DÖNEM : 20 YASAMA YILI : 3

T.B.M.M.

TUTANAK DERGİSİ

CİLT : 60

125 inci Birleşim

21 . 7 . 1998 Salı

İÇİNDEKİLER

  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – YOKLAMALAR

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Amasya Milletvekili Haydar Oymak’ın, Amasya Şeker Fabrikası ve pancar üreticilerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Sanayi ve Ticaret Bakanı E. Yalım Erez’in cevabı

2. – Bingöl Milletvekili Hüsamettin Korkutata’nın, olağanüstü hal bölgesi, kalkınmada öncelikli yöreler ve mücavir illerle ilgili teşvik tedbirlerine ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Salih Yıldırım’ın cevabı

3. – Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde meydana gelen terör olaylarına ilişkin gündemdışı konuşması

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Başbakan A. Mesut Yılmaz’a, dönüşüne kadar,Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1617)

2. – Kuzey Kıbrıs TürkCumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’e, dönüşüne kadar, Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1618)

3. – Bazı milletvekillerine izin verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1619)

4. – Kayseri Milletvekili Ayvaz Gökdemir’e ödenek ve yolluğunun verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1620)

5. – Afyon Milletvekili Kubilay Uygun’un hastalığı nedeniyle toplam 40 gün izinli sayılmasının uygun görülmemiş olduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1621)

V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)

2. – Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma önergesi (2/669) (S. Sayısı : 338)

3. – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının aynı mahiyetteki kanun teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı : 553)

4. – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu raporu (1/689) (S. Sayısı : 631)

5. – Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Konya Milletvekili Ahmet Alkan’ın, İstanbul Milletvekili Emin Kul’un, Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 30 arkadaşının, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 30 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 33 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 30 arkadaşının, Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz’ın, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı’nın, Adana Milletvekili Arif Sezer’in, Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, İstanbul Milletvekili Cefi Kamhi’nin, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın, Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın, Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 6 arkadaşının, Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş, Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Metin Işık, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan ve 6 arkadaşının, benzer mahiyetteki kanun teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı : 626)

6. – Emniyet Teşkilâtı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/217) (S. Sayısı : 132)

7. – Isparta Milletvekili Ömer Bilgin’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1081) (S. Sayısı : 540)

8. – Isparta Milletvekili Ömer Bilgin’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/853) (S. Sayısı : 541)

9. – Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/923) (S.Sayısı : 544)

10. – Denizli Milletvekili Mustafa Kemal Aykurt’un Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/838) (S.Sayısı : 545)

11. – Gaziantep Milletvekili Kahraman Emmioğlu’nun Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/910) (S.Sayısı : 546)

12. – Van Milletvekili Mustafa Bayram’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/828) (S.Sayısı : 547)

13. – Isparta Milletvekili Ömer Bilgin’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/981) (S.Sayısı : 568)

14. – Isparta Milletvekili Ömer Bilgin’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/973) (S.Sayısı : 569)

15. – Isparta Milletvekili Ömer Bilgin’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1053) (S.Sayısı : 610)

16. – Isparta Milletvekili Ömer Bilgin’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1165) (S.Sayısı : 613)

17. – Isparta Milletvekili Ömer Bilgin’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/974) (S.Sayısı : 616)

18. – Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/982) (S.Sayısı : 618)

19. – Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/888) (S.Sayısı : 619)

20. – Isparta Milletvekili Ömer Bilgin’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/978) (S.Sayısı : 623)

21. – Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın İçtüzüğün 133 üncü maddesine göre rapora itirazı (3/1144) (S. Sayısı : 426’ya 1 inci Ek)

22. – Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın İçtüzüğün 133 üncü maddesine göre rapora itirazı (3/855) (S. Sayısı : 427’ye 1 inci Ek)

23. – Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın İçtüzüğün 133 üncü maddesine göre rapora itirazı (3/890) (S. Sayısı : 448’e 1 inci Ek)

24. – Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın İçtüzüğün 133 üncü maddesine göre rapora itirazı (3/271) (S. Sayısı : 482’ye 1 inci Ek)

25. – Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın İçtüzüğün 133 üncü maddesine göre rapora itirazı (3/880) (S. Sayısı : 483’e 1 inci Ek)

26. – Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın İçtüzüğün 133 üncü maddesine göre rapora itirazı (3/834) (S. Sayısı : 484’e 1 inci Ek)

27. – Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın İçtüzüğün 133 üncü maddesine göre rapora itirazı (3/313) (S. Sayısı : 518’e 1 inci Ek)

28. – Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın İçtüzüğün 133 üncü maddesine göre rapora itirazı (3/940) (S. Sayısı : 527’ye 1 inci Ek)

29. – Aydın Milletvekili Sema Pişkinsüt’ün Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Aydın Milletvekili Sema Pişkinsüt’ün İçtüzüğün 133 üncü maddesine göre rapora itirazı (3/309) (S. Sayısı : 559’a 1 inci Ek)

30. – Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın İçtüzüğün 133 üncü maddesine göre rapora itirazı (3/841) (S. Sayısı : 594’e 1 inci Ek)

31. – Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın İçtüzüğün 133 üncü maddesine göre rapora itirazı (3/925) (S. Sayısı : 597’ye 1 inci Ek)

32. – Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın İçtüzüğün 133 üncü maddesine göre rapora itirazı (3/983) (S. Sayısı : 609’a 1 inci Ek)

33. – Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın İçtüzüğün 133 üncü maddesine göre rapora itirazı (3/975) (S. Sayısı : 612’ye 1 inci Ek)

34. – Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın İçtüzüğün 133 üncü maddesine göre rapora itirazı (3/988) (S. Sayısı : 614’e 1 inci Ek)

VI. – SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, Balıkesir İline yapılan yatırımlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Işın Çelebi’nin yazılı cevabı (7/5517)

2. – Edirne Milletvekili Ümran Akkan’ın, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Kapıkule Geçiş Belgesi Dağıtım Bürosunda geçiş izin belgelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Necdet Menzir’in yazılı cevabı (7/5626)

3. – HatayMilletvekili Nihat Matkap’ın, İzmir Emniyet Müdürlüğü tarafından gözaltına alınan bazı kişilerin kayboldukları iddiasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı MuratBaşesgioğlu’nun yazılı cevabı (7/5631)

4. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, Bayburt-Aydıntepe’de askerlik şubesi açılıp açılmayacağına ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’in yazılı cevabı (7/5672)

5. – İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş’ın, kendilerinden haber alınamayan bazı kişilerin gözaltına alınıp alınmadığına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun yazılı cevabı (7/5695)

6. – Hatay Milletvekili Süleyman MetinKalkan’ın, gençliğin kötü alışkanlıklardan korunması için yapılan çalışmalara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Işılay Saygın’ın yazılı cevabı (7/5702)

7. – Mardin Milletvekili HüseyinYıldız’ın, bazı bürokrat çocuklarının dövizle ve mevzuata aykırı olarak askerlik yaptığı iddialarına ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’in yazılı cevabı (7/5705)

8. – Isparta Milletvekili Mustafa Köylü’nün, Anadolu Ajansı Radyosunda Türkçe yayın yapılmadığı iddiasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Cavit Kavak’ın yazılı cevabı (7/5790)

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açıldı.

Kocaeli Milletvekili Osman Pepe ve 60 arkadaşının, İzmit’te SEKA’ya ait fidanlık bir araziyi bedelsiz olarak Ford-Koç Grubuna tahsis ettiği iddiasıyla Başbakan A.MesutYılmaz hakkında verdikleri ve Genel Kurulca 14.7.1998 tarihli 106 ncı Birleşimde gündeme alınması kabul edilen gensorunun (11/17) görüşmeleri tamamlandı; Kayseri Milletvekili Salih Kapusuz ve Sıvas Milletvekili Abdüllatif Şener’in verdikleri güvensizlik önergesinin, Anayasanın 99 uncu maddesine göre, bir tam gün geçtikten sonra oylanacağı açıklandı.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan GelenDiğer İşler” kısmının :

2 nci sırasında bulunan 232,

4 üncü sırasında bulunan 553,

5 inci sırasında bulunan 631,

Sıra sayılı kanun tasarıları ve tekliflerinin görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından,

3 üncü sırasında bulunan ve Hükümetçe Komisyona geri alınan 338 sıra sayılı kanun teklifinin görüşmeleri de, Komisyon raporu gelmediğinden,

Ertelendi.

6 ncı sırasında bulunan, Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu TaşıtlarVergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu, 3505 Sayılı Kanun, Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanun, Belediye Gelirleri Kanunu ile 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 190 Sayılı GenelKadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı : 626) görüşmelerine devam olunarak, 83 üncü maddesine kadar kabul edildi.

Alınan karar gereğince, 21 Temmuz 1998 Salı günü saat 14.00’te toplanmak üzere, birleşime 19.06’da son verildi.

Uluç Gürkan

Başkanvekili

Ünal Yaşar Hüseyin Yıldız

Gaziantep Mardin

Kâtip Üye Kâtip Üye

 

 

No : 182

II. – GELEN KAĞITLAR

21.7.1998 SALI

Tasarılar

1. – Kişisel Sağlık Sigortası Sistemi ve Sağlık Sigortası İdaresi Başkanlığı Kuruluş ve İşleyiş Kanunu Tasarısı (1/797) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.7.1998)

2. – Türkiye Cumhuriyeti ile Bulgaristan Cumhuriyeti Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/798) (Plan ve Bütçe ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 20.7.1998)

Teklifler

1. – Rize Milletvekili Ahmet Kabil ve Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici’nin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanuna İki Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/1241) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.7.1998)

2. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın; Erzincan, Gümüşhane ve Tunceli İllerinde Vuku Bulan Deprem Afeti ile Şırnak ve Çukurca’da Meydana Gelen Hasar ve Tahribata İlişkin Hizmetlerin Yürütülmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1242) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.7.1998)

Sözlü Soru Önergesi

1. – Konya Milletvekili Remzi Çetin’in, terör olaylarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1166) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.7.1998)

Yazılı Soru Önergeleri

1. – İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş’ın, düşünce suçlarıyla ilgili kanun tasarısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi.(7/5901) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.7.1998)

2. – Hatay Milletvekili Atila Sav’ın, Ankara Ekin Tiyatrosunca sahneye konulan bir oyunun bazı yerlerde yasaklandığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5902) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.7.1998)

3. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün, üretici köylülerin ve hayvancılık yapanların banka ve tarım kredi faizlerinde indirim yapılıp yapılmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5903) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.7.1998)

4. – Konya Milletvekili Mehmet Ali Yavuz’un, kişisel sağlık sigortasıyla ilgili olarak verilen reklamlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5904) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.7.1998)

5. – Konya Milletvekili Tahsin Boray Baycık’ın, yerel basının bazı sorunlarına ilişkin Devlet Bakanından (M. Cavit Kavak) yazılı soru önergesi.(7/5905) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.7.1998)

6. – İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya’nın, kapatılan Kur’an Kurslarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5906) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.7.1998)

7. – Erzincan Millevtekili Tevhit Karakaya’nın, Erzincan Özel İdare Müdürlüğüne 3838 Numaralı Kanun kapsamında yapılan ödemeye ilişkin Devlet Bakanından (Hasan Gemici) yazılı soru önergesi (7/5907) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.7.1998)

8. – Konya Milletvekili Hasan Hüseyin Öz’ün, KOP kapsamındaki projelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5908) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.7.1998)

9. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, yabancı uyruklularla evlenen ve yurtdışına giden vatandaşlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5909) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.7.1998)

10. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, çalışma izni için yabancılarla evlenen vatandaşlara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/5910) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.7.1998)

11. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Ankara-Gölbaşı-Mogan Gölündeki kirliliğe ilişkin Çevre Bakanından yazılı soru önergesi (7/5911) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.7.1998)

12. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Kaldırım, Kayacık ve Yavşan tuzlalarına alınacak koruma görevlisi için açılan sınava ilişkin Devlet Bakanından (Eyüp Aşık) yazılı soru önergesi (7/5912) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.7.1998)

13. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Polatlı, Haymana, Milas ve Suşehri Hastanelerinin yapımına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5913) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.7.1998)

14. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Tekel tarafından Ankara-Şereflikoçhisar Kayacık-tuzla yolunun yapımına katkı sağlanıp sağlanmayacağına ilişkin Devlet Bakanından (Eyüp Aşık) yazılı soru önergesi (7/5914) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.7.1998)

15. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Ziraat Bankasınca açılan personel sınavına ilişkin Devlet Bakanından (Güneş Taner) yazılı soru önergesi (7/5915) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.7.1998)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati :14.00

21 Temmuz 1998 Salı

BAŞKAN : Başkanvekili Uluç GÜRKAN

KÂTİP ÜYELER : Hüseyin YILDIZ (Mardin), Ünal YAŞAR (Gaziantep)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 125 inci Birleşimini açıyorum.

III. – YOKLAMA

BAŞKAN – Ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır; sayın milletvekillerinin, salonda bulunduklarını yüksek sesle belirtmelerini rica ediyorum.

(Yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yetersayımız yoktur; birleşime, 14.35’te toplanmak üzere, ara veriyorum.

Kapanma Saati : 14.25

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 14.35

BAŞKAN : Başkanvekili Uluç GÜRKAN

KÂTİP ÜYELER : Hüseyin YILDIZ (Mardin), Ünal YAŞAR (Gaziantep)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 125 inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III. – YOKLAMA

BAŞKAN – Ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır; sayın milletvekillerinin, salonda bulunduklarını yüksek sesle belirtmelerini rica ediyorum.

