DÖNEM : 20 CİLT : 60
YASAMA YILI : 3
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
129 uncu Birleşim
28 . 7 . 1998 Salı
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KÂĞITLAR
III. – YOKLAMALAR
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Konya Milletvekili Hüseyin Arı’nın, Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğünün hububat alımlarına ve çiftçilerin içinde bulunduğu sıkıntılara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın cevabı
2. – Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız’ın, hastalıklı buğday tohumlarının TİGEM tarafından çiftçilere satılması ve Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından yapılan buğday alımlarında çiftçilerin karşılaştıkları sorunlara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın cevabı
3. – İstanbul Milletvekili Ahmet Güryüz Ketenci’nin, TSE’deki kadrolaşma ve keyfi yönetime ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu’nun cevabı
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e, dönüşüne kadar, TBMM Başkanı Hikmet Çetin’in vekâlet etmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1630)
2. – Yunanistan’a (Gümülcine) gidecek olan Devlet Bakanı Eyüp Aşık’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Burhan Kara’nın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1631)
3. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük ve İçel Milletvekili Turhan Güven’in (9/30) esas numaralı Meclis soruşturması önergesindeki imzalarını geri çektiklerine ilişkin önergesi (4/375)
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. – Kars Milletvekili Sabri Güner ve 26 arkadaşının, İzmit Körfez Geçiş Porojesi ihalesinde mevzuata aykırı davranmak suretiyle usulsüzlük yaptığı ve devleti zarara uğrattığı iddiasıyla Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/18)
2. – Çanakkale Milletvekili Nevfel Şahin ve 55 arkadaşının, İzmit Körfez Geçiş Projesi ihalesinde devletin zarara uğratılmasına göz yumarak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/33)
3. – Adıyaman Milletvekili Celal Topkan ve 20 arkadaşının, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunan bazı kamu yatırımlarının özelleştirilmesi sonucu bu bölgedeki illerde ortaya çıkan işsizlik ve bunun getirdiği sorunlar ile istihdamın geliştirilmesi konusunda Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/281)
V. – SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1. – Sıvas Milletvekili Musa Demirci’nin, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın konuşmasında 54 üncü Hükümet dönemine ilişkin kısmının gerçekleri yansıtmadığı iddiasıyla açıklaması
VI. – ÖNERİLER
A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1. – Seçimlerle İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21 inci Dönem Milletvekili Genel Seçimleri ve Birlikte Yapılacak Mahallî İdareler Genel Seçimleri Hakkında Kanun Teklifinin Başkanlıkça havale edildiği Anayasa Komisyonundaki görüşmelerine kırksekiz saat geçmeden başlanmasının Komisyona tavsiye edilmesi ile gündemdeki sıralamanın yeniden yapılmasına ilişkin ANAP, DSP ve DTP Gruplarının müşterek önerisi
VII. – SEÇİMLER
A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM
1. – (9/16) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim
VIII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)
2. – Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma önergesi (2/669) (S. Sayısı : 338)
3. – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 Arkadaşının Aynı Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 Arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı : 553)
4. – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu raporu (1/689) (S. Sayısı : 631)
5. – Emniyet Teşkilâtı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/217) (S. Sayısı : 132)
6. – Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Arasında Yatırımlarda Devlet Yardımları Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/722) (S. Sayısı : 643)
7. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/777) (S. Sayısı : 713)
8. – Türkiye Cumhuriyeti ile Bulgaristan Cumhuriyeti Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/798) (S. Sayısı : 734)
9. – Tuz Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/696) (S. Sayısı : 492)
10. – Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/549) (S. Sayısı : 291)
11. – 211 Sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 68 inci, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 209 uncu ve 5434 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun Geçici 139 uncu Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/628) (S. Sayısı : 382)
IX. – SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, günlük bir gazetede çıkan arazi tahsisatı ile ilgili iddialara ilişkin sorusu ve Orman Bakanı Ersin Taranoğlu’nun yazılı cevabı (7/5814)
2. – Adana Milletvekili Yakup Budak’ın, Adana’da meydana gelen deprem felâketinde zarar gören çiftçilerin borçlarına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa R. Taşar’ın yazılı cevabı (7/5820)
3. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, orman köylerinin sayısına ve kalkındırılması için alınacak tedbirlere ilişkin sorusu ve Orman Bakanı Ersin Taranoğlu’nun yazılı cevabı (7/5828)
4. – Giresun Milletvekili Turhan Alçelik’in, Gi
resun Limanı tevzii çalışmalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Burhan Kara’nın yazılı cevabı (7/5850)5. – Hatay Milletvekili Mehmet Sılay’ın, Koruma ve Kontrol Genel Müdürü hakkında bazı iddialara ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa R. Taşar’ın yazılı cevabı (7/5851)
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak iki oturum yaptı.
Yapılan yoklamalar sonucunda toplantı yetersayısı bulunamadığından, grupların da mutabakatıyla, alınan karar gereğince, 28 Temmuz 1998 Salı günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşime 14.52’de son verildi.
Kamer Genç
Başkanvekili
Hüseyin Yıldız Levent Mıstıkoğlu
Mardin Hatay (Kâtip Üye) (Kâtip Üye)
No : 187
II . – GELEN KÂĞITLAR
28.7.1998 SALI
Teklifler
1. – Anavatan Partisi Grup Başkanvekili Bayburt Milletvekili Ülkü Güney, Demokratik Sol Parti Grup Başkanvekili Gaziantep Milletvekili Ali Ilıksoy, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Önder Sav ve Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanvekili Ordu Milletvekili Müjdat Koç’un; Seçimlerle İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 21 inci Dönem Milletvekili Genel Seçimleri ve Birlikte Yapılacak Mahallî İdareler Genel Seçimleri Hakkında Kanun Teklifi (2/1248) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa Geliş Tarihi: 28.7.1998)
2. – Fazilet Partisi Grup Başkanvekili Erzurum Milletvekili Lütfü Esengün ve 16 Arkadaşının; 26.4.1961 Tarih ve 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına ve Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (2/1249) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa Geliş Tarihi: 28.7.1998)
Önerge
1. – Erzurum Milletvekili İsmail Köse ile Aksaray Milletvekili Sadi Somuncuoğlu’nun Seçimlerin Yenilenmesine İlişkin Önergesi (4/374) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa Geliş Tarihi: 28.7.1998)
Raporlar
1. – Efta Devletleri İle Türkiye Arasındaki Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanuna Bir Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/778) (S. Sayısı: 720) (Dağıtma Tarihi: 28.7.1998) (GÜNDEME)
2. – İstanbul Milletvekili Tansu Çiller’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1303) (S. Sayısı: 721) (Dağıtma Tarihi: 28.7.1998) (GÜNDEME)
3. – Manisa Milletvekili Ekrem Pakdemirli’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/187) (S. Sayısı: 722) (Dağıtma Tarihi: 28.7.1998) (GÜNDEME)
4. – Mardin Milletvekili Süleyman Çelebi’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1461) (S. Sayısı: 723) (Dağıtma Tarihi: 28.7.1998) (GÜNDEME)
5. – Kütahya Milletvekili İsmail Karakuyu’nun Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1443) (S. Sayısı: 724) (Dağıtma Tarihi: 28.7.1998) (GÜNDEME)
6. – Sıvas Milletvekili Mahmut Işık’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1444) (S. Sayısı: 725) (Dağıtma Tarihi: 28.7.1998) (GÜNDEME)
7. – Bursa Milletvekili İbrahim Yazıcı’nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1460) (S. Sayısı: 726) (Dağıtma Tarihi: 28.7.1998) (GÜNDEME)
8. – Konya Milletvekili Veysel Candan’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1501) (S. Sayısı: 727) (Dağıtma Tarihi: 28.7.1998) (GÜNDEME)
9. – İstanbul Milletvekili Meral Akşener’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1462) (S. Sayısı: 728) (Dağıtma Tarihi: 28.7.1998) (GÜNDEME)
10. – Hakkari Milletvekili Naim Geylani’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1516) (S. Sayısı: 729) (Dağıtma Tarihi: 28.7.1998) (GÜNDEME)
11. – Manisa Milletvekili Abdullah Akarsu’nun Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1517) (S. Sayısı: 730) (Dağıtma Tarihi: 28.7.1998) (GÜNDEME)
12. – Diyarbakır Milletvekili Salih Sümer’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1550) (S. Sayısı: 731) (Dağıtma Tarihi: 28.7.1998) (GÜNDEME)
13. – Bingöl Milletvekili Mahmut Sönmez’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1513) (S. Sayısı: 732) (Dağıtma Tarihi: 28.7.1998) (GÜNDEME)
14. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1588) (S. Sayısı: 735) (Dağıtma Tarihi: 28.7.1998) (GÜNDEME)
15. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1554) (S. Sayısı: 736) (Dağıtma Tarihi: 28.7.1998) (GÜNDEME)
16. – Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu’nun Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1514) (S. Sayısı: 737) (Dağıtma Tarihi: 28.7.1998) (G
ÜNDEME)17. – İzmir Milletvekili Ufuk Söylemez’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1518) (S. Sayısı: 738) (Dağıtma Tarihi: 28.7.1998) (GÜNDEME)
18. – Bolu Milletvekili Mustafa Karslıoğlu’nun Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1587) (S. Sayısı: 739) (Dağıtma Tarihi: 28.7.1998) (GÜNDEME)
19. – İçel Milletvekili D. Fikri Sağlar’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1574) (S. Sayısı: 740) (Dağıtma Tarihi: 28.7.1998) (GÜNDEME)
20. – Mardin Milletvekili Süleyman Çelebi’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1585) (S. Sayısı: 741) (Dağıtma Tarihi: 28.7.1998) (GÜNDEME)
21. – Isparta Milletvekili Ömer Bilgin’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1515) (S. Sayısı: 742) (Dağıtma Tarihi: 28.7.1998) (GÜNDEME)
Sözlü Soru Önergeleri
1. – Kilis Milletvekili Mustafa Kemal Ateş’in, Kilis’te kurulacak olan Bağ ve Zeytincilik Araştırma Enstitüsüne ve serbest bölgeye ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1170) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.7.1998)
2. – Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın, Batı Çalışma Grubuna ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1171) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.7.1998)
3. – Bursa Milletvekili Feridun Pehlivan’ın, iplik üreticilerinin sorunlarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/1172) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.7.1998)
Yazılı Soru Önergeleri
1. – Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın, elma ihracatına destek veren bir kararname çıkarılıp çıkarılmadığına ilişkin Devlet Bakanından (Işın Çelebi) yazılı soru önergesi (7/5955) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.7.1998)
2.-Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, Gemi Trafik Kontrol Sistemi (VTS) Projesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5956) (Başkanlığa geliş tarihi: 2
3.7.1998)3. – Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu’unun, İzmit Büyükşehir Belediye Başkanı hakkındaki bazı iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5957) (Başkanlığa geliş tarihi:23.7.1998)
4. – Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu’nun, Rize’nin Çayeli İlçesi’nde bazı öğretmenlerin başörtülü oldukları için görevden alındığı iddiasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi.(7/5958) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.7.1998)
5. – Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu’nun, görevden alınan il ve ilçe müdürü sayısına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5959) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.7.1998)
6. – Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu’nun, öğretmen nakil işlemlerinin gecikmesinin nedenine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi(7/5960) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.7.1998)
7. – Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu’nun, Anadolu İmam Hatip Lisesi öğretmen seçme sınavının iptal edilmesinin nedenine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5961) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.7.1998)
8. – Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu’nun, yeni yapılan derslik sayısına ve okul yapımı için açılan ihalelere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5962) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.7.1998)
9. – Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu’nun, 8 yıllık kesintisiz eğitim için toplanan paraya ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5963) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.7.1998)
10. – Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu’nun, merkezde görevden alınan şube müdürü sayısına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5964) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.7.1998)
11. – Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu’nun, il ve ilçelerde görevden alınan şube müdürü ve müdür yardımcısı sayısına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5965) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.7.1998)
12. – Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu’nun, basın kuruluşlarına verilen teşviklere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5966) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.7.1998)
13. – Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu’nun, kapatılan yerel gazete sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5967) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.7.1998)
14. – Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu’nun, mahalli basına reklam verilip verilmeyeceğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5968) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.7.1998)
15. – Konya Milletvekili Hasan Hüseyin Öz’ün
, Toplu Konut İdaresi Başkanlığına alınan personele ilişkin Devlet Bakanından (Refaiddin Şahin) yazılı soru önergesi (7/5969) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.7.1998)16. – Yozgat Milletvekili Yusuf Bacanlı’nın, Yozgat’a üniversite kurulması için bir çalışma olup olmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5970) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.7.1998)
17. – Yozgat Milletvekili Yusuf Bacanlı’nın, Süreyyabey Barajı sahasında yer alan arazilerin kamulaştırma bedellerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5971) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.7.1998)
18. – Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, Trabzon Valiliği Özel İdare emrine köy yolları için gönderilen ödeneğe ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5972) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.7.1998)
19. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün, İzmir-Kemalpaşa Cumali Köyünün su deposu inşaatı projesine ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/5973) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.7.1998)
20. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün, Antalya-Beldibi’nde bir firma tarafından yaptırılan turistik pansiyona ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5974) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.7.1998)
21. – İstanbul Milletvekili Süleyman Arif Emre’nin, bazı fakültelerde başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellendiği iddiasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/5975) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.7.1998)
22. – Hatay Milletvekili Mehmet Sılay’ın, İzmit’de bir otomotiv firmasına tahsis edilen arazinin bitişiğindeki araziye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5976) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.7.1998)
23. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, özel vakıflara ait üniversitelere tahsis edilen arsa ve arazilere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5977) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.7.1998)
24. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir İlindeki belediyelere yapılan yardımlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5978) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.7.1998)
25. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir İlindeki belediyelere yapılan yardımlara ilişkin Çevre Bakanından yazılı soru önergesi (7/5979) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.7.1998)
26. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir’e Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan aktarılan para miktarına ilişkin Devlet Bakanından (Hasan Gemici) yazılı soru önergesi (7/5980) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.7.1998)
27. – Kayseri Milletvekili Recep Kırış’ın, Kayseri-Ankara Devlet Karayoluna ve Erkilet Havaalanı projesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5981) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.7.1998)
28. – Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, Zehra Eğitim ve Kültür Vakfı’nda güvenlik güçlerince yapılan aramaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5982) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.7.1998)
Meclis Soruşturması Önergesi
1. – Çanakkale Milletvekili Nevfel Şahin ve 55 arkadaşının, İzmit Körfez Geçiş Projesi ihalesinde Devletin zarara uğratılmasına göz yumarak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Başbakan A.Mesut Yılmaz hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 inci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/33) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.7.1998) (Dağıtma tarihi: 28.7.1998)
Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri
1. – Hatay Milletvekili Süleyman Metin Kalkan’ın, kamu çalışanlarına yapılacak maaş zammına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5538)
2. – Konya Milletveki
li Mehmet Ali Yavuz’un, Dünya Sağlık Teşkilatının İstanbul’da yapılan toplantısına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5539)3. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, üniversitelerde yaşanan başörtüsü sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5540)
4. – Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz’in, hakkında mahkumiyet kararı bulunan Ülkü Ocakları eski başkanının yakalanmasına yönelik çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5541)
5. – Edirne Milletvekili Ümran
Akkan’ın, Edirne’de Meriç Nehri taşkınlarının yol açtığı hasara ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/5543)6. – Isparta Milletvekili Mustafa Köylü’nün, Isparta-Eğirdir-Küçükgökçeli Köyünde istimlak edilen arazilerin bedellerinin ne zaman ödeneceğine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/5545)
7. – Hatay Milletvekili Mehmet Sılay’ın, irticaî faaliyette bulunduğu iddia edilen vakıf, dernek ve sermaye kuruluşlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/5546)8. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman-Merkez-Osmaniye Köyünün köy konağı ihtiyacına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/5547)
9. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman-Merkez-Çiğdemli Köyünün köy konağı ihtiyacına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/5549)
10. – Yozgat Milletvekili Kazım Arslan’ın, bazı öğretim kurumlarının isminin değiştirilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5552)
11. – Samsun M
illetvekili Musa Uzunkaya’nın, Samsun-Çarşamba Havaalanı kargo binası projesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5554)12. – Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin Aydın’ın, Siirt - Şirvan’ın doktor ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5562)
13. – Konya Milletvekili Mehmet Ali Yavuz’un, Konya-Hadim İlçesi Göksu Mavi Tüneli ihalesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5563)
14. – Mardin Millletvekili Hüseyin Yıldız’ın, sağlığa zararlı bir ilacın piyasaya sürüldüğü iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5570)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 14.00
28 Temmuz 1998 Salı
BAŞKAN : Başkanvekili Kamer GENÇ
KÂTİP ÜYELER : Abdulhaluk MUTLU (Bitlis), Levent MISTIKOĞLU (Hatay)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 129 uncu Birleşimini açıyorum.
