DÖNEM : 20 CİLT : 66 YASAMA YILI : 4

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

23 üncü Birleşim

24 . 11. 1998 Salı

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. — GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. — GELEN KÂĞITLAR

III. — BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. — Karaman Milletvekili Fikret Ünlü’nün, 24 Kasım Öğretmenler Gününe ilişkin gündemdışı konuşması

2.—Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Türk Hava Yolları Genel Müdürlüğünün son üç yıllık faaliyet raporuna ilişkin gündemdışı konuşması

3.—Nevşehir Milletvekili A. Esat Kıratlıoğlu’nun, Nevşehir Havaalanıyla ilgili sorunlara ve alınması gerekli önlemlere ilişin gündemdışı konuşması ve Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un cevabı

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. —Malta’ya gidecek olan Devlet Bakanı Işılay Saygın’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Metin Gürdere’nin vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1809)

2.—Kuzey Kıbrıs TürkCumhuriyetine gidecek olan Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bülent Ecevit’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Hasan Hüsamettin Özkan’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1806)

3. —Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’e, dönüşüne kadar, Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1807)

4.— Kuzey Kıbrıs TürkCumhuriyetine gidecek olan Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’a, dönüşüne kadar, Adalet Bakanı Hasan Denizkurdu’nun vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1808)

5.—Malta’ya gidecek olan Devlet Bakanı Işılay Saygın’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Metin Gürdere’nin vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin tezkerenin işlemden kaldırıldığına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1805)

6.—Avusturya’ya gidecek olan Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’a, dönüşüne kadar, Adalet Bakanı Hasan Denizkurdu’nun vekalet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin tezkerenin işlemden kaldırıldığına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1810)

7.—(9/28) esas numaralı Meclissoruşturması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/1811)

8.—Kayseri Milletvekili Nurettin Kaldırımcı’nın, Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/392)

9.—Şanlıurfa Milletvekili Eyyüp Cenap Gülpınar’ın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/393)

10.—Aydın Milletvekili Fatih Atay’ın, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/394)

11. —Diyarbakır, Hakkâri, Siirt, Tunceli ve Van illerinde devam etmekte olan olağanüstü halin 30.11.1998 günü saat 17.00’den geçerli olmak üzere 4 ay süreyle uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1812)

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.—Sinop Milletvekili Metin Bostancıoğlu ve 29 arkadaşının, İş Bankası tarafından bir işadamına ait firmalara usulsüz kredi verildiği iddialarının araştırılarak sorumlularının saptanması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/302)

2.—Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya ve 19 arkadaşının, yerel basının sorunları konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/29)

IV.—KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1.—Denizli Milletvekili Ramazan Yenidede’nin yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu karma komisyon raporu (3/1616) (S. Sayısı :771)

2.—Gaziantep Milletvekili Mustafa Taşar’ın yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu karma komisyon raporu (3/1644) (S. Sayısı :769)

3. —Afyon Milletvekili Kubilay Uygun’un yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu karma komisyon raporu (3/1643) (S. Sayısı :770)

4.—İzmir Milletvekili Ali Rıza Bodur’un, yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu karma komisyon raporu (3/1612) (S. Sayısı :772)

V.—ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1.—1999 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1997 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu tasarılarının gündemdeki yeri, görüşme gün ve saatleri ile konuşma sürelerine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

2.—(9/44), (9/45) ve (9/46) esas numaralı Meclis soruşturması önergelerinin gündemdeki yeri, görüşme günü ve çalışma süresi ile Genel Kurulun 20.10.1998 tarihli 9 uncu birleşiminde kabul edilen Çarşamba ve Perşembe günleri 20.00 -24.00 saatleri arasındaki çalışmaların 25.11.1998 Çarşamba gününden itibaren yapılmamasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi

VI. —GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI

A) GÖRÜŞMELER

1.—İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya ve 13 arkadaşı, Zonguldak Milletvekili Necmettin Aydın ve 19 arkadaşı, Konya Milletvekili Veysel Candan ve 12 arkadaşı, Kocaeli Milletvekili Necati Çelik ve 23 arkadaşı, Kütahya Milletvekili Emin Karaa ve 22 arkadaşı, İzmir Milletvekili Işın Çelebi ve 25 arkadaşı, Zonguldak Millevtekili Tahsin Boray Baycık ve 22 arkadaşı ile Hatay Milletvekili Fuat Çay ve 25 arkadaşının, özelleştirme uygulamalarıyla ilgili usulsüzlük ve yolsuzluk iddialarını araştırarak alınması gereken tedbirleri tespit etmek amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri ve (10/19, 29, 40, 88, 98, 127, 150, 166) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu raporu (S. Sayısı :743)

VII.—SEÇİMLER

A) KOMİSYONLARDA BOŞ BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM

1.—Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

VIII.—SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.—Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın, Lockheed yolsuzluğuna ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Kutlu Aktaş’ın yazılı cevabı (7/6199)

2. –İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, Emper Menkul Değerler Şirketine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Güneş Taner’in yazılı cevabı (7/6220)

3.—Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, Trabzon-Merkez ve ilçelerindeki imam hatip ve meslek okullarına kayıt yaptıran öğrenci sayısına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay’ın yazılı cevabı (7/6243)

4.—Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı’nın, başörtüsüne destek için düzenlenen bir gösteriye yapılan müdahaleye ilişkin sorusu ve içişleri Bakanı Kutlu Aktaş’ın yazılı cevabı (7/6281)

I.—GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak iki oturum yaptı.

Gensoru görüşmelerinde Hükümet ve gruplar adına konuşma sürelerinin 30'ar dakika olmasına ilişkin CHP Grubu önerisi, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildi.

Daha önce birleştirilerek görüşülmesi kabul edilen;

Doğru Yol Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya ve İçel Milletvekili Turhan Güven'in, çete ve mafya liderleriyle doğrudan ilişki içinde oldukları ve özelleştirmelerde, özellikle Türkbank’ın satışı ihalesinde devletin menfaatını gözetmeyerek görevlerini kötüye kullandıkları,

Fazilet Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri Erzurum Milletvekili Lütfü Esengün, Kayseri Milletvekili Salih Kapusuz ve Sıvas Milletvekili Abdüllatif Şener'in, çete ve mafya liderleriyle doğrudan ilişki içinde oldukları ve görevlerini kötüye kullandıkları, kamu ihaleleri ve özellikle Türkbank’ın satışı ihalesine fesat karıştırdıkları,

İddialarıyla, Devlet Bakanı Güneş Taner ve Başbakan A. Mesut Yılmaz haklarında,

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile Grup Başkanvekilleri İçel Milletvekili Oya Araslı, Ankara Milletvekili Önder Sav ve Hatay Milletvekili Nihat Matkap'ın, mafya ve çete liderleriyle yakın ilişki içinde olduğu ve Türkbank’ın satışı ihalesinde bir işadamına fiyat teklifi ve para ve kredi temini konularında yardımcı olmak suretiyle ihaleyi yönlendirdiği iddiasıyla Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkında,

Verdikleri ve Genel Kurulca 19.11.1998 tarihli 21 inci Birleşimde gündeme alınması kabul edilen gensoruların (11/19, 11/20, 11/21) görüşmeleri tamamlandı; DYP Grup Başkanvekilleri Mehmet Gözlükaya, Saffet Arıkan Bedük ve Turhan Güven, FP Grup Başkanvekilleri Lütfü Esengün, Salih Kapusuz ve Abdüllatif Şener, CHP Grup Başkanvekilleri Önder Sav, Oya Araslı ve Nihat Matkap'ın verdikleri gerekçeli güvensizlik önergesinin, Anayasanın 99 uncu maddesine göre, bir tam gün geçtikten sonra oylanacağı açıklandı.

Gensoru görüşmeleri sırasında:

Başbakan A.Mesut Yılmaz, CHP Grubu adına konuşan Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın, ileri sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi nedeniyle;

ANAP Bayburt Milletvekili Ülkü Güney, CHP Grubu adına konuşan Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın, şahsına,

CHP Grup Başkanvekili İçel Milletvekili Oya Araslı ile DYP Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, ANAP Grubu adına konuşan Ankara Milletvekili Agâh Oktay Güner'in, partilerine,

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, DSP Grubu adına konuşan Gaziantep Milletvekili Ali Ilıksoy'un, şahsına ve partisine,

Sataştıkları;

Devlet Bakanı Hasan Hüsamettin Özkan ile İzmir Milletvekili H.Ufuk Söylemez, Hükümet adına konuşan Devlet Bakanı Güneş Taner'in konuşmasının yanlış anlamalara imkân verebileceği,

İddialarıyla birer konuşma yaptılar.

24 Kasım 1998 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 19.51'de son verildi.

Uluç Gürkan

Başkanvekili

Levent Mıstıkoğlu Abdulhaluk Mutlu

Hatay Bitlis

Kâtip Üye Kâtip Üye

II. —GELEN KAĞITLAR

24.11.1998 SALI No : 29

Rapor

1.- İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit ve 187 Milletvekilinin, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 82 nci Maddesinin Değiştirilmesine Dair Yasa Önerisi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/1205) (S. Sayısı: 773) (Dağıtma tarihi: 24.11.1998) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergesi

1.– Kars Milletvekili Zeki Karabayır’ın, Ardahan-Hoçvan Hasköy Nahiyesine ilköğretim yatılı bölge okulu açılıp açılmayacağına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1238)(Başkanlığa geliş tarihi : 19.11.1998)

Yazılı Soru Önergeleri

1.– Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, YÖK Disiplin Yönetmeliğinde yapılan değişikliğe ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6550)(Başkanlığa geliş tarihi : 16.11.1998)

2.– Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Ankara İli genelinde ek ders ücretleri ödenmeyen öğretmenlere ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6551) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.11.1998)

3.– Tokat Milletvekili Hanefi Çelik’in, eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfında olup ek ders ücreti alamayan ilköğretim müfettişlerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6552)(Başkanlığa geliş tarihi : 19.11.1998)

4.– İçel Milletvekili Oya Araslı’nın, Mersin İleri İlköğretim Okulu Müdürünün bazı icraatlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6553) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.11.1998)

5.– Yozgat Milletvekili Kazım Arslan’ın, yürütülmesi durdurulan yönetmelik hükümlerine göre konut tahsisi yapılıp yapılmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6554) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.11.1998)

6.– Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, üniversitelere başörtüsü ile gidilmemesi için alınan önlemlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6555)(Başkanlığa geliş tarihi : 19.11.1998)

7.– Tokat Milletvekili Ahmet Feyzi İnceöz’ün, trafik kazalarına karşı alınacak tedbirlere ve Tokat’ta yaşanan terör olaylarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6556) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.11.1998)

8.– Tokat Milletvekili Ahmet Feyzi İnceöz’ün, Bağ-Kur ve SSK’na ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/6557) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.11.1998)

9.– Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, Balıkesir Sosyal Hizmetler İl Müdürünün başka bir İle atanmasının nedenine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6558)(Başkanlığa geliş tarihi : 19.11.1998)

10.– Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, Balıkesir Merkez İmam Hatip Lisesi Müdürünün görevinden alınmasının nedenine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6559) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.11.1998)

11.– Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, Bayındır Holdinge ortak olan üst düzey bürokrat ve siyasetçi olup olmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6560) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.11.1998)

Genel Görüşme Önergesi

1.– Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya ve 19 arkadaşının, yerel basının sorunları konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 102 ve 103 üncü maddeleri uyarınca bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/29) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.11.1998)

Meclis Araştırması Önergesi

1.– Sinop Milletvekili Metin Bostancıoğlu ve 29 arkadaşının, İş Bankası tarafından bir işadamına ait firmalara usulsüz kredi verildiği iddialarının araştırılarak sorumlularının saptanması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/302) (Başkanlığa geliş tarihi : 4.11.1998)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

24 Kasım 1998 Salı

BAŞKAN : Başkanvekili Uluç Gürkan

KÂTİP ÜYELER : Ahmet Derin (Kütahya), Levent Mıstıkoğlu (Hatay)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 üncü Birleşimini açıyorum.

Görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.

NACİ TERZİ (Erzincan) – Başkanım...

BAŞKAN – Buyurun.

NACİ TERZİ (Erzincan) – Bugün 24 Kasım, Öğretmenler Günü...

BAŞKAN – İzin verir misiniz, gündemdışı sözleri onun üstüne vereceğim.

NACİ TERZİ (Erzincan) – Başkanım, müracaat ettim, çıkmadı. Gündemden aldığım bilgiye göre konuşuyorum.

BAŞKAN – Anlayamadım, ne demek gündemden aldığınız bilgiye göre?..

NACİ TERZİ (Erzincan) – Bilerek konuşuyorum...

BAŞKAN – Efendim?..

NACİ TERZİ (Erzincan) – Gündemde, Öğretmenler Günüyle ilgili bir konuşmacı var. Müsaade ederseniz bir şeyler söyleyeceğim.

BAŞKAN – Efendim, bir dakika...

Konuşmayı yapalım, gündemdışı sözleri...

NACİ TERZİ (Erzincan) – Gündemdışı konuşmalara geçmeden önce konuşacağım.

BAŞKAN – Bir dakika...

Benim ne diyeceğimi dinlemeden, hiç nezakete ve özellikle Öğretmenler Gününde öğretmenler için konuşma talep etmeye yakışıyor mu bu davranış Sayın Terzi?!.

Lütfen, yerinize oturur musunuz...

NACİ TERZİ (Erzincan) – Sayın Başkanım, sizin davranışınızı izah edeceğim.

BAŞKAN – Lütfen, yerinize oturur musunuz.

III. — BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. — Karaman Milletvekili Fikret Ünlü’nün, 24 Kasım Öğretmenler Gününe ilişkin gündemdışı konuşması

BAŞKAN – Öğretmenler Günü nedeniyle Sayın Fikret Ünlü, gündemdışı konuşacaklar.

Öğretmenler Günü nedeniyle çok sayıda arkadaşımızın başvurusu oldu; Sayın Ömer Özyılmaz, Sayın Mustafa Kemal Ateş, Sayın Hasan Dikici ve Sayın Naci Terzi de gündemdışı söz talebinde bulundular...

HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Ben de dilekçe verdim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Burada elimde yok; bana ulaşmadı Sayın Çalık.

Başkanlığımızda bir değerlendirme yaptık, kura çekimi yoluna gittik ve gündemdışı söz Sayın Fikret Ünlü tarafından kullanılacak.

Buyurun Sayın Fikret Ünlü, söz sizin.

NACİ TERZİ (Erzincan) – Başkanım, müsaade etmeyecek misiniz?

FİKRET ÜNLÜ (Karaman) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle söz aldım, hepinizi saygıyla selamlıyorum; izninizle, başvuruda bulunan bütün arkadaşlarım adına konuşma yapmaya çalışacağım.

Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planında, devletin eğitimdeki amacı "Demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarının bilincinde, özgür ve özgüveni olan bilgi çağı insanını yetiştirmektir" diye tarif ediliyor. Öğretmen ise, devletin amaçladığı bu insan tipinin yetiştirilmesinde sorumluluk yüklediğimiz kişidir. Bunun için ilk başta öğretmen yetiştirme politikalarımız sorgulanmalıdır diye düşünüyorum.