(Yoklamaya başlandı)

(Hatay Milletvekili Abdulkadir Akgöl'e kadar yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yetersayımız vardır; çalışmalara başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Amasya Milletvekili Haydar Oymak’ın, Amasya Şeker Fabrikası ve pancar üreticilerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Sanayi ve Ticaret Bakanı E. Yalım Erez’in cevabı

BAŞKAN –Gündemdışı ilk söz, Amasya Şeker Fabrikası ve pancar üreticisi çiftçilerin sorunları konusunda, Amasya Milletvekili Sayın Haydar Oymak'ın; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

HAYDAR OYMAK (Amasya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Amasya Şeker Fabrikası ve bu fabrikaya şeker pancarı üreten çiftçilerimizin içine sürüklendiği sorunları Yüce Meclisin gündemine getirmek amacıyla söz almış bulunuyorum. Sözlerime, bana bu fırsatı sağlayan Sayın Başkana ve Yüce Heyetinize saygılarımı sunarak başlamak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, hepimizin bildiği gibi, Türkiye'de şeker üretimi, 22 Haziran 1956 tarihli 6747 sayılı Şeker Kanunu hükümlerine göre yürütülmektedir. Şekerin hammaddesi olan pancarın alım fiyatı, bu kanunun 8 inci maddesine göre Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilmektedir. Şekerin fabrika çıkış fiyatı ise, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre, Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi tarafından tespit edilmektedir, bu yetki, buraya verilmiştir; yani, bugün, şekerin fabrika çıkış fiyatı, Türkiye Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü tarafından yapılmaktadır.

Ancak, şeker satış fiyatlarının tespitinde, zaman zaman, Hükümetin müdahaleleri olmakta ve dolayısıyla, maliyetin altında satış fiyatı tespit edilebilmektedir. Bu satış fiyatlarının tespitinde, zaman zaman da gecikmeler olabilmektedir. Elbette, şeker, toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren, temel gıda maddesi sayılan bir üründür; bu nedenle, bu tip müdahaleleri haklı ve doğru buluyoruz.

Bu dediğim müdahaleler nedeniyle, fabrikalar, şeker maliyetinin altında satış yaparken, devlet, fabrikaların finansman açığını, Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonundan karşılamaktadır; bunun faiz oranı da, yüzde 50 dolayındadır. Türkiye Şeker Fabrikaları, bu fondan, 1996-1997 kampanya döneminde 20 trilyon, 1997-1998 kampanya döneminde de 70 trilyonluk bir kaynak kullanmıştır.

Türkiye'deki şeker fabrikaları 29 adettir; bunlardan 3'ü -Konya, Kayseri ve Amasya- özelleştirilmiştir. 70 trilyonluk kaynaktan, bu 3 özelleştirilen fabrika yararlanamamaktadır.

Eğer, şeker ithal edilir ise -ki, burada, yine, Türkiye Şeker Fabrikalarına bu yetki verilmektedir- ithalle maliyet arasındaki, satış fiyatı arasındaki miktar, görev zararı olarak Hazinece karşılanmaktadır. Özelleştirilen 3 fabrika; yani, Amasya, Kayseri ve Konya Şeker Fabrikaları, yüzde 140'lara varan bu finansman açığını özel bankalardan karşıladıkları için, ciddî bir finansman sorunuyla karşı karşıyadırlar. Özellikle Amasya Şeker Fabrikası, bu sene, son derece sorunlu bir hale gelmiştir; 7,5 trilyonun üzerinde borcu vardır, henüz çiftçilerimize, dönüm başına 4 milyon lira olan avans, bu tarih itibariyle halen ödenmemiştir; devlet fabrikalarına ürünlerini teslim eden üreticilerimize, haziran ayı sonu itibariyle bu avanslar ödenmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Oymak, lütfen toparlıyoruz.

HAYDAR OYMAK (Devamla) – Ben, buradan, Hükümete, şu çağrıda bulunmak istiyorum: Özelleştirilen fabrikalara ürün yetiştiren çiftçilerimiz üvey evlat konumunda olmamalı; bir.

İkincisi, bu fabrikaların yönetimlerinde, stoklamalarında ve istihdamlarında, gerçekten, rantabiliteye uygun hareket edilip edilmediği Hükümet tarafından kontrol edilmeli. Bazı, istihdam sorunları yanlışlıkları ve stoklama yanlışlıklarının olduğunu biliyoruz. Bu konuda Hükümet, üzerimden yükü attım, beni ilgilendirmez noktasına gelmemelidir; avansların verilmesi konusunda, kaynak arayışı içerisinde olduğunu, Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızla yaptığım görüşmelerden biliyorum; ama, kullandırılmak istenilen kaynak...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR OYMAK (Devamla) – Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Oymak.

Gündemdışı sözü yanıtlamak üzere, Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Yalım Erez; buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)

SANAYİ VE TİCARET BAKANI E. YALIM EREZ (Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Amasya Milletvekili Sayın Haydar Oymak'ın, genellikle, Amasya Şeker Fabrikasının karşı karşıya bulunduğu sorunlar üzerindeki konuşması nedeniyle söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, aslında, Amasya Şeker Fabrikası özelleşmemiş, kuruluşu özel bir fabrikadır; çünkü, Amasya Şeker Fabrikası, 1954 yılında, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, anonim şirket statüsünde, 10 milyon Türk Lirası sermayeyle kurulmuş, şu andaki sermayesi 600 milyar lira olup, sermayenin yüzde 15'i Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Ortaklığına, yüzde 85'i ise pancar kooperatiflerine ait olan bir şeker fabrikamızdır.

Amasya Şeker Fabrikası, kurulduğu yıldan 1992 yılına kadar, yönetim kurullarınca alınan bir kararla, malî, idarî, teknik, ziraî ve hukukî yönden tedvir yetkisini Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Ortaklığına devretmek suretiyle, Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Ortaklığı tarafından yönetilirken, 1992 yılında, yönetim kurullarından aldıkları bir kararla, tedvir yetkisinin Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Ortaklığına devri uygulamasına son verilerek, kendi yönetim kurulları tarafından yönetilmeye başlanmıştır; sermaye kompozisyonu ve kuruluşunda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir.

Bu noktada, 38 sene Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Ortaklığına paralel yönetimlerin ve Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Ortaklığı tarafından finanse edilmesinin tabiî bir sonucu olarak, Amasya Şeker Fabrikasının, Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Ortaklığına, o tarih itibariyle, 225 milyar lira borcu çıkmış ve bu borçta ihtilaf yaratılmış olması dolayısıyla, bugüne kadar da, bu borçtan Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Ortaklığına herhangi bir ödeme yapılmamıştır.

Amasya Şeker Fabrikasının, bugün itibariyle, Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Ortaklığına olan borcu hariç 8,8 trilyon lira borcu bulunmakta olup, sermayesi son derece yetersiz olan bir müessesedir. Pancar Ekicileri Kooperatifinin malî yetersizliği nedeniyle, sermaye, maalesef, günün şartlarına uygun hale getirilememiştir.

Amasya Şeker Fabrikasının içinde bulunduğu finansman darboğazına düşmesinin nedenlerini, tek başına, Türkiye'de yürürlükte olan şeker fiyatlarıyla açıklamak mümkün değildir. Bu sıkıntının ana nedenleri; birinci olarak, bu fabrikanın sermayesi yetersizdir. Gıda sanayiinde, özkaynakların toplam kaynaklara oranı yüzde 60 olması gerekirken, bu fabrikamızda bu oran, maalesef, yüzde 15 civarındadır.

İkinci neden: Stok devir hızının çok düşük olması, Türkiye'de ihtiyaçtan fazla şeker üretilmesi ve yeterince ihracat yapılamaması neticesinde üç dört ayda üretilen şekerin, sekiz dokuz ayda ancak satılmasından kaynaklanmaktadır.

Üçüncü neden: Pancar fiyatlarının geçen sene yüzde 155 oranında artırılmış olmasıdır.

Dördüncü neden: 1993-1994 kampanya döneminde, kuraklık nedeniyle, pancar üretiminin düşmesi sonucu, 105 bin ton olan üretim kapasitesine karşılık, bu fabrikanın, sadece 38 bin ton şeker üretebilmiş olmasıdır.

Beşinci neden: Bu fabrikanın -biraz evvel sermaye yetersizliğinden bahsetmiştim- kısıtlı olan kaynaklardan dolayı, alkol fabrikası yatırımına yönlendirilmiş olması ve üretilen alkolün -tek alıcı durumunda olan Tekelin ithalat yapması sonucu- satılamamasıdır.

Altıncı neden: Finansman ihtiyaçlarının, yüksek faizli, kısa vadeli ticarî banka kredileriyle karşılanmış olması ve zamanında ödenmeyen banka kredilerinin temerrüt faizine tabi tutulmasıdır ki, 1997 yılı kredi giderleri 3,7 trilyon liradır.

Amasya Şeker Fabrikasının 1997-1998 kampanya döneminde, 1 milyon ton pancar satın alarak, karşılığında 18 trilyon lira bedel ödeyeceği tahmin edilmektedir.

Bugün itibariyle de, 32 bin pancar üreticisine ödenmiş olması gereken yaklaşık 1 trilyon lira tutarındaki birinci bakım ve çapa avansı, maalesef, henüz ödenememiştir.

Saydığım nedenlerden de anlaşılacağı gibi, fabrikanın içine düştüğü darboğaz, şeker fiyatlarına zamanında zam yapılmamasından kaynaklanmamaktadır; tamamen fabrika, yönetiminden ve yönetiminde yapılan yanlışlıklardan kaynaklanmaktadır. Nitekim, biraz evvel de belirttiğim gibi, 1992 yılına kadar Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Ortaklığı tarafından yönetilirken, bu sorunlar hiç ortada yokken, 1992 yılında, çoğunluk hissesine sahip olan pancar kooperatiflerinin, yönetimi Şeker Şirketinden alarak, kendilerinin işletmesinden itibaren ortaya çıkan sıkıntılardır.

Bu konuda, Amasya Milletvekili Sayın Haydar Oymak'ın, konuyla ilgili olarak Bakanlığımıza yaptığı müracaat üzerine, Bakanlığımızla Amasya Şeker Fabrikası Yönetim Kurulu ve Amasya Pancar Kooperatifleri Yönetim Kurulu üyelerinin iştirakiyle bir toplantı yapılmıştır. Fabrikanın bu darboğazdan çıkarılması için nelerin yapılması gerektiği konusunda, o toplantıda bazı tespitler yapılmış olup, ilgili birimlere iletilmiştir.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

2. – Bingöl Milletvekili Hüsamettin Korkutata’nın, olağanüstü hal bölgesi, kalkınmada öncelikli yöreler ve mücavir illerle ilgili teşvik tedbirlerine ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Salih Yıldırım’ın cevabı

BAŞKAN – Gündemdışı ikinci söz, Olağanüstü Hal Bölgesi, kalkınmada öncelikli yöreler ve mücavir illerle ilgili teşvik tedbirleri konusunda, Bingöl Milletvekili Sayın Hüsamettin Korkutata'nın.

Buyurun Sayın Korkutata. (FP sıralarından alkışlar)

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Olağanüstü Hal Bölgesi, mücavir iller ve bazı illerde uygulanmak üzere çıkarılan teşvik kanunuyla ilgili görüşlerimi arz etmek üzere huzurunuza çıkmış bulunuyorum; söz verdiği için Sayın Başkana teşekkür ediyor, Yüce Meclise saygılarımı sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, 23 Ocak 1998 tarihinde Resmî Gazetede 4325 sayılı Kanun yayımlandı. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununda değişiklik yapan bu kanunun uygulama kabiliyetinin çok zayıf olduğunu, o gün Mecliste söylemiştik; ama, o gün, Hükümet, bu kanunun bir kurtuluş -Doğu ve Güneydoğudaki kalkınmamış illerin kurtuluşu- olduğunu söylemiş ve bölge halkına büyük umutlar vermişti. Biz de, o gün, bütün aksaklıkları ortaya koymamıza rağmen, bu umuda katılmak istediğimizi ve bölgenin, gerçekten, yatırımların teşvikinde, istihdamın gelişmesinde çok ciddî bir ihtiyaç içinde olduğunu söylemiştik; ama, bu bölge, yıllar yılı çok paketlerle karşılaşmış ve bu paketlerin hepsi, maalesef boş çıkmıştı. Şu anda, hiç olmazsa, bir kanun çıkarılmak isteniyordu; ama, bu kanun paketinin içinden de, maalesef, kuyruklu bir uçurtmadan başka hiçbir şey çıkmadı.

Değerli arkadaşlar, acaba, bu kanun, bölgeye ne fayda getirdi, ne aksaklıkları var diye, o günden bugüne kadar, biz, bu kanunun sonuçlarını devamlı şekilde takip ettik. Çünkü, gerçekten bölgemizin halkı çok güç durumda, perişan durumda. Bölge halkının dışında, sonradan katılan illerin hepsi de sıkıntı içinde; gerçekten, yatırıma, istihdama şiddetle ihtiyaçları var.

Dolayısıyla, takip ettik, baktık ki, bu kanun, bölgeye yeni bir canlanma getirmediği gibi, maalesef aksaklıklar da getirmiştir; çünkü, bu kanundan, 31.12.1997 tarihinden önce işletmeye açılmış hiçbir kuruluş istifade etmemektedir.

