraber, aziz vatanımızı ve istikbalimizi kurtarmak için çalışmalıyız" demiştir. "Amasyalılar, buna hep beraber yemin edelim" diyerek, Anadolu insanının millî hâkimiyet ve millî istiklale dayanan millî mücadelesini başlatmıştır.

Bizzat kendisinin kaleme aldığı Amasya Tamimiyle "milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" diyerek, Anadolu'da kalma, sinei millete dönme kararını almıştır.

Değerli arkadaşlarım, Mustafa Kemal Paşanın bu sözleri ve Amasya Tamimi, Yüce Meclisimizdeki, Sayın Başkanımızın arkasındaki panoda yer alan "hâkimiyet, kayıtsız şartsız milletindir" prensibinin; yani, cumhuriyetimizin dayanağını ve özünü oluşturmaktadır.

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna uzanan yolun ilk yazılı kilometre taşı Amasya Tamimiyle başlamıştır. Millî mücadelenin ilk kıvılcımlarının ateşlendiği bir belde olma özelliğini taşıyan Amasya, Mustafa Kemal Paşayı çıktığı yolda yalnız bırakmamış; bütün belde halkıyla birlikte, bu kahraman ümit yolcularının yanında yer almıştır.

Amasya Tamimi, yıkılan koskoca bir hayalin yeniden şekillenmesinin onurunu taşımaktadır. Yedibinbeşyüz yıllık tarihinde Amasyalıların, yıkılan devletlerin yerine yenisini kurma alışkanlıklarının devamı, bugün, ilelebet payidar kalacak olan Türkiye Cumhuriyetidir.

Atatürk'ün Amasya'ya gelişinin ve Amasya Tamiminin 80 inci yılını kutlar, ilginize, tüm Amasyalılar adına teşekkür ederim. (Alkışlar)

BAŞKAN – Biz de, süreye uyduğunuz için size teşekkür ediyoruz.

Hükümet adına, gündemdışı konuşmaya yanıt verecek Sayın Bakan var mı? Yok.

Gündemdışı üçüncü söz, orman köylülerinin Orman Kanununun 34 üncü maddesinin uygulanmasından doğan mağduriyetleri hakkında, Bursa Milletvekili Sayın Ahmet Sünnetçioğlu'na aittir.

Buyurun Sayın Sünnetçioğlu. (FP sıralarından alkışlar)

3. – Bursa Milletvekili Ahmet Sünnetcioğlu’nun, orman köylülerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Orman Bakanı Nami Çağan’ın cevabı

AHMET SÜNNETÇİOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; orman köylülerinin yıllardır var olan sorunlarına son yıllarda bir yenisinin eklenmesini gündeme getirmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, hepinizi en kalbî duygularla selamlar, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21 inci Döneminin hayırlara vesile olmasını dilerim. Ayrıca, bu konuşma fırsatını bana veren Sayın Başkanımıza teşekkür ediyor, başarılar diliyorum.

Bugün, ülkemizde, 18 732 orman köyünde 9 milyon insan yaşamaktadır. Orman köylüleri olarak baktığımızda, belki de toplumumuzun en yoksul sınıfını oluşturan bu kesim, son on sene içerisinde, 15 milyon nüfustan 9 milyon nüfusa düşmüştür. Orman köylülerimiz, millî gelirden en az payı alan kesimi oluşturmakta olup, kırsal kesimden kent merkezlerine çok yoğun bir nüfus akımı vardır. Bu göç olayı, şehirlerimizin zaten var olan problemlerini (konut, ulaşım, işsizlik gibi) önemli ölçüde artırmaktadır. Ormanların işletilmesinde, orman içi ve bitişiğindeki köylerin bu faaliyetlere aktif olarak katılımını sağlayacak tedbirlere azamî önemi vermek gerekmektedir. Bu yerlerde yaşamak zorunda olan insanlarla orman arasında, karşılıklı menfaata dayalı bir ilişki kurulmalıdır ve bunun sürekliliği sağlanmalıdır. Orman köylüsü, ormancılık faaliyetinden nemalandığı sürece, orman koruma, kendiliğinden olacaktır. Bu konuda, Sayın Başbakanımızın, hükümet programı görüşmelerindeki sözleri, bizleri umutlandırmıştır.

Son yıllarda Orman Genel Müdürlüğünün içine düştüğü ekonomik darboğaz, dünyadaki gelişmeler ve yapılan ithalat gereği, orman köylüsünün sürütme, kesme, depoya getirme gibi işçilik karşılığı ücretleri düşük tutulmaktadır. Âdeta "ormanın sahibi devlet, orman köylüsü ırgat" anlayışıyla tespit edilen bu ücretler, haklı mı haksız mı, konuşulamamaktadır.

Ayrıca, 6831 sayılı Orman Kanununun 34 üncü maddesi, orman kooperatiflerine, ürettikleri kerestelik, soymalık, kesme kaplamalık tomruk ve sanayî odunlarının yüzde 25'ini maliyet bedeliyle alma hakkı vermişken, son dört beş yıldır, maliyet bedellerinin piyasa fiyatlarının üstünde seyrettiği görülmektedir. Orman Genel Müdürlüğü döner sermayeyle çalıştığı için, personel maaşları gibi cari giderlerinin yanında, yangınla mücadele ekipleri için yapılan masraflar, piyasadan kiralanan helikopter ve uçak giderleri, maliyeti artırmaktadır; yani, yangınla mücadele maliyetlere eklenmiştir.

Elimde, seçim bölgem Bursa-İnegöl-Çayyaka Köyü Kooperatifinden aldığım bilgiler var. Üçüncü sınıf normal boy kayın tomruğu 26 400 000 Türk Lirası muhammen bedelle ihaleye çıkarılmış ve 33 900 000 Türk Lirasına alıcı bulmuştur; ama, aynı tomruk, orman kooperatifine 49 500 000 Türk Lirası olarak teklif edilmiştir. Yani, piyasaya, yaklaşık 15 milyon Türk Lirası daha düşük bedelle ihale edilmektedir veya orman köylüsü, aynı tomruğu 15 milyon Türk Lirası artı fiyatla almaktadır. Bu, ülkemizdeki bütün orman kooperatiflerinin sorunudur.

Ayrıca, yirmibeş yıl önce Orman Kanununa eklenen ek 3 üncü maddeyle, Or-Köy Genel Müdürlüğü emrindeki Orman Köylüleri Kalkındırma Fonuna her yıl bütçeden binde 1 ödenek ayrılması gerekmesine rağmen, 1973 yılından beri, bu işlememiştir. Genel bütçeden bu binde 1'lik pay, nüfusun sekizde 1'i olan 9 milyon orman köylüsünden esirgenmemelidir.

Halkla en çok davalı kurum durumunda olan orman teşkilatına yeni anlayışlar getirerek, dava sayısı azaltılarak, orman köylüsüyle hasım değil, hısım bir teşkilat oluşturulması için, Sayın Başbakanımızın hükümet programıyla ilgili görüşmelerdeki sözlerine güveniyoruz; bunlar aynen şöyledir, hükümet programı görüşmelerinden okuyorum: "Türkiye'de, nüfusun büyük bir kesimi köylü olduğu halde, en yoksul kesimi köylüdür; köylülerin en yoksul kesimi de orman köylüleridir; onun için, özellikle orman köylülerinin durumunu yapısal değişikliklerle düzeltmek zorundayız. Bunun için bizim düşündüğümüz çözüm, orman köylülerinin kuracakları kooperatiflerin, birliklerin, ormanların işletilmesine etkili biçimde katılmaları ve bunun nemasından faydalanmalarıdır. Orman sanayii ürünlerinin de bu şekilde -işçilerin ve köylülerin katılımıyla- işler hale, çalışır hale getirilmesi gerektiğine inanıyoruz."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Sünnetçioğlu, 1 dakikalık ilave süre veriyorum.

AHMET SÜNNETÇİOĞLU (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

Türkiye'deki orman köylülerimiz, bu sözlerin, inşallah, takipçileridir. Yalnız, bu konuyu hazırlamak için yapmış olduğum çalışmada, 1997, 1998, 1999 yıllarında Plan ve Bütçe Komisyonunda Orman Bakanlığı bütçesi görüşülürken, bütün sözcülerin, hemen hemen bütün bunların aynısını söylediğini, bu dertleri tespit ettiğini gördüm; ama, en azından son üç yıldır bu problemlerin devam ettiğine inanıyorum; inşallah, bu dönemde, bu sorunların çözüleceğine inanıyorum.

Bu düşüncelerle, hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum efendim. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Sünnetçioğlu.

Hükümet adına, gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere, Orman Bakanı Sayın Çağan, buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)

ORMAN BAKANI NAMİ ÇAĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Bursa Milletvekili Sayın Ahmet Sünnetçioğlu'na, orman köylülerinin çeşitli sorunlarını dile getirdiği için teşekkür ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum.

Sayın Sünnetçioğlu, orman köylülerinin pek çok sorunlarına değindi ve bunlar içerisinden de birine vurgu yapmak istedi; ama, zamanı da çok yeterli olmadı; istediği vurguyu yapamadı. Ormanla ilgili davaların azaltılması; yani, devletle vatandaş arasındaki davaların azaltılması, döner sermayenin içinde bulunduğu zor durumdan kurtarılması, yangınla mücadelenin bütçe kaynaklarıyla yapılması, Or-Köy Fonuna işlerlik kazandırılması gibi sorunlara değindi; ama, asıl vurgu yapmak istediği sorun, Orman Yasasının 34 üncü maddesinden kaynaklanan sorun.

Orman Yasasının 34 üncü maddesi uyarınca; orman kooperatiflerine ve köylülere birkısım haklar verilmiştir. Bu hakların bir kısmında ortaya hiç sorun çıkmamaktadır; ama, bazı haklar bakımından önemli sorunlar ortaya çıkmıştır; Sayın Sünnetçioğlu da bu soruna değindi. Sorun, 34 üncü maddenin üçüncü fıkrasından kaynaklanıyor. Uygulamada sıkıntı yaratan nokta, orman kooperatiflerine maliyet bedeli üzerinden satışı yapılan yüzde 25 oranındaki ürün haklarıdır. Söz konusu hüküm uyarınca günün koşullarına göre orman köylüleri ve kooperatifleri ürettikleri kerestelik ve kaplamalık tomruklar ile sanayi odunlarını maliyet bedelinden almak zorundadırlar, piyasa fiyatına göre alamıyorlar. Maliyet bedelleri de piyasa fiyatlarının çok üzerinde kalmaktadır. Orman İdaresi, yasa uyarınca maliyet bedelini uygulamaktadır. Eski doğu bloku ülkelerinden ucuz ithalat yapıldığı biliniyor. Orman Genel Müdürlüğünün tekel konumu artık bu nedenle de sona ermiş durumdadır. İhtisas gümrüklerinin de bulunmaması nedeniyle, ülkenin kuzeyindeki ve Marmara Bölgesindeki gümrük kapılarından ithal orman ürünleri kolayca girmektedir. Bu ürünlerin fiyatları, Orman Genel Müdürlüğü maliyet fiyatlarının çok altında bulunuyor. Orman Genel Müdürlüğünün piyasaya açık artırmalı satışla arz ettiği ürünlerin açık artırmalı satış fiyatları ise, maliyet fiyatlarının yüzde 30 ilâ 35 altında oluşmaktadır.

Orman kooperatifleri, yasa uyarınca, hak ettikleri ürünleri maliyet bedelinden almak zorunda kaldıkları ve bu fiyatların piyasa fiyatlarının üzerinde olması nedeniyle son derece mağdur durumdadır; bu mağduriyet, sayın konuşmacının da belirttiği gibi, iki üç yıldır artarak devam etmektedir. Maliyet bedellerinin hesaplanmasında, Devlet Orman İşletmesi Döner Sermaye Yönetmeliği gereğince, Orman Genel Müdürlüğünün bu ürünlere yapmış olduğu üretim masrafları, tarife bedeli ve Genel Müdürlüğün döner sermayeden yapmış olduğu her türlü giderler esas alınmaktadır.

