DÖNEM : 20
CİLT : 63 YASAMA YILI : 4
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
6 ncı Birleşim
13 . 10 . 1998 Salı
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KÂĞITLAR
III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – İstanbul Milletvekili Mustafa Baş’ın, 20 nci Avrasya Maratonuna ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Yücel Seçkiner’in cevabı
2. – Ankara Milletvekili Aydın Tümen’in, Ankara’nın başkent oluşunun 75 inci yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması
3. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, kamu çalışanlarının malî sorunlarına ve alınması gerekli önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Polonya Parlamento Başkanı Maciej Plazynski ve beraberindeki Parlamento heyetinin ülkemize davet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1724)
2. – (9/19) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun görev süresinin uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/1727)
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. – İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 20 arkadaşının, Emlak Bankası ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığıyla ilgili yolsuzluk iddialarının araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/288)
2. – Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz ve 19 arkadaşının, sekiz yıllık kesintisiz zorunlu temel eğitim uygulamalarıyla ilgili sorunlar konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/27)
IV. – ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. – Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu hakkındaki güvensizlik önergesinin oylamasının gündemdeki yerine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
2. – (9/33), (9/34) ve (9/35) esas numaralı Meclis soruşturması önergelerinin gündemdeki yeri, görüşme günü ve Genel Kurulun çalışma süresine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
V. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI
A) GÖRÜŞMELER
1.— Yozgat Milletvekili Yusuf Bacanlı ve 55 Arkadaşının, Denizcilik Müsteşarlığına Ait Bazı İşlerin İhalelerinde ve Personel Alımıyla İlgili Konularda Görevini Kötüye Kullanma, İhaleye Fesat Karıştırma ve Evrakta Sahtecilik Suçlarını İşlediği ve Bu Eylemlerinin TürkCeza Kanununun 240, 339 ve 366 ncı Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Devlet Bakanı Burhan Kara Hakkında Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi (9/29)
2. —Malatya Milletvekili Ayhan Fırat ve 54 Arkadaşının, Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünce 1996 Aralık Ayında Gerçekleştirilen Personel Sınavında Usulsüzlük Yapılmasına Yol Açarak Görevini Kötüye Kullandığı ve Bu Eyleminin TürkCeza Kanununun 240 ıncı Maddesine Uyduğu İddiasıyla Çalışma ve SosyalGüvenlik Eski Bakanı Necati Çelik Hakkında Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi (9/31)
3. —Konya Milletvekili Veysel Candan ve 57 Arkadaşının, Petrol Ofisi A.Ş. (POAŞ)’ın Özelleştirilmesinde İhaleye Fesat Karıştırdıkları ve Usulsüzlük Yapmak Suretiyle Görevlerini Kötüye Kullandıkları ve Bu Eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 339 ve 240 ıncı Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Başbakan A. Mesut Yılmaz ve Devlet Bakanı Işın Çelebi Haklarında Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi (9/32)
VI. —SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.—Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması
I.—GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açıldı.
Muğla Milletvekili Zeki Çakıroğlu, Kültür Bakanlığının Muğla’daki yatırımlarına ilişkin gündemdışı bir konuşma yaptı.
Aydın Milletvekili Muhammet Polat’ın, pamuk üreticilerinin sorunlarına,
Adana Milletvekili Mehmet Halit Dağlı’nın da Çukurovalı üreticilerin ekonomik sıkıntılarına,
İlişkin gündemdışı konuşmalarına, Sanayi ve Ticaret Bakanı E. Yalım Erez, cevap verdi.
Moldova Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’e, Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay’ın vekâlet etmesinin uygun görülmüş olduğuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Kars Milletvekili Sabri Güner ve 26 arkadaşının, İzmit Körfez Geçiş Projesi ihalesinde mevzuata aykırı davranmak suretiyle usulsüzlük yaptığı ve devleti zarara uğrattığı iddiasıyla Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu hakkında verdikleri ve Genel Kurulca 6.10.1998 tarihli 2 nci Birleşimde gündeme alınması kabul edilen gensorunun (11/18) görüşmeleri tamamlandı; İçel Milletvekili Turhan Güven, Yozgat Milletvekili Yusuf Bacanlı, Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya ve Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam’ın verdikleri gerekçeli güvensizlik önergesinin, Anayasanın 99 uncu maddesine göre, bir tam gün geçtikten sonra oylanacağı açıklandı.
Gensoru görüşmeleri sırasında :
Sakarya Milletvekil
i Cevat Ayhan ve İstanbul Milletvekili Ali Topuz, Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun şahıslarına sataştıkları iddiasıyla birer konuşma yaptılar.13 Ekim 1998 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere, Birleşime 18.25’te son verildi.
Yasin Hatiboğlu
Başkanvekili
Ali Günaydın Hüseyin Yıldız
Konya Mardin
Kâtip Üye Kâtip Üye
GELEN KÂĞITLAR No. : 6
13.10.1998 Salı
Sözlü Soru Önergeleri
1. – Kars Milletvekili Zeki Karabayır’ın, Ardahan-Merkez-Hacıali Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) sözlü soru önergesi (6/1204) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.10.1998)
2. – Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, Ceylanpınar Devlet Hastanesinde bir kadının doğum sırasında görevlilerin ihmali sonucu öldüğü iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1205) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.10.1998)
Yazılı Soru Önergeleri
1. – Muğla Milletvekili Fikret Uzunhasan’ın, Muğla’ya yeni bir hava meydanı yapılıp yapılmayacağına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/6221) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
2. – Muğla Milletvekili Fikret Uzunhasan’ın, orman kesim sahalarında pazarlık usulü yaptırılan işlere ilişkin Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/6222) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
3. – Erzincan Milletvekili Mustafa Kul’un, elektrik sektörünün yeniden yapılandırılması projesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/6223) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
4. – Erzincan Milletvekili Mustafa Kul’un, Van’a bağlı Sağmalı Beldesi ile Trabzon’a bağlı Beşköy Beldesinde yaşanan sel felaketine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6224) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
5. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün, Side Belediye Başkanı hakkındaki tahkikatlara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/6225) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
6. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün, Side Belediye Başkanının mal bildirimlerini zamanında yapıp yapmadığına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6226) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
7. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün, Marmara Ereğlisi Belediyesince sit alanı olan bazı parsellerin yapılaşmaya açıldığı iddialarına ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/6227) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
8. – Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı’nın,Eskişehir-İnönü İstasyon Trafosuna ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/6228) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
9. – Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı’nın, Eskişehir İli, İnönü İlçesi ile Kandilli Köyü arasındaki yolun ne zaman asfaltlanacağına ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/6229) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
10. – Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı’nın, Türk-Telekom görevlilerine gizli olarak bir form imzalatıldığı iddialarına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/6230) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
11. – Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı’nın, Konya-Ereğli İlçesi, Kargacık Köyü merasının maden arama alanı olarak verildiği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6231) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
12. – Ordu Milletvekili Mustafa Hasan Öz’ün, Kur’an kurslarına ilişkin Devlet Bakanından (H.Hüsamettin Özkan) yazılı soru önergesi (7/6232) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
13. – Ordu Milletvekili Mustafa Hasan Öz’ün, Ünye ve Fatsa Organize Sanayi Bölgelerine ve fındık ihracatına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/6233) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
14. – Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici’nin, İlköğretim Müfettişlerinin ek ders ücretlerinin ödenmemesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6234) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
15. – Hatay Milletvekili Mehmet Sılay’ın, pamuk fiyatına ve üreticilerin Çukobirlikten alacaklarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/6235) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
16. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, Acarlar Holding tarafından otopark yapıldığı iddia edilen orman alanına ilişkin Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/6236) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
17. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, İstanbul Avrupa Yenişehir Projesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6237) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
18. – Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, bankalara sağlanan vergi muafiyetine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6238) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
19. – Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, Ankara’da imam-hatip liselerinde görev yapan bazı öğretmenlerin istek dışı başka okullara atamalarının yapıldığı iddialarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6239) (Başkanlığa geliş
tarihi : 8.10.1998)20. – Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, başörtülü fotoğraf nedeniyle üniversitelere kayıt yaptıramayan öğrencilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6240) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
21. – Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6241) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
22. – Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, Türkiye genelinde imam hatip liselerine ve meslek liselerine kayıt yaptıran öğrenci sayısına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6242) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
23. – Trabzon Mil
letvekili Kemalettin Göktaş’ın, Trabzon-Merkez ve ilçelerindeki imam hatip ve meslek okullarına kayıt yaptıran öğrenci sayısına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6243) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)24. – Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, üniversitelere giren öğrencilerin liselere göre dağılımlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6244) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
25. – Kayseri Milletvekili Osman Çilsal’ın, T.M.O’nin Kayseri-Pınarbaşı bölgesinde yaptığı alımlara ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6245) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.10.1998)
26. – Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya’nın, yurt dışındaki üniversitelerden mezun olan öğrencilere ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6246) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.10.1998)
27. – Muğla Milletvekili Fikret Uzunhasan’ın, Çambalı üreticilerinin sorunlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6247) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.10.
1998)28. – Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu’nun, İller Bankasının iller itibariyle köy kalkınma payı tahsisine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/6248) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.10.1998)
29. – Bolu Milletvekili Feti Görür’ün, Düzce SSK Hastanesinin cihaz ihtiyacına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/6249) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.10.1998)
30. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, Bağ-Kur Tarım Sigortalılarının sağlık hizmetlerinden yararlandırılmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/6250) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.10.1998)
31. – Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yapılan yatırımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6251) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.10.1998)
32. – Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, TRT-1’de yayınlanan bir programda okunan gazetelerin nasıl seçildiğine ilişkin Devlet Bakanından (Cavit Kavak) yazılı soru önergesi (7/6252) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.10.1998)
33. – Adana Milletvekili İbrahim Ertan Yülek’in, pamuk üreticilerinin sorunlarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/6253) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.10.1998)
34. – Bolu Milletvekili Feti Görür’ün, Fiskobirlik tarafından yapılan fındık alımlarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/6254) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.10.1998)
35. – Bolu Milletvekili Feti Görür’ün, Bolu Dağı Tüneli inşaatına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/6255) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.10.1998)
36. – Artvin Milletvekili Metin Arifağaoğlu’nun, Hopa-Sarp Hudut Kapısından yapılan motorin ithalatına ilişkin Devlet Bakanından (Rıfat Serdaroğlu) yazılı soru önergesi (7/6256) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.10.1998)
Genel Görüşme Önergesi.
1. – Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz ve 19 arkadaşının, sekiz yıllık kesintisiz zorunlu temel eğitim uygulamaları ile ilgili sorunlar konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 102 ve 103 üncü maddeleri uyarınca bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/27) (Başkanlığa geliş tarihi : 12.10.1998)
Meclis Araştırması Önergesi
1. – İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 20 arkadaşının, Emlak Bankası ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ile ilgili yolsuzluk iddialarının araştırılması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/288) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.10.1998)
Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri
1. – Kocaeli Milletvekili Bekir Yurdagül’ün, İzmit Körfezinde bulunan SEKA fidanlığının özel bir firmaya devredilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5643)
2. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Karaman-Sarıveliler İlçesi Merkez Sağlık Ocağının sağlık personeli ve malzemesi ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5659)
3. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Karaman-Sarıveliler İlçesinin Sağlık Ocağı ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5665)
4. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, SEKA’ya ait fidanlığın özel bir firmaya bedelsiz olarak tahsis edildiği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5682)
5. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, İstanbul-Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığınca açılan bir ihaleye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5684)
6. – Erzurum Milletvekili Zeki Ertugay’ın, Erzurum’da meydana gelen sel felaketine ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/5686)7.– İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş’ın, A.B.D.’de çocuk bakıcılığı yapan bir Türk vatandaşının haksız suçlamalara maruz kaldığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5687)
8. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün, belediyelere ve yerel yönetimlere yapılan ayni ve nakdi ödemelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5691)
9. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Karaman-Sarıveliler Göktepe’nin Sağlık Ocağı ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru ö
nergesi (7/5697)10. – Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin Aydın’ın, Siirt-Merkez-Bağtepe Mahallesi Sağlık Ocağının personel ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5708)
11. – Adana Milletvekili Erol Çevikçe’nin, Adana 5 Ocak Stadyumunun özel bir firmaya kiralanmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5713)
12. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Devlet protokolüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5715)
13. – Aydın Milletvekili Muhammet Polat’ın, Başbakanlık Merkez binasının tadilatına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5761)
14. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, İvedik Organize Sanayi Bölgesi projesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5764)
15. – Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, bir koruma görevlisinin öğrencilere davranışına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5769)
16. – Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu’nun, başörtülü öğrencilere ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5772)
17. – Y
ozgat Milletvekili İlyas Arslan’ın, Yozgat-Sorgun İlçesinin kapalı spor salonu ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından (Yücel Seçkiner) yazılı soru önergesi (7/5782)18. – Diyarbakır Milletvekili Sacit Günbey’in, İstanbul-Kemerburgaz’da bulunan huzurevi ve rehabilitasyon merkezinin bir holdinge kiralandığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5786)
19. – Şanlıurfa Milletvekili Abdülkadir Öncel’in, Şanlıurfa ve Akçakale-Suruç yoluna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5795)
20. – De
nizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya’nın, Devrek İlçesinde meydana gelen sel felaketinde zarar görenlere yapılacak yardımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5798)BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 15.00
13 Ekim 1998 Salı
BAŞKAN : Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU
KÂTİP ÜYELER : Hüseyin YILDIZ (Mardin), Ali GÜNAYDIN (Konya)
BAŞKAN – Çalışmalarımızın hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah'tan niyaz ederek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6 ncı Birleşimini açıyorum.
Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısının mevcudiyeti bilmüşahede anlaşıldı ve çalışmalara geçildi. Yani, kısaca, Türkçe manası, toplantı yetersayımız vardır.
Şimdi, gündeme geçmeden önce, gündemdışı söz talebinde bulunan üç sayın arkadaşıma söz vereceğim. Bugün kendilerine gündemdışı söz verememiş olduğum arkadaşlarımdan özür dileyeyim. Malum, çok talep var, otuzun kırkın üzerinde talep var. Başkanlık, takdirini kullanırken, özellikle güncelliğini, genelliğini ve gündemdışı söz verdiği -ki, hepimiz zannediyorum öyle değerlendiriyoruz- o arkadaş daha önce söz almış mı, az mı almış, onları hep dikkate alıyor. Bu ölçüler içerisinde arkadaşlarıma söz verme imkânını buldum; imkân bulamadığım arkadaşlarım için de, inşallah, en yakın zamanda o imkânı buluruz diye düşünüyorum.
III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – İstanbul Milletvekili Mustafa Baş’ın, 20 nci Avrasya Maratonuna ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Yücel Seçkiner’in cevabı
BAŞKAN – Gündemdışı birinci sırada kendisine söz verdiğim Sayın Mustafa Baş, Avrasya Maratonuyla, yani Asya ile Avrupa'nın kucaklaşmasıyla ilgili olarak; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)
Sayın Baş, bir dakikanızı rica edeyim efendim; şunu bir başlatalım.
Efendim, alkışlarınızı bir dakika bekletirseniz, hebaen mensura olmasın; yani, boşa gitmesin demek istiyorum.
Evet, Sayın Baş, nihayet makineden izin çıktı; buyurun efendim.
MUSTAFA BAŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; pazar günü yapılan Kıtalararası Avrasya Maratonuyla ilgili gündemdışı söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Kıtalararası Avrasya Maratonu ilk defa 1979 yılında yapıldı; o zaman, Atletizm İl Temsilciliği, Atletizm Federasyonu ve Türkiye Millî Olimpiyat Komitesinin organizasyonunda yapılıyordu; Sayın Nurettin Sözen'in İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminden itibaren, 1991 yılından bugüne kadar da Büyükşehir Belediyesinin organizasyonunda düzenlenmiştir.