55 inci Hükümet döneminde yapılan birçok düzenlemeye ve iyileştirmeye karşın, henüz doğrultu tutarlılığı olan uzun vadeli bir öğretmen yetiştirme politikası uygulamaya konulamamıştır. Bu konuda cumhuriyetin ilk yıllarındaki büyük atılımları hatırlayalım. Köy enstitülerinin Türk millî eğitimindeki yeri hâlâ doldurulamamaktadır. Bu okullardan yetişmiş olan öğretmenlerimizin, toplumun aydınlanmasına ve kalkınmasına olan katkılarını unutmak mümkün değildir. Bu arada, büyük atılımın mimarları ve emekçileri olan başta Mustafa Necati, Hasan Ali Yücel, İsmail Hakkı Tonguç, Rauf İnan'ları ve öğretmen yetiştirme denilince ilk akla gelen köy enstitüleri ve öğretmen okullarından çıkışlı değerli yazarlarımızı, bilim adamlarımızı, ressam ve müzisyenlerimizi bu okulların her zaman, her yerde güçlü bir imaj olarak yaşamasında ve inançla savunulmasında en büyük rolü oynayan bütün insanlarımızı, bütün öğretmenlerimizi, izninizle, şükranla ve saygıyla anmak istiyorum.

Köy enstitülerinden sonra, bu okulların kısmen de olsa geleneklerini ve izlerini taşıyan öğretmen okullarıyla, eğitim enstitüleri kapatılmış, yerine ise henüz esaslı bir model konulamamıştır. Öğretmen yetiştiren kaynakların kurutulmasına paralel olarak eğitimin kalitesi düşmüş, başarı ve verim azalmış, giderek öğretmene gösterilen saygı ve değer zaafa uğratılmıştır. En kısa zamanda bu gidişe dur denilerek öğretmenlik mesleği yeniden sağlam temellere oturtulmalıdır. Günümüzde iş başında bulunan öğretmenlerin büyük bir kesiminin öğretmen yetiştirmeyen okullardan atanmış olması eğitimde sorumluluk taşıyan herkesi harekete geçirmelidir. 15 inci Millî Eğitim Şûrasında da vurgulandığı üzere, öğretmenler, mutlaka, kurulacak olan öğretmen üniversitelerinde yetiştirilmelidir.

Değerli arkadaşlarım, ilk aşamada, üç büyük kentimizdeki değişik eğitim fakülteleri bir araya getirilerek, bu üniversitelerin temelleri atılabilir ve bu fakültelerin program ve kapasiteleri Millî Eğitim Bakanlığımızın öğretmen ihtiyacına paralel olarak düzenlenebilir. Böyle bir yapılanmanın öğretmen adaylarının yetiştirilmesindeki sosyolojik ve psikolojik yararları çok fazladır. Bu son yıl içerisinde okullaşma ve eğitim reformu konusunda, en başta, Sayın Hikmet Uluğbay'ın ve tabiî, sonra da Türkiye Büyük Millet Meclisi ve 55 inci Hükümetin gösterdiği başarı ve performans örnek alınırsa, öğretmen üniversitelerinin de kısa sürede inşa edilebileceği görülecektir.

Değerli arkadaşlarım, öğretmenlerimiz büyük zorluklar içerisindedirler. Geçim sıkıntısı, öğretmenlerimizin yıllardır süregelen ve ne yazık ki hâlâ değiştirilememiş olan bir alınyazısı gibidir. Günlük yaşam kaygısı içine düşmüş olan öğretmenlerimiz kendini yenileme, geliştirme ve yeni bilgiler elde edebilme olanaklarından yoksundurlar. Ağırlaşan yaşam koşulları altında ezilmemek ve ayakta kalabilmek için başka çıkış yolları arayan birçok öğretmenimiz, büyük kentlerde, seyyar satıcılık, işportacılık, garsonluk gibi işler yapar duruma gelmişlerdir. Bu, çok üzüntü verici bir durumdur.

Öğretmenlerin ücretleri, mutlaka, meslek onuruyla bağdaşır bir düzeyde olmalıdır; ekonomik şartları, kitap, gazete alabilmeye, kültürel gelişmeleri izlemeye, yaz aylarında da yeterince tatil yapabilmeye elvermelidir. Eğitimde kaliteyi ve verimi artırmanın en önemli şartlarından biri de budur.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizin baş belası olan terörün, güvenlik güçleri dışında en fazla yöneldiği kesim öğretmenlerdir. Halkın aydınlanarak terörün en önemli kaynaklarından biri olan cehaletin yok edilmesini istemeyen bölücü hareket, bu nedenle, hep savunmasız öğretmenlerimizi hedef aldı. Bu yörelerde çalışmakta olan öğretmenlerimize ve ailelerine yönelik katliam haberleri, diğer şehitlerimizde olduğu gibi, toplum olarak hepimizin yüreklerini dağladı. Bu vesileyle, bir kez daha, tüm şehit öğretmenlerimizi rahmetle anıyorum.

Memnuniyetle görüyoruz ki, son dönemde, öğretmenlerimizin can güvenliğinin sağlanması konusunda etkin tedbirler alınmış, büyük gayretler sarf edilmiştir. Bu çabaların artarak devam edeceğine inanıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Ünlü, konuşmanızı 1 dakika içerisinde toparlayınız.

FİKRET ÜNLÜ (Devamla) – Öğretmenlerin en başta gelen sorunlarından biri de, örgütlenme sorunudur. Bilindiği gibi, örgütlenme hakkı, İnsan Hakları Evrensel Bildirisinden başlayarak pek çok uluslararası anlaşma ve sözleşmenin, çalışanlara tanıdığı temel insan haklarındandır.

Öğretmenlerimiz, yıllardır süren dernek ve sendikalaşma hareketleri içerisinde, mücadeleleri içerisinde, çoğu kez sürgün, kıyım ve baskılarla karşılaştılar, meydanlarda coplandılar. 21 inci Yüzyıla hazırlanan Türkiye, insanlık onuruyla bağdaşmayan bu tür olaylara meydan vermemek için, öğretmenlerimiz başta olmak üzere, tüm kamu çalışanlarını ilgilendiren sendika kanununu mutlaka çıkarmalıdır.

Hepinizi ve tüm öğretmenlerimizi, emekli öğretmenlerimizi saygıyla ve şükranla selamlıyor, saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ünlü.

Sayın Terzi, mikrofonunuz açık; yerinizden, lütfen, kısa bir söz...

NACİ TERZİ (Erzincan) – Sayın Başkanım, bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü. Böyle bir günde, öğretmen kökenli milletvekilleri olarak, vermiş olduğunuz üç gündemdışı sözün de bu güne tahsis edilmesini arzu ederdik.

Yine, ikincisi de, böyle bir günde, Millî Eğitim Bakanının şu anda Mecliste olmamasını ve Başkanlığın bu tutumunu kınıyorum.

Arz ederim. (FP, DYP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündemdışı sözlerin nasıl takdir edileceği Başkanlığın uhdesinde.

NACİ TERZİ (Erzincan) – Bizim arzumuz Başkanım; takdir size ait.

BAŞKAN – Takdir kullanıldı, uygulandı; diğer arkadaşların, diğer konuların önüne geçmesin istedik.

2.—Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Türk Hava Yolları Genel Müdürlüğünün son üç yıllık faaliyet raporuna ilişkin gündemdışı konuşması

BAŞKAN – Gündemdışı ikinci söz, Konya Milletvekili Sayın Veysel Candan'ın.

Buyurun Sayın Candan. (FP sıralarından alkışlar.)

VEYSEL CANDAN (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; geçen hafta, KİT Komisyonunda, Türk Hava Yolları Genel Müdürlüğünün son üç yıllık faaliyet raporu görüşüldü; bu münasebetle Genel Kurula bilgi arz etme ihtiyacını hissettim.

Türk Hava Yollarının son iki yıldaki bilançolarının gerçeği yansıtmadığı Yüksek Denetleme Kurulu raporlarında yazılıdır; şüpheli batık alacaklarında artış olduğu vardır, uçak alımlarında ciddî araştırma yapılmadığı yazılmıştır.

Türk Hava Yollarının Kıbrıs Hava Yollarıyla ortaklığı söz konusudur ve bu ortaklıktan 18 milyon dolar civarında devletin alacağı vardır, alamamaktadır.

İç hat seferlerinde zarar edilmektedir. Türk Hava Yolları, malzeme alımında yedi ayrı kuruluş halinde alım yapmaktadır. Kurum içinde hazırlanan bir yönetmelikle "ivedilik, ortaklık yararı, önemli özellik" ifadeleri kullanılarak rekabetsiz alım yapılmaktadır; dolayısıyla, usulsüzlüğe ve yolsuzluğa yol açılmaktadır.

Genel Müdürlüğe yönetmelikle tanınan yetkiyle -satın almayı devreye sokup sokmamaya, genel müdür yönetime bilgi verip vermemeye yetkilidir gibi- Türk Hava Yolları batma aşamasına gelmektedir. Bilindiği gibi, 1990 yılında özelleştirme kapsamına alınmıştır, şu anda, yüzde 1,8'i İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında özelleştirilmiştir, satılmıştır.

Bu arada, bilindiği gibi, esas söz almama sebep olan HAVAŞ, özelleştirilmiştir; bunun yüzde 60'ını Park Holding-Turgay Ciner, Yazeks Firması olarak almış, maalesef, ödemeleri zamanında yapmamıştır, dört taksidine mahkeme kararıyla icra takibi yapılmaktadır.

30 Mart 1998'de, Türk Hava Yolları, Türk Hava Yolları Ortaklığı adı altında Avrupa'yla bir ortaklığa, gizli bir özelleştirmeye doğru süratle gitmektedir. HAVAŞ'taki özelleştirmede Swissair Firması, Turgay Ciner'le, Park Holdingle ortaklık halindedir, Türk Hava Yollarının Avrupa'da ortak olacağı şirket de İsviçre Swissair Firmasıdır; dolayısıyla, gizli bir özelleştirmeye doğru adım adım gidilmektedir.

Şimdi, bu ortaklıkla ilgili, Genel Müdürlükten aldığım metinden çok kısa bir iki başlık okumak istiyorum: Ortak amblem geliştirilecek, Türk Hava Yolları amblemleri kaldırılacak, ortak bürolar yapılacak, sedece uçaklar değil malzemeler birlikte alınacak, anlaşma, İsviçre kanunlarına göre yapılacak, anlaşmazlıklar da İsviçre kanunlarına göre çözülecek.

Şimdi, burada, bu şirket ortaklığında, Türk Hava Yollarının hissesi yüzde 20, Swissair Firmasının hissesiyse, Sabena ve Avusturya dahil olmak üzere, yüzde 60-70'e varmaktadır. Bir anonim şirkette, hisseler kimdeyse mal sahibi de o olduğuna göre, eğer bize Genel Müdürlükçe ifade edilen bu ortaklık işletmeye konulursa, Türk Hava Yolları da böylece özelleştirilmiş olacaktır.

Peki, ben, bugün, bunu, niye gündeme getirme ihtiyacını hissettim; bu sözleşmenin metni dikkatle takip edildiği zaman, devletin büyük bir zararı söz konusudur. Hal böyleyken, Türk Hava Yolları-ABD Eximbankla ve Boeingle bir protokol imzalıyor ve 1 milyar 39 milyon 339 bin dolarlık krediyle, 54 adet Boeing uçağı alınıyor; alınan bu uçaklar da bu yüzde 20'lik şirket ortaklığına dahil edilmektedir.

İşin vahameti, ya bu ortaklığı yapanlar şirket ortaklığının ne olduğunu bilmemektedir ya da yanlış bir yolda, istikamette gitmektedir. Eğer, bir gün, bu anlaşma, ortaklık anlaşması -işbirliğinden öte- bir holdingleşmeye dönüşür, anonim şirket haline gelirse, Türk Hava Yollarının büyük zarar göreceği kanaatindeyim. Ben, şimdiden ilgilileri uyarmak ihtiyacını hissediyorum.

Bilindiği gibi, dün, Sayın Başbakan, burada, kuzeninin hiçbir yerle ilgisi olmadığını söyledi. Bu uçak alımlarında, Yönetim Kurulunda, Sayın Başbakanın bacanağı ve özel avukatı, danışmanı da o Yazeks Firmasında; yani, HAVAŞ'ta Swissair'in danışmanlığını yapmaktadır. Kuzeni de, Mehmet Kutman...

Şimdi, ben, bu isimleri niye verme ihtiyacını hissettim; ortada bir işletme var bir işbirliği yapılıyor veya bir şirket kuruluyorsa, burada, Türk Hava Yollarının bütün imkânlarının iyi değerlendirilmesi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VEYSEL CANDAN (Devamla) – Son cümlemi bitireyim Sayın Başkan.

Şimdi, dövizle yüksek faizle dışarıdan Eximbank kredisi kullanılacak, bu aldığımız kredilerle bir şirkete ortak olacağız ve şirket, o ülkenin kanunlarına göre yönetilecek, Türk Hava Yolları hiçbir söz sahibi olmayacak.. Ben, buradan, Türk Hava Yollarıyla ilgilenen Sayın Genel Müdür, Müsteşar, ilgili Ulaştırma Bakanı ve Başbakanın dikkatini çekiyorum. Millî bir mesele olduğu kanaatindeyim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Candan.

3.—Nevşehir Milletvekili A. Esat Kıratlıoğlu’nun, Nevşehir Havaalanıyla ilgili sorunlara ve alınması gerekli önlemlere ilişin gündemdışı konuşması ve Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un cevabı

BAŞKAN – Gündemdışı üçüncü söz, hava ulaşımı konusunda, Devlet Hava Meydanlarının durumu üzerinde, Sayın Esat Kıratlıoğlu'nun.

Buyurun Sayın Kıratlıoğlu. (DYP sıralarından alkışlar)

A. ESAT KIRATLIOĞLU (Nevşehir) – Sayın Başkan, öncelikle, bizim üzerimizde ana baba hakkı gibi hakkı olan tüm öğretmenlerimize, Öğretmenler Günü münasebetiyle, başta, Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, Türkiyemizde, bugün, 32 tane havaalanı stol ve konvansiyonel olarak, bitmiş durumdadır; devam eden ve bitme durumunda bulunan askerî havaalanları itibariyle de 10 tanesi sivil havacılıkta kullanılmaktadır. Diğer devam eden işler ise, Nevşehir Tuzköy, Samsun Çarşamba ve GAP Şanlıurfa Havalimanlarıdır. Askerî ve sivil havaalanı olarak 6 tanesinin, stol havaalanı olarak da 13 tanesinin yapımı devam etmektedir. Etüdü devam eden stol havaalanları ise 13 tanedir ve 24 tane normal havaalanı etüdü de devam etmektedir.