Orman ürünlerine uygulanmakta olan Gümrük Vergisi ve eş etkili yükümlülüklerin kaldırılmasıyla orman ürünlerinin ithalatı kolaylaşmış durumdadır; oysa, özellikle bütün Avrupa ülkeleri bu tür ithalata yapay engeller çıkarıyor; ihtisas gümrükleri bu şekilde bir engelleme aracı olarak kullanılabilir ya da eş etkili yükümlülük uygulamasına, aslında, gidilebilir.

Devam etmekte olan bugünkü uygulamada, orman kooperatiflerine, 6831 sayılı Yasanın 34 üncü maddesine göre, hak ettikleri kerestelik tomruk ve sanayi odunları, yüzde 20'si peşin, 8-10 ay faizsiz vadeli olarak satılmaktadır; ancak, bu uygulama da sorunu çözmekten uzaktır. Orman köylülerinin ve orman kooperatiflerinin bu mağduriyetlerini ortadan kaldırmak için, 34 üncü maddede günün koşullarına uygun değişiklik yapılması gerekiyor; Orman Bakanlığımız bu konuda değişiklik teklifini hazırlamıştır; bu değişiklik, 21 inci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerçekleştirilirse, bu önemli sorunu hep birlikte çözmüş oluruz. Ben, Bakanlığın hazırladığı değişiklik metnini -tabiî, bu metin bağlayıcı değil, diğer yapıcı önerilere de açık bir metindir- aynen okuyorum: "Orman köylülerinin hane adedinin en az yüzde 51'i tarafından kurulan orman köylülerini kalkındırma kooperatiflerinin, birim fiyat usulüyle kesip satış istif yerlerine taşıdıkları kerestelik soyma ve kesme kaplamalık tomrukların ve sanayi odunlarının ayrı ayrı yüzde 25'ine kadarı, istedikleri takdirde, satış istif yerlerinden son bir aylık açık artırmalı satış ortalaması fiyatıyla yılı içinde satılır. Ancak, son bir aylık açık artırmalı satış ortalaması maliyet bedelinin üstündeyse, maliyet bedeli üzerinden yılı içinde satılır." Bu şekildeki bir değişiklik, sorunu, önemli ölçüde çözecek niteliktedir.

Bunun dışında, tabiî, bu yasa değişikliği komisyonlara geldiğinde, bütün değerli üyelerimizin yapıcı katkılarını da bekleyeceğiz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Orman Bakanı Sayın Nami Çağan'a teşekkür ediyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündemdışı konuşmalar sona ermiştir.

Cumhurbaşkanlığı tezkereleri vardır; okutup bilgilerinize sunacağım.

C) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’e, dönüşüne kadar, Millî Savunma Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/129)

10 Haziran 1999

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 11 Haziran 1999 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Prof. Dr. Şükrü S. Gürel'in dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu 'nun vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

İkinci tezkereyi okutuyorum.

2. – İsveç’e gidecek olan Devlet Bakanı Hasan Gemici’ye, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hasan Hüsamettin Özkan’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/130)

11 Haziran 1999

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

16 ncı Avrupa Aile İşlerinden Sorumlu Bakanlar Konferansına katılmak üzere, 14 Haziran 1999 tarihinde İsveç'e gidecek olan Devlet Bakanı Hasan Gemici'nin dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan'ın vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Meclis araştırma önergeleri vardır; okutup, bilgilerinize sunacağım.

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. – Yozgat Milletvekili İlyas Arslan ve 20 arkadaşının, Yozgat İlinin ekonomik, sosyal, kültürel ve kentsel sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Yozgat İlimizin ekonomik, sosyal, kültürel ve kentsel sorunlarıyla özellikle Yozgat'ın kamu yatırımları ve özel sektörü teşvik edici tedbirler ile kamu hizmetleri yönünden ihmal edilmesinin ortaya çıkardığı sorunların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasanın 98 inci TBMM İçtüzüğünün 104 üncü ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1- İlyas Arslan (Yozgat)

2- Kemal Albayrak (Kırıkkale)

3- Cemil Çiçek (Ankara)

4- Mehmet Çiçek (Yozgat)

5- Süleyman Arif Emre (İstanbul)

6- Maliki Ejder Arvas (Van)

7- Abdülkadir Aksu (İstanbul)

8- Yakup Budak (Adana)

9- Mahfuz Güler (Bingöl)

10- Eyüp Fatsa (Ordu)

11- Turhan Alçelik (Giresun)

12- Lütfü Esengün (Erzurum)

13- Aslan Polat (Erzurum)

14- Ömer Vehbi Hatipoğlu (Diyarbakır)

15- Fahrettin Kukaracı (Erzurum)

16- Osman Pepe (Kocaeli)

17- Mehmet Elkatmış (Nevşehir)

18-Mustafa Baş (İstanbul)

19- Bekir Sobacı (Tokat)

20- Lütfi Yalman (Konya)

21- Nurettin Aktaş (Gaziantep)

Gerekçe:

Yozgat, coğrafî konumuyla ülkemizin tam ortasında yer almaktadır. Tarihimizde önemli bir yere sahip olan ilimiz, genç cumhuriyetimizle büyüyen ve gelişen sanayi merkezleri olarak bilinen Ankara, Kırıkkale, Çorum, Sıvas ve Kayseri İllerimizle çevrilidir. İlimizin yıllar itibariyle nüfusuna baktığımızda sürekli göç veren bir konuma sahiptir. Nüfusumuzdaki küçük artışlar ise doğumlardan kaynaklanmaktadır. İl nüfusumuzun yüzde 75'i köylerde ve henüz alt ve üst yapısını tamamlayamamış küçük ilçelerimizde yaşamaktadır.

Cumhuriyet tarihimizde Yozgatımıza, orta büyüklükte bira fabrikası ile son yıllarda yapılan şeker fabrikasının dışında hiçbir devlet yatırımı yapılmamıştır.

İlimizin tarihî ve coğrafî konumu ilimize ayrı bir cazibe ve önem katmaktadır. İl halkının geçim kaynaklarının ticarî olmayan tarım ve hayvancılığa dayalı olması nedeniyle, gerek iş bulabilmek gerekse eğitim ve öğretim için, Yozgat dışına hızlı göç olmuştur. Ankara'da ve İstanbul'da büyük çoğunluğu olmak üzere, tüm Türkiye'de ve Avrupa'da yerleşen nüfusumuzun 2,5 milyon olduğu tahmin edilmektedir.

Her türlü altyapısı hazır olan müstakil Yozgat üniversitesinin kurulmuş olmaması, sanayiiyle, tarımıyla ve hayvancılığıyla, tamamen yetersiz olan geçim kaynaklarıyla, Yozgatlıyı, ister istemez okumak mecburiyetine sevk etmiştir. Yozgat dışına gitmek zorunda kalan öğrencilerimizin okul ve barınma masrafları da ailelerine ayrı bir altından kalkılmaz bir yük getirmiştir.

Taşımacılıkta önemli bir yere sahip olan havayolu ağı kapsamına birçok ilçeler bile alınırken, Yozgatımız, alan yeri bile hazır olan havaalanına kavuşturulamamıştır.

Demiryollarımız, Sıvas ve doğu illerimize Yozgat üzerinden daha kısa sürede ulaşma imkânına sahipken, Kayseri üzeri dolaştırılmış, bugün bile Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü bu hatasını anlayarak ilimizi bu demiryolu ağına dahil etmemiştir.

Akarsuları bakımından zengin olan ilimizde ihtiyaç duyulan baraj sulama göletleri ve sulama kanallarına gerekli önem verilmemiş ve konu üzerine yeterince eğilinmemiştir.

Doğu ve güneydoğu illerimizin birçoğundan daha geri kalmış olan ilimiz, son yıllarda birinci derecede kalkınmada öncelikli iller arasına alınmış, olağanüstü hal kapsamındaki yatırımların teşvik edilmesiyle ilgili kanunun uygulama alanına sokulmuştur.

Ekonomik ve sosyal nedenler, birçok problemi olan Yozgatımızın gelişip büyümesine engel olmakta, mevcut nüfusun da büyük kentlere umut yolculuğuna çıkmasına sebep olmaktadır.

Bütün vatandaşlarımızın en temel hakkı olan sağlık, eğtim konularında da ilimiz ihmal edilmiştir.

Fert başına gayri safî yurtiçi hâsıla miktarı 1 500 ABD Dolarından az olan ilimiz sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi de 0,5'ten düşük olan iller arasında yer almaktadır.

Yozgat'ın, içinde bulunduğu sorunlardan bir an önce kurtulması için, sorunlar ve çözümlerinin yerinde tespitiyle ilgili bir Meclis araştırma komisyonu kurulmasının Yozgatımız, bölgemiz ve Türkiye için faydalı olacağı kanaatindeyiz.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge, gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılması konusundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.

Diğer önergeyi okutuyorum.

2. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 23 arkadaşının, esnaf ve sanatkârların sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/2)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Esnaf ve sanatkârların desteklenmesinde, gelişmelerinin sağlanması ve sorunlarının çözümünde gerekli yasal düzenlemelerin tespitiyle, araştırılarak ortaya konması için, Anayasanın 98 inci, TBMM İçtüzüğünün 104 üncü maddesi gereğince Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

1- İsmail Özgün (Balıkesir)

2- Faruk Çelik (Bursa)

3- Ahmet Sünnetçioğlu (Bursa)

4- Ahmet Derin (Kütahya)

5- İlyas Arslan (Yozgat)

6- Tevhit Karakaya (Erzincan)

7- Osman Pepe (Kocaeli)

8- M. Ergün Dağcıoğlu (Tokat)

9- Ali Güner (Iğdır)

10- Bekir Sobacı (Tokat)

11- Yakup Budak (Adana)

12- Mehmet Çiçek (Yozgat)

13- Veysel Candan (Konya)

14- Özkan Öksüz (Konya)

15- Suat Pamukçu (Bayburt)

16- Yaşar Canbay (Malatya)

17- Latif Öztek (Elazığ)

18- Ahmet Cemil Tunç (Elazığ)

19- Mustafa Niyazi Yanmaz (Şanlıurfa)

20- Mehmet Bedri İncetahtacı (Gaziantep)

21- Mehmet Batuk (Kocaeli)

22- Mahfuz Güler (Bingöl)

23- Zülfükar İzol (Şanlıurfa)

24- Musa Demirci (Sıvas)

Gerekçe:

Ülkemizde esnaf ve sanatkâr ile küçük ve orta büyüklükteki işletmeler, hem sayı hem istihdam hem de üretimdeki payları bakımından önemli bir yere sahiptir. Ekonomik yapı içinde, rakamsal olarak önemli bir potansiyeli teşkil eden esnaf ve sanatkârlar, kırsal alandan büyük şehirlerimize, imalat sektöründen hizmet sektörüne uzanan geniş bir yelpazede varlığını sürdürmekte ve topluma fedekârca hizmet etmektedirler. Karakteristik vasıfları itibariyle, ülkemizin her sıkıntılı anında, bu kesim, fedakârca ve olumlu davranışlarıyla her zaman örnek olmuşlardır.

Bugün, ülkemiz, enflasyondan teröre, sağlıktan istihdama kadar pek çok sorunla karşı karşıyadır. Bütün bu sorunların aşılmasında orta sınıfı oluşturan esnaf ve sanatkârların önemli bir rol oynayacakları gerçeği unutulmamalıdır. Küçük ve orta ölçekli işletmeler, vasıfları itibariyle, teknolojiye süratle ayak uydurabilmekte, devlete yük olmadan istihdam sağlayabilmekte, içinde bulundukları toplumun örf ve âdetlerinin teminatı olmakta, çevrelerinin sosyal yapısının güvencesi halinde varlıklarını sürdürebilmektedirler.

Sağladıkları istihdam, katmadeğer, toplumun ihtiyaçlarının karşılanması hizmetlerinin sürdürülmesinde toplumun gelenek ve göreneklerinin temsilinde küçük ve orta ölçekli işletmelerin mensupları toplumun belkemiğini oluşturmaktadır.

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin, toplam işletmeler içindeki payı yaklaşık yüzde 98'dir; yani, Türkiye'de kurulu her 1 000 işletmeden 980'i KOBİ sınıfına girmektedir.