Avrasya Maratonu, bir taraftan, dünyanın tanınmış atletlerinin ülkemizde misafir edilmesini, yarışa katılmasını sağlamaktadır, diğer taraftan da, Türkiye'de en iyi atletlerin yetişmesine sebep olmaktadır. Bu çerçevede, Mehmet Terzi, Mehmet Yurdadön, Hanefi Atmaca, Aydın Çeken, Gazi Aşıkoğlu, Cihangir Demirel gibi meşhur atletlerimiz, bu yarışmalarda dereceye girmişler, birinci olmuşlardır.
Bu yıl yapılan maratona, 5 kıtadan 104 ülkeden davet edilenler, davete icabet edeceklerini bildirmişler ve katılmışlardır. 1993 yılına kadar 3 500 kişinin katıldığı bu halk koşusuna ve maratona 1994'te 12 500 kişi, 1995'te 24 bin kişi, 1996'da 50 bin kişi, 1997'de 100 bin kişi ve bu sene, kayıtlı 150 bin, gözlemcilerin raporuna göre ise 200 bin kişi katılarak ülkemizin en büyük organize spor hareketi olarak atletizm tarihine geçmiştir. Ayrıca, bu yıl, ilk defa, atletlerin ayaklarına küçük bir cihaz bağlanmış, hiçbir karışıklığa sebebiyet vermeden, sonuçlar, bilgisayar vasıtasıyla anında tespit edilebilmiştir. Bu yılki koşunun bir başka önemi de, Cumhuriyetimizin 75 inci yılına rastlamış olmasıdır
. Halkımızın, toplumumuzun büyük kesimi, bütün kesitlerinden insanlar bu yarışa coşkuyla katılmışlardır ve koşmuşlardır. 1996 ve 1997 yıllarında, TRT-1'den naklen verilen bu yayın, bu yıl Eurosport kanalıyla 150 ülkeye duyurulmuş, naklen verilmiş ve dünya spor gündemine girmiştir. Diğer taraftan, başta Reuters, CNN ve AP Ajansları olmak üzere birçok ünlü ajans, önemli haberler başlığı altında bu yarışı dünyaya duyurmuştur.Bu yarışta hiçbir güvenlik sorunu yaşanmamıştır, hiçbir problem yaşanmamıştır ve hiçbir sağlık sorunu yaşanmamıştır. Dereceye giren insanlara her kategoride, 10'ar kişi olmak üzere, 20 bin dolardan 5 bin dolara kadar hediyeler verilmiştir.
Değerli arkadaşlar, bu yarışla ilgili, maalesef, kamuoyunda, birkısım köşe yazarları, basın ve hükümet çevrelerinde, istemediğimiz, olmaması gereken sözler veya davranışlar olmuştur. 19 yıldır yapılan bu yarışta hakem ücretleri Atletizm Federasyonu tarafından ödenmiş olmasına rağmen, ilk defa, Atletizm Federasyonu Asbaşkanı, hakem yolluk ve ücretleri Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından onaylanmadığı için, hakem veremeyeceklerini bildirmişlerdir. Böylelikle, bütün dünyanın dikkatini çeken ve bütün dünya ülkelerinde önemli bir spor olarak geçen bu yarışma, maalesef, sabote edilmek istenmiştir.
Değerli arkadaşlar, yine İstanbul Büyükşehir Belediyemizin sporla ilgili faaliyetlerine baktığımız zaman, başta Burhan Felek Spor Salonu olmak üzere, yaklaşık 10 trilyona bitmesi beklenen Bağcılar Olimpik Spor Salonu, içerisinde yüzme havuzundan tenis kor
tlarına, voleybol, basketbol sahalarına, olimpik yüzme havuzlarına kadar birçok spor salonu ve saha yapılmıştır ve hatta bunların bir kısmı Federasyonun istifadesine sunulmuştur. Şu anda Beylerbeyi'nde yapılan, Federasyonun zaman zaman iftiharla bahsettiği çim sahanın bütün altyapı harcamaları -250 milyar liranın üzerinde- Büyükşehir Belediyesi tarafından spora katkı olarak yapılmaktadır.İstanbul Büyükşehir Belediyesi, voleybolde süper ligde oynamaktadır ve Türkiye'yi Avrupa kupalarında temsil etmektedir.
(Mikrofon otomatiz cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Baş, 1 dakika eksüre veriyorum, istesem de başka zamanım da, imkânım da yok...
MUSTAFA BAŞ (Devamla) – ... grekoromende Avrupa şampiyonu, masatenisinde de Türkiye şampiyonu olmuştur ve Avrupa kupalarında üçüncü tura yükselmiştir; judo takımı, Türkiye'de birinci olmuş, karatede de Avrupa ve dünya şampiyonu olmuştur; futbolda da, geçen sene son maçta, 84 üncü dakikada yediği talihsiz bir golle birinci lige çıkamamıştır; yani, Büyükşehir Belediyesi, spor noktasında önemli yatırımlar yapmaktadır, büyük başarılar elde etmektedir ve bu hizmetleri yaparken de hiçbir şekilde politize hareket etmemektedir. Ben de, bu yarışta koşan bir arkadaşınız olarak söylüyorum ki, yarış boyunca hiçbir siyasî gösteri yapılmamıştır, hiçbir siyasî propaganda yapılmamıştır; ama, yaklaşık 200 bin insan, elbette ki, seçmiş olduğu başkanına her gördüğü yerde gönlünü açmıştır ve her gördüğü yerde sevgi gösterilerinde bulunmuştur.
200 bin insan koşuyor, hiçbir sağlık sorunu olmuyor; 200 bin insan koşuyor, hiçbir güvenlik sorunu olmuyor ve bu 200 bin insanın içerisinde, sakatından, 7 yaşından 70 yaşına kadar...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Baş, süreniz bitti efendim.
MUSTAFA BAŞ (Devamla) – Bitiriyorum... Toparlıyorum...
BAŞKAN – Efendim, lütfen... Toparlamayı bırakın efendim...
MUSTAFA BAŞ (Devamla) – Hemen bitiriyorum...
BAŞKAN – Efendim, lütfen, saygı sunun...
KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) – Cümlesini bitirsin...
MUSTAFA BAŞ (Devamla) – Son cümlemle bitiriyorum Sayın Başkan.
Halkın bütün kesimlerinden, bütün kesitlerinden 200 bin insan -bütün kıyafetiyle- birlik içerisinde koşmuşlardır ve hiçbir sorun yaşanmamıştır. Bu organizasyonu yapanı tebrik etmek ve teşekkür etmek gerekirken, maalesef, birkısım çevreler kıskanmışlardır. Kıskananlar ve "Tayyip şov yaptı" diyenler, hodrimeydan, buyursunlar İstanbul'da koşsunlar bakalım, arkalarından değil 200 bin kişi, 200 kişi koşacak mıdır?!
Hepinize saygı sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)
B
AŞKAN – Sayın Baş, teşekkür ediyorum.REFİK ARAS (İstanbul) – Sonunda siyasete mal ettiniz...
DEVLET BAKANI YÜCEL SEÇKİNER (Ankara) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Sayın Bakan, davet edeceğim efendim zatıâlinizi. (FP ve ANAP sıralarından karşılıklı konuşmalar)
Sayın milletvekilleri... Efendim, sayın... Beyler, beyefendiler... Sayın milletvekilleri, efendim, Sayın Hükümetimizin çok değerli üyesini şimdi davet edeceğim, varsa bir cevap, o, gereken cevabı verir.
KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) – Varsa versin...
EDİP SAFDER GAYDALI (Bitlis) – Var var...
BAŞKAN – Varsa söyleyecek efendim, müsaade buyurun.
Değerli milletvekilleri, bir hususu arz etmek istiyorum -tabiî, diğer başkanvekili arkadaşlarım da buna katılırlar mı katılmazlar mı bilmiyorum- biz, gündemdışı söz vereceğimiz zaman -bana göre en büyük faktör, en önemli faktör- acaba süreye bu arkadaşımız ne kadar riayet eder diye hep düşünürüz. Bizim en büyük handikabımız, süreye riayet edilip edilmemesidir; yani, buradan ne demek istediğimi herhalde ifade ede
biliyorum.Efendim, spordan sorumlu Devlet Bakanımız, şimdi, gündemdışı konuşmayla ilgili görüşlerini ifade buyuracaklar.
Buyurun efendim. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
DEVLET BAKANI YÜCEL SEÇKİNER (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama, futbol millî takımımızı tebrik etmekle başlamak istiyorum ve bu konuşmama fırsat verdiği için de İstanbul Milletvekilimiz Sayın Mustafa Baş'a teşekkür ediyorum.
Tarih boyunca insanlar ve toplumlar arasında dostluk, barış, kardeşlik ve centilmence mücadelenin sembolü olan spor, günümüzde sağlıklı yaşam ve başarılı bir nesil yetiştirmenin en sihirli eğitim aracı haline gelmiştir. Beden ve ruh gelişiminin yanı sıra, sporun birleştiriciliği, yoksul, zengin, din, dil, ırk, milliyet ayrımı gütmemesi, sporun birleştirici ve bütünleştiriciliğinin en büyük göstergesidir.
Büyük Önder Atatürk, sporun önemi üzerinde durduğu kadar, sporun aktif unsuru olan sporcuların nitelikleri üzerinde de durmuştur, "Ben, sporcunun zekî, çevik, aynı zamanda ahlaklısını severim" diyerek, sporcuda bulunması gereken nitelikleri belirlemiş, hem de nasıl bir nesil istediğini açıklamıştır. Bu hedef doğrultusunda 7'den 70'e bütün halkımızı sportif organizasyonlara çekmek, sporun birleştirici ve bütünleştirici gücü altında millî birlik ve beraberliğin en güzel anlarını yaşamak hepimizin en büyük arzusudur.
Bu amaçla, iki kıtanın birleştiği yerde, İstanbul'da, sporun, yaş, sınır, dil, din, ülke tanımayan beraberliği içerisinde, yıllar önce başlatılan, aralıksız devam ettirilen ve bu yıl 20 ncisi yapılan Avrasya Maratonu, yıllarca yüzbinleri bütünleştirmiş ve aynı sportif heyecanı kitlelere yaşatmıştır.
Teknolojinin başdöndürücü bir hızla geliştiği günümüzde spor en önemli tanıtım aracı olmuş, milyarlarca dolar harcanarak yapılması mümkün olmayan tanıtımlar, sportif organizasyonlarla oldukça etkili bir hale gelmiştir.
Spor, etkin bir reklam öğesi olduğu kadar, kitlelere ulaşma yolunda sağladığı kolaylıklarla da, ne kadar acıdır ki, zaman zaman politikaya da alet edilmiştir. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Olimpiyat Hazırlık Düzenleme Kurulunun işbirliği içerisinde yapılması kararlaştırılan bu yarış için, spor teşkilatı olarak, 320 bin Amerikan Doları taahhüt etmiştik. Ancak, uygulamada, 20 nci Avrasya Maratonu, Gençlik ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve Hazırlık Düzenleme Kurulunun hedeflerine tamamen ters düşen bir hale dönüşmüştür. Bu maraton, uluslararası nizamî bir maraton müsabakası ve halkın
spora katılımından çıkarak, siyasallaşmış ve konuyla ilgisiz bir siyasî zincir gösterisiyle birleştirilerek izinsiz bir toplugösteriye dönüşmüştür.CAFER GÜNEŞ (Kırşehir) – İnsaf... İnsaf...
DEVLET BAKANI YÜCEL SEÇKİNER (Devamla) – Bu nedenle de, 2 bin yerli ve yabancı maratoncunun katıldığı yarışmada, büyük organizasyon bozuklukları yaşanmış, Avrasya Maratonunun geleceğine gölge düşürülmüştür. 20 nci Enternasyonal İstanbul Avrasya Maratonudur adı, IAF'ye kayıtlıdır. Gelen temsilciye ne diyeceğimizi bilemiyoruz; bu maratonla çok kötü durumda kalınmıştır.
Halk koşusu ise, halkın spora katılımından çıkmış, 200 bin insanın yürüyüş yapıp slogan attığı bir gösteriye dönüşmüştür. Asıl amaçtan uzaklaşıldığı, ülkenin sportif tanıtımına ve İstanbul'un olimpiyat adaylığına halkın katılımına faydadan çok zarar verir hale geldiğinin görülmesiyle, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce sağlanan hakem, gözlemci vesaire teknik yardımla, Hazırlık Düzenleme Kurulunun maddî desteğinin kalan bölümü çekilmiştir.
Tüm kamuoyunun
malumları olduğu üzere, daha yarışa günler kala, basından da takip edildiği gibi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, bu yarışı siyasî şov haline getirmiştir. (FP sıralarından alkışlar [!]) İstanbul'da bilboardlarda ve basında "Tayyip Erdoğan için koşalım..." İstanbul'a gidenler görmüştür, buyurun "Tayyip Erdoğan için koşalım..." Bundan evvel Sayın Dalan da belediye başkanlığı yaptı, Sayın Nurettin Sözen de belediye başkanlığı yaptı. Bu, hepimizin eseridir. Partilerüstü yapılması gereken spora siyaseti açıkça bulaştırdığı, siyasî emellerine alet ettiği, birçok yayın organında çıkan yazılar incelendiğinde görülecektir. Bir klasör yazı var; buyurun: "Maratona siyaset bulaştı", "Avrasya Maratonunda 100 binlerce kişi, spor ve kardeşlik için değil, Tayyip Erdoğan için koşacak."KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Bravo, gazeteci Bakan[!]
DEVLET BAKANI YÜCEL SEÇKİNER (Devamla) – Buyurun "Tahrike dikkat." Binlerce yazı çıktı.
KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Bravo, gazeteci Bakan[!]
BAŞKAN – Sayın Emmioğlu...
DEVLET BAKANI YÜCEL SEÇKİNER (Devamla) – Maratondan bir gün evvel, GAP İdaresi, Olimpiyat Komitesi, DSİ ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün işbirliğiyle Atatürk Barajında gerçekleştirilen GAP Su Sporları şöleni başarıyla gerçekleştirilmiştir; ama, hiçbir zaman, ne Sayın Başbakan Mesut Yılmaz'ın ne herhangi bir siyasî parti veya kuruluşun malı haline getirilmemiştir. Orada, Urfa Belediye Başkanımız, çıkıp, konuşmasını rahatlıkla yapmıştır.
Hükümetimiz ve gençlik ve spordan soruml
u Devlet Bakanlığımız, dün olduğu gibi bugün ve yarın da, amacına uygun olarak gerçekleştirilen tüm sportif faaliyetlerin içinde ve destekcisi olacaktır.Belediyenizin yaptığı bu işler belediyenin bütçesinden çıkmıyor, İstanbul Olimpiyat Komitesine vereceği paraya karşı yapmaktadır, belediye kendisi yapmıyor. Hükümetimiz...
MUSTAFA BAŞ (İstanbul) – Hayır, böyle bir şey yok, yanlış bilgi.
DEVLET BAKANI YÜCEL SEÇKİNER (Devamla) – Ben, biliyorum; ben, İstanbul Hazırlık Komitesi Başkanıyım. O hesabı ben tutuyorum; İstanbul Belediyesinden bugün alacağımız 8 trilyon lira para vardır.
MUSTAFA BAŞ (İstanbul) – Yanlış bilgi bu.
DEVLET BAKANI YÜCEL SEÇKİNER (Devamla) – Spor, evrensel kurallara göre idare edilen, siyaset ve partilerüstü bir olgudur. Her fırsatta belirttiğimiz gibi, spor, partilerüstüdür; tek bir politikası vardır, o da, gençliğe ve insanlığa hizmettir.
Saygılar sunarım. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum efendim.
MUSTAFA BAŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, yerimden bir şey söylemek istiyorum.
BAŞKAN – Siz, söyleceğinizi ifade ettiniz Sayın Baş.