III. – YOKLAMA
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır; sayın milletvekillerinin, salonda bulunduklarını yüksek sesle belirtmelerini rica ediyorum.
(Yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; çalışmalarımıza başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşımıza gündemdışı söz vereceğim.
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Konya Milletvekili Hüseyin Arı’nın, Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğünün hububat alımlarına ve çiftçilerin içinde bulunduğu sıkıntılara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın cevabı
BAŞKAN – Gündemdışı birinci söz, Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğünün hububat alımları hakkında gündemdışı söz isteyen Konya Milletvekili Sayın Hüseyin Arı'ya verilmiştir.
Buyurun Sayın Arı.
Süreniz 5 dakika.
HÜSEYİN ARI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çiftçilerimizin bugünlerde çektiği sıkıntıları sizlere arz etmek üzere huzurlarınızdayım; Sayın Başkana ve Yüce Heyetinize saygılar sunarım.
Sayın Bakanım, korkmayın, ben, kürsüye tenekelerle ve buğday torbalarıyla gelmedim.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – B
en korkmam...HÜSEYİN ARI (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, hepinizin malumları, mevsim itibariyle, bilhassa İç Anadolu'da yaşayan çiftçilerimiz, bugünlerde, hububat hasadıyla meşguller. Bu günlerin, aslında, çiftçilerimizin bir yıllık emeği ve alınterinin karşılığını alacağı ve mutlu olacağı günler olması gerekirdi; ama, ne yazık ki, hiç de öyle olmuyor; bu kavurucu sıcaklarda, bilakis, Toprak Mahsulleri Ofisi önünde, uzun kuyruklarda sıra bekleyerek, yine, çile dolduruyorlar. Çiftçilerimiz, bu Hükümetin verdiği düşük taban fiyatlarından yedikleri darbeden sonra, ikinci bir darbeyi de, bugünlerde yaşıyorlar.
Değerli milletvekilleri, bu hafta sonu Konya-Karapınar İlçesindeydim. Ofis önünde, kilometrelerce uzunlukta kamyon ve traktör kuyruğu gördüm. Çiftçilerimizle konuşmam sırasında, en az dört gün sıra beklediklerinden dert yandılar ve bu durumun, kendilerine, hem zaman kaybı ve hem de malî yönden külfet getirdiğini, bir günlüğüne kiraladıkları kamyona dört günlük, yani dört kat bedel ödediklerini belirtt
iler.Aynı zamanda, Karapınar Ticaret Borsası Başkanı, bunun sebebinin, bu Hükümetin yanlış politikalarından kaynaklandığını ifade etmektedir. Şöyle ki: Şu anda, tüccar ve un fabrikatörleri hiç alım yapmamaktadırlar; çünkü, Ofis, bu kesime, geçen yıl uyguladığı avantajı bu yıl da uygulayacağını, başlangıçta vaat etmişti. Ofis, geçen yıl, tüccara ve fabrikatöre çok cüzi bir kârla, iki veya dört ay vadeyle ve vade farkı da dört ay için toplam yüzde 10'u geçmeyen tarzda buğday ve arpa satışı yapmıştır. Tüccar ve fabrikatör de, haklı olarak, "Hükümetin bu avantasından niçin istifade etmeyelim; Ofis, bizim adımıza alıp depoluyor, böylece, ne depolama sıkıntımız ve ne de parasal sıkıntımız oluyor " şeklinde düşünmektedirler.
Çİftçiyi biraz olsun düşünen bir Hükümet ve onun Tarım Bakanı, hiç olmazsa, alımlarda, boşaltma ve depolamayı hızlandırmak maksadıyla, ihaleyle, özel sektörü devreye sokarak, alımı hızlandırabilirdi, çiftçimizi de bu sıkıntıdan kurtarabilirdi; ama, ne yazık ki, bunu gerçekleştirmediler. Han
i, köylümüz, milletin efendisi ya!İşte değerli arkadaşlarım, işbaşına geldiğinden bu yana rantiyecinin yanında yer alan, işçi ve memurun hakkını vermeyen, ortadireğe âdeta yaşama hakkını dahi çok gören, halktan kopuk bu Çankaya modeli Hükümete yakışan da budur! Onun için, bu duruma fazla şaşırmamak gerekir.
Değerli arkadaşlarım, köylü ve çiftçilerimizin yüzleri, ilk kez 54 üncü Hükümet (Refahyol Hükümeti) döneminde gülmüştür; alınteri ve emeklerinin karşılığı olan taban fiyatları, hububatta yüzde 83, pancarda yüzde 135, fındık ve tütünde de, aynı şekilde enflasyonun üzerinde gerçekleşmiştir. Buna mukabil, tarım girdi fiyatlarında, gübrede, akaryakıt ve ilaçlarda fazla bir artış yapılmamış, Ziraat Bankası faizlerinde artış olmamıştır.
Bu Hükümet dönemine gelince, rant ekonomisinin uygulanması sonucu, enflasyon artışına paralel olarak, tarım girdilerinde, başta akaryakıt ve gübre olmak üzere, bir yıl içinde anormal artışlar olmuş, Ziraat Bankası kredi faizleri artırılmış; böylece, çiftç
imiz, Refahyol öncesi gibi, değişmeyen kaderi olan borçlu yaşama tekrar terk edilmiştir.Bunun böyle olduğunu da esnafla konuşunca anlıyoruz. Anadolu'da hasat başlayalı neredeyse yirmi güne yaklaşıyor. Çiftçimiz, Ofisten bir haftalık çeklerle parasını alıyor. Ne var ki, esnafın ifadesine göre, çiftçinin bu sıcak parası, henüz piyasaya aksetmemiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Arı, süreniz bitti, lütfen toparlar mısınız efendim.
HÜSEYİN ARI (Devamla) – Dolayısıyla, ortadireğin bir kesimini oluşturan esnaf da, bir umut olarak baktığı harman sonu bereketinden henüz nasibini alamamıştır. Bu gidişle, o hayali de sona erecektir; çünkü, çiftçi, aldığı bu parasını, ancak, yüksek tarım girdileri olan akaryakıt, gübre ve yüksek faizli banka borçlarına yatıracak; böylece, geçmiş dönemlerdeki gibi, borçlu yaşama dönemine terk edilmiş olacak; önümüzdeki ekim dönemi için de tohumluk gübre, akaryakıt için tekrar borçlanmak durumunda kalacaktır.
Değerli arkadaşlarım, demokratik parlamenter sistemin tüm kurum ve kurallarını uygulayan Batı Avrupa ülkelerinde, çiftçiler, yüzde 50'ye varan sübvansiyonlarla korunuyor. Bu, onların çok zengin olmalarından kaynaklanmıyor; bilakis, demokrasi zenginliklerinden ve toplumun bütün kesimleriyle demokrasiye inanmalarından kaynaklanıyor.
Normal demokratik sistemlerin esas amacı, bildiğimiz gibi, ortadirek dediğimiz, halkın yüzde 90 çoğunluğunu teşkil eden işçi, memur, köylü, çiftçi, Bağ-Kur'lu ile bunların emekli, dul ve yetimlerine hizmettir; ama, ülkemizdeki demokratik sisteme bakıyoruz, maalesef, çoğunluğun rejimi olması gereken demokrasi, bizde, yıllardır, hep yüzde 5'lik bir azınlığın hizmetinde olmuştur. Çünkü, bizdeki sistemde, daha başlangıçta, demokrasinin temel prensipleri çiğnenerek, bugünkü vurgun, soygun, talan düzeni yaratılmıştır.
Sayın Bakanım, çiftçilerimizin, sizden, Hükümetinizden, dolayısıyla Parlamentomuzdan bir soruları -ilave olarak onu da söylüyorum- da şu: "Bizim sosyal güvencemiz nedir? Biz, tarım sigortalısı mıyız, Bağ-Kurlu muyuz?" Esas istekleri ise, öncelikle bir sağlık karnesine kavuşmalarıdır.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Arı.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Sayın Başkan, konuşmayı cevaplandırmak istiyorum.
BAŞKAN – Sayın Bakan, aynı konuda ikinci bir gündemdışı söz daha var; isterseniz ikisini birlikte cevaplandırın.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Onu da ayrıca cevaplandırırım Sayın Başkan.
BAŞKAN – Peki efendim, buyu
run.TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; özellikle, bu konuşma imkânını bana verdiği için, değerli milletvekili arkadaşıma teşekkür ediyorum. Sayın milletvekilinin burada ifade etmiş olduğu hususlara cevap vereceğim.
Özellikle ve öncelikle, 55 inci Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin hububata düşük fiyat verdiğini belirttiler; bu, tamamen bir yanlış bilgilendirmeden kaynaklanıyor olsa gerek; çünkü, 54 üncü Hükümet döneminde hububata verilen fiyat, dünya piyasalarının 66 dolar üzerindeydi; 55 inci Hükümet döneminde -yani, bizim Hükümetimiz döneminde- hububuta verilen fiyat ise -dolar bazında- dünya fiyatlarının 77 dolar üzerindedir. Bu ise, şunu göstermektedir: 55 inci Hükümet, 54 üncü Hükümetten 11 dolar daha fazla ürün fiyatı belirlemiştir; dolayısıyla, bu iddia, doğru bir iddia değildir.
Sayın milletvekilinin seçim bölgesi olan Konya'da, 21 Mayıs 1998'de, tarıma dayalı bütün demokratik kitle kuruluşlarının bulunduğu, aynı zamanda, çiftçilerin yoğunlukta olduğu bir basın toplantısıyla, hububat alım fiyatlarını açıkladık.
21 Mayıs, daha, hububatın hasat dönemi değildir; özellikle, Konya'da değildir. Dolayısıyla, çiftçimizin, tüccarın eline mahkûm olmasını önleyici bir tedbir olarak fiyatları önceden açıklamış olmamız, çiftçinin, malını daha ucuz bir fiyatla tüccara satmasını engellemiştir; bu, 55 inci Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin çiftçinin yanında olduğunun göstergelerinden bir tanesidir.
Şimdi, burada, makarnacılara, unculara ve yem sanayicilerine vadeli satışlar yaptığımızdan bahsettiler; bu, doğrudur; Toprak Mahsulleri Ofisi Yönetim Kurulu, almış olduğu bir kararla, ihraç kaydıyla ve dünya piyasa fiyatlarıyla olmak üzere, bu kuruluşlara mal satışı yapmaktadır.
Bunun yanı sıra, Türkiye'deki hayvancılığın geliştirilmesini sağlamak amacıyla da, yem sanayicilerine, özellikle arpa ve mısır olmak üzere vadeli satışlar yapılmaktadır. Bunlar, netice itibariyle, bizim kendi insanımızdır. Bu, netice itibariyle, katma değerin Türkiye'de kalmasını sağlayacak önemli tedbirlerdendir. Arzu ederdim ki, burada, bu uygulamamızdan dolayı, sayın milletvekilimiz bizlere teşekkür etsin.
Şimdi "Türkiye'yi tüccara teslim eden zihniyet" diye bir söz kullandılar. Zannediyorum, bu, bir sürçülisandan kaynaklanmıştır. Bu anlattığım iki hadise bile -fiyatların erken açıklanması, 77 dolar fiyat verilerek geçmiş hükümetten 11 dolar daha fazla verilmesi- çiftçilerimizin tüccara teslim edilmesini ortadan kaldıran unsurlar olmuştur.
Burada, 54 üncü Hükümet döne
minde, çiftçinin yüzünün güldüğünden bahsettiler. Evet, çiftçinin yüzü 54 üncü Hükümet döneminde gülüyordu; ama, acı bir tebessümdü bu. Neden acı bir tebessümdü; 30 Haziran 1997'de iktidara gelen 55 inci Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Tarım Bakanı olarak bendenizin ilk gördüğümüz manzara, devlet, çiftçilerimize, altı ay ile ikibuçuk yıl içerisinde, çiftçinin alın terinin hakkını, gübrede, ilaçta, fidanda, projeli hayvanda, tohumculukta, sütte, sübvansiyon bedelleri olan 24 trilyon liralık borcunu ödememişti. Daha Hükümetimiz güvenoyu olmadan, hemen, bu bedelleri peşin olarak çiftçimize ödedik. Arkasından, 30 Hazirana kadar, 55 ilimizde ve bağlı ilçe ve köylerinde tabiî afet olmuş olmasına rağmen, hiçbir şekilde, bunlarla ilgili, köylümüzün, çiftçimizin yarasını saracak bir kararname istihsal edilmemişti Bakanlar Kurulundan; bunu da 55 inci Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti çıkararak, 1997 yılında, Ocak ayından -Haziran 30- biz gelinceye kadar ıstırap çeken köylünün ıstırabı dindirilmiş ve bunların Ziraat Bankasına olan borçları, TİGEM'e olan borçları ve Tarım Krediye olan borçları bir yıl süreyle, faizsiz olarak ertelenmiştir. Aynı zamanda, bu, tabiî afete maruz kalmış olan çiftçilerimize de 9 trilyon liralık bir tohum desteği sağlanarak, mağduriyetleri önlenmiştir.Şimdi, burada, değerli milletvekili arkadaşım, Konya-Karapınar'da, vatandaşların dört gün sıra beklediklerini ifade etti. Arkadaşlarım, şöyle bir tabloyu sizlerin huzurunda ifade edersem... Eğer bir dört gün bekleme varsa bile, ki, ben, dört gün bekleme olduğu konusunda, arkadaşımla hemfikir değilim; ama, buna rağmen, bir an için var olduğunu kabul ederek... (FP sıralarından "var, var" sesleri) Efendim, var olduğunu kabul ediyorum bir an için.