Şimdi, her türlü sıkıntıya göğüs germiş ve orada yatırım yapmaya devam etmiş olan insanlara bu hak verilmezken, 10 kişilik bir istihdam hazırlayan yeni bir işletmeye bu hak veriliyor; fakat, maalesef, o da, altyapının olmayışından dolayı, araelemanın olmayışından dolayı, sermayesinin orada yeşermemesinden dolayı oraya yatırım yapmıyor. Demek ki, kanun, faydadan çok zarar getirmiş.

Şimdi, acaba, bu kanunun uygulandığı illerde durum nasıl diye bütün il valileriyle ve ilgililerle görüştük ve yaptığımız görüşmeler neticesinde; baktık ki, maalesef, bu illerden Batman'da hiçbir şey yok, müracaat dahi yok, Bingöl'de hiç müracaat yok, Bitlis'te müracaat var birkaç tane, fakat, herhangi bir faaliyet yok; Diyarbakır Valiliğinin, bize, resmen çektiğimiz fakslara cevabı yok, ama, yaptığımız araştırmada yine dişe dokunur herhangi bir şey yok; Hakkâri'de yok, Mardin'de yok, Muş'ta yok, Siirt'te yok, Şırnak'ta yok, Tunceli'de yok, Van'da birkaç tane var, Adıyaman'da birkaç tane var; bunun yanında, Bayburt, Ardahan, Kars gibi illerde de herhangi bir şey yok değerli arkadaşlar.

Şimdi, bu kadar büyük umutlar bağladığımız bu Kanunun bu illerde bugüne kadar hiçbir nema vermemesi, filiz vermemesi gerçekten bölge halkını sukutu hayale de uğratmıştır.

ABDULHALUK MUTLU (Bitlis) – Bitlis'te de...

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Bitlis'te de yok efendim.

Biz, o gün, değerli arkadaşlar, eğer bu bölgelerin gerçekten kalkınmasını istiyorsak, tıpkı İtalya gibi, Korsika gibi ülkelerde uygulanan kademeli ve noktasal bir teşvik tedbirinin getirilmesi lazım dedik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Korkutata, lütfen toparlayalım.

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Yani, bu vergi teşvikiyle beraber, aslında çarkı hiç dönmeyen, anasermayesi olmayan bu insanlara önce sermaye verilmesi lazım. Bu nedir. Vergiden çok, önce sermaye temin edebilen bir teşvik; yani, ya kredi olarak verilmesi veya fon destekli kredi; çünkü, birçok kredi verilmiş, ama, karşılığında vatandaşa hiçbir şey ödenmemiştir veya bunun gibi çeşitli prim esasına dayanan teşviklerin mutlaka getirilmesi lazım. Bunlar getirilmediği takdirde; yani, çarkı hiç dönmeyen, şirketi olmayan insana "gel, senden vergi almayacağım, gel, seni şöyle şöyle teşvik edeceğim" demek boşunadır, beyhudedir. Zira, uzun zamandan beri, bu bölgeden, bu insanlar arasından beyin göçü olmuştur, sermaye göçü olmuştur ve köyler yerle bir olmuş, vatandaşlar başka illere gitmiştir. Bu vatandaşların geri dönebilmesi için veya buradaki müteşebbislerin faaliyete geçebilmesi için mutlaka nüve teşkil eden bir sermayenin bu insanlara verilmesi ve böylelikle bu insanların teşvik edilmesi lazımdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Korkutata.

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, sözlerimi şöyle bitirmek, noktalamak istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Korkutata.

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Türkiye bir bütündür ve bu bütünün içinde bölgemiz gerçekten sosyal ve ekonomik yönden büyük sıkıntılar içindedir. Bu sıkıntıların en kısa zamanda giderilebilmesi için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Korkutata.

Gündemdışı sözü yanıtlamak üzere, Devlet Bakanı Sayın Salih Yıldırım; buyurun efendim.

DEVLET BAKANI MEHMET SALİH YILDIRIM (Şırnak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; Bingöl Milletvekili Sayın Hüsametin Korkutata'nın gündemdışı yaptığı konuşmaya yanıt vermek üzere huzurunuzdayım; bu vesileyle, hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli Korkutata'nın, yöre sorunlarıyla, Bingöl'ün sorunlarıyla yakinen ilgisini biliyorum; bu konudaki duyarlılığına da teşekkür etmek istiyorum. Bu konuda bana açıklama fırsatı verdiği için, ayrıca kendisine şükran borçluyum.

Kendisinin de çok iyi bildiği gibi, Yüce Parlamentonun, sadece Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgelerinde değil, gelişmişlik ve sosyoekonomik farklılık yaşanan yörelerde, bu farklılığı gidermeye yönelik önemli tasarımlar çıkarmaya çalıştığını hepimiz biliyoruz. Ancak, Türkiye'de pek çok yerde sosyoekonomik gelişmişlik farkının bilinmesine karşın, Parlamento, terörün en çok tahribata neden olduğu, sosyoekonomik farklılıkların derin boyutlara ulaştığı, özellikle olağanüstü hal bölgesine ve mücavir alanlara özgü bir kanun tasarısı düşünmüştü; esas teşvik edilmesi gerekli olan yörelerin orası olduğu konusunda herkes hemfikirdi.

Bakanlar Kurulunun, bu konuda Yüce Meclise sevk ettiği tasarının, daha sonraki aşamalarında, değerli Hüsamettin Korkutata'nın ve değerli Fazilet Partisi mensuplarının da bu konudaki tavırlarını hepiniz biliyorsunuz. Bu konuda, objektiflikten uzaklaşarak, herkes kendi seçim yöresinin bu kapsam içerisine girmesi konusunda çok yoğun uğraş verdi ve bu konuda Yüce Meclisin iradesinin nasıl tecelli ettiğini biliyorsunuz. Başlangıçta 6 olağanüstü hal, 5 mücavir olmak üzere, 11 ili kapsaması düşünülen bu teşvik unsuru -ki, esas olması gereken oydu- daha sonra 22 ile, çıkarılmış daha sonraki gelişmelerle, öyle zannediyorum ki, belki de, 47 ile çıkarılacak şekle dönüştürülecektir.

Tabiî ki, bu, değerli Korkutata'nın da belirttiği gibi, amacından uzaklaşan bir tasarı haline gelecektir. Bu, sadece sosyoekonomik gelişmişlik farkı olan yöreleri teşvik etmek şöyle dursun, belki onların aleyhine işleyecek bir mekanizmaya dönüşecektir.

Değerli Korkutata'nın da belirttiği gibi, belki, bu teşvikten istifade süresini farklılaştırmak suretiyle bir yararlılık ortaya çıkarabiliriz ve teşvikten istifade edecek unsurları kademelendirerek bu sıkıntıyı giderebiliriz. Bu konuya katkı sağlayabilecek bir diğer faktör olarak da aynî tedbirlere ilaveten nakdî tedbirlerle bu açığın kapatılmasına katkı sağlayabiliriz. Bu tasarımlar, Yüce Meclise geldiğinde, öyle zannediyorum ki, Değerli Korkutata'yla birlikte hepimiz, bu soruna, ortak sahip çıkacağız.

Kendisine, bana açıklama fırsatı verdiği için teşekkür ediyor, Yüce Meclise Saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

3. – Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde meydana gelen terör olaylarına ilişkin gündemdışı konuşması

BAŞKAN – Gündemdışı üçüncü söz, ülkemizin çeşitli yerlerinde meydana gelen terör olayları konusunda, Erzurum Milletvekili Sayın İsmail Köse'nin.

Buyurun Sayın Köse.

İSMAİL KÖSE (Erzurum) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; konuşmama başlarken, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyor; bu fırsatı verdiği için Sayın Başkana da teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, terörün bitmediğini; dün akşam, Erzurum'dan hareket eden ve Sıvas'ta yolu kesilen, hemşerilerimize ait Esadaş şirketinin bir otobüsünün içerisinde bulunan vatandaşlarımıza yapılan saldırı ve sonucunda bir vatandaşımızın öldürülmesi; bir treylerin durdurularak, şoförünün öldürülmesi; ondan önce, Hakkâri-Yüksekova'da 10 askerimiz ve 7 vatandaşımızın şehit olması; daha önce, yine Erzurum-Aşkale'ye bağlı Tokça Köyümüzdeki Polat ailesinden 5 hemşerimizin, çayırlarında rızklarını temin etmek üzere meşgul oldukları bir anda, PKK'lılar tarafından şehit edilmesi; ondan önce, yine, Sıvas-Zara-Beypınarı yöresinde, Köy Muhtarı Haydar İyidoğan'ın öldürülmesi; yine, ayın 7'sinde, Erzincan-Kemah-Kırkdere Şeytan Köprüsünde Devlet Demiryollarına yapılan saldırı ve yine Temmuzun 6'sında, Tokat-Niksar-Özdemir Köyü yöresinde, bir otobüsü tarayarak, içerisinde bir cezaevi müdürü arkadaşımızın şehit edilmesi olayları göstermektedir; ondan önce de, yine muhtelif yerlerde terör olayları devam etmektedir. Terör olayları bitmiştir, terör azalmıştır diyen varsa, şu elimizdeki yalnız bir aylık belgeleri kendilerine verdiğimiz takdirde, terörün bitmediğini daha iyi anlayacaklardır.

Değerli milletvekilleri, bakın, devletin itirafı, zaten terörün bitmediği istikametindedir. Olağanüstü Hal Bölge Valisi, bu ay içerisindeki açıklamasında "terörde yüzde 40 azalma vardır" derken, Emniyet Genel Müdürlüğünün Başbakana vermiş olduğu raporda "terörde yüzde 23 azalma vardır" demek suretiyle, henüz terörün bitmediğini; ancak, bir strateji değişikliğiyle, değişik yerlerde terörist davranışlara devam ettiklerini ortaya koymaktadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; terörün bitmediğini, en yakın komşularımızdan, onların vermiş olduğu destekten görüyoruz. Yunanlı parlamenterlerin PKK'lılarla beraber olduklarını, Suriye'de çeşitli faaliyetlerin yürütüldüğünü, onun dışında, bölgemizdeki komşu devletlerde, PKK terör olaylarını desteklemek için çeşitli yuvalanmaların meydana geldiğini biliyoruz. Üzülerek belirteyim ki, emekli bir generalimizin "örgütün merkez komuta üyelerini yakaladık. Mahsun Korkmaz, Mart 1986'da Gabar'da vuruldu. Hakikaten PKK'yı bitiriyorduk; bazı uygulamalar, eksiklikler nedeniyle ve onların taktik değiştirmeleri nedeniyle olmadı" sözleri, 1986'da, PKK'yı bitirme noktasına gelen Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendi ağzından, PKK'nın bitmediğinin ifadesidir ve neden bitmediğinin de hesabı sorulmalıdır.

Değerli milletvekilleri, bir generalimizin ifadesini arz ediyorum: “PKK ile çatıştığımızı sanırken, İranlılarla çatıştığımızı konuşmalarını duyunca anladık. Onlardan 2 kişi öldü. İranlılar bize karşı, Hakurk'un kuzeyinde, Mezarden üzerinden tedbir almışlar ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin PKK ile çatışması esnasında, karşısında İran'ın resmî askerlerinin olduğu, elimizdeki belgelerde mevcuttur.” Demek ki, komşu devletlerin, özellikle yakınımızda bulunan devletlerin PKK'ya yardım ve yataklık yaptıkları ve halen bu yardımlarına devam ettikleri, bu belgelerle sabittir. Şu anda, en yakın tarihte, Barzani'nin açıklamasından anlaşılıyor ki, Almanya'nın, Avrupa Birliği devletlerinin Kuzey Irak'a göndermiş olduğu insanî mahiyetteki yardımlar tamamen PKK'ya gitmektedir.

Şimdi, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, içeride ve dışarıda yapması gereken çok önemli görevleri vardır. Vatanseverliğinden emin olduğumuz İçişleri Bakanımızın bu meseleyi muhakkak surette Türkiye Büyük Millet Meclisine getirmesinde ve millî davamız Kıbrıs gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu davanın tartışılmasında, terörün tartışılmasında ve buna karşı alınması gereken tedbirlerin yeniden gözden geçirilmesinde fayda olduğunu ifade ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Köse, lütfen toparlayın.

İSMAİL KÖSE (Devamla) – Bitireceğim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, güneydoğuda olağanüstü halin yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. İl valilerimize gerekli yetki ve sorumluluklar verilmek suretiyle, Türk güvenlik kuvvetlerimizin de bu organizasyon içerisinde görevleri yeniden tayin edilmek suretiyle, meseleyi muhakkak surette il ve ilçe bazına indirgememiz gerekiyor. Dolayısıyla, meselenin muhakkak surette gündemden kaldırılabilmesi için, siyasetüstü yeni bir politikanın ortaya çıkmasından yana olduğumuzu ifade ediyoruz.

Şu anda, cumartesi-pazar günleri, Genel Başkanımız Sayın Dr. Bahçeli ile birlikte, Muş ve Bitlis İllerinde, Ahlat, Adilcevaz, Tatvan İlçelerinde yapmış olduğumuz gezilerden sonra, oradaki insanlarımızın, bu kadar sıkıntıya rağmen, bu kadar baskıya rağmen...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Köse.

İSMAİL KÖSE (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkanım.

... onbeş yıldan bu yana dayandıklarını gördük. Bu vatandaşlarımızı, hemşerilerimizi yürekten kutluyorum, kendilerine, Allah razı olsun diyorum; şehitlerimize Allah rahmet etsin diyorum. Ancak, bu meselenin, muhakkak surette, bu Yüce Mecliste yeniden değerlendirilmesinin gerektiğini ifade ediyorum.