MUSTAFA BAŞ (İstanbul) – İçtüzüğe göre, yerimden bir şey söylemek istiyorum.
BAŞKAN – Siz, söyleyeceğinizi bu kürsüden ifade ettiniz Sayın Baş..
MUSTAFA BAŞ (İstanbul) – Hayır efendim; İçtüzüğe göre, benim bu hakkım vardır, yerimden bir şey söyleyebilirim.
BAŞKAN – Efendim, o, benim takdirim.
MUSTAFA BAŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, yerimden...
BAŞKAN – Sayın Baş, rica ediyorum...
MUSTAFA BAŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, yerimden bir şey söylemek istiyorum.
BAŞKAN – Rica ediyorum Sayın Baş...
MUSTAFA BAŞ (İstanbul) – Sayın Bakanın söylediği "Tayyip için koşuyorlar" afişi kesinlikle yanlıştır, Sayın Bakan yanıltılmaktadır. Gazete haberleriyle burada konuşulmaz. Kesinlikle böyle bir haber yoktur, eğer, varsa, böyle bir afiş varsa...
BAŞKAN – Sayın Baş, Sayın Bakan da...
DEVLET BAKANI YÜCEL SEÇKİNER (Ankara) – Sayın Başkan, ben söylemiyorum, İstanbul'daki bilboardlarda yazıyor.
BAŞKAN – Sayın Bakan, rica ediyorum
...MUSTAFA BAŞ (İstanbul) – Sizi gazete haberleriyle yanıltıyorlar, böyle bir bilboard afişi yoktur "Tayyip için koşuyorlar" diye bir afiş yoktur...
BAŞKAN – Sayın Baş...
MUSTAFA BAŞ (İstanbul) – ...Artı, tek bir organizasyon bozukluğu yoktur.
BAŞKAN – Sayın Baş, birleşime ara veririm. (FP sıralarından "ver" sesleri) İstirham ediyorum...
Sayın Baş, efendim, Sayın Bakan da yanılmaz, millet de yanılmaz; niye telaşlanıyorsunuz? Rica ediyorum...
Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.
CAFER GÜNEŞ (Kırşehir) – Gazete haberleriyle konuşmak bir bakana yakışmıyor Sayın Başkan.
2. – Ankara Milletvekili Aydın Tümen’in, Ankara’nın başkent oluşunun 75 inci yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması
BAŞKAN – Sayın Aydın Tümen, Ankara'nın Başkent oluşuyla ilgili gündemdışı söz talebinde bulunmuştur; buyurun. (DSP sıralarından alkışlar)
AYDIN TÜMEN (Ankara) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün, Ankaramızın Başkent oluşunun 75 inci yıldönümü olması sebebiyle şahsım adına söz aldım; bana gündemdışı konuşma olanağı sağlayan Sayın Başkana teşekkür eder, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım.
Sayın milletvekilleri, bundan yetmişbeş yıl önce, 13 Ekim 1923 yılında Malatya Milletvekili İsmet İnönü ve 14 arkadaşınca hazırlanıp Yüce Meclise sunulan kanun tasarısıyla, Ankaramız, Türkiye Cumhuriyetinin Başkenti ilan edilmiştir. Ankara, Kurtuluş Savaşı süresinde ve daha sonra kurulan Türkiye Cumhuriyetinin daima kalbi olmuş ve buradan çağdaş cumhuriyetin temelleri atılmıştır.
Anadolu'nun işgalinden sonra, Büyük Önder Atatürk'le beraber, yurdun dört bir yanında başlayan millî mücadele Ankara'da da vücut bulmuş ve Ankaralılar, işgal devletlerinin buyruğundaki İstanbul Hükümetini tanımadıklarını duyurmuşlar ve zamanın işbirlikçi valisini tutuklayarak, yerine, kendi valilerini atamışlar, İstanbul Hükümetinin yeni bir vali göndermesine karşın, yeni valiyi Ankara'ya sokmamışlar ve direnişlerini sonuna kadar sürdürmüşlerdir. Vatanperver ve yürekli Ankaralının bu davranışları Atatürk'ün dikkatinden kaçmıyor ve Ankara'daki gelişmeleri
yakından takip ediyordu. Bu arada, Ankaralılar ise, Önderlerini sabırsızlıkla bekliyorlardı. Ulusal uyanış, Ankaralının yüreğine bir kor olarak düşmüştü; sabırsızdı, inançlıydı ve herşeyden önce, kararlıydı.Beklenen haber Ankara'ya ulaştı, Mustafa Kemal ve arkadaşları geliyordu. Sıvas'tan, Kayseri yoluyla Ankara'ya ulaşılacaktı. Ankaralı, yollara döküldü. Balâ İlçemizin Beynam Köyünde konaklayan Mustafa Kemal ve arkadaşları, 27 Aralık 1919'da Ankara'ya doğru yola çıktığında, Ankaralı, geçilecek güzergâhta çoktan yerini almıştı. Ankara'da görülmemiş bir bayram yaşanıyordu. Artık, Ankaralı için hasret bitmişti. Onbinlerce Ankaralı, başı dik ve gururla Büyük Önderini bağrına basıyordu. Millî mücadelede yeni bir dönem başlıyordu. Mustafa Kemal, Ankara'yı ve Ankaralıyı gördüğünde, verilen mücadelenin başarıya ulaşacağı inancını bir kez daha pekiştiriyor ve kuvvetlendiriyordu. Ankara, artık, millî mücadelenin yüreği ve yönetim merkezi olmuştu.
Atatürk, 27 Aralık 1919'da Ankara'ya ilk geldikleri gün, Ankaralıların yurtsever insanlar olduklarını sezmiş ve bunu görmüştü. Ankaralının kahramanlığını yakından gören Atatürk, en küçük bir şüphe yok ki, gönlünün en derin yerinde ona yer vermişti. Bunu, her fırsatta, gerek büyük Söylevinde gerekse zaman zaman yaptıkları konuşmalarında belirtmiştir. Milletvekilliği adaylığını Ankara'dan koyması için Ankaralıların çağrılarını kabul etmekle, Atatürk'ün bu sevgisi bir kez daha kendisini göstermiştir.
Sayın milletvekilleri, Ankaralılar, aradan geçen yetmişbeş yıl süresince olduğu gibi, bugün de, Büyük Önder Atatürk'e ve onun mirası olan cumhuriyete sahip çıkmaya ve sonsuza dek yaşatmaya kararlıdır.
Ankara'nın Başkent oluşunun 75 inci yıldönümünü tüm Ankaralı hemşerilerim adına kutlar, bu duygu ve düşüncelerimi tüm Ankara milletvekili arkadaşlarımın da paylaştığı inancıyla, en içten sevgi ve saygılarımı sunarım. (Alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Tümen, teşekkür ediyorum; özellikle de süreye riayetiniz sebebiyle.
Efendim, Sayın Tümen'in bu beyanlarına, tabiî, hepimiz katılıyoruz; o sebeple de, bir sayın bakandan cevap bekleme ihtiyacı zaten yok.
3. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, kamu çalışanlarının malî sorunlarına ve alınması gerekli önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması
BAŞKAN – Üçüncü sırada, kamu çalışanlarının sorunlarıyla ilgili olarak, Sayın İsmail Özgün. (FP sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Özgün.
İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1999 yılı bütçesinin hazırlandığı ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluşunun 75 inci yılını kutladığımız bugünlerde kamu çalışanlarımızın Hükümetten ve Meclisten beklentileri hususunda gündemdışı söz almış bulunmaktayım; bana bu imkânı veren Sayın Başkana teşekkür ediyor, Muhterem Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, ekonomik sıkıntılarla baş başa kalarak, gerek çalışma yaşamında gerekse emeklilikte devlete hizmet etmeyi kendilerine şiar edinmiş olan kamu çalışanlarının içinde bulundukları malî sıkıntılar, maalesef, bugün, dayanılmaz boyutlara gelip dayanmıştır.
Bugünkü
Hükümet, işbaşına geldiğinde, kamu çalışanlarını ve emeklilerini enflasyona ezdirmeyeceğini taahhüt etmiş ve yıl sonunda da enflasyonun yüzde 50'nin üzerine çıkması durumunda aradaki farkın ödeneceğini söylemişti. Şimdi, bütün bu taahhütler ve söylenenler, yıl sonuna yaklaştığımız şu günlerde acaba gerçekleşmiş midir? Hiç şüphe yok ki -üzülerek ifade etmek durumundayız- bu taahhütler ve sözler yerine gelmemiştir. Maalesef, bugün, kamu çalışanlarımız ve emeklilerimiz enflasyona yenik düşmüş, ezdirilmiştir. Enflasyon rakamları da açık bir şekilde ortada durmaktadır; eylül ayı sonu itibariyle yıllık yüzde 80 civarında, yıl sonu itibariyle yapılan hesaplamalara göre de yüzde 85-90 civarında olacağı tahmin edilmektedir. Esasen, mutfaktaki asıl enflasyona da bakarsanız, her zaman yüzde 100 mertebesinde veya üzerinde seyretmektedir.Bütün bu rakamlar, sizin, kamu çalışanlarını enflasyona ezdirdiğinizi göstermektedir; çünkü, siz, memur ve emeklilere -son yapılan yüzde 10'luk zammı da hesaba katarsak- ortalama yıllık yüzde 60 civarında ücret artışı yaptınız ve bu kesimlerimizi, maalesef, enflasyon karşısında perişan ettiniz.
Değerli arkadaşlar, şimdi, bunları bir tarafa bırakıyorum. 1999 bütçesi hazırlanıyor. Peki, 1999 bütçesi, kamu çalışanları ve emeklilerine ne getiriyor? Acaba, 1998'de yaşanan sıkıntılar 1999'da da devam edecek midir diye 1999 yılı bütçe rakamlarına baktığımızda, maalesef, üzülerek ifade ediyorum ki, 1999 yılında da aynı sıkıntıları kamu çalışanlarımız yaşamak durumunda olacaklar; çünkü, enflasyon hedefi yüzde 35 olarak hesaplanıyor, deflatörün de yüzde 45 olacağı söyleniyor; dolayısıyla da kamu çalışanlarına ve emeklilerine 1999 Ocak-Haziran dönemi için yüzde 20 nispetinde bir zam yapılacağı söylentileri ortalıkta dolaşıyor ve üstelik, 1999 yılı, KİT'lerde de sözleşme dönemi.
Değerli arkadaşlar, buradan Hükümete sesleniyorum. Geliniz, cumhuriyetimizin 75 inci kuruluş yıldönümünü kutladığımız bugünlerde, kamu çalışanlarına ve emeklilerine sahip çıkalım. Bunu hep beraber yapalım. Hiç olmazsa, 75 yılın hatırına, kamu çalışanlarımıza biraz daha fazla kaynak aktaralım.
Kamu çalışanlarının, bizden, Meclisten ve Hükümetten birçok beklentileri vardır. Öncelikle, 75 yıldır geliştirilmesine çalışılan insan hakları, özgürlük ve demokrasi konularında geriye doğru adım atılmamasını, bu konudaki olumsuz girişimlerin başarıya ulaşmamasını; ülkemizi, özgürlükçü, çağdaş, demokrat ülkelerin gerisine taşıyacak gelişmelere Meclisin izin vermemesini istemektedirler; ama, maalesef, daha dün akşam, iki gazetemizin başyazarının gözaltına alınmış olduğunu bugün gazete sayfalarından öğreniyoruz ve böyle bir uygulamanın, 2000'li yıllara taşındığımız şu günlerde yapılmış olmasını antidemokratik bir uygulama olarak görüyor ve buradan bunu tenkit ediyorum.
Değerli arkadaşlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda bir bölümü görüşülen Kamu Görevlileri Sendika Yasa Tasarısının da, ILO sözleşmelerine uygun şekilde yeniden düzenlenerek kanunlaştırılmasını, yine kamu çalışanlarımız bizden beklemektedir. Sendikal çalışmaların önünü tıkayan kanunlardaki engeller ortadan kaldırılmalıdır. Yine, kamu çalışanlarımız, Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur'un tek çatı altında toplanmasını ve çalışanlar arasındaki...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Özgün, süreniz bitti efendim.
İSMAİL ÖZGÜN (Devamla) – Efendim, 1 dakika...
BAŞKAN – Üzgünüm efendim; siz Özgün'sünüz; ama, ben de maalesef üzgünüm.
İSMAİL ÖZGÜN (Devamla) – Efendim, 1 dakika rica edeyim.
MEHMET AYKAÇ (Çorum) – 2 dakika süre veriniz.
BAŞKAN
– Buyurun, size 1 dakika eksüre verdim efendim.İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
ASLAN POLAT (Erzurum) – 40 ıncı saniyeden başlıyor...
BAŞKAN – Efendim, müsaade buyurun, rica ediyorum.
Buyurun efendim.
İSMAİL ÖZGÜN (Devamla) – Cumhuriyetimizin 75 inci kuruluş yıldönümünü kutladığımız bugünlerde, hiç olmazsa, kamu çalışanlarımıza, emeklilerimize bir maaş ikramiye ile bir derece verilmesini ve disiplin cezalarının kaldırılması yönündeki, kamu çalışanlarının taleplerini gözardı etmemeliyiz ve bu konuda, Hükümet, üzerine düşen görevi yapmalıdır diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, gelin, cumhuriyetin 75 inci yıl kutlamalarına atfen, hiç olmazsa, biraz önce ifade ettiğim gibi, memur ve emeklilerimize bir maaş ikramiye verelim, bir derece kazandıralım, disiplin cezalarını kaldıralım. Zaten, bu konularda kanun teklifleri verilmiştir; gelin, bunları yapalım ve kamu çalışanlarına, emeklilerimize daha fazla eziyet etmeyelim diyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Özgün, teşekkür ediyorum.
Sayın Hükümetten cevap talebi?.. Yok.
MEHMET AYKAÇ (Çorum) – Hükümet, kamu görevlilerini zaten unuttu Sayın Başkan; cevap bile vermiyorlar. (ANAP sıralarından gürültüler)
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Yok yahu!..
MEHMET AYKAÇ (Çorum) – Cevap veren yok.
BAŞKAN – Müsaade buyurun...
Efendim, sayenizde, ben de ne söyleyeceğimi unuttum...
MEHMET AYKAÇ (Çorum) – Sayın Başkan, önemli olan, Hükümetin ne söyleyeceği...
BAŞKAN – Sayın mi
lletvekilleri, bir hususu, yüksek bilgilerinize, izninizle arz etmek istiyorum.MEHMET AYKAÇ (Çorum) – Boşa konuşuyorsunuz.
BAŞKAN – Sayın Aykaç, siz de pek doluya konuşmuyorsunuz bu halinizle...
Bir hususu arz ediyorum. İki seferdir, arkadaşlarımızdan işaret geliyor; 1 dakika...
ASLAN POLAT (Erzurum) – 40 saniye...
BAŞKAN – Sayın Polat!..
Bir arkadaşımız 5 dakikalık süreyi doldurduğu zaman, süre orada işlemeye devam ediyor. Ben "1 dakika veriyorum" dediğim zaman, o, zaten, 15-20 saniyesini kullanmış olduğu için, panoda 38 saniye gözüküyor yahut ne bileyim, 26 saniye gözüküyor. Arkadaşlarımız, zannediyorlar ki, ben "1 dakika" dedim; ama, 30 saniye verdim... Hayır; ben, burada 1 dakika veriyorum; fakat, o arada, zaten, konuşmaya devam ettiği için ve süre de çalıştığı için, hatip, 5 dakika artı 1 dakika süre kullanmış oluyor. Netice itibariyle, lütfen...
LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Sayın Başkan,ona ince ayar lazım, ince ayar...