Söz konusu işletmeler, Türkiye'deki toplam istihdamın yaklaşık yarısını (yüzde 45), üretimin üçte 1'ini (yüzde 26), ihracatın da yüzde 8'ini karşılamaktadır.

Ne var ki, bugüne kadar bu denli öneme sahip esnaf ve sanatkâr kesimine devlet olarak, hükümetler olarak yeterli ilginin gösterilerek, bu kesimin sorunları dikkate alınarak gerekli desteğin sağlandığını söylemek mümkün değildir. Oysa, Anayasamızın 173 üncü maddesi "devlet esnaf ve sanatkârları koruyucu ve destekleyici tedbirleri alır" demektedir. Böylece, bugün, sayıları 4 milyonu bulan, aileleriyle birlikte 20 milyona varan esnaf ve sanatkârlar kesimi mensuplarının iktidarın ilgisine ihtiyaçları vardır.

Bugüne kadar bu kesimin kredi ihtiyaçlarının karşılanmasında, işyerlerine olan ihtiyacın karşılanmasında, vergiyle ilgili sorunlarının çözülmesinde gerekli tedbirlerin yeterli bir şekilde alınmadığını görüyoruz. Böylece, bu denli güçlü esnaf ve sanatkâr potansiyelinden ülke ekonomisine ve sosyal yapısına gerekli katkı sağlanamamaktadır. Bütün bu sebeple, Anayasamızın 173 üncü maddesindeki amir hüküm çerçevesinde, esnaf ve sanatkârlarımızın ekonomik alanda, sosyal alanda, istihdam sağlamada, çırak, kalfa ve ustalarımızın eğitilerek vasıflı insangücünün çoğaltılarak bu boşlukların doldurulmasında gerekli tedbirlerin araştırılarak tespit etmek, bu kesimin anayasal hakkı olan koruyucu ve destekleyici tedbirlerin neler olabileceğini Yüce Meclisimizce kapsamlı bir araştırmaya tabi tutulmasında millî menfaatlar açısından büyük faydalar görmekteyiz.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge, gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.

Diğer önergeyi okutuyorum.

3. – Konya Milletvekili Veysel Candan ve 21 arkadaşının, THY’nın zarar etmesinin nedenlerinin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türk Hava Yollarının 1994, 1995, 1996 yılları KİT Komisyonu raporları incelendiğinde, gerek THY gerekse bağlı kuruluşlarında hükümet değişikliklerine göre yönetim kurulu değişikliklerinden dolayı kötü yönetildiği ve bu yüzden devamlı zarar ettiği, uçak kiralama ve satın almalarda, diğer malzeme tedariki ve yer hizmetlerine varıncaya kadar birçok konuda araştırılması gereken mevzuat dışı satın alma ve harcamalar mevcuttur. Zarar da her geçen gün büyüyerek artmaktadır. Detayı gerekçede ifade edildiği üzere, Türk Hava Yollarının sağlam bir idarî ve malî yapıya kavuşması ve gerekli tedbirlerin alınması, ihmal ve yolsuzluğu görülen ilgililer hakkında gerekli işlemlerin yapılması ve hükümetin alacağı tedbirlere yardımcı olmak amacıyla, Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 üncü maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1- Veysel Candan (Konya)

2- Ali Oğuz (İstanbul)

3- Ahmet Derin (Kütahya)

4- Tevhit Karakaya (Erzincan)

5- Osman Pepe (Kocaeli)

6- Musa Demirci (Sıvas)

7- İsmail Kahraman (İstanbul)

8- Ali Sezal (Kahramanmaraş)

9- Zülfikar İzol (Şanlıurfa)

10- Özkan Öksüz (Konya)

11- Bekir Sobacı (Tokat)

12- Maliki Ejder Arvas (Van)

13- Abdülkadir Aksu (İstanbul)

14- Celal Esin (Ağrı)

15- Mehmet Elkatmış (Nevşehir)

16- Fethullah Erbaş (Van)

17- İsmail Alptekin (Bolu)

18- Turhan Alçelik (Giresun)

19- Mehmet Altan Karapaşaoğlu (Bursa)

20- İsmail Özgün (Balıkesir)

21- Aslan Polat (Erzurum)

22- Hüseyin Arı (Konya)

Gerekçe:

Türk Hava Yollarına zaman içerisinde alınan ve kiralanan uçaklar konusunda Boeing Firması lehine diğer firmalar aleyhine (Airbus, Wc Donnel Douglas, MDD) davranılması sebebiyle kurum zarara uğratılmıştır.

1990'lı yıllarda Boeing firmasının B-737/400 tipi yolcu uçaklarından, tanınmış birçok uluslararası havayolu şirketi 144 adet siparişini iptal etmesine rağmen, Türk Hava Yolları ayda 433 000 dolar ücretle 30 adet uçak kiralamıştır. Aynı dönemde, özel havayolları B-737/400 uçaklarından 35 yolcu daha fazla alan Airbus 320 uçaklarına ayda 240 000 dolar ücretle kiralamıştır. Bu durumda, kurum (193 000 x 30 x 12 = 69 480 000 dolar/yıl) zarara uğratılmıştır.

49 adet yolcu uçağı alım projesi kapsamında, teknik değerlendirmelerde Airbus tipi uçaklarının üstünlüklerine rağmen, Boeing firmasının B-737/800 tipi uçağının seçilmesiyle kurum zarara uğratılmıştır.

Yine 49 adet yolcu uçağı alımında imza aşamasında yüzde 52 olan offset miktarı yüzde 15,3'e indirilmiş, Türk Hava Yolları da bunu kabul etmiştir. (384 milyon dolar) Halbuki, Airbus Firması yüzde 58 offset'i kabul etmişti.

Kiralanan Boeing 737 uçakları, Airbus 320 uçaklarına göre yüzde 20-28 daha fazla yakıt yakmakta, ayrıca diğer işletme giderleri de aynı oranda fazladır. Alınan bu uçaklardan bir tanesi, teknik arıza sebebiyle Adana'da düşmüştür. Boeing firmasının seçiminde şaibe ve usulsüzlükler mevcuttur.

THY'nin işletmede kiralık sistemini seçmesi yanlış bir uygulama olup, dünya havacılık tarihinde on yıllık uçak kiralaması olmamıştır. Böyle bir kiralama, THY'yi Boeing firmasına bağımlı hale getirmiştir.

Yapılan kira sözleşmelerinde "alındığı gibi iadesi" yer almaktadır. Bunun anlamı, kiralama sonrası iade edilecek uçaklar sıfır saatle bakımı yapılıp iade edilecek demektir. Şayet bu yapılmazsa, Hakem Kuruluna müracaat edilerek 15 000 dolar fazla ödeme yapılacaktır. Böyle bir sözleşmeyle Türk Hava Yolları büyük bir zarara uğramaktadır.

Türk Hava Yolları sağlıklı yönetilmediği için, iç ve dış hatlarda doluluk oranı yüzde 50-60 arasında olup, hem iç hem de dış hatlarda olmak üzere devamlı zarar ettirilmektedir.

1995, 1996, 1997 yıllarına ait bilançoların gerçeği yansıtmadığı, batık alacakların arttığı, uçak kiralama ve satın almalarda rüşvet iddiaları, malzeme ve parça alımlarının sağlıklı denetlenmediği, kurum içinde hazırlanan yönetmelikle rekabetsiz alım yapıldığı, alımlarda Yönetim Kurulunun devre dışı bırakıldığı Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu raporlarında tespit edilmiştir.

THY'de menfi bu gelişmeler devam ederken, 30.3.1998 tarihinde Swissair ile Özelleştirme İdaresinin bilgisi dışında "Kapsamlı Ortaklık İşbirliği" anlaşması yapılmış, döviz bazında da ortaklıkla ilgili birtakım ödemeler yapılmıştır. Ortaklık grubu içerisinde Swissair'den başka, Avusturya, Belçika (Sabena), TAB Portekiz, AOM Fransız Hava Yolları bulunmaktadır. Bu firmaların büyük bir bölümünde de Swissair'in hissesi bulunmaktadır. Bu firmalardan bazılarının ekonomik kriz sebebiyle iflası istenmiştir.

Yukarıda belirtilen sebepler nedeniyle, Türk Hava Yollarının mutlaka bir komisyon tarafından detaylı incelenmesi, kurumun geleceği açısından zarurîdir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge, gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.

Danışma Kurulunun önerileri vardır; önce okutup işleme alacağım, sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

IV. – ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. – Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden yapılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

No: 5 Tarihi : 15.6.1999

Danışma Kurulunun 15.6.1999 Salı günü yaptığı toplantıda aşağıdaki önerilerin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

Yıldırım Akbulut Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı

DSP Grubu Başkanvekili MHP Grubu Başkanvekili

Ali Günay Ömer İzgi

FP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili

Bülent Arınç Murat Başesgioğlu

DYP Grubu Başkanvekili

Saffet Arıkan Bedük

Öneriler :

1- Genel Kurulun, 15 Haziran 1999 Salı günü 15.00-19.00, 20.00-23.00 saatleri arasında; 16 Haziran 1999 Çarşamba, 17 Haziran 1999 Perşembe, 18 Haziran 1999 Cuma, 19 Haziran 1999 Cumartesi günleri 14.00-19.00, 20.00-23.00 saatleri arasında çalışması, 19 Haziran 1999 Cumartesi günü saat 23.00'e kadar gündemde bulunan kanun tasarı ve tekliflerinin bitmemesi halinde, saat 23.00'ten sonra da çalışmalara devam edilmesi ve bitimine kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir.

2- Genel Kurulun toplantı günlerinden salı gününün denetim konularına (Anayasanın süreye bağladığı konular hariç) çarşamba ve perşembe günlerinin de kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işlerin görüşülmesine ayrılması, salı ve çarşamba günlerinde birleşimin başında bir saat süreyle sözlü soruların görüşülmesi, 15 Haziran 1999 Salı ve 16 Haziran 1999 Çarşamba günleri denetim konularının görüşülmemesi, sunuşlar ve işaret oyuyla yapılacak seçimlerin her gün yapılması önerilmiştir.

3- 15 Haziran 1999 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan ve aynı tarihte dağıtılan 2 sıra sayılı anayasa değişikliği konusundaki kanun teklifinin 48 saat geçmeden gündemin 1 inci sırasına alınarak, görüşmelerine 15 Haziran 1999 Salı günkü (bugünkü) birleşimde başlanması ve birinci görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, öneriyi oylamadan önce söz istiyorum.

BAŞKAN – Lehte mi, aleyhte mi?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Lehte.

BAŞKAN – Lehte olmak üzere, Sayın Kamer Genç'e söz veriyorum.

Sayın Genç, süreniz 10 dakikadır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Daha önce de bu kürsüde konuştuğum için, bu Meclisin faydalı çalışması konusundaki temennilerimi o zaman dile getirmiştim.

Değerli milletvekilleri, bu Meclisin, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve bu halkın barış içinde yaşamasını sağlayacak tedbirleri bugünden alması lazımdır. Türkiye'de, maalesef, bazı basın kurumları, âdeta, her gün siyasî linç yapmaktadırlar.

Ben, geçen gün Tunceli Kültür Derneğinin bir yemeğinde konuşma yaptım; maalesef, konuşmam saptırıldı. Güya ben Abdullah Öcalan'ın asılmamasını söylemişim ve bu defalarca televizyonlarda yayınlandı. Ben bu hafta sonunda Tunceli'ye gitmiştim, maalesef, orada, vatanın bütünlüğü için canını veren güvenlik kuvvetleri mensubu değerli kardeşlerimiz, âdeta, sanki ben kendilerine ihanet etmişim gibi bir davranış içine girdiler.