1991 yılında, hepinizin bildiği gibi, Anavatan Partisi tek başına iktidar. 1991 yılında, Konya yöresinde alınan hububat miktarı 1 milyon 100 bin ton. Anavatan Partisi, 1991'den sonra, seçimler sonucunda iktidardan gitti. 1992, 1993, 1994, 1995, 1996 yıllarında, Doğru Yol Partisi ile Refah Partisi veya Doğru Yol Partisi ile o zamanın SHP'si koalisyonlar halindeydi. 1992 yılında, Konya'da alınan hububat miktarı 439 bin ton. 1993'te alınan miktar 494 bin ton, 1994'te 344 bin ton, 1995'te 8 bin ton, 1996'da 285 bin ton. Sene 1997; Anavatan Partisi, Demokratik Sol Parti, Demokrat Türkiye Partisi koalisyonuyla kurulan -bağımsızlar ve Cumhuriyet Halk Partisinin desteğindeki- 55 inci Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti işbaşında, alınan miktar 1 milyon 136 bin ton.
HAYRİ KOZAKÇIOĞLU (İstanbul) – Hani özelleştirme yapılacaktı!..
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – 26 Temmuz 1998 tarihi itibariyle, Konya İlimizde alınan buğday miktarı 975 bin ton. Demek ki, arkadaşımın "en son, 54 üncü Hükümet çiftçilerin yüzünü güldürdü" dediği dönemde 285 bin ton hububat alınmış; bizim dönemimizde, sadece -daha dönemin yarısı olmasına rağmen- Konya'da 975 bin ton alınmış. Bu dönemde, eğer sıra bekleniyorsa, ürünün bol oluşundan; eğer sıra bekleniyorsa, Toprak Mahsulleri Ofisinin malı alışından; eğer sıra bekleniyorsa, Topra
k Mahsulleri Ofisinin parayı her salı günü peşin olarak ödemesinden kaynaklandığını ifade etmem gerekiyor. (ANAP sıralarından alkışlar) Ama, bütün buna rağmen de şunu söylüyorum: 24 saat, haftada yedi gün kaydıyla, Toprak Mahsulleri Ofisi alımlara devam etmektedir.Burada, bir rakamı daha bilgilerinize sunmak istiyorum. Konya İlimizde Toprak Mahsulleri Ofisinin alım merkezleri itibariyle meseleye bakacak olursak, geçen yıl, yani, çiftçilerin yüzünü güldürdüğünüzü iddia ettiğiniz dönemde, 54 üncü Hükümet döneminde, Konya'da hububat alımı 62 noktada yapılıyordu; şimdi, bu Hükümet döneminde, beklemelere meydan vermemek için, 24 bölge daha ilave edilerek, 86 noktada alım yapılmaktadır. (ANAP sıralarından alkışlar) Bütün bunlara rağmen, eğer, sıra bekleniyor diye iddia ediliyorsa, bunu da ürün rekoltesinin yüksek olmasına bağlamak gerekir.
Tabiî, şimdi, geçen yıl her salı günü paraları ödediğimiz zaman, 54 üncü Hükümeti oluşturan partilerdeki bazı arkadaşlar dediler ki: "O hükümetin bıraktığı paraları, Tarım Bakanı ve 55 inci Hükümet harcıyor, onları dağıtıyor, bu çiftçilere onları veriyor." Ben, onlara, o zaman sordum: 24 trilyon lira olan borcunuzu, o paradan niye ödemediniz; tabiî afet kararnamelerini niye çıkarmadınız? Tabiî, buna verecek cevap bulamadılar. Hadi geçen sene öyleydi, bu sene parayı nereden buluyoruz? Geçen sene para bırakmıştınız, denk bütçeniz vardı da, biz gelir gelmez niye bir ekbütçe çıkarma ihtiyacıyla karşı karşıya kaldık? Geçen yıl 18,5 milyon ton olan hububat rekoltesi ne oldu da 24 mi
lyon tona çıktı? Arkadaşlarımıza sorarsak, gezdikleri yerlerde söyledikleri şudur: "İklim şartları ve Allah'ın takdiri sayesinde olmuştur." Amenna ve saddakna. Elbette ki, Allah'ın takdiri olmuştur.Hepiniz bilirsiniz, tarihi de okumuşsunuzdur. Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethetmiş; yanındaki hocalar demişler ki: "Hünkârım, dualarımız sayesinde İstanbul fetholundu." Fatih Sultan Mehmet de demiş ki: "Elbette, amenna, dualarımızla İstanbul fetholundu; ama, molla, hoca, bizim kılıcın hakkını da unutmayın." (ANAP sıralarından alkışlar) Dolayısıyla, siz de gelin, bu 55 inci Hükümetin hakkını inkâr etmeyin. Deyiniz ki, gübre sübvansiyon sistemini değiştirdiniz, 1 kilo gübre alacak yerde 2 kilo gübre alır duruma geldi çiftçimiz ve bundan dolayı daha yeterli gübre kullanma imkânına kavuştuğu için, daha fazla ürün elde edildi. Deyiniz ki, süne mücadelesini fevkalade bir şekilde yaptınız; süne zararlısının ve kımıl zararlısının hububata vereceği zararlara mâni oldunuz; bundan dolayı, verim arttı. Deyiniz ki, geçen yıl paraları peşin olarak tıkır tıkır ödediğiniz için, çiftçilerimiz, bu sene bazı ürünlerden buğday ürününe döndüler ve ekmedikleri bazı alanları da buğday ekim alanı haline getirdiler; onun için bu ürün rekoltesi arttı. Tabiî, iklim şartlarını ve Allah'ın takdirini de hepsinin üzerinde yerleştirirseniz, işte, 24 milyon ton hububat ürünü elde eder duruma gelirsiniz ve bütün bunları da Toprak Mahsulleri Ofisi, parasını ödeyemez, şöyle yapamaz, alamaz dediğiniz dönemde peşin peşin satın alıyorsa, işte bundan
dolayı, ancak buraya çıkıp teşekkür etmeniz lazım.ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayın Bakanım, bu dediklerine inanıyor musun?!
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Ama, tabiî, 25 Nisanda seçim yapılacağına dair karar alınacak ve herhalde, bu seçim kararı karşısında, köylüye çiftçiye ne diyeceğiz telaşı sizleri sardı, onun için bunları burada ifade ediyorsunuz; ben, bunu da anlayışla karşılıyorum. Siyaset, elbette yapılacak; ama, siyaseti, doğru olarak yapmak lazım, rakamlarla yapmak lazım, ilmî verilere dayanarak yapmak lazım ve hakkı söylemek lazım. Sırf, birilerinin hoşuna gidip oradan oy kapacağım kaygısıyla, bu kürsüden, milletin kürsüsünden kalkıp da yanlış bilgiler verdiğiniz zaman, Hükümetin bakanı da çıkıp, elindeki bütün bilgileri burada dökmek ve halka sunmak zorunda kalır. (ANAP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
Türkiye genelinde bugün itibariyle -salıdır bugün- yine para ödenmiştir. Bugün gönderilen havale miktarı 48 302 813 400 000 Türk Lirasıdır, bütün Türkiye'ye gönderilmiştir. Değerli milletvekilimiz, sadece Konya'ya gönderilen paranın miktarını merak ediyorlardır, onu da buradan ifade edeyim: 12 910 491 633 000 Türk Lirasıdır.
HÜSEYİN ARI (Konya) – Yetmez Sayın Bakanım.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Yetip yetmeyeceğini bilmem, ne mal almışsak o kadarını veriyoruz. Yani, milletin parasını çarçur mu edeceğiz. Köylü ne getirmiş teslim etmişse, onun karşılığını alıyor, hakkını alıyor.
Dolayısıyla, bugün itibariyle, Türkiye genelinde tamı tamına 4,5 milyon ton hububat satın alınmıştır; bunun karşılığında 213 trilyon para ödenecektir; bunun 193 trilyonu, bugün itibariyle ödenmiştir; 20 trilyonu da cumartesi, pazar, pazartesi alımlarını ihtiva etmektedir ve diğer alımlarla birlikte, ne kadar tutuyorsa, salı günü onların da parası peşin olarak ödenecektir.
Şimdi, burada, bir hususu daha bilgilerinize sunarak sözlerime son vermek istiyorum. Toprak Mahsulleri Ofisinin buğday alımlarında Konya bölgesi itibariyle söylediğim hususları, bir de Türkiye geneli itibariyle söylemek istiyorum. Türkiye geneli itibariyle meseleye baktığınız zaman, 1991 yılında, Anavatanın tek başına iktidar olduğu dönemde, 6 milyon ton hububat alımı yapılmıştır, paralar peşin ödenmiştir; 1996'da 54 üncü Hükümet döneminde 1,5 milyon ton hububat alınmıştır, paraları iki ay, üç ay, dört ay gecikmelerle ödenmiştir.
İSMAİL KAHRAMAN (İstanbul) – Yalan!
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – 1997'de, Anavatan Partisinin Genel Başkanı Sayın Mesut Yılmaz başkanlığında kurulan 55 inci Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti döneminde 6 milyon ton buğday alınmıştır ve her salı günü paraları peşin ödenmiştir. 1998 mubayaalarını biraz önce söyledim, şu ana kadar, 4,5 milyon ton hububat alınmış ve 200 trilyona yakın para Türk çiftçisine ödenmiştir.
Bu ödenen paraları, elbette, harcama yetkisi, o hakkın sahibi olan çiftçilerimize aittir; bununla, ister götürür esnafa borcunu öder ister bankaya borcunu öder ister oğlunu evlendirir ister kızını evlendirir...
ASLAN POLAT (Erzurum) – Harca harca bitmez!..
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – ...ister mahpus damındaki çocuğuna para gönderir ister sarı ineğini yeniler ister ahır yaptırır ister ev yaptırır ister hanımına fistan alır isterse başka bir şey alır; o, kendi bileceği iştir, o harcamaya biz karışamayız...
ASLAN POLAT (Erzurum) – Yüzde 60 zam verdiniz; ne alacak?!
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – ...ama, 200 trilyon lira sıcak para, Türkiye'de çiftçinin cebine girmişse, esnafın da cebine girmiş demektir.
ASLAN POLAT (Erzurum) – Enflasyon oranının altında!..
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Sizin gezdiğiniz yerlerdeki esnafın belki cebine girmemiştir, onu bilemem; ama, benim gezdiğim yerlerde, hem çiftçiler hem esnaflar, beni, çok iyi bir şekilde karşılıyorlar, Allah razı olsun diyorlar. (FP sıralarından alkışlar [!]) Ben de, bu desteği bize veren Sayın Başbakanımıza, Hükümetimize ve koalisyona tabi bütün milletvekillerine ve sizlere teşekkür ediyorum. (ANAP, DSP ve DTP sıralarından alkışlar)
MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Havza'da vatandaş buğdayını teslim edemiyor Ofise Sayın Bakan!..
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Gündemdışı konuşma cevaplandırılmıştır.
V. – SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1. – Sıvas Milletvekili Musa Demirci’nin, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın konuşmasında 54 üncü Hükümet dönemine ilişkin kısmının gerçekleri yansıtmadığı iddiasıyla açıklaması
MUSA DEMİRCİ (Sıvas) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Buyurun efendim.
MUSA DEMİRCİ (Sıvas) – Sayın Başkanım, Sayın Bakanın 54 üncü Hükümet dönemiyle alakalı verdiği bilgiler, tamamen hilafı hakikattir; müsaade ederseniz, söz istiyorum.
BAŞKAN – 54 üncü Hükümet dönemiyle ilgili verilen rakamlar yanlış diyorsunuz; siz, onları ortaya...
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Yanlış hiçbir rakam yok; devletin rakamları...
BAŞKAN – Efendim, bakalım... O da bakan, siz de bakansınız; hangi bakana inanacağız burada...
Buyurun efendim.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Böyle bir usul yok!
BAŞKAN – Var, var... Onun takdiri bana ait.
Yeni bir sataşmaya meydan vermemek üzere, size kısa bir açıklama hakkı verdim; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)
MUSA DEMİRCİ (Sıvas) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Sayın Tarım ve Köyişleri Bakanımızın, biraz önce, gündemdışı konuşmaya cevap arz ederlerken verdikleri rakamları, ben, yerimden üzülerek dinledim. Bir defa, şunu özellikle söylüyorum: 54 üncü
Hükümet döneminde, hububata, bir önceki döneme göre yüzde 83,3 artış verilmek suretiyle, bir önceki dönemden daha fazla bir artış verilmiştir; ama, kendilerinin döneminde verilen artış yüzde 60,6'dır. Dolar olarak ifade ettiler, dolar olarak bizim verdiğimiz rakam 0,23 dolar, kendilerinin verdiği rakam -o gün için, haziran için söylüyorum- tahmin ediyorum, 0,21 dolara tekabül ediyor. Ayrıca, bugünkü rakamlarla ifade edersek, bizim verdiğimiz dolar bazındaki fiyat 62 Türk Lirası, kendilerinin verdikleri -bildiğiniz gibi- 53 Türk Lirasıdır; dolayısıyla, bunun düzeltilmesini, milletimizin huzurunda bilhassa arz ediyorum.İkincisi, bütün cumhuriyet hükümetleri zamanında, Türkiye'de, eğer tarımda herhangi bir tabiî afet vukua gelirse -bütün cumhuriyet hükümetleri diyorum- tarım il müdürlükleri, ilçe müdürlükleri hasar tespiti yapar ve bunların tamamı ilden Bakanlığa gönderilir ve mutlaka, buradan da, tabiî afet gören o çiftçilerin borçları ertelenir. Dolayısıyla, bizim dönemimizde de -şu anda kararname olmadığı için kendisine takdim edemiyorum; ama, edeceğim- Adana'da, Mersin' de -Adanalı olan milletvekili kardeşlerimiz bilir- tabiî afet husule gelmiştir ve...
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – 4 ilde.
MUSA DEMİRCİ (Devamla) – Bak, öbürünü de söylüyorum... Tarımda meydana gelen hasar tespitleri için mutlaka ağustos beklenir. Neden; çünkü, Anadolu henüz hasat idrak etmemiştir; dolayısıyla, Anadolu hasadı idrak ettikten sonra kararname çıkarılır. Onun için de, 1997'de kararname bekletilmiştir, kendileri çıkarmıştır; elbette öyle olması lazımdır, doğrusu da odur.