Değerli arkadaşlarım, burada, geçen hafta pazar günü açılan Nevşehir Hava Meydanı hakkında sizlere kısa bir malumat arz etmek istiyorum: Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Planında Nevşehir Havaalanının yapılması derpiş olunmuştur; ancak, daha önce Türk Hava Kurumunun marifetiyle pırpır uçaklarının ineceği ve sertleştirilmiş zemin üzerine asfalt dökülmek suretiyle bir pist yapılmıştı; fakat, biz, Nevşehir'e mutlak surette büyük bir havalimanının yapılmasını hedef olarak almıştık. Bunun için de bütün gayretlerimizle bu işin içerisine girdik; ancak, daha önce bazı yerlerden Nevşehir Tuzköy'de havalimanı yapıldığı zaman peribacalarının bu gürülteden yıkılacağını ve doğanın tahrip olacağını ifade eden şikâyetler Devlet Planlama Teşkilatına intikal ettirilmişti. Bunun üzerine, biz, orada DLH'nın da iştiraki ile Nevşehir İl Özel İdaresi marifetiyle ilk stol havaalanının temelini 27.6.1994 tarihinde attık. Sonradan, peribacalarını yıkılma durumuna getirmeyeceğine dair ÇED raporu istendi Çevre Bakanlığından ve Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumuna; yani, TÜBİTAK'a müracaat etmek suretiyle buranın tetkikini istedik 10.7.1995 tarih, 4446 sayılı Kararla, eğer uçaklar Nevşehir-Avanos-Ürgüp üçgeni üzerinde uçmazsa peribacalarının yıkılmayacağını bildirdi ve dolayısıyla, İl Özel İdaresi marifetiyle temeli atılan bu havaalanının Ulaştırma Bakanlığına geçmesi sağlandı 25.4.1995 tarihinde.

Sonra, Yüksek Planlama Kurulunun 25.10.1995 tarih, 95/68 sayılı Kararıyla, İl Özel İdaresi marifetiyle yaptırılan bu havaalanının Devlet Hava Meydanlarına intikal etmesi sağlandı. Bundaki maksat şuydu: Devletin bütçesiyle yapıldığı takdirde çok uzun seneleri alacaktı; doğrudan doğruya Devlet Hava Meydanlarının bütçesiyle yapıldığı takdirde -Yüksek Planlama Kurulu kararıyla- kısa zaman içerisinde yapılması mevzubahisti; nitekim de öyle oldu ve bu durum, ileriye sarî olarak devam ettirildi.

Değerli arkadaşlarım, Devlet Hava Meydanları, neticede, 18.12.1995 tarihinde -yönetim kurulunun kararında bulunan ifadeleri okuyorum- anahtar teslimi olarak burayı ihale etti; anahtar teslimi, götürü ve sabit fiyatlarla ihale etti.

Değerli arkadaşlarım, neticede, biz, bu havalimanının -yani, yapılmasını arzu ediyoruz ya- stol havaalanının dışına çıkmak mecburiyetindeyiz. Onun için, pist uzunluğunu 2 600 metreden 3 bin metreye çıkarmak ve taksirutu 238x24'e çıkarmak ve apron uzunluğunu da 240x120'ye çıkarmak suretiyle bir karar alındı; Devlet Hava Meydanlarının, 5.2.1997 tarih ve 278 sayılı Kararı ile böylece, burası havalimanı durumuna girdi. Bu, doğrudan doğruya, Devlet Hava Meydanları Genel Müdürlüğünün Yönetim Kurulu raporunda aynen vardır. Havalimanı durumuna girdi ve bu havalimanı durumuna girmesi dolayısıyla, artık, yeniden bazı ihtiyaçların meydana gelmesi mevzubahisti.

BAŞKAN – Sayın Kıratlıoğlu, ek 1 dakikalık sürenizi kullanıyorsunuz.

A. ESAT KIRATLIOĞLU (Devamla) – Peki efendim.

Bunun için, değerli arkadaşlarım, bu limana uygun şekilde hareket edilmesi için, yine, eskiye atıf yapılmak suretiyle, 3.4.1998 tarih ve 38 sayılı, 7.9.1988 tarih ve 181 sayılı Yönetim Kurulu Kararlarıyla keşif artışı yapılmak suretiyle, buralar yeniden keşif artışı durumuna girdi ve bugünkü vaziyet sağlandı.

Değerli arkadaşlarım, bütün bunların hepsi bu şekilde geçmiştir ve ben, burada, müteahhite teşekkür ediyorum; elinden gelen gayreti göstermiştir; ama, bir erken açılış yapılmıştır; önümüzdeki senenin nisan veya mayıs aylarında açılacaktı... Gerçi, turizm sezonuna yetiştirme durumu mevzubahisti; ama, bugün, şu anda, büyük uçaklar inemiyor ve büyük uçakların inmesi, ancak önümüzdeki ayın sonuna doğru mevzubahis.

Değerli arkadaşlarım, ben, burada, işin a'sından z'sine kadar bütün herşeyi huzurunuza getirdim.

Teşekkür eder, saygılar sunarım. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kıratlıoğlu.

Gündemdışı sözü Hükümet adına yanıtlamak üzere, Ulaştırma Bakanı Sayın Arif Ahmet Denizolgun; buyurun efendim.

ULAŞTIRMA BAKANI ARİF AHMET DENİZOLGUN (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Kıratlıoğlu, aslında, birtakım teknik açıklamalarda bulundular, bürokraside yapılmış olan birtakım çalışmaları aktarmaya çalıştılar, birtakım sayılar, birtakım tarihler verdiler ve konuşmalarının sonunda da, havaalanının erken açılmasıyla ilgili bir yorumda bulundular. Erken açılan havaalanımız sadece Nevşehir Havaalanımız değildir; ben birkaç ilave yapmak istiyorum. Biz, 10 havaalanını vaktinden önce bitirerek hizmete vermenin çalışmalarını yapıyoruz ve kısa süre içerisinde, bu 10 havaalanımızı, dedikleri gibi, hakikaten vaktinden önce, en güzel şekliyle, en son teknolojik yenilikleri ihtiva etmek kaydıyla, teknik terimleriyle söylemek gerekirse, vor ndb ILS cihazlarıyla ve dünyada bulunan en son sistemleri getirmek suretiyle hizmete sunuyoruz. Bunlardan bir tanesi de -kendilerinin bahsettiği gibi- Nevşehir Havaalanıydı; çünkü, Nevşehir'in çok büyük bir turizm potansiyeli var; 1 milyon civarında; nüfusunun en az birkaç katından fazla bir turiste hizmet etmesi dolayısıyla, Kapadokya bölgesine hizmet etmesi dolayısıyla, çok büyük ihtiyaç duyulan bir havaalanımızdı. Biz de bunu, ihtiyaçlarımızın ötesinde, gerekli önemi vererek, gerekli kaynak aktarımını yaparak, Ulaştırma Bakanlığı olarak, Devlet Hava Meydanları olarak, çalışmaları, en az altı yedi ay, bir seneye yakın bir hızla daha öne almak suretiyle... Çünkü, böyle büyük bir potansiyeli kaçırmak hiç kimsenin uhdesinde değildir ve dolayısıyla, kendileri de bizim yapmış olduğumuz çalışmaların ne kadar hızlı, efektif olduğunu bizlere ifade ettiler; kendilerine şükranlarımı arz ediyorum.

Sadece, bu havaalanını değil, bildiğiniz gibi, yine, 1999 yılı içerisinde açılması gereken Samsun'daki Samsun-Çarşamba Havalimanını da, aynı şekilde, çok büyük bir potansiyele hizmet verme ihtiyacından dolayı hızlandırdık. Buradaki değerli müteahhit arkadaşlarımızın, değerli çalışanlarımızın, Ulaştırma Bakanlığının değerli bürokratlarının, teknik elemanlarının yoğun çalışması dolayısıyla, bu havaalanımızı da, en kısa süre içerisinde -bir kaç hafta içerisinde- bir sene önceye çekmek suretiyle, en güzel teknolojileri kullanmak suretiyle, gerçekleştirdik.

Sayın Kıratlıoğlu'nun yine söyledikleri gibi, devlet bütçesiyle yapılamaz imajını da biz ortadan kaldırdık. Bazı havaalanlarımızı yap-işlet-devret modeliyle yapmak suretiyle -Atatürk Havalimanı bunların en büyük örneğidir- zamanından çok daha önce yapma şansına sahibiz.

Ulaştırma Bakanlığı, sadece hava meydanları değil, demiryollarında ve limanlarda da en rantabl olanları, en fizibl olanları seçmek suretiyle, en çok ihtiyaca en kısa zamanda cevap verecek havaalanlarını veya ulaşım birimlerini, en kısa sürede kullanıma vermek üzere çalışmalar yapmış, yap-işlet-devret modeli ve kaynak aktarımı ile 55 inci Hükümet, bazı işlerin, devlet bütçesiyle gerçekleştirilemez imajını silmek suretiyle ortaya koymuştur. Dünyanın şartları ne olursa olsun, ekonomik şartlar ne olursa olsun, biz, bunları, bu ekonomik negatif etkilerden etkilenmemek üzere, en kısa zaman içerisinde gerçekleştirmenin çalışmalarını yapıyoruz; bir tanesi de, şu anda bahsetmiş olduğumuz, geçen hafta hizmete verdiğimiz Nevşehir Havaalanımız. Sadece bununla kalmıyor, dediğim gibi 10 adet havaalanı en kısa süre içerisinde hizmete verilmeye çalışılıyor; 6-7 tanesi verilmiştir, bu birkaç havaalanımızda kalan son işlemler yapılmaktadır. Dediğim gibi, en son sistem seyrüsefer cihazlarımız kullanılmaktadır. Hatta, hava güvenliği, uçuş güvenliği de çok önem kazanmakta olduğu için, bu havaalanlarımızda çift kaplamalı dual sistem dediğimiz bir radar sisteminin de tesisi söz konusudur.

Tabiî, Nevşehir'den de bize çok büyük, yoğun baskılar vardı, bu havaalanımızın en kısa sürede açılmasıyla ilgili; çünkü, bildiğiniz gibi, 1999 turizm sezonuna hitap etmek istiyorsanız eğer, bu yıl, havaalanınızı, havalimanınızı hizmete vermek zorundasınız, ki, önümüzdeki yılın programına alınarak gerekli şekilde kullanılsın. Eğer, biz bunu üç beş ay geciktirmiş olsaydık, bu önümüzdeki yılı kaybederdik. Önümüzdeki yılı bir kayıp yıl olarak görme durumunu biz göze alamadık; dolayısıyla, bunun gibi birçok havaalanımızı da hizmete vermenin gururunu ve sevincini yaşadık hep birlikte tüm Nevşehir halkıyla birlikte.

Ardından, Kayseri'deki çok önemli bir terminal binamızı açtık; burada da çok önemli ihtiyaca cevap veriliyor. Yine, dün Adana'daki yeni terminal binamızı hizmete verdik; buradaki güvenlik önlemlerimizi de, birkaç hafta içerisinde en son sistem güvenlik cihazlarıyla donatarak, en güvenlikli havaalanlarımızdan bir tanesi haline getirdik. Dolayısıyla, ben sayın konuşmacı arkadaşıma, Sayın Milletvekiline buradan teşekkür ediyorum; 55 inci Hükümetin ve Ulaştırma Bakanlığının bazı konularda yapmış olduklarını, bir kere daha, bana tekrar etme fırsatını verdikleri için.

Hepinize saygılar sunuyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

ABDULKADİR BAŞ (Nevşehir) – Sayın Başkan, ben de, Nevşehir Havaalanını bir sene önce açarak, Nevşehir turizmine, Türkiye turizmine hizmet veren 55 inci Hükümete teşekkür ediyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sağ olun.

Diğer sunuşlara geçiyoruz.

Sayın milletvekilleri, sunuşlar oldukça uzun; sayın üyenin oturarak okuması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Cumurbaşkanlığı tezkereleri vardır; okutuyorum:

B) Tezkereler ve önergeler

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. —Malta’ya gidecek olan Devlet Bakanı Işılay Saygın’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Metin Gürdere’nin vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1809)

20 Kasım 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: 16 Kasım 1998 gün ve Kan. Kar: 39-06-278-98-749 sayılı yazımız.

Türkiye-Malta Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşmasını müzakere etmek üzere, 20 Kasım 1998 tarihinde Malta'ya gidecek olan Devlet Bakanı Işılay Saygın'ın dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Metin Gürdere'nin vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine,uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

İkinci tezkereyi okutuyorum:

2.—Kuzey Kıbrıs TürkCumhuriyetine gidecek olan Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bülent Ecevit’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Hasan Hüsamettin Özkan’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1806)

20 Kasım 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 22 Kasım 1998 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit'in dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığına, Devlet Bakanı Hüsamettin Özkan'ın vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Üçüncü tezkereyi okutuyorum:

3. —Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’e, dönüşüne kadar, Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1807)

20 Kasım 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 22 Kasım 1998 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel'in dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay'ın vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Dördüncü tezkereyi okutuyorum:

4.— Kuzey Kıbrıs TürkCumhuriyetine gidecek olan Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’a, dönüşüne kadar, Adalet Bakanı Hasan Denizkurdu’nun vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1808)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

20 Kasım 1998

Görüşmelerde bulunmak üzere, 22 Kasım 1998 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un dönüşüne kadar, Ulaştırma Bakanlığına, Adalet Bakanı Hasan Denizkurdu'nun vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Beşinci tezkereyi okutuyorum:

5.—Malta’ya gidecek olan Devlet Bakanı Işılay Saygın’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Metin Gürdere’nin vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin tezkerenin işlemden kaldırıldığına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1805)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

16 Kasım 1998

İlgi: 16 Kasım 1998 gün ve Kan.Kar: 39-06-278-98-749 sayılı yazımız.

Türkiye-Malta Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşmasını müzakere etmek üzere, 20 Kasım 1998 tarihinde Malta'ya gidecek olan Devlet Bakanı Işılay Saygın'ın dönüşüne kadar, Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Metin Gürdere'nin vekâlet etmesi ilgi yazı ile uygun görülmüştü.

Devlet Bakanı Işılay Saygın, seyahatinin ileri bir tarihe ertelenmesi sebebiyle Malta'ya gidemediğinden, ilgi yazının işlemden kaldırılmasının, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Altıncı ve son tezkereyi okutuyorum:

6.—Avusturya’ya gidecek olan Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’a, dönüşüne kadar, Adalet Bakanı Hasan Denizkurdu’nun vekalet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin tezkerenin işlemden kaldırıldığına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1810)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

20 Kasım 1998

İlgi: 16 Kasım 1998 gün ve Ken.Kar: 39-06-276-98-745 sayılı yazımız.

Görüşmelerde bulunmak üzere, 17 Kasım 1998 tarihinde Avusturya'ya gidecek olan Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un dönüşüne kadar, Ulaştırma Bakanlığına, Adalet Bakanı Hasan Denizkurdu'nun vekâlet etmesi, ilgi yazı ile uygun görülmüştür.

Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun, işlerinin yoğun olması sebebiyle Avusturya'ya gidemediğinden, ilgi yazının işlemden kaldırılmasının, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

İzmit'te SEKA'ya ait bir araziyi Ford Otomotiv Sanayii AŞ'ye bedelsiz vermek suretiyle, görevlerini kötüye kullandıkları iddiasıyla Başbakan Mesut Yılmaz ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Yalım Erez haklarında açılan (9/28) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutuyorum:

7.—(9/28) esas numaralı Meclissoruşturması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/1811)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Komisyonumuz, Başkan, Başkanvekili, Sözcü ve Kâtip seçimi için 19.11.1998 Perşembe günü saat 14.30'da toplanmış, kullanılan 14 adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda adı, soyadı ve seçim çevresi belirtilen üyeler, karşılarında gösterilen oyları alarak Başkan, Başkanvekili, Sözcü ve Kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize sunulur.