Ahlat'ta bulunan, Türkün ilk ayak bastığı 200 dönümlük mezarlığın ve Selçuklu'ya ait kümbetlerin de Sayın Kültür Bakanımız tarafından gözden geçirilmesini ve destek olunmasını rica ediyorum.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Köse.

Gündemdışı konuşmayı yanıtlamak üzere Hükümetten bir talep yok.

Cumhurbaşkanlığı tezkereleri vardır; okutuyorum:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Başbakan A. Mesut Yılmaz’a, dönüşüne kadar Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1617)

17 Temmuz 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamalarına katılmak üzere, 20 Temmuz 1998 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Başbakan Mesut Yılmaz'ın dönüşüne kadar; Başbakanlığa, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit'in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Diğer tezkereyi okutuyorum :

2. – Kuzey KıbrısTürk Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’e, dönüşüne kadar, Millî EğitimBakanı Hikmet Uluğbay’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1618)

17 Temmuz 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamalarına katılmak üzere, 20 Temmuz 1998 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Prof. Dr. Şükrü S. Gürel'in dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay'ın vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Bazı sayın milletvekillerinin izinli sayılmalarına dair Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup, ayrı ayrı oylarınıza sunacağım:

3. – Bazı milletvekillerine izin verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1619)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Aşağıda adları yazılı sayın milletvekillerinin, hizalarında gösterilen süre ve nedenlerle izinli sayılmaları, Başkanlık Divanının 16.7.1998 tarihli toplantısında uygun görülmüştür.

Genel Kurulun onayına sunulur.

Hikmet Çetin

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

“Bursa Milletvekili Ali Osman Sönmez, hastalığı nedeniyle 5.3.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 21 gün,”

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"Bursa Milletvekili İbrahim Yazıcı, hastalığı nedeniyle 29.6.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 15 gün,"

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"Çorum Milletvekili Ali Haydar Şahin, hastalığı nedeniyle 7.7.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 30 gün,"

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"Diyarbakır Milletvekili Sebgetullah Seydaoğlu, hastalığı nedeniyle 24.6.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 20 gün,"

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"Giresun Milletvekili Ergun Özdemir, mazereti nedeniyle 17.3.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 24 gün,"

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş, mazereti nedeniyle 10.6.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 21 gün,"

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"İstanbul Milletvekili Ekrem Erdem, mazereti nedeniyle 30.3.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 16 gün,"

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"İstanbul Milletvekili Mehmet Fuat Fırat, mazereti nedeniyle 13.7.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 12 gün,"

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"İstanbul Milletvekili Hüseyin Kansu, hastalığı nedeniyle 7.5.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 12 gün,"

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"İstanbul Milletvekili Aydın Menderes, hastalığı nedeniyle 4.3.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 30 gün,"

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"İstanbul Milletvekili Mehmet Moğultay, hastalığı nedeniyle 19.3.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 20 gün,"

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"İstanbul Milletvekili Altan Öymen, mazereti nedeniyle 22.4.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 20 gün,"

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"İstanbul Milletvekili Namık Kemal Zeybek, mazereti nedeniyle 15.3.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 14 gün,"

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"İzmir Milletvekili Işın Çelebi, hastalığı nedeniyle 8.6.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 15 gün,"

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"Karaman Milletvekili Abdullah Özbey, hastalığı nedeniyle 6.7.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 20 gün,"

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"Kayseri Milletvekili Ayvaz Gökdemir, hastalığı nedeniyle 17.4.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 96 gün,"

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"Konya Milletvekili Ahmet Alkan, hastalığı nedeniyle 25.5.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 50 gün,"

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"Konya Milletvekili Veysel Candan, mazereti nedeniyle 30.6.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 18 gün,"

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, hastalığı nedeniyle 14.5.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 24 gün,"

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"Sıvas Milletvekili Nevzat Yanmaz, mazereti nedeniyle 30.3.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 18 gün,"

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

"Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak, hastalığı nedeniyle 15.6.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 15 gün,"

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, bir sayın milletvekiline ödenek ve yolluğunun verilmesine ilişkin tezkeresi vardır; okutup oylarınıza sunacağım :

4. – Kayseri Milletvekili Ayvaz Gökdemir’e ödenek ve yolluğunun verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1620)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Hastalığı nedeniyle bu yasama yılında aralıksız olarak iki aydan fazla izin alan Kayseri Milletvekili Ayvaz Gökdemir'e, İçtüzüğün 154 üncü maddesi gereğince ödenek ve yolluğunun verilebilmesi, Başkanlık Divanının 16.7.1998 tarihli toplantısında uygun görülmüştür.

Genel Kurulun onayına sunulur.

Hikmet Çetin

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, bir sayın milletvekilinin izinli sayılmamasına ilişkin bir tezkeresi vardır; okutup oylarınıza sunacağım:

5. – Afyon Milletvekili Kubilay Uygun’un hastalığı nedeniyle toplam 40 gün izinli sayılmasının uygun görülmemiş olduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1621)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Afyon Milletvekili Kubilay Uygun'un; hastalığı nedeniyle 22.6.1998 tarihinden itibaren 20 gün ve 13.7.1998 tarihinden itibaren 20 gün olmak üzere toplam 40 gün izinli sayılması Başkanlık Divanının 16.7.1998 tarihli toplantısında uygun görülmemiştir.

Genel Kurulun onayına sunulur.

Hikmet Çetin

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) – Neyi kabul ediyoruz Sayın Başkan?

BAŞKAN – Başkanlık Divanının tezkeresi kabul edildi efendim. İzinli sayılmamasına ilişkin Başkanlık Divanı tezkeresi kabul edildi.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Başkanlık Divanının böyle bir yetkisi var mı Sayın Başkan? Neye göre yapılıyor?

BAŞKAN – Sayın Güven, Başkanlık Divanının yetkisi var. İçtüzükte var ve burada...

TURHAN GÜVEN (İçel) – Ben kimseyi savunmak için söylemiyorum; ama, cumhuriyet tarihinde böyle bir şey yok; aksi sabit oluncaya kadar raporlar geçerlidir.

BAŞKAN – Sayın Güven...

TURHAN GÜVEN (İçel) – Böyle bir şeye karar...

BAŞKAN – Sayın Güven, Başkanlık Divanının bu yetkisi var ve buradaki oylama da, İçtüzük gereğince, görüşmesiz yapılacak. Onun için, görüşme yapma şansımız da yok.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Olur mu böyle şey!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

Önce, yarım kalan işlerden başlayacağız.

V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifinin ikinci müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Müzakere ertelenmiştir.

2. – Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/669) (S. Sayısı : 338)

BAŞKAN – 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin maddeleri, üzerindeki önergelerle birlikte, İçtüzüğün 88 inci maddesine göre Komisyona geri verilmişti.

Komisyon, raporunu henüz vermediğinden teklifin müzakeresini erteliyoruz.

3. – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının aynı mahiyetteki kanun teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı : 553)

BAŞKAN – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Müzakere ertelenmiştir.

4. – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/689) (S. Sayısı : 631)

BAŞKAN – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Müzakere ertelenmiştir.

5. – Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Konya Milletvekili Ahmet Alkan’ın, İstanbul Milletvekili Emin Kul’un, Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 30 arkadaşının, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 30 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 33 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 30 arkadaşının, Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz’ın, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı’nın, Adana Milletvekili Arif Sezer’in, Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, İstanbul Milletvekili Cefi Kamhi’nin, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın, Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın, Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 6 arkadaşının, Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş, Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Metin Işık, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan ve 6 arkadaşının, benzer mahiyetteki kanun teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı : 626)

BAŞKAN – Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Tekliflerinin müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon?.. Yok.

Müzakere ertelenmiştir.

6. – Emniyet Teşkilâtı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/217) (S. Sayısı : 132)

BAŞKAN – Emniyet Teşkilatı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 sayılı Kanun Hükmünde Kararnemeye ilişkin kanun tasarısının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Müzakere ertelenmiştir.

7. – Isparta Milletvekili Ömer Bilgin’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/1081) (S. Sayısı : 540) (1)

BAŞKAN – Isparta Milletvekili Ömer Bilgin'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon raporunun görüşmelerine başlıyoruz.

Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Hükümeti, burada, görüş bildirmesi açısından değil, bir idarî süreç olduğu için, soru sorulması halinde yanıtlamak üzere, İçtüzük gereği arıyoruz.

Sayın milletvekilleri, rapor 540 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Raporun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım.

Raporun okunmasını kabul edenler_ Kabul etmeyenler_ Raporun okunması kabul edilmemiştir.

Rapor üzerindeki görüşmelerde şahsı adına 2 üyeye, istediği takdirde Komisyona ve son olarak da, yasama dokunulmazlığının kaldırılması istenen milletvekiline söz verilecek; görüşmelerin bitiminde yasama dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmaması konusu oylarınıza sunulacaktır.

Konuşma süreleri, şahıslar adına 10'ar dakika, Komisyon için 20 dakikadır.

Şahsı adına, Sayın Halit Dumankaya; buyurun.

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri, bizleri televizyonları başında izleyen aziz vatandaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Esasında, TURBAN yolsuzluğu, gerçekten asrın yolsuzluğudur. TURBAN yolsuzluğuyla ilgili olarak kurulan komisyon özveriyle çalıştı. Komisyonda bulunan arkadaşlarımla beraber, 150 000 evrak inceledik. Komisyonda, gece demeden gündüz demeden çalışan bürokrat arkadaşlarıma da huzurunuzda teşekkür ediyorum.

Komisyon kurulduktan sonra, ilk defa -bir araştırma komisyonu, bir tespit komisyonuydu- evrakları inceledik ve çeşitli savcılıklara 139 suç duyurusunda bulunduk.

Bu olayın üç ayağı vardır: Bu ayaklardan biri, devletin üst katına dayanmakta; biri, şu anda milletvekili olan eski genel müdür ve diğeri de bürokratlardır. Bürokratların dokunulmazlığı olmadığı için, bürokratlar çeşitli mahkemelerde yargılanmaktadır ve şu anda, ağır ceza asliye ceza- da, çeşitli mahkemelerde yargılanan 41 bürokrat bulunmaktadır; ama, gel gelelim ki, esas, olayın iki önemli ayağı vardır. Bu iki önemli ayaktan biri, şu anda dokunulmazlığının kaldırılmasını görüştüğümüz eski genel müdür ve Isparta Milletvekili olan Ömer Bilgin; diğeri de, eski başbakan ve onun eşidir.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, dokunulmazlıkların kaldırılmasını görüşüyoruz, başka şeylerden bahsediyor; konuşmasını kesin.

HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, TURBAN'la ilgili görüştüğümüze göre, TURBAN'daki bütün yolsuzlukları, burada değerli arkadaşlarımın gözleri önüne sermek istiyorum ki, bu değerli arkadaşlarım oylarını kullanırken, gönül rahatlığıya kullansınlar.

BAŞKAN – Sayın Dumankaya, yalnız, konunun, Sayın Bilgin'le ilgili kısmı lütfen...

HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Tabiî.

Değerli arkadaşlarım, bürokratlarla ilgili mahkemeler görülürken, hâkimler, savcılar, karar verememektedirler; çünkü, mahkemeler, esasında durmuş vaziyettedir. Bakınız, o zaman genel müdür olan, şu anda milletvekili olan kişi, 30.12.1993 tarihinde bir genelge yayımlamıştır; o da şudur: "Genelge: Genel Müdürlüğümüzce yapılan tespitlerde, işletme yöneticilerinin, Genel Müdür adına kendilerine iletilen talimatlara gereken özeni göstermedikleri görülmüştür. Gerek yazılı gerek telefonla verilen talimatlara, tüm işletme yöneticilerinin titizlikle uymaları gerekmektedir. Bu hususa dikkat etmeyen kişiler hakkında kanunî işlem yapılacaktır. Bilgi ve gereğini önemle rica ederim." Yani "sadece yazılı değil, telefon talimatıma da uyacaksın" diyor. İlgili milletvekilinin dokunulmazlığı olduğundan, hâkimler ifade alamamaktadır; alamayınca, o zaman -eğer bu talimatı vermiş ise- ilgililer ayrı ceza alacak, bu genel müdür ayrı ceza alacaktır.

Dolayısıyla, 55 inci Hükümet kurulduktan sonra oluşturulan komisyonlar, tozlu raflarda bulunan dokunulmazlık dosyalarını Meclisin gündemine getirdiler. Bazıları hafif suç olduğu için onları ertelediler; ama, yüz kızartıcı suçlardan dolayı olanları da Meclise getirdiler.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, şimdi, bu Meclise önemli bir görev düşmektedir. Meclisimizin üzerinde baskılar vardır. Nedir bu baskılar; bu kişilerin behemahal yargılanmaları lazım; illâ da ceza almaları veyahut da almamaları bakımından değil, mahkemeye giderek, ya aklanıp gelmeleri veyahut da cezalandırılıp, bu ulvî çatı altında bulunmamaları lazımdır.