Bakın, bir hususu tekrar şuradan arz ediyorum: Şu elimdeki haşhaş kararnamesi... Haşaşın ekim sahalarını artırma kararnamesini biz çıkardık; ikinci kararnameyi, bizden hemen bir hafta sonra kendileri çıkardılar. Burada, Sayın Mesut Yılmaz Beyefendinin imzası, burada da Sayın Başbakan Erbakan'ın imzası; ikisinin arasındaki mesafe bir hafta. Dolayısıyla, bakın, 1974 yılından sonra, haşhaş ekim sahalarını ilk defa ben artırdım; yani, yasaktı. Amerika'ya karşı veya diğer Batı ülkelerine karşı bizim taahhüdümüz vardı, sahaları daraltmıştık; ama, biz, bunu artırdık; ikinci kararnameyle tekrar artırdık; kendileri geldiler, bu kararnameyi geri çektiler, bir hafta sonra yayımladılar; işte, Mesut Yılmaz Beyefendinin imzasıyla. O bakımda
n arz ediyorum...SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Alanı daralttılar mı efendim?
MUSA DEMİRCİ (Devamla) – Hayır, alanı biz genişlettik, ikinci kararnameyle de genişlettik; ikinci kararnameyi, bizden bir hafta sonra, kendileri tekrar genişlettiler. O bakımdan, devletin devamlılığı esassa, böyle olmalıdır, böyle olmuştur. Kendilerine şunu hatırlatıyorum ki, biz, hiçbir zaman, çiftçi faizlerini artırmadık; kendileri artırdılar. (FP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
Değerli arkadaşlar, bakın, yaptıkları güzel şeyler vardır.
ENİS SÜLÜN (Tekirdağ) – Ofisleri kapattınız ama...
MUSA DEMİRCİ (Devamla) – Hayır efendim, ofisler kapanmadı. 54 üncü Hükümetimiz zamanında 1 milyon 500 bin ton hububat alındı. Yani, bir yıl öncesinde 240 bin ton alındı, bir yıl sonra 1,5 milyon ton alındı; ama, bunun yanı sıra, bakın, Polatlı'da, Konya'da kurulan borsalar da alım yaptı.
AGÂH OKTAY GÜNER (Ankara) – Sayın Bakan, toplam ne kadar aldınız?
MUSA DEMİRCİ (Devamla) – Önemli olan, serbest rekabette, onların da alım yapmalarıdır; yoksa, devletçi politikaya yeniden dönerseniz, ülkeyi yeniden geriye götürmüş olursunuz. Bu bakımdan da, çiftçi bundan fevkalade memnun olmuştur.
Bu durumu arz ettim. Hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Demirci.
İkinci gündemdışı söz...
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Buyurun efendim.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, Doğru Yol Partisinin koalisyonda ortak olduğu dönemlerle ilgili Sayın Bakanın ileri sürmüş olduğu rakamlar gerçekleri yansıtmıyor. Kaldı ki, 1 kilogram buğdayın 2 kilogram gübre verdiği hususu da kesinlikle gerçeklere aykıdır.
Ziraat odası başkanlarını dolaştığımda, Polatlı'da, Haymana'da ve Balâ'da yapmış olduğum çalışmalarda, gerçekten, köylünün ve çiftçinin büyük bir ıstırap içerisinde olduğunu gördüm. Bir taraftan, ziraat kredilerinin, özellikle, faizlerinin artırılması yetmiyormuş gibi...
HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, böyle bir usul var mı?
BAŞKAN – Böyle bir usul var tabiî...
Buyurun.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) –...özellikle "çiftçinin buğdayı satın alınmıyor, alınıyor" şeklindeki açıklaması gerçeklere uygun değildir. Alımla ilgili miktarlar da yine gerçekleri yansıtmıyor. Tabiî, Sayın Bakan, şu anda -bakan olduğu için- birkısım rakamları ileri sürüyor; ama, bunlar doğru değildir.
Borsaların kurulması, Doğru Yol Partisi iktidarına aittir ve borsaların kurulmasının sebebi de, çiftçiyi korumaktır. Dünya piyasalarını takip etmek suretiyle taban fiyatı tespiti, yine bizim zamanımızda olmuştur. Yine,1991'de Anavatan Partisi İktidarı zamanında çiftçinin parası ödenmemiştir, Doğru Yol Partisi ödemiştir; bunu gerçeklere uygun olan bir açıklama şeklinde özellikle belirtmek istiyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Ü
LKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan...BAŞKAN – Buyurun.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan, Sayın Bakanın, burada Hükümet adına verdiği rakamlar ortadadır; Yüce Meclis bunu duydu; işin doğrusu budur; vermiştir.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Gerçekleri çıkaracağız...
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Eskiye dönerek veyahut da şu anda günlük politika yaparak, işte şurada bu budur veya bu böyle değildir diye, Sayın Bakanın vermiş olduğu rakamları yanlış gösterme gayretlerini doğru bulmuyorum. Bu tip ifadelere de, sizin burada izin vermemeniz gerekir. Eğer burada, başka bir ifadesi olan arkadaşımız varsa, çıkar gündemdışı söz alır, konuşur efendim. Yoksa, Hükümet adına verilen cevaba, herkes, kendi seçim bölgesiyle ilgili, kendi kafasına göre yeniden bir cevap get
irirse, siz bu oturumu, yirmi saatte...BAŞKAN – Sayın Güney, anladım efendim, tamam.
Teşekkür ederim.
Biz, tabiî, Hükümet adına verilen rakamların çok doğru sabit olmasını kabul ediyoruz; ama, eski Tarım ve Köyişleri Bakanı "rakamları yanlış verdi" diyor. Öyle deyince, İçtüzük de buna elveriyor; yani, kürsüye çıkan konuşmacı, bir başkasının icraatını yanlış gösterirse, onun da sataşmadan dolayı söz alma hakkı vardır. Sayın Bakan da, sırf bu döneme bağlı olarak konuşsaydı, başka hükümetlerle ilgili söz ileri sürmeseydi, sataşmadan dolayı söz vermeyecektim. Yalnız kendi dönemini kastederek "ben şunu yaptım, bunu yaptım" deseydi, sataşmadan dolayı söz vermeyecektim; ama, Sayın Bakan, 1987'ye, 1991'e kadar gidip cevap verince, başkalarına söz hakkı doğdu.
Yani, burada sorumluluğu taşıyanın Hükümet olması lazım.SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, benim verdiğim rakamlar, çiftçilerden aldığım rakamlardır; Sayın Bakanın verdiği rakamlar kesinlikle yanlıştır.
BAŞKAN – Efendim devletin resmî rakamları vardır.
Tamam efendim, bu konu kapandı.
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR (Devam)
2. – Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız’ın, hastalıklı buğday tohumlarının TİGEM tarafından çiftçilere satılması ve Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından yapılan buğday alımlarında çiftçilerin karşılaştıkları sorunlara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın cevabı
BAŞKAN – İkinci gündemdışı söz, hastalıklı buğday tohumlarının TİGEM tarafından çiftçilere satılması ve Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından buğday alımlarında çiftçilerin karşılaştığı sorunları dile getirmek üzere söz isteyen Balıkesir Milletvekili Sayın İlyas Yılmazyıldız'a verilmiştir.
Buyurun efendim.
Sayın Yılmazyıldız, süreniz 5 dakikadır.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, zannediyorum ki, Tarım Bakanı, çiftçiyi, sahipsiz ve sorunlarının takip edilmeyeceğini sanarak, özellikle Balıkesir ve ANAP il kongrelerinde desteksiz atışlar yapmışlardır; fakat, Sayın Bakan, şunu unutuyorlar: Ben, her hafta sonu, mutlaka Bandırma'da, Manyas'ta, Gönen'de, Susurluk'ta, Aksakal'da, Çanakkale'de, Balıkesir'de Ofise giderim, alımları takip ederim, şikâyetleri yerinde incelerim ve kısacası, neyin ne olduğunu yerinde takip ederim. Yani, Sayın Bakan gibi, bir bürokratın yazdığını, önce burada, kürsüden kekeleyerek okuyarak, sonra da birkaç defa okuduktan sonra ne olduğunu anlayıp, onun da doğru olduğunu varsayarak tekrar etmem.
Ben, öncelikle, Sayın Bakanın, biraz daha, ANAP il kongrelerine gelmesini; ANAP il kongrelerine geldiğinde, problem olan yerlerdeki Toprak Mahsulleri Ofisi alım şubelerini de ziyaret etmelerini özellikle istirham ettim; ne yazık ki, bunu yapmadı. Balıkesir'e geldi, konuştu, gitti. Halbuki, Bandırma Toprak Mahsulleri Ofisine dört tane vilayet bağlı; Bilecik, Bursa, Balıkesir, Çanakkale. Çanakkale'ye geldiğinde; orada, tepki gösteren bir çiftçiye "siz, tenekeleri nereden çaldınız? Ben, sizin, kaç teneke süne ilacı çaldığınızı biliyorum" diyerek, kendisini karalama yoluna gidiyor. Ben, bazı şeyleri söylemek istemiyorum; ama, Sayın Bakan, çalmayı ve o çaldıklarını nasıl örttüğünü birazcık şöyle
kendi ailesine doğru bakarsa görecektir.AGÂH OKTAY GÜNER (Ankara) – Ne diyor bu adam, ne konuşuyor!
BAŞKAN – Efendim, lütfen... Siz, gündemdışı konuya bağlı konuşun.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) – Bir kere burada konuşuyoruz, teneke gösteriyor, boş teneke gibi konuşuyor falan...
Sayın Bakan, o tenekeleri sahaya atmışsınız, günü geçmiş ilacı kullanmışsınız, bugün, Çanakkale'de, çiftçi, dönümüne 150 kilogram buğday almış, süne ilaçlamasını doğru dürüst yapmamışsınız, sonra da, Bakanlık gücünü kullanarak bir rapor almışsınız; çiftçi de, size, ANAP İl Kongresinde -üstelik ANAP'lı bir çiftçi- tepki göstermiş. Ona, bir daha bunun olmaması için ne yapacağını anlatacağınıza, kalkıp da, orada, o muhtarı küçük düşürmenizin âlemi yok.
Yine, bakıyoruz, birçok yerde, Polatlı'ya gidiyorsunuz, çiftçinin tepkisiyle karşılaşıyorsunuz. Anlaşılıyor ki, çiftçinin bulunduğu yerde, buğdayını sattığı yerde Ofis bürolarını ziyaret etmeye yüreğiniz yetmiyor; yetiyorsa, buyurun, ziyaret edin.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Yok yahu!..
ENİS SÜLÜN (Tekirdağ) – Her gün oradayız biz, her gün oradayız.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) – Şimdi, bakınız, ben şu kadarını söyleyeyim: Daha acısı, devlet işletmelerinde... İşte, buyurun; Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı, sertifikası da içinde... Çiftçinin buğdayını, embriyo kararması var, yemlik alacağım, yakacağım, imha edeceğim deyip 42 bin liradan -yani, geçen yılki fiyattan alımını sağlarken -işte, buyurun, burada- bu buğdayı da 98 bin lira, artı, KDV olmak üzere 110 bin liraya, çiftçiye tohumluk olarak satıyorsunuz; ayıp değil mi?! İşte, bu torba, daha önce gösterdim, günü geçmiş ilaç tenekesi -buradan çok rahatsız olduğu belli, üç beş yerde konuşmuş- Sayın Bakanın yaptığı icraatlarının kara yüzünü göstermektedir. Bunu da burada kendisine takdim edeceğim; içinde sertifikası ve embriyo kararması... Biraz inceletirse görecektir; çünkü, bakmamıştır. Bana "böyle böyle... Bunu, embriyo kararmalı buğdayı tohumluk olarak satıyorlar" dediler, önce inanmadım ve bizzat, TİGEM işletmesinden bunu dün aldırdım bugün buraya getirdim. Yani, dolayısıyla, siz çiftçinin malını bedavaya kapatacaksınız; ama, çiftçiye embriyo kararmalı buğdayı vereceksiniz. Tabiî, embriyo kararmalı buğdayı ekerseniz çimleniyor, yüzde yüz çimleniyor; ama, kardeşleme yapmıyor, bilmem ne yapmıyor, verimi etkiliyor.
Yine, çok enteresan bir başka şey: Bakın, dün Gönen'deydim. Toprak Mahsulleri Ofisinde, dün akşam itibariyle 1 800 ton 2 bin ton buğday alınmış. Halbuki, sırf Gönen İlçesinde üretilen buğday 30 bin ton civarındadır. Yani, çiftçi, daha buğdayını satamıyor. Sordum; gelen buğdayların yüzde 70'i alınıyor. İşte, önceden çiftçi getiriyor; embriyo kararması var denirse, getirmiyor. Bu, bazı ANAP yandaşı tüccarları zengin etme imkânını tanıyor. Nasıl tanıyor; bunlar, embriyo kararmalı buğdayları alıyorlar, başka bir ofise, anlaştığı ofise normal fiyattan satıyorlar. Çiftçi bir yıl çalışıyor, emeğini alamıyor; ama, embriyo kararmalı diye toplanan Bandırma'daki, Gönen'deki buğdayları... Kamyon plakaları tespit edilmiş durumda Gönen Ziraat Odası tarafından.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız, süreniz bitti; lütfen toparlar mısınız.
ENİS SÜLÜN (Tekirdağ) – Sen, elindeki buğdayın hangi cins olduğunu bilmezsin.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) – Değerli arkadaşım, söylüyorum; Gönen buğdayı. Gönen buğdayı, anaçlıktır, üç yaşından büyüktür. Ben, halihazırda çiftçilik yapan biriyim -Bandırma'nın Edincik Bucağına bağlı Külefli Köyünde doğmuşum- çiftçilerin sorununu da bundan dolayı takip ediyorum. Ben, 1 Temmuzda buraya çıkıp bu problemi konuştuğumda, Sayın Bakanın haberi yoktu; beş defa konuştuktan sonra, Sayın Bakan, ancak durumu kavradı da, daha önce, 1993 yılında, Doğru Yol Partisinin çıkardığı kararnameye benzer bir kararnameyle bu embriyo kararmalı buğdayları alma durumuna geldi.
Sayın Bakanın, daha önce "bu yalan söylüyor" bilmem ne diye itham ettiğinde "işte, kaymakamın belgesi burada" deyince, yaptığı şey, o kaymakamı sürdürmek oldu; herhalde burada yapacağı da, bu numuneyi veren işletmenin müdürünü sürdürmek olacaktır. Üzülmesinler, biz iktidara geldiğimizde bunları düzeltececeğiz, çiftçinin yanında olan memuru, emekçiyi de koruyacağız.