Değerli milletvekilleri, bakın, bu Meclis, bu memlekette terörü teşvik eden, suiistimalleri teşvik eden, bu memlekette insanları birbiriyle kavgaya sürükleyen bazı basın kurumları hakkında tedbir almak zorundadır; yoksa, yarın, sokakta insanlar birbirini linç eder. Bakın, ben size söyleyeyim: Birinci görevimiz, her şeyden önce bu Basın Kanununu çıkarmak zorundayız. Bakın, Abdullah Öcalan denilen kişi, bugün, 30 bin insanın katili olarak yargılanıyor. Aslında, Abdullah Öcalan'ın bu memlekette yaptığı bundan ibaret değil ki. Ben kendi ilimi söyleyeyim: 100 000 insandan fazlasını göç ettirdi, bütün köy okullarımızı yaktı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, en azından, katrilyonlarca lira fakirliğe sürüklendi ve benim hakkımda da, kendi örgütü, ölüm kararı aldı. Şimdi, bize bu kadar kötülüğü olan bir örgüt hakkında, o örgütün mensupları hakkında, benim, bu uğurda canını veren insanları tutmayıp da o insanı tutmam mümkün mü değerli milletvekilleri?! Ama, bazı çevreler, bizim yaptığımız konuşmalardan, maalesef, huzursuz olmaktalar; istiyorlar ki, birtakım yerleri tahrik etsinler, sokakta insanlar bize saldırsınlar.

Değerli milletvekilleri, biz milletvekiliyiz ve bu halk bizi seçmiş. Biz, buraya gelip de, yani, ille... Eğer, bir yerde yangın varsa, yangını söndüreceğiz; sel gelirse, gerekirse, selin önüne geçeceğiz. Biz, hepimiz, burada, bir askerî kışla disiplini içerisinde, yat borusuyla yatan kalk borusuyla kalkan milletvekilleri değiliz ki. Elbette ki, milletvekili, burada, kendi inançlarını, vicdanî duygularını, ülke için bildiği menfaatları söyleyecektir; ama, biz burada söylediğimiz zaman, maalesef, bazı kurumlar çıkıyor, televizyonlarda defalarca bunları söylüyor. Devlet güvenlik mahkemelerinin sivilleştirilmesinden önce, diğer acil kanunlardan önce bunları çıkarmamız lazım; yoksa, bu basın kurumları eğer bu kadar sorumsuzca hareket ederlerse, yarın, Alevî-Sünnî ayırımı diye, Türk-Kürt ayırımı diye, bilmem şu bu ayırımı diye insanlarımızı birbirlerine vurdururlar. Bakın, ben, bugünden, özellikle bu tehlikeyi görüyorum. Yani, bizim ağzımızdan çıkmayan lafı, söyledi diye, çıkıyorlar, defalarca söylüyorlar.

Değerli arkadaşlar, eğer, bu basın kurumları -tabiî, hepsini kastetmiyorum, bazıları- ben böyle bir laf söylemişsem, en azından, açar, söyler; der ki: "Sayın Kamer Bey, sen böyle bir laf söylemişsin; söyledin mi söylemedin mi?" Olabilir; insan bir konuşma yaparken, heyecanlı bir anında, ağzından bir kelime de kaçabilir arkadaşlar. Yani, önemli olan, insanın gerçek niyetidir. Ondan sonra da, defalarca bunu yayınla, defalarca yayınla... Ondan sonra, sokakta, insanlar sana saldırsın. Bu olmaz sayın milletvekilleri. Ben, bunu, bana yapılan bir hata olarak değil, burada, çok ciddî bir tehlike olarak görüyorum. Bu tehlikeyi, Yüce Meclisin, bugünden fark etmesi ve basının da, özellikle memleketin barışını tehlikeye sokacak konularda böyle tahrik yapmaması, insanları birbirine düşman duruma getirmemesi, insanları fikirlerini söyledi diye toplumda hedef noktası haline getirmemesi gerektiğine inanıyorum.

Sonra, biz, değerli milletvekilleri, bazı yüksek tepelere, yüksek mercilerin yaptıkları keyfîlikler dolayısıyla, bazı fikirlerimizi de söyleyeceğiz; yani söylemeyelim mi?!. Çıkıyor, gazetenin biri yazıyor: "A şirketinin 4 trilyon liralık alacağını falanca adam takip ediyor." Söylemeyelim mi bunları yani?!. Söylediğimiz zaman da, bunların arkasındaki basın kurumları çıkıp da, ya, işte, bu bunu böyle söyledi diye biz hedef... Yani, değerli milletvekilleri, hakikaten, kaç gündür vicdanen çok rahatsızım. Tabiî, ben, artık, birçok basın kurumunu, televizyonu seyretmiyorum; çünkü, bir defa, seyrettiğim zaman, tiksinti duyuyorum; yani, en azından... Hani, bir yemeği, istemeyerek, tiksine tiksine yiyiyorsunuz ya... Ama, ben de, bazı yayın organlarında yapılan haber yayınlarını seyretmek de istemiyorum bu tiksintimden, duygularımdan dolayı. Ama, biz seyretmiyoruz, başka vatandaşlar seyrediyor; bir bakıyorsunuz, kamuoyunda, sizin aleyhinize, aklınızdan geçmeyen, izanınızdan geçmeyen, vicdanınızdan geçmeyen birtakım tepkilerle karşı karşıya kalıyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, bu memleket bizimdir. Bu memlekette, bu millet, kardeşçe yaşamak zorundadır. Birilerinin hatası vardır diye hataları da affetmesini bilen bir millettir. Biz, burada, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, memleketin geleceğini... Bu memlekette barışı, huzuru ve dürüstlüğü, devlet yönetiminde de dürüstlük ilkelerini sağlayacak düzenlemeler yapmak durumundayız.

Tabiî, herhalde, bugüne kadar, arkadaşlar, bütün grupların oybirliğiyle aldığı Danışma Kurulu raporu üzerinde hiç müzakere açılmıyordu. Ben alınca, belki, arkadaşlarımız şey etti; ama, hakikaten, ben gündemdışı söz istedim; arkadaşımız başkasına da vermiş; ama, bunda fazla da susmak istemiyorum. Sonra dedim, gidip bir basın toplantısı yapayım; tutarlar, yine yanlış verirler. Tabiî, Yüce Milletimiz, şu anda, benim ağzımdan...

BAŞKAN – Sayın Genç, biraz da gündemle ilgili konuşursanız seviniriz.

KAMER GENÇ (Devamla) – Hayır, ben gündeme... Sayın Başkan, bakın, gündem bu. Benim söylediklerimi anlamazsanız, benim gündeme bağlı konuşup konuşmadığımı... Ben, gündeme getirdiğiniz kanunların birincisi bu olsun diyorum; yani, basında yalan haber yapan, memlekette savaşı tahrik eden, memlekette huzursuzluğu tahrik eden bazı basın kurumlarını, bu yaptıklarından dolayı cezalandıracak, evvela Basın Kanununda bir düzeltme yapalım. Benim dediğim bu Sayın Başkan. (MHP, FP ve ANAP sıralarından alkışlar[!]) Onun için, önce bunları ele alalım diyorum; memleketin temel sorunu budur. Öteki sorunlar önemli değil. Onları, zaten, biz çözümleyeceğiz. Hatta, Meclis, yine mesaisini yapsın ve bunu da birinci öncelikli problem olarak alalım.

Ben, bunu vurgulamak için söz aldım. Hepinize saygılar sunuyorum efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Süreye uyduğunuz için teşekkür ederiz Sayın Genç.

Başka söz istemi olmadığına göre, Danışma Kurulu önerilerini ayrı ayrı okutup, oylarınıza sunacağım:

1- Genel Kurulun; 15 Haziran 1999 Salı günü 15.00-19.00, 20.00-23.00 saatleri arasında; 16 Haziran 1999 Çarşamba, 17 Haziran 1999 Perşembe, 18 Haziran 1999 Cuma, 19 Haziran 1999 Cumartesi günleri 14.00-19.00, 20.00-23.00 saatleri arasında çalışması; 19 Haziran 1999 Cumartesi günü saat 23.00'e kadar gündemde bulunan kanun tasarı ve tekliflerinin bitmemesi halinde, saat 23.00'ten sonra da çalışmalara devam edilmesi ve bitimine kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

İkinci öneriyi okutuyorum:

2- Genel Kurulun toplantı günlerinden salı gününün denetim konularına (Anayasanın süreye bağladığı konular hariç) çarşamba ve perşembe günlerinin de kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işlerin görüşülmesine ayrılması, salı ve çarşamba günlerinde birleşimin başında bir saat süreyle sözlü soruların görüşülmesi, 15 Haziran 1999 Salı ve 16 Haziran 1999 Çarşamba günleri denetim konularının görüşülmemesi, sunuşlar ve işaret oyuyla yapılacak seçimlerin her gün yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer öneriyi okutuyorum:

3- 15 Haziran 1999 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan ve aynı tarihte dağıtılan 2 sıra sayılı anayasa değişikliği konusundaki kanun teklifinin, 48 saat geçmeden, gündemin 1 inci sırasına alınarak görüşmelerine 15 Haziran 1999 Salı günkü -bugünkü- birleşimde başlanması ve birinci görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, gündemin "Seçim" kısmına geçiyoruz.

V. – SEÇİMLER

A) KOMİSYONLARA ÜYE SEÇİMİ

1. – Adalet; Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Çevre; Dışişleri; İçişleri; İnsan Haklarını İnceleme; Kamu İktisadî Teşebbüsleri; Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor; Millî Savunma; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji; Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonlarına üye seçimi

BAŞKAN – Bu kısımda Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonlarına üye seçimi yapacağız.

Anayasa ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına üye seçimini geçen birleşimlerde yapmıştık. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu dışındaki tüm komisyonlara siyasî parti gruplarınca aday gösterme işlemi tamamlanmıştır. Bu iki komisyona ise, sadece Doğru Yol Partisi Grubu adaylarını bildirmemiştir.

Şimdi, komisyonlara üyelikleri için siyasî parti gruplarınca gösterilen adayların listesini, İçtüzüğün 21 inci maddesine göre ayrı ayrı okutup, oylarınıza sunacağım.

Adalet Komisyonu üyelikleri aday listesi

(25)

Adı ve Soyadı Seçim Bölgesi

DSP (6)

Ali Arabacı Bursa

Mustafa İlimen Edirne

İsmail Aydınlı İstanbul

Nazire Karakuş İstanbul

Emin Karaa Kütahya

Yekta Açıkgöz Samsun

MHP (6)

Adnan Fatin Özdemir Adana

Aydın Gökmen Balıkesir

Süleyman Turan Çirkin Hatay

Edip Özbaş Kahramanmaraş

Mehmet Nacar Kilis

İsmail Çevik Nevşehir

FP (5)

Dengir Mir Mehmet Fırat Adıyaman

Ramazan Toprak Aksaray

Yasin Hatiboğlu Çorum

A.Nazlı Ilıcak İstanbul

Yahya Akman Şanlıurfa

ANAP (4)

Turhan Tayan Bursa

Beyhan Aslan Denizli

Cemal Özbilen Kırklareli

Yaşar Topçu Sinop

DYP (4)

Mustafa Kemal Aykurt Denizli

Mehmet Sadri Yıldırım Eskişehir

Sevgi Esen Kayseri

Kamer Genç Tunceli

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer listeyi okutuyorum:

Millî Savunma Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

(25)

Adı ve Soyadı Seçim Bölgesi

DSP (6)

Gönül Saray Alphan Amasya

Oğuz Aygün Ankara

Sadık Kırbaş Çanakkale

Hasan Gülay Manisa

Mustafa Kemal Tuğmaner Mardin

Ömer Üstünkol Zonguldak

MHP (6)

Mehmet Metanet Çulhaoğlu Adana

Hayrettin Özdemir Ankara

Hüseyin Arabacı Bilecik

Vahit Kayırıcı Çorum

Namık Hakan Durhan Malatya

Mustafa Enöz Manisa

FP (5)

Rıza Ulucak Ankara

Fahrettin Kukaracı Erzurum

Mukadder Başeğmez İstanbul

Hüseyin Arı Konya

Ahmet Demircan Samsun

ANAP (4)

Turhan Tayan Bursa

Şadan Tuzcu İstanbul

Ekrem Pakdemirli Manisa

Veysel Atasoy Zonguldak

DYP (4)

Bekir Aksoy Çorum

Yıldırım Ulupınar İzmir

Mehmet Said Değer Şırnak

Fethullah Gültepe Van

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer listeyi okutuyorum :