Değerli arkadaşlarım, 540 sıra sayılı dokunulmazlık raporu, kurumun telefonlarını seçim anında kullanmakla ilgilidir. Nasıl kullanmaktır; kurumun 8 telefonunun başına, Genel Müdürlüğün personeli oturtuluyor. Gerek Isparta'daki delege seçimlerinde gerekse genel seçimlerde, bu telefonlarla Isparta ile görüşmeler yapılıyor. Nasıl yapılıyor biliyor musunuz değerli arkadaşlarım, PTT Genel Müdürlüğünden aldığımız evraklara baktığımızda, aralık ayında 6 000 telefon görüşmesi yapılıyor, 5 600'e yakını Isparta ile yapılıyor ve oradaki delegelere, partililere telefonla seçim anketleri yaptırılıyor.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, bu raporları incelerken deniyordu ki "bu raporlar kasıtlı hazırlanmıştır, kin duyularak hazırlanmıştır." Bu roparların hazırlanışında hiçbir kasıt olmamıştır. Komisyon üyesi arkadaşlarımla beraber çok titiz davrandık. Dolayısıyla, hazırladığımız ve mahkemeye gönderdiğimiz suç duyurularından, fezlekelerden bir tanesini bile hâkimler, savcılar geri göndermemişlerdir. 120 fezleke birleştirilmiştir ve 8'i şu anda Meclisimize gelmiş durumdadır. Biri, Anayasa ve Adalet Karma Komisyonuna gelmiş ve orada dokunulmazlığı kalkmıştır. Dolayısıyla, bizim tarafsız olarak hazırladığımız bir rapordur.

TURBAN yolsuzluğu, esasında, şurada çok açık olarak söylüyorum ki, hukuk fakültelerinde ders olarak okutulabilir. TURBAN yolsuzluğu gerçekten de bir doktora tezi olabilir.

Bu duygularla, vereceğiniz oyların müspet olacağına inanıyor, Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şahsı adına başka söz talebi?.. Yok.

Sayın Komisyon, söz talebiniz var mı efendim?

ANAYASA VE ADALET KOMİSYONLARI ÜYELERİNDEN KURULU KARMA KOMİSYON BAŞKANI ATİLÂ SAV (Hatay) – Efendim, kısaca bir şey söylemek istiyorum yerimden.

BAŞKAN – Buyurun.

ANAYASA VE ADALET KOMİSYONLARI ÜYELERİNDEN KURULU KARMA KOMİSYON BAŞKANI ATİLÂ SAV (Hatay) – Sayın Başkanım, Komisyonumuz, dokunulmazlığının kaldırılması istemiyle gelen dosyalarda, Anayasa Mahkemesinin bu konudaki yerleşik içtihadını da göz önünde tutarak, dört noktada dikkatli inceleme yapmaktadır:

Bunlardan birincisi, suçlamanın ciddiliğidir. İsnadın ciddiliğiyle birlikte, gerçeğe uygunluğunu ortaya koyan vakaların, belgelerin ve bilgilerin varlığıdır.

İkincisi, istemin, siyasal amaçlara dayanmaması, gerçekten hukukî nitelikte bulunmasıdır.

Üçüncüsü, üyenin onurunun ve şerefinin korunmasıdır.

Dördüncüsü de, hukukî gerçeklerin dışına çıkılmamasıdır.

Bu dosyada, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan fezlekede, Türk Ceza Kanununun 240 ncı maddesine göre, Isparta Milletvekili Sayın Ömer Bilgin'in, TURBAN Genel Müdürü olduğu dönemde, kurumun bazı imkânlarını, siyasî amaçla ve kişisel çıkar sağlamak için kendi yararına kullandığı iddiası bulunmaktadır. Bu iddiayı göz önünde tutan Komisyonumuz, dokunulmazlığının kaldırılması görüşünü benimsemiştir. Maruzatım bu kadar Sayın Başkanım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Bilgin, buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

ÖMER BİLGİN (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, biraz önceki konuşmacıya şunu söylemek istiyorum: Benim 8 fezlekemin 2 tanesinden arkadaşlarım beraat etmiştir; 1 tanesi de bu fezlekedir, arkadaşlarım bundan da beraat etmiştir; dolayısıyla, zaten, ben de, savcıya ifademi verdiğim takdirde, bu fezlekeden beraat etmiş olacağım. Bu arkadaşımız iyi takip edememiş, bilgilendirmek istedim.

Ayrıca, burada, hemen şunu söylemek istiyorum: Ben, dokunulmazlık zırhının arkasına sığınmayacak kadar delikanlı bir insanım. (CHP ve DSP sıralarından "Oo" sesleri, alkışlar [!]) Dokunulmazlığın kaldırılmasını, burada ben istiyorum, ben talep ediyorum...

METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – Dokunulmazlığınızın kalkması yönünde Grubunuz olumlu oy kullanacak mı?

ÖMER BİLGİN (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, TURBAN, benim göreve geldiğim 1992 yılından beri, her yıl, kendi denetçileri ve yönetim kurulu tarafından ibra edilmiştir. TURBAN Genel Müdürlüğü, statüsü gereği de, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun denetimine tabidir. Bu sebeple, benim genel müdür olduğum 1992-1995 yıllarında, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunca denetlenmiş ve herhangi bir soruşturma açılmamıştır. Ayrıca, her yıl Başbakanlık Teftiş Kurulunca da teftiş görmüş; bunun dışında, Türkiye Büyük Millet Meclisi KİT Komisyonunca TURBAN'ın her yılı denetlenmiş, hesapları genel görüşmeden geçmiştir.

Bu raporu düzenleyenler o dönemlerde KİT Komisyonlarında üyeyken "yolsuzluk tespit ettim" dedikleri konularda, hakkımda cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmuş; bunlar, savcılıklarda incelenmiş, kamu adına kovuşturmaya yer olmadığı görüşüyle, takipsizlik kararları verilmiştir; ama, bu şahıs, yargıdan da, kendisine yarayacak ve kendi söylediklerini teyit edecek bir sonuç alamayınca, Türkiye Büyük Millet Meclisinde TURBAN Araştırma Komisyonunun kurulmasını sağlamıştır. Ben de açıkça söylüyorum; yıllardır süren bu karalama kampanyasının artık sona ermesini, gerçeklerin ortaya çıkmasını ve bu şahsın, her gün, televizyonlara, gazetelere çıkarak, insanların beynine işlediği bu uydurma yolsuzluk hikâyesinin sonuçlanmasını istemiş ve "evet" oyu vermiştim.

Bu zat, Komisyonun tarafsız bir tutumla çalışmasına tahammül edemeyeceğinden, kendi görüşleri ve amaçları doğrultusunda çalışmalarını temin etmek için, siyasî bir manevrayla, Komisyon Başkanı olmuştur. Dünyanın hiçbir yerinde görülmeyecek bir şekilde, iddiaların sahibi olarak savcı, Komisyon Başkanı olarak da hâkim koltuğuna oturmuştur. Esas yanlışlık buradan gelmektedir.

Bu Komisyon Başkanı tarafsız olmadığından, rapor da taraflı yazılmıştır. Komisyon üyesi 9 kişiden 5'inin reddettiği ve siyasî amaç doğrultusunda hazırlandığı inancıyla imzaladığı bu rapor, yangından mal kaçırır gibi, Komisyon üyelerinden bile saklı gizli olarak, bizzat bu şahıs tarafından ve onun siyasî görüşünü kurtaracak doğrultuda hazırlanmıştır. Bu soruşturmayı bizzat kendisi yönlendirmiş ve hukukun üstünlüğü yerine, kendi siyasî görüşünün üstünlüğünü sağlamak amacıyla bu raporu tanzim etmiştir. TURBAN konusunda Türkiye Cumhuriyetindeki en taraflı kişi, bu şahıstır. Doğal olarak da, bu taraflı tutumu, Komisyon çalışmalarının rapor haline getirilmesine kadar devam etmiştir. Bu şahsın, rapor tanziminde adil ve tarafsız olması beklenemezdi; sonuçda öyle olmuştur.

Şimdi, sizlere, Türkiye Büyük Millet Meclisi TURBAN araştırma dosyasından, yani, TURBAN raporundan bazı örnekler vermek istiyorum. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilen suç duyurularının çoğunun konusu, naylon fatura düzenlemek ve bedelini zimmetlerine geçirmektir. Bu davalara konu olan, sadece bazı konuları açmak istiyorum. Burada, bir firmaya, TURBAN tesislerindeki kazanın bakım ve onarımı yaptırılmış; yapan şirket ticaret odasına kayıtlı, şirketin sahibi var, şirketin Maliyeye tescili var, şahıs her yıl Maliyeye vergisini ödemiş, TURBAN'a kesilen fatura Maliyeden tasdik edilmiş, firma faturanın KDV'sini ödemiş; raporla bu faturaya bile dava açılmıştır. Peki, sizlere soruyorum; bunun neresi naylon? Bu konu, elbette ki, yargıya intikal etmiştir ve de yargı bunu çözecektir.

Ayrıca, kazanların bakım ve onarımıyla ilgili olarak Kemer Marina da dava edilmiş; oysaki, Kemer Marinada otel yoktur ki, kazan olsun; kazan olmayan yerde neyin bakımı yapılacak? Bu davada, hâkim, Kemer Marina Müdürüne soruyor: "Kazanları nasıl temizlettiniz?" Müdür arkadaş da "efendim, marinada kalorifer kazanı yok ki, neyin temizliği yapılmış" deyince, hâkim şaşırıyor; ama, bu şahıs, bütün otelleri savcılığa verince, dava sayısı kabarık olsun diye, Kemer Marinaya da dava açmıştır. Ben, yorumu sizlere bırakıyorum.

Bir başka dava konusuna gelmek istiyorum. Ücretsiz konaklamalarla ilgili 7 dava açılmış; bu davaları açtıran mantık çok ilginç. Turistik işletmelerde tüm yıl boyunca bütün odaların dolu olacağı varsayımından yola çıkılarak, işletmede boş kalan odalar, sanki ücretsiz konaklama yapılmış gibi hesaplanmış ve işletmeye verilen zarar olarak ortaya çıkmıştır. Hangi otelde tüm yıl boyunca bütün odalar dolu olabilir? Kaldı ki, bizim tesislerimizin sezonları vardır; zaten, çoğu otelimiz üç ay çalışır, dokuz ay yatar. Turizm işletmeciliğinde temel kuraldır; özel sektörde de uygulama böyledir; ama, raporu düzenleyenler, TURBAN tesislerinin yıl boyunca boş kalan her odasının boş geçmiş gibi değil, para olarak, dolar olarak hesaplamış, her işletme için ayrı ayrı dava açtırmışlardır.

Bir başka konuya geliyorum. Kemer marinada "Vanessa" adlı bir yatla ilgili soruşturma yapılmıştır. Bilindiği gibi, yat işletmeciliği dünyada ve ülkemizde pahalı sektör olduğundan, yat sahiplerinin, zaman zaman, marinaya olan borçlarını ödeme sıkıntısı içine girdikleri sık sık görülen durumdur. Kemer marinada da, buna benzer bir durumla, marinaya olan borçlarının birkısmını ödeyemeyen, bunun için de, borçlarını ödeyinceye kadar marinada bağlı tutulan onlarca yat vardır. Ancak, aynı durumdaki bu yatlardan sadece Vanessa yatıyla ilgili rapor tutulmuştur. Marinanın bu yatın borcunu tahsil etmediği iddia edilmektedir. Halbuki, Vanessa yatı ve diğer yatların durumları aynıdır. Bu yatların borçlarını ödemeden marinadan bırakılmaları mümkün değildir; onun için de, yatlar, marinada bağlı tutulmuştur. Ama, sadece Vanessa yatıyla ilgili soruşturma yapılmış...

Peki, bu, yolsuzluk idiyse, neden diğer yatlar hakkında soruşturma yapılmamıştır. Nedenini söylüyorum; çünkü, Vanessa yatının sahibi, Sayın Genel Başkanımız Tansu Çiller'e yakın bir isimdir de ondan. Ancak, marina yönetimince, bu yata, diğer emsal yatlara yapılan uygulamadan farklı bir hiçbir işlem yapılmamıştır; ama, bu raporu düzenleyen şahıs, sadece Sayın Çiller'in adını kullanmak için bu konuyla ilgili soruşturma açtırmıştır.

TURBAN Kuşadası'ndaki faks cihazının, Sayın Özer Çiller'in Kuşadası'ndaki evine gönderildiği iddia edilmiştir. Sayın Özer Çiller, bir faks cihazına ihtiyacı olduğu takdirde, bunu TURBAN'dan istemez, kendisi alır. Böyle bir konu gündeme dahi gelmemiştir, uydurmaca bir hikâyeden ibarettir; jetsky de, yalının boyası da uydurmadır.

Yine, koruma polislerinin, TURBAN tesislerinde yiyip içtiklerini iddia etmiştir. Devlete hizmet veren Türk polislerinin, devletin malı olan bir tesiste yiyecek bir kap yemekleri her zaman vardır. Bunlar, o gün Sayın Tansu Çiller'in korumaları olur, bugün Sayın Mesut Yılmaz'ın olur; yarın da bir başka başbakanın olur. Bunları konuşmak dahi yanlıştır, suiistimalin bu kadarı da fazladır. 

Bu fezlekeler, taraflı ve kasıtlı kurum müfettişlerinin hazırladıkları raporlara göre düzenlenmiş fezlekelerdir. Bu müfettişler, personeli çağırarak "ya işinizden olacaksınız ya da Ömer Bilgin'i karalayan ifadeleri imzalayacaksınız "demişlerdir ve bu fezlekeler de ancak bu şekilde düzenlenmiştir.

Şimdi, sizlere, çok önemli bir konuyu hatırlatmak istiyorum. Biliyorsunuz, bu komisyonun esas amacı, Sait Halim Paşa Yalısı yangınını araştırmak idi. Bunun gerekçesi de, bu şahsın, yalıyı, kasıtlı olarak benim yaktırdığımı söylemiş olmasıydı. İşte, elimde, bu şahsın, Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanaklarında yer alan konuşmaları var. Bakın, ne diyor: "Sait Halim Paşa Yalısı yanmıştır; ama, bana göre, yakılmıştır. Bu tablolardan hangileri Başbakanın elindedir, hangileri İsviçre'ye gitmiştir? Yalının içi boşaltılmıştır."