BAŞKAN – Efendim, biz, daha kalın ayarı bulamadık, inşallah ince ayarı da bulu
ruz!..Sayın milletvekilleri, gündemdışı konuşmalar tamamlanmıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutuyorum:
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Polonya Parlamento Başkanı Maciej Plazynski ve beraberindeki Parlamento heyetinin ülkemize davet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1724)
13 Ekim 1998
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
TBMM Başkanlık Divanının 30 Eylül 1998 tarih 93 sayılı kararıyla, Polonya Parlamento Başkanı Sayın Maciej Plazynski ve beraberinde bir Parlamento heyetiyle 13-17 Ekim 1998 tarihleri arasında ülkemizi ziyareti kararlaştırılmıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 7 nci maddesi gereğince Genel Kurulun bilgisine sunulur.
Hikmet Çetin
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Bir başka Meclis araştırması önergesi vardır; 500 kelimeden fazla olduğu için, özetini okutuyorum:
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. – İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 20 arkadaşının, Emlak Bankası ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığıyla ilgili yolsuzluk iddialarının araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/288)
(1)
(1) (10/288) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin tam metni tutanağa eklidir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Emlak Bankasının ve Toplu Konut İdaresinin bağlı bulunduğu Devlet Bakanı Refaiddin Şahin'in istifasıyla sonuçlanan süreç, pek çok soru işaretini de beraberinde getirmiştir.
DTP milletvekillerinin, kendi partilerinin mensubu Bakan Şahin hakkında, Hükümette parti ilkelerini savunmadığı ve saptığı gerekçesiyle güvensizlik önergesi vermesiyle, sorun, grup dışına taşınmıştır. Şahin, bu önerge kabul edilirse partiden ve Bakanlıktan istifa edeceğini açıklamış; fakat, önerge kabul edildikten sonra, istifa etmemekte direnmiştir.
Kamuoyu önünde, aynı parti mensubu siyasîlerin yaptıkları açıklamalar, olayın gerçek nedenlerinin "parti ilkelerini savunmama"nın ötesinde olduğu kanısını güçlendirmiştir.
Şahin, önergeyle ilgili olarak "milletvekillerinin, ihalelerin yandaşlarına verilmesi, personel atamalarında torpil yapılması konusunda üzerinde baskı kurmaya çalıştıkları" açıklamasını yapmış; parti yöneticilerini, milletvekillerini basın önünde tartışmaya çağırmıştır.
Güvensizlik kararından sonra, DTP Genel Başkanı, Bakanın istifasını beklediğini belirtmiştir. İstifa gelmeyince, Başbakana, Şahin'in Bakanlık görevinden azledilmesi için mektup göndermiştir. Başbakanın azil yolunu işletmemesi üzerine "gensoru" dahi telaffuz edilmiştir.
Siyasî yaşamda pek rastlanılmayan bu tabloya karşın, Bakanın direnişi ve karşılıklı suçlamalar devam etmiştir.
DTP Grup Başkanı Mahmut Yılbaş, Başbakanlık Teftiş Kurulunun harekete geçirilerek, Şahin dönemi hakkında soruşturma başlatılmasını; Emlak Bankasından, bazı basın kuruluşları dahil, kimlere kredi verildiğinin açıklanmasını istemiştir. Ayrıca, Bakanın döneminde yapılan personel alımıyla ilgili olarak, bölgecilik yapıldığı, torpille, yasalara aykırı adam alındığını belirten yazılı açıklamalar yapılmıştır.
Şahin'in tüm suçlamalara "Bakanlıkla bu kadar oynanmaz. Gelenler, başka birinin talep ve isteklerine peşkeş mi çekecek?.. Benim derdim, burada bir gün daha fazla oturmak değil; devleti savunmak. İbreti âlem olsun istiyorum. Bir gün sussunlar, bugünün yarını da var..." cevabı, Bakanlık, bağlı ve ilgili kuruluşlarda olup bitenlerle ilgili kuşkuları artırmıştır.
İstifa eden Devlet Bakanı Şahin'e bağlı olan Emlak Bankası, yaklaşık yirmi yıldır, yolsuzluk, çete, mafya ilişkileriyle Türkiye'nin gündemini işgal etmektedir. Bu nedenle, Şahin'in Bakanlıktan istifa etmiş olmasına karşın, yapılan suçlamaların ortada kalması kabul e
dilemez.Ne Bakan, kredi, personel alımı konularında, kendisine, kimler tarafından, nasıl ve neden baskı yaptığını açıklamıştır ne de partisinin yetkilileri, neden kendi bakanlarının döneminin teftiş edilmesini istediklerini açıklamışlardır.
Emlak Banka
sını rant yeri yapamayacağını açıklayan Bakan, geçmiş dönemlerle ilgili yolsuzluk iddialarını araştırmamıştır; tam tersine, rant yeri yaptığı iddiaları ortaya atılmıştır. Öyleyse, Bakan, bu rantı, kimlere, hangi çevrelere, kimlerin talimatıyla dağıtmıştır?Şahin döneminde Emlak Bankasından kimler ne miktarda kredi ve teminat mektubu almıştır? Bunların akıbeti ne olmuştur? Bankanın, Gürcistan ve diğer yurtdışı şubelerinden kimlere kredi ve teminat mektubu kullandırılmıştır? Bunların akıbeti nedir?
Parti gr
ubunda atanmasına karşı çıkılan genel müdürü atamakta ısrar edip, birkaç ay sonra neden görevden almıştır? Kendi döneminde üç kez genel müdür değişikliği neden yapılmıştır?Emlak Bankasının kaç aracı kayıptır? Banka araçları kimlere tahsis edilmiştir?
Toplu Konut tarafından yapılan inşaat ihaleleri kimlere verilmiştir? Kendi partisi, bu ihalelere neden karşı çıkmıştır?
Toplu Konut İdaresinin yaptığı bina ve arsa satışlarında kayırma olmuş mudur? Toplu Konutun verdiği ilanlar adil bir şekilde dağıtılmış mıdır?
Eleman alımında, bölgecilik, partizanlık yapılmış mıdır? Yasalara aykırı eleman alınmış mıdır?
Parayla iş takibi yapılmış mıdır?
Tüm bu sorular hızla cevaplanmayı beklemektedir.
Mevcut iddiaların, Bakanın istifasıyla gerçekleştirilemeyecek ciddiyette ve ortadaki kavganın sadece koltuk kavgasından ibaret görülmemesi, soruna Yüce Meclisin el koymasını zorunlu kılmaktadır.
Bu gerekçelerle, istifa eden Devlet Bakanı Refaiddin Şahin döneminde Emlak Bankası, bankanın bağlı kuruluş ve iştirakleriyle Toplu Konut İdaresinin faaliyetlerinin incelenmesi, Emlak Bankasının yurtiçi ve yurtdışı tüm şubelerinden kredi ve teminat mektuplarının kimlere verildiğinin, akıbetlerinin ne olduğunun; bankaya ve bağlı şirketlere ait araçların kimler tarafından kullanıldığının; Toplu Konut İdaresi tarafından açılan ihalelerin, yapılan satışların ve verilen ilanların araştırılması, ortaya atılan iddialar ve suçlamalarla ilgili gerekçelerin ortaya çıkarılması için Anayasanın 98 inci, Meclis İçtüzüğünün 103 ve 104 üncü mad
deleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.1- Mehmet Sevigen (İstanbul)
2- Fatih Atay (Aydın)
3- Algan Hacaloğlu (İstanbul)
4- Adnan Keskin (Denizli)
5- İsmet Atalay (Ardahan)
6- Atilâ Sav (Hatay)
7- Eşref Erdem (Ankara)
8- Erdoğan Yetenç (Manisa)
9- Celal Topkan (Adıyaman)
10- Ahmet Küçük (Çanakkale)
11- Birgen Keleş (İzmir)
12- Altan Öymen (İstanbul)
13- Ahmet Güryüz Ketenci (İstanbul)
14- Nihat Matkap (Hatay)
15- Orhan Veli Yıldırım (Tunce
li)16- Yılmaz Ateş (Ankara)
17- İrfan Gürpınar (Kırklareli)
18- Ali Rıza Bodur (İzmir)
19- Ayhan Fırat (Malatya)
20- Bülent Tanla (İstanbul)
21- Fuat Çay (Hatay)
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önergenin tamamı ayrıca tutanağa eklenecektir.
Önerge, gündemde yerini alacak, Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme; sırasında yapılacaktır.
Şimdi, bir genel görüşme önergesi vardır; okutuyorum:
2. – Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz ve 19 arkadaşının, sekiz yıllık kesintisiz zorunlu temel eğitim uygulamalarıyla ilgili sorunlar konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/27)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Ülkemizde Sekiz yıllık kesintisiz zorunlu temel eğitim uygulamaları ile ilgili sorunlar konusunda Anayasanın 98, İçtüzüğün 102 ve 103 üncü maddeleri uyarınca bir genel görüşme açılmasını arz ve teklif ederiz.
1- Ömer Özyılmaz (Erzurum)
2- Mustafa Köylü (Isparta)
3- Yakup Budak (Adana)
4- Mehmet Altan Karapaşaoğlu (Bursa)
5- Nedim İlci (Muş)
6- Abdullah Gencer (Konya)
7- Ömer Vehbi Hatipoğlu (Diyarbakır)
8- Naci Terzi (Erzincan)
9- Tevhit Karakaya (Erzincan)
10- Celal Esin (Ağrı)
11- Bekir Sobacı (Tokat)
12- Abdulhaluk Mutlu (Bitlis)
13- Mehmet Emin Aydın (Siirt)
14- Musa Okçu (Batman)
15- Suat Pamukçu (Bayburt)
16- Saffet Benli (İçel)
17- Ahmet Demircan (Samsun)
18- Nezir Aydın (Sakarya)
19- Hayrettin Dilekcan (Karabük)
20- Seyyit Haşim Haşimi (Diyarbakır)
Gerekçe:
Ülkemizde 4306 sayılı Sekiz Yıllık Zorunlu Temel Eğitim Kanununun uygulanmasının üzerinden 1 yıl geçmiş; uygulamalar ilk ürünlerini vermeye başlamıştır; fakat, uygulamalar ve ürünleri toplumda tartışılmaktadır. Bir ülkenin geleceğini en çok ilgilendiren temel eğitim gibi önemli bir konunun kamuoyu tarafından hâlâ tartışılır olması, gerek uygulamada gerekse programda birtakım aksaklıkların olduğunu göstermektedir.
Prensip olarak 21 inci Yüzyılın eşiğindeki günümüz insanının 5 yıllık eğitimle, alması gereken asgarî eğitimi alamadığı inancındayız. Temel eğitim 8 yıl, hatta 11 yıl olmalıdır. Ancak, gelişmiş bütün ülkelerdeki gibi bilimin ve eğitimin pedagojik ilkeleri doğrultusunda, ülkemizin hem coğrafî hem ekonomik hem de sosyolojik şartlarına uygun bir sistemle uygulanması gerektiğini, kanunun görüşüldüğü günden bu yana savunmaktayız. Bu da, bizim kademeli eğitim diye adlandırdığımız, halkımızın da kısaca 5+3 diye formüle ettiği sistemdir.
Sekiz yılık kesintisiz temel eğitim uygulamasının bir yıllık sonuçları, bizi bir kez daha konu üzerinde durmaya, yapılan çalışmaları irdelemeye, aksaklıkları gidermeye ve sonuçlarını kamuoyuyla paylaşmaya sevk etti. Bu çerçevede yapmış olduğumuz araştırma ve gözlemlerde aşağıdaki problemleri tespit etmiş durumdayız:
1. Ülkemizde binlerce köy okulu kapalıdır. Halen bu okulların masa, sandalye, derslik vesair araç gereçleri çürümeye terk edilmiş durumdadır.
2. Büyük şehirlerde 20-30 kişilik olacak diye reklamı yapılan sınıf mevcutları 70-80 kişi haline gelmiştir.
3. Hâlâ onbinlerce ilköğretim okulu, bir derslik ve bir öğretmenle eğitim öğretime devam etmektedir. Bu ise, başarının yükselmesini engellemektedir.
4. Zorunlu eğitim 5 yıl olduğu zaman ortaokula başlama oranı yüzde 65'iken, bugün yüzde 50'ye düşmüştür.
5. "Okullarda bilgisayarlı eğitime geçilecek" denilmiş idi; halbuki, normal, sade ve rutin okul araç gereçleri dahi temin edilememiştir.
6. Zaten zor durumda olan ülkemiz, meslekî ve teknik eğitimi, 4306 sayılı Kanunla ölme noktasına getirilmiş, fonksiyonunu yerine getiremeyen meslek liseleri, aynen düz lise gibi, sadece üniversite önüne öğrenci yığan kurumlar haline düşürülmüştür.
7. Eğitimde demokratik süreçler bir bir ortadan kaldırılarak, insan hakları, özellikle de ana, baba ve çocuk hakları ihlal edilmiş, dünyanın gelmiş olduğu noktaya zıt olarak, tek tip insan ve tek tip eğitim hedeflenmiştir.
8. Özellikle, Doğu ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere, Türkiye'nin birçok bölümünde kış mevsiminin ağır şartları sebebiyle iki üç ay taşıma yapılmadığından, öğrenciler okula gidememektedir.
9. İhtiyaç duyulan okul sayısı arttığından, çok ilkel, baraka tabir edilen mekânlarda, hatta, hayvanların kaldığı yerlerde eğitim yapılmaktadır.
10. 200 bin yeni öğretmen ihtiyacı karşılanamamış; bu sebeple, öğretmenlikle alakası olmayan meslekteki insanlar ders verir hale gelmiştir.
11. 30 trilyona hallederiz denilen bu uygulamanın, 2,5 katrilyona bile halledilemeyecek büyüklükte olduğu, artık, iktidar tarafından da ifade edilmektedir.
12. 4306 sayılı Kanun çerçevesinde toplanan para 156 trilyona ulaşmış olmasına rağmen, bu paralar bugüne kadar yatırıma dönüştürülememiş, aradan bir yıl geçtikten sonra yapılan okul yapımı ihalelerinde pis kokular gelmeye başlamıştır.
13. Bu kanun sebebiyle din eğitimi en büyük darbeyi almıştır. Bugün, imam hatip liselerinin orta kısmı kapatılmış, lise kısmı ise riske edilmiştir. Öte yandan, Kur'an kursları da birer birer kapatılmaya başlanmıştır.
14. Anadolu liselerinin orta kısımları kapatılarak, kırsal bölgelerdeki ekonomik durumu zayıf olan zeki çocukların önü kesilmiş, fırsat eşitliği zedelenmiştir.
15. Bütün bu uygulamalar, halkımızı, devlete karşı küskünlüğe sürüklemiş, bu ise, devlet millet kaynaşmasını engelleyen önemli bir etken olmuştur.
Bütün bu problemlerin değerlendirilerek çözümlerinin üretilmesi, yapılan yanlışlardan dönülmesi ve devlet millet kaynaşmasının yeniden sağlanması için, sekiz yıllık kesintisiz zorunlu temel eğitim uygulamalarının Meclis Genel Kurulunda bir genel görüşmeyle tartışılması zorunlu hale gelmiştir.
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge, gündemde yer
ini alacak, genel görüşme açılıp açılmaması hususundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.Sayın milletvekilleri, Karadeniz sahil yolunun devamı olan yolların ihalesinde usulsüzlük yaparak devleti zarara uğrattığı iddiasıyla Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Yaşar Topçu hakkında açılan (9/19) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin bir tezkeresi vardır, okutuyorum:
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)
2. – (9/19) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun görev süresinin uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/1727)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Komisyonumuz 12.10.1998 tarihli toplantısında, Komisyonun çalışma süresinin 21.10.1998 tarihinden itibaren 2 ay uzatılmasına karar vermiştir.
Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.
Saygılarımla.