İçişleri Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

(25)

Adı ve Soyadı Seçim Bölgesi

DSP (6)

Tamer Kanber Balıkesir

Erol Al İstanbul

Hüseyin Mert İstanbul

M.Cihan Yazar Manisa

Zeki Eker Muş

Hasan Fehmi Konyalı Ordu

MHP (6)

Hasari Güler Adıyaman

Mustafa Zorlu Isparta

Yalçın Kaya İçel

Mehmet Pak İstanbul

Faruk Bal Konya

Hasan Hüseyin Balak Tokat

FP (5)

Faruk Çelik Bursa

Osman Aslan Diyarbakır

Ömer Vehbi Hatipoğlu Diyarbakır

Abdülkadir Aksu İstanbul

Ali Oğuz İstanbul

ANAP (4)

Musa Öztürk Adana

Halil İbrahim Özsoy Afyon

Mehmet Çakar Samsun

Enis Sülün Tekirdağ

DYP (4)

Kemal Çelik Antalya

Necmi Hoşver Bolu

Fetullah Gültepe Van

Ömer Barutçu Zonguldak

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer listeyi okutuyorum:

Dışişleri Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

(25)

Adı ve Soyadı Seçim Bölgesi

DSP (6)

Ali Tekin Adana

Hasan Erçelebi Denizli

Mahmut Erdir Eskişehir

B. Suat Çağlayan İzmir

Rahmi Sezgin İzmir

M. Cengiz Güleç Sıvas

MHP (6)

Müjdat Kayayerli Afyon

Nesrin Ünal Antalya

Mustafa Yaman Giresun

Mehmet Kaya Kahramanmaraş

Basri Coşkun Malatya

Birol Büyüköztürk Osmaniye

FP (5)

Seyyit Haşim Haşimi Diyarbakır

Mehmet Bedri İncetahtacı Gaziantep

Azmi Ateş İstanbul

Hüseyin Kansu İstanbul

Osman Yumakoğulları İstanbul

ANAP (4)

Mehmet Ali Bilici Adana

Agâh Oktay Güner Balıkesir

Suha Tanık İzmir

Kâmran İnan Van

DYP(4)

Teoman Özalp Bursa

Ayfer Yılmaz İçel

Cevdet Akçalı Kütahya

Mehmet Necati Çetinkaya Manisa

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer listeyi okutuyorum:

Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

(25)

Adı ve Soyadı Seçim Bölgesi

DSP(6)

Ayşe Gürocak Ankara

Bahri Sipahi İstanbul

Perihan Yılmaz İstanbul

Güler Aslan İzmir

Saffet Başaran İzmir

Halil Çalık Kocaeli

MHP (6)

Abdurrahman Küçük Ankara

Bekir Ongun Aydın

İbrahim Halil Oral Bitlis

İrfan Keleş Çankırı

Bozkurt Yaşar Öztürk İstanbul

Seydi Karakuş Kütahya

FP (5)

Mahmut Göksu Adıyaman

Akif Gülle Amasya

Avni Doğan Kahramanmaraş

Musa Uzunkaya Samsun

Mehmet Çiçek Yozgat

ANAP (4)

Abdülbaki Erdoğmuş Diyarbakır

Ahat Andican İstanbul

Ömer Ertaş Mardin

Ahmet Kabil Rize

DYP (4)

Mahmut Nedim Bilgiç Adıyaman

Ayvaz Gökdemir Erzurum

İbrahim Yazıcı Muğla

Takiddin Yarayan Siirt

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer listeyi okutuyorum:

Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

(25)

Adı ve Soyadı Seçim Bölgesi

DSP (6)

Ahmet Sancar Sayın Antalya

Mustafa Vural Antalya

Mustafa Düz İstanbul

Bülent Ersin Gök İstanbul

Mehmet Çümen İzmir

M. Turhan İmamoğlu Kocaeli

MHP (6)

Mustafa Gül Elazığ

Bedri Yaşar Gümüşhane

Yusuf Kırkpınar İzmir

Osman Fevzi Zihnioğlu Sakarya

Mehmet Ceylan Sıvas

Ahmet Erol Ersoy Yozgat

FP (5)

Metin Kalkan Hatay

Mehmet Fuat Fırat İstanbul

Ali Sezal Kahramanmaraş

Kemal Albayrak Kırıkkale

Zülfükar İzol Şanlıurfa

ANAP (4)

Cengiz Aydoğan Antalya

Hasan Özyer Muğla

Sefer Koçak Ordu

Nizamettin Sevgili Siirt

DYP (4)

Musa Konyar Ağrı

Yahya Çevik Bitlis

Mustafa Örs Burdur

Nevfel Şahin Çanakkale

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer listeyi okutuyorum:

Çevre Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

(25)

Adı ve Soyadı Seçim Bölgesi

DSP (6)

Esvet Özdoğu Ankara

M. Güven Karahan Balıkesir

Nural Karagöz Kırklareli

Nazif Topaloğlu Muğla

Mehmet Yaşar Ünal Uşak

Hasan Suna Yalova

MHP (6)

Sedat Çevik Ankara

Cahit Tekelioğlu İçel

Esat Öz İstanbul

Hasan Çalış Karaman

Mustafa Sait Gönen Konya

Mükremin Taşkın Nevşehir

FP (5)

Ahmet Sünnetçioğlu Bursa

Nurettin Aktaş Gaziantep

Lütfi Doğan Gümüşhane

Teoman Rıza Güneri Konya

İlyas Arslan Yozgat

ANAP (4)

Hakkı Oğuz Aykut Hatay

Ediz Hun İstanbul

Sefer Ekşi Kocaeli

Hasan Özyer Muğla

DYP (4)

Burhan İsen Batman

Hakkı Töre Hakkâri

Metin Kocabaş Kahramanmaraş

Yener Yıldırım Ordu

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer listeyi okutuyorum:

Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu

Üyelikleri Aday Listesi

(25)

Adı ve Soyadı Seçim Bölgesi

DSP (6)

Ertuğrul Kumcuoğlu Aydın

Sebahat Vardar Bilecik

Mustafa Karslıoğlu Bolu

Ali Ahmet Ertürk Edirne

Erol Karan Karabük

Ahmet Zamantılı Tekirdağ

MHP (6)

Ersoy Özcan Bolu

Sıtkı Turan Çanakkale

Melek Denli Karaca Çorum

Hasan Basri Üstünbaş Kayseri

Reşat Doğru Tokat

Mesut Türker Yozgat

FP (5)

Yakup Budak Adana

Mahfuz Güler Bingöl

Mehmet Batuk Kocaeli

Ali Güner Iğdır

Mustafa Niyazi Yanmaz Şanlıurfa

ANAP (4)

Nurettin Dilek Diyarbakır

Hakkı Oğuz Aykut Hatay

Emre Kocaoğlu İstanbul

Ali Kemal Başaran Trabzon

DYP (4)

Burhan İsen Batman

İbrahim Konukoğlu Gaziantep

Doğan Baran Niğde

Mehmet Sait Değer Şırnak

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer listeyi okutuyorum:

Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu

Üyelikleri Aday Listesi

(25)

Adı ve Soyadı Seçim Bölgesi

DSP (6)

İsmet Vursavuş Adana

Numan Gültekin Balıkesir

Necati Albay Eskişehir

Yücel Erdener İstanbul

Abdullah Turan Bilge Konya

Tunay Dikmen Muğla

MHP (6)

Ali Halaman Adana

Mihrali Aksu Erzincan

Ali Özdemir Gaziantep

Ali Güngör İçel

Mehmet Serdaroğlu Kastamonu

Hasan Kaya Konya

FP (5)

Mehmet Özyol Adıyaman

Latif Öztek Elazığ

Yaşar Canbay Malatya

Abdullah Veli Seyda Şırnak

Maliki Ejder Arvas Van

ANAP(4)

Nurettin Dilek Diyarbakır

Evren Bulut Edirne

Mecit Piruzbeyoğlu Hakkâri

Mehmet Güneş Şanlıurfa

DYP(4)

Mehmet Baysarı Antalya

Mehmet Selim Ensarioğlu Diyarbakır

Zeki Ertugay Erzurum

Mehmet Sadri Yıldırım Eskişehir

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer listeyi okutuyorum:

Sanayî, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

(25)

Adı ve Soyadı Seçim Bölgesi

DSP(6)

Halit Dikmen Aydın

Fahrettin Gülener Bursa

Abdülsamet Turgut Diyarbakır

Akif Serin İçel

Ahmet Arkan Kocaeli

Eyüp Doğanlar Niğde

MHP(6)

Orhan Şen Bursa

Oktay Vural İzmir

Nevzat Taner Kahramanmaraş

Cumali Durmuş Kocaeli

Ali Serdengeçti Manisa

Mükerrem Levent Niğde

FP(5)

Hüseyin Karagöz Çankırı

Mustafa Geçer Hatay

Özkan Öksüz Konya

Şükrü Ünal Osmaniye

Ahmet Nurettin Aydın Siirt

ANAP(4)

Mahmut Bozkurt Adıyaman

Cengiz Altınkaya Aydın

Kenan Sönmez Bursa

Miraç Akdoğan Malatya

DYP(4)

Ali Rıza Gönül Aydın

İlhan Aytekin Balıkesir

İlyas Yılmazyıldız Balıkesir

Nurettin Atik Diyarbakır

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer listeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi:

(13)

Adı ve Soyadı Seçim Bölgesi

DSP(3)

Burhan Bıçakçıoğlu İzmir

Çetin Bilgir Kars

Fikret Tecer Kırşehir

MHP (3)

Nazif Okumuş İstanbul

Arslan Aydar Kars

Hamdi Baktır Kayseri

FP (3)

Hüsamettin Korkutata Bingöl

Nezir Aydın Sakarya

M.Ergün Dağcıoğlu Tokat

ANAP (2)

Mahmut Bozkurt Adıyman

Ataullah Hamidi Batman

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer listeyi okuyorum:

Dilekçe Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

(13)

Adı ve Soyadı Seçim Bölgesi

DSP (3)

Hasan Akgün Giresun

Fadlı Ağaoğlu İstanbul

Kemal Vatan İzmir

MHP (3)

Salih Erbeyin Denizli

Hidayet Kılınç İçel

Cemal Enginyurt Ordu

FP (3)

Celal Esin Ağrı

Ahmet Karavar Şanlıurfa

Fethullah Erbaş Van

ANAP (2)

Şükrü Yürür Ordu

Ersin Taranoğlu Sakarya

DYP (2)

Mehmet Halit Dağlı Adana

Sedat Edip Bucak Şanlıurfa

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer listeyi okutuyorum:

Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonu Üyelikleri Aday listesi

(35)

Adı ve Soyadı Seçim Bölgesi

DSP (9)

İbrahim Yavuz Bildik Adana

Arif Sezer Adana

Ergün Bayrak Artvin

Ahmet Güzel İstanbul

Sulhiye Serbest İstanbul

Erdoğan Toprak İstanbul

Salih Dayıoğlu İzmir

M.Hadi Dilekçi Kastamonu

Tahsin Boray Baycık Zonguldak

MHP (8)

Nidai Seven Ağrı

Cezmi Polat Erzurum

Osman Gazi Aksoy Isparta

Mustafa Haykır Kırşehir

Kadir Görmez Kütahya

Nail Çelebi Trabzon

Armağan Yılmaz Uşak

Ayhan Çevik Van

FP (7)

M.Zeki Çelik Ankara

İsmail Özgün Balıkesir

Ahmet Cemil Tunç Elazığ

Veysel Candan Konya

Lütfi Yalman Konya

Sabahattin Yıldız Muş

Bekir Sobacı Tokat

ANAP (6)

Birkan Erdal Ankara

Kenan Sönmez Bursa

İbrahim Yaşar Dedelek Eskişehir

Şamil Ayrım İstanbul

Erkan Kemaloğlu Muş

M. Salih Yıldırım Şırnak

DYP (5)

Murat Akın Aksaray

Necati Yöndar Bingöl

Rasim Zaimoğlu Giresun

Mehmet Yalçınkaya Şanlıurfa

Ali Naci Tuncer Trabzon

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...Kabul etmeyenler...Kabul edilmiştir.