Şimdi, bakınız, bir şey daha var. Orada konuşuyorum, diyorum ki: Yahu, yapmayın, yüzde 12, yüzde 13, yüzde 14'ü yüzde 10 olarak alın; yazık değil mi bu çiftçiye. Yine, bölge müdürü de eksperlere konuşurken, eksperlerden birinin verdiği cevap şu: "Bu Hükümet bize yüzde 20'lik zammı onbeş gün gecikmeyle zor gördü, Hükümetin yapmadığını ben mi yapacağım, vereceğim." Bırakın çiftçiyi, memuru da isyan halinde. Yani, çiftçiliği bizzat yapıyoruz.
Sayın Bakan "1 kilo buğdaya 2 kilo gübre alınır" dedi; nereye alınıyor?! Bir kere, 1 kilo gübrenin fiyatı 85 bin lira olmuş, buğdayın 42 bin lira; tersi, 2 kilo buğdaya 1 kilo gübre alınıyor. Gübreye sübvansiyon 11 bin lirada sabitlenmiş. Halbuki, Doğru Yol iktidarları döneminde, gübrenin yüzde 50'si sübvansiyon olarak iade edilirdi; şimdi, gübrede sübvansiyon yüzde 30'a inmiş. Gübre satın almazsanız, buğday satın almazsanız, tohumluk satın almazsanız, bunu nereden bileceksiniz! Yani, gübredeki destekleme yüzde 30'a inmiş.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız, süreniz bitti; son cümlenizi, yalnız son cümlenizi söyleyin. Rica ediyorum...
İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) – Tamam, toparlıyorum.
Yine, 1991 yılında, ANAP'lı iktidar, buğdaya, arpaya zam yapıp, çekip gidiyor; ancak, dolar 5 bin lira iken, 1 trilyon 271 milyar liralık parayı ödemek de, Doğru Yol Partili iktidarlara düşüyor. Millet, çiftçinin 1987 yılında taksitle buğday sattığını unutmadı. Yine, bu da ANAP'ın icadıdır. Yani, dolayısıyla, şu kadarını söyleyeyim:1996 yılında, Ofis, buğdaya 15 bin lira fiyat vermişti, tücar 18 500 liraya aldığı için kimse Ofise vermedi; yani, severek vermedi. Tüccarın o günkü piyasa koşulları dolayısıyla buğdayı toplaması sonucu, çiftçinin buğdayını Ofise vermemesi, Ofisinde almaması söz konusu değil. Yani, kısacası, buradan, yanıltarak, yanlış şeyler söyleyerek inandıracağınızı düşünüyorsanız, aldanıyorsun
uz.Size şunu söyleyeyim: İnanın, Sayın Bakan buradan konuşurken çiftçi gülüyor; her gittiğimde de bunu anlatıyorlar. Ben, Sayın Bakanın 20 dakika değil, 2 saat konuşmasını diliyorum; konuştukça batıyor. Biz, Sayın Bakanı uyarıyoruz, lütfen, çiftçinin sorunlarına çözüm bulun, hastalıklı buğdayı çiftçiye satmayın, günü geçmiş süne ilacını kullandırmayın.
Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yılmazyıldız.
Gündemdışı konuşmaya Tarım ve Köyişleri Bakanı cevap verecekler.
Buyurun.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; burada, biraz önce konuşan arkadaşımın seviyesine düşerek konuşma yapmayacağımı takdir edersiniz. (ANAP sıralarından alkışlar) Hepinize sevgi ve saygılar sunarak sözlerime başlamak istiyorum.
Tabiî, her ne hal ise, gündemdışı konuşmalarda, arkadaşımız, bu kürsüye abone oldu ve Başkanlarımız da, hep aynı kişiye söz vermekte bir beis görmemeye başladılar. Bu hususun da altını çizerek sözlerime devam etmek istiyorum.
Balıkesir, Çanakkale ve Trakya'nın bir bölümünde meydana gelen, tamamen aşırı yağışlardan kaynaklanan bir mantarî hastalık olan embriyo kararması dolayısıyla, burada bizleri eleştiren arkadaşlarımız yataklarında mışıl mışıl uyurken, bizler, gece yarılarına kadar uğraşarak, çiftçilerimizin durumunu nasıl düze çıkarırız endişesiyle kararnameleri hazırlamışız. Bu kararnameler Bakanlar Kurulundan geçip Sayın Cumhurbaşkanının imzasından çıktıktan sonra, 10 Temmuz 1998 tarihinde alımlara başlanmış; yüzde 10'a kadar embriyo kararması olan buğdaylar ekmeklik ve makarnalık buğday fiyatıyla, yüzde 10'un üzerinde embriyo kararması olan buğdaylar ise, barem uygulamak suretiyle, yemlik buğday fiyatıyla satın alınmaya ve ayrı bir yerde depo edilmeye başlanmıştır.
Ayrı yerde depo edilmesinin nedenini, size, şuradan ifade edeceğim: Prof. Dr. Velittin Gürgün'ün gıda mikrobiyolojisi ders notlarında -sayfasını da vereyim; merak eden arkadaşlar açar okurlar, belki ufukları genişler, ilimleri artar; 36 ncı ve 37 nci sayfalarında- küflerin, hububatta ve ekmekte toksin oluşturarak gıda zehirlenmesine neden olduğu, kansızlık yaptığı, kemik iliğine zarar vererek kendiliğinden ortaya çıkan ve zor durdurulan kanamalara sebebiyet verdiği, diyare, titreme ve baş dönmesi şeklinde kendisini gösterdiği; İkinci Dünya Savaşı sırasında, Rusya'nın Orenburg yöresinde, bir kış boyunca tarlada muhafaza edilen hububatı yemeye zorlanan insanlar arasında toplu hastalık ve sayısız ölüm olayları olduğu belirlenmektedir. Alınan bütün ilmî raporlar ve yapılan bütün tahliller, yüzde 10'un üzerinde embriyo kararması olan buğdayların, kesinlikle, insanlara ve hayvanlara zararlı olduğu yönündedir.
Şimdi, burada, arkadaşımız bir hususu ifade etti; dedi ki: "Efendim, bu embriyo kararmalı buğdaylar, Ofis tarafından alınmıyor, tüccara satılıyor; ANAP'lı tüccarlar da, bunu, alıp Toprak Mahsulleri Ofisine satıyor.”
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – 42 bin liraya alıyor...
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Dinle be kardeşim!..
BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız, müdahale etmeyin.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Ananın karnında kaç ay durdun kardeşim sen! Biraz bekleyiver! (DYP sıralarından "Ayıp" sesleri, gürültüler)
BAŞKAN – Buyurun, siz devam edin efendim.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Bekle! Soru sordun, cevabını bekle.
BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız, rica ediyorum...
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Üslubuna dikkat et, yakışmıyor sana
.TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Sayın Bedük, siz de soru sordunuz, lütfen bekleyin.
BAŞKAN – Neyse efendim... Siz milletvekillerine emir veremezsiniz Sayın Bakan; konuşmanızı yapın lütfen.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Aynı üslubun biraz karışığını yapıyoruz. Lütfen...
BAŞKAN – Sayın Bakan, siz konuşmanıza devam edin, milletvekillerine emir veremezsiniz; Meclisi ben yönetiyorum burada.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Bakan, yakışmıyor...
TAR
IM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Siz valilik yaptınız, size de yakışmıyor. Devlet adamı olarak benim burada söylediğim bütün rakamlar, devletin resmî rakamlarıdır. Devlet kademesinde görev yapmış bir insan olarak Bakanın söylediği rakamların yanlış olduğunu ifade etmek, sizin için bir züldür. Eğer, burada söylediğim rakamlarda bir tek yanlış varsa, Meclis araştırması açarsınız, Meclis soruşturması açarsınız, gensoru verirsiniz, cevabını alırsınız.SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Üslubu
na dikkat etsin, Sayın Bakana yakışmıyor bu ifadeler.BAŞKAN – Bir dakika efendim... Sayın Bedük, Sayın Bakan konuşuyor, rica ediyorum...
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Yakışmıyorsa, bana yakışmıyor; sen otur, kendine yakışanı yap!
BAŞKAN – Efendim, rica ediyorum... Lütfen...
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Şimdi, burada alınan embriyo kararmalı buğdaylar, özellikle çiftçilik belgesi olan insanlardan alınmaktadır. Çiftçilik belgelerini Ziraat Odaları Birliği vermektedir. Bu Ziraat Odaları Birliğinin verdiği belgelere, ben, Hükümet olarak ve Toprak Mahsulleri Ofisi olarak, altında mührünü gördüğüm zaman, itibar etmek zorundayım. Eğer, çiftçi olmayan bir kimseye Ziraat Odaları belge veriyorsa, onun da hesabını burada hep beraber sorarız.
Burada, bu belgelerle gelen buğdaylar -dediğim gibi- çeşitli bölümlere ayrılarak depolanmaktadır. Bunun maksadı da, kararnamede getirilen hususlar doğrultusunda, yüzde 10'un üzerinde embriyo kararmasına uğramış olan ve tamamen aflotoksin oluşturan bu buğdayların yakılarak imha edilmesini sağlamak içindir. Bugün burada eleştirmeye kalktığınız Hükümet, cayır cayır yakacağı buğdayın parasını çiftçiye ödeyerek onun hakkını ve hukukunu korumaktadır.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Bakan, tohum burada... İşte belgesi.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Burada şunu ifade etmek istiyorum: Kesinlikle böyle bir şey söz konusu değildir; böyle şeyler Anavatan'ın tarihinde yer almamıştır, olmaz da.
Sayın Milletvekilimin gidip Toprak Mahsulleri Ofisini gezdiği doğrudur; ama, ne yapmaktadır biliyor musunuz değerli milletvekilleri; Toprak Mahsulleri Ofisindeki o memurlara gidip "iki ay sonra iktidara geleceğiz; eğer bizim dediklerimizi söylemezseniz, bizim dediklerimizi yapmazsanız, sizi buradan sürdürürüm" demektedir. Bunları da ben burada ispat edeceğim ve o kişiler sizin hakkınızda mahkemelere davada bulunacaklar. (DYP sıralarından gürültüler) Evet... Tabiî... Şimdi bunları buradan da söyledi; bilme
m hangi tarihte iktidara gelecekmiş de, bu memurlarla uğraşacakmış(!) O memurların arkasında biz varız, hiç merak etmeyin. (FP sıralarından "Bravo" sesleri[!])Burada, tohumlukların hazırlanmasında uygulanan yöntemi sizlere arz etmek istiyorum. Özellikle, TİGEM Genel Müdürlüğünce hazırlanan tohumluklar, 308 sayılı Sertifikasyon Kanununa göre hazırlanmakta ve dağıtılmaktadır. Ekimi yapılan tohumlukların, tarlada başaklanmadan önceki dönemde, tarla muayenesi yapılmaktadır ve kazanan tarlalardan elde edilen hububat mahsulü, tohumluk olarak hazırlanmaktadır. Mahsullerin tohumluk yapılabilmesi için, laboratuvara gönderilerek laboratuvar standartları tespit edilmektedir. Sertifikalı tohumluklar için, laboratuvar standartlarına göre, en çok -kilogram içerisindeki adet olarak söylüyorum- orijinalinde 2, anaçta 4, sertifikalı tohumda 10, kontrollüde 10 adetten fazla hastalıklı tohum bulunması kanunen zaten yasaktır. Bunlar da, gözden kaçma ihtimaline binaen konulmuş standart limitlerdir.
Ülkemizde, tohumla geçen, ra
stık, sürme gibi hastalıklara karşı kimyasal ilaçlarla mücadele yöntemleri geliştirilmiştir. TİGEM'ce hazırlanan ve çiftçilerimize dağıtılan tohumlukların tamamı, bu hastalıklara karşı ilaçlanmakta olup, ondan sonra dağıtılmaktadır. Buğday sürmesi, arpa kapalı rastığı, arpa yarı açık rastığı, buğday rastığı ve arpa açık rastığı hastalıklarına karşı da bütün tohumluklar ilaçlanmaktadır.Şimdi, arkadaşımın buraya getirdiği torbayla ilgili de, sizlere, Çanakkale'de karşılaştığım bir hususu anlatarak olayı aydınlatmaya çalışacağım. Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürünü ve yardımcılarını, bütün bu embriyo kararması olan bölgelere tek tek göndererek oralarda denetlemeleri yaptırdım. Balıkesir'de Toprak Mahsulleri Ofisine gittim, ziyaret ettim, orayı gezdim. Çanakkale'ye gittim; Çanakkale'de de, Toprak Mahsulleri Ofisini ziyaret ettim. Çanakkale'de, Toprak Mahsulleri Ofisinde rastladığım bir olayı arz ediyorum. Çanakkale basını olayın nasıl olduğunu öğrensin diye, oradaki ekspere, nasıl mal alıyorsunuz diye sor
arak bir uygulama yaptırdım. Tam o sırada -tahlil alınmış, buğday ekspertiz tarafından incelenirken- dedim ki: Bunu bırak. Basın mensuplarına dedim ki: Şuradan herhangi bir traktörü seçin, onu getirin ve onun işlemlerine yeniden başlayalım; sıfırdan bu iş nasıl yapılıyorsa onu yapalım. Sıradaki traktörlerden bir traktör seçildi, getirildi; on ayrı yerinden numune alındı, tartıldı; nem oranı, vesairesi, şusu busu derken, süne miktarı 4,8 çıktı. Malın sahibi -işte o bahsettiği- muhtar. O muhtarın köyüne de gittim; biraz sonra onu da söyleyeceğim. Ondan haberi olmamış...İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Ondan haberim olmadı, evet.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Olmadı... Tavla oynadım, 5-4 yenildim muhtara.
Şimdi, orada süne miktarı 4,8 çıkınca, muhtar dedi ki: "Dün, ben, bu buğdaydan bir avuç getirdim..."
MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Kumarcı mısınız?!
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Hiçbir şeyine oynamadık, zevk için oynadık. (FP sıralarından gülüşmeler)
MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Vardır bir şey...
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Rica ederim... Rica ederim...
MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Sayın Bakan, arkasında bir iddia vardır.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Rica ederim...
MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) – Sayın Bakan, siz devam edin.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – "Bu buğdaydan bir avuç getirdim -aynı buğdayı- dün 7,7 çıktı. Onun için, ben, buğdayımı tüccara satmaya götürüyordum." Hemen dedim ki: Bir dakika muhtar; bu traktör, o zaman, iki gündür burada bekliyor. Değil mi? Yani, eğer dün baktırmışsa ve süne miktarı 7,7 çıkmışsa, onu da tüccara satmaya karar vermiş de götürecekse, o traktörün orada iki gündür bekliyor olması lazım ki, traktör, alsın götürsün. "Hayır, ben bu traktörü sabah getirdim" dedi. Muhtara dedim ki: O zaman, ikisinden birisi doğru değil; ya getirdiğin numune bu traktörün içinden alınmış numune değildi, 7,7 çıktı, eğer 7,7 çıkmasaydı o buğdayı buraya getirip sat
acaktın ya da bu yeni getirdiğin buğdaydır, 4,8 çıktı; ne yapacaksın, onu söyle bana. "Elbette ki, Ofise satacağım" dedi. Arkasından dedi ki: "Ama, bu..."Yani, şunu demek istiyorum: Sayın Milletvekilinin getirdiği bu torbanın ağzı açık; içine ne tür buğday koyup nasıl getirdiğini, ben, burada bilemem. Sayın milletvekillerine inanmak zorundayız; ama, burada, bizleri o kadar istismar edecek şekilde konuşmalar yapıyorsunuz ki -özellikle zatıâliniz- sizin sözünüze inanmakta biraz zorluk çekiyorum.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Bakan, Gönen'den aldım; Gönen Ziraat Odası Başkanı şahittir.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Şimdi, aynı muhtar, Toprak Mahsulleri Ofisinde yaptığımız basın toplantısında, basın mensuplarının huzurunda, kalktı "bizim köyümüzde süne mücadelesi yapılmadı" dedi. Fesuphanallah!.. Dedim ki "Nasıl yapılmadı burada süne mücadelesi; bütün Türkiye'de süne mücadelesi başarıyla yürümüşken, Çanakkale'de dahil olmak üzere, uçakla yapılmışken, sen, nasıl burada süne mücadelesi yapılmadığını söylersin?! "Efendim, yapılmadı" dedi. O sırada, yanımızdaki ilgililerden, validen, kaymakamdan, ziraatçılardan sorduk ki, o arkadaşın bulunduğu yörede süne olmazmış.
Bu arkadaşların hepsine orada söyledim, sizler bilesiniz diye buradan da söylüyorum. Havadan ilaçlama yapıldığında mesele yok, ilaçlama yapılıyor; uçağın gitmeyeceği yerlere karadan ilaçlama yapmak zorunda kaldığınız zaman, çiftçiye ilaç ya sulandırılarak veriliyor -ki, ilaç sulandıktan sonra iki gün içinde kullanılmak zorunda- veya o ilacı sulandırmadan vermişseniz, adam, süne mücadelesinde kullanmıyor, bir sonraki domates için kullanıyor.
Dolayısıyla, bu arkadaşın evinde, geçen yılın, ondan önceki yılın ilaçlarının da var olduğunu kendisine ikrar ettirdim. Aynı arkadaş, bir gün sonra, Balıkesir il kongremizde de vardı. Balıkesir il kongresinde de, burada anlattığım veçhile olayı anlattım; o arkadaş burada mı dedim, yukarıdan kalktı "evet, buradayım" dedi; doğru değil mi kardeşim dedim, "evet efendim, doğru" dedi.
Şimdi, ben, hiçbir şekilde, çiftçiye "yalan söylüyorsun, sen bunu çaldın" tabirlerini de kullanmadım. Ben, bir vakayı ortaya koyabilmek için, orada sondajımı yaptım, işin gerçeğini yakaladım; ondan sonra da, aynı köye gittim, çaylarını içtim. Köyde de anlattım aynı şeyi ve herkes, bunu bir komedi meselesi haline getirdi; gülüştüler, geçtiler.
Dolayısıyla, şunu ifade etmek istiyorum: Ben, öyle, bilmediği buğdayları buraya getirip de nutuk atanlardan değilim. Ben, burada, sizlere, hem çiftçinin içinden gelmiş, meselenin her köşesini, her satırını, her alanını bilen bir kişi olarak hem de ilmî gerçeklere dayalı ve hayatın gerçeklerini, içinde yaşayarak anlatan birisi olarak hitap ediyorum.
Burada, Sayın Bakanımız biraz önce çıktılar ve "Sayın Bakanımızın yaptıkları güzel şeyler vardır" dediler. Değerli Bakanımın da yaptığı çok güzel şeyler var, hiçbir zaman inkâr etmedim; ama, rakamlar konusunda "yanlış ifade ediliyor" denilince, özellikle Fazilet Partisine mensup bir arkadaşımızın böyle bir ifadede bulunması, beni daha fazla yaralamıştır; çünkü, bu rakamlar, devletin resmî rakamlarıdır. Sayın Bakanım, herhalde, bir hususu daha unutmuş olsa gerek. 1997'deki hububat fiyatlarını zatıâlinizin hükümeti açıklamadı; 53 üncü Hükümet olarak, benim de Çevre Bakanı olarak bulunduğum Hükümet açıkladı. Bu Hükümet döneminde, 236 dolar olarak ilan edilen fiyat, dünya piyasalarında 170 dolardı ve aradaki fark 66 dolardı. 1998'de dünyadaki fiyat 135 dolar iken, 55 inci Hükümet olarak bizim ilan ettiğimiz fiyat 212 dolardı
r ve aradaki fark 77 dolardır. Geçen yıl ilan edilen fiyatla bu yıl ilan edilen fiyat arasındaki fark da 11 dolardır. Bu, eğer, fark olarak bir rekoru ifade ediyorsa, kendi kendimizin rekorunu kırmış bir hükümetin üyesi olarak huzurlarınızda konuşuyorum."Çiftçi dostu, çiftçi dostu" deniliyor; özellikle, Sayın Bedük de itiraz ediyor, İlyas Bey de itiraz ediyor. Şu çiftçi dostlarının ne yaptığını bir daha gözler önüne serelim. Balıkesir İlinde yıllar itibariyle alımlar şöyledir:
Balıkesir İli alımları:
1995 1996 1997 1998
Bandırma Şubesi: 0 304 68 020 8 809
Balıkesir Ajans: 0 0 10 662 4 199
Gönen Ajans: 0 0 10 913 2 003
Manyas Ajans: 0 0 9 001 0
Susurluk Tesisli Ekip: 0 0 6 876 1 081
Aksakal Geçici Ekip: 0 0 6 256 0
Edincik Geçici Ekip: 0 0 0 0
Burhaniye Tesisli Ekip: 0 0 239 0
İşte, çiftçi dostu kardeşimin, kendi memleketindeki çiftçilere verdiği değer, aldıkları sıfır kilogram buğdaylarla, kendisini gayet açık bir şekilde gözler önüne seriyor.
Diğer rakamları tekrar vermeyeceğim; yalnız, şunu ifade ediyorum: Yüzde 10'un üzerinde embriyo kararması olan buğday alımlarının toplamı 11 604 ton olmuştur; bunun yüzde 10 ile 20 arasında olanı 6 458 tondur; yüzde 20 üzerinde olanı ise 5 146 tondur.
Tekraren söylüyorum; bu iş meydana çıktı çıkalı buradan da söyledim, bizzat giderek de söyledim; valilere genelge göndererek uyardım; basın yoluyla uyardım, TRT ve diğer televizyonlar aracılığıyla uyardım; dedim ki: Yüzde 10'un üzerinde embriyo kararmasına uğramış buğdayları yemek ve hayvanlara yedirmek, büyük hastalıklara mucip olacaktır; tamamen, insanlara ve hayvanlara zararlıdır. Bunları, tamah edip de, 1-2 lira fazla kazanacağım diye tüccara satmayın. Tüccara da seslendim dedim ki: Bunları almayın. Buna rağmen, alan varsa, satan varsa...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Bakan, süreniz bitti efendim.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Efendim, arkadaşıma verdiğiniz süre kadar rica edeyim...
BAŞKAN – Hayır; ama, siz, 20 dakika süre kullandınız...
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Efendim, önemli bir şey açıklayacağım. Yarım dakika...
BAŞKAN – Ama, yani, şimdi 40 dakika konuştunuz Sayın Bakan. Bir Hükümet üyesinin, Meclisi çalıştırması lazım canım.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Mesele çok, ne yapayım Başkanım.
BAŞKAN – Ne mesele çok... Hikâye anlatacağınıza, işin özüne girseydiniz daha iyi olacaktı.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Şimdi, burada, bunların kesinlikle alınmamasını talimatlandırdık; ama, artık, alanın da satanın da sütüne; çünkü, aflotoksin içeren o zehirli buğdaylar, bu meseleleri burada yanlış savunan insanların önüne de bir gün gelebilir, o satan çiftçinin önüne de ekmek olarak, un olarak, makarna olarak gelebilir veya onların hayvanlarının önüne yem olarak gelebilir. İleride meydana gelebilecek toplu ölümlerden ve zararlardan kimin sorumlu olacağını da, şimdiden bilemediğimi, burada, ifade etmek istiyorum.
Son olarak şunu söylemek istiyorum: Toprak Mahsulleri Ofisine yüzde 10'un üzerindeki embriyo kararmalı buğdaylarını satmış olan çiftçilerimizin tamamına, yarınki Bakanlar Kurulunda bir kararname çıkararak, tohumluk desteğinde bulunacağız. Bunu da buradan Balıkesir'e, Çanakkale'ye, Trakya'ya duyurmak istiyorum; çünkü, bu, onların elinde olan bir şey değil, tamamen Allah'ın bir afetidir. Bu afetten dolayı yüzde 10'un üzerinde emriyo kararması olmuş buğdaylarını, devletin kendilerine ifade ettiği şekilde, devlete güvenerek getirip Toprak Mahsullerin
e satan bütün çiftçilerimizin tohumluk hakları vardır; tarım il müdürlüklerine müracaatları halinde, bu tohumluklar kendilerine -nakliyat paraları da Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne ait olmak üzere- sertifikalı olarak tevdi edilecektir ve bunların bedelleri de, faizsiz olarak, bir yıl sonra, 30 Eylül 1999'da tahsil edilmek üzere senete bağlanacaktır. Senete bağlanma işi de, bir kişi için, bir köylü için fazla para tuttuğundan, toplu senet alınarak, bu noter masrafları da, 30-40 bin lira gibi cüzî bir masrafla kurtarılacak hale gelecektir.Bu duygularla, hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum. Başkanın göstermiş olduğu müsamaha için de kendisine ayrıca teşekkür ediyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Gündemdışı konuşma cevaplandırılmıştır.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Başkan, buğdayın alındığına dair, işte, güvenmekle ilgili bir sataşma var. Müsaade ederseniz, 1 dakika içinde nasıl alındığını izah edeyim.
BAŞKAN – Yerinizden küçük bir açıklama yapı
n.İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Başkan, oradan ifade edeyim.
BAŞKAN – Hayır, hayır; oradan yapın.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Başkan, müsaade ederseniz, kürsüden ifade edeyim.
BAŞKAN– Hayır, 1 dakika içinde kısa bir açıklama yapın.
Buyurun.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Başkanım, dün, Gönen Ziraat Odasını ziyaret ettim, Gönen Ajans Müdürlüğünü ziyaret ettim ve ajans müdürlüğünü ziyaret ettikten sonra, yaygın bir şekilde, Manyas'ta, Bandırma'da -isim verebilirim- Külefli
Köyünde...BAŞKAN – Efendim, uzatmayın; kısa bir açıklama... Rica ediyorum...
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Bu tür hastalıklı buğdayların tohumluk olarak satıldığı ifade edilince, ben, yine, kendim emin olamadığım için, Gönen'de Ziraat Odası Başkanı, Buğdaylı Köyünden Mehmet Karasu, Paşaçiftliği Muhtarı, Ilıcak Muhtarı, Buğdaylı Muhtarı ve Muhtarlar Derneği Başkanı Necati Özkurt olmak üzere, en az 20 muhtarın ve çiftçinin şahitliğinde- Gönen Termal TV de vardı, onunda huzurunda- bu numune alınmıştır, torbası bile değiştirilmeden getirilmiştir.
Bakın, bir konunun daha açıklığa kavuşmasına sevindim. Tohumluk çok önemli bir problem.
Sayın Bakan dedi ki: "Kaç günde dünyaya geldiniz?" Bana anam dedi ki "dokuz ay on günde dünyaya geldin" ama, ben, Sayın Bakanın uslübuna yakışmayan bu ifadeyi iade ediyorum ve Sayın Bakana soruyorum: Sayın Bakan acaba kaç günde dünyaya gelmiş?!
BAŞKAN – Tamam efendim, peki, teşekkür ederim.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Bunun dışında, son olarak şunu ifade ediyorum: 1996 yılında tüccar daha fazla para verdiği için, çiftçi malını tüccara satmıştır.
BAŞKAN – Tamam efendim, anlaşıldı, peki; teşekkür ederim.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Dolayısıyla, Doğru Yol Partisi her zaman çiftçiyi korumuştur.
Bakın, kendisi de benim Ofisi ziyaret ettiğimi biliyor ve çalışmaları yakından takip ediyorum. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)
BAŞKAN – Tamam Sayın Yılmazyıldız... Teşekkür ederim efendim. (Gürültüler)
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Yani...
B
AŞKAN – Tamam efendim, yeter artık!..İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – ...tohumluk ihtiyacının da karşılanmadığını, buradan, defalarca dile getirdim ve aldığım sözler sonucunda, birbuçuk ay sonra karar alındı...
BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız, tamam, rica ediyorum...
Efendim, bir televizyon programına çıkın, Sayın Bakanla konuşun. Rica ediyorum...
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Buyurun Sayın Bedük.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, Sayın Bakanın, konuşmamla ilgili, doğrudan doğruya kişilik haklarıma yönelik "zül" kelimesini kullanmasından dolayı kendilerine üzüntülerimi belirtiyorum.
Benim hayatımda, gerçeklerin yaşanması vardır. Benim konuşmalarım, hiçbir suretle, dayanağı olmayan konuşmalar değildir. Benim hayatımda zül sayılabilecek hiçbir olay yoktur. Dolayısıyla, ben, bugüne kadar nasıl yaşadıysam, bundan sonra da aynı gerçekleri yaşayacağım. Zül sayılacak herhangi bir sözüm veya bir hayat tarzım, bir anlayışım, bir felsefem olmaz. Benim söylediğim husus, bakkallardan, daha doğrusu ziraat odalarından çiftçilerin bana söylediği bir husustur; o da, "1 kilo buğdaya 2 kilo gübre alınıyor" dedi; bu, yanlıştır dedim.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Ben, öyle bir şey demedim; 1 kilo gübre yerine, 2 kilo gübre alınıyor dedim.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Bunu söylemek, aslında, Sayın Bakana yakıştırılmayacak bir husustur.
İkincisi, Doğru Yol Partisi döneminde, belli bazı illerde sıfır alımdan bahsettiler; Doğru Yol Partisi döneminde, özellikle tüccarın daha fazla para vermesi suretiyle çiftçinin malının değerlendirilmesine yönelik bir politika uygulanmıştır; fazla mal, o nedenle alınmıştır ve doğrudan doğruya tüccara satılmıştır. Dolayısıyla, parayı fazla veren tüccardır, tüccara satış yapılmıştır.
BAŞKAN – Tamam efendim...
Teşekkür ederim Sayın Bedük.
Efendim, Sayın Bakan dedi ki, Meclis... (ANAP sıralarından gürültüler)
Bir dakika efendim... Beni bir dinleyin!
Sayın Bakan, lütfen dinler misiniz!
Sayın Bakan, kendi bakanlık konularıyla ilgili gündemdışı söz vermemizden evvela rahatsız oldu. Aslında, akıllı bir bakan, kendi konularıyla ilgili... (ANAP sıralarından gürültüler)
Bir dakika efendim...