Saygılarımla.

Nafiz Kurt

Samsun

Komisyon Geçici Başkanı

Başkan : Turhan Alçelik (Giresun) (8 Oy)

Başkanvekili : Bülent Tanla (İstanbul) (13 Oy)

Sözcü :Ertuğrul Eryılmaz (Sakarya) (14 Oy)

Kâtip : H.Avni Kabaoğlu (Rize) (14 Oy)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Bir Meclis araştırması önergesi vardır, okutuyorum :

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.—Sinop Milletvekili Metin Bostancıoğlu ve 29 arkadaşının, İş Bankası tarafından bir işadamına ait firmalara usulsüz kredi verildiği iddialarının araştırılarak sorumlularının saptanması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/302)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Yüzde 28'lik hissesinin Atatürk'ün mirasından oluşması nedeniyle, Cumhuriyet ve Meclisimizin kurucusunun sadece manevî değil, maddî bir emaneti de olan Türkiye İş Bankası A.Ş. hakkında basında, son aylarda giderek yoğunlaşan olumsuz haberler çıkmaya başlamıştır.

Alaattin Çakıcı ile ilişkileri ve Nesim Malki cinayetindeki doğrudan rolüyle ülkemizdeki çeteleşme oluşumunun, faili meçhul cinayetler zincirinin ve karapara trafiğinin önemli halkalarından biri olduğu ortaya çıkmaya başlayan ve dikkate değer bir ticarî geçmişi bulunmayan Erol Evcil'e, tüm bankacılık ilkeleri gözardı edilerek, İş Bankası tarafından 1994 yılından itibaren çok kısa sürede, Türk bankacılık tarihinin bir kişiye ve firmalarına sağladığı en yüksek tutarlı kredilerden biri verilmiş, inanılmaz boyutlarda, 150 milyon USD,. finansman sağlanmıştır.

Bankanın müfettişlerinin incelemelerine göre, banka istihbarat birimlerinin 1995 ve 1996 yılı raporlarında çok sayıda olumsuzluğuna değinilmiş olmasına karşın, Erol Evcil ve firmaları üzerindeki kredilerin artırılması sürdürülmüş, yeterli teminatlar alınmamış, ipotek ve rehin işlemlerinin bir bölümü gerçekleştirilmemiş ve firmaya banka iştirakleri aracılığıyla da usulsüz krediler kullandırılmıştır.

Anılan firmaların ödenmeyen TL kredileri Sermaye Hareketleri Talimatına aykırı olarak dövize dönüştürülmüş, teminattaki senetler iade edilerek yerlerine ekspertiz değeri düşük taşınmazlar üzerine yüksek tutarlarda ipotekler tesis edilmiş, teminattaki çekler işleme konulmadığından teminat değerini kaybetiştir. Erol Evcil'in Banka ile yaptığı 31.3.1997 tarihli sözleşmeye aykırı olarak 47,5 milyon dolarlık zeytinin 20 milyon dolarlık bölümü Bankaya teslim edilmemiş, 4 000 ton rehinli iplik şaibeli bir şekilde kaybolmuştur.

Müfettiş roparlarına göre, geri ödemelerde sorunlar çıkmaya başlayınca, teminat açığını gizlemek amacıyla kredilerin ana teminatı olan Balıkesir/Havran'daki Zeytin İşleme Fabrikasının değerini 60 milyon dolar daha yüksek gösteren ikinci bir ekspertiz raporu düzenlettirilmiş; fabrika, bu şişirilmiş değeri üzerinden iştira sözleşmesine konu edilmiştir. Ayrıca, İş Bankasının iştiraklerinden ANTDEMİR A.Ş.'nin faaliyet konusu alelacele değiştirilmiş, sermayesi artırılmış ve kredilerin bir bölümü bu şirkete kaydırılarak kâğıt üzerinde tahsil edilmiş gibi gösterilmiştir.

Dikkat çekici bir diğer husus ise, en büyük üye grubu İş Bankası personelinden oluşan BASİSEN Sendikası Başkanı ve Bankanın yüzde 45 hissesine sahip İş Bankası Munzam Sandığı yöneticisi sıfatıyla Banka Yönetiminde belirleyici bir ağırlığı olan Metin Tiryakioğlu'nun oğlu ve kredilerin yoğunlukla kullandırıldığı Bursa Şubesi Müdürü Mehmet Ertaş'ın kardeşinin Erol Evcil ile ticaret siciline yansıyacak aleniyette, EET Tekstil Konfeksiyon Sanayi ve Ticaret A.Ş. unvanı altında ortaklık kurmuş olmalarıdır.

Banka yönetiminin, sorumluları açığa çıkaracak ve cezalandıracak süreci başlatmak bir yana, konuyla ilgili ön raporu düzenleyen müfettişe, raporunu ortadan kaldırmak için çeşitli baskılar yaptığı, raporu değiştirmemesi üzerine müfettişi kızağa aldığı; kamuoyunun baskısı üzerine açılan, sadece Bursa Şubesi Müdürüyle ve anılan müdürün çok sayıdaki sorumluluklarından görece önemsiz biriyle sınırlı tutulan ceza davasının yetersizliği ve yanıltıcılığına karşı çıkan Marmara Bölge Hukuk Müşavirinin ise iş akdini feshettiği bilinmektedir.

Banka Yönetim Kurulu Başkan ve üyelerine de ulaşan çeşitli ihbarlara karşın banka bünyesinde hâlâ soruşturma açılmadığı; ayrıca son gelişmelerin ışığında banka bünyesinde açılacak bir soruşturmanın olayın çete ve karapara boyutlarını aydınlatmada yeterli olamayacağı göz önünde tutularak, böylesine önemli tutarda ve geri dönüşü olanaksız bir kredinin çeşitli usulsüzlükler yapılarak verilmesi ve yine benzer usulsüzlükler yapılarak tahsil edilmiş gibi gösterilmesi sürecinin sorumlularının saptanması, bu sorumluların İş Bankası ve iştiraklerinde yol açtıkları tahribatın boyutlarının belirlenmesi, bu süreci başlatan ve gelişimine yol açan karanlık ilişkiler ağının ortaya çıkarılması için, yukarıdaki konuların Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından araştırılmasının gerekli olduğunu düşünmekteyiz.

Bu nedenlerle, Anayasanın 98 ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.

1. Metin Bostancıoğlu (Sinop)

2. Ali Ilıksoy (Gaziantep)

3. Emin Karaa (Kütahya)

4. Hasan Gülay (Manisa)

5. Fevzi Aytekin (Tekirdağ)

6. Yalçın Gürtan (Samsun)

7. Mahmut Erdir (Eskişehir)

8. Fikret Ünlü (Karaman)

9. Mehmet Aydın (İstanbul)

10. Ali Rahmi Beyreli (Bursa)

11. Ali Günay (Hatay)

12. Cafer Tufan Yazıcıoğlu (Bartın)

13. Necati Albay (Eskişehir)

14. Mehmet Yaşar Ünal (Uşak)

15. Çetin Bilgir (Kars)

16. Cihan Yazar (Manisa)

17. Tamer Kanber (Balıkesir)

18. Necdet Tekin (Kırklareli)

19. Erdoğan Toprak (İstanbul)

20. Erol Karan (Karabük)

21. Mustafa Güven Karahan (Balıkesir)

22. Mehmet Tahir Köse (İstanbul)

23. Ayhan Gürel (Samsun)

24. Osman Kılıç (İstanbul)

25. Bayram Fırat Dayanıklı (Tekirdağ)

26. Hadi Dilekçi (Kastamonu)

27. İbrahim Yavuz Bildik (Adana)

28. Halil Çalık (Kocaeli)

29. Mustafa Karslıoğlu (Bolu)

30. Teoman Akgür (Sakarya)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge, gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.

Bir genel görüşme önergesi vardır; okutuyorum:

2.—Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya ve 19 arkadaşının, yerel basının sorunları konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/29)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kamu görevi niteliğinde hizmet veren yerel görsel ve yazılı basınımız büyük bir kriz içindedir.

Yerel basının içinde bulunduğu sorunların çözümüne katkıda bulunmak ve taşranın demokrasiye katılımını sağlamak için sorunun Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesinde ve tartışılmasında yarar görülmektedir.

Konuya ait gerekçe ekte sunulmuştur.

Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün ilgili hükmü gereğince yerel basının içinde bulunduğu sorunlarla ilgili genel görüşme açılmasını saygıyla arz ederiz. 19.11.1998

1. Tevhit Karakaya (Erzincan)

2. Lütfü Esengün (Erzurum)

3. Muhammet Polat (Aydın)

4. Kâzım Arslan (Yozgat)

5. Suat Pamukçu (Bayburt)

6. Nezir Aydın (Sakarya)

7. Ömer Vehbi Hatipoğlu (Diyarbakır)

8. Cemalettin Lafçı (Amasya)

9. Ahmet Dökülmez (Kahramanmaraş)

10. Sabahattin Yıldız (Muş)

11. Şeref Malkoç (Trabzon)

12. Necmettin Aydın (Zonguldak)

13. Naci Terzi (Erzincan)

14. Ramazan Yenidede (Denizli)

15. İsmail Özgün (Balıkesir)

16. Şinasi Yavuz (Erzurum)

17. Hüsamettin Korkutata (Bingöl)

18. Azmi Ateş (İstanbul)

19. Nurettin Aktaş (Gaziantep)

20. Ömer Faruk Ekinci (Ankara)

Gerekçe:

Cumhuriyetin korunması, demokrasinin tüm kurum ve ilkeleriyle yerleşmesi için birtakım fizikî araçlardan ve güçten ziyade, düşünceye önemli görev düşmektedir. Sağlıklı düşüncenin gelişimiyse güçlü bir medyayla olmaktadır.

Öteki sektörlerde olduğu gibi, ülkemizde basın sektöründe bir merkeziyetçilik hâkimdir. Basında tekelleşme, iç barışın temel dinamiklerini olumsuz yönde etkilemektedir. Demokrasi ve cumhuriyetin yaşatılabilmesi için taşranın da katılımının sağlanması gerekmektedir. Bu ise güçlü yerel medyayla sağlanabilir.

Öte yandan, günümüz teknolojilerinde en hızlı gelişmenin iletişim alanında gerçekleşmekte olduğu bilinmektedir. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın, iletişimin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Gelişmelerden hızlı bir biçimde yararlanılmaktadır.

Ulusal düzeyde basın sektörü bir kısım sermaye çevrelerinin elinde tekelleşmeye yüz tuttuğundan, kamuoyu oluşumunda 4 üncü sıradan 1 inci sıraya çıkmış bulunmaktadır. Son birkaç yıldan beri, özellikle son birkaç ay esnasında basında el değiştirmeler bu düşüncemizi doğrulamaktadır. Ama, bütün bu olanlar basınımızın sorunu olmadığı anlamını taşımamaktadır. Basının sorunları vardır ve acilen çözüm beklediği bir gerçektir.

Ama, bir gerçek daha var ki, ulusal basının yanında, unutulan yerel basın, ayakta, hatta hayatta kalma mücadelesi vermektedir.

Yerel yazılı ve görsel basın, teknik alandaki hızlı gelişmelere ayak uyduramamaktadır. Çünkü, son derece kısıtlı, kendi imkânlarıyla yayınlarını sürdürme gayreti içindedirler.

Yerel basınımız devlet imkânlarından da yararlanamamaktadırlar. Halbuki, ulusal basına paralel olarak, yerel basının da desteklenmesi ve himaye edilmesi gerekmektedir. Bu, bir Anayasa gereğidir. Yerel basın, bu anayasal görevini yerine getirirken, o yörenin gözü, kulağı ve sesidir.

Tek tek kapanmaya ve faaliyetlerini tatil etmeye başlayan bu sektörün içinde bulunduğu sorunlar, sadece ekonomik de değildir. Ekonomik sorunların yanında, kültürel, etik ve düşünce yönünden sorunları vardır.

Birkısım yöneticilerimizin, bölgelerindeki basın üzerinde, âdeta, şiddet uyguladıkları bilinmektedir.

Yukarıda kısaca anlatılan gerçeklerin ışığında, bir kamu hizmeti yapan mahallî basınımızın sorunlarına eğilmenin zamanı gelmiştir. Mahallî basınımızın içinde bulunduğu sıkıntıları tespit etmek ve icra organına çözüm önerileri üretmek için, Türkiye Büyük Millet Meclisine önemli bir görev düşmektedir. Anadolu insanı aktif şekilde demokrasiye katılımda bulunmak ve ulusal düzeyde sesini duyurmak için, sorunlarının tespitini ve çözümünü beklemektedir.

Mahallî basınımızın meselelerinin Yüce Meclisimizde ele alınıp, incelenmesi, müzakere edilmesi iki yönden yararlı olacaktır:

1. Bir taraftan, kendi meselelerini çözmek için çaba sarf ederken, öte taraftan, yerel sorunların çözümüne katkıda bulunan bu sektöre moral destek olacaktır.

2. Unutulmaya terk edilmiş izlenimine kapılmış bulunan yerel basının, zaten, çözümsüz olmayan sorunlarının çözümü için, hem kendilerine hem de icraya yol gösterilmiş olacaktır.

Her iki durumda da, hem ülkemiz hem basınımız büyük kazançlar elde edecektir. Sektörlerarası dengesizliklerin düzeltilmesine böylece yardımcı olunacaktır.

Yüce Meclisimizin, bir kere daha bu gerçeği görerek, yerel basınımızın sorunlarını gündemine alması ve bir genel görüşme yapması son derece yararlı olacaktır.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge, gündemde yerine alacak ve genel görüşme açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.

Komisyondan istifa önergeleri vardır; okutuyorum:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)

8.—Kayseri Milletvekili Nurettin Kaldırımcı’nın, Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/392)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliğinden ayrılmak istiyorum.

Gereğini bilgilerinize saygılarımla arz ederim.

18.11.1998

Nurettin Kaldırımcı

Kayseri

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Diğer önergeyi okutuyorum:

9.—Şanlıurfa Milletvekili Eyyüp Cenap Gülpınar’ın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/393)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Oranlarda meydana gelen değişiklik nedeniyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu üyeliğinden istifa ediyorum.

Gereğini arz ederim.

Saygılarımla.

Eyyüp Cenap Gülpınar

Şanlıurfa

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Diğer önergeyi okutuyorum:

10.—Aydın Milletvekili Fatih Atay’ın, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/394)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Üyesi bulunduğum İnsan Hakları İnceleme Komisyonundan istifa ediyorum.

Saygılarımla arz ederim. 24.11.1998

Fatih Atay

Aydın

BAŞKAN –Bilgilerinize sunulmuştur.