13 Kasım günlü Hürriyet Gazetesinde ise, sürmanşet, yine, bu şahıs, Sait Halim Paşa Yalısının içindeki tarihî eşyaları değiştiren TURBAN yetkililerinin, bile bile yaktıklarını söylüyor ve "Ömer Bilgin milletvekili adayı olmak için istifa edince, olay ortaya çıkmasın diye yalıyı yaktılar" diyor. Aynı şekilde, diğer gazeteler de bu iddiaları manşetten veriyor.

Bu şahıs, günlerce televizyonlara çıkarak, iddialarını, kamuoyuna ezberletiyor, hop oturup hop kalkıyor, insanların beyinlerine bu hikâyeyi nakşediyor ve bunu araştırmak için de komisyon kurduruyor; ama, Sait Halim Paşa Yalısı yangınının TURBAN'la hiçbir alakasının olmadığının, yalıdaki tabloların orijinallerinin, TURBAN yetkililerince, birbuçuk yıl önce bir komisyona devredildiğinin tutanaklarını ve gerçeği görünce ne yapıyor biliyor musunuz, bu konunun üzerinden atlıyor, es geçiyor... Raporu hazırlayanların bu kadar iddiaları olan bu konuda komisyon kurulmuştur. Komisyonun kurulma amacı, Sait Halim Paşa Yalısı yangınıdır; ama, bu konuya, raporda tek sayfa yer ayrılmamıştır; çünkü, bu şahsın, kamuoyunu günlerce meşgul ederek hazırladığı senaryodan, eli boş çıkmıştır.

Hani, çalınan tabloları, yurt dışından eliyle koymuş gibi alıp getirecekti?! Hani, yalıyı ben yaktırmıştım?! Raporun neresinde bununla ilgili bir şey var; yok; o günde yoktu, bugün de yok... Ama, aynen, personel alımları gibi; satıp, parasını yediğimiz 22 araç gibi; aynen, muhtarlar hikâyesi gibi; otel olmayan yerde açtığı, free (serbest) konaklama davası gibi; yine, otel olmayan yerde kazan temizleme davası gibi, bu da, şahsın, o gün yapması gereken oyunun bir parçasıydı.

Burada, çok açık söylemek istiyorum : Genel müdürlüğüm döneminde, ne Sayın Özer Çiller'den ne de Sayın Genel Başkanım Tansu Çiller'den, devletin ve bu milletin aleyhine olacak kanunsuz veya kanuna uygun bir talep almadım.

Sayın Özer Çiller'i tanıdım. O, benim için, sadece, tam bir beyefendidir. Onu tanımaktan dolayı çok mutluyum; çünkü, yalılarda oturmasına rağmen, Anadolu'nun köylü çocuklarına karşı onda bir hasret, onda bir köylü çocukluğunun sıcaklığını ve nefesini gördüm. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından "bravo" sesleri, alkışlar!)

Sayın Genel Başkanım Tansu Çiller'de ise, milliyetçilik, dürüstlük, mertlik, cesaret gördüm; yani, tek kelimeyle "aslanın, erkeği dişisi olmaz" derler.

Benimle görev yapmış tüm arkadaşlarıma buradan sesleniyorum: Sizler, gecenizi gündüzünüze kattınız, "salla başını, al maaşını" yapmadınız, ailelerinizi ihmal ettiniz, ananızı, babanızı, kardeşlerinizi, dostlarınızı, hatta, çocuklarınızı ihmal ettiniz; ama, sizde, ülke sevdası, millet sevdası üstün geldi, görev yaptınız. Şimdi ise mağdur oldunuz. Buna rağmen "uğrunda acı çektikçe, içimizde sevdası büyüyen ülkemiz, milletimiz uğruna canımız, bir defa değil, bin defa feda olsun" dediniz.

Benimle görev yapmış arkadaşlarıma, buradan şükranlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Hiçbir endişeniz olmasın, güneş balçıkla sıvanmaz; hak yerini bulacaktır. Perşembenin gelişi çarşambadan belli olur; korkunun ecele de faydası yoktur. Çünkü, bugün, devletin yanında olanlara çete; devleti bölenlere, vurgunculara, soygunculara, köşe dönmecilere ise vatan evladı deniliyor.

Bu raporun sonuçlarını incelerken, sırf siyasî bir hesap uğruna dürüst bürokratların cesaretlerinin nasıl kırıldığını da gözardı edemezsiniz.

TURBAN'da ilkeli ve dürüst çalışan üst düzey bürokratlar, hiç hak etmedikleri ithamlarla karşılaşmışlar ve bunun sonucu da, bu devlete hayırlı olacak hiçbir şeyin altına imza atamaz hale gelmişlerdir.

Benim genel müdürlüğüm döneminde tek suçum aktif çalışan bir bürokrat olmamdı. Benim, tesisleri nasıl aktif hale getirdiğim, nasıl Türk Halkına açtığım, geceleri uykuları kaçırdığım bellidir.

TURBAN'ı hantal devlet kuruluşu gibi yönetseydim bunların hiçbiri olmayacaktı; ama, ben, doğuda PKK'ya kurşun sıkan, onlara göğsünü siper eden askerlerimize, onların analarına, Türk polisine, memuruna, işçisine, emeklisine, duluna, yetimine TURBAN tesislerini açtım. Ben, bu devlette genel müdürsem, üzerimde, bu ülkenin insanlarının hakkı vardır diye düşündüm. Ben, TURBAN'da 6 500 kişiye aş sağladım, iş sağladım, ekmek sağladım; bunun sevabı da, şerefi de, gururu da bana yeter.

Bizi, kamuoyuna suçlu gösterip, Doğru Yol Partisi Genel Başkanını yıpratmaya yönelik bu senaryoların arkasındaki güç odaklarına sesleniyorum. Bizi suçlayacaksınız, bize her türlü çamuru atacaksınız, attıracaksınız; ama, bize, asla "partisine, liderine ihanet etti, satıldı" demeyecekler, dedirtmeyeceğiz...

Değerli milletvekilleri, benim, bu yaşıma kadar, hukukun dışında hiçbir işim olmadı. Yasaların suç saydığı hiçbir işi yapmadım. Veremeyeceğim hiçbir hesabım yoktur. Başım diktir. Cenabı Allah'tan başka da kimseden korkum yoktur.

Buradan, bir de, Türk Milletine sesleniyorum: Şu andan itibaren dokunulmazlığım yoktur; kimin elinde, benimle ilgili bilgi ve belge varsa, yarın sabahtan itibaren, devletin savcılarına, hâkimlerine versin. Şartlar ne olursa olsun, devletin savcılarına, hâkimlerine; yani, yüce adalete güveniyorum, inanıyorum. Devletin hâkim ve savcılarına baskı yapıyorsunuz...

EMİN KARAA (Kütahya) – Ayıp... Ayıp...

ÖMER BİLGİN (Devamla) – Her gün onlara telefonlar yağdırıyorsunuz, ricacılar gönderiyorsunuz "TURBAN'da mutlaka suç ve suçlu yaratacaksınız" diyorsunuz. Açık söylüyorum: Adalet, bir gün size de lazım olacaktır; gün olacak devran dönecek, bu yapılanların hesabı, elbet, bir gün verilecektir.

TURBAN yutturmacasının gölgesinde, Türkiye'de, bakınız, neler gelişti... Sözlerimi bunlarla bitireceğim; 8 dosyayla ilgili ayrı ayrı konuşmayacağım, her dosyayla, vaktinizi ayrı ayrı almayacağım, bu konuşmalarım burada son bulacaktır. Onun için, TURBAN yutturmacasının arkasında neler olduğunu iki dakika içinde gözlerinizin önüne sereceğim...

FATİH ATAY (Aydın) – Bravo delikanlı Ömer!..

ÖMER BİLGİN (Devamla) – Turizm tahsislerinde, bir kadının, Antalya-Kemer'deki tapulu arazisi, buğday ekili vaziyette, bir holdinge tahsis edildi. Holding yetkilileri, buğdayın biçilmesini bile beklemeden, ailenin gözleri önünde buğdayını yolup attılar ve kadının, tapulu arazisi üzerine holdingin 5 yıldızlı otelini diktiler. Adalet, geç tecelli etti; ama, neticede hak yerini buldu; yargı, araziyi yeniden kadına verdi. Danıştay Genel Kurulu da bu kararı onayladı. Buna rağmen, kadın, şu anda, Antalya-Kemer'de kendi tapulu malı olan arazinin üzerindeki bu 5 yıldızlı otelde bir temizlik işçisi olarak çalışıyor. İsteyene adresini verebilirim; kadınla görüşebilirsiniz.

Elektrik şirketlerini ihaleye açtınız. Isparta'da Sanayi Odası Başkanlığında 5 bin kişilik girişimci vatandaş, ihaleye girmesine rağmen, elektrik şirketini, vatandaş girişimciliğine değil, ağalara, patronlara verdiniz.

"Petrol Ofisini blok satacağız"dediniz, asıl ihaleyi, kazanana değil, üçüncü kişiye verdiniz. Birinci kişiye inanmıyorum, üçüncü kişiye vermekle "tabana yaydık" dediniz; keşke bu kadar emir kulu olmasaydınız!

Televizyonlarda ve Mecliste bu kürsüyü defalarca yarım Türkçesiyle işgal ederek, felaket tellallığı yapıp, dikkatleri TURBAN ve Sayın Özer Çiller'e çektiniz.

Şahsım ve arkadaşlarımla ilgili 153 suç duyurusu yaptılar; ama, şu anda, benimle ilgili, sadece 8 fezleke var; arkadaşlarım, 8 fezlekenin 2'sinde beraat, 1'inde takipsizlik kararı aldılar. Dolayısıyla, 8 fezlekenin şu anda 3'ü kalkmış durumdadır.

Bu fezlekelerle ilgili de yargı önüne çıkar, yargılanır ve bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da anlımız açık, başımız dik, Cenabı Allah'ın izniyle, ben, yine buralarda olurum; lakin, Parlamentoyu "araştırma, soruşturma" diye mahkeme kalemine çeviren felaket tellallarının bir daha milletvekili olabilmesi için artık, TURBAN yetmeyecektir!

TURBAN'da, bırakın trilyonları, 1 milyar ve üzerindeki tüm ödemeler ancak, işçi ücretleri için yapılmıştır; onun dışında, 5 yılda yaptırılan tüm işler için ödemeler, uzun vadeli ve sadece ve sadece 20 milyon, 40 milyon, 50 milyon, 70 milyon şeklinde ödemelerdir; yani, TURBAN'a parasal boyutta bakarsak, ne vurgun vardır ne de soygun.

Yalı yangını, kaybolan tarihî eserler, kaybolan arabalar nerede? Bunlardan "tık" yok; ama, ne hikmetse, 153 adet dosya; sırf laf olsun, dava sayısı kabarık görünsün diye açılmış davalar var.

Kaldı ki, felaket tellalarına E-5 otoyolu güzergâhını değiştirerek Pendik kavşağına dünyalığını diktirdiniz. Emlak Banka ait Ataköy Turizm Tesislerini, sessiz soluksuz, yine, bu şahsa yemlediniz. Sayın Tansu Çiller, kendisini bu kürsüden aslanlar gibi her zaman savunur; ama, bu kürsüde, üç yıldır, savunmasız bir insana, Sayın Özer Çiller'e hakaretler edildi; ama, biz, hep, yapıcı olmak için sustuk; Meclisin üzerinden kavga ve kaosu kaldırmak için sustuk; ama, neticede baktık ki, zengin mahallenin şımarık çocukları gibi, hep kendinizi haklı gördünüz.

Sayın Özer Çiller kimdir : Özer Çiller, bu ülkede yaşayan en haysiyetli insan kadar, en az o da haysiyetli, o da şereflidir. (ANAP ve CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar [!])

Özer Çiller, bu Mecliste, dürüstlüğü ağzına bile almaması gereken insanlardan çok daha dürüst, haysiyetli ve şereflidir; ama, Özer Çiller sustukça âciz zannettiniz; felaket tellallarını hep konuşturdunuz, hep suçlattırdınız. Hani derler ya "dinime küfreden, bari Müslüman olsa..."

Ömer Bilgin, bugüne kadar şerefiyle yaşadı; Ömer Bilgin, bugüne kadar tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemedi, yedirmedi; Ömer Bilgin, yetim hakkını kursağına indirmedi, paraya satılmadı... Satılmadı!.. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri [!]) Lakin, otoyollardan, elektrik santrallarından, turizm tahsislerinden, Emlakbank ve diğer kamu bankalarından edinilen haksız kazançlara vesile olan ve en son olarak da, Petrol Ofisi ihalesinde, şayet birilerine peşkeş çekilmişse, işte, bu şekilde diyet ödeyenler de, diyet alanlar da, bugün, beyefendiler, itibarlı kişiler, vatan evlatları oluyorlar!

Değerli arkadaşlarım, ben, buradan, hepinize, Yüce Meclise saygılarımı sunuyorum ve diyorum ki, benim dokunulmazlığım kalksın, Cenabı Allah'ın izniyle, ben, yüce adaletin önünde aklanır, Cenabı Allah'a şükürler olsun, yine buraya gelirim; ama, beni suçlayan insanlar, bir daha TURBAN'ı, Özer Çiller'i kalkan yaparak bu Yüce Meclise gelemeyecekler, getirtmeyeceğiz.