Şükrü Yürür
Ordu
Komisyon Başkanı
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bu komisyon, daha önce 2 ay süre kullanmıştır. Anayasanın 100 üncü, İçtüzüğün 110 uncu maddeleri, soruşturmasını 2 ay içinde bitiremeyen komisyona 2 aylık yeni ve kesin süre verileceği hükmünü içermektedir.
Bu nedenle, komsiyonun süre talebini bilgilerinize sunuyorum. Yani, komisyon, 2 ay daha çalışabilecektir.
Danışma Kurulunun önerileri vardır, okutup, ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.
Birinci öneriyi okutuyorum:
IV. – ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. – Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu hakkındaki güvensizlik önergesinin oylamasının gündemdeki yerine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
No. : 138 Tarih: 13.10.1998
Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu hakkındaki güvensizlik önergesinin oylamasının, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 1 inci sırasında yer almasının Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.
Hikmet Çetin
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı
FP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili
Abdullatif Şener Ülkü Güney
DYP Grubu Başkanvekili DSP Grubu Başkanv
ekiliTurhan Güven Ali Ilıksoy
CHP Grubu Başkanvekili DTP Grubu Başkanı
Nihat Matkap Mahmut Yılbaş
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bu öneriyle ilgili söz talebi?.. Yok.
Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri, okunduğu şekliyle kabul edilmiştir.
Danışma Kurulunun bir önerisi daha vardır. Önce birlikte okutup müzakere açacağım, sonra ayrı ayrı oylayacağım.
2. – (9/33), (9/34) ve (9/35) esas numaralı Meclis soruşturması önergelerinin gündemdeki yeri, görüşme günü ve Genel Kurulun çalışma süresine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
No. : 133 Tarih: 29.9.1998
Danışma Kurulunca aşağıdaki önerilerin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.
Hikmet Çetin
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı
FP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili
Salih Kapusuz Ülkü Güney
DYP Grubu Başkanvekili DSP Grubu Başkanvekili
Mehmet Gözlükaya Metin Bostancıoğlu
CHP Grubu Başkanvekili DTP Grubu Başkanı
Nih
at Matkap Mahmut YılbaşÖneriler :
1- Genel Kurulun 28.7.1998 tarihli 129 uncu Birleşiminde okunmuş bulunan, Başbakan Mesut Yılmaz hakkındaki (9/33) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 2 nci sırasında yer alması ve Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince, soruşturma açılıp açılmaması hususundaki görüşmelerin, Genel Kurulun 20.10.1998 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.
2- 28.7.1998 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı Mustafa Kul hakkındaki (9/34) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 3 üncü sırasında yer alması ve Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince, soruşturma açılıp açılmaması hususudaki görüşmelerin, Genel Kurulun 20.10.1998 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.
3- 28.7.1998 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan hakkındaki (9/35) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 4 üncü sırasında yer alması ve Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince, soruşturma açılıp açılmaması hususundaki görüşmelerin, Genel Kurulun 20.10.1998 Salı günkü birleşiminde yapılması ve görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir.
BAŞKAN – Önerilerle ilgili söz talebi?.. Yok.
Önerileri tekrar ayrı ayrı okutup, oylarınıza sunacağım.
1 inci öneriyi okutuyorum:
1- Genel Kurulun
28.7.1998 tarihli 129 uncu Birleşiminde okunmuş bulunan, Başbakan Mesut Yılmaz hakkındaki (9/33) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 2 nci sırasında yer alması ve Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince, soruşturma açılıp açılmaması hususundaki görüşmelerin, Genel Kurulun 20.10.1998 Salı günkü Birleşiminde yapılması önerilmiştir.BAŞKAN – Bu öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2 nci öneriyi okutuyorum:
2- 28.7.1998 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı Mustafa Kul hakkındaki (9/34) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 3 üncü sırasında yer alması ve Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince, soruşturma açılıp açılmaması hususundaki görüşmelerin, Genel Kurulun 20.10.1998 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN – Okunan öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 üncü öneriyi okutuyorum:
3- 28.7.1998 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan hakkındaki (9/35) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 4 üncü sırasında yer alması ve Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince, soruşturma açılıp açılmaması hususundaki görüşmelerin, Genel Kurulun 20.10.1998 salı günkü birleşiminde yapılması ve görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir.
BAŞKAN – Okunan öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, daha önce, bu soruşturma önergelerinin müzakereleriyle ilgili olarak gruplararası varılan -ona, modern ifadesiyle "centilmenlik mutabakatı" diyorlar- mutabakata göre, her sayın grup, arzu ederse, 10 kişilik isim veriyor. Biz, kendilerine, saatin, şimdi 16.00 olduğunu varsayarsak, 16.15'e kadar...
LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Hayır, Başkanım, 30 tane isim vereceğiz; 15 dakika yetmez.
BAŞKAN – Peki, yarım saat olsun; biz, buradayız.
LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – 1 saat olsun.
BAŞKAN – İzin veriniz de, bunun ortasını bulalım.
LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Mümkünse...
BAŞKAN – 45 dakika, Sayın Esengün.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Fazilet ağır gitmeye başladı Sayın Başkan...
BAŞKAN – Efendim, "sen bilirsin" denince kavga olmazmış.
Evet, 45 dakika içerisinde, arkadaşlarımız isim lütfederlerse, 10'ar, 15'er, 3'er, 5'er neyse; kura çekeceğiz inşallah.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – 10'ar tane...
BAŞKAN – Efendim, fazla da verebilir.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Eksik verebilir, fazla veremez.
BAŞKAN – İsterse eksik verebilir; yani, illâ 10 üye vermeyebilir; 10'u aşmamak üzere... Şimdi, taban fiyat, tavan fiyat var ya; işte, galiba öyle bir şey. Bu, tavanı işin...
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Yarın belli olacak o iş; yarın gündeme getiririz.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi, hayırlısıyla, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" bö
lümüne geçiyoruz.V. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE
MECLİS ARAŞTIRMASI
A) GÖRÜŞMELER
1.— Yozgat Milletvekili Yusuf Bacanlı ve 55 Arkadaşının, Denizcilik Müsteşarlığına Ait Bazı İşlerin İhalelerinde ve Personel Alımıyla İlgli Konularda Görevini Kötüye Kullanma, İhaleye Fesat Karıştırma ve Evrakta Sahtecilik Suçlarını İşlediği ve Bu Eylemlerinin TürkCeza Kanununun 240, 339 ve 366 ncı Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Devlet Bakanı Burhan Kara Hakkında Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi (9/29)
BAŞKAN – Genel Kurulun 6.10.1998 tarihli 2 nci Birleşiminde alınan karar gereğince bu kısmın birinci sırasında yer alan, Yozgat Milletvekili Sayın Yusuf Bacanlı ve 55 arkadaşının, Denizcilik Müsteşarlığına ait bazı işlerin ihalelerinde ve personel alımıyla ilgili konularda görevini kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma ve evrakta sahtecilik suçlarını işlediği ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 240, 339 ve 366 ncı maddelerine uyduğu iddiasıyla Devlet Bakanı Sayın Burhan Kara hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.
Bu görüşmede, sırasıyla, önergeyi verenlerden ilk imza sahibine veya onun göstereceği bir diğer imza sahibine, şahısları adına üç sayın üyeye ve son olarak da hakkında soruşturma istenilmiş bulunan Devlet Bakanı Sayın Burhan Kara'ya söz verilecektir. Konuşma süreleri herkes için 10'ar dakikadır.
Meclis soruşturması önergesi, Genel Kurulun 15 Temmuz 1998 tarihli 122 nci Birleşiminde okunmuş ve bastırılarak sayın üyelere dağıtılmıştır; bu nedenle, soruşturma önergesini tekrar okutmuyorum.
Şimdi, şahısları adına söz alan sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum:
Sayın miletvekilleri, önergede birinci imza sahibi olan Sayın Bacanlı, söz hakkını Sayın İrfettin Akar'a devretmiştir; dolayısıyla, önerge sahibi sıfatıyla Sayın Akar konuşacaklar, milletvekili olarak bu yer değiştirmelerden sonra sonra, binnetice, Sayın Recep Mızrak, Sayın İrfettin Akar, Sayın Levent Mıstıkoğlu konuşacaklardır.
Üçüncü sıradaki arkadaşımızdan -muhtemeldir ki, ilk üç sıradaki arkadaşlarımız gelmeyebilir, söz istemeyebilirler- Sayın Kabil, Sayın Irmak, Sayın Pehlivan, Sayın Güven, Sayın Güllülü, Sayın Gözlükaya, Sayın Balcılar, Sayın Bedük, Sayın Sıvalıoğlu, Sayın Sağlam, Sayın Pamuk, Sayın Filiz, Sayın Bütün, Sayın Ekinci, Sayın Neidim, Sayın İyimaya, Sayın Baran, Sayın Ayrım'ın da söz talepleri vardır.
Şimdi, önerge sahibi sıfatıyla, Sayın İrfettin Akar; buyurunuz. (DYP sıralarından alkışlar)
İRFETTİN AKAR (Muğla) – Sayın Başkan, iki konuşma süremi birleştiriyorum.
BAŞKAN – Bir dakika efendim... Müsaade buyurun da, onu ayarlayalım o zaman.
Sizden önce Sayın Mızrak var, Sayın Mızrak birinci sırada. Sayın Mızrak ikinci sıraya kalmayı uygun görürlerse, Sayın Akar'ın sürelerini birleştireceğim.
RECEP MIZRAK (Kırıkkale) – Olur Sayın Başkan.
BAŞKAN – Peki, teşekkür ediyorum Sayın Mızrak'a.
Ben, sıranızı değiştiriyorum; böylece, konuşma süreniz 20 dakika oldu.
Şimdi, buyurunuz efendim.
İRFETTİN AKAR (Devamla) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; son birkaç aydır kamuoyunun gündemini sürekli meşgul eden Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığındaki yolsuzluklar ve usulsüzlüklerle ilgili olarak, Yozgat Milletvekili Sayın Yusuf Bacanlı ve 55 arkadaşı tarafından, denizcilikten sorumlu Devlet Bakanı Burhan Kara hakkında verilen soruşturma önergesi üzerinde imza sahipleri ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, soruşturma önergesi incelendiğinde dört önemli hususun karşımıza çıktığı açıkça görülmektedir.
Birincisi, Denizcilik Fuarıdır. Portekiz'in Lizbon Kentinde 22 Mayısta başlayan ve 30 Eylül 1998 tarihinde sona eren EXPO-98 Fuarına Türkiye de iştirak etmiştir. Fuar, bu yılın başlarında, Bakan Burhan Kara'nın yakın arkadaşı olan Enver Yücel'in sahip olduğu Ar-Ge Yapı Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketine ihale edilmiştir. Genel anlamda şirketin iştigal ettiği konu, inşaat sektörüdür ve bugüne kadar hiçbir fuar organizasyonu işiyle uğraşmamıştır. Bu fuar, kendi alanında, cumhuriyet tarihimizde en büyük bütçeyle katılımı gerçekleştirilen bir fuar olup, 8 milyon dolar bedelle ihale edilmiştir.
Sayın Bakan, fuar ihalesini alan kişiyle hiçbir yakınlığınızın olmadığını beyan etmenize rağmen, basında fuar ihalesini alan Enver Yücel isimli kişiyle birlikte, 1991 yılında çekilmiş fotoğraf yer almıştır. Fuar ihalesini alan kişinin Bakanın hemşerisi olması ve ailece bir arada çekilmiş fotoğrafının bulunması tesadüf müdür?! İşte, beyler, fotoğraf burada, isterseniz sizlere dağıtırız.
Türkiye'de fuar işleriyle iştigal eden, kendi konusunda ihtisaslaşmış uluslararası birçok firma varken, ihalenin bir inşaat firmasına verilmesi ne kadar mantıklıdır anlamış değilim.
Mevzuatlara uygun olarak ihale gerçekleştirildiyse, fuarcılık alanında ihtisası olmayan bir firmaya nasıl yeterlilik belgesi verilmiştir? İhaleye kaç firma katılmıştır; bunların fuarcılık alanında ihtisas ve referansları var mıdır? İhaleyi en düşük fiyatı veren firma mı aldı? İhalenin fiyat analizleri ve piyasa etütleri yapılmış mıdır? İhaleyi alan firmanın bu işi yapamayacağına dair, müsteşarlığa, ihtisas sahibi firma veya kişilerden herhangi bir uyarı yazısı yazılmış mıdır?
İhaleye giren yüksek mimar Ragıp Buluç, ihaleden niçin ve ne karşılığı çekilmiştir? Buluç, bu organizasyonda daha evvel görev yapmış mıdır?
Göreve geldiğiniz tarih olan 1 Temmuz 1997 ile ihalenin gerçekleştirildiği Ocak 1998 tarihleri arasındaki süre, böyle bir ihaleyi gerçekleştirmek için yeterli bir süredir. İh
aleyi yapmak için niçin son ana kadar beklediniz?İhaleyi kazanan firmaya, Başbakanlık Tanıtma Fonundan ne kadar avans verdiniz? Avansın verilmesiyle ihaleyi kazanan firmanın belirlendiği tarih arasında geçen süre ne kadardır? Verilen avans kanunî prosedüre uygun mudur?
Denizcilik Müsteşarı Reşat Özkan'ın 5 Mart 1998 tarihinde; yani, ihaleden hemen sonra, istifasını basın yoluyla açıklayarak emekliye ayrılması tesadüf müdür?
Denizcilik Müsteşar yardımcılarından Ergun Acar'ın, görev taksimatında kendisine bağlı olmayan ve bu ihaleleri gerçekleştirmekle yükümlü birimin işlerine müdahale ederek, süratle ihaleyle ilgili işlemleri başlatıp bitirmesi ve Başbakanlık Tanıtma Fonundan 3 milyon dolarlık bir meblağın firmanın banka hesabına yatırılması talimatını vermesi sadece bir tesadüf müdür? Zikredilen Müsteşar Yardımcısı, bu şekilde yetki ve sorumluluklarını aşarak, işi süratle sonuçlandırması için hangi makamdan talimat almıştır? Ergun Acar, ne zaman bu göreve getirilmiştir; Acar, hemşeriniz midir; bu bür
okratik işlemleri yapmaya yetkisi var mıdır?Değerli arkadaşlarım, bununla ilgili ikinci önemli konu, İstanbul'da yapılan Denizcilik Şûrasıdır.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Kara'nın sorumlu olduğu Denizcilik Müsteşarlığındaki yolsuzluk ve usulsüzlükler sadece fuar ihalesiyle sınırlı değildir. Sayın Bakan, fuar ihalesinde olduğu gibi, 25 Eylül 1997 tarihinde yapılan Denizcilik Şûrasının ihalesini de yakın arkadaşı ve hemşerisi olan Enver Yücel'e vermiştir. Denizcilik Şûrası için hazırlıklarına başlanmış ve yer seçimi yapılmıştır; şûranın İstanbul Atatürk Kültür Merkezinde ve ücretsiz olarak gerçekleştirilmesi için Kültür Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunulduğu ve kararlar alındığı da belirtilmektedir. Şûranın, 27, 28 ve 29 Eylül 1997 tarihlerinde, Atatürk Kültür Merkezinde yapılacağına dair, şûraya katılacak kişi ve kurumlara, 1997 yılı temmuz ayı itibariyle duyurular yapılmıştır.
Sayın Bakan, her nedense, şûranın, Atatürk Kültür Merkezinde yapılması fikrinden vazgeçiyor ve Anavatan Partisi İstanbul İl Başkanının sahibi olduğu Conrad Otelde yapılmasına karar veriyor. Şûrayla ilgili yaklaşık bir yıl süren tüm hazırlıklar, şûranın, Atatürk Kültür Merkezinde gerçekleştirilmesi yönündedir; fiyat tespiti, maliyet analizleri buna göre yapılmıştır. Böyle bir şûranın 10 - 11 milyar liraya gerçekleştirileceği ortaya çıkmış; bu maliyeti de, büyük oranda Deniz Ticaret Odasının koordinatörlüğünde denizcilik sektörü finanse edecekti ve Denizcilik Müsteşarlığından sadece 1 milyar lira para çıkacaktı.