Sayın milletvekilleri, gündemin "Sunuşlar" kısmının 1 ilâ 4 üncü sıralarında, Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, bazı milletvekillerinin yasama dokunulmazlıklarına ilişkin raporları vardır; okutup, bilgilerinize sunacağım:

IV.—KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1.—Denizli Milletvekili Ramazan Yenidede’nin yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu karma komisyon raporu (3/1616) (S. Sayısı :771) (1)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Başkanlıkça, 20.7.1998 tarihinde Karma Komisyonumuza gönderilen, Denizli Milletvekili Ramazan Yenidede'nin yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık yazısı, Komisyonumuzca, İçtüzüğün 132 nci maddesine göre kurulan hazırlık komisyonuna, incelenmek üzere verilmiştir.

Hazırlık komisyonu, inceleme sonucunu özetleyen 20.10.1998 günlü raporuyla, halkı, din ve mezhep farklılığı gözeterek umumun emniyeti için tehlikeli olacak şekilde kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek suçu isnad olunan Denizli Milletvekili Ramazan Yenidede hakkındaki kovuşturmanın, milletvekili sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.

Dosyada bulunan belge ve bilgiler ile hazırlık komisyonu raporunu inceleyen Karma Komisyonumuz, bütün demokratik ülkelerde yasama meclisleri üyelerine, yasama görevlerini gereği gibi yerine getirebilmelerini sağlamak amacıyla, bazı bağışıklıkların (dokunulmazlıkların) tanındığını; ancak, böyle farklı bir statünün, onları ayrıcalıklı ve hukukun dışında bir grup haline getirmek için olmadığını; tersine, yasama görevinin kamu yararına uygun biçimde yapılabilmesi için, Meclis çalışmalarına engel olunmaması ve bağımsızlıklarının bir başka yönden de güvence altına alınması amacına yöneldiğini göz önüne almıştır. Anayasının 83 üncü maddesinin de bu anlayışa dayandığı ve bu amacı taşıdığı açıktır. Ramazan Yenidede'nin beyanatını, siyasî faaliyet çerçevesinde değerlendiren Komisyonumuz, Denizli Milletvekili Ramazan Yenidede hakkındaki kovuşturmanın, milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.

Raporumuz, Genel Kurulun bilgilerine sunulmak üzere, Yüksek Başkanlığa saygıyla arz olunur.

Atilâ Sav

Hatay

Komisyon Başkanı ve üyeler

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Diğer raporu okutuyorum:

2.—Gaziantep Milletvekili Mustafa Taşar’ın yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu karma komisyon raporu (3/1644) (S. Sayısı :769) (1)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Başkanlıkça, 1.11.1998 tarihinde Karma Komisyonumuza gönderilen, Gaziantep Milletvekili Mustafa Taşar'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık yazısı, Komisyonumuzca, İçtüzüğün 132 inci maddesine göre kurulan hazırlık komisyonuna, incelenmek üzere verilmiştir.

Hazırlık komisyonu, inceleme sonucunu özetleyen 20.10.1998 günlü raporuyla sövme-hakaret suçu isnat olunan Gaziantep Milletvekili Mustafa Taşar hakkındaki kovuşturmanın, milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.

Gaziantep Milletvekili Mustafa Taşar, Komisyonumuza yazılı savunma vermiştir.

Dosyada bulunan belge ve bilgiler ile hazırlık komisyonu raporunu inceleyen Karma Komisyonumuz; bütün demokratik ülkelerde yasama meclisleri üyelerine, yasama görevlerini gereği gibi yerine getirebilmelerini sağlamak amacıyla bazı bağışıklıkların (dokunulmazlıkların) tanındığını; ancak, böyle farklı bir statünün, onları ayrıcalıklı ve hukukun dışında bir grup haline getirmek için olmadığını; tersine, yasama görevinin kamu yararına uygun biçimde yapılabilmesi için, Meclis çalışmalarına engel olunmaması ve bağımsızlıklarının bir başka yönden de güvence altına alınması amacına yöneldiğini göz önüne almıştır. Anayasanın 83 üncü maddesinin de bu anlayışa dayandığı ve bu amacı taşıdığı açıktır. Komisyonumuz, Gaziantep Milletvekili Mustafa Taşar hakkındaki kovuşturmanın, milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.

Raporumuz, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile arz olunur.

Atilâ Sav

Hatay

Komisyon Başkanı ve üyeler

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Diğer raporu okutuyorum:

3. —Afyon Milletvekili Kubilay Uygun’un yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu karma komisyon raporu (3/1643) (S. Sayısı :770) (1)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Başkanlıkça, 1.10.1998 tarihinde Karma Komisyonumuza gönderilen, Afyon Milletvekili Kubilay Uygun'un yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık yazısı, Komisyonumuzca, İçtüzüğün 132 nci maddesine göre kurulan hazırlık komisyonuna, incelenmek üzere verilmiştir.

Hazırlık komisyonu, inceleme sonucunu özetleyen 20.10.1998 günlü raporuyla, meskûn mahalde tabanca ile ateş etmek suçu isnat olunan Afyon Milletvekili Kubilay Uygun hakkındaki kovuşturmanın, milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.

Dosyada bulunan belge ve bilgiler ile hazırlık komisyonu raporunu inceleyen karma komisyonumuz; bütün demokratik ülkelerde yasama meclisleri üyelerine, yasama görevlerini gereği gibi yerine getirebilmelerini sağlamak amacıyla bazı bağışıklıkların (dokunulmazlıkların) tanındığını; ancak, böyle farklı bir statünün, onları ayrıcalıklı ve hukukun dışında bir grup haline getirmek için olmadığını; tersine, yasama görevinin kamu yararına uygun biçimde yapılabilmesi için, Meclis çalışmalarına engel olunmaması ve bağımsızlıklarının bir başka yönden de güvence altına alınması amacına yöneldiğini göz önüne almıştır. Anayasının 83 üncü maddesinin de bu anlayışa dayandığı ve bu amacı taşıdığı açıktır. Komisyonumuz, Afyon Milletvekili Kubilay Uygun hakkındaki kovuşturmanın, milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.

Raporumuz, Genel Kurulun bilgilerine sunulmak üzere, Yüksek Başkanlığa saygıyla arz olunur.

Atilâ Sav

Hatay

Komisyon Başkanı ve üyeler

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

4 üncü ve son raporu okutuyorum:

4.—İzmir Milletvekili Ali Rıza Bodur’un, yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu karma komisyon raporu (3/1612) (S. Sayısı :772) (1)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Başkanlıkça, 15.7.1998 tarihinde Karma Komisyonumuza gönderilen, İzmir Milletvekili Ali Rıza Bodur'un yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık yazısı, Komisyonumuzca, İçtüzüğün 132 nci maddesine göre kurulan hazırlık komisyonuna, incelenmek üzere verilmiştir.

Hazırlık komisyonu, inceleme sonucunu özetleyen 20.10.1998 günlü raporuyla, görevi kötüye kullanma suçu isnad olunan İzmir Milletvekili Ali Rıza Bodur hakkındaki kovuşturmanın milletvekili sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.

İzmir Milletvekili Ali Rıza Bodur, Komisyonumuza gelerek sözlü savunma yapmıştır.

Dosyada bulunan belge ve bilgiler ile hazırlık komisyonu raporunu inceleyen Karma Komisyonumuz, bütün demokratik ülkelerde yasama meclisleri üyelerine, yasama görevlerini gereği gibi yerine getirebilmelerini sağlamak amacıyla, bazı bağışıklıkların (dokunulmazlıkların) tanındığını; ancak, böyle farklı bir statünün, onları ayrıcalıklı ve hukukun dışında bir grup haline getirmek için olmadığını; tersine, yasama görevinin kamu yararına uygun biçimde yapılabilmesi için, Meclis çalışmalarına engel olunmaması ve bağımsızlıklarının bir başka yönden de güvence altına alınması amacına yöneldiğini göz önüne almıştır. Anayasanın 83 üncü maddesinin de bu anlayışa dayandığı ve bu amacı taşıdığı açıktır. Komisyonumuz, İzmir Milletvekili Ali Rıza Bodur hakkındaki kovuşturmanın, milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar vermiştir.

Raporumuz, Genel Kurulun bilgilerine sunulmak üzere, Yüksek Başkanlığa saygıyla arz olunur.

Atilâ Sav

Hatay

Komisyon Başkanı ve üyeler

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Sayın milletvekilleri, bu raporların hepsi de, kovuşturmanın, milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine dairdir; on gün içinde itiraz olmadığı takdirde, bu raporlar kesinleşmiş olacaktır.

Danışma Kurulunun önerileri vardır; okutup, ayrı ayrı oylarınıza sunacağım:

V.—ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1.—1999 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1997 malî yılı kesinhesap kanunu tasarılarının gündemdeki yeri, görüşme gün ve saatleri ile konuşma sürelerine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

No:144 Tarih: 16.11.1998

Danışma Kurulunca, aşağıdaki önerilerin, Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

Hikmet Çetin

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı

FP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili

Salih Kapusuz Ülkü Güney

DYP Grubu Başkanvekili DSP Grubu Başkanvekili

Turhan Güven Ali Ilıksoy

CHP Grubu Başkanvekili

Nihat Matkap

Öneriler:

1. 1999 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1997 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarılarının, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmında yer alması; bütçe görüşmelerine 8.12.1998 Salı günü saat 10.00'da başlanması ve bitimine kadar, resmî tatil günleri dahil, her gün saat 10.00'dan 13.00'e ve 14.00'ten günlük programın tamamlanmasına kadar devam olunması önerilmiştir.

2. Başlangıçta bütçenin tümü üzerinde gruplar ve Hükümet adına yapılacak konuşmaların (Hükümetin sunuş konuşması hariç) 1'er saat (bu süre 2 konuşmacı tarafından kullanılabilir), kişisel konuşmaların 15'er dakikayla sınırlandırılması önerilmiştir.

3. Bakanlık ve daire bütçeleri üzerindeki görüşmelerin 16 turda ve 11 günde tamamlanması, 16 ncı turun bitiminden sonra bütçe kanunu tasarılarının maddelerinin oylanması önerilmiştir.

4. İçtüzüğün 72 nci maddesi gereğince yapılacak görüşmelerde her turda gruplar ve Hükümet adına yapılacak konuşmaların 30'ar dakika (bu süre birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilir), kişisel konuşmaların 10'ar dakika olması; kişisel konuşmalarda, her turda, İçtüzüğün 61 inci maddesine göre biri lehte, biri aleyhte olmak üzere iki üyeye söz verilmesi ve bir üyenin birden fazla turda söz kaydı yaptıramaması önerilmiştir.

5. Bütçe görüşmelerinde soruların gerekçesiz ve yazılı olarak Başkanlığa verilmesi ve soru-cevap işleminin 20 dakikayla sınırlandırılması önerilmiştir.

6. Bütçe görüşmelerinin sonunda gruplara ve Hükümete 45'er dakika süreyle söz verilmesi (bu süre iki konuşmacı tarafından kullanılabilir); İçtüzüğün 86 ncı maddesine göre yapılacak kişisel konuşmaların 10'ar dakika olması önerilmiştir.

BAŞKAN – Şimdi, Danışma Kurulu önerilerini ayrı ayrı, tekrar okutup, oylarınıza sunacağım:

Öneriler:

1. 1999 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarılarıyla 1997 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarılarının Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmında yer alması; bütçe görüşmelerine 8.12.1998 Salı günü saat 10.00'da başlanması ve bitimine kadar, resmî tatil günleri dahil, her gün saat 10.00'dan 13.00'e ve 14.00'ten günlük programın tamamlanmasına kadar devam olunması önerilmiştir.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2. Başlangıçta bütçenin tümü üzerinde gruplar ve Hükümet adına yapılacak konuşmaların (Hükümetin sunuş konuşması hariç) 1'er saat (bu süre iki konuşmacı tarafından kullanılabilir), kişisel konuşmaların 15'er dakikayla sınırlandırılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3. Bakanlık ve daire bütçeleri üzerindeki görüşmelerin 16 turda ve 11 günde tamamlanması, 16 ncı turun bitiminden sonra bütçe kanunu tasarılarının maddelerinin onaylanması önerilmiştir.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

4. İçtüzüğün 72 nci maddesi gereğince yapılacak görüşmelerde her turda gruplar ve Hükümet adına yapılacak konuşmaların 30'ar dakika (bu süre birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilir), kişisel konuşmaların 10'ar dakika olması; kişisel konuşmalarda her turda, İçtüzüğün 61 inci maddesine göre biri lehte, biri aleyhte olmak üzere iki üyeye söz verilmesi ve bir üyenin birden fazla turda söz kaydı yaptıramaması önerilmiştir.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

5. Bütçe görüşmelerinde soruların gerekçesiz ve yazılı olarak Başkanlığa verilmesi ve soru cevap işleminin 20 dakika ile sınırlandırılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

6. Bütçe görüşmelerinin sonunda, gruplara ve hükümete 45'er dakika süreyle söz verilmesi (bu süre iki konuşmacı tarafından kullanılabilir); İçtüzüğün 86 ncı maddesine göre yapılacak kişisel konuşmaların 10'ar dakika olması önerilmiştir.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Şimdi, Danışma Kurulunun diğer önerisini okutuyorum:

2.—(9/44), (9/45) ve (9/46) esas numaralı Meclis soruşturaması önergelerinin gündemdeki yeri, görüşme günü ve çalışma süresi ile Genel Kurulun 20.10.1998 tarihli 9 uncu Birleşiminde kabul edilen Çarşamba ve Perşembe günleri 20.00 -24.00 saatleri arasındaki çalışmaların 25.11.1998 Çarşamba gününden itibaren yapılmamasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

No: 145 23.11.1998

Danışma Kurulunca aşağıdaki önerilerin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

Hikmet Çetin

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

FP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili

Lütfü Esengün Uğur Aksöz

DYP Grubu Başkanvekili DSP Grubu Başkanvekili

Saffet Arıkan Bedük Metin Bostancıoğlu

CHP Grubu Başkanvekili

Nihat Matkap

Öneriler:

1. 10.11.1998 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan ve 17.11.1998 tarihli 19 uncu Birleşimde okunmuş bulunan Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer hakkındaki (9/44) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 6 ncı sırasında yer alması ve Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince soruşturma açılıp açılmaması hususundaki görüşmelerin Genel Kurulun 1.12.1998 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

2. 10.11.1998 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan ve 17.11.1998 tarihli 19 uncu Birleşimde okunmuş bulunan Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkındaki (9/45) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 7 nci sırasında yer alması ve Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince soruşturma açılıp açılmaması hususundaki görüşmelerin Genel Kurulun 1.12.1998 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

3.13.11.1998 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan ve 17.11.1998 tarihli 19 uncu Birleşimde okunmuş bulunan Devlet eski Bakanı Ufuk Söylemek hakkındaki (9/46) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 8 inci sırasında yer alması ve Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince soruşturma açılıp açılmaması hususundaki görüşmelerin Genel Kurulun 1.12.1998 Salı günkü birleşiminde yapılması ve görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir.

4. Genel Kurulun 20.10.1998 tarihli 9 uncu Birleşiminde kabul edilen çarşamba ve perşembe günleri 20.00-24.00 saatleri arasındaki çalışmaların 25.11.1998 Çarşamba gününden itibaren yapılmaması önerilmiştir.