Allah'a emanet olun. (ANAP ve CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar [!])

Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

BAŞKAN – Rapor üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, ben de konuşacağım.

BAŞKAN – Efendim?..

TURHAN GÜVEN (İçel) – 2 kişi konuşmayacak mı Sayın Başkan!

BAŞKAN – Efendim, bir talepte bulunmadınız.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Ben de konuşacağım efendim.

BAŞKAN – Son söz savunmanındı, savunmaya sözü verdik; yani, zamanında müracaat etmiyorsunuz...

Komisyon raporu, Isparta Milletvekili Ömer Bilgin'in yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dairdir. Komisyonun bu raporunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Komisyon raporu kabul edilmiş ve Isparta Milletvekili Ömer Bilgin'in yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verilmiştir.

8. – Isparta Milletvekili Ömer Bilgin’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/853)(S. Sayısı : 541) (1)

BAŞKAN – 8 inci sırada yer alan, Isparta Milletvekili Ömer Bilgin'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon raporunun görüşmelerine başlıyoruz.

Komisyon?.. Yerinde.

Hükümet?.. Yerinde.

Rapor, 541 sıra sayısıyla bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.

Raporun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım : Raporun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir.

Rapor üzerindeki görüşmelerde, şahsı adına 2 üyeye, istediği takdirde Komisyona ve son olarak da, yasama dokunulmazlığının kaldırılması istenen milletvekiline söz verilecek; görüşmelerin bitiminde yasama dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmaması konusu oylarınıza sunulacaktır.

Konuşma süreleri, şahıslar adına 10'ar dakika, Komisyon için 20 dakikadır.

Rapor üzerinde, Sayın Halit Dumankaya'nın ve Sayın Turhan Güven'in şahsî talebi var.

Buyurun Sayın Dumankaya.

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sayın Ömer Bilgin'in şecaatlarına kısaca cevap vereceğim. (Gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, sükûneti sağlayalım.

HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, dedim ki "TURBAN yolsuzluğu, gerçekten, bir doktora tezidir; hukuk fakültelerinde ders olarak okutulabilir" bu, gerçektir.

Şimdi, Sayın Ömer Bilgin burada, hem beni, benim şahsımda komisyonu, komisyonun şahsında Anayasa Komisyonunu, Adalet Komisyonunu, hatta savcıları dahi suçlamıştır. Eğer, ben, bu Komisyonda taraflı olmuş olsaydım, bu Komisyon raporu savcılıktan dönerdi ve takipsizlik kararı verilirdi; demek ki, ben, taraflı davranmamışım, Komisyon üyesi arkadaşlarım taraflı davranmamış. Ola ki, savcılık; o da taraflı davrandı diyelim, konu, Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona gelmiştir ve bu komisyonlarda görev alanlar, hukuk konularında deneyimli kişilerdir. Bu Komisyon ve değerli Başkanı, bunu bir alt komisyona havale etti; alt komisyonda da rapor görüşüldü ve orada da suçlu bulundu, yani, mahkemeye gitmesi için karar verildi, üst komisyon ittifakla karar alamadı; karara, komisyonun DYP'li üyelerinin tamamı, Refah Partili üyelerin birkaçı muhalefet şerhi koydu.

Değerli arkadaşlarım, bu raporun 139 uncu sayfasına baktığınız zaman, Sait Halim Paşa Yalısı yangınıyla ilgili bölümü bulursunuz. Zaten, bu raporda 35 bölüm vardır ve her bir bölüm de üç dört sayfadır. Bu rapordaki yolsuzluk belgeleri 159 dosya halinde Meclis Başkanlığına verilmiştir; eğer, incelemek isteyen varsa görebilir. Bu dosyaların her biri kalın, klasör dosyadır.

Değerli arkadaşlarım, buradaki yolsuzluk, Sait Halim Paşa Yalısında yapılan yolsuzluktur. Ben, rapordan değil, oraya o işi yapan kişinin noter tasdikli verdiği ifadesinden bazı pasajlar okumak istiyorum:

"Sait Halim Paşa Yalısının su deposu yapımını, devridaim sisteminin değişim işini, yalının bahçe giriş mermerlerinin onarımı ve cilası işini, yalı tuvaletlerinin onarım işini, Carlton Oteli arsası önüne alüminyum duvar yapım işini, Carlton Otelin arsa temizliğini, dolgu ve drenaj işlerinin yapımını, yalının mutfak tadilat işlerini yapmadığım halde yapılmış gibi faturalarını ben düzenledim. Yani, bu işler kesinlikle yapılmadı; ancak, benden, yapılmış gibi fatura aldılar." İşte, bu, o ilgili kişinin noter kanalıyla verdiği ifadedir.

Değerli arkadaşlarım, bu araştırma komisyonu kurulduğu zaman, TURBAN Genel Müdürlüğünde hemen bir toplantı yapılıyor, bu toplantıya kurum personeli ve sayın Genel Müdür katılıyor. Bakın ne kararlar alıyorlar: "Sık sık, çeşitli bahanelelerle ilgili kişiler bir araya gelmeli, telaş ve panik olanlar teskin edilmelidir. Durumun değerlendirilmesi yapılmalıdır. Kriz atlatılana kadar, her türlü yönetmelik ve genelgelere harfiyen uyulması sağlanmalıdır. Meclis araştırması kitapçığı sağlanarak, incelenmeli ve yapılacak işler tespit edilerek bir plana bağlanmalı ve herkese, bu planda görevi iyice tanımlanarak, uygulanması sağlanmalıdır.

Meclis araştırmasının nasıl yapıldığı iyice araştırılarak, bilgi edinilmelidir. Mutlaka, bir araştırma önergesi TURBAN kriz masası kurulmalıdır. Masa, teşkili!.. İşletmelerde halen mevcut kapatılmamış hesap varsa derhal kapatılmalıdır.

İlgili işletmelerde sızmanın önlenmesi için gerekli tedbir alınmalıdır. Personelin güveni tam sağlanmalıdır. Personel arasında panik yaratılmamalıdır. Şüpheli personel, şüphe çekmeden pasifize edilmelidir." (DSP sıralarından alkışlar) "Halit Dumankaya ile, bire bir etkileyecek bir kişi angaje edilmelidir.

Araştırma önergesi tamamlanana kadar, ulaşım için gerekli tedbir alınmalı; telefon haberleşmesi en üst noktada emniyet sağlanacak biçimde tedbir alındıktan sonra, çok kısıtlı olarak yapılmalıdır. Halit Dumankaya'yı meşgul edecek bir konu üzerinde bir ekip oluşturulmalıdır."

Değerli arkadaşlarım, işte, panik içerisinde olan, yolsuzlukları örtmek için çalışan bu ekip, organize bir ekiptir, yani, her taraftan organize edilmiş, suç işlemeyi amaçlamıştır.

ÖMER BİLGİN (Isparta) – Ekibi kuran sensin!

HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, sahte faturaları, mahkeme kararıyla değil, Emniyet Müdürlüğünün Kriminoloji Enstitüsüne götürerek tespit ettirdik. 35 kişinin faturası 1 kişiye kesilmiş; 1 kişi kesmiştir!.. Öyle, 3 milyar, 4 milyar değil; 10 milyarlık, 15 milyarlık faturayı kesmiş; kasaya koymuş ve parayı almıştır.

Biraz sonra, Özer Çiller'le ilgili konuya değineceğim.

Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Turhan Güven, buyurun.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de, bir süreden beri, çok değişik birtakım olaylar cereyan etmekte ve kalemi oldukça kuvvetli olan bazı kişilerin hazırladığı senaryolar, hemen her gün sahnelenmek istenilmektedir.

Biraz evvel, dikkat buyurulduysa, Doğru Yol Partisi milletvekilleri olarak biz, bu senaryoya iştirak etmemek için, bu oylamada, aleyhte oy kullandık; yoksa, dokunulmazlık dosyası olayında, elbette, biz, bir parlamenterin en kısa yoldan yargı önüne gitmesinde ve yargıda aklanmasında yarar gören bir zihniyete sahibiz.(ANAP sıralarından "haydi canım sen de!" sesleri, gürültüler)

O "hadi canım sen de" diyenin kendisi, zamanı geldiğinde bakalım nasıl aklanacak, o zaman göreceğiz!..

Değerli milletvekilleri, bakınız, Türkiye'de bazı konuların aydınlanması bakımından, milletvekili dokunulmazlığının sınırlanması olayını, bütün partiler, genel başkanlarının imzasıyla vermişti. Burada amaç, işte, bu tip olayların, zaman zaman Meclis gündemine gelmekten çıkarılması olayıydı; ama, ne hikmetse, 83 üncü madde için verilmiş olan önerge, birinci oylamadan sonra, tam dokuz aydır Meclis gündeminde beklemektedir, Komisyon yerine oturmamaktadır, ikinci oylama yapılmamaktadır ve olay, sadece ve sadece birkaç dokunulmazlık dosyasına inhisar ettirilmek eğilimi içine girmiştir.

Bir kişinin dokunulmazlığı üzerinde hazırlanan fezlekeyi elbette inceleyeceksiniz; ama, siz, neden, yalnız bazıları için yargısız infaz durumuna düşesiniz?! Dikkat buyurunuz, bugün, önünüze gelen dosyaların çoğunluğu iki arkadaş üzerinde bulunmaktadır. Komisyon, dosyalar önüne geldiği zaman, neden, sadece isme bakarak dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kaldırılmamasına karar vermektedir? Belgeleri, delilleri bir hukukî varsayım içinde, hukukî gereklilik içinde inceleme yerine, neden, birdenbire karar vermektedir? İşte, biz, buna karşıyız. İsim önemli değildir; ama, yapılan işlem önemlidir. Yapılan işlemin hukukî bir işlem olması lazım; yani, karma komisyonda, önüne gelen dosyada, dosya kapağının üzerindeki isme, oradaki siyasî düşüncelere göre değil, dosyadaki belgelere, delillere ve mevcut hukukî duruma göre karar verilmesi gerekmez miydi?

Siz, bugün ne yaptınız: Bakınız, ayın 7'sinde Genel Kurulumuzda bir karar çıkardınız. Kararı aynen okuyorum: "21.7.1998 ve 28.7.1998 Salı günlerinde 14.00-19.00 saatleri arasında kanun tasarı ve teklifleriyle komisyonlardan gelen diğer işler kısmında yer alan işlerin görüşülmesi önerilmiştir." Yani, siz, denetimi çıkardınız; ama, bugün, bitmesi lazım gelen bir kanunun -ki, aciliyeti üzerinde, burada, hepiniz hemfikirsiniz- yani, vergi kanununun çabuk çıkmasını arzu ediyorsunuz; ama, bunu görüştürmüyorsunuz, gündeme başka şey getirip sokuyorsunuz, dosyaları sokuyorsunuz. Bunun, hak ve nısfette, bunun adalet duyguları içinde yeri neresidir? Lütfen, kafalarınızda bir düşünün, bir tespit yapın, ondan sonra, gelin, bunları görüşelim.

Siz, bitsin, diye çırpınmıyor musunuz; karar almadınız mı gece 24.00'e kadar çalışılsın da bu tasarı bir an evvel kanunlaşsın diye?.. Karar alan Yüce Meclis değil mi? Peki, bu karardan sonra, siz, onu bir tarafa bırakıyorsunuz; yine, diğer kanun tasarı ve tekliflerini bir tarafa bırakıyorsunuz ve birdenbire, başka bir şeyi gündeme getiriyorsunuz, komisyonu ve Sayın Bakanı yerine oturtmuyorsunuz, görüşmeye başlıyorsunuz. Siz, evvela 83 üncü maddenin oylamasını yapın; yapın da, gerçekte Türkiye'de dokunulmazlığın sınırlanması keyfiyetinin Türkiye gündeminden bir daha görüşülmemek üzere çıkmasını sağlayın. Bizce önemli olan budur, bu nedenle oylarımızın rengi o şekilde tecelli etmiştir.

Ben, bunları söylerken, bir de burada biraz evvel sarf edilen bir cümleye değinmek istiyorum: "Sayın Bilgin Genel Müdür iken 6 telefonu da kullanmış" canım, bunu söyleyen insan kendi telefonundan 1,5 milyar liralık konuşma yapmışsa ona ne diyeceksiniz?! Gazete haberlerinde bunlar yazmıyor mu; geçen haftaki Artı Haberi okuyun, bakın. (DYP sıralarından alkışlar) Yani, siz, başkasının telefonunun hesabını soracaksınız da, kendi telefonunuzu kullanmada lâyüsellik isteyeceksiniz!

Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ederim. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Güven.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan, arkadaşımızın şahsına yapılmış bir sataşma var, kısaca yerinden arz edecek.

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Güven, benim 1,5 milyar liralık telefon konuşması yaptığımı... (Gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sükûneti muhafaza edelim.

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – O telefonu vatandaşlar için kullandım ve parasını cebimden verdim; onun gibi, parayı devlet kasasından vermedim!

ÖMER BİLGİN (Isparta) – Ben o konuda yargılandım, beraat ettim.

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – O telefonun parasını, diğer arkadaşlarımın telefonları kullanıp verdiği gibi, ben de konuşma parasını cebimden verdim; Meclis Başkanı da bunu açıkladı, herkes açıkladı. Biz, cebinden para verenlerle değil, devletin parasını çalanlarla uğraşıyoruz. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Konuyla ilgili açıklama yaptınız.