Tüm hazırlıklar bitirildikten sonra, şûranın başlamasından yaklaşık 15 - 20 saat önce, şûranın ihaleyle yapılmasına karar veriliyor, şûranın yapılacağı yer değiştiriliyor ve alelacele bir komisyon oluşturuluyor değerli arkadaşlarım. İhale komisyonunun tanzim ettiği evraklar, âdeta, yapılan yolsuzluğu açıkça ortaya koymaktadır.
Bundan sonraki cümlelerimi, azamî dikkatle dinlemenizi istirham ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, ihalenin, tarihi 24 Eylül 1997, saati 14.00'tür; yani, şûradan bir gün önce, bu şûrayla ilgili ihale yapılıyor. Bununla ilgili bütün belgeler ve evraklar buradadır değerli arkadaşlarım. Şurada gösteriyorum; işte, ihale komisyonunun kararı; yani, 24.9.1997 tarihinde, saat 14.00'te komisyon oluşturuluyor.
İhaleye 6 firma çağrılıyor; en düşük fiyatı, Yeni Ajans Tanıtım Hizmetleri Limitet Şirketi veriyor. İhaleye çağrılı katılan firmalar profesyonel firmalar olmayıp, böyle bir ihaleye ilk kez katılmaktadırlar. Süre darlığı sebebiyle, bir fiyat araştırması yapılmıyor ve muhammen bedeller de tespit edilmiyor. İhale komisyonu sorumluluk almamak için, keyfiyeti Bakanlık makamının takdirlerine arz ediyor. Görüleceği üzere, sadece ihale komisyonunun raporu, her şeyi açıklamaya yetmektedir.
Değerli arkadaşlarım, burada çok enteresan bir konu da vardır. Zaman darlığı nedeniyle, düşük fiyat tespit eden Yeni Ajans Tanıtım Limitet Şirketi sahibine ihale veriliyor; bütün belgeler buradadır.
Sayın Bakan bu tarihte makamında bulunmamaktadır, müsteşar da makamında bulunmamaktadır. EXPO-98 Fuarı işini de talimatlarınızla halleden Müsteşar Yardımcısı Ergun Acar, bu defa da kendi elyazısıyla mesuliyeti üzerine alarak, zaman darlığı nedeniyle, Yeni Ajans Tanıtım firmasına ihaleyi verdiğini de burada ifade ediyor.
Kimdir bu ihaleyi alan firma; bu firma kimindir; firma sahibinin Sayın Bakanla arkadaşlığı var mıdır? İhaleye çağrılan firmaların ticaret siciline kayıtlı olup olmadıklarına da bakılması gerekmektedir.
Bu firma, ihaleyi alacağını önceden bilmiştir ki... Değerli arkadaşlarım, burada çok önemli bir konu var. Bakın, ihale bir gün önceden yapılıyor; ancak, ihaleyi alan firmanın sayın yetkilileri, 11 Eylül 1997 tarihinde Conrad Otelinden yerlerini ayırtıyorlar; belgeler burada. İhale bir gün önce yapılıyor;ancak, ihalenin alınacağı sanki daha önceden belliymiş gibi, 11 Eylül 1997 tarihinde, firma, İstanbul'daki Conrad Otelde rezervasyonlar yaptırıyor.
Değerli arkadaşlarım, devlete maliyeti azamî 1-1,5 milyar liraya mal olacak bir şûra için devlet kasasından yaklaşık 100 milyar lirayı aşkın bir para çıkmıştır; bu, maalesef, çok üzücü bir olaydır. Değerli arkadaşlarım, bütün bu belgeler, elimizde mevcuttur; isteyen her milletvekili arkadaşıma bu belgeleri rahatlıkla verebilirim.
Değerli arkadaşlarım, bahsi geçen üçüncü önemli konu; Sayın Bakanın keyfî uygulamalarıyla personel alımlarıdır. Sayın Bakan, kendisine bağlı birimlere yakınlarını yerleştirdiğini ve bundan da gurur duyduğunu basın yoluyla açıklamaktadır. İşe yerleştirirken ehliyet ve liyakat esasına dikkat edilmemekte, sadece yakını olması yeterli olmaktadır.
Deni
zcilik Müsteşarlığında sınav yapılacağı, 14 Ekim 1997 tarihli Resmî Gazetede ilan edilmiş, başka hiçbir duyuruda bulunulmamıştır. Duyurulmasına da gerek görülmemiştir; çünkü, işe, zaten, Sayın Bakanın yakınları alınacaktır.Şimdi, Yüce Heyetinize, bu iddiamı ispat eden delilleri arz etmek istiyorum: 14 Ekim 1997 tarihindeki ilanda, sınava katılacakların, müracaatlarını 30 Ekim 1997 tarihine kadar yapmaları gerektiği, bundan sonra yapılacak müracaatların dikkate alınmayacağı ifade edilmektedir; ama, Sayın Bakanın emrindeki bürokratlar, hukuk devleti anlayışını çiğneyerek, zamanında müracaat etmemiş, müracaat tarihini geçirmiş kişilerin evraklarını, kayıtlarda sahtecilik yaparak ve sahte evrak tanzim ettirerek sınava kabul etmişlerdir.
Uygulama şu şekilde gerçekleşmiştir: Müsteşarlığa bağlı İzmir Bölge Müdürlüğünden Müsteşarlık Eğitim Dairesi Başkanlığına gönderilen 21 Ekim 1997 tarih ve 7556 sayılı, İsmail Bİilgin'in İstanbul Bölge Müdürlüğüne naklen atanmasının tebliğ ettirildiğine dair yazı, aynı bölge müdürlüğünün 24 Ekim 1997 tarih ve 7621-7622 sayılı Süleyman Erhan ve Yaşar Işıkhan hakkındaki yazıları gelen evrak giriş kayıtlarından çıkarılarak, bu evraklara verilen numaralar, 27 Ekim 1997 tarih ve 12390, 12392 ve 12393 nolu evraklara verilmiştir.
Değerli arkadaşlarım, işte size kayıtlar, bu kayıtlar da burada vardır; bu personel alımlarıyla ilgili belgeler de buradadır, isteyen milletvekili arkadaşıma, istediği anda verebilirim.
Müracaat etme süresini geçiren ve yasal olarak hiçbir hakka sahip olma
yan bu kişiler, Anavatan Partili milletvekilleri ve Sayın Bakanın yakınlarıdır. İsimleri ise, Abdurrahman Hakan Çoban, Soner Şen ve Ümit Kabil'dir. Bu arkadaşlar, şu anda da, Denizcilik Müsteşarlığında çalışmaktadırlar.Bu sahte işlemler o kadar aceleye getirilmiştir ki, 21 Ekim 1997 tarihinde İzmir'den gönderilen ve 27 Ekim 1997 tarihinde Müsteşarlığın bilgisayar kayıtlarına giren yazıların tarihi 30 Ekim 1997 olarak değiştirilmiştir.
Bu sahte işlemleri, bürokratlar kendilerini tehlikeye atarak niçin yapsınlar? İşlemler, Sayın Bakanın dostları için yapılmıştır. Öyleyse, Sayın Bakanın bunlarla ilişkisi yoktur denilebilir mi?
Bunu, sadece biz değil, Bakanın göreve getirdiği, daha sonra da, yapılan çirkinliklere tahammül edemeyerek görevinden istifa eden emekli Tümamiral Varol Atalay, sizlere göstereceğim beyanlarında belirtmektedir.
Devlet Personel Daire Başkanı da aynı şeyleri söylemektedir. Devlet Personel Daire Başkanının olumsuz görüşlerine rağmen, ömründe bir gün devlet memuru dahi olmayan; ama, Bakanın hemşerisi olan bir kişi müsteşar yardımcılığı görevine getirilmiştir.
Değerli arkadaşlarım, soruşturma önergesinde bahsi geçen dördüncü önemli konu da, hizmet binası konusudur. Önceleri Sanayi ve Ticaret Bakanlığının eski hizmet binası olarak kullanılmakta olan bina, bilahara Denizcilik Müsteşarlığına tahsis edilen binadır. Tadilat işleri için, Devlet İhale Kanununa aykırı bir şekilde, ORTAŞ İnşaat Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketine verilmiştir. ORTAŞ İnşaat Sanayii ve Ticaret Limitet Şirketine, bu işin, usulsüz bir şekilde verildiğine dair çok somut belgeler mevcuttur. Devletin âli menfaatları hiçe sayılarak eş dost kayrılmış, devlet milyarlarca lira zarara uğratılmıştır.
Değerli arkadaşlarım, işin ihalesi ilana çıkmamıştır; işin, Bakan tarafından onayı yoktur, keşif özetleri bulunmamaktadır. Kaldı ki, bu ihale, gizliliği gerektiren bir ihale de değildir. Açıklık ve rekabet sağlanmamıştır. Elimdeki belgelerden de anlaşılacağı üzere, ORTAŞ İnşaat Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketi doğrudan çağrılarak, binanın katları, hiçbir ihale yapılmadan, firmaya teslim edilmiş ve tamiratına başlatılmıştır.
Binanın üçüncü katının tamiratı, zikredilen firmaya -dikkatinizi çekiyorum- 18.7.1997 tarihinde, hiçbir yasal işlem yapılmadan teslim edilmiştir ve belgeleri de buradadır değerli arkadaşlarım.
Yine, binanın dördüncü katı, hiçbir yasal işlem yapılmadan, 10.10.1997 tarihinde, söz konusu müteahhite teslim edilmiş; bu defa, kurum personeli zorlanarak, bir tutanak tanzim ettirilmiştir; ancak, bu arada, birileri Sayın Bakanı uyarmış olacak ki, 25 Ağustos 1997 tarihinde, yani onarımlara başlandıktan çok sonra, emanet usulü ile tadilat ve onarım yapılması onayının alındığı görülmektedir. Söz konusu onayda, işlerin aciliyeti nedeniyle, 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 81 inci maddesi gereğince ilan edilmeksizin emanet usulüyle yapıldığı hususlarından bahsedilmektedir. Emanet usulüyle yapılan ihalelerde aciliyetten maksat, yedi gün ilan süresi ve tekliflerin değerlendirilmesi için geçecek ilave süreye, işin beklet
ilmeye tahammülünün bulunmaması gerekir ki, buna "acil iş" densin. Yapılan iş, nihayetinde, büyük bir onarımdır. Usulüne uygun ihale yapılır, rekabet sağlanabilir, devlet menfaatları korunabilirdi; ancak, Sayın Bakan buna hiç gerek görmemiştir; çünkü, ihaleyi alan kişi Sayın Bakanın çok yakın bir arkadaşıdır. Bu nedenle, bizzat kendisi müteahhit firmayı çağırarak, 18.7.1997 tarihinde bakım ve onarımı başlatmıştır. Yasal kılıf ise, müteahhit işi teslim alıp, çalışmalara başladıktan üç ay sonra hazırlanmaya çalışılmıştır; yani, 31.10.1997 tarihinde tutanaklar tutulmuş ve iş bitmiş, ihalesi üç ay sonra yapılmıştır.Değerli arkadaşlarım, cumhuriyet döneminde hiçbir iş bu şekilde yapılmamıştır. Binanın beşinci ve altıncı... Burada çok önemli bir konu var. Sayın Bakan, bu, Sanayi ve Ticaret Bakanlığına ait eski bina. Bu bina sekiz katlıdır. Şunu anlamış değilim: Binanın üçüncü katından ihaleye başlanıyor. Binanın dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci, sekizinci -yani, üçüncü katından sonraki- katlarından başlanılmıyor ve bir gerekçe gösteriliyor: Yağışlardan dolayı ve binanın çatısına da izolasyon yapılma gereği olduğundan dolayı, binanın üçüncü katından başlanılması öngörülmektedir... Bina sekiz katlıdır. Acaba, neden, sekizinci, yedinci veyahut altıncı katından başlanılmamıştır da üçüncü katından başlanılmış; bunu da anlamış değilim!..
BAŞKAN – Sayın Akar, 1 dakikanız kaldı efendim.
İRFETTİN AKAR (Devamla) – Çok değerli milletvekilleri, EXPO-98 Fuarı ihalesinin, firma kayırılarak, fahiş fiyatlarla yaptırıldığını söylüyor ve ispatlıyoruz. İhalenin, Tanıtım Fonu bütçesinden yapılıp yapılmadığını ve bunun kararının kimler tarafından alındığını sormuyoruz. Keza, bu ihalenin hangi kanunî mevzuata göre yapıldığıyla da ilgili değiliz. Biz, ihaledeki usulsüzlükleri ve kayırmacılığı ortaya koyuyoruz.
EXPO-98 Fuarının başarılı olup olmadığını tartışmıyoruz. Evet, iyi bir fuar olmuş, başarılı bir fuar olmuş, Türkiye iyi tanıtılmış; bunlar, Türkiye için gurur verici şeyler. Bu fuar organizasyonunun eşe dosta yüksek fiyatlarla verilerek, devlet parasının peşkeş çekildiğinden dolayı sizleri sorguluyoruz.
Sayın Bakan, EXPO-98 ihalesinde Denizcilik Şûrası organizasyonunu yapan firmaya, paravan bir firmaya bilerek ve yine, peşkeş çekilerek verildiğini ortaya koyuyor, her iki firmanın da çalışanlarının aynı kişiler olduğunu ifade ediyoruz...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Akar, efendim, süreniz bitti.
İRFETTİN AKAR (Devamla) – Sayın Bakan, değerli arkadaşlarım; burada, İstanbul'daki...
BAŞKAN – Sayın Akar, 1 dakika eksüre veriyorum; bunu, lütfen, kullanın. Zaten, baştan 21 dakika kullandınız efendim.
Buyurun.
TAHSİN IRMAK (Sıvas) – Verdiğiniz süre bitiyor efendim.
BAŞKAN – Ben ne yapayım Sayın Irmak; süreyi sayın hatip kullanacak.
İRFETTİN AKAR (Devamla) – Çok değerli arkadaşlarım, burada, Sayın Bakan arkadaşım böyle bir kitapçık hazırlamış; maalesef, bu kitapçıkta ifade edilen şeylerin hiçbiri doğru değildir ve konuları çarpıtmaktadır. Bunu, burada söylemek istiyorum. Aynı zamanda, İstanbul'daki bez afişlerin bu ihale içerisinde olduğu ifade ediliyor; ancak, İstanbul Conrad Oteliyle yapılan listelerde -bu, 69 uncu sayfada- 2 420 dolarlık bir bez parasının ödendiği de ifade ediliyor. Bunları da, burada söylemek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Akar, efendim, süreniz bitti. Ben çok üzülerek ifade ediyorum. Lütfen, saygılarınızı sunun, Genel Kurula; çünkü, siz, çok dikkat edersiniz böyle şeylere.
İRFETTİN AKAR (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, hepinize, beni dinlediğinizden dolayı, şahsım adına, saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum.
Teşekkür ediyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Akar, teşekkür ediyorum.
Sayın Mızrak, buyurunuz efendim, kişisel görüşlerinizi ifade etmek üzere.
RECEP MIZRAK (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yozgat Milletvekili Sayın Yusuf Bacanlı ve 55 arkadaşının, Devlet Bakanı Sayın Burhan Kara hakkında, Denizcilik Müsteşarlığınca yapılan bazı ihalelerle ilgili olarak verilen soruşturma önergesi üzerine, şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi, saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, önergede yer alan hususları inceledim. İhale dosyalarını, yazışmaları, tüm belgeleri Devlet İhale Kanunu çerçevesinde tetkik ettim. İlgililerden aldığım ilave bilgiler ve söz konusu belgeleri incelemem sonucunda, tabiî ki, muayyen bir kanaate de ulaştım.