BAŞKAN – Şimdi, Danışma Kurulu önerilerini ayrı ayrı okutup, oylarınıza sunacağım:

1. 10.11.1998 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan ve 17.11.1998 tarihli 19 uncu Birleşimde okunmuş bulunan Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer hakkındaki (9/44) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 6 ncı sırasında yer alması ve Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince soruşturma açılıp açılmaması hususundaki görüşmelerin Genel Kurulun 1.12.1998 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2. 10.11.1998 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan ve 17.11.1998 tarihli 19 uncu Birleşimde okunmuş bulunan Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkındaki (9/45) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 7 nci sırasında yer alması ve Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince soruşturma açılıp açılmaması hususundaki görüşmelerin Genel Kurulun 1.12.1998 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3. 13.11.1998 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan ve 17.11.1998 tarihli 19 uncu Birleşimde okunmuş bulunan Devlet eski Bakanı Ufuk Söylemez hakkındaki (9/46) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 8 inci sırasında yer alması ve Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince soruşturma açılıp açılmaması hususundaki görüşmelerin Genel Kurulun 1.12.1998 Salı günkü birleşiminde yapılması ve görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

4. Genel Kurulun 20.10.1998 tarihli 9 uncu Birleşiminde kabul edilen, çarşamba ve perşembe günleri 20.00-24.00 saatleri arasındaki çalışmaların, 25.11.1998 Çarşamba gününden itibaren yapılmaması önerilmiştir.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Meclis soruşturmaları konusunda, yerleşik uygulamalarımız çerçevesinde, grup başkanvekillerinden rica ediyorum; her bir grup, konuşmacı olarak en çok 10 üyenin ismini, saat 16.30'a kadar Başkanlığa ulaştırırsa, biz burada kurayı çekeriz.

6 ilde uygulanmakta olan olağanüstü halin 4 ay süreyle uzatılmasına ilişkin bir Başbakanlık tezkeresi vardır, okutuyorum:

III.—BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)

11.—Diyarbakır, Hakkâri, Siirt, Tunceli ve Van illerinde devam etmekte olan olağanüstü halin 30.11.1998 günü saat 17.00’den geçerli olmak üzere 4 ay süreyle uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1812)

23.11.1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23.7.1998 tarihli ve 586 sayılı Kararı uyarınca, Diyarbakır, Hakkâri, Siirt, Şırnak, Tunceli ve Van İllerinde devam etmekte olan olağanüstü halin, 30.11.1998 günü saat 17.00'den geçerli olmak üzere 4 ay süreyle uzatılmasının Türkiye Büyük Millet Meclisine arzı Bakanlar Kurulunca 4.11.1998 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

A.Mesut Yılmaz

Başbakan.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri Başbakanlık tezkeresi üzerinde, İçtüzüğün 72 nci maddesine göre görüşme açacağım.

Gruplara, Hükümete ve şahsı adına iki üyeye söz vereceğim.

Konuşma süreleri; gruplar ve Hükümet için 20'şer dakika, şahıslar için 10'ar dakikadır.

Görüşmelerin sonunda tezkereyi oylarınıza sunacağım.

Sayın Bakan, Hükümet adına şimdi mi konuşacaksınız?..

İÇİŞLERİ BAKANI KUTLU AKTAŞ – Sonra konuşacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Bakan, Hükümet adına sonra konuşacaklarını belirttiler.

Şimdi, Başbakanlık tezkeresi üzerinde Başkanlığa başvurmuş bulunan sayın üyelerin isimlerini okuyorum:

Grupları adına; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Algan Hacaloğlu, Doğru Yol Partisi Grubu adına Sayın Bekir Aksoy; şahısları adına, Sayın Kamer Genç.

İlk konuşma için, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Algan Hacaloğlu; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mustafa Kemal Atatürk'ün öncülüğünde, laik, demokratik cumhuriyetimizin harcında ve temelinde katkısı olan, payı olan, ülkemizin bölünmez bütünlüğünün güvencesini oluşturan Cumhuriyet Halk Partisinin Meclis Grubu adına, olağanüstü halin uzatılması vesilesiyle yapılmakta olan görüşmeler sürecinde sizleri saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Ülkemizin aydınlanma devriminin özverili, cefakâr öncüleri, laik cumhuriyetimizin, Atatürk devrimlerinin, çağdaşlaşmanın yılmaz savunucuları olan, güvencesini oluşturan sevgili öğretmenlerimizi, Öğretmenler Gününde, şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Bugün, dünlerden farklı bir ortamda, olağanüstü halin 33 üncü kez uzatılmasını görüşmekteyiz. Diyarbakır, Hakkâri, Siirt, Şırnak, Tunceli ve Van'da OHAL'in, Bakanlar Kurulu kararı gereğince, 30 Kasım tarihinden itibaren 4 ay daha uzatılması, tartışma konumuz.

Yıllardır, anaların bağrı yanık. 1984'ten günümüze, 14 yıldır, insafsız terör ortamında 30 bin yaşam söndü; ülkemizin bölünmez bütünlüğünü savunmak uğruna 5 bin gencimizi şehit verdik, 15 bin güvenlik mensubumuz yaralandı. Bu dönemde, bebesiyle, kadınıyla, öğretmeniyle, diğerleriyle 5 bin masum yurttaşımızın acımasızca katledildiğine şahit olduk.

Acımasız terör, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki çocuklarımızı yuttu. Şimdi, İtalya'da bir villada keyifli yaşam sürmekte olan bölücü terörün başı, çocuk yaştaki binlerce gencimizi kandırdı, kendi kanlı dünyasının içerisine çekti. Terör batağında 20 bin gencimizin yaşamları söndü.

Örgütün terör eylemlerinin önemli boyutta kontrol altına alındığı bir zaman kesitinde, bir aşamada, örgütün başı, önce Suriye'den Rusya'ya geçti, oradan da İtalya'ya geçerek bir villaya yerleşti.

Irkçı, bölücü terör örgütü, dağda önü tıkanan terör örgütü, anlaşılan, şimdi, platformu Avrupa'ya taşıyarak siyasallaşmak, meşrulaşmak arayışında. Bunu kabul etmek, İtalya'nın bu konudaki aymaz tavrını anlamak mümkün değil.

İtalya, taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin, hukuk devleti olmanın, NATO'da müttefikimiz olmanın gereklerini yerine getirmek durumundadır. İtalya, bölücü terör örgütünün başını hatırlı bir konuk olarak koruma altına almak yerine, Apo'yu, gerçek kimliğiyle; yani, bir uluslararası terörist kimliğiyle tutuklayarak, ya adil bir şekilde yargılamalı; onu yapmayacaksa, derhal Türkiye'ye iade etmelidir.

İtalya Hükümetinin bu yanlı tavrının olası etkisi altında kalarak, Galatasaray-Juventus maçını erteleyen Uluslararası Futbol Federasyonunu da kınamakta olduğumuzu, burada, zabıtlara geçirmek istiyorum.

Merkezi New York'ta olan İnsan Hakları İzleme; yani, Human Rights Watch Derneğinin, İtalyan Başbakanına yazdığı 21 Kasım 1998 tarihli yazısında -ki, bir kopyası, bazı arkadaşlarımız gibi bana da fakslanmıştır- Apo'ya sığınma hakkı ve mülteci statüsü verilmesini, PKK terör örgütü başı olarak, Apo'nun, yüzlerce masum insanın katledilmesinden sorumlu olduğunu, bu suçlar nedeniyle tutuklanarak yargılanması gerektiğini, şimdi, terörü reddetmesinin, işlemiş olduğu suçlar nedeniyle yargılanmasının engelini oluşturamayacağı; eğer, APO İtalya'da yargılanmayacaksa, kendisini yargılayacak bir ülkeye gönderilmesi öngörülmektedir. Müttefikimiz İtalya, eğer bizim sözlerimizi dinlemeyecekse, uluslararası itibarlı bir insan hakları derneği, kuruluşu olan Human Rights Watch Derneğini dikkate almasını, onun önerilerini uygulamaya koymasını, buradan salık veriyorum.

Değerli arkadaşlarım, terör ve her türlü şiddet, aynen işkence gibi insanlık suçudur. Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi, terör, bir uluslararası afettir. Silah ve şiddet kullanarak, baskı uygulayarak hiçbir sorunun çözümlenemeyeceğini artık herkes bilmelidir.

Terörle mücadele etmek, terörün ve her türlü şiddetin kökünü kazımak, ülkenin bölünmez bütünlüğünü -1920'lerde, emperyalist güçlere karşı, her etnik köken ve inançtan yurttaşımızın ortak mücadelesiyle, Mustafa Kemal Atatürk'ün öncülüğünde, kanla, canla çizilmiş olan- misakımillî sınırları içinde ulusal bütünlüğünü savunmak, yurtaşlarının can güvenliğini sağlamak devletin temel görevidir. Artık, ondört yıldır devam etmekte olan, ülkemizin içbarışını kanatan bu durum sona ermeli; artık, ülkemizde, ondört yıldır akmakta olan kardeş kanı dinmelidir; anaların, babaların acıları artık sona ermelidir.

Değerli arkadaşlarım, ancak, terörle mücadele, hukukun askıya alınmasının, keyfî uygulamalara geçilmesinin, insan haklarının ihlal edilmesinin gerekçesini oluşturamaz, oluşturmamalıdır. Hukukun üstünlüğü ve hukuk önünde eşitlik, çağdaş devlet olmanın olmazsa olmaz önkoşuludur. Hak arama yollarının, tüm yurttaşlarımız için eşit olarak sonuna dek açık tutulması, hukuk devletinin temel koşuludur. Her alanda, insan hakları ihlalleri sona ermelidir. Düşünce ve düşünceyi ifade özgürlüğünün önündeki engeller, duvarlar kaldırılmalıdır. Eğer bir af çıkarılacaksa, öncelikle bunlar için, düşünce suçları olarak tanımlanan suçlar için çıkarılmalıdır. İdam cezası kaldırılmalıdır; bunu burada belirtiyorum; ancak, bunu, İtalya, Apo'nun geri verilmesinin önkoşulu olarak belirttiği için vurgulamıyorum. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak, başta Ercan Karakaş arkadaşımın imzasıyla verdiğimiz bu konudaki yasa teklifi çerçevesinde, idam cezasının kaldırılmasını iki yıldır savunuyoruz, öngörüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, ulus devlet ve çoğulcu demokrasi, birbirinin zıddı olan, birbirine terslik ve rekabet anlayışı içinde olan, birbirine karşıt kavramlar değildir; aksine, ulus devlet ve çoğulcu demokrasi, birbirlerini tamamlayan bir bütünlükle, içeriğine zenginlik katan kavramlardır.

Günümüzde, çağdaş devletin birçok özelliği vardır; ama, bir temel özelliği; çağdaş devlet, etnik kördür. Çağdaş devletin ırk tercihi olamaz, çağdaş devletin etnik tercihi olamaz; aynen, çağdaş devletin din tercihi olamayacağı gibi. Bu nedenle, Kürdüyle, Arabıyla, Çerkeziyle, Türküyle, bu ülkenin yurttaşı olma konumunda olan tüm insanlarımız, Lozan Antlaşması çerçevesinde azınlık statüsü içinde olan tüm yurttaşlarımız, bu ülkenin birinci sınıf yurttaşlarıdır ve çoğulcu demokrasi anlayışımız içinde, hepsi, devlete karşı eşit mesafede, eşit haklara sahip olma konumundadırlar.

Değerli arkadaşlarım, ulusal birliğin temeli, kan bağı değil, yurttaşlık bilincidir. Etnik farklılıklara ayrışımın ölçüsünü, ırkçı eğilimlerin kaynağını oluşturmamalıdır. Devlet, her kökenden tüm yurttaşlarına karşı eşit mesafede olmalı, hepsini, hoşgörüyle, kimlik ve kültürlerine saygıyla kucaklamalıdır. Laiklik ve etnik duyarlılıklara demokratik çözüm anlayışı, çok kimlik ve kültürlü toplumsal yapımızda içbarışımızın çimentosudur.

Değerli arkadaşlarım, yıllardır, her yıl, teröre karşı mücadele sürecinde 8-9 milyar dolar düzeyinde harcama yapmaktayız. Bu kaynağın en azından yarısını bölgesel kalkınma anlayışı içinde sosyoekonomik kalkınma amacı için yönlendirmediğimiz, aktarmadığımız sürece, bölgede, işsizliğin, geri kalmışlığın, eşitsizliğin kaynaklarını kurutmadığımız sürece, içbarışın yollarını döşeyebileceğimizi hiç kimse zannetmesin.

Cumhuriyet Halk Partisi, bölgede, gelişmişliğin, sefaletten kurtulmanın yöntemi olarak, PKK'nın terörüne karşı temel araç olarak ortaya koyduğu bölgesel kalkınma planı ile, yani, EKK ile, iktidarında, bölgenin sorunlarına temel çözümü sosyal ve ekonomik kalkınmayla getirecektir.

Değerli arkadaşlarım, yıllardır, bölgede boşaltılmış olan 3 428 köy ve mezradan göç etmek zorunda bırakılan 400 bin yurttaşımızın dramı, artık, sona ermeli, mağduriyetleri, artık, giderilmelidir. Zorunlu göçle köylerindeki doğal yaşamlarından koparılan yurttaşlarımıza yaşam hakları sağlanmalı, çocuklarımız, terör batağına malzeme olmaktan kurtarılmalıdır. Bugün, Doğu ve Güneydoğumuzda 5 093 ilköğretim okulundan 2 022'si kapalıdır. Bugün, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da, köy sağlık ocaklarından, bölgedeki 832 sağlık ocağından 743'ü kapalıdır. Tüm iktidarlar, yıllardır, seçimden bugüne, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu konuda öngördüğü, Meclis tarafından kabul edilen rapora karşın, rapor çerçevesinde öngördüğü tedbirleri uygulamakta ne yazık ki geri kalmışlar ve bölgede terörün yeşermesine dolaylı olarak, bir anlamda katkıda bulunmuşlardır.

1987 yılından günümüze devam etmekte olan OHAL, terörle mücadele etmeyi etkinleştirmek, daha güçlendirmek yerine, bölgede demokrasiyi sınırlamakta, hak ve özgürlükleri kısıtlamakta, hak arama yollarını tıkamaktadır. Bu nedenlerle, terörle mücadelenin aracı olmaktan çıkan, aksine, bölgede yurttaşlarımız arasında eziklik yaratan olağanüstü hal artık uzatılmamalıdır.

OHAL, artık kaldırılmalı, terörle mücadele kararlılıkla sürdürülürken, bölgede hukukun ve demokrasinin çıtası yükseltilmeli, tüm yurttaşlarımız devlet tarafından hoşgörü, eşitlik ve hizmet anlayışıyla kucaklanmalıdır. Ancak, burada bir gerçeğin de altını çizmek istiyorum; çetelerin, içgüvenliğin yozlaşmış unsurlarının ve feodal düzenin ağababalarının, karanlık işler için işbirliği yaptığı sürece, Susurluk'un hesabı hukuk önünde görülmediği sürece, birbirlerine tuzak kuran, birbirlerine silah çeken iç istihbarat yapıları devam ettiği sürece, Yeşiller ve benzeri gibi kiralık katiller, bu katilleri yukarıdan kukla gibi yönlendirenler serbest dolaştıkları sürece, bilinmelidir ki, OHAL'i istediğiniz kadar kaldırın ve isterseniz devam ettirin bölgede huzuru ve barışı sağlayamazsınız.