Sayın Bilgin, savunma hakkınızı?..

ÖMER BİLGİN (Isparta) – Kullanmıyorum.

BAŞKAN – Kullanmıyorsunuz.

ANAYASA VE ADALET KOMİSYONLARI ÜYELERİNDEN KURULU KARMA KOMİSYON BAŞKANI ATİLÂ SAV (Hatay) – Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

ANAYASA VE ADALET KOMİSYONLARI ÜYELERİNDEN KURULU KARMA KOMİSYON BAŞKANI ATİLÂ SAV (Hatay) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin sayın üyeleri; Sait Halim Paşa Yalısının onarımıyla ilgili işlemlerde TURBAN'ın yapım ve onarım yönetmeliğine uygun hareket etmeyerek, temadiyen, devlet hesabına almaya, satmaya ve yapmaya mecbur olduğu işlerin, alım satım ve yapımına fesat karıştırarak devleti zarara uğratmak ve kişisel çıkar sağlamak isnadıyla, Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığınca açılmış olan bu dosyada, uygulanması istenen suçlar Türk Ceza Kanununun 205 ve 219 uncu maddeleridir.

Komisyonumuz, münhasıran, dosyayı, dosyada yer alan belge, bilgi ve isnadı, hukukî nitelemeyi dikkate alarak dokunulmazlığın kaldırılması yolunda karar vermiştir.

Yüce Kurulun bilgilerine arz ederim.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İRFAN DEMİARLP (Samsun) – O maddelerin açıklaması yok mu Sayın Başkan?

BAŞKAN – Efendim, lütfen karşılıklı konuşmayalım.

ANAYASA VE ADALET KOMİSYONLARI ÜYELERİNDEN KURULU KARMA KOMİSYON BAŞKANI ATİLÂ SAV (Hatay) – Efendim, o maddeler, irtikâpla ilgilidir, cezası da on yıl ağır hapisten başlamaktadır.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Sav.

Rapor üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Komisyon raporu, Isparta Milletvekili Ömer Bilgin'in yasama dokunulmazlığının kaldırılmasını öngörmektedir.

Komisyonun raporunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Komisyon raporu kabul edilmiş ve Isparta Milletvekili Ömer Bilgin'in yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verilmiştir.

9. – Samsun Milletvekili MuratKarayalçın’ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/923) (S. Sayısı : 544) (1)

BAŞKAN – 9 uncu sırada yer alan, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun raporunun görüşmelerine başlıyoruz.

Komisyon yerinde.

Hükümet yerinde.

Rapor, 544 sıra sayısıyla bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.

Raporun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Raporun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir.

Rapor üzerindeki görüşmelerde, şahsı adına iki üyeye, istediği takdirde Komisyona ve son olarak da, yasama dokunulmazlığının kaldırılması istenilen milletvekiline söz verilecek, görüşmelerin bitiminde, yasama dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmaması konusu oylarınıza sunulacaktır.

Konuşma süreleri; şahıslar adına 10'ar dakika, Komisyon için 20'şer dakikadır.

Şahsı adına söz talebi?.. Yok.

Sayın Komisyon, bir açıklamanız var mı efendim?

ANAYASA VE ADALET KOMİSYONLARI ÜYELERİNDEN KURULU KARMA KOMİSYON BAŞKANI ATİLÂ SAV (Hatay) – Kısaca arz edeyim efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Sav.

ANAYASA VE ADALET KOMİSYONLARI ÜYELERİNDEN KURULU KARMA KOMİSYON BAŞKANI ATİLÂ SAV (Hatay) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin sayın üyeleri; Sayın Murat Karalayçın, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı bulunduğu dönemde, yapımı kararlaştırılan ve yap-işlet-devret yöntemiyle yapılması ve yenilenmesi karar altına alınan toplu taşım hizmetleri, metro inşaatının yapımında usullere uygun davranmadığı gerekçesiyle, hakkında, Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uygun biçimde görevi kötüye kullanmaktan dolayı kovuşturma yapılması düşünülmektedir. Bu nedenle, dokunulmazlığının kaldırılması istenmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

Teşekkür ederim efendim.

BAŞKAN – Sayın Murat Karayalçın, son söz hakkını kullanacaklar.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MURAT KARAYALÇIN (Samsun) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Ankara Anakent Belediye Başkanlığım sırasında, Ankara Kentine ve Ankaralılara vermiş olduğum hizmetler nedeniyle, Ankara Anakent Belediyesinin bugünkü yönetiminin girişimiyle 15 adet fezleke düzenlenmiştir; 15 fezleke bugün burada takdirlerinize sunulmaktadır.

Ben, bunlardan yalnızca, biraz önce Sayın Sav'ın okuduğuyla ilgili olarak konuşma yapacağım. Bunların arasında herhangi bir ayırım yapmıyorum. Bunların kimileri yatırım projeleriyle, kimileri hizmet sunumuyla, kimileri de personel atamalarıyla ilgilidir; ancak, benim için bunların tümü aynı nitelikleri taşımaktadır.

Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu, bunlar arasından bir ayırım yapmış bulunmaktadır. Komisyonumuz, bunlardan 2 tanesinin, burada, dokunulmazlığın kaldırılması şeklinde sonuçlandırılmasını talep ederken; geri kalanların dönem sonuna bırakılmasını önermektedir. Ben, bir meslektaşınız, bir arkadaşınız olarak, sizlerden, burada, bugün, dönem sonuna bırakılması önerilen fezlekeler için de, dokunulmazlığın kaldırılması şeklinde öneride bulunulan dosyalar için de dokunulmazlığımın kaldırılmasını talep ediyorum. (CHP, ANAP, DSP, DYP ve DTP sıralarından alkışlar) Bunların, hiçbirisi dönem sonuna bırakılmamalıdır. Bunu, bir jest olarak dile getirmiyorum. Bunun gerekliliğine inanıyorum; buna gereksinmem var. Hakkımda bu tür sözlerin, bu tür ifadelerin kullanılmasını ya da yazılmasını çok büyük bir rahatsızlıkla karşılıyorum.

Değerli arkadaşlarım, sizlere, burada, dile getirilen iddialarla ilgili açıklamada bulunmayacağım. Bunu gereksiz görüyorum -bu, teknik bir ayrıntı- ancak, burada iddia edilen, ileri sürülen, dile getirilen hususların tümünü, Ankara Anakent Belediye Başkanlığı görevim sırasında yaptığımı, bunları kıvançla yaptığımı, bugün de aynı şeyi, çok büyük bir mutlulukla yapacağımı, özetle bilgilerinize sunmak istiyorum. Bunların hepsinin doğruluğuna inanıyorum, bunların tümünün Ankara için ve Ankaralılar için yararlı, gerekli olduğunu düşünüyorum; ancak, benim buna inanmam, kuşkusuz, yeterli değil. Önemli olan, bu iddiaları yargının değerlendirmesidir, yargının sonuçlandırmasıdır. O nedenle de, bana bu fırsat verilmelidir, bu olanak sağlanmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, fezlekelerin Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmeye başladığı andan itibaren, dokunulmazlığımın kaldırılması için çok sayıda girişimde bulundum. Eski Komisyon Başkanımız -kendisi burada- eski Meclis Başkanımız -bilmiyorum, burada mı değil mi- yeni Komisyon Başkanımız ve yeni Meclis Başkanımız nezdinde girişimlerde bulundum; dokunulmazlığımın bir an önce kaldırılmasını talep ettim; ancak, arkadaşlarımız, haklı olarak, benim bu konudaki istemimin yeterli olmayacağını, yürürlükte olan mevzuata göre, bu konunun, ancak Meclis Genel Kurul tarafından karara bağlanabileceğini söylediler.

Milletvekilinin, kendisiyle ilgili olarak ortaya konulan suçlamalar karşısında dokunulmazlığının kaldırılmasını talep etmesini, ben, bir hak arayışı olarak görüyorum; ama, maalesef, sistemimiz, milletvekillerine, hak arama girişimleri sırasında gerekli desteği vermemektedir.

Bugün, bir gazetemizde, 20 nci Dönemin, Türkiye Meclisleri tarihinin en suçlu dönemi olduğu ileri sürülmektedir. Daha, milletvekilleriyle ilgili dokunulmazlığın kaldırılması kararını yeni vereceğiz; suçlu mu, değil mi, bu konuda bir yargılama yapılacak; ama, daha karar verilmeden, kimi gazetelerde, o milletvekilleri, hatta, yalnızca o milletvekilleri değil, o milletvekilleri üzerinden tüm Türkiye Büyük Millet Meclisinin, gelmiş geçmiş dönemlerin en suçlu Meclisi olduğu ileri sürülebilmektedir, iddia edilebilmektedir. Bunu kabul edemeyiz.

MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) – Cumhuriyet Gazetesi...

MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – "Cumhuriyet Gazetesi" sesinin geldiği taraftan bir milletvekili arkadaşımızın, burada, benim olmadığım bir toplantıda, bu fezlekelerle ilgili olarak, benim suçlu olduğuma ilişkin bir iddiada, o anlama gelecek bir iddiada bulunduğunu da, biraz önce, Grup Başkanvekili arkadaşımdan üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum.

Bunlar yanlış; bunları ivedilikle değiştirmek zorundayız. Milletvekiline, hak arama fırsatını mutlaka vermeliyiz. Bunun için, milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması talebi Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu tarafından karara bağlanmamalıdır; hakkında suçlamada bulunulan milletvekili, kendi dokunulmazlığının kaldırılması kararını vermelidir ve doğrudan doğruya mahkemeye gidebilmelidir, ulaşabilmelidir; doğrusunun bu olduğuna inanıyorum. (Alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, bir meslektaşınız olarak, bana savunma hakkını vereceğinize inanıyorum, bunu benden esirgemeyeceğinize inanıyorum. Bu inançla, sizlerden, bütün dosyalar için -burada olan 15 dosya için, hatta, gelecekse, bundan sonrakiler için de- dokunulmazlığımın kaldırılması doğrultusunda oy kullanmanızı talep ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Karayalçın.

Rapor üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Komisyon raporu, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dairdir.

Komisyon raporunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Komisyon raporu kabul edilmiş ve Samsun Milletvekili Murat Karayalçın'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verilmiştir.

10. – Denizli Milletvekili Mustafa Kemal Aykurt’un Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu (3/838) (S. Sayısı : 545) (1)

BAŞKAN – Denizli Milletvekili Mustafa Kemal Aykurt'un Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon raporunun müzakerelerine başlıyoruz.

Komisyon ve Hükümet yerinde.

Rapor, 545 sıra sayısıyla bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.

Raporun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Raporun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir.

Rapor üzerindeki görüşmelerde, şahsı adına iki üyeye, istediği takdirde Komisyona ve son olarak da, yasama dokunulmazlığının kaldırılması istenen milletvekiline söz verilecek, görüşmelerin bitiminde, yasama dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmaması konusu oylarınıza sunulacaktır.

Konuşma süreleri, şahıslar adına 10'ar dakikadır, Komisyon için 20 dakikadır.

Şahsı adına, Halit Dumankaya'nın söz talebi var?.. Kendisi yok, konuşmayacak.

Şahsı adına başka söz talebi?.. Yok.

Sayın Komisyon, buyurun.

ANAYASA VE ADALET KOMİSYONLARI ÜYELERİNDEN KURULU KARMA KOMİSYON BAŞKANI ATİLÂ SAV (Hatay) – Sayın Mustafa Kemal Aykurt ile ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen fezlekede, Sayın Aykurt'un, vekâleten çektiği bir parayı müvekkiline ödemeyerek zimmetinde tuttuğu iddiasıyla Türk Ceza Kanununun 510 ve 522 nci maddeleri uyarınca kovuşturma yapılması istendiği belirtilerek dokunulmazlığı hakkında karar verilmesi talebinde bulunulmuştur.

Komisyonumuz, dokunulmazlığın kaldırılması yolunda görüş belirlemiştir.

Bilgiye sunarım, arz ederim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Aykurt, son söz hakkınızı kullanıyorsunuz; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; huzurunuza savunma için gelmedim; ancak, zihinlerde uyanan tereddütleri ve kamuoyunu işgal eden birtakım şüpheleri izale etmek düşüncesiyle, bana isnat edilen fiili bütün boyutlarıyla önünüze sermek için geldim ve hemen ifade edeyim ki, oylama sırasında, kendim için herhangi bir oy kullanmayacağım. Yine, ifade edeyim ki, Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Değerli Başkanına ve değerli üyelerine de, bu takdirlerinden dolayı teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, içimizde avukatlık yapan birçok arkadaşımız vardır. Avukat ile müvekkil arasındaki münasebetlerimiz hepimizce bilinmektedir; bu, fevkalade acımasızdır. Bu olay, 1993 yılında bana intikal etmiştir. 1993 yılında, Almanya'da çalışan bir vatandaşımız, Merkez Bankasına ait kredi kartlarının, arabasının arka camı kırılmak suretiyle, bilinmeyen bir şahıs tarafından çalındığını; hemen aracı bankaya giderek, kendisinin, bu mektup bedellerinin Merkez Bankasınca ödenmemesi hususunda Ankara'ya telgraf çektiğini; buna rağmen, Merkez Bankasının, bu paraları, o şahsa ödediğini ileri sürerek, öyle bir durumda ne yapmamız lazım geldiğini sordu, ben de Denizli'den Ankara'ya geldim, Merkez Bankasının ilgili şubesine gittim; bana aynen şunu söylediler: "Bu, Almanya'da âdet haline geldi. Birtakı