Diğer listeyi okutuyorum:

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi

(25)

Adı ve Soyadı Seçim Bölgesi

DSP (6)

Faruk Demir Ardahan

Sema Pişkinsüt Aydın

Hasan Macit Burdur

Orhan Ocak Bursa

Mehmet Mail Büyükerman Eskişehir

Süleyman Yağız İstanbul

MHP (6)

Osman Müderrisoğlu Antalya

Ali Keskin Denizli

Mehmet Nuri Tarhan Hatay

Kemal Köse Kocaeli

Hüseyin Akgül Manisa

Metin Ergun Muğla

FP (5)

Mustafa Baş İstanbul

Bahri Zengin İstanbul

Eyüp Fatsa Ordu

Mehmet Bekaroğlu Rize

Musa Demirci Sıvas

ANAP (4)

Yaşar Eryılmaz Ağrı

Sebgatullah Seydaoğlu Diyarbakır

Bülent Akarcalı İstanbul

Cavit Kavak İstanbul

BAŞKAN – Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, komisyonların toplanarak, İçtüzüğün 24 üncü maddesine göre, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üyelerini seçmeleri gerekmektedir.

Bu nedenle, Adalet; Millî Savunma; İçişleri; Dışişleri; Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor; Tarım, Orman ve Köyişleri; Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme; Dilekçe; Kamu İktisadi Teşebbüsleri ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonlarının 16 Haziran 1999 Çarşamba günü saat 11.00'de, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Çevre; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları ise, 16 Haziran 1999 Çarşamba günü saat 12.00'de kendi salonlarında toplanacaklardır. Komisyonların toplantı gün ve saatleri, ayrıca ilan tahtalarına da asılacaktır.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince denetim konularını görüşmeyeceğiz.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1. – Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli ile Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz ve 342 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 143 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/9) (S. Sayısı : 2) (1)

(1) -2 S. Sayılı Basmayazı tutanaağa eklidir.

BAŞKAN – Alınan karar gereğince Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Sayın Bülent Ecevit, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Osmaniye Milletvekili Sayın Devlet Bahçeli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Sayın Mesut Yılmaz ile 342 milletvekilinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 143 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu raporunun birinci görüşmelerine başlıyoruz.

Komisyon ve Hükümet hazır.

Sayın milletvekilleri, komisyon raporu daha önce bastırılıp, sayın üyelere dağıtılmıştır.

Şimdi, komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım? Raporun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Teklifin tümü üzerinde söz isteyen var mı: Şu ana kadar gruplar adına herhangi bir söz talebi olmamıştır.

Fazilet Partisi Grubu adına, Sayın Bülent Arınç.

Buyurun Sayın Arınç. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün göreve yeni başlayan Değerli Meclis Başkanvekilimize ve Divan Heyetindeki arkadaşlarımıza, yasama dönemimizde hayırlı çalışmalar ve başarılar diliyor, kendilerini kutluyorum.

Aynı zamanda, bugün, yeni dönemimizde yasama çalışmalarına başladığımız ilk gündür. Yine, aynı temennilerle, bu yasama döneminin de, Türkiye Büyük Millet Meclisimiz, insanımız, ülkemiz, aziz milletimiz için hayırlara vesile olmasını Cenabı Hak'tan diliyorum.

Bugün Danışma Kurulumuzda 5 siyasî partinin müştereken, uzlaşarak aldığı kararlar, biraz evvel Sayın Genel Kurulun onaylarına mazhar olmuştu; bunu, sevindirici bir olay olarak görüyorum; çünkü, temel konularda, hem Türkiye Büyük Millet Meclisimizin bugün gittikçe yıpranan ve örselenen itibarını hem milletvekillerimizin saygınlığını hem de ülkemizin ve aziz halkımızın, bizden, öncelikle çıkarılsını arzu ettiği yasal değişiklikler konusunda beklentilerine cevap verme noktasında hızlı bir çalışma dönemine başlıyoruz ve temel konularda öncelik kabul ediyoruz.

Ben, siyasî partilerimiz arasında milletimizin beklentilerine uygun olarak gerçekleşen bu uzlaşmanın da bütün yasama dönemi boyunca devam etmesini ve bundan milletimiz için hayırlı sonuçlar çıkmasını temenni ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün önümüze getirilen teklifle, devlet güvenlik mahkemelerinin kuruluşunu kapsayan Anayasanın 143 üncü maddesinin değiştirilmesi isteniyor.

Buradaki değişikliğin bir tek temel nedeni var; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin -ki, yargı yetkisini kabul etmişiz, uluslararası sözleşmelere uymak da bir vecibedir; Anayasanın 90 ıncı maddesinde bu konuda bağlayıcı hükümler de vardır- devlet güvenlik mahkemeleri konusunda takriben birbuçuk yıl önce aldığı bir karar, bugün zorunlu sebeplerle bir anayasa değişikliğine yol açacak görünüyor.

Şüphesiz, bu konu önemlidir; o kadar önemlidir ki, şu anda yargılaması yapılan teröristbaşı Abdullah Öcalan hakkında verilecek kararın sürekli tartışılır olması, Türkiye'nin içeride ve dışarıda yargı yönünden ve devlet olma niteliği yönünden itibarının tartışılır ve yıpratılır olması, hepimizi derinden endişeye sevk etmektedir.

Böylece, hükümet bu konuda duyarlı davranmıştır; yargılama başlar başlamaz, bu konuyla ilgili, şimdilik, anayasa değişikliği teklifini getirmiştir ve bu kabul edildiği takdirde, bunun arkasından da, devlet güvenlik mahkemelerinin kuruluş ve yargılama usullerini gösteren 2845 sayılı Kanunda da bu değişikliğe uygun bir tasarıyı getirecektir.

Şüphesiz, anayasa değişikliğinin, devlet güvenlik mahkemeleriyle ilgili olarak bugün önümüze gelmiş olması, bazı arkadaşlarımız tarafından -belki çoğumuz buna katılıyoruz- zamanlama açısından yanlış görülebilir "niçin dün değil de bugün" diye ve bu konuda bu itirazlar haklı da olabilir; çünkü, devlet güvenlik mahkemeleri, 1982 Anayasasında yer almıştır. Hatta o kadar önemli görülmüştür ki, Anayasanın 142 nci maddesinde özetle "mahkemeler kanunla kurulur" denilmiş olmasına rağmen, devlet güvenlik mahkemelerine bir ayrıcalık tanınmış ve devlet güvenlik mahkemelerinin kuruluşu anayasayla olmuştur.

Böylesine önemli görülen ve 1971 muhtırasından sonra ortaya çıkan terörist eylemlerle ilgili olarak hızlı yargılama yapmak, özel görevlerle donatılmak ve özelllikte cumhuriyetin temel niteliklerine, devletin bölünmezliğine karşı işlenen suçları yargılamak için kurulmuş bulunan bu devlet güvenlik mahkemeleri, 1975'te kaldırılmış, 1982 Anayasasıyla da bir anayasal kuruluş olarak tekrar getirilmiştir.

Bugün, onaltı senelik bir uygulamayla karşı karşıyayız. Sanıyorum, devlet güvenlik mahkemelerinde 7 bin civarında dosya var. Bunu, yargı reformu içerisinde mi düşünürsünüz; yoksa, Türkiye'nin henüz terör meselesini çözememiş olmasıyla mı düşünürsünüz; yoksa -biraz sonra değineceğim gibi- artık, devlet güvenlik mahkemelerinin Anayasanın 143 üncü maddesinde gösterilen hedeflerin de dışında görev sahasını iyice genişleterek hemen her konuya bakar hale gelmesiyle mi ilgilendirirsiniz; bu, Yüce Meclisimizin düşüneceği bir konudur.

Bugünkü tatbikatlardan ve uygulamalardan da görüyoruz ki, maalesef, resmî, kanunlara göre kurulmuş bir vakıf hakkında bile, yine, DGM, kendi görevi içerisinde bazı suçlar dolayısıyla takibat yapabiliyor; gözaltına alınmalar, sorgulamalar; sonunda da belki aylar sonra bir beraat kararı karşımıza çıkıyor. Bir sigorta şirketi kuruluyor; bu Sigorta şirketinin yöneticileri hakkında da bazen -biraz evvel Sayın Kamer Genç'in de ifade ettiği gibi- medyanın birkaç tanesinde ileriye sürülen bazı iddialar sebebiyle, o sigorta şirketinin yöneticileri, sabaha karşı, uykularından alınarak, gözaltına götürülüyor; kanun gereğince de hiçbir avukatıyla görüştürülmeden, kendi özel usulleri içerisinde yargılamaya sokulabiliyor; mağduriyetler, arkasından belki de beraatlar... Bunun gibi, siyasetçilere; bunun gibi, gazetecilere; bunun gibi, fikir adamlarına, belediye başkanlarına, bazen 312'den, bazen 313'ten, bazen 314'ten, bazen de başka maddelerden "gelin bakalım buraya, ne yaptınız, nasıl konuştunuz, ben sizin hakkınızda karar vereceğim" denilebiliyor. Bütün bunlar, Türkiye'de, gerçekten, toplum barışını içinden yıkan, toplum içerisinde infiallere yol açan olumsuz hadiseler olarak görünüyor.

Devlet güvenlik mahkemeleriyle ilgili, bundan birbuçuk yıl evvel verilen kararın -Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden çıkan kararları kastediyorum- bugün, ona uygun olarak değiştirilmesi... Zamanlama belki yanlıştır; ama, doğru, her zaman doğrudur.

Hadiseye bu açıdan baktığımızda -biz, siyasî görüşümüz itibariyle, DGM'lerin kendisine karşı olduğumuzu ifade ediyoruz- bugünkü değişiklik konusunda da, Türkiye'de demokratikleşme adına bir şeyler yapılabilecekse, bunu, o demokratikleşmenin içerisinde bir yere koymak istiyoruz. Görüşlerimi özellikle bu açıdan sizlere takdim etmeye çalışacağım.

Zamanlama daha önce olabilirdi. Tayyip Erdoğan, bir büyükşehir belediye başkanıydı; mahkûm oldu. O zaman da DGM'ler tartışıldı, o zaman da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları vardı; ama, kişiye özel düşünceler maalesef daha baskın olduğu için, bu konuda bir iyileştirme, komisyonlardan Genel Kurula intikal etmesine rağmen, hepinizin bildiği sebeplerle -tekrar aynı konuya gelmeyeceğim- bir yıldan bu yana, bu Genel Kurulda maalesef kanunlaşamadı.

Yine başka gazeteciler, yine başka belediye başkanları, yaptıkları konuşmalar sebebiyle, fikir ve düşünce hürriyetinin kapsamı içerisinde kalmalarına rağmen, eyleme dönüşmeyen bu düşüncelerinden dolayı, DGM'ler tarafından yargılandılar; maalesef, mahkûm da olanlar oldu. Keşke o zaman, siyasî ve ideolojik düşüncelerimizi bir kenara bırakarak, biz artık uluslararası hukuk normlarının içerisinde yer alması gereken bir ülkeyiz; Anayasamızın 90 ıncı maddesine göre, altına imza koyduğumuz uluslararası sözleşmelerden, Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylananlar, iç hukuk normu haline gelebiliyorlar ve hatta, Anayasaya aykırılıkları düşünülemeyeceğine göre, iç hukuk normlarının da üzerinde kabul ediliyorlarsa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi -ki, 1954'ten beri Türkiye'de yürürlüktedir- onun adil ve bağımsız mahkemelerdeki yargılama esası, düşünce ve ifade hürriyetleri, dernek, sendika ve parti kurmayla ilgili özgürlükler konusunda da altına imza attığımız bütün sözleşmelere uymamız gerekir... Hep "keşke, keşke, keşke" diyoruz; ama, bir noktada sıkıştığımız zaman, hadi bakalım uzlaşalım, gelin bu konuyu değiştirelim diye düşünüyoruz.

Geç kalınmış olmasına rağmen ve zamanlama konusunda da belki farklı düşünebileceğimize rağmen, biz, bu konuda, hükümetin iyi niyetli çabalarına destek olmayı düşünüyoruz. Ancak, Sayın Adalet Bakanı -burada, kendilerine bir konuyu tekrar arz etmek istiyorum- bu konuyla ilgili çalışmaları, öncelikle anayasa değişikliği, arkasından da 2845 sayılı Yasada öngörülen değişiklikler konusunda, sanıyorum, bütün siyasî parti gruplarına veya -3 parti iktidarda olduğuna göre- muhalefet gruplarına gelerek, genel başkanlardan, bu çalışmalar konusunda destek istedi. Biz meseleye önem verdik, başkanlık divanında, grubumuzda konuştuk; DGM'lerin kendisine karşı olan bir siyasî parti olarak, kısmen iyileştirme veya sivilleştirme adına getirilen bu tekliflere ne diyeceğimizi kendi aramızda konuştuk.

Sayın Adalet Bakanını da daha sonra ziyaret ederek, bu konudaki görüşlerimizi şöylece belirledik: Türkiye'de onaltı yıldan bu yana bulunan DGM'lerin, artık bugünden itibaren, bize göre -ki, seçim beyannamemizde bu yer almaktadır- tamamen kaldırılması gerekir şu veya bu sebeplerle. İkincisi, siz böyle bir kısmî değişiklik getiriyorsunuz; bunu sadece, Meclis gündeminin de boş olduğuna, uzlaşma konusunda da hemen hemen bütün partiler arasında bir mutabakat olabileceğine göre, biraz daha genişletemez miyiz? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin -hemen hemen 1987'de bireysel başvuru hakkını, daha sonra da yargı yetkisini kabul etmişiz- kararlarında sadece askerî hâkim ve savcıların burada görev yapıyor olması, sözleşmenin 6 ncı maddesindeki bağımsız ve adil yargılama hakkına gölge düşürmekle kalmıyor; DGM'ler, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu açısından da ayrıcalıklara sahip; bir. Bir ikincisi de, cumhuriyetin temel nitelikleri söz konusu olmadığı halde bile, pek çok suça bu mahkemeler bakar hale geldi. İfade hürriyetleri, düşünce hürriyetleri de DGM'ler tarafından... 1980 ihtilalinden sonra yapılan Anayasa içerisinde ve bu Anayasa da temel hak ve özgürlükleri büyük ölçüde kısıtlamış olması sebebiyle, DGM'ler, bu özgürlüklere karşı birer kurum haline geldi. Geliniz, bu değişikliğin içerisine şu noktaları da koyalım, diye kendilerine takdim ettik. Sağ olsunlar, lütfettiler, bu önerilerimizi aldılar, değerlendireceklerini ifade ettiler.

Anayasa Komisyonunda yapılan görüşmeler sırasında arkadaşlarımız, DGM'lerin ileride kalkabileceği düşüncesinden hareketle, bir iyi niyetli çaba olarak, Anayasanın 143 üncü maddesinde "DGM'ler kurulur" ibaresinin, "kurulabilir" şekline dönüştürülmesini veya bu anlama gelebilecek iki farklı değişiklik önergesini de verdiler; ancak bu, kabul görmedi. Ayrıca -önümüzdeki haftalarda belki gelecek- 2845 sayılı Kanunda, DGM'lerin bakmakla görevli olduğu suç çeşitlerinden dört tanesinin çıkarılması konusunda da önerilerimizi Sayın Bakana takdim etmiştik.

Değerli arkadaşlarım, bunların elbette çok önemli olduğuna ve Türkiye'de yüksek yargı makamlarının başındaki önemli kişilerin de, özellikle, düşünce ve ifade hürriyetlerini sınırlayan, kısıtlamalar getiren yasaların öncelikle değiştirilmesi konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinden de bir hamle beklediklerine göre, şu yeni yasama döneminin ilk günlerinde böyle bir yargı reformunu, hukuk reformunu, bireye önem veren hukukun üstünlüğü anlayışını ülkemizde gerçekleştirmek, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına elbette fevkalade önemli olabilirdi; bunun fırsatı geçmemiştir. Bu düşüncelerimizin değerli milletvekili arkadaşlarım tarafından da düşünüleceğine ve takdir edileceğine inanıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu onaltı senelik tatbikat içerisinde DGM'lerle ilgili olarak özellikle yargı içinde tartışılan şu konuları dikkatinize arz etmek istiyorum:

DGM'ler, olağan bir yargı organı değildir. Genel yargı organları -biraz evvel ifade etmiştim- kanunla kuruluyorlar; ama, DGM'ler, Anayasanın bir maddesiyle kurulmuştur.

Özel nitelikli mahkemeler olması sebebiyle, yine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde tartışılan "tabiî hâkim" ve "olağan mahkeme" ilkelerine de aykırı görülmektedir.

Üçüncü olarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında belirtildiği üzere, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğinde değildir.

Dördüncü olarak, hâkimlik teminatları yoktur. Hâkimlerin atanma, yer değiştirme ve özlük haklarının yürütme organının elinde olması sebebiyle, hâkimlik taminatının varlığından bahsedilemez denilmektedir.

Beşinci olarak, savunma hakkını kısıtlayıcı ve adil bir karar verilmesini engeleyici hükümler bulunmaktadır; özellikle, yargılama ve usul hükümleri içerisinde.

Değerli milletvekilleri, devlet güvenlik mahkemelerinin bu kararları dolayısıyla gündeme gelen bir konuyu tekrar arz etmek istiyorum. Bu DGM'lerde bir değişiklik yapılacağı konusunda ilk konuşmalar başladığı zaman, bazı siyasî parti temsilcilerinin, meseleyi belki de şovenizm açısından gördüklerine, belki de duygusal davrandıklarına şahit olduk. Şunu söylüyorlardı: "Yani, siz, askerî hâkimlerin adaletinden güven duymuyor musunuz? Ne lüzum var bunu değiştirmeye."

Burada belki de önemle ifade etmek istiyorum; bu değişiklik konusu, asker hâkim ve savcılarımızın, ne kişiliklerine yönelmiştir ne de onların hukuk bilgilerinin eksik olduğu noktasına yönelmiştir. Kesinlikle tenzih ederek söylüyorum ki, yirmibeş yıllık bir avukat arkadaşınız olarak, askerî mahkemelerde, sıkıyönetim mahkemelerinde, devlet güvenlik mahkemelerinde dava takip ederken, askerî hâkim ve savcıların fevkalade titiz, hukuk açısından duyarlı tavırlarına, davranışlarına ve kararlarına rastlamışızdır; bu konuda söylenecek hiçbir şey yoktur. Mesele şudur bu mahkemelerde: Atanmaları, sicil yönetmelikleri vesaireleri üniformalı kişilere bağlı olan hâkimler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince, sözleşme hükümlerine uygun olarak bağımsız bir adil yargının içerisinde mütalaa edilmemektedir; çünkü, Avrupa'nın, uluslararası normlar içerisinde bağımsız ve adil yargılamadan anladığı şeyin kıstasları, hepimizin evrensel normlar olarak kabul edeceği konulardır.

İkincisi, yine Abdullah Öcalan'ın yargılanması sebebiyle, bunun, onun hakkında idam kararı verilmesini engelleyici veya bu kararın daha sonra idam cezalarının kaldırılması sebebiyle işleyemez hale geleceği veya askerî hâkimler bulunursa, Abdullah Öcalan hakkında daha çabuk karar verilebileceği, sivil hâkimlerin böyle bir aceleciliği olmayacağı şeklinde, yine sübjektif düşünceler, yine duygusal düşünceler ifade edilmektedir.

Hâkimler heyetinin sivil veya askerlerden müteşekkil olmasının veya bu yapacağımız değişikliğin, yarın, yargılamanın sonuçlarına etkili hale geleceğini, biz şahsen düşünmüyoruz. Dolayısıyla, bu konuda, Meclisimizin, çok açık ifadelerle, bu yapılacak değişikliğin Abdullah Öcalan hakkındaki yargılamaya münhasır olmadığını ifade etmesi gerekir; yoksa, bu, siyasî istismara müsaittir. Bu konuda birkısım partiler - ki, şu anda, çok şükür, onlar yoktur- yarın seçim meydanlarına gidip, bunu istismar etme noktasında yanlış ve yakışıksız davranışlarda bulunabilirler. Biz, bu konuyu hukuk açısından ele alıyoruz, hukuk açısından önemli ve acil olduğuna inanıyoruz ve bu konuyu sadece bir madde değişikliğiyle geçiştirmek yerine, Türkiye'nin muhtaç olduğu demokratikleşme paketi içerisinde bu konunun, önümüzdeki ufkumuzu açacak gelişmeler için çok iyi bir örnek olmasını da temenni ediyoruz.

Değerli arkadaşlarım, insan hakları ihlalleri ve demokratikleşme konusunda Avrupa'nın yayımladığı raporlar, Amerika'nın yayımlayacağı raporlar, Türkiye'yi, karnesinde zayıflar bulunan bir ülke gibi gösteriyor ve maalesef, bu konuda, yabancı unsurlar bizi tenkit ettiği zaman veya karnemizdeki notumuzu kırdığı zaman da üzülüyoruz; ama, hazır yeri gelmişken, bu konuda kendimize de bakmak, bu konuda eksiklerimizi süratle tamamlamak ve hemen hemen hepimizin şikâyet konusu olan "Avrupa istediği için bunu yapıyoruz; oysa, insanımız layık olduğu için bunu yapmalıydık" şeklindeki serzenişlere artık bir daha tesadüf etmemek gerekiyor. O yüzden, demokratikleşme, insan hakları, temel hak ve özgürlükler konusu, Türkiye'nin öncelikli konusudur. O zaman, kendimize dönüp, şuna bakalım: Şu anda Türkiye, Basın Konseyinin raporlarından da görüldüğü gibi, gazeteci hapsetmekte dünyanın birinci ülkesi haline gelmiştir.

BAŞKAN – Sayın Arınç, size 2 dakika ilave süre veriyorum.

BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yine, bugün, Türkiye'nin hemen hemen bütün medyasının ve kamuoyunun gündeminde telekulak faciası vardır ve maalesef, hukukun en ucunda olan kişiler, yasaya ve ahlaka aykırı olarak elde edilmiş, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 254 üncü maddesinde de delil olarak kabul edilemeyeceği ifade edilmiş bir kasedi delil olarak kullanabilmektedir. İnanç ve düşünce özgürlüğü konusunda binlerce can yanmaktadır ve şu andaki rakamlar itibariyle, Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde 2 bine yakın davada davalı olarak bulunan bir ülkedir.

Değerli arkadaşlarım, bu genel çerçeve içerisinde, maddeler üzerinde de arkadaşlarımız görüşlerini ifade edecekler. Ben, Sayın Genel Kurulumuzdan ve arkadaşlarımızdan şunu istirham ediyorum: Getirilen bu teklif, devlet güvenlik mahkemelerinin sadece askerî hâkim ve savcılarıyla ilgili çok özel bir konu olmasının ötesinde, DGM'ler üzerindeki bütün tartışmaları kesebilecek bir çabayı genişleterek sürdürmemiz ve tam da gündemin içerisinde bulunduğumuza göre, bu konuda, bütün siyasî partilerle bir uzlaşma içerisinde olmamız, bana göre bir büyük ihtiyaç olarak görünüyor.

Fazilet Partisi Grubu adına, hukuka, insan haklarına, temel hak ve özgürlüklere, bireysel haklara uygun olarak getirilen her türlü düzenlemeye, bütün görüşümüzle, mevcudiyetimizle olumlu olarak katılacağımızı ifade ediyorum. Yapılan çalışmaların tekrar hayırlı olması temennisiyle, Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Arınç'a teşekkür ediyoruz.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Konya Milletvekili Sayın Ömer İzgi; buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ÖMER İZGİ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gündemimizde bulunan Anayasanın 143 üncü maddesinin değiştirilmesi konusunda söz aldım; sözlerime başlamadan önce hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, sorun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemes ile Türkiye arasındadır. Bu sorunun açıklıkla ortaya konulabilmesi için, öncelikle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin işlevi, etkinlik derecesi nedir diye bir soru sorulup, cevabının bulunmasında büyük yarar var. Gerçi, bu cevabı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kendisi bulmuş ve vermiştir. Nitekim, 7 Aralık 1976 tarihinde, Heindizeyd ve Birleşik Krallıklar arasında devam eden bir mahkemeleşmeden ötürü verilen kararda, bu mahkemenin özelliğinin, devletlerin yurttaşlarına olan sorumluluklarının güvencesi olan bir organ olduğu ortaya konulmuştur. Tabiî, devletlerin yurttaşlarına olan sorumluluklarının, yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde bir güvence olduğuna göre, denetim yetkilerini de taşıdığını ayrıca vurgulamıştır. Tabiî, bu denetim yetkisinin sınırı da bu kararda derc edilmiş ve alınan karar gereğinden olarak, yalnız ulusal mevzuatların denetlenmesinde kalınmamış, o ulusal mevzuatlara uygun olarak verilmiş olan her tür yargı kararlarının da denetimi bu mahkemece üstlenilmiştir. Daha da önemlisi, bu kararda, İnsan Hakları Sözleşmesinin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında dokunulmaz olarak gösterilen insan haklarına, ülkenin bölünmezliği gibi kutsal sayılan durumlarda dokunulabilecekse, bunun da sınırları belirtilmiş; bunun sınırsız bir dokunma olmayacağına, sınırlarının da Avrupa değerleriyle eşdeğer olacağına işaret edilmiştir.

Ayrıca, bu mahkeme kararlarının niteliği üzerinde de bir karar ortaya konulmuş -Anayasamızın 153 üncü maddesinin son fıkrasında olduğu gibi- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden çıkacak her kararın, ancak kendilerinin dokunabileceği bir karar olduğu ve başka hiçbir ulusal milletin dokunamayacağı karar olacağı da belirtilmiştir.

Olayımız, devlet güvenlik mahkemelerinde askerî yargıçların bulunmasının İnsan Hakları Mahkemesi tarafından sakıncalı görülüp, sözleşmenin 6/1 inci maddesinin ihlaline yol açtığıdır. Oysa, bunun böyle olacağı, daha, 1 Ocak 1982 günlü, Piersac ve Belçika ülkesi arasında devam eden bir mahkemeleşme nedeniyle aynı mahkemenin verdiği kararda belirtilmişti. O kararda, yargıçların atanma biçimlerine işaret edilmiş, sicil durumlarına değinilmiş; yargılananlar bakımından eğer herhangi bir kuşkuya yer bırakacak böylesi durumlar mevcut ise, o zaman, verilecek karar nasıl olursa olsun, sözleşmenin 6/1 inci madddesinin ihlali sonucunu doğuracağı karar altına alınmıştı.

Konumuzla ilgili olarak, ilk mahkeme kararı, Türk Hükümeti ile Nasup Mitap ve Abdullah Oğuzhan Müftüoğlu davası olarak görülebilir. Gerçi, o davalarda dava konusu, devlet güvenlik mahkemeleri değildi, sıkıyönetim mahkemeleriydi; ama, o sıkıyönetim mahkemelerinde görevli olan askerî yargıçların atamalarına, sicil durumlarına atıfta bulunularak, o durumları itibariyle, karar nasıl olursa olsun, yargılanan bakımından bağımsız bir mahkeme olarak görülemeyeceğine işaret edilmiş ve yine sözleşmenin 6 ncı maddesinin ihlalinin söz konusu olduğu vurgulanmıştı. Bu kararın tarihi de 8 Aralık 1994'tür.

Türkiye aleyhine verilmiş son mahkeme kararları, 9.6.1998 günlü İbarahim İncal ve 28.10.1998 günlü Cengiz Çıraklar davalarındadır. Her iki davada da, devlet güvenlik mahkemelerindeki askerî yargıçların atama ve sicil durumlarına dokunulmuş, onlar neden gösterilerek, yargılanan için, bağımsız bir mahkemede yargılandığı sonucunun çıkmayacağı, karar altına alınmıştır.

Türkiye aleyhine sonuçlanan, Nasup Mitap ve Abdullah Müftüoğlu, Sadi Mansur, Nabi Yağcı ve Nihat Sargın, Türkiye Birleşik Komünist Partisinin kapatılması aleyhindeki başvuru, Sosyalist Partinin kapatılması kararı hakkındaki Doğu Perinçek ve İlhan Kırıt'ın başvuruları, Hüseyin Akdıvar-Kelekçi Köyü nedeniyle- Zeki Aksoy, İbrahim İncal ve Cengiz Çıraklar hakkındaki komisyon ve mahkeme kararlarının tamamı İnsan Hakları Mahkemesinden çıkmış, çok daha önceki tarihleri kapsayan Avrupa ülkelerindeki mahkemeleşmelerdeki kararlar dayanak yapılarak çıkarılmış olanlardır. Örneğin, Sadi Mansur, Oğuzhan Müftüoğlu, Nabi Yağcı, Nihat Sargın ve Sosyalist Partinin kapatılmasıyla ilgili davalardaki karar ve komisyonlar kararlarının dayanakları 27.6.1968 tarihli New Mestil Avusturya davalarındaki gerekçeler olmuştur. Askerî yargıç bakımından ise, sözleşmenin 6/1 inci maddesinin ihlali nedeni olarak, 1 Ocak 1982 tarihli, Piersac ve Belçika devleti arasındaki uyuşmazlık üzerine verilen karar gösterilmiştir. Hiçbir karar bizim için ilk olmamıştır. Belki, devlet güvenlik mahkemeleri o ülkelerde bulunmadığı için ilk gibi gözükebilir; ama, yargıç güvencesi esas alındığı için ilk karar olmaktan uzaktır.

Biz bir teröristi yargılıyoruz, verilecek karar idam olduğunda işin boyutunun değişeceğinin -şimdi üzerinde durmak istemediğim- değişik nitelikli tavsiye kararlarıyla karşılaşacağımızın kaygısını şimdiden taşıyorum. İşte böylesi gelişmeleri bekleyen günümüzde, o gelişmelere dayanak hazırlarcasına, DGM'lerdeki askerî yargıcın yerine sivilinin getirilmemesini sağlamak, o kararlar için dayanak, zemin hazırlamak olmaz mı? Verilecek tazminat önemli değil; önemli olan, İnsan Hakları Mahkemesinden, yargılamaya gölge düşürecek bir kararın çıkacak oluşudur. Bu da, o mahkemenin eski kararları göz önüne alındığında, tartışmasız kesindir.

İdama karşı olmak başka şey, adil bir yargılama olmadığı ithamı altında kalmak çok daha başka şeydir. Biraz önce değinmiştim, bırakalım bizim dışımızdaki yıllar öncesine varan kararları, ilk kez, bizimle ilgili olan 1994 yılındaki karardan bu yana hemen önlem alacağımız yerde, bugünlere kadar taşıdığımız itham altında kalmayı bugün de sürdürürsek, kaybetme dışında herhangi bir kazancımız olabilir mi? Kazancımız hiç olmaz ama, şimdiden çıkacağı belli olan İnsan Hakları Mahkemesi kararının sonucuyla, sözleşmenin 6 ncı maddesini ihlal etmiş bir ülke durumuna düşeceğiz. O zaman, şüpheli, şaibeli bir yargılama anlayışı gündeme konu olarak gelmiş olacaktır. Böyle bir yargılamaya olanak vermek, bölücüler için bulunmaz bir ortamın yaratılmasıdır. Bu payeyi bölücülere de, bölücü başına da vermeyeceğiz. Bugünden tezi yok, suçu sabit olan bölücü başı için verilecek kararı, düşecek her türlü gölgeden arındırmalıyız. Bölücü başının tarahî geleceğine ve bölücülere, İnsan Hakları Mahkemesince, sözleşmenin 6/1 fıkrasıyla esasen ihlal edilerek verilmiş bir karar var sığınağını onlara teslim etmemeliyiz.

Bu düşüncelerimizi ortaya koyarken, asıl üzerinde durduğumuz bir konu da yalnız mahkemenin kuruluş biçimi değil, devlet güvenlik mahkemelerinde askerî yargıç yerine sivil yargıç getirilmesinin yararı yanında, çıkacak başka maddeler de vardır. 264 üncü maddenin, o mahkemelerin görevi içinde bulunmasının ne gereği var? 313 üncü maddenin ne gereği var? 314 üncü maddenin ne gereği var? 403 üncü maddenin, o mahkemeler görevleri arasında kalmasının ne gereği var? 6136 sayılı Ateşli Silahlar Yasasının o mahkemeler kapsamında olmasının ne gereği var? Bunların da çıkarılması gerekir ve tıpkı askerî yargıçların yerine sivil yargıçların gelebilmesi gibi yararlı düzeltimler olacaktır. 367 olumlu oydan yoksun olan iktidar, bunu, ancak muhalefetimizin katkılarıyla sağlayabilecektir. Onun için, böylesi önemli bir olayın gerçekleştirilmesindeki en büyük pay, kuşkusuz, iktidardan önce muhalefetin olacaktır. Böyle bir payeyi elde etmede kararlılığı muhalefetin tümüyle göstereceğine yürekten inanıyordum; şimdi de gördüm ki, değerli muhalefet sözcümüzün belirttiklerine göre, değişiklik önerisine olumlu bakmaktadırlar; demek ki, baştan sona, yürekten inancım doğru çıktı, şimdi onun mutluluğunu yaşıyorum.

Değerli milletvekilleri, Yüce Meclisimizi teşkil eden tüm partiler gibi Milliyetçi Hareket Partisi de, ileriye dönük olarak bakan bir partidir. Öyleyse, bugüne bakarak, devlet güvenlik mahkemelerindeki bu değişikliği önleme yerine, onun derhal kaldırılması ülkemiz açısından son derece yararlı görülmüştür. Bu yarar nedeniyledir ki, bu değişikliğe olumlu oy vereceğiz.

Sözlerime son verirken, Yüce Meclisimizi tekrar selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Ömer İzgi'ye teşekkür ediyoruz.

Doğru Yol Partisi adına, Amasya Milletvekili Sayın Ahmet İyimaya.

Buyurun Sayın İyimaya. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA AHMET İYİMAYA (Amasya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında, Yüce Meclisi, Partim ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

21 inci Dönem Parlamentosu çalışmalarının milletimiz ve insanımız için başarılı ve hayırlı geçmesini Allah'tan diliyorum. 21 inci Asrın eşiğinde, anayasalı devletten, anayasal devlete geçişi sağlayacak yapıcı ve dinamik iradenin oluşmasını temenni ediyorum.

Değerli milletvekilleri, bu dönem Parlamentosu, yasama faaliyetini bir anayasa değişikliğiyle başlatıyor. Yaygın ve sözleşmeye uygun olmayan adıyla, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bir kararını yerine getirme kapsamında Anayasamızı değiştiriyoruz. Devlet güvenlik mahkemelerinde yer alan askerî üye yapısını kaldırmayla sınırlı bir operasyon içindeyiz. Yaptığımız iş doğru mu, noksansız mı, zamanında mı? Bu soruları, kurucu iktidar olarak, siyasî partiler olarak, her bir milletvekili olarak, millet huzurunda, tarihe not düşecek haklılıkta ve netlikte cevaplandırmak zorundayız.

Değerli milletvekilleri, sorunu, anayasa tefekkürü seviyesinde ele alabilmek için, devlet güvenlik mahkemelerinin sisteme giriş sürecini ve zihniyetler haritasını ortaya koymak gerekir. Devlet güvenlik mahkemeleri modeli, faşist İtalya'da 1926 yılında ortaya çıkmıştır; daha sonra, De Gaulle döneminde Fransız sistemine resepsiyon yoluyla aktarılmıştır. Bu modelin ortaya çıkış döneminde, her iki ülke, kriz yoğunluğunda iç ve dış sorunlarla boğuşuyordu. Model, başkaca herhangi bir demokratik ülkede benimsenmiş değildir.

Devlet güvenlik mahkemeleri, sistemimize, 12 Mart ara rejimi sırasında girmiştir. Uzlaşma erozyonunun dibe vurduğu ve gerilim ilişkisinin doruğa tırmandığı bir süreçte, o zamanki Isparta Milletvekili, Değerli Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel ve arkadaşları ile Zong