... kendi iştigal konusuyla ilgili konularda gündemdışı söz verildiği zaman, buna sevinir. Nitekim, kendisi geldi, burada, 40 dakika, kendi icraatını anlattı; ama...
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Yahu, seni ne ilgilendirir benim aklımın olup olmadığı!..
BAŞKAN – Efendim bir dakika... Rica ediyorum...
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Sen de akıllı olsan, o lafı söylemezsin!BAŞKAN – Şimdi, ben, bu gündemdışı sözleri verdiğim zaman -zaten, benden, 3 arkadaşımız gündemdışı söz istemişti, onların arasında bir ayırım yapmadım- her bakan, eğer kendisine güveniyorsa, icraatına güveniyorsa, burada kendisine sorulan sorulara da, kendi iştigal konusuyla ilgili olarak verilen gündemdışı sözlere de, çıkar, burada göğsünü gere gere cevap verir, bundan da şikâyetçi olmaz.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Se
n de gereksiz yere yorum yapıyorsun.İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız, yeter efendim, rica ediyorum...
3. – İstanbul Milletvekili Ahmet Güryüz Ketenci’nin, TSE’deki kadrolaşma ve keyfi yönetime ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu’nun cevabı
BAŞKAN – Efendim, son gündemdışı konuşma, TSE'deki kadrolaşma ve keyfî yönetimle ilgili gündemdışı söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Ahmet Güryüz Ketenci'ye verilmiştir. (CHP sıralarından alkışlar)
Buyurun efendim.
Süreniz 5 dakika.
AHMET GÜRYÜZ KETENCİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; TSE'de meydana gelen -maalesef üzülerek ifade edeyim, bu tabiri kullanmak zorundayım- ilkel ve feodal kadrolaşmaya ilişkin son günlerde basın, medya ve kamuoyuna yansıyan haberler konusundaki düşüncelerimi Yüce Meclisle paylaşmak üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, sayın milletvekillerini sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, TSE (Türk Standartları Enstitüsü) 1960 yılında, 132 sayılı Yasayla kurulmuş, tüzelkişiliği haiz, özel hukuk hükümlerine göre yönetilen bir kamu kurumudur.
Her türlü madde ve mamuller ile usul ve hizmet standartlarını yapmak gibi çok önemli bir işlevi üstlenen bu kurum, başına çöreklenmiş bir kadro tarafından, tamamen keyfî bir anlayışla, hiçbir demokratik kural ve ölçü esas alınmadan yönetilmektedir. Bu keyfî, kural tanımaz yönetim anlayışı, uzunca bir süreden beri sürdürülen hukukdışı kadrolaşmadan kaynaklanmakta, cüret, biraz da buradan il
eri gelmektedir.Bakınız değerli milletvekilleri, 1 200 kişiye yakın bir personel bu kurumda çalışmaktadır. Başkan Yılmaz Arıyörük 1984 yılında bu kurumun başına geldikten sonra, farklı bir kardolaşma bu kurumda kendini göstermeye başlamıştır. Genellikle, kamu kurumlarında kadrolaşmalar, hep, sağcı-solcu, şu parti-bu parti diye tavsif edilir ve belirlenirken, TSE'de farklı bir kadrolaşma var; geri, ilkel ve feodal. Çalışan 1 200 kişinin 248 kişisi, Başkanın memleketi olan Burdurlu -buradan üzülerek ifade ediyorum, Burdurlulara yönelik herhangi bir tacizim söz konusu değil- 248 kişinin 148 kişisi, Başkanın ilçesi olan Yeşilovalı, bu da yetmez, bunun da 68 kişisi, Başkanın köyü olan Doğanbaba Köylü.
Bu yapılanma da kâfi değil sevgili milletvekilleri; bütün bunlar Başkanı tatmin etmemiş olacak ki -yani, il, ilçe, köy örgütlenmesi yeterli olmamış ki- bu örgütlenmeye bir de aile örgütlenmesi eklenmiştir. Başkanın oğlu Orkun bu kuruma, yönetmeliklere aykırı olarak alınıyor ve süresi dolmadan, iki yıl içinde de, evlat olmaktan kaynaklanan bir ölçüyle terfi ettiriliyor. Bu Başkanın eniştesi İsmail Mercan, Laboratuvar Daire Başkanı; yeğeni Hikmet Yılmaz, İzmir Muhasebe Müdürü; ayrıca, 12 yeğeni bu kurumun değişik kademelerinde çalışmakta. Başkanla da sınırlı değil bu. Genel Sekreter Rüstem Aksoy seçilmiş değil, yasa gereği atanmış kişidir. Genel Sekreterin eşi Emine Aksoy, Başkan Yılmaz Arıyörük'ün Özel Kalem Müdiresidir; Sayın Genel Sekreterin kardeşi Hüzeyfe Aksoy, Kayseri Bölge Müdürlüğünde şeftir; kayınbirader
i Ümit Öztürk, Ankara'da İdare Amiridir; teyzesinin oğlu Ertuğrul Altındağ, Ankara'da Alım Satım Müdürdür.Değerli arkadaşlar, Başkan ve Genel Sekreter arasındaki bu işbirliği ve dayanışma, sadece TSE'deki görevlerinden kaynaklanmıyor; Rüstem Aksoy, Devlet İstatistik Enstitüsünde Yılmaz Arıyörük'ün Özel Kalem Müdürü idi; yani, ilişkileri uzunca bir süreden beri devam edegelmektedir. Bütün bunlar, böylesi bir, aile içi, hemşeri, illi, ilçeli ve köylü kadrolaşma, herhalde bir tesadüf değildir.
(Mikrofon otoma
tik cihaz tarafından kapatıldı)BAŞKAN – Efendim, süreniz bitti, eksüre veriyorum, lütfen tamamlayınız.
AHMET GÜRYÜZ KETENCİ (Devamla) – Hangi hukuk devletinde uygar, çağdaş bir devlette böylesi bir anlayış, böylesi bir feodal yaklaşım söz konusudur?!
Burada sadece kadrolaşma yok, keyfî bir uygulama da var; yönetim anlayışında keyfî bir uygulama var. Hiçbir makul gerekçe gösterilmeden, 71 kişi, Gebze kampusüne atanmıştır. Şimdi, Bakanlığın fazla bir yetkisi yok, Başbakan adına Sayın Devlet Bakanının fa
zla müdahalesi söz konusu değil; ama, 20 nci Yüzyılın eşiğinde bulunan Türkiyemizde böyle bir yapıyı hâlâ nasıl devam ettireceğiz, bu keyfî anlayışı nasıl sürdüreceğiz?! Bunun bir çaresinin bulunması gerekir.Ben, bu konuyu, soru önergeleriyle Meclisin gündemine taşıdım; şimdi, gündemdışı konuşuyorum; yarın, daha başka şeyler yapılabilir, araştırma önergesiyle bu kürsüye getirilebilir, Meclis gündemine taşınabilir; ama, bütün bunlar yetmez, bunun bir çaresi bulunmalıdır; yani, devletin değişik kurumlarında -yalnız TSE'de değil- bu ve benzeri yapılanmalar, kadrolaşmalar sürüp gitmektedir. Her gün, devletin işlevinin azaltılması, küçültülmesi tartışmalarının yapıldığı bugünlerde, böyle bir süreç nasıl yaşanabilir?! Bunları sizlerle paylaşmak istedim.
Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ketenci.
Gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere, Devlet Bakanı Sayın Serdaroğlu; buyurun efendim.
DEVLET BAKANI RİFAT SERDAROĞLU (İzmir) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
İstanbul Milletvekilimiz Sayın Ahmet Güryüz Ketenci'nin, Türk Standartları Enstitüsündeki kadrolaşmayla ilgili konuşmasına cevap arz etmek üzere huzurunuzdayım.
Sayın Ketenci'nin ifade ettiği gibi, Türk Standartları Enstitüsünün kuruluşu, 1960 yılında çıkarılan 132 sayılı Kanuna dayanmaktadır; yani, 27 Mayıs İhtilalinin hemen sonrasında, demokratik rejime geçmeden, ihtilal hükümetleri tarafından hazırlanmış bir yasaya dayanıyor. Bu yasa gereği, Enstitü, tüzelkişiliği haiz, özel hukuk hükümlerine göre yönetilen bir kamu kurumu. Enstitünün yasaya göre bağlı olduğu yer de Başbakanlık.
Tabiî, Sayın Ketenci'nin Meclis Başkanlığı kanalıyla cevap istediği sorulara, biz de, teamül gereği, Enstitüden cevap istedik; fakat, bize verilen bu cevaplar, ilgili Bakan olarak beni tatmin etmedi. Bu işe, gerçekten, bir çare bulunması lazım.
Önce, ne yaptığımı, değerli arkadaşlarımla paylaşayım: Ayın 27'sinde, yani dün, Başbakanlığa bir yazı yazdım ve "27 Temmuz 1998 Pazartesi günü Sabah Gazetesinin birinci sayfasında yapılan yayın, Bakanlığım tarafından ihbar niteliğinde görülmüştür. Konuyla ilgili olarak, Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından gerekli soruşturmanın başlatılmasını emir ve müsaadelerinize arz ederim" diye Sayın Başbakana başvurdum. (CHP sıralarından alkışlar) Umuyorum ki, en kısa zamanda, Sayın Başbakanımız, bu konudaki teftiş emrini verecektir; fakat, Sayın Ketenci'nin ifade ettiği bu olayı kökten çözmek gerekir. Evet, bu kuruluşlar özerk olmalı; ama, lâyüsel
olmamalı; yani, bir hanedanlık gibi kullanılmamalıdır; çünkü, bu kuruluşlar, çok güzide kuruluşlardır.Bunun da çaresi alınmış; bizden önceki hükümet zamanında, Millî Akreditasyon Kurulu kurulmasıyla ilgili bir kanun teklifi Meclise getirilmiştir ve Meclisin gündemindedir; bunu da çıkarmak zorundayız. Gümrük birliğiyle ilgili imzaladığımız anlaşma gereği, Millî Akreditasyon Kurulunu da oluşturmamız gerekir; bu konu, Parlamentonun gündemindedir. Tahmin ediyorum ki, ekim ayında, Parlamento yeni çalışma yılına başlayınca, Gümrük Kanunuyla beraber, tamamen teknik özellik arz eden bu iki kanunu çıkardığımızda, bu kuruluşların da, özellikle, Parlamento tarafından bir nizam, intizam altına alınması mümkün olacaktır.
Bu açıklama fırsatını verdiği için Sayın Ketenci'ye teşekkür ediyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (DTP, ANAP, DSP ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Gündemdışı konuşma cevaplandırılmıştır.
Sayın milletvekilleri, sunuşlarımız biraz uzun olduğu için, Divan Üyesinin oturarak okuması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Cumhurbaşkanlığı tezkereleri vardır; okutuyorum:
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e, dönüşüne kadar, TBMM Başkanı Hikmet Çetin’in vekâlet etmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1630)
24 Temmuz 1998
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın davetlisi olarak 25 Temmuz 1998 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine resmî bir ziyarette bulunacağımdan, dönüşüme kadar Cumhurbaşkanlığına, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 106 ncı maddesi uyarınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Hikmet Çetin vekâlet edecektir.
Bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Öteki tezkereyi okutuyorum:
2. – Yunanistan’a (Gümülcine) gidecek olan Devlet Bakanı Eyüp Aşık’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Burhan Kara’nın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1631)
23 Temmuz 1998
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Dr. Sadık Ahmet adına yapılacak olan anma toplantısında bulunmak üzere, 24 Temmuz 1998 tarihinde Yunanistan'a (Gümülcine) gidecek olan Devlet Bakanı Eyüp Aşık'ın dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Burhan Kara'nın vekâlet etmesinin, Başbakanı teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
B
ir gensoru önergesi vardır. Önerge, daha önce bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.Şimdi, önergeyi okutuyorum:
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. – Kars Milletvekili Sabri Güner ve 26 arkadaşının, İzmit Körfez Geçiş Projesi ihalesinde mevzuata aykırı davranmak suretiyle usulsüzlük yaptığı ve devleti zarara uğrattığı iddiasıyla Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/18)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Bir süreden beri ihaleler yoluyla cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzlukları ve usulsüzlükleri yapılmaktadır. Bunun en son örneği İzmit Körfez Geçişi ihalesinde yaşanmıştır.
İzmit Körfez Geçiş Projesi, ülkemizin en önemli ve yatırım tutarı en yüksek projelerinden biridir.
Bu nedenle, dünyanın ve ülkemizin önde gelen büyük firmalarının oluşturduğu 10 konsorsiyum bu ihalenin ön seçimi için başvuruda bulunmuş, Karayolları Genel Müdürlüğü yetkilileri tarafından yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu, BOUYGUES-VİNSAN Grubunun da dahil olduğu 6 firma grubu, teknik yeterlilikleri ve kapasiteleri itibariyle uygun bulunmuş ve bu ihaleye teklif vermek için davet edilmişlerdir.
İhale tarihinde, ön seçimi kazanan ve teklif vermeye davet edilen 6 firma grubundan BOUYGUES-VİNSAN Grubu dışında başka bir grup, Karayollarınca verilen süre uzatımlarına rağmen teklif vermemişlerdir. Ancak, ENKA (AJTC) Grubu, ihaleye hazırlık için verilen süreleri yeterli bulmadığını gerekçe göstermek suretiyle ihaleye katılmadığını açıklamıştır.
BOUYGUES-VİNSAN Grubunun 14.2.1996 tarihli ilk ihaleye verdiği teklif, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından incelenmiş ve geçerli teklif kabul edilerek resmî kayıtlara geçirilmiştir.
Bilahara, bu ihale, Karayolları Genel Müdürlüğünce iptal edilmiş ve 4.12.1996 tarihinde ihale yenilenmiştir.
4.12.1996 tarihinde yenilenen ihaleye, bu defa önseçimi kazanan 6 firma grubundan;
1- BOUYGUES-VİNSAN
2- ENKA (AJTC)
3-İ.B.K.O. CONSORTIUM
Grupları teklif vermişlerdir.
Bilindiği gibi; İzmit Körfez Geçiş ihalesi, 3996 sayılı "Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun" hükümlerine göre gerçekleştirilmektedir. İhalede uygulanacak usul ve esaslar ise, Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından onaylanan 20.6.1995 tarihli olur ile belirlenmiştir. Bu olur'un, görevlendirme sıralamasına ilişkin 8 inci maddesi;
"Teklifin görev sürelerine göre sıralanması ve en kısa görev süresini teklif eden istekli ile çerçeve sözleşmesinin şartlarının görüşülmesi ve görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması halinde uygulama sözleşmesinin imzalanması, ilk teklif sahibiyle anlaşmaya varılmaması halinde, görüşmelere son verilmesi ve ikinci sıradaki teklif sahibiyle görüşmelere başlanması..." hükmünü içermektedir.