EXPO-98 Fuarının ülkemizin tanıtımında oldukça başarılı olduğunu gördüm; 2 milyon kişi ziyaret etmiş ve en başarılı üç fuar arasında gösterilmiştir.
Birinci Ulusal Denizcilik Şûrası, ülkemiz için hakikaten faydalı bir toplantı olmuştur. Bugün, dünyada yapılan yolcu ve özellikle yük taşımacılığının önemli bir kısmı denizyoluyla yapılmaktadır. Deniz taşımacılığı, büyük miktarlı ve maliyeti en ucuz, günümüzün korkunç uluslararası ticarî rekabetinde üstünlük sağlayabilmek için de en avantajlı bir taşıma biçimi; ama, maalesef, bu taşımacılık biçiminden ülke olarak yeterince istifade edememekteyiz. Bugün, dünyada toplam yük taşıma kapasitesi; yani, gemi taşıma kapasitesi 716 milyon 654 bin dwt'dur. Ülkemiz, deniz yükü taşıma kapasitesi ise, 10 milyon 814 bin. Bu miktar ise, dünya deniz taşımacılığında kapasite olarak yüzde 1,5 paya tekabül etmektedir. Büyüklük itibariyle yapılan sıralamada 17 nci sırada bulunmaktayız. Komşumuz Yunanistan, dünyada 3 üncü sırayı işgal etmekte ve yüzde 6,39 payla, ülkemiz kapasitesinin 4,2 katı bir kapasiteye sahip bulunmaktadır. Kıbrıs Rum Kesimi bile, 5 inci sırada ve Türkiye'nin 3,5 katı bir kapasit
eye sahiptir.İşte, üç tarafı denizlerle çevrili ve kaynaklarını rasyonel bir biçimde kullanmak durumunda bulunan ülkemizde, denizcilik sektörünü geliştirmek ve bunu sağlamak üzere uygulanacak politikaları belirlemede yardımcı olur kanaatiyle denizcilik şûrası yapılması düşünülmüş, 54 üncü Hükümet tarafından, 17 Nisan 1997 tarih ve 1896 sayılı Bakan oluruyla, bu düşüncenin tatbik safhası başlatılmıştır.
Bakanlık olurunda, Birinci Ulusal Denizcilik Şûrasının, 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı öncesi İstanbul'da düzenlenmesi uygun görülmüş olmasına rağmen, bu tarihe kadar gerekli ve yeterli adımlar atılamamıştır. 55 inci Hükümet işbaşına geldikten sonra, ilgili bakan konuyu aynen benimsemiş, ancak, 1 Temmuz tarihinin geçmiş olması dolayısıyla, yine, Türk tarihinde mümtaz bir yeri olan Preveze Deniz Zaferinin yıldönümü olan 27 Eylüle, şûra tarihi olarak karar verilmiş ve çalışmalar buna göre başlatılmıştır.
Değerli arkadaşlar, şûra düzenleme hizmetlerinin de, reklam, tanıtım gibi özellik arz eden hizmetler grubundan olması ve ayrıca, zamanın da kısıtlı bulunması dolayısıyla, ihalenin, 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 51 inci maddesinin (i) bendine göre yapılması talebinde bulunulmuştur. Maliye Bakanlığına yapılan bu talep, 29.8.1997 tarihinde söz konusu bakanlığa gönderilmiş ve bu talebin içeriğinde, idarenin bu faslıyla ilgili 20 milyar Türk Liralık ödeneğinin 80 milyar Türk Liraya çıkarılması da, ayrıca istenilmiştir. Maliye Bakanlığınca, her iki talebe de, 19.9.1997 tarihli yazıyla uygun görüş bild
irilmiştir.Bilahara, bu konuda hizmet verebilecek firmalardan teklif istenilmiş, ihaleye katılan 6 firmadan 2'si teşekkür ederek fiyat verememiş, 4 firmanın teklifleri ise verilen fiyatlara göre sıralanmış ve en ucuz fiyatı veren firmanın teklifi uygun görülmüştür. Tabiî, bir taraftan da, zaman kazanmak üzere ihaleye katılan firmalar, şûra düzenlemesini ihaleye almaları halinde yapacakları ve daha ziyade hizmet karakterli muhtemel taahhütler için hazırlıklara başlamışlardır.
Burada, ihaleyi alan firmanın müşteri listesine bakıldığı zaman, taahhüdünü yerine getirebilecek tecrübede olduğu görülmüş ve nitekim, şûrada vermiş bulundukları hizmetlerle de bunu teyit etmişlerdir. 4 firmadan en ucuz teklifi veren firmanın teklifinin kabul edilmesi, fiyat analizinin yapıldığını göstermektedir ve biraz önce değerli arkadaşımızın ifade ettiği gibi, 51/i maddesine göre yapılan ihalelerde, muhammen bedel tespiti ve sözleşme yapılması da şart değildir.
Değerli arkadaşlar, bir diğer husus da, Müsteşarlığın üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci ve sekizinci katlarının tamir, bakım ve bölüm ilave etme, düzenleme işlemlerinin usulüne uygun bir şekilde yapılmadığı iddiasıdır. Halbuki, dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci ve sekizinci katların tamir, bakım ve diğer inşaat işleri Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından yaptırılmıştır; Denizcilik Müsteşarlığıyla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Üçüncü katın bir kısmının tamir, bakım ve bölüm ilave etme işinin Denizcilik Müsteşarlığı tarafından yaptırılması ise, işin acili
yetinden kaynaklanmıştır.Müsteşarlığımızın Personel ve Eğitim Daire Başkanlığı, ana binanın dışında, uzakta ve ayda 3,5 milyar lira gibi kirayla oturulan kiralık bir binada faaliyette bulunmaktaydı. Yılbaşından itibaren kira miktarı, yüzde 80 oranında artışla, yaklaşık 6,5 milyar Türk Lirasına ulaşacaktı. Bu durumu gören, idare, hem ilgili daire başkanlığının da ana binada faaliyet göstermesini ve hem de yılbaşından itibaren daha da yüksek bir kira ödeneceğini düşünerek, üçüncü katın acele olarak onarılmasına ve ilgili daire başkanlığının buraya taşınmasına karar vermiştir. Tahminî bedelin 9 milyar Türk Lirasından aşağı olması ve 1997 yılında emanet usulün üst sınırının da 10 milyar Türk Lirası olması ve bunun altında kalması dolayısıyla, 2886 sayılı Kanunun 81/l maddesi uyarınca ve usulüne uygun bir biçimde bu ihale tamamlanmıştır. Soruşturma önergesinde olduğu gibi, yer teslimi de sözleşmeden üç ay önce değil, bir gün sonra yapılmıştır.
"Sayın Bakanın, İstanbul-Kavaklı Belde Belediye Başkanına talimatlar vererek, kardeşlerine ve yakınlarına menfaat temin ettiği iddia edilmektedir" denilerek, sadece -varsa bile- iddialara dayanılarak ithamda bulunulmasını bir haksızlık olarak mütalaa ediyorum. Bir husus hakkında ve hele hele bu husus bir menfaat ise, bu konuda iddiada bulunmak ya da iddialara itibar etmek, ancak, kuvvetli bilgi, belge ve karinelere dayalı olmalıdır. Tecrübeli siyasetçi arkadaşlarımın, Sayın Bakanın belde belediye başkanlarıyla telefon konuşması yapmasını bir menfaata dayandırmak istemelerin
i, hiçbir zaman kabul edilebilir olarak göremiyorum.Yine, işe ya da sınava girmek için yapılan müracaatlar; eğer varsa, buradaki birtakım usulsüzlüklerden, bakanlığın temel politikalarını tayin, tespit, uygulama birimlerini koordine etme ve gözetlemeyle yetkili tepede bulunan bir bakanın ne derecede sorumlu olabileceğini, doğrusu anlayabilmiş değilim. Kaldı ki, böyle bir husus olduğu şeklinde iddia kulağa gelir gelmez, konu Teftiş Kuruluna intikal ettirilerek soruşturma başlatılmış ve düzenlenecek rapora göre gerekli işlemler de yapılmış olacaktır.
Değerli arkadaşlar, başarılı çalışmalarını çok yakından bildiğimiz ve takdirle izlediğimiz Sayın Bakan hakkında ileri sürülen bu iddiaları, verilen soruşturma önergesinin kabul edilmesine sebep olabilecek nitelikte görmemiz mümkün değildir. Önerge sahibi sayın milletvekillerinin bu kanaate ulaşmalarında, yanlış ve eksik bilgiler sebep teşkil etmiş olabilir.
Aslında, Türkiye Büyük Millet Meclisi soruşturma müessesesi, maalesef, maksadından çıkarılmıştır. 20 nci Dönemde 37 soruşturma önergesi verilmiş, bunlardan 12'si için komisyon kurulmasına karar verilmiş, halen 18'i gündemde bulunmaktadır. 18 adet gensoru önergesi ve 287 adet de araştırma önergesi verilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, bir taraftan yasama görevini yaparken, diğer taraftan da yürütmeyi denetleme yetki ve görevine sahip bulunmaktadır. Yürütmeyi, hükümetleri elbette denetleyeceklerdir; ancak, bu görev öyle bir noktaya indirilmiştir ki, kurumların kendi denetleme elemanlarınca yapılabilecek bir inceleme, soruşturma konusu bile Yüce Meclisin gündemine taşınır hale gelmiştir.
Türkiye'de, bürokrat ve denetim elemanları dürüst, üstün vazife anlayışına sahip ve güvenilirdir. Bunlara güvenmek ve itibar etmek zorundayız. İlgili kuruluşlardan da öte, Başbakanlığın, Cumhurbaşkanlığının denetim elemanları vardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Mızrak, 1 dakika eksüre de size veriyorum.
RECEP MIZRAK (Devamla) – Bunlar, son derece iyi yetişmiş, güvenilir kamu görevlileridir. Bir konu hakkında tereddüt mü hâsıl oldu; yazılı ya da sözlü önergeler verilerek, bu kanallar vasıtasıyla inceleme ya da soruşturma başlatılabilir ve sonuca göre de, eğer siyasî sorumluluğa doğru gidiyor kanaatine ulaşılır ise, konu, Yüce Meclisin gündemine taşınır. Bu şekilde, bu Yüce Meclis de boşu boşuna meşgul edilmemiş olur.
Meclisin açıldığı 1 Ekimden itibaren, bugünle birlikte, 1 gensoru, 5 soruşturma önergesi Meclis gündemine getirilmiştir ve önümüzdeki günlerde de sürekli gelmeye devam edecektir. Mesele, bir aşiret kavgasına, bir kan davasına dönüştürülmüştür. Vatandaşımızın işiyle, maddî ve manevî ihtiyaçlarıyla ilgili düzenlemeler, beklemektedir. Diğer taraftan, her gün, birbirini hak etmediği bir biçimde suçlayan, birbirine usulsüz ve yolsuz işlemler yapıldığı iddiasında bulunan Yüce Meclisin değerli üyelerinin vatandaş nezdinde itibar kaybetmesi, son derece tabiî değil midir?!
Bir diğer husus da şu: Bir atasözü vardır; marifet iltifata tabidir. Yani, bu Yüce Meclis ve Hükümet, hiç mi iyi hizmetleri, memleketin ve milletin hayrına düzenlemeleri, çalışmaları yapmamıştır ki, hiç bahsedilmiyor! Bu politik üslubun mutlaka değiştirilmesi gerektiği kanaatindeyim. İyi şeylerden de bahsedilsin ki, bu hizmetleri yapanlara verilecek olan şevk ve yüksek moralle daha güzel şeyler yapmaya devam edilebilsin.
Değerli Bakan hakkında verilen soruşturma önergesi üzerindeki oyumu bu duygu ve düşünceler doğrultusunda kullanacağımı ifade eder, Yüce Heyetinizi tekraren saygıyla selamlarım. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Mızrak, teşekkür ediyorum efendim.
Söz hakkını kullanmak üzere, Sayın Levent Mıstıkoğlu; buyurun efendim.
LEVENT MISTIKOĞLU (Hatay) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Yozgat Milletvekili Sayın Yusuf Bacanlı ve 55 arkadaşının, Devlet Bakanı Sayın Burhan Kara hakkında, denizcilik ihaleleriyle ilgili verilen önerge üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, Yüce Meclisin siz değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, verilen soruşturma önergesini en ince detayına kadar inceledim. Bununla ilgili, hem bakanlık bürokratlarından hem kamuoyundan ciddî bilgiler topladım.
Denizcilik Müsteşarlığının 1998 bütçesinin 1 trilyon olmasına rağmen, 2 trilyonluk ihale yapıldığı, soruşturma önergesinde iddia edilmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yapılan bu ihale, Denizcilik Müsteşarlığı bütçesinden değil, Başbakanlık Tanıtma Fonu Bütçesinden yapılmış olup, bu ihalenin Tanıtma Fonu Bütçesinden yapılma kararı da, o zaman hükümette olan Doğru Yol Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Tansu Çiller'in teklifi ve zamanın Başbakanı Sayın Necmettin Erbakan'ın onayıyla olmuştur.
Öne sürülen diğer bir iddia da, ihalenin Ar-Ge Firmasına verilmesinde, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunununun pazarlık usulü şartlarını düzenleyen 51 inci maddesinin uygulanmasıyla ilgilidir. İddia edildiği gibi, ihale, Devlet İhale Kanununun 51 inci maddesinin (c) bendine göre değil, Fonlar İhale Yönetmeliğinin 44 üncü maddesinin (b) ve ( e) bentlerine göre yapılmış olup, ihalenin bu şekilde yapılmasına, 17.4.1997 tarihinde, Başbakan Vekili sıfatıyla Sayın Tansu Çiller onay vermiştir. Sayın Çiller'in onay verdiği belge buradadır. Bu belgede, bakın, Sayın Tansu Çiller neye onay vermiştir:
"Ülkemizin en iyi düzeyde temsil edilmesini sağlamak, millî katılım için ortaya çıkan zaman darlığını ortadan kaldırmak ve işin özelliği sebebiyle, araştırma, etüt ve proje işleri de dahil olmak üzere, tüm hizmetler ve alımların pazarlık usulüyle yaptırılması ve bu işlerle ilgili olarak sözleşme akdedilmesi hususunda EXPO-98 Millî Kuruluna yetki verilmesini, Fonlar İhale Yönetmenliğinin 44 üncü maddesinin (b) ve (e) madddelerine göre izinlerinize arz etmiş olup...
Olur
17.4.1997
Prof. Dr. Tansu Çiller
Başbakan Vekili"
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verilen önergede diğer bir iddia da, ihale, 1997 Ekim ayında, denizcilikten sorumlu Devlet Bakanlığına devredilmiş ve ihalesi 1998'de yapılmıştır. Fuar ise 22 Mayıs 1998'de açılmıştır. Bu durumda, organizasyonun, denizcilikten sorumlu Devlet Bakanlığına devri ile fuarın başladığı tarih arasında 8 ay, ihale tarihi ile fuarın başladığı tarih arasında da 6 ay vardır. İhalenin acil olarak yapılmasını gerektirecek bir durumun olmadığı iddia edilmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti ile Portekiz Hükümeti EXPO-98 Genel Sekreteryası arasında 28 Kasım 1996 tarihinde imzalanan anlaşmaya göre, projelerin 22 Mayıs 1997 tarihinde teslim edilmesi ve fuar sahasının 22 Kasım 1997 tarihinde teslim alınması gerekmektedir. Bu sebeple, Sayın Tansu Çiller, ihale yapılan tarihten 1 yıl önce; yani, 23 Aralık 1996 tarihinde ihalenin ivedilikle yapılması kararını almıştır. İşte, ivedilikle, ilgili Sayın Tansu Çiller'in almış olduğu kararı aynen okuyorum:
"EXPO-98 hazırlıklarına ivedilikle başlanması gerekmektedir. Zira, 1 300 metrekarelik pavyonumuzun dizayn ve dekorasyonuna ilişkin projelerin 22 Mayıs 1997 tarihine kadar EXPO sekreteryasına teslim edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, projenin, bu yıl sonu veya 1997 Ocak ayının ilk yarısı içerisinde ihale edilmesi, kesin zorunluluk arz etmektedir.