Bu nedenlerle, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, işsizliğe, eşitsizliğe, yoksulluğa ve sosyal devletin çökertilmesine "hayır" diyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, her türlü haksızlığa, keyfîliğe ve hukuksuzluğa "hayır" diyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bölgede, halkımızı sömürmekte olan feodal düzene, onun rantlarını toplayan ağababalarına "hayır" diyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, uyuşturucu kaçakçılığına, mafyaya ve çetelere "hayır" diyoruz. Yıllardır sürmekte olan, iç barışın kalıcı bir yapıya dönüşmesine ne yazık ki olumlu katkı sağlamayan olağanüstü halin devamına "hayır" diyoruz.

Ancak, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bir başka konuya da tepkimiz var, içimize sindiremediğimiz bir konuya da "hayır" tavrımız var. Yıllardır birbirlerini suçlarken, dün, konu Yüce Divan kapısına dayandığı zaman birbirlerinin liderlerini veya her iki lideri birden aklayan yoz siyaset anlayışına, kirli siyaset anlayışına da "hayır" diyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) Özellikle, demokratik sol siyaseti ve siyasette dürüstlüğü savunduğunu sık sık dile getiren bir partinin bu aklama operasyonunda başrole soyunmuş anlayışını, sosyal demokratlar olarak ibretle izliyoruz.

Sözlerimi bağlarken, iki temel çağrıda bulunmak istiyorum: Birinci çağrım; Cumhuriyet Halk Partisi olarak evrensel sosyal demokrasinin ve uluslararası çağdaş hukukun değerlerini ortak paylaştığımız, Avrupalı kardeş sosyal demokrat parti genel başkanlarına seslenmek istiyorum. Genel Başkanımızın, size bir hafta evvel yazmış olduğu, basına yansımış olan ve içeriğinde PKK'nın bir terör örgütü olduğunu, bu örgüt başının da bir terörist olduğunu ve konunun, uluslararası hukuk çerçevesinde çözüme kavuşturulması gerektiğini vurgulayan mektuba lütfen dikkat ediniz, katkı sağlayınız ve konunun çözüme taşınmasının ardında olunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

İkinci çağrım ise, sevgili yurttaşlarımıza; bizi bugün izlemekte olan özellikle Batı Anadolumuza, özellikle temsilcisi bulunduğum İstanbul'da ve diğer büyük kentlerde yaşayan sevgili yurttaşlarımıza. Bölücü terör örgütünün başıyla ilgili olarak İtalya'nın izlemekte olduğu son derece haksız uygulamaya karşı olarak haklı tepkilerinizi ortaya koyarken, sizleri, hoşgörülü davranmaya, sağduyulu olmaya, provokatörlerin oyununa gelmemeye, ulusumuzun birlik ve bütünlüğünü bozmak isteyen kesimlerin oyununa gelmemeye, bu konuda dikkatli olmaya, bu konuda dikkatlerinizi çekmeye kendimi görevli sayıyorum, bu konudaki dileklerimi paylaşmanızı diliyorum. Yurttaşlarımızın içten ve samimî tepkilerini, vatanseverlik duygularını, hiçbir kimsenin, hiçbir radikal siyasetin istismar etmemesine, bunu iç siyasete malzeme haline dönüştürmemesine dikkatlerinizi çekmek istiyorum.

Kürdüyle, Türküyle ve diğer etnik kökene mensup tüm yurttaşlarımızla, Türkiye, bir bütündür; biz, hepimiz kardeşiz. Bölücü terör örgütünün varlığı veya o örgüt başının konumu, bu köklü kardeşliği, bizi, bir ulus yapan bu çok kültürlü yapımızı asla bozamaz.

Değerli arkadaşlarım, içbarışımızın temelini oluşturan bu eşitlik anlayışını, eşit yurttaşlık bağını, kardeşlik duygusunu tahrip etmek isteyenlere karşı, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda katkısı olan Cumhuriyet Halk Partisinin mensupları olarak, milletvekilleri olarak, asla ve asla geçit vermeyeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, OHAL'in 33 üncü kez uzatılması önümüzde. Biraz evvel belirttiğim gibi, bir kez daha yineliyorum;artık yetti...

BAŞKAN – Sayın Hacaloğlu, ek sürenizi kullanıyorsunuz. Lütfen, toparlayın.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Artık, sorunları, OHAL'i uzatarak değil, bu Yüce Meclis çatışı altında sorumluluk üstlenerek, sorunu tartışarak ve soruna, sosyal, ekonomik, demokratik ve diğer alanlarda da çözüm getirerek; ama, tabiatıyla, teröre ödün vermeyerek çözüm bulmalıyız.

Güneydoğu insanı, artık, bir güneşin doğmasını bekliyor. Ülkemizde, demokrasi ve barış güneşi er geç doğacaktır. Geneydoğu insanımızın kaderi, sosyal demokrasinin iktidarıyla er geç gülecektir. Biraz daha sabır diyorum. İçbarış ve demokratikleşme güneşi, 18 Nisanda Cumhuriyet Halk Partisi iktidarıyla er geç doğacaktır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hacaloğlu.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Bekir Aksoy; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA BEKİR AKSOY (Çorum) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; şahsım ve Doğru Yol Partisi adına, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, 24 Kasım Öğretmenler Günü. Bütün vefakâr, cefakâr öğretmenlerimizin bugününü kutluyorum; ayrıca, mesleği için en çok şehit veren, görevi için en çok şehit veren dallardan biridir; 130'dan fazla öğretmenimiz şehit olmuştur. Hepsini rahmetle anıyorum.

Sayın milletvekilleri, öğretmenlik, insan mühendisliğidir. Diğer mesleklerin hatalarının izalesi mümkündür ve mevziidir. Bir mühendis inşaat yapar, yıkılırsa, bunu izalesi mümkündür ve getirdiği zarar mevziidir; ancak, insan mühendisi olan, gencecik çocuklarımızı teslim ettiğimiz, onları eğiten, büyüten ve Türkiye'nin istikbalini hazırlayan öğretmenlerimizin yaptığı bir hatanın izalesi mümkün değildir.

Bunun için, bu mesleğin önemine binaen, devlet, gerek öğretmenlerimizin eğitiminde gerek malî ve sosyal haklarının en iyi şekilde verilmesinde, bu önemle orantılı olarak davranmak zorundadır. Öğretmenlerimize malî, sosyal hakların verilmesi sırasında, onların mesleğinin hiçbir meslekle mukayese edilmeden bu hususların dikkate alınması gerektiğine inanıyorum. Bu vesileyle, tekrar, öğretmenlerimizin bu mutlu gününü kutluyorum.

Muhterem arkadaşlarım, bugün, OHAL'in bir kez daha uzatılması için verilen Başbakanlık tezkeresini görüşüyoruz. OHAL ilan edildiğinde doğan çocuklar şimdi ilkokulu bitirdiler, halen uygulama devam ediyor. Hiçbir hükümet, yönetim, olağandışı bir yönetimle, olağanüstü bir yönetimle ülkesini idare etmek ne niyetindedir ne hevesindedir; ancak, zaruretler, bazen olağanüstü yönetimleri mecbur kılar. İşte, ülkemizin güneydoğusundaki zaruretler, o bölgede olağanüstü hal yönetimini mecbur kılmıştır ve bu, onbir yılı aşan süredir devam ediyor.

Bu zaruretler belli; hepimizce malum. Nedir; PKK terörü, bölücü terör, 1984'te iki ilçemizin basılmasıyla başlamış; kendilerine göre koydukları hedeflere ulaşmak için her türlü vahşeti, insanlıkdışı eylemleri ve yolları kullanmışlardır.

Nedir bu vahşet ve terör eylemleri:

Bunlar, 30 bin günahsız vatandaşımızı katletmişlerdir, bu uğurda 5 bin şehit vermişizdir.

Bunlar, bölgedeki bütün okulların büyük bir kısmını yakmışlar, bölgedeki insanlarımızı eğitimsiz bırakmışlar, insanların en doğal hakkı eğitim hakkından mahrum bırakmışlardır.

Bölgedeki sağlık ocaklarını, hastaneleri yakmışlar, bölge halkının sağlık hakkını yok etmişlerdir.

Bunlar, uyuşturucu kaçakçılığının beyni haline gelmişler, Ortadoğu'dan ve Afganistan'dan temin ettikleri uyuşturucuyu Avrupa'ya nakletmişler, insanlık suçu işlemişlerdir.

PKK, âdeta, modern köle ticareti yapar hale gelmiştir. Bunun manası da şu: Ülkeden, mülteci adıyla, çeşitli kanallardan Avrupa'ya götürdüğü insanları, orada kaçak işçi olarak çalıştırmaya başlamış; kaçak işçilerin hepsini, kendisine, âdeta, gelir kaynağı olarak tespit etmiş, bağlamış; bunlardan, ona karşı gelenleri derhal polise ihbar ederek, kaçak işçi diye yurt dışına gönderilmesini temin etmiştir. Modern köle ticareti yapıyor. Nihayet, bunlar, ekmeğini yediği, suyunu içtiği ülkeye ihanet etmişlerdir ve bunlar, soygunculuk yapmışlardır; herkesten, vergi adıyla pek çok para toplamışlardır.

Bunları, sadece, azılı katil, uyuşturucu kaçakçısı, soyguncu, insanlık suçu işlemiş süflî bir güruh olarak tarif etmek mümkün. Bu süflî güruhla mücadele ederken, bunların stratejik hedeflerini de bilmek gereklidir. Kendileri bu mücadeleyi yürütürken, kendilerine göre, sırayla 5 stratejik hedef tespit etmişlerdir:

Birinci kademede, ikili iktidar demişler; yani, gece eşkıyanın, gündüz devletin hâkim olduğu bir düzen. İlk başlangıçta bunu da temin ettiler, sağladılar.

İkinci kademede, kültürel özerklik demişler.

Üçüncü kademede, bulundukları bölgede otonomi demişler.

Dördüncü kademede federasyon demişler.

Beşinci kademede de bağımsız devlet demişler.

Bu meselenin çözümü için belki iyiniyetli ileri sürülen önerilerde dikkatli olunmalı, bunların hedeflerine bilmeyerek hizmet edici konuma düşülmemelidir; bu hedefler iyi algılanmalıdır.

Bu katil örgütün üç ayağı var: Birincisi, yardım ve yataklık edenler; ikincisi, dağ kadrosu; üçüncüsü, cephe dedikleri parti. Üç ayakla aynı yoğunlukta mücadele edilirse, netice verilir. Bunlarla sağlıklı mücadelenin, ciddî mücadelenin miladı da, 1992'de, 1993'te başlar. Bu yıllarda, devlet, yeniden, tehdit değerlendirmesi yapmıştır. Bu tehdit değerlendirmesinde, en tehlikeli ve en yakın tehdit olarak bölücü terör tespit edilmiş, konsept değişmiş, alan hâkimiyeti konsepti benimsenmiş ve o zamanki iktidarımız, siyasî iradesini güvenlik güçlerinin arkasına sonuna kadar koymuş, ülkenin bütün imkân ve kabiliyetlerini güvenlik güçlerimiz için seferber etmiş, Silahlı Kuvvetlerimizi modernize etmiş ve katil grubun üzerine gidilerek beli kırılmıştır.

Diğer yandan, bütün Avrupa'da, bunların durumunu anlatmak için âdeta bir seferberlik ilan edilmiş ve bunun ilk ürünü olarak da, 1993'ün sonlarında, Almanya'da PKK'nın yasaklanmasıyla netice alınmıştır.

Muhterem arkadaşlarım, burada, Hükümetin bir konuda, özellikle Kuzey Irak konusunda dikkatini çekmek istiyorum. Maalesef, şu anda, Kuzey Irak'ta inisiyatif kaybolmuştur. 1996 yılında bir Ankara süreci vardır. 1996 yılının yaz aylarında, Barzani ve Talabani arasında mücadele, çatışma başlamış, Ankara -o zamanki iktidar- olaya derhal el koymuş, inisiyatifi ele alarak, Barzani ve Talabani'yi Ankara getirmiş ve buna ek olarak da, o bölgede bugüne kadar çok önemli bir unsur olan, fakat dikkate alınmayan Türkmenleri de, resmî görüşmelerinin bir parçası olarak almıştır. Çeşitli anlaşmalar yapılmıştır. Burada, Kuzey Irak'ta faaliyet gösteren insanî yardım kuruluşları vardı. Bu insanî yardım kuruluşlarının pek çoğu yabancı servislerin ajanı durumundaydı. Buradan çıkarılmış, insanî yardım çalışmalarının Kızılay tarafından yapılması temin edilmiş, Türkmenler önemli bir unsur olarak ele alınmış -baştan söylediğim gibi- Barzani ile Talabani arasında ateşkesi temin eden unsur haline getirilmiş, çok ciddî adımlar atılmış ve Türkiye'nin inisiyatifinde Kuzey Irak'ta meseleler gelişirken bu inisiyatif birden kaybolmuştur. Şu anda inisiyatif Amerika'nın elindedir; orada yapılan anlaşmaları, biz lütfen çağırarak buradan öğreniyoruz. Türkiye, Kuzey Irak'ta inisiyatifi ele almazsa, PKK terörüyle mücadelede sonuçların akim kalma ihtimali vardır; onun için dikkatli olmak zorundayız.

Muhterem milletvekilleri, şimdi gelelim İtalya'daki bölücü terörürünün başı eşkıyaya: Maalesef, Hükümetin, Suriye krizindeki siyasî hedefsizliği nedeniyle bu adam İtalya'ya gitmiştir ve olay, hiç istemediğimiz, telaffuz dahi etmek istemediğim o siyasal sürece kaymıştır, girmiştir. Olan olmuştur bir kere. Bundan sonra, duygusallığın değil, aklın ve mantığın hâkim olduğu bir yapıda, bu katil sürüsünün ve başının kim olduğunu anlatmak hepimizin vazifesi olacaktır, olmalıdır. (DYP sıralarından alkışlar)

Bu adama siyasî kimlik izafe etmeye çalışan Avrupa bilmelidir ki, bu adam 30 bin kişinin katilidir, bu adam okulları ve hastaneleri yakarak, öğretmenleri katlederek, insanların en tabiî hakkı olan eğitim ve sağlık hakkını elinden alan bir katildir. Bu adam uyuşturucu kaçakçısıdır; Avrupa'yı ve Amerika'yı zehirlemektedir. Bu adam, modern köle taciridir. Bu adam soyguncudur. Böyle bir adama siyasî kimlik izafe etmek, yanlışa teslim olmaktır. Ayrıca, övündükleri Avrupa değerlerine, uluslararası akitlere, yeni NATO konseptine aykırı hareket etmektir. Bu çerçevede, inanıyorum ki, inanıyoruz ki, İtalya'da sağduyu hâkim olacak, bu çerçevede olayı değerlendirecek ve Türkiye'ye bu adamı iade edecektir. Edecektir; çünkü, terör, gittiği yeri yakar, gittiği yerde huzur bırakmaz. Kendileri bilirler...

Burada büyük milletime sesleniyorum: Bu olaylarda millî heyecanımız doruktadır, ayaktadır; ancak, gün, vakur ve sağduyulu olarak, tahrikçilere fırsat vermeden hareket etme günüdür. Bu devlet, bu millet, tarihi boyunca böyle birçok katil sürüsüyle mücadele etmiş ve netice almıştır, bundan sonra da böyle olacaktır, kimsenin endişesi olmasın.

Türkiye, Türk Milleti, birliği, dirliği ve bölünmez bütünlüğü için bu davada 5 şehit vermiştir. Bu şehitlerimizi burada rahmetle anıyoruz; onları gönüllerimize gömdük; gazilerimizi saygıyla anıyoruz.

Muhterem arkadaşlarım, Doğru Yol Partisi olarak olağanüstü halin bir müddet daha uzatılmasının zaruretine inanıyoruz ve uzatılmasını destekliyoruz. Bu vesileyle, hepinize saygılarımı sunuyorum.

Sağ olun. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aksoy.

Anavatan Partisi Grubu adına, Sayın Mustafa Balcılar; buyurun efendim.

ANAP GRUBU ADINA MUSTAFA BALCILAR (Eskişehir) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Diyarbakır, Hakkâri, Siirt, Şırnak, Tunceli ve Van İllerimizde devam etmekte olan olağanüstü halin dört ay daha uzatılması konusunda, Millî Güvenlik Kurulunun tavsiyesi doğrultusunda, Hükümetin göndermiş olduğu tezkere üzerinde Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum, Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Bu arada, bugünkü Öğretmenler Günü dolayısıyla tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Gününün kutlu olmasını diliyorum.

Bu arada, konumuzla ilgili olarak, özellikle güneydoğudaki görevleri esnasında PKK terör örgütü tarafından şehit edilen öğretmenlerimizin yakınlarına başsağlığı diliyorum ve şehitlerimizi anıyorum.

Değerli milletvekilleri, 33 üncü kez uzatılması görüşülen bu olağanüstü halle ilgili olarak, çok uzun süredir -her dört ayda bir- Meclisin gündemine gelen bu uzatılma kararlarında, millî bir mesele olması dolayısıyla, Anavatan Partisi olarak, iktidarda ve muhalefetteki çizgimizi aynen devam ettirmişizdir. Özellikle muhalefet döneminde, hükümet ortaklarının bazılarının problem çıkarmasına, ret oyu vermesine rağmen, biz yine çizgimizi devam ettirmişiz; bu millî meselede, Millî Güvenlik Kurulunun da tavsiyeleri doğrultusunda uzatma kararlarını desteklemişizdir.

Hepimizce malum olduğu üzere, 1978'de bir dernek statüsüyle başlayan, ama, 1984'te, özellikle Eruh ve Şemdinli baskınlarıyla silahlı eylemlerine devam eden ve uzun süre Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bölünmez bütünlüğüne karşı, bölücü terör örgütü, insanlarımızın canına kıymış, güvenlik güçlerimizden, sivil vatandaşlarımızdan 30 bine yakın insanımızın ölmesine sebep olmuştur. Bölgedeki insanların haklarını savunacağım derken, o bölgenin kalkınmasına mâni olacak şekilde, bölgedeki yatırımları engellemiş, yatırımları sabote etmiş, sağlık ocaklarını, okulları yakmış, yıkmış, eğitimi sabote etmiş ve bölge insanının eğitimsiz kalmasına sebebiyet vermiş, sağlık hizmetlerini alamamasına, özel sektörün bu baskı unsurundan dolayı bölgeye yatırım yapmasını engelleyerek, bölgenin geri kalmasına sebebiyet vermiş ve bu bölgenin kalkınması için kendilerinin ortaya koydukları tezleriyle ters düşmüşlerdir.

Burada, üzerinde durulması gereken konu, PKK adlı terör örgütü, 1984'ten itibaren, Kürt kökenli vatandaşlarımızın Türkiye Cumhuriyeti içerisinde mağdur edildiği, ikinci sınıf vatandaş muamelesine tabi tutulduğu, dolayısıyla, bu insanlardan müteşekkil bir Kürt devletinin kurulması gayesiyle hareket etmek istemiştir; ama, burada, tenakuz vardır. Anayasamız, Türkiye'deki tüm vatandaşlarımızın -Kürdüyle, Çerkeziyle, Tatarıyla- Türkiye Cumhuriyetinin bayrağını kabul etmek, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin misakımillî hudutları içerisinde bölünmez bütünlüğünü kabul etmek kayıt ve şartıyla, birinci sınıf Türk vatandaşı olduğu garantisini tüm vatandaşlarımızın bildiğini ve bunun aksine bir davranışın Türkiye Cumhuriyetinin hiçbir döneminde uygulanmadığını burada ifade etmek istiyorum.

Türkiye'de, hiçbir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına, şu veya bu ırktan veya milliyetten olması dolayısıyla, sen şu göreve gelemezsin veya sen özel sektörde şu işi yapamazsın denilmemiştir veya bu konuda yasaklar söz konusu değildir. Türkiye'nin en büyük işadamları, müteahhitleri Kürk kökenli vatandaşlarımızdır.

Yine, Türkiyemizde, Kürt kökenli vatandaşlarımız, her kademede -bürokrasiden tutun da politikaya kadar, milletvekillerinden, Meclis başkanlarından memleketi idare eden cumhurbaşkanları, başbakanlar, seviyesine kadar- istedikleri görevlere gelebilmektedirler. Dolayısıyla, Türkiye'de, ben, Kürt kökenli vatandaşların mağduriyetlerini gidereceğim tezlerinin zaten doğru olmadığını herkes bilmektedir; ama, Batı'ya, bunu, yeterince anlatamadığımız kanaatindeyim.

Yine, üzerinde durulması gereken noktalardan birisi, Kürt kökenli vatandaşların haklarını savunacağım diye ortaya çıkan bu bölücü terör örgütü, özellikle, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Kürt kökenli vatandaşlarımızın çok yoğun biçimde yaşaması dolayısıyla ve sivil vatandaşlarımıza yönelik terör ve katliamlarını en fazla bu bölgede devam ettirmesi dolayısıyla, en çok Kürt kökenli vatandaşlarımızı öldürmüştür, katletmiştir; beşikteki çocuğundan 80 yaşındaki ihtiyarına kadar katletmiştir. Bunu da, Türk vatandaşları, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları gayet iyi bilmektedir; ama, Batı'ya, bu da, yeterince anlatılamamıştır.

Yine, bölücü örgütün başı durumundaki Abdullah Öcalan, hepinizin bildiği üzere, Kürt kökenli değildir, Ermeni kökenlidir. Televizyonlarda izlediğimiz kadarıyla, gayri ciddî, baktığınız zaman, zekâ özürlü görüntüsünde olan, karnını kaşıyarak konuşan birisinin, dışarıdan birilerinin desteği, hele hele devlet seviyesinde birilerinin -ekonomik, lojistik, eğitim, istihbarat- desteği olmadan, böyle bir örgütü yönetebilmesi ve böyle bir örgütün eylemlerini planlayabilmesi, icraatlarını yapabilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, olay, o kadar da basit bir Apo meselesi filan değildir; olay, dış kaynaklı, düşmanımız olan devletlerin de desteğiyle bugüne kadar gelmiştir.

Kürt, Türk, Çerkez, Tatar, Arap, Alevî, Sünnî, Türkiye Cumhuriyetinde Anadolu mozaiğini teşkil etmekteyiz. Hele hele Kürtlerle 2 bin yıldır et ve tırnak gibiyiz; kız alınmıştır, kız verilmiştir ve ilelebet de, Türkiye'de, bu bölücü örgütün tezlerini kabul edebilecek grupların olmayacağı inancındayız.

Değerli milletvekilleri, bölücü terör örgütünün özellikle silahlı eylemlere başladığı 1984'ten bu yana,güvenlik güçlerimiz ile sivil vatandaşlarımızdan 30 bine yakın insanımız şehit olmuştur. Bununla devletin mücadelesinde, cumhuriyet hükümetleri, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz başta olmak üzere, emniyet güçlerimiz, ellerinden geldiğince mücadele vermişlerdir. Buradaki mücadelenin, öncelikle terör örgütünün anlayacağı lisanla, onun 1 silahlısı varsa 5 silahlıyla, onun elindeki silahın daha moderniyle ve devletin bütün imkânları sevk edilmek suretiyle yapılması gerekiyordu ve cumhuriyet hükümetleri, bunu, başka yerlerden tasarruf etmek suretiyle dahi olsa, her türlü fedakârlığa, her türlü ekonomik ve diğer fedakârlıklara rağmen, bu imkânları, bu örgütle mücadele eden kuvvetlerimize, Silahlı Kuvvetlerimizin modernizasyonu, emniyet güçlerimizin ekonomik ve özellikle silah yönünden modernize edilmesi suretiyle vermiştir.

Burada, millî bir mesele olması dolayısıyla politika yapmak istemiyorum; ama, zaman zaman, özellikle 1991'den evvel, Anavatan Partisinin tek başına iktidar olduğu dönemde bu olayın üzerine yeterince gidilmediği şeklindeki iddialara katılmıyorum. O tarihte, Anavatan Partisi İktidarı döneminde olayın üzerine ciddiyetle gidilmiştir ve daha sonra iktidara gelen hükümetler, o gün alınan tedbirlere ilave olarak hiçbir tedbir alamamışlardır. O tarihte Olağanüstü Hal Bölge Valiliği sistemine geçilmiş ve o tarihteki muhalefet partileri demişlerdir ki; "Biz iktidar olursak, bunu kaldıracağız." O tarihte, bu olayın, teröristle dağda bayırda mücadele edebilecek şekilde eğitilmiş, hem daha az şehit verme hem de etkili mücadele açısından, gerek jandarmada gerek emniyette özel timlerle yapılması gerektiğini ifade etmişiz ve bunları kurmuşuz. O tarihteki muhalefet partileri demişler ki: "Bu, yanlıştır; biz iktidar olursak, bunları kaldıracağız." Keza, koruculuk sistemine "yanlıştır; biz iktidar olursak, kaldıracağız" gibi tenkitler yapılmıştır.

Burada tekrar söylemek istiyorum; politika yapmak için söylemiyorum; ama, bir haksızlığı gidermek için söylüyorum: Bunları tenkit edenler, 1991'den itibaren işbaşına geldikleri zaman, o tarihte bizim aldığımız tedbirlere ilaveten, hiçbir tedbir getirememişlerdir. Koruculuk sisteminde yanlışlıklar vardır; binlerce insan, ellerinde en modern silahlar, amir yok, memur yok, organize değiller... Bu hataların giderilmesinden yanayız; ama, kaldırılamamıştır; çünkü, yapılan işin doğru olduğuna inanıyorum.

Değerli milletvekilleri, tabiî ki, silahlı mücadelede yapılması gereken... Bizim bir sloganımız vardı: Sivrisineği öldürmekle çözüm bulamazsınız, bataklığı kurutmak gerekir. Burada, bataklığın kurutulması olayında, olayın sosyal, ekonomik yönleri vardır. Eğer, siz, o bölgedeki insanın fert başına düşen millî gelirini artıramazsanız, işi olmayan, aşı olmayan insanın çok daha kolay bir şekilde PKK'ya kayabileceğini kabul etmek durumundasınız.

Yine, bölgedeki yatırımlar konusunda, dünyanın en büyük yatırımlarından birisi olan GAP Projesine bütün cumhuriyet hükümetleri destek vermiştir; ama, GAP Projesine, Anavatan İktidarları döneminde çok daha büyük destek verildiğini burada ifade etmek istiyorum.

Bu arada, özellikle 55 inci Cumhuriyet Hükümetimiz döneminde, bölgedeki teşviklerin artırılması suretiyle, özel sektörün de buralara yatırım yapması konusunda, vergi muafiyetinden tutun da, özellikle 10'dan fazla işçi çalıştıran yatırımcıların sigorta hissesinin devlet tarafından karşılanması türünde imkânlar sağlanarak, elektrik giderlerinin yüzde 50'sinin devlet tarafından...

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Hiçbir şey yapılmadı orada...

MUSTAFA BALCILAR (Devamla) – Kanun çıkarılmış; uygulama yapılıyor, yapılacak, devam ediyor... Özel sektör yatırım yapmıyorsa, özel sektörün belli bir mantalitesi vardır, onun daha başka altyapıları vardır, yolların yapılması lazım, daha başka yapılacak ilave işler vardır. O bölgeye yatırımcının gelebilmesi için, bugünkü güvenin daha da üst seviyelere çıkarılması lazımdır; ama, şu andaki sağlanan güven ortamında, yatırımcılar yavaş yavaş o bölgeye gitmeye başlamışlardır. Bunu, millî bir politika olarak görerek, bu güven ortamını daha yüksek seviyelere çıkarmamız halinde, özellikle o bölgenin insanı olmasına rağmen, Eskişehir'de, İstanbul'da yatırım yapan yatırımcıların o bölgeye daha fazla gideceği kanaatindeyim.

Değerli milletvekilleri, terörle mücadelede, tabiî ki, bu örgütün silahını, vesairesini alabilmesi konusunda en büyük kaynaklardan bir tanesi uyuşturucudan elde edilen gelirdi. Bir partide 70-80 trilyon civarında paraların döndüğü bir uyuşturucu trafiğinin geçtiği Türkiye'de, Afganistan'dan başlamak üzere; bu Hükümet döneminde, 55 inci Cumhuriyet Hükümeti döneminde, özellikle birbirlerini taşeron olarak kullanan, bazen PKK'nın çeteleri taşeron olarak kullanması, bazen çetelerin PKK'yı taşeron olarak kullanması suretiyle yapılan uyuşturucu kaçakçılığına, Hükümetimizin çetelerle mücadele konusundaki başarısı da PKK'nın gelir kaynaklarını kesme konusunda etkili olmuştur. Özellikle, bu yıl içerisinde Avrupa'da yakalanan toplam uyuşturucunun yüzde 60'ına, dünyada yakalanan uyuşturucunun da yüzde 40'ına tekabül eden miktarının Türkiye'de yakalanmış olmasını düşündüğünüz zaman, bu paraların, bu kadar büyük rakamdaki paraların PKK'ya gitmeyişi, PKK terör örgütünün, ekonomik yönden, lojistik desteğinin kesilmesi yönünden, PKK'nın çökertilmesinde etkili faktörlerden bir tanesidir.

Burada. yine 55 inci Cumhuriyet Hükümeti döneminde, emniyet güçlerimizin önünün açılması, kendilerine hiçbir siyasî veya şahıs baskılarının yapılmayacağı garantisinin verilmesi suretiyle yapılan bu uyuşturucuyla mücadeledeki başarıya ilaveten faili meçhul cinayetler olayında da bu Hükümetin başarılı olması, yine, uyuşturucu kaçakçılığının önlenmesindeki etkili unsurlardan bir tanesidir. Kumarhanelerin kapatılmış olması, karaparayla ilgili gerekli kanunun çıkarılmış olması, keza, bu konuda, PKK'ya menfi yönde, PKK'nın aleyhine, Türkiye Cumhuriyet