Buna göre;
-Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından onaylanmış bulunan olur'un 8 inci maddesi ihlal edilmiştir.
-BOUYGUES-VİNSAN Grubunun, gerek tüp geçit gerekse eğik askılı köprü teklifleri, ENKA (AJTC) Grubunun teklifinden 4-5 ve 7 yıl daha kısa sürede tesisin idareye teslimi öngörülerek devlete 264, 330 ve 462 trilyon TL gibi çok büyük kazançlar sağlanmasına rağmen teklif dikkate alınmayarak devlet zarara sokulmuştur.
-Ayrıca, geçiş ücretlerinde de BOUYGUES- VİNSAN Grubu ile ENKA (AJTC) Grubunun teklifleri arasında da trilyonlarca lira farklılık bulunmaktadır.
Böylece, kanunlar, hukuk ve yargı hiçe sayılarak idarî usulsüzlükler ve hukukdışı kararlar sonucunda devlet ve vatandaş toplam olarak 500 trilyon lira zarara uğratılmıştır.
Dünyanın hiçbir ülkesinde ve hiçbir projede, projenin yatırım tutarından daha fazla miktarda devlet ve kamu zararına yol açan bir uygulamayı görmek mümkün değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu hakkında Anayasanın 99 uncu, TBMM İçtüzüğünün 106 ncı maddeleri uyarınca gensoru açılmasını arz ve talep ederiz.
Saygılarımızla.
1- Sabri Güner (Kars)
2- Haluk Yıldız (Kastamonu)
3- Abdülbaki Ataç (Balıkesir)
4- Esat Kıratlıoğlu (Nevşehir)
5- Mustafa Çiloğlu (Burdur)
6- Necmett
in Dede (Muş)7- Hacı Filiz (Kırıkkale)
8- İrfettin Akar (Muğla)
9- Nurhan Tekinel (Kastamonu)
10- Abdülkadir Akgöl (Hatay)
11- Saffet Kaya (Ardahan)
12- Cihan Paçacı (Elazığ)
13- Yusuf Bahadır (Trabzon)
14- Mehmet Sağlam (Kahramanmaraş)
15- Ünal Erkan (Ankara)
16- Cemil Erhan (Ağrı)
17- Ali Rıza Gönül (Aydın)
18- Mahmut Nedim Bilgiç (Adıyaman)
19- Sedat Edip Bucak (Şanlıurfa)
20- Ertuğrul Eryılmaz (Sakarya)
21- M. Fevzi Şıhanlıoğlu (Şanlıurfa)
22- Mustafa Dedeoğlu (Muğla)
23- Zeki Ertugay (Erzurum)
24- M. Kemal Aykurt (Denizli)
25- Ahmet Bilgiç (Balıkesir)
26- Tahsin Irmak (Sıvas)
27- Mehmet Ali Yavuz (Konya)
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önergenin görüşme günü, Danışma Kurulunca daha sonra belirlenerek, oylarınıza sunulacaktır.
Bir Meclis soruşturması önergesi vardır; önerge, bastırılıp, sayın üyelere dağıtılmıştır.
Soruşturma önergesini okutuyorum:
2. – Çanakkale Milletvekili Nevfel Şahin ve 55 arkadaşının, İzmit Körfez Geçiş Projesi ihalesinde devletin zarara uğratılmasına göz yumarak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/33)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
55 inci Azınlık Hükümetinin işbaşında bulunduğu bir yıldan beri yapmış olduğu en iyi ve en başarılı icraatı, kanunları ve hukuku hiçe sayarak ihaleler yoluyla yandaşlarına haksız kazanç sağlamak olmuş ve bunun adına da başarı demişlerdir.
Dünya
nın hangi ülkesinde başarısızlık, rant, zulüm, peşkeş, yağma, talan, rüşvet ve israf, hizmet ve başarı olarak kabul edilmiştir.Bilindiği gibi, yap-işlet-devret modeli ile, 1995 yılında, İzmit Körfez geçişi ihaleye çıkarılmıştır. Bu ihaleye 10 ayrı konsorsiyum başvuruda bulunmuş, 6 konsorsiyum yeterlilik almıştır. Yeterlilik alan 6 konsorsiyumdan biri de BOUYGUES-VINSAN Konsorsiyu
mudur.Projenin ihalesine katılabilmek için yeterlilik alan diğer 5 ayrı konsorsiyumun Türk ortakları, yabancı ortaklarını, uluslararası tahkimin Türk hukuku bakımından mümkün olmayışı nedeniyle ikna edemedikleri için ihaleye katılmak istememişler, sadece VİNSAN Konsorsiyum ortağı BOUYGUES firması, Türk yasalarına ve yargısına güven duyarak teklif veren tek grup olmuştur. Yeterlilik alan firmaların istekleri üzerine idarenin iki defa süre uzatımı vermesine rağmen, bu firmalar uluslararası tahkimi şart koştukları için ihaleye girmemişlerdir. İhaleye girmeyen konsorsiyumlardan birinin ortağı olan ENKA firması, ihalenin son gününde
Karayolları Genel Müdürlüğüne mektup göndererek, ihalenin tekrarlanması halinde iştirak edeceğini bildirmiştir.Karayolları Genel Müdürlüğü, BOUYGUES-VİNSAN'ın sunduğu tüp geçit ve eğik askılı köprü tekliflerini geçerli teklif olarak kabul etmiş ve Başbakanlığa sunmuştur; ancak, Başbakanlık ve Karayolları Genel Müdürlüğü arasında alınan son kararla ihale yenilenmiş
tir.İkinci ihale 4 Aralık 1996 tarihinde yapılmış; birinci ihalede yeterlilik almış olan 6 gruptan sadece 3'ü ikinci ihaleye teklif vermiştir. Bu 3 gruptan birisi de BOUYGUES–VİNSAN Konsorsiyumudur. Bu grubun ikinci ihaleye sunduğu tüp geçit ve eğik askılı köprü alternatifleri de, ihale komisyonu ve Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından bir kez daha geçerli teklif olarak kabul edilmiştir.
Ancak, tüp geçidin Türkiye'de ilk defa yapılacak olması, işletme zorluğu gibi bilim ve mühendislik dışı iddialarla kaybeden firma birinci sıraya yerleştirilmiştir. Oysa tüp geçit ile ilgili olarak Karayolları Genel Müdürlüğünün asılsız iddiaları mahkemele
r aracılığıyla Türkiye'den Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi ve ABD'den Drexel Üniversitesi olmak üzere beş ayrı üniversiteye mensup bilim adamları tarafından verilen bilirkişi raporuyla çürütülmüştür.İzmit Körfez Geçişi İhalesi, 3996 sayılı "Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet Devret Modeli" çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Bu ihalede uygulanacak usul ve esaslar, dönemin Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından onaylanan 20.6.1995 tarihli olur ile belirlenmiştir. Bu olurun en hayatî noktalarından biri olan görevlendirme sıralamasına ilişkin 8 inci maddesinde;
"Tekliflerin görev sürelerine göre sıralanması ve en kısa görev süresini teklif eden istekli ile çerçeve sözleşmesinin şartlarının görüşülmesi ve görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması halinde ..... uygulama sözleşmesinin imzalanması, ilk teklif sahibi ile anlaşmaya varılamaması halinde görüşmelere son verilmesi ve 2 nci sıradaki teklif sahibi ile görüşmelere başlanması..." hükmü yer almasına rağmen, müzakereye davet edilen firmaların sıralamasında Karayolları Genel Müdürlüğünce bu en temel ve en can alıcı hükme uyulmayarak, ihalede şaibe yaratılmış ve ihale usul ve esasları ile ilgili olarak Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından onaylanan 20.6.1995 tarihli olur'un 8 inci maddesi açıkça ihlal edilmiştir.
– Yapım ve işletme süresi 22 yıl olan ve ENKA (AJTC) Grubundan, 5 yıl daha kısa süre tüp geçidi teklif eden ve devleti yaklaşık 2 trilyon dolar yani günümüzün kuruyla 500 trilyon lira zarardan kurtaran firma gözardı edilmiştir.
– ENKA Grubuyla yapılan pazarlık sonucu otomobiller için geçiş ücreti olan 11 dolar 25 cent'ten 25 cent'i düşürerek, Sayın Bayındırlık ve İskân Bakanının büyük ve önemli bir kazanç olarak övündüğü bu indirimden 8 kat daha fazlasını, yani 2 dolar indirimi zaten teklifinde belirtmiş olan firmanın bu teklifi değerlendirilmemiştir.
– Haksız ve taraflı olan sıralamanın kesinleşmesi sonucu, haksızlığın düzeltilmesi için yargıya başvurulmuştur. Dava konusu olan ihaleyle ilgili olarak yargının kararı dikkate alınmamıştır.
– İhaleyle ilgili mahkemelerce istenen belge ve bilgiler Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca verilmemiştir.
4 kişilik bir ailenin aylık mutfak masrafının 172 milyon TL olduğu günümüzde Hükümet tarafından memurlara kaynak yok gerekçesiyle yüzde 20'lik artış öngörülürken, diğer taraftan, bir ihaleyle 500 trilyon liralık kamu zararına suskun ve seyirci kalan Başbakan Mesut Yılmaz, böylece, Anayasanın "Görev ve siyasî sorumluluk" başlıklı 112 nci maddesini ihlal etmek suretiyle görevini kötüye kullanmıştır.
Yukarıda belirtilen ve TCK'nın 240 ıncı maddesine uyan bu eyleminden dolayı Başbakan Mesut Yılmaz hakkında Anayasının 100 üncü, İçtüzüğün 107 nci ve mütekip maddeleri gereğince bir Meclis soruşturması açılmasını arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
1 - Nevfel Şahin (Çanakkale)
2 - Ümran Akkan (Edirne)
3 - Mustafa Çiloğlu (Burdur)
4 - Turhan Güven (İçel)
5 -Doğan Baran (Niğde)
6 - Cihan Paçacı (Elazığ)
7 - İsmet Attila (A
fyon)8 - İrfettin Akar (Muğla)
9 - Rıza Akçalı (Manisa)
10 - Cemil Erhan (Ağrı)
11 -
M. Fevzi Şıhanlıoğlu (Şanlıurfa)12 - Faris Özdemir (Batman)
13 - Turhan Tayan (Bursa)
14 - M. Sabri Güner (Kars)
15 - Ertuğrul Eryılmaz (Sakarya)
16 - Tahsin Irmak (Sıvas)
17 - M. Halit Dağlı (Adana)
18 - Hacı Filiz (Kırıkkale)
19 - Mustafa Dedeoğlu (Muğla)
20 - Şerif Çim (Bilecik)
21 - Fevzi Arıcı (İçel)
22 - Ergun Özkan (Niğde)
23 - Necmettin Dede (Muş)
24 - Mahmut Nedim Bilgiç
(Adıyaman)25- Yusuf Bahadır (Trabzon)
26- İsmail Karakuyu (Kütahya)
27- Mehmet Ali Yavuz (Konya)
28- Yusuf Bacanlı (Yozgat)
29-
Namık Kemal Zeybek (İstanbul)30- Ahmet Sezal Özbek (Kırklareli)
31- Hayri Doğan (Antalya)
32- Necati Çetinkaya (Konya)
33- Salih Sümer (Diyarbakır)
34- İsmail Kalkandelen (Kocaeli)
35- Ufuk Söylemez (İzmir)
36- Tayyar Altıkulaç (İstanbul)
37- Abdülbaki Ataç (Balıkesir)
38- Haluk Yıldız (Kastamonu)
39- Nurhan Tekinel (Kastamonu)
40- Cevdet
Aydın (Yalova)41- Nafiz Kurt (Samsun)
42- Mehmet Tatar (Şırnak)
43- Osman Çilsal (Kayseri)
44- Hasan Karakaya (Uşak)
45- Ayfer Yılmaz (İçel)
46- Ünal Erkan (Ankara)
47- Ahmet Bilgiç (Balıkesir)
48- İlyas Yılmazyıldız (Balıkesir)
49- Mehmet Sağlam (Kahramanmaraş)
50- Zeki Ertugay (Erzurum)
51- Nevzat Ercan (Sakarya)
52- Cevher Cevheri (Adana)
53- Sedat Edip Bucak (Şanlıurfa)
54- Abdulkadir Akgöl (Hatay)
55- Osman Berberoğlu (Antalya)
56- Saffet Kaya (Ardahan)
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Anayasanın 100 üncü maddesinde ifade olunan "Meclis, bu istemi en geç bir ay içinde görüşür ve karara bağlar" hükmü uyarınca, soruşturma önergesinin görüşme gününe dair Danışma Kurulu önerisi, daha sonra Genel Kurulun onayına sunulacaktır.
(9/30) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinde bazı imzaların geri çekildiğine dair bir önerge vardır; okutuyorum:
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)
3. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük ve İçel Milletvekili Turhan Güven’in (9/30) esas numaralı Meclis soruşturması önergesindeki imzalarını geri çektiklerine ilişkin önergesi (4/375)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
(9/30) esas numaralı Meclis soruşturması önergesindeki imzamızı geri çekiyoruz.
Gereğini arz ederiz.
Saygılarımızla.
Saffet Arıkan Bedük Turhan Güven
Ankara İçel
BAŞKAN – Böylece, yeterli imza kalmadığı için, bu soruşturma önergesi işlemden kaldırılmıştır.
Bir Meclis araştırması önergesi vardır; okutuyorum:
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ (Devam)
3. – Adıyaman Milletvekili Celal Topkan ve 20 arkadaşının, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunan bazı kamu yatırımlarının özelleştirilmesi sonucu bu bölgedeki illerde ortaya çıkan işsizlik ve bunun getirdiği sorunlar ile istihdamın geliştirilmesi konusunda Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/281)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesi ve özü, Türkiye Cumhuriyetini her alanda olduğu gibi ekonomik alanda da hızlı kalkındırmak ve ülkeyi kalkınmış ülkeler seviyesine hızla taşımaktı. Halkın gelir ve eğitim düzeyinin düşüklüğü nedeniyle yatırım yapması, yeni üretim alanları yaratması söz konusu değildi.
Bu gerçekleri gören cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk ve cumhuriyetin kuruluşunu izleyen yıllardaki yönetim kadroları bu görevin devletin olduğu gerçeğini kabul ederek ülkenin dört bir yanına devlet olanakları ile bölgelerin üretim potansiyellerini gözönüne alarak üretime yönelik yatırımlar yapmışlar ve daha sonra göreve gelen cumhuriyet hükümetleri bu uygulamaya devam etmişlerdir.
Ülkemizin bugün gelmiş olduğu kalkınma düzeyinin yakalanmasında bu uygulamaların ortaya çıkardığı kuruluşlar öncülük etmiş ve etmeye devam etmektedirler.
1980'li yıllara gelinceye değin kamu yatırımları, ülkenin kalkınmasının motorgücü olarak görev yapmaya devam etmiş ve istihdam yaratmıştır. Ancak, 1980'li