Prof. Dr. Tansu Çiller
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı"
Yani, Sayın Tansu Çiller "1997 yılının ocak ayının ilk yarısında acilen bu ihale yapılması gerekir" demiştir; ancak, iktidarı aldıktan sonra, 55 inci Cumhuriyet Hükümetinin Bakanı Ocak 1998'de bu ihaleyi yapmasına rağmen, "bu ihale ivedi değildir, acil değildir" diye, soruşturma önergesine, arkadaşlarımız ,soruşturma konusu yaparak bunu Yüce Meclise getirmişlerdir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; soruşturma açılması için öne sürülen iddialardan birisi de, ihalenin Ar-Ge Anonim Şirketine verilmesi için 2886 sayılı Kanunun 51 inci maddesi uygulanmaya çalışılmış, bu yolla, 1 milyon dolara mal olacak organizasyonunun 8 milyon dolara ihale edildiği ve devletin 7 milyon dolar zarara uğratıldığı şeklindedir.
54 üncü Hükümet tarafından tensip edilen Millî Yürütme Kurulu, 19 Kasım 1996 tarih ve 97/1 toplantısında, fuar organizasyonunun 13 milyon 400 bin dolara mal olacağını öngörmüştür. Daha sonra da, ihale bedeli, zamanın Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Tansu Çiller tarafından 10 milyon 500 bin dolar olarak onaylanmıştır. 55 inci Hükümetin işbaşına gelmesinden sonra bütçe, Dışişleri Bakanlığınca 8 milyon dolar olarak hazırlanmış ve Dışişleri Bakanlığının hazırladığı bu fizibilite baz alınmış, böylece, Sayın Tansu Çiller'in hazırladığı bütçeye göre, devletin 2 milyon 500 bin dolar tasarrufu sağlanmıştır.
Şimdi, Doğru Yol Partisi Sözcüsü Sayın İrfettin Akar, önerge sahipleri adına konuşurken, bu ihalede yolsuzluklar olduğunu, suiistimal olduğunu belirtmişlerdir. Eğer, bu ihalede soruşturmayı gerektiren bir yolsuzluk varsa, bir koku geliyorsa, bu soruşturma önergesinin verilmesi gerekiyorsa, Sayın Yusuf Bacanlı ve 55 arkadaşı; bu imzaları atan, bu ihalenin acilen yapılması gerektiğini söyleyen, bu ihale için 10 milyon 500 bin dolar ayıran ve bunu, anılan Fonlar İhale Yönetmeliğinin 44 üncü maddesinin (b) ve (e) bentlerine göre yapılması onayını veren Sayın Tans
u Çiller için vermeleri gerekirdi.Öne sürülen iddialardan birisinde de, EXPO-98 Fuar Organizasyonu için, Sayın Bakanın, hemşerisi ve yakın arkadaşının sahip olduğu deneyimsiz ve yetersiz Ar-Ge Firmasına verilebilmesi için Devlet İhale Kanununun 51 inci maddesini uyguladığı ve görevini kötüye kullanarak çıkar sağladığı iddia edilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; daha önce de belirttiğim gibi, ihale, 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 51 inci maddesine göre değil, Fonlar İhale Yönetmeliğinin 44 üncü maddesinin (b) ve (e) fıkralarına göre yapılmış olup, ihalenin bu şekilde yapılması Sayın Çiller tarafından tespit ve tensip edilmiştir. İhaleyi alan firmanın Sayın Burhan Kara'yla uzaktan yakından ilgisi yoktur. Ayrıca, firmanın deneyimsiz ve yetersiz olduğu iddiaları da tamamen asılsızdır. O tarihlere ait elimdeki gazete haberleri ve fuarı gezen ziyaretçilerin görüşü, fuarın ne kadar başarılı geçtiğini bize kanıtlamaktadır.
İşte, Hürriyet Gazetesinin manşetleri: "Bu Türkiye Avrupa'ya Yakışır", "Portekiz'de Türkiye Şovu", "Lizbon'da Muhteşem Final"
Yine, Akşam Gazetesinde: "Türk Çıkarması"
Zaman Gazetesinde: "Türkiye İlgi Rekortmeni"
Posta'da: "Türkiye'ye Yoğun İlgi", "Lizbon'da Türk Günü Yürüyüşü", "EXPO 98'e Türk Damgası"
Milleyet: "Fuarda Saltanat"
Cumhuriyet: "Türkiye'nin Sesi Lizbon'da"
Yine, Hürriyet'te: "EXPO-98'e Türkiye'nin Kattığı Kültür Zenginliği"
Hürriyet: "Lizbon'da Zafer Günü"
Hürses: "EXPO-98 Fuarında Türk Pavyonuna İlgi"
Yeni Şafak: "EXPO-98'de En Fazla İlgi Türk Standına"
Cumhuriyet: "Türkiye, Tarihinin En Büyük Sanat Çıkarmasını Yapıyor"
Sayın Akar'ın da ifade ettiği gibi, fuar, son derece başarılı bir organizasyonla gerçekleştirilmiştir; ama, yine, Sayın Akar diyor ki, deneyimsiz bir firmaya verilmiştir. Peki, bu firma deneyimsiz ise, bu kadar kısa sürede, bu kadar başarılı bir organizasyonu acaba nasıl gerçekleştirmiştir?.. Fuara ilginin ne kadar büyük olduğunu ve organizasyonun çok başarılı olduğunu, sanırım bu gazete haberleri yeterince anlatmaktadır; ama, Yozgat Milletvekili Sayın Yusuf Bacanlı ve 55 arkadaşı belki bu haberlere inanmayabilirler.
İçel Milletvekili Sayın Ayfer Yılmaz, fuarla ilgili düşüncelerini fuar defterinde şöyle ifade etmiştir: "Ülkemizin hak ettiği şekilde tanıtımı için tüm emeği geçenleri kutluyor ve başarılar diliyorum."
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Özfatura ise şöyle demiş: "Ülkemizi bu kadar harika temsil eden pavyonumuza emeği geçen herkesi kutluyoruz; gerçekten yüzakı bir tanıtım ortamı sağlanmış."
Erzurum Milletvekili Sayın Zeki Ertugay ise izlenimlerini şöyle ifade etmiş: "Fuardaki en güzel pavyonlardan birisinin Türk pavyonu olması bizi son derece gururlandırdı."
Sayın Esat Kıratlıoğlu ise, fuarı tek kelimeyle özetlemiş: "Harika."
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; EXPO-98 Fuarının ne kadar başarılı organize edildiğini, sayın milletvekilleri bu ifadelerinde belirtmişlerdir ve bu fuarı gezen 2 milyon kişinin bu fuardaki başarıyı görmesi ve bunu dünya ülkelerine anlatmamız, başarının görünen yönlerinin çok daha ilerisinded
ir.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Mıstıkoğlu, eksüre olarak size de 1 dakika veriyorum.
LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
EXPO-98 Fuarıyla ilgili iddialar, hiçbir dayanağı olmayan iddialardır. Hatta, önerge sahipleri, Sayın Bakanın başka konularını da, soruşturmaya girmesi gerekmeyen, Anayasanın 107 nci maddesinin kapsamına girmeyen konuları da bu önergeye koymuşlardır.
Denizcilik Müsteşarlığınca açılan sınava, başvuru tarihinden sonra evrak girişi yapıldığını belirtmişlerdir. Sayın Bakanın, bu olaylarla ilgisi olmadığı gibi, bu olayları duyar duymaz, 5 Haziran 1998'te soruşturma açmıştır.
Bütün bu iddiaların Sayın Burhan Kara'nın başarılı çalışmalarını gölgeleme gayreti içerisine girmek gibi bir yöntemle getirip Meclisin bu denli meşgul edilmesini anlamak mümkün değildir. Sayın Burhan Kara'yı karalama kampanyasının bir sonucu olduğu belgelerle ortaya çıkan ve inandırıcı olması hiçbir şekilde mümkün olmayan, hiçbir ciddî araştırmaya dayanmayan bu soruşturma, sadece kulaktan dolma haberlerle hazırlanmış ve Yüce Meclisin önemli bir zamanını almıştır. Asıl amaç, önergeyi verenlerin de yakından bildiği gibi, transfer pazarlığının bir sonucudur. Bu tutumunuz, bu davranışınız ve Yüce Meclisi alet etme girişiminizden dolayı, sadece üzüntü duyuyorum.
Bu soruşturmaya ret oyu vereceğimi belirtiyor, hepinize saygılar sunuyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Mıstıkoğlu, teşekkür ediyorum.
Sayın milletvekilleri, şimdi, Sayın Bakanı davet edeceğim; yalnız, bir ricam var: Bu kritik oylamalarda zorlanıyoruz. Bu koltukların yapılış biçimi, salonun düzenleniş biçimi, elektronik oylamaya göre planlanmış; buradan sayabilmek, sayıma hâkim olmak mümkün olmuyor. Gerçi, elimizde bir salon planımız var; ama, yardım rica ediyorum. Bir kere, sayın bakanlar Bakanlar Kurulu sıralarında otursunlar; rica ediyorum. 18 ve daha yukarı sayın bakan burada hazırsa, onu 36 olarak kabul edeceğiz.
Şimdi, hiçbir boş sıra kalmasın diye Başkanlığın ricası var; sayımı başka türlü yapmamız mümkün değil. Lütfen, sıraları dolduralım.
Sıralar belli; 14 koltuk var, arkasında 10 koltuk var, sonra 34, sonra 16, sonra 34, arkasında 48, 48, 48, 48; bu şekilde sıralar düzenlenmiş. Bir kolaylık olur. Lütfen, boş sıra kalmasın.
Şimdi, Sayın Bakanı davet ediyorum.
Sayın Bakan, buyurun efendim.
DEVLET BAKANI BURHAN KARA (Giresun) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Yüce Meclisin, halk adına, millet adına yaptığı önemli görevlerden birisi, denetim görevidir. Denetim görevi, ciddî, sorumluluk bilinci içinde, araştırma isteyen bir görevdir. Bu görevi siyasî propaganda malzemesi yapıp, küçük hesaplarla, kişileri yıpratmaya yönelik, âdeta siyasî şantaj aracı olarak kullanıp, bu önemli denetim mekanizmasının işlerliğine gölge düşürmek, ne siyasetçiler ne siyasî partiler ne de Yüce Meclisimiz için artı bir puan olacaktır.
Sayın milletvekilleri, Yozgat Milletvekili Sayın Yusuf Bacanlı ve 55 arkadaşının vermiş olduğu soruşturma önergesi de, bu siyasî mantık altında verilmiş bir önergedir. Öyle tahmin ediyorum ki, önerge sahibi ve önergeye imza atan milletvekillerinin çoğu, içeriğini okumadan imza atmışlardır. Eğer,Sayın Bacanlı bu önergeyi iyi okusaydı, kendi genel başkanının sorumlu olduğu ve imza attığı birçok karardan dolayı beni suçlamaya kalkmazdı. Eğer, Sayın Bacanlı yargısız infaz ihtiyacı hissetmeseydi, EXPO Fuarının ne amaçla yapıldığını araştırır, dünya fuarlarının ülkelerin tanıtımında önemli rol oynadığını kavrar, resim sergisi ile EXPO Fuarını birbirine karıştırm
azdı.Değerli milletvekilleri, bu önergede, hedef, EXPO Fuarıdır. Diğer suçlamalar, sadece kılıf bulmaya yönelik asılsız ithamlardır. Zaten, bu önergenin amacı, Doğru Yol Grubu yöneticileri ve milletvekilleri tarafından da çok iyi bilinen, bir milletvekili transferi pazarlığının ilk maddesidir.
Önergedeki iddiaları tek tek cevaplandırarak zamanınızı almak istemiyorum. Arkadaşlarım çeşitli konulara değindiler. Ayrıca, Yüce Meclisin ve değerli milletvekillerinin de zamanını almak istemiyorum. Onun için, sadece birkaç noktaya değinip, takdiri, Yüce Meclise bırakmak istiyorum.
Önergede, benim, İstanbul-Kavaklı Belediye Başkanına telefon ederek yakınlarıma menfaat temin ettiğim iddia edilmektedir.
Sayın milletvekilleri, bu kadar tutarsız, muğlak, siyasî ahlaka yakışmayan ithama maruz kalmak, beni son derece rahatsız etmiştir. Bu suçlama bile, önergeye yön verenin amaçlarının ne kadar tutarsız olduğunu göstermeye yeterlidir.
Değerli milletvekilleri, belediye başkanına telefon etmeyen milletvekili, acaba, aranızda var mıdır? Belediye başkanına telefon etmemin, yakınlarıma ne gibi menfaat sağladığını da anlamış değilim.
Ben, Yüce Meclisin ve Türk Milletinin huzurunda açıkça şunları söylemek istiyorum: Sadece Kavaklı Belediyesinden değil, bakanlık görevinde bulunduğum onaltı ay ve milletvekilliği yaptığım onbeş yıl boyunca, aileme, kardeşlerime, birinci, ikinci ve üçüncü derece yakınlarıma, devletten veya başka bir yerden bir kuruşluk menfaat temin ettiğim ispat edilsin, değil bakanlığı, milletvekilliğini ve siyaseti bırakmayı taahhüt ettiğimi huzurlarınızda açıklamayı bir borç biliyorum!.. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar) Ayrıca, bu ithamı yapan arkadaşlarımı, aynı duyarlılığı göstermeye de davet etme hakkım olduğuna inanıyorum.
Değerli milletvekilleri, EXPO-98 Fuarı, Türkiye'nin gururu olmuştur. Ülkemiz pavyonunu 1 958 000 bin kişi izlemiştir. Dörtbuçuk ay içerisinde, EXPO-98 Fuarını izlemeye gelen her 100 kişiden 24'ü, Türk pavyonunu ziyaret etmiştir. Ayrıca, çeşitli otoriteler ve EXPO yönetimince yapılan değerlendirmede de, 156 ülke ve 30 uluslararası kuruluş arasında, Türk pavyonu, ilk üç pavyon arasında gösterilmiştir.
Türkiye, uzun zamandan beri özlediği uluslararası tanıtımda böyle bir başarıyı ilk defa yakalamıştır. Portekizli sayın bakanın "payvonunuzu gezmek, Türkiye'yi gezmeye bir davettir" sözleri, yine, ulusal basınımızda "bu Türkiye, Avrupa'ya yakışır" manşetleri, ülkemizin bu konudaki başarısının da bir göstergesidir. Ulusal ve uluslararası kamuoyunda övgüler almış böyle bir fuarın soruşturma önergesine konu edilmesini ise, anlamak mümkün değildir.
Değerli milletvekilleri, bu konuda, bir yazarımızın makalesini okuyarak konuşmamı tamamlamak istiyorum: "Katılmayabilirdik tabiî; dışında kalmak da bir politikadır; politika gereği, Birleşmiş Milletlere, NATO'ya da katılmayabilirsiniz; Avrupa Birliğine girmek için onca uğraş da gerekmeyebilir; ama, o zaman, dışında kalmanın sonuçlarına da katlanırsınız; tıpkı, aralarında, denizlere kıyısı olmayan kara ülkeleri de dahil 156 devletin katıldığı 20 nci Yüzyılın en büyük son uluslararası organizasyonuna katılmadığınızda dışında kalacağımız gibi. Böylesine bir başarı, etki ve imajdan yoksun kalmanız da cabası. Bırakın, Türk pavyonunun görkemini